[
    {
        "title": "Dostun Kendindir",
        "poet": "Hüseyin Ekici",
        "poem": "\n\nDOSTUN  KENDİNDİR\n\nGurbete  gidersin  dost  aramaya \nDost  arama  gönül  dostun  kendindir \nBöyle  çağda merhem  olmaz  yaraya \nDost  arama  gönül  dostun  kendindir\n\nDostu  bulmak  için  düştün  yollara \nUmmanlar  kat ettin  bindin  sallara \nSeni  bindirdiler  çürük  dallara \nDost  arama  gönül  dostun  kendindir\n\nBir  güzel  ararsın o  Leyla  gibi \nSaçların  dağıtsan o  mecnun  gibi \nOdlarda  yanmak  boş  o kerem  gibi \nDost  arama  gönül  dostun  kendindir\n\nHÜSEYİNim  derdim  kime  söyliyem\nHem  şehirli  değil  ben bir  köylüyem \nDerdim bana  derman edip  eyliyem \nDost  arama  gönül  dostun  kendindir\n\nHüseyin EKİCİ \n26 Ekim 1971\nGültepe-İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dostun Kim",
        "poet": "Evren Özcan",
        "poem": "\n\n08/09/2004\n-Dostun kim? , derler ya,\nHani,\n-sana kim olduğunu söyleyeyim,derler ya! \nSen,doğanın dostuysan ot,\nAğacın dostuysan odun,\nHayvan dostuysan hayvan mı oluyorsun?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dostun Derdi Dosta Keder",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ngez bağları dağları\ndostun derdi dosta keder\nağladığın ah-ı zarı\ndostun derdi dosta keder\n\nyanında kâr olan yare\nbulunur derde çare\nkalmayasın tek biçare\ndostun derdi dosta keder\n\n heder mi oldun yoluna\nacı sapladın böğrüne\nçileler onun uğruna\ndostun derdi dosta keder\n\nalem keyfinde tasasız\nkimileri pek vefasız\ngünler geçmez mi cefasız\ndostun derdi dosta keder\n\nozan efe bacısına\nortak olur acısına\nacıyor acımasına\ndostun derdi dosta keder\n\n020109 denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dostun - Postun",
        "poet": "İsmail Küpçü",
        "poem": "\n\nElin cebine zor gidiyor ise\nBilki dostun postun pek nadir olur\n\nSehavet bir ağaç kökü cennet te\nCimrilik bir ağaç kökü cehimde\nHangisine yapışırsan o alır\nSeni götürür bulunduğu yere\n\nMisafirine ikram sehavet tir\nHer bir lokması sene bereket tir\nMisafir on la gelir birini yer\nKalan sana en güzel bir nimettir\n\n                                                 15.04.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dostun Rüyası",
        "poet": "Tevfik Can",
        "poem": "\n\nRüya biz uyurken KALB'imizin tuttuğu dilektir.\nDOST uçmayı unuttuğumuzda bize kanatlarını açan bir melektir\nVe DOST'un rüyasına dalan AŞK'la yanan bir yürektir.\ntvfk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Döü-VIII",
        "poet": "Akın Akça",
        "poem": "\n\nAğır ağır gidiyor bir şeyler\n kanın aktığı bir oluğun içinde.\nTevhidi Tedrisat`ta Maarif`te bir hafız dede,\nel kadar bir bebe okumuş tüm Kuran`ı ezberden tüm hoca kısmına.\nSonraki felsefeci.\nKimsenin yemedi hakkını, herkesi dinledi karar vermeden, en önce.\n%90`ının okur yazar olduğu Ayaş; \nÖğrendik bugün öğrendik bugün! ! ahh gene öğrendik...\nkaynamış arada bilgiler acube hayat akışında...\n1 yıl bekleyen Köv Enstitüleri ve tetikleyici Hasanoğlan; \nHakkı Tonguç, Hasan Ali Yücel, Tahsin Gülöksüz\n- Milli Eğitim, dünya klasikleri düzgün çevirileri...\nYiğit Gülöksüz,\nSHP ve Habitat.\nBir kez bile makam arabasıyla\nTunalı`dan akraba toplamayan dürüst dayı,\nçay tepsisinde çay bardakları kanırtan\nkeçi kayıran çaycıların arasında.\n\nZamane Remzi Kitabevi`nde, ve belki Trt'de..\nüç beş akraba mı ne\n\nTahsin, torunun\nresimde dünya 3.sü olmuş ahh\nFenerbahçe Galatasaray maçı dolaştı dünyayı\nsevin! ! ! \nsevinnn\nDede çıktı ağaca dede düştü toprağa...\nMezarından kalk! ! sevin! ! \nKaragöz ile Hacicavcav`ı,\nPişekar ve Kavuklu`yu aslının aynısı gibi çizmiş ve.\nRenkli renkli...\n23 nisan kutlu olsun. Bugün çocuk bayramı. hem de tüm dünyanın. Atamızın verdiği bayram\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dövme",
        "poet": "Sadık Özkan Sadıkoğlu",
        "poem": "\n\nÇoğunluk, bir şey işletip derisine,\nAtfediyor, bir de ölüsüne, dirisine.\nEn mahrem yerinde, komik bir resim,\nRessam olmak varken, kağıt olmak niye? \nEy ahmak, o sanat, senin değil senin,\nBöbürlenip kargalar gibi gezersin.\nSen, sade acı çekip, para verensin.\nSanat, ya dövmecinin ya resimdeki gülün,\nHatta sahibinizin; gülün, dövmecinin ve senin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dövüşen Anlatsın",
        "poet": "Ahmet Telli",
        "poem": "\n\nElimizde acının kehribar tesbihi\nki kayıp durmakta parmaklarımızdan\nEy şair\nyine bölük pörçük anlattın\nyine eksik bıraktın bir şeyleri\ngün devrilmekte ama sen \ntutmamışsın acımızın çetelesini\nSen sus artık, bize bundan sonrasını\ndövüşen anlatsın\nEy tarih, aç solgun yapraklı defterini\nve oku hayatımızın parçalanmış hikayesini\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dövün",
        "poet": "Necip Fazıl Kısakürek",
        "poem": "\n\nBen ölünce etsin dostlarım bayram;\nÜstüste tam kırk gün, kırk gece düğün!\nAçı doyurmaksa kabirde meram,\nYemeğim fatiha, günde beş öğün.\n\nHey gidi, gölgeler ülkesi dünya!\nBir görünmez şeyin gölgesi dünya!\nBoşlukta ayrılık bölgesi dünya!\nBu dünyada yeme, içme ve dövün!\n\n(1972)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Döver",
        "poet": "Ramazan Özerli",
        "poem": "\n\nBAYRAK TÖRENİNİ NE BİLSİN SOYSUZ.\nNEREDEN GELDİĞİNİ HİÇ SORGULAMAZ.\nDÜNYADA TEK GAYESİ YOK SORUMSUZ.\nBU GÜN ÖĞRETMEN YARIN KİMİ DÖVER.\n\nMARŞIN ANLAMINI HİÇ BİLMİYORSA.\nRAHATA GEÇİP HAZIR OLA GEÇMİYORSA.\nBU MARŞ BAĞIMSIZLIĞIM DEMİYORSA.\nBU GÜN ÖĞRETMEN YARIN KİMİ DÖVER.\n\nBİRLİK OLUP SALDIRI OLDUĞUNDA.\nO KADAR ÖĞRETMEN DURDUĞUNDA.\nTEKMELEYİP YUMRUK VURDUĞUNDA.\nYARIN SEYREDENLERİNDE İYİ DÖVER.\n\nYILLAR GERİYE GİDİP BAKTIM DA.\n1974 YILINDA 4 B SINIFINA GİRDİM DE.\nELİ SOPALI ŞENTÜRK Ü GÖRDÜM DE.\nHAİNİ DEĞNEKLE ÖĞRETMENİM DÖVER.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doya Doya Acı Çekin",
        "poet": "Meral Meri",
        "poem": "\n\nSaçınızın rengiyle,özel yaşantınızla bakmayın hayata.\nO kadar basit yaşamayın,basit düşünmeyin! \nDoya doya acı çekin,ve doya doya sevin,sevilin! \nSaygı başka türlü gelmez,sevgi başka türlü yerleşmez o kalbe!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dostunu Satan Haindir",
        "poet": "Atilla Ertuğrul",
        "poem": "\n\nDüşman ile birlik kumpas kurarak\nBu asil millete çatan haindir\nKalleşce arkadan hançer vurarak\nDostunu düşmana satan haindir\n\nSinsi sinsi yüzümüze gülerek\nMilleti ortadan iki bölerek\nÜmmetin başına çorap örerek\nEğriyi doğruya katan haindir\n\nZalimle birlikte hava soluyan\nAllahı Kuranı dile dolayan\nDüşman kapısında çanak yalayan\nGirip yatağında yatan haindir\n\nDüşman gölgesinde barınmak için\nConi dayısına yaranmak için\nBin yıllık töreye direnmek için\nMilletine kurşun atan haindir\n\nŞeyrani tarihe gel not düşelim\nMazlumların yardımına koşalım\nHainlerin gözlerini deşelim\nDüşmana sırrını öten haindir..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Down Sendromu",
        "poet": "Emre Ballak",
        "poem": "\n\nDün gece yollarında yürüdüğüm sokaksın\nKedisi,köpeği senle varolan ruhumun umudu\nHalsiz hislerim sensiz sabahladı sarhoş sarhoş\nO kadar renk içinde kalbim tek sana down sendromu...\nBeyaz Şapka/29 Haziran 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doyamadım",
        "poet": "Nevin Aydoğan",
        "poem": "\n\nYaşamak istiyorum\nsevgiye doyamadım\nneşeye, mutluluğa doyamadım\nYaşamak istiyorum\n\nGözlerim doluyor bir anda\nömrüm geçiyor\nHiç birşeye doyamadım,\ndoyamadan öleceğim...\n                    10 eylül 1979\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doyamadım",
        "poet": "Ali Fikri Karadeniz",
        "poem": "\n\nDoyamadım, doyamadım\nSevgin içimde dağ oldu Da\nYüreğime sığdıramadım\nDenizimdim, umanımdın hayallerimde\nDalda dalga büyüdün, büyüdün yüreğimde\nKaç kere vurdun,\nKaç kere devirdin bu bedeni de\nBir türlü yok etmeyi başaramadın.\nDoymadım, doyamadım\nRüzgârlara haykırdım Da\nSevgimi sana duyuramadım\nHer gece yüreğim yandı\nGözlerim sel oldu aktı Da yüreğime\nYine de küllerimi savuramadım\nBen Seni yüreğimden hala atamadım\nHer gün kahrettim\nİsyan konumunda bir siren; \nHala SENi SEViYOR neden neden neden? ? ? \n                                                                09/04/2005\nAli Fikri Karadeniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doya Doya İlerle",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nHalk onurunu okşamak\nMilli birliğe onur kazanmak\nYeryüzünde ağlayan gözler, yüreklere\nSızlayan canlar, gönüllere\nSabır değirmeni umut yelkeniyle\nSevgi tohumundan\nAşk kokulu güller açmaya\nTürkiye çalışıyor olmak\nSevda kefenleriyle mutluluk güvercinleri\nAnarak, duyarak, duyumsayarak\n\nBarışı, saygıyı Türk Milleti ocağından\nTürkiye kucağından müjdeler taşıyacak\nÖvünerek, güvenerek, çalışarak\n\nAttığın her adımla\nYüreğime bas da yürü, incinme\nSen korkma bu aşk, bu imanla\nDoya doya ilerle \nYaşam ve ahrete...\n\n5 Temmuz 2006\nÇam yeşil, deniz mavi, insan sevgi\nÇınar gibi ezgili, bahar gibi renkli\nGök kubbesi enginliği, toprağın yeşertici\nSevilerden huzur dolmalıyım ben\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dostun olunca...",
        "poet": "Ozan Nuri Ceyhan",
        "poem": "\n\nDost dediğin sana kardeşten yakın \nDar günde kim koşar sınayın bakın \nSen sözüm yabana atma ha sakın \n…Başın dara düşmez dostun olunca. \n\nDost seninle güler seninle ağlar \nSeninle yürürse yol olur dağlar \nYükün çoksa sırtlar esenlik sağlar \n…Çareler bulunur dostun olunca. \n\nDost yanına çekinmeden varırsın \nHiç bir şey yapmazsa akıl alırsın \nDost olmazsa yarı yolda kalırsın \n…Bir güvencen olur dostun olunca. \n\nDostun varsa sende biter mi sürur \nGamlı yaslı günde yanında durur \nDost sahibi olmak başka bir gurur \n…Dünya senin olur dostun olunca. \n\nGüçten kuvvet doğar sanırsın kaya \nYüzme bilmesen de dalarsın çaya \nŞu yalan dünyada kalmazsın yaya \n…Zorluklar vız gelir dostun olunca.\n\nGüzel günde bile yalnız kalınmaz \nEşin dostun yoksa bir tat alınmaz \nParasız olunur dostsuz olunmaz \n…Ceyhan kral olur dostu olunca. \n\nÇukurova/2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dövme yaptırmak günah ve haramdır",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nHakkın yarattığı şekil değişmez,\nDövme yaptırmak günah ve haramdır.\nMüslüman olan bu duruma düşmez,\nDövme yaptırmak günah ve haramdır.\n\nDövme yaptırmak cana kin gütmektir, \nVarıp şeytanın yoluna gitmektir.\nDövme vücuda eziyet etmektir,\nDövme yaptırmak günah ve haramdır.\n\nDövmeyi insan güzel bir şey sanar,\nDövme yapılırken derisi kanar.\nDöğme yaptıran cehennemde yanar,\nDövme yaptırmak günah ve haramdır.\n\nMümin dövmenin günahını bilir,\nDövme yapan sonunda kanser bulur.\nDövme boy abdestine mani olur,\nDövme yaptırmak günah ve haramdır.\n\nYusuf Allah onlar ile barışmaz,\nDövme yapanla ahrette görüşmez.\nDövme yaptırana dua erişmez,\nDövme yaptırmak günah ve haramdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doyamadığım",
        "poet": "Ahmet Tosun",
        "poem": "\n\nBozmaya cesaret edemediğim yanlızlığımın ve sessizliğimin gitgide daha ağır geldiğini hatırlıyorum. Her geçen gün biraz daha acı veriyor sensizliğin. Yıkıverdi gençliğimi sonsuz olan sessizliğin ilahi kader tecelli etti biliyorum ama alışamadım birtürlü belkide hiçbir zaman alışamayacağım, yokluğuna alışamadım; alışmaya çalışamadım....\n\n11.06.2006\nİstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doyamadım",
        "poet": "Hıdır Altaş ",
        "poem": "\n\nOnikisindeydi birisi\nDördündeydi birisi\nBir aylıktı en küçüğü\nYavrularıma doyamadım\n\nDoyamadım, doyamadım\nYavrularıma doyamadım\n\nKaragözlüm kan içinde\nYavrularım delik deşik\nEy zalimler ne yaptınız\nYavrularıma doyamadım\n\nNAKARAT NAKARAT\n\nKan gölü olmuş güzel evim\nYavrularım paramparça\nKan damlıyor yüreğimden\nYavrularıma doyamadım\n\nNAKARAT NAKARAT\n\nGavur yapmaz yaptığını \nTurhani'm eder ahını\nBir canı var verir onu\nYavrularıma doyamadım\n\nNAKARAT NAKARAT\n\nAŞIK TURHANİ-ANTALYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doyamıyorum",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nHer gece yastığa baş koyarken\nİnan ki seninle uykuya dalıyorum\nGeceler boyu rüyalarımdasın\nNeden se sana bir türlü doyamıyorum....\n\n01 /11 / 1997 Çanakkale\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doyamam Sevdiğim",
        "poet": "Mehmet Kazar",
        "poem": "\n\nDamla damla akar gözüm yaşları\nNiye çattın bana hilal kaşları\nBelik belik örmüş siyah saçları\n\nDoyamam sevdiğim doyamam sana\nNe yapsanda bana doyamam sana\n\nKarlar yağdırdın siyah saçıma\nNeler getirdin garip başıma \nAllanıp pullanıp geçtin karşıma\n\nDoyamam sevdiğim doyamam sana\nNe yapsanda bana doyamam sana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doyduk yeter yalanına",
        "poet": "Yusuf Kahraman",
        "poem": "\n\nBir o yana,bir bu yana…\nSavruluruz her bir yana\nBol keseden,nutuk atar\nDoyduk yeter yalanına\n\nBilbortlarda olan sensin\nBayram dersin,gülen sensin\nUtanmadan,biriz dersin\nDoyduk senin yalanına\n\nSevgi barış ,hiç kalmadı\nAyrıştırdı,usanmadı\nSustuk tabi,söz kalmadı\nOrtak olduk, yalanına\n\nO konuştu,susan biziz\nDilsiz olan,korkan biziz\nYeter ulan,çektiğimiz\nBıktık senin,yalanına\n                Yusuf Kahraman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doyamadım Anne",
        "poet": "Yılmaz Sertbaş",
        "poem": "\n\nBeni  Dünyaya getirdiğin günden beri,\nGül yüzüne doyamadım Anne\nBana öğrettiğin ilk heceden sonra,\nDiline doyamadım Anne \t\n\nTürlü nimetler yedirip içirdin bana, \nSütüne doyamadım Anne\nKucağında sırtında dünyayı gezdirdin, \nGözlerine doyamadım Anne\n\nAteş odun yaktın ısıttın tenimi,\nSıcaklığına doyamadım Anne\nTürküler şarkılar ezberledim,\nNinnilerine doyamadım Anne\n\nElim,Ayağım, Başım üşümedi,\nŞefkatine doyamadım Anne\nBüyütene kadar ne acılar çektin, \nGülüşüne doyamadım Anne    \n\nKuş Tüyü yataklarda yatırıp büyüttün,\nGöğsüne doyamadım Anne\nKimler sevip okşadılar yanağımı, \nÖpücüklerine doyamadım Anne \n\nTürlü hastalıklar geçirdim,\nHekimliğine doyamadım Anne\nBiri, beşe bölüp yedirdin bize, \nAdaletine doyamadım Anne\n\nHatırlarmısın ilk yürüdüğüm günü, \nGözyaşlarına  doyamadım Anne\nAskerden geldiğimde,senin oldu dünyalar, \nCoşkuna doyamadım Anne\n\nAllahın takdiri,doğduk öleceğiz\nAk saçlarına doyamadım Anne\nÖrttüler üstüne kara toprak,\nMezar taşını koyamadım Anne\n\n(07.02.2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doygun",
        "poet": "Selçuk Akyüz",
        "poem": "\n\nAylar oldu...\nAylar oldu, bir an bile bakmadım gözlerine...\nYokum artık, yokum; \nGözlerinde kendimi özlemeye yokum! ..\nTokum artık, tokum; \nGözlerinde bensizliğe doymaya tokum! ..\n\n                                                                       (Van. Ocak 2017)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doymadı kana Amerika denilen zübbe kancık",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nIrak, Afganistan’da ağlayan çocuk\nAnasının kucağında ölen Afganlı çocuk.\nSenden önce anasının kucağında birlikte öldü Iraklı çocuk.\nDoymadı kana Amerika denilen zübbe kancık\nVietnam da vahşice öldürülen binlerce çocuk\n Hiroşima’da, Nagazaki de telef olan Japon çocuk.\n Anadolu’da istiklal savaşında beşikte bir çocuk...\nAna karında sungu ile yine öldü bir çocuk\nŞimdi hunharca öldürülüyor çöl çadırında\nsana acımadan öldürülüyorsun haçlılarla Libyalı çocuk………..\nŞimdi hangi Müslüman ülke gelecek\nHangi babalar ölecek, hangi kadın dul kalacak\nHangi çocuklar haçlı bombalarıyla ölecek\nSöyleyin nezaman Müslüman uyanacak\nNe zaman tarihin altın sayfasında yerini alacak\nEy Müslüman olan çocuk……………..\nKorumayan seni Müslümanlar utansın………\n\nHalil ÇOLAK 22.03.2011\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doydunmu Dünya?",
        "poet": "Riza Genceli",
        "poem": "\n\nNice  canlar  aldın  nice  cananlar\nYedin'de  bitirdin  doydunmu  dünya.? \nDillere   destandı   o  güzelliği\nAlıp'ta  götürdün  doydunmu  dünya? \n\nNe  zengin  ayırdın  ne  fakir  dedin\nNice  Süleymanlar  aldın  götürdün\nOnun  için    fani  kalmıştır  adın\nDoğrumu  bu  sözüm  duydunmu  dünya? \n\nBir  bahane  ettin  başa  musallat\nErittin  bedeni  ettin  tahrifat\nBu  gün  varız  belki  yarına  inat\nYaşanan  günleri  saydınmı  dünya.? \n\nBülbüllere  verdin  güzel  avazı\nBazen  kış  eyledin  baharı  yazı\nDünyaya  gelirken  verdiğin  sözü\nŞimdi  o  sözünden  caydınmı  dünya? \n\nGenceli  dünyaya  güvenim  yoktur\nBirileri  ağlarken  gülenler  çoktur\nDünya  fani  ölüm  gerçektir  haktır\nBu  düzeni  böyle  kurdunmu  dünya.?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doyasıya Gülün..",
        "poet": "Navruz Kaplan",
        "poem": "\n\nYanlış zaman doğdum aylardan mart\nBüyüdüm doyasıya babam yok oldu\nKendime gelmiştim anam hasta olmuştu\nGülmedi ki yüzüm anam kucakta öldü\n\nSoğuk hava boş ev ısınmıyor kucakta\nAyaz var dışarıda yanlız kaldım dışarda\nÇocuklar çok uzak yatamadım yatakta\nSes yok korkuyorum ev çok dar geliyor\n\nDiyordum yanlızlık insan için çok zordur\nBen yaşadımben gördüm yaşayanlara sor\nDört duvar pencereler kapılar  düşmandır\nSor yakın komşuna kapıyı nasıl kapatıyor\n\nNavruz yazdı kendi için okusun var herkes\nBaşımdan geçen bu değil azını yazıyorum\nBen az güldüm nasıyat alın gülün kısa yol\nGülmeden yaşanmaz bakmayın söze gül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doymadılar",
        "poet": "Süleyman Zaman",
        "poem": "\n\nBıktırdılar vatandaşın artık canını\nKimler anlayacak insanların halını\nBitirmediler yıllarca, halkın malını\nDoymadılar, doymadılar, doyamadılar\n\nAlırlar kendilerine, bana, hep bana\nÖldürürler onca canı, doymazlar kana\nYönelmişse güdüleri, doyumsuz kâra\nDoyamazlar, doyamazlar, doyuramazlar\n\nSavaş, yoksulluk, yokluk onların eseri\nBu nedenlerle insanlar, kalırlar geri\nÇağdaş olmak gidebilmek için ileri\nBölmeli, bölüşmeli, bölüşebilmeli\n\nZamanıma acı verir, onca savaşlar\nBoran edildi yazlar, kurutuldu bağlar\nİnsanlığa kıyan onca zalim Mervan’lar\nBilmeli, öğretilmeli, bildirilmeli\n\n                       31.03.2006\n\n               Süleyman ZAMAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doymadım Anne",
        "poet": "Gürsoy Solmaz",
        "poem": "\n\nBeni duyan hissine,\nSıcacık nefesine,\nYavrum diyen sesine,\nDoymadım sana anne,\nBu hoşluğu bir başka,\nDuymadım  anne…\n\nSen eyledin bal beni,\nAğacına dal beni,\nKucağına al beni,\nDoymadım sana anne…\nBaşka tatlı bir seda\nDuymadım  anne\n\nKınalı yavrum, kuzum,\nDiyen sesindir arzum,\nÖmrümsün,derdim,nazım,\nDoymadım sana  anne…\nBaşka tatlı bir seda,\nDuymadım anne…\n\nBaşımı koy göğsüne\nKınalı kuzum diye\nSev, okşa beni yine\nDoymadım sana anne\nKınalı kuzum benim\nYavrum körpem demene….\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doymadım",
        "poet": "Sabit İnce",
        "poem": "\n\nO nasıl güzellik yaktı kavurdu\nGüzelliğin seyretmeye doymadım\nZaman değirmenin hızlı çevirdi\nBiran gibi gelip geçti saymadım\n\nAyni yere giden iki yolcuyuz\nSevgiye susamış iki elciyiz\nGönül duvarına tutmuş alcıyız\nGönül yollarında sesin duymadım\n\nÜrkek ceylan gibi baktın yüzüme\nKavurdun koz attın özün özüme\nZehirli okları attın gözüme\nVerdiğin acıyı acı saymadım\n\nDeli rüzgar gibi estin de geçtin\nO kibar ellerle kefenim biçtin\nGönül sarayımı izinsiz açtın\nSensiz gecen ömrü omur saymadım\n\nKıyamadım mam yüzüne bakmadım\nSenin kokun yetti güller takmadım\nMest oldum da has bahçeden çıkmadım\nİnce seni sevdim doymadım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doymadım ANNEM!",
        "poet": "Fatma Biber",
        "poem": "\n\nKüçükken ayırdı kaderim senden \nSarılıp kokuna doymadım ANNEM! \n‘Kızımsın, yavrumsun' diyenler oldu \nKimseyi yerine koymadım ANNEM! \n\nElinden tutarken geriye ittin \nYağmurlu bir günde bırakıp gittin \nKanser illetiyle eridin bittin \nİsyan ettiğini duymadım ANNEM! \n\nOkuldan çıkınca sana gelirdim \nBoynuna sarılır öyle kalırdım \nHavamı gıdamı senden alırdım \nYanında olmaya doymadım ANNEM! \n\nOyunlar oynarken çevrem sarıldı \n‘Annesi’ dediler; belim kırıldı \nVolkanlar patladı, yerler yarıldı \nYürek feryadımı yaymadım ANNEM! \n\nSoğuk ayaklarına sarıldım kaldım \nSoluğum kesildi yoruldum kaldım \nTabuta koydular buruldum kaldım \nToprağa koymaya kıymadım ANNEM! \n\nÖzlemin ateşi bugün de yakar \nYaşlarım yastığa bugün de akar \nYavrularım; canım, 'can'diye bakar \nSözcükler yetmedi, saymadım ANNEM! \n\n9 Mayıs 09\nFatma Biber\n\nDost Kalemlerden:\n\nÖpsem, koklasam da, koysam başıma \nDoyamadan geldim, altmış yaşıma \nSeni seviyorum, yazın taşıma \nUzat ayağını, öpeyim annem..........Necati Ocakcı.\n\nBaşım sıkışınca seni ararım \nSenden ayrı geçen güne yanarım \nHer an için sen yanımda sanarım \nİçimde yaşarsın ölmedin ANNEM......... Erdal Dursun\n\nDökülür yaprağı her bir söğüdün \nHala kulağımda binbir öğüdün \nUnutmadım yüreğimde büyüdün \nBunca zaman geçti aymadım ANNEM......Osman Öcal\n\nNasihatin aldım, huzura erdim,\nBir 'Anneler Günü',çiçekler derdim,\nİki gün sonrası, toprağa verdim,\nGösterdiğin yoldan caymadım ANNEM.......Aşık Külhani\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doymadın ki",
        "poet": "Sedat Kocabey",
        "poem": "\n\nNe mal koydun ne de para\nBitti dedim duymadın ki\nDüşünürüm kara kara\nBende akıl koymadın ki\nYedin yedin doymadın ki\n\nBen kazandım sen hep yedin\nHani daha yok mu dedin\nLan bir kere şükretmedin\nBende akıl koymadın ki\nYedin yedin doymadın ki\n\nMüşterekti hani hayat\nHep sen uza hep sen boyat\nİyi dimi  yan gel de yat\nBende akıl koymadın ki\nYedin yedin doymadın ki\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doymak bilmez",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\niçinden çok şey geçse de\nnafile\ndoymak bilmez bir yanımız\n\n24 Ocak 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doyması uzak",
        "poet": "Umut Yurdusar",
        "poem": "\n\nEtimizi lime, lime yiyenler\nGözü kapanmadan doyması uzak\nElimizi koynumuzda koyanlar\nYürekte ki ahı duyması uzak\n\nKurt kuzuyu duysa idi bir kere\nVicdanına uysa idi bir kere\nGel gör ki nefsinden cayması nere\nBir itin cinsinden cayması uzak\n\nYurdusar ım yakan bir gün yanarda\nYanar iken yaktığını anarda\nDoğa bize her bir şeyi sunarda\nAldığını geri koyması uzak \n\n\t\t28.05.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doymaz Gözün",
        "poet": "Kerim Baydak",
        "poem": "\n\nDünya malın olsa, ancak doyurur açıksa gözün.\nÖlünce bir avuç toprak doyurur, kapatır gözün.\nYaşıyor iken  ne elem ne keder görmesin gözün.\nÖlünce bir avuç toprak doyurur, kapatır gözün.\n\n3.08.2006 Adıyaman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doyulmaz",
        "poet": "Doğan Ümit Aksel",
        "poem": "\n\nDudakların aklımda arzu dolu sımsıcak\nArdından narin elin tuttukça kalbi yakan\nRüyalar deryasına daldığım o gözlerin\nİçli sevdalar gibi baktıkça gönle akan\n\nSaçların dökülürdü sıcak gecelerime \nBitirir beni senden sevginden ayrı kalmak\nUnutmak istesem de senin anılarını\nSensizlik zor sevgilim çok güç sensiz yaşamak\n\nÖnüne geçilmez bir tutku sevmek koklamak\nBir gece arkasından yarınlara kavuşmak\nSaçını ellerimle bıkmaksızın okşamak\nDoyulmaz gecelere o sonsuz sabahlara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Döymeyüp subh-ı tecellîde dem-i dîdâra gül",
        "poet": "Aşık Çelebi",
        "poem": "\n\nPâdişâh-ı ‘Âlem-penâh Hullidet Hılâfetuhu Hazretlerine\n\nDöymeyüp subh-ı tecellîde dem-i dîdâra gül\n Tûr-ı Mûsâ gibi kendin itdi pâre pâre gül\n\nSubh-dem dem urmasa sırr-ı Ene’l-hakdan eger\n Gâlibâ Mansûr-veş asılmaz idi dâra gül\n\nNev-bahâr oldı açıldı gonce-lebler gülşene\n Yir yok yapışa penbeyle meger dîvâre gül\n\nLâleler la’lîn-surâhî câmlar zerrîn-kadeh\n ‘Iyş içün geldi gül-efsûn içmege gülzâre gül\n\nCilve eyler nûrdan şehperle kâh-ı şâhda\n Cennet-i gülşende benzer Ca’fer-i Tayyâra gül\n\nBâd Düldüldür benefşe önce yürür Kanberî\n Surh-ruhsâr oldı döndi Haydar-ı Kerrâra gül\n\nBerg sanma sebz ile eyler ‘alamet başına\n Benzeyelden hayr-ı âl-ı Ahmed-i Muhtâra gül\n\nMâlîk-i Dînâr gibi mâlik-i dînâr iken\n Jende-pûş oldı giyüp bir hırka-i sad-pâre gül\n\nBülbüle geh Gülsitân geh Mantıku’t-tayr okıdur\n Gâh Sa’dîye ider taklîd geh ‘Attâra gül\n\n Zehr-i cevr ile helâk olsa ‘aceb mi ‘andelîb\n Beyzası jâle dönüpdür halka olmış mâra gül\n\nJâleyi her şeb sürer başına mânend-i gül-âb\n Âh-ı bülbülden sudâ’ı var dönüp bîmâra gül\n\n Her gice şeb-bûylar yakar buhûr-ı Meryemi\n Deyrdür sahn-ı çemen anda büt-i Ferhâre gül\n\n Ser-be-ser gûş olmaz idi bülbülün efgânına\n Lutf-ı tab’ından eger meyl itmese eş’âra gül\n\n Elden ele vara vara oluban âvâre gül\n Çâk-dâmân oldı döndi şâhid-i bâzâra gül\n\n Kullugunca eyledi her pâresin bâd-ı seher\n Çünki koyup hüsnün itdi gülşene nezzâra gül\n\n N’eylerem sensiz gülistân seyrini ‘ışkunda çün\n Eşk müldür nâle bülbül âh sünbül yâre gül\n\n Saklanursa hattun içinde n’ola gül-gûn ruhun\n Konılur evrâk-ı mushaf içre ey meh-pâre gül\n\n Girye vü şebgîrüm eyler tâze vü ter hüsnüni\n Buldı şebnemle tarâvet ey kamer ruhsâre gül\n\n ‘Âşıka bir gül yeter lâzım degül tekrâr çün\n ‘Âşıka lâzım degül gül besdür ol ruhsâre gül\n\n Gâh zahm-ı tîr-i hicr ü gâh dâg-ı derd-i ‘ışk \n‘Âşıkun gönlini açar ara gonce ara gül\n\n Derhem olup gonce-veş pîçîde-rûluk eyleme\n Gül gibi handân olup ey baht gül bir pâre gül\n\n İrmedi mi gûşına bâd-ı sabâdan ‘adl-i şâh\n Nice bir âzâr eyler ‘andelîb-i zâre gül\n\n Jâledür alnı deri hûn-ı cigerle kesbidür\n Geldi anı bâb-ı şâha itmege îsâre gül\n\n Sensin ol sultân-ı kişver-gîr tîg-i ‘adlüne\n Yazılupdur mihr-i ‘âlem-tâb bir zer-kâre gül\n\n Server-i serdârısın şâhân-ı dehrün hüsrevâ\n Nitekim sultân olupdur cümle-i ezhâre gül\n\n Bâd-ı ‘adlünle gülistân-ı zemân her dem bahâr\n Tâb-ı hurşîd-i cemâlünle cihân hem-vâre gül\n\n Tâb-ı tîgünle dil-i kâfirden îmân urdı berk\n Virmedi bâg-ı cihânda gerçi seng-i hâre gül\n\n Meclis-i hâsunda bülbüller ser-âgâz eylese\n Dâyire tutar yanınca nagme-i edvâre gül\n\n Kîse idüp gonceyi jâleyle urdı mühr ana\n Pîş-keş göndermege sen server-i serdâre gül\n\n Bâg-ı kadründe felek bir kûze-i pür-âbdur\n Solmamaga konmış anda seb’a-i seyyâre gül\n\n ‘Âlemi ser-sebz ü handân eyleyen ‘adlün durur\n Su içinde tâze vü ter saklanur hem-vâre gül\n\n Serv sancak lâle bayrak tîg sûsen tîr şâh\n Hâzır olmışdur rikâbunda şehâ peygâre gül\n\n Haymeler kurmış alâylar baglamış ezhârdan\n Dirnegi var bâgda benzer sipahsâlâra gül\n\nSıklugı dindi dem-i ‘adlünde sâz erbâbınun\n Devr-i insâfunda varmaz hâne-i hammâra gül\n\n Götürür tûmâr-ı şi’rün başı üzre ehl-i dil\n Takınurlar ziynet içün nitekim destâre gül\n\n Der-miyân itmiş zer-i sürhını açıkdur eli\n Öykünür dest-i güher-pâş-ı şeh-i serdâre gül\n\n Kâdir iken niçe kîse dirhem ü dînâre gül\n Jâlelerden lü’lü’-i nâb u dür-i şehvâre gül\n\n Şeh-levendâne diyüp dilde niyâz elde piyâz\n Berg-i sebzeyle diler şâh işigine vara gül \n\n Rişte-i cân ile bagla deste eyle gülleri\n Yâd ide elvâre ahvâlün yalvara gül\n\n Tab’-ı nâzük pâdişâha ‘Âşıkâ virme sudâ’\n Bülbül-âsâ nâliş itme döyemez âzâre gül\n\n‘Arz-ı eş’âr âsitân-ı pâdişâh-ı ‘âleme\n Fi’l-mesel ‘âşık iletmek gibidür gül-zâre gül\n\n Gonce-veş kan tolmasa peykân-ı mihnetle yürek\n Bir gül-i sad-bergdür dir idi bu tûmâra gül\n\n Dil tolu hûn-âb etrâfında her sû tîr-i gam\n Gûyîyâ gül-zârda düşmiş miyân-ı hâre gül\n\n Bûy-ı fazlum itdi yirüm âteş-i zillet benüm\nŞimdi mi oldı gül-âb içün salınmak nâra gül\n\n Nahl-i güldür bûy-ı ma’nâ ile pür her mısrâ’ı\n Gülsitândur şi’rüm açılmış der ü dîvâre gül\n\n Cilve idüp niçe kim gülşen bahâr irüp ola\n Serv kâmet zülf sünbül gonce leb ruhsâre gül \n\nSolmaya güler cemâlün gül yüzün handân ola\n Nev-bahâr irüp niçe kim fer vire gül-zâre gül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doymaz İnsanın Gözü.",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nEvrensel düşünürüm, \nEbedi ahiret var, \nGafile üzülürüm, \nOnun dünyası çok dar... \n\nTanımaz ahireti, \nGeleceği sezemez, \nSevap biriktiremez, \nMaddiyat götüremez… \n\nBiriktirsen ne olur? \nMenfaat ve menfaat… \nİbadetlerin yoksa \nDünyandadır bu rahat… \n\nHak’ta geçerli değil! \nAhiret değil maddi, \nİster beyefendi ol, \nİstersen de efendi... \n\nDünya’n için menfaat, \nBiriktirememişsin… \nSaygınlığın olsa da\nDaha fark etmemişsin… \n\nHer şey maddiyat imiş, \nKabul etmem bu sözü, \nManeviyattan kaçar, \nDoymaz insanın gözü… \n\n(2000)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doyulur mu Hiç",
        "poet": "Hasan Görgü",
        "poem": "\n\nArzuyla bakarken bana gözlerin\nBöyle de çekingen durulur mu hiç\nSevgini söylerken tatlı sözlerin\nTam da yarısında susulur mu hiç\n\nElime uzanıp değerken elin\nKoluma dolanır kıvrılır belin\nİnceden inceye çalan bestenin\nNağmesine kanıp doyulur mu hiç\n\nZevk ile sarılan iki bedenin\nTutku ile coşan birleşen tenin\nDoruğa tırmanıp fışkıran selin\nÖnüne barikat kurulur mu hiç\n\nYa hepten sev beni ya hiç arama\nTabip değil isen değme yarama\nBelki de çaresi bulunur amma\nSensiz de yaşamak çekilir mi hiç\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doyum olmaz Erzurum",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nSende sabah ezanına\nBin bir hatim duasına\nCuma günü salasına\nDoyum olmaz Erzurum\n\nDadaşın at oynatmasına\nBar oynarken narasına\nİnsanlarının dostluğuna\nDoyum olmaz Erzurum\n\nPalandökenin karına\nDoyum olmaz suyuna\nHele ki çağ kebabına\nDoyum olmaz Erzurum\n\n  HALİL ÇOLAK 06.09.2013\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doyulmuyor Yeşil Mut'un.{(Kayısı Festivali ve Karacaoğlan Şenliği'nde)",
        "poet": "Naim Yalnız",
        "poem": "\n\n(Bu naçiz şiirimi,Türk Halk \nMüziğinin büyük ustası,\ndeğerli hemşehrim,Sayın\nMusa Eroğlu'na; en iyi\ndileklerim,en içten selam,\nsevgi ve saygılarımla armağan\nediyorum.)         \n\nZümrüt zümrüt dağlarına,\nDoyulmuyor,yeşil Mut'un; \nBahçeleri,bağlarına\nDoyulmuyor,yeşil Mut'un.\n\nOyunla türkülerine,\nHalkının el hünerine,\nFolklor güzelliklerine\nDoyulmuyor,yeşil Mut'un.\n\nDinlenmeye gel mutlaka,\n''Beş Çınarlar''ın altına; \nKalepınar'ın suyuna \nDoyulmuyor,yeşil Mut'un.\n\nBol kayısı meyvesine,\nŞöhretinin simgesine; \nHer yıl bayram neşesine\nDoyulmuyor,yeşil Mut'un.\n\nYeşil,siyah zeytinine,\nSalkım salkım üzümüne; \nZeytinyağ ve pekmezine\nDoyulmuyor,yeşil Mut'un.\n\nMeşhur şekerparesine,\nElması,şeftalisine; \nBallı taze incirine\nDoyulmuyor,yeşil Mut'un.\n\nKeçisine,koyununa,\nPeynirine ve yağına; \nSıcak bulgur pilavına\nDoyulmuyor,yeşil Mut'un.\n\nYoğurtlu tarhanasına,\nKuşlu ''arabaşı''sına; \nBol ayranlı çorbasına\nDoyulmuyor,yeşil Mut'un.\n\nFırsat varsa,uğra sen de,\nKaraekşi yöresine; \nAlabalığnın etine\nDoyulmuyor,yeşil Mut'un.\n\nKışın,dağda karlarına,\nBaharda mis kırlarına; \nYazın,buz pınarlarına\nDoyulmuyor,yeşil Mut'un.\n\nÇık,Sartavul'a,Kozlar'a,\nYe kavurma,ye pirzola; \nÜstüne içtiğin suyna\nDoyulmuyor,yeşil Mut'un.\n\nGöksu akar,batısından,\nŞose geçer,ortasından; \nCanlılığına her zaman\nDoyulmuyor,yeşil Mut'un.\n\nDüşkünsen av sporuna,\nGit,yemyeşil ormanına; \nKeklik ve tavşan avına\nDoyulmuyor,yeşil Mut'un.\n\nHan,hamam ve mozaiğne,\nKale,türbe,camiine; \nO dopdolu tarihine\nDoyulmuyor,yeşil Mut'un.\n\nHalk ozanı Karacaoğlan,\nYatar burda,Karakıznan; \nSevdasına buram buram\nDoyulmuyor,yeşil Mut'un.\n\nTürlü güzelliklerine,\nÂşık oldum,geldim yine; \n''Karacaoğlan Şenliği''ne\nDoyulmuyor,yeşil Mut'un..\n\n{AŞAĞIDAKİ   RESİM:\nMut Kalesi ve önünde\nMut,Kız Halk Oyunları\n(Dansları)    Ekibi.}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doyumsuz Anlar Düş",
        "poet": "Cemal Karsavran",
        "poem": "\n\nduygular akarken yürekten yüreğe\nşiirler okundu kulaktan kulağa\nbuluşma noktası kırıldı sohbetin\ndolunay kızlık evresinde\nyıldızları öptü dudaklarından\n\nkoştu gecenin alaca karanlığında\ngözler sevişti hislerle durağan\nağaçların arasında buldular gölgelerini\nyakaladım yakalayacağım derken\nçalılıklar takıldı ayaklarına düştüler\n\nbir yanda olgunlaşmış meyveler\nbir yanda yosunlaşmış su gözesi\nkeşfedilmemiş bir doğa harikası\nilerleyen zamanın ötesinde\nkimliğini arıyordu gece\n\nçok geçmeden soyundu anadan üryan\nher nokta her lokma damak tadı\nşehvetin kollarında inlerken\nkazan kaldırdı geceye varoluş\ndoyumsuz anlar düş\n\n20-03-2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doyuşlar",
        "poet": "Erdal Keskin",
        "poem": "\n\nOlmayanın olanı\nOlanı doyurur\nOlanın olmayanı\nOlmayanı doyurur\n\n\n\n08 Ocak 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doyur Gözlerini Ey Sevgili",
        "poet": "Hayri Sarı",
        "poem": "\n\nsevgilim, bil, dilim dilim her yerim\naltımda ağlıyor, ah, kara kilim\nsana baklava aldım dilim dilim\nyalanıyor ona yaralı kedim\n\nha, bekleme benden salon düğünü\nşimdiden sıkma benim ümüğümü\nbari evlenmeden gör gülüşümü\nyok etme şimdiden güzel düşümü\n\nisteme benden çok altın bilezik\nyanında dolaşamam ezik ezik\nanamı ağlatır bu kepazelik\nbabamda kalmadı zaten metelik\n\nbiliyorum, gün sevgililer günü\n\nhadi gel seninle parkta gezelim\nsu sesiyle, kuş sesiyle yüzelim\nsen hiçbir şeyi dert etme güzelim\nher şeyimizi sevgiyle çözelim\n\nanne evinde doyur gözlerini\nkarşılıksız sev beni ey sevgili\n                            (14 02 2016)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doyumsuz Sevgi...",
        "poet": "İbrahim Ethem Bingül",
        "poem": "\n\nDağ başında bir teselli çeşmesi\nGöründü uzaktan, çekti kendine\nSuyu soğuk, berrak ''iç'' diyor sesi\nİçtim de gerçeğin düştüm içine...\n\nTeselliden nasip buldum dünyada\nMaziden âtiye dağ dağ dolaştım\nBen gurbette,dostlar bekler sılada\nNice yokuşları ümitle aştım...\n\nSeraplar içinde çöllerden geçtim\nGittim yâr yanında zümrüt bahçeye\nMevsimleri teker teker tükettim\nDoyamadım güzelimi sevmeye...\n\n''Doyan varsa bana haber göndere''\n\nwww.iebingul.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dr. Barış Doğan",
        "poet": "Aydın Bayrakdar",
        "poem": "\n\nDoktor kardeş müstesna bir şahsiyet, şairdir,\nYalnız şair mi, halkın gönlünde bir habibdir,\nMısra, kıta, kafiye onda narin mühürdür\nBarış Doğan sohbette Gıyabî bir tabibdir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dr. CHE",
        "poet": "Sunay Akın",
        "poem": "\n\nDünya böylesine güzel\nolur muydu yine\ndiplomasını çerçeveleyip\npara kazanma derdine\ndüşseydi Dr. Che\nyüreğini dağlara asmak yerine\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dr. Orhan Savaş'a 2",
        "poet": "Nuri Gülbahçe",
        "poem": "\n\nİLMİ HAKTIR\nDİLİ PAKTIR\nKALBİ PEKTİR\nBilin bu Orhan SAVAŞ.\n\nİLME  KÖLE \nBİLMEZ HİLE\nDÜŞMÜŞ DİLE\nBilin bu Orhan SAVAŞ\n\nHATIR SAYAN \nKALBİ PÜRYAN \nNUR-U AYAN\nBilin bu Orhan SAVAŞ\n\nHAKKI DUYAN\nKALBİ AYAN\nGİTTİ SAVRAN\nBilin bu Orhan SAVAŞ.\n\nNURA EREN\nDERDİ BİLEN\nHAKKA GİDEN\nBilin bu Orhan SAVAŞ.\n\n20,11,2003\nNuri GÜLBAHÇE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dr. Shaer Gillian'ın Nehir Projesi-1",
        "poet": "Akın Akça",
        "poem": "\n\nGökkuşağı alabalıkları, yine tatlısu kalkanı gibi; \nGökyüzü, yere kapanan bacakları, gökkuşağının.\nYassı karınlı ve alt çenesi gaga biçimli; \nSuyla karıştırılıp beklenir, bir kaba sağılan(lar) .\nErkek alabalık ile dişilerin spermi ile yumurtaları; \nBeyaza dönüşen yumurtalar eleklerde toplamda,\nÖlü olanlardır, canlılar alınır, bekletilir.\nHassas dönem 28 saat ileride başlayacak.\nKarnı şiş alabalıklar burada da dişi; öyleyse,\nAcı çeken üretimin hak almaması\nOlabilir, hamile olan ikisi de mi? \nBütün bu balıkların izleniyor davranışları,\nBuna göre yemlenir, besili hale getirilir.\nBalıklar genç dönemde hızla büyür.\nYavru büyütme havuzları, damızlık semirtme tankları; \nAlabalık İşletmesi Kuluçkahane Binası\nVe ayrıyeten, tesisin İşletme Binası.\nBu ormanın içi çiftliğinde, dar havuzlar tercihan\nKuluçkahane binası’nda yumurtalar\nHer gün sevinç içinde kuluçkaya alınıyor.\nTemizleme, yemleme, hasata uygunluk önemli.\nAşırı yemlemeden kaçınılmalı, Hansel & Gratel.\nEn azından dört, beş denli değiştirilen\nHavuzlardaki su, günlerden bir gün \nbir pitbullun buralarda şahit oldu doğuşuna! \nSonraları bu pitbull, çocukken, kitaplarını \nRaflara koyup, ama dinlencelerinde okumuş da.\nKimseyi ısırmamış, özellikle çocukları.\nLeğenden 3,5 kg doğunca, yanaklarına kan damlaya,\nKedi adam olarak bebek pitbull,\nTesisteki evin hanımı hayli şaşırmış.\nBu olaydan sonra, bu işletme \nSahibi satın almıştı bir başka malikaneyi.\nEvin tüm tablolarını kendi yerleştirmiş sonrasında\nVe yatağın vidalarını tornavidayla sıkmıştı.\nOrman içi balık çiftliği, güzelin yeşilden bahsedildiği; \ngötürüsü olmaz ise, getirinin buna sorumluluğundan.\nDr. Shaer Gillian, yeni mezun olduğunda,\nUmut vadeden en başarılı bir bilim kadınıydı.\nTesisini tek başına inzivalarda açtığında; \nBundan habersizcesine, pek hazsızdı.\nAma sonra işini pek sevdi \nve çünkü akrep, balık duygularını…\nBu sevgiden doğdu o akrep kuyruksu\nPitbull, boynuzları da çıkan, geriye dönük\nBir dağ keçisi, fakat daha çok bir koç; \nCinsi pitbulları bile, kimseyi ısırmadı.\nDr. Gillian bu nehri çok akıttı; \nHep, tesis bir şelaleye gidiyorken:\nDüşmedi, çağlayan suyu göğe yükselir.\nConan büyük bir gerçeği keşfetmişti,\nİlerlediği yolda, yarım kalmış bulunan.\n“Erkekler özgürlüğe savaşır, hayata değil.”\nHangi eşzamansızlıkta demişler bu lafı…\nBu, aslında paylaştırılabilir\nKadına da ve ki paylaştırılmalıdır.\nAma tercihan, onun kendi düşünmelidir\nBağımsız olarak erkeğinden ya da aksi -\nAksi yani erkeği de kadınından …\nHer halikarda ikisi bir olunca,\nBüyücüye gerek kalmaz savaşlara.\nHayat ışıldar pür, birlikte özgürlük ile.\nKripton’a terfi Conan, yine buzlar\nİçinde yarmada, deli baltası ve kılıcıyla.\nSıcaktaki ısı, karlı yeryüzünden\nBuzlu alana terfi, üstünde suyun.\nBulunan bu tam simetride,\nCehennem cennet’e boyun eğdirildi.\nFutbol topu Wilson da vardı\nSuya atılan balıklar arasında –bu pitbull da.\nBir şaşkınlığına gelmiş olmalı Dr’un:\nKoç baş, Dr.’u çok sevmiş, ona çiçek almıştı.\nTop olmasa oynanamaz olan futbol oyunu; \nYıkar da hakeme adaleti, faulleriyle topçunun.\nSüt yemek, yan kaşık kadar yakınken bebeğe\nZamana ihtiyaç yalanını atanlar; inadına,\nÖlümün gerçek olup olmadığını araştıranlardır,\nDiretmeyenler değil ölüme. \nKabullenip çöküşe geçenler.\nAma en iyisi o yalana hiç bulaşmamaktır\n\nsayfadan terfi taslaktan ilk şekil. gerekli düzeltmeleri yapıcam. şöyle bir görelim bakalım ne yapmışız sevgiler arkadaşlar\n\nbir belgeselden toplanan notlardan ilham trt'den. Bu arada konu olmuşken :)  trt çok sesli korosu gavur değil:P bu laf, yukarıdan kendini bilmez bazı zibidilere, meclisten dışarı -soyut anlamıyla çünkü kastedilen zihniyetin kökü şu an o duvarlar içi konumunda :)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dram",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nDil ile anlatılmaz\nGöz ile izlenilmez bir dram\nYaşadığım herşey\nYanılgılarım,pişmanlıklarım\nAldanışlarım,korkularım\nHepsinde keder,hepsinde gam\n\nSuya düşer hayali\nDenize gölgesi yürür\nOkyanusda büyür sevdam\n\nIşıklara sor\nAya güneşe danış\nGökle tanış\nTanrıyla konuş\nBütün hikayeleri yaşa\nKendini gerçeğe taşı\n\nDil ile anlatılmaz\nGöz ile izlenilmez bir dram\nBiraz keder biraz gam\nAnlatmakla anlaşılmaz\nYaşamakla yaşatılmaz\nBir sen anlarsın\nBir sen yaşatırsın\nHatıraları\nEğer beni\nSeni anlayabildiğim gibi\nAnlarsan...\nBiraz keder biraz gam\nGerisi yanlızca dram...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dr. Teoman Bilge İlkokulu",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nDr. Teoman Bilge, Meram’ın İlkokulu,\nKonya’nın merkezinde bilgi dolu şan dolu…\n\nÖğretmenler onurlu, çocuklar başarılı,\nDavranışlar ki örnek, terbiyeli, ahlaklı…\n\nGüler yüzlü, neşeli engelsiz yollarıyla,\nPlanlı ve disiplinli, aydınlık yarınlarla…\n\nZekâ dersen eksilmez, gayretle, istikrarla,\nSaygı, sevgi ve azim yürekten bir inançla…\n\n(2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Drama Köprüsü",
        "poet": "İrfan Kayagil",
        "poem": "\n\nDrama köprüsünde diken mi bitti\nGelip geçen yarene vurup mu gitti\nGurbet eldesin Hasan yolun mu yitti\nSabret sende bre Hasan soyun mu bitti\n\nDrama köprüsü şimdi ağlıyor\nSöyle Hasan yüreğin mi yanıyor\nKalmadı  Hasan eser şanımdan\nAnadolu  akar ya  damarından\n\nAğlama bre Hasan bir gün gelirsin\nVatan  sana hasret sende bilirsin\nUnutma şanın Türkün anasından\nAnadolu akar ya damarından\n\nBiz hasret rumeline sen de sılaya\nDayansın yüreğin onca yaraya\nKalmadı bre Hasan eser şanımdan\nAnadolu akar ya damarından.\n\nDrama köprüsünde dizili taşlar\nBen Anadolu gözlerimde yaşlar\nBu hasret bitmez  burada başlar\nUnutma şanın Türkün babasından\nAnadolu akar ya damarından.\n\nAnkara Ocak 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dramatik Hayatım",
        "poet": "Şükrü Metin",
        "poem": "\n\nBu kara sevdaya düştüm düşeli\nNe gündüzüm gündüz ne gecem gece\nGeçmiyor dakikam anım neşeli\nNe gündüzüm gündüz ne gecem gece\n\nHalimi görenler mecnunum sanar\nGün geçtikçe umut ışığım söner\nKurduğum hayaller kâbusa döner\nNe gündüzüm gündüz ne gecem gece\n\nGam yükü altında ezilir canım\nAcılar içinde ağrır her yanım\nKesilmez feryadım dinmez figanım\nNe gündüzüm gündüz ne gecem gece\n\nŞu deli yüreğim sevgiye kanmaz\nDostlar halim sorup adımı anmaz \nÇektiğim çileye dağ taş dayanmaz\nNe gündüzüm gündüz ne gecem gece\n\nGarip Metin-iyim çıkar yolum yok\nHasbahçe içinde gonca gülüm yok\nArıyım demeye zerre balım yok\nNe gündüzüm gündüz ne gecem gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dü(n)",
        "poet": "Yüksel Akyüz",
        "poem": "\n\nSonra üçüncü bahara girmiştik.\nSabahlar ağır, geceler yalnız değildi.\nHangi mevsimlerden getirmiştik o yağmurları! ...\n\nGüzeldi her pişmanlığa\nYeniden bakabilmek\nOkul sabahlarının çocuk telaşıyla...\n\nEl ele\nBilmediğimiz yollarda yürümüştük.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dream 4",
        "poet": "İlknur İdin",
        "poem": "\n\nDilerim ayları,yılları değil \nAsırları sayarız. \nDilerim uzaklıkları değil \nAkşamları bekleriz. \nDilerim öfke,kıskançlık değil \nSevgi,sabır örer yolumuzu. \nDilerim hep aşk besler yüreğimizi \n\n5 ay oldu başlayalı bu yürüyüşe \nDilerim uzun olur el ele \nSeni seviyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Şahin Kaya",
        "poem": "\n\n\"Duâ temiz bir kalbin sesini ALLAH'a duyurmaktır.\" Güzellik bakmaktan Mânâ anlamaktan bulunur Aşkı yürekler yazar Ne göz görür Ne akıldan okunur  Yürekten istedi....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Şair Hilaloğlu",
        "poem": "\n\nBunca Müslüman kulunu perişan eyleme ya Rabb! \nKüffarı Müslümana zi-şan eyleme ya Rabb! \nHer dem güçlenirken şu ehl-i salip\nMüslümanı oklara nişan eyleme ya Rabb! \nDevlet-i al-i Osman'dı medar-ı iftiharımız\nOnu da gönüllerde nihan eyleme ya Rabb! \nKalksın artık düştüğü yerden sancak-ı şerif\nCennet bahçesi yurdu viran eyleme ya Rabb! \nİttihad etmeli artık ehl-i din-i Muhammed\nKafirin tepesinden noksan eyleme ya Rabb! \nTürk, Arap, Kürt birleşmeli yumruk gibi\nOnları birbirine düşman eyleme ya Rabb! \nAmerika ve Moskof islam'a tuzak kurarken\nMillet-i İbrahim'i onlara gılman eyleme ya Rabb! \nYahova'nın uşakları fitne sokar aramıza\nMülk-i İslam'ı onlara vatan eyleme ya Rabb! \nAşık Hilaloğlu'yum muradım tek budur senden\nBizi bizden koparıp yaban eyleme ya Rabb!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Arif Altunbaş",
        "poem": "\n\nİşgal olan alanlardan\nYalanlardan dolanlardan\nÜlkemi kurtar ya Rab\nSahte Kurtarıcılardan\n\nArif Altunbas\n\nIzmir,04.01.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Sezen Aksu",
        "poem": "\n\nNe hükümran kalır \nNe zulüm ne de kin \nÖz değil dostlar \nÖz değil bu biçim \nKulların kullara \nettiğini etmiyor \nEn zalim harı ateşim \nBugün dua ettim \nHepimiz için \nYüce tanrı bizleri \nAffetsin \nNe para ne pul \nNe iktidar ne güç \nBu değil gerçek \nBu değil gerçek \nBu kavga \nHayırsız bir düş \nUyanır neslim \nUyanır elbet \nBugün dua ettim \nHepimiz için \nYüce tanrı insanı \nAffetsin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Gunseli Başar",
        "poem": "\n\nkalabalık bir yoldu.. uzunca sürdük katarları denizin ortasına.. ay kızıl  kordu elimiz..sürgün gibi bir çığlık yankılanıyordu....\nkorku elim denizi ürküterek sese doğruldu.....\n\nEy tanrım! ...\nbu gökyüzünü koru..\nEy tanrım! ..\nbu ekmeği koru..\nEy tanrım! ..\nnolur bu düşü, bu EVİ koru! ! ...\n\nhadi çocuklar...günlük ekmek ve dualarla gelen korku sindirmesin sizi..hadi yüregim.....\nAMİN...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Zati Erbaş",
        "poem": "\n\ncehenneme \nkoy\nkalbimi\ncehennem/anlam kazansın\nbeni\nsana\nmahkum ediyorsa\ntanrı\nbenim \niçin \nhiç olmazsa bunu yapsın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua-2",
        "poet": "Fatma Akar",
        "poem": "\n\nnamus kavramı kalmamış bitmiş\nkarısı da kocasını bırakıp gitmiş\niki masum yavrunun günahı neymiş\nbeni terkedenlerden eyleme rabbim! \n\nyuvayı dişi kuş yapar belledim\nevlilik kutsaldır diye bilirdim\nben mi yanlışım ya da delirdim\nyanlış yola sapandan eyleme rabbim! \n\npara pul, gösterişe heves etmedim\nsevgi ve huzur dolu bir aşktı dileğim\nbilmem ki bu dünyada çok şey mi beklerim\nellerim semada, döndürme rabbim!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Nuray Şaşihüseyinoğlu",
        "poem": "\n\nDua\n\n\nKalksın kafir, sökülsün Allahsızlık\nNe olur ya ilahi bu günleri göster! \nİster şehid olarak, gazi olarak ister...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Hamza Taş",
        "poem": "\n\nEl açtım, katında budur dileğim\nYa Rabbi sevdama kavuştu beni\nAyrılık oduyla pişti yüreğim\nYa Rabbi sevdama kavuştur beni\n\nO’nsuz yaşamayı istemiyorum\nGörüyorsun… O’nsuz gülemiyorum\nEl açtım, merhamet dileniyorum\nYa Rabbi sevdama kavuştur beni\n\nGecelerim kâbus, günlerim elim\nHasrete gark oldum, perişan halim\nYa vuslatım gelsin yahut da ölüm\nYa Rabbi sevdama kavuştur beni\n\nBu bir isyan değil… Bin tövbe, haşa\nMuradım malumdur ol dağa taşa\nKerem et, niyazım çıkarma boşa\nYa Rabbi sevdama kavuştur beni\n\nDuam sana Mevlam… Duy niyazımı\nO’nunla bile yaz alın yazımı\nBitir ayrılığı, dindir sızımı\nYa Rabbi sevdama kavuştur beni\n\nHamza TAŞ’ım bir güzele vuruldum\nO’nun hayaliyle avunur oldum\nHasretlik çekmekten artık yoruldum\nYa Rabbi sevdama kavuştur beni\n\n03.01.2003/Trabzon\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua 2",
        "poet": "Mahir Odabaşı",
        "poem": "\n\nAllahım; \n\nAça:  aş,\nİşsize: iş,\nEşsize: eş\nVeriver….! \n………….,\nAş-ta: sağlık,\nİş-te: helal kazanç,\nEş-te: aile saadeti oluversin.\n                     (13.01.2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua 19",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHer duan kabul olur,\nÇünkü minnet borçlusun,\nAdalet düşüncenle\nBitmez Rable dostluğun…\n\n(1996)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Ahen Aton",
        "poem": "\n\nKalbin hep benimle olsun,\nSevgin korusun beni kötülüklerden.\nHiç kopmasın kutsal bağımız,\nBiz kavuşancaya kadar her saniye büyüsün,\nEşsiz aşkımız.\n\n(21 Ocak 07, Imperia/İtalya)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Erdal Alga",
        "poem": "\n\nTanrı her yerde derler\nÖyle öğrettiler\nÇocukluğumuzdan beri bize\nMadem öyle\nNeden elimizi açıyoruz\nHala ve boşuna, gökyüzüne!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Aşık Gürkani",
        "poem": "\n\nYARAB halimizi eyledik beyan\nİsmin Rahman hürmetine yağmur ver\nZaten her şey sana amenna ayan\nZatın Yezdan hürmetine yağmur ver\n\nDünyayı yarattın boşta yürüttün\nBir balçıktan insan yaptın dirilttin\nNeslimizi o babadan türettin\nÂdem sultan hürmetine yağmur ver\n\nÂlim ettin okumamış ümmiyi\nMabet kıldın bize mescit camiyi\nİnşa ettirdin sen Nuh’a gemiyi\nKopan tufan hürmetine yağmur ver\n\nNemrut hazineyi verdi takmadı\nTenezzül edipte dönüp bakmadı\nAteşe atıldı ateş yakmadı\nHalil Rahman hürmetine yağmur ver\n\nMusa’yı çağırdın tur-i sinaya\nOrda kavuşturdun gerçek manaya\nÇölü cennet ettin Hacer anaya\nGüzel kurban hürmetine yağmur ver\n\nYol gösterdin doğuşundan âmâya\n Senden bekliyoruz bir şey ummaya\nHazreti İsa’yı çektin semaya\nHuri gılman hürmetine yağmur ver\n\nKâinat sahibi ey Yüce Halik\nGüneşi durdurdun gökte muhallik\nYunusu sakladı karnında balık\nKoca umman hürmetine yağmur ver\n\nEyüp Harun Lokman Davut Süleyman\nZikrettiler onlar seni an be an\nHer şeye kadirsin Rahim-i Rahman\nYusuf Kenan hürmetine yağmur ver\n\nPeygamber olarak bıraktın sona\nOnu serdar kıldın bütün cihana\nBenim Habibimsin dedin sen ona\nKani irfan hürmetine yağmur ver\n\nEnbiyalar evliyalar şüheda\nSana canlarını ettiler feda\nEllerini açmış şu garip geda\nKutbu zaman hürmetine yağmur ver\n\n Gürkaniyem gözyaşlarım yürüdü\nGönül dağımıza duman bürüdü\nYapraklar döküldü toprak kurudu\nYARAB Kur’an hürmetine yağmur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Belgin Erturk",
        "poem": "\n\n.\n.\n.\nhüzünlü bir lacivert sokulsa avuçlarıma\nkan ter içinde \nuzayan her gölgeden\nsen sızsa üstüme\nüstelik de\nsırı dökülmüş aynalarda saklansa \nyarım gülüşün bana\n\nkurşuni bir zamanın\nbiz kalan tarafında\nmaviye dolansa aşk\n\ngiderayak\ngecenin koynunda avunsam\nyorgun düşse dudaklarım dualarla\ngözlerim bahar açsa\nyüreğim şiir sana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duâ",
        "poet": "Necati Akıncı",
        "poem": "\n\nDuâ\n\nİnleyen Bir Gönlün Feryadının,\nSızlayan Bir Kalbin Ahının,\nSesidir Duâ.\n\nDolu Bir Bardağın Boşalışının,\nCoşan Bir Suyun Çağlayışının,\nSesidir Duâ.\n\nKalpten Arşâ uzanan\nMeçhul Bir Hat,\nUçlu Bucaklı Bir Yerden,\nSonsuzluğa Seyahat,\nAma Bu vadide Vasıta,\nNe at,Ne araba,Ne Uçak,\nNede Işıktan Hızlı Burak,\nFakat Hayretle Ve Zevkle,\nSeyredilecek Bir Seyahat.\nDilin Söyleyemeyeceği\nHiç Bir Edibin,\nDile Getiremeyeceği\nBir An,\nAranıp Bulunamayan,\nBulunsada Durdurulamayan\nBir Zaman,\nHatta Zamansız Bir An,\nAnsız Bir Zaman.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Mehmet Salih Cemo",
        "poem": "\n\nNe vakit ya ilahi,razı oldunsa benden,\nAl o an canımı,can çıksın bedenimden\n\n                            (''Lalezar''kitabından)       \n                                   kasım 2002\n                                        ağrı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Âşık Enver Gürkani",
        "poem": "\n\nYARAB halimizi eyledik beyan \nİsmin Rahman hürmetine yağmur ver \nZaten her şey sana amenna ayan \nZatın Yezdan hürmetine yağmur ver \n\nDünyayı yarattın boşta yürüttün \nBir balçıktan insan yaptın dirilttin \nNeslimizi o babadan türettin \nÂdem sultan hürmetine yağmur ver \n\nÂlim ettin okumamış ümmiyi \nMabet kıldın bize mescit camiyi \nİnşa ettirdin sen Nuh’a gemiyi \nKopan tufan hürmetine yağmur ver \n\nNemrut hazineyi verdi takmadı \nTenezzül edipte dönüp bakmadı \nAteşe atıldı ateş yakmadı \nHalil Rahman hürmetine yağmur ver \n\nMusa’yı çağırdın tur-i sinaya \nOrda kavuşturdun gerçek manaya \nÇölü cennet ettin Hacer anaya \nGüzel kurban hürmetine yağmur ver \n\nYol gösterdin doğuşundan âmâya \nSenden bekliyoruz bir şey ummaya \nHazreti İsa’yı çektin semaya \nHuri gılman hürmetine yağmur ver \n\nKâinat sahibi ey Yüce Halik \nGüneşi durdurdun gökte muhallik \nYunusu sakladı karnında balık \nKoca umman hürmetine yağmur ver \n\nEyüp Harun Lokman Davut Süleyman \nZikrettiler onlar seni an be an \nHer şeye kadirsin Rahim-i Rahman \nYusuf Kenan hürmetine yağmur ver \n\nPeygamber olarak bıraktın sona \nOnu serdar kıldın bütün cihana \nBenim Habibimsin dedin sen ona \nKani irfan hürmetine yağmur ver \n\nEnbiyalar evliyalar şüheda \nSana canlarını ettiler feda \nEllerini açmış şu garip geda \nKutbu zaman hürmetine yağmur ver \n\nGürkaniyem gözyaşlarım yürüdü \nGönül dağımıza duman bürüdü \nYapraklar döküldü toprak kurudu \nYARAB Kur’an hürmetine yağmur\n\nÂşık Gürkani\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Nihal Dolunay",
        "poem": "\n\nOnu alnıma yaz tanrım\t\t\t\t\nKaderim olsun\t\t\t\t\nAramızdaki aşk ölümsüz olsun\t\t\t\t\nOnsuz geçen her günüm azap işgence olsun\t\t\t\t\nBen onun olduğum dün düğün bayram olsun\t\t\t\t\nTelimle duvağımla gelin olmak bana nasip olsun\t\t\t\t\nKuracağım yuvada iki çocuğum olsun\t\t\t\t\nEğer mutlu olacaksa evliliğim dualarım kabul olsun\t\t\t\t\nTakdiri ilah senin mutluluk bizim olsun\t\t\t\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nGeceler karanlık gündüzler serap,\nİçmedim pir elinden badeyle şarap,\nKulların zorda kurtar sen Yâ Râb,\nGeceler karanlık gündüzler serap.\n\nKaranlık gecelerde şafak beklenir,\nGeçip giden yıllar birbirine eklenir,\nBir gün ol derse zorbalar peklenir, \nKulların zorda kurtar sen Yâ Râb....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Enis Özel",
        "poem": "\n\nAllah herkese\nDaima...\nSevinç gözyaşları nasip etsin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Şemsi Dak",
        "poem": "\n\nGökte açılan perde \nYerde süzülen keder\nGaripten istense de\nDua her şeye değer...\n                Ümraniye\n                ........2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Metin Yıldırım29",
        "poem": "\n\nBu gün çok güzel günlerden Cuma \nİçimdeki sevgin erken geçti hücuma \nALLAH dedim hemen girdin koluma \nRehber oldun yine koydun yoluma \n\nSana minnet sana şükran sana dua \nSeninle geçen her günüm hoş seda \nSeverken sevilirken niye bu veda \nHep içimde bir yangın bitmez bu sevda \n\nMalda mülkte hiç olmadı ki, gözün \nHep hakka hakikate dönüktü yüzün \nKelime,i tevhid,di hep o iki sözün \nSana şahit bunlar şahit gecen gündüzün \n\nSen yoksun artık babam sen yoksun \nŞimdi bende hasret benden çoksun \nSen ne ilk oldun giden nede sonsun \nKabrin nur mekanın cennet olsun \n\n10-06-2005-CUMA \nDUA adlı şiir tüm hakka giden babalara yazılmıştır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua...",
        "poet": "Ramazan Demirel",
        "poem": "\n\nKimi geceler, yaralı kelimeler geçiyor içimden.\nÇok azı vurulup düşüyor dilimden.\nBir çoğu kendini bir iç uçuruma atıyor, \nYüreğimin en ücra yerinden...\nÇığlıklarımı bir ben duyuyorum, \nYalnız ben...\nNe çok mühre bağlamış kelime varmış içimde...\nÖlememiş... Bir bilsen...\nAh bir bilsen, duâcım olurdun Râb'den...\n\n(2009, Diyarbakır)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Ersel Aşkın",
        "poem": "\n\nAşık oldum sana,bende herkes gibi.\nErişilmezsin tıpkı bir yıldız gibi.\nBelki bende olurum bir bağ yada ıssız bir dağ.\nAma seninle olmak, kabul edilmeyecek bir dua.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Feyzi Halıcı",
        "poem": "\n\nYükselir semaya doğru ellerim\nMavi gecelerin seher vaktinde\nHakka kanat açar hep emellerim\nMavi gecelerin seher vaktinde\n\nKaybolur kederim kaybolur ahım\nGözümden yaş olur akar günahım\nBana daha yakın olur Allahım\nMavi gecelerin seher vaktinde\n\nBakışlarım yanar yanar tutuşur\nParlarken semada bir ilahi nur\nGönlüm dile gelir,gönlüm konuşur\nMavi gecelerin seher vaktinde\n\nBir ince duyarlık,içten mutluluk\nGönüller niyazda, ne ses ne soluk\nBaşlar Hak katına kutsal yolculuk\nMavi gecelerin seher vaktinde\n\nBir uhrevi his var mı ki dünyada\nBulunsun tadı bir ulvi duada\nNe güzel Allahı getirmek, yâda\nMavi gecelerin seher vaktinde...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nGözüm olmadı bir gün; mal, mülk, mevki, makamda,\nMutluluk aramadım; servette, ihtişamda,\nDiledimse Tanrı’dan yalnız seni diledim,\nEl açıp boyun büküp, ettiğim her duamda.\n\n28 Mayıs 1990-Pazartesi / Konya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Mustafa Arıcıoğlu",
        "poem": "\n\nBir günü bekliyorum\nİnsanları kucaklayan\nBir günü bekliyorum\nSevgileri coşturan\n\nBir günü bekliyorum\nAşıkları buluşturan\nBir ömür diliyorum\nBeni sensiz bırakmayan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua.",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nDua bir seslenmedir,yalvarma yakarmadır.\nİbadetin özüdür,kişinin kalkanıdır.\nYaradanına karşı saygı ifadesidir.\nHak yolunda yürüyüp,Hakka yücelmesidir...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nHerşeyin tevekkülü ALLAH,\nŞu kainata bak MAŞALLAH,\nBu günde doyduk ELHAMDULİLLAH,\nNimetimiz bol ÇOK ŞÜKÜR ALLAH,\nGünahlardan uzağız ESTAFURULLAH,\nDünyada bolluk SÜPHANALLAH,\nBize darlık gösterme HASBİYAALLAH,\nBizi musibetlerden uzak tut YARESULALLAH.\n\n                                         08.09.10/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Şair Firuzen",
        "poem": "\n\nÇarpılmanın günahına sevabı serdik \nGüneşin batımında aldık turuncu yu içimize\nHeyy bakışları engin dağların siyah rengi5\nHeyy endamı selvinin gök yüzüne uzanan hali\nBurnumun direği sızlıyor hasretinden\nTitriyor tüm bedenim hayalinle gezinirken\nAdı azadım kaderi sevda çekmişim\nBir arzudur yüreğine sevda sermişim\nBu ne senin günahın nede benim\nKaldır başını al emanetini\nBu mevlanın emri dualarımla sana geliyorum \n\nGüneşi avuçlayıp üşüyen yanına \nAya uzandım karanlığını aydınlatmaya\nKimsesiz yanında kimseyi aratmamaya\nEllerini ellerime usulca bedenine\nYıldızlar çıktığında gözlerini gözlerime\nBaykuş sesinde siyah tenini beyaz tenime\nGördüğün serap değil gerçeğin buğuyla gelişi\nBulutlardan aldık yıkandık yağmurlarla\nBu ne senin günahın nede benim \nkaldır başını al emanetini\nBu mevlanın emri dualarımla sana geliyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Celal Odabaş",
        "poem": "\n\nBana gökyüzünü yıldızları al getir! \nBana, bana Göktürk’ü, Oğuz’ları al getir! \nGürzü, cihan titreten Yavuz’ları al getir! \n\nEzanlar susmayacak, bu bayrak inmeyecek; \nTürk-İslâm meşalesi ebedî sönmeyecek! \n\nKaranlık beyinlere aydınlık fikir getir! \nKüfrü sil yüreklerden, ibadet zikir getir! \nSoysuz zengin yerine, imanlı fakir getir! \n\nEzanlar susmayacak, bu bayrak inmeyecek; \nTürk-İslâm meşalesi ebedî sönmeyecek! \n\nSaygı, sevgi ve vefa; biraz da minnet getir! \nSağlıksız fikirlere, onulmaz illet getir! \nTürkülüğüyle övünen, onurlu millet getir! \n\nEzanlar susmayacak, bu bayrak inmeyecek; \nTürk-İslâm meşalesi ebedî sönmeyecek! \n\nİlmiyle amel eden âlimleri al, getir! \nSözde âlim geçinen zalimleri al, götür! \nMesut olsalar bile malumları al, götür! \n\nEzanlar susmayacak, bu bayrak inmeyecek; \nTürk-İslâm meşalesi ebedî sönmeyecek! \n\nYarınlardan umut yok, hiç değilse dün getir! \nRuhumu ısıtacak sımsıcak bir gün getir! \nBataklıklar içinden bulursan bir gül getir! \n\nEzanlar susmayacak, bu bayrak inmeyecek; \nTürk-İslâm meşalesi ebedî sönmeyecek! \n\nMilletime, dinime düşman olmayan getir! \nBeytülmal’i indirip, şişman olmayan getir! \nHak yolunda ölse de, pişman olmayan getir! \n\nEzanlar susmayacak, bu bayrak inmeyecek; \nTürk-İslâm meşalesi ebedî sönmeyecek! \n\nTürk-İslam şuuruna erenleri bul, getir! \nŞu milletin hâlini görenleri bul, getir! \nYunus’u, Mevlâna’yı, erenleri bul, getir! \n\nEzanlar susmayacak, bu bayrak inmeyecek; \nTürk-İslâm meşalesi ebedî sönmeyecek! \n\nKurudu göz pınarım, bir damlacık yaş getir! \nManevi açlıkları doyuracak aş getir! \nYa Rabbi bu millete, Başbuğ gibi baş getir! \n\nEzanlar susmayacak, bu bayrak inmeyecek; \nTürk-İslâm meşalesi ebedî sönmeyecek!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Ebubekir Mücevher",
        "poem": "\n\nSitem kar olma karanlığa \n\nAç ellerini duaya \n\nBaşkalarından bir şey umma \n\nAç ellerini yönel Rahmana \n\nEnbiyalar,şehitler, evliyalar nuruna \n\nAç ellerini yalvar Allah’a \n\nİşlediğin günahlardan utanarak gözyaşlarıyla \n\nAç ellerini dur duaya \n\nKabul olunmaz deme sakın \n\nAç ellerini bağışlanma dile \n\nOnun rahmetinden asla ümidini kesme \n\nAç ellerini yönel rahmet kapısına \n\nAç ellerini dur duaya \n\nAç ellerini yönel Rahmana \n\nAç ellerini yalvar Allah’a\n\nAç ellerini dur duaya\n\nAç ellerini bağışlanma dile \n\nAç ellerini yönel Rahmet Kapısına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Emine Kurt 2",
        "poem": "\n\ndualar ki umutlara köprüdürler\ndualar ki ne elem bırakır ne keder\ndualar ki seven kalplere su serperler...\ndualar ki sevgiliyi sevgiliye haps ederler..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Ahmet Hakan Yılmaztürk",
        "poem": "\n\nkalbim, beynim, dilim duada\ngözüm, elim, tenim duada\nadımlarım duada, nefesim duada\nbiliyorum annem duada\n\n8 Ocak 1994\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua...",
        "poet": "Mavi Yağmur",
        "poem": "\n\nsen konuşmadan anlaşabildiğim tek ruhsun\nçöl kumları arasında içtiğim bir yudum susun\nTanrım seni kötülüklerden benim için korusun\ncanımın içi birtanem şimdi rahat uyusun..\n\nA.G.T    kasım ' 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duâ",
        "poet": "Furkan Selçuk Soylu",
        "poem": "\n\nPayidar kıl Allah’ım, ümmetin izzetini\nAnıtlaştır kalplerde, imanin lezzetini\n\nTemmuz/2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Aysel Al",
        "poem": "\n\nÜç gün istiyorum Tanrım, senden üç gün,\nMutluluk ülkesini bulmak için, \nYalnız seni sevmek senin olmak için,\nNe düşünmek olsun ne de zaman dursun,\nSevgi ile doğan güneşten başka,\nSenden yalnızca üç gün istiyorum,\nTanrım üç gün istiyorum.\n\nİçimin yağmuru ol ak yüreğime, \nDudaklarımda şarkı ol, \nSevgi ile açan çiçeğim ol,\nAşkınla kokan can ol \nGönül evimde,\nYalnız seni sevmek için ve senin olmak için, \nÜç gün istiyorum Tanrımdan, üç gün,\nMutluluk ülkesini bulmak, \nOrada ömrüm boyunca yaşamak için.\n\nKâinat sussun, \nZaman dursun, \nDua çiçekleri açsın, \nYüreklerde şarkılar üç gün üç gece susmasın, \nDurmadan çalsın benim için, \nBu duamın kabulü için,\nTanrım senden üç gün istiyorum, \nÜç gün, \nSebebi,\nMutluluk ülkesini bulmak için.\n\nZamanın çarklarını sil, at yüreğimden, \nGözlerimiz konuşsun artık, sözlerimiz değil, \nYalnız seni sevmek, senin olmak için,\nÜç gün istiyorum Tanrımdan, üç gün,\nYalnız seni sevme, senin olmak için,\n\nMutluluk ülkesini bulmak,\nÖmrümce orada seninle yaşamak, \nYaşamak için\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Ferhat Tebat",
        "poem": "\n\nPusuda karanlık şeytanın yüzü\nBekler avını, gözleri kanlı nefret\nAşı insan etidir şehveti kudret\nBitirir insanı yoksa pusulası, bu acımasız gaflet\n\nHatırla İbrahim’i, dua için sıkışınca kalbin\nGöklere uzansın elin, aşkı kudret\nSabırla aydınlansın kalbin, \nIlık, beyaz ve gri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Murat Tali",
        "poem": "\n\nAllahım, O'nu benim onu sevdiğim gibi sevecek, kıyamayacak, koruyacak, canından öte tutacak, benim baktığım gibi bakacak ve görecek, benim eksik kaldığım tarafları tamamlayacak, benim veremediklerimi verecek ve onu sonsuza dek mutlu kılacak bir sevgi ile ödüllendir. Ve Allahım O'nu senin onu gördüğün gibi görecek ve sevecek bir sevgi ile kutsa... O bu sevgiyi hak ediyor, ona bu güzelliği yaşat ve değerli kıl... Seni seviyorum Allah'ım, O'nu sever gibi seviyorum. Ne olur ona mutlu ve hayırlı bir yol aç... Amin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Enis Gündüz",
        "poem": "\n\nFeryat eder müminler bilmem kaç ilden,\nMazlumun sesidir gelen her yerden\nBu zulüm hep gavurdan, hep elden..\nBize bin Bilge Kral gönder Ya Rab; \nBir Şam'a bir Urumçiye, \nBir Kahire'ye bir Çeçenya'ya...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Afet Ergü",
        "poem": "\n\nİnanmıyor bana, Rabbim.. bu sevgiye bu aşka inanmıyor... görmüyor bu kalbi... onun için nasıl attığını nasıl bir kuş gibi çırpındığımı görmüyor... Bilseydi içimde ki özlemi bu hasreti, duysaydı bu feryadı... taş olsa dile gelirdi... Bir aşk daha yeniliyor, gömülüyor güzel Allahım... yaşamdan yaşatamadan sadece kaburgamda acı çekiyor... ve sadece sen biliyorsun bu aşkı da, bu acıyı da Allahım, bir de melekler.... ne zaman inanır ki bana? ne zaman anlar ki bu sevginin saflığını masumluğunu... sana kavuştuğum gün mü acaba? Bu sevdayı bu yüreğe koyan sensin Rabbim... Sen dularımı duy, duyur... Dualarımda olanla, duasında olduğumu bir eyle Allahım... Madem bir imtihandayım, sen beni bu sevdayı unutmakla değil yaşamakla sına Ya Rabbim...Amin....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Durmuş Yığman",
        "poem": "\n\nDün yine yıktılar, genç bir fidanı.\nGözyaşı dökenle doldu her yanı.\nNe zaman duracak bu şehit kanı? \nAkıttığı kanda boğ onu Yarab! \n\nYaşlıdır demedi, gençtir demedi\nÇocukları yamyam oldu o yedi \nİyilikten bilmez o nankör kedi\nAkıttığı kanda boğ onu Yarab’\n\nNe zaman duracak bu gözyaşı, kan\nAskerim ölüyor acısı yaman,\nAllah’ım sen ona verme hiç zaman.\nAkıttığı kanda boğ onu Yarab!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Abdullah Kaya Amasyalı",
        "poem": "\n\nHaydi şimdi ikindi namazı vakti \nDua edelim tüm mübarek annelere.. \nGitsin alnım soğuk ellerim secdeye.... \nHaydi buyrun müminler yolculuk Cennete.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "Hakverdi Erşan",
        "poem": "\n\nAllah'ım bitir kaosu akmasın kanlar\nBir hiç uğruna şehit oluyor canlar\nBu vatanı yakıp bölmeye kimin gücü yeter\nYüreği yangın yeri ağlıyor çocuklar eşler analar\n\nBu gün havada figan sesi var\nYüreğime ateş düştü nesi var\nAnalar babalar eşler kan ağlar\nDuydum bu ellerde Şehit yası var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua",
        "poet": "İsmail Çiftci",
        "poem": "\n\nMeşk ile aşk ile şenelsin gönlün\nİnceden inceye her günün düğün\nNeşe-i muhabbet var olsun ömrün\nEn güzel gelecek sana yar olsun\nMeşk ile aşk ile şenelsin gönlün\nİnceden inceye her günün düğün\nNeşe-i muhabbet var olsun ömrün\nEn güzel gelecek sana yar olsun\nBahtında yaşanan ilkbahar olsun\nArşa çıksın dua Mevla kayırsın\nHayırlı bereket kısmet ayırsın\nÇokça versin yarenleri doyursun\nEn güzel gelecek sana yar olsun\nCevherin muhabbet sevda kar olsun\nİyilik meleği öncü var olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua  9",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nBoyutlarda bir delik,  dua Rab’be yolculuk, \nBazen boyutsuz bir hâl, nefislerden yoksunluk… \n\nBaşaramayacaksın, ruhun maddiyat ister,\nBiraz fedakâr olsan, duanı kabul eder…\n\n(1996)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua Bed",
        "poet": "İsmail Özabacı",
        "poem": "\n\nHep mi dua etmeliyim sana; \nYok mu hiç hakkım? \nSitem etmeye...\nÇıkamaz mı ağzımdan bir beddua? \n\nEy ömrümü alıp giden yar,\nYar' ın kelime anlamını aşan duygu\nHeyy dumanlı dağlar gibi,\nBaşımda dolanan şey\n\nSana şudur ki sözüm; \n\nUmudun hiç yarım kalmasın,\nElin boş dönme diye yazıyorum bu satırları\nSen ne diyorsan bende onu diyorum:\nAnla olanları...\n\nAşk kalbinden hiç çıkmasın,\nKapılar yüzüne hiç kapanmasın.\nDönüşsüz olmasın hiç bir gidişin\nHep vuslatla sonlansın,\nBekleyeni olmayan yolculuğun olmasın...\n\nHerşey gönlüne göre olsun,\nGüzel yüreğin yüzünede vursun,\nBinlerce güzel anı,\nGözlerinin önünde bir çiçek gibi dursun.\n\nHiç bir sitem seni bulmasın\nGözlerin yaşla dolmasın\nHayatında hiç bir zaman\nÖmrün aşkla Ziyan olmasın...\nO güzel gözlerinde,\nIşık hiç solmasın...\n\nEğer varsa yüreğimde,\nKötü bir dileğim\nBunların hiç biri sana olmasın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua çiçekleri",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nGelincik.\nKüstüm,\nYanardöner,\nPeygamber çiçekleri,\nAçmış ellerini,\nbaktım dua ediyorlar.\nEşlik ettim. \n                03.01.07/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua Çiçekleri",
        "poet": "Hasan Kocabaş",
        "poem": "\n\nkaranlıkların\nve ey aydınlıkların \nve gönlümün sultanı\n\nindiriver kalbime \nkaysı mecnun eden\nölümü şeb-i arus\namine oğlunu mahbub eyleyen aşkını \nsevgiyi yüklensin tohum tohum\nsevgini yüklensin çiçek çiçek\n\nne olur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua / düz yazı",
        "poet": "Mehmet Halil",
        "poem": "\n\nÇukuru tepeye borçluyuz, çukur olmadan tepe, tepe olmadan çukur olmaz. Geceyi gündüze borçluyuz, gece olmadan gündüz, gündüz olmadan gece olmaz. Beyazı siyaha borçluyuz, siyah olmadan beyaz, beyaz olmadan siyah olmaz. Velhasıl her şeyi kendi zıttına borçluyuz. Zıttı olmayan hiç bir şey olmaz.\nVarlıkları var eden karşıtlarıdır.\nVar olan her şeyi yokluğa borçluyuz. Yok olan her şeyi tarif etmek, tanımlamak imkansız. Evren var olduğuna göre, öyle büyük bir yokluğa borçluyuz ki evrenin varlığını, tarifi imkansız, tanımı imansız bir yokluk. Yokluğun yalnız adını koyabildik. Tanrı. Tanrı yok olduğu için; Evren var, biz varız. Varlığımızı o yokluğa borçluyuz. O yok olmasaydı biz yok olurduk. Yoklarımızı gidermek için,  yokluğa açtık avuçlarımızı,  Yokluğunla bin yaşa Tanrım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua Et Anne!",
        "poet": "Güven Aydın",
        "poem": "\n\nSelam eder ellerinden öperim\nAsker oğluna dua et anne! \nTeskere günümü dört gözle beklerim\nAsker oğluna dua et anne! \n\nBensiz geçen bayramınız mübarek olsun\nKalbiniz neşe,mutluluk dolsun\nDua etki,günahlarım af olsun\nDua et oğluna dua et anne! \n\nGurbetlik oğlunun kaderi\nHer yanımı sardı hasret çemberi\nBütün mahlukatı, göğü ve yeri\nYaradan hak’kı için dua et anne! \n\nSakın ardımdan ağlama\nBir asker görünce beni hatırla\nİhmal etme dualarını yolla\nHer vakit oğluna dua et anne! \n\nNöbet ağacı oldum diktiler mevzilere\nKatıksız susuz birakıldım sizlere\nSevdiğine hasret seven gönüllere\nSamimi kalp ile dua et anne! \n\nVatan borcu boyun borcum\nBu günlerde aşka, sevgiye orucum\nNasıl öderim bilmem? sizlere çoktur borcum\nHakkını helal et anne! \n\nHayatım yazılmış roman misali\nYolcuyum bir kuru yaprak misali\nKusurlarım çoktur insanlık hali\nKusurlarımı sen bağışla Anne!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua- Emel-Özlem 5",
        "poet": "Abdullah Bedeloğlu",
        "poem": "\n\nDilerim Rabbimiz, zirvelerde dolaştırsın.\nKudreti, ruhumuz, canımızı  coştursun.\nGönüllerde yıldızlaştırıp yön buldursun.\nBize demet demet güller sundursun.\n\nDuygularımız, hülyalarımız çiçeklensin rehber olsun.\nOkyanuslar, göklerde taht kuranlarla dostluk kurdursun.\nGörülmemiş, işitilmemiş alemleri seyrettirsin.\nOsman Gazi gibi ruhlarımız, dirilişe hazır edilsin.\n\nYürüyelim  usulle,  inananlarla nurlar saçarak.\nSayısız canlar yükselerek göndere bayrak bayrak,\nYürüyelim, şerefli devletler ailesinde mekân tutarak. \nAyağa kalksın tarih, kalk, ayağa kalk bayrak bayrak.\n                                            Abdullah Bedeloğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua Edelim Halep'e",
        "poet": "Sadık Yılmaz",
        "poem": "\n\nKatliam var diz boyu, değil muharebe\nRabbim Müslüman kulları etsin galebe\nKarşılık gelir inşallah, içten talebe\nYalvarıp dua edelim kardeş Halep’e\n\nYaşamayı unutmuşlar, yüzler hiç gülmez\nÇocukların feryadı yürekten sökülmez\nYaşlar kurudu gözlerde, sanma dökülmez\nYalvarıp dua edelim kardeş Halep’e\n\nDüşmanlıkları Müslümanlara ezelden\nRabbim o kâfirleri kahreyle tezelden\nÇaresizlik içinde bir şey gelmez elden\nYalvarıp dua edelim kardeş Halep’e\n\nVaziyetler ayan beyan, halimiz malum\nHerkes kendi derdinde duyarsız bir toplum \nFitne fesat dolu, ne yazık sağım solum \nYalvarıp dua edelim kardeş Halep’e\n\nSize hayvanda demem, hayvana hakaret \nKardeşleri birbirine kırdırmak maharet \nAlenen çıkın ortaya varsa cesaret \nYalvarıp dua edelim kardeş Halep’e\n\nAciz bir kuluz elbet, çoktur günahımız\nYok, senden başka sığınacak ilahımız\nKalmadı duadan başka silahımız\nYalvarıp dua edelim kardeş Halep’e \n\nTarih: 13.12.2016 ===============\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua İle",
        "poet": "İbrahim İnan",
        "poem": "\n\nDua ile sabır herşeye ama her şeye ilaç,\nsen yeterki Rabbim'e ellerini aç...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua'm ll",
        "poet": "Hatice Türkmen Yurtseven",
        "poem": "\n\nYa Rab! \nSabır sarayında sultan olmak ahvalim\nUmulmazlarla sınama beni...\n\n...türkmenkızı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua Kapısı",
        "poet": "Ahmed Salih Yiğitoğlu",
        "poem": "\n\nDuâ bir kapıdır dergâh-ı İlahide,\nSabır anahtarıdır, açılır her mesele.\nKâinatta nizam vardır, değişmez bir kâide,\nSonunda hamd ederiz, başında besmele.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua İstiyorum",
        "poet": "Şair Shakird",
        "poem": "\n\nDua istiyorum bir tane\nYüreğim oldu pare\nGidiyorum bir tek düze nere? \nDua istiyorum bir tane\n\nŞu ülfetim beni öldürür \nYeisim damarlarımı çürütür\nGünahım kalbimi soldurur\nDua istiyorum bir tane\n\nNifak tohumları var içimde\nAnlam veremedim ben bu işe\nBakar oldum ben ele\nDua istiyorum bir tane\n\nÇok ağırım yaptığım işe\nİş istemiyor çok neşe\nDünyada olmaz neşe mü’mine\nDua istiyorum bir tane\nN’olur dua istiyorum bir tane, sadece bir tane.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dualar 1",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nDua\n\nEl aman, el aman! Ey Kendinden başka ilah olmayan! \nAzad et bizi; dünya, kabir ve cehennem azabından.\n\nBerlin, 23 Ağustos 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DUA /Senin için/",
        "poet": "Hasan Fahri Tan",
        "poem": "\n\nEy Can,\nBugün Cuma...\n\nVe bugün\n/senin için/\nDualar doldurdum avcuma...\n\nYüzüme sürmedim ellerimi; \nGökyüzüne savurdum\nFatihalarla...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dualar 2",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nDuam\n\nEy dertleri Alan, ey dertlerden Kurtaran! \nYardımını yetiştir ya Rahmanürrahman! \n\nBerlin, 24 Ağustos 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dualarımda hep varsın",
        "poet": "Ali Osman Yılmaz",
        "poem": "\n\nMezarının  başında okunur taşın\nYanında fatiha isteyen  arkadaşın\nEllerim açık gönlüm sana duada\nYalnız kodun bu alemde beni arkadaşım.\n\nYaşadım ama sana doymadım bir an\nSensiz nasıl geçer, bilirmisin zaman? \nÖzlem özlem gülerdi dudakların\nHasretinden kurudu bak dudaklarım.\n\nCennette sefa sürersin şimdi aşkımın gülü\nBen divane yaşarken sensiz bu günü\nİsterdim gamzende olmak küçücük bir ben\nYüzünde aşkımı çağıran güllerin açarken.\n\nGeliyorum yanına yer aç bana ey sevgili\nAradım, bulamadım senden daha güzeli\nCanlansan diyorum, seviyorum dese yine dilin\nBağrımda  sıcaklığın, gönlümde dolmayacak yerin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dua Yolu İle; Alemlerin Rabbi Olan Allah'ımızın Takdirini Kazanacak Davranış Biçimi ve Söz Sarfiyatı İçerisinde Olabilmeliyiz! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nDua Duyarlılığı ile Allah’ımıza Açılmış Eller  Varoluşu Yaşar! .\n= 000.000.027 =\nManevi Zenginliğin Lisanı; Özgün Duaları ile: Vuslatını Arar! .\n\nOKUNUŞU ve MEÂLİ ile BÜTÜN DUALAR\n\n“Niyet ettim abdestliği giderip namaz kılmak ve Allahu Teâlâ’nın rızasına yaklaşıp hoşnutluğuna kavuşmak için abdest almağa.”\n\n{ Sayfa:024, Paragraf:01 / Derleyen: Dr. Abdülvehhap ÖZTÜRK / TİMAŞ YAYINLARI / 20 Şubat 2009 Cuma 16:55:44 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duadaki Güzellik",
        "poet": "Şadan Yenişafak",
        "poem": "\n\nDualardaki güzellik Aminlerle süslensin \nYarap sen vermeyi murat ettiğini kuluna istetensin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dualar Hakka arzdır",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nYarın günlerden Cuma \nCuma mümine farzdır\nGerek duyulmaz yoruma\nDualar Hakka arzdır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dualarımı Üfledim....",
        "poet": "Hürrem Yalçın",
        "poem": "\n\nMahalledeki çocuklar\nMutlu olsunlar diye\nDağıttım sevinç\nKurabiyelerimi hepsine......\nYerleştirdim albüme\nSiyah beyaz resmini\nMotoru öksürüklü arabanın\nKoşturduğu yorgun tekerlerine\nDualarımı üfledim\nGittiğin bilinmeyen yollarda\nSeni karşılasınlar diye.....\n\n14.04.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dualarım Geldi mi? ANNEM...",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\ncuma önü\nevindeydim annem\nkapını açtım\nburcu burcu sen koktun annem\nevin soğuksa da\nanıların ısıttı beni annem...\nağladım...\nağladım...\nbana yetmedi annem...\nCuma'da\nÇınarlı camiindeydim\ncuma sonu\nyine sana geldim annem...\nağladım..\nağladım...\nhem  ağladım\nhem okudum annem\ndualar yolladım\ngeldi mi? \nannem...\n\nFikret Turhan-Yalova,\n28.11.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dualarımız Müşterek",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nYeni bir Cuma sabahı,\nSevmez mi mümin Allah'ı,\nDualarımız müşterek,\nİsteyelim hep felahı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dualarımız Seninle // Ömer Lüfi Mete Ağabey",
        "poet": "Ali Rıza Atasoy",
        "poem": "\n\nAsli meşguliyet alanımın dışında “yazmak” anlamında şiirle uğraşmaya ilk kez onunla başladığımı söyleyebilirim. Daha önce birkaç söyleşide de dile getirdiğim gibi, ilk kez şiir yazmaya 1980-1984 yıllarında üniversite öğrencisi olarak bulunduğum Erzurum’da başlamıştım.O tarihlerde abonesi olduğum Ahmet Kabaklı hocanın Türk Edebiyatı Dergisinde “Sanat Fidanlığı” adında bir şiir köşesi vardı.Bu köşeyi Ömer Lütfi Mete yönetiyordu.Aynı dergide zaman zaman kendisinin de şiirleri yayınlanırdı ve onları büyük bir keyifle okurduk.Birçok şiirsever ve okuyucu gibi bendeniz de şiir denemelerimi bu köşeye gönderirdim.O yıllarda bazı ulusal gazetelerin şiir köşelerinde ve Türk Edebiyatı Dergisinin Sanat Fidanlığı köşesinde, bu ünlü edebiyat dergisinin iç sayfalarında birkaç şiirim yayımlanmıştı.Bunun üzerine artık bizim fakültede okul arkadaşlarım bana “şair” diye hitap etmeye başlamışlardı.O gün bugündür aradan geçen çeyrek asrı aşkın zaman diliminde görüştüğüm okul arkadaşlarımın ilk hitap sözcüğü halen “şair” olarak başlar. Daha önce de birkaç kez ifade etmiştim; bu durum bana her zaman büyük mutluluk vermiştir.Ve bu sıfatla hitap edilmekten, anılmaktan halen büyük mutluluk duymaktayım.Bunu saygıdeğer Ömer Lütfi Mete ağabeyimize borçlu olduğumu belirtmek isterim. \n\nBizim için üniversite öğrenciliği dönemi sona erip memlekete dönüş yaptıktan sonra, hayatın meşgalesi içinde “şiir yazmak” anlamında bir fetret devri başladı, birkaç yıl öncesine ve antoloji.com ile tanışıncaya kadar.İşte üniversite öğrenciliği dönemi bitttikten sonra hayata atıldığımız uzun yıllar boyunca da Ömer Lütfi Mete ismi bende saygıdeğer bir şair olarak kalmıştır.1990’lı yıllardan itibaren medyanın ve kitle iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birilikte özellikle televizyonlarda “Deli Yürek” ve “Kurtlar Vadisi” gibi seyirciyi ekranlara kilitleyen dizilerin arkasında senarist-söz yazarı olarak onun imzasını görmüş olmaktan kendi adıma ne kadar kıvanç duymuşumdur. İlerleyen yıllarda da yine televizyonlarda ve çeşitli medya araçlarında dini-siyasi-ekonomik ve sosyal konularla ilgili pek çok tartışma programında izlediğim bu Türk aydınına kendi adıma bir kez daha hayran olmuştum.Ve son birkaç yıldan beri de bir ulusal gazetedeki köşe yazılarını hiç kaçırmadan okumak bende bir tiryakilik halini almıştı.Böylesine on parmağında on marifet olan bu saygıdeğer Türk aydının, yıların birikimini o mütevazi ve aynı zamanda gözünü budaktan esirgemez tavrıyla kendi toplumuyla paylaşma çabası benim için her zaman takdire şayan olmuştur. \n\nYaklaşık bir ay kadar önce izinli ve tatil nedeniyle bulunduğum memleketim Ankara’nın Çamlıdere ilçesinde günlük gazetelere bir göz atmak ve tabi aynı zamanda Ömer Lütfi Mete ağabeyin köşesini okumak için Öğretmenevine çıkmıştım. Gazeteyi elime alır almaz Ömer Lütfi Mete ağabeyin bir kalp krizi geçirdiği ve hastaneye kaldırıldığı, durumunun ciddiyeti koruduğu haberiyle adeta şok olmuştum.İşte o ilk haberi okuduğum günden beri izin bitip görev mahalline dönünceye kadar, bu kıymetli vatan evladının sağlık durumuyla ilgili haberleri yeteri kadar takip edemedim.Bugün yine Öğretmenevinde gazeteleri elime alır alamaz, onun sağlık durumuna ilişkin bir haber olup olmadığına baktım.Halen İstanbul Doktor Siyami Ersek Eğitim Ve Araştırma Hastanesinde yoğun bakım halinin devam ettiği ve durumunun ciddiyeti koruduğu haberiyle bir kez daha acı duydum.Ve bununla ilgili olarak bugün bir ulusal yayın organında (Yeni Şafak Gazetesi)         Ali Murat Güven imzasıyla yayımlanan aynı başlıklı aşağıdaki (Bu Şiirin Hikayesi)        yazı adeta duygularıma tercüman olmuştur.Bu nedenle bu yazıyı siz değerli sanat dostları ve şiirseverlerle paylaşmak istedim.Saygıdeğer Ömer Lütfi Mete ağabeyime Cenab-ı Allah'tan acil şifalar diliyorum.Saygılarımla.17/08/2008 – ali rıza atasoy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duaların Benimle Olsun Anne(askerim)",
        "poet": "Mesut Kabamaklı",
        "poem": "\n\nBende gidiyorum askere \nhakkını helal et anne \ngöremediklerime selem söyle \nduaların benimle olsun anne \n\nvatan borcu namus borcu \nşerefin en güzel yolu \nbelki şehit belki gazi olurum \nduaların benimle olsun anne \n\nyarim yollarımı bekle bekle \nne olur çabuk gel teskere \nanam babam sılam gözümde \nduaların benimle olsun anne \n\nvatan borcu namus borcu \nşerefin en güzel yolu \nbelki şehit belki gazi olurum \nduaların benimle olsun anne \n\nMesutkabamaklı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duam",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ntanrım güç ver yoksula\nyaşaama sevinci ver\nkaranlık dünyasında\nçektiği acılara karşın\nver sevinin öpüşünü\n\ntanrım mutlu bir aile  ver\nyurdu ver onlara\nyaşamaya tutkun\nyurduna tutkun\nöyle sevdikleri gibi\n\ntanrım tarlasına bereket ver\nberekete ersin yuvası\nkafa dengi yaşasın ışısın geceleri\nkara karı kızıllık içinde\ntanyeriyle ağarırken\n\ntanrım yeniyol göster onlara\ngözüyle gördüler yıkımı\nsavaşın açlığın korkunç yüzünü\nçünkü yaşamaları gerek\ninaatla çıdamla\n\ntanrım özgürlük ver onlara\nutançları yıksınlar\ngüç ver\nerk ver,utandırma onları\n\n08:40 10.04.2009 ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dualarında Olmak Ne Güzel Sinem",
        "poet": "Ahmet Okur",
        "poem": "\n\nSenin şifren uzaklardan S diye gelendi\nİçimi MERHABA sözüyle derinden delendi\nNerden.. kimdi.. bir kelimeyle içten gülendi\nEvet bir şiirimle beni kendine kardeş bilendi\n\nMerhaba dediğimde bir kardeş olmuştu uzaklarda\nİsmi vardı Hz. Muhammedin o güzel dudaklarda\nSadakat ve sevgi çiçek olmuştu tebessümlü yanaklarda\nEnsarın ismi anılıyordu ana olduğu çocuklarda\n\nVadiler kadar derin bir kalbi vardı\nDeryalar kadar sabrı uzak bir diyardı\nİsmini söylediği sevgili bana da yardı\nMuhammed deyince kalbimi ikiye yardı\n\nSevdi seni benim yanıklarla dolu sinem\nSağ ol yüreğinle kardeşim Sinem\nSevileceksin bir kardeş gibi Sinem\nSenin aşkına ortaktır benim de sinem\nSenin dualarında olmak ne güzel SİNEM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dualarındaki Amin Olayım",
        "poet": "Osman Demircan",
        "poem": "\n\nKaranlığında yıldız yap beni. aydınlığında gölgen olayım. Her gün geçtiğin yol olayım. Eteğinin ucunda dantel, ellerinde eldiven olayım. Hep seninle olma isteğidir bu. Göz kapaklarında kirpik, bakışlarında manzara olayım. Olayım olayım sevgilin olayım. Şiirlerinde ahenk, kaleminin ucunda yazı... En mutsuz anında yüzündeki gamzende gül olarak biteyim. Burnunun dibinde hep olma isteğidir bu. Lütfen burun kıvırma bu isteklerime. Dualarındaki amin olayım. Senin de hep dualarında olayım. Öpemediğim yüzünde bir ben olayım. Saçlarının diplerinde tarak izi olayım. Bir duygu anıdır bu. Sen hiç duygudan anlamaz mısın? Senin başka kapılarda ne işin var? Ellerinde tokmak ben olayım. Vur yüreğimin kapıları sana ardına kadar açılsın. Yüreğimde sen yoksan, nabzım durmuştur. Bir sevgi çığlığıdır bu? Sen hiç sevgiden anlamaz mısın? Hiç yankılanmaz mı, coğrafyanda sesim. Yüce dağlarında bir eşkiyayım. Silahımın namlusu zirvelerindedir, sesim bir kurşun çınlamasıdır. Sesimle çığ düşür ayak dibime. Gel bana yeter ki... İster kar olarak gel, ister çığ olarak gel, ister ölüm olarak gel. Ne olursan gel, bu beden soğuğuna da, karına da razıdır. Helaldir sana yüreğimdeki her kan. Gel dök kanımı. Belki öldüğümde canımı ne kadar yaktığını anlarsın. Bütün sinir uçlarımdasın. Tenime damla damla düşmekte aşkın. Beni çıldırdığının farkında mısın? Hiç çocuk oyununda kaçar bilyeler bir baba gibi geri döner mi? Benimle oynama bu kadar. Bir gidersem, dağların büyüklüğüne bakmam. Salarım kendimi yokuş aşağı. İşte o zaman ellerin bomboş kalır. Parmakların karanlığı yırtar sonra. Bir kelebek misin yoksa, ne bu gül gülüşlerine tutkunluk. En çok karanlıktan kelebekler korkar. Çünkü karanlığın yalnızlığında, kelebekler gülleri ararlar. Gülleri göremeyince de yalnız ağlarlar. Gel öyleyse kelebeğim, gel yanıma. Yüreğimi gül bahçesi yapayım sana. Ne renk istersen o renge bürüneyim. Acılarınla mor olayım. Mutluğunla sarı olayım. Senin yanında rengarenk olayım. Lütfen sevgilin olayım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duam",
        "poet": "Halenur Kor",
        "poem": "\n\nBir tebessüm saklanmış dudaklarında,\nAra sıra eğilip de bakıyor bana.\nBu mutluluk gülüşünü her zaman sakla,\nYüzün keder ile sakın solmasın.\n\nAcını, öfkeni, gözyaşlarıyla,\nAt uzaklara, çok uzaklara.\nSevgi dolu yüreğin hiç kararmasın\nAcı ile, keder ile kalbin dolmasın.\n\nGüzellikler, mutluluklar seninle olsun,\nBembeyaz bir çiçek gibi aç da öyle kal.\nBütün dileklerini çiçekler gibi,\nMutluluk bahçesinden kopar kopar al.\n\nDoğruluk göz kamaştıran bir ışık gibi\nAydınlatsın her zaman hayat yolunu.\nEllerin boş kalmasın benimki gibi,\nHer zaman sevgiyle tutanın olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duam",
        "poet": "Yusuf Bozkaya",
        "poem": "\n\nSeni bilmeyen nefis her cüzdanda pul olur.\nKalbe girerse şeytan her günah makul olur.\nEy Rabbim içimden eksiltme imanımı,\nKorkarım ki bu nefis kula bile kul olur.\n\n20-08-2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duam...",
        "poet": "Yaşar Kaçar",
        "poem": "\n\nYarab,\nGözümden aldığın uykuyu; Yüreğime Aşk,Gönlüme huzur diye ver.\n\nRuhumdaki fırtınayı azdır,Yaşama sevincimi arttır.\n\nBenden beni al,Onu ver.Bensiz olayım ama onsuz olmayayım.\n\nDudaklarımın,gözlerimin,ellerimin,yüreğimin üşümesini dindir.\n\nBeni Onunla ve Kendinle doldur.\n\nBilirim ki; Aşk senindir.Ve bilirim ki yasak değildir,Günah değildir.Ve yine bilirim ki günah olsaydı; Bu günahı işleyen Kaysları,Mevlanaları,Şemsleri ve dahi Yunusları yakmaz idin.Onları yakdığın gibi beni de yak.\n\nBilirim ki Aşk yasak olsa idi Peygamberime Habibim demez idin.\n\nBeni Kays eyle gezdir,Şems eyle döndür,Veysel eyle gördür.\n\nBu alevi bu kandilin ışığı oldukça her daim yak.Söndüreceksen mumunla birlikte söndür.\n\nAmin...\n\n27 Mart 2012 04:07\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dualite",
        "poet": "Mehmed Arif",
        "poem": "\n\nduydun mu nedir dualite\nkulak ver öyleyse söze\nvarsıl yoksul yanyana\nister gül, ister ağla\n\nistanbulda bir uzak\nöksürsen ataşehir duyacak\nbir sokak ötedeki refah \nmasal şehri atlantis kadar hayal\n\n‘dualite’ diyordu bu garip duruma yabancılar\nbundan besleniyordu bütün şişkin cüzdanlar\n‘dualite’ kokuyordu şehrin sokakları\ndualiteye uyanıyordu her sabah yumurcaklar\n\nokul servisi alırken have’leri\nhave not’lar seyrediyordu onları\nsokak öğretiyordu karın doyurmayı\nhayatta kalmaktı oyunun değişmez kuralı\nüç beş kuruşla dönülürse akşama\nyüzlerden bir tebessüm yayılırdı sofraya\numut çorbasından düşen payla girilirdi yatağa \nzengin kalkılacaktı nasılsa bir gün şafakla\n\ngün ağarırken varoşta ağır ağır\nçiğ düşmüş çimenlere değiyordu bir bebeğin ayaları\ngözlerini oğuşturuyordu bir gelin güneşe karşı\nköpek dövüştürüyordu bir tarafta çocuklar \nbaş açık, ayak yalın\nyola düşüyordu diğer yanda kadınlar\nbir köpek, bir beygir ve bir tahta araba\nsermaye tamam haydin düşelim yola\nhurdacılar bizi bekler akşama\n\n‘dualite’ diyordu bu garip duruma yabancılar\nbundan besleniyordu bütün şişkin cüzdanlar\n‘dualite’ kokuyordu şehrin sokakları\ndualiteye uyanıyordu her sabah yumurcaklar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duam",
        "poet": "Hüseyin Sönmez",
        "poem": "\n\nAile hayatım ibadet,\nEvim her daim mâbet,\nHer şeyim Allah'a emanet,\nOlsun...\n\nSel sel aksın,gönlümden muhabbet,\nHer yerde edep,ya hu edep,\nBir nur olup,insin rahmet,\nBaşıma gelirse bir musibet! \nYardımcım Allah'ım\nOlsun...\n\nGözüm tok, kazancım helâl,\nKimse sormasın neden, niçin sual,\nTanrım kimseye vermesin zevâl,\nAllah'ın sevgisi hep gönlümde\nOlsun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duam Sana Ya Rebbül Âlemin",
        "poet": "Tahsin Emek",
        "poem": "\n\nDUAM SANA YA RABBİM\n\nEy yeri göğü dünyayı\nYeddi kat yüce semayı\nÂdem babamızı Havva anayı\nYaradan yüce rabbim\nSana geldim sana sığındım\nKapından beni mahrum eyleme\nMuhammed-el Mustafa hürmetine\nOnu canı kadar aziz bilen ehlibeytine\nBu mübarek ayda indirdiğin KURANI-KERİM’DE \nAdı geçen tüm Enbiya ve resullerinin hürmetine\nFatima anadan Hasan ile Hüseyninin hürmetine\nSana inanan bütün İslam âlemi hürmetine\nYüce kapına geldim beni reddetme\nKitabımda geçen doksan dokuz ismine\nAyrı ayrı anarak yalvarıyorum beni affeyle\nBeni ve Müslüman kardeşlerimle birlikte\nBizlere hidayeti eyle\nİlim ve irfandan bizi mahrum eyleme\nZalimlerden bizleri koru \nBu mübarek gecende \nBilerek ya da bilmeyerek \nİşlediğimiz günahlara tövbe ettik\nDualarımızı kabul eyle \nOrdumuzu \nKarada havada denizde \nVe her yerde Nasır eyle\nÖNDERİMİZ ULU ATATÜRK\nVe tüm silah arkadaşlarına rahmet eyle\nBu mübarek gecende şehitlerimizi kutsa rahmet eyle\nNimetlerinden bizleri mahrum eyleme ya REBBÜLALEMİN\nBeni ailemi ve de tüm İslam a inananlara bu geceni \nVe de her geçeni ve gelecek gecelerini kutsa \nBu duamı sana habibin Muhammed vasıtasıyla diliyorum\nKabul eyle ya Rabbi Âlemin ‘Amin ALLAHIMMA Âmin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duası Aşkın Papatya",
        "poet": "Nurullah Bulat",
        "poem": "\n\nSen kalbime nefes, yoluma pusula olacak bir yıldız gibi parlıyorsun. Gökte onlarca yıldızın arasından, siyahın içinde beyaz gibi. Bazen kuş gibi konuyorsun pencereme, görüyorum gağasında bir demet papatya; seviyor sevmiyor hesabına kapılıyorsun.\n\n\"Papatya, güle ne gerek var şiirlerimde seni anlatmadığım satır mı var? \"\n\nYahut bir gonca gül oldun düştün AŞK bekleyen sevgi bağrıma veyahut kuş oldun uzaklaradan uçarak geldin bana. \n\nŞimdi söyle sevdiceğim seni anlatmadığım satır mı var? \nİsmini dualayarak seni ALLAH'A emanet etmediğim gün mü var?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duamdasın Her Gece",
        "poet": "Levent Kayahan",
        "poem": "\n\nNe  iyi ettin de geldin girdin   gönlüme\nSeni  şu yüreğime yar olasıca seni\nNasılda  ışık saçtın  bu  karanlık  ömrüme\nSeni  bastığı  her yer  nur olasıca seni\n\nBir tek sözün yetti.de beni aşık etmeye\nBir  ümidi bin ettin  hayal sattın mavi.ye\nO halde neden birden   karar  verdin  gitmeye\nSeni başka  bir  gönüle   dar   olasıca seni\n\nBedduamda değilsin  duamdasın her gece\nYer etmez şu kalbimde sana  kötü  düşünce\nRuhuma bahar  gelir  sen aklıma gelince\nSeni  ömrümün  her anında  var  olasıca seni\n\nHer nerede  olursan ol bilirim benimlesin\nBahtın  <karakış<  sa da sevda mevsimindesin\nDuygumda yüreğimde  ruhumda beynimdesin\nSeni   mutluluk  denizinde   boğulasıca seni\n\nGönlüm sana ait.tir sana  özel  her  köşe\nKendi zevkine  göre  her yeri  daya  döşe\nBir  an  endişe etme rastlamazsın ateşe\nSeni  sevgi  ormanında   har olasıca sen\n............................................................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dûayên sibê",
        "poet": "Ekrem Ebis",
        "poem": "\n\nDUAYÊN   SIBE\n\nXwedayêm; \nGelê min bi parêzi Ji  hemu derd û bela\nDoza Muhammedî  ranekî  ji ser va mila\nHezkirina olê  îslamî dernexî Ji van dila \nLi ser vê erdîgeha min bi destûra te \nSed hezar salan kêm nebin banga mela \n\n02.10.2013  Saat:05.00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duayla Yağmur Yağmaz!",
        "poet": "Mulla Hüseyin Hatibinoğlu",
        "poem": "\n\nDuayla yağmur yağmaz diyordu bir tahsilli,\nİslam yağar diyor da, adam tam din cahili! \nKuraklık yağmur duasının gelme vaktidir,\nAnlamaya yeter mi acaba kuş beyinli?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dublaj",
        "poet": "Emre Ballak",
        "poem": "\n\nDönülür,yanlış yol elbet var hayli viraj\nDilden dile akıştı aşkımız var hayli dublaj...\nİlelebet Yabancı/27 Haziran 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duaz-ı İmam",
        "poet": "İbrahim Yuka",
        "poem": "\n\nDuaz-ı İmam\n\nGel Dilber Ağlatma Beni Şah’ı Merdan Aşkına\nDu Cihanın Ranıması Şii Yezdan Aşkına\nŞahım Hasan Pir Hüseyin Kerbela Meydan İçin\nLütfedip Bağışla Cürmüm Ali Süphan Aşkına\nDost Dost\n\nİmam Zeynel Abidin’in Abına Umdumusa\nArayıp Özünde Bakırı Buldunusa\nCeddin Evladı Muhammet Cafer’i Bildin İse\nRahme Gel Ol Şahı Merdan Ali İmran Aşkına\nDost Dost\n\nSeyid Musa’yı Kazımdır Ehl-İ Beytin Serveri\nCanı Aşkı Nuş Edenler Müpteladır Ekseri\nŞahı Şehidi Horasan İmam Rıza’dan Beri\nMüptelayı Merhamet Kıl Kalb-İ Viran Aşkına\nDost Dost\n\nEy Virani Çıkma Yoldan Doğru Raha Gel Beri\nMuhabbet Şevkat Senindir Ey Hasan-Ül Askeri\nEvliyalar Serfirazı Hacı Bektaş-I Veli\nSen Ganisin Ver Muradı Devri Mihtan Aşkına\nDost Dost\n\nAşık Nesimi ÇİMEN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dudağı Kir(az)",
        "poet": "Zafer Zengin Etnika",
        "poem": "\n\nGeceyi yazdım dizelerime\nGündüzleri\nKaranlığı göremem de...\n\nSigara mı öpüyorum\nDudağı kir(az) \n\n8 SUBAT 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dudağım Tenine Hasret",
        "poet": "Orhan Erdoğan",
        "poem": "\n\nBilmiyorum sen nerdesin\nHangi sahte sevgidesin\nO     şaşaalı  yaşantından\nDön gel  desem  döner mi sin? \n\nEllerim eline hasret\nKulağım sesine hasret\nDudağım  tenine hasret\nDön gel desem döner mi sin? \n\nSevmiştim,  vazgeçemem\nSeni kalbimden silemem\nUnutmayı hiç seçemem\nDön gel desem döner  mi  sin? \n\nEllerim eline hasret\nKulağım sesine hasret\nDudağım tenine hasret\nDön gel desem döner mi sin? \n\nNe kadar şen görünsem de\nSızın saklı yüreğimde\nSevgimizin ilk yerinde\nDön gel desem döner mi sin? \n\nElerim eline hasret\nKulağım sesine hasret\nDudağım  tenine hasret\nDön gel desem döner mi sin?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DUDAĞıMDA BIRAKTIN  ACI BİR KAHVE TADI",
        "poet": "Ayşe Özdemir",
        "poem": "\n\nDudağımda bıraktın acı bir kahve tadı\nHer busenin ardında yakan ayrılık vardı\nDağıttım yıldızlara bu gece efkarları \nDudağımda bıraktın acı bir kahve tadı\n\nYansın bütün yıldızlar alsın bende ki harı\nYıkılsın üzerime bin kez hüzün duvarı\nHatırlamasın asla hazan kokan baharı\nDudağımda bıraktın acı bir kahve tadı\n\nSerptim bütün göklere ruhumda ki siyahı\nBelki kapatmayacak yılların arasını\nBilmeyenler utansın sevginin manasını\nDudağımda bıraktın acı bir kahve tadı\n\nBundan sonra şarkılar damardan çalmayacak\nGarib bir sessizlik ki adın anılmayacak\nYanımdan geçsen bile cismin tanınmayacak \nDudağımda bıraktın acı bir kahve tadı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dudagımda ki sen",
        "poet": "Mehmet Demiroğlu",
        "poem": "\n\nMerhaba hasret çektiren, gözyaşı dökdüren merhaba, merhaba hicranımdan habersiz arzu halimi bilmeyen ümitsiz aşkım merhaba....\nBiliyormusun? ben hala ordayım hayallerimin başlayıp ümitlerimin bittigi yerde öylece beklemekdeyim aynı kafede aynı masada ama,seninle degil hayalinle  başbaşa.Bir gidiş değildi ki o gün.O gün namlunun ucuna kurşun sürüştü şİmdi bir tetiğin ucundadır sitem dolu hayatım,çek istersen bitsin ne farkeder ki.Uzaklardasın belki ama bir okadar da yakında,ben gönlümün penceresinden ümitsiz aşkımı seyretmekteyim.Ya sen yalnızmısın dersin boş kaldırımlarda yürürken kaldır başını da bir bak bakalım semaya.Sende görebilecek misin beni.Boşmu sanıyorsun tutmamın yasak kılındıgı ellerini uzat bakalım boşluga doğru sen de tutabilecekmisin ürkek ve soğumuş ellerimi? \nBeni yaşatan sen olduğun halde soluduğum sensizligin ta kendisidir, umutsuzluklar gözlerimin önünde raks etsede, hepsini ellrimin tersiyle itip ümitsiz aşkımı syre koyulurum yeni baştan, ama gel görki seyretmekle yetinmiyor bu yürek, tıpkı senin dedigin gibi sevdiğinin bahçesinde bir gül olamayacagını anladıgın an hani en acı andıya yüregime nakış gibi işlenen bu söz işte bahceyi uzaktan seyretmekde o kadar acı bir şey...\nKeder demir parmaklar misali çevrelemiş etrafımı, barajlar misali doluyum ama bendimi çigneyip taşamıyıyorum sana doğru. Adını koymuşuzya en başından ümitsizlik diyarında ümitsiz bir aşk diye, ne kadar istesekde aynı okyanusda buluşamayız, ben dicle, sen fırat olsan ne cıkar bu ardı sıra dağları kaldırmamız imkansız, biz hiç birleşemeyecek iki çizginin üzerindeyiz, buluşa bılecegimiz tek bir nokta var sa o da hayallerimiz,,,\nNe hakla sen den bir şeyler isteyebilirim ki ne hakla kara kaderime ortak ederim  seni söyleyebilirmisin ne hakla, sen hayalleri idaalleri olan tertemiz bir genç ben kendini talihsizlige adamış zavallı yürek...\nİşte ben hep bu hallerdeyken geceler koşar imdadıma karanlık,zindan geceler.  Ne kadar kimsesizligimi çaresizligimi haykırsada suratıma, beni saninle buluşturan zamanlardır. Ben hep bu anlarda sensizlik diyarından sana doğru gelirim, yatagımda,yorganımda, yastıgımda sen olursun ve ben böylece rahat uyurum senin kollarında...\nBen kendimi hep farklı kıldım biliyormusun ızdırabımıda farklı yaşarım, kimseler bilmeden hatta sana bile sezdirmeden,eller gibi degilim ben onlar şarap koyar meyine efkarını dagıtır, ben göz yaşımı içerim işte bu gerçekten sensizligin tadıdır dudaklarımda. Ve ne kadar acı olsada bu tat orda öylece kalacak...Dudagım da ki sen öylece duracak, tıpkı  yüregimde durdugu gibi..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dudağın Bir Ateş",
        "poet": "Salih Ogül",
        "poem": "\n\nGüldüremedim gözlerini suçum büyük biliyorum\nBen bu bakışları yıllardır her yanımda taşıyorum\nKah dağ başlarında ateş yakıyor gözlerin dumanlı\nKah denizlerde bir yakamoz gözündeki ay ışığı….\nÜşürken içimde kalbi kırık, sessiz hıçkırık\nBir gün batımı lodosla geldi gözlerine ilişen ayrılık…\n\nKırık kanatlı bir martı gibi salındım denize doğru\nBir yanda yalnızlığım,bir yanda geçmişin uğultusu\nO gece ne ay vardı imdadıma ne bir yıldız gökte\nHüzünler ve gözyaşı kol kola etrafımda nöbette…\nKaderin geceleyin düşmekmiş hasta kalbime\nDilim söylemez ey yar derdi bini geçse de…\n\nEy sevgili gün batımı manzarası karşımda simdi\nBu nasıl tatlı rüzgar esen, bu nasıl bir  ikindi.\nGözlerim gözlerine değiyorken kalbini dinle\nÖmrün unutulmaz bir anında el eleyim seninle.\nGecenin serinliğinde ısıtır parlayan gözler\nDudakların bir ateş, yanar  öptüğün yerler…\n\n                                                   11 Ağustos 2008/ Isparta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dudağın (S. Aksu'ya)",
        "poet": "İrfan Şimşek",
        "poem": "\n\nKıpkırmızı yanar ateş,\nDomul domul al dudağın.\nÖpmelere kıyılır mı? \nYeni açmış gül dudağın.\n  ******      ******\nGül dudaklar aralanmış.\nİnci dişler sıralanmış.\nBu gönlümü yaralamış,\nŞeker midir, bal dudağın.\n   ******    *******\nGün batımı grup vakti,\nGizliden gönlüme aktı.\nYaktı bu kalbimi yaktı.\nAlev midir, kor dudağın.\n\n İrfan ŞİMŞEK  -  Haziran-1978\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dudak",
        "poet": "Gülhan Özkara",
        "poem": "\n\nBen kadınların  dudaklarının güzelliğini\nÖlünceye kadar sanırdım\nNiye ruj kullandıklarını\nDaha şimdi anladım\nİnsanların hayvan ısırışları \nEski sevgililerde\nNe gül koymus ne yaprak\n2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "…….Dudağımda Tutsak, Sevgi Gülümseyişleri……..",
        "poet": "İlknur Köknar",
        "poem": "\n\nSon kez gözyaşlarıma dokunabilsen\nSonsuzluğun şerbeti dolardı, kadehime\nYarım kalmış, bir roman gibi tozlandın\nSenle düşlenen geleceğe, tükürdüm bu gün ben! \n\nArdına bakmadan kırdın, içimdeki sevgiyi\nDudağımda tutsak kaldı, sevgi gülümseyişleri\nDesem ki “ömür içinde, yalan elbisesin”\nNe yarar, parçalanmış güneş avuçlarımdaki! \n\nSuç diye bir şey yok, ayrılıkta bir düzendi\nGönüle ger gelen insan, öğreticiydi\nSen, yarım kalışların öğreticisiydin\nBense, sebepsiz gidişe mum yakan bir öğrenci! \n\n30/08/2009-03:42\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dudak Değmez...3 Leb Değmez...",
        "poet": "Aşık Mahmut Çelikgün",
        "poem": "\n\nArılar alâ çiçeği,\nSeçer,şükür eyler kardeş\nÇok çalışır dağdan dağa\nGöçer,şükür eyler kardeş...\n\nTurnalar yüksekte gezer\nSunalar göllerde yüzer\nKuşlar gökte kanat süzer\nUçar,şükür eyler kardeş...\n\nÇağlar taştan taşa seller\nYâr saçını okşar yeller\nYazdan yaza gonca güller\nAçar,şükür eyler kardeş...\n\nÜstüne kursan da çatı\nEyerle sen de kır atı\nÇok kul dünyada sıratı\nGeçer,şükür eyler kardeş...\n\nİnançtır hakikat yolu\nHoşgörüdür sağı,solu\nÇelikgün'de Hak'tan dolu\nİçer,şükür eyler kardeş....\n\nAşık Mahmut ÇELİKGÜN.\n\n-Bu şiir halk ozanları arasında leb veya dudak değmez diye geçer.Bu şiirlerde b,f,m,p,v gibi harfler kullanılmadan iki dudak arasına konulan bir iğne ile söylenir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dudak Bükenlerin Vay Haline",
        "poet": "Ali Kılıç Kakiz",
        "poem": "\n\nUğrunda can verilen değerler,ecdadımızdan yadigâr,\nOnlar sarsılmaz  kaynağa sarıldılar ecel gelene kadar.\nBundan öte yücelik, bunun ötesinde  makam olmaz.\n\nBaşlar dik gözler istikbalde,  yer gök titreyecek.\nUlu orta çifte atmak  bühtanda bulunmak, bitecek,\nDudak bükenlerin,buna cüret edenlerin vay haline.\n\nKalplerine zihinlerine,kilit vuranlar,ektiklerini biçecek,\nDünyada ki,saltanat günlerinin hesabını verecek.\n'Ruhuna ahiret penceresini kapatmak  yakışmaz sana.\n\nBrüksel /1991\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dudak",
        "poet": "Ertuğrul Şakar",
        "poem": "\n\nBir dağ mısın\nBir gül yaprağı mı\n\nKelebekler vadisi\nGönlümün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dudak İzlerimiz Kalsın Hatıra..",
        "poet": "Mehmet Ali Tuna",
        "poem": "\n\nTesadüfmü bu karşılaşmalar o bakışlar manalı konuşmalar söyle tesadüfmü,Gölge gibi takiplerin otobüs duraklarında beklemen olurmu bu kadarı sabahları karşı kaldırımda duruyor olman, sessiz telefonlar hepsi tesadüfmü,söyle beni sevdiğini yalana dolana gerek yok,Belki seni bekliyorum bir adım ötende otururken öylesine seni düşünüyorum.Bırakma beni böyle boynu bükük ağlamaklı çocuk gibi, her görüşte kalbimin hızlı çarpması yeni bir aşka gebe,gözüm yollarda seni arıyor geçtiğin yerler hep sen kokuyor aşığım ben hem de köpekler gibi güzelim,yetmezmi bu kadar naz gel artık. \t\t\t\t\t\t    \n\nBir sabah yanımda sen ol ilacım,dermanım gözyaşıma karışan Leylam sen ol, dokunuşların titretsin ayin yapar gibi dans edelim birlikte.Yalnız beni sev düşlerinde ben olayım çünkü ben sadece seni görüyorum gözlerimi kapatırken al beni benden götür senin cennetine melekler ülkesinde içerken aşk şarabını çıkartalım mehtabın tadını dilekler tutalım kayan her yıldızda utanmayalım işlerken günahların en günahını fark etmez senle olduktan sonra razıyım cehenneme hem de yedi kat dibine, yaşarken en mesut sevdamızı mevsimler gelsin geçsin senin muradın ben olduktan sonra,yaşlanalım birlikte sakın sen önce ölme dayanamam ayrılığa bende gelirim. Mezarımız yan yana olsun ayrılmayalım damla damla tadalım mutluluğu içerken saadet şerbetini aynı bardakta dudak izlerimiz kalsın hatıra.\n\nİşte böyle bir tanem tadarken aşıklar çeşmesinden avuçlarımdan kana kana içelim saatlerce bakarken gözlerine götürürsün sevdalara hem de en şahanesine korkularım gider, konarken omzuna mutluluk şelalesi çeker beni hafiften bir esinti usulca sokulurum sol yanına şımarık çocuklar gibi yemek gelir içimden kırmızı elma şekeri yanaklarını…. \n\nYaz: Mehmet Ali Tuna\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dudak Payı",
        "poet": "Sunay Akın",
        "poem": "\n\nÇay bardağında \nBırakılan dudak payı\nKadar bile\nUzak kalamam\nGözlerine\n\nYakın olsun isterim\nEllerime ellerin\nYanındaki beton binaya\nYaslanması gibi\nKöhne bir evin\n\nSeni bir çivi\nGibi çaktım\nÇünkü beynime\nVe toplayıp\nBütün kerpetenleri\nAttım denize\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dudaklar sımsıcak",
        "poet": "Zeynep Aksu",
        "poem": "\n\nDudaklar sımsıcak saatlerde kapkaranlık öpüşmelere hasret……\n  Rüzgar büyük bir sesle yükseliyor…gökyüzü karanlık…\n Zenciyim ben…\nGece gibi…\n Afrika insanları gibi esmer..\n Köleydim her zaman…\nSaray basamaklarını temizledim ayakkabı boyadım\nBen emekçiyim..ZEYNO\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dudaklarım Küskün Bana...",
        "poet": "Ramazan Demirel",
        "poem": "\n\nSen konuşunca,\nDudaklarından ayrılmamak için çırpınan kelimeleri kurtarmak isterdi dudaklarım.\nAma yapamazdım...\nOysa bir kaç kelime duacım olsaydı o zamandan,\nBelki şimdi böyle sensiz kalmazdım...\nŞimdi yoksun ya,\nEn çok dudaklarım küskün bana...\nYokluğunun dayanılmazlığını haykıracağım,\nGel gör ki dudaklarım itaat etmiyor bana.\nSanırım,\nOnları dudaklarınla kavuşturmamamın intikamını alıyorlar,\nAldırmadan utanmama...\n\n(Ramazan 10.04.2011-Diyarbakır)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dudakları nar kırmızı..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Aşk..\n\nTane tane al kırmızı\nTadı şeker bal kırmızı\nSepet sepet nar toplamış\nDudakları nar kırmızı..\n\nNar çiçeği gibi güzel\nYürüyüşü sanki gazel\nAdımları benden evvel\nDudakları nar kırmızı..\n\nGül tomurcuk körpeklikte\nSöğüt altı gölgelikte\nOturdu mola verdi\nDudakları nar kırmızı..\n\nİşli yemenisi mavi boncukla\nBeli sarılı saten kuşakla\nBu güzel yakıyor adi gel bakma\nDudakları nar kırmızı..\n\nDeli yürek atar atar içimde\nGöreceğim varmış seni düşümde\nSere serpe uzanıver önümde\nDudakları nar kırmızı..\n\nNarı sevdim balı sevdim\nGün batımı bir gül sevdim\nSevda ile yanar içim\nDudakları nar kırmızı..\n\nTarih:04.06.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dudaklarımda Aşkın....",
        "poet": "Naz Akman",
        "poem": "\n\ndudaklarımda bir aşkın sıcaklığı\nyakar kavurur çöl ihtirası\nşehvetle açılan kollar\nsensizliği sarıp sarmaladı.......\nfırtına koptu yüreğimde\nseni savurdu beni vurdu\nsağanaklar boşaldı gözlerimden\naşkım çoktu...inanç boğuldu...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dudaklarımdaki Şarkım 1",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nMazinin koynunda uyurken hatıralar\nSevgiler gülüşlerin peşinden koşsun\nBir akşamüstü gün batarken\nBilki çoktan gitmişim haberin olsun.....\n\n\n21 / 09 / 2007  Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dudaklarımdaki Şarkım 5",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nHer sabah penceremi açıyorum\nAklımda hep sen varsın\nKapılıp bir rüzgara gelirim demiştin\nSakın kapatma gün boyu açık kalsın\n\n01 / 12 / 2007   Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dudaklarımdaki Şarkım 3",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nÇok çiçekler kokladım\nGülün yeri bir başka\nŞimdi anlıyorum sebebini\nBülbül neden düşermiş aşka....\n\n\n\n17 / 10 / 2007   Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Dudaklarımı Dudaklarınla Kapat Bu Gece",
        "poet": "Şakir Alimoğlu",
        "poem": "\n\nYoksun yine yanımda, çok yalnızım bu gece\nKadehle dudak dudağayım gene bu gece\nN'olur çık gel ansızın, sevindir beni delice\nAl elimden, kır kadehi, dökülsün gözyaşlarım\nDudaklarımı dudaklarınla kapat bu gece\n_____________Âlimoğlu___________\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dudaklarımdaki Şarkım 7",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nKalbim o kadında kaldı\nŞimdi bedenim boş bir kafes\nAnlamsız artık onsuz yaşamak\nOnsuz yaşamak bende son nefes.....\n\n07 / 03 / 2008  Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dudakların Kanamış",
        "poet": "Mehmet Bicik",
        "poem": "\n\nDudakların kanamış, kıpkırmızı olmuş.\nYoksa başkasına mı öptürüyorsun? ..\nİnsanlar toplanmış, meydana dolmuş.\nÇıkmış davulun önünde döktürüyorsun…\n\n13 Şubat 2002, Kırca\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dudaklarımızın Kilitlendiği Yer",
        "poet": "Fahrettin Koç",
        "poem": "\n\nHatırla,\nSokak sokak gezdiğimiz günleri,\nHatırla,\nSımsıkı tutuşmuş mutlu elleri,\nHatırla, \nSanki hiç ayrılmayacakmış gibi,\nDudaklarımızın kilitlendiği,\nO yeri.\n\nHatırla,\nKumrular gibi uçan gönülleri,\nHatırla,\nEl ele, göz göze donduğumuz sahilleri,\nHatırla,\nSanki hiç ayrılmayacakmış gibi,\nDudaklarımızın kilitlendiği,\nO yeri.\n\nHatırla,\nSevda yorgunu geceleri,\nHatırla,\nAşk ile söylediğimiz dizeleri,\nHatırla,\nSanki hiç ayrılmayacakmış gibi,\nDudaklarımızın kilitlendiği,\nO yeri.\n\n\t23 Nisan 1975, İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "~~Dudakların Kurt Kuş Öpsün~~",
        "poet": "Özay Karakuş",
        "poem": "\n\nbir gün benden uzaklaşırsan\n\nbaşkasıyla yakınlaşırsan\n\ngörürsem onla tokalaşırsan\n\nkırılsın bin yerden elin kopsun \n\ndudakların kurt kuş öpsün\n\nhoş bakar tatlı tatlı güler isen\n\nkalbleri  yakar ikiye böler isen\n\ngönlüm bin parça edip deler isen\n\nkırılsın bin yerden kalbin kopsun\n\ndudakların kurt kuş öpsün\n\nparaya pula inanır kanarsan\n\nsırf bu yüzden birine yanarsan\n\nağzında ismini yar deyi anarsan\n\nkırılsın bin yerden dilin kopsun\n\ndudakların kurt kuş öpsün\n\nMahrumi'yi bir gün eğer üzersen\n\nsana yüce aşkını çiğner ezersen\n\neski bir tanıdıkla dahi gezersen\n\nkırılsın bin yerden dizin kopsun\n\ndudakların kurt kuş öpsün\n\nÖzay Karakuş\n\n~~Münhasıran~~\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dudeyi!",
        "poet": "Safiye Ünlü",
        "poem": "\n\nbu sene leyleği havada gördüm …  \ntatil dönüşü daha bavulumdan telaşlarımı çıkarmadan düştüm yine yollara. \n…\nKaradeniz deyince akla farklı bir coğrafya geliyor. Oysa Karadeniz’in farkı sadece coğrafi özelliklerinden değil. Ayrıcalıklı doğal yapısı bir yana, binlerce yıldır çeşitli kültürlere kucak açmış bu bölgede yaşayan yöre insanının 'coğrafyası' da bölgenin kendisi gibi renkli, sürprizlerle dolu. Karadeniz farklı bir kültür; doğasıyla, mimarisiyle, insanıyla, deniziyle tüm ülke coğrafyasından içerisinde renkli bir yaşama ev sahipliği yapıyor. İnsan yaşadıkça seviyor bu memleketi; dimdik yamaçlarda çay toplayan, arıcılık, yaylacılık yapan çalışkan Karadeniz insanının da yapısı bu coğrafyaya uymuş sanırım. \n…\nKaradenizliyim derim sorulduğunda ama bu gezimde anladım ki hafif yavan kalmış Karadenizliliğim, Karadeniz’in bir şehrinde doğmak ve büyümek Karadenizli yapmıyormuş insanı bunu anladım. \nDoğu Karadeniz’e gittim yakın dostumun davetiyle Arhavi’ye… Karnaval gibi bir Festival in ortasında buldum kendimi. Karnavaldı evet, Festival hafif kalır gördüğüm coşkunun yanında. Bir yanda farklı ülkelerden gelmiş bir çok konuk folklor ekipleri kendi ülkelerinin kültürlerini sahnelerken bir yanda bütün Arhavi tek yürek horon tutmuş tulumla sokaklarda.  Horon için tuluma da ihtiyaçları yok ya hoş.! !  \nöyle güzel manileri var ki hiçbir enstrüman olmadan da yaşıyor ve yaşatıyorlar izleyenlere horonun keyfini. \n\nÇay bahçelerinin süslediği o muhteşem doğa harikası ormanların içinde oksijenle boğuldum adeta. Toprağın, yaprağın var olan bütün bitki örtüsünün kokuları müthiş bir armoniyle çekiliyor ciğerlere. \n\nAtmaca tutkusuyla yaşayan insanlarının sıcak ve dost yakınlıkları çaylarının demi gibi, damağımda kaldı lezzeti. Lezzet demişken, ilk kez tattığım peynir tavalama, dudeyi, kapçoni çkudi ve laz böreğininin sofraları ve mideleri nasıl süslediğini söylemeden geçemeyeceğim. Arhavi’lileri bu tatların nasıl mutlu ettiğini gördüm çünkü, eee haksızda değiller doğrusu…  \n\nFestivalde bir müzik ziyafetiydi adeta, yöresel sanatçılar yanında her zevke hitap edecek şekilde seçilmişti konuk sanatçılarda. Ama Arhavi gezimi unutulmaz kılacak sanatçılardan biride Çağdaş oldu doğrusu. Uzun yıllardır sahnede bu kadar zevkle izlediğim bir sanatçı daha hatırlamıyorum. Sanatçı ve sanatçıyım diye geçinenlerle ilgili yazmıştım hatırlarsınız, görüşlerimi  tamda doğrulayan bir ses ve ruha sahip Çağdaş, Arhavi’yi salladı diyebilirim. Tulumun namelerine alışık olan bu insanların gönüllerini fethetti, unutulmaz bir gece yaşattı hepimize. \nÇağdaşın inleyen nameleri kulaklarımda, Dudeyi nin lezzeti damaklarımda hala..  \n…\nGidip görmeyen varsa şiddetle tavsiye ederim, anlatmak zor görmek gerek. Uzungöl, Ayder yaylasına uğramadan dönmeyin sakın, zira buraları görmeyenleri DoğuKaradenizi görmüş saymıyorlar haberiniz olsun…  rafting, yamaç paraşütü ve dağ tırmanmayı sevenlerin cenneti burası duyurulur…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dudaklarında Tebessüm",
        "poet": "Mustafa Cemil Dirier",
        "poem": "\n\nSeni seyretmekten hiç usanmadım\nNasıl kıskanıyorum seni bir bilsen\nSaçlarını yavaşça okşayıp\nDudaklarındaki tebessümde\nKendimde cesaret buluyorum\n\nGökyüzünde yıldızlara bakıp\nTekrar gözlerine baktığımda\nYıldızlardan parlak gözlerinde\nDünyamı yeniden buluyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dudaklarından Çıkan Her Söz Bana Yemindir",
        "poet": "Şakir Alimoğlu",
        "poem": "\n\nDudaklarından çıkan, her söz bana yemindir \nAşk gibi, sevda gibi, kokulu yasemindir\nTanrı kelâmı gibi, 'hayır'ı' yok emirdir\nAşk gibi, sevda gibi, kokulu yasemindir\n_____________Âlimoğlu___________\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dudaklarında Duran Şeyi Söyle",
        "poet": "Derin Öger",
        "poem": "\n\ngel duygular harman savrulmasın\ngöğsümde uyansın salkım saçak bahçe\nsarıl dallarıma tomurcuk dök  kıpırda\ntam dudaklarında duran şeyi söyle\n\nkelimeler yıldızsız gecemin yıldızı\ngüneş doğar ballanır saatler içinde\nhazzında merhabanın günaydının\ntam dudaklarında duran şeyi söyle\n\nsoluğun her başka yarına soyunsun\nsöz mevsimi bahara çevirir içimde\nsarılı kollarda fizana gider bu kervan\ntam dudaklarında duran şeyi söyle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duduya Tarlasında Yetişmiş kadın",
        "poet": "Bekir Gedikoğlu",
        "poem": "\n\nHangi güzergahtan kopup da geldin\nNasıl bir atışın vardı ki\nKalbimi tam on ikiden vuruverdin\nBinlerce şairin içinde \nBu yüreği\nEn coşkulusunu seçtin\n\nO nadide gülleri\nHangi bağdan derledin\nGeçtiğin o İllerde\nNiye birine vermedin\nYağmurlardan, çamurlardan ve güneşten\nNasıl muhafaza eylemişsin\nKutluyorum seni amazon kadın\n\nKaradeniz dağlarının duduyadır çiçeği\nYıllar var ki onlardan koklamadım tekini\nRüyalarıma girer her gece binlercesi\nSanki anlamış gibisin onlara hasretimi\nTa oralardan  çıkıp ta geldin\nDuduya* tarlasında yetişmiş kadın\n\nOrmanlarda ki sümbül gibisin\nkoparılmadan saklanmayı\nBaşarabilmişsin\nFamilyandan anladım ki \nÇiçekgillerdensin\nManken  gibi çiçekleri \nSilip süpürensin\n\nHangi güzergahtan kopup ta geldin\nNasıl bir atışın vardı ki\nKalbimi tam on ikiden vuruverdin\nBinlerce şairin içinde \nNeden bu yüreği\nEn coşkun olanını seçtin\n\n*Karadeniz yaylarında  yetişen ve suyla yıkandıkça açan çok güzel kokulu bir çiçek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dudu",
        "poet": "Vecdi Murat Soydan",
        "poem": "\n\nŞİİR: Muhip Erdener SOYDAN (babam) \n          Doğum tarihi : 29 Ekim 1943\n          Ölüm tarihi     : 15 Ekim 1986\n\nİki bebesiynen kaldı Dudu \nHerifi çekip gitti nedense? \nEr kısmı değil mi ki ya. \nYa açmadı, yakıştıramadı. \nYa takıp takıştıramadı. \nGönlünce Dudu’sunu her halım \nOndan gitti. \n\nGün geldi Alamanya’ya gitti Dudu. \nSatıp satıp değerlerini. \nİki bebesini anasına bıraktı. \nBesbelli oradaydı umudu. \n\nAylar geçti… \n“Dudu geldi.” dediler. \nTomofilnen dik bayıra çıktılar. \nDelaanlılar sıram sıram oldular. \n\nBak sen kelli, ne gelişti o. \nUçuk yüzlü Dudu’da ne gülüştü o. \nBet, beniz yerine gelmiş, \nO eski Dudu’yu sankim, \nCinler, periler almış. \n\nBebeleri koşuştular, çocukça. \nOydu her halım anaları açıkça. \nBirini sarmaladı döşünün ıscak yerine. \nDiğerini doladı arta kalan eline. \n\nİpince sızılarla gözlerinde yaş, \nKucakladı hepten yavrularını. \nDüştü bağrındaki taş… \n\nDindirdi içindeki \nHer an çağlayan yası \nDuymazlığa geldi, \nKonu komşu fiskosu… \n\nSarı dudu evinin hayatında \nDiz çöküp başını kaldırdı Yaratan’a \nSızım sızı hasretlik işte şimdi bitmişti \nÇakır Ayşa’nın gızı \nO gariban Dudu’cuk \nYad ellerde yitmişti… \n\nMuhip Erdener SOYDAN \n\n09 Mart 1978 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dudaklarında Bir İstanbul Uykusu",
        "poet": "Vefa Lök",
        "poem": "\n\nbir çiğ damlasına yaklaşırcasına nârin\nilk gün ışığı gibi öperdim o dudağı\nne yüzün kımıldardı biraz, ne düşlerin\n\nsonra tünerdik İstanbul'un bir kıyısına\nsen iki göz olurdun, yepyeni bir manzara ben \nve kız kulesini gösterip çay bardağında sana\nhafifleyip aşardık koca şehri peşinde kuşların\n\nyanıbaşında bir yelken gibi durur\nuyuyana dek izlerdim o yüzünü\nadını duyduğum o pespembe kıyılara\nusulca yollardı beni kalp atışların\n\n(29 Eylül 2004)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düdük",
        "poet": "Seyfeddin Karahocagil",
        "poem": "\n\nBir şeyim zanneder kendini hödük,\nişlediği günah, dediği küfür, \nDayısı ağzına vermiş bir düdük,\nAşağı, yukarı, üfür ha üfür.\n\n1967 Çamlıbel  Oltu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düdük hikayesi(Nesir)",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nDüdük denince ilk akla gelen,gaydayla çalınan bir aletin şeklidir.Düdük deyip geçmeyin.Ne olaylara konu olmuştur kim bilir? Nasrettin hocanın düdük hikayesinden tutun da,daha nice hikaye ve masalın ana teması bu sihirli nesnedir.\n   Bizim Yörük milletinin davar ardında ellerinden eksik etmediği kaval da bir çeşit düdük türüdür.bu kaval ustasının eline bir geçerse koyunun kaval dinlediği gibi dinlersin evelallah.Eskiden Yörük obasının neşesi bu Kargıdan yapılan altı delikli üflemeli kaval ile gelirdi. Çobanın iyisi,hası koyuna tuz yalatıp kaval çalarak dereden su içmeden geçiren kimsedir derler.Kaval çalmanın bir sanat olduğunu söylerler.Şimdi eski düdüklerde değişti gayri.Düdüğünde alafrangası çıktı.Şekli şemali,biçimi tipi türü bile değişik. Adına saksafon,flüt,klarnet vs. denilen düdük çeşitleri ile kornaları ortalığı kapladı.Şöyle yol kenarında ağır ağır  yürüdüğünüzü farzedin.Kenarınızdan geçen bir arabanın son sesle daaaat diye kornaya bastığını düşünün. Nasıl olurdunuz? Korku ile sıçrayıp,’’Allah belanı versin demez miydiniz’’? \nBizim Kargı Köyüne eskiden ilk arabayı İncirköy’lü  Deli Mehmet getirmiş. Mehmet Dayı çok çabuk kızan, yolculara bağırıp çağıran birisi olduğu için ona millet deli lakabını takmıştı. O devirde yol yordam olmadığı için araba yolunu köylüler toplanıp imece usulü elle yaparlardı. Dalaman ile Fethiye’nin Meğri ovasına yol bu şekilde açılmıştır. Kargı’ya ilk arabanın girişinde oldukça şatafatlı olmuştur. Mehmet Dayı’nın külüstür BMC kamyonu köyde kurbanlar kesilerek, alkışlar arasında karşılanmıştır. Bu kamyon homurtular arasında koca bir dev gibi daaat diye düdük sesleri arasında köye girmiş, koskoca iki gözü bulunan bir öküz gibi görünüşte bir hilkat garibesine benzeyen aleti görenler korkarak dağa kaçışmışlardı.  Ömrü hayatımızda hiç böyle bir şey görmemiş olduğundan korkup tepelere çıkan millet sonra merakla başına toplanmış her yerini inceliyorlardı. Bazı ihtiyarlar da acıkmıştır diye önüne ot atmışlardı. Rahmetli Mehmet Ali dedem bu gibi vasıtaların köyümüze geleceğini çok önceden mizahi olarak söylemişti. Motosiklet için; ‘’iki koca boynuzu olan tek gözlü koça benzeyen bir alet çıkacak, millet üstüne binip gezecek’’ demişti. Araba içinse; ‘’ iki tarafında iki tane koca gözü olan, kırk deve yükü taşıyan ve onlarca atın gücüne eşit olan acayip bir mahluk gibi bir şey çıkacak’’ diye bahsederdi. Bende bu kamyonu ilk görünce Dedemin sözleri aklıma geldi. Bizim köylüler sabahleyin ezanla yola çıkar Mehmet Dayı’nın kamyonunun kasasına tavuk gibi doluşur, Salı günü Meğri ovasında kurulan pazara mal götürür; alışveriş yapar akşamüzeri geri dönerlerdi. Zamanla Kargı’dan Osman Günal; Yanıklar’dan Cet Ahmet; Aziz Dayı; İlyas Aygün ile Ulusoy birer otobüs alınca Mehmet Dayı da kendi köyü olan İncirköy’e gitti. Arada köyden geçen otobüsler düdük çalınca millet kızar; ‘’ Üle Deli Mehmet gibi ne düdük çalıyorsun? ‘’ derlerdi. Köyde Deli Mehmet düdüğü meşur oldu. Bu sayede benimde ortaokul ve lise öğrencilik yıllarım Cet Ahmet  ve Ulusoyunn otob,üsleri ile olmuştur. Sabah erkenden namazla Değirmenboğazındaki evimizden bu arabayla yola çıkar,  Fethiye’ye gidip okula yetişirdik. Akşam okuldan çıkınca yine otobüsle eve gelirdik. Bu şekilde okuyup adam olduk. Şimdi şu rahatlığa bakıyorumda imreniyorum doğrusu. Her türlü araç çocukların emrinde. Yeterki paradan haber ver. Eskiden rezillik zibil gibiydi. Şimdiki çocuklar çok rahat. Yinede hallerine şükür etmiyorlar. Bize bu imkanı sağlayan atalarımıza saygıda kusur yapmayalım demiyorlar. Onların hayır dualarını alalım diye uğraşmıyorlar. Hele onlara çalım eden çocuklar yok mu? En çok onlara kızıyorum. Bir düdük alıp kulaklarına kulaklarına düüüt  düüüt; diye çalacaksın. Anlasınlar; insanın kadir kıymetini bilsinler diye. Sözüm doğru değil mi? Yalan söyleyen düdük olsun emi!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düello",
        "poet": "Özdemir Asaf",
        "poem": "\n\nHer tomurcuk bir çiçeğin uykusuna,\nher çiçek bir yemişin kuşkusuna,\nher yemiş bir böceğin korkusuna,\nuykusuzca, kuşkusuzca, korkusuzca yürür.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğme",
        "poet": "Ayhan Şenkulak",
        "poem": "\n\nDışarı rüzgar ve karanlık\nBana ne ki\nOdamda soğuk karanlık hem de yalnızım\nGözlerimi açsam da aynı yumsam da \nAma elimi bir uzatsam düğmeye\nBir dokunuversem her yer aydınlanacak\nSonra bir düşünce saracak beynimi\nKaranlık nereye gitti diye\nBir gün düşünmeden onunla gideceğim\nİşte o zaman ne düğme olacak\nNe düğmeye uzanan elim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düello",
        "poet": "İsa Yılmaz",
        "poem": "\n\naşk, sadece savaşta kullanılan takma bir ad değil ki\nneden saklayasın, düşmanın kim senin\n\nsessizliğin ardında kimi sakladığımı kim neden bilsin\norada bir rüya var, benden başkası neden görsün\n\nneden gerçeği söylemiyorsun kendine\nsöylesene ne oldu senin cesaretine\n\ncesaret mi... ne işe yarar senin cesaret dediğin\nkorkaklar değil midir, en tehlikeli silahlarla kuşananlar\n\nbelki de korumak zorunda oldukları vardır\nsen nereden bilirsin biri uğruna ölmeyi\n\nbelki de yaşamayı seçmişimdir\nöldürülen herkes için yapayalnız ağlayarak...\n\n22.09.12\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duello",
        "poet": "Ceren Aydın",
        "poem": "\n\nTuruncu sen misin ben mi? \nHangimiz daha Turuncu? \nBen mesela; gözlerinin içindeydim \nbugün Turuncuydum\nSen içinde misin, \ndışında mı? \n\nBen Turuncu'yum\nİçim de dışım da Turuncu\nben turuncunun ta kendisiyim\niçimde sen saklı\nsen.. mavi\nMavi ki ne mavi\nbelli ki iki canlıyım\n\nKaç kişisiniz siz oradaki, karıştırıyorum...\nBen miyim Turuncu, bana yazan Turuncu? \nYoksa bana yazan turuncu'ya \ncevap yazan Turuncu muyum ben? \nKimim ben? \nturuncu? \nSen kimsin peki? \n\nbak bunu sevdim işte...\nDeprem oldu, gün oldu, gül oldu, aşk oldu...\nBiz olduk bir daha, bir olduk...\nAşk olsun sana da çocuk, \naşk olsun sana turuncu\naşk olsun...\n\nTuruncu, turuncu ile kalır da baş başa\nKonuşurlar turuncuyu baştan aşağıya\nBirde bakarım ki \nTuruncu üç olmuş\nÇoğalmış\nHer turuncu beraberinde iki can ile gelir \n3 değil 6\n6 değil 36\nher turuncunun içinden beraberinde ki turuncu ve içindeki can çıkar\nturuncular çoğalır\nher yer turuncu \nher yer mavi\nturuncu her yerde be mirim\nHer yerden bir turuncu çıkar bakarsan etrafına\ngülücüğüne sebeptir\ngüneşin yaydığı ışığıdır\nmasana konan aşındır\nağzının tadıdır\nmırıldandığın şarkıdır\ndenizdeki takadır\nturuncu her yerde be mirim\nPeki sen neredesin? \nSen neredesin peki? \niçimde mi? \ndışımda mı? \nSağım solum\nÖnüm arkam \nSobe! \n\nBen o tüm Turuncuları çok seviyorum\nBin bir surat zaten benim Turuncu'um\nMatruşka gibi içinden de bir sürü Turuncular çıkartmalı\nher turuncu içinde mavi ile gelmeli\nmavi turuncuya bezenmiş\nturuncu maviyi sarmalamış\nmavi turuncu\nturuncu mavi olmuş\nbir mavi \nbir turuncu var ise\ndenklemin sonu gelmez \nher hikaye yeniden başlar \nher son yeniden yazılır\nturuncu ve mavi sonsuza akar\n\nCeren AYDIN\n(08.06.2013 / Ada)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğüm",
        "poet": "Münevver Armay",
        "poem": "\n\nHüzün dolandı parmaklarıma tel tel\nSeviyorken saçlarını\nBaşucunda yürekler vardı  paramparça\nHüzün dolandı parmaklarıma\n\nAyakların buz gibi olmuş dedim.\nKalk artık yerine yat! \nDuymadı.\nSesim uzaklara gidip döndü\nKimse yok mu orada\nSaçlarını okşadım \nHüzün dolandı parmaklarıma\n\nKonuşuyordum içimden \nBağıra bağıra…\nSesim yankı oldu geri döndü\nAvuçlarımın içine alıp seni \nBüyüttüğüm yere koysam dedim\nKoca bir sessizlik oldu\nHüzün dolaştı parmaklarımda\nDüğüm oldu.\n                             Münevver ARMAY\n                                  12 Mart 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğme",
        "poet": "Ahmet Yozgat",
        "poem": "\n\n1/:\nKahverengi ceketimdeki ak düğme \nKavuşturursun birbirine iki yakamı \nHaydi bir iyilik daha et \nKavuştur bana köyümüzdeki anamı\n2/:\nPembe gömleğimdeki al düğme\nUlaştırırsın sağ yakamı sol yakama\nTut ellerimden bir iyilik daha et \nUlaştır beni de almanya'daki babama\n3/:\nLacivert kabanımdaki çoban düğmesi \nÖnümü kapatırsın soğukta sapasağlam\nŞimdi bir başka kentte askerde ağabeyim \nEvlenip göçtü bir başka şehre ablam\nÖzlemiştir sanırsam \nKavuştur beni de sevdiklerime\nKöyümüzde tek başına kalmada annem \nAlmanya'da bir fabrikada çalışan babam\nÖzlemiştir sanırsam\nNe olur ulaştır beni de evime...\nwww.ahmetyozgat.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğüm",
        "poet": "Hülya Çötreli",
        "poem": "\n\nYaşamımdaki Düğüm,\nHiç çözülmesin istersin.\nAtıldığı ana dönmeği yeğlersin\nKimle nereye kadar bilemezsin? \nYüreğindeki sesi dinlersin\nHep olup olacağı gibi! ...\nBir Dolunay, Bir Hilal \nDöngü misali...\nAy'ın en güzel halleri\nDüğümlenip çözülen bir yumak gibi...\nFlorya 23.07.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğüm",
        "poet": "Necati Şimşek",
        "poem": "\n\nBir düğümle atıldı\nSonra düğün yapıldı\nYeni başladı ömrüm\nBütün dostlar katıldı\n\nKırk düğüm oldu boğum\nSonradan oldu doğum\nŞenlendi sağım solum\nÇocuk, çocuklar oldu\n\nBağlandı elim kolum\nKarıştı boşum dolum\nŞaşırdım evin yolum\nHep onlara yaşandı..\n\nGeldiğim nokta bu gün\nNerde çözdüğüm düğüm? \nNerdeyse bitmiş ömrün\nGeldi en son ki düğün…\nE hadi artık dövün…\n\n12.08.2007\nNecati ŞİMŞEK\nAnkara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğüm",
        "poet": "Baykal Solak",
        "poem": "\n\nSende düğün \nBende cenaze\nVar bir düğüm\nAşk hep kepaze\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düellonun Renginde",
        "poet": "Muharrem Özcan",
        "poem": "\n\nKıtaları takı olarak kullanma gereğine şaşıyorum \nGöğüs uçlarında afrika sallandıkça sütten kesiliyor dünya\nDeğerli madenlere açılan tek kuyuyken göbek çukurun\nİşte tam orada özlemek bir yalnızlık projesine yataklık ederken \nBabamın kör ellerine nişan alıyor mevsim \nHangi çocuk sessiz kalır bu vuruluşa diye soracakken anneme\nKısır bir yaşamı döllüyor bakışların\nArtık kimin gözlerinden çıkarım sokakların köhneliğine\nHele boş sokaklar evlerine gitmiş insanlardan söz ederken hüzünle\n\nEn çok uçurtma hüznüyle gülüyorsun bu dokunuyor parmaklarıma\nDalgalanıyor güneşin alevi\nYaşam ve dünya uzaklaşıyor\nKi onlar, seni sinesi nane kokan annenden koparırken\nHırkası kahırla örülmüş bir bilge\nBelki bir kahin, hüzne nikah kıyıyor yalnızlığını\nFişek keşfi patlıyor avuçlarında aynamın\nKızaklarla sürüyor kazık kadar çocuklar gülüşünü\nGözlerimi bir anda bağlıyor gece\nBütün bunlardan sonra \nEkip ruhu dediğin bütün kaybedişlerin sorgusuna düştüyse benlik\nAnlağının kalanını, kanla kanal boyunca süründürüp sulanacak topraklara geç kalmadan\nKeza zekasından şüphe etmeden tanrının \nKirazı zikreden dudaklarından bahsedip\nKoca bir kışta, dağları tepeleri aştıysak ve aşksak hala\nŞairler bayraktır belli bir yerden sonra\nAşkın sonsuza yaşamasını sağlayan süvarilerden\nHani zırhı harflerle renklenmiş\nKafasında miğferi gökkuşağı olan\nVe silahsız savunma gereğiyle donatılmış tek kalesi sevgilinin gözleri\nEn ulaşılmazı ararken denizler ardında bakışları\nNasıl bir vuruluşsa artık\nHangi şair sessiz kalıyorsa bu vuruluşa\nVe kim çıkıyorsa sokaklara akşamüstleri \nKenti yalnızlığından savunmak için\nBil ki ordayım, düellonun renginde...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğüm",
        "poet": "Şahin Ertürk",
        "poem": "\n\nSeni beklemekle geçiyor ömrüm\nSenden başkasına bakmadım körüm\nŞUBAT ın yedisi,son doğum günüm\nOgün gelmezsen,çözülecek düğüm? \nBitecek,anlamsız saçma bu oyun? \n\n(16.09.2005-Yeni)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğüm Düğüm",
        "poet": "Ahmet Hakan Yılmaztürk",
        "poem": "\n\ntoprak gri\ndağlar kaya\nağaç cılız\nköpek kurt\ntepeler pusu\ngökler pus\nhasret ve keder boğazımda\ndüğüm düğüm\nben soluksuz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğüm",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nKorkarım ki hep böyle, gelip geçecek ömrüm,\nKalbim tek sana bağlı, sıkı sıkı kördüğüm.\nNe kılıç kesebilir, ne de çürür gün olur,\nBu düğümü yalnızca, çözer bilirim ölüm.\n\n2 Mart 1991-Cumartesi / Bilecik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğüm",
        "poet": "Refik Recep Pelit",
        "poem": "\n\nBu gün bir sıkıntı,sanki kesik sağ kolum\nBu gün bir keder,boğazımda bir düğüm\nKader bu emir,gerçekte benim de sonum\nHep zamansız gelir, zamansızsın Ey Ölüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün",
        "poet": "Bahattin Hamşioğlu",
        "poem": "\n\nVur davulcu başı,duyulsun ünün.\n\nBar dediğin bizde halay havası,\nToy düğündür olmaz bunun kavgası,\nDamat oğul,gelin evlât yarısı,\nÇal zurnacı başı şen olsun düğün,\nVur davulcu başı duyulsun ünün.\n\nDavul,zurna düğünlerin neşesi,\nKıvrak havaları sarar herkesi,\nOrtadan kalkınca kasvet perdesi\nÇal zurnacı başı şen olsun düğün\nVur davulcu başı duyulsun ünün.\n\n                              1992\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün...  25",
        "poet": "Cengiz Polat",
        "poem": "\n\nBir düğün oluyor,\nŞu yakın evde,\nDaldım birden,\nHayal âlemine,\nDamat bendim,\nGelin sendin,\nKim bilir, kim bilir,\nDuvak ne çok yakışır,\nO tatlı yüzüne…\nNeler yazardım,\nGelin arabasına,\nNeler neler,\nÖnünde eğilirlerdi,\nSeni çok sevdiğimi,\nÇok sevdiğimi bilseler…\nCanımı bile verirdim,\nYolunu kesene,\nCan aşkım,\nBen aşığım her şeyine…\nİnan sevdiğim,\nBenimle evlenmesen de,\nBu duygular bende,\nHer düğün sesinde,\nDüğün sesini duyar,\nHayaller kurarım,\nHayalleri gerçek sanır,\nBulutların üstünde,\nUçar,uçarım…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün",
        "poet": "Bilgin Çabuk",
        "poem": "\n\nBu gece,gönlümde,kıydım nikahı,\nGözümden akan yaş,şahidim olsun.\nİster sende ağla,istersen övün,\nBiraz önce başladı,gelinsiz düğün.\n\nDavetsiz gelen üç beş dostumun,\nŞerefine içiyorum bu son kadehi.\nBeraber baktığımız o gelinliği,\nYalnızlığıma giydirdim,şimdi sen dövün.\n\nYıldızlar tutuyor,bak duvağını,\nBahtıma doğan ay,sağdıcım olsun.\nHerşeyin sahibi var,yerin ve göğün,\nKabul etsin,bu düğün gelinsiz düğün.\n\nNe çıkar,sevdiği yokmuş desinler,\nBeni terk ettiğini,hiç bilmesinler.\nSeni anlatmamı benden istemesinler,\nBaşladığı gibi bitsin,gelinsiz düğün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün",
        "poet": "Engin Çakar",
        "poem": "\n\nYârınları düşlersen hidâyete koş bugün;\nGünahsız geçen vaktin her sâniyesi düğün...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün-2",
        "poet": "Bekir Gedikoğlu",
        "poem": "\n\nVurdukça davulcu yer gök inletir\nKemençenin havası çakı gibidir\nKız ve oğlan eşliğinde horan tepilir\nDüğün bu havalarla şenlenecektir\n\nGelin belli damat da  bellidir\nGelin  evinden kalkan düğün alayıdır\nGelin ağlatma havası, kemençe ustadır\nGelin kır atın üstünde sanki kuğudur\n\nKız evinden oğlan evine bir yol uzanır\nYol  boyunca yollar gelincik tarlasıdır\nBu yol ki mutlu yılların ilk başlangıcıdır\nKemençe, silah sesi yol boyu yankılanır\n\nOğlan evinin önü gül bahçesidir\nKemençe kıvrak sesli her kalbe yerleşmiştir\nKız olsun, oğlan olsun horanlar tepecektir\nGelin ve Damatla birlikte  eğleneceklerdir\n\nYağmur yağsa da bile düğün yine yapılır\n“At avrat silah” diyen bu Millete yakışır\nHer düğünde silahlar hiç susmaz patlar durur\nDamat evinin bacası bir hedef tahtasıdır\n\nBayrak_Bıçak_Silahın kutsiyeti büyüktür\nHer türlü kötülüğün karşısında silah var\nMutfağın kapısında o bıçak olacaktır\nGelin, Damat ahali  bayrakla özgürdür\n\nÖzgürlüğün timsali bayrak evin önünde\nKaynana ve kaynata bekliyorlar pek rinde\nBir bıçak silah ile tak kuruldu eşikte\nBir kuğu ve de kartal girdiler içeriye\n\nAnkara 23.07.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün",
        "poet": "Mustafa Yıldızdoğan",
        "poem": "\n\nAhali ahali, \nDüğün var ahali \nOnu da kaybettik, \nVah Ali ah Ali. \n\nDavulla zurnayla \nŞerbetler kurnayla \nDüğün düğün olmaz \nKenarda durmayla \n\nAy yıldız bayrağım \nÇatıda naz eder \nKız anası ağlar \nNene ikaz eder. \n\nDavulla zurnayla \nŞerbetler kurnayla \nDüğün düğün olmaz \nKenarda durmayla \n\nHalaya  hala ya, \nBuyurun halaya \nEmmi dayı tamam \nTeyzeden halaya. \n\nDavulla zurnayla \nŞerbetler kurnayla \nDüğün düğün olmaz \nKenarda durmayla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğümleyen Şiir",
        "poet": "Tamay Önal Polat",
        "poem": "\n\nBiliyorum\nBeş para etmezin biri o\nKaba, çıkarcı, cimri\nVe hala bildiğin gibi\nDeğişmedi\nGözleri var ya \nGözleri\nDüğümledi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün",
        "poet": "Hüseyin Çelik",
        "poem": "\n\nAldım kalemimi başladım söze.\nDayanmaz sözlerin bendeki öze.\nBu ilkbahar değil sonraki güze.\nSaz çalsın oynasın bütün insanlar,\nBugün benim günüm hep oynasınlar.\n\nBenim düğünümde şenlikler olsun.\nSevinsin insanlar dostlar şad olsun.\nŞu acı günlerim hemen son bulsun.\nSaz çalsın oynasın bütün insanlar,\nBu gün benim günüm hep oynasınlar.\n\nÇalsın davul zurna oynasın dostlar.\nBöyle mutlu güne çok az rastlarlar.\nDans,mezdeke,halay,çekilsin rakslar.\nSaz çalsın oynasın bütün insanlar, \nBu gün benim günüm hep oynasınlar.\n\nKimsede kalmasın üzüntü matem.\nEtmesin aşıklar bizlere sitem.\nKöroğlu,Ayvaz ve Çerkez Ethem.\nSaz çalsın oynasın bütün insanlar,\nBu gün benim günüm hep oynasınlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün",
        "poet": "Arif Bük",
        "poem": "\n\nElimde gül parmak izleri\nYüzüme gamze dost gülüşü\nKüt küt atar da yüreğim\nTenimde düğün kurulur. \n\nYağar yağmur \nİki el şemsiyenin altında \nRahmete eren\nVe bir çocuk; annesi masallar ören \nTutunca ellerinden \nBirleşir düğün kurulur. \n\nGençliğim ihtiyarlığıma miras kalınca\nCanımda çalkantılar durur \nDua molası verilmiş bir seherde \nSeccadem sıcaksa alnımdan \nGönlümde düğün kurulur. \n\nGöğe kaldırır gözümü kuşlar \nArtar ruhumda kumanyam \nSoframda düğün kurulur. \n\n\n*Bu şiir, Meb.Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim  Dergisinde yayımlanmıştır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün",
        "poet": "Gökhan Oflazoğlu",
        "poem": "\n\nBiz artık bıktık gene kanılarımız\nmeydan savaşında, çok sayıda\nölü ve yaralı. Hepimiz yenildik,\nama, herkeste zafer çığlıkları.\nDüşünceler mahşerde düğün\nyapar, gelin, damat, konuklar\nyaralı.\n\nBu ölümcül bir danstır ve\nyaralarımız çiçek açar.\n\nOnu hayat diye çağırmalı.\n\n26/12/2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün",
        "poet": "Ensar Aktaş",
        "poem": "\n\nBugün düğün varmış\nBayrammış, seyranmış\nBenim neyime\nYalnız kaldıktan sonra\nŞu koca kalabalık ortasında\nSensiz olduktan sonra\n\nDüğün benim kalbimde\nÇünkü orda sen varsın\nŞenlik benim içimde\nÇünkü orda sen varsın\nYalnız sen varsın orda\nAma bana yetiyorsun\n\nBırak herkes gülüp oynasın\nMillet çalıp eğlensin\nYüzüme bakan matemde bilsin\nDüğün benim gönlümde\nÇünkü orda sen varsın\nCanıma can katanımsın\n\nRotterdam,28.04.2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün",
        "poet": "Volkan Yelken",
        "poem": "\n\nDavullar çalıyor, düğün habercisi\nAlaylar dolusu insanı sürüklüyor ardı sıra\nBilemezdim halayın başını çektiğini\nGörmeseydim inanmazdım beyazlara büründüğünü\nHani beyazlar temizliği temsil ediyordu\nSen ki hayallerime sıçtın\nYakıştı mı sana öylece gitmek?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün",
        "poet": "Nogay Yaren",
        "poem": "\n\nBir dünya kuruluyor,\nYeniden…\nAklına takılanlar düşüyor,\nSel olup akıttığım gözyaşlarımdan,\n\nBugün “düğün”\nSaklanmış gerçekler ardına kadar \nİçine çekiyor beni\nYeniden seviyor “um” seni, beni.\n\nBugün “düğün”\nSorular aklımdan uçuyor,\nFersah fersah uzaklar,\nYakın oluyor..\nÇözülüyor düğüm.\n\nYok “sun”\nVar olmanı dilemediğim \nBir gündeyim\nBugün “düğün”\n\nFarzediyorum,\nHiç sevmeyi denememişim,\nMağlup ta olmamışım.\nTuzaksız sevgiler \nHissediyorum sen “siz”\n\nSen olmadığın gün. “düğün”..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nDüşlerimin düğününe gel bu gece\nEllerinde gün batımı sazlıklardan toplanmış\nKara vagonlar dolusu\nSiyah lalelerle gel\nGözlerinde gecenin karanlığı\nVe gökyüzünde yüzünün beyaz bulutları\nBir kabus gibi çöken bedenime\nGri yağmurlarla gel\nÜzarinde ayrılığın en kızıl pelerini\nVe kulaklarına sana aldığım küpeleri\nTakarak gel..\nDüşlerimin düğününe bu gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün",
        "poet": "Mustafa Yazka",
        "poem": "\n\nGünlerdir tanışınca gençler,\nSevgi aşk ikisini kenetler,\nNişan gününü belirler,\nEşler sarınca yarayı,\nİnsanın çağıdır balayı.\n\nNihayet düğün kurulur,\nSazlar davullar vurulur,\nSon nikah memurudur,\nEşler sarınca yarayı,\nİnsanın çağıdır balayı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DüĞün",
        "poet": "Serpil Susamcıoğlu",
        "poem": "\n\nDün gece bir düğün vardı\n          Uzaklarda bir yerde\n               Bir gelin vardı\nUğrunda ölmeye hazır olduğum\n      Dün gece bir düğün vardı\n         Andıkça kahrolduğum\nO gelin başkasıyla girerken dünya evine\n         İçimde birşeyler ölüyordu\n                 Ben ölüyordum\n                  Aşk ağlıyordu\n      Onun gözlerinde bulmuştum aşkı\n           Elleri ellerimde otururken.\n Birlikte dolaştığımız yerlerde şimdi\n         Gördüğüm sadece oydu\n     Dün gelin oldu bir başkasına\n    O gülücükler saçarken etrafına\n       Benim yüreğim ağlıyordu.\n       Dün gece bir düğün vardı\n            Uzaklarda bir yerde\n Orada şerefe kalkarken kadehler\nBurada bir aşığın yüreği kanıyordu.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün.",
        "poet": "Erol Sagun",
        "poem": "\n\nDayanılmaz acılarla doğurursun,\nHer türlü kötülüklerden korursun,\nBin bir türlü zorlukla büyütürsün,\nBir bakmışsın,yuvadan uçuyor,\nKurulmuştur düğün...\n\nGözünün nuru gibi bakarsın,\nHiç büyümez gözünde,hep küçücük sanırsın.\nElin oğu birgün alır gider,ardından bakakalırsın,\nCiğerinden birşeyler kopar,dayanamazsın,\nAma unutma sende anasını elden almıştın,\nKurulmuşdur düğün bir bakmışsın...\n\nKızının büyüdüğünü el senden iyi bilir.\nBakmışsın bir gün çat kapı,misafir gelir,\nAllahın emri,peyğamberin kavli der,elinder alır,\nBir bakmışsın kurulmustur düğün....\n\nBazı evlat ne zorluklarla büyüdüğünü bilmez,\nBüyüyünce anasını,babasını tanımaz,\nEvden kaçar onları çok üzer,söz de dinlemez.\nIşte ozaman bütün umutların söner,\nÖzlemin olur,o zaman düğün....\n\nYeni evliler,sizin için çok güzel bir gün bu gün,\nIkinizde yuvanızda mesut ve bahtiyar olun,\nDüğün sahibi oğlunla,gelininle öğün,\nAllah cümlemize nasip etsin böyle bir düğün...\n\nErol derki:Misafirler hepiniz hoş geldiniz..\nAyaklarınıza sağlık,düğün sahibine,memnun ettiniz,\nHepiniz sağ olun,sonsuz teşekkür ederiz.\nGenç evlilere,ömür boyu mutluluklar dileriz.....\n\nSöz Yazarı: Erol sagun.\nTarih:22 Aralik 2001.\nGün Cumartesi.\n\nNot:ANTOLJİ.COM da kayıtlı Şiirlerim ve(MP3)   CD em NOTER tastiklidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün",
        "poet": "Nuh Yıldız",
        "poem": "\n\nBir düğün kuralım çifte davullu\nHalaylar çekelim hey! Kızlı oğullu\nKem düşmesin, oğlumun muradına\nAllah torunlar versin, kızlı oğullu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün",
        "poet": "Mehmet Fatin Baki",
        "poem": "\n\nErken başladı telaş\nBüyüdü yavaş yavaş\nAna, baba, bac(ı)  kardaş\nKöyde düğün var bugün\n\nBazlamalar açıldı\nSofralara geçildi\nÜste ayran içildi\nKöyde düğün var bugün\n\nDavulla zurna çalsın\nOynayacaklar gelsin\nSeyirciler halka olsun\nKöyde düğün var bugün\t\t\t\n\n(Ertesi gün)\n\nMefaki dün çok yoruldun\nYataklara serildin\nSabahleyin dirildin\nKöyde düğün vardı dün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün",
        "poet": "Kaya Uluata",
        "poem": "\n\nSevdam beni tayin etmiş kara toprağın en ücra bir köyüne\nKöyün adı Tahtalıymış.\nHani hep diyordunya, düğününe gelirim diye.\nGel...\nBil ki o gün benim düğün günümdür.\nGiydiğim damatlığım beyaz,patiskadan yapılmış\nDüğün arabam tahtadan, hiç süslenmemiş\nÖnüne ve arkasına yazılmamış Evleniyoruz Mutluyuz diye\nKullananlar en yakın dostlarım.\nGel...\nSende gel, o yazılmayan yazıyı yaz ve horon tep\n\nDoğduğumda beşik kertmesi yapmışlar onun olacağım eşime\nBabam hep söylerdi adı ' Toprak'' mış \nBirkaç kez karşılaşmıştımda görmemezlikten gelmiştim\n\nGel...\nGelde düğün yemeğim olan helvanın tadına bak\nİşte,nikahımızı kıyacak imamda geldi\nSora sıradan bir tören\n- Nasıl bilirdiniz? \n- İyi\nSende gel şahidim ol ve horon tep\n\nBeklenen an geldi işte! \nDoğumumdan beri beni bekleyen yavuklumun kolları\nBeynim kadar kapkaranlık bir oda\nGül yerine  atılan topraklar\nGeç kalma Gel...\nBir avuçta sen at ve horon tep...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün",
        "poet": "Belgin Turan",
        "poem": "\n\nNe gelin masumdu artık,\nNe düğün eski düğünlerdendi,\nBir çığırtkanın acı bağırtısı,\nDüğün olmuştu şimdilerde adı,\nBeyaz ve saftı gelinlik,\nDüğüne inat, geline inat,\nKonu mankeniydi, zaten damat.\n\nBelgin Turan    30/11/2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün",
        "poet": "Ulkar Cenger",
        "poem": "\n\nHiç olmadı \nDüğün ve sen\n Yakışmadın birbirine değmeyen iki nesne gibi\nOlmadı olmazdı\nSen bu beyazın yanından geçmemelisin\nNazar değer endamına\n\nDüğün Barak Antep usulü' köy düğünü'\nDüğün\nFeodal,geldiğimizden kokan\nKöy kokan buram buram\nBeyazın yanından geçmemelisin\nNazar değer endamına\n\nHiç olmadı benim dediğim\nVe sonuna kadar sevdiğimi zannettiğim\nSevgililerimin düğünü,\nHiç olmadı fesleğen kokulu ıtıra batmış\nkilis güneşinin kızlarını seyretmek\nbir akşam vakti kırk gün kırk gece\n\nAnlamadan geçiyor zaman\nBen akılsız kızlar severim oysa\nÇeşmeden su taşıyan\nAklı havada sevgide\nBuram buram aşk  kokan\nAkılsızlık akan suratından.\nSadece ben, sadece ben! ...\nŞu yeryüzünden gelen geçen.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün",
        "poet": "Gülhan Özkara",
        "poem": "\n\nDüğün\nDüğün dostlarını gördüğün gündür\nOturup beraber\nİtina ile demlenmiş çayı\nİçmektir düğün\nDüğün dostlarla içilen\nİyi içimli bir sigara paketidir\nİçen de olur içmeyen de\nDüğün beraberliktir\nOğlanlı kızlı\nÇocuklu ihtiyarlı\nDüğün yüzüne bakmaktır\nSevdiğin insanların\nKaçamak da baksan olur\nBirbirini görmektir düğün\nBir fedakarlıkla toplanılan yerdir\nBütün insanların ruhu\nBir sevinçle beraberdir\n20 Ekim 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün",
        "poet": "Hasan Hüseyin Çetin",
        "poem": "\n\nDün gece rüyamda idin şehidim,\nÇanakkale sıtlarını boyuyordun,\nAl kanınla.\n\nSolmuş bayrağıma renk veriyor,\nHiç bir şeyi görmüyor gibiydin.\n\nİlahi şehadet emrini bilircesine,\nKorkusuz bakışlarınla,\nKoşuyordun ateşe.\n\nŞehit düğününde,davetini gördüm,\nBir bir içiliyordu şehadet şerbeti,\nİlahi sarhoşlukla,\nNe heybetli yatıyordun kardeşlerinle,\nÇanakkale bayırlarında\n\nCennetin şehit ormanı olmuştu Çanakkale,\nSerpilmişti yamaçlara binlerce,yüzbinlerce,\nMuhammed Fidanları.\n\nVe kenarda bir fidan gördüm,\nHenüz onbbeşinde.\n\nKanlı gözyaşlarında kırılmıştı ışık,\nYeşil nura dönüp,\nSarmıştı Çanakkale'yi, semanın sonun a dek,\nNazlı bakışlarla...\n\nHasan Hüseyin Çetin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nŞimdi perdeyi arala,dışarıya bak,\nAyın solgun yüzünde,bir bak benim\nSolgun yüzümü de görecekmisin? \nYoldan bir düğün alayı geçiyorsa,\nÇigan müziği çalıyorsa,bil ki bu benim düğünümdür.\nİstersen çık dışarı sahile doğru,\nÇıplak ayaklarınla yürü biraz,sahildeki kumlar üzerinde...\nBiraz ötede balıkçıları göreceksin,ve gökte ay,dolunay,\nBalıkçılar tanıdık,biraz yaklaşınca tanıyacaksın,Sandalları,\nKürekleri ve ay ın deli sevdası denizde.\nIşıklar,herşey o günlerdeki gibi...\nNe yazık ki benim düğün orkestram,bu olmayacak.\nVe gece,dinle gecenin müziğini, yakomazlara da hak vereceksin...\nNiçin anlarsın, için için yanıp,sönüp kaynaştıklarını\nBalıkçıların türkülerini de dinle, benim içindir yaktıkları ağıtlar.\nVe iste  bir başka akşam için sandallarını,buluşalım aynı yerde\nAkyarlar da ay dolunayken\nEllerini suya bırak, çok geçmeden ben de  orda olacağım.\nBu kez ben kürekleri çekerken,sen uzatırsın ayaklarını,\nDalgalar arasına...\nBu son görüşmemiz olacak,elimizde değil,\nNe yapayım sen istedin böyle olmasını\nSenden son bir hatıra arzu etsem de \nVefa adına,kadına saygınlık adına,\nUnutmalıyım seni...\nYine de,yüreğime bırak gözlerinin halesini,\nSen de sev sevil,\nNereye istersen git, git güle güle...\n\n20-Şubat-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "düĞün",
        "poet": "Gazi Sarı",
        "poem": "\n\ngönül sayacımı sıfırladım bu gün\nbu gün güzel bir gün\nhiç birşey yaşanmamış gibi sanki\nsıfır kilometre kalbim\nbu gün güzel bir gün\nduydum ki evleniyormusşun\nikisi bir arada \nhem nişan hem düğün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün",
        "poet": "Emel Öncel",
        "poem": "\n\nDüğün konvoyu var kapının önünde\nNe güzel sevinçtir ne güzel bir gün\nAraba süslenmiş herkez aynı tarz\nPırıl pırıl parlıyor esvap ve etraf\n\nYüzlerde gülücükler dilde tatlı sözcükler\nYeni bir yuva kurulacak\nŞirin yavrucuklar  doğacak\nBunun gibi çok konvoylar gelip geçecek.\n                                               6-şubat-2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün",
        "poet": "Öztürk Acun",
        "poem": "\n\nİstiyoruz düğün dernek kurmayı\nGelen dost ve akrabayı sormayı\nHalini hatırını öğrenip  bilmeyi\nYedi Nisanda mutlu olabilmeyi\n\nSevmiş yeğenim Konyalı delikanlı\nAlmış getirmiş yanımıza Barışı\nYaptık yedi Nisanda düğünü nikahı\nDiledik iyi dilekleri mutlu yarını\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün",
        "poet": "Hacı Veli Soylu",
        "poem": "\n\nDüğün\n\nBedevinin çöle ram olduğu gün,\nBende geleceğim yapalım düğün.\nOlmasın kelepçe, olmasın düğüm.\nAşkın şerbetini içtiğim son gün.\n\nGizli bir aşinalık var dilinde.\nÇözemedim nedir o son sözünde.\nİblis isyanı var, gönül özünde.\nÇözülecek o da zifaf gününde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün",
        "poet": "Çiğdem Alsancak",
        "poem": "\n\nDüğün var düğün acıların düğünü\nUmutlarım soldu \nHayallerim öldü bugün\nAcıların düğünü bu düğün\nYalnızlığın bu düğün\nGülüm kurudu, karanın düğünü\nBu düğün\nZalimlerin günü kederin sevinci var gözlerde\nİşte öldüğüm öldüğüm  gün bugün\nŞerefsizin şerefine kadeh kalktığı gün\nGözlerimin nemini sildi hüzün\nAcıların düğünü bu düğün\nEllerimin kesildiği gün\nAldı elemi bir düğün…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün",
        "poet": "Celal Kaya",
        "poem": "\n\nHerkes çıktı ortaya; dans etti, göbek attı\nKimi çıldırdı biraz; kimi tümden oynattı...\n\nİçkiler geldi beri, kadeh kadeh yuttular\nDamat da sarhoş oldu, zor ayakta tuttular\n\nGelinde utanma yok, bir kırdı ki yuları\nKimse zapt edemedi; ne bu hal a soytarı! \n\nDüğün mü, karnaval mı? Her şey mübah sayılır\nSarhoş çift için bir de dini nikâh kıyılır!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün",
        "poet": "Ender Pehlivan",
        "poem": "\n\nDüğün nedir, sence bebek? \nMutluluk nedir, bilirmisin? \nSenin hiç düğünün oldu mu bebek\nDoğarken ağlamadın mı? \n\n25.01.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Alayı",
        "poet": "Mehmet Şükrü Baş",
        "poem": "\n\nBir düğün alayı, önünde gelin.\nCanımın canını oluyor elin.\nYüzün poşulu da kına mı elin? \nYıllarca sevdanı çeken ağlasın.\n\nCananım son defa göster yüzünü,\nYıllarca yaşlı koyma gözümü.\nHep zevkli olur, elin düğünü, \nBenim düğünüme kalan ağlasın.\n\nBir bakın dostlarım, bu düğün kimin? \nBunca zevk-ü sefa acep kim için? \nBeni Mecnun edip giden sevgilim,\nSana arkandan bakan ağlasın...\n\n                                         Elazığ 1964\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Alayları",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nYaşa\nYaşa da gör beni\nNasılsın\nO sürgünsü uzaklarda\nBir mektupla\nBir karanfille\nYor beni\nSor beni\nAkayım sana\nŞu an\nDüğün alaylarımla\nGelişim gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Alayı",
        "poet": "Hayri Türkoğlu",
        "poem": "\n\nacılar bu akşam\nresmi geçit yapıyor meyhanede\nsöylenmemiş söylenememiş\nsözler düğümleniyor boğazımda\n\nneye yarar şimdi pişmanlığımız\nsenin kimsen yok\nbenim kimsem yok\nneye yarar şimdi\nsevgimizi söylemek\nneyse nasılsa\nüçüncü dubleden sonra\ndüğün alayı geçmeye başlar\ngözlerimin önünden\no çok istediğimiz\nama hiç olmayan\ndüğün alayı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Bayram - 1",
        "poet": "Seçil Karagöz",
        "poem": "\n\nGülmeyi öğrendin hem de pek güzel; \nEfkârdan okursun arada gazel…\nİşlerin pek kıyak, aman da aman! \nHer gün düğün bayram! Ben sana hayran…\n\nGörmezsin, duymazsın hem de bilmezsin; \nBilsen de kimseye bir şey demezsin…\nKeyfin pek yerinde, aman da aman! \nHer gün düğün bayram! Ben sana hayran…\n\nAcıya gülersin, umurunda mı; \nYoksulluk ve yokluk sana tasa mı…\nNeşen eksilmesin, aman da aman! \nHer gün düğün bayram! Ben sana hayran…\n\nBaktın ki olmuyor, yorma kafanı; \nAş dağları, unut yaya kalanı…\nÇaptan düşmeyesin, aman da aman! \nHer gün düğün bayram! Ben sana hayran…\n\nGelelim yürekte gerçek bayrama; \nUmutlar dilekte güçtür insana…\nHayırlı bayramlar! Aman da aman! \nHer gün düğün bayram! Ben sana hayran…\n\n07.12.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Bayram",
        "poet": "Ahmet Zühtü Çelenk",
        "poem": "\n\nDÜĞÜN BAYRAM\nHayat değil ki düğün bayram,\nBazen komedi,bazen trajedi,bazen dram.\nGençlikte her zıkkımı yer içersin\nCepte para olmaz,kız peşine gidersin.\nYaşlanırsın her şey dokunur,her şey haram.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Bayram!",
        "poet": "Seçil Karagöz",
        "poem": "\n\nYılbaşı ve diğer resmî tatiller,\nUlusal ve dinî bayramlar da var.\nCumartesi, pazar çalışmıyoruz; \nHer gün düğün bayram olsun isteriz! \n\nBilimde, teknikte, ekonomide,\nHemen her alanda çok güçlüyüz ya! \nHiç çalışmasak da idare eder; \nHer gün düğün bayram olsun isteriz! \n\nGelir dağılımı pek adaletli; \nİşsiz sayımızda hızla düşüş var! \nVicdanlar rahat ve cüzdanlar dolu; \nHer gün düğün bayram olsun isteriz! \n\nDış ilişkilerde alnımız açık; \nBarış, güven, huzur olgunlaşmakta! \nYürekler ve gözler gülmeye muhtaç; \nHer gün düğün bayram olsun isteriz! \n\nKarışamazlar iç işlerimize; \nKimseden korkmayız, çok sabırlıyız.\nHele dinlenelim, sonra bakarız; \nHer gün düğün bayram olsun isteriz! \n\nBiz bize yeteriz; dostuz, düşmanız; \nHaksızlık ve zulüm nedir bilmeyiz! \nAyrımcılık ise, işimiz değil; \nHer gün düğün bayram olsun isteriz! \n\nÖzümüz sözümüz birdir kuşkusuz; \nGaflete düşmeyiz, uyarılıyız! \nBeraber yürürüz bütün yollarda; \nHer gün düğün bayram olsun isteriz! \n\n29.04.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün bitti",
        "poet": "Ahmet Zühtü Çelenk",
        "poem": "\n\nDüğün bitti,\nKızım gitti.\nKızımın odası boş,\nYüreğim buruk,\nYüreğim hüzünlü ve loş.\nKızım sen yeter ki\nMutlu ol,\nBen yine sana olurum\nKanat ve kol.\nDüğün bitti.\nKızım gitti.\nUmurumda bile değil\nHiçbir şey.\nBenim şekerim gitti.\nBeni hüzünlere itti.\nYeter ki siz mutlu olun.\nAllah mesut etsin sizi\nÖlene dek sevin birbirinizi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün bitti",
        "poet": "Bayram Mecit",
        "poem": "\n\nBoşunadır çabaların\nKaragözlün elden gitti.\nYarım kaldı rüyaların\nUyan gözüm düğün bitti.\n\nYaşananlar yalan farzet\nEttiğini çeker elbet\nSessiz sessiz vedanı et\nUyan gözüm düğün bitti.\n\nBakamazsın gözlerine\nYatamazsın dizlerine\nOnu seçti sen yerine\nUyan gözüm düğün bitti.\n\nO gerçekte sen düştesin,\nBağırsan da çıkmaz sesin\nGelin oldu prensesin,\nUyan gözüm düğün bitti.\n\nBak bir varmış, bir de yokmuş,\nPeri kızı senden bıkmış.\nAşk hikayen kısacıkmış,\nUyan gözüm... Düğün bitti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Çiçeği",
        "poet": "Yenal Karavelioğlu",
        "poem": "\n\nBir sabah\nElimde düğün çiçeği ile\nKapında beni\nGörürsen sakın şaşırma.\n\nSana özgürce,\nSana sınırsızca\nSevmeyi öğretmek\nİçin geleceğim.\n\nBir elimde\nDüğün çiçeği\nDiğer elimde\nGökyüzünü getireceğim.\nGökten baharı alacaksın.\n\nHer sabah\nSeninle birlikte bulutların \nArkasından doğacak güneş\nSana benim \nSıcaklığımı getirecek\nVe sen her bulutun arkasından\nBeni bekleyeceksin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Bizim-Çocuklar için şiir",
        "poet": "Haluk Şan Dikmen",
        "poem": "\n\nMinik bir civciv gibi sokulmuşsun,\nAnayurdun, kanatları altına…\nGagalayıp düşmanı, korkutmuşsun,\nDayak tatlı, yine gelmiş kapına…\n\nTürk uçakları, bal yapan arılar,\nTutkunlar, Kıbrıs’ın çiçeklerine.\nVızır, vızır, kanat çırpar, sokarlar,\nDüğün bizim gayri, kırk gün, kırk gece…\n                                 Halûk Şan DİKMEN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Çiçeği",
        "poet": "Mehmet Kızılay",
        "poem": "\n\nDÜĞÜN ÇİÇEĞİ \n\nBir kadim bekleyişten\nmurad ettiğim\nbu nakeslik değildi.\nVechin \nbu kadar kekre ise,\nilk günkü\nFodulluk neydi \n\nMehmet KIZILAY - Karanfil Şiirler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün - Çocuk Şiiri",
        "poet": "Perinur Olgun",
        "poem": "\n\n23 Nisan bizim çocuklar. \n23 Nisan hepimizin \nCumhuriyetimizin beşiği \n23 Nisan'da kurulmuş çocuklar. \n\nDünyada ilk çocuk bayramını \nBize veren Atamızı \nUnutmayalım çocuklar.\nElele verelim. \nGönül gönüle verelim. \nAtatürk'ü sevelim çocuklar. \n\nBirlikte kutlayalım bugünü \nBugün çocukların düğünü \nBugün egemen olmanın düğünü \nDüğün var düğün. \nBugün en kutlu gün. \nBugün ilk meclis kuruldu \nZalim padişah yurttan kovuldu. \n\n23 Nisan 23 Nisan \nSeviniyor hep insan. \nSevincimize katılsın çiçekler, \nKatılsın kuşlar böcekler. \nKutlayalım bu günü. \nBugün egemen olmanın düğünü. \nDüğün var düğün, bugün en kutlu gün. \n\n1986 Mersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Dağının Gelini-2",
        "poet": "Hıdır Altaş ",
        "poem": "\n\nSonra birdentüm sesler kesiliveriyor Elifim. Bedenim iş makinesiningövdesini çekip koparttığı, kökü toprakta kalan ağaç gibi Elifim. Bir tek kesif barut ve yanık et kokusu duyuyorum. Yüzümün toprak parçalarıyla kaplandığını farkediyorum sonra sonra. Arkadaşlarımın bağırarak koşuşturduğunu görüyorum karanlıkta. Mayın\nBakıyorum apansız\nAyağım yok Elifim. Parçalanmış, kanımla ıslanmış, yanmış pantolonumun ve kopmuş ayağımın farkına varıyorumasıl bu an\nPeki nerede postalım? Postalsız ne yaparım ben? Peki ayağıma yapışmış çorabım, böceklerin ısırdığı asker yaralarım nerede? \nBilirmisin Elifim, ben kendimi bildiğimden beri böyle tomurcuk ağlamamıştım hiç\nBaşımı okşadı Abdullah üsteğmenim.Düğün dağınıngelinlerinden olamadıkbe komutanım dedim ona \nAsıl sen oldun oğlum dedi. İşte o zaman aklıma anamın elime yaktığı kına geldi Elifim.\nSonra ne oldu bilirmisin Elifim? Abdullah üsteğmenim bir kaleş kasaturasınıgötürüp benim kanıma buladı\nSonrada yalayın dedi\nHerkes benim kanımın tadına baktı. Timdeki bütün arkadaşlarım toprağıyla kasaturaya bulaşmış benim kanımın tadına baktı. Hatta diğer timlerden olanlar bile.....\nKendide yaladı sonra. Banada yalattı en son.\nİşte yatağımın başucunda hiç ayırmadığımkasaturamın hikayesi bu.\nArkadaşlarım o tepede, beni hastaneye uğrladılar.\nHepsi G-3lerini havaya dikmişlerdi.Onları böyle görünce, gönlüm bir hoş oldu Elifim. Yüreğim göğsüme, yaşlar gözlerimesığmaz oldu bir kez daha.\nPeki ya şimdi Elif? \nBenim Elifim Elifim dediğim, bacağımı kaybettiğim zaman bile, düşlediğim sen nerdesin? Yıkılırmı sandın? sen beni.\nBacağı olmadığı için bir baskasına vardığın için, Mehmetçik yıkılırmı sandın.\nBen seni değil sendeki güzelliği sevmişim meğer.\nArdığım güzelliği sevmişim.\nGittin, gittin ya. geride ne bıraktın bilirmisin? \nBir kırık yürekbıraktın geride,bacaksız bir gazi değil.\nKIRIK BİR YÜREK\nGAZİ ÜSTEĞMEN ABDULAH AĞAR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Dağı",
        "poet": "Şükrü Demir",
        "poem": "\n\nGavur dağını, düğün dağını çevirmişler\nHer tarafta demir tetikler\nEline verilmiş demir eldivenler\nKoş vur kahbeye dediler.\nYüzlerce binlerce kaderi çizilmiş\nGencecik bebeler koştular\nDere tepe mayın dinlemediler.\nSonra haber gelmişti\nŞehit olmuştu gencecik bebeler; \nHaykırdı analar babalar,\nBen bu günler için doğurdum\nMehmed'imi Ahmed'imi\nKırılsın gavurun, domuzun eli.\nYıkılmıştı yavuklusunu bekleyen\nSürmeli gözler, kınalı eller,\nDaha gencecik bebesini görememiş bebeler.\nDüğün dağından tekrar haber geldi\nDüğüne çağırmıştı düğün dağı\nDaha gencecik toy bebeleri.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Dağının gelini",
        "poet": "Hıdır Altaş ",
        "poem": "\n\nElifbe sevme beni ben askerim\nToz toprak kokarım\nElini uzatsam silah gibi tutarım\nGözlerime bakma düşman gibi bakarım\nUyku durak bilmem nöbet tutarım\nGece gelme parola sorarım\nDisko dans bilmem yürüyüş kararı sayarım\nÇünkü ben komandoyum ateş ve kan kokarım\nElifim bilirmisin ben şimdi ne yapıyorum\nElifim Düğün dağına çıkıyorum\nPeki yola çıkarken komutanımız ne dedi bilirmisin sen bize\nSizi düğün dağının gelinleri yapacağım\nMerak etmeyin ölürseniz şehitsiniz, kalırsanız gazi\nTertibi alıp basacağız yukarı\nBirdenbire neden neden kulaklarım çınlıyor neden yerdeyim\nSeni düşüne düşüne yürüyordum Düğün dağının zirvesine doğru ne oldu\nElimi atıyorum apansız göğsüme sakladığım minicik naylon çıkınıma\nElifimin mendili orada anamın verdiği küçük kuran yanında\nBembeyaz kar gibi\nŞu dağ bitsin alacağım seni anlı şanlı düğün yapacağım sana\nDuvağını açıp doya doyabakacağım yüzüne \nBütün timide çağıracağım düğüne ama bitsin şu dağ hayırlısıyla\nBilirmisin Elifim Göravden önce mektup yazdım sana\nİşte böyle dolu dolu çıkıyordum düğün dağına\nGAZİ ÜSTEĞMEN ABDULLAH AĞAR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Davetiye Sözleri",
        "poet": "Nihat İlikcioğlu",
        "poem": "\n\nKarar verdik evlenmeye.\nSizleri de görmek istedik,\nMutlu günümüzde.\nTüm dostlarımız davetlidir.\nDüğün törenimize.\n\nCan cana.\nYan yana.\nBaş başa.\nHepiniz davetlisiniz,\nBu mutlu anımıza.\n\nSevdik birbirimizi.\nBirleştirdik ellerimizi.\nDuyanlar duymayanlara haber etsin.\nGöstereceğiz mutlu günümüzde,\nBitmeyecek sevgimizi.\n\nOna buna sorduk mutluluğun adını,\nEvlilik dedi.\nKimi ise delilik dedi.\nSiz de buyurun düğünümüze,\nGörün bakalım yaptığımızı.\nDelilik mi? \nEvlilik mi? \n\nKıskansın melekler.\nSevilip sayılsın sevenler.\nBu gece düğünümüz var,\nBuyursun tüm misafirler.\n\nBiri erkek biri dişi.\nBunu yapan iki kişi.\nDüğünlerinde görmek isterler,\nYüzlerce dost kişi.\n\nMutluluğun adı.\nHayatın tadı.\nEvleniyoruz.\nBuyursunlar.\nTeyze, amca, hala, dayı.\n\nBirleştirdik ellerimizi.\nVerdik birbirimize kalbimizi.\nGöstermek istedik sevgimizi.\nBu gece düğünümüz de,\nGörmek isteriz hepinizi.\n\nNot: Ç(Alıntı)  değildir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Davetiyem Şiir Değildir",
        "poet": "Uğur Benek",
        "poem": "\n\nTARİH: 9 Kasım 2014 Pazar \nSAAT: 13.00 \nYER: Grand Düğün Salonu / M.Kemalpaşa \nPROGRAM: \n- Nikâh ve İkram \n- Mevlid \n- İlahi Grubu \n\nGelemeyeceklerden dua bekleriz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Davetiyen",
        "poet": "Cihan Özdemir",
        "poem": "\n\nDüğün davetiyeni okuduğumda şunları söyledim; Aranızda görmekten 'mutluluk' duyacağınız kişilerden biri mi olacağım ben de...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Davetiyesi",
        "poet": "Sezayi Tuğla",
        "poem": "\n\nAllah’ın emri bizi gafletten uyandırır.\nResulullah’ın kavli, gönülleri yandırır.\nHabibe ile cihat, davet etti dostları,\nMutluluğu paylaşmak, bizi onurlandırır.\n\n\t\t(02 Kasım 2016 Çarşamba)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Gecen",
        "poet": "Gökay Çuhadar",
        "poem": "\n\nDuydumki bu gece düğün gecenmiş,\nSaadet dilemek için davetsiz geldim.\n\nUzat elini bir kardeş gibi,\nDudaklarından değil alnından öpmeye geldim.\n\nDökülmüşse birkaç göz yaşım,\nBırak düğün elbisene hatıra kalsın.\n\nBu gece eğlenmeye değil,\nKahrımdan ölmeye geldim..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Gecesi Sabahı",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\n-   Zengin bir köy ağasının oğluyla evlendirilen \n16 yaşındaki güzel gelin düğün gecesi sabahında\nacılar içinde kıvranınca yakınları hemen onu en yakın\nhastaneye götürdüler...Yapılan operasyon sonucunda\ngelinin midesinden altın kolyeler bilezikler yüzükler ve\nplastiklere sarılı binlerce banknot paralar çıktı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Gecesi",
        "poet": "Esas Çocuk",
        "poem": "\n\nDuydumki bugun dugun gecenmis..\nSaadet dilemek icin davetsiz geldim..\nUzat elini sonkez sikayim..\n....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Dernek Hep Bir Örnek",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nKimileri yas tutarken\nKimileri düğün dernek eğlenir\nSonra ortam değişir\nO düğün dernekçiler\nYas tutarlarken\nÖnceleri tutanlar\nDüğün dernek eğlenir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Günün Kutlu Olsun",
        "poet": "Metin Beyazlı",
        "poem": "\n\nBu gün senin düğün günün\nSevinç neşe dolsun gönlün\nYuvan huzur neşe dolsun\nDüğün günün kutlu olsun.\n\nGerçekleşsin hayellerin\nSolmasın açan güllerin\nVakarlı edepli yeğenim\nDüğün günün kutlu olsun\n\nKurduğun pembe hayaller\nKabul olsun tüm dilekler\nDua etsin dost yürekler\nDüğün günün kutlu olsun\n\nDüşmanların dosta dönsün\nRabbim sana varlık sunsun\nGüzel günler senin olsun\nDoğum günün kutlu olsun\n\nHiç darlanma ocağında\nRabbim olsun hep yanında\nHep mutlu ol yaşamında \nDoğum günün kutlu olsun\n\n                       01.06.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün güzeli",
        "poet": "İrfan Çelik",
        "poem": "\n\nDÜĞÜN GÜZELİ\t\t\n\n\nHava düğün havası\t\t\nYer düğün yeri\t\t\nÇirkinler seyre durmuş\t\t\nOynayan güzelleri\t\t\n\nÇırpıyorlar elleri\t\t\nOynuyor güzelleri\t\t\nİçlerinden biri varki\t\t\nO güzeller güzeli\t\t\n\nZülfü dökülmüş yüzüne\t\t\nSürme çekmiş gözüne\t\t\nTerlemiş yanak uçları\t\t\nSürmesi akmış yüzüne\t\t\n\nKakülü dağılmış tel tel\t\t\nBir kalça vuruyor bir bel\t\t\nKendi oyunundan güzel\t\t\nŞu salınıp duran güzel\t\t\n\nKot eteği diz üstü\t\t\nTeri dizine düştü\t\t\nRabbim güzel yaratmış\t\t\nVallahi gönlüm düştü\t\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Günü",
        "poet": "İkram Gökhan Akcebe",
        "poem": "\n\nGülleri koklamaksa niyetin,\nDikenleri, görüş günündür! \nLaleye dönmüşse gönlün, \nÖlümün, düğün günündür!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Hediyem",
        "poet": "İzzet Örgen",
        "poem": "\n\nKara toprak sarsın soğuk tenini\nYatağın döşeğin mezarın olsun\nDuydum ki bulmuşsun yeni birini\nBenden bir başkası Azrail olsun\n\nAklıma gelmişti terkedeceğin\nBeni satacağın evleneceğin\nDüğün gecesinde giyineceğin\nBeyaz gelinliğin kefenin olsun\n\nBirazcık şerefi olur insanın\nNe gezer gölgesi sende ihsanın\nMekanın cehennem imzan fermanın\nDüğün hediyemde günahım olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Haberini Aldım  Bu Gece",
        "poet": "Zeki Akdoğan",
        "poem": "\n\nSesini duymaktı bütün dileğim\nTelefonu aşkla,açtım bu gece\nMerhaba,nasılsın derken meleğim\nDüğün haberini aldım bu gece.\n\nDilim boğazımda takılı kaldı\nÇıkmadı ağzımdan ne söz, ne hece\nGeçmişten anılar  kapımı çaldı\nDüğün haberini aldım bu gece.\n\nCanım deyişlerin,cana bedeldi\nÇözüldü sanmıştım,bütün bilmece\nKör kurşunlar sanki   bağrımı deldi\nDüğün haberini aldım bu gece\n\nTenimden gitmeden, tenin kokusu\nBiçilmez aşkıma paha,derece\nAşıp engelleri,zorlu yokuşu\nDüğün haberini aldım bu gece.\n\nDudağımda saklı,izi busenin\nSararken ruhumu, hoyrat bedenin\nNe zorun vardı,neydi nedenin\nDüğün haberini aldım bu gece.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün kınan",
        "poet": "Muhammed Gözübüyük",
        "poem": "\n\nActım sana gönlüm,girmezsin sunam\nKan ağlar yüreğim,görmezsin sunam\nYad elin koynuna,girersen sunam\nAl kanlarım olsun,yar düğün kınan\n\nPerişan halimi,görsene sunam\nSevdan ateşiyle,giryan şu sinem\nYad elin koynuna,girersen sunam\nAl kanlarım olsun,yar düğün kınan\n\nEğer hakikatli,yâr isen sunam\nBenden başkasını,sarmasın sinen\nYad elin koynuna,girersen sunam\nAl kanlarım olsun,yar düğün kınan\n\nSırma saçlarını,tararsan sunam\nSonra belik belik,örersen sunam\nYad elin koynuna,girersen sunam\nAl kanlarım olsun,yar düğün kınan\n\nYad elin koynuna,girersen sunam\nOna birde yavru,verirsen sunam\nOnu ak gerdanda,korursan sunam\nAl kanlarım olsun,yar düğün kınan\n\n                       27-mart-2007\n                      f-kruje/Arnavutluk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Marşı",
        "poet": "Münevver Erilmez",
        "poem": "\n\nGiriyorlar dünya evine,\nMutluluktan güle, güle,\nElveda baba evine,\nMutluluklar güzel geline\nMisafirler gelmiş düğüne,\nHoş gelmişsiniz hepiniz bugüne,\nDamat taksın gelini koluna,\nÇalsın müzik, edilsin danslar,\nÖnce gelinle damat,\nSonra da kaynanalar,\nÇalsın sazlar, oynasın güzeller,\nTanrı nasip etsin böyle düğünü herkese,\nGiriyorlar dünya evine,\nMutluluktan güle, güle,\nElveda baba evine,\nGelin ile damada,\nMutluluklar diliyoruz  hepimiz; \nKocamayın, genç kalın bir yastıkta,\nBir oğlan, bir  kız  yeter  ikinize,\nGüzel günler, dikensiz yollar,\nSağlık, ve mutluluklar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Marşı",
        "poet": "Mahir Zeren Oktay",
        "poem": "\n\nSimsiyah patlak gözlerin…\nGülüşün…\nSana sarılışım…\nYürüyüşün, saçların…\nEllerin, tutuşum…\nSana muhtacım\nBeni bırakma…\nÇalıyor işte düğün marşı \nSimsiyah patlak gözlerin…\nGülüşün…\nSana sarılışım…\nYürüyüşün, saçların…\nEllerin, tutuşum…\nSana muhtacım \nBeni bırakma…\nÇalıyor işte düğün marşı\nBen uzakta…\n\n(27.05.2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Kurup Gel",
        "poet": "Fatma Naz",
        "poem": "\n\nKaraşin gecenin kadife teni\nSaçımı okşayan rüzgar olup gel\nAsırlık rüyamdan uyandır beni\n...Nişanı beklemem düğün kurup gel\n....Biteyen hasrete nokta koyup gel\n\nKalbime dar geldi göğüs kafesi\nZihnimde uğuldar özlemin sesi\nUğrunda veririm ben son nefesi\n....Nişanı beklemem düğün kurup gel\n....Yolların zulmüne hesap sorup gel\n\nZulmeden feleğe sitemim nazım\nYüreğim buz tutmuş gelmiyor yazım\nKalmadı yaramı saracak bezim\n...Nişanı beklemem düğün kurup gel\n...Feleğe okkalı sille vurup gel\n\nVursunlar mızrapla sazın teline\nYakılsın damatlık kına eline \nÇağlayıp giderken hayal seline\n..Nişanı beklemem düğün kurup gel\n...Gördüğüm rüyayı hayra yorup gel.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Masrafı",
        "poet": "Kemal Tekir",
        "poem": "\n\nBir kumarbazın kızı,\nBaşka bir kumarbazla evleniyordu.\nBütün hazırlıklar tamamlanmış,\nDüğün günü gelmiş, çatmıştı.\nDüğün salonuna davetliler gelmiş,\nSaatler geçmesine rağmen,\nDamat ve kayınpeder,\nOrtalıkta görünmüyordu.\nDavetliler sabırsızlanıp,\nHomurdanmaya başlamıştı.\nDavetlilerden biri,\nSalonda bulunan,\nKaynananın yanına yaklaşıp nazikçe:\n_Saatlerdir bekliyoruz,\n Damat ve kayınpeder neredeler? \nKaynana:_Siz eğlenmenize bakın bayan,\nBizimkiler içeride,\nBir el poker çeviriyorlar,\nPokeri kaybeden,\nDüğün masraflarını ödeyecek.\n\n_\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Resmi",
        "poet": "Mustafa Sürmeli ",
        "poem": "\n\nDün gördüm bir yerde düğün resmini,\nGözyaşlarım birden bire indiler.\nİsminin yanında başka bir ismi,\nGörünce beni hiç dinlemediler.\n\nNe yaptın ey ahû, bu nasıl bir iş? \nŞahsıma özeldi o gülümseyiş.\nKolay mı bir aşktan bir aşka geçiş? \nGözlerim resmine inanmadılar.\n\nAcıma tüy oldu başında tâcın,\nKat kat kesilince hoş olmuş saçın,\nElleri kırılsın fotoğrafçının, \nİşini çok iyi yapar dediler.\n\nNişan kıyafeti bakmıştık biz de,\nNişan düğün yokmuş kaderimizde,\nResminle düştüğüm kara dehlizde, \nArayanlar beni bulamadılar! \n\n\t\t\t    12.12.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Şarkımız",
        "poet": "Sedat Kocabey",
        "poem": "\n\nDÜĞÜN ŞARKIMIZ\n\n \nVar mıdır biz gibi sevip kavuşan\nSözümüz kesildi ardından nişan\nHadi git üstüne beyazlar kuşan\nBirazdan çalacak düğün şarkımız\n\nPamuk ellerine kınalar yakıp\nAldığım kolyeyi boynuna takıp\nAğlama annenle babana bakıp\nBirazdan çalacak düğün şarkımız\n\nHayranım sende ki endama boya \nBu gün dans edelim gel doya doya\nO güzel başını omzuma daya\nBirazdan çalacak düğün şarkımız\n\nNe güzel de durmuş duvak yüzünde\nBırak da yaş olsun biraz gözünde\nBirlikte yanalım aşkın közünde\nBirazdan çalacak düğün şarkımız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Tebriği",
        "poet": "Sezayi Tuğla",
        "poem": "\n\nÖmer ile Esmanur, cesaret gösterdiler.\n\tBir yuva kurmak için doğru karar verdiler.\n\tBiz dost ve yakınları samimi duygularla,\n\tGençleri tebrik edip, bol mutluluklar diler.\n\n\t\t\tSezayi TUĞLA   (01 Temmuz 2016 Cuma)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Türküsü",
        "poet": "Caner Kara",
        "poem": "\n\nHaini, soysuzu, puştu, dürzüsü,\nMillet söylemedi daha son sözü,\nNamlular kuş gibi öterler bir gün,\nOdur neslimizin düğün türküsü,\nYaşasın ırkımın Turan ülküsü...\n\n8 Ocak 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Var",
        "poet": "Münevver Erilmez",
        "poem": "\n\nTabiat anada düğün vardı \nBembeyaz gelinlikleriyle \nDonanmıştı bütün çamlar\nAman tanrım bu ne güzel düğün \nHer mevsimi ayrı güzel ülkemin \nGökyüzü masmavi,\nGüneş öylesine parlak \nKalplerimiz de olsa berrak \nBembeyaz örtüsüyle kış\nSanki insanlara temizliği anlatıyordu \nYeşille beyaz, maviyle sarı\nYılların en güzel karı\nAlınmasın toprak ananın ahı\nGelinle damat girmişler kolkola \nTabiat ananın düğünü\nAyağa kaldırmıştı tüm İstanbul' u \nO ne güzel düğündü tanrım \nİnsanlara ibret verircesine \nGördükçe beyazları\nSevincimden uçuyorum delicesine.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Var",
        "poet": "Abdullah Çağrı Elgün",
        "poem": "\n\nDÜĞÜN VAR\nDüğün var hey,düğün var hey,düğün var! ..\nBugün yine bu meydanda düğün var.\nÖğle üzre, çimen çimen sofrada; \nAyran, pilav, yufka ekmek, öğün var.\nYudum yudum, esrük olup coşmaya; \nSaf kısraktan, kımız dolu güğüm var\n\nDüğün var hey, düğün var hey, düğün var! ..\nEl şaklatıp, tek tek sekip, döğün var.\nDelikanlım, kızlar ile kol kola; \nŞu toprağa, ayak uçla değin var.\nKah oturup kah kalkarak çimende; \nKonuklara 'hoşgeldin'e, yeğin var.\n\nAlnından boşansın; şıpır şıpır ter.\nBire oğul, kız amanın, neyin var? ! .\nOynamazsan, vallah sevdiğin ölür! ..\nYalvaracak, yakaracak göğün var.\nDüğün var hey, düğün var hey,düğün var! ..\nAçık alın, ak yüz ile, öğün var.\n                                        ***      \nFatma kız, söyle bana; nedir bu sendeki hal? \nGülmezsin, oynamazsın, ne kötüce huyun var.\nBiz, çirkini söyletir, güzeli oynatırız.\nSanmıyorum; töreyi çiğneyecek soyun var.\nDaha niye durursun; o, 'ver gitsin çağı'nda,*\nYedi düvel duyacak, içinde 'Hey! Hey! 'in var.\nAğıda giden ağlar; düğüne gelen oynar; \nKahkaha tufanında çıldıracak 'Ey! ..'in var.\nGel; açtırma kutuyu, söyletmeyin kötüyü; \nKaç gönlü tutuşturan, selvilerce  boyun var.\nOyna şehirlim, köylüm yedisinden yetmişe,\nOtağ kurup çimende, düğün yapan beyin var.\n\nNeyin var hey, neyin var; eller gülüp oynarken! ..\nBırak gamı, kederi; düğün dernek toyun var.\nBir günlük padişahlık, sultanlık, beylik senin; \nGül, oyna; sevap kazan; söyle başka neyin var? \nSoyun hele; kisbet giy; gömlek çıkart; soyun var.\nPeydah vurup, el şaklat; peşrev çekip öğün var.\nŞimdi artık gülmenin eğlenmenin zamanı,\nKırkgünlük, kırkgecelik; dile destan düğün var.\n\nDavul, güm güm vurarak; zurna, göğü yararken,   \nKaya gibi yerlere, çakılacak neyin var? \nYoktur gönlün gocası; ne yaşlanır  ne solar; \nDiz vur yere 'Haydah! ...' de; daha nice oyun var..                                                                                                                                                             \t\t\t\t\n\n               Abdullah Çağrı ELGÜN\n              cagrielgun@hotmail.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Var Bugün",
        "poet": "Cemil Gökdemir",
        "poem": "\n\nÇal zurnacı,vur davulcu davula,\nCoşsun gençler,hemen çıksın halaya,\nAtlar şahlansın,koşsun papağa,\nSeslensin ovalar,düğün var bugün.\n\nNe durursun damat atla atına,\nBekleyen var seni,doğru yoluna,\nBak sağdıç hazırmış,kurulmuş masa,\nAtılsın naralar,düğün var bugün.\n\nBiz gelmişiz yenge,gelin hazır mı? \nSüsle her yanını,bağla belini,\nSağdıç sen de öde artık hesabı,\nKesilsin yollar,düğün var bugün.\n\nOğlan evindedir düğün alayı,\nGelinin ayağına kesin kurbanı,\nÇık balkona damat,patlat silahı,\nSavrulsun şekerler düğün var bugün.\n\n05.08.2012 Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün VE ÖLÜM",
        "poet": "Tevfik Karınca",
        "poem": "\n\nYalnız sana kalsın \nBu koskoca dünya, gülüm\nUmutların; \nBoğazında kuru bir düğüm\nSenin felaketin bile olsa\nKahkahalarla güleceksin öldüğüm gün\nÖlümüm sana düğün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Yası",
        "poet": "Mehmet Şeyhanlı",
        "poem": "\n\nBittim ben daha baştayken\nGünlerime su serp yalan niyetine\nAğlamaz o zaman sevgilerin\nSon bir veda aşkların gözüne\nBu bir düğün yası her günden daha acı\nBendeki kalpten hasarlı\n\nKıyametler uzanır sevdanın ortasına\nGüneşler çoğalır yağmurun yağmasına\nBir seçim yapmak zorundasındır belki de…\nİki dönemeç önünde\nYa doğruya hiç olmadığı kadar\nYa yanlışa olacağından fazla\n\nBir doğru fikir sürükler seni sancılara\nYokluğun varlığında daha da çekilmez\nKahreden bir acı vardır sadece kalpte\nYakar seni, yaktığın kadar seversin onu\nTam doğrudan dönerken yanlışa\nOlursun o zaman hep doğru olan bir yanlış\n\nNe kırgınlık, ufacık bir his\nNe kadere bir sitem olmaz ne de dua \nElinde yaşlı ve yırtık bir ümit\nNe bugüne götürür seni ne düne geri \nNe de iyilerin tek hası\nElindeki tek şey hep mutsuzlukla geçen bir düğün yası\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün ve Ceset",
        "poet": "Hüseyin Akçam",
        "poem": "\n\nEller gülüp oynarken,\nGül dalımda güllerim kurudu\n\nGüneş kızıllığını vururken,\nŞek şakrak yüzlere,\n\nAkşamın siyahı gibi; \nGölge vuruyordu tebessümler.\n\nİki ara bir derede ben\nBir düğün bir ceset,\n\nYönergem nerede? \nPusulamı bulamıyorum.\n\nTenhanın bir köşesine çekilmiş,\nKimsesiz dudaklarım mırıldanıyor\n………………………Kendimle,\n\nGözlerim mavilikte oysa,\nNede güzel bakarlardı,\n\nİçimde ben ile anlaşamıyorlar bu sıra,\nBiri etrafımdaki mavi gölgemin esaretinde,\n\nDiğeri müziğin ritminde raks edenlerin \nHayat akışında,\n\nBeni ben yapan duruşumu atmalı\nYoksa üç beş kuruşa, onlara mı satmalı? \n\nOysa düğünler eskiden ne çok güzeldi\nÇocukken,düşlerim gibi\n\nBen o zamanlar yaşamışım\nUmutlarım gibi\n\nBir düğün bir Ceset……\n\nNot…..Bir düğünden esintiler\n\nDaha bir gün önce birbirlerine atıp tutanlar bu düğünde nede güzel oynadılar….\n\n                                                11.09.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Yeri",
        "poet": "Erti Öztürk",
        "poem": "\n\nGökyüzünü kaplayan\nAğır bir hüzün ne zaman hayale dalsam\nAklıma gelir ay tanrıçası yüzün\nBirde yokmuydu o\nBenden kaçırdığın iki gözün\nSende kuracaksın hayatını elbet birgün\nVe başlangıvı olacak\nİlerde yapacağın bir düğün\nOfff off\nAynı filmlerdeki gibi\nKalırmı acaba o zaman ruhum diri\nElime geçicek bir düğün davetiyesi\nDostların,dur yapma...! tavsiyesi\nBunların hepsi işte\nOrospu hayatın cilvesi\nSevdam ağır basacak\nVurucam tek kurşunla kendimi\nÖlüceğim yer olacak dizinin dibi\nAma seninle bütünleşeceğim\nBeyaz gelinliğine düşen kan gibi\nVe mezar olacak bana düğün yeri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Yeri",
        "poet": "Abdullah Bedeloğlu",
        "poem": "\n\nDÜĞÜN YERİ\nGülmek nedir sende gördüm.\nDün âleme çok küskündüm.\nBugün düğün yeri gönlüm.\nBir başkadır  senli günüm.\n\nHak her şeyi vermiş, bildim.\nBildim de gönlümü verdim.\nBendenize körfez gözlüm,\nBu gözleri kapmış sözlüm.\n\nHerkes seni sever, ister.\nSatır satır yazar, çizer.\nDeğmesin namahrem eller.\nBenim olsun, aman dilber! \n           Abdullah Bedeloğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Yeri",
        "poet": "Ramazan Kocapınar",
        "poem": "\n\nDüğün Yeri  –  (TÜRKÜ SÖZÜ)\n\nDüğün yeri, düğün yeri,\nHadi bir kez, dinle beni,\nBitip, tüken, düğün evi,\nGel gör şimdi ettiğini...! \n\nDüğün, dernekler yapılmış,\nNice sineler sızlamış,\nEr çıkan çoktan yol almış,\nGönül hicran, yaralanmış...! \n\nX..........X...........X..........X\n\nDüğün yeri, düğün yeri,\nAyrı koydun, sevenleri,\nYıkıl, yok ol, düğün evi, \nAdalet bumu böylemi...? \n\nDüğün, dernekler yapılmış,\nKörpe gönüller yıkılmış,\nUmutlar yarıda kalmış, \nSevinç, gözyaşı ağıtmış...! \n\nX..........X...........X..........X\n\nDüğün yeri, düğün yeri,\nFelek, çevirdi çemberi,\nKörol, kahrol, düğün evi, \nYaşatmadın kavilleri...! \n\nDüğün, dernekler yapılmış,\nKaderleri ağlamakmış,\nGeline, kına yakılmış, \nidam sehpasına çıkmış...! \n\nX..........X...........X..........X\n\nDüğün yeri, düğün yeri,\nZalimlerin en zalimi,\nMahvol, defol, düğün evi,\nKor, köz ettin yürekleri...! \n\nDüğün, dernekler yapılmış,\nHiç huzurları kalmamış,\nGülüme kına yakılmış\nSevdalar ipe asılmış...! \n\nSeven canlara kıyılmış...! \nAşklar urganda sallanmış! \n- - - - - - - - - - - - - - - - - -\n18, 03, 2009 – Çarşamba\n\nGurbetten Bir CAN! \nGizemlikartal – Ramazan Kocapınar\n\nSevgiyle Kalın... Şiirle Kalın...\nŞiirde Kalın ve HOŞÇAKALIN! \n\nTüm yapitlarimiza sesli ve görüntülü olarak ulasabimeniz\nicin özel web adreslerimiz:\n\nÖzel sitemiz\n\nSesli Şiir Sayfamız Tüm mp3 Şiirlerimiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Yeri",
        "poet": "Ramazan Kocapinar",
        "poem": "\n\nDüğün Yeri  –  (TÜRKÜ SÖZÜ)\n\nDüğün yeri, düğün yeri,\nHadi bir kez, dinle beni,\nBitip, tüken, düğün evi,\nGel gör şimdi ettiğini...! \n\nDüğün, dernekler yapılmış,\nNice sineler sızlamış,\nEr çıkan çoktan yol almış,\nGönül hicran, yaralanmış...! \n\nX..........X...........X..........X\n\nDüğün yeri, düğün yeri,\nAyrı koydun, sevenleri,\nYıkıl, yok ol, düğün evi, \nAdalet bumu böylemi...? \n\nDüğün, dernekler yapılmış,\nKörpe gönüller yıkılmış,\nUmutlar yarıda kalmış, \nSevinç, gözyaşı ağıtmış...! \n\nX..........X...........X..........X\n\nDüğün yeri, düğün yeri,\nFelek, çevirdi çemberi,\nKörol, kahrol, düğün evi, \nYaşatmadın kavilleri...! \n\nDüğün, dernekler yapılmış,\nKaderleri ağlamakmış,\nGeline, kına yakılmış, \nidam sehpasına çıkmış...! \n\nX..........X...........X..........X\n\nDüğün yeri, düğün yeri,\nZalimlerin en zalimi,\nMahvol, defol, düğün evi,\nKor, köz ettin yürekleri...! \n\nDüğün, dernekler yapılmış,\nHiç huzurları kalmamış,\nGülüme kına yakılmış\nSevdalar ipe asılmış...! \n\nSeven canlara kıyılmış...! \nAşklar urganda sallanmış! \n- - - - - - - - - - - - - - - - - -\n18, 03, 2009 – Çarşamba\n\nGurbetten Bir CAN! \nGizemlikartal – Ramazan Kocapınar\n\nSevgiyle Kalın... Şiirle Kalın...\nŞiirde Kalın ve HOŞÇAKALIN! \n\nTüm yapitlarimiza sesli ve görüntülü olarak ulasabimeniz\nicin özel web adreslerimiz:\n\nÖzel sitemiz\n\nSesli Şiir Sayfamız Tüm mp3 Şiirlerimiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün(Yiğenim Uğur Enç'e itafen)",
        "poet": "Perihan Pehlivan",
        "poem": "\n\nAna, baba, kardeş\nEl ele.\nYürekler bir başka çarpar,\nBu günde.\nKız evi, oğlan evi,\nHiç fark etmez.\nTatlı bir telaştır,\nKoşuşturma hiç bitmez.\nYemekler  yapılır,\nTakılar takılır,\nHalaylar çekilir.\nBir sevgi selidir asıl olan,\nHer şey gelin damat,\nMutlu olsun diye.\nDilekler sunulur\nDüğün kutlu olsun diye.\nAna babaların muradıdır,\nÇocuklarının,  mürüvvetini  görmek.\nBaldan tatlı,  torunlarını  sevmek.\nDavulcu aşk ile çalar,\nZurnacı türlü nameler salar,\nBahşişler verilir,\nÜç beş gün önceden\nÇeyiz serilir,\nAkşamdan kınaya gidilir.\nGelin alayı düşer yola,\nKız anası ağlar,\nGelin hem ağlar hem de oynar ya.\nDüğün kutlu olsun,\nYeni çiftler mutlu olsun...\n                                                        1.ŞUBAT.2008.İSTANBUL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün Zamanı",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nBugün düğün zamanı düğün\nYüreğimde ki göğün\nUmutlarım al al\nUmutlarım mor\nKorkularım ibrişim\nÖrün dizi dizi\nYüreklere yelek\n\nBugün düğün zamanı\nYıkılsın çığlıklar\nKesik kesik ovalara obalara\nYakılsın ateşler öbek öbek\nKızlara kızanlara\n\nAl bir at uçsun düğün yerinden\nUçsun dörtnala kanatlanıp\nDağların birleştiği yere\nKavuşsun gökyüzünün kızılına\nUmutların hasına\nSevdiğimin yasına\nGüneş olsun\nBugün düğün zamanı düğün\nYüreğpimde ki göğün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğün2",
        "poet": "Gökhan Oflazoğlu",
        "poem": "\n\nBir kahrın yarım ağzında ifade soluklaşır,\nkatılır uzaklaşana, sis bulutları arasında\nzaman katılaşır. Geri dönse almazdın,\nkaybolmuş sözün ne anlamı olurdu.\nZaten duymazdın, yoksul sabaha katkın\nduyulurdu. Havayı düğüne çevir, bir kez\ntam kulak ver de, yanık yamaçlarda haykır,\ngötürsün, kaynağın el vermediği uzamlara\nve düğün sonra.\n\n30/03/2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğünde Sevinç",
        "poet": "Ahmet Mansuroğlu",
        "poem": "\n\nDüğünde sevinç,düğünde uğur varmış\nMutluluğa açılan pencere işte bu anmış\nBir çift var burada birbirine inanmış\nEvlilik gerçek,nişanlılık tatlı rüyaymış...\n\nHayat boyunca el ele verin\nMutlulukta önemi olmaz ki yerin\nAşk bahçesinden gülleri derin\nBaşbaşa geçeceğiniz yollara serin\n\nYıllar sonra,yine böyle mutlu yine böyle yakın\nYuvanıza gölge düşürmeyin sakın\nSize kim olurki siden daha yakın\nBirbirinize sevgiyle muhabbetle bakın\n\nMutluyum size yazdım seslendim diye\nİşte size düğnünüzde benden hediye\n\nBirinin özlemi,birnini gökhanı var\nSevgileri büyük dünyalar kadar\nYuvaları sevinç mutluluk dolsun\nDaima huzur,sevgi onların olsun\n\nBu düğün sizi ebediyen birbirinize bağlasın\nÖyle bir bağ olsun ki ömür boyu beraberlik sağlasın\nKuracağınız yuvada mutluluk sular gibi çağlasın\nTebrikler size,beraberliğiniz kutlu olsun.\n\n12 -11-2011\nAntakya -Hatay\n\n(Torunum Gökhan Yükselin düğünü dolayısı ile..)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğüne davet 2",
        "poet": "Üzeyir Aydın",
        "poem": "\n\nDÜĞÜNE DAVET\n\nHacer sultan Seher hatundan oluru almış\nBedia Belkıs Hakan soluğu parkta almış\nİş babalara Üzeyir ve salim’e kalmış\nOnlar da olur verip gençlere nişan takmış\n\nYirmi dört temmuz da kına gecemize gelin\nYirmi beş temmuz düğün günümüz onu bilin\nBuyurun düğüne eğlenin dert tasa silin\nSizi görünce mutlu olur damat ve gelin\n\n Cebrin Defteri 22.mayıs.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğüne Davet",
        "poet": "Sıdıka Emek",
        "poem": "\n\nYıl on dört haziran bin dokuz yüz seksen dört\nKucağıma verdiler kara gözlü dünya güzeli servet\nÇok şekerdi adını koyamadık bir hafta gezdi öyle\nBen dedim Fatih, babam dedi Ender, dedem Mehmet\n\nSonun da halası ’’adını Serdar koyalım abla’’ dedi\nAllah’ım iyi ki onun gibi hayırlı vicdanlı evlat verdi\nO dünyaya geldi ya her şey dört dörtlük oluverdi\nAğlayan gözlerime güneş doğdu, yüzüm gülüverdi..\n\nNasıl büyüdü anlamadım, bir de baktım adam olmuş\nKüçücük olsa da kanatlanıp yuvadan uçacak olmuş\nBenim aslanım iyi de olsa kötüde olsa kararını vermiş\nAna kucağını bırakıp kendi yuvasını kuracakmış\n\nBiz de bu kararı ailecek tabi ki çok saygı duyduk\nHer dediğini yaptık, istediğini aldık, yuvasını kurduk\nGelinimizi de sevdik oğlumuz için bağrımıza bastık\nEvi, işi, aşı ve eşi de olacak ya çok çok mutlu olduk\n\nBu yıl on dört haziranda nikah kıyıp düğün yapacağız\nOğlumuza doğum günü hediyesi olarak,gelin alacağız\nBütün akrabalarımızı, dostlarımızı severek ağırlayacağız\nBu mutlu günümüzü tüm dünya ile elbette paylaşacağız..\n\nsıdıka emek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DÜĞÜNE Mİ  GELDİNİZ,  YOKSA  SAVAŞA mı? ...",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\nDÜĞÜNE Mİ  GELDİNİZ,  YOKSA  SAVAŞA mı? ...\n\n       Duyarlı yüreklere merhaba. Saygılar, selamlar iletiyorum size. Konumun içeriğini kavradıkça sanırım verdiğim mesajlar muhataplarına ulaşacaktır. Her yuvanın temelinde, oluşumunda mutlaka dualara da ihtiyaç vardır, ilahi sözlere, eğlencelere de. Her iki ailenin isteği doğrultusunda söz kesilip nişan merasimi gerçekleştirdikten sonra  düğün tarihi belirlenerek hazırlık başlar.\n\n      Oğlan evininde, kız evininde davetlileri tek tek seçme şansı yoktur. Hısım ve akrabaların katılması, yakın komşuların katılması, oğlanın ve kızın okul ve meslek arkadaşlarının katılması ata dostlarının katılması elbette doğaldır. Bazen davetiye dağıtırken bile en yakınını heyecan dan unutabilirsin. O kişi bana davetiye vermediniz dese de: Sen düğün sahibisin davet gerekmez diyerek hatanı tamir etme yoluna gidersin. Araya davetsiz misafirde giriyor.\n\n      Davetsiz gelenler genelde çocuk kesimi ve ihtiyaç sahipleri olabiliyor. Bazı düğünler yemekli olunca gören gözün hakkı olur misali yaklaşabiliyorlar.\nAslında olgun kişilerin davetsiz yerlere gitmeleri dinimizce de sakıncalıdır. Çünkü düğün sahibi sınırlı ölçüde hazırlık yapıyor. Sınırı taşarsa sıkıntı olur. Eğlence esnasında da araya karışan yabancılara dikkat etmek gerekiyor.\n\n   Eli silahlı, bıçaklı kişileri yakının da olsa önce uyarırsın sözünü dinlemezse yetkililere ihbar etmelisin.  Düğüne değilde sanki savaşa hazırlanır gibi her türlü zararlı maddeyi alıyorlar. Kafa ayık olmayınca da istenmedik felaketleri beraberinde getiriyor.  Sünnet düğünü gezdirirken nedense sünnet çocuğu etrafında konvoy halinde  bile silaha sarılarak tabancaları ateşliyorlar.\n\n     Sünnet çocuğuna verilen mantar tabancanın bile uygunsuz hareketi gözleri kör edebiliyor. Düğünlerde her türlü silahın yasaklanması temennimizdir ve arzumuzdur.  Silahlara, kurşunlara  yatırım yapılacağına yuvanın oluşumunda, çocuğun gelişiminde ihtiyaç duyulacak şeylere masraf edilse ne güzel olur. Hem  düğün sahibinin de yaralarına merhem olmuş olursunuz.\n\n      Konvoy halinde gezerken sanki pistte hız yarışı yapılıyormuş gibi trafik kurallarına uymaya sorumsuzlar da  kazaya sebebiyet verince düğünlere, kutlamalara gölge düşürebiliyor.  Eğlence vaktinin sınırı belli olduğu halde millet gece uykusuna çekildiğinde gece geç saatlere kadar devam ettirmek, mahalle sakinlerini rahatsız etmek pek hoş karşılanmaz, kul hakkına da girer.\n\n      Düğüne mi geldin yoksa savaşa mı konusunun içinde aslında  yakınımın düğününde maganda sonucu gerçekleşen acı ama gerçek bir olayı sizlere aktarmayı düşünmüştüm ama yazı metnim uzarsa sıkıcı olur diyerek başka bir konumda paylaşmak istiyorum.  Yaşanan her türlü dramatik olaylardan çok ders çıkarmalıyız.  Eğlencelerin kana bulanmasının faturası ağır oluyor.\n\n      Bu konu hakkında söylenecek çok söz var ama anlatacak zamanım yok. En iyisi sözlerin özü olan şiirlerimle eksikleri gidermeye çalışayım. Gelişe bak ve can aldı da verdiğim mesajlar inşallah muhataplarına ulaşacaktır. Allah her haneye kazasız, belasız düğünler nasip etsin. Evladın hayırlısını, gelinin hayırlısını, damadın hayırlısını, dünürlerin de uyumlu olanını nasip etsin.\nSilahlar sussun  sevgi dolu yürekler konuşsun. Hoşça kalınız, dostça kalınız.\n\n*****   GELİŞE   BAK   *****\n\nAvcı  kıyafeti  var  üzerinde,\nSarhoş hali de var gözlerinde,\nKusuntu bulaşık var yüzlerinde,\nDüğüne mi geldin sen, savaşa mı? .\n\nÇocuklar oynarken ateş açarsın,\nEngel olanlara  öfke saçarsın,\nPolise teslim ol neden kaçarsın? ,\nDüğüne mi geldin sen, savaşa mı? .\n\nNefsin emrediyor takıyor kanca,\nŞeytandan uzaklaş, yaklaş insanca,\nHapsi de  boylarsın  tutuklanınca,\nDüğüne mi geldin sen, savaşa mı? .\n\nAlkolü içtikçe meze yaladın,\nÖlü, yaralı var  gözü suladın,\nEğlence erini kana böledin,\nDüğüne mi geldin sen, savaşa mı? .\n\nMaganda kurşunu çok can alıyor,\nHalkımız panikte korku salıyor,\nZekiyi çok üzen olay oluyor,\nDüğüne mi geldin sen, savaşa mı? .\n\n*****   CANA  ALDI   *****\n\nKına yakılacak çocuğa gece,\nSünnet düğününde oldu eğlence,\nİsabet ediyor genç  eğilince,\nMaganda kurşunu yine can aldı.\n\nKöyde de, kent dede kural değişmez,\nCahillik var iken beyin gelişmez,\nGözyaşı akarken insan yılışmaz,\nMaganda kurşunu yine can aldı.\n\nKimi nişan yapar, kimi de düğün,\nZiyafet çekilir yeniler  öğün,\nSilah ateşlenir nedense bu gün,\nMaganda kurşunu yine can aldı.\n\nSporu  sevsen de seyri bir başka,\nTakımın gol atar gelirsin aşka,\nKutlamalar kanlı bitmese keşke,\nMaganda kurşunu yine can aldı.\n\nFaydalı olmuyor ağıtlar, ahlar,\nZekiden öneri sussun silahlar,\nAnayı, bacıyı üzer eyvahlar,\nMaganda kurşunu yine can aldı.\n\nIspartalı  Zeki  Çelik  TÜRKİYE İLESAM il temsilcisi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğünlerde Mevlit mi Okutulmalı, Çalgı mı Çalınmalı?",
        "poet": "Hanifi Kara",
        "poem": "\n\nDÜĞÜNLERDE MEVLİT Mİ OKUTULMALI, \nÇALGI MI ÇALINMALI? \n\nEvlenen çiftler için düğün yapılması insanlık tarihi kadar eskidir. Milletlere ve yörelere göre ayrıntılarda bazı farklılıklar olmakla birlikte hepsinin birleştiği nokta eğlenceye yönelik olmasıdır.\n\nEvlenen çiftlerin yeni hayata neşe içinde girmeleri, eş-dost ve akrabalarını, hatta tüm din kardeşlerini bu sevince ortak etmeleri için düğün yapmaları Hz. Peygamberce (s.a.s.)  tavsiye edilmiştir. Peygamberimiz yeni evlenen Abdurrahman b. Avf’a: “Düğün yap, bir koyunla da olsa ziyâfet ver.” buyurmuştur.\n\nŞimdi kendi kendimize İslâmî bir düğün nasıl olmalı sorusunu sorabiliriz? \nİslâmi bir düğünün hudutları hiçbir zaman kesin olarak çizilmiş değildir. Bu nedenle de İslâm dünyasında yapılan düğünlerin ortak yönleri olduğu gibi, bir birine uymayan yönleri de elbette vardır.\n\nİslâm dininde “ibâhe (mübahlık)  esastır”, tâ ki hakkında bir hüküm bulunmadıkça. Haram ve farzlar için delil aranır da, helâller için aranmaz. Bu bir fıkıh kuralıdır. Düğün merâsimimizi icra ederken uymamız gereken kesin husus ise diğer işlerimizde olduğu gibi burada da helâl/haram çizgisini gözetmektir. Nedir bu kurallar derseniz:\n\nDüğünlerde içki içilmemeli,\nSilah sıkılmamalı,\nKadın/erkek bir arada olmamalı... (Kadınlar kendi aralarında çalıp söyleyip eğlendiği gibi, erkekler de kendi aralarında eğlenmelidirler.)\n\nPeygamber Efendimiz düğünlerde çalgı çalınmasını ve şarkı söylenmesini hem tasvip etmiş, hem de teşvik eylemiştir. Şöyle ki: Hz. Âişe (r.a.) ’dan rivâyet edilen bir hadis-i şerifte,  “Yâ Âişe herhalde düğününüzde eğlence (çalgı)  yoktu, halbuki Ensar eğlenceyi sever.” buyurmuştur. Bir başka rivâyette de: “Tefe vuracak ve şarkı söyleyecek bir cariye göndermediniz mi? ” buyurunca Hz.Âişe “(şarkı olarak)  ne söylensin ya Resûlullah? ” demiş, Resûllullah (s.a.s.)  de: “Size geldik size geldik...”diye başlayan bir kasîde okumuş ve “Nikâhta helâl ve haram arasındaki fark tef ve ses (şarkı)  bulunmasıdır.” buyurmuşlardır. (İbn Mâce, “Nikâh”, 20: Tirmizi, “Nikâh” 6: Nesâî,”Nikâh”,32)\n\nDüğün merâsimlerimizin icrasında şarkıya ve çalgıya -hadis-i şeriflerce- her ne kadar izin verilmişse de aşırı gitmememiz ve yukarıdaki hususlara titizlikle riâyet etmemiz gerekmektedir. Bir de gözardı etmememiz gereken husus düğünlerde okunacak şarkıların muhtevası inançlarımıza aykırı olmamalı isyana ve harama teşvik etmemelidir. Çünki, “harama vesile olan her şey haramdır.”\n\nYeri gelmişken birazda günümüzdeki düğünlerde yapılan yanlışlıklarından bahsedelim. Özetle:\n\nDüğünlerde lüzumsuz yere silah sıkılması. Silah sıkma israf olduğu gibi yaralanmalara hatta ölümlere sebep olmaktadır.\n\nMaddi durumu müsait olanların -velime yemeğini terk ederek- gece gelin çıkarmaları. Çünkü velîme (düğün yemeği)  vermek sünnettir. \n\nGece geç vakitlere kadar çalgı çalmalar, büyük bir gürültü kirliliği ile gelin çıkarmalar ve saat onikilere kadar korna sesi ile yeri göğü inletmeler o anda uykuda olan hasta, ihtiyar ve bebekleri uykularından uyandırmalar. \n\nDüğünler, haramların karışmadığı meşru eğlenceye endeksli sevinç ve neşe içinde yapılmalıdır. \n\nDüğünlerimizde yapılan yanlışlıkların en başında ise içki, kadın-erkek karışma ve çalgıcıların ve erkek seyircilerin gözü önünde kadınların oyun oynamaları gelmektedir. Bazı kadınlar her nedense erkekten kaçtıkları hâlde çerçiden ve çalgıcıdan kaçmamaktadırlar. Yoksa “çerçi” ve “çalgıcı” erkek değil mi?   \n\nSonuç olarak şunu söylemek istiyorum. Eğlencedeki fazla yozlaşma/ifrat beraberinde başka bir ifratı doğurmuştur. Bu güne kadar düğün konusunda bir türlü orta yol bulunamamıştır. \n\nİşte ben bu yazıyla herkesi o terk edilen orta yola çağırıyorum.\n\nKalın sağlıcakla…\n\nHanifi KARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğünler Tehlike mi Dolu?",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nMaganda katılmışsa; silah patlatabilir,\nBir alkollü yüzünden, huzur bozulabilir…\n\nDüğünler tehlike dolu sakınmalıyız,\nSilahlar da patlıyorsa, uzaklaşmalıyız…\n\nİkram dahi yapılsa, yere uzanmalıyız,\nMasaların altından, kutlama yapmalıyız…\n\nÇok düğün ölümlerle, tehlikeler mi dolu? \nMagandalarımızla, düğünler korku yolu…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğünlerimiz",
        "poet": "Adem Armağan",
        "poem": "\n\nDine uygun düğün yakışır bize,\nNefisle,şeytana uyma arkadaş! \nBu bir dost sözüdür,uyarı size,\nNefisle,şeytana uyma arkadaş! \n\nHer yere uzanmış haçlının eli,\nBentleri aşmıştır batının seli,\nİslama bağlanan olmuştur veli,\nNefisle,şeytana uyma arkadaş! \n\nİnancından kopan kalmıştır geri,\nCihada koşanlar verirler seri,\nMert olan insan sözünün eri,\nNefisle,şeytana uyma arkadaş! \n\nKul Armağan söyle,söyle bitmiyor,\nHaçlı Mü'min gibi düğün etmiyor,\nBülbül güle hasret,onsuz ötmüyor,\nNefisle,şeytana uyma arkadaş!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğünlere Gitmeye Korkuyorum",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nAdetlerimizde var, silah patlatılıyor,\nEndişelendiğimden şahsım biraz korkuyor…\n\nYakında bir düğün var evimin tam önünde,\nTüfekler ateşlenir duvarımın dibinde…\n\nYere kapaklanmışım böyle davranmalıyım,\nDenk gelir sanıyorum daha alışmamışım…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğünlerinize Çağırmayın İnan ki Bıktım, Diyordu",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\n“Arkadaş her gün düğün, inan ki bıkmışım,\nDeğer mi görmüyorum, çok kıyıda kalmışım…\n\nHal hatır dersen yoktur çünkü hâlen bekârız,\nSelâm dahi verilmez adamdan sayılmayız…\n\nNasılsa hep küssünüz, bunu zaten biliriz,\nNeden çağırırsınız, mademki itilmişiz? ”\n\nDiye söylense bile zaten çağıran yoktu,\nAydınlatmış da olsam teselliye de toktu…\n\n(2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğünlerimize Maganda Sokulmasa",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nÖnce bir kontrol ile maganda salınacak,\nGirme içeri, deyip karnı doyurulacak…\n\nDoymuş maganda gelmez dışarı uzaklaşır,\nKarnı tok olandan da zarar duyulmamıştır…\n\nMagandalar yüzünden sakatlananlar olur,\nHiç kimse sus diyemez çoğu kez ölen olur…\n\nBellerdeki silahlar hem şandır hem de şeref(!) ,\nİşte yine bir kaza, gitti yine bir Şeref…\n\nDaha on yaşındaydı Şeref, sevimli çocuk,\nDüğün mahvoldu bitti yüreklerimiz buruk…\n\nİşte bir düğün daha yine magandalar var,\nHiçbir ders alınmadı, patlamakta silahlar…\n\n(2014)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dügünüme Yetiş Baba:",
        "poet": "İnönü Kolukırık",
        "poem": "\n\nDÜGÜNÜME YETİŞ BABA\n\nDügünüme Yetiş Baba:\n\nBabalı yetim miyim? \nSuçsuz,günahsız,sebiyim.\nBabamsın sana ne diyeyim,\nDügünüme yetiş baba.\n\nYoksulluklarla büyüdük,\nZaman zaman aç uyuduk.\nAnnemize olmuşuz yük,\nDügünüme yetiş Baba.\n\nGelin olan senin kuzun,\nGurbettesin, yolun uzun.\nYerinde mi tadın, tuzun,\nDügünüme yetiş baba.\n\nÖzledigin gün bu gündür,\nİçindeki koru söndür.\nBir kere yüzümüzü güldür,\nDügünüme yetiş Baba.\n\nBabasızlık ar geliyor,\nDünya bize dar geliyor.\nSahipsizlik zor geliyor,\nDügünüme yetiş Baba.\n\nYaşanmış bir anın olsun,\nÖgünecek yanın olsun.\nEvladın kurbanın olsun,\nDügünüme yetiş Baba.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dükkancı Dede",
        "poet": "Yakup Onat",
        "poem": "\n\nDükkancı dede haber salmış\nAzrail yolum kesmiş\nHıçkırıklar boynuma dolanmış\nOy nideyim oy! \n                       28.08.2014\n                          Perşembe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğünümüz Var",
        "poet": "Necati Keçeli",
        "poem": "\n\nDüğün yapmak adet, gelenek bize\n  Damatlık Gelinlik giyildi bugün\n  Hep beraber oynayalım diz, dize\n  Çalsın davul Zurna düğünümüz var\n\n  Mutlu yuva kurmak günün anlamı\n  Bırakın dertleri, bırakın gamı\n  Eğlenip coşmaktır düğün kavramı\n  Oynasın güzeller düğünümüz var\n\n  El ele tutarak yan, yana durun\n  Haydi, gençler Çorum Halayı kurun\n  Vurun davulcular, halayı vurun\n  Çekelim halayı, düğünümüz var\n\n  Kız anasının gözyaşın durulsun\n  Gelinin beline kuşak sarılsın\n  Halkalar oluşsun oyun kurulsun\n  Çalsın davul Zurna düğünümüz var\n\n  Bu gençlere nazar etmeyin sakın\n  Damatla geline, kınalar yakın\n  Haydi, damat gelin ortaya çıkın\n  Eğlensin dostlarım düğünümüz var\n\n  Necati KEÇELİ\n  ADANA  18.11.2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dügününde",
        "poet": "Mustafa İleri",
        "poem": "\n\nDüğününde oradaydım gördüm seni\nPür neşe içinde gülüyor gibiydin\nGözlerin dalıyordu san ki hayal dünyana\nGelinliğin yakışmış ama san ki hoş değildin\n\nSaflığın simgesi gelinliğin çok yakışmıştı\nKefen misali zannederek giymiş gibiydin\nTacın güzelliğine ek katmış ateş çemberi gibi\nIstırap vermesin sana bu düğün gününde\n\nAdım attığını zannediyordun kendince\nMutluluk özlemlerini bitirircesine\nNe kadar gülücükler saç san da ortalığa\nBu düğün günü sana hoş gelmiyor gibiydi\n\nFark ediyordum gerçeklerin karşına geçtiğini\nGüven vermeyen geleceğine el sallasan da\nÇokluğu fark etmiyor san ki dost görünen yüzlerin\nTesellisi,mutluluk dilekleri sana hoş gelmiyor\nGözlerim şahit oldu bu düğün gününde\n\nSeni benden başkası anlayamaz gözlerinden\nSeni benden başkası tanıyamaz yüreğinle\nKonuşmadan anlatıyor bakışlarında ki manalar\nUğurlar getirsin sana her şeye rağmen\nBu düğün günün senin\n\n31.12.2003\tTurhal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dükkan",
        "poet": "Feyzullah Evcil",
        "poem": "\n\nDükkan açtı isen pazar içine\nSadakat sat,doğruluk sat,candan sat\nDükkan açtı isen kalbin içine\nSevgi al,vefa'yı al,alırsın tat\n\n01:39\n17/11/2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğününde Damat Katil Oldu",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nBilinen haberlerden, ülkemize has şeyler,\nMagandalarımız da, mutlak evlenecekler…\n\nDüğün yapılmalıdır, silah kullanacaklar,\nNe kadar anlatılsa, anlayamayacaklar…\n\nDüğün kana bulanır, damat katil olmuştur,\nYapılan tüm emekler, her şey ziyan olmuştur…\n\nBir yerde silah varsa, biz akıllanamayız,\nMagandalık örf değil, artık utanıyoruz…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düğününüz Kutlu Olsun!",
        "poet": "Hayriye Aygül",
        "poem": "\n\nAmacını Bilen Kızım\nDuydumki hazırlanmış katarın yolcusun\nUmut gemisi kıyıya demir atmış misafirsin\nHayat ağacın esenlik dolu bir ömür sürsün\nSağlıklı bir yaşam ömürboyu ikizin olsun\n\nMutluluk penceren daima ap açık olsun\nDuydum bir mayısta Hollanda'da evleniyorsun\nGeleceğin huzur ve mutluluğu sana duam olsun\nDilerim Ulu Tanrı'dan silahın hep barış olsun! \n\nHoşgörünün yeri gönlün, sevgi denizi yüreğin olsun.\nÖnce kendine,sonra insana vereceğin sevgin olsun.\nTozpembe ufuklar seni bekliyor,artık evleniyorsun\nTüm içtenliğimle evlilik günün ve düğünün kutlu olsun! \n\n26 Nisan 2015 Alanya'dan sevgilerimle.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dul kadın",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nDul kalmak kime yarar,\nkarışanın görüşenin olmasa da,\ngidip gelmekte özgür kalsan da,\nHer şey bir tarafa; \nTek başına yaşamak akıl karı \ndeğil.\nİşte bak dul kaldın.\n\n                               29.05.10/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dul aylığı",
        "poet": "Ayşe Adlım",
        "poem": "\n\nHerkese sağlık\nkendime para\ndiliyorum artık\nRest çektim piyangoya\n\nDul aylığı falan değil\nyanlış anlama\n\nNormal, bildiğin\nböyle torba torba\nhavadan ekstra\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dum Dum Dum",
        "poet": "Fuat Eriçok",
        "poem": "\n\ndum dum dum referandum, referandum dum dum dum\nben neydim ki ne oldum, ne aradım ne buldum\nnereden geliyordum, nereye gidiyordum\nesiyor gürlüyordum, atıyor tutuyordum\n\nçocuktum uyuyordum, rüyalar görüyordum\nkiminde yüzüyordum, kiminde uçuyordum\nbazen masum bir kuzu, bazen kurt oluyordum\ngüzel rüya sürerken birden uyanıyordum\n\nöyle bir rüya var ki, gece gündüz görürüm\ngerçek olması için neyim varsa veririm\niçten içe yanarım, mum olmuşum eririm\nbunu ilk gördüğümde sanki deliriyordum\n\nyüzlerce yıl evvelmiş, bir padişah imişim\nosmanlının sultanı, tek efendisiymişim\ntopkapı sarayında, cennet haremdeymişim\nbunu hep görüyordum, olacak biliyordum\n\nhayatım böyle geçti, rüya rüya üstüne\nhep gıpta ile baktım vahdettinin büstüne\nhatta özenir oldum peygamberlik kastına\nülküm bu idi benim, inatla yürüyordum\n\nilk hedef din taciri bir partinin neferi\nmehter takımı gibi… iki öne, bir geri\nderken yeni bir parti ve ben onun lideri\nhızla tırmanıyordum, “yetmez, daha” diyordum\n\nrüya çıktı çıkacak, tam tamına kaptırdım\nbaş örtümü taktırdım, sarayımı yaptırdım\ntüm ayrık otlarını temizlettim, attırdım\nmehter adımı bitti, zıplayıp gidiyordum\n\nzıpır soytarılarla doldurarak çevremi\nbaşarıyla geçirdim bu ikinci evremi\nson bir adım daha var tümleyecek devremi\nkul desteğini almak, çok iyi biliyordum\n\nreferandum dum dum dum,  dum dum dum referandum\ntüm kuralları deldim, en son adıma geldim\ndünya dediğin ne ki, ben dünyaya bedeldim\ndum dum dum, dum dum da dum, son çıkış referandum.\n\n28 şubat 2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duman",
        "poet": "Elif Kerenciler",
        "poem": "\n\nya işte yaşam nehrimizin\nen can alıcı noktasıydı\naman şimdi koparılacak diye korktuğumuz\ngelin görün ki\nhiçbir şey olmadı\nkendini sevdirmek istemesinden başka\ndumanın kafesinin ardından\n\nİstanbul\n28.12.2004\nSalı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düm Düz gittik..! ! !",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nAz gittik uz gittik \n\nDere tepe düz gittik\n\nRitmlerin bozulunca\n\nGidimlerinin şeytanına  düm düz gittik...\n\nÖzledik güzellikle geçen o mutlu günleri\n\nUsandık kavgayla döğüşle geçen bağırtıları ünleri\n\nUnuttuk elbiseyi pamukluyu yünleri \n\nBitimlerinin şeytanına  düm düz gittik...\n\n\n\nNe güzel günlerdi onlar öylesine neydi\n\nBu günleri biz istemedik gelirse renkli cümbüşlü neyli\n\nBu fakirlik yoksulluk olsada altın hameyli \n\nTakmak isteyenin  şeytanına  düm düz gittik...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duman",
        "poet": "Karahan Sertan",
        "poem": "\n\nBen bir nefes dumanım\nGözlerinin önünden uçan ve\nZerre kadar keder duymadan\nSigarandan çıkan\nİçini görmüşüm senin\nTa ciğerinin en ücra köşesini\nVar acep \nSeni benden daha iyi tanıyan\nVe benden daha yakın olan\nBu yüzden aşık olarak demiyorum\nNe yıldızım, ne ay, ne bulut\nSadece bir nefes dumanım\nGözlerinin önünden uçan ve\nZerre kadar keder duymadan\nSigarandan çıkan\nVe sana bu denli yakın olan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duman",
        "poet": "Ender Deniz Kaya",
        "poem": "\n\nKimi sokaklar egzoz, kimisi soba, kimisi bir çingene ateşi, kimi ise esrar...\nBu şehirde bütün sokaklar duman kokuyor. \nNe kadar orospu varsa da buraya toplanmış, bunca adamın yalnızlığını parçalamak için.\nDolduruyor bütün sokakları, göğüsleri ruhlarından taşan, görüp geçirmiş kadınlar.\nDumanının türüne bakmadan.\nEn kutsal mesleklerden birine sahipler aslında. Hatta cehennemde hiç orospu olmayacak bence.\nYalnızca pezevenkler ve öğretmenler için yaratmış olmalı tanrı cehennemi.\nÇünkü cehennem duman kokmayacak.\nBen de dumanın içinden geliyorum, yorgun türküler biliyorum.\nAncak ıslığımı hiç düşürmedim dilimden.\nBırak yatağın cennetim olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duman",
        "poet": "Şevki Gönüllü",
        "poem": "\n\ngri köprünün lodosa bakan yamacında,\noltanın üç kağıtçı tarafını daldırmıştık\niçi karadan çok pislik barındıran denize.\ntepemizde aydınlık bir gökyüzü\nve aç martılar dolanıyor\nbütün masumiyetlerini kaybedercesine.\nbizse; birden çok balıkçıyla,\namaçsızca yarışıyorduk\noltamızın ucundaki sevdamızla..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duman",
        "poet": "Adem İmdat Kesici",
        "poem": "\n\nBaktum dumanlı dağa; \nYüreğumi dağladum...\nOturup bir köşede; \nGizli gizli ağladum...\n\nDuman al götür beni; \nDağlarun başlarına...\nYağmur olup yağayım\nYarumun saçlarına...\n\nYarum gelsa yanuma\nGözlerine bakardum...\nKınalı saçlarından\nBir tel alup saklardum...\n\n(Rize Ağzı, Şivesi ve Aksanı İle Yazılmıştır)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duman Çıkaran Ağaç",
        "poet": "Cahit Koytak",
        "poem": "\n\nSen avcı sen geyik sen orman \nYaklaşınca bütün kuşlarını birden uçuran \nSen tılsımlı söz ağacı \nTırmanıp en yüksek dalından kopardım \n\nBu mahcup tiz sesli kavalı \nAlevli rüzgarlı dalından \nVe üflüyorum odamda şimdi \nDaracık sokaklarda \n\nSurlarda \nEski tramvaylarda \nKi inançla çalışır \nVe bilirsem beklemesini \n\nGün gelir - Tanrı' nın bağış vakti \nBelki çıkarırım ucundan \nBir ispinoz \nBir kaç tüy \n\nVe dumanların içinden \nHak edilmiş bir ezgi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duman Grisi Ceket,Açık Kahve Pantolon,Siyah Deri Kasket",
        "poet": "Başak Oya Korap",
        "poem": "\n\nDuman grisi ceket,açık kahve pantolon,siyah deri kasket\nElleri arkada kavuşmanın sevinciyle tüm ayrılıklara inat\nDüşüncelerine kurban ettiği yeşil buğulu gözlerine \nSevdiği kadının saçlarına diktiği meraklı bakışlar veriyordu hayat\n\nDuman grisi ceket, açık kahve pantolon,siyah deri kasket\nHaftaya diyordu kadın ‘peygamber gülü dikmeli ön bahçeye’ bilge ses tonuyla\nDinlermiş gibiydi diğeri.Arada etrafı yokluyordu\nYaşlı adamı gözlüyordu ya siyah ayakkabılarına düşman beyaz çantasıyla.\n\nDuman grisi ceket,açık kahve pantolon,siyah deri kasket\nKadının avuçlarını son defaymışçasına kavrayan,                                           Yaşlı adamın elleriyse bu kez  tam bir şölene dönüştü.\nYolun sonuydu ki kadının gözlerinden gelen sessiz vedayla o dimdik omuzlar düştü.\n\nDuman grisi ceket,açık kahve pantolon,siyah deri kasket\nKadın arkasını döndüğünde yeni bir bekleyiş almıştı o sabrın simgesi omuzları.\nAyaklarına söz geçiremiyordu artık mıhlanmıştı adeta.\nTanrıların sakinliğiydi sanki tek bir siyaha hasret saçları.\n\nDuman grisi ceket,açık kahve pantolon,siyah deri kasket\nGüneşte gözyaşlarını kurutan bir genç kız yüzü gamzelerine hasret.\nGözlerinin çizdiği son tabloydu mıhlandığı yeri kucaklarken.                       Duman grisi ceket,açık kahve pantolon,yere düşen kasket…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duman....Gibi...",
        "poet": "Melek Ayaz",
        "poem": "\n\nBinlerce kapıların, kapısız eşiğinden geçtim. Uzandım mevsimlerin ötelerine, ötelerin bir beşinci mevsiminde durdum. Gökyüzünün yüzü çil doluydu yıldızlardan. Yanakları ıslaktı, sildim bulutların kıyılarında, ses yoktu, ben yoktum, kutuplarda bir ev yanıyordu....\n   Göz yaşlarım sabah yağmurlarından da ıslaktı, çıplaktım gece bir şişe mürekkep gibi dökülmüştü üstüme, bilmediğim bir dereden acılar akıyordu. Özlemin doldukça doluyordu içime, Vampir soyundan gelen kızıl saçlı canavar, zehirli diliyle yaralamıştı bedenlerimizi, hepimiz üşüyorduk, zekam sıfıra düşmüş, bedenim kibrit kutusu, ateş üstüne ateş alıyordu, güneşin gazı bitmişti fitili kurumuş ha söndü ha sönecek, kederli bir kervan gibi alıp başını giden bilinmedik bilinmezlere, bir uçurtma olur sevginin yüzü, kapılanır boşluklarda, yaşı büyümemiş bir çocuk koşar uçurtma iplerinde.\n    Kaçak sözcüklerde yıkılırız,  gelin sesi gibi boşanır ağıtlar,  bir dal kırılır ummadık yerimizden,  türkülerinde  sürgülenen bu geceyi nereye  götürmeliyiz....Dört yanımız ölüme takılı kaldı, güneşin gemisiz yerinde yolları kesilmiş bir boşlukta, gecemiz uyanmıyor....\n    Beşinci  mevsime verdik güllerimizi ölüm  mevsimi....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duman oldum",
        "poet": "Dede Durmuş Ünal",
        "poem": "\n\nDuman oldum\n\nSeni sevdiğim zaman\nBirde beni sormasan\nHer şey biter o zaman\nDuman oldum duman\nSensiz kaldığım zaman\nZaman bizim zamanımız\nNerde kaldı toprağımız\nHem anasız hem babasız\nHer şey geçti zamansız\nDuman oldum duman\nSensiz kaldığım zamana\nKaçıp giden zamana\nLaf söyletmem anama\nSu vermesen babama\nSevgimiz biter burada\nDuman oldum duman\nSensiz kaldığım zaman\nSeviyorum seni sonsuz\nBırakma beni donsuz\nKaldım banyoda sabunsuz\nHem susuz hem köpüksüz\nDuman oldum duman\nSensiz kaldığım zaman\nÇocuklarımın anası\nYalınız kaldı danası\nUykusuz kaldı babası\nUyusunda büyüsün neni\nDuman oldum duman\nSensiz kaldığım zaman\nİnsanlara iz bırak\nKarşılaştığında yüz bırak\nÇok anlamlı söz bırak\nSeni gören göz bırak\nDuman oldum duman\nSeni sevdiğim zaman\n\nSözün özü dede durmuş Ünal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duman şarkıları",
        "poet": "Şair Nehreyn",
        "poem": "\n\nGöster yolumu\nAyin bohçasında dolunay\nDindir beden sayıklamaları hüzünleri.\nKırılgan çıplaklık aşk\nMırıltıların aynı hizada buluştuğu mevsim\nÇığlık örgüsünde tüy bulutları\nGöz yaşını uçarak dokumuş çingene serçeler\nYürek tuzlu ateşte.\nCayır cayır yanıyor çiçekler\nHiç bilmediğin şarkılarla göster yolumu\nAyin bohçasında dolunay\nDindir beden sayıklamaları hüzünleri.\nKırılgan çıplaklık aşk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dumana Esir Olmak",
        "poet": "Ali Rıza Malkoç",
        "poem": "\n\nSigara içmek, yasak değildir\nİçmeyenin yanında içmek; hak değildir\nİçenlerse düşmanım, muhakkak değildir\nSuçsuz ciğerim dumana, müstahak değildir\n\nAli Rıza Malkoç   16/03/2007 Bursa\n\n\n\n Ali Rıza MalkoçKayıt Tarihi : 16.3.2007 12:57:00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duman kalkmaz serden",
        "poet": "Çiğdem Çimen",
        "poem": "\n\nDost diye görüp de uzattım bir el\nÖzümde hazlarım olmuşum sel\nSazıma nağmesin çalınca tel tel\nGönlüm sitem eder kırılır dallarım\n\nTebessüm edene dostça sarıldım\nHusumet boş dedim kinden arındım\nNiceleri vurdu çoktan kırıldım\nBen bana gücendim yanar ağlarım\n\nYolum perdelenmiş karanlık önüm\nSensiz durmuş zaman geçmiyor günüm\nDivane misali sanayken yönüm\nGelemem sevdiğim bağlı yollarım\n\nDost uğruna yandım özde yoğruldum\nKesildi takatim dertten yoruldum\nBulanık nehirdim sende duruldum\nSenden başkasını sarmaz kollarım\n\nYollarını kesen yağmurlar dinmiş\nGeldiğini duyan acılar sinmiş\nDeli gönlüm aşkın atına binmiş\nYeşillere durmuş çorak çöllerim\n\nSeher yeli eser dost diye anar\nSevgiler yeşerir baharım sanar\nŞakraktır şu dilim gül diye konar\nO yar sitem eder içten solarım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duman İçinde",
        "poet": "Ümit Fatma Uçar",
        "poem": "\n\nZaman aman, amanlar içinde\nDünya dönüyor yalan üstünde\nZalimlerin zulmü bitmiyor \nİnsanlar feryat figan içinde\nHakikatler hançer ucunda \nDünya dönüyor duman içinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dumanım Duman",
        "poet": "Midayet Kara",
        "poem": "\n\nHayata, neden küsüyorsun\nYaşama, boyun eğiyorsun\nYaram kanıyor, biliyorsun\nPerişanım, dumanım duman\n\nGeçmiş yılların, özlemi var\nİsterim gelsin artık, o yar\nSeven insan, etmez intizar\nPerişanım, dumanım duman\n\nYalan dünyada, var mı kalan\nGönül bahçem edildi talan\nYürek yaralı, yaşam yalan\nPerişanım, dumanım duman\n\nBu dünyada, kalan olmamış\nZengin fakir, eşit kalmamış\nÖlüm varken, çare olmamış\nPerişanım, dumanım duman\n(0020) Kasım     1972\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dumanım Gizle Bizi",
        "poet": "Hanife Ayaloğlu",
        "poem": "\n\nKış ayında kar yüklenen\nÇam ağacının dalıyum\nHerkes birşeylere ağaşık\nBen dağlara sevdalıyum\n\nE dumanum gözle bizi\nDağ yolunda izle bizi\nYar ile buluşacağum\nGel oraya gizle bizi\n\nÇiçeğe konan arıdur\nDuman dağun yorganidur\nDuman kadar olamadum\nHa bu dünya ne fanidur\n\nE dumanum gözle bizi\nDağ yolunda izle bizi\nYar ile buluşacağum\nGel oraya gizle bizi\n\n Dağun etekleri taşdur\nDağ duman ile sırdaşdur\nSarilurda ağlaşurler\nYa bak taşlari hep yaştur.\n\nE dumanum gözle bizi\nDağ yolunda izle bizi\nYar ile buluşacağum\nGel oraya gizle bizi\n\nHaziran 2010(beste)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duman Vardır Güzel İzmir Başında",
        "poet": "Hisarlı Ahmet",
        "poem": "\n\nDuman vardır güzel İzmir başında\nArzum kaldı toprağında taşında\nBir ben değil cihan alem peşinde\n\nBen korkmam ölümden er geç yolumdur\nEle düğün bayram bize zulümdür\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dumanıyla Gelen Kederim",
        "poet": "Çiğdem Çakır",
        "poem": "\n\nDumana verdim kararmış duyguları\nBuluta dağılıp, uzaklara yağsın diye,\nGeçmişim silinmeliydi hislerimde\nBulmamalıydı beni yıpratan sözlerle.\n\nSayfası kapanan gerçek, buluştu kaderle\nSoluklandığım dağların yeşil yüzünde\nNefesime giriyordu manalı harflerle,\nKavuşamayan elleri getiren şarkım\nAynı değerdeydi,ateş olan hayaliyle.\n\nBir tarihin kara gözleri yaşanıyordu,\nTekrarlanıyordu saatler aynı nefeslerde,\nYürekten atılan heyecanın dünyasıydı bu.\n\nO,ruhsuz düşünceyle kol mu uzatmalıydı,\nBırakılan yazıların devamı kızıl aşk mı? \nAcaba soruları, yarınımda pişmanlık mı? \nBana, yarı aydınlık ömür mü sunulmalı.\n\n(İstanbul / 23 Nisan 2002)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dumanlı Başımı Bir Hüzün Almış",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nDumanlı başımı bir hüzün almış\nElemli bulutlar rûhumu sarmış\nİçimdeki yangın, evvelden varmış\nAldanmışım meğer o bir volkanmış\n\nGurbete düşenin, hâli yamanmış\nDuygular çağlayan, billur pınarmış\nSevdâlı yürekler, her dem yanarmış\nAldanmışım meğer o bir volkanmış \n\nGurbette olanın, bahtı karaymış\nSılaya dönenin, gönlü saraymış\nHasretlik yürekte, derin yaraymış\nAldanmışım meğer o bir volkanmış\n\n19 Mayıs 2012 - Isparta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dumanlı havayı sevmek",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\ndışarıda yağmur yağıyor\niçimde kaybolmayan bir sis\nkurt dumanlı havayı severmiş\nbende...\n\ndışarıda yağmur yağıyor\nsicim, sicim\ninatla ,hırsla\ntükenmeden\n\ndışarda yağmur yağıyor\nortalık zifiri karanlık\ngörülen tek şey\ndokunabildiğin \nama, hissedemediğin boşluk\n\ndışarıda yağmur yağıyor\nsele hiç bir zaman \ndönüş(e)meden\nengelleri aş(a)madan\n\ndışarıda yağmur yağıyor\nama;\nbirazdan dinecek\n\nrıza aslan\n\nKaracan / Ankara\n\n04-04-2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dümdüz oldu tepsileşti..",
        "poet": "Hüseyin Demircan",
        "poem": "\n\nat füzeyi teke koçun\ntoptan öldü hepsi leşti\ntükenip yuvarlak acun\ndümdüz oldu tepsileşti\n\nayran eski bir anımız\ntutuşup yanar kanımız\nhep sarıldı dört yanımız\nkoka kola pepsileşti \n\ngedeo ürünü doldu\ngül beniz sarardı soldu\nson sürat gidilir oldu\nincelen yol ipsileşti \n\nçökmüyor evet yapı da \nfukara yutar hapı da\nyoktu eşeği kapı da\nşimdi altı cipsileşti \n\nyağmur et ki bol çiseli\nhaddi bilir o liseli\ngaz fişeği polis eli\nkalkan ile copsulaştı\n\nunutuldu şükrü zikir\nçıkmıyor ki kalpte ki kir\nfutbol aldı aklı fikir\nbaş kafası topsulaştı \n\nimam eyle dört alığı\nçay da kurutur balığı\nsardı yalan ortalığı\ngayrı koktu çöpsüleşti \n\ngiydirildi takke festi\nçekemez ki kimse resti\nsu akarken doldu testi\nbidon idi küpsüleşti \n\nher cevizi tat kır ama\nbari benliğin ırama \nkendi musikin arama\narabeski popsulaştı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dümdüz yazılar 15",
        "poet": "Aytekin Orhan",
        "poem": "\n\nÇokça sen azca ben içinde biz﻿ 15\n\nKaçıyordum. Kendime itiraf etmeye zorlanışlarımın bedenime hükmettiği düşüncelerden sıyrılmak adına, kaçtıkça yakalanıp sıkışıyordum yokluğunun verdiği sancıların kıskaçlarıyla… Bir yanım sen derken, diğer yanım veda partilerinin hazırlıklarını izliyordu. İçten içe kanıyordum. İçten içe çöküşü yaşıyordum. Kaçıyordum sensizliğin hüküm sürdüğü, sen ben ilişkilerinin olmadığı, hiç dokunulmamış yalnızlık ülkelerinin içerisinden… Bir kopuş senaryosunun hayata geçirilişini izledikçe; yazılmamış şiirlerin içerisine imgelem olarak düşüyordum. Kaçmaya çabaladıkça kendi içselliğimle kayboluşlarıma tanık oluyordum. Bir yanım eksik, bir yanım fazlaca sen, bir yanım her şeyden uzak, iki yanın içinden üçe bölünüyordum... En kötüsü her şeyi görüyor, içine çekiliyordun. Sen senden uzak, sana ulaşılması yasak oluşunla…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dumanlı",
        "poet": "Hakan Yıldız 4",
        "poem": "\n\nDumanlı kız, dağların yari.\nDağlars....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dümdüz yazılar 10",
        "poet": "Aytekin Orhan",
        "poem": "\n\nÇokça sen azca ben içinde biz 10\n\nGeliyorum. Yüreğim yağmurlu, gözlerimde sis bulutlarıyla geliyorum... Ne varsa konuş, ne varsa senden yana. Seni dinlemeliyim. Eksik bir yanın kalmamalı, şimdi anlat dinliyorum. Bunca zaman neler yaptın, nerelerdeydin. Korkularını bile bilmek isterim. Neler mutlu eder seni, yaşatmak isterim. Şiir sever misin? Ya şiirim olur musun? Sessiz kalma, uzun zamandır sessizim seni arıyordum. Şimdi konuş, susma, ne olur konuş. Aklından ne geçiyorsa, dinlemek isterim. Resim yapmayı sever misin? Sevmesen bile bir şeyler çizebilirsin. Uzun yollardan geldim. Senin için, seni görmek, seni dinlemek için geldim. Susamışsındır bir şeyler içelim. Ben çok sustum sen susma konuş, çok özlemişim. Hâlâ konuşmak istemiyorsun. Kendi içsel dünyanın içinde; kendine bile tahammül edemez hale gelmişsin. Susalım o zaman. Geçmiş zamanlarda bıraktığım gibi değilsin. Yıllar senide eskitmiş, yıllar seni senden etmiş. Susalım diyorsun susalım sadece, susalım şimdi senin yanındayım. Senin yanında senden uzaklarda susmuşluğumuzla...\n\nKimi zaman sessizlik, çok sesli bir korodan daha etkilidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dümdüz Demokratik Depozite",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nSivil toplum dantelleri aile ve cevrece\nKimi nasil ne sekilde sebekeleyip sirketlerse o kadar lutuf,\nÖylesine sekilsel sabitlikteki düzdepozite demokratiklesme\nKimi \nNereye\nKiminle ne cikar maksatlardan ve nasil emrolmus müsadelerin\nBütün kotarilmis bosluklarini insan sarfiyatindan dolduran\nKendi buyurdugu dikta düzene mal olan kullugu köleligi hukuktan\nHaktan\nSevgiden\nSorumluluktan\nDuyumdan\nDuyarliliktan\nÖzden\nSözden\nSohbetten\nIlden\nHalden\nBilgiden\nBilincten\nOlgudan\nBulgudan \nIlgiden\nGüvenden\nInanctan \nIliskilenmek\nDereden tepeden ve topraktan yoksun ve yoksullara sürgün birakan\nAile bakanliklari\nCevre bakanliklari\nKültür bakanliklari \nEgitim ögretim kurumlu kuruluslari dikta duruma dahil\nYedekten yan balanstan baskaya hic…\nNe dirayete ne irade sahibi hükme insan carmihlama disinda\nHicbirsekilde  hicbirseyi ifade etmeyen…\nBaronlarin\nDüklerin\nDespotlarin\nDerebeylerin\nTefecilerin\nKontlarin\nLordlarin\nTüccarlarin\nKrallarin\nKardinallerin\nKilise agalarinin\nKöle ve kul pazarcisi tanri kudretiyeti mahiyetindeki\nZulüm amentülü zalimzulüm\nOrtak ortaga davranip toparlayanlarin\nTa ki kiyamet kopma pahasina denk dünyayi katilkatliam\nKendi sahsi cikarlarina devrilmis cehenneme cevirdigi\nTopyekün cikar catisma savaslarindan bilip bellediydi\nYolunu yolsuzdan\nHirsizdan\nHayduttan\nHaramdan\nYasam soykirimciligina nasil herseyi kendi buyruguna tabi\nTüm dogalligindan hayati harap olanlarin\nSürgününe sefilligine sefaletine nasil ve ne sekilden harami kesileceginin\nEngizisyondan Hitler…\nHitler`den Yuro-amerikan global\n….ve bugün tüm dünyadaki \nKendilerine bagli hop top bop…..\nAyni yolun yolsuzu yerel küresel kukla seckini demokratik diktaya esbakan\nHukuksuz haksiz hurda harap saltanatli krallar tanrilar\n…ve benzerleri…\n\nSeyfi Karaca…………..Mart / 14\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dumanlı Dağlar",
        "poet": "Gökmen Yılmaz Erdem",
        "poem": "\n\nSesiyle inledi dumanlı dağlar \nSevindiğim gönlüm, gülerken ağlar \nSanmayın bağrımda fırtınalar var! \nYârimin nefesi göğsüme siner.\n\n                                           (Ulus/Ekim 2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dumansız Edebiyat",
        "poet": "Gülşen Şenderin",
        "poem": "\n\nMaviyi kirletmeden, yelişi tüketmeden\nSağlıklı günler için aksın dumansız hayat\nKalemi küstürmeden, meşki ziyan etmeden\nSanatsal sohbetlerle açsın fikirler kat kat\nKim demiş yazılamaz, dumansız edebiyat.\n\nSigaraya düşkünsen niçin ciğerim sönsün\nParanla sağlığınla, madem ona mahkumsun\nSen de yasaklara uy, çevre özüne  dönsün\nRomantik bir ortamda, demlenirken hissiyat\nKim demiş  yazılamaz, dumansız edebiyat.\n\nEzberlere son vermek, ateşle su dansıdır\nKirlettiğimiz çevre bunu söyler yansıtır\nReddedilmez tek miras, doğanın havasıdır\nNesillere aktarım, imbikten kültür sanat\nKim demiş yazılamaz, dumansız edebiyat.\n\nSigara yasağına hep birlikte uyalım\nKanser riski cabası, çağrıları duyalım\nHer yerde her ortamda, öz verili olalım\nEvrensel desteklerle, tertemiz bir kâinat\nKim demiş yazılamaz, dumansız edebiyat.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dümdüz yazılar 3",
        "poet": "Aytekin Orhan",
        "poem": "\n\nÇokça sen azca ben içinde biz 3\n\nDüşünüyordum. İçimde orman sessizliği, kuşların göç edip gittiği, olabildiğince soğuk yalnızlığımla... Bir şehir vardı. Bir şehir yoktu. Geçmiş zaman içinde anlatılan masal ülkelerinin birisinde. Şehir vardı içinde senin olduğun, şehir yoktu senin kaybolduğun. Seni bulmalıydım. Yalnızlığın başkenti senin olduğun yer olmalıydı. Gece gündüz arayışlarım sürdü. Sokaklar, şehirler, şiirler, insanlar, kitaplar, şarkılar her yerde seni sordum. Gören olmamıştı. En son bir bulutun üzerine binip gittiğini görmüşler. Hiç inandırıcı değil. Söyleyeninde gözleri kör. Sonradan anladım. Kötü durumda olsaydın haberin gelirdi. İyiydin haberin gelmiyordu. Ben seni özlüyordum. Başladığım her şiir yarım kalıyordu. Bir şiir vardı tutunduğum, her şiir eksikti aslında ama yazılıyordu. İçi dolu, dışı boş bedenimle yuvarlanıyordum. Uzaktı şehirler, uçaklar, gemiler, trenler, otobüsler, insanlar hepsi uzaktı. Bir sen yakındın uzansam tutacağım, uzanıp tutamadığım yüreğimden... Kanatlarımdaki son çelenkleri koparıp attım. Uçmak istemiyorum artık, ne istediğimi de bilmiyorum. Bildiğim tek şey sen yoktun. \nKoskoca bir yalnızlığın içindeyiz artık. Sen seninle, ben seninle, biz bizin içinden çıkmışlığıyla...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dümdüz yazılar 5",
        "poet": "Aytekin Orhan",
        "poem": "\n\nÇokça sen azca ben içinde biz 5\n\nÖzlemiştim. Seni ve seninle birlikte yaşanan her şeyi bir bütün içinde…\nEksik parçasıydın bunca özlenmişliğin içerisinde olup, dışarıda kalışınla. Özlemiştim yalan değil yollarını bile gözlemiştim. Seni özlemenin bile kutsal sayıldığı birçok yazıya seni nasıl özlediğimi işlemiştim. Seni hem özleyip, seni hem yazmak birde üzerine sensizlik tarafından kuşatılmış olmak çoğu zaman yazdıklarımı bölse bile, seni özlemenin ayrıcalığıyla kendimi yaşatmıştım. Sen özlem duvarlarına kazınmış sıva, ben sana vurulmayı bekleyen malası olmuştum. Seninde özlediğini bilmemiş olsaydım işte o zaman özleminle ölürdüm. Belki ellerinden, gözlerinden, sözlerinden, gülüşlerinden, teninden uzaktım ama özlemine yakındım. Özlemiştim yalan değil. Özlem duydukça resimlerine özlemimi anlattığımda gerçektir.  Özlemiştim bir gün bu özlemin son bulacağı gerçeğini kendi içime sindirerek…\nÖzleminin yaşandığı zaman dilimleri, özledim gerçeğini yüzüme vuruyordu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dümen Suyu",
        "poet": "Birhan Keskin",
        "poem": "\n\nAh, okumaya başlamadan önce Çiçeklere su vermek lazımdır.\nM.C.Anday\n\n“Bütün devrelerin birbirine girdiği bir dünya zamanıydı, viraneydi zahir. Bizi ilmek ilmek sökmüşlerdi, hiçbir şey söktükleri yerde değildi.”\n\nBurası yeni bir yer.. her şey dingin ve her şey huzurlu olacak burada, dediydin. Öyle oldu. Bugün, çünkü, sebzeli makarna yaptım. Her şey dingindi. Bugün o sebzeli makarnayı yedim. Her şey sessizdi. Sardunyalara ve mor şebboylara su verdim, çiçeklerle aramda yeni bir dil geliştirdim bugün. Ama “şimdi” bugünün anlatılamaz olduğunu biliyorum. Dinginlik, ne yazık ki takatsız bir şeydir. Hafızanın duvarlarında tutunamayacak kadar mecalsiz bir şey. Bugün değil, sonra, belki çok sonra o duvarlarda silik bir iz, kim bilir, kalır? \n\nHer şeyin dindiği, bir iki kekeme ruh kabarcığından başka,\ndümdüz kalakaldığı, kıpırtısız, çarşaf gibi bir dinginliğin içine vakumladım kendimi. Burada. Kırklar’da…\n\nNerede o başı dağlı, aşkı leyla? Dibe içimin en dibine yatırdığım, uyuttuğum kartal kanatlı? \n\n“Sana gelmek için doğruldum ama olmuyor. Ben bu nezaketle ve boynumda yaralı iki salyangozla ancak durabiliyorum. Bölük pörçük bir cümle hatırlıyorum ama hatırladığım da hatırlamak olmayabilir! ”\n\nİnceliğim, dal gibiliğim, ellerim… İnsanın hayatla kurduğu ilişki en çok ellerinden okunurmuş. Ellerimden okunuyor: Sakin, zarif, yavaş, kuru. Usul usul saça, yaprağa, suya, kapıya değiyor. Usulca günü geceye, geceyi güne çeviriyor. Ellerim, hayata karşı yeni bir merhamet.\n\nPeki ya o dağlı, ya o leyla? \n\n“Kar kıvamı, yanış, yakış, dönüş, düşüş tasarımı? ”\n\nAşk ve maraz, ihanet ve yara, ömür ve hafıza; dünyada bulunmanın bahaneleri, dünyada bulunmanın halleridir. işte bunlar üstüne düşünüyorum, kaç zamandır, burada, bu dingin bahçede, bu sessiz odalarda. “Sana gelmek için ağrımı uyandırmaya çalıştım ama olmuyor. Mayalanmış o, mantarlanmış, beni bilmiyor.” Çok zamandır bunlar: Sessiz ayaklarım, sessiz konuşmalarım, sessizlikten neredeyse unuttuğum nefeslerim, iççekişlerim. Ellerim, çiçekler, bahçe. Burada, Kırklar’da bu sakinlikte.\n\nSardunyaların mor şebboyların suyunu vermek için bahçeye çıkıyorum, dilimde sabahtan beri dolanan bir şarkının sözleri: ” As I sat Sadly by her side. As I sat Sadly by her side… At the window through the glass.”\n\nDışarıda, önce mütevazi bahçe, sonra Bakırcılar bedestenine inen caddenin yaz sessizliği. Yalnızca, çok uzaktan da olsa, bedestenin incecik gürültüsü. Yazın kavruk baharatlı kokusuna sessizliğini sonra yaz günlerinin ılık genişliğini taşıyarak bahçeye geliyor.\n\n“En çok seni sevdim” diyerek suladım saksıların her birini. İpeğe dokunur gibi incecik bir duyguyla. Durmanın, oturmanın, yavaş yavaş ilerleyen bir zamanın içinden biraz sert bir rüzgâr esse sanki kırılıverecek, dağılıp dökülecekmiş duygusuyla.\n\nKüçük, sallanan bir şezlong, demirişi nakışlı büyük yuvarlak bir masa ve üstünde eski beyaz mermer, etrafında yine aynı nakışlı demirişi sandalyeler. Yıllardır kullanılmamaktan paslı, dikenli. Alttan, yan bahçeden terasa dek uzamış ve terasın arka yüzünü neredeyse tamamen kaplamış bir sarmaşık gül ağacı. Kendi haline bırakılmış, budanmamaktan kâh alıp başını gitmiş, kâh kalıvermiş. Gövdesinin bazı dallarını unutmuş, kurumuş.. bazı dalları arsızca sarmış etrafını. Üstünde pıtrak gibi açan beyaz katmer güller… ” Burası kapalı bir yer: güllerin üstüne bu yağmur nereden yağıyor? ”\n\nHer şey, ama her şey yazın sıcak, ılık, hiç bitmeyecekmiş gibi duran beyaz çarşafına uzanmış, yatmış, uykulu, mahmur, mırıltılı…\n\n“Unutmakla unutmamak arasına gerili o sırat köprüsünden geçiyordum. Karşımda iki eşek: “Sen yana ben yana”. Duruyor. “İkimizin resmini çıkartmışlar yan yana”. Hey, doktor! Ruhumdaki kadim yırtık hâlâ yerinde mi? Karanlık ve içerlek bir cümbüş o, doktor! Dik onu doktor. Hey,“\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dumlupınar Anıtı",
        "poet": "Süleyman Bayazıt",
        "poem": "\n\nCephane yetiştirdi canla başla kız, kızan\nAldı ilk hücum emri, coştu efsane yazan! ..\n\nO hengâmede çıktı süngü, parladı göğe,\nUfuklar da coşmuştu, gürledi öğe öğe\n\nYok denildi düşmanın Aslıhanlar cephesi\nBaşladı Başkumandan Meydan Muharebesi:\n\nGözetledi düşmanı Gazi çok ilerlerde\nKoştu Mehmetlerine, en umulmadık yerlerde! ..\n\nBir gülle çukurunda gördü bir Şehit Dağı\nDikmişti tarihlere tek koluyla bayrağı! \n\nKurtuluş destanının “O” ulvî abidesi\nBayrak tutan “bu koldur”, Dumlupınar gövdesi.\n                                                   01.03.1988\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dumlupınar Yolunda",
        "poet": "Kemalettin Kamu",
        "poem": "\n\nSakarya'da ebedilik sırrına eren\nKahramanlar arasından geçiyor tren.\nHatırasız harabeler önünde durup\nDuyuyoruz ruhumuzda hazin bir gurup.\nSonra yine tiren sesi, yine yolculuk,\nHer saniye karşımızda başka bir ufuk! \nEy bu yolda sıralanan gazi tepeler! \nSiz de koşup gelirdiniz bilseydiniz eğer.\nBilseniz ki Dumlupınar önünde yarın\nAyini var hürriyete tapanların!\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Dumun'ın Ardından",
        "poet": "Önder Atmaca",
        "poem": "\n\nGözlerinin içinde okunan dindirilemez bir acılıktı adamın. Hani dokunsan ağlamak üzere gibisindendi. ve hıçkıra hıçkıra gözyaşı dökmek geliyordu içinden.. ama gözpınarları kurumuşçasına inatlaşıyor ve bir damla bile olsun akıtmıyordu.. yüreğineydi akan yaşlar..acıları hisseden vücudundaki tüm hücreler ince bir sızıya sahiptiler şimdi. Göğsünde onulmaz bir baskı hissetti..kalbi duracak gibiydi sanki..acıyı taa derinden hissedendi yüreği adamın..\nSigarasını yaktığında farkında olmadan geçmişi anımsamaya başladı.. yaklaşık iki yıl öncesi, mart ayına gitmişti.. akşama doğruydu ve oğlu kucağında getirmişti O’nu.. balkondan biraz da sertçe bir sesle “götür onu, aldığın yere bırak” diye bağırmıştı ama sonra onunla göz göze geldiğinde yüreğinden bir şeylerin koptuğunu, ona doğru aktığını hissetti adam.. bekle biraz dedi, aşağıya indi aceleci hareketlerle.. yanına geldiğinde ise olan olmuş ve sanki içinden sökülüp giden parçalar onun yüreğine saplanmıştı.. “bağla şuraya bir yere” söylendi usuldan. Sonrası ise su gibisine akıp gidendi, seller gibisine çağlayandı… sonrası çok şey yaşanmıştı şu geçen iki yıl içerisinde.. dert ortağı olmuştu canına.. kimselere söyleyemediklerini ona söylemiş, acılarını, gözyaşlarını, yalnızlığını onunla paylaşmaya başlamıştı.. daha henüz altı aylık olduğunda canını kurtarmıştı iki acımasız kopuğun elinden.. can borcum var ona dillendi.. can borcu vardı ona.. daha da bir sevmişti onu o günden sonra.. artık yalnızlığının derin boşluğunu onunla dolduruyor, onunla gülüyor, birlikte geziyorlardı.. gecenin en koyu ıssızlıklarında birlikte bomboş sokakları dolaşıyorlardı.. kaç kez serserilerin yanlarına yaklaşmasını engellemiş ve kötülük yapmalarına izin vermemişti.\nVe bir gün.. yüreği bir cana sevdalanan oldu adamın.. öylesi derin hislerle bağlanmıştı güzelliğe. O güzelliğin her sırrını, hissettiklerini, gözyaşlarını tekrar onunla paylaştı.. ona söyledi sevdasıyla ilgili kimseye söylemediklerini. Öylesi bir dert ortağı olmuştu canına.. en sıkısından.. söylediklerini sanki anlıyormuş gibi dinliyor ve zeka fışkıran gözleriyle derin derin bakıyordu adamın gözlerinin içerisine. Daha da güzeli vardı.. duyduklarını kimselere söylemiyordu..başka kimselerin bilmesi olanaksızdı onunla paylaştıklarının..\nAdam sevdasına kavuşmuştu.. bir can yoldaşı, yüreği güzel bir arkadaştı hayatını paylaştığı.. öyle de çok seviyordu ki. Sevdası da adamı seviyordu.. bir araya gelmeleri çok da zor olmamıştı.. henüz birbirlerini tanımadan evlenme kararı vermişler ve birkaç ay içerisinde de hayatlarını birleştirmişlerdi. Sorun yok muydu.. elbet vardı ve var olmaması kaçınılmazdı.. henüz yeni tanımaya başlamışlardı içlerini ama sevgilerinin büyüklüğü ile aşabileceklerine inanıyorlardı.. aşıyorlardı da..zor da olsa beraberlikleri sürüyordu.\nBir sorun vardı geride bıraktığı adamın.. büyük bir sorun.. geride bıraktığı çok sevdiğiydi.. onu düşünmekten kendini alamıyordu.. gerçi büyükleri bakıyordu ona ama onlar da yaşlı olduklarından yeterince ilgilenemiyorlardı.. sağlıklarından fedakarlık etmek zorundaydılar, ediyorlardı da..ama nereye kadardı.. beklenen gün gecikmemişti..gelen o gündü..acının en yoğunlaştığı, ayrılığın ateşten bir giysi gibi bedenleri sardığı o gündü gelen.. yeni yerine bıraktığında içi bir tuhaf oldu.. aracın arka camından dönüp baktı son bir kez.. ağlamak istedi…ağlayamadı.. sadece en acımasızından bir sızı hissetti yüreğinde.. bir an nefes almayı unuttuğunu hissetti.. gözleriyle seni seviyorum diye haykırdı ona..ve ağladı sessizce yüreğinin taa derinliklerine..damarlarında akan kandan dahi utanıyordu.. geriye dönüp tekrar bakmaya çalıştı..bakamadı..baksa sanki gidemeyecekmiş gibi hissetti..bakamadı..koşup boynuna sarılmak geliyordu affet beni diyerek.. bir sigara daha yaktı.. derin bir yudum aldı..iki damla gözyaşı yanaklarından süzülmeye başlamıştı…seni öyle çok seviyorum ki Duman diye söylendi.. duyması gerekiyordu içinden geçenleri, duyurmalıydı… gözyaşlarını sildi usuldan ve sigarasından derin bir nefes daha.. ağlıyordu yüreğince..sessizce ağlıyordu şimdi..\n\nÖnder ATMACA (ŞEYHAN)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün",
        "poet": "Adnan Deniz",
        "poem": "\n\nDün bizim diyar-ı mekana gittim\nPamuk dede olmuş delikanlısı\nSöylesene gençlik ne yana gittin\nBir şiir bir resim bir de anısı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DUMLUPINAR'DA seni yaşıyorum",
        "poet": "Ali Gürlü",
        "poem": "\n\nhayallerimde seni,\nDüşlerimde seni,\nDumlupınarda seni yaşıyorum bu gece...\nBahar çiçeğim.\nSeni her görüşümde\nGüzel gözlerine her bakışımda...söyleyemediğim aşkımı,\nGeceler boyu yıldızlara haykırıyorum.\nYıldızlardan selam yolluyorum sana...\nSelamlarımda ninniler söylüyorum.\nKilometreler boyu hasretliğinden\nHasretliğimce aşkımı yolluyorum sana...\n...Seni benden ayırmak isteyenlere ne diyeyim...\nBeni kahredenlere nasıl beddua edeyim...\nHakkımmıydı bilmiyorum.\nHaddimmiydi...? \nÖylesine sevdim\nGönlüme,bütün benliğime öylesine doldurdum ki seni\nSöküp atmak kolay değil,biliyorum.\nSeni niye daha önce görmedim...\nKaderimin,bahtımın bu acı oyunu neden? \nSenden başkasını sevemezdim ben.\n...Ölümüm pahasına da olsa sevmeyeceğim.\nSen\nSen,hala anlamıyorsun\nBelki de hiç anlamayacaksın...\nBen,her gece\nGeceler boyu selam yollayacağım sana yıldızlardan.\nSelamlarımda ninniler söyleyeceğim.\nBen,\nBelkide senin için öleceğim gurbet ellerde,\nMezarımı bilmeyeceksin.\nDaha önce,\nVerem olduğumu,öldüğümü bilmediğin gibi,\nÖldükten sonra da çürümüş etlerimden sıyrılmış kemiklerimle,Adını yazdığımı\nGöremeyeceksin...\nŞu zavallı dünyada,\nRezil,\nBayağı,\nÇirkef dünyada...\nBen...Seni sevdim.\nSen,\nBeni sevmesen bile\nBir başkasının olamayacaksın.\nBöylesine sevmedim diyorum sana BAHAR ÇİÇEĞİM,\nHayallerimde seni,\nDüşlerimde seni\nBütün gece,\nGeceler boyu seni yaşıyorum.\nNe yazık,\nSen,bütün bunları\nBilemeyeceksin...\n                                                            10 Kasım 1966/KÜTAHYA-Dumlupınar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün",
        "poet": "Serdar Özlemoğlu",
        "poem": "\n\ndün\nbir aşk vardı\nsıcacıktı\nalev alevdi\n\nbu gün yirmibeş şubat Antalya\nsadece dumanı tütüyor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün",
        "poet": "Tarkan Kalkan",
        "poem": "\n\nDün\nYarın ve yağmur\n      Soğuk algınlığı\nSadece zamandı biten\nİçimizde kuşlar vardı\n     Uçarken vurulmuş\nAğlamaktı  yağmur\n          sadece sen\n                         sen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Akşam",
        "poet": "Cemal Ekren",
        "poem": "\n\nDolu Dolu Yagmur Yagdı Şehrime, \nYüregime.., \nSen Aglıyordun Gözlerin Boşalırcasına.., \nSonra Şehirim Agladı. \nKaldırımın Parke Taşları Ezilmekten İnliyordu, \nSokak Kedisi Duvar Dibine Sinmiş Üşüyordu, \nKoşuşan İnsanlar, \nCaddeleri Sahipsiz Bırakıyorlardı, \nBeni Bırakıp Gittigin Gibi..., \nŞimdi Aglıyorsun, \nGökyüzü Aglıyor, \nBen Aglıyorum, \nKedi Üşüyor.... \nŞehir; \nAdım İzleriyle Yalnız Kalıyor, \nYagmur O İzleride Silip Süpürüyor... \nŞimdi; \nSade Ve Magrur, \nYalnız Kalıyor Şehirim, \nBir Gelsen, \nEllerin Avuçlarımın İçinde Olsa, \nGözlerinde Parıldasa Yıldızlar..., \nKapım Çalınıyor; \nAçıyorum........; \nSennnnnnn, \nKedi Üşümüyor Artık.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün 14 Şubat'tı",
        "poet": "Mustafa Yılmaz 4",
        "poem": "\n\nDün 14 şubattı,ne anlamı var deme; \nGüneş,yeni,yeni ısıtıyordu camların ardındaki perdeyi.\nUzun,uzun baka kaldım,ellerindeki güllerle koşuşan insanlara,\nDudaklarımı sıkarak bir yumruk attım boş duvara\n                Sıkkındı içimde bir şeyler,dudağımın içini ısırdım,\n\tCanım yandı, umarsızdım bakışlarımla dışa.\n\tBir anda kendimi dışarıda buldum, son hızla giden aracımla,\n\tDeniz mor maviydi, üzerinde köpükleri, hırçın dalgalarla.\nUzadım gittim, sebepsiz bir gidiş,\nRüzgarın uğultusu camlarda ve yan aynalarda ötüşürken,\nKızıl bir sıcaklık dağıldı yüzümde, kalörüfer ısısından,\nÇizgiler bir, biri ardına geçiyor altımdan, otobanda gidiyorum.\n\tMotor sesi bir anda sustu, aracın durmasıyla,\n\tKara ağaç gölgesindeyim, ellerim ceplerimde, yürüyorum.\n\tKulaklarımın uç kısımları yanıyor, soğuk, donuyor içim,\n\tYalnızlığı yaşıyorum,yudumluyorum soğuk rüzgarı.\nİçim donuyor, yosun tutmuş ağaç gövdesine yaslandım,\nEllerim üşüyor, rutubet kokusu burun deliklerimde. \nMavi kuşu görüyorum, tünemiş dalın kuytusuna,\nYalnız,yalnızlığımın yanında, bakışıyoruz.\n\tSeni sorarcasına bir bakışı var ki, gülümsüyorum,\n\tGeçmişe dalıyor gözlerim, bizi gören buydu, işte,\n\tOndan seni kıskandığım, gülümsüyorum acılı.\n\tAnladı yalnızlığımı sanki,gıcırtılı bir sesle ötüşle.\nUzaktan bir gölge gibi yaklaşan sürünün çobanı belirdi yanımda,\nSigaramdan birini uzattım,\nİlkel çakmağından çıkan benzin kokularıyla ilk dumanı savurdu,\nMerhaba abey dedi, merhaba abey,yalnızsın.\n\tYutkunarak baktım yüzüne, dimdik duruyordu kepeneğiyle,\n\tKara kafalı köpeği kuyruğunu sallayarak kafasını kaldırdı.\n\tGöz göze geldik, bakıştık, seni sorar gibiydi,\n\tYutkundum, bir şeyler düğümlendi boğazıma sessizliğimle.\nUzaktan kara burunlu ak koç belirdi, alımlı yürüyüşüyle,\nHani senin, avucunla fıstık yedirdiğin.\nBoynuzları iyice büyümüş, göz göze geldik, bakıştık,\nBoynunu bacağıma yasladı, bakıyordu seni sorarcasına,sustum.\n\tYerdeki koca yassı taşa takıldı ayağım, canım yandı,\n\tHani senin üstüne oturup gözlerime baktığın, elimi tutarak.\n\tÜstüne kışın izleri bürümüş, belli ki kimse oturmamış üstüne,\n\tYutkundum gene üstünden atlarken, nefessiz.\nHiçbirine anlatamadım ihanetin kalleşliğini,\nSessizlik, umutsuzluk ve de kahrediş.\nBen, ben şimdi umudun son ucunda,\nBitişin, bitirilişin orta göbeğinde tek başa.\n\tSen, sense kimsenin soramadığı,\n\tKimsenin bilmek istemediği bir yerde.\n\tBelki bir mezar taşında ismin yazılı,\n\tBelki de bir girdapta savrulmakta.\nBencil; \nAcımasız,\nAcınmasız,\nNefret dolu hislerin ardında tek başa.\n\tKim bilir; \nKaç 14 şubatlar geçireceksin.\nSevgililer günü adıyla,\nSevgisiz, acınılarak.   15 Şubat....  \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Akşam",
        "poet": "Murat Atalar",
        "poem": "\n\nDün akşam... Yine aradı gözlerim seni. Yine hatırladım bana gülmeyi unuttuğunu. Özlediğimi hatırladım bir güzel söz söylemeni.\n\nDün akşam... Ağlayamadım, ama ağlattım kalemimle satırları; haykıramadım ama haykırttım özleminle anıları.\n\nDün akşam... Sustum, ama susturamadım bir türlü bir şelalenin sesini; koştum ama koşturamadım arkada kalan günlerimi.\n\nDün akşam... Sevmekten yorulduğumu hatırladım; yorduğumu hatırladım kalbimi. Yolda yürürken duyduğum heyecanı hatırladım sana benzettiğim zaman birini. Sonra, sen olmadığını görünce duyduğum sevinci hatırladım, düşününce bir de o sen olsaydın perişan olacak halimi.\n\nDün akşam... Sevdim ama sevdiremedim kendimi.\nDün akşam... Öldüm ama öldüremedim sevgimi..\n\n(Trabzon - 22.03.2000)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Akşam",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nDün akşam yüreğimde koptu kızıl kıyamet,\nNeyim varsa hepsini, aldı götürdü afet,\nNe hayallerim kaldı, ne yaşama sevincim,\nKalakaldım ortada, tek bedenden ibaret.\n\n13 Ekim 1985-Pazar / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Akşam Üstü Seni Düşünüyorken Ben",
        "poet": "Ahmet Sabur",
        "poem": "\n\nRıhtımda günbatımını seyrediyorum.\nGüneşin sarı saçları serpilmiş sularına,\nMasmavi denizin.\nTakılıyken gözlerim böyle sarıya,maviye.\nSesleniliyordu vaur kalkıyor diye.\nBindimm vapura, içimde sarı bir fırtına.\nDenizden esen meltem.\nTopluyordu güneşin sarı saçlarını,                                             Sudan tel,tel serpiyordu yüzüme.\nGüneş utangaçtı.\nGüneşin rengi al,al olmuştu.\nDenizin mavisinden,güneşin kızılından\nAşkın rengi doğmuştu.\nKöpüren suyun beyaz çiseleri,\nöpüyordu yüzümden.\nDün akşamüstü seni düşünüyorken ben\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün, Bugün",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\nBiz geldiğimizde dünyaya\nCana can katıyordu neşe! \n...biz vardığımızda umuda\nYeler esiyordu her yerde!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün, Bugün ve Yarın",
        "poet": "Hasan Özünal",
        "poem": "\n\nDün gidenler oldu, \nHiç gelmemiş gibi.\nDün gidenler oldu, \nHiç gitmemiş gibi.\nDün gelenler oldu, \nHiç gitmeyecekmiş gibi.\nDün gelenler oldu,\nHiç gelmemiş gibi…\nDün gidenler, \nNe haldeler bilinmez.\nDün gelenler, \nNe olacak görülmez.\nSoru üstüne soru bu Dünya…\nYarın,\nKim ne zaman gidecek hiç bilinmez…\n\nGün bugün; \nDünü ve bu günü güzel olanın \nYarınından endişe edilmez…\n\n2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün, Biz Böyle Millet İdik",
        "poet": "Şevki Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nTarihte izimiz vardır\nDün, biz böyle millet idik\nYazdık altın sahifeler\nDün, biz böyle millet idik\n\nCeddimiz fetihler yaptı\nCihaddan cihada koptu\nAvrupa elini öptü\nDün, biz böyle millet idik\n\nSözümüz geçerdi, erdi\nOrdumuz sefer ederdi\nKüffarı hep yere serdi\nDün, biz böyle millet idik\n\nÇalıştık durmadan, her an\nBinlerce adsız kahraman\nKimseye etmedik aman\nDün, biz böyle millet idik\n\nZalime kılıcı vurduk\nHaçlılara karşı durduk\nİman medeniyeti kurduk\nDün, biz böyle millet idik\n\nÇobanoğlu tarih bilir\nDoğruları bulur, alır\nŞanımız var, şanlı kalır\nDün, biz böyle millet idik\n\n(07.02.2005)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DÜN ben MECNUN'U GÖRDÜM..",
        "poet": "Reyhan Solak",
        "poem": "\n\nDün ben Mecnun'u gördüm,\nElinde kırmızı güller...\nKanayan ruhuyla,çaresiz\nAşkın uçurumlarında\nGeziyordu Leyla'sından bihaber..\nDün ben Mecnun'u gördüm,\nYüreğinde kırmızı güller..\nNe gökteydi,ne de bastığı yer...\n'Leyla,Leyla...' diye ağlar da\nGörmezdi Leyla gelse eğer...\nDün ben Mecnun'u gördüm,\nKaderinde kırmızı güller...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Bayram Havası Bugün Yas Havası",
        "poet": "İbrahim Şahin 2",
        "poem": "\n\nDÜN BAYRAM HAVASI\nBUGÜN YAS HAVASI\n\nDün seçimdi yurdumda\nBayram havası\nBurun dibi Kafdağı uzağı\nUmutlar avuç içi\nDert yok\nDerman çok\nHer biri her derde deva\nParalar oluk oluk\nCaddeler bayram yeri\nDavul zurna son nefes\nDev ekranda dev cüsseler\nVaatler avaz vaz, bol kese\n\nBugün seçim ertesi\nOyu alan ata bindi\nÜsküdar’a yol aldı\nBiz yine kaldık yayan\nGeçim bindi omuza\nDüne bir yük daha eklenir\nAra ki çözüme bulasın biri\nBayram yerleri yas yeri\nBayram yerleri küs yeri\nKurtarıcı kahramanlar hani nerde\nO vaatler Hızır edalı nükteler\nHer derde derman seçtiklerimiz\nHani nerede\nOnlar bizden dertli\nOnlar da yas tutar\nOnlar masal anlatır şimdi\nMış miş, miş mış, mış da miş\n\nKelin merhemi olsa\nÖnce kendi başına sürermiş\nBu da böyle bir masal işte\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Bügün Yarın",
        "poet": "Adem Tok",
        "poem": "\n\nbir sen vardın\nbir sen varsın\nbir sen olacaksın\n\n                                   (ocak 2005) \n                                      taşdelen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Bugün Yarın",
        "poet": "Mustafa Derik",
        "poem": "\n\nGece\nYağmur\nSoğuk\nOdam\nİçimi ısıtan resmin \nBeni sana anlatan\nTelefonum\n\nSabah\nYağmur\nSoğuk\nOfisim\nDesktoptan gülümseyen resmin\nBeni sana anlatan\nBilgisayarım\n\nGeçmişde bir gün\nİstanbul\nEvin\nOdan\nBize bizi anlatan\nEller Gözler Kelimerler\n\nGeçmişde bir Tatil günü\nİzmir\nBir ev\nBir oda \nBize bizi anlatan \nDudaklar Dokunuşlar Kokular\n\nGeçmişde Bir Okul Günü\nMagosa\nOkul\nSınıf\nUmud veren hayat veren \nSıcacık bir gülümseyiş\n\nGelecekte bir tatil günü\nAğva\nOtel\nBir dokunuş \nBir öpüş\nBin umud\n\nGelecekte bir gün\nBir yer\nBir Ev\nVuslat\nHasrete son nokta\nBeraber bir ömür\nVe sonsuzluk...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün..Bugün..Yarın..",
        "poet": "Burcu Aydın",
        "poem": "\n\nDüne bakıyorum gülüseme,\nBugünüm sensizlik\nYarınlarımsa sessizlik...\nDün...bugün...yarın\nGülümseme..sensizlik..sessizlik..\nSiliniyor takvimlerden zaman\nKayıyor yavaşça avuçlarımdan,\nÜşüyorum sustu sesler...\nBütün iyi dilekler \nKulağımda kalan son sözler,\nVe gözlerimde dünden kalan\nGülümseme....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Bir Çocuk Ağladı",
        "poet": "Muzaffer Köndel",
        "poem": "\n\nDün bir çocuk ağladı, bir yürek parçalandı,\nDün feryadla tutuşan, koca bir orman yandı.\nKordu, eridi, aktı; kaldı bir mum yığını,\nDün gönül gözlerimin gördüm ağladığını.\n\nBakışları anlattı, acısı ocak ocak,\nNe yurt vardı, ne yuva, ne de bir sıcak kucak,\nO da çoktan unutmuş, tendeki varlığını,\nDün gönül gözlerimin gördüm ağladığını.\n\nGözyaşları ip gibi sırtımda iz bıraktı,\nKirpiğinin ucundan yıllar kalbime aktı,\nİşte o an mabedin duydum yıkıldığını,\nDün gönül gözlerimin gördüm ağladığını.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Cemaattiler",
        "poet": "Orhan Afacan",
        "poem": "\n\nDün cemaattiler bugün çetemi.? \nParalel Devlet’mi yoksa işaret.? \nYolda bulmadım ben memleketimi.\nKimin işbirliğiyle böyle cesaret..? \n\nNeyin çözümüdür, neyin süreci\nBir sonuç bekliyor fecimi, feci.\nDil tutsak ediliş, akıl mülteci\nZalimde, cahilde böyle cesaret.\n\nİster itirafçıyım de, ister muhbir\nÇıkıyor ortaya gizliler bir, bir\nBu vatan, bu devlet garip değildir\n“”Anadolu””” sahibine işaret\n\nBeddua acizlik, aykırı öze.\n“”Muhammed” ”sav”” böylemi örnektir bize.\nKerbela benzeri bir olay size\nAllah versin bol hidayet, basiret.\n\n--HADİSİ ŞERİF\n\n1854 sayılı hadisi EBU HÜREYRE Hz. naklediyor.\n\"\" Fırat nehrinin suyu çekilip,altından bir dağ meydana çıkmadıkça kıyamet kopmaz.Bu hazine üzerinde kıtal vukua gelir,her yüzden doksan dokuzu ölür../Kıtale iştirak edenlerden)  her kişi\nyalnız halas olacağım diye ümitlenir.\"\" demiş Resulullah sa.v. hadisin bir değişik şekli daha var.Ben pek ayet ve hadislerden bahsetmek istemiyorum ama şiirlerimin bazı yerlerinde kullanmaya çalışıyorum.\nHadis Buharı ve Müslim rivayetidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Dersi",
        "poet": "İkram Gökhan Akcebe",
        "poem": "\n\nZorunlu dün dersinden ders alamadıktan sonra\nTüm millete zorunlu Din dersi versen ne fayda!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün denilen zamanlar",
        "poet": "Mehmet Dumanlı",
        "poem": "\n\nBir zamanların vazgeçilmezi mektuplar vardı,\nİşte o mektuplar dün denilen zamanlarda kaldı.\nÇoğu zaman selam diye başlanan ve selamla biten,\nİşte o mektuplar dün denilen zamanlarda kaldı.\n\nHer şey iki renk üzerine kurulmuştu ne güzel,\nRiya yoktu göründüğü gibi siyah beyaz her şey, \nSandıklarda saklanırdı, çünkü o an çok özel,\nİşte o resimlerde dün denilen zamanlarda kaldı.\n\nHer şeyimizi paylaştığımız çocukluk arkadaşlarımız,\nCamlardan seslenen Ayşe’lerimiz, Fatma’larımız\nKandil helvası, aşure dağıttığımız komşularımız,\nİşte o dostlarımızda dün denilen zamanlarda kaldı.\n\nAilecek gittiğimiz açık hava sinemalarımız,\nYegane ve tek içeceğimiz olan gazozlarımız,\nArkası yarınlarımız, yada radyo tiyatrolarımız,\nİşte o hasletlerimizde dün denilen zamanlarda kaldı.\n\nKısada olda gördüğümüz kabir ziyaretlerimiz,\nYedisinde, kırkında okuttuğumuz mevlitlerimiz,\nDüğün sofralarımız, düğün yemeklerimiz,\nİşte o güzelliklerimizde dün denilen zamanlarda kaldı.\n\nKorkarım sahurlarda davul çalmayacak artık,\nBayramları ise bayram olmaktan çoktan çıkarttık,\nÇocuklarımıza miras olarak bir koskoca hiç bıraktık,\nNeden bizler böyle güzellikleri kendi elimizle yıktık? \n\n21.07.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün; DSP GÖREVDE İDİ, Bugün; DSP GÖREVLEYDİ, Yarın; DSP GÖREVE YÜRÜYECEK! . = 000.000.003. =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nKOCA MUHASEBE ve MALİ MÜŞAVİRLİK BÜROSU BAŞ KATİBİ Ali Kemal KABCIK ve GÜNCESİ OKUMAK\n\nDün; DSP GÖREVDE İDİ, Bugün; DSP GÖREVLEYDİ, Yarın; DSP GÖREVE YÜRÜYECEK! . = 000.000.003 = \n\n = 11 Temmuz 2013 Perşembe 04:53:08 =\n\nİlaçla Tedavi ile Sağlığına Kavuşmak İsterken, Aynı Zamanda Öğüt Dinlesen! .\n = I =\n Doğru İnsanı Aramalısın! . Doğru İnsan; Doğru Bilginin Işıkları Altındadır! .\n Doğru Olan Kimdir, Bilmezsen Eğer: Kendinin De Doğru İnsan Olduğu Şüpheli! .\n Kendin Kimi Arıyor, Doğru Mutluluğun İçin! Ne Bekliyorsun Sen Yar Olandan? .\n Doğru İnsan; Kendimce: Mesaiye Zaman, Hobiye Zaman, Uykuya Zaman Verendir! . \n\n“BİLİYORUM” Deme; Bir Öğrendiğimiz Var ve BİN ÖĞRENECEĞİMİZ VAR DOKTORDAN! .\n\n { Yazan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 11 Temmuz 2013 Perşembe 05:14:03 }\n\n ******\n\n Bir Boşluk İçerisinde Olsan Da; HAYATINA MANA ARAYIŞI İçinde Olacaksın! .\n = 000.022 =\n Hayatın Mana Özü; Kitap Sayfalarına Yansıyan Işığın Duyarlılığında İse? .\n\n SEVGİ ve İNSANLIK; ÖĞRETMEN EMEĞİNİN GÖLGESİNDE YER ALAN: BİR IŞIĞIMIZ! .\n = XVI =\n BİRİLERİNE BENZİYORUM, DİYE, KENDİNİ ALDATMA, EY KARDEŞ! . GÖRMEZ MİSİN? .\n GÖRMEZ MİSİN; PARMAK İZLERİMİZİ! . KENDİMİZE GELELİM; EY CANIM KARDEŞİM! .\n KENDİMİZ OLALIM DÜŞÜNCEMİZ ile ve DÜŞÜNCEMİZ ile AŞKLARIMIZI YAŞATALIM! .\n PAYLAŞ; AŞK İÇİN! AŞK; BİR VAR OLUŞUM HİKÂYESİ: YOK MU SENDE BİR ANISI? .\n\n { Metin Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 02 Aralık 2011 Cuma 21:37:34 }\n\n Seveceksin ve Sayacaksın; HAYATIN MANASINI YAKALAYABİLMEK İÇİN! . ŞÜKÜR! .\n = VATANIMIZ SAĞOLSUN İNŞALLAH! . DOSTLUKLARIMIZ SAĞOLSUN İNŞALLAH! . =\n YETMİŞ DÖRT MİLYON İNSANIMIZIN MUTLULUĞUNA ADANACAKSIN AŞKLARIMIZ İÇİN! .\n\n { 11 Temmuz 2013 Perşembe 05:16:59 }\n\nhttp://www.psikoloji.gen.tr/newreply.php...ly&t=26675\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece",
        "poet": "Şair Prenses",
        "poem": "\n\nDün gece bir mehtap vardı ki\nGörülmeye değer..\nBalıkçılar ağlarını çekiyor yavaş yavaş\nKimbilir nerden gelmişler, kimlere hasret? ......................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün; DSP GÖREVDE İDİ, Bugün; DSP GÖREVLEYDİ, Yarın; DSP GÖREVE YÜRÜYECEK! . = 000.000.001 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nDün; DSP GÖREVDE İDİ, Bugün; DSP GÖREVLEYDİ, Yarın; DSP GÖREVE YÜRÜYECEK! . = 000.000.001 =\n\nDOSYAMIN ADI: “DSP! .” \n{ DOSYAMIN YENİLENEN ADI: “DSP ve ŞİMDİ! .” }\n{ DOSYAMIN YENİLENEN ADININ TARİHİ: 10 Temmuz 2013 Çarşamba 20:01:09 }\n\n“ADAM OLMAK! .”\n\nhttp://www.youtube.com/watch? v=0MXoqt8Cm9E\n\n16 Mayıs 2012 Çarşamba 16:45:39\n\nDSP GÜCÜ; VERİMLİLİĞİN GÜCÜ! .\n\nBugün; hem düşündüm, hem çalıştım, hem dinlendim! . “Çalış! .” Dedi bana babam, üç kez tekrarlamıştı “Çalış! .” sözcüğünü ve ben çalışmaktan yana anlamı aradım, durmadan para için çalışamazsın, dedi bana bilincim! . Ne zaman dinleneceğiz, ne zaman kendimize zaman ayıracağız, ne zamana kadar çalışacağız, düşünülesi sorular oldu benim için, her zaman! . Ters düştüm çalışma aşkına ben! . Çalışmaktan yana anlam arayınca; standart çalışma verimliliğinde en kısa sürede başarıya ulaşma, standart dinlenme molalarında etkili rahatlama yöntemleri insana, standart kendine zaman ayırma ayrıcalığında kitaplarımı, çiçeklerimi ve beslemeye alıverdiğim hayvancıklarımı da yardım etmek isteyiverdi varlığım! . Bunlar sağlanmazsa insan bedeni ve insan ruhuna; çalışmaktan yana verimli olamam ki ben! . Hedef tespit ederken ve tek bir sözcüğü üç tekrarla vurgu yapmak isterken, anlayıvereceğimiz dilde ve olması gereken çizgisinde oluversin tekrarlanan tek sözcük! . Sürekli çalışmayı ve dinlenmeden çalışmayı öne sürerse bir insan; fark edemediği ve yoksun kaldığı insancıl kararlardan çıkan zulmü ile karanlıklar içerisine düşer aniden! . Benim şu an, şu yaşamakta olduğum yalnızlığım; çok çalışmamız gerektiğine dair söylenivermiş olan: “ÇALIŞ, ÇALIŞ, ÇALIŞ! .” Sözünün tekrarlarından doğdu herhalde! . ÖNCE; DÜŞÜNMEYE ÇALIŞ: GÖR TAKİPÇİSİ OLACAĞIMIZ YOLUN KAYIBLARINI ve KAZANIMLARINI! . SONRA; YÜRÜMEYE ÇALIŞ HEDEFİNİN ÜZERİNE: ve ANLA; HERKES YORGUN, HERKES UMUTSUZ, İŞTE SEN KENDİNİ AZİMLİ TUTACAKSIN, AZİMLİ OLMAYA ÇALIŞACAKSIN! . ÜÇÜNCÜ TEKRARINDA İSE “ÇALIŞ! .” SÖZCÜĞÜNÜN; DİNLENMEYE ÇALIŞACAĞIMIZI ANLAMALIYIZ: ÇÜNKÜ, YARIN YİNE DÜŞÜNMEYE ÇALIŞACAĞIZ ve YARIN YİNE YÜRÜMEYE ÇALIŞACAĞIZ! . DİNLENMEZSEN ve KENDİ ÖZEL HAYATINA ZAMAN AYIRMAZSAN; FARK EDEMEDEN İNSANCIL GELİŞMELERİ, KAZANDIĞIN MADDİ GELİRİNLE, KARANLIKLARDA KALIVERİRSİN EY İNSANOĞLU! . \n\n{ Metin Yazarı: Kemal KABCIK / ANTALYA / 16 Mayıs 2012 Çarşamba 18:21:59 }\n\n******\n\n{ BEN BOZMADAN, DÜZELTMEDEN PAYLAŞIYORUM ÖNCELİKLE ŞU YAZILIŞ KÜNYESİNİ VERECEĞİM METNİMİ: [ { Metin Yazarı: Kemal KABCIK / ANTALYA / 16 Mayıs 2012 Çarşamba 18:21:59 } ]\n\n******\n\n{ BİLGİSAYARIMDAKİ DOSYAMIN ADINA EKLEMEDE BULUNDUM: “DSP ve ŞİMDİ! .” ADINI TAŞIMAKTA ŞU AN DOSYAM! . }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün; DSP GÖREVDE İDİ, Bugün; DSP GÖREVLEYDİ, Yarın; DSP GÖREVE YÜRÜYECEK! . = 000.000.004. =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nhttp://www.fanclubizelnet.net/index.php\n\nDün; DSP GÖREVDE İDİ, Bugün; DSP GÖREVLEYDİ, Yarın; DSP GÖREVE YÜRÜYECEK! . = 000.000.004 = \n\n11 Temmuz 2013 Perşembe 07:50:55\n\nİzel Resmi Fan Sitesi; Sana, Bana, BİZE: Bin UMUT, Bin HUZUR! .\n= I =\nŞu An Sanatçı Canımız ve Ablamız ve de Mekânımız “İZEL” CLUB! .\nİzel Ablamızın Neşeli Umudu! Ve İzel Ablamızın Neşeli Huzuru! .\nKitap Okumanın Yararlı Olduğuna İnan! . ve Şarkılar Da Okusan! .\nŞarkı Okuyamıyorum Diye Üzülme; İstesen Başarırsın Ablamızla! .\n\n{ Yazan: Kemal KABCIK – ANTALTA - 11 Temmuz 2013 Perşembe 07:54:12 }\n\n11 Temmuz 2013 Perşembe 07:56:17\n\nBir Boşluk İçerisinde Olsan Da; HAYATINA MANA ARAYIŞI İçinde Olacaksın! .\n= 000.021 =\nHayatın Mana Özü; Kitap Sayfalarına Yansıyan Işığın Duyarlılığında İse? .\n\nSEVGİ ve İNSANLIK; ÖĞRETMEN EMEĞİNİN GÖLGESİNDE YER ALAN: BİR IŞIĞIMIZ! .\n= XV =\nBİZİ; BİR BEKLEYEN VAR, EY KARDEŞİM! . BEKLEYENİMİZİ; TANIYIVER NE OLUR! .\nEVLİ OLSA İDİM; EŞİMLE, EVLADIMLA, ANNEMLE ve de BABAMLA VUSLATA ERMEK! .\nOLGUN MEYVE YÜKLÜ AĞAÇ; NASİBİMİZ İÇİN DALLARINI EĞMİŞ: BİZLERİ BEKLER! .\nYETMİŞ DÖRT MİLYONA ADANMIŞ AĞAÇTAN; NASİP ALMAYI DÜŞÜNEN: KAÇ KİŞİYİZ? .\n\n{ Metin Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 02 Aralık 2011 Cuma 21:22:11 }\n\nSeveceksin ve Sayacaksın; HAYATIN MANASINI YAKALAYABİLMEK İÇİN! . ŞÜKÜR! .\n= VATANIMIZ SAĞOLSUN İNŞALLAH! . DOSTLUKLARIMIZ SAĞOLSUN İNŞALLAH! . =\nYETMİŞ DÖRT MİLYON İNSANIMIZIN MUTLULUĞUNA ADANACAKSIN AŞKLARIMIZ İÇİN! .\n\n11 Temmuz 2013 Perşembe 07:59:40\n\nİzel Resmi Fan Sitesi; Sana, Bana, BİZE: Bin UMUT, Bin HUZUR! .\n= II =\nŞu An Sanatçı Canımız ve Ablamız ve Mekânımız; İZEL FAN CLUB! .\nİzel Ablada; BİN BİR UMUT! . Ve De İzel Ablada; BİN BİR HUZUR! .\nMasal Kitabı Da Okurdun Değil Mi; İZEL ABLAdan BİN BİR ŞARKI! .\nHangi Şarkısı, Diyemeyiz; Çünkü Ruhumuz Sağlık, Bedenimiz De! .\n\n{ Yazan: Kemal KABCIK – ANTALTA - 11 Temmuz 2013 Perşembe 08:05:19 }\n\n******\n\nÖNCE SAĞLIK; Ruh ve Bedenimizde! . \nSONRA GÖREV; Dinlenmelerimiz ve Çalışmalarımızda! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Dünyaya Veda Ettim Kalbimden",
        "poet": "Naat Feth Keyhüda",
        "poem": "\n\nDün dünyaya veda ettim kalbimden\nKurumuş güller solmakta kanamış sinemden\nYağmurlar yağmakta, dağlar arası güneşler açsa derinden\nDün dünyaya veda ettim kalbimden\n\nZindana mahkum edilmiş kalpten ağlak yaralar\nAğlatır acısı, kötü zamanlardan varır yola bedenimi yaralar\nÖmrüm sola sola soluklaşır fani Naat'ı karalar\nDün dünyaya veda ettim kalbimden\n\nHer ayrı dünyada her ayrı iflas ola\nÇınlatır kulaklarımı havare ki, her vechede yeni bir delaletname vardır\nHıçkırıklara mahkumdur dertli sinem\nDün dünyaya veda ettim kalbimden \n\nKendimden başka nefret, isyan var mıdır ki bana\nEcel zoraki arkamdan kalan ağlar mı? \nMerhamete ulaşır ufuklardan her kim ki eza\nDün dünyaya veda ettim kalbimden\n\nAğaçların kıpırtısı en nihayetinde toprağa varır secdeye\nKim kalır yaşayan ölmeyen var mı? \nAh eder Sultanlar sultanı ben kaçıncıyım\nDün dünyaya veda ettim kalbimden\n\nDün yüreğime veda ettim kalbimden\nKalbimden nice ayrı ayrı feryat\nTüm hasmıyla dünya bu kadar mı? \nÇektiğim acılar niye üç beş gün değil mi hayat? \nDeryalara uzanıp kalsam keşke bende\nMahcubum dünyaya riyazetimden\nDün dünyaya ve (da)  ettim kalbimden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün; DSP GÖREVDE İDİ, Bugün; DSP GÖREVLEYDİ, Yarın; DSP GÖREVE YÜRÜYECEK! . = 000.000.003 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nDün; DSP GÖREVDE İDİ, Bugün; DSP GÖREVLEYDİ, Yarın; DSP GÖREVE YÜRÜYECEK! . = 000.000.003 = \n\n= 11 Temmuz 2013 Perşembe 04:53:08 =\n\nİlaçla Tedavi ile Sağlığına Kavuşmak İsterken, Aynı Zamanda Öğüt Dinlesen! .\n= I =\nDoğru İnsanı Aramalısın! . Doğru İnsan; Doğru Bilginin Işıkları Altındadır! .\nDoğru Olan Kimdir, Bilmezsen Eğer: Kendinin De Doğru İnsan Olduğu Şüpheli! .\nKendin Kimi Arıyor, Doğru Mutluluğun İçin! Ne Bekliyorsun Sen Yar Olandan? .\nDoğru İnsan; Kendimce: Mesaiye Zaman, Hobiye Zaman, Uykuya Zaman Verendir! . \n\n“BİLİYORUM” Deme; Bir Öğrendiğimiz Var ve BİN ÖĞRENECEĞİMİZ VAR DOKTORDAN! .\n\n{ Yazan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 11 Temmuz 2013 Perşembe 05:14:03 }\n\n******\n\nBir Boşluk İçerisinde Olsan Da; HAYATINA MANA ARAYIŞI İçinde Olacaksın! .\n= 000.022 =\nHayatın Mana Özü; Kitap Sayfalarına Yansıyan Işığın Duyarlılığında İse? .\n\nSEVGİ ve İNSANLIK; ÖĞRETMEN EMEĞİNİN GÖLGESİNDE YER ALAN: BİR IŞIĞIMIZ! .\n= XVI =\nBİRİLERİNE BENZİYORUM, DİYE, KENDİNİ ALDATMA, EY KARDEŞ! . GÖRMEZ MİSİN? .\nGÖRMEZ MİSİN; PARMAK İZLERİMİZİ! . KENDİMİZE GELELİM; EY CANIM KARDEŞİM! .\nKENDİMİZ OLALIM DÜŞÜNCEMİZ ile ve DÜŞÜNCEMİZ ile AŞKLARIMIZI YAŞATALIM! .\nPAYLAŞ; AŞK İÇİN! AŞK; BİR VAR OLUŞUM HİKÂYESİ: YOK MU SENDE BİR ANISI? .\n\n{ Metin Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 02 Aralık 2011 Cuma 21:37:34 }\n\nSeveceksin ve Sayacaksın; HAYATIN MANASINI YAKALAYABİLMEK İÇİN! . ŞÜKÜR! .\n= VATANIMIZ SAĞOLSUN İNŞALLAH! . DOSTLUKLARIMIZ SAĞOLSUN İNŞALLAH! . =\nYETMİŞ DÖRT MİLYON İNSANIMIZIN MUTLULUĞUNA ADANACAKSIN AŞKLARIMIZ İÇİN! .\n\n{ 11 Temmuz 2013 Perşembe 05:16:59 }\n\nhttp://www.psikoloji.gen.tr/newreply.php? do=postreply&t=26675\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün; DSP GÖREVDE İDİ, Bugün; DSP GÖREVLEYDİ, Yarın; DSP GÖREVE YÜRÜYECEK! . = 000.000.004 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nhttp://www.fanclubizelnet.net/index.php\n\nDün; DSP GÖREVDE İDİ, Bugün; DSP GÖREVLEYDİ, Yarın; DSP GÖREVE YÜRÜYECEK! . = 000.000.004 = \n\n11 Temmuz 2013 Perşembe 07:50:55\n\nİzel Resmi Fan Sitesi; Sana, Bana, BİZE: Bin UMUT, Bin HUZUR! .\n= I =\nŞu An Sanatçı Canımız ve Ablamız ve de Mekânımız “İZEL” CLUB! .\nİzel Ablamızın Neşeli Umudu! Ve İzel Ablamızın Neşeli Huzuru! .\nKitap Okumanın Yararlı Olduğuna İnan! . Ve Şarkılar Da Okusan! .\nŞarkı Okuyamıyorum Diye Üzülme; İstesen Başarırsın Ablamızla! .\n\n{ Yazan: Kemal KABCIK – ANTALTA - 11 Temmuz 2013 Perşembe 07:54:12 }\n\n11 Temmuz 2013 Perşembe 07:56:17\n\nBir Boşluk İçerisinde Olsan Da; HAYATINA MANA ARAYIŞI İçinde Olacaksın! .\n= 000.021 =\nHayatın Mana Özü; Kitap Sayfalarına Yansıyan Işığın Duyarlılığında İse? .\n\nSEVGİ ve İNSANLIK; ÖĞRETMEN EMEĞİNİN GÖLGESİNDE YER ALAN: BİR IŞIĞIMIZ! .\n= XV =\nBİZİ; BİR BEKLEYEN VAR, EY KARDEŞİM! . BEKLEYENİMİZİ; TANIYIVER NE OLUR! .\nEVLİ OLSA İDİM; EŞİMLE, EVLADIMLA, ANNEMLE ve de BABAMLA VUSLATA ERMEK! .\nOLGUN MEYVE YÜKLÜ AĞAÇ; NASİBİMİZ İÇİN DALLARINI EĞMİŞ: BİZLERİ BEKLER! .\nYETMİŞ DÖRT MİLYONA ADANMIŞ AĞAÇTAN; NASİP ALMAYI DÜŞÜNEN: KAÇ KİŞİYİZ? .\n\n{ Metin Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 02 Aralık 2011 Cuma 21:22:11 }\n\nSeveceksin ve Sayacaksın; HAYATIN MANASINI YAKALAYABİLMEK İÇİN! . ŞÜKÜR! .\n= VATANIMIZ SAĞOLSUN İNŞALLAH! . DOSTLUKLARIMIZ SAĞOLSUN İNŞALLAH! . =\nYETMİŞ DÖRT MİLYON İNSANIMIZIN MUTLULUĞUNA ADANACAKSIN AŞKLARIMIZ İÇİN! .\n\n11 Temmuz 2013 Perşembe 07:59:40\n\nİzel Resmi Fan Sitesi; Sana, Bana, BİZE: Bin UMUT, Bin HUZUR! .\n= II =\nŞu An Sanatçı Canımız ve Ablamız ve Mekânımız; İZEL FAN CLUB! .\nİzel Ablada; BİN BİR UMUT! . Ve De İzel Ablada; BİN BİR HUZUR! .\nMasal Kitabı Da Okurdun Değil Mi; İZEL ABLAdan BİN BİR ŞARKI! .\nHangi Şarkısı, Diyemeyiz; Çünkü Ruhumuz Sağlık, Bedenimiz De! .\n\n{ Yazan: Kemal KABCIK – ANTALTA - 11 Temmuz 2013 Perşembe 08:05:19 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün gece",
        "poet": "Aydan Seylan",
        "poem": "\n\ndün gece\nyüreğimdeki 'SEN' i çıkardım\nbenimleydin....\nyalnızlığıma EŞ din\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece",
        "poet": "Ümran Tokmak",
        "poem": "\n\nSaatin dilini bağlamış kader\nAnladım kendimden geçtim dün gece\nüzüldüm aklımı eyledim heder\nGözümden kanlı yaş saçtım dün gece\n\nDöneleyip durdum umudum kırık\nAffa uğramayan suçtum dün gece\nDoldu yüreğime sonsuz hıçkırık\nGözümden kanlı yaş saçtım dün gece\n\nEylemesin beni gönlünden azat\nDiyerek elimi açtım dün gece\nİster sar yaramı istersen tuz at\nGözümden kanlı yaş saçtım dün gece\n\nHüzün deryasında derine daldım\nEşimden dostumdan kaçtım dün gece\nHayaimde kaç kez kapını çaldım\nGözümden kanlı yaş saçtım dün gece\n\nHasretin harıyla kavruldu bağrım\nAyrılık zehrini içtim dün gece\nVurdu hislerime yâr diyen çağrın\nGözümden kanlı yaş saçtım dün gece\n\nNe elim iş tuttu ne ayağım yer\nTitredi yüreğim uçtum dün gece\nAffeyle sevgili bir şans daha ver\nGözümden kanlı yaş saçtım dün gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece",
        "poet": "Kubilay Enginol",
        "poem": "\n\nDün gece geçtim\nYaşadığın şehirden\nUyandırmaya korkarak sessizce\nSolgun sokak lambalarını eşliğinde\nBir sessizlik\nBir ben\nBirde gece\nDün gece yağmur yağdı\nYaşadığın şehire\nUyuyorun,habersiz\nDüşünde\nBensiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece",
        "poet": "Midayet Kara",
        "poem": "\n\nDün gece rüyada, benimle sandım\nAklıma geldikçe, hep seni andım\nSeni düşünürken, derine daldım\nDün gece rüyada, benimle idin\n\nÇileli günlerde, gelmedin yine\nSevgi için inan, giderim Çine\nGece rüyalarda, göresin diye\nDün gece rüyada, seninle yattım\n\nHastayım ben, tutmaz artık dizlerim\nDüşündükçe, kapanmıyor gözlerim\nAklımdan çıkmıyor, tatlı sözlerin\nDün gece rüyamda, seninle yattım\n\nElim kalem tutmaz, yazayım sana\nGel sevdiğim yine, zulmetme bana\nHala şansımız var, bu aşktan yana\nDün gece rüyamda, seninle yattım\n(0149) Ağustos     1978\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-Dün Gece-",
        "poet": "Aysu Dede",
        "poem": "\n\nDün gece İstanbul’daydım\nSen yoktun yanımda\n\nDün gece seninle uyudum\nSen yoktun yanımda\n\nDün gece rüyandaydım\nSen yoktun yanımda\n\nBu sabah uyandım\nYanımdaymışsın\nGerçekten rüyaymışsın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece",
        "poet": "Tekin Karaçoban",
        "poem": "\n\nDün gece rüyamda dolaşıyordun\nSaçlarını rüzgara bırakmış\nBana bakıyor ve gülümsüyordun\nBense o çocuksu saf halimle bakıyordum\n\nZaten sadece rüyalarda öpmüştüm seni\nRüyalarda sarılmıştım beline sımsıkı\nAncak o zaman buluşmuştu dudaklarımız\nKenetlenmişti kimse ayıramazdı öpüşürken\n\nBelki sadece ben seni sevdim sen değil\nBelki sadece ben aşık oldum sen değil\nİkimizde seviyorduk belki birbirimizi\nSadece ben seviyordum seni kimbilir? \n\nO saf aptal aşık durumunda kalan ben\nKelimelerle oyalayan sadece sen\nSevmek yakın sevilmek uzak kaldı bana\nMuradımı alacağım tek yer ahiret bana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece",
        "poet": "Ali Şahinli",
        "poem": "\n\nGözlerim yaşlı, gönlüm yaslı \nYüreğim sende kaldı dün gece \nHasret içimde kanlı ok gibi saplı \nAklım, fikrim sende kaldı dün gece \n\nGülmeye hasret kalan şu yüzümde \nKalbin de kaskatı hasretin gönlümde \nŞu garip beni tut kaldır yüreğinde \nYüreğim sende kaldı dün gece \n\nYerini mi sevmedin neden solmaktasın \nSolgun bir gül gibisin, yanmaktasın \nGözyaşların ateş gibi beni yakmaktasın \nYüreğim sende kaldı dün gece \n\nDost meclislerinde kahkahalar var \nBenim yüreğimde yanardağlar var \nSenin ile aramda sıradağlar var \nAklım, fikrim sende kaldı dün gece \n\nDön artık yüzünü güller açsın yüzünde \nKaldır sıradağları güneşler açsın gönlümde \nGözlerin yaşlı mahzun tebessüm yüzünde \nAklım, fikrim sende kaldı dün gece \n\n\t\t\t\t\t\t04.04.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "- Dün Gece",
        "poet": "Bahri Yıldırım",
        "poem": "\n\nDÜN GECE \n\nAy ışığı çaldı benden cananı\nSeller sensiz çağlıyordu, dün gece\nFark etmedim, aşk oduna yananı\nDiller sensiz ağlıyordu dün gece\n-\nKurdun kuşun dilindeydi adımız\nSazlar seni çalıyordu dün gece\nSanki çok yakındı senle   vedamız\nHazlar seni diliyordu dün gece\n-\nİstedim ki bu gece hiç bitmesin\nSözler seni söylüyordu dün gece\nSeven insan ayrılıklar tatmasın\nGözler bayram eyliyordu,, dün gece\n-\nNe selamın vardı, ne de merhaba\nHer yer senle çevrilmişti dün gece\nAsmışız düşleri sensiz mehtaba\nYollar sensiz kıvrılmıştı, dün gece\n-\nAyrılık bu,yüreklerde  kor olur\nSensizlik yüreğim yaktı dün gece\nSensiz gecelerden bana ne kalır? \nYokluğun belimi büktü dün gece\n-\nSildim sensizliği kaynadı kanım\nAkşamdan sabahı gördüm dün gece\nBaktım ki bir düşmüş, yanmadı canım\nSeni sabahlardan sordum dün gece\n-\nBir yıldız gibiydin, kayıpta geldin\nSeni yıldızlardan çaldım dün gece\nKabuslar içinde, bir gonca güldün\nHer yıldızda seni buldum dün gece\n-\nGeceyi bölerken senli bir rüya\nRüyadan gerçeğe döndüm dün gece\nBendeki yangını görmüşken dünya\nSeni seve seve  kandım dün gece\n\nVE GECEYİ SANA BAĞIŞLADIM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece",
        "poet": "Hacı Ali Kılıç",
        "poem": "\n\nDün gece yine yalnızdım \nSokağa çıktım \nVe kendime bir çiçek aldım \nKendim almamış gibi yürüdüm sokaklarda \nVe yalnız değilmişim gibi düşündüm \nAma her gece gibi \nDün gece de yalnızdım \nVe kendime bir çiçek aldım \nBir saat geri alınmış saatler \nBen geri almadım \nVe bir saat daha yalnız kalmadım \nBir masaya oturdum \nİki çay ısmarladım \nBen içtim \nsen soğuttun \nsana söyleyeceğim her şeyi yuttum \nçok dert etmedim \nçünkü yoktun \ndün gece yine yalnızdım \nrahat ağladım \nyokluğundan gizlemedim gözyaşlarımı \nve lambaları hiç karartmadım \ndün gece \nher gece gibi yalnızdım \nsokağa çıktım \nve kendime bir çiçek aldım \nsen sandım \nKoklamadım. \n:((\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece",
        "poet": "Kenan Çarboğa",
        "poem": "\n\nBir düş gördüm gözüm açık, gönlüm boş\nTüm ışıklar birden söndü dün gece\nBu nasıl hâl ne ayığım ne sarhoş\nBirden bire başım döndü dün gece\n\nNe olduysa işte o anda oldu\nGözümün önünden perde kayboldu\nSanki samanyolu dünyama doldu\nGökten nurlar yere indi dün gece\n\nMeğerse kısmetim bu ışık imiş\nGönlüm bu ışığa alışık imiş\nTâ elest bezminden bir aşık imiş\nArzum muradına kandı dün gece\n\nBilirdim gönlümün muradı sendin\nNefsimi susturdun, aklımı yendin\nAşka hasret yüreğime seslendin\nSaat durdu, zaman dondu dün gece\n\nİçimi tarifsiz bir özlem sardı\nİllaki sen diye ağladı, durdu\nFeyadımdan dağlar, taşlar çıldırdı\nHasretinden sular yandı dün gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece",
        "poet": "İbrahim Sezer",
        "poem": "\n\nBağışla sevgilim bir hata edip\nSeni düşünmeden yattım dün gece\nAkşamın beşinde yatağa girip\nDeliksiz uykuyu tattım dün gece\n\nÇıkmazdın aklımdan saniye bile\nAkan gözyaşlarım dönerdi sele\nBağrıma bastığım kırmızı güle\nSonunda ihanet ettim dün gece\n\nBölmedim uykumu kabuslar görüp\nYormadım atımı menzile sürüp\nÇıkmaz sokaklara duvarlar örüp\nFeleğe bir çalım attım dün gece\n\nAyakta durmaya kalmazdı ferim\nKuru bir sedirdi eskiden yerim\nSeni soranlara tanımam derim\nHafızama hile kattım dün gece\n\nÇağlayıp coşardım birden duruldum\nGönül sarayında tahta kuruldum\nSeni düşünmekten artık yoruldum\nYadeli aklımda tuttum dün gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece",
        "poet": "Mustafa Karamelek",
        "poem": "\n\nIssız sokakları dar ettim duygularıma\nYıldızlar kaydı ben seyrettim\nŞehrin ışıkları söndü bir bir\nBen halâ ayıktım, ayaktaydım\nAzaltamadım efkârımı dün gece..\n\nKaranlıklar da saklayamadı perişan beni\nHiç bir teselli unutturamadı seni\nDeliliğe vurdum bu ruhu, bu bedeni\nHasretin giydirecek en sonunda kefeni\nAzaltamadım hasretini dün gece..\n\nGökyüzünü aydınlatıyordu havai fişekler\nİnsanlar bir şeylerin şerefine tur atıyordu\nHerkes mutluluğu ucuza tüketiyordu\nCan sensizliğin sarhoşuydu\nAzaltamadım sensizliğimi dün gece\n\nDün gece adımı sarhoş koydular\nSayemde gülmeye gırgıra doydular\nBütün şeytani duygularını bende soydular\nNeşeleriyle çaresizliğime mezar oydular\nCanansızlığa isyan ettim\nKaldıramadım cendereyi dün gece\nKandıramadım neşeyi dün gece \nAzaltamadım kalbimin acısını dün gece..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece",
        "poet": "Ceyhun Yılmaz",
        "poem": "\n\nVe dün gece; \nAynada bile, \nBen bile, \nBeni ben sanıp, \nSen diye kırdım aynamı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece",
        "poet": "Afet Kırat",
        "poem": "\n\nOmzuma çivilenen hasretinden güç alıp\nLacivertle oynaştım hayal kurdum dün gece.\nKanatlandı saatler pembe düşlere dalıp\nKaf’ta Anka kuşuna kamçı vurdum dün gece.\nDüşmekten de korkmadım o dağın yamacında\nHüzünlerim sallandı gamlı darağacında\nKaç defa döndüm bilmem anılar burgacında\nAkıp geçen yıldıza seni sordum dün gece\nGördüğüm tüm düşleri hayra yordum dün gece.\n\nBirden açılıverdi düş evimin kapısı\nHayaline kavuştum sana vardım dün gece.\nRabbimin hikmetiydi değildi kul yapısı\nSızlayan her yerini aşkla sardım dün gece.\nUnuttuk üzüntüyü terk eyledik kederi\nKan rengi güller sardı dolaştığım her yeri\nDüşünmek istemedim bir an dönmeyi geri\nMusa gibi deryayı ben de yardım dün gece\nVuslat için şevk için çok yalvardım dün gece.\n\nNe ay koydum ne dünya nice âlemler aştım\nBindim Samanyolu’na onu yordum dün gece.\nDondum kaldım çıldırdım kaderimle savaştım\nYıldızdan daha parlak yanan kordum dün gece.\nHayaller söndürmedi içimden ateşini\nDenilir mi hiç unut kovala at eşini\nSol yanımda sancıyan çürüdü ateş ini\nGüneş seni götürdü baktım durdum dün gece\nPeşin sıra kalbimi ezdim burdum dün gece.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece",
        "poet": "Özkan Gübe",
        "poem": "\n\nseni, sessiz duvarlara sordum\nkaranlıklarla ağladım dün gece.\nyıldızlar sırdaşım oldu\ngökyüzünde dolaştım dün gece.\n\nyoktu işte! yutmuştu sanki\naradığım sevgiliyi karanlıklar.\nbelkide bir düştü benimki\ngerçek değildi ağlayan yar.\n\n(Van, 1996)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece",
        "poet": "Mehmet Emin Karademir",
        "poem": "\n\nBir haber aldım dün gece\nUmutlarım bitmiş\nGecelerim yorgun düşmüş öfkeme…\nBir haber aldım dün gece\nAğlayan gözlerim\nBir daha dinmeyip sel olacakmış…\nBir haber aldım dün gece\nSeni sana anlattığım dillerim\nBir daha konuşmayacak anlatamayacakmış…\nBir haber aldım dün gece\nSırtından vurdum affet diye\nDuygularınla oynadım unut diye…\nİhanet haberini aldım dün gece\nSevdiğim terk etmiş beni\nYaşayan ölü olmuşum o gece…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün gece",
        "poet": "Burak Küçük",
        "poem": "\n\nDün gece\nHiç bilmediğim bir şehirde\nKarış karış dolaştım sokaklarda\nSeni bulmak için\n\nDün gece\nHiç uyumadım sabaha kadar\nBelki gelirsin diye\nBelki ararsın diye\n\nDün gece\nSeni düşündüm bütün gece\nAnıları yaşadım yeniden\nZamanı geri getirmeye çalıştım\n\nDün gece\nSeninleydim sabaha kadar\nSen karanlık gecede uyurken\nBen hayalinle başbaşaydım\n\nDün gece\nYanındaydım bütün gece\nMışıl mışıl uyumanı\nUyurken melek olmanı izledim\n\nSonra kapı çaldı birden\nUyandın\nKapıyı açtın\nVe sımsıkı sarıldın ona\n\nDün gece\nSeni onunla görünce\nZamanın dolduğunu anladım\nVe kendimi kapımda bekleyen Azrail'e teslim ettim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece",
        "poet": "Müjdat Bilgin",
        "poem": "\n\ndün gece yine sen takılmıştın oltama\nneden nasıl oldu bilmem bittim dün gece\nçöküntü artık prim yapmazdı bende ama\nelem seline kapılıp gittim dün gece\n\nartık ne baharı vardı ne de yazı hayatın\numudumun son durağına vardım dün gece\nuzun zamandan beri gerçekçi idim ama\nhayal âlemine karışıp yittim dün gece\n\nhem kör hem topaldı zaman zor buldum sabahı\ngüneş bir daha doğmayacak sandım dün gece\nduymaz pervasız hayat ne feryadı ne ahı\ngeçti ama akla karayı seçtim dün gece\n\ntetikte olmak mıdır insanı zayıf kılan\ngerçek bir savaştaydı sanki ruhum dün gece\nzayıflık içimizde tehlikeli bir yılan\nkafasını ezmeye yemin ettim dün gece\n\nitiraf etmeli ki zormuş sinir savaşı\nneredeyse hepten gidiyordum dün gece\nyüreğim kanadı ciğerim de yandı ama\nöte yandan beriye zor geçtim dün gece\n\nbazen olur işte dağılıp gidiyor insan\nanılarda hücre hücre dağıldım dün gece\nbiliyorum mecburum teslim olmak yok ama\npes edip sensizliğe isyan ettim dün gece\n\ndert etme sakın evvel günden iyiyim şimdi\nhasretin Azrail’e eşlik etti dün gece\nsensizliğe dayanmak bu kadar da zor ama\nvuslata sonsuza dek ömür biçtim dün gece\n\nhasretine dayanmak bu kadar da zor ama\nvuslata sonsuza dek ömür biçtim dün gece\n\nŞubat 2009 © Çanakkale\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece",
        "poet": "Kemal Doğanay",
        "poem": "\n\nBütün sevdaları yaktım dün gece\nYakıpta seyrine baktım dün gece\nNur olup gönlüne aktım dün gece,\nDün gece dün gece en sakin gece! \n\nKurşunun sonunu attım dün gece\nŞeytana kalbimi sattım dün gece\nNasıl yaşanırmış tattım dün gece,\nDün gece dün gece en sakin gece! \n\nBu yıl bu diyarda kaldım dün gece\nÇıkmaz sokaklara daldım dün gece\nSenin hediyeni saldım dün gece,\nDün gece dün gece en sakin gece! \n\nSeni çok severim sandım dün gece\nİsmini kaç kere andım dün gece\nSenin ateşinle yandım dün gece,\nDün gece dün gece en sakin gece! \n\nDOĞANAY’ım darda kaldım dün gece\nSazımı çok dertli çaldım dün gece\nSensiz rüyalara daldım dün gece,\nDün gece dün gece en sakin gece!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün gece...",
        "poet": "Rabia Balaban",
        "poem": "\n\nDüş kırıklıklarımdan yaptığım tespihlerimin ipini kırdım dün gece. Karanlığın bir vakti, dizlerime kadar denizin içinde ve dalgalar ellerimde, içimin gülen yüzünü doğurdum yeniden, yine ve yeni ömrüme.\n\nBir beyaz kâğıttı yarınım dalgaların arasında. İki elim iki kalem. Artık kimselere tek bir çizik attırmaksızın, ben yazıyorum tarihimi iyisi, kötüsüyle.\nHayatın ibresi yok, sevdanın vakti, hüznün bitişi. İnsanın şartsız kaidesiz iyisi ve hiçbir mutluluğun, acının sonsuza dek süregelişi yok.\nKendime zeytin dallarım var bu gün. Biliyorum yüreğimin cümle yenmez yutulmazlara bitişi yok.\n\nDün gece düş kırıklıklarımdan yaptığım tespihlerimin ipini kırdım. Dalgalarda bilinmezlere saldım ve yerlerine, yüreğime ellerimle yeni, yepyeni umutlar kardım.\n\nDün gece ömrümü sil baştan yazdım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece",
        "poet": "Refik Yıldız",
        "poem": "\n\nNerdesin ey sevginin ikliminde şavkıyan\nTut ki, güneşini arayan ay dım dün gece\n\nHasretle yanmış gönül suya kanmaz dediler\nEn duru pınarlarla geldin sandım dün gece\n\nBiz hiç yazı görmedik kışta doğdun dediler\nNevbaharla geleni sensin sandım dün gece\n\nBu bahçeler onundur bazen uğrar dediler\nBir gülün kokusunda seni duydum dün gece\n\nDallarda tomurcuklar ufukta bulutlar var\nEfendim Sultanım çok yalvardım dün gece\n\nTam çiçekler açıyorken başaklar bağlanmışken\nTitredim efendim seni andım dün gece\n\nArzın yüreğine dön ve halini arzet dediler\nDiz çöktüm boyun büktüm avuç açtım dün gece\n\nOnun geçtiği sokaklar miskler saçar dediler\nÖtelerden kokularla geldin sandım dün gece\n\nBiz devrin yetimiyiz yok derler sahibiniz\nSahibim efendim sensin sandım dün gece\n\nBir muzdarip kalbe akan yaşa gelir dediler\nEllerinle elimi tuttun sandım dün gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece",
        "poet": "Ali Bektaş",
        "poem": "\n\nSabah olmaya yakın rüyamda\nUykularımda çıkmadın dün gece\nApaktın, bürünmüşsün siyaha\nGözlerime bakamadın dün gece\nBilmediğim bir yer, hiç görediğim\nÇok şeyler var, anlam veremediğim\nKaranlıktı yüzünü, seni seçemedim\nAklım varlarda yoka çıktı dün gece\nSığ sularda vurgun yemişcesine\nManasız manayı sevdim delicesine\nKapıldım yağmursuz havada sellere\nSıcak iklim buz oldu dün gece\nUykularımın baharında kara kışı\nYerde ve gökte bulamadım çıkışı\nSusuz çöllerde nehirlerin akışı\nGöz yaşı sellerinde boğuldum dün gece\nYoklarda varmışsın gibi aradım seni\nÇıkmaz sokaklarda bekledim gelmeni\nBir gölge geldi, ona anlattım kederimi\nGecenin karanlığında aydınlandı dün gece\nSorma bana düne dair, hatırlayamıyorum\nAyaklarım yere basıyor kalkamıyorum\nHerşey aleni, görüyorum, anlayamıyorum\nÖzgürlükler meydanında esirdim dün gece\nAli Bektaş / 19 Kasım 2011 /Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece",
        "poet": "Mustafa Murat Aydoğdu",
        "poem": "\n\nGözlerimden akan son damla idin\nSildim yanağımdan dün gece seni\nOldu istediğin mutlu ol,sevin\nSildim yüreğimden dün gece seni\n\nSordum yüreğimden dün gece seni\nNeden bu bağlılık bu nasıl sevgi? \nSen candan sevdinde kıymet bildimi\nVe beklediğin kiminle şimdi? \n\nNe kadar sürecek bu güzel rüya\nSordum düşlerimden dün gece seni\nDedi ki; şimdiden ağlamaya başla\nSildim dudağımdan dün gece seni\nKovdum düşlerimden dün gece seni\n\nBu sondur,adını anmam birdaha\nSildim defterimden dün gece seni\nYüreğimden akan son damla kana \nKattım yüreğimde dün gece seni\nAttım yüreğimden dün gece seni!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece",
        "poet": "Hüsnü Çelebi",
        "poem": "\n\nHer gece olduğu gibi \nDün gecede uyku tutmadı\nSen vardın aklımda\nKonuşmalarımız hafızamda\nDalmışım farkına varmadan \nBir yarısında uyandım gecenin\nHer gece olduğu gibi\nDün gecede kalktım \nDuvarlara baktım \nYıldızlara baktım \nHer gece olduğu gibi\nDün gecede yıldızların\nEn parlağı benim oldu \nHer gece olduğu gibi\nDün gecede senden gelen\nMutlu haber\nHer gece olduğu gibi \nDün gece de bir sigara yaktım \nTüttürdüm ölesiye\nSigaramdan çıkan dumanda\nYine sendin sevdam \nHer gece olduğu gibi\nDün gecede gecenin \nBir yarısında ağladım \nO anki halim\nYalnızlığım geldi aklıma\nSeninle iken sensizliğim \nHer gece olduğu gibi \nDün gecede herkesten sonra\nDalmışım uykuya..\n\n23.02.2005 / İST\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece",
        "poet": "Mevlana Celaleddin Rumi",
        "poem": "\n\nNe güzel geceydi dün gece, ne güzel geceydi:\nOnunla sarmaşdolaş, dudak dudağa,\ntalih kapısı ardına kadar açık,\ngüneş kucağımızda.\n\nNe güzel geceydi dün gece, ne güzel geceydi:\nŞarap tasını her sunuşunda\ndiyordu aklına başına al.\nHani dün gece aklın da tam sırasıydı ya!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece",
        "poet": "Erdal Ercin",
        "poem": "\n\nDün gece yıldızlar daha parlaktı\nDün\nGece bir kadın gibi sıcaktı\nDün gece sarhoştum\nSeni aldattım\nDün gece gecenin koynunda yattım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece...",
        "poet": "Dursun Elmas",
        "poem": "\n\nDün gece ilk defa destursuz girdim\nİlk defa bağında goca gül derdim\nVe ilk defa seni öylece gördüm\nMuhabbet balına bandım dün gece...\n\nElimi sıkıca tutuşun vardı\n'Gel'eden sıcacık bakışın vardı\nVolkanlar misali yakışın vardı\nAşkın ateşine yandım dün gece...\n\nİstemem bu rüya burada bitsin\nYayılsın yıllara, uzayıp  gitsin.\nBir ömür seninle hep devam etsin\nVuslatın dalına kondum dün gece...\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece",
        "poet": "Abdurrahim Karakoç",
        "poem": "\n\nÇelik testereyle kestim suları\nYıkadım duvara astım suları..\n   Düşümde düşüme girdim dün gece.\n\nBuluta yaslandım ışığı tuttum.\nSeni hatırladım, seni unutdum..\n   Kendimi kendime sordum dün gece.\n\nTopladım yolları eyledim yumak\nMusalladan gayri görmedim durak...\n   Durmadan düşünüp durdum dün gece.\n\nToprağı boyadım otlar ağladı\nOturdum kalkmadım atlar ağladı..\n   Tuttum yorgunluğu yordum dün gece.\n\nDertler gecikince gidip yokladım\nYırtık bohçalarda umut sakladım..\n   Kırgınlık bağını kırdım dün gece.\n\nŞişelerde mahkûm çiçek kokusu\nYağdı yüreğime renk renk korkusu..\n   Yok yere yokluğu vurdum dün gece.\n\nAy doğdu, gölgeler çöktü üstüme\nHicran alev alev aktı üstüme..\n   Gözümü yollarda gördüm dün gece.\n\nAydınlığa koştum karanlık çıktı\nHer sevgi, her vefa bir anlık çıktı..\n   Güç-belâ ben bana vardım dün gece.\n\nDosta şiir yazdım 'hatıra' dedim\nBelki bir dost gele otura dedim..\n   Gönlümü toprağa serdim dün gece\n\n(Beşinci Mevsim)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece Bir Rüya Gördüm",
        "poet": "Kadir Güler",
        "poem": "\n\nDün gece bir rüya gördüm.\nKurtulmuşum elin memleketinden.\nMavi ile yeşilin tam ortasındayım.\nKanat açmışım sonsuzluğa,\nHaykırıyorum özgür yüreğimle.\n\nDün gece bir rüya gördüm.\nTatlı tatlı gülümsüyor güzel bir kız.\nMemleketim kokuyor buram buram.\nGözlerinin mavilği karadenizden.\n\nDün gece bir rüya gördüm.\nYol vermiş zigana dağı.\nAçmış kollarını karadeniz.\nKoşuyorum delicesine.\nSevgilimin memleketine.\n\nDün gece bir rüya gördüm.\nTüm sevdiklerim benimle.\nHer taraf bayram yeri.\nKaderim artık ellerimde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece Aklımdan Geçenler",
        "poet": "Gözde Hatiboğlu",
        "poem": "\n\nSanırım çok tedirgindim. Kaygı, korku, karmaşa; ne olduğunu tam anlayamadığım birden çok duygu hali vardı içimde. Kendim gibi olamayışım, suskunluğum, arada gözümün doluşu bundandı. Çok zor bir akşamdı dün akşam benim için sevgilim. Yıllar sonra ilk defa senin hayatının içindeydim, en yakınımdaydın ama ben kendimi hiç bu kadar uzak hissetmedim. Son üç yıl içinde yaşanan her şey gözümün önünden geçti evine girdiğimde. Hatta unuttuğumu sandığım acılar bile geri geldi. Üstelik son günlerde bedensel tepkilere yol açacak kadar bastırdığım sıkıntılar içindeydim. Üstüne birde mişli geçmiş zaman karabasan gibi çöktü. Sıkıldım. Zorlandım. \n\n‘Hoş geldin’ dedin kadehini kadehime vururken, gülümsedim. İyi ki geldim evine sevgilim, hoş buldum. Sonra sen yorgun bir güne yenik düşüp uyudun. Başım omzunda yarı uyur yarı uyanık haldeydim ben, içimdeki kaygıları temizlemeye çalıştım. Şükürler olsun ki geçti onca zaman dedim. Varlığına, yanımda oluşuna ve belki ikimizin verdiği anlam farklı ama bugüne sağlam kalan sevgimize şükrettim. Sensiz uyanmayı hiç sevmiyorum bunu sana hiç söyledim mi bilmem ama dün senin evinde kalma ihtimalini düşündükçe gerildim. Sen rahatça uyu, bende evime gideyim dediğimde iyi ki kal demedin; sevindim. Belki sonraki sefere kendimi daha ait hissederim. Senin aklından geçenleri bilemedim ama işte ben dün gece aklımdan bunları geçirdim. \n\nBiliyor musun sevgilim çok zaman geçmiş. Ve biliyor musun, sen ilk defa benim için yemek yaptın. Ardı ardına bir sürü sahne geçti gözümün önünden ikimizin olduğu, çok zaman geçirmişiz belki birlikte. Ne eksik ne fazlaymışız. Ne yarım kalabilmişiz ne tamamlanmışız. Araf’ta kalmış yüreklerimiz. Yine de dayanmışız. Belki dayanan sadece benmişim, sen her gelişinde yanı yerde aynı sevgiyle bulmuşsun. O zaman iyi ki dayanmışım. Şimdi zamandan gerçekleştirmesini beklediğim bir dileğim var; aynı hayatı paylaşmak. Tek tek var olarak ve bir arada kalarak. Özgürlüğümüzde sevdayı büyütüp, sadakati vicdanımızın saklandığı gözlerde tutarak. Dileğim birlikte bir hayat yaratmak. \n\nDün gözlerim gezindi durdu, kendime dair bir şeyler aradım evinde. Bunca yıl içinde sana neler almıştım, nasıl saklamıştın düşündüm durdum. Ben verdiğin her şeyi özenle sakladım çünkü. Birkaç iz buldum ve çocuksu bir heyecanla kalbim çarptı. Duyacaksın diye atışını korktum. Ne eksik biliyor musun evinde, yaşanmışlık. Ruhunu bulamamış eşyaların, boşluktalar. Kendimi nereye koysam, neyi ben yapsam bulamadım. Çocuksu yüreğin yansımıyor sevgilim yaşadığın yere. Görünenle, ötesi farklı yine. Yanındaydım, evindeydim de sanki hiç bilmediğimiz bir yerde gibiydim. \n\nSoğuk ve sakin bir gecenin sessizliğinde evime geldim. Kapımı kapatıp şöyle bir düşündüm. Her yerinde sen varsın. Her yerinde ben varım. Rahatladım. Senin beni hayatında gölge misali tutuşuna karşın, benim hayatımda inadına varsın, yaşamıma işlenmişsin. Gerçeksin. Görünensin. Bilinensin. Sonuna kadar sahip çıktığımsın. Sevgilim dediğimsin sorduklarında. Hayat arkadaşım, eşim, bir sürü güzel dileğin gülümsemesisin. İşte aramızdaki fark da bundan. Senden başkası bilmiyor bana verdiğin değeri, hayatındaki yerimi; benden başka herkes anlatabilir senin hayatımdaki yerini. Sevgim saklı değil. Gururla, her şeye rağmen, her halinle kabul ettiğim, arkasında durduğum bir halde. \n\nGecenin sonunda teşekkürüm sonsuz sevgilim. Nazar değmesin diye tahtaya vurup, dualar ettiğim yakınlığımız için, bir sürü karmaşadan sonra evinde güzel yemeklerle ağırladığın için teşekkür ederim. Ben hep temize çektim seni. Affettim geçmişi. Zorlansam da arada, geçer. Sen yanımda oldukça güçlenirim, yeniden yola çıkarım. Senin yüreğinde de vardır yerim, bilirim ya da inanmak isterim. Huzur, güven, aşk, paylaşım, tutku, sevgi; ne istersen veririm. Verdikçe çoğalırım, verdikçe alırım çünkü. Mucizeler olur sonra hayatımızda ve Tanrı korur koşulsuz sevgileri. Bütün iyi dilekler bize sevgilim. Birbirimize sahip çıktıkça güçleniriz gelecekte. Hayattaki amacımız sadece mutlu olmaksa biz şanslıyız. Senin cümlen de anlatıyor işte; insanların dünyayı kirlettiği bugünlerde birbirimize ne kadar yakınız.\n\n(15.Nisan.2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün gece bir rüya gördüm...",
        "poet": "Metin Kaya İlhan",
        "poem": "\n\nDün gece..\nRüya gördüm...\nKumsalın üzerinde uzanmış resmine bakıyordum\nAkşam güneşi batıyordu rüyamda\nGökyüzünde martılar canhıraş feryatlarda\nTaa uzaklarda üç-beş yunus balığı sevişiyordu sanki\nDenizatları dörtnala yarış yapıyordu çarşaf gibi denizde\nKumlar kupkuru, elimde bir çerçeve çerçevede sen vardın\nGüneşin batışına eşlik etti gözlerim, kapandı birden\nElimdeki resmin kumsalın üzerine düştü\nZamanın acımasızlığına direnemeyen saniyeler ilerledikçe\nÜşümeye başladı bedenim..Lâkin; uykudaydım...\nKumsaldaki çerçeveyi süsleyen resmin dayanamadı titrmelerime\nÇıktı çerçeveden resmin, yürüdü çarşaf gibi olan denize doğru...\nTuttu denizin en yakın yerinden,\nTitreyen bedenimin üstüne çektin denizi, çarşaf gibi...\nSonra; \nTekrar çerçeveye girdin bir tanem...\nSırılsıklam uyku kokan düşlerimin içine damladı sevgin\nKumsalın üzerindeki çerçeveden sarıldın bana,\nArtık; \nÜstümde denizlerden çarşaflar\nİçimde senin sevginle ısınan bir yürek var...\nÇarşaf gibi deniz mutlu, çerçevedeki resim de mutlu\nHele ben; \nÇocuksu mırıldanmalara eşlik eden rüyalardaki ben? ...\n....\n\nMetin Kaya İLHAN\nTRABZON\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece Bir Düş Gördüm",
        "poet": "Dilaver Öztürk",
        "poem": "\n\nDün gece bir rüya gördüm\nHayat daha anlamlı\nDaha bir güzeldi...\n\nYalan olmadi hiç sözlerimde\nYüreğim dingin,sessiz,asudeydi.....\n\nFarklı bir dünya gördüm gözlerinde\nUmutlu, çekici, harikuladeydi.....\n\nFarklı bir aşk buldum yüreğinde \nYüreğine beni çağiran\nDürüst, yaşanilir ve gerçekti....\n\nDün gece bir düş gördüm rüyamda\nSabaha dönmek istemedim\nDün gece seni gördüm rüyamda\nBu rüya bitsin istemedim....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece Dün Gece",
        "poet": "Karacaoğlan",
        "poem": "\n\nDün gece dün gece gördüm düşümde\nGöçün çekmiş gider ili Zeyneb'in\nİnci mercan gibi ufak dişinde\nTatlı tatlı söyler dili Zeyneb'in\n\nZeyneb pek küçüktür haldan bilmiyor\nÜn eyledim hiç yanıma gelmiyor\nGöz görüp de gönül karar kılmıyor\nAştı üstümüzden yolu Zeyneb'in\n\nYaz gelip de meyvaları yetmemiş\nŞeyda bülbül konup figan etmemiş\nBahçasında mor menevşe bitmemiş\nAçılmış goncası gülü Zeyneb'in\n\nSabah olur seher yeli estirir\nSiyah zülfü mah yüzünde gezdirir\nZalım engel yari bize küstürür\nDolansın boynuma kolu Zeyneb'in\n\nBahar olup seher yeli esti mi\nZeyneb bizim ile kadem bastı mı\nAcep bizden umudunu kesti mi\nKaracaoğlan olsun kulu Zeyneb'in\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece, Bütün Gece",
        "poet": "Mustafa Töngemen",
        "poem": "\n\nDün gece,\nBütün gece,\nSeni içtim yudum yudum.\n\nNe ellerin,\nNe gözlerin,\nNe sevdâlı yüzün vardı.\n\nBen her gece,\nHer gece,\nSenin yüzünden uykusuz kalıyordum.\nSızdım,\nSayende uyudum.\n\nDün gece,\nBütün gece,\nSeni içtim yudum yudum.\n\nNe kolların,\nNe dizlerin,\nNe sitemin, nazın vardı.\n\nBen her gece,\nHer gece,\nSenin yüzünden uykusuz kalıyordum.\nSızdım,\nSayende uyudum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece Bir Rüya Gördüm",
        "poet": "Ahmet Güven",
        "poem": "\n\nDün gece bir rüya gördüm\nTakıldım rüzgarın kanatlarına\nİhtiyarlığı sattım\nGençliğimi aldım yar\n\nDün gece bir rüya gördüm\nGüneşe semah tuttum\nÇirkinliği sattım\nGüzelliği aldım yar\n\nDün gece bir rüya gördüm\nMemleketime döndüm\nYoksulluğu sattım\nZenginliği aldım yar\n\n''2002 Global müzik''dilimde türkü,gözümde Turna'' \nalbümünden''\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece Rüyamda",
        "poet": "Ali Fikri Karadeniz",
        "poem": "\n\nSesizliğim\nGün batar, kuşlar tüner\nBir ben kalırım karanlığımda\nYalnızlığımla baş başa bir ben…\n\nHüzünler şarkı olur dilimde\nDua’lar çınar gibi yükselir de\nÖzlemler yaprak yaprak düşer gönlüme\nYine de avutamam kalbimi\nYaşarım sonbaharın sessizliğini\n\nRüzgarı beklerim penceremin önünde\nElimde “üzerine yazdığım”\nÇeyizimde sakladığım gül yapraklarım\nSalarım usulca yer yüzüne\nAlıp Sana getirsinler diye…\n\nHayallerim canlanır dalga dalga\nBüyür de Tusunamim olursun\nSen sahte denizlerde yüzerken\nBen… Ben Sesizliğimde BOĞULURUM…\n\n                                                   04/02/2005\nAli Fikri Karadeniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün gece rüyamda",
        "poet": "Gökçe Güzey",
        "poem": "\n\ndün gece rüyamda gördüm seni\nkuyruğunu ağır ağır çarparak\nsüzülüyordun derinliklerde\nsiyah bir orkaydın koyumavi okyanusta\n\nbirden\nsanki nedensiz bir delilik\nvuruverdin karaya\ninsanlar toplandı başına\nyalvardılar geri dön diye mavi sulara\ndönmedin\n\ninatçı\n\nkapadın gözlerini kimseyi görmek istemezcesine\nöylece kaldin kumsalda\nkimse kurtaramadı seni\n\nsonra yaktılar koca kadavranı\naydınlattın kumsalı, denizi\nkül oldun uçtun havalara\nyükseldin gökyüzüne\n\nbasınç azaldı, ağırlığın arttı, süzüldün\nbulut oldun\n\nkaldın ortada\n\nsen ki duraklamayı hiç sevmezsin diye düşünürken\nAdriane çarptı sana\nfutbol topuna vurur gibi\nivme verdi toz haline\nkurtardı yer çekiminden, fırlattı uzayın derinliklerine\n\ndağıldın saçıldın dört bir yana\nbelki de ulaştın aradığın sonsuzluğa\n\nsonra uyandım...\n\n(Almanya'da yolda, 2003)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece Ölüm Geldi Yanıma",
        "poet": "Sinan Tekdir",
        "poem": "\n\nDün gece korkarak uyandım\nRüyamda son hız bi uçurumdan düşüyordum\nTahminen dün gece rüyamda öldüm\nHatırlamıyorum ama yaşamam imkansızdı\nHiç hoşuma gitmedi ölmek\nİstediğim gibi değildi korkunçtu\n\nBardağı tutabilseydim bi su içerdim\nBi bardak su içebilseydim geçerdi belki\nYerimden kalkacak derman bulamadım vucudumda\nHer yerim titriyordu\nBirkaç saniye yaşıyor muyum diye düşündüm\nİki alemin arasındaydım\nGerçeği aradım.\n\nÖlüme takıldı aklım gözlerimi her kapattığımda\nSarı bir duvar gördüm\nOysa karşımda bir koltuk vardı\nİki alem arasında gelip gidiyordu aklım\nDuvarın önünde bir masa\nMasanın üzerinde yeşil bir tabut\nÖnünde solgun bir kalabalık vardı\nBunları çok önce gördüğümü hatırladım\nSeneler önceydi küçük bir çocuktum daha\nGördüklerim ilk gördüğüm cenazeydi\nTabutun içindeki dedemdi\n\nDün gece dedemi bi kez daha verdim toprağa\nTahtaların üzerine toprak attığımı gördüm.\nAğlayamadığımı gördüm kalabalıkların içinde\nÇocukların duasının kabul edildiğini söylemişlerdi.\nÇok dua ettiğimi hatırladım\nGeri gelmen için çok dua etmiştim Allah’a\nÇekinmeden de defalarca ağlamıştım.\nDün gece Allah’ı düşündüm\nNasıl dayanmıştı o ağlayan çocuğun ızdırabına.\nBen olsam dayanamazdım.\nSeni geri gönderirdim dünyaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün gece sırılsıklamdın",
        "poet": "Hıdır Çam",
        "poem": "\n\nDÜN  GECE  SIRILSIKLAMDIN\n\nDün gece sırılsıklamdın\n\tellerimi avuçlarına aldın\nTürküler kondu parmaklarıma\n\tzemheri güneşi gibi\n\t\tkaçamak sardın.\ndün gece sırılsıklamdın\n\nDün gece sırılsıklamdın\nsönmüş bir volkanın buzulu gibi\n\tbaşını omuzlarıma dayadın\nTürküler sustu\nsaçların dillendi\nSağır bir geceydi\n\tdalgalar  dindi\nÇiçekler kanatlandı\n\tbulutlar toprağa indi\n\t\tdün  gece sırılsıklamdın.\n\nDün  gece sırılsıklamdın\nGözlerin kutup yıldızıydı\n\ther şey etrafında dönüyordu\nTitreşen sözcükler \n\tdudaklarında  sönüyordu\nKaçıncı duraktı bilmiyorum\n\tgönül kapıları kırılmış\n\t\tbirileri inip\n\t\t\tbirileri biniyordu.\ndün gece sırılsıklamdın.\n\nDün  gece  sırılsıklamdın\nKaraya vurmuş bir kayıktı yüreğin\nYükünü boşaltmıştı\n\t\tboşaltıp atmıştı meçhul bir kıyıya\nVe boş\n\tve sarhoş\n\t\tve biraz da hoş\nyol alıyordu duygular deryasında\n\tdilinde yasaklı  bir kürdî li  hicazkar şarkısıyla.\n\nDün  gece sırılsıklamdın\nDün gece  kendine aldandın\nŞişeler aynaydı\n\tşişelere  kandın\nTutuştun \n\tkendi yağınla yandın\nAma pişmedin\n\tüfledin lodosu \n\t\tdalgalara düşmedin\ndün gece sırılsıklamdın\n\nDün  gece sırılsıklamdın\nBir buse kondurdun yanağıma\nbir yıldız gibi gözlerimde  kaydın\nVe sen kayarken karanlıkların içine\nben  seninle yapayalnız\n\t\tşişelere gömülüp\n\t\t\tmeyhanede kaldım\n\nMadem gidecektin\nmadem bitecektin  bir gece masalı gibi\nBedenimi masaya çivileyip de\naklımı neden yanına aldın\nDün gece sırılsıklamdın\nkeşke zaman dursaydı\nzaman dursaydı da\nhiç, \nhiç ayıkmasaydın\n.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gibi",
        "poet": "Nejat Gençer",
        "poem": "\n\nSeni her öpüşüm ilk gün gibi\nSeni  ilk sarışım dün gibi.\nHeyecanım bitmez hep titrerim teninde\nHiç solmayan bir gülsün sen elimde.\nYıllar akıp gitsede; \nKalbim çırpını,r tazelenir bedenim\nSeni her öpüşümde.\n\nDeselerde; ömrün artık sonbahar\nBenimki inadına ilkbahar\nSeni her sevişimde...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün İçin",
        "poet": "Gül Aycan",
        "poem": "\n\nGene sabah oldu.\nYeni bir gün başladı.\nHalbuki ben daha dünü\nBitirmemiştim ki! \n\n17  ŞUBAT 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün geceydi o gece",
        "poet": "Önder Yağcı",
        "poem": "\n\nDün gece seni düşündüm yine\nSen aynı rüyada\nAynı elbise\n\nDün gece seni düşündüm yine\nSahilde dalgaların sesinde\nYakamoz, martılar eşliğinde\n\nDün gece seni düşündüm yine\nBedeninin sıcacık haliyle\nSaçlarının sarısında\nBana bakıyordun üzgünce\n\nDün gece seni düşündüm yine\nBir liman da gemide\nBir karatiren sesinde aradım seni\nYine seni düşündüm\nBalık istifi olmuş otobüslerde\nAradım seni yastığımda yorganımda\nAma dün geceydi o gece\n\nBu gece seni düşünemedim üzgünüm tutamadım sözümü\nAma sen vardın gündüzümde\nHayalinle ıslanıyordu kirpiklerim\nSeni arzuluyordu gözlerim\nAma nafile tüm umudum bitti öylece \nBu gece seni düşünemedim\nTeslim olmuştum azraile\nÜzgünüm sevgilim\nAma sen gelmedin söz verdiğin halde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gece Rüyamda Bir Şehit Mehmet Gördüm",
        "poet": "Fatih Arsu",
        "poem": "\n\nAziz Ve Kahraman Şehitlerimiz; Ruhunuz Şad Olsun\nDün gece rüyamda bir şehit Mehmet gördüm\nMutlu gülümseyen,nur dolu kabrinde\nDün gece rüyamda bir şehit Mehmet gördüm\nKahramanlık ve iman timsali,nur dolu kabrinde.\n\nDün gece rüyamda bir şehit Mehmet gördüm\nEn yüksek mertebede,nur dolu kabrinde\nDün gece rüyamda bir şehit Mehmet gördüm\nBaşucunda melekler pervane,nur dolu kabrinde.\n\nDün gece rüyamda bir şehit Mehmet gördüm\nCennet bahçelerinden bir bahçe,nur dolu kabrinde\nDün gece rüyamda bir şehit Mehmet gördüm\nNebilerle birlikte,nur dolu kabrinde. \n\n(Gaziantep 15.11.2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gibi Sanki",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nGençlik de geçti gider, saçlarda ak belirdi,\nUçtu gitti seneler, yaş kırk beşi devirdi.\nŞöyle baktım geriye, daha dün gibi sanki,\nŞu sokakta bir çocuk koşturup eğlenirdi.\n\n19 Mayıs 2009-Salı/Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gömüldü Maziye, Günün Hatırına",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\nBitti bahar, güz renginde sızdı içime\nGüneş ısıtmıyor sen kokan tenimi\nHayaller bozbulanık, gök gri bulutlu\nTropikal iklimler gibi yagıyor gözlerim\n\nDün gömüldü maziye, hoş anılar soldu\nUnutmak gerek her şeyi bugünün hatırına\nAçık kapı gümüşten tepsi, altından tasla\nYarınlar sunuluyor elmastan, yakuttan taçla.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Gibiydi Hayat",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nDün gibiydi sevda, özlenendi aşk\nBugün dünden koptu, ayrılan hayat\nYarın ne olacak, ıslanandı aşk\nEl açıp dua et, sevdana dayat\n\nO gün nasıl geçti, bugün tükendi\nDünü anlamayan, umut ekendi\nYarınlar yalanmış, aşksa dikendi\nEl açıp dua et, beklenen hayat\n\nSeven yalan demez, gölgeler yalan\nDağlar yüksek olsa, eteği dolan\nSözler yetersizse, aşkını alan\nEl açıp dua et, beklemez hayat\n\nParçalanmış yürek, yapışkan ipler\nKırmızı şapkalı, kovulmuş tipler\nBuluta yükselmiş, atılan kepler\nEl açıp dua et, özlenir hayat\n\nBerisi gerisi, ötesi hiç yok\nGönlüne sarılmış, parçalanmış ok\nYıldızlar kaydıkça, ağlayanı çok\nEl açıp dua et, gözlenir hayat\n\nBahattin özledi, delicesine\nSuskunluğu yetmez, kaybolur hayat\nTeninin kokusu, gelircesine\nEl açıp dua et, kaybolur hayat\nBahattin Tonbul\n2.9.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dun idi",
        "poet": "Bulent Tamer",
        "poem": "\n\nDun idi bebek\nMamalar yedi\nDun idi\nGeceler uykusuz gecti\nDun idi bebek\nUykusuz gecelerinde \nUykusuz idim\nDun idi\nAgliyordu,sizliyordu bebek\nDisleri cikip,gicirdatarak\nBagiracagi,soyleyecegi kelimeleri bularak\nDun idi\nAltindaki islak bezlerle buyudu\nDun idi\nBen ise simdi\nGecelerin uykusuz baba si\nDun idi\nKurtlarin dansi ile buyudu\nMum isiginda\nKalcalarini salliyarak \nDun idi\nSimdi ise bugun\nBugun bir askimvar\nGenc mi genc\nGuzel mi guzel\nSimarik mi\nHem de cok\nBugun ve sonsuza dek\nCanim o benim\nSimdi Bugun\n\nBulent TAMER  05/14 2011  usa/florida\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün konuştuk abi İzmir'i",
        "poet": "Hakan Özüçelenk",
        "poem": "\n\nDün konuştuk abi sen ile İzmir'i.\nNe kadar çok anımsadık eskileri.\nSaydık sanki aramızdan gidenleri.\nDoyamadık konuştuk özlenenleri.\n\nDün mutluyduk anımsadık İzmir'i.\nŞimdi olmayan unutulmuş yerleri.\nArtık hafızadan silinmiş ölenleri.\nTekrarladık geçmişte olup bitenleri.\n\nDün duyguluyduk yaşadık eski İzmir'i.\nKaybolup giden unutulmuş değerleri.\nBizi çok seven aramızdan gidenleri.\nYaşadık yaşadıklarımızı geçmişleri.\n\nDün bitmedi çoşku eski İzmirli.\nAh olsa konuşsa Körfez gemileri.\nYakardık hıdrelezde ateşleri.\nVah kaybettik eski İzmirlileri.\n\nDün başka alemdeydik yaşadık sevgileri.\nSaydık isimle geride kalan değerleri.\nÇoğaldı İzmir karrşıyaka vapur seferleri.\nİçimiz buruk takıldı gözümüze İzmir güzelleri.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün ve Bugün",
        "poet": "Refik Yıldız",
        "poem": "\n\nBütün bir hayatı rüya gibi yaşadık\nGötürdü gençliği getirmedi hiç yıllar\nBoşunaymış oysa bunca öfke kin ve düşmanlık\nKabre çıkıyormuş oysa gezilen bütün yollar\n\nEy gençlik rüziğarı, yaprak gibi savuran\nToz duman içinde, hortum gibietrafı gizleyen\nAlaca karanlık, karanlık ki aydınlık sanılan\nSükuta çıkıyormuş oysa bütün o yollar\n\nGelirmisin ey sevgili kollarımı uzatsam\nLisenin karşı sokağında beklesem\nTitrek ve utangaç kelimelerle gel desem\nTatlı bir hayal gibi, şimdisanki o yıllar\n\nBaşına kar düşence insan gençliğini özlüyor\nYumunca gözlerini dünler geri geliyor\nKimbilir belki de mazi intikam alıyor\nKıymet bilemedin diye diye o yıllar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Yana ' Hoyrat",
        "poet": "Nafi Çağlar Hacıömerli",
        "poem": "\n\nDün yana,dün yana, \nBu gün kala, dün yana. \nKiminin fikri bozuk, \nKoma onu dünyana… \n\n14 Ekim 2010 Perş. 06:35 \nK.Sinan/Bahçelievler/İst.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün ve Bu Gün",
        "poet": "Osman Sarıhan",
        "poem": "\n\nDün,\nBir oyuncak arabaydı, \nBir kırmızı futbol topuydu hevesim\nVe büyüyünce tır şoförü olmaktı hayalim\nBu gün,\nGüneşin kavurucu sahilindeyim\nOkyanuslarla yarışıyor hislerim\n\nDün,\nBir bıldırcın avlamaktı,\nEğlenceydi çektiğim tetiklerim\nBu gün.\nAvcıyı avlamaya çalışan köleyim\nKaçırırsam eğer, tuz gibi dağılır yüreğim \n\nDün,\nGünü yaşamaktan öteye yoktu planım\nÖzgür olmaktı en güzel hedefim\nBu gün,\nYarına emretmek istiyor dilim\nÖzgür değil, esir kalmaktır dileğim\n\nDün,\nYer, gök, dönen bir dünyada şahindim\nKonacak yer beğenmezdi gözlerim\nBu gün,\nKuşatılmış bir adada aslanım\nGözlerimdeki tek şey, tatlı ve nazlı ceylanım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün ve Bugün",
        "poet": "Bojidar Çipof",
        "poem": "\n\nBugündü dersin anımsadığında,\n\nSonra Dünde kaldığı gelir aklına! \n\nBelki burulursun midene bir ağrı düşer,\n\nBelki de kaçırdığın Dün için kahrolursun\n\nYa da Dünde kaldığı için şükredersin…\n\n(Bojidar Çipof   10 Haziran 2015 Yeşilköy)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün ve Bugün",
        "poet": "Fevzi Okumuş",
        "poem": "\n\nDün havva yıkardı çamaşırları,bu gün eva\nDün para kazanırdık bu gün  hava\nDün doluydu soframız bu gün boş tava\nDün kü günak olanlar bu gün bizlere reva\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün seni fazla kaçırdım",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nbaşım ağrıyor\nsersem gibiyim\ngaliba\ndün\nseni fazla kaçırdım sevgili\n\nOcak  2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Yarın",
        "poet": "Selva Zeyveli",
        "poem": "\n\nYarınları düşünmek için mi \n\nBugünü yaşıyoruz \n\nVe dünü bilmek için mi \n\nYarın geliyor \n\nHayata mana veren \n\nAhiret duygusu mu \n\nİnsanı özgün kılan \n\nDüşünce olgusu mu \n\nOlumluysa yanıtlar \n\nKolları sıvamalı \n\nDünden ibret alarak \n\nYarına yol almalı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün ve bu gün",
        "poet": "Hüseyin Sarıkaya",
        "poem": "\n\nBizler yaşadık mı bin kaç yıl,\nBizler bal eyledik mi acıyı sevdalarımızla.\nBizler yarınlara umut olabildik mi dünden bu güne; \nO zaman bizler başardık birçok şeyi.\n\n\n     Eğer dediğimi yaptıysak bu yaşamda,\n     Neden hala açlık yoksulluk zulüm ve de yaşamama  sevinci.\n     Neleri eksik bıraktık insan olarak bu yaşamda,\n     Akıl denen şeyden neden yoksun kaldık neden.\n\nÇok şey söyleriz ama uygulama yok.\nCanımız acıyınca herkesten daha acımasız oluruz,\nHani düstur hani sevgi hani mücadele,\nBöyle oldukça kin nefret yerini bırakır mı sevgiye!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Yana",
        "poet": "Batur Nafiz Tançağlar",
        "poem": "\n\nDün yana,dün yana,\nBu gün kala, dün yana.\nKiminin fikri bozuk,\nKoma onu dünyana…\n\n14 Ekim 2010 Perş. 06:35\nK.Sinan/Bahçelievler/İst.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün Kusuyordum",
        "poet": "Yusuf Sinan Berber",
        "poem": "\n\ndün kusuyordum, bu gün açıktım,\ndün sular kesikti, ve bir çiçek öldü,\naklımın odaların da ki, kırık buzlar çözüldü,\nyorgana yetişemeyen ayaklarım, ellerim arasında büzüldü,\nama yine de, saçlarım olmadığı için aklım hep düzgündü,\nnaneli bir çikletin, soğuk havayla temasın da ki, \ntepkime sindeydi, ağzım da ki kelimelerin akıbeti,\nçatlak dudağımdan damlayan kanla, \ntüm sıcak yorgan altında titreyen ruhlar için,\nbir ıslık makamı çaldım ki ağlarsın,\nhiç bir ilk okul çocuğu okula gitmesin yarın sabah,\nhatta gece kalkıp, çişe bile gitmesin, altına işesinler,\ndün sular kesikti, ve açlıktan bir çiçek ölmüştü,\nve ben dün kusuyordum, bu gün çok açıktım,\nbunların hepsi iki günde oldu,\nikisi dünde, biri bu günde,\nyarın ki gün, yarın olunca, bu gün olacak,\ngözlerim ölmüş çiçek için dolacak,\nsoğuk, bütün bakmaları ve bütün gözleri donduracak,\nama donum da çözülecek sonun da,\nyeri de dolacak onun da.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dün yine Konak'taydım",
        "poet": "Erdal Akkoyun",
        "poem": "\n\nDün yine Konak'taydım\nÖnünden geçtim saat kulesinin\nGüzel insanlarla doluydu çepeçevre\nKuşlar atılan yemlerin peşindeydi\nİnsanlar ise ekmeklerinin derdinde\nMedeniyetin beşiği yine hareketli\nAşıklar banklarda gözgöze, dizdize\nEl ele tutuşmuşlar mutluydular\nYoldan geçiyordu değişik yüzler\nKimisinin elinde banka makbuzları\nKimisinin ise icra kağıtları\nHayat akıyordu konağın orta yerinden\nYükselen müzik sesleri ve aşkın kokusu\nŞairin güzel sesi eşliğinde okuduğu şiiri\nMasum bebekler annelerinin kucağında\nDinliyordu güzelim İzmir'i\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünden Bugüne",
        "poet": "Muhammet Kahraman",
        "poem": "\n\nKurtuluş Savaşı’nda adını duyurmuş Köpekçi Nuri Efesi, \nAydın’dan, Muğla’dan hissedilmiş kızanlarının nefesi, \nBirlik olup düşmanı sokmamışlar emmisi, dedesi, ebesi, \nZeybekler diyarı Tavas’ımıza hoş geldiniz! \n\nŞehit verdik Halil dayımın oğlu Solmazlı Etem Ekşi’yi, \nUnutmadık Yorgalı şehidimiz İsmail Öneri’yi, \nHatırladım, Horasan yiğidi şehit İsmail Tülek’i, \nŞehitler diyarı Tavas’ımıza hoş geldiniz!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünde Kalmış",
        "poet": "F Hakan Yıldırım",
        "poem": "\n\nEllerimde yara izi ruhumsa yanmış.\nSavaş tek gerçek sevgi yalanmış.\nKorku her çocuğun zihnini sarmış.\nZamansa çok geç aşk dünde kalmış.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünden bugüne",
        "poet": "Süleyman Demir",
        "poem": "\n\ngüneş ufukta solan bir gül gibiydi o gün! \ngözlerin sebepsiz bir korkuyla bakıyordu! \noysa ki aynı yerde buluşmuştuk daha dün,\nalev alev saçların elimi yakıyordu! \naşkımızın miadı ne de çabuk dolmuştu? \noysa ne tomurcuklar yeşertmiştim içimde! \ngözlerine dalarken ne kışlar yaz olmuştu! \nne hayaller kurmuştuk hergün başka biçimde! \nve lakin herşey gibi aşkın da sonu vardı! \ndilinden kırık dökük bir elveda döküldü,\no veda ki dağları kayaları yıkardı! \no veda ki hüznünden bir çift boyun büküldü! \nyıllardır bu ayrılık gözlerimden okunur; \nyaprak dalından düşse derdi bana dokunur...\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Dünde Kaldı",
        "poet": "Vahit Aydemir",
        "poem": "\n\nAcılar dünde kaldı,\nYanımdasın sen bugün.\nDüğün dernek istemez,\nGeldiğin gündür düğün.\n\nHiç açlık çekmedim ki,\nSevda yedim her öğün.\nHerşeyim sana bağlı,\nSana ait gördüğüm.\n\nSen yokken buralarda,\nBen olmuştum kördüğüm.\nGörmüyorum kimseyi,\nBir sen varsın gördüğüm.\n\n                              21 Haziran 1994\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünden Bügüne",
        "poet": "Mesut Kabamaklı",
        "poem": "\n\nzaman su gibi akıp gidiyor \ngençlik elden yavaş yavaş gidiyor \nyaşanmış aşklar mazi oluyor \nyaşamak çok güzel unutmak zor \n\nneler geldi geçti dünden bugune \ntek hatıra kaldı eski resimler \nonlarda saklı tozlu albümde \nyaşamak çok güzel unutmak zor \n\nne zaman akla gelse eski günler \nyüreğimi bir alev sarar derinden \nyaşım ne kadar ihtiyar gözükse bile \nyaşamak çok güzel unutmak zor gidiyor \n\nneler geldi geçti dünden bugune \ntek hatıra kaldı eski resimler \nonlarda saklı tozlu albümde \nyaşamak çok güzel unutmak zor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünden Bugüne",
        "poet": "Abdi Kadir Birinci",
        "poem": "\n\nBiçare geçen günlere\nEğil de bak!\nNe getirdi senden sana?\nHalini yokla hele bir soluklanda.\n\nAvucunun teki geçmiş diğeri gelmiş\nGeçmişten geleceğe hazırladığın nedir?\nDuyduğun kaygı aldığın ders\nSana ne kattı?\n\nHüzün, sevinç \nHer dem de bir sitem\nPişmanlık ne hayır eder\nSerseri vakte?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünden Bugüne",
        "poet": "Muammer Çelik",
        "poem": "\n\nebemkuşakları bağlanırdı \ngençliğimde beline kızların \nibrişimden olurdu bezleri \nceylan renginde gözleri \n\nkarakışa hazırlık hazanda başlardı \nzemheride üşüyen eller \ngerdek gecesinde çözülürdü \nev ev saya* gezilirdi \nsüslenirdi gelin olacak kızlar\nmorsümbüllü baharda \nbaş kaldırmadan \ngelincik tohumları tarlalarda \n\nnasırlı olsa da elleri\ntoz toprak gözleri…\nbeyaz saçlı \ndor atlı \ndik başlı \nalçak gönüllü\nolurdu gençler \nhayallerinde kızların\n\nBirDeli\n22.09.2004\n*Saya gezmek: kış ortasında köy gençleri toplanır ev ev gezerlerdi. Yağ, bulgur, tuz, salça ve daha başka yiyecek maddeleri toplarlar ve sonra birlikte köy ortasında ateş yakıp yemek yaparlardı. Fakiri fkuarayı doyururlar ve eğlence tertip ederlerdi. Ki, bu gelenek çok gerilere dayanır ve tarihi bilinmeyen ANADOLU’ya ASYA’dan getirilmiş gelenektir. Noel Baba’nın Noel zamanında hediye dağıtmasına eşit bir TÜRK(MEN)   geleneğidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünden bu güne Erzurum",
        "poet": "Ömer Tan",
        "poem": "\n\nBaktıkça maziye yüregim yanar,\nGözlerim cennet çeşme, benzim solar.\nToprağ yapılar tırğışli gapılar, \nRüzgarında huzur vardi Erzurum.\n\nGuşluğ vakti anam bere giderdi,\nGolunda parğaç süt sağar gelirdi.\nLorunnan lavaşi dürüm ederdi,\nLezzetine doyulmazdi Erzurum.\n\nSuya giderdi erhamli garılar,\nSevgi dolardi caggılli kovalar,\nErzurum kovan dadaşti arılar,\nBacalarında oynardığ Erzurum.\n\nYüni egirir nenemin teşisi,\nCigerimi süsler mantıs goğusi,\nBurnumdan düşmez suğarış buğusi,\nYaylaların çorağ oldi Erzurum.\n\nKışın gapılarda ğızzek gayardığ,\nAyaz vurduğca soyuğdan yanardığ,\nHepimiz birdik dadaşdığ gardaşdığ,\nDirlik içinde yaşardığ Erzurum.\n\nBir güzele yeddi genç aşşığ attığ,\nYayığ yaydığ gaymaği bala kattığ,\nTandır başında hekat anlatırdığ,\nHayale dalıp uçardığ Erzurum.\n\nTatar böregi lahana sarmasi,\nSofraların güli kartol yahnısi,\nYemekden sonra gedayıf dolmasi, \nDadi damağımda galdi Erzurum.\n\nTerege dizilir guşgana sahan,\nSekileri mağatlari tağtadan,\nPungarlari gönüllere ağıtan,\nMaşapalarda galmadi Erzurum.\n\nİki göbegi kırk çeşme hamami,\nBunca değildir mazinin tamami,\nKırk yama süslemişti pantolomi,\nYırttıkça diker giyerdim Erzurum.\n\nDönüşü olmayan yollardamıyız? \nBizi parçalayan kollardamıyız? \nHancı mıyız yoksa kervancı mıyız? \nFakirlere gurbet oldun Erzurum.\n\nHer yanında yığın yığın betonlar,\nDonuk bakışlar yabancı suratlar,\nDünkü gardaşlar bu gün el olmuşlar,\nUmutlara haciz koydun Erzurum.\n\nBir sevdaki düşen gönüller yanar,\nYangını duyan cahil duman arar,\nBu acıya ilaç abidlerde var,\nEdiplerin sav sav olmuş Erzurum.\n\nUlvi bir ses yükseliyor göklere,\nBereketi saçılıyor yerlere,\nBir dua okunmaz mı şehitlere? \nOkumayan mırdar olsun Erzurum.\n\nKoşar varmanın kıymetini bilen,\nFayda bekleme yarım kalan dünden,\nFarkı kalmaz yarınında bu günden,\nGeceyi güne kat coştur Erzurum.\n\nUmutlar kalmasın sakın yarına,\nSımsıkı sarıl dadaş toprağına,\nAnafarta gibi tabyalarına,\nNene hatun ruhuyla koş Erzurum.\n\nGöçüp gitti dadaşlar yadellere,\nHasret kaldık güllere bülbüllere,\nMesken oldun sonradan gelenlere,\nUzaktan bakan biz olduk Erzurum.\n\nDöşşegim sen ol yorganım olsun kar,\nÜzülme ne olur dadaşlar gene var,\nBen sana yar olmazsam sen ol mezar,\nToprağına sar sar beni Erzurum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dündar Taşer'in büyük Türkiye rüyası bu",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nHer yönden ileriye giden müreffeh ülke,\nDündar Taşer'in büyük Türkiye rüyası bu.\nHer halükarda dünya baş eğmelidir Türk'e,\nDündar Taşer'in büyük Türkiye rüyası bu.\n\nTürk olarak imanın lezzetini tatmalı,\nİslama inanıp onunla amel etmeli.\nHem medeniyet yolunda ileri gitmeli,\nDündar Taşer'in büyük Türkiye rüyası bu.\n\nİnsanları aydınlatıp üstünde durmalı,\nÇalışıp Kızıl Elma hedefine varmalı.\nÜlke geri kalmışlık kabuğunu kırmalı,\nDündar Taşer'in büyük Türkiye rüyası bu.\n\nYıllar boyu geri kalmışlığına yanmalı,\nTürk milletine çalışarak hizmet sunmalı.\nVatan çağlar üstünden atlayıp kalkınmalı,\nDündar Taşer'in büyük Türkiye rüyası bu.\n\nYusuf ilim adamlarıyla görüşmelidir,\nDargınlık olmaz birbiriyle barışmalıdır.\nUzayda diğer ülkelerle yarışmalıdır,\nDündar Taşer'in büyük Türkiye rüyası bu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünden Kalanlar",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nEn güzel anılarımız dünlerin yalanında kaldı\nHer sabah günaydınlarımız öpüşürdü dudaklarımızda\nŞimdiyse nefret kokan bir ayrılığı saklıyor\nİçimizden geçen pişmanlıklar...\n\n\n15 / 03 / 2008  Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düne Bakış",
        "poet": "Yusuf Cantürk",
        "poem": "\n\nDön  de   bir  bak,  geçen  yıllar  ne  yaptın? \n\n                İdealler  nerede,  onlardan  neden  saptın? \n\n                Kısa  yolu  seçerek,  başarıdan  niye  kaçtın? \n\n                Herkes  tok  gezerken,  sen  aç  mı  kalacaktın! \n\n\n\n                Hata  üstüne  hata, pişmanlık   para  etmez,\n\n                Günah   üstüne  günah,   tövbeye   ömür  yetmez.\n\n                Düşmüşüm  Gayya  kuyusuna,  çırpınsam  da  çıkamam.\n\n                Hasretim  hayat  suyuna,  arasam  da   bulamam.\n\n \n\n                Ne  köy  olur  artık  bizden,  ne  de   kasaba,\n\n                Yaşlılığı  katmamışız   hiç  de  hesaba,\n\n                Tek  vücut  olmalı  artık,  sevinç  ve  tasada,\n\n                Yine  de  mutlu  olmalı, yoksa  da  para   kasada\n\n  Yusuf  Cantürk(E.Hv.Kur.Alb.)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dündü aşk",
        "poet": "K Deger",
        "poem": "\n\nDündü aşk dündü ihtiras\nŞİmdi kalan vasiyetsiz  haz,\nÖyle uzaksın artık gittiğinde çiçekleri baharın,\nAçıyordu olmadı ondan sonra bir daha yaz.\n\nYönünü kaybetmiş takayım fırtınada,\nVardığım limanlar yabancı bana,\nRüyalarda bile yüzün yabancı artık\nDudaklarında donuk gülüşler onlar kaldı bir fotoğraflarda\n\nResmine bakarım bazen,\nEskimiş resmine, eskiyen gençliğim gibi,\nBıraktığın yerdeyim ben,tüylerim ürperir ölüler şehrindeyim,\nSesim duyulmaz,elim kolum bana yabancı.\n\nDostum ihsan dinletti,\nKürdili hicaz,\nBir narin ud, bir ince saz,\nYaz sevgilim yaz,\nKalbimi çıkarayım üstüne yaz,\nYaz aşk mağluplarını,\nYaz sürmeli gözlerinin damlası ile\nYaz beni de, seni de, sensizliği de yaz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünkü İstanbul",
        "poet": "Akif Şervanlı",
        "poem": "\n\nSana çok şey denmiş ben ne desem boş\nBana da bir yara açtın İSTANBUL\nSen sevgili oldun ben de sevdalı\nHer zaman peşinden koştum İSTANBUL\n\nSeni tanıyınca başka yok eşin\nsen tanıyormusun ki var mı kardeşin\nİlkbaharın,yazın hele de kışın\nGözümde tütüyor canım İSTANBUL\n\nGüzellik dediğin olmaz naz ile\nAyrılmaz sevenler bir çift söz ile\nSeni bir görseler benim göz ile\nTarifin imkansız inan İSTANBUL\n\nAna hasretine eşit hasretin\nEvlat acısını sana benzettim\nSenden ayrılınca kayboldum bittim\nGel kucaklaşalım canım  İSTANBUL\n\n                                        20.01.1989\n               Harem'de sabahçı kahvesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dündü",
        "poet": "Ziya Nizam",
        "poem": "\n\nDündü; \nEllerimi açmıştım sana\nGel beni sar demiştim.\nUmutlar yüklüyken hayallerimizde.\nGel,benim ol istemiştim.\nBırakıp gitmek kolay.\nTerketmek,\nKahretmek.\nEllerimi sensiz bırakmak.\nYakışmaz bize diyordun\nTerk-i diyar eylemek.\nKaçmak sana göre değildi,\nYa şimdi; \nSensizliğime ne demeli? \n\n\t\t\t16.09.2002-Pazartesi\n\t\t\t22:17 Avcılar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünden Kurbanım",
        "poet": "Nusret Turan",
        "poem": "\n\nGelmesin gurbetten acı haberin\nGece gündüz yollarını gözlerim\nYıldızım güneşim inan ki sensin\nYeşil gözlerine dünden kurbanım\n\nDünya zevklerinden olmaz haberim\nKuşlarla cananım, haber salarım\nBir sesini duysam bayram ederim\nYeşil gözlerine dünden kurbanım\n\nDünya cilvesine olmaz sitemim\nDüştüm hasretime yanar giderim\nUzaklarda kalma hep yanımda ol\nYeşil gözlerine dünden kurbanım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dune Kadar",
        "poet": "Naci Baştürk",
        "poem": "\n\nDÜNE KADAR\n\n    Kuru yemiş ve tombala, yılbaşı gecelerinin vazgeçilmez ikilisiydi. Bayram sabahları el öperdik..Ya bir şeker olurdu armağanımız,ya da mendil içinde harçlık. Kuru incir içine ceviz koyarlar,küçük ellerimizle yafa portakalları soyardık ‘Yerli Malları’ haftasında. Berberlerde ’Akbaba’okunur, kayışlar çelik usturalar bilenirdi. Radyo dinlerdik, ufkumuz genişlerdi. Hayat mecmuasında vizesiz pasaportsuz. Hikmet Ferit Es’le dünyayı dolaşırdık. \n   Türkiye de 67 il vardı düne kadar.Zonguldak’ta noktayı korduk. İş Bankası kumbaraları ilk tasarruf, ilk mülkiyet. Konkensiz kadın günleri yaşanırdı. Elişleri, danteller örülürken,inçe belli bardaklarda çaylar. içilir,sohbetler edilirdi. Yemek,beyaz masa örtülerinin üzerinde, porselen tabaklarda yenirdi. Komşu, sadece dilde değil yürekte de vardı. Evin küçük kızı komşuya gönderilir. ’bir maniniz yoksa annemler bu akşam size gelecek.’ denirdi. Lacivert yaz akşamlarıda, açık hava sinemalarına ’maile’ gidilirdi. \n    İnsanlar daha mı az yorgundu ne? Otobüslerde büyüklerine yer verilirdi. ‘Tekel Birası’ve Bafra Maden’ delikanlılığa ilk merhabaydı. Likörümüydü ikram edilen zarif kristal kadehlerde? Akide şekercimiz, macuncularımız vardı ‘yenice sigarası’nın ara kağıdında aylık bütçeler yapılır. Kimliğini bir türlü canlandıramadığımız ve tabii bir türlü canlandıramadığımız ’’Yuki’’ile şenlenirdi evler. Kahve yüz gram alınırdı,hem de taze. Kuruş bir değerinde ‘’1lira’’ vardı. Her kış öncesi evlerde reçeller yapılır turşular basılır, \n‘’Job’’kullanırdı,’’Necat’’bulamayanlarımız. Siyah okul önlükleri, beyaz kolalı yakalar geceden ütülenirdi. Sevgileri, sevdadan ilden ile, gönülden gönüle taşırdı kartlarımız, mektuplarımız. \n\n      Ezanı hopörlerden dinlemez, dokuz kez düşünmeden söz söylemezdik. Çocuklar, oyun bile oynardı. Toprağı saksıda değil bahçede tanırlardı. Bir garip Orhan Veli’nin şiirlerinden İstanbul’u tanırdık. Şiirlerini çok gördük anmaz olduk. On Kasım’larda gazeteler siyah manşetlerle çıkar, fabrikaların sirenlerini çalardı. Anayurt dört bir yandan çelik ağlarla örülürdü. Ankara’yı ziyaret eden dostlar, Anıtkabir’e de götürülürdü. Bildiğimiz en gizli şey pençe, konuştuğumuz dil Türkçe idi. Fener alayları yapılırdı caddelerde, kucak kucak çiçekler toplarnırdı ’Anneler Günü’nde. Gaziler derneklerine gider yardım eder Allah Razı olsun duası alırdık. Göğsümüz Cumhuriyetin Tunç Siper’iydi Milletvekilleri, milletin vekiliydi. ‘Yeni dünya kurulacak ve Türkiye dünyada yerini alacaktı. ’İnanmıştık, inandırıldık… \n\n     Geleceği geçmişten koparmadan kuracağımızı sanırdık. DÜNE KADAR.Yaşadığımız binlerce gerçek ve kurduğumuz binlerce düş vardı. Ve yıl İki bin on altı sonrasında sadece bir avuç değer kaldı. HERKESE MUTLU GELECEKLER…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünkü Beşik; Bu gün kü STADYUM",
        "poet": "Kemal Koçak",
        "poem": "\n\nNe alanlar var\nNe meydanlar\nKoşmadan yorulup\nBağırarak kaybolduğumuz\nTatlı beşikte mışıl, mışıl\nYüz binlerce uyuduğumuz\nGoooool görmek \nKuyruklarda beklenen\nVakitleri dakikalarla ilmeklenen \nSabahlanan sahalar\n\nTarifi zor bir bilmece\nOynayan yirmi küsur kişi\nKazananlar hep aynı parmak sayısınca\nKaybeden yüz binlerce kişi \nAnlaşılmaz ki parmak ısırmayıca \n\nOn binler, yüz binler olsa\nKeşke ayakta uyuyan\nHer ev kalabalık birbirini unutmuş\nEkran arkasında milyonlarca kişi\n\nNice hesaplar var masa üstünde\nDümdüz saha, top yuvarlak \nHesap ince kardeşim tepe taklak\nMaç biter, oyuncular, seyirciler \nYemyeşil alan\nHesaplar için ne de güzel otlak\n\nSpor güzel şey \nSen varsan şayet sahada\nBecerebildiğin kadar spor\nMümkün olan her sahada\nSpor yaparsa bir millet dinamiktir ve zindedir; \nGel kardeş boş beşikle havan dövme dizinde\nBu tür zihniyetler genelde Seyahatte yada “İzin” dedir\n\nDünya görmedi son yüzyıla değin büyük beşik\nAyrı yerlerde de olsa her bir beşik\nKimi yer de naklen hesaplar birleşik\n\nUydu yayını,  naklen, rövanş dediler\nGözümüze kızgın milden kor çektiler\nKör olduk, düdük çaldı goool dediler\nBeşiği sallayanlar \nYediler, Yediler, Yediler, Yediler, \n\nGün gelecek Goooool \nKünfe - Yekün  OOOOOOOLLLLACAK\nGün gelecek yeter sallandığın beşik \nUyandım artık. İlk aşacağım kafamda ki eşik\n\nBiliyordum o gün çok yakın \nBelki de kapım da bekliyor hemen açın\nStadyumlar taşıp boşalıp doluyormuş \nHayal mi görüyorum yoksa birde siz bakın\nUyananların doldurduğu beşiğe O gün yakından bakın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünkü Çocuk",
        "poet": "Zahide Handan Erengil",
        "poem": "\n\nNasıl geçiyor günler,haftalar,aylar\nBirbiri ardına koşan zalim yıllar.\nÖmrümüzü nasıl da çaldılar? \nSevdiklerimizi hep elden aldılar.\n\nHer gün bir sonraki günü bekler,\nBelki neşe,belki keder ekler.\nHesapsız,plan,program yapıyoruz,\nHalbuki,gün be gün sona yaklaşıyoruz\n\nÖmür dediğin nedir? \nNe kadarı mutluluk,ne kadarı keder? \nİşte gelip geçiyor yıllar, ne fark eder.\nBilinmeyen bir yolda hızla koşuyoruz,\nKim bilir,kiminle,ne için savaşıyoruz.\n\nDireniyoruz hayata, nasıl bir yaşam hırsıysa,\nİçinde bir umut bir gizem saklıysa\nDaha dün topaç çevirip,ip atlıyorduk,\nNe zaman,ne çabuk büyüdük unuttuk\nHep deriz ya,daha dünkü çocuktuk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünler",
        "poet": "Müslim Avcıoğlu",
        "poem": "\n\nBir yıkıntıyım sanki\nBu yalnızlık anımda\nOlmasını isterim\nSevdiğimin yanında\n\nNasıl kederle dolu\nEvlilik yıldönümü\nHasretinle iç içe\nGeçirmişim ömrümü! \n\nMahmur gözler karşımda\nSanki beni gözlüyor\nBilirim ey güzel yar! \nO göz beni özlüyor! \n\nDüşledim ve özledim\nMutluluk günlerimi\nYollarımı düzledim\nAradım DÜNLERİMİ! ..\n\t08/02/1984\tNarlıdere\n\t22/04/2001 Gaziantep\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünkü Yaşam",
        "poet": "Halil Gülez",
        "poem": "\n\nYoksulluk gördüm, iliklerime kadar \nMor çatı kuşları uçuştu \nSoluk benizli kızlar gördüm \nYıldız yağmurları arasında \nSoğuktan titreyen sararmış dişleriyle, \nBuğday başaklarından taç yaparken \nNasırlı topuklarından akarken gördüm, \nTeri, emeği, alınyazısını \nSevgi uçsuzluğundan dilim yandı \nBahara kondu mor çatı kuşları \n\nHaydutlar vardı her yerde, \nSırtlarında övgüler taşıdılar. \nKör bir adam gömleği kanla kaplı \nAyrılıklar gördüm tren istasyonlarında \nEzilmiş yoksulun biriydim \nÇivilerle kaplı yaralı bir ağaç gibi \nHür ve varlığa bilenmiş \nBir başkası var gazap üzümleri gibi \nÇiğdem çiçeklerinden her yer kıpkızıl \nTren penceresinden el sallayan \nTükenen umutları gördüm \nGece yarısı. \nYeşil soğan kokulu gecelerden \nSüzülüp gelen ezilmişliği gördüm. \nYoksulluk gördüm, iliklerime kadar \nSen yokken dünkü yaşamda.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünler, Bugünler,Yarınlar",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nDünlerin hepsi dünlerde kaldı\nBugünler de yarın mâzi olacak\nŞâyet kapımızı yarınlar tek tek çalarsa\ndünler gibi yarınlar da bir gün solacak\n\n(25 Ekim 2006/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünlerin Bakiyesi",
        "poet": "Dursun Bulut",
        "poem": "\n\nDünlerin Bakiyesi\n\nGeç zaman geç biteviye geç\n\nBabamdan kalandır ağlamak\n\nDaha ben doğduğum zamandan\n\nDüş hesap düş\n\nBöyle bonkör olmam her zaman\n\nDünden bu güne kalan\n\nVe gebe yarına\n\nHesabından ümidin\n\nYarınları düş\n\nGeç zaman geç\n\nBeni bana senle bırakmadan geç\n\nDök olgun ağacımın körpelerini\n\nÇırp çırpabildiğin kadar\n\nBenim anlatabileceğim sevinçlerim kadar\n\nSeni utandıracak hüzünlerim var\n\nSeninde benim gibi\n\nBir gün sonun var\n\nDursun Bulut\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünü Gün",
        "poet": "Aydın Hatipoğlu",
        "poem": "\n\nSesimde yalnızlığın tınısı\nGözlerim yanıyor uykusuzluktan\nSuda yağı bitmiş kandil ışığı\nUzakta ağlayan çocuk sesleri\n\nDağları deniyorum\nİsyanın ve hüznün sığınağı\nKasvet kesilmiş gökyüzü\nDudaklarım çatlamış\n\nUsun peşinde yüreğim\nElimde kederli eğreltiler\nYılkı gölgeleri ufukta\nYüzüm solmuş düş bahçesi\n\nYaşamı dölleyen ürperti\nKara bulutların izini sürer\nBırakıp kuytulara gizini\nKırlangıçlar gider\n\nDalından korkular sarkan ağaç\nNice acı nice umut nice inanç\nBedreddin pir sultan hallaç\n\nMütevekkil asya ve diyarı rum\nHavada yanık yaprak kokusu\nDünya seni tanıyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünün Etkisi",
        "poet": "Paşa Korun",
        "poem": "\n\ndününe bu kadar sadık ve yarınına bu kadar düşman bi adamdan söz ediyorum yine...\n\nbu adam ki kimi sevmek istese bulurdu kendini dünün kanayan yerinde ve bu yerin derinliklerinde bazen bi kadına olan sadakatin ihanetini ve bazen de bi dostun düşmanlığını görmek hiçte zor değildi...\n\nve geçmişe yapılmış olan her yolculuk,daha da eskitirdi geleceğini ve bir o kadar yenilerdi geçmişini..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünlerim Yeter Bana..",
        "poet": "İnsaf Caner",
        "poem": "\n\nÖnce, hayallerimi aldın elimden.\nSonra, umutlarımı vurdun tek,tek.\nEn son kendini kopardın benden..\nHer gün batımı,\nYokluğun havan topu,\nHiro-şima da ne ki \nDağılmışlığımın yanında.\nYine de; \nToparlıyorum kendimi, yine ayakta.\nYine umutlar ekiyorum,\nYaktığın topraklara..\nAhh.! ! \nBir deli ben,bir söz anlamaz yüreğim,\nDalıyoruz acılara..\nNe geçti ki eline,mutlu musun şimdi? \nArtık; \nNe umurumda, ne de yüreğimdesin.\nÇektiğim acıların eşi benzeri yok ki..\nArama, sorma..\nHayalin,dünlerim yeter bana.\nYarınlar senin olsun,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünü Ettiler Sürgün ",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nDün dündü bugün bugün,\nDünü ettiler sürgün,\nBahar ile beraber,\nHer ağaç verir sürgün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünler Geride Kalan",
        "poet": "Sabahattin Hizmetli",
        "poem": "\n\nBir yaprak daha düştü duvarda ki takvimden,\nSessizce yol almakta ömür son durağına.\nKarşı koymak imkansız yolcuyuz istemeden,\nHiç durmadan giderken ömrün son durağına.\n\nKırma sevdiklerini üzme sakın bilerek,\nKimseler bilemez ki çıkar mıyız yarına.\nGönül bahçelerine hep gül fidanları ek,\nHiç durmadan giderken ömrün son durağına.\n\nDünler geride kalan şimdi birer hâtıra,\nBir rüzgar esti geçti koptu yaprak dalından.\nDönüp şöyle bir baksan neler gelir hatıra,\nHiç durmadan giderken ömrün son durağına.\n\nSanki bir bulut geçti kayıp oldu ufukta,\nYıllar böylece gitti giden yıllar ardına.\nTorun sahibi oldu dünkü çoluk çocuk da,\nHiç durmadan giderken ömrün son durağına.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünümde sen varsın",
        "poet": "Şevket Karakış",
        "poem": "\n\nAyağının tozuna yüreğini bırak\nsensizliğimi sarsın.\nBundan gayri bana\nönce ana,sonra dost,en sonra yarsın.\nİstemem artık \nkokusu bilinmeyen yeni bir çiçek\nTanrı var ise eğer\ntanrı adil ise eğer\nbana dünümü versin\nçünkü \ndünümde hayat\ndünümde sen varsın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünün Nazlı Çocukları",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nHerkes sadece kendisini ilgilendiren konularda özgürdür. \nCesaret cehalettendir. \n\nHer an ölüm tehlikesinin tehdidi altında yaşamak zorunda olan bir insanın Allah’ı ve ahireti hesaba katmadan sorumsuzca yaşama arzu ve isteğini mantıklı bulan varmı? \n\nDünün nazlı, sevimli, şımarık çocukları, \nBugünün ahlak tanımayan kural kabul etmeyen serazat gençleri, \nYarının pişmanlık içinde kıvranan sevimsiz yaşlıları, \nÖbür günün anılarından bahsedilen ölüleri olacaklar. \n\nİşte herkesin kendisine özel zannettiği hayatın kısa bir özeti. \n\nÇocukluğunda bir koruyucuya, \ngençliğinde birçok yardımcılara, \nyaşlılığında hatta ölürken bile cenazesini taşıyacak ve gömecek insanlara muhtaç bir varlığın helal dairedeki mahremiyetinin dışında özeli nasıl, ne kadar ve nereye kadar olabilir anlamak mümkün değildir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünümden Utanırım",
        "poet": "Yusuf Uyar",
        "poem": "\n\nGençlik gençlik derizde \nŞuursuzluk,delilik\nYaşlılıktan korkarız\nKâmillikle velilik\n\nDünümden utanırım\nBugünüm iysanırım\nDünde,bugün ziyansa\nYarından usanırım\n\nKeşke dünden utansam\nBugünden nara yansam\nYarın yunupta pişsem\nÖbür günü kurtarsam\n\nEmiroğlu keleksiz\nKavun mu arıyorsun? \nŞimdi ihtiyarsında\nİşemi yarıyorsun?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünler Daha Gerçekçiydi Gali/aba",
        "poet": "Süleyman Kaya",
        "poem": "\n\ntezekle ocakta kaynayan tencerede pişen aş miskokardı\nparlayan güneş erken doğar geç batardı\noda duvarlarımızda silah yerine kur'anlar asılı durur\nbarut kokmazdı\nsular duru gözkyüzü daha parlaktı geceleri yıldızlar\nbir bir kayardı\nuykularımızı silah sesi değil eşekarıları bozardı\ndünlerimiz daha gerçekçiydi gali/aba\nmezopotamya garipler ülkesinde insanlar yaşardı\ngündüzle geceyi hiç ayırmazdı\ngündüzlerimizi güneş gecelerimizi ay süslerdi\nsofralarımıza namusumuza haysiyetimize hassasiyetlerimize\ndeğerlerimize kirlieller leşkargaları üşüşmezdi\nkapılarımızda ne demir neçelik kilitler\npencerelemizde kepenler korumalıklar yer almadı\nkorku denilen olgu beynimiz meşgul etmezdi\nbiz çocuklar bayramları özlerdik\nher yeni alınan giyeceklerimizi anne sabatlarına saklardık\narife geceleri hiç uyumaz yarını beklerdik\ndünler daha gerçekçiydi gali/aba\ngençlerin hayallerini düğünler süsler\nanne babalar dört mevsimi ayı haftayı günü tarlayı ekini\nkeçiyi koyunu asrı öküzü düşler\nhayatı zor da olasa yaşardı\nradyo sinema telvizyon nedir pek bilmezdi\nsöçüklerine laflarında aydın kelimesi geçmezdi\naydınlardan çok uzak yaşarlardı\nmutlu yaşarladı\ndevleti bilirdi\ndevlet böyüktür evlat,karşı gelinmez \nAllah bizi hökömetimizi korusun denilirdi\nspor,top dizi nedir rüyalarına gelmezdi\ndünler daha gerçekçiydi gali/aba \ningiliz fransızı bilirdi tanırdı aşinaydı\nemeriki tanımazdı\nrusa herhalükarda seferberliklerde tanırdı aşikar\nislamı bilirim emri hünkar der\ndünler daha gerçekçiydi gali/aba\nböyük anamın iki oğlu varmış ikisi se sal asakir\nne na\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dününden",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nCumartesi gününden,\nUzaklaş sen ödünden,\nGünahın nedeniyle\nNedamet duy dününden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünün Umut Atları",
        "poet": "Enver Özçağlayan",
        "poem": "\n\nHangi yanıma baksam, sarmış dert bulutları\nKader karşıma dikmiş aşılmaz hudutları\nRuhum hayata yenik, tüketmiş umutları\nTökezlediler bir bir dünün umut atları.\n\nNice tozlu yollarda beraberce yürüdük\nCenneti seçenlerce Cehenneme sürüldük\nKimisine hoş geldi şol Cennetin tatları\nTökezlediler bir bir dünün umut atları.\n\n\nMangalda kül mü kaldı üflemekten ateşi\nIşığı arayanlar söndürdüler güneşi\nHer birinin döküldü ortaya fiatları\nTökezlediler bir bir dünün umut atları.\n\nNe oyunlar oynandı sahnede besmeleyle\nNice yanlışı düze çıkartmak emeliyle.\nArtık bağlamaz bizi çürüyen halatları,\nTökezlediler bir bir dünün umut atları.\n\nMilletim yine kandı, kendinden vaatlere\nGarip bakıyor şimdi kopyalı suretlere.\nKiminin yol alırken gemileri, yatları\nTökezlediler bir bir dünün umut atları.\n\nHayatımız  zorlaştı  iri  iri  laflarla\nKoca çark dönmez oldu sık yapılan gaflarla\nKartal tüy döktü bugün, kırıldı kanatları\nTökezlediler bir bir dünün umut atları.\n\nHırsızlıklar arttıysa; işsizlikten, açlıktan\nÇocuklarımız mahrum yıllar yılı harçlıktan\nGeriye ölüm kaldı, duyan yok feryatları\nTökezlediler bir bir dünün umut atları.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünü Bugünü",
        "poet": "Kenan Bilgac",
        "poem": "\n\nBugüne demişler anneler günü,\nOlur mu annenin bugünü dünü? \nYılın her günü de anneler günü,\nOlur mu annenin bugünü dünü? \n\nKokun uzaklardan gelse burnuma,\nDoya doya çeksem soluk boruma,\nBu sevgi başkadır  açık yoruma,\nOlur mu annenin bugünü dünü? \n\nEmemedim ak göğsünden sütünü,\nSöndürdüler ocağında tütünü,\nMuhannetler yarım etti bütünü,\nOlur mu annenin bugünü dünü? \n\nÇok özledim anam gittin gideli,\nHak yüceltmiş annelerin bedeli,\nBöyle olma günler ile vadeli,\nOlur mu annenin bugünü dünü? \n\nBaş koyupta yatamadım dizine,\nDoya doya bakamadım yüzüne,\nAteş olsam yüreğinde közüne,\nOlur mu annenin bugünü dünü? \n\nBedenimde her zerremde canımsın,\nDamarımda dolaşırsın kanımsın,\nKenan'ım der yaşantımsın anımsın,\nOlur mu annenin bugünü dünü? \n\n                    Kenan BİLGAÇ     10.05.09\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Sadi Kurt",
        "poem": "\n\nNicelerce anlatılıp, söylendin, \nSeni tarif etmek gayet zor dünya.\nBunca yıldır insandan ne öğrendin,\nNeden gariplere baktın hor dünya.\n\nKanunun var tabiatın, kuralın,\nİnsan mıdır senin işçin hamalın? \nDeğeri bur dadır sendeki malın,\nÖteye herkes boş gidiyor dünya.\n\nİnsanda ne saygı, ne sevgi kalmış,\nKötülük üstüne kötülük sarmış,\nDoğan çocuk, kalkıp öyle ders almış,\nTükenmiş üstünde namus, ar dünya.\n\nRüzgarın her tozu farklı savurur,\nBiliyorum... Elbet bir yerde durur,\nBir yanında güneş yakıp kavurur,\nBir yanında metrelerce kar dünya.\n\nDünya adaletin varmış deniyor,\nBir bilsen üstünde neler dönüyor,\nYetimin, öksüzün hakkı yeniyor,\nYa sen görmüyorsun, ya ben kör dünya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Ayla Efe",
        "poem": "\n\nSavaslarla atomlarla\nTürlü türlü dumanlarla\nKirlettiler dünya seni\nMahfettiler dünya seni.\n\nPetrol icin indik kalbine\nRoketle delip ciktik göge\nKiyameti bile bile\nHarap ettik dünya seni\n\nYesile hasret kaldik\nBeton binalari diktik\nHayvanlara yazik ettik\nNasil kurtaralim dünya seni?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya (134)",
        "poet": "İbrahim Arslan",
        "poem": "\n\nDünya yalan dünya\nDünya hain dünya,\nBugün üzerinde öldüm\nDün üzerinde geziyordum ya...\n\nİyilere fani dünya\nKötülere baki dünya\nBugün gerçekleri gördüm\nDün bulanık  görüyordum ya...\n\nDünya ağlatan dünya\nDünya karaları bağlatan dünya \nBugün altında inledim\nDün üstünde gülüyordum ya,\n\nZalimlere mesken dünya\nSevenlere mezar dünya\nBugün son kez nefes aldım,\nDün yaşıyordum ya..\n\nDünya ferahlatan dünya\nDünya korkutan dünya\nDün bana mekandın\nBugün mezarsın ya,\nDün sevdalındım\nBugün belalımsın ya...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Serhat Çalışkan",
        "poem": "\n\nDostum sen bu dünyayı,ne sanıyorsun\nBir zoraki çırpınış,senin hayat dediğin\nYıllar sonrasına kafamı yoruyorsun\nÜç aylık bir tatil senin hayat dediğin\n\nBak bir geriye kimler yaşamış\nNe denizler çöl olmuş,ne lavlar sönmüş\nSultan Süleymandan geri ne kalmış\nBirkaç günlük aldanış senin hayat dediğin\n\nKainata nam salan güzeller nerde\nDağları un eden yiğitler nerde\nVeyseller,Yunuslar,Emrahlar nerde\nÖylesine bir sevda senin hayat dediğin\n\nSerhat bırak artık yazıp durmayı\nBırak dünyaya tokat vurmayı\nYaşamaya çalış iyi olanı\nBir doğuş birde batış senin hayat dediğin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Murat Dağlıbeg",
        "poem": "\n\nDünya üç günlük bir kuyu\nŞeytanın elinde ipin ucu\n\nÇalan ile talan ile\nDünya döner yalan ile\n\nHaksızlıklar arş boyu \nÇekti i adaletin suyu\n\nKargaşa ile kavga ile\nDünya döner savaş ile\n\nZulüm zulüm üstüne\nTükürelim zalimin büstüne\n\nAğrı ile sancı ile\nDünya döner acı ile\n\nSivas 14.04.02\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Vehbiye Yersel",
        "poem": "\n\nDünya, ahiret   yolunun köprüsüdür.\nDurma bu köprüden, çabuk geç yeter,\nDünya sevgisi etti bizi günahkar,\nArındır kendini,sevme 0nu bu kadar.\n                           12Nisan.2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Şakir Askan",
        "poem": "\n\nYeter artık yeter, dönme ey dünya\nÇektirdiğin yetmez mi söyle dünya\nYandım küle döndüm, tükendim, bittim\nDeğirme....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Ahmet Yarbaşı",
        "poem": "\n\nDünyaya sarıldım büyük bir iş gibi\nSarıldıkça ezdi iki diş gibi \nRızkımdan fazlası benimmiş gibi \nSaçlarım ağardı bir kış gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya 2",
        "poet": "İbrahim Akbaş 1",
        "poem": "\n\nDünya gelip geçicidir,\nDurmuyor hep gezicidir,\nKardeş kardeşi eziyor\nNeden böyle ezicidir.\n\nDoğar doğmaz ağlamışım,\nDünyaya ısınmamışım,\nBir gün gelir ezer diye\nBu dünyayı sevmemişim.\n\nYaşlandım yaşım otuz beş,\nYine yüreğimde ateş,\nFelek durmadan vuruyor\nBize acımıyor kardeş.\n\nİbrahim Akbaş\n22 09 2006 Cuma (2)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Damla Uysal",
        "poem": "\n\nNeşe kime kalmış bu dünyada\nBir acı hıçkırık artık adında\nAndıkça büyüyor yeniden\nBüyüdükçe acıyor kalbim sevginden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dunya",
        "poet": "Yüksel Akkas",
        "poem": "\n\nBir yani aglayan, bir yani gulen dunya\nYikildi viran oldu nice ocaklar\nHerkes can derdinde bir birini kucaklar\nKimi ana hasreti, kimi baba hasretin de\nKimi ise yavrusunun pesinde, yanar durur\nEy zalim dunya\nYaptigin bu kotulukler, \nÖlumle sonuclanmasaydi keske\nKeskelerle dolu bir hayat\nKeskelerle dolu bir dunya...\n\n9 eylul cumartesi 2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Ayhan Dağhan",
        "poem": "\n\nSana kimler geldi kimler geçti\nKimi değerli kimi de hiçti\nBazısı da sevdaları seçti\nNe kullar aldın bağrına bastın\n\nKimi yoksul fakir kimi zengin\nKimi büyük yüksek kimi engin\nKimi rahat kimi de tedirgin\nNe kullar aldın bağrına bastın\n\nKimi zalim kimileri mazlum\nKimi hakim kimileri mahkum\nKimi hekim kimileri kötürüm\nNe kullar aldın bağrına bastın\n\nKimi aç tok kimi de dilenci\nKimi müdür öğretmen öğrenci\nKimi yaya kimi de binici\nNe kullar aldın bağrına bastın\n\nKimi rütbeli kimileri er\nKimi perişan kimi milyarder\nKimi evsiz barksız kimi banker\nNe kullar aldın bağrına bastın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DüNya-2",
        "poet": "Hasan Yıldız",
        "poem": "\n\nHer gün yeniden kurulduğunu sandığımız dünya,\nBelki yarın diye umutlanıp sarıldığımız dünya,\nUmut değil çile,elem keder yüklüsün dünya,\nYeter artık,saracaksan bu canı sarda,bitsin bu rüya,dünya\n\n2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya (2)",
        "poet": "Seyyid Burhaneddin Kekeç",
        "poem": "\n\nDaha ne bilirdim ki yürümeyi konuşmayı,\nDaha yürüyemeden tattırdın acı lokmayı,\n\nDünya dünya yalan dünya,\nVurdun bana daha çocuk çağımda,\nDünya dünya fani dünya,\nYaktın beni daha genç yaşımda,\n\nBiraz mutlu olmaktı muradım,\nYemin olsun,\nSevgiye her şeyde daha çok muhtacım,\nAğlamak bahtım olmuş,\nGülmeyi hiç bilmedim,\nBakanlar acıyla baktı,\nİnan, sevgiyi çok özledim,\n\nDünya dünya yalan dünya,\nVurdun bana daha çocuk çağımda,\nDünya dünya fani dünya,\nYaktın beni daha gençlik çağımda,\n\nElbet bir gün öleceğim,\nTam kalbine gömüleceğim,\nSeni Rabbime şikayet edeceğim,\nÇekeceksin sende ettiğini dünya...\n\nBir gün gonca olup toprağında açacağım,\nSeni ta can evinden vuracağım,\nKalmayacak ne bir kinin ne de bir nefretin,\nAdını sevgi koyacağım...\n\nDünya dünya yalan dünya,\nVurdun bana daha bebek çağımda,\nDünya dünya fani dünya,\nYaktın beni daha gençlik çağımda,\nŞimdilik sana elveda,\nDevamı..? \nHenüz bitmedi daha...\n\nMayıs / 1996\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "İzzettin Bilgin ",
        "poem": "\n\nZamansız dünya var ya dünya,\n\nÖmrümü olan dünya,\n\nBeni benden çıkaran dünya,\n\nKalbimi başka yere götüren dünya…\n\n\n\nZaman haykırış ile geçiyor,\n\nDünya ise dönerek,\n\nİsteyen bağırıp çağırıyor,\n\nÖmrünü öyle tüketiyor…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Bilal Akçay",
        "poem": "\n\nbir yokluğun içinde kaygıdır dünya\nyaşamak denen suça yargıdır dünya\n\nistemeden geldiğin isteyerek kaldığın \n                                                                konak dünya\nunutur birden seni hayallerine daldığın \n                                                                bunak dünya\n\nen sevilen yalandır yalan dünya\nen zehirli yılandır yılan dünya\n\nsen ne dersen de boşa \n                                       döner dünya\naldanma ışığına biter bu şaşa \n                                       söner dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Kemal Bölükbaşı",
        "poem": "\n\nYalan dünya dolan dünya\nHer yanında talan dünya\nHayat eker ölüm biçer...\nBeni benden çalan dünya.\n\nKimi alır kimi verir...\nSaadet dünya bellenir\nO durmadan Hakka döner\nTüm nefsimi saran dünya.\n\nDöner durur muallakta\nHayat bulur her şafakta\nSonu gelir elbet biter...\nİçimdeki boran dünya.\n\nAb-ı hayat yok ki bulam\nNe verdin ki niçin kalam\nBitsin artık acı yeter...\nHazin sona varan dünya.\n\n05.04.2015/Kahramanmaraş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Mehmet Sabri Kılıç",
        "poem": "\n\nBurası bir bahçe, dünya değil\nBilmem, kaç milyar çocuğun oynadığı...\nGüldüğü, ağladığı\nKolay değil...\nBunca çocuk, bir teneffüs saati\nGülecek, oynayacak\nVe mutlu olacak...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Rıdvan Yamuç",
        "poem": "\n\nDünya tat veriyor,mutlulukla\nDünya acı veriyor, üzüntüyle\nDünya zevk veriyor, eğlenceyle\nDünya boş oluyor, ölümle\n\nDünya dolu oluyor, ibadetle\nDünya hatıra oluyor, sohbetle\nDünya sonsuz oluyor, evlilikle\nDünya şiir okuyor, R. Yamuç'un kalemiyle.\n\n29.12.2007\nRıdvan Yamuç\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nDünya en güzel şiir ha bire dönüyor,\nİçinde hergün binlerce ümit sönüyor,\nDünya dönüyor, seven ölüyor ölüyor,\nDünya en güzel şiir ha bire dönüyor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Özkan Erdoğan",
        "poem": "\n\nKanunsuz ve bir parca arabesk dünya\nİcınde yalan icinde karanlık rüya\nMutluluk verirmiş nimetten ya güya\nGüzelliginle cirkinsin ey yalan dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Songül Akgün",
        "poem": "\n\nHep yazanın mıydı sevda yoksa\nYer aynı yer gök aynı gök\nDünyaya yazalım dedik sevdamızı\nHep bir tarafı karanlıkta kaldı\nGündüzü gece aldı\nGeceyi gündüz aldı\nAy güneşe kandı\nBize de sevgiyi anlatmak kaldı\nAnlatılan sevgi belkide yaşanamadı\nDünya yalanını değil seni seviyorum anla\nYalan dünya şimdi sevgiyi yalansız yaşa\nSustum  anlattım duymadın\nDön dünya boş dünya yalan dünya\nGitsek te geride kalan DÜNYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Mehmet Safi Sarı",
        "poem": "\n\nBugünümü düne döndürdün ya\nBir ömür düşündürdün Dünya\n\nNe öldürdün ne güldürdün\nDüşürdün süründürdün Dünya\n\nDoğduğumdun, öldüğümdün\nÖmrümü sürdürdüğümdün Dünya\n\nNe dem sürdüm,ne gün gördüm\nGördüğüm bir kördüğümdün Dünya\n\n04-Temmuz-2006\nMersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Şahin Yılmaz",
        "poem": "\n\nÇok yoruldum, hiç dokunma! \nİçim, dışım yara dünya.\nYeter artık zehir sunma,\nSenin olsun şıra dünya.\n\nDeccalın, şeytanın, cinin,\nHesabı yok zulmün, kinin.\nIrak, Kerkük, Filistin’in,\nBahtı dünden kara dünya.\n\nOrtadoğu eziliyor,\nTürk’e mezar kazılıyor,\nHep Müslüman üzülüyor,\nKüfre gelmez sıra dünya.\n\nTutmadığın bile bile,\nKaç kez yoğurt çaldık göle.\nKıble döndü Brüksel’e,\nİman oldu para dünya.\n\nAmerikan eşekleri,\nPapanın has yavşakları,\nBak Soros’un uşakları,\nBomba koyar sura dünya.\n\nBatının zurnasın çaldık,\nÇaldık, belamızı bulduk.\nYurdumuzda garip kaldık,\nVatan bize kira dünya.\n\nCan veririm can isterler,\nYüz verdikçe bin isterler,\nMuhammed’siz din isterler,\nVatikan mı bura dünya.\n\nAraştırdım orta, sağ, sol,\nBulamadım bir çıkar yol.\nİnsanın az, hayvanın bol,\nHer tarafın mera dünya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Sedat Kocabey",
        "poem": "\n\nGönlüm huzur bulmadıkça,\nEtmem sana meyil dünya,\nYar yanımda olmadıkça,\nUmurumda değil dünya.\n\nKar kaplasa dağlarımı,\nHazan vursa bağlarımı,\nÇalsa gençlik çağlarımı,\nUmurumda değil dünya.\n\nGecem hüzün gündüz çile,\nBak lâl olmuş dilim bile,\nHasret kalmış bülbül güle,\nUmurumda değil dünya.\n\nMal da yalan mülk de yalan,\nGörmedim hiç mutlu olan,\nBir benmiyim böyle solan,\nUmurumda değil dünya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Mehmet Karabulut 2",
        "poem": "\n\nSanma omuzlarım zamansız çöker\nDerdin varsa yükle üstüme dünya \nHakkından gelirim besmele çeker\nAllah şahidimdir restime dünya\n\nTanımam yarensiz hiç bir kuralı\nBiad ettiremez gelse kralı \nZalim için dönüp durdun duralı\nKefeni giydirdim postuma dünya\n\nKıyametin olur yakar yıkarım\nAldığım duayla arşa çıkarım\nDile gelsen bile kulak tıkarım\nSahip ol aşkıma dostuma dünya\n\nEdebini takın kalleşçe dönme\nBarışa ışık ol mum gibi sönme\nAdemin soyunu ikiye bölme\nİnsanlık nüfuz et hasmıma dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya  3",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nGezegenimiz güzel, Kur’an’ı Kerim’iyle,\nYüce İslam diniyle, gelmiş resulleriyle…\n\n(2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nDÜNYA\ntersine dönse \nyada \nbaş aşağı gelse\nbir düşünsene \nne hale gelir \nDÜNYA.......ve ben\n                     22.12.2008/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Şair Gizliddin",
        "poem": "\n\nDünyanın kapısı herkese açık,\nGelen oldu, kalan olmadı dünya.\nKimi üstün zekâ, kimisi kaçık,\nHiç kimseye borçlu kalmadı dünya.\n\nDünya çok rengârenk, Hakkın eseri,\nCezp eder kendine, çeker her seri,\nKimi boşboğazdır, kimi serseri,\nYaşayıp bir ibret almadı, dünya! \n\nKimi şeytan ile kurmuş ittifak,\nHer fikri hayali hile, tuzak, fak,\nİyilikten uzak, her emel nifak,\nGüzellikten hisse çalmadı, dünya! \n\nKimi duygu yüklü, kimisi kibir,\nKimi dünya bekler, kimini kabir,\nKimi Azrail’i zannetmiş Cibir,\nDaha var mühletin, dolmadı dünya! \n\nSarılıp, sevdiğin fani cihandır,\nSen cihana yolcu, cihan bir handır,\nAttığın her adım bil imtihandır,\nHer gelen yolunu bulmadı dünya! \n\nDers al AHISKALI, çekilsin perde! \nİbret almayanlar düşermiş derde,\nÖmürleri geçer darda, kederde,\nİlim deryasına dalmadı, dünya!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Mircevat Ahıskalı",
        "poem": "\n\nDünyanın kapısı herkese açık,\nGelen oldu, kalan olmadı dünya.\nKimi üstün zekâ, kimisi kaçık,\nHiç kimseye borçlu kalmadı dünya.\n\nDünya çok rengârenk, Hakkın eseri,\nCezp eder kendine, çeker her seri,\nKimi boşboğazdır, kimi serseri,\nYaşayıp bir ibret almadı, dünya! \n\nKimi şeytan ile kurmuş ittifak,\nHer fikri hayali hile, tuzak, fak,\nİyilikten uzak, her emel nifak,\nGüzellikten hisse çalmadı, dünya! \n\nKimi duygu yüklü, kimisi kibir,\nKimi dünya bekler, kimini kabir,\nKimi Azrail’i zannetmiş Cibir,\nDaha var mühletin, dolmadı dünya! \n\nSarılıp, sevdiğin fani cihandır,\nSen cihana yolcu, cihan bir handır,\nAttığın her adım bil imtihandır,\nHer gelen yolunu bulmadı dünya! \n\nDers al AHISKALI, çekilsin perde! \nİbret almayanlar düşermiş derde,\nÖmürleri geçer darda, kederde,\nİlim deryasına dalmadı, dünya!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Ataman Sütşurup",
        "poem": "\n\nBel bağlayan var mı bilmem ki sana\nKardeşi kardeşe düşüren dünya\nParanın hükmünün geçtiği zaman\nKardeşi kardeşe düşüren dünya\nAslanı kediye boğduran dünya\n\nKula kulluk devri çoktan başlamış\nMal mülk hırsı iyiliği dışlamış\nSevgi şefkat neymiş hakkı boşlamış\nKardeşi kardeşe düşüren dünya\nAslanı kediye boğduran dünya\n\n'Ato' der ki yavrum çok geri kaldın\nİki kaz gütmezden nasihat aldın\nYeter artık derin hülyaya daldın\nKardeşi kardeşe düşüren dünya\nAslanı kediye boğduran dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Enis Özel",
        "poem": "\n\nHani yaşadığın dünya\nYeni dünya, eski dünya\nHayal dünyası...\nVarlıklar, yokluklar dünyası\nSevenin, sevilenin\nAcı çekenin, dertlinin\nYaşanmamış hayalleriyle dolu\nKırık dünyası\n\nHani yaşadığın dünya\nNe kadar da bir tek dünya var derlerse\nİnanma... sakın ha\nBenim dünyamı beğenmediysen\nİşte onun dünyası\nÇocukların, büyüklerin\nNenelerin, dedelerin\nHepsi ayrı değil mi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Murat Türk 2",
        "poem": "\n\nBeyaz siyah sarı\nYok birbirinden farkı\nBöyle yaratmış yüce yaratıcı\nİnsan dediğinde bir canlı\n\nAfrika avrupa amerikalısı\nİnsanız işte var varası\nPaylaşamadığımız toprak parçası\nMezarımız olmuyormu arası\n\nDünya dediğin yuvarlak\nİçleri bizlere barınak\nGelin bizlerde uyanak\nSevgiyi birbirimizde bulak\n\nDenizi havası karası\nAramıza koyduk sınır sahası\nSavaş dediğin yol kazası\nAlır canları lanet davası\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Emrah Ateş",
        "poem": "\n\nO ki; dünya, \nhepimize mezar- hepimize cennet. \n\nO ki; dünya, \nhepimize kader- hepimize keder. \n\nO ki; dünya, \nhepimize aşk- hepimize hayat. \n\nO ki; dünya, \nya ak- ya kara. \n\nOki, dünya, \nbana zulüm, \nbana zulüm,\nbana zulüm…\n\n21/07/09 Salı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Barıs Türker",
        "poem": "\n\ngökyüzü ağlıyor sabah dogarken\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Fırat Savaş Bıçakçı",
        "poem": "\n\nUmutsuz yaşarmı insan yüreği.\nBen senden öğrendim acı çekmeyi.\nKırk yılın başında biraz gülmeyi.\nBana çok gördüğün yalanmı dünya.\n\nKardeşin kardeşi vurduğu dünya.\nSevenin hasrete doyduğu dünya.\nBir sevda uğruna gençliğim gitti.\nSenin adaletin bumuydu dünya.\n\nDertliler gezinir sokaklarında.\nSonbahar ağlaşır hazanlarında.\nİnsaf et birazcık dert çekenlere.\nBir kuru sevgiyi çok görme dünya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Bayram Erdoğan",
        "poem": "\n\nMisafir gelmişiz cümlemiz sana\nKimini bal ile beslersin Dünya\nZengini bir yana fakir bir yana\nNeden garipleri terslersin Dünya\n\nKimi mecnun olmuş çöllere düşmüş\nKimi kerem olmuş küllere düşmüş\nKimi kara sevda dillere düşmüş\nKimini al ile süslersin Dünya\n\nBelliki yalansın yalanlardansın\nNe acıdır zehrin yılanlardansın\nUsülsüz makamsız çalanlardansın\nÜsdadı gam ile eslersin Dünya\n\nGecenin gündüzle farkına bir bak\nSiteminden sana dargına bir bak\nNiceleri yaya yorguna bir bak\nEcelinden evvel seslersin Dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Kaya Ünver",
        "poem": "\n\nGel görelim şu hesabı \nKapatalım gitsin dünya\nNedir bunun boyu çapı\nÖlçelimde bitsin dünya\n\nEller muradını almış \nBeni derde salan dünya\nSevilecek neyin kalmış \nSöyle bana yalan dünya\n\nYaktın beni kül eyledin\nHal bilmeze kul eyledin\nKıymatımı pul eyledin\nKim alsın kim satsın dünya\n\nYok mu senin iyi yanın\nMerhametin hiç vicdanın\nKaleli dur sıkma canın\nBatar ise batsın dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Cigdem Kilic",
        "poem": "\n\nDaha yeni doğmuş bir bebek \n\nAğlıyor! .. \n\nGözleri yumuk, yumuk \n\n'Ağlatmasın Allah' der ebesi \n\nDua eder içinden annesi \n\nSözler nafile \n\nDualar tekbirde \n\nKader belirler gülmesini \n\nAh bi, kaderin dili olsa \n\nDaha doğarken bizi uyarsa \n\nDünya, dünya olur muydu? \n\nBu ağlamalar olmasa...\n\n**Suskun Hüzün**\n\nDOST KALEMLERDEN\n\nçiğdem baci güzel der, \nonu dinler gök ve yer, \nRabbim affetsin bizi, \nhatamız varsa eğer................Mustafa Hoşoğlu\n\nBİR BEBEK AĞLIYOR \nKADERİNİ BAĞLIYOR \nBÜYÜMESİNİ SAĞLIYOR \nDÜNYA İSE, DAĞLIYOR.............FİKRET GÜRSOY \n\n \nAğıtlar da vardır hayatta \nİnsan yeri geldiğinde ağlamalı da \nGülmenin tadı nasıl anlaşılır yoksa \nGülmek ve ağlamak ikisi bir arada............Yıldırım Yorulmaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Cem Seyfeli",
        "poem": "\n\nDünya dünya ah yalan dünya\nUlan diyesim geliyor sana\nBu kadar mı dardır renklerin\nHani nereye kayboldu\nMavilerin pembelerin\nSevdaya düşelim dedik\nGriye razıyken karaya boyadın\nTarlamızı hanemizi\n\nDünya dünya ah yalan dünya\nUlan diyesim geliyor sana\nDesemki ulan bin haykırışta\nİltifat olacak yüz bin kere\nYalancıya iltifat yoktur mertlikte\n\nCem SEYFELİ\n27.12.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Tahsin Seherli",
        "poem": "\n\nGec oldu anladim yalanmis\nBu Dünyanin Sefasini Cefasini\nDünyaya Gelenler Aldanmis\nGec Oldu Anladim yalanmis\n-\nömür Gecti Sanki Hizli Tiren\nDizlerimde Sizi Kesildî Derman\nAmbulans Caliyor Aci Aci siren\nHayat Bitti Anladim Hepsi yalan\n-\nVarligim Varken Dostum Coktu\nBak ihtiyar Oldum Benzim Soldu\nDost Bildiklerim Kayboldu\nHayat Yalanmis Gec Anladim\n-\nHerkes Agam Pasam Derdi\nSanirdim Beni Cok Seven Vardi\nHayat Filimdi Cabuk Sardi\nHayat Yalanmis Gec Anladim\n-\nSagligim Vardi Cok Calisirdim\nDostlarla Yer Gezer Dolasirdim\nBu olanlara Cok Cok Sasirdim\nHayat Geldi Gecti Anladim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "İlhan Biçer",
        "poem": "\n\nDünya, iki kapılı bir handır.\nBir kapıdan girersin,\nöbür kapıdan gidersin.\n\n13 Nisan 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Dünya",
        "poet": "Adem Gültekin",
        "poem": "\n\nEy Düny, sen boşlukta nasıl duruyorsun? \nKendi kendine. Nasılgidip yürüyorsun? \nHem gidip,hemde etrafında dönüyorsun,\nSeni yaradan, ne güzel yaratmış Dünya.! \n\nO seni  döndüren, ne kadar büyük bir güç,\nSeni çözmeye yetmiyor akıl, beyin hiç,\nErdim aşkına ama, zamanım oldu geç,\nSeni yaradan, ne güzel yaratmış Dünya.! \n\nSeni severim ben Yaradan dan dolayı,\nDüşünürüm hep,seni,o Güneşi, Ayı,\nZikrederim o an, o Yaradan Mevla  yı,\nSeni Yaradan, ne güzel yaratmış Dünya! \n\nEy Dü, bilmem sende de bir sorun varmı,? \nO kalbinle,o ruhun Mevlayı anarmı? \nOnun aşkı ile o gözlerin ağlarm? \nSeni yaradan, ne güzel yaratmış Dünya.! \n\nNe kadar ibret alırım, senden bir bilsen,\nİbret dolusun, onun ta kendisisin sen,\nNe yazık kullara anlatamam seni ben,\nSeni Yaradan ne güzel yaratmış Dünya! \n\nBir başkadır hep,ilkbaharın, son baharın,\nKokusu bir nurdur,toprakların, dağların,\nÖldürür beni, senin işlerin, halların,\nSeni yaradan,ne güzel yaratmış Dünya! \n\nSaymakla bitmez hiç hikmetinle, nimetin,\nAşıklarca bilinir,nurunla, kıymetin,\nSen elbet kendisisin, söylenen Cennetin,\nSeni Yaradan, ne güzel yaratmış Dünya! \n\nŞu kötüler, senide benide öldürür,\nYüce Mevlam seni insan için döndürür,\nSeni bilmeyeni cehenneme doldurur,\nSeni yaradan, ne güzel yaratmış Dünya! \n\nBoşa yaratmadı elbet seni yaradan,\nSorar hesabı bin yıl geçsede aradan,\nElbet çeker, senide kuluda ağlatan,\nSeni yaradan ne güzel yaratmış Dünya! \n\nElbet Mevla mdır o zalimlerin düşmanı,\nBir gün gelipte olacak hesap zamanı,\nDinlenmez o gün o kötülerin amanı,\nSeni yaradan ne güzel yaratmış Dünya! \n\nSen üzülme ey Dünya, bu kötüler için,\nBunu düşünmek bile olmasın hiç işin,\nBak altında, ne kadar güzelsin Güneşin,\nSeni yaradan ne güzel yaratmış Dünya! \n\nBoydan boya bürünmüşsün,mavi yeşile,\nKaç litre su koydun üstündeki Denize? \nAnlatamam ben bu ilmi,ahmak densize,\nSeni yaradan ne güzel yaratmış Dünya! \n\nKaçtır sayısı,üstündeki bitkilerin? \nOnu saymaya gücü yetmez beyinlerin,\nElbet sonu acı olacak kötülerin,\nSeni yaradan ne güzel yaratmış Dünya? \n\nO kötüler senide,Kuluda maffeder,\nOnların elinden iyiler acı çeker,\nGüneşle yıldızlar Gökte, yol alır gider,\nSeni yaradan ne güzel, yaratmış Dünya! \n\nSana bakmak bile, ibadettir Mevla ma,\nMühim olan, sendeki o aşkı anlama,\nMevlam verir onu her sevdiği insana,\nSeni yaradan, ne güzel yaratmış Dünya! \n\nSen üzülme, kötüler beni sevmezdiye,\nİhtiyacınmı var onlarda ki sevgiye? \nHak sevdirir seni,Peygambere, Veliye,\nSeni yaradan, ne güzel yaratmış Dünya! \n\nEn iyi bilen, elbetteki Hakk ı bilen,\nOnun haricinde, her şey boş, her şey yalan,\nElbet iyiler olacak, sonunda gülen\nSeni yaradan, ne güzel yaratmış Dünya! \n\nSenin bir yanın siysh, bir yanın da beyaz,\nBir yanın kıştır, bir yanında ilkbahar, yaz,\nBen seni ne kadar anlatsam,yazsam da az,\nSeni yaradan ne güzel yaratmış Dünya! \n\nEy Dünya,yine oldu bak akşam zamanı,\nKapladı üstünü son baharın dumanı,\nCoşturursun sen hep insandaki imanı,\nSeni yaradan, ne güzel yaratmış Dünya! \n\nBen senin her şeyine aşık oldum kaldım,\nSende gereken ne varsa, hepsini aldım,\nBen sana baka baka Mevla mı buldum,\nSeni yaradan ne güzel yaratmış Dünya! \n\nBaksana senin her tarafın ibret dolu,\nNeden bunları  görmüyor, bu insan oğlu\nDüşünmezmi hiç, bu yaşamın var bir sonu,\nSeni yaradan, ne güzel yaratmış Dünya!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "İsmail Baharşen",
        "poem": "\n\nkime kızdın böyle kıpkırmızı\nniye bana ateşsin dünya\nsensin gençliğimin hırsızı\nniye bana böylesin dünya\n\nbende doğdum canlı olarak\nhaklarım vardı insan olarak\nseninle hayal mutlu yaşamak\nniye bana düşmansın dünya\n\nkime zararım olmuş sorsan\nkendi çabam şimdi varsam\nnerde anam nerde babam\nniye bana yalansın dünya\n\ngözüne batan aşkımmı oldu\no kayıp sevgini kimler buldu\nkaranlığın geldi bende durdu\nniye bana masalsın dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Seyit Uysal",
        "poem": "\n\nNe tatlısın sende dünya \nTadın damaklarımızda \nDüşünmeyiz yarını da \nBöyle gider sanki dünya \n\nÖlüm gelmez aklımıza \nMal üstüne bir mal daha \nYinede doymaz karnı da \nBöyle gider sanki dünya \n\nYaşı demiş yetmişi de \nGözü de dünya malında \nDüşünmez ahireti de \nBöyle gider sanki dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Fırat Çelik",
        "poem": "\n\nDünya; yeryüzünde gelip geçici bir zevk\nAlem-i ervah'tan alem-i berzah'a geçen bir berk\n\n14/Ağustos/2004\nİstânbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Ozan Mahkumi",
        "poem": "\n\nNe deyim neyleyim gücüm yetmiyor \nYürü ALLAHın dan bulasın dünya \nÇekerim çekerim kahrın bitmiyor \nYıkılasın dönmez olasın dünya \n\nEl koydun canıma kastın malıma \nBaykuşların yuva yapdı dalıma \nNamerdi güldürdün berbat halıma \nSende gonca iken solasın dünya \n\nDağların toprağın altına geçsin \nFeleğin tırpanı boynundan biçsin \nSeninde kanını zalımlar içsin \nEllerin koynunda kalasın dünya \n\nDenizin kurusun yansın çayların \nDoğmasın güneşin göçsün ayların \nSana yoldaş kalsın Ahıvayların \nMahkumiden beter olasın dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Yaşar Kanşıray",
        "poem": "\n\nBeni benden alan dünya\nBeni taşa çalan dünya\nBeni derde salan dünya\nKin’leyici alan dünya\n\nOda avlu dalân dünya\nYağma çapul talan dünya\nArtan artık kalan dünya\nDinleyici alan dünya\n\nGeyik maral calan dünya\nOtlak mera salan dünya\nEşşeklere palan dünya\nİnleyici nalan dünya \n\nYalan dünya yalan dünya\nBiçim şekil dalan dünya\nFilan dünya falan dünya\nSin’leyici alan dünya\nNuh Nebiden kalan dünya\n\nYaşar  Kanşıray\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Wall Writher",
        "poem": "\n\nUyusam uyanmasam dünya denilen yerde...\nBoğuyor, boğuyor inan bu dünya beni derde.!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Mabel Aras",
        "poem": "\n\nYedin beni dünya! yedin bitirdin beni.\nBir gülsem ah bir gülebilsem,\nUmut etsem coşsa yüreğim.\nBoyun bükmesem hayata sonra sevsem.\nUmutlarımı aldın elimden,hayallerimse batık gemi.\nKavanoz dipli dünya sende sevde kavuşama emi.\n\nKahrolmak var artık gecelerde,\nGecelerce ağlamak,gecelere sığınmak.\nGönül yangınım senden büyük dünya! \nElimi kolumu bağladın,tükettin çareleri,\nKavanoz dipli dünya sende küçülde büyüyeme emi.\n\nAşk dediğin yürek işi,biraz cesaret birde bilek işi.\nGüneşin olsun,göğün olsun,ırmakların,denizin olsun.\nNe çareki aşka yeniktir herşey.\nSev sende öyle sev ki; \nKavanoz dipli dünya sende sevde kahrol emi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Turhan Şahin",
        "poem": "\n\nBaştan sona güzel her neyi varsa\nİyimser bakışla  görülen dünya\n\nNimettir nasiptir külfeti yoktur\nAkşam sofralara kurulan dünya\n\nBereket de olur hüsran da olur\nToprağı umutla  sürülen dünya\n\nÖlüyü diriyi bağrına basar\nİmkânı içine verilen dünya\n\nŞükür için yeter safâsını sür\nYazın denizine girilen dünya\n\nHacet kapısıdır bütün mevcudat\nÇarşı pazar olup kurulan dünya\n\nDepreşir dertleri zelzele olur\nKusar öfkesini gerilen dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Dılbirin Polat",
        "poem": "\n\nÖyle bir dünya isterim ki,\nbarışın egemen olacagı bir dünya.\nİnsanların insanca yaşayabilecegi bir dünya,\ndemokrasinin işlevini yitirdigi degil.\nDemokrasinin hemogonyasında olan bir dünya.\nsavaşları unutmuş,\nbarışı konuşanların dünyası olsun.\nÖyle bir dünya olsun ki,\nAzınlıgın çogunlugu degil,\nçogunlugun azınlıgı yönetecegi bir dünya.\nÖyle bir dünya olsun ki,\n fakirin zenginin kol gezmesi,\nmümkün olmayacagı bir dünya.\nAma nerede öyle bir dünya,\nrüyalara bile girmeyecekte.\nBir istektir bu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nSen hancı biz yolcuyduk, anlaşmıştık hani ya,\nBöyle denmişti bize, yolda gelirken güya,\nKimimiz yerde yattı, kimimiz kuş tüyünde,\nHani nerde adalet? Göremedim ben Dünya! \n\n23 Eylül 1991-Pazartesi / Konya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Necati Keçeli",
        "poem": "\n\nKahpe dünya derler bu nasıl hayat\n    Sen hiç kötü yola saptın mı dünya\n    İnsanlar değil mi içinde hoyrat\n    Sen paraya, pula taptın mı dünya\n\n    Yıldızla, güneşle, gök deki ayla\n    En ufak sohbetin oldu mu söyle\n    Neden yalan dünya diyorlar böyle\n    Sen hiç yalancılık yaptın mı dünya\n\n    Taş, toprağınla can verirken cana\n    Adını yazdırdın koca cihana\n    Hep kavanoz dipli diyorlar sana\n    Yuvarlanıp bizden koptun mu dünya\n\n    İnsanın bazısı olmuşta âlim\n    Kimisi fani der, kimisi zalim\n    Kazmayla, kürekle döverde elim\n    Sende pastadan pay kaptın mı dünya\n\n    Bazen güzel, bazen kütüsün güya\n    Kiminde hayalsin, kiminde rüya\n    Sanki yanardönersin koca dünya\n    İnsanı kandırıp çarptın mı dünya\n\n    Necati KEÇELİ\n    İZMİR 24.09.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Behzat Özdemir",
        "poem": "\n\nbir kaşık su du istediğimiz bu yolda\nverdiler ama yolun en sonunda\nbende gidene kadar toplasaydım yağmurları\nistemezdim asla senden vefasız dünya\n\nşafakla birlikte başlar yoksulluk\ntüm yeşiller yandıktan sonra başlar çığlık\nbir anne kucağında yedi aylık\nsen ne işe yararsın rengi bozuk dünya\n\nbir gülenden bin ah alırsın\nzurna gibi her telden çalarsın\nkazma kürek sen bir yalansın\nçamurdan evimin balkonusun dünya\n\nne bir kaşın var ne gözün\nama her tarafında zulüm\nbir gün gelir sende yıkılırsın \nhayatımın başrol oyuncusu dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya.",
        "poet": "Serdal Şahiner",
        "poem": "\n\nBir izi olmalı insanın bu dünyada,\nİlettigi tohumun bir gülüşü! \nDostları hatırlamalı ardından,\nTopragında dogurğan duygular,\nArdından tanımalı onu umud,\nAvuçlarında yiten yaşamı olsada,\nÖzgürce yogurmalı keyfi ömrün,\nKorkusu kalmamalı ardılda,\nTenin hissetikleri ölümden öte,\nSavrulan kadın saçlarıdır özgürlügün,\nDev şehirlerin küçük pencerelerinde,\nBir sabah kahvesinde sevişilen umud,\nKadınım yine yoksun gülüşlerinden,\nGecenin gündüzü ölüme misafir,\nDedimya bir izi olmalı bu hayatın,\nSenin,benim öpüşlerimden,\nSokaklarında agladıgımız mahpusluk,\nTüm kutsanan yalanları törpülüyen,\nLacivert gözleri vardı aşkın,\nSavrulan kadın saçlarında özledigim,\nDev şehirlerin küçük pencerelerinde,\nYaşlı bir kadın tanırım,\nBir bacı yitik yaşamlara mahkum,\nPapuçları eski ayakları,\nElleri korkunç yanlızlıgında\nDev şehirlerin küçük pencereleri,\nVe lacivert gözlü kadınları ömrümün!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Engin Özdemir",
        "poem": "\n\nsıkıldım inan bu hayat yordu beni,can dediklerim kırdı,dost bildiklerim vurdu beni..ama pes etmedim bak hala ayaktayım.ummadıklarım aradı ummadıklarım sordu beni.meğer acaip nankör düzende dünya,döner imiş sinsi tilki izinde dünya.beş para değmiyor artık gözümde dünya,ne kin ne haset özümde dünya.hayata dair izlerim bak yüzümde dünya,engin diye bir kul döner içinde,onada aynı düzeni düzen kahpe dünya...((nGn))\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Muhammed Said İpek",
        "poem": "\n\nÖmür gelip geçince, gençlikten bir âh kalır,\nEl uzatmak istersen, dünyadan bir çah kalır…\n\nNehir gibi coşsan da, tufan gibi essen de,\nKazandığından gayrı, kupkuru bir nâm kalır…\n\nKimseye yok vefâsı, eğilirsen zül kalır,\nHasretiyle yanarsan, savrulan bir kül kalır…\n\nKartal gibi uçsan da, dağlar gibi dursan da,\nKazandığından gayrı, kupkuru bir nâm kalır…\n\n27 Aralık 2000 Çarşamba, 04:00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Kadir Acı",
        "poem": "\n\nNe verdin elemden gayrı\nSevemedim boşa dünya! \nBir gün hasta, bir gün sayrı\nİş gelirmiş başa dünya!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Ayşe Oktar",
        "poem": "\n\nBu dünya yalan dünya\nHerşey olur bir baksana\nKimisi ölür vakti gelince \nBu dünya yalan dünya\n\nKimisi daha doğmadan\nVeda eder dünyaya\nKimisi de annesini \ngörmeden yaşar\n\nKimisine de Allah\nUzun ömürler verir \nAma vakti gelince\nVeda eder dünyaya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Mustafa Enes Gündüz",
        "poem": "\n\nAhiret yurttur bize, dünya geçici handır,\nHayat, kafire rahat, mümine imtihandır!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "İbrahim Etem Ekinci",
        "poem": "\n\nDÜNYA.\n\n Hep derler ki kalmamışsın Sultan Süleyman’a dünya,\n Ben derim ki çıkar mısın kör geceden tan a dünya.\n Hem Ebede hem ezele hükmedenin eserisin; \n Kimi konar kimi göçer benziyorsun han a dünya.\n\n\n Herkeste bir serzeniş var hiçlik senden yana dünya,\n Nefsi Emmare ye uyan düşer suizan a dünya\n Elbette idrak ederiz fanisin fani yerisin; \n Sende kalıcı değiliz geldik imtihan a dünya.\n\n          İbrahim Etem EKİNCİ.\n          20.10.2012.ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Hatice Tural",
        "poem": "\n\nGönlüm de bu akşam yine hüzün var\nGözlerimi yollarda bıraktın dünya\nÇok özledim yine ben sevgilimi\nVermedin sen beni kahrettin dünya\n\nBoşa geçirdin sen gençliğimi\nGözümden yaşları akıttın dünya\nKeşke sana hiç gelmez olsaydım\nVerdiğin sözleri tutmadın dünya\n\nBeni görsen de ne fark eder ki \nSen benim ömrümü tükettin dünya\nDeğerin yok artık benim gözüm de \nSen kıyameti hak ettin dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Oğuzhan Keser",
        "poem": "\n\nSeninle son bulacak sandım ömür \nYalnız sen yalnız ben ve sonsuz ruya\nSaçlar ayrı gözler ayrı bir kömür\nBitti ve gördüm kalabalık dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Ahmet Mansuroğlu",
        "poem": "\n\nDünya bir topaç gibi hiç durmaz döner\nAh çekmekle sanmaki bu acı diner\nKimi güler kimi göz yaşın siler\nSultan süleymana bile kalmamış bu Dünya.\n\nKimi mahkumdur çeker çilesini zindanda\nYavruları aç, sefil perişandır bir yanda\nÇilesiz baş varmı cihanda\nÖnce kucaklar sonra yutarsın Dünya.\n\nDünya'da gemisini yürüten kaptan\nAyağı kayan düşüyor çaptan\nNe kardeşten hayır var nede ahpaptan\nTüm güzellikler, çirkinlıkler sendedir Dünya.\n\nÇevreme sende açtım gözümü Dünya\nSevinçlerim üzüntülerim sanki bir rüya\nMasallarda bir varmış bir yokmuş var ya\nBiliyorum bu gün varsam yarın yokum Dünya.\n\nSokaktaki insanın yüzü gülmüyor\nGeçim derdi dağlarca aman vermiyor\nKarnı tok olan aç olanı görmüyor\nİnsanlarda senin gibi vefasız Dünya.\n\nUyan ey arkadaş Dünya'ya bel bağlama\nUmutların gerçekleşmeyince üzülme ağlama\nİsyan edip feryat edip yürek dağlama\nKimsenin sitemini duymaz ki Dünya.\n\nKuvvetli ol, güçlü ol, dimdik dur ayakta\nÇalış durma, tembele yer yok hayatta\nSefası kadar cefasıda var ya\nBen sırlarını çözemedim Dünya...\n\nAntakya-Hatay\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Adnan Deniz",
        "poem": "\n\nMalın beter olsun dünya,alıp giden olmazdı ya,\nOynamakta olanları bırak gitsin utan dünya.\nYüzleri hep gülenleri,sana doğru gelenleri\nAğlamaktan ölenleri avut gitsin biten dünya\n\nKırgınları dargınları,belki biraz yorgunları\nGeç kardeşim geç bunları bizleri hep yutan dünya\nDünya dünya yalansın ya bol keseden atan dünya\nKandırıkcı bir hayalsin bırak bitsin,biten dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Davut Arkan",
        "poem": "\n\nNeler gördük senle neler yaşadık\nYıllarca gönlümü ağlattın dünya \nGün oldu kötüye kandık inandık \nElimi kolumu bağladın dünya \n\nSayende bir ömür gülmedi yüzüm\nKölen oldu kalbim dinlemez sözüm\nZulmünle yıllardır ağladı gözüm\nBana da bir hayrın olmadı dünya \n\nBir defa güldürdün bin kez ağlattın\nHer yanan ataşe attın dağlattın\nElimi kolumu tutup bağlattın \nBir gün olsun yüzüm gülmedi dünya\n\nEn büyük hatamsın sana aldandım\nZevkine dalıp da namına kandım \nBu hayat hep böyle sürecek sandım\nNe yazık ben sana aldandım dünya \n\nAh sana aldanıp yaşamak zormuş\nBu yükü sırtında taşımak zormuş\nSeninle yollarda koşturmak zormuş \nHep beni yollarda bıraktın dünya \n\nÇile hüzün ile yordun gönlümü\nBoş yere harcadın yedin ömrümü\nHer gün arar oldum geçen dünümü\nSayende gün yüzü görmedim dünya \n\nSen yine sen oldun kandırdın beni \nAğlattın sızlattın yordun bu teni\nVerdiğin o sözler vaadler hani \nBir günde sözünde durmadın dünya \n\nNe insanlar geldi geçti yolundan\nNe canlar ağladı yandı ahından \nNe feryatlar duyduk senin kahrından\nKor ateşte gönlümü dağladın dünya\n\nFani dünya seni ba’kisin sandım\nNefsime yenildim şanına kandım\nYalan tatlarına ekmeği bandım\nDoğduğuma pişman eyledin dünya\n\nYalan baharına aldanan kulum\nSayende menzile varmadı yolum\nMuradın istemem eyleme zulüm\nYükün çok ağırdır çekemem dünya\n\nHepimiz misafir köhne hanında\nYürümek çok zormuş senin yanında\nBilirim ayrılık vardır sonunda \nMusallaya bırakıp gidersin dünya\n\nÖmür dediğimiz kısa bir rüya \nBirlik de yaşamak kolaymış güya\nDünyaya aldanan kalıyor yaya\nYollarda bıraktın beni sen dünya\n\nSerdarım derim ki kederin boldur\nGönlüme acını hüznünü doldur\nHayat ne çileli acaip yoldur\nGide gide yolun bitmedi dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Alper Karazeybek",
        "poem": "\n\nGeminin gelişi\nİnsanların gülüşü\nDalgaların sahile\nİnsanların savaşa\nSevginin ayrılığa\nÇ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya...",
        "poet": "Elvan Meral",
        "poem": "\n\nÇok gülüp az ağlayacaktık güya\nEn tatlı yerinde sonlandı rüya\nÖyle değilmiş bak! sende gördün ya\nTam bir hayal kırıklığı bu dünya…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Metin Beyazlı",
        "poem": "\n\nDünya acımadan çaldın yıllarım\nDertten derde beni düşürdün dünya\nBen sende geçirdim güzel yıllarım\nIz bıraktımsa ben ne mutlu dünya\n\nHatıra defterim hatıra dolu\nZihnimde fikirler hep altüst oldu\nsaçlarım ağardı gülbenzim soldu\nIz bıraktımsa ben ne mutlu bana\n\n                                 15.07.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Yüksel Uca",
        "poem": "\n\nBu dünya bir oyun yeri \nBöyledir Âdem’den beri \nVar mı burda kalan biri \nBikarardır fani dünya \n\nÇürüktür bütün meyvesi \nBitmez hud’ası, hilesi \nHiç eksik olmaz çilesi\nÇok mekkârdır fani dünya\n\nAldatıcı, deni, gaddar \nSıkıntısı, elemi var \nKıymeti yok sinek kadar\nBir hülyadır fani dünya\n\nHerkesin ayrı dünyası \nEsmanın geniş aynası \nSonsuz âlemin tarlası \nMezraadır fani dünya \n\nÇok işini akıl almaz \nSırlarını bilen olmaz \nBurada hiç kimse gülmez\nBir rüyadır fani dünya \n\nKendisi bezekli gelin \nHerkese demiştir gelin \nKimseye vermemiş elin \nHep aldatır fani dünya \n\nSüslü yüzüne bağlatır\nBir güldürür yüz ağlatır\nNice yüreği dağlatır\nDert yeridir fani dünya\n\nYüksel şunu çok iyi bil \nBurda rahat mümkün değil \nSonsuz âleme et meyil \nBir gölgedir fani dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Mehmet Taş İnegöl",
        "poem": "\n\nDünya yuvarlaktır derler bilinmez\nBazen derler dünya hali çekilmez\nGarip olan bu yollardan gidemez\nBenim düşündüğüm dünya böle bilinmez\n\nİsterim dünyada mutlu olunsun\nArana tüm güzellik burda bulunsun\nSevenler birbirine kavuşsun\nBenim düşündüğüm dünya böyle bir dünya\n\nBakıyorum bunlar yalnız hayalde\nGörünmez ne köyde nede şehirde\nMutluluklar belki olmaz her yerde\nBenim düşündüğüm dünya nerede?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nmüzik aleti gibidir dünya\nya tanımaz\nbilmezsin\nveya özenirsin\nçok güzel melodiler çalabilirsin kusursuz\nvirtüöz de olabilirsin\nya da akordunu bozarsın\ntelini koparırsın\nhayattan koparsın\n\nEylül  2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Celal Uğur",
        "poem": "\n\nDünya Dünya garip Dünya\nHain Dünya zalim Dünya\nGüçlülerin olan Dünya\nBeni benden alan Dünya\n\nDiri diri yakan Dünya\nÇukurlara atan Dünya\nYaktın beni kül eyledin\nİnsanlara Kul eyledin\n\nSokak sokak dolaştıran Dünya\nKaderle savaştıran Dünya\nİyileri savuşturan Dünya\nKötüleri kavuşturan Dünya\n\nGüçlülere mekan olan Dünya\nGaripleri yakıp yıkan Dünya\nCehennemi aratmayan Dünya\nCenneti bize bırakmayan Dünya\n\nDünya senin sonuna yaklaştık\nAhiretten bile uzaklaştık\nNe olacak bizim sonumuz\nCehennemden başka yok yolumuz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Caner Uğraş Kayıkçı",
        "poem": "\n\nDÜNYA \n\nBu dünya! \nAkşamı da bir sabahı da bir, \nDön dön aynı dünya. \n\nSen dön,\nBiz dönmeyiz hak yolundan,\nDön dön aynı dünya.\n\n10/09/2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Alara Aksu",
        "poem": "\n\nTürlü Hayaller Kurdurup\nSeni Kendine Bağlayan Dünya\nAğzına Zehirli Bal Çaldırıp\nAhretini Senden Koparan Dünya\n\nNice Saraylar,Sultanlar Geçti\nHiç Birine Yaren Olmayan Dünya\nHer Gelen Kefenini Kendisi Biçti\nKimseye Sonsuz Olmayan Dünya\n\nHayaller Tükenmez,Tuzaklar Bitmez\nZamanını Senden Kaçıran Dünya\nHer Gelen Fanidir,Nedense Bilmez\nSeni Senle Kandıran Dünya\n\nParayla Pulla Oyalar Seni\nŞanla Şöhretle Karalar Seni\nGölgendir Daima Kovalar Seni\nKendini Kendine Kırdıran dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Birol Akarsu",
        "poem": "\n\nBir gün göçüp gidersin bu dünyadan\nÜzerinde biter kuru otlar\nNe gecenin ne yağmurun yağdığını\nBilemezsin \nGün geçer güneş doğar \nSual edersin yanına gelenlerden\nHalimiz nice olur sırasını bekleyenlerden\nNe bir dost nede bir halini soran olmaz\nDünya dünya yalan dünya \nBeni bana bırakmayan dünya\nAllına puluna kandığın dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Mahmut Nacar",
        "poem": "\n\nEy benim hayalime siyahlar çalan dünya\nGönlümdeki sevinci, umudu alan dünya\n\nDoğru söyleyenleri dokuz köyden kovduran\nMerde yüzünü asan, nâmerde gülen dünya\n\nAç kurtlar iştah ile paylaşır nimetini\nBize yalnız külfeti, zahmeti kalan dünya\n\nYüzüne bakmayanın yüzünü güldürmeyen\nZulmete, hıyanete, gaflete dalan dünya\n\nKadere razı olup tevekkül ettik diye\nBize yolu kapatan, elleri salan dünya\n\nBırak benim yakamı, etrafına bak hele\nHer tarafta yağma var, her yerde talan dünya\n\nEl âlemin yükünü altın, elmas eyledin\nBizim de sırtımıza bağlama palan dünya\n\nVerdiğini alırsın, aldığını vermezsin\nVarlığın yokluğundan daha da yalan dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Recep Şam",
        "poem": "\n\nHey gidi Dünya sana ne diyeyim\nYaşamak acı da olsa severim\nDoğdum seni gördüm senle yaşarım\nDuydum ecel varmış nasıl giderim\n\nBu güzellikler bu hayat bu evren\nYalan olur mu hiç doymadım dersem\nEğer bir gün bırakıp ta gidersem\nMısralarım hatıra kalsın derim\n\nBahar başka yaz da başka güzel sin\nSon bahar da saçın yere serersin\nKış ta yağan kar la ayrı güzel sin\nÇarşaf çarşaf keder örter gibi sin\n\nGerçek sin sıcağın la soğuğun la\nGerçek sin toprağın ile suyun la \nKeder ve neşe senin kucağın da\nŞimdi nasıl sana ben yalan derim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Murat Şimşek 2",
        "poem": "\n\nSana kimse eremez\nMuradını alamaz\nGarip olanın yüzü gülmez\nGül yüzümü ağlattın dünya...\n\nDeğirmen taşı gibi\nDöndürdün beni dünya\nYüreğime dert yükünü \nKoyup, salıverdin dünya...\n\nKar yağdırdın saçıma\nZehir kattın aşıma\nKoydun beni bir başıma\nZalimsin sen dünya...\n\nDoğarken kimse gülemez\nGelen ağlar koynunda\nEcel birdir, değişmez\nFanisin sen dünya...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Meral Yıldız Durmuş",
        "poem": "\n\nKopuğun, sapığın koştuğu dünya\nEğrinin kaynayıp taştığı dünya\nDoğrunun takılıp düştüğü dünya\nBir günümü daha benden götürdü\n Ruhumu sıyırdı, tenden götürdü\n\n01.05.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Cem Yavuz Baloğlu",
        "poem": "\n\nEy dünya..! artık senden ne bahar isterim nede yaz,\niçinde yaşarken ölen çürümüşler listesine benide yaz...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Talat Semiz 2",
        "poem": "\n\nDünya dünya\nKelek dünya\nYalancı dünya\nFırıldak dünya\nDönek dünya…\n\nSende kalsın\nGülüp söylemek\nSende kalsın \nŞan şöhret\nGariplere çile\nDert üstüne dert…\n\nNe verdiysen\nHepsini çeker alırsın\nBen ölür giderim\nSen yerinde kalırsın\nDön kahpe dünya dön\nÇok alsan canımı alırsın,\nVerecek neyim var...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "İshak Özlü",
        "poem": "\n\nGörüp gönül gözü seni çözseydi,\nKurtuluş uğruna yola düşseydi.\nGünah işlermiydi sonu bilseydi,\nyeri geldiğinde Kerim'dir Dünya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Ömer Hayyam",
        "poem": "\n\nGeldimse bu dünyaya ne bulmuş dünya\nGitsem de eğer kıymeti eksilmez ya ! \nBir kimse çıkıp da anlatıp söylemedi \nGelmekte ve gitmekteki hikmet ne ola?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Abdurrahman Tepe",
        "poem": "\n\nEkmeğini yedik suyunu içtik\nBizleri bağrına bastın sen dünya\nHoyratça biz sana libaslar biçtik\nSağ olasın var olasın şen dünya\n\nBiz senin üstüne konaklar kurduk\nEpey hırpaladık epeyce yorduk\nYine de biz senden ihsanlar gördük\nHayat kaynağısın cana can dünya\n\nİmkanlar fırsatlar kaynağı oldun\nÇok kere boşaldın çok kere doldun\nBiz sana zulm'ettik sen bize güldün\nZalimler elinde ağla-yan dünya\n\nHak seni evrenle yarattı yoktan\nHaddini bilmeyen mahvoldu çoktan\nLütuf ikram gördük cenab-ı haktan\nSen de SAMİHİ'yle hakka dön dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Refik Yıldız",
        "poem": "\n\nÇok yaşasan da dünyada\nKonup göçmek imiş dünya\nBeyhude yorulma yolunda\nEsip geçmekmiş dünya\n\nDünya sanki bir kafestir\nAlacağın birkaç nefestir\nSeni bağlayan nefistir\nEl sallayıp geçmekmiş dünya\n\nBak gökyüzü yıldız dolu\nHani kayar ya biri bazı\nİnsanda bir yıldız gibi\nAkıp geçmek imiş dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Alper Kürük",
        "poem": "\n\nDünya koskocaman \nÜzerinde ben küçücük ben\nUmutlarımsa dünya kadar...\nDünya döndükçe\nBen de umutlar arkasından\nDönerim gerçeğe dek.\nDünya üzerinde ben\nUmutlar üzerinde gerçek,\nDünya tek\nAma umutlar dünyası\nİnsanlara denk.\nDünya döner\nİnsan\nUmutlar dünyasında mihver...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Kamuran Gülen",
        "poem": "\n\nbarış için savaş diyen ağalar.\n             taşa karşı tüfek ile savaş olurmu.\n             gebe kadınların vurulduğu bir yerde.\n             savaş biterde barış olurmu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Levent Kapısız",
        "poem": "\n\nDünya dönüyor\nBiryerlerde bir bebek doğuyor\nBiryerlerde birileri ölüyor\nYinede dünya dönüyor\n\nDünya dönüyor\nBiryerlerde sevgililer evleniyor\nBiryerlerde ayrılık çanları çalıyor\nYinede dünya dönüyor\n\nDünya dönüyor\nBebekler ağlıyor\nDünya dönüyor\nBebekler gülüyor\n\nDünya dönüyor\nGelecek oluyor\nDünya dönüyor\nGeçmiş kayboluyor\n\nDünya dönüyor\nİnsan rüya görüyor\nDünya dönüyor\nİnsan uyanıyor\n\nDünya dönüyor\nGurbet başlıyor\nDünya dönüyor\nHasret bitiyor\n\nDünya dönüyor\nSen duruyorusun\nDünya dönyor\nBir sen geri dönmüyorsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya",
        "poet": "Nazan İzmirli",
        "poem": "\n\nvarlıkla yokluk arasında sıkışmış\ndünya......\nakla kara arasında gidip geliyorum.\nbir uzun, bir kısa   yol  yılan kıvraklığında\nulaşıyor  anlamsız  şehrin  ışıklarına \ngün, kan revan içinde terkederken şehri\nakşam alacası hüznü çökmüş omuzlarıma\nyasa bürünür şehir o anda\ntek tük yanan lambalar\nteselli arar boş odalarda\n\nNazan İzmirli-15.10.2005-antalya\n\ndünya.........\nvarla yok arasında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Adil Olsaydı Ahiret Olmazdı",
        "poet": "Sadık Yılmaz",
        "poem": "\n\nTakdiri ilahi neyse gelecek başa \nİstesen de istemesen de paşa paşa\nGönül ister ki hep huzurlu mutlu yaşa\nDünya adil olsaydı ahiret olmazdı\n\nKaldır kalbinden husumeti adaveti\nOyalamasın seni dünyanın şehveti\nArama dostum burada mutlak adaleti\nDünya adil olsaydı ahiret olmazdı\n\nKimi yoksul kiminin vardır imkânı\nEvsiz barksız var kiminin var mekânı\nDünyada herkesin farklıdır imtihanı\nDünya adil olsaydı ahiret olmazdı\n\nKimi çalışır, kimine de her gün tatil\nİyiler sürünür zevkini sürer katil\nBu hayat düşündüğün gibi değil adil\nDünya adil olsaydı ahiret olmazdı\n\nDünyada yaşayıp geçti nice kavimler\nGöçtü niceler Allah dostu âlimler\nSize kalacak dünya sandınız, zalimler\nDünya adil olsaydı ahiret olmazdı\n\nHesaba çek hayatını geçir süzgeçten\nEn az zayiatla geçmeli bu süreçten\nDuaların kabul olsun samimi içten\nDünya adil olsaydı ahiret olmazdı\n\nNe sandınız bu devran böylemi sürecek\nRabbim elbet amel defterini dürecek\nEbedi âlemde iyilerin yüzü gülecek\nDünya adil olsaydı ahiret olmazdı\n\nTarih: 22.06.2016 =====================\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Ağlıyor",
        "poet": "Ali Cengiz Turan",
        "poem": "\n\nSevgiye hasret dünya içimizi dağlayıp,\nKızgın çöller misali suya hasret ağlıyor.\nYabani meyvaları ekşi,buruk,verimsiz,\nAşıya hasret gibi aşı için ağlıyor.\n\nSonbaharı gelmeden yaprakları dökülen,\nYaşama hasret ömür yaşam için ağlıyor.\nUçsuz bucaksız zaman rüzgar gibi esince,\nÖlen yakınlarına yakınları ağlıyor.\n\nDünayda canlımıdır,canlıları sevmeyen,\nSevgisiz bir yaşama sevenler hep ağlıyor.\nCoşan nehirler gibi sevgiye hasret dünya,\nVahşeti yapanların vahşetine ağlıyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DüNYA & AHİRET",
        "poet": "İhsan Gürbüz",
        "poem": "\n\nDünya bizim için harman yeridir.\nAhiret dünyanın değirmenidir...\n\n(07.06.2008 - Alanya)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DüNYA & AHİRET",
        "poet": "İhsan Gürbüz",
        "poem": "\n\nDünya bizim için harman yeridir.\nAhiret dünyanın değirmenidir...\n\n(07.06.2008 - Alanya)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya ahiret şiirimsin",
        "poet": "Mustafa İdrisoğlu",
        "poem": "\n\nİçimde bir şiir taşırım, kimsenin bilmediği.\nArtık sen benim dünya ahiret şiirimsin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Akar Gider",
        "poet": "Cemal Fuad",
        "poem": "\n\nÖlüm vardır birşey gelmez elimden\nDünya akar gider yalan olsa da\nBir garibim kimse bilmez hâlimden\nDünya akar gider bilen olsa da\n\nSoldur ey dost gonca gülünü soldur\nOl hayat bu sonu gamlı bir yoldur\nİnsanoğlu fâni ölüme kuldur\nDünya akar gider ölen olsa da\n\nBudur insanoğlu bahtın minvali\nKime anlatırsın sen bu ahvali\nBuldurur insana kader zevali\nDünya akar gider bulan olsa da\n\nCanda bir bedenin eseri kalmaz\nHiç kimsenin derdi kederi kalmaz\nÂlemde beterin beteri kalmaz\nDünya akar gider kalan olsa da\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Ahvali...",
        "poet": "Nermin Devrimci",
        "poem": "\n\nDünya hali bu ahvali görünmez\nKim zengin kim fakir bilinmez\nArarsın ummanda bile bir liman bulunmaz\nKaderin buymuş Hak'ka sual sorulmaz.\n\nSorgun yüreğine, hesabın kendine dönder\nSensin yaptığın  her günahında önder.\nDikeni kendine,gülü başkasına gönder.\nHak can almayınca,bulunur daima bir minder.\n\nYaşamak için çare cana çabadır.\nÜmidin kaybedenin dünyası hep böyle dardır\nGeçim derdi desen zenginde de vardır\nBilmez insanoğlu hayat yolu hep sapadır.\n\nBahtsızın derdi bitmez,söyletirde söyletir,\nGöğe çıkar ahı inletirde inletir.\nSabır et ya gönül  sabır,her derde sabır eyle.\nGün doğacaktır  unutma sen, bundan böyle.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya ahiret dengesi ve veraset",
        "poet": "Yusuf Aygun",
        "poem": "\n\nDÜNYA AHİRET DENGESİ VE VERASET\nMüslümanların Kuranı yanlış anlamaları, Kuranı bırakıp bir takım felsefeleri ve mistik inanışları takva zannetmeleri ve özelliklede felsefi tasavvufun İslam dünyasında hakim kültür haline gelmesiyle Kuranın bu eksende yorumlanmaya ve tefsir edilmeye başlanması Müslümanların dünya olgusunu algılama noktasında içinden çıkılamayacak bir çıkmaza düşmelerine  ve Allah’ın kendilerine yüklediği yer yüzünün hilafeti ve verasetini(Bk.:Bakara:29 Enam:165,Araf:69-74,Yunus:14,73,Neml:62,Fatır:39,Sad:26) kaybetmelerine yol açan bir uçuruma yuvarlanmalarına sebebiyet vermiştir.Tabi ki bahsettiğimiz bu süreç uzun bir zaman almış Asrı Saadetten sonra ortaya çıkan saltanat serüveniyle başlamış ve en son Osmanlı devletinin zayıflayıp yok olması ve yerine İslam dünyasında seküler hukukun yerleşmesiyle emperyalizmin hakimiyetine kendisini teslim etmiştir bu sürecin algılanması ve yeniden bir dirilişin yaşanması dünyanın yeniden tanımlanması ve Kuran bağlamında dünya ahiret birlikteliğinin ve dengesinin sağlanması ile mümkündür.Sorunu tanımlayabilmek ve giderebilmek elbetteki kaynağına gitmekle mümkün olduğundan bizde bu sorunun kaynağını tespit etmeye ve olumsuzluğu gidermeye hiç olmasa bu bağlamda atılacak adımlara bir katkı sunmaya çalıştık.Asrı Saadetten sonra Muaviye ile başlayan ve dünyevileşmenin başlangıcı olarak nitelendirebileceğimiz süreç zevk ve sefaya düşkün olan Yezidin ehli beytin bireylerine zulmetmesi ve hilafet merkezini Medine’den Şama taşıması, Emevi sülalesinin israf ve debdebeli bir hayatı benimsemesi,saraylar yaptırması ve yeni Müslüman olmuş halka iyi davranmaması v.s dünyevileşmenin yaygınlaşmasına sebebiyet vermiş bu zihniyet Abbasilerle de devam etmiş bu süreçte insanlar ya saltanat taraftarı olmuş ya saltanatla mücadele etmiş yada bu iki tavrın dışında bir tavır geliştirerek münzevi hayatı seçmiştir daha sonra saltanata karşı çıkanların acı kayıplar vermeleri ve başarısız olmaları ile birlikte  toplumda saltanat taraftarı ve onlardan uzak duran zahitler olarak  iki tip insan prototipinin kalmasıyla seçenek(Sosyal tavır)  ikiye inmiştir daha sonra kendi felsefelerini de üreten bu düşünce kemikleşmiş ve bir disiplin olarak ortaya çıkmıştır.birisi dünyevileşmeyi diğeri ise mitleşmeyi (Ruhbaniyet)  temsil eden bu iki aşırı uç neredeyse hakikati kendilerine uydurma adına bir düşünce sistemi geliştirmiş ve bu sistemlerini İslam adına sunar duruma gelmiştir.      Kuran’a parçacı yaklaşan ve esasen Antik felsefe,Hint mistizmi, doğu felsefesini ve Hıristiyanlığın ruhbaniyet(Bk:Hadid:27)  anlayışını İslam’a taşıyan bu düşünce sistematiğinin öncüsü olan mutasavvıflar dünyayı çok kötü bir şekilde tavsif etmişlerdir. Mesela kendinden önceki sûfîlerin Kuran yorumlarını derleyen Ebû Abdurrahmân es-Sülemî(ö.412/1021) ,şu sözleri nakletmiştir: Zünnûn el-Mısrî: Dünya mezmûm(zemmedilmiş, kınanmış)  olarak yaratılmıştır. Ebû Bekr el-Verrâk: Dünya bela, meşakkat ve hevâ yurdudur. Her kim bu dünyadan yana muradını ifnâ ederse her şeyden/belâdan salim olur. Sehl et-Tüsterî: Dünya tıpkı bir ağaç gibidir. Kökü cehalet, dalı yiyip içme, giyinip kuşanma, uyuyup istirahat etme, kadın, güzel koku ve malı sevmektir. Semeresi ise ilâhî azabı mucip olan günahlardır.(Tefsirüssülemi Hakaikuttefsir:C.2S.233) sûfî müfessir Kuşeyrî (ö. 465/1072)  de şöyle bir izah getirmiştir: “Dünya hayatı yok olmaya mahkumdur. O ne [bir saniye] rötar yapar ve ne de bir yerde karar kılar. O filhal Allah’tan alıkoymaktadır. Gerçi ekmek aş verir ve fakat karın doyurmaz. Tıpkı çocukların oyunları gibi hiçbir kural (istikamet)  tanımaz. İnsanı haktan ve hakkı hakkıyla kavramaktan alıkoyar.”(Kuşeyri Lataif’ul İşarat C.3 S.290)\n\nEbû Hâmid el-Gazâlî’nin (ö. 505/1111)  İhyâu Ulûmi’d-Dîn adlı tasavvuf klasiğinin Zemmü’d-Dünyâ bölümünde de dünyayı tahkir ve tezyif eden birçok manidar söze rastlamak mümkündür. Gazâlî’nin bu bölümde aktardığı bilgilere göre dünya mutasavvıfların gözünde maddeye yönelen nefsin arzularından (hevâ ve şehvet)  ibaret olup bütün kötülüklerin kaynağıdır. Çünkü dünya özü itibariyle insanı alçaltan ve aslî maksadını ona unutturan bir niteliğe sahiptir. Hakk’a giden yoldaki en büyük mâniadır(engel) . Bu yüzden kimi sûfîlerce “domuz” diye adlandırılmıştır. Dünya yalan, âhiret gerçektir. Dünya ile âhiret iki kuma gibidir. Biri memnun edildiği ölçüde diğerinin rahatsız olması kaçınılmazdır. Dünya Allah’ın düşmanıdır. Dışı çekici bir kadın, içi çirkin bir kocakarı gibidir. Allah dostu olan bir insanın dünya ile ilgi kurması muhaldir.(Gazali İhya:C:3S:214-225)\nGazâlî, hayra vasıta olan nesnelerde kısmen de olsa hayır bulunduğu düşüncesinden yola çıkarak dünyanın mutlak surette bir düşman olarak algılanmaması gerektiğini söyler ve böylece tasavvufî gelenekte daha mutedil bir anlayışı benimser. Bununla birlikte, dünya sevgisinin mutlak surette\nciddi bir tehlike ve risk içerdiğini belirtmeyi de ihmal etmez. \nÖzetle, dünya sevgisi ile âhiretin birlikte yürümeyeceği, yani bir koltuğa iki karpuz sığdırmanın mümkün olmadığı, tasavvufî öğretinin en temel prensiplerinden biridir. Bu yüzdendir ki dünyaya adamakıllı mesafe koymak, seyr-i sülûkun ön koşullarından biri addedilmiştir. Kuşeyrî’den öğrendiğimize göre seyr-i sülûkta samimi, azim ve sebat sahibi olan bir müridin dünyevî ilgilerden kendini soyutlaması gerekir. Alâik ve şevâgıl denen bu ilgileri bir kenara koymak ve böylece dünyevî angajmanlardan kurtulmak (ferâğ-ı kalb)  tasavvuf yolunun esasıdır. Dünyevî ilgilerin başında mal tutkusu gelir. Kendisine çok önem atfedildiği için mal-mülk ister istemez insanı hak ve hakikatten uzaklaştırır. Bu yüzden hubb-i mal(Mal sevgisi)  ve tûl-i emeli(uzun vadeli dünya işleri)  terk etmek gerekir. Keza hubb-i câh ve riyasetten de (makam, mevki ve liderlik tutkusu)  vazgeçilmelidir.()  Bir mürit bütün dünyevî ilgilerden kendini soyutlamadıkça ona herhangi bir zikir telkininde bulunmak caiz değildir.(Kuşeyri:Errisale:S:380-381)  Sülemî ve Kuşeyrî diğer büyük sûfîlerden de şu sözleri aktarmışlardır: Yahyâ b. Muâz: Dünya İblis’in içkisidir.Kim ondan bir yudum içerse\nancak kıyametteki toplanma kampında ayılır… Dünya makyajlı bir gelin gibidir. Dünyaya\nrağbet edenler onu[n saçlarını] taramak ve süslemekle meşguldür. Zahit onun yüzüne kara\nçalar, saçını yolup elbisesini yırtar; Allah ile meşgul olan ârif ise ona bakma külfetine bile katlanmaz,ona hiç iltifat etmez. Ebû Osmân el-Hîrî: Her kim dünya ve dünyalıkla mutlu olur vebu mutluluğu onu Allah’tan uzaklaştırırsa kesinlikle aldanmıştır. Dünyanın evveli belâ, ortasıeza-cefa, sonu da fenâdır. Vâsıtî: “Dünyanın metâı azdır” demek, “Dünyayı insanların gözündeküçült ki onu terk etmek kendilerine zor gelmesin” demektir. Bk. Sülemî, Hakâiku’t-\nTefsîr, c. II, ss. 108, 111, 133, 155; Kuşeyrî, er-Risâle, s. 119                  \n  Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi bu anlayış Kurana devşirme kültürlerin ve inançların etkisiyle parçacı yaklaşımdan kaynaklanan ve özde Kuranın ortaya koymaya çalıştığı nizam(dünya ahiret dengesi)  anlayışı(Bk:Bakara:200-202)  ile taban tabana ters olan bir anlayışın ürünüdür. Bu yaklaşım güya ahireti kurtarma adına dünyayı reddeden ve Müslümanları geri dönülemeyecek bir mahkumiyete mahpus kılan bu sayede de hem dünyalarını hem de ahiretlerini yok eden bir uçuruma yuvarlamıştır.   bu yaklaşım sahiplerinin Kurandan kendilerine delil aldıkları ve görünüşte dünyayı zemmeden ayetlere gelince (Bk:Kasas:78-83,Şura:20,Rum:7,Kiyamet:20-21,İnsan:27,Ala:16-17)  bu ayetler indikleri ortam ve vasfettikleri  insan tipi ve Arapların dünya ve ahiret telakkileri bilinerek okunursa çok kolay bir şekilde görülecektir ki bu ayetlerde zemmedilen dünya değil insanların ona yaklaşma biçimidir çünkü Araplar ahirete inanmıyorlar(Bk:Casiye:24)  ve dünyayı mal mülk evlat çokluğu,oyun eğlence ve maksimum düzeyde zevklenme yeri sayıyorlar ahireti ise alaya alıyorlar(Bk:Enam:29)  ve eskilerin uydurması(Esatirul Evvelin)  olarak nitelendiriyorlardı.(Bk:Kalem:15) bu ayetlerde geçen bir takım kavranlar vardır ki bu kavramlar:La’ib:oyun anlamına gelen bu kelime sözlüklerde:Sahih bir maksada matuf olmayan her türlü fiil anlamına gelmektedir bu tip fiiller abesle iştiğal olan davranışlar olarak ta ifade edilebilir,bir diğer kavram Lehv: insanı asli amaç ve önemli işinden alı koyan uğraş anlamında kullanılmaktadır(Lehvel Hadis) .bir başka kavram Meta: kendisinden bir şekilde faydalanılan ve faydası kalıcı olmayan nispi fayda anlamına kullanılmaktadır(Metaün Kalil)  kavramlardan biride Araz: olup bu kavram: dünya metaını gelip geçici olduğu anlamına gelmektedir yine bu kavram renk ve tat gibi daimi olmayan ve özsel varlığı bulunmayan şey anlamında da kullanılmaktadır. Kuranda bahsettiğimiz bu olumsuz anlamdaki diğer bir kavram,Ğurur kavramı olup bu kavram: aldanmak,müşterisini kandırmak, malı allayıp  pullayarak hoş göstermek dünya malının aldatıcılığı(Metaul Ğurur)  anlamında kullanılmaktadır. Dünya ile ilgili bu ayetlerde geçen bir kavramda Ziynettir bu kavram ise:süs,çirkin olan bir şeyin süslenerek güzel gösterilmesi bu kavramın bir versiyonu olan Züyyine ise: inkarcıların dünyevi hayatı kendi gözlerinde güzel ve çekici görmeleri anlamında kullanılmaktadır.Dünya ile ilgili kullanılan diğer bir kavram Fitnedir.Fitne:imtihan vesilesi,sınama aracı ve saptırıcı etken anlamına gelmektedir,diğer bir kavram ise Hayr olup bu kavram dünya ve mal sevgisi anlamında kullanılmaktadır.Dikkatle incelendiğinde bu kavramları geçtiği   ayetlerde zemmedilen ahireti dünya lehine reddeden ve tercih edenlerin tavrı idi.Tam olarak şunu söylemek uygun düşer ki Allah bu ayetlerde dünyayı putlaştıran(İlahlaştıran) Arapların bu İlahını reddetmekte kozmik dünyayı değil ilahlaştırılmış süfli değerleri(dünyevileşme)  zemmetme anlamında dünyaya ve onun geçiciliğine vurgu yapmaktadır.bu vurgu İlahi ve sürekli olan aşkına mukayese ile ilgilidir yoksa dünyayı reddetme anlamı içermez.  aslında ‘dünyada ahiret te Allah’ındır.(Bk:Necm:25,Leyl:13)  ve Allah yer yüzünde yarattığı her tür varlığı insan için bir nimet olarak nitelemektedir nimet ise yukarıda nakillerini yaptığımız felsefi tasavvufun yaklaşımı ile algılanacak olumsuz bir mana asla ifade etmez.\n Yukarıda yaptığımız tasavvufun önder isimlerinden alıntılar dikkate alınırsa  şimdi dünyayı bu gözle algılayan Müslümanların onun(Allah’ın yer yüzündeki  halifeliğine ve verasetine talip olmaya takati ve niyeti kalır mı? tabi ki kalmaz maalesef kalmamıştır da bu felsefeyle Müslümanların dünya olan  ilgilerinin zayıflaması bunun neticesinde önce  ceberut sultanlar sonrada seküler emperyalist güçler dünyanın verasetini ve yönetimini onu sahipsiz bırakan Müslümanların elinden almış buna karşı çıkan mazlumları ise açlığa,yoksulluğa, kana ve zulme boğmuşlardır.Müslümanları zillete duçar eden bu anlayışın ideal olarak sunulmasında bir takım maksatlı çalışmaları etkisi varsa da genelde Kurandan ve onun anlaşılmasından uzaklaşmanın rolü esas sebep olarak gözükmektedir.Tabi bu netice olarak Sultanların ve emperyalistlerin işine yaramıştır bu telakki sebebiyle sünnet olan ticaret ve Müslümanların temel yaratılma sebebi olan hilafet (dünya hakimiyeti)  şer güçlerin eline (Bu gün bu güç Yahudi,Ermeni ve Siyonistlerin elindedir.) geçmiştir.Bu düşünce Müslüman’ı ticaret yapmayan,yönetici olmayan,mal edinme ve güçlü olma çabasından uzak hele de dünyaya hakim olma ve iktidarı eline geçirme idealinden uzak bir münzevi derviş haline getirmeye çalışmaktadır.Bu düşünceye göre Müslüman dünyada ne kadar mutluysa Allah’tan ve ahirettten o derece uzaktır Müslüman’ın dünyada mutlu olmaya  hakkı yoktur,yönetmeye ise hiç yoktur,o dünyadan ölünceye kadar çekilecek ve ölünce mutlu olacaktır. Oysa Allah bakınız ne buyuruyor:’Yemin olsun ki biz zikirden(Kitap)  sonra Zebur’da da  şunu yazdık:Yer yüzüne benim Salih kullarım varis olacaktır.’(Enbiya:105)  oysa bu düşünce sahipleri saadeti bu verasetten kaçmakta görüyorlar.Şimdi biz olaya Kuran çerçevesinde bakmaya çalışalım: Allah Necim Süresinin: 40-41. ayetlerinde insan için ancak maddi ve manevi çalışıp çabaladığının karşılığı vardır ve insan emeğinin karşılığını mutlaka alacak.’ buyurarak emeğin gereğine vurgu yapmış, ve başarının ilahi kanunu ortaya koymuştur. bu gün gayri Müslimlerin dünya hakimiyetini elde bulundurma sebepleri bu sırrı keşfetmelerine dayalıdır.Yine Allah Nebe süresi:9-11.ayetlerinde geceyi dinlenme ve istirahat gündüzü ise çalışma ve gayret(maişet ve ibadet)  vakti olarak yarattığını belirtmekte ve dünyevi emeğe dikkat çekmektedir.Mülk süresi:15.ayetinde ise ‘ Allah yer yüzünü sizim emrinize vermiştir,yer yüzünde gezin dolaşın ve rızk olmak üzere  size verdiği şeyleri elde ederek istifade edin.’buyurarak hem dünya için gayret sarf etmeye hem de dünyanın insanın istifadesine sunulduğuna işaret edilmiştir.  bu istifadenin ölçüsü ve niteliği ‘ Ey Adem oğulları Her secde mahallinde (Mescit)  güzel elbiselerinizi giyin,yiyin için,fakat israf etmeyin..’(Bk:Araf:31,İsra:26,Taha:81)  buyurularak meşru ölçülerde Allah’ın nimetlerinden istifade etmenin gereği ifadede edilmekte, asla  bu nimetlerden uzak durma konusunda bir ima dahi bulunmamaktadır.Bakınız Araf süresi 32. ayet bu düşünce sahiplerine nasıl bir cevap veriyor.’De ki; Allah’ın kulları için yarattığı temiz rızkları kim haram(yasak ve pis)  kıldı De ki:onlar dünya hayatında da kıyamet günüde müminler içindir.İşte bilen bir topluluk için ayetlerimizi böyle açıklıyoruz.’buyrularak bu felsefe sahiplerinin güya fazilet olarak sundukları davranışların aslında Allah’ın helallerini haram kılmak iddiası olduğu ortaya koyuluyor. yine ‘Ne elini boynuna bağlayıp cimri kesil,nede elini büsbütün açıp tutumsuz olma,yoksa pişman olur,açıkta kalırsın.’(Bk:İsra:29)  ayetiyle hem mülk edinme,hem de var olandan verme konusunda dahi bir dünya ahiret dengesi ortaya konulmaktadır,yukarıda dünyayı zemmeden felsefeye işi bırakırsak zaten dünya kötü olduğundan Müslüman’ın mal edinmesi mümkün olmadığı gibi kazara varsa var olanın  arınmak için tümünü  vermek gerekmektedir..çünkü onlara göre  ayetlerin aksine(Bk:Muhammet:36)  mülk kirlidir. Casiye Süresi 14.ayetinde ‘Allah gökte ve yeryüzünde bulunan her şeyi sizin yararınıza sunudu.’ Denilerek eşyanın mubahlığına,Cuma süresi 9.ayetinde ‘Cuma günü ezan okunduğunda,alış verişi bırakarak namaza koşun.’ 10.ayetinde ise ‘Namazı kılınca yer yüzüne dağılın ve Allah’ın lütuf olarak verdiği şeyleri elde etmek için için çalışın.’ifadesi ile Müslüman’a hem  çalışmanın hem de ibadetin ölçüsü verilmekte dünya ahiret dengesine vurgu yapılmaktadır,Allah’ın verdiği dünyalığa lütüf denmiştir.ayrıca ibadetin tanımını Allah’a itaat bağlamındaki bütün işler olarak düşündüğümüzde(Bk:Enam:162)  esas ibadetin Allah’ın yer yüzü hakimiyeti olan tevhidi gerçekleştirme çabası olduğu anlaşılması gereken yegane hakikat olarak önümüze çıkmakta(Bk: Bakara:193)  ve bu Müslümanların dünya ekonomisi ve teknolojisine sahip olmasını gerekli kılmaktadır peki yukarıda alıntısını yaptığımız felsefe ile bu nasıl mümkün olacaktır anlayan izah etsin.\n\nKuranın dünyaya bakışı insanın dünyayla kurduğu iletişimin niteliğine ve amacına göre iki yönlü bir perspektif içermektedir.Dünya inanan insan için Allah’ın iradesini gerçekleştireceği, rabbinin kendisine verdiği hilafet, veraset ve velayet görevini kullanacağı nimetlerinden helal ve meşru biçimde istifade edeceği ve bu nimetleri insanlar arasında adilane bir biçimde tevzi edeceği bir sınanma,imtihan ve hilafet paidahıdır.İnsan dünyayı imar ve ihya ile vazifelidir(Bk:Hud:61) ,dünyada ve kainatta var olan bütün eşya ve varlıklar onun emrine amade kılınmış(Bk:Bakara:29,Rad:2,İbrahim:32-34,İsra:70,Nahl:80-81)  ve onun meşru ve ilahi ölçülerde istifadesine sunulmuştur bunun sebebi onun rabbi tarafından kendisine sunulan vazifeyi bihakkın yerine getirebilmesini sağlamaktır.İnsan dünyayı Allah’ın mülkü ve iradesinin kendisi vasıtasıyla tecelligahı   olarak algılamalıdır.bu insanın evrenle ve dünya ile kuracağı ilişkinin meşru biçimidir Allah müminlere de çalışmalarını emrederken miskinliği ve sefilliği yasak eder.hatta ‘ miskin ve asalaklara mallarınızı yedirmeyin’ uyarısında bulunur(Bk:Nisa:5,Furkan:67) , Yine O’ dilediğine dilediği kadar hesapsız verir(Bk:İsra:30,Sebe:39) ,Allah’ın vermesini ayetlere parçacı yaklaşalar olumsuz algılayan yaklaşımın aksine Allah vermesini inanan insan için bir lütuf olarak nitelendirmekte(Bk:Kasas:77)  ve şükredenlere hesapsız bir biçimde vereceğini ve nimetini artıracağını belirtmektedir(Bk: İbrahim:7) .Şimdi soralım Allah zemmettiği şey hakkında şükrederseniz artırırım der mi? Allah Peygamberlerinde ve kullarından bir kısmına makam, bir kısmına bol rızık bir kısmına da kalabalık ümmet v.s. vermek suretiyle nimetini değişik şekillerde Salih kullarına sunmuştur.Hz.Davut ve Süleyman’a mülk ve krallık veren, H.z Yusuf’a  bakanlık ve vezirlik veren,Hz.İbrahim’e bol bereket veren  ve daha bir çok kuluna bol nimetler veren ve kullarının bu nimetlere şükrünü öven Allah bu kullarından verdiği dünya güzelliklerini terk etmelerini istememiştir. Onlardan istediği tek şey bu nimetlerin şükrünü eda etmeleri yani her hususta kendisine itaat etmeleri ve hakimiyetini bütün kainatta gerçekleştirmeleridir. Yine Kasas süresi ayet:77 de: ‘Allah’ın sana verdiği şeylerle ahiret yurdunu kazanmaya çalış dünyadan  da nasibini unutma.’ Bu ifadelerin sunduğu modelle yukarıda takva adına insanlığa model sunanların görüşünü acaba uzlaştırmak mümkün mü? Tek kelimeyle hayır, ayette ifade edilen şey açık Allah bu ayette ey kulum Karun kadar zengin olmanda asla bir problem yok hatta eğer bunu hayır ve meşru biçimde kullanıyorsan ne ala fakat hayra kullanırken malın  kaynağını asla kaybetme saçıp savurma ve malını sefillere ve asalaklara yedirme diyor,bu ayetin tefsiri budur.Bu düşünce sahiplerine sormak lazım Ebu Bekir, Osman b. Affan, Abdurrahman b. Afv zengin oldukları ve Allah yolunda harcadıkları için  cennetle müjdelenmediler mi? Abdurrahman öldüğünde malı bu günün büyük zenginleri kadar çoktu.Hz.Peygamberin fakirliği özendirdiği yönündeki hadisleri bu bağlamda değerlendirilmelidir Peygamberimizin güçlü ve zengin olmayla ilgili rivayetleri ise olayın Müslümanların dünya hakimiyeti ve Allah’ın evrensel iradesinin gerçekleşmesini sağlamaları anlamında anlaşılması gerekir onun esasen ümmetten istediği,Allah’ın verdiği nimetlerin şükrünün eda edilmesidir.Peygamberimizin dünyadan elini eteğini çekmek isteyen üç sahabeyi(Abdullah b. Ömer,Ebu Derda, Osman b.Mazun)  uyarması ve esas takvanın bu olmadığını belirtmesi ise meşhur bir hadisedir.   Yine Adiyat süresinde malı da(Hayrı)  çokça istiyorsunuz derken maldan hayır olarak bahsedilmiş burada sadece malı isteyenin isteme amacı zemmedilmiştir.Eşyada asıl olan mubahlıktır. zemmedilen yahut metih edilen eşya ile  kurulan ilişkinin meşruiyet biçimidir.Allah’ın inananlarda istediği proje (Allah’ın iradesini bütün dünyaya hakim kılma)  oldukça güçlü ve imkan sahibi olmayı gerekli kılmaktadır onun için Allah o günün kavramlarıyla Müslümanlara düşmanlarına karşı mukavemetli ve güçlü binekler beslemelerini emretmektedir.(Bk:Enfal:60)  bu ise imkan gerektirir oysa yukarıda alıntı yaptığımız zevat bu gücün zerresini şeytanın içkisinden saymakta bulaşanları ise Allah adına  tehdit etmekte ne yaman çelişki! . Öte taraftan dünya kozmik olarak ve nimetleri itibari ile Allah’ın ayetlerinden bir ayettir.(Bk:Rad:3) İnsan ona nefretle değil hayret ve merakla bakmalı(Bk:Mülk:3-5)  onun inceliklerini ve kanunlarını keşfetmelidir (Bk:Abese:24-32)  bu söylediğimizi başaran  batılılar kainata hükmetmekte ve Allah’ın insanın hizmetine  verdiği kainattan her türlü istifade nimetini kullanmaktadır oysa bu nimetlerden esas yararlanması gereken Müslümanlar ise mahkum ve zelil durumdadır bunun altında yatan şey dünyaya Allah’ın işaret ettiği gözle bakmayıp takva zannettikleri zaviyeden bakmalarıdır.bu bakış maalesef bizi bilim ve keşiflerden mahrum bırakmıştır.Esas olan dünyayı kesben değil kalben terk etmektir bu da bir fikir önderinin dediği gibi parayı cebine imanı gönlüne koyarak hareket etmeyle mümkün olabilecek bir durumdur.Bir de her türlü faydalı iş olarak tanımlayacağımız Amali Salih kavramı Allah’ın övdüğü ve insanlara faydalı olan her tür iş anlamında düşünülürse Müslüman’ın insana ve dünyaya bakışı daha faal bir hal alır.Müslüman’ın yaptığı şeriata uygun her tür iş ameli Salih kapsamında değerlendirilir.Zaten insan için hayat ve ölümün var olması Salih işlerin ölçülmesi içindir.(Bk:Mülk:2) felsefi tasavvufa göre ise tanımlanmış ibadetler kapsamı dışındaki işlerin tümü tuli emeldir,kişiyi Allah’tan uzaklaştırır.Dünyayı boş bir bekleme yeri olarak telakki eden bu düşünce zahitlik dışındaki Allah’ın meşru kıldığı davranışları Allah’tan uzaklaştırıcı nitelikte gördüğü için bu alandaki gereksinimlerini ya çok kısıtlı karşılamakta ve gerisini yine yanlış yorumladığı Tevekkül kavramıyla karşılamaktadır oysa gerçekte miskinlik olarak adlandıracağımız bu anlayış bütün çabayı sarf ettikten sonra sonucu Allah’tan bekleme anlamana gelen Tevekkülle karıştırılmıştır.Birde şunu ifade etmek gerekir ki eğer İslam dünyaya ehemmiyet vermeyi meşru görmeseydi imkan sahipleriyle ilgili Zekat,Sadaka, İnfak,Kurban,Hac,Karzı Hasen(Karşılıksız borç)  gibi mali ibadetleri emretmez ve Kuranın en geniş anlatılan hüküm ayetlerinden olan miras konusunu Kuranın içeriğinde  bulundurmazdı.Hayra ulaşmayı sevdiğimiz şeylerden vermeye bağlayan(Bk:Aliİmran:92)  İslam malı sevmeyi(Koruma)  ve sevdiğinden bir ölçüde(Bk:Muhammet:36)  vermeyi gerekli görmektedir.(Bk:Bakara:177)  Bütün bunları söylerken şunu ifade etmek gerekir ki İslam dünyevileşmenin(Seküleriz)  bayraktarlığını yapan Yahudi felsefesi ile dünyayı pis ve Allah’tan uzaklaştırıcı(Mistizm)  gören Hıristiyanlık ve doğu felsefelerinin arasında dengeyi ve itidali(Bk:Bakara:143)  sağlayan bir yol olduğunu ifade etmek muradındayız.İslamı iki cihan saadetini sağlayan bir din olarak tanımlamak en doğru yaklaşım olacaktır. yoksa biz dünyayı kurtarma adına ahireti unutmayı telkin eden bir anlayışın tarafı değiliz.Biz şunu söylüyoruz dünya bu felsefelerin sunmaya çalıştığı gibi ne bir çile hane nede bir sürgün yeri değildir bilakis o bir tarla yani kişinin ektiğini kıyamet günü biçeceği bir mezradır.ondan küsen ahiretini kaybeder onu ziraata uygun eken yarın ahirette hasadını görür.Zaten mantıklı düşünen herkes anlar ki imtihan ahirette değil dünyada yaşanmaktadır,cennette cehennemde dünyada kazanılmaktadır. Zahitlik dağa yahut mağaraya çekilmek değil, toplumdan uzaklaşmak asla değildir, zahitlik toplumun içinde günahlara bulaşmamaya çalışarak toplumu hayra yönlendirmektir,Kuranın en mühim emri olan iyiliği emir ve kötülükten nehiy vazifesi Müslüman’ı toplumdan uzaklaşmaktan alıkoyan en mühim düsturdur.(Bk:Ali imran:104,110)  hatta bu emri bırakmanın Müslümanları zillete düşerecek bir durum olduğu(Bk:Maide:78,79,Enfal:73)  Kuran da geçmiş ümmetlerden örnekler sunularak belirtilmiştir.Bu anlayışın doğurduğu en hazin sonuçlardan biriside bizzat bu anlayışın laikliği İslam ülkelerine davet etmesidir din dünyadan bu felsefe yoluyla elini çektirilince dünya sekülarizmin kucağına düşmüştür.zaten laiklik din ve dünya işlerini ayırmak olduğundan bu felsefe dolaylı olarak bu anlayışa dünya ahiret ayrımı yaparak yol açmıştır. Oysa İslam ne batı medeniyetinde ve felsefesindeki Kiliseyi reddeden ve dünyayı her şeyin önüne koyan(Sekülarizm)  ne de doğu felsefesindeki Mistizm yani hayatı kiliseye çeviren ve hayatı (Yaşamın getirdiği aktiviteleri)  yani dünyayı yok sayan anlayış değildir İslam bu iki nizamı da reddeder ve iki cihan saadetine dayalı bir hayat nizamı öngörür,üstelik şu var ki dünya birey olarak insan için geçici olsa da bir varlık olarak insan cinsi için kıyamete kadar devam etmektedir,eğer Allah insana dünyayı boş vermesini ilham etseydi şu anda ilk insanın yaşadığı ilkellik devam ederdi oysa insan devamlı çabalayarak dünyayı imar ve ihya etmektedir. Bu onun İlahi vazifesidir.Kuranda kafirlere verilen imkanlara Müslümanların özenmemesi ile ilgili ayetlerde yanlış yorumlanmaktadır,burada işaret edilen iman ile dünyalık menfaat seçiminde onların dünyayı ahireti ihmal ederek gayri meşru yollardan kazanmalarıdır dolayısı ile burada Müslümanların uyarıldığı şey kafirlerin eşya ile iletişimindeki meşruiyet biçimidir.Allah kitabında mal ile iletişimin Müslüman ile kafir açısından mukayesesini yapmakta ve malı değil iletişim biçimini değerlendirmektedir.(Bk:Kefh:32-46)  Allah’ın burada misal olarak verdiği iki kişinin tavrı irdelenirse; burada imanlı olan malı meşru biçimde ve helal yoldan talep ederek rabbine şükrü ihmal etmezken  kafir olan malı rabbinin rızasına tercih etmekte ve öncelemektedir,bu şekilde Kuranı bütünsel  okuyamayan ve münzevi hayat felsefesini benimseyen kimseler kendi anlayışlarını Kurana ve Müslümanlara dikte etmekte ve ümmete tekva adına zarar vermektedirler.Özellikle tasavvuf kitapları  ayetlerin nüzul sebeplerini ve indirildiği ortamı dikkate almayan bu tip çarpıklıklarla doludur.\nSonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki dünya ve ahiret birbirinin alternatifi ve zıddı değil doğal sonucudur,Müslüman’ın vazifesi dünya imkanlarına adaleti, güzelliği ve hakkı hakim kılmak anlamında bir miras ve emanet bağlamında yaklaşması ve Allah’ın iradesini sağlama anlamında bu verasetin gereğini yerine getirmesidir.Dünya nimetleri insanın istifadesi için yaratılmıştır ve meşruiyeti helal ve faydalı kullanım koşuluna bağlanmıştır,Müslüman’ın güçlü olanı zayıf olanından bilgili olanı cahil olanından  zengin olanı fakir olanından daha üstün ve hayırlıdır,Allah’ın nimetlerini onun rızasına uygun bir biçimde kullanmanın ve tüketmenin hiçbir mahsuru olamaz bunun bir sınırı da yoktur.Ruhbaniyet ise özü itibariyle sosyal bir din olan İslam’a aykırıdır,İslam’a göre zahitlik yapılan her işte Allah’ın rızasını gözetmektir,Allah’ın rızası için yapılan işlerde ise dünyevi uhrevi ayrımı söz konusu olmaz. \n                                                                               YUSUF AYGÜN/ İLAHİYATÇI\n                                                                                        imatadil@hotmail.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Ateşe Yansa Umrunda Değil",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nHayat kursu zordur herkes geçemez,\nDost düşmanı ayırt edip seçemez,\nGamsız kasevetsiz olan kocamaz,\nDünya ateşe yansa umrunda değil.\n\nLa derse lo demez inat ukala,\nFırsat verme tilki ile çakala,\nBak şu kuş beyinli noksan akıla,\nDünya ateşe yansa umrunda değil.\n\nZalim dünya senin her şeyin yalan,\nÇıkamaz içinden derine dalan,\nAldırmaz dünyayı kursaksız olan,\nDünya ateşe yansa umrunda değil.\n\nGirer çıkmaz yola kalır hiç çıkmaz,\nNe var ne yok diye geriye bakmaz,\nGamsız kasevetsiz kafayı takmaz,\nDünya ateşe yansa umrunda değil.\n\nNe beklersin namert oğlu namertten,\nAlamazsın kendini kinden nefretten,\nGamdan kasevetten uzaktır dertten,\nDünya ateşe yansa umrunda değil.\n\nSağır duymaz kulak vermez her sese,\nKaptırır kendini bin bir hevese,\nGamsızları koysalarda kafese,\nDünya ateşe yansa umrunda değil.\n\nDünya ateşe yansa aptal aldırmaz,\nVeysel gerçek insan bunu kaldırmaz,\nAptal olan gerçeğin farkına varmaz,\nDünya ateşe yansa umrunda değil.\n\nTel:05379590555\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Aşkla Bekle Beni Adım Alperen",
        "poet": "Cevdet Mirmahmutoğulları",
        "poem": "\n\nUfkum okyanus misali, anlayışım derin\nÖzlemime sımsıkı sarıl adım alperen\nÖlümüne dostuyum hazreti hüseyinin\nDünya aşkla bekle beni adım alperen\nBen ki orta asya steplerinden gelmişim\nAllahın verdiği nurla kendimden geçmişim\nPeygamber aşkıyla yanıp tükenmişim\nTutkuyla sürekli bekle beni adım alperen\nBedenime allahtan türk gömleği dikilmiş\nRuhum ve kalbim daima rahmanla inlemiş\nÜstüme islam dünyasının hedefi binmiş\nSorumlulukla bekle beni adım alperen\nBen ki zorlukların hep adamı olmuşum\nOrta asya da çetin doğayla kavrulmuşum\nEhli beytin sevgisiyle özden varolmuşum\nDualarınla bekle beni adım alperen\nKadir şinaslık, yiğitlik, vefa benim özüm\nHer koşulda dosdoğrudur ağzımdan çıkan sözüm\nBendedir insanlığın beklediği çözüm\nHuzur ve neşeyle bekle beni adım alperen\nMazluma dost, zalimin korkulu rüyasıyım\nEstetiğin ve insanlığın sevdalısıyım\nŞefkat ve merhametin engin deryasıyım\nHeyecanla bekle beni adım alperen\nBir karıncayı incitsem üzülür, ağlarım\nMahsuna, yetime kendimi kalpten bağlarım\nİnsan sevgisiyle çağlayan gibi çağlarım\nİçten istekle bekle beni adım alperen\nAlparslan olup anadoluyu alan ben\nYunus olup gönülleri dağlayan ben\nFatih olup bizansı yıkıp, yeni çağ açan ben\nGözyaşlarınla bekle beni adım alperen\nMünevverlik, irfanla dolu bütün beynim\nVahyin kılavuzluğu altındadır bilimim\nMaddenin lökomotifidir mana ilmim\nTefekkürle bekle beni adım alperen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya ateşler içinde",
        "poet": "Cuma Soylu",
        "poem": "\n\nDÜNYA ATEŞLER İÇİNDE\n------------------------------------\nDünyanı içinde kor ateş var\nGönül tutuştu sönmesi zor\nKüre yaşayan bu canlıya dar\nKaynayan kazandan farksız\n------------------------------------\nNamus hariç varımdır paylaş\nDolaşmayın haylaz haylaz\nBarış ve dostluk için uğraş\nKaynayan kazandan farksız\n------------------------------------\nKeramet hani gördüm mü?\nEşit pay edeni duydun mu?\nÇalışma üsten atan oldu mu?\nKaynayan kazandan farksız\n------------------------------------\nSoylu yaktılar kazanın altını\nGörmedim helal kaynayanı\nKurtarmak için kendi tahtını\nKaynayan kazandan farksız\n-----------------------------------\nHalk Şairi Cuma Soylu.22.09.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya aynı dünya.",
        "poet": "Mehmet Tunçer",
        "poem": "\n\nBugün bu şehirde..\nAğaçlar,kuşlar ve böcekler….\n…..Ve hatta çiçekler.\nParkta çocuklar\nŞehir halinde hamallar\nÇevre yolunda etini pazarlayan kadın\nBir yalancı bahar yaşıyorlar…\nGecenin karanlığını bekleyenlere\nNispet yaparcasına\nSerçeler arsızca sevişiyor \nDünyaya merhaba derken bebeler\nİki camide sala veriliyor\nAkşamın ayazına dayanamayacağını bile bile\nGül açıyor\nPapatyalar yüzlerini güneşe dönüyor\nİki ayrı çatıda iki yusufçuk kuşu\nAğlaşıyorlar…\nBu yalancı baharın tadını çıkartsa da birileri\nYoksullar yine yoksul\nİşsizler yine işsiz\nÇaresizler yine çaresiz\nVe ben aynı ben,\nYorgun..\nYenilgin ve bitkin…\nYani..\nDünya aynı dünya\nDeğişen ne ki? \nSen yine aynı sen…\n\nMehmet TUNÇER\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Bana Dar Gelir",
        "poet": "Muzaffer Taşkırmaz",
        "poem": "\n\nBir masal oldu aşkımız, bunu herkes biliyor \nBak şiir oldu şarkımız, dillerde söyleniyor\nBu beklenen hasretlik, artık kahrı çekilmiyor\nÖzlemi doldu sevgilim, dünya bana dar gelir\n\nSanki bana hayal gelir, dün ayrıldık rüya gelir\nGeriye dönüp bir bakarsan, yıllar sayılı gelir\nGerçek olan sevgiye, dayanmaz vız gelir\nİki seven arasına girmek, lüzumsuz gelir\n\nUzaklardan bir rüzgar esti, sen geldin sandın\nUyandım rüya imiş, yine kalbim de hüzünlü\nBitsin artık ayrılık, dayanamaz haldeyim ben\nBunca çektiğimiz çile, bu bize çok bile\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya bâki zanneder...",
        "poet": "Salim Şengül",
        "poem": "\n\nDünyaya gelmişiz, ölümden bî-haber, \nÖlümü bilmeyen, dünya bâki zanneder.\n\n22-Mayıs-2010 Cumartesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Babalar Günü",
        "poet": "Şükrü Öksüz",
        "poem": "\n\nDÜNYA BABALAR GÜNÜ\n\nBir erkek evlenerek eğer olmuşsa baba\nEvin geçimi için ömür boyu çabalar\nHayatlarını yazsak sığmaz birkaç kitaba\nSizlerin de gününüz kutlu olsun babalar.\n\nEn büyük mutluluğu çocuklarında bulan\nÇocukların kalbine yüce sevgiyle dolan\nToplumların çoğunda hane reisi olan\nSizlerin de gününüz kutlu olsun babalar.\n\nSaf ve temiz inançla Yaradan’ına tapan\nÇokları kullanmıştır; saban, orak ve tırpan\nÇocuklarına evde gece hocalık yapan\nSizlerin de gününüz kutlu olsun babalar.\n\nKarın doyurmak için zor işlere alışan\nDağ ve tepeler dâhil, nice engeller aşan\nMaden ocaklarında yıllar yılı çalışan\nSizlerin de gününüz kutlu olsun babalar.\n\nSabah erkenden kalkıp kendi işine giden\nÇalışmak gerek derler hasta olmadan beden\nHer zaman yavrusuna hayır duası eden\nSizlerin de gününüz kutlu olsun babalar.\n\nBütün çağlar boyunca toprağa tohum eken\nGelecek nesillere nice ağaçlar diken\nSıkıntı, dert, kederi, bin bir çileyi çeken\nSizlerin de gününüz kutlu olsun babalar.\n\n          Şükrü ÖKSÜZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya baki değil fanidir fani",
        "poet": "Cuma Ali Çetin",
        "poem": "\n\nDÜNYA BAKİ DEĞİL FANİDİR FANİ\n\nMilyarlarca insan gelmiş buraya...\nGünü gelen gitmiş olsa da cani.\nAdınız yazılır bir gün kuraya...\nDünya baki değil fanidir fani.\n\nÇağıracak bir gün buraya salan! \nDiyecekler bir gün ölmüştür falan! \nAklı yetmeyenin dediği yalan...\nDünya baki değil fanidir fani.\n\nÖlenler dünyayı rüya sanacak! \nGerçekleri görüp içten yanacak! \nNesi var dünyanın bilmem kanacak...\nDünya baki değil fanidir fani.\n\nKâfire yeşillik, Mü'mine kurak! \nAlınır altından bir gün oturak! \nBurası yol üstü geçici durak...\nDünya baki değil fanidir fani.\n\nDünya senin olsa yalnız başına...\nSahip olursun bir çakıl taşına.\nÖlüm er geç çıkar bil ki karşına...\nDünya baki değil fanidir fani.\n\nİnsan olma sakın şirk koşan şopar,\nSenide alırlar bil apar topar! \nSüre dolar bir gün kıyamet kopar...\nDünya baki değil fanidir fani.\n\nKulluk bilincini sindir içine...\nYaşamış olmazsın hiçi hiçine.\nSon evin kazılır toprak içine...\nDünya baki değil fanidir fani.\n\nkalıcı sanmayın bu sahte parkı...\nDönmez olur bir gün paslanır çarkı.\nCenneti görürsen anlarsın farkı...\nDünya baki değil fanidir fani.\n\nEcel oku ile delinir sine...\nSen avsın avcıysa pusmuş evsine.\nBu durum zor gelse bile nefsine...\nDünya baki değil fanidir fani.\n\nAklı az erse de der ki Cumali...\nBir gazele benzer dünyanın hali.\nKalandan çok fazla giden ahali...\nDünya baki değil fanidir fani.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Barış Günü Anısına Bosnalı Çocuklar",
        "poet": "Birol Yiğit",
        "poem": "\n\nGözlerinde ki bakışlar, umut arıyor,\nSevgi, şevkat bekliyor Bosnalı çocuklar.\nCan hıraş koşuyor çığlık atıyor,\nArtık gülmek istiyor Bosnalı Çocuklar.\n\nUyuyor; uyanmamak korkusuyla,\nMinicik yüreği kurtuluş çabasıyla,\nİmdat isteyen suskun bakışlarıyla,\nSavaşa dur diyor Bosnalı Çocuklar.\n\nKan emziren acılı anneler,\nEmecek meme bulamayan kundaktaki bebeler,\nDünya ya açılmış, kimsesiz minik eller,\nArtık barış istiyor Bosnalı Çocuklar\n\n'Dünya Barış Günü 'Herkeze kutlu olsun,\nKardeşlik ve Barış ile yaşamak hakkımız olsun,\nYalnızca Bosna değil; tüm milletler huzur bulsun,\nBarış şarkılarıyla büyüsün çocuklar.\n\n                                  Birol Yiğit\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Barış Günü...",
        "poet": "İhsan Hasan Kaya",
        "poem": "\n\nDÜNYA BARIŞ GÜNÜ…\nKardeşliği, barışı istiyoruz bu dünyada.\nBu dostluğu kardeşliği bozan birileri var.\nKanın akmadığı günler görünse de rüyada,\nKandan gözyaşından nemalanan birileri var.\n\nDünya Barışı diyorlar…kime neye göre barış? \nMüslüman toprakları alınıyor karış karış…\nOnlar tarafından duyulmaz yaptığın haykırış.\n1 Eylül Dünya Barış günü…Hani nerede barış? \n\nSavaş haberlerinin olmadığı bir gün var mı? \nKanın, gözyaşının dökülmediği bir an var mı? \nZalimin zulmünü durduracak bir planın var mı? \n1 Eylül Dünya Barış günü…Hani nerede barış? \n\n Dünyada her gün gözyaşları döken birileri var.\nVurmaya, kırmaya,öldürmeye doymaz elleri var.\nMasum  Müslümanların ise dua eden dilleri var.\n1 Eylül Dünya Barış günü…Hani nerede barış? \n\nBizim atalarımız dünyaya iyi yaymıştı barışı.\nDinden uzaklaşınca kaybetmeye başladık yarışı.\nHani nerede Osmanlının tüm insanlığı  sarışı…\n1 Eylül Dünya Barış günü…Hani nerede barış? \n\nKendilerinin istediği topraklarda  barış var.\nMüslümanların yaşadığı topraklarda haykırış var.\nNe zaman  baharla barış gelecek, hep kış var.\n1 Eylül Dünya Barış günü…Hani nerede barış? \n\n      01.09.2013\n    Hasan Kaya \nEğitimci-Şair-Yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Barış Günü'nde",
        "poet": "İsmail Doğan",
        "poem": "\n\nDost düşmana söyleyeyim suali,\nBirleşelim Dünya Barış Günü'nde.\nGüzel dünya, doğa cennet misali,\nDolaşalım Dünya Barış Günü'nde. \n\nİnsanoğlu mutluluğu tatmalı,\nKötü günü bir olup şen etmeli,\nCan cana durup her demi katmalı,\nSöyleşelim Dünya Barış Günü'nde.\n\nİnsanlara bolca hizmet verelim,\nİnsanlığa önem kıymet verelim,\nÖz bir söz bir milli hikmet verelim.\nUzlaşalım Dünya Barış Günü'nde.\n\nİnsana kıyan silahlar yok olsun,\nBitsin artık aç insanlar tok olsun,\nEmek, uğraş, alın teri hak olsun,\nKaynaşalım Dünya Barış Günü'nde.\n\nGüzel olur iyiliğin ihsanı,\nSavaş terör öldürüyor insanı,\nTutulmasın ayrı dil din lisanı,\nElleşelim Dünya Barış Günü'nde.\n\nDizilmesin hiç dizi dizi tabut,\nİnsandan başka yoktur kıymet mabut,\nGönlüm ister insanlık bula maksut,\nGülüşelim Dünya Barış Günü'nde.\n\nİnsan olan doğru söyler sözünü,\nKaybetmesin insanlık hiç özünü,\nDünya malı kör etmesin gözünü,\nPaylaşalım Dünya Barış Günü'nde.\n\nİnsanlık şen olur bu hal duruştan,\nGeri kalma güzellikten yarıştan,\nDer DOĞANİ uzak durma barıştan,\nBarışalım Dünya Barış Günü'nde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Barış Günü’ndeyiz",
        "poet": "Fatma Biber",
        "poem": "\n\nBaşka doğsun bugün Güneş\nDünya Barış Günü’ndeyiz\nBütün halklar olsun kardeş\nDünya Barış Günü’ndeyiz\n\nSussun silahlar coplar\nGülleri dağıtsın toplar\nDostluğa atılsın kepler\nDünya Barış Günü’ndeyiz\n\nHükümetler çark eylesin\nHalk gerçeği fark eylesin\nÇarpışmayı terk eylesin\nDünya Barış Günü’ndeyiz\n\nKulak vermeden basına\nSesin kat mazlum sesine\nGir dostluğun halkasına\nDünya Barış Günü’ndeyiz\n\nMeryalı gerçeği söyler\nMüdahale viran eyler\nKulak versin koca beyler\nDünya Barış Günü’ndeyiz\n\n1.Eylül 2013\nFatma Biber\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya barış günü özel bir dua şiir",
        "poet": "Halil Çimen",
        "poem": "\n\nSevgisiz saygısız yücelmez vatan\nBarış sevgi ver güzel ALLAHIM\nGüzel duygulara duygular katan\nBatış ver sevgi ver güzel ALLAHIM\n\nKin ile beslenen çiçekler solsun\nOturup kalkmalar sevgiyle olsun\nGönlüme hoş görü sevgiler dolsun\nBarış ver sevgi ver güzel ALLAHIM\n\nŞer işler kalmasın gönülden atak\nBarış hoş görüyle sarılıp yatak\nBu yalan dünyayı bir cennet yapak\nBarış ver sevgi ver güzel ALLAHIM\n\nSevgiyle söylerim sevgi avazım\nSevgiyle çalarım kınalı sazım\nÖlünceye kadar budur niyazım\nBarış ver sevgi ver güzel ALLAHIM\n\nYunus der malı da mülkü de yalan\nGelen giden gibi sende oyalan\nİyilik sevgidir bir baki kalan\nBarış ver sevgi ver güzel ALLAHIM\n\nBorani kibiri atmamız için\nRahat vicdanla yatmamız için\nİnsanlık zevkini tatmamız için\nBarış ver sevgi ver güzel ALLAHIM \n\nHALİL ÇİMEN AŞIK BORANİ\n\n1-9-2007  SARİMBEY KÖYÜ ÇORUM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Barış Günü",
        "poet": "Selçuk Ataseven",
        "poem": "\n\nBarışı özler olduk\nDünya Barış Günü'nü \nKutladığımız şu günde\nSanıyorum ki dünyaya\nAsla barış gelmeyecek\nÇeşitli bahanelerle\nDünyadaki güçsüz milletler\nTelef olup gidecek\nZaten dünya bölünmüş\nŞimdi ise lokma lokma\nYutuyorlar onun için\nYa güçlü olmak gerek,\nYa da güçlünün yanında\nİşte bu bir gerçek\nDünyaya enerji kaynakları\nGerekli olduğu sürece\nBarış asla dünyaya gelemez\nDünyadaki enerji kaynaklarını\nYok edemeyeceğimize göre\nGüçlü ülkeler sürekli\nEnerji kaynaklarına\nSahip olmak isteyeceklerdir\nVe bundan vazgeçmeyeceklerdir\nOnun içindir ki dünyaya barış gelmez\nSavaşla yaşamaya devam\nDünyaya barış gelsin diyenlere \nOlsun selam\n\nSelçuk Noyan Ataseven\n\nO1.09.2013 Pazar\nCevizli / İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya barışı",
        "poet": "Arif Doğramacı",
        "poem": "\n\nEllerime bulaştı işten\nPlastik sandalyeye oturdum\nBiraz içim geçmiş\nEllerim sandalyede tutulmuş\nNafta ile plastik buluşmuş\nMetaller\nAmetaller\nCansız olan\nYa da öyle saydığımız\nYa da aykırı olanlar\nVe garip Amerika\nKatalizatörlerce birleştirilmekte\nAynı genden\nAynı anadan ve babadan\nKardeşler kavga etmekte\nVe\nKarındaşların kavgadayken yarışı\nNasıl beklenir \nDünya barışı\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya barış konseyine",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nDünya barış konseyine\n                                                                    Neymegin\n                                                                   11-06-1986\n\nKonseyinizin alacağı kararların heyacanını yüreğimde taşıyorum\nDuygularımı ifade etmek istiyorum dileğim o ki sütsüz bırakılan bebelerin süt parasıyla insanlık katledilmesin çocuklarımızın derileri  eldiven gibi soyulmasın insanlar dünyanın yemişlerini korkusuzca toplayabilsin SAVAŞ korkusu uykulara kabus gibi çökmesin bu gün barış güçleri dünyamızı kalıcı sağlam bir barışa ulaşa bilecek güçtedir inanıyorum ki barıştan çıkarı olan  tüm güçler elele verdiğinde barışın kaderini SAVAŞ çılgınlarının insafına terk etmeyecek kadar güçlüdür\nİnanıyorum ki GORBAÇOVUN önerileri hayata geçtiğinde bu güzelim dünyada babamızın evindeymişiz gibi yaşayabileceğiz\nAlacağınız kararlar arasında  NAZIM HİKMETİN ülkesinde barışın yargılanmasına izin verilmemelidir kararıda yer alacağına  inanıyorum artık dünyamızın barış şarkılarını dinlemeye  deyil söylemeye gereksinimi vardır bunun gerçekleşeceğine olan inancım tamdır saygılarımla\n\n20-1-1950\nŞerafettin Muş\nCam işcisi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya barış istemiyor",
        "poet": "Mustafa Yaralı",
        "poem": "\n\nSoruyorum neden niçin? \nDünya barış istemiyor.\nBirbiriyle yarış için,\nDünya barış istemiyor.\n\nHükmederek öne geçmek,\nCana kıyıp kanlar içmek,\nBunun için kesip biçmek,\nDünya barış istemiyor.\n\nSiyaseten yıldırmalar,\nVahşileşip çıldırmalar,\nKorkudandır, saldırmalar,\nDünya barış istemiyor.\n\nYalan yanlış tarih yazar,\nBirbirine kuyu kazar,\nKazandıkça daha azar,\nDünya barış istemiyor.\n\nDevrik krallar şahlar,\nO dönemde hep ilahlar,\nTanrılaşmış tüm silahlar\nDünya barış istemiyor.\n\nDâhilinde kargaşa var,\nHaricinde şüpheli yar,\nİçi dışı olunca dar,\nDünya barış istemiyor.\n\nTüm devletler fırsat kollar,\nBirbirini sağlar sollar,\nTav gelince ordu yollar,\nDünya barış istemiyor.\n\nSenlerin ve benlerinde,\nSavaşmak var genlerinde,\nİlim irfan fenlerinde,\nDünya barış istemiyor.\n\nİnsanların toru topu,\nHabil, Kabil soyu sopu,\nTarih düştü bunca notu,\nDünya barış istemiyor.\n\nKimde kuyruk acısı yok,\nHiç birini görmedim tok,\nBu âlemde yaralı çok,\nDünya barış istemiyor.\n\n29.12.2011…Mustafa Yaralı\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Dünya Barış Ve Kardeşlik İster",
        "poet": "Büşra Uluçam",
        "poem": "\n\nŞu fani dünyada \nKimse yoktur yanımda\nBarış ve kardeşliğin zamanı\nSormadım kimsenin hatrını.\n\nBiliyorum hayat bitecek\nGüller solup gidecek\nBarış ve kardeşliğin kıymetini\nHiç kimse bilmeyecek.\n\nHerkes birbirine karşı\nSavaş,kötülük içinde\nHiç kimse kimseyi sevmiyor\nHatta kendisini bile.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya barışı",
        "poet": "İlhan Koruyucu",
        "poem": "\n\nDünya barışı adına ne yapılsa az\nHer ülke barış ortamını korumalı\nKatkı sağlamalı dünya barışına\nSavaş, kavga anlık olup bitti olmaktan çıkıp\nAteş cehennemine dönmemeli güzelim dünya\n\n''Yurtta barış, dünyada barış'' \nBüyük önderimizin parolası\nTüm ülkeler dünya barışına katkı yapıp\nBarışın sevgi ağacını evrensel büyütmeli\nDar gelmemeli koca dünya insanoğluna\nBarış içinde insanlık ayıbı olmadan\nGüzelce,toplumsal yaşamak\nUluslararası haklara karşılıklı saygı \nSevgi dolu barışcıl bir dünya herkesin hakkı...\nİlhan Koruyucu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Barışı İçin Stratejiler Anlatılıyor",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\n(46 sayfalık haberden bir özet derledim sadece) \n…………………..GEO 08.ağustos 2007, Almanya\n…………………..kapak yazısı: ‘Savaş ve Barış’ \nDüşmanların partner olması için ne olmak zorunda? \nHangi güç barıştırıyor? \n\nNeden hiç azalmayan barışçıl, huzurlu bir resim göstermiyor evrenimiz sorusuna kalan yanıt: Global birlik 1990’dan beri ihtirasa boylandı. \n\n1992’den beri az savaş, savaşlarda az ölü –ve yine de dünya barışı ticareti sorunlu. Bunu güçlendirmeye, kaç insan yaşamı, kaç para sorusuna verilebilecek yanıtta yatıyor. Buna Afganistan saldırısı örnekleniyor. \n\nSadece laf güzelliği, gerçek amacın devamlılığı için UNO-bayrağı altında ise çalışanlar neredeyse, sadece üçüncü dünya ülkelerinden her biri. Daha az savaş için gereklilik olan hala, kim ne kadar feda edebilecek: ne kadar para, ne kadar insan yaşamı çevresinde dolanılıyor olduğu. Verebileceğimiz ilk kurban yani, gerçeklerden korunmuş kalabilmek, arzumuz olmalı. Savaş savaştır. \n\nÇoğunluk uyutulursa azınlık karar emri olmaya devam edebilir çabası için göz boyamaya biraz verdik işte taktiğine de hakim olabilmek. Gerçeği sunabilmeye giderek haber alanlarını daraltmak anlamında bir anlatım… \n\nİnsan yaşamı kurtarmaya barış harekatı anlaşılamayacak kadar karmaşık: bugün, ‘durdurun savaşı’ ve yarın, ‘savaşa başlayın artık’ seyri ya ekonomi ya güç-elimde siyasetiyle savaşanlar arasındaki -ve savaşa burun sokma, bulaşma, bulaştırılma- farkını öğrenebilmeli. İnternasyonal birlik diye saf bir inanç kadar radikal eleştiri de yanlış zamanlı, yanlış mekanlı bir varlık oluyor, ki bu sadece batı emperyalizmini anlamlandırıyor, anlatıyor. Avrupa dünya birliği için örneği bugün, kolonileşmeden barışçı üye olmaya kadar getirdi. Nasyonal çatışmaya karşı bir model olarak Amerikalı yazar Robert Kagan şöyle yazıyor: AB içinde İmmanuel Kant’ın vizyonu ebedi barış bir bitmez devlet kongresi olarak gerçekleşti bile. \n…ve politik bilimci Francis Fukuyama’da 1992’de dünya üzeri bir demokrasi ve Pazar ekonomisinde yapmış olduğu  bir teşhis ile tanındığı çalışmasını topladığı kitabı ‘hikayenin sonu’na Jüngst diyordu ki: AB yolu, nasyonal egemenlik ve geleneksel güç politikasının nasyon üzeri kanunlarla aşılabilir olduğu  ‘’post Tarihli’’ dünya diye Amerika’nın devam ettirdiği Allah inancı - nasyonal egemenliği ve askeriyesiyle tamamen örtüşüyor – galiba, Hitler’den öğrenilen, Dünyanın anahtarını Allah’a teslim edeceğim’ dediğini içeriyor bu, en azından ben böyle şifrelemeyi daha çok tercih ettim…\n\nAmerika askeri olmak veya Amerika askeriyle birlikte evrensel barış politikasına ilerlemenin, tam da bu yüzden, önemi kazanıyor.\n\nAvrupa, modernlik anlamının, modern askeriye ile aynı olmadığını gösterebilirdi. Nobel ödüllü ve ökonom Joseph Stiglitz şöyle yazıyor buna: bir başka dünya olanaklıdır. Ama oraya giden yolun önderliği Avrupa’nın olmalı diye bir model olarak çıkıyor ortaya.\n\nSavaş sayısı azalıyor. Araştırmalar olarak, çok çaplı nedenler buldular bunun için. Onların bu tanımları politikacılara daha etkili konseptlerle güncel olan krizi, çatışmayı geliştirebilmelerine yarıyor olmak içindir. Takriben ‘Avrupa Modeli’ geliştirebilmeye…. \n\nModern demek, modern askeriye iktidarı olmak anlamıyla asla eşit olmamalı.\nBarış misyonerliği tam da, eğer savaşan taraflar tükenirse başarılıyor. Savaşa katılan olmak zorunda değil böylece, savaş seyrini programlayan olmak moda.  Artık sadece bir tek askeri süper güç var: Savaşa katılma zamanı mazide kaldı, denilenmiş.\n\nKaç para, kaç asker ölüsü barış için değer olsun? Sadece; Eğer evrensel birlik ve yöresel birleşik devletler kendini doyurmaya, kendi huzurlarına yatırım yapmaya hazır olursa diye, Avrupa’da emniyet ve birlikte çalışma modelinin örneğine göre barışı korumaya, Afrika merkezi evrensel konferens ‘büyük deniz’ organizasyonu kurdular, ama kağıt üzerinde durmakla yetiniyor. Spekulatif değeri ise, nasyonal sınır ve egemenlik tepelenerek barışı korumaya imza atma gönüllüğü’nü açıklıyor olduğuyla, bilinmek istenen kazanılmış oluyor: güveni kazandıracak yeterliliğe ulaşım…\n\nAyrıca, ılımlı bazlar diye bir bakış bol haritalarla açıklamaya yetiyor: özellikle endüstri ülkelerini ve demokrasilerde iki kuşak barış içinde gidiyor. Göze batan olarak diktatörler, sistemleri çöküşmeye yüz tutan devletler, üçüncü dünya ülkeleri, ki büyük yer altı kaynakları gibi dünya dini çizelgesi sınırında olanlar oluyor. Bunlardan örneğin; Kolumbiya, Cezayir, Libya, DEM, REP, Kongo, sudan, kuzey İrlanda, ispanya, çeçenistan, Bosna ve herzegovina, kosoa, Türkiye, Nepal, Hindistan, Filipinler, indonezya, yakın doğu, Kıbrıs, Sri Lanka özellikle alınmış, son iktidarda olan hükümetleri ve ülkenin yüz yüze olduğu sorunlarıyla… ilginç… etnik, dinsel, ideolojisel krizler örneğin, UN askeri, sayısı, neden orada olduğu ve ilk adım atmış olduğu tarihler vs.\n\nSavaşın yırttığını kadınlar -ruh makinesinde- dikiyor\nYüreklerinin söküğünü gözlerinden –iplik- döküyor\nSavaşın sayısı azalıyor diyor istatistik veriler\nAvrupa modeli diye anılan hayali sırıtıyor\nBölünen ülkeler tükendi demek yerine barıştı deniliyor\nKorkunç vahşetin daha yeni başlayacağına fal bakılmıyor\nKültürler savaşacak denilenin adını da, içim yas tutuyor…\n\nEvrensel bir didişme fırsatını kollayan vatan ihanetçiliği\nMecliste hainlik süsleme sahnesi cirit oynuyor seyrini\nAritmetik hakkıdır oyalama, referandumla coşturacak keyfini\nBir vatan varlığı ilke ve ülkü güvenidir, devşirme değil kişiyi\nMahalleden ötesini görme, Anayasaya kükre bilgiyi gibi ilgisi\nAdam kılıklı diyor ki evet diyeceksiniz, cumhuriyet düşmeli! \nGörev uzmanlığına en düpedüz küfürü bu vatan hak etmeli…\n\nGibi bu keyfiyete diyorum ki ve diyeceğim ebedi, ezelim gibi:\nDizilerce çöküşme hesabının sefil sesliliğine dayanır yüreğim! \nTek yüreğin ne güneşler doğduğunu bilen ecdadım gibiyim! \nReferanduma HAYIR gücü yücelir, ruhun özelliği bu bildiğim\nNasıl dünya barışı için stratejiler anlatılıyorsa, bu gericiliğin\nAnlatımı farklı olmayacak, tarihlerce tekrarı hep bu an seçimi… \nUygarlık hep bu çullanma anına direndi, elbet doğar yüceliği! \n\nEkim 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya barışı",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nAkıllılarmış ne aklı,\nKurnazız diyemiyorlar\nDayatmışlar dediklerini,\nAdına ‘’barış’’ diyorlar.\nNe barışı? \nAkıllıların yaparsan dediğini,\nKurarsın dünya kardeşliğini.\n\nBizde deliyiz; \nHemde zır deli,\nVurmalıyız başımızı taşlara,\nAklımız başımıza gelmeli, \nAdına ‘’barış’’ demeli\nAkıllıların  şerrinden, \nDeliler zarar görmemeli,\n\nDünya kazan siz kepçe,\nKene gibi sırtımızda yaşa,\nBiz köle siz paşa,\nBozdur bozdur harca,\nDünya kardeşliği adına,\nHayatınızı yaşayın paşa paşa,\nOh ne güzel ne ala.\n\n                  3/09/06 Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Benim Ülkem",
        "poet": "Murat Tali",
        "poem": "\n\nAdımın yazıldığı kimlik ile kilitledim yüreğimi bu coğrafyaya oysa ben dünyaya gelmiştim her toprak vatanımdı yaşamı parsellemişler isimler koymuşlar ülke demişler, vatan demişler, sınırlar çizmişler, hem gitmemi yasaklamışlar hemde yaşamayı, Oysa dünya bütün çocuklar içindi ve çocuklar dünyaya geliyorlar ülkelere değil. Özgür bırakmak gerek çocukları, Adı dünya olan gezegende,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Batar Akılsız Başa",
        "poet": "Kamil At",
        "poem": "\n\nBütün ölenler başlar mı sıfırdan\nBeyni kıtlar gelişmez küfürden\nBelirsiz yola giren cayar mı birden\nDünya nedensizdir akılsız başa.\n\nTarih kirlidir çok hayvan geldi\nİnsanlık birleşecekti böldü\nTarihte leşi bitti, onursuz öldü\nŞerefsiz varken bitmez tamaşa.\n\nGördüğün insana benzeyen ayı\nTüreyip doğdular bilinmez sayı\nYüzüne küs bilirler insani aynayı\nBirde bakın bardaki ayyaşa.\n\nSuçlu dolu çok gizli parlament\nGerçeği görene yağlı eski kement\nDürüst kişiden oluşmaz hükümet\nSatılmış rezil pazarlanır savaşa.\n\nKamil At yokuşu aşarsa kindar\nGeberdi gitti bunca hükümdar\nİnsanı robote etti alçak bilimdar\nOndandır dünyamız kargaşa.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Benim Diye Göğsünü Germe",
        "poet": "Pir Sultan Abdal",
        "poem": "\n\nDünya benim diye göğsünü germe\nDünya kadar malın olsa ne fayda\nSöyleyen dillerin söylemez olur.\nBülbül gibi dilin olsa ne fayda \n\nKurtulamazsın Ayrail`in elinden \nBir gün olur çıkarırlar evinden\nAllahç`ın ismini koyma dilinden\nDünya kadar pulun olsa ne fayda\n\nSende dersin söz içinde sözüm var\nÇalarsın çırparsın oğlum kızım var\nSenin şunda  üç beş arşin bezin var\nBütün dünya malın olsa ne fayda\n\nYalan söyler kov gıybetten geçmezsin\nHelalini haramını seçmezsin \nKesilir nasibin su da içmezsin\nAkan çaylar senin olsa ne fayda \n\nPir Sultan Abdal`ım çökse otursa\nKülli günahlarım alsa götürse\nDünya benim diye çekse getirse\nDünya sana baki kalmaz ne fayda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "“ Dünya Barışı Ve Birlik ” Üzerine Yazar Halil Usul İle Gerçekleştirdiğim Bir Mülakat",
        "poet": "Durdu Şahin",
        "poem": "\n\nDurdu ŞAHİN: Birlik tabirinden ne anlıyorsunuz?  Ve niçin önemlidir? \n\nHalil USLU: Kıymetli kardeşim. Atalarımız demiş ki “Bir elin nesi var iki elin sesi var”. Bu itibarla en dar daireden  en geniş çerçeveye kadar birlik olmadan başarı  mümkün değil. Kainat kitabına bakınca her şeyin bir birine muhtaç olduğu ancak birlikle harika tecelliler tecelli etmektedir.Caminin kubbesindeki taşlar birbirine yardım edip birbirine omuz vermeseler kubbe çökmez mi? Elbette çöker. Bu cihetle Türkiye’den bütün dünyaya giden yollar ancak birlikle aydın ve nûrlu olacaktır.Başka yol deneyenler çıkmaz sokakta kaldılar ve karanlığa mahkum oldular. Vücudumuzda birlik olmakla dirilik meydana gelmekte. İnsan evvela birlik ve beraberlik için kendi vücut kitabını okuması lazım,kendini okuyamayana neyi ve nasıl anlatacaksın? Onun için İslam’ın ilk emri “OKU” dur. Neyi okuyacaksın? Evvela kendini, sonra “Kitab-ı Kebir-i Kainatı” okuyacaksın. Gerçekten bunlar okunursa bir beraberlik binası olursun.Çimentonun, demirin, kumun, taşların birleşip bina oldukları gibi. İslam dini bun şura  yani meşveret diyor. Dünyada ise  “Referandum” olarak geçmektedir.\n\nDurdu ŞAHİN: Birlik olmadan Dünya barışı olur mu? Veya dünya barışı ne ile olur? Türkiye, Ortadoğu ve Dünya, barış için büyük sancılar çekmektedir. Bu hususta sizin tespitleriniz nelerdir? \n\nHalil USLU: Sevgili kardeşim Durdu Şahin bey: Bizler hastalanınca hastaneye veya sağlık kuruluşlarına gideriz. Bu itibarla  yaratıcımız Cenab-ı Allah bizlere ihtiyaç olan ilaçlarını bize peygamber vasıtası ile gönderdiği Kur’an-ı Hakimimizde var. Sosyal ve içtimai hayatın eczanesi orası.Cenâb-ı Allah 49.surenin 13. ayetinde  “Ey insanlar sizi bir dişi ve bir erkekten yarattık, sizi şube şube kabile kabile yarattık, birbirinize yardım edesiniz diye..” Bakınız ey Müslümanlar demiyor “Ey insanlar Ey nev-i beşer” diyor. Bu itibarla bugün bütün dünya İslamın bu evrensel mesajlarına muhtaçtır.\n\nEşref-i mahlukât olan insan dünyada her şey yapabilir ve çağı ve çağları yakalayabilir, kainâtın bir çok sırlarına vakfı olabilir, maddi ve manevi her sahada kalkınabilir. Fakat  Dünya, ülke ve aile içi barış olmadığı müddetçe hiçbir şey yapamaz, eriyen buz dağlarına döner. Dünya barışı ve İslam’ın evrensel mesajlarının tam anlatılması ve yaşanması ile mümkün olabilir. Özetlediğimiz zaman karışımıza  şu tespitler çıkmaktadır. \n\nDünya büyük bir aile, 6,5 milyar nüfus,193 devlet. Dünya sağlık örgütünün tespitine göre günde 400 bin çocuk dünya gelmekte ve  günde 153 bin kişi ve  yılda ise 56 milyon kişi ölmektedir. Bu büyük dünya ailesinin temel sütunları    “çocuklar,gençler,ihtiyarlar ve aile hayatı” nın problemleri ve maddi-manevi sorunları ve çıkış yolları.\n\n20.yüz yılın 2 büyük süper gücü ABD  ve Rusya.Rusya’nın  1917-1987 yılları arasındaki 70 yılda zorla ipka etmeğe çalıştığı üç zorlu sistem ve neticesinde 5 Cumhuriyet ve 30 muhtariyet.ve Kur’ana yönelişi ve barışı ve  Hz.Bediüzzamanın ve Mihail Gorbaçovun tespiti. İngiltere’de hakkaniyet ve barış mücadelesi veren eski Hariciye ve Devlet bakanı Sn. Robin Cook’un  tespitleri. Körfez savaşında istifası. İngiltere’deki The Independent gazetesinin savaşın aleyhindeki tespitleri ve soruları. Kitle imha silahları uzmanı David Kelly’ in öldürülmesi.. Jarrow Kilisesinin papazı Smithson’un Kur’an hakkındaki müspet beyanı.\n\nDünya barışında Kur’anı rehber tutan Eski ABD başkanı Bill Clinton’un beyanı. Bu süper gücün küçülen devlet başkanı Bush’un ikizler binasının 11 Eylüldeki terörist saldırısı akabinde ki  yanlış beyanı ve ABD hukukçular başkanı Prof. Faruk Abdülhalık ‘ın cevabı ve Kur’anın hakem kabul edilmesi teklifi. ABD de ve İngiltere’de Kur’anın kapışılması.\n\nFahr-ı kainat  efendimiz Hz.Muhammed  aleyhissalatü vesselamın, tebliğ ve davet mektuplarındaki, çağımıza  vuran barış ve irşad metotları. Maide 99.ayet. 4 halifenin davet edilişi. Hz. Peygamberinin ilk insan hakları savunucusu olduğu.Veda hutbesindeki incelikler.\n\nHafız-ı Şirazinin günümüze ışık tutan.Uluslararası ilişkiler ve halkla ilişkiler bazındaki müthiş iki tespiti.Çağ açıp çağ kapatan Büyük Hünkar Sultan Fatih ‘in İstanbul fethindeki adil hareketleri ve  fermanı.Dünya ailesinin okuyan 2 milyar gencinin, dünya barışındaki büyük sorunları… Hz. Bediüzzaman’ının  ”Vicdanın ziyası ulûm-u diniye, aklın nûru fünûn-u medeniyedir” ifadelerinin geniş sahalardaki kıyasları. Eğitim dünyasında Barış ve birlik dünyasında ışık tutacak ve nur saçacaktır. Başka yolda kalmadı oradan gidelim.\n\nAlem-i İslâm’da  barışa içten dıştan darbe vuranlar ve sevilen devlet adamlarının şehit edilmesi. ”Eski hal muhal ya yeni hal veya izmihlâl” hakikatinin izahı. Dünyada sandığa barış için  giden 140 devletin varlığı. Dünya barışına “Asr” suresinin bakışı ve “Lisanın Kur’anın ayetlerini aleme duyururken,hal-etvar ve ahlakında onun manasını neşretsin” tespitinin izahı.\n\nHıristiyan İslam araştırmacısı Oliver Roy’un “İslamiyet’in son 26 yılda  artışın yüzdeleri ve izahı. Avrupa’da İslâm’a koşan insanlar ve kapanan kiliseler. Müspet hareketin faydaları.Hz.Yunus Emre’nin ve Hz.Mevlana’nın gel çağrıları ve Dr.Jonhson’un İtalyan büyükelçi Cardillinin ve Prens Bismark‘ın Kur’an ve Hz.Peygamberimiz için  çağı sarsan beyanları bugünkü insanların çıkış ve kurtuluş yollarıdır.\n\nBir asır önce  Kızılderililer  bir ateşin etrafında huzur bulmak için dönüyorlardı; şimdi bizim Mevlevilerimizde sema ederek hakka  gidiyorlar, bütün bu tespitler karşısında 21.yüzyılda büyük dünya ailesinin, münevver insanlarının fikir yelpazesi Hz.Muhammed (sav)  efendimize koşuyor, Kur’ana koşuyor ve Hz.Allah’a dönüyor. Dünya barışı için çok ümitliyiz.\n\nDurdu ŞAHİN: Çok teşekkür ederim\n\nHalil USLU: Ben de çok teşekkür ederim diğer mülakatlarda görüşmek ümidi ile...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Bir Yana, Sen Bir Yana",
        "poet": "Ömer Hayyam",
        "poem": "\n\nYeryüzü padişahların, kralların olsun.\nCehhennem kötü insanın olsun, Cennet iyi insanın..\n\nTanrıya toz kondurmamak meleğin işi olsun,\nTemizlik, Cennet kapıcısının işi..\n\nKim, ne olursa olsun,\nSevgili bizim olsun tek,\nCanı, Canımız olsun....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Beşten Büyüktür",
        "poet": "Mahir Toksoy",
        "poem": "\n\nDediğin gibi REİS \nDünya beşten büyüktür \nDevletler küçükse de \nREİS… Allah büyüktür \n\nAdı lusi, erika \nRusya,Çin,Amerika \nTürlü türlü entrika \nDöner … Allah büyüktür \n\nNerede İngiltere \nSomali,Kenya nere… \nAfrika kaderine \nYanar…Allah büyüktür \n\nBirisi veto eder\nDördü bırakır gider\nDünyayı beşli güder\nGüder…Allah büyüktür\n\nFransız tuzak kurar\nDörtlü çıkarır karar\nÜmmetim… yaram kanar\nKanar…Allah büyüktür\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Bir İmtihandır Anlıyabilirsen",
        "poet": "Hamit Ciftci",
        "poem": "\n\nDünya bir imtihandır anlıyabilirsen\nHayat bir sorumluluktur taşıyabilirsen\nAhiret bir muhakemedir  hak hesap sorulur\nHakikat bir ifadedirver bu ifadeyi verebilirsen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Bizden Ne İstiyor",
        "poet": "Necip Çibuk",
        "poem": "\n\nHergün ayrı bir seneryo\nDünya bizden ne istiyor.\nHesap peşinde pentegon\nDünya bizden ne istiyor.\n\nSağcı,solcu birde asala\nAklım ermiyor bu masala\nPeki nedir bu mesele\nDünya bizden ne istiyor\n\nArabı,Kürdü,Ermenisi\nYunanı,Rumu,Avrupası\nÇağın katil Amerikası\nDünya bizden ne istiyor.\n\nHergün değişiyor plan\nBazen dost görünüyor yalan\nBunlar hep zehirli yılan\nDünya bizden ne istiyor.\n\nNeden burdukça buruyor\nGün geçtiçe kuduruyor\nArkadan sinsi vuruyor\nDünya bizden ne istiyor\n\nNedir çirkin amaçınız\nDinmiyor kuyruk acınız\nHergün artıyor acımız\nDünya bizden ne istiyor.\n\nSizlersiniz ikiyüzlü\nBizler hep açık sözlü\nSizin emeliniz gizli\nDünya bizden ne istiyor\n\nYaşıyoruz Yurdumuz'da\nBizler kendi derdimiz'de\nHile olmaz ferdimiz'de\nDünya bizden ne istiyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Bir Okuldur, Bizler Öğrenci",
        "poet": "Şahbettin Uluat",
        "poem": "\n\nDünya bir okuldur, bizler öğrenci,\nYaşımız, ırkımız önemli değil.\nÖğreten, öğrenen, yaşlısı genci,\nDost, hiçbir farkımız önemli değil.\n*\nİlham veren, ilham alan bizleriz.\nYol yürüyen, yolda kalan bizleriz.\nOkuyan, anlayan, bilen bizleriz.\nMilimiz, çarkımız önemli değil.\n*\nBizleriz bağlayan, bizleriz ören,\nBizleriz gösteren, bizleriz gören,\nBizler götürülen, bizler götüren,\nKimiz, kim değiliz önemli değil.\n*\nDünya bir dersliktir, bilen biliyor.\nDers veren veriyor, alan alıyor.\nKimisi de avucunu yalıyor.\nKürkümüz, şarkımız önemli değil.\n\n11.02.2008  16.40\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Bir Nefes Alsın",
        "poet": "Mehmet Yaş",
        "poem": "\n\nDoğa’nın elinden her şeyi çaldık,\nHırsın gafletine iyice daldık,\nBeton yığınları içinde kaldık,\nBırakalım dünya bir nefes alsın; \nYerler yeşil, gökler masmavi kalsın! \n\nBir zamanlar köy, kasaba ne şendi,\nHayvancılık öldü, tarım tükendi,\nKöyü talan eder şehirin fendi,\nBırakalım dünya bir nefes alsın; \nYerler yeşil, gökler masmavi kalsın! \n\nYanlış ilaçlama vurdu toprağı,\nTüketti bostanı, bahçeyi, bağı; \nKuruttu ağacı, dalı, yaprağı; \nBırakalım dünya bir nefes alsın; \nYerler yeşil, gökler masmavi kalsın! \n\nÇağlayan derenin önünü tuttuk,      \nGölet yapmak için gölü kuruttuk,\nDenge unsurunu çoktan unuttuk,\nBırakalım dünya bir nefes alsın; \nYerler yeşil, gökler masmavi kalsın! \n\nDenizler, nehirler, göller kirlendi,\nOvalar, vadiler, çöller kirlendi,\nBinlerce canlının nesli tükendi,\nBırakalım dünya bir nefes alsın; \nYerler yeşil, gökler masmavi kalsın.\n\nHavada turnalar uçamaz olmuş,\nSaksıda çiçekler açamaz olmuş,\nBalıklar trolden kaçamaz olmuş,\nBırakalım dünya bir nefes alsın; \nYerler yeşil, gökler masmavi kalsın! \n\nYağmur bulutları çamur taşıyor,\nMevsimlerin yeri, yurdu şaşıyor..\nSorumsuz bir toplum haddi aşıyor,\nBırakalım dünya bir nefes alsın; \nYerler yeşil, gökler masmavi kalsın! \n\nÇarpık kentleşmede kırdık rekoru,\nKatledilmiş yedi rengin dekoru,\nArsa yapılıyor binlerce koru,\nBırakalım dünya bir nefes alsın; \nYerler yeşil, gökler hep mavi kalsın! \n\n“Yaş kesen, baş keser..” var mı dahası? \nOrmandan açılmaz “tarım sahası.”\nBir ömürdür bir fidanın ihyası,\nBırakalım dünya bir nefes alsın; \nYerler yeşil, gökler masmavi kalsın! \n\nFabrika bacası, egzoz dumanı,\nNükleer bombalar, topu, havan’ı,\nGözde fer koymuyor, dizde dermanı,\nBırakalım dünya bir nefes alsın; \nYerler yeşil, gökler masmavi kalsın! \n\nGün, güneş görmeyen planlı katlar,\nİmarlı, iskânlı talanlı katlar..\nMetre karesi bir servete patlar,\nBırakalım dünya bir nefes alsın; \nYerler yeşil, gökler masmavi kalsın! \n\nKentte olan köye ulaşamıyor,\nKöylü kente göçse yaşayamıyor! \nSanki et tırnakla kaynaşamıyor,\nBırakalım dünya bir nefes alsın; \nYerler yeşil, gökler masmavi kalsın! \n\nEskinin katlini uygarlık sandık,\nDikeni var diye gülden utandık..\nBir kısır döngünün içinde yandık! \nBırakalım dünya bir nefes alsın; \nYerler yeşil, gökler masmavi kalsın! \n\nYAŞ der; felaketler artık gündelik\nYetmez mi bu kadar “adam sende’lik! ”\nHer geçen gün büyür ozonda delik! \nBırakalım dünya bir nefes alsın; \nYerler yeşil, gökler hep mavi kalsın! \n\n         06.06.1991 / Sinop\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Bizden Ne İstiyor",
        "poet": "Niğmetullah Uçar",
        "poem": "\n\nDünya ne istiyor bu Türkiye’den\nTürk’e düşmanlığı teşvik ediyor\nDanimarka, papa küfür ederken\nFransa ermeni soykırım diyor\n\nTürkün dostu Türk’tür tarih gösterdi\nDostumuz yok madem güçlenmeliyiz\nDünya Türk gücünü hep önemserdi\nBir olup devlete güç vermeliyiz\n\nSinsi planlarla dönek Avrupa\nHer fırsatta bize çamur atıyor\nBüyük Hıristiyan efendi papa\nAllah resulüne, dine çatıyor\n\nDanimarka dini istismar eder\nFransa Türklüğü cani yapıyor\nBiri milletine hakaret eder\nDünyadan Nobelli ödül kapıyor\n\nPotansiyel gücüz dünya çapında\nDevletlerin gözü üzerimizde\nBizler olamadık bunun farkında\nSüper güç oluruz bildiğimizde\n\n                           Niğmetullah UÇAR\n                                Antalya\n                                     13.10.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Bizi",
        "poet": "Aşık Sümmani",
        "poem": "\n\nTa ezel hayal şemine yandırır dünya bizi,\nBen sana meftunum deyu kandırır dünya bizi,\nHavayı hevesle çeker,kıyl-ü kal sinesine,\nAhir salar pençesini sindirir dünya bizi.\n\nMeyl-i muhabbet ettirir fısk ile fenalara,\nBezli can ettirmek için arifi danelere,\nPek tenezzül etmez iken fevkale binalara,\nNihayet bir kabr içine indirir dünya  bizi.\n\nDer sümmani ezel nedir çün  bizim irşadımız,\nHazreti pir-i mügandır ta ezel üstadımız,\nBöyle devri teslim etmiş ebayi ejdadımız,\nKorkarım ki ol desti boş gönderir dünya bizi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Bize Çok Dardı",
        "poet": "Hakan Kurtaran",
        "poem": "\n\nDÜNYA BİZE ÇOK DARDI\n====================== \n\nGüftesini yazmıştım, filizlenen bu aşkın,\nÜşümüştü yüreğim, çarparken saten şaşkın.\nNotalar ahenkliydi, her biri dolu taşkın,\nEllerin uzanırken, gökyüzünde ay vardı,\nŞafak son kez atarken, Dünya bize çok dardı! \n\nGül kokulu odamda, seni yazıp çizerken,\nÜç boyutlu resminle, yıldızları dizerken,\nLacivert akşamlarda, buluşurken biz erken,\nAşkımızın önünde, parlayan bir ay vardı,\nYüreğimiz acırken, Dünya bize çok dardı! \n\nYıllar gelip geçecek, her şey aşkın bağında,\nIlgıt ılgıt esen yel, şu yalnızlık dağında.\nLezzeti değişmeyen, aşkın özlem çağında,\nDuvarlarla örülmüş, çok yakında ay vardı,\nIzdıraplar bitmiyor, Dünya bize çok dardı!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya bizi",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nKâh öyledir,kâh şöyledir\nHep söyletir, dünya bizi\n\nMeşeyledir, neşeyledir\nHoş eyletir, dünya bizi\n\nYaş eyletir,  taş eyletir\nBoş eyletir, dünya bizi\n\nPul eyletir, kul eyletir\nDul eyletir, dünya bizi\n\nYa köyledir, ya beyledir\nNe eyletir, dünya bizi\n\nO böyledir, bir leyledir\nGör neyletir, dünya bizi\n\nBireyledir, herşeyledir\nHep meyletir, dünya bizi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Bizi Unutsa",
        "poet": "Vahdet Mehmet Güneş",
        "poem": "\n\nsahilde iki kat evleri\nyüzyılda bir olur böyle\nkoyu aşık olan, evlenen çift\nsevgilerini yazabilirler mi! ! ! mektuplara\ndiller dalga dalga söyleyebilir mi! mikrofonla\nhazineler paha biçebilir mi! \nkıymetinin orantısını! \nHimalaya dağlarında gizli mücevherler\nbir yana,beraber olmakmış\namber esanslı odada\nbir Afrika sarmaşığı benzeri\nsabah yıldızı kaybolurken\nteraslarında mavi ufkun ötesi\nseyredilmeye bin kez değer\nsevmişler gönülden,benliklerini,tenlerini\nsamanlık seyran olmuş kime ne! ! ! \numrundamı el,alem! \nonlar içinse dilekleri! \nkopyalasın  aşkı ömürlerine\nmuradlarına iki sevgili erdi\npalmiyeli kumsal taze iklimde\nsöylendiler   turist melteme\ndünya bizi unutsa kime ne!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Boş Kardeş",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nHep konuşur bitmez kuru boş lafın,\nAklını başına almayan safın,\nAncak götüreceğin üç metre kefin,\nFazla yorma kendin dünya boş kardeş.\n\nEl öpmekle dudak olmazki mındar,\nEhli kâmil az bulunur Çok ender,\nİnsan kötüde olsa ben iyiyim der,\nEn iyisi insan olmak hoş kardeş.\n\nEğerki var ise paranla pulun,\nBirazcık hayıra uzansın elin,\nAllah tarafından açılır yolun,\nİyi düşün hep hayıra  koş kardeş.\n\nHaramdan uzak duralım helal yiyelim,\nBüyük sözü nasihati duyalım,\nBu gün varız yarın yokuz diyelim,\nSakın kalpler kırma dünya boş kardeş.\n\nİyiyi kötüyü yüce Allah görür,\nEden bulur ancak ipini sürür,\nBinbir damarında bir damarın kurur,\nEn iyisi insan olmak hoş kardeş.\n\nHerkes bu dünyada her şeyi düşler,\nİstediğin güzellik iyiden başlar,\nVeysel ki aslında çok ince bu işler,\nKalmaz hiç kimseye dünya boş kardeş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Büyük",
        "poet": "Burçin Aktaş",
        "poem": "\n\nO yataktaki iki kişi için; \nevde dört kişi,\nkatta yedi kişi,\napartmanda otuz beş kişi,\nmahallede yüzlerce insan,\nsemtte binlerce insan,\nşehirde milyonlarca insan,\nülkede onlarca şehir, milyonlarca insan,\ndünyada yüzlerce ülke, trilyonlarca insan,\nDünyanın dışındaki gezegenler,\nOrada yaşıyor olabilecek insanlar,\nİşte bu kadar büyür dışarıdaki çevre..\n\nYataktaki iki kişinin, milyonlarca insanı düşünmediği gibi,\nMilyonlarca insanın da o yatağı düşünmeye hakkı yoktur! \n\nDünya büyük, evren daha da büyük ama en büyüğü de Allah..\nHaddimiz olmayan şeylere karışmamamız dileğiyle..\n\nBurçin Aktaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Bu Bir Rüya",
        "poet": "Alican Ay",
        "poem": "\n\ndünya\nah bu bir rüya\nhayran kaldım\nakan suya\n\nbir dünya\nbir rüya\ndüştü hayaller \nbir suya\n\nburası dünya\nyalan dediler\nkimisine rüya\nuyan dediler\n\nah dünya\ngöremedim\ndoyamadım\nne bir rüya\nnede bir suya...\n\nbaktım burası dünya\ngördüğümde oldu rüya \ngözyaşlarımmış meğer\nbenzettim ben suya \n\nrüyanın içindeyim\nherşey karma karışık\nsuyun dibindeyim\ngözyaşım gibi bulanık\n\ndünya dedim dünya\nmeğerse bir rüya\nburda bekleme\nyükselmessin şaha\neğer görür isen\no bir rüya...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Cenneti",
        "poet": "Yılmaz Aybar",
        "poem": "\n\nGurbetlerin hası gönül gurbeti\n      Sılada olsam da kahreder beni\n      Varsa gönül dostum bir dağ başında\n      Bence orasıdır dünya cenneti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Cennet Değil ki;",
        "poet": "Abdullah Toroslu",
        "poem": "\n\nDünya cennet değil ki; her gün gülüp eğlensek\nBura yalnız kâfire, cennet imiş Müslüman! \nNe yazık ki ekserce, hak sanılır eğlenmek\nHem de ona bir zindan ve denirken aslı han! \n\nHak etmeden hak demek, normal midir de sence? \nVarsa bunun izahı, anlat bana vicdanda? \nİlim diye felsefe, okumuşsun sen bence! \nYer bulamaz şu zırvan, asla selim izanda! \n\nCennet olsa ne olur, şu üç günlük köhne dar? \nBekasızsa bir diyar, değmez onu sevmeye.\nYüzeyinde bin çile, ortasında varsa nar; \nBir akilken sen bana, nasıl dersin sev diye? \n\nŞuurlu ol ey Müslim, onaylama şu fikri! \nÇünkü o sav olamaz, asla kat’a kitabi! \nO mağlata sadece, melun maridin fikri! \nEhl-i iman uyamaz, şu yanlışa bittabi.\n\nAradığın fetvaysa, çoktur onu verenler! \nSen fetvayı bırak da, uy daima takvaya! \nÖyle çok ki çarşıda, birden bire erenler(!) \nHem de yokken ilim’i ve de yokken ar hayâ.\n\nCanı cennet isteyen; kul olmalı Allah’a! \nO hiç ucuz değildir ve de değil bedava.\nGirmek için cennete, ermek şartken felaha; \nSanma şu iş oyuncak ve de basit bir dava! \n\n                               Abdullah Toroslu\n                               05.07.2013-İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Çevre Günü’nde",
        "poet": "Mustafa Şahin 2",
        "poem": "\n\nDÜNYA ÇEVRE GÜNÜ’NDE\n\nSabah uyanınca bak dört bir yana,\nBeş Haziran Dünya Çevre Gününde.\nYok edilen yeşile yana yana,\nBeş Haziran Dünya Çevre Günü’nde.\n\nGökdelen dikilir, ağaç sökülür; \nBarajlar kurulur, ağaç kesilir; \nYollar düzenlenir, ağaç kıyılır; \nBeş Haziran Dünya Çevre Günü’nde.\n\nKesilir ağaçlar, kuşlar ötüşmez; \nGölge bulamayan gençler sevişmez,\nÇobanı, yabanı içten bilişmez; \nBeş Haziran Dünya Çevre Günü’nde.\n\nOlmazsa ağaç, kaybolur toprak; \nYetiştir ağacı sevinsin yaprak,\nÇoğalır suları, kalır mı kıraç? \nBeş Haziran Dünya Çevre Günü’nde.\n\nKesmeyin ağacı, yeni dikmeden; \nBin kez düşünelim onu sökmeden,\nŞahinim çevreyi kırıp bükmeden,\nBeş Haziran Dünya Çevre Günü’nde.\n\n 08 Haziran 2015/Mustafa Şahin- Malatya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Cennet Olurdu",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHerkes eğitim alsa, \nAhlak, edep korunsa, \nPeygamber dinlenilse, \nDünya cennet olurdu… \n\nNefis dinlenilmese, \nŞeytanlar dışlatılsa, \nRab’bimizden korkulsa, \nDünya cennet olurdu… \n\nTecrübe aktarılsa, \nİnsanlar mümin olsa, \nCan cana hiç kıymasa, \nDünya cennet olurdu… \n\n(1995)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Çevre Günü",
        "poet": "Muhittin Laçin",
        "poem": "\n\nDÜNYA ÇEVRE GÜNÜ \nNE VAR ŞU BÜLBÜLÜN İFADESİNDE\n\nŞu çığlığa kulak veren oldu mu? \nNe var o bülbülün ifadesinde\nŞu akan dereye hiç soruldu mu? \nNameler değişti suyun sesinde\n\nAslan yatağından belli derler ya \nBu söz söylenmemiş kuru kuruya\nHenüz bulamadık başka bir dünya \nİşaret gelmedi mor ötesinden\n\nÜzülür a dostlar toprak üzülür\nDallar hüzünlenir yaprak üzülür \nEl ayak kirlenir tırnak üzülür\nÜzülür bir çiçek solar peşinden\n\nHatalar sıyrıldı hep gölgemizden\nÇıktı sorun oldu gök kubbemizden\nSesler gelir yerden gökten denizden\nFeryatlar duyulur penceresinde\n\nYüzüne tükürülen şu sokakların\nKültürünün aynasıdır halkların\n Böceklerin ağaçların kuşların \nHerkesin payı var şeceresinde\n\nVakit dar beyhude yorulmayalım\nÇirkine çirkefe dost olmayalım\nDavranın ağalar geç kalmayalım \nBir yavru ağlıyor gül gölgesinde\n\nŞair Muhittin laçin.y.t.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Çevre Toplum",
        "poet": "Mustafa Cemil Dirier",
        "poem": "\n\nGüzel dünyamız insan oğluna verilmiştir\nDoğsa,Tabiatı,Gülleriyle,Çiçekleriyle,Kuşlarıyla\nArısıyla petegi ve Balıyla\nSöyle neden kirletiyoruz dünya yı\n\nNeden korumuyoruz kirletiyoruz\nYerlere attığımız çöplerle\nNeden ağaçlarımızı korumuyoruz\nSöyle neden kirletiyoruz dünya yı\n\nUnutmayın dünyamız elma gibi\nElmanın kabuğundan giren kurt gibi\nDünyamızı çürütüyoruz\nSöyle neden kirletiyoruz dünya yı\n\nBir gün olupta tükeneçek\nNe doğa nede tabiat kuçaklamaz\nKuçaklamaz bizleri güzel dünyamız\nSöyle neden kirletiyoruz dünya yı\n\nKüresel ısınmayı gördünmü\nGöreçeksin bir gün\nO zaman iş işten geçmiş olaçak\nSöyle neden kirletiyoruz dünya yı\n\nKüresel ısınma çok yakın\nBuzullar eriyor parçalanıyor\nGörmüyormusun dünya can çekişiyor\nSöyle neden kirletiyoruz dünya yı\n\nUnutmaki Allah bizlere verdi dünya yı\nUnutmaki kirlettiğin bu dünya yı\nBir daha kurtaramıyaçaksın\nSöyle neden kirletiyoruz dünya yı\n\nNe olur bir care arayın\nZaman geçmeden bir önlem alın\nHaykırıyorum sizlere\nSöyle neden kirletiyoruz dünya yı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Çocuk Günü",
        "poet": "Müfit Aksakal",
        "poem": "\n\nTüm dünya çocukları,\nGelin birlik olalım.\nTüm kaygılardan uzak,\nYeni dünya kuralım.\n\nDünya bizim olunca,\nSavaşlar olmayacak.\nTüm dünya ulusları,\nKardeşçe yaşayacak.\n\nBugün bizim günümüz.\nCoşalım,oynayalım.\nIrk ayrımı yok artık,\nGelin kucaklaşalım.\n\nBugün küçüğüz ama,\nYarın büyüyeceğiz.\nBu ulusu bu yurdu,\nBizler yöneteceğiz.\n\n(Öğretmenim,Başarı Yay. İstanbul 1993)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Çevre Günü",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nÇevreyi temiz kullan,\nTek canlı şahsın değil! \nBencil tavır edinme,\nDünyayı bir nimet bil! \n\nToprağı kirletirsen,\nHava ve su kirlenir,\nDoğal dengen bozulur,\nKuş bile etkilenir…\n\nTemizlik ibadettir,\nHep el yüz için değil,\nÇevreni de temizle,\nRab'bimin bir emri bil! \n\n(2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Çocuk Günü",
        "poet": "Mürsel Adıgüzel",
        "poem": "\n\nSayın Başkan, Sayın İl Genel Meclisinin Değerli Üyeleri ve Saygın yöneticileri.\nBugün, “Dünya Çocuk Günü” o nedenle, düşüncelerimi sizlerle paylaşmak maksadıyla, şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlarken, hepinize saygılarımı sunarım.\nSayın Başkan, bugün bütün dünya devletleri, çocuklarının gününü kutlamaktadırlar. \nÇocuklarına değer veren uluslar, hiç şüphe yoktur ki, bugünün çocukları, yarının büyükleri olarak,kendilerini yönetebilsinler. O nedenle, çocukların en faydalı bir düzeyde yetiştirilmesi için her türlü olanak sağlanmalıdır. Bu durumu göz ardı edenler, devlet yönetimindeki boşlukların sebebi olmuş olurlar. İş böyle olunca da, geri kalmışlıktan kurtulmak imkânsızlaşır. Çocuklarını düzenli bir biçimde eğitip öğretenler, çeşitli meslek dallarında hizmet almayı sağlayanlar, ulusal çıkarlarını daha iyi korurlar. O nedenle, çocuklarımıza gerekli değeri ve önemi vermek zorundayız. Çünkü onlar, yarının sorumlu insanları olacaktır. \nBu nedenle, 1923 yılında İsviçre’nin başkenti Cenevre’de bir araya gelen bazı devletler, bu toplantı da çocuk sorunlarını tartışarak “Uluslar Arası Çocukları Koruma Birliği” adıyla bir birlik kurulmasına karar verdiler. Bu toplantıda benimsenen çocuk hakları, “Cenevre Bildirisi” adıyla yayınlanmış oldu. Daha sonra, bizimle birlikte birçok ülkede “Çocuk Esirgeme Kurumunu” kurdular. \n1946 yılında tekrar toplanan ve ikinci uluslar arası toplantı diye adlandırılan toplantının sonucunda da, çocukların hakları daha da genişletilmiştir.1953 yılında ise çocuk sorunlarıyla ilgilenme görevi “UNICEF”  verilmiştir. (UNICEF, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun kısaltılmış adıdır.)\n1954 yılında yapılan UNICEF toplantısında, Ekim ayının ilk Pazartesi gününün “Dünya Çocuk Günü” olarak kutlanması karara bağlandı.\nÜlkemiz, çocuklara hak tanıyan ilk ülkeler arasında yer almıştır. Bu durum bizim açımızdan sevindirici bir durum olarak düşünülmelidir. Ancak değişen şartların sonucunda bu gün içinden çıkılamayacak boyutta, kimsesiz ve bakıma muhtaç çocukların sayısı gittikçe artmaktadır. Adına sokak çocukları dediğimiz binlerce çocuklarımız, yardımlarımızı beklemektedir. Bu nedenle, İl Genel Meclisi’ mizin bu sorunla ilgili bir araştırma yapılması kararı, alması gerektiğine inanıyorum. Bu sorunu öncelikli bir görev olarak düşünmekteyim.\nBakın 1959 yılında Birleşmiş Milletlerin Genel Kurulu, çocuk hakları bildirisi yayınlayarak, bütün dünya devletlerinin dikkatine sunmuştur. Bu bildiride yer alan, çok önemli olan bazı maddeleri sizlere sunmak istiyorum.\nSayın Başkan, Saygı Değer İl Genel Meclisi Üyeleri. Görülen o dur ki, bütün çocuklar için şu esaslar gözden ırak tutulmamalıdır.\n*Hiçbir çocuk ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyası inanç nedeniyle ayrı tutulmaz.\n*Her çocuk korunarak özel bakım gerektirir.\n*Her çocuk doğduğu andan başlayarak isme ve yurttaşlığa hak kazanır.\n*Her çocuk sosyal güvenlikten yararlanmalıdır. Sağlıklı büyüyüp gelişmesi için gereken her caba gösterilmelidir. Sakat çocuklar için özel bakım ve eğitim uygulanmalıdır.\n*Hiçbir çocuktan sevgi esirgenmemelidir. Ailesi olmayan ve yoksul kalmış çocuklara özel ilgi gösterilmelidir.\n*İlköğretim parasız ve zorunlu olarak çocuklara sağlanmalıdır. Çocuklar oyun oynama ve dinlenme olanaklarına sahip olmalıdır.\n*Sosyal yardım ve koruma derneklerinde, ilk akla gelen çocuklar olmalıdır.\n*Çocuklar her türlü sömürüden ve kötülükten korunmalıdır.\nSayın Başkan, \nCumhuriyetimizin kuruluşundan, günümüze gelinceye kadar bizler çocuklarımız için neler yapmışız bir de onlara bakalım.\nCumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün emirleriyle, çocuklarımızın sağlığına, eğitimine ve öğretimine önem verildi. Çocuklarımızın okutulması için her kademede okullar açıldı ve açılmaya da devam edilmektedir.\nÇocuk bakım evleri, doğum evleri, çocuk hastaneleri, çocuk yuvaları kuruldu. Yardım kurumları eliyle kimsesiz çocuklara gerekli yardımlar yapıldı ve yapılmaya devam edilmektedir. Nüfus yoğunluğunun ve işsizliğin artması sonucunda, mağdur durumda olan çocuklarımızda yok sayılmaz. Bu durumda olan çocukların derhal tespiti yapılmalı ve gerekli tedbirlerin alınması sağlanmalıdır. Okullarımızda çocuklarımızın eğitimi ve sağlığı üzerine dikkatli olunmalıdır. İyi bir nesil yetiştirtmesi için gerekli görülen her türlü tedbirin alınması gereklidir. Çünkü çocuklarımız bugünün yarını, yarıların umududur. Çocuklarına değer veren uluslar dimdik ayakta kalmaktadırlar. Bizler de, çocuklarımıza nasihat yerine örnek olmak zorundayız. Bu şekilde düşünüp davrandığımız ölçüde, yarının büyüklerini kazanmış oluruz.\nSayın Başkan, Saygı Değer Meclisimizin Üyeleri, dünya tarihinde ilk defa çocuklarına önem ve değer veren, tek lider vardır, oda Mustafa Kemal Atatürk’tür. En önemli bayramımız olan, “23 Nisan Egemenlik Bayramını” çocuklarımıza armağan etmiştir. Bu bayram artık dünya çocuklarıyla birlikte kutlanmaktadır. Çocuklarımızı bu denli öne çıkaran, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e, şükran borçluyuz. \nBu önemli gün nedeniyle beni sabırla dinlemiş olmanızdan ötürü, hepinize teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.\nMürsel Adıgüzel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Çiftçiler Günü",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nÇiftçi, toprağı sürer, eker ve yetiştirir,\nHer ne ürün var ise yemen için sebeptir…\n\nBağ, bahçe, tarla zor iş fedakârlık gerekli,\nYaz, kış çalışacaksın, olacaksın gayretli…\n\nEkim, dikim ve hasat sırf insanlık içindir,\nHazırlamak ve sunmak Rab’bin vesilesidir…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Çocuk Yılında I",
        "poet": "Behçet Necatigil",
        "poem": "\n\nBütün çocuklar\nYokluk bilmesinler\nEt, şeker, süt bulsunlar\nGiyimli, tok ve rahat....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Çocuk Yılında II",
        "poet": "Behçet Necatigil",
        "poem": "\n\nHer çocuk bir nur topudur, \nPaçavralar içine bile düşse\nBir nur topudur.\n\nDar çağlara gelmese, \nDeğmese hoyrat ayaklar, \nÇ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Çocuk Bayramı",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nBu büyük bir eğlence,\nÇocuk çocukla çocuk,\nDeğil gülüp geçmece,\nBüyükler bile çocuk…\n\nDünya bizi izliyor,\nHer ülkeden var çocuk,\nDil, din, ırk fark eder mi? \nBurada herkes çocuk…\n\n(1999)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Çocuk",
        "poet": "Ali Şeyh Özdemir",
        "poem": "\n\nSuyu içiyordu bir ırmak\nSerçe kanatlarından\nVe ben müthiş çocuktum o zamanlar\nMüthiş çocuk\nEllerimde patlıyordu eleğimsağmalar.\n\nHer şeyi fark ettiğimi sanıyordum\nYeni başlayan günü,\nAçan çiçeği,\nDüşen yaprağı,\nGülümsemenin güzelliğini…\n\n- Oysa, hiç fark etmedi yeryüzü beni …\n\nGece, bir türlü gol yapamadığım, \nKaleyi tutturamadığım bir futbol topuydu\nOynardım sabahlara dek.\nMüthiş çocuktum o zamanlar,\nMüthiş çocuk! …\n\nBaharda çiçekleri\nSonbaharda yaprakları kucaklardım yüreğimle…\nAy dede çevirdiğim bir topaçtı\n“Kelik* at! ” dediğim bahçede.\n\nBüyüdükçe ıradı,\nBüyüdükçe ufaldı çocukluğum.\nSonbaharlar çok yaralıyor beni şimdi\n\n--Dilim dilim çocuğum gayrı\n--Parça parça çocuk! ...\n\n*kelik: Eskiden çocukların giydiği ve naylondan yapılmış, sandalet tipi bir tür ayakkabı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Çocuk Hakları Günü  4",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nEğitim almalısın,\nCahil kalmamalısın,\nHakkını savunmalı,\nBilgi dağıtmalısın…\n\nKendini çocuk görme,\nBir gün büyüyeceksin,\nHakların olduğunu,\nMutlaka bileceksin…\n\n(1999)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Çocuk Kitapları Haftası",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nKitap bizi aldatmaz, doğru neyse bildirir,\nSadık bir arkadaştır, sıkıntını giderir…\n\nBilmediklerimizle, görmediklerimizi,\nDuymadıklarımızla, haberdar eder bizi…\n\nOnunla meşgul olur, içimiz güzelleşir,\nKötülük aydınlanır, iyilikler gelişir…\n\nKitap uzaklaştırır, her türlü tembellikten,\nZararlı her ne varsa, silinir içimizden…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Çocukları Günü",
        "poet": "Mürsel Adıgüzel",
        "poem": "\n\nÇok değerli arkadaşlarım, 'Dünya Çocukları Günü' olması nedeniyle düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim.\nÜlkemizde ve dünyanın birçok ülkelerinde, bu Pazar gününü “Dünya Çocuk Günü”  olarak kutlandı. Bende, bu önemli günle ilgili düşüncelerimi paylaşmak maksadıyla, şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Sözlerime, saygılar sunarak başlamak istiyorum. \nÇocuklarımız, “Bugünün küçükleri amma, yarının büyükleri olacaklardır”.  Bu nedenle, yarıDünya Çocuk GünüSnın büyükleri durumuna geldiklerinde, kendilerini daha iyi yönetebilmeleri için, gerekli görülen bütün tedbirlerin alınmasının şart olduğu bilinmelidir. Bundan dolayıdır ki, 1923 yılında İsviçre’nin başkenti Cenevre’de bir araya gelen bazı devlet temsilcileri, çocuk sorunlarını tartışarak “Uluslar Arası Çocukları Koruma Birliği” adıyla bir birlik kurulmasına karar verdiler. Çocuk haklarını imza altına aldılar. Bu karar,  “Cenevre Bildirisi” adıyla yayınlanmış oldu. Bizde, bu bildiriyi müteakip “Çocuk Esirgeme Kurumunu” kurmuş olduk. \nDaha sonra,1946 yılında ikinci uluslar arası toplantı yapıldı. Bu toplantı sonucunda, çocuk hakları daha da genişletilerek, 1953 yılına kadar yürürlükte kaldı. 1953 yılında tekrar toplanan üye ülkeler, çocuk sorunlarıyla ilgili yeni bir düzenleme yaparak, ilgilenme görevini  “UNICEF”’e verdiler. (UNICEF, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun kısaltılmış adıdır.)\n1954 yılında yapılan UNICEF toplantısında, her yıl, Ekim ayının ilk Pazar gününü “Dünya Çocuk Günü” olarak kutlanmasını, karara bağladılar. \nAlınan karar gereği, ülkemizde çocuklarımızın hakları tanınmış oldu. Böylece, üye ülkeler arasında yerimizi almış olduk. Ancak değişen şartların sonucunda, bu gün çocuklarımızın çok büyük sorunlarla karşı olduğu bilinmektedir. Karşımızda çığ gibi büyüyen kimsesiz ve bakıma muhtaç çocukların sayısı, gittikçe artmaktadır. Bunların adına sokak çocukları dediğimiz, ama neden böyle olduğunu bilmediğimiz binlerce çocuklar mevcuttur. Bu çocuklar ne yiyip ne içtiği ve nerede yatıp kalktıkları genel olarak bilinmemektedir. Bilinenlerde, yardımlarımızı beklemektedirler. En büyük sorunlarımızdan biriside, yurdumuzun çeşitli yerlerinde, hala kız çocuklarını okula göndermeyenlerin sayısı, küçümsenmeyecek boyutta olduğu bilinmektedir. İstanbul’umuzda bile, nasıl bir tablo ile karşı karşıya olduğumuz tam anlamıyla bilinmemektedir.Bu nedenle, kimsesiz ve yardıma muhtaç olan çocuklarımızın sayısal tespitlerin yapılması gerekmektedir. Dahasın da, nasıl ve ne gibi önlemlerin alınacağı ve bu önlemlerin neler olacağı saptanmalıdır. Bu durumun açığa çıkarılması için de, sosyal hizmetlerde görev yapan komisyonumuzun, geniş kapsamlı bir araştırma yapmasını ve sonuç bilgisini, yüce meclisimize sunulmalarını, talep ediyorum.Bakın dünyamızda, çok hızlı bir değişim gözlenmektedir. Bu değişime uyum sağlayacak olanlar payına düşeni alırlar. O nedenle bu değişime uyum sağlanması için, şimdiden gerekli tedbirlerinin alınması şarttır.Bundan 49 yıl önce,1959 yılında “Birleşmiş Milletlerin Genel Kurulu”, çocuklara sahip çıkarak, çocuk haklarını karar altına aldıklarını, bu önemli maddelerden anlaşılmaktadır. Bu maddelerin önemli olanlarını sizlere sunmak istiyorum. \n*Hiçbir çocuk ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyası inanç nedeniyle ayrı tutulmaz. \n*Her çocuk korunarak, özel bakım gerektirir. \n*Her çocuk doğduğu andan başlayarak isme ve yurttaşlığa hak kazanır. \n*Her çocuk sosyal güvenlikten yararlanmalıdır. Sağlıklı büyüyüp gelişmesi için gereken her caba gösterilmelidir. *Sakat çocuklar için özel bakım ve eğitim uygulanmalıdır. \n*Hiçbir çocuktan sevgi esirgenmemelidir. Ailesi olmayan ve yoksul kalmış çocuklara özel ilgi gösterilmelidir. \n*İlköğretim parasız ve zorunlu olarak çocuklara sağlanmalıdır. *Çocuklar oyun oynama ve dinlenme olanaklarına sahip olmalıdır. \n*Sosyal yardım ve koruma derneklerinde, ilk akla gelen çocuklar olmalıdır. \n*Çocuklar her türlü sömürüden ve kötülükten korunmalıdır. Ancak bu tedbirler alındığı zaman, çocuklara verilen değer, anlaşılabilir. Bizde cumhuriyetimizin kuruluşundan, günümüze kadar, çocuklarımız için neler yapmışız, bir de ona bakalım. \nCumhuriyetimiz kurulduktan bugüne, çocuklarımızın sağlığına, eğitimine ve öğretimine önem verilmektedir.  Her kademede okullar açıldı ve açılmaya da devam edilmektedir. \nÇocuk bakım evleri, doğum evleri, çocuk hastaneleri, çocuk yuvaları kuruldu. Yardım kurumları eliyle kimsesiz çocuklara gerekli yardımlar yapıldıysa da, bunların bugün açısından baktığımızda yeterli olmadığı görülmektedir. Nüfus yoğunluğuna paralel, işsizliğin artması sonucunda, mağdur durumda olan çocuklarımızın durumunun düşünülmediği apaçık ortadadır. \nÜlkemizin geleceği sorumluluğunu taşıyacak olan çocuklarımızın sorunlarına aileden başlayarak, her türlü okullarımızda eğitim-öğretim, sağlığı ve altyapı hizmetleri üzerine çok dikkatli durulmalıdır. İyi bir neslin yetiştirtmesi için gerekli görülen her türlü önlem ve tedbirler alınmalıdır. Çünkü “Çocuklarımız, bugünün yarını, yarıların umududur”. Çocuklarına değer veren uluslar dimdik ayakta kalmaktadırlar. Bizler de, çocuklarımıza nasihat yerine, örnek olmak zorundayız. Bu şekilde düşünüp davrandığımız ölçüde, yarının büyüklerini çok iyi yetiştirmiş oluruz.\nDünya tarihine baktığımızda, ilk defa çocuklarına gerekli önem ve değeri veren tek lider var, oda Mustafa Kemal Atatürk’tür. Ulusal Egemenlik günümüz olan, 23 Nisan 1920 gününü ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı günü “23 Nisan Ulusal Egemenlik Çocuk Bayramı” olarak adlandırıp, çocuklarımıza armağan etmiştir. Bu bayramı, çocuklarımız dünya çocuklarıyla birlikte kutlanmaktadırlar. Çocuklarımızı bu denli öne çıkaran, bu düşünceden feyiz alınması gerekmektedir. Sözlerimi bu görüş ve düşüncelerimle tamamlarken, teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum,\n\nMürsel Adıgüzel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Çocukların Olsa",
        "poet": "Canan Özer",
        "poem": "\n\nDünya çocukların olsa; \nBir ağaç dikerdim gökyüzüne.\nDünya çocukların olsa; \nO ağacı hayallerle süslerdim ömür boyunca...\n\nDünya çocukların olsa; \nBir beste yazardım barış adına.\nDünya çocukların olsa; \nGüvercinler uçsun,doymasın bu melodinin tadına...\n\nDünya çocukların olsa; \nBir yağmur olur,düşerdim her insanın üstüne.\nDünya çocukların olsa; \nHerkes barışsın küstüğüne...\n\nDünya çocukların olsa; \nGeri verirdim büyüklere.\nDünya çocukların olsa; \nYine de söz düşmez küçüklere...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Çocukları",
        "poet": "Mehmed Sarı",
        "poem": "\n\nBinlerce çocuk ölüyor her gün\nAfrikada açlıktan,\nLatin Amerikada\nPolinezyada\nve güney Asyada...\n\nYüzlerce çocuk ölüyor her gün\nKuzey Amerikada\nbakımsızlık ve ilaçsızlıktan,\nAvrupada\nkuzey Asya \nve Avustralyada...\n\nOnlarca çocuk öldü her gün\ngangster devletlerin\nhava bombardımanlarından\nSırbistanda, Kosovada,\nIrak ve Afganistanda...\n\nSiyah bir kız çocuğu Tanzanyada\non yıldır ellerime bakıyor,\nGözleri kuyular kadar derin,\nUmutları yıldızlarca parlak\nBüyüyor on yıldır\ngünde\nbir Avustralya dolarıyla...\n\nOysa,\ntüm dünya çocuklarına\nömür boyu yetecek\ngiysi, ilaç ve yiyecek\nçöpe atılıyor her gün\nbombacı devletlerin sokaklarında...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya da Barış Kardeşlik Olsun",
        "poet": "Güner Kaymak",
        "poem": "\n\nEl ele verelim, birlik olalım\nDünya da barış kardeşlik olsun\nZulüme birlikte karşı koyalım\nDünya da barış kardeşlik olsun\n\nGönlümüze dolsun aşk ile sevgi\nBulunmaz insanın dünyada dengi\nKendi nefsimizle yapalım cengi\nDünya da barış kardeşlik olsun\n\nNe ezen olsun ne de ezilen\nÖzgürce yaşamak arzu edilen\nKıyarmı cana insanım diyen\nDünya da barış kardeşlik olsun\n\nÇocuklar çiçektir çiçek solmasın\nAnalar melektir hiç ağlamasın\nDilerim savaşlar artık olmasın\nDünyada barış kardeşlik olsun\n\nNüklüer silahlar kalksın aradan\nHepimizi bir yarattı yaradan\nMisafiriz zaten yalan dünyadan\nDünya da barış kardeşlik olsun\n\nNasıl tok oluruz komşumuz açken\nGülüp eğlenilmez savaş izlerken\nHep birlik olalım vaktimiz varken\nDünya da barış kardeşlik olsun\n\nMilyarlarca dolar verilirmi füzeye\nİnsanlar açken gidilir mi uzaya\nBir daha mı geleceğiz dünya'ya\nDünya da barış kardeşlik olsun\n\nSavaştan sonrası açlık sefalet\nTerör hortlar orda başlar esaret\nRezillik dizboyu korkunç felaket\nDünya da barış kardeşlik olsun\n\nÇernobil insanlığın yüz karası\nHalen kapanmadı hiroşima yarası\nAmerika baş katil oldum olası\nDünya da barış kardeşlik olsun\n\nAvrupa terörün kalleş çocuğu\nİnsan hakları, demokrasi nutuğu\nGüner unutmak zor rusyadaki okulu\nDünya da barış kardeşlik olsun\n\nOzan Güner Kaymak / Amsterdam 22.08.2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya da Kardeşlik Barış İsterim",
        "poet": "Güner Kaymak",
        "poem": "\n\n\nNe terör ne savaş ne de işkence\nDünya da kardeşlik barış isterim\nHakka yalvarırım her gün her gece\nDünya da kardeşlik barış isterim\n\nİnsanı severim hakkın nurudur\nHakkın nazarında insan uludur\nCümle alem hakkın güzel kuludur\nDünya da kardeşlik barış isterim\n\nBiri yer içerken biri bakmasın\nHiç kimsenin göz yaşları akmasın\nİnsan bir birinden asla korkmasın\nDünya da kardeşlik barış isterim\n\nAşk ile sevgiyi kültür edelim\nHoşgörü saygıya mehil verelim\nYüreklerde ikiliği silelim\nDünya da kardeşlik barış isterim\n\nGülücükler eksilmesin yüzlerde\nAşk umut ışığı olsun gözlerde\nŞeker şerbet ballar aksın dillerde\nDünya da kardeşlik barış isterim\n\nMerhameti elden hiç salmayalım\nNefsin arzusuna biz uymayalım\nKendi kendimizi sorgulayalım\nDünya da kardeşlik barış isterim\n\nİlime irfana kucak açalım\nFitneden fesattan uzak kaçalım\nPek yüksekten değil alçak uçalım\nDünya da kardeşlik barış isterim\n\nHem duygulu hem duyarlı olalım\nGönülden gönüle köprü kuralım\nHakikatı özümüzden soralım\nDünya da kardeşlik barış isterim\n\nHatır gönül kırmak insanlık değil\nHer kes insanlıga vermeli meyil\nKardeş kardeşine olmalı kefil\nDünya da kardeşlik barış isterim\n\nOzan Güner sever hakkın kulunu\nAllah şaşırtmasın kulun yolunu\nİstemem dünyanın para pulunu\nDünya da kardeşlik barış isterim\n\nOzan Güner Kaymak\nAmsterdam / 15.11.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Çocukları Haftası",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nDünya çocuklarım bizim çocuklarımız,\nİnsan neslinde geldik aynıdır haklarımız…\n\nHaftalarım evrensel geleceğim aydınlık,\nHaklarımla beraber, seviliyorum artık…\n\nÇocuk tavırlarımla işte korunuyorum,\nDuygularımsa ortak huzurluyum, mutluyum…\n\nSağlığım garanti eğitim almaktayım,\nBarış egemenliği, bunlar tek dayanağım…\n\n(2014)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya da en kıymetli",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nDünya da en kıymetli, yok olandır, var değil\nYok olanın kıymeti, değersizdir, kâr değil\nNimetler var oldukça, kimse ona yâr değil\nKel insana saçı sor, saç nedir onlar bilir! \n\nGüneşte kavrulanlar, arar durur gölgeyi\nÖzgürlüğü olmayan, yaşatamaz ilkeyi\nÇok vatanperver olur, terkedenler ülkeyi\nGurbetçiden göcü sor, göç nedir onlar bilir! \n\nDert çekmeyen insanlar kalkar dertten laf eder\nAnlatması bir tuhaf, gaf üstüne gaf eder\nKatil ruhlu insanlar, katilleri affeder\nMazlumlardan öcü sor, öç nedir onlar bilir\n\nTakdir edilmez nimet, yok olur yazık olur\nVarlıkta çöpe giden, darlıkta azık olur\nBaldan tatlı olurlar, çürük ya ezik olur\nDüşenlerden açı sor, aç nedir onlar bilir\n\nBal der uykuyu sever, gece uykusuz kalan\nKeşke gölde boğulsam, der çölde susuz kalan\nGençlik neymiş der durur, güçsüz, duygusuz kalan\nGüçsüzlerden gücü sor, güç nedir onlar bilir\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya'dan Haberler",
        "poet": "Kemal Tekir",
        "poem": "\n\nDuydum ki vurulmuş kuşlar,\nUçarlarken hep semada\nÇiçekleri, soldurmuşlar.\nYaraları, kanatmışlar.\n\nÇok kalınmış duvarlar da,\nİnsanların arasında.\nGörmüyormuş artık gözler,\nYürekleri sarmış kinler.\n\nDoğa bu kadar cömertken,\nBencil olmuş, bak insanlar.\nHaberleri yokmuş artık,\nHer gün yitip gidenlerden.\n\nVarlık içinde yokluklar,\nYaşanırmış hep hayatta.\nSavaş tamtamları sık,sık,\nÇalınıyormuş Dünya da.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya'dan Göç",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nBir gün doğan bir gün göçer Dünya'dan,\nKimi güler,kimi ağlar bir yandan,\nEşin dostun ağıt yakar arkandan,\nBir Öğretmen ayrıldı aramızdan...\n\nÇok insan eğitti,topluma sundu,\nOnlarla yaşadı, onlarla övündü,\nİyi makamlarda gördü sevindi,\nBir emekli ayrıldı aramızdan...\n\nEmekliyken ayrılmadı okuldan,\nAcel aldı onu öğrencilerden,\nDün sınıfındaydı,bugün mezarda,\nBir eğitmen ayrıldı aramızdan...\n\nUyu toprağında Osman öğretmen,\nÖğrencine öldüğün nasıl diğem,\nSeyfet der rahmetle anmak vazifem,\nBir dostumuz ayrıldı aramızdan...\n\n          09.02.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya'dan Nasibin Budur....",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nŞu fani Dünya'da doymak bilmezdin, \nİsterdin bağ bostan, ev, saray  yaprak \nBir avuç toprakla baş ucundayım, \nDoyursun gözünü bir avuç toprak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya’da Rüya",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHer şey dünyada rüya, \nDeğmez oyalanmaya… \nMademki hayal dünya, \nHaydi, namaz kılmaya… \n\nRüyada bile olsan, \nDerim namazını kıl, \nHayaller bile görsen, \nLazım olan şey akıl... \n\nDin akla değer verir, \nAkıl her şey değildir… \nAldanır ve yanılır, \nAkılsız hak değildir… \n\nÖlçülerin olacak, \nÖnünde rehberlerin, \nAkıl araç ve gereç, \nDüşmanı nefislerin… \n\nDurgun suda kırılır, \nIşığın yansıtması… \nAkıl buna aldanır, \nBu akıl inanması… \n\nAkla eğitim gerek, \nAklın istediği din, \nRab’binden emirlerin… \nAkla istediklerin… \n\n(1999)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Dediğimiz",
        "poet": "Tamer Akarsu",
        "poem": "\n\nGidişin dönüşü olmayabilir\nGözleriniz yollarda kalabilir\nBakarsınız künyem benden tez gelir\nDünya dediğimiz böyle bir Dünya\n\nGidişim göz yaşı hüzün doluydu\nUmut yolu bu kez hasret yoluydu\nBelki de çilenin derdin sonuydu\nDünya dediğimiz böyle bir Dünya\n\nEn büyük yanlışı ondan gördüm ya\nYolu açık olsun gitsin be Hülya...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Dedikleri",
        "poet": "İlyas Ateş",
        "poem": "\n\nDünya dedikleri bir misafirhane\nMisafiri kimdir görebildin mi? \nNiceleri dünya misafirhanesine gelip gitmişler\nGelen kimdir giden kimdir gördün mü? \n***\nDünya dedikleri sanki bir gelin\nGörenler sarılır âşık olurlar\nBütün âşıklarını gömer toprağa\nGömen kimdir onu gören oldu mu? \n***\nBu dünya bir leştir bunu bilmezler\nBütün canavarlar bu leşe konar\nBu leşten maksat ne canavar nedir\nBu leşe konan canavarı gören oldu mu? \n***\nDünya bir okuldur bizler öğrenci\nÖğretmeni nerde görebildin mi? \nNasıl bir imtihan nasıl bir sınav\nSonucu nerededir alabildin mi? \n***\nDünya bir kitaptır görebilirsen\nAteşoğlu bunu bile bilirsen \nEğer sen kendini göre bilirsen   ***\nKendini gören kim görebildin mi?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya değişti",
        "poet": "Cuma Soylu",
        "poem": "\n\nDÜNYA DEĞİŞTİ\n**************\nTeknik teknoloji dünyası değişti\nİnsanlar yozlaştı hayat zorlaştı\nKardeş kardeşe düşman kesildi\nOlmaz ola senin varlığın dünya\n************************* \nGözün açıp yeryüzüne bakınca \nSilahlar üretip o celal ta satınca\nAteşleyip bunca ocakları yıkınca \nOlmaz ola senin varlığın dünya\n*************************\nVampirin o kan içinde ekmeğin \nBu kini nefreti gelin çekmeyin \nOlmaz ola senin varlığın dünya\n*************************\nKürenin her yanı birdir ayırmam\nKölelik düzenini asla savunmam\nBölücülük yaparaktan övünmem \nOlmaz ola senin varlığın dünya\n**************************\nİnsan haklarımı bu neyin davası\nAvrupa dedikleri tam yüz karası\nFesat fitne bölücüler itin yuvası\nOlmaz ola senin varlığın dünya\n*************************\nToprak vermiş bize bolca nimeti\nİnsana değer bilmediniz kıymeti\nPaylaşmayı bilirsen bu ganimeti \nOlmaz ola senin varlığın dünya\n*************************\nSoylu dört kitabın dördü de haktır \nÇağ değişti okuyanı yazanı yoktur\nKıta kıta bölüp can yakanı çoktur\nOlmaz ola senin varlığın dünya\n**************************\nHalk Şairi Cuma soylu.27.08.2015 \n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Devlere Kurulmuş",
        "poet": "İbrahim Akbaş 1",
        "poem": "\n\nDünya malı elin kiri,\nSahip olan kalır diri,\nBarındırmıyor fakiri.\nDünya devlere kurulmuş\n\nDevlerin cepleri dolmuş,\nFakire musallat olmuş\nDünya böyle düzen bulmuş.\nDünya devlere kurulmuş\n\nGücü olan yükseliyor,\nHazır lokmaya konuyor,\nParaya para katıyor.\nDünya devlere kurulmuş\n\nFakiri sinek avlıyor,\nAçlıktan ağzı kokuyor,\nDevler git gide büyüyor\nDünya devlere kurulmuş\n\nİbrahim Akbaş\n14 07 2006 cuma (1)   \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Dedikleri",
        "poet": "Halil Işık",
        "poem": "\n\nzamana çarpa çarpa, upuzun merdivenleri tırmanıyor rüzgâr\n\neski bir baş ağrısına konmak için\n\nyaz güneşi yuvarlanarak batıyor gözlerimde, sızıp kalıyor\n\nbir çocuk ağlıyor, biliyorum\n\nçünkü ben, ne zaman, nerede bir çocuk ağlasa\n\nçok çocuklu bir âilenin, en eski gözyaşı olurum\n\nen eski dâveti olurum, dünyanın\n\nölüler, şöyle yazmak ister mezar taşlarına:\n\n-biz vardık, siz neredesiniz? \n\nbatmakta olan bir gemiden filikalara atlarcasına:\n\n-biz sonra geleceğiz, denilir\n\nmermer avluda çocuklar yarışır, güneşte pişen taşlarla\n\nzihnim oynar yerinden, kavrulur yüreğim\n\navuçlarımdan sızar biriktiğim\n\nşimdi ne sürsem yakışır geceye\n\nnereye sürünsem, yeni keşfedilmiş bir başka ot kokusu\n\nesâretin tozunu alacak\n\nbahçe bahçe büyüyecek bizim çocuklar\n\nyerini alarak beton iskeletlerin\n\ngümüş kaval mağrurca ötecek, hür kafalarda\n\nsular, ak benizleriyle nilüferlere kalacak\n\nhastaneler kapanacak bir bir\n\nyeşil kuduracak, mâvilikler boy atacak\n\ngökyüzü toprağa yaklaştıkça, büyüyeceğim biraz daha\n\nter ter dolarak, umudun harcına\n\numut diyorum, kıyaslanamaz mutlulukla\n\ndünya denen paslı makas, iyiliği budayamaz\n\nçocuklar seksek oynayamaz, kurşun seken avlularda\n\nyalnızca geceleri işleyen bu saat\n\nzamanı değil, sabrımı ölçer ancak\n\n                                                12 Nisan 2016 Salı / İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Derdi",
        "poet": "İdris Çağlayan",
        "poem": "\n\nZindanlardayım çıkamam ki\nİman olmaz sa kurtulamam ki\nHayatım boştur bilemem ki\nDünya derdi yakar beni\n\n             Bilemedim bu oyunu \n             Çözemedim bu soruyu\n             Dünya yalan diyemedim\n             Dünya derdi yakar beni\n\nVefaız dosta inandım \nSiyah karelerle boyadım\nDayanamadım ağladım \nDünya derdi yakar beni \n\n             Her şey bir koştumaca\n             Bana bir cevap ver amca\n             Varmı dünya gibi pis konca\n              Dünya derdi yakar beni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Değirmen",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\n“Öğretmen Mehmet Şahin’e Saygılarımla”\n\nİnsan fani Dünya koca değirmen,\nBir can daha döndü solan yaprağa…\nÇocuk hani o sevdiğin öğretmen,\nGitti aha! O da düştü toprağa…\n\nMehmet Şahin veda etmiş hayata,\nYürek mangal, gözler döndü Fırat’a…\n\nGüzel dosttun, can komşuydun sen bize,\nSevgi- şefkat dönmüştü bir denize,\nSaygınlığı kazandırdı bu size,\nIşık oldun düştün bizim şafağa…\n\nMehmet Şahin veda etmiş hayata,\nYürek mangal, gözler döndü Fırat’a…\n\nÖğretmendin, can verdin harf, heceye,\nBaba oldun, anne oldun niceye,\nSen güneştin, en karanlık geceye,\nBilgi oldun, hayat verdin çorağa…\n\nMehmet Şahin veda etmiş hayata,\nYürek mangal, gözler döndü Fırat’a…\n\nHer insana zevkle yardım ederdin,\nBizle sevinç, bizle gamdın, kederdin,\nHep güzele, hep gerçeğe koş derdin,\nBen hayrandım, yol gösteren parmağa…\n\nMehmet Şahin veda etmiş hayata,\nYürek mangal, gözler döndü Fırat’a…\n\nCantekin der; yürek dayan eleme,\nMendil getir ağlayan bu kaleme,\nSen güzeldin, örnek oldun âleme,\nBeni de al ecel o son durağa…\n\nMehmet Şahin veda etmiş hayata,\nYürek mangal, gözler döndü Fırat’a…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya dengesini yitiriyor",
        "poet": "Yalçın Bayram",
        "poem": "\n\nTeraziler boşalıyor,\nHer gün yeniden...\nAdalet kendini tutuklattırıyor\nVe eski zamanların şairleri,\nYeni dizeler yazıyor,\nÖLÜLER İÇİN...........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Deniz",
        "poet": "Aşık Sabri Çulpan",
        "poem": "\n\nÇok fakirde yoktur kilimle hasır\nVurguncuya hırsıza yaradı asır\nZaman bozuk düzen bozuk vel hasıl\nDünya deniz yüzme bilen yüzüyor\n\nVarmi bizim köyde bir dürüst parti\noy verdiğimiz dünyamızı karartı\nGelen zalim eskisini arattı\nDünya deniz yüzme bilen yüzüyor\n\nSöyle neye yarar beyinsiz kafa\nAynı yılan bizi soktu kaç defa\nKim çok para verse geçer o safa\nDünya deniz yüzme bilen yüzüyor\n\nKırıla oy veren elim kırıla\nBir gün sağa çeker öbürgün sola\nAşık Sabri baş vurduğumuz yola\nDünya deniz yüzme bilen yüzüyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Dünya Dolu",
        "poet": "Kadir Aras",
        "poem": "\n\nBİr hayatın adısın... Dünya dolu,  neşe dolu....\nUçsuz bucaksız umutların var olduğu...\nHer tarafın huzur dolu, aydınlığın bolluğu...\nNe sözler ifade eder sende var olan güzelliği ne de gözlerde ki anlam...\nSadece bir yürek dile getirebilir ne denli yaşanılası olduğunu...\n\nBir hayatın adısın... Dünya dolu, neşe dolu...\nSuskun acılarla dolu.! Ama üstü umutla korulu...\nYaşanılası bir ömürsün sevgi dolu güzellik dolu...\nSözlerinde bir anlam yüreğinde bir dünya varlığın huzur yolu...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Döndükçe",
        "poet": "Ahmet Yumuşak",
        "poem": "\n\n\tDünya döner\n\tBir düzen kurmuş yaratan\n\tYaz gelince güneşin \n\tHasretten içi yanar\n\tAy ve yıldız\n\tCilveleşir uzaktan\n\tDünya döner\n\tYandan gelir ışıklar\n\tNazlı nazlı süzülür\n\tBeyaz bulutlar\n\tHasretle buluşunca\n\tGüneş sarılır bulutlara\n\tUtancından kararır gökyüzü\n\tSevinçten gök gürler\n\tŞimşek çakar\n                Ve ışık saçar\n\tYıldırımlar… \n\tBulutlar sevinçten ağlarken\n\tKaranlıkta\n\tAy ve yıldız yas tutar\n\tDünya döner\n\tIsınırken havalar\n\tAyrılık vakti der bulutlar\n\tGüneş gitme dese de\n\tNe çare\n\tBulutlar hem gider hem de ağlar\n\tArtık mevsim ilkbahar\n\tGüneş yine\n\tHasret kalacak bulutlara\n\tYaz bitinceye kadar\n\tDünya döndükçe\n\tYaşanacak bu olaylar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Döner Elbet",
        "poet": "İsmail Tanrıverdi Ercişli",
        "poem": "\n\n\tÜzülmesen behey insan\n\tBir gün dünya döner elbet\n\tÇok sabırsız inan insan\n\tBir gün dünya döner elbet\n\n\t\tNice paşa gelip geçti\n\t\tDost elinden bade içti\n\t\tAli nice kâfir biçti\n\t\tBir gün dünya döner elbet\n\n\tÂşıklar bir sevgi için\n\tBu kin nefret acep niçin\n\tDevir geçti biçim biçim\n\tBir gün dünya döner elbet\n\n\t\tİsmail kenarda durar\n\t\tFakir fukarayı sorar\n\t\tBoş yere kafayı yorar \n\t\tBir gün dünya döner elbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Döner Ben Dönerim Dünyada",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nİyi kötü mecbur hayat yaşarım,\nBazen şaşrırım bazen şaşarım,\nMecbur yıkılmamak için koşarım,\nDünya döner Ben dönerim Dünyada.\n\nZaman geçer ama herkes farkında,\nFakir isen iz bırakmaz arkanda,\nBerbat düzen gidişatın çarkında,\nDünya döner Ben dönerim Dünyada.\n\nAslında Dünyada yaşamak çok hoş,\nGelende sarhoş gidende sarhoş,\nDolu derler Dünya aslında bomboş,\nDünya döner Ben dönerim Dünyada.\n\nDünya garip Dünya yoktur emsali,\nKatlanmak zorundayız mecbur bu hali,\nNe kötü ne iyi sersem misali,\nDünya döner Ben dönerim Dünyada.\n\nHerkesin ettiği yanına kalır,\nGüçlüler güçsüzün canını alır,\nNe olursa yine garibe olur,\nDünya döner Ben dönerim Dünyada.\n\nNe ararsan Hak Adalette ve Hakta,\nDönmüşsün Dünyanın umrunda çokta,\nBilki her canlıya ölüm son nokta,\nDünya döner Ben dönerim Dünyada.\n\nVarsa yoksa bu Dünyada değerim,\nBazen isyan eder bazen söverim,\nMecbur hayat mecbur boyun eğerim,\nDünya döner Ben dönerim Dünyada.\n\nİleri götürmek için neslini,\nMecbur hayat denen yaşam faslını,\nVeysel derki çözemedim işin aslını,\nDünya döner Ben dönerim Dünyada.\n\n\n\nTel:05379590555\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Dönsün",
        "poet": "Mazlum Aydemir",
        "poem": "\n\nDünya dönsün sen dur öyle,\nseyredeyim Şehr-i Bursa'nın ışıklı manzaraları gibi yüzünü...\n\nDünya dönsün sen dur öyle,seyredeyim yıldız tepeden denizi seyrettiğim gibi pırıl pırıl parlayan gözlerini...\n\nDünya dönsün sen dur öyle,\nSeyredeyim tophane üzerinden  aşıkları seyrettiğim gibi tel tel saçlarını...\n\nVe dünya dönsün sen dur yine,\nSeyredeyim ulucamide secde eden insanları seyrettiğim gibi seyredeyim seni dur öyle dur...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya döner sen dönersin",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\n05.08.2009\nDÜNYA DÖNER SEN DÖNERSİN\n\nYalancının biriymişsin\nNe acayip insansın sen\nÖlsemde geri dönemem\nDünya döner sen dönersin\nKaranlık tarafın varmış\n\nŞunla güler bunla oynar\nYapar eder geri döner\nKendini millete sunar\nDünya döner sen dönersin\nKaranlık tarafın varmış\n\nDaldan dala konmuşsun sen\nHiç yokmuş din ile iman\nArtık gelip geçti zaman\nDünya döner sen dönersin\nKaranlık tarafın varmış\n\nMeyvelerin hep çürüsün\nDalın budağın kırılsın\nSana düşmanların gülsün\nDünya döner sen dönersin\nKaranlık tarafın varmış\n\nHüseyin yanma boşuna\nBir zalim çıkmış karşına\nBin bele gelsin başına\nDünya döner sen dönersin\nKaranlık tarafın varmış\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya dönse",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nsevsen beni\nve dünya\ntekrar başlasa dönmeye\n\nŞubat  2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Dünya",
        "poet": "Süleyman Yavuz",
        "poem": "\n\nDünya dünya yalan dünya\nDerde dert katan\nAdamı yutan dünya\nVurdun da beni yürekten\nKanattın dünya\nYaramı kırk yaran\nHayatımı zindan yapanda sensin\nCanıma can katan \nGüneşimi verende sensiz\nŞerefsizi tahta koyan \nNamussuzu yoluma salan\nYerimi yurdumu alan sensin dünya\nSensin dünya \nDünya dünya yalan dünya\nSeveni ayıran \nZalimi kollayıp savunan dünya\nKahpesin namertsin dünya\nKalmazsın bilirim bana \nDoymazsın bilirim yaşanlara\nOlmaz olasın\nYere batasın ey dünya\nKaybolasın sen dünya \nYalan yüzlü \nSoğuk yüzlü dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya dost olmaz....",
        "poet": "Hidayet Doğan",
        "poem": "\n\nİnsanlar vefasız,yalan dünyada,\nMenfaat geçerli,parayla pulda,\nEvladın hayırlı şükret Allaha,\nDünya kimseye dost olmaz kardeş.\n\nArkadaşın hemen konuşur arkandan,\nDost sandığın düşman kesilir birden,\nHakiki dost aramak boşa bilirsen,\nDünya kimseye dost olmaz kardeş.\n\nAnanı babanı Allah için sev,\nHayırlı işini geciktirme ev,\nCemali görmek için Kuranı sev,\nDünya kimseye dost olmaz kardeş.\n\nRızayı Haktan dile iyi bağlan,\nNiyetin düzgün olsun,kalbin sağlam,\nAna baba duasıyla sağlam arkan,\nDünya kimseye dost olmaz kardeş.\n\nFakire önem ver,yoksulu doyur,\nHaksızla olma sen,haklıyı kayır,\nSöz tutmayan yanar bak cayır cayır,\nDünya kimseye dost olmaz kardeş.\n\nBir mürşide bağlan,ehli sünnet olan,\nKalbini bağla,gelsin sana ceryan,\nÜmmeti Muhammed var mı bir imkan,\nDünya kimseye dost olmaz kardeş.\n\nAmel,servet,evladına güvenme,\nKabirde Allah var,başkaya bakma,\nZekatı,infakı ihmal davranma,\nDünya kimseye dost olmaz kardeş.\n\nHüdayi anladım her şeyler boşmuş,\nÖmrün sonu insan yalnız kalırmış,\nİnayet sadece Haktan gelirmiş,\nDünya kimseye dost olmaz kardeş.\n\n20.10.2011//KIRIKKALE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyâ Dönüyor",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nDünyâ dönüyor kim ne derse desin\nSense baktığım hemen her yerdesin\n\n(22 Temmuz 2006/ Ören-Balıkesir)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya, dünya",
        "poet": "Süleyman Zaman",
        "poem": "\n\nDünya gerçek, yaşam fani\nYaşayanlar nerde hani\nMaddeler var, gani, gani\nSonsuzsun sen, koca dünya\n\nDünya sen de, kavranansın\nKanan seni, yalan sansın\nİnsanlara, büyük hansın\nDünya, dünya; yüce dünya\n\nVarlığından, kimlik buldum\nTüm varlıktım, bir ben oldum\nBir bedene; girdim, doğdum\nVar edensin, beni dünya\n\nÖzneye sen, görünensin\nAkıl ile, sorulansın\nKızılınca, sövülensin\nDünya, dünya simge dünya\n\nSonsuz huzur, var oldu mu? \nGelen burda, hiç kaldı mı? \nKendi özün, kavradı mı? \nBilinmeyen oldun dünya\n\nİvme bulmuş, hep dönersin\nSonsuzluğa, devinirsin\nZaman gelir sen sönersin\nÖlümsüzsün koca dünya\n\nKarşıtlık var, her şeylerde\nUyumsuzluk var evrende\nYokluk, varlık; her bir yerde\nKuralcısın sende dünya\n\nZamanım der ben dünyayım\nÖlsem özde, de sendeyim\nYoklukta bile, vardayım\nSonsuzlukta varım dünya\n                               \t\t01.11.2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Dünya Dünya*",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nDünya dünya fani dünya\nHerşeyiyle yalan dünya\nGurbet elde azar azar\nÖmrümü çürüttüm dünya\n\nDünya dünya fani dünya\nGaflete daldırdın dünya\nGerçekleri unutturdun\nBizleri uyuttun dünya\n\nGurbet elde azar azar\nÖmrümü çürüttüm dünya\n\nBu dünyadan göçer iken\nHerşeyi alırsın elden\nYedi metre bezden başka\nHiç bir şey vermeyen dünya\n\nGurbet elde azar azar\nÖmrümü çürüttüm dünya\n\nUyan Aydoğan sen uyan\nÖlüm gerçek dünya yalan\nVarmı ki  hiç baki kalan\nOyalar bak seni dünya\n\nDünya dünya fani dünya\nHerşeyiyle yalan dünya\nGurbet elde azar azar\nÖmrümü çürüttüm dünya\n                                            Erzurum\n                                Zernişan Aydoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya, dünya",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nDünya, dünya, dünya, dünya,\nSen atlısın, benim yaya,\n\nSen bir hansın, ben bir yolcu,\nBen av oldum, sensin avcı,\nSanma ki olmam davacı,\n\nDünya, dünya, dünya, dünya,\nSen atlısın, benim yaya,\n\nSen durmadan dönüyorsun,\nÖlüme gönderiyorsun,\nBilmem kimi seviyorsun,\n\nDünya, dünya, dünya, dünya,\nSen atlısın, benim yaya,\n\nYaptığın sana da kalmaz,\nHer şey ölür, Allah ölmez,\nKim demiş ki ateş sönmez,\n\nDünya, dünya, dünya, dünya,\nSen atlısın, benim yaya,\n\nİçin başka, dışın başka,\nBir gün sende dersin keşke,\nBenim gibi düşsen aşka,\n\nDünya, dünya, dünya, dünya,\nSen atlısın, benim yaya,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya, Dünya Fani Dünya",
        "poet": "Abdullah Toroslu",
        "poem": "\n\nDünya, dünya fani dünya; \nVar mı sana kani dünya? \nHem fanisin hem de fena; \nHoş değilsin yani dünya! \n\nHelak olur fazla seven! \nAkil değil seni öven! \nKim duymuşsa sana güven; \nMahvetmişsin onu dünya! \n\nDüştü çoklar tuzağına! \nKimler düşmedi ki ağına? \nDüşmek senin kucağına; \nHerkeslerin sonu dünya! \n\nYoktur sende ahde vefa! \nBir rüyadır onca sefa! \nİmtihandır küllü cefa! \nArif bilir şunu dünya! \n\nEvladınsak yakma bizi! \nViran kılma hanemizi! \nMahvedersen hepimizi; \nDerler sana cani dünya! \n\nİğfal etme lütfen halkı! \nYemesinler artık haltı! \nMeçhul ise yerin altı; \nÇok ciddidir konu dünya! \n\nMeşher etmiş Mevla seni! \nTeşhir etmiş her deseni\nAlın derken hep hasen’i; \nEkser duymaz bunu dünya? \n\n                             Abdullah Toroslu \n                             19.01.2012-İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Dönüyordu...",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\ndünya dönüyordu,\nrüzgarları ıslık çala çala...\ndünya dönüyordu,\netekleri zil çala çala...\ndünya dönüyordu,\nzamanı azala azala....\ndünya dönüyordu,\niçinde bir çomak olsa da...\n\nFikret Turhan-Yalova,\n10.10.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Durdukça -- Atışma",
        "poet": "Zübeyde Gökbulut",
        "poem": "\n\n-Bülbül figân eder güllere karşı,\n-Çevir yaprağını dünya durdukça.\n-Yine boz bulanık sellere karşı\n-Durasın Gül Anam dünya durdukça.----Erhan GÜL\n\n-----Boz bulanık seller canımı sıkar.\n-----Sıkar da onulmaz dert ile yakar.\n-----Duyarsız görürsen, aklından çıkar,\n-----Silesin Gül Oğul dünya durdukça.-------  gelin58\n\n-Cehennemdir bana sensiz kaderim,\n-Sen olmazsan durulmaz ki kederim.\n-Ben senin hakkını nasıl öderim.\n-Bilesin Gül Anam dünya durdukça.------Erhan Gül\n\n------Sen de benim hakkım var mı ki oğul? \n------' Anacığım! ' demen çoktan da çoğul.\n------Gönlünce gül oğul, sevgiye boğul,\n------Gülesin Gül Oğul dünya durdukça.----- gelin58\n\n-Baba ocağında tütüyor duman,\n-Anam ne güzeldir sendeki îman.\n-Yüreğime sevgileri her zaman\n-Salasın Gül Anam dünya durdukça.------Erhan Gül\n\n------Madem ki insanlık hamurun harcı,\n------Sana oğul demek boynumun borcu,\n------Şiir bahçesinde hep burcu burcu\n------Olasın Gül Oğul dünya durdukça.---  gelin58\n\n-Unutmak olur mu tatlı aşını\n-Kalbime nakşettim hilâl kaşını,\n-Her zaman gözünden akan yaşını\n-Silesin Gül Anam dünya durdukça.------Erhan Gül\n\n------Sizler gülerseniz ben de gülerim,\n------Güçlenirim gamı derdi silerim,\n------Bıraksalar karlı dağı delerim,\n------Bala-sın Gül Oğul dünya durdukça.------  gelin58\n\n-Özümü sevdadan ayrıdır sanma,\n-Ayrılık zor olur nârına yanma,\n-Saraylarım villalarım yok ama,\n-Gelesin Gül Anam dünya durdukça.-------Erhan Gül\n\n-----Bu dostluk burada kalmasın sakın\n-----Mesafeler uzak gönüller yakın\n-----Ana ocağına uğramak hakkın\n-----Gelesin Gül Oğul dünya durdukça. ---  gelin58\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Dursun",
        "poet": "Benim Dünyam",
        "poem": "\n\nDeniz mavisi gözlerin, ay gibi parlar yüzün, güldün mü çiçekler açar, sen Bakınca içimde nehirler çağlar, seninle doğar güneş seninle batar, kıskanır Seni görünce ay ve yıldızlar, seninle aydınlanır geceler, seninle olur sabah, Aldığım nefessin, içtiğim susun, sen olmayınca bu dünya dursun….\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Ebedi Sanma",
        "poet": "Ali Sandıkçıoğlu",
        "poem": "\n\nGel kardeşim aldanma; \nŞu dünya zevklerine.\nHepsi fani bunların:\nDünya ebedi sanma.\n\nTevbe eyle Allaha,\nBaşla ona kulluğa,\nGirme kötü yollara,\nDünya ebedi sanma.\n\nBoş geçirme günlerin,\nHeba eyleme ömrün,\nSağlam olsun Kulluğun.\nDünya ebedi sanma..\n\nNerde annen, babanlar? \nGöçüp, gitti  krallar.\nAltın, gümüş yığanlar:\nDünya ebedi sanma..\n\nHak yarattı dünyayı,\nBir imtihan salonu.\nİyi çalış dersini:\nDünya ebedi sanma..\n\nGeçici dünya zevkleri,\nİşleme yalnış işleri.\nHani ağalar, beyleri? \nDünya ebedi sanma.\n\nSende unutma Ali:\nDünya fani, dünya fani.\nHazırla şimdi kendini:\nDünya ebedi sanma.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Düzeni",
        "poet": "Sertaç Özkan",
        "poem": "\n\nDünya      Düzeni                  \n\nBir     bakın     dünyanın      haline\nDönmüş     adeta    cehennemin    dibine\nDüşmüş      gidiyoruz     feleğin      seline\nOlan     herşey   kötülerin       lehine\n\nSevgi     yok,    aşk     yok     hep     ihanet\nHep     çile,   hep     gözyaşı    bitmez    sefalet\nHani       özgürlük,     nerede       Hürriyet\nYeter      artık     bitsin      bu     zillet\n\nHiç       durmaz       kardeş        kavgası\nNe     gaddar     bu      dünya       yasası\nBitmez       gözü     yaşlı       anaların     tasası\nKalpazanlık,    soygun,   ihanet…    cabası\n\nBu      çirkefi     çekemeyiz      bile     bile\nSöylenecek      sözler      gelmeli      dile\nBitmeli     artık     zülüm    ve     hile\nDeğişmeli     bu     düzen     haydi     elele\n\n                                  1997istanbul    sertaç özkan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya düşman bana kocattı beni",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nZaman gelip geçer dertlere saldı,\nDünya düşman bana kocattı beni.\nSaçlarım ağardı yüreğim soldu,\nDünya düşman bana kocattı beni.\n\nGönlüm hayat ile acıyı tattı,\nSevdam dersen beni perişan etti.\nGençliğim su gibi akarak gitti,\nDünya düşman bana kocattı beni.\n\nDuyguyu sorarsan gönülde sanık,\nSevdalarım durgun özümüz yanık.\nElim titrer yüzüm toprağa dönük,\nDünya düşman bana kocattı beni.\n\nAh çekip bakarım her geçen güne,\nDertlerim gönülde çıkıyor öne.\nZaman aleyhime işliyor yine,\nDünya düşman bana kocattı beni.\n\nYusuf ne yapalım bu imiş yazı,\nViran etti hayat hep sevgimizi.\nYalanmışın dünya aldattın bizi,\nDünya düşman bana kocattı beni.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Emekçi kadınlar Gününe İlişkin",
        "poet": "Aynur Uluç",
        "poem": "\n\nKadın... Üretkenliğin sembolü, yaratıcılığın izdüşümü gibi tabiatta kendine düşen pay olarak. Toprakanası insanların. İçinde geleceği taşıyan insanın beden bulduğu beden. Pek çok yerde eksik etek denmiş olan öte yandan. Gerek toplumsal rollerde, gerek aile içi konumda üstüne en çok gidilen yarısı insanın. Çağlar boyunca kendini ortaya koyma konusunda zorlanan. O eksik(!)  eteğinde biriktirdiği sözleri dışa vurmada en kırılgan olan. Söylediğinde erkeğe göre çok daha fazla bedel ödemesi gereken peşin peşin çünkü.\n\nDuyargaları yüksek olmanın sonucunu yaşadıklarında katmerlenerek içinde taşıması gerekmiş hep kadının. Hemcinsine bile kendini anlatmakta sansürler koymuş aslında, belki anlatmaktan da önce kendini anlamak için düşünme safhasında kendisi kurmuş hatta kilitlerini. Çünkü ailenin namusu olmuş sevdası. Cinselliği aileyi de aşıp mahallenin, köyün ayıbı. Savaşlarda çocuklarla birlikte acıdan en büyük dilim düşmüş payına. Günlük yaşamda ise evde tencereyi kaynatan olmanın yanı sıra artık o tencereyi dolduracak malzemenin de peşine düşmüş, gelinen ekonomik koşullarda. Elbette kendi boğazından geçecek lokmayı kendi alın ya da beyin terinden geçirmesi sağlıklı olan şekil, ancak söylemeye çalıştığım şu ki; bu ona cılız da olsa ev içinde iş bölümü talep edebilmesini sağlamışsa da bunda başarılı olması zor olduğu gibi, iş yerinde de onunla aynı emeği gösteren erkeklerle aynı ücreti talep etme çabaları hep zorlu olmuş tarih sürecinde. Diğer yandan gün geçtikçe fizikselliği öne sürülmüş pek çok yaşam alanında. Satış aşamasında, bir ürünü tanıtırken eşantiyon kabilinden yanda gülümsemesi istenmiş, estetik bir şekilde bacaklarını da göstermesi tercih edilerek.\n\nKadın üretken olduğu kadar direngendir aslında.Tarihe baktığımızda; için için direnmiş bu dayatma biçimlere. Gün gelmiş halka açık bir toplantıda konuşmak için kendisine sıra geldiğinde sesini zorlukla yükseltebilip, sonra konuşmaktan vazgeçmişken 1889’da II. Enternasyonal’in kuruluş kongresinde ismi okunduğunda bu korkuyu yenerek başlangıçta tutuk, sonra gittikçe kendisinden daha emin ve daha akıcı bir dille ilk büyük konuşmasını yapmış kadın. Paris Kongresi’ndeki bu konuşma, sadece Clara Zetkin’in ilk büyük konuşması değil, uluslararası bir topluluk önünde cinsinin eşitlik hakları için savaş veren ve Kadın ve Sosyalizm konusunu gündeme getiren bir kadının tarihteki ilk konuşması.\n\nYaşam koşulları ile savaşırken bir yandan da kadının sözcüsü olmuş zaman içinde Hayatın her alanında savaşmak istiyorum diyen Clara Zetkin. Stuttgart’a yerleşip “Özgürlük” isimli bir dergi kurmuş. Orada kadının ezilmişliğini sergilemiş yaşadığı topluma. Öyle ki 1907’de sosyalist kadınların ilk uluslarası toplantısında kendisi uluslar arası sekreter, dergisi ise uluslar arası yayın organı olarak belirlenmiş ve bu toplantıların ikincisinde (1910)  her yıl uluslar arası bir kadın günü kutlanması kararlaştırılmış. 1911’de Amerika’da Triangel yangınında yüz kırk kadın işçi can vermiş. 1917’de Rus işçi kadınların ekmek ve barış için yaptıkları grev 8 mart tarihinde olduğu için Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün bu tarih olması netleşmiş. Ve en son 1977’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 8 Mart Dünya Kadın Hakları Günü olarak kabul edilmiş.\n\nAmacım bir takım tarihler vererek sıkıcı olmak değil ama bilmek gerekir ki; buralardan yol almıştır Dünya Emekçi Kadınlar Günü oluşumu, en kaba hatlarıyla sıralarsak. Anlam olarak, erkekler tarafından güzel bir hediye alınıp kadınların gönülleri hoş edilsin sığlığına indirgenmeye çalışılan bu günün yavaş yavaş tam da tüketime yönelik bir sebep olarak algılatılan bir olguya dönüş-türül-mesi ne acı. Bu durum geçmişi araştırmadan, sorgulamadan kendisine verileni hap gibi yutuvermeye alışkın olmanın göstergelerinden birisi gibi geliyor bana. Kadın farkındalaşmasının sadece kadınlara değil tüm insanlığa getireceği kazanımları görememenin ve de.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Evi",
        "poet": "Ramazan Yaşar Ergün",
        "poem": "\n\nVargit gönül vargit dünya evinden\nBulaşmadan dünyanın çamuru pisliğinden\nAhirette nasıl hesabını vereceğinden\nDüşünme gönül vargit dünya evinden...\n\nKime yar olmuş da,bu dünya sana olsun yar\nBütün dünyayı dolaşsan diyar diyar\nGünah toplamaktan başka neyin var\nDüşünme gönül vargit dünya evinden...\n\nAhirettir gerçek yaşanacak hayat\nDünyanın pisliği gerçekten gayet bayat\nSen bu dünyada yap hep güzel hayrat\nDüşünme gönül vargit dünya evinden...\n\nSofi Ramazan der; dünya pisliktir.\nNefis dünyanın en pisliğidir,\nTerbiye edersen nefsini,kazanırsın ahireti\nDüşünme gönül vargit dünya evinden...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya ECZACILAR Günü....",
        "poet": "Mehmet Cemalettin Bayhan",
        "poem": "\n\nDÜNYA ECZACILAR GÜNÜ.. \nALLAH’ın GÜN’ü BİTER mi? .\n\nŞunun günü..Bunun günü..Bugün bilmem nenin günü..\nSene üçyüzaltmışbeş gün..Biter mi ALLAH’ın günü? ..\n\nAna günü,Baba günü..Ayşaanımın kabul günü..\nDüşünülmemiş nedense,Kaynana,Kaynata günü..\n\nGecesiyle,gündüzüyle,sağ kalanlar yaşar gün’ü; \nKimi yumar gözlerini,yaşayamadan bugün’ü..\n\nAslında yaşanan hergün,yarın olunca olur dün..\nYaşadığımız songündür mutlulukla geçmişse gün…\n\nNasıl geçmişse geçmiştir,hayatımızdan geçen gün; \nİsimler yakıştırsak ta,şu gün,o gün,ya da bugün..\n\nTemennimiz,mutlu geçsin,tüm insanlık için hergün..\nİnşa ALLAH yarınımız,dünden iyi olsun bugün..\n\nÖğretmen ve Polis günü,Eczacı ve Doktor günü,\nGerçek bayram gibi geçsin,herbirinin bayram günü…\n\nHepsi dosttur,hepsi Candır..Sever,iftihar ederiz..\nHad’öyeyse,usulden ya hayırlar getirsin deriz..\n\nDoktorumuz,Eczacımız,Hemşiremiz,Uzmanımız,\nALLAH’dan sonra o’nlara emenettir canlarımız..\n\nDoktor muayene eder, ” lâçlarını yazdım..” der.\n” Hele bir ay kullan da gel,ondan sonra bakarız ” der..\n\nHizmetini,maaşını şöyle düşünürsek eğer\nTıp camiası herzamantebrik edilmeğe değer..\n\nHerbirinin ihtiyacı insanca yaşam arzusu,\nTemennimiz o’nların da yerine gelsin arzusu..\n\nHer meslek te çürük olur! ..Ayırılır birbirinden,\nFedakâr çalışanların razıyız herbirisinden…\n\nElbette zeval vermesin,Devlete,Millete MEVLÂ..\nİşini doğru yapanlar değil birbirinden evlâ..\n\nYARATAN’ın birbirinden mukaddestir herbir günü; \nArattırmasın ALLAH’ım birimize geçen günü..\n\nÇalışanların hakkını hep doğru-dürüst vermezler…\nTıp camiası da elbet iş aksatmayı sevmezler..\n\nNe yapsınlar? .Hakk’ı başka türlü nasıl alacaklar? ..\nAlamazlarsa da şayet,suya bulgur salacaklar..\n\nBa’zıları giderler hep tedaviye yurtdışına..\nPörşing taktırmağa ya da estetik için boşuna…\n\n“..Beni TÜRK doktorlarına emanet ediniz! ..” demiş..\nBize vatan bağışlayan ATATÜRK böyle söylemiş..\n\nEczacılar demiştik ya..Dostumuz da eczacıdır..\nDoktor eniştemizin de hem eş’i hem baştacıdır…\n\nTek can dostum,hem kızımdır,iftihar eder severiz..\nBu vesileyle O’nun da gününü tebrik ederiz..\n\nHediyesiz geçiştirdin Cemalettin bugünü de; \nKusura bakmaz has kızım,O’na saygımdır hediye…\n\nSana ne ki Cemalettin? Sözün uzadıkça uzar…\nSorumlular,yetkililer okurlarsa belki kızar..(!) \n\n-ERDEK-14.05.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Emekçi Kadınlar Günü",
        "poet": "Mehmet Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nKadın ne mal ne çiçek ne güldür\nKadın ne ayak nede baştır\nKadın erkeği “vezir, rezil” de etmez\nÖyle bir rolü, görevi de yoktur\nHer doğuran canlı gibi bir annedir\nAma her anne emekçi, onurlu kadın olamaz\n\nKadın dokuz aya on gün\nKarnında bebeğini taşır\nYüreğini esirgemez onun için verir\n\nKadın\nDaima emek üretir\nTarlada ırgat, fabrikada işçidir\nSosyete dünyasındaki eşleri gibi\n“Har vurup harman savurmaz” asla\nSömürene, ezen kompradorlara direnir o\n\nKadın Clara Zetkin\nKadın Rosa Luxembur\nKadın bedenini yakan Rewşan\nKadın Partizan kızı Meral Yakardır\nKadın New York’ ta başlayan\nKadınların mücadelesini ruhunda taşıyandır\n\nKadına çile çektiren\nAtaerkil güdümlü\nKadını-erkeği de yakan sermaye düzenidir\n\nBugün 8 Mart\nDünya Emekçi Kadınlar Günü’dür\nMeydanlarda Kürt, Türk kadınları var\nHepsi onurlu hepsi şerefli hepsi ayrı bir yiğit\nTek yürekten özgürlüğün kavgasını veriyorlar\n\nKim der ki “kadın köle\nKadın pısırık, kadın metadır\nErkeğin kaburgasında yaratıldı\nKadının saçı kısa aklı azdır ”  hepsi kocaman bir yalan.\n\nKavganıza bin selâm olsun\nTüm Dünya Emekçi Kadınları\nYılmayın göklere bayrağınızı çekin\nHer zaman her yerde patron- ağalara karşı\n\nBaşkaldırışınızda umut\nDüşlerinizden devrim var\nYüreğinizle bin yaşayın bugün 8 Mart\nOnurlu, şerefli Dünya Emekçi Kadınlar Günü\nTek bir devrimci kadın bile zulme katlanmaz\nPatron-ağaların sermaye düzeni dipten yıkılmalı\nYaşasın 8 Mart tüm Dünya Emekçi Kadınlar Günü\n\nMehmet Çobanoğlu\n02.03.2012\nİstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Evine Hoş Geldin",
        "poet": "Şennur Usta",
        "poem": "\n\nYoldaki bir ağacın gölgesinde durup dinlenmek kadar kısa,bir yıldızın gökten kayışını  yakalayamamak gibi apansız ve telaşlı ….işte böyle bir arkadaşlıktı bizimki.\n            Kısa bir zamandı dostluk kurmak için. Ama alt yapısı hazırlanmış bir dostluk.İman etmek öğrenmeyi sevmek,kalbini avucunda taşıyabilecek kadar cesur olmak,ve o kalbe buyur edeceklerimizin kriterlerini bilecek kadar kendimizi bilmek ve dahi pek çok nedeni olabilir bir dostluğun.\n         Sevgili kardeşim,evlilik “dünya evine girmek” diye tabir edilir.Gerçekten dünya kadar yuvarlak bir felsefesi var evliliğin. Sığınacak bir köşesi yok. Neresine kaçıp ta saklansam diye düşünsen çaresi yok , merkezine çekiverecek seni  döndürüp duracak.bu dönme dolabın içinde sevincin ve kederin  çığlıklarını duyacaksın. Artı ve eksi birbirini çekecek, tabiat denilen mahluk böyle yaratılmış  , …”dur artık inmek istiyorum” diyemeyeceksin.Çünkü bu gemiyi ancak mutlak kudret sahibi durduracak o isterse sahile çıkacaksın ve terhis olacaksın.Of diyemezsin,vazgeçemezsin söz verdin bir kere kalu belada “ elestü bi –rabbiküm ve kalu bela(ben sizin Rabbiniz değil miyim-ve dediler ki evet sen bizim Rabbimizsin)  sözünün eri olacaksın.Rabbimizin terbiyesinde bir demirin ateşte dövülüp şekil alması gibi eğilip  büküleceksin  ve kul olacaksın.Söz verdin bir kere kul olacaksın. Dünya gibi velud olacaksın , senin toprağında yetişecek    yavrularına  can vereceksin onları içinde misafir edeceksin. Eşinin tutan eli yürüyen ayağı, gören gözü olacaksın.Bir şey var ki çok sevecek ve çok sevileceksin.İşte o gün varlığının sebebini bilecek ve biriken tek mülkünün kalbindeki sevgiler olduğunu anlayacaksın.\n        Bu yuvarlak düzenin içine girmemiz  milyonlarca spermden sadece birinin  yarışı kazanarak yumurta zarını aşmasıyla başladı …bir çiğnem etken insan oluverdik.Allah bizlere insan olarak kalabilmeyi nasip etsin.Bu dönme dolabın üstünde devrilmeden durabilmeni ve arada sırada da olsa hatırlanmayı dilerim.Sevgi ve dua ile …\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Fani",
        "poet": "Nurettin Sevim",
        "poem": "\n\nHani annem, babam hani? \nDünya fani, dünya fani.\nMevla’m Rahmet eyle gani.\nDünya fani, dünya fani.\n\nMakam, mevki hepsi yalan.\nMalın, mülkün yalan, dolan.\nAmellerin senin olan. \nDünya fani, dünya fani.\n\nGalü- Bela ’da söz verdik.\nAllah’a kulluğa geldik.\nPeygamberi Rehber bildik.\nDünya fani, dünya fani.\n\nBu dünya bir imtihandır.\nHayat çok kısa bir andır.\nİki kapılı bir handır.\nDünya fani, dünya fani.\n\nİster bin yıl ömür yaşa.\nEcel gelir bir gün başa.\nİsmini yazarlar taşa.\nDünya fani, dünya fani\n\nKimler gitti, kim gidecek? \nAçamadan solar çiçek.\nHer şey yalan, ölüm gerçek.\nDünya fani, dünya fani.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "“Dünya Fani Değildir” Yazım",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nDünya Fani Değildir\n\nDünya, gerçekten fani mi? \nSözlükten, “Fani”: “sf. (fa:ni :)  Ölümlü, gelip geçici, kalımsız”\nEğer Dünya, fani olsaydı; ahirindeki bir karşılıktan bahsetmek abes olurdu! Dünya, ahrete tarla ise bir karşılık oluşur ki bu “Fani” söylemi, isabetli olmaz! Dünya hayatının ahirinde bir karşılık, “Ceza ve ödül” vaat edilmiş ise Dünya, bu karşılığa dair tarla ise “Fani” söyleminin arkasında başka mana saklıdır! Bu “Fani” söylemi arkasına saklanan nedir? Düşünelim! \n\nBoyutlardan yine bahsedeceğim; hiçlikten 1. Boyuta çekilmiş olan tercih, “Ben”, 2. Boyuta yansır ve yazılım burada “Ruh” şeklinde proje gibidir! Bu proje, “Ruh”; 3. Boyutta beden ile yani madde ile Dünya denen “Esfel” sefil boyutta işler! Bu işleyişin de tüm verileri evrene yayılır, bu evrene yayılmış kayıtlar da “Ahir” olan 4. Boyuta dairdir! Zaman ve mekan, 3. Boyutta izafi algılanır! Sadece 3. Dünya boyutu için bu izafi zaman-mekan algısı vardır! Diğer boyutlar için “Zamansızlık ve mekansızlık” söz konusu! Yani asıl işleyiş, tüm boyutlarda eş zamanlı olur! Bu nedenle, zaman ve mekan sınırlaması olduğundan, 3. Maddi boyuta dair “Fani” denilmiş. \n\nDünya boyutu olarak, 3. Boyut “Fani” değildir! Çünkü 3. Boyutta gözlemlenen, algılanan her şey, hiçlikten, boyutsuzluktan 1. Boyuta tercih, 2. Boyuta yazılım şeklinde; 4. Boyutta da sonuç olarak vardır! Yani hiçbir şey fani değildir! Hiçlikte potansiyel olarak vardır, tercih olarak 1. Boyutta, yazılım olarak2. Boyutta, işleyiş olarak 3. Boyutta netice olarak 4. Boyutta eş zamanlı olarak vardır! \n\nBilimsel olarak, 3. Boyutta gözlemlenen her şeyin diğer boyutlarda var olması gerekir! İnsan “Fani” sandığı ya da öyle düşündüğü Dünya hayatında ahir 4. Boyuta dair yaşamsal veriler üretir! Bu verilerin 4. Boyutta yansıma söz konusu! Bilimsel olarak, üretilen tüm yaşamsal veriler, evrene “Düşünce, ses, görüntü” dalgaları olarak yayılır, bu veriler kaybolmaz! Nasıl ki gökteki yıldızların ışıkları, hala yeryüzünde gözleniyor; o yıldızlardan bazıları belki de parçalanmış ve başka oluşumlara bürünmüştür! Yani yok olmamış ama değişmiştir! “Fani” söylemi, bu değişime dair söylenmiş olsa da aslen bir yok oluş söz konusu değil. Üretilen ışığın hala gözlemlenmesi değişen bir yapının verilerinin kaybolmadığına işarettir! \n\nPek ala, neden “Dünya fani! ” söylemi başka ne maksatla söylenir? Bu söylemi sık kullananların, Dünya’dan kendini soyutladığı da söylenemez! Fani olan Dünya için mal, ganimet (köle-cariye)  ve egemenlik savaşları, “Seçilmiş ırk, vaat edilmiş toprak ve fethi övülen yerler! ” söylemi üzerinden ölümüne yapılıyor ise kimin için “Dünya fani”, kimin için ebedi? Bu söylemin ardında egemenlik kurmak ve Dünya’yı tamamen ele geçirip kendi amaçları ve inançları, çıkarları doğrultusunda bir egemenliği kurmak hedefi olabilir! Bu amaca dair rakipleri caydırmak maksatlı olarak da bu söylem çok işe yarar! \n\nSon tahlilde; “Dünya ahretin tarlası” olduğundan, karşılık itibarıyla zaten fani olamaz! O halde bu söylem, doğru anlaşılmalı! Dünyada güzelce yaşayanların, yaşamsal verilerinin “Cennet” gibi güzel olması yani 4. Boyuta güzelliklerin aktarılması söz konusu! Arif olanlar, Dünya için ahretini feda etmez! Hayali vaat ve korkuya dayalı öğretilerin, telkinlerin aldatması yüzünden Ahrete dair işleyen Dünya’dan vaz geçmez! Bu mahsul için tarlayı terk etmeye benzer ki tarla mahsul için terk edilmez aksine tarlada mahsul için sıkı çalışılır! Rekabet var ise de şöyle olur tarlasında ciddi çalışanlar diğerlerine bu tarla “Fani” der ve kahvede oturmasını öğütler, mahsul zamanı da kendi tarlasındaki emek verdiği ürünleri daha fazla fiyatla satar! \n\nNihai olarak; tüm bu boyutlardaki işleyiş, aslında eş zamanlı! Hiçlikten tercih edilip 1. Boyuta ve proje ile 2. Boyuta, zaman ve mekan ile de 3. Boyuta, netice olarak da 4. Boyuta yansıyan verilerin yok olması söz konusu değildir! Hiçlikte potansiyel olarak var olmayan, boyutlarda da görünemez! Bu açığa çıkışa dair boyutlar bile konuyu anlamamız için akla dair bir projeksiyondur! Zaten 4. Boyuta yansıyan veriler şimdilik nihai gibi düşünülebilir! Aslen sonsuz ve sınırsız bir işleyiş var! Bu işleyişi anlamak için “Boyutlar” üzerinden bakıyorum! Yoksa sonsuz ve sınırsız bir potansiyel aslen boyutlarla da yeterince anlaşılmış sayılmaz! Aklın ve zihnin yanıltılması da bu işleyişe dairdir! Yani evrendeki işleyiş, tamamen bilince dair oluyor! Bilinçli olanlar, bilinçsiz olanları kullanmak durumunda. Yani insan, tarım, ziraat yapar; maden çıkarır yani bilincine göre daha alt bilinci kullanır! İnsanlar arsında da bu işleyecektir; bilinçli olanlar, diğerlerini bir şekilde ikna eder ve kendi faydalarında kullanır! Bunu yaparken bazı öğretileri “Seçilmiş ırk, vaat edilmiş toprak, fethi övülen yerler! ” geliştirir ve bazı vaatleri, korkuları, ödülleri geleceğe dair bazı da hazırda vaat eder! Bu şekilde bilinç işlemiş olur! Yani sonuçta evrenin bilinci böylece işlemiş olur! Evrende bilinçsizliğe ve duygusallığa dair bir zaaf olmadığı böylece anlaşılmış olur! \n\nSaygılarımla,\n\nAhmet Bektaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Dünya fani çabuk geçer*",
        "poet": "Salih Yıldız",
        "poem": "\n\nDünya fani çabuk geçer gönlünü bakiye bağla\nYollar uzun kalma naçar azığı helalden sağla\nBatıldan geç hakkı ara havsı Kevser gibi çağla\nPişmanlıklar fayda vermez daha bur da iken ağla\n\nMademki canın çıkacak ha taht olsun ha bir hasır\nRuhun bedenden bıkacak fark etmez kulübe kasır\n\nPişmanlıklar fayda vermez daha burada iken ağla\nRuh dünya ya gönderilmiş bağlanmış bir çürük ağ’la. \n\nDuvar meylin ne tarafsa yıkılırsın o tarafa\nNasıl yaşıyorsak biz de öyle gireriz çarşafa\nDosya mühürlenir kalkar mahşere dek konur rafa\nLiyakatimiz var ise mazhar oluruz çok affa\n\nFilanca öldü demeden iyi amel güzel iş yap\nAzrail gelip sevmeden tarlalardan rızkını kap\n\nLiyakatimiz var ise mazhar oluruz çok affa\nO zaman not verelim ve çalışmış diyelim kafa.\n\nHesap kitap görülmeden sermayemiz kavi olsun\nÖmür bitip dürülmeden sepetimiz nurla dolsun\nİmansız yola çıkanlar varsın orda saçın yolsun\nGönül yapmayıp yıkanlar susuz bahçe gibi solsun\n\nNe olur ey insanoğlu uyanık ol düşme dara\nNefsin şeytanın hilesi kalbinde açmasın yara\n\nGönül yapmayıp yıkanlar susuz bahçe gibi solsun\nHesap kitap görülmeden sermayemiz kavi olsun…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya fani insan yalan",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nKardaş sakın aldanmayın\nDünya fani insan yalan\nOnun zevkine kanmayın\nDünya fani insan yalan\n\nKonuşalım doğru sözü\ndört açıp bakalım gözü\nArkadan vururlar bizi\nDünya fani insan yalan\n\nDoğru diyen koğulurmuş\nvatansız yurtsuz kalırmış\nNice alimler delirmiş\nDünya fani insan yalan\n\nÇıkmazmı alimin sesi\nBu dünya kahbe dünyası\nOlmasın zalim rüyası\nDünya fani insan yalan\n\nHüseyin'im ilim bitmiş\nGüçlü olan mekan tutmuş\nGarip kendini avutmuş\nDünya fani insan yalan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Fâni, Dünya Yalan!",
        "poet": "Köksal Cengiz",
        "poem": "\n\nYıkma gönlü, etme talan…\nDünya fâni, dünya yalan! \nAbad olmaz bir ah alan; \nDünya fâni, dünya yalan! \n\nSevgi gerçek, sevmek ne hoş! \nArda kalan ne varsa boş…\nUyan düşten Mevlâ’ya koş! \nDünya fâni, dünya yalan! \n\nHak ne dese, yazar kalem…\nTesbih eder bütün âlem…\nKimi sevinç, kimi elem; \nDünya fani, dünya yalan! \n\nGününü beş vakte ayır! \nHelalin helalle kayır! \nNiran yakar cayır cayır…\nDünya fâni, dünya yalan! \n\nOkunu uydur yayına…\nMenzili yordur tayına…\nGelme nefsin oyununa…\nDünya fâni, dünya yalan! \n\nGöğün “Yıldız-Ay”ını al! \nResul’ünün huyunu al! \nŞol Cinan’dan payını al! \nDünya fâni, dünya yalan! \n\nKavi olsun kalpte iman,\nMeleği andırsın siman…\nTükenir an, dolar zaman; \nDünya fâni, dünya yalan! \n\nMevkin ne olursa olsun,\nHeyben hep hayırla dolsun.\nGönlün gerçek “Yâr’i” bulsun…\nDünya fâni, dünya yalan! \n\nCehalet etmez beş para…\nİlim nerde varsa, ara! \nGayret eyle, ulaş nura; \nDünya fâni, dünya yalan! \n\nSöner ümit, yiter umur…\nHer nefeste biter ömür,\nÖlüm, hayata son emir; \nDünya yalan, dünya yalan! \n\nSevgi gerçek, sevmek ne hoş! \nArda kalan ne varsa boş…\nUyan düşten Mevlâ’ya koş! \nDünya fâni, dünya yalan! \n\nHak ne dese, yazar kalem…\nTesbih eder bütün âlem…\nKimi sevinç, kimi elem; \nDünya fani, dünya yalan! \n\nGününü beş vakte ayır! \nHelalin helalle kayır! \nNiran yakar cayır cayır…\nDünya fâni, dünya yalan! \n\nOkunu uydur yayına…\nMenzili yordur tayına…\nGelme nefsin oyununa…\nDünya fâni, dünya yalan! \n\nGöğün “Yıldız-Ay”ını al! \nResul’ünün huyunu al! \nŞol Cinan’dan payını al! \nDünya fâni, dünya yalan! \n\nKavi olsun kalpte iman,\nMeleği andırsın siman…\nTükenir an, dolar zaman; \nDünya fâni, dünya yalan! \n\nMevkin ne olursa olsun,\nHeyben hep hayırla dolsun.\nGönlün gerçek “Yâr’i” bulsun…\nDünya fâni, dünya yalan! \n\nCehalet etmez beş para…\nİlim nerde varsa, ara! \nGayret eyle, ulaş nura; \nDünya fâni, dünya yalan! \n\nSöner ümit, yiter umur…\nHer nefeste biter ömür,\nÖlüm, hayata son emir; \nDünya yalan, dünya yalan! \n\n“Sekarat” bir zorlu vaha… \nRızasına yoktur paha! \nNiyazkâr Kurban Allah’a! \nDünya fâni, dünya yalan!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya fani ölüm gerçek",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nBırak dünya işlerini,\nDünya fani ölüm gerçek.\nSabredip sık dişlerini,\nDünya fani ölüm gerçek.\n\nİstersen etrafına bak,\nBu dünyanın çilesi çok.\nAzrail'den kurtuluş yok,\nDünya fani ölüm gerçek.\n\nZengin olsan da burada,\nSen sakın kalma arada.\nEski sultanlar nerede? \nDünya fani ölüm gerçek.\n\nAcı ile ömür dolmaz,\nBu dünya kimseye kalmaz.\nÖlümden kurtuluş olmaz,\nDünya fani ölüm gerçek.\n\nYusuf sen şaşkına dönme,\nŞeytanın atına binme.\nKendine sakın güvenme,\nDünya fani ölüm gerçek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Fani Seninle Daha İyi Anladım",
        "poet": "İbrahim Bayraktar",
        "poem": "\n\nSayın Akyürek, yürekleri dağladın,\nKara haberinle dilimizi bağladın,\nDünya fani, seninle daha iyi anladım,\nMekânın Cennet olsun sevgili Akman.\n\nHer şeye vakıf idin sen güya,\nSana dar gelirdi koskoca Dünya,\nBirlikte çalıştığım yedi yıl bir rüya,\nMekânın Cennet olsun sevgili Akman.\n\nHer şey yapmacık, her şey yalan,\nBir avuç kara toprak, geriye kalan,\nBir de tatlı anılar, hafızalarda kalan,\nMekânın Cennet olsun sevgili Akman.\n\nŞimdi doluyum, söylenecek sözüm çok,\nAma seni geri getirmeye gücüm yok,\nDünyada senin gibilerin zaten yeri yok,\nMekânın Cennet olsun sevgili Akman.\n\nSoğuk bir şaka bu, göreceğim döndüğünü,\nYine duyacağım kahkahayla güldüğünü,\nSöylemeye dilim varmıyor öldüğünü,\nMekânın Cennet olsun sevgili Akman.\n\n8.12.1997/Pazartesi\n\n(08.12.1997 yılında şaibeli bir trafik kazasında kaybettiğim sevgili kardeşim  Hakim Dr. AKMAN AKYÜREK’in anısına)  ALLAH rahmet eylesin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Fanidir",
        "poet": "İbrahim Çiçek",
        "poem": "\n\nAlemlerin sahibi; hep ölçer biçer; \nSevip sevilelim dünya fanidir.\nZamanı gelenler dünyadan göçer,\nSevip sevilelim dünya fanidir.\n\nHerkesin tebessüm eyle yüzüne; \nHerkes sarılacak kefen bezine.\nZaman geçer vurursun bak dizine,\nSevip sevilelim dünya fanidir.\n\nBu bedeni toprak konuk edecek; \nGünü gelen bu dünyadan gidecek.\nHerkes Hakka mutlak hesap verecek,\nSevip sevilelim dünya fanidir.\n\nTopraktan yarandım topraktır tadım; \nAdem oğlu derler İbrahim adım.\nBu dünyada ben sevgiye susadım,\nSevip sevilelim dünya fanidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Gazeli",
        "poet": "Erdoğan Kandakoğlu",
        "poem": "\n\nBugün zamanın son demlerindesin ağla ey dünya,\nSen sana biçilen ömrün sonundasın ey dünya.\n\nSen de ben de aynı keder, aynı elem ey dünya,\nNe fark eder artık ha varsın ha yok ey dünya.\n\nSana gelen sende garip yaşar garip ölür, ey dünya,\nSen seni bilmezsin, sen ne dilbersin ey dünya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DÜNYA  GENELİNDE  BARIŞ  SAĞLANsın...",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\nDÜNYA  GENELİNDE  BARIŞ  SAĞLANSIN...\n\n     Selamlar size saygıdeğer gönül dostlarım. İnsanlık adına dünya genelinde barış sağlanmasını arzu ediyorum. Ülkeler arası diyaloglar kuruldukça, barış görüşmeleri yapıldıkça hayırlı sonuç çıkması elbette her vatandaşın arzusudur. Toprak hırsına kapılıp, petrol yataklarına göz diken süper güç devletler maalesef Müslüman ülkelerin birbirlerini kırmaları için her türlü silahı pazarlayarak karlı çıkmaktadırlar.\n\n    Ülke yönetiminin zayıflığından istifade eden terörist gruplar gafil vatandaşları da avlayarak sayılarını artırmaktadırlar. Geçmişte bazı ülkelerde yaşanan sağ,sol siyasi kavgaları yerini mezhep çatışmasına bırakmıştır. Şu örgüt veya bu örgüt güçlü  diyerek basının haberleri abartmaları örgüt mensuplarında işine gelmektedir. Orta doğuda gelişen olaylardan tüm dünyanın rahatsızlık duyduğu da bilinmektedir.\n\n    Zalim diktatörlerin masum halka toplu katliamlar yapmaları yürek burk maktadır. Yazılı ve görsel basından izlediğimiz görüntüler, duyduğumuz haberler hiç de iç açıcı değildir. Kimim kimi niçin öldürdüğü belirsiz bir hal almaktadır. Son zamanlarda güya Müslümanmış gibi görünen asil niyetinin ne olduğu, görüşünün ne olduğu yeterince bilinmeyen ISIT  örgütün Irak, Suriye de  bir çok bölgeyi işgal etmesi, ülkenin bazı gelir kaynaklarına el koyması gerçekten düşündürücüdür.\n\n     Daha düne kadar İsrail devletinin Müslüman Filistin halkına  havadan, karadan orantısız güçle yapılan saldırılar sonucu 2000 den fazla masum halkın ölmesine sebebiyet vermesi, binlerce vatandaşın yaralanmasına sebebiyet vermesi binlerce Filistinlinin evlerini, iş yerlerini tahrip edip zor durumda bırakması insanlık suçudur. Yaklaşık iki aya yakın yapılan bombardımanın tahribatı beş yılda zor tamir olur.\n\n     Hayırsever ülkelerin desteği bile yetersiz kalmaktadır. İsrail kendini tüm dünyaya vahşiliğini kanıtlamıştır. Keşke hiçbir bölgede savaş olmasa da barışık yaşayabilsek. Suriye devleti liderinin halkına yapmış olduğu kıyım affedilir gibi değil. Milyonlarca vatandaşı mülteci durumundadır. Koltuk sevdası uğruna ülkesini harabeye çeviren gözü dönmüş insandan ne beklenebilir ki. Irak devletinin parçalanmasına da fırsat verilmemelidir. Aksi halde komşu ülkelerinde sorunlarının artmasına vesile olabilir. \n\n    Afganistan da, Pakistan da, Somali de, Mısır da, Lübnan da, Tunus ta, Kas ova da,  Bosna herkeste, Doğu Türkistan da, Azerbaycan da ismi şu an aklıma gelmeyen  bir çok Müslüman ülkesinde zaman zaman yapılan iç ve dış çatışmalarda milyonlarca Müslüman vatandaş şehitlik mertebesine ulaşmıştır. Ülkelerin tahrip olması, can ve mal kaybının yaşanması mevcut idarecileri de zor duruma düşürüyor.\n\n    Konu başlığında belirttiğim gibi şayet dünya genelinde barış sağlanırsa ülkelerin de menfaatine olacaktır. Masum vatandaşların kanının akmasından zevk alan kim olursa olsun Allah'ın azabından kurtulamadığı gibi kul hakkının da hesabını er geç verecektir. Aslında insanlar yaradılış gayesini algılamış olsalar bir ömür nefsiyle savaşarak Yaratana layık kul olmayı, Resule layık ümmet olmayı düşünebilirler.\n\n    Konuyla ilgili barış sağlansın şiirimle, ölüm kol geziyor şiirimi paylaşıma sundum. Maalesef dünyanın bir çok yerinde ölüm kol geziyor basit sebepler yüzünden kan akmaya devam ediyor. Sanatımın gereği vermiş olduğum barış mesajım İnşallah yetkili kişilerce algılanır. Barış içinde yaşayabilmek arzusuyla  Allah Türkiye Cumhuriyeti devletimizi her türlü felaketlerden korusun. Hoşça ve dostça kalınız.\n\n*****  BARIŞ  SAĞLANSIN  *****\n\nDünya genelinde gözyaşı dinmez,\nÜlkenin sembolü her bayrak inmez,\nZaman ilerliyor geriye dönmez,\nSavaşı bırakın barış sağlayın.\n\nSevgi aşılayın, nefret saçmayın,\nYardımcı olmaktan asla kaçmayın,\nŞeytana uyup ta şirki seçmeyin,\nSavaşı bırakın barış sağlayın.\n\nİnsanlık adına zalim olmayın,\nKin, öfke artırıp, saçı yolmayın,\nHakkınız değilse toprak almayın,\nSavaşı bırakın barış sağlayın.\n\nHer çeşit silahı üret meyiniz,\nNesiller yetişsin tüketmeyiniz,\nDiyalog yolunu kapatmayınız,\nSavaşı bırakın barış sağlayın.\n\nSüper güç devletler öncülük etsin,\nVicdani duygular hepsine yetsin,\nZekice düşünen imzayı atsın,\nSavaşı bırakın barış sağlayın.\n\n*****  KOL  GEZER  *****\n\nGençliğin gücüne sakın güvenme,\nKurtuluşun yoktur fazla direnme,\nGurura kapılıp nefsi beğenme,\nÖlüm kol geziyor haberin var mı? .\n\nPilotu, yolcuyu bulur havada,\nKazayı artırır deniz, karada,\nTedbirini artır, kal sen duada,\nÖlüm kol geziyor haberin var mı? .\n\nDün gördüğün bugün toprak altında,\nKokundan bulurlar çatı katında,\nRahat edemezsin villa,yatında,\nÖlüm kol geziyor haberin var mı? .\n\nAzrail meleği görev üstlenmiş,\nKuran kelamıyla bize seslenmiş,\nŞeytan cahillerle yeyip beslenmiş,\nÖlüm kol geziyor haberin var mı? .\n\nToplu katliamlar çok ülkede var,\nYöreni, haneni ediyorlar dar,\nZekiden uyarı yeter bu kadar,\nÖlüm kol geziyor haberin var mı? .\n\nIspartalı  Zeki Çelik  TÜRKİYE İLESAM  il temsilcisi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Güneşim Gel",
        "poet": "Turgut Çakır",
        "poem": "\n\nDolunay ışığını alda gel\nAy ışıklım acıları sil de gel\nGönül gözlerim yanar \nHasret ışığını alda gel\nDünya güneşim gel\n\nGökyüzünde yıldızları say da gel\nAy ışıklım dertleri sil de gel\nCan gözlerim yanar\nGurbet güneşini söndür de gel\nDünya güneşim gel\n\nMehtaplı gecelerde seni beklerim\nBen sevda türküleri söylerken\nBağından güneşi alda gel\nÇaresiz dertlerime derman ararken\nGönül güneşini al da gel\nDünya güneşim gel\n\nDolunay ışığını alda gel\nAy ışıklım acıları sil de gel\nGönül gözlerim yanar \nHasret ışığını alda gel\nDünya güneşim gel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Güzeli",
        "poet": "Yaşar Yiğiter",
        "poem": "\n\nBirden Karşıma çıkıp kalbimi aldın \nBeynimi her yanımı sevginle sardın \nUzat ellerini ben sana geldim \nSiyah elbiseli dünya güzeli \n\nGerçek dost ararken ben seni buldum \nİnan seni ta gönülden tertemiz sevdim \nSeninle ağlayıp seninle güldüm \nSiyah elbiseli dünya güzeli \n\nBir gün gelir sende gidersen \nYar diye başkalarını seversen \nBen ağlatıp sonra gülersen \nÖlürüm o zaman dünya güzeli \n\nSiyah saçlarına tokalar taksan \nGitme diye ardından ağıtlar yaksam \nAlıp ta başımı dağlara çıksam \nGidermişin acep dünya güzeli \n\nÖyle çok sevdim ki söyleyemedim \nGözlerine bakarak ağlayamadım \nÖzledim seni gel diyemedim. \nGelirmisin acep dünya güzeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya geçici hayat ebedi hayatı sakın unutma!",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nHayata ananın doğmasıyla dersin merhaba \nÇile neşe yaşamın boyunca gelir arka arkaya \nBir gün gelir sende evlatlarına dersin merhaba\nHayat bir tiyatrodur rolün dünyada yaşamak \nDünya geçici hayat ebedi hayatı sakın unutma! \n\nHayat sırlar dünyasıdır senin bildiğin kadar \nHayat bir güldür soldurmadan kokladığında \nHayat bir gerçektir onu iyi gördüğün kadar \nyaşamını her zaman cevir neşe ve mutluğa\nDünya geçici hayat ebedi hayatı sakın unutma! \n\nHayat canlı bir gemidir yüzmesini bildiğin kadar \nÖmür bir yük katarıdır lokomotifin çektiği kadar\nHayat bir verimli tarladır sen ekip biçtiğin kadar \nGötüreceğin sadece kefen benim bildiğim kadar \nDünya geçici hayat ebedi hayatı sakın unutma! \n\nHalil ÇOLAK 20.01.2009\nANKARA/ YÜCETEPE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Günah Panayırı",
        "poet": "Şahin Ertürk",
        "poem": "\n\nSevilecek hiç bir yanı yok\nHaramlardan korkan kaçan yok\nHelal yiyen farzı bilen yok\nDünya bir günah panayırı\n\nAna babalar horlanıyor\nDayı emmiler okşanıyor\nHacı hocalar taşlanıyor\nDünya bir günah panayırı\n\nKöşe başları sarhoş doldu\nZinanın adı flört oldu\nFaiz belası fakir soydu\nDünya bir günah panayırı\n\nKadın göğsünü sergiliyor\nErkek yüzünü gerdiriyor\nMemleket porno seyrediyor\nDünya bir günah panayırı\n\nKöpekle yatıp kalkanlar var\nParayla vücut satanlar var\nMakam mevkiye tapanlar var\nDünya bir günah panayırı\n\nYetim hakkı yiyen yiyene\nMini etek giyen giyene\nKötü yola giren girene\nDünya bir günah panayırı\n\n(24.03.2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Güzeli",
        "poet": "Yılmaz Aybar",
        "poem": "\n\nKuşlar şakır dilinde, sözün dünya güzeli,\nAğlarken bile gülen gözün dünya güzeli.\n\nGüzelliği gölgeler başkasının yüzünde,\nSenin yüzünde ise hüzün dünya güzeli.\n\nGüzellik ilâhesi Venüs heykeli gibi\nBiraz kırık olsan da, özün dünya güzeli.\n\nYediveren güllerce cömertsin sevdiğine,\nDeğilmiş gibi yapan nazın dünya güzeli.\n\nYüreğinin aynası, aydınlık, ışıl ışıl,\nYüz yaşına gelsen de, yüzün dünya güzeli.\n\nDinlendirir kuştüyü yastıklardan daha çok\nBaşımın altındaki dizin dünya güzeli.\n\nBir gün göçüp gidince şiirlerde yaşarsın,\nGeride kalır yine izin dünya güzeli..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Gerçek Değildir",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nRab’bi mi düşünmeyiz de tüm kullar nankörüz? \nDünyayı gerçek sanıp; yaşarken de hep hürüz…\n\nSanki nefis dostumuz ne dinlese yaparız,\nAhiret unutulmuş, batılda aldanırız…\n\nDünya gerçek değildir, bir gün uyanacağız,\nUyandığımız anda Hakk’ı anlayacağız…\n\n(2014)\n\n\n"
    },
    {
        "title": ".Dünya Güzeli.. Bestelenen üçüncü şiirim",
        "poet": "Perinur Olgun",
        "poem": "\n\nAşk sensin seni baş tacı bilirim\nCennet gözlerini süzdün süzeli\nSevdan başlayalı sevdim severim\nBir tek sen dünyayı gezdim gezeli\nSevdim seni duysan Dünya Güzeli\n\nSensiz mi yapamam dünyamsın  benim\nSevdim hayatımın oldun özeli\nTadımsın kurduğum hülyamsın benim\nNedeni yok aşkım, sensin ezeli \nSevdim seni bilsen Dünya Güzeli\n\nŞarkılarda söyler “Canımsın” derim\nDuyar mısın ah bu aşkın gazeli \nÖzlemin ateştir yanar da derim\nRüzgar serinletir senden eseli\nSevdim seni gelsen Dünya Güzeli\n\n2.7.2008\n\nDÜNYA GÜZELİ\n\nAşk sensin seni baş tacı bilirim\nCennet gözlerini süzdün süzeli\nSevdan başlayalı sevdim severim\nBir tek sen dünyayı gezdim gezeli\nSevdim seni duysan Dünya Güzeli\n\nÇok özledim çok bebek kokunu\nOlmadı sen gibi candan yakını\nGururdur taşımak sevdan yükünü\nSanki dudakları balla özeli\nÖpmeye doyamam Dünya Güzeli\n\nSensiz mi yapamam dünyamsın benim\nGörmek istediğim rüyamsın benim\nTadımsın kurduğum hülyamsın benim\nAşkım senle başlar, sensin ezeli\nSevdim seni bilsen Dünya Güzeli \n\nÇok özledim çok bebek kokunu\nOlmadı sen gibi candan yakını\nGururdur taşımak sevdan yükünü\nSanki dudakları balla özeli\nÖpmeye doyamam Dünya Güzeli.... \n\nSÖZ: PERİNUR OLGUN\n\nMÜZİK: ERSİN KAYIŞLI\n\nSESLENDİREN: MUSTAFA AÇIKGÖZ\n\nŞARKI OLARAK TÜM YASAL HAKLARI MEVCUTTUR...\n\nÇok özledim çok bebek kokunu\nOlmadı sen gibi candan yakını\nGururdur taşımak sevdan yükünü\nSanki dudakları balla özeli\nÖpmeye doyamam Dünya Güzeli.... \n Celil Çınkır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Güzellikleri",
        "poet": "Nisanur Taşdelen",
        "poem": "\n\nBu mevsim ilkbahar\nDünyada yeni bir bahar\nBu mevsim yaz \nHer yer çok sıcak\n\nBu mevsim sonbahar\nHer yere dökülür yapraklar\nBu mevsim kış\nhava çok soğuk\n\nElbet her 4 mevsimin\nBir güzel yanı vardır\nilkbahar yaz sonbahar kış\nbunlar ne güzeller\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Güzeli İle Evlensen Ne Yazar",
        "poet": "Yusuf Yılmaz",
        "poem": "\n\nSevdiğinle başbaşa olmadıktan sonra\nBedenin ve ruhun ayrı yerlerde gezer\nCan sevdiğine kavuşmadıktan sonra\nDünya güzeli ile evlensen ne yazar\n\n(Aralık-2008-Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya hali",
        "poet": "Aşık Miftâhî",
        "poem": "\n\nŞu gönül ister ki hep şen olsun bu dünya\nİçi güller dolu gülşen olsun bu dünya\nLakin elden bir şey gelmez derse bu âvâm\nDe ki siz gidin de rûşen olsun bu dünya\n\nAşık Miftâhî\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Dünya Güzellileri",
        "poet": "Zehra Okur",
        "poem": "\n\nDÜNYA GÜZELLİKLERİ\n\nBu gün bazı şeyleri öğrendim, Dünyada birçok şeylerin değiştiğini (!) … Mesela bir ülkede nasıl yaşadıklarını, öncelikle gençlerin özgürce nasıl hayatlarını idame ettiklerini ve nasıl para kazandıklarını… \t\t\t\tBu gün Amerika da aileler çocuklarını 18 yaşı dolunca, yalnız başlarına hayatta kalmanın ne kadar zor olduğunu öğrettiklerini görüyoruz. Aileleri; Çocuklarına, hayata nasıl tutunacakları gerçeğini yaşatarak pratik olarak öğretiyorlar. \nPeki, bizler ne yapıyoruz? Çalışıp, çocuklarımızı büyütüyoruz, elimizde paramız olunca al çocuğum bu senin harçlığın ya da sermayen diyip başımızdan salıyoruz. Peki neden? \t\t\t\t\t\t\t\t\t\tÇünkü birçok zorlukların farkında olmadan yaşıyoruz. Bizler gelecekte çocuklarımızın nasıl hayata tutunacaklarını öğretmeden kendi yolumuzu çiziyoruz.  Bazen niçin bizlerde çocuklarımızı bazı zorluklarla ayakta nasıl kaldığımızı öğretmiyoruz diye sorarım. Bu gün; Türkiye de öyle zengin aileler var ki, her zaman bak çocuğum ben senin için çalışıyorum sen ne yapacaksın çalışmayı sen git gez dolaş benim param senin diyip öyle özgürce yaşatıyorlar. Bence bu mantıksız, bizlerde bazen nasıl para kazandığımızı öğretmeliyiz. Ki gelecekte onlarda çocuklarına öğretsinler. Mesela küçük bir işle başlatarak öğrete biliriz. Biz Türk insanları çocuklarımıza zorlukları öğretmeden kaçıyoruz. Bir düşünelim, nerde hata yapıyoruz? Tabi, tamamen bir işletmeci ruhuyla çocuklarını yetiştiren aileler de var.\nBu gün biz insanlar, dünya malına çok önem veriyoruz. Aman, “Benim buyum var. Senin var mı? Bende yok sen nerden aldın? Sen aldınsa ben niye almıyorum? ” Diyerek, insanlarımızı bir birine düşürüyoruz. Hiç kimse dünyada kazandıklarını ya da biriktirdiklerini öbür tarafa götürmüyor. Sadece iyiliği ve iyi ameliyle yetiniyor. Şöyle bir etrafımıza bakalım, nerde acaba hata yapıyoruz? Hani Yunus Emre diyor ya “Malda yalan mülkte yalan gel birazda sen oyalan” demek ki, bazı şeylerin farkına varmalıyız. Kantarın topuzunu iyi ayarlamamız lazım. \n     \tDünya malına fazla değer vermemeliyiz. Tamam, şurası bir gerçek ki çocuklarımıza bir şeyler bırakmalıyız. Fakat onlara bırakacak olduğumuz miras, öncelikle terbiye olsun. Ve paranın kolay kazanılmadığını, da öğretmeliyiz. Ki bizler onlara ne kadar değer verdiğimizi bilsinler. Yarınlarda ne olacağını kimse bilemez. Onlara balık vermek yerine, balık tutmasını öğretmeliyiz.\n   \tTürkiye’mizde, imkânlarımız çok ama bunun farkında değiliz. Bazen TV da seyrediyorum. Yabancı ülkelerde her şeyden önemli olan yeşilliğe çok önem veriyorlar. Ve temizliğine de, oralarda yaşayanlar. Onların daha çok iş imkânı sağladığını görüyoruz. Dünya malına çok değer vermiyorlarmış, sadece bu dünyaya yakışan güzellikler yapıyorlarmış. \n     \tPeki, bizler ne yapıyoruz? Tam tersini. Aksine öncelikle yeşil olan güzelliklerimizi yok ediyoruz. Sonra insanlığımızı. Lütfen gelin el ele verip, Türkiye’mizi kurtaralım. Güzel bir Türkiye için… Çocuklarımıza da bu mirası bırakalım. Sadece bir ağaç dikin ki cennet güzelliklerini yaşayasınız. Bize umut, mutluluk ve gelecek aşılayan çocuklarımız için mutluluklar diliyorum.\n     \tZehra OKUR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Hali",
        "poet": "Ali Şahinli",
        "poem": "\n\nDünya bu, herkes kendi âleminde \nKimi sevinç içinde, kimisi gözyaşı \nAğlamak çare değil, pes etmek hayat sonu \nTut ellerimden çıkalım aydınlığa doğru\n\n \n                                         \t\t\t 13.09.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DüNYA HALi",
        "poet": "Bahtiyar Teke",
        "poem": "\n\nGiden bir pişman gelen bin\nBu nasıl haldir sendeki dünya\nKiminin karnı aç kalbi kiminin\nBu nasıl haldır sendeki dünya\n\nKalmamış kımsden kımseye sadakat\nKiminin aklı cok kimisi sakat\nGaribin mülküne kurmuş saltanat\nBu nasıl haldır sendeki dünya\n\nKalpleri bürümüş nefretle kin\nUnutulmuş serhoşluktan din\nGaflate çare bulamamış ilim\nUyuyup gezenler sendedir dünya\n\nkimseden kimseye kalmamış fayda\nKimi çamurda oynar kimisi çayda\nKimisi meyhanede kimisi barda\nBu nasıl haldır sendeki dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Hâli...",
        "poet": "Seçil Karagöz",
        "poem": "\n\nDoğarken ağlarız dünya kahrına; \nAğlarken güleriz sabır taşına...\nGülerken bakarız bazen aynaya; \nBakarken ünleriz: ‘Ne mutluluk ya! ’\n\nYaşarken koşarız onca umutla; \nKoşarken coşarız nice arzuyla...\nCoşarken toslarız bazen kayaya; \nToslarken ünleriz: ‘Ne mutluluk ya! ’\n\nUyurken gezeriz parıltılarla; \nGezerken sezeriz has duyularla...\nSezerken ölçeriz ince ayarla; \nÖlçerken ünleriz: ‘Ne mutluluk ya! ’\n\nGöçerken konarız mahsus mekâna; \nKonarken sorarız selâm durana...\nSorarken yorarız üç kez cevapla; \nYorarken ünleriz: ‘Ne mutluluk ya! ’\n\n22.08.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Habitat Günü",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nYine ekim ayında yine bir pazartesi,\nBir habitat gününde sağla temiz nefesi…\n\nHabitat yaşam hakkı canlı geliştirecek,\nHabitat mahlûkatın aldığı nefes demek…\n\nİster su ister toprak isterse bir ağaçta,\nİster böcek ortamı isterse mahlûkatta…\n\nHabitat ki barınak canlı için yerleşim,\nYaşam hakları vardır daim kalmalı neslim…\n\n(2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Hâli",
        "poet": "İlyas Özkan",
        "poem": "\n\nKimileri yol alıp hedefine ulaşmış\nKimileri takılıp toza-toprağa bulaşmış.\nKimi sürünür; prangalara mahkum\nKimi şerbet yudumlar, kimine düşer zakkum.\n\nKimi pervaz eder gider uzaklara doğru\nKimi bilmez hâlini dünyanın, koşar tuzaklara doğru.\nKimi aç-bîilaç, ser-sefil; yoksun maneviyattan\nKimi dalar ummanlara; payına düşer inci, mercan...\n\n03.10.2002\nPerşembe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya hali",
        "poet": "Alime Çelik",
        "poem": "\n\nNeden durmadan dönüyor dünya\nMutluluk artık oldu bir rüya\nSevgimiz hiç bitmeyecekti güya\nAyrıldık birden mutluluk oldu rüya\n\n                   Nasılda sevmiştim seni bilmeden\n                   Tapmıştım sana daha seni sevmeden\n                   Sevginden başka ne istemiştim ki senden\n                   Neden terk ettin beni haber bile vermeden\n\n                                          Alişya–1990\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya hali! .",
        "poet": "Bayram Çinkil",
        "poem": "\n\nDünya hali bu; Tımarhaneye döndük vesselam. Kim deli, kim akıllı, kim doktor, belli değil artık. Şimdi öküzler pazarda buzağı satmada, buzağılar sessizce pusulara yatmada. Sözü büyükler küçüklerden çalıyor, karneyi öğretmen öğrenciden alıyor. Okumuşlarımız cehalet kokuyor, cahillerimiz ise felsefe-mantık okuyor. Sağduyu-mağduyu uykulara dalmış, feraset dedikleri korkularla kalmış, yoksullar hep çulsuzdu zaten, zenginlerde ne bulduysa yalayıp, yutup, almış. Yedik her haltı haşa.! Allah'ı(cc)  ortak ettik işimize, domuz değildik ama bir şey değmedi dişimize. ''İş bu hale göre imdiii.! ''Ya başımıza taş yağacak gökten, ya Nuh gibi tufan yiyeceğiz yek'ten. Aza çok diyor herkes, çoğu bulmaya yarıştık, beydik, paşaydık, sultandık amma soysuzluğa da alıştık. Alem; bir hinlik peşinde, kerizler aranıyor bıkmadan, kim kimi düdükleyecek şevk ile, anasının karnından çıkmadan. Herkes kendi malını, işportada kendi satıyor, sinelerden kan yerine irin, iltihap, kin akıyor. Yok mu bir çaresi canım, mevzubahis olan biziz biz, yani insanlık.. Ya barışı bulacağız hep beraber, ya bulacak bizi, katliamlar, cinayet, düşmanlık... (Tanıtım Bülteninden)  \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Han Yol Yuva",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nDünya bir han hancıya sabah açılır akşam kapanır\n\nDünya bir yol yolcusunu sonunda yolcu eyler\n\nDünya bir yuva sonunda içindekini uçan eyler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Hancı Biz Yolcuyuz Bil Dilber",
        "poet": "Mustafa Taşkanat",
        "poem": "\n\nDÜNYA HANCI BİZ YOLCUYUZ BİL DİLBER\n\nSanma bu güzellik hep böyle kalır\nŞalvarın alıda gözümü alır\nSolar gül yüzünde vuslatın kalır\nDünya hancı biz yolcuyuz bil dilber\n\nİhtiyarlık gelmez uzak sanırsın\nBunca güzelliği kimden alırsın\nNefsine uyarsan yolda kalırsın\ngüzellik servettir tükenir dilber\n\nMisafir hanadir bilki bu dünya\nGüzellik geçiçi git sor kadıya\nDüşersen bir gün kara sevdaya\nGüzelliğin erir bil bunu dilber\n\nmustafa TAŞKANAT\n  09.06.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Handır Ben de Yolcu",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nDünya Handır Bende Yolcu \n\nBeşikten mezara kadar\nDünya yoldur bende yolcu\nAldığım bu nefes kadar\nDünya handır bende yolcu\n\nBilgi ile bilgileri\nİnsanlar gider ileri\nYurt edinmiş ülkeleri\nDünya yoldur bende yolcu\n\nSınırları tanımazlar\nYorulup yolda kalmazlar\nHayat boyu yorulmazlar\nDünya yoldur bende yolcu\n\nSınırsız duvarsız dünya\nKapısız düşünce buya\nMerhaba der her çabaya\nDünya handır bende yolcu\n\nDünden daha iyi yaşar\nBilgiyle engeller aşar\nHareket halinde koşar\nDünya handır bende yolcu\n\nYolculuk yapmayı bilen\nHayatın içine giren\nBaktığını iyi gören\nDünya handır bende yolcu\n\nFakirlikte zenginlikte\nAradığım derinlikte\nBilgi ile bilgelikte\nDünya handır bende yolcu\n\nYardımlaşma dayanışma\nYolcuysan yolundan şaşma\nİnsanlıktan uzaklaşma\nDünya handır bende yolcu\n\nYolcu yolunu bulmakta\nUstadır engel aşmakta\nHep ileriye bakmakta\nDünya yolcu bende yolcu\n\nYolcuların yolu olam\nDenizle deryayı bulam\nBilgelere umman olam\nDünya handır bende yolcu\n\nEllerimle emeklerim\nBoşa akmaz alın terim\nBaktığım ayna gözlerim\nDünya handır bende  yolcu\n\nYalın yaşa derin düşün\nBarış olsun işin gücün\nSeninle yaşar bilincin\nDünya handır bende yolcu\n\nYolcuların yolu yalın\nDost Şerefi yola salın\nAçık olsun tüm yolların\nDünya handır bende yolcu\n\n07.05.2016\nDost Şeref\n\nNot\n                                          İki haftalığına Türkiye de tatildeyim 26 Mayısta şiir tadın da buluşmak dileyimle sevgi ve saygılarımı sunuyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Hali Dünya hali",
        "poet": "Eşref İnanç",
        "poem": "\n\nYola düştük sabah erken\nTam menzile vardık derken\nSuya düştü kağıt yelken\nDünya hali dünya hali\n\nGemi olduk rota çizdik\nOn kardeştik hemde özdük\nKulaç kulaç derya gezdik\nDünya hali dünya hali\n\nYok filika derya yutar\nYürek hoplar küt küt atar\nGöç başladı katar katar\nDünya hali dünya hali \n\nZaman akar insan yürür\nKimi doğar kimi ölür\nRuh ayrılır beden çürür\nDünya hali dünya hali\n\nEŞREF   İNANÇ\n\nDost kalemlere teşekkürler:\n\nNefistendir başa gelen \nŞeytan desen akıl çelen \nUyanmazsan bitmez çilen \nDünya hali dünya hali.......Cahit TELKÖK\n\nyola çıktık katar katar \nkimi alır kimi satar \nbir gün dünya beni yotar \nDünya hli dünya hali......Dost ŞEREF\n\nAğlayarak giriş yaptık \nArasıra hata yaptık \nRuh çıkınca cansız yattık \nDünya hali dünya hali...........Abdurrahman Yıldız\n\nDünyanın bu hali ahvali \nKonan göçer illa sonunda \nNe toplarsa odur koynunda \nDünya hali, dünya hali..............Bülent Baysal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya I",
        "poet": "Necati Keçeli",
        "poem": "\n\nVar mı sana gelip, ebedi kalan\n    Her geleni geri alırsın dünya\n    Kimim varsa aldın buda mı yalan\n    Benide arayıp bulursun dünya\n\n    Gezdim şu âlemi gördüm de il, il\n    Kimisi bey, paşa, kimisi sefil\n    Ne istersin bizden ey bire gafil\n    Bizi grup, grup bölersin dünya\n\n    Zencisi, Arap’ı, beyazı çoktur\n    Kimisi çok açtır, kimisi toktur\n    Seninle mutluluk huzurum yoktur\n    Derdinle içime dolarsın dünya\n\n    Çeşit, çeşit meyven ağacın vardır\n    Yaz baharın kolay kışların zordur\n    Toprağın mı az, sınırın mı dardır\n    Gurbetten, gurbete salarsın dünya\n\n    Gerçekmi hayalmi düş müsün dünya\n    Gözümden dökülen yaş mısın dünya\n    Kayamısın yoksa, taş mısın dünya\n    Söylenen her şeye gülersin dünya\n\n    Ömür denen yıla şurda ne kaldı\n    İnsanlar çıldırdı çekilmez oldu\n    Her dert Necatiyi arayıp buldu\n    Birgün olur sende solarsın dünya\n\n    Necati KEÇELİ\n    İZMİR 15.01.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya hastalandı öldü ölüyor",
        "poet": "Ozan Umut Suci",
        "poem": "\n\nDünya  hastalandı  öldü  ölüyor\nDurmayın  insanlar  ağaç  dikiniz\nBu  durumu  artık  her  kes  biliyor\nDurmayın  insanlar  ağaç  dikiniz\n\nDepremler  oluştu  kara  bölündü\nGenetik  bozuldu  kanser  olundu\nOksijen  tükendi  ozon  delindi\nDurmayın  insanlar  ağaç  dikiniz\n\nGüneş  kavuruyor  bulut  olmuyor\nSelin  zelzelenin  sonu  gelmiyor\nKuraklık had  safta  yağmur  yağmıyor\nDurmayın  insanlar  ağaç  dikiniz\n\nTahıllar  tarlada  sarardı  kaldı\nToprak  ürün  vermez  kıtlık  çoğaldı\nBugi dişle  felekete  az  kaldı\nDurmayın  insanlar  ağaç  dikiniz\n\nHiç  düşündünüzmü  yarın  ne  olcak\nDoğayı  korumak  ağaçla  ancak\nDünya  denen  gemi  batı  batacak\nDurmayın  insanlar  ağaç  dikiniz\n\nOzan  umut  diyer  bunu  iy  bilin\nSavaşlar  olmasın  barışla  kalın\nBu  günden  tezi  yok  kazma  bel  alın\nDurmayın  insanlar  ağaç  dikiniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya hasret kokuyor!",
        "poet": "Fadime Dizdar",
        "poem": "\n\nAşıklar; Allah’a yüreksizler aşka\nİmansızlar, imana hasret\n    Yürekler parça, parça! \nDudak duaya,tespih,ele \nKul camiye; seccadeye  hasret\n         Ruh çıkmazda! \nDinsiz  iblise,iblis dinsize,\n(..? ..)      vicdansız, namussa  hasret.\n       şeytan  halayda! \nÇöller, bulutlara,tarlalar,\n Ağaçlar, yağmura hasret\n       Her yer soluyor! \nAnne evladına,baba huzura\nEvlat paraya,markaya hasret\n        Cepler yanıyor! \nSofra ekmeğe,tencere ette \nTabak,kaşık, çorbaya hasret\n     Mideler zil çalıyor! \nHastane doktora,doktor merhamete\nHasta,ilgiye, ilaca  hasret\n         İnsanlar ölüyor!\nKapı; komşuya,komşu dedikoduya\nEv; insana, dosta,sohbete  hasret \n      Ahretti düşünen? \nKalem şaire, şair puana,yıldıza\nŞiir  okuyucuya   hasret\n       Kalemi ortadan? .....\n\n      2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya İçinde Başka Dünya Arama",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nİnsem derinlere gerçekler acı,\nİste Allah'tan derde derman ilacı,\nŞükretki dünyaya gelmişsin hacı,\nDünya içinde başka Dünya arama.\n\nGerçeği söyleyince bana sus dersin,\nAdam olan neden sana pas versin,\nÖlmek istemezsin Cennet istersin,\nDünya içinde başka Dünya arama.\n\nDünya Aleminde bitmeyen satır,\nSade tek ölmeyen hürmetle hatır,\nGelmişsen dünyaya yerinde otur,\nDünya içinde başka Dünya arama.\n\nHayır yap açık ört aç doyur yedir,\nBuda Haktan gelen içten sevgidir,\nNeyin peşindesin amacın nedir,\nDünya içinde başka Dünya arama.\n\nHak bende Ademde kendinde ara,\nDünya dolusu olsa kurtarmaz para,\nBurasıda ora aldanma orada bura,\nDünya içinde başka Dünya arama.\n\nHararet nardadır değildir cepte,\nCennette Cehennemde kalptedir kalpte,\nŞaşırma kendini bulursan dipte,\nDünya içinde başka Dünya arama.\n\nEhli Müslüm olan insan gramı tartar,\nVeysel derki Hasızlar suçunu örter,\nAdam olana bu dünya yeterde artar,\nDünya içinde başka Dünya arama.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya İkilemi",
        "poet": "Koray Sürücü",
        "poem": "\n\nNe tatlıdır dünya toz penbe; \nNe keder var, ne çile...\nNe acıdır dünya, milyonlarca insan; \nAç, susuz ölmekte...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya iki kapılı bir ev oğlum....",
        "poet": "Hidayet Doğan",
        "poem": "\n\nNuh as.ın yaklaşmıştı vefatı,\nKarşısına aldı çocuklarını,\nVasiyetim yap Hakka ibadeti,\nDünya iki kapılı bir ev oğlum.\n\nOğlum Sam sen kabre kibirle girme,\nŞirk olmasın da kalbinde bir zerre,\nBüyüklük Allahın sıfatı biline,\nDünya iki kapılı bir ev oğlum.\n\nÜmidini kesmiş olarak kabre,\nGirme oğlum sen ümitsizce,\nDalalette olan ümit keser de,\nDünya iki kapılı bir ev oğlum.\n\nİki şeyi vasiyet ederim sana,\nTevhidi oku,sakın kibirlenme,\nLa ilahe ağır gelir terazide,\nDünya iki kapılı bir ev oğlum.\n\nBin sene yaşadı Hz. Nuh as.Nebi,\nSordular nasıl buldun sen dünyayı,\nNe çabuk geçmiş bunca yıllar dedi,\nDünya iki kapılı bir ev oğlum.\n\nEcel yaklaştı da geldi Mekke'ye,\nÖlene kadar geçirdi ibadetle,\nNuh,Hud,Salih ve Hz. Şuayb as.ile,\nDünya iki kapılı bir ev oğlum.\n\nYetmiş veya yüz Peygamberin kabri,\nZemzemle Hacerül esvedde gizli,\nBilinmez oralarda neler yaşandı,\nDünya iki kapılı bir ev oğlum.\n\n  20.12.2011-Kırıkkale\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya İle Bir Pazarlık Eyledim",
        "poet": "Kul Himmet",
        "poem": "\n\nDünya ile bir pazarlık eyledim\nNe virane ne harabe ne şendir\nSeyrettim de bir dükkâna uğradım\nNe çarşıdır ne bedesten ne hardır\n\nSırr-ı surullahtır âleme inene\nDedim harfim manasını duyana\nÇiçeğe uğradım kokusu bana\nNe bağdadır ne bağbandır ne güldür\n\nBir makam seyrettim ya kim gelecek\nİkrarsızlar kıyamete kalacak\nBir gerçek harfim var mana alacak\nNe mezheptir ne imandır ne dindir\n\nYed’iklim çar köşe kilidi birdir\nAna akıl ermez bir gizli sırdır\nSorarsan dünya ana misaldir\nNe ağızdır ne burundur ne dildir\n\nKitabın kalbinde olur mu ilan\nÜmmet-i billah da Ali’ye ayan\nDoluyu bu demde elime sunan\nNe âdemdir ne insandır ne kuldur\n\nKul Himmet’im bu manadan al imdi\nAlamazsın bir gerçeğe sor imdi\nSenede bir kere doğdu dolandı\nNe ülkerdir ne yıldızdır ne gündür\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya İmtihan Meydanı Kur'ân'a Koş.",
        "poet": "Şahin Tokmak",
        "poem": "\n\nSeni dünyaya gönderen.\n Onsekizbin Alemleri döndüren.\n Kisranın ateşini söndüren.\nİnsanlık alemini güldüren.\n\nGözünü açtı, ışık saçtı.\nOnunla kainat çiçekler açtı.\nÇiçekler meyveye durdu.\n Alemi gaybtan doldu taştı.\n\nRezzak ismi rızık oldu.\n Dünyada emek azık oldu.\n Çalışan karşılığını buldu.\n Çalışmayan sararıp soldu.\n\nKimi Ahireti, kimi Dünyayı istedi.\nİstekler çalış çabala bitmedi.\n Bazen maddi azık yetmedi.\n Ona beş vakit çağrıldı gitmedi.\n\nEnson rehber Peygamber gelmiş.\nKur'ân la semavi kitaplar son bulmuş.\nİnsanlar dünya-ahiret imtihanı olmuş.\nCennet - Cehennem nice insan dolmuş.\n\nDünya imtihan meydanı Kur'ân'a koş.\nKaç çabala ahirete hazırlık yoksa boş.\nSünneti yaşa Peygamber kucağı boş.\nÇalış çabala Ahiret yurduna nurlarla koş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya (İleri Gel Haber Alım)",
        "poet": "Aşık Elesker",
        "poem": "\n\nİleri gel heber alım\nSüleyman'dan galan dünya\nÇokları aldatdın getdin\nAhırında yalan dünya\n\nGel görem kime kalıbsan\nDersini kimden alıpsan\nSekseninde boşalıpsan\nDoksanında dolan dünya\n\nYüce yüce dağlar gördüm\nYeni yeten bağlar gördüm\nHer geleni ağlar gördüm\nHani sende gülen dünya\n\nElesger göçek çar naçar\nHer adam ektiğin biçer\nGelen konar konan göçer\nHani sende gülen dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya işleri",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nelini ayağını çekmişti\ndünya işerinden\nburnunu sokmaya ise devam\n\nEkim 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya işte",
        "poet": "Servet Saygınoğlu",
        "poem": "\n\nKarşılaşınca sevmediğimiz, bir zaman sonra en sevdiğimize dönüşüyor.\nDünya işte, karşılaşınca sevdiğin ise sonunda en büyük düşman oluyor.\nUmursama diyorum kendime. Düşman, düşmanlığında boğsun kendini.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya İstiyorum",
        "poet": "Necati Keçeli",
        "poem": "\n\nGüneşi şafakta doğmuş tertemiz\n   Havası,suyu hep berrak ve leziz\n   Ozan tabakası kara deliksiz\n   Tertemiz olan, dünya istiyorum\n\n   Hiç deprem fırtına afet olmasın\n   Ne bir canlı nede insan ölmesin\n   Çeşit çeşit çiçek açsın solmasın \n   Mis gibi kokan, dünya istiyorum\n\n   Çayır çimen, yeşil vadi ovası \n   Her ağaçta birkaç kuşun yuvası\n   Tüm insanların bir tatlı duası\n   Duası olan, dünya istiyorum\n\n   Her evde bulunsun büyüyen bebek\n   Hiç kurumasın gül papatya çiçek\n   Çiçekten çiçeğe uçsun kelebek\n   Kuşları uçan, dünya istiyorum\n\n   Kavga dövüş asla savaş olmasın\n   Bu insanlar kötü yola sapmasın\n   Yavrular dünyada yetim kalmasın\n   İnsana bakan dünya istiyorum\n\n   Gam keder acısı asla olmayan\n   Kötü kadere göz yaşı dökmeyen\n   Bu insanlara kem gözle bakmayan\n   Savaştan kaçan dünya istiyorum \n\n   Necati KEÇELİ\n   ADANA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya İnsan hakları",
        "poet": "Abdulkadir Turğut",
        "poem": "\n\nAsla sözde kalmasın \n“Dünya insan hakları”\nAyrıcalık olmasın\nBir tutalım halkları\n\nKardeştir tüm insanlar\nİnançlar renkliliktir\nFarklı farklı lisanlar\nKültürel zenginliktir\n\nEğitim ve dil hakkı\nMülkiyet ve din hakkı\nDokunulmazdır mesken\nÖzgürce yaşam hakkı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Kaç Bucak? (723)",
        "poet": "İbrahim Arslan",
        "poem": "\n\nDünyanın dünya kadar derdi var...\n...\nBilemeyecek bir gün bu güneş,\nDoğudan mı doğdu, batıdan mı? \nÇokta umrunda ya dünyanın...\nÇoktan yaşamaktan bezdi belki de...\n...\nDünya yaşama sımsıkı sarılmış,\nBelki o gün kapanacak güneşin dizleri dibine...\n...\nSon nefesini verdiğinde dünya.\nHerkes son nefesini verecek...\nİşte bütün bu gördüğümüz 'DÜNYALIKLAR'\nDünya ile birlikte gömülecek gömüldüğü yere...\n...\nAhiret kapısından gireceğiz muhakkak...\nAhiret penceresinden göreceğiz,\nDünyayı son bir kerre...\nVe dünyanın kaç bucak olduğunu,\nİşte o gün öğreneceğiz...\n06.02.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya kadar yalan 1tane doğru etmez ki",
        "poet": "Nevzat Çiftçi",
        "poem": "\n\nResimde kesip yapıştırmalar belli\nDünya kadar yalan 1tane doğru etmez ki\nKatillerin sebebi Fitne, Katilden beter ki, \nYalan hem kendi sonuçlarının günahını yüklenir ki\nDüşmanlığın kime hayrı olmuş ki\nDünyaya sığamayan nereye sığar ki.\nİnsanlık Huzurun binasında çalışmak ki\nKardeşlik dünya-ahiret Zenginlik ve Huzur ki\n\nFotokopi hilesi ile uydurulmuş\nToplumu düşman etmeye çalışan bir resmin altına yazılandan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Kadınlar Günü",
        "poet": "Turgut Çakır",
        "poem": "\n\nBen bir kadınım\nAnayım\nGecenin yarısında\nGüneş  doğdu yüreğimde\nYurdum aydınlandı\nEl ele omuz omuza eşimle ben\nDünyanın ışığı olduk\nGün geldi şiddet gördük\nYinede inlettik dünyayı\nAilenin efendisi olduk\nÖrnek aile olarak dünyaya seslendik\nBen bir kadınım\nAnayım\nGecenin yarısında\nGüneş doğdu yüreğimde\nYurdum aydınlandı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya kadın ile güzel..",
        "poet": "Hüseyin Demircan",
        "poem": "\n\nçevremiz de türlü desen\ndünya kadın ile güzel\ninsan oğlu mutlu esen\ndünya kadın ile güzel\n\ndüşkünü ağız tadına\nverir değeri kadına\nheykeli dikin adına\ndünya kadın ile güzel\n\nsoylu duygu soylu hisler\ntaşıyamaz ona küsler\nbir nakış misali süsler\ndünya kadın ile güzel\n\nalır ele ruh bedeni\ntoplumu eder medeni\nkuşku yok esas nedeni\ndünya kadın ile güzel \n\nvar yanına çıra dit yar\nbi tereddüt önü git yar\nana bacı veyahut yar\ndünya kadın ile güzel\n\nolmasın adi bayağı\natamaz insan dayağı\ncennet altında ayağı\ndünya kadın ile güzel\n\nsavun aradan hain at\nyeknesak hayata inat\nrengarenk olup kainat\ndünya kadın ile güzel\n\nsüpürge eyleyip saçı\nbesleyip doyurur açı\nşuuruna varır kaçı\ndünya kadın ile güzel \n\nkim dokunur içip kanyak\nkoş canını sen o an yak\nvurulur mu ona manyak\ndünya kadın ile güzel\n\npişer aş yapılır ütün\nberaber kırılır tütün\nbir şeye benziyor bütün\ndünya kadın ile güzel\n\nvarsa gül bir sabah ara\nnefesi keser buhara\nkış ayı döner bahara\ndünya kadın ile güzel\n\nuğru bir gözü süzülür\nyazılıp şiir düzülür\nyokluğu kişi üzülür\ndünya kadın ile güzel..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Kadınlar Günü",
        "poet": "Şükrü Öksüz",
        "poem": "\n\nDÜNYA KADINLAR GÜNÜ\n\nYaşayan insanların canı ve kanısınız\nBütün çağlar boyunca takdir etti aydınlar\nSizler insan soyunun kutsal olanısınız\nDünya kadınlar günü kutlu olsun kadınlar.\n\nKaranfilsin, goncasın; şifa veren bir balsın\nNeslin devamı için tutunacak son dalsın\nKocaların dayağı artık mazide kalsın\nDünya kadınlar günü kutlu olsun kadınlar.\n\nSizler olmasaydınız medeniyet olmazdı\nHer şey yozlaşır gider örf ve adet kalmazdı\nErkeklerin kalbine aşk ve sevgi dolmazdı\nDünya kadınlar günü kutlu olsun kadınlar.\n\nSizden geçti erkeğe merhamet ve acıma\nSizler merhem oldunuz derdime ve acıma\nZalim olana karşı tavrını koy, acıma\nDünya kadınlar günü kutlu olsun kadınlar.\n\nTeniniz ve yüzünüz günde solmamalıydı\nGüçlülerin kalbine nefret dolmamalıydı\nToplumdaki yeriniz böyle olmamalıydı\nDünya kadınlar günü kutlu olsun kadınlar.\n\n“Hakan ve Hatun” diye anılsın yine adın\nMelek kanadı gibi olmuştur hep kanadın\nErkek başarılıdır varsa yanında kadın\nDünya kadınlar günü kutlu olsun kadınlar.\n\nHor görülüp ezilme, gerçekten cana yetti\nKadın hakları geldi, sömürü çoktan gitti\nŞimdi eşitlik devri, kölelik devri bitti\nDünya kadınlar günü kutlu olsun kadınlar.\n\nKaranlık değil artık, şimdi kazanın dibi\nHakimi, doktoru var; hem yazarı, edibi\nSizler de insansınız, yaşayın insan gibi\nDünya kadınlar günü kutlu olsun kadınlar.\n\nTersine döndürmeyin doğru dönen bu çarkı\nKızların, kadınların okumak doğal hakkı\nBu konuda erkekten olmasın artık farkı\nDünya kadınlar günü kutlu olsun kadınlar.\n\nHer zaman olmuşsunuz tüm dertlerin ilacı\nSizlersiniz elbette sevgili, ana, bacı\nGöstermesin Allah’ım sizlere artık acı\nDünya kadınlar günü kutlu olsun kadınlar.\n\n         Şükrü ÖKSÜZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Kadınlar Günü",
        "poet": "Recep Özcan Çalışkan",
        "poem": "\n\nKöle değildir asla, Cumhuriyet'tir Adı Anadolum'uz,\nAğlasada Kadınlarımız Kutsaldır,Bizim Analarım'ız,\nDavasıdır Türkiye'm için, Kurtuluş'tur Halide Edip Adıvar'ımız,\nIslık çalan kavalımız,Şehidim'e ağlayan Vatanım'ız,\nNice Kahramanlıklar Size yad olur,etle tırnakla ayrılmayız,\nLafda değildir Özgürlük,bir sevdadır Türkiye Cumhuriyet'imiz,\nAğlamayın Analarım'ız,Kınalı Kuzularız her daim Hepimiz,\nRazı olurdun,göçüp giderken,Sana dair  Dualarımız,\nGünyüzü görmedin,uğruna verdiğimiz Canlarız Biz,\nÜzülmesen,daima Kalplerdeyiz,Hoşgörümüzle Gönüllerdeyiz,\nNice Kadınlık uğruna verdiğimiz, Onurlu,Namuslu, Mücadelemiz,\nÜlkem Sizlerin Huzurunda,Saygıyla,Eğilir,çünki Biz Emekçiy'iz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Kadınlar Günü",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\n8 Mart denilince, eşitlik akla gelir,\nDaha huzurlu yaşam, kalkınmayla bilinir…\n\n8 Mart denilince, özgürlük akla gelir,\nDayanışma içinde, mutlulukla bilinir… \n\n8 Mart denilince, nezaket akla gelir,\nDaha ince davranış, zarafetle bilinir… \n\n8 Mart denilince, anneler akla gelir,\nDünya kadınlarımız, yüreklerce sevilir… \n\n(1999)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya kadınlar günü(8 Mart)",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nTa Adem ile havva'dan soyu sürer bu yana \nHem savaşta,hem barışta gider iş başına\nİster çocuk ister eş istersede doğuran ana\nSaygı duyalım köz olmasınlar yana yana...\n\nBaşlar şimdiki çağımızda (Dünya kadınlar günü)\nAslında Dünya onlarla doğdu nedir bir günün sözü\nCanımız-cananımızdır onlar, kaybedince kalır sevdaların külü\nSaygı duyalım köz olmasınlar yana yana...\n\nDemeyelim ''nasıl olsa geçti onlarındı sevgililer günü''\nDünya bilir,Dünya görür evrenin kadınlarla döndüğünü\nİlacımız herşeyimiz değilmi kadınlar! bilelim her daim üzüldüğünü\nOnlarla güler Dünya! Hani Züleyhasız yusuf,Leylasız Mecnunun öldüğünü..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Kadınlar Günü - 8 Mart",
        "poet": "Mustafa Yılmaz İsmailoğlu",
        "poem": "\n\nDÜNYA KADINLAR GÜNÜ – 8 MART\n\nHavva Ana bu gün Kadınlar Günü\nMekanın cennet olsun.\nFatma ana bu gün Kadınlar Günü\nMekanın cennet olsun.\nZübeyde ana bu gün Kadınlar Günü.\nMekanın cennet olsun.\nUzun Şefre Koca Ana bu gün Kadınlar Günü\nMekanın cennet olsun.\nGöv Sultan Nene bu gün Kadınlar Günü\nMekanın cennet olsun.\nSultan Ana bu gün Kadınlar Günü\nMekanın cennet olsun.\nSemiha Ana bu gün Kadınlar Günü\nMekanın cennet olsun.\nKız kardeşlerim bu gün Kadınlar Günü\nKadınlar Günü’nüz kutlu olsun.\nSevgili Eşim bu gün Kadınlar Günü\nKadınlar Günün kutlu olsun\nKızlarım bu gün Kadınlar Günü\nKadınlar Günü’nüz kutlu olsun.\nKız torunlarım bu gün Kadınlar Günü\nKadınlar Günü’nüz kutlu olsun\nHalalarım, teyzelerim bu gün Kadınlar Günü\nKadınlar Günü’nüz kutlu olsun.\nAkrabalarımın kadınları, bu gün Kadınlar Günü\nKadınlar Günü’nüz kutlu olsun.\nYurdumun kadınları bu gün Kadınlar Günü\nKadınlar Günü’nüz kutlu olsun.\nDünya kadınları bu gün Kadınlar Günü\nDünya Kadınlar Günü’nüz kutlu olsun.\n- 08.03.2000 – Adana\n\nİsmailoğlu Mustafa YILMAZ - İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Kadınlar Günü 8 Mart",
        "poet": "Mustafa Erol",
        "poem": "\n\nBugün Dünya Kadınlar Günü ve Sekiz Mart.\nKadınlar için ne yaptın, kendini bir tart.\n\nKadın sözüyle aklına ilk annen gelsin.\nKadına hürmetini, önce annen bilsin.\n\nKadın olduğuna göre annen ve bacın.\nKadın olmalıdır bence, senin baş tacın.\n\nKadına şiddeti lanetlerken kalemler.\nKadına şiddet yapmakta, hâlâ zalimler.\n\nKadın hava, kadın su, hatta nandır kadın.\nSevgilin, eşin, bacın ve anandır kadın.\n\nKadına zulmeden alçaktır, bilsin herkes.\nBir erkek olarak benden geliyor bu ses.\n\nKadın olmasa, olmazdı Mustafa EROL.\nKadına hürmettir bence, en mukaddes yol.\n\nMustafa EROL\nManavgat / Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Kadınlar Günü  8",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nCennet tüm annelerin, ayakları altında,\nAnne olmak bir vasıf, Rab'bimizin katında…\n\nAilenin temeli, o çocuk için her şey,\nEvimizin şefkati, anlatılamaz çok şey… \n\nKadın saygı demektir, merhamettir, sevgidir,\nKadın, bacılarımız, annelerimizdir…\n\nKadın bir emniyettir, koruyucu bir güçtür,\nKadın Hak’tan tavsiye, kadın bir özgürlüktür…\n\n(1999)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Kadınlar Günü",
        "poet": "Selim Temiz",
        "poem": "\n\nHer kadın kutsaldır,sakın unutma\nKutsal cennet serilmiş o kadına\nDeğer ver kadına,baksın tadına\nYaşam tadım adın,kutsaldır kadın\n\nKadın,en zirvede açan kardelen\nKarlara inat çiçek açar kadın\nDağ zirvesi erkek,kadın bir çiçek\nYaşam tadım adın,kutsaldır kadın\n\nKadından kadına saygı duyalım\nOnlara sahip çıkalım sevgiyle\nSezgisi güçlüdür sevgisi gibi\nYaşam tadım adın,kutsaldır kadın\n\nKadınlar günü kutlu olsun kalpten\nHer güzelin eli öpülür,inan\nSaygı sevgim senin olsun,ey kadın\nYaşam tadım adın,kutsaldır kadın! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Kadınlar Günü Sekiz Mart",
        "poet": "Murat Demir",
        "poem": "\n\nKadın, meskendir, mekândır, alın teridir, erktir, emektir\nKadın şefkattir, sofradır, ekmektir, yemektir\nKadının olmadığı evde, yurt ta, yuvada \nO Sofra, hiç kurulmuyor demektir\n\nKadın gecedir, gündüzdür, aydır, güneştir\nKadın anadır, arkadaştır, sevgilidir eştir\nKadın; ne kadar eleştirirsen eleştir, fark etmez\nKadına, yeryüzünde her türlü güzellik beleştir\n\nKadın, silahsız savaşçı, rütbesiz komutandır\nKadın ittiğini iten, tuttuğunu tutandır\nKadın sevendir, ısıtandır, yakmayan ateştir\nFakat; sanmayın ki kadın her şeyi unutandır\n\nKadın, çiledir, çilekeştir, merhamettir, merhemdir\nKadın, erkeğinin sırtındaki amazon, ağzındaki gemdir\nKadın, oyuncak, sığınılacak kucak, daha önemlisi\nKadın, hayat demliğinin içindeki demdir \n\nKadın, ovalarda  gelincik, dağlarda kardelen, sularda nilüferdir\nKadın, bağlarda gül, bayırlarda papatya, yaşlı gözlerde ferdir\nKadın, hayadır, ardır, edeptir, gururdur, onurdur\nKadın, her şeyden önemlisi vatan denilen yerdir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "* Dünya Kadınlar Günü *",
        "poet": "Gülşen Şenderin",
        "poem": "\n\n*Dünya Kadınlar Günü* sekiz martta kutlanır\nEn etkin söylemlerle gündem budur her yerde\nDinletiler yayınlar, tüm medya kanatlanır\nKadınlar baş tacımız, saygı görür her yerde! \n\nSevgi Hanım mecliste beş lisanlı bir bakan\nEvrensel değerlerle topluma sahip çıkan\nİnsan sorunlarıyla sistemde denge kuran\nKadınlar baş tacımız, saygı görür her yerde! \n\nGece nöbetlerinde olmaz bir endişesi\nÇalışan annelerin kreşte büyür bebesi\nDoğum izni süt izni, hakların câzibesi\nKadınlar baş tacımız, saygı görür her yerde! \n\nBilgisayar ağıyla Fatma köyünde muhtar\nNüfus planlamasına ebe Hatice bakar\nSevda öğretmen ise ekibiyle seferber\nKadınlar baş tacımız, saygı görür her yerde! \n\nKültürlü tüm kadınlar el birliği ettiler\nOkumayı yazmayı sabırla öğrettiler\nKitap gereç toplayıp, her yere ilettiler\nKadınlar baş tacımız, saygı görür her yerde! \n\nÖrf adet töreler; kadından yana değişti\nMal mülk yasası, gereken düzeye ulaştı\nZorunlu evlilikler, tekelliğini aştı\nKadınlar baş tacımız, saygı görür her yerde! \n\nTecavüz kayıt dışı, tarih bunu hep yerdi\nNe dayak ne hakaret, kumalık sona erdi\nBaşlık parasına son; tüm erkekler söz verdi\nKadınlar baş tacımız, saygı görür her yerde! \n\nYaşam bir bölüşümdür, dünya bunu biliyor\nÇalışan kadınlara, hakları veriliyor\nDayanışma içinde bütün yüzler gülüyor\nKadınlar baş tacımız, saygı görür her yerde! \n\nAtatürkçü Düşünce kültürel bir tasarım\nKadına değer vermek, geleceğe yatırım\nYetişecek bireye;  şahsiyette artırım\nKadınlar baş tacımız, saygı görür her yerde! \n\nEşitlik yasasıyla kadının bir adı var\nAnne baba çocuklar, saygınlığın şadı var\nDüzeyli bir toplumda, mutluluğun tadı var\nKadınlar baş tacımız, saygı görür her yerde! \n\nKadın hakları; insan haklarının esası\nAyrımcılık yok artık, yürürlükte yasası\nKadın yalnız değildir, kanunlar güvencesi\nKadınlar baş tacımız, saygı görür her yerde! \n\nHayatın her dalında kadındır onurumuz\nAile içi düzen, yapısal gururumuz\nBirtek gün için değil, ömür boyu varımız\nKadınlar baş tacımız, saygı görür her yerde!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya kadınlar günü kutlu olsun",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nİslamın kucaklayıcı ruhuyla,\nDünya kadınlar günü kutlu olsun.\nDünyadaki tüm islam ervahıyla,\nDünya kadınlar günü kutlu olsun.\n\nDin kadınla erkeği eşit görür,\nKin garez varsa sevgi ile erir.\nMüslümanlar kadına değer verir,\nDünya kadınlar günü kutlu olsun.\n\nHaya kadınların yürek arşıdır,\nHaysiyet kadının milli marşıdır.\nİslam şiddete tamamen karşıdır,\nDünya kadınlar günü kutlu olsun.\n\nDünyadaki en kötü fiil ahtır,\nSuçsuz yere kadın dövmek günahtır.\nKadınların da sahibi Allahtır,\nDünya kadınlar günü kutlu olsun.\n\nYusuf sevgiyi gönüle derelim,\nİslamın sevgi sırrına erelim.\nKadınlarımıza değer verelim,\nDünya kadınlar günü kutlu olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Kafe",
        "poet": "Arda Türalemdar",
        "poem": "\n\nHer Bahar da her Pazar\nGelirdim Dünya kafeye\nSaat 13:00 ve yalnızdım \nKitapçı Emineden sorardım seni\nEski film aktörlerine bakardım\nMerdivenin yanındaki.\nHer baharda bir Pazar\nGöremedim diye seni\nÇiçek pasajına dalardım\nVururdum şişenin dibine.\n\n 10/04/1993\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Kahrı",
        "poet": "İlyas Ateş",
        "poem": "\n\nDünya kahrı beni kahırlandırdı\nDert ile kederle akıllandırdı\nHer gün beni yedi zehirlendi\nDünya zehirli bir yılanmış meğer\n\nDünya bana acımadı ağlattı\nGözyaşlarım içten geldi ağlattı\nBir gün değil ömür boyu ağlattı\nDünya acımasız bir yermiş meğer\n\nDünya zalimlerin yeriymiş\nİnsanlık uğruna ömrümü verdim\nDünya bir han imiş birazcık durdum\nHer gün hana biri gelip biri göçüyor\n\nDünya bir durakmış uğradım durdum\nYaşayarak bende kendimi buldum\nNe yaşayabildim ne ölebildim\nDünya dürüstlere mezarmış meğer\n\nÇok çalıştım çabaladım olmadı\nÇok acılar çektim vadem dolmadı\nBu dünyada güzel günüm olmadı\nATEŞOĞLU ömür bitti bitecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun",
        "poet": "Cafer Akyol",
        "poem": "\n\nSeverek geçirilen zaman dilimleriniz çok olsun.\t\nEvde barış, ülkede barış Dünya’da barış olsun\nYaşam alanlarınızdaki tüm engeller kalksın\nDünya Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun.\n\nGönlünüzde yeşerttiğiniz umutlar hep yaşasın\nYüreğinizden ana sevgisi, şefkati eksik olmasın.\nSağlık, mutluluk, huzur hep sizinle olsun.\nDünya Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Kalleş Değil",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nDünya kalleş değil kalleşler kalleş,\nKalleşlerin mesleği hep böyle leş,\nNerede bir güzellik varsa da üleş,\nDünya kalleş değil kalleşler kalleş.\n\nDünya, yalan olduğunu bilirim ben,\nOna gönül vermem, sevdiğim ben,\nBenim gönlümde bir tanemsin sen,\nDünya kalleş değil kalleşler kalleş.\n\nBenim özüm doğru, ayan ve beyan,\nBenim seni sevdiğimse sana ayan,\nEğer beni seviyorsan dayan, dayan,\nDünya kalleş değil, kalleşler kalleş. \n\nYaktım gemileri mi dönemem ben,\nAlavere, daleverey se hiç bilmem,\nSeni çok sevmişim ben diyemem,\nDünya kalleş değil kalleşler kalleş....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Kalmış  Zalimlerin Elinde",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nFakire yoksula gram gramdır,\nİçinden çıklmaz bitmez dramdır,\nGaribana yaşaması haramdır,\nDünya kalmış zalimlerin elinde.\n\nKlavuz istemez görünen köye,\nYürütür hükmünü zenginim diye,\nDünya kalmış üç beş ağaya beye,\nDünya kalmış zalimlerin elinde.\n\nKuldan kul elinden çekeriz çile,\nGidişat yoz eder bülbülü güle,\nÇoktur ağa patron bizlerde köle,\nDünya kalmış zalimlerin elinde.\n\nAğa parselledi her yeri sattı,\nServetin üstüne serveti kattı,\nAllah korkusunu bir yana attı,\nDünya kalmış zalimlerin elinde.\n\nGaribin mekanında baykuşlar öter,\nBüyük balık küçük balığı yutar,\nDaha bundan başka ne olsun beter,\nDünya kalmış zalimlerin elinde.\n\nYazık asgari ücteret seki yüz elli,\nKölelik devridir gidişat belli,\nFazla bile yetin diyor kem dilli,\nDünya kalmış zalimlerin elinde.\n\nBu ne kader bence nede bir yazı,\nAç gözlü karnı tok çok görer azı,\nEğer hak istersen basarlar gazı,\nDünya kalmış zalimlerin elinde.\n\nEğerki fakirsen sesizce otur,\nBitmiş saygı sevgi kalmamış hatır,\nHain dünyayı parmağında oynatır,\nDünya kalmış zalimlerin elinde.\n\nVeysel çok düşündü derine daldı,\nDünya üç beş tane çakala kaldı,\nAğa patron parselledi her yeri aldı,\nDünya kalmış zalimlerin elinde.\n\n\n\nTel:05379590555\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Kalleş Olmuş",
        "poet": "Murat Nail Güney",
        "poem": "\n\nBülbüldüm Güle şakıdım, kalemsiz yazdım okudum,\nBen o mecliste yok idim, dünya kalleş olmuş kardeş…\nKimi koştum, kimi durdum, dost bilip hep hatır sordum,\nDivane gönlümü yordum, dünya kalleş olmuş kardeş…\n\nBöldüm yediğim azığı, elinden tuttum eziği,\nAttı boyumca kazığı, dünya kalleş olmuş kardeş…\nGönül kandı sev diyene, evim açtım ev diyene,\nArkamızdan sövdü gene, dünya kalleş olmuş kardeş…\n\nBacı dedik, saydık baldız, içi paslı dışı yaldız,\nBatırdı bize çuvaldız, dünya kalleş olmuş kardeş…\nBazen yaslı bazen şendim, azmettim feleği yendim,\nKendim ettim buldum kendim, dünya kalleş olmuş kardeş…\n\nMuradım düşmedim yere, elimi açtım göklere,\nAllah cezanızı vere, dünya kalleş olmuş kardeş…\nAnlayana sözün özü, doymaz asla dünya gözü,\nYüreğimin söndü közü, dünya kalleş olmuş kardeş…\n\nMurat Nail Güney İstanbul\n21 Şubat 2011 saat: 11.15\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Kalıcı Değil",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nBedenimizle varız, beden ebedi değil, \nDünyamızda yaşarız, Dünya kalıcı değil… \n\nBazı zaman aldanırız, iyileştiğimize, \nDünyaya sarılırız, ardından nefsimize… \n\nGünahlar umursanmaz, ibadet yadırganır, \nAhiret hatırlanmaz, dünyaya bağlanılır… \n\nHaktan hiç bahsedilmez, batıla imrenilir, \nDilencinin duası, dini zannedilir… \n\nKul ki zarar etmiştir, dünyayı kazanmıştır, \nDünya kalıcı değil, tamamen aldanmıştır… \n\n(2000)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Kime Kalır",
        "poet": "Mustafa Duyar",
        "poem": "\n\nEmek vererekten kazandım malı,\nKefene sarsanız konulan  durmaz.\nNefsin çıkardığı insanlık hali,\nEngeli bilmeyip kendini yormaz.\n\nKazandığım mallar dünyada kalır,\nHak sahibi olan hisseyi alır,\nTabutun içinde cesedi salır,\nEngeli bilmeyip kendini yormaz.\n\nAhiret hayatım Allah a kalır,\nGözlerim uykuya ebedi dalır,\nCenaze namazı dostlarım kılır,\nEngeli bilmeyip kendini yormaz.\n\nFirsatiyim derim tatlıydı canım,\nHüzünlere dalan engüzel anım,\nDamardan kaybolan hayati kanım,\nEngeli bilmeyip kendini yormaz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Kan Ağlıyor",
        "poet": "Pakize Arpacı",
        "poem": "\n\nDünya kan ağlıyor\nkan var avuçlarımızda\nher zulmü olur kıldık\nkendi varlığımıza,\n\nevren kan ağlıyor\nsorun var insanlığımızda\nyıldızları küstürdük,\ndoğa kırıldı bize\nhuzuru saldık rüyalara\n\nDünya kan ağlıyor\nkan var avuçlarımızda\nHer zulmü olur kıldık\nvurdumduymazlığımızla.\n\nHerşeyi lüksümüze bağladık\ninsanlığımızı en uzak gezeğene yolladık\nRuhumuzu da boyutlar arasına saldık\n\nDünya kan ağlıyor\nkan var avuçlarımızda\nHer zulmü olur kıldık\nbencil, kibirli duyarlılığımızla.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya kandırdın beni...",
        "poet": "Hidayet Doğan",
        "poem": "\n\nBir şey anlamadım,yalan dünyadan, \nÇoluk çocuk hepsi, boş ve yalan, \nVar birazcık sen de,gezip oyalan, \nDünya sen ne çok, kandırdın beni. \n\nGençlik nedir nasıl, hiç anlamadım, \nParaya bir zaman, gönül bağladım, \nEv,araba için,gezdim dolaştım, \nDünya sen ne çok, kandırdın beni. \n\nElli yaşa nasıl,hemence geldim, \nÇocukluk nasıl da,geçti bilmedim, \nÇaresiz dertlere, göğsümü gerdim, \nDünya sen ne çok, kandırdın beni. \n\nRızkımın peşinden,hep koştum durdum,\nEkmeğin parası, derdine düştüm, \nNe çabuk bu yaşa,nasılda geldim, \nDünya sen ne çok,kandırdın beni. \n\nNice haklar,nice,geçmiş hukuklar, \nYalan gıybet boşmuş,hep mutluluklar, \nİnsanlık arama,hep vefasızlar, \nDünya sen ne çok, kandırdın beni, \n\nŞimdi belim kolum,büküldü her gün, \nTutmaz oldu dizim,ağrıyor her gün, \nAğardı saçlarım,sakal gün be gün, \nDünya sen ne çok,kandırdın beni. \n\nYalan dünya yalan,ne var ki bunda, \nÇalış tabii kalma, aç açık burda, \nAhireti sakın,sen hiç unutma, \nDünya sen ne çok, kandırdın beni. \n\nKeşke hep namazı,güzel kılsaydım, \nKimsenin hakkında,konuşmasaydım, \nBu kadar çok günah,işlemeseydim, \nDünya sen ne çok, kandırdın beni. \n\nDünya kahpe olan, bir kadın sanki, \nHerkesle yatıyor,daha çok belki, \nKimselere vefa, göstermemişki, \nDünya sen ne çok, kandırdın beni. \n\nHüdayi beni dünya,ne çok aldattı, \nAllah cc.dünyaya,değer vermedi, \nİnsanlar dünyayı,ne çok beğendi,\nDünya sen ne çok, kandırdın beni. \n\n30.05.2011//Kırıkkale\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Kimseye Kalmadı",
        "poet": "Necmettin Aktaş ",
        "poem": "\n\nİnsan hep iyilikle amel etmeli\nYalan dünya hiç kimseye kalmadı\nİmanla,takvayla Hakk'a gitmeli\nYalan dünya hiç kimseye kalmadı\n\nHasan'a Hüseyin'e İmam Ali'ye\nEvliya,embiya kutlu Veli'ye\nMevlana,Yunus'a,Bektaş Veli'ye\nYalan dünya hiç kimseye kalmadı\n\nİlahi kudretin takdiri böyle\nHer zaman Hakk'ı bil,hep Hakk'ısöyle\nBir asır,bin asır yaşasan bile\nYalan dünya hiç kimseye kalmadı\n\nKatibi dünyanın çekme çilesin\nHerşey fani,herşey bomboş bilesin\nBir gün gelir biter sesin, nefesin\nYalan dünya hiç kimseye kalmadı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya kazan, barış kepçe",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nçarpışma yok artık yiğitçe \nunutulmadı Halepçe\nyaşananlar kalleşçe\nher yer pusu ve işkence\nvicdanlarda  kelepçe\ndünya kazan, barış kepçe\numutlar tükenmedikçe\n\nAğustos 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Kimseye Kalmıyor",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nBu dünya kimseye kalmıyor bilin,\nMazlumun gözyaşın durmayın silin,\nDiyor Hâk Peygamber tevhide gelin,\nBu dünya kimseye kalmıyor bilin.\n\nDünyaya bel bağlama vefasız güzel,\nSonu bağ bozumu samanla gazel,\nOnun katında yok evvel ezel,\nBu dünya kimseye kalmıyor bilin.\n\nHani nerde dünya benim diyenler,\nHani nerde atlas libas giyenler,\nHani nerde Hâkka boyun eyenler,\nBu dünya kimseye kalmıyor bilin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Kırmızı(1)",
        "poet": "Özkan Şahin",
        "poem": "\n\niyiki doğdun bebek\nsen pastanı kes\nonlarsa bebek! ...\nbüyüde gör,\ndünya ne renk\nkan mavi,\ndünya fani\nkırmızı yani...\niyiki doğdun, \nölmek için bebek...\n\n                     -14-5-2001-\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Kırmızı Bebek",
        "poet": "Özkan Şahin",
        "poem": "\n\nhoşgeldin bebek,\niyiki doğdun,\nbirinci yaşgününde,\nmutlu ol nicelerce,\nonlar kelle kesmede! \nbiz burda pasta,\nsevinçle zıpla! \nörnek al,\nbombalanıpta,\nzıplıyanları! \naçlara bak! \nkendilerini,\nkesip yiyorlar,\nbuda onalrın \ndoğum günü...\nbebek hoşgeldin dünyaya,\nsevinçten dünya zıplıyor,\ndünyayla birlikte insanlarda! ..\nbebek iyiki doğdun,\nbüyüyünce sende katılırsın,\nya açlara,\nyada aç bırakanlara! \nya barışçılara,\nyada savaşçılara! \nyeterki sen\nbüyüde gör rengini\ndünyanın.ve seninde birgün,\nkan mavi,\ndünya kırmızı,\nolduğunu...\n\n       22-4-2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Kitap Günü",
        "poet": "İsmail Malatya",
        "poem": "\n\nHerkes bir kitap alsın\nDünya Kitap Günü'nde,\nİçiniz huzur dolsun\nDünya Kitap Günü'nde.\n\nGüzel güzel eserler\nÖykü,şiir,masallar,\nMutlu olsun insanlar\nDünya Kitap Günü'nde.\n\nOkuyanlar bilecek\nHer kitap bir gelecek,\nBütün yüzler gülecek\nDünya Kitap Günü'nde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Kupasında Yokuz Biz",
        "poet": "Ali Pekşen",
        "poem": "\n\nGiden takımların hepsini gördük\nNeden yokuz dünya kupasında biz.\nOnca çaba, emek boşamı yorduk\nNeden yokuz dünya kupasında biz.\n\nKazanamayana takılırmı taç\nHani futbolcular diyorduk hep aç\nFederasyonda mı takımda mı suç\nNeden yokuz dünya kupasında biz.\n\nDiyorduk dünyaca yıldızımız var\nŞimdi dayak atsak edermi ki kar\nBiz düştükçe gavur gülerek bakar\nNeden yokuz dünya kupasında biz.\n\nDünyaya bedeldir birimiz dedik\nBöyle olacaksa kapanmaz gedik\nEn büyük darbeyi Bosna'dan yedik\nNeden yokuz dünya kupasında biz.\n\nEller çalışırken hepimiz yattık\nGol atmadık suçu hakeme attık\nFutbol dışı turist olarak gittik\nNeden yokuz dünya kupasında biz.\n\nBüyük takım tutmak kayırmak bizde\nŞikeden dopingten sıyırmak bizde\nGörev dışı emir buyurmak bizde\nOndan yokuz dünya kupasında biz.\n\nAli Pekşen\n03/07/2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Liderlerine Sesleniş",
        "poet": "Murat Duman",
        "poem": "\n\nDünya Liderlerine Sesleniş                                       Hepimiz bir Anadan Babadan gelmedik mi? \nNedir bu doyumsuzluk, kan ağlıyor insanlık,\nYaratılan evrende, biz hayat bulmadık mı? \nNedir bu doyumsuzluk, kan ağlıyor insanlık...\n\nDoymayan şu gözleri, kara toprak doyurur,\nZulüm eden zalimi, hazan yeli savurur,\nİnanırsan ALLAHA, ateşinde kavurur,\nNedir bu duyumsuzluk, kan ağlıyor insanlık…\n\nİnsan olmanın şartı, hak adalet bilmektir,\nMutluluk bahçesinde, şükrederek gülmektir,\nÇalışarak, çoğaltıp, fakirliği silmektir,\nNedir bu ayımsızlık, kan ağlıyor insanlık…\n\nKendimize gelelim, yaşayalım birlikte,\nHuzur bulmak istersek, buluşalım dirlikte,\nGelin ısrar etmeyin, kim ne buldu ki, körlükte,\nNedir bu uyumsuzluk, kan ağlıyor insanlık…\n\nBulunduğumuz makam bizlere baki olmaz,\nAh ederse mazlumlar, kalbimiz huzur bulmaz,\nFanidir Arş’ı âlem asla kimseye kalmaz,\nNedir bu kaygısızlık, kan ağlıyor insanlık…\n\nMurat Duman söz eder, sözlerim his alana,\nFırsat vermeyin artık, insanlıktan çalana,\nKapılmasın İnsanlık, yalan ile dolana,\nNedir bu saygısızlık kan ağlıyor insanlık...\n\nSaygı değer yönetenler, şöyle bir düşünelim: Biz bu dünyaya neden ve niçin getirildik? Önce bu durumu bir mütalâa edelim. İnsanın asli görevi insanlığa, dünyaya faydalı olmaktır. Buradan yola çıkarsak, görevimizin ne kadarını gerçekleştirebiliyoruz? Seçilen veya atanarak gelen yöneticiler, doğal olarak kendi toplumlarının refah seviyesini yükseltme çabasına girer. Esasen olması gereken de budur. Ancak, öz kaynakları bulunmayan ve zor durumdaki ülkeler yokmu? örneğin Afrika da bulunan bazı devletlerde her gün binlerce insanın açlıktan ölmesi. Başka bir devletin bütün gelirlerini silaha yatırması nedeniyle halkını sefalete sürüklemesi. Bir başka taraftan silah üreten devletlerin ürettiği silahları satmak için pazar aramasına ne demeli! Hele birde ayrımcı ve bölücü gurupları destekleyerek vatan böldürmeyeçalışan ve masum insanları kadın ve çocuk katillerini kollayan, bulunduğu devlete karşı ayaklandıran ve küçük düşünen kişiliksiz ayak oyunu ile paye bekleyen liderler vardır.Demek ki, saygı değer yönetenler; Bu dünyaya getirilişimizin amacını bilmediğimiz ortaya çıkıyor. Ben bu aşamadan sonra suçlu aramıyorum. Anlaşılıyor ki, bu durumda suçsuz yok gibi. Kimimiz çok suçlu, kimimiz az suçlu. Hatırlanacaktır, zararın neresinden dönersek kârdır şeklinde bir Atasözümüz vardır. Bu durum da yeni bir oluşum kuralım. Bu oluşum, en az dünya devletlerinin yüzde 90’nın olumlu görüşünün alınmasıyla gerçekleşsin. Ondan sonra dünyadaki olumsuzlukların tespitini yaparak, İnsanlığın refahına nasıl bir katkıda bulunabiliriz, onun değerlendirmesini gerçekleştirelim. Sonra da bu yeni oluşumun getireceği çalışmayla ihtiyaç fazlası gıdaları, giyecekleri, gerçek ihtiyaç sahiplerini tespit ederek onlara ulaştıralım. En azından onların açlıktan ölmelerini önleyebiliriz. Sağlık sorunlarını iyileştirip yaşam seviyelerini yükseltebiliriz. Daha sonra bu yardımın alanını genişleterek devam ettirebiliriz. Çok uzun söze gerek yoktur. Yazmış olduğum şiir gözden geçirilir, tahlil edilirse gerçeklere ulaşmış oluruz.                                                                                                               11.12.2006 ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Küsmüş",
        "poet": "Nursen Buluc",
        "poem": "\n\nİnsanlık güzel,bilirsen insanlığı\nBu güzel duyguyu yaşamak için\nMisafir olarak geldim dünyaya\nAradım bulamadım kimsede\nDediler yok olalı,çok oldu\nSebebi nedir diye sorduğumda\nDünya kötü,aldı tüm güzel duyguyu\nİnanmadım,  insan yaratır dünyasını\nTabiat bize tüm imkanlarını verdi,veriyor\nTabiki nankörlerede kızıyor,ceza olarak\nBazen verdiklerini acımasızca geri alıyor\nAslında insanların, ona yaptıklarının yanında\nDoğanın verdiği ceza  hafif bile kalıyor\nBu kötü denilen güzel dünyada\nKarşılıksız kalmıyor yapılanlar\nBazen bir kişinin yaptığı iyi olaylar\nKarşılında aldığı armağanlarla\nBinlerce insan sebepleniyor,seviniyor\nBazen bir kötünün yaptıkların yüzünden\nBinlerce insan cezalandırılıyor,karalanıyor\nDoğa bilmez din,meshep,zengin,fakir \nO bilir insanı,insanlar bilse insanlığı\nYaşasak güzellikleri,yaşasak sevgiyi\nŞu uzun sanılan, kısa yaşam boyunca\nBekleme başkasından her zaman ilk adımı\nSen başla mücadeleye, gelen olur ardından\nUnutmayalım, dünyanın bize emanet olduğunu\nÖrnek olalım insanlığa,küskün kalmasın doğa\nDünya, küsmesin  insanlara,çocuklara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya kutsal amelle öbür dünya",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nDünya kutsal amelsiz niyetsiz bu dünyadır\nDünya kutsal amelle niyetle öbür dünyadır\n\nCennet kutsal amelsiz niyetsiz öbür alemdir\nCennet kutsal amelle niyetle bu alemdir\n\nAhret kutsal amelsiz niyetsiz öbür cihandır\nAhret kutsal amelle niyetle bu cihandır\n\nCehennem kutsal amelsiz niyetsiz öbür arştır\nCehennem kutsal amelle niyetle bu arştır\n\nEvren kutsal amelsiz niyetsiz bu evrendir\nEvren kutsal amelle niyetle öbür evrendir\n\nSedat hünkar\n(karamecnun delioğlan) \nCENNET AHRET şairi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Malı",
        "poet": "Sait Benzer",
        "poem": "\n\nÖyle bir hayal et bir vatan düşün\n\t\tElleri koynunda bir sultan düşün\n\t\tHep günaha iten bir şeytan düşün\n\t\tHayalden beter dünya malı\n\nBir okyanus düşün uçsuz bucaksız \nBir sakat düşün ki kolsuz bacaksız \nBir garip görürsen evsiz ocaksız \nHangi derde yeter dünya malı\n\n\t\tBir terazin varsa kefesiz darısız \n \t\tBir arın olsun peteksiz balsız\n\t\tBu dünya fani kullarsa arsız \n\t\tİşte o an biter dünya malı\n\nGüzelliğine güvenme bir sivilce biter \nMalına güvenme bir kıvılcım yeter\nBir avuç toprakta nice Yiğitler yatar\nHangisiyle yatar dünya malı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Mahvediliyor",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nAkıllanılmayacak kötülük hat safhada,\nİnsanoğlu çıldırmış saldırır mahlûkata…\n\nDoğa katlediliyor hiçbir hak tanınmıyor,\nKatliamlar dinmiyor Rab’den de korkulmuyor…\n\nİstenilen bu değil böyle de olmamalı,\nHer yerde gözyaşları düşünceler hatalı…\n\nBöyle olmaz ey insan Dünya mahvediliyor,\nYarına bir şey kalmaz Dünya, yok ediliyor…\n\n(2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Kitap Günü ve Kütüphaneler Haftası",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nDeğer görsün zamanın, kitap okuma ile…\nO, senin gerçek dostun verdiği bilgisiyle…\n\nBilgi insan içindir, insan da hakikatin,\nOkumamız gerekir cahil kalmamak için…\n\nBugün kitap günümdür, Dünya’ya kutlu olsun,\nBiz bol bol okuyoruz o, yoksa sen de yoksun…\n\nCahil ki hiç kalmasın kitaplar sayesinde,\nSen hep oku gerekse eğitim, öğretimde…\n\n(2014)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Malı",
        "poet": "Mehmet Postallı",
        "poem": "\n\nİnsanoğlu, dünyaya elleri bomboş gelir\nNasibi ne kadarsa, ancak o kadar alır\nVerilen süre dolar, yolculuk tekrar başlar\nDünya malı dediğin, yine dünyada kalır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Malı",
        "poet": "İsmet Anik",
        "poem": "\n\nKazan kazan bir kenara istif et\nGüzel manzara Karşıya geç seyret.\n\nMalı çok bırakıp gelme nazara\nZira dünya malı sığmaz mezara\n\nDolması gereken amel küfendir\nGidişin gelişten farkı kefendir.\n\nDünya malı tatlı zevk verir sana\nMal helal değilse yüktür imsana.\n\nOimasın tek gaye mal meselesi\nBize kalan sade muhasebesi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Marazi Bir Aşk Silsilesidir",
        "poet": "Feyz Kariha",
        "poem": "\n\nArı utangaç çiçek sevimsiz\n Bozduğumun psikolojisidir\n Tek kollu cellat koleksiyonu\n Bir çizik ki jiletsiz \nAynada dans eden karizma reyonu…\n\nSen kısmetime en uzak ülke ol ben sana yollanırım\n Yürürüm yürürüm yürürüm... yürümek ki tüyden hafif bir serce\n Ayaklar iyi bir ulaşım aracıdır trenlerden iyi olmasın\n Bunu işrak vaktinden önce öğrendim sevgilim yapmadım fakülte...\n\nBakma sensizlik gemisini lafla yürüttüğüme\n Sevmek kalbime İsa’yı yemiş bir gaip  kilisesidir\n Tut ki kıymık batmış denizlerin tenine \nAğlar gibi ıslak ve tuzlu olması ondan muhtemeldir\n Yani zannımca zanlı kavlimce \nAh arı utangaç çiçek sevimsiz \nDünya o denli marazi bir aşk silsilesidir...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Masal Merkezi",
        "poet": "Özgür Doğa",
        "poem": "\n\nbir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde\n\nçizivermiş bütün dermansız hastalıkların resmini hippokrates\nüzerine kafka’nın veremli mürekkebi damlamış\n\nağaçları mantıkça budamış aristo\nardı sıra anam avradım olsun demiş\n\nher perşembe gecesi vazgeçmeliymişim senden\nkanayan işaret parmağımı emme sakın\n\nkendi devriminin on üçüncü günü\nbereli bizim köyde sığır çobanıymış – bildin mi-\n\nmasalistandan sürgündürler\nondandır beni en çok boyacı çocukların kanatması\n\nben yandım. sağım solum sobe be çocuk\nsen ıslık çalarak kaldırımlarda\nteneke tekmelemeye devam et – e mi-\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Misafirhanesi",
        "poet": "Hikmet Baştan 2",
        "poem": "\n\nŞu dünyada ev sahibi değilim deplasmandayım\nOnun için az gülen, çoğu zaman depresyondayım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya mümine cehennem kafire cennettir",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nMüslüman dünyada sıkıntıdan kurtulamaz,\nDünya mümine cehennem kafire cennettir.\nDünya nimeti cennettekiyle tartılamaz,\nDünya mümine cehennem kafire cennettir.\n\nMüslümanın yeri cennettir sormayın niçin? \nİnceleyip bakın istersen Kuranı açın.\nKafirin mekanı cehennem olduğu için,\nDünya mümine cehennem kafire cennettir.\n\nBen ne yapayın özde Hak olmayan fikiri? \nÖlünce görecekler Münker ile Nekiri.\nKafirin ebedi yurdu cehennem çukuru,\nDünya mümine cehennem kafire cennettir.\n\nCennet var ya para ile pul ile alınmaz,\nOnları Allahın ne yapacağı bilinmez.\nKafir olanın ahiret nasibi bulunmaz,\nDünya mümine cehennem kafire cennettir.\n\nYusuf kafirlere elinizi öptürmeyin,\nYaşadığın hayatta sözümü saptırmayın.\nOnun için dünyaya kendini kaptırmayın,\nDünya mümine cehennem kafire cennettir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya'mız",
        "poet": "Ömer Kara",
        "poem": "\n\nHer taraf karanlık, gece Dünya’mız\nAltı üstü iki hece Dünya’mız\nAltmış sene ömrü olan insana\nDar geliyor artık koca Dünya’mız\n\n16 Temmuz 2014-Gaziantep\n\nKul Seymani\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Misafirhane  2",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nDünya misafirhane, misafirliğini bil,\nGünahların var ise tövbeni de edebil…\n\nGideceksin yakında hem de kısa zamanda,\nAhiret mutlaka hak, ölüm geldiği anda…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Misafirhane  5",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nBiz bencil yaratığız Rab, böyle takdir etmiş,\nHaddimizi bilmedik Rab’bim dinlenilmemiş…\n\nKimi savaşlar yapar, yanlış usuller seçmiş,\nKimisi kargaşayla, nemalanmayı bilmiş…\n\nRab’bimi dinleyen yok, ahiret umursanmaz,\nDünya misafirhane bu bile algılanmaz… \n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya MS Günü, Şiiri",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHer yıl mayıs gelince MS, akla gelecek,\nSon çarşamba gününe günüm getirilecek…\n\nMS, Multipl Skleroz bir sinir hastalığı,\nSinir sistemin aksar bırakmaz canlılığı…\n\nSebebi bilinmeyen lezyon beyni etkiler,\nTüm kapasite aksar yitirilir dengeler…\n\nBilmediğinden değil sağlam tut bedenini,\nMuayenelerinle araştır nedenini…\n\nİşte bu yüzden andık MS hastalığını,\nFarkındalık oluşsun koru artık canını! \n\n(2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Müslüman Olsa  6",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nBize merhamet lazım Dünya Müslüman olsa,\nHakikat de gerekli Dünya Müslüman olsa… \n\nİnsanlık incinmese Dünya Müslüman olsa,\nHayvanlar da yaşasa Dünya Müslüman olsa…\n\nSilahlar satılmasa Dünya Müslüman olsa,\nSavaşlar hiç olmasa Dünya Müslüman olsa…\n\nBencillikler olmasa Dünya Müslüman olsa,\nMenfaatler tükense Dünya Müslüman olsa…\n\nKargaşasızlıklarla Dünya Müslüman olsa,\nUtandırılıyoruz Dünya Müslüman olsa…\n\n(2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Müslüman Olsa  3",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHakikat daima zor, buna tam katlanılsa,\nBatıl cazip de olsa keşke aldanılmasa… \n\nOysa Hak bir yaşansa, adalet hâkim olsa,\nZulümler dindirilse, dünya Müslüman olsa…\n\n(2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Dünya Nereye Gider",
        "poet": "Hasret Sayınta",
        "poem": "\n\nKirli bir kanla sulanmış şehirlerin sokakları.\nDünya, bir yere gitmez.\nGiden hep insanlar olur.\n\nDünya nereye gider? \nDünya, bir yere gitmez. Koşan insanlardır,\nAraf’ta kalmışcasına panik, çığlık çığlığa\nKoşan insanlardır.\n\nDünya nereye gider? \nDünya hep aynı yörüngededir,\nGelip ve gidenler hep insanlardır.\nBiri diğerinin üstüne basarak.\nÇarpıp kaçarak, kıyamet kopmuşcasına feryat figan.\n\nDünya nereye gider? \nAslında Dünya bir yere gitmez.\nÜstünde olsalar da, onu sırtına alıp taşıyan insanlar.\n\nDünya savaşmayı bilmez; \nOnun üstünde savaşan insanlar.\nDünyanın gözyaşı yoktur.\nAğlayan ve ağlatan insanlar.\n Dünyanın kanı yoktur,\nYaralayan ve yaralanan insanlar.\n\nDünya bir yere gitmez,\nO evrenin duruş biçimidir.\nİnsan nereye gider? \nİnsanlar sorulan soruların cevap biçimidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya'nın Bülbülleri..........",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nTam yüz yirmi ülkeden Türkiye’ye geldiler,\nSevgi dolu yürekler,sevenlere vardılar,\nÜlkemin insanları onları çok sevdiler,\nTürk gülünün dalında Dünya’nın bülbülleri…\nOrtak dilleri Türkçe,Çoştular,coşturdular,\nSevgi yumağı olup,koştular koşturdular,\nKalplerde,gönüllerde çığırlar açtırdılar,\nGönlümüze taht kurdu,Dünya’nın bülbülleri…\nAtalar yad edildi,Şiirle,şarkılarla,\nBenliğimize döndük,halayla,türkülerle,\nÇok cevherler bulunmuş,o gönül erleriyle,\nTürkçeye aşık olmuş,Dünya’nın bülbülleri….\nÇok şanslı bülbül bunlar,gülleriyle tanıştı,\nO gül yüzlü sımalar,yardımlarına koştu,\nSiyah,beyaz demeden gönüllerini açtı,\nBarış  köprüsü kurdu, Dünya’nın bülbülleri….\nÜlkeler arasında barış elçisi oldu,\nKin ve nefret dışında,sevgilerle yoğruldu,\nO küçücük kalplere sevgi,saygı koyuldu,\nDostluk mesajı  sundu,Dünya’nın bülbülleri…\nOn yedi  ülke idi,yüz yirmiye ulaştı,\nÇığ gibi büyüyerek,Okyanusları aştı.\nKaranlık gönüllere sevgi,saygı bulaştı,\nYurduma sevgi saçtı Dünya’nın bülbülleri…\nBu yıl sekizincisi,Türkçeyle çoşturdular,\nBir yarış havasında Milyonlar koşturdular.\nYediden,yetmişe dek,ağlattı,güldürdüler,\nRabbim daim artırsın Tükçe gönüllüleri…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Nereye",
        "poet": "Erdal Akkoyun",
        "poem": "\n\nDünya, insanlardan\nKendini korumaya çalışacak\nZaman geçtikçe\nTemizlik başlayacak\nYıl 2010'u geçince\nTehlike çanları çalacak\nTüm güçlü ülkeler\nMezopotamya'ya kaçacak\nDünya bir kaos içinde\nAfrika boşaltılacak\nTüm zengin Coni'ler\nAFKASYA'lı olacak\nPiramitler yapılacak\nToplama kampları kurulacak\nİnsanlık zor günleri\nBelki atlatacak\nBelkide atlatamayacak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Ne Zaman Kurtulur",
        "poet": "Adnan Yeşiltaş",
        "poem": "\n\nŞu üç günlük dünyanın,\nDört bir yanı yalnızlık,\nDört bir yanı yoksulluk, \nDört bir yanı ölüm.\n\nDemokrasi yalanından, \nDünya ne zaman kurtulur?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya'nın Üç Yüzü",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nBirinci Yüzü (kainata bakar)\nAllah'ın sonsuz tecellilerine sahne olur,\nO'nun muhabbetine vesile olur,\nRabbimizi kainattaki muhteşem eserlerini\ntanıma  lutfuna ermekle olur.\nKainat Rabbimizi bize her şeyi ile\ntanıttığı için sevilir...\n\nİkinci Yüzü (Ahirete bakar)\nDünya ahiretin tarlasıdır,\nBurada ekilenleri orada biçeceğiz.\nAhiret hayatının saadeti,\nbu dünyada kazanılır.\nŞayet ahiret olmasaydı,\nDünyanın hiç bir kıymeti olmayacaktı.\nDünyanın bu yüzüde sevilmeye layıktır...\n\nÜçüncü Yüzü (İnsanın fani heveslerine bakar)\nGeçici ve aldatıcıdır,\nbu yönüyle dünyayı sevmek,\ninsanı Allah'tan ve yaratılış maksadından\nuzaklaştırır,felakete sürükler.\nDünyadaki bütün güzellikler\nnefislerden ötürü seviliyorsa,\nhepsinin geçici olduğu bilinir...\n\nİnsanlar dünyanın bu üç yüzünü biliyorsa,\ngam-kasavet yaşamaz,\nyolunu şaşırmaz,\nşaşkınlardan olmaz.....\n\n06.01.2007 Gebze\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Olur Bir Gün Harab",
        "poet": "Seyrani",
        "poem": "\n\nDünya olur bir gün harab\nNe bülbül kalır ne gurab\nRızka sebep olan türab\nGözlerine dolar bir gün\n\nKudret koçunu koyuna\nKatmış seyreder oyuna\nEcel kolların boynuna\nHabersizce dolar bir gün\n\nAcı tatlı yenmez olur\nYalan gerçek denmez olur\nTaş çarhıla dönmez olur\nHep kesilir sular bir gün\n\nÇal Seyranî durma sazın\nHakka eyle sen niyazın\nSana secdesiz namazın\nKısmet olan kılar bir gün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya onu onaylar-Atatürk Büyük Lider Yaşadığın müddetçe-vatanı sev değer ver",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nBüyük Önder Atatürk-çağlara doğru gitti\nCoşku düşüncesiyle-cehaleti mahvetti\nKanımızı kaynattı-aydınlattı çağları\nAtatürk’tür biliniz-dallandıran  bağları\nDünya onu onaylar-Atatürk Büyük Lider\nYaşadığın müddetçe-vatanı sev değer ver\nAteşi ruha sardı-O’dur kurtaran yurdu\nAğzından ne çıktıysa-dediği sözde durdu\nYeşertti toprakları-ondan aldık verimi\nUnutma Türk Milleti-Atatürk’ümü emi\nDünya onu onaylar-Atatürk Büyük Lider\nYaşadığın müddetçe-vatanı sev değer ver\nAtasını unutan-şaşırır kalır yolda\nKendisini bulurlar-ya mezarda ya salda\nOnun yaptıklarını-sakın hiç görme küçük\nYönünü bulamazsın-ışığın kalır sönük\nDünya onu onaylar-Atatürk Büyük Lider\nYaşadığın müddetçe-vatanı sev değer ver\nÇorak olan topraklar-doldu enerjin ile\nHedefini gösterdin-ortadan kalktı çile\nKararmış gecelere-sen nurlu sabah oldun\nMutluluk esenlikle-uzanan sağlam koldun\nDünya onu onaylar-Atatürk Büyük Lider\nYaşadığın müddetçe-vatanı sev değer ver\nAşılmaz denen  dağı-aştırdın sen millete\nEsenliği hep verdin-topluca cemiyete\nTepeler dümdüz oldu-hürriyetin tadını\nMutlulukla yaşadık-unutmadık adını\nDünya onu onaylar-Atatürk Büyük Lider\nYaşadığın müddetçe-vatanı sev değer ver\nBayrağım dalgalanır-milletçe olduk bütün\nAynı oyun oynanır-bugün yarın ile dün\nÖğretmen Hasan söyler-sev yurdunu ve koru\nOku öğren bilgi kap-sorun daima soru\nDünya onu onaylar-Atatürk Büyük Lider\nYaşadığın müddetçe-vatanı sev değer ver\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Oryantiring Günü",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nBu bir davetiye hedeften okullara,\nSpor zamana karşı her yaştan her yaşlara…\n\nGönüllülerimiz var onlar bilinç aşılar,\nMilletimiz de hazır dolsun taşsın alanlar…\n\nBu tanışma zamanı oryantiring sporlarla,\nOkullarda, parklarda ortaklaşa dünyayla…\n\nAlalım kuralları tadalım dinç kalmayı,\nAydın düşüncelerle doğayla yaşamayı…\n\nTertip ve düzen içinde oryantiring yarışma,\nÇocuk genç ve yaşlılar kuralım dayanışma…\n\n(2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Osteoporoz Günü, Şiiri",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nYaşam etkileniyor hastalık illetinden,\nŞu osteoporozun bıkmışız zilletinden…\n\nYakalar her insanı, belli yaşın üstünde,\nÖnlem, dersen almalı yaşam içerisinde…\n\nGerek hareketlilik gerekse ölçülü spor,\nSorun geç kalıyor risk az çok geriliyor…\n\nEt, süt, sebze, meyve ye hafızanı geliştir,\nGüncel konulara koş geçmişinle pekiştir…\n\nKalsiyumla desteklen iskeletin korunsun,\nDepresyondan uzaklaş azalsın bütün sorun…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Parmağımda Sıralanmalı",
        "poet": "Abdullah Çağrı Elgün",
        "poem": "\n\nDÜNYA PARMAĞIMLA SIRALANMALI\nHey yiğitler bugün bir savaş ola\nSeyredenler gördüğünden zevk ala\nGafiller bu işe, şaşırıp kala\nTer boşanıp beden haralanmalı\n\nSavaş  değil, burda zelzele ola\nHer yanı, bir çığlık velvele ala\nYer yarılıp, düşman içine dala\nYiğit kim, dönek kim, aralanmalı\n\nYürekleri, cenk ateşi sarmalı\nKurşun, çelik yelekleri yarmalı\nYiğit, en ön safta düşman yarmalı,\nEr göğsünde gülle, sıralanmalı\n\nBire bu meydanda bin tufan ola\nGömleğimiz al kanlar ile dola\nAnalar, bacılar saçını yola\nHer yanımız, yara berelenmeli\n\nYiğit, doğan olup, inip varmalı\nDüşmanı velvele, korku sarmalı\nVurunca pençeyi, göğsü yarmalı\nDüşman, başı dönüp, saralanmalı\n\nBir şahin misali, kuzgun leşine\nNice kelleleri alıp, döşüne\nBir kasırga, tufan; salıp, peşine\nBir sağa bir sola turalanmalı\n\nEn kavi sanılan, yere dalmalı,\nKimisin, enseden tutup almalı\nKimisini yerden, yere çalmalı\nKimi dere, bayır körelenmeli\n\nKim, düşmandan böyle günde kaçarsa\nEr içine, korku salıp saçarsa\nTeslim için, beyaz bayrak açarsa\nKorkak, lime lime paralanmalı\n\nBöyle savaş namertlere zay ola \nYiğidin merdine kısrak, tay ola\nSavaş bize, düğün ola, toy ola \nMeydan, sesimizle naralanmalı\n\nŞimşekten bir Türk’üm ateş akarım\nYıldırımım, kasırgayım, yakarım \nÇağrı’yım ben bendlerimi yıkarım\nKötüleri kayalara çakarım\nDünya parmağımla sıralanmalı\n              Abdullah Çağrı ELGÜN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Perest (Âhirete iman etmeyenlere ithafen)",
        "poet": "Mehmet Çiftci",
        "poem": "\n\nNe ölüm gelir aklına ne âhiret düşünür\nGününü gün etmeye çalışır dünya perest\nBilmez ki her dakika âhirete taşınır\nHer fırsatta haramla buluşur dünya perest\n\nDamarlarında alkol bedeni günah kiri\nNefsi aklına hakim şehvetinin esiri\nİyiliğe aklı ermez şeytanlığınsa piri\nKötülükte ustalığa alışır dünya perest\n\nDine düşman dindarlara öfkesinden kudurur\nCenazede safa girmez kenarda bekler durur\nHer ortamda kendi gibi kim varsa hemen bulur\nArkadaşıyla içkiyi bölüşür dünya perest\n\nToto loto piyangoyla kolay para kovalar\nNerde bir menfaat görse gözü kapalı dalar\nFukaranın sofrasından ekmeği bile çalar\nÂhirette cehennemle buluşur dünya perest\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Otomobilsiz Yaşam Günü Şiiri",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nUzun yolda değilsen yürümen gerekecek,\nBu hem sıhhatin için hem ruhuna yetecek…\n\nYa da bisiklete bin kirletme tabiatı,\nSpor yapmış olursun hem de bulursun rahatı…\n\nDamarların açılır temiz nefes alırsın,\nEkonomin düzelir ruhen de rahatlarsın…\n\n(2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Perisi-003",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nDünya Perisi-003\n\nBiliyormusun...\nDünya Perisi....\n\nBir bebek feryat ediyor..\nKulaklarım isyan ediyor\nFilistin can veriyor...\nYüreğim insanlığa kırgın...\n\nAnlıyormusun beni...\nDünya Perisi...\n\nMersin -12.01.2009-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Perisi-003 -Turkish",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nDünya Perisi-003 -Turkish\n\nBiliyormusun...\nDünya Perisi....\n\nBir bebek feryat ediyor..\nKulaklarım isyan ediyor\nFilistin can veriyor...\nYüreğim insanlığa kırgın...\n\nAnlıyormusun beni...\nDünya Perisi...\n\nMersin -13.01.2009-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Perisi-007 -Turkish",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nDünya Perisi-007 -Turkish\n\nBiliyormusun...\nDünya Perisi....\n\nAnası feryat eder.... \nHemen yanıbaşında... \nAyağını koparan ise... \nİsrailin fırlattığı topmuş... \n\nAnlıyormusun beni...\nDünya Perisi...\n\nMersin -12.01.2009-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya sana akıl erdiremedim",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nKimisi doğupta dünyaya gelir\nDünya sana akıl erdiremedim\nKimi büyür kimi doğmadan ölür\nDünya sana akıl erdiremedim\n\nKimini ağlatın kimin güldürün\nKimin tutam tutam saçın yoldurun\nKiminin açmadan gülün soldurun\nDünya sana akıl erdiremedim\n\nGüneş doğar batar alem aynıdır\nGünah sevap yazar kalem aynıdır\nAcı tatlı söyler dilim aynıdır\nDünya sana akıl erdiremedim\n\nYan yana büyüyor biberle hurma\nSular dağdan çıkar kendini yorma\nKırlangıç ol bela üstüne varma\nDünya sana akıl erdiremedim\n\nSende Hüseyin i yordun bıraktın\nDalda ceviz yewrde kabak yarattın\nKimin zengin ettin kimisin yıktın\nDünya sana akıl erdiremedim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Rizeliler Günü",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nKaradeniz’de Rize, saygı duyarız size,\nYazmışım ki çok dize siz örneksiniz bize…\n\nMuhteşem Rize’mizi, severiz hepinizi,\nAnalım Rab’bimizi, kısmayın sevginizi…\n\nEsprileriniz var ki, nedendir gülmemize,\nŞahsımdan hediye, bu şiir hepimize…\n\n(2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Şairler Günü",
        "poet": "Meziyet Ak",
        "poem": "\n\nDünya şairler günü umutlar volkan olsun,\nŞairlerin kalpleri hep sevgilerle dolsun.\nGözler mutluluk saçsın ışıklar hep nur olsun,\nDenizler köpük köpük hırçınlıklar durulsun.\n\nDünya şairler günü gönüller çağlamalı,\nMenfaatsiz dostlukla şiirler yazılmalı.\nŞairler can dostları hep el ele olamalı,\nHer kişi alıntısız üreterek yazmalı.\n\nDünya şairler günü yürek kanat çırpmalı,\nHüzünlae hepimize hep sevgiyle bakmalı.\nCoşmalı beraberce kimse ağlamamalı,\nKalplerde çığlık çığlık dostluklar yaşanmalı.\n\nDünya şairler günü pırıl pırıl hep kalpler,\nDostluklar içimizde coşmalıdır gür sesler.\nGönül telleri titrek dizeler üretsinler,\nSevgiler çağlasın da mutluluk saçsın hisler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Sana Gülsede",
        "poet": "Şahin Tokmak",
        "poem": "\n\nÖyle ahireti hatırlatıyorsun \nBirazda dünya bizim olsun\nDünya geniş herkese olsun\nNimetlerinden bize de olsun\n\nAhireti hatırlatırken, unutma \nAhiret deyipte; bizleri uyutma \nBizleri de dünyadan soğutma \nDünya ahiretin olsun unutma \n\nKur'ân-ı Kerim diyor. Ahiret var \nPeygamber diyor. Ahiret var \nMüslüman biliyor. Ahiret var\nBunda bilinmeyecek ne var\n\nEvet burası imtihan meydanı \nHerkes görüntünün hayranı \nZahirde görünür güzel yanı \nBatındadır esası, güzel yanı\n\nFani dünyaya çalış uzun süre \nAhireti unutma geçer kısa süre \nDünya ekip biçilecek anlık süre \nOmzundaki yükü bırak bir süre \n\nBizi dünyayı sevgisi bağlıyor \nGeçici ayrılıklar bizi dağlıyor \nGeçmiş beni ahirete bağlıyor \nSevdiklerin hepsi orada diyor \n\nŞahinim dünya sana gülsede \nEtrafından her an birileri ölsede \nGülen ağlayan birlikte ölsede \nAhiret var! Dünya sana gülsede\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Sağlık için Hareket Et günü, Şiiri",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nAğaç dahi hareket eder kendi çapında,\nÇok şey var hareketli canlının doğasında…\n\nEn azından yol yürü nefesin düzenlensin,\nYa da çok tür spor yap ki ruhsal yönün gelişsin…\n\nBil ki 10 Mayıs, demek sağlık için hareket,\nHarekete geç, demek ya da ruha elastikiyet… \n\nEl kol değil tüm vücut cetvel gibi incelsin! \nAkciğerlerin dâhil organların gelişsin…\n\nDurma “Harekete Geç” 10 Mayıs son fırsatın! \nHareketli yaşam seç açılsın tüm kasların! \n\n(2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya sanada Kalmaz",
        "poet": "Muhlis Şutanrıkulu",
        "poem": "\n\nahrete uğrayaçak kervanın\ndünya sanada kalmaz\nhastalığı tadaçak canın\ndünya sanada kalmaz\n\nvarsın sarayların olsun\nküplerin altın dolsun\nsende ölümlü bir kulsun\ndünya sanada kalmaz\n\nkesme dostundan selamını\noku allahın yüçe kelamını\ndüşün mezardakı atanı\ndünya sanada kalmaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Şehri İstanbul",
        "poet": "Ömer Doğanlı",
        "poem": "\n\nMamursun, üç yüz bin yıllık yerleşim yeri üç bin yıldır yaşanan şehirsin\nBu senin hakkın dünya şehri İstanbul, artık Avrupa Kültür Başkentisin\nDört büyük imparatorluğa bin altı yüz yıl başkentlik eden yine sensin\nBu senin hakkın dünya şehri İstanbul, artık Avrupa Kültür Başkentisin\n-\nVakursun, Roma Bizans Latin ve Osmanlı'nın en itibarlı başkentisin\nMuhteşemsin, medeniyet ve imparatorlukların buluştuğu yerdesin\nİki kıtanın buluştuğu yerde eserlerle taçlanmış güzide kentsin\nBu senin hakkın dünya şehri İstanbul, artık Avrupa Kültür Başkentisin\n-\nTarihsin, tarih öncesi dönemsin Bizans’a Osmanlı'ya hep sen şahitsin\nAsya'sın Avrupa'sın, iki kıtaya açılan en kritik bir yerdesin\nYedi tepesin, tarihi yarımada'da abidelerinle bir incisin\nBu senin hakkın dünya şehri İstanbul, artık Avrupa Kültür Başkentisin\n-\nÇağdaşsın, seni fetihle çağ kapatıp açan Sultan Fatih'ten emanetsin\nHoşgörüsün, adaletiyle dünyaya nam salan Osmanlı'nın gözdesisin\nTeksin, asra damga vuran Koca Sinan'ın eserleriyle sen bir tanesin\nBu senin hakkın dünya şehri İstanbul, artık Avrupa Kültür Başkentisin\n-\nBoynunda gerdanlık gibi duran İstanbul Boğazı nadide mücevherin\nBoyu otuz kilometredir Bebek açıklarında yüz yirmi metre derin\nBoğaz'ın iki tarafında sıralanmış gözbebeğin inci beldelerin\nBu senin hakkın dünya şehri İstanbul, artık Avrupa Kültür Başkentisin\n-\nBüyüksün, on üç milyon nüfus otuz dokuz ilçen birçok devlete bedelsin\nKutsalsın, her din kültür ve medeniyetin özgürce yaşandığı merkezsin\nDoğalsın, duruşun güzelliğin yaşantınla huzur mutluluk timsalisin\nBu senin hakkın dünya şehri İstanbul, artık Avrupa Kültür Başkentisin\n-\nYedi tepe koynunda yedi bin yıl önce zuhur etmiş Haliç'in kendisi\nEyüp Sultan Türbesi ile Altın Boynuz'a bakan Piyerloti Tepesi\nSalacak açığında ayakta denizin efsane beşiği Kız Kulesi\nBu senin hakkın dünya şehri İstanbul, artık Avrupa Kültür Başkentisin\n-\nBuram buram tarihsin kültürsün medeniyetsin ölesiye güzelliksin\nDünyada yoktur eşin sana doyum olmaz sanki yalancı cennet gibisin\nSendeki bu sır nedir Yaradan övmüş de yaratmış seni çok gizemlisin\nYıl iki bin on.. Dünya şehri İstanbul, artık Avrupa Kültür Başkentisin\n\n(14/10/2010)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Savaşları İnsanlığın İlkelliğidir",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nSavaşlar akıl değil bir nevi akılsızlık,\nApaçık bir aptallık, insana has yanlışlık…\n\nÜç beş kişi kazanır elli milyon kaybeder,\nAltmış beş milyon insan boşuna ölür gider…\n\nSavaş engellenir mi Rab’bim anlaşılırsa?\nKalpler temizlenirse, barış hâkim olursa…\n\nSavaş, nefsin zaferi, iradeler kaybeder,\nHakikat düşünülmez savaş Hakk’a ters düşer…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Şehri İSTANBUL",
        "poet": "Abdullah Yaşar Erdoğan",
        "poem": "\n\nDünya  Şehri  İSTANBUL\n\nİstanbul’da yerleşim Taş Devri’nden başlar,\nYarımburgaz Mağarası’nda resimler var,\nTunç Çağı’ndan kalma bulunmuştur araçlar,\nTarih şehri, Dünya şehri güzel İstanbul.\n\nByzas, Delfi Kahini’nden şehir yeri ister,\nO “Körler ülkesinin karşısına kur” der,\nKenti kurup adına da “Byzantion” derler,\nTarih şehri, Dünya şehri güzel İstanbul.\n\nBelgeler altı yüz atmış da kuruldu demekte,\nBir süre kalmıştır Pers egemenliğinde,\nBağımsızdır  Büyük İskender döneminde,\nTarih şehri, Dünya şehri güzel İstanbul.\n\nİsâ’dan sonra yetmiş üç, Roma elinde,\nSeptimius’a geçmiştir yüz doksan üçte,\nBayındırlık işi yeniden başlar kentte,\nTarih şehri, Dünya şehri güzel İstanbul.\n\nKentin gelişimi Constantinus’a rastlar,\nÜç yüz otuz da Roma’nın başkenti sayar,\nKentin adını “Konstantinopolis” yapar,\nTarih şehri, Dünya şehri güzel İstanbul.\n\nMüslümanlar Konstantiniye diye anmış,\nSahabe döneminde seferler yapılmış,\nBazı sahabeler surlara kadar varmış,\nTarih şehri, Dünya şehri güzel İstanbul.\n\nBu şehir, komutanları kendine çekmiş,\nPek çoğu surları bir türlü geçememiş,\nAllah, bunu Sultan Mehmed’e nasip etmiş,\nTarih şehri, Dünya şehri güzel İstanbul.\n\nResûlü misafir edeni, misafir eder,\nEbü’l-El-Ensâri’ye burada yaşam biter,\nFatih Sultan Mehmed ki; o dağları yol eder,\nTarih şehri, Dünya şehri güzel İstanbul.\n\nBin dört yüz elli üç, kentin dönüm noktası,\nFatih’in Fethi ki; her sultanın rüyası,\nBir kez görenden gitmez İstanbul sevdası,\nTarih şehri, Dünya şehri güzel İstanbul.\n\nKente; Estenbul, Stimbol, İstambol denilmiştir,\nOn yedi, on sekiz asırda “İstanbul” denir,\nO günden beridir ki, böyle bilinmektedir,\nTarih şehri, Dünya şehri güzel İstanbul.\n\nOsmanlı resmi dilde, kentin adı başka,\nDersaadet, Deraliyye, Darulhilafe,\nBir başka bilinen adı da Asitane,\nTarih şehri, Dünya şehri güzel İstanbul.\n\nBin dört yüz elli üçte Osmanlı başkenti,\nBin beş yüz on yedi de hilafet merkezi,\nDünya Savaşı’nda baskı altına girdi,\nTarih şehri, Dünya şehri güzel İstanbul.\n\nEkim bin dokuz yüz yirmi üçte gün doğdu,\nTürk Milleti işgalcileri kentten kovdu,\nBin dokuz yüz yirmi dörtte hilafet söndü,\nTarih şehri, Dünya şehri güzel İstanbul.\n\nİstanbul ilk çağdan beri önemli yerdir,\nCumhuriyet döneminde hızla kentleşir,\nTürkiye için her konuda bir merkezdir,\nTarih şehri, Dünya şehri güzel İstanbul.\n\nDünyanın kilit noktası olmuş İstanbul,\nAvrasya arasındaki bağlantılı yol,\nHer gün her dakika ziyaretçileri bol,\nTarih şehri, Dünya şehri güzel İstanbul.\n\nSen ki; Fatih’imden emanetsin bizlere,\nGüzelliğinle şevk salarsın gönüllere,\nSeni Sultan yapmalı bütün şehirlere,\nTarih şehri, Dünya şehri güzel İstanbul.\n\nMetropollerin güzeli İstanbul şehri,\nBoğazıyla dünyanın nadide incisi,\nKucaklar her santimi gelmişi, geçmişi,\nTarih şehri, Dünya şehri güzel İstanbul.\n\nEvlad-ı İyâle miras olarak yeter,\nDilerim İstanbul’u sarmasın bir keder,\nİstanbul ki; güzellikte bir ve de lider,\nTarih şehri, Dünya şehri güzel İstanbul.\n\nYedi tepede, yedi düvelden insan var,\nİstanbul üstüne yükselmiş minareler,\nTarihe şereftir kentteki mimariler,\nTarih şehri, Dünya şehri güzel İstanbul.\n\nŞair: Abdullah Yaşar Erdoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya şehvetle donatılıp afet verilmiş",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nDünyada şehvetle azgınlığın sonu kötü,\nDünya şehvetle donatılıp afet verilmiş.\nŞeytan bizleri kandırıp oynatıyor atı,\nDünya şehvetle donatılıp afet verilmiş.\n\nİnsanın kendi başına ördüğü çoraptır,\nSevda denen nesneye insan gönlü turapdır.\nŞehvetine düşkün olanın hali haraptır,\nDünya şehvetle donatılıp afet verilmiş.\n\nAfet gelir ise dünya çok kötü olur,\nŞehvetin kötülüğünü cümle alem bilir.\nŞehvetin artmasından afet meydana gelir,\nDünya şehvetle donatılıp afet verilmiş.\n\nSakın ola azgın olanları örnek alma,\nŞehvetine kapılıp ta sonra darda kalma.\nŞehvetine fazla düşkün olanlardan olma,\nDünya şehvetle donatılıp afet verilmiş.\n\nYusuf azgın kimse onun cezasını görür,\nŞehvette aşırı gidene Hak ceza verir.\nŞeytan bize nefsimizle şehveti gösterir,\nDünya şehvetle donatılıp afet verilmiş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Senden Sıkıldım",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nBitmiyor dertlerim bitmiyor tasam,\nŞaşırdım ben kimi bağrıma basam,\nYeter artık yeter gayrı ne desem,\nNe bu çile dünya senden sıkıldım.\n\nEn yakın dostlarım düşman olursa,\nNerde ne dert çile beni bulursa,\nBen istemem sana giden gelirse,\nNe bu çile dünya senden sıkıldım.\n\nSenin olsun yalakası yaftası,\nÇile haktan bitmez günü haftası,\nDünya sende oldum çile tahtası,\nNe bu çile dünya senden sıkıldım.\n\nDünya sende sefa sürenler zalim,\nYaşanan bu haller bitmiyor filim,\nBilmem ne olacak benim bu halim,\nNe bu çile dünya senden sıkıldım.\n\nVeysel der yaşamda büyük cesaret,\nİyide kötüde bizden ibaret,\nGeldim gidiyorum etmişim nefret,\nNe bu çile dünya senden sıkıldım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Senden Bir Şey Anlayan Varmı",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nGerçekler ordadır değildir burda,\nŞaşırma yanarsan ateşte narda,\nBıkmış usanmışım kalmışım darda,\nDünya senden bir şey anlayan varmı.\n\nDostum gerçek Dünya sanma burayı,\nGün gelir seçemezsin akla karayı,\nZalim zorbaların Cennet Sarayı,\nDünya senden bir şey anlayan varmı.\n\nKır ile bayırdan yokuştan dikten,\nKaçarım kaçarım kurtulmam yükten,\nBende bir şey anlamadım gerçekten,\nDünya senden bir şey anlayan varmı.\n\nGelir geçer ömür öyle bir günki,\nAkıldan çıkmıyor yaşanan dünkü,\nÖnüde sonuda ölümdür çünkü,\nDünya senden bir şey anlayan varmı.\n\nYeme dostum kul hakkından gramlar,\nHer gün ayrı ayrı bitmez dramlar,\nAkıl durur çok incedir bu durumlar,\nDünya senden bir şey anlayan varmı.\n\nZalim Dünya taş dolaşsın çarkına,\nAyırmaz kayırmaz bakmaz ırkına,\nYaş ilerledikçe vardım farkına,\nDünya senden bir şey anlayan varmı.\n\nVeysel derki yaşım kırk üçü aştı,\nDünya yüzbin defa dolduda taştı,\nAkıllı insanlar haline şaştı,\nDünya senden bir şey anlayan varmı.\n\n\n\nTel:05379590555\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya seni nasıl Sevsem",
        "poet": "Ömer Tural",
        "poem": "\n\nDÜNYA SENİ NASIL SEVSEM \n« Yanıtla #115: Ağustos 15, 2008, 10:47:29 pm »    \n\n----------------------------------------\nDünya Seni Sevsem\n\nYalan dolan muradınla\nDünya seni nasıl sevsem\nİkicikli yollarında\nDünya seni nasıl sevsem.\n\nLiblasların eskisinden\nAhbabapların acerinden\nUyanıklar hünerinden \nDünya seni nasıl sevsem.\n\nMarifet sanman hüneri\nDost görünüp yüze güleni\nMenfattı önde göreni\nDünya seninasıl seviyim.\n\nÖmer Tural - 14 - 7 - 2008 www.karagolkoyu.info\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Senin Değilim",
        "poet": "Muammer Yalçın",
        "poem": "\n\nBilsem mutluluklara sen bu kadar ıraktın\nHiç heves eder miydim sana gelmeye dünya\nAttın ızsız köhneye boynum bükük bıraktın\nBir şans tanımadın ki murat almaya dünya\n\nHer cefanı çekmeye düşe kalka alıştım\nSende olan her türlü meşakkate iliştim\nYinede bu halimle hep gülmeye çalıştım\nSense fırsat vermedin bana gülmeye dünya\n\nGerçek değil yalansın yoktur sana meyilim\nBana ne gelecekse haktan gelsin kayilim\nNeyini seveceğim çünkü senin değilim\nNiye mi geldim dersen sende ölmeye dünya\n\nElbet bir gün durursun ebedi dönemezsin \nSeninde bir sonun var ölümsüz denemezsin\nBir daha da sen sana gelmeyi denemezsin\nYalçınımla durmadan kafa bulma ya dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Seni",
        "poet": "İsmail Güngör",
        "poem": "\n\nAklım ermedi işine\nDünya seni Dünya seni\nHepten çevirdik tersine\nDünya seni Dünya seni\n\nEmek vermeden olurmu\nKardeş kardeşi vururmu\nNiye bağlarsın kolumu\nDünya seni Dünya seni\n\nHergün bozduk düzenini\nZehir doldurduk içini\nDeğiştik bile genini\nDünya seni Dünya seni\n\nUyuttular ninnilerle\nKorkuttular mahşer ile\nSonunu yazmışlar bile\nDünya seni Dünya seni\n\nGüngör der insanız canız\nYaşamak gülmek hakkımız\nBöyle çalsın sazlarımız\nDünya seni Dünya seni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Seni Üşütmesin",
        "poet": "Xalide Efendiyeva",
        "poem": "\n\nMen seni sende saxlayan canam,\n Geyin meni, dünya seni üşütmesin,\n Geyin, sene derd deymesin,\n Azar tutmasın.\n Baxma boyum balaca, \n Çekim azdır.\n Baxma ki.  dünya boydasan,\n Baxma ki, dünya içinde zerreyem,\n Zerre içinde dünya var bilesen.\n Orbitinden bir milli sapmayan bir dünya\n Güneşli,  aylı, ulduzlu,\n Körpece bir qızlı dünya.\n Saçlarındakı qırmızı lente bağlar seni,\n Gelinciyinin gözlerinde saxlar.\n İçinde susar,\n Susar ağappaq qar kimi.\n Sen de meni sus,\n Mene toxunan yoxluğun,\n Ve toxunduqca\n Dönüb olduğun var kimi...\n\n07. 04. 2011.\nMingeçevir\n\nBen seni sende barındıran canım,\nGiyin beni, dünya seni üşütmesin,\nGiyin, sana dert değmesin,\nMaraz tutmasın. \nBakma boyum küçük, ağırlığım azdır.... \nBakma ki, dünya kadarsın,\nBakma ki, dünya içinde zerreyim,\nZerre içinde dünya var bilesin. \nYörüngesinden bir milim sapmayan\nBir dünya \nGüneşli, aylı, yıldızlı,\nKörpece bir kızlı dünya. \nSaçlarındaki kırmızı kurdeleye bağlar seni, \nGelinciğinin gözlerinde tutar.\nİçinde susar,\nSusar bembeyaz kar gibi. \nSen de beni sus,\nBana değinen yokluğun\nVe değindikçe\nDönüp olduğun var gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dunya senin neyindir ki?",
        "poet": "Shamil Sadiq",
        "poem": "\n\nDunya senin neyindir ki? \nAtan degil, anan degil, sevib seni heyat versin \nOyretmentek tutub elden, ezizleyib savad versin, \nUcaldaraq goylere o, yikilanda kanad versin \nGozleme hic vefa ondan, dunya senin neyindir ki? \nKusme kardesh bu dunyadan, Dunya senin neyindir ki? \n\nMinnet etme zalim deyib, alcaq deyib bu dunyaya, \nInciderek alcaltsa da tytma eyib bu dunyaya, \nShukr ele sen, tapdigini icib-yeyib, bu dunyaya, \nDogulan gunden sen ondan Dunya senin neyindir ki? \nKusme kardesh bu dunyadan, Dunya senin neyindir ki? \n\nYollarinda dere de va, tepe de var goren biler, \nCehennemi, cenneti var, diyorlar ki, olen biler. \nHer ikisi burdadir, bil, o dunyadan donen biler. \nEl cekme sen inadindan, Dunya senin neyindir ki? \nKusme kardesh bu dunyadan, Dunya senin neyindir ki? \n\nMubariz ol, heyat ucun alma ciyne qem yukunu, \nDovraninda sen kishi ol, qoy bashina sen borkunu, \nAtma kardesh, bu dunyanin boynuna sen oz sucunu, \nCalish senin olsun devran, Dunya senin neyindir ki? \nKusme kardesh bu dunyadan, Dunya senin neyindir ki? \n\nBu dunyanin bazarindan bosh ciksa da elin senin \nBu dunyanin ezabindan bukulse de belin senin, \nBakib gorsen senden beter olub oban, elin senin, \nNiye versin dava-derman, Dunya senin neyindir ki? \nKusme kardesh bu dunyadan, Dunya senin neyindir ki?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya senin olsa neren artaca",
        "poet": "Cuma Ali Çetin",
        "poem": "\n\nDÜNYA SENİN OLSA NEREN ARTACAK\n\nKurulunca mahşer yerinde mizan...\nmal mı, ameli mi neyi tartacak? \nBunu mu fısıldar akıl ve izan? \nDünya senin olsa neren artacak.\n\nFark eder mi ak'sa, karaysa tenin? \nOda sizin gibi değil mi cenin? \nArtacak mı boyun veyahut enin? \nDünya senin olsa neren artacak.\n\nÇıkarı dışında yoymayan insan! \nYarına hiç bir şey koymayan insan! \nKarnı doysa gözü doymayan insan...\nDünya senin olsa neren artacak.\n\nKürüyüp dağları atsan yerinden...\nKaçabilir misin şeytan şerinden? \nSen en önde herkes gelse gerinden...\nDünya senin olsa neren artacak.\n\nBilirim çok ama içinde yara! \nHedefin mal, mülk ve bir sürü para.\nSakinleştiğinde düşün bir ara...\nDünya senin olsa neren artacak.\n\nSon bulur dünyanın çekimi, filmi...\nZarar edersin sen almazsan ilmi.\nSonuç ne, akıbet ölüm değil mi? \nDünya senin olsa neren artacak.\n\nBacağın mı büyür, kolun mu uzar? \nSağın  genişler mi, solun mu uzar? \nEcel gecikir mi, yolun mu uzar? \nDünya senin olsa neren artacak.\n\nYedi kat gökleri etsen temaşa...\nNe oldum sanırsın sen sümme haşa.\nDert, keder ve elem gelmez mi başa? \nDünya senin olsa neren artacak.\n\nDurdururlar bir gün çağlayıp aksan,\nSöndürürler bir gün her yeri yaksan! \nİtiraz edersin bana ahmaksan...\nDünya senin olsa neren artacak.\n\nDünyada tek sevda: ticari, mali...\nYırtıcıdan kötü insanın hali.\nSoruyorum sana söyle Cumali...\nDünya senin olsa neren artacak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya  senin  tadın   anlayamadım.",
        "poet": "Riza Genceli",
        "poem": "\n\nYedim  ekmeğini  içtim  suyunu\nDünya  senin  tadın  anlayamadım\nTürlü  çeşit  senin  bunca  huyunu\nDünya  senin  tadın   anlayamadım\n\nKimi  deniz  derya  ummanlarında\nUçar  türlü   kuşlar  semalarında\nMutluluk  çok    öte  uzaklarında\nDünya  senin  tadın  anlayamadım\n\nÇayır  çimen  yamaçları  süsledin\nNice  canlıları  yedin  besledin\nBazen  yağmur  olup  bizi  ısladın\nDünya  senin  tadın  anlayamadım\n\nGenceli ye  nice  cefa çektirdin\nSiyah  saçlarına  beyaz  döktürdün\nGüle  hasret  ettin  bülbül  coşturdun\nDünya  senin  tadın  anlayamadım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya senin olsa neren artacak",
        "poet": "Cuma Ali Çetin",
        "poem": "\n\nDÜNYA SENİN OLSA NEREN ARTACAK\n\nKurulunca mahşer yerinde mizan...\nmal mı, ameli mi neyi tartacak? \nBunu mu fısıldar akıl ve izan? \nDünya senin olsa neren artacak.\n\nFark eder mi ak'sa, karaysa tenin? \nOda sizin gibi değil mi cenin? \nArtacak mı boyun veyahut enin? \nDünya senin olsa neren artacak.\n\nÇıkarı dışında yoymayan insan! \nYarına hiç bir şey koymayan insan! \nKarnı doysa gözü doymayan insan...\nDünya senin olsa neren artacak.\n\nKürüyüp dağları atsan yerinden...\nKaçabilir misin şeytan şerinden? \nSen en önde herkes gelse gerinden...\nDünya senin olsa neren artacak.\n\nBilirim çok ama içinde yara! \nHedefin mal, mülk ve bir sürü para.\nSakinleştiğinde düşün bir ara...\nDünya senin olsa neren artacak.\n\nSon bulur dünyanın çekimi, filmi...\nZarar edersin sen almazsan ilmi.\nSonuç ne, akıbet ölüm değil mi? \nDünya senin olsa neren artacak.\n\nBacağın mı büyür, kolun mu uzar? \nSağın genişler mi, solun mu uzar? \nEcel gecikir mi, yolun mu uzar? \nDünya senin olsa neren artacak.\n\nYedi kat gökleri etsen temaşa...\nNe oldum sanırsın sen sümme haşa.\nDert, keder ve elem gelmez mi başa? \nDünya senin olsa neren artacak.\n\nDurdururlar bir gün çağlayıp aksan,\nSöndürürler bir gün her yeri yaksan! \nİtiraz edersin bana ahmaksan...\nDünya senin olsa neren artacak.\n\nDünyada tek sevda: ticari, mali...\nYırtıcıdan kötü insanın hali.\nSoruyorum sana söyle Cumali...\nDünya senin olsa neren artacak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Seninle Güzeldi",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nDünya seninle güzeldi be, sevdiğim güzel,\nBu şen'i dünyada artık bağlarım hep gazel,\nGizli gizli ağlıyorsan, kimse bilemez güzel,\nDünya seninle güzeldi be, sevdiğim güzel.\n\nŞimdi senden bana kalan, solan resimler,\nBu dünyayı sevmiyorum ne derse desinler,\nBu dünyayı, çok sevene, sevene versinler,\nDünya seninle güzeldi be, sevdiğim güzel.\n\nSenin güzelliğin, beni nasıl mest ediyordu,\nAllah'ım bunu benim için yaratmış diyordu,\nGözlerimle yalvardım, ama yine gidiyordu,\nDünya seninle güzeldi be, sevdiğim güzel.\n\nBeni güldüremezler maharetli şaklabanlar,\nSadece gözlerim güler içim hep kan ağlar,\nSeven Önder, şu kâlbinden karalar bağlar,\nDünya seninle güzeldi be, sevdiğim güzel.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-Dünya Sevgililer Günü-",
        "poet": "İsmail Alay",
        "poem": "\n\nDünya Sevgililer Günü\n\nHer ocak yanışında\nOcağın başında\nEllerin ellerimde\nYüreğinin sevgisi, parmaklarının\ndokunuşunda\nBuğulu gözlerinin bakışında...\nSana olan özlemim\nBunların yokluğunda...\nYokluğun,zorluğuna dayanmak güç be sevgilim...\nSıkıntılar,bazen insanın yakasına yapışır\nEngeller yoluna dizilir...\nKavuşmak an meselesi....dersin\nFelekten bir tokat yersin\nKış mevsiminin zorluklarından daha beter\nher kışın sonunda bahar var....o yeter\nHer karanlık gecenin,bir gündüzü var\nHer kara bulutların sonunda\nMasmavi gökyüzü ortaya çıkar ya\nİşte beni sana bağlayan ümitlerim\nÜmitsiz kalırsam\nNe gündüz olacak\nNe kara bulutlar kaybolacak\nNe gökyüzü gülecek\nVe\nNe de güneş doğacak\nSen benim ümidim\nSen benim güneşim\nSen benim sevgilim\nSeni hep bekleyeceğim\nSeni hep seveceğim.....\nU.E.Ş.Y./İsmail Alay\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Sensin",
        "poet": "Tayyibe Menengeç",
        "poem": "\n\nToprak var sadece varlık o sensiz. \nSu var sadece, su, o sensiz. Birde ağaç \nvar, ağaç o sensiz. Gök var o sadece gök \nkimin için süzülecekti ay sonra? Deniz \nvar o sadece yalnız sensiz, bensiz, bizsiz \nBilgi var tek olan kitapta, ne yarardı biz \nolmadıkça. Varlık, varlık koyu bir donuktu \ndünya. Seninle benimle bizimle bizlerle \nolduk aydınlık. Dağa çıkan Musa olmadıkça \ndenize düşen yunus olmadıkça, neyler bu \ndünya. Göğe çıkan bilim adamı Müslüman \nolunca Gülümsedi dünya. Toprak çürütmedi \ninsanca Yaşayana, Yunus ve Mevlana, söz \nVerdi toprak, Allah'a, senin aşkınla yanana \nben çürütmeyeceğim vallah'a,. Ağaç neyler \ntek başına, o bizim için yaratılmış Onunla \nkitaplar yazılıp dünyaya yayılmış. Tek başına \ndünya koyu bir karanlıkmış. Dokunduğun gördün \nkonuştuğun yürüdüğün gülümsedi ğin bilgilerin \nsen yaşayan dünyasın. Rahmetle yaratılmış insan. \nSen koskoca dünyasın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya servetine aldanma gönül",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nÇilesi bambaşka derdi başkadır\nDünya servetine aldanma gönül\nAkıl yaşta değil gülüm baştadır\nDünya servetine aldanma gönül\n\nHiç fayda olmuyor dünya malından\nKorkarım ortada kalır ölünden\nFakir isen kimse sormaz halinden\nDünya servetine aldanma gönül\n\nMal zengine hemi zarar hemi kar\nMal ilemi gitti oraya kadar\nOnun sualini vermesi çok zor\nDünya servetine aldanma gönül\n\nYeri gelir seni yükseltir göğe\nİnsanlık azaltır güvenme çoğa\nDünya malı benzer kapısız bağa\nDünya servetine aldanma gönül\n\nHüseyin her şeyi gördü de yanmaz\nÇok mal kazanayım diye aldanmaz\nBurda zengin olan orada onmaz\nDünya servetine aldanma gönül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya sevgi ile döner",
        "poet": "Halil Çimen",
        "poem": "\n\nBak efendim bahçe bağa\nEkmek ile aşı sevgi\nLazım olan ölü sağa\nKainatın başı sevgi\n\nDünya sevgi ile döner\nAteş sevgi ile söner\nSeverek ölmesi hüner\nİnsanların eşi sevgi\n\nSofradaki yenen aşın\nDeğirmende dönen taşın\nDünyadaki kurdun kuşun\nHep hayali düşü sevgi\n\nBorani sevgi götürür\nMeyveyi sevgi yetirir\nSavaşı sevgi bitirir\nKesmez mi dövüşü sevgi\n\nAŞIK BORANİ  HALİL ÇİMEN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Şiir Günü",
        "poet": "Münevver Erilmez",
        "poem": "\n\nŞair Cevat Çapan'ın 'Dünya Şiir Günü 'Bildirisi\n\n “ Kimileri parklarda, kimileri toplantı salonlarında, kimileri de sevdikleriyle kendi aralarında şiir okuyarak, şiir üstüne söyleşerek, şiir konusunda düşünerek kutlayacaklar bugünü Şiirin insan acısını, sevincini, öfkesini ve akla gelmeyen daha nice duygularını nasıl dile getirdiğini yeniden hatırlayacaklar. Kimileri Boğaz’ın iki yakasını donatan erguvanlara bakarak yapacak bunu, kimileri nerdeyse yanı başımızda patlayan bombaların eşliğinde, çığlıklar arasında, barut kokusu içinde Bir yandan ezenleri, ezilenleri, öbür yandan geceleri, yıldızları, kokuları, tepeden tırnağa çiçek açmış ağaçlarıyla insanı deli eden bu dünyayı düşünerek katılacak bu kutlamaya.Şiirin yaşanan her şeyi beş duyumuzu canlandırarak (görerek, işiterek, koklayarak, tadarak, dokunarak)   algılamamızı sağlayan bir duyarlık kaynağı olduğunu, şiirin bize duygularımızla düşünmeyi, düşüncelerimizle duymayı öğrettiğini hatırlatacak bize Dünya Şiir Günü kutlamaları.Özgürlük ve dayanışma özlemi içinde, “bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” yaşamaya bir çağrı olduğunu düşünecekler şiirin. Yalnızca Edirne’den Ardahan’a kadar değil, Çin’den Peru’ya kadar uzayan bir umutla” \n\n.                                                                                 Cevat Çapan\n\n\n\nŞiiri seven; okuyarak, yazarak, eleştirerek, koruyarak emek veren tüm insanların Dünya Şiir Günü kutlu olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "dunya",
        "poet": "Mehmet Geçkin",
        "poem": "\n\nne insanlar geçecek burdan \nşimdi hepsi rüya gibi\nBaşı sonu belli değil \nAkıp giden nehir gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Sizin Olsun! .",
        "poet": "Bahtiyar Keskin",
        "poem": "\n\nBir Hayat kurmak İstedim,\n    Yıktılar Dünya Başıma.\n    Yaşamımı Altüst Ettim,\n    Al Hayat Sizlerin Olsun! ...\n\n    Nak: Bir Dileğim Senden Herdem,\n         Birazcık Mutluluk Kursun.     \n         Çok Şeymi İstedim Bilmem, 2\n         Bu Dünya Sizlerin Olsun! .2 \n\n    Tüm Dertleri Attım Elden,\n    Hayat Bağı Kurmak İçin.\n    Yıldızlarım Battı Neden? .\n    Şu Dünya Sizlerin Olsun! ...\n\n    Sır Bahtıma Bir Yar Olsun,\n    Seherin Güneşi Doğsun.\n    Baharda Birlikte Bulsun,\n    Dünyalar Sizlerin Olsun.\n           * * * * * * \n\n    14 Şubat 2002 Sevgililer Günü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya size mi kalacak",
        "poet": "Cuma Soylu",
        "poem": "\n\nDÜNYA SİZE Mİ KALACAK \n********************\nDünya çok düzenini bozmayın\nSilah verip sen seyirci olmayın\nGelin o mazlum ahını almayın\nAngutlar dünya size mi kalacak\n***********************************\nİnsan olan insan yuva yıkar mı? \nKomşusu açken lokma yutar mı? \nSaltanat uğruna bunu yapar mı? \nAngutlar dünya size mi kalacak\n***********************************\nOsmanlıyı yıktılar uyanmadınız\nSultan Süleyman’a inanmadınız\nTabutun dışarda eli ders almadınız\nAngutlar dünya size mi kalacak\n***********************************\nKan akıyor her yerde oluk oluk\nDoğmadan yetim kaldı çoluk çocuk\nVuran şerefsizlerin kanı bozuk\nAngutlar dünya size mi kalacak\n***********************************\nSadist, zalimin bitmez oyunu\nDost görünür zehirli yılan soyu\nSürünesiniz sizler ömür boyu\nAngutlar dünya size mi kalacak\n***********************************\nOrta doğuyu böldünüz param parça \nEgoistler yaşadınız kan emerek alçakça\nKatiller yetiştirdiniz tayfa tayfa\nAngutlar dünya size mi kalacak\n***********************************\nSoylu bulanık su akar akar durulur\nGörmezsin ecdadından hesap sorulur\nUlu divan elbet bir gün kurulur\nAngutlar dünya size mi kalacak\n************************************\nHalk Şairi Cuma soylu.10.10.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Sizin Çocuklar",
        "poet": "Şara Yalçıner",
        "poem": "\n\nTutuşunuz el ele\nDünya sizin çocuklar\nOynayın güle güle\nDünya sizin çocuklar\n\nEğleniniz coşunuz\nOynayınız koşunuz\nDert görmesin başınız\nDünya sizin çocuklar\n\nKüçükse de yaşınız\nAkıl dolu başınız\nHer zorluğu aşınız\nDünya sizin çocuklar\n\nHer çocuk mutlu olsun\nYarını umutlu olsun\nGününüz kutlu olsun\nDünya sizin çocuklar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Süsü",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nMal, servet, evlat: Dünya süsü, cenneti andırış.\nÜstüne çöreklenen kibir:  Kendini kandırış.\n\n24 Nisan 2005 Pazar, Kartal-İst. 21.12\n3+4+2+3+3\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya size kurbandır",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nTürk Takımı atar gol\nBu bize huzur verir\nBaşarı karşısında\nBu ruh daima erir\nDünya size kurbandır\nSizdeki yiğit candır\n70 Milyon canımız\nCoşuyor sevginizle\nHopluyor ve zıplıyor\nDaima övgünüzle\nDünya size kurbandır\nSizdeki yiğit candır\nO şanlı Türk gençleri\nOynadı hızla coştu\nSahanın her yanında\nSağa ve sola koştu\nDünya size kurbandır\nSizdeki yiğit candır\nMuhteşem futbolumuz\nSardı bütün cihanı\nYediden yetmişe dek\nSevindiriyor canı\nDünya size kurbandır\nSizdeki yiğit candır\nKimse tanımadı şans \nKüçümsemeyle baktı\nRakibi eze eze\nCanlar ışığı yaktı\nDünya size kurbandır\nSizdeki yiğit candır\nDaha mükemmel oyun\nOynamaya başladık\nÇoğu takımı yenip\nÇıkanları haşladık\nDünya size kurbandır\nSizdeki yiğit candır\nSaygı sevgi mutluluk\nTamamen sardı bizi\nVallahi unutmayız\nÇocuklar asla sizi\nDünya size kurbandır\nSizdeki yiğit candır\nTürk futbol tarihinin\nEn önemli bir golü\nÖyle müthiş bir sevinç\nTitretti bütün çölü\nDünya size kurbandır\nSizdeki yiğit candır\nBükülemez bu bilek\nMillî Takım gururum\nKaranlıklar kayboldu\nDaim yanıyor farım\nDünya size kurbandır\nSizdeki yiğit candır\nVerene gösterene\nDuygularım çok büyük\nHasan sizi seviyor\nSizlerdedir bütün yük\nDünya size kurbandır\nSizdeki yiğit candır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Sucuklu Yumurta Günü",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nBu tanıdık bir yemek yapımı eğlenceli,\nKaliteli sucuğa yumurta eklenmeli…\n\nİster bir öğrenci ol istersen ev kadını,\nEn az bir kere dene çok seversin tadını…\n\nTavayı biraz ısıt, az da margarin ekle,\nSucukları az kızart, yumurta kır ve bekle…\n\nSucuk acılı ise demli çay da bulunsun,\nEkmeğini bandır ye karnını tam doyursun…\n\n(2014)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Tadında Değil",
        "poet": "Taki Örs",
        "poem": "\n\nHoş geldin süt bebem,\nBiliyorum hoş görmeyeceksin\nEmdiğin süt, süt tadında değil\n\nAldığın nefes, içtiğin su,\nGeldiğin dünya tadında değil\n\nSana vereceğimiz mamalar,\nŞekerler, çikolatalar tadında değil\n\nÇok koca adamalar göreceksin\nBirbirlerini iten\nİnsanlar göreceksin, insancıklar\nİnsan tadında değil\n\nKoca bir çevrenin içerisinde\nKüçük bir yerin olacak\nYadırgayacaksın biliyorum\nÇevre tadında değil\n\nDereler, ırmaklar \nBirleşip kavuşmaz olmuş \nKoca nehirler olmayabilir,\nNehriler tadında değil\n\nÇiçekler, ağaçlar, ormanlar,\nBörtü-böcek tadında değil\n\nBir somun ekmeğinin \nNasıl paylaşıldığını göreceksin\nBiliyorum, biliyorum çok şaşıracaksın,\nEkmek, paylaşım tadında değil\n\nİnsanların, insanları \nBu yüzyılda\nNasılda vahşice öldürdüklerini göreceksin, \nKahrolacaksın,\nSavaşlar tadında değil\n\nBilimin nasılda vahşete, \nSavaşlara, silahlara, öldürmeye\nAlet edildiğini göreceksin,\nBilim tadında değil\n\nBiliyorum, biliyorum\nDoğuştan ağlamaya alışkınsın \nDoya doya gülmeye değil,\nAğlamak, gülmek tadında değil\n\nÇocukluğunu, çocukluk\nGençliğini, gençlik\nYaşlılığını, yaşlılık tadında \nYaşayamayacaksın,\nBiliyorum isyan edeceksin,\nDireneceksin, \nYaşamak tadında değil\n\nDirenmek yaşamaktır küçüğüm\nDiren\nSevgiye, aşka susamış\nBir dünya göreceksin,\nSevgi, aşk tadında değil\n\nBiliyorum, biliyorum\nBir tek sevgiyi iyi bilirsin,\nSevgiyle büyüdün \nDokuz ay boyunca,\nBir umudum sende diyemem,\nNice umutlarım var daha geride; \nSevgi, aşk tadında bir dünyaya dek,\nDünya tadında değil…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya tamahına aldanman canlar",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nDÜNYA TAMAHINA ALDANMAN CANLAR\n19.02.2011\n\nKalbin ortasından vuruyor nefis\nDünya tamahına aldanman canlar\nBir birin dolandırmak ister insanlar\nDünya tamahına aldanman canlar\n\nSultanı da paşası da gidecek\nZengini fakiri hep terkedecek\nÖmür uzun değil birgün bitecek\nDünya tamahına aldanman canlar\n\nKendimizi bilip artık uyanak\nCehennem narına nasıl dayanak\nDost olak ta dostumuza gül sunak\nDünya tamahına aldanman canlar\n\nArayalım doğru yolu bulalım\nYalvarıp Allaha biz kul olalım\nMevkiyi makamı hep unutalım\nDünya tamahına aldanman canlar\n\nDünya malı aldatacak atacak\nTüm insanlar o toprağa yatacak\nÇocuğu büyüğü hepsi bitecek\nDünya tamahına aldanman canlar\n\nHüseyin'im gören gözler olalım\nİnsanlığa sevgi saygı salalım\nErenden ermişten ibret alalım\nDünya tamahına aldanman canlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Tarihi Olmak",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\n* Felsefe-Doktrin * Dünyada ve Antoloji.Com da ilk kez *\n\nDünya tarihi de\nOnun bunun \nKölesi olup\nGerçekleri\nYazamasaydı\nEğer\nAdı \nTarih olurmuydu\nHiç\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Tersine Döner",
        "poet": "Ramazan Eroğlu",
        "poem": "\n\nŞu hayatta benim\nDuyduğum tek endişe\nSeni kaybetmek korkusu\nBeni öldürüyor\nSensiz olmak duygusu\n\nBiliyorsun susuz kalan çiçek kurur\nDalından düşen yaprağı rüzgâr savurur\nSanır mısın ki senden uzakta\nBu can bedende durur\n\nSensiz yaşamak zorunda kalsam\nDünya tersine döner\nHayatımda anlamsızlık hüküm sürer\nBen seni sevdim\nHem de çok sevdim\nBen her şeyi seninle sevdim\n\nŞu hayatta benim\nDuyduğum tek endişe\nSeni kaybetmek korkusu\nBeni öldürüyor\nSensiz olmak duygusu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya (The World)",
        "poet": "Sinan Safa ",
        "poem": "\n\nSabah kalktım bir besmele bir tekbir,\nAkşam oldu mesaiye bir takdir,\nİşim bitti gece vakti teşekkür...\nEden yok mu yoksa vefasız mı bu dünya! \n\nPas tutmadım çalıştıkça hep nasır,\nHesap günü beklemişim bir asır,\nGünahımı tartar iken hiç kusur...\nEden yok mu yoksa hatasız mı bu dünya! \n\nGörevimi lâyıkıyla bitirdim,\nServetimi âhirete yatırdım,\nSon nefeste rahmetliye bir yardım...\nEden yok mu yoksa insafsız mı bu dünya! \n\nİnsanoğlu birbirine hep engel,\nSefam olsun sek rakılı bir mangal,\nİçer iken 'ey yabancı! sen de gel'...\nDiyen yok mu yoksa davetsiz mi bu dünya! \n\nÇok konuşan dillerine vur kilit,\nTek şahidim şu ömrüme tek tanık,\nFinalimde huzuruyla bir konuk...\nEden yok mu yoksa hatırsız mı bu dünya! \n\nGülmez yüzüm artık oldum ben mâdur,\nAnlaşılmak, anlamaktan zor mudur? \n'İnicem ben çok sıkıldım sağda dur'! ..\nDiyen yok mu yoksa duraksız mı bu dünya! \n\nHer fâniye ömür boyu bir konut,\nŞahidiyse gözlerince gör kanıt,\nEcel vakti hayasıza bir hudut...\nÇizen yok mu yoksa edepsiz mi bu dünya! \n\nMenfaatse dilediğin ol nâzik,\nRuhu besle; yaz sözünü, çal müzik.\nGöçten önce niyet anıt; bir kazık...\nÇakan yok mu yoksa direksiz mi bu dünya! \n\nAşıyorum bu dünlerde haddimi,\nÖlüm olsa değiştirmem fikrimi,\n'Küfredeni katlederim' zikrimi...\nDuyan yok mu yoksa saygısız mı bu dünya! \n\nGüneşimi sıvamaya niyet ettim alçıyla,\nMantığımı kâfirlere ikram ettim elçiyle,\nHer rızkımı paylaşırken itinayla, ölçüyle...\nHukuk bilen yok mu yoksa kuralsız mı bu dünya! \n\nGerçekleri görmeseydi kör gözüm,\nŞerefsize gurur oldu her sızım,\nMünafığa hakaretse bir sözüm...\n'Helal' diyen yok mu yoksa İMANSIZ MI BU DÜNYA!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Tiyatrolar Günü",
        "poet": "Meziyet Ak",
        "poem": "\n\nYirmi dört Mart Çarşamba dünya tiyatrolar günüdür,\nBir ağlatır bir güldürür tiyatronun mutlu dünüdür,\nAşk vardı tiyatroya coşkuluydu tiyatrocular,\nGülerdi tiyatroyla ağlatırdı hep dramlar.\n\nBu gün dersen değişti oldu eğlenceler amaçsız,\nTiyatronun sevgisini herkese aşılamalıyız.\nDeğer verip bu sanatı beraberce yüceltmeliyiz,\nPınarın serinliğini sanatta hissettirmeliyiz.\n\nGelsin saygı ve sevgiyle Gönüller sanata doysun,\nParlasın bir volkan olsun saygı sevgiyle durulsun.\nSarsın ruhlarımızı sanat çarpsın tiyatroyla kalpler,\nTakılsın hep umutlara sanatçı ve sanatseverler.\n\nSanat görmelidir değer coşkun olmalı gönüller,\nTiyatroyla gülümsesin gönlü güzellik severler.\nSanatı seven bir toplum gezinecek zirvelerde.\nSanatsız yaşayanlarsa saklar kederi kalplerde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Tuzak",
        "poet": "Nurani",
        "poem": "\n\nBaşumu, dag gibi tutanmiş duman \n                                                     Dört tarafim şimdi alanmiş duşman \nDünyasi duşmandir tuzaktir, hile \n                                                    Ceyhanda azapdan solacak bu can\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya ve Çocuklar",
        "poet": "Mehmet Zeki Gezici",
        "poem": "\n\nDÜNYA ve ÇOCUKLAR\n\nEvin içinde bir çocuk\nDünya döner onun etrafında\nÇocuğun içinde bir dünya\nÇocuk döner\ndünyanın etrafında.\n\nMehmet Zeki Gezici\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Türkleri",
        "poet": "Fethi Yıldız",
        "poem": "\n\nEy Asya Balkan dünya Türkleri\nGelin birleştirelim tüm güçleri\nDize getiririz zalim devleri\nDünya muhtaç birliğimize\n\nGerekli İslam Türk birliği\nSağlar dünyada huzuru dirliği\nBiter işgalcilerin zalimliği\nDünya muhtaç birliğimize\n\nAsya, Balkanlar Türklerin yurdu\nCamiler kervansaraylar kurdu\nŞehitlerimizin Ana, Baba yurdu\nDünya muhtaç birliğimize\n\nEy şanlı dünya Türkleri\nOrta Asya’ya bağlı kökleri\nGüzeldir örf ile adetleri\nDünya muhtaç birliğimize\n\nOrta Asya’dan balkanlara uzaklara\nAfrika’dan ta kutuplara kıtalara\nSesleniyoruz tüm Türk halklara\nDünya muhtaç birliğimize\n\nİmparatorluklar hür devletler kurduk\nAdaletimizle yönetip devran sürdük\nFarklı ırklara, milletlere kol, kanat gerdik\nDünya muhtaç birliğimize\n\nÜç kıtada at oynattık durduk\nİslam nurunu beşere duyurduk\nAç susuzu yetimleri doyurduk\nDünya muhtaç birliğimize\n\nKoştuk zaferlerden zaferlere\nİnsanlığı Türk’ den öğrendi kefere \nArzı yönettik altı yüz sene\nDünya muhtaç birliğimize\n\nAllameler evliyalar yetiştirdi\nÇağlar kapayıp çağları değiştirdi\nMedeniyeti sanatı geliştirdi\nDünya muhtaç birliğimize\n\nFethi söyler son sözleri \nEy akvam-ı beşer duy bizleri\nDünya milletleri bekliyor Türkleri\nDünya muhtaç birliğimize\n\n  09.20.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya ve dünya",
        "poet": "Satılmış Turgay Karabacak",
        "poem": "\n\nBir garip dünyanın haliyle hallendik\nO döndükçe bizim gözümüz karardı\nBir acayip dünyanın şekliyle şekillendik\nO süslendikçe bizim gözümüz boyandı\n\nBir yalan dünyanın yalanlarına inandık\nO yaşlandıkça biz gençliğin hayaliyle avunduk\nBir zalim dünyanın zulmune boyun eğdik\nO zulmettikçe bizim dilimiz susakaldı\n\nBir kahpe dünyanın boynuzlarını görmedik\nO aldattıkça bizim gözümüz perdelendi\nBir başka dünyanın aslına  inanmadık\nO yaklaştıkça bizim halimiz garip kaldı\n\nDünya ve dünya, dünya ve dünya\ney nefsim dün neydin ya\nDünya ve dünya, dünya ve dünya\nEy nefsim bugün ne oldun ya....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya ve İnsan",
        "poet": "Meziyet Ak",
        "poem": "\n\nBu yaz geçti geçiyor bak geliyor sonbahar,\nSararan yapraklarda gelen kışın hüznü var.\nDüşmez sarı yapraklar direnirler dallarda,\nHırçın esen rüzgara direnemez sonunda.\n\nBu tabiat kanunu bizleri anımsatır,\nİlkbahar,yaz,sonbahar,kış sa ömrü karartır.\nNe kadar umursamaz ilkbahar insanları,\nYazı olgunluk devri,tozpembedir aşkları.\n\nSonbahar mevsiminde direnir karşı koyar,\nKış gelince insanlar yıldızlar gibi kayar.\nİnsan dört mevsim gibi yaşıyor direnerek,\nTek bir isteği vardır günler geçsin gülerek.\n\nKış gelmeden bu ömrün değerini bilelim,\nMevsimleri gülerek dostlukla geçirelim.\nRuhlar ölmez desekte yaşamayı isteriz,\nDünya gibi bizlerde mevsimler geçiririz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Tasarruf Günü  2",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\n31 Ekim gelince, hatırlanır bu gün,\nTasarruf bilmiyorsak kalakalırız üzgün…\n\nLazım değilse alma kullanmıyorsan kaldır,\nİsraf hoş bir şey değil sana zararı vardır…\n\n(2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya üç gündür dün bugün ve yarın",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nÜç günlük dünya malına aldanma,\nDünya üç gündür dün bugün ve yarın.\nSakın ola dünyalık işe kanma,\nDünya üç gündür dün bugün ve yarın.\n\nÇocuğa bakar isen o sabidir,\nÖlüm insanoğlu için tabidir.\nSen dünü yaşadın masal gibidir,\nDünya üç gündür dün bugün ve yarın.\n\nYaşam sözde bize attırır duman,\nElbet hayat insana vermez aman.\nBugün şimdiki yaşadığın zaman,\nDünya üç gündür dün bugün ve yarın.\n\nDünya için büyükler derler ki han,\nBedene emanettir elbet bu can.\nYarın ölmezsen yaşayacağın gün,\nDünya üç gündür dün bugün ve yarın.\n\nYusuf dünya yalandır yalandır vay,\nYaşadığın günü bir kenara koy.\nÜç günlük dünyayı sen yaşadım say,\nDünya üç gündür dün bugün ve yarın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya tarihinin akışını değiştiren Çanakkale Savaşı",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nDünya tarihinin akışını değiştiren şey,\nTürklerin kazandığı Çanakkale savaşıdır.\nMemleketin makus talihini belirleyen hey,\nTürklerin kazandığı Çanakkale savaşıdır.\n\nHer taraf şehitliktir Çanakkale'ye gidip gör,\nOrada şehit oldu iki yüz elli üç bin er.\nMehmetçikle dünyaya dersini verdiğimiz yer,\nTürklerin kazandığı Çanakkale savaşıdır.\n\nÇanakkale dünyada şanlı Mehmetçiğin şanı,\nDestanlaşan adıyla Çanakkale Türkün canı.\nÖlümüne gidip kazandığımız zafer anı,\nTürklerin kazandığı Çanakkale savaşıdır.\n\nŞehitlik aşkıyla savaşa gittik alay alay,\nÇanakkale savaşları kazanılmadı kolay.\nDünyaya meydan okuduğumuz tarihi olay,\nTürklerin kazandığı Çanakkale savaşıdır.\n\nYusuf bize savaşı anlatıyor toprakla taş,\nİbretle Çanakkale'yi gezelim yavaş yavaş.\nTüm düşmanların yenilip dize geldiği savaş,\nTürklerin kazandığı Çanakkale savaşıdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Ve İnsanlara Dair IV",
        "poet": "Orhan Asena",
        "poem": "\n\nSenden bir dünyadır istediğim Tanrım, \nVe öyle insanlar… Senceleyin özgür.\nHaram meyvalarla dolu bahçelerin, \nBu ömür: günahsız ya....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Ve İnsan",
        "poet": "Sadık Turan",
        "poem": "\n\nVarsın ayrı olsun bizim rengimiz\nGam yüklü kervana duraksın dünya.\nDoğumdan ölüme göçer bu kuşlar\nGam yüklü kervana duraksın dünya.\n\nSırrını aradık biz çözdük seni\nGizemli hulya da biz gezdik seni\nHer şeklin tarihe biz yazdık seni\nGam yüklü kervana duraksın dünya.\n\nSen mi çok küçüksün akıl mı büyük? \nBazen dar gelirsin sığmaz uyanık\nDüzlerin paylandı, dağların oyuk\nGam yüklü kervana duraksın dünya.\n\nTuranoğlu der ki uzay çağında\nİlim için bir yol çizdik bağında\nTakıldık tuzağa kaldık ağında\nGam yüklü kervana duraksın dünya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya ve Şeytan",
        "poet": "Ahmet Tanyeri",
        "poem": "\n\nDünya senin bineğindir\nBinebilsen seni taşır\nOnu sırtına bindirsen\nŞeytan arkanda dolaşır\n\nŞeytan ise düşmanındır\nO her işine karışır\nDüşmanı tanımalısın\nSana ancak bu yakışır\n\nDİYARBAKIR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya ve rüya",
        "poet": "Neval Özkan",
        "poem": "\n\ndünya ve rüya,\nhayat birinde başlar göz açınca,\ndiğerinde kapayınca.\nikisinde de hergün farklı macera,\nbitmesi zor gelir insana.\nkeşke bu kadar kısa olmasa\nsonsuza dek sürse,\ndünya ve rüya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya ve Ukbâ",
        "poet": "Ramiz Kat",
        "poem": "\n\nDünya,\nÜryan geldik sana,\nSen de giydik elbise.\nKarnımız tok,\nSırtımız pek,\nUkbâya yok \nEndişe! \n\nGömgök  deniz,\nHava  temiz,\nAş,  ekmektir derdimiz.\nMecnûn’un olduk be dünya! \nUkbâya yok derdimiz! \n\nCürümler çok,\nTevbeler yok,\nBalçık oldun be dünya! \nBattın çıkmak dilerisen,\nEl ver\nUkbâ  Pîr’ine! \n\nBattın çıkmak dilerisen,\nEl ver \nPeygamberine! \n\n(Ramiz KAT\nAralık 2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya, Yalan Dünya",
        "poet": "Süheyla Dönmez",
        "poem": "\n\nYar ve yaran ile dolmuş koca kainat\nBir titre de doğrul önüne arkana bak\nDoğru ne, yanlış ne? bil, gerçeği keşfet\nSonumuz ne olacak araştır öğren ve öğret\nDünya yalan dünya kalıcı olan ahiret.\n\nDünyaya neden geldim diye sordun mu hiç kendine? \nKarşına alıp yüzleştinmi nefsin hiç  ile? \nilahi aşk var iken, ne gerek manevi aşk seline\nBu kainat acımasız, boğuşma boş sevgilerle\nDünya yalan dünya, tüm gerçeklik ahirette\n\nRabbinin yarattığı büyük sema ve arz'da\nAklına takılan sorular Kuran'da, yüce kitapta\nÇok aldanma iniltilere, gereksiz sözlere,\nKin besleme yüreğinde, sevgi dolu kalbinde\nDünyadaki sorgu ne ki, asıl sorgu Ahirette....! ! !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya yalan!",
        "poet": "Veysel Narman",
        "poem": "\n\nDünya yalan unutma,varlığı gerçek,\nDünya'da yaşayanlar,ahirette dirilecek,\n\nAna rahmindekiler dahil buna unutma! ,\nYalnız orda ölenler, direk cennet görecek.\n\nVeysel'in bu sözleri  Altın deyil alına,\nArifle're ayandır,Ahiret gizli gerçek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "..Dünya yalan..",
        "poet": "Selvi Çelik",
        "poem": "\n\nGüleni ağlatan zulum edensin.\nArdından bayramı veren alemsin.\nİyiyi kötüye kulluk edensin.\nDünya yalan dünya güldürmedin.\n\nEvlatı anaya düşüren zalimsin.\nKardeşi bacıyı unnutturansın.\nAtayı bir kenara attıransın.\nDünya yalan dünya güldürmedin.\n\nBeşşikte bebeği unnuturan.\nEşin koynundan eşi kaçıran.\nKurdu kuzu eyleyip sattıran.\nDünya yalan dünya güldürmedin.\n\nSevgi yalancı aşkta gölgelendi.\nSahte sözler yeminlere bölendi.\nKimin eli kimin belinde düzendi.\nDünya yalan dünya güldürmedin.\n\nKiblesi ateş narında yandıgı.\nYüreklerin sancıdan kıvrandıgı.\nYalan bitmiyor masumun kandıgı.\nDünya yalan dünya güldürmedin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya'ya değişmem Türkiye'm seni",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nDÜNYA YA DEĞİŞMEM TÜRKİYE'M SENİ\n19.05.2011\n\nHainler göz dikmiş seni bölmeye \nDünya'ya değişmem Türkiye'm seni\nDeğiyor uğruna şehit olmaya\nDünya'ya değişmem Türkiye'm seni\n\nDış güçler el atmış böleyim diyor\nTürk askeri uğrunda ölmek istiyor\nBiri şehit olsa bini geliyor\nDünya'ya değişmem Türkiye'm seni\n\nAy yıldız'ın dalgalansın göksünde\nTek bir madalyasın dünya yüzünde\nSenden başka bir şey yoktur gözümde\nDünya'ya değişmem Türkiye'm seni\n\nCan versemde acımıyom uğruna\nDünyayı değişmem ağrı dağına\nGüçlü adımlarla gidek yarına\nDünya'ya değişmem Türkiye'm seni\n\nHüseyin'im ekmeğimsin aşımsın\nKalbimde sevgimsin gözde yaşımsın\nBölmek isteyenler iyi düşünsün\nDünya'ya değişmem Türkiye'm seni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Yalancı Kadın...X",
        "poet": "Şükrü Aktaş",
        "poem": "\n\nEskiden kadın manasınaydı dünya\nSonra ise, yalan\nŞimdi, yalancı kadın,\nSözünde hiç durmayan...\n\n(08.02.2008 Kars)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DÜNYA Yalan VAR Ayrılık",
        "poet": "Ramazan Kılıç",
        "poem": "\n\nAlışamam deme dostum,\nSen hasrete alışırsın,\nKaderine isyan etme,\nBir gün olur barışırsın.\n\nDünya yalan var ayrılık,\nÖlümden de zor ayrılık,\nCanlardan cananı alır,\nAyrı koyar kor ayrılık.\n\nÖlümün adı ayrılık,\nGurbetin adı ayrılık,\nGözler hasret, gönül kırık,\nOnun adı da ayrılık.\n\n\nUnutulmaz deme dostum,\nBir gün belki unutursun,\nKader, bahta isyan etme,\nGönlünüde avutursun.\n\nDünya yalan var ayrılık,\nÖlümden de zor ayrılık,\nCanlardan cananı alır,\nAyrı koyar kor ayrılık.\n\nÖlümün adı ayrılık,\nGurbetin adı ayrılık,\nGözler hasret, gönül kırık,\nOnun adı da ayrılık.\n\nİstanbul  05 03 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya yalanmış",
        "poet": "Hüseyin Tuztaş",
        "poem": "\n\nBildim dünya yalanmış hep yalan\nVar mıdır bu dünyada baki kalan\nNerdeler şimdi saltanatı olan\nYalanmış dünya hepsi yalan\n\nNe diye koşturur dururuz bilmem\nBoşuna servete servet eklemen\nİyilik en iyi servet giderken\nYalanmış dünya hepsi yalan\n\nArabam katım yatım derken\nHaydi malını götür giderken\nAklımıza hiç gelmez yaşarken\nYalanmış dünya hepsi yalan\n\nYalana yalan gibi davranmadık\nÇok uyarıldık ancak anlamadık\nKulaklarımız kapalı duymadık\nYalanmış dünya hepsi yalan\n\nTamahkardık mala mülke doymadık\nBirin üstüne bini katladık\nKim verir kim alır hatırlamadık\nYalanmış dünya hepsi yalan\n\nKardeş kardeşin düşmanlığı niye\nÇekmeye değermi bu kadar çile\nKatlansa ne olur birin bine \nYalanmış dünya hepsi yalan\n\nDeli Dumrul’lar, Napolyon’lar ve Hitler\nMarks’lar, Mao’lar o Stalinler\nGelen varmı oradan bir bir gittiler\nYalanmış dünya hepsi yalan\n\nFikir ideoloji dedik durduk\nSağ olduk sola sol olduk sağa vurduk\nHalkı tatlı masallarla uyuttuk\nYalanmış dünya hepsi yalan\n\nHüseyin’im dünya yalan boş imiş\nAsıl servet gönülden sevmekmiş\nFani dünya kırmaya değmezmiş\nYalanmış dünya hepsi yalan\n\n17.1.2001\n\n\t\tHÜSEYİN TUZTAŞ\n\nayrak.azbuz.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya ya bir başka gözle baktırdın",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nDünya ya bir başka gözle baktırdın\nSen benim dünyamdan çıktıktan sonra\nBil ki ocağıma incir diktirdin\nMutlu yuvamızı yıktıktan sonra\n\nAlt üst etti beni verdiğin zarar\nBeklemezken böyle zalim bir karar\nArtık bütün dünya ne işe yarar\nBeni diri diri yaktıktan sonra\n\nAteşim sıçrasın seni de yaksın\nEtlerin erisin önüne aksın\nGüzeldi dediğim gözlerin çıksın\nBenden başkasına baktıktan sonra\n\nMikdatî der sanma bu bir başarı\nBu dünyada yokmuş senden haşarı\nDilerim atarlar kapıdışarı\nSenden de eloğlu bıktıktan sonra\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Yastık Savaşı Günü Şiiri",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nSakın hiç uzaklaşma yastığını al ve gel,\nBir savaş düşünelim başın değil ise kel…\n\nYine bir nisan ayı tüm ayılar uyanmış,\nCumartesi gününde ufkumuz aydınlanmış…\n\nBugün merhametli ol sev bütün tabiatı,\nYastık savaşı günü doyur tüm hayvanatı…\n\nKuş tüyü yastık alma incitme kimseyi,\nHer ne varsa suni al bil vicdan edinmeyi…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Veteriner Hekimleri Günü",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHer yıl nisan ayında, son cumartesi günü,\nTüm Dünya gündeminde, kutlarız biz bu günü…\n\nHayvansal ürünleri, veteriner denetler,\nHer hayvan sağlığında, bulaşmayı engeller…\n\nBulaşan etkenlerden, insanlar korunmakta,\nTemiz gıdalarımız, bizlere sunulmakta…\n\nBiz nasıl yaşıyorsak, hayvan da yaşayacak,\nSoyunu sürdürecek, doğasında kalacak…\n\n(2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya (Yürü Durma Yürü)",
        "poet": "Neşet Ertaş",
        "poem": "\n\nYürü durma yürü yolundan olma\nEğlenip bir yerde kalmayan dünya\nZaten ben garibim anadan doğma\nGaribin gönlünü bilmeyen dünya\n\nYad ellere güller verdin gül verdin\nŞirin sohbet tatlı tatlı dil verdin\nBenim yüreğime doldu ben derdin\nBirazına ortak olmayan dünya\n\nDünyanın kahrını çektirdin bana\nNicesine boyun büktürdün bana\nAğlattın göz yaşı döktürdün bana\nBir kere gönlümü almayan dünya\n\nAşk kazanı yüreğine kaynasın\nBaksın seyreylesin gönül aynasın\nGayri bundan sonra gülsün oynasın\nNeyleyim şu benim olmayan dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Yuvarlaktır",
        "poet": "Ahmet Aksoy",
        "poem": "\n\nÇılgın bir bulvardı\nBuluşacağımız yer\nAynı yerdi, biraz ötesinde \nAyrıldığımız yerin\n\nO gün yollarımızı ayırırken\nSen ben değil belki ama\nTarih biliyordu buluşacağımızı\nAyrılığın bile sonsuz olmayacağını\n\nSen kendini götürürken\nBenden uzaklara ve ben\nSana yenik uzaklaşırken\nAlabildiğine senden uzaklara\n\nSen ben değil belki ama\nTarih biliyordu\nSenin uzaklaşmanın sonu olmadığında\nEn son uzaklığın biraz öten olduğunu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Yolu",
        "poet": "Abbas Paksoy",
        "poem": "\n\nDünya Yolu \nKaderimi, yazdım anlıma.\nÇıktım, yalan dünya yoluma.\nSahip çık, şu garip kuluna.\nBilmiyorum, sırrını dünya.\n\n\tYolların vardır, kıvrım kıvrım.\n\tHer asırda, oluyor devrim.\n\tBu böyle, ne biçim evrim,\n\tÇözemedim, sırrını dünya.\n\nMevla’da, yazısını yazmış.\nSinekte, bayağı sazmış.\nDavulla, zurna bile azmış.\nBen, anlamıyorum dünya.\n\n\tEvliyadır, insanlar uçar.\n\tDini bırakıp, ırkı seçer.\n\tNedense, ibadetten kaçar.\n\tDinlemiyorum, seni dünya.\n\nPaksoy’umun, sözüne gelin.\nSonun ölümdür, bunu bilin.\nAhrette olmaz, asla dilin.\nÇok ırklar gördü, yalan dünya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Ziyneti",
        "poet": "İkram Gökhan Akcebe",
        "poem": "\n\nKoluna yakışan\nRuhuna yakışmaz\nTakıştırıp durma! \nGüzellik,\nDünya ziynetidir,\nOnunla yola çıkılmaz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya’yı Yok Etmekte Israrlı mıyız?",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nDaha tam yok olmadı, son gayret gerekecek,\nGDO’lar, hormonlar, toprağı yok edecek…\n\nOysa Dünyamız cennet, batıl engellese de \nBencil nefislerimiz, Hakk’ı istemese de…\n\nHakikat apaçık net, ardında Rab’bimiz var,\nNasıl olursa olsun, yüreklerde inanç var… \n\nÇevirme cehenneme, bir gün tam gideceksin,\nKargaşalarınla, içine yerleşeceksin…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Yoksullukla Mücadele Günü",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nYardımlaşma olmazsa bencillik yaygınlaşır,\nSömürü hâkim olur insanlık yoksullaşır… \n\nHem bu demokrasiye özgürlüklere terstir,\nFakirlik denilen şey açlık için sebeptir…\n\nEğitim alınmalı israf yapılmamalı,\nHer tür adaletsizlik resmen kaldırılmalı…\n\nBarış da hâkim olsa silahlanma olmasa,\nKardeşlik usulüyle, emekler paylaşılsa…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DÜNYA ZAMAN SARıYOR",
        "poet": "Onur Bilge",
        "poem": "\n\nYaşamın rampası geride kalmış\nHayat uzantısı, başka bir hayat…\nKorku, ümit, panik aklımı almış\nSona doğru, zaman sarar, bir saat.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DüNYa YoZLaŞTI",
        "poet": "Adem Uysal",
        "poem": "\n\nYardımlaşma vardı, hani eskiden,\nEli boş gitmezdi, bir yere giden.\nGünümüzde bunlar, kalmadı neden? \nİnsanlar değişti, dünya yozlaştı.\n\nDoğru tartmaz oldu, kırk yıllık mizan,\nYabancı kültürler, toplumu bozan.\nSevgi yok, saygı yok, kalmadı izan,\nİnsanlar şaşırdı, dünya yozlaştı.\n\nHerkes seyrediyor, dünya yanıyor.\nFanatik gençliğin, kanı kaynıyor,\nSavaşlara bakıp, oyun sanıyor,\nİnsanlar dağıttı, dünya yozlaştı.\n\nBarbarlar, savaşa, kana doymuyor,\nDünya sağır olmuş, artık duymuyor.\nGüçlüler güçsüzü, adam saymıyor,\nİnsanlar bozuldu, dünya yozlaştı.\n\nBuradan dünyaya, sesleniyorum,\nBitsin artık, bu aymazlık diyorum.\nSadece huzur, barış istiyorum,\nİnsanlar sapıttı, dünya yozlaştı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Yoksullukla Mücadele Günü  2",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHatırla bir gününü an, yoksul olduğunu,\nDüşün fakirliğini, muhtaçlık duyduğunu…\n\nÇaresizlik ne acı, mücadele etmek zor,\nYoksulluk katlanılmaz kalpleri yakan bir kor…\n\nGerek yardımlaşmayla gerekse iyi bilinç,\nAkıl zekâ da gerek hak edilmemeli linç…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünya Yürüyüş Günü, Şiiri",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nAraç gereç gerekmez ayakların yeterli,\nÇok yerde faydalıdır yürürsen seviyeli…\n\nİster genç ol istersen bildiğimiz ihtiyar,\nAz veya çok bu çeşit spor şahsına kâr sağlar…\n\nBeyin kan ile dolar bünyen tam nefes alır,\nOrganların rahatlar çok yerin zinde kalır…\n\nAracını hiç alma park derdin olmayacak,\nYol yürümek şahsına bil ki kâr sağlayacak… \n\n(2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyada",
        "poet": "Vahdet Mehmet Güneş",
        "poem": "\n\ndünyada  adım adım  gitsekte\nbilinen mevlamızın yüce kudreti\nonun fermanı onunu ahiri\nademoğullarının hesabına niyetine\nyeryüzüne nimetleri bahşeden rahman\nibadetler eserimiz olsun yarın mahşerde\nve Sırat köprüsü geniş saadet herkeste\nYunusun dediği cennet, cennet dedikleri\nBir kaç huri,tuba dalları, nimetler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyada adalet olsaydı....",
        "poet": "Cafer Yılmaz",
        "poem": "\n\nDünyada adalet olsaydı,\nSavaş için sebep mi kalırdı? \nDünyada adalet olsaydı,\nHer ülke süper güç,\nHer insan sefa içinde...\nDünyada adalet olsaydı,\nTükürmezdi biri, bir başka birine.\nDünyada adalet olsaydı,\nCebimdeki paraya ihtiyaç olmazdı.\nDünyada adalet olsaydı,\nDilenenlere bir çift lafım olurdu..\nÇalanlara, çırpanlara, haksız kazananlara...\nDünyada adalet olsaydı,\nKavga olmazdı bu akşam bizim sokakta.\nÖlmezdi hiç kimse pisi pisine...\nDünyada adalet olsaydı,\nSevmek daha zevkle olurdu.\nDünyada adalet olsaydı,\nAşkların tadına doyulmazdı.\n\nDünyanın adaleti olmadığına göre,\nAşklar çile çekecek göz göre göre...\n\nAşkım..! \nGel seninle bu aşkı, başka bir gezegende\nYaşayalım...\n\n                                       18/08/2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyada ki Cennet",
        "poet": "Murat Demir",
        "poem": "\n\nAç kalsam susuz kalsam haftalarca aylarca\nDert üstüne dert koyup acı çeksem onlarca\nYine de şu dünyada nasıl olmam mutlu kul\nSen varken yüreğimde tek sen varken İstanbul\n\nBeynimdeki berrak su bulanır sensiz aksam\nİçinde seni buldum hangi kitaba baksam\nMedeniyet yolunda cihana sensin okul\nSeni kimseye vermem sen benimsin İstanbul\n\nEşin, emsalin yoktur, taşın toprağın başka\nSensiz asla yer vermem gönlümde hiçbir aşka\nGelmiş bana gafiller derler başkasını bul\nBilmezler senden gayri mumkün değil İstanbul\n\nNe Londra var gözümde,ne Paris ne de Roma \nSana biri yan baksa dokunur onuruma\nNe Berlin ne Vaşhington, ne akçe ne para pul\nDünyada bir cennet var o’da sensin İstanbul\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyada İslam ülkümüzdür bizim",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nSevgiyle gönlümüzde değer bulan,\nDünyada İslam ülkümüzdür bizim.\nHak kelamı ile mukadder olan,\nDünyada İslam ülkümüzdür bizim.\n\nAyetler sırrı kadem basar dile,\nAllah aşkı huzur verir gönüle.\nHak peygamber Muhammed nebi ile\nDünyada İslam ülkümüzdür bizim.\n\nŞahadet getirip Sıtkı imanla,\nYaradana iman ederiz canla.\nGünde beş vakit okunan ezanla,\nDünyada İslam ülkümüzdür bizim.\n\n Namaz kılarak Hakk’a şükür eyle,\nMevlamızı hamd ederiz övgüyle.\nAmentü Billâh diyerek sevgiyle,\nDünyada İslam ülkümüzdür bizim.\n\nYusuf’la Kur’anı örnek alarak,\nÖmür boyunca Müslüman kalarak.\nHakk’a iman akidesi olarak,\nDünyada İslam ülkümüzdür bizim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyada Neler Oluyor?",
        "poet": "Önder Demir",
        "poem": "\n\nDünyada Neler Oluyor? \n\nŞu günlerde dünyada neler oluyor inanın anlayabilmiş değilim. Dev şirketler, ardı ardına batıyor, bankalar iflas ediyor, otomotivden tutun hemen hemen tüm sektörlerde büyük iflaslar yaşanıyor. Hiç batmaz denilen 150 yıllık 'Lehman Brothers' gibi bankalar ve 130 yıllık 'General Motors' gibi dev otomotiv şirketleri\nbatıyor.\n\nSanki birisi, düğmeye bastı ve herkes, yangından mal kaçırır gibi malını-mülkünü iflastan kurtarmaya çalışıyor. Emlak fiyatları, düşüyor; çünkü insanlarda alacak para yok. Herkeste bir korku ve bir panik havası hakim, herkes; «Artık bu arabayı bu çamurdan hiç kimse çıkaramaz, işte canım, artık piyasa doldu, insanların hiçbir şeye ihtiyacı kalmadı.» diyerek bu dünyadaki malî krize bir kılıf bir neden uydurmaya çalışıyor.\n\nKimileri de dünyaya yeni bir büyük savaşın gerektiğini ve ancak böyle bir savaş ile dünyanın kendisini bu mali krizden kurtarabileceğini ifade ediyor. İnsanların çoğu, yolun sonunu göremedikleri için tedirgin bir haldeler ve korkarak hayatlarını devam ettirmeye çalışıyorlar. Kimileri, bu krizin büyük bir kriz olduğunu söylüyorlar ve ancak 5 yıl sonra bir toparlanmanın olacağını var sayıyorlar. Kimileri de bu krizin 10 yıl süreceğini; önce borsaların, daha sonra bankaların ve daha sonra reel sektörün bu krizin etkilerini hissedeceklerini dile getiriyorlar.\n\nTabii insanlar, altına ve gümüşe yönelmiş durumdalar. Köklü bankaların birbiri ardı sıra batması, birçoğunun gözünü korkutmuş ve artık eskisi gibi paralari bankalara değil; altına ve gümüşe yatırılarak yastık altına koyuluyor. Aslında işte bu davranış, bu krizi daha da körüklüyor ve bankaları likit problemleriyle karşı karşıya bırakıyor.\n\nEvet, hiç aklıma gelmezdi; demokrasinin, huzurun ve insanların modernleşme denilince aklına gelen Batı kültürünün ve onun yaşayış tarzının böyle kısa bir zamanda böylesine büyük bir çöküntüye maddi ve manevi olarak maruz kalacağı.\n\nOysaki ne hayaller ile yaşıyorduk. Gün gelecek, hepimizin emekli maaşı olacaktı. Şimdi bu da hayal olma yolunda; çünkü kriz ile birlikte para basan merkez bankaları, enflasyonu tetikliyor ve insanların mevduatının buharlaşıp yok olmasına sebep oluyorlar.\n\nBir tarafta gözü doymaz bazı menajerler ve yatırım uzmanları, insanların varını yoğunu borsalarda heder etmiş durumdalar ve diğer tarafta varını-yoğunu, işini kaybeden masum insanlar, gelecekten umutsuz bir şekilde yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. İşin ilginç bir yanı, halkın milyarlarca parasını boş yere harcayan menajerler, hiçbir kanuni ceza almadan bir de üstüne kendilerine prim alıyorlar.\n\nSelam ve Dua ile\n\nÖnder Demir\n2008 Kasım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyada Mutluluk Yokmudur Tanrım",
        "poet": "Mustafa Taşkanat",
        "poem": "\n\nDÜNYADA MUTLULUK YOKMUDUR TANRIM\n\nMutluluk aradım hep ömür boyu\nDünyada mutluluk yokmudur tanrım\nTükendi ömrümde aah deyi deyi\nDünyada mutluluk yokmudur tanrım\n\nBakarım ellere nergisgiller  içinde \nGülüp oynuyorlar neşe içinde\nMutsuz bir dünyada benim işim ne \nDünyada mutluluk  yok mudur tanrım\n\nBenim şu deftere baksan bir yarab! \nMutluluk yazmayı unutmuş musun? \n Hep gelen günlerim geçen günümden harap \nMutluluk yazmayı unutmuş musun? \n\n \n                                          08.04.1992 Mustafa TAŞKANAT\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyada anneler bir melektir",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nAnnelerin kıymetini bilin,\nDünyada anneler bir melektir.\nOna hürmet gösterelim gelin,\nDünyada anneler bir melektir.\n\nSevgisi bizi ayakta tutan,\nSakın unutma o senin atan.\nOdur gönlümüze sevgi katan,\nDünyada anneler bir melektir.\n\nBizlere kol kanat gerip yürür,\nEvladı için mum gibi erir.\nÇocuğu için canını verir,\nDünyada anneler bir melektir.\n\nAnneye saygı törede vardır,\nOna saygısızlık ahu zardır.\nOnun gibi insan bulmak zordur,\nDünyada anneler bir melektir.\n\nYusuf anne tutunacak dalım,\nHiç kimse ona etmesin çalım.\nAnnemizi baş tacı yapalım,\nDünyada anneler bir melektir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyada benim olsan yeterdi",
        "poet": "Durak Yiğit",
        "poem": "\n\nOlmazdı bu dünya inan umrum da\nŞu yalan dünya da benim olsaydın\nEğilmezdi başım akmaz’dı yaşım\nŞu yalan dünya da benim olsaydın\n\nMeskenim olmazdı sokaklar damlar\nBenim bu halimden kimlerim anlar? \nDolmazdı gönlüme kederler gamlar\nŞu yalan dünya da benim olsaydın\n\nSolmazdı bahçemde sümbülüm gülüm\nSen yoksan yanımda tez gelsin ölüm\nÇekilmez bu hayat her anım zulüm\nŞu yalan dünya da benim olsaydın\n\nBoşa koydum dolmaz dolu almadı\nSenden başka halim soran olmadı\nSensiz bu ömrümün tadı kalmadı\nŞu yalan dünya da benim olsaydın\n\nYâr diyerek mecnun olup gezmezdim\nHer gün kaderime küsüp kızmadım\nGeceler boyunca şiir yazmazdım\nŞu yalan dünya da benim olsaydın\n\nHazırım uğrun da ölmeye hazır\nSeni şu gönlüm den bir ölüm kazır\nMezarım taşına adını yazdır\nŞu yalan dünya da benim olsaydın\n\nSensiz bu dünya’yı neylesin DURAK? \nYakıyor bağrını sinsi bir firak\nSen benden uzakta bense çok ırak\nŞu yalan dünya da benim olsaydın\n\nDurak YİĞİT\nGönüllerin Şairi\n2011...KOCAELİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyada bir sevgi deniziyim ben",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nGönülleri dalgasıyla okşayan,\nDünyada bir sevgi deniziyim ben.\nSevdayı alıp yüreklere yayan,\nDünyada bir sevgi deniziyim ben.\n\nDerya içinde sere serpe duran,\nSevgi sularıyla yüreğe varan.\nAşkın fırtınası ile kabaran,\nDünyada bir sevgi deniziyim ben.\n\nGüneşin ışığını bize saçan,\nGece ay ışığında göğe uçan.\nKörfezde sevgiliye kucak açan,\nDünyada bir sevgi deniziyim ben.\n\nGönülde olanı ediyor ayan,\nDeniz kızlarının sesini duyan.\nSevdiğini sımsıkı sarmalayan,\nDünyada bir sevgi deniziyim ben.\n\nYusuf sen gönlünün deryasına bak,\nSevda denizi sevenlere Hak.\nBalığın suya aşkı gibi mutlak,\nDünyada bir sevgi deniziyim ben.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyada İlk ve Tek Gerçek Gıda Işınlama Rüya Reklam Senaryosu! ..",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nDünyada İlk ve Tek Gerçek Gıda Işınlama Rüya Reklam Senaryosu! ..\n\nSaygıdeğer Okuyucu,\nSanalda 650 den fazla foruma üye oldum.Aşağıda okuyacağınız Rüya Reklam Senaryosu \n1 ARALIK 2000’de notere onaylatılmıştır.On bir lira ödenmiştir.Bunun dünyada eşi ve benzeri yoktur.O tarihte bütün ulusal kanallar ve gazeteler beni dünyaya flaş haber olarak duyurmuşlardır.Bu bir yazılı metin halinde notere onaylatılmıştır.Konu iyice okunursa,bunun bir reklam senaryosu olduğu görülecektir. Önemli Not kısmında yazdığım şu cümleye dikkat ediniz.(Reklâm hâline getirilerek seslendirilemez, oynanamaz, oynatılamaz ve yayınlanamaz.) Konunun iyi anlaşılması için o tarihte çıkan onlarca haberim içinden, sadece  Milliyet Gazetesi’nde çıkan bir haberimi bilginize sunuyorum.\nBu rüya reklam senaryom ile birlikte düşümde onlarca kabus ve rüya reklam senaryosu  gördüm.Reklam senaryoları yazmaya başladım.Çıkan üç tane şiir kitabımla birlikte 50 tane şiir kitabım ve 5000 tane şiirim bulunmaktadır. http://www.antoloji.com/hasan_sancak tıklarsanız\n\n2500’e yakın şiirimin  burada bulunduğunu göreceksiniz.  Notere onaylatılan 50 tane reklam senaryomla birlikte 400 tane de alternatif reklam senaryom vardır.Üç tane kabus ve rüya reklam senaryom bazı büyük şirketler tarafından  4-5 sene sonra kullanılmıştır.Şu anda G3 lü cep telefonlarının reklam senaryoları ulusal kanalların reklam kuşaklarında gösterilmeye başlamıştır.Bir ışınlama söz konusu olursa, dokuz sene önce notere onaylattığım bu gerçek rüya reklam senaryom aklınıza gelsin.Ulusal kanallar büyük şirketlerden korkusuna beni haber yapamıyorlar. Google’ye Hasan Sancak,Noter Onaylı Rüya,Rüyalarımı Çaldılar.Diye yazarsanız,yüzlerce sayfamla karşılaşırsınız. \n\nGIDA IŞINLAMA YÖNETMELİĞİ ile ilgili olarak internette onlarca sayfayla karşılaştım.1999\nyılında yürürlüğe girmiş.Ben,bir sene sonra rüya reklam senaryomu  notere onaylatmışım.Şirketlerin,yıllar sonra akılları başlarına gelmiştir. \nBundan sonra ulusal televizyonlarda gıda ışınlaması yapacak olan şirketler,beni aramak zorundadırlar.Ben,fazla uzaklıkta değilim.Bir telefon kadar reklam yapanlara yakınım.Gıda ışınlama ile ilgili yönetmeliği öğrenmek isteyenler,başlığı Google’ye koyarsalar,konu ile ilgili yazıları okuyabilirler.Benden izinsiz reklam senaryomu kullananlarla  mücadelemi sürdüreceğim.Benden önce vefat ederseler,hakkımı helal etmiyorum diye bütün basını bilgilendireceğim.\n\n    GIDA IŞINLAMA YÖNETMELİĞİ\n\n   Tarım ve Köy İşleri Bakanlığından\n\n    Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi: 06/11/1999\n\n    Yayımlandığı Resmi Gazete No: 23868\n\nOkuma zahmetine girdiğiniz için teşekkür eder,saygı ve sevgilerimi sunarım.\n\nYARGITAY COCA COLA LEHİNE VERİLEN MAHKEME KARARINI BOZDU! ..\n\n’RÜYA SENARYO DAVASI’ SAMSUN’DA YAKINDA YENİDEN BAŞLIYOR.\n\nÂLEMDE İLK VE TEK\nDÜNYADA EŞİ VE BENZERİ YOK\nNOTER ONAYLI RÜYA\nBU YAZININ TAMAMI ALAÇAMLI HALK ŞAİRİ REKLÂM YAZARI EĞITİMCİ-GAZETECİ HASAN SANCAK'A AİTTİR. DÜZENLEME ŞEKLİNDE İFADE TESBİT TUTANAĞI\n\nÖNEMLİ NOT:\n                           Aşağıda anlatılan rüya yazısı hiçbir bilgisayar-İnternet-buzdolabı-süper market vb. şirketi tarafından tamamı ya da bir bölümü sahibinden izin alınmadan televizyon, radyoda... Reklâm hâline getirilerek seslendirilemez, oynanamaz, oynatılamaz ve yayınlanamaz.\n\nİki bin yılı Aralık ayının birinci günüdür. 1.12.2000 Aşağıda mühür ve imzası bulunan, ben Bafra 2. Noterliği NİLGÜN KURT Çakırmahmut İş hanı Kat:1 Bafra adresindeki dairemde görev yaparken, yanıma gelen ve gösterdiği Alaçam nüfusundan YENİLEME nedeni ile verilen 22.08.1989 gün ve V01-985727 numaralı fotoğraflı nüfus cüzdanı kimliğine göre Samsun ili Alaçam ilçesi Yeni cami Mah. Nüfusunda 008,5 cilt 16 sayfa 290-7 kütükte kayıtlı olup, baba isminin Yakup, anne isminin Emine olduğu ve 1956 tarihinde doğduğu anlaşılan ve hâlen Yeni cami Mah Alaçam adresinde oturduğunu ve okuryazar olduğunu söyleyen HASAN SANCAK Düzenleme şeklinde bir ifade TESBİT TUTANAĞI tanzimini istedi. Kendisini yukarıda yazılı hüviyet ile tanıdığım gibi, bu işi yapma yeteneğinin bulunduğunu ve okuryazar olduğunu gördüm. Bunun üzerine şu suretle söze başladı.\n\nRÜYAMDA GÖRDÜĞÜM DÜŞ\n\nKonu: Rüyamda karnımın zil çaldığını fark ederek uyandım. Saat gece 03.00'dı. Yataktan kalkarak mutfağa gittim. Buzdolabının kapağını açtım. İçerisinde yiyecek aradım. Ne yazık ki buzdolabında ve evde yiyecek namına hiçbir şeyin olmadığını gördüm. Açlıktan ayakta duracak dermanım kalmamıştı. Su ile karın doyurulmaz diyordum, birden aklıma misafir odasındaki bilgisayarım geldi. Hemen misafir odasına koştum. Bilgisayarımı açtım, bilgisayar faresini elime alarak, İnternet'e geçtim. Büyük bir market aramaya başladım. Uzun uğraşlardan sonra karşıma İnternet'te büyük bir süper market çıktı. Reyonlarda ne yoktu ki, tavuk, peynir, zeytin, sucuk, pastırma... Canımın çektiği hangi yiyecekler varsa, farenin imlecini o yiyeceklerin üzerine teker teker getirerek bir bir tıkladım. Her tıkladığım yiyecek benim buzdolabına üstten dolmaya başladı. Buzdolabını süper marketten ağzına kadar doldurdum. Sevincimden havalara zıplıyordum. Kendi kendime bolluk ne güzel şey diyordum. Birden aklıma bu yiyeceklerin parasını vermediğim geldi. Doldurduğum o yiyeceklerin hesabını yapmaya başladım. Ortaya çıkan toplam rakamın maaşımı kat kat aştığını gördüm Hanımın seslenmesiyle tatlı düşten uyandığım zaman durmadan elimin ağzıma gittiğini, sanki o yiyecekleri yiyor gibi bir hâl aldığını gördüm... Yazılan bu tutanak okunması için kendisine verildi. Okudu. Yazılanların hakiki arzuları olduğunun bildirilmesi üzerine altı tarafımızdan imzalandı ve mühürlendi.\n\n1 ARALIK 2000\nİki bin yılı Aralık ayının birinci günü\nT.C.\nBAFRA İKİNCİ NOTERİ\nNİLGÜN KURT\nRESMİ MÜHÜR VE İMZA\nASLININ AYNIDIR\nNO:1 6 8 6 2\n1 ARALIK 2000\n\nÖĞRETMEN, REKLAMCILARA ÖNLEM ALDI\n\nOKAN ARALAN Samsun DHA MİLLİYET\n\n06 Aralık 2000 Çarşamba \n\nSamsun Alaçam Karşıyaka İlköğretim Okulu Türkçe öğretmeni Hasan Sancak, 1 yıl önce gördüğü rüyasını izinsiz reklam filmi çevrilmemesi için notere onaylattı. \nAmacının, rüyasına izinsiz reklam filmi çekilmesini engellemek olduğunu dile getiren Sancak, 'Bir yıl önce gördüğüm bu rüyayı herkese anlattım. Bazı uyanıklar bunu öğrenip reklam filmi çekmesin diye de notere onaylattım. Bundan sonra bu rüyayı reklamda kullanmak isteyenler benimle görüşmek zorunda' diye konuştu.\n\nSANCAK’IN RESMİ RÜYASI\n'Rüyamda buzdolabının kapısını açtım. İçinde yiyecek aradım ama hiç bir şey yoktu. İnternete girip, bir marketten aklıma esen ne varsa aldım. Sucuk, kavurma, peynir, etle buzdolabını bir güzel doldurdum ve bir bölümünü afiyetle yedim. Eşimin seslenmesiyle tatlı düşten uyandığım zaman hala o yiyecekleri yer gibi, elim ağzıma gidiyordu.'\n\nFACEBOOK’TAN ARKADAŞ OLARAK EKLEYEBİLİRSİNİZ.\n\nAlaçamlı=Köprübaşılı Halk Şairi Reklâm Yazarı Eğitimci Gazeteci Hasan Sancak Kimdir? \n\nOrta Karadeniz Bölgesi’nin en büyük ili olan Samsun’umuzun güzel, şirin, turistik, yeşille mavinin kucaklaştığı… Alaçam ilçesinden en derin saygı ve sevgilerimi sunarım.\nAdım soyadım Hasan Sancak’tır. Alaçamlı=Köprübaşılı Halk Şairi, Reklâm Yazarı, Eğitimci, Gazeteciyim.24 senedir basının içindeyim.53 yaşındayım. Nagehan isminde bir kızım, Alp Cihan ve Boğaç Han isminde de iki tane erkek çocuk sahibiyim. Alaçam ilçesinde 01.01.1956 yılında doğdum. Aslen Trabzon'un Köprübaşı İlçesindenim. Bize burada Hacı Dedeoğlu Sülalesi (SANCAK)  derler. (Hacı Seyit Dedeoğlu’ nun-Merhum)  en büyük oğlu Yakup Sancak’ın oğluyum. Dokuz kardeşiz. Annemin ismi Emine, (Merhume)  babamın Yakup’tur.\n\nAlaçam’da sırasıyla Fatih İlkokulu'nu, Alaçam Lisesi’nin orta ve lise kısmını tamamladım.06.11.1980'de Samsun Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü'nü bitirdim. Aynı sene Ankara'da kurayı çekerek, 15.12. 1980 ’de Hatay ili Antakya Atatürk Ortaokulu’nda depo öğretmeni oldum.14. 01,1981’de ilişkimi kestim. 19.01.1981'de Antakya Şenköy Ortaokulu’na Stajyer Türkçe Öğretmeni olarak tayin edildim. 19.01.1982 de stajyerliğim kalktı.21.06.1981- 02.01.1982 yılları arasında müdür vekilliği üstlendim. Bu okulda 17.01.1983 tarihinde görevim sona erdi.15.12.1983 tarihinde Antakya Hassa Salmanuşağı Ortaokulu'na gönderildim. 15.01.1984'te Isparta 40'ıncı Piyade Alayı'nda, dört ay süreyle, askerlik görevimi er olarak gerçekleştirdim. 15.12.1985’te bu okuldan ayrıldım. Eş durumu dolayısıyla Samsun'un Alaçam İlçesi İmam Hatip Lisesi'ne tayinim çıktı. Burada 15.09.1999 yılına kadar vazife yaptıktan sonra aynı tarihte Alaçam Cumhuriyet İlköğretim Okulu'nda Türkçe Öğretmenliğine geçtim. Birinci dönem çalıştıktan sonra Kaymakamlık oluruyla ikinci dönem Fatih İlköğretim Okulu'na atandım. Millî Eğitim Bakanlığı'nın çıkarmış olduğu 'Norm Kadro' dolayısıyla 06.07.2000 yılında Alpaslan İlköğretim Okulu'na Türkçe Öğretmenliği görevine yollandım. 15 saat Alpaslan İlköğretim Okulu, 15 saat Karşıyaka İlköğretim Okulu'nda Türkçe dersine girdim.31.07.2001 tarihinde görevim sonlandı.2001 yılının ilk 6 ayında Karşıyaka İlköğretim Okulu ve Atatürk İlköğretim Okulu'nda Türkçe dersine girdim.31.07.2001’de Cumhuriyet İlköğretim Okulu'nda tekrar asil öğretmenliğe döndüm. Toplam 25 sene dört ay görev yaptım. 2005–2006 yılının Temmuz ayında emeklilik hakkını kazandım.\n\nBen; 1 Aralık 2000 senesinde, 44 yaşında, gördüğü gerçek rüya reklâm senaryosunu notere onaylatan ve bu tarihten sonra da rüyalarında reklâm senaryoları gören dünyadaki ilk ve tek kişiyim. O tarihten itibaren de düşümde reklâm senaryoları görerek, notere onaylattım. Reklâm senaryoları yazmayı sürdürdüm. 5 Aralıkla, 12 Aralık 2000 tarihleri arasında ulusal televizyon ve gazeteler beni dünya ve Türkiye’ye flaş haber olarak duyurdular. Coca Cola ve bazı büyük şirketler, benden dört beş sene sonra noter onaylı gerçek rüya reklâm senaryolarımın aynısını dünya ve Türkiye’deki ulusal kanalların reklâm kuşaklarında oynatmışlardır. Coca Cola’yı gerçek rüya reklâm senaryomun aynısını kopyaladığı için mahkemeye verdim. Samsun yerel mahkemeyi kaybetmiştim. Yargıtay’a itiraz ettik. Samsun Yerel Mahkemesinin verdiği kararı Yargıtay bozdu. Dava yakında Samsun’da tekrar başlayacaktır.\n\nŞimdiye kadar şiir kitaplarım, NOTER ONAYLI RÜYA REKLÂM SENARYOLARIM, Notere onaylattığım 'Televizyonlar İçin 300 e yakın İlginç Yarışmalarım ile kamuoyunun gündemine geldim. Çıkan üç tane şiir kitabım vardır. Bu kitaplarla birlikte basıma hazır 50 tane şiir kitabım ve 5000 tane şiirim bulunmaktadır. 50 tanesi notere onaylatılan 400 taneden fazla reklâm senaryomu RÜYALARIMI ÇALDILAR! ..İsmiyle  kitap haline dönüştüreceğim.Google’ye  Rüyalarımı Çaldılar, Blogcu Hasan Sancak, Noter Onaylı Rüya diye yazarsanız, yüzlerce sayfamla karşılaşırsınız. Şiir kitaplarıma desteklerinizi bekliyorum. Faturası kesilerek,  kitaplarımın iç karton kapaklarında renkli olarak, şirket tanıtımlarınızı sergileyebilirsiniz.\n\nBelirli yıllarda Alaçam'da (T.R.T-A.A.-İ.H.A.-D.H.A -HÜRRİYET-GÜNEŞ-ORTADOĞU-FOTOSPOR-HALK-SANCAK-ALTINOVA Gazetesi' nin muhabirliğini ve temsilciliğini yaptım.\nÇIKAN ŞİİR KİTAPLARIM:\n(O' DUR)  ÖĞRETMENİN EN GÜZEL ATATÜRK ŞİİRLERİ (2000) \nONLAR ANALARIMIZ -ÖĞRETMENİN EN GÜZEL ANNE ŞİİRLERİ. (2003) \nBENİM ANNEM MELEKTİ ('2005) \n\nHASAN SANCAK\nALAÇAMLI HALK ŞAİRİ\nREKLÂM YAZARI\n(EĞİTİMCİ-GAZETECİ) \nTEL: 0362–621 27 79\n0506–2730465 (Öğretmen Hattı) \n\nE-mail: noteronayliruya55@yahoo.com.tr\n\nYeni Cami Mah. Bafra Cad.4.Sok No 11\n55800-ALAÇAM-SAMSUN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyada sabır en güzel meyvedir",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nİnsanlar sabırla imtihan olur,\nDünyada sabır en güzel meyvedir.\nSabır eden kimse selamet bulur,\nDünyada sabır en güzel meyvedir.\n\nSabır öfkeden sıyrıldığın andır,\nSabır insanlara can veren candır.\nSabır Allah'tan öfke şeytandandır,\nDünyada sabır en güzel meyvedir.\n\nKızanlara büyükler sabır dermiş,\nSabrı bizlere Yüce Allah vermiş.\nSabreden derviş muradına ermiş,\nDünyada sabır en güzel meyvedir.\n\nHer derdin mutlaka çaresi vardır,\nSabretmeyi bilmeyen gönül dardır.\nÖfke baldan tatlı sabretmek zordur,\nDünyada sabır en güzel meyvedir.\n\nBu Yusuf her zaman sabırlı olsun,\nSabreden insanlar ecrini bulsun.\nİman edenler sabretmeyi bilsin,\nDünyada sabır en güzel meyvedir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyada Savaş Olmasın",
        "poet": "Veraş Çağlayan",
        "poem": "\n\nNe kanlar aksın, ne çocuklar ölsün \nÜlkeler huzurla neşeyle dolsun, \nSavaşlar bitsin, mutluluk gelsin\nDünyada hiç mi hiç, savaş olmasın.\n\nÖlüm kan kusar barış üstüne, \nBenden selam olsun barış dostuna, \nCanilerin bilmem kime kasti ne, \nDünyada hiç mi hiç kanlar akmasın.\n\nKopmuş bacak kolu, gözü nerede? \nSever insanları, nefret etmez yinede, \nAçın bakın ne var, kalbin içinde\nSavaşlar olmasın hiçbir ülkede. \n\nBarış ne güzel, ona doyulmaz\nRengi siyah beyaz nesli sorulmaz,\nBarış için yazan, Veraş kulun yorulmaz\nDünyada hiç mi hiç savaş olmasın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyadaki cennet ahret insanı",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nKutsal amel niyet dolu biridir\nDünyada yaşayan ahret insanı\nİyilik cennetlik kulun piridir\nDünyada yaşayan cennet insanı\n\nAllahın emrine uyarda gider\nNamazı ruhunda duyarda gider\nNe can ne canana kıyarda gider\nDünyada yaşayan cennet insanı\n\nAhret hali ile dünyada durur\nŞiirler çarkını kendine kurur\nNe harama nede şerre baş vurur\nDünyada yaşayan ahret insanı\n\nAllah lisanıyla zamanlar aşar\nCenabı lisanla dolup ta taşar\nCennet yazıları lisanı yaşar\nDünyada yaşayan cennet insanı\n\nSedat hünkar\n(karamecnun delioğlan)\nCENNET AHRET Şairi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Bu Dünyayı Sevemedim El Gibi",
        "poet": "İlyas Ateş",
        "poem": "\n\nBu dünyayı sevemedim el gibi\nGeçti gitti ömrüm esen yel gibi\nSuları kurumuş kuru göl gibi\t\nKurudum tükendim çöl olmuşum ben\n***\nHiçbir zaman dünya bana gülmedi\nHep ağladım gözyaşımı silmedi\nDünya bana hiçbir zaman yar olmadı\nKurudum tükendim çöl olmuşum ben\n***\nÇok ümitler ettim hep hayal kurdum\nÇok koştum peşinden çalıştım durdum\nHepsi boşaymış dünya yalanmış\nKurudum tükendim çöl olmuşum ben\n***\nDünya sahipsizleri acımadan öldürür\nHırsızı deccalı sever güldürür\nAdaletli insanlar hep çile çeker\nKurudum tükendim çöl olmuşum ben\n***\nDünya namertlerin dünya soysuzun\nDünya insafsızın dünya huysuzun\nDünya acımasızın dünya zalimin\nKurudum tükendim çöl olmuşum ben\n***\nAteşoğlu aldananlar aldansın \nVer onlara biraz daha eğlensin\nEn sonunda hak ettiğin alırlar\nKurudum tükendim çöl olmuşum ben\n\nxx\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyada VAN",
        "poet": "Abdullah Akar",
        "poem": "\n\nDünyada van  ahirette iman dediler\n  Uzaktan  yakından  görmek  için geldiler\n  Görenler  ne  güzel  diyar  dediler\n   Dünyada van ahirette  iman dediler\n\n  Huşap kalesi çavuştepe  van dediler\n  Akdamar adası çarpanak şelaleyi gördüler\n  Gidenler bir daha geri, görmeye geldiler\n  Dünyada van  ahirette iman dediler\n\n  Kimin  eline  geçer  böyle  bir  diyar\n  Her taşında,her karış  toprağında, tarih var                \n  Toprağını sıksa  biner şehit var\n   Dünyada van ahirette iman  dediler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler..",
        "poet": "Nihat Gülle",
        "poem": "\n\nDünyada sevilmiş ve seven nafile bekler\nBilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler\n                                                                 Yahya Kemal BEYATLI\n\nYahya Kemal “SESSİZ GEMİ” adlı şiirinde insanoğlunun en son ve en gizemli yolculuğu olan ölümü anlatırken,tüm yolculuklardan farklı olarak seven ve sevilenlerin giden sevgilinin ardından boşuna gözyaşı döktüğünü, giden sevgililerin bir daha geri dönmeyeceklerini bildikleri halde boş\nümitsiz de olsa beklemekten bir türlü vazgeçemedikleri,sonsuzluk gemisiyle sonsuz yolculuğa çıkan sevgililerin geri gelmeyeceklerini bilmezmiş gibi çaresizce beklediklerini anlatır.Kaybettiğimiz yakınlarımızın \nbir daha doğmayacak bir güneş gibi batıp gittiklerini bildiğimiz halde sanki bir gün çıkıp geleceklermiş gibi bir his duyarız.Belki de insan beyni kabullense de,insan kalbi sevdiklerini kaybetmeye proğramlanmamış olduğu içindir kimbilir.\n    Bir yolculuk,düşünün sessiz,sedasız uçsuz bucaksız bir deryaya açılmış,kaptanı mürettebatı görünmese de,yolcuları beklenen limandan alınıp bilinmeyen bir aleme doğru yol alıyor.Ne kadar,ürkütücü değimli? \nİşte,insanın dramı aczi burada yatar.Ne bir mendil sallanır,ne kol.\nSessiz gemi insanın beşeri varlığından ruhunu ayrılmış sonsuzluk yurduna yani son yolculuğa doğru ağır ağır yol almaktadır.Bu,yolculuk diğerlerinden oldukça farklıdır.Çünkü,giden sevgililer ne bir haber verecek,ne de bir daha geri döneceklerdir.Bu neden böyledir.Gidenler,gittikleri yerden niçin bir daha geri dönmez,bir haber bir selam göndermezler.Elbette,gidenlerin geri \ndönmeleri ve gittikleri yerden haber vermeleri muhaldir.Zira,Kur’anda bildirildiği gibi kendilerine Rabbinize inanınız diye insanları imana çağıran bir davetçiyi,bir uyarıcıyı işittikten sonra salih amel işleyecek kadar bir süreç tanınmış,sevabıyla günahıyla bu imtihan yurdundan ebedi aleme  uğurlanmıştır.Neden,haber vermiyorlar diye sorulacak olursa,insanlar kaybettikleri çok sevgili kendilerine göre çok iyi bir yakınlarının nasıl azap içinde kıvrandıklarını görür,ya da hiç ummadıkları birinin nimetler içinde cennette zevk ü sefa içinde olduğunu gördüklerinde bunun sebep ve \nhikmetini bilip kavrayamadıklarından,ilahi iradeyi adaletsizlikle suçlayabilir,muhtemelen isyan ve inkara sürüklenmelerine vesile olabilirdi.Hikmetinden sual olmaz.Burası insanın acze düştüğü,sözün \ntükendiği, ancak inanıp teslim olmakla sığınmakla geçilecek sarp bir geçittir.\nBu konuda bir ayet mealini vermekle   yetineceğiz.; \n'Bu azim ve güçlü olan Allah’ın taktiridir.'\nAllah doğruyu söyler,hidayet yalnız O'ndandır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyada tek çocuk bayramı 23 nisandır",
        "poet": "Demet Akkoyun",
        "poem": "\n\n23 nisan ulusal egemenlik çocuk bayramını\nBüyük küçük coskuyla kutlarız\nÇocukların seinç çığılıkları göklere yükseliyor\n23 nisan kutlamaları mutlu ediyor\n\nAtatürk  23 nisan bayarmını\nBiz  çocuklara armagan etti\nDünyada tek çocuk bayramı \nTürk çouklarına aittir\n\nAtatürküm  cumhuriyeti  23 nisanı\nÇok seviyordu\nBiz çocuklar atamı  güzel armağınına\nSahip çıkıp  atamızın yolunda yolumuza devam edeceğiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyadaki Cennet İstanbul",
        "poet": "Şahin Ertürk",
        "poem": "\n\nÇamlıca ya çıkıp seni seyretmek\nVapura binip boğazı dolaşmak\nUçan martılar la seni konuşmak\nBir başkalıktır başkalık İstanbul\n\nHer bir karende Tarihi solumak\nBeyoğlu Şişli de Sanat koklamak\nGüzelliği sende doğru yaşamak\nBir başkalıktır başkalık İstanbul\n\nGaribanın aşı sensin İstanbul\nHastanın ilacı sensin İstanbul\nKültürün başkenti sensin İstanbul\nDünyadaki cennet sensin İstanbul\n\nRessamın Tuali sensin İstanbul\nŞairin ilhamı sensin İstanbul\nKentlerin sultanı sensin İstanbul\nDünyadaki cennet sensin İstanbul\n\nBu kadar güzellik söyle nerde var\nDeniz var Tarih var Sanat var İş var\nVarların Düşlerin şehri İstanbul\nDünyadaki cennet sensin İstanbul\n\nBenzemiyorsun Paris’e Roma’ya\nMedeniyet Tarih sensin İstanbul\nSeninle yaşam kolay değil amma\nDünyadaki cennet sensin İstanbul\n\n(17.04.2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyada yanacağın kadar günah işleyin",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nSen ateşte yanmanın zorluğunu bilirsin,\nDünyada yanacağın kadar günah işleyin.\nAhrette ateşin üstesinden zor gelirsin,\nDünyada yanacağın kadar günah işleyin.\n\nCehennem içinde ebedi kalmayın yatı,\nGünahkar kullardan olup sonra olma kötü.\nCehennem ateşi dünyadakinin bin katı,\nDünyada yanacağın kadar günah işleyin.\n\nKötülükten kaçın iyi olan şeyleri kap,\nAhrette ateşin içine oturursun şap.\nAteşin şiddetini düşün öyle günah yap,\nDünyada yanacağın kadar günah işleyin.\n\nAteşten kurtulmak isteyen iyilik saçsın,\nHakka tövbe edip iyiliğe yelken açsın.\nYanmaktan korkanlar günah işlemekten kaçsın,\nDünyada yanacağın kadar günah işleyin.\n\nYusuf kurtuluşun senin hidayete ermek,\nAllahtan korkaran ona kendisini vermek.\nEn güzeli günah işlemekten uzak durmak,\nDünyada yanacağın kadar günah işleyin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyada Tek Adalet",
        "poet": "Fahri Bulut",
        "poem": "\n\nDÜNYADA TEK ADALET\nYaşım yetmişe değdi, hep adalet aradım,\nKalubeladan beri, her kaynağı taradım.\nAdaletle yaşayan bir kavim bulamadım,\nDünyada tek adalet, her insanın ölmesi...\n\nGüçlüler güçsüzleri, hem sömürmüş, hem ezmiş,\nDinci din alıp,  satıp, kindar yalanlar dizmiş,\nNamuslu yaşayanlar, tatlı canından bezmiş.\nDünyada tek adalet, her insanın ölmesi...\n\nYasaları yapanlar, kendi yasasın delmiş,\nZulme karşı koyanlar, hunharca öldürülmüş,\nYada zindanda konup, adalet yok delirmiş.\nDünyada tek adalet, her insanın ölmesi...\n\nGöye bilim çağıymış, zulüm durmuyor arttı,\nAdalet terazisi, utançtan yana yattı.\nHer devrin dönekleri, kalemlerini sattı,\nDünyada tek adalet, her insanın ölmesi...\n\nDoğru yazıp, söyleyen, dokuz köyden kovuldu,\nMustafa Kemalciler, kin, nefretle boğuldu.\nDönme, devşirme, hain, itibarlı sayıldı,\nDünyada tek adalet, her insanın ölmesi...\n\nBu nasıl Müslümanlık, kin ve nefret kusuyor? \nAllah’hu ekberlerle, kadın, çocuk kesiyor,\nİleri demokrasi, taraf olmuş coşuyor,\nDünyada tek adalet, her insanın ölmesi...\n\nRızazade, bu kara günler elbet bitecek,\nAydınlık habercisi, çil horozlar ötecek.\nÜlkemizden hainler, kaçıp kaçıp gidecek,\nDünyada tek adalet, her insanın ölmesi...\n14 NİSAN 2013\nFAHRİ BULUT RIZAZADE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyadaki Cennet Kütahya",
        "poet": "Şahin Ertürk",
        "poem": "\n\nDöner gazinon,Çinili camin le\nAdım başı akan,çeşmelerin le\nDünya ya ün salmış,çinilerin le\nDünyadaki cennet,sensin KÜTAHYAM\n\nSeramik başkenti,sensin KÜTAHYAM\nKaplıcalar şehri,sensin KÜTAHYAM\nKömür,Gümüş şehri,sensin KÜTAHYAM\nDünyadaki cennet,sensin KÜTAHYAM\n\nMadencinin aşı,sensin KÜTAHYAM\nHastanın şifası,sensin KÜTAHYAM\nOzanın türküsü,sensin KÜTAHYAM\nDünyadaki cennet,sensin KÜTAHYAM\n\nRessamın tuali,sensin KÜTAHYAM\nŞairin İLHAMI,sensin KÜTAHYAM\nKent lerin sultanı,sensin KÜTAHYAM\nDünyadaki cennet,sensin KÜTAHYAM\n\nDeğişmem seni PARİS E,ROMA YA\nMutluluk dolu,huzurlu yaşamın\nDoğru adresi,sensin KÜTAHYAM\nDünyadaki cennet,sensin KÜTAHYAM\n\nDuyarlı insanlar,sende KÜTAHYAM\nHisarlı Ahmet,Gaybi ler,Şeyhi ler\nSende yatıyorlar,sende KÜTAHYAM\nDünyadaki cennet,sensin KÜTAHYAM\n\nTavşanlı,Domaniç,Hisarcık sende\nSimav,Emet,Gediz,Tunçbilek sende\nAnlatılmaz sözle güzelliğin de\nDünyadaki cennet,sensin KÜTAHYAM\n\nSeni görmeyenler zararda inan\nSende yaşayanlar sevdalın inan\nSana neler yazsam,azdır az inan\nDünyadaki cennet sensin,KÜTAHYAM\n\n(17.07.2006) \nKARABORSA SEVGİ adlı\n5.nci şiir kitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyadaki cennet",
        "poet": "Hicabi Ceylan",
        "poem": "\n\nGözlerimi açtım dünyaya\nKarşımda ilk seni gördüm ana\nİlk seni tanıdım\nRabbimin vermiş olduğu en lezzetli nimeti\nSenin göüslerinden tattım ana\nCennet anaların ayaklarının altında derlerdi\nBen cenneti sende buldum ana\n\nHasta olduğumda, benimle hasta olurdun\nGeceleri uyumadığımda uykusuz kalırdın\nSenin çok uykunu böldüm ana\nHiç bir şey tutamazki senin yerini\nUnutmadım üzerime nasıl titrediğini\nCennet anaların ayaklarının altında derlerdi\nBen cenneti sende buldum ana\n\nGecelerime ay oldun aydınlattın yollarımı\nÜşüdüğümde güneşimdin ısıttın beni\nSen üzerine titrediğim ilk aşkımsın ana\nNe yapsamda ödeyememki senin emeğini\nBilmiyorum sanma, biliyorum beni ne çok sevdiğini\nCennet anaların ayaklarının altında derlerdi\nBen cenneti sende buldum ana\n\nYavruları için çarpar bütün anaların yüreği\nNe kadar büyüsekte, biz hala onların bebeği\nBiliyorumki, bizlerin mutlu olmasıdır onların tek dileği\nYemez yedirirler, giymez giydirirler, içmez içirirler\nBütün anaları seviyorum ana\nCennet anaların ayaklarının altında derlerdi\nBen cenneti sende buldum ana\n\nHicabi Ceylan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyadan İlginç Duyurular...7.",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\n-  En büyük saray Galatasaray...Başka saray yok...\n\n* Amigo - Sarı kırmızı *\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyadan İlginç Duyurular... 8.",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\n-   Kocam Televizyonda futbol maçlarını izlerken her maç süresince\nuzatmalar dahil bana eşlik edecek bir bey arıyorum...\n\n* Dişi Tilki Stacey * \n-İngiltere-Nottingham\n\n- Kaynak Haberler.Com.\n- 13.06.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyadaki Vahşet",
        "poet": "Engin Emre Çeken",
        "poem": "\n\nDünyadaki Vahşet\nAklımda duruyor\nAklımın elçileri olan parmaklarımda\nYazamıyorum kalbimin derinliklerindeki sözleri\nŞimdi dünya vahşet saçıyor\nHer gün bir haberle sarsılıyor Müslümanlar\nBir yandan İsrail öldürüyor çoluk çocuk demeden\nDiğer yanda Amerika öldürüyor Müslümanları\nAdı menfaat\nAslında niyetler farklı\nGerçek\nMüslümanları yok etmek\nPetrol değil rejim değil\nHer gün her saniye\nBir tek mümin öldürmek\n\nAslında gaye\nGözlerini dünyaya açan bir tek mümin çocuğuna\nHayatı zehir etmek\nNedir bilinmez bu hırs? \nDünyayı alsanız\nYinede doymazsınız\nBu sefer kendi kendinizi yersiniz\nPeki barış  ülkesi olan Türkiye\nÜç başlı yönetiliyor\nNe zaman alacağız aklımızı başımıza\nNe zaman gerçekleri anlayacağız? \n\nNedir bu çatışmalar\nNeyi paylaşamıyoruz\nHangi eller dokunuyor barış ülkesine\nHangi lanetli sözler üzüyor bu ülkeyi\nŞimdi de Türkiye mi? \nTarihimiz bütün dünyayı korkutmaya yeter\nİmanımız bir tek askerimize\nBinlerce askerin gücünü veriyor\nBiz tükenmeyiz\nSiz uğraşmaktan tükeneceksiniz\nNasıl ki müminlere belaysanız\nBilin ki bu ahlar\nSizin başınıza büyük belalar açacak\nVe yine Barış Ülkesi olan Türkiye\nAlnı açık başı dik duracak\n\nAdalet diyorsunuz\nİnsan hakları diyorsunuz\nÖldürdüğünüz bir tek çocuğun günahı\nZamanı gelince\nİnsan hakları ne demek öğretecek size\nDualar yükselecek semaya\nAynı anda\nAynı saniyede\nEllerimiz kalkacak semaya\nVe dualarımız kabul olunacak inşallah\nVe kötüler\no zaman yaptıkları eziyetlerin\nkarşılığın birer birer görecekler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyadır Pürmelalim",
        "poet": "Ersin Karaca",
        "poem": "\n\nUsul usul birikir en kuytumuzda\nKöhne duyumların beslediği\nKemer  kemer sularla akan günahlar\nBuyrukla inince dolu beyaz giysiler\nIrmak ırmak güneşe varmak ister\nTakatsiz kalır da sade bir deniz olur\nRüzgarın yüzü bu kadar mı bet\nOrman esrarlı bir uğultuda ürperir hala\nNerede paklanır o ruhlar hangi ırmakta\nSoyumuza beşik sallayan \nO kollar mı pusula\nAfrika garip\n Uzakdağ sığıntı\nYunan tanrıları çoktan öldüler\nArsız İsrail yakıp yıkmakta hala\nGanj bile boğamaz beni bilirim ve daha da kirli kılar\nBen milattan da eski ve en yeniden gelirim\nBırakın Dünyanın öksüz kızı \nAsya’ya bakakalayım\nO bir tebessümle esiveren mevsimle\nKucaklasın sonsuzluğu benliğim\nYüreklerin susadığı şiir-i ala damlasın\nİşte ve  işte benim tüm beklemim\nÖzlemim budur\nOkyanus  taşıran merhamet\nAşkı emziren büyüten cennet\nVe simsiyah sisleri dağıtan huzur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyalar",
        "poet": "Süleyman Daşdağ",
        "poem": "\n\nHer insanın kafasında var bir Dünya,\nGezer Dünya üzerinde, \nbir sürü Dünya…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyalarım",
        "poet": "Aziz Kerem Tuna",
        "poem": "\n\nİki farklı dünya yaşadım ben. Birincisi hesapsızca, pervasızca, bencil bir ‘gitme dünyası’. Öğretmenim çok güçlüydü, öyle ki benim ‘gitme dünya’mın kurucusu oydu. Kurdu ve gitti. Yalnızlık ağır geldi bana, kalamadım bu dünyada. Sonradan öğrendim, gitme dünyası birisinin hep gittiği bir dünyaymış ve kurucusu da benim zannettiğim gibi o değilmiş, ‘gitme dünyası’nın kuranı, içinde kalanıymış, gün gelip çıkmadıkça bunun bir kapan olduğunu göremezmiş.\n\nSonra bir başka dünyayı yaşıyormuş insan, ‘unutamayanların dünyası’. İlk bu dünyayı ben kurdum sanmıştım, onda da yanılmışım. Bu dünya zaten hep varmış ve ‘gitme dünyası’nın mülteci kampıymış. Paramparça hayallerin toplanıp yakıldığı bir meydan varmış. Tüm düş kırıntılarını alabiliyorlarmış, ufak bir operasyonla. Tüm düş kırıntıları ise duygularına karışırmış meğer, alınan duygularınmış. Onların yerine uyanlar ise yalnızca sitem, yalnızlık ve kırgınlıkmış, sana uyacak yeni bir his topluluğu bulunana kadar. Çoğu zaman da uygun bir donör bulunamazmış. Öğrendim, yaşayarak.\n\nKırgınlık ekletmedim, düş kırıntılarımın yerine. Sitem de yok, bünyem kabul etmedi. Yeni dünyada bana yalnızca ‘yalnızlık’ yetti. İçimdeki umutsuzluk yan etkisiymiş, kanayan yaralarıma sürdüğüm ilaçların. En garibi de kimseye rastlamıyorsun bu yeni dünyada, içine girince ise hiç garipsemiyorsun bunu. Saklambaç oynarken bir köşeye saklanıp, kurt olmadan çıkmak istemeyen bir çocuk gibi saklanıyorsun, yeni hislerden, hayallerden. Ben bir aynanın içine sakladım kendimi. Sonra da kırdım aynayı içerden, bakmak kimsenin aklına gelmesin diye.\n\nSoğukmuş saklambaç oyununun köşeleri, evet köşeliymiş saklambaç, her köşede biraz daha soğuyormuş insan hayattan. Küçük, kapaksız bir soba buldum bir duvar dibinde. Isınırım diye yaklaştım, soba kıvılcımlar saçarken çevresine. Gördüm ki ateşi ısıtmaz, yalnızca yakarmış. Her köşeden acaba sobelenir miyim diye gizli gizli bakarken, kırdığım aynaya geri döndüm ve ebe ortalıklarda yoktu. Gittim sobe dedim, cam kırıkları elime batarken. Canım acıdı, kızdım, çıkmak istedim aynanın içinden, daha çok kanadım, daha çok kızdım. Kendime kızdım, aynaya kızdım, ‘unutamayanların dünyası’na kızdım. Çıkmak istedim bu yeni sandığım, eski dünyadan. Verdiklerimizi alırız dedi, boşluktaki o ses. Al dedim istemiyorum, bir çocuk gibi ağlarken yaralarımın acısından. \n\nÇıktım dışarı, üşüdüm yeniden. İçimde derin bir boşlukla ama içim soğuk çıktım o dünyadan. Alınanların yeri asla dolmaz dediler çıkarken. Gözlerim ağlamaklı, burnum kızarmış, olsun dedim, omuzlarımı kaldırarak. Hayallerimi aradım ceplerimde, hiç biri yoktu yerinde. Ya düşürdüm, ya çaldırdım dedim kendime, sonra hatırladım kendi ellerimle ateşe attığımı onları. İki farklı dünya yaşadım, hayatımdan çalarak. Şimdi kendi dünyamı kurmaya karar verdim ve bekliyorum kanmamak için hiçbir şeye. İlk önce hayallerimi kurdum, gördüm ki içi dolmuyor, içimde boşluk oldukça. Dedim ya ben iki dünya yaşadım, yaralarım o günlerden kalma. Yine de ölmedim acılarımdan, arta kalanlar ise en büyük yan etki umutsuzluk ve içimdeki derin boşluk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyadaki ilk şehit Habildir",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nKardeşi olan Kabil öldürdü,\nDünyadaki ilk şehit Habildir.\nHak onu gökyüzüne kaldırdı,\nDünyadaki ilk şehit Habildir.\n\nBu gibi olan olaylar nadir,\nHer şeye Yüce Mevlamız kadir.\nŞehitliğin ilk halkası odur,\nDünyadaki ilk şehit Habildir.\n\nHabil'i öldürten şeytan idi,\nKabil'e öldürmelisin dedi.\nHabil ölünce yer gök titredi,\nDünyadaki ilk şehit Habildir.\n\nHabil Adem Nebinin varıdır,\nOnun medarı iftiharıdır.\nCümle şehitlerin serdarıdır,\nDünyadaki ilk şehit Habildir.\n\nYusuf ahirette ona ersin,\nCennete gidenler onu görsün.\nRabbim ona rahmeti bol versin,\nDünyadaki ilk şehit Habildir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyadaki Uzaylı Misafir Varlıklar",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nİşbirliği içinde, politika güdülür,\nKararlar sıralanır, çalışma sürdürülür…\n\nÜç uzaylı misafir, bunlar ki Dünya dışı,\nVerdikleri bilgiler, bozar alışılmışı…\n\nTeknolojik ve tıbbi, net bilgiler verilmiş,\nGeldikleri yerlerden, malumat edinilmiş…\n\nEvrenden bahsetmişler, ürpertici şeyler var,\nKökenlerimizi, geçmişi açıklamışlar… \n\nDiğer gruplar da var, ayrı gezegenlerden,\nHep gizlilik altında, meçhul hakikatlerden…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyalı Kadınım",
        "poet": "Nesrin Özyaycı",
        "poem": "\n\nAfrika da çöl ortasında doğdum,\nYalın ayak, ayaklarım yanarak yürüdüm,\nBüyüdüm, serpildim, çölde doğurdum,\nKulağıma halka küpeler taktım,\nKolumda tahta bilezikler.\n\nBaşımın üstünde taşıdım zamanı\nAsya da gezdim, orta doğuda yaralandım\nSevdayı, beynimde yüreğimde yaşadım,\nHer şeyi göklere taşıdım,\nYüceldim her şeyi yücelterek. \n\nAfrika da, \nKimsesiz bir kadın olarak yaşadım.\nBüyüler yaptım, tütsülerle kendimden geçtim,\nHindistan’a uzandım, uzak doğuya kadar, \nAvrupa’ya  uğradım  zaman zaman,\nAmerika’yı en son keşfettim,\n\nGeç kaldım ama\nKeşfedildim gizemli yolculuğumda\nKeşfedilmeyi bilmeden keşfedildim\nBuldum ve hiç kaybetmedim.\n\n(Gaziantep, 2000)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyalı Olsam",
        "poet": "Ozan ŞİAR Ağdaşan",
        "poem": "\n\nYıkılsın duvarlar,kalksın sınırlar\n                                             Gümrüksüz, kapısız DÜNYALI olsam\n                                             Kuşlar kanat çırpar, özgür uçarlar\n                                             Afrika-Avrasya- ASYALI olsam\n\n                              Nakarat: Barış Türküsü'nün KAVALI olsam! ... \n\n                                                             Yunus-Pir Sultanlar, Nazım el ele\n                                                              Eflatun-Cigerxun al- beyaz güle\n                                                             Mansur-Ferhat, Sirin öten bülbüle\n                                                             Ylla Güneş ile SEVDALI olsam\n\n                                               Aş k-Emek-paylaşım, biz- bize dese\n                                               Yağan “yağ mur” olsak; buluta, sise\n                                                Şiar Can ses verir, gür-özgür sese\n                                                Ovalı dağların  HEVALI olsam \n                                    Nakarat:...\n\n                   Söz ve Müzik: Ozan Siar Ağdaşan www.siarcan.com\n                   Yorum: Aşık Şah Turna (Şahturna)     \nAlmanca çeviri: Şirin Şafak Ağdaşan Müzik Grubu\nwww.safak-sirin-agdasan.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyalik Halim",
        "poet": "Alev Yavuz",
        "poem": "\n\nÇul oldu ipeklerim, kül oldu kilimlerim\nDünya malı dünyada, ahrete dileklerim\nHelâlden ekmek yesem, buz pınardan su içsem\nKelâmımla kalp dersem, Latifeyle güldürsem\n\nAğrısız olsun başım, alayla kalkmaz kaşım,\nGülerim doya doya, tadı yerinde aşım\nKimseden gelmez tayın, emeğim arkadaşım\nNefes alırım mutlu, azim iyi yoldaşım\n\nKaf dağına uğramam, burnum yerli yerinde\nŞatafata bulaşmam, yerli malı tercihte\nİsraftan çok korkarım, karınca karar kalpte\nDualarla sığındım, RABBİM her çare sende\n\n20/10/2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyalık Güzellik",
        "poet": "Tahsin Koç",
        "poem": "\n\nMevla’m kadını yarattı güzel\nMevla’m eşyayı yarattı güzel\nMevla’m hayatı yarattı güzel\nAma her şeyin ortası güzel\n\nVasat olmak her şeyin en güzeli\nEdepli olmak her şeyin en güzeli\nAhlaklı olmak her şeyin en güzeli\nAma dengeli olmak her şeyin en güzeli\n\nUnutmayın ki, bir imtihandır güzellik\nEy! Dostlar başa beladır, çok güzellik\nİnsanları kıskandırır, o meşum güzellik\nAma orta yerde olmaması, lazım güzellik\n\nNice insanları, yakmış kavurmuş güzellik\nNice kadınları, mağrurlaştırmış güzellik\nNice insanlara, ütopya olmuş o güzellik\nAma en iyisi, sahibinde saklı olandı güzellik\n\nTahsin güzeli sevdi ama güzellikten yana olmadı\nGüzellik her şeyi esir etti, ama kalıcı olmadı\nGüzellik çok şeyi götürdü, asla vefalı olmadı\nAma en iyi güzellik kalbi yüzüne vuran güzellik\n\n\t\t\tAnkara- 20.02.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyalık",
        "poet": "Arzu Şeker",
        "poem": "\n\nDünyalık Akraba olduk_\nDünyalık Arkadaş olduk_\nDünyalık kardeş olduk_\nDünyalık komşu olduk_\nDünyalık Dost_yar_yaren oldukta_\nBir Allah için_Bir Ahiretlik için Akraba,Arkadaş,Kardeş, Komşu,Yar ve Yaren Olamadık_\n\nvesselam\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyam",
        "poet": "Fatih Turan",
        "poem": "\n\nBir kadın düşüyorum ben\nAntartika olmalı biraz sevgisi bana sıcak dışarıya buz\nBirazcık da Amerika! Orospusu olmadan modernlik işte\nAz da biraz Asya, büyük olsun ama sevgisi\nÇok az afrika sevgime aç olsun çok değil sonra gider\nBüyük okyanustanda almalı payını, saf olsun gönlü\nAvrupa olsun istemiyorum kadınımın, herkes gözü önünde olmasın\nOkyanusyadaya gerek yok hani! Çok uzak olur şimdi o\nDünyam olsun istiyorum işte\nYa da 'Pangea' olsun benim olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyalarımız Karardı",
        "poet": "Candan Sevinç",
        "poem": "\n\nHiç çıkmadım kaydırağın tepesine\nBırakmadım kendimi özgürce yerlere\nHiç görmedim salıncağın dansını\nSarılmadım iplerine gönlümce\nKüçük bir köyde geçti hayatım\nBinemedim şehir denen heybeye\nKır kahvesinin yanındaki bahçeden\nFındık toplardık gündüz gece\nSaçlarımı annem keserdi\nGülleri kestiği makasla\nElbiselerimi annem dikerdi\nEllerine iğneler batıra batıra\nBir sonraki köyde okul vardı\nOraya kadar koşardık\nÖğretmenimiz seslenince\nTürkülerle oynardık\nŞimdi o günleri arıyorum\nBelki fakir belki mahzunduk ama\nTertemiz bir dünyamız vardı\nŞimdi refahlık içinde\nDünyalarımız karardı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyalıyım",
        "poet": "Kamil At",
        "poem": "\n\nCahil ulusum var diye insana kıyar\nIrkçılık faşizm bunca bahane duyar\nKendi kardeşini memleketi soyar\nCahil uluscu olsun ben dünyalıyım.\n\nKörler beylerine körce sınır çizmiş\nMemleket sevdalısı yoksulu ezmiş\nHakkını isteyenleri kurşuna dizmiş\nCahil uluscu olsun ben dünyalıyım.\n\nBen görmedim bahsediyor nurdan\nFakirleri insanı ezer ecelide burdan\nOnlara uyanlar insan öldürür ardan\nCahil uluscu olsun ben dünyalıyım.\n\nİnsanlık aynıdır kimmiş olağan üstü\nCahiller başkayız diye kanlar kustu\nFikirleri gram etmez bilinmez dostu\nCahil uluscu olsun ben dünyalıyım.\n\nÖvünmem ben amerika ya başkası\nDünya aynıdır banane uzay aşması\nKamil bitti insanın dosta yaklaşması\nCahil uluscu olsun ben dünyalıyım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyam",
        "poet": "Nazende Kaya",
        "poem": "\n\nDaha yolumuz uzun ama bir o kadar da kısa\nYeni doğmuş bebek kadar anneye muhtaçsa\nYanaklarıMdan birkaç damla gözyaşıNla\nAğlamak tadını bilmediğim dudaklarında DÜNYAM\n\nAmaç yazarak aşkı yaşadığını zannedenlere anlatmaksa\nİstediğiniz gibi olsun şayet hedef kaybolmaksa\nKaderden Mevla'dan korkarak kaçmaya çalışmaksa\nNeden niçin nereye neyi yazdığımı biliyorum DÜNYAM\n\nDepresyon delilik dengesizlik şayet kılıfsa\nKıvranarak bekleyememek sabırsızlıksa\nZoraki yaşıyorum sensiz lakin ant içtim yemin ettim\nAhiret sabahına selamım var beklemedeyim DÜNYAM\n\nS  İ   E  S   NAZ    HAK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyalıya Yetmiyor",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nEzanlar okunuyor, namaz vakti geçiyor,\nİbadetlerimizle, Rab hatırlatılıyor…\nKul bir şeyler unutmuş, bilgisizce yaşıyor,\nAhiret hatırlanmaz, gelen tür üzülüyor…\n\nEzan göğe taşıyor, geçmiş hatırlanıyor, \nSesleri kaybolmuyor, bir canlı gözetliyor,\nNasıl olsa özgürüz, bir yönden imreniyor,\nŞimdi kurtarılmışız, yarın yok olmuş türüz.\n\nAsırlardır gelirler, bu korsan uzaylılar,\nİşlerine yaramaz, bizim gezegenimiz,\nBoşuna geliyorlar, bu aptal uzaylılar,\nYeme içmeleri yok, uymaz ölçülerimiz.\n\nDevasa gemileri, boyutta park ederler,\nUygun yerleriniz var, dolaşan türlersiniz,\nSuyumuz dokunuyor, güneşimiz yetersiz. \nUzaklık fark etmiyor, teknikten bilirsiniz,\n\nAcaba neden gelir, çeşitli uzaylılar,\nDaha saldırmadılar, geçse bile yüzyıllar.\nBazısı turist gibi, hiçbir şeyde almazlar,\nBir gün saldıracaklar, barışçı olamazlar,\n\nÇok geldiler gittiler, hiç beğenemediler,\nDenizler mi zararlı, havamız mı dokunur? \nSu ve toprak uymuyor, çeşit çeşit türlerle,\nBoş gezegen mi ararlar, element mi yoksundur? \n\nBitkiler ve böcekler, bol hayvan çeşitleri,\nBunlar ki dostlarımız, tamamen kaynaşmışız, \nÇeşitli hastalıklar, virüsler ve mikroplar,\nBakteriler... Bunlarsa, mahvedecek sizleri,\n\nHiç boşa yerleşmeyin, Dünya size yaramaz,\nHangi tür yerleşti ki, aramızda yaşıyor,\nHayvan türündenseniz, rahat yaşanılıyor,\nYine de yerleşmeyin, Dünyalıya yetmiyor.\n\n(2001)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyam Karanlık Boş Kabir Karanlık Hoş",
        "poet": "Ömer Dağ",
        "poem": "\n\nBen ortada dört bir yanımda sevenler\nİyi gün kötü gün dostlarımla ile beraber\nSevenlerim gözü yaşlı üzgün ağlamaklı\nRiyakarlar arkamdan üzgünmüş gibi\nUğurluyorlar beni son yolculuğuma \nDünyam Karanlık boş, Kabir Karanlık hoş\nDönmek yok bu yolun sonundan nafile\nGidiyorsun istemeye istemeye çaresiz\nHer sey geride kalıyor  senin elinde değil\nZaten mutluluk uzaktı bana hep uzak kaldı\nUğurluyorlar beni son yolculuğuma \nDünyam Karanlık boş, Kabir Karanlık hoş\nİlk günüm ile birde son günüm varmış\nYaşamayı beceremediğim yalancı dünyada\nBir tek seninle yaşadıklarım kar kaldı \nBak bitti işte bütün çektiklerim ruhum rahat\nDostlar Uğurluyorlar beni son yolculuğuma \nDünyam Karanlık boş, Kabir Karanlık hoş\nHayalin hep gözlerimin önündeydi peri gibi\nİsmin dudaklarımda sahadet duam oldu\nKabir taşım olmasada olur kim gelecek\nYaşarken ezildim dua eden gercek dostum\nYarın bilmece gibiydi hic çözemedim \nDünyam Karanlık boş, Kabir Karanlık hoş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyam Değişti Bir Anda",
        "poet": "Sabri Aksu",
        "poem": "\n\nSaat yirmiiki sularında\nEski izmir yolunda\nSeyahat ederken motorumla\nDünyam değişti o anda\n\nMotorum her şeyimdi\nHız yapmak hevesimdi\nBir anda beni yere serdi\nDünyam döndü onunla\n\nBinerdim motoruma\nDünya gelmezdi umuruma\nHerkes kızardı bu huyuma\nGirmezdi bir şey kulağıma\n\nGençtim kanım kaynıyordu\nArkadaşlar gazlıyordu\nAnnemse yapma diyordu\nDinlemedim döndü dünyam\n\nAnnem her gün uyarmıştı\nNasihatlar hep batmıştı\nMeğer herkes haklıydı\nAnladım yeni doğduğumda\n\nİşe çok zor girmiştim\nZaten zar,zor geçinirdim\nŞimdi ben halt ettim\nAnladım gözüm açtığımda\n\nÇok söyledi Sabri abim\nŞimdi kızar yazar dedim\nKeşke onları dinleseydim\nDeğişecek şimdi dünyam\n\n24.06.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyam Duygularım ve Ben - 16",
        "poet": "Özden Çakmak",
        "poem": "\n\nSevgilisinden ayrılan doğanın \nElemidir sonbahar.\nYavaş yavaş solan sevgiler \nGün gelir ki\nBir esinti ile kopar gider.\nNafile çırpınmak,\nGeç kalmış ağlamak,\nÇaresiz küçük çınar,\nBeyaza bürünmüş o karanlığa\nSeninle birlikte dalar,\nBütün hayaller, duygular...\nGönlünde kalan bir kaç kırıntıyı da\nZaman rüzgarı toparlar.....\n\nVe sonra birden\nDoğa ve koca çınar ve ben \nGörmeden gören gözleri\nDuymadan siyah ıslıkları\nYeniden hazırlanır karşılamaya,\nYeni gelen baharı.......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyam Karardı",
        "poet": "Celal Oymak",
        "poem": "\n\nSenelerce gece gündüz demeden,\nAdını yazdığım defter sarardı.\nÖmrümce kimseye sitem etmeden,\nSevginle kurduğum dünyam karardı.\n\nSana gelen yollar sırat köprüsü,\nKaprisin ve nazın ömür törpüsü,\nAçılmadı bir gün umut kapısı,\nAşkınla kurduğum dünyam karardı.\n\nSeni sevebilmek imkânsız gibi,\nÇektiğim çileler dermansız gibi,\nAşka giden yollar fermansız gibi\nSevdanla kurduğum dünyam karardı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyamı Buldum 2",
        "poet": "Emin Çelimli",
        "poem": "\n\nBakmıyor körmüşüm körmüş gözlerim\nYeşil gözlerinde dünyamı buldum \nYaşanmamış boşa geçmiş günlerim\nYeşil gözlerinde dünyamı buldum\n\nYaramı sardı o yeşil gözlerin\nRuhumu okşadı tatlı sözlerin\nYaza erdi kalbim geçti güzlerim\nYeşil gözlerinde dünyamı buldum\n\nSanırdım geçecek boşa yıllarım\nHiç yeşermeyecek kuru dallarım\nSeninle kaderim güldü bahtlarım \nYeşil gözlerinde dünyamı buldum\n\nTalih mi çıkardı karşıma seni\nYoksa kaderimin hediyesi mi\nYeniden dirilttin sevgilim beni\nYeşil gözlerinde dünyamı buldum\n\nArtık mevsim bahar son buldu kışım\nGönül bahçemde hiç susma öt kuşum\nBaşım durmaz döner sana sarhoşum\nYeşil gözlerinde dünyamı buldum\n\n                  Emin ÇELİMLİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyamda nefretin zerresi yok",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nAy  dolunay benim gönlümde\nKaranlığın gönlümde ziyası yok\nBin bir çiçek var sevgi bağımda\nBülbüller öterken seher vaktinde\nKainatı yaratanın sır kapısında\nDünyamda  nefretin zerresi yok\n\nHalil ÇOLAK 01.10.2008\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyamı Buldum",
        "poet": "Emin Çelimli",
        "poem": "\n\nBakmıyor körmüşüm körmüş gözlerim\nYeşil gözlerinde dünyamı buldum \nYaşanmamış boşa geçmiş günlerim\nYeşil gözlerinde dünyamı buldum\n\nYaramı sardı o yeşil gözlerin\nRuhumu okşadı tatlı sözlerin\nYaza erdi kalbim geçti güzlerim\nYeşil gözlerinde dünyamı buldum\n\nSanırdım geçecek boşa yıllarım\nHiç yeşermeyecek kuru dallarım\nSeninle kaderim güldü bahtlarım \nYeşil gözlerinde dünyamı buldum\n\nTalih mi çıkardı karşıma seni\nYoksa kaderimin hediyesi mi\nYeniden dirilttin sevgilim beni\nYeşil gözlerinde dünyamı buldum\n\nArtık mevsim bahar son buldu kışım\nGönül bahçemde hiç susma öt kuşum\nBaşım durmaz döner sana sarhoşum\nYeşil gözlerinde dünyamı buldum\n\n                  Emin ÇELİMLİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyamız 1",
        "poet": "Müfit Aksakal",
        "poem": "\n\nMilyonlarca yıl önce,\nDünya kızgın bir toptu.\nGüneş ile dönerken,\nOndan ayrılıp koptu.\n\nYıllarca yağmur yağdı.\nHer bir yanı su aldı.\nYavaş yavaş soğudu,\nDağ,deniz,ova oldu.\n\nGüneş vurdu ısıttı,\nTopraktan bitki çıktı.\nCanlılar çoğaldılar,\nYeryüzünde kaldılar.\n\n(Öğretmenim,Başarı Yay.İstanbul 1993)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyamın çiçeği Köyüm",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nDünyamın çiçeği Köyüm\n\nKatlanır insan şehre\nKöye bu hasret olmasa...\nKöyüm dünyanın çiçeği\n\nKovalayın şu bayramı\nYine gidemedim köyüme \nKöyüm dünyanın çiçeği\n\nŞimdi yollarında olmalıydım köyümün\nHer bayram günü\nBoğazım düğümlenir\nNeden gurbetteyim diye...\nKöyüm dünyanın çiçeği\n\nO köy  dünyanın çiçeği  köy...\nDeresi rüyalarıma giren gül köy\nBayram sadece onda bayram\nDere meler kuzu meler..\nGönlümün yasını bir o köy siler\nOrmanında güzel kuşlar\nKaranlığıma yıldız kuşlar\nAnne mezarı-baba mezarı...\nAh hayatta olsaydı o melekler\nSolmak için mi dünyaya gelir çiçekler\nO açıp solan çiçekler\nBekler beni her bayram\nKöyüm dünyanın çiçeği\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyamın Rengi Kirli",
        "poet": "Elşen Hudiyev",
        "poem": "\n\nKayboluyor her şey, düşlerken iyi\n\tDokunmak hayal\nŞu tabiat benim için değil ki,\nRenklerim yok, gözlerimde perde var\n\nGökyüzüm açık gri, çiçeklerim kurşuni\nGüneş beyaz sımsıcak\nBenim dünyamın rengi kirli\nGüllerimse simsiyah\n\n(29 Nisan 2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyamız",
        "poet": "Aysel Çelik",
        "poem": "\n\nKimi yerde keder, üzüntü acı\nTektir çaresi sevgidir ilacı\nÇocuklar mahsun, bir lokma ekmek bulamamışlar\nBir deri bir kemik kalmış, sevgiyi duyamamışlar\n\nKimi yerde yeşil, yemyeşil kırlar\nÇocuklar mutlu, sevinç parlar\nAğaçlar kolkola mutluluk salar\nİnsanlarda birbirlerine sevinç yayar\n\nKimi yerde bozkır dağlar ard arda\nSevgi ile acı bir arada\nYeşillikler sönmüş, yerini siyaha bırakmış\nİnsanlar ölmüş, yerini kemiklere bırakmış\n\nDünyamızdır bu onu koruyalım\nHer yerine sevgi, mutluluk koyalım\nDünyamızdır bu onu sevelim\nHer yerini yeşil, yemyeşil koyalım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyamız",
        "poet": "Selim Ataş",
        "poem": "\n\nDünyamız boşlukta seyahat eder,\nGecesiyle gündüzünü incele.\nDöndükçe mevsimler meydana gelir,\nİlkbahar,kış hem yazını incele.\n\nMadem boşluktadır neden düşmüyor,\nÖz yörüngesinden asla şaşmıyor.\nDenizler doluyor amma taşmıyor,\nİçinde yaptığı tuzu incele.\n\nDikkat selim usta eyleme hata,\nYaradan affeder seni  elbette.\nHakka tevekkül et dön ibadete,\nGünde beş vakit namazını incele.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyamız Aynı",
        "poet": "Ali Güneş",
        "poem": "\n\narılarımız kardeş\nkardeş atlara biniyoruz\npapatyalarımız aynı\naynı yoncayla beslenen\nkardeş ineklerin sütünü içiyoruz.\naynı ağaçların altında \nterli\nyorgun uyuyoruz.\n\nkedimiz kardeş\nköpeğimiz kardeş\nkardeş kurt\nkarınca kararınca\ndeyimi var mı dilinizde bilmem ama\naynı\naynı kadını sevmemiz \nayrılık acımız aynı\naynı saygıyla ölülerimizi uğurlarız\nacıya yakarışımız aynı\ngözyaşlarımız kardeş.\n\ndinlerimiz ayrı\ndilimiz ayrı\nama illaki ortak yanları var\nkökleri aynı\ntarlamızdaki toprak\ndağ başı türküleri,\nbozkır yanıkları\nayıkladığımız ot aynı.\n\nen evrenselimizdir şarap\nve ekmeğimizdeki maya\nve de bölüşmek \nyemekten\nsudan\nkedere \nbiz kesin ayrıyız\nkeşif düşman\noysa oysa değil midir ki\ntanrımız aynı!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanı Beraberinde Taşı",
        "poet": "Hüseyin Sönmez",
        "poem": "\n\nNerede olursan ol,\nDünyanı beraberinde taşı,\nAkıtmazsın o zaman gözyaşı.\n\nSeninle beraber olsun,\nHep mihrabın,\nDinsin gözyaşın,\nBitsin ahın.\n\nGecen,gündüzün,sabahın,\nSerinliğin,ayazın,\nYalvarman,yakarman,\nNazın,niyazın,\nHep onunla olsun.\n\nNerede olursan ol,\nDünyanı beraberinde taşı,\nAkıtmazsın o zaman gözyaşı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyan Kıraç",
        "poet": "İkram Gökhan Akcebe",
        "poem": "\n\nEvde, üç televizyon ihtiyaç\n Dışardan yemeliyiz millet aç! \n Kapıda olmalı iki tane araç\n Olmamalı insan ele muhtaç! \n Derin dondurmalı yiyeceği,\n Sürekli değiştirmeli giyeceği! \n Alacaklılar kovalıyorsa kaç! \n Sakın ha milletin ağzına düşme,\n Düğün, dernek paraları saç.\n Bidaha mı geleceğiz dünyaya? \n Aşık Nalburi senin dünyan kıraç\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyan Kararmasın",
        "poet": "Turgut Çakır",
        "poem": "\n\nSevda ateşi yanınca\nAşk kapını çalar\nSevincin dağ olur\nKekik gözlerin coşar\nMutluyum diye haykırırsın\nDağlar ovalar seni dinler\n\nSevda ateşi sönünce\nAşk kapısı kapanır\nSevinç gider\nKekik gözler solar\nÇile bülbülüm çile dersin\nDünyan kararır\n\nHayat acısı yakar yüreğini\nDikenli yolda\nYapayalnız kalırsın\n\nHele bir gir el içine\nNeler çıkar karşına\nSeviyorum demek yetmez\nAşıkım demek yetmez\nBenzin solar\nBuzdağı çıkar karşına\nÜşürsün \n\nEyvaaah! Ben ne yaptım\nDüşünmeden sevdalandım\nŞimdi dikenli yolda\nYalnızım dersin \n\nSevda ateşi yanınca\nAşk kapını çalar\nSevincin dağ olur\nKekik gözlerin coşar\nMutluyum diye haykırırsın\nDağlar ovalar seni dinler\n\nSevda ateşi sönünce\nAşk kapısı kapanır\nSevinç gider\nKekik gözler solar\nÇile bülbülüm çile dersin\nDünyan kararır\n\nSuçlu ararsın\nNefsine ağır geleni\nSevgiline yüklersin\n\nNe ararsan kendinde ara\nNe ararsan kendinde ara\nBulamazsan çare\nAçarsın kalbinde yara\n\nSevda ateşi sönünce\nAşk kapısı kapanır\nSevinç gider\nKekik gözler solar\nÇile bülbülüm çile dersin\nDünyan kararır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyamızın Süper Güçlü Ülkeleri",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nÇin Halk Cumhuriyeti 2 Milyon 285 bin kişilik son sistem teknolojik donanımlı\naskeri güce...\nAmerika Birleşik Devletleri 1 Milyon 477 bin kişilik son sistem teknolojik\ndonanımlı profesyonel askeri askeri güce..\nHindistan Cumhuriyeti 1 Milyon 325.000 kişilik teknolojik donanımlı askeri\ngüce..\nRusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti 1 Milyon 200 bin kişilik son\nsistem teknolojik donanımlı askeri güce..\nVe\nKore Demokratik Halk Cumhuriyeti 1 Milyon 106 bin kişilik son sistem \nteknolojik donanımlı askeri güce sahipken\nBiz ne durumdayız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyamız",
        "poet": "Alaettin Işık",
        "poem": "\n\nTüketen kadar üreten varsa,\nSuçlu kadar suçsuz vardır..\nVarlık olunca yokluk olur,\nBu dünyada hep çokluk olur..\n\nKötülük kadar iyilik varsa,\nKaranlık kadar ışık vardır..\nBatıl olmazsa eğer hakkın,\nKıymeti olmaz olur..\n\nDertler kadar derman varsa,\nİlkbahar sonra sonbaharsa,\nYaz gelirse sonu kıştır..\nSen gel her şeyi yakıştır.\n\nİkilik var, birlik de var,\nSusmak kadar konuşmak ta,\nSevgi gerektir, kin gerektir.\nKızgınlığa sabır sebeptir.\n\nKadın olmalı, erkek olmalı\nKainatın  tüm yapısında,\nİnsan yaratır, hayvan yaratır,\nBitki gerektir toprağına..\n\nGüzel olmalı, çirkin olmalı,\nSavaş sonu barış olmalı,\nYaşam olunca ölüm elbette\nCennet de var, cehennem de..\n\nGece olunca gündüz gerek,\nHer iyiliğe bir kötülük,\nDüzen olsun kaosa yok gerek,\nBilgi gerek aslında bilinmeze..\n\n29/02/2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyamız; BANA CENNETİ VERDİ: Ben DÜNYAYA NE VEREBİLDİM? . HAKKINIZI HELAL EDİN EY KARDEŞLER! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nPir Olunca; Öğrencine: Dünyayı Nasıl Göreceğimizle İlgilisin! .\n\nPir Olmak Bana Rahatsızlık Verir: İnsan Kendi Gözüyle Görsün! .\nPir Sayarlar, Diyerek; Arif SAĞ Hocamıza TESLİM OLMADIM: BEN! .\nAyrıca; Düşünceme Esir Olmuş, Bir İnsan, Yetiştirmek İstemem! .\nBüyüklerimizin Hakkı Daha Ulu; Beni Değil De Büyükleri Dinle! .\n\nKimsede; ŞU DÜNYAMIZI BENİM GÖZÜMLE GÖRME ZORUNLULUĞU YOKTUR! .\n\n{Metin Yazarı: Kemal KABCIK / ANTALYA / 08 Nisan 2013 Pazartesi 18:42:24}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyamızı Koruyalım",
        "poet": "Süleyman Vardar",
        "poem": "\n\nSahip çıkıp çevremize\n                                               Biraz işe yarayalım\n                                               Yeşil doğa cennet bize\n                                               Dünyamızı koruyalım\n\n                                                      Yaşamaktan bezmeyelim \n                                                      Karıncayı ezmeyelim\n                                                      Sokakları üzmeyelim\n                                                      Dünyamızı koruyalım\n\n                                               Ormanları yakmayalım\n                                               Heyalanı sokmayalım\n                                               Felakete bakmayalım\n                                               Dünyamızı koruyalım\n\n                                                      Cazip moda hatırası\n                                                      İşte ozan faturası \n                                                     Temizliğin tam sırası\n                                                     Dünyamızı koruyalım \n\n                                               Süper gücün ilahları\n                                               Bu kan kusan belaları\n                                               Kırıp bütün silahları \n                                               Dünyamızı koruyalım\n\n                                                    Geçmişten bir ders alalım\n                                                    Gelin biraz yorulalım\n                                                    Siyah beyaz bir olalım\n                                                    Dünyamızı koruyalım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın bekçileri",
        "poet": "İsa Kantarcı",
        "poem": "\n\namaçların çiçek açsın\nyeni hünerler öğreten \nüreten amaçlar\nkusursuz tohumlar\ndünyanın bekçileri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın Bütün Çocuklarına Karşı Yazılmıştır",
        "poet": "Fazıl Hüsnü Dağlarca",
        "poem": "\n\nHepiniz elele bir halka yapsanız\nRüyadan ve şarkıdan bir halka\nVe almasanız kimseyi ortanıza\nBenden başka\nMasallar gibi silinse etrafımız\nŞehzadeniz olsam sizin\nBiz mektebi ve dersi ebediyen terkettik\nNe olurmuş anneler vermezse izin\nSeyretsem yüzünüzü bir....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın Çobanı",
        "poet": "Enver Özdil",
        "poem": "\n\nTok olan bilemez açlığın hali\nTokun boynunadır açın vebali\nSazı alıp Koca Veysel misali\nMes dilinden çarık ile konuşur.\n\nTavuk olur darı ambarı görür\nDeğirmeni bekler, taşı döndürür\nDenizdeki fırtınayı dindirir\nFikret gibi balıkçıyla konuşur.\n\nAyı olur oyun oynatamazlar\nİçi boş tencere kaynatamazlar\nMasalı ninniyi söyletemezler\nÇocuk olur ekmek aştan konuşur.\n\nBir kuru kemiği rüyada bulan\nSokak kedisidir perişan olan\nKalaylı kaplardan yiyecek alan\nKuyruk sallar, çiğerciyle konuşur.\n\nKirmen geniş döner, incedir iği\nAteşe tutmadan pişer mi çiği? \nKurdun dile gelip açım dediği\nTur Dağı’ında Musa ile konuşur.\n\nTek dişli canavar her an pusuda\nSaçtığı zehirler havada, suda\nYuvalanmış iki yüzlü Batı’da\nGökyüzünde İsa ile konuşur.\n\nAmerika kuzu postuna girer\nİngiltere olur kan izi sürer\nKuzey’e, Güney’e dört yana ürer\nÇoban olur sürü ile konuşur.\n\nVietnam’da, Kamboçya’da, Kore’de\nİran, Irak, Afganistan nerede? \nKazak, Özbek, Kırgızistan sırada\nBölüp bölüp pay etmekten konuşur.\n\nSilah satar ülkeleri kaldırır.\nBaş kaldırırlarsa gözün yıldırır\nKadın erkek, çoluk çocuk öldürür\nKızılhaç’tan Unicef’ten konuşur.\n\nAmerika hapşırırsa İngiliz nezle\nNe kadar gidecek bu iki yüzle? \nDost ahbap görünür hepisi bizle\nYunan, Rum’dan, Ermeni’den konuşur.\n\nEnver kapat artık bu bahsi yeter\nDomuz sürüsünden olur mu katar? \nEliyle devleti devlete çatar\nDili ile sulh hukuktan konuşur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DÜNYANIN DEĞERLİ VARLIĞI  KADIn...",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\nDÜNYANIN  DEĞERLİ  VARLIĞI  KADIN...\n\n       Merhaba saygıdeğer gönül dostlarım. Sevgiler, selamlar ileterek dünyanın çok değerli varlığı kadın diyorum. Çünkü dünya nüfusunun çoğunluğu kadınlardan ibaret olup onlarsız hayatın yaşanmayacağını çok iyi algılamak lazım. Türk milleti olarak bizler kadınımızı ar, namus sayarak her türlü belalardan, felaketlerden korumaya çalışırız. İslam dinimizde de uhrevi alem için cennet kadınların ayakları altındadır denildiğine göre o annelerde birer saygı değer kadındır kıymeti de iyi bilinmelidir.\n\n      Dünyada sekiz mart kadınlar günü ilan edilmiştir, mayıs ayı içinde de anneler günü kutlanmaktadır. Şahsım olarak bu kutlamaların birer günle sınırlı kalmasını yetersiz buluyorum. Kadınlar ve anneler gününün kutlanması bence uzun olmalıdır. 44 yıllık sanat hayatımda: Kadınların sorunlarını, Erkeklerin yorumlarını, İyi kötü durumlarını, Yaza yaza bitiremedim. Bu konuyla ilgili binlerce adet şiirlerim var.\n\n      Kadınlar bir çok ülkede seçme ve seçilme hakkına sahipler. Türkiye Cumhuriyeti devletimizde de kadının yeri ve önemi apayrıdır. Kadın erkek eşitliği önem arz eder. Kadından aza vardır, muhtar vardır, belediye başkanı, vekil, bakan vardır bir dönem kadın başbakanımız bile oldu. Bir çok kurum ve kuruluşlarda görev alan kadınlarımız hizmetlerini başarıyla yürütmektedirler. Kadının olmadığı yerde huzur aramayınız.\n\n     Bazı ülkelerde maalesef kadınlarımıza şiddetler uygulanmakta savaş bahanesiyle anne karnında çocuğuyla katledilmektedir. Kadının yokluğu, insanlığın yok oluşudur. Dünyada ki sürdürülen savaşların yerini artık barış almalıdır. Kadınlarımızın bin bir emeklerle yetiştirdiği çocuklar, gençlerimiz, yiğitlerimiz kurşunlara hedef olmaktadır. Sınırsız insanlık suçu işleyenler mutlaka adalet önünde hesaba çekilip ceza almalı.\n\n      Kadın erkeğin kölesi olamaz. Bu zihniyeti taşıyan kişilerde asla huzur bulamaz.\nKadın saygı görmek ister, değer verildiğini anlamadıkça orada ruhu bunalımlar yaşar. Telli duvağıyla haneye gelen gelinin kadının olarak kabul ederken artı ve eksilerine katlanman gerekiyor. Eşinle diyalog kurmadıkça sorunlar askıda kalır. Kadına nazik ve kibar davranılması gerektiği gibi iltifatlarda sunarsan menfaatinedir.\n\n    Her erkek hanede sorumluluğunu biliyorsa bu da kadınının başarılı olmasındandır.\n Eşinizle tatsızlıklar yaşasanız bile bunu çocuklarınıza yansıtmamanız gerekiyor. Çünkü çocuklarınızın da  istikbalinin parlak olması lazım. İnsanın her günü aynı olmayabilir. Bazı erkekler eve bazı nedenlerden dolayı morali bozuksa bunun ilacı da kadındır. Elinden geldiğince erkeğine sahip çıkarak kini, öfkesini yatıştırmalıdır.\n\n      KADIN: Kim diyor ki şeytan diye, Şeytan alır mı hediye? , Karalıyorlar ne diye? ,\nKadın tatlılar tatlısı. Bade akıyor dilinden, Her iş geliyor elinden, Baş tacıdır evvelinden, Kadın tatlılar tatlısı. Diken biziz güldür onlar, Evlenenler bunu anlar, Eşit hak tanır kanunlar, Kadın tatlılar tatlısı. Tatlıyı da onlar açar, İçine lezzeti saçar, İlgisiz sen elbet kaçar, Kadın tatlılar tatlısı. Nice iltifatlar sunsak yine de az gelir. Kırk yıllık evli bir erkek olarak eşime hiç bir şiddet uygulamadım, örnek olmaya çalıştım.\n\n     Kadınlarımız dünyanın hatta uhrevi aleminde en değerli varlığıdır. Allah erkeklere ne güzel emanet vermiş. Bu emaneti dinimizin kurallarına göre korumamız gerekir. Kadınlarımız aslında kendini koruyabilecek güce ve kudrete de sahiptir. Yeter ki onların elinden yetkiler alınmasın. Saygı, sevgi ve hoş görü sunarak mutlu olunuz. Tüm dünya kadınlarına, annelerine saygı ve selamlar iletiyorum. Hoşça kalınız.\n\n*****  DEĞERLİ  KADIN  *****\n\nOnunla kurulur gerekli düzen,\nRuhun ferahlığı, darlığı kadın,\nBeddua alıyor onları üzen,\nDünyanın değerli varlığı kadın.\n\nAdem ile Havva insan sayıldı,\nBeraber oldular evlat yayıldı,\nKimi toprak oldu, kimi ayıldı,\nHanenin huzuru, sağlığı kadın.\n\nOğluna, kızına, eşine bakar,\nÇalışır, çabalar terleri akar,\nTorunu kucaklar mis gibi kokar,\nYuvanın birliği, dirliği kadın.\n\nŞanı, şerefini bir ömür korur,\nEşine sadıktır sözünde durur,\nAsla barındırmaz kibir ve gurur,\nErkeğin namusu, arlı dır kadın.\n\nZekice fikriyle yardıma koşar,\nÖzel günlerinde elbette coşar,\nNice engelleri güçlükle aşar,\nDaima çekiyor zorluğu kadın.\n\n*****   KADININI  SEV   *****\n\nErkeğe nikahlı gelin gidiyor,\nKadın güzellikle donatılmıştır,\nKimi dünyasını zindan ediyor,\nKadın sevmek için yaratılmıştır.\n\nCeza Allah'tandır eli kaldırma,\nTabanca, bıçakla sakın saldırma,\nEmaneti koru, saçı yoldurma,\nKadın sevmek için yaratılmıştır.\n\nHizmeti sunuyor çocuğa ana,\nKadınlık görevi gösterir sana,\nEvlilik hayatı erdirme sona,\nKadın sevmek için yaratılmıştır.\n\nVicdan, merhametli yüreği yufka,\nHakaret yapsa da kulağı tıka,\nCiddiyet takınır, götürmez şaka,\nKadın sevmek için yaratılmıştır.\n\nZeki Cennet'ini dünyada seçti,\nKırk yıllık hayatı yariyle geçti,\nBirlikte çalışıp, yedi ve içti,\nKadın sevmek için yaratılmıştır.\n\nZEKİCE KÜLTÜR ve SANAT EVİ ISPARTA.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın bütün kuşları birden uçsa 2",
        "poet": "Çetin Akyıl",
        "poem": "\n\ndünyanın bütün kuşları birden uçsa\ngökyüzü kuş dolsa\nne güzel olur, ne güzel olur\nbarış savaşı dövse \ntüm canlar buna gülse\nne güzel olur ne güzel olur\nyoksulluk defolup gitse\nbütün bayraklar çaput\nbütün paralar pul olsa\nne güzel olur ne güzel olur\nölüm çoluk çocuktan elini ayağını çekse\ndünyanın bütün çocukları hep birden gülse\ngüzel olmaz mı hiç \nne güzel olur, ne güzel olur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın Çarkı",
        "poet": "Şehmus Kartal",
        "poem": "\n\nBu dünyanın işinden hiçbirşey anlamadık,\nKalmadı umudumuz işimizden ayrıldık,\nMinnet altında hergün bir hayat yaşıyoruz,\nBu dünyanın çarkına kapıldık gidiyoruz.\n\nZamane insanların gayesi nam kazanmak,\nŞöhret olmaktan geçer köşeye yazı yazmak.\nHedefine dört nala koşuyor şu insanlar,\nHiçbir engel tanımaz değerlenir fırsatlar.\n\nMakam mevkiye hasta olanlar çift oynuyor,\nBu arzunun peşinde koşanlar sır vermiyor.\nBakılmıyor kişinin başarı çizgisine,\nMakama yakışsada buralarda işi ne.\n\nHayatın tecellisi bu tür terslikle dolu,\nSarılmış tüm çevremiz ortalık nefret dolu.\nTemiz bir dünya için dürüst olsak hepimiz,\nGönlümüz hep bir olsun kin tutmasın içimiz.\n\nBütün fırsatlar için birlikte çıksak yola,\nKurnazlığı atalım birlikte biz kol kola.\nAtalım maskeleri hile bize yakışmaz,\nBize iltifat lazım gerisi hiç yaramaz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın en güzel kimyacı gözlerine...",
        "poet": "Oropa Seni",
        "poem": "\n\nUmut; \nKafdağındaki Hüma kuşu değilmiş ki; \nTutasın besleyesin bir ömür boyu, \nUmut hep senin olsun...\n\nUmut; \nYıllanmış şarapta değilmiş ki; \nBütün mahzenleri kurutasın sabaha dek, \nUmut hep içinde coşsun...\n\nUmut; \nParada pulda değilmiş ki; \nÇalışıp, didinip elde edesin, \nBozup bozup harcayasın...\n\nUmut; \nUmut sendeymiş güzelim, \nUmut seni sevmekteymiş.\nYalnızlığımda yıldızları karalara boyadığım akşamlar, \nPerilerüstü şemalin gözlerime vurduğu an \nO güzelim saçların hüznümü süpürüyor, \nGökyüzünü eşsiz ezeli gülüşün \nYıldızları gözlerinin parıltısı doğuruyor, \nYıldızlar artık daha bir canlı, daha bir yıldız.\n\nGözlerin umut, sesin umut\nGülüşün, bakışın, hayalin umut, \nKalbin umut, ruhun umut....\n\nDedim ya umut sendeymiş, \nBen sende, benlik sende! ....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın Çivisi",
        "poet": "Vedat Sadioğlu",
        "poem": "\n\nDünyayı büyük bir ev düşünün\nTahtadan yapılmış bir ahşap ev\nYapımında sadece çivi kullanılmış\nÇiviyle tutturulmuş kocaman bir ev\n\nÜzerinde yedi milyar çivi\nYarısı erkek, yarısı dişi çivi\nEn kuvvetlisi ana çiviler\nEn sağlam tutan da bu çiviler\n\nYuvayı yapan kuşlar, dişiler \nDünya evini de yapan dişiler\nGenç, yaşlı, engelli, anneler, kadınlar\nDünyanın dengesi ve her şeyidir onlar\n\nBir kız, bir kadın, bir anne zarar görse\nŞiddet görse veya hayata küsse\nEv temelinden sarsılır, deprem geçirir\nTemelden bir çivi oynadı demektir\n\nEğer tek bir kadın öldürülse\nDünyanın temelinden bir çivi eksilir\nDünya evinin dengesi bozuldu demektir\nYerinden çıkan, 3,5 milyar dişi çividen biridir\n\n“Alçalır insanlık, elbet sefil olursa kadın \nSosyal yaşamın esası ve temeli olan kadın\nAncak erdemli olursa görevini yapabilir.”\nBunlar, Atatürk’ün kadına verdiği değerdir\n\nKadın; anadır, hayattır, canandır, candır \nBir can ki, birçok cana bakandır\nKüçük bir kız, geleceğin annesidir\nKadın canları korumak gerekir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın En Güzel Kadını",
        "poet": "Akdağ Ersoy",
        "poem": "\n\nKime sorsalar,\nDünyanın en güzel kadını kim diye? \nAslı unutur,\nHemen deyiverir; \nBenim kadınım diye.\n\nBana sorsalar,\nDünyanın en güzel kadını kim diye? \nUlu kadınlardan ve annemden sonra\nDünyanın en güzel kadını; \nBenim kadınım derim.\n\nHzrn05 / Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın En Güzel Özlem'ine",
        "poet": "Anıl Keçeliöz",
        "poem": "\n\ngeçecek seneler yine senle\nve ben yine o haylaz kardesin olarak\n karsında duracagım\nilk çocukluğum ilk büyümüşlüğüm \nablam\nneresinden tutarsam tutayım zamanın\nçıkışı olmayan sevgi bahçemsin\nbabamı bekleyenimsin akşam sefalarında\nçikolata umudumsun okul çıkışlarında\nnereye gidersen git hep yanındayım\nher neredeysem olacaksın yanımda\nablam.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-*^^? Dünyanın En güzel Gözleri",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\n\t\tDÜNYANIN EN GÜZEL GÖZLERİ\n\n\tOnu tanıdığımda,19 yaşımdaydım.Dayımlara gitmiştim.Nur yengem,canım sıkılmasın,kuzenlerimle vakit geçireyim diye,beni kendi evlerine götürmüştü.Akşam,hep birlikte televizyon seyrederken,komşuları geldi.Şükran teyzeyi,gündüz tanımıştım.Akşam eşiyle geldiklerinde ise,Şükran teyzeyi öpmüş,amcanın da elini sıkmıştım.Pek ilgilenmemiştim.Amca arkamdaki koltuğa oturmuştu.Konuşmaların odağı olmuştum.Herkes,benim ne kadar harika olduğumu anlatıyordu.Utanıyordum.Susuyor,yerimde büzüldükçe büzülüyordum.Amca,ilgimi çeken,çok güzel şeyler söylemeye başlamıştı.”Kim bu? ”diye düşünerek,yavaşça arkama döndüm.Hiç abartısız,tutunmasam düşecektim.Başım dönüyordu,ayaklarım yerden kesilmişti.İçime,evrenin tüm güneşleri dolmuştu sanki.Sevgi dolu,ışıl ışıl,bir çift lacivert göz bana bakıyordu.Güzel yüzünü,başının üzerinde,hafif mavimsi,bembeyaz-yoğun saçları süslüyordu.Gülümsedim ona.Konuşmaya başladık.Yaşamıma,geleceğime dair bana çok güzel şeyler söylüyordu.O sevgiyle yanan gözler,yüreğime-beynime kazınmıştı.Dayımlarda kaldığım süre içinde,her gün yanıma geldi.Benimle çok ilgileniyordu.Bir gün konuşmalarımız sırasında,”Sen hayatta çok başarılı olacaksın.”dedi.Hafifçe dalga geçerek,”Nereden biliyorsun? ”diye sordum.”Çünkü önce gülmeyi öğrenmişsin.”Yanıtını aldım.Sustum.Ne anlama geldiğini? Tam kavrayamamıştım.Sonra bir gün yine,”Sen çok zekisin,İngilizce öğrenebilirsin.Hemen öğren.”dedi.Tamam,söz yanıtını verdim şaşkınlıkla.Eve döndüğümde anneme,İhsan amcamı anlattım ve İngilizce öğrenebileceğim bir kitap istedim.Kitabı aldı annem.Alfabesinden başlayarak,öğrenmeye başladım.Tekrar dayımlara gittiğimde,kitabı ve çalıştığım yerleri gösterdim.Sınav yaptı beni.Gözlerinden damlalar düştü.Üzüldün mü? diye sordum.”Hayır,sen çok başarılısın.Ben de çok mutlu oldum.İnsan mutlu olunca da duygulanır.”Diyerek,koluyla omuzumu sardı ve öptü yanağımdan.Uçmuştum sevincimden.Onun yanında kendimi çok güçlü,daha bir insan ve mutlu duyumsuyordum.O benim,manevi babamdı.Keşke gerçek babam olsaydı,düşünceleri takılıyordu usuma.Ona sık sık telefon ediyordum.Çok işi olsa bile,her arayışımda,beni sevgiyle,sevinçle karşılıyordu.Tatlı sevgilim,güzelim gibi sözler söylüyordu.Kitabımı çıkarttığımda,benimle birlikte mutlu oldu.Kardeşim evlenecekti.Ben onca işin,karmaşanın arasında,İstanbula gidemeyecek,nikaha katılamayacaktım.Annem beni,çok eski bir tanıdığımıza bırakacaktı.Gündüz,Şükran teyzemi aradım.Bize gelsene Nilgün dedi.Çünkü dayımlar da nikaha gidecekti.Sorun olmaz mıyım teyzeciğim? dedim.Hayır,Figen’le sana bakarız.Hem o da çok sevinir dedi.Figen kızlarıydı ve benim de arkadaşımdı.Serdar ve Amerikadaki oğulları da arkadaşımdı.Tereddütlüydüm.Onları yormak istemiyordum.Akşamüzeri,İhsan amcamı aradım,kısa süreliğine veda etmek için.Hayır,hiçbir yere gitmiyorsun,bize geliyorsun dedi.Biliyor musun? Şükran teyzem de çağırdı beni.Tamam gelirim dedim.O bir şey söyleyecek ve ben yapmayacaktım.Olanaksız bir şeydi bu.Gittim.Hayatımın en güzel 18 gününü geçirmeye.Bir haftalığına gitmiştim.Annemler dönünce de beni bırakmadı.İstediğin kadar kal dedi bana.O aileyle ben birbirimizi öylesine benimsemiştik ki.İhsan amcam,telefonu bile yanıma koyuyor,sen bak telefonlara diyordu.Telefonu açıp,buyurun ben kızlarıyım diyordum.Figen sanıyorlardı,hayır ben Nilgün’üm diye açıklama yapıyordum.Figen evliydi.Sabah yanıma geliyor,akşam eşiyle dönüyordu evine.Sanki,asıl ailemin yanındaydım.Şükran teyzemin komşularıyla,Figen’in arkadaşlarıyla,çok güzel vakit geçiriyordum.Ama en güzel zamanım,İhsan amcamla geçiyordu.Akşam yorgun geliyordu.Cin-tonik bardağını alıp yanıma oturuyordu.Konuşuyorduk.Kahkahalarla gülüyorduk.Ben seviyorum diye,her gün bana,çikolata getiriyordu.Ben çocuk muyum? getirme diyordum.Yalnız çocuklar yemez ki.Kilolu olmasam,ben de yerim.Sen çikolata seviyorsun,ben de seni yanıtını veriyordu.Sonra da,kimin daha çok sevdiğine dair,tatlı bir yarışma başlıyordu aramızda.dinlenmek için kanepeye uzanırdı ve uyurdu.Sanki soluk bile almazdım.Sessizce otururdum.Keşke,başını kucağıma alabilsem ve onu ben uyutsam diye geçirirdim içimden.Komşulara ve başka gezmelere giderdik.Çok,çok mutluydum o evde.Hiç dönmek istemesem de,benim başka bir ailem ve evim vardı.Yüreğimde sonsuz sıcaklıklar ve bi dolu  anıyla döndüm eve.FONO Mektupla Öğretimin İngilizce bölümüne Baş vurdum.İlkokul diploması gerekiyormuş.Dışarıdan sınavlara girerek,aldım diplomayı.Sonra İngilizce kursuna başladım.Bir yıllık dersi,6 ayda aldım.Son 8 dersi alamadan,sınava gittim.Kalemle yazamadığım için,kursa başvuru yaparken,yardımcı öğretmen istemiştim.Sınav günü,bana öğretmen vermediler.Benden daha az bilen birini verdiler yanıma.Ayrı bir odadaydık ama süre aynıydı.Zaman,zaman harf harf yazdırarak,soruları yaptım.Tüm haksızlıkları,eşitsizlikleri aşarak,on üzerinden 8’le almıştım ilk sertifikayı.Son 8 dersi de çalışabilseydim,kesinlikle on olacaktı notum.Kursta tek engelli bendim.Başaramadığı için ağlayanlar vardı.Ben çok mutluydum.İhsan babam için başarmıştım.Ankaraya,eve döner dönmez,müjdeyi verdim.Çok mutlu oldu.Bu daha başlangıç,sen çok şey başaracaksın dedi.İkinci kursu normal süresinde aldım.Bitirme kursunda,en iyiler sınıfındaydım.Doktorlar,mühendisler,üniversite öğrencileri,çeşitli mesleklerden insanların arasında,mavi boncuk gibiydim.Yine aynı haksızlıklar,eşitsizlikler.Ama söke söke,çok iyi bir notla aldım sertifikamı.O akşam,arkadaşımla deniz kıyısına gittim.Bira içerek kutluyordum başarımı.Herşey yolundaydı,çok güzeldi.Ama içim öyle sıkılıyordu ki…Kendimi dalgalara bırakmak istiyordum ve nedenini anlayamıyordum.İstanbul’a gideceğim zaman,İhsan amcamı aramış ama ulaşamamıştım.İşi çıkmıştı hep.Eve döndüğümde aradım.Hem yeni kitabımın hem de son sertifikamın müjdesini vermek için.Telefona oğlu Serdar çıktı.”Babanla görüşebilir miyim? ”Dediğimde,”Maalesef babayı kaybettik.”yanıtını aldım.Bir tek,”Hayır,olamaz.”sözleri döküldü dudaklarımdan.Nefes alamıyordum.Ağlayamıyordum bile.Kapattım telefonu.Serdar aradı bu kez.”İyi misin Nil? ”dedi birkaç kez.Sonunda konuşabildim.”Tamam,iyiyim merak etme.”Dedim ve nasıl olduğunu sordum.O yaz çok sıcaktı.Zaten kalbi rahatsızdı.Şükran teyzemle alışverişe gitmişler.Şükran teyzem,onu eve yollamış,kendisi de ekmek almaya gitmiş.İhsan babam,duş alırken fenalaşmış,dayanamamış yüreği.Ama dedi Serdar,epey mücadele etmiş.Banyodaki izlerden belli oluyormuş.Yaşamayı,sosyal hayatı çok seviyordu.Telefon biraz çalmasa,ne oldu bunlara diyerek.Kendi arardı arkadaşlarını-dostlarını.Hayatımın en güzel insanı yoktu artık bu dünyada.Çok üzülmüştüm.Onun,güneşlerle dolu,harika lacivert gözleri,toprağın altında çürüyemezdi.Usum-yüreğim kabul edemiyordu bunu.Sanki dünyada tek başıma kalmıştım.Ama onun istediği gibi yaşayacaktım.Bana dostluğun,gerçek anlamını öğretmişti.Yine bana,benden çok inanıp güvenmişti.Hayatımdaki tek çıkarsız,yani zorunlu olmayan,gerçek sevgiydi.Anne bile,çocuğu olduğu için sever.O benim hiçbir akrabam,ailem değildi.Sadece,İNSAN’dı.Bilinçle,isteyerek,içten gelerek sevmişti beni.”Bu dünyada,en  çok seni seviyorum.”derdim ona hep.Hala en çok onu seviyorum.Yaşamımın armağanıydı bana,tıpkı adı gibi.BU ŞİİR USUMDAYDI HEP.GÖZLERİNİ YANIMDA TAŞIDIM.BİR BARDAK SUDA.AÇILDIM OKYANUSLARA.DUYUYOR MUSUN.SESİMİ YOLLADIM SANA.ÇIĞLIKÇIĞLIĞA MAVİLER.Evet.O,beni duyuyor,görüyor,hep inanıyor.Konuşuyorum içimden onunla.Ve bir gün,ruhum beyaz bir ışık olup uçtuğunda.Onun yanına gidecek.TEŞEKKÜRLER GÜZEL İNSAN’IM.İYİ Kİ GİRDİN HAYATIMA.SANA LAYIK OLMAYA ÇALIŞIYORUM.\n\t\t\t\tNilgün ACAR 22. 06. 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın en büyük  adamı kim",
        "poet": "Sebahattin Kömürlü",
        "poem": "\n\nAtatürk arkadaşlarına sordu Dünyanın en büyük insanı kim\n- Dünyanın en büyük insanı kimdir? \n- Timur''dur Paşam! \n- Değil.\n- Fatih''tir.\n- Değil.\n- Yavuz Sultan Selim.\n- Değil.\n- Alpaslan.\n- Değil.\n- Napolyon.\n- İskender.\n- Değil.\nNafile! .. Ne derlerse Atatürk \"değil\" diyordu. Dalkavuklardan biri dayanamadı:\n- Sizsiniz Paşam., dedi.\nAtatürk, bu zatı tersledikten sonra, sualinin cevabını kendisi verdi:\n- Dünyanın en büyük insanı Hz. Muhammed''dir. Ölümünden bu yana bin üç yüz sene geçtiği halde, günde beş vakit, Cenab-ı Allah'tan sonra adı söylenen Hz. Muhammed (s.a.v) ''dir...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın en güzel yeri TÜRKİYE",
        "poet": "Haşim Koç",
        "poem": "\n\nMilyonlarca yıldızın kaynaştığı yer\nBahçede kuşların oynaştığı yer\nAşk şarkılarının söyleştiği yer\nAcaba neredir diyesim gelir\nTÜRKİYE TÜRKİYE diyesim gelir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın En Temiz Adamı",
        "poet": "Şair Yıldızgölgesi",
        "poem": "\n\ndünyanın en temiz adamı benim\nbahse bile girerim\n\nbebek gibiyim\nyalan bilmem\nyüzüne gülmem\narkasından sövmem\nçıkarım için sevmem\ninanmayan gelsin izlesin\n\nçocuk gibiyim\nkusurları hoş görürüm\nolduğum gibi görünürüm\nen temiz en doğru en dürüst\neeen doğrudürüst benim\ninanmayan buyursun gözlesin\n\nmelek gibiyim\nşeytanın sesine\nkimsenin üçüne beşine bahçesine\nçıtırına fıstığına fahişesine\ndönüp bakmam bile\nyoldan çıkmam ne yapsanız nafile\ninanmayan gizlice dikizlesin\n\nadamlık aleminin en temiz adamı benim\nbebek gibi melek gibiyim ben\ng e c e l e r i   u y u r k e n...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın Bütün Çiçekleri",
        "poet": "Ceyhun Atuf Kansu",
        "poem": "\n\n\"Bana çiçek getirin, dünyanın bütün\nçiçeklerini buraya getirin! \"\nKöy öğretmeni Şefik Sınığ'ın son sözleri.\n\nDünyanın bütün çiçeklerini diyorum\nBütün çiçekleri getirin buraya,\nÖğrencilerimi getirin, getirin buraya,\nKaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer\nBütün köy çocuklarını getirin buraya,\nSon bir ders vereceğim onlara,\nSon şarkımı söyleyeceğim,\nGetirin getirin...ve sonra öleceğim.\n\nDünyanın bütün çiçeklerini diyorum,\nKır ve dağ çiçeklerini istiyorum,\nKaderleri bana benzeyen,\nYalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları,\nGeniş ovalarda kaybolur kokuları...\nYurdumun sevgili ve adsız çiçekleri,\nHepinizi hepinizi istiyorum, gelin görün beni,\nToprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.\n\nDünyanın bütün çiçeklerini diyorum,\nAfyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini\nBacımın suladığı f....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın En Güzel Rengi",
        "poet": "Savaş Karaduman",
        "poem": "\n\nKızım Helin’e (2)\n\nDünyanın en güzel rengi; insan rengidir\nKara ve Beyaz \nVe Sarı \nVe Kızılderili olmak\nVe rengârenk insan tadında gülmek\nEn çok çocukların yüzüne yakışır kızım\nUnutma…\n\nGülüm, gül yüzlüm, kıvırcığım \nGöğsümün kafesinde çarpan yüreğim\nDili isyan, bakışı isyan \nVe gülüşü; masal ortasından fırlayan bir dev kadar büyük \nMini minnacık sevdiğim, sevdiceğim\nBiriciğim,  kızım benim…\nEvde, işte, sokakta\nSıcak bir çay deminde, bir okul kantininde\nKoyu sohbet bir bakış\nSağanak bir yağmur, balta girmemiş bir orman \nVe dipsiz bir okyanus ortasında\nYoksul bir gözyaşında\nBir sevinç,  bir gülüş, bir düş\nİçini yakıp kavuran hasret \nKalabalık bir meydan \nVe ıpıssız bir yalnızlık ortasında\nKeşfettiğin tüm renkler\nUmutlar, özgürlükler, barışlar\nSevinçler ve gülüşler hep insan renginde olsun… \n\nSarı; papatyanın, gülün, güneşin \nKırmızı; zulme karşı isyanın \nYeşil; ana dilinde yasaklanmış bir aşkın\nKaçağa düşen sevdalı bir bakışın\nVe sarı \nVe kırmızı \nVe yeşil \nRüzgârı çalınmış bayrakların\nYasaklanmış düşlerin, gülüşlerin\nVe tarifi imkânsız tüm acıların rengidir kızım\nUnutma…\n\nMavi; gökyüzünün, ay ışığının\nVe hüzünlü bir yürek gibi\nKendini kıyılara vurup duran denizin\nSevinçli ve dingin bir anın\nDizginsiz yüzümüzde yayılıp duran tebessümün\nUmudun\nÖzgürlüğün\nAşk yoluna revan olmuş kesintisiz bir bakışın\nVe içimizde koşturup duran sevdaların rengidir…\nMor; cesur kadınların rengidir.\nDirenişe mevzi olan dağların\nSümbülün, hercai menekşenin\nVe sardunyalı penceremizin gülümseyen yüzüdür…\n\nAşkın rengi, her yürekte farklıdır kızım\nSevincin rengidir bazen \nHüznün, içimize kor gibi düşen acıların…\nMutluluğun rengidir bazen \nYüzümüzü hınzırca istila eden gülüşün…\nİçimizi yakıp yıkan hasretin\nYüreğimizi öksüz koyan ayrılıkların \nElele tutuşmanın\nGöz göze bakışmanın\nSarışmanın ve kavuşmanın rengidir bazen…\n\nDalından düşen her yaprak; ayrılığın\nİçimizde ki gam\nYüreğimizdeki her yıkıntı; hüznün \nVe ağlamak; çaresizliğin ana rengidir \nUnutma…\n\nBir tanem, can tanem, kar tanem, aşk tanem \nSevdiceğim, kızım benim…\nŞimdi sen;\nSavaşa karşı barış için\nO minik ellerin\nVe masal ortasından fırlayan bir dev kadar büyük olan\nO muhteşem gülüşünle\nTüm renklerin üzerinde gezmeli\nRenkleri birbirine kavuştura kavuştura\nKardeş gibi el ele tutuştura tutuştura\nBiraz bulut, biraz güneş\nBaşımızı sokacak bir ev\nİçinde toz toprak oynadığımız bir sokak\nVe bir uçurtma -kuyruğu yıldızlara takılan-\nMavi bir deniz\nDalgasında çocuk gibi sallanan balıkçı kayıkları\nTepesinde çığlık çığlığa martı kuşları\nBiraz çiçek, karlı bir dağ başı, küçük bir dere \nEn yeşilinden bir ağaç, dalında ötüşen kuşlar\nVe zafer işaretleri ile barışa koşuşup duran\nÇocukların resmini çizmelisin; \nKara derili, beyaz, sarı ve Kızıl derili\nTüm çocukların yüzüne\nYüzlerinden taşan koskocaman gülüşler sığdırarak\nVe yanlarına kendini de katarak…\n\n22 Eylül 2001\nSavaş Karaduman\n\n22 Eylül 2001… kızım Helin sekiz yaşında, hayallerini kâğıda dökmeye, sayfalarca resim çizmeye ve boyamaya oldukça hevesli… Benim gibi renk körü bir babadan hiç değilse az da olsa resim çizmeyi beceriyor diye yardım alıyor… Birlikte renkli ve keyifli zamanlar geçiriyoruz…”hadi ağaç ve kuş çizelim… Hadi bulut çizelim… Hadi deniz çizelim… Hadi gemi, yelkenli, kayık çizelim… Hadi el ele oynayan çocukları çizelim…” aklına o an ne gelirse başımın etini yiyor…”hadi… Hadi…” diyerek. \nİtiraf etmeliyim ki; bazı akşamlar bende karşı atağa geçerek “hadi uyuyalım Helin…” diye kızımın resim saldırılarından kurtulmak istediğim anları örgütlemeye çalışırdım.\nAkşamları uyumak için yatağına girdiğinde yanına uzanır ona masallar anlatırdım… Bazen masal kitaplarından bazen de yaşamın gerçeklerini masala dönüştürerek… Anlattıklarımı sonuna kadar dikkatle dinler, İnadına uyumazdı… Benim masallarımın bitmesini bekler ve  “baba sana rüyamı anlatayım mı “ diye sözü benden alır rüyalarını, okuduğu ve dinlediği tüm masalları birbirine bağlar, birbirine harmanlar, masallara yeni olaylar ve kişiler ekler ve kafasında düşlediği her şeyi masal tadında uzun uzun anlatır, roller tersine döner ve kızım bana masallar anlatırken bende bi güzel uykuya dalar giderdim… \nBen de yaşadığımız bu güzel anları anmak, unutmamak ve “beni masallarıyla bi güzel uyutan” kızıma teşekkür etmek için doğum gününde bu şiiri yazmış ve armağan etmiştim…\n           Seviyorum seni yüreğimin şahanesi… Bir tanesi… \n          “ …Gülüşü; masal ortasından fırlayan bir dev kadar büyük…” olan mini minnacık sevdiğim, sevdiceğim, biriciğim,  kızım benim…\n           İyi ki doğdun… Yaşamının en güzel ve en zor anlarında yüzünde biriktirdiğin gülüşün, yüreğinde yeşerttiğin sevgin her daim yolunu aydınlatan ışığın ve rehberin olsun…\nBaban…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın En Güzel Şehrindeyim",
        "poet": "Volkan Yoruç",
        "poem": "\n\nDünyanın en güzel hayali bende\nNe renkli çiçekler bezeli\nNe de gökkuşağında görmeyeli deniz maviyi\nDünyanın en güzel şehrindeyim\nSabahları açarken penceremi uçuşur memleketimin kuşları\nGünaydın der gibidir cıvıltıları\nAnların kıymetini bilenlerdenim\nBilemez pek kimse\nDünyanın en özel şehrindeyim \nBoğaza eğildiğimde derin mavi çarpar yüreğime\nNe dalgalarım kırılır\nNe de galata bana darılır\nDünyanın en aşık şehrindeyim\nYürürüm bulvar bulvar\nYanımdan geçer zülüflü kızlar\nDolmabahçede çevre parklarda turlarlar\nHerkese merhaba\nDünyanın en güzel şehrindeyim\nNeden mutlu olmayayım, çünkü seninleyim\nKöşedeki yaşlı amca merhaba\nKomşu teyze, üniversiteli arkadaş benden dir bu selamlama\nDünyanın en güzel şehrindeyim\nBakırköy de üsküdar da\nOrtaköy de taksim de\nBen her yerde sende benle\nYürürüm cadde cadde\nSenden yadigar umutlarla yüreğimde bu şehrimde\nEnsemden üflerken meltem \nBen dünyanın en güzel şehrindeyim ve hala gönlüm sende\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın En Uzun Burunlu Adamı",
        "poet": "Halil Işık",
        "poem": "\n\nkaranlık bahçenin tam ortasında,\n\nyüreğinde, çok tanrılı bir gecenin…\n\nyanlışlıkla çiçek açmış bir ağaçtınız\n\nçamaşır balkonlarından damlayan,\n\nkasıma tavsamış bu içyazda\n\nTanrı’m, bu sizin kaçıncı dalgınlığınız? \n\nselâm verdim,\n\nyine beni çıkaramadınız…\n\ngözlerim elverirken yaşamaya,\n\ngerilmiş kollarım bağlıydı,                      \n\nbaşkasının hayat uçlarına\n\nsiz; dünyanın en uzun burunlu adamı; \n\nşu hayatta, sizcileyin olmak varmış\n\nahh, kendinize bir mektup daha yazsaydınız…\n\niç denize varamayan o nehrin mâtemini hatırlardınız,\n\ngülüp geçtiğiniz her şey gibi,\n\ngeride kalırdı aklınız, evet…\n\nişte, sizin o muhteşem aklınız; \n\ntırnaklarınız kadar hızlı uzayan; \n\nyüreğinizle yumuşattığınız\n\nnasıl, bir kadının memelerinde, bir şehre iniliyor; \n\nsanki uzak dağ köylerinden\n\nsert bir kahramanlıktan, yumuşak bir cesârete\n\nbilirim, çok yerlere, ellerinizden önce isminiz varır\n\nutanmadan bir de hayal kurarsınız,            \n\nizin bile almadan, olmadık yerlere\n\ngünler, geceler boyu, kayıp bir şemsiye gibi aradığınız; \n\no meşhur dalgınlıkta,\n\nömrünüzü bir törpü gibi kısaltan insancıklarınızla,\n\nbaşkalarının salyalar akıttığı,\n\nkenevirden dokunmuş bir ip gibi sımsıkı hayatınız\n\nsizin gibi yaşamayı bilmiyorsak, ölmeyi mârifet sayarız…\n\n18-19 Mayıs 2016 Çarşamba~Perşembe / İstanbul~İzmit~Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın En Zengin Aklını Gördüm",
        "poet": "Aşık Veysel Şatıroğlu",
        "poem": "\n\nDünyanın en zengin aklını gördüm\nSermayesin sordum dedi ki okul\nİnsanlara hizmet yaptığın yardım\nMerhametim duygum dedi ki okul\n\nSudan ateş yapan ne güzel sanat\nDünyayı ışığa kaplarsın kat kat\nFikrile mi ettin bunları icat\nRehiberim oldu dedi ki okul\n\nBu bir keramet mi yoksa hüner mi\nGöz görmezse gönül buna kanar mı\nÖküzler tarlada sapan döner mi\nEker biçer motor dedi ki okul\n\nKanat takar gökyüzünde uçarsın\nDenizleri müdanasız geçersin\nSoğuğu yağmuru nasıl seçersin\nRasathane kurmuş dedi ki okul\n\nÇeşitli taşıtlar bir de tirenler\nHekim olup her yareyi saranlar\nBunu sen mi yaptın yoksa erenler\nDaha neler yapar dedi ki okul\n\nRadyolar hayrete düşürdü beni\nHer dilden biliyor yok amma canı\nİlim akıl fikir yaratmış bunu\nLambası dalgası dedi ki okul\n\nİnsanlar kafası bunları bulan\nİlimdir dünyada hakikat olan\nBütün bu işlerin temelin kuran\nİnan buna Veysel dedi ki okul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın Gözleri",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nDünyanın \nGözleri\nÜzerimizde\nUlu Tanrı\nKem gözlerden\nKorusun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın Gidişi",
        "poet": "Engin Namlı",
        "poem": "\n\nDünyanın gidişi hayra gitmiyor\nÜlke ülke savaş her dönem mevcut\nİnsanlığa baskı zulüm bitmiyor\nHep başka bahara kalıyor umut\n\nİktidar hevesli gaddar zihniyet\nKula göstermiyor zerre merhamet\nBunca gam kasavet neye delalet\nHüzünlü gönüller olmuyor mesut\n\nSavaş özde sürer sözdedir barış\nTopraklar ölçülür hep karış karış\nKıyamet kopmadan bitmez bu yarış\nNe canları yakar top,tüfek,barut\n\nCenklerin zararı hep cana etki\nBu kadar eziyet ne için peki\nÖlmekle öldürmek ne kem çelişki\nDünyanın bir günü boş kalmaz tabut\n\nEngin NAMLI  00:19  23.04.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın güzel şeyleri",
        "poet": "Friedrich Hölderlin",
        "poem": "\n\nBenimdi dünyanın güzel şeyleri zevk almaya\ngençlik saatleri, ne kadar uzakta.\nUzakta Nisan, Mayıs, uzakta Temmuz; \nartık hiçim ve yaşarım kayıtsızca.\n\nÇeviren; Gökhan Oflazoğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın hali",
        "poet": "Şahabeddin Erzurumluoğlu",
        "poem": "\n\nAmerika Avrupa yapmacık dostlar,\nYine çeviriyor bin bir dolaplar,\nBağdat’tan dönüyor yanlış hesaplar,\nTürk’e Türk’ten gayri yar olmaz dostum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın Gidişatını Sen Değiştirirsin ",
        "poet": "Doğan Balyiyen",
        "poem": "\n\nBir ilkbahar gizli o güzel yüzünde.\nGüller, menekşeler, papatyalar gizli.\nYeryüzüne şu ilkbahar, senin gülmenle geldi.\nHadi gül! Can bulsun Dünya.\nKuşlar umuda uçsun,\nUçsuz bucaksız mavilerin arasından.\nAğaçlar çicek açsın,\nKırlar papatyalarda huzuru saçsın.\n\nBir sonbahar gizli o güzel yüzünde.\nSararmış ağaçlar, solmuş çicekler gizli.\nYeryüzüne şu sonbahar, senin üzülmenle geldi.\nÜzülme! Can bulsun dünya\nKuşlar umuda uçsun,\nUçsuz bucaksız mavilerin arasından.\nAğaçlar çiçek açsın,\nKırlar papatyalarda huzuru saçsın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın Kuruluşu",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nDünyanın  kurulduğu yedinci gün\nİlkbaharla yaz evlenmişler\nBir süre sonra nur topu gibi\nAltı çocukları doğmuş\nAdlarını\nMart Nisan Mayıs\nHaziran Temmuz Ağustos\nKoymuşlar\nBuna karşın\nSonbaharla kışta evlenmişler\nOnlarında nur topu gibi\nAltı çocukları olmuş\nİsimlerini\nEylül Ekim Kasım \nAralık Ocak Şubat koymuşlar\nAradan yıllar geçmiş\nOnların çocuklarından\nMart eylülle Nisan Aralıkla\nMayıs ekimle haziran ocakla\nTemmuz aralıkla \nAğustosta şubatla evlenmişler\nSonra bizler doğmuşuz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın En Merhametli Milletiyiz",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nGünahkâr dahi olsak,\nALLÂH(c. c.)  ’a saygımız var,\nMilletçe edepliyiz,\nMerhametler dağ kadar…\n\nBiz zulüm düşünmeyiz,\nAhlakımız ebedî,\nYürekler inanç dolu,\nMerhametler dağ kadar…\n\nKul hakkından korkarız,\nBiz onurlu milletiz,\nBir kuş için ağlarız,\nMerhametler dağ kadar…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın Lideri",
        "poet": "Murat Haydaroğlu",
        "poem": "\n\nEsirlikten daha, var mı beteri.\nAsla olamazdı, ülke kaderi.\nÖlçülmez altınla, vatan ederi.\nAtatürk dünyanın, oldu lideri.\n\nGüzel kaşlarını, şavaşta  çatan.\nİzmir de  düşmanı, önüne katan.\nZaferler yaşatan, o asker atan.\nAtatürk dünyanın, oldu lideri.\n\nAskerle beraber, cephede yatan.\nSevgiyi acıyı, yaşayıp tadan.\nŞavaşta barışta, düşünce vatan.\nAtatürk dünyanın, oldu lideri.\n\nHer zaman ülkeye, güvenle baktı.\nMilletim en büyük, rütbeyi taktı.\nÖldü göz yaşları, sel gibi aktı.\nAtatürk dünyanın, oldu lideri.\n\nHaydaroğlu Türkün, başı dim dikti.\nYaptığı devrimler, dünyada ilkti.\nSiyasetci asker, olarak tekti.\nAtatürk dünyanın, oldu lideri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın işine akıl sır ermez",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nBu alem içinde dönüp duruyor,\nDünyanın işine akıl sır ermez.\nİnsanlar zaten azıp kuduruyor,\nDünyanın işine akıl sır ermez.\n\nŞeytana uyar ardına gideriz,\nKulu çekemez fesatlık güderiz.\nBir parça yer için kavga ederiz,\nDünyanın işine akıl sır ermez.\n\nBize iyilik yapanı sevmeyiz,\nHaramsız bir mal kazanıp yemeyiz.\nKoca dünya kime kalmış demeyiz? \nDünyanın işine akıl sır ermez.\n\nİnsanlar başını almış gidiyor,\nHer şey benim olsun farketmez diyor.\nŞimdiki kullar bir birini yiyor,\nDünyanın işine akıl sır ermez.\n\nYusuf bu gidişi durduramadım,\nDünyanın işini gördüremedim.\nBen bu işe akıl erdiremedim,\nDünyanın işine akıl sır ermez.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın Parası",
        "poet": "Nizamettin Özel",
        "poem": "\n\nBir ev, bir araba istiyorsun da; \nKızım dünyanın parası.\nBenim zenginlerle yakınlığım,\nDünya ile güneş arası…\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın Son Kahramanları",
        "poet": "Kaya Ünver",
        "poem": "\n\nBu ihtiyar yeryüzü, \nNe olaylara sahne olmuş,\nNe sıra dışı hadiseler yaşamıştı\nBir birinden vahşi savaşlar \nYok olan, yıkılan kültürler\nHelak olan kavimler görmüş,\nFiravunu ve nemrutu taşımış üzerinde\nİstilaya bile uğramıştı tüm benliğiyle\nBelki yaşadığı acılardandı \nÇatlayan yer kabuğu,\nBelki de mide ifrazatıydı\nDağlardan fışkıran lavlar\nTüm bu olanlar karşısında\nYine de bir gün, bir hadise vardı ki \nYaşlı dünyamızı var olduğuna\nYaşananlara sahne olduğuna pişman eden\nBatsaydım,yok olsaydım da görmeseydim dediği….\nO gün\nO gün Çanakkale idi \nHayır aslında o gün Çanakkale\nÇanakkale değildi\nO gün Çanakkale; \nSon kalesiydi yaşlı dünyanın\nZulmün yıkmak üzere olduğu son kale\nDünyanın tamamen anlamını yitireceği \nDeğerlerinin tükeneceği \nİnsanlığın yok olacağı\nVelhasıl o gün bir bakıma kıyamet ti\nO gün yok oluştu her şey için \nO gün son kalesi de düşerse dünyanın \nBatmalıydı artık batmalıydı…\nİşte böylesine buhranlı \nBöylesine olağanüstü \nTüm kural ve kaidelerin alt üst olduğu \nBu emsalsiz hadiseden bahsedeyim derken\nDüğümlendi boğazıma kelimeler\nÇünkü, \nÇünkü nice söz sultanları ve duygu üstatları\nBahsetmişti Çanakkale den\nEn güzel methiyeler ve destanlar yazılmıştı zaten\nKimi şehit kanının bayrağa rengini verdiğini\nKimi Bedrin aslanlarına benzetmiş \nKimi de gökteki melekleri gıpta ettirmişti\nYaşlı dünyanın son kahramanlarına\nDaha ne denilebilirdi ki bu eşsiz hadise karşısında\nHangi sözcük anlatırdı yaşananları\nHangi lügatte bulunurdu onu tarife kelimeler\nNe geldiyse sıraladım aklıma\nYiğitlik, cesaret, vatan sevgisi,\nNe bileyim ne varsa işte\nAma benim düşündüklerim \nBirçok savaşta yenik düşen nice askerde de vardı\nBu mevzu başkaydı, bu mevzu farklı\nAnladım ki Çanakkale anlatılmaz\nÇanakkale yaşanırdı….\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın Sonu Geliyor 1",
        "poet": "Menderes Erkoç",
        "poem": "\n\nİstemem yat'ı sarayı\nİstemem pulu parayı\nSevemem yalan dünyayı\nDünyanın sonu geliyor\n\nİstemem gençlik kaybolsun\nİstemem ahlak bozulsun\nHerkes doğru dürüst olsun\nDünyanın sonu geliyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DünyanınTümAnneleriÖldürmekOyunDeğildir",
        "poet": "Nurten Aktaş",
        "poem": "\n\nDÜNYANIN TÜM ANNELERİ\nÖLDÜRMEK OYUN DEĞİLDİR\n\nÇocuklarımızın ellerine\nYakışmıyor tabanca\nOyuncak da olsa\nÖlümü oyun sanarak\nGelmedik mi, bu güne\n\nAnneler hey! \n\nDünyanın tüm  anneleri\nOğular ölmesin hey\nKızlar öldrülmesin hey\nÇocuklar savaş nedir\nBilmesin hey\n\nBarış daima  barış\nHep bereber hey \nDiyelim\nÖldürmek  oyun değildir\n\n\t\t3/8/2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın Yalan Olduğu Kanıtı",
        "poet": "Uğur Uygun 1",
        "poem": "\n\nGökyüzündeyim ve Şuan Sizi İzliyorum.. Hepiniz Karınca Gibisiniz. 6 Milyar İnsan Nereye Gidiyor? Bu Arabalar Neden Bu Kadar Hızlı Yürüyor? Taştan Kiremitten Çimentodan Yapılmış Evlerde Yaşam... Yediğimiz Ürünler 10 Dk. Sonra Atık Oluyor. Yaşamak Bu Mu? Ömrümüzü Uzatmak İçin Suya Ve Yemeğe İhtiyacımız Var. Bence İnsanın Ömrünü Besinlerden Ziyade Sevgi Saygı Büyütür.. \nHer Zaman da Diyorum! .. Ben Cennetimi Ahirette Değil DÜNYAda Yarattım!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın Sonu",
        "poet": "Şenay Yüksel",
        "poem": "\n\nDikenli,taşlı,karanlık,\nBir yolda yürüyorum.\nNefes yok,yemek yok,su yok.\nSanki bir robot gibi.\nÖyle bir acıki,\nDünyanın sonu gelmiş gibi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın Üç Nesnesi",
        "poet": "Şebap Teker",
        "poem": "\n\nBu dünyada üç şeyim var sevdiğim\nBiri Ana, Biri Baba, Biri Yar\nHasretinden ardı sıra gezdiğim\nBiri Ana, Biri Baba, biri Yar\n\nTakatım yok üç nesnenin elinden\nBiri hasret, Biri Gurbet, biri Aşk\nHer üçüde bezmiş kendi halinden\nBiri Hasret, Biri Gurbet, biri Aşk\n\nBu Dünyada üç nesneden korkarım\nBir Fakirlik, Bir Gariplik, Bir ölüm\nHer üçünde, hitetinden yanarım\nBir Fakirlik, Bir Gariplik, bir ölüm\n\nBecnun gibi, ısız çölde gezdiren\nBiri hasret, biri Sevda, BiriCan\nFerhat gibi, koca dağlar deldiren\nBiri hasret, biri Sevda, Biri Can\n\nCan Dostuyum yola çıktım geceden\nHatim ettim dört kitabı heceden\nKoç yiğidi kurban verdik inceden\nBiri Firkat, Biri Kader, Biri Hal\n17.08.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın Tüm Cumhuriyetleri Bir Mona Lisa",
        "poet": "Bülent Aydınel",
        "poem": "\n\nDünyanın tüm cumhuriyetleri bir Mona Lisa\nKırık bir vitrayda Mimar Sinan'la karıştırılabilir\nKaygan figürlerinde beyaz bir inci\nYani Leonardo da Vinci\n\nHer bilim tekrara düşer mi zamanın pazartesiye vurmasıyla\nLorca'ya anlat bu mavalı\nYa da Picasso'ya Guernica'sıyla\n\nGoya mağduru sürrealistler\nMeşrebi belli düzen savunuculuğuna düşer\nPariste bir akerdeon çalar\nPera'da meşhur olur Neriman ağlamasıyla\n\nEzberden okunduğunda tarih\nPrens Sabahattin bile dudağını uçuklatır\nKoca devletin yazgısıyla\n\n/Ve tarih asla yazmaz o koca kimin kocasıysa/\n\nKendi kuyruğunu kemiren mükemmel bir babadır devlet dediğin\nMeşruluğu buradan gelir kaçacak delik bulamamasıyla\n\nCemal Süreya çok sonradan bağıracaktır elbet\nAma yıllar önce Bursa'da helaya gider Nazım maşrapasıyla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın rengiyle",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nDünyanın rengiyle............BOYALANMIŞIM\nVarlık alemiyle....................OYALANMIŞIM\nArkamdan dökülen bir kaç gözyaşı\nVar mıydım yok muydum ben YALANMIŞIM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanın Yatak Altlarından Çıkar Beni",
        "poet": "Osman Demircan",
        "poem": "\n\nGecenin karanlığını, ince dalların arasından yırtarak gel. Tüm korkularımı al benden. Rüzgarlar sallarken duygu dallarımı, yüreğim korkuyla dolar. Bir metal tıkırtısı dolaşırken kulak merdivenlerimde, bir katili görmüş gibi göz bebeklerim büyür. Ey sevgili dünyanın yatak altlarından çıkar beni. Korkularımı al benden. Yüreğim seni sevmenin mutluluğuyla kelebek kadar narin olsun ve aşkının ateşinde yanmaktan hiç korkmasın. Denizin çiçekleri olmaz. Hiçbir özgürlük güllerle, lalelerle verilmez. Ya boğulacaksın ya kurtulacaksın. Kıyıda kalan gemiler gibi olmaktan vazgeçip, yunuslar gibi enginlere yol alacaksın. Denizlerde çiçek olmaz, balıklar koku alır belki ama çiçekleri tanımaz. Ey sevgili ben koku alan bir yunus balığıyım. Sen de denizimde çiçek ol. Özgürlük bayrağımızdaki figürler yunusla çiçek olsun. Yeni bir şafağa uyanalım böylece. Hiçbir kar portakal çiçeği gibi kokmaz ve kardan adamların havuçtan burunları koku almaz. Ey sevgili bana kardan, buzdan bir dünya yaşatırken, her beyazın portakal çiçeği gibi kokmadığını anlamamaktasın. Senden kırmızı güller, pembe laleler istemezken, ruhumu asude bahar ülkesi gibi yapmanı beklemezken, sadece senin doğana uygun güzellikler beklerken, sadece kar gibi yağmaktasın. Ben seni nasıl koklarım hiç düşünmemektesin. Senin için yanan bir mumum. Sönersem seni göremem. Eriyip gitmekteyip seni görmek adına. Fitilimde yürek ateşim var. Ne olur beni söndürme yar. Ölürüm sönersem buna inan. Karanlıktan korktuğumu sanma. Seni görememek beni mezara koyar. Ne olur beni söndürme. Seni görememek beni öldürür yar. Neden mi seni seçtim. Çünkü yürek vitrinime bir elmas yaraşır. Bu yüzden seni sevmek bana yakışır. Ey sevgili beni kendi kendiyle konuşanlardan etme. Ey sevgili beni bir dinle ve şu sözlerime kulak ver: Ey yalnızlığım ellerin ne kadar soğuk. bir sevgili bulup, avuçlarını ısıtamamaktasın mı? Ey yalnızlığım yüzün ne kadar asık. Seni seven birini bulup, yüzünü hiç güldürememektesin mi? Ey yalnızlığım, hep bir gölge gibi benimlesin. Ya önümde ya arkamda ya da solumda veya sağımdasın. Ey yalnızlığım kendine hiçbir taraftan dost bulamamaktasın mı? Ey sevgili beni dinle ve beni yalnızlığımla konuşmaya mecbur etme.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyanun İpi Kopti",
        "poet": "Adem İmdat Kesici",
        "poem": "\n\nDünyanun gidişini düşündüm kara kara,\nNe oldi bu millete,  herkesun zori para! \n\nKalmayan insanluği işun yoğise ara,\nBiz kendi kendumuzi böyle düşürdük dara! \n\nHer dilde bi şikâyet, her yürekte bi yara,\nHuzurli yer kalmadi, gitsek hangi diyara? \n\nNe küçüğe sevgi var, ne saygi ihtiyara,\nBir tek Allah’tan bulur merhameti fukara! \n\nNasihat veren sözler unutuldi duvara,\nNe köyde ne şehirde şükür kalmadi vara! \n\nHesabini yapmayan nasi geçeçek kâra? \nKazanmak şansa kaldi, umut bağlandi zara! \n\nKilavuza uymaduk, böyle oldi manzara,\nBeş para etmeyenler çikarildi pazara! \n\nHep böyle işi verduk bilenmeyen hizara,\nBu kadar günah ile girilur mi mazera? \n\nBal kabinden boşaldi, kaldi geriye dara,\nDünyanun ipi kopti, boş döneyi makara! \n\nYaptuği sorulacak hem evli hem bekâra,\nÂdem ile Mustafa yazdiler aşikâra...\n\n(Rize Ağzı, Şivesi ve Aksanı İle Yazılmıştır)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyaya  Dersti",
        "poet": "Murat Haydaroğlu",
        "poem": "\n\nTüfek topu gemisi askeri değildi denk\nVatanın sevgisiyle Türk askeri etti cenk\nEceabat ilçesi aniden oldu al renk\nDünyaya ibret derstir Çanakkale savaşı\n\nCephe tespiti için liman van sanders gezdi\nDüşmanın çıkacağı yeri Atatürk sezdi\nNusret yer altı gemisi mayınları dizdi\nDünyaya ibret derstir Çanakkale savaşı\n\nGemileri geçerken mayınlar hep patladı\nDarbe alan gemiler çoğu yerden çatladı\nKurtulmak isteyenler hep denize atladı\nDünyaya ibret derstir Çanakkale savaşı\n\nOn sekiz mart bin sekiz yüz on beşte zor kaçtı\nDeniz savaşı bitti bu kez karadan açtı\nVatan sevgisi dolu askerin sabrı taştı\nDünyaya ibret derstir Çanakkale savaşı\n\nYirmi beş nisan idi şafakta başladı harp\nOn dokuzuncu tümen tuttu cönk bayrı sarp\nAmansız çarpışmalar çok şiddetli oldu darp\nDünyaya ibret derstir Çanakkale savaşı\n\nCesetlerle kapattık geçit vermedik yolu\nYok oldu bir çoğunun eli ayağı kolu\nİki taraftan sakat kalan insanlar dolu\nDünyaya ibret derstir Çanakkale savaşı\n\nKınalı kuzuların cönk bayırında kanı\nElli yedinci alay tümü şehit var şanı\nBir dalda dalgalanan sancak tarihe anı\nDünyaya ibret derstir Çanakkale savaşı\n\nİngiliz’in mazlumu sömürmektir mesleği\nArkasına almıştı altı devlet desteği\nDedi Mustafa Kemal dur olmadı isteği\nDünyaya ibret dersti Çanakkale savaşı\n\nCesur korkusuzdur Türk eri geri çekilmez\nBildiler Çanakkale savaş ile geçilmez\nTürk’e karşı gelecek yok müttefik seçilmez\nDünyaya ibret dersti Çanakkale savaşı\n\nMustafa Kemal yazdı Çanakkale destanı\nTürkün bitmez dünyada düşmanı bende kanı\nHaydaroğlu der daim dostu düşmanı tanı\nDünyaya ibret dersti Çanakkale savaşı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyaya Dersti",
        "poet": "Murat Haydaroğlu",
        "poem": "\n\nTüfek topu gemisi askeri değildi denk\nVatanın sevgisiyle Türk askeri etti cenk\nEceabat ilçesi aniden oldu al renk\nDünyaya ibret derstir Çanakkale savaşı\n\nCephe tespiti için liman van sanders gezdi\nDüşmanın çıkacağı yeri Atatürk sezdi\nNusret yer altı gemisi mayınları dizdi\nDünyaya ibret derstir Çanakkale savaşı\n\nGemileri geçerken mayınlar hep patladı\nDarbe alan gemiler çoğu yerden çatladı\nKurtulmak isteyenler hep denize atladı\nDünyaya ibret derstir Çanakkale savaşı\n\nOn sekiz mart bin sekiz yüz on beşte zor kaçtı\nDeniz savaşı bitti bu kez karadan açtı\nVatan sevgisi dolu askerin sabrı taştı\nDünyaya ibret derstir Çanakkale savaşı\n\nYirmi beş nisan idi şafakta başladı harp\nOn dokuzuncu tümen tuttu cönk bayrı sarp\nAmansız çarpışmalar çok şiddetli oldu darp\nDünyaya ibret derstir Çanakkale savaşı\n\nCesetlerle kapattık geçit vermedik yolu\nYok oldu bir çoğunun eli ayağı kolu\nİki taraftan sakat kalan insanlar dolu\nDünyaya ibret derstir Çanakkale savaşı\n\nKınalı kuzuların cönk bayırında kanı\nElli yedinci alay tümü şehit var şanı\nBir dalda dalgalanan sancak tarihe anı\nDünyaya ibret derstir Çanakkale savaşı\n\nİngiliz’in mazlumu sömürmektir mesleği\nArkasına almıştı altı devlet desteği\nDedi Mustafa Kemal dur olmadı isteği\nDünyaya ibret dersti Çanakkale savaşı\n\nCesur korkusuzdur Türk eri geri çekilmez\nBildiler Çanakkale savaş ile geçilmez\nTürk’e karşı gelecek yok müttefik seçilmez\nDünyaya ibret dersti Çanakkale savaşı\n\nMustafa Kemal yazdı Çanakkale destanı\nTürkün bitmez dünyada düşmanı bende kanı\nHaydaroğlu der daim dostu düşmanı tanı\nDünyaya ibret dersti Çanakkale savaşı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyasında Bir Hayal",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nDünyasında bir hayal, rüyalar gerçek olsa\nKaybolmasın bu sevdan, bitirme nefesini\nSende sevseydin kadın, ateşine can dolsa\nKaranlık geceleri, duymasamda sesini\n\nTek başına gülsende, bülbül olup ötsende\nUnutamaz bu yürek, toprak olup bitsende\nHayaline doymadı, sevdan ile yitsende\nKaranlık geceleri, duymasamda sesini\n\nBen toprak aramadım, seversen dön yanıma\nBülbül konmuş ötüyor, gül dikensiz anıma\nBen seni saramadım, dilersen gir kanıma\nKaranlık geceleri, duymasamda sesini\nBahattin Tonbul\n14.2.2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyaya Elveda",
        "poet": "Abdullah Toroslu",
        "poem": "\n\nSon verip dostluğuna, ıradım senden dünya\nVazgeçtim para puldan, şöhretten şandan dünya\nHamdolsun mahiyetin, faş oldu bu fakire\nBurada biter bu iş, ümit kes benden dünya! \n\n                                       Abdullah Toroslu\n                                       22.03.2014-İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyaya Aldanma",
        "poet": "Sucay Solmaz",
        "poem": "\n\nKimseye kar kalmaz ettiği zulüm\nAlacak hakkını zalimden mazlum\nZalim olacak mahşerde mahrum\n Biridir Allah Biridir Allah\n\nNe  yapmışsan dünyada, yaratan soracak\nHerkesin ameli mizanda tartılacak\nHayrı ve şerri herkes önünde bulacak\nBiridir Allah Biridir Allah\n\nBir gün hesap sorarlar uyuma be gafil\nO gün sura üfürür Hazreti İsrafil\nBulmazsın kendine kurtarıcı kefil\nBiridir Allah Biridir Allah\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyası oruç olanın ahreti bayram olur",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nDünyada yaşarken oruç tutmakta fayda vardır,\nDünyası oruç olanın ahreti bayram olur.\nOruç tutmayan kimsenin ahrette işi zordur,\nDünyası oruç olanın ahreti bayram olur.\n\nOruç tutalım mizana günahımız kalmasın,\nHayatta oruç tut ki ahretin zindan olmasın.\nOruç tutmak asla ve asla sana zor gelmesin,\nDünyası oruç olanın ahreti bayram olur.\n\nHasret ile insan Ramazan gelsin diye gözler,\nOruç tutan kimseyi dünyada melekler izler.\nOruç senin günahlarının hepsini temizler,\nDünyası oruç olanın ahreti bayram olur.\n\nHer tuttuğun oruç var ya ahrette sana kardır,\nOruç gönüllere sevda Ramazan bize yardır.\nHasta olup ne oruç tutmak isteyenler vardır,\nDünyası oruç olanın ahreti bayram olur.\n\nYusuf ne şeytana uyalım ne yoldan sapalım? \nOruç ile Yüce Rabbimize özden tapalım.\nHaydi biz oruç tutup ahrette bayram yapalım,\nDünyası oruç olanın ahreti bayram olur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyâya Gelenler, Sınavdan Geçer",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nDünyâya gelenler, sınavdan geçer\nNefsine uyacak, bir de yol seçer\nÖmür takviminden düşen her yaprak\nRüzgârla savrulup sonsuza göçer\n\n19 Mayıs 2012 - Isparta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyaya gelmeden garip yazılmış",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nDÜNYAYA GELMEDEN GARİP YAZILMIŞ\n\n30.06.2012\n\nBu ne felek çektirirsin çileyi\nAna Baba evlat vurur silleyi\nUnutmuşum ben hayatta gülmeyi\nBizim alnımıza ana rahminde\nDünyaya gelmeden garip yazılmış\n\nEvlat hayvan olmuş kuyruğu noksan\nBaba ne öğretir bir dönüp baksan\nSen adam olmazsın köşke de çıksan\nBizim alnımıza ana rahminde\nDünyaya gelmeden garip yazılmış\n\nEşin vurur dostun vurur can vurur\nYerdeki sürünen bir hayvan vurur\nEkmeğini yiyenler hep kudurur\nBizim alnımıza ana rahminde\nDünyaya gelmeden garip yazılmış\n\nDoğup ta dünyaya geldiğim günü\nBoşamı ağlarım bilmezler onu\nÜç kağıtçı fırıldak almış dört yanı\nBizim alnımıza ana rahminde\nDünyaya gelmeden garip yazılmış\n\nHüseyinin vardır bir adı garip\nOturup derdimi anlatam dostlara durup\nHaldan bilmeyene olma muzdarip\nBizim alnımıza ana rahminde\nDünyaya gelmeden garip yazılmış\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyaya",
        "poet": "Mustafa Nuri İnanç",
        "poem": "\n\nÜç  şey  isterdim\nVefa\nSevda\nFayda-para\nÜç   şey  gördüm\nBivefa\nBisevda\nPara-paramparça\nÜç  şey  umarım\nVefa, insanda  sefa\nSevda,  Hüdama  ağla\nPara  iki  metrelik  hassa\nÜç  şey  tavsiye  ederim\nHaket   sen  aldırma\nSebepsiz  iyilik  et, ağlar  Hüda\nYokluğunu  aratmayacak   para\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyaya gözlerini açmak değil midir yaşamak",
        "poet": "Yavuz Bayram Çalışkan",
        "poem": "\n\nDünyaya gözlerini açmak değil midir yaşamak, gözlere gönüllere yürek olmak değil midir var olmak,  dalga olup sahillerde rüzgârla konuşmak, uyurken üstümüze çektiğimiz yorgan değil mi sevda, kırmızı güllerin tomurcuklanması, papatyaların yıldızları gözlerine getirmesi, bir şarkı değil mi yaşamak, dilsiz sevgi değil mi aşk, güzelliğinle, şirinliğinle, duruşunla, çekilen çileleri gözlerinden döküp, dimdik durmak değil mi melek gibi, çöllerde leyla, yağmurlarda gökkuşağı, ayın şavkının düştüğü çimenler gibi, dağlarda kardelen, sularda nilüfer, inandığı gibi inadına yaşayan güzel insan, arkadaşım, iyi ki doğdun, iyi ki varsın, iyi ki mevsimimdesin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyası    başka",
        "poet": "Hüseyin Kara/united States",
        "poem": "\n\nGönülden gönüle kıvılcım çakan\nDünyası bir başka rüyası  başka\nCana köz düşürüp yaktıkça yakan\nHüdasi bir başka cüdasi bir başka\n\nMerhamet timsali kibâr ve ince\nDertle soluklanır mahsun gidince\nZaman değirmeni ömür bitince\nSırası başkadır şürasi başka\n\nGözlerden selamı verdiği zaman\nDil tutuşup yanar gerdiği zaman\nDertliler derdini serdiği zaman\nDavası başkadır  havası başka\n\nTövbe edip dönüp silkinse şöyle\nAllah huzurunda aldatma öyle\nDeğişik manzara olmazki böyle\nDuası başkadır  devasi başka\n\nNefsin şeytanı çok adalet olmaz\nGönül dağarcığı ebedi dolmaz\nKul hakkını bilen kaz gibi yolmaz\n Nüvesi başkadır  nevası başka\nCihani alemde çakallar paşa\nKargalar kartallar tünerler başa\nMaymunlar alkışlar tilkiye yaşa\nMeyvasi başkadır riyasi başka\n\nHüseyin'in aşı işte kaşığı\nÇevre aydınlatır işte ışığı\nŞiir kaleminin işte aşığı\nZiyasi başkadır rizası başka\n\nHüseyin Kara 12.02.2015 Çayeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyaya Gözlerimi Açtım Diye Sevinme Bebek",
        "poet": "Fatih Arslan",
        "poem": "\n\nSevinme bebek,\nDünyaya gözlerimi açtım diye sevinme,\nEl bebek gül bebek büyüyeceksin,\nAnnen sütten kesilecek,\nArtık taze süt yok marketlerde,\nHerşey katıklı, katkılı, hormon\nYaşıtlarında kumandalı arabalar,\nBilgisayarlar, Java oyunlar\nSense eski usul, tahtadan arabalar\nNaylon bebekler, \nBaban fakir,\nBaban daha otuzunda, \nÇökmüş, çaresiz,\nİmrenerek bakacaksın etrafına,\nBazen yutkunup, ağlayacaksın\nSevinme Bebek, \nDünyaya gözlerimi açtım diye sevinme,\nOkula gideceksin,\nbelki ablan, belki abin olacaksın,\nOnlardan kalanlarla avunacaksın...\nBaban fakir, baban çaresiz, baban sana karşı ezik,\nSevinme bebek sevinme! \nDünyaya gözlerimi açtım diye sevinme.\nBirgün çok güzel bir kıza aşık olacaksın,\nO fakir yüreğin kırpılacak,\nAşkın içinde büyüyecek,\nSen onu içine gömeceksin,\nO zengin ama aşk büyük...\nAşk büyük ama imkan küçük...\nSen yine kader diyeceksin,\nEtrafına şirin görüneceksin,\nAma geceler, o ıssız geceler\nSeninle konuşacak, sen onunla...\nKahredeceksin,\nBu dünyaya lanet edeceksin,\nSonra sabahlar olacak,\nYeni bir gün, yeni bir umudun da olmayacak,\nHerşey aynı,\nHerşey inadına düzensiz ve herşey..\nİnadına zalimin yanında olacak...\nSen sevinme bebek,\nDünyaya gözlerimi açtım diye sevinme...\nYa doğduğun an ki kadar yaşayacaksın.\nYa da doğduğun gibi kalacaksın,\nSevinme bebek! \nDünyaya gözlerimi açtım diye sevinme...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyasın dünya",
        "poet": "Âşık Enver Gürkani",
        "poem": "\n\nAltmış yedi yıldır sende yaşarım\nBilirim ne biçim dünyasın dünya\nTabanlara kuvvet hızla koşarım\nYetişmek mümkün mü fünyesin dünya\n\nZenginlere göre her yanın enfes\nFakire gelince vermesin nefes\nKimisine oldun demirden kafes\nKimisine altın künyesin dünya\n\n Sende yandı nice yiğidin bağrı\nDinmedi içine düştüğü ağrı\nBirçok yapı gördüm temelden eğri\nŞaştım kaldım nasıl gönyesin dünya\n\n Gürkanider devran senindir paşam\nSüslen püslen takın giyim ve kuşam\nMilyarlarca canlı sürdürsün yaşam\nNasıl olsa sağlam bünyesin dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyaya Meydan Okumak",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nSadece\nÜlkelerinde\nÖzgürlük haklarını isteyen\nÖz halklarına değil\nAyrıca\nDünyaya meydan okuyan\nİmparatorların\nKralların\nBaşbakanların\nDevlet Başkanlarının\nTrajik sonları\nTarihin kara sayfalarına\nYazılmış\nVe dünya yok oluncaya dek\nYazılacaktır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyaya Selam",
        "poet": "Durmuş Yığman",
        "poem": "\n\nAsya, Avrupa’dan, Amerika’dan\nGüney Afrika’dan, Avustralya’dan\nUzaktan yakından bütün dünyadan\nYurduma bayrama gelin çocuklar.\n\n İster Müslüman ol, ister Musevi\nİster Hıristiyan ol, ister  bedevi.\nGüzel yurdum olsun sizlerin evi\nBeraber oynayıp, gülün çocuklar.\n\nAyrım yapmak değil benim amacım,\nTürklüğüm gururum, dinim baş tacım,\n Bunu böyle bilsin ihtiyar gencim\n Gerçek dostunuzu bilin çocuklar.\n\nTürk çocuğu kimmiş, tanıyın görün\nBizi bilen varsa onlara sorun.\nAranızda dostluk muhabbet kurun\nDüşmanlığı atın silin çocuklar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyaya Neden Gelmişiz...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nBiz bu dünyaya neden, neden gelmişiz,\nYemek içmek gaye değil değil bilmişiz,\nSadece O Allah'ın huzurunda eğilmişiz,\nBiz bu dünyaya neden, neden gelmişiz,\nYemek içmek gaye değil değil bilmişiz...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyaya",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nDünya gözümde kör\nAyağım da topal\nKolum da çolak benim\nÖyle bir dünya ki bu\nKulağım da sağır\nDilim de lal\nEn kötü yüreğim benim\nÖyle bir dünya ki bu\nHem de sevincim\nGözümde nur\nHislerimde belirsizlik duygularımda kin\nBu dünya böyle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyaya nam salan ünlü Türk doktoru İbni Sina",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nAfşana şehrinde doğan meşhur Türk doktoru,\nDünyaya nam salan ünlü Türk İbn-i Sinadır.\nTıp gibi matematikle ilgilenen biri,\nDünyaya nam salan ünlü Türk İbn-i Sinadır.\n\nGörüşleriyle tıbbı dünyaya hakim kılan,\nYazmış olduğu kitaplar Avrupayı bulan.\nOrda altı yüz sene kitabı okutulan,\nDünyaya nam salan ünlü Türk İbn-i Sinadır.\n\nOrta Asya bozkırlarında sürer idi at,\nDünyada onun ilmi kadar temiz idi süt.\nMetafiziği öğrenip mantık yürüten zat,\nDünyaya nam salan ünlü Türk İbn-i Sinadır.\n\nOnların adı ile açıldı tıp bölümü,\nDünya onlara borçludur bu günkü bilimi.\nEl Razi ile Farabi gibi Türk alimi,\nDünyaya nam salan ünlü Türk İbn-i Sinadır.\n\nYusuf yaptığı hizmetlerle gönüle giren,\nÖmrünü hastalarıyla tıp ilmine veren.\nAkılla ruh bilimini tasavvufta gören,\nDünyaya nam salan ünlü Türk İbn-i Sinadır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyaya Sesleniş",
        "poet": "Harun Tokucu",
        "poem": "\n\nAvrupa asya amerika deyip dünyayı böldünüz\nKimin toprağını alıpta mantıksızca övündünüz\nAcımadan canice kardeşi kardeşe öldürttünüz\nBarışmanın zamanıdır dostca yaşamak varken\n\nİnsan insandır almanı ingilizi çeçeni rusu olamaz\nZenginler fakirlerin yaşamlarına engeller koyamaz\nSilahlara ödenmez ise dünyada birtek aç kalmaz\nBarışmanın zamanıdır kardeşce yaşamak varken\n\nNice krallar firavunlar nemrudlar sultanlar göçtüler\nİblisin planları ile biribirlerini acımadan sömürdüler\nIrkcılıkla emperyalizmin uğrunda adice öldürdüler\nBarışmanın zamanıdır huzurlu yaşamak varken,\n\nTerörizmin detayında kapitalizmin dumanları çıkar\nBasarsan yılanın kuyruğuna acımadan o an sokar\nPeygamberi gümüş altın sanki Allahı olmuş dolar\nBarışmanın zamanıdır incitmeden yaşamak varken\n\nHasan ruhani dur dedi savaşa obamayı  hoş karşıladı\nBerlin duvarları yıkıldı dostluk galip geldi bolluk başladı\nBir çeçen  pimini çekti bombaların kardeşlerini haşladı\nBarışmanın zamanıdır hep anlaşarak yaşamak varken\n\nİsrail filistinle duvarları yıkıp dertleşse amca çocukları\nNuri elmaliki tokalıştı tayyip ile okuyacaklar torunları\nEsad'a da gitseler barış elçileri çözülecektir sorunları\nBarışmanın zamanıdır hep gülerek yaşamak varken\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyayi Delen Akilsizlar",
        "poet": "Mahmut Balci",
        "poem": "\n\nbilimadami dedigin\ninsana fayda saglar\nbazi bilimadamlari\nne i$ yapar agalar\n\nalmi$ eline bir matkap\ndeliyorlar dünyayi\nsorsan cevap veremez\n$a$irmi$ler pusulayi\n\nkime sordun deliyorsun\nbu akilkarimidir\nhergün ahkam kesiyorsun\nbabanin malimidir\n\nsözüm ona bulacaklar\ntanri denen varligi\neskiden de yapmi$ insan\nbu gibi sapikligi\n\nbu beyinsizler bilmem\nnerde ne bulacaklar\ngörünen oki dünyayi\nba$imiza yikacaklar\n\nbu dünya hepimizin\nbiziz bunun varisi\nfarketmez avrupa asya\nkutuplu afrikalisi\n\ney dünya liderleri\nönem verun bu yaraya\ngerekirse bastirin\nkiyin biraz paraya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyaya Tek Miras Maceram Kaldı",
        "poet": "Hüseyin Ozan Öztürk",
        "poem": "\n\nSöndü güneş,geride akşam kaldı.\nGitti neşe,kalpte hüzün-gam kaldı.\nBir şey kazanamadım,ömür biti de; \nDünyaya tek miras,maceram kaldı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyayı Bölüştük",
        "poet": "Ahmet Yozgat",
        "poem": "\n\n1/:\nBereketli bir gündü\nBiz üç arkadaştık\nÇıktık kararlı ve ivecen \nDünyayı çevreleyen dağların yamacına\nOturduk bir taş başına\nSalih, Cemalettin bir de ben\nÖnümüzde uzanan ovaları bölüştük\nGüney bölgesinin tamamını ben aldım \nKuzey yarısını ise Cemalettin \nYoksulluk Salih'e düştü \nKahkahalarla gülüştük.\n2/:\nHareketli bir gündü\nBiz üç arkadaştık\nÇıktık\nDünyayı çevreleyen karların ortasına \nOturduk kutuplara\nBir ellimizde metre \nKantar öbür elimizde\nSalih, Cemalettin bir de ben\nBütün dünyayı bölüştük\nDoğu yarım küre Salih'e düştü \nBatı yarım küre ise Cemalettin'e \nBu kez de yoksulluk bana kaldı \nBu komik halimize gülüştük.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "* Dünyayı Handan Sayarım",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nEmrin ne olursa olsun,\nKendime ferman sayarım.\nAcılar gönlüme dolsun,\nDerdime derman sayarım.\n\nBaşımda hükmün nur tacı.\nÂleme sultan sayarım.\nBuraya geldik kiracı,\nDünyayı handan sayarım.\n\n7 Haziran 2004 Pazartesi, Danimarka-Køge 23.50\n3+5\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyayı Gezdim Dolaştım",
        "poet": "Aşık Paşa",
        "poem": "\n\nDünyayı gezdim dolaştım\nAyrılık gibi dert olmaz\nTatlı canımdan usandım\nAyrılık gibi dert olmaz\n\nKaçan döndüm yâre baktım\nÇözümden kanlı yaş döktüm\nGezdim her belayı çektim\nAyrılık gibi dert olmaz\n\nHilal kaşı keman değil\nZülfü ahir zaman değil\nBe yarenler yalan değil\nAyrılık gibi dert olmaz\n\nKullar başına gelmesin\nKimse göz yaşın silmesin\nHak, düşmanıma vermesin\nAyrılık gibi dert olmaz\n\nBana inanmayan varsın\nAşık'ın yüreğin yarsın\nNeler çektiğini görsün\nAyrılık gibi dert olmaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyayı Kucaklıyor Türkiyem",
        "poet": "Mahmut Şimşek",
        "poem": "\n\nDestansı bir kahramanlık ülkeleri bağrında barındırmak\nAkıllı insan işi attığı adımların hesabını yapmak\nBir çağı değiştiriyor ısrarla ülkelerde okullar açmak\nDünyayı kucaklıyor türkiyem, ve okyanusu bir bir aşarak.\n\nTürkiyeyi bilmeyen türkçeyi konuşmayan ülke kalmayacak\nAnadan,babadan,yardan ayrılıyor hep genç öğretmen olarak\nFet ediyor gönülleri adım,adım türk alfebesi yayarak\nDünyayı kucaklıyor türkiyem kendi kabuğuna sığmayarak.\n\nTürkmenistan,Kırgız,Azarbeycan,Japonya,çin,Ukrayna,Meksika\nAfrika,Yunan,Sibirya,Rusya,Amerikan,İran,Avusturya\nBulgaristan,Mekedonya,Sırbistan,Dağlık karabağ,ve Romanya\nDünyayı seviyor benim türkiyem,kendi kabuğuna sığmayarak.\n\nDaha nice,nice ismini duymadığımız güzelim ülkeler\nVe haritada bile çok zor tespit edebileceğimiz yerler\nEğitime aç muhtaç insanlara aşkla verilen eğitimler\nCehaleti yıkıyor,şefaf bir dünya yaratıyor,yiğit türkler.\n\nDördüncü Türk dili olumpiyat yarışması yapıldı ülkemde\nDini,Dili,Irkı,Ten rengi ne olursa olsun bu gezegende\nBizim gibi sevmişler türkçe öğrenmişler kendi ülkelerinde\nElleri öpülesi fedakar vefalı türk öğretmenlerinden.\n\nBiri inandı ilk adımı attı tohumu serpti derinlere\nYaptıklarını gözü yaşlı seyretti ekranda gurbet ellerde\nO büyük insan şimdi hasta ve sürgün yaşıyor yaban ellerde\nDünyayı eğitiyor fikirlerin,taht kurmuşsun sen gönüllerde.\n\nBeş yıl oldu yakalandığı o, zalim hastalığın pençesinde\nYurduna hasret,vatan özlemi,alev,alev tüter böğründe\nBugün senin mutlu günün türk dili olimpiyatı var ülkemizde\nAy yıldızlı al bayrak dalgalanıyor dünyanın dört bir yerinde.\n\nTürkceyi sevmiş öğrenmiş türkiyeye sevdalanmış hiç görmeden\nAkın akın seksen dört ülkeden gelmişler,hiçmi hiç erinmeden\nBu sevda bu sevgi fetullah hocaya tüm dünya ülkelerinden\nTÜRKİYEM DÜNYAYI KUCAKLIYOR, VE SEVGİYLE TUTUYOR ELİNDEN\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Dünyayı Kurtaran Tek Çözüm",
        "poet": "Ozan Umut Suci",
        "poem": "\n\nDünyayı  kurtaran tek çözüm.\nEevrensel ve ulusal umut projesi\n1  -Dünyamızı hızlı nufus  artışından kurtarmak\n2  -Bütün dünya  sınırlarının  kaldırılmasını  sağlamak.\n3  -Aşamalı olarak askeri harcamaların sınırlandırılıp sıfıra indirilmesi\n4  -Evrensel  ulusal  yerel konseylerin kurulması.\n5  -Bütün dünya  nimetlerinin ve külfetının ortak paylaşımı.\n6  -Uyuşturucu içki  kumar sıgara gıbi iletlerden kurtarmak.\n7  -Bütün dinlerin serbest olmasını ve saygı görmesini  sağlamak.\n8  -Kanserden eisten  fuhuştan biyolojik ve her türlü çaresiz hastalıklardan made bağımlılığından bütün ruh ve sinir hastalıklarından kurtarmak.\n9  -Yer kürenin gök yüzünün okyanusların denizlerin göllerin ve akar suların bütün çevrenin kirlenmemesini sağlamak.\n10  -Her dünya bireyinin eyitim sağlık sosyal paylaşımdan eşit olarak faydalanması.\n11  -Uygulamada olan dünya insan hakları tüzüyünün yeniden ele alınarak ekolojik ekonomik ve derin sosyal içerikli insanların mutluluğu için yeniden düzenlenmesi.\n12  -Tüm  dünya halklarını fakirlikten  yoksuluktan  sefaleten aşağılamaktan ihmal edilmekten beden ve  duygu sömürüsünde  fiziksel ve ruhsal  işgencede nkurtarmak.\n13  -Bütün madenin ve metanıninanç ve manevi konumların insanlık açısında faydalı olabilecek şekildeinsanlık yolunda uygulanması.\n14  -Adeletin ve yargının bütün  yönetim ve rejimlerin baskısı ve emri  emri vakisi altında  kalmaksızın  inanç vijdan ahlak  kültür insiyatifi  doğrultusunda  hiç bir kurumun ve nbireyin baskısı altında olmaksızın  yürütme  ve yargılamak  mekanizmesinin uygulanması.\n15  -Fırsatçıdan  tefeciden kara borsa faiz rantiyeciden rüşveten  mafyadan  zorbalıktan kurtarmak.\n16  -Elektıronik teknolojik ses görüntü kirliliyinde ve sere gazı karbon gazından kurtarmak.\n17  -İnsana  zarar veren ve topluma  örnek olacak  şeylerin  birey  istese bile demokrası kuralar dışında  tutularak  musahama gösterılmemesini sağlamak.\n18  -Dünyadaher bireyin işinin  eşinin  aşının evinin olması veyaşama  hakının verilmesini  sağlamak.\n19  -Kansız ve  savaşsız barış  yanlısı hür ve  evrensel yeni bir dünya  düzeni  sağlamak.\n20  -Kapitalizimden  kominizimden siyonizimdenfaşizimden emperyalizimdenküresel  sömürüden  global  ezici rejimlerden fikirlerin ırkların kültürlerin çarpışmadığı eşit ve hür bir dünya hazırlamak.\n21  -Emeyin bilginin kültürün saygı gördüyü bir dünya kurmak.\n22  -Arz ve talebin eşit olması zorunlu gıda tüketimi ve zorunlu gıda tasarufu sağlamak.\n23  -Hormonlu ve genetik ürünlerden radyo aktiviteden otom kimyevi ve biyolojik kitle ihmal ve klastik silahlardan arinmış bir dünya  düzeni.\n24  -Dünyada  her  ferdin ve bütün dünya halklarının  anlaya  bileceyi  evrensel bir dil ve alfebenin hazırlatılıp  uygulamaya  geçilmesi.\n25  -Dünyada petrol ve kimyevi madelerin yok edilmesi yerine kirliliyi olmayan güneş rüzgar elektirik gibi enerjilerin kulanılmasını  sağlamak.\n26  -Dünyanın her  ülkesini kendi ülkeniz gibi görmek  bütün dünya  halklarının  kardeşliyini m sağlamak  ve yer kürede bütün  olumsuzlukları  deyişime  uğratıp gurupsuız  topluluksuz insani hür geleceyi  hür ekonomisi hür  paylaşımı  eşit  sınırları eşit  nimetleri eşit kaderı ve tasayı mutluluğu her türlü nimeti ve  külfeti eşit paylaşan yeni bir dünya  düzenini  sağlamak.\n27  -Denizleri temiz yeşil alanları çok ekonomi ve ekolojisi mükenbel  insanları hoşgörülü ve  eyitimli  bireyleri vasıflı ve çalışkan aktif başariyla yönetilen bir dünya  düzeni.\n28  -İnsanlığın mutluluğu için el ele verelim.\n29  -Evrensel ve ulusal Umut pröjesini destekliyelim.\n30 bu konuda düşün ce ve yorumlarınızı bekliyorum.\n31  -adres ----  Ozanumutsucihotmail.com   ardahan  göle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyayı karıştıran Amerika",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nMısır'da olan darbeyi yaptıran,\nDünyayı karıştıran Amerika.\nOlan bütün olayları saptıran,\nDünyayı karıştıran Amerika.\n\nİnsanları öldürterek bitiren,\nVurmaları için silah götüren.\nSuriye'yi bu hallere getiren,\nDünyayı karıştıran Amerika.\n\nMüslüman görünce oraya giden,\nDünyada inananlara kin güden.\nIrak'ta müslümanları yok eden,\nDünyayı karıştıran Amerika.\n\nÜlkelere fitne tohumu atan,\nBoşnak Türklerini kenara iten.\nBosna katliamına çanak tutan,\nDünyayı karıştıran Amerika.\n\nYusuf insanları düşmana satan,\nKerkük'le Musul'u sömürüp yutan.\nAfganistan'ı birbirine katan,\nDünyayı karıştıran Amerika.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyayı Yürüten Kuvvet",
        "poet": "Volkan Bingöl",
        "poem": "\n\nSevmeden yaşamak yaşamak değildir. İnsan sevmeye başladı mı yaşamaya da başlar. Sevdikçe insan, eskisinden daha başka biri olduğunu anlar. Sevmek bir anlamda hayatın bütünleşmesi, insanın kendi kendini aşmasıdır.\n\n     Allah'ın bütün yarattıkları, sevgiye hizmet etmek için ortaya çıkarılmıştır. Sevgi; ilerleme ve ahenk dairesinde, herkes için ve başkası için hayatta bulunmaktır. Hiç bir zaman hiç bir kimse çok fazla sevildiği için şikayet etmemiştir. Sevgi kabiliyeti olan bir kalp kadar değerli bir şey dünyaya gönderilmemiştir. İnsanoğlu sevildiğini sandığı için aşık olur. Sevgi aşkın ilham perisidir. Sevmek, yenilikler içinde, can çekişmeye katılmış vecd halidir. İnsan katlandığı fedakarlıklar, çektiği acılar nispetinde sever.\n\n     Sevmek devam eden en güzel huyum. Biliyorum ki kalpten sevgi silinince onun hatıralarına kadar her şey unutulur. Hiç sevmemiş olan bir gün sevecektir. Sevilmek için sevmeyin, sevmek için sevin bu meleklere özgüdür. İnsan hayatında bundan daha güzel bir şey yoktur...\n\n \nKAYNAK: Alain, George Sand, Madame de Seudery, Oscar Nilde, Cahit sıtkı Tarancı, L.A. Seneca, Nme de Seundery, Ernest Renan, Friedrich Wilhelm Nietzche, Blaise Pascal, Lamortine, Victor Hugo, Fenelun, Lewis Corroll, Abdül Kadir Geylani, Goethe, Ausce Comte, Mevlana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyayı Tanımak",
        "poet": "Abdullah Yaşar Erdoğan",
        "poem": "\n\nDÜNYAYI TANIMAK\n\nDünyayı hayırlı kullanan hep kazanmış,\nDünya; ibadet edene kazanç yeridir.\nÖlümden önce olanlara, dünya denilmiş.\nBu dünya ahiretin tarlası bilinir.\n\nEy dost! Şu dünya harap, serveti serapmış.\nBedeni yıpratır, emeli artırırmış.\nDünya, bal denir, içine konan sinekmiş.\nNimeti geçici, halleri değişicidir.\n\nDünyaya tapana burası mihnet yeri,\nMevla’ya hizmet edene ise hizmetçi.\nBil ki, dünya ahirete hazırlık yeri,\nLezzete aldanmayana, nimet yeridir.\n\nDünya, insanın gölgesine benzetilmiş,\nNefsine uymayan naslar, ap-ak sayılmış.\nHakk’a iman edenler muhterem bilinmiş,\nDünya ve ahiret doğu-batı gibidir. \n\nTanı, yalan dünya denilen şu arsızı,\nToprağa iyi bak, içine dolsun sızı.\nKendinden gelene, çabuk verdi infazı,\nToprak, ebede açılan huzur yeridir.\n\nŞair: Abdullah Yaşar Erdoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünye Olmazdı",
        "poet": "Ali Kamil",
        "poem": "\n\nIrmaklar kurusaydı./Denizler olmazdı..\nOrmanlar olmasaydı..\nYılanı,çıyanı\nEtçili,otculu\nBörtü böceği olmazdı..\nGül olmasaydı./Bülbül kime dağlanırdı\nEğer aşk olmasaydı..\nBizi bizden iyi bilen\nAdem ile Havvayı yaratmazdı..\nNefret olmasaydı..\nİlk yaratılan kadın Lilithy olmazdı..\nBilesin sevgili..\nAşk ve Nefret olmasaydı..\nDünya olmazdı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dur Be Diyecektin",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nBeni sevmeyip te ayrılsaydın, bu kadar üzülmezdim,\nGözlerime baka baka, kalbimi yaka yaka veda ettin,\nBomboş kalan ellerimden tutupda dur be diyecektin,\nBeni sevmeyip te ayrılsaydın, bu kadar üzülmezdim,\nGözlerime baka baka, kalbimi yaka yaka veda ettin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dur Ateş Ederim",
        "poet": "Yüreğim Acıyor",
        "poem": "\n\nDün gece hasta yatagım,\nSanki bir dikenyastıgım taş,\nYorganım ise kabriğ topragıydı,\nAteşler içinde yandım.\n\nAcılar içinde kıvrandım,\nBu zaman kadar hangi sevgini anlattınki,\nBu nu analatasın dedim dinletemedim,\nBagırdım feryat ettim dinletemedim.\n\nDur yoksa ateş ederim dedim,\nBagırdım feryat ettim dinletemedim,\nDurmazsan ateş edrim dedim yine dinletemedim,\nDurması için bir el ahavaya ateş ettim.\n\nBagırdım feryat ettim yine dinletemedim,\nBaktım iyice uzaklaşıyor benden,\nBu sefer ayaklarına ateş ettim,\nAma yine dinletemedim.\n\nArtık son çaremhedef gözetmeksizin ateş etmekti,\nBagırıdm feryat ettim dinletemedim,\nBunu sen istedin ey deli gönlüm,\nBırak bu kadar sevme unut gitisin dedim dinletemedim,\n\nŞimdi acılar içinde yan gönlüm,\nBuda sana ders olsun gönlüm,\nO seni unutmak istiyor,\nSende onut be deli gönlüm,\n\nBiliyorum o unutsada seni,\nSen onu unutmayacaksın,\nHep acılar içinde yanıp kavrulacaksın deli divane yıldırım..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dünyayım diye güvenme,",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nDünyayım diye güvenme,\nSenin de sonun gelecek,\nDönmekte olan çarkının,\nDişlileri kırılacak,\nToprağından ve suyundan,\nHiç bir eser kalmayacak,\nDön dönebildiğin kadar,\nÖmrün biter azar azar,\nBiz gömüleceğiz,\nSana bil ki yoktur mezar,\nPeşinden koştun güneşin,\nVar mıdır söyle bir eşin,\nAvazın çıktığı kadar gürle,\nSana bile gelmez sesin.\nDöndün güneş mihverinde,\nGüneş de kendi derdinde,\nKurulmuş bil ki saatin,\nŞimdi herkes seferinde,\nSen güneşe güneş sana,\nZannetme ki gelmez sana,\nYoksa başın mı dolandı,\nKendini bir durdursana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dur Artık Dur Kaderim",
        "poet": "Ali Aksoy",
        "poem": "\n\nDUR ARTIK DUR KADERİM\n\n                                     YIKILMIŞ BİTMİŞİZ BİZ PARAMPARÇA OLMUŞUZ \n\n                                     Karanlık kapkaranlık odamda hiç ışık yok.\n                                     Mutluluk neşe uzak bende dert hüzünler çok.\n                                     Gülmüyor neden yüzüm bilmiyor bilmiyorum. \n                                     Hep hüzün keder dolu şarkılar söylüyorum…\n\n                                                   Nedendir hayallerim güzellik neşe görmez.\n                                                   Duyarım diyorlar hep gerçek sevgiler ölmez.\n                                                   Bizde ne sevgi kaldı nede aşktan bir eser.\n                                                   Yıkıldık gönlümüzse dert dolu ve kötümser…\n\n                                     Gülmeye hakkımız yok sanırım bu dünyada.\n                                     Umutta etmem neşe belirmez hiç kapımda.\n                                     Yıkılmış bitmişiz biz paramparça olmuşuz.\n                                     Beklide biz en başta kadersiz kul doğmuşuz…\n\n                                                   Şimdi ben ne yapayım kimlere dert yanayım.\n                                                   Her gülüp yaklaşanı gerçek dost mu sanayım.\n                                                   Dur artık dur kaderim bana da bir uğrak ver.\n                                                   Vakit geç oldu deme beklide gönlüm sever…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dur Deyin Oğul",
        "poet": "Necati Keçeli",
        "poem": "\n\nBizler çok uğraştık amma olmadı \n  Bu çarpık düzene dur deyin oğul \n  Verdiğimiz oylar yerin bulmadı \n ...Bu çarpık düzene dur deyin oğul \n ...Böyle bir yaşama zor deyin oğul\n\n  Osmanlıdan beri gelir bu oyun \n  Avrupa bir kasap bizlerde koyun \n  Yıllarca bunlara bükmüşüz boyun \n ...Bu çarpık düzene dur deyin oğul \n ...Bunları görmeyen kör deyin oğul \n\n  Örgütlerin hepsi oyunlar kurdu \n  Asırlardır kardeş, kardeşi vurdu \n  Yeyip bitirdiler bu güzel yurdu \n ...Bu çarpık düzene dur deyin oğul \n ...Terörle yaşama har deyin oğul\n\n  İşçi feryat eder, olmaz çabası \n  Memur feryat eder, yoktur abası \n  Zengin feryat eder, para babası \n ...Bu çarpık düzene dur deyin oğul \n ...İsterseniz sizler çar deyin oğul\n\n  Devlet vergi diye paralar aldı \n  Hizmetlerin hepsi yarıda kaldı \n  Yiyenler aklandı sonuç ne oldu \n ...Bu çarpık düzene dur deyin oğul \n ...Namus, namahreme ar deyin oğul\n\n  Haçlarla, küpeyle büyüyor ırkım \n  Örf, adet yıkıldı bozuldu salkım\n  Gittikçe çoğalır gençlikten korkum \n ...Bu çarpık düzene dur deyin oğul \n ...Deli dolu yaşama hor deyin oğul \n\n  Kimse demedi ki bu dünya yalan \n  Her önüne gelen eyledi talan \n  Talancı zihniyet sizlere kalan \n ...Bu çarpık düzene dur deyin oğul \n ...Ülkenin başına şer deyin oğul \n\n  Cebimde para yok her şey pahalı \n  Necati, ülkenin böyledir hali \n  Tanrıya, havale etti ahali \n ...Bu çarpık düzene dur deyin oğul \n ...Siz bunu yıkayın kir deyin oğul\n\n  Necati KEÇELİ \n  ADANA 07.10.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dur deyiniz yeter artık",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nÖyle varlıklar ki bunlar, vicdanları satılmış\nİnsanlığı aramayın çere çöpe atılmış\nİblis ile dost olmuşlar, davaları batılmış,\nAcı üzerine acı yaşattılar millete\nDur deyiniz yeter artık, terör denen illete.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dur Demenin Sence De Vakti Değil Mi",
        "poet": "Fırat Mutlu Yıldız",
        "poem": "\n\n12 Mayıs tarihinde oynanan ve Fenerbahçe Spor Kulüp’ünün ev sahibi olarak Galatasaray Spor Kulüp’ünü ağırladığı maçta meydana gelen insafsızca saldırılar ardı ardına ipliğe dizilen boncuklar gibi…\nÖncelikle maçın skorunu ele almak istiyorum. 0-0 biten maçta sevinen tarafın GS olmasının nedeni şampiyonluğu hak etmesindendir. Sevinmek sizce de en doğal hakları değil mi? Ancak bunun farkında olmayan ve bazı kesim taraftarlarca belirli illerde, sevinen GS taraftarlarını tahrik etmenin yanı sıra linç girişimlerinde bulunuluyor ve birçok kişiyi hastanelik ediliyor. Sizce bu yapılan eylemler militanlık değil de nedir? \nÖnce sahaya meşaleler ile zarar veriliyor. Daha sonrada bir medeniyet olarak kabul edilen spor dalı mensupları, yani futbolcular sahada kavga edip küfür ediyorlar. Ne kadar terbiye edilmişiz? \nÜzülerekten söylüyorum ki yaşanan bunca kavga darbe dönemlerinde de sağ ve sol görüşlü kişilerce yaşanmıştır. Büyüklerimizden hiç mi ders almadık? Kardeşliği hiç mi öğrenemedik? Keşke 60’lı yıllara geri dönmesek…\nEtik olmayanda ne biliyor musunuz? Dostça, kardeşçe zevkle geçireceğimiz 90 dakikalık vakti küfür, kavga, ağız dalaşları ile geçirmek. Neden bu kadar kalitesiziz? \nFenerbahçe taraftarı tarafından bıçaklanan 12 yaşındaki kardeşimiz içinde iki satır yazmazsam tabir-i caiz ise gözüme damla uyku girmez. Nedir bu cahillik? Nedir bu yobazlık? Nereye kadar vasıfsızız? Bu konuda farklı bir noktaya da dikkat çekmek istiyorum. Sevgili anne ve baba, siz çocuğunuzu sokakta mı buldunuz? Ya da leylekler mi getiriverdi? Siz nasıl anne ve babasınız ki el kadar çocuğu, sokakta militanların cirit attığını, yobazların gezip tozduğu İstanbul sokaklarında gezdirebiliyorsunuz. Nice anne ve babalar biliyorum ki çocuğunu sokağa salmayan ve sokakta pervasızca sıkılan tabancalardan kaçırarak kendilerini güvende hissettikleri evlerinde bile yere yatıran ki Allah onlardan razı olsun.\nCümlelerimi sonlandırırken sizinle bir Yunus Emre’nin adına yazılmış, dostluğa aç bünyemiz için bir pasaj paylaşmak istedim. Sağlıcakla barış içerisinde kalın. \n\nYunusun adı barışın simgesi \nBozulmasın insanlığın dengesi \nCanlar yanıp kan dökülmesin \nYunusun bu barış yılında. \n\nSaygılarımla…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dur Diyen Yokmu",
        "poet": "Mahperi Koç",
        "poem": "\n\nCanımız yanıyor dur diyen yokmu\nAteş sardı her yanı söndüren yokmu\nMehmetciğim her gün şehit oluyor\nYürekler yanıyor söndüren yokmu\n\nŞehidin son sözü vatan sağolsun\nKalleşlere artık dur diyen yokmu\nHer taraf şehitlerin kanıyla doldu\nBu kanın hesabını soranlar yokmu\n\nDaha baharında güller soluyor\nNağme nağme ağıt yürek deliyor\nÖlüm her tarafta bir ağ örüyor\nYanan yüreklere su serpen yokmu\n\nBarış barış diye haykırdık durduk\nBu vatana barış getiren yokmu\nHainler her yerde tuzak kuruyor\nVatanı bölene dur diyen yokmu\n\nBiz ki bir bütünüz gayrimiz yoktur\nBölmek isteyene sözümüz çoktur\nBir Türkiye vardır başkada yoktur\nHainlere artık dur diyen yokmu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dur diyor deli gönül duramıyorum",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nDur diyor deli gönül duramıyorum\nSor diyor deli gönül soramıyorum\nAl diyor bu sevdayı alamıyorum\nBende işin içinden can çıkamıyorum\n\nHalil Çolak 21.1.2006 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dur düşün çocuk ise Dikkat edin bu sese",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nBütün şartlar olumsuz\nO -14 milyon çocuk\nHer sene ölmektedir\nKayboluyor kuzucuk\nDur düşün çocuk ise\nDikkat edin bu sese\nSağlık ile beslenme\nCiddi tedbirler gerek\nBu sesimi duymalı\nİnsanım diyen yürek\nDur düşün çocuk ise\nDikkat edin bu sese\nDevletler duyun beni\nAskerî harcamayı\nHep tamamen kısalım\nAğza koyun mamayı\nDur düşün çocuk ise\nDikkat edin bu sese\nGör çocuklar ölüyor\nBulamıyor yiyecek\nEğer böyle giderse\nBeter olur gelecek\nDur düşün çocuk ise\nDikkat edin bu sese\nÇocukları soldurma\nEsenlik sevgi saygı\nOnların sayesinde\nVatandan kalksın kaygı\nDur düşün çocuk ise\nDikkat edin bu sese\nDeğer tebessümleri\nBil değer trilyona\nSütlerini içsinler\nTazeyken kana kana\nDur düşün çocuk ise\nDikkat edin bu sese\nVerin canlara her şey\nOnlar çocuklarımız\nAnla durumlarını\nHemen olsun kârımız\nDur düşün çocuk ise\nDikkat edin bu sese\nBeyaz sarı ve siyah\nTombul zayıf ve kısa\nOynasınlar yazsınlar\nÖnüne koyun masa\nDur düşün çocuk ise\nDikkat edin bu sese\nBir zamanlar çocuktu\nAnne babalarımız\nHep özen gösterdiler\nOnlardan aldık biz hız\nDur düşün çocuk ise\nDikkat edin bu sese\nZincirin halkaları\nOlmalı büyümeli\nSevgiye esenliğe\nGitmeli onun dili\nDur düşün çocuk ise\nDikkat edin bu sese\nİshal ve zatürree\nHele su kayıpları\nOrtaya çıkartıyor\nDünyada ayıpları\nDur düşün çocuk ise\nDikkat edin bu sese\nSu sağlık ve eğitim\nYiyecek ihtiyacı\nHasan der karşılansın\nN ‘olur çocuğa acı\nDur düşün çocuk ise\nDikkat edin bu sese\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dur Geldi Bana….",
        "poet": "Canan Onuş",
        "poem": "\n\nkaderin sillesi, sevmenin bedeli \nihanetin gölgesi, insanların ikiyüzlülüğü \nher şey bıktırdı beni dostum_dur geldi bana \n\nyaşamın zorluğu, kuruşun hesabı, emeğin hebası, \nsevdanın vebası, yitirilen umutlar \nher şey bıktırdı beni dostum_dur geldi bana \n\nriyanı böylesi, dostluğun hilesi, hesabın çirkinliği \ndünyanın kirliliği yakıyor yüreğimi \nher şey bıktırdı beni dostum_dur geldi bana \n\nher gün özlemlere uyanmak umutsuzca \nher gün hayal kırıklığı üzüntü, yaşamın bedeli \nher şey bıktırdı beni dostum_dur geldi bana \n\ndünya hancı ben yolcu, dur durak yok hep çaba \nengeller bir bir ardında, yoruldum \nher şey bıktırdı beni dostum_dur geldi bana \n\nsaçlarımdaki aklar, her gün azalan gücüm\nverilenle yetinmemeler, bencillikler \nher şey bıktırdı beni dostum_dur geldi bana \n\niçimi karartan ruhumdaki yalnızlığım \nbeni çaresiz bırakan acımasız hayatım\nher şey bıktırdı beni dostum_dur geldi bana… \n\nCeynan—20- 10- 2007-İst\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dur Getme Hele",
        "poet": "Yusuf Söylemez ",
        "poem": "\n\nDuydum “Gidirem” demişsen Reyhanî Baba\nBizi bırahir gidirsen demah ele\nHep mi düşmanıdıh dostlari gatmadın mi hesaba\nDiyen olmadi mi heç dur getme hele\n\nDur düşün bir, Bursa nere Erzurum nere\nDemez miydin, gurbet batsın gara yere\nNasıl çıhdın dönmiyecehsen bu sefere\nDiyen olmadi mi heç dur getme hele\n\n50 yıldır beklediğin ekini verdi ateşe\nEr meydanıni bırahdın soysuza galleşe\nHem de tek tek veda ettin dosta eşe\nDiyen olmadi mi heç dur getme hele\n\nSen oldun Hüseyin, Kerbela Erzurum\nGurbet Yezid’e döndi bu ne zulum\nBele bir gidişi ne gördüm ne duydum\nDiyen olmadi mi heç dur getme hele\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dur Gitme",
        "poet": "Harun Çalpan",
        "poem": "\n\nDur gitme..Gidişinle solar bu beden.Yaz bahar kışa döner,gökyüzünde mavi gider.Her yanı karanlık bulutlar sarar,kente düş kırıkları yağar.Sokaklar yasa boğar, lambalar söner..Yağmurlara esir kalır cadde boyu kaldırımlar..Ve sele kapılır gider umutlarım,düşlerim, ve mavi gülüşlerim.Dur gitme...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dur Gitme..!",
        "poet": "Müjdat Çiftçi",
        "poem": "\n\nBu gün yepyeni bir hayat başladı benim için,\nçünkü seni yeniden özledim.\nher özlemim yeni bir gün oldu bana,\nyıldırım parlaklığındaki gözlerine esir düştüm,\nhiç düşünmemiştim..! \nönüne gelen ne varsa alıp götüren bir sel gibi,\nsana kapılacağımı..! \nufkumun ötelerinde dolaşıp benliğimi saracağını,\nve benim sonsuz aşkım olacağını,\nsevdim işte..! ! ! ! \n\ntam anlamı ile tapıyorken sana,\nönemsiz bir günümü,dönüm noktası haline getirdin,\ndoğum günü gibi..\nhediye ettin karanlıklar içinde boğuşan beyaz düşümü,\nhayatın gariplikleri yetmiyordu bana,\nne neşe denen şeye hiç rastgelmemiştim senden önce,\nşimdi sende gidiyormusun? \ndur. ne olur dur gitme..! \n\ntamam git hadi,bende bu sevdayı gömeyim kalbime,\nbir günlük aptallık ettim diyeyim kendi kendime,\nkapatayım kapılarını,sonsuza dek yüreğimin,\ngözlerim yanarken ayrılık acısına,\ndökülen iki damla yaş olacaksın benim için,\nher ağladığımda sen geleceksin aklıma,\nher ağlayış seni hatırlatacak bana,\nher hatırlayış içimdeki yangına su serpecek biraz.\n\nettiğim beddualar tutacak birgün,\nve bana yaşattıklarını sende yaşayacaksın,\no zaman anlayacaksın ne halde olduğumu,\nve pişmanlığın fayda etmeyecek,\nsilmiş olacağım kalbimden seni,\nama bu günde,bir anlıkta olsa,\nmutluluğu tattırdığın için teşekkür ederim.\n\nherşeye huzur veren sen,\numarım huzursuzluğu ve mutsuzluğu,\nen az benim kadar yaşarsın..! \nelveda..!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "dur-gitme",
        "poet": "Elif Şebnem Akal",
        "poem": "\n\nDur, gitme...\nHenüz bitmedi hikayesi, \nHer sabah gökyüzüne, \nSevgi ile 'günaydın'\nDiyen gözlerimin.....\nDur, \nAnlatmadım ki daha, \nHangi tonunu severim, \nGökkubbenin, denizin\nHavasına, gününe\nGöre değişen renginin...? \nNerde görmüştüm bir de, \nAynısını değil de, \nBenzerini gözlerinin...\n\nKal, \nGitmek için çok erken, \nDaha vaktimiz varken\nVe sürüyorken, \nBende ki geçici eşsizliğin...\n\n19.1.1998\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dur yağmur, yağ nur",
        "poet": "Ahmet Ünal Çam",
        "poem": "\n\n08-05-2008   12:20\n\nIrakta yağmur, yağıyor\nYağıyor yağmur yağmur\nÖrtmek ister gibi acıları,\nZalimler neşeli,\nMasumlar ağlıyor\nBir yağmur yağıyor\nUtanır gibi şehirler\n\nBağdat sokaklarında yağmur,\nKırmızı\nKan kırmızısı değil,\nUtanç kırmızısı\n\nBir yağmur yağıyor\nGizlemek ister gibi\nKurumuş gözleri\nYağmur yağıyor\nYağmur yağıyor\n\nBağdat’ta tarih yağmalanıyor\nBağdat’ta insanlık yağmalanıyor\nBağdat’ta acı, Bağdat’ta hüzün\nBağdat’ta lime lime yağma! \nYağma yağmur yağma\n\nMazlum güçsüz, zalim mağrur\nDudaklarım kurur\n  gözlerim kurur\n\nSon Müslüman aşkına\nYağ nur, yağ nur\nZalimleri sel ol götür\nFırtına ol savur\nYağ nur, yağ nur\n\n\n\nAhmet Ünal ÇAM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dur Yolcu Dur!",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nDur yolcu dur! Nedir bu, sendeki bitmez telaş\nDünyevî âlemdesin, biraz nefsinle savaş\nHep peşinde koştuğun, dünyâlık bir lokma aş\nUhrevî bir âleme, göç başladı bil yoldaş\n\nDinle yolcu dinle bak, ömrümüz bir sermâye\nŞânla şöhret para pul, sanma ki asıl gâye\nHakîkatten gayrisi, angarya hep hikâye\nUhrevî bir âleme, göç başladı bil yoldaş\n\nAldıysan nasîhati, davranma yavaş yavaş \nİhlâs ile takvâdır sana asıl arkadaş\nSakın secdeden başka, asla eğilmesin baş\nUhrevî bir âleme, göç başladı bil yoldaş\n\nGit de bak kabristana, kalan bir dikili taş\nHepside bir arada, yatıyor kardaş kardaş\nHani canlar cânânlar, toprakla olmuş sırdaş\nUhrevî bir âleme, göç başladı bil yoldaş\n\n 9 Haziran 2012 - Isparta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dur! Yolcu",
        "poet": "Mukadder Şık",
        "poem": "\n\nÜzerinde gezdiğin şu toprağı hor görme,\nO   Toprak senin varoluş mucizendir.\nÜzerinde gezerken kimseyi hakir görme,\nHerkesin mayası toprak mucizesindendir.\nMayan belli  su ile toprak ile yapılan çamurdandır.\nyakışırmı sana yüksekten bakmak,\nÇamura hayat verip  şekkilendiren,\nYaradanı yok saymak bence acziyettendir.\nHarcını karıştıran sana şekil verendir.\nKiminin mayasına duru güzellik vermiş; \nKiminin mayasına sanma çirkeflik vermiş,\nOnları kullanmak için; \nAkıl denen şey vermiş,\nSende dersin Akıl bende; \nRabbim ol demezse Akıl ne gezer ser'de; \nBöbürlenmek bilmem niye; \nGözlerine nurundan ziyasını yüklemiş,\nKendini tanıman için\n Bedenine bir beyin birde kalbi eklemiş.\nAğzına ise güzel konuşman için,\nHakkı zikretmek için bir dili  yüklemiş,\nOnları iyi kullanman için,\nAkıl ve fikir vermiş.....\n                                                                          (01-12-2007  Malatya) \n\n         Mukadder şık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dur  Huzura   ALLAH ALLAH  Diyerek",
        "poet": "Eşref İnanç",
        "poem": "\n\nTut orucu, kazancından ver zekat\nKıl beş vakit namazı rekat,rekat\nDeme ha yoruldum kalmadı takat\nDur huzura Allah Allah diyerek.\n\nZenginsen  mutlaka yapmalısın hac\nFakir isen şükret deme kaldım ac\nHep bizdedir kusur ondadır ilaç\nDur huzura Allah Allah diyerek.\n\nAhiretin azığıdır ibadet\nİki cihandada huzur saadet\nBoş anında getirerek şehadet\nDur huzura Allah Allah diyerek.\n\nDOST VE KARDEŞ KALEMLERE\nŞÜKRANLARIMLA:\n\nNamazını kıl oruç tut şükrederek \nSakın kusur etme dininde bilerek \nDin kardeşlerin için dua severek \nDur huzura sen Allah,Allah diyerek........Reyhan Altaş \n\nZenginsen aç doyurmayı bilmelisin \nKomşun açken sen hacca gidemezsin \nKuran emreder yerine getirmelisin \nDur huzura sen Allah,Allah diyerek........Reyhan Altaş\n\nArz’a adaletin gelmesi için \nDökülen kanların durması için \nAlem-i İslam’ın huzuru için \nDur huzura Allah Allah diyerek..........Abdurrahman Yıldız\n\nÇıktık yola içimizde iman sevgisi ile \nDöndüremez kimse hak yolundan şer ile \nYeri göğü yaratan Rab dedik şükür ile \nDur huzura minnetle Allah Allah diyerek...Nehir ÖZEN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dur yolcu selam söyle sivasa",
        "poet": "Muharrem Tüylü",
        "poem": "\n\nuzaklara giden yolcu dur\nsivasa gidiyorsan bende selam söyle\nbirgün olurda işim biterse\nküsmedim sivasa gelecegimi söyle\n\nyolcu gardaş sana birşeyler söylesem yaparmısın\nben gidemiyorum bizim diyarda benim için birgün yatarmısın\nkorkma gardaş bizim oralar misafir perverdir utanmasın\nbenim için tarlalarda dağlarda yemlik madımak toplarmısın\n\nsivasta yolboyunca çeşme çok olur benim için içermısın\nulaşta kangalda çetinkayada  divrigede geçermısın\nsivası çok özledim her gördügüne selam söylermısın\naşık veyselın  mezarınada gidersen selam söylermısın\n\nyolcu sana çok yük yükledim kusura bakma\npir sultan aptal diyarına gidiyon bunu sakın unutma\natatürkte cumhuriyetin temelini sivasta attı unutma\nyigidolar diyarını begenip kalırsan suçu bana atma\n\nşair muharrem sivasta çıktın isatnbulda kaldın sonun nolacak\nistanbulla iş ekmek için geldim buna herkes inanacak\nbütün takımlar birde olsa sivas spor şampiyon olacak\nsivassporun herşey inşallah istedigi gibi olacak\nyigidoların her zaman  istanbul onların ikinci evi olacak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duracaksın",
        "poet": "Ahmet Altan",
        "poem": "\n\nAcı,\nağulu dikenler gibi ruhuna dolandığında,\nöfke,\nkızıl bir küheylan gibi koşturduğunda,\nkeder,\nyaşlı bir ağaç gibi üstüne yıkıldığında,\nduracaksın,\ndurup, gümüş bir su gibi akan sabahın tazeliğine\nbakacaksın,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dur Yolcu",
        "poet": "Ahmet Ağdere",
        "poem": "\n\nHey yolcu nereye bu yolculuk,\nYolun tozunu uçura uçura gidersin? ...\nBiraz soluklan, hele bir dinlen,\nSenden evvel geçenleri bilmez misin? \n\nGörmezsin etraftaki güzellikleri...\nÇiğnersin papatyaları böcekleri...\nNe olur gel de incitme beni,\nİçelim kadehimizi zevklenelim?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dur zaman",
        "poet": "Birol Oklu",
        "poem": "\n\nDur zaman dur\n\nGelmeden gideceksin,\n\nYıldız yıldız ertele gökyüzünü git\n\nYangına saplansın zaman\n\nErisin güneş\n\nÇıplak gözle göremediğim gözlerinde henüz\n\nDur zaman durrrrrrrrr\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durağan Ekim Düşleri",
        "poet": "Ertuğrul Şakar",
        "poem": "\n\nSarı eylülün ardından\nGöç mevsimi başladı göklere\nBilinmezliğe bir şarkı\n\nDurağan ekim düşleri\nYerde kalmış yapraklar gibi\nTopraksı sevinişleri\n\nAğzımı açmıyorum görüyorsun\nTohumlarca toprağa ekilip\nKayboluyorum karanlıklarında\n\nKanatları yok düşen silahın\nGeceye yapışan gözyaşının\nDuruyor hayallerin yanaklarında\n\nBu ekim bir başka\nAtilla İlhan oldu şiir\nToprak doydu aşka\n\nSeni seslemek istemiyorum\nSes yırtıcı bir silah\nAcı bir ah\n\nBu ekim  yandım yıkıldım\nYüreğimi bantladım\nBir arpa boyu adım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durak",
        "poet": "Fuat Eriçok",
        "poem": "\n\nhava yağmur kokuyordu\n\nbiri kadın biri erkek iki ihtiyar\nve bir çocuk\ndurakta duruyordu\n\nçocuk sürekli soruyordu\nkadın cevaplıyor\nadam somurtuyordu\n\nçocuk hiç yerinde durmuyordu\nkıpırdıyordu\n\notobüsler dolu dolu gidiyordu\ndurmuyordu\n\nçocuk soruyordu soruyordu\ndurduğu yerde zıplıyordu\n\nyağmur hafiften yağıyordu\nihtiyarlar öylece bekliyordu\nçocuk sıkılıyordu\n\nkadın saati sordu\nçocuk uslu durmuyordu\nyağmur giderek hızlanıyordu\nadam somurtuyordu\n\nyağmur inanılmaz yağıyordu\notobüs filan geçmiyordu\nyolda ırmak akıyordu\nihtiyarlar duruyordu\nçocuk da duruyordu\n\nonları izlemek beni yordu\nzaman hızla geçiyordu\n\ndurmuyordu\n\n(20 kasım ’06)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durak",
        "poet": "seyhan YILMAZ",
        "poem": "\n\nseni bekledim \n    kaç yıl oldu \n       sayamadım\nkaç bahar kaç kış\nama inan sevgilim\nbahar sensiz kara kış\nkış sensiz cehennem\ndavam yaşamaksa eğer \nben seninle yaşamak isterim\nyaşam sensiz yaşamsa eğer \nbu acıya dayanamam \nölmek isterim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durak",
        "poet": "Fatih Günay",
        "poem": "\n\nSana az kala geçmişim meğer\nKader bir durak önceymiş\nVerilecek yanlışlığın hesabına bile değermiş\nErken basmak düğmeye...\n\nEkim 14' 07\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durak",
        "poet": "Vent Ciwan",
        "poem": "\n\nHer son durakta başlar,\n                          Yeni bir yolculuk\nYeni bir yolun başlangıç yeridir son durak\nAslında ilk duraktır\n                           Her son durak...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durak",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nDikenli ağaç\nHaykırış yaptırdı.\nSık dokunmuş insandı.\nDokuna dokuna\nDikenli ağaca dokundu.\nBu sefer\nDikenli ağaç haykırdı.\nAşık olup da\nKendini yakışıklı bulma! \nUyuşturucu maddelerle\nAmeliyat sırasında\nNasılsa bilinmeyene...\nBilinçsizlik gerçekleşti.\nDikenli ağaç\nKurudu kaldı.\nİnsan da öldü.\nSon aynıydı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durakta",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nAcelen neydi o gün, Ey vefasız, günahkâr! \nBeni öyle bîçare, koyup gidecek kadar.\nArdından bakakaldım, durakta yapayalnız,\nDur bile diyemedim, kalıp öylece naçar.\n\n3 Eylül 1986-Çarşamba / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durak Taşım...",
        "poet": "Metin Kaya İlhan",
        "poem": "\n\nBir nefes…\nSıcak bir nefes uğruna düşlerimi yaktığım\nUmarsızca; saatlere tekme attığım\nGözlerimin tam önünde kirpiklerime tek tek taktığım; \nTek damlasında binlerce hayal yaşattığım\nSevdam…Nefesim…\nGözlerimde yaşımsın…\n\nBir hayal…\nSıcacık bir hayal uğruna yorganları yaktığım\nDüşlerime hayalini yorgan yaptığım\nRuhumun tek gölgesinde bin hayaller kurduğum; \nHayallerimin güzelliğinde benliğimi kaybettiğim\nSevdam… Nefesim…\nGözlerimde yaşımsın…\n\nBir ömür…\nSıcacık bir ömür uğruna ölümlere daldığım\nKefen yerine varlığını bedenime sardığım\nHayat labirentinde tek hedefe baktığım; \nGeceler boyu düşlerime güneş gibi akıttığım\nSevdam…Nefesim…\nÖmrümdeki durak taşım…\n\nMetin Kaya İLHAN\nFaroz\nTRABZON\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durak",
        "poet": "Özdemir Asaf",
        "poem": "\n\nDURAK\n\nKent küçük bir hışımda büyüyor.\nBüyüyor, büyüyor uğultusu başımda, \nOtoların, motorların uğultusu.\nTekerlekler dönüyor, dönüyor, dönüyor, \nIşıklar bir yanıyor, bir sönüyor; \nKırmızı, yeşil, mavi, kırmızı, yeşil.\nBaşım dönüyor, dönüyor, dönüyor, \nKırmızı, yeşil, mavi, kırmızı, yeşil.\nOnu düşünüyorum; \nKimseden saklanacak gibi değil.\n\nBekleyenler var duraklarda, \nSıraya girmek için\nYitirmek yarışını\nBitirmek için.\n\nKiminin elinde çanta var, kiminde çiçek; \nBeyaz, sarı, kırmızı, yeşil.\nBir durakta bekliyorum, \nBeni de alıp götürecek, \nBeni de alıp götürecek, \nBir yere bırakacak\nUmut arabasının\nDurmasını, \nBeni de almasını.\n\nÜstüm başım toz-toprak, \nGözüm-gönlüm tüm çiçek, \nBeyaz, sarı, kırmızı, yeşil.\nOnu düşünüyorum; \nKimseden saklanacak gibi değil.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durak",
        "poet": "Aylin Önder",
        "poem": "\n\nDuraklarıdan biriydi \nSevdanın adının kazılı olduğu\nÇoğu kahramanının isimlerini bile\nOkunamaz hale getirmişti zaman\n\nYazların hatırası belli viran halinden\nNe aşıklar geçmiş gölgesinden \nNe kavgalara,vedalara sahne olmuş\nBinlerce kavuşmalara perde açmış\nKapalı gişe oynamış zamanında\nUnutulmuş\nAşıkları ayrılınca\nBelki de devre yenik düşmüş kahraman...\n\nDuraklarıdan biriydi \nSevdanın adının kazılı olduğu\nÇoğu kahramanının isimlerini bile\nOkunamaz hale getirmişti zaman...\n\nDemirin gövdesi ne kadar sıcak olabilecekse\nO kadar sıcağı görmüş \nDonma noktasının sonrasında da \nDimdik ayaktaydı.\nNe olmuştu o aşıklara \nZaman bu kadar acımasız nasıl olmuştu ki\n\nOrtada ne sevda,ne durak kalmıştı....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durakta Aşk",
        "poet": "Fuat Polat",
        "poem": "\n\nBugün daha güzel geçmişten,\nSabahlarımın aşk kokusu,\nYine önce geldim senden,\nGönül durağımın son yolcusu\n\nMerhaba, günaydın, desem\nCevap verirmisin ki bana\nMerhaba, günaydın, dermisin ki\nDönüp arkanı gidermisin bana\n\nBu sabah bir kez daha anladım\nGüzelliğindeki inanılmazlığın sebebini\nYanaklarında gülün rengini\nGözlerinde yıldızları gördüm\nGülümsüyordun..\n\nYaşadığım herşeyin anlamsızlığını gördüm ardından\nNefes almak ne kadar güzelmiş oysa ki\nSilinmiş bir hayatı yazmışım sayfalarca\nÇevirmiş çevirmiş, okumuş, yaşamışım boş yolcularla..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duraklarımızda Oturak Yok",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nKonulsa çalınıyor kırılıp yakılıyor,\nAyakta duracağız bunlar düşünülmüyor…\n\nTaş oturaklar olsa parçalayanlar olur,\nFırlatma hususunda zarar daha çok olur…\n\nStrafordan yapılsa bu sefer yakan çıkar,\nYa da başka şekilde oluşturulur hasar…\n\nOturak konulamaz çok uzun zaman gerek,\nBuna hazır değiliz eğitim gerekecek…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duramam Dader",
        "poet": "Osman Garip",
        "poem": "\n\nSesimi duy kader salda gideyim\n                                   Kısmetsiz başla gurbette nideyim\n                                   Burada tek başıma ben ne edeyim \n                                   Gurbet ellerinde duramam kader\n\n                                   Herkes yatagında ben topraklarda\n                                   Kısmetim yok dalda nede yaprakta\n                                   Gideyim sılama doğru beni mbırakta\n                                   Burada kimseyi tanıyıp bilemem kader\n\n                                   Nere gitsem kader gelisin peşimden\n                                   Ağlatıp zevkmi alırsın gözüm yaşından\n                                   Ayırdın yavrularımdan hemde eşimden\n                                   Bir gitsem daha gurbete dönemem kader\n\n                                   19 / 1 / 2008  Alaçatı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durali Hocanın oğlu Veli Sarı",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nKöyümüzün sevilen insanıydı,\nDurali Hocanın oğlu Veli Sarı.\nİnancı ile bizlerin şanıydı,\nDurali Hocanın oğlu Veli Sarı.\n\nDuruşuyla insanların hasıydı,\nBenim Fatma Teyzemin kocasıydı.\nDeğirmen Boğazının hocasıydı,\nDurali Hocanın oğlu Veli Sarı.\n\nTüm insanlara yardımcı olurdu,\nHer derde bir çözüm yolu bulurdu.\nDini konuları iyi bilirdi,\nDurali Hocanın oğlu Veli Sarı.\n\nBenim üzerimde emeği vardır,\nOnun gibi bir insan bulmak zordur.\nAllah yolunda yürüyen bir erdir,\nDurali Hocanın oğlu Veli Sarı.\n\nYusuf Allah rahmet eylesin desin,\nYüce Rabbim ona rahmet eylesin.\nBenim zannımca cennettedir kesin,\nDurali Hocanın oğlu Veli Sarı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duramaz Önümde Hiçbir Kötülük Bugün",
        "poet": "Ensar Aktaş",
        "poem": "\n\nÇok zindeyim bugün, çakı gibiyim\nŞişede durmayan rakı gibiyim\nDuramaz önümde hiçbir kötülük bugün\nCehennemin kavurucu nârı gibiyim\n\nKabardı yüreğim, eldeki nasır gibiyim\nBir darbeyle kütüğü yaran satır gibiyim\nDuramaz önümde hiçbir kötülük bugün\nAdaklar adanan, ulu bir yatır gibiyim\n\nDuramaz önümde hiçbir kötülük bugün\nYakar, yıkar, satarım dünyayı bugün\nZalimler önümde bölük, pörçük bugün\nAnd içtim, zehredeceğim onlara hayatı bugün\n\nRotterdam,29-06-2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durdu",
        "poet": "Reşat Karabağ",
        "poem": "\n\nDurdu tüm gemiler,\nDurdu mavnalar.\nDenizlerde hüzün,\nLimanlarda sessizlik.\n\nKalp atışları,\nDüşünen beyinler durdu.\nEllerde hüzün,\nDillerde sessizlik.\n\nRüzgâr durdu,\nYağmur durdu.\nBulutlarda hüzün,\nGökyüzünde sessizlik.\n\nGözler konuştu,\nGözyaşları konuştu.\nYüreklerde hüzün.\nİsyanlarda sessizlik.\n\nYol ayrımına gelinmişti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durdu Şahin İle Sanat,Şiir ve Edebiyat Üzerine Bir Mülakat",
        "poet": "Durdu Şahin",
        "poem": "\n\nOsman Aytekin:Şiire nasıl başladınız? \n\nDurdu Şahin:Şiire lise yıllarımda başladım. İlk şiirim 1976 yılında Bizim Anadolu gazetesinde yayınlandı. İlk kitabım Sevgi Pınarı (1986)  isimli şiir kitabıdır. Üniversitede öğrenciyken yayınladım. Bu kitabın basımında Aksiseda matbaasının sahibi sayın Taner Haznedar’ın sağladığı ödeme kolaylığı,öğrenci arkadaşlarımın dağıtımında ve satımındaki göz yaşartıcı fedakarlıkları,değerli hocalarımdan Celal Tarakçı,Mustafa Özbalcı, Halistin Kukul ve diğer muhterem hocalarımın yakın ilgileri unutulacak gibi değil.\n\tOsman Aytekin:Basından gözlemleyebildiğimiz kadarıyla şiirde yeni isimler artıyor. Dolayısıyla şairler de dergilere sıkça yansıyor. Şiirlerin çokluğu nedeniyle şiirde bir derinlikten bahsedilebilir mi? \n\tDurdu Şahin:Şiir yazan insanların çoğalması elbette güzel. Varsın şiir yazan,şiire yürek uzatan insanların sayısı artsın. Yazan ne yazdığını,şiirinin “gerçek şiir”in neresinde olduğunu,has şiire ulaşabilmek için daha ne kadar yol katetmek ve çile çekmek zorunda olduğunu bildikten sonra,sayının artmasının bir zararı olmaz herhalde. Önemli olan yazan yazdığını ulaşılmaz,erişilmez görmesin. Yazdıkça,okudukça,şiiri bilenlerin tavsiyelerine uydukça,çok yazıp az beğendikçe daha ileriye gidileceğini unutmasın.\n\tŞiirde derinlik meselesine gelince şunları söyleyebilirim:Derinlikli şiirler yazmak,dergilerde derinliği olan şiirler yayınlamak elbette güzeldir. İstenen ve özlenen budur. Ancak herkesin her şiiri derinlikli olacak diye bir şart yoktur. Fakat yazmadan da,yazmayı bir tutku,bir aşk haline getirmeden de derinlikli şiirlere ulaşmak bir hayli zordur. Hangi şairin ilk yazdığı bütün şiirler güzeldir. Şiirde,sanatta mükemmele ulaşmak için zamanla yarışmak lazımdır. İnce elemek,sık dokumak gerekir. Hiçbir şey birdenbire olmaz. Bir salatalık,bir kabak bile,belirli bir zaman içerisinde yetişiyor. Bırakın gençler şiir yazmayı sürdürsün. Şiir yazan ve yayınlayan insanların sayısı gündün güne çoğalsın. Şiir gündemde ve günümüzde hak ettiği yeri alsın. Göreceksiniz zamanla has şiire ulaşanların sayısı artacak...Derinlikli şiirler daha çok ve sık olarak gazete ve dergi sayfalarında görülecek...Hayatımız ve sanatımız kaliteli şiirle daha da güzelleşecek...\n\tOsman Aytekin:Türk şiirinin bugünkü durumu nasıldır? \n\tDurdu Şahin:Bu sorunun Sezai Karakoç’a,İsmet Özel’e, Bahaettin Karakoç’a,Hilmi Yavuz’a, Abdurrahim Karakoç’a ve Arif Ay’a sorulmasını isterdim. Nasıl cevap verirlerdi doğrusu merak etmiyor değilim.\n\tOsman Aytekin:Türk edebiyatını güçlü bir hüviyet kazanabilmesi için sanatçılara düşen görevler nelerdir? \n\tDurdu Şahin:Türk edebiyatı zaten güçlü bir hüviyete sahiptir. Tarihi Türk şiiri de,Türk sanatı da,Türk edebiyatı da yüzümüzü her zaman güldürmüştür. Dünyayı aydınlatacak zirveler bizim dünyalarımızdan,bizim iklimimizden yetişmiştir. Siz galiba günümüz Türk edebiyatını kast ediyorsunuz.\n\tGünümüz Türk edebiyatının geçmişe oranla elbette istenilen yerde olduğu söylenemez. Bunun da sebepler var: “Marifet iltifata tabidir.”Günümüzde özellikle etkili,yetkili kimseler şiire,sanata,edebiyata değil,marka dolara gösteriyorlar. İlgiyi mark,dolar gördüğü için onlar hızla yükseliyor. Bu ilginin binde biri sanata,edebiyata gösterilse; sanat gülistanında daha çok çiçek açardı. Evet,sanatçının mutlaka ilgi görmesi lazım ama hepsi bu kadar değil...Sanatçı da,sanatın ciddiye almalı. Şiire,sanata,edebiyata “mukaddesleri” gibi kıymet vermeli. Unutulmamalı ki insanının mukaddeslerini en güzel anlatan,mukaddeslerinin yayılmasını sağlayan en güzel yollardan birisi,belki de en önemlisi sanat,edebiyattır. Sanatın,edebiyatın yükselttiğini hangi güç yerinden indirebilir? İnancın ve kutsal değerlerin kavgasını veren bir sanat,hakikaten de saadet bahşeder,selamete ulaştırır mensuplarını.\n\tOsman Aytekin:Şairlerimiz gelenekten yeterince yararlanıyorlar mı? Çünkü,gelenekten yararlanamayan şiirin yeni solamayacağı görüşleri mevcut.\n\tDurdu Şahin:Usta şairlere bakınız,genellikle gelenekten yararlanan şairler olduğunu görürsünüz. Geleneğe yaslanmadan,yahut gelenekten beslenmeden bir şairin geleceğe güçlü şiirler bırakması zordur. Çünkü değerli hocam şair-yazar Mustafa Özbalcı’nın da dediği gibi sanat ve edebiyatta gelenek esastır.”Her sanat hareketi kendi geleneği içinde gelişip ilerler. Geleneğe dayanmayan sanat ve edebiyat hareketleri öksüzdür,dayanıksızdır ve elbet kısa ömürlüdür.”\n\tOsman Aytekin:Bir de geleneğin modernlikle karşıtlığı söz konusu oluyor. Şiire bunlar nasıl yansıyor? \n\tDurdu Şahin:Bir de gelenekten gelenle modern olan birbirine ters düşmemeli. Modern olan,gelenekten beslenmelidir. Gelenekten öz suyunu ve gıdasını almayan,zaten hakkıyla modern de olamaz. Modern olmak geçmişe tepeden bakmak,onu küçümsemek veya yok saymak olmamalıdır. Modern olanın bir ayağı hep gelenekte kalmalı,elleri geleceğe doğru açılmalıdır. Bir ustanın tabiriyle “öyle eskiler vardır ki yeniden bin yıl ilerdedir.” \n\tBu mesele şiire nasıl yansıması gerekiyorsa öyle yansımalıdır.\n\tOsman Aytekin:Şiirin diğer sanat dalları arasındaki yeri ve toplumumuza etkisi bakımından farkı nedir? \n                Durdu Şahin:Bizim toplumumuz açısından şiirin diğer sanatlar arasında ayrı ve çok özel bir yerivardır. Biz oldum olası şair bir milletiz... Hislerimizi, düşüncelerimizi dile getirirken kelimeleri hep özenle seçeriz.  Şiirin insanı saran,sarmalayan etkisinden,ahenginden,güzelliğinden yararlanmışızdır hep. Onun için de tarihimize baktığımız zaman yüzlerce şair görürüz; kimisi padişah,kimisi vezir,kimisi sadrazam,kimisi bey olmuş...Tarihten bugüne bırakılan divanlar,yüzlerce binlerce gazeli barındırır içerisinde. Bizim kadınlarımızın ağıtları bile şiirsel özler,kafiyeli sözler taşır bünyesinde. Hâlâ  okunan kasideler, gazeller, koşmalar, güzellemeler, destanlar,maniler,kıtalar,beyitler; bizim toplumumuzda şiirin nasıl bire ve imrenilecek öneme sahip olduğunu göstermeye yetmez mi? \n\tOsman Aytekin:İdeolojinin şiire yansımasını doğru buluyor musunuz? \n\tDurdu Şahin:Bu soruya cevap vermeden önce ideolojiden ne anladığımıza bakmak gerekir. Nedir ideoloji? İdeoloji,insanların inandığı,bağlandığı bir düşünce sistemi ise,şiir de bundan nasibini alacaktır elbette. Çünkü hiçbir insan fikrinin kendisine çizdiği rotanın dışına çıkamaz. Yani istese de istemese de yazılarında,şiirlerinde inancının,fikrinin izlerine rastlanacaktır. Ancak ideolojinin şiire girmesinin de bir kuralı,bir estetik tarafı olmalıdır. Atalarımızın bizlere miras bıraktığı estetik abidesi şiirlere bakınız; hepsinin de inancımıza,fikrimize,düşüncemize uygun düştüğünü görürsünüz. Demek ki önemli olan ideolojinin şiirde yer alması değil,nasıl yer aldığıdır. Bence ideoloji,şiirde doğrudan ve direkt olarak değil de dolaylı olarak yer almalıdır. Şiir,ideolojik tarafının olduğunu haykırmamalı,sezdirmelidir. İdeolojik tebliğ yerine estetik telkinler yapmalıdır. Tıpkı  Necip Fazıl Kısakürek’in Sakarya, Arif Nihat Asya’nın Bayrak, Mehmet Akif Ersoy’un Bülbül,Çanakkale Şehitlerine,Yahya Kemal’in Süleymaniye’de Bayram Sabahı vb. şiirlerinde olduğu gibi...\n\tOsman Aytekin:Şiirin bizde az önemsendiğini belirten görüşler dergilerde eyer alıyor. sizce bu tesbit doğru mu? \n\tDurdu Şahin:Şiir geçmişimizde çok önemseniyordu. Şiir yazanların toplumda ayrı bir yeri vardı. Şiir yazanlardan bey,paşa,vezir,komutan,hatta padişah olanlar vardı. Şairlerin mâli durumları çok iyiydi. Gördükleri ilgi ve iltifata diyecek yoktu. Şiiri yazan da,okuyan da,dinleyen de önemserdi.\n\tGünümüzde ise şiiri galiba sadece yazanlar ve şair olanlar önemsiyor. Onun dışında kimsenin şaire ve şiire yüz ve yürek uzattığı yok gibi. Herkes kolay ve ucuz yollardan köşeyi dönmek için çalışıyor,uğraşıyor. Şiirin önemsenmesi için; yazanına bir şeyler getirmesi lazım. Şiir yazanların hangi yüksek mevkilere geldiğinin herkes tarafından görülmesi  lazım...\n             Osman Aytekin:Edebiyat dergileri,gazeteler,radyo ve televizyonlar şiire gerekli katkıyı sağlıyorlar mı? \n         Durdu Şahin: Bunca edebiyat dergisi,şu kadar gazete,şu kadar özel radyo ve televizyonlar şiire istenilen katkıyı sağlasa; türk şiiri şu andaki yerinden çok daha yüksekte olmaz mıydı? Bir iki fikir gazetesinin hakikaten takdire şayan sanat sayfasını saymazsanız geriye sanatla,şiirle ilgili bir şey kalmaz herhalde.\t\n\tOsman Aytekin:Türk şiirinin daha iyi zeminlerde olması için neler yapılabilir? \n\tDurdu Şahin:Çok şeyler yapılabilir...Ama her şeyden önce şiirin ve şairin ciddiye alınması gerekiyor. Etkili ve yetkili kimselerin bir pop şarkıcısına veya bir dansöze gösterdiği ilginin binde birinin olsun şairlere gösterilmesi gerekir. Falanca şarkıcıyla birlikte el ele şarkı söyleyen milletvekillerimiz, bakanlarımız neden hiçbir şiir şöleninde görünmezler? Artık şiir şölenlerinde milletvekillerini,bakanları,Başbakanı ve hatta Cumhurbaşkanı’nı bile görebilmeliyiz diye düşünüyorum.\n\tOsman Aytekin:Eklemek istedikleriniz var mı? \n\tDurdu Şahin:Var...Öncelikle şiiri,sanatı ciddiye aldığınız,okumayı,yazmayı her şartta sürdürdüğünüz ve böyle bir mülakat için bizleri aradığınız için size ço çok teşekkür ediyorum. Allah razı olsun...\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duran Zaman...",
        "poet": "İbrahim Ethem Bingül",
        "poem": "\n\nTarihler önemsiz\nTek bildiğim serin esen bir Akdeniz akşamında\nBeynimde oluşan yap bozlarda\nBulduğum sen\nŞimdi tam karşımda\nDuruşun bir biblo kırptığın siyah kirpiklerinde olmasa\nArada duyduğum sesindeki cümleler ise bana\nAteşe çağrı aslında\n\nAşk buseleri geliyor gözlerime\nO gece gözlerinden\nGel raks etsin gözlerin gözlerimde\nBu Akdeniz akşamında\nZamanı durdurup zaman yazalım seninle...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durduğun yerde hezeyan niye",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nSormuyor kimse sen nesin diye\nEtnik kimliğin söylemen niye\nBu vatan Türk’tür  bak maziye\nYaptığın kötülükler kalmaz yanına\nDurduğun yerde hezeyan niye\n\nOkumadın mı bak tarih ne diyor? \nPeygamber birlikte hayır var diyor\nSahte Türklüğün,hanımın Araplığı \nArtık kimseyi pek fazla inandırmıyor\nDurduğun yerde hezeyan niye\n\nHalil ÇOLAK 19.12.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durdum 1",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nDurdum 1\n\nÖğretmenim ustam hayattır benim\nOkudum okuttu öğrendim durdum\nHayat okulunda okuyan benim\nBen soru o cevap uğraştım durdum\n\nBen bu yolu düşe kalka yürüdüm\nDalgın dalgın baktığımı görürüdüm\nSabır oldum uzun yolu yürüdüm\nBen hancı o yolcu bekledim durdum\n\nNe kadar minnetim bir bilsen sana\nHayat okuluna yazdıran ana\nZorlu bir yokuşta yol oldun bana\nSen hasret ben özlem bekledim durdum\n\nBu yol beni daha nere götürür\nYürü Dost Şeref im aşkatan ötürü\nYaşam sabır bende sabır kültürü\nZamandır süpürgem süpürdüm durdum\n\n16-08-2007\nDost Şeref\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durdun Durdun",
        "poet": "Turgut Çakır",
        "poem": "\n\nDurdun durdun\nTurnayı gözünden vurdun\nTurna güzel kuşum\nÜzülme sakın\nKorkma\nHiçbir canlıya dokunmayız\nHepsine sevgimiz vardır\n\nİçimde yaralı bir yürek var\nKanayan yürek\nAcı çeken bir yürek\nYoklukla savaşan bir yürek\nO yüreği seviyorum ben\n\nİhanete karşı koyan\nCehalete ışık olan\nTöreye karşı bayrak açan\nO yüreği seviyorum\n\nDurdun durdun\nTurnayı gözünden vurdun\nTurna güzel kuşum\nÜzülme sakın\nKorkma\nHiçbir canlıya dokunmayız\nHepsine sevgimiz vardır\n\nAşkın en güzelini aradık\nİftiralar içinde bulduk\n\nAğlama can gözlüm ağlama\nAdalet istedin\nAdalet güneşi doğdu yüreğinde\nTöre güneşi karardı\nOnur güneşi doğdu gözlerinde\n\nİhanete karşı koyan\nCehalete ışık olan\nTöreye karşı bayrak açan\nO yüreği seviyorum\n\nSeni seviyorum ceylan gözlüm\nSeni seviyorum\nZulme karşı bayrak açan\nSeni seviyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durdum Senin Kıyında",
        "poet": "Gözde Hatiboğlu",
        "poem": "\n\nKilitledim kalbimi\nZamanı durdurdum\nİçinde sen varsın\nÜzüntü kabulüm\nEn baştandı sözüm\n\nYürüdüğüm yoldasın\nBaktığım yerde\nHislerimin soyut halisin\nDokunduğum eşyasın kimi an\nDeğişmez sezgilerim\n\nBen burada durdum\nUçmayı seçmiştim aşkla\nUçurum da dahildi\nDüşmek de buna \nDurdum senin tam kıyında\n\nTüm saatleri topladım\nTakvimleri bugünde bıraktım\nGelecek şimdilik yok\nDünü hiç saymadım\nKalbimi hüznüne bıraktım\n\n(16.haziran.2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durdu Zaman!",
        "poet": "Sevim Aslanalp",
        "poem": "\n\nSürdük hasretlerin en koyusunu gözbebeklerimize\nBekledik usanmadan\nBu aşkın gölgesinde\nYordu zaman! ! \n\nHüzünler ekledik yüreklerimize\nMevsimlerin döngüsünde,\nAcıların süngüsünde,\nZordu zaman! ! \n\nHasretin vuslata döndüğü andı zaman\nMevsimlerden hazan\nSevdaydı o uğursuz talihi bozan\nSordu zaman! ! \n\nAşkın oklarını attığı andı zaman\nNe ateş kaldı ne duman,\nYürekleri tam ortasından\nVurdu zaman! ! \n\nTutkuların tenlerde yandığı andı zaman.\nDudağın dudağıma mühürlendi\nEllerin elerime...\nKordu zaman! ! \n\nAşkın yıllara hesap sorduğu andı zaman\nŞaşırdı akrep ile yelkovan\nYüreğin yüreğime kilitlendi\nDurdu zaman! \nDurdu zaman! \n\n20/03/-02/9/2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durdu Efendi",
        "poet": "Kemal İspir",
        "poem": "\n\nkadınlardan\nnefret ederdi\nen doğrusu\norak gibidir\nderdi\n\nbelki gönül verdi\nbelki de sevdi\nbir allah bilir\nbir kendi\n\nhiç evlenmedi\nbekar yaşadı\nbekar öldü\ndurdu efendi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durdur İçimdeki Deli Tayları",
        "poet": "Murat Kalaç",
        "poem": "\n\nDüş gördüm; olmayacak düşler.Bir çift melek kanadıydı tutunduğum.Şimdi melekler yüzünü çeviriyor rüyalarımda bana.\nİçimde deli taylar var.Hep aşk için koşan.Hep koştular,hep yenildiler.Şimdi bir kez daha koşmak istiyorlar gecenin içinde.Ve ben bile bile bu koşunun sonunu durun diyemiyorum onlara.\nHırçın ve deli taylar...Onlar ki yağmur altında koşmayı çok severler.Yaraları tuz kokar şehrin sokaklarında her koştuklarında.\nDüş gördüm...Olmayacak düşler.\nGece yarıları kırmızı karanfiller bıraktım kapına sen görmedin.Oysa bu tayları yalnız sen durdururdun.Bu kentteki en büyük yangınsan alevlerin yüzümde dolaşır her gece bunu bil.\nVe ben her beyaz eklendiğinde saçlarıma sana adıyorum geçen zamanı.Uykusuzluğun kaçıncı halkasındayım bilemezsin.Kaç sigara dumanından adını yazacağım...\nFırtınanın içinde,  yağmur altında deli taylar koşuyor yüreğimde.Durdurursan sen durdurursun.Öldürürsen yine sen...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durdur Şu Yürüyen Merdiveni...",
        "poet": "Mehmet Eren Ersoy",
        "poem": "\n\nEvvela; mahsus selam eder, gözlerinden öperim.\nBöyle söylerdi “dede ve ninelerimiz” yazdırırken…\nBiz de yazardık üşenmeden, yeter ki mektup olsun…\nMahsus; Sanki şakacıktan demekti… Gülerek yazardık.\nAma bakıyorum da böyle yazan kalmadı artık.\nBakıyorum da yazdıranlarda eksildi, Gittiler sessizce…\nHey! Kim var orda “yürüyen merdivenin” başında? \nKim varsa… Bakmasın aval-aval! \nDurdursun, -inecek var- şu yürüyen merdivenden.\nTembel; oturmasana orda haydi kalk, durdur şunu,\nAdım-adım çıkmaya bak… Basamaklarını hayatın,\nLezzet kazansın hayattan aldığın yudum, tatlansın,\nZaman yok! Tembellikle kaybedecek kadar, kalmadı…\nKimlere söylemedim ki, akıları almadı… Alamadı,\nAtalet yakalarını bırakmadı zavallıların, anlamadılar…\nTembellik neler saldı insanların başına, göremediler…\nNice öğrenci üniversitelere girdi… Kazanamadığı…\nNice öğrenci diplomalarını aldı… Hak etmediği…\nAma insan hayatına onlar… Yürüyen merdivenin getirdiği! \nKim varsa… Bakmasın aval-aval! \nDurdursun birileri, şu yürüyen aptal merdiveni…\nBu merdiven çıkardı ortaya DABBET-ÜL ARZ-I\nBu ise ne yazık ki, Beleş geçinen tembellerin tarzı\nZahmetsiz çıkan, yukarıdan da zahmetsiz iner\nDAB=TAB yani negatifi pozitif kılma hali olsa,\nBET=> Kötü/Fena değil mi? Düşünmeyi sen de dene…\nKIYAMET ZAMANI yaşanan zaman: 1500’ e geldi…\nKIYA _ MET: AYIK/YÜKSELİŞ demek olsa! \nARZ ile anlamak gerek yaşanan muammayı\nDÜNYA dediler “çokbilmiş” UKALALAR…\nARZ=SUNMAK gelmedi akıllarına, bulamadılar…\nAYMAK VE YÜKSELMEK zamanı geldi… Anlamadılar! \nDerlediklerini kötü sundular… ÇİRKİN SUNUCULAR.\nKim varsa… Bakmasın aval-aval! \nDurdursun birileri, şu yürüyen aptal merdiveni…\nHep suç bu torpil için “HAMİLİ KART” işinde…\nMüsebbibi değil misin? YÜRÜYEN MERDİVEN…\nSeninle payeler kazandı… “Prof. Oldu” Dabbet-ül arzlar.\nAYMAK VE YÜKSELMEK = KIYA ve MET\nBu çirkin sunucuları anlarsan “BİR VAROLUŞ”\nHamili kartlarla her yan Prof… dolmuş…\nBAKALIM! BİR DAHA BAKALIM…\nBu ÇİRKİN SUNUCULARI kimler! Hayatından kovmuş? \nKim varsa… Bakmasın aval-aval! \nDurdursun birileri, şu yürüyen aptal merdiveni…\nÇıksın hayatımızdan bu saçmalık… Saçmalık…\nEy! İnsan bu hatadan dön… Bırak yürüyen merdiveni,\n9,9 Şiddetinde deprem olsun beyninde… Bu elinde…\nVe sustur “Dabbet-ül arz’ları” gerçek senin önünde…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durdurabilen mi...Yok",
        "poet": "Nilüfer Gümüş",
        "poem": "\n\nBu günlerde,dilimde hep gidişlere\nYer var nedense\nKalem hep gidişleri yazıyor\nKayboluşları...\nAyrılıkları yazıyor\nNe kadar engellemeye \nÇalışsamda..\nVaz geçemiyorum bu düşüncelerin\n...Önüne..\nKafam karmakarışık\nDüze çıkabilmek için\nUğraşıyorum ama\nNafile.\nNe yana dönsem\nSanki yollar hep kapalı.\nÇıkışlar tutulmuş\nVakit geceyi geçiyor\nEngel tanımıyor\nDur bilmiyor...koşuyor\nNereye bilmiyorum\nAmadurmak yok ki\nHızla yol alıyor.\nHani diyorum,\nHiç olmazsa\nYoluma,bir taş çıksa da\nTökezletse,durdursa\nKorkuyorum,bu gidişi\nKesip durduramamaktan.\nDerler ya\n''Korkunun,ecele\nFaydası yok '' diye\nİşte öyle\nDur demek zor,durmakta\nArtık demir almak zamanı\nKalkıyor gemi\nDurdurabilmek mi? \nMaalesef yok...yok...29 Ekim 2012, 00:39\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durdurmak İstiyorum",
        "poet": "Öztürk Acun",
        "poem": "\n\nKimdir ölenler kardeş dediklerim\nSınırda nişandır karakollarım\nEğitimsiz avlanır yavrularım\nÖlümleri durdurmak istiyorum\n\nAnılarımız oldu birlik içinde\nHizmet vermek için geldik göreve\nCanımızı emanet ettik size\nİşiniz kötü düştünüz teröre\n\nİki ateş arasında kaldınız\nBelki oğlunuz dağdaki kızınız\nHepimize yeter bizim ülkemiz\nPaylaşmayacak oldu mu varımız\n\nKarakolda dokuz asker vurdunuz\nO tarafta kaç taneniz öldünüz\nGencecik fidan olup söndünüz\nBelli olmadı dağda mezarınız\n\nGözlerim sulanır akılsız başa\nBacağını bıraktı asker mayına\nMasumdu uyuyordu koğuşunda\nÖnde giderdik savaşım olmazsa\n\nKomşu devletler destekliyor sizi\nSavaştırıyorlar bak ikimizi\nTanıyorlar yabancılar bizleri\nAnlamıyor musun kötü nedeni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durdurun Güneşi",
        "poet": "Fuat Eriçok",
        "poem": "\n\nşu kadar gün yaşadık \nne kaldı buruk hatıralardan gayrı avuçlarımızda \noysa güneş durmadan dönüyor etrafımızda\n\nbiraz sevinç biraz keder biraz düş\nbir tatlı bakış belki bir sıcak öpüş\ngün be gün aşk yaşadık bütün varlığımızda\nheyhât güneş durmadan dönüyor etrafımızda\n\nnerde yüzümün parlak pembeliği \nuçarı gönlüm duruldu dinleniyor \nmevsimler daha kısa sanki\ngünlerse uzun geliyor \nve ruhum gençliğin akıp gidişini hissediyor\ndamarlarımda azalan hızda \n\nne yazık ki çare yok \nzîra güneş durmadan dönüyor etrafımızda \n\n(kasım ‘75)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durdurun",
        "poet": "Hasan Hüseyin Yılmaz",
        "poem": "\n\nİki günde 10 şehit verdik.Futbol maçı için bile sokaklara dökülenler ' Şehit ' haberlerine karşı ne kadar duyarsız.Artık dinleyip geçiyoruz.Oysa ateş düştüğü yeri yakıyor.Davul zurna ile askere yolladığımız oğlumuz,abimiz ya da babamız tabutun içinde geri gelmiş olsa,bu dayanılmaz acıyı biz yaşamış olsak Allah korusun acaba yine kanıksar mıydık? \n\nİşte bak kudurdu yine PKK\nBölüp parçalamak tüm emelleri\nPaklansın ülkemden artık bu kaka\nDurdurun kırın bu kanlı elleri\n\nNereden geliyor bu kadar çok it\nDemek ki bunlara ortam müsait\nBu köpekler hangi kapıya ait\nDurdurun kırın bu kanlı elleri\n\nSonucu kesin bir yol tutulmalı\nKökünden kazıyıp tam kurtulmalı\nBataklık nerdeyse kurutulmalı\nDurdurun kırın bu kanlı elleri\n\nSınırın ötesi ya da berisi\nKüçüğü büyüğü ya da irisi\nGebertin gelmesin artık dirisi\nDurdurun kırın bu kanlı elleri\n\nBir yerler var demek isli kurumlu\nSanmayın buralar sarp,uçurumlu\nDevleti yöneten herkes sorumlu\nDurdurun kırın bu kanlı elleri\n\nŞehirlere indi dağdan domuzlar\nHem gözleri dönmüş hem de kuduzlar\nSuratları kirli arsız nursuzlar\nDurdurun kırın bu kanlı elleri\n\nAf ile terörü kim bitirmiş kim\nKırsın kalemini hükmetsin hâkim\nYara kanser ise kes diyor hekim\nDurdurun kırın bu kanlı elleri\n\nNe tabut başında çöksün büzülsün\nAnalar ne yansın ne de üzülsün\nHarekete geçin bu iş çözülsün\nDurdurun kırın bu kanlı elleri\n\nSoyu sopu bozuk kansız köpekler\nAllah`sız kitapsız dinsiz köpekler\nLeş olup düşsünler cansız köpekler\nDurdurun kırın bu kanlı elleri\n\nBütün bu acılar ülkeme yetsin\nÇekin tetikleri ihanet bitsin\nBölmek isteyenler geberip gitsin\nDurdurun kırın bu kanlı elleri\n\nYürekler yanıyor şehit geldikçe\nNutuklar beyanlar geçmeyen akçe\nAfla lâfla değil artık erkekçe\nDurdurun kırın bu kanlı elleri\nDurdurun kırın bu kanlı elleri\n\nHasan Hüseyin Yılmaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durdurun kirli savasi",
        "poet": "Mehmet Ali Demirel",
        "poem": "\n\nYakın özgürlük ateşi\nDursun anamın gözyaşı\nVurmasın kardeş kardeşi\nBu halkların haykırışi\nDurdurn kirli savaşı\n\nDağlarda ceset bulundu\nGövdesi var kesik başı\nAlmış ellerin içene \nBaşında ağlar onbaşı\nDurdurun kirli savaşı\n\nSen gül ki bende güleyim\nBu yurda bende köleyim\nSen nesin gardaş ben neyim\nSenin için ben öleyim\nDurdurun kirli savaşı\n\nEl oğlu gülüyor bize\nUyan urfa uyan rize\nGeceler dönsün gündüze\nEl ele çıkalım düze\nDurdurun kirli savaşı\n\nTorunlar hasap sormaz mı\nPayında barış olmaz mı\nAkan kan hepimizindir\nKardeşçe yaşam olmaz mı\nDurdurun kirli savaşı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durdurun Şu İsrail'i!",
        "poet": "Ahmet Oğultarhan",
        "poem": "\n\nBeyrut semalarında ölüm kusar uçaklar,\nMisket bombalarıyla yıkılıyor ocaklar,\nKüçücük cesetlerle doldu bakın kucaklar,\n\nDurdurun şu İsrail'i daha fazla azmasın,\nİnsanlık  tarihine kara leke yazmasın.\n\nGe sekizler toplandı hiçbir sonuç çıkmadı,\nBirleşmiş Milletlerden tek bir soluk çıkmadı,\nRoma'da buluştular formül dahi çıkmadı,\n\nDurdurun şu İsrail'i daha fazla azmasın,\nİnsanlık  tarihine kara leke yazmasın.\n\nGazze ve Beyrut'ta yaşanan can pazarı,\nSiyonistler çıkardı kimyasal silahları,\nGörülmüş mü vahşetle sağlanan bir başarı,\n\nDurdurun şu İsrail'i daha fazla azmasın,\nİnsanlık  tarihine kara leke yazmasın.\n\nEmperyalist emeller demokrasi türküsü,\nZalimliğin üryandır kalmadı ki örtüsü,\nCorc Bush ile Olmert'in Ortadoğu ülküsü,\n\nDurdurun şu İsrail'i daha fazla azmasın,\nİnsanlık  tarihine kara leke yazmasın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durdurun Dünyayı İnecek Var-DENEME",
        "poet": "Cengiz Çetik",
        "poem": "\n\n“Durdurun dünyayı inecek var.”\n“Nereye ineceksin? İnecek yer mi var? ”\nHer tarafta kan var. Vuran vurana. Katledilen katledilene. Üç günlük bebekler katlediliyor. Doğmamış bebekler, anne karnında yok ediliyor. Dünya uyuyor,seyrediyor. Vurdum duymaz  bir dünyada yaşıyoruz. Gidecek yer yok.Başka bir dünyada yok. Dünya koca bir hapishane ve biz mahkumuz; serserilerle,vurguncularla,insanları havyan kadar bile değer vermeyip katledenlerle, katillerle,kendini satanlarla,sattıranlarla, dolandırıcılarla,iyisiyle,kötüsüyle ve daha niceleriyle yaşamak zorundayız. Malesef başka yer yok.Aşağısı boşluk,yukarısı boşluk kalmışız orta yerde. Kendimizi bugünde ölmemiş  yaşıyor görüyorsak,şanslı sayıyoruz biçare.\n\n Dünyanın çivisi çıkmış,yerine takacak yok.   Dünyada  sıradan bir olaymış gibi katliamlar yapılıyor. Banamısın diyen yok.  Dünyanın çivisi çıkmış, kaybolmuş bulan yok.  Gören,duyan yok. Kör,sağır olmuş, bilen yok.\n\n Dünya içinden çıkılmaz bir bataklığa gidiyor,anlayan yok. Ortadoğu'yu bir cehenneme çevirdiler. “Nereye gidiyor? ” diye kıpırdayan yok. Bebekler katlediliyor. Dur diyen yok. BM,AB,İKO ve diğerleri ne işe yarıyor?  Bütün dünya ulusları için kurulan BM, ABD için mi var? Lübnan'a soykırım niteliğinde,tek taraflı savaş olurken bunlar nerdeydi? Bu savaş suçlarının hesabını sorabilecekler mi? \n\n Masa üstünde ülkelerin kaderiyle oynama hakkını kendinde gören düşüncesiz kim? Kim veriyor ona bu hakkı? Sessiz kalan uluslar değil mi?  Irak'ı bataklığa çeviren kim? Irak üzerinden Türkiye oyunları tezgahlayan kim? İsrail'i koruyup günlerce dünyayı susturan kim? Kim? Kim? Yüzlerce kim bulabiliriz. Sonuç yapan, yaptığı yerde kalıyor. Hesabını gerçekten soran yok. \n\n Çifte standart  bir dünyada yaşıyoruz. Kendilerinin bir tırnağı kırılsa veryansın edenler; diğer insanların canları yanmış umurunda değil. Sanki onlar insan değil. Can taşımıyorlar.Hayvanları korumak için sokaklara dökülenler, insanlar ölüyor neredesiniz? İnsanlık ölmüş arkadaş boşuna konuşuyoruz biz. Ne yazık ki bu dünyada onlarla birlikte yaşamaya mahkumuz. Başka bir dünya yok. Nerde insanlık, nerde adalet, nerde huzur? Siz biliyor musunuz? Varsa öyle bir gezegen, durmayalım oraya gidelim. Üzgünüm,  dünyadan başka yaşayacak  bir gezegen  yok. Şu ana kadar da bulunamadı.\n\n Dünyanın çivisi çıkmış arkadaş bulan yok. İçinde kırılmış parçası var. Bulunsa da artık eskisi gibi olmaz. Gidenleri geri getirmez. Yarınımız ne olur? Bilinmez bir bilmece. Bilgisayar oyunu gibi birileri yazıyor,birileri de piyon olmuş uyguluyor. Kurulmuş kendince bir düzen. Biz ne söylersek söyleyelim; işine geldiği gibi, kendi bildiğini yapıyor. Gerisi, ona boş geliyor.Fazla derine gitme, arada seni de alır bu fırtına yoksa arkadaş.\n\n CENGİZ ÇETİK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durdurun dünyayı inmek istiyorum",
        "poet": "Fügen Gülgör",
        "poem": "\n\nBir dünya istiyorum\n İçinde yalan dolan olmasın,\nHasretlikler,hıyanetler,acılar olmasın,\nBir dünya istiyorum sevgiden korkan insanlar barınmasın.......\n\nYemyeşil cayırları olsun,\nMutlu cocukların koştuğu,\nPembe düşleri olsun sevdaların,\nİnsanlık kardeşlik olsun doyasıya,\nEl ele sevdaların yaşandığı......\n\nBir dünya istiyorum,\nKaprissiz kıskanç duyguların olmadığı,\nAllahı ağzından düşürmeyen,\nAllahsız insanların barınmadığı......\n\nArkadan vurmalar olmasın,\nSahip cıksın herkes sevdasına,\nOrda başka,burda başka konuşmasın,\nSaygı,sevgi dolu insanlar olsun dünyada.....\n\nBir dünya istiyorum,\nMasmavi denizleri,mor dağları olan,\nTertemiz...\nTertemiz gönüllü insanları olan,\nSaygınlığını kaybetme korkusunda olmasın,\nYürek dolu sevdaların.....\n\nBir dünya istiyorum herkes mutlu,\nBir dünya istiyorum sevgi dolu,\nBir dünya istiyorum yürekli sevdalarda,\nBir dünya istiyorum içinde sen olan......\n\nEğer yoksa böyle bir dünya,\nDurdurun dünyayı inmek istiyorum....\n\nfügen..\n\n17.09.2007..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durdurun Yılları",
        "poet": "Erol Akın",
        "poem": "\n\nYeni bir yıl geldi,\nÜçyüz altmışbeş gün sonra.\nEskisi nereye gitti bilmem,\nYenisi bugün geldi.\nİsa Peygamber doğmuş bugün,\nBazı eve Noel Baba uğramış,\nBize uğramadı.\nKimse de ağlamadı gelmedi diye\nÇünkü ben aldım hepsine hediye.\nBir yaş daha ihtiyarladık\nNe yeni yıl gelsin,\t\nNe de biz gidelim\nOlmaz mı\nBu zaman denen şey\nDurmaz mı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durgun Her Yer",
        "poet": "Ümit Fatma Uçar",
        "poem": "\n\nHer yer durgun\nDurgunluk denizi vurmuş\nDalga salaş martı suskun\nDeniz solmuş\nGözlerim severdi maviyi\nGözlerim durmuş\nDurgunluğum göğe varmış\nBulut yağıyor \nOysa coşkundu az önce yer gök deniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durma",
        "poet": "Davut Cansaran",
        "poem": "\n\nAklımda  sualler dilimde  hece\nDerdini söyletir durur,kendince\nAğaç gibi duruyorsun burada niçin\nGit hadi,eğlen,yaşa keyfince\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durgunluk Anı",
        "poet": "Sadık Softa",
        "poem": "\n\nBir bir peş peşe dün, bugün, yarın gelir; \nDeli taylar gibidir, bir gün baharın gelir.\nGençlik zamanıdır bu, iz sürmez, yol dinlemez; \nHep böyle sürer sanma, durgunluk anın gelir. \n\nÇankırı-01.07.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durma Koş",
        "poet": "Ali Rafet Haznedar",
        "poem": "\n\nArtık rüzgarlar hakim şimdi,\nTuttuğunu koparan, ırmaklar gibi coşkun,\nKalem gibi, kesici bakışlarla,\nSuçlular gibi suskun,\nUslu çocuklar gibi, oturup bir köşede,\nLüle lüle saçlarla, sıcacık gülüşlerde,\nNe bir çiçek, ne bir kuş,\nBir rüyaydı bu dostum,\nAkıldan çıkmayan hoş,\nHeyecanlı, sevinçle,\nÇağırdı bak bahçıvan,\nElden ele dolandı,\nUcuza sattığın kan,\nElbet sende sevginin, küçük bir kurbanısın,\nÜzüntü yol göstersin, lakin iş erbabısın,\nBirazcık sevinmenin, üstünde yol var mı ki? \nHayata açan çiçek, laf ile solar mı ki?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durma Kardeş Koş Gel",
        "poet": "Adnan Şahin",
        "poem": "\n\nElini uzattığında candan bir el istiyorsan \nGönlü güp güzel has bir dost istiyorsan \nBende candan gercek bir dostum diyorsan \nDurma kardeş koşa koşa hemen şimdi gel \n\nCanı canandan asla hic ayrı tutmuyorsan \nBünyene zarar verecek hapları yutmuyorsan \nBu dünyadan boş gelip boş ta gitmiyorsan \nDurma kardeş koşa koşa hemen şimdi gel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durma Koş",
        "poet": "Atilla Altınkaya",
        "poem": "\n\nYazı belli hayatımın kışı belli,\nYaşadıklarım hep aynı, tadı belli tuzu belli,\nBir güzellik vermek istiyorsan gönlüme,\nDurma koş yeri belli gönlümün yurdu belli\n\n2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durma Git",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ngidiyorum bile diyemeden\ntıpış tıpış \nayakların ucuna basarak\nkendini unutarak\n\nzorla güzellik olmaz\nyürek olmazsa \nbeden neye yarar\ndurma git\n\n07:54 15.08.2009denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durma kötü kader",
        "poet": "Kursat Çiko",
        "poem": "\n\nacımadı bu kötü kader halime \nbakmıyorki gözlerimin yaşına\nacımadı bu kötü kader halime\nanlamıyorki zaten halimden\n\ngideceğim diyorum gidemiyorum\nseveceğim diyorum sevemiyorum \nbırkacağım diyorum bırakamıyorum \nacımaski bu kötü kader halime\n\ndönüyorum pervane gibi etrafında\ngidiyorum ardından gölge misalide\nbakarken kendimi kaybetsemde\nacımaski bu kötü kader halime\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durma Türkiye harekete geç",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nHaydi yolsuzluğa dur diyelim,\nDurma Türkiye harekete geç.\nSes verin sesinizi duyalım,\nDurma Türkiye harekete geç.\n\nSen zamanını boşa geçirme,\nYapılanları yıkıp göçürme.\nÜlkede M.H.P'yi kaçırma,\nDurma Türkiye harekete geç.\n\nRüzgar çıkmazsa ateş farımaz,\nGüneş doğmadan karlar erimez.\nOturmakla bu işler yürümez,\nDurma Türkiye harekete geç.\n\nM.H.P sizlerin sayesiyle,\nYücelmeli gönül payesiyle.\nÜlkeyi korumak gayesiyle,\nDurma Türkiye harekete geç.\n\nYusuf geç kalırsan seni almaz,\nBu kervan elbette yolda kalmaz.\nHareketsiz bir bereket olmaz,\nDurma Türkiye harekete geç.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durma Yakala",
        "poet": "Hale Kazak",
        "poem": "\n\nDuygulari yabana atma,\nIctekiyi dinle ara sirada olsa,\n\nBir yerde umudun saklidir,onu yakala,\nBuldugun anda da sakin ha birakma,\n\nYapmak istediklerin vardir liste yap sirala,\nBunun icin gucunde orada,kacirma,\n\nUzuntuleri,acilari hesaba katmasanda,\nAlis onlara,es gecme,sevincler gibidirler, yol gosterirler yarinlara,\n\nSevilmek icin sevmeye basla,hadi durma,\nTutku,ask,merhamet bazende hiyanet,yanibasinda unutma...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durma yaz sendeki kaleminde",
        "poet": "Gökmen Yılmaz Erdem",
        "poem": "\n\nYaratıcıya saygı, emeğe saygı, kendine saygını kaybettikçe özde\nŞartlar ne olursa olsun, telafisi mümkün değil, ne mümkün kabahatinde\nYazılanları kendine mal etmek, marifet mi sayarsın arkadaş, git\nHep bir araklama kokusu hâkimliğine durma yaz sendeki kaleminde.\n\n(Aksaray/21.01.2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durma zamanı",
        "poet": "Kardelen Yetiş",
        "poem": "\n\nBiriktirdiklerim,\nSitem tadında yerleşti ömrüme.\nUğruna yaşadıklarım,\nBir kez dönüp bakmadı bile.\nÖyleyse dinleyin\nDurma zamanıdır…\nYetişir,\nBunca uykusuz, hayalsiz gece.\nAnladım,\nHerkes, her şeye alışır zamanla\nVe sadece bir yaşama sahipken herkes,\nBaşka yaşamlarda hak arayışları,\nBencilliktir yalnızca.\nDurma zamanıdır,\nDingindir yalnızlığım, korkmayın.\nAkıntıya kürek çekmez artık\nDalga sesleri bile duyulmaz kıyılarımın.\nBen yol veririm yelkenlilerime\nYeter ki rüzgarlarımı bana bırakın.\nVarsa payıma düşen mutluluktan,\nTebessümden yana\n‘Her, insan en iyi kendini tanır’ deyip\nSükuneti seçerim usulca.\nBu sitem yordu beni,\nYetişir…\n\n                                                    Kardelen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durmadan Ninni Söylüyor Hüzün",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\nDüştüm derdin kucağına ninni söylüyor hüzün\nElem, keder peşimde, gezdirmiyor güle güle\nGönlümün, keyfi, nesefi, hazzı darma-dağınık\nDüstüğü yerde aşkın alevi, tütüyor gri dumanı.\n\nEsiyor yel acı acı, varlığımın dertli yerlerinde\nSavuruyor oradan oraya, tayfun ve bora gibi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durmak yok! Devam!",
        "poet": "Abuzer Yılmaz Türkmenoğlu",
        "poem": "\n\nDURMAK YOK; DEVAM! \nDurmak yok arkadaş! Durma, dinlenme! \nYolsuzluk, yoksulluk, talana devam! \nNere gidiyoruz? diye söylenme\nYalandan kim ölmüş? Yalana devam! \n\nHak, adalet, hukuk senin neyine? \nKuyruğunu kısıp çekil köyüne\nEl pençe divan dur zalim beyine\nAlemlere rezil olana devam! \n\nKimisi hainmiş, kimi; gaflette\nBir sahip çıkanı vardır elbette? ! \nNeyin var ki zaten bu memlekette? \nÜlkeyi-Milleti bölene devam! \n\nBağın yok ki; gülün-sünbülün olsun\nVarsın elin gülü solarsa solsun\nHanen viran olsun, baykuşlar konsun! \nAkrebe, çiyana, yılana devam! \n\nDört dönüm bostanın bile yok Osman! \nSen yine de boşver, yan gelip yaslan! \nAldırma ne derse desin sen islam\nPislik sudan abdest alana devam! \n\nTürkmenoğlu söyler! Dinleme, duyma! \nHerkesten duyduğun her söze uyma\nAlimi-Aydını adamdan sayma\nBilimde çağdışı kalana devam! \n\n19 mayıs 2015 Berlin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Nasihat",
        "poet": "İrfan Kayagil",
        "poem": "\n\nDurmak zamanı değil, çalışmalısın\nYedi düvel geçti seni, yarışmalısın\nSakın şaşırma, gidersen bu hızla\nAvrupa nın çöplerine alışmalısın.\n\nAtaların,  sana emanet etti bu vatanı,\nSakın getirme iktidara seni satanı,\nKendine güven, her hüner sendedir\nBilimle uğraş, boşa yitirme zamanı.\n\nİrfan derki, çalışırsan gelecek senindir,\nHatırlarsan, en gerçek mürşidin ilimdir.\nNamerde muhtaç olmazsın o zaman\nBu dünya ya, liderlik senin yerindir.\n\nHaziran 2001 – Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durmak yok",
        "poet": "Yılmaz Kayalar",
        "poem": "\n\ndurmak yok korkmak yok \nsavaşarak kazandık bu hakkı \nözgürlük yolunda yürüyelim \nsen, ben, onlar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durmadan Sonbahar",
        "poet": "Eda Aslan",
        "poem": "\n\nKalbimin kapıları karanlık\nDurmadan sonbahar kelimeleri üretiyor sokaklar\nkaranlık kapılardan kalbim\nkendi kelimelerini arıyor\n\nUn ufak olmuş yapraklar\nsararmış gönüllerimizin uzun çığlığı\nkaranlık kapılar\nkaranlık kapılar\nhiç bitmiyor  bu uzayan saçmalık\n\nkaranlık kapılardan kalbim\nuzun çığlıklar atıyor\nhiç bitmiyor \ndünyanın omuzladığı  sahtekarlık\n\nşimdi herşeyin içi boş\nölüm gibi \nbir sessizlik\nomuzlarımda karanlık dünya\nçığlığım hiç duyulmuyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durmak İstemem",
        "poet": "Salim Solmazgül",
        "poem": "\n\nArif olanlara fedadır canım\nCahillere selam vermek istemem\nEğer yürüyorsam insanlık için\nBoşa mola verip durmak istemem\n\nNice dertler çektim halden bilirim\nDertlerin içinden derman bulurum\nZalimin yanında aslan olurum\nMazlumun kalbini kırmak istemem\n\nBana anlatılan masaldan bıktım\nBu dünyaya kendi gözümle baktım\nGerçekleri gördüm uykudan kalktım\nHayalle kendimi yormak istemem\n\nSömürenler için sömürmek kardır\nÇekmeyenler bilmez yoksulluk zordur\nSolmazgül ün bir tek dileği vardır\nDünyada bir fakir görmek istemem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durmam Giderim",
        "poet": "Mustafa Duyar",
        "poem": "\n\nYaptığın hallerle cefa edensin,\nYaptığı çileye sabır edenim,\nBöylece değildin kafa tutansın,\nYaptığı çileye sabır edenim,\n\nUzaklaştırmaksa senin dileğin,\nŞunu iyi bil ki egik bileğin,\nHüsranlı olacak bil geleceğin,\nYaptığı çileye sabır edenim,\n\nSabır eden oldum sabır ederim,\nBir an olaçak ki yare giderim,\nGül hatırı için adın söylerim,\nYaptığı çileye sabır edenim,\n\nFirsatiyim derim senden ayrıldım,\nYabancı misali elden sayıldım,\nYanına gelmeyip yad elde kaldım,\nYaptığı çileye sabır edenim,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durmaz bu savaş",
        "poet": "Mehmet Ali Demirel",
        "poem": "\n\nİnsanlığın yüreği pas tutmuş pas\nHergün yüzlerce ölü hergünümüz yas\nŞeytan kutsal toprakta yapıyor dans\nİnsanlık uyku da durmaz bu savaş\n\nBeli kirli beyinler istiyor savaş\nSistem öyle mazlumlara,git dalaş\nEm kanlarını? Bırak yavaş yavaş\nVijdanlar uyku da durmaz bu savaş\n\nKahpece eller uzandı çocuklara\nİşimiz var bu kafadan uçuklara\nZehir olsa da versem şu kuçuklere\nMertlik uyku da durmaz bu savaş\n\nÇoluk çocuk perişan arada kaldı\nSoysuzluk vizesini soysuzdan aldı\nTüm namertliğiyle mazluma saldı\nMerhamet uyku da durmaz bu savaş\n\nÇark böyledir memoçilo dövün dur\nİstersen kafanı duvarlara vur\nGitmek isterim cepheye değilim hür\nAdalet uyku da durmaz bu savaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durmaz Dönen Bu Dünyanın",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nDurmaz dönen bu dünyanın, biz fani bir yolcusuyuz\nKâh gülüp de kâh ağlayan, ne ilk ne de sonuncuyuz\n\nHer şeyin bir zamanı var, zamansız da koşuşuruz\nMevsim biter hazan olur, yaprak gibi savruluruz\n\nBaşlar derin bir sessizlik, gidince fani alemden\nGül mü biter ot mu biter, yattığımız yerimizden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durmuş'a",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nSen de haklısın dostum; yol uzun, iniş-yokuş,\nHayat bir mücadele, boğuş hababam boğuş.\nBoş ver dönsün be dünya, hangi yöne isterse,\nKader deyip çekeriz, başa geleni Durmuş.\n\n25 Kasım 1989 – Cumartesi / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durmuş Abime",
        "poet": "Hasan Taşdemir",
        "poem": "\n\nDurmuş abi merhaba\nGönlün dostlukla dolsun\nUzun ömürle yaşa\nMutlu günün bol olsun\n\nEğitim ordusunun\nBir neferi oldunuz\nEğittiniz bizleri\nSizler mutlu oldunuz\n\nBir baharı yaşadın\nİkinci bahar oldun\nBu baharın bitmesin\nBununla mutlu olun\n\nBazen yol arkadaşımsın\nFuardan geçer yolun\nBazen hiç görünmezbsin\nMerak konusu olun.\n\n02.01.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durmuyorsun dost!",
        "poet": "Ali Şahin 7",
        "poem": "\n\nDilin ısırgan’a benziyor senin\nBiçiyorum yine bitiyorsun dost\nİnatçı keçiye çekmiştir genin\nBoynuzunla koçu itiyorsun dost\n\nBirazcık aklını başına topla\nBeyin hastalığı kurtulmaz hapla\nMahsun sokağında gezinip jopla\nGaflet ile çalım satıyorsun dost\n\nİki çift laf ettim bozdum pozunu\nEdep bahçesinde aldım tozonu\nMengenesiz sıkıp kırdım kozunu\nBu yüzden çomara çatıyorsun dost\n\nHani demiştim ya el oğlu yaman\nİştahın olmadan yedirir saman\nAteşsiz tependen çıkarır duman\nO duymasın bol bol atıyorsun dost\n\nYüzsüzlük yapıpta geldi izimden\nDeğer verdiğim it kaptı dizimden\nBen utandım dilden çıkan sözümden\nSen utanmadın mı ötüyorsun dost\n\nAlmanya\n\nAli Şahin (Elbistanlı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dursun Önkuzu",
        "poet": "Uğurcan Çınar",
        "poem": "\n\nÖncüydü Dursun Önkuzu, \nÜniversitede namaz kıldırıyordu nur yüzlü, \nİşkence etti şeytan gözlü, \nÖncüydü Dursun Önkuzu.\n\nKefeninde, kefeninde bile kan vardı, \nKatil albızlar önkuzumun ciğerini patlattı, \nÖnkuzumun şehit haberi yürekleri dağlattı, \nÖncüydü Dursun Önkuzu.\n\n3 gün karanlık odada beklettiler, yetmedi, \nVücuduna jilet attılar, yetmedi, \nKırılmamış kemiği kalmadı, yetmedi, \n3.kattan aşağı attılar. \n\nYiğitti, ulaştı şehit mertebesine, \nKomşu oldu peygamber efendimize, \nZile, Zile dar geldi bizlere, \nŞehit oldu Önkuzu ne mutlu sizlere.\n\n5bin kusur şehit vermedik, yılmadık, \nTabutluklara girdik, ölmedik,\nDarağacında yaşadık, vazgeçmedik, \nÖncüydü Dursun Önkuzu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dursa YÜREĞİM ne çıkar ki",
        "poet": "Selim Uğur Örs",
        "poem": "\n\nyasak YÜREĞİM\nsakladığım gizlediğim\nKimselere kendime bile söyleyemediğim ADA_mm\nDÜŞ GÖZÜME\nDÜŞ GÖNLÜME\nDÜŞ YÜREĞİME\nDÜŞ DÜŞLERİME göreyim hayalimdeki GÖZLERİNİ\nDe yüreğim de \nonsuz asla olmuyor de\nDe be CAN de\nOnsuz nefes alamadığımı de\nAklım avare yüreğim avare ben avare\nSensiz zarar ziyanlardayım telef olmuş yüreğim\nSöyle ne yapsam *ölüm*\nSöyle ne yapsam *gönül*\nGEL desem\nKAL desem\nyetti TEK-TANEM desem\nADA_m desem\nSEN SEN SEN SEN İLLAKİ *SEN* desem\nTamam desen\nSEN BEN BİZ DESEN \nÇat kapı çıkıp GELSEN\nBEN GELDİM SÖYLENMEMİŞ TÜRKÜ’N geldi desen\nDursa DÜNYA\nDursa ZAMAN\nDursa YÜREĞİM ne çıkar ki\nAda_mSessiz__________ada_sessiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dursun Zaman",
        "poet": "Kemal Tekir",
        "poem": "\n\nNe zaman sesini duysam,\nSıcak tenine dokunsam,\nSarar beni bir heyecan,\nDursun derim,dursun zaman.\n\nNe zaman yüzüne baksam,\nOmuzlarına yaslansam,\nSarar beni bir heyecan,\nDursun derim, dursun zaman.\n\nNe zaman elini tutsam,\nsıcak beline sarılsam,\nSarar beni bir heyecan,\nDursun derim,dursun zaman.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dursun bu kardeş kanı",
        "poet": "Elvan Sarım",
        "poem": "\n\nAklımızı  kullanıp  oyuna  gelmeyelim\nKardeş  kanı  dökerek  vatanı  bölmeyelim\nDursun  bu  kardeş  kanı  dağlanmasın  yürekler\nKimsenin  canı  yanmasın  ağlamasın  anneler\n\nBu  güzel  cennet  vatan  giderse  hep  ileri\nAydınlık  olur  yarınlar  vurmaz  kardeş  kardeşi\nDursun  bu  kardeş  kanı  ölmesin  ana  babalar\nBoynu  bükük  kalmasın   ağlamasın  çocuklar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dursun yada Kalsınıma",
        "poet": "Şengün Şadapıt",
        "poem": "\n\nHepte haziran ayı içerisinde okulda ayrılmışdık,\nEylülde yine buluşmayı içtenlikle arzu edmişdik\nSay sayabildiğince,sırayla eylül aylarına geçildik,\n    Senden hiç haber yok keşen! \n\nAyları unutup belki karıştırdı; kasım ayıda olabilirdi,\nUmud hiç eksilmedi yinede sabırla hep beklendi,\nSay sayabildiğince sırayla kasım aylarıda geçildi,\n      Senden hiç haber yok keşen! \n\nBuluşma yerini zaman içinde karıştırmış olabilirdi,\nHergün sırayla oralarda bıkmadan sabırla beklendi,\nŞuraydı,buraydı derken günler muntazaman geçdi,\n       Artık yaşlandım gelmesende olur keşen!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dürtü",
        "poet": "Furkan Selçuk Soylu",
        "poem": "\n\nÖlüm bizi nerde ne şekilde bulur, kader\nVerdiğin her nefese, Allah'ım teşekkürler\n\nAğustos/2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duru",
        "poet": "Murat Haydaroğlu",
        "poem": "\n\nOtuz bir Mayıs doğdu Duru\nEylül' de attı sevinç turu\nNazik hem kibar güleç kuru\nVurmuş yüzüne tanrı nuru\n\nAzıcık ağlasa yanar ciğer \nEylül gibide tatlı meğer \nGülüp büyürsen sende eğer\nDuru varlığın ömre değer\n\nAydınlık yana olsun yönün \nNeşeyle geçsin Duru günün \nBu dillerden hiç düşmez dünün \nDuyulur senin sevgi ünün\n\nSeninle güneş gör havadar\nBak sana Eylül neler adar \nSevginden herkes az çok tadar \nO tadın gider sona kadar \n\nYapma bebeği hoş okşuyor \nMüzik çalınca hep coşuyor \nCilve yapıp tam tersi koşuyor\nBıkınca oyunu boşuyor \n\nAdı gibidir teni beyaz \nDuru'yu seven alır haz\nBizlere bazen yaparda naz \nHaydaroğlu der mutluyum yaz \nn\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dürtüdür",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nKötüler kötü düşündüğü için kötüdür,\nKötüyü kötü yapan nefsindeki dürtüdür.\nİyi kötülük yapsa, farkı kalmaz kötüden.\nİstismar yapan kişi, insanın namertidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dursun zulüm kıyımlar-yaparsınız işkence Bir nesli mahvettiniz-yazık çocuk ve gence",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nSırplar hâlâ vuruyor-Batı niçin duruyor\nSiz görmüyor musunuz-Şu Sırplar kuduruyor\nBu akan kan değil mi-Tedbiri alın hemen\nDurdurun şu vahşeti-duyulmalı kükremen\nDursun zulüm  kıyımlar-yaparsınız işkence\nBir nesli mahvettiniz-yazık çocuk ve gence \nBu durum böyle gitmez-bilin hesap verilir\nSizin için hey Sırplar-defter yere serilir\nBulanık akan sular-elbette durulacak\nBize vurulan zincir-sizlere vurulacak\nDursun zulüm  kıyımlar-yaparsınız işkence\nBir nesli mahvettiniz-yazık çocuk ve gence \nUyan artık ey Batı-sorumlusun bundan sen\nHesabı soracaktır-ben Müslüman'ım diyen\nGözyaşları durmuyor-çocuklar hedef oldu\nİnsan olanın bu an-yüzü yaşlarla doldu\nDursun zulüm  kıyımlar-yaparsınız işkence\nBir nesli mahvettiniz-yazık çocuk ve gence \nBosna unutulmasın-kim diyor bunu bir bak\nİnşallah olacaktır-yarın bugünden de ak\nRengi sararıp solan-gör çocuk ve gençleri\nTedbire  tedbir katın-kurtaralım dinçleri\nDursun zulüm  kıyımlar-yaparsınız işkence\nBir nesli mahvettiniz-yazık çocuk ve gence \nBölünmeyin kardeşim-emrediyor bize Hâk\nYıkmak isteyenlere-hemen yumruğunu çak\nYetmedi mi kahpelik-Batı kan mı akacak\nBizlerin bedduası-hep sizleri yakacak\nDursun zulüm  kıyımlar-yaparsınız işkence\nBir nesli mahvettiniz-yazık çocuk ve gence \nTürk Milleti içinden-'Güçlü Devlet' çıkmalı\nSizlerden hesap sorup-sizi derde sokmalı\nBitmedi  rezillikler-kan akar oluk oluk\nYüzlerde yaş kalmadı-tamamen oldu soluk\nDursun zulüm  kıyımlar-yaparsınız işkence\nBir nesli mahvettiniz-yazık çocuk ve gence\nKırılıyor o canlar-kalmadı çocuk çoluk\nBirleşin arkadaşlar-olmasın size yokluk\nBizler unutmayacağız-bugün ile yarını\nOrtaya koyacağız-mal mülk ile kârını\nDursun zulüm  kıyımlar-yaparsınız işkence\nBir nesli mahvettiniz-yazık çocuk ve gence \nUyanın artık yeter-dünya sizi eziyor\nAyak altına alıp-üstünüzde geziyor\nBatı vereceksen ver-artık şu kararını\nYitireceksin sen de-para ile arını\nDursun zulüm  kıyımlar-yaparsınız işkence\nBir nesli mahvettiniz-yazık çocuk ve gence \nSırp'a arka çıkarak-siz de deri yüzmeyin\nCadde ve sokaklarda-adam deyip gezmeyin\nAkmasın artık yeter-Müslüman'ın şu kanı\nŞeref namus kalmadı-veriyor hepsi canı\nDursun zulüm  kıyımlar-yaparsınız işkence\nBir nesli mahvettiniz-yazık çocuk ve gence \nTabanca yok silâh yok-sarılmıştır her yandan\nGirin artık oraya-insanlar geçti candan \nTürk'lerin geçmişimde-kan ve göz yaşı yoktur\nBaşkasını söylemem-sizde kahpelik  çoktur\nDursun zulüm  kıyımlar-yaparsınız işkence\nBir nesli mahvettiniz-yazık çocuk ve gence\nHey hainler duyunuz-sıra size gelecek\nDevran hep böyle gitmez-yapan vuran ölecek\n Çizdiğim hudutlarda-sakın ola gezmeyin\nSizleri uyarırım-haberi olsun beyin\nDursun zulüm  kıyımlar-yaparsınız işkence\nBir nesli mahvettiniz-yazık çocuk ve gence \nHasan Sancak düşmanı-şiir yazıp yerecek\nBu günlerden yarına-sağlam olsun gelecek\nSesime kulak versin-şiir okuyan canlar\nManasını kavrıyor-bütünüyle insanlar\nDursun zulüm  kıyımlar-yaparsınız işkence\nBir nesli mahvettiniz-yazık çocuk ve gence\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durulmaz karşısında aşkın",
        "poet": "Ziya Nizam",
        "poem": "\n\nDurulmaz karşısında aşkın; \nNe bir nehir kadar sakin,\nNe de çöl kadar gürültülüdür o.\nDüştün mü bir kez sevda çıkmazına\nNe sen kendini tanırsın\n\tNe de el seni.\n\n\t\t\t12.11.2003-Çarşamba\n\t\t\t15:18 Bauhaus Beylikdüzü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duru ırmak",
        "poet": "Cihat Solmaz",
        "poem": "\n\nNicedir \nşiir yazmıyorum. \nNe aşk \nne meşk \nne manzara… \nŞiir bana küsmüş \nben kendime...\n\nPabucumun altındaki delik \nsu alıyor. \nBir karanfil büyütüyorum koynumda \nTeftişte çizgili gömleğimin \ndüğmelerindeyim… \nBilenler tanır beni \nkaybolurum bazen kendi boşluğumda.. \nGel de gülme...\n\nŞiir, \nyüreğimin duru ırmağıdır. \nakar durur damarlarımda. \nYazsam da \nyazmasam da.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durulur",
        "poet": "Mehmet Soysal",
        "poem": "\n\nBaşında kar eksik olmayan yüce bir dağ gibiyim,\nGözü dönmüş rüzgarlar hep beni vurur.\n\nDalgasını şaşırmış deniz gibiyim,\nKöpüren gönlüm tek Sen de durulur...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durulmaz",
        "poet": "Fatih Gülsen",
        "poem": "\n\nDünya zalimlerle dolmuş  ya sabır desende durulmaz \nBeyinler çamura bulanmış su, beklesen de durulmaz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durul Akdeniz",
        "poet": "Tahsin Emek",
        "poem": "\n\nDURUL AKDENİZ\n\nDurulmuyor dalgaların coşuyor\nDurmadan vuruyor dağ yamacına\nDertlerim seninle sanki artıyor\nDurul artık acıyı katma acıma\n\nGece gündüz durmaz şu dalgaların\nGönül özler oldu yakamozların\nGökte parlamaz ki o yıldızlarım\nSende fırtınalar kopup durunca\n\nSana geldim dindirmeye acımı\nYakamozlar verir o ilacımı\nSevgili ağarttı tüm saçlarımı\nO da senden öğrenmiştir kanımca\n\nYeter artık çoşma durul AKDENİZ\nBerrak sularını durup özleriz\nYarı yolda kaldık bitti sevgimiz\nŞu bulanık sularına bakınca\n\nBilirim dertlisin derman sendedir\nSende sabır olmaz o hep bendedir\nSenden ayrılamam  o sevgimdendir\nBen yaşayamam ki sensiz kalınca\n\nBir Balık’ki düşün susuz yaşarmı\nBir Ağaç’ki düşün yürür koşarmı\nBir Kaya’ki düşün dolup taşarmı\nBen O’nsuz yaşamam ayrı kalınca\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durulmaz burada",
        "poet": "Okan Kurdoğlu",
        "poem": "\n\nzaman kabuğuna çekilmiş \nharacını yer\nçiçeklerin memesinde arılar\nsoluksuz kavgalarla şiir demler\nkekik kokusunda dağ\nmutluluk vadiyle ihaneti yemler\n\nihanet\ntozu dumana katıp geliyor\nkış kıyamete tutsak\nhoyrat eliyle toprağı zehir ediyor\nbüyüyor esaret\nbir dal nikotine\niçkiye mahkum\nbıçak sırtında dövünür ütopya\n\nihanet\nkelepçelerle  yalnızlık \ngünden geceye\ngözlere iner çilelerle şalter\nnefret olur bağırarak gelir ihanet\nbalta gibi çöker\nsevdanın kınalı göğsüne\nçaresiz\nihanet olmuş garip yasa\ndurulmaz buralarda  sevda bağlasa\n\nihanet ki\nsevdalarda var olur\ndostta düşmanda var olur\nakıp giden hayatta hep var olur\n\nah anılara susamışlığımız\nözlemin rahminde sancılanan zülüm \nderin sevdaların pusularında\ndökülür acı acı ihanet \nanalarda gözyaşı durur\npuştun elinde namlu\nihanet olmuş garip yasa\ndurulmaz burada güller ağlasa\n\nbayram kartlarındaki sevinç\nöpüşmenin dudakta kalan sıcaklığı\nçocukların gözlerindeki umut\nher şafakta gülen gök\nbir ömür şehirleri kuşatan sesimiz\nne kadar bizi bizde bırakır\n\nhayallerin oyalarına vurulmuş zincir\nihanet tüm duvarları ısırır\nihanet olmuş garip yasa \ndurulmaz burada sevda bağlasa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durum",
        "poet": "Sebahattin Kömürlü",
        "poem": "\n\nBUNU DA MI GÖRECEKTİ GÖZLERİM\nANLAŞILMAZ DİNLENİLMEZ SÖZLERİM\nEZİLEN Mİ EZENLER Mİ EZEN Mİ\nBİR ÇİFT ÖKÜZ BİLE ÇOK GÖRÜLDÜ KÖYLÜYE\n\nBU DEVİR DE DEVRİLMEDİ YOKSULLUK\nAÇ KALMAK NE TOPRAĞINI SATIYOR BAK ÇİFTÇİLER\nBOM BOŞ KALDI TÜM KİLERLER EKİNLER\nBAŞKASININ TOHUMUNA MUHTAÇ OLDU BU millet\n\nİMANSIZ MI VİCDANSIZ MI BİLİNMEZ\nKAHPELERE BU DÜNYA DA GÜÇ YETMEZ\nDİYORUZ Kİ TEK YOL DEVRİM İŞİTMEZ\nSAĞIRDIR KULAKLAR SAĞIRDIR SAĞIR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durum",
        "poet": "Hasan Fahri Tan",
        "poem": "\n\nGerçek sandım ben; meğer rüyâ imiş varlığın\nO rüyanın içinde dünyâ imiş varlığın\nHekimlere danıştım, -iş bu vahim durumu:\nMuâdili olmayan devâ imiş varlığın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dürüm",
        "poet": "Kadir Yeter",
        "poem": "\n\nGönülden örüldük, ilmeğim; dürüm, \nCanlar toplantısı; her şiir düğün.\n\nKadir Yeter.  TRABZON.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durum",
        "poet": "Özdemir İnce",
        "poem": "\n\nPazar günü geçmek bilmiyor\nBirden bir kavak fışkırıyor pencereden\nHızla kapıyı örtüyor bir sokak\nBir kız saatine bakıyor alanda\nGençliğim, güneşim, rüzgarım benim! \nBu çıraklık sabah akşam sürüyor.\n\nPazar günü geçmek bilmiyor\nToprağın alnında eriyor güneş<....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durum Bu",
        "poet": "Numan Ekşioğlu",
        "poem": "\n\nTopal adımlar\nKısık bir ses \nTeslim bir us\nBoş bir yürek\nYalvaran bir mücadele\nAğlayan bir direniş\nDilenen bir özgürlük\nİnleyen bir coşku\nÖlü bir sevinç\nAşağıya doğru bir tırmanış\nParmaklıklar ardında bir umut\n\nDurum bu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durum",
        "poet": "Hacer Esma Yüksel",
        "poem": "\n\nVedaya hazır değil eylüllerin şarkısı\nHer nağme illa veda kokmak zorunda değil\nYeni bahar güzeldir en az eskisi kadar\nHer başlangıç bir sondan doğmak zorunda değil\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durumsuzluk",
        "poet": "Şair Dilbeste",
        "poem": "\n\nBu gece öyle ağırım ki kendime; nefes almaya çalışmak bile işkence... Düşünmek istiyorum bir sevdanın kıyısında dolaşırken, az biraz da ağlamak. Ama oldum olası düşünürken ağlayamam ben ağlarken düşünemediğim gibi; ya da hiç bir şey düşünememek gibi...\n\nİçinde bulunduğum durumu hangi sözcükler tanımlayabilir ki: Gülüyorum kendime, bu belki de bir durumsuzluk örneğidir; öfke doluyum, yalnızım, işsizim ve yorgunum... Zihnimin yorgunluğu altında eziliyor bedenim. Hayallerim, umutlarım, sevmelerim... İçimdeki çocuğa dair ne varsa büyütmek istediğim üşüyor azalıyor bu gece... Çok sevdiğim mavi bile renksizliğe teslim olmaya hazır.   Odamdaki papatyaların kokusunu duyamıyorum, dilimde bir türkü ezgisini hatırlayamıyorum. Sevdiğim şairlerin o çok sevdiğim dizeleri yok belleğimde.\n\nSadece bir keman sesi duymak istiyorum uzaktan ve çok derinlerden gelen... Tınısı uçurum...\n\nBir omuz istiyorum sorgusuz, yargısız... Sevgilinin sıcak ellerini istiyorum sırtımda. Ve ruhumda...  Ve tenimde...  Aşk istiyorum...Aşık olmak istiyorum... Ve aşık bir kadın gibi sevişmek istiyorum...\n\n\t\tBir gece istiyorum sabahı olmayan. \n\t\tBir yol sonu bilinmeyen...\n\n\tVe kaybolmak istiyorum sonu olmayan o yolculukta...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "'\"Durumlar\" Yazım",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nDurumlar\n\nTüm evrensel verileri vicdan değerlendiriyor. Eleme vicdan yoluyla.\n\nBilgi altyapısı eski ve özünü kaybetmiş, eksiltilmiş ilaveler yapılmış köhne kaynaklardan olunca işte durum.\n\nEvrende iyi kötü göreceli insan algısına olan her şey Allah'ın izni ile oluyor ise olanda hayır vardır! Yani olanlar sonuçtur. Hak ve adalete zıt değildir! \n\nEvrene yayılan tüm soyut verilerin geri yansıması var buna ister cin tesiri diyelim ister evrensel tesir. \n\n\"Ben\" dediğimizde \"O\" ise kastımız sorun olmaz. Yani \"Bir ben var benden içeri\" Yani ben varsam O olmaz! O varsa ben olmam; o halde bir ben var benden içeri, başka ben yok; tek ben var. Ben diyende O'nu kast eder, bu bilinçte ise ene-l hak konusundadır ya da aşamasında yani ilahlardan medet ummak yok, \"Ben\" diyen için. \n\nBakınız insan orjin olarak zaten tüm meleklerin secde ettiği makamda. Yani kimseden izin almak zorunda değil. Yükselmiş ruhlar dahi diğer insanla aynı potansiyelde. Bu üst sınıftakilerin alttakilere akıl vermesine benzer ama bu geçicidir. Yani üniversiteli, liseliye akıl verir ama liseli de o aşamaya gelecek potansiyelde. Potansiyel açılımları farklı olur elbet. Burada dikkat edilmesi gereken şu; \"Ben\" potansiyeli her ruhun aynı ya da eşit O'ndan üflenen aynı ruh. Bir ruh diğerinden daha eksik değil; yazılım gibi düşünelim sadece ilerleme sürecindeki yol almadaki öncelik ve sonralık var bu dahi insanın miracına benzer. Geride olan ileride olandan belki yol sorabilir ama asla sormadan gidemez denmez. \n\nElbet, inanç soyut tesiri açığa çıkaracak ve somuta hareket verecek; bu nedenle inanç aşaması bilince veri hazırlar. İnanç, çok önemli ama bilinç daha önemli; bu nedenle taklidi ve tahkiki olarak ayırmışlar inancı bazı alimler. Ben şuurlu, şuursuz olarak düşündüm. \n\nİnsan \"Ben\" potansiyeliyle her aşamayı aşar, dinler de bunları sembolik verir. İlk zamanlar İlahlar ile şimdi de yükselmiş ruhlar diye bir ilahlık makamıyla! Anlayın işte olayı. \"La ilahe illallah\" (İlah yok Allah var)   o dahi \"Ben\" üzerinden bilinir. \n\nBilgi verilmez alınır. Yani insan \"Ben\" potansiyeli ile evrenden bilgi alır bu birilerince lütuf edilmez. \"Ben\" potansiyelinin hakkıdır, alır! \n\nHepsi sembol olarak kutsal öğretilerde var yani sembolü doğru açmak önemli. İnançlar bilince dönmeli. Soyut olarak bahsedilen somut olarak algılanamayabilir bu nedenle yok denir. Soyut alanda soyut somut alanda somut algılamak var çünkü. Yani cin soyuttur somut algısı somut algı araçlarıyla olacak elbet. Soyut algısı da tesir şeklinde olur. Bu tesir enerji alanında elbet. Dinler öğretilerinde soyut olarak bahseder somut olarak algılamak ise bireyseldir. Duygularla alakalı bazı da bir grup tesir altında kalabilir. Mesajların aktarılması aslında evrene dağılmış olan mesajların bireyce algılanmasıdır. Algılanmayan mesaj yok hükmünde algılananın tesiri var bu nedenle tesir oluşturmak için öğretiler kasıtlı yönetilir. Hedefe yöneltilir. İnançla benimsenen soyut bilgiler tesir etme fırsatını yakalar. Kapsam çok geniş işte bu alanda potansiyel hırsızlığı ya da iyi niyetli düşünce yöneticileri devreye girer. Oysa insan potansiyel olarak zaten evrensel algılamaya açıktır. Bunu bilinçsizce kullanır ya da kullanmaz! Bu nedenle aracılar vardır. Aracılar her zaman iyi niyetli olmaz aracılar kendi aracılık makamının bir getirisi olsun ister. Durum bu.\n\nAhmet Bektaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durumum",
        "poet": "Halil Müftüoğlu",
        "poem": "\n\nHer zaman gam üzüntü benim en iyi iki aşım.\nEsenlik ve sevinçle her an dardadır başım.\nGülerken bile akar hicran ile gözyaşım,\nŞimdi nasıldır acep her an sormak isterim.? \nEski sevgilim olan şimdiki arkadaşım.\n\n22.11.1997\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durun Biraz",
        "poet": "Nurten Tarım",
        "poem": "\n\n\n\n\nDurun biraz \nBir nefeslik anda çalışın anlamaya \nEllerime bakın bir lokma bedeli nasırım \nSaçıma kır düşmüş küçük yaşta \nYırtık esvabım yeter okumanıza \n\nDurun biraz \nBir günlük yaşamanızı verin sokağıma \nKaranlığa doğarken alışmış gözlerim \nKaranlığımda yüreğimle dolaşırım \nVicdanınızda soğuk rüzgar mı esti \nÇalınmış hayatım belki de sizlerde \n\nDurun biraz \nOkul mektep benimde mekanım \nBelki de benimde hakkım \nOkul dışında gevrek satarım \nYağmurlu gözlerimle bakarım yaşıtlarıma \n\nDurun biraz \nSormayın kimsin diye \nDoğum günüm mevsimlerden hazan \nKafa kağıdım dar gelir bedenime \nAdresim yok \nÖlüm üşür naylon perdeli mekanımda \n\nDurun biraz \nİstemiyorum acımanızı \nVicdanınızda gerçek ses benim \nİstemiyorum üç kuruş sadakanızı \nKapatmayın gözlerinizi yüzüme \nYüzümdeki karalar insanlığın karası \n\nDurun biraz \nTırmanırken sizler yaşamda \nBakışlarınız yukarılarda \nGörmez gözleriniz \nBasar ruhuma basar ayaklarınız \n\nDurun biraz\nGecikmiş savunmanızı anlatmayın\nLisanımız ayrı anlamıyor kalbim\nKumlara mı yazılı haklarım\nGölgelerim vurmuyor sulara\nDalgalar vurur kıyıları\nKumlar denizin gözyaşları\n\nDurun biraz \nSatmıyorum sizlere mendil \nGecikmiş gözyaşınız kalsın sizlere\nKalsın evet kalsın\nDenizin  gözyaşlarını anladığınız zamana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durun Dayılar Ağalar",
        "poet": "Zekâi Budak",
        "poem": "\n\nDurun dayılar ağalar\nÜzerime varman n'olur\nBir güzeli sevdim ise\nSuç değildir vurman n'olur\n\nBir dinleyin hele durun\nSuçum yoktur emin olun\nYalan sözüm var mı sorun\nDeyiversin zaman n'olur\n\nSeverim candan ziyade\nBilin mana yok riyada\nÜç günlük fâni dünyada\nKalp incitmen aman n'olur\n\nNe arkamdan yerin beni\nNe yüz karşı övün beni\nHak ettimse dövün beni\nAma yârsız koman n'olur\n\nİşte Zekâi böyle der\nYok mu halimden bilenler\nGaripliğimi görenler\nGözünüzü yumman n'olur\n\n(Edirne - 1973)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duruş",
        "poet": "Sebahattin Kömürlü",
        "poem": "\n\nDURUŞ\nDuruş diyince, çok karmaşık bir konu olduğunu bilmekle beraber bu konuda az laf edildiği kanaatindeyim. Duruş, bilindiği üzere durmaktan gelir. İyi de neye karşı nasıl, nerede durmamamız gerektiğini bilebiliyor muyuz? Bu çok önemli bir detay -ki bu detayın hakkı verilmediği zaman, problem çözümsüzlüğe kayar. Kişi, kişiliğini sağlam kuramamışsa, nerede nasıl duracağını çoğu zaman tayin edemez de. Bu sorunu, kişi kendince birçok bahane üreterek örtbas etmeye çalışsa da, bu ikilemi yaşayan bozuk şahsiyetler, aslında bu ikilem altında ezildiklerini de bilirler. Bunlar o kadar kaypak ve esnektirler ki, bu kaypaklığın ve\ndönekliğin bir sanat olduğunu hiç çekinmeden ortaya koymaktan da çekinmezler. Hatta daha ileri giderek bu yönlerini kendileri için bir övünç kaynağı olarak görürler. Ve buna kendilerini de inandırırlar. Bu tipler, toplum sağlığına o denli zarar verirler ki, bu konuda, zamanla kendi sağlıkları da bozulur. Bunlar; politika yapmanın ve ya siyasetin apayrı bir argüman olduğunu ileri sürerek toplumda bireyi (Türkiyeye özgü)    siyasetten ve politikadan da uzaklaştırmak için her türlü argümanı kullanmaktan kaçınmazlar. Gerekirse bu iş için ülke çapında sıkı yönetimler ilan edilmekte, daha da ileri gidilerek güya adı devrim olan (Devrimler yapmaktan da kaçınmazlar.)   gerici ayaklanmalarıda organize ederler. Çok kısa bir tarihi analiz yaptığımızda 1970li yıllarda anayasa hakkında Süleyman Demirelin \"Bu anayasa ile bu ülke yönetilmez\" lafı ile bugünkü iktidarın, ileri demokrasi adına üretmeye çalıştığı sivil anayasa söylemlerine baktığımızda, toplumu yönetmeye talip olan kaypakların duruşunun ne kadar sapkınlık içerdiğini tespit etmek, toplumda bireyin duruşu ile doğru orantılıdır. Çünkü; birey, bu yönetim erkine talip olanlara mevcut anayasa ve anayasal koşullarda oy vermiş olup bu anayasal çerçeve içerisinde\ngüya yönetilmesini talep etmiştir. Yönetime talip olan seçilmişler de seçildikleri an itibariyle, seçilmiş olduklarının tescilini mevcut anayasa ve anayasal düzene uyacaklarını beyan ederek, yemin edip görevlerini ifa edeceklerini söylerler. Şimdi buradaki duruş irdelendiğinde toplumda bireyin ve bu toplumu yönetmeye talip olan seçilmişlerin duruşu ve bu duruşlardaki zig-zagların boyutu ve de kırılganlığı o kadar hızlıdır ki, sorulması gereken sorunun şu olduğu kanaatine varmamız mümkün olsa gerek. Toplum mu duruşu itibarıyla yanlış yapmakta, yoksa yönetime tabii olan yöneticiler mi yanlış yapmakta? Bu soru irdelendiğinde karşımıza \ngenelde toplumda bireyin yanlışları öne çıkarılmakta. Bunun cari olabilirliğini analiz etmemiz hiç şüphesiz gerekmektedir. Ancak,  toplumda bireyin duruşunun eğitim, spor, sanat, basın, sair organlarla nasıl manüple edildiğini de ortaya koymamız gerekir. Haa... Burada iktidar gücünü ele geçirenlerin de duruşlarının emperyal güç tarafından manüple edildiğini söyleyebilirsiniz. Bu tespit de doğrudur, da, bu tespit doğrudur demek, bizi duruş itibarı ile düzgün bir duruşa götürür mü? Kanımca İktidar, iktidarsızlığını bir defi olarak ileri süremez. Zaten yakın tarihimizde iktidar gücünü ele geçirenlerin, iktidarsızlıkları bir çok kere tespit edilmiştir. Şimdi bu tespitler doğrultusunda ülkede bireyin duruşunu ele aldığımızda aslında başta tespit ettiğimiz anlamda bir duruşun sergilenmesinin zorluğunu da yakalamış bulunmaktayız. İleri akıllılar millete, salak diye diye kendilerince milleti, salaklaştırdıklarını sanmaktadırlar. Oysa düşünmeleri gereken, Atatürk'ün veciz sözleridir. Atatürk, Türk milleti zekidir, çalışkandır, dediğinde sergilediği duruş, Türk milletinin geleceği açısından olması gereken bir duruş biçimidir. Bu tespit bizim arayışımızın nasıl bir duruşa yönelmesi \ngerektiğine de götürmektedir. Yani, duruşunda kaypaklığın en ufak emaresi görülen bir zevatın, gelecekteki zemininin kaypaklığının tespiti mümkün olamamaktadır. Çok yakın zamanda, 9. Cumhurbaşkanı; Süleyman Demirel'in güya büyük bir laf ediyormuş gibi \"dünün güneşi ile, bugünün çamaşırı kurutulmaz.\" lafı kanımca aranan adı geçen duruştaki duruşunda ne kadar kaypak ve seviyesiz olduğunun bir tespiti olsa gerek.\nBizim aradığımız duruş öyle aranıp da bulunamaması gereken bir duruş da değil. Bizim aradığımız duruş, Atatürk ilke ve înkılaplarına ve de cumhuriyetin değer yargılarına sahip çıkılması gereken bir duruştur. Bu duruş insan onuruna yakışan en erdemli duruş olsa gerek. Çünkü; Atatürk, kurtuluşun Türk milletine özgü bir kurtuluş olmadığını da deklare ederek mazlum milletlerin de özgürlüğe kavuşmasını, onların bu özgürlük yolunun da Türk Cumhuriyetinin bekası ile doğru orantılı olduğunun da tespitini yaparak evrensel değerde gerçek duruşunu da ortaya koymuştur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durur Dünya",
        "poet": "Güler Ilgaz",
        "poem": "\n\nBen neler okudum\nBen neler paylaştım\nBen neler söyledim\nBen neler gördüm duydum\nBen içime sindirebilir miydim bu güzellikleri\nGüzel\nGüzel olur muydu sensiz\nSen bilmesen ben bilmesem\nNe tadı ne tuzu olurdu\n............................................................................\nBen bir gebe kadın misali\nBilmeden bilen\nŞişmiş bir tohum misali\nKök vermekte tutunmakta\nGövde salmakta bir yandan\nBinbir çiçek içinde koku renkle\nDoğa salınmakta\n..............................................................................\nBir Nisan akşamından sabahına\nGözgöze yaşarken\nNe anlamlar yüklemişiz buluta\n...............................................................................\nBir çiçeği gören göz olmasa\nBir meyveyi ısıran ağız olmasa\nBir tohumu diken el olmasa\nSen ben olmasak\nİnan bana \nDöner mi dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duruşlar farklı 2",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nDuruşlar farklı 2\n\nYüreğimde inanç bağlılık varken\nDüşünceyle  inanç amaçlar farklı\nNeye göre değişimi ararken \nFakatlı amaçlı tuzaklar farklı\n\nYolum işci sınıfının yoludur\nDöneği namerdi tuzak doludur\nGururumuz başarının yoludur\nYaşama bakışta inançlar farklı\n\nAynı duygularla aynı inançla\nBeynin şifresini çözdük uğraşla\nDOST ŞEREF’im araç ile amaçla\nTarihe poz veren duruşlar farklı\n\nDOST ŞEREF\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durun yıldızlar ne olur şehidim geçiyor",
        "poet": "Ümüt Güngör",
        "poem": "\n\nBir yıldız kayarken bir çınar düşüyor,\nÖrtün toprağını can Mehmedim üşüyor,\nDurun yıldızlar ne olur şehidim geçiyor,\nMelekler bekliyor onu cennet yolunda.\n\nBu gece boyun büktüm yıldızlar hepinize,\nNe olur biraz gidin çekilin yerinize,\nBenimle ağlaşmak ha! sizlerin neyinize,\nMelekler bekliyor onu cennet yolunda.\n\nDoluşmayın bu gece samanyoluna,\nCan verdi Mehmetlerim toprak vatan uğruna,\nAyyıldızı dikti gökyüzünün burcuna,\nMelekler bekliyor onu cennet yolunda.\n\nHavada bir kara duman var neden açılmaz,\nTürklüğün kuralıdır çarpışmadan kaçılmaz,\nAyyıldızdan başkası nurlar ile saçılmaz,\nMelekler bekliyor onu cennet yolunda.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Durup Bir Düşün; Bir Kendine Rapor Et, Bir De BİLGE Kişiye; Rapor Ediver! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nONU ARA; ÇÖLDE SUSUZ KALMIŞ GİBİ! ONU ARA; KALBİNDEKİ DERİNLİKLER İÇİNDE! .\n\nBaşarının Muhafazası Adına; HESAP VERDİĞİN DUYARLI BİR MAKAM BUL KENDİNE! .\nRapor Et Çalışmalarını, Rapor Et Kazanımlarını O DOST MAKAMA AZİM İÇİNDE! .\nDurup Bir Düşün; Bir Kendine Rapor Et, Bir De BİLGE Kişiye; Rapor Ediver! .\nBaşarının Muhafazası İçin; ERDEM YÜKLÜ OLGUN İNSAN KARAKTERİ Çok Yararlı! .\n\n{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 30 Aralık 2011 Cuma 03:44:46 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Temiz kal   Oktay Avcı",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nEn sevdiğin renk beyazsa\nKirlenince siyah olur unutma\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Duruşma",
        "poet": "Ahmet Mansuri",
        "poem": "\n\nKarar verildi \nAsmalı bu bedeni\nKarar verildi \nDövmeli bu bedeni \nAma o hiç birini seçmedi..\nDava bitti\nÖlümsüzlük iksiri bu, tutku istek heves \nİçti ve gitti...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DÜRÜSTLÜK AKIL KARI",
        "poet": "Halil Kaytazoğlu",
        "poem": "\n\nGönül  hiçbir şey  istemez  senin  gibi güzelden\nSana  gönül  verenler  mahvolmuştur  ezelden\n\nBakışların  çok hoştur  bakanı  kandırırsın\nSana  gönül  vereni  arkasından  vurursun\n\nSenin  için  aldatmak  yaşamın  bir  parçası\nBöyle  sapık  zevklerin  asla  gelmez  arkası\n\nŞimdi  herşey  gönlünce  hayat  sana  tozpembe\n Gençlik  elden  gidince  eyvah ! ne  oldum  deme\n\nBiliyorsun  o  bakış  o  güzellik  fanidir\nİyi  huy  iyi  niyet  güzel  sözler  bakidir\n\nHalil Kaytazoğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dürüstlük Başa Belâ",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nSustuk korktu sandılar, dedik olduk ukalâ\nAnlayamadık gitti, kim ne istiyor hala? \nSaf sayıldık menfaat gütmediğimiz için,\nNeyleyelim biz buyuz, dürüstlük başa belâ\n\n13 Ekim 1999-Çarşamba / İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "...............................Duruşun Dik Olsun Başkanım",
        "poet": "Oktay Doğan",
        "poem": "\n\nAdana Büyük Şehir Belediye Başkanı, değerli Ülküdaşım, kardeşim, dostum Hüseyin SÖZLÜ Beye ithafımdır\n\n\nŞerefin,  onurun; yaşamındaki en büyük hazine\nSana çamur atanlar dönüp bir baksınlar mazine\nYiğit bozkurt düşer mi hiç sahtekâr tilkinin izine\nDuruşun dik olsun başkanım; tüm iftiralara inat\nVatanına aşkla hizmet; ülkücülere has bir sanat\n\nVatan hainleri sizi sevmiyor biliyor musun niçin\nYaptığın, yapacağın hizmetleri; gölgelemek için\nSöylenenlere; it ürür kervan yürür, deyip geçin\nDuruşun dik olsun başkanım; dalkavuklara inat\nVatanına aşkla hizmet; ülkücülere has bir sanat\n\nİnançla, sabırla yürüdüğün; her türlü konunda\nEngeller çıkarsalar da, bu kutlu yolun sonunda\nPazara değil, mezara kadar; ülkücüler yanında\nDuruşun dik olsun başkanım; mankurtlara inat\nVatanına aşkla hizmet; ülkücülere has bir sanat\n\nBunca sırtından vuranlara bakıp-bakıp şaş ama\nOlanları çalışma şevkini kıracak noktaya taşıma\nHızlı bir şekilde kirlenmeye yüz tutmuş yaşama \nDuruşun dik olsun başkanım; kirli siyasete inat\nVatanına aşkla hizmet; ülkücülere has bir sanat\n\nYıldırmak mümkün değil sindirmeyle, korkuyla\n Adım-adım çıkışını izliyorlar büyük bir kaygıyla\nTürk İslam Ülküsüyle yoğrulmuş; yürek farkıyla\nDuruşun dik olsun başkanım; adaletsizliğe inat\nVatanına aşkla hizmet; ülkücülere has bir sanat\n\nHukuksuz iktidar gücü; kullandıkları yegâne koz\nGün be gün artsa da; baskıdaki, şiddet deki doz\nYel; kayadan ne alabilir ki alacağı üzerindeki toz \nDuruşun dik olsun başkanım; şer odaklara inat\nVatanına aşkla hizmet; ülkücülere has bir sanat\n\nBütün işleri, güçleri; yalan, dolan, iftira, gıybet\nGün gelir sana yapılanların hesabı sorulur elbet\nSendelemeden; hak bildiğin yolda yürü ilelebet\nDuruşun dik olsun başkanım; kirli zihinlere inat\nVatanına aşkla hizmet; ülkücülere has bir sanat\n\nBilirmisin sana bunca kin, bunca kasvet niçindir\nYüce yaratandan aldığın imanlı yürek gücündür\nKöpeğin kavgası et yiğidin kavgası devlet içindir\nDuruşun dik olsun başkanım; kan emicilere inat\nVatanına aşkla hizmet; ülkücülere has bir sanat\n\nMangal yürekli olanlar hiçbir şeyden çekinmez\nVatanına-milletine kahpelik yapmaya yekinmez\nÇakal; rüya gördü diye, kurt’un soyu tükenmez\nDuruşun dik olsun başkanım; kahpeliklere inat\nVatanına aşkla hizmet; ülkücülere has bir sanat\n\nAyakkabı kutusunda paralar, denizde donanma\nNe kadarda acı; ilkeli-şerefli çalışırken kınanma\nBu düzende; hak,  adalet var diyenlere inanma\nDuruşun dik olsun başkanım; düzenbazlara inat\nVatanına aşkla hizmet; ülkücülere has bir sanat\n\nBeyinleri; örümcek kaplamış, zihinleri çürümüş\nDört bir yanı; yalancı, talancı, hırsızlar bürümüş\nAdaletse; güneşi gören kardan adam gibi erimiş\nDuruşun dik olsun başkanım; vicdansızlara inat\nVatanına aşkla hizmet; ülkücülere has bir sanat\n\nSon sözlerimse yiğit ülkücü gardaşlarım sizlere\nİş, işten geçince; pişman olup vurmayın dizlere\nSahip çıkın cesur yürekli yiğit Hüseyin Sözlülere\nDuruşun dik olsun başkanım; inatlaşmaya inat\nVatanına aşkla hizmet; ülkücülere has bir sanat\n\nYalnız kurt; bunların kitabında yok iyiyi övmek\nYandaşsan sevmek, değilsen karalayıp sövmek\nAmaç belli; üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek\nDuruşun dik olsun başkanım; paralelcilere inat\nVatanına aşkla hizmet; ülkücülere has bir sanat\n\n25.02.2016/Perşembe Saat: 19.24\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dürzü!",
        "poet": "Saim Bastık",
        "poem": "\n\nHDP’ye oy vermek! Bir düşün, ben senmiyim? \nPKK düşman değil! Ben böyle diyenmiyim? \nOn üç yıl seviştiniz, dün de piçiniz doğdu! \nBe hey utanmaz dürzü, yine suçlu benmiyim? \n\nHARÎMÎ (Saim BASTIK) -Malkara\n08 Haziran 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duruyor bütün sözler-Cennet'ten annem gözler O'nu bir kez andıkça-doluyor bütün gözler",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nAğlattın hepimizi-kalplere acı doldu\n     Kederlendik aniden-bütün yürekler soldu\n     Yaşın 77 ' ydi-söylerdin heyecanlı\n     Bir gül toprağa düştü-kırıldı yeşil dalı\nDuruyor bütün sözler-Cennet' ten annem gözler\nO' nu bir kez andıkça-doluyor bütün gözler\n     Ağlıyorum durmadan-yazıyorum yazımı\n     Allah'ım n 'olur dindir-içimdeki sızımı\n     Gönül kırık kalp yaslı-yüzlerimde bütün yaş\n     Annemizi kaybettik-bundan eğik oldu baş\nDuruyor bütün sözler-Cennet' ten annem gözler\nO' nu bir kez andıkça-doluyor bütün gözler\n     Rabb' imizin takdiri-eğdik biz boynumuzu\n     Senin ile ağlıyor-hem insanlar hem kuzu\n     Gerçekten seviyordun-canlıları hayvanı\n     Yoksun sen aramızda-üzdün annem dört yanı\nDuruyor bütün sözler-Cennet' ten annem gözler\nO' nu bir kez andıkça-doluyor bütün gözler\n     Şu hakkını helâl et-anneciğim duyayım\n     Bir kez bana oğlum de-sözlerine uyayım\n     Sabah saat 7' de-yazarım şiirimi\n     Bak oğlun yalvarıyor-beni hatırla emi\nDuruyor bütün sözler-Cennet' ten annem gözler\nO' nu bir kez andıkça-doluyor bütün gözler\n     Anlatırdın durmadan-başına gelenleri\n     Seni kim dinliyorsa-oluyordu haberi\n     Bütün mendil çarşaflar-yetmezdi inan bize\n     Hep dua ediyoruz-hep anneciğim size\nDuruyor bütün sözler-Cennet' ten annem gözler\nO' nu bir kez andıkça-doluyor bütün gözler\n     Beklemekten yorulduk-ben özledim yüzünü\n     Anneciğim unutmam-senin tatlı sözünü\n     Bekliyoruz naşını-oğulların kızların\n     O feryat kaplayacak-hem bugün hem de yarın\nDuruyor bütün sözler-Cennet' ten annem gözler\nO' nu bir kez andıkça-doluyor bütün gözler\n     Yurdun dört tarafından-sana koştular sana\n     Hasan unutmaz seni-bir kez duy canım ana\n     Anneciğim cennet' te-olsun o güzel yerin\n     Uçurum oluşturdun-yara kapanmaz derin\nDuruyor bütün sözler-Cennet' ten annem gözler\nO' nu bir kez andıkça-doluyor bütün gözler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dürüstlük Olmalıdır",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nBu vatanı yükseltmek ilkemiz olmalıdır.\nİyi, güzel ahlakta üstünlük olmalıdır.\nDürüst,doğru sözlülük, ülkümüz olmalıdır.\nKardeşlik bağı için, dürüstlük olmalıdır...\n\nSevgi, barış, kardeşlik arzumuz olmalıdır.\nVatan, bayrak sevgisi hep sonsuz olmalıdır.\nGüven, inanç, itikat iözümüz olmalıdır.\nİnsan sevgisi için dürüstlük olmalıdır.\n\nDin, dil, ırk, cins mevzusu ayrımsız olmalıdır.\nTüm vatan toprağında kardeşlik olmalıdır.\nGönderdeki bayrağa sevgimiz olmalıdır.\nYaşantımız boyunca dürüstlük olmalıdır...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dürüyorum",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nBen her nefes soludukça, yolculuk sürüp gitmekte,\nAdımlarımı attıkça, sayılı soluk bitmekte.\n\nAyaklarım yol almıyor, yol alan benim yüreğim,\nMenzil nerde bilinmiyor, farkında olmak dileğim.\n\nYürümediğim bir an yok, gece gündüz yürüyorum,\nYaşayanlar yaşıyor şok, defterimi dürüyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Gülay Yıldız",
        "poem": "\n\nzamanı aldılar \nve yerine bir düş verdi kahin \ndedi ki; \niçindekileri dök bu düş senin \ndüşü aldım, uykum süse boğuldu \nYüzün ellerimden kayan bir sevda masalı \nSevda masalı bir düş oldu \n\n17/11/04 16:40\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Şair Dicleyagmur",
        "poem": "\n\nEvet gece yine sessizliğe dönüştü\nÇok uzaklarda bir özlem duyuyorsun.\nBelki beni düşünüyorsun.\nŞu an belki bir limanda,beni arıyorsun.\nGelir umuduyla bekliyorsun\nHayallere dalıp boşuna bekleme\nLimanlar bekleyişler sadece bir düştü.\nUyan artık bu rüyadan\nDüşleri kov  gitsin.\nKaranlıklar nasıl sabaha özlem duyuyorsa.\nSende gerçeğe özlem duymalısın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Ali Veli",
        "poem": "\n\nDüş'tün gerçekliğinde\nBen düş'ünün peşinde\nDüş-lendim düş-lerinde\nGerçekliğimde düş-tün\nDüş-üm gerçek oldu\nGerçekliğim düş-ün\nDüş-ürdün,düş-tüm\nDüş-ünemedim düş-künlüğünü\nDüş oldum\nDüş-man oldum\nDüş-tün...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Şair Vuslat",
        "poem": "\n\nHepimizin hayatı düş\nBiraz var belki düşünüş\nHani nerde yapış, iş\nDüşüne düşüne hep düş\nYüzde kalmadı gülüş\nDüşlerin sonu hep çöküş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş..",
        "poet": "Volkan Saygın",
        "poem": "\n\nSabaha karşıydı…Kan ter içinde uyandım..Düşümü çalıyordu biri…\nSiyahtı,beyazdı düşüm…\nAma erektim yine..\nDuş aldım..düş verdim..boş_aldım…\nDüşümü sen çaldın…Düşlerime renk çaldım…Mor’u  sana bıraktım..\n“Bana dokunma” diyordun.Yataktan dü(ş) üyordum…\nDü(ş) ündüm… yada öyle olmak isterdim.\nDüşümdün…yada öylesin hala…\nDüşünemedim…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Edim Ahmet",
        "poem": "\n\ndüş ne rüyadır nede düş\ndost ozaman bellolur \nhele bir düş hele düş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Nazan İzmirli",
        "poem": "\n\ndışında  kalan\niçindeki\ndüş...! \n\ndışında  kalan\niçselliği\ndüşün...! \n\ndıştan  içe, içten  dışa\ncam  bir  balon\ndüşünce...! \n\ndüş\nkırılır \nsırrını\nsürmeyince...! \n\n17.04.06-ant-düş-\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Fatoş Aydın",
        "poem": "\n\nDüşünüyorum; \n\nDüş kurarken\nDüşebilirim diye..\n\nİşte düşlerim ve ben\nDüşüyorum,\nSonsuz bir uçurum,düş gibi.\n\nDüşerken hayatı düşlüyorum; \n\nHayat düşlerden ibaret,\nDüşlerim ve ben\nDüşüyorum..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Kadriye Çışan",
        "poem": "\n\nDüşündüm de! Aslında düşünmeye çalıştım da\nDüşünmekten yoruldum, Yorulmaktan düşündüm\nDüş müydüm, düşün müydüm\nDüş mü görüyordum\n.......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Ali Şeyh Özdemir",
        "poem": "\n\n'Düş' tü; \n\n------Düştü...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Güler Ilgaz",
        "poem": "\n\nHer şey\nBir rüya sessizliği içinde\nGeçiverdi\nUyandığımda\nAnladım\nHer şey bir rüya idi\n.........................................\nGüneş doğmuştu içimde\nHer günkü gibi\nGözlerimi açarken\nOradaydı\nTüm parlaklığıyla\nÖyle çekiciydi ki\n.................................\nKapıldığımda\nHer şey gerçek gibiydi\nTutkularım, inançlarım\nKorkularım sevgilerim\nYarattığım\nHer şey\nBeni arıyordu\nBir rüya sessizliği içinde\n....................................\nGeçiverdi böylece\nGüneş doğmuştu\nYıldızlar hala onunla parlamaktaydı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Arzu Yıldırım",
        "poem": "\n\nGözümü kapatıyorum\nDüşlemeye başlıyorum...\n\nDoğu Karadeniz\nBaşı dumanlı dağlarıyla Rize\nSümela manastırı ve Trabzon\nArtvin-Hopa ve Kazım'ın mezarı\nSonra diyar diyar tüm Türkiye\nRuhumu savuruyorum\nYeşile ve maviye doymaya çalışıyorum...\n\n'İçimdeki deniz' filminden çok etkilenmiştim\nOnu yaşamaya çalışıyorum\nNerede olmak istersem orada\nBazen dalgaların içinde\nBazen bir dağın zirvesinde\nBazense ormanın derinliğinde\nKaybolurcasına\nKendimi arıyorum\n\nBulmak istediğim sadece benim\nGözümü kapatıyorum\nDüşlemeye başlıyorum...\n\n18.11.2005/Cuma\n14:57\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Jorge Luis Borges",
        "poem": "\n\nGece yarısı saatleri saçıp savururken\nBereketli zamanı, \nDaha da ötelere gideceğim Ulises’in yoldaşlarından, \nİnsan belleğinin ulaşamadığı\nDüşler ülkesine.\nAklımın almayacağı parçalar kaldı bende\nO sualtı dünyasından: \nİlkel bir bitkibilimden otlar, \nHer türden hayvanlar, \nÖlülerle konuşmalar, \nAslında hep birer maske olan yüzler, \nÇok eski dillerden sözcükler, \nVe zaman zaman bir korku, gündüzün\nBize sunduğuna hiç benzemeyen.\nYa bunların hepsi olacağım ya da hiç biri.\nO öteki olacağım bilmeden olduğum, \nO öteki düşe, uyanık halime\nBakmış olan kişi. Şimdi onun değerlendirdiği, \nYakınmadan ve gülümseyerek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Ümit Fatma Uçar",
        "poem": "\n\nEderi yok  bedava\nKıstası çok özgürlük\nkarışmaz kimse \ndüş keyfince\neşitliği de içinde\nkanun nızamı yok\nkatıl bildiğine\ndüş içine,düş\nFazla kalma sakın\nÇetin olur çıkış\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nNe zaman dalıp gitsem, gördüğüm hep aynı düş,\nEsrarlı bir tebessüm, biraz alaysı gülüş.\nKoridorlarda yoksun, bahçeler sensiz hazin,\nNerdesin liseli kız? Burda hayalin kalmış! \n\n17 Nisan 1984 - Salı / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duş",
        "poet": "Serpil Tuncer",
        "poem": "\n\nDeniz yıkadı beni dün sabah\nVapurda seyrederken İstanbul'u\nLodostan poyraza döndü rüzgar\nDeniz yıkadı üstümü başımı\nVe ben hiç itiraz etmedim,\nUslu çocuk gibiydim\nO salladı\nBen sevindim.\n\nMavide adı gömülü sevdamın\nMartıların bana küsüşü yoktandır\nAtmadı kalbim böyle çoktandır\nÖlümü ensemde bilişim bundandır.\n\nDeniz yıkadı beni dün sabah\nBüyük bir dalganın esiri oldum\nKasımların serzenişi gemilerde saklı\nEllerim tek başına naçardı\nYalnızlığıma nicedir böyle sevinmedim.\n\nDeniz yıkadı beni dün sabah\nTepeden tırnağa temizlendim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "İlhan İrem",
        "poem": "\n\nElektrikli grapon kağıtları, \nYana yatmış piramitler\nVe zeplin desenleriyle\nKaradan-karaya sallanıyorlardı...\nSislerde bir ejder başı...\nYosun kokulu bir zırh...\nArkası parçalanmış...\nVe dalak...\nVe mide...\nVe billurlar sarkıyor kıçından...\nVe bir noel ağacı, parlak yeşil süsleri ile...\nVe computer gözlü iki çocuk\nBabalarını bekliyor\nTekmil ipekten elbiseleriyle...\nGece... Yılbaşı...\nBir anne...\nBir kedi...\nBir de babaanne, \nYatalak...\nVe zırh yerde yatıyor\nKıçından billurlar sarkarak...\nKutup bölgelerine yağmurlar düştü belki...\nBelki de güneş, \nKirli bir kan damlası gibi sularda artık...\nAma saat hala Oniki...\nDünya yeni yıla girememekte...\nVe iki küçük kız çocuğu...\nTekmil ipek elbiseleri...\n(Ki sararmış artık...)\nÇağlar öncesi savaşa giden\nBabalar beklenmekte...\nBelki güneş gerçekten düştü...\nBelki de herşey düştü...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Ufuk Nazım",
        "poem": "\n\nSokuldu bir düş\nÜşüşüp kokusuna \nEn güzel günlerin\nTaşındı en iğrenç böceklerle \nDünyanın yüzüne\nTüketin ne bulursanız \nDiyordu düs\nBöcekler yiyordu\nDüş büyüyordu\nBir gün tükendi yiyecekleri\nAma bitmedi düş\nLakin yaşam çoktan bitmişti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Lale Uğur",
        "poem": "\n\nDüş' tün düştün\nDüş' tüm düştüm\nBir düş içinde düş' tük düştük\nKalkamadım insanım kalkamadım... \n\n(18 Kasım 2000 / İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Cem Dönmez",
        "poem": "\n\nDengeliydim güzelliğe büyüyordun\nÇirkin ne varsa kapılar ardındadır\nKaranlık salyalı karanlık tasmasıyladır\nDaha çok şey kapalı kapılar ardındadır \nBirazını biliyorum birazını bilmiyorum\nBildiklerim nereden başlasam bilmiyorum\nKaranlık salyalı karanlık tasmasıyladır\nYarı çıplaksın güzelliğe büyüyorsun\nHadi akşam oldu diyorsun ne zaman akşam oldu\nKapalı kapılar ardında uyku ve esrar\nYalnızlığa büyüyorlar elleri yüzleri esrar\nKaranlık salyalı karanlık tasmasıyladır\nDengeliydim ellerinde bir beyaz gül büyüyordu\nBüyüyordu büyüyordu büyüyordu\nKorkuyordum kirlenen bir şeydir beyaz\nSonra birden büyüyordu alışkanlık \nBüyüyordu en eski alışkanlık ölmek\nHer alışkanlık ölmektir biraz\nÖlmeye alışıyorduk yaşamaya çalışırken\nÖnce sen öldün sonra kahrımdan ben\n\nBöyle bir düştü büyüdü büyüdü\nArtık bu gövde nasıl uyur\nbir iyilik yap bana\nbu düşü hayra yor\nde mesela \nne güzel düş\nömrümüz uzun olur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Ersin Başeğmez",
        "poem": "\n\nDöşekte ince bir gül\nNeylersin ki öten bülbül\nyarin gözünden\nGitmişti  düşler.\n\n 29 TEMMUZ 07  14.12 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş 2",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nYere düş/tü ıslığım\naldım ağzımdan çaldığım şarkıyı koydum cebime\ntutup kanadından ayırdım \n\n9/Ekim/2010/Cumartesi/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Ünal Karabulut",
        "poem": "\n\nSankilerle belkiler arasına sıkışmış bir hayat. Sanki miyim, belki miyim derken birde geçmişe sitem, keşkeler, ah şu keşkeler... bazılarında isyan, bazılarında pişmanlık. Direksiyonu elinde olan araba, gitti vurdu duvara, hadi! kimi suçlayacaksan suçla. \nGelmişi geleceği bırakıp kenara, bir düş kursam diyorum; bir düş kursam, düşüme inanmasam.\nHani buradan çok uzakta, düşlerimin ülkesi Hindistan'da, Himalaya’nın eteklerinde bir kulübem olsa, yanımda tütün olmasa, yalnız olsam. Gökyüzü masmavi, yeşillik diz boyu, ağaçların boyu göklerde, Acelesi yokmuş gibi aksa Ganj. Telaşı yokmuş gibi. Yatağını umursamaz gibi, sakin.\nEn yakın komşum sen olsan, sana gelmek için türlü türlü mazeretler bulsam, at binsem, yol gitsem, gizliden gizliye seni seyretsem, ressam olsam resmini yapsam, şair olsam ismini yazsam, kapın çalsam karşıma çıksan, ar etsem gözlerine bakamasam, heyecandan konuşamasam. \nÖlsem ben, bir kerecik ölsem.\nSelamı ben okusam, \nCenaze namazımda imam olsam, \nÖldüğümü kimse bilmese, \nBeni kimse gömmese....\nDüşüm, düşse düşüne \nDiyorum ya bir düş kursam, düşüme inanmasam!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "İsmail Kaplan",
        "poem": "\n\nArnavut kaldırımlar toplarken yüzüm\nSen düştün\nYollarım uzarken kalktın\nTopuklarım önde giderken\nBen yaktım arkamda kalan vapuru\nİskelenin direkleri seni de taşımasın \nŞimdi sen gri bir coğrafyaya yolculuk peşinde\nBense egzozuna boğuldum\nSen düştün\nİçime düştün\nVe şimdi yine düşsün\n\nUzat ellerini ey düş\nBana borcun var\nBulutlara çizdiğim yıldızları koparttın\nEsmer düştü gecelerime korkuyorum senden ey düş\nAlnıma yağmur düştü\nDüş müydü\nDüşte olsa yağmurlar şehri boşuna yıkıyorlar\nDüş olsun bu ve yıkanmasın\nDağınık kalsın ağır ve antik aşklar\nYağmurlar da kar etmez artık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "İsmail Eski",
        "poem": "\n\nSen rüyalarımdaki kız her seyahatte sana koşmak\nGözünü karartırcasına\nGelen her telefona senli açmak sensiz telefonlara\nBelki de yaşanan bu\nYaşamak seni başka bir bedende\nÇiçeklendim bir başka bedende\nGonca açmıyorum artık\nHep Nilüfer, \nNilüfer açıyorum\nGizemli, gizemli\nBu aralar içiyorum gece demeden gündüz demeden\nSoğuk demeden sıcak demeden gidiyorum bir kente\nKırmızı demeden Beyaz demeden Turuncu seviyorum\nNişanlı demeden evli demeden seviyorum seni\nAra ara başkasını seviyorum\nKıraç demeden Düş demeden\nBen aşkı seviyorum kaçarak\nKaçıyorum köşe bucak, seviyor demeden\nElimi tutamadan seviyor diyor dilim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Müsvette Şair",
        "poem": "\n\nSevdiceğim, sayrı mısın sağ mısın? \nBir düş gördüm aklım hep sende kaldı.\nDiyeceğim: Kara mısın ağmı sın? \nBir düş gördüm aklım....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Gaffar Karadoğan",
        "poem": "\n\neski elbiseler eski düşler\nseverim eski elbiseleri\ndüşleride\nbenimle eskidiler\nyenisi ile değişseler\ndeğişmem \ngerçek geçiyor düş yolunda\nuygun adım \nuydurun adımları\nbasmayın düş kırıklarına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Ebru Onur Önat",
        "poem": "\n\nSevgin dağ dağ oldu yüreğimde\nHer gün biraz daha\nYeşerip büyüyen bir filiz\nBaşedemiyorum biliyorsun\nHer anım yürek dolusu seninle\n\nBir şarkı gibi \nDilime dolanıyorsun mısralarımda\nŞarkılarımda özlemsin\nSensiz yaşamak sensiz olmak zor\nBir düş olsun istiyorum\nAyrılığın sabaha...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Ahmet Yıldırım",
        "poem": "\n\nkaranlık bir  gölgeyim\nkendim kayıp\nkaranlık düşlerim var sevgilim\nbilsen ne ayıp,ne ayıp\n...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Atilla Cengiz",
        "poem": "\n\nDaha dün düşümde gördüm ağlıyordun,\nGeçerken halini sordum,sorma diyordun,\nSitem ediyordun nedense bana,\nÖğle bakıyordunki kahrediyordun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Engin Güler",
        "poem": "\n\notobüsün kirli camından yansıyan yüzüne tutuldum ilkin\nizmir gözlerinde ışıl ışıl yanıyordu\nbostanlı da nefessiz bir akşamdı\nallahsızdım\nçimde negatif bir boşluğun gelgitleri\n\nuslan deli gönlüm\n______________uslan\nkaç yüzüm var benim\n                               kaçı eski\n\nsonra\nkasıklarımda dolaşan\nparmaklarınla irkildim\nöyle yumuşak\nöyle hünerliydiler\ngeldim gidilmemiş yerlerinden\ngittim gidilmemiş yerlerine\nyol eyledim\nen uzak hallerini\n\nuslan deli gönlüm\n______________uslan\nkaç yüzüm var benim\n                               kaçı kirli\n\no efsunlu\nsert rüzgarları almamış içine\nusul usul inlememiş daha\n____pandora\n____pandora\ndişilerin en ilki\n               en ıssızı\ndokunma o kutuya\n\nhey deli gönlüm\n____________hey\nanason kokusu nasıl da yakışır izmir e\nkaç yüzüm var benim\nkaçı benzer bana\n\n         (son)\n\naşk dediler kirdir\naşkı aşk aklar dedim oysa.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Handan Koca",
        "poem": "\n\nDüş\nŞimdi uyu pembe bir düş gör\nSenli benli olsun.\nKandırmasın seni mevsimler,\nLütfen biraz sıcak olsun.\nMevsim bahar ağaçlarda çiçek olsun.\nGeç kalma korkusundan sıyrılalım.\nLütfen bütün zamanlar bizim olsun.\nSonra maviye dönüşsün düşlerin,\nSal bütün yaşanmışlıklarını.\nUçsun gitsin bütün eski sevdalar,\nBırak özgürlüğe konsun bütün hülyalar.\nBeyaz  bir düş gör,\nGecenin bir anlamı olsun.\nSonra gülümse uykunda,\nYastık yorgan gül koksun.\nRüya ya bu istediğimiz an istediğimiz yerde olsun.\nBugün İstanbul yarın Paris mesela,\nHiç olmadı yanıma gel.\nLütfen mesafeler biraz kısa olsun.\nBugün ebruli bir düş gör,\nDeniz kenarında ellerin ellerimde olsun.\nBir şarkı söylensin bizim için,\nLütfen hüzünden uzak olsun.\nSeni anlatsın beni anlatsın mesela.\nŞimdi uyan içinde bir umut olsun.\nSonra bana gel.\nLütfen elinde kırmızı bir gül olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Dilek Çınar Arıkan",
        "poem": "\n\nDüşümde gördüm dün gece seni, \n\nGözlerin gökkuşağı, ağlar gibiydin.\n\nÖzledim diyordu çağlayan sesin, \n\nUzayan yollarımızı bağlar gibiydin.\n\nYoruldum diyordu, çökmüş omuzların, \n\nŞu yalan dünyadan bezmiş gibiydin.\n\nGörünce beni uzanıverdi kolların, \n\nSular içinde kalmış,  ince bir  dal gibiydin.\n\nYüzünü kaplamış bir sis perdesi, \n\nTıpkı sağnak yüklü bulut gibiydin.\n\nÖyle sıcacık sardın ki beni, \n\nO yorgun halinle umut gibiydin.\n\nDüş diyordun… Düş işte…\n\nDokunmadan seversin, \n\nUzak uzak özlersin, \n\nDüş kapılarından bakıp, \n\nGelsin diye gözlersin…\n\nDüşümde gördüm dün gece seni, \n\nDilek bile tutamadan, kaydın gittin öylece.\n\nBir tebessüm kalmış ucunda dudağımın, \n\nDüşümden kayıveren tek bir yıldız gibiydin.\n\nlillo\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Serap Tepedelen",
        "poem": "\n\nBen bir gece yaşadım; hiç yaşanmamış gecelere inat, turuncu mu turuncu\nBen bir sabah uyandım; hiç uyanmadığım sabahlara inat, umudun yediveren gülleriyle kardeş\nİnanasım gelmedi,illkin bir düş sandım gördüğüm,\nSancılı günlerin ardından doğuverdi güneş kendiliğinden\nTam bir bıçakla kesilmişken yürek; yaraya tuzu basıverdim. \nNe sevdaydı yaşanan deli dolu,ne de aşkın fırtınada ezilip de yok olması\nBir sıcak dost,bir çift gülen göz,sıcak bir nefesti yanıbaşımda biten\nTam da umudun yitirildiği anda,\nRenkler kucağıma dökülüverdi birer birer\nGünışığı da üstüne üstlük renklerin üzerinde bir örtü....\nİnanasım gelmedi,bir düş müydü yaşadığım? ....\n\n04.12.2009-Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Altay Taşkın",
        "poem": "\n\nkapıya gelmiş\ndüş düş\ngözlerimin ferinden\nkaygılarım tavanda resim\nyüreğimde acemi reis\nkürek çeker geceye\n\ndüş düş\nkorku masallarını geç\nne bir bilmece sor\nne bir uçurtma uçur\nduman gözlerimde\nfısıldasan kulağıma\ndüşüm uçurumda durur...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Yıldız Serhatoğlu",
        "poem": "\n\nBir çocuk, bir düş, bir uyanış,\nDudağının ucuna takılı kalmış gülüşü,\nBir düş gördü çocuk,\nBir düşki film şeridi gibi,\nGeçti gözlerinin önünde bir bir,\nŞafağı, sabahı, asr'ı düşündü,\nKalu beladaki nefsi düşündü,\nİnsanı düşünürken birden ürperdi,\nNefsine zulmeden en garip şeydi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Ender Celaleddin Solmaz",
        "poem": "\n\nBir boşluk bırak\nKöhneleşmiş beyninde\nVe yerleştir benliğine\nÇocukların düşlerini,\nEbe yap,kandır dünyayı\nBirazda o arasın dursun\nYoksulluk bahçesindeki\nGençliğimiz gibi hayatı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Seyfettin Bilal Özlük",
        "poem": "\n\nSon defa duvardaki resmini baktım\nİndirmek istedim sessizce utanarak\nAma hatıraları yok etmeliydim.\nVe ağlayarak hıçkırıklara boğularak\nİndirdim ve çercevesini kırıp attım...\n\nNe gurur bu ne de başka birşey\nSadece yalanların ağırlığını kaldıramadım\nSeni kabullenmiştim herşeyinle\nDedim ya artık kabullenemiyorum\nNe seni ne de yalanlarını...\n\nHala ağlıyorum o içimdeki girdaplarla\nHep yarınlarımda sen vardın\nHayallerimle yaşatmıştım hep ama hep...\n\nUtanıyorum sessiz odamda duvarlardan\nOnlara söz vermiştim.\nOdamda bir ben birde duvarlar\nVe senin resminle...\n\nŞimdi ihanet ettim alabora olmuş benliğimle\nSana değil ihanetim\nBenim sessiz hıçkırıklarımı her gün duyan\nBana dost olan o duvarlara ihanet ettim\nSöz vermiştim...\n\nBen yaşadığım sürece o resim hep duvarda kalacaktı\nAcaba diyorum yoksa ben yok mu oluyorum\nDuvarlara verdiğim sözümü yerine getiremiyorum\nYoksa içimden silip atmak isteyip\nEngellerle hep içimde büyüttüğüm seni mi siliyorum...\n\nEvet artık seni unutuyorum\nSon eserin olan duvardaki resmini de yakıyorum\nSöyledim ya asla affetmedim yalanları...\n\nŞimdi bir ben varım bir de duvarlar\nSen hiç oluyorsun \nBirazdan da düş...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş..",
        "poet": "Yusuf Topçu",
        "poem": "\n\nGöz ucuma ayan olur yüzün,\nomuzumda kokun..\niçimde hasretin kol gezer..\n\nSensiz bir sokağıyım bu şehrin..\nKoşar, \nkoşarda düşer üstümde çocuklar.\nDizlerine bulaşır hüznüm \nellerim tutuşur,\nhasretin satır satır dökülür dilimden..\n\n''Düş' derim, uyanıp uykudan\nbaktığın gözlerimden düş! ''\ndüş yoksa ben sende kaybolacağım.\nadım sokak adı olacak\nbu şehrin her viranının... \n\nBir başına kalmış küçük kız çocukları gibi\nsalıncak demirlerine astığım umutlar\nbir bir kayıp giderken avuçlarımdan\nne yana dönsem\nsana \nçarpacak bakışlarım..\n\nNe yana dönsem,\nsana \nçarpacak bakışlarım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "İlruba Güneş",
        "poem": "\n\nBir düş kurdum \nOnu büyüttüm her gün her dakika\nİçinde onlarca isyan, öfke ve acı vardı\nİsyan ettikçe ben doğuyordum \nBen doğdukça biri ölüyordu\nDöküldüm mısralara \nDöküldükçe derim soyuldu\nAnlatamadım \nGerçeğin aslında hiçte güzel birşey olmadığını...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Bülent Aydınel",
        "poem": "\n\nEvinde çiçek büyüt \nBahçene gül dik demiyorum \nBen sana uçurumlar dolusu düş biriktiriyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş..",
        "poet": "Gülseven Aksoy",
        "poem": "\n\nHep sen diye başlayıp,\nsonunu getiremiyorum..\nYokluğun bıçak acısında\nsusuyorum..\n\nBorcun var bana..\nYaşanmamış bir sürü anı borcun var..\n\nOysa her düşüm seninle başlıyor,\nseninle bitiyordu..\nBana düş kuramayacağım yarınlar bıraktın..\nBomboşum..\n\nBana bir düş borcun var! ....\n\nYz: Gülseven Aksoy__23.11.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Mehmet Emin Kılıç",
        "poem": "\n\ndüşlere düştü cemre bir sabah uyandıgımızda \nve hüzünle düşledik düş güzelini gönlümüzde \nay yüzlü misali gülümsedi gözleri gözlerimde \nyazdıgı bir düş şiir ile düştük düş güzeli peşine\n\n\nbeklenmeyen etki baş gösterdi düşlerim düşümde; \nyürek çoşması yasandı ansızın düşlerimde düşe dair \nne yokluk alıştırır nede doktor iksir olur düşlerime \ndüşlerimde sadece düş kurtardı düşmekten düşe \n\nansızın tastı gönlüm viran oldu kalbim \nve haykırdım DÜŞ GÜZELİ duy sesimi diye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Sabih Şendil",
        "poem": "\n\nDün gece yolculuk ettim düşümde.\nDüz ovada dörtnal saldım atımı.\nBen,ömrümde ata binmeyen insan,\nDolaştım göğün yedi k....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş…",
        "poet": "Sabri Ceyhan",
        "poem": "\n\nYarıma düş,\nyarınıma düş,\nyadıma düşme.\n\nYüreğime düş,\nkuytuma düş,\nırağıma düşme.\n\nBaharıma düş,\nyazıma düş,\nhazanıma düşme.\n\nÖnüme düş,\nyanıma düş\nama ayrı düşme…/Sabri CEYHAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Fatma Çelik",
        "poem": "\n\nRuh düşüm, hiç bir matematiksel izdüşüme denk değil. \nBize gerekli olan kısım \"düş\".. düşün...Düştüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Ömer Utku Boyraz",
        "poem": "\n\nŞehit düş aklımla kalbimin savaşlarında!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Mehmet Soysal",
        "poem": "\n\nBir düş gördüm düşümde\nDüşte düş olmaz deme\nBen Düştüm düşümde\nAteşler yanıyordu döşümde\nDüşümde Düştün Döşüme\n\nDüşte düşsende döşüme\nDüştüm işte bir Sevdanın Peşine\n\nSenin Adın Düştü artık Gözlerimde\nDüş artık Yüreğimin Yanan Yerine\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Nihat Kaçoğlu",
        "poem": "\n\nKimi zaman düşüme\nEski bir Anadolu köyü girer,\nBuz gibi çeşmeleriyle,\nBir ormanın gölgesinde…\nKöy horozları öter ilkin\nTanyeri ağarırken.\nÇok uzaklarda\nTatlı bir değirmen döner,\nBuğdaylar başak verir.\nBirden,\nBir köy bakkalı belirir gözümde,\nKasketli bir adam oturmuş\nYoğurt satar,\nPeynir satar,\nÇökelek satar\nSinekler uçuşurken havada…\nVe bir köy odası doğar gözüme,\nSohbet eder eski Anadolu köylüleri,\nBir çoban koyunlarını güder yaylada,\nElinde kavalıyla…\nBal yapar arılar…\nHer taraf sümbül çiçek…\nKöylüler harmanda çalışırken\nBir bağlama sesi gelir uzaktan,\nTürkü söyler garip bir köylü:\n“Emirdağı birbirine ulalı…”\nKimi zaman düşüme\nEski bir Anadolu köyü girer,\nMutlu olurum…\n\nMaki Dergisi, Sayı:85\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Muhsin Demir",
        "poem": "\n\nEn uç noktada bir düş\nTahtın kırık dökük çürümüş\nDüşersen düş\nArtık ne sükut altındır ne söz gümüş\nGözden gönülden peşi sıra düşüş\nNe umuttur ne bir düş\nDüşersen düş\nAvuçlarımdan uçan kuş\nMavi kanadı kaldı o da hoş\nLakin kurulmaz kanada düş\nKuş olmaya uçar her düş\nDüşersen düş\nYapraklarda da seyrediyor akıl almaz düşüş\nYağmura tutunur ey kar sendeki ilk düşüş\nHer düşüşte vardır geri dönüş\nDüşerken bazıları boştur o geri dönüş\nGeri dön sendeki düş çürümüş\nDüşersen düş\nDüş...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "İbrahim Dokumacı",
        "poem": "\n\nYakın düştüm sana\n''Düş'' kalma bana\nBana ''Düş'' bana\nBen düşerim sana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Mehmet Demirkapı",
        "poem": "\n\ndüş, içine düşebilendir\niç, ise sendedir\nsen ise, gerçeksin\ngerçek sen isen,\ndüş, sendedir...\ndüş sen düş sen\naşka düş-ersin\naşk düştedir\ndüş gerçektir,\ndüş-ersen düş aşka\naşk gerçektir,yalnızca yaşa...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düs",
        "poet": "Melek Bağaç",
        "poem": "\n\nisimlendirmeye calistik\nzaman akip gittikce anlayamadik\nkendimizi tanitmadik\nbirbirimizi dinlemedik\n\nkonusmayi denemedik\nsusmayi tercih ettik\nsevmeyi bildik \nayrilmayi tercih ettik\n\nbir düstü yasadik\nuyandik\nhayata geri döndük\nunuttuk\n\nCarsamba 09.10.03  01:50\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DüŞ...!",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\n''düş'' dedim,\n''deli misin? '' dedi...\n''düş'' dedim,\n''hayır olsun'' dedi...\n''düş'' dedim...\n''zaten peşindeyim'' dedi...\nne düştü,\nne gördü,\nne yürüdü....\nne dediysem\nfayda etmedi...! \n\nFikret Turhan-Yalova,\n11.09.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Harun Sarma",
        "poem": "\n\nBaşımı yastıga koyup gözlerimi her kapatışımda  \nSana gözlerimi açmak ne güzel..\n\nDerler ya; Kurt gibi açım, karnım zil çalıyor,\nSeni düşünmek doymak ne güzel...\n\nGönlümün ateşinde erirken umudum\nSenden gelen bir mektupla serinlemek ne güzel\n\nAyaza bile pabucunu ters giydirirken  düşüncelerim\nSeni çokkk seviyorum demenle ilkbahar olmak ne güzel\n\nSabah boş yatakta uyandığımda\nŞu an, Şimdi senle uyumak ne güzelll\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Utku Oğuz",
        "poem": "\n\nUzun bir düş olacak biliyorum,\nSenle başlayacak ama senin gibi hiç bitmeyecek.\nYeter diyeceğim artık çok uzadı,\nBıçak olacak sessizlik, susturacak beni biliyorum.\n-\nUzun bir düş olacak biliyorum.\nRuhuma yansıyacak gene gözlerin.\nBırakmayacağım seni bir yere,\nGene güneşle yatacağım biliyorum.\n-\nUzun bir düş olacak biliyorum.\nNe şişeler beni görecek, nede ben şişeleri.\nUtanarak ağlayacağım gene, \nGene hüzün kardeşim olacak biliyorum.\n-\nUzun bir düş olacak biliyorum.\nBedenin olmayacak yanımda ama,\nDelice karanlığı öpeceğim sen diye. \nKaranlık bitecek, ben gene öksüz kalacağım biliyorum.\n-\nUzun bir düş olacak biliyorum.\nİçimdeki ölüyü gömerken kalbime,\nSahte kahkahanı duyacağım birden,\nYeniden dirilecek hayallerim senle biliyorum.\n-\nUzun bir düş olacak biliyorum.\nPembe bulutlar seni çizerken bana,\nOlmadık çılgınlıklar gelecek gene aklıma. \nGene Yokluğun döndürecek beni gerçeğe biliyorum.\n-\nUzun bir düş olacak biliyorum.\nBelli belirsiz bir gölge göreceğim duvarda,\nBiri elini uzatacak sanacağım gene,\nGene yenileceğim yalancı heyecanıma biliyorum.\n-\nUzun bir düş olacak biliyorum.\nNe sen olacaksın içinde, nede yıkık yüreğim.\nDüşler bile kızacak artık biliyorum.\nBense uzatmayacağım bu sefer, dur diyeceğim düşlere,\nUZUN BİR YOLCULUK OLACAK BİLİYORUM........\n.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Erol Dal",
        "poem": "\n\nAşk yazdığımız kalemler vardı \nUcunu özene bezene düzelttiğimiz \nAşık olduğumuz günlerde vardı\nBitmeyecek sandığımız.\n\nDüştün aklıma kadın\nHep düştün aslında\nKalem de yitirdi anlamını \nDüş oldu, gölgen artık.\n\nDüş yakamdan \n“Düş kadın.”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Erkan Küçük",
        "poem": "\n\nDüş \nSadece düş\n\nGanimedes’in şaraplarından tadıyordum\nbir yanımda afrodit\nbir yanımda  helen\n\nAh ne olursun yüce zeus \nUzak tut\n ne hades\nNe ares olmasın düşümde lütfen\n\nVe iki güzelden\nkendimi yeniden doğurmak istiyorum\nikinci dionysos olsam ne iyi gider \n\ndüş\nsadece düş\n\nleonardo nun gülümsemesi belirsiz\no anlı şanlı mona lisa yı\nve nazımın uzun şiiri\njakond ile siya-u yu\nçiziktiriyorum hemencecik\n\nincecik bir kar oluyorum\nyağıyorum prometheus’un yaralı böğrüne\n\ndüş\ndüşmansız olmalı\ndüşerken sıcak bir kar \nçocukların ellerine,\nsoğuk olan ne varsa çekilmeli düşlerimden..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Mehmet Akif Baltutan",
        "poem": "\n\nacıyı tatmalısın bir günah gibi\nduymalısın acizliği iliklerinde \nhissetmelisin sancıyı kemiklerinde\nbilgelik budur bununla gurur duy\nkekremsi bir tadı var hamlığın\nboynuna asılı yafta yaşamak\nçıkar at bu etiketi kendinden\ngereği yok boş yere hamallığın\nkopar yüreğinden nefs bağını\nolgun meyve gibi düş dibine\nyaşıyorum sandığın dünyanın\n\n 21.11.2003/Maraş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Ağacı",
        "poet": "Altay Taşkın",
        "poem": "\n\ndüş ağacı...düş ağacı...\nhayal kesen nerede\ntohumu sabah verdin\nmeyveleri oluştur geceye\nne güneşi ara\nne yağmuru\nsana yeter\nayın yüzü\nyıldızın süsü\nben isterim sabaha\ndallarında hayallerimi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş",
        "poet": "Didem Esen",
        "poem": "\n\nUyku ile uyanıklık arasında bir anda\nYalnızım yatağımda\nBir kuş olmuş uçuyorum \nTa ki bir patlama kulaklarımda \nDüşüyorum\nDüşme diyorum kendi kendime\nKöpek çalıların içinde\nÜşüyorum\nBirkaç tüy kanatlanmış uçmakta\nGörüyorum\nAklımın önünde\nGidiyorum\nYalnızlığımın kardeşini görmeye\nKöpek gitmiş bile\nÖlümü hissediyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Akşamı",
        "poet": "Reyhan Şendil",
        "poem": "\n\nHüzünlerimi geçmişte bırakarak\nBu gece aşk yumağı içinde\nDüşlerinin en güzel yerine\nSana doğal, sana yakın ve senin için\nBenden kopamayacağın en yakın mesafede\nÇiçeğim nameleri duyulan, o müzik eşliğinde\nBizi bütünleştiren bu düş akşamında\nGeceye kilit vuran, mühürlediğim dudakların\nSenin çiçeğim olduğunu her fısıldayışında\nÇoşku seline kapılan duygularımda\nYenilenmiş ve geceye kucak açarak\nBu düş akşamında sana geldim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Aşkları",
        "poet": "İbrahim Halil Sipahi",
        "poem": "\n\nAşkı düşlerimde arardım eskiden, \nHayatın girift hayallerinden geçerken,\nOkşadığım, kokladığım ve ördüğüm,\nRenklerini düşlerdim saçlarının,\nKimi denize, kimileride yosun rengine,\nBakmaktan çekinirdim, düşlediğim gözlerine,\nMutluluğu arardım ıslak dudaklarında,\nSarılırdım, sımsıkı ince beline,\n\nDüş aşklardan arta kalan, \nŞehvetsiz bir mutluluktur aslında, \nHepsinin bir düş olduğunu,  bilsen de uyanınca, \nIslanır gözlerim yine gecenin al yalazında, \nGeceleri düş kurulan ve resimler yapılan,\nDüş aşkları tatlı bir anıdır zihninin duvarlarında,\nEl değmemiş temiz ve yalın,\nSaklanır masumca hatıralarında.\n\n27.12.2012/Adana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş, Ay, Vals ve Yıldızlar",
        "poet": "Arzu Dinçer",
        "poem": "\n\nBir düş gördüm,\nAy'ın yıldızlarla vals yaptığı bir gece..\nBir düş.\nDün beton yığını olan sokağım,\nAğaç deryası olmuş,\nKuşlar, cıvıl cıvıl kuşlar.\nÇiçekler, bir tablo çizmişler,\nRenk armonisini oluşturmuşlar...\nİnsanlar dolaşıyor,\nTelaşsız, yüzleri\nYüzyılın dinginliğinde..\nHuzurlu...\nZaman unutulmuş bir öge..\n\nBir düş gördüm,\nAy'ın yıldızlarla vals yaptığı bir gece...\nBir düş....\nSavaşların olmadığı bir tarih yazılmış,\nİnsanların dostça yaşadığı yıllar.\nGüzele hep birlikte güzele ulaşmanın,\nAraştırması imiş yapılan...\nOrtak bir dil'de,\nOrtak bir kültürmüş yaratılan.....\nİnsan sadece insanmış,\nYeni bir sıfat üstlenmeden...\n\nBir düş gördüm,\nAy'ın yıldızlarla vals yaptığı bir gece...\nBir düş....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Artık Yakamdan",
        "poet": "Yahya Yahşi",
        "poem": "\n\nDüş Yakamdan artık hüznün tüm renkleri.Gökkuşağı altında yıkansın tüm duruluğuyla sevdam.Kaç bahardır umutları ektim bu çorak coğrafyalara.Umutlarım uzansın gökkubeye,çekilsin tüm azametiyle diye acıları okuttum bu şehrin yalnızlıklarına.Tül perdelerden yaptım örtülerin en hasını.Kimse dokuyamazdı benim kadar sevdanın kilimini.Kimse bulamazdı kararan gecelerde güneşin izlerini.Düş artık yakamdan depresif tüm kesitler. \nElemin kırılganlığında kalsın harfler.Acıları iki büklüm etsin düşüncelerim.Yelkenleri açayım akıl denizinden.Bana ait ne varsa içimde büyütmeliyim benle.Benle hayat gülsün dönüşlerimde.Kıyıya vurulan dalgalar kadar az yaşanmasın mutluluklar.Kaybolmasın sahil kumlarında sevdaya uzanırken tüm sevdiklerim.Çekil önümden vuslatın kahredici perdeleri.Süreyya yıldızı altında mutluyum ben.Zirvelere vurgunum sevdalıyım güzel olan her şeye.Kompozit duygularla geliyorum gerçekliğim sana.\nAdını koymadan sade bir düşle uzanıyorum sana.\nTüm öğretilerden çıkınımı doldurdum.Hiç kimse benim kadar  nasipli değil çıktığı yollarda.Her derdin devası bulunur.Kimse beni anlamadan çözemez reçetelerimi.Akmayan çeşmelerin kaynağında saklıdır hazinelerim.Ne aradığını bilmeyen ruhların elinde defoludur gizli hazinelerim.Yitirilmiş bir geçmişin alacakaranlığından aydınlanmaz sokaklarım.Ey! uykusuz gecelerimin sadık dostu aklım.Ben yalnızlığımın birine seni koydum.En yanı başıma.Artık onbir kat daha güçlüdür hayata meydan okumam.Sen yanmdasınya.Ne bir engel tanır kişiliğim nede ızdırabın gölgesine ekilmiş hayatları yaşatır artık sevdam.Ben ve sen iki düşüz bu şehrin apansız kıpırdanışlarına.Ey! hayat biz geliyoruz.Pozitif yaşamın sevdalısı türkülerle..Baktığım her yer Süreyya yıldızı.Gördüğüm tüm renkler mavi.Seçtiğim tüm değerler altından işlemeli.\nEy! Hayat Bekle biz geliyoruz.Hiç bir engel tanımaz artık bu yürek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Atımın Sırtındayım",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nRuhumun estiği deniz boş,  fırtınalar dinmez.\nBenliğim hep düş atının  sırtında, asla inmez.\n\nDağ tepe düz gidiyorum düş atımın sırtında.\nAğustosları yaşarım baharların martında.\n\nSıkıntının çökerttiği yüzlerle vurulurum.\nKalbe giren ferahlıkla, hep ben de durulurum.\n\nDüşümün bu yolculuğu devam eder, sana dek.\nBelki yapraklarım,  yüzüm sararıp;  solana dek.\n\nİsterim kalmasın benden başka,  solmuş tek bir yüz.\nİki cepheli duvardır hayat, ömür tek bir yüz.\n\nBütün ovaları renk renk  güller, çiçekler bassın.\nSonsuzluk kıyısında,  âh ölüm;  onmaz bir yassın! \n\nKalmasın sevinç olmayan hiç kimse  gözlerinde.\nHakiki  kurtuluş O’nda,  o  kutlu sözlerinde.\n\n \n12 Nisan 2004 Pazartesi, Danimarka-Køge 23:39\n8+7\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Aralığıma Durmuş mu",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ndayanıksızlık var mıdır\ngözlerimin kaydığı yerde\ngölgeye dürülmüş çomar\ndüş aralığıma durmuş mu\nyattığı yerlerde midir pes\n\nsensizliğimden erinçsizlik\nlimon suyuna bayılırımda\nsevmediği uzak dururken\ndüş aralığıma durmuş mu\nöpüşler cama yapışık ses\n\nyediğimiz orta yerde durur\nbaşka yenecek nanem yok\noturak yerden düşürdüğün\ndüş aralığıma durmuş mu\nanlamsız uzayan sözleri kes\n\n20:31 21.10.2009denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş, Ay, Vals ve Yıldızlar",
        "poet": "Arzu Dinçer",
        "poem": "\n\nBir düş gördüm, \nAy'ın yıldızlarla vals yaptığı bir gece..\nBir düş.\nDün beton yığını olan sokağım, \nAğaç deryası olmuş, \nKuşlar, cıvıl cıvıl kuşlar.\nÇiçekler, bir tablo çizmişler, \nRenk armonisini oluşturmuşlar...\nİnsanlar dolaşıyor, \nTelaşsız, yüzleri\nYüzyılın dinginliğinde..\nHuzurlu...\nZaman unutulmuş bir öge..\n\nBir düş gördüm, \nAy'ın yıldızlarla vals yaptığı bir gece...\nBir düş....\nSavaşların olmadığı bir tarih yazılmış, \nİnsanların dostça yaşadığı yıllar.\nGüzele hep birlikte güzele ulaşmanın, \nAraştırması imiş yapılan...\nOrtak bir dil'de, \nOrtak bir kültürmüş yaratılan.....\nİnsan sadece insanmış, \nYeni bir sıfat üstlenmeden...\n\nBir düş gördüm, \nAy'ın yıldızlarla vals yaptığı bir gece...\nBir düş....\n\n6/6/2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Bağları",
        "poet": "Ahmet Akşit",
        "poem": "\n\nHasat alınamazdı düş bağlarından\nDumanlar eksik olmazdı\nYakın dağlardan\nSes çıkmazdı sonlarından\nBozumu hiç olmadı, düş bağlarının\nPekmez oldu, şarap oldu, şerbet oldu\nAma anlaşılamadı düş bağları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Bahçeleri",
        "poet": "Enfal Törün",
        "poem": "\n\ngeçip giderken zaman\nasılı kaldı anılar bir dalda\ngeri dönüşü olmayan \no eski düş bahçelerinde\n\nEnfal Törün / Ankara /  12.04.1977\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Bahçeleri",
        "poet": "Sezen Aksu",
        "poem": "\n\nYürüyorum düş bahçelerinde\nGördüm düşümden büyük bahçe yok\nYüreğimin kuşları konmuş\nTelgrafın tellerine\nNeşesi gurbet selamlarından çok\n\nA benim dilsiz dillerim\nA benim sessiz ellerim\nYakala saçından tut hayatı\nÇevir yüzüne öp öp\n\nDuruyorum vaktin seherinde\nDeğiştirdim takvimleri gece yok\nYüreğimin kuşları konmuş\nTelgrafın tellerine\nNeşesi gurbet selamlarından çok\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Bahçeleri",
        "poet": "Murat Gülen",
        "poem": "\n\nBir düş gezginiyim ben \nVazgeçmem hayallerimden \nRuhun en derin yerinden \nYillar zorlasa bile .\n\nEski bir evde ,\nBir defterin içinde ,\nanı olmak istedim ,\nşarkı oldu dillerde\nbenim düş bahçelerim .\n\nHer kavganın sonunda \nbir gül gibi soldum \nkururken hayat buldugum \nbir tek yerim var benim ,\nO da düş bahçelerim .\n\nGümüş renkli güller olsun \nhep sen gibi koksun ,\nsinsin istedim üstüme \nbu da gerçekleşti benim \ndüş  bahçelerimde .\n\nHer gece sabahlarım ,\ndost aradım bulamadım .\nBen aynalara ağlarım \ngerçek düş bahçelerimde .\n\nSöylerim gerçeği ,\nyine de ben dinlerim beni \nyalnızım ezelden beri ,\nsessizce döndüm geri \nyine düş bahçelerime .\n\nOyunun kuralı böyle baştan \nsende bir dost arıyorsan ,\nbildiğim bir yer var benim \nIşte düş bahçelerim .\n\nHerşey sevgi üstüne \ngerçek aşkın peşinde , \nen büyük arzum benim ,\ndüş bahçemdeki düşlerim.\n\nSözüm hayal gibi gelir ,\ngörmeyeni güldürür.\nBilsen dünyası ne küçüktür \nzavallı düş bahçesizlerin ......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Bahçelerimiz Var Bizim",
        "poet": "Fethi Beyazbulut2",
        "poem": "\n\nDüş bahçelerimiz var bizim\nO bahçelerde okunur şiireler\nO bahçelerde yakılır türküler\nO bahçelerde buluşur aşıklar\n\nDüş bahçelerindedir bizim hayallerimiz\nOradan seslenir bize sevgilimiz\nO bahçelerde olur bizim düğünümüz\nDüş bahçelerimiz var bizim kapısı cennete açılan\nDüş bahçelerinde karşılar bizi dostlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Başka, Gerçek Başka",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nNeden kapıldım bilmem, bu karşılıksız aşka,\nGörüp tanımasaydım, bir ömür seni keşke.\nHayalinle yaşarken, geçmiş bahar aylarım,\nAnladım ki hayatta; düş başka, gerçek başka! \n\n17 Ekim 1990 – Çarşamba / Bilecik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Bahçem",
        "poet": "Sinan İspenoglu",
        "poem": "\n\nDüşler kurdum yokluğunda...\nKimsenin bilmediği düşler...\nBir bahçem var şimdi,\nSenin suyunla sulanan...\nVe varlığınla beslenen...\nBir tarumar bahçe yoklugunda..\nBurası düş bahçem...\nSeninle yetiştirdiğim aşkların düşleri...\nVe filizleniyor geceleri...\nBahçıvanısın bahçenin...\nKusurlarımı at bir kenara...\nKes kötü fikirli yapraklarımı...\nİstediğin gibi bahce yap yüreğimi...\nKurduğum hayalin çukurlarına ektim seni..\nCan suyu oldu bakışların.\nVe ne kadar düş kurdurduysam.\nO kadar sen filizlendin yüreğimden.\nBahçemde yeşillendi düşlerim...\nAma senin yüreğinde meyve verdi.\nÖlüye de can verirdi zaten gülüşlerin.\nDüş bahçemde seni düşlerim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Bana",
        "poet": "Mustafa Soylu",
        "poem": "\n\nGözlerim Kankırmızı,\nhayal oldu düş bana.\nHerkes kur'a çekiyor, \nKur'alarda düş bana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Düş Ben Gibi Sevdaya",
        "poet": "İsmail Hakkı Aydın",
        "poem": "\n\nDÜŞ BEN GİBİ SEVDAYA\n\nŞeyh Galip'i okuyup, Aşk'ı bir ondan dinle,\nNabi, Baki, Fuzuli, Avni hüznüyle inle.\nDüş ben gibi sevdaya, inanmadın bir türlü, \nHal-i pür melalimi, gör kendi gözlerinle.\n\nProf. Dr. İsmail Hakkı AYDIN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Bahçem 3",
        "poet": "Nalan Kahraman",
        "poem": "\n\nBeklemedeyim \nGeleceksin \nBırakmayacaksın \nDuyacaksın\nRuhumun sesini\n\nKahveni yudumlarken\nGitarı göreceksin\nTozlanmış,\nSarı güller kurumuş,\nBahçe çökmüş\nBir ben kalmışım\nDimdik \nSeni  beklerken\nDüş bahçemiz de\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Bitti",
        "poet": "Ajda Ruken Bana",
        "poem": "\n\nZamanın birinde bir düş kurdu.\nDüşü gidişine,gidişi dönüşüne... \nGitti-Geldi... \nhep aynı yerde kaldı... \nDurağan düşler kurdu kimi zaman... \nO gitti-Yar yarıp gitti. \nHer şey bitti. \nO kaldı... \nYar başka bir düşte kayboldu...! \nDüş bitti..!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Beyazı",
        "poet": "Dilek Değerli",
        "poem": "\n\nKırıldı aşk kabuğu\ngöz taşında\nuzun bir gece batımı \nortadan ayırdı\nkül renkli aşkın saçlarını.\nHüzünlü bir bakış kadar\nlacivert hareli\ndüşen kan taşları.\nSır odası açıldı\ndöküldü incileri kuşkunun\ndizildiler gerçek ipine\nsiyahı kanatıp verdim hayata\nboynumda yaşıyor yasemin\nserseri bir meleğin\ntüyden dudakları gibi.\n\nGece Kelebeği, Çekirdek Sanat Yayınları, 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Bitkileri",
        "poet": "Ramazan Süt",
        "poem": "\n\nDüş rengine boyandı her şey \nBir kırlangıcın vazgeçemeyeceği bir düş \nEmir ve komut \nNasılda yasalarına uymakta \nUzun doğa gagasıyla dağ iskeleti \nKirli ve kaygı yalnızlığına alışmakta \n\nAklımda yalnızlığa soyunan düş bitkileri \nO da hiç olmayanın var olması \nYa da ağır ağır uykusu \nİki düş arasında en çok biriken \nIslak güneşiyle ya kalır ya kalmaz \nAklımda bir tek görüntüsü \n\nGün rengine boyandı her şey \nSonunda hükümsüzlüğünü anlayan bir gün \nBütün çıplaklığıyla kalır kalırsa umut \nMavi güneş ince büyü \nO da hiç olmayanın var olması \nYa da tersi olan şey \n\nAklımda \nSayısızlığına uğraşan düş bitkileri (!)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Bir Sarhoşa Da Bul Belanı",
        "poet": "İsmail Civelek",
        "poem": "\n\nSöylemedin bana hayal aşkını\nMaksadın beni ağlatmak mıydı\nKendine bağlayıp yalvartmak mıydı\nDüş bir zalime de bul belanı\n\nSu yüzüne çıktı sinsi planın\nBenimle işi olmaz senin gibi yılanın\nYatsıya kadarmış yalan dolanın\nDüş bir kötüye de bul belanı\n\nAnladım ne olduğunu gönül kaçkını\nKestim attım benle olan aşk bağını\nKatlayacaktın demek acılarımı\nDüş bir sarhoşa da bul belanı\n\nYakacaktın demek cayır cayır\nEdecektin sonra benimle alay alay\nNe kolay değimli bir insanı kırmak\nDüş bir ayyaşa da bul belanı\n\nDeveli Köyü\nPamukkale\nDenizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Bitti Gitti",
        "poet": "Mükremin Altınkaya",
        "poem": "\n\nNe güzelde baktı gözü gözüme\nbir tatlı söz söyledi benim sözüme\ndudağım deymeliydi dudağına yüzüne\nolamadı işte düş bitti gitti\n\nkarşılaşmamız merdiven başı\nsormadım ama on yedi yaşı\nokuyormuş okulmuş sade işi\ndur demedim işte düş bitti gitti\n\naradan hayli bir zaman geçti\nmevsimler deyişti baharı seçti\nanladım onuda sevmek bir suçtu\ntam aşk diyecektim düş bitti gitti\n\nyanağı elmaydı dudağı kiraz\ngeleceyim dedi sen bekle biraz\nkime yapıyor cilve kimeydi buna naz\ntam aşk diyecektim düş bitti gitti\n\nşairim yazar oldu bir anda\noda gelmez öleceyim bu handa\nyasım tutulacak dört bir cihanda\ntam ölecektim düş bitti gitti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş bozumu",
        "poet": "Hüseyin İhsan Sönmez",
        "poem": "\n\nSözün asaletidir, yalnızlığı düş yapan \n\nYüzyıllık bağ evini bekleyen genç bir anı\ntapusu kimindir bilmez; o yaşlı bahçe\nböğürtlen dikeninde gecekondu bir hüzün\nmüşkülünde asmanın sessizlik kırıntısı\n\nGelincikler gece siyahtır; gök kuşağı aklım\nayrık otları gül imasında hemen her sabah \nya üzülürsün dalga geçmesine çalı çırpının \nya sevinirsin karıncanın ekmek kavgasına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Bitti.",
        "poet": "Nurhan Göktürk",
        "poem": "\n\nYokluğun pençesinde\nAyakta duranlar, \nNamlunun ucunda\nSeyahate çıkanlar, \nKaybolmuş yaşamlarda, \nÖlümün izini sürenler, \nBir damlada\nOkyanusu arayanlar, \nYarın olsun diye\nGelecekten medet umanlar, \nTakvimlerde dünü arayıp\nHesap saatinde karanlıkta kalanlar.\nSevdasını dağlar kadar büyük, \nSonsuz kadar uzak sananlar, \nTüm kaygılarından arınmış, \nBir selvinin altında yatanlar, \nYalnızlığın kol gezdiği şehirlerde, \nBirine tutunmaya çalışanlar.\nDüşlerini suya yazanlar, \nVakit tamam, \nZaman geldi.\nUyanın artık, \nDüş bitti.! ! ! ! \n\nNurhan Göktürk\n(2003/Antalya)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Bulutu",
        "poet": "Ercan Çelik",
        "poem": "\n\nlanetler dilim rüyasız akşamları\nağulu söylenceler üretir geceyarıları\nkalbimse küfürbaz aile reisi\nçok oldu yakalı güneşin son kızlarını\n\ngri bir düş bulutu kaldı sesimden geri\nacemi bir ıslığın uykulu mırıltısında unuttum kimliğimi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Bu",
        "poet": "Cem Güngör",
        "poem": "\n\nDüş bu\nSonsuz bir gülüş bu\nDüş bu\nSonsuz bir öpüş bu\n\nUyanma ey uykum\nUyku benim\nDüş benim\nGöl benim\nDalış benim\nMavi benim\nAk benim\nUykumda diyar diyar\nYürüdüğüm aşk benim\n\nDüş bu\nSonsuz bir yüzüş bu\nDüş bu\nSonsuz bir seziş bu\n\nUyan ey uykum\nUyku onun\nDüş onun\nGöl onun\nMavi onun\nAk onun\nUykuda fellik fellik\nAradığı aşk onun\n\nDüş bu\nSonsuz bir geziş bu\nDüş bu\n…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Bozan",
        "poet": "Zehra Nur Erbölükbaş",
        "poem": "\n\nuzandım güneşin alnına \nsen diye yalnızlığımı kurutuyorum\nsen sevdiğinde oğlunu\nben içinde tükeniyorum\nşimdi düş bozansın sen…\n\ntarih öncesi  fukara yalnızlıktır düşlerim\nvurulan\ndüşen \ntopal itin  ayak uçlarına\ndüşümü sen gör…\n\nşimdi düş bozansın sen…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş buya!",
        "poet": "Ayla Küçük",
        "poem": "\n\nDüş buya! \nBir prenses olsam sana abayı yakan,\nAlsan beni kollarına korusan,\nYaşatsan ne varsa güzellikten yana,\nAğaçlardan bal aksa, aşk aksa,\nYaşasak doyasıya.\n\nDüş buya! \nGüvenin pelerinim olsa omuzlarımda,\nTeninle sarsan beni üşütmesen,\nYağmur taneleri hiç görmese beni! \nKuytularda saklasan,\nBülbüller sadece bize mırıldansa,\nGüller ona naz yapıyor olsa da.\n\nDüş buya! \nUçursan bizi yıldızlara, \nSırtımızı aya yaslasak,\nAşkı yeniden yazsak! \nKadınlığımın arzusu sadece sen,\nDudağının ıslak yanı ben olsam.\nGökyüzü şölen yeri,\nBulutlarda yatsak, hiç uyanmasak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Cinleri Öykü",
        "poet": "Tamer Oğuzcan",
        "poem": "\n\nALAADDİN’İN SİHİRLİ LAMBASI YA DA TAPA İLE BİR ŞİŞE İÇERİSİNE HAPİS CİNLERİ BİLİRSİNİZ… HANİ BİR BULSAK DA 3 DİLEĞİMİZİ YERİNE GETİRECEK O CİNİ SERBEST BIRAKSAK DİYE ÜMİT BESLERSİNİZ! PEKİ, BUNLARIN HİKAYESİNİ BİLİR MİSİNİZ? \n\nBu cinler Düş Cinleri olarak ezelden beri dünyada varolmuş ki onlar; nerede mümkün güzellikler mevcutsa, oraya büyük düşleri ile koşan varlıklarmış. Tüm yaşam amacı iyi olabilme ve inandırıcı anlam bulma ve çözüm sağlama olan bu cinler de zamanında insana olan güvenin suistimal edilişi ve hazin bir karamsarlığın içine itilişe kendilerinde şahit olmuşlardır. \nHer şey işte aynı hatanın üçüncü tekrarını kaldıramayacak bir onura sahip olmanın getirisiymiş. Onlar ki insanlara olan güvende üçüncü kez hata yaptığının acısını yaşayınca belki bedeli insana ödetmemenin düşüyle kendilerini bir şişeye kapatmışlar. Tek amaçları artık o şişeden kendilerini çıkaracak kişiye 3 dilek sormak olmuş.\nİş, burada bitse iyi. Meğer onlar bu 3 dileği yerine getirirken geçmiş 3 yanılsamanın bedelini ödemektelermiş. Siz hiç duydunuz mu 4. dilek için konuşanı? Hiç merak etmediniz mi 3 dilekten sonra o cinlerin kayboluşunu? \nO Düş Cinleri ki 3 dileği gerçekleştirir gerçekleştirmez sonsuzluğa açılan kapıdan geçerler ve hazin bir veda ile insanların sevincini izlerlermiş. Yani kendilerinin ölümü iyilik sonucu olurken, sevinçten şaşkın insanların o cinlere ödettiği bedelse hiç umursanmazmış. Düş Cinleri, Düş Tanrısına varır, ilahi adaletin konuşulacağı o yerde beklerlermiş o anı hep unutan insan denilen varlıkları…\nEğer karşınıza böyle bir cin çıkarsa tavsiyem asla 3 dilekte bulunmayın. Asla tarihinizi oluşturan seçeneklerde hata payınızı unutmayın. Bedeli çünkü Düş Cinleri biliyor ve onlar oralarda bir yerde sizi gözetliyor…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş de Gör",
        "poet": "Mehmet Bayram Amasya",
        "poem": "\n\nİnanmadın bi türlü sana olan aşkımı \nBenim gibi bir sevdaya düş de gör \nAkıtır geceler boyu gözünden yaşı \nAşkın ateşine bi düş de gör \n\nNe günün gün olur \nNede geceler sabah olur \nHer an hayali karşında durur \nAşkın kucağına bi düş de gör \n\nİsmi dilinde takılı kalır \nGün geçtikçe sevda yüreğe kazınır \nKarşılıksız aşk insanı yıpratır \nAşkın ocağına bi düş de gör \n\nSevdin mi bi insan bi başka olur \nBülbül gibi şakan diller tutulur\nGeceler boyu hayaliyle avunulur \nAşkın eline bi düş de gör \n\n29.09.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Düş De Gör",
        "poet": "Hayrunisa Aşkın",
        "poem": "\n\nÇıkar sırtından postunu\nTanımak istersen can dostunu\nSevenini sevmeyenini\nBırakıp da gidenini\nRiyakar bakan gözleri\nDüş de gör; \nBilmek istiyorsan eğer\nDar gününde yanında olmayanı\nDostunu düşmanın\nDüş de gör; \nEkmeğini bölüştüğün\nCan diye gönül verdiklerini\nAyağın takılınca gülenlerini\nDüş de gör; \nDüş de gör; \n\nHayrunisa Aşkın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş de görenim",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nMazide nasıl biz aşık olduysak \nUykumun içinde düş de görenim \nNe kadar tarifsiz hisle dolduysak \nUykumun içinde düş de görenim \n\nBenle bir anansın tüm hayalleri \nRuhunda akansın sevda selleri \nGönlünde çıkansın hasret yelleri \nUykumun içinde düş de görenim \n\nBen gibi şarkımız sende çalansın \nMektuba resime bakıp kalansın \nBizli uykuya her gece dalansın \nUykumun içinde düş de görenim \n\nBen kadar maziyle döküyorsun yaş \nDünyanda kalmıyor taş üstünde taş \nYanışta geçiyor yüreğin ataş \nUykumun içinde düş de görenim \n\nGözünde doğansın o güzel günler \nSarıyor anılar seni hüzünler \nAklına düşen o aşk dolu dünler \nUykumun içinde düş de görenim \n\nBenim gibi kalbin yara doluyor \nAlnında yazgılar kara oluyor \nAra vermeden o sevda buluyor \nUykunun içinde düş de görenim \nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DuS De GoR",
        "poet": "Hasan Karahisar",
        "poem": "\n\nDÜŞ DE GÖR\n\nKral etmiş seni dünya\nSen hele bir düş de gör\nDersen; “Ben neydim dün ya! ”\nSevenlerin düşde gör.\n\nOyonnax, 14.05.2011\t\tHasan KARAHİSAR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DÜŞ- Dr.",
        "poet": "Şair Işığımız",
        "poem": "\n\nben- beni göremiyorum - sizleri düş ünmekten ziyade \nne olur birazda düşleriniz den bahs edin - anlatın düşlerinizi \nbu acize. \nkedi idim uysallaştım, huzurdayım halimle \nbaktım ki birden oturmuş beklerim. \nhayvanseverlerin dizinde. \nciğer gibi bekliyorum. sizden \ndüşlerinizden bir kaç pare. \nister şiir - ister sanet \nanlatıver bekleyen biçareye \nruhi sistem hoş sohbetten \nfayda alır - nur-i çeşmi renkle. \nadı güzel- vasfı güzel düş doktorası \nne alemde. \nben düşerimi görüyorum hemde şu alemde. \ngogıla foton kuşağı nedir? yazıp \nbasıver enter - e tık diye. \ntüm düş lerim - doğum tarihimle \ngelmiş gezegenimize. \nbak bu ben de kurgulanan hayy aleminin işleri \nyaratan yaratılmayı dilediği işleri \nilham ile in dirirmiş ins -ler an dığında \noluşurmuş nurlar dan kispeleri \nbiz gibiler düş deyipte gülerken geçen her deme \nbak tüm bunlar tesadüfse- \ntekrar gülüver - aciz kedinin düşlerine. \nselam - biraz da sen an lat varsa düş görecek zaman \ngöreceğin düşlerini de anlatsan olur ruh dostu kardeşe. \n========================================\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş dedim...",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\n-düş dedim..\n sana,\n düşlerimden...\n gözlerim tuttu seni\n uykularımda...\n\n -düş dedim...\n sana,\n yakalarımdan...\n uykularım tuttu seni\n yastıklarımda...\n\n -düş dedim...\n sana,\n gözlerimden...\n kirpiklerim tuttu seni\n gözyaşlarımda...\n\n 27.09.2012 Yalova\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Değildi",
        "poet": "Sadettin Kaplan",
        "poem": "\n\nGerçekti düş değildi\nOlmadı ömrümce hiç düşüncem düş düşkünü\nDüş olsa düşünmezdim atladığım eşiği\nDüş olsaydı ne diye bir yay gibi eğildi\nTipsiz cezaevimde dünyayı görüş günü\nDüş değildi bu kimya ve simya bileşiği\nBöyle bir düş gecesi ve böyle bir düş günü\nO öncesiz zamanla son mekân bileşiği\nGerçekti düş değildi\nBöyle düş düşte bile hiç görülmüş değildi\n\nGeceydi\nGöğsündeydim göğe yan yatmış denizlerin\nGördüm ki ana kumsallar\nBirer midye kabuğunda kum sallar\nBir masalı sallıyordu o ilk kez duyduğum ninni\nUykuyu uyutmak için\nBir kum fırtınasıydı sularda ayak izlerin\nSon kuşkuyu yutmak için\n\nSerpiverdim avuç-avuç gözlerimi denize\nİnip de toplasın diye yıldızlar\nBirden\nSon gözümün suya daldığı yerden\nBir elin çıktı önce\nAma bir yüzün çıkmadı sonra\nTopladı denizkızları sulardaki gözlerimi\nVe gözlerime üşüşen zavallı yıldızları\nKaraya kesti her yer zil-kara\nYordam kara/ yol kara/ menzil kara\nSalıverdim dilimde tutuklu sözlerimi\nPul edinsinler diye yosma denizkızları\n\nGerçekti düş değildi\nBir göz verdin bana ödünç\nAstım gönlümdeki gün fanusuna\nSaldım sonsuzluğun okyanusuna\nBiliyorum sendin\nAydınlığımı sonsuz aydınlığıyla kesendin\nVe karartan cümle ışıklarımı\nToprak su ışık rüzgâr umut sevinç ve hüzün\nDüş değildi gerçekti / ama düşten de güzeldi\nGönlümün aynasına yansıttığın yüzün\nBuldurandın izsiz / gösterendin gözsüz\nÖldürendin özsüz / söyletendin sözsüz\nO sonsuzluk sahilinde sürekli esendin\nDüş değildi gerçekti en güzel düş tadında \nDün gece o gökyüzü baştanbaşa sendin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş de gör..",
        "poet": "Namık Atasoy",
        "poem": "\n\nDost bildiğin insanları\nTutunduğun dalları\nÇıkmaz sokakları\nDüş de gör arkadaş.\n\nSarıldığın umutları\nKöşe,bucak kaçışları\nAcıyan bakışları\nDüş de gör arkadaş.\n\nYar dediğin canı\nYüreğini satanı\nKoynunda yatanı\nDüş de gör arkadaş.\n\nSana el uzatanı\nMerhamet dağıtanı\nUğruna öldüğün vatanı\nDüş de gör arkadaş.\n\nGerçeği yalanı\nKanayan yaranı\nHal hatır soranı\nDüş de gör arkadaş.\n\nAnanı babanı\nBacını gardaşını\nEn yakın sırdaşını\nDüş de gör arkadaş.\n\nHani kim sana yoldaş\nUzaklaşırlar yavaş yavaş\nYenildin garibim bitti savaş\nDüş de gör arkadaş...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Dünyası",
        "poet": "Yusuf Bozan",
        "poem": "\n\nHer şiir falında çıksa da ayrılıklar, \nYüreğimin elleri; \nHer gece, düş sokağının kapısını tıklar. \n\nBir gece bak gökyüzüne! \nYıldızları kararmışsa evrenin, \nAy bir karaltı gibi duruyorsa göğünde \nVe gölgesi sinmişse geceye, \nDerin bir sessizliğe gömülmüşse yeryüzü, \nBil ki o gün; \nAy ve yıldızlar, \nDüş dünyamda baş köşeye kurulmuşlar. \n\nHer şiir falında çıksa da ayrılıklar, \nDüş dünyasında bir şair, \nSeninle vuslatı tadar. \n\nTaki gerçeğe dönünceye kadar. \n\ntekil dünyalı\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Düş Düştü",
        "poet": "Şair Karmoloji",
        "poem": "\n\ndüş gördüm yine\ndüş gördüm\nbaşıma düş düştü\ndüşme dedim\nbir kere ayağı kurtmuştu yerinden\ntoparlayamadı düştü\nuçurumuna yuvarlandı, öldü\nölürken beni acıttı ama\nkafamın derisini yüzdü\ngüle güle demeden öldü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Düşünde Düş Görmüş Düşünde Düşüncesi Düşerken",
        "poet": "Gürkan Kaya",
        "poem": "\n\nDüş \nDüşünde \nDüş \nGörmüş \nDüşünde \nDüşüncesi \nDüşerken \nUçurumdan \nAşağı \nBirden \nUyanmış \nDüş \nDüşünden \nYataktan \nAşağı \nDüşerken\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Elimden Kalemim",
        "poet": "Tugay Koçak",
        "poem": "\n\nDüş elimden kalemim\nYazmak istemiyorum.\nSadece seni değil! \nBeni de sevmiyorum\n\nBiliyorum kabahatin \nBüyüğü senden bana\nÇiçekleri yazmazsın\nMeylin hep ondan yana\n\nHer köşeden o çıkar\nKimse yok mu Dünya da\nAynalarda tek şekil.\nGördüğüm,tek manzara\n\nDüş elimden kalemim\nYazmak istemiyorum\nSadece seni değil! \nBeni de sevmiyorum\n\nSor sevdiğim renk nedir? \nSendeki sade kara\nNedir bana bu hıncın? \nKoy da kurtul mezara.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş-e Sevda",
        "poet": "Esma Özdemir",
        "poem": "\n\ndüşse koynundaki\nne fark eder; \nadı sevda ya da değil!\n\nyaşanmış, yaşanmamışlıklar\nardından ağlayan \ngözü yaşlı hep biri var; \nerkek veya\nkadın kurban\nkadın; fettan\nkadın; kuyruk bulayan\nkadın; aldatan!\n\nağlatan; kadın...\nherzaman celladı değildir aşkın! \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Evinde Bul Beni",
        "poet": "Nurcan Talay 2",
        "poem": "\n\nGözlerim yaş dolmadan\nGönlüm yara almadan\nGel canım geç kalmadan\nDüş evinde bul beni\n\nÇok özledim yüzünü\nBaldan tatlı sözünü\nKapat iki gözünü\nDüş evinde bul beni\n\nGün ışığı sönerken\nYıldızlar dans ederken\nGel sevgilim gel erken\nDüş evinde bul beni\n\nAşk bağrımda solmadan\nSaçlarım ak dolmadan\nKıyametim olmadan\nDüş evinde bul beni.\n\n13.05.2013\nSaat:20:25\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Evinin Bekçileri",
        "poet": "Bilgün Güngör",
        "poem": "\n\nSahipsiz düş evinin bekçileri\nGelen düşleri sorguluyordu.\nZamana yenik düşen,\nZamanı ezip geçen düşleri\n\nSahipsiz düş evinin \nSahipli bekçileriydiler.\nDiledikleri düşü hapseder,\nDilediklerini azad ederlerdi.\n\nKimdiler…\nYaşayarak göreceklerdi.\nYaşarken göremediklerini\nDüş evinden getireceklerdi.\n\nZamana yenik düştü düş\nBekçiye sarıldı.\nZamanı ezip geçti düş\nBekçiyi suçladı.\n\nPeşisıra  bekçi, düş…\nDüş evinin sahipleri\nBiri gerçek, biri yalan\nHayatı sorgulayan…\n                                       08.09.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Etti Beni",
        "poet": "Aşık İsmeti",
        "poem": "\n\nTalihim böylesi diyara saldı\nGövdeme belalı baş etti beni\nBeklenilen bahar nerede kaldı\nKar yağdı başıma kış etti beni\n\nYanına gitmedim peşimden çekti\nAğzımdan olanca dişim döktü\nGam ile kederle belimi büktü\nOynadı elinde iş etti beni\n\nİSMETİ' yim yolum niceden nice\nHayatım çizgidir sözüm bilmece\nNe günüm gündüzdür ne gecem gece\nZamanın içinde düş etti beni\n\n1979-Âşık İsmeti Sivas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Ey",
        "poet": "Altay Taşkın",
        "poem": "\n\nkurulmuşum düş salıncağına\naklım havada ayaklarım havada\nbuluta çimdik atıyorum\nkuşların kanatlarıyla danstayım\nyağmur damlaları misket\nyirmi bir oynuyorum\ndüş ya\nmavilik yatak çarşafım\nşimdi uykumda\ngüzelliklerle boğuşuyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DÜŞ, GERÇEK ve SEN",
        "poet": "Orhan Onur",
        "poem": "\n\nDÜŞ, GERÇEK ve SEN...\n\n-I-\nHalet-i ruhiyemsin sevda çiçeği\nKoklamaya ne hacet\nSenden küçük bir parça yeter bana\nSensizliği aklamaya\nTanrım, n’olur kalbimi incelt\nRamak kalsın kopmaya\n-2-\nBelki düş gördüm sanırsın\nSeni öyle muhteşem\nGüzellikler içinde ışıltılı\nAsıl düş gerçeği görsün\nSeni öyle muhteşem \nGüzellikler içinde ışıltılı\n-3-\nbir avuca sığar mı ömür\nya sevda sığar mı ömre\nzaman yüzünde asılı kalır\nölümsüz tebessümünle\nömrüme avuç avuç sevdan akar\nsevdan sonsuza kadar\n-4-\nbelki düş gördüm sanırsın\nöylesine güzelsinki emsalsiz\nsisler arasında esrarengiz\nasıl düş gerçeği görsün\nöylesine güzelsinki düşsüz\ndüş kadar yalan ve rütuşsuz\n\n10.08.2002/Devrek\nORHAN ONUR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Gemilerim...",
        "poet": "Yıldız Özdemir",
        "poem": "\n\nDüş gemilerine yükledim hüzünlerimi\nUmutlarımı yelkenlerine işleyip..\nMutluluğu med cezirlere  eş edip,\nİndirdim karalardan sulara. \nHırçın dalgalar gövdesine çarparken\nRuhum  perçinliydi, karanlığı yaran ışıklara.\n\nAy çiçekleriyle doldurdum\nDüş gemilerimin güvertelerini\nSarı yalnızlıklarımı serpiştirdim aralarına\nYelkenlerine rüzgar yaptım beynimdeki tüm uğultuları\nSevda seslerini,\nTürkülerin nakaratlarını\nKızıl gün batımlarını,\nYaren diye aldım düşlerime.\n\nGövdeme çarpan her dalgada\nYalnızlığıma çarpan her seste\nAyçiçeklerinin bükülmüş boyunlarında\nSensizlik kol gezdi sevdiğim..\nYinede,\nYinede, düş  gemilerim salındı sularda..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş gemisi",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nBenden öncede vardı deniz,\ntomruk sal olup  indi,\nufukta gök denizle birleşti.\nIssız adaya düştük,\nateşe verdik, karada gemi\nyüzdürdük,\nDenizin altına indik,düş kurduk\nçünkü.\nTandırdan su fışkırdı,\nyer gök maviyle buluştu,\ndüş gemisi yeryüzünde dolaştı.\nGemi türkçe mi? seviyorum\ntürkçe kelimeyi,düş kurduk çünkü.\n\n                                       14.06.10/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "düş Geçiti",
        "poet": "Osman Aktaş",
        "poem": "\n\nbeni kimliği bozuk bir cumaya bağladım. sizi okuyorum yazılmamış satırlarda. ellerim denizi rengine göre çalkalamakta. iki uzun bir kısa... musada asa, bizde kalem... 'size selam getirmişem.' siz ne getirmemişsiniz kendinizi tanıtacak. buyrun... kaleminiz mikrofon, sözcükler sesiniz olsun. hayırlısı olsun.\n\n\nher gün bir mevsimi tersinden yaşıyorum. koşuyorum iklimden düşmüş bir ülkenin sokaklarında. yarı çıplak... lacivert öpücükler bırakarak vitrinlere... size geliyorum... kapınızı aralık bırakın loş bir ışık sızsın içeriden. dışarıdan gayr-i resmî acılar... kuşatılmış kale gibi sarınca bedenimi... tüm bakışlar resmî geçitte... acele huzur aranıyor, ama nerde... \n\nsokaklara parke yerine tülbent döşeniyor... üşeniyor kırmızı balıklar deniz suyu çiğnemeye... bense karanlık bir bakışa elense çekiyorum. ellerim meydanlarda kurak duygular topluyor. sulak mehtapları âşıklara peşkeş çekerek... sıkıntı çekerek halat çeken denizciler gibi...\n\nbakır sülfat kokluyorum. kendimi kendinize saklamak kaygısı içinde yaramaz çocuk kılıyorum. namaz kılmayı bıraktığımdan beri. kendimi kınıyorum... kınından çekilmiş hançer kelimeler... sayısız mezarın duygularını sayılı insanların yüreğine gizler...\n\ngizler, koyu tenli zenciler, yavaş okunan divanı kokuşurlar, deri kılıflı bir kitabın yıpranmış sayfaları arasından sizi seyretmekteler. \n\nherkes birbirini seyrediyor ankaraya halk kazığı dikildiğinden beri, çoban çeşmesi tatsız tuzsuz akmakta. \n\nsiz ne dersiniz...\n\n19 Ocak 08\n  Nilüfer\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Gezgini",
        "poet": "Orhan Tez",
        "poem": "\n\nMartılarla koşuşan çocuk sürüleri\nGözlerimin önünden geldi de geçti\n\nDüşün gerçeğidir bir düş tohumu\nUsumun bam teline değdi de geçti\n\nKanatlarında bir çift göz izi\nBir martı ellerini verdi de geçti\n\nÇocukça erinçle bir düş gezgini\nDünyalara şiirini serdi de geçti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Getirmelerim",
        "poet": "Özhan Nural",
        "poem": "\n\nSildim seninle ilgili bütün iç geçirmelerimi,fikir beyanlarımı ve düş getirmelerimi.! \n\n2004 Aralık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş gezegeninde  düş gezginleri",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nAradığını bulur bulmaz\ndüşlediğini yaşar ya  yaşamaz\n\nbuluşmak görüşmek umuduyla\nyanar  düş gezginleri\n\nhep buluşmak görmek  umudu  vardır\nsımsıkı bağlayan zincirler vardır\nsevi zincirleri\n\nbir  o kadar da belini büken yasaklardır\noysa hep bir  oyalanmadır özlemdir\nyürekte hep insan sevgisi vardır\n\nsevgiden sevmekten herkes  nasip  alamaz\nanlamaz  anlamaz aşk'tan\ngezer bir  düş gezegeninde\ndüş gezginleri\n\nsevmek görmek bakmak duymaktır\nduygusuz  olana yemek içmektir  hayat \not  gibi yaşamaktır\n\nsevmek anlamaktır inanmaktır\nAllah'ın varlığına birliğine\nyüceliğine  secde  etmektir\n\ngünahsızdır  bigünahtır  düş  gezginleri\n\nYüksel  Nimet  Apel\n\n6/Ocak/2014/Pazartesi/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Gezgini",
        "poet": "Güzin Eye Dündar",
        "poem": "\n\nEşsiz bir güzellik çizdim\n\niçine  saldım gün ışığını\n\nher parmağım on renk\n\nbir düş gibi dokudum\n\nsevdanın anlamını\n\nsessiz  göl \n\nkucaklarken ormanı\n\nalnında günün ışığı\n\ngözlerinde   hayat\n\ncennetten ölümsüz tat\n\ndüş gezgini koydum adını..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş gezgini",
        "poet": "Serpil Tuncer",
        "poem": "\n\nIşıklar bölerken uykumu\nZengin düşlere kucak açıyor turuncu yelkenli\nAra  sokaklardan geçen ürkek kediler gibi\nDuvarlara yaslıyor tüylerini\n\nSanki benim için bu evren\nBu gök,bu deniz,bu yüzen gezegen\nAklıma geliyor denizde giderken\nYalnızlığı yıldızlar hatırlatıyor\nBen uzandıkça onlar kaçıyor\nOnlar birer mızrak gibi içime  saplanıyor\nAcı yorum.......\n\nBir asma dalına değer gibi esiyor rüzgar\nincitmiyor sesi\nTarihin en hanımefendi o müthiş eli \nMor köpükler savururken geceyi\nBu kocaman kürekli yürek\nBu kocaman yelkenli\nHepsi birer düş gezgini\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Gibi",
        "poet": "Mehmed Sarı",
        "poem": "\n\nDÜŞ GİBİ\n\n\nNe zaman yüreğim feryada başlasa \nözlemin kezzap olup deler bağrımı! \n\nSeni göklerde gördüm ışıl ışıl\nhüzün yüklü bir bulutun kollarında\nesrikliğinde sonu gelmez bir aşkın,\nHayal gibi, uyku gibi, düş gibi\nay çiseliyordu hicran duygularını\nkaranlık dünyasında ayrılıkların...\n\n                                            22/3/13\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Gibi",
        "poet": "Haydar Ergülen",
        "poem": "\n\nbu gece bir konuk gelecek sana \nıtır kokulu gün odana indiğinde \npencerende solgun yüzüyle belirecek \nsana bu gece bir konuk gelecek \n\nyorgun gülüşünü tanımasan da \nsürgünde söylenmiş şarkılar gibi \nyüreğine sessiz bir yağmur düşürecek \nsana bu gece bir konuk gelecek \ngünün bir ucundan ölüm giriyor \nbedenin üşüsün de yüreğin üşümesin \nözlemler uçururken coşkulu sesin \nsana bu gece bir konuk gelecek \n\nerinçli yazlar da gelir kavuşursun \nev içlerinin tutkulu sessizliğine \nbeyaz kuşlar gibi uykular süzülecek \nsana bu gece bir konuk gelecek \n\nkadınım benim acımayı bilenim \nkuşkulum tedirginim sevecenim \nüşümüş su dalgın kar acılı yel \nbu gece benimle sana gelecek. \n\n(1956)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Gölüm.",
        "poet": "Mahsum Güneş Kan",
        "poem": "\n\nVan Göl’üm\nMemleketimin en zelal suyu…\nBazen hırçın,öfkeli yenilen bir tabur gibi…\nBazen dizgin\nDurgun\nYorgun bir işçi sanki…\nVan gölüm\nGüneş’in aynası\nSana yalnızlığımı getirdim\nSuyunun ulaştığı en derin yere göm onu…\nKirlenmiş gözlerinle vur mavini,\nTenime sindir kokunu\nVan gölüm…\nYağmur incitmesin mavini\nDuyulmasın dalgalarının figanı\nBu gölde özgürlüğüne sevdalı\n\n21.07.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Gördüm Sensiz",
        "poet": "Selçuk Coşkun",
        "poem": "\n\nKurak topraklar üzerinden geçtik.\nÇatlamış, çalı çırpı sapsarı bürümüş.\nDüşler gördük yıldızsız zifiri gecelerde\nAyrı, ayrı...\n\nSa....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Gör",
        "poet": "Ali Karakuş",
        "poem": "\n\nYeni bir düş gör\n\nYeni bir yola çık\nYeni bir kitap yaz\nYeni bir resim yap\nYeni bir nefes al\n\nYeni sözler söyle, yeni kulaklara, \nYeni türküler yak, gönül bağında,\nYeni bir bakışın olsun, kimsede görülmemiş\nYeni bir şey fark et, hiç fark edilmemiş\nYeni oyunlar bul, yeni oyun arkadaşları\nYeni değerler keşfet, yeni hazineler\nYeni gözlerle takdir et, tüm keşiflerini\nYeni cevaplar ver, eskimiş sorulara\nYeni sorular sor, cevapları verilmemiş\n\nYeni bir aşka düş, dibi görülmemiş\nYine bir aşka düş\n\nDüş - gör\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Haydi",
        "poet": "Halil Topaç",
        "poem": "\n\nMevsim bahar değil, göze çiğ düştü.\nDüş yüzümden, düş gözümden, düş haydi! \nYakama yapıştı, aklıma düştü.\nDüş aklımdan, düş yakamdan, düş haydi! \n\nBenden ne istedin, nedir ki derdin? \nTalih kem bakarken, kör ettin verdin.\nAzla yetinmedin, ömürden yedin.\nDüş sinemden, düş gönlümden, düş haydi! \n\nYaramla oynama! Bırak kurusun.\nSen koruma! Bırak kabuk korusun.\nHangi kula düşsen Allah korusun.\nDüş günümden, düş ömrümden, düş haydi!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Görürsün",
        "poet": "Önder Karaçay",
        "poem": "\n\nDüş'ün kadarsın\nDüşün bakalım\nO kadar mısın?\n\nHele bir düş\nDüştüğün yerde\nYanında bir kaldıran mı?\nBir tekme daha vurup \nKaçan mı buluyorsun?\nDüş (ün) görürsün!\n\nÖnder Karaçay \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Hayallerim Seninle Bu Gece",
        "poet": "Janet Kohen 1",
        "poem": "\n\nDüş tuvalimdeki en güzel karakalem resmim\nTüm yollarımın pusulası öksüz kalmış aşkım\nHer gün sana eğilip ölmeye çoktan hazırmışım \nDüş hayallerim seninle bu gece\n\nİmlası bozuk cümlelerimi sildim, bu kaçıncı baskı \nKucağımda bir kitap soyunuyor, sıyırıyor çıplak resmini\nİmalarım ürkek, kayar gibi dilimden, akıyor mürekkebi \nDüş hayallerim seninle bu gece\n\nYüzleri bana dönük, senden ışık alan yıldızlar serenatta\nBıraktım senli düşlerimi, uyanmadığım sisli sabahlarıma \nBir gün aynı patikada, ayrı rüzgârları solusak ta uzakta\nDüş hayallerim seninle bu gece\n\nMutluluklarımı, şiirlerimi, sevinçlerimi ve hüzünlerimi \nHer şeyimi, her şeyimi aldılar, sormadım nedenini\nAnka kuşunun kanatları damlar gibi acıtır içimi\nDüş hayallerim seninle bu gece\n\nBugüne kadar yaşadıklarımı sana benzettim\nSırtladım büyük yükünü, içime aldım sancını \nAsla sitem ettiğimi sanma, seni sevdim\nDüş hayallerim seninle bu gece\n\nSevdam suya karışır, aldanma gururuna dev gibi \nBu sevdam tükenmeyecek, yanan bir mum gibi\nSen de acıları kaynattın mı, içinde volkan gibi\nDüş hayallerim seninle bu gece\n\nMahşerin suskunluğu, değersiz çehresiyle biliyorum\nKelebekler toprağıma gömülsün, ağlasın diliyorum\nBu yüzden gözyaşım akmıyor, yerine umut besliyorum\nDüş hayallerim seninle bu gece\n\n27 Nisan 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş II",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nBedenim taş kesilmiş, ruhum başka âlemde,\nBir geçmiş, bir gelecek; hiç durmaz ikilemde.\nNeydim, ne oldum, yarın ne olur bilmiyorum,\nDüş kurdum öylesine, sanki kader elimde.\n\n16 Ekim 2007-Salı/ İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş imiş meğer",
        "poet": "Aslan Baykara",
        "poem": "\n\nZeytin gözlerinde ömrü  bulmuşum\nHem Havanın, suyun rengin bilmişim\nBu ömrü yoluna kurban  etmişim\nUyandım bir güzel düş imiş meğer\nAldatan  o  gözler seninmiş  meğer\n\nZaman su misali akıp giderken\nGeldiğin yollara güller ekerken\nBir fırtına gibi esip gürlerken\nÇaba,kazanç, mülk boşumuş meğer\nZaman akıp giden su imiş meğer\n\nSevgi emek bende can suyum iken\nGüzeli sevmek emir  haktır eken\nDünya sensiz bomboş  mesken değilken\nUyandım gördüm ki düş imiş meğer\nSevda emek dünya düş imiş meğer\n\nYoluna yolcuyken denizde liman\nGök kubbe şahitken içimde figan\nAtlastan döşeğe konsam da  ziyan\nSavruldum kayaya düş imiş meğer\nMutluluk dediğin düş imiş meğer \n\nFidandan ormanı damladan gölü\nÇiçekten arıya sunulan balı\nKaç mevsim yaşadım  yılın her ayı\nBeşinci mevsimmiş gördüğüm meğer\nÖmùr dedikleri kuş imiş meğer\n\nToprak  ile suymuş bedendir cana\nHaram karışır mı asil bir kana\nDokundum damlaya döndü ummana\nÖlünce yoldaşım taş imiş meğer \nBaykara Topraktan hasılmış meğer\n\n12/03/2011 istanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş İçinde Düş (Edgar Allan Poe)",
        "poet": "İsmail Aksoy",
        "poem": "\n\nAl kaşının üstüne, bu senin busen! \nVe ayrılıyorum şimdi senden,\nBırak itiraf edeyim giderken -\nGünlerimin bir düş olduğunu söylerken\nHaksız değildin katiyen; \nGene de umut uçup gitmişse\nBir gecede, ya da bir günde,\nBir hayalde, ya da hiç birinde,\nFark eder mi bu vesileyle? \nBütün gördüğümüz ve göründüğümüz de\nDüş içinde düştür sadece.\n\nDalgalarla tartaklanan bir sahilde\nDururum gürlemenin merkezinde,\nVe tutarım elimin içinde\nAltın kumları zerre zerre –\nNasıl azlar! Sürünürler gene de\nParmaklarımdan derine,\nYaşlar varken gözlerimde! \nEy Tanrı! Kavrayamaz mıyım\nOnları daha sıkı bir kenetlemeyle? \nEy Tanrı! Saklayamaz mıyım\nMerhametsiz dalgadan birini bile? \nBütün gördüğümüz ve göründüğümüz de\nDüş içinde düş müdür sadece? \n\nEdgar Allan Poe (1809-1849, ABD) \nÇeviren: İsmail Haydar Aksoy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş kaçkınları",
        "poet": "Bünyamin Nesimoğlu",
        "poem": "\n\nGece ve ben\nDinliyorum sessizliği\nKöpek havlamaları kovalıyor\nDüş kaçkınlarını\n\nSevdiğinin başucuna gelipte\nÖpemeden\nGözyaşlarıyla dönen\nGezgin ruhlar.\n\nBir yerde gözyaşları\nBak dinle.\nÖlü ağlamaları\nGeride bıraktıkları \nYitik sevdaları\n\nGecenin sessizliğinde\nHicranımın ortağı\nDüş kaçkınları ve sen.\n\n\t\t\t\t1998 –Azap-\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş İşçilerine Dair",
        "poet": "Şair Ysl",
        "poem": "\n\nİçimiz aşk\ndışımız yardım ve yataklık\nhüzünle fakat\ntam vaktinde ölüyoruz\nsıcak koynumuzda\nkanayan bir seluloz parçası\nve düş taşıyoruz\n\nal\naçmasan da kapını\nkaldır karının eteğinden başını\nve al\n\nal fakat şımarma\naysız gecelerinde parlamak için \nPo Ovası’nın\nsana muhtaçtık sanma\nşımarma\nsenden bin yıl önce\nfakat senden bin kat bilge\nkölelerde yürüdük biz\nikirciksiz\nçıplaktık\nfakat çırılçıplaktık\nhala çarmıhta duran\no kaçınılmaz masaldık\n\n al\naçmasan da kapını al\nhayatı biriktirip göz çukurlarımızda \nsokak sokak\naşk aşk \naçlık açlık \nihanet ihanet \ndeli başımızda esen rüzgar\navuçlarımızda çarpan yürek\nve mermi çekirdeklerine kan tükürerek\nçatlatıp sabır taşlarını \nmasal olmaya gideceğiz\n\nhadi al\nuzatmayalım\nsana anlamını \nanlatmayalım\n\nİzmir,05.06.2003, ysl\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş İşte :) :( :)",
        "poet": "Melahat Kırtekin",
        "poem": "\n\ndolaşılmış dağ eteklerinin hevesindeyim bu aralar.sıkıştırılmış ruhumu çıplak ayaklar ile bakir topraklara salabilmenin telaşında.yeşile mahkum koca bir gölün manzarasının seyrinin düşündeyimgurbetçi kuşların rotasına dost bir seyahatin hazırlığında.gözümü kapatıyorum beyaz bulutlu yelkenlilelerle gökyüzünün keşfindeyim ve yine sensin zarif bir kalem ile gördüğüm tüm düş güzelliklerini üzerine kaydetmem için bekleyen.zamanında ne çok denedim geçmiş,geçip gitmesin istedim zalimce.geçmişime ait ne varsa şimdime ait kalsın istedim ama ne yazık ki başaramadım.istikrarsızlığımın azametine uğradı geçmiş ve bu gün arasında temellerini attığım köprüler.sen sonuncusu ve hayırlısı olursun umarımne düşünürdüm bir kaç yıl öncesigünüm gecem hangi telaşlar içinde kovalardı birbirini.neye yorulmuştum en çok neye gülmüştüm neye ağlamıştım hatırlayamıyorum.neler arşivleyebildim ki olgunluğuma sermayeve hangi yolları teptim yada hangilerinden caydım cahilce hatırlamıyorum.meğer ne mühim zamanlar yitirmişim yeni anlıyorum.bilirsin ben hep bira karamsardım.böyle böyle ne çok şey atlamışım.daha çok oynamalıydım.daha fazla yaramazlık yapmalıydım.biraz daha arkadaş.sahip çıkamadım.ya da hiç olmadı ki sahip çıkayım.\n\n\n\ngüzel düşlerin arefesindeyim.ihtimaller hevesindeyim.herkes yaşama olmak isteyenler ile başlar ben olmak istemediklerim ile başlayanlardanım.olmak istemediğim şeyler daha azdı.çabuk biter sandım başlangıçlarım yaşamıma yayıldığında anladım.şimdi hiç küçük değilmişim gibi geliyor sanki ağaçlara çıkmamışım karaduta vişneye bulaşamış üstüm başım.meğer olmayacak işlere kolumu sıvamışım.\n\n\n\nderin bir uyku sonrasının miskinliği yapışmış üzerime.tembel bir kedinin rehavetindeyim.silkelenmeye takatsizim.ama güzel şeyler olsun istiyorum buaralar.açıp buluttan yelkenleri gökyüzünden yer yüzüne akide şekerleri atmak istiyorum\n\ndüş işte...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş kalpazanı",
        "poet": "Muhammet Cihat Döleş",
        "poem": "\n\nGecenin en zifiri vaktinde sokağa aşina bir tavırla elim cebimde dudaklarımda sisteme isyan edilmişliğin melodisi ve bakışlarımda kara kediyi bulmak istemeden aramanın sessiz çelişkisi ile düş kalpazanlığı yapasım var!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş kalbimin ortasına ! - 1",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\n“Ben tutarım seni! ”\n\nYüz gönlümün deryasında\nTakıl aşkın oltasına! \nGönlüm güzel sevdasında\nDüş kalbimin ortasına! \n\nMerkezinde bekliyorum\nÇileme dert ekliyorum\nDuracak bak tekliyorum\nDüş kalbimin ortasına! \n\nSen efendi o uşaktır\nSarar kemer bir kuşaktır\nVallahi çok yumuşaktır\nDüş kalbimin ortasına! \n\nOrada kal ömür buyu\nDeğişmez bak inan huyu\nDizlerimde yatıp uyu\nDüş kalbimin ortasına! \n\nYüzün güneş gece aydır\nİnadını yen sen caydır\nAyağını bir kez kaydır\nDüş kalbimin ortasına! \n\nAşk badesi içer iken\nKalbe bir yar seçer iken\nÜzerinden geçer iken\nDüş kalbimin ortasına! \n\nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Kardeşliği",
        "poet": "İsa Yılmaz",
        "poem": "\n\nHande’ye…\n\nBir kalp kardeşliği bizimkisi\ndamarlarımızda aynı kan\naynı ritimle dolaşır\nacı çektiğinde birimiz\naynı gözyaşı aynasında\nBarış, Zeynep, Hacer ve Hande’miz\n\nbir can kardeşliği bizimkisi\nsonsuzluğun kaldırım taşlarında\nyürürken ayaklarımız\nellerimiz bir birine kenetli\nruhlarımız ölümüne tutkulu\nmutlu olduğunda birimiz\naynı gülücüğün dudaklarında\nBarış, Zeynep, Hacer ve Hande’miz\n\nbir düş kardeşliği bizimkisi\nhayat bir rüya ise eğer\naynı uykunun gecesinde\naynı yastığa baş koyan\naynı ruhla alemler dolaşan\nbirimiz kabus gördüğünde\naynı korkunun kırbaçlarında\nBarış, Zeynep, Hacer ve Hande’miz…\n\n15.vııı.09\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Kırığı",
        "poet": "Gökhan Ebren",
        "poem": "\n\nuyandım, gözlerimde düş-\n                                            kırıkları! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Kenti",
        "poet": "Aydın Uysal",
        "poem": "\n\nmartılar geçiyor \nkelimeler liman kalabalığı\niçindesin \ndışarıya vuran güneşin \nkavgada daha şafak sökmemiş\n\nmartılar ölüyor gün ortasında \nsabahın ilk uyanışlarında \nsoğuk düşler kenti gözlerin\n\nAralık/2009\nİzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Kenti",
        "poet": "Salman Çelik",
        "poem": "\n\nKaybolmuş vs.lerimi ararken\nuyuyup kalmışım yollarda\nbir gün yollar bitecek diye düşündüm hep\nbirine rastladım umudun bittiği yerde \nyüreği benim gibi kocaman\nsevgisi rüzgar gibi coşkulu \nkimsin dedi bana nerden geldin? \ncevap verdim ona\neski bir gaziantepli \nşimdi geziyorum düş gezginiyim\ndüş kentimi arıyorum \nansızın kayboldu \n\nsonra merakımı susturdu \n-'Düş gezgini' dedi bana; hitap et \ndenizlere, okyanuslara, dağlara\nsıradan bir anı olma, ansızın kaybol \nhoşgeldin \ndoğru yerdesin \nburası DüŞ KENTi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Kırığı",
        "poet": "Necla Arpa Gülaçar",
        "poem": "\n\nKoşarak çıktığım basamaklardan\nAğır ağır iniyorum....\nUğruna gözyaşı döktüğüm\nSert rüzgarlara karşı kanat açtığım\nUmut bağladığım\nGüzel anlamlar yüklediğim\nBaktığım bütün yüzlerde yüzünü gördüğüm\nSeçilmiş ayırt edilmiş değilsin artık...\nBir düş kırığısın..\n\nBen yüreğimi karanlık dehlizlerde kaybettim.\nSevdasız topraklar da ölüyorum artık..\nGüneş ısıtmıyor artık yorgun tenimi\nVahşi rüzgarlar savuruyor bedenimi\nYüreğimi söküp aldın alalı\nBir  düş kırığı oldun benim için...\n\nRuhumda kopan tüm fırtınalar da\nSavunmasız kaldığım her an da\nHüzünlerim de mutluluklarım da.\nHep bir düş kırığı oldun.....\n\nMELENKOLİ/16/KASIM/2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş kırıklıgı",
        "poet": "Mustafa İdrisoğlu",
        "poem": "\n\nYüreğimde yeşeren bir öfke oldun,\ndüş kırıklığı mevsiminde...\nBir şiirdin dudaklarıma,\ngöğün yedinci katından düşen.\nKonuş gecenin sessizliği,\nyoksa bütün şiirler anlamını yitirecek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Kırıkları",
        "poet": "Mehmet Zeki Akdağ",
        "poem": "\n\nTasasız bir türkü söyle\nCoşku sarsın dorukları\nUmutla gülsün gözlerin\nYok olsun düş kırıkları.\n\nŞarkıları ağlatmasın\nGüzel günler hiç bitmesin\nGece gitsin,gün batmasın\nYok olsun düş kırıkları.\n\nYitsin acıların izi\nKim bilir ki,bizce bizi\nKurtalarım sevgimizi\nYok olsun düş kırıkları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Kırığım",
        "poet": "Abdulkadir Çelik",
        "poem": "\n\nDüş sokaklarımda seni düşlerken şeytan çekiciligini\nBana anlatmadığın seni? aslında gerçekten bildigimi\nvuslat benim içinse eger sendeki şeytani caziben çıplak\ngirdap mahzenlerimde düş kırığım ve yalanımsın benim\n\nÇığlık gibi büyüyen sendeki yaramaz çocuk dehşetin\nGünahlarınla boyadın bana gösterdigin tualdeki resmin\nÇıplaklığınla,esaretin  ve bilinmeyen  o zevk çığlıkların \nBilinenin ötesinde sen daha saklaya dur bu mahşeti\n\nBir gecenin ardından gizlerinin habercisi ayrılıktır örtünen\nsualsiz bir soru gibi düşer aklına düş kırıkların ve ben\nmahşer günüdür günahlarından arınan belki tövbe eden\nolmayan bedenlerimizin son haykırışlarıdır artık direnen.......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Kırıklıkları",
        "poet": "Sait Yıldırım",
        "poem": "\n\nBoğazımda yardan kalmış düş kırıklıkları, her yutkunduğum da acıtır sol yanımı!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Kırıklıkları",
        "poet": "Haydar Okur",
        "poem": "\n\nSanmayınız ki şu kımıltısız monoton kent'te\nBana ait ne bir yerim,ne de yarim var\nYapayalnız ve ıpıssız gecelerimin yanında\nGüneşini görmediğim nice gündüzlerim var\n\nLa yüsel gezinir bir başım var ki\nİçinde ne akıl,ne düşünce,ne de izan var\nBaş ayaktan,göz kulaktan habersiz\nBir de akıl ve mantıkla ilgisiz\nYaşanan düş kırıklıklarım var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Kırıntıları",
        "poet": "Ayşe Gül Öztürk",
        "poem": "\n\nBahar gelmeyecek bu yıl şehre...kapısı aralanmayacak yorgun telaşların,gözlerimde kan çanağı taşıyan çocuk gülümsemeyecek...Yenildim işte,papatyanın yorgun yüzüne yansıyışım bu yüzden.Bir kez daha kana buladı elini haziran,bir kez daha karıştı tüm baharlar.hangi sarı-kızıl yaprağın lanetinden damladım da,ne zamandır çimen yeşilinden ecel toprağına dönüştüm.....Cehennem...cehennem diyor kalemim,sol yanımda bir savaş,sol yanım leş,sol yanım öfke nöbetleri...cehennem diyor içimdeki ses....Ey can...! Ben kıymıyorken bir avuç cennet umuduyla varlığına,senin alıp veremediğin nedir ki her yanın alev alev yanmakta....Ve ilk kez bunca beklerken yeşeren toprağın umudunu,bir yama gibi sararken güneşin ılık yüzünü acıyan yüzüme...ve işte bahar gelmeyecek bu yıl şehre.....Bana ait olmayan bir ömrün yılgınlığı sahilime vururken ve her zerreme işlemiş uzun saçlı bir bebek ağlayıp dururken,bana ait olmayan yolların taşlarını ayıklayıp durdu ellerim...Şimdi titrek ve bunca korku dolu...ah ağlamaya bile gücü yok gözlerimin,gözlerimi yorgunluk,yüreğimi öfke bürüdü...Bahar....nefesini üflediğinde aydınlanacakken ömrüm ve sen..! sadece bir avuç huzurken,huzurunda talebim,öldüm bile diyemezken kendi mezarımın başında...ve işte bahar gelmeyecek bu yıl şehre.....\n\n.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Kokulu Yasemen",
        "poet": "Ali Kenan Erdem",
        "poem": "\n\nNasıl korkular üretti düşüm,\nBirdenbire karşımda gördüğüm hülya\nSarsıldı beden, yer yarıldı aniden,\nSanki gerçek düş oldu, düş ellerimdeyken savruldu uçtu.\nHer karanlık düş gibi, siyaha teslim,\nMıh gibi çakıldı, kilitlendi hislerim.\nBir ana sütünden kovulmuş ceylan,\nNarindi, tüy gibi hafif ve zarif,\nİçime dolandı, kalkamayan ben.\nBir yığın külçeydim, uyur uyanık.\nO baygın gözlerde kendimden gittim.\nGeri geldim mi? Bilmeden yattım.\nKucağında perinin bir koku miskti.\nSarmalayan beni bir kanatlı melekti.\nNarin vucüt bulmuş, olmuş bir beden,\nSorular, sorular, niçin ve neden? \nTut ellerimden ak düşlerim ne olur,\nBitmesin bitmesin bu masal dolu düş.\nSaklı cennetten kovulmuş bir adem.\nBırakma beni düş kokulu yasemen.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Kontesi",
        "poet": "Betül Tarıman",
        "poem": "\n\nkato'ya ve cihangir kedilerine\n\nbak! şaşırdı ay menzilini\nkalk gidelim geç oldu ama\n\ngelmiyor\nkıblesi sokak haylazın\no delirmiş mart aylarını seviyor\nben aşk çocuklarını\ncihangir evlerinin\n\nkucağıma çıksa çıkmıyor\nhuyunu sulardan almış\nbakir desem değil\nmesih hiç\nzamansız yağmur çıkartması\nçarşı iznine çıkmış\ntırmalıyor şehri\nkapı önünde\n\neğilip kulağına\nölü balıklar düş kurmaz diyorum\nkal gidelim geç oldu ama\n\ntutup göğsündeki \ntırmık izlerini gösteriyor bana\nben ona korosunu böceklerin\ng i t s e m \ndalmışım mı ne? \nbak yine çatıya çıktı haylaz\ninse inmiyor\nne varsa üşüyen yüzeyde\nkıvrıldı upuzun\nkalçaları en baştan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Krallığı",
        "poet": "Taner Gül",
        "poem": "\n\nKişinin içinde yaşayan belki farkında ki genelde farkında olmadığı, zaman zaman düşlerde varettiği ve sınırların ortadan kalktığı gerçek kimliğine eriştiği renk,tat,his,duygu gibi kaygılar barındıran tüm olgulardan yoksun sadece düşüncede varedebileceği ve evrene yansıyan kimliğini kontrol edebilme yetisine erişebileceği düş kenti ve düş kralları...Varlığıyla sizi duygu karmaşasına sürükleyen ve zihninizi tamamen işgal edip bağımlı kılan, bu bağlılık uğruna düşünce yoğunluğunuzun tamamını benliğine hapsettiğiniz, içinizde yaşayan siz ile bağınızı tamamen koparan düşlerinize hakim olan yaratıklar ! Köleleştirdiğiniz kimliklerinizi özgür bırakmak adına bedeninizde, zihninizde çürümeye terkettiğiniz leş kokusu saçan düşlerinize hayat verin...Düş krallığına erişin ve krallar diyarında herşeyden yoksun kimliklerle, kimliğinizle yüzleşin...Uğruna evrendeki yanılsamalarınızı katledeceğiniz Kralları selamlayın ve tahtınıza kurulun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Düş Kraliçesi.",
        "poet": "Fırat Ergüven",
        "poem": "\n\nSisler içindeydi,\nDüş krallığı'nın sarayı..\nİçinde yaşardı,\nDüş kraliçesi...\nDevasa bir düş'ün içinde,\nYalnız yaşayan dev kraliçe...\nKimsesi yoktu,\nYitirdiği,kaybettiği,\nDüş kralı dışında..\nAğlardı her gün,\nLahit'inin başında..\nYalnızlığına ağlardı,\nKaybetmişliğine ağlardı,\nKendine ağlardı,\nDüşler'in kraliçesi...\nKralı o'nu,\nGülücükler saçan çocukların,\nŞarap akan çeşmelerin olduğu,\nCennetinden izlerdi hergün..\nDüş Kraliçesi bunu bilmezdi,\nVe o her gün,\nYalnızlığına ağlardı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Kulesi",
        "poet": "Petek Işık",
        "poem": "\n\nKahraman şövalyeler yarattık kendimize\nBirbirine değen sıcak dost eller düşledik\nYüreğimizi ısıtan bir gülüşü özledik\nSonra; \nKara yeller kopardı sığınağımızdan\nDüş kulemizin penceresinden düşerken\nAcılar kanatsız bıraktı bizi.\nÇakıldık toprağa bir taş gibi\nÖldük hayallerimiz gibi.\n\n                                     (Ayvalık-Mayıs 2000)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş kuranlar",
        "poet": "Fatih Kuru 1",
        "poem": "\n\nBazen hayallerimin büyüsüne kapılıp atlıyorum düşler gemisine.. Rotam belli olmuyor ama çoğu zaman yanaşıyorum limanı sen olan aşk sahiline.. Yıldızları bol olan karanlık bir gece hayal ediyorum.. Ama ıssız bir yer olmasına rağmen kuşların sesi geliyor nedense.. İşte o an gözlerimi kapatıyorum kuş sesleri içinde, seni ise yanımda his...setmeye çalışıyorum sessizce.. Yüreğinden tutup sevginle dans etmeye çalışıyorum gözlerinin içindeki denizden fısıldayan aşk şarkılari eşliğinde.. Düşler gemisinde romantik bir hava var bu gece.. Bedenini sarıp ruhunla dans ederken dayanamıyorum artık nedense..                                                                                                                            \nYürekten bir öpücük konduruyorum bana gülümseyen o eşsiz güzelliğine.. Yaşaran gözlerimize aldırmadan diz çöküyorum önünde.. Usulca haykırıyorum yüreğinin sözcüsü gözlerine 'seni seviyorum' diye.. Sesimi duymuş olucaklarki gökyüzümüzü basıyor martılar, gagalarındaki mavi güllerle.. Gökyüzünden mavi gül yağdırıyorlar üstümüze, senin mavi gülleri ne kadar çok sevdiğini bilircesine.. Başımızdan aşağı mavi güller yağarken ağlayan gözlerinden tutunup sesleniyorum yüreğine 'Tüm benliğinle beni bir ömür boyu eşin olarak kabul edermisin' diye.. Hemen ardımdan yüreğimden çıkan sesle bağıyırıyor tüm deniz canlıları 'Onunla Evlenirmisin' diye.. \n\nHıçkırıklar içinde kocaman bir evet yankılanıyor ümitsiz bekleyişlerim içinde.. Gözyaşlarının sel olduğu denizin üstünde hiç bırakmadan sımsıkı sarılıyorum sana saatlerce.. Etrafımızdaki tüm canlılar ise gülümsüyerek ağlıyorlar bu sevgi seline şahitlik edercesine.. Onlar farkında değillersede ben farkındayım bunların hepsi bir hayaldi tabikide.. Ama genede çok mutlu oldum, kaderin olmadığı yerde kendi kaderimi çizdiğimce...\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Düş Kraliçesi-ıı.",
        "poet": "Fırat Ergüven",
        "poem": "\n\nCennetinden bakarken,\nGözyaşlarını sildi,\nDüş kraliçesi'nin,kral...\nO an hisseti,cennet'te,\nBekleyeni olan,\nKral'ın şeffaf sıcaklığını,\nDüş kraliçesi..\nGözyaşları yerini,\nHuzura bırakmıştı...\nAnladı ki kral; \nUğruna öldüğü,\nDüş Kraliçesi,\nÖlümden korktuğu için,\nYalnızlık,ayrılık kaçınılmazdı..\nMutluluk daha acıydı..\nTek taraflı mutluluğu,\nBenimsediğinden olsa ki,\nDüş kraliçesi...\nHergün kralı'nın lahiti başında,\nDökündükeri timsahın gözyaşlarıydı...\nKralı'nı yitirdiğinden değil,\nYalnız,kimsesiz kalmışlığındandı,\nÜzüntüsü,hüznü ve bedeni...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Kuralım",
        "poet": "Aydın Gürz",
        "poem": "\n\nhadi bir düş kuralım\ngözlerin düşsün düşlerime\ngölgemden öte sen ol yanımda\ndüş yüreğimin peşine\n\n...\n\naydın gürz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş(kün) ler",
        "poet": "Işık Aktaş",
        "poem": "\n\ndüşkünler,\ndüşkün günlerinde\ndüşler gördüler.\n\nyıkık yaşam duvarını\nördüler,ördüler...\n\nyaşamaktı belki adı,\ncanhıraş geçti günler\nanlamadılar.\n\nöldüler,\nölmüş günlerinde\ndüşler gördüler...\n\n                                  31 Temmuz 2006-02.30 / pazartesi/Çatısız Evler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Kurup",
        "poet": "Mehmet Ayhan Günaydın",
        "poem": "\n\nDÜŞ KURUP\n\nDüş kurup da bu akşam,\nUzaklara gideceğim.\nHerkesiyle mutlu,\nHerkesiyle umutlu\nŞöyle bir ülke düşleyeceğim.\n\nOlmayacak aç olan,\nYada açıkta kalan.\nOlmayacak mutsuz,\nYada umutsuz olan.\n\nOlmayacak bi çare\nHerkes herkese çare\n\nKim bilir? \nBelli mi olur? \nBelki de\nKim bilir, belki de \n\nDüş kura kura her akşam\nBir gün gerçekleştireceğim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Kurdum",
        "poet": "Muallim Ayhan Bingöl",
        "poem": "\n\nBir düş kurdum düş\nKalmadı aç açık\nSadece duaya\nKaldı el avuç açık\n...........\n\nSavaşı şöyle dursun\nÇatılmadı kaş\nAkmadı gözden yaş\nHerkes sarmaş dolaş\n....\n\nyüreğim çocuk kitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Kurusu",
        "poet": "Akın Dursun",
        "poem": "\n\nyaşamaya fırsat bulamadı\ndüş kurmaktan…\ndüş-mekten… \ndüş-ünceden…\nonca düş-ler birikmişken kapısında \npenceresini bile açamadı hayata\n\nşimdi düşleriyle birlikte,\nyeni bir düşüncenin başlangıcında. \n\n25.02.2006 \\ 23:48 Burdur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Kurusu",
        "poet": "Ali Ender Cemgil",
        "poem": "\n\nKuru bir düş \nUykusunda görür ölüsünü\nKarınca zamanı \nTüm buğdaylar kabuğuna gizlenir\nÇatlayan toprağa vurur \nKırılan yüzünün can parçaları\nSızar damarlarından içeri\nSinsi, keskin dumanın gri teni\nDelirmenin senfonisini çalıyor\nTüm ağustos böcekleri\nKızıl bir gök iniyor \nSarmaşıklar arasından\n\nKuru bir düş,\nDüş,\nYakamda. \nİliştiğin yerden.\n\n\t\t\t\t\t\t22 Ocak 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Mısraları I",
        "poet": "Barış Akgün",
        "poem": "\n\nSana düş şarkıları yazdım\nGözlerim kapalı sayıklarken\nSana düş gülleri aldım\nRüyamda koşarak getirdiğim\nDudaklarında kaybolan mısralar yazdım\nHer yaşamak bir sevince mahsustu hani\nAcılar aldım rüyamda kendime\nSana düş şarkıları\nKocaman umutların yanında küçücük acılar aldım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş-müşüm..",
        "poet": "Kenan Dönmez",
        "poem": "\n\nDüşmüşüm, sonsuz bir boşluğun içine,\nDüş-müşüm, herkesin beni görmek istediği,\nDüşmüşüm, her kalkmaya çalıştığında yeniden,\nDüş-müşüm, sevenlere sevgiliyi getiren.\n\nDüşmüşüm, yanımda sen yoksun,\nDüş-müşüm, sevgiden merhametten yoksun,\nDüşmüşüm, unutulmuş kalmışım olduğum yerde,\nDüş-müşüm, çare olamam çare aranan yerde.\n\nDüşmüşüm, ıslak bastığım zemin,\nDüş-müşüm,gördüler beni demin,\nDüşmüşüm,geçmişinde kalan insanların,\nDüşmüşüm,görüldüğünde baştacı her demin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Müdür Hayal Mıdır Bilmedim",
        "poet": "Celal Güzelses",
        "poem": "\n\nDüş müdür hayal mıdır bilmedim (yar yar) \nGözüm yaşı akıp gitti silmedim amman (gülüm aman) \n\nBen vaadliyim ben de sensiz gülmedim (yar yar) \nİster dünyam felek felek bahçe bağ olsa\nİster dünyam felek ey bahçe ile bağ olsa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Müdür Söyle",
        "poet": "Şevki Kayaturan",
        "poem": "\n\nDÜŞ MÜDÜR SÖYLE \n\nŞu gönül köşkümün nazlı ceylanı\nGördüğüm hayal mi düş müdür söyle\nEline dokunsam titrer her yanı\nGördüğüm hayal mi düş müdür söyle.\n\nKalbim farklı çarpar sesin duyanda\nDilim lala döner gördüğüm anda\nYaratana halim elbet ayanda\nGördüğüm hayal mi düş müdür söyle.\n\nNe geldiyse senden geldi başıma\nSevinçten ağlarım bakma yaşıma\nSen soframa sevgi oldun aşıma\nGördüğüm hayal mi düş müdür söyle.\n\nArada yolculuk görünür yine\nÖzleminden neler çeker bu sine\nKorkuyorum dizlerime felç ine\nGördüğüm hayal mi düş müdür söyle.\n\nKayaturan sevgi döker eleğim \nElbet kabul eder rabbim dileğim \nHayalimden gitmez yüzün meleğim\nGördüğüm hayal mi düş müdür söyle.\n\n23.01.2014 Saat: 21.47\nŞevki KAYATURAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş/manım İstanbul",
        "poet": "Celâlettin Çevik",
        "poem": "\n\nZaman Erguvan, Lale, Gül, Sümbüldü\nGüneş sevgi, yağmur umuttu\nSaçının akı güven, gözünün ışığı mutluluktu\nYarimin düşüne girdin İstanbul\nBeni yalnızlık yokuşuna ittin İstanbul\n\nDenizine taş atan, kıyısında çay içen\nEfkârlanıp ağlayan, sevinip türkü söyleyen \nSelvi boylun, kalem kaşlın yok muydu\nYarimin düşüne girdin İstanbul\nBeni yalnızlık yokuşuna ittin İstanbul\n\nSarıyerden, Samatyadan, Beykozdan, Beyoğlundan,\nSeslensen akardı insan Kadıköyden, Haydarpaşadan\nÜç-beş safını dolduramadın Eyüp Sultan’nın \nYarimin düşüne girdin İstanbul\nBeni yalnızlık yokuşuna ittin İstanbul\n\nHangi pınardan aldırdın suyunu\nHangi toprakta yetiştirdin Ortaköy’ün çayını\nBaldan da mı tatlı şekeri\nYarimin düşüne girdin İstanbul\nBeni yalnızlık yokuşuna ittin İstanbul\n\nTaş üstüne taş koymuşlar saray olmuş adı\nDolmabahçe, Çırağan, Topkapı\nHani çocuk sesleri, aynasında saç tarayan güzelleri\nYarimin düşüne girdin İstanbul\nBeni yalnızlık yokuşuna ittin İstanbul\n\nUmurumda mı taşın toprağın altınmış\nMutluluğu parayla kim satın almış\nDenizinden balık, göğünden kuşlar kaçmış\nYarimin düşüne girdin İstanbul\nBeni yalnızlık yokuşuna ittin İstanbul\n\nGeceleri adamdan devler köşe başı bekler\nViranelerinde öksüz çocuklar merhamet ister\nBoyalarla süsleyince kötüler meleğe benzer\nYarimin düşüne girdin İstanbul\nBeni yalnızlık yokuşuna ittin İstanbul \n\nSandım ki bunca yıl sevdim sevildim\nSırtımı dayadığımı koca bir dağ bildim\nSeni güzel sanırdım gönül çalanmışsın meğer\nYarimin düşüne girdin İstanbul\nBeni yalnızlık yokuşuna ittin İstanbul \n\nSeni düşündüm de uykularımı kaçırdım\nGelmiş geçmiş bunca insana şaşırdım\nSultana taht, sevgiliye vuslat olmaz sende\nYarimin düşüne girdin İstanbul\nBeni yalnızlık yokuşuna ittin İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş müydün?",
        "poet": "Avni Temiz",
        "poem": "\n\nBir anda dünyamdan çıkıp gitmiştin,\nBilmem ki gönlümde göçmen kuş muydun? \nKalbime kurşunlar sıkıp gitmiştin,\nGerçek miydin, hayal miydin, düş müydün? \n\nSenle sensizliği ayıklıyordum,\nHer zaman bir isim sayıklıyordum,\nBüyülenmiş gibi uyukluyordum,\nGerçek miydin, hayal miydin, düş müydün? \n\nGözlerimde gözlerinin karası,\nİyleşir mi yüreğimin yarası? \nÖğlen ile ikindinin arası,\nGerçek miydin, hayal miydin, düş müydün? \n\nHasrettim sesine duyamıyordum,\nGünler yıl gibiydi sayamı yordum,\nResmini yırtmaya kıyamıyordum,\nGerçek miydin, hayal miydin, düş müydün? \n\n06.10.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Okyanusu",
        "poet": "Aydın Gürz",
        "poem": "\n\niçimde geç kalınmış yolculukların buğusu\nvuslata hasret saatlerde\nyüreğimdeki ateşi söndüremez su…\nsıfırın altında düş okyanusu\n... ateşi alevlendirdi doğrusu\n\n... yüreğimin efendisi\nyediveren gül olur kendisi\nyalnızlığımın kahramanı\nölesiye çıldırmış mecnun birisi\nakıl ziyanda onunla kalmış\nhaberi yok dünyamın bilgesi\n\nbir de köşeden baktım…katrandı\n...yürek değil beden usandı\nyüz derecinin üstünde su\ngökyüzünde güneş uyandı\numutlar yalnızlığı yağdırmış\nbaşım iki avuç içinde dize dayandı\n\nbelki bir düş belki ayandı\n...yedi sene bu yürek nasıl dayandı\nel değmeden tuz bastım yaralarıma\nandıkça adını her an kanadı ha…kanadı\ngün doğmaz sokaklarda sensiz, sessiz\nsevda! ! ! ... diye inleyen\nkaç garip yeni güne uyandı\n\nateşi söndürdü su\ngerçeği bu hem de doğrusu\nne dumanı kaldı ne de buğusu\nsenin gelmen hayal biliyorum\nbelki de…ihtimalin\nsıfırın altında düş okyanusu\n…içimde düş okyanusu hele bir düşün okyanusu…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ol bana",
        "poet": "Mustafa İdrisoğlu",
        "poem": "\n\nGerçeklerimden düş,\"DÜŞ\" ol bana.\nYoruldum artık sözler kalabalığından. \nDinlenmek istiyorum bir şiirin gölgesinde...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Olarak Kalacaksın",
        "poet": "İbrahim İnan",
        "poem": "\n\nSeni düşünmeninde bir anlamı yok bu saat'te,\nnasılsa hep bir düş olarak kalacaksın içimde...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Oldum",
        "poet": "Sıdkı Baba",
        "poem": "\n\nÇatılmadan yerin göğün binası \nMuallakta iki nur'a düş oldum \nBirisi Muhammed, birisi Ali \nLahmike lahmi de bire düş oldum.\n\nEzdi aşkın şerbetini hoş etti \nBirisi doldurdu biri nuş etti \nİkisi bir derya olup cüş etti\nLa'l ü mercan inci dür'e düş oldum.\n\nO derya yüzünde gezdim bir zaman \nYoruldu kanadım dedim el'aman\nErişti car'ıma bir ulu sultan\nŞehinşah bakışlı ere düş oldum.\n\nAçtı nikabını ol ulu sultan \nYüzünde yeşil ben göründü nişan \nKaf ü nun suresin ol(udum o an\nArş kürs binasında yare düş oldum.\n\nBen Ademden evvel çok geldim gittim\nYağmur olup yağ'dım ot olup bittim \nBülbül olup firdevs bağında öttüm\nBir zaman gül için har'a düş oldum.\n\nAdem ile balçık olup ezildim\nBir noktada dört hurufa yazıldım \nAdeme calı olup Şit'e süzüldüm \nMuhabbet şehrinde kara düş oldum.\n\nMecnun olup Leyla için dolandım\nBuldum mahbubumu inanıp kandım \nGılmanlar elinden hulle donandım \nDostun visalinde nar'a düş oldum.\n\nOn dört yıl dolandım Pervanelikte\nSIDKÎ ismim buldum divanelikte\nSundular aşk meyin mestanelikte\nKırkların ceminde dar'a düş oldum.\n\nSIDKI'yam çok şükür didara erdim\nAşkın pazarında hak yola girdim \nGerçek ariflere çok meta verdim \nŞimdi Hacıbektaş Pire düş oldum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Oldum",
        "poet": "Zeki Kayahan Coşkun",
        "poem": "\n\nBir ben yalnızım sağa sola dönüşlerin adının\ndans olduğu bu şenlikte.\nMüzik kulağımı tırmalıyor, \nIşık çok az, \nKadeh yere düştü kırıldı şimdi.\nÖzlüyorum desem ne değişir? \nDans, müzik, ışık\nHiç...Hiç biri\nOlsun\nÖzlüyorum, \nBaşım dönüyor, \nBiraz da üşüdüm.\nBen, ben senden sonra\nDüş oldum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş olmak",
        "poet": "Umut Bektaş",
        "poem": "\n\nbazen boşver dünyayı,insanları...\ntut kolundan o nu \nhadi keşfe dalın evreni diyor ruhum \nsonra bedenim \nhopp bi dakika kiminle bu yolculuk diyor \nöylece kalakalıyor zaman \ntamda düşünüldüğü anda...\ndüş oluyorsun...\ndüş-üyorsun düşlerimden...\n\n\"u.b\"\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Olsaydı",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nNeler vermezdim bilsen, yıllar geri gelseydi,\nArayıp da şu gönlüm, tekrar seni bulsaydı.\nUyansaydım uykudan, sabah kan ter içinde,\nKeşke seni yitirmem, kötü bir düş olsaydı.\n\n18 Aralık 1990 – Salı / Bilecik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş önüme",
        "poet": "Remzi Çakmak",
        "poem": "\n\nDüş önüme gidelim\nYosun derelerinden geçelim\n\nGün doğacak \nKanat sesleri yayılacak göklere\nSereserpe Kuştüyü rahatlığıyla \nUzunca bir düş görürüz\nElin elimde \nÖylece bakarken gökyüzüne\n\nSoyunuk bir bakire endamıyla \nGöle vuralım bedenimizi\nÇırpınışlarımız bir ayin sarhoşluğu\nyaysın hayata\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Olsa Gerek! ...",
        "poet": "Gülsen Yüksel",
        "poem": "\n\nsen bakışlarımda, sen avuçlarımda kumsal boyunca\nyüreğimde sen, yine sen varsın bu ılık yaz akşamında.\n\ngölgem gecenin karanlığına ağır ağır karışmakta\nseni çiziyorum yine sulara\nsen ki kayboluyorsun, her savrulan dalgada.\n\nsil baştan, sil baştan\nsaçlarını çiziyorum, gözlerini çiziyorum\ndudaklarını çiziyorum, ellerini çiziyorum.\n\ngözlerini görür, ellerini tutar gibi oluyorum\ndokunuyorum, dokunuyorum dudaklarına\ndudaklarını öper gibi oluyorum.\n\nkorkuyorum, korkuyorum\nkaybolmandan korkuyorum.\n\nkaybolmandan her korkuşumda\nbir dalga, bir dalga daha\nyine kayboluyorsun, yine kayboluyorsun\nsavrulan dalgalarla.\n\nderken...\nbir gölde düşüyor yanı başıma\ndalgalar savurmuş olmalı seni kumsala\nayakların çıplak tatlı bir gülümseyiş dudaklarında\nkenetliyorsun avuçlarımı avuçlarında\nağır ağır yürüyoruz kumsal boyunca.\n\nay ışığı öpüyor suları kızıl rengi dudaklarıyla\n...ve sıcak\n...ve ıslak dudakların geziniyor\nsaçlarımda, yanaklarımda.\n\nansızın, sıyrılıveriyor ellerin ellerimden\nkayboluyorsun hoşcakal bile demeden.\n\nsularda arıyorum seni, kumsal boyu izlerini\nne ellerin, ne ayak izlerin.\n\ndalgalar hırçın bu yerde, geceden olsa gerek.\nyüreğim küskün bir şeylere, sensizlikten olsa gerek.\n\ngece lacivert, deniz lacivert\nsen dönmedin, dönemezsin bana\nbütün bunlar düş olsa gerek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Perisi - 003 -",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nDüş  Perisi - 003 -\n\nBiliyormusun...\nDüş Perisi...\n\nSensizlik mi beni....\nBöylesine parçalara bölen...\nYureğimi lime lime eden.. \nYoksa seni bulup da sendenken....\nSenden olamamak mi..\nSenden ayrı kalmakmı.. \nBeni binlerce bene bolen....\nÇok şey var....\n\nAnlıyormusun beni...\nDüş  Perisi.\n\nMersin-21.07.1979-Bilal Genis\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Perisi -01-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nDüş Perisi-01-\n\nBiliyormusun...\nDüş Perisi....\nBeklemediğim bir anda....\nBeklemediğim bir zamanda...\nBeklemediğim bir mekanda...\nAniden çıktın karşıma...\nYüreğime taht kurdun...\nHoş geldin...\nDüş Perisi...\n\nMersin -05.07.1977-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Perisi -03-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nDüş Perisi -03-\n\nBiliyormusun...\nDüş Perisi...\nDün..\nSeni bekledim..\n...........................\n................................\nÇok güzelsin..\n..................................\n\nAnlıyormusun beni....\nSeviyorum seni...\nDüş Perisi..\n\nMersin 06.07.1977-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Perisi -02-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nDüş Perisi -02-\n\nBiliyormusun...\nDüş Perisi...\nDün..\nYağmur yağıyordu..\n...........................\n................................\nÇok güzelsin..\n..................................\n\nAnlıyormusun beni....\nSeviyorum seni...\nDüş Perisi..\n\nMersin 06.07.1977-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Perisi -05-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nDüş Perisi -05-\n\nBiliyormusun...\nDüş Perisi...\n...........................\n................................\n...........................\nSeveceksen sev...\nGeleceksen gel..\nAnlıyormusun beni....\nSeviyorum seni...\nDüş Perisi..\n\nMersin 06.07.1977-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Perisi -06-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nDüş Perisi -06-\n\nBiliyormusun...\nDüş Perisi...\nDün gece...\nHiç yatmadım...\nSana şiirler yazdım...\nOturdum okudum...\nVe ağladım\nSana resimler çizdim..\nGeçtim karşına...\nSana baktım...\nDayanamadım...\nSen sandım...\nDudaklarından öptüm..\nDudakların çok güzeldi...\nAma tadı başkaydı.\nYağlı boyaydı..\nAnlıyormusun beni..\nSeviyorum seni...\nDüş perisi....\n\nMersin 06.07.1977-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Perisi -07-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nDüş Perisi -07-\n\nBiliyormusun...\nDüş Perisi...\nŞu anda sen bendesin...\nYüreğimde misafirsin...\nSen yüreğimide dinlen biraz..\nSakın dışarı çıkma...\nDışarda yağmur kar fırtına...\nNe ararsan var...\nKıyamet kopuyor sanki....\nAnlıyormusun beni....\nSeviyorum seni...\nDüş Perisi..\n\nMersin 07.07.1977-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Perisi -08-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nDüş Perisi -08-\n\nBiliyormusun...\nDüş Perisi...\nGökyüzündeki bulutlarda..\nZümrüt yeşili ormanlarda...\nDağlardan akan derelerde..\nHep sen varsın.. \nSeveceksen sev...\nGeleceksen gel..\nAnlıyormusun beni....\nSeviyorum seni...\nDüş Perisi..\n\nMersin 08.07.1977-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Perisi -08-Turkish",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nDüş Perisi -08-Turkish\n\nBiliyormusun...\nDüş Perisi...\nGökyüzündeki bulutlarda..\nZümrüt yeşili ormanlarda...\nDağlardan akan derelerde..\nHep sen varsın.. \nSeveceksen sev...\nGeleceksen gel..\nAnlıyormusun beni....\nSeviyorum seni...\nDüş Perisi..\n\nMersin 08.07.1977-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Perisi -09-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nDüş Perisi -09-\n\nBiliyormusun...\nDüş Perisi...\nDışarda kar var...\nAma yüreğimde kor alev.....\nUçurumlardayım şimdi...\nAnlıyormusun beni....\nSeviyorum seni...\nSeveceksen sev..\nGeleceksen gel..\nDüş Perisi..\n\nMersin 09.07.1977-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Perisi -04-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nDüş Perisi -04-\n\nBiliyormusun...\nDüş Perisi...\nDün..\nRüyama girdin..\n...........................\n................................\n...........................\n..................................\nSeveceksen sev...\nGeleceksen gel..\nAnlıyormusun beni....\nSeviyorum seni...\nDüş Perisi..\n\nMersin 06.07.1977-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Perisi -10-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nDüş Perisi -10-\n\nBiliyormusun...\nDüş Perisi...\nYüreğimi açtım...\nŞimdi tam zamanı...\nHaydi dışarda durma....\nGir içeri..\nHala anlamadın mı...\nDeliler gibi...\nÖlesiye...\nSeviyorum seni....\nSeveceksen sev..\nGeleceksen gel..\nDüş Perisi..\n\nMersin 10.07.1977-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Perisi -11-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nDüş Perisi -11-\n\nBiliyormusun...\nDüş Perisi...\nŞafakta doğan güneş' te...\nGece doğan ay'da..\nGökte parlayan yıldız'da..\nHep sen varsın...\nSeveceksen sev..\nGeleceksen gel..\nDüş Perisi..\n\nMersin 11.07.1977-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Perisi -11-Turkish",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nDüş Perisi -11-Turkish\n\nBiliyormusun...\nDüş Perisi...\nŞafakta doğan güneş' te...\nGece doğan ay'da..\nGökte parlayan yıldız'da..\nHep sen varsın...\nSeveceksen sev..\nGeleceksen gel..\nDüş Perisi..\n\nMersin 11.07.1977-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Perisi -12-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nDüş Perisi -12-\n\nBiliyormusun...\nDüş Perisi...\nDenizlerde sen..\nDalgalarda sen..\nYakamozlarda sen..\nVarsın...\nSeveceksen sev..\nGeleceksen gel..\nDüş Perisi..\n\nMersin 12.07.1977-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Perisi -12-Turkish",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nDüş Perisi -12-Turkish\n\nBiliyormusun...\nDüş Perisi...\nDenizlerde sen..\nDalgalarda sen..\nYakamozlarda sen..\nVarsın...\nSeveceksen sev..\nGeleceksen gel..\nDüş Perisi..\n\nMersin 12.07.1977-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Perisi -13-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nDüş Perisi -13-\n\nBiliyormusun...\nDüş Perisi...\nYüreğimde sen..\nBedenimde sen..\nGözlerimde sen...\nVarsın.....\nSeveceksen sev..\nGeleceksen gel..\nDüş Perisi..\n\nMersin- 13.07.1977-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Perisi -14-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nDüş Perisi -14-\n\nBiliyormusun...\nDüş Perisi...\nYüreğimden kan...\nBedenimden can..\nGözlerimden uyku..\nAkıyor......\nSeveceksen sev..\nGeleceksen gel..\nDüş Perisi..\n\nMersin -14.07.1977-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Perisi-15",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nDüş Perisi-15- \n\nBiliyormusun..\nDüş Perisi..\nBiliyordum...\nBir gün gidecektin..\nBeklemediğim...\nBir anda..\nBana veda edecektin...\nBen ise sadece...\nBakacağım  arkandan...\nBoşalacak  yaşlar gözlerimden ...\nBaşka bir şey gelmez elimden..\nBir gün aniden çıkıp gelişini...\nBana dönüşünü bekleyeceğim..\nBen hala bıraktığın gibiyim...\nBardağına çay koydum.. \nBir dilim peynir..\nBir dilim ekmek..\nSeni bekliyoruz..\nDüş Perisi....\n\nMersin - 05.07.1977-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Perisi -14-Turkish",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nDüş Perisi -14-Turkish\n\nBiliyormusun...\nDüş Perisi...\nYüreğimden kan...\nBedenimden can..\nGözlerimden uyku..\nAkıyor......\nSeveceksen sev..\nGeleceksen gel..\nDüş Perisi..\n\nMersin -14.07.1977-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Perisi -18-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nDüş Perisi -18- \n\nBiliyormusun...\nDüş Perisi.....\nÖylesine sıcak...\nÖylesine iyisin ki....\nÖylesine güzelsin ki.\nBir anda kapıldım rüzgarına...\nBir anda aşık oldum sana...\nNe olacak şimdi....\nSöylermisin bana..\nDüş Perisi...\n\nMersin 03.07.1977 - Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Perisi -17",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nDüş Perisi -17\n\nBiliyormusun...\nDüş Perisi....\nSeni düşlerimde görsem....\nİnanmazdım...\nAma gerçeksin...\nHer an aklımdasın...\nGündüzleri hayalimde..\nGeceleri rüyamdasın....\nAnlıyormusun beni...\nDüş Perisi...\n\nMersin-04-071977-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Perisi-19-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nDüş Perisi-19-\n\nBiliyordum...\nGidişin bir kaçıştı...\nGideceğin yere beni de götürdün....\nAma yüreğinden çıkarıp fırlattın...\nGeçmişe sünger çekip...\nBeni gittiğin yerde bıraktın...\nNeden bebeğim...\nNeden çiçeğim.. \nNeden bir tanem...\nDüş Perim....\n\nMersin - 01.07.1977-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Perisi -20-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nDüş Perisi -20- \n\nBiliyormusun...\nDüş perisi..\nKız ben seni...\nSevdim deli...\nGece gündüz şiir yazmamın...\nBudur sebebi...\nYüreğime taht kurdun..\nUnutamıyorum seni..\nAnlıyormusun beni..\nDüş perisi...\n\nMersin 02.07.1977-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Perisi",
        "poet": "Latif Memiş",
        "poem": "\n\nTerk edişlerle başladı şehrin kurşungeçirmez öyküleri\nSıradanlaşmış karanlığın buluştuğu ruhlarda\nTanelerce dökülen uçurumlar akıyordu\nSusmuş her kalabalığın inatla yürüdüğü\nBeyinlerimize asılı kalmış birçok yaşamlarımız\nYaşama asılmış karmaşık adımlarımız\nAdımlarımızda yürüyense insansı masallar\nVe sen düş perisi NEOLATİA\nRuh ateş, kan ışık, dönüştükçe birbirine dönüyor\nBüyüyor izlerin hiçliği anlaşılmazlara rağmen\nBuğulanıyor metafizik metanetle\nYaşamlarımıza hükmettikçe korkularımız sürgün\nSensizliğe kurşunlar, kadehleniyor düş perisi\nEllerlinden yakalayabildiğimce dokunuyor\nTeninden süzülürken değerleniyorum\nDüş perisine şarkılar adıyorum\n\nTutkular nereden başlar yaşlanmaya\nNe zaman avuçlayabilsem sevgimi \nÖzgürlüğüm bedel ödüyor\nDüş perisi gülümsüyor\nReveransı adımlarımın seninle anımsıyor geçmişi\nGölgen ürktükçe grisinden bulutun\nBulutlanan sen olur yağarsın\nYağdıkça yeşillenir gözlerin\nSerinlenir düşlerin düş perisi\nBakışlarına perdelenmiş sağanak\nGizemin derinlere mavilenmiş\nFırtınana dek düş perisi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Perisi",
        "poet": "Kenan Mim Eryiğit",
        "poem": "\n\nDüş perisi düş perisi\nBir dargın bir barışık\nNe ilerisi ne gerisi\nTuhaf şey ne karışık \n\nGünler umutsuz-umutlu\nGeçti gitti birden eyvah\nNerde benim sonu mutlu \nBiten sinemalarım ah..\n\nTanıdım seni bahtiyarım\nSevgi emekle büyürmüş\nYarım kaldı her şey yarım\nHayal sanki her şey düş\n\nGözlerinde hiç çıkmadan..\nSonsuz ufuklara dalayım\nYüreğinde hiç bıkmadan\nDurdurup zamanı kalayım\n\nDüş perisi düş perisi\nYok mudur ufukta ışık? \nYanacağını bilse derisi\nO pervane muma aşık..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş perisi",
        "poet": "Tansul Baykal",
        "poem": "\n\nIşıkları kapatıp\nGecenin,mavi karasına bulaşmak,\nAy ışığının hüznüyle,\nmasumca,uykuya dalmak\nBir pencere…umuda açılan\nKısacık anlarda mutluluğu yakalamak \nGelir bulur seni en derin uykularda\nBir masal perisi haleler içinde\nYolculuk düşlere\nSen bebek sen, \nsabaha kadar hep sen ol düşlerde\nHep sen masal perisi \nhep sen ol gecemde.\n\nKaf dağına yolculuk var\nGerçek ötesi  yerlerden,\ndüşlere..\nYıldızlar uzanıp alabilecek kadar yakın\nBir yıldız kaydırıp dilek tutmak\nİlk dileğim sen bebek\nGül pembesi düşlerim şimdi\nTıpkı gülümsemen gibi\nSen bebek sen, \nhep sen ol düşlerim de\nHer gece gir uykularıma\nbekle beni..pembe düşlerde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Renkleri",
        "poet": "I Can",
        "poem": "\n\nDüş Renkleri\n\nDüş renklerindeydim yine\nkumsalla öpüştüğün\nsıcak sımsıcak bir kahve\nve biraz sütlüye bakan bir kahve\nbiraz ilerin\nbulutla karışık kahve\nbiraz daha ilerin\ngrisimsi mavi ve yeşil\nsonra engin bir turkuaz\nsonsuzluğun lacivert mavi \nve\ngökkubbeden gelen armağandın\nhasret denizinde kucaklaştık \ndüş renklerinle\nbayramdın...\nbeyaz ve bembeyazdın.... \n\nI Can\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-----Düş Rengi",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\n\t\tDÜŞ   RENGİ\n\n\tDüş rengine boyuyorum her şeyi\n\tve\n\tgözlerimden süzülüyor\n\tbir çift düş\n\n\tgecelerde soyunuyor\n\tözlenen gizlenen süslenen\n\tne varsa\n\n\truhum uçuyor\n\thüznün deli poyrazlarıyla\n\tpupa yelken yüreğim\n\tkirpiklerimin usul dalgalarıyla\n\n\tsöyleyemediğim ezgilerin\n\tkucağında sevdiğim\n\tdüş renginde\n\n\tsuskunum\n\tvurgunum bitimsiz\n\tbitter tadında\n\tbulutlar\n\n\töylesine dilimin ucunda\n\tçiğniyorum sözcük sözcük\n\tadını unuttuğum bir şiiri\n\n\tgökyüzünde bir başıma\n\tgörüyorum\n\tkimsenin görmediği yüzleri\n\n\tyalansızım sonsuz kere sonsuz\n\thilesiz duru saydam\n\tdüş renginde\n\n\tinanmayan çarpılır\n\tşeytanın karesiyle\n\n\to bir çift düş\n\ttatlı ninnilerle kucağımda\n\n\tdurmaksızın boyuyorum\n\tgörüyor musunuz \n\n\tdüş rengini\n\tışıltılarıyla gözlerimde\n\n\tNilgün  ACAR\n01.\t10. 2009\nALANYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Peşime gel gönül",
        "poet": "Yuksel Akcum",
        "poem": "\n\nDüş peşime gel gönül\n\nDüş peşime gel hey gönül\nDüşte gel ne haller var \nHanemde\nBulgur gibi kaynı yan\nFokur, fokur cadı kazanı\nDün ya hali \nAhım vahım diyemem\nYüzüm gülüyor olmuyor\nYüzüm ağlıyor olmuyor\nDüş peşime gel gönül\nBöyle olmuyor\n11.03.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Sandığı",
        "poet": "Mehmet Özcan Yasdıbaş",
        "poem": "\n\nher sabah bir düş saklarım \ngecesinde tüm iyi niyetlerim \niçinde tek sen varsın bilir misin?\nve uykulu hallerim seninle başlar\nyeniden hiç de üşenmeden \nher sabah bir düş daha saklarım \n\n\"masmavi gözlerinle geldiğin her düşüm \nsaklanmalı sonsuza dek ey cennet gülüşlüm\"\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Rüzgarı",
        "poet": "Rıza Yıldız",
        "poem": "\n\nDÜŞ RÜZGÂRI\n\nSen olmayınca \nBen düş adamı oldum\nYolculuklarım var sana\nGece gündüz\nHangi renkte olduğun\nVeya hangi rüzgâra kapıldığın\nSenin sorunun olsun\nBenim sorunum kalmadı düşlerimden gayrı\nBitirip tüketemediğim\n\nYine senle düşlüyüm bu akşam\nHüzünle sevgi arasında gidip gelen\nSenin dört mevsim değişkenliğinden kalma miras\nYazda yaz değildin, Kışta kış\nHer mevsim\nHer gün dört mevsim\nSevinç ve acısı bana kaldı\nSevinç, varlığındı\nAcı, bıraktığın\nVe bana kalan yorgunluklarım\nBir de kendi içimde çırpınan yalnızlığım\nBana ne? Diyemedim, senin ne olduğuna\n Bana ne oldu? Bir sorsan\nVe bilsen düşlerimdeki çöküşü\nDuyulur çığlıkları\nEşsiz bir martı yuvasında\nBeklenilecek bir şey kalmadı\nArtık gün batıyor\n\n                 20.11.2013-Karacasu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Sanma Sakın",
        "poet": "Hayrettin Tarhan",
        "poem": "\n\nAklına gelirde bir gün ararsan \nKaranfillere sor çekinme sakın\nSönmüşse yıldızlar karanlıktaysan\nHasrettir işte bu düş sanma sakın\n\nSızlarsa yüreğin ağlarsa kalbin\nYaş dolarsa eğer güzel gözlerin\nBitmişse umudun yoksa hayalin\nHasrettir işte bu düş sanma sakın\n\nHer şey bitti derken görürsen beni\nNasıl bekliyor bak ellerim seni\nDuyarsan son defa aşkın sesini\nGerçek işte bunlar düş sanma sakın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Sandığım...",
        "poet": "Ebru Ertaş",
        "poem": "\n\n“Düş sandığım sen\nGerçekmişsin meğer”\n\nŞimdi bir düş sandığımın başında \nGerçekleşecek düşleri bekliyorum…\n\nUzaklarda bir hayalde\nSeni ve aşkı hep görüyorum…\n\nYüzünü çiziyorum \nHayalini bir tabloda renklendiriyorum\nAydınlanıyor karanlık gecem\nAydınlanıyor ruhum\n\nGülümsemelerim çoğalıyor\nGözbebeklerimde bir mutluluk beliriyor\nYüreğimse her adımda \nAşkı büyütüyor\n\nBütün düşlerimi serdim yoluna \nBütün renkleri topladım\nSeni her düşümde\nAşka boyadım\n\nSeninle her sabah her gün\nAşk kokulu\nBeyaz bir kuğu gibi ömrümüz\nVe AŞK kelebekler gibi\nDüş sandığımız bir gerçek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş, Sadece Bir Düş!",
        "poet": "Yılmaz Türkyılmaz",
        "poem": "\n\nBir düş ki; \nGözleri aşka gülen! \nCanı cananda,\nCananı yürekte bilen.\nAşk ile seven, \nTutkuyla sevilen.\nSevdikçe yücelen bir düş… \n\nGözleri okyanus kıyısı,\nSaçları başak sarısı,\nYanakları gül kurusu,\nÖylesine bir düş işte, \nÖylesine bir düş…\n\nDüş dedim sana,\nİçten bir gülüş dedim,\nBir de onurlu bir duruş! \nHep aynı duyumsayışlarımız,\nYüreklerimizden tutuşlarımız.\nAynı nefesi tutuyoruz seninle göğüs kafeslerimizin tam orta yerinde.\nÇünkü sen günümde,\nSen ömrümde,\nSen duygu fırtınalarımın merkezindesin.\nSana gelince; \nNe tutunabiliyorsun bana, \nNe de dokunabiliyorsun! \nDedim ya\nBir düşsün,\nSadece bir düş ! \n\n                             06.03.2010 / ANTALYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Sayfaları",
        "poet": "Ayşenur Yılmaz",
        "poem": "\n\nGörsel şafakların aydınlığı yansır\nDüşsel karanlıklarımda\nBir yağmur damlası camımda\nYıldırım yıldırım parçalanır\nYüreğim yıldırım yıldırım parçalanır,\nBenliğimde sancılarımın izdüşümü\nÇakmak çakmak gri bulutlarda şimşeklenen\nElektrik mavisi çarpanlarına ayrılır\nBenim sana özlemimden,\nDöker güneş pençe pençe\nSahra yangınlarında kızaran yapraklarını\nEflâtun, turuncu ebrusunda gurubun,\nKapatınca kirpiklerini\nAkşamın siyah gözleri\nSalkım salkım geceden\nKoparalım seninle gel\nBir dilim ay parçası, bir tutam yıldız\nYakamoz toplayalım sulardan\nYosunlara sarılmış.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Savaşları 4",
        "poet": "Hüseyin İlhan",
        "poem": "\n\nDüş Savaşları 2\n\nDüşümde bir doğa macerası\nÇöl büyür, su azalır\nDağbaşlarını akşam vakti yalnızlık alır\nBaykuşların gözleri büyür\nSırtlanlar aç kalır\n\nDüşümde karayel, lodos, kıvılcım\nOrmanlar alev alev\nYabani atlar sürüsü\nUçuruma yol alır\n\nDüşümde batan gemiler gayzerler korsanlar\nHırçın dalgalar ve robinson\nDüşümde bir kuş tüyü\nAyna kırılır\n\nDüşümde bir değirmen taşı\nYarım kalmış şiir, taşa yazılmış yazı. \nTenha, uzak, ücra\nDüşüm bir çoban çantası\n\nDüşümde insansız kasabalar, kara bulutlar\nElinde kazması ferhat ve dağı\nDüşümde bir doğa macerası\nGözlerinin mercan hatırası\n\nUyandım ki düşümdeki yağmurdan ıslanmışım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş...   (Serbest)",
        "poet": "Atakan Kartaltepe",
        "poem": "\n\nAkşamın rengi vurmuş, \nBir tatlı pembelik... \nYanaklarında! \nDenizin rengi gözlerine sinmiş, \nMavi mi? Lacivert mi? \nBilemedim! \nBu gelen koku... \nDenizden mi senden mi? \nAz iyot... az tuz... az sen! \nElimi uzatıyorum tutmaya, \nTutamıyorum! \nBoşluğu kavrıyor ellerim. \nNe sen sensin, \nNe deniz deniz! \nHepsi benim hayalim...\n\n                17.01.2009/03.20\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Sevdasına Düştüm",
        "poet": "Levent Kayahan",
        "poem": "\n\nPay almazken hiç sevgiden\nDerdimi kendime bölmüştüm\nHiç  hesapta yokken birden\nBir düş sevdasına düştüm\n\nDimdik durdum kaya gibi\nAşk işledim oya gibi\nHayal gibi rüya gibi\nBir düş sevdasına düştüm\n\nBende yaşamaya gelmiştim\nSabır dergahında   piştim\nDumansız yanan ateştim\nBir düş sevdasına  düştüm\n\nGönlümde büyüdü duygular\nİçimi sardı kaygılar\nHaram oldu tüm uykular\nBir düş sevdasına  düştüm\n\nNe sana aşığım diyor\nNe de benden vazgeçiyor\nHayat  vurup ta geçiyor\nBir düş sevdasına düştüm\n\nNe ummuştum  neler buldum\nŞiirler içinde  boğuldum\nMecnundan bin beter oldum\nBir düş sevdasına düştüm\n\nYürek  artık  sefa sürmez\nO yar bu  halimi görmez\nZebaniler  aman vermez\nBir düş sevdasına düştüm\n\nCehennem narına yandım\nArtık  hasretten usandım\nAşk kapımı  çaldı sandım\nBir düş sevdasına düştüm\n\nYıldızlarla  konuşup gülüştüm\nGittim  güneşle  öpüştüm\nBir bülbül misali  ötüştüm\nBir düş sevdasına düştüm\n\nBilmem ki  bu nereye gider\nBelki beni deli eder\nBu aşk kalbimi zedeler\nBir düş sevdasına düştüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş sofram",
        "poet": "Hamdi Van",
        "poem": "\n\nFarkına varmak varken gözlerinin,\nKaybolmak karanlığında.\nBenim olacağını ummak varken; \nKaybetmenin korkusunu yaşıyorum,\nGeceleri düş soframda.\nHamdi Van\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Sığınağım",
        "poet": "Osman Bilaloğlu",
        "poem": "\n\nSen benim İstanbul’ummuşsun\nBir ayağın Beşiktaş, bir ayağın Üsküdar’da\nSen gideli köprülerim yıkıldı,yüreğim param parça\nBir yanım bu yakada,bir yanım o yakada\nGeri gel düş sığınağım\n\nSen gideli martılar uçmaz oldu\nYalnızlık vapurları yanaşır kıyılarıma\nİçinde tek yolcu var o da hayalin\nUzanıp uzanıp düşüyorum ellerinin boşluğuna\nTutuver elimden düş sığınağım\n\nSen gideli hava karamsar, güneş karamsar\nGecenin rengi soluk soluksuzluğumda\nYasaklanmış sanki gülüşümün ahengi\nBir başımayım tek başımayım kalabalığın ortasında\nÇıkıver sol yanımdan düş sığınağım\n\nSen gideli kelimeler eyvah etti kalemimden\nHer gün içtimaya çekerim dağınık sözcükleri\nNe tanım ne tarif sığıyor yokluğunun boşluğuna\nZaman bile taşımıyor sensizlik boşluğunu\nDüşüver beynimden düş sığınağım\n\nİstanbul,29.07.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Sevdası",
        "poet": "Mutlu Gönen",
        "poem": "\n\nDudağında bir ıslık, elinde cigara...\nGözlerin geceydi, karanlığına karıştım.\nBen sadece Attila İlhan gibi sevebilmeyi,\nBirde gülümserken gözlerinden geçebilmeyi düşledim.\n\nEllerime karanlık bulaşmış, gözlerime karanlık.\nŞaşırdım kaldım; her şey gerçekmiş,\nBense bir düş...\n\nBir düş, düş kurabilir mi acep?\nBir şiirin dizelerinde yaşayan biri düş kurabilir mi?\n\nOysa nekadar gerçek gibiyim.\nDudaklarımı ısırsam, kanatırım sanırım.\nPeki bir düş, sevebilir mi acep?\nOysa seni ne kadar çok sevmiştim.\n\nDudağında bir ıslık, elinde cigara.\nBir gece ansızın Orhan Veli'nin kaleminden,\nKaranlığına karıştım.\nBen sadece beni birkez olsun sevmeni, \nBirde gülümserken gözlerinden geçebilmeyi düşledim.\n\nEllerime karanlık bulaşmış, gözlerime karanlık.\nArtık herşeyi biliyorum ben.\nSen bir gerçeksin, bense düş...\nBu yüzden mi ellerimi birkez olsun tutmadın?\nBu yüzden mi gözlerime birkez olsun dokunmadın?\n\nDudağında bir ıslık, elinde cigara.\nBilmeden karanlığına karıştım.\nEllerime karanlık bulaşmış, gözlerime karanlık\nArtık herşeyi biliyorum ben\nSen bir gerçeksin;\nBense sana aşık bir düş..!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Sokağında",
        "poet": "Gül Yazganarıkan",
        "poem": "\n\nYalnız seni getirir düşler,\nDüş sokağında sevişiriz, düş sokağında kaynarız seninle...\nDüş sokağı yanar, yangın yangın...\nDüşlerim sen olur her gece,\nVe ben düşerim...\nBacaklarım götürmez beni geleceğe \nSeninle, \nAyaklarım bilmez yürümek nedir...\nKaybolur gidersin düşlerimden...\nGözlerin düşlerim olur,\nDudaklarında uyur dudaklarım düşlerimde,\nO dudakların, \nAteş toplarından yakıcı sözleriyle\nDağladıkça tenimi\nDüşlerimde düşersin gözümden....\nSen düştükçe ben düşerim...\nVe ben yine düşlerim seni...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Sokağı",
        "poet": "Nuri Gökhan Sonsel",
        "poem": "\n\n- DÜŞ  SOKAĞI- \n\nSen  gidince  uçtu, bende  duygular, \nKalbimin  belli  bir, tahammülü  var.\nSıralanır  anılar, hep  seni  sorar,\nHatıralar  canlanır, düş  sokağında.\n\nKüskünüm  somurtup, gülmeyen  yüze,\nSeslensem  cevap, vermeyen  sese. \nKüskünüm  geceye, sensiz  gündüze, \nGitmedim  bu  gece, düş  sokağından.\n\nKar  yağdı  üstüme, titredi  kemiklerim, \nIslandı  bir  anda, tüm  giydiklerim.\nAlayla  bakarken...sevmediklerim,\nOturdum  bu  gece, düş  sokağında.\n\nİsyanım  dilime, geldi  kaç  kere,\nBu  aşkı  yok  ettik, senle  boş  yere.\nAşkımı  tükettin, sen  bile  bile,\nAğladım  bu  gece,  düş  sokağında.\n\nNe  yapsam  gitmiyor, yorgun  ayaklar,\nSusuyor  sessizce, gülen  dudaklar.\nKarlarla  süslenmiş, gece  sokaklar,\nÇağırıyor  gel...gel  diye, düş  sokağına.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş sokağı",
        "poet": "Erol Genç",
        "poem": "\n\nHayat gelmiş geçiyor işte\nBilmemki gidermi böyle\nKapıldım engin düşlere\nNeler yok deme herşey var düşte\nDüş sokağı burası işte\n\nÖmür geçmez sensiz işte\nOlmadı düşüm yine gerçek\nOlsaydı  oysa tüm düşler gerç\nDüş sokağı burası işte\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Sokağı Sakinlerinden Çıkarken",
        "poet": "Hamza Bağçalı",
        "poem": "\n\nHava,\nSis'e karışmış\nGri kızıl...\n\nVe az yanmış pide kokusu\nBekliyorum ortasında Kırkayak'ın\n\nNedenini bilmediğim titremeler türüyor\nAyaklarımdan yukarı doğru...\n\nDüş sokağı *bekçileri geliyor\nSaat 11:20 sularında...\n\n17Aralık2006\nKırkayak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Sokağı",
        "poet": "Ethem Turan",
        "poem": "\n\nAyağında kırmızı ayakkabılarınla\nKırmızı benekli eteğinle\nYüzündeki o tebessümü takın \nDüşler sokağına gel \n\nSeni bekliyor olacağım milyonların arasında\nUmutları uçurtma yapmışların yanında\nBir kırmızı uçurtmam olacak ufukta\nGel kimsenin bilmediği düşler sokağına gel \n\nDenizin maviliğinde gör asilliği \nDerinliğindeki hüznü yaşa\nSevdaya satılmış onurları seyret \nGel,küsmüşlerin barıştığı düşler sokağına gel \n21/05/2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş'te Gör",
        "poet": "Levent Usluer",
        "poem": "\n\nHer yüzüne güleni\nGerçek dost mu zannettin \nDüş'te gör halini\nBak neleri kaybettin\n\nSakın düşeyim deme\nSıkı sarıl hayata\nEl üstünde tuttuğun\nDüşman kesilir sana\n\nHer sırrını verdiğin\nCandan öte bildiğin \nEkmeğini böldüğün\nDüşman kesilir sana\n\nGöze kirpik olduğun\nPerver olup döndüğün \nGerçek dostum dediğin\nDüşman kesilir sana\n\nEtrafına  dolanlar\nYiyip içip doyanlar\nBaş ucuna çullanır\nDüşman kesilir sana....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Tarlalarına",
        "poet": "Kutsal Çakıroğlu",
        "poem": "\n\nKalemimi dokunduruyorum  boş sayfalara \nYüreğimden dökülen kum tanelerinin\nen hüzünlü aşk mektuplarını yazmak \nher cümlede bendeki seni anlatmak için...\nHadi bir an kapa gözlerini bak \nbir yürek atımı uzaklığındayım... \n\nElimdeki kalan umut parcaları ile... \nGökkuşagındaki renklerle birlikte\ngeçmiş bizli zamanı takas ediyorum\nRenga renk yüreğimle sana gelmek için....\nSenli düşlerime sensizliği düşürürken,\nYüreğimi savuran rüzgârında hasretle\nbeklemelerinde yosun tutu  kalemim.......\n\nBen heybemdeki  umut çiçeklerimizi \nSenınli düş tarlalarına ekiyorum...\nŞimdi  seninle aynı düşde  buluşan \niki düş gezginiyiz diyebilmek için..\n\nSenınle düş tarlalarına.\nYüreğimi dirhem dirhem ektim \nYeşermesi için seni bekliyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş tadında kabusum",
        "poet": "Süheyla Tuğran",
        "poem": "\n\nkendimi dinliyorum \ngözlerim kapalı...\ndüş nağmelerinden\nşarkılar söylüyor bana\nhalk korosu\nninni tadında...\nbirden açılıyor gözlerim\nterlemiş kirpiklerim.\nve gördüklerimi\nanneme anlatıyorum\ndüş tadında kabusmuş...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Tacirleri",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nDüş\nSatıyorum\nGözlerim ıslak\nDüş\nSatıyorum\nEllerim çıplak\nAma sen görmüyorsun\nDüşlerin o kadar gerçek ki\nGözlerimde ki tükenişi ve ellerimdeki\nÇaresizliği\nBir kapris sanıyorsun\nDüş tacirleri vardır\nHani beş kıta yedi iklim dolaşan\nVe gece gündüz yer değiştikçe\nYol aşan\nDüşleri ağlaşan\nDüş tacirleri vardır\nDüşlerle oynaşan\nSeni benden aldılar\nNice kapılar çaldılar\nNe ben iflah olurum\nNede düşlerim\nÇünkü sensizdi\nÖpüşlerim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş T Ü M",
        "poet": "Nuray Açar",
        "poem": "\n\nDüş/tüm \nbu \nkadar-cık\nDüş/ten...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DÜŞ te göreyim",
        "poet": "Yasin Sıraç Erol",
        "poem": "\n\ndemlenir hüsran demlenir ayaz\nbir hasret yağıyor kardan da beyaz\nbirikir dilimde Tanrıya niyaz\nSEN düş istiyorum yollara artık..\n\ndüştü yine deli sevdan akıla\ncan delirdi yine yana yakıla\nayağın değmeden taşa çakıla\nSEN düş istiyorum yollara artık..\n\ntaşımaz olmuş gibi yükü semalar\ntoprak buz keserken gökkubbe ağlar\ngözlerim yollarında dilde dualar\nSEN düş istiyorum yollara artık..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DÜŞ te GÖR",
        "poet": "Mutlu Tahir",
        "poem": "\n\nMemleket hasreti, bilemezsiniz düşmeyince.\nAzap, ne kahır azabı, ne kabir desem de.\nGurbet azabı, bilemezsiniz çekmeyince.\nEn iyisi; ne düş gör, ne de düşte gör.\n\nGönlün, düştü mü girdabına gurbetin.\nVatanındır, hayal de görüp düşlediğin.\nŞaha, olsan Padişah, bitmez sefaletin.\nEn iyisi; ne düş gör, ne de düşte gör.\n\nEğer hayat yaşamaksa birilerine zevkle.\nGurbettekine ölüm kurtulmak belki de.\nArarsın maziyi, müziği, dili, kopan kökünü de. \nEn iyisi; ne düş gör, ne de düşte gör.\n\nDoyduğum yer doğduğuma pek benzemez.\nTadı yok yediğimin, suyu zaten içilmez.\nAkşam olmasın hele, geceleri hiç çekilmez.\nEn iyisi; ne düş gör, ne de düşte gör.\n\nYazı yaşamadık zaten, sonbaharda kış olursa; \nVasiyetim olsun dostlar hiç olmazsa Anadolu da.\nDileğim, Memleketin karışsam havasına toprağına. \nEn iyisi; ne düş gör, ne de düşte gör.\n\n17/12/2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş sokaklarında insan, kaybedip yürür kendini, ve tekrarı olmayan esmer bi tadtan başka gönlüne su serpen olmaz...",
        "poet": "Lzcramcil Ceyhun Erdem",
        "poem": "\n\nİnsan düş sokaklarında \nne rüya görür, ne kabus,\n\nİnsan düş sokaklarında olsa olsa,\nbir esmer görür,\nve yarım yamalak.\n\nİnsan düş sokaklarında,\nne yürüyordur, ne de koşuyor,\ndüş sokaklarında olsa olsa,\nya ağlıyordur o insan,\nyada ölüyor.\n\n...\n\nHiç bir şeyi geride bırakamaz insan,\nhele hiç konuşulmamışsa,\nhiç sarılmamışsa yaralar.\ninsan düş sokaklarında, ağlamadan da duramaz,\nçünkü göz yaşları, içine dökülen tek ferahlıktır.\n\nDüş sokaklarında insan duramaz,\nya yürüyordur, ya da koşuyor,\nolsa olsa ölüyordur insan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Teknelerim",
        "poet": "Nurten Tarım",
        "poem": "\n\nGölgelere dolanır yanlızlığın ayak izi\nUçarı bıçkın bakışlar umarsız\nYürek yangısında bıcak gözyaşlarım\nTırmalar beni tırmalar kelimelerin sessizliği \nGeçit bulamaz \nMayın tarlasına düşer hayallerim\nZamana puslanır bakışım \nGözümde bir damla,aktı bir gün daha\nÖlümün kıyısından kulaç attı kirpiklerim\nÜşür gecenin mavisine dökülen dileklerim\nGönül mihrabına düşsün düşsün gözümden bir damla \nGün batımı sızısında kırbaç vurgunundayım\nAyaz vurur gönlüme kışın kendisine kar\nEylül yorgunudur sana yazılan şiirler\nYer gök kızıl\nGece pare pare perdelenir nice uykulara\nYenik düşer gün geceye tenime değer yanlızlık \nGecenin deryasında yüzer can simitsiz düş teknelerim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Topladım",
        "poet": "Cemal Karsavran",
        "poem": "\n\nRandevu zamanı aşılmıştı\nÇok beklettim\nçok bekledi\nNihayet buluştuk yüreklerimizde\n\nUzun cümleler kurarak\nGeliş nedenini açıkladı\nBir yargının ertesinde\nFikirler söyledi onay bekledi\n\nCeddini anlattı bana\nSosyal ve medeni \nGelişip kökleşmiş\nBilinçli eğitilmiş\n\nYüzünde onaylanmış\nKarakter çizgileri\nKararlı ve üretken\nCandan ve samimi\n\nİlk aşkı platonik\nSonra aile kararı\nDünyası geniş baba\nYetişmiş iki çocuk \n\nSeyrettim cemalini\nHep durdum hep dinledim\nGözlerinde sustum\nDüş topladım\n\n01/10/2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş(tü)",
        "poet": "Erol Dal",
        "poem": "\n\nAşk yazdığımız kalemler vardı \nUcunu özene bezene düzelttiğimiz \nAşık olduğumuz günlerde vardı\nBitmeyecek sandığımız.\n\nDüştün aklıma kadın\nHep düştün aslında\nKalem de yitirdi anlamını \nTuş oldu, gölgesi artık.\n\nDüş yakamdan \n“Düş kadın.”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "düş Toplamak",
        "poet": "Osman Aktaş",
        "poem": "\n\nkanatları kırık kartalı ağlıyorum\nerkekliğim işleniyor şafaklara\nmor fotoğraf parlak delil oluyor\ndostun elinde\n\nhayat çok süslü bir yorgunluk\nalnımı yasladığım yerde\nsabır damlar önümdeki kadına\nkıskıvrak merhamet\ndolgun gögüslü dağlara solar\nhazan yağmurunu andıran uykular\nkaldırımdan toplanarak\nkaç türlü sevgiliye verilir\n\nsarp bir gece\ndiktatör yürek\ndolunaya tırmandırır\nellerinde afrika\nbakışlarında rulet oynayan endişe\nsalyalarını akıtır\nyakıt akıtan gemi gibi\n\nkuşak taşıyoruz\ngeçmişe ve geleceğe\nyüz üstü\nsırt altı bağlanmak için\naraştırmalarım sürecek\n\n                                     21 Temmuz 07\n                                                            Nilüfer\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Treni",
        "poet": "Mithat Çöpür",
        "poem": "\n\nBir düş trenindeyim,\nAlıp başımı gidiyorum,\nİçimdeki isyanı bastırmak istiyorum,\nİnmek istiyorum düş trenimden,\nLakin o kadar hızlıki,\nAdeta zamanla yarışıyor\nBelkide ışık hızında,\nİçimdeki ben isyan ızdırabında \nKarlar yağmış geçtiğim yerlere,\nSaçaklardan buzlar sarkıyor,\nAma ben buram buram terliyorum,\nTelefon telleri donarken,\nAğaçlar donarken,\nŞelaleler donarken,\nİsyanımdaki ben terliyorum,\nOysaki söylemiştim sevgiliye,\nSeni seviyorum seni seviyorum,\nVe düş treni götürüyor beni ıssız bozkırlara,\nİniyorum düş treninden,\nKalıyorum bir başıma yapayalnız,\nBozkır ortasında,\nVe sevgiliye inat,\nHaykırıyorum hep,\nSeni seviyorum,seni seviyorum,\nAma,sesimi ben bile duyamıyorum.\n\n Mithat Çöpür   (akcanlı)\n       18/09/2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş/tü",
        "poet": "Şahin Cahit Yanık",
        "poem": "\n\nDüştü kardeş kardeşe kavgalar silahlarla \nBu kahraman millete kin öfke hüzün düştü \nDüştü toprağa gençler hep ahlarla vahlarla \nEzan okunan yerde yaşamak neden düş'tü. \n\n29.03.2009 İstanbul \nŞAHİN CAHİT YANIK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş/tüm...",
        "poet": "Yıldıray Coşkun",
        "poem": "\n\n*\nDüş/tüm ben,tut uykumdan kaldır gözlerine..\nBak içime,gör! \nEn güzel an/ımda,her güzel anı/mda yaşayan seni...\n\n**\nSustulu uykular üstüne düş/tüm..\nKesildi düşlerim,en yaşayan yerimden.\nYine uyandım..\nYine uyudum..\nYine yoktun...\nBen düş/tüm seninle\nUyandın\nDüştüm gözlerinden,sustulu düşler üstüne\nDüş/tüm...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş/tünüz",
        "poet": "Mevlüt Kara",
        "poem": "\n\nGece ve sen \nBeklenen ve beklenmeyen \nDüş/tünüz gökte/n pencereme… \n\nÜrkek bir adım atacak \nBelki, yüzünüze bakacaktım daha \nDilimden dökülecek kelimeler vardı \nBelki de örtecektim perdeleri… \n\nGece ve sen \nDüş/tünüz penceremde/n \nAnsızın… \n\n2 Ekim 2010 \nNizip\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş-ü-n-ce",
        "poet": "Deniz Güneş",
        "poem": "\n\nDüş-ü-n-ce \n\ndüşünce düşlerde \ndüş olur düşününce \ndüşün düşün \ndüşünde düşünce \ndüştükçe düşün \ndüşündükçe düş \ndüşünceler düşünde \ndüş \ndüşün \ndüşünce \ndüşününce \ngücünü düşürme!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Ülkesi",
        "poet": "Abdullah Öztemiz",
        "poem": "\n\nKemer altından akar ırmak\n                                     Suyu gözden geçirir köprü\n\nGüz, yeşil yaprağa sinmiş çoğalan bir sızıdır\nGün batar şimdi saatler bile kıpkırmızıdır\n\nYaş döker,gizli kan ağlar diye bağ,bahçe bütün\nDaha bir gonca iken kan doludur bağrı gülün\n\nDurmadan fıskiye sık sık boğulur gözyaşına\nBuna suskun havuz anlam veremez tek başına\n\nAk bulut bozkıra yıldız dağıtır akşamadek\nSonra sessizce giyer güz işi bir sırma yelek\n\nBir kamışlıkta çalar güz yeli bir kumsala ney\nSarı gömlek giyer akşam güneşinden her şey\n\nYeni bir şarkısı başlar ağacın kökte yine\nDalların çaldığı def’tir dolunay gökte yine\n\nYolların sesden örüldükçe duman yüklü sisi\nÇakılır göklere yıldızların altun çivisi\n\nUçuşur düşlerimiz bir bir uzaktan yakına\nYuvadır gözlerimiz uykumuzun kuşlarına\n\n\nKültür dünyası dergisinde 1990 yılında yayınlanmıştır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş/tün",
        "poet": "Muharrem Araz",
        "poem": "\n\nAşk fikrimce düş/tü gönlümden\nUfuk çizgilerimde bekle/me anlarım\nKızıllığında grubun gün/eşi\nKırılan kanatlarım uçurumlardan yerlere,\nGönlümün incecik kıvrımlarında saklı sevdası,\nDÜŞ/tün.\n\nSaklı duygularım,bedenimde,sarmalayan bir gülüştü,\nYüreğim kasap çengelinde aşka asılmış hala çarpan bir düş/tü\nOrda burda,köşe bucakta beklerken zamanın dolmasını sen vaktine\nKabuk bağlarken düşünceler,pıhtısında kana dönmüş düşlerim\nAğzımda sensizliğin tadı uyanmışken rüyasından,\nBağ bahçe bağbana yetti feryadım,oysa sen düştün,\nBağrında açarken filizleri yemyeşil,arşı a’laya varmış,\nBir peri, masalından uyanırken usulca seslenirken,\nOrdamısın,beklermisin diyorken düşümün en tatlı yerinde,\nKırk yıllık düşe yatmışım,yanımda sen,gönlünde ben,\nOlmaktı çabası nafile yalvarışlarımda,taştan gönlüne,\nÇöl de serap misali içiyordum seni günlerdir kanmadan\nBir yudum suydu vermediğin çeşmenden,\nNefesim soldu,ferim kesildi,içim ezildi\nDüş/tüm.\n\n6/3/2007\nMozan-Muharrem Araz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Ülkesine Dolan",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ncicileriyle uyu\ndüş ülkesine dolan\niçi körelmiş kuyu \ndüş ülkesine dolan\n\nkağıt kalem elinde\naltın kemer belinde\nyanık türkü dilinde\ndüş ülkesine dolan\n\nanılarda düşünce\nsoluklandı koşunca\nsokaklara taşınca\ndüş ülkesine dolan\n\nkanayan yanım olsun\ntanıyan canım olsun\nefemde anım olsun\ndüş ülkesine dolan\n\n22:26 21.10.2009denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş' ün birinde",
        "poet": "Lale Uğur",
        "poem": "\n\nDüş' ün birinde bir sev' i çaldım...\nDüş bittiğinde..\nSevi' siz sensiz kaldım... \n\n(Kasım 2000 / İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş'ün",
        "poet": "Mustafa Elibol",
        "poem": "\n\nYıllarca\nBir düş’ün, hayalin\nPeşinde gezdim\nGördüğüm,\nDüş müydü, hayal miydi gerçek miydi? \nBir muammaya döndü çözdüğüm\nDüş neydi, hayal neydi, gerçek ne?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ün",
        "poet": "Sezai Aslan",
        "poem": "\n\nDüş ün\n\nHiç düşlerini saydın mı? \nDüş koleksiyonu nu nerde saklarsın? \nDüş albümü mü yaptın? \nYoksa cebinde hırpaladın mı? \nDüşlerini sırala\nCanavar düşler\nMasum düşler\nDüştüğüm düşler\nUçtuğum düşler\nDüşmanım düşler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "“Düş” üm",
        "poet": "Enver Üste",
        "poem": "\n\nAyağım yerde ama,\nGöklerde başım benim.\nHazır her an ikrama,\nKatıksız aşım benim.\n\nAslım Oğuz boyundan,\n“Alihan” ın  soyundan.\nÇakmam kirli oyundan,\nDürüsttür işim benim.\n\nBeni tüm dünya tanır,\nVarlığımı kıskanır.\nİlk çağlara uzanır,\nÇok eski yaşım benim.\n\nOrta Asya ilk yurdum.\nBüyük devletler kurdum.\nNe zaman boş oturdum,\nBitmez uğraşım benim.\n\nNe güzeldir havası,\nKalbimde hep sevdası.\nBir Tûran coğrafyası,\nBitmeyen düşüm benim.\n\nEnverî boş duramaz,\nRahatlık hiç yaramaz.\nZorluk onu yoramaz,\nÇile yoldaşım benim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş' üş",
        "poet": "Lale Uğur",
        "poem": "\n\nAkıp gidiyorsun yaşamımdan\nTutamıyorum seni...\nDüşüyorum...\nSakın tutmayın beni... \n\n(13 Ekim 2000 / Paris)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-Düş-üş-",
        "poet": "Özcan Öğüt",
        "poem": "\n\nDüş-üş-lerim'di, düş-lerin..\nDüş-kün-düm, düş-üne.. \nDüş-ü-eyleyeme'dim, \nDüş-t-üm..!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş/ün  Riyâsı",
        "poet": "Muzaffer Yıldırım",
        "poem": "\n\nOna\nsevdiğimi söylemişim\nseviyorum demişim gûya! \n\noysa\nona buna anlattığı\ngörmüş olduğu bir rûya\n\nbir daha mı\ndeğil gerçeği\nolsa bile bir rûya\ntövbe ! ..\nisterse üstüme gelsin\ntüm dünya\n\naltı üstü\nanlatılan bir rûya\n\nişin aslı; \naşk çıkan yürekten\ndile düşen bir riyâ\n\ngerçekmiş gibi\ngûya ! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Usumdan İstanbul",
        "poet": "Suha Ardahan",
        "poem": "\n\nDüş Usumdan İstanbul\n\nSeni öylesine kirlettim ki\n                   sen de beni...\n\nParmak izim yok hiç bir gecende\nFirari sevdaların müebbet mahkumuydu yüreğim\nKitabına göre sevgili\nOkudum bitti\nSeni öyle tükettim ki İstanbul\n                      sen de beni haliyle...\n\nBeni aşık etmek için elinden geleni yaptın\nİstemem yan cebime koy sevdalar kucağında\n\nHa babam de babam seviştik \n                      kan, ter,kaygısızlık içinde...\n\nSen çıplak daha güzelsin istanbul\nSilüetin kirpik uçlarımda \nGözümü kapattığım her yerde\n\nBırak adın hüzün şehri kalsın\nDüş usumdan İstanbul\nDüş ki yeni aşklara yer açılsın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Üşüyor...Düş / tü...",
        "poet": "Tülay Eker",
        "poem": "\n\nDüş üşüyor...Düş / tü.. \n\n. \n. \n. \n. \nUçtu... \nKondu dalına \nDal gitti. \nDüştü... \nDala kondu \nSen yoktun. \nBüyüdü \nSen geldin \nDal gitti \nYaprak bitti \n.\n.\n.\n\nYaprak dala \nDal ağaca \nYaprak \nDal \nToprak \nDüş...Düş/tü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Uykusu",
        "poet": "Zekeriya Efiloğlu",
        "poem": "\n\nEğer bir bebek gülümsüyorsa\nHala ümidimiz var demektir\n\nBulutsan hayat ağlamaktı\nŞimşeksen bir anlık gülümseme\nİçimizdeki doğanın serinliği\nKarıncaların bıraktığı kurşuni tozlar\nAğır ağır yükselen güne\nMerhaba diyen serçelerdir\n\nHayat derin bir gündönümüdür\n\nŞerefle bitirilmesi gereken \nEn ağır vazifedir \nKüçücük şeylerden büyümüş\nKocaman bir demet\nSilgi kullanmadan resim çizme,\nKalem kullanmadan yazı yazma \nBoya kullanmadan resim yapma\n\nHayat serin bir yaz ikindisidir\n\n—Gel türkümüzü söyleyelim\to zaman\n\nHayat, bir gecelik düşe benzer,\nHayat, sahte gülüşe benzer,\nHayat, ölmeden ölüşe benzer,\nİnanma söylenen yalan şarkılara...\n\nHayat sahile dönmeyen sandaldır bence\nHayat, sabaha maşuk gecedir bence\nHayat, dudakta titreyen hecedir bence\nYanılma her günü parlak ışıklara...\n\nEğer bir bebek gülümsüyorsa\nHala ümidimiz var demektir\n\nSolmuş bir çiçeğin son demleri\nSönmüş bir volkanın eski günleri\nSusmuş bir bedenin çığlık sesleri\nTarlalara eğe kemiğinden tohum ekmektir\n\nHayat atın terkisinde düş uykusudur\n\nBiz türkümüzü söyleyelim\nHoyrat ve barak tadında olsun\nDudaklarımızda acı bir gülümseme\nSonsuzluğa uzanan en son yolsun\n\nHayat burağın heybesinde sevinç naralarıdır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Dua",
        "poet": "İbrahim Tenekeci",
        "poem": "\n\nyağmura,nisana ve yaşıma aldanıp\nuçurumları kıyı sanarak\nve dağlar erişilmeyince acı verir\nsözünü unutarak\nkaf dağına gitmek istedim\n\nırmak inadıyla yürüdüm uzaklara\nbir derviş olup yürüdüm uzaklara\n\nyanıldı denektaşım geriye döndüm\nKutsal Sözler Panayırı'na sığınıp\nipeksi bir sessizliğe büründüm:\n\nbir hayat,mahçup ve duru\nTanrım,gülleri\nve sessiz harfleri koru.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü; ANADOLU İÇİN! . = 000.001 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n03 Ocak 2013 Perşembe 03:41:33\n\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU İÇİN YÜRÜMEK! .\n= 000.001 =\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU’DA İLERLEMEK! .\n\nPaylaşımın Verimliliğinde; Her İnsan Özverisi ile Anılıyor! .\n\nKimi zaman; kendi düşüncelerimin çizgisi ile hizmette olan! .\nKimi zaman kitap anlatıları derlemelerim ile hizmette olan! .\nŞu ömrümü vakfedebilsem; bir yaşam öyküsü çıksa özveri ile! .\nHem kendim için, hem ANADOLU için; yararlı bir insan olsam! .\n\n{ Metin Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 03 Ocak 2013 Perşembe 03:55:35 } \n\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DAHA DOĞRU OLANI KEŞFETMEK! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DOĞRUYA ÖMRÜ VAKFEDEBİLMEK! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Ve Akıl",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nDüşünce akıldan düşünce, düşün inceliği, gerçeğin niceliğini zorlar. Düşüncesi düş güncesine dönüşen insan, düşündüklerini gerçekleştiremez bir daha.\n\nBu dönüşüm sarmalı, düşünce boyutunda algılanamadığı gibi, gerçeğin gereklerini de yerine getirmez aslında.\n\nDüşün hayatı düşükler yapmaya başlar. Sağlıklı düşünemezsiniz hiçbir konuda. Düşünce özgürlüğünü yitirir akıl. Düşüncesizce yalpalamalar yoğunlaşır beyinde.\n\nDüşünce alış verişi tükenir. Düşünürlük deliliğe doğru yol almaya başlar. Düşünme yetisini sorgulayan insan, düşünme yasalarını bir kenara bırakarak, günlük düşünmeye başlar.\n\nBu bir yerde düşüncenin düşüncesizliğidir. Düşsel anlamda yalnız kalmaktır beyinde. Gerçeğe düşkün olanlar için ölümdür bu. Yani yok oluştur düş bahçesinde\n\nDüşün bir kere. Hep düş kuruyorsun. Gerçek dans ediyor düşün etrafında beni de al diye. Düşünce özgürlüğü yenik düşmüş, düşün bağımsızlığına aklın her kıvrımında.\n\nNe yapabilirsin? Hiçbir şey. Bu durum düşündürücü bir sonuçtur, düşünsel anlamda. Hiçbir düşünür bu duruma düşmek ister mi? İstemez tabi.\n\nDüşünceli davranan insan, bu düşüncesizliğe şapka çıkarır mı? Çıkarır diyenler düşüncenin düşmanı değil midir? \n\nDüşüncenin düşe kalka aldığı bu yol, bilimsel anlamda bir düş kırıklığı yaratır insanda. Düş gücü yüksek olan sanatçılarda bile, düşüncenin bu düşkün hali, düş kırıklığı yaratır çoğu zaman.\n\nDüş’ün zarı düşeş olsa da düşünce evreninde, salt gerçekle tanışmalı ve yalnızlığa mahkum edilmemelidir hiçbir zaman\n\nEn iyisi siz bunu düşünün düş kurmadan ne dersiniz?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Büyü",
        "poet": "Salim Kabasakal",
        "poem": "\n\nDüş ve Büyü\nVe gizemli bir düş ucunda büyücü \nMavi, mor, kırmızı \nBıraktım kendimi sessiz boşluğa \n                          gömdüm başımı derin yankılara \nBıraktım seni \nKimsesiz, içli bir çığlığa \n\nVe gizemli bir düş ucunda büyücü \nÖzledim seni, İnce ince çıkan kemanın son sesinde,\nVe hayalin savurdu; harlanmış tutkuları mavi yankılarda\nKapattım gözlerimi tutkulara gebe sarhoşluğumda \nKaranlığa saplanmış pisliklerden sıyırdım göğsümü, \nGeride kaldı, aşkın arkasındaki sis \nDağıldı karanlık, dağıldı büyü, dağıldı düş ve durdu zaman\nVe dindi maviye çarpan yalaza rüzgar... \n\nVe gizemli bir düş ucunda  büyücü, \nVarsın benle çoşsun aşka susamış kadın \nAsasısında seraba kesilmiş gizli bir Aşk.\nVe o an; \nAşkın mahrem teni dokundu, meçhul bir ben\nKüflü bir zamandan sıyırdım seni \nKendi hiçliğimin senfonisinde  acılı bir sesle \nYitik bir zamanda yaşadım ben.\n\nVe gizemli bir düş ucunda bir büyücü \nGamzeme kapılmış gülüşlerimin yankısında\n... gel uyandır göğsümü şarap kızılı yangınlardan \nBırak kalsın hayat, bu gece düşte felç \nBir kadının kalbinde durup sayıklama \n                                                        dudaklarım.\nGitmek, \n            ela gözlü  çalkantılı bir şairin gözlerinden \nUsul usul gün ışığına...\nVe gizemli bir düş ucunda bir büyücü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü; ANADOLU İÇİN! . = 000.004 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n03 Ocak 2013 Perşembe 05:00:10\n\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU İÇİN YÜRÜMEK! .\n= 000.004 =\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU’DA İLERLEMEK! .\n\nPaylaşımın Verimliliğinde; Her İnsan Özverisi ile Anılıyor! .\n= IV =\nKendi umudunu paylaşınca; kendine ait umut tükenebilir bak! .\nAnadolu Hakkı için umudunu paylaşırsan; UMUT ÇOĞALIR AŞKLA! .\nKendi şahsımıza ait umut tükense de ANADOLU AŞKI BİZİM ile! .\nYani ANADOLU BAŞARISI İÇİN KENDİNDEN VAZGEÇMELİSİN; ÖZÜYLE! .\n\n{ Metin Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 03 Ocak 2013 Perşembe 05:05:30 } \n\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DAHA DOĞRU OLANI KEŞFETMEK! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DOĞRUYA ÖMRÜ VAKFEDEBİLMEK! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü; ANADOLU İÇİN! . = 000.002 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n03 Ocak 2013 Perşembe 04:12:37\n\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU İÇİN YÜRÜMEK! .\n= 000.002 =\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU’DA İLERLEMEK! .\n\nPaylaşımın Verimliliğinde; Her İnsan Özverisi ile Anılıyor! .\n= II =\nYaşanabilme olasılığı yüksek ve fazlaca emek istemeyenlerin,\nYaşanabilme olasılığı kolay olan kitap anlatıları derlesem! .\nBir ağaca yaslanarak, kaygısızca yaşamayı; isteyemez misin? .\nAğacın sevgisinde; sırtımızı güvene dayamak güzel değil mi? .\n\n{ Metin Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 03 Ocak 2013 Perşembe 04:18:48 } \n\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DAHA DOĞRU OLANI KEŞFETMEK! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DOĞRUYA ÖMRÜ VAKFEDEBİLMEK! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü; ANADOLU İÇİN! . = 000.005 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n03 Ocak 2013 Perşembe 05:58:05\n\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU İÇİN YÜRÜMEK! .\n= 000.005 =\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU’DA İLERLEMEK! .\n\nPaylaşımın Verimliliğinde; Her İnsan Özverisi ile Anılıyor! .\n= V =\nBireysel olarak başarmamız gereken; eğitime dair görev var! .\nToplumsal olarak başarmamız gereken dirliğe dair görev var! .\nPaylaşım; bireysel başarıların yolunu açmalı: Anadolu için! .\nPaylaşım; toplumsal başarıya zemin hazırlamalı: Anadolu’ya! .\n\n{ Metin Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 03 Ocak 2013 Perşembe 05:59:03 } \n\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DAHA DOĞRU OLANI KEŞFETMEK! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DOĞRUYA ÖMRÜ VAKFEDEBİLMEK! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü; ANADOLU İÇİN! . = 000.003 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n03 Ocak 2013 Perşembe 04:25:33\n\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU İÇİN YÜRÜMEK! .\n= 000.003 =\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU’DA İLERLEMEK! .\n\nPaylaşımın Verimliliğinde; Her İnsan Özverisi ile Anılıyor! .\n= III =\nPaylaşımı gerçekleştirmek için; insan nelerinden vazgeçmiş? .\nYaşatabildiysen paylaşımı; bilirsin özveri ne demek insana? .\nBen hayatımı roman yapayım, dedim. Bir an geldi; durmuştum! .\nBu benim kendi kazanımım dedim, tek harf dahi yazamadım ki! .\n\nUmutlarını yazarsın sayfa üzerine! Umut; herkese açık olur! .\nBir bilgi çıkar açığa paylaşınca! . Paylaşım; umudu tüketir! .\nAsıl kendine istediğini yazıverince, herkesler senden önde! .\nPaylaşım bu yüzden özverili olmak demektir, benim çizgimde! .\n\nAyrıca; bir sırrı açığa vurmak anlamı taşır: paylaşımcılık! .\nKendin için istediğini paylaşmadıkça insan olamayız bizler! .\nPaylaşımcılığın çizgisini iyi tayin etmeliyiz manamız için! .\nHaddini aşan paylaşımcılık; kendimize ziyan! . Düşünmeliyiz! .\n\nHaddini aşan düşünce ve düş çizgisi; kabiliyetlere manidir! .\nTam ölçüsünde verebilmelisin ki düşü ve düşünceyi insanlara; \nKula kulluk edenler olmasın ve her insan kendi gibi kalsın! .\nPaylaşımcılara bir sor “Nelerinizden vazgeçtiniz? ” diyerek! . \n\n{ Metin Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 03 Ocak 2013 Perşembe 04:46:15 } \n\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DAHA DOĞRU OLANI KEŞFETMEK! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DOĞRUYA ÖMRÜ VAKFEDEBİLMEK! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü; ANADOLU İÇİN! . = 000.006 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n03 Ocak 2013 Perşembe 06:19:04\n\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU İÇİN YÜRÜMEK! .\n= 000.006 =\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU’DA İLERLEMEK! .\n\nPaylaşımın Verimliliğinde; Her İnsan Özverisi ile Anılıyor! .\n= VI =\nBir mücadelenin insanı değil isen şu dünya hali bir yüktür! .\nBir mücadelenin içinde yer alıyor isen; cennettir dünyamız! .\nNeyin mücadelesini verdiğimizin çok büyük önemi var! . İnan! .\nKendini kazanmanın sevinci; cennetlik hürriyete değişilmez! .\n\nKimi cennet vaadiyle, kimi hürriyet sevdasıyla; Anadolu’da! .\nKendi aklımızın hürriyeti; düşünebildiği sınır kadar güçlü! .\nOysa bilgeliğin düş ve hayal gücü; kainat dışına bile çıkar:\nYine dünyayı tercih eder bilge insanlar; varoluşumlar için! .\n\nGüzel dünyamızda; dirliğe çıkan yolu keşfetmeliyiz; bizler! .\nKendi elimiz ile kan içerisinde bırakarak şu meydanlarımızı; \nSonra, çözüm için başkalarının değişmesini neden istiyoruz! .\nBireysel başarıların çoğalması ile toplumsal umut ve huzur! .\n\nKitaplardan öğrendim ve herkes; “Düzelelim! .” demiş! . İnan! .\nKimse bakmamış kendine ve çaresi; bir başkasının değişmesi! .\nBir başkasının değişmesini istemek mutluluğumuza yetmez ki! .\nMutluluğun özünde; hizmet almak değil, hizmet vermek yatar! .\n\nTek mısrasıyla; gönüllerin fethini düşünen insana kurbanız! .\n\n { Metin Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 03 Ocak 2013 Perşembe 06:36:39 } \n\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DAHA DOĞRU OLANI KEŞFETMEK! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DOĞRUYA ÖMRÜ VAKFEDEBİLMEK! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü; ANADOLU İÇİN! . = 000.007 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n03 Ocak 2013 Perşembe 12:41:15\n\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU İÇİN YÜRÜMEK! .\n= 000.007 =\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU’DA İLERLEMEK! .\n\nPaylaşımın Verimliliğinde; Her İnsan Özverisi ile Anılıyor! .\n= VII =\nHer şeyden önce; büyüğümüzü sen de tanı ve ölçülü ol daima! .\nKendini tanı; taşıyabileceğin sorumluluk çizgisinde olmalı! .\nÖnce büyüğümüzü tanımaya çabaladım, haddimi bilmek istedim! .\nEğer ki büyüklerimizin işine karışsaydım; şu anda olmazdım! .\n\nGönüllerin fethine umut olan büyüğümüz bugünde de gündemde! .\nUmut aramış ise insan; umut: günden güne devrediyor insana! .\nBirileri başarsa, demişsindir, başaran tarihte belli olmuş! .\nZaman aynı; yine halklar umut ve yine insana umut insandan! .\n\nBireysel başarıya örnek olmak iste; konumunu keşfet sen de! .\nKonumunun gerektirdiği davranışı erteleme; özverili olmalı! .\nLafa bakılmıyor bu yolda; davranışlarımız dikkate alınıyor! .\nBugün için, Anadolu adına; hangi paylaşımı gerçekleştirdik? .\n\nSen ve ben; düş ve düşünce gücüne sahip büyüğümüzü bilmeli! .\nOnun kudretinin eriştiği yere; düş ve düşünce gücü yayadır! .\nSeçimimizi iyi yapmalı; doğru düşünmeli, doğruları seçmeli! .\nKudretinle DEĞERLER KÜLTÜRÜ BÜTÜNLÜĞÜNÜ SEN DE GÖR ve İNAN! .\n\n{ Metin Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 03 Ocak 2013 Perşembe 12:41:02 } \n\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DAHA DOĞRU OLANI KEŞFETMEK! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DOĞRUYA ÖMRÜ VAKFEDEBİLMEK! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü; ANADOLU İÇİN! . = 000.008 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n03 Ocak 2013 Perşembe 14:05:16\n\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU İÇİN YÜRÜMEK! .\n= 000.008 =\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU’DA İLERLEMEK! .\n\nPaylaşımın Verimliliğinde; Her İnsan Özverisi ile Anılıyor! .\n= VIII =\nAtomun parçalanışıyla; Hiroşima felaketi yaşadı! . Değil mi? .\nDinamiti keşfeden; sadece dağlara-taşlara mı dinletti gücü? .\nKöprülerde dinamitlenmedi mi; cehaletin karanlığında? . Bak! .\nÖnyargısız seviyor, düzeleceğiz, diyorsak, suçlu biz miyiz? .\n\nAtina; sabah kahvaltısını, inanan insanlara hazırlayacaktır; \nBarış ortamında ve erdemliliğin kudretini yaşatanlar adına! .\nAtina kıymet bilen olsa ve gerçekleşse Rum barışı aşk için! .\nSadece kendimiz için değil; tüm dünya halkları için: BARIŞ! .\n\nBu çilekeşlik bitsin, diyerek; şükrümüzü bildik: çok şükür! .\nBiz; çekeceğimiz çileden kurtuluş için şükreyledik, azimle! .\nBir gün gelecek ve ŞÜKÜRLE ANANLARI Dost anacak, Yar Olana! .\nAtomun parçalanışı; insanlığa yararlı olmalıydı! . ŞÜKÜRLER! .\n\n{ Metin Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 03 Ocak 2013 Perşembe 14:05:27 } \n\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DAHA DOĞRU OLANI KEŞFETMEK! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DOĞRUYA ÖMRÜ VAKFEDEBİLMEK! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü; ANADOLU İÇİN! . = 000.011 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n03 Ocak 2013 Perşembe 15:44:25\n\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU İÇİN YÜRÜMEK! .\n= 000.011 =\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU’DA İLERLEMEK! .\n\nPaylaşımın Verimliliğinde; Her İnsan Özverisi ile Anılıyor! .\n= XI =\nOlabileceğimizin en iyisi olmamıza adanmış İnsani Değerimiz:\nÖğretmenimiz Doğan CÜCELOĞLU EFENDİMİZDİR! Onun Takdiriyle! .\nBir adanmış var ise; adanmışlığa cevap verenleri olmalıdır! .\nKazanabildiğimle; ANADOLU İÇİN VAR OLMAYA ÇABALADIM! SEVGİ! .\n\nSEVGİ’yi Tanımlayan Öğretmenimiz Doğan CÜCELOĞLU EFENDİMİZ! .\n\n{ Metin Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 03 Ocak 2013 Perşembe 15:51:50 } \n\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DAHA DOĞRU OLANI KEŞFETMEK! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DOĞRUYA ÖMRÜ VAKFEDEBİLMEK! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü; ANADOLU İÇİN! . = 000.009 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n03 Ocak 2013 Perşembe 14:47:43\n\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU İÇİN YÜRÜMEK! .\n= 000.009 =\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU’DA İLERLEMEK! .\n\nPaylaşımın Verimliliğinde; Her İnsan Özverisi ile Anılıyor! .\n= IX =\nHata işlersen hatalarını düzeltecek girişimlerini erteleme! .\nAtina’ya cevap yetiştireceğine; dostluk tebessümüne var ol! .\nAnadolu Kültürü sahibi insan ile iletişim kur; sağlık için! .\nAnadolu adına sev ve nefret aşılama insanlığın kurtuluşuna! .\n\n{ Metin Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 03 Ocak 2013 Perşembe 14:55:20 } \n\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DAHA DOĞRU OLANI KEŞFETMEK! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DOĞRUYA ÖMRÜ VAKFEDEBİLMEK! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü; ANADOLU İÇİN! . = 000.010 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n03 Ocak 2013 Perşembe 15:07:58\n\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU İÇİN YÜRÜMEK! .\n= 000.010 =\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU’DA İLERLEMEK! .\n\nPaylaşımın Verimliliğinde; Her İnsan Özverisi ile Anılıyor! .\n= X =\nBen; Bülent ECEVİT EFENDİMİZİN DÜŞ GÜCÜNE UYUMLU OLMAK İÇİN:\nRumların kendi aralarında gerçekleşecek barış adına yazdım! .\nYani, RUMLAR ile TÜRKLER ARASI YAŞANACAK BARIŞ ADINA DEĞİL! .\nBülent ECEVİT EFENDİMİZİN DÜŞÜ; RUM HALKLARI İÇİN DE BARIŞ! .\n\nBir aşk ki; Bizi düşman bellemişe bile “BARIŞ” demiş AŞKLA! .\nBülent ECEVİT ve Atilla İLHAN EFENDİMİZLE Işığa Doğru yürü! .\nUluslararası ilişkileri büyüklerimize bırak, azim ile yürü! .\nHerkesin anlayabileceği lisan, büyüklerimizde daha çok var! .\n\n{ Metin Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 03 Ocak 2013 Perşembe 15:22:01 } \n\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DAHA DOĞRU OLANI KEŞFETMEK! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DOĞRUYA ÖMRÜ VAKFEDEBİLMEK! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü; ANADOLU İÇİN! . = 000.013 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n04 Ocak 2013 Cuma 04:10:00\n\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU İÇİN YÜRÜMEK! .\n= 000.013 =\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU’DA İLERLEMEK! .\n\nPaylaşımın Verimliliğinde; Her İnsan Özverisi ile Anılıyor! .\n= XIII =\nÖyle bir iletişim kur ki; kimsecikler düşman bilmesin bizi! .\nÖyle bir iletişim kur ki insan insana yürüyelim çizgimizde! .\nSen kendini bilince, ben kendimi bilince yine İnsan İnsana! .\nÖyle bir iletişim kur ki insan insana, yine insan yücelsin! .\n\nSaygı duymalı emek vermiş öğretmenlerimize; saygı erişiyor! .\nSaygı erişiyor; öğretmenimizin emeğindeki güvenli umutlara! .\nSaygı duyacaksın ve öğretmeninle beraber anılacaktır ismin! .\n“Kimin öğrencisisin” derlerse bize; “YENİDEN İNSAN İNSANA! .”\n\nKitaplarımızın adı yeter; yürüdüğümüz yolların emniyetine! . \nHem kendini, hem insancıl yaklaşımdaki öğretmenimizi tanı! .\nBir sor, bir danış; güven tazelemek için tüm aşklarımızda! .\nEğitim; sormayla, danışmayla başlıyor ve illaki samimiyet! .\n\nİNŞALLAH; her alemde, daima YİNE YENİDEN İNSAN İNSANA BİZ! .\nÖyle bir paylaşımda izler bırak ki ÇOĞALALIM İNSAN İNSANA! .\nÖyle bir ses ver ki ANADOLU ADINA; YÜRÜYELİM İNSAN İNSANA! .\nÖyle bir İNSAN OL Kİ İNSANLIK ADINA; DOST ANSIN YAR OLANA! . \n\n{ Metin Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 04 Ocak 2013 Cuma 05:41:14 } \n\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DAHA DOĞRU OLANI KEŞFETMEK! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DOĞRUYA ÖMRÜ VAKFEDEBİLMEK! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü; ANADOLU İÇİN! . = 000.014 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n04 Ocak 2013 Cuma 04:10:00\n\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU İÇİN YÜRÜMEK! .\n= 000.014 =\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU’DA İLERLEMEK! .\n\nPaylaşımın Verimliliğinde; Her İnsan Özverisi ile Anılıyor! .\n= XIV =\nKendi ile barışık ve tüm insanlar ile barışık dostluk edin! .\nSeni ve beni emniyet içinde yar olana ulaştıran dostluktur! .\nGideceği yeri bilenler için; tüm dünya kenara çekilir imiş! .\nGideceğimiz yeri bilirsek, donanımlı olursak; kim engel ki? .\n\nYürüdüğün yol boyunca; kırma ve incitme kimseciğin kalbini! .\nYürüdüğün yol boyunca; kırılma ve incinme eğitim aşkı için! .\nBir kalp kırdıysan; kırdığın kalbi onarmaya çabala aşk ile! .\nKalbin kırık kalırsa tepkilerden; en iyisi affedebilmektir! .\n\nOlgunluğun gerektirdiği iletişim donanımını keşfetmeyi bil! .\nKin, nefret ve öfke besleyerek, küçülme sakın aşklarda sen! .\nSevginin gücüne inan ve de sevgiyle motive olanız aşklarda! .\nSevgide yürü; beraberindeki yoldaşının emniyetini de düşün! .\n\nSevgidir; kin, nefret ve öfkenin ilacı! . Dostluğa ilaç ver! .\n\nSevgi ver ki hayata; hasat zamanı erişince aşk derebilesin! .\nKin, nefret ve öfke; rüzgar eker, fırtına biçer unutma sen! .\nKendine ve yoldaşına güvende; ölçüyü sakın unutma aşk için! .\nAşırıya kaçan girişimler ömre zararlı, hırsına yenik düşme! .\n\nSevgi duyabildiğince; sevilirsin ve anar dostluk yar olana! .\nSaygı duyabildiğince; saygın olursun! . Anar dost yar olana! .\nŞahsi kazanımı düşündüğün kadar; yoldaş haklarını da düşün! .\nHiçbir başarı yalnız başınalıkta kazanılmaz; bir gönle gir! .\n\n{ Metin Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 04 Ocak 2013 Cuma 07:56:21 } \n\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DAHA DOĞRU OLANI KEŞFETMEK! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DOĞRUYA ÖMRÜ VAKFEDEBİLMEK! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü; ANADOLU İÇİN! . = 000.012 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n04 Ocak 2013 Cuma 04:10:00\n\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU İÇİN YÜRÜMEK! .\n= 000.012 =\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU’DA İLERLEMEK! .\n\nPaylaşımın Verimliliğinde; Her İnsan Özverisi ile Anılıyor! .\n= XII =\nOlabileceğimizin en iyisi olmamıza adanmış İnsani Değerimiz:\nÖğretmenimiz Doğan CÜCELOĞLU EFENDİMİZDİR! Onun Takdiriyle! .\nBir adanmış var ise; adanmışlığa cevap verenleri olmalıdır! .\nKazanabildiğimle; ANADOLU İÇİN VAR OLMAYA ÇABALADIM! SEVGİ! .\n\nSEVGİ’yi Tanımlayan Öğretmenimiz Doğan CÜCELOĞLU EFENDİMİZ! .\nSEVGİ; hazır lokma vermeden, insancıl düşünmesini öğretmek! .\nSEVGİ; insana kendi özgüvenini kazandırmalara düşünebilmek! .\nSEVGİ; bir adım geride durmak: düşünene fırsat vermek için! .\n\nSEVGİ; kendi ayakları üzerinde yürüyene, yeni yollar açmak! . \nSEVGİ; paylaşıma inanan yürekli insanlara zemin hazırlamak! .\nSEVGİ; değerler kültürü bütünlüğümüzü açığa çıkarma çabası! .\nSEVGİ; şahsi çıkara değil, öğrencinin kazanımına odaklıdır! .\n\n{ Metin Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 04 Ocak 2013 Cuma 04:27:04 } \n\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DAHA DOĞRU OLANI KEŞFETMEK! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DOĞRUYA ÖMRÜ VAKFEDEBİLMEK! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü ile; İNSANCIL BAŞARI! . = 000.000.001 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n23 Haziran 2013 Pazar 07:32:59\n= 000.000.001 =\nDüş ve Düşünce Gücüyle İnsan! .\n\n“DELİKANLI” Adlı Romandan:\n\n“/ Yazmaya Karar Verdim! . / Kaleme Sarılmış Yazarken, Kendimi Bağışlatabilecek Bir Yanım Var, O Da, Herkes Gibi, Yani Okurun Beğenisini Kazanmak İçin Yazmayıp, Bambaşka Bir Amaçla Yazmandır! . / Olaylar Beni Öylesine Şaşırttı Ki! . /” { Kitap Adı: DELİKANLI – Kitap Yazarı: DOSTOYEVSKI – Hazırlayan: Elif SUDE – Sayfa:005 - BİRLEŞİK MATBAASI-İSTANBUL-EKİM2005 – Kitap Cümlesi Derleme Çalışması: Kemal KABCIK - 17 Haziran 2013 Pazartesi 18:52:24 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü ile; İNSANCIL BAŞARI! . = 000.000.004 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n23 Haziran 2013 Pazar 16:19:34\n= 000.000.004 =\nDüş ve Düşünce Gücüyle İnsan! .\n\n“DELİKANLI” Adlı Romandan:\n\n“/ Derin Bir İstekle Mi, Yoksa Yalnızca Bir Görev Yapar Gibi Mi Evlendiğini Pek Kesin Bilmiyorum! . / Biraz Da Okumayı Öğretmiş! . / Nasıl, Ne Biçimde Başladığını Ne Öğrenebildim, Ne De Merakımı Dindirebileceğim Bir Tahmin Yürütebildim! . / Bu İşin Aralarında Nasıl Başladığını Her Zaman Öğrenmek İstemiştim! . /” { Kitap Adı: DELİKANLI – Kitap Yazarı: DOSTOYEVSKI – Hazırlayan: Elif SUDE – Sayfa:009-010 - BİRLEŞİK MATBAASI-İSTANBUL-EKİM2005 – Kitap Cümlesi Derleme Çalışması: Kemal KABCIK - 20 Haziran 2013 Perşembe 05:12:44 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü ile; İNSANCIL BAŞARI! . = 000.000.002 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n23 Haziran 2013 Pazar 07:42:49\n= 000.000.002 =\nDüş ve Düşünce Gücüyle İnsan! .\n\n“DELİKANLI” Adlı Romandan:\n\n“/ Olayla Doğrudan İlgisi Olmayan Ayrıntılardan ve Edebi Süslemelerden Var Gücümle Kaçınarak Yalnızca Olayları Yazıyorum! . / Duygularımı, Düşüncelerimi Hiç Yazmadan Da Edemeyeceğim! . / Kendisi İçin Yazmaya Kalkıştığı Halde Gene De Edebiyatın Etkisinden Kurtulamamak! . / Düşüncelere Gelince Basit Şeyler Olsalar Da, Senin Değer Verdiğin Bir Şeyin, Başkalarının Gözünde Değersiz Olması Elbette Olağandır! . /” { Kitap Adı: DELİKANLI – Kitap Yazarı: DOSTOYEVSKI – Hazırlayan: Elif SUDE – Sayfa:005 - BİRLEŞİK MATBAASI-İSTANBUL-EKİM2005 – Kitap Cümlesi Derleme Çalışması: Kemal KABCIK - 19 Haziran 2013 Çarşamba 15:37:07 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü ile; İNSANCIL BAŞARI! . = 000.000.003 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n23 Haziran 2013 Pazar 07:42:49\n= 000.000.003 =\nDüş ve Düşünce Gücüyle İnsan! .\n\n“DELİKANLI” Adlı Romandan:\n\n“/ Her Bir İşin, Hatta Bütün İşlerin En Zor Yanı Başlama Sorunudur! . / Kendi Kendime Edebi Güzelliklerden Kaçınacağıma Söz Verdiğim Halde Daha İşin Başında Bu Güzelliklerin Çekiciliğine Kapılıyorum! . / Okurlar ve Ben De Olayları Daha İyi Anlayabiliriz! . / Yaşım Bakımından Kendilerine Hesap Vermek Zorunda Olduğum Herkes! . /” { Kitap Adı: DELİKANLI – Kitap Yazarı: DOSTOYEVSKI – Hazırlayan: Elif SUDE – Sayfa:005-007 - BİRLEŞİK MATBAASI-İSTANBUL-EKİM2005 – Kitap Cümlesi Derleme Çalışması: Kemal KABCIK - 19 Haziran 2013 Çarşamba 17:50:14 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü ile; İNSANCIL BAŞARI! . = 000.000.005 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n23 Haziran 2013 Pazar 16:34:20\n= 000.000.005 =\nDüş ve Düşünce Gücüyle İnsan! .\n\n“DELİKANLI” Adlı Romandan:\n\n“/ Zamanın Genç Kuşağı Üzerinde Geniş Ölçüde Uygarlaştırıcı Bir Etkisi Olan! . / Bu İşlere Gerçekten Aklım Yatmıyor, Gerçi Bunu Hiç De Övünmek İçin Söylemiyordum! . / Neyin Nesi Olduğunu Anlayabilmek İçin Aylarca Gözlemlemek Gerekir! . / Bundan Başka Çocukluğundan Beri İçinde Bulunduğu, Sonra Da Bütün Yaşamınca Etkisi Altında Kaldığı O Çevrenin! . /” { Kitap Adı: DELİKANLI – Kitap Yazarı: DOSTOYEVSKI – Hazırlayan: Elif SUDE – Sayfa:010-012 - BİRLEŞİK MATBAASI-İSTANBUL-EKİM2005 – Kitap Cümlesi Derleme Çalışması: Kemal KABCIK - 22 Haziran 2013 Cumartesi 06:50:28 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü ile; İNSANCIL BAŞARI! . = 000.000.006 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n23 Haziran 2013 Pazar 18:36:52\n= 000.000.006 =\nDüş ve Düşünce Gücüyle İnsan! .\n\n“CEMİLE” Adlı Romandan:\n\n/ Berrak Bir Gecesiydi. / Doçlar, Şevroleler, Fordlar / Şehre Akıyordu. /  Cigara paketini çıkardı, bir cigara. / { Kitap Adı: CEMİLE – Kitap Yazarı: Orhan KEMAL – YAYINEVİ: Varlık Yayınevi-İstanbul-Nisan/1958 – Sayfa:003 – Kitap Cümlesi Derleme Çalışması: Kemal KABCIK – ANTALYA - 23 Haziran 2013 Pazar 18:37:20 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü ile; İNSANCIL BAŞARI! . = 000.000.007=",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n23 Haziran 2013 Pazar 18:42:44\n= 000.000.007 =\nDüş ve Düşünce Gücüyle İnsan! .\n\n“CEMİLE” Adlı Romandan:\n\n/ Ay Ta Yukardaydı! . / Esen Nemli Bir Rüzgar / Titretmişti! . / Yola İndi, Bir Cigara Yaktı! . /  { Kitap Adı: CEMİLE – Kitap Yazarı: Orhan KEMAL – YAYINEVİ: Varlık Yayınevi-İstanbul-Nisan/1958 – Sayfa:003 – Kitap Cümlesi Derleme Çalışması: Kemal KABCIK – ANTALYA - 23 Haziran 2013 Pazar 18:47:10 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Ve Gerçek",
        "poet": "Ayla Özarslan",
        "poem": "\n\nBir gün unutur düşler düş olduklarını\nve gerçeği yaşarlar\nYa insanlar unutursa gerçek olduklarını\nVe düş gibi yaşamaya başlarsa! ! !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü ile; İNSANCIL BAŞARI! . = 000.000.013 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n26 Haziran 2013 Çarşamba 00:15:24\n= 000.000.013 =\nDüş ve Düşünce Gücüyle İnsan! .\n\n“DELİKANLI” Adlı Romandan:\n\n/ Gücünü Çok İyi Bilirim! . / Düşkün İnsanlardan Öğrenmiştim! . / Tam Olarak Neyin Ne Olduğu Anlaşılmıyor! . Hem De İşler Gittikçe Karışıyor! . Aralarındaki Sevginin Günden Güne Derinleşmesi! . /  { Kitap Adı: DELİKANLI – Kitap Yazarı: DOSTOYEVSKI – Hazırlayan: Elif SUDE – Sayfa:012 – AKVARYUM YAYINEVİ-BİRLEŞİK MATBAASI-İSTANBUL-EKİM2005 – Kitap Cümlesi Derleme Çalışması: Kemal KABCIK - 26 Haziran 2013 Çarşamba 00:27:54 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Gerçek",
        "poet": "Nilgün Nart",
        "poem": "\n\nHer seferinde rüyaya başlar\nVe hiçbir yere ulaşamazlardı\nRüya mı gerçekti\nYoksa \nOnlar mı düştü.\nBirbirlerine dolanarak\nYaşamlar boyu\nCan nehrinde akarlardı.\nDüş ustaları \nÖyle bir bağlamıştı ki\nDüşü ve gerçeği birbirine\nAyrıldıklarında\nDüş, gerçek olur\nGerçekte düş olurdu.\nSırların, bir Sırrı vardı.\nUyanmak için usta olmak gerekti\nUyanmak için uyuduğunu bilmek gerekti\nUyuduğunu bilmek için\n“Halen görüyor olduğunu” bilmek gerekti.\nUyanmak\n“Görmenin ikilik olduğunu bilmekti.\nAlemi kendinde bilmekti.\n\nNe gerçek ne düş\nEğer  “görüyorsan ne fark eder.”\n\nGörmeyi bilmediğinde\nHer şeyi sende sevdiğinde\nVe bildiğinde\nSenden başka hiçbir şey kalmadığında\nDüş ve gerçek biter.\nBirlikte gelirler\nBirlikte giderler.\n\nSon perde\nİlk perdenin üzerine iner\nHiç yaşanmamış gibi\nNe düş ne gerçek olmuş gibi\nOlmayan sahne kapanır.\nBir sonraki “açılışa” kadar\nTek bir alkış \nTek bir kahkaka\nTek bir gözyaşı duyulur\nDüş ve gerçek oyunun \nTek başına \nTek İzleyicisinden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü ile; İNSANCIL BAŞARI! . = 000.000.008 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n24 Haziran 2013 Pazartesi 04:47:39\n= 000.000.008 =\nDüş ve Düşünce Gücüyle İnsan! .\n\n“CEMİLE” Adlı Romandan:\n\n/ Bir Çizgi, Işıktan Bir Çizgi gibi Gözükmekteydi. / Gündeliği Doğrultuyorsun Ya? . / Gece Düşümde, Gündüz Hayalimde! . / Her Daim Aklımda! . Allah'ın Emri, Peygamberin Kavli Üzere Kendime Aile Yapacağım! . / { Kitap Adı: CEMİLE – Kitap Yazarı: Orhan KEMAL – YAYINEVİ: Varlık Yayınevi-İstanbul-Nisan/1958 – Sayfa:003-006 – Kitap Cümlesi Derleme Çalışması: Kemal KABCIK – ANTALYA - 24 Haziran 2013 Pazartesi 04:56:34 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü ile; İNSANCIL BAŞARI! . = 000.000.012 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n25 Haziran 2013 Salı 16:55:28\n= 000.000.012 =\nDüş ve Düşünce Gücüyle İnsan! .\n\n“ÖZGÜRLÜK” Adlı Romandan:\n\n“/ Şehirde yaşayan insanlar büyük çoğunlukla iri yapılı ve çalışmayı seven insanlardır. {…/././…}”\n\n{ Kitabın Kısa Künyesi: Kitap Adı: ÖZGÜRLÜK – Kitap Yazarı: Maksim GORKİ – Türkçesi: Süheyl GÜVEN – Yayınevi: BAHAR YAYINEVİ – Sayfa:010-011,Paragraf:04-01 -/- 12 Ekim 2007 Cuma 19:33:08 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü ile; İNSANCIL BAŞARI! . = 000.000.011 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n25 Haziran 2013 Salı 14:51:37\n= 000.000.011 =\nDüş ve Düşünce Gücüyle İnsan! .\n\n“ÖZGÜRLÜK” Adlı Romandan:\n\n{…/././…} Küçük Okurov da terk edilmiş gibidir, şehirde yaşayanlar sadece en gerekli zamanlarda dışarı çıkar, evlerinde ilk karın yağmasını bekler, iskambil oynar, din ve aziz kitaplarından okutup dinlerler. {…/././…}\n\n{Kitabın Kısa Künyesi: Kitap Adı: ÖZGÜRLÜK – Kitap Yazarı: Maksim GORKİ – Türkçesi: Süheyl GÜVEN – Yayınevi: BAHAR YAYINEVİ – Sayfa:010,Paragraf:01 -/- 12 Ekim 2007 Cuma 19:20:39 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü ile; İNSANCIL BAŞARI! . = 000.000.010 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n25 Haziran 2013 Salı 14:51:37\n= 000.000.010 =\nDüş ve Düşünce Gücüyle İnsan! .\n\n“DUYMAYI, DÜŞÜNMEYİ DİLE GETİRME” Adlı Kitaptan:\n\nİnce Duygulu Şair, Oğuz Kâzım ATOK, “Duymayı, Düşünmeyi Dile Getirme” Adlı Yapıtıyla Bize İlginç Denemeler Veriyor! . Bir Özelliği Var Bu Denemelerin; Hemen Hepsi Dil ve Yazın Odağında Birleşiyor! . { Kitap Adı: Duymayı, Düşünmeyi Dile Getirme / Kitap Yazarı: Oğuz Kâzım ATOK / ÜLKER MATBAASI-ANKARA-1976 / Sayfa-Paragraf: 009-01 / Kitap Cümlesi Derlemesi: Kemal KABCIK – ANTALYA - 05 Haziran 2013 Çarşamba 21:38:05 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü ile; İNSANCIL BAŞARI! . = 000.000.014 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n26 Haziran 2013 Çarşamba 01:51:52\n= 000.000.014 =\nDüş ve Düşünce Gücüyle İnsan! .\n\nÖğrencilik Hayatımın Daimiliğinde; Bilmediklerimi Öğrenmeliyimdir! . Saygıdeğer Büyüklerimi İçtenlik ile Dinlemeli ve İlerlemeliyimdir! . { Kemal KABCIK }\n\n******\n\n“İYİ DÜŞÜN DOĞRU KARAR VER” Adlı Kitaptan Bir Tanım:\n\nGİRİŞİMCİ TUTUM:  Kişi Davranışını, İçinde Bulunduğu Koşulların Ötesinde Kendi İstediği Amaçları Gerçekleştirme Yönünde Kullanma Gücüne Sahiptir Anlayışını Belirten Tutum. Bu Anlayışa Göre, İstersek Çevresel Koşulların ve Onların Uyardığı Duygu ve Heyecanların Ötesine Geçer, İnandığımız İlkeleri Davranışlarımızda Yaşatabiliriz. { Kitabın Adı: İYİ DÜŞÜN DOĞRU KARAR VER / Kitap Yazarı: Doğan CÜCELOĞLU / Kitap Sayfa Sayısı:348 / SİSTEM YAYINCILIK A.Ş.-1995 / Sayfa:332, Paragraf:11 / 30 Nisan 2011 Cumartesi 01:49:01 } \n\n******\n\nOlgunluğun Kazanımı Olacak Değerler Kültürümüz Adına Çalışmalıyım! . Saygıdeğer Büyüklerimin; Kendilerine Özgü Olan Yorumlarına: SAYGI! . { Kemal KABCIK }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü ile; İNSANCIL BAŞARI! . = 000.000.009 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n25 Haziran 2013 Salı 04:27:49\n= 000.000.009 =\nDüş ve Düşünce Gücüyle İnsan! .\n\n“BİTMEYEN KAVGA” Adlı Romandan:\n\n“/ Sonunda Akşam Olmuştu! . Caddenin Işıklar Yanmış, Köşedeki Lokantanın Yanıp Sönen Neonları Kıpkızıl Işıklar Saçıyordu Havaya! . / Odası Okşayıcı Bir Kızıllığa Bürünmüştü! . / Ayaklarını Beyaz Yatak Örtüsüne Dayamış, İki Saattir Küçük, Sert, Sallanan Sandalyede Oturuyordu! . Ortalık Adamakıllı Kararınca Ayaklarını Yere İndirdi, Uyuşmuş Bacaklarını Ovuşturdu! . Bacaklarındaki Karıncalanma Geçinceye Dek Bir Süre Kımıldamadan Oturdu, Sonra Ayağa Kalkıp Abajursuz Lambaya Uzandı! . Oda ve Eşyalar Aydınlanıverdi Birden! . / Ceviz Konsol ve Havı Dökülmüş Soluk, Kırmızı Halı Ortaya Çıktı! . /” { Kitap Adı: BİTMEYEN KAVGA – Kitap Yazarı: John STEINBECK – Çeviri: Ülker BAYKAL – YAYINEVİ: ÜBL Yayınları-Ankara-Kasım/2005 – Sayfa:005 – Kitap Cümlesi Derleme Çalışması: Kemal KABCIK – ANTALYA - 25 Haziran 2013 Salı 04:42:27 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Düşünce Gücü ile; İNSANCIL BAŞARI! . = 000.000.015 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n26 Haziran 2013 Çarşamba 01:51:52\n= 000.000.015 =\nDüş ve Düşünce Gücüyle İnsan! .\n\nHepimiz Biriz; Düşümüzle ve Düşüncemizle Yaşarız, Yaşatırız! .\n\nRomanlar Okumalıyım ve Kendi Karakterime Uygun Başarılara Odaklı Olmalıyım! . Her Romanda Noksan Kalan Bir Yan Var Sanki; Daha Güzelini Keşfedince, Hiçbir Roman Anlatısı, Cümle Tek Başına Yeterli Olmayıveriyor! . Düş ve Düşünce Gücümüzün Verimliliğine Kalem Döndüren ALTI MİLYAR İNSANA TEŞEKKÜR EDER, SAYGILARIMI SUNARIM! . İNSAN SEVİNCE; SORUMLULUKLARI ile YÜZLEŞİR ve de İNSAN SAYINCA; KENDİNE ÖZGÜ BİR GELİŞİM İÇİNDE OLAN, ALTI MİLYAR İNSANIN DA KİŞİSEL GELİŞİM ÇİZGİSİNİN MUHAFAZASI ADINA DÜŞÜNÜVERİYOR ANİDEN! . DOSTLUĞUN TEBESSÜMÜ DAİMİ OLUVERSİN İNŞALLAH! . { Kaleme Alan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 26 Haziran 2013 Çarşamba 02:48:08 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş ve Gerçek",
        "poet": "Hüseyin Erdöl",
        "poem": "\n\nÇünkü  düşle ulaştığım\nKasımpatı hal hatır soran\nGülüşün resmini yapabiliyorken\nGerçekle ancak elle dokunabiliyordum\n\nBilmek gibi bir derdim varsa\nGerçek\nYağmurda y....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Yağmuru",
        "poet": "Muhittin Sönmez",
        "poem": "\n\npembe bir düş yağmuruydu,\nsalkım sacak umutlarım vardı\nansızın vurdu\ndepremler şehirlerimi\nkubbelerim yılıkıldı\ntarumar oldu bahçelerim,\n en acı yerinde\n çadırlar kurdum \n aşkın otağına\n yeni ülkeler besledim \n dötnala yağızlara,\n\npembe bir düş yağmuruydu\nsalkımsaçak umutlarım vardı\niçimde ilkler  büyüttüm \nyarınlara çocuklar büyüttüm\ntürkülere,  asi şiirler büyüttüm\nsazımda öğüttüm,\n\npembe bir düş yağmuruydu\nsalkım sacak umutlarım vardı\n hırçın fırtınalar kırdı gonca gülümüzü\n kollarımız bağlandı suçlandık\n hiç yere \n tutsak olduk \n gülleri koklamaya kıyamazken\n asi olduk, sorgulandık\n\npembe bir düş yağmuruydu\nsalkım saçak umutlarım vardı\naşka yakın bir yerlerde\ngüneş mavi doğardı\nvakit ne erkendi \nnede çok geç.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş yakamdan",
        "poet": "Mustafa Suat Geleri",
        "poem": "\n\nİyi bir oyuncusun\nvur patlasın çal oynasın\npes doğrusu......\nBelki deliliğe vuruyorsun,\nBelki de yaşam biçiminin.\nneyse ne...........\n\nBırak artık beni,\ndüş yakamdan.....\nne oyun isterim, ne de delilik\ndüş yakamdan.\n\nince ayar çek artık, sözlerine\ngözlerim bezdi, isyanlardayım\nkilitledim eski halimi fotoğraflarıma\nyalnızım, yalnız.....\nolsun, düş yakamdan...................................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Yakamdan",
        "poet": "Taner Bağ",
        "poem": "\n\nkader bırak benle oyun oynamayı\nsardın bir çok başıma belayı\ngelme üzerime kabadayı kabadayı\nyeter artık düş yakamdan\n\nben bittim tükendim\nbu kadar belaya güc yetiremeyeceğim\nkurtulursun yakında öleceğim\nyeter artık düş yakamdan\n\nbenle alıp veremediğin nedir\nbeni güldürmüyorsun başkasını sevindir\nyakında ecelim koşa koşa gelir\nyeter artık düş yakamdan\n\nbiliyorum sevilmediğimi\nanlıyorum istenmediğimi\ngünü gelince benimde öleceğimi\nyeter artık düş yakamdan\n\nbenle uğraşma\nyüreğimi sızlatma\nvurma artık git bana vurma\nyeter artık düş yakamdan\n\nsende zalim olma\nbenimde canımı yakma\nbaş ucumda sorudup durma\nyeter artık düş yakamdan\n\ngelme peşimden\nçek ellerini üzerimden\nyne istiyorsun benden\nyeter artık düş yakamdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Yakamdan",
        "poet": "İsmet Bozkurt",
        "poem": "\n\nSahte yüzlü kaypak seni\nSevme artık düş yakamdan\nDiri, diri gömdün beni\nOldum deli, düş yakamdan.\n\nBana hep tepeden baktın\nKendine kul, köle yaptın\nYeter be canımdan bıktım\nBırak beni düş yakamdan.\n\nPaspas yapıp çöpe attın\nAşkımı bir pula sattın\nSevgime hep kazık attın\nGelme beri, düş yakamdan\n\nÖmrümü yedin doymadın\nMasum gönlümle oynadın\nÇok sevdim de, hiç sevmedin\nÇekil geri, düş yakamdan.\n\nHer şeyimi çaldın gittin\nYıllarca kahrını, çok çektim\nAnla artık bende bittin\nSildim seni, düş yakamdan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Yakamdan",
        "poet": "Leyla İnan",
        "poem": "\n\nNe bir kıymet bildin ne gün gösterdin,\nDüş artık yakamdan istenmiyorsun.\nBağırır çağırır saygı isterdin,\nDüş artık yakamdan istenmiyorsun. \n\nSeviyor sanarak aldandım sana, \nÇektiğim eziyet reva mı bana,\nEkmek niyetine doğradın kana,\nDüş artık yakamdan istenmiyorsun. \n\nGönlüme dikenli telleri gerdin,\nSonunda kahredip murada erdin,\nBeni öldürmekmiş amacın derdin,\nDüş artık yakamdan istenmiyorsun.\n\nTatlı uykuları eyledin haram,\nOldukça derinde kanıyor yaram,\nSeninle hep yazı oluyor turam,\nDüş artık yakamdan istenmiyorsun.\n\nMutluluk bizimdi kimlere böldün? \nÖnce ezip sonra halime güldün,\nYıllarca tehdidi marifet bildin,\nDüş artık yakamdan istenmiyorsun. \n\n(Kırklareli 14.05.2008)     \n\n(Gönül Dostlarıma Teşekkürler)     \n\nNe zaman bitecek isyanım sana,\nİçimdeki aşkı küle döndürdün.\nYalancı baharlar yaşattın bana, \nBeni ağlatarak eli güldürdün......................................Nuray ULUSU ŞANLISOY \n\nBak hala sevginden eriyor yürek, \nBu kadar kaprise var mıydı gerek, \nBelki de yapılan her şey bilerek,\nDüş artık yakamdan, istenmiyorsun..........................İbrahim COŞAR\n\nAşkta gurur olmaz deyip aldandım,\nYıllarca uğruna boşuna yandım,\nÖlüme kadardı sevdaya andım,\nDüş artık yakamdan istenmiyorsun...........................Sevilay ŞAHBAZ\n\nSenin olmasaydım, olsaydım yerin,\nÖyle yaralandım izleri derin,\nYanına kâr kalmaz çektirdiklerin,\nDüş artık yakamdan istenmiyorsun...........................Sinan KARAKAŞ\n\nHayatımda kısa ara gibisin, \nİçimde kapanmış yara gibisin, \nTedavülden kalkmış para gibisin,\nDüş artık yakamdan istenmiyorsun............................Mustafa ŞEKERCİ\n\nHep sen istedin ben verdim eridim,\nRiya yalanlar sendeymiş bilmedim,\nBu yaptıklarını halen silmedim,\nDüş artık yakamdan istenmiyorsun............................Rifat KAYA\n\nO Nur olmasaydı, yoktu tesellim! \nYoktu, tek bir umut, dumandı hâlim! \nKırılsın, imzayı atan şu elim! \nDüş artık yakamdan istenmiyorsun............................Onur BİLGE\n\nSen ettin ben ettim dayan sevgilim, \nGerçek değil rüya uyan sevgilim. \nİnanma desem de inan sevgilim; \nDüş artık yakamdan istenmiyorsun............................Ali ŞAHİN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Yakamdan",
        "poet": "Adem Durmazer",
        "poem": "\n\nSelam verdim borçlu çıktım\nİstek ve arzularından bıktım\nSen yokken ne kadar rahattım\nDüş ulan düş artık yakamdan\n\nNe dosta benzersin ne düşmana\nÖzrün bile benzemiyor pişmana\nNe desem fayda etmiyor sana\nDüş ulan düş artık yakamdan\n\nKapıdan kov bacadan girersin\nİnatçı eşek gibi ayak dirersin\nTükürsem şükür deyip silersin\nDüş ulan düş artık yakamdan\n\nKüfür etsem ilk kez duyacaklar\nKalkıp vursam adam sayacaklar\nSeni değil beni topa koyacaklar\nDüş ulan düş artık yakamdan\n\nYa çocuğun hastadır ya karın\nBayatladı bahanelerin yalanların\nNefsine yenilmiş tüm duyguların\nDüş ulan düş artık yakamdan\n\nElli iş buldum hangine başladın\nBoş boş oturup sinek taşladın\nBu sokakta yazladın kışladın\nDüş ulan düş artık yakamdan\n               Adem Durmazer\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Yakamdan",
        "poet": "İbrahim Halil Demir",
        "poem": "\n\nİflah etmiyorsun beni, \nNe sıkıntılı gecelerimi ferahlatıyor,\nNe de karanlık gecelerimi aydınlatıyorsun,\nNe demli bir yorgunluk çayı demliyor,\nNe de saf duygularıma tercüman oluyorsun.\n\nDüş yakamdan,\nAdımız çıkmış Kerem ile Aslıya Leyla ile Mecnuna,\nOysa daima yukarlardan bakıyorsun bu örnek sevdaya \nNe yanan yüreğimin hararetini bu sevda suyuyla gideriyor,\nNe de elindeki hançer ile bir an önce öldürüyorsun.\n\nDüş yakamdan,\nSevda bahçemde rengarenk gülleri açtırmıyorsun \nGül yerine daima dikenleri derdiriyorsun\nNe gönlümdeki sıcak yuvayı şenlendiriyor,\nNe de bir balyoz alıp eline yıkıyorsun.\n\nDüş yakamdan\nSevgililer el ele göz göze kumrular gibi dolaşirken \nSen benim kirlenmemiş sevdamla alay ediyorsun\nNe seviyorsun gerektiği gibi canı gönülden,\nNe de bu sevdayı çini mürekkeple kalbine yazıyorsun\n08/06/2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Yakamdan...",
        "poet": "Rümeysa Avcılar",
        "poem": "\n\nHer sonbahar da \nDalından düşen bir yaprak gibi,\nSen de düş yakamdan  HAYAT! ! ! \nRahat bırak bu bahar beni...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş yakamdan",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nDüş yakamdan düşünce\nKim ısınır üşüyünce? \n\nUmutlar yeşerir ağlayan çocuk gülünce\nDünyanın bütün zalimleri ölünce\n\n09.04.2015 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Yakamdan",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nHep tepeme doğru çıktın,\nYeter gayri düş yakamdan…\nGenç yaşımda yuvam yıktın,\nYeter gayri düş yakamdan…\n\nMesken ettin sen gurbeti,\nSıla tüter zor hasreti,\nZehir ettin her sohbeti,\nYeter gayri düş yakamdan…\n\nAl kanımda sensin kene,\nOtomatik tüfek çene,\nBirbirinden kötü sene,\nYeter gayri düş yakamdan…\n\nBütün malım gitti sele,\nUmut düştü ayaz yele,\nAğrı girdi başa bele,\nYeter gayri düş yakamdan…\n\nCantekin der; sabrım taştı,\nDerdim yüzü bini aştı,\nDostlar şaştı canlar şaştı,\nYeter gayri düş yakamdan…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Yakamdan",
        "poet": "Fatma Özçelik",
        "poem": "\n\nSeni gözden çıkarmayı ben göze aldım\nDüş yakamdan \nGit ona\nSenden usandım...\n\nHep yalan bakışların\nÖpüşlerin, sokuluşların....\nBir gecelik aşklardan \nKalmadı farkın...\n\nBana artık \nBana baktığın gibi herkes bakar\nGibi geliyor\n\nBana artık \nBeni sevdiğin gibi herkes sever\nGibi geliyor\nDüş yakamdan....\n\nAntalya 1996\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Yakamdan",
        "poet": "Zübeyde Gökbulut",
        "poem": "\n\nYetmez mi musallatın, düş yakamdan ey felek! \nKeder küpüne döndüm, yüreğim elek felek,\nNe menem bir şeysin sen, ne değilsin bir bilek.\nBütün fatura sana, Karun musun sen felek? \n\nZübeyde  Gökbulut\n2007 - Kırşehir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Yakamdan Baş Belası",
        "poet": "Gülseren Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nNe? Hala bende mi çarpıyor yüreğinin yarısı\nBen seni unuttum. Dinlemiyorum kalbimin sesini\nDönmem artık sana versem de son nefesimi\nDüş artık düş yakamdan baş belası\n\nÇok ama çok çektirdin bana\nTerk ettikten sonra anlayıp ağlayacağına\nGururuna ayaklar altına alıp yalvaracağına\nEziyet yerine sevgi versen ne vardı şu seven kalbime\n\nBitti bitti artık ömrümün yarısı bitti\nKalan yarısı da senin yolundan çekip gitti\nSanma bir gün yine yenilirim duygularıma\nAçmam artık yıllar önce kapattım kalbimin kapısını\n\nBir daha sevmek mi, sevgi için deliye dönmek mi? \nBir sevgi, bir sevgili yüzünden ölmeyi denemek mi? \nO da o an ki seven kalbimin saflığı olsun\nNe yapalım bana ettiklerin sana kar kalsın\n\nSeven kalp sevdiğinden yorulur mu? \nSeviyorum derken kapı önüne konulur mu? \nBendeki sevgi aramakla bulunur mu? \nSevginin değerini bilmedin ya\nDüş düş yakamdan baş belası\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş yakamdan yalnızlık...",
        "poet": "Rafet Türk",
        "poem": "\n\nAşkın senedine bir imza attım,\nKapıma icraya geldi YALNIZLIK,\nAlamazsın onu benden diye nice yeminler ettim,\nBeni bile senden söküp aldı YALNIZLIK...\n\nGüzel suretin kapladı yüzümü,\nDurmadan ağlattı gece gündüz gözümü,\nUnuttum ölene dek diye ettiğim sözümü,\nSille tokat evime girdi YALNIZLIK...\n\nBitsin artık dedim kendimden de kaçıp,\nÖlmek istedim kuşluk vakti  seni bırakıp,\nAnlaştık dedi elimi son kez sıkıp,\nArdım sıra toprağa girdi benimle YALNIZLIK...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Yakamdan Yeter Artık...",
        "poet": "İbrahim Halil Demir",
        "poem": "\n\nAtını nallamışsın düşmüşsün peşime\nZalim olmuşsun acımıyorsun gözyaşıma\nVicdansız felek ile dost olmuş\nSaplıyorsun aşkın paslı hançerini bağrıma.\nDüş yakamdan yeter artık\n\nSevdanın en yanık naralarını attırıyorsun\nHesabına gelmediğinde yerine dibine batırıyorsun\nYa bu sevdanın hakkını ver ya da vazgeç\nMütevazı dünyamı alt üst ediyorsun\nDüş yakamdan yeter artık\n\nMeşhur bir artist gibi rolünü çok mükemmel yapıyorsun\nOrda burada her daim çalım satıyorsun\nBıktım usandım tafralarından\nAllah aşkına söylesene benden ne istiyorsun\nDüş yakamdan yeter artık\n\nNamertlerin köprülerinden geçiriyorsun \nSarnıçların kırmızı kurtlu suyundan içiriyorsun\nBu üç günlük fani dünya hayatından beni bezdiriyor\nBeni yaşarken defalarca öldürüyorsun \nDüş yakamdan yeter artık\n\nSoframdaki taamların bereketini kaçırıyorsun\nSevdiklerime beni küstürüyorsun\nKalan ömür miadımı tarumar ediyor\nRiyadan uzak sevdamı takdir etmiyorsun\nDüş yakamdan yeter artık\n\nYiyip içtiğimden zevk aldırmıyorsun\nDibi görünen berrak sulara daldırmıyorsun\nEn fırtınalı havalarda aşkın sandalına bindiriyor\nMenzil murat almamak için elim kolum bağlıyorsun\nDüş yakamdan yeter artık\n\nBana karşı sadakatli olmuyorsun\nGönlümü manidar muhabbetlerle doldurmuyorsun\nKesik uçlu kalemi eline alıyor\nAcımadan firak fermanını imzalıyorsun\nDüş yakamdan yeter artık\n\nHer daim celalli ve haşin bakıyorsun\nBoşu boşuna sevdalı gönlümü yakıyorsun\nİşin kolayına kaçmadan seven hiçbir sevdalı kabul etmez\nSen bana ha bire zulmediyorsun\nDüş yakamdan yeter artık\n\n30/Eylül/2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş yakamızdan",
        "poet": "Süleyman Demir",
        "poem": "\n\nyıllardır karşımıza dikildin haydut gibi \nbe hey zalim ayrılık,yeter düş yakamızdan! \nvuslatla aramıza ateşten hudut gibi \nçizildin ey ayrılık yeter düş yakamızdan \n\nayaz istasyonlarda mahzun bıraktın bizi \naraya engel koydun onca dağı denizi \nkim bilir kaç sevginin kaç sevdanın dehlizi \noldun kahpe ayrılık yeter düş yakamızdan \n\nhançer gibi ok gibi saplandın bağrımıza \nyollarda kervan olduk sen güldün ağrımıza \nyettin gayrı cürretin gidiyor ağrımıza \nde git zorba ayrılık yeter düş yakamızdan...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Yakamdan Düş Gayrı",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nYaş kırk iki oldu henüz gülmedim,\nPeşinden sürüdün ama ölmedim,\nRüyamıdır dünyamıdır bilmedim,\nZalim kader düş yakamdan düş gayrı.\n\nYapıştın yakama silinmez leken,\nAncak seni anlar çileyi çeken,\nHoştur yaşaması boynumu büken,\nZalim kader düş yakamdan düş gayrı.\n\nBir çile bitmeden birini ekledin,\nHiç evmedin fırsatımı bekledin,\nDüz yolumu hep yokuşa dikledin,\nZalim kader düş yakamdan düş gayrı.\n\nEksik olmaz oldu başımdan belam,\nYoksa eller gibi gamsızmı olam,\nBırakmaz yakamı sebeb ne bilem,\nZalim kader düş yakamdan düş gayrı.\n\nDeli divane oldum çığrımdan çıktım,\nSen bana ben sana kafayı taktım,\nElden bir şey gelmez boynumu büktüm,\nZalim kader düş yakamdan düş gayrı.\n\nNankör dostlar şeytan ile buluştu,\nYıkmak için kötülüğüme çalıştı,\nŞair Veysel her şeylere alıştı,\nZalim kader düş yakamdan düş gayrı.\n\nTel:05379590555\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş yakamdan yeter artık!",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\n“Bu ne yüzsüzlük yaa! ”\n\nYokluğuna hasret kaldım\nVarlığın bin beter artık! \nUğurladım seni saldım\nDüş yakamdan yeter artık! \n\nYeter beni yıprattığın\nAklımı da tırlattığın\nYerden yere fırlattığın\nDüş yakamdan yeter artık! \n\nGeri dönme çağırmadım\nKalp sancımla ağırmadım\nAşkım diye bağırmadım\nDüş yakamdan yeter artık! \n\nIşığım yok sana sönük\nKalbim param parça bölük\nYapışma be bana sülük\nDüş yakamdan yeter artık! \n\nYok ki sende tek özellik\nOlmaz zorla hiç güzellik\nBitsin artık bu rezillik\nDüş yakamdan yeter artık! \n\nBitirmişsin gururunu\nYitirmişsin onurunu\nSildirmişsin o - nurunu\nDüş yakamdan yeter artık! \n\nSeni boşa öveyim mi\nYatırıp da döveyim mi\nİlle sana söveyim mi\nDüş yakamdan yeter artık! \nVarlığın bin beter artık! \n\nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Yalnızlığı",
        "poet": "Adem Tok",
        "poem": "\n\nsen belirsizsin\nben hasretlerdenim; \nyakılan! \n\nçöz dilinden prangaları\nkoksun ağzının içi...\n\n05.07.04\nFtipi hapishane EDİRNE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Yolcusu",
        "poet": "Türkay Korkmaz",
        "poem": "\n\nyüreği sevmiş\nunutmuş usu\ngeçtiği denizler\n\nbölüşemediği sevinç\nay güneş\ndoluşur ev ev\n\nyollara düşme saati\ney ömür\ngeç kalma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Yollara",
        "poet": "Rıfkı Kaymaz",
        "poem": "\n\nÖteye hasret ruhum...\n- Düş yollara yollara! \nOrda mesut olursun,\n- Düş yollara yollara! \n\nUçursa beni rüzgar,\nUçursa diyar diyar.\nAh...Orada neler var\n- Düş yollara yollara! \n\nOra dağdır içimde,\nVe en güzel biçimde...\nYollar yumak içimde,\n- Düş yollara yollara! \n\nKilitli kabukta öz...\nEşyadan yıldı bu göz.\nUfuk, ellerimi çöz! \n- Düş yollara yollara! \nRıfkı Kaymaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Yollara",
        "poet": "Ahmet Telli",
        "poem": "\n\nI\n\nSöğüt ağaçlarının\nBulutsu serinliği\nGümüşsü bir renge\nÇevirirken akşamı\nUzak dağ başlarını\ndüşürür aklına\n\nÇıkar sedef kakmalı\nGümüş çakını o zaman\nBir dal kes ışkınlardan\nVe usulca yaslan\nYaşlı bir çınarın yorgun göğsüne\n\nÇınarlar ki ağırbaşlı\nVe biraz bilgedirler\nYorgun ve kederli\nGövdeleriyle onlar\nNice öyküler dinlemiş\nÇok umur görmüşlerdir\n\nNice aşkların tanığı\nNice gizlerin suskun\nTaşıyıcısıdır çınarlar\nVe bu yüzden saygın\nBir yerleri vardır\nHalk duyarlığında\n\nVe derler ki onlar için\nKendilerinden başkasını ele vermemişlerdir\n\nII\n\nUzak dağ başları\nYalnızlıkları getirir aklına\nBir de efkarlı türküleri\nVe senin yalnızlığın\nAncak dağlara sığabilir\n\tBir de türkülere\n\nBelki bir zaman\nGeçitler kapanmış\nKoyaklar tutulmuş olabilir\nYabanıl sesler, ateşböcekleri\nKıpırdayıp durur çevrende\n\tBir de sessizlik\n\nO zaman\nBir tutam kekik\nBir tutam dağlalesi kopar\nVe usuldan usuldan\nSöylemeye dur\n\tEşkiya türkülerini\n\nO türküler ki biraz kederlidir\nAma kendilerinden başkasını\nEle vermemişlerdir\nGöreceksin önce çobanlar\nSes verecek sana\n\tSonra bütün bir doğa\n\nDoğayı aldın mı yanına\nGürül gürül akan kalabalıksın\nÜstelik eşkiya türküleri\nVe çınarlar seninledir\nO zaman çekinme\n\tDüş yollara\n\n\n"
    },
    {
        "title": " DÜş YOLLARa İLİm ARa",
        "poet": "Abdullah Özen",
        "poem": "\n\nilim,ALLAH'ın ALİM sıfatı,dost\nadem(as)  ile yaydı tüm kullara\nmuhammet(sav)  mirasımdır dedi\nçin'de de olsa ara,düş yollara\n\nıkra dedi kur'an deme nerden bilem\ndeniz mürekkep olsa yazamaz kalem\nilim ile kalkar perdeler,açılır alem\nara bul feleği çarkı,düş yollara\n\nhep imanlı göğsümüz olsun isteriz\nama ilmi her hücremizde dinleriz\nzerk edince hücreye mikroda inleriz\nmürşidi kamil ara düş yollara\n\nilimi arayan şehit ile eş kılınmış\nyunus yıllarca taptukta salınmış\nşems mevlanada kurban alınmış\nsır içinde sır ara,düş yollara\n\npir sultan abdal'ın derisi yüzüldü\nibranim hakkı'nın boynu ipte üzüldü\nmevlana'nın dilleri ilim ile çözüldü\nser içinde ser ara,düş yollara\n\nsıfatını bulamayan kulun yüzü gülmez\nhayatı mabet'te geçse ayağa gelmez\naramayan kul'a ALLAH ilim vermez\nyer içinde yer ara,düş yollara\n\ndost acı söyler yolumuz yol değil\nkul'a darlanırız gönlümüz bol değil\ntaklidi imanız HAK.kulunuz kul değil\nbir içinde bir ara,düş yollara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Yollarıma",
        "poet": "Recep Gökgöz ",
        "poem": "\n\nUmudumu vurma, kanatlarından,\nSevincim ol ey yar, düş yollarıma.\nGözyaşın, akıtma ırmaklarından,\nSevincim ol ey yar, düş yollarıma.\n\nHicran mı büyüttün, yaslı bağrında, \nKar hiç eksilmez mi gönül dağında,\nSevgim yeşermiyor,  viran bağında,\nSevincim ol ey yar, düş yollarıma.\n\nAşk diye acıyı, kalbime gömdüm,\nHasret duvarını, sabırla ördüm,\nSevdamı uzaktan, ağlarken gördüm,\nSevincim ol ey yar, düş yollarıma.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş2",
        "poet": "Remzi Babacan",
        "poem": "\n\nDÜŞ2 \nGülüşündeki düğün, \nAlnımda düğüm. \nHala bakışlarında kışlar,bu ömrün ümitleri.. \nMahmutpaşa kışlasında mektupları unutulmuş kedErler gibi. \n\nEy! ölüm uykularımın kısırdöngü düşleri! . \nBak o yar yok artık.. \nPusudadır yalnızlık! \nSevinçler şehit bak \nÇığlıklar gazi! . \nTitre ve kendine gel. \nKanatma böyle beni! ! ! \n_________________\nRemzi Babacan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş Yüreğime",
        "poet": "Şair Mahir",
        "poem": "\n\nDüş yüreğime\nAy vururken\nKurt kuş uyurken\nZamanı yok\nDurup dururken\nDüş yüreğime\n\nDüş yüreğime ki\nHüzün yağmasın\nAcılar üzerime\nKapaklanmasın\nSaklandığı yerden \nçıkart sevdayı\nDüş yüreğime\nAcılanmasın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşe Çağrı",
        "poet": "Nurullah Ataç",
        "poem": "\n\nSeverim gerçekçi edebiyatı. Bu yaşa değin en çok onun ürünlerini, o yolda yazılmış hikayeleri, romanları, hep o çığırı öven denemeleri, eleştirmeleri okudum. Bir hikayede, bir romanda anlatılanların, gerçekte olanlara benzememesi, çok kimseler gibi benim için de büyük bir suçtur. Peri masallarından, dev masallarından çocukluğumda bile pek hoşlanmadım. Olmayacak şeyler, benzerleri görülmeyecek insanlar anlatan hikayeler arasında beğendiklerim yoktur demeyeceğim, ama onlarda da gerçeği aradım: \"Bütün bunlar gene bir doğruyu söylüyor, ancak yazar gerçeği bir düşle örtmüş, kaldırın o örtüyü, arasından bakın, gerçeğin ta kendisini, çırılçıplak doğruyu bulursunuz\" diye düşünürüm. \n\nBunun içindir ki bugünkü yazarlarımızın çoğunun gerçekçiliğe özenmelerine göneniyorum. Bize hayatı anlatıyor, her gün gördüğümüz insanları tanıtıyorlar, okurlara çevrelerindekilerin de kendileri gibi düşünen, duyan, dertler çeken birer varlık olduğunu sezdiriyorlar. İnsanoğlu, çoğu bencildir, yalnız kendiyle ilgilenir, kendi kendisiyle uğraşır da başkalarının gerçekliğini kavrayamaz. Benliğimiz içine kapanır kalırız. Bu kabuğu dışarıya değinmemize, yani temas etmemize bırakmayan bu benlik kabuğunu ancak edebiyat, gerçekçi edebiyat kırabilir. Hani şiir okumayı, hikaye okumayı boş bir iş sayıp da kendilerine yakıştıramayan kimseler vardır, siz onlar arasında başkalarını anlayan, başkalarının dertlerine, kaygılarına ortak olan birini gördünüz mü hiç? ... Onu ancak edebiyat aşılar. Batılıların edebiyata \"humanites\" yani \"insanlıklar\", kişiye insanlığı, insanca duyguları, düşünceleri aşılayan bilgiler ne denli gerçekçi olursa bu ödevini o denli iyi başarır. \n\nEvet, severim gerçekçi edebiyatı, gerçekçi sanatı, bütün çığırlar a....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düş yüzlü sevdiğim",
        "poet": "Zeynep Aksu",
        "poem": "\n\nDüş yüzlü sevdiğim \nNe olur.. \nRüyalarıma acılarını getirme \nOlurmu? Çünkü \nAcılar iyi davranmıyorlar bana \nFırtınalarda üstüme üstüme geliyor zaten \nDilim de tutuldu \nKoynumdasın \nDüş yüzlü sevdiğim \nFırtına kesil dimi ne duyulmuyor artık \nAkşamsefası çiçeğim \nKonuşuyorsun düş yüzlüm \nBire bir veren kadınım diyorsun \nVe…..derin bir iç geçirdikten sonra \nSarı gelin türküsüyle \nRüyamı terk edip gidiyorsun \nNe olur rüyalarıma gelirken acılarını getirme \nOlur mu? \nZeynep Aksu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşbaz",
        "poet": "Perinur Olgun",
        "poem": "\n\nDüşbaz benim adım\nDüş alır düş satarım\nEn güzelini kendime ayrıırım\nSiz ne istemiştiniz? \nBir düş ayırayım size\nKış günü bir dağ başında olsun sıcak soba yanıyor\nAlevleri duvarlarda\n Durun durun yoksa Madrid'e mi gitsek\nMavi derinliğe dalsak\n\nDüzbaz benim adım\n Düş alır düş satarım\nSiz nerden istersiniz\nSize mutluluğu ayırayım\nKuşlardan yana olsun şarkılarınız\nÜzüntüler\nSızım sızım sızlayan acılar\nSizin için el ele bitsin\nkovalım şu ayrılığı\nuzaklara gitsin\n\nDüşbaz benim adım\nDüş alır düş satarım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşe Yazdım",
        "poet": "Serap Tepedelen",
        "poem": "\n\nDüşeyazdım bir düşün içine\n\ndüşmekten son anda kurtuldum\n\ngerçekleşmeyecek düşlerin düşünü kurmayı,yasakladım kendime.\n\noturdum masa başına,elime de aldım kalemi ve veryansın ederek düşlerime\n\nde bir yığın sitem ederek\n\ndüşe yazdım-düşeyazdım....\n\n\n\n\n\nSerap Konuk(04.05.2011-Bursa)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşecem Yadına..",
        "poet": "F&#601rid&#601 Agayeva",
        "poem": "\n\nGecə otağına sükut çökə ndə ,\nYoldan buruq saçlı bir qız ötə ndə ,\nÜrə yin qapımı gizlin döyə ndə ,\nDüşə cə m yadına,\nkövrə lə cə ksə n...\nQışda bə yaz qarlar örtə cə k yeri,\nSaatın ə qrə bi dönə cə k geri,\nBuz kimi ə lini tutacaq biri,\nDüşə cə m yadına,\nkövrə lə cə ksə n...\nÇiçə klə r açmamış,solub gedə cә k,\nYanında adımı kimsə çekə cə k,\nÜzdә tә bә ssümün qә flә t itә cә k,\nDüşə cə m yadına,\nkövrə lə cə ksə n...\nHə r kə s sevdiyinə qucaq açacaq,\nSə ninsə xə yalın mə nə qaçacaq,\nYoxluğum də rdinə ,bir də rd qatacaq,\nDüşə cə m yadına\nkövrə lə cə ksə n..\nYay ayları gə lsə də li olassan,\nSevgi etirafın yada salassan,\nAğacın altında yalqız qalassan,\nDüşə cə m yadına\nkövrə lə cə ksə n..\nGözlə rin gözümə bir sə dd olacaq,\nMin nə fə r içində n mə nə baxacaq,\nElə ki bir tanış mahnı çalacaq,\nDüşə cə m yadına\nkövrə lə cə ksə n...\nİllə r ötüşə cə k,qalassan dümtə k,\nSevə cə k uşaqlar,sə ni atatə k,\nMə n də yaşlı ana,başımda örpə k,\nDüşə cə m yadına,\nkövrə lə cə ksə n...\nHə srə t sevgimizi dara çə kə cə k,\nÖmür sonlanacaq,qatar gedə cə k,\nMə zarım üstündə güllə r bitə cə k,\ndüşə cə m yadına,\nkövrə lə cə ksə n...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşen Güller...",
        "poet": "Ertan Akbayrak",
        "poem": "\n\nSevdiğimi söyleyemeden gidiyorsun...hayatı hiçe sayarak kalabalıklara karışma isteğin nedendir bilinmez...bir ana nasıl bekler Revan ellerinden Mehmed’ini...mehmed gelmez...bir bebek nasıl doğmaz...güneş hiç mi yakmaz ölü sabahları...hep mi gece...hep mi hüsran saatleri bu zamanlarda... gülün gittiği anlarda gülün bittiği zamanlarda kokusunu sakladığı kıyametlerdemi olur bu? eşkiyanın yüreğindedir isyan,koklayamadığı gülünedir,severken söyleyememenin pişmanlığı ve acısıdır içini kavuran,güneşi anlamsız,bebeği anasız, anayı çocuksuz bırakan…Güller düştü salkım saçak gökyüzünden, savruldu üstümden,kökleri söküldü bağrından ana yüreğinin,evlat beklendi evlat gelmedi,doğmadı güneşe misali yeni bebekler…gelmedi sevilipte  yüzüne haykırılamayan sevgililer…! Düştü güller,kaldıran olmadı…! Yandı güller …goncalığına doyamadan…kavruldu, savruldu düşen güller…!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşen Son Yaprak..",
        "poet": "Muhammed Elyıldırım",
        "poem": "\n\nDeniz suskun,deniz sessiz...\nKüçük dalgalarda vurmuyor kıyıya,\nKovalamıyorlar bir birlerini,peş peşe,\nKumsal sakin,\nFırtına öncesi bir suskunluk var.\n\nGökyüzü hüzünlü,\nBulutlar kaçıyor son hızla,\nDokunmamak için bir,birlerine.\nYağmurdan önce durgunluk bu \nFırtına öncesi bir sessizlik var,\n\nGün batımı yakın,geceye az kaldı,\nYağmurdan sonra fırtına kükreyecek belli..\nKıracak ağaçları,dökecek yapraklarını,\nDüşürecek yere son yaprağını da,\nDallar ağlayacak,uçuşan yapraklara.\n\nGecenin zifiri karanlığını şimşekler bozacak..\nGökyüzü ağlayacak sessiz,sissiz,\nDeniz tüm hışmı ile yaracak gecenin sessizliğini..\nDalgalar yükselecek,her sahile çarptığında..\nSallayacak fırtına ağaçları bütün gücü ile.\n\nİnsanlar sokaklarda hızla koşuyor,\nSıcak yuvasına kavuşmak için,\nCaddeler ıslak,caddeler su,caddeler çamur, caddeler karanlık...\nBen caddelerde yalnız...\nGökyüzü hüzünlü,gökyüzü kırgın, gökyüzü ağlıyor, sensizliğe,\nDeniz bir o kadar öfkeli yalnızlığa,\nTerk edip de gidişine.......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşen Düşlerim",
        "poet": "Murat Berk",
        "poem": "\n\nDün gece\nBir kadın gördüm\nÇalıların arasında,\nKanayan yumuşacık \nElini tuttum kaldırdım.\n\nSonra\nEve götürüp\nIsıttım şöminenin başında,\nElleri ve yüzündeki\nÇizikleri temizledim,\nEteğindeki yırtıkları diktim.\n\nSordum,\nNasıl geldin oraya? \nBaşını kaldırarak,\nSen düşürmüştün ya\nDedi bana.\n\nBaşladım ağlamaya,\nve tekrar\nDöndüm çalıların arasına\nDüşen hayalimi almaya...\n\n2011 02 Kasım-14.10\nÇ.kaleboğazı Kıyılarından\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşen her yağmur damlası",
        "poet": "Kadri Erdem",
        "poem": "\n\nDüşen her yağmur damlasında ayrı bir hüzün var bugün. Beyaz ile gri arasındaki renge sahip bulutlar, sanki bir şeyler anlatmak istiyor düşürdükleri her damlada. Her biri başka bir anlam taşıyor düşen damlaların. Birbirilerine değmeksizin havada süzülüp bize geliyorlar. Bu günde öyle bir gündü. hüzünlü ama tatlı bir hüzün vardı düşen damlalarda,renksiz renkli bulutlarda. Aşk vardı bu yağmurda,sevgi vardı; anlamını fark ettirmeye çalışan yağmurdu, bu gün yağan yağmur.\n                                                                                                        19-08-2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşen kar taneleri",
        "poet": "Mustafa İleri",
        "poem": "\n\nKar yağdı gönül fırtınasında duygularıma\nHayalde ki dünyam aydınlandı beyazlıktan\nKorkar hale gelmiştim her an düşlerimden\nUmut verdi bana düşen kar taneleri\n\nBeyaz örtü örttü üstüne tüm kemlerin\nOrtalığın sade rengi ve ferahlığında\nAralanmaya başladı kapalı gönül kapım\nNapzıma hız verdi düşen karta neleri\n\nÇaresizlik ışığının söndüğü günler de\nYıkılmaya yüz tuttuğum saatlerde\nGelecek umutları söndüğü gün bende\nYaşama can kattı düşen kar taneleri\n\nKötülüğün ayak izleri kapanıyor bire birer\nSensiz kokan kirli hava her şeylerden beter\nYükünü taşıyamaz hale gelen dizler\nSan ki can kattı canına Düşen kar taneleri\n\nUmudun ve hayalin son bulacağı günler de\nUmut ışığı olmaya çalıştı kar taneleri\n\n               07.12.1998.Çorlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşen",
        "poet": "Güven Sabuncuoğlu",
        "poem": "\n\nBen evimdeyim bu gece sıcak koltuğumda,\nKoltuğundaydı gece hareketli yolculukta,\nSonsuzlukta bir bakış kaldı,arkalarda,\nYamaçlarda bir virane kaldı,yapayalnızlıkta\n\nDüşen beyaz kanatlı,beyaz dev,demirden\nAh bilmezmisin canımız narin etten.\nMahvettin,ne gece kaldı ne koltuk\nİbret olsun böyle acı,bu yolculuk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşen Süngü",
        "poet": "Ali Kaybal",
        "poem": "\n\nTövbekarım diyorsun, kötülük senden mi geçti,\nMecalin kalmamış belli, yoksa süngün mü düştü?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşen yapraksa sonbahar",
        "poet": "Orhan Tuncay",
        "poem": "\n\nBir gözyaşı süzüldü gözümün birinden\nTakip ederken bir başkası diğerinden\nBir sarı yaprak eksildi bahçedeki ağaçtan\nRüzgarla sarsıldı bir çiçek koptu yerinden\n\nSonbahar hüznü anlatırmış satırlarda hep\nAkıp giden dünün hazan ırmağı gönülden\nBilirim gelmeyecek giden günler, sevilenler\nDüşen yapraksa sonbahar,  daha acı ölümden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşen yağmur taneleri",
        "poet": "Şair Ahrazi",
        "poem": "\n\nDüşen yağmur taneleri\n\nDüşen yağmur taneleri, \nHüzün olur, akar cana, \nAcar eyler yareleri, \nFeryatları eker cana.\n\nBulutlar gardiyan olur, \nKarası bahtımda kalır, \nGönlümden neşeyi alır, \nTasaları döker cana.\n\nPuslanı verir gözlerim, \nToprağa düşer dizlerim, \nSitem olur niyazlarım, \nNifakları sokar cana.\n\nGör Ahrazim halin nice, \nDert okursun hece hece, \nBak tevkife gelmiş gece, \nPrangayı takar cana.\n\nAhrazi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşende",
        "poet": "Sadık Softa",
        "poem": "\n\nAcılar; göz sularını emerek beslenir, \nYiğitlenir yürek, sevda düşende; \nAğır yokuşlarına uzanır ağıtlar; \nUzanır ağıtlar, sevdalara düşende. \n\nBir Köroğlu mayalanır deli yürekte; \nDağın zirvesine ulaşır dağ yolları, \nAyvazlar duymaz Koroğluları, \nYürek kabarıpta dara düşende. \n\nDağlar ses verir Koroğluların sesine, \nDağ başları yankılanır titreyerek, \nİsmini alır naraları, naralanarak, \nKöroğlular hür dağlara düşende. \n\nAğıtlar; uzar acılara karıştıkça. \nYollar çatallanır, yol baştan ıradıkça, \nYiğitler daha da mertleşir açıkça, \nSevdalı yüreğe bora düşende. \n\nAcılar; gözyaşlarını emerek beslenir; \nAğıtlar; uzar dile düşende, çöreklenir; \nDağ başları gibidir başım, sislenir; \nYürek kar yerine, kora düşende.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşeni Kaldır",
        "poet": "Niğmetullah Uçar",
        "poem": "\n\nDÜŞENİ KALDIR\n\nFelsefe dersinde lisede duydum\nDüşeni kaldırma tekme vur derdi\nOlur mu hiç diye düşünüyordum\nMeğer doğru imiş zaman gösterdi\n\nDüşeni kaldıran bir güç kaybeder\nHep devam ederse düşer kendisi\nKalkan kaldırırlar yine zanneder\nBaşarı getirmez minnet etmesi\n\nBalık vermektense olta vererek\nBalık tutturmayı öğretmeliyiz\nBütün zorluklara göğüs gererek\nAzimli olanı gözetmeliyiz\n\nİnsanlık gereği düşeni kaldır\nÖlmeyecek kadar ederek yardım \nVereceksen eğer almak kuraldır\nBen bugün böyle bir karara vardım\n\n                          Niğmetullah UÇAR\n                               Antalya\n                                   10.10.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşer",
        "poet": "Şahin Kabakuş",
        "poem": "\n\nEkmeğini elinden vura vura alırlar\nYalnız dönüp bakarsın, gözlerinden yaş düşer.\nSenin alın terini varsın zakkumlansınlar; \nOnların da başına senin kadar taş düşer.\n\n1989 - Erzurum)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşenlere değer verilmez kardeş",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nDÜŞENLERE DEĞER VERİLMEZ KARDEŞ\n\n17.03.2013\n\nBacın kardeş dayın amcan olsada\nDüşenlere değer verilmez kardeş\nÖnceleri seni örnek alsada\nDüşenlere değer verilmez kardeş\n\nMalın mülkün çıkar ise elinden\nEşin bile bilmez senin halinden\nÖnce dost diyenler kaçar yolundan\nDüşenlere değer verilmez kardeş\n\nVarlığın var iken: abi diyenler\nDua ile ekmeğini yiyenler\nHatırını kıymetini sayanlar\nDüşenlere değer verilmez kardeş\n\nAldanırsan şunu bunun sözüne\nDost diyenin güler isen yüzüne\nDüşer isen mil çekerler gözüne\nDüşenlere değer verilmez kardeş\n\nÇoğu dost diyerek cebinden çeker\nParasız kalınca karşına çıkar\nVar iken dost olan, yok iken sıkar\nDüşenlere değer verilmez kardeş\n\nHüseyin'im derki düşenler anlar\nAğa ike ayağa düşmesin canlar\nKöle olur düşerse Ağa Sultanlar\nDüşenlere değer verilmez kardeş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşeriz adavete",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nMuhtacız adalete\nSırt döndük dalalete\nAdalet dışlanırsa\nDüşeriz adavete\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşerim Açma Gözlerini",
        "poet": "Abbas Turan",
        "poem": "\n\nsensizliğe\nbendeki\nseni\nanlatıyorum\n\nsaçlarını \nsalkım söğüt\nattığında kargaşaya\netimden et gidiyor\nöfke mi ararsın\nsancı mı\nherşey koşaradım düşman\n\ngel bu sarsıntıyı gözlerine sürme yap\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşer benden yüreğim –Dilêmin dikeve ji min",
        "poet": "Bilal Yalçınkaya",
        "poem": "\n\nOkçular, okçular tepesini \nTerk eder\nYüreğim, benden düşer gibi olur\nNerde bir yetim,nerde bir öksüz\nNerde  bir kimsesiz görsem\nNebi yi hatırlarım\nYüreğim benden gider gibi olur\nPeygambere bir  kılıç kalkar\nBen ortadan ikiye bölünürüm.\nBir darbe iner \nMübarek dişlerine peygamberin\nBenim kalbim \nİki kaya arasında sıkışır gibi olur.\nMağarada peygamber için\nAyağıyla  kapatır bir deliği\nEbubekir i  sıddık\nBeni bir yılan ısırır, zehirlenirim\nBir örümcek ağlarına örer kapıda \nBen nöbet olur beklerim\nPeygamber ülkesinden kovulur\nBen mülteci olurum\nBilal ezana durur\nBen hıçkırık olurum\nDüşer  benden  yüreğim\nKaybolur giderim\n\nTirkêş, girê tîrkêşa \nTerk kirin\nDilêmin,weke ji min  bikeve \nLi ku sêwîyek,\nLi ku ez bêkesek bibînim\nNebî   tê bîramin\nDilêmin weke ji min diçe\nŞûrek  ber bi  Pêxember  radi be \nEz  navda dibim du qeta\nDerbek  tê\nDiranê bimbarek ê Pêxember\nDilêmin \nWeke  nav du zinara da asê dibe \nDi şikeftê de ji bo Pêxember\nBi nigê xwe qulê digre\nEbubekir siddîk\nMarek min gez dike,ez jehrî dibim\nPilindirek tora xwe di hone li ber derî\nEz dibim nobet disekinim\nPêxember ji welatê  xwe tê qewirandin\nEz dibim penaber\nBilal azan bang dide\nEz dibim qulpik\nDilêmin  dikeve ji min\nWinda dibim diçim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşeş",
        "poet": "Bayram Eser",
        "poem": "\n\n“üzülüp durduğumuz zamanlarda bile\nhayat her şeye rağmen yaşamaya değer\nher zaman düşeş olmaz ya bazen de gele\nhayat her şeye rağmen yaşamaya değer\n\nneler neler gördüm ben en dip çukurunu\nhem imkansızı gördüm hem de olurunu\nhoş görüyorum başkasının kusurunu\nhayat her şeye rağmen yaşamaya değer\n\nkış bitmez gibiyken ilkbahar çıkagelir\nmucize gibidir çözüm kapıya gelir\nhayat bitince ölüme de sıra gelir\nhayat her şeye rağmen yaşamaya değer\n\nfarkında olmaktır hayatın güzel yanı\nbir çavlan gibi akmalı insanın kanı\nkimseye kiraya vermemeli vicdanı\nhayat her şeye rağmen yaşamaya değer…” 29.03.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşeş Kader",
        "poet": "İlyas Kırlı",
        "poem": "\n\nzırh giymiş entaridir, essah kaderim\nçivi çakılmış ciğerime; keser nafile,\nmuhtırası ten lekesi,çil çil dert ekerim\nmıh gibi alnımda kader,balyoz nafile\n\nyaprağa baharı dolalı,dala kabuğu\nyaprağa tırtıl konalı,dala leylek\ntoprağı köstebek burgular,teni dert\ngöğü bulutlar karartır,adamı namert\nihtirası acizlik rahmine gömer,edebi cehalet\ngözler,doyumsuz toprağa diz çöker,tamaha sefalet\nbir bakarsın hayatta zarın tek atımlı\n.......kader düşeş.....düşeş kader\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşerken",
        "poet": "Turgut Yaşar",
        "poem": "\n\nYalnız ve yabancılaşmış insan tanrılaştığında, insan yapımı kelimelerin tanımladığı yalnızlıktan da kurtuluyor. Yaşamakta olduğu tanrıların yalnızlığıdır artık ve ilahların tek dostu yine kendileridir.\n\nYukarıda, bulutların üstünde bir yerlerde, küçülmüş insanları ve kahrolası yazgılarını seyredip, hiçbir şey yapamadan kalakalmak bir başına Olympos’ta; birine göre fildişinden bir kulede… Hele bir de bedenin ülkenin birinde, herhangi bir taşrada sürgünde; bir şeyleri değiştirememenin –kendin dışında- etine doladığı zincirleriyle beklemekteyse rüzgârı -ki fırtınalar hayal etmiştin her şeyi silip süpürecek, yeniden vaat edecek- beklemeler sonu gelmez bir sayrılığa dönüşmüşse dört duvardan özgürlük kalende, dostların acını görüp uzaklaşıyorsa teker teker, birey birey… Yüzünü asıp biraz daha girme toprağın altına. Unutturulduğun ilk çağını anımsa. Öğrenmek ve alışmak zor oldu elbette. Okullara gidildi, kitaplar okundu, var olundu, kaygıları duyuldu. Acılar çekildi gecelerce, hem de en ölümcül olanları. Asıl zor olan tüm bunları –ölümlülerin- arasında yaşamaktı. Onların dünyasında, onların kelimeleriyle ve en kötüsü onların duygularıyla…\n……..\nŞimdi evren kapılarını açmış beni bekliyor. Yolculuk vakti geldi. Tek kişilik bir biletim var bilinmeyene. Soran olursa hep orada, gittiğim yerdeyim; bulutların üstünde ve doğaldır ki hiçbir zaman geri gelmeyeceğim. Kim bilir belki bir gün, yolculuk sürerken karşılaşırız, bir başka yolculuk sırasında, kim bilir…\nDisconnectus Erectus\n24.06.1999 – Imagine (Yalova’daki dostların çıkardığı bir fotokopi  fanzin) ’de yayınlanmıştır. Fotokopi özgürlüktür :)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşer Avuçlarına",
        "poet": "Müberra Gönen",
        "poem": "\n\nBir hüzündür akan içimizden,gün batımlarına\nSanki güneş hiç doğmayacakmışçasına\nO kızdıran o delirten adamı beklerken\nBir tek kanatları eksiktir melekten\nNe öfke, ne kin, ne nefret\nYalnız merak, sevgi, hasret\nBir hüzündür akan içimizden\nBirazdan düşer avuçlarına\n\n1995\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşle",
        "poet": "Nurten Aktaş",
        "poem": "\n\nDüşle\n\n-Homeros’ a selam olsun-\n\nDinliyorum doğanın ritmini\nPeri dili şiir ve müzik\nYapraklar keman inlemesi\nAğaçlar çello\nRüzgar ney mesela\nİçimdeki ses, kalbim\nBitmeyen konçerto\nMızıkçı bir çocuk bedenim\nİki de bir yolda bırakan tutkularımı\nAy gibi\nRuhumsa bir avuç ateş\nBalçıkla sıvanmaz elbet\nTutulsa da güneş\nBeynim lav parçası\nKüllense de kükrer\nİniş çıkışlarında\nDünyanın dört bir yanını kavurmaya\n\nSonra elbet yeniden\nDirilecek doğa\nKüllerimde yeşerecek\nÇiçek çiçek filizlenerek\nBir arya gönlümde\nİçli bir liğit\nHiç eksilmeyen çığlık\nSevgilim, lir çalsın isterim\nDenize aşık\nMartının kanat seslerinde\nUsul adacio\nVe tırmansın ruhumun  kanatları\nAndante moderato düşlerimde\nGüneşim ol hayat\nYaşamda armoni benim\nDoğa dans ediyor  bende\nPeri kızı bale\nIslak çimlerde\nÇiğ damlası adımlarım\nKayıyor ağaçlar arasında\nObua eşliğinde denize\nDenizin kızı, hala \nBal mumu mu var kulaklarında \n\nŞiirin ezgisi çağırsın müziğini\nSirenler çığlık \nAllegro  eroica\nİşitiyor musun, Odissea\nBinlerce yıl sonra olsa da\nBulutlarla buhar\nMelek oluyor oradan da\nYeniden dönüşerek rahmet\nYükseliyor martının kanatlarında\nYağıyor üzerime\nÇimlerde uyanıyorum\nO çiğle, yine\n\n21/8/2008\n\n::::::::::::::::::::::::::::::::\nmüzik terimler:\n\nAdacio: ağrı başlı ve gösterişli bir değişle.\n\nAndante moderato: ölçülü orta hızda.\n\nallegro: metronom hızı 130-145 arası olan hız terimi.\nsonat, senfoni ve konçerto gibi formlarda ilk bölüm.\n\neroica: kahramanca, büyülü\n\nHomeros ise 2800 yy önce Odissea ve İlyada'yı yazmış \n Yunan şairi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşgerçek II, Kedi",
        "poet": "Aslı Evrensel",
        "poem": "\n\ngerçeğin beklediği yerde\ndüşlerde\nbir kedi \ngerçekte düşünü\nküçük yumağa sardı\nvahşi bir kediden\nuzun tırnaklı pençelerden\nyara aldı\nacımadı canı\nkanamadı yarası\ngeveze gözlerle\ndüşlerine daldı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşistan Ya Da Yahyalı Şehrengizi (nesir)",
        "poet": "Hasan Fahri Tan",
        "poem": "\n\nYahya,gönlün hayatı demekse isimler sözlüğünde; gönlümün ve diğer gönüllerin hayatının nefes alıp verdiği mekana da Yahyalı demek düşer biz acizlere...\n       Eskiden olduğu gibi bugün de -kim bilir,gelecekte de- yozlaşmanın ve medeniyet denilen ''tek dişi kalmış canavarın'' bir ağacı özünden kemiren kurtlar gibi kemirdiği gönüllere ab-ı hayat bahşeden gönül erleri olduğu müddetçe hayalimdeki bu güzel bahçe Yahyalı olmaya devam edecektir Hayy ve Kayyum olanın izniyle...\n       Şairin, ''Bu gülistan bahçesinde gerçi yüzbin gül biter\n                  Bu gülistandan haber vermeye bir tek gül yeter''  dediği gibi,hayalimdeki bu bahçenin yetiştirdiği birbirinden güzel gülleri görüp kokladıktan sonra,bu güllerin yetiştiği bahçeyi ve onun eli öpülesi bahçevanını merak etmemek,-rüyada da olsa- görmek istememek,fıtratındaki merak yüzünden cennetten kovulan Hz. Adem'in neslinden olduğuna inanan biri için mümkün olmasa gerek...\n         Yahyalı'nın,bir kız çocuğunun omuzlarından beline dökülen saçları gibi ahenkli /ama bembeyaz,ama köpük köpük/ şelalesinin yemyeşil eteğindeyiz,bir bahar mevsiminin ikindi sularında...Önümüzde çeşit çeşit yemeklerin ve kızarmış alabalıkların davetkar bakışlarla bizi seyrettiği mükellef bir sofra...Sofranın etrafında,önceden gördüğüm ve ilk defa görme şerefine nail olduğum rengarenk güller sıralanmakta...Hepsi de söz birliği etmişçesine utangaç,kaçamak ve hayran nazarlarla,-tevazu'un ete kemiğe bürünmüş haliyle yanıbaşımızda bağdaş kurup oturmakta olan- bahçevanı seyrediyorlar.Belli ki çok seviyorlar bahçevanlarını.Fakat,bir Allahın Gül'ü kalkıp ta ''seni çok seviyorum bahçevanım'' diyemiyor ama hepsi de, ''göz varken söze ne hacet; arif olan anlar nasılsa'' der gibiler.Bahçevansa,güllerin bu halinden habersizmiş gibi bir hal takınarak,latife dolu sohbetiyle bu mutena mesire yerini daha da bir renklendiriyor.Güller, -edeplerinden olsa gerek- gülmemek için kendilerini zor tutuyorlar ve de kızardıkça kızarıyorlar.-Sonradan öğrendiğime göre bütün bahçevanlar,diktikleri güllerin yetişmesinde,onlarla sohbetin diğer ihtiyaçlardan daha elzem olduğuna inanırmış.-Sonra da,gıda niyetine olsa gerek; rıza makamında bir derviş edasıyla tebessümler serpiştiriyor her gül yaprağına itina ile...\n      Aniden bir sessizlik hakim oluyor her yana.Sükutun şarkısını dinlemeye duruyor sanki her kulak...Bahçevanın,her-kesin duyacağı bir frekansta mırıldandığı bazı kutsal metinleri tekrarlamasıyla,dinleyeni tarifsiz iklimlere taşıyan bu sessizlik bestesi,-güllerin de eşliğinde- yerini çok sesli bir orkestraya bırakıyor...Şe-lale şe-lale dökülüyor gönlümüze huzur; rengarenk kelebekler kümesi geçiyor içimizden; göçmen kuşlar haleler çiziyor gönül semamızda ve arılar çiçekleri bırakıp güllere konuyorlar.''Tam da bulmuşsunuz bal alacak çiçekleri'' diyecekken, hafif bir ağırlık hissediyorum sağ yanımda.Bahçevanın,-sanki birşeyler fısıldayacakmış gibi- sol yanıyla omzuma yaslandığını görüyorum.Ve tekrar başlıyor o esrarlı sükut...Bu esnada o'nun kalbinden benim kalbime uzanan mücerret (soyut)     bir tahliye borusundan aktarılan bengisu olduğunu sandığım -yine mücerret bir- maddenin tazyikiyle kendime geliyorum...\n       Bengisu ya da başka bir şey; ne dersek diyelim,bu bana verilmiş son bir manevi kredi mi yoksa terakki yolunda kullanacak olduğum ek bir sermaye midir bilemiyorum.Bildiğim bir şey var ki,o da; o an çok mutlu olduğum ve bu mutluluğun nicelik ve niteliğini anlatmaya kelimelerin kifayet etmediği,edemeyeceğidir.\n        U-yandığımda kalbimde bir coşku,yüzümde bir tebessümle bu rüyanın etkisinin devam ettiğini müşahede ediyorum.Rüyada da olsa,o sevgi medeniyetinin şe-lale'sinden bir katre nasiplenmek,teknolojinin insan hayatını kolaylaştırması için ürettiği bütün eşyalara sahip olmaktan daha güzeldi benim için...\n        Şimdi ey kârî (okuyucu) ! \n''Bu ne biçim rüya? ,rüya değil Brezilya dizisi'' ya da ''arkası yarın programı'' gibi itirazlarla siham-ı kaza'nızı bana doğrulttuğunuzu görür gibi oluyorum.Herkesin bildiği gibi rüyalar görüntülerle,sözlü-yazılı anlatımlar da kelimelerle ifade edilir.Her görüntü,her hal kelimelerle resmedilemediği gibi,her kelimenin de cisme bürünmüş görüntüsünü çizmek eşyanın çok boyutluluğuna ya da ruhuna aykırı olsa gerek.Nasıl ki,aynaya baktığımızda karşımıza çıkan kişi -her ne kadar bize benziyorsa da- kesinlikle o biz değilizdir; o'nun biz olduğunu kabul edecek olursak,bizim kim olduğumuz sorusunun bütün benliğimizi kemirdiğini görmemiz kaçınılmaz olacaktır.\n       İşte ey kârî,\nsizin gördüğünüz,hayal ettiğiniz Yahyalı nasıldır bilemem lakin benim sadece rüyalarda görüp yazdığım; -bir şelalesiyle bile gönüllere hayat bahşeden- Yahyalı'nın bende'nizde bıraktığı intiba -eksik te olsa- şimdilik bu kadarla sınırlı.\n       Velhasıl; ''ol mahiler ki derya içredirler de deryayı bilmezler'' vecizesini de hatırlatıp; selam Yahya,selam Yahya-lı,selam yah-yalım diyerek ''hafıza-i beşer nisyan ile malüldür'' kaidesince,maluliyetimi telafi için sözü, deryayı daha iyi bilen mahilere bırakmak maksadıyla nokta yerine bir parantez açmak istiyorum (\n   -Aşkla kalın,dostla kalın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlediğim Ülkem benim",
        "poet": "Mustafa İmamoğlu",
        "poem": "\n\nüşlediğim Ülkem benim\n\nTabiatı hiç insanlarca bozulmamış güzellikte doğal olsun\nİnsanları ahlak yönünden yozlaşmamış İslam üzere olsun\nKadın ve erkek ayırım olmadan haklarda tam eşit olsun\nTüm insanlar kısıtlama olmadan özgür düşünenler olsun\nAçlık çeken fakir halk olmamasını sağlayan sistem olsun\nYetim ve kamu malına tecavüz edene ağır kanunlar konsun\nEzilen zümreyi korurken bunları ezen kadarlar kayrılmasın\nSuları ve havası kirletilmemiş tertemiz bol oksijenli olsun\nOrmanları bol ve yeşillikleri ile hayvan türleri uygun olsun\nFlorası ve faunası bozulmadan yaşamı birlikte uzun sürsün\nİnsanları dost ve mutlu yaşayan sağlıklı nesillerden olsun\nÇevre temizliğine önem veren doğayı seven insanları olsun\nİnsanları birbirlerine karşı dost ve anlayışlı kişiler olsun\nHerkesin diline dinine ırkına saygı duyulmasını bilenler olsun\nHukuku üstünler için değil herkesi kapsayan adaletli olsun\nİdarecileri adalet üzere hakkaniyet sahibi kimselerden olsun\nDinini yaşamak isteyenlere engel çıkarmayan kanunlar olsun\nŞeyhler dedeler değil kuranın yol göstericiliği mürşit olsun\nDine ırka dayalı anlaşmazlıklardan çıkan kavgalar olmasın\nTek devlet tek bayrak altında kaynaşan tek millet olsun\nKadın haklarına saygılı insanlar çoğunlukta bulunsun\nŞeref ve onuruna düşkün namuslu bireyli toplum olsun\nDüşkünlere hastalara yardıma koşan bireyler çok olsun\nİnsanları hırsızı eşkıyası riyakârı olmayan kimseler olsun \nMenfaatten arınmış toplumun refahını düşünenler olsun\nOrtaya çıkan zenginlikler herkese adaletle dağıtılmış olsun\nHayvan ve bitkilerin canlı olduğunu bilen bir toplum olsun\nYaratandan dolayı yaratılanı sevip sayan topluluklar olsun\nToplumu gelenek göreneklerini özümsemiş vefalı kişiler olsun\nİnsanı Örf ve adetlerimize saygılı yeniliğe açık bilimsel olsun\nSağcısı da solcusu da ulusal değerlerimize bağlı millici olsun\nÇevre dostu fabrikalar çalışsın ürünleri adaletle pay olsun\nİşsizlik bilinmeyen bir hiç olsun ki herkesin karnı doysun\n Gençlerimiz çok okuyan kültürlü memleket sever aydın olsun.\n\n21.05.2012.M.İMAMOĞLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşeyazılan Bir Umut",
        "poet": "Harun Koçbay",
        "poem": "\n\nkarlı \nbuzlu bir kış yolculuğunun \nsonu varılmaz hülyaların yol aldığı \nen işlek caddesidir umut \nsonra yol \nekmek kavgası ve \nşiir. \ndinlenme tesislerinde\nazıcık kıçımız sandalyeyi bulur oldu.\nsonra tekrar yol ve \nyolculuk.\ngözler art arda gider oldu \nkapalı karlı yollarda. \nuzarda gider vakit\nsonu ne zaman çayelinde duracaktan \nbeyazlaşır çay bardakta. \nkar yağar \numut kefen giyer \nvişne çürüğü sandalyede\ntopuğuna sıkılan hayallerindir \nlimansız kucakların ve\njan içinde sallanan kolların. \nardında batar umut taşları\nkara bir denizde. \n\nşimdi kara \nkara bir denizin \nsoğuk sularında kaldı \nçinekoplu tezgâhlar.\nçinekop mavisine \ndalar da gider umut\niçine hüzün damlaları düşer\niklim daha da soğur \nçay kaçak kokmaz olur.\n\nişte \ndaha düşeyazılan \nkara bir denizde \nbir sandalyede \ntopuğundan asılan \ntezgaha gelmeyen\nçinekopun dişlerindedir \numut. \n\n17-18.12.2013 \nHarun KOÇBAY \nRİZE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "düşlediğim kadar BEN’sizlik hakim zamANa",
        "poet": "Murat Tali",
        "poem": "\n\nNe düşünüyordu hayat hakkımda bilemedim, bir yola çıktım yolcusu farklı idi, yola çıkaranı farklı. Yolun bittiği yere getireni farklıydı, götüreni de. Durdum, bekleyenimde farklı, bekletenimde. Şimdi nereye dönsem geldiğim kadar sessizlik, kaldığım kadar yalnızlık, düşlediğim kadar BEN’sizlik hakim zamANa…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlediğim Türkiye",
        "poet": "Seyit İyidoğan",
        "poem": "\n\nNe yardım, ne emir, ne de borç alsak\nEmperyalist zulmü kırıp kurtulsak\nKomşu olan ülkelerle dost olsak\nİşte benim düşlediğim Türkiye\n\n2023 aylardan Nisan\nBağımsız bir ülke, özgür bir İnsan\nKarnı tok, sırtı pak, mutlu yaşasın\nİşte benim düşlediğim Türkiye\n\nKimse kalkışmasa kota koymaya\nKöylüm haşhaş,tütün ekse tarlaya\nŞeker, Buğday ihraç etsek Dünya’ya\nİşte benim düşlediğim Türkiye\n\nBankalara hiçbir borcu olmayan\nHastası doktor da rehin kalmayan\nDevlet malı Deniz diye çalmayan\nİşte benim düşlediğim Türkiye\n\nKomşusuna kem göz ile bakmayan\nKarakol’ a çağrılınca korkmayan\nHakkını ararken şüphe duymayan\nİşte benim düşlediğim Türkiye\n\nSahili, Ormanı talan olmayan\nYetimi, yoksulu hırpalanmayan\nÜlke madenleri yağmalanmayan\nİşte benim düşlediğim Türkiye\n\nİşsizlik oranı sıfıra inen\nİşçinin, köylünün yüzleri gülen\nBütün gurbetçisi yurduna dönen\nİşte benim düşlediğim Türkiye\n\nBütün nehirlerde barajlar olan\nBir değil, senede üç mahsül alan\nOkumuş, kalkınmış bir ülke olan\nİşte benim düşlediğim Türkiye\n\nParalı eğitim sistemi kalkmış\nZengini, fakiri herkes okumuş\nDevlet sosyalleşmiş, hem şeffaf olmuş\nİşte benim düşlediğim Türkiye\n\nAlt kimlik diye bir sorun kalmamış\nHerkes bu kompleksi üstünden atmış\nUlus Devlet olup, şahlanıp kalkmış\nİşte benim düşlediğim Türkiye\n\nLaz’ ı, Kürt’ ü, Türk’ ü el ele vermiş\nNe ırkçılık etmiş, ne mezhep sormuş\nYurdu baştan başa demiryol örmüş\nİşte benim düşlediğim Türkiye\n\nKul Seyidim vurgun talan olmazsa\nYönetenler sefalete dalmazsa\nHalkım yoz kültüre tutsak olmazsa\nDüşte değil, düşlediğim Türkiye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlediğim ülkem",
        "poet": "Mustafa İmamoğlu",
        "poem": "\n\nDüşlediğim ülkem\n\nTabiatı hiç insanlarca bozulmamış güzellikte doğal olsun\nİnsanları ahlak yönünden yozlaşmamış islam üzere olsun\nKadın ve erkek ayırım olmadan haklarda tam eşit olsun\nTüm insanlar kısıtlama olmadan özgür düşünenler olsun\nAçlık çeken fakir halk olmamasını sağlayan sistem olsun\nYetim ve kamu malına tecavüz edene ağır kanunlar konsun\nEzilen zümreyi korurken bunları ezen kadarlar kayrılmasın\nSuları ve havası kirletilmemiş tertemiz bol oksijenli olsun\nOrmanları bol ve yeşillikleri ile hayvan türleri uygun olsun\nFlorası ve faunası bozulmadan yaşamı birlikte uzun sürsün\nİnsanları dost ve mutlu yaşayan sağlıklı nesillerden olsun\nÇevre temizliğine önem veren doğayı seven insanları olsun\nİnsanları birbirlerine karşı dost ve anlayışlı kişiler olsun\nHerkesin diline dinine ırkına saygı duyulmasını bilenler olsun\nHukuku üstünler için değil herkesi kapsayan adaletli olsun\nİdarecileri adalet üzere hakkaniyet sahibi kimselerden olsun\nDinini yaşamak isteyenlere engel çıkarmayan kanunlar olsun\nŞeyhler dedeler değil kuranın yol göstericiliği mürşit olsun\nDine ırka dayalı anlaşmazlıklardan çıkan kavgalar olmasın\nTek devlet tek bayrak altında kaynaşan tek millet olsun\nKadın haklarına saygılı insanlar çoğunlukta bulunsun\nŞeref ve onuruna düşkün namuslu bireyli toplum olsun\nDüşkünlere hastalara yardıma koşan bireyler çok olsun\nİnsanları hırsızı eşkıyası riyakârı olmayan kimseler olsun \nMenfaatten arınmış toplumun refahını düşünenler olsun\nOrtaya çıkan zenginlikler herkese adaletle dağıtılmış olsun\nHayvan ve bitkilerin canlı olduğunu bilen bir toplum olsun\nYaratandan dolayı yaratılanı sevip sayan topluluklar olsun\nToplumu gelenek göreneklerini özümsemiş vefalı kişiler olsun\nİnsanı Örf ve adetlerimize saygılı yeniliğe açık bilimsel olsun\nSağcısı da solcusu da ulusal değerlerimize bağlı millici olsun\nÇevre dostu fabrikalar çalışsın ürünleri adaletle pay olsun\nİşsizlik bilinmeyen bir hiç olsun ki herkesin karnı doysun\n Gençlerimiz çok okuyan kültürlü memleket sever aydın olsun.\n\n21.05.2012.M.İMAMOĞL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlem",
        "poet": "Atilla Güler",
        "poem": "\n\ndoruklarından çalındı hayatımızın\ntiryakisi olduğumuz düşlerimiz\nüzüm gözlü dilberlerin\ndillerine serildi sere serpe\nşafak vakti yükseldi dileklerimiz\nbulutlara tutunup\nlacivert bir esintisinde rüzgarın\nsavrulduk darmadağın\nerken açan kardelenlerin\nbembeyaz ninnisi gözlerimizde\nmaviye beş kala\nhâlâ kırmızı\n...düşlemimiz\n\n09.04.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlem? ..",
        "poet": "Utku Özbay",
        "poem": "\n\nSeni düşlüyordum da... \nBir bankta oturmuşsun.. \nAyaklarını uzatmışsın boylu boyunca... \nBirazdan saçların yeşil rüzgârla oynaşacak... \n\nSeni düşlüyorum da.. \nDenize doğru bakıyorsun... \nBirazdan bir cigara yakıyorsun... \nTütün kokulu nefesini..\nDuyuyorum.. \n\nSeni düşlüyorum da... \nGüneş kırmızı.. \nVe üzerinde yine mavi elbisen... \nEteklerin savruluyor... \nVe şarap kokulu tenin...\n\nSeni düşlüyorum da...\nBirazdan bir Nâzım şiiri okuyacaksın:\n22 Ocak'ta, Moskova'da yazdığı \n'Kardeşlerim \nbakmayın sarı saçlı olduğuma...'\n\ndizeleriyle başlayan \n\nAsya- Afrika yazarlarının şiirini...\nVe bitiremeden şiiri \nYine bir çocuk gibi \nYanaklarından süzülen damlalar,\nİri memelerine düşecek.. \nÜrperceksin.. \n\nSeni düşlüyorum da...\nAklıma tuhaf bir soru takılıyor birden: \n'Sen de beni düşlüyor musun? '\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler",
        "poet": "Arif Nihat Asya",
        "poem": "\n\nAna, eski günlerinden\nGelen, tadlı bir düş gördü...\nBaba, dilediğinden çok\nAltın gördü, gümüş gördü.\n\nEngelleri yene yene,\nYol olmuştu ayla sene:\nDelikanlı, ülküsüne\nGiden bir yürüyüş gördü.\n\nGecelerin ortasında\nNeler yoktu aynasında:\nKüçücük kız, rüyâsında\nKendini büyümüş gördü.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler",
        "poet": "Barış Pınar Tümer",
        "poem": "\n\nDüş zengini \nYaşam fakiriyim ben\nGece gündüz düşler kurarım\nHayatla yenişemem bir türlü\nDüş uyuşmazım! \nRuh uyuşmazım! \nBen sana uyamam\nRomantik bir akşam yameğiyken seninle\nAyakta atıştırılan kahvaltı olduk\nDüş fakiri\nBense...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler_8",
        "poet": "Devamsız Geceler",
        "poem": "\n\ndüş kur kendine\n\ndüşlerde yaşa\n\nkendi mutluluğun adına\n\nbak nasıl güzel olacak dünya\n\nyeter ki sen bugün bir düş kur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler_7",
        "poet": "Devamsız Geceler",
        "poem": "\n\nbir düş ol istdim \n\nbenim için yarınlar için \n\ndüş ol ve ordan hiç çıkma istedim\n\nbir gün uyanacak olursam\n\nönce düşlerimden çık istedim......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler_4",
        "poet": "Şair Devamsız",
        "poem": "\n\nGelinen son \n\nVarılmak istenilen \n\nİstenen son \n\nDeğildir \n\nHayali kurulan \n\nO hayalle yaşanılan \n\nDüş \n\nDüş olduğunda \n\nGüzeldir...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler",
        "poet": "Merve Erbaskın",
        "poem": "\n\nkırıLan düşLerin sesi duyuLmaz..\nsu bardağına benzemez düşLer \nöyLe bir bezLe silip çöpe atamazsın meseLa kırıLan düşLeri...\nyada cana geLiceğine düş'E geLsin diyerek güLemezsinde..\nve kırıLan bardağın elini kestiğindeki gibi 2 günde geçmez düş yarası\ntuaf bir sızı kaLır içinde\ngözLe görülemeyen yaranın muayneside mümkün değiLdir\npansuman yaptırınca geçme ihtimaLi yoktur yani..\n1 tane değiL 1 kutu yarabandıda yapıştırsan devam eder kanamaya..\nhafiften kan sızar gecene.. \nrüyaLarın yerini kabusLara terk eder çekinmeden..\ninceden inceye sona geLmiş olabilme ihtimaLinin vermiş olduğu korku kemirir içini..\nzincirLeme kaza gibi aksiLikLer peşLer ardını..\nsonra korkuLar yeniLir..\nyaşanan kazaLar unutuLur...\nyeni düşLer kuruLur eski kırık düşLerin yerine..\nve o kırık düş'e; \nbardak muamelesi yapıldığı yetmiyormuş gibi,\nkitap muameLeside yapılıp kaLdırıLıverir yürek rafına tozLanmak üzere..\noysa kırıLan düşLerin tedavisi kolaydır..\nbiraz sevgi biraz emek kırıLmış oLan düşü tatmin eder..\niyileştirir..\nemek ve sevgi oLmazsa zamanla soLar kırıLan düş..\nŞimdi düşLer soLmaz demeyin sakın..\nkırıLmış her düŞ soLmaya yüz tutMuş bir çiçektir asLında..\n\n19 Mayıs 2o11 Perşembe 19:59\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler",
        "poet": "Ersin Başeğmez",
        "poem": "\n\nen sonunda hayat\ngeride yaşanılanlardan çıkarılan\nyaşanmamışlar kaldı\nikimizin adına\nıssız avuçlarımızda\n\n09 Ekim 2007 20:54\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler Biriktirdim Cebimde",
        "poet": "Elif Ayvaz",
        "poem": "\n\nDüşler biriktirdim cebimde \nKimse inanmadı hüznüme\nOya gibi işledin kalbime\nYine de\nDüşler biriktirdim cebimde.\n\nYaşlandı gülüşüm\nSenin yüzünden! \nHep yetim hep aksak.\nİzin vermedin hiç\nKanatlansın kelebeklerim! \nİzin vermedin için\nÇürüdü hepsi kozasında.\n\nDüşler biriktirdim cebimde\nSen bağırdıkça yüzüme\nBirini gömdüm kalbime\nYine de\nFırsat kolladım hep\nNe zaman kapasan gözlerini\nYeni bir düş peydahladım yarınımdan.\n\nDüşler biriktirdim cebimde! \n\n30 Ağustos 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler Çocuğu",
        "poet": "Mehmet Çiftçi 20",
        "poem": "\n\nbiz ne zaman\nsoğan kokan\nsarımsak kokan\nçocuklarla el ele verip\ndüşsel diyarlara göçsek\nkavgalıda olsa\nher artist-sel oyunda\nhep ben YILMAZ GÜNEY rolüydüm\naslında biz\nherkesçe kendi haklı kavgamızı seviyorduk\nbirde\nher kavganın sonunda\nkanayan yaralarımızı\nkan kardeşliğine pekiştirmeyi\n\nsonra\ngelip geçen bütün trenlerin\noyuncak düşlerine inat\nparmak uçlarımızı kanatırcasına\nve çatlatırcasına tırnaklarımızı\ntelden arabalar yapardık\n\nbir gün mutlak\nalma zorunluğumuz olan\n'makap' marka ayakkabı\n11 numaralı sarı bir forma\niçli bir futbol topu\n...\nbizim yùreğimiz\nher maçta\npatlamaya yüz tutmuş\nplastik toplar görmeye\ndayanmıyordu artık\niçimiz acırdı!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler Çözülürken",
        "poet": "Durmuş Karabulut ",
        "poem": "\n\nDağ dağ gelir üstüme sevdan\nUzak düşer duygular akla\nbeyinler avuçlarda iken\n\nAnılar geleceğe teğet\n  ve düşler çözülürken\nGök denize\nBen sana vurgun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler Diyarı",
        "poet": "Turğay Çeken",
        "poem": "\n\nDüşe duruyor çocuk,\nÖzü hayalinde hayatın\nsöze gelen dizeleri bilmemenin acemiliği avuçlarında\nacıtıyor yangındaki gözbebeklerini\nsöze düşüyor çocuk \nacemiliğinde gözüne batan sessizlikle\ngeveze bir akşamda, sofranızda üşüyor\naç yüreğinde katıksız\ndumansız ülkenizde çamur yağarken gözlere\nsusuyor\n\nacıkmış...\nama gülüyor çocuk\ntiryaki ettiğiniz yanmayan zalim sigaranızla\nhoyrat yüreğinde gamze ararken\ndüşe duruyor çocuk\nacıkan içinin hançerine küserken\n\nöle duruyor çocuk\nsesler bir size giderken\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler dökülür gülüşlerinden",
        "poet": "Muammer Erkul",
        "poem": "\n\nBiliyor musun; Düşler dökülür... Düşler üşüşür... Düşler doluşur kulaklarıma; \nGülüşlerinden! ..\n§\nÜstüme yağan düşler ile, başıma üşüşen düşler ile, ve içime doluşan düşler ile serpilirim ben, bahara dokunmuş bir filiz gibi! .. \n.....\nBiliyor musun; \nDenizler bile düşlerimin rengidir...\nDalgalar, gülüşlerindir yani; düşlerimin üzerinde oynaşan! ..\n§\nBiliyor musun; \nDüşler saçılır başıma, gülüşlerinden...\nVe düşlere savrulur başım; \nTırmanıp gülüşlerine! ..\n§\nDinlenen bir nefes gibi yayılır kumsalıma, köpüklü dalgaların! ..\nBunlar, düşlerimin üzerinde oynaşan gülüşlerindir ya, hani adına “dalga” denen! ..\n.....\nBiliyor musun; \nBütüün bu denizler, düşlerimin rengidir; ve işte sen o yüzden “kendini” seyreder gibi olursun baktığında denizlere...\nO yüzden gözlerini lacivert sanırsın...\n...saçlarını mavi...\n...hatta canını, camgöbeği! ..\nCanının göbeği bunun için köpürür düşlerimin ortasında! ..\n§\nBiliyor musun; \nDüşşşler üşüşür başıma gülüşlerinden; \nMasmavi düşler... \nVe buseleri çağıran dişler gibi sıralı düşler! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler Bahçesi",
        "poet": "Turgut Zeki",
        "poem": "\n\nEn sonunda kavuştum sana\nDüş bahçesinde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": ".Düşler'im Uzun Cümleler De Seni",
        "poet": "Cemal Karsavran",
        "poem": "\n\nanlık süsledin \ntitrek düşlerimi \nuzunca cümleler kurardın\niçinde binbir güzellikler \n\nsaksıda büyütüp şarkılarla yeşerttiğin \nsulayıp can verdiğin\nyüreğinde tomurcuklanan\nmelek kanatlarında çiçekler gül kokardı\n\nkonarken kuş\nyuvalanır camında\nsarkardın\nlavanta kokulu balkonun da\n\nüşümez hiç serçeler\nkalmaz aç\nkarda yağmur da \nsığınır sıcacık ellerine\n\nbir garip seyirde dalgın gözlerin\nresimler çizer sahil de\nyazarsın sayfalar dolusu siirler\nbitmez gece\n\nbir yaşlıyı tutarsın elinden\nhasta yatağında yanı başında\nsevgiyle beslersin\nşefkatli kollarında\n\nyürürken saatlerce \nsokak kedilerine bakarsın\npatika yollar uçurum\nibretlik manzaradır doğa\n\ntercümanlık eder hamile bir kıza\naska dair ne varsa hayatta\nyumarsın gözlerini\nözlemlerin büyür\n\nbir yarım uyur\ndiğer yarım gezer\nseyrederim hayran hayran gülcemalini\ndüşler'im uzun cümleler de seni\n\n20-07-2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler Mevsimi Sonbahar",
        "poet": "Sema Zincir",
        "poem": "\n\nGüz vakti..\nİşte yine bir sonbahar geldi,\nDüşler mevsimi sonbahar! \n\nEteklerinde sarı yapraklar,\nBacalarda tüten nazlı dumanlar,\nNemli ıslak kırlar ve aşıklarla dolu parklar...\nKoca gövdeli asırlık çınarları,\nNasıl da elbisesiz bıraktı rüzgar! \n\nAyağımın altında çatırdayan yapraklar,\nKırmızı, sarı yapraklar,\nNemli, ıslak kırlar ve aşıklarla dolu parklar..\nGüz akşamları, kızıl akşamlar,\nEteklerinde bir hüzündür sarı yapraklar,\nHüznün ve aldanışın mevsimi sonbahar.\n\nGüz vakti…\nHüznü de beraberinde getirdi…\nKuşlar çoktan başka diyarlara gitti\nÖnüne rüzgarları da katarak,\nİşte bir sonbahar daha geldi\n\nBuğulu havalarıyla, çiğ taneleriyle,\nSevdalı yağmur bulutları, kızıl akşamlarıyla,\nKasımpatları ve hazan yapraklarıyla....\nEteklerinde sarı bir paltoyla geldi\nHüznün ve aldanışın mevsimi sonbahar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler Kentinde Özlem İle",
        "poet": "Sinan Bayram",
        "poem": "\n\ngül çağrısı ayrılık olmamalı\nyaralı kuş tutsak olmamalı\nsonsuz olan kin olmamalı\naşk olmalı sonsuzluğumuz\ndüşler kentinde özlem ile\n\ndüşlerimiz suskun olmasın\nömür çığ altında kalmasın\nşarkılar yalnızlığa yazılmasın\nyazılan aşk yaşanan aşk olsun \ndüşler kentinde özlem ile\n\nneden hep firari bakışlar\nneden hep suskun ağlayışlar\nözgürlüğümüz nerde yoldaşlar\nhudutlarımızı kim kuşattı böyle\ndüşler kentinde özlem ile\n\ngözlerimiz sevda gönüllerimiz yara\nkim kırdı dallarımızı cananlar\nnedir bu fırtına boranlar\nanlatırdık oysa masalları\ndüşler kentinde özlem ile\n\nyeşermeliydik hep bir bağda\ngölgede kaldı çocuk gülüşlerimiz\nözgürlüğü taşımalıydık yarınlara\ndirenmeliydik inancın ufkunda\ndüşler kentinde özlem ile\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler Mevsimi Sonbahar",
        "poet": "Şair Aura",
        "poem": "\n\nGüz vakti..\nİşte yine bir sonbahar geldi,\nDüşler mevsimi sonbahar! \n\nEteklerinde sarı yapraklar,\nBacalarda tüten nazlı dumanlar,\nNemli ıslak kırlar ve aşıklarla dolu parklar...\nKoca gövdeli asırlık çınarları,\nNasıl da elbisesiz bıraktı rüzgar! \n\nAyağımın altında çatırdayan yapraklar,\nKırmızı, sarı yapraklar,\nNemli, ıslak kırlar ve aşıklarla dolu parklar..\nGüz akşamları, kızıl akşamlar, \nEteklerinde bir hüzündür sarı yapraklar,\nHüznün ve aldanışın mevsimi sonbahar.\nGüz vakti…\nHüznü de beraberinde getirdi…\nKuşlar çoktan başka diyarlara gitti\nÖnüne rüzgarları da katarak,\nİşte bir sonbahar daha geldi\n\nBuğulu havalarıyla, çiğ taneleriyle,\nSevdalı yağmur bulutları, kızıl akşamlarıyla,\nKasımpatları ve hazan yapraklarıyla....\nEteklerinde sarı bir paltoyla geldi\nHüznün ve aldanışın mevsimi sonbahar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler Perdesi",
        "poet": "Su Eda Gümüş",
        "poem": "\n\nBembeyaz bir tuvaldin gönlüme asıp ta adını yazıp, yüzünü boyadığım.Bir karakalemin attığı çiziklerden ibaretken, gözlerinden akıp gelen ışık, göz yaşlarımla rengarenk bir gökkuşağı açmıştı içimde. Ona bandırıp fırçamı, bir dünya çizdim sana. Bir tablodan ibaret değildi. Bir filmin kareleri gibi her gün en güzel renkler can buldu suretinle, düşlerimi süsledin. Sol yanına yerleşip bir düşe hayat veriyordu yüreğim. Gözlerinin ışığı silmişti, yüreğimden taşınmıştı tüm karanlıklar. Oturup beyaz bulutlara bizi izlerdim. Rüyalar bile bu kadar güzel olamazdı. Tüm romanlarda, tüm filmlerde tüm acılara, aksiliklere ve 3.kişilere rağmen son; mutluluk yazardı. Başka bir sonda zaten güzel yüreklere yakıştırılamaz, kader iyilerden yana olmaz mıydı. Düşlerin pırıl pırıl yaşayan renkleri gözümü kamaştırmıştı, başka şeyler düşleyemiyordu yüreğim. Fırçam uzakken kötü olan her şeyden, ihanetini beklemiyordu kalbim. Hazırlıksız yakalandığım bir tufandı bu. Bir çift sözün soğukluğu eritti bulutları, artık ateşlere katığım. O kadar keskin ki sözlerin, tam ortasından yırttın düşler perdesini. Makinist filmi oynatmaya devam etse ne yazar artık, karanlık yutar ne varsa ona dokunan, ışığı yansıtmayı bilmez ki. Şimdi yırtık düşler perdesinde ihanetinin karanlık yüzü çizili.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler Nerede Saklı?",
        "poet": "Elif Kerenciler",
        "poem": "\n\n08.09.2005 istanbul persembe\n\nyasananların agırlıgı hep üzerindedir.inadına üzerinde gibi….\nher uyanısında ilk gözünün önüne gelen görüntü yıllarca hiç degişmicek gibi hissedersin…\nrüzgar ne güzel esiyor dersin arada sadece… hava sogusa keşke…\nyepyeni bir mevsim gelse de unuttursa gecmişi yepyeni bir sayfa acabilse önüme…..yepyeni bir benle…..\n\nistemek tek basına yeterli olur mu acaba yarınlara yol alırken? \nyarınlar….herseyin daha iyi oldugunu düşündügümüz masumluktan hiç uzaga düşmeyecekmişiz gibi gelen yarınlar için hersey … tüm cabalar…\n\ngelir mi dersin yarınlar o umdugumuz mevsim, masum düşler görür müyüz artık? \n\nya sen! sen bambaska anılarda yer alır mısın hayatımda?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler Sokağı",
        "poet": "Ziya Nizam",
        "poem": "\n\nBir gün hava kararmış\nOdanın duvarları\nDostluğunu paylaşmaya başlamışsa\nVe kumsala vuran dalgaların sesini\nKulaklarında hissediyorsan\nHemen yanında olup ta\nAslında çok uzakta olan\nBir sevgiliye hasretsen\nDaha bir sıkıca sarıl hayata\nYaşanmış güzel günleri düşün\nVe yaşanacaklara kucak aç.\nDalmışsan maziye yaşlı gözlerle\nGir düşler sokağına\nOrada sana bir dost mutlaka vardır.\nÇünkü orası senin düşlerinin sokağı.\n\n\t25.12.1996-Çarşamba\n\t03:08 Karadeniz FM Rize\n\t1996 Karadeniz FM Düşler Sokağı program tanıtım metni.\n\t2002-2005 Meltem Radyo Kadir Çaça’yla Düşler Sokağı program tanıtım metni.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler Sığınağı",
        "poet": "Hasan Hüseyin Kaynak",
        "poem": "\n\nYıldırımlar düşmüş şu gönlüme \nAttım kendimi gurbetten gurbete\nGözlerinde bir gün şimşekler çaktığında\nVe gölgen düşer hemen aynaya \n\nYangınlar çıkaracağım seni gördüğümde\nBekle beni başaklar sarardığında\nHayallere dalarım yağmur her yağdığında\nSeni düşünüyorum her yağmur damlasında\n\nSığınırım  yağmur her yağdığında düşlere \nGelemem bir daha günlerce kendime \nÇiğ düşmüş şimdi hayallere düşlere\nKarlar yağar geçit vermez bu gönlüme\n\nBir güvercin göndersem sana,yarınlara\nAvuç açıyorum  yağmur için bulutlara\nBir damla yağmur yağsa toprağa \nDüşerim peşin süre çıkmaz düşlere\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler Sokağı 3 1313.Sok 13.Numara",
        "poet": "Metin Keleş",
        "poem": "\n\n1313 sok 13 numara Hey gidi Narin abla\nSende bu güzellik bizde bu telaş\nGözlerin namlu ellerin cellâdımızken\nBitmeyecek bu aşk bitmez bu savaş\n\nYaz ayları nemli olur bu kentte\nBalkonlarda sabahlanır geceler\nDüşler kadar uzaktır yıldızlar\nYıldızlar kadar güzeldir Narin abla\n\nHer şarkıda biraz o vardır\nNotalarında şarkının saçları vardır\nSözleri gözlerini anlatır\nGözleri çocuklara\nNe şiirler yazdırır…\n\nRüzgâr eser perdeleri oynaşır\nGece gündüz birbirine karışır\nAy ışığı penceresinde dolaşır\nYakamozlar en çok\nEn çok Narin ablaya yakışır…\n\nSes tonu vişne ile kiraz arası\nDudakları bahçemizin yeni dünyası\nBu güzellik bizim bahtımızın karası\nAma biz bunu bilir bunu yazarız\nEn kütük kalplerin bile vardır bir Narin yarası\n\n1313 sok 13 numara hey gidi narin abla\nYolun düşerse bu sokağa bizi bir yokla\nDüşlerimizi kirletmeden koynunda sakla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler ve Ayna",
        "poet": "Abdulkadir Karataş",
        "poem": "\n\nYedi renk bir demet, billur damlalar\nKörkuyu odamda camları sarar\nDüşlerime bağdaş kuran çocukluk\nKirli bir aynada saçını tarar\n\nSobamın neşesi çam kozalağı\nMasal içre masal ana kucağı\nArpa boyu bir rüyada yolculuk\nGidebilsem, yakın mıdır Kaf Dağı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler Topla Yüreğinle Gülüşlerime",
        "poet": "Hülya Akyıldız",
        "poem": "\n\nHadi bir düş sun yüreğime\nzemheri ayazda düşelim çıplak ayak yollara\naşk içimizi ısıtsın yanalım dönüşelim kora\n...ve...\nbiriken ne varsa yüreğimizde düşsün hara...\n\nHadi bir düş sun yüreğime\nrüzgar değmemiş ovalar da dolaşalım seninle\nbir kuşun kanadın da serinletelim yüreğimizi\n...ve...\nmavi bir gül düşür ellerinden ellerime...\n\nBir düş sun yüreğime\nağaçlar çiçek açsın renk renk sonbaharda\nkonalım pür neşeyle cıvıl cıvıl dallarına\n...ve...\nmasum bir busenin dokunuşu kalsın yanağımda...\n\nBir düş sun yüreğime\ntan yeri ağarırken yıldızlar da kalsın gökyüzünde\nkaybolmasın ışığı eşlik etsin gülerek güneşe\n...ve...\nyanyana adımız yazılsın semada birbirine eş diye...\n\nBir düş sun yüreğime\nparamparça bir yüreği sök yerinden değiştir yenisiyle\nher atışında dağıtsın seni her hücreme\n...ve...\ndüşler topla yüreğinle tüm gülüşlerime...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler Ülkesinde Kalmış",
        "poet": "Songül A Yılmaz",
        "poem": "\n\nBenimle hiç uzlaşı yaşamıyor,\nGale bela çekiyor ömür.\nSanki meçhul zamanlardan gelmiş,\nMeçhul bir düşte, prenses olmuş gönlüm, \nGözlerim gibi gri, gözlerim gibi renksiz gökyüzüm.\n\nYok! Öyle kuyruğu pullu rengârenk uçurtmalarım.\nDedim ya GRİ diyarlardanım, GRİ diyarlardanım.\n\n\nYeleleri parlak kurşun renkli bir at.\nGelse asil bir prens, \nOlurdu beklediğim o muhterem zat.\nGökyüzünde uçuşan kırlangıçlara inat…\nUçardı gönlüm ona doğru çırparak kanat.\n\nŞimdi salkım salkım renkte sisli gözlerim.\nBundan bile etkilenmiyor gerçek üstü düşlerim.\n\nUcu bucağı bulunmaz o hazin çocukluk yıllarım.\naynalarda izlerim yüzüme yansır acı gülüşlerim.\nKuşlar kovalayan o geçmiş yıllarım,\nİzlerken dökülür yanaklarımdan yaşlarım.\nAynalarda suskun dilim. \nAynalarda yalnızlığa vurgun gözlerim.\n\nDuyduğum her türkü Bedia, \nDuyduğum her şarkı muazzez olur bana.\n\nYüreğim buzlu cam sanki netlik yok ayar tutmaz oldu.\nKolları fersiz o eski endamı geçkin öz soldu.\nYaşıyor en gafil düşlerini bihaber, gayrı hayat yordu.\nO yıllardan geriye kalan kargalar dahi tenezzül süz oldu.\nSahipsiz kalan tarlalarıma çekirge sürüleri doldu.\n\nŞimdi ağlamaklı gözlerle geriye bakarım, \nYalan! Yalan bu hayat… Bahaneler yalan.\nYalan sevmeler sevilmeler yalan...\nBilinen tek gerçek Doğum ile ölüm harman.\nBunun arasında ki ise çok kısacık bir zaman.\n\nŞimdi ağırlaşan yüreğime inat, kıvrak gidiyor adımlarım.\nDüşler ülkesinde kalmış gayrı saf ve temiz yaşamım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler Ülkesi 7.sandık&#8207; (Şiir Değildir)",
        "poet": "Mehmet Can Karademir",
        "poem": "\n\nAllah bu dünyayı 6 günde yaratmış ben öyle biliyorum. Ama sonra 7 günde insanı insan yapan bir şeyin eksik olduğunu anlamış.Ve her insana bir anahtar vermiş.Yalnız insanlar anahtarın nerde olduğunu,ne işe yaradığını bilmiyorlarmış.Keşfetmeleri gerekiyormuş.Allah her insanın anahtarını kendi ensesine koymuş.Elini ensene attığında şu an bulamaman normal.Çünkü gözlerini kapatman elini kapalı gözlerinle görmeye çalışman ve elinden gelen parlak ışığı görmen gerek.Bundan sonra elini ensene attığında anahtarı alacaksın ve o anahtar kalp ile akıl arasında ki kapalı bir diyar kapısını açıp yok olacak.\nİlk girdiğinde biraz şaşıracaksın. Çünkü görüntüler biraz karanlık. Zamanla alışırsın gide gele. Düşler ülkesinin kapısının ne kadar güzel olduğunu görünce ne yapman gerektiğini hemen anlayacaksın zaten. Sihirli fırçan sana doğru gelecek. Ondan sakın korkma onu yalnızca sen görebilir ve kullanabilirsin bu dünya da. Dikkat kapılar açılıyor. Aman tanrım bu ne beyazlık. Bu ışıltı senin kalbinden geliyor. Şimdi fırçanı eline al. Fırçanın üstünde bir yazı var görebiliyor musun.”Sen ne istersen”.canım ablam sen ne istersen şimdi çizebilirsin.Fırçayı elinde tut ve hayal et.Fırça onu çizecektir.Kalbinde ki parlaklık ona can katacaktır.Neyin nerde olduğuna sen karar ver.Nasıl olsa daha iyi olurdu diye korkma.Dene yap beğenmezsen silersin.Sihirli fırçamız onu da siler hiç tasalanma.Dur o zaman,sana yardımcı olayım.Elini korkak alıştırma.İşte böyle.Bak güneş parlak oldu ışıl ışıl.Senin içini ısıtmıyorsa biraz daha kızıl yapalım.Tamam terledin mi.Biraz daha açık olsun.şimdi daha iyi.Şimdi biraz bulut yapalım.Şuraya biraz bulut yapalım.Bulutların neden mavi olmadıkları düşünme.pembe bulutlar daha güzeldir.Madem mavi bir bulut istiyorsun al bakalım mavi bir bulut.Bu bulutçuk biraz duygu  yüklenmiş.bak bakalım bu bulutçuğa ne yapacağız.”bulutçuk bulutçuk sen neden mavisin,herkes pembe,sen neden mavisin”.Aman tanrım bulutçuk tutamadı kendini, bizi ıslatıyor.izninle ablacığım sihirli fırçayı biraz alayım.Şuraya bir bank,evet.Şimdi de şuraya dev bir şemsiye,rengârenk.Tamam şimdi ayaklarının altına küçük tuğlacıklardan oluşan bir yol.Bu bizi banka götürecek.”korkma yürü ablacığım bunların hepsi gerçek”.Evet işte bir bankta yan yana oturuyoruz,biraz toprak,biraz hemen büyüyen çimenler,biraz güller koyalım sana benzeyenlerden olsun,sarı,beyaz ve kırmızı,biraz börtü böcek,karşı tarafa biraz ağaç.Toprak kokusunu alabiliyor musun,nereye uçtuğunu bilmeyen kelebekleri görebiliyor musun.Daha sonra buraya hayatının aşkını getirebilirsin.ben izin veriyorum.Sonra ben de hayatımın aşkını çizer senin düşler ülkesine benim düşler ülkesinden misafirliğe geliriz.Benim yumurcaklar biraz yaramazdır.Onlara bir oyun bahçesi yaparsın değil mi.valla yapmasan benim fırçayı alırlar senin düşler ülkeni oyuncaklar ülkesine çevirirler karışmam bak sonra.Ne de olsa babaları kadar zeki anneleri kadar cıvıl cıvıl ve güzel çocuklar onlar.Onlar düşler ülkesinin masumiyetinive daha birçok güzellikleri alan çocuklardır.Tıpkı burada yaşayan herkes gibi.\nAra sırada kendimize sıkılmaz dostlar yaparız.Birlikte oturup huzuru dinleriz.Seni biliyorum yaptığın güzellikleri benimle paylaşırsın ve güzel bahçeni bize gezdirirsin.Çardakta oturur sadece senin bahçeni bile izleyebiliriz bir ömür boyu.Ama ben bahçede ki güzelim meyvelerden kendimi alamam haberin olsun.Biraz oburumdur.Bir şey olmaz demi,sen yeni meyveler yaparsın.Çocuklar için üzgünüm bizim küçük oğlan senin bahçeni ne hale getirmiş.benim kız ve senin kızın iyi anlaşıyorlar değil mi.Ben iyi oyuncak bebek yapmasını bilmiyorum diye seni bana anlattı durdu.Sen neden seda halam kadar güzel bebek yapamıyorsun diye.Bugün ona güzel oyuncak bebekler yapmışsın teşekkür ederim.Bugün çok acayip bir kelebek bizim düşler ülkesine geldi.Süper güzeldi bizim çocuklar gün boyu onu kovalayıp durdu.Onun için,mesajın bize biraz geç ulaştı,üzgünüm. Bizim hanım avuçları ile bir yakaladı.korkma kelebeğine bir zarar gelmedi.Çok beğendi,pikniğe gelince senden tarifini isteyecek sakın verme.Çünkü ben ona 3 öpücük karşılığında daha iyisini yaparım dedim.Oda “seni ukala dedi öpücük möpücük yok sana dedi”.Sanırım biraz duygusal zamanlar geçiriyor.Hep daha fazlasını istiyorsunuz siz kadınlar yok musunuz dün yaşadıklarımızdan bir gün daha istiyor bende çocuklarımızın eğitimini tamamlayım öyle dedim biraz kızdı.Oysa daha dün alp dağlarının eteğine venediği koydum.Yanını da senin bahçen(sadece esinlendim o kadar kızma senin kişi kadar güzel olmadı) , sandalda birlikte, mum ışığı ve çok eskilerden bir beyaz şarap yanında kendi pişirdiğim tavuk salatası var(hanım efendimiz diyetteymiş burası düşler ülkesi dedim dinletemedim eskiden kalma bir alışkanlık olsa gerek bende karışmadım sen benim canımsın onun için çiğ bile yerim tavuk salatasını dedim mucuk mucuk tabi)   tabi birlikte çok güzel bir akşam yemeği yedik.Yemekten hemen sonra dans ve hemen ardında gitarımın sesi.Sandalımız biraz geniş :) .Gökyüzü yapmaktan üstüme yoktur bilirsin.Bol yıldızlı bir geceydi.Sürekli yıldızları kaydırıp durdum.Her dileği benden bir öpücük olduğu için sanırım biraz fazla öptüm.Kolay değil Gökte yıldızların yarısını tükettik.Tabi öperken zaman kavramını da unuttuğum için,haliyle biraz çok sevmiş olacak o günü.Neyse çok konuştum galiba sonuç olarak bizi davet etmiş olduğun pikniğe geliyoruz.Sakın şarap yapma,biz getireceğiz.Dünden kalma bir sandık şarap var m.ö 20000 yıllık.tadı çok güzel.Ancak 6 sandık bitirebildik.7 sandığı sana getiriyoruz.Hadi kal sağlıcakla.Tüm düşler senin olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler ve insan",
        "poet": "Abdil Burhaneddin Akkaya",
        "poem": "\n\ndüşler, garip bir yol, tek şeritli\nbaşında insan, sonunda insan\ngeçtikçe zaman, akıl almaz süratli\ndüşler dönüşü biçare insan\n\nBursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler ve önseziler",
        "poet": "Halil Çalışkanlar",
        "poem": "\n\nDüşler ve önseziler \nGerçeğe akan bir ırmağın\n\nİki ayrı koludur \n\nKararlılık ise \n\nBize cesaret veren bulutların ırmağı\nBeslediği yağmur damlasıdır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler ve Renkler",
        "poet": "Serap Tepedelen",
        "poem": "\n\nDüşlerim vardı; kırmızılı,yeşilli,morlu...Renk renk,cıvıl cıvıl.Her bir rengi kucaklamak isterdim.Ellerimi iki yana açtığımda, içimi renklerle öyle bir doldururdum ki...Fırçam yoktu ya da boya kalemlerim olmadı hiçbir zaman ama ben,parmaklarımla renklere dokunurdum.\n     Yüreğimi kırmızıya boyadım,ateş rengini verdim ona.Sönmesin hiçbir zaman diye.Saçlarımı turuncuya boyadım; farkedilen olmak istedim.Gözlerim yeşildi,yemyeşil.Bedenim,ayaklarım masmaviydi,denizin güzelliğini almak istedim.\n     Ben,renklerin çocuğuydum.Zaman zaman vücudumdaki bu renklerden bazıları ön plana çıktı.Çocukluğum maviydi; gençliğim kırmızı,yaşlılığım yeşil olacaktı.Eminim yeşil olacaktı.\n     Şimdi,renkleri arıyorum.Her biri, birer birer kayboldu.İlk önce mavi uçtu gitti elimden.Sonra kırmızı terketti beni.Yeşile sığınmak istedim.Elinin tersiyle öyle bir itti ki...Renksiz kalemlerimle başbaşa kaldım.Kalemlerden biri parmaklarıma dokundu,korktum.Korktum çünkü her dokunduğum kalem,ya siyah oluyordu ya beyaz.Yüreğimin kızıllığı nerede? Siyah; 'ben varım ya! 'dedi.Karaya boyanmış bir yürek artık alazlanmaz oldu.Tutkusuz,dingin,bir köşeye çekildi kaldı.\n     Böyle olsun istemedim ben.Bembeyaz oldu bedenim.Ne bir mavi,ne bir yeşil,ne bir kırmızı oynamıyordu benimle.Renkler terketti beni.Renksiz,tatsız tuzsuz bir insan olup çıktım.\n     Bir ışık arıyorum şimdi.Beyazdan öte...Turuncu bir ışık.Bir yerden,bir köşeden biraz uzatsa başını,yakaladım mı bırakmayacağım onu.Turuncunun ardından kırmızı,kırmızının ardından yeşil,yeşilin ardından mavi gelecek.Gelecek biliyorum.Siyah-beyaz gecelerin ardından doğan bir güneş ya da renksiz düşlerden uyanışın son bulduğu bir sabah olacak.\n     O sabah,kollarımı açacağım iki yana.Ellerim,ellerimin ayası,kasılırcasına kucaklayacak renkleri.\n     Belki kırmızı gençliğimdeki gibi coşkulu olmayacak ya da mavi canlılığını yitirecek.Yeşil.biliyorum,yeşil beni terketmeyecek.\n     Düşlerimin siyah-beyaz olmadığı günler de gelecek.Biliyorum yeter ki umudumun rengi hiçbir zaman solmasın.\n\n(2003,Bursa)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "* Düşler Yansır Ölümden Suya",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nÖmür kuşları ufka uçarken gün batımında; \nHesaplarını hemen mahşere ulaştırırlar.\nZaman ölüme hayatları bir bir satımında; \nGeceler hırsı düş pınarına yanaştırırlar.\n\nGüneş batarken hep düşler yansır ölümden suya.\nKalpte yeşerir sürgünler, ezgi söyler göklere.\nÖmür akarken sessizce ecel yatar pusuya.\nTomurcuk nida, çiçekler  âti; muştu köklere.\n\n\n5 Mayıs 2004 Çarsamba, Danimarka-Køge 23.07\n5+5+5\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşler ve Umutlar",
        "poet": "Muhammed Acar",
        "poem": "\n\nDüşlerim beni yoruyor rabbim. Sessiz bir gecede düşlerimi sana emanet etmenin teslimiyeti içinde yüreğime sonbahar dolduruyorum. Yeni bir başlangıç olması gerekirken her ilkbahar, neden güzleri yaşıyor gönlüm? Sevinçlerimin hüzne dönüştüğü bu mevsimin adı ne? Hüzün neden sevinç oldu? Ayrılıklar neden üzmüyor artık beni? Bu acımasız fikirler ne zaman girdi aklıma?\n\nBu puslu yüz bana mı ait rabbim? Her doğum günümde nefes nefese aynanın karşısına geçiyorum ve her yıl daha silik buluyorum yüzümü. Gözlerim acı acı gülümserken kaybolanlara, ellerimden sonsuzluk tutuyor. Yenilginin kekremsi tadını hücrelerime çekmeye hazırlanırken, cenneti hayal ediyorum. Ve ömrümün yalanlığını, aşkın tek gerçek olduğunu daha iyi anlıyorum...\n\nDün bir şarkı duydum, kalbim acıdı! Neden rabbim? Çehremi aydınlatan nurundan istiyorum şimdi. Ellerim sana açılırken gönlüm hep başka alemlerin türküsünü söyledi. Her şeye senin adınla başlarken, dilimden adın düşmezken, kalbim nurundan mahrum kaldı. Affet...\n\nŞimdi yeni umutlarla, yine senin adınla, yeniden başlıyorum! Biliyorum ki sen, yeniden başlayanların yardımcısısın. Niyetimi yoluna adıyorum rabbim. Hayallerimden sımsıkı tut, bırakma beni hiçliğin karanlık girdaplarına...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerde Bile Yanılıyorum",
        "poet": "Figen Karaca",
        "poem": "\n\nBir düş kuruyorum,\nÖzlemden uzak sevgiye daha yakın bir düş.\nEllerin ellerimde,\nVücudum daha bir sıcak.\nÜşümüyorum beyaz günlerde,\nYağmurlarla ağlamıyorum.\nMüzik dinliyorum,\nGözlerinin derinliklerine iniyorum dansınla.\n\nBir düş kuruyorum.\nSeninle yaşanan bir hayat buluyorum.\nBir salıncakta gibiyim,\nmutlulukla sallanıyorum,\nsallayan senin ellerin. \n\nBir düş kuruyorum.\nİçinde yolculuklar ediyorum,\nSırf senle beraber bitmek bilmiyor yollar,\nBitmesini istemiyorum.\nKollarında uyukluyorum,\nher şey bir başka.\n\nBir düş kuruyorum.\nİçinde sen varsın.\nGel diyorum,\nBir düş vardı sana dair,\nGel diyorum,\nBeraber gerçekleştirelim mi? \nGözlerime bakıyorsun,anlıyorsun seni nasıl sevdiğimi.\nHiç beklemeden cevap veriyorsun\nHenüz erken değil mi? \nVe gülüp kaçırıyorsun gözlerini.\n\nBir düş kuruyorum tekrardan\nBir sonsuzluğa gidiyorum\nBir yere,sen varsın orda\nSana çok yakın zannediyorum \nVe arıyorum seni,\nArayışlarda kalıyorum.\nÇok yakın; ama neden uzak? \nHayalini buluyorum, dokunamıyorum.\nBilemiyorum neden böyle\nVe düşlerde bile yanılıyorum.\n\n\t\t\t\t\t23.10.2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerde mi, gerçekte mi?",
        "poet": "Şair Aura",
        "poem": "\n\nyeşil bir vadiden\nsisleri yararak gelen\nsıcacık bir güneş gibisin\ndünyamı aydınlatan\nkanımı ısıtan\n\nyanık bir Afrika şarkısında\nya da bir kızılderili çığlığında yükselen\nMohikanlı’nın şarkısı gibisin\niçimi yakan\n\nAy’ın kız kardeşi\nOcotal’e seslenen\nbir ilahi gibisin\ngönlüme dolan\n\nvahşi bir kuşun\nözgürce kanatlarını\nsüzerek uçması gibi\nsevinçle gelen\n\nyavaş ama emin bir\nzafer çığlığıyla\nyüreğimde yankılanan\nsen\n\nsöyle bana...\ndüşlerde mi\ngerçekte mi\nyaşanan....\nbenim olan\nbizim olan ve\nyaşanacak olan!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerde mi, gerçekte mi?",
        "poet": "Sema Zincir",
        "poem": "\n\nyeşil bir vadiden\nsisleri yararak gelen\nsıcacık bir güneş gibisin\ndünyamı aydınlatan\nkanımı ısıtan\n\nyanık bir Afrika şarkısında\nya da bir kızılderili çığlığında yükselen\nMohikanlı’nın şarkısı gibisin\niçimi yakan\n\nAy’ın kız kardeşi\nOcotal’e seslenen\nbir ilahi gibisin\ngönlüme dolan\n\nvahşi bir kuşun\nözgürce kanatlarını\nsüzerek uçması gibi\nsevinçle gelen\n\nyavaş ama emin bir\nzafer çığlığıyla\nyüreğimde yankılanan\nsen\n\nsöyle bana...\ndüşlerde mi\ngerçekte mi\nyaşanan....\nbenim olan\nbizim olan ve\nyaşanacak olan!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerden Yoruldum Artık",
        "poet": "Demet Akkoyun",
        "poem": "\n\nBu gece yıldızlar nasıl dans ediyor \nKaranlık gözyüzünü öyle aydınlatıyorum ki\nHasret ve özlemler yanıp aydınlatıyor gökyüzünü \nYüreğim terkedilmenin acısından yoruldu \nDertlere kederlere hayta susuyorum \nYaralı kalbimde fırtınalar kopuyor \nBu gece acılarıma hesap soruyorum\nGecenin karanlığında yoruldum artık\nBeklediklerim gelmiyor artık hissediyorum\nGelsede gelmesede yine bekliyorum\nSensiz yalnızım karanlık gecelerimde yıldızlar ışığım olur\nGözyaşlarımda acılar var gözlerimdeki hayaller hiç bitmez\nKaranlık gecelerde dülüncelerden yoruldum artık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerde mi, gerçekte mi?",
        "poet": "Sema Zincir Kanmış",
        "poem": "\n\nyeşil bir vadiden \nsisleri yararak gelen \nsıcacık bir güneş gibisin \ndünyamı aydınlatan \nkanımı ısıtan \n\nyanık bir Afrika şarkısında \nya da bir kızılderili çığlığında yükselen \nMohikanlı’nın şarkısı gibisin \niçimi yakan \n\nAy’ın kız kardeşi \nOcotal’e seslenen \nbir ilahi gibisin \ngönlüme dolan \n\nvahşi bir kuşun \nözgürce kanatlarını \nsüzerek uçması gibi \nsevinçle gelen \n\nsen \n\nsöyle bana... \ndüşlerde mi \ngerçekte mi \nyaşanan.... \nbenim olan \nbizim olan \nve\nyaşanacak olan.. \n\nyavaş ama emin bir \nzafer çığlığıyla \nyüreğimde yankılanan!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerdir Güzel Olan",
        "poet": "Ayhan Altay",
        "poem": "\n\nbırak bırak\nbırakma beni umarsızlığıma\noysa düşlerdir güzel olan\nve sevdiren yaşamı\ntüm bir dünyayı \nyetmez evreni isteyen düşler\nve paylaşmayı dostlarla\nve hatta düşmanla\n\ntekili değil\nçoğulu yaşadığında güncesi tarihin\norda olmaktır yaşamak\no zaman bir başka olur sevdalar\nBedrettin’ce  yücelir insan\ngönenir yeniden yaratıldığında doğa\nbir ulu çınar olur serinliği ellerinde\n\ndüşlerdir güzel olan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerde Randevu",
        "poet": "Selin Sonsuz",
        "poem": "\n\nAkan gözyaşlarımda boğulurken \nYalnızlığım..\n\nKalbim kan ağlıyor\nBatan güneşin ardından\n\nGözlerim\nSeni arıyor gecenin karanlığında\n\nBir müzik sesi, delip geçiyor\nKanatıyor ruhumu\n\nCennetin ışıkları kaybolurken\nKapanan kapı arkasından\n\nSen benimlesin yine birtanem\nBana benim kadar yakın\nNefesim kadar..\n\nGözlerimin önünde\nEllerimi uzattığım yerdesin\n\nSen benliğimdesin birtanem\nHep benimlesin\n\nBir korku köreltiyor\nKuş gibi çarpan yüreğimi\n\nUmut, uzak diyarlarda\nUmutsuzluk\nYanıbaşımda..\n\nVe dudaklarımda \nİsmin yazılı birtanem\n\nGözlerin\nGözlerimin bebeğinde\n\nEllerin\nAvuçlarımın içinde yine\n\nSense\nDüşlerimde yine benimlesin..\n\n1992\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerde Sen..!",
        "poet": "Fatma Özdemir",
        "poem": "\n\nBir gün batımı çiçekler ellerimde\nKoşmak delice sevgiye,\nDüş gibi yaşamak o anı\nDüşünmeden asla zamanı.\nSımsıkı sarılıp kucaklamak\nYılların acısını çıkarırcasına,\nKumsalda elele dolaşmak \nPaylaşmak hayata dair ne varsa.\n\nBir gün batımı çiçekler ellerimde\nKoşmalıyız birlikte sevgiye,\nGeçmiş bizim olmasa da\nArtık kalmalısın yanımda.\nGözlerini ayırma gözlerimden\nDoymalı yüreğim sevgine,\nHasretim sana taa ezelden\nBırakma özlemimi bir başka güne.\n\nFATMA DOĞRU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlere Rest",
        "poet": "Nihal Akcan",
        "poem": "\n\nTuruncu istekler karıştı laciye\nGökyüzünde kayboldu alai sema\nBaşkaları mutluluğa arşın arşın\nBenimse bilinmeze yürüdü ayaklarım.\n\nNekavgalar ettim düşlerimle\nİmkansız diye gülüyordu\nKüstük birbirimize\n\nDüşler ve gerçekler barışık değildiler\nAşıklar ona sarılıyordu sevgili diye\nDüşlerim ve ben şimdi hasrete yolcuyuz.\n\nOnun yollarında yıldızlardan parıltılar\nBenim ateşböceklerim biri söner biri yanar\nGitmeyeceğim çaağırsada alai sema\nHayal kırıklıkları taşınmaz tabutta\nÖlümsüzdür onlar sen ölüncede yaşarlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerim",
        "poet": "Serap Tepedelen",
        "poem": "\n\nBütün renkler benim olsun istiyorum; olmuyor./siyah-beyaz bana aşık,renklere geçit vermiyor.\nBütün neşeli ezgiler benim için çalsın istiyorum; çalmıyor./ağır makamlar bana tutsak,eğlenmeme izin vermiyor.\nGökyüzü hep aydınlık olsun istiyorum; inadına kararıyor./yıldızlar ellerimden tutmuyor.\nUmutlar bir gül tomurcuğunda saklı biliyorum; umuda eş yürek istiyorum/umutlarım da birer birer tükeniyor...\nBiliyorum hep aynı olmayacak gün ve geceler/ İnadım alt üst edecek tüm karamsarlığı.\nDüşlerim hep gece yolculuğuna çıkmayacak... \n\n29.10.2016/Bursa)  Serap KONUK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlere Yolculuk",
        "poet": "Ayten Kayacık",
        "poem": "\n\nbelki en gizemli ve mucizevi yolculuk....düşlere..\n geç kalma riski olmaksızın...\nözgürlüğün bir kanıtı.....\n bir akşamüstü...uzanıp yatağına...\nve en sevdiğin arkadaşlarınla dolan düşler...\nlimitsiz....\nsevdiklerinin  hayalleriyle örtüşen.....\nçarpışmaksızın yapılan bir yolculuk...\n kötü bir sınav ertesi belki....\nbelki gecenin geç bir vakti....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerim",
        "poet": "Baran Can",
        "poem": "\n\nÇocukken ben; \nDüşlerim mavi idi.\nGökyüzü mavi,\nUçurtmam mavi,\nDünyam mavi.\nHer çocuk gibi, korkularım vardı.\nKorkularım; kapkara.\nBüyüdüm; \nKorkularımda büyüdü.\nBuğday sarı, ekmek esmer,\nGüneş yakar, tenim esmer.\nKanı gördüm, kırmızı.\nŞarap içtim, kırmızı,\nSu berrak, \nSüt beyaz,\nDeniz mavi,\nGök mavi, \nAşk mavi,\nSevda mavi.\n\nÇok büyüdüm…\n\nRakı içtim beyaz,\nDal yeşil,\nGül kırmızı,\nPapatya beyaz, \nKaranfil kırmızı.\nDüşlerim benim; \nRenk cümbüşü…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşleri yitik kız (3)",
        "poet": "Abdullah İnal",
        "poem": "\n\nBir garip yenilmişlik\nhala içine sindiremediğin \nyine mevsim sonbahar \n\nBu sokaklar,bu yağmurlar\nhiç aratmaz İzmir dolaylarını\n oturup bir köşede\nyaşatmaya çalışırsın \navare geçen öğrencilik yıllarını \ngün olur akşam olur \nduygularına vuramazsın gem \nbir gece alırsın o caddelerde\nüç beş günlük izinlere sığınıp\nama bıraktıkların \nçoktan açılmışlardır engin denizlere doğru \nbir sen kalmışsın \ndenizlerin ortasında \ngemisini karaya bindiren \nuzun uzun düşünmek, seyretmek kalmıştır \nenginleri kaybetmenin utku\nİzmir limanından \nkalkıp giden gemilere bakıp\ncebine pasaportunu katıp\nama bırakamazsın ki içindeki yangınları burada \nçekip gitmek istesen\ndönüşü olmayan yerlere doğru\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerim de Kalan",
        "poet": "Turgay Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nDüşlerimin ötesin de kalan sevgilerim\nbirer birer elimden kaybolan ümitlerim\nuğruna yılları ömrümü feda ettiğim\nbir yudum sevgiyi çok gören sevdiklerim\nsabırla çektiğim tesbih gibi zamanlarım\nbir anda tükenip giden yaşama sevincim\nkahreder gibi yalnızlığa bırakılan şiirlerim\nşimdi bir daha feryat ediyorum sana sevdiğim\ngel artık vakit geç olmadan ömür geçmeden\nson nefesim de daha seni seviyorum dediğim KADINIM...\ngel artık ruh beden den ayrılmadan can\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerim",
        "poet": "Emin Nerguz",
        "poem": "\n\nBizim mutsuzluğumuz hayalsizliğimizdir aslında\nNe zaman düş kursak \nYeniden başlar hayat \nVe Yeniden doğar güneş\n\nBizim umutsuzluğumuz hayalsizliğimizdir aslında \nNe zaman düş kursak \nÇoğalırız birden bire \nYeniden yaratırız hayatı \n\nBizim dirençsizliğimiz hayalsizliğimizdir aslında\nNe zaman düş kursak \nBütün acılara göğüs gerer\nFilistinleşiriz\n\nBizim suskunluğumuz hayalsizliğimizdir aslında\nNe zaman düş kursak\nÇığlıklaşırız\nİntifada oluruz…\n\nDüşlerimiz mutluluk\nDüşlerimiz umut\nDüşlerimiz direnç\nDüşlerimiz çığlık \nDüşlerimiz\nDüşlerim…\n\n   27.05 2008 \n           K.Maraş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerim",
        "poet": "İbrahim Düşkün",
        "poem": "\n\ndüşlerim\ndeniz düşlerim\ndalar ufuklara gözlerim\ndeniz düşlerim\nbahtımı sulara vurur\ndeniz düşlerim\naşk sessiz\nyürek ıssız\nbirbaşına\nkimsesiz\ndeniz düşlerim\n\ndüşlerim\ndeniz düşlerim\ngözleri gözlerim\ndeniz düşlerim\nruhu ruhumu saranda\nbir alacakaranlıkta\ndeniz düşlerim\n\ndüşlerim\ndeniz düşlerim\nyaşam besteli bir şarkı\numudun sonsuz rengi\nmavi\ndüşlerim\ndeniz düşlerim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerim de terketti beni",
        "poet": "Cafer Gürsel Yaman",
        "poem": "\n\nDüşlerim de\nTerketti beni\nKıskandılar seni\nİçimdeki senden\nadı olmayan gecede\nkokun var\nEtrafımda\niçimi ısıtan\nbiliyorum için soğuk\nbenden\nne aklıma\nnede bedenime\nsöz geçiremiyorum\nbelki uyudum şimdi\nsaçlarının bedeninin\nkokusu bende\nBir kedi misali kıvrıldın\naradığın bir göğüse\nbugün perşembe\ndaha doğrusu\ncumaya bağlandı\nsıcak sohbette\nkadehlerdesin\nbelkide\n\nuzandım yatağa\nkarşımdaki\ndört kapılı gardolap\naptalca gülüyor bana\nzaten hiç üç kapıda\nolamadın ki\nçatlasanda patlasanda\nelin açmaya gitsede\naçamadın\no üçkapıyı\nsen soldaki kapının\nbir çekmecesindesin\nişte busun\nkabahati kedi de arama\npanjurlardan sızan ışık\nbu üç kapıya\nve kediye vuruyordu\nsen bu güzel ışığı haketmedin\nal sana karanlık\nbir çekmece\ndercesine\ngülüyor bana\nduvardaki tablo\netajer sepet\nher şey\nçevrendeki herkes\nbir kaplan edasında\npusuda bekliyorlardı\nzamanını yerini\nkestirememelerine\nrağmen\ninatla sabırla\nçekmecedeki\nadamı\nadam yenik düştü\nyaşama\nve olmaması gereken şeyi\nyaptı bir küçük rakı\nve bir paket sigarayı açtı\nbir yandan bu satırları yazdı\nbir yandan içti\nyaşamıyla savaşıyordu\nbelkide\nbir küçük çekmece\nolmak istemiyordu\nasla\nbağırıyor bağırıyor\nağzından çıkmıyordu\nsöyledikleri\nkılıçlar çekilmişti\nbir güzel kalp bir gülüş\nbir dokunuş hatta\nbir güzel kavga\nözlediğini ifade etmek istedi\ngülen gardolaba etajere\ntabloya sepete\nelinden tutup\nkedinin\npusuda bekleyenlere\nboşuna beklemeyin\nne var alın işte\nbu benim kadınım\nbu benim karımmmm\ndiye gücünün yettiğince\nbağırmak istedi\nartık sonuna geldi\nşişenin ve sigara paketinin\nbüyük bir feryatla\nallah belasını versin\nbu hayatın\ndiye\nbağırdı çekemedeki\nadam\nuyananlar\napar topar adamın yanına\ngeldiğinde\nıslanmış kılavye tuşları\nyağmurun altında en fazla\nkalan M harfi......................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşleri Oyar Berceste 2",
        "poet": "Feyzullah Kırca",
        "poem": "\n\nDÜŞLERİ OYAR\n\nHer insan kalitesini, bir güzel ortaya koyar\nBilse hayatı gazeldir, kimi kör dünyayı soyar\nKimi güzellik peşinde, düşlerden düşleri oyar\nGeleceğe koşuyorken, yaktığı mumları sayar\n\nFeyzullah Kırca\nAkbaşlar Köyü / Dursunbey\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlere Veda",
        "poet": "Kemal Küçüktekin",
        "poem": "\n\nSevdan yerine acılar yerleşti yüreğime,\nSeninle dolu olan düşlerime veda ediyorum.\nYaprak gibi sarardı gönlüm, beklemek nafile,\nSeninle dolu olan düşlerime veda ediyorum.\n\nKirpiklerin birer ok gibi girmişti yüreğime,\nDalgalanan saçlarının kapılmıştım büyüsüne,\nYalnızca yanmak, yanmak düştü bu deli gönlüme,\nSeninle dolu olan düşlerime veda ediyorum.\n\nSevgiden yoksun kumrunun figanı yürekleri dağlar,\nSevgiye susamış güller bile için için ağlar,\nSen ise aramıza ördün sevimsiz duvarlar,\nSeninle dolu olan düşlerime veda ediyorum.\n\nHüzünlere rağmen seni sevmek güzeldi.\nSenden beklediğim, birazcık anlayış birazcık sevgiydi.\nSana olan sevgim değil umutlarım bitti.\nSeninle dolu olan düşlerime veda ediyorum.\n\nBu yürek yanmışsa, senin uğruna yanmış.\nKarşılıksız sevenler için, ölüm haz mış.\nBu dünyadan kısmetim, demek ki bu kadarmış.\nSeninle dolu olan dünyama veda ediyorum.\n\nKemal KÜÇÜKTEKİN\n6.9.2008\nİZMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerim Tertemiz",
        "poet": "Şadıman Şenbalkan",
        "poem": "\n\nDünün ardından gelen bu günde \nDüş kurdum yenilenen sevincimle \nElma bahçelerinde gezindim\nErik çaldım bir gönül hırsızı gibi\nYavuz hırsız değilmişim ki,\nBahçe sahibi yakaladı beni\nErikler ellerimde, kaçılmaz bir bahçede\nGülümsedi  halime o eriklerin sahibi\nO bahçeden o bahçeye koşturdum, yorulmadım\nUçtum havalara, tutundum  bulutlara \nMavileri indirdim yeryüzüne mavilerin en mavisiyle\nNeşem dize gelmişti, yaşamım benimle\nDüş kurdum çocuk olmuş  sevincimle\nEn saf en temiz halimle el sallıyordum kedere\nKadere selam dedim,  buyur ettim gönül evime\nÇocuk sevgisindeydim,  zenginliğindeydim bir kere \nO düş gezmesinde düşlerim tertemizdi benim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşleri Yaratmak",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\n* Doktrin - Felsefe * Dünyada ve Antoloji.Com da ilk kez *\n\nVe \nTanrı\nİnsanları yarattı\nİnsanlarda\nDüşleri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerimde..",
        "poet": "Ozan Ağrı",
        "poem": "\n\nDüşlerimde seviyorum seni, buna da karışamazsın ya...! \nDüş benim düşüm, ister bozarım, ister tek başıma yaşarım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerimde Karaman",
        "poet": "Nevzat Dağlı",
        "poem": "\n\nKimi zaman dalar dalar giderim,\n“Gel” olursun düşlerimde Karaman.\n‘Tutun ellerimden anılar’ derim,\nYol olursun düşlerimde Karaman.\n\nGazalpa’da yüreğimi yıkarım,\nYorgun argın Bozyazı’ya akarım.\nİğdemit’ten Şarözü’ne çıkarım,\nBal olursun düşlerimde Karaman.\n\nZüğürtler Yaylası, Hamza Zindanı,\nKalpaklı Değirmen ve Dereyanı,\nBahçe bahçe, tarla tarla her anı,\nGül olursun düşlerimde Karaman.\n\nSaylarüstü, Kışlaönü, Kırbağı,\nCan göçüren Kırmahalle toprağı.\nSolar solar düşer gönül yaprağı,\nDal olursun düşlerimde Karaman.\n\nYılda yalnız bir ay konuşur Hisar,\nRamazan topuyla koca kent susar.\nKalenin burcunda bir rüzgâr eser,\nYel olursun düşlerimde Karaman.\n\nTürkçemin ateşi, közü Yunus’tan,\nFikir ırmağımın özü Yunus’tan.\nFerman Mehmet Bey’den, sözü Yunus’tan\nDil olursun düşlerimde Karaman.\n\nÇocukluğum nerde, gençliğim hani? \nZeyve’de sokaklar bilmiyor beni.\nGöynüyerek düşündükçe hep seni,\nKül olursun düşlerimde Karaman.\n\nAkyokuş’ta harman harman yığılır,\nDeliçay’dan savak savak dağılır,\nNevzat senin özlemine boğulur,\nSel olursun düşlerimde Karaman.\n\nHalk Ozanı Karamanlı Nevzat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerimde Çizdim Resmini",
        "poet": "Ali Osman Yılmaz",
        "poem": "\n\nDüşlerimde çizdim en güzel resmini, \nDuvarıma asmıştım şiirlerinde seni, \nTuttum duvardan indirdim bu gün seni, \nİnan güzelim, duvar ağlamaya başladı, \nHıçkırıklar içinde duvar, şimdi yanıyor, \nMızrak olmuş sevdan, parçalamış bak, \nKoca adamın yüreği, Oluk, oluk kanıyor.\n\nBursa  05.Kasım.2003 Duvarla Karşı Karşıya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerimdeki Kırıkların Nedeni Sensin",
        "poet": "Mehmet Arda Öztürk",
        "poem": "\n\nseni tanımadan önce yaşıyordum sanki,seni tanıdıktan sonra ise nefes alan ölü gibiyim,gönlüm bir cıkmaz girdapta gibi,düşlerimdeki kırıkların nedeni sensin,her açtığım kapıda,her baktığım aynada,her gördüğüm rüya da sen varsın,hayalimde bakışın,omuzumdaki başın,cıldırtan yalnızlığın,sana bakmak duru bir suya bakmak gibi,düşlerimdeki kırıkların nedeni sensin,güzelliğini tarif edemiyorum,apansız gidişlerine anlam veremiyorum,sensiz gecen günleri yaşamıyorum,seninle arkadaş kalamıyorum,düşlerimdeki kırıkların nedeni sensin,yağan yağmurlar,kopan fırtınalar gibi tutkunum sana,ellerimsin gozlerimsin.akan kanımsın,ama yinede sen benim düşlerimdeki kırık yanımsın..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerimde yarım kaldın İstanbul..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:İstanbul,Şehir..\n\nYine girdin İstanbul rüyalarıma\nYine girdin hasretinle ağlattın\nGördüğüm değilki çocukluğumdaki kanlıca\nGözlerimde yaş bıraktın İstanbul..\n\nModern olmuş sokakların değişmiş\nKültürün örf adetin değişmiş\nGöz alıcı,genç kız gibi serpilmiş\nGözlerimde yaş bıraktın İstanbul..\n\nKız kulesi,Galatanda ışıklar\nDolunayda pırıl pırıl boğazda sular\nBir zamanlar yaşamıştı bir aşık nigar\nGözlerimde yaş bıraktın İstanbul..\n\nHayâlini resmettikçe bir yerin eksik\nŞu dünyada şehrin altın bilezik\nSenin hasretinden, yüreğim ezik\nGözlerimde yaş bıraktın İstanbul..\n\nGüzelliğin eşsiz ömre bedelsin\nAşıklar şehri tam bir gizemsin\nDoyulmaz şevkine sen ne güzelsin\nGözlerimde yaş bıraktın İstanbul..\n\nUfku seyretmeli yedi tepeden\nKurtarmalısın beni efkâr yükünden\nSirkeci garından kalkıyor yine bir tren\nGözlerimde yaş bıraktın İstanbul..\n\nHasretim yangınım gözümün nuru\nKokusu karanfildir denizi duru\nYaşanmalı yaşamalı bir boğaz turu\nDüşlerimde yarım kaldın İstanbul..\n\nTarih:02.04.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerimdeki Van",
        "poet": "Şahin Davran",
        "poem": "\n\nKonuk olsam Şehr-i Van’a Tuşba’ya\nSahil yolundan başlayıversem yoluma\nEdremit’in gerdanına dizilmiş tesisleri seyretsem\nÖzlem giderse gözlerim mavi yeşile\nKadembas’tan tramvaya binsem\nAğır ağır Van’a doğru yol alsam\nMarinada yakamozu seyretsem\nUsul usul ilerlesem sahil yolunda\nDurup dinlenmeden iskeleye gelsem\nSeyre dalsam yelkenlileri irili ufaklı\nSahil restoranlarında İnci kefali’ni tatsam\nÇıksam kale burçlarının doruğuna\nTuşba’yı,Turuşpa’yı,Van’ı seyretsem\nYeni açılmış yolları yeşil alanları seyretsem\nYorgunluğumu yeşil parklarda gidersem\nRastlasam tanıdık birilerine selam versem\nOturup onlarla biraz hasbihal eylesem\nŞirin Van dilini konuşsam doya doya\nMisafir olsam bir Vanlının evine\nÇıtmanın sengeserin tadına baksam\nBir fırsatını bulup Akdamar’a gitsem\nBadem ağaçlarının altında dinlensem\nKilisenin heybetiyle yüzleşsem bir an\nVangölü Canavarını izlesem kıyıdan kıyıdan\nÇevre yoluna çıksam dönüş için\nYakınlaşsam an an Şehr-i Van’a\nGözlerimi hiç açmasam uyanmasam\nKavuşsam düşlerimde gördüğüm Van’a\n\n2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerimden Düş Bana",
        "poet": "Rasim Yılmaz",
        "poem": "\n\nEllerimin ayasından \nkayıp giden günahlarımdan\nyarim sırma saçlarından \nzülfünden sark da düş bana\ngözlerinin karasından \nyüreğimin ta ortasına\ndüşeceksen düş bana \n\nYarım kalan yanımdan\nyüreğimin sol yanından\nöyle bir düş ki canıma\nbir daha hiç çıkma...\numutsuzluğuma umut \ngönlüme huzur\nhayatıma ışık ol \n\nHadi! gözlerimden akta \nkirpiğimden düş bana\ntamamlansın canım\nsızlayan yanlarım iyileşsin\nmutluluklar yeniden sarsın\ndualarıma tutunda düş bana\nher sevda sözünde beni hatırla\nher yağmur damlasında gör beni\nçıkan gök kuşağına tutunda düş bana\ngüneşim ol yeniden\nbaharım ol\nsolmayan sevda çiçeğim ol\ngülen gözlerim \nmutluluğum ol da gel bana \nayağın takılsın, tam düşecekken..\ndüş bana...\n\n13 eylül 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "düşlerimdesin",
        "poet": "Mehmet Ali Oğuz",
        "poem": "\n\ndüşlerimdesin\n\ngecenin ortasında\nzifiri karanlıkta\n\t\tdüşlerimdesin\n\nkıytırık bir müzik\nradyoda\n\nherkes bir ağızdan\nkonuşuyor\n\nfarkında değiller\ndüşlerimin\nolmasınlar da\n\ndüşlerimle ben\nbenimle düşlerim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerimdeki Şiirler",
        "poet": "Mehmet Akif Tiryaki",
        "poem": "\n\nHer sabah iki çay ısmarlarım kendime \nşehir hatlarının güvertesinde \nyanında da bir tane açma \nHaydarpaşa’dan Karaköy’e geçerken\naklıma gelenleri açık defterime \nkalemimle bir bir söylerim \n\nAltımdan deniz geçer \nsağımdan solumdan vapurlar ve motorlar \nAklımda bin bir  düşünce birbirini kovalarken\nBoğaz’ın serinliğinde mayalanır düşlerimdeki şiirsel duygular \nLacivert denizde beyaz vapurlar \nbeyaz defterimde lacivert tükenmez kalem oynar \nHayalimde balık tutarım\nVapur iskeleye kavuşur \n\nHep bitenlerdir bana hediye edilen\ngünler biter yıllar biter yaşam biter\nDüşlerimde yakaladığım birliktelikler biter \nben ise hiç bir şeye kavuşamam \n\nŞimdi yosun rengi gözlerindir gece uykularıma giren \nruhumu dinlendiren \nBeyaz martılar \nçift dolaşan renkli balıklar \nve denizin içinde bir o yana bir bu yana sallanan \nyeşilin tonlarında ıslak yosunlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerime Gir",
        "poet": "Ömer Akbıyık",
        "poem": "\n\nGir sen hep düşlerime,bunu,vuslat bileyim,\nDinsin böyle bu hasret,sonra da ben öleyim,\nSensiz geçen bir rüyayı, söyle ben neyleyeyim? \nDinsin böyle bu hasret,sonra da ben öleyim,\n02 Kasım 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerimdin Ankara",
        "poet": "Salim Erben",
        "poem": "\n\nNe düşler kurardım, \nKaleye karşı. \nİnadına gezerim kızılay \nkapalı çarşı \nYeşile vurgun ağlar \nLuna parkı \nVaz geçilmez tutkuydu \nulus bent dersi civarı \n\nDikensiz bir güle benzerdin \nEy güzel ankara \nÇocukluk hayalimdin bahtı kara \nSevmeyi öğrettin gurbetçilere \nHep besledin dilencileri \nAnkara uyuyorsun hala \nSeni bombalamak lazım meclis \nSeni bombalamak lazım çankaya \nöfkem nefretim nefretim kin \nKinimse soygunculara \nAnlatamadım duyuramadım \nEY yorgun bedenli koca ANKARA \n\nVar ya o esmerimsi bakışların \nGecenin tam ortasında \nBir çığlık \nYağmur damlası göz yaşı \nÖlülerin sessizliği  benzer \nAcıklı fırtınaların \nBundan böyle sürgünüm olur \nBana göre sana göre ona göre \nFark etmez aleme göre \nAslında her şey boş \nHer şey yalan \nBir tek ölüm  Zalım \nHer canlıda gerçek olan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerime Karanfil Bırak",
        "poet": "Hasan Öztürk 2",
        "poem": "\n\nSevdim,\nsevdim de,\nsevemedim...\nsenin resmini çizdim,\nsana benzedi ama, \nsen değildi ki...\nsanki canda candın, \nsoluktun, çıktın gittin,\nsensiz yarım nefesim.\nseviyorum demiyorum,\nseveceğimde,\nsonsuzumda da yoksun,\nsonsuz kere,\nsaklı kaldın, düşlerimde,\nsade, sevda diye,\nsen, gündüzdeki yıldız,\nsen, ondördündeki dolunay,\nsen,geceden devreden,\nsahahcı umutlar gibi de değilsin.\nsusmuşum, \nsessizim, ıslak.\nson ve ilk defa, \nsolmuş düşlerime karanfil bırak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": ".Düşlerime Girme Artık.",
        "poet": "İbrahim Demirbaş",
        "poem": "\n\nBen bir düş gördüm\nO düşte ben ölmüştüm\nGün açmamıştı daha,\n\nKızıl bir karanlık\nHafif esen rüzgardı\nYaprakları uçuran! \n\nYoktun, sanki hiç olmamışsın gibi,\nSanki hiç beni sevmemişsin gibi! \n\nBen bir düş gördüm\nO düşte sen yoktun\nVe ben ölmüştüm! \n\nSen yoksan ben hiç olmamıştım \nKaranlıklar aydınlandı\nGüneş vurdu yüzüme,\nKan ter içinde uyanmıştım! \n\nBir düş görmüştüm\nVe dokunmuştu yalnızlık\nDüşlerime girme artık! \n\n(22.02.2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerimi İstiyorum",
        "poet": "Neslihan Gülen",
        "poem": "\n\nSevmeyi sevilmeyi \nEn güzel duyguları özlüyorum\nGerçekler sizin olsun\nBen düşlerimi istiyorum\nÇünkü düşlerde,\nDeniz mavi,hava temiz\nYitirmemiş sevgiyi yüreklerimiz\nNe kin ne de ihanet var orda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerimi bozuyor yoksulluk",
        "poet": "Gürbüz Öztürk",
        "poem": "\n\nŞimdi derin uykulardasınızdır\nKömür sobasından çıkan aydınlık\nyaprak yaprak vurmuştur yüzünüze\nkoyun koyuna yatmıştır yürekleriniz\ndoğduğunuz günün masumluğu\nyüzünüzün astarı olmuştur.\nŞimdi derin uykulardasınızdır\nsımsıcaktır fakir yuvanız\nve ayışığının şavkı vurmuştur\nküçük evinizin karlı çatısına\nve yoksulluk asılıdır duvarlarında\nbirinizin nefesi diğerinin yüzünde.\nŞimdi derin uykulardasınızdır\nnasılda gelmek isterdim o haneye\nsıvazlayıp çürümüş sırtınızı\nusulcacık uzanıvermek yanınıza; \n...............\ndüşlerimi bozuyor yoksulluk\nve gözlerime ekiyorum kin tohumlarını.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerimi Özledim...",
        "poet": "İbrahim Ethem Bingül",
        "poem": "\n\nYakamozları özledim\nSaatlerce dertleştiğim\nGözlerimin konuştuğu ışıklarıyla...\n\nKumları özledim\nÜstüne adını yazdığım\nResmini çizdiğim dalgara inat...\n\nKusura bakma Antalya\nSeni değil, sendeki düşlerimi özledim\nGözlerim sana uzanan yollarda...\n\n\n"
    },
    {
        "title": ".Düşlerimin Gizinde",
        "poet": "Cemal Karsavran",
        "poem": "\n\nseni büyüttüm yüreğimin denizinde\nyüzünü büyüttüm fikrimde\nyanakların dolunay\ngözlerin yıldız\nsesini büyüttüm sesimde\nsevgini büyüttüm kalbimde\n\narzularım  içilen suyun  tadında\ndudaklarını özledim ince ve narin\nkollarım sarmalarken özlemle\nbir buse bir dünya yarattı\ngözlerinde  tebessümünde\nkirpiğine takılı kaldı gözlerim\n\nsabaha seninle doğmuştum\nkuşluk vakti küçük bir serçe\nbir mektup getirdi yüreğinden yüreğime\nkanatları mavi umuttu\nevridim çevirdim okudum\nseni buldum\n\nanlaşılmaz bir duygu\niçimde mevsimler doğuran\nher mevsimin ayrı  güzelliği\nserin sıcak bir bahar\nve ateşler içinde yaz\nya da beyaz mutluluk\n\nmesut ve bahtiyarım seninle\nesaretliğim kendime ve sana\nlakin uzun bir yolculuktur\ndaha  kaçıncı kilometresindeyiz\nbilemeyiz bilinmez\naçlığına ve susamışlığına sevgilerin\n\ncümlem sana duruyor kıblem sensin\nezgiler söylüyor yüreğim\nmalum olurmu yaradan adına\naşk bahçelerinde dolanırken\nlimitsiz sevişmeler arzuluyorum\ndüşlerimin gizinde\n\n10-10-2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerimi Satıyorum",
        "poet": "Gülseren Onay",
        "poem": "\n\nBenim de\nBez bebeklerim vardı\nGiysiler dikerdim.\nRenk renk elbiselerim vardı\nOtuzaltı beden\nVe kurduğum\nDüşlerim \n\nÖnce  bebeğimi \nAldılar elimden \nBüyüdüm diye,\nGiysilerim \nDaraldı \nSonra,\nSadece düşlerim \nKaldı elimde…\n\nŞimdi \nDüşlerimi satıyorum\nAlan var mı? \n\n\n08/10/2005/Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "İzmir im",
        "poet": "Adil Oğuz",
        "poem": "\n\nHayallerimin                                                                     İzmir im\nUnutamadım seni                                                           İçimdeki sevgini                                               \nEgenin incisi          \nNe kadife kaleni \nNe kordon boyunu                                                   \nİzmir im                                                            Hayallerimin şehri\nKimbilir ne şiirler                                                                      Ne türküler ne şarkılar\nYazıldı uğruna\nNe sevdalar geçti\nNe yeller esti başından\nAh be İzmir im                                                           \nEgenin incisi\nUnutamadım senini\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerimiz Yalanmış Meğer",
        "poet": "Ramazan Ateş 2",
        "poem": "\n\nBu akşam yetim kalbim suskun,\nkeder üzre keder,\ndüşlerimiz yalanmış meğer...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerin Adresi Olmaz",
        "poet": "Ebru Delice",
        "poem": "\n\nAYFER ÖNDER'E \n\nay fer'siz kaldı\ndağ karanlık\nay karanlık\nbu gece; bir başka\nkaranlık....\n\nengin deniz dalgasız\nfer'siz\nkollarına sığınmış sessiz\nsusuz kalmış deniz\nbu gece; başka deniz\nengin fer'siz deniz\n\n'Düşlerin adresi olmaz'\n\nsusuz engin deniz\n-ay-\n-fer-\n-siz-\n\nfer kayboldu ayda\nay kayboldu ferde\n\ndüşler..... ayfer'in gölgesinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerin, düşlerim değilmiş...",
        "poet": "Volkan Yelken",
        "poem": "\n\nhadi düş peşime demiştim de,\ndüş peşinde değilim demiştin.\ngeçde olsa öğrendim,\ndüşlerin, düşlerim değilmiş...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerin Gölgesinde",
        "poet": "Muhsin Bükücü",
        "poem": "\n\nBir yudum mutluluktu, tek ümidimiz, \nHiç içilmemiş dünya zehiri tattık! .\nGerçekler zulüm dolu, gerçekler acımasız, \nYaşamak, düşlerin gölgesinde artık! \n\nBir gurbet, bir hasret şarkısı dolaşır dudaklarımızda, \nGözyaşları, bir sevinç gibi süzülür yanaklarımızda.\nBak; can verdi, yakaladığımız mutluluk kollarımızda\nYaşamak düşlerin gölgesinde artık!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerin Buluştuğu Yer",
        "poet": "Hülya Kandemir",
        "poem": "\n\nBir düş bahçesindeyim\nBurada çiçekler alev kırmızı\nHer bir çiçek gönlümün hırsızı\nBitmeyen alevler yanar düş bahçesinde\nHepsi düşlerin çıkmazı…\n\nBir düş bahçesindeyim.\nGökyüzü alabildiğine mavi,\nÖzgürce uçan uçurtmalarla dolu…\nBurada belli değil \nNe gecenin ne de gündüzün sonu…\n\nBir düş bahçesindeyim\nHer sabahı yağmurlu\nBir düş bahçesindeyim\nNerede olduğu bilinmez,\nNe başı belli ne de sonu…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerin Büyüyor Yüreğimde",
        "poet": "Selahattin Yetgin",
        "poem": "\n\nKozasında sevinç ve yaşamı gizleyen ipek böceğinin kanatlarında\nİğnesinde mutluluğu dolaştıran arının sevinci gizlediği peteklerde\nRuhunda onursuzluğun kelepçesini taşıyan, başka dünya insanıyla\nYüzyıllardır sevinçsiz döner bu dünya, çocukların sessiz çığlığıyla\n\nYüreğimdeki ayak seslerinin duldasında bir bayrak gibi gönlüme çekildi coşkulu sevincim. Gözlerimdeki kor alevlerin gölge düşüşlerinden isyan çekildi, renklerin en güzeli bahçemde öykünüyor, kimi üşümüş, kimi terlemiş mahcup ellerimden dökülen şiirlerle, seni ve sevdanı ak kâğıtlara nakış nakış işliyorum.\n\nDüşürme yüreğine karanlık geceleri. Yüreğindeki eylül şarkılarında ve dudaklarındaki gizemli nakaratlarla bir dal gibi uzan gönlüme, seni yazayım. Sakla beni kuytularında, suların düşünden sarnıcına döküleyim. Çekeyim denizimden küflenmiş sevda demirimi. Yüreğinden döküldükçe yaşamak şarkıları, aç bana mermer memelerini. Avuçlarımdaki güllerle, yüreğimdeki güvercinlerle gözlerinin öbeklerine gizleneyim.\n\nYüreğindeki cenin imgelerle, rahmindeki doğurgan tümcelerle, şiir kuşlarım iri gözlerinin şavkına kanat çırpıyor günlerdir. Suların taşları sürüklüyor, bütün kıyılarında alev süzüşlü bir şair sevdanın resmini yapıyor. Nedir bu yüreğimi tırnaklayan tutku, nedir bu bilinmezlik utku? Bütün değişimlerimin zemherisinde uzak, karlı bir ülkenin yanardağ sıcağından, mavi bulutlu, yeşil soluklu bir sevda, kırılgan sonbaharlarıma çocuklarını salıyor.\n\nKüskün aşkların siyah-beyaz resimlerinden çıkarınca gülüşleri, günü gelince\nher şey masala dönüşür. Eski fırtınalarıma merakını süzüşün, hüznüme düşünüşün, üşüyen yüreğimden öpüşün, gizlenmiş yağmurlarımda benimle birlikte gezişin, pas tutmuş aşklarıma bir kilit sürgüsü, sarı denizlerimde benimle yolculuğa çıkmış bir düş yolcususun sen. Kıyılarımda bıraktığım acılarımla, bedenimi çevreleyen sevda yaralarımla, ruhuma sürdüğün şifa sözlerinle yüreğindeki kutsal dünyaya çağırıyorsun beni.\n\nGülüşlerinden yeni yarınlar yaratıp, öpüşlerinden tüm bedenimi kanatıp, sorgularından tüm paslı kapılarımı sonuna kadar kapatıp ölümsüzlük iksirleri içiyorum ben. Mataramdaki sevda suyunla uzanıyorum çayırlara, lacivert bir göğün altında emsalsiz düşlere dalıyorum. Gecelerinin ve gözlerinin çekik yansımalarında toprağında tohum, tarlanda şiir, yüreğinde hiç söylenmemiş şarkılar oluyorum.\n\nBelki dilinden kopan bir duaydı sarı nilüferlere düşürdüğün gecelerde. Biz sustukça yan yana iki bitki gibi büyüdük, yüzümüzü, yüreğimizi toprağa düşürerek. Lüle lüle saçlarına, kıpır kıpır bakışlarına ve yurdumuzun sözcüklerle donatılı ovalarına sonsuz ışıltımızdı düşürdüğümüz. Yağmurlar yağarken yüreğimizin beşiğine. Terden ıslanışlarla uyandık, yaz kuşlarıyla birbirimize mesajlar yolladık.\n\nAcıyı kesemediğimiz kör bıçaklarla, yüreğimizden hiç gitmeyecek püfür püfür sevda rüzgârlarıyla unutma ki, ne kadar kaçsak güneşten mavi trenler geçecek gönül raylarımızdan. En güzel giysilerini giyerek her gün aşkın, içimizden düşüreceğiz en güzel sevinçleri. Bu kocaman yeryüzü atlasında kimi faytonla, kimi de gökkuşağına binip dolaşacağız çelişkiler atlasını.\n\nGülümsedikçe şaşkın ışıkların sokağına taşıyorsun bezirgân ruhumu. Martı kanatlarına tutunarak okşamalara hazırlıyorum özlemli çocukluğumu. Günleri çekiyorum ayın düşünden, geceleri geçiriyorum sol yanımdaki ağrıdan. Büyüyor özlemin, büyüdükçe avuçlarım kamaşıyor yangınından. Gecene gülücük olsun parlak ışıklar, nefesini koklasın yüreğimden kovulan acılar. \n\nBulut sarılmalarıyla bedenini buluşturunca ellerinle kucaklarsın sevinci. Tanrıların gözleri değer yüreğine, sen atınca yüreğini kahreden anlamsız hüznü. Bu gece gizemin meleği, senin pak yüreğini taşısın rüyalarıma. Bu gece kadınımın dişiliği dokunsun sol yanımdaki ağrıya. Kolları ırmaklar gibi çoğul, denizler gibi engin bir atlasta, umudun karelerinde onurun resmini yapabilir misin fırçayla? Beyazdır mutluluğun sayfası, çığlıklar gizlenir hep rüyalarda ve ilk bahar sevinçleri, bir ıslıkla dolaşır yelkenleri çürük gemilerde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "** Düşlerin En Güzeli **",
        "poet": "Ali Rıza Atasoy",
        "poem": "\n\nGecenin som ayaz yerinde,\nRenkli rüyalara inat, seni düşlemek\nDüşlerin en güzelidir.\n\nEl değmemiş nadide bir motif gibi,\nRuhumun her zerresine seni işlemek\nİşlerin en güzelidir.\n\nHiç gülmediğim şu fani dünyada,\nSemada göz kırpan yıldızlara karşı\nGülmek, gülmek...Doyasıya gülmek,\nGülüşlerin en güzelidir.\n\nVe   tan vaktinin kör karanlığında,\nBütün ümitlerin bittiği anda,\nBeyaz kar üzerine, al iz bırakarak\nSılaya dönmek,\nDönüşlerin en güzelidir...\n\n            (Erzurum, 28.10.1983)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerin kızı",
        "poet": "Yusuf Turabi",
        "poem": "\n\nDÜŞLERİN KIZI\n\nSenin cemalini gördüm dün gece\nGökteki dolunay ışıldıyordu\nAyrılık bulutu yüzünde peçe\nYinede gözlerim kamaşıyordu\n\nBen yalnız perişan ben sevgiye aç\nHava ve su kadar sana mecburum\nKüçük çocuk gibi sevgine muhtaç\nSenin varlığınla mutlu olurum\n\nBekletme gel artık düşlerin kızı\nBendeki dağlarca hasret tükensin\nTurabın kalbinde bitmez bir sızı\nAnladım o sızı yalnızca sensin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerin Rengi I",
        "poet": "Hasan Sabah",
        "poem": "\n\nKimseler bilmiyordu\nDüşlerin rengi nedir\nAdım başı  yaşanılan sevgilerin\nDiğer adımda yok olduğunu\nGemilerin palamar alma zamanında\nAyıramadığını\nEllerini sevgiliden \nDenizin neden köpürdüğünü\nKıyıları ağlattığını\nKimseler bilmiyordu\nNedenini\nKelebeklerin fosforlu kanatlarındaki\nGizemi\nÇiçeğin özündeki yabancılığı\nNereden bilecektin\nHüznümü\nIslak bir yarım kalmışlıkla\nGözlerin buğusunu\nAnlayamadı kimseler\nSenden ayrıldığımı\nOkul yollarında yitirilen uykuların\nGeceden yitikliğini\nHer nefeste senin tadın\nSenin hasretin olduğunu\nKimseler bilmezdi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerin Ressamı",
        "poet": "Atilla Güler",
        "poem": "\n\ndeli bir aryanın isyanında\nçığlık çığlığa soprano\nüşüşen düşlerin karmaşasında patlar\ndingin bir melodi\nşebboyların rengarenk kafa tutuşu\ndans eder tabloda/nü\n\nlaçınların uçuşuna konan güneş\nyakar geceyi\nefsanesi anlatılır dilden dile\nölmeyen aşkların\nresiflerden atlar adsız kahraman\nsonsuz okyanuslara\n\niçsel yitikliğin öyküsü yazılmadı daha\nnefret kusan ayrılıklar sonrasında\n...bekle\n\nrenksiz resimlerin içinden\nselam eder yalnızlık…sırnaşık\nergin bir dirilişin sebepsiz hıçkırıkları\n\nsevişmenin yangınına vurulan romantik sözler\nsahipsiz, sıradan, eksik\n\nay gülüşlerde açar güller bülbüle işveli\nmavi bir kuş uçar yürekte\nıssız bir adada sere serpe aşk\nkoynunda şiirlerim\n\ndüşlerimin ressamında tek renk…kırmızı\n\n03.05.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerin Kayıp Sığınağıdır Aşk",
        "poet": "Selahattin Yetgin",
        "poem": "\n\nHer sabah yenilenmiş düşler doldururuz avuçlarımıza, üşüyen ruhumuzun kayıp rotasına dingin adımlar atarak\nHer sabah üzünçlü vedaları atarız ardımıza, kayıp dünlerin sularını geçeriz aşkla, ruhumuzdaki peçeleri yırtarak\nHer sabah biçare umutların dağlarına bakarız, giden gelmez sevdaların yanık uçlu şiirlerini özlemle kucaklayarak\nHer sabah umut koyarız tanımlayamadığımız hayatın adını, yoksul ömrümüzün yorgun döşeklerini güneşlere asarak\n\nMor ışıklı bir odada kımıltısız sarılışlara yorgun damarlarımın kaynaklarına kadın ruhunu at bu gece. Yaman öpüşlerinin kayıp tarlalarından sıvazlayarak avuçla bereketli tohumlarımı, damarlarımdaki şah mat coşkuların yanık nidalarıyla sustur yar er çığlıklarımı. Omuzlarından sular kayarken, dudağından ruhuma ballar damlarken doldur aşkın peteklerini. En doyumsuz sarılışların  kırlarına uzanalım sonra, ay resmimizi yapsın, gece umarsız ağrılarımıza şifalar kaynatsın ve seninle anlamlı anların şafakları asla karanlıkları aratmasın.\n\nAynı odadan yaşamın geniş ovalarına dağılan gölgelerdik, adımız yankılanırken ödünç masallarda. Tersinden okunan sözler gibiydi hayat, yorgun damarlarımızı zorlayan pusatsız sevdalarda. Andımızdı aşk yine de, tahtından düşmüş bedendik biz boş sokaklarda.\n\nKırık bakışların ezgin cümleleriyle ıslanırdı tenlerimiz yürüdükçe biz aşka. Kıyıda tenha yerler arardı gölgemiz, gecenin köşkünde bir yorgunluk telvesine karıştığımız anlarda. Dalga kumla sevişirken biz gözlerimizin utangaç raksını yudumlardık boş bardaktan.\n\nSevginin o ipeksi dallarına bir kuşun gözyaşı düşer, kekre masalların derin odalarından bildik bir ses yükselir ansızın vakitlerden aşk olur. Heybetli bir ağaçtır umut, yakarıyla sarılan tenlerin uyumu muhteşem olur. Yoklukla demlenir anlar, keyifli bir yolculuk tesellisi olur.\n\nAğacın gölgesini sevmez rüzgâr, hışırtılı bir arzuyla okşanırken yapraklar, kurt gölgeden sıyırır öfkesini damara yüklenirken coşkular. Özlemdir yutkunuşlarla ve iç çekişlerle geçiştirdiğimiz,  rüzgârlı göğsümüzü bunun için güneş sarmalar. Beyaz yastıkta bir kadının saçlarını dolaşır ellerim, ruhumda gezinir uyku mahmuru gözleri. Sarıl gövdeme, sokul gölgeme yar, petekte dillendi sevilerim, yollarda savruldu senli emellerim, gel yorgun göğsümün siperine, umutla hasat olsun senli günlerim.\n\nDevrilmiş ağaçların gözyaşını içer asırlardır sevdalı balıklar yıldızların mağrur iç geçirişlerine aldırmadan. Yosunlarla donatılı aşk denizlerinin yorgun derinlikleri bu yüzden soğuktur sevda bakışlı kangren masallar biriktirme bana kanaması kesilmeyen özlemlerle geleceğim  bir gün yurduna.\n\nVakitler kalburüstü bir düşün kanamalı sığınağı, yakarılarla tutunduğumuz uçarı slâydı. Uzaktaki bir değirmenin duvarına resim yapar o kadın, bekleyişlerle boyanır tuval renklere sarmalanır boynundaki şal. Yanık türküler sofrasından aç kalkar cümleler su tenden kayar sorgulu günler avuçları terle yıkar. Umut dağınık bir yatak, sorular dudakta titrer, aşk kangren sevilerle öfkeleri bile yürekten siler.\n\nYanık tarlalara seçeler gül polenleri bırakır ben seni düşünürken, avuç içlerimi terletirken özlemin, gün akşamın saçlarını sevdalısı gibi okşar. Mağrur gemiler geçer senli sulardan, su açlarını yıkar, tuz dudağın olur coşkularımı harlar. Gülüşünün resimlerini ararım dünlerden gülüm, kuşlar gemileri kucaklar, yangın yeri olur gönlüm senli anıları sayıklar.\n\nAdına hasret denilen tutkuların penceresinde aşk yolumu gözleyen bir kaçak dumanlı gözlerinde yıldız alacası, yorgun yüreğinde bekleyişlerin delirmiş sancısı. Umut yanık ovalar gibi yağmurları bekler, özlemli göğsümden fırlarken sonsuzluğa dilimden kavuşmanın duası. Gecemin yakasında kokun var gülüm, sabret çıkacak elbet kahırlı günlerin de yasası.\n\nSarsılan bir direnç odasıdır bazen yüreğimiz, aşikâre damlalar birikir bazen göz çukurlarımızda ve vakitsiz damlar biz umutların kuru yastıklarına  başımızı yasladığımızda. Yanık türküler merhem olmaz ah yaramıza, her nakarat dağlar gönlümüzü her söz dokunur hışımla o umutla atan kalp sığınağımıza. Kekre bekleyişlerin kapsülüne aşk zerk  olur yinede, mağrur yaşam şarkılarıyla olgunlaşır hayat denen hazin meyven. \n\nDüş sancısına tutulmuş bir kadın, vuslatın endamına sarılarak  gerçeğini bekliyor pencerede, ruhunda küflü bir yalnızlık kahrı. Çıldırtan dakikaların öyküsünü yazıyor bir adam, gece böceklerinin valsını dinleyerek. Hangi daralmanın dokunuşudur aşk, kırılgan duvarların o mor çatısına tüneyen. Hangi öfkenin ruh yakarışıdır yokluğun, fısıltılarla  sevişen gecemi örseleyen. Söyle yıldız bakışlı kadın söyle, hangi kıyamın kavgasıdır  yüreğinde sakladığın! \n\nMağrur iç geçirişlerin o kurak nehirlerinde gövdesiz bir gölgelik aramaktır coşku, ruhumuzun bezirgân heybesinde anlamını beklerken aşk. Çözümsüz kahırların yangın alanıdır sarılmak, gövdemizin alaz penceresindeki terli yeldir. Yapışkan sözler söyleme kulağıma, öfkeyi sükûnet, özlemi har geçirir. Sensizlik denilen şey ya kahırlı bir yokluk ya da ruhumun sensiz peşrevidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerin Ötenazisi",
        "poet": "Gamze Gül",
        "poem": "\n\nBitmek üzere olan bir aşkın son çırpınışları bunlar.\nHala köpek gibi seviyorumlarla,\nArtık bana eskisi gibi gülmüyorların kavgası bu.\nİstiyorsun ki bir kere eskisi gibi baksın sadece yüzüne\nBir kere gülümsesin gözleri sana bakarken\nEskilerden bir ışık yakalayayım içinde,\nKöpek gibi sevmeye devam edeyim sonra.\nAma bakmıyor işte.\nGözleri artık intihar eşiğinde\nVe sözleri artık cenaze merasimi.\nÇarmıha geriyorsun tüm düşlerini\nSigaranı yarım bırakıp, en sevdiğin şarkının bitmesini beklemeden\nDüşlerinin ötenazisini bekliyorsun..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerine Gelmeyim",
        "poet": "Zafer Zengin Etnika",
        "poem": "\n\nne cok acı cektim\nne cok\nkimseden habersiz\nkendime anlatmadan\n\nbana şiir yaz\nbiraz hasret koy içine\nve en cok\nellerimi anlat bana\nsen yokken\ncok yabancılar hayatıma\n\neğer uyumamışsan\ngözlerimide anlat\nyüreğimide\neğer uyumamışsan\nbana bende ki şiir'i anlat\nneresinde saklı cocuk saçlarım\neğer uyumamışsan\nbana bir öykü anlat\nsadece senin olan\nbana ellerini anlat \nelime değmeyen\ndinlerim\ndinlenirim\n\nayaz kesiyor geceler\nsantin santim\niçim de gölgenin kokusu\nmüzik dinliyorsun\n' ekmek şarap sen ve ben'\nbeni duymuyorsun! \nhayat kokuyor kulakların\nbana aşk'ı anlat\neğer uyumamışsan\ndüşlerine gelmeyim\n\ndüş gören serçenin bakışı sıcaktır \nkestane patlar ışığın da...\n\n16 subat 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerinle uyu",
        "poet": "Nazan İzmirli",
        "poem": "\n\nbırak\ndüşlerini\nuykuya dalsın...\ngöğsümdeki\nbaşın\nkalbimi çalsın...\n\n17.01.2006-antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerle Gelen",
        "poet": "Bahadır Atay",
        "poem": "\n\nNe ölüm, ne ayrılık, \nNe de keder; ah ne gam! \nTuhaf bir tebessümsün sen; \nDüşlerle gelen.\n\nNe ölüm, ne ayrılık, \nNe de keder...\nUyandığımda yok oluşun, \nHepsinden daha beter.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerin Şehri",
        "poet": "Şahin Ertürk",
        "poem": "\n\nÖvmeye fazla söze ne gerek var\nBu şehri ben,sen o dünya biliyor\nBuram,buram tarih,sanat kokuyor\nDüşlerin şehri,orası İSTANBUL\n\nSüleymaniye,Fatih,Eyüp CAMİ\nValide SULTAN,Sultan ahmet cami\nSaymakla bitmez ki,çoktur mabedi\nCamiler şehri,Orası İSTANBUL \n\nTOPKAPI sarayı,TEKFUR sarayı\nYILDIZ  sarayı,ÇIRAĞAN sarayı\nDolmabahçe,Beylerbeyi sarayı\nSaraylar şehri,orası İSTANBUL\n\nFakir,fukaranın umudu sensin\nŞöhret olmanın rotası sensin\nSporun,sanatın merkezi sensin\nDüşlerin şehri,orası İSTANBUL\n\nBaşkadır boğazda,vapur sefası\nSarıyer,Kavak ta balık yemesi\nKilyos,Şile de denize girmesi\nBir başka şehir,orası İSTANBUL\n\nKenttekinin düşlerinde İSTANBUL\nKöydekinin düşlerinde İSTANBUL\nDağdakinin düşlerinde İSTANBUL\nDüşlerin şehri,orası İSTANBUL\n\nŞairler çok güzel yazmışlar onu\nRessamlar çok güzel çizmişler onu\nBilsen ne kadar çok özledim onu\nDüşlerin şehri,orası İSTANBUL\n\nKadıköy,Üsküdar seni dolaşsam\nÇamlıcaya çıksam seni seyretsem\nGözümle,gönlümle hasret gidersem\nÖzledim İSTANBUL,düşlerimdesin\n\nGördüğüm yüzler,İSTANBUL kokuyor\nGiydiğim şeyler,İSTANBUL kokuyor\nSenin herşeyin GÖZÜMDE TÜTÜYOR\nÖzledim İSTANBUL,düşlerimdesin\n\n(07.04.2005-Yeni)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlü bir melodisin",
        "poet": "Meral Çetinkaya",
        "poem": "\n\nBatu'yla okşuyorsun müziği sanki düşlü bir melodi dokunduğun notalar....\n\nİzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşleyeni Öldürerek Düşler de Ölür                                             DÜZYAZI",
        "poet": "Adnan Durmaz",
        "poem": "\n\ndüşlerin papatya elleri vardı \nve yağmur yağmur kokuları \nöpüşlerinden gece çatlardı \nay şaşırırdı sevişmelerinden \nzamanın ve mekanın ötesindeydi vatanları \nuçurumlar korkutmazdı onları \ndüşlerin masalsı gözleri vardı \nki ışıtırdı zındanları \nkörler görürdü onlar baktığı zaman \nbir yaprak düştü \ndüş düştü \ndüş düşe düştü \ndüş-tü \ndüşleyeni öldürerek \ndüşler de ölür... (yerleşik gezgin’den/a.d)  \n\nKalbimizin o gizli yerinde, bize ait, sadece bizim bildiğimiz düş ülkeleri, düş bahçeleri...Umudun toprağına ekilen düşler daha bir bağlar bizi.  Zaman acımasız elleriyle güzü savurduğunda, nice yapraklar dökülür kalbimize. Umut bitince nice düş ölür...\nDüş öldükçe, düşleyeni de yavaş yavaş öldürür\nKalbimizin o gizli yerinde, bize ait, sadece bizim bildiğimiz düş ülkeleri, düş bahçeleri her defasında yeniden tarumar olunca, giderek kaybolur, bu dünyada isteklerini gerçekleştirme umudu. Bizden bir şeyler gider yaşamımızdan giden her insanla…\nHer kaybedişte bir şeyler kaybolur azmimizden, yeniden deneme kararlılıklarımızdan…\nHer gidenden bir şeyler kalır bize acıya dair ve hep kanayacak olan…\nGecelerin ortasında yapayalnız kalırsın\nKendine umutlar kes makasla kâğıttan bir şeyler keser gibi…\nYazılmamış dizelerin acısı kanar bir yerlerinde; ya da söylenmemiş, bir türlü, içinden gelmemiş sözlerin. Bazan tam boğazına, dilinin ucuna gelmişken, karşındaki insanda o sözle örtüşmeyen bir ayrıntı keser yolunu cümlelerin. Kalbimizin o gizli yerinde, bize ait, sadece bizim bildiğimiz düş ülkeleri, düş bahçelerine ait değildir karşındaki insan. Sen de onun içinin saklı yaylalarına ait kişi değilsindir. Sürekli itirazlarla, karşı çıkışlarla birileri seni başka biri yapmaya çalışır, sen de onları başka bir insan. Kendini gerçekleştirmekti oysa sevda dedikleri. Kimsenin yanında kendi gerçeğini yaşayamamışlıkların son bulduğu yerdi.\n\nHasta sistemin, gelecek kaygılarıyla, geçim sıkıntılarıyla, reklamları, eğitim sistemi, gerçeği örtmek için var olan propaganda malzemeleri bütün insanlarını ve insan ilişkilerini de hastalandırır. Sosyal, kültürel, ekonomik, duygusal, cinsel ve bizi o toplumun ayrılmaz bir parçası yapan her tür ilişki, hastalıklıdır; eğer sistem hastaysa. Orada bireyler istemleri dışında kimliklere, kişiliklere, rollere büründürülmüş, ilişkiler de insani olmaktan çok, görev anlayışı veya gereksinim olarak vardır. Bağımlı, dışa bağımlı toplumun her bireyi de bundan payını alır. Geriye ise kalbimizin o gizli yerinde, bize ait, sadece bizim bildiğimiz düş ülkeleri, düş bahçelerinin hayali kalır.\n\nSana el uzatanın, kolundan tutanın bunun karşılığında bekledikleri olacaktır. Bunu aşanlar daha sağlıklı davranır ama haşerat gibi birbirini yiyen kitle, iyi niyeti kullanıp sahibini de enayi yerine koyar. Dostun, senin derdini paylaşmak için değil kendi yükünü zehrini sana kusmak için vardır. Her sevgili kendi geçmiş yaşanmışlıklarına göre yaklaşır sana. Her insanı var eden daha çok geçmiş yaşanmışlıkları değil mi.\n\nYine de karşımıza çıkan her insan bizim için farklı bir yaşama biçimidir. Kimi seçersen ona göre yaşarsın biraz da. Ama karşılıklı müdahalesiz bir arada olabildiğin daha çok sana dairdir.\n\nAcaba herkes aldatır mı; aldatma isteğini ortaya çıkaracak olanı bulduğu zaman. Her zaman bir daha iyisi varsa dünyada, her insanın arayışı hep sürer mi. \n\nTüm yaşam bir aldanış bir yalandır belki. Boşu boşuna kovalar dururuz, kalbimizin o gizli yerinde, bize ait, sadece bizim bildiğimiz düş ülkelerini, düş bahçelerini. Belki de kendimiz için uydurduğumuz büyük bir yalandır bunlar. Kuşkusuz düş bahçeleri, düş ülkeleri sevdiklerinle birlikte yaşadığın kuru duvar dibidir. Ve orada yaşamın tüm zorlukları fazlasıyla vardır. Bunlara rağmen birlikte olabilmenin bahçeleridir o kuru duvar dipleri.\n\nHerkes aldatır,sevginin yüksek kesimlerin makasıyla biçilen reçetelere göre yaşandığı yerlerde. İnsani değerlerin santim santim ölçülerek kullanıldığı, maddi değeri olan yerlerde.”Ben sana şunu almıştım…” Ben sana şunu vermiştim “  gibi lafların tartışmalarda malzeme olduğu yerlerde aldatır hesapla kitapla uğraşanlar. Yâri de alabilecekleri bir mal gibi görenlerin dünyasında, mal maldan, el elden üstündür.\n\nSistemin bize bıraktığı,adına da özgürlük dediği tutsaklık alanında,sınırlı ve birbirine benzer seçenekleri kendimiz belirliyoruz sanısıyla,hayal ettiğimizden bambaşka yaşamalara tutsak oluruz.Özgirlük sandığımız birer tutsaklık unsuru oluverir seçimlerimiz.Boşanma patlamaları bir zamanlar dünyanın en büyük aşkı sandığımız ilişkilerin sömürü ve tüketim toplumunda iflasıdır.Gerçi seçenekler,genelde aynı meslek grupları ve sosyal statüler arasında,denklik ilkesine göre yapılmıştır.Bu nedenle de hayalleri bile birbirine benzeyen milyonlarca memur ailesi,işçi ailesi, tükenip gidenler…Çocukları ve onları biçimlendiren eğitim sistemi,boşanma nedenleri,kavga nedenleri de aynıdır bu kişilerin özgür istemleriyle kurduklarını sandıkları ailelerde.En başta kendimiz aldatmışızdır.Kalıplara uygun olarak, benzerlerimizden bize en benzeri seçerek seçimler yapıp,ailelerimize onaylatırken.İnsanları meslekleri,kazançları ve diplomalarına göre kategorize etme eylemine canla başla katılınca,kurduğun birlikteliği aşk sanman,arkadaşlık,dostşluk sanman doğaldır ama bu yanılgı yaşamına malolacaktır.\n\n\nBelki de tüm yalanları gerçek kılma savaşımıdır, yaşam; tüm düşleri, özlemleri insani ve yaşanılır yapma çabasıdır. Kişilerin, bu savaşımı korkunç derecede yorucudur elbette.\nBu ne deli bir kovalamaca\nKaçan kim\nKovalayan kim\nBiz kimi kovalarken, bizi kim kovalıyor\n\nYine de bir karşılığı olmalı sevince umuda dair yaşanan; hastanesiz yollarda ölenlerin bunca acının çilenin yitirişin. Bir karşılığı olmalı, hiç sebeplerle, trafik kazasından, ya da yoldaki serseri kurşundan ölenlerin, sakat kalanların. Ama sistem kişilere asla acımaz. Umurunda bile olmaz. Ama insanoğlunun nimetleri yıldızlardan çok olan dünyada, gelir gelmez kandırılmaya başlayıp, ölünceye kadar aldatılışının bir hesabını soran bulunmalı.\n\nİhanetleri, aldatılmaları ya dostlardan, ya akrabalardan yaşar yaşamımızın çoğunu onlarla uğraşarak geçiririz. Hep erteleyerek gider ömrümüz. Bir ömür güzel dostlar arayıp, her defasında bencilliğin duvarlarına çarparız. Her şey karşılıklı alışverişlerden ibarettir. Yaklaşınca senin üzerinde hak sahibi olanlar, davranışlarının hesabını sorar. Kıskançlık, hasetlik, çekememezlik, giderek kin, nefret bunlara benzer pek çok duygu sevgileri başlamadan boğar. Yaşamımızın büyük bir bölümünde ya bunların içindeyiz, ya yanında, ya karşısında. Birilerinin fazlalığı batar bize ama kendi eksikliğimiz umurumuzda olmaz. İçimizdeki bahçeler nasıl kurumasın ki.\n\nKimi insan koskoca dünyayı tek tek kişilerin batırdığı gibi düşüncelerden yola çıkarak, kendini kurtarma savaşımı verir. Böylesi bir dünyada, bu kadar zulüm içinde, kendi iç huzurunu yaratmak için çabalar durur. Dünyayı mutlu kılmak için herkes ibadet etse, acaba dünyadan kan biter mi. Kişilerin iç enerjileri, derin düşünme ve insanı kâmil olmak için çırpınır durur. Her gün dünyanın cellâtlarının o kadar çocuk, kadın demeden katlettiği insanlara kör kalarak. Bu dünyada huzur içinde yaşar ve ölürken de tekâmülünü tamamlamış bir ruh olarak tevekkülle gider. Burada mı, burada zulüm devam ediyor hala… İçimizde düş bahçeleri mutlaka olmalı, onlara dair umudumuz da olmalı. Onların var olması bir başkasının varlığına da bağlı olmamalı. Umudumuzu kaybedersek, içimizdeki bahçeler hep kurur...\n\nGelişmiş ülke nüfuslarının çoğunluğu uyuşturucu kullanarak, depresyon haplarıyla veya alkolik olarak yaşıyor. Bu dünyayı çözememiş insanın yalnızlığıdır. Yalnızlıksa insan için dehşet bir şeydir. Kim bilir belki de düş bahçelerimizin duvarlarını yalnızlıklarımızdan örüyoruz belki de. Kimsesizlik duygusu, nankörlük, alınıp satılan ilişkiler, ikiyüzlülükler kendine bir zırh örüyorsun, düzenin kurallarının dışladığı adamsın, sen de o kuralları zaten tanımıyorsun. Seni kimse anlamıyor, anlaşılamadan yaşamayı da öğrenir insan. Anlaşılma kaygısı taşımadan. Aşkına uygun biri olmadan ve böyle birini beklemeden yaşamayı da öğrenir insan. Bütün bunlar insanları sevmeye engel mi. Belki de asıl kendi değerlerimizle insanları sevmenin başlangıç noktasıdır. Karşılık beklemeden sevmek... Düş bahçelerinin duvarları olmaz zaten.\n\nŞeytan ve melek; iyi ve kötü; fahişe ve masum; acımasızlık ve merhamet; daha bunlara benzer ne kadar karşıt duygu varsa, hepsi her insanda var. Hangi iradeli kişi yalnızca iyilikten ibaret hale gelmiştir. Kişisel olarak insani olandan yana içimizde büyümek, belki de o büyüme gerçekleştikçe yaşam güzel olacaktır her şart altında. Başkalarında olana haset etmeden, boyun bükmeden yaşamak, acı karşısında dik durmak.İçindeki sevgiyi ve umudun ormanlarını büyütmek için sonuna kadar çabalamak.\nBiz istesek de istemesek de, her insan bir saman çöpü gibi savrulur sonsuz binyılların bir yerinde. Bu gün var yarın yoksak, yıldızlara bakarak gülümsemek gerekir. Nasıl olsa yaşamımızdan her giden bizi unutacak ve onun anısı olacağız. Biz kendi zemherimizde kalacağız yine. En iyisi sıkı giyinmek, içimizdeki insanlığa dair umudu üşütmemek için. Bir gün sonsuza karıştığımızda kimsenin haberi olmaz belki de geçmişte kalanlardan. Koltuklar, kazaklar giysiler eskir ve yırtılır,sırrı dökülür aynaların, saraylar da zamana karışır kulübeler de yıkılır, kentler de değişir baştan aşağı. Yapayalnız da olsan,nasıl ki  kendinin en büyük sorgucusu ve celladı sensin,en azından kendin için daha da insan olmak bu kısa konuklukta aslolan,başkalarının belirlediği doğruların ötesinde…Yaşadım diyebilmek kendin olmaktan geçer…\n\nAdnan Durmaz \n06.12.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlerken Almışlar",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ndüşlerken almışlar\nyaka paça içeri\nmartılara uymuşum\ndenizde uyumuşum\ngözün karası gece\ngece karası gözün\nmartılara uymuşum\ndenizde uyumuşum\n\ndüşlerken almışlar\nyaka paça içeri\nşiirde yürek olmuşum\nsevdalanıp dolmuşum\ngözün karası gece\ngece karası gözün\nşiirde yürek olmuşum\nsevdalanıp dolmuşum\n\ndüşlerken almışlar\nyaka paça içeri\ngerçeğe yalan koymuşum\nalın yazısına ad oymuşum\ngözün karası gece\ngece karası gözün\ngerçeğe yalan koymuşum\nalın yazısına ad oymuşum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlü Geceler...",
        "poet": "Hüseyin Yanmaz",
        "poem": "\n\ngeceler suskundu\nkör karanlıkta uyandım dün gece\nhüzün vardı gökte san ki.\n\nkafamı kaldırıp gökyüzüne baktığımda\nyıldızlar üşür gibiydi\nbirer birer kayboldu sessizce.\n\nyüreğimde süzülen çığlıklar\nkayıp gitti sıra sıra\nben göz yaşlara boğulurken.\n\nson nefesimi gizlice fısıldadım\nkalp kırık kalem kırık saz kırık\ngece barışık değil hep isyanlarda\nkaranlığa oynar der gibiydi sanki yıldızlar.\n\nbedenim ölüm gibi\nkorkma desede heceler\nelimde beyaz kağıt\numudumu gündüzlere sakladım\nkalemim kin kus mayınca...\nHüseyin YANMAZ\n10/05/2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman",
        "poet": "Gülizar Söğütçü",
        "poem": "\n\nYastığımdaki başa bakıyorum\nHiç tanımamışım\nGözlerine bakıyorum\nBildik vefa yok\nBir ömrü harcamışım uğruna\nDudak büker\nSanki düşman.\n\n                          7.5.1998\n                           EDİRNE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşlüyorum",
        "poet": "Mutlu Ayar",
        "poem": "\n\nBir gökyüzü düşlüyorum, yeryüzü kadar y a k ı n\nBir yeryüzü düşlüyorum, gökyüzü kadar t e n h a\nBir yaryüzü düşlüyorum, yeryüzü kadar y a k ı n\n                                    gökyüzü kadar b ü y ü k! \n\n                                              26.o7.o4 / 18:10\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman",
        "poet": "Özdemir Asaf",
        "poem": "\n\nDÜŞMAN\n\nBen düşmanım,\nEtten, kemikden, kandan.\nGözlerimi çevirmişim yüzüne..\nBakıyorum \nUtanmadan.\n\nBen düşmanım,\nÖlmeni değil,\nGülmeni gözleyen,\nİyi şeyler söyleyen,\nÖzleyen.\n\nGeceler geliyor bir bir..\nParlayor yıldızın.\nOnda beyazın, sarın, kırmızın.\nBiliyorum,\nYıldızların en parlağı senin.\n\nBen düşmanım,\nSevgiden, aşkdan, arzudan.\nElleri taş devrinden kalmış,\nGözlerine bakan bir düşman.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman",
        "poet": "Zafer Bağdaş",
        "poem": "\n\nKimseyle düşman kalma\nYarın cenazen olanda\nDostun düşmanın o anda\nYerde bırakmasın düşmanda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman",
        "poet": "Nevzat Güler",
        "poem": "\n\nEn büyük düşman,\nİçinden çıkan düşmandır.\nDaha büyük düşman,\nİçinde duran düşmandır.\nBunu bilen bin pişman,\nBilmeyen daha pişmandır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman",
        "poet": "Mehmet Kafkaslı",
        "poem": "\n\nİçimdeki düşman\nNefis denen şeytan\nEğ başını gelen Hak'tan\nVazgeç canımı yakmaktan! ! !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman",
        "poet": "Barış Korkmaz",
        "poem": "\n\nDünya hasım olup gelse de üzerime ne olur; \nEn büyük düşman bende, ne olursa bana benden olur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman",
        "poet": "Nurcan Bingöl",
        "poem": "\n\nSessiz çığlıklar gün gelir bir volkan gibi; patlar lavları yakar. \nSessizlikte bir anlatımın dilidir, belki biraz isyankar ama; asil, \nbaş kaldıran,asi. \nOrada karanlıklar vardır ve benlikle yüzleşmeler, iç savaşları, haksız suçluların idam sehpası.\nRuhun arınışı gözyaşlarıyla kutsanışı gibi; temize çekişi kendini. \nGüçlü olan sitemini döker boş duvarlara, sessizliği deler geçer sesler. \nNe korku barınır yürekte ne akılda izler. \nŞimdi şaha kalkma vakti. \nDüşman çok bilirim sevindirmemeli sahte dostları... \n\nBana Düşman Olabilecek Sadece ZAMAN! \nÇünkü; Sadece O'nu Durduramam!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman",
        "poet": "Gülhan Özkara",
        "poem": "\n\nBir düşman sözüdür duya duya bugüne geldik\nAma düşmanı tam olarak öğrenemedik\nDüşman öldürmeyi sonraya bırakıp \nSeni kenara itendir.\nBir gün neyin varsa herşeyini elinden almak \nGözlerinde tütendir.\nDüşman seni aldatan bir yalandır\nCana mala ve namusa aşikare yönelmiş bir talandır\nDüşman senden olmadığı halde suyun başını tutandır\nO memlekette dönen paranın\nEn az yüzde seksenini yutandır.\nDüşman gidemediğin yol tutamadığın kol\nTutunamadığın daldır\nSeni soyup soğana çeviren eldir.\nTicarette, dağıtımda, işte \nSeni yok eden tekeldir\nSana çekilen bıçak, tahra ve keserdir.\nCanına musallat olacağına eserdir\nDüşman dağlardaki pusudur\nNöbetçinin gözlerindeki uykusudur\nKışın dağlarda eriyip \nPotinine girebilen sudur.\nDüşman seni öldürendir\nOcağını söndürendir\n\nDüşman sana tükürendir\nAvucundaki kül sayıp üfürendir\nŞımarır diye yüzüne gülmeyen\nHiç bir ihtiyacını asla görmeyendir\nAmansız bir düşman bakış ile\nSelam vermeyendir.\nSenin olduğun yerde sana sövendir\nKulaklarına doldura doldura\nBilmediğin bir dil ile\nEn yüksek volümünde davul dövendir\nDüşman motorsiklet, kamyon ve otomobil ile \nBir yıldırıdır.\nSayılamaz cephelerde açılmış\nTopyekün roketli mayınlı kurşunlu bir kundak ve saldırıdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Düşman",
        "poet": "Bayram Çinkil",
        "poem": "\n\nDÜŞMAN\n\nGelmeyin, üstüme bugün doluyum; \nKavim düşman, kardeş düşman, el düşman.\nBen de Adem nesli, Hakk’ın kuluyum; \nKader düşman, kısmet düşman, yol düşman.\n\nKimseye anlatamam ben derdimi,\nGüvendiğim, herkes kesmiş yardımı.\nAnlamadım ne kalleş, ne merdini..\nHasım düşman, kısım düşman, kol düşman.\n\nKime canım dedim, çor dedi bana..\nZehir sundular, içtim kana kana.\nBen söylerim sözlerim anlayana,\nSözüm düşman, nazım düşman, dil düşman.\n\nNe umardım dosttan, ben neler buldum..\nİmdat! havar dedim, bir haber saldım; \nKırdılar her yanım, yollarda kaldım; \nKöküm düşman, gövdem düşman, dal düşman.\n\nKim olur Bayram’ın derdine derman? \nAnlatamam, bana hiç bir şey sorman..\nBu nârin kalbimi bâri siz kırman; \nGüzel düşman, gelin düşman, dul düşman.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman",
        "poet": "Nurten Ak Aygen",
        "poem": "\n\nToprak insana düşman! \nİnsanoğlu toprağa…\n\nİnsanoğlu toprağa düşman! \nToprak in sana:\n\nVe can alıp veriyor…\n\nOnmartikibinolaltı\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Düşman",
        "poet": "Ezgi Şimşek",
        "poem": "\n\nSözlerim dilime,\nKalbim benliğime\nDüşman! ..\nSevdam ruhuma,\nSen varlığıma\nDüşman! ..\nHerkesin\nDüşman olduğu şu dünyada\nAynalar bana,\nBen kendime\nDüşman! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman",
        "poet": "Hüseyin Mahfî",
        "poem": "\n\nDavranın yiğitler\nİki büklüm olsun önümüzde düşman\nDerhal geri dönsün\nKim olacaksa cenkten pişman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman",
        "poet": "Hakan Özüçelenk",
        "poem": "\n\nDüşman bir Afyon daha ister misin.? \nBurası Viyana değil Malta hiç.\n\nDüşman bir Gelibolu daha alır mısın.? \nÇanakkale boğazında canın gitmedi mi.? \n\nDeştiğin kargı gözüne girsin.\nKurduğun tuzak dönüş yapacak.\n\nBin parça dediğin kolay lokma.\nBoğazından nefes boruna kaçacak.\n\nDüşman İzmir denizini anımsa.\nSakarya Kıbrıs biter sanma.\n\nDüşman gördüğün serap.\nBu millet tarihi efsane kitap.\n\nDüşman bozduğun düzen.\nGeri teper sana gelir bil.\n\nDüşman üstümüzden elini çek.\nBu millet tek yürek tek bilek.\n\nUnutma kutul- amare.\nBölme hesabı çarpım olmasın.\n\nKutul amare gibi seni kuşatma sın.\nEsir olup rezil olmayasın.\n\nBölme hesabı çıkarma olur.\nBu hevesin boğazında kurur.\n\nDüşman yaptığın her bozgun oyun..\nUnutma biz severiz kesecek koyun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman",
        "poet": "Özer Akdemir",
        "poem": "\n\nyıldızlar göz kırparsa\numutların söndüğü yerden\ngökyüzü düşman sana\n\nyolun çakır dikenlikse\nufuklar bozbulanık\nşafaklar düşman sana\n\nve umarsız bir boşlukta\nbuluvermişşen kendini\nyalnızsan gece gibi\nağla, yine ağla\nama asla unutma...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman",
        "poet": "Mahmut Aldemir",
        "poem": "\n\nİdamı uygula alsınlar ibret\nÖlmeden suçlular olmazlar perişan\nHaddini aşanlar almalı ibret\nDarbe yamuğu hükümete düşman\n\nPerişandır darbenin baş uyuzu\nKesildi aponun ekmeği tuzu\nTanı millet adaletsiz huysuzu\nDarbeci askerler devlete düşman\n\nPKK'ya kimler aktarmış para\nHaramiye kimler çektirmiş nara\nDost düşmanını tanısın Akara\nOrtalığı geren millete düşman\n\nYıllardır taşlara etmişler ateş\nMillet desin diye etmişler ateş\nGariban köylere etmişler ateş\nAhlaksız mahluklar servete düşman\n\nÜniforma takan aşmış haddini\nNamertler bilmezler hayayı Dini\nAzdıkça kusmuşlar nefreti kini\nİmansız Kur'ana Ebcete düşman\n\nBayrağın sahibi uykudan uyan\nUyan kirlenmesin Rahmani boyan\nÖnümüz aydınlık vahşete dayan\nParalel aldığı zimmete düşman\n\nRütbesini sökün takmayın tacı\nMeclisi bombala ne kadar acı\nKimisi hocaymış kimisi hacı\nHimmetin sahibi himmete düşman\n\nBağrına basalım gelsinler dile\nAzıcıkta onlar çeksinler çile\nMısırdan duyulsun vurulan sile\nRahmet dileyenler Rahmete düşman\n\n(17.07.2016)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Arama",
        "poet": "İrfan Çelik 1",
        "poem": "\n\nHayatında bana düşman oldunmu\nYaptıkların ile pişman oldunmu\nKüçükken zayıftın şişman oldunmu\nZayıfın yanında şişman arama\nYakınların varken düşman arama\n\nEkmeksiz katıksız zorda kaldınmı\nSıra sıra dertle darda kaldınmı\nOdunsuz kömürsüz karda kaldınmı\nKararan kalbini karda arama\nSende nefis varken düşman arama\n\nTükenmeden nefes ölme dedinmi\nAğlanacak yerde gülme dedinmi\nKaderine karşı gelme dedinmi\nMezara girince gelme arama\nYakınların varken düşman arama\n\nİrfan gibi yaşar İrfan olanlar\nNefse dur der Hakka kurban olanlar\nÇobanlığı bilir çoban olanlar\nSen bir çoban iken çoban arama\nSende nefis varken düşman arama\n\n01/08/2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Arama",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nVarsa iyi günde yerler içerler,\nÇıkarı uğruna adam seçerler,\nDar gününde çağırsanda kaçarlar,\nEşden dostan başka Düşman arama.\n\nTabiki eş dostla el bir tutulmaz,\nYapılan iyilikler hiç unutulmaz,\nNefret edip İnsan baştan atılmaz,\nEşden dostan başka Düşman arama.\n\nKörükleyip durur ateş közüne,\nNasıl güven böyle İnsanın sözüne,\nİçten düşman dıştan güler yüzüne,\nEşden dostan başka Düşman arama.\n\nEşden dostan ayrı kapanmaz yara,\nAkılsıza akıl verendir para,\nÖnce ne ararsan kendinde ara,\nEşden dostan başka Düşman arama.\n\nDışlandım taşlandım bir hayat sürdüm,\nO günden bu güne bitmiyor derdim,\nGerçek örneğini yaşadım gördüm,\nEşden dostan başka Düşman arama.\n\nKader bir gün olsun gülmezmi ulan,\nVarmı gerçek İnsan gerçek dost bulan,\nCan ciğerim akranlarım bir yılan,\nEşden dostan başka Düşman arama.\n\nZalim zorba dolu dört bir yanlarım,\nEn yakınım can ciğerim canlarım,\nVeysel derki İnsansam bunu anlarım,\nEşden dostan başka Düşman arama.\n\n\nTel:05379590555\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Arıyorum",
        "poet": "Ender Akyüz",
        "poem": "\n\nBen bir küçük askerim\nBaşımda var niferim\nTüfeğimle gezerim\nBir düşman arıyorum\n\nUyusun Atatürküm\nYeşildir benim kürküm\nİmanlı Cesur bir Türküm\nBir Düşnan Arıyorum\n\nBakıyorum durmadan\nÜstelik yorulmadan\nOnlar beni Vurmadan\nBir düşman Arıyorum\n\nBelkide aramızda\nGeziyor yanımızda\nSolumuzda sağımızda\nBir Düşman Arıyorum\n\nDostum yeterince var\nHalım hatırım sorar\nTa ki bulana kadar\nBir Düşman arıyorum\n\nSanmaki duracağım\nMutlaka bulacağım\nBulunca Vuracağım\nBir Düşma arıyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Ayak Basmasın.",
        "poet": "Ali Uydurucu",
        "poem": "\n\nYılmam ölümden,yaradan askerim; \nOrduma,\"gazi\" dedi Peygamberim.\nBir dileğim var,ölürüm isterim:\nYurduma tek düşman ayak basmasın...(Mehmet Akif Ersoy)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Bana (Yar Bana)",
        "poet": "Aşık Adil Ali",
        "poem": "\n\nYar bana meylin vereli\nEller bile düşman bana\nDilde destanın seveli\nDiller bile düşman bana\n\nFerhat gibi dağı yarsam\nGülmeden daim ağlasam\nViran oldu bağım desem\nGüller bile düşman bana\n\nAşk atı uçurdu beni\nNe çekti bir bilsen teni\nZaman mı eziyor canı\nYollar bile düşman bana\n\nAdil Ali'yim ne oldu\nVücudum gam ile doldu\nCanım ortalıkta kaldı\nSallar bile düşman bana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Başına 1",
        "poet": "Nihat İlikcioğlu",
        "poem": "\n\nUnuttum sanma bana yaptıklarını. \nBilirdim kimleri kandırdıklarını. \nSonra terk ederdin taptıklarını. \nSenin gibisi düşman başına. \n\nZalimlerden zalimdin kara kaşlı. \nKime merhaba ettinse gözü yaşlı. \nSürüklerdin peşinden tozlu taşlı. \nSenin gibisi düşman başına. \n\nÇok yalanın vardı,aşkın hep lafta. \nGözün hep yüksekte,burnun kafta. \nGeleceğim dedin oldu tam bir hafta. \nSenin gibisi düşman başına.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Başına 2",
        "poet": "Nihat İlikcioğlu",
        "poem": "\n\nHiç acımadı gençliğime. \nHiç inanmadı sevgime. \nHiç dokunmadı ellerime. \nBu nasıl sevgili düşman başına. \n\nGidemem diye başka şehirlerde. \nSevemem diye başka gönüllerde. \nİnanmam diye başka sebeplerde. \nBu nasıl sevgili düşman başına. \n\nGözlerimi kör,gönlümü zindan etti. \nDillerimi lal,gönlümü aşktan etti. \nGönlümü gönlünden aşktan etti. \nBu nasıl sevgili düşman başına.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Başına",
        "poet": "Durhasan Kafalı",
        "poem": "\n\nBir atlas şal takınmış sevgilim zerrin başına,\nMerakımdan nigah ettim onun şahbaz kaşına,\nKüçükken çokça sevmiştim onun dilber edasın,\nKırışmış alnı artık dilemem dilemem düşman başına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman başına",
        "poet": "Orhan Özçelik",
        "poem": "\n\nSanki o dağları kendi yaratmış,\nYüklenmiş kibiri gözü karartmış.\nİnsanlık adına sanki ne yapmış,\nÖyle bir kibirli düşman başına.\n\nBakmıyor haline amentubillah,\nO sanar el diyor bana maşallah.\nOysa ki her kesler etmiş ilallah,\nÖyle bir kibirli düşman başına.\n\nHiç bir yer yetmiyor o cüssesine,\nPehlivan sanarsın,dal ensesine.\nSesi de benzermiş bülbül sesine,\nÖyle bir kibirli düşman başına.\n\nSakin ol arkadaş sana yakışmaz,\nKültürden kimseye akıl danışmaz.\nOnun o haliyle kimse yarışmaz,\nÖyle bir kibirli düşman başına.\n\nAlmış da gidiyor bir saygısızlık,\nGözleri fırıldak,hep kararsızlık.\nHer demi isyandır,hep tutarsızlık,\nÖyle bir kibirli düşman başına.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Başına",
        "poet": "Numan Ekşioğlu",
        "poem": "\n\nDiyelim ki güzel bir şarkı duydunuz\nDiyelim ki sevecen sıcacık bir ses şiir okuyor\nHemen tıkayın kulaklarınızı\nGüzel bir resim güzel bir karikatür\nGüzel bir manzara bir gül\nEl ele iki insan gördünüz\nKapayın gözlerinizi\nÇünkü sizi iyi bir insan yapabilir bunlar\nKötülerin dünyasında iyi bir insan\n\nDüşman başına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Başına",
        "poet": "Berkay Kur",
        "poem": "\n\nYılları bitirdim bekledim durdum\nGelene geçene hep seni sordum\nYumruğu bağrıma bin defa vurdum\nSenin gibi sevda düşman başına\n\nÇok umudum vardı soldurdun gitti\nO sevgim o aşkım tatmadan bitti\nNe kadar zalimsin canıma yetti\nSenin gibi sevda düşman başına\n\nHer şeyimi çaldın ömrümü de al\nÇileleri topla dertten derde sal\nYetmedi mi bunlar ey vefasız yar\nSenin gibi sevda düşman başına\n\nYaptıkların günah yazıktır kula\nSevgimi değiştin paraya pula\nYakında taparsın sanırım puta\nSenin gibi sevda düşman başına\n\n18/ 08/ 2007.....Berkay KUR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Belledin",
        "poet": "Erdal Ebem",
        "poem": "\n\nÜç Kuruşluk sevdana yenik düşürdün beni,\nHayat denen şu yolda, bahtı kara eyledin,\nŞu kısacık ömrümde nasıl sevdim ben seni,\nYar demeni beklerken, zalim düşman belledin.\n\nO kara gözlerine bakmak ister hep canım,\nDüşünmeden edemem, geçmez yoksa bir anım,\nElimde değil gülüm, kanım kaynıyor kanım,\nYar demeni beklerken, zalim düşman belledin.\n\nBen ne acılar gördüm böylesi hiç olmadı,\nBu gaddarca gözlerim, asla böyle dolmadı,\nSenden başka kimseler, saçım başım yolmadı,\nYar demeni beklerken, zalim düşman belledin.\n\nKırılmaz taş gibiydim, bölük pörçük eyledin,\nBu gönlü yakmak için, ne oyunlar derledin,\nSeviyorum dedikçe, olmaz deyip gürledin,\nYar demeni beklerken, zalim düşman belledin.\n\nSuçum can gibi sevmek, cezamı ver hâkim bey,\nVicdanın rahat olsun, içmişim bir kere mey,\nlakin bir çift sözüm var, Sen! Zalimin kızı hey! \nYar demeni beklerken, zalim düşman belledin.\n\n16.11.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman belli değil, dost belli değil! - 1",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\n“Öyle bir zaman da yaşıyoruz ki! ”\n\nYakar da kalpleri, közler dağlatır\nSevda belli değil, aşk belli değil! \nÜzerde her saat, başı ağlatır\nDüşman belli değil, dost belli değil! \n\nKalplerde hep şüphe, taşıyoruz biz\nNasıl bir dünyada, yaşıyoruz biz\nİçimde dert olur, bırakılan iz\nDüşman belli değil, dost belli değil! \n\nBoş ver sen deyip de, geçemiyorum\nİnsanım insandan göçemiyorum\nAyırmaksa çok zor, seçemiyorum\nDüşman belli değil, dost belli değil! \n\nSeçkin der; yok ise kalp de imanda \nDillerde dolaşır, türlü yalanda\nYeminler olsun ki, zor bu zamanda\nDüşman belli değil, dost belli değil! \nSevda belli değil, aşk belli değil! \n\nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman belli değil, dost belli değil! - 2",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\n“Dikkatli olmamız gerek! ”\n\nBöyle bir zamanda, böyle bir anda\nDüşman belli değil, dost belli değil! \nKoynunda beslenen, çıkar yılan da\nDüşman belli değil, dost belli değil! \n\nHerkese şüpheli, bakar olmuşuz\nKuruyu yaş ile, yakar olmuşuz\nBunları kafaya, takar olmuşuz\nDüşman belli değil, dost belli değil! \n\nHaini dibinden, sıyırmak gerek\nSap ile samanı, ayırmak gerek\nGerçeği bilip de, kayırmak gerek\nDüşman belli değil, dost belli değil! \n\nNe sevgi sevgidir, ne saygı saygı\nKalplere doldukça, korkuyla kaygı\nKimseye sermeyiz, en ufak yaygı \nDüşman belli değil, dost belli değil! \n\nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Bilirim",
        "poet": "Avni Temiz",
        "poem": "\n\nKara gözlerinden billur taneler\nDöktüren olursa düşman bilirim\nGüzel yüreğine nefret tohumu\nEktiren olursa düşman bilirim\n\nSeninle olmaktı gönlüm dileği\nZapt edemedim senin kaleyi\nŞu ahir ömründe sana çileyi\nÇektiren olursa düşman bilirim\n\nFelek bu kaderle oynar oynunu\nSevene kapatır yarin koynunu\nMutluluk hakkınken sana boynunu\nBüktüren olursa düşman bilirim\n\nKusurum görünce yüzüme söyle\nYargısız infazla öldürme böyle\nKalbime işledim ben seni öyle\nSöktüren olursa düşman bilirim\n\nSormadan girdin sen gönül çarşıma\nBir tatlı düş oldun geldin başıma\nYalanlar söyleyip seni karşıma\nDiktiren olursa düşman bilirim\n\n08.04.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Belli Değil Dost Belli Değil",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nBozuk düzen bozuk terazi tartı,\nEn yakın dostlarım dönüyor sırtı,\nNe kadar zorlaştı yaşamın şartı,\nDüşman belli değil dost belli değil.\n\nPara hükümdardır çiziyor rota,\nGüven olmaz iki ayaklı ite,\nEn yakın dostlarım düşmandan öte,\nDüşman belli değil dost belli değil.\n\nDost sanarsın dağdan inen ayıyı,\nKedilerden korkan kabadayıyı,\nYüze güler arkadan kazar kuyuyu,\nDüşman belli değil dost belli değil.\n\nÖküz haylaz çekmez ne yapsın düven,\nFakirksen yoksulsan bulunmaz seven,\nBu azgın nesilin neyine güven,\nDüşman belli değil dost belli değil.\n\nÇulsuz kavuşursa üç beş kuruşa,\nGider senle rekabete yarışa,\nSen aldanma her insanda duruşa,\nDüşman belli değil dost belli değil.\n\nEn gerçek insana kurban olayım,\nHainden dost olmaz yalnız kalayım,\nKavun karpuz değil ki seçip alayım,\nDüşman belli değil dost belli değil.\n\nVeysel der ki; Ben dostlardan yılgınım,\nHep seçerim ben bu işde çılgınım,\nDostlar dalım budar şimdi solgunum,\nDüşman belli değil dost belli değil.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Bilme",
        "poet": "Latif Batı",
        "poem": "\n\nGüneş  çıkmadan göremezsin gölgeni,\nDüşman bilme, eleştirse biri seni.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman belli değil dost belli değil",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nDÜŞMAN BELLİ DEĞİL DOST BELLİ DEĞİL\n\n12.12.2013\n\nOyalan dünyanın sonuna kaldık\nDüşman belli değil dost belli değil\nNice işler gördük ibretler aldık\nDüşman belli değil dost belli değil\n\nYüze güler kuyu kazar arkandan\nSeviyor sanırsın o seni candan\nHayvandan korkma can kork sen insandan\nDüşman belli değil dost belli değil\n\nDost olur seninle yer içer gezer\nDönerde arkandan kuyular kazar\nİftira hile yalanlar dizer\nDüşman belli değil dost belli değil\n\nKöre der gözünü vuru tekmeyi\nElden gelse vermez sana lokmayı\nYanında yağ yakar kardaşım deyi\nDüşman belli değil dost belli değil\n\nHüseyin'im bilemedim dostumu \nElden gelse soyar alır postunu\nZemmeder her yerde düşürür seni\nDüşman belli değil dost belli değil\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Çıktılar",
        "poet": "İbrahim Çiçek",
        "poem": "\n\nDost zannettim her yüzüme güleni\nDost bildiklerim düşman çıktılar\nBaşıma taç ettim selam vereni\nTaç yaptıklarım hep düşman  çıktılar\n\nMuhabbet besledim dosta herkeze\nAçtırmadım hiç kimseye ben kese\nKulak verdim dostum diyene herkeze\nDost bildiklerim hep düşman çıktılar\n\nAkılsız başımın elinden bıktım\nGür bulaklar gibi dostlara aktım\nSon demimde manzarayı geç çaktım\nTaç yaptıklarım hep düşman çıktılar\n\nİbrahim der dertler geldi canıma\nKimseler gelmedi benim yanıma\nKimler girdi bilmem benim kanıma\nDost bildiklerim hep düşman çıktılar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Değilim",
        "poet": "Külhani",
        "poem": "\n\nTüm insanları severim\nCana düşman değilim ben\nİnsanlığa canım kurban\nDine düşman değilim ben\n\nGücüm yettiğine çökmem\nSuçlu gibi dağa çıkmam\nKorkma kem gözüyle bakmam\nSana düşman değilim ben\n\nSözüm sözdür geri caymam\nYemin ettim halkı soymam\nKimsenin canına kıymam\nKana düşman değilim ben\n\nYanık Külhani'nin bağrı\nBu bir insanlığa çağrı\nİster Sivas ister Ağrı\nVan'a düşman değilim ben\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Dölüne",
        "poet": "Abbas Paksoy",
        "poem": "\n\nDüşman Dölüne \nHadi vur, düşman dölüne.\nVatan dönmesin, kan gölüne.\nAllı bayrağı, al eline.\nVatanım bölünmez, biline. \n\n\tÇıkartma, burnunu, kapıdan.\n\tKimdir ki, bunları sapıtan.\n\tSormalı, dini ne yapıdan.\n\tKır elini, düşman dölünün.\n\nDüşman; daim, ayağa bakar.\nKurşunu; hep, kafaya sıkar.\nKanın, bir hiç uğruna akar.\nFırsat verme, düşman dölüne.\n\n\tEvlat, iyi dinle atanı.\n\tVatanı, bir pula satanı,\n\tBu vatana, ışık tutanı,\n\tAğlatma, vur düşman dölüne.\n\nPaksoy der, hep gazi olalım.\nYurttaki, düşmanı bulalım.\nHain; aramızda, bilelim.\nSakın kanma, düşman dölüne.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman, Düşmanla anlaşır!",
        "poet": "Gazi Küçükgiller",
        "poem": "\n\nBir Ergenekon'dur almış gidiyor,\nEşek Deveyi takmış peşine yediyor,\nDünya alem bizi hayretle izliyor,\nAnlayan varsa bize de anlatsın.\n\nAdam ister iş, çocuk ister aş,\nKadın ister kaygısız bir baş,\nGel de bunların hepsi ile savaş,\nBizim gündemimiz bu mu arkadaş? \n\nSırtımızda oldular ağır bir yük,\nSen kır dizlerini, boynunu bük,\nBehey gafil, behey sümsük,\nAğırına gitmiyor mu? bu Enayilik.\n\nAhiret işi bile, onlara edilmiş havale,\nBelediyeleri yandaşlara dağıtır nevale,\nTilkiler anladı, kargalar güldü bu hale,\nVay benim fukara seçmenlerim, vay.\n\nHalktan koptular, can korkusu ile,\nKorunuyorlar, güvenlik ordusu ile\nBunlar halkına güvenemiyorlar bile,\nSen yine çareyi Milli iradeden dile. \n\nKöylerde elektrik var, tesisat yok,\nBuna gelenedek noksanlıklar çok,\nYine de beyaz eşya, mobilya uçuşuyor,\nBeytül mal diye yandaşlara ulaşıyor.\n\nDolanıyorlar dağı çepe çevre,\nCahilleri kullanırlar tepe, tepe,\nHaram dediler, yasaklandı Maltepe,\nBekarın karı boşaması budur işte.\n\nEtkili ile yetkili, bir biri ile yarışır,\nHerkes bir birinin alanına karışır,\nTabii ki, düşman da düşmanla anlaşır,\nOlmaz olsun böyle stratejil ortaklık.\n\nGazi Küçükgiller\n8 Nisan 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman dediğime Şimdi Pişmanım",
        "poet": "Mahmut Nazik",
        "poem": "\n\nDÜŞMAN DEDİĞİME ŞİMDİ PİŞMANIM \n\nNasıl zaman dost düşman belli değil\nNe güzel insanmış eski düşmanım\nDostun da hasmın da diyorlar eğil (yiğidi gerek) \nDüşman dediğime şimdi pişmanım \n\nGözün döner hani sinek ısırsa\nDaha dün sırtlandan beterdin oysa\nBir anın ziyanı bir ömür tasa\nİnsanı kâmil denen perişanım\n\nŞeref onur ırz ar namus satılık\nAkıl fikir basiret us satılık\nDeyyus pazarında yunus satılık\nAh bir fiskede darmadağın olanım\n\nDikeni arayan gülü görmez ki \nAşkta kâr arayan gönlü görmez ki\nSevdadan ırayan yolu görmez ki\nAh kanayan solum aymaz sağ yanım\n\nMahmut Nazik 05 12 2014 Mersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Daralır",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nDağların umudu yüksekte olur\nDenizen sevdası derinde kalır\nYol bulup yürürse, hain çok solur\nKaranlık sularda, düşman daralır\n\nSabır ibadeti, seveni alır\nSeven kaybolursa, umut kısalır\nNasibi bağlanmış, nefessiz kalır\nKaranlık sularda, düşman daralır\n\nSevda muhabbeti, ocağımızda\nSaz ile gelirse, kucağımızda\nAteşe çok dalmış, sıcağımızda\nKaranlık sularda, düşman daralır\nBahattin Tonbul\n5.5.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Ediyor",
        "poet": "Fikret Yavuzhan",
        "poem": "\n\nDÜŞMAN EDİYOR\n\nHer akşam olunca ayrılmak var ya\nBeni akşamlara düşman ediyor \nSen sanıp(sen diye)  yastığa sarılmak var ya\nBeni uykulara(sabahlara)  düşman ediyor\n\nAçılmış görünce ben pencereni\nçıkarım uzatıp hep merdiveni\nAnnem babam duyar sözlerin beni\nAnnene babana düşman ediyor\n\nGeceler hep uzun gündüzler kısa \nSensizlik ruhumu boğuyor yasa\nNe zaman buluşsak bu korku tasa\nBeni kaderime düşman ediyor\n\nFikret YAVUZHAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman ettiler gardaş",
        "poet": "Kaya Ünver",
        "poem": "\n\nSen Türksün sen Kürtsün diyerek bizi\nDipsiz kuyulara ittiler gardaş\nCehaletle üzdük bir birimizi\nBizi bize düşman ettiler gardaş\n\nBinlerce yıldır bak, hep beraberiz\nAyrı gayrı yok ki, biz biraderiz\nAynı hakka dönüp, iman ederiz\nBizi bize düşman ettiler gardaş\n\nCephede savaşla ayırmadılar\nMazlumsun diyerek kayırmadılar\nBir gün karnımızı doyurmadılar\nBizi bize düşman ettiler gardaş\n\nNe örf, tören bilir nede huyunu\nKafkaslardan gelen kardeş soyunu\nKahpece oynandı bizans oyunu\nBizi bize düşman ettiler gardaş\n\nKimimiz Aliyiz kimi Mustafa\nAynı yürek bizde aynıdır kafa\nKardeşlik kaldırıp konurmu rafa\nBizi bize düşman ettiler gardaş\n\nBizler üzülürüz diken batarsa \nBirtek kardeşimiz ya aç yatarsa\nDost görünen soysuz yarın satarsa\nBizi bize düşman ettiler gardaş\n\nBunlar kene gibi kan emiyorlar\nBakın savaşlara dur demiyorlar\nÖyle ufak tefek halt yemiyorlar\nBizi bize düşman ettiler gardaş\n\nParçalayıp yutmak bak felsefesi\nSömürgedir onun tüm meselesi\nHaçlı torunudur gör silsilesi\nBizi bize düşman ettiler gardaş\n\nİzmir, Muş, Van bizim; Kırıkkale de\nGözleri Batman da, Pamukkale de\nAkılları hala Çanakkale de\nBizi bize düşman ettiler gardaş\n\nYıllardır bakın bu yara kanıyor\nKadreş kardeşini düşman sanıyor\nKalelinin içi buna yanıyor\nBizi bize düşman ettiler gardaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman fırsat kolluyor",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nDüşman fırsat kolluyor\nKin ve nefret doluyor\nBize düşman olanlar\nŞeytanla dost oluyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Eli Uzanmasın",
        "poet": "İkram Gökhan Akcebe",
        "poem": "\n\nBana ne olursa olsun\nYeter ki, sana bir şey olmasın\nGönlüm imanla yansın\nVatana düşman eli uzanmasın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Gerekmez",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nCahil düşman aramasın düşman gerekmez,\nKendi düşmanlığı kendine yetmektedir,\nKendisine ettiğini düşmanlar etmez,\nCahil ise düşmanını bilmemektedir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Gibi",
        "poet": "Fatih Konuk",
        "poem": "\n\nBir zamanlar çok sevdiğim\nŞimdi bana düşman gibi\nSanki beni hiç tanımamış,\nSanki beni hiç sevmemiş,\nSanki elmişim gibi duruyor\n\nNe selam veriyor\nNe merhaba diyor\nNede bir kere olsun\nHal,hatır soruyor\n\nDüşman gibi,düşman gibi\nDüşman gibi,düşman gibi\nŞimdi bana düşman gibi\nPişman gibi,pişman gibi\nPişman gibi,pişman gibi\nBeni sevdiğine,beni sevdiğine\nPişman gibi,pişman gibi\n\nŞöyle bir baktım haline\nMutluymuş gibi duruyor\nYüzü gülüyor,gözü gülüyor\nAma ne çektiği,ama ne çektiği\nHer halinden okunuyor\n\nNe selam veriyor\nNe merhaba diyor\nNede bir kere olsun\nHal,hatır soruyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Düşman Gibiyiz..",
        "poet": "İsmail Kurt",
        "poem": "\n\nKonu:Ayrılık,Sitem..\n\nHer şey için çok geç bir şey söyleme\nAşkmı kaldı aramızda düşman gibiyiz\nAğlayıpta kendini küçük düşürme\nSözmü kaldı aramızda düşman gibiyiz..\n\nAğlayıp sızlamak faydasız artık\nSavaşı bıraktık süngüyü çattık\nAyrılığın kapısını biz çoktan çaldık\nAşkmı kaldı aramızda düşman gibiyiz..\n\nYolumuz ayrı cephemiz ayrı\nGünlerdir çekiyoruz biz aynı kahrı\nBenim gibi kalbine göm tüm anıları\nAşkmı kaldı aramızda düşman gibiyiz..\n\nDaha fazla yıpranmadan burda bitmeli\nAramızda ne varsa kesip biçmeli\nElveda deyip çekip gitmeli\nAşkmı kaldı aramızda düşman gibiyiz..\n\nTahammülün sınırı çoktan aşıldı\nSaygının yerini hır ve gür aldı\nNefesimiz daraldı sevgimi kaldı\nAşkmı kaldı aramızda düşman gibiyiz..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Gibisin",
        "poet": "Sadullah Celik",
        "poem": "\n\nYosun kokulu yasak denizlerde\nGün rakseder aşina gözlerinde\nRıhtımlar yanar renkli sözlerinde\nSen, içimi saran düşman gibisin.\n\nBüyük savaşlarda tanıdım seni\nHer cephede oynadığın taktiği\nSende gördüm,hırsı ve hainliği\nSen, içimi ezen düşman gibisin.\n\nBen sağa desem,sen sola çekersin\nKalbime bin türlü fitne ekersin\nAçlığı, yokluğu boykot edersin\nSen, içimi sıkan düşman gibisin.\n\nÇözemediğin soruna stres dedin\nDoğrulara karşı cinnet geçirdin\nYükseklerde gezdin, başın eğmedin\nSen, içimi boğan düşman gibisin.\n\nDöndürdün vücudum yangın yerine\nYandıkça, ateş verdin su yerine\nHarcadın ömrümü kendi yerine\nSen, içimi yakan düşman gibisin.\n\nBir an bile olsa zalim ülkene\nRabb'im düşürmesin, senin eline! \nSakız yaparsın alemin diline\nSen, içimi satan düşman gibisin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Gibi",
        "poet": "İbrahim Pataz",
        "poem": "\n\nKara kış eve ulaştı.\nYeller bize düşman gibi.\nKuru çaylar doldu taştı.\nSeller bize düşman gibi.\n\nGece gündüz döktük tuzu.\nEritmedi karı  buzu.\nİçimize koydu sızı.\nYollar bize düşman gibi.\n\nDuygular kabardı coştu.\nSıtara ayağa düştü.\nSöylemler amacı aştı.\nDiller bize düşman gibi.\n\nELEMİ der:Doğru sözüm.\nBundan başka yoktur kozum.\nBöyüklerim bulsun çözüm.\nEller bize düşman gibi.\nİbrahim PATAZ\n03.02.2010 Osmaniye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman gülüyor....",
        "poet": "Hidayet Doğan",
        "poem": "\n\nYanıyor Doğuda benim vatanım,\nAllahın her günü şehit geliyor,\nGidiyor genç yaşta benim canlarım,\nAnalar ağlıyor düşman gülüyor.\n\nYollara hainler bomba koymuşlar,\nGencecik Mehmedi hedef almışlar,\nErmeni yahudi birlik olmuşlar,\nYetimler ağlıyor düşman gülüyor.\n\nAskerin cephede eli bağlandı,\nHain PKK lılar iyice azdı,\nHainler Doğuda şehre dadandı,\nBabalar ağlıyor düşman gülüyor.\n\nAldandı Devletim haine kandı,\nÇözüm süreciyle bitecek sandı,\nHain boş durmadı hep silahlandı,\nMilletim ağlıyor düşman gülüyor.\n\nDöşerlerken bomba Devlet nerede,\nAsker polis ölür bugün hendekte,\nHain hendek kazmış Devlet nerede,\nMehmetler ağlıyor düşman gülüyor.\n\nErmeni PKK asla pes etmez,\nCan verir bu millet şehidi bitmez,\nCan verir Mehmetler ocağı tütmez,\nPolisler ağlıyor düşman gülüyor.\n\nGözlerden kaldırın artık perdeyi,\nYakın yıkın artık dağda haini,\nYok edin Kandili ezin hepsini,\nAskerler ağlıyor düşman gülüyor.\n\nHüdayi yeter der bunca şehitler,\nYer gök kan ağlar bak gelir şehitler,\nKimi güler geçer kimi kan içer,\nYetimler ağlıyor düşman gülüyor.\n\n02.05.2016//KIRIKKALE\nHİDAYET DOĞAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman İçimizdendir!",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nBizim bizden  başka  dostumuz yoktur! \nEn büyük düşmanlık içimizdendir. \nSözüm ona sahte dostları çoktur \nEn büyük düşmanı içimizdedir! \n\nAzılı düşmanlar bizden çıkıyor \nBu vatanı azar,azar  yıkıyor \nBen de Türk’üm diyor fesat kokuyor \nDostumuz  dost düşman içimizdendir! \n\nDışarıdan taarruz olsa korkmayız \nTüm dünya birleşse yine ürkmeyiz \nEtten duvar olur düşman sokmayız \nKorkulacak düşman, içimizdendir!\n\nBOZÇALI der baksan bizden birisi \nEcdadı şehittir, kahpe kendisi \nDışı bize benzer saçı derisi \nİçi nifak dolu, bozuk bizdendir!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Kalleş Savaş Çetin",
        "poet": "İbrahim Pataz",
        "poem": "\n\nBakıyorum gidişata\nDüşman kalleş savaş çetin\nGöz koymuşlar memlekete\nDüşman kalleş savaş çetin\n\nKimse kalmasın gümana \nKefere düşman imana\nKini yaymışlar zamana\nDüşman kalleş savaş çetin\n\nGüney kuzey doğu batı\nKan döküyor cümle kötü\nBizi yok etmek niyeti\nDüşman kalleş savaş çetin\n\nAnlaşıyor zorba güçler\nÇanak tutar harbe güçler\nBize vurdu darbe güçler\nDüşman kalleş savaş çetin\n\nÖrgütler maşa elinde\nKatilin barış dilinde\nKan döker İslam elinde\nDüşman kalleş savaş çetin\n\nKirli çarkın döndürüyor\nMazlumları sindiriyor\nYürekleri  yandırıyor\n.Düşman kalleş savaş çetin\n  İbrahim PATAZ\n02.03.2016 SAAT  06.00 Osmaniye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Kesildi",
        "poet": "Fazlı Macit",
        "poem": "\n\nBir ateşe düştüm yandım yürekten\nKüllerim közüme düşman kesildi\nBilmem kaç kez geçtim ben bu elekten\nYüreğim özüme düşman kesildi.\n\nKaç gece ağladım kapıdan yana\nMerhametin yok mu acıman bana\nKüsülüyüm ta bıldır dan bu yana\nKaderim yazıma düşman kesildi.\n\nFelek diken ekmiş yollarımıza\nHazanlar uğramış dallarımıza\nBir ağıt tutturduk dillerimize\nTellerim sazıma düşman kesildi.\n\nUyku tutmaz kahır böler gecemi\nBaykuşlara yurt eyledin bacamı\nKırk yıllık ustayı etti acemi\nGözlerim gözüme düşman kesildi.\n\nKul Macit’im sevda geldi başıma\nBir ok değdi, delik açtı döşüme\nDüşmüş iken bir ahu’nun peşine\nYollarım izime düşman kesildi.\n\nKIRIKKALE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Kelebeği Öldürmüştü",
        "poet": "Kamil İlze",
        "poem": "\n\nMiğferinin üzerine konan kelebek, askere\nTren garındaki ışıkların aydınlattığı, \nKüçük kızı hatırlattı.\nKızın kokusunu içine çekmişti, \nKüçük gözlerinin büyük dualarıyla birlikte.\n\nBir şarapnel parçası miğferine kanını sıçrattı, \nKelebeğin...\nKelebek miğferine yapışmıştı, \nDüşman kelebeği öldürmüştü...\n\nAsker hayatında hissetmediği bir şey hissetti; \n‘’öfke’’\nDüşman küçük kızı öldürmüştü...\nKükredi soluğunun yettiğince, \nTaşralı askerin başı dikti artık.\nMiğferini alıp takarken kelebeğin parçaları düştü çamura\n\n‘’Dur’’dedi komutanı, hendekten çıkan askere\n‘’Dur, nereye, delirdin mi? ! ’’diye yineledi arkadaşları\nTüfeğiyle düşman hatlarına koşan asker bağırdı, \nVurulana kadar bağırdı...\n‘’Kelebeği öldürdünüz, kelebeği öldürdünüz’’\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Kardeşler",
        "poet": "Mehmet Rızaoğlu",
        "poem": "\n\nRuhla nefs, düşman iki kardeş\nRuh iyi olan, nefs hep kalleş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman kıskanır",
        "poet": "Metin Beyazlı",
        "poem": "\n\nRabbimden nimetler bana erişse\nDostlarım sevinir düşman kıskanır\nÖmrüm mutlu mesut bahtiyar geçse\nDostlarım sevinir düşman kıskanır\n\nSevgi çemberini her yöne yaysam\nÇise çise senin gönlüne yağsam\nAnamdan yeniden bir daha doğsam\nDostlarım sevinir düşman kıskanır\n\n Kalemim daima yazsa ismini\n Yudum yudum içsem senin sevgini\n Sersem yollarına sevgilerimi\n Dostlarım sevinir düşman kıskanır\n                                    08.10..2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman kim Dost kim?",
        "poet": "Veysel Narman",
        "poem": "\n\nDüşman arıyor'ken,dostumu buldum,\nFelek sille vur'du yola savrul'dum,\nDost bildiklerim yer'de vuruldum,\nDüşman kim,dost kim güzel Allahım? \n\nEn yakın dostum'dan,darbeler yedim,\nDost'tun düşman,olduğunu bilmedim,\nAyakkabım yırtık, yeni giymedim,\nDüşman kim, dost kim güzel Allahım? \n\nEvine gidin'ce sahte dostların,\nSonu gelmez arkanda'ki  lafla'rın,\nYenilmez yemeği o namert'lerin,\nDüşman namertler'dir güzel Allahım! \n\nDinleyin aşıklar, dost bir Allah'tır,\nDost iyilik'tir güzel ahlak'tır,\nDost bir anlayıştır, ince sanat'tır,\nNefsimiz düşman'dır,dost sen Allahım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Mert Olsun...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nDüşman mert olsun, mert insanı severim,\nBir karış suda fırtınalar koparsa neylerim,\nNe kadar çok bilmişler var, hep söylerim,\nDüşman mert olsun, mert insanı severim.\n\nGözlerine baka baka hep yalan söylerler,\nVatan millet çokmu önemli gönül eylerler,\nİşte bu hâller beni nasılda nasılda bileyler,\nDüşman mert olsun, mert insanı severim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Mert Olsun",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nDüşman mert olsun da bağrımı yesin,\nMert olan düşmanın birgün dost olur,\nBizi bize kırdırırlar, hep kalleşce olur,\nDüşman mert olsun da bağrımı yesin.\n\nOrtalık ta, çakallardan hiç geçilmiyor,\nÇakallar böyle dumanlı yerleri seviyor,\nÇakallar, hep parayla işlerini  yapıyor,\nDüşman mert olsun da, bağrımı yesin.\n\nBizim Devletimiz, Yüce bir Devlettir,\nHainlerin sonu nolur görür ve öğretir,\nOrdumuz çok güçlü yeri, göğü inletir,\nDüşman mert olsun da bağrımı yesin.\n\nİstediğiniz kadar, böyle eşinin durun,\nSokaklarda kaldırımları deşinin durun,\nPolise, askere alçakca taşlar  savurun,\nDüşman mert olsun da, bağrımı yesin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Mert Değil...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nDüşman mert değil ki bileyim,\nBu acı hafif değil değil sileyim,\nBende Hâk'tan şehitlik dileyim,\nDüşman mert değil ki bileyim.\n\nVatana uzanan kirli eller kırılır,\nDevlet güçlüdür, yaralar sarılır,\nİtler ürür kervan menziline varır,\nDüşman mert değil ki bileyim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman mısın Dünya?",
        "poet": "Ozan Arif",
        "poem": "\n\nDüşman mısın dünya bana düşman mı? \nŞu bağrıma her saplanan ok senin.\nHerkes böyle doğduğuna pişman mı? \nYoksa zulmün bana mıdır tek senin? \n\nDertlerini depo ettin içime, \nKırkta koydun yetmiş beşlik biçime, \nBak bu yaşta sakalıma saçıma\nTutam tutam erken düşen ak senin.\n\nÇilenin, kederin, gamın yekünü, \nDağ gibi sineme salmış kökünü, \nBana mı güvendin bütün yükünü\nOmuzumda taşıdığım yük senin.\n\nBu yüke gücümü yetiremedim, \nAğır geldi ağır götüremedim, \nUğraştım uğraştım bitiremedim, \nZalimlerin mazlumundan çok senin.\n\nAllah’tan korkmadan göz göre göre, \nVatansız dedirttin vatanpervere, \nOlur mu dünya be! Olur mu bre? \nİşte buyur marifetin bak senin.\n\nHep beni mi ısıracak dişlerin, \nHep bana mı çatılacak kaşların, \nHaksız haksız yanlış yanlış işlerin, \nEtti artık bu canıma tak senin.\n\nDar ettin kendini sen ARİF’e dar, \nZayıfa düşmansın kuvvetliye yar, \nKülahıma desin kim diyorsa var\nYok be dünya adaletin yok senin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman mısın Dost musun",
        "poet": "Abdullah Toroslu",
        "poem": "\n\nYaptıkların çok tuhaf! \nDüşman mısın, dost musun? \nHer sözünde dolu gaf! \nDüşman mısın, dost musun? \n\nAllah, derken; kulluk et! \nSen diyorsun; isyan et! \nSöyler misin bana net? \nDüşman mısın, dost musun? \n\nMevla diyor, de; Allah! \nSen diyorsun, de; yallah! \nEttim senden  illallah; \nDüşman mısın dost musun? \n\nHep çağırdın tavlaya! \nGit demedin Mevla’ya! \nMevla daha evla ya! \nDüşman mısın dost musun? \n\nYönel desem hayır’a; \nSürdün işi bayıra! \nRabbim beni kayıra! \nDüşman mısın dost musun? \n\nTüm davetin dünyaya; \nYok alakan uhra’ya! \nRefikimsin sen güya? \nDüşman mısın dost musun? \n\nDost dostunu yakar mı? \nCehenneme sokar mı? \nKankalıkta bu var mı? \nDüşman mısın dost musun? \n\nTek düşüncen menfaat\nYaşıyorsun tek kanat\nNedir sende bu inat? \nDüşman mısın dost musun? \n\nŞeytan iken rehberin; \nHiç bekleme aferin? \nHangi safta de yerin? \nDüşman mısın dost musun? \n\nHer gavuru seversin(!) \nVe de üste översin! \nNe halt varsa sen yersin? \nDüşman mısın dost musun? \n\nNerde İslam nerde sen? \nDindarlıktan yok hissen! \nSahi din-i Hakka sen; \nDüşman mısın dost musun? \n\nMakbul değil ne desen! \nKime dostsan osun sen! \nHakikaten kimsin sen? \nDüşman mısın dost musun? \n\n                 Abdullah Toroslu\n                 20.03.2012-İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Oldu",
        "poet": "Abbas Paksoy",
        "poem": "\n\nCanıma olmadı canan.\n\tCanım bana düşman oldu.\n\tÖzümdür, tutuşup yanan.\n\tCanım bana düşman oldu.\n\n\t\tKara talih gitmez öte.\n\t\tUsanmışım yite yite.\n\t\tDeli gönlüm, daha çete,\n\t\tCanım bana düşman oldu.\n\n\tSevgilerim boşa aktı.\n\tYârim düşman olup çıktı.\n\tCanım bile benden bıktı.\n\tCanım bana düşman oldu.\n\n\t\tNe dedim ise olmadı.\n\t\tAzrail canım almadı.\n\t\tPaksoy’uma dost kalmadı.\n\t\tCanım bana düşman oldu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Oğlusun",
        "poet": "Mükremin Altınkaya",
        "poem": "\n\nYaktın ormanını savurdun külü\nkopardın dalından kopardın gülü\nnasıl seveyim kardeşim seni\nsen bizden deyilsin düşman oğlusun\n\nkardeşine kurşun sıktın bilerek\nhainlerin oyununa gelerek\nelde silah dağ başında gezerek\nsen bizden deyilsin düşman oğlusun\ndinle bu sözümü pişman olursun\n\ncahili seçtin halk arasından\nçıkardın dağa ayırdın yuvasından\nvatan millet haini ettin başından\nsen bizden deyilsin düşman oğlusun\ndinle bu sözümü pişman olursun\n\nokuyup milletim olmadı düşman\nyaptığına olmadınmı sen hala pişman\nseninle artık dostça konuşmam\nsen bizden deyilsin düşman oğlusun\ndinle bu sözümü pişman olursun\n\nkardeşi kardeşe vurdurup durdun\neline ne geçti söyle ne buldun\nkime güvenipte haine uydun\nsen bizden deyilsin düşman oğlusun\ndinle bu sözümü pişman olursun\n\nekmeyimizi helel bölüp yiyelim\nbayrağımız tek bunu bilelim\nkardeşi kardeşe vurdurmayalım\nsen bizden deyilsin düşman oğlusun\ndinle bu sözümü pişman olursun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Oldu",
        "poet": "Aşık İsmeti",
        "poem": "\n\nDoğru değil bakışımız\nGözler kaşa düşman oldu\nDolu yalan yanlışımız\nDiller dile düşman oldu.\n\nYürekler var çenil taşı\nDüşünenin duman başı\nÜvey sanma öz kardeşi\nO kardeşe düşman oldu.\n\nBöyle haller yaşanıyor\nKöy şehre taşınıyor\nEvlenenler boşanıyor\nEşler eşe düşman oldu.\n\nİsmeti 'yim kaldık arda\nYolcu olduk kışta karda\nYorulmuşuz yokuşlarda\nAyak başa düşman oldu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman mısınız bana geceler",
        "poet": "Hasan Yarıcı",
        "poem": "\n\nNeden yaramı deşersiniz\nDüşman mısınız bana geceler\nNeden beni delirtirsiniz\nDüşman mısınız bana geceler\n\nAklımı alır vermezsiniz\nHep yaramı deşersiniz\nGöz yaşımı sel edersiniz\nDüşman mısınız bana geceler\n\nKafayı buldurdunuz bana\nKast ettiniz canıma\nKüstürdünüz dünyama\nDüşman mısınız bana geceler\n\nSaldınız eski günlere\nEstiniz deli deli yüreğime\nGirdiniz aklıma fikrime\nDüşman mısınız bana geceler\n\nÇattınız Aşık Hasan'a\nKar yağdırdınız saçlarına\nDüşman ettiniz beni bana\nDüşman mısınız bana geceler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Oldu",
        "poet": "Baki Ortak",
        "poem": "\n\nSeni sevdiğim  için \nDünya bana düşman oldu\nSana ağladığım için \nKader bana düşman oldu\n\nDüşman oldu düşman oldu \nDostlar bana düşman oldu\nSana taptığım için \nTanrım bana düşman oldu\n\nKızkanır yüzünü güneş\nGüneş bana düşman oldu\nGülüşün benziyor aya \nYar ay bana düşman oldu\n\nDüşman oldu düşman oldu \nDostlar bana düşman oldu\nSana taptığım için \nTanrım bana düşman oldu\n\nDeniz mavisi gözlerin\nDeniz bana düşman oldu\nMartıya anlatım seni\nMartı bana düşman oldu\n\nDüşman oldu düşman oldu \nDostlar bana düşman oldu\nSana taptığım için \nTanrım bana düşman oldu\n\nNe yerde yar nede  gökte\nBenzerin yok yar eşin yok\nMeleklere sordum seni\nMelek bana düşman oldu\n\nDüşman oldu düşman oldu \nDostlar bana düşman oldu\nSana taptığım için \nTanrım bana düşman oldu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Oldular",
        "poet": "Mustafa Hamiş",
        "poem": "\n\nSavaştan barışa gittiler,\nKendi vatanında yittiler,\nDemokrasi diye bittiler,\nDost dedikler düşman oldular.\n\nİslam ülkelerine çöktüler,\nKalkınır diyemi ürktüler,\nKardeşin arasını büktüler,\nDost deikler düşman oldular.\n\nOlan her şeyleri yıktılar,\nPetrol yataklarına sıktılar,\nÜstüne ateşler yaktılar,\nDost deikler düşman oldular.\n\nBizim millet ona baktılar,\nSevinçinden ışık yaktılar,\nYalan dolandan hep bıktılar,\nDost dedikler düşman oldular.\n\nDüşmana hep kucak açtılar,\nBizdende dostlarım  kaçtılar,\nGemiler denizde battılar,\nDost dedikler düşman oldular.\n\nSavaştan yurda geldiler,\nAmerika katil bildiler,\nMustafayı kurban ettiler,\nDost dedikler düşman oldular\n,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman olmuş bacı gardaş",
        "poet": "Haşim Koç",
        "poem": "\n\nAğlar oldum gözümde yaş\nDert kederden eğildi baş\nDüşman olmuş bacı kardaş\nYol verin Aşayım dağlar\n\nGurbet elde harap olduk\nNe arayıp neyi bulduk\nErken açıp erken solduk\nYol verin aşayım dağlar\n\nHAŞİM KOÇ um sor halımı\nYedik felekten çalımı\nGurbet bitirdi balımı\nYol verin aşayım dağlar\n\nGurbet  elde harap olduk\nNe arayıp neyi bulduk\nErken açıp erken solduk\nYol verin aşayım dağlar\n\n09-05-2005-pazartesi-saat-10-05-istanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Olmuş Neyleyim",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nBazen azarlayıp bazen sövdüğüm,\nDostum deyip kucaklayıp sevdiğim,\nDünyada tek dostum diye öldüğüm,\nGerçek dostum düşman olmuş neyleyim.\n\nBir zamanlar iyilerden iyiydi,\nŞaştım kaldım bende nasıl şey idi,\nUzman asker oldu şimdi büyüdü,\nGerçek dostum düşman olmuş neyleyim.\n\nYaya gitmez hep bindiği  dolmuştur,\nİnanır cahile cahil kalmıştır,\nAkıldan noksandan öğüt almıştır,\nGerçek dostum düşman olmuş neyleyim.\n\nOlgun insan gitmez derler öğüde,\nYakışmazki harbi dürüst yiğide,\nVarsın seni cahil benden soğuda,\nGerçek dostum düşman olmuş neyleyim.\n\nO rütbeli asker bende rütbesiz,\nTek farkımız ben gezerim cübbesiz,\nBüyük adam oldu imansız dinsiz,\nGerçek dostum düşman olmuş neyleyim.\n\nAdam olmaz adam etmez diploma,\nSözde okudum diye girer topluma,\nSöz fayda etmez berelime keplime,\nGerçek dostum düşman olmuş neyleyim.\n\nVeysel der; Çulsuzum yok düzgün işim,\nBu dediğim benim gerçek kardeşim,\nPara pul mertebe bunda değişim,\nGerçek dostum düşman olmuş neyleyim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Oldum",
        "poet": "Doğan Ümit Aksel",
        "poem": "\n\nSensiz geçen yıllara yalancı aynalara\nÇiçek açan dallara inan ki düşman oldum\nArılara ballara delice sevdalara\nÖzgür uçan kuşlara inan ki düşman oldum\n\nGökteki yıldızlara çiçeklere dağlara\nAşka giden yollara inan ki düşman oldum\nYarla gezen turnaya yakamozlu sulara\nKadere yazgılara inan ki düşman oldum\n\nSenli tüm anılara özüne şarkılara\nUmutsuz akşamlara inan ki düşman oldum\nDelice tutkulara sevişen kumrulara\nAçılan tüm fallara inan ki düşman oldum\n\nGezdiğin kumsallara denize plajlara\nSenden uzak danslara inan ki düşman oldum\nSevgisiz yarınlara gezdiğimiz parklara\nYaza kışa bahara inan ki düşman oldum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Şehirlerin Aşıkları…",
        "poet": "Murat Gevrek",
        "poem": "\n\n“Gecenin nemine serip yüreğimizi\nİnat sevgilere dayayarak sırtımızı\nBir düşü gerçekleştiriyoruz seninle\nAdına bahar deyip gülüm…”\n\nDüşman şehirlerin âşıklarıyız\nBiliyor musun bahar geldi\nBahçemdeki erik ağacı meyveye döndü\nGüller açıyor gülüm…\n\nMutluluk ne çok yaşıyor gözlerine\nGülmek en çok sana yakışıyor\nSeni sevmek bana yakışıyor\nUmut gülüm umut\nİki ucu kör düğüm bağlı zannettiğimiz umut…\n\nDüşman şehirlerin âşıklarıyız\nYasa dışı bir slogan gibi kazıyıp aşkımızı yüreklerimize\nİdama mahkûm ediyoruz \nEdiyoruz bir birimizin hüzünlerini…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Olma",
        "poet": "Abdullah Yaşar Erdoğan",
        "poem": "\n\nDÜŞMAN  OLMA\n\nVarlık aleminde kul şuuru gerek,\nAdem’e düşman, İblis’e dost olma.\nKutsiyette insanlık onuru gerek,\nAdem’e düşman, İblis’e dost olma.\n\nİnsanlık tarihi kula öğüt verir,\nAkıllı, diken içinden güller verir,\nKötü günler ardından iyisi gelir,\nİbrahim’e düşman, Nemrut’a dost olma.\n\nİnsan, kavim kavim dünyaya dağılmış,\nKimisi zalim, kimi hain anılmış,\nCennetin kapısına sevgi yazılmış,\nMusa’ya düşman, Firavuna dost olma.\n\nAyrımcılık söyleyip nifak çıkartma,\nHakça konuşuver, ruhları karartma,\nDostunu düşman önünde yıpratma,\nResûle düşman, Cehile dost olma.\n\nNefsinin zulmünden hesap vereceksin,\nŞu toprak altına elbet gireceksin,\nHakk’ın karşısında neler diyeceksin? \nAllah’a düşman, Şeytana dost olma.\n\nŞair: Abdullah Yaşar Erdoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman olma Müslüman müslümanın kardeşidir",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nNeden birbirine düşman olursun? \nMüslüman müslümanın kardeşidir.\nKötülük yapsan kötülük bulursun,\nMüslüman müslümanın kardeşidir.\n\nİnsan kendi benliğinden kopamaz,\nDostluğa kimse kapıyı kapamaz.\nKardeş kardeşe kötülük yapamaz,\nMüslüman müslümanın kardeşidir.\n\nKötülüğü bırakın orda kalsın,\nDüşmanlığın yerini sevgi alsın.\nDargınlıklar kırgınlıklar son bulsun,\nMüslüman müslümanın kardeşidir.\n\nYapılan kötülük hoşuna gitmez,\nNe kadar kötülük etsen de bitmez.\nİnsan kardeşine kötülük etmez,\nMüslüman müslümanın kardeşidir.\n\nYusuf insanlar ile görüşelim,\nBiz iyilik üstüne yarışalım.\nGelin dargın olanla barışalım,\nMüslüman müslümanın kardeşidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Olur Dostların",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nBu zamana kadarda hepten eğilsen,\nBir numara olarakta tekten sevilsen,\nEğer çıkarına uygun değilsen,\nSevmez seni düşman olur dostların.\n\nYaşam felsefesi ilginç konusu,\nBir türlü yürümez hayat kağnısı,\nYaşadımda gördüm bende aynısı,\nSevmez seni düşman olur dostların.\n\nBu dünyada doğru dürüst yaşarsan,\nBenimseyip dostum diye koşarsan,\nZıt gidersin çıkara ters düşersen,\nSevmez seni düşman olur dostların.\n\nUğraşır durursun garip halinle,\nDert alırsın başına kendi elinle,\nMaskara olursun dobra dilinle,\nSevmez seni düşman olur dostların.\n\nNe var yok senden bir şeyler umar,\nAç gözlü doymayan inatçı damar,\nYeter artık deyipte vurursan şamar,\nSevmez seni düşman olur dostların.\n\nKalırsın tek başına çalarsın kaval,\nBulamazsın hiç bir yerde tutunacak dal,\nVeysel derki dostum beni örnek al,\nSevmez seni düşman olur dostların.\n\nTel:05379590555\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Olur",
        "poet": "Hikmet Durkut",
        "poem": "\n\nBülbül olup kime derdimi desem\nDalına konduğum gül düşman olur\nÖmür bitse bitmez benim vesvesem\nMenzile götüren yol düşman olur\n\nÇektim derdi bir gün sana demedim\nAzraile açık benim senedim\nAğzımın tadıyla birgün yemedim\nZehire alıştım bal düşman olur\n\nÖmür satırımı hergün bilerim\nDertlerle doludur benim kilerim\nDost diye sarılır aman dilerim\nElimi uzatsam kul düşman olur\n\nHayraniyim bir divane kul oldum\nHazan vurdu ömre sarardım soldum\nLeylayı arayan bir aşık oldum\nMecnunu avutan çöl düşman olur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Sevdam",
        "poet": "Mehmet Yücel",
        "poem": "\n\ndüş yakamdan dediğim düşlerimde şimdi\ndolaşıyor o düş senin bu bu düş benim\ndüş demenin cezası bu olamaz\nnedir bu düşe kalka gittiğim tozlu yollar\nnedir bu kar düşen saçlarımın beyazlığı\nbahanesi buysa bir daha düşün\ndüşün yanlış yaptığını göreceksin\n\ndüşersen kolundan tutan olmaz derlerdi\ntekmeler gelir düşenin üstüne belli belirsiz\nvururlar çiğnerler yok olmaya ramak kalır\naklın düşüşe geçer yükseklerden\ndüş diye tempo tutarlar\nniyetin yoktur oysa\nsen usanmadan tutunacak bir yer arıyorsun\ndüşkün biri olma olasılığın yüksek olsa da\n\ndüşlediğim şeyler ne kadar uzakmış\ndürbün ile bakmak kadar aptallık olabilir mi düşlere\ntabii ki kalbimle bakmaya çalıştım\nkalp gözlerimden ağır ağır yaşlar düştü toprağa\nçatlamış torağın susayışına dayanamadım\ndüşümüne dalıp gittim saatlerce\n\npay düşmedi sevdadan yana\nkazdım ellerimle çalıştım köle gibi\nseneleri ziyan etmeyi kim isterdi\nbir gününü verir mi yalvarsam\nömrümü dalından düşürdüğüm\ndüşkün hallerimin sebebi\ndüşman sevdam\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman sigara",
        "poet": "Kaya Ünver",
        "poem": "\n\nHer yemekten sonra bir tütün asıl\nErgenlik dönemi içerek kasıl\nDost bildim yıllarca seni velhasıl\nDostum değilmişsin düşman sigara\n\nDamarlar tıkalı,ciğer çürümüş\nHer yanımı dertler almış yürümüş\nYıllardır görmeyen gözüm körümüş\nDostum değilmişsin düşman sigara\n\nKendin yanariken benide yaktın\nKanımda başıboş dolanıp aktın\nSineme zehirden bir çivi çaktın\nDostum değilmişsin düşman sigara\n\nÇok sinsisin yavaş yavaş öldürün \nDerdin ile saçı başı yoldurun\nSatmayın ne olur şunu durdurun\nDostum değilmişsin düşman sigara\n\nBırakmak istedim kaç kere seni\nMağlup ettin her defasında beni\nNicesi sayende giyer kefeni\nDostum değilmişsin düşman sigara\n\nSonunda dedim külahıma anlat\nBırakmak marifet bırakmak sanat\nBende Kaleliysem inadım inat\nAttım gitti seni düşman sigara\nİçen herkes mutlak pişman sigara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Sevindiren Şiir",
        "poet": "Cumali Çorbacı",
        "poem": "\n\nAşkın yasal_katili_\nVe_ruh anatomisi_\n----\nCan ben geldim_\nDüşleri kan ikliminde\nAdresim yurtsuz bir çığlık\nMevsimleri çaldılar yüreğimden\nRengim Afrika karası\nAç bir köpek ulur sesimde\nCan ben geldim_\nBir çocuk ağlar içimde\nCan ben geldim_\nBulut alıp yağmur verdin...\n\nCan ben geldim_\nYorgun bitkin yaralı\nÖzlemin kırık kanatlı\nSensizliğe sürgün bir hasrettim\nYaktım geçtiğim tüm köprüleri\nAyrılığı sevemedim\nCan ben geldim_\nAteş alıp kül verdin...\n\nCan ben geldim_\nÖznemi türkülere yükleyip\nIşıklarını söndürüp gençliğimin\nÖncemi çarmıha gerip\nKendi yalanına inanıp -şaşıp kaldığım sevdanla\nDüştüm gözlerine bir ceset gibi\nYokluğuna yenilip\nCan ben geldim_\nDeniz alıp kum verdin...\n\nCan ben geldim_\nErken ayrılıklar -erken ölümler-kurşuna değen-şiirler getirdim\nGölgesinden nasıl kurtulur-aşk kendi ruhunu yakmadan\nSevgi-cinayet aleti değildir-yeni bir ölüm biçimi getirdim\nYaşayan bir ölüydü-kapında asılı kaldı -son-şiir\nAyrılıkların çok yaşandığı-ve erkeklerin ağladığı\nBir perde arkası bakışlarında-düştüm- ölmüştüm\nCan ben geldim_\nBir kuşun kanadında -yeminini getirdim\nHayat alıp ölüm verdin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Şimdi",
        "poet": "Celal Özdemir",
        "poem": "\n\nSana yarim dedim diye,\nDiyen dilim düşman şimdi.\nGönül verip,sevdim diye,\nSeven gönlüm düşman şimdi..\n\nSaçlarını sevdim diye,\nTutan elim düşman şimdi.\nLaf,söz dinlemedim diye,\nBütün dostlar düşman şimdi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman",
        "poet": "Charles Baudelaire",
        "poem": "\n\nTükendi gençliğim karanlıklarda,\nÇılgın fırtınalarda ve yağmurlarda;\nGüneş bazan açtı, kapandı derhal\nBahtımın yazgısı karanlıklarda;\nÖyle harap ettiler ki gönül bahçemi\nDallar hep kırıldı, yapraklar yerde\nKuytularda birkaç meyvesi kaldı...\n\nİşte ulaştım güz aylarına\nFikirler sararmış yapraklar gibi;\nKullanmalı artık her bir aleti\nKüreği, tırmığı ve ötekileri,\nDüzeltip onarmak için yeniden\nBahçemdeki bütün harap yerleri\nSuların basıp da oyup açtığı\nKocaman çukurları mezarlar gibi...\n\nHayal ettiğim yeni çiçekler,\nAcaba bulurlar mı kimbilir,\nArdıç kuşlarının bulduğu gibi\nGüç alabilecekleri her bir gıdayı,\nGizemli gıdayı, özlü gıdayı\nBu sulak topraklarda. Bu hoş havada.\n\nEy acı! Ey acı! Yiyip bitiriyor hayatı zaman,\nVe yüreğimizi kemiren düşman\nBu anlaşılmaz, bu garip düşman\nBüyüyüp güçleniyor kanlarımızla\nDurmadan kaybettiğimiz kanlarımızla.\n\n(Fransızca`dan Çeviri : Şevket Seydialioğlu)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Türk'ü öğren",
        "poet": "Hakan Özüçelenk",
        "poem": "\n\nBu bayrak düşmez.\nTürk dostunu üzmez.\nVatanını vermez.\nKıbrıs'ı silmez.\n\nDüşman duy dinle.\nKahrolup inle.\nBizi bile bile.\nBir daha ilişme.\n\nDüşman Türk'ü öğren.\nBu plan oyun neden.\nHep oldun kaybeden.\nDefol git içimizden.\n\nTürk tank dinlemez.\nO korkup sinmez.\nDüşman hala bilmez.\nTürk vatan vermez.\n\nŞehitler ölmez.\nTürk esir düşmez.\nDüşman keyfin sürmez.\nTürk esarete gelmez.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman yapmaz yaptığını!",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\n“Sen düşmandan betersin! ”\n\nSeni biraz sevdim diye\nKim söylemiş taptığımı! \nSöyle bana kinin niye\nDüşman yapmaz yaptığını! \n\nHain fikir plan sensin\nAldatıcı yalan sensin\nEn zehirli yılan sensin\nDüşman yapmaz yaptığını! \n\nHer fırsatta kırıyorsun\nTam ortadan yarıyorsun\nBelânı mı? Arıyorsun\nDüşman yapmaz yaptığını! \n\nTutuşturdun közlerinle\nEsir ettin gözlerinle\nKurşunlarsın sözlerinle\nDüşman yapmaz yaptığını! \n\nUrganları yağlıyorsun\nZincirlerle bağlıyorsun\nCiğerimi dağlıyorsun\nDüşman yapmaz yaptığını! \n\nYiyip yiyip bitirensin\nŞu aklımı yitirensin\nSen sonumu getirensin\nDüşman yapmaz yaptığını! \n\nKalemimi kırdın bu yaz\nDarağcında ettin infaz\nİnsaf ulan, insaf biraz\nDüşman yapmaz yaptığını! \n\nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Topraklarımızı Terk Etmez",
        "poet": "Mustafa Ermişcan",
        "poem": "\n\nDüşman pusuya yatmış geçit vermez\nAsker ocağı bu hasretlik bitmez\nOkadar uğraş ve çabaya rağmen\nDüşman topraklarımızı terketmez\n\nEllerde tüfek saçlarımızda kına\nKurbanım ben bu topraklara ana\nCanım feda olsun bu vatanıma\nDüşman topraklarımızı terketmez\n\nCanla başla korurum vatanımı\nHiç bir zaman unutturmam atamı\nKükremeninde elbet var zamanı\nDüşman topraklarımızı terketmez\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Teslim Alamadı Mehmedi",
        "poet": "Muhammed Karabağ",
        "poem": "\n\nSavaşacaktı Mehmedim Yılmadan\nYanında Azığı,Üstünde Kabanı Olmadan\nYürüdü Kar Üstünde Ah Vah Bile Demedi\nDüşman Teslim Alamadı Kahraman Mehmedi\n\nHer Bir Mehmet Çelik Sanki Dikildi\nMevzilerde Dizler Yere Büküldü\nDoksanbin Mehmedim Çekti Zahmeti\nDüşman Teslim Alamadı Kahraman Mehmedi\n\nKimisi Diz Çökmüş,Kimi Ayakta Kaskatı\nTetiğe Basmaya Olmadı Ki Fırsatı\nTipi Kapatamadı O Kocaman Gözleri\nDüşman Teslim Alamadı Kahraman Mehmedi\n\nDağlar Dile Gelse Anlatamaz O Anı\nBenzeri Görülmemiş Mahşeri Ve Tufanı\nAllahına Teslim Oldu Mehmedim\nDüşman Teslim Alamadı Kahraman Mehmedi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Yok Şehit Yok",
        "poet": "Mehtap Bozkurt",
        "poem": "\n\nŞehitlerin yerleri boş kalmaz,\nDüşmanlar buraya uğramaz,\nDüşman bize dayanmaz,\nŞehitlerin yerleri boş kalmaz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmana bir yüzümüz mübah değildir",
        "poet": "Başak Ulutaş",
        "poem": "\n\nYalan ile canânı yandırmak günâh\nHar ile sarıp yakmak günâh değildir\nDosta olsun canımız mübah \nDüşmana bir yüzümüz mübah değildir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmana Karşı (Beyit)",
        "poet": "Gülhan Özkara",
        "poem": "\n\nYaşamak felsefeni öldürmeye odakla\nŞehitlik hesabıyla düşmanı yenemezsin\n2006 Mart\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmana dersin verelim",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nNedir Türkü nedir kürdü\nBu vatanı birlik kurdu\nDüşman arkamızdan vurdu\nBir olup güçlü duralım\nDüşmana dersin verelim\n\nAmerika bölmek derdi\nNice çabalar gösterdi\nAskerim çok şehit verdi\nBir olup güçlü duralım\nDüşmana dersin verelim\n\nDünya devletleri galleş\nÇıkarına çalışırlar\nUyumayın artık gardaş\nBir olup güçlü duralım\nDüşmana dersin verelim\n\nAmerika İngilizi\nArkadan vuruyor bizi\nOyunları dizi dizi\nBir olup güçlü duralım\nDüşmana dersin verelim\n\nHüseyin'in görmüyorlar\nGalleşler doğru durmuyorlar\nYüzer yüzer salıyorlar\nBir olup güçlü duralım\nDüşmana dersin verelim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmanım",
        "poet": "Zafer Başpınar",
        "poem": "\n\nYoksunluğun diyarında\nBir Başına kalmış İnsan\nNasıl Gecer Bilmez\nHayat,Deninen Yoksun\nHep üzer İnsanı\nBir Başına Kalmış Hisseder\nSen Ey Hayat,yoksun hayat\nYoklugunda Güler Yüzüm\nYoklugunda Dertsiz Bi Gün\nYoklugunda Öyle Geçer ki Zaman\nSen Hayat Can Düşmanım\nŞimdi Gidiyorum\nAma Dönmek Umuduyla\nHoşçakal Hayat..\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Düşmana Mı Vericez Bu Cennet Vatanı",
        "poet": "Rıza Şeker",
        "poem": "\n\nTokat ta verdik 7 canı \nYerde bırakmayalım bu kanı\nKemikler sızlayacak düşün atanı\nDüşmana mı vericez bu cennet vatanı\n\nTokat Reşadiye de kuruldu pusu \nHaram oldu Askerime gece uykusu\nEtrafa yayıldı Şehidimin kokusu\nDüşmana mı vericez bu cennet vatanı\n\nYıllardır bu dava sürüyor\nKimse terörüst e dur demiyor\nAnaların yüreği gülmek bilmiyor\nDüşmanamı vericez bu cennet vatanı\n\nHepsi daha yirmisinde çınar\nNice anaların yüreği yanar\nNicesi yavrusunu vatana adar\nDüşmanamı vericez bu cennet vatanı\n\nAlevisi sünnisi lazı çerkezi\nBu ateş yakıyor bütün herkezi\nToprağa verdik nice gençleri\nDüşmanamı vericez bu cennet vatanı\n\nRıza Şekerim bütün  Şehitler benim \nKanımız yerde kalmayacak yemin ederim \nAkerime kurşun sıkana şerefsiz derim\nDüşmanamı vericez bu cennet vatanı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmanı iyi tanı-yine durmuyorlar boş Gör vatan tehlikede-ileriye doğru koş",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nKanımızda dolaşır-yücelerde sevgisi\nÖyle manalar vardır-yüksektir daim sesi\nBenliğim ve düşüncem-seninle kucaklaşır\nMertlik yiğitliğini-hep Türk Milleti taşır\nDüşmanı iyi tanı-yine durmuyorlar boş\nGör vatan tehlikede-ileriye doğru koş\nKalplerde yaşayacak-yürüyeceğiz izde\nAtam bunu başardı-vazife artık bizde\nYollarımız ışıktır-hedefe varacağız\nÇaba ve emekleri-birlikte vereceğiz\nDüşmanı iyi tanı-yine durmuyorlar boş\nGör vatan tehlikede-ileriye doğru koş\nDüşünmeli geçmişi-okumalı iyice\nUyanırsa bu millet-sağlam olur netice\nTarihi çevirelim-sıkıntı çok bezgindik\nÖyle durumlar oldu-aç açıkta bitkindik\nDüşmanı iyi tanı-yine durmuyorlar boş\nGör vatan tehlikede-ileriye doğru koş\nOrdumuz dağıtılmış-el avuçta yok silâh \nVatana göz dikilmiş-Türk Milleti çeker ah\nOnların hepsi kalleş-hem seviyesizdiler\nYaptıkları zulümle-hep terbiyesizdiler\nDüşmanı iyi tanı-yine durmuyorlar boş\nGör vatan tehlikede-ileriye doğru koş\nAnadolu toprağı- çevrili düşmanlarla\nOrdumuz dağıtılmış-ağlar baba ve hala\nBir tek çare kalmıştı-birlikte karşı koymak\nÜlkemizden topunu-atarak iyi doymak\nDüşmanı iyi tanı-yine durmuyorlar boş\nGör vatan tehlikede-ileriye doğru koş\nEl ve avuçta silâh-cephanemiz yok gibi\nMillet fakir perişan-yurdumun çökmüş dibi\nİstanbul'dan bir gemi-yüzerek yola çıktı\nİsmi Bandırma idi-orda yanan ışıktı\nDüşmanı iyi tanı-yine durmuyorlar boş\nGör vatan tehlikede-ileriye doğru koş\nBize dersin hürriyet- yaşasın Cumhuriyet\nSenin ile çağlara-daim gitti  cemiyet\nMillet seni unutmaz- Hasan diyor inanın \nYanınızda önemi-yoktur  yaşayan canın\nDüşmanı iyi tanı-yine durmuyorlar boş\nGör vatan tehlikede-ileriye doğru koş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmanı tanı",
        "poet": "Adnan Deniz",
        "poem": "\n\nİçten yıkıyorlar güzel vatanı,\nTürk'isen,Türk gibi düşmanı tanı.\nDeğişti düşmanın şimdi planı\n'Sevr' neymiş planın kuyruklusu var.\n\nDoğu'da bir devlet kurak diyorlar,\nSen çek git vatanı bırak diyorlar\nAvrupa sana çok ırak diyorlar\nDüşmanın şimdi'de aylıklısı var.\n\nErmeni dilinde hep aynı plak,\nBilimsel diyenler buna hep salak\nBen Türk'üm diyenler gelin bir olak\nYurdum'da düşmanın buyruklusu var.\n\nAvrupa birliği tezgahlı oyun,\nÜç verip bir almak, bir hüner sayın\nAmerika kurt oldu biz ise koyun\nDüşmanın şimdi'de uyruklusu var.\n\nDeniz'im sen söyle gelme oyuna,\nDüşmanlar altını oyar boyuna\nAyağa kalksın Türk,söyle soyuna\nOnaltı devletin sende tuğu var.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmanı Tespit",
        "poet": "Ali Şahin 2",
        "poem": "\n\nBoy vermede düşman yiğidim sen eledikçe…\nDinlenmesin arsız, hele vur sendeledikçe…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmanım",
        "poet": "Turgut Baki",
        "poem": "\n\nkin bilmediğimden\nkötülük düşünmediğimden\ndüşmanım da yoktur benim\nyani öyle bilirdim\nama dün gece düşümde \nsen başını göğsüme yasladığında\ndüşmanımla burun buruna geliverdim\n\nkim mi \n\nkim olsun _________zaman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmanım bile olsa",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nKovarım\n\nDüşmanım bile olsa, ona saygı duyarım,\nİnsanlığın lehine, her ne sunsa uyarım,\nFanilere kul olmam, yakınım bile olsa,\nKul olmamı bekleyen her kim olsa kovarım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmanımdır",
        "poet": "İsmet Develioğlu",
        "poem": "\n\nBölünmez bu yurdum miras atamdan\nSer veririm vaz geçemem vatandan\nHoşlanmam vatanı hemen satandan\nVatan candan parça, bayrak kanımdır\nGöz diken olursa o düşmanımdır.\n***\nİster çorak toprak, isterse taşlık\nİster sazlık olsun, ister bataklık\nBırak ihaneti yeter be artık\nVatan candan parça, bayrak kanımdır\nGöz diken olursa o düşmanımdır.\n***\nYaylasında serin, serin yatılır\nDenizde yüzülür sitres atılır\nOvasında türlü nebat bitirir\nVatan candan parça, bayrak kanımdır\nGöz diken olursa o düşmanımdır.\n***\nYurtta sulh,cihanda sulh demiştir Ata\nSebebsiz çıkılmaz bizde cihada\nBilmem değerli şey başka dünyada\nVatan candan parça, bayrak kanımdır\nGöz diken olursa o düşmanımdır.\n\n01.12.2012\n\n23.00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmanım Dahi",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nDostum düşman olmasın,\nDüşmanım dost bulmasın,\nDüşmanım dahi olsa,\nHakkı bende kalmasın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmanın Varsa",
        "poet": "Kazım Karagöz",
        "poem": "\n\nDışta düşman arama, düşman kendinsin, kendin,\nDüşmanın varsa olmuş nefsin senin efendin!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmanların Arasında",
        "poet": "Ahmet Sefer Kocer",
        "poem": "\n\nVatan sağ olsun...\nBir asker şehit oldu düşmanların arasında.\nBizim askerlerimiz,\nHİiç namert olmaz.\nAsker bir kahramandır.\n\nDüşmanların arasındayım.\nBomba attım ama,\nBomba bana ve düşmana etki etti.\nŞehit oldum ve,\nBana son bir görev verildi.\nAllah'ın yanındayım ve mutluyum.\nBabam üzgün.\nAnnem üzgün.\nOğlum üzgün.\nKarım üzgün.\n\n31,12,2012 Ahmet Koçer (torunum 5 yaşında)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DÜŞMANLARIMIZ  BELLİ... BİRLİK  OLALıM",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\nDÜŞMANLARIMIZ  BELLİ... BİRLİK  OLALIM\n\n      Merhaba gönül dostlarım. Allah'ın rahmeti bereketi üzerimize olsun, Ankara Dikmen'de  askeri servis aracının kırmızı ışıkta beklemesini fırsat bilen kanlı terör saldırı yüzünden yirmi sekiz vatandaşımızı kaybettik  doğuda şehit düşen Asker ve Polislerimiz var Türk milletinin başı sağ olsun, şehitlerimizin mekanı cennet olsun. Yakınlarını kaybedenlere sabırlar dilerken, yaralı vatandaşlara, polis ve askerlere acil şifalar diliyorum.  Türk ulusunu hedef alan her saldırı misliyle cevabını alacaktır.\n\n    Ülkemizi doğrudan hedef alan terör saldırıları halkımızın moralini bozmaktadır. İzin verilse her evden cepheye gitmek için bir çok gönüllü seferber olabilir. Ama çok şükür devletimizin yeterince hazırlığı olduğu için buna ihtiyaç duymamaktadır. Asker ve polis  sayımız vatanı, bayrağı korumak için yeterlidir. Yeterince mühimmatımız, araç ve gerecimiz olduğuna göre bize de ihtiyaç duyulduğunda yedek olarak hazırız.\n\n   Ankara'daki ve yurdun çeşitli bölgelerinde yapılan tüm saldırıları şiddetle kınıyorum. Sınır çevremizdeki savaşında durdurulup bir an önce barış sağlanmasını temenni ediyorum. Özellikle son günlerde süper güçlerinde yüz vermesiyle, destek almasıyla şımaran PYD,YGP, PKK, DHKP, DEAŞ  örgütleri ülkemizi parçalamak, bölmek için gayret sarf etseler de  TÜRK Milletinin  güçlü bir devlet olduğunu iyi algılaması gerekmektedir. Kanımızın son damlasına kadar vatanımız, bayrağımızı korumak için ant içtik.Tek bayrak,Tek Millet olarak ilelebet bu birlik devam edecektir.\n\n      Ekonomik yatırımlarda bunun göstergesidir. Türk milleti olarak artık gizemli düşmanlarımızı da rahatlıkla algılıyoruz. Onlarda birer birer şeffafça niyetlerini açık, seçik ortaya koymaktadır. Düne kadar dost bildiklerimizde terör yandaşı ve destekçi oluyorlar. Ama mazlumların ahını alanlar bu dünyada huzur bulamayacağı gibi, uhrevi alemde, huzuru mahşerde de yaptıkları katliamların hesabını verecekler İnşallah. Artık düşmanlarımız belli diyorum. Teyakkuzda, pusuda sınırı beklemeliyiz.\n\n     Birlik beraberlik içinde oldukça aşamayacağımız hiç bir engel yoktur. Geçmişte sağ, sol görüş ayrığı fit neliği yapanlar bir çok çatışmaya sebep olanlar, cana kıyanlar, yine aynı tuzağı bu sefer Türk, Kürt, sorunu varmış gibi abartılarak, mezhep çatışması çıkarmaya çalışıyorlar. Organizatörler bizi bize düşürdükten sonra kaybolup gideceklerdir. Artık uyuma zamanı değil, uyanık olmalıyız, bizi rahatsız eden her soruna birlik beraberlik içinde çözüm bulmalıyız. Hoşça ve dostça kalınız.\n\n TERÖR  CAN  ALDI\n\nÇarşamba  akşamı kana bulandı,\nBombacı araçla içeri daldı,\nAtmış yaralı var gözler sulandı,\nAnkara Dikmen de terör can aldı.\n\nYirmi sekiz ölü tespit edildi,\nKameralardan izi güdüldü,\nKırmızı ışıkta o patlatıldı,\nAnkara Dikmen de terör can aldı.\n\nPersonel taşıyan üç araç yandı,\nÇevreden görenler cehennem sandı,\nVatandaş hainden bıktı usandı,\nAnkara Dikmen de terör can aldı.\n\nÖlenler içinde yine şehit var,\nFaile dünyayı edeceğiz dar,\nBeyinler yıkanmış zalim ve gaddar,\nAnkara Dikmen de terör can aldı.\n\nYazılı basından, gördük yayından,\nYürekler sarsıldı acı duyumdan,\nZeki etkilendi tüm olayından,\nAnkara Dikmen de terör can aldı.\n\n    BİZE  DÜŞMAN  ÇOK\n\nYüzyıllar boyunca diyalog sürdü,\nMenfaatçiler de bir müddet sustu,\nSuriye, Irak'ta  mesajı verdi,\nKatil Amerika.. Rusya'nın dostu.\n\nİran, Çin, Fransa birlik oldular,\nİngiltere, Alman yandaş buldular,\nZayıf ülkeleri  sarıp, doldular,\nKatil Amerika.. Rusya'nın dostu.\n\nTerörün artması onlara kaynak,\nBeynini yıkatmış çapulcu manyak,\nFırsatı yakala, kurtulmaya bak,\nKatil Amerika.. Rusya'nın dostu.\n\nYunan'la, Bulgar'la  yapılmıyor iş,\nRomanya, Rus kızlar arıyorlar eş,\nİsrail, Ermeni, Rumlar da kalleş,\nKatil Amerika.. Rusya'nın dostu.\n\nTürkiye onları muhatap almaz,\nİnşallah ülkemde hainler kalmaz,\nZeki de gavurda sıcaklık bulmaz,\nKatil Amerika.. Rusya'nın dostu.\n\n*****   BİRLİK  ZAMANI  *****\n\nÇanakkale bize kanıtlı örnek,\nİnancın tam olsun yanılmayalım\nMilletin  arzusu huzuru görmek,\nBirlik  zamanıdır  ayrılmayalım.\n\nDost bildiğin ülke mahcup ediyor,\nElini uzatsan, kolun gidiyor,\nÇıkarı olmayan nefret güdüyor,\nBirlik  zamanıdır  ayrılmayalım.\n\nHer örgüt  kafadan sınır çizmesin,\nYandaş medya yanlış haber yazmasın,\nÜlkemiz korunsun, düşman sızmasın,\nBirlik  zamanıdır  ayrılmayalım.\n\nYetmiş sekiz milyon gücüyle yeter,\nHerkes ihbar etse terörde biter,\nSahip çıkılmazsa baykuşlar öter,\nBirlik  zamanıdır  ayrılmayalım.\n\nZekice her yönden uyardım sizi,\nSiyaset, tarikat bölmesin bizi,\nKanlı katliamdır terörün gizi,\nBirlik  zamanıdır  ayrılmayalım.\n\nIspartalı Zeki Çelik TÜRKİYE İLESAM il temsilcisi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmanına Dost, Dostuna Düşman!",
        "poet": "Mahmut Nazik",
        "poem": "\n\nDÜŞMANINA DOST, DOSTUNA DÜŞMAN,\n\nKurt değil de  çoban kapar kuzuyu\nBir kakaç et koyun etti tazıyı\nYalana uygun yorumlar yazıyı\nOkuyup gerçeği gören olmaz mı\n\nHakkın sözü alet oldu talana\nŞiltler madalyalar riya yalana\nKanun nizam arkasından dolana \nBu gidişi doğru yoran olmaz mı\n\nYoksul yalakadır varsılda kibir\nDağılıp gidiyor aileler bir bir\nTaş olsa çatlardı bu nasıl sabır\nDoğruyu eğriyi gören olmaz mı\n\nKimi azmış teslim  hırsa şehvete \nKiminin  hakkı havale ahrete\nBize iman, kendi konar servete\nYeter deyip karşı duran olmaz mı\n\nDüşmanına dost, dostuna da düşman\nSenden alıp verir sanırsın ihsan\nNasıl maya böyle bu nasıl insan\nHakkın nizamını kuran olmaz mı\n\nSatılık her şeyin tığ teber kaldın\nHoyratça harcayıp yarını çaldın\nSallanır beşiğin düşlere daldın\nHayal mi gerçek mi yoran olmaz mı \n\nBir kuru can için nedir çektiğin\nKaybın ne ola ki nedir korktuğun\nSebep sensin buna budur ektiğin\n‘Ne idim, ne oldum? ’ soran olmadı\n\nMahmut NAZİK 15.02.2009 Mersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmanlığı önleyin Anne sözü dinleyin",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nBazı insanlar vardır\nSaygı sevgi gerçek yok\nDururlar ayak üstü\nTürlü hünerleri çok\nDüşmanlığı önleyin\nAnne sözü dinleyin\nGörürsünüz onları\nAnsızın saldırırlar\nAnne baba çocuğu\nParayı çaldırırlar\nDüşmanlığı önleyin\nAnne sözü dinleyin\nUyanık olmalıyız\nEtrafını gözetle\nBirlikte kurtulmalı\nTopyekûn bu milletle\nDüşmanlığı önleyin\nAnne sözü dinleyin\nBunlardan aileyi\nKoruyalım birlikte\nUyanık olmalıyız\nNe var ise dirlikte\nDüşmanlığı önleyin\nAnne sözü dinleyin\nYanlış anlaşılmasın\nDoğru söze uyarım\nKötü söz söylenince\nKulağımla duyarım\nDüşmanlığı önleyin\nAnne sözü dinleyin\nOlmalı iyi  insan\nAkıllı terbiyeli\nİzinsiz cebe giren\nKırmalıyız o eli\nDüşmanlığı önleyin\nAnne sözü dinleyin\nKul hakkını yiyenin\nAzabı büyük olur\nAtılır Cehenneme\nAllah'ımızdan bulur\nDüşmanlığı önleyin\nAnne sözü dinleyin\nDünya kurulduğunda\nNe zalimler görüldü\nBaş aşağı çevrildi\nDefterleri dürüldü\nDüşmanlığı önleyin\nAnne sözü dinleyin\nHepsi de gelmiş gitmiş\nTanıyan kalmamıştır\nŞu dünya hayatında \nDost eli almamıştır\nDüşmanlığı önleyin\nAnne sözü dinleyin\nYok eden aileyi\nO kimseler kahrolsun\nGerçekten söylüyorum\nYüz gözü ateş dolsun\nDüşmanlığı önleyin\nAnne sözü dinleyin\nAile çok önemli\nAnne baba çocuklar\nTedbir alınmaz ise\nKahrolur kuzucuklar\nDüşmanlığı önleyin\nAnne sözü dinleyin\nBu sesimi duyun siz\nHasan Sancak söz söyler\nBölünürsek topluca\nTürk Milleti ne eyler\nDüşmanlığı önleyin\nAnne sözü dinleyin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmanların hedefi Türk devleti olmuştur",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nTürkler dünya içinde var olduktan beriye,\nDüşmanların hedefi Türk devleti olmuştur.\nİsterseniz tarihe göz atıp bak geriye,\nDüşmanların hedefi Türk devleti olmuştur.\n\nYaptığı savaşın çoğunu Türkler kazandı,\nİçimizden bazısı düşman sözüne kandı.\nOrta Asya'da Türklere Çinliler düşmandı,\nDüşmanların hedefi Türk devleti olmuştur.\n\nÇoğu zamanlar içimizde fırtına koptu,\nBazı Türkler düşmana uyup yolundan saptı.\nSelçuklulara İranlılar düşmanlık yaptı,\nDüşmanların hedefi Türk devleti olmuştur.\n\nÇoğu zaman dünyada Türkler hep yalnız kaldı,\nBaşta Bizanslılar Türk'e karşı tavır aldı.\nOsmanlıya ise cümle alem düşman oldu,\nDüşmanların hedefi Türk devleti olmuştur.\n\nYusuf bu dünya içinde olmamak için şok,\nİnan biz her zaman uyanık olmalıyız çok.\nŞimdi Türkiye'ye düşman olmayan komşu yok,\nDüşmanların hedefi Türk devleti olmuştur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmanlık",
        "poet": "Mck Mck",
        "poem": "\n\nHerkes herkese düşman kazananda herkes kaybedende bir sonu yok düşmanlığında dostluğunda ne kazanan mutlu nede kaybeden garip ve esrarengiz dünya!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmanlığı sanat etme diyorum",
        "poet": "Metin Dalkürek",
        "poem": "\n\nDÜŞMANLIĞI SANAT ETME DİYORUM\n\nGel şöyle dostluğa gönül verelim\nDüşmanlığı sanat etme diyorum\nMuhabbetle  o menzile erelim\nGitmemekte  inat etme diyorum\n\nSalihler biliyor avamlara sır\nZahiri batını    ariflere sor\nKamil-i mürşit'in yâr gönlüne gir \nBaşka şeye umut etme diyorum\n\nAmentüye iman etki göresin \nİman esasına kalpten varasın\nDivanda huzurda hazır durasın\nBaşkasına minnet etme diyorum\n\nGarip metin özü zengin dostu seç\nGönlü fakir ise hemen ondan geç\nVarlığa tapınma yokluğuna kaç\nMala mülke rağbet etme diyorum\n\nMETİN DALKÜREK\n\nGARİP METİNİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmanlık Iv",
        "poet": "Berat Wani",
        "poem": "\n\nHala Örten varsa yoksulluğu \nNasip,alın yazısı diye\nVarsa hala \nİnanç sömürüsü yapan\nDüşmanlık onadır.\n\nİnkar  ediyorsa din emeğin kutsallığını\nVarsa ezilmeyi nasip diye gören bir din\nDin Aç kalana tevekkül et diyorsa\nDeğildir âkil olanın dini elbet.\n\nBir yerlere gelen varsa\nAlet ederek dini\nİktidardaysa şimdi eğer\nDin diye diye\nUyutuyorsa halkı\nDüşmanlık onadır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "* Düşmanlık Kendi Darağacında Asılsın",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nAksın kederin bu hüzün ırmaklarına.\nGülümse biraz, tebessüm yüzüne değsin.\nBırak dağılsın zülüfler  yanaklarına.\nHasret utançtan kızarıp başını eğsin.\n\nGülüp merhaba de hayata ve el salla! \nTitresin bütün bu fırtınalar, sarsılsın.\nBir gün gideriz biz de ötelere salla.\nDüşmanlık kendi darağacında asılsın.\n\n2 Haziran 2004 Çarşamba, Danimarka-Koge 23.00\n5+8\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşme",
        "poet": "Gökhan Ebren",
        "poem": "\n\niçime düş\npeşime düş\nama\ngözümden\ndüşme...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşme kardeş......",
        "poet": "Hidayet Doğan",
        "poem": "\n\nNerden geldik nere gidek,\nDüşünüp temaşa edek,\nCan bir tane yoktur yedek,\nCehenneme düşme kardeş.\n\nAbdesti al kıl namazı,\nDinlemezler hoca,hacı,\nNamazın sana duacı,\nCehenneme düşme kardeş.\n\nKabir dardır sıkar seni,\nÇürütür toprak bedeni,\nKüle döndürür tenleri,\nCehenneme düşme kardeş.\n\nBen Allahtan korkuyorum,\nGece gündüz yanıyorum,\nRabbim gafur biliyorum,\nCehenneme düşme kardeş.\n\nCehennem ateş,kor,yakar,\nEvliyalar ondan korkar,\nSırat uzun,alttan yakar,\nCehenneme düşme kardeş.\n\nHüdayi gel doğru yaşa,\nKıl namazı korka korka,\nUykuyu kabire sakla,\nCehenneme düşme kardeş.\n\n06.03.2014//KIRIKKALE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmeden dost,düşman belli olurmu?",
        "poet": "Zeki Şahbaz",
        "poem": "\n\nVar ilen varlığa uçuşur sinek,\nVarlığı olan lar sağımlık inek,\nYokluk ateşten gömleği giymek,\nDüşmeden dostunu bilemezsinki.\n\nGüzel olan güzel nazlı,nazlı salınır,\nZengin dünya benim diye kılınır,\nGerçek dost düştüğün yerde bulunur,\nDüşmeden dostunu bilemezsinki.\n\nDevrişoğlum Hak verme düşmana,\nYoksulluk ormanı dar eder aslana,\nGönül nasiyhatım  olsun bu sana,\nDüşmeden dostunu bilemezsinki.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmedim",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nattığın her adımda geriye dönüp \nbu kezde düşmedim deyip sevinmek\nsevinebilmek\nbazen beklentiler\nbu kadar basit\n\n19 Mayıs 2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmek Etrafı Görememektendir",
        "poet": "Sema Figen Akdoğan",
        "poem": "\n\nHayatı derinden yaşıyorum. Oysa kalbimdeki sevginin tüm hücreleri öldü. Ne zaman susturdum yüreğimin sesini hatırlamıyorum bile. Bir dağın zirvesinde sonsuzluğa bakıyorum öylece. Rüzgar saçlarımı dağıtıyor aldırmıyorum. İçimdeki kuş kanat çırpıyor sanki delice. Sarılıyorum kendime sarılıyorum. Gözlerimi kapatıyorum. Karanlık,karanlık değil içimdeki karanlık korkutuyor beni. Aslında ona da aldırmıyorum. Kaybedenlerin cesaretiyle ölmek istiyorum. Hissettirmeden kimseyle dertleşmeden. Bu kaçıncı korkuyla uyanışım.Yüreğim acıyor. Ağlamak istemiyorum. Yastığım sert yorganım ısıtmıyor. Karanlık yoruyor artık beni dipteyim en derinde. Titriyorum. Boğuluyorum. Ağlamak istemiyorum. Ağlıyorum. Hiçbirşey umrumda değil. Farkedilmiyorum ve de farketmiyorum. O kadar yorgunum ki hiçbirşey düşünmek istemiyorum. Mutlu değilim,huzurlu değilim. Ben ben değilim yok ettim kendimi. Gömdüm bir sayfaya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmesini Bileceksin",
        "poet": "Bahtiyar Arslan",
        "poem": "\n\nDüşmesini bilmeyen çocuk\nemeklemesini de bilmez\nemeklemeyen çocuk yürüyemez\nyürüyemeyen çocuk koşamaz\nkoşamayan çocuk büyüyemez\nbüyümeyen çocuk acıyı tadamaz\nacıyı tatmayan çocuk sevemez\nsevmeyen çocuk,\nzaten hiç doğmamış çocuktur...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmeden Bilemezsin",
        "poet": "Ozan Şahini",
        "poem": "\n\nDüşmeden bilemezsin, düş de gör hele oğul! \nNe yanında bir dostun, ne bir arkadaş kalır.\nCebindeki metelik, bittiğinde seyreyle; \nNe yanında bir dostun, ne bir arkadaş kalır.\n\nHele bir yol düş oğul, düş de gör dostlarını; \nBirer birer çekerler, altından postlarını.\nAnlamak mümkün olmaz, anlamsız kastlarını; \nNe yanında bir dostun, ne bir arkadaş kalır.\n\nPara etmiyor oğul, insanlık bu devirde; \nMadalyonun yönünü, hele bir bak çevirde...\nSınamak için bir gün, yatıver bir revirde; \nNe yanında bir dostun, ne bir arkadaş kalır.\n\nYanlış anlama oğul, sözlerime darılma! \nYiyiciyi dost sanıp, eteğine sarılma! \nAç gözünü a oğul, eller için yorulma! \nNe yanında bir dostun, ne bir arkadaş kalır.\n\nKifâyetsizdir oğul, yazılan bu kıtalar; \nÖlümlere eş olur, o en küçük hatalar.\n'Düşenin dostu olmaz'  böyle demiş atalar,\nNe yanında bir dostun, ne bir arkadaş kalır.\n\nŞahini'yim gerçekler, işte böyle acıdır\nBaba ile kardeşler, başımızın tacıdır.\nGerçekte yara saran, ana ile bacıdır; \nNe yanında bir dostun, ne bir arkadaş kalır,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmesin Hüzün",
        "poet": "Metin Yaltı",
        "poem": "\n\nbu günde\nyarın da\n'analar günü'nde \nher günde \ndüşmesin gene de\ngönüllerine hüzün\nanalarımızın\n\nMetin Yaltı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmü Görürüm",
        "poet": "Yüksel Çelik",
        "poem": "\n\nBir güzel görmüşüm ay mı güneş mi\nHayal mi görürüm yoksaki düş mü\nAl al yanaklar kiraz dudaklar\nHayal mi görürüm yoksa ki düş mü\n\nDoyulmuyor edasına nazına\nHayal mi görürüm yoksa ki düş mü\nÖzenmiş yaratmış onu yaradan\nHayal mi görürüm yoksa ki düş mü\n\nRabbim vermiş her güzele bir huyu\nHayal mi görürüm yoksa ki düş mü\nHer şeye yakışır uzundur boyu\nHayal mi görürüm yoksa ki düş mü\n\nKamaşır gözlerim bakamam yüz\nHayal mi görürüm yoksa ki düş mü\nMevlam sürme çekmiş o güzel göz\nHayal mi görürüm yoksa ki düş mü\n\nYüksel Çelik\n8 Ekim 2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmüş Melek",
        "poet": "Emre Uysaler",
        "poem": "\n\nAğlamaktan susmuş melek\nYalan sinmiş kanatlarına\nHer çırpınışta körüklenmiş ateş\nGünah dağılmış etrafına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmüşüm",
        "poet": "Aşık İsmeti",
        "poem": "\n\nDefter oldum kalem oldum dal oldum\nBir yar için ben bu hâle düşmüşüm\nAteş oldum duman oldum kül oldum\nBir yar için ben bu hâle düşmüşüm.\n\nÜmitli ümitsiz gezdim yollarda \nMeyve beklenir mi kuru dallarda \nAşka düşüp gezdim gurbet ellerde\nBir yar için ben bu hâle düşmüşüm.\n\nİsmeti 'yim hatır gönül kırmadım\nBen severken ondan vefa görmedim.\nCeza çektim cefa çektim durmadım\nBir yar için ben bu hâle düşmüşüm.\n\nAşık İsmeti \n\n1934 Yılında Sivas’ın Kahyalı Köyünde doğdu.Sadece Sivas ve İlbeyli yöresi değil Türkiye çapında tanınmış ve tüm edebiyat alemine sanatını kabul ettirmiş bir isimdir.\nHalk şiirini bütün teknikleriyle bilmesi, aşıklık geleneğine vakıf olması ve bildiklerini şiirlerine uygulaması yönüyle günümüz İlbeyli yöresi aşıklarının ustası konumundadır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmüştü Ya Cemreler ",
        "poet": "Halil Şakir Taşçıoğlu",
        "poem": "\n\nNerede o mis kokan, mor menekşeli bağlar?\nAltından şırıl şırıl, akan o sular nerde?\nHani, o karla kaplı, kardelenli mor dağlar?\nNeden görünmüyorlar, gözümde mi var perde!\n\nEbemkuşağı gibi, saf laleler açardı…\nÜzerinden vals yapan kırlangıçlar geçerdi!\nÇiçeklerin teninden, kelebekler uçardı;\nHani, hiç birisi yok, bahar yok mu bu yerde?\n\nKırmızı gelincikler çıkardı, beyaz tenden…\nGüllerin hoş kokusu, yayılırdı gülşenden!\nGeçilmezdi kırlarda, baharın gönlü şenden!\nBu yıl bir melal mi var, nerden düştük ki derde?\n\nÜzüm gibi leylaklar, dalları doldururdu…\nBembeyaz akasyalar, gençleri güldürürdü!\nYaşlılar hep parklarda, zamanı öldürürdü!\nSöylenmezdi ki dertler, erkeklik vardı serde…\n\nSöyler misiniz dostlar, ne oldu bu bahara?\nDüşmüştü ya cemreler, doymadı yer buhara!\nHalkta neşe kalmamış, hepsi kızgın ağyara!\nBülbüllerde hiç çıt yok, ötmez olmuş seherde…\n\nAntalya-2017/03\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşsel",
        "poet": "Ersin Kurt",
        "poem": "\n\nDüşünün ki bir şehir var\nBugüne dek hiç ayak basmadığım bir şehir...\nO şehrin içinde bir kadın\nO bana olabildiğince uzakken\nBen ona nefesi kadar yakın\nDüşünün ki gezdiği tüm yollarda\nArşınladığı bütün sokaklarda\nTopuk seslerini duyabiliyorum\nO kadar yakınım işte ona\nO kadar yakınım diyorum\nVe inanıyorum ki her şey çok güzel olacak\nBir gün batımı gitsem o şehre\nArasam bulsam o eşsiz kadını\nO da beni sevecek,\nBiliyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşsel Diyalektik",
        "poet": "Özgür Deniz Akdeniz",
        "poem": "\n\nsokağımda ışık\n gözümde fer yok \nyoruldum bu patırtıdan\noysa ben istemezdim ki boş bira ve meşrubat şişeleri arkasındaki umarsız ve gayesiz arkadaşlığa bakmayı.\nyaşamak her bahar bir ağacın dalında yeniden doğmak değildir oysa \nyaşamak vurunca sarsıntılar içindeki boş şişenin dibine vurmak değildir savunmasız suratımın ortalık yerine\nve katışıksız mutlak inanç özündeyse insanın yaşam yaşamaya değer.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşse Gitse",
        "poet": "Rıdvan Küçük",
        "poem": "\n\nYare akan gözyaşı düşerse\nBu sudan göl olmaz\nDamlaya damlaya\nBir olmaz bu yaşlar\nGöle karışmaz \nVe görürsün su yüzünde\nYare akan gözyaşı düşerse\nBu sudan içilmez\nİçin geçer içerlere doğru\nYürür yorulursun\nAma elin düşer ulaşamazsın\nYare akan gözyaşı düşerse\nYarin düştür \nVe ağlatan soğuk bir düşse\nDüşünür durursun\nBu düş yakamdan\nDüşse gitse\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmüş Peşe",
        "poet": "Kemal Berk",
        "poem": "\n\nDüşmüş peşine şu azgın aslan\nHem hırlayıp hemde hızlı koşarken\nAcımadan ceylanı da yorarken\nBir de görsen ceylanın boğazı sıkılırken\n\nNe laf dinler, kim durdurur aslanı\nAslana benzeyen insanın zalimi\nPerişan ediyor şu önüne çıkanı\nAğlatıyor feryat eden insanı\n\nHer yerin farklıdır, aslanı çakalı\nYarışırlar dağda kurt ile kaplanı\nMeydan kapmada ister galip olmayı\nYırtılan benzer tüfekçi Bekir’in yakası\n\nCeylan düşmüş acı feryat ederken\nOrdan geçen bir kez olsun bakmazken\nArada bir bıyık altı gülerken\nAğlayanı bir kez olsu görmezken\n\nBir bakalım şu hayvanın kendine\nHayvan bile zarar vermez nesline\nHayvan ruhlu insane, ermezse Kemal’e\nZarar gelir ceylan gibi neslime\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşsel Sorular",
        "poet": "Sabri Güler",
        "poem": "\n\nDÜŞSEL SORULAR…\n\nDüş kurmak kimsenin tekelinde değil\nDüşlerden bir düş\nSeninde payına düşer elbet\nOlmadı, gerçekleşmedi\nMevcuttan düş\nKur kendine gerçekleşmesi muhtemel yeni bir düş\nCanını yakmasın\nHazin olur yükseklerden düşüş\nSen kendi payına sevdiklerini de kat\nKur düşlerinde yaşanılası bir hayat\nBir deniz kenarı mı özlersin\nBir dağ başı, bir orman mı? \nBir akarsu kenarı mı düşlersin \nİçinde alabalıklar oynaşan\nYoksa tek katlı bahçe içinde\nÇiçeklerle bezeli bir ev mi? \nYanında sevdiğin\nÇocukların mı olsun istersin boy boy\nSağlıklı ve cıvıl cıvıl\nEtrafında koşuşan\nHangisini istersen\nDüşlerine onu ekle\nHayali olmayanın yarını yoktur\nSen doğacak yeni günü, yarını bekle…\n\n                                             12/05/2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşmüştü Yüzün",
        "poet": "İbrahim Kılınç",
        "poem": "\n\nGüzelim dün gece,düşmüştü yüzün,\nİçime dert oldun,gönlüme hüzün.\nSon sıkıntı bunlar,kısmetse yazın,\nİçime dert oldun,günlüme hüzün.\n\nSabır biraz böyle kalmayacağız,\nSen orda ben burda olmayacağız,\nDaha açılmadan solmayacağız,\nİçime dert oldun,günlüme hüzün.\n\nBilirim üst üste geliyor herşey,\nDerdi bilip derman olmamak zor şey,\nUnutma güzelim bu gerçek tek şey,\nİçime dert oldun,günlüme hüzün.\n\nAğzımdan çıktı ya dönmem sözümden,\nSevda nameleri gelir sazımdan,\nKendine bir manâ çıkar yazımdan,\nİçime dert oldun,günlüme hüzün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşsel Düşünsel",
        "poet": "Beyza Beyza",
        "poem": "\n\nDüş mü, gerçek mi ayrımsallığında, nedensel-sorgusal dehlizlerin içinden hayalden gerçeği ayrıştırmaya çalışıyorum.\n\nDüş gördüğümü gerçek, gerçeği ise boşvermişlik anlatımsallığı içinde hiçe sayıyorum.\n\nArtık düş mü, gerçek mi onu da önemsemiyorum.\n\nBuhransal yaşam kesitleri yerine ruhumu düşsel düşünsellerde dolaştırıyorum.\n\n20/12/2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşsel...",
        "poet": "Mustafa Kuz",
        "poem": "\n\nBulut olsak,\nTutunsak birbirimize,\nYağsak tüm güzelliklere,\nÇimlere,ağaçlara,\nSevgiye hasret açlara...\nUlaşsak kaynaşıp koca denizlere...\nRüzgar olsak seninle\nFırtınalar doğursak\nSüpürsek dünyayı\nTüm kötülüklerden...\nSonra sen bir peri olsan; \nBen de senin emir eri,\nKursak dünyayı yeniden,\nDoldursak içini insan gibi insanlarla\nSavaş,açlık,yoksulluk,\nNefret nedir bilmeyen...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşseme",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ndüş\n\ndüş düşü\n\ndüş düşü düşüver\n\ndüşü düşün düşünü düşünüver\n\ndüşünce düşünceye düşünceye düşünce düşünüp \n\ndüşünceyle düşe düşüp düşünün düşte düşten \n\ndüşten düşe düşü düşürüp düşür beni düşüne\n\ndüştü düştüm düştüğüm düştüğüm düşün düştün mü ardıma \n\ndüşle düşleme düşlemi düşlemiyor düşlemi düş düşledim düşlerim seni\n\ndüşle beni düşürme ozan efeyi düşürdün düşü düşe\n\n011208 denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşsün yıldızlar durdukları yüzden,gökyüzünden...",
        "poet": "Nihat Dursun",
        "poem": "\n\nerisin ay...\ndüşsün yıldızlar\ndurdukları yüzden\ngökyüzünden...\n\n08 Aralık Cumartesi,02,45\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşsüz Gülüşler",
        "poet": "İsmail Eser",
        "poem": "\n\nBugün hava kan kırmızı.\nBelli ki yine sen yağacaksın,\ntedirginim, olur da hazırlıksız yakalanırsam diye,\nçünkü almamıştım üzerime düşlerimi.\nYağacaksan eğer,\nher damlan temas edecek tenime bilirim,\nbenimki bir düş yangını değil\ndüş katliamı olur senin kan kırmızı damlaların'la,\nkim bilir.\nBelki de doğal afet ilan edilir sele karışan gülüşlerim.\n\nBugün hava yine kan kırmızı,\nsen yağmamalısın,\nbenim senin gibi bir kurtaranım yok artık.\nDaha bi temkinli umutlarım yarın'a.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşten Öte",
        "poet": "Cengiz Alpaslan",
        "poem": "\n\nDüşten Öte\n\nBazı anlarda hiçbir şeyi her şey yapan\nDüş müdür,şiir midir, kuşlar mıdır\nYa da yalnızlık ya da ayrılık mıdır\nHer şeyin üstüne güneş gibi\nDüşen nedir\nDur ben söyleyeyim\nİnançtır inanç\n\n                                                                                       Dicle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşte Öyle Gör",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nBitmez çile ömür gelir yarıya,\nKimse bakmaz bal yapmayan arıya,\nMaskara olursun çoluk çocuk karıya,\nDost kim düşman kim düşte öyle gör.\n\nVar gününde ağam paşam diyenler,\nGirip çıkıp gelip gidip yiyenler,\nKaçar fakir olduğunu duyanlar,\nDost kim düşman kim düşte öyle gör.\n\nYalan değil gerçek duysun cümle alem,\nEşin dostun bile vermiyor selam,\nDünyanın düzeni böyle vesselam,\nDost kim düşman kim düşte öyle gör.\n\nVarsa paran çoktur itin köpeğin,\nBekçisi çok olur dış kapığın,\nKesilirse haktan gelen kepeğin,\nDost kim düşman kim düşte öyle gör.\n\nOlanları akıl mantık almıyor,\nCahiller nankörler kıymet bilmiyor,\nGerçekçi insanda dostluk ölmüyor,\nDost kim düşman kim düşte öyle gör.\n\nVeysel der göz görer çoktur örnekler,\nAkıllı insan bu nesilden ne bekler,\nSonradanda acı olur gerçekler,\nDost kim düşman kim düşte öyle gör.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşte Gör",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nDost ile düşmanı anlamak için,\nKambur tutar sırtın ağarır saçın,\nGözlerin kan ağlar için ezilir niçin,\nDostun kimmiş düşman kimmiş düşte gör.\n\nBir gün olsun bitmez olur dertlerin,\nMaskarası olursun olur olmaz itlerin,\nDışlar seni yakın aile fertlerin,\nDostun kimmiş düşman kimmiş düşte gör.\n\nBozuk bu dünyanın bozuk dengesi,\nTanıyamazsın dost ile düşmanı hangisi,\nHançerdende beter olur dostun süngüsü,\nDostun kimmiş düşman kimmiş düşte gör.\n\nCan çırpınır çile çeker bedenin,\nİstesende olmaz teselli edenin,\nNe gelenin olur nede gidenin,\nDostun kimmiş düşman kimmiş düşte gör.\n\nBir acayip dünya hayat zor olur,\nDostun gider düşmanına yâr olur,\nŞaşla yatan şaşı körü kör bulur,\nDostun kimmiş düşman kimmiş düşte gör.\n\nVeysel derki aldım hayat dersini,\nİyi kötü geçtim yaşam kursunu,\nGelende gidende senden alır hırsını,\nDostun kimmiş düşman kimmiş düşte gör.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşteyim",
        "poet": "Vedat Okkar",
        "poem": "\n\nSevda yüklü bulutllar günaydın dedi bana bu sabah\nSevgiyi toplamışlardı dün gece\nKırmızı bir gülün kokusunda kondular pencereme\nYüreğimi uzattım penceremin pervazına,\nBulutların seyretmek üzere\nDaldım gittim onlarla uzaklara\nSesimin gittiği gibi tatlı tatlı gülüşlerle\ngülüşünü özlemişim o güzel sesinide\nKalp atışlarımın hızlandığını hissettim bir anda\nBulutların arasından bir melek bana doğru süzülüyordu\nOnu seyretmek haz veriyordu insana\nKanatalarını çırpışındaki çıkardığı ses hala kulaklarımda, bir müzik gibi ritmik gıda veriyor insana hayat veriyor bana.\nSaatlerce seyrettim bana doğru gelişini\nMutluluk verici\nTabiki mutluluk verecekti \nÇünkü güzeller güzeli bir melekti\nKalbimin sıcaklığı gönlümün sarhoşluğu\nHislerim Duygularım Düşlerim\nYada ben sadece düşteyim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşteyim",
        "poet": "Mutluhan Kurt",
        "poem": "\n\nyüzün aklıma düştükten beri düşteyim\nbeyaz bir şehrin\nbeyaz bir şiirinde seni yaşamak\nve anlamak güzelliğini\nbin kere bakıpta\nbir görmeyle...\n\ndüşteyim\ngözlerine çizilmemiş bir ırmakta\nhayatıma bir çeki düzen vermeden\ndağınık bir halde seviyorum seni\ngüneşe yaslanmış bir kaç dağ\nve sevdiğini düşünen bir adam var şu an aklımda...\n\ndüşteyim\npaylaşmak istediğim herşey yarım\nbir şiir, bir gül, bir mevsim\n-ki mevsimlerden kaçardın\nşiire dokunmamak için\ngül kırılırdı-\nsende yarım kalıyor herşey\nyarım sende kalıyor\nyaram sende kanıyor\ngör, ağla...\n\ndüşteyim\nkendimden habersiz\nbir sevinç ilikliyorum göz yaşlarıma\nyaralı bir sevinç\nkuruduğu yerden akmaya başlıyor\nsana yazılmış şarkılar...\n\nyazık; \nyıldızlara saklanmayıda bilmiyorsun\nyüreğimde ağlamayıda...\n\ndüşteydim sanıyordum\nsenin düşünde\nmeğer kendimi kandırmışım\nkendi sesimle...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşte Sanın",
        "poet": "Jale Keskinkılıç",
        "poem": "\n\nDÜŞTE SANIN\n\tÇoktan unuttum\n\tSiz devam edin\n\tAklım sizde sanın\n\tBenim derdim özde,\n\tBir içten sözde\n\tSiz beni \n\tKaşta göz de sanın\n\n\tHep derim zaten\n\tHep söyleyeceğim\n\tÖnemli olan fizik değil \n\tMüzik müzik\n\tİçimin müziği \n\tO kadar hoş ki.\n\tSiz yine tam tam sanın\n\n\tBıktım sizle uğraşmaktan \n\tSizleri seviyorum dedim \n\tTakmadınız\n\tBir güzel şiir getirdim \n\tBakmadınız \n\tKendini düşünmeyeni \n\tBen ne yapayım\n\tBir arpa boyu \n\tYol aldım\n\tSiz beni yine \n\tHiçte sanın\n\n\tNasıl bağlıyayım\n\tŞimdi sözü\n\tBulduk  mu? Dinleyeni \n\tBulduk mu? Bizi \n\tNe o? Sıkıldınız mı? \n\tBu kadarcık söze \n\tKırıldınız mı? \n\tNe yapayım şimdi \n\tNasıl barıştırayım\n\tBıktım usandım zaten \n\tKendinle barışık olmayan sizi\n\tNe fizik çözebilir\n\tNe müzik\n\n\tBıraktım kalemi\n\tDenklemi siz çözün\n\tSon söz \n\tSon ipucu\n\tBiz düşleri çoktan aştık\n\tSiz bizi yine \n\tDüşte sanın… \n\nJALE KESKİNKILIÇ      13-3-1994\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düştü",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nDüştü\n\nAşkımın baharında\nBir fırtınalı kış günü.\nDondurduk çilesini\nBizde aşkımızın\nYeşil dağlara\nZamansız kârlar yağmış gibi\nMutluluk kapısını\nFırtına kapattı ansızın.\nDağıttı tarumar etti\nGönlümün gül bahçesini\nBir çırpıda kader.\nKimine güller düştü\nBana da zehirli dikenler\nDüştü\nMutluluklar sunarken\nSevenler sevdiğine\nBenim bu öksüz gönlüme\nAcı ve ızdıraplar düştü.\nHalil Çolak haziran 1980\nErzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düştü...",
        "poet": "Ahmet Özyılmaz",
        "poem": "\n\ngözlerin en güzel düştü.\nkor gibi gönlüme düştü.\nkolay alınmaz sanırdım,\nbir kez baktın, kalbim düştü! ..\n\n27 Aralık 2005\nAfyonkarahisar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşten Şiire",
        "poet": "Hayrettin Geçkin",
        "poem": "\n\n\tİnsan düşlerken tanrıdır gerçekten de. Yaratıcılık düşte, düş gücünde gizli çünkü. Verili olan, var olan daima sınırlayıcıdır. Sözgelimi “üçgen” sınırlı bir düzlem, “düşgen” se içine sonsuzluğu alan bir sınırsızlık. Düş insanı sonsuzluğa, sınırsızlığa ulaştırır. Eğer şiir bir dil işi, el değmemiş duyarlıklar, yenidünyalar kurma işiyse, bu düşle olanaklı; sözün yeni anlamlar giyinmesi, dilin yeniden yaratılması biraz da buna bağlı.\n\n\tBu bildiriyle amaçlanan, şiiri diğer yazın türlerinden ayırmak, farkını koymak ve şiirin bir anlatma, açıklama ve betimleme aracı olarak değil; aklın, bilginin ve dilin sınırlarının zorlanması sonucu ortaya çıkan ve insanda duyarlıklar uyandıran yeni bir gerçeklik olarak da algılanmasına yardımcı olmak. Ama bunu düşün şiir dünyasına sunduğu olanaklarla yapmak. \n\nŞiir aslında bir sonsuzluk duygusudur. Bir sınırlanmama arzusu… Fakat bunu onun yüzüne karşı söylemek gerek. Kanımca ozan, bunu söyleyebilmek için bir takım düşlerden, düşlemlerden süzmesi gerekir kendini. Bir miktar sonra’ya yakın durması, imkânsıza sürtünmesi biraz da...\n\nBunu yaparken sözcüklere de çok iş düşecek kuşkusuz. Çünkü ozanın malzemesi sözcükler. Bir duvarcı ustasının taşları birbirine sevdirmesi nasılsa ozanın da sözcükleri birbirine öyle sevdirmesi gerekmektedir. Fakat sözcükleri düz ve tek anlamlarıyla bir araya getirirse düz yazının tuzağına düşer. Önemli olan onlardaki yasak, aykırı ve gizli yanları buluşturmak ve biraraya getirmektir. Şiire sözcüklerin dar geldiği anları yaşatmak...\n\nİmge sonra, olmasa olmaz! Bu nedenle, ya tek tek sözcüklerle ya da metnin tümünde damgasını vurmalı şiire. El değmemiş sevinçler, el değmemiş duyarlıklar çıkmalı ortaya. Uzaklara açılmalı insanın düş kapıları, daha daha uzaklara... Yaşanmamışlıklara, gidilmemişliklere… Tek anlamlar zora girmeli, derin boşluklardan ve susmalardan geçilerek çok anlamlara ulaşılmalı, kurulmamış dünyaların kapısı çalınmalı. \n\nHani bir öykü vardır, çok anlatılır: Bir ressam, manzara resmi yapan bir ressama; sakın koyun resmi yapmayın demiş. Biri çıkar koyunu sizden çok benzetir. Başka biri ondan da çok benzetir. Ama doğa kadar hiç kimse koyunu koyuna benzetemez. İyisi mi gördüğünüzün değil, görmediğinizin resmini yapın. \n\nBu öyküyü ozanların da üst üste birkaç kez okuması gerekir. Var olanı, verili olanı türlü biçimlerde betimlemenin hiç gereği yok çünkü.\n\nGörüntüde olmayanı görüntüye getirecek olan ozandır. Verili olanla değiştirilecek olan yeni gerçekliği de… Ama bunu yaparken anlatma yolunu seçmeyecek kesinlikle; bir miktar öyküyle, daha çok da romanla başı belaya girer yoksa. Her şeyden önce duyarlıklarına dokunacak okurun ve onun anlama eşiğinde tepinip duracak. Şiirdeki izlek, tasarım, derin yapı ve geniş yüzey birbirlerinin içinde eriyerek ve estetik bir derinlik kazanarak sağlayacak bunu. Dilden öte dile geçerek, düşten düşe taşarak… Bir anlamda düşe de yetkinlik kazandırarak yapacak bunu. İnsanlığa doğru gelişmemiz bir bilinç zenginleşmesi ile olacaksa bu çocukça duygularımızın çevreye geniş ölçüde uyumuyla olanaklı, bu da düşün yetkinlik kazanması ve de toplumsallaşması demektir zaten. \n\nBurada düşü de şiiri de tanımlayacak değiliz. Ama düşle şiirin aslında bir birleriyle her daim sarmaş dolaş olduklarını ozan bilmelidir. Belki de düşlerin kat yerlerine gizlenmiştir şiir. Sorun onu bulup ortaya çıkarmakta. Eğer düşler, düşlem şiirin atmosferi; çoğu kez de onu sonsuzlukla besleyen gıdası olarak kavranmazsa, şiirin her hangi bir iletisinin olması yadırganabilir. \nDüşler tıpkı güneşten çıkıp yeryüzüne gelen ışık ışınları gibidir, ışık ışınları nasıl yeryüzüne çarparak ısıya dönüşüyor ve yükselerek havayı ısıtıyorsa, düşler de gelip şiire karıştığında anlamlanıyor, böylelikle diğer yazın türlerinden farklı ve iletisi olan bir metin ortaya çıkıyor. Sözcüklerdeki anlam üst bir anlam kazanıyor. Tek anlamdan çok anlam elde etmek söz konusudur burada. Şiirin bir sanat eseri olarak ortaya çıkmasında bu süreç çok etkindir. Ozan maddesine düşlerin de yardımıyla özgürlük kazandırmıştır. Bizi uzak kıyılara ulaştıran köprüler kurmuştur.\n\nOzanın üretimi olan şiir, onun bir bakıma parmak izi gibidir. Başka ozanlarla benzer düşlerden beslense de dilin olanaklarından yararlanmak için aynı derinliklere inilse de bu böyledir. Bir ozan bir başka ozandan etkilense de bu böyledir. Ancak taklit sırasında parmak izleri birbirine karışır. Bunu önleyecek olan şey düşlerin sonsuzluğu ve içinde sonsuz yaratıcılık olanaklarının bulunmasıdır. Dilin sınırlarının zorlanması, bir öte dile geçişin olanaklarının yaratılması da yine bu gerçeklikle ilişkilidir. Ozan olmaya soyunan kişi bu farklı dünyayı keşfedemese şiir evreninde boşu boşuna yer kaplamış olur. Öyle ki bir ozan şiirinde “Afrika menekşesi” tamlaması kullanmışsa, aynı zamanda başka bir ozanın “Sibirya kardeleni” tamlamasını kullanma hakkını elinden almıştır neredeyse. Çünkü şiir evreni tekrarları içine alacak bir genişlikte değildir. \n\nHolderlin’in roman kahramanı Hyperion; “insan düşlerken tanrıdır, düşünürken dilenci” sözüne yeniden dönecek olursak göreceğiz ki düş, hem dile hem de var olan gerçekliğe yeni bir boyut kazandırmaktadır. Ve yine görülecektir ki insanın düş gücü devrede olmasaydı düşünce sistemleri böylesine geniş alanlar kazanamayacaktı. Var olanla, verili olanla yetinmek zorunda kalınacaktı.. Böyle bir dünyanın ne kadar sıkıcı olduğunu düşünmek çok zor değil. Belki de burada küçük bir ara verip, Jules Verne’in Ay’a Seyahat’ini ve onun yol açtığı sonuçları düş açısından anımsatmak gerekir. \n\nBir çocuk nasıl masal dünyasına girmeden, onu solumadan kendine ulaşamazsa, ozan da göğsüne aldıkları sözcükleri düşlerin içinden geçiremezse şiire ulaşamaz. Şiirde aslolan günübirlik hayatın sınırlarını zorlamaktır. Gündelik dili geçmektir. “Ozan, bütün duyuları uzun süre, sonsuzca ve bilinçle karıştırarak, düzensizleştirerek kâhinleşir” diyen A.Rimbaud’u kavramaktır.  “Tüm şiirlerin akıldışı olduğuna katılıyorum, artık bunun karşısında şaşkınlık duymayanlar, şiiri duyabilirler mi hiç? ” diyen Louis Aragon’u da tabi... Çünkü her iki ifadede de düşe müthiş bir vurgu vardır.\n\nBir ozanının şiirinin şiir olması nesnenin ötesine geçmekle olanaklıdır. Ne var öyleyse nesnenin ötesinde? Düş! O halde düşler sayesinde rahatlıkla yarını dünyamızın bir parçası sayabiliriz, şiiri dünyaya eklenmiş boyut sayabiliriz. Mantıksal olmayana aklın içerisinde yer bulabiliriz. Yaratıcı gerçekliğe doğru yol alabiliriz. Elbette ki bunu düş yardımıyla başarabiliriz. Düşlerimize serbest dolaşım hakkı tanımış olursak bunu başarmış oluruz. Güzel ve iyi için “deney üstüdürler” diyen Melih Cevdet Anday’ı da doğrulamış oluruz elbette ki. \n\nDüşler işe karıştığı ölçüde bir ozanın dünyaya dair öngörüleri artacaktır kuşkusuz. Gelecek beklenen bir şey değil, yapılan ve yaratılan bir şey olarak algılanmaya başlayacaktır. Şiirin insanların birtakım ortak duygularını dile getirmek olmadığı, aksine yeni ve farklı şeyler söylediği açığa çıkacaktır. Bu durum dilin estetik olanaklarıyla buluştukça şiir eğlencelik olmaktan çıkacak, ozanı da okuru da huzursuz edecektir. Şiir bir sanat ürünü olarak güzelin araştırması olduğu için, bu araştırma insanda bir takım huzursuzluklara yol açacaktır. İnsanı geliştiren estetik haz, işte bu huzursuzluktadır. İnsan varlığından rahatsız olmayacağı ikinci bir dünyaya, bu huzursuzluğun verdiği bilinçli bir bilinçsizlikle ulaşabilir ancak. Sınırlanmışlıklardan kurtulmak da buna bağlı. \n\nDoğayla gerçek anlamda bir sevgili yakınlığı kurmak, kişinin kendini ortak aklın egemenliği dışında bir yerde yakalaması, kendisindeki gizli güce ulaşması, öfkeden sevgiye, bir gerçeklikten yeni bir gerçekliğe geçebilmesi başka türlü olanaklı değil. Zamanın ve mekânın sınırlarını zorlaması da… Evet, evet! Bunu düşten başkası sağlayamaz.  Özgürlük duygusunu kimse kışkırtamaz başka türlü. Dile meydan okuyamaz. Doğadaki nesnelerin yerini değiştirme hakkını ozan başka türlü elde edemez. Dahası böyle olmamış olsa dış dünya ozanın içinde eriyemez. Güzele dokunamaz, şiirin yaşadığı ülkeye giremez. Duyu ötesi şeylere ulaşamaz. \n\nOzanın bilinçli bilinçsizliğidir ki duygular, coşkular, istençler; şiirsel hale gelirken bilinçle düzenlenerek estetik değer kazanır. Şiiri, şiir olmayan şeyden ayıran bu düzenlemedir. Taşın heykele dönüşerek yücelmesi, merdivene dönüştüğünde silinmesi gibi bir şey. Bir yeniden yaşam kazandırma hali.\n\nDüşler anlam ötesi boyutlara götürür ozanı; düşlerin yardımıyla elde edilen imgeler de öyle. Burası, anlamı aktarmada dilin sınırlarının aşıldığı yerdir. Bilinmeyenler ancak bilinenle açıklanır burada. Şiirin bir ürperti olduğu an. Ya da bir terk ediş anı. Artık, düşlerin de düşüncenin alanında olduğunu söylemek olanaklı. Ve de dış dünyanın iç duyarlılığın bir aracı olduğunu söylemek. Düşün bilincini belirleyen şey onun gerçek kavramını bile bile yitirmiş olmasıdır demenin tam sırası. Kaldı ki düşler şiirle buluşmadan mantık kendi zincirinden nasıl kurtulur? Yahut kurtulabilir mi? \n\nC.Caudwell diyor ki: “Şiir insanların yüreklerindeki ölümsüz istekleri değiştirmeksizin, yüreğini yeni bir amaca uydurur.  İnsanı, daha üstün bir gerçeklik dünyası olduğu için, içinde bulunduğu gerçeklikten daha yüce olan hayal dünyasına atarak yapar bunu: Henüz gerçekleşmemiş daha önemli bir gerçekliğin dünyasıdır bu; gerçekleşmesi, ona hayal olarak katılan bu şiire gereksinme gösteren bir dünyadır. Bu dünyada her hataya yer vardır, çünkü şiir, henüz dokunamadığımız, koklayamadığımız ya da tadamadığımız için şairane olan, hayal olan bir şey sunmaktadır. Ama ancak bu yanılsama aracılığıyla başka türlü var olamayacak bir gerçeklik haline dönüşebilir.\n\nBu yeni gerçeklik, bir takım imgelerin, simgelerin aracılık ettiği düşler ve düşlemlerle şiirsel metin elde edildiğinde nesnellik kazanır. Verili gerçeğin sınırlarını zorlamaya başlar. Ozanın içgüdüleriyle yaşantısı arasındaki çelişkinin yarattığı gerilim sonucudur işte şairin tanıştığı bu yeni gerçeklik. Kuşkusuz bunu sanat eseri yapan özelliği ise insanlığa doğru gelişmişliği, gerçekleşme olgusuna yakınlığı ve yaşamla doluluğu; bir üst dil, bir öte dil olarak da ortaya çıkışıdır. Bu, özgürlüğün bir kez daha zorunluluğun bilincinin artırılmasıyla genişlemesi ve düşün toplumsallaşması demektir.” \n\nEğer düşlerin ve bilinçaltının şiire kattığı olanakların izi sürülecek olsa Baudelaire’den, Dostoyevski’den daha da gerilere gitmek gerektir. Shakespaere’den Dante’ye kadar belki de… Kendi şiirimizde Nazım, Dağlarca ve pek çok ozan bu özellikte okunmalıdır.\n\nŞiirin, düşler yüzünden mekânları boşalttığını ve insanı bir tür sınırsızlıkla çevrelediğini yeri gelmişken belirtmeliyiz. Şiirin şimdisinin olamayacağını, gösterdiğinin görülmeyen, görüntüye getirdiğinin görüntüde olmayan olduğunu da…\n\nHer şeyden önce “şiir özel bir düşünme biçimidir.”  Yani imgeler, simgeler ve düşler yoluyla düşünmedir. Onu özel kılan, diğer yazın disiplinlerinden ayıran yan bu. İnsanı gerçekliğe karşı korumaması ama gerçekle kapışabilecek yüreklilikte tutmasında bu yanın payı büyük. Ozan, gerçeklikten içgüdülere, oradan algının uçlarına akarken düşlere sürtünmeden edemez. Bizler güzeli ve bir takım estetik hazları bu sürtünmeden dolayı yaşarız.  Bu arada  “tersine çevrilmiş bir cins düş”  olan şiiri, düşle bilincin yan yana getirilmesi olarak anlamak, bunun da ozanlığın ayrım çizgisi olduğunu belirtmek gerekiyor.\n\nHayrettin Geçkin\nKocaeli Üniversitesi-1.Ulusal Şiir Kongresi’ne sunulan bildiri- Mayıs-2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DüşTü",
        "poet": "Şule Aydemir",
        "poem": "\n\n.\n_______________-ah benim kelebek gön(ül)   lüm\n\n... …\n\ndüş …\ndüşün-düğüm …\ndüş-ün …\ndüş-ün-e düştüğüm …\ndüş\n... …\n\n\n\n*kalemi gönülden mürekkepli kadının günlüğünden \nMurat Avcı (Mavcozan) ' a ıthafen....\n30-31.07.2005 İst.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düştü",
        "poet": "Hasan Kocabaş",
        "poem": "\n\ngüller arasından fışkıran sular \nşırıl şırıl sözün özüne düştü \ngizlice gönülden gönüle akan \nnur yeniden dünya yüzüne düştü \n\ndağıldı bulutlar yol buldu güneş \nmağara kuşunun gözüne düştü \nçevre çevre sardı ilahi ateş \nakrebin ağusu özüne düştü \n\nçağ bir kılıç gibi kuşandı aşkı \nçünkü aşk şairin sözüne düştü \nsanmayın sadece düştü bahara \nyazına kışına güzüne düştü \n\npırıltısı bile yetti aşığa \nmutluluğun izi yüzüne düştü \nyaklaştıkça arttı cezbesi yarin \ntatlı bir hasretin közüne düştü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düştü Düş",
        "poet": "Akın Dursun",
        "poem": "\n\ndüştü kirpiklerime,\nsonbahardan kalma yağmur damlaları \nzeytin dallarında oynaşırken kuşlar\ngelip yerleşiverdi birden \nayak seslerin kulağıma,\nunutulmaya yüz tutmuş ne varsa \nşimdi hepsi serçe yuvalarında. \n\ndüştü gözlerime, \nsonbahardan kalma kurumuş yapraklar,\nnasılda yürürdük \nsevgiye, çırılçıplak soyunmuş ağaçların arasından\nnasılda ısıtırdık ovuşturarak üşüyen ellerimizi \nşimdi hepsi\ndalından yenice ayrılan bir yaprağın üzerinde,\ndüş-mekte…\n\ndüş-tü gördüklerim \nneye, kime baktıysam… \nyüreğimdeki yangının tam ortasına, \nsonbahardan kalma bir sevda şarkısıyla, \ndüştü hep… düş-tü…\nkanadı kırık baharın yanaklarına\ntitrek bir mum alevi gibi\ndüştü hep düş…\n\n25 Eylül 2006 23:49 Burdur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düştü karaya beyaz",
        "poet": "Ramazan Ateş 2",
        "poem": "\n\nNice arkadaşlar bilirdik \nSesi hala çınlamakta\nYaşanmışlıklarda birdik \nBir zaman \nGünlerde ilkbahar yaz\nYüreğimde ayaz\nDüştü karaya beyaz...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düştü! ..",
        "poet": "Şükrü Aktaş",
        "poem": "\n\nBilemedim; hayal ya da bilinmez düştü\n\nZamansız zamanda gönlüm sevdaya düştü\n\nNazlıma hasret, bana hasret bir can düştü\n\nNazlımdaki o nazlarım da nazdan düştü !...\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düştü Masken Avrupa...",
        "poet": "Mehmet Arslan 3",
        "poem": "\n\nOrtasında bugün vahşet var,                                                                     medeni Avrupa’nın,\nSırp milisler sanki,                                                                                        öcünü alıyor haçlıların,\nkurşunlanıyor minareler,                                                                             yıkılıyor köprüler,\nIrzına geçiliyor,                                                                                                 Bosna Hersekli kadınların…                                                  \n\nAh Avrupa Avrupa!                                                                                     Bu kadar mı İslam’a kinin,\nEmanete yazık,                                                                                          kirletiyorsun dedelerimin,\nMazide kalan her savaşta,                                                                                                      biz böylemi yapmıştık,\nÇocuk, kadının, yaşlının,                                                                                              yüreğini mi yakmıştık…                                               \nYıl bin dokuz yüz doksan ikı,                                                                     ben evdeyken bir sabah,                                          \nGözlerim haberleri,                                                                                      dinleyerek uyanıyordu,                                                                                              Sırp zalimleri sessizce,                                                                  masumları tarayarak,                                                                                 Yeniden dünyada,                                                                                                    din savaşlarını başlatıyordu…       \n                                                                                                                      Uyumuyorlar zalim                                                                                                   Sırplar,                                                                                                   gece gündüz  pusuda,                                                                                   Bebekler beşikte,                                                                                        delik deşik kadın ve çocuklar,                                                                                              Avrupa suskun, Almanya tilki,                                                             sessizce uykuda,                                                                                       Hani insan hakkı,                                                                               yazıklar olsun, size yazıklar… \nİşte bir defa daha Avrupa,                                                                                            düşürdün maskeni,                                                                                          Öldürürken zalim Sırp milisler,                                                                masum sivilleri,                                                                                       Kolluyorsun haç uğruna,                                                                                                   çığlık atan katilleri,                                                                                     Unutma! Yaz, bu caniler,                                                                          vuracaklar bir gün seni.. \n                                                                                                                                                                                                                              Görülmüş mü böyle zulüm,                                                                                            Avrupa’nın göbeğinde,                                                                               İnsanlar açlık ve hastalıktan,                                                                                         iskelete    dönmüş,                                                                                                     Bu halde çoluk, çocuk,                                                                                           işkenceyle öldürülmüş,                                                                                   Medeniyet, insan hakları,                                                                   havarileri nerde?                                                                                         Avrupa insan değil misin,                                                                                                         göz yumuyorsun kasten,                                                                                            İnandıramazsın ya dünyayı,                                                                                                   artık düştü masken…                                                                             \n                                                               Samsun-1992\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düştü Siyah Perçemim",
        "poet": "Melahat Temur",
        "poem": "\n\nDüştü Siyâh Perçemim\nHenüz dolunay iken yârin bağında güldüm \nŞimdi kocadın dedi düştü siyâh perçemim \nİçerim kan ağlarken tebessüm edip güldüm \nDokundum tellerine yaştı siyâh perçemim \n\nHilal parlak görünür ayın ilk evresinde \nSaçın süpürge eder döner yâr çevresinde \nVefâsızın gözünden düşer son devresinde \nDöndü maziye daldı pişti siyâh perçemim \n\nNe söylersen boş dedi,geçti nisan akşamın \nGökyüzüne dönde bak sönük durur encâmın \nOnsekiz de değilsin sürünüyor endâmın \nSenin çektiğin mihnet yaştı siyâh perçemim \n\nBüyümüştü gözünde saçıma düşen aklar \nÇam kokusu gitmişti değiyordu budaklar \nDedim benim yerimi ılık bir meltem paklar \nDöndü baktı yüzüme şaştı siyâh perçemim \n\nZamanı geldiğinde solar dalında yaprak \nBir hayale dalarak aynaya bakar tarak \nNarin ince dişleri elinde olur orak \nYoldururken saçları koştu siyâh perçemim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düştüğüm düşler",
        "poet": "Orhan Tuncay",
        "poem": "\n\nGece hep başladığı gibi biter mi? \nSabah sulara yansır  mi yıldızlar? \nTalih, altıma kırmızı halılar serer mi? \nKapı ardında beni bekler mi ilkbahar? \n\nGülü eşsiz kılan üstündeki diken mi? \nYoksa bülbül kırmızı renge mi kanar? \nYaşam, ben düşlerken başıma gelen mi? \nYoksa gönlüm düştüğüm düşlere mi kanar?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düştüğüm yer",
        "poet": "Zafer Zengin Etnika",
        "poem": "\n\nDüştüğüm yerdeyim hala\nToprak kokar burnuma\nG ö k y ü z ü  y i n e   m a v i \nDüştüğüm yerdeyim hala\nM e v s i m  b a h a r\nYine ayrılık var\nGökyüzü yine mavi...\n\nG e c e olsa / S e v i ş s e m  kavuşunca\n\nOkumasan ayrılığı bana\nZıvana takamadım aklıma\n\nGökyüzü yine mavi...\n\nGece olsa/Sevişsem kopunca\nD ü ş t ü ğ ü m   y e r d e y i m\n\nBeklemek\nİlk bildiğim şeydi\nD o ğ d u ğ u m da \nMeme isterken ki\n\nGökyüzü hala mavi\nM a v i   h a l a   m a v i...\n\nDüştüğüm yer/Düşlerindir/Giremediğim\n\nD ü n y a.. D ü n y a...\n\n17 mayıs 2004  ' Çocuk elleri '\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düştüğün Yerde Öldün",
        "poet": "Sinem Kül",
        "poem": "\n\nÖlümü sanki senin için yaratmış Tanrı\nOnu en onurlu yaşayan sensin\nToprağa direk değsin diye bedenin\nKefen bile giymedin\nDüştüğün yerde öldün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düştük efendim",
        "poet": "Ahmet Bögün",
        "poem": "\n\nGider olduk yollarımız bitmedi \n\nSöndü ocak dumanımız tütmedi \n\nZengin bizi kendisine katmadı \n\nFakir sınıfına düştük efendim \n\nBunca çaba harcar olduk boşuna \n\nGitmez olduk halbilmezin hoşuna \n\nHerkes ağa olmuş başlı başına \n\nGeçmez olduk beş paraya efendim \n\nBir tabip aradım derdime ortak \n\nYakasız gömleği giyerim artık \n\nToprağı üstüme kürekle atıp \n\nYaşamaya hakkımız yok efendim \n\nAHMET sende yalan hile bilmedin \n\nBelki yanlış belki doğru söyledin \n\nÖmür yarı oldu daha neyledin \n\nHilekarlar ağa olmuş efendim \n\n(1993 \nRİZE \nAHMET BÖGÜN)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düştüğüm Yere Bakar",
        "poet": "Esma Özdemir",
        "poem": "\n\nDüştüğüm yere bakarmış yâr\nDüştüğüm yerde bekler gözleri!\nDost başa düşman ayağa misali...\nYükseklerde bırakmıştım oysa\nDüşlerimdeki sevgiliyi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düştük",
        "poet": "Nedim Uçar",
        "poem": "\n\nSeneler değişti, mevsimler şaştı,\nBulutlar ağladı, dereler taştı,\nBinalar yıkıldı, köprüler uçtu,\nİlkbahar ayında sellere düştük.\n\nYollar eğri büğrü asfalt yamalı,\nKim dinler söylese fikir hamalı,\nBir fırsat kollarken haçlı, gamalı,\nDostluğu unuttuk, ellere düştük.\n\nAğaçları kestik, ormanı yaktık,\nKalkınma hızında sınıfta çaktık,\nKendi özümüze hep karşı çıktık,\nSen ben kavgasıyla dillere düştük.\n\nSiyaha boyadık çayır çimeni,\nKaptan olmayana verdik dümeni,\nOlura bırakıp şimdi, hemeni,\nHortumu uzayan fillere düştük.\n\nHavayı kirlettik, ozonu deldik,\nDürüst olanların aklını çeldik,\nYabancı kesildi tanıdık, bildik,\nSular ortasında çöllere düştük.\n\nKutlu olsun dostlar çevre günümüz,\nBir yürek olursak açık önümüz,\nTarihe destanlar şanlı dünümüz,\nBugün, neden böyle hallere düştük.\n1997 Çevre Günü Kırşehir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düştüm",
        "poet": "Mutlu Esfer Fırat",
        "poem": "\n\nBen hasreti böl/ük böl/ük dağlardan taş/ıdım\nBağrıma paslı bir hançer misali saplanan\nYorgun kalmış hislerin\nHep bir umutla direndiğini düş/ledim\nOysa sevgili\nBen sana gelmek için\nHer mevsime ayak uyduran\nHer daim geride kalan\nHer daim sırıl sıklam hasret kokan\nBin umutla gelmeyi düş/leyerek\nHiç bıkmadım hiç usanmadım\nSen ise hiç yer tut/ma/sını bilemedin yüreğimde\nYine de böl/ünmüş bir yürekle\nİz sürdün ardın sır-a\nVe sevgili\nYokluğunda sessizce figansı nutuklarımla\nBen ellerini düş/ledim\nSıkıca tut/unduğum\nVe avuç içlerinin terlemesini düş/ledim\nTerin terime bulaşsın diye\nOysa beni ayakta tut/an sendin\nBen ise sensizliğinde hep düş/tüm sevgili\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düştüm",
        "poet": "Gönül Parıltı",
        "poem": "\n\nDüştüm hastane yoluna\nBaktım sağıma soluma\nNeden çıktın sen yoluma\nVar git zalim var git sende\n\nBaşlamadan bitirdin sen\nHayatımı zalim kader\nZulümlerin artık yeter\nVar git zalim var git sende\n\nÇilelerimi doldurdum\nHayatımı sen söndürdün\nYaşar iken sen öldürdün \nZalim kader hain kader\n21/08/2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düştüm Gurbet Ellere",
        "poet": "Ali Yapalak",
        "poem": "\n\nBen sevdamın yüzünden,\nDüştüm gurbet ellere.\nYarin bir kem sözünden,\nDüştüm gurbet ellere.\n\nSevdamın yüzünden,\nYarimin sözünden,\nGönlümün özünden,\nDüştüm gurbet ellere.\n\nYollar uzar da bitmez,\nGönül yanar da tütmez,\nYarim kıymetim bilmez,\nDüştüm gurbet ellere.\n\nYapalak'ın haline,\nOd düşmüş yüreğine,\nYar ile feleğine,\nDüştüm gurbet ellere.\n\n11.02.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düştüm Düşeceğim",
        "poet": "Saniye Uzun",
        "poem": "\n\nZemin sağlam değil düştüm düşeceğim\nHiçbir gün gülmeden göçüp gideceğim \nBir canım da kalsa sana verecğim\nTarih yazsın bizi aşk param parça\n\nVurgun yemiş gibi aktın gönlüme \nGüvenip söz verdim bir gülüşüne\nBeklerim ben seni hem ölümüne \nTarih yazsın bizi aşk param parça\n\nAcı geçmişimi silip aklımdan \nBir umut verip tutsan kolumdan \nMusalla taşına can yetişmeden \nTarih yazsın bizi aşk param parça \n\n Yarabbi verdiğin bu zulüm yeter\nKarşılıksız sevmek ölümden beter\nBoğazım kurudu çıkmaz cümleler\nTarih yazsın bizi aşk paramparça\nSaniye uzun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düştüm-hayaldim-düştüm-acıdı",
        "poet": "Yonca Dur",
        "poem": "\n\nDüş/tün...\nAşka susamış*** büyük umutlarımda\nDüş/tün...\nYasakları ezip geçen*** deli sevdalarda\n\nDüş/tüm...\nO karanlık yalnız gecelerinin*** isyanlarında\nDüş/tün...\nArama artık kendini *** aşka giden yollarımda\n\nSeni kör eden kimse değildi\nSadece bir ışık seliydi\nŞans ışığın sandığın\nSeraptı anlamadın...\n\nDüş/tüm\nkalbine bir ışıkla\nDüş/tün\nsen ki ışık hızıyla\n\nGöremedin mi içimi? zifiri karanlığında\n\nKarala beni /\nistersen defalarca *** sil *** tükür *** nefret sözcüklerine koy\n\nİzim kalmasın\nHırsından ısırılmış *** kurumuş dudaklarında\n\nHadi unut beni şimdi *** gülümse inadına inadına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düştüm Kendimden",
        "poet": "Nurol Banabak",
        "poem": "\n\nGittin\nBalık düştü sudan ayrı\nBoğuldu yeryüzünden\n\nGittin\nBir yavru kuş düştü yuvadan\nDönüp bakmadı anne kuş\n\nGittin\nDüştüm kendimden\nSözsüzüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düştüm senin aşkınla bak ahu zara",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nDüştüm senin aşkınla bak ahu zara\nGönlümde yaralar bin pare pare\nAcep bu sevdaya olurmu çare\nGünden güne artar feryadım\n\nÇekeyim bu sevda kaderim olsun\nAşkta senden bana hatıra olsun\nYanar Halil aşkından haberin olsun\nSardı ateş yüreği,hediyem olsun\n\nHalil Çolak 27.5.2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düştün",
        "poet": "Sevda Doğan Karakaş",
        "poem": "\n\nBütün ömrüm boyunca her an sancılı düştün\nÂhuzar ettiğim de,bülbül gibi ötüştün\nYapraksız dallarımda bak ansızın tutuştun \nAhlar ile yazdığım şiire harf harf düş/tün...\n\nKatran karası geceler beni benden aldılar\nAka boyandı canım, kara kışa saldılar\nAklıma ne gelmişse, hep sana takıldılar\nVahlar ile yazdığım şiire harf harf düş/tün...\n\nAy mısın? , güneş misin? günü geceye kattın\nDivane bir kul deyip köleymiş gibi sattın\nErenle aşık attın, dervişle çöle attın\nEyvah ile yazdığım şiire harf harf düş/tün...\n\nDuymadın gonca gülü, zaar ile çağlattın\nKırdın kolum kanadım, ağıt ile ağlattın\nDillerimi susturup, bülbül ile inlettin\nOhlar ile yazdığım şiire harf harf düş/tün..\n.\nGaripçe bir sevdadır, hem öyle kap karası\nKapat dedin kapanmaz, bende yürek yarası\nDaldığım kor bir ateş, bitmez alev karası\nBedbaht ile yazdığım şiire harf harf düş/tün...\n\nKırk kilit vursam dile, artık susmaz ki belli\nNe doktor var ne ilaç yürek merhemi belli\nYaşamam ben bu dertle, belki görürüm elli\nTühler ile yazdığım şiire harf harf düş/tün..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşü Olanı Yenemezsiniz",
        "poet": "Bülent Aydınel",
        "poem": "\n\nGöz ucuyla araladık bir martının kanadını\nBir serçenin penceresinden baktık güneşe\nDirenişe bilenmiş umutlu yolcularla\nBir iskelede haziranı gördük pür neşe\n\nHey be İstanbul\nSevda dediğin şey\nEkmek arası kaşar keyfince\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşü Ne Biliyorum",
        "poet": "Nilgün Marmara",
        "poem": "\n\nKimdi o kedi, zamanın\neşyayı örseleyen korkusunda\neğerek kuşları yemlerine, \nbana ve suçlarıma dolanan? \n\nGök kaçınca üzerimizden ve\nyıldız dengi çözüldüğünde\nneydi yaklaşan\nyanan yatağından aslanlar geçirmiş\nve gömütünün kapağı hep açık olana? \n\nYedi tül ardında yazgı uşağı, \ngörüldüğünde tek boyutlu düzlüktür o\nve bağlanmıştır körler\nörümcek salyası kablolarla birbirine\nsevişirken, \niskeletin sevincini aklın yangınına\ndöndüren, fil kuyruğu gerdanlıklarla.\n\nYine de, zaman kedisi\npençesi ensemde, üzünç kemiğimden\nçekerken beni kendi göğüne, \nbir kahkaha bölüyor dokusunu\n\n\tdüşler marketinin, \n\nuyanıyorum küstah sözcüklerle: \n\tEy, iki adımlık yerküre\n\tsenin bütün arka bahçelerini\n\t\tgördüm ben!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düştün Biliyorum",
        "poet": "Kemal Polat İstanbul",
        "poem": "\n\nDüştün Biliyorum...\n\nKemal POLAT\n\nDüştün biliyorum,\nAcını bağırtından duyuyorum senin,\nYanların acıyor, beynin,aklın,\nBilincin acıyor,dost tutan yüreğin,\nAcını çok hisset nolur? \nSeyredenlerin seyri bitinceye kadar,\nAcını biraz daha çoğalt şimdi, \nÇoğalt ki; O acıdan bir tanrı(*)  büyüyecek, acını dindirecek. \n\nDüştün biliyorum,\nBirazdan dost ayaklar, seni çiğneyip geçecek,\nSeni bilen herkes ahmaklaşıp, gülecek durumuna,\nSakın kalkma! Kal, kaldığın yerde,ayak altında,\nDost zanlıların ayaklarıyla ezilen yüreğinden,\nBirazdan bir tanrı büyüyecek, seni, yerden göklere götürecek.\n\nDüştün Biliyorum,\nYeryüzü yokolurcasına küçülüp, dikenlerini büyütecek,\nDikenler canını acıtıyor biliyorum,\nGül deren yüreğinde, dikenlerin verdiği kahırdan ve acıdan,\nNolur kaçırma yüreğini? \nİnsanı oynayan bu maymunların oynundan,\nBirazdan bir tanrı büyüyecek,onlardan insanlar türeyecek. \n\nDüştün biliyorum,\nDüştüğün yerdeki merhamet çimenleri,\nSert kayalara bırakıyor yerini,\nVe başın, şimdi taşların üstünde,\nSeni baş tacı edenler, ellerinde taşlarla hucum edecek sana,\nSakın başını kaçırma? Bırak vursunlar..\nÇünkü son taşla başından,\nKan yerine akıl fışkıracak,\nVe aklından bir tanrı büyüyecek, aklını büyütecek.\n\nDüştün biliyorum,\nHiç düşmeyiz zannedenler, birazdan başına üşüşücek,\nNasihat edip eğlenecekler,acılarınla,\nAğızları leş gibi kokacak, insan kılıklı leş kargalarının,\nNolur kapama burnunu, onların o berbat kokusundan,\nBirazdan miskler içinde bir tanrı büyüyecek, seni sevecek. \nDüştün biliyorum,Şimdi yüreğin yapayalnız,\nVe ıssızlaşıyor her şey…Korkular çoğalıyor, giden umuda inat,\nÇaresizliği çoğaltıyorsun,\nHa gayret dostum, çoğalt çaresizliğini! \nFırtınalara sarıp, yükselt feryadını yedi kat gökyüzüne,\nBiraz çığlık, daha fazla gözyaşı eşlik etsin çaresizliğine,\nVe ümitsizliği sal çaresizliğin çaresizliğine,\nÖyle bir dal ki o çaresizliğin içine! \nBirazdan o çaresizliğin içinde bir tanrı büyüyecek, çarelerini verecek. \n\nKemal POLAT, 06.09.2011,İstanbul, Bahçelievler\n\n(*)  There is no God but Allah...\nAllahtan Başka tanrı yoktur. - kriter\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşük Ninni",
        "poet": "Enis Batur",
        "poem": "\n\nBeli bağlanmış anneler babalar\niçin de bir ninni düşmeli;\n\nAbélard'dan Heloise'den sözetme....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüklerim",
        "poet": "Şair Eloheim",
        "poem": "\n\ndüşlerimle yüzleştirince alnımda yazanları\nsomurtkan mısralar düşüyor peşime\nkaranlık şehrimin aşk yüzü görmemiş \nsokaklarında\nsırf başkaldırımın hesabını sormak için\nbir kimsesizliğim kaldı \nihanet etmedik\nbir de çaresizliğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüm..Rüyam...Hayalim",
        "poet": "Malatyalı Hasan Özcan",
        "poem": "\n\nDüşüm..Rüyam…Hayalim….\n\nDün gece bir düş gördüm.\nKoştum,çicekler içinde.\nOnların içinde al al,benek benek\nNavruzlar gördüm.Kokladım, doyana kadar.\nKıyamadım,koparmaya,\nBaktıkça sanki yalvarıyorlardı……..\nKıymayın bize.şu üç günlük dünyamızda….\n\nDün gece bir düş gördüm.\nBuram buram kokan portakal çicekleri arasında,\nArı kuşları,kırlangıçlar gördüm.\nYuva kurarken ötüşüyorlardı.\nDokunmayın,bize yuvamızı yapalım …\n\nDün gece arılar gördüm; düşümde \nÇilbayırın da açmış çicekler arasında.\nDokunmayın bizlere diyorlardı,vızıltılar arasında.\nYapılacak petek,balla doldurulacak kovanımız var.\n\nDün gece bir düş gördüm koca bir meydanda.\nCıvıl cıvıl koşuşan,genceçik yavrular\nBağırıyorlardı,kıymayın Efendiler,\nÖrmeyin başımıza,Örümçek ağlarınızı,\nşu tazecik filizlere……….\n\nDün gece bir düş gördüm.\nAdı:Rüya,Soyadı:Hayal\nHaykırdım birden bire onlara ve onların düzenine\n\nHasan ÖZCAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşümde",
        "poet": "Necla Argüz",
        "poem": "\n\nSeni gördüm düşümde\nAçık gri renk kazak vardı üzerinde\nBirde atkı dolamışsın \nBenim kollarım dolanmış gibi boynuna\nNe sen konuştun\nNe ben sordum\nSen bana baktın\nBen boynundaki atkıya\n24 3 2009\nSeferihisar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşümde",
        "poet": "İlyas Özkan",
        "poem": "\n\nDün gece, seni gördüm düşümde\nHuzur veriyordu gönlüme, bakışların.\nSen varsın artık, sevincimde, gülüşümde; \nSensiz hayat, bana, en çetini kışların...\n\n07.02.2005\nPazartesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşümde",
        "poet": "Vedat Didari",
        "poem": "\n\nDüşüme yıldızlar üşüştü yine dün gece\nAnlatamam o ne cümbüştü,o ne parıltı\nGözleriniz dokunuverdi bir an gözlerime\nGözleriniz bana öyle,yemyeşil baktı\n\nYıldızlar tutsağıydı kirpiklerinizin\nBakışlarınız bana tutsaktı alabildiğine\nBir asır boyunca inanın zaman\nAramızdan bir su gibi aktı\n\nNe o bıkkın silkiniş omuzlarınızda\nNe o kahreden umursamazlığınız vardı\nVe doğa tutup kucaklarımıza \nDemet demet güller bıraktı\n\nNe elinize dokunabildim o büyü içinde\nNe dudaklarımdan bir söz çıktı\nDün gece ruhum benzersiz bir meleği\nSeyretmenin hazzını tattı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşümde ki Yalan",
        "poet": "Nuray Yurtseven",
        "poem": "\n\nGördüğüm düşlerde sen varsın. Her nereye baksam oralarda bir yerlerde dolaşan hayaline rastlıyorum, uzatıyorum ellerimi. Ben sana değil bana verdiğin aşka aşığım. Gördüklerim düş değil, seninle yaşadığım diğer alemin yansımaları. Ne yapsam faydasız gözlerin umudumu kamçılıyor. Yaşamla ölüm arası bir yerlere atmışım voltamı senden gelecek bir cevabı bekliyorum. Benim hiç hayallerim olmadı oyuncaklarımda bu yüzden oyuncak bebeklere takılıp durur gözlerim. Çamura düşmüş oyuncak bebek gibi kalbim. Ancak yıkanırsa anlayacaksın saflığını. Havale geçiren birinin soğuk suyla teması, donan birinin karla ovulması gibi tezat, ölmek üzere olan birinin son duasında ki amin sözünü duyması gibi çaresizim. Sen olmasaydın başkası olacaktı Belki oturup bunları ona yazacaktım değişen ne olacaktı? Amaçlar mı? Benim hiç amacım olmadı. Kapattım gözlerimi zamanın akışına, meydan okuduğum zamanlarda bile o aptallığımın farkındaydı. Beni kendi silahıyla vurup nasıl da aldattı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşümdeki O Yer",
        "poet": "Selman Er",
        "poem": "\n\nAçtığımda penceremi; \nÇayırlar görmeliyim yeşil giysili.\nUçurtmalar nazlı nazlı dans etmeli.\nDuyabilmeliyim serçe sesine karışmış,\nKaybolan misketine ağlayan çocuğun sesini.\nGök mavi,yer toprak olmalı,\nGülebilmeli bana güneş,\nKoklamalıyım yağmur sonrası toprak kokusunu.\nTenimde kar soğuğunu,\nİçimde insanımın sıcaklığını hissetmeliyim.\nKurtulmalıyım bu yerden,\nBu şehirden gitmeliyim.\n\nÖzgürce uzanmalıyım çimlere,\nKoşmalıyım yalınayak bir kelebeğin peşinde.\nİzlemeliyim kızıl gün batımını\nKuzu meleşmeleri melodi olmalı kulağımda\nDalından yemeliyim,elmanın kırmızısını\nAyvanın sarısını\nYolumdan her geçen selam vermeli bana\nSormalı bana anamın hastalığını\nKurtulmalıyım bu yerden \nBu şehirden gitmeliyim.\n\n\n\nYıldızlar sırdaşım olmalı\nZifiri gece karanlığında\nÜrkütmeli beni köpek havlamaları\nÇocuk oyunları seyretmeliyim\nÇekerken sarma cigaramı\nBir başka iştahla yemeliyim annemin yemeğinden\nÇayım közde fokurdamalı,tavşan kanı olmalı\nİçerken çorbamı kekik kokmalı dört yanım\nTerletirken duvarı sobam\nDumanını görmeliyim ayrılırken bacadan\nKurtulmalıyım bu yerden\nBu şehirden gitmeliyim.\n\nUzun kış gecelerinde\nMehmet dedenin anılarını dinlemeliyim\nGençlerle toplanıp\nGece açılmalıyım buğday tarlalarına\nBeni görünce ötmeli kuşlar\nKaplumbağa korkmamalı benden\nYaz sıcağında deremin suyuyla serinlemeliyim\nKurtulmalıyım bu yerden \nBu şehirden gitmeliyim.\n\n\nÖğretmen bize gelmeli öğle yemeğinde\nAkşam yemeği Ali emmide yemeliyim\nEkin toplamalıyım kavururken tenimi\nRüzgar saçlarımı okşamalı\nOmzumda tüfeğim ava çıkmalıyım\nElimle bölmeliyim sıcacık tandır ekmeğini\nSoğanı yumruklamalıyım\nKurtulmalıyım bu yerden\nBu şehirden gitmeliyim.\n\nHaykırmalıyım kırlarda\nEn yüksek ses tonumla\nSesim gökkubbede yankılanmalı\nBölmemeli uykumu motor sesleri\nGün aydınlanırken horoz uyandırmalı beni\nHer çiçeği koklamalıyım arıya eş\nYürüyerek gitmeliyim komşu köye\nAşağı köy futbol maçına gelmeli\nİçmeli çayımdan sigaramdan\nGün batımında koyunların dönüşünü görmeliyim\nElinde asası çobanı görmeliyim\nHeybesinde yeni doğmuş kuzuyla selam vermeli \n“Kolay gelsin” demeliyim\nKurtulmalıyım bu yerden\nBu şehirden gitmeliyim.\n\nCeviz ağacına yapmalıyım salıncağımı\nSelvinin gölgesinde uyumalıyım\nOtururken çimlerde\nKomşum soğuk ayran getirmeli\nYusuf dayı okuma yazma bilmez\nAlamanya’dan mektubu gelmiş okumalıyım\nGenç-yaçlı çoluk çocuk toplanmalıyım\nKoyu sohbetler yapmalıyım\nKomşunun çocuğu hasta bakmalıyım\nKurtulmalıyım bu yerden\nBu şehirden gitmeliyim\nGitmeliyim düşümdeki o yere.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşümde Olman Güzeldi",
        "poet": "Osman Onuktav",
        "poem": "\n\nGece daldım uykuya tatlı bir rüya gördüm\nZaman mekan muhteşem ikimize özeldi\nİsteksizce uyandım kollarımı boş gördüm \nHakikat olmasa da düşte olmak güzeldi\n\nDimağım da tat kaldı daldım hemen uykuya\nBir şeyler katar mıyım rüya da ki öyküye\nAçık kalan radyoda, takılmışım türküye\nDüş sanıp da gördüğüm dinlediğim gazeldi\n\nEfkarlandım bir anda   matem havası sardı\nSabaha ramak  kalmış   vakit  bayağı  dardı\nSorgularken  anımı   hayalimde  kim  vardı? \nHazalımı  düşlerken   baş ucumda   ezeldi \nYarla güne  başlamak  rüyam kadar güzeldi \n\nKafkasi\n20/01/2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "***************Düşümdesin efendim",
        "poet": "Hakkı Akay",
        "poem": "\n\nDüş gördüm bulutlar rahmet doluydu \nYedi kat arşa yükselen miraç yoluydu \nAbdest alıyordu gördüm zemzem suyuydu\nOnsekiz bin alemin efendisi hakkın kuluydu\n\nDüş gördüm güllerden kokun geliyor\nSavrulan kokular hakkı tesbih çekiyor\nToplanmış efendim ümmetin biat ediyor\nToplamış ümmetini en önde resül yürüyor\n\nDüş gördüm efendim mahşerde bayramın vardı\nBinlerce sahaben ümmetin sevinçle etrafın sardı\nDirilş yoktu hani haşa onlarca mahşer  yalandı\nHakkı inkar edenler sustu şimdi diller baglandı\n\nDüş gördüm resüle ekreme melekler gıpta ediyor\nAlemlerin efendisi muhammet mustafa işte geliyor\nYıldızların sayısınca ümmetine yaradan rahmet ediyor\nRahman ve rahim habibim ümmetin senin senindir diyor\n\nDüş gördüm melekler sırata halı seriyor\nÇok sevinçli hepsi birbirine müjde veriyor\nÖlüm ölsün emriyle yaradanın kurban geliyor\nCenet ebedi bir alem sayende rabbim veriyor\n\nDüş gördüm yaradan acıdı lütuf nasip eyledi\nÇok şükür düşümdesin düşümdesin efendim\nÖnce Allahı sonra seni ben gerçekten çok sevdim\nDüşte olsa duyurdum şükür seni sevdigimi söyledim\n\nDüş gördüm gözlerim ebedi nurla  buluştu \nGörmesede üzülmem gözlerim sana kavuştu\nYaratılmış bütün ümmete efendim imam olmuştu\nCümlesi kıyamda yaradana şüpesiz teslim olmuştu\n\nDüş gördüm cennet kapıları ümütle istedi diledi seni\nYağmurda burada efendim nolur unutma unutma beni\nkırmazki seni bu günahkarında ucundan tusan elini\nŞefaat eyle cehennem harına dayanmaz billahi teni\nŞefaat billahi dayanmaz teni\n...........\n........\n.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşümdeydin....",
        "poet": "Oya Özpoyraz",
        "poem": "\n\nDüşümdeydin....\nDüşümdeydin dün gece, \nBir dağ başı ve sen \nElinde saz \nSaz inliyor \nDağ dinliyordu….. \nDün gece, \nDün gece düşümdeydin \nDağın yamacında bir ağaç \nAğacın gölgesinde sen \nElinde ney \nNey inliyor \nDağ dinliyordu \nSeni gördüm düşümde dün gece \nSen, ben \nGörmediğim gözlerin \nTutmadığım ellerinle… \nBir feryat yüreğimde \nDilim söylüyor \nDağlar inliyordu \nDüşümdeydin dün gece...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşülünce, Her Şeyin Varılınlık Nedenidir",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nHegel:'e göre düşülünce,\nÖnce kendisini,\nSonra da kendisinin dışındaki\nVarılınlıkları yaratılınmıştır.\nDüşülüncenin doğunulaşarak\nKendi kendine yabancılaşması\nİnilinsanın varılınlaşmasıyla \nSon bulunulunmuştur.\nArtık daha fazla\nDoğunulaşmak gerekmemektedir,\nÇünkü düşülünce\nİnilinsanda kendi kendisini\nYenilinileden yakalanılamış ve\nYabancılaşılınmasını aşılınmış bulunmaktadır.\nGeçirinilebilinilir, geçerinel; \nKabul edinilir,\nGeçerilinli, muteber; \nFena olunulunmayan; \nİçilinden geçinilebilinilir.\nGeçerilinli olunularak.\nEsilinki bir\nİspanyol dansı; \nBu dansın müziği.\nGeçilinme, gidilinme; \nYolunul, tarik; \nBoğaz, geçinilit; \nPasaj; yolunulunculuk,\nSeyahat; geçiniliş hakkı,\nMüruriye; koridor,\nDehliz; bent,\nParça, paragraf, fıkra; \nBir tasarının\nKabul edinilip\nYürürlüğe girilinmesi; \nBağırsakların işlenilemesi.\nNavlun, yolunul parası.\nPasaj, geçinilit.\nFırtınalı deniz yolunulunculuğu.\nGöçülünmen kuş; \nGöçebenile kimse.\nHesap cüzdanı.\nGeçilinmiş, esilinki; \nGeçilinkin, modası geçilinmiş.\nSırma, dantela,\nBoncuk gibi \nElbise süsü.\nYolunuluncu, seyyah, gezilinmen.\nYolunuluncu başına\nBir mil.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşülünce ve Açıklanılamaların Temellendirmiş Olunulması",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nPlaton'dan önce de,\nDoğrulunuya yönelinelen ve\nHerkes içilin\nGeçerilinli olunulmaya çalışılanan\nBir düşülünce \nVarılındı kuşkusuz.\nNe varılın ki,\nKimi zaman\nHayranlık uyandırılınan\nBu görüşlerin\nÇok önemli\nBir eksiği varılındı.\nPlaton bu \nEksiği tamalanılamış ve\nBunun çok önemli\nBir eksiklik olunulduğunu da\nOrtaya koyulunmuştu.\nPlaton'dan önceki felsefelerde\nEksik olunulan yanılın,\nBunların yasallaştırılınılmış ve\nHaklı çıkarılmamış olunulmasıydı.\nBağırsaklar hazım sistemi.\nCesaret teşebbüs\nCesur gözüpek\nAtılınılgan sakınılmasız.\nEczacılıkta bir damla\nAğacından elde edilinilip\nMaddesi olunularak kullanılanan\nBeyaz öz\nDamlaya benzer.\nBenekli hendek\nSu yolunulu\nOluk hendek\nAçmak su yolu\nKazmak oluk \nGibi akmak,\nEriyip akmak mum.\nSokak çocuğu\nKöprüaltı çocuğu küçük.\nOburcasına yemek yemek\nSilinilip süpürmek.\nGırtlağa ait\nBoğazdan telaffuz olunulan\nGırtlaktan veya\nAğzın arka kısmından\nÇıkarılan ses,\nBu sesleri \nTemsil edilinen harfler.\nAdam herif\nAcayip kılıklı adam\nBirini eğlence konusu\nHaline getirilinmek.\nGemi direklerini\nYerlerinde saptayan halat,\nÇıkarılan veya\nİndirilen yükü\nYerilinde tutan halat\nÇelik halat\nHalatla tutturmak.\nGuyana yakalanışının \nKutlandığı gün.\nÇok ve hızlı içmek.\nÇakıştırmak spor salonu\nBeden eğitimi\nAtletizm yarışması\nAtletizm sahası\nSpor araba yarışı\nSpor salonu,\nBazı Avrupa \nMemleketlerinde lise,\nBeden eğitimi veya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşümsü..",
        "poet": "George Harrison",
        "poem": "\n\nyaşantımdan bir geceydi dün,\nsessiz ve durgun..\n\nunutmak için yalnızlığımı, \nsensizliğimi,\nerkenden uzandım yatağıma,\numutsuz ve mahzun..\n\nuyuyabilirim sandım,\nama mümkün mü ya..\n\nmeşhurların\nClöb X’te hora teptiği,\nsu gibi viski içip kendinden geçtiği,\nbeatniclerin en mutlu çehreleriyle \nesrar çektiği,\ntüm insanlığın,\nneşelenmek için yarış ettiği,\ndün…….. yılbaşı gecesi..\n\nseni düşledim geceler boyu..\nikimizi düşledim…\n\nsonra…. basit hayallerimi,\nbir çift halkayla süsledim…\n\n(Ankara / 31 Aralık 1967)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün",
        "poet": "Faruk Bakuri",
        "poem": "\n\nNeş gök ateşi ka’lu\nKun eş mübarek ulu\nKu kutlu N  de hane\nEşi de ateş ol'u\n\nNeş o nes adı san’dı\nSan güneş nas adam’dı\nSenle men kandil güneş\nElimiz tan vatandı\n\nBeyt oğlu ay’dan kişin\nA elif  Y de eşin\nMu vatan on’da evin\nBitmişti mon’da düşün\n\nİnsan in-ad hay ini\nİnmiş adem boyunu\nİn o yerdir alçakta\nAd san hakkın koyunu\n\nAn gök yüce gök katı\nİnsan yerde yer zatı\nAd sanı ay’la güneş\nZemini in an çatı\n\nVatan kutlu pak temiz\nHak der kirletmeyiniz\nKirleteni kusar o\nİlacı tek iyiniz\n\nÜlkedir haktan kucak\nHem emin hem de sıcak\nHak sözü izi yürü\nSonu iyi olacak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duşumu Devrederdim",
        "poet": "Ömer Dalman",
        "poem": "\n\nGençkenki kokuşmuşluk düşkünlüğümün\ngünüme ara ara da olsa yansımasından olsa gerek; \nbu sabahki ölümcül\ntibetsel ve de rahipsel koşumdan sonra\nyine cıvık şekilde terlemiştim ki\nartık üzerimde duş alacak hal bile kalmamıştı.\n\nve oturduğum halının üzerinde\nyılgın bakışlarla eşime dedim ki; \nkarıcım bugün lütfen benim için de yıkanır mısın? .. \n\ngüldü tabii...\nama mümkün olsa vallahi ona devrederdim! \nhaklarını, günahını, sevabını da ona yazdırırdım! \nalsın sonra, ne yaparsa yapsın! \n\nZaten koşmasam her sabah\neminim yine kokuşurdum\ntıpkı\ngençken\nayaklarımın altlarının füme gri\nve yanlarının da açık gri olduğu günlerdeki gibi! ..\n\n(Kasım 2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün",
        "poet": "İkram Gökhan Akcebe",
        "poem": "\n\nDökülüp ayrılsa da senden,\nSolmuş, yılgın yapraklarım,\nKurumuş dallarından sen beni,\nHiç düşmeyecek gibi düşün.\n\nSonbaharda çok üzsemde seni,\nKış bitiminde sana ilkbahar var,\nDalında açan o ilk tomurcuğu,\nHep yanında kalacakmış gibi düşün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün",
        "poet": "Enes Uslu",
        "poem": "\n\nBir dünya düşün her yeri zindan\nasil zindan olur,sen içinde yoksan\nbir dünya düşün,mutluluk olmayan\nen mutlu ben olurum,içinde varsan\n\nbir saray düşün,mutluluk uçuşan\nbana zindan olur,içinde yoksan\nbir bahçe düşün cenneti andıran\nbana cehennem olur,yanımda yoksan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün",
        "poet": "Tutku Taşkınoğlu",
        "poem": "\n\nBen yalnız dans ederdim \nVe sen ne zaman elimi tutsan \nTökezler, yere düşerdim. \nDüşün! \nNe cesaret! \nBir dansı bile beceremeyen ben! \nSeninle bir ömür hayal ederdim!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün",
        "poet": "Mustafa Uzun",
        "poem": "\n\nDüşün; güneşi,ayı,geceyi,yıldızları, dünyayı\nAy dünyanın etrafında pervane, dünya güneşe sevdalı\n\nNe ay dünyaya, ne dünya güneşine kavuşamadan gecenin karanlığı basıyor,\nGüneş kaybettiği dünyasına gözlerinden bir yıldız bırakıyor.\n\nZaman kiminle buluşacak acaba durmaksızın koşuyor,\nBak elele tutuşan sevgililer, zamana inat ağır ağır yürüyor\n\nDüşün bir buluşma öncesinde sevgililer nasıl sabırsızlanıyor\nBir yavruyu düşün kollarını açmış, annesine kavuşmak için zamanla yarışıyor.\n\nŞaşırmış ne yapacağını zaman, geçse sevgililer ayrılacak, dursa yavrunun kolları boş kalacak\nNe yaparsa yapsın sonunda, mutlaka birileri hüzün yolculuğuna çıkacak.\n\nDüşün yeni doğan bebek gözlerini açarken, sevinç çığlıkları arasında neden ağlıyor.\nVe yaşanan bir hayatın sonunda gözlerini kaparken,sevinç çığlıkları atanlar hüzünle tanışıyor\n\nDüşün ha düşün \nHayat denen bu yolculuğun başı hüzün sonu hüzün…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün",
        "poet": "Songül Akgün 2",
        "poem": "\n\nHiç düşündün mü\nGökyüzünü paylaşamayan kuş var mıydı.........\nKartal karga serçe bülbül.... \nSaksağan baykuş ağaçkakan daha bir çok kuş...\nKanat çırpardı gökyüzünde.... \nSen çık saha benim diyen yoktu......\nKanatları çarpışmazdı uçarken.....\nKanatsızlar kadar.......\nBirbirini vuran kuş yoktu düşmanlık duyarak......\nTürü türünden olana dokunmayarak uçarlardı.......\nAcep akıldan mı zararsızdılar.....\nAkıllılar anlar diyeceğim......\nGökyüzünü içine alacak aklı arayacaklar........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün",
        "poet": "Fazlı Akkuş",
        "poem": "\n\nDüşünüyorum; \nÖyleyse yoksun.\n\n13 Mart 2001 Kocaeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün...",
        "poet": "Yaşar Ertaç",
        "poem": "\n\nİnsanlar yoktu bir zaman; \nRab yarattı ilk insanı.\nİlk insanlar Adem, Havva; \nÇamurdan yaratılmıştı.\n\nBire cahil, sen ne dersin? \nDağı, taşı gösterirsin; \nHani Allah, göster dersin? \nBile bile ne beklersin? \n\nİşte derim, senin ağzın.\nİşte derim, senin burnun.\nKarşımdadır tüm vücudun; \nSen bana aklını göster...\n\nGöstersem inanırmışsın; \nSen bana aklını göster.\nAklın var mı inanayım...\nSende akıl yoksa eğer,\nBen sana ne anlatayım.\n\nBen de akıl var diyorsun,\nAma gösteremiyorsun.\nSende akıl varsa eğer,\nNasıl düşünemiyorsun?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün",
        "poet": "Can Ozan",
        "poem": "\n\nAnlamsız geldi belki sevgi sana\nÜstüm başım sana savruk \nYanlış doğrularım var\nSenle birlikte gömdüm\nİstanbul'un göbegine \nSen mezar taşını görmesende\n\nAnlamsız geldi belki duvarlar şehire\nYazlık ayakkabılar eşliğinde\nVeda  ettik tüm sevdiklerimize \nBeddua etseler de derdimize\nAy pacadan akmış bir kere\nFilizlerime diclenin suları değmezse de\nO türkülerimin veda geceleri\nElveda İstanbul\nElveda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün, Anla Ve Ağla",
        "poet": "Süheyla Dönmez",
        "poem": "\n\nHer insan doğdu Allah’ın nefesinden,\nNasıl gidiyorsun ey gafil,şeytanın peşinden\nİblisi de yaratan o değil midir ateşten\nYaratana kulluk et, yaratanın yarattığına değil,\nSen sen ol düşün! Şeytana değil, rabbine eğil! \n\nYalancı dost olur da, yalancı düşman olmaz mı? \nNefsin senin her köşeni, esir alıp sarmaz mı? \nBu dost dost değil, bu düşman düşman değil,\nSenin arkandan vuran, iki ayaklı bir insan değil,\nSen sen ol anla, nefsine değil, rabbine eğil! \n\nEy insan! Zafer kazandım diye niçin böbürlenirsin? \n“ben yaptım“ deyip de, rabbine karşı kibirlenirsin\nEy şair, bu dizeleri sen mi yazdım zannedersin! \nSen sen ol yazdırana bak, yazana değil,\nSen sen ol, ağla, benliğine değil, rabbine eğil!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün Akıl Fikir İle",
        "poet": "Zeki İlyas Kızılışık",
        "poem": "\n\n..........................................................................................ZİKR-İ  TEVHİD\n\nMevla'm inançlı kuluna  Zarar vermez bir kılına\nNamazlar şevkle kılına  Niyazlar yeterli değil\nDüşün akıl fikir ile  Tevhid edin zikir ile\nHesap sorar nekir ile  Nedamet geçerli değil\n\nLa ilahe illallah Hu  La ilahe illallah  (2)  \n\nÖmür gelip geçer iken  Gül ile daimdir diken\nBülbül gülü sever iken  Gene hardan bi-zar değil\nDüşün akıl fikir ile  Tevhid edin zikir ile\nHesap sorar nekir ile  Nedamet geçerli değil\n\nLa ilahe illallah Hu  La ilahe illallah  (2)  \n\nCennetten inip pul olduk Dünyaya gelip kul olduk\nHak bilmeyip fuzül olduk Kabulümüz böyle değil \nDüşün akıl fikir ile  Tevhid edin zikir ile\nHesap sorar nekir ile  Nedamet geçerli değil\n\nLa ilahe illallah Hu  La ilahe illallah  (2)  \n\nEmanet can taşıyoruz  Niye böyle yaşıyoruz\nŞeytanlığı aşıyoruz  Hedefimiz aynı değil\nDüşün akıl fikir ile  Tevhid edin zikir ile\nHesap sorar nekir ile  Nedamet geçerli değil\n\nLa ilahe illallah Hu  La ilahe illallah  (2)  \n\nGüngören 04.10.04\nİSTANBUL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün Biraz",
        "poet": "Talat Semiz 2",
        "poem": "\n\nŞiir yaz kardeşim şiir yaz! \nAşkını, sevdanı, kalbinin sesini yaz! \nBiraz da memleket havalarına dön! \nMevsim kış, hava soğuk,\nSular buz tutmuş,\nGeceler ayaz…\nŞiir yaz…\n\nŞiir yaz kardeşim şiir yaz! \nKaranlık perdeleri yırtalım gitsin…\nGün yüzü görsün yüzümüz biraz! \nÖyle hasretim, öyle hasretim ki,\nGülen yüzlere, umut dolu gözlere,\nÇocuklar gülmeyi unutmuş! \nKorkudan susmuş diller…\nDudaklarda mühür,\nBu özgürlük müdür? \nŞiir yaz…\n\nKalkın oynayalım; \nHalay çekme zamanı değil şimdi! \nÖnüm arkam sobe, yakalanan ebe…\nDünyaya geldik, bin kere tövbe! \nŞiir yaz kardeşim, şiir yaz…\nMemleketi düşün,\nDüşün biraz…\n\nTalat Semiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün karar ver ben neyim!",
        "poet": "Hüseyin Gedik",
        "poem": "\n\nBen alevi ben kulcuyum hakka giden bir yolcuyum\nMadem ki dört kitap haktır herkes inancında paktır\nHanifiyim caferiyim ben maliki ben şafiyim\nBir bütünün bir parçası düşün bakalım ben neyim? .\n\nBunlar inanç bunlar deyim balın acı çıktı beyim\nHoca papaz dede,insanneden ayrıma gideyim? \nKeser misali olmayın dağlarda kalıp donmayın\nSay ki patlamamış mayın mantığına sor ben neyim! .\n\nHüseyin Gedik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün Bittiği yerde",
        "poet": "Duran Angın",
        "poem": "\n\numutla \nelini avucunu açıp\nbirazda inançla\nveya güvenle\nbir şeyler beklemek\nne kadar saçma\n\naslında\ninsanın\numut ettiği\nveya beklediği\navucuna aldığı olmalı\n\nyoksa umut etmemeli insan\nveya umut ederek beklememeli\nbeklerse de\nbeklentisi avucuna aldığı olmalı\nyoksa düşün bittiği yerde\ndüş başlamaz bir daha.\n\n                Lüleburgaz     10.12.1986\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün - II",
        "poet": "Necati Keçeli",
        "poem": "\n\nKardeş oyunu kime verirsen ver\n  Yurdum dediğin bu vatanı düşün\n  Boş ver menfaati gerçekleri gör\n  Deveyi büsbütün yutanı düşün\n\n  Atatürk, dini bir kenara bırak\n  Şapkayı önüne koy geçmişe bak\n  İster elektrik ister lamba yak\n  Devletin malını satanı düşün\n\n  Boş sözlere çaya, şekere kanma\n  Cebinden vermiyor doyurdu sanma\n  Her Abdest alana sakın inanma\n  Saraylar da bacak çatanı düşün\n\n  Ülkenin bağrına düşürmeden kor\n  Hesabını iyi yap, gel olma kör\n  Devletin malına deniz diyen var\n  Çoluk, çocuğu aç yatanı düşün\n\n  Yurdumda el alem yerken cevheri\n  İyi bak gör kimdir sözünün eri\n  Yeter artık sıkıp durma kemeri\n  Servetine servet, katanı düşün\n\n  Spor takımı gibi parti tutma\n  Gaflete düşüp de oyunu satma\n  Sen bu Necati'yi yabana atma\n  Nice esnaflarda batanı düşün\n\n  Necati KEÇELİ\n  İZMİR 03.06.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün CE...",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\nDüşünce,\nİnsanı yücelten\n En büyük erdemdi...\n\nİnsana,\n Düşünen hayvan denirdi\n Bu yüzden...\n\n Düşünce,\n Düşünceden düşünce,\n Kim insan...\n Kim hayvan...\n Hiç fark etmezdi..! \n\n Fikret Turhan-Yalova,\n 27.06.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün karar ver ben neyim?",
        "poet": "Hüseyin Gedik",
        "poem": "\n\nBen alevi ben kulcuyum hakka giden bir yolcuyum\nMadem ki dört kitap haktır herkes inancında paktır\nHanifiyim caferiyim ben maliki ben şafiyim\nBir bütünün bir parçası düşün bakalım ben neyim? .\n\nBunlar inanç bunlar deyim balın acı çıktı beyim\nHoca papaz dede,insan neden ayrıma gideyim? \nKeser misali olmayın dağlarda kalıp donmayın\nSay ki patlamamış mayın mantığına sor ben neyim! .\n\nHüseyin Gedik\n\nBİR DOSTUMUZUN ŞİİR İLE ALEVİMİSİN SORUSUNA ŞİİR İLE VERİLMİŞ BİR CEVAPTIR SORUYU İÇEREN ŞİİR HİKAYESİ BÖLÜMÜNE EKLENMİŞDİR.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün ki",
        "poet": "Selin Deniz",
        "poem": "\n\nKırılmışsam \nIslak dudaklarına\nElleri cennet kokulu yârim\n\nDüşün ki \nHer gece \nSenli sensizliği yaşadığımı\nEn delisinden \nResminle konuşup\nÇığlık çığlığa ağladığımı\nBir bilebilsen üzülür müydün\nElleri cennet kokulu yârim\n\nBir kelebek ömrü uzunluğunda\nSeni bir an olsa yaşadımsa\nEn güzel duyguyu sende tattımsa\nAy ışığını gözlerinde gördümse\nGün ışığını kollarının ağırladımsa\nZamansız zamanda\nSaçlarını öpüp kokladımsa\nPuslu bir günde\nSorgulamadım sevgimizi\nElleri cennet kokulu yârim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün kardeş",
        "poet": "Hasan Muslu",
        "poem": "\n\nNeden niçin yaratıldık\nneden bu dünyaya atıldık\nbinbir özellikle donatıldık\nboşunamı düşün kardeş\n\nsadece hayvanlar gibi yaşamayamı\nitişip kakışıp sapıklaşmayamı\nbu  kainat bu mizan niçin yaratıldı\nboşunamı düşün kardeş\n\nALLAH diyor sen beni  bil\nnefsini gör emrime gir\nher zerre ALLAH ALLAH diyor\nboşunamı düşün kardeş.\n\nbazen şer olur hayır çıkar\nbazen hayır olur şer çıkar\nALLAHIN hikmeti belli olmaz\nboşunamı düşün kardeş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün Kardeş",
        "poet": "Nurullah Muslu",
        "poem": "\n\nAllah neden kul yarattı? \nBoşuna mı düşün kardeş,\nNeden dünyaya fırlattı,\nBu sıırı da düşün kardeş? \n\nHer zerre Allah,ı anar,\nHer kalp Allah için yanar,\nKutuplar da deniz de var.\nBuzulları düşün kardeş? \n\nİmtihan olmasa olmaz,\nAyrılan menzilin bulmaz,\nHakk zikreden darda kalmaz,\nNeden yaratıldık kardeş? \n\nHakka bağlanır gönüller,\nRengarenk goncalar güller,\nHer seher şakır bülbüller,\nRüzgar neden eser kardeş? \n\nGününü dolduran gider,\nBu gidişler bize ne der,\nAllahımız bize yeter,\nMenzilini düşün kardeş.\n\nKim götürdü şu dünyayı,\nDuymuyorlar Mevlanayı\nVerseler güneşi ayı,\nNeye yarar düşün kardeş? \n\nAmelleri makbul kulun,\nMekanı cennettir onun,\nFırsat varken aç doyurun,\nMülk kimindir düşün kardeş..?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün düşün bir kere-tarih oku ve öğren Atam emanet etti-cahilliği hemen yen",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nGeçmişi düşünelim-biz ne idik ne olduk\nEndişe sardı bizi-sıkıntı ile dolduk\nKara bulut çökmüştü-üstüne milletimin\nHuzur güveni yoktu-benim cemiyetimin\nDüşün düşün bir kere-tarih oku ve öğren\nAtam emanet etti-cahilliği hemen yen\nKaranlık gecelerde-uğulduyordu rüzgâr\nKöşeye sıkışmıştık-toprağımız gelir dar\nAnne baba çocuklar-sarılmış birbirine\nİçlerinden diyorlar-n' oldu vatan erine\nDüşün düşün bir kere-tarih oku ve öğren\nAtam emanet etti-cahilliği hemen yen\nYollar dağlar ırmaklar- dolu düşman itiyle\nEllerinde dürbünler-bakarlar daim öte\nÜmit ışığı bekler-ses verir Anadolu\nUyan artık diyordu-kahraman Türk'ün oğlu\nDüşün düşün bir kere-tarih oku ve öğren\nAtam emanet etti-cahilliği hemen yen\nTürk Ordusu içinden-seslendi bir komutan\nDuruşu asaletli-hâli gerçekten yaman\nGeçti Kocatepe'ye-yüksekten iyi baktı\nGüneş ve Ay misali-hemen ışığı yaktı\nDüşün düşün bir kere-tarih oku ve öğren\nAtam emanet etti-cahilliği hemen yen\nKoştu Anadolu'ya-milletini çağırdı\nO'nu duyan insanlar-hep birlikte bağırdı\nİsmi Mustafa Kemal-evet O yiğit kişi\nYurdunu kurtarmaktı-Gazi Kemal'in işi\nDüşün düşün bir kere-tarih oku ve öğren\nAtam emanet etti-cahilliği hemen yen\nTürk Askeri önünde-düşmanlar geldi dize\nKoştu erler ileri-haini dize dize\nTürk'ün şerefi arı-yükseldi kalktı şaha\nKükreyişe ses verdi-şehitler ile vaha\nDüşün düşün bir kere-tarih oku ve öğren\nAtam emanet etti-cahilliği hemen yen\nCennet gibi ülkeye-attık büyük temeli\nYukarı çağlara-bizler kaldırdık eli\nDostumuz olmayanlar-kaçtılar yalınayak\nHasan sözü söyleyen-tekrar Türk'e geçti hak\nDüşün düşün bir kere-tarih oku ve öğren\nAtam emanet etti-cahilliği hemen yen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün Ki",
        "poet": "Orhan Karaağaç",
        "poem": "\n\nDüşün ki; \nGözlerim görmüyor, karanlık bir dünyanın içinde yaşıyor ve sadece senin sesinle ışık buluyorum kendime, \n\nDüşün ki; \nEğer çekersen sesini dünyamdan, karanlık neymiş o zaman göreceğim, bunun farkındayım, \nve bundan da içten içe korkuyorum. \n\nDüşün ki; \nO korktuğum gün geldi,\nmerakla bekliyorum şimdi,\nbırakıp gidecek misin beni böyle, en karanlık dünyanın en karanlık köşesinde? \nyoksa tutup elimi, sen mi göstereceksin yolumu,,,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün Ki",
        "poet": "Sabri İnanç Çetin",
        "poem": "\n\nDüşün ki; Sen Gökyüzüsün,Ben Yeryüzü...\nMasallarda ki o iki Sevdalıyız biz..\nYine de kavuşmamız haram. \nOlmayacak Dua dedikleri şey işte bu! \nGökyüzü bulutlansa bile her zaman gözleriyle Yeryüzüne bakar.\nHer ne kadar duaları olmasada! \nÇünkü kendini ona ait hisseder! \nYeryüzünden de kimler gelip geçer bir bilsen...\nAh bir bilsen! \nOnun hancı olduğu yerde yolcuda çok olur.\nGelirler,giderler. \nAma oda bilir; onun olan bir Gökyüzü vardır.\nBaşını her kaldırdığında gördüğü o masmavi o umut dolu Gökyüzü.\nHergün hava güneşli olacak değil ya? \nGörmesine rağmen yine de beklemez onu,bekleyemez.\nMayasında yoktur beklemek.\nMizacı bu değidirl! \nAma sürekli gözleri yukarıdadır.\nSürekli titrer onun üzerine.\nHer ne kadar duaları olmasa da!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün Ki",
        "poet": "Salih Bardakçı",
        "poem": "\n\nDağlara her kar yağdığında\nBaharda gelincikler alev kırmızı açtığında\nBir düğün ateşinde halay çekerken yağmurda\nKıp kırmızı bir güneşin bulutlara vurduğu safakta\n\nDüşünki bir suyun kaynağında, yağmur yağarken sokaklarda, sabah mahmurluğu ile kalktığında, bir serinlik hisset yanağında.\n\nAlev alev yanan güneşin altında,\nBir işçinin damla damla terleyen sırtında,\nİlk aşkının yüreğini cayır cayır yaktığında,\n\nDüşünki denize ilk girdiğin anda, üzerine sıçrayan damlada, soğuk suyu yudumlarcasına, bir serinlik hisset yanağında.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün ki",
        "poet": "Ahmet Ünal Çam",
        "poem": "\n\nDüşün ki\nFarklı yönlere giden\nİki tren penceresinden\n  gördük birbirimizi.\nNe acı, ne dert, ne keder,\nSadece\n  birer gülümseyiş kaldı hatıra\nO kadar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün ki...",
        "poet": "Osman Çetinkaya",
        "poem": "\n\nDüşün ki...\nSen bir denizmişsin \nve ölmüşsün...\nDüşün ki...\nNe kayalara vuracak gücün kalmış\nNe de Ay'la sevişecek mecalin\nDüşün ki...\nBen sana tutulmuşum\nakşam akşam\nDolunay gibi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün Türkiye",
        "poet": "Mevlüt Yanar",
        "poem": "\n\nDüşün Türkiye\n\nNe olacağım de ne oldum deme\n\nEllerin şakakta düşün Türkiye\n\n\n\nGüneş artık sana gülümsemiyor\n\nYazın temmuzunda üşün Türkiye\n\n\n\nBatı uzaklaştı kuzey yaklaştı\n\nYaman olur artık kışın Türkiye\n\n\n\nAnkara’da akar kibir ve öfke\n\nHalkı horlamak mı işin Türkiye\n\n\n\nİtibar sarayda ve ampüllerde\n\nKırsalda kalmadı dişin Türkiye\n\n\n\nÜlke sonbaharda yapraklar düşer\n\nSoysuza satıldı taşın Türkiye\n\n\n\nKara bulutlarla fırtına yakın\n\nUmarım ağrımaz başın Türkiye\n\n\n\nDindarı kitabı unutmuş söğer\n\nDurmadan aşırır aşın Türkiye\n\n\n\nHırsızlar ak imiş dolarlar akpak\n\nGörmedi böyleyi yaşın Türkiye\n\nBeytülmal yandaşa peşkeş çekilir\n\nÇatılmaz mı söyle kaşın Türkiye\n\n\n\nAdil sultanlar hep hakka kavuştu\n\nSöz söyletmez padişahın   Türkiye\n\n\n\nKölelik ücreti asgari mi ne\n\nTaşoronu olduk   şahın Türkiye \n\n\n\nDemokrasi  güdük   paraya bağlı\n\nÇaresizdir  gönüldaşın  Türkiye\n\n\n\nSevgi  çiçeklenir  halkın gönlünde\n\nUmut var akmasın yaşın Türkiye\n\nMevlüt yanar 19-20 0cak 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün Taşın Ver Kararı",
        "poet": "Evrim Evrensel",
        "poem": "\n\nGönlün peşine düştüğü,\nYeşil gözlü saçları sarı,\nSevgisini üleştiği,\nYeşil gözlü saçları sarı.\n\nSaçlar sarı,yeşil gözler,\nHeba olmamalı sözler,\nÇocukta değiliz bizler,\nDüşün taşın ver kararı.\n\nİnceğizdi kabem hac'ım\nGözüm nuru ey baş tacım,\nSendeyse gönlümün ilacı,\nEsirgeme gel sür bari.\n\nSeviyorsan sevgin göster,\nSevgi saygı ile yaşar,\nSaklamak bu nere kadar,\nAtıver namus ile ar'ı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün veda etmeden",
        "poet": "Ataman Sütşurup",
        "poem": "\n\nEller seni anlamaz\nSana kucak açamaz\nBenim gibi saramaz\nDüşün veda etmeden\n\nSevmedim diyemezsin\nGeçmişi silemezsin\nTerkedip gidemezsin\nDüşün veda etmeden\n\nSen bensiz olamazsın\nEllerle yapamazsın\nSevgisiz kalamazsın\nDüşün veda etmeden\n\nBil ki kalırsan aşksız\nBir ölü gibi cansız\nSon pişmanlık faydasız\nDüşün veda etmeden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşün Kızım",
        "poet": "Yılmaz Aybar",
        "poem": "\n\nGüzellik derdine düşme be kızım! \nÜç günlük ömürde güzellik kaç gün? \nRüzgâr gibi geçer baharın-yazın,\nBilmez misin ömrü kısadır gülün. \n\nSanki ne fark eder uzun olursa? \nŞanssızlıklar gelip seni bulursa,\nHayâllerin yarı yolda kalırsa\nYoldaşın olmaz mı acıyla hüzün? \n\nMakyaj yok eder mi alınyazını? \nKabul ettirir mi dualarını? \nÇıkarır mı çıkmayacak falını? \nKaderinin ayar yeri mi yüzün? \n\nMutlu yaşamanın tek midir yolu? \nDünya mutlu güzellerle mi dolu? \nHayatta talihin yok mu hiç rolü? \nNe olur biraz da bunları düşün! \n\nSen zaten güzelsin, süse gerek yok,\nSahteleştirilmiş yüze gerek yok,\nDiyeceğim, fazla söze gerek yok,\nDoğallık en alımlısıdır süsün..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce",
        "poet": "Ayşe Uysal",
        "poem": "\n\nBeni yanlış anlamayın\nSakın bana kızmayın\nSözüm insanım diyen\ninsan olmayanlara\nSözüm dünyayı gamsız \nKendi için sananlara\nİnsan için gülüp\nHayvan için koşanlara\nHerşeydeki inceliğin \nFarkından kaçanlara\nDünyayı baki sanıp \nHayatını yaşayanlara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce",
        "poet": "Şimşek Acar",
        "poem": "\n\nsevdiğne sor \nne yapıyorsun\nalacağın cevap \nseni düşünüyorum\nde ki niye\ndüşünelecek kadar\nkötümü durumum\nsor bakalım\nneyini seviyor\ncevap kolay\nherşeyini,ni yeki\npara vermeden \naldıda seni\nsatılsayadın sadece\nalırdı gözlerini\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce",
        "poet": "Alparslan Akpınar",
        "poem": "\n\nher akşam yattığımda başım yastıkla o muhteşem buluşmasını tamamladığında düşünceler diyarına göç eder ruhum\nbedenimde boş durmaz tabii\npencereyi açar\nrüzgarı odama misafir eder\ngerçi berbat bie ev sahibiyimdir\nodamı paylaşırım ama ne kahve içirdim ne de bir yemek getirdim önüne\nzaten yıldızlara beni çekiştiriyormuş\nhıyar düşünmek için \nhayyallere dalmak için beni kullanıyor diyormuş\nneyse gönlünü alırım ben onun\n\nne diyordum bedenim boş durmaz pencereyi açar rüzgarı evde misafir ederdi.çünkü rüzgarsız düşünceler diyarına göç edemiyorum ben\nsadece ruhumun gücü yetmiyor bu diyara göç etmeme\nbirileri destek olmalı\nuçurmalı beni oraya\nbirde saçlarım dalgalanmalı az da olsa \nhafif üşümeliyim ki yorganın sıcaklığını hissedeyim\ntabii rüzgar gelince hemen giremiyorum düşünceler diyarına ilk başta secdiğim hüzünlü şarkılar düşüyor dudaklarıma \nmırıldanıyorum durmadan \nbir dakika içinde beş şarkı söyleyi veriyorum bazen\nbazende kendim uyduruyorum içimden\nbildiğim ve uydurduğum şarkılar bittiğinde ilk adımımı atıyorum düşünceler diyarına \ndüşünüyorum ilk başta geçmiş geliyor gözönüme\nkaçırdığım fırsatlar cereyan ediyor sanki gözümde\nacılı bir keşke çıkıyor dudaklarımdan\nama sonra kendimi uyarıyorum \ninsan hata yapa yapa öğrenir bazı şeyleri\nherşeyi yapabilmekte hoş olmazdı diyorum kendime \nsonra günümüz çıkıyor karşıma\nkonuştuğum insanlar geçiyor gözümün önünden\nonlarla konuştuğumuz kelimlerde hemen ardından beliriyorlar\nhatalarımı görüyorum\ntabi doğrularımıda \nama dün gece ben birşeyi farkettim\nben bu hataları değiştirmek için hiçbirşey yapmıyorum\npeki neden \nbunun sebebini bilsem değiştirmek için birşeyler yaparmıydım onuda bilmiyorum\nama görünen gerçek o ki\nhatalarımında ders almıyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce",
        "poet": "Derin Su",
        "poem": "\n\nDüşmüşsün, \nÜzüldüm çok görünce\nYara bere değil\nBir hançer saplanmış göğsüne\nBenmişim...\n\nDüşmüşüz, \nBir çorak yere...\nYetmezmiş sevdamız\nMutluluk yeşertmeye., \n\nDüşmüş.\nDeğil miymiş? \nKabusmuş desene! \n\n09,11,2002, Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce",
        "poet": "Mihail Yuryeviç Lermontov",
        "poem": "\n\nKaygıyla bakıyorum bizim kuşağa! \nGeleceği ya boş ya karanlık görünüyor.\nBöyleyken, bilincin ve kuşkunun yükü altında\nEylemsizlik içinde kocuyor. \n\nZenginiz biz, ta beşikten beri\nBabalarımızın yanlışlıkları ve akılsızlıklarıyla! \nYaşam üzüyor bizi; dümdüz amaçsız bir yol gibi, \nBir şölen gibi yabancı bir bayramda. \n\nUtanç verici bir umursamazlığımız var iyiye ve kötüye, \nSolup gidiyoruz kavgaya girmeden daha; \nYüz kızartıcı korkaklarız tehlikeyi görünce\nVe iğrenç tutsaklarız iktidar karşısında. \n\nCılız bir yemiş gibiyiz, erkenden olgunlaşan, \nOkşamayan gözleri ve beğenileri, \nO öksüz yabancı gibi, çiçekler  arasında asılı duran, \nVe düşüp giden, onların açma mevsimi. \n\nKuruttuk aklımızı yararsız bilimlerle, \nEn içten umutlarımızı ve o soylu sesi\nGizledik kıskançlıkla en yakınlarımızdan bile\nİçimizde alaya alınmış tutkuların güvensizliği. \n\nHenüz varıyorken tadına mutluluğun, \nGenç güçlerimizi koruyamadık; \nDuygunluk korkusuyla her sevinçli duygunun\nÖzünü sonsuzca çıkardık. \n\nŞiirsel imgeler, sanat yapıtları\nTatlı bir çoşku vermiyor bize; \nGöğsümüzdeki yarasız gömüyü ve son duygu kırıntısını\nKoruyoruz açgözlülükle. \n\nSevgimiz de raslantısal iğrentimiz de, \nKurban vermiyoruz ne kine ne aşka, \nKanımızın kaynadığı an bile\nGizemli bir soğukluk egemen onda. \n\nSevmiyoruz atalarımızın görkemli eğlencilerini, \nUçarılıklarını, ölçülü ve çocukça; \nAlaylı bir bakışla süzüp gerileri\nKoşuyoruz, mutsuz ve silik tabuta. \n\nSevimsiz ve unutulmaya yazgılı bir kalabalık halinde\nGeçeceğiz gürültüsüz ve izsiz, dünyadan.\nÇağlara ne bir verimli düşünce, ne de\nDeha ürünü bir yapıt bırakmadan. \n\nÇocuklarımız horgörüyle anacaklar bizi, \nAşağsayarak anacaklar, bir yargıç ve yurttaş sertliğiyle.\nAldatılmış bir çocuğun acı alayı gibi\nSavruk ve batkın babası üstüne! \n\n(1838)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce",
        "poet": "Ali Murtaza Kaya",
        "poem": "\n\nGece aynı hayal, gündüz aynı düşünce, \nElem keder biter, yollarina düşünce....... hezari\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce",
        "poet": "Ahmet Cılız",
        "poem": "\n\nBir sevdadır bir aşk ve bir tutku\nAtam niye yazdı neden bu nutku\nBakınca görmeliyiz biz ufku\nAtam ne için kurtardı yurdu\n\nAnladım bu bir başka düşünce\nNe değişti çekişip döğüşünce\nNice yiğitler kalleşce ölünce\nEbedi unutulmaz bu düşünce\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce",
        "poet": "Ahmet Otluoğlu",
        "poem": "\n\nHer cenazede yırttık derdim\nBu kez de yırttık\nPiyango başkasına çıktı\nGizli bir sevinç içimde\nBana mı sıra gelir\nOnca insan içinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce akılların cilasıdır",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nİnsana Yüce Allah akıl vermiş,\nDüşünce akılların cilasıdır.\nDüşüncesi kıt olan aklı yermiş,\nDüşünce akılların cilasıdır.\n\nGönül inceden inceye bağlıdır,\nDimağ temelde günceye bağlıdır.\nFikir özde düşünceye bağlıdır,\nDüşünce akılların cilasıdır.\n\nİnsanlar ölse fikirler ölür mü? \nFikirden yoksun olan söz kalır mı? \nAkıl olmasa düşünce olur mu? \nDüşünce akılların cilasıdır.\n\nDüşüncenin özünü almalıyız,\nSırrı çözüp fikiri bilmeliyiz.\nAkıl ile doğruyu bulmalıyız,\nDüşünce akılların cilasıdır.\n\nYusuf akıl olmadan  yol bulamaz,\nAkıl düşünceden yoksun kalamaz.\nAkılla fikir ölçüsüz olamaz,\nDüşünce akılların cilasıdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Adamının Bitmeyen Çilesi Yahut Ünlü Şair Arif Ay",
        "poet": "Durdu Şahin",
        "poem": "\n\nDüşünce adamı,düşünce ile barışık olan, düşünce ile dününü ve gününü dolduran, sağlık ve sağduyu ile tuttuğunu kaldıran, her işin kökenine inebilen insan demektir. Bu insanın en sağlam tarafı, sağlam olmayan taraflarını herkesten daha erken budaması, kökü ile dalları arasındaki nizam ve intizamı üzerine kırağı düşmeden kurmasıdır. Bu yolda yorulmadan ve yormadan yol alan bu tür insanların entelektüel kapasitesi, enerjilerini emekle yoğurup ehemmiyetle doğrultmasına müsaittir.\n\nTürkiye”de özellikle önemsenen insanların bazı vasıflarının vakarla donandığı zaman nasıl kıymetli bir varlık haline geldiğinin en güzel şahidi değerli şair-yazar büyüğümüz sayın Arif Ay”dır.\n\nArif Ay, yanına yaklaştığınız zaman sizi samimiyetiyle ısıtan,değerli fikirleriyle ışıtan iki önemli özelliğe tek başına sahiptir. Bu sahiplenme sadece kendinde olanı koruma üzerine kurulu değil, başkasında olanı da koruma ve kurumadan kurtarmaya ayarlı ve duyarlıdır.\n\nİçten  gelen derin bakışların düşünerek ve daha çok karşıdakini dinledikten, dinleyebildikten sonra konuşma erdemini de kuşanarak kotladığı gerçekleri gerekçeleriyle demlendire demlendire insan yüreğine demirleyen yapısı çok önemlidir.\n\nSessiz kaldığı zaman bile bir şeyleri sezdiren, seslendiği zaman uyandıran böyle bir yapıya sahip olan şair ve yazarımız, bir akademisyen olduğu halde akademik adlandırmalardan uzak kalarak ayrı ama ayarı sağlam bir başka akademinin temsilcisi olmuştur.\n\nŞiirlerinde ötelere ulaşmaya,manevi duyarlılıklarla uzlaşmaya, tarihle hesaplaşmaya, kendi içinde derinleşmeye enerji harcayan Arif Ay, anlattıklarını zihninde duyan, kıvamını bulmayan mısralara şiir içerisinde yer vermeyen, kelime sondajıyla vakit öldürmeden kelimelere can özünden serum sunarak zulme, yalana,yanlışa karşı duandır.\n\nÇok ötelerden bakan gözleriyle gözlemlediği olan veya olabilirliği olan olay ve olguları, benim insanımın mizacıyla, kendine has bir üslubun imtizacıyla sentezleyerek sendelemeden başı dik bir şekilde şiir vadilerinde yürümesini sürdürüyor.\n\nEvrensel olana evinden kopmadan ulaşan, ortak coşkuyu yaratanın istediği bir şekilde yüklenen ve başka dostlarına da yüklemeye çalışan bu yüklü insana yürekten selam diyor, en derin ve temelli saygılarımı sunuyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Devinimindeki Mutluluklar 03",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nSokrat; \"tek bildiğim şey hiç bir şey bilmediğimdir\"  diyordu demesine de; biz insanı kâmil denen bir şeyi biliyorduk. Elin gavuru varsın insanı kâmili aransın dursundu(!)  Biz tüm yetkinliğe kavuşmuştuk.\n\nBizde ise erdem iki şekilde gerçekleşiyordu. Birçoklarının “insanı kâmil” davranışlarını örnek alarak itaat etmek ve itaati olanın, susması idi. Yani; birinci olarak insanı kâmili hedeflemek; ikinci olaraktan da itaat etmek ve susmaktı. Bu kadardı. Akıl yerli yerinde duracaktı, biz de bir muti olarak, olgun insan olacaktık! İşte geri kalmanın ve gerileşmenin temelindeki prangalardan birisidir bu aşılanış.\n\nSanki evrende belli bir standartlardan sapmayan bir doğru vardı. Birileri de akla karayı seçerek, bu doğruyu bulmuştu. Bizler de bu doğru olan standardı uyguluyorduk! Oysa doğru ve standartlarınız göreceydi. Ve görece ilişkileri içinde oluşla kesikli (sınırlı-gelip geçici)  ve yeni inşalarla sürekliydiler.\n\nYani bu mantığın zorunlu sonucu şudur. Siz davranmayarak, söyleneni uygulayarak, insanı kâmil olacaktınız. Gerçekte ise nasıl davranacağınızı o yola dek zorunlu olan işlev ve yöntemler belirliyordu. Siz uygulamayı ancak öğreniyordunuz. Ne var ki yinelenir davranışlarla da siz, bir önceki öğrenme tutumunuzu tekrarlıyordunuz. Bunun da garantisi yoktu. Bu hal de sürekli doğruları desteklemiyordu.\n\nThrasymachus’un deyimiyle, güçlünün işine gelen, güçsüzün erdemli olma ilkesiydi. Bu bir anlamda güçsüzleri belli davranışlara itişle, güçsüzlerin belli itaati tutumları takınması oluyordu. Böylece bazı düzen ve bazı sistemlerde güçlünün işne gelen ‘insanı kamillikler’, hep böyle ortaya konuyor olmalıydı belki de.\n\nHâlbuki hayat ve yaşam iki ucun girişimiyle kırılmasından fışkırıyordu. Salt yoktu. Sizler; suda boğulan birine el uzatırken, diğer yandan da birisini suya itersiniz. İşte toplumsal çözümler burada oluşturulup üretilerek varlaştırılacaktı. Yoksa göreceliği dışında sizin birilerinin olgun insan denen “Kamil insan” davranışını örnek almanız, hiç çözüm olmayacaktır.\n\nÜstelik bu tür insanı kâmil tasımları, insanüstülüktür. İnsanüstülüğün de hali hazırda, yeri yoktur. Böylesi hayal ve kuramlar insan düşünmesini daima budamıştır. Eğer insanı kâmil bir var bulunuşun, örnek alınması (tek tipi, prototipi) ise, insanı kâmiliyle evrendeki tüm insansal süreçlerin durması lazım. Ve öyle bir durumda da ancak insanı kâmili, standart bir tutumu edinebilirdi. Tabii ki bir hayali yalan oluşla, olanaksızlıktır bu.\n\nÇünkü insanı kâmil: bir tamlığın, bir mükemmelliğin, bir kendi kendine yeter olmanın, atıl oluşlarıyla devinemez ligin, durağanlığın bir kendisini seyredişi olacaktır. Bir çeşit narsisimdir. Böylesi durumda varlığın, tamlık istikrarlılığı; bozulmaz bir düzen kararlılığı; söz konusudur! Oysa evren daima eksilme ve nicel artmaların vukuuyla olasıdır. Evren çelişkilerin; hareketlenmesini yaşayıp, süreç eşmektedir.\n\nİnsansal olgular; öğüt ve geleneğin değil, haldeki mevcut toplum üretiminin ele alınması, olmalıdırlar. Sizden önceki toplumlar konularını, kendi düzenci zamanı içinde olurla çözmüş olmaları ilkesi, kendi zamanınız içinde sizin de bunu uygulamak istemeniz; gerçekliğin değil geleneğin içinde bir konudur. Eğer uygulayım olacak anane aktüelse, bizler için, bizim dünyayı yeniden, tekrar tekrar keşfetmemizi önleyişle bizim zaman ve enerji kaybımızı önler. Ne var ki, aktüel olmayan ve köhnemiş olan geleneği de cevap derle kullanır olmamız da, akıl perdelenmesinden başka bir şey değildir.\n\n2470 sene önce Yunan, aydınlanmasını başlatırken Sokrates, “ Tek bir şeyi iyi biliyorum o da hiçbir şey bilmediğimdir” derken; kuru kuruya konuşmayıp; geleneği ele alıp; gelenekçiliğin tersine,” ölçülü oluşu”, akılın süzgecinden geçirmeyi önererek aydınlık meşalesini yakıyordu. Bizim töre cinayetinde içinde boğulur oluşumuzun resmi; geçmişte berdel oluşun, sosyolojik oluşla kullanımı yararlıydı.\n\nÇünkü ittifakı birlik yapısı, sosyal kültür üzerinden bu şekilde gerçekleşişlerle olası olup milletleşme; devlet olma ve imparatorluklar vs. oluş süreçlerine, bu kabil sosyal ve totemi anlamalar üzerinden geliniyordu. Toplumsal olan üretim ilişkileri ve emek bilincinin farkına varılmasıyla bu kabil berdeli belirleyicilikler yerlerini tamamen toplumsal olanın belirleyiciliğine bırakmıştı. \n\n*Böylece berdelin işlevselliği havada kalmıştı. Berdelin günümüzde aktüel olmayışla, insan erdemine ve şimdiki sosyal gerçekliğe uygun olmazla çarpıtılmış olan gelenekti anlamalarının mirasından ötürü hala kullanılıyor olması, bir türlü aydınlanamayan prangalarımızdan biri olarak var ola gelmektedir.\n\nGelenek ve görenekler; üretip ayrımsayamayan, seçimleşemeyen aklın kılavuzu olurken, işleyen aklın kılavuzu, her yeni durumdaki eylemlerleydi. Antik çağ Yunan aydınlanması M.Ö 750- M.S. 150 dönemi içinde insan aklının en sıcak tutulduğu bir akıl özgürleştirilmesinin dönemidirler. Bu sürecin sonuna doğru asıl sürecin akışı monoteist akımlarla aklın esir alınması olacaktı.\n\nAkıl sopayla kovalanıp, aklın yerine iman konacaktı. “İnandığım için düşünüyorum “ denişin karşısında “inanmak için düşünüyorum” deyip; düşünmeyi, düşünmenin kendi nedeni yapmanın; sığ bir düzlem kısır döngüsü içine çekeceklerdi. Monoteizm, getireceği tüm yararcı kazançlarına rağmen kendisini yeni zamana göre değişmeden güncellenmeden sürdürüşle; bedeli ağır olacak sürecin, başlanışıydı.\n\nMonoteizm geçmişten beri oluşması içinde gelen güçle birden süreçle parlayacaktı. İmparatorlukların birlik ülküsüyle; sosyal yapının kendisinin etnik inancı olan ve toplumsal tedirginliklerle oluşan düzene aykırı oluşun, birliğini; kotaracaktı. Ama moneteizmin devamı imani sürecin devam akışını sağlayacak yeni yeni güncel kaynak yokluğuyla yapısı, önce hantallaşacaktı. Sonra da kendisini tekrarlamaları da bu kullanımın papağanlığı olacaktı.\n\nArtık akıllılık; insanoğlunun “hiç bilmediği göğe, gözünü çevirip, akıl etmesi” idi! Böylece akıllılar iman edecek, akılsızlar zaten akıl baliğ olmayışla susturulacaktılar. Örneğin; bu anlayışlar çerçevesinde yalancılar da tanımlanmıştı. “Yalan söyleyenler (Tevrat İncil vs. gibi)  indirilenlere inanmayanlardı. İşte asıl yalancıların kendileri, kitap ehline inanmayanlardı. ”* (nahıl:105)  Burada Tanrı İnanırlarının, yalan söylemeyecekleri ilkesi, zımnen; tartışmasız olarak belirtilmektedir.\n\nVe her inanmazın da yalancı olduğu belirtilip; bunun kesin kes olan doğruluğu söylenmektedir. Çünkü ayetler tartışılmazdır. Siz bilimde yapsanız, imanlı olmamakla; daha baştan biliminiz de yalan olacaktı. Ama yalan da söyleseniz, bir imanlı olacakla (inancı olan bilgi taşır olmanın ilmiyle)  doğruyu siz söyler olacaktınız.\n\nİnanırlar inandıkları için doğruluk ve hidayetle esen içinde olacaklardı. Bu tam bir akıl prangalamadır. Bu prangalayışlar, Yüce Tanrı onayı ile Yüce Tanrı’danmış gibi Tanrı söylüyormuş gibi söyletilmelerdi! \n\nZaman, mevcut düzene (köleci düzene)  karşı çıkmanın açık açık ortaya konduğu çevrede; latifundia ve vassalite sistemli feodal düzenlerin belirleyici oluşlarıyla seyreden zamandı. Bu kabil sosyo toplumsa çalkantıları görüp, henüz yerine neyin, nasıl konacağının tam bilinmediği; lakin yolun gidilişine göre kervanın yolda dizildiği bir oluşma başlayacaktı. İlk birikimlerin devam ede gelen süreci oluşla, inancı totemi anlama, hala çok caridir.\n\nTa ki 1350'li yıllara değin, akıl baskı altına alınacaktı. İlla ki akli işleyişin çok sınırlı ve zor geliştiği bu dönemler, ancak Rönesans la (yeniden doğuşla) , yeni insanda cesurca görülmeye başlanacaktı. Bu yeni insan; aklını kullanan insandı. İnsanı kâmil ancak böyle olunuyordu. Yani insanı kâmillikler; var bulunan ve her dönemde geçerli olan bir model örnek değildiler.\n\nİnsan, kendisini maddi manevi üretir. İnsan bu üretme işini yaparken, bir önceki inşaların üzerine yeni yapı gereçlerini koyar. Yeni konuşlu inşalar, kesikli sürekli zaman zeminiyle sınırlı bir algılayış ve algılanıştılar. Yani yeni insanımız, insanı kâmilin zannına öykünmek değil, laik insandı. İnsanı kamil saltın olduğu yerdeydi. Salt’ın (değişmezliğin)  olmadığı bir yerde, sonsuza değin doğruyu davranışla örnek olan, insanı kâmil de olamazdı. İnsanı kamillik, mevcuttaki işleyen Tanrı yasasına da aykırıydı.\n\nSalt iyi, salt güzel, salt doğru yoktu. Tabiî ki dünya, bir türdeşliklerin, görece aynı gibi duran seyrini; farklı zaman seyredişlerle izleyecekti. Ateş bir yerde sönerken, bir yerde ışılayacaktı. Adeta bayrak yarışı insanlığın ufku olacaktı. Yeni çevre içine giren Arap fatihleri, çevresini hem etkiyecek hem de yeni çevrede etkileneceklerdi.\n\nBatı, aydınlanmaya sırtını dönerken; yerleşik Sasani kültürü içindeki (Mazdeki yaşamla) , göçebe Türk, Arap kültürlerinin hep bir arada kaynaşıp etkileşen birleşmesi, Abbasi İmparatorluğu aydınlanmasını ve değişen gelişen İslam kültürünü ortaya koyacaktılar. İslam kültürü gerekli sentezini ve etkilemesini yapmıştı.\n\nAbbasiler, Asya ve Avrupa içlerine kadar uzanacaktı. Avrupa tıpkı bu günkü gibi bizim çelişkilerimizi yaşıyordu. Avrupa kendisinin doğusundaki gelişmenin şaşkınlığından olacak, işe aklı ermediğinden, Oryantalizmi bir dinsel, ahlaki sapkınlık olarak, tartışıp lanetliyordu. Tıpkı bugün bizim batıyı, sapık sayıp ve bu sapıklığın ahlakını aldığımızı savunduğumuz gibi! Yobazlık ıraca birdi, her yerde aynı idi.\n\nAncak ışıyan doğu, ışımayı gayri iradi de olsa, ister istemez bir sıcaklık olarak, bir nüvenin nabız atışı olaraktan da olsa, çevreye yayacaktı. Abbasiler, abasını Avrupa üzerine atınca; düşünsel eylemselliğin hamileliğini Avrupa'da biçimleyeceklerdi. Bu ışıklı uyanış Avicenna dedikleri İbni Sina aydınlanması ile doruklaşacaktı.\n\nTabu, her yerde tabu idi. Avrupa'nın orta çağı, kilisenin üretemeyen yapısıydı. Ama üreteni de Aforoz eden baskısı idi. Başlangıçta kâfir sayılan, Aristo'nun fikirlerine sarılındığı bir çağdı. Aristo baş tacı idi.\n\nNe mantık olarak, ne deney olarak kabul edilmemiş ileri sürüşleri kabul eden inalcılıkla, din ya da yetkelerce ileri sürülen fikirleri kanıt aramaksızın; kabul etmek olan inakçılık; tabiî ki bir şeyi tabu kılışın yansılı doğal sonucu olacaktı. Bu bağlamda Avrupadaki Aristo inalcılığı ve Aristo inakçılığında bir şeyi Aristo söylemişse doğrudura varan bir, Avrupa tutumu idi. Yok bir şeyi Aristo söylememişse, o şey yanlıştır, anlayışı batıya egemen olacaktı. Avrupa'da genelin egemen olan kıyas ve mantığı bu idi.\n\nBu hal, Rönesans tan sonra doğu toplumlarına geçecekti. İnsanoğlunun dinsel inanmalarına tepkileri nedeniyle de tasavvuf doğmuştu. Tasavvufi inanç ve inançsızlıklarla her iki zıt görüşler, kimi tasavvufi görüşlerde çatıştıştırılacaktı. Kiminde de uzlaştırılacaktı. Kiminde de, inanma inanamama gibi iki ayrı yolda yürünerek geliştirilecekti.\n\nAklın doğuda kovulması ile tekrar iman gücü baş kaldırıp, bunları bir inalcılık ve inakçılığın özeğine oturtup, tarikat yapılaşmaları ve zıtlaşmalarıyla bir çıkmaza girecekti. Zaman zaman ışık parlamaları olsa da, yol çıkmaz yoldu. Akıl ve bilimdışı idi. Akılsızlığı mantıksızlığı, bir kez iman yapmışlardı. Yol dönülmezdi...”İnandığım için düşünüyorum” denecekti. Yani inandığı gibi düşünmek zorunda idi insan. Aykırısı günahtı.\n\nİslami tasavvuf düşüncesi doğuda, üç ana yoldan gelişip serpilecekti. Bu insanın kendisi ile olan savaşının verdiği mutluluktu. Yıl M.S. 800'lü yıllardı.\n\nBirinci yol Kuran’ın açık prensiplerini önceleyen ve ele alan disiplinlerdi. Bu açık anlamları uygulayan inanır, hem erdemini, hem mutluluğunu, hem imanını gerçekleyecekti. Bu yola, Sünni yolu denecekti. Zahiriliğin (açıklığın)  dinsel bilgisiydi (güya ilmiydi) . Deney gözlem tartışma içinde olmayışlarla inanılan şey, bilim olamazdı. Ancak, bunların da kendine özgü metodolojileri ve akıl yürütmeleri vardı.\n\nAncak bu akıl yürütmelerle kimi kez sisteme nefes aldırmalar, biraz olası olabiliyordu. Böylece akıl yürütmenin sistem gerilimini indergeyen subaplar gibi olması; yüzyıllar süresince durumu kurtarır olacaktı. Bu yol kelam yoluydu. Kelamsa (fıkıhsa)  şimdilerde, tümden insanın usundan kovulmuştu.\n\nBirinci yol kelam ve akılcılıksa, ikinci yolda yürüyen bir mümin Kuran’ın hazır yorumlanmış olan anlamlarıyla yetinmeliydi. Kuranın yorumlanmayan gerçek anlamını, Allah bilirdi. Böylelikle kişiler, erdemlerini ve mutluluklarını bunlarla yetindirip, yorumlanmış olan ayetlerin anlatımı ile sağlamak zorundaydılar.\n\nBu kapı yorum kapısı yolu idi. Yani değişen gelişen insanoğlunun mantığı, inanmaların yetersizliğine karşı, aklını işletişi idi bu. Biz anlayamıyorduk ama derin bilgisi olanlar anlayıp anlatıyorlardı! Ruhban yoktu, ama olsun. Bunca cehalet varken biri bize yorumlamalı, biz de peşinde gitmeli idik. Bu yol da dinsel ilimin, batini oluşla (içsel, gizli)  bilgisi diye bilinecekti.\n\nÜçüncü yol da, her iki yolun üstünde bir yoldu. Ne Kuran’ın sözcük anlamlarını kurcalayacaktılar; ne de kuranın yorumlanmış anlamlara kulak asacaktılar. Bu yolla Tanrı düşüncesine sırf kendilerni katıp, Tanrı’ya karışarak, erdemlerini hale yola koyup, mutluluklarını sağlayacaktılar. Bu da arınmış bir Tanrı düşüncesi olan melamilikti. Melamiler, kendilerini aşağılayanların, aşağılamasına aldırış etmezlerdi.\n\nBu yollardan birincisi, Arpçı düşünme biçimi olarak bilinir. İkinci yol İran’ı, yani İran’ın kendi Mazdeki ve mani kültür sentezinin zenginliği oluşla islamın içinde legalize şekilde filizlenen sürüp gitmesiydi.\n\nÜçüncü yol Türk yoludur. Bu üç yolla bu anlayışlar, yalın kalmayacak, daima birbirine karışıp, çatışıp aşılıp gelişecektir. Artık arı dinden, bir avuç insan kalacaktı. Bunlar sembolik inanmaların çevresinde, örülen müthiş akıl işletmelerinin verimliliği idi.\n\nHer baba yiğit, bu akıl işletmenin harcı olamayacak; bir mürşidine ram olacaktı. Süreç bu idi. Pranga, süreci kendi kuşatmasının altında ezilecekti. Teklik çoklaşacak ve kaoslaşacaktı. Çünkü doğal akış ve doğal dinamik bu idi. Baskılanan hiçbir şey, belli süreler sonundan itibaren buna aykırı olamazdı.\n\nSonuçta bu üç temel yapılanma altındaki yüzlerce tarikatlardan kimisi, Tanrıdan yola çıkarak Tanrısızlığa varırken, kimi tasavvufi görüş te Tanrı'sızlıktan yola çıkıp, Tanrı düşüncesine varıyordu.\n\nKarmatilik, Şeyh Bedrettin Tarikatı, Babakilik, Bektaşilik, Hurfilik gibi batini disiplinli yapılanmalar, özel mülkiyete Marx'tan çok önce karşı idiler. Fakat çağ ve toplumsal üretim, toplumsal paylaşım, üretim gücü ve üretim teknolojisi seviyesi böyle bir özel mülkiyeti kaldıracak ve karşılayacak seviyede değildir. Sloganları “Her şeye malik ola, bir şeye malik olmaya” söylemiydi. Tarikat merkezi tekkeler bu sloganı, din bilir mürşitlerinin ve inanırlarının inanç DNA'sına, Atomik dizilimle özleştirmişlerdir.\n\nBir türden olmayacak bu kabil gelişmeler, Yunan’ın düşüncesinden de, nemalanarak serpilecekti. Örneğin, İslamdaki sayı mistikliği olan hurfiliğin temeli Yunan Pitogras (Pythagoras)  sayı mistizmine dayandığı gibi, tasavvufun söylemi olan; “Hiçbir şey yoktan var olmaz, her şey tenakuzun varlığı ile gelişir” şeklindeki düşünceleri de Yunanlı Parmenides'le ve Herakleitos’la birleşir.\n\nSürecek\n\n*Nahıl 105\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Devinimindeki Mutluluklar 01",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nİsa'dan önce, 5. yüzyıldayız. Antik çağ kapsamında 5. yüzyıldayız.\n\nDoğuda İran'da Mazdeizm hüküm sürmekte. Tek Tanrılı anlayışın ilk adımı olan mazdeizm; ışığın çekenliği üzerine oluşla, ateşin insanlardaki erdemsizlikleri arındırması felsefesi üzerine oturtulmuş olan bir düşünce sistemidir. Yine Mazdeizm ışığın aydınlık-karanlık seçiciliği üzerine; ışığın (iyiliğin) , karanlığı (kötülüğü)  yenmesi felsefe zemini üzerine oturmuştur. Böylece Mazdeizm ışık karanlık ikili düalitesini, tekli yapıda var kılan ilk örneksi taslak oluştur. Mazdeizm, Mitra anlayışı gibi monoteisti bir geçişin ilk örnekliğini de temsil eder görünmektedir.\n\nHindistan, mazdeizmin etkisi ile Budizm’i, bir iyice olgunlaştırmıştı. İsrail akilitesi, Babil esareti içinde Babil kütüphanesindeki görevleri nedeni ile hayli fikir ve bilgi sahibi olup, Sümer, Asur kültürleri ile Sümer Asur dinsel ritüelleri açısından, bir hayli birikimler yapıp ta İsrail'e dönmüştü. İsrailliler Mazdeki ve Asurî dinlerin kaynaşırımı ile yeni bir kültür ortaya çıkaracaklardı. Bir rahiple, bir kralın anlaşması neticesinde de ilk Tevrat nüshaları oluşturulmuştu. Tevrat’ın oluşturulmasında bu ikinci kaynak yoldu.\n\nİsrail’in Babil sürgününden çok önce bir de Mısır sürgünü vardır. Bu sürgünün hafızalarda silinemez olan ezilmiş, horlanmış İsrail oğullarının anıları, Tevrat’ı oluşturan birinci kaynak yoldu. Daha Mısır'da tek Tanrıcı olan Aton dinine dek tek tanrı anlayışları, İsraillilerin Mısır günlerindeki yaşantılarından ve kültüründen kalma izleri, belleklerindeydi. Nesilden nesile anlatılacak bir söylence oluşla kulağa küpe idi. Mısır sürgününe dek esareti gerçekliklerin hafızalara kazınmış anıları diri tutuluşça Musa eli ile zaten bir haylide güçlü ve ritüeli kılınmıştı.\n\nArtık çok Tanrılı dini İlah'larının delişmenliğindeki çoklu mantıki düşünme, yeni bir sentezin akılsal çıkarımlarıyla aşılacaktı. Sosyo toplumsa etnik çatışma, sosyo-toplumsa birliği; yani birlik sentezini ön görüyordu. Şartları içinde çatışan, gelişen, devamlı üreten insan aklı, monoteist bir anlayışın birlikçi tek biçimci düşünme ve anlamaları içinde, insan zihnini hayli kapsamlıca yoğuracaktı. M.Ö 5. yüzyıla gelindiğinde, bu süreçler İsrail'de olup bitmişti. Artık Ön Asya'da erdem, Tek Tanrı buyruğuna göre uygun yaşamak, olmuştu.\n\nBu monoteist anlayış İsa etrafında ırkçılıktan arınışla iyice pekiştirilecekti. Ne kadar pekiştirilse de, politeist anlayışların çoklu mantığı, monoteizm içinde çelişkili bir birlik oluşla, mezhep görüşüdür, yorum farkı diyecekle, apaçık sürüp gidecekti.\n\nMonoteizmden beklenen birlik sağlayışçı yararın bir başka şekilde yansıması da yeniden teokrasinin egemenliğini iyice pekiştirmek olmuştu. Artık 1400 yıl sürecek bir skolâstik serüven Avrupa’da, daha sonrada 13. Yüz yıldan itibaren de İslam dünyası içinde aklı dışlamanın, aklı geriye atıp, inalcılık ve inakçılığın revaçta olacağı bir durumu ortaya çıkaracaktı.\n\nSosyo toplumsa mesnedi zayıflatılmış, yardım duygularının sömürülmesi abartı edilip, sosyal yapının aldatılışlar karşısında güven temeli zayıflatılıp, istismarın dilenciler ordusu (Ebonistler)  türetilecekti.\n\nSihir büyü her çağdan olduğundan daha fazla, gem azıya alıp, sonu dramatik olacak cadı avlarına gebe kalacaktı. Albert Bayet'in deyimi ile “özgür düşünce “ kovulup, özgür düşünce şeytanla işbirliği sayılıp, yerine; özgür imiş gibi kulaklara üflenen düşünce, inanç esasına dayalı prangalar, insanlığın ağır aksak gelişmesinin giderekten tarihsel süreç kusuru olacaktı.\n\nİnsanlığın yamyamlık dönemlerinin geride kaldığı ve bu geride kalışta inançlar hayli biçimler ortaya koyup sosyal ortamı değiştirmişti. Kendisini ve insanların anlayışlarını biçimlendiren inançlar, yerini insan kurban etmelerden evirilişle, giderek bitki ve hayvan kurban etmelere doğru evirilen bir yapıya bırakmıştı. Bu inançtı evirilişlerin özel biçimi dinlerdi. Eski dönemin totemi anlaması içinde olan inanç; sosyo-toplumlarla dini sistemlere dönüşmüştü.\n\nMonoteist anlamalar bu örgülerle, bu örgülerin anı izleri ile ama yine de her bir kurban etmelerin çeşitli anlayışları ile sürüyordular. Henüz diğer iki monoteist din ortada yoktur. Politeisttik dönemde İnsan iradesi daha hür ve daha dinamiktir. Politeistler; dini olan ağır prangaları, daha kuşanmamıştılar.\n\nEski dönemin sosyal birlikçi ve komündü ortaklaşa yaşam anlatımları, yeni ortaya çıkan toplumun ve toplumsal bozuklukları içinde insanların; özellikle de ezilen insanların, gıpta ile ve giderek cennet tabir edilen anlatımlarıyla sürüp gidiyordu. İşte özellikle ezilmiş insan özlemlerini ayyuka çıkartan köleci düzen, Yunan'da Askralı Hesiodos'a bu altın çağın (cennetin)  anı özlemini yazdıracaktı.\n\nÖnce insanların Tanrı korkusuyla erdemli kılınmasını isteyecekle bu anlayışı pekiştirecekti. Temeli, sosyal bozukluk olan, üretim tüketim yansımasının aşırı kötü olması olan bu sosyo-toplumsa bozuk yapıdaki çatışmaları, Dostoyevski Suç ve Ceza Romanında enikonu, bireysel baz ve boyutta işleyip Raskolnikov'u bir hayli güç çözülür içsel döngülü soruların muhatabı kılışla terletecekti. Dostoyevski Sonunda genç üniversite öğrencisinin sırtına gök ölçüsünü yükleyip, Sibirya'ya manevi demlenmeye ve dinlenmeye uygun görüşle sürgüne gönderecekti.\n\nİç dünyayı ne kadar zorlarsanız zorlayın, ne kadar züht ve zahit içtenleşmesi ile donatıp tutuştursanız tutuşundu; bunlarda bir cümlelik toplumsal yapı ve nesnel işleyiş menşeli deviniş çıkmıyordu. Ancak somut, nesnel bir işleyişin sonucunda, bunlar kişisel oluşla ve sosyo-toplumsa oluşla insanın tutumu olabiliyordu. Bu anlamda yaşamın anlamlanıp inanç edilmesi yerine, ezen-ezilen özekti fantezilerin ve egemenlikçi anlayışlar iman kılınarak, sosyal yaşam gibi toplumların da yaşam merkezine oturtulma yanlışlığına sürükletiliyordu insanlık.\n\nNeydi bu altın çağ, Tevrat'ta bile Eden (cennet)  bahçeleri olarak geçerdi? İnsanların komün toplum döneminde, köleci yaşamı bilmeden, tüketim için sağlaştığı, kimsenin kimseye karşı erdemsizliklere neden olacak üstünlük taslaklarının olmadığı, ortaklaşa yaşam döneminin arkaikti ökülte anı izleridirler. Gelişme zincirinin, gelip geçici bir uğrağıydı. \n\nBelki de 1 milyon yıl gibi uzun sürece tekabül eden sosyal birlikti-komün güç, birçok insan taslakları girişimleriyle, insan yaşamına ve insan beynine nerede ise genetik ansal miras gibi bellekleşmiştirler. Köleci düzenin; kendisinin ürettiği; zenginleşmeleri; hırsızlıkları, her tür suçları ve sefaletleriyle perişanlıklarını, huzursuzluklarını, ahlaksızlıklarını, toplumsal tedirginliklerini, yine kendisi biçimlemişti.\n\nMal edinenlerle mal edinemeyenler yerini almış, toplum sınıflara ayrılmıştı. Bu gidişi önlemek isteyen insan beyni, ne olup bittiğini daha anlayamamışken; bir yandan inançsal evirilmesi bu altın çağı ahret olarak kurguluyor. Diğer yandan da sınıf çatışmaları içinde fikir çatışmaları kabili oligarşik, mutlak monarşik anlayışlı yönetimleri tartışıyorlardı.\n\nMonoteist anlayış; zenginliğin öncel bir takdirle, bir rızık dağılımı olduğunu vurgulayıp; fakirliğin bir sınanma, öte dünya için bir kontrat ve bir iman sözleşmesi olduğunu; insan beynine işliyordu. Toplumsal yapı, bu türlü fikri açılımların içinde olup çıkılmaz bir şaşkınlık doğurur olacaktı. \n\nArtık dönem, ön Asya da İsrail de vaftizcilerin ve vaizcilerin cirit attığı, peygamberliğin babadan oğula veya soylara intikal ettiği bir tutum olacaktı. Bu aşamada bozulan düzenleri pansumani tedavi oluşlarıyla öğütçü düzenler, insan öznelliğine hitap edecekti. Böylece huzursuz insanların bir kısmı sukut edip, bu hal üzere diğer birilerini alt edeceklerdi.\nsağlayacaktı? \n\nToplumsal tedirginliğin en yaman ve acımasızca duyulduğu toplumlar içinde, bu öğütçü olgular gelenekleştirilecekti. Öğütçü izafeleşmelerdeki her hangi bir gecikmede dahi, kurtuluşçu öğütlerin vaatlerini bin bir efsane ile ve bin bir umutla bekler olacaktılar.\n\nÇevrede süreç olan denk düşmelerin öznel anlamalı belirtilerini yaşayacakla, mutlaka böylesi bir gücü yaratacaktılar! İşte İsa, böyle bir bekleyişlerin süreçler boyunca giydirilmiş bir biçimiydi. Ne vahiy almış ne de yaşamıştı. Vaizcilerin vaizlerinden derlenen söylemler, böyle bir olası vaizci tarihi kişilikle özdeş kılınıp havarilerince söylemler kutsal kılınacaktı. Yani havariler müritler vaizcisini uçuracaktı.\n\nYazın, bunaltıcı Akdeniz sıcaklarının, insan kanına; bir damla erotik hormon salgılanması ile insanları nazikleştirip, serenatlar düzenlettiği anlardı. Bu anlarında; kanları tutuşturan heyecan coşmalarına dek şahitliğin yapıldığı yerler, ıssız koylar ve kuytulardı. Bu kuytu alanların cazip olan eylemselliğini tecelli kılma çekiciliğinden kendilerini kurtarmış olanlar da, elbette ki vardı.\n\nAklı ve eş deyiş ile fiil ve eylemlerini; hem de akıl olacak eylemlerini, sorgulayacak olanlar, bu hormonsal azmalarının tesiri içinde kendilerini kopartıp: “Akdeniz'de aşk başka olur” denmesinin hormon azmalı büyüsüne pek kapılmıyorlardı. Böylece hormon güdülü duygusal işlemlerinden, sıyrılıp; edimsel öğrenmeli yanıyla insanlığını üretir oluşun, fiili gereklerini gerçekliyorlardı.\n\nYani bir şehevi hormon azgını olmaktansa, bir akıl azgını olmayı yeğliyorlardı. Rutin insanların akılını kullanamayıp; “onu yapamıyorsak bari bunu yapayım” dercesine, sıradanlaşan; yozlaşan edimleri yerine, yepyeni; sürekli eylemselliklerin, düşünsel eylemsellikler içinde olmak; insanın; hele de “yeni insanın” macerası olacaktı. İnsanın hormon türü etkilenme yanları sıra, kendisini başkalarından farklı kılacak olan, insanlık yanlarının da olduğunu bilen, akil insanlardı bunlar…\n\nSıcaklar yerini hafif melteme, biraz da mehtabın sarhoşluğuna bıraktığı akşamsefası aşkları, aşıkını; zamanla mestane ediyordu. Bu mestane edişin insanı büyüleyen cazibesinden kendisini kurtarabilmiş olanlar vardı. İşte böyle bir günde, böylesi akil insanlar hormon azdıran alanların dışındaydı. Aklı ve aklını tartışıyordular.\n\nAkademia (M:Ö387)  gibi matematiksel ve akılcı düşünmeli oluşuyla bilinen bu kabil tartışmaları olan yerleri, vardı. Akademiya dışında matematiksek aklın tartışmaları içinde olunan yerler oluşla, dost davetli ev alanları da, vardı. Kimi ziyafet alanları akillerimizce böylesi seviyeli bir üslupların tartışma alanı yapılmıştı. Hani başka ulusların ermişleri veya kerametleri varsa; Yunanlıların da düşünceleri ve düşünce adamları vardı.\n\nİşte böylesi akılcı iklimsel koşulların sohbet toplantılı partilerinin birindeyiz. Pire'de, kocamış marsık zengin Kephalos'un evinde toplanmışlardı. Davet, yemekli idi. Konu insanı, insanın topluma ait edimlerini, kılı kırk yarma işi idi. Kolay değildi. Çetindi. Sırf hormonunu boşaltmayıp akıl işlemeyi tutumlayan bir başarıydı. \n\nKavgasız, gösterişsiz ve samimi idi. Ama olanca haşmeti içinde. Ehil olmayan maydanoz olmuyordu. Haddini bilip susuyor, dinleyerek nasibini alıyordu. Ahkâm keserek, ulema aramadan; konuşmacılar kendi akıllarının bilen sorgulayan ulemalığını konuşturuyorlardı.\n\nHani canım, koskoca bir hiç olan ve toplumsal açıdan akılcı olmayıp da, gösterişçi olup, içinde hileden başka hiçbir şey çıkmayan günceldeki toplantılar gibi. Bu toplantıların düzenli müdavimi olan açıkgöz, beleşçi yiyicilerin türetilmesi gibi. Günceldeki yemekli davetler; ihale ve avantaların hazırlanmasına gidecek ön koşullar içindi. Bu iş için göz ve dil temasçı aşinalıklarını yaratışla, yalakacı; banka hesapları kabarık gazetecileri yaratan kutlamalar benzerleri gibiyse de; konusuyla apayrı, bir efor oluştur bu.\n\nGüncel dost davetleri içinde; beş yıldızlı otellerin göz kamaştırır görkemde oluşunu sürdürürlüğü bir yanda oluşla, diğer yanda da, duygu sömürülerinin ayyuka edilmesinin tırmandırıldığı bir gövde gösterisi olma niteliği vardır. Aklını gösteremeyen gövdesini ve sömürü metaını göstermeye ağırlık verecekti. Oysa akademia dönemli kimi dost toplantıları, göstermeliklerin uzağında ki bir anlayışın alçak gönüllülüğünde oluşla; insanlığı ikameye yol alışın tevazusuydu.\n\nGüncel dost toplantılı davetlerinin içinde entrikacı olup, methiye düzüşlerle; sömürüye açık yığınların itaati oluşla pekiştirilmeleri vardı. Ve bu sömürüye açık yığınlarımızı kontrol edici; yani ateşi maşa ile tutucu bir başka güç daha vardı. Bu güç, sömürüye açık geniş güç içi, gömlek farkından oluşmuşların bir tabak çorbacısı ve bir tabak fasulyecisiydiler. Çorbayla onurları, insanlık bilinçleri ve toplum bilinci yer değişmişti. İşte güncel kimi davetli toplantılar; bu muhtaçlıkları elde tutmanın hileleriyle, vardılar.\n\nÇorbaya muhtaç kılınan el altı sosyal yapılar; bu mahcubiyet ve bağıllık altında akıllara pranga vurup; “siz ne iyisiniz ya, Allah sizden razı olsun” deyişin dilenci duasını yaparlar. Ve kendi veli nimetlerine (!)  sığınmanın tazelendiği bu kabil gösterişli hercümerce içinde aldanış, aldatışlar vardı. İşte Antik Yunan dönemi dost toplantıları; şimdiki göstermelik tarikaların (yolların)  kollandığı, istismarcı benzeri yerler gibi değildi. Birazdan istismarı aldanışları önlemenin akıl açarlarını ortaya konuşlayan, toplantıda olacağız.\n\nAntik dönem kimi dost çevreli ve aristokrat çevreli yemek davetli toplantılar; günümüzdeki davetlerle çağımızdaki kişi şirket hesaplı davet anlayışlarına pek uymuyordu. çağdaş toplumsal çözüm üretmenin akıl koyuşuna hiç benzemezdir.\n\nGüncelin davetleri herkesin kendi çıkarını rakibine yaldızlı sözler altında, şifre yaptığı hinliklerle güya masumiyettir! Akademia dışı dost davetlerinin, düşünce davranış etütlerine sanki benzerlermiş gibi… Benzerlik sadece yemekli ve sohbetli oluşundandır. Başkaca Hiçbir kesişen benzerlikleri yoktur. Hoş, günceldeki davet biçimin birbirini ayartmaları dışında, pek sohbetinin olduğu da, hiç söylenemez ya...\n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Devinimindeki Mutluluklar 09",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nBurada, Firavunlar dönemine değin gelen, eski toplumların, toplumsal ittifaklar nedeni ile ikizleşen yönetim ve kültür anlayışlarının belirmesi vardır. Bu belirişlerini de, çift başlı kartalla, çift ağızlı baltayla, ikiyüzlü İsummud'lar gibi, sembollerle, figürsel ve törensel ritüellerle, yansıtıyordular. Bu motifler, çoklu kültürlerin bir arada olmaları ve bu kültürlerin sıra ile yada bazen birlikte yönetim erkini ellerinde bulundurur olmalarının sembolizmidirler. \n\nYani bu ittifaki dönemler ittifak gruplarının bir birbirine alışılmaları, bir geçiş, bir kaynaşılma, bir özümlenme süreçlerinin sosyal toplumsal yaşayışlarıdır. Bu tutumlaşmalarla, gelenek göreneklerde ki birleşen, birleştirici olan ve giderekten de, tek kişilik atıfıyet simgeleşmelerini ortaya koyacaktı. Sonradan,tek kişinin sıfatları olaraktan belirtilecek olan bu tür karmaşık girişmelerle doğacak olan  yansımaların, tarihi süreci ve uygarlık yaratan adımlarının; adım atılışlarını, görüp bilmek lazımdır.\n\nMonoteistlerle politeist anlayışlar arasında çok farklar vardır. Bir kere politeist anlayışlarda, tanrılar görev dağılımlıdırlar. Böyle olunca da politeizm, olup biteni düzenleyen ilahların bir dengeleşmeci güçler birliğidir. Politeizmde ilahlar yaratıcı değildirler. İlahlar, ittifaktaki her bir topluluğun ayrı ayrı totemleridirler. Totemler, temsilcilik oldukları toplumlar içinde, eski çağdaki toplulukların, sosyal birlikler dönemlerindeki, yamyamlık dönemleri ve insan kurban dönemleri temsilcisidirler. \n\nBu sembolik adımların ve ritüellerinin yaygınlığının kargaşası bir rezonans oluşturulmasını zorunlu kılıyordu. Çokluktan doğan karmaşanın aşılabilmesi için rezonansın kutsal olan tek Tanrı fikrine dönüşmesi kaçınılmazdı. İttifak içindeki, çok tanrıya ait sıfat ve fikirlerinin ve yaptırımlarının tek tanrı fikrine gidişine, birleştirici olması çok önemliydi. Çok tanrının figürleri tek tanrı figürleri olarak belirecekti. Totem güç ayrılıkları, aynı totem gücün tek ilahçı ilkesinde özümsenecekti. Bu sentezci benimsenenler  insanları tek tanrıcı anlayışla  birleştirecekti. \n\nTek tanrıcı anlayışlar, totemci etnik ayrılıkların aşılmasında bir birleştiren olaraktan da, bu aşamada çimento işlevi görecekti. İşte böylece de, pulural yapının, mono yapı içine yansımaması olanaksızdı. Bu monocu sentez yansımalarıyladırki etnik tehdidin, toplumsal birliğe engel olma ayrışmalarının, ayrılıkları süreçleyen durumsalları, yavaş yavaş günümüze değin elimine edile gelecekti.\n\nYeni yeni uygarlık adımı atan atalarımız, insan kurban etme yerine; yerleşik hayata geçmeleri ile ve emek ürünlerinin bilincine varır olmalarıyla, kendi alın teri olan emeklerini tanrıya sunar olmayı akıl ettiler. Aslında her biri yakmalık sunu, kesmelik sunu, suda boğmalı sunu, suda  pişirmeli sunu  gibi farklı totem kurban töreni olan seramoniler birleştirilmişti. \n\nGruplar çoban ya da çiftçi toplum oluşlarına  göre, emeğin soyutsal yaşantılaşmasıyla, hayvan ya da bitki sunmayı akıl ettiler. Güce tapmak bir genel doğal ilke idi. Burada bireysel güçler toplumsal güçle somutlanmıştı. Her gücün akıl erdirileyeyen bir mistik yansıması vardı. Çevreden yansıyan güçlerde çok farklı idi. En temel güce, kendi toplumsal olan birey emek gücünü, kendisi yerine sunmuştu. İşte bu sunulan emek nesneleri, insan kurbanı yerine geçip, kurban olan nesne; insanların değerce eşiti oldular. İnsan kurbanı adetleride, böylesi bir sembol kılışla süreç içişnde aşılmıştı.\n\nVe insan; kendi canını kurtaranı, saygılardı. Kutsallaştırdı. Totemin ikinci bir yansıma anlamı budur. İnsan kurbanı yerine geçenin saygılaşmasıdır. Kuzu İsa'nın bütün insanlık yerine, kendisini kurban etmesi gibi. Bu anlamın yerleşmesi çoban Dumuzi (Habil)   ve çiftçi Enkidum'un (Kabil'in)   tanrıça İnanna'ya hayvan ve bitki ürünlerini hediye etmeleri rekabeti ile ritüelleştirildi. \n\nİnanna'nın evlilik müsabakasına dönüşen bu simgeleştirmeler var oldu. Bu sembolizmin toplumsal edimi ve sosyal edebiyatçı olan inançlaşma anlaşılmaları vardı. Zamanla söylencenin ardındaki yatan etnik sosyal anlayışlar, toplumsal değişmelerin etkisi ile anlamlarını da değiştirdi. Asıl anlam unutulup gitti. Koruyucu, gözetici, haber verici ata totem ruhu anlayışı sosyal ve toplumsal gelişme ve değişmelerin etkisi ile anlamdan anlama gidecekti.\n\nBu nedenle, her toplumun kendi totemi toplumlar kaynaştıkça, hem çok başlılık, ikizleşme figürünü sembolize etder oldular.  Hem de, bu pulural anlamlar toplumsal ittifaklarla, sentezci tekleşen kutsal tek toteme zorunlu olaraktan dönüştüler. Bir kere toplumsal oluşlar, sürekli ittifaklar içinde gel git yapan bir yörüngeleşme manevraları içinde olmalardı. Yine eski sosyal birlikçi dönem totemist anlayışlarının şamanlar, kahin ve büyücüler aracalığı ile olan iletişmeleri bu monocu dönemde de sürüp gitmişti.\n\nŞimdi ortada toplum vardır toplumun okunması akıl erdirilip düzenleşilmesi gereken ahlakı ortaya çıkmıştı. Artık bu ahlakın okunması, yeni bir felsefeyi, yeni bir düşünce akımını, etik akımı ortaya çıkaracaktı. Artik yeni dönemin etikçileri şaman ve büyücler değildi. Belleten, öğretendiler. Tek Tanrı ile insan grupları arasındaki bir aracı rolünü de, zamanla üslendiler. Bunun bilinen ilk örneği Şuruppak'lı Ubar Tutu'nun oğlu UtNapiştim'di.\n\nAslın da bu çoklu yapı, kültür çokluluğunun ve farklı grup düşüncelerinin bir arada  girişmesidir. Kıyaslanıp eleştirilerek, giriştirilerek serbestlikle içinde onlarca yüzlerce gidip gelmeler içinde yeni düşüncelerini oluşturmaktadırlar. Birey tanrısından, aile tanrısına, oradan kabile tanrısına ve şehir tanrısına, devlet tanrısına yol olan bir hiyerarşidir. İmparatorluklarla tek tanrı anlayışı, alemlerin (dünya toplumlarının)   Rabbi, Tanrı'ya da yol alışın skala oluşturmasıdır bu girilen yol.\n\nTek tanrı düşüncesinde, tüm yetkileri ele alan Tanrı artık insanın düşünme devinimini de eline alıp, insanı kıpırdayamaz kılmıştır. İnsan ancak emir olunanı düşünüp, kıyaslar ve yorumlardı. Emirleri de, işi bilirler öğretirdi. Sıradan bir inanırın, haddi ve yetkisinde böylesine bir yorum düşünme ve akıl erdirme yoktu. Akıl erdirme anacak tek tanrıyı anlamak içindi. Akıl etme hiçbir zaman insanın uhdesinde değildi.  Bu Tanrı ile yarışmak olurdu. Küçük suyunu dökerken bile hangi eli ile işi kolaylayacağı insana söylenmeli idi. Hangi adımıyla içeri gireceği vs. vs. ona söylenecekti.\n\nMonoteist anlayış kendi içlemi gereği, kendi Tanrı'sı dışındaki tanrılara saygı duymuyordu. Çünkü kendisi tek Tanrı'cı bir ikame anlayıştı. Onlara saygı duyması demek kendisinin yadsınması olurdu! Aksi halde tek Tanrı'cı olamazdılar. Oysa payenler (Hıristiyan olmayanlar)   kendi tanrıları dışındaki tanrılara da saygı duyuyorlardı. Bu da, bunların, tanrı anlayışlarının içleminin zorunluluğudur. Yani payenlerle, paganlar, zorunlu olarak hoş görülü idiler. Aksi halde pagan ve çok tanrılı olamazdılar. Bu yüzden çok tanrılı idiler. Hoş görüsüzlük monoteist anlayışla gelmiştir. Çünkü monocu anlayış sadece kendisini hoş görür. Hoş görü söylemler de, bu bağlamda gerçekçi değildir.\n\nMonoteistler, gerçeğe ulaşmanın, bir tek yolu var derlerdi. Bu yol da kendilerinin yollarıydı. Kendi tek Tanrı'larının yolu olduğunu söylerlerdi. Aslında hiçbir monocu dinde, monocu değildirler. Artık yola girilmişti. Yolun çelişkileri, yanlışları, o yolun terleten bir gerçeği olup çıkacaktı. Bu izahi anlayışlara göre, bu yolun dışındaki yollar, insanlığın mahvına sebep olurdu! Gerçi öyle olmuyordu ama olsundu! \n\nEski toplumların hayvan ya da insanları suya atıp boğarak kurban etme ibadetleri, tek tanrıcılığında sembolizmiydi.  Yani suyun arındırıcı olması kültü, “Kurtuluşçu dinlerin de” yüzyıllardır Musa'dan beri bunları vaaz ettikleri külttü. Musa inanırları, müminlerini Ürdün Irmağı'nda, suya daldırma yoluyla, vaftiz etmiyorlar mıydı? Tabi bu tek yol, bir kısır döngü olup çıkıyordu. Bu tek kurtuluşçu yol olma ilkesi fikri düşüncenin çıkmazı idi. Hak dini olma, hoşgörüsüzlüğün ta kendisi olmakta idi.\n\nOysa pagan payenler, gerçeğe ulaşmanın birçok yolu olduğunu söylüyorlardı. Kudüs’e bir yönden değil de, her yönden, (hatta günümüzde havadan bile)   ulaşılıyordu. Ne kendilerinin tek kurtuluş dini olduğunu söyleyip, hücum ediyorlardı, ne de hak din olduklarını mal mülk müsadere ederek, kılıcı ellerine alıp, Yahudiler gibi ilan etmiyorlardı. Aslında inançlar daima birbirine saldırırlar. Ve baskı uygular olmuşlardır. Bu inançlar, ister monocu olsun, ister politeist olsun. Politeistler belli bir anlama kararlılığını çağlar boyunun akışı düzleminde tutturmuşlar, hoşgörü ile süreçleşiyorlardı.\n\nŞu da, bir gerçekti. Tek tanrıcı anlayış da, ister istemez çok tanrıcı bir yapıya kayacaktı. Tıpkı çok tanrıcı yapının tek tanrıcı yapıya kayması gibi. Üstelik tek tanrıcı dinler, tekli yapısını, bu bir birine benzemez çoklu yanlarını, tek tanrıcı yapı gibi, koruyup sürdürmektedirler. Hiçbir yapı bu çelişkiyi  yepyeni bir doğumla ortaya koymadan edemezdi. Kendi içindeki mezheplerde bu hal sürmektedir. Farklı tek tanrı anlayışı, yine çoklu tek tanrı anlayışı gibi, aks etmektedir.\n\nPoliteist dinler, yukarıda söylendiği gibi, tekilli yaşamın yaşamsallaşmasından özekleşen, aynı konu etrafındaki çok yönlü anlayışların değişik çözümlü motiflerini sunuyordular. Bu da kıyas ve girişen tartışmalar, düşünme, akıl yürütme, kırı tize edip, elenme demektir. Sorunsalları, Tanrı kavramında sorgulama çözme, ya da şimdilik çözer görünmedir. Değişkendir, gerektiğinde sorunlar aynı ulus içinde 1500 tanrıya havale edilen bir düşünme genişliği idi. Ne kadar sorunsal ile ortaya çıkarsanız, o kadar özgür düşünme var ediyordunuz. Yorumluyordunuz, tanrı anlayışında buluşturuyor kayra ediniyordunuz. Tabiî ki bu pratik hayatta zor ve yavaş ilerleyen bir süreçti.\n\nPoliteist inanırlar da, teorik olarak, bunlardan istediğine, inanıp, inanmamakta serbesttiler. Hal bu ki Monoteist anlayışlarda herkes aynı şeye, aynı şekilde, bir kalem inanması lazım. Aksinin düşünülür olması dahi, gereken bir günahtı. Bu yüzdende zorunlu olarak pulirizme kaçan mezhepler ve ekollerin türemesi kaçınılmazdı. Monotoizmde içine düştüğü bu büyük çelişkiyle, politeist anlayışı getirmekten kurtulamıyordu. Zaten yapı politeist anlayıştan çıkmıştı ve politeist anlayışı içeriyordu. Ve politeist doğumu yapmak zorunda idi. Tek biçimli tanrı anlayışı görüntüsünde çok yetkili, çok farklı, bir birini dinsizlikle suçlayan, hoş görülü ve hoş görüsüz yapılar ortaya çıkacaktı.\n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Devinimindeki Mutluluklar 10",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nSofu Robert, 1022'de piskoposlar ve baronlar kurultayından; “”sapkınlar yakılacaktır”” diye karar çıkartır. Özgür düşünce cenderededir. Yağma, ölüm, korku, tırsma kol gezmektedir. Engizisyonun sanıkları, yaşlı, hasta, güçsüz, sakat, kadın erkek, çocuk olabilmektedir. Çocukları, ana babaya karşı şahitlik etmesi gözü dönmüşlüğü içinde davranılırdı. Bunlar  yetmez gibi, işkenceler, dar ağaçları ve alevli meşalelerle de zulüm ve öldürme ayyuka idi.\n\nÖzgür düşünme artık sadece sapkınlarla! (heteredoks kesim)  * skolâstiklerin düşünce çarpışması değildir. 13. yüzyılda Bacon “”deneysel bilim”” demiş, yalnızca deneyin doğrulayıcı olduğunu söylüyordu.  Bu söylemle, öylesine bir sarsıntı yaratılır ki, faturası; Bacon'a yalnızlaştırılmaya, kimse konuşturulup ilişki kurdurulmamaya, yani tecrit edilmeğe mal olmuştur. Buda bir çeşit aforozdu.\n\n1346'da “”Olasılığın basit bağıntısından nedensel bağıntılar çıkartılmıştır”” diyen Nikolas d' Autrecourt kilisenin temellerini sarsmıştır. Tabii ki,  kilise; yazılarının yakılmasına karar vererek, gülümseyen; sözde müşfik yüzünü göstermiştir! \n\nOresme 14. yüzyılda yerin günlük devinimlerinden bahisle, analitik geometrinin temellerini atmıştır. Ne demekti bu? Dünya düz ve Kudüs tam Dünya'nın ortasına denk geliyordu. Böyle diyordu kilise, var mıydı Tanrı buyruklarına aykırı konuşmak! \n\nBirçok Hıristiyan, bugün bizi şaşırtacak ve küçük dilimizi yutturacak denli şiddetle, ruhban sınıfına saldırıyorlardı artık. Sizin açınızda yukarı tükürseniz bıyık, aşağı tükürseniz sakaldı. Ama kitleler anlayıp değerlemek yerine, yükten boşalmışlık psikolojisi ile vahşetle davranıyordu. Bu da hayli kaale alınması gerekiyordu.\n\nPapaz ve piskoposların öldürülmesi 13. yüzyılda sık rastlanan olaylardandı. Auxerre Kontu Pierre De Courtenai kiliseleri yıktırır, yetinmez piskoposunun gözlerini oydurur! \n\nBretagne kontu Pierre De Dreux ve adamlarına, papazlara kötü davrandırır onlara işkence ettirir idi! \n\nAvrupa monarşik kralların, dediğinin dedik olduğu bir yönetim tarzının hüküm sürmesini istemektedir. Açıkça bu kilisenin otoritesini kırmaktı. Yani bu eğilim toplumsal gelişmede ani ve olaya ilişkin nesnel kararın tez elden alınması idi. Kilise bu akışa ayak uyduramaz. Dünya ve toplum süratle değişmektedir köleci düzenin ürünü olan Hıristiyanlık, devlet dini olduğunda kendisini bambaşka bir biçimlenme anlayışının kulvarı içinde bulmuştu.\n\nYani kilise kendisini feodal düzenin içinde bulmuştu hayli afallamıştı. Öngörüsü olan eski dönem toplum ve halk kültür ittifakları yetmiyordu. Daha bu düzenle tamda kafa kafaya verip, anlaşıp uzlaşmışken; düzen kapitalist yaşam ilişkilerine kaymakta idi. Kilise iyice şaşkınlaşıyor ne yapacağını bilemez tutumla ceberutlaşıyordu! \n\nKilise hem egemenliğini sürdürüyor, hem değişmelere uyum sağlayamamasının haklı eleştirilerini yapan çevrelerin güya sapıklıkları İle uğraşıyordu. Bir yandan da kendi çağ dışı kalışının köhne öğretilerini; işkence ve zulümle; aforozla, baskı ve yıldırmalarla ihraç ediyordu. Bu nedenle de yakıyor yıkıyor ve yeni düzen burjuvaları olan yeni tip soyluların saldırısına uğrar oldular.\n\nKilise ve dinler burjuvazi denen bir toplumsal oluşumu ne bilebilmişler ne öngörmüşlerdi.  Çünkü oluştukları dönemin ve oluştukları dönem öncesi toplum ve halk kültüründe böylesi bir sınıf tanımlaması yoktu. Zaten bir halklar kültürü cemi olan kendisi, başka türlü nasıl bilebilecektiler? \n\nKilise gücü ile kilise adaleti, monarşi gücü ve monarşi adaleti ile kıyasıya çatışıyordu. Yani yer ölçüsü ile gök ölçüsü müsademeye girmişti.\n\nDindar Fransa kralları inançlı kimselerdi. Buna rağmen kilise mahkemeleri ile kralın mahkemeleri arasında, sürekli bir mücadele vardı. İşte krallar bu nedenle, kendi söz ve ikballeri için, büyük bir hırsla yapıyı, kilise adaletini kırarak, kral adaletine kaydırırlar. Yani adaleti yapıyı laikleştirmişlerdi. Bu hareket, yasama yapan meclislerin tutumuna kadar yansıyacaktı.\n\nAslında bir reformist olan Luther ve Calvin elbet çok çok önemli işler başardılar. Ancak düşünceleri aynı Katolikler gibi idi.  Bunlar da aynen Katolikler gibi; “” Doğru, ancak Tanrı'sal esinle bulunur. Bu esinlerin tümü de İncil de vardır.”” diyorlardı. Yani ayrılıklarına rağmen temelde bunlar düşünce haklarının sınırsız olmasını ve herkesin gerçeğe serbestçe, kendi seçtiği yoldan gidebileceğini”” dahi kabul etmiş değillerdi.\n\nBirçok bakımdan Luther oldukça gerici idi. Bugün için, sadece ufacık, minicik, ama hiçte kolay olmayan; başarılması dahi düşünülemeyen bir gözü peklikle ve kararlılıkla ve başarı ile etkisi ile kocaman bir sonuç doğuran protestosunu yapmıştı. Tabii ki nesnel koşullarda bu tutum lamaya hazırdı. Yani kendi dinini, kendi dilinde yazıp okumak için İncilin Alman dilinde,  yazıp basacak matbaa da artık bir somutluktu.\n\nUcuz ve kısa sürede çok baskılı basım, herkesin İncil’e kolaylıkla ulaşıp, karşıladığı bir ihtiyaçtı. Dinde reformlarla bilinçlenen kitleler Rönesans’a karşı halkı duyarlaştırmıştı. Halkın epey bir kesimi Hanyayı Konyayı anlar olmuş ruhban sınıfını kaldırmış, akılcı girişim deneme ve buluşlara daha bir güvenli yönelir olmuştular. Artık Dünya'nın dümdüz olmadığını, okyanuslar ötesinde cinler âleminin ve cehennemin bulunmadığını biliyorlardı. Halkın yeniye ve bilime karşı ilgili kılınması bakımından bu sözde sapkın reform hareketleri hayli katkılıklar yapan, bir hamle olacaktı.\n\nİnsanın insanlığını anlaması için biraz daha vardı ama olsundu. Artık yeni insan, kendisi ile savaşmanın mutluluğunu fark eden insandı. 1800 yıldır süren ve bir alçak gönüllülükle Tanrı buyruğuna uymak olan ERDEM; şimdi, kişinin kendisi ile savaşı olmuştu. Kişiyi kendi ile ve doğa ile ve toplum ile ve çevreyle çatıştırmak ve kişiyi kendine karşınlıkla, kendisini aşmaktı erdem. Artık uysallıkla riayet ederliğin anlama yorumunun yerini, sorgulayarak, deney ve eylem yaparak şartlarını bulmasını hararetle ister olacaktı. Artık Dünya'da, kendisini değiştiren, aklını ve bilimini rehber edinip dönüştüren, yepyeni; Yeni insan vardır.\n\nTarih açıkça şunu göstermiştir: İster dinler olsun, ister halklar; en zayıf en güçsüz ve en korunmasız oldukları azınlık durumlarda; yeniyi, farklıyı temsil ettiklerinde, kovuşturma ve zulüm görmüşlerdir. Ne var ki kendileri güçlendiklerinde ise; zulümden doğanlar: zulüm etmeye, kendileri cellât olup, asıp kesmeye başlarlar. Bundan, bu yaşayıştan hiçbir ideoloji masum değildir. Adil ve ahlaki olduğunu söyleyen Hiçbir monoteist dinler dahi bu acizlikten kurtulmuş değildir.\n\nHıristiyan dünya, kendisi ile savaşmanın mutluluğunu sezip, kendi ile savaşmanın, mutlak gerekliliğini bilmişti. Bu, bugün dahi % 20'lik, azınlık bir kitle bilincidir. Bu azınlığın varlığı, Dünya'yı uzayda devindirmeye yetişte, artmıştı bile. İnançlarını ve dinlerini sorgulayıp, çok uzun mücadelelerle ve kanla, ölüm ve gözyaşları pahasına, kazanımlardan sonra, bilim ve aklı batı yeğleyebilmiştir. Batı felsefesinin temelinde akıl ve bilimin yanında sömürüde yatmaktadır. Batı zenginliği ve gelişmeyi böyle yaratmıştır. Sömürü durumun olumsuzudur.\n\nDaha doğu, kendi ile mücadelenin mutluluğunu bile hissedememiştir. Çünkü kendisini kul kertesinde, aciz görmektedirler. Her halde bir Avrupa kadar 1800 yılda onlar sürecinin olgunlaşmasını bekleyeceklerdi! Oysa önlerinde zengin bir insanlık deneyimi vardı. Aynı sürecin acı tecrübelerini yaşaması gerekmeden aklı kullanabilirdiler. Dünya'yı yeniden ve yeniden, tekrardan keşfetmek gerekmiyordu. Öyle, birilerini sapık, yoldan çıkmış, şeytanın igvasına uymuş, zındıklık, ateistlik, kitaplarını bozmuşlar sayarak, bu işler olmuyordu.\n\nAvrupa'da 1450 matbaanın keşfidir. 1492 den sonra Amerika'nın keşfinin yankıları kör inançların yıkılmasıyla insanlarda kiliseye (İncil’e)   karşı var olan güvensizlik ve şüpheleri, hem pekiştirdi hem de artırdı. Hâlbuki İsa'nın çömezleri (yardımcıları- havarileri-misyon üslenirleri) , İsa'nın direktifi ile insanları aydınlatın diye, açık gizli bilgilerle donatılıp gerekli tüm irşatları yapmışlardı! Hem de bir olanın yardım ve gayreti ile yapmışlardı! \n\nHavariler yeryüzünün her yerine her şeyi bilip söyleyen Tanrı adına gönderilmiş irşadılar yapılmıştı. Dahası bunlarla yetinilip, kalmayaraktan Yüce Tanrı her halka, uyarıcı ve irşatçılıkla yükümlüler gönderilmişti. Ama her nedense Dünya bir türlü irşat olamıyordu! \n\nNe var ki Batı Avrupa ile Çin arasında, koskoca bir ülke olduğunu, buralarda ve Afrika'da Âdem baba düzeyinde insanların olduğunu, her şeyi bilen bir Tanrı; hem de söylenmedik yaş kuru hiç bir şey bırakmadığını söyleyen Tanrı, bunları söylemeyi unutmuştu. Bu âdem babalara irşatçı göndermeyi unutmuştu. İşte kızılca kıyameti koparanda bu basit anlamalar olacaktı. Geçmişten haber veren Tanrı, nedense mevcudu hatırlayamamıştı. Yeni coğrafyalarda yeni insan topluluklarına, her ne kadar; ”” Her yüzyılda bir, her halka, uyarıcı sakındırıcı göndeririz”” denmişse de buraların unutulmuş olduğu görülmekte idi.\n\nNeden ise, bizler bile bu bilinçle, bu aşılamayla Atatürk'ün dahi böyle; yüzyılda bir seçilmiş gönderilenlerden olduğunu söyler dururuz da,  Buşmanlar'a; Aborjinler'e;  neden böyle bir sakındırıcı gönderilmediğinden hiç bahis etmeyiz. Şüphesiz ki, geçmiş ve hal ve gelecek Tanrı'nın sözüdür. Ve her şey sürecindeki gibidir. Yüce Tanrı buna aykırı söz söylemezdi! \n\nMonoteist anlayışlardan biride mümin kişiye ahret hayatını kazandırmaktır (insanın kendisi ile savaşmasının, manevi duygu ve öznel yönünün, en güzel keşfidir) . Ama yeryüzünde mutluluğu bile aramak çılgınlıktı. Oysa hiç değilse; insan kendi kendini kontrol edip, zaman zaman, arzularına ram olmamanın, kendisine karşı kendisinin savaşını vermenin mutluluğunu da duyabilirdi. Yazık! \n\nOn sekizinci yüzyılda Oresme ve Kopernik'in kilise ile uzlaşan tavırlarının yanında Galile yargılanır.  Yargılanması sonunda tören vari biçimden dinden atılır! Ve hapse konur.\n\n13 Nisan 1598’de Nantes Fermanı yayınlanır. Milan Fermanı gibidir. İki ferman kimi noktalarda benzeşir ve ayrışırlar. Amacı Fransa’da bir monoteist anlayış plüralizmi (yetki hiyerarşi çoklaşması)   olan iç işleyiş mezheplerden; Katoliklik ve Protestanlık inancını bir arada barış içinde yaşamalarını öngörmüştür. Oysa Milan Fermanı pagan halkla (politeist yaşamla)   monoteist halkın barış içinde bir yaşamalarını öngörüyordu.\n\nSürecek\n\n*Heterodoks: farklı bakış açısını ortaya koyabilen farklı olabilendir Ana inan konusunu, farklı düşünüp yorumlayanlara, sapkında denecek anlamalarla Heterodoks denir. Ancak bu kesimde kendisini sahih, doğru anlayıp yorumlayan olarak kendilerini bir ortodoks olarak tanımlarlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Devinimindeki Mutluluklar 05",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nRomus ve Romulus'ların torunları, yani Roma; dinlerin çeşitliliğine evet diyordu. Sakınılan oluşla bir dinsizliğe de evet diyordular. Sadece dinsizliğin (dinlere saldıran inançların)  başarı kazanıp, üste çıkıp, muaffak olmasına hayır diyordular. O çağda, dinsizlik anlayışı, dine inanmamak anlamına gelen sözler değildi. Başka dinlere; ister totemist olsun, ister pagan olsun, ister putperest olsun; ne olursa olsun; başka inançlara tehdit olup, başka inançlara putçu diye saldıranlara “dinsiz” diyordular.\n\nMonoteist anlayışlar, o coğrafyaya egemen olunca, dinsizliğin tanımı, anlamı da değişime uğrayacaktı. Kendi dininde olmamak dinsizlikti! Ancak günümüzde bu vurgunun üzerine ciddiyetle gidilecekti. İlkin Musevi monoteizmi olan (Yahudilikte)  kendi dışındakileri hep dinsiz sayıldı. Hıristiyanlıkta kendisi dışını; yıkılması, yakılması gereken bir dinsizlik, sapıklık olarak görüyordu.\n\nDiğer tek tanrı anlayışı olan İslam da bundan müstesna değildi: İslam da aynı şekilde; “İslam’dan gayrı olanları sapıklıkla itham” ediyordu. Oysa ilk totemistler, ironi oluşla putperestler birbirine ve de yeni yeni oluşan din sahiplerine hiç te dinsiz demiyorlardı. Çünkü totemizm, ilk baştan toplumsa yapının epey bir zamanı buyunca, hiç bir zaman din olmadı ve din iddiasında da değildi. Din, sınıflı yapının bileşim ürünüydü.\n\nYahudilik (Roma'ya göre dinsizlik)  bir ırk dini idi. Saldıran bir din idi. İsrail dışındaki topluluklara da Yahudilik (dinsizlik)  önerilince, İmparator Severius İmparatorluk ahalisine, Yahudiliği (Dinsizliği)  yasaklamıştı. Yani kendisinden başkasını din olarak tanımayan Yahudiliği ve Hıristiyanlığı, Roma kendi mantığı içinde haklı olarak; dinsizlik olarak görüyordu.\n\nArtık Musacı Yahudiler Roma’ya nasıl bakıyorlarsa, Roma da Yahudilere aynı tarzda bakıyorlardı. Yahudilik ve hırıstıyanlık yayılmacı oluşla direçleşip saldırınca, Roma da pagan yayılmacılığı ideolojisini gözetecekti. Moneteizmin kendilerinde bıraktığı izlenimci tutumun aynısını pagan yapı da, Yahudi ve Hırıstıyanlara göstermeğe başlayacaktı. Her iki bakış ta bilenişle aynı minval ve tarz üzerine olacaktılar.\n\nBaşlangıçta Roma, Hırıstıyanlığı da ırkçı görerek her ikisini de, sap saman olarak birbirine karıştırdı. Çünkü Roma’ya göre; Hıristiyanlık da sadece monoteistik oluşla bir çeşit Yehova'ya tapmaktı. Artık selim akıl yerine, kinci akıl devreye sokulacaktı.\n\nBurada şöyle bir vehim olmamalıdır. Hıristiyanların getirdiği ilkeler Roma'yı telaşa düşürdü de, Roma böyle davrandı sanılmayadır. Kesinlikle böyle değildir. Bir kere Hıristiyanlığın getirdiği iddia olunan yeni ilkeler, Roma'nın aşına olduğu ilkelerdi. Roma ahalisinin içinde yaşadığı coğrafya da; kurtuluşçu din olma savı biliniyordu. Yine acıyan tanrı (Aton ve Elohim de acır)  tasımları; vaftiz etme geleneği, ilk günahın faturasını taşıma anlayışıyla, oruç, namaz (mitra inancında)  günlük işlerdendi.\n\nYine insanlar için çok acı çeken bir Tanrı tarafından insanlığın kurtarılacağı fikri (Sümer Ea’sından beri)  biliniyordu. Hele babasız doğumlar; insanlığın ititfakı dönemiyle birlikte yaşama konan, yaşanan sosyo toplumsa gerçekler oluşla bilinip, o günlere gelen anlatımların hayli defermasyonlarıydılar. Açıkçası Roma toprakları Yahudilik, Hırıstayanlıktan önce, Yahudilik ve Hırıstıyanlık düzenlenmesi olacak olan bu savların kaynaşması içindeydiler. Monocu savlar, o günlere gelişle, damıtılma olmuş söylencelerdi.\n\nÖrneğin; Tanrı Baküs'te Minerva'dan babasız doğmuştu. Vs. bu türden fikirler vakayı sıradan sembol tutumlardı. İsa ile örgüleşen, İsa'da şekillenen fikirler, Roma için, hiçte yeni ve bilinmez olan düşünce ve fikirler değildiler. Sadece bu düşünceler daha derli toplu olarak tutum olmaya başlamıştı, o kadar.\n\nBunların en bilinegelen gezgin vaizci ve vaftizci öğreticileriyle “kurtuluşçu din” fikri yüz yıllardan beri, halkın ve çeşitli toplumların kendi içinde öğrete geldikleri bir söylemdiler. Babasız doğumlar ittifakı tapınak birleşme evliliğinin, kurumsa işleyişi olup, bu kurumsal işleyişlerin tedavülde kalkmasıyla çağlar sonrasına sızan anlatımı içinde eski toplumsal ilişkiselliği unutulmuş olmakla, ökülte bilgi olma konumundan inanç sembolizmi yapılanmasına dönüşmüştür.\n\nBunlar bire bir, Roma ve Yunan kültündeki mitrasizmde de (gizlici okültis öğretilerde de)  vardı. Tüm insanlığın kurtuluşu için çarmıhta acı çeken bir İsa figürü; Roma gözünde; bir Mitra'dan, Ya da Sibel'den veyahutta, Meryem ana aşkı için kendisini hadım eden, Attis'ten daha dramatik değildir.\n\nBunlar ancak günümüzde o günün toplumlar arası kültür ve ittifak ilişkilerini bilmeyenler için, bir kutsiyet ve önem arz ederdi. Roma anlayışına göre şimdiki başbelası olan moneteizm Roma için ileride işe yarar bir araç oluşla, sonrada toplumlara din olacaktı. Roma karşı olduğu kurtuluşçu dini, büyük bir özveri ile yönetimin özeğine oturtacaktı.\n\nRoma'nın kurucu felsefe siyaseti gereği Roma sınırları içindeki her dine tapmıştır. Ya da sınırları içindeki her dine müsamaha yapışla, uyruğundaki her din; İmparatorluğun dini gibi olmuştur.\n\nBu nedenle Roma, başlanışta Museviliğe, İseviliğe da karşı durmazdı. Bir dinin, başka dine olur tasallutunu da (Roma’nın deyimiyle dinsizliğini de)  Roma hoş göremezdi! Ne var ki Roma'nın önünde de baş etmesi gereken bir tarihsellik vardı.\n\nDönem imparatorluklar dönemiydi. İmparatorluklar pek çok uyrukları ve sosyal kültürlü inançları içlerinde barındırıyorla kaynaşırdı. Her ne kadar yapı müsamaha da olsa, birinin dediği, birinin yaptığına uymuyordu. Roma toplumunun o günkü işleyişine de uymuyordu. Zaman zaten laikliği de ortaya koyamamıştı.\n\nÖyle ise önlerinde imparatorluk ülküsüne uyan bir tek yol vardı. Roma yurttaşı olma uyrukluğu ve dinlerin senteziydi. İmparatorluk birlik istiyordu. Monoteizm de birlikçiydi. Paganizm müsamaha ve çoklu mantık oluşla, çok olumlu iken; imparatorluk birliğine göre de apse yapışla, çatışma ve ayrılıkları körüklenmesi demekti.\n\nHer şeyin kesikli sürekli olması gibi o düzlemlere ilişkin ayrılıklarda sürekli olamazdı. Zaman, bir önceki düzlemlere ilişkin süre gelen müsamaha ve çok köklü düşünmenin karşısına, imparatorluklar gibi birlikçi olmanın devasa oluşumunu ortaya çıkarmıştı.\n\nZamanın eleği müsamaha ortamındaki, çelişme, ayrılık olan olumsuz yönleri ele alışla; daha belirleyici kıldı. Süreç seçme ayıklamasını, belirleyicilik doğrultusunda; hoşgörüce göstererek değil de, ayrılıkların birleşmesi yönünde seçmesini yapacaktı.\n\nYeni düzenli birlik içinde de eski tas, eski hamam olanın müsamaha edilişi ve ayrılıkçılığı da olamazdı. Müsamaha ve ayrılık olacaksa, yeni zemindeki yeni kabın rengine göre, hoşgörü ve ayrışmanın geliştiren özleri olmalıydı. Günümüz toplumsal çatışmalarının din ekseninde değil de, yeni zeminle yeni kabın, rengi olan emek ekseninde, olması gibi.\n\nRoma, birlik diyen monocu yapıya karşı duramazdı. Yeni birlik fikri, bir önceki düzey ve düzlemdeki çoklu düşünmenin köküne darı ekecekti. Müsamahayı yok edecekti. Ama yepyeni bir düzey ve düzlem içinde bu düzey ve düzlem devinmesine bağlı oluşlarla, yeni müsamaha ve çoklu düşünmesinin de adımlarını atacaktı. Kısacası Roma iyi düşündüğünde Hiristiyanlığın nimetlrini devşirecekti.\n\nPagan totemizminin bin yıllardan beri ortaya koyduğu çoklu düşünme kazanımlarını, monoteizm de ortadan kaldıramazdı. Sadece düşünce sisteminin koordinatları ve referans devinim şekilleri değişişle pagan inançları yeni birlikçi din içinde; yorum, mezhep farkı ve yeni müsamaha şekli oluşla biçimlenip sürecektiler.\n\nNe var ki bu çoklu seslendirmenin adı Hiristiyani mezhepler oluşla, eski ve yeni renk tonu içinde girişir olacaktılar. İslam da bu gelişmeden nasibini alacaktı. İslam’ın bir fraksiyonu olan Şia, kendi üzerinden devinen mazdekilik, Babekilik gibi batini oluşumlarla değişip dönüşüp süren bir yapı olacaktı.\n\nRoma, monoteizme ne kadar karşı olursa olsundu, zamanın eğim yönü, sizin öznel oluşunuzun dışında bir basıncı sizlere akıl edecekti. Pagan oluşum tarihsel görevini yapmış, şimdi sıra sürecin sisse ve sinsi gelişmesi olan birlikçiler ruhu yönünde baskın davranır olacaktı. Bu bir çevrim ve kaçınılmazlıktı.\n\nMonoteizmin birlik ruhu, imparatorluğun oluşumuna hizmet ediyordu. İmparatorluklar da giderek teokratikleşerek, birlikçi dinler olan monoteizmi destekliyorlardı. Monoteizm bir tanrı yaratmışları içinde oluşla tüm insanların kardeşliğini öngörüyordu. İmparatorluklar da kardeş olmanın huzurunu istiyordu. İmparatorluğun birlik söyleminin sosyal anlayış ve inançtaki karşılığı aynı tanrı yaratısıydı.\n\nArtık buyruk, 12 bin yıl öncesinden beri ola gelen çoklu ve farklı farklı totemler buyruğu değildi. Bir tek kaynaktan herkese aynı mesajla herkesin aynı eksene çevrimleşmesiydi. Bu çevrimleşmelerle yetkinleşen İmparatorluklar, bir süper nova parlaması ve patlaması gibi tarihi işlevini yapıp; tarih sahnesinde çekileceklerdi.\n\nNasıl süpernova patlamalı toz atıkları, evrende yenidünyaların ve organik hayatların ortaya konmaları oluşla neşvü nema oluyorlarsa; dağılan yok olan imparatorluklar da, yeryüzünde yeni çağın yepyeni ulus devletlerini, tarih sahnesine armağan edişle; tarihsel rollerini bitiriyordular.\n\nBirde, bu konuda, şunu söylemekle konuyu noktalayacağım. Zulüm ve şiddet eylemine gark olan Hıristiyan ve Yahudiler, özgür düşünceden yanaydılar! Tabi ki bu, kendileri tehlikede olduğu sürece bu böyleydi. Hâlbuki moneteizm başkalarını, bir politeisti monoteist yapmak için, zırh giyip kılıç kuşanıp yağmalarken; öldürüp, yakıp yıkarken; başkalarının hiçte bile özgürlüğünden yana değildirler! \n\nYukarıdaki bir Davut şarkısını hatırlayın lütfen “Saul vurdu binleri; Davut öldürdü on binleri.” Yahudi ve Hıristiyanlar ya da monoteizm, özgürlüğü; kendileri için istiyorlardı.\n\nŞimdide monoteist anlayışla politeist anlayışı basitçe bir kıyaslayalım. Politeizm, tam olgunlaşmamış Marduk, Aton gibi tekil tanrı anlayışlı oluşumlara doğru gidişlerinde iki tane zorunluluk belirmişti. Biri toplumsal ittifaklar içindeki etnik çatışmaların üstesinden gelebilmekti. Diğeri de, yeni oluşan ittafakı katılımlarla büyüyen yapı ile “ensi” yönetimli birlikler; site devletlerine doğru hiyerarşili bir egemenlik eşmelerin oluşumuydular. Süreç sürekli çatışa gelişe olgunlaşmayla “lugal” kavramı erkçi yönetiliş içine geldi.\n\nFiravunların “Tek egemenlikli kral tanrı olmak” isteyişlerindeki yönelişler çok tanrılara ait görevlerin tekleşmesini de zorunlu kıldığı bilinmektedir. Sümer’in Lugali, Mısırın Firavunlarıydı. İttifakın katılım içinde birçok etnikti totemi ataları vardı. Bunlar, ittifakın iç kurdu olmuştular. Yapıyı kemiriyordu. Bu öyle bin yıllar içinde halledilecek bir konu değildi. Ama süreçte yoluna devam ediyordu.\n\nMarduk'un önce iki, üç; sonrada kademe kademe 50 tane tanrıya ait işi ve görevi üslenerek, tek tanrıya doğru evrilişini unutmayalım. Bu ne demekti? İttifak içine elli tane etnik yapı girmiş demekti. Her bir kol, her bir etnik hünerli üretici yapının temsili figürasyonuydu.\n\nKolun gövdesi ittifakı temsil eden birlik sembolizmiydi. Kollarda ittifak içindeki her bir totemi etnik yapının kendisi oluşla aynı birlikte aidiyetleşecek olan ilk örnek formlarıydılar. Her biri başka başka üretim yapışla etnik mensup erbapları totem yapılardı. Yani tek tanrı fikrine gelişte, çok köklü, çok yönlü bir olgunlaşma ve düşüncenin sistematik bir evrimdir bu olup bitenler.\n\nTotem yapının özündeki anlayıştan birisi, totemin düzenleyen bir ilke olmasıdır. Her totemi etnik yapı üretim içinde bir üretim ünitesini becerip yapabiliyordular. Ya buğday üretiyorlar. Ya koyun besliyor olurlardı, vs. Bu işler totem öğretisi, totem düzenlemesi oluşla; totemdik kutsal gruplar mesleğiydi.\n\nİşte sosyalbirlikçi yapılar, düzenleyen totem ilişkisi içinde ittifakı yapıya gelerek; karmaşık üretim ilişkili toplumsal olmanın, ilk adımını attılar. İttifak içinde, her bir totem; birbirine göre düzenleyen ilke olan ilahlardı. İlah, ittifakı yapı içinde kavranan bir totemi zemin alandılar. Yaratan tanrı ve kurtuluşçu din düşüncesi, bu kabil her bir aşamalardan sonra, adım adım gelişecekti. İşte Sümerde martu ya da Umar utu; Babilde Marduk’a geliş, bu aşamaların yavaş yavaş; belli belirsiz ete kemiğe bürünür biçimidirler.\n\nBurada Firavunlar döneminin oluşmasına kadar gelen, eski toplumların, topluluklar halinde ittifak etmeleri nedeniyle yepyeni süreçler başlamıştı. İttifak birleşmesi içindeki nesil; o eski saf etnik totemi soy nesil olmayıp, kırma; ya da melez bir nesildi. Totem aitliği içinde bir aslan totemli grupla, bir buğday totemli grup ve bir ot totemli grup vesaireden her biri, başka insan topluluğu temsilciliğidirler. \n\nYeni nesil, ittifakla melezleşti. İttifak totem aitliği içindeki yılan totemle veya boğa totemli oluşlarla resmedilen melez nesli ve ittifakı birleşmenin sembolizmini gösteren ikiz nesil resimleri vardı. İttifak birleşimleri, boğa-insan ya da yılan-insan melezliği şeklinde figürlerle yansıtılıyordular. Genel insan görünüşü üzerine kartal başlı ve inek bacaklı ve inek ayaklı oluşla, figürler; ittifakı grup birleşmelerini sembolize ediyordu.\n\nİttifaka katılan etnik totemi temsilcilikler İttifakın yönetimi içinde, iki ayrı totemi otoritenin bileşimini ortaya koydu. Yemek ve sofra düzeni ikizleşmesi gibi yönetimler de ikizleşti. Çift başlı kartal, çift ağızlı balta, ikiyüzlü isumud, dört kollu insan gibi figürler ve törensel ritüellere, bu ikizleşmeci yönetimler de; yansıtıldı.\n\nArtık ittifak, ikizlik ayrışması içinde birlik tanımlamasıydı. İttifak totemi, yepyeni belirleyiciliklerin düzenlemesini yapıyordu. Söz gelimi kadınlar için ayrı yer ve zamanda; erkekler için ayrı yer ve zamanda ayrı sofralar kuruluyordu. Bunun, kadın erkek eşitsizliği gibi olan anlama düşünmesini, hem hamlık ve hem çiğlik oluşla, ancak günümüzün aydın zaafı içinde ve aydın cahilliğinde içinde aramak gerekecektir.\n\nÇünkü bir totem aitlik içine gelin gelen kadının, kendi totemi, yiyecekleri vardır. Totemilik (etniklik)  ayrışma üzerine bir oluşumdur. Birinin helali, diğerinin haramıdır. Bu nedenle, evlenen kadın kendi totem yiyeceği olan helal (tabu)  yiyeceği, gelin geldiği totemi erkeğinin, totem yiyeceği de gelin gelen kadının toteminden ötürü, kadının haram yiyeceği oluşla, sofra düzenleri ister istemez ayrışıyordu. \n\nSöz gelimi totem düzeni içinde marul yiyeceği haram olan bir totemi erkeğin eşine göre marul, kutsal totem yiyeceği olacaktı. Bu yeni ittifakı totem yiyecek düzeni ayrışması, hoşgörü ve panteon hizmeti sürecinin de ortaya çıkmasına neden olacaktı. \n\nİttifakın totemi yemek ayrılığı düzeni üzerinde ayrışmasıyla ittifak o günkü düzlemde kendi birliğini sağlayabilmişti. Çünkü ortada ittifak birliğini sağlayacak belirleyici bir nesnel ve toplumsal gerekmeler bilinmediğinden, ittifak birliği fikri; ancak sosyal anlamalar üzerinde kotarılıyordu.  İttifak birliğini bu tür sosyal çözüm içinde sağlamak; o günlerin ilk oluşumu içinde benzersiz bir sosyo-toplumsa buluştu. \n\nTotemi yemek düzeni üzerinden kadın ve erkeklerin ayrı sofra düzeni oluşturmasını; Ya Hristiyan’sın, ya Müslüman veya kara toprağınsın diyen anlayışlarla; Kerbela, Sivas olaylarındaki ya sunnisin ya harici; ya da kara toprağınsın diyen yaklaşımlarla kıyaslandığında; ittifakı buluşun ne kadar uygar bir yaklaşım olduğunu bir düşünü veriniz lütfen.\n\nTotem yiyecek ayrışması içinde kadın erkek sofra düzeni ayrılığı, sadece totem tabu yiyecek ayrılığı konusunda ayrışmıyorlardı. Yiyeceklerin hazırlanma biçimi üzerinden de kadın erkek sofra düzeni ayrışıyordu.  Ayrı sofra düzeni kadının geldiği totem düzenine saygı duymaktan, ya da erkeğin totem aitliğine saygı duymaktan dolayı oluşla bu totemi aykırılıkların birer çatışmacı ve baskıcı şiddete dönüşmesinden esinle, çatışmanın giderek tırmanmasına karşı yapılan tecrübi bir düzenlemelerdi.\n\nHer bir totem düzenin yiyeceği, yine totemi düzene göre hazırlanırken her birinin kendi yemek hazırlama şekli, başka totemlere göre aykırı oluşla sofra hazırlama ve ayrı sofralarda yeme düzenleri vardı. Bir totemi aitlik, bir yiyeceği pişirip yerken, diğeri o yiyeceği çiğ yiyordu. Yine bunun yanında biri kızartarak yiyor, diğeri haşlayacakla yiyordu. Diğer bir başkası da o yiyeceği ateşe değdirmeden tütsüleyerek pişirip, yiyordu. \n\nBöyle böyle bir totemi aitlik yiyeceği suya değdirmeden su buharında buğulama yapışla pişirip yiyordu. Yiyecekleri bıçakla kesip yiyen vardı. Hayvanı boğarak öldürüp yiyen vardı. Şişleyerek öldürüp yiyen vardı. Hayvanda kan akıtarak yiyen vardı. Kan akıtmadan yiyen vardı. Hayvanı suda boğuşla öldürüp yiyen; kayadan aşağı atışla öldürüp yiyen vardı.\n\nİttifak üyelerinin tabucu oluşlarıyla karşı totemi gruplar düzenli yemek hazırlama ve meşru olan yiyecek ayrım usulleri vardı. Bu nedenle ittifaklar ayrı totemi kadın ve erkek evliliğini ön görüşle zorunlu olacaktan kadın erkek yiyecek ayrımını da öngörmüş oluyorlardı.  Tıpkı İslam’ın haram helal yiyecek ayrımı içinde oluşu gibi. Yine İslam’ın domuz eti yememesi gibi. Bu kadın erkek yemek ayrılığı düzeni; İslam’ın başka anlayışlara göre (ilahlar adına) kesilip, hazırlanan yiyecekleri; yememesi gibiydi. \n\nİnsanlık, tarihi süreçte; ittifakı başlangıç koşullarında bu tür yararcı olmuş oluşumların onlarcasından uygulayımca yararlanmanın kullanımlarından sonraki gelişmelerle bu uygulamalardan vaz geçmeleri giderek bu politeisttik ayrışmaların da aşılması gerekiyordu.  Artık toplumları sosyal yapılı anlayışların belirlemesi yerine toplumsal belirleyicilik; tarihi rolü kendi üzerine almıştı. Sosyal aidiyetler üzerinde toplumu belirlemede sosyal belirleyicilik elini eteğini çekecekti. Ta ki MS. 1789’a kadar bu ayrışma sürecekti. \n\nGünümüz toplumları içinde sosyal zeminli belirleyiciliği topluma her yansıtmak istenişte, bu istekler toplumun içinde çok şiddetli ayrışma ve çatışmalarına nedeni olmaktadır. Bu ilkti sosyal belirleyici düzlem, artık çok gerilerde kalmıştır. Bu tür totemi sosyal düzlemler, giderek toplumsal düzlemin kendi nesnel kural ve yasalarından ötürü topluma sözü geçmez olmuştu.  Toplumu sosyal düzleme aktaran siyasetler ortaya konmuştu. Din bu siyasetlerden biriydi. İlk ittifakı düzenlerin ayrıştırma üzerindeki sağlamalar birliği vardı.\n\nDinler ittifakların eskimiş, demode olmuş, geçmez akçe olmuş sosyal ayrılık üzerinde sağlaşma yapar olan birliğine, karşı olmuştu. Yeni zaman bunu gerektiriyordu. Dinler totem ayrılığı fikrine put diyen mücadele edişiyle, totemi düzenleme gücünü yeniden ele alışla; “insanlarını aynı tek tanrı tarafından yaratılma eşitleşmesi üzerinden değerlendirecekti. Böylece yeni totem, insandı. İnsan olmanın yeni bir aideti tanımlaşmaları üzerinden yeni ittifakı anlayışlar düzlemi içine doğru gidecekti”. \n\nToplumsal düzlemde yansıyışla efendisi ile eşitsiz olan köleci ilişkilerin yorumlanması ve öğütlenmesi fikri tek tanrı uhdesine transfer edilecekti. Bu transfer tüm insanları Tanrı’nın kulu olma düzleminde herkesi eşitleyecekti.  Diğer yandan da kullarına dilediği gibi dilediğine dilediği rızkı vererek, kullar arası eşitliğe, rızık taksimi eşitsizliği verişle, eşitsizliğe kendisi irade verecekti.\n\nİttifakın kurulu (yöneten tanrılar kurulu)  erken dönem etnik totem ata temsilciliği ile oluşan geçici bir kurul gibi oluşla epey iş ve işlemleri başlatmıştı. Damgasını uzun dönem boyunca pekiştirmişti. Ne var ki beliren ve girişen toplumsal yapı etnik totemi temsilciliğe pek pirim vermiyordu. \n\nBu hal yeni yeni beliren ittifakla ortaya konan etnik yapılar kaynaşması olan halk yapı içinde cari oluyordu. Böylece yeni ve tektanrıcı anlayışla yansıyan gelenek görenekler, bir tek yöneten kişinin şahsında toplanışla yeni sürecin içine konacaktı.  Artık halk içinde eski ittifak kurulu tanrılar soyu ve temsilcisi oluşla eski etnik totemi alan hem melezleşiyor, hem bölünebilir büyüklüklere erişiyordu.\n\nBu tarihsellik içinde sosyo- toplumun anlayışı ve sosyo -toplumları bu anlayışlara göre düzenlemek istemenin iradesi, tek kişinin sıfatları olarak bir kişi otoritesinde birleştirilmişti. Burada kararların doğruluğundan çok tez alınan kararların sonuç odaklı olması göz önüne alınmıştı. Bizler, insanlığın bu kabilden tarihi süreçleri ve uygarlık yaratama adımlarını, nasıl attığını görüp bilmemiz de lazımdır.\n\nMonoteistlerle, politeist anlayışlar arasında çok farklar vardır. Bir kere politeist anlayışlarda, tanrılar görev dağılımlı oluşla, yaratıcı olmayan; her biri bir işi düzenleyen ilahtırlar. Her bir topluluğun ayrı ayrı totemleriydiler. Totemler, temsilcisi olduğu topluluklar içinde, erken dönemin yalın topluluklar aitliği oluşla, giderek yamyamlık dönemi ve insan kurban etme dönemi temsilcisidirler. \n\nBu tür ilahlara kurban etmeli sembolik ritüellerinin, zamanla kutsallığa dönüşmesi ve tek Tanrı fikri içinde kurban bayramlarına dönüşmesi görülecekti.  Tek tanrı kavranması içine, çok ilahlı olmanın çeşitli totem hayvanın kurban edilmesindeki çoklu ritüelime uygulamasından yeni sentezler çıkacaktı. \n\nİttifakı dönem ortalarına doğru totem mesleği ürünleri kendisi ile eşitlemeyi ve kendisi ile eşitlediği bu totem hayvanları kendisi yerine tanrıya kurban etme süreci, yavaş yavaş yoğunluk kazanmaya başlamıştı.  İttifak içinin kesme, haşlama, suda pişirme gibi her biri bir totemi tabu olan ritüeller ittifak emek ürünü olan kimi hayvanların kurban edilmesi süreci içinde birleşen ritüel altında yeni inancın temeli olmuştu.\n\nİttifak ürünü hayvanlar o ittifakın insanlarının canı ve kanıyla eşitleşmiş; insan kurban etmenin yerine artık insan emek ürünü totem hayvanların kurban edilmesi, prensip edilmişti.  Bu tür bir arada girişen çoklu geleneği; İsmail’in kurban edilmesi gibi birleşen figürlerle sembolize ettiler. Kurban ritüeli olarak geçmişte mevcut olan bu tür yapılanmalar vardı.  Yeni versiyon düzenlenme anlayışları içine, tek tanrı anlayışının oluşması için, bu eski zemin alan katkıları,  tek tanrı uyarlaması içine olan her bir transferdiler.\n\nUygarlık adımı atan atalarımız, insan kurbanı yerine çoban Ya da çiftçi toplum oluşuna göre, hayvan Ya da bitki sunmayı akıl etti, İşte bu sunulan nesne, insan kurbanı yerine geçip, kurban olan nesne; insanların eşiti oldular. Ve insan, kendi canını kurtaran bu totem hayvanı saygılardılar. \n\nBu dönemlerde totem budur. İnsan kurbanı yerine geçenin saygınlaşmasıdır. Bu anlam çoban Dumuzi (Habil)  ve çiftçi Enkimdum'un (Kabil'in)  tanrıça İnanna'ya hayvan ve bitki ürünlerini hediye eden, kurban sunumu ile ritüelleştirildi. \n\nZamanla birleşen yapılar ruh anlayışına göre dizayn olan İshak’ın kurban edilme söylencesinin ardında olan etnik gelenekti sosyal anlayışlar; toplumsal değiştirmelerin etkisi ile bu dizayna göre anlamları da değiştirildi. Geride kalan asıl anlam okülte oluşla unutulup gitti. Koruyucu gözetici ata totem ruhunu belirten anlayış; sosyal ve toplumsal gelişme ve değişmelerin etkisi ile anlamdan anlama, gidecekti.\n\nBu nedenle her ittifakların kendi totemi toplulukları kaynaştıkça, yansıyan melez görüşler hem iki başlılık ikizleşme figürünü sembolize etti. Hem de, toplumsal ittifaklarla, tekleşen kutsal totemlere dönüştüler. Buradaki teklik bir som bir yekpare oluş değildi. Çokların tekliği; ya da çoklukta teklikti. Yine totem anlayışı, ittifak insanları içinde Tek Tanrı ile insan arasında bir aracı rolünün iletişle ve meşrulaşması olan otorite gücünü temsil etmeyi de  zamanla olgulaşıp üslenmişti.\n\nAslın da bu çoklu yapı, ittifakı kültür çokçuluğunun, farklı düşüncelerle girişmesiydiler. Çokluk birbiri ile kıyaslanıp eşit kılınıyordu.  Eşit oluşla eleştirilerek, bu serbestlikle ittifakın yeni düşüncelerini oluşturmanın kendilik girişmesiydiler.  Her girişme bir alandı. Her alan bir eğim oluşla giriştirmenin kendisiydi.  İttifakı şart ve eğilimlerle tek tanrı düşüncesi oluşup, olgunlaştırdıkça, etnik totemi gelenek halk alanın içinde birey tanrısına, aile tanrısına ve kabile tanrısına doğru yansımasını sürdürdü gitti.\n\nÖznel alandaki sosyo-toplumsal gelişme, birey tanrısından, aile tanrısına, oradan kabile tanrısına ve şehir tanrısına, devlet tanrısına yol olan bir devam edişin hiyerarşisidir bu. Bu hiyerarşi  ancak ve dahi ancak, birçok milleti yapıdan oluşan imparatorluklar ülküsüne uygun oluşla âlemlerin (bir yönetim altında boyun eğen dünya toplumlarının)  Rabbi olan Tanrı'ya doğru yol alışın skalada oluşmasıdır.\n\nBaşlangıç ittifakları, her bir etnik yapıyı, yine yeni bir ittifakı totemi tanımlaması üzerinde oluşla; inanç zemini üzerinde birleştirmeyle millet dediğimiz yapıları ortaya koyacaktı. \n\nTek tanrı düşüncesinde, tüm yetkileri ele alan tek Tanrı, bütün olumlu işler görmesine rağmen artık insanın düşünme devinimini de eline alacaktı. Giderek insanlar kıpırdayamaz olmuştular.  İnsanlar ancak ve ancak emir olunanı düşünüp, kıyaslayıp yorumluyorlardı. Emirleri de, işi bilirler öğretirdi. \n\nSıradan bir inanırın, haddi ve yetkisinde böylesine bir yorumla düşünme ve akıl erdirme yoktu. Akıl erdirme tek tanrıyı anlamak içindi. Akıl etme hiçbir zaman insanın uhdesinde değildi. Akıl etmek Tanrı ile yarışmak olurdu! Küçük suyunu dökerken bile kişilerin hangi eli ile işlerini kolaylayacakları yine o kişilere söylenmeliydi.  Kişilerin hangi adımla içeri girecekleri vs. kişilere bu bağlamda söylenecekti.\n\nMonoteist anlayış, kendi içlemi gereği; kendi Tanrı'sı dışındaki tanrılara saygı duymuyordu. Çünkü kendisi tek Tanrıcı bir ikame anlayıştı. Aksi halde tek Tanrıcı olamazdılar. Oysa payenler (Hıristiyan olmayanlar)  kendi tanrıları dışındaki tanrılara da saygı duyuyorlardı. \n\nBu da, payenlerin, tanrı anlayışlarının içleminin zorunluluğudur. Yani payenlerle, paganlar, zorunlu olarak hoş görülü idiler. Aksi halde pagan ve çok tanrılı olamazdılar. Bu yüzden çok tanrılı idiler. Hoş görüsüzlük monoteist anlayışla gelmiştir. Çünkü monocu anlayış sadece kendisini hoş görür. Monocu anlayışların hoş görü söylemler de, bu bağlamda gerçekçi değildir.\n\nMonoteistler gerçeğe ulaşmanın bir yolu var derlerdi. Bu yolunda kendi yolları, kendi tek Tanrı'sının yolu olduğunu söylerlerdi. Aslında hiçbir monocu dinde monocu değildirler. Artık yola girilmişti. Yolun çelişkileri, yanlışları o yolun terleten bir gerçeği olup çıkacaktı. Tek tanrıcı anlayışla hem olumluluk ve hem de olumsuzluk birlikte yansıyordu.\n\nMonocu anlayışa göre monocu anlayış dışındaki yollar insanlığın mahvına sebep olurdu, “kurtuluşçu dinler” yüzyıllardır Musa'dan beri hep bunu vaaz edip durdular. Bu doğrultuda Ürdün ırmağında suya daldırma vaftizleri etmiyorlar mıydı? Tabi bu tek yol, bir kısır döngü olup çıkıyordu. Bu tek kurtuluşçu yol olma fikri düşüncelerin çıkmazı idi. Hak dini olmak söylemi hoşgörüsüzlüğün kendisi olmaktaydı. \n\nOysa pagan payenler, gerçeğe ulaşmanın birçok yolu olduğunu söylüyorlardı. Kudüs’e bir yönden değil de, her yönden, (hatta günümüzde havadan bile)  ulaşılıyordu. Ne kendilerinin tek kurtuluş dini olduğunu söyleyip, hücum ediyorlardı, ne de hak din olduklarını beyanla mal mülk müsadere ederek, kılıcı ellerine alıp, Yahudiler ve diğer tek tanrılı dinler gibi ilan etmiyorlardı. \n\nAslında inançlar daima birbirine saldırırlar. Ve baskı uygular olmuşlardır. Bu inançlar, ister monocu olsun, ister politeist olsun. Politeistler belli bir anlama kararlılığını çağlar boyunun akışı düzleminde tutturmuşlardı. Bunun hoşgörüsü ile süreçleşiyorlardı. Politeizm ve politeist yapılaşma daha öncedir.\n\nŞu da, bir gerçekti. Tek tanrıcı anlayış ta ister istemez çok tanrıcı bir yapıya kayacaktı. Tıpkı çok tanrıcı yapının tek tanrıcı yapıya kayması gibi. Üstelik Hiçbir tek tanrıcı din, tekli yapısını, bir birine benzemez yanları ile çok tanrıcı bir yapı gibi, koruyup sürdürmektedirler. Kendi içindeki mezhepleriyle de bu hal sürmektedir. Bu nedenle farklı tek tanrı anlayışları, yine çoklu tek tanrı anlayışları gibi aks etmektedir.\n\nPoliteisti anlamalar yukarıda söylendiği gibi, totemi yaşamın ittifakı olan yaşantılaşmasından ilhamla özekleşen, aynı konu etrafındaki çok yönlü anlayışların, değişik çözümlü motiflerini sunuyordular. Bu da kıyas ve tartışma, düşünme, akıl yürütme, kırıtize edip, sonuçları eleme demektir. \n\nDinler de tıpkı totemi yapılar gibi, totemi yapılardan yansıyışla, sonuç odaklı söylemlerin otoriterce meşrulaşılmasıdır.  Yapının sorunsalları, Tanrı kavramında; sonuç odaklı sorgulanmalarıyla şimdilik sorunu çözer gibi görünmektedirler. \n\nPoliteisttik yapılar değişkendir, gerektiğinde sorunlar aynı millet içinde 1500 tanrıya havale edilen bir düşünmenin genişliği idi. İşin kötüsü bu düşünme genişliği, monocularca put olarak gösterilmenin saldırılma ve saldırma meşrulaşması olacaktı. Bunda şaşacak bir şey yoktu. Süreç henüz sonuç odaklı ağırlık merkezince işliyordu. İttifakı süreç birlik fikri oluşturmuştu. İmparatorluklar bu birlikçi ruhu çok şiddetli reaksiyonlarla istiyordu.\n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Devinimindeki Mutluluklar 12",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nBu hal Tevrat inanırları ile başlamıştır. Bir pagan Sezar iken Konstantin, iktidar olunca güya Hıristiyan birliğini, imparatorluk birliğine çevirmek için, dini toplumsal yaşamın temeline yerleştirdi. İktidar oluşla monoteist anlayış zulmü zirveye taşıdı. Bir kere, erkin gücü, kilise ile imparator arasında paylaşılamadığından, ilk önce, birlik buralardaki çatışmalardan dolayı da sağlanamıyordu.\n\nBaşlangıçta pagan Ya da payen Roma'nın, Hıristiyanlara bakışı şöyle idi: Hıristiyanlığa tahammülsüz, hoşgörüsüz, olmalarından ve tek kurtuluşçu anlayışın kendileri olmaları vs. hesabı ile Hıristiyanlara, (dinsizlik aşılıyorlar diye)  işkence ve zulüm yaptılar. Konstantin’le birlikte iktidar olan Hıristiyanlık, iktidara geçince payenlere zulüm ve işkence uyguladılar. Adeta tam bir hoşgörüsüzlük abidesi sergilendi. Kendisini mutlak kurtuluşçu din ilan eden Hıristiyanlık, rakipleri öldürerek düşünmekten kurtarıyordu! \n\nHoşgörüsüzlük bununla kalsa iyi! Ortodokslar sapkınlara zulüm ederlerdi. Alev alev odun yığınları üstünde kadın erkek yakılırdı. Yakılan sapkınlık aslında özgür düşünce idi. Farklı inançtan müminlerle ve aynı inançtan olupta, farklı düşünen müminler, kişisel fikirler yakılıyordu. Nasıl Hıristiyanlığa inanmak özgür düşünce ise, inanmamakta özgür düşünce idi. Ama monoteist anlayış insanları yakıyordu. Hem de kendi mümkünlüğünü sağlamaya muktedir Tanrı adına! \n\nKatolikler de Protestanları yakıyordu. Bu son iki olay, ilki ortodoksların güya sapkınları! Yakması; katolik ve Protestanların da, bir birini yakması, monoteist anlayışların doğal olarak ikileşip çoklaşması, plürallaşmasıdır. Kendi kendinin, mümin evlatlarını yemesidir. Hoş evladı olmayan anlayışları da,  yemesi gerekmiyordu ya...\n\nHer dönemin moderinite akım ve düşünceleri, bir makul seviye ile hoş görü edilerek, moda akım olarak esmeye ve akmaya başlar. Bu modern akımlar (Hıristiyanlık)  iyice yer tutunca hantal olur. Hantallaşmaya karşı direnç ve kopuşlar başlar. Böylece hantal zemin haklı olamayınca haksız olacak; kendi zemininde yükselen, yeni akımlar nedeni ile zalim ve zulüm eden olacaktır.\n\nM.S. 312'de İmparator Konstantin'in müsamahası ile yaygınlaşan Hıristiyanlık; 1054'lere gelindiğinde hayli eskimişti. Düşünce gerilemiş, kendisi tutuculaşmış, hoşgörü literatürde adeta silinmişti. Şiddet ve kendisini cebren ortaya koyuş vardı. Örneğin kilisenin, papazın yanılmaz oluşu, rahiplerin evlenemez oluşu gibi birçok sebeplerle mevcut kilise (katolik anlayış)  eskimişti. Eski olduğu için yeni (Protestanlık-ortodokslar)  vardı.\n\nArtık 1054 ten itibaren bir birini aforoz eden doğu (ortodoks)  ve batı (katolik)  kiliseler birliği vardır. 1500'lerde buna yenileri eklenecekti.\n\nTabi bu olanların temelinde, yönetir olma gücü, yönetimlerin de üstünde olan, ekonominin gücüne göre de bir yönlendirilişti bu. Dolaysıyla egemenliğin paylaştırılması idi. Tabanda ise; müminlerin aşkı vardı! Tanrı aşkı, sapıklara karşı Tanrı rızası için ve Tanrı'nın yanında savaşma aşkı! Gibi soyut, tamamen korkutulmaya dayalı bilinçsizlikti. Bilinçsizce oluşan inandırılmışlıklar; mümin insanların, samimi ama bağnaz tutumu olup çıkmakta idi. Hâlbuki bunun açık okunması ise, kilisenin sömürüsüne mürit olmaktan başka bir şey değildi. Bunu gören Luther incilin (okunup anlaşılsın diye, kilise egemenliği karşı) , çevirisini yaptıracaktı.\n\n1215 yılında İngiliz kralı John ve 3.papa ve baronlar arasında bir anlaşma gerçeklenir. İmzalı bu sözleşme, anayasal hukuk ve insanlık hakları bağlamında, temel sayılabilir bir belgedir. Kral; halk ve din adamları adına, bazı yetkilerinden vaz geçiyordu. En önemlisi kralın sözü ve yetkileri yasaların üstünde olmayacaktı. Magna Karta sözleşmesiydi bu. Bu, bir kilisenin zaferi olsa da; evirilen insanlığa yetki devri bilinci yansımasıydı sonuçta, ortaya çıkan. Sonra da bu, güçler ayrılığı tutumlu, demokratik anlayışlara biçimlenecekti.\n\n18. yüzyıl sonlarına doğru Fransa'daki toplumsal tedirginliklerde, bir takım insan hakları taslak ve girişimleri ortaya dökülür. Tabidir ki, bu girişimler; herkesçe içsinizmiş ve içlerine sindirilmiş değildir. Örneğin 29 Mart 1790 bildirisindeki “” papalığın herkese, din konusunda istediği gibi düşünme ve düşüncesini serbestçe açıklama”” özgürlüğünü tanımak isteyen ifadelerine karşılık papalık; alabildiğine hırs ve kızgınlıkla, savunma ve saldırıya geçmiştir.\n\nGergin ve uzun tartışmalar sonunda iyi papazlar (anayasalcı papazlar)  ve kötü, kafa tutan anayasa karşıtı ve halk düşmanı ilan edilen papazlar, diye ayrıştırıp dövüştürülen ortam yaratıldı. Ancak bu ortam 1793 de iyi papazın olamayacağı kanaati ile pekişti. Çünkü dendi ki; “”ülkeden yana yemin eden papazlar da en az yeminsiz, yemin etmeyen papazlar kadar ülkeye zararlıdır.”” denmesi ile bu anlayış karar birliği olarak kabul edildi.\n\nDevrimcilerin çoğu dinsiz ve dine karşı idiler. “”Çünkü”” diyorlardı; “” dinde mantık gücüne karşı zorba ve mantığı geriletici, baskılayıcı ve çürütücü bir alışma ve eğitim gerektirme gerçeklendirmesi vardır. Dediler. ”” Doğal ahlakı koymayı; mezarlıkları: “”Ölüm sonsuz bir uykudur”” diyen, sözün yazımı ile donatıp laikleştirmişlerdi.  Bu yazım ve anlayışı Paris komününe kabul ettirirler. Ama konvansiyon (anayasa hazırlayıp sunan, yâda düzenleyip değiştiren kurul)   bu kadar açık davranamaz korkar ve geriler.\n\n24 Kasım 1793'te Paris komünü “”Paris'teki bütün kilise ve tapınakların kapatılmasını ve din ve inançların önlenmesini”” kararlaştırdı. Hatta  “” tapınak Ya da kilisenin açılmasını isteyenlerin tutuklanması “” kararı aldı. Çünkü ortam alabildiğine cehalet ve din istismarı sığlığı ile geçilmez olmuştu. Tıpkı bir zamanlar, en son M.S.435'te Hırıstıyanlığın paganlara yaptıkları, aynı ile vaki; kiliselerin kendi eli ile kendi başlarına geliyordu.\n\nŞüphesiz ki bu insan haklarından bir sapıştı. Tabii ki konvansiyon, bu cesur, atak, gözü pek kararı; kalıcı olaraktan da ve hatta hiç, uygulayamaz.\n\nHebert'çileri saf dışı kılan, Robespierre, sanki yapılanlar hiç olmamış gibi bir gerileyiş ve kendini yükletiş ile her kendisini tüketenin, kolaylıkla ve rahatlıkla başvuracağı gibi yine Tanrı anlayışını devlete egemen kılar. Ve daha da ileri cüret eder:  “”:Çevresini kendisi gibi düşünmeyen herkesi; Tanrı tanımaz sayar.””\n\nBu mantığın varıp geleceği yer yine Konstantin düzeyine inmekten öte bir şey olmayacaktı. Sadece zaman ve zemin farklı idi. İkinci yılda çıkarılan yasa ise: “”Fransız halkı, Tanrının varlığını tanıyor ve ruhun ölümsüzlüğüne inanıyor”” anlayışını yasada pekiştirecekti.\n\nRobespierre Tanrı tanımazlığın putunu kıran adam diye sayılanır! Put kavramı bir düşünceyi ve kendi düşünmenizi kavrayamamakla eş deyiştir. Eğer Tanrı tanımazlık bir putsa, Tanrı tanırlıkta aynı oranda bir puttur! Bu, düşünce yetiremeyip, düşünce koyamayıp açıklayamayanların, hüner ve mantığıdır. Bu kez de, herkesi giyotine gönderen Robespiyer 'in kendisi giyotine gidecekti. Bu bağlamda Tanrı inancı tekrardan unutulmaya başlar.\n\n1794'te gelindiğinde artık kilise ile devlet tamamen ayrılmıştır. 1795'tede inanç özgürlüğü ilan edilir. Artık kilise şunu ””Fransız yurttaşlarının tamamının egemenliğine inanıyorum. Cumhuriyet yasalarına boyun eğip saygı göstermeyi, söz veriyorum””demeyi nispeten kabul etmiştir. Yani kiliseden beklenen anlayış tutum buydu. Nafiledir. Yine çatışmalar başlar. Jakobin'ler kiliseye karşı kin duyarlar. Ortam hararetle şiddetlenir. Bonapart devreye sokulmak istenir.\n\nÖnce, Hıristiyanlığa, bir Roma dini diye karşı çıkılır. Ve “”kilise mihrabının”” karşısına “”yurt mihrabı”” konur. Krallık ve kralcılar kiliseyi desteklerler. Rahiplerle uğraşan Jakobenci dernekler, Bonapart'ın müdahil olması ile durumun tersine döndüğünü görürler.\n\nÖzgür düşünme adamıdır Bonapart. “”Mısır'da müslümandım, buradan da halkın iyiliği için katolik olacağım, aslında dine inanmam”” der. “”Dinsiz devlet, pusulasız bir gemi gibidir, devlet sürekli ve sağlam desteği ancak dinden sağlayabilir! Servet eşitsizlikleri olmadan bir toplum var olamaz. Servet eşitsizliklerini de siz, ancak din ile yapar ve sindirtirsiniz.\n\nTıka basa yemekten şişmiş birinin yanında;  aç olarak öleni açıklayıp sindirten: - Tanrı böyle istedi, kimin zengin, kimin fakir olacağını Tanrı önceden diledi. Ancak öte dünyada iş başka olacaktır diyen, bir otorite (devlet)  olmalıdır”” der Napolyon Bonapart. Böylelikle dini, dünyevi egemenliğin bir pragması olarak savunur.\n\nHükümet ile saygın 7. Pie arasındaki anlaşma Katolikliği bir  “”devlet dini”” kılmaktadır. Bonapart artık usul usul monarşiye kaymıştır. Kendisi bir agnostik (bilinemezci)  olan Bonapart; kiliseyi, Konstantin gibi, iktidarın bekçisi ve memurları yapmayı aklına koymuştu. Bir kez yol iyice sapmıştı. Fikri berraklığını tersten ele alan Bonapart, erkin cazibesinde başka davranıyordu. Monarşi kol geziyordu. Fransız cumhuriyeti yaralanmıştır.\n\nFakat Bonapart şunu başarır. 1795'te din adamlarına yaptırılamayan, kiliseye ettirilecek yemini, rahtlıkla ettirtir. Artık kralı 18. Louis'i tanıyan papa, şimdi birinci konsül Bonapart'ı tanımaktadır. 1804'te imparator olacak Napolyon'u papa kutsayacaktı! Buda yeryüzü egemenliğinin payı mal edilmesidir. Fakat şerler de ziyanına rağmen, karşı sürece, en azından olgunluğun başarılmasına süreçleşecekti.\n\nArtık yeniden diktatörlük gelmiştir. Fransa'nın özgür düşüncesi susturulup, düşünce adamları sürgün ve tecritlere, hapislere uğrar. Yeniden hapishaneler kurulur. Kurulan hapishane kadar,  Fransa özgür düşünmekten yoksun kalır.\n\nNihayet Napolyon'un çaptan düşmesi ile kilise bu kez çarkla gerisin geri 18. Louis’i tanır. İmparatorluğun bu baskısı, 1 yüzyıl kadar, özgür düşüncenin tehdide maruz kalmasına neden olacaktır.\n\nOn dokuzuncu yüzyıl, laiklik yüzyılıdır. Artık özgür düşünce “”savaşan laikliktir.””  Kilise yeni cüretle, inanç ve vicdan özgürlüğüne karşı, apaçık cephe alıp, cephe açacaktır. 18. Lui kilise ile “”kutsal ve bölünmez teslis”” adına kutsal ittifak anlaşması imzalayacaktır.\n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Devinimindeki Mutluluklar 13",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nBu yanılgı, belli bir tür ahlakın, ilkten beri varlığı ilkesinin, sürüp gelen değişmezlik algısıdır. Bilgisizlikle cehalet, yan yanaşlığıdır. İnsanları geçmişten günümüze hep bir aile içinde tasavvur ederler. Hâlbuki bu günkü aile şöyle böyle 2000 yıldır var. İsa döneminin inançlarına bakılırsa daha babasız doğumların yani kutsal evliliklerin eski toplumlarda aitleşmeye değin, toplumun kendi kurumunu oluşturma çaba ve gayreti içindeki süregelen tutumları, gibidir. Oysa cahil bilmezliklerimiz şaşmaz, bir direkte edilmiş kanılarımız, bize ilkten beri süre gelen bir ahlaki tavır var sanılaşırlar.\n\nAhlakı ilkten beri değişmezlikle var sanmanın ikinci bir handikap da, kendimiz için ister olduğumuzu, başkası içinde ister oluşumuzun, kısmi doğru oluş mantığının yanılsatması ve pranga oluşudur. Daha doğrusu, bir gerçeklik yansıtır olan her tutumsalın; genel geçer mutlak her durum ve zeminde doğru imiş gibi algılatılıp algılattırılmasıdır. Bu tür saltıkçı ahlaktan her hangi bir sapmayı, kişisel grupsal ve toplumsal belaların garkına gidişin cevazı olarak kişiler, değerler.\n\nKendim için istemediğimi bile istemeyeceğim; ama başkası için isteyeceğim o kadar çok şey var ki. Bu kendi öznel ihtiyaçlılık belirleniminizi; ahlaki ölçü temeline oturtma ve saltıkçı olma kusurunuzdur. Bunu; Tanrı'sal buyruk gibi kurallaşmaksa, alabildiğine yanlıştır.\n\nHâlbuki insanoğlu yeryüzünde var olalıdan bu yana, milyonlarca sene ne ahlaklı ne ahlaksız oldular. Ne de ahlakı hiç bilmeden, tanımadan yaşadılar. Yani milyonlarca sene ahlak yoktu. Eşdeyişle bu mantığa göre insanlar ahlaksızdı! Dünya: insan bilinci doğayı üretmeyi bilen bir olgunlukta olmadığı için, ahlakı ve ahlaki olgunluğu da üretmeyi de, bilmiyordu. Yani Dünya ahlakı bilmiyordu. Dünya ahlakı, insanın toplum aşamasıyla bildi. Dünya ahlak kavramına insanın tolum aşaması ile geldi. Buda yaklaşık on bin yıllık bir sürece tekabül etmektedir.\n\nYani on bin yıldır ahlaklıyız. O ahlakta asla bugünkü bildiğimiz ahlak değildi. Hatta bugün için insanı ipe çekeceğimiz türden rağbet gören zaman ve zemine uygun ahlaklardı. O ahlaklar evirile evirile bu günkü üretim tüketim bölüşüm ahlakını ortaya çıkardı. Bugünkü övünülen ahlakın da, gelecekteki ahlakın bir çarpık biçimi olacağı hiç kuşkusuz çok açıktır.\n\nDünya on bin yıl kadar önce bağrında: toplumu olmayan, hiç tanımadığı toplumu var etmişti. Toplumun tarihini vermek çok zor. Ancak yüz binyıl önce toplum yoktu. Şurası kesindir, toplumun ortaya çıkışı ile halk, ahlak, özgürlük hak gibi süredurumlarda toplumun işleyişi ile ortaya çıkmışlar. Dolaysıyla toplum yokken, ahlakta yoktu. İnsanın araçlı üretim yapması toplumsallığa, yani üst yapısal kurumlaşmaya, ahlaka; yani, üretime süreçleşişti.\n\nToplumsal işleyişin içinde; üretemeyen yapıların (halkın) , yaşlı ve güçsüzlerin, çocuk ve akıl geriliği olanların, hasta ve acizlerin, doyurulup barındırılması olanağı ortaya çıkmıştı. Bu insanın daha önceki sürü grup yaşamında olmayan yepyeni bir tutumlaşıştı. Bacakları kırık olan, güçsüz olan vs. göçemiyor av peşinde koşamıyor kendi haline biraz yiyecekle doğaya terk ediliyorken, ölüyorlarken; yeni ortaya çıkan toplumsal yapı; artı ürün ve göçer olmamak gibi yerleşmeler, insanlara; av peşinde dolaşmanın, meyve alanlarını bulmanın terk edilmesini yavaş yavaş sağladı.\n\nBöylece insanın sorumluluk bilinci ve ahlakı kendiliğinden belirir olmuştu. Çünkü ilişkiler yapıdan çıkıyordu. Şimdiki yapınız taşıtı ortaya koymadı ise taşıt ilişkiselliğinizdeki bir ahlakınızda yoktur. Yani şu insan ne saygısız, ahlak yoksunu ki, ayaktaki yaşlı ve gebe hanıma, dedeye yer vermemektedir. Diye kimse size söylenemez. Artık insanlar erdemli ve ahlaklıydı. Yoksunu doyurmak, yoksula kol kanat germek, aidileşmek totemi algılarla bunları yasa kılarak çekim alanları yapmak, bu kurallara uymak, hem bir yükümdü; hem de en büyük ahlaki erdemsel ve geleneksel kurallardı artık.\n\nAçıkçası siz araçlı üretimi ve artı değeri üretmese idiniz, bu günkü ahlakınızda yoktu. Bu üretimledir ki; sosyal yapıları beslemek toplumsal bir zorunluluk ahlakı olmuştu. Gerekiyordu. Çünkü toplumun gücü, öncelikle bu çalışamayanların doyurulup barındırılması olgusunu sağlar düzeyi ortaya çıkarmıştı. Artık insanlık, gezginci av yapar olmaktan ve gezginci, hızlı yer değiştirir; toplayıcılık yapar olmaktan, azami zorunluluklarından vs. gibi nedenlerden dolayı güçsüzlerini; bakamamaktan ötürü doğaya bırakmıyordu. Günümüzde ise bu beceri, toplumun sosyal adaleti, sağlamasını ortaya çıkaracaktı. İnsan üretmeden toplumsal adaleti yani girişen ahlakı ortaya çıkamazdı.\n\nBu ortaya çıkan, yeni yaşamı üretme gücü; yağma, talan, çapul, hırsızlık, hazırcı, beleşçi olma çalma, aldatma vs. olumsuz diyeceğimiz ahlaki tutumları da yaygınlaştırdı, adeta kendisini kurumlaştırdı. Bunlar yeni toplumsal üretilişin, hemen yanı başında; kendiliğinden kendini dayatan bir ahlakı yansıtılış olaraktan, ahlak olaraktan üretilip belirlenecekti. Ve özelleşen mülkiyet ilişkisi gibi daha birçok ön görülemez nedenlerin, toplumsal yaşayışta yansıtılırı oldu.\n\nMal edinmenin ve maldan yoksun kalmanın, çelişmeleri belirdi. Tutumlaşan ayrıcalıklı davranışlar; güçlünün ve güçsüzün haklarını, davranış ve ödevlerini; öznel yansıyışa göre belirledi. Ya da, zorunlu tutumlaşacak olanı veya öyle tutumlanılması düşünülen yansıyış anlayışlarını, ahlak kavramı içinde, işlenişini oluşturdu. Toplumumuz olmasa ahlakımız da olmazdı. Toplumumuz olmasa idi, ahlakımızı asla bilemezdik.\n\nAhlak toplumun ortaya çıkardığı zorunlu bir ilişkisel yansıtılış ve ittifaklar durumu olduğuna göre, iyilik kötülük anlayışımızda toplumla yansıtılıp anlamlandırıldı. Temelinde ezen ezilen, zengin fakir, çelişmelerinin süreçleşmesi ile anlamlanan paylaşım, tüketim ilişkiselliğidir. Böyle olunca, bazı yanlış düşünmelerimizin, öznel anlamaları da kendiliğinden ortada kalkmaktadır. Bir kere ahlaklı olmak için inançlı olmak zorunda değilsiniz. Ama toplumla ahlaklı olup, ahlakı yansıtmak zorundasınız bu biline.\n\nİnanç yoksa ahlaklı olmak zorunda değilim demek, tersten konuya dalmaktır. İnanç yoksa bile siz toplumda belli saatte işe gidip, gerekli kural ve davranışları; örneğin selamlaşma, saygılı olma gibi bir yığın ahlaki edimsel enformasyonu göstermek zorundasınız. İnsanlar ahlaklı Ya da ahlaksız olduğu için insan öldürür Ya da öldürmez değildir. Bunun dışındaki daha temel ve ilişkisel nedenlerden ötürü insanlar girişir. İnanç bu tür engelleri önlemenin geçmiş zaman toplumlarında icat ettiği yardımcı bir kurum ve aracıdır. Değilse inançlı değilsem ahlaklıda değilim demek, tersten sorunsalı ortaya koymaktır\n\nYüce Tanrı'ya, acaba kötülükleri niçin yarattı? Kötülükleri kaldırmaya gücü yetmiyor mu? Gibi izafeleri isnat ve bühtan etmek son derece yanlış ve kısır düşünceliliktir. Doğa iyilik Ya da kötülüğü bilmeden, tanımadan bunların ayırımına varmadan; süreçleşip olgu ve olayları bu güne; insanı, toplumsal üretme aşamasına getirmiştir. İşte iyilik kötülük izafesi burada ortaya çıkan, insansal anlayışladır. Değilse evrensel var oluşun bir kusuru Ya da yetkinsizliği değildir. Toplumsal üretim paylaşımının bir öznel yansıyışı, insanın kendisine göre dünya algılayışının bir çarpıtmasıdır. İnsanın her şeyi kendine göre yorumlamasının bir çıkmazıdır. Bu anlayışlar; Tanrı' ya bile, her şeyi insan için yarattırıştır...\n\nSorunu ve evreni anlamayı, bu kadar tersten ortaya koyarsanız, tabidir ki yine yanlış olarak ve tersten; ””Tanrı, her şeyi madem bizim mutluluğumuza göre yarattı, o zaman da kötülük ve günahı niçin yaratmıştır”” diye sormak hakkınız olmaktadır! \n\nİyilik kötülük doğaya insanın toplumu getirmesi ile insanın eli ile gelmiş, bir izafi, görece anlayışların insandan insana yansıtılmasıdır. Yıldırımın düşmesi nasıl bir kötülük ve insanları cezalanması değil de, yeryüzündeki olay ve olgularının ilişkilenmesi ile ortaya çıkmış bir zorunluluksa. Üstelik hayat için varlığı zorunlu olan bir ilişki olaydır. Elbette bir olay, bir başka olay için geliştiren bir destekleme olay iken; bir başka olaya da zararlı geriletici, köstekleme olabilmektedir.\n\nSürecek 13\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Devinimindeki Mutluluklar 14",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nÖzgür düşüncenin (dine karşı düşüncenin)   utkusu 1940'lı yıllara değin ancak sürer. Bu sürecin bozucusu, siyasetini bir Yahudi düşmanlığı ve ırkçılık söylem üzerine oturtan Hitler ordusunun Fransa'yı işgali ile bu dengeler bozulur.\n\nDevir, Fransa Hükümetinin yapamayacakları karşısında, örneğin çetin bir bağımsızlık örgütlenmesi ve savaşım vermek yerine, yapacaklarını önemsetir, bir şeyler yapıyor görünmek için sosyal süreçle oluşan kazanımları geri budamak olacaktı.\n\nÖğretmenleri mason ve Yahudi olmakla suçlayıp, Fransız öğretim birliğini, Öğretmenler sendikasını ve Halk eğitimi federasyonunu;  tıpkı bizdeki köy enstitülerini kapatış gibi, aynı 1940 -1950 süreci içinde, aynı onyıllık zaman süreci bağlamında, sudan bahane ve gerekçe ile kapatır olacaktı. Bizdeki güya bir komünist, dinsizlik işi idi. Fransa'da da, o anda ırkçı bir işgal söz konusu idi. Öyle ise yapacak göz boyama ve uyutma işleri de hâkim düşüncenin zihniyetine uygun olmalıydı. Yahudilik damgası! \n\nYahudilik yaftası, muarızların anlına çalınmalı idi. Bu tür karalama Amerika'nın günümüzde dahi tüm Dünya'da uyguladığı, ajan kışkırtıcı bir tutum olan Mc Carthycilik, tüm az gelişmiş ülkelerde, o ülkelerin, içini karıştıran, siyasal iktidarlarına boyun eğdiren,  bir anarşik durumun körükleyicisi olacak, sağ sol ayrışmaların dillerine sloganlar tutuşturacaktı.\n\nMac Caricilik Amerika Birleşik Devletlerinde öcü yaratmanın sinsiliğidir. Eğer bir şeyler yapamıyorsan, bir şeyler saklıyorsan, tehdit algılatarak insanları mücadele ettirerek insanların siyasete ilgisini soğutup siyasetin yaptığını gözlerden kaçındıran suçlama eylemidir. Bu yaratılan suç kominizimdir! Suçlanmakta komünistliktir! Geniş bilgisiz yığınlar varken bu çok kolay oluyordu.\n\nArtık Fransa'da 1886 yasasındaki Hükümetçe din okullarına devlet yardımı yapılamaz ibresi, bir yönetmenlikle; “”devlet yardımı yapılır”” şeklinde kabul edilecekti.\n\nSavaş sonrası, 1946 Anayasası açıkça cumhuriyetin bir “laiklik “” olduğunu belirtecekti. Bu da uzun sürmeyecek ulusal mecliste solun yenilgisi ile Sağın tüm dünyada olduğu gibi Fransa'da da özgür düşünce bağlamında- açılan gedikte “”her şeyin geçmesi gerektiği”” yani laikliğin kalkmasını hemen talep ve eylem eylerler. Ancak yapılan referandumla bu engellenir. 5.cumhuriyetin laik olduğu vurgulanır.\n\nFakat referandum ertesi seçimle sol partiler yine yenilgiye uğrarlar. Bu süreçle devlet, din öğretmenlerine para ödemeyi ve okul bina giderlerini üslenir. Fransa üniversitelerinin karşısına kilisece yönetilen ve devletçe finanse edilen üniversiteler anlayışı 1959'ların şiddetli olaylarıdır. Elbet her şeydeki istisnalar gibi bu da istisna içerecekti.\n\n1975'te kürtaja karşı katolik kilise mücadelesine karşın, yasa ile doktorun kişisel ve dinsel kanaati önce olmak şartı ile kürtaj serbest bırakıldı. Bunun çelişkisi; tüm doktorlar katolik olursa ne olacaktı! Pratikte bir ülkenin %99'unun Müslüman olması gibi, hiç olmayacak bir siyasi ve politik bağlantı değildi! \n\nDinlerin toplumsal referans kılınması o kadar yanlış ki, bir toplumun %60ının cahil, bilgisiz, hırsız olması ile de, dinsel tanımlamanız bağlı olacaktır bu tür genellemeci ve toptancı tanımlamalarla! Çünkü cahillikle, hırsızlıkla, tanımların örtüştürülmesine risk taşınacak ve dini anlayışları da, bu olumsuzlukların nedeni yapma, yanlışlaşmasına dahi sizi götürecektir. Yani o ülkenin tüm Hıristiyanları Ya da diğer dini telakkileri cahil, hırsız yapılacaktır! \n\n2004'te devlet okullarında siyasi dini kisve ve işaret şekillerin taşınamayacağı benimsendi.\nŞu bir gerçekti özgür düşünceyi laikler savunuyordu. Buda ancak ve anacak örgütlenmiş güç oranında olanaklı olabilir ve olabilecekti. Şu tespitte çok önemlidir. Süreç içinde oluşan örgütlenebilen laik düşünce; LAİK OLDUKLARI oranda, tutum ve davranış rahatlığı içinde bulundukları sürece; dine karşı bulunma çabası ve arayışı içinde olmuyorlardı. YANİ şu söylenebilir: rahipler, papazlar gibi ruhban, din bilir sınıfın baskı ve tasallutuna karşı, fikri bazda mücadeleyi yeğleyip evet diyorlardı. Ama Hıristiyanlara, Yahudilere, Müslümanlara; aralarındaki var olan dini inanışlarındaki farklılıklara karışmamaya, onlarla fikri mücadele içinde olmamaya gerek duyuyorlardı. Bu tür gerilim ve çatışmalara hayır diyordu. İnançlar böylelikle kendi alanlarında var olurdu.\n\nLaiklerin büyük bir bölümü usçudur. Aklı kullanmayı yeğler. Bir inanır da aklını kullanmıyor muydu? Belki... Mutlak doğruları belleyen birileri, nasıl adım atacağını; sakız çiğnediğinde, Ya da; tükürüğünü yuttuğunda orucunun bozulup bozulmayacağını; TV seyretmenin günah olup olmayacağını; hangi partiye oy verir ise cennete gideceğini; eşini öptüğü zaman dahi günaha girip girmediği gibi, bir yığın zırvayı sorup; hayatını buna göre yönlendiren ve dayanışma, özgürlük, bilim gibi şeyleri “”put”” sayan mantığın, aklını kullandığı ne kadar söylenirse onlarda o kadar akıl kullanıyordu.\n\nNe yazık ki genel çoğunluk din denince böyle eften püften meseleleri anlayıp sorguluyordu. Esasen Tanrı'ya inanma ile akıl kullanmamayı; özdeş yapmışlardı. Hâlbuki aklı işletip kullanmayan, Tanrı'yı hiç bilemeyip, anlayıp sezer olamayacaktı.\n\nGünümüz laikliği, bir dinsel bağnazlığa karşı olan “”özgür düşünce””; önce kişisel istemle, istediği dine inanıp inanmamayla başladı. Sonra da, isterse dinlere bile inanmayacağını hür biçiminde söyler olmuştur. Sonra da bunu; herkesin vicdani kanaatte hür olabileceğinin dile getirilişi biçiminde vecizleştirmiştir. Daha sonra, özgür düşünce, dinlerin devlet dini olma baskı ve tutumlarına karşı mücadele etmişlerdir. İnsanlığı; alışmalarından kurtarmak için, din ve devlet işlerinin ayrı olabileceğinin yaşamsal yeğletmelerine gidilmiştir. Oradan da; egemenliğin yetkilenme kullanım hakkını, pratikle ve halkla olabileceğinden yana, tercihle cumhuriyet anlayışına gidilmiştir. Şimdilerde ise laiklik; kendini toplumsal ve halksal alanlara göre ilişkileyen, bir davranış içinde bulduğu zaman; demokrasi içinde, aklını ve toplumsal usçuluğu; toplumsal bilimin öncülük ve rehberliğini savunan bir anlayıştır.\n\nSoyut olarak bir dindarında akla karşı olmayıp, bilimi yeğlediği elbette söylenebilir. Ama bu soyut olarak böyledir. Gerçekte ise bu böyle olmayacaktır. Bir evrim teorisi, dindarın inancı ile çatışacaktır. Bir big beng ilkesi Ya da bir kozmolojik doğum ilkesi, Dünya'nın 6 günde yaratıldığı doğması ile çelişecektir! Hatta bazı gayretkeşlerce, bunların yanlışlaşa bilecek bir teori olduğu unutulup, görmezden gelinip; kutsal kitapların bunları dahi savunduğu denli söylemlerle, iyice zırvalanacaktır.  Böylelikle teori yanıldıkça kutsal söylemlerde yanılmış olacaktı. Varsın olsun biz günü kurtarmıştık ya! \n\nBu nedenle, bir dindarında aklı kullanıp; bilimden yana olduğunu söyler olması, muallâkta kalır. Ya da enformasyonsuzluk nedeniyle, ne dediğini bilmez bir hal içindedir. Şu örnek süre gelen ve süre giden inançsal bazlı akıl kullanmayı iyi izah eder. Bir inancın söylemine göre; hurma ağacı halamızdır. Çünkü anlayışa göre; Âdem’in yaratılışındaki artan, artık topraktan, hurma ağacı yaratılmıştır. Yani hurma ağacı Âdem’in kız kardeşi sayılmış. Bu istendiği kadar boş söz sayılsın, istendiği kadar inançlara sokulan bidat sayılsın. Bu tür söylemlerin, inandırmaya hazır etmenin yatkınlık aracı olduğu unutturulamaz. Yüz yıllardır sürmüş tüm disiplin er tutumların kökleşmesi için, bu tür araçlarla inandırıla gelen kuşakların sosyal genetiği bu şekilde olmuş ve bu şekilde diğer benzerlerle sürüp gitmesi; acep hangi akılsal ilkenin kullanılışıdır! Ailesi ile yatacağı günleri ve ailesinin neresine bakıp bakmayacağını, soran bir inanır mantık, aklı ne kadar kullanıyordur? Gibi onbinlerce anlayış, bilimle ve aklı kullanma ile çelişebilecektir. Bu yüzden soyut olarak doğru olan konu, somut olarak yanlış olabilmektedir.\n\nİnancın anlayışları, kendi alanında; birey, grup, halk yaşamı alanında, anlamlı ve yaşanası oluyordu. Toplum bünyesinde ise, inançsal anlama, bu günkü gelişmişlik düzeyinde, her durum ve gelişme ile çatışıyor bir türlü uyum tutmuyordu. Bu nedenle inanç verileri sürekli yorumlanarak, DEĞİŞMEZ DENEN İLKELER, çaktırmadan formatlanıyordu.\n\nHâlbuki bu yeni yorumlamalarla; ya geçmiş müminler meseleyi yanlış anladıklarından veya anlayamadıklarından, gereğini yapamamış olmaktan ötürü cehennemlik oluyorlardı! Yâda şimdiki müminler, yeni yorumlarla işi rayından çıkararak cehennemlik oluyorlardı! \n\nDinlerin savunduğu mutlak ve mutlak doğru kavramı, ne akılla, ne bilimle özleşmiyordu. Kilise “”bir mümin için vicdan özgürlüğü yoktur”” diye bas bas bağırıyordu. Bu tüm dinsel inançların tutumu idi. Mutlak doğruya inananın, vicdani özgürlüğü, hoşgörüsü olur muydu? Aslında kilise doğru söylüyordu! Eğer bir doğru, recmi gerektiriyorsa, vicdani kanaatiniz olabilir mi idi? Olursa da yukarıdaki gibi yorumlarla, sulandırılmaktan öte gitmezdi.\n\nEinstein fiziği; tekin, mutlağın olmayacağını dolaysı ile mutlak doğrunun olmayacağını bas bas söylemekle işi bitirmişti. Burada da, mutlaka bir mantık vardı ama artık ne dinlerin dediği gibi bir mantıktı, ne de eski filozofların dediği gibi bir mantıktı. İşte dindar olanın mutlağı ile dindar ama bilimsel ve akılcı olduğunu söyleyecek birinin mutlağı, daima ve sonsuza değin çatışacak ve hiç uyuşmayacaktır.\n\nSarsılmaz ve kesin doğruların (dinsel öğretilerin)   yerini şimdiden, görece doğrular, görece hareketler, görece referanslar alanları yer alacaktı. Geçmişi: daima ve her aşamada ve her zaman; mutlaka aşılmağa, geçilmeğe mahkûm ve haldeki kendisi de aşılmağa hazır duran bir ''doğru'' ile karşı karşıya idik.\n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Devinimindeki Mutluluklar 17",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nArtık toplum, yönetimle baş başadır. Yönetenin kararının her durumda denk düşer cevap olmaması, güvensizlik ve kulak asmamayı doğurabilecekti. Bunun garantiye alınışı daha sonranın da, kurnazlığı olacaktı. Bu durumda olan, güven sarsan gücün kabahati, hiçbir zaman inancın ya da buyuran bir doğaüstü gücün hatası olmayacaktır. Çünkü yorumu veren kişi, kendi tecrübesini söylemiştir. Durum gerçekçidir. Kendi düşüncesini doğaüstü güç söylüyor diye telkin etmemektedir henüz.  Büyülü nesneler, henüz doğaüstü güçler değildirler.\n\nYeryüzünde her hangi bir somut olgu, sınırlı davranılan güç, mana algı düşüncesine katılmış, sayılanmaktadır. Saygılaşan güç, her şeye muktedir değildir. Tüm doğaya egemen olan bir anlayış yoktur. Sadece o fetiş nesnenin gücü ne için saygılaşıyorsa, güç o alan için geçerli ve etkindir. Bu durum, sınırlı bir yeti, güçlülüktü. Ya da o mana inancını sangıladığı kişinin bireysel kararı ve yönetimi idi. Ya da başka alanda kendini bir şekilde kabul ettiren güçtü. Çünkü güç, boyun bükülen ve saygılaşan bir otoritedir, yaptırımdır.\n\nİnanç temelli, saygılaşır olmayan birinin, toplumu yönetir olması ve isabetsiz kararlar alması, kararlarındaki saygı ve yaptırım gücü azalmasını önlemek için; sübjektif kaygılarla arayışa girecektir. İki otoriter güç: inançsal düşünce alandaki güçle,  hayat akışının o anda düzenlediği kurallı somut güç, özleri ve konuları gereği dayanışmalı idi. Bu dayanışımla bir aradalar. Ama ayrı ayrı gücün birbirini destekler biçiminde de, olabilecektirler. İki güç; bir elde de, olabilecek bir değişkenlik ve çeşitlilik gösterebilecek ve gelenekleşecektir.\n\nİnanç adamından yönetim erki çıkması Ya da inanç adamı dışında bir oluşumun yöneten erk hüviyeti alır olmasının özleri; yönetir olmalarıdır. Meşru yaptırım sağlamalarıdır. Konuları; üreten insanların ve üretimin; denetlenip, düzenlenmesi, yapının güvenliklerini sağlayıp paylaşımın yaptırılmasıdır. Ani durumlara karşı öngörüler koyabilmesidir.\n\nArtık başlangıcın daha bulanıksı toplumsal yapısında, ayrı alan temelli, ama inançlar kendi alanında gelişemeyecekti. Çünkü soyutlama gücü henüz emekliyordu. Toplumun işleyiş yapısı üzerine, kendini ajan prova kete edebildiğinden, bu işleyişe katılabilmektedir. Bu bir enjektörün, vücudun parçası olmaması gibidir. Enjektör vücuda bir şeyler ekler. Bu eklenen amaçlı olarak; asıl vücuda ilişkin olmayan, ama vücuda faydacı – zararlı işlemler yaptırır. Ve vücuttan da, bir şeyler alabilen tutum ne ise,  başta inanç da toplumda öyle idi.\n\nNasıl enjektör vücudun parçası değilse, inançlarda öylece toplumun parçası değildi. İnsan zihninin enerji faaliyeti idi. Emekte bir bünyesel enerji idi ama insanın topluma yol alışında, yönetsel olarak katkın, vesile nedenlerinden biri idi. Çünkü yol alışı sağlayacak nesnel yasalar henüz okunup, uygulama alanına sokulamıyordu. Bu boşluğu uzun bir süre din ve inançlar, daha doğrusu gelenekleşen ritüelleşen alışmalar sağlayacaktı.\n\nİnancın ne tür bir insansal örgensel yapılaşma ortaya koyabileceği; henüz inanç alanının içinde olsak bile, dışında ona bakabileceğimiz bir durum değildir. Bu yüzden gelecekte alabileceği durumları tam göremeyiz.\n\nYani hünerli emek (üretim) , bir diyalektikle, toplumu ortaya koymuştu. Toplum da, emeği (üretimi)  daha nitelikli kılmıştı. İnsanın inancı nasıl bir diyalektikle neyi ve nasıl ortaya koymaktaydı? Nesnesi nasıl bir gerçeklikti? Buna şimdilik cevap vermek mümkün değil.\nİnanç, toplumun somut yönetimi olacak, toplumsal oluşuma; etkin bir moralle, bazen tutucu egemen, bazen de paylaşan olarak dâhil olmuştu. Toprağa atılan tohum yeşeriyordu. Zamanla bazı ilişkileri seziyorsa da, tam anlayamadığından bunu bir kayrılma gözetilme duygusu olarak saygılayıp şekilleniyordu.\n\nArtık inançlar toplumun anayasası işlevini görebilecek bir toplumsal üst yapı hakikati idi. Bir kişinin, bir mal gaspını, bir cinayeti, bir darbı, pratik yaşamla çözüyordu ama pratiği bir depreme, bir doğal felakete çare olamıyorsa; ona da yorum getiriyordu. Bu çok çok önemli idi. Bu yorumlayış ve karşı yorumlanış, insanlığın bilimsel gelişmesinin nedeni olacaktır. Çünkü tez koymuştur; tezin antitezleri gelişecekti. Küçük, netameli, ama dinamik adımdı.\n\nBurada şu iki hususu görmek lazımdı: Birincisi; başlangıcın inançları çok köklü, özgür gelişimci idi. Yaratıcı, dinamik, toplumsal gelişme ve algılama ile rahatlıkla değişebilen anlamalardı. Sözlerden, söylemlerden ziyade, dokunulmaz olan, anlam verilen nesnenin anlaşılma dalgalanması ve somutlanan saygılanması kutsaldı. Bu yüzden sözsel yorumlar fazla sorun olmadan, yavaşça ve güçlükle de olsa, sık sık değişebiliyordu.\n\nDeğişme ve anlayış, hoş görü esastı. Bunu birbirine karşıt, her biri kendi alanının hâkimi olan totem düşünceleri, çatıştırıp savaştırıyordu. Bu nedenle büyü ve büyülü nesne inanç anlayışı zengindi. Değişmeyen fetişin şekli idi.\n\nBirinci inanma anlayışı toplumsal gelişmeye uygundu. Yapıyla birlikte değişiyor ve yapı anlayışı inançlaşıyordu. Çünkü yönetimine oturduğu toplumsal yapının kendisi, dinamik ve değişkendi. Kendisi de buna çok güzel uyum sağlamıştı. Toplumsal bünyeye dinamikte verebilmekte idi. İnançların hukukunu, plastik tutumla belirler olması, toplumun devinip gelişmesinde moral etki oluyordu. Arazlarına rağmen genelde çok köklü oluşa, çok köklü düşünceye şans tanıyıp, çoklu bir arada oluşla toplumsal halksal yapıyı taşıyabiliyordu. Zaten bu tip inanç yapıcılığından ötürü erinçsel inançtır. Yani toplumsal amaçlıdır.\n\nÖrneğin, insanın iç ve dış yamyamlığı dönemi insan ölüsü yemesi, insan kurban etme işi zamanla dönüştü. Bu dönüşmede bitki ve hayvan, kurban insanın yerine geçti. Bitki ve hayvan böylece insanların eşiti ve dengi oldu. İnsanın kurban edilme derin kaygısını üzerine alan, bitki ve hayvanlar da, bu yüzden saygılanıp, kutsal kılındı, totem yapıldı.\n\nİnsanların bitki ve hayvanları, kurban etmeyi, sunmayı akıl etmesi, böyle bir gelişmeye açık evirilmenin tutamlanmasıdır. İnsanın yerine geçen anlamına gelen kurban, toplumların bir ittifak, bir uzlaşma, bir kucaklaşma dönemi düzenlenmesi ritüelidir. Totem böylesine somut ve yaşamsal temelli bir anlayışın, vefa kılınıp saygılanmasıdır.\n\nİnsanlar bünyelerinde derin izler bırakan, korkularından ve yaşamlarından pratikleştirdiği yaşantılaşmış alışmalarından, öyle kolaylıkla kurtulamıyorlardı. Bunlar merasimlerle seremoni ve bayramlara dönüştürdüler. Bu karşılaşma enerjilerinin bastırılması ritüeli idi. Zamanla bu sembolik anlamın, asıl temeli, antlaşmaların ve anlayışların değişmesi ile “”Fakirler de senede bir kez yesin denen ”” kurban anlayışına dönüşecekti.\n\nUzun süreçle çoban (göçer)  toplumla, yerleşik tarım toplumlarının, ikinci bir uzlaşması, ittifakı ve düzenlenmesi söz konusu olduğunda; yeni düzenin getirisi, eski alışkanlıktan kopuş ve yeni yükümleri üsleniş demekti. Bunun ilk ayinle ilgili biçimi de; Çoban Dumuzi (Habil)   ile çiftçi Enkimdum (Kabil): İnanna ile evlenmek için, biri toprağın ilk ürününü, diğeri de hayvanlardan elde edilen ilk ürününü İnanna'ya sunarlar. Tanrıça İnanna çoban Dumuzi'nin (Habil'in)  kurbanını kabul eder... Bu, Sümer'in erken dönem çoban ve çiftçi toplumlarının bir uzlaşma, ittifaksal karşılaşma dönemi dönüşümüdür. Toplumlar arası ittifak ve düzenleniş, dönemi sözlü anlatım edebiyat ürünüdür.  Yazı bulunduktan, sonra yazıya ve daha sonrada Tevrat'ın sayfalarına geçecektir.\n\nYani iki toplum arasında var olan ürün değişimi (takas)  olgusu, bu ve benzeri ritüellerle Tanrılar üzerinde sembolik formüle ediliyor, gerçekleniyordu.\n\nAslolan toplumların yeniden ve yeniden süreç içinde dönüşümüdür. Bu gelişme ve dönüşümlerdeki önemli yan, şu veya bu sebeple, ittifakların ritüelleşip sembolize edilip, dilden dile anlatılması söylence edilmesidir. Bu, sözlü ve folklorik edebiyatın doğmasıdır. Ancak bu anlatışların anlamı zamanla değişir ve kayar, hatta temelindeki toplumsal düzenleniş ilişkisi tamamen unutulabilirdir.\n\nİlk yerleşim yerleri, kült merkezleri ve kült merkezi çevreleri, şehir devletlerinin, komşu kült merkezi şehirlerle şu veya bu biçimde ilişkisi vardır. Bu ilişkiler yeni bir toplumsal girişim ve dönüşümle gelişmek zorundadır. Gelişen ilişkilerden biri de, dostluk ve ortak düşman kardeşlik ilişkisi olabilmektedir. Yani bir kardeşleşmedir.\n\nSürecek\n\na href='http://www.ozgurlukicin.com' target='_blank'img border='0' alt='Pardus... Özgürlük İçin...' title='Pardus... Özgürlük İçin...' src='http://www.pardus.org.tr/banner/bts01.png'/a\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce devinimindeki Mutluluklar 15",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nÖrneğin, yapı içinde, daha önceden, geliştirilen, uç veren ve Kurtuluş Savaşı sonrasının yapılaşmasına ilham olacak bir tutumda, Latin alfabesinin kullanımını yaygınlaştırmak isteyen Abdülmecit’tir.\n\nGörüldüğü gibi çağdaşlaşma, batılılaşma yapının içinde, Osmanlının ağır yenilgili savaşları sonrası süreç içinde, adım adım oluşmuştur. Yapıdan çıkıp yapıdan şekillenmiştir. Birden travma yaratacak, soğuk bardağa kaynar su koyuşun etkisi ile şok bir hareket değildir. Bu, söylemden de halkın bütünü buna mütemayildir anlamı çıkarılmamalıdır. Ama halk da bunları hiç bilinmiyordu, yapı hazır değildi, birden ortaya çıktı demek, hiç tarih bilmemek, gelişi güzel konuşmaktır. Eğer böyle bir tarihi süreç olmasa, halkın yatkınlığı, halkın bilir ve duyar oluşu olmasa idi, bu girişim teşebbüsleri ile ikame edici; tamamen başarısız olurdu. Hâlbuki durum tersine olmuştur.\n\nAtatürk devrimleri olarak bildiğimiz, bir yığın yenileşme, modernizasyon hareketleri olanlar:\n1- hukuk; Tanzimat döneminin, en önemli güncel icabı hal meselesidir. \n\n2-Yine hakeza tevhidi tedrisat kanunu 2. Mahmut'un bilinen ıslahat hareketlerindendir.\n\n3-18 yüzyılın merkantilist tutumunun bir yansıması olan yerli malı kullanımı, 3. Selim'den Cumhuriyet yasalarına, mazide kalan bir anının göndermesidir. \n\n4-Atatürk'ün kılık kıyafet devrimi, 3. Selim ve 2. Mahmut'un daha imzasını soldurmamıştır. \n\n5-Alfabe değişikliği Abdülmecid'in tasarılarındandır. Kurtuluş savaşı muzafferine, suçmuş gibi travma yapma isnadı edenlere göre, acaba bir “”travma”” daha o zaman Abdülmecit tarafından da mı başlatılmak istenmişti?  Daha niceleri; \n\n6- ölçü ve zaman birimlerinde yenileşmeler de hep Osmanlıdan beri bir türlü oturtulamayan hareketlerdi.\n\n7- Cumhuriyet rejimi ise, Osmanlı'nın1876 ve 1908 hareketleri ile meşrutiyetle yeni REJİM ARAMA ve oturma isteyiş çabalarıdır. 23 Nisan 1920 de kurulacak bağımsız meclisin Pek çok bakımdan benzeri olan bir meclis, 1876 ve 1908 meşrutiyet ilanları ile zaten halkın bilip aşına olduğu bir sistemdi. Yani Atatürk'ün yaptığı devrimler gökte zembille inen bir durumun ikamesi değildir. Bazı zındık ve yobaz tefehhürlerin, Atatürk devrimlerini birden bire, bir günde ansızın ortaya çıkmış, halkımızın geçmişle bağını koparan travma olmuştur demesi tarihin bir tokadıdır. Acınası bir akıl tutulmasıdır. Bunlar Atatürk'ün somutlandığı hallerdir.\n\nTravma öncesinde;  Halkın ne kadarımı Osmanlıca biliyordu? Ne kadarı okuryazardı? Hele hele kadınlarımızın okuryazarlığı neydi!  De Arapça ile vedalaşınca travma oldu?  Asıl travmayı, kadınların okuryazar olup da, toplumda yükümlülük üslenip, erkeğe bağımlılığının azalması yaşatmıştır. Mecelle yerine, uygarca olan kadın erkek ilişkisinin, oturmasını kabul edemeyen, birçok kof anlayışın kendi travmasını ve siyasi erk hırsını başka noktaya transfer edişiyle, dikkati men yaratması söz konusudur. Kadın nüfusun binde dördü okuryazardır. 17Milyon nüfusun yaklaşık 8 500 00 in kadın olduğu var sayılırsa. Bunun 34 000 i okuryazardır. Yani 8 466 000 kişi okuryazar olmayarak alfabe değişti diye travma geçirmişti! Bu akıl alır bir zındıklık değildi.\n\nHiç bir şey olmadı mı? Olur, mu öyle şey. Baştan beri söylediğimiz bir ilke var. İnsanların kendilerine ait alışmalardan kopmaya direnmesi ilkesi, burada da kendini elbet ele verecek. Biz bile bugün Avrupa standartlarına uymak için, eski alışma tutumlarımızdan kopmaktayız.  Bu şimdi bizde ne kadar “”Travma “” yaptı ise, Atatürk devrimleri de o kadar Travma yaptı! Üstelik bugün cadde sokak ve yer adlarını yabancı isim yapmak ile bizler kendi dilimizi de unuttuk! Ne hikmetse, İstiklal Savaşını “”travma yaptı”” basitçiliği gören kafa (anlayış): eğer öyle oluyorsa! En çokta bu günkü Avrupa Travmasını! Yaratan anlayıştır (kafadır) ! \n\nToplumsal olgu travma taşımaz. Toplumsal olgu emsalleri ile rekabetçi donanım zorunlulukludur. Toplumsal ilişkisi olmayan halk üyelerinin bu bilmezliği, beceriksiz atıl siyasetçilerce kullanılıp, bu tür hareketleri yaracı ve fırsatçı reorganize edilişleridir.\n\nAslında olan, bir gelişmedir. Gelişme insana mal oluşta, artı eksi verir. Daima artı, eksiyi kat kat katlar. Sizin eskiye ve eksiye eğiliminiz sizin kendi sorununuzdur. Koskoca bir ülkenin sorunu olamaz. Bir travma! Öncesi nesile bakın, bir travma sonrası nesile bakın. Kıyas bile kabul etmez değil mi? Ne kadar sığ ve bağnaz söylem, aklın kontrolünden çıkmış bir göz dönmesi söylem adeta. Hafızası oluşla bir toplu iğne dahi yapamayan Osmanlı aliyesi hafızayı kayıp edişle elektronikte, matematikte, tıpta vs rakip tanımaz hale gelen bir bakiye bırakıyor. Böylesi bir travma ve hafıza kaybına eyvallah.\n\nSizi, anlamaların sapması ile vuracak ve sömürgeleştirecek iç dış işbirlikçilerin, güdük; aciz hiçbir şey üretemeyenlerin, saflıkla ve bilerek söylediklerini, söyleye söyleye önce kendini hipnozla inandırmaları ve sonrada, safların aklını karıştırmalarıdır. Bunlar kendinden önceki dönemin üstünü örterler. Tabii ki özellikle Atatürk döneminin üzerini örterler. \n\nBu tüm yeteneksiz yönetimler için geçerlidir. Çünkü o dönemi ya okuyamayışı söz konusu, Ya da, okuduğunda, güdüklüğünü seziş ve buna layık olamayış, söz konusu. Ya da o dönemi iyi anlamıştır, çaba koymuştur. Ama onu aşma muktedirliği gösteremez olmuştur. Sonuçta bu üst örtme işi, kendini ikame ediştir. Kendini başkalarını unutturarak ortaya koyup, kendisinin bir hiç oluşunu, sezmesidir. Tartışma kabul edilirliğini, bir kıyasla değil de, bu zeminde kıyassızlıkla, eleştirilmeden kendisini kabul ettiriş, güdü ve isteğidir.\n\nBurada kısa bir değerlendirme yapmalıyım. Görülmekteki saltanat ve hilafetin kaldırılması dışında, tüm devrimler cumhuriyet kurulmadan önce, 150-200 yıllık sürecin içinde belirmiş ihtiyacı duyulmuş, ancak mevcut yapı ve üretim ilişkileri dayanışması ve bunların ideolojisi bunu engellemeyi çok iyi başarmışlardır. Daha önce belirtildiği gibi, Müslüman ahali günah korkusu ile adeta, ticaret yapamaz olmuştu. Yeni açılan Osmanlı Bankası'ndaki hesapların  %85 yerli olan Hıristiyan Musevi azınlıklı tebaanın ve yabancı yatırımcı tüccarlarındı. Bu anlayıştaki bir direniş, böylesine küskünlük içinde dünyaya sırtını dönmüş, bir dünya görüşü,  elbette köklü bir devrim olmayınca, kırılamazdı. Kalıntısı da, çıkarsal işbirliği nedeni ile ve kendisinin her başarısızlığında, halktan gizlenecek her toplumsal olaylarda, halkı oyalamak ve dikkatini gündemden uzak tutmak için, her dem travma teranesi tutturacaktı.\n\nŞu kesinlikle vurgulanmalı. Osmanlıya hayranlık duyup da, cumhuriyeti ve devrimlerini yadsıma gayreti içinde olan travmalılar! , o koskoca Osmanlı mazisine karşı çıkmaktalar! Ama bilerek değil de tam bir bilmezlik ve cahilliğin körlüğü ile karşı oluştur bu. Az öncede dediğimiz gibi, bu devrimler daha önce uç vermiş. Girişimleri yapılmıştır. Atatürk döneminde gerçekleştirilen bu toplumsal ve sosyal (halka ait)    olaylara karşı oluş, önceye de karşı oluşu zımnen de olsa içerir. \n\nMazi başarı ve başarısızlıkları ile bizimdir. Ancak var oluş gereği yapı, şu sebepten, bu sebepten, değişmesi gerekiyordu. Zaman emperyal yapıyı farklı yapıya zorunlu olarak dönüştürmekteydi. Üretim gücü üretim ilişkilerini ve ideolojiyi dönüşmeye zorlamıştı... Artık eski yapı ve yapılaşma, güzel bir anı ve zengin bir tecrübe olarak kalacaktır. Varlığımızı sürdürür olmanın değişen temeli olacaktı. Bu evrensel yasadan kimse kurtulamazdı.\n\nOsmanlı'nın benimsediği bu yenileşme ve modernleşme içinde, hilafet ve saltanat olamazdı. Çünkü günün yönetimi; bu bizatihiliğin (kendi kendisine)    karşı oluşun önündeki tek engeldi. Ve de normaldir. Bu yönetim teokrasiyi içeriyordu. Asıl kızılca kıyamet bu tutuculukta yatıyordu. Bunu açık dillenmeye cesaret gösteremeyenler en pratik olan ve kıt düşünme ile kavranmayacak bir olgu olan, alfabe değişimi ile travma oldu deyişlerini her vakit söze getirip, pelesenk bağnazlığı yapılmaktadır.\n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Devinimindeki Mutluluklar 18",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nKardeşleşme önce iki, sonrada birçok şehir devletlerinin hiç bilip tanımadığı bir yeni yaşam ve düzenleniş yükümüne sokmuştu. İç evlilik yasaklanmış. A şehri kızlarını B şehrine eş olarak veriyor, B şehri de kızlarını A şehrine eş olarak veriyordu. Bu eviriliş kan kardeşliği idi. Kardeşleşen toplumlar ittifakı ortaya çıkıyordu. Bugünkü bağlamda bir biyolojik kardeşlik değildi.\n\nB şehrindeki tüm kadınlar, A şehrindeki erkeklerin karıları idiler. Doğal olarakta, A daki tüm kadınlar da B şehrindeki erkeklerin karısı oluyordu. B şehrinde doğan bir çocuk, eğer kız ise, ananın gelin geldiği yere A'ya gönderiliyordu. Yani ana yerli, ana soylu oluyordu. Sütannelikler ve sütanne kardeşlikleri oluşuyordu. Yani A toplumuna aitti. Böyle olunca bu kız artık B şehrine göre bir kadındı.  Kendileri ile evlenilebilirdi, yani kendisini doğurtan babanın ve baba yerli erkek kardeşin karısı idi. Eğer doğan çocuk oğlan ise kadının gelin geldiği yerde kalıyordu, yani baba soylu idi. B' toplumunun aidi idi.\n\nA şehrindeki insanlar, B şehrindeki insanlarla da kardeş olmuşlardır. Yani böylece iki şehir kardeşleşmiştir. Bu biyolojik kardeşlik değil, ama çok önemli barışa ve toplumsal evirilmeye atılmış çok büyük bir uygarlaşma adımıdır. A ve B kült şehirleri arasında birbirleri ile kan bağı kurmuş kardeşleşilmiştir. Bu ilişkilenişte, bu düzenlenişte, Ahlaki norm yasalar dayı ile yeğen, hala ile yeğen arasında cinsel ilişkiyi yasklıyordu.\n\nA şehrindeki bir erkek B şehrindeki bir kadınla evlendiği zaman aynı zamanda kardeşi ile (kardeşleştiği, biyolojik olmayan)  evlenmiştir. O zamanın kardeş kavramı böyle tanımlanıyordu. Aynı ana babadan doğmak bir kardeşlik değildi. Asla bu günkü kardeşin anlamını bildiğimiz gibi değildi. Toplumun bu ilişki biçimi zamanla da değişecekti elbet. Ama Tevrat'ın sayfalarına da, şimdi bizi şaşırtan bir deyişle geçecekti. İbrahim, kardeşim dediği, kardeşi olan Sara ile evli idi. Bu gayet normal ve ahlaki, o günün süren gelenek ve göreneğine uygun bir davranıştı.\n\nZaten Dumuzi (Habil)  de kız kardeşi olan İnanna ile evlenmişti. Enkindum (kabil)  da bir başka kız kardeşi iştar ile evlenmişti. Bu toplumsal dönüşüm ve yeniden yeniden düzen ilişkilenişleri, sözlü geleneğin kökeni olmaktan elbet kurtulamayacaktı.\n\nToplumsal ilişkilenişe birkaç örnek vermekle yetineceğim elbette bunların yönetim üzerinde inançsal etkileşimleri de olacaktı. Toplumlara bu yansıyışın olumlu olumsuz yön verirliği ve önemi, okurun tarih hafıza bilinci ile doldurulur diye detaya kaçmadan, ayrıntılaşmadan genel olarak belirtildi.\n\nBurada inançların temelindeki bir başka olguyu çok temel bir olguyu, belirtmekte yarar var.  İnsan ilk doğduğu süre içinde, belli bir dönemde beyin olgunlaşması doğduğu çevrenin her tür ses, ışık, şekil, renk, ısı, yüzey biçimleri ve tomografik şekiller vs. beyinin anlaması öğrenme ve yorumlaması huzurunu sağlama bakımından alt yapı kategorik kalıpları olmaları bizim öznelliğimiz üzerinde çok etkin izler bırakır. İnsanın anlağı, önce dünya şartlarının, sonrada sosyal ve yer çevre şartlarının sınırlılık damgası ile biçimlenir. Bu nedenle çok bilimsel olay ve olguları anlama güçlüğü çekeriz.\n\nDoğduğumuz yerlerin cazip ve güvenli, gurbetinde tedirgin eden bizi özleten nedeni budur.\nİşte bir yaşam çevre ve ilişkileniş biçimine duyulan huzursuzluğun ve gösterilen dirençlerin temelinde bu gelişmede vardır. Bir ilişki düzenine doğuyor, onu içsiniyorsunuz. Beyin o dokularla kısmen kategorize oluyor. Bu bir alışkanlık tır, alışkanlık sizin güven içinde oluşunuzun algısıdır. İlişki biçimini kavramasak da, bizde bir cennet algısı huzuru yaratır. Ve cennetten her kopuş ona dönüşün özlemini bizde tutuşturur, bu nedenle değişmeye direnç gösteririz. Eskiye vefa ve saygılama ile yönelen bir bağımız, bağ duygumuz gelişir. Ve dayanılmazlaşır. Gurbette sılaya ve sılanın ilişki biçimine özlemimiz oluşur.\n\nBu bağ duygusu: bizde, din bağ duygusunun, kutsamanın, sılanın yerinin; Hiçbir zaman doldurulmaz ve tartışılmaz ve dokunulmaz oluşunun, bizdeki ön hazırlığıdır. Zaten bu duygu bizde, cenin iken tek duyulan ses anne kalp ritminin güvencesinde oluşuna (cennetine) , ana kucağına, özlemimizi de ortaya kor. Anne kucağında susuşumuz, bu ritmin marifetidir.\n\nBu tür inanmalar, kişilerin ve halkın erincini sağlıyordu. Günün hay huy stres ve yalnızlık kaygılarından oluşan duygularını, iç huzurunu, gerilimini indirgiyordu. Tüm belirsizlikleri olumsuzlukları, nötralize ediyordu.\n\nİnançların dirençleri saygılanan kişi, Ya da kişilerin ufukları ile ilgili idi. Bir fetiş anlayış toplumla çelişir olsa bile, diğer fetiş yorumlar tam aksi olabiliyordu. Çok inanlı olup, çok katı yaptırımı var olan, sert ve vahşi ibadetlerine rağmen, bazı kültlerin toplumsal yönetime etkisi genelde olumlu olabiliyordu. Ortamda çok düşünlü anlayışlar egemendi.\n\nEski çağ toplumlarından M.S. 18. yüzyıla değin, tam olarak nesnelin yasallığının ortaya konamamış olması, inanca ilişkin yasallıkların eksen olduğu toplumsal döngülerin o çağ içindeki ihtiyacını dinler, Ya da dinsel anlatımlar sağlıyordu. Halka ait bire bir ve toplumlara ait anlaşmaların eksenini bu buyuran din gücü ve Yüce Tanrı fikri sağlıyordu. Buyuran güç emri ile topluluklar arası anlaşma ve düzenlenme yönleniyordu. Tabii ki sezemediği ama kendisini duyuran nesnel ilişkinin imlemesi burada da etkin olup, kendini; sanki o şekil bir kutsal söz, ilah sözü gibi zorlatıyor, dayatıyordu.\n\nİkinci olaraktan da, monoteist din dediğimiz anlayışlar, henüz ortalıkta yoktur. Daha bu anlayışın yerinde yeller esmektedir. Çünkü sürece, toplumsal gelişme ve erinçsel inanç anlayışı, bu evrimle içine girmemiştir. Toplum uzun süren komün yaşamını sürmektedir.\n\nMonoteist anlayışların ortaya çıkması için, toplumun çok büyük bir aşama ve ilk toplumsal kırılma olan devrimsel süreçler yaşaması lazımdı. Bunun için köleci düzenin doğması gerekliydi. Çok büyük bir toplumsal tedirginlik ve çalkantılar şaşkınlıklar yaşanmalıydı.\n\nİşte toplumsal gelişme, ezen ezilen çelişkisini iyice ortaya koymalı; mutlular mutsuzlar ayrışmalı, özgürler, köleler ortaya çıkıp, bir toplum bunalımı yaşanmalıydı. Bu KÖLECİ DÜZENDİ. Burada birliği, düzeni ancak düzenin içindeki sınıfsal ittifaklar sağlayacaktı.\n\nArtık toplumlar arası birleşen ittifakların yerini, ittifak içi toplumsal eşitsizliğin yarattığı sınıflar arası ittifaklar sağlayacaktı. Ama düşünce gelişmesinin köküne de darı ekecekti. Köleci düzenin topluma getireceği ön görülemez, ahlaki ve erdemsel çelişkiler yaşanacak ki, ona uygun yorum ve tepki cevaplar oluşa bilsindi.\n\nDeğilse her şeyin bölüşüldüğü, dilenci ve yoksulunun olmadığı, bilinmediği komün düzeninde, sadaka verme fikrini icat edebilmek olanaksızdır. Eski toplumda sadaka bir kurbanın veya sunu bir adağın, sunulmasındaki gecikmeyi ifade eden sadugu idi. Köleci düzenle bu anlayış, sadakaya dönüşecekti. Artık tek bir şey gerekliydi monoteizm. Zaten çağların gelişimi bunu hazır etmiş, iç dış ittifakları ortaya çıkmıştı.\n\nNe zaman köleci düzen tarih sahnesinde görülmeye başlandı. Sistemin üst yapısı, bu alt yapıyı yansıtan düzenlemeyi getirecekti. İnsanlar Tek Tanrı'nın kulu (kölesi)  idi. Oysa Komün toplumda köle (kul)  yoktu. Toplumun yeni gelişmesi köleyi icat etmişti. Üst yapı; hukuk ve din artık köle kavramını işleyecekti. Toplumda hukuk ve din; hep köle, sadaka, rızık, kavramları ile yatıp; yine, rıza gösterme, boyun eğme, kanaatkâr olma, teslimiyet, tevekkül gibi köleci düzene, ne hizmet edecekse onlarla kalkacaktılar. Katı monoteist anlayışların; değişmez, karşı çıkılamaz, önerme verilemez, tartışılamaz, sadece inanılır, razılık gösterilir, kuralları vardı.\n\nKarşı gelmek, aksini önermek; Tanrı'yı yadsımak ve dinden çıkmaktı. Çünkü esas olan imandı. Tanrı başlangıçta sözü söylemişti. Şimdi söz kaza oluyordu. Bunun değişmesini değil söylemek, akılda geçirmek bile küfür ve kâfirlikti. Rıza gösteren kullar (köleler)  cennete gideceklerdi. Bu dünya sınav ve katlanma yeri idi. Kaderine katlandın mı, Şuna şuna inandın mı kurtulup gidecektin. İşte monoteist dinler böyle bir KURTULUŞÇU DİN anlayışını ortaya koyuyorlardı. Kurtulmak için, söylenene inanacaksın ve onu harfiyen yapacaksın. O zaman kurtulacaktın. Hoş görü bitmişti. Yönetene (kul sahiplerine)   harfiyen uyacaktın. Söz babadan geliyordu? Bu göğün saltanatıydı! \n\nSürecek\n\na href='http://www.ozgurlukicin.com' target='_blank'img border='0' alt='Pardus... Özgürlük İçin...' title='Pardus... Özgürlük İçin...' src='http://www.pardus.org.tr/banner/bts01.png'/a\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Dünyamdan Kırıntılar 1",
        "poet": "Hasan Ayar",
        "poem": "\n\nHz. Eyyüp (a.s)   peygamber sabrından küçük bir kırıntı yeter bize….her gün aynı şeyleri yapmak, aynı nakaratı söylemek,güneşin hiç usanmadan, bıkmadan doğduğu gibi……sabır,sabır,sabır……………………..\n\nLefkoşe-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Dünyamdan Kırıntılar 1",
        "poet": "Alperen Anadolu",
        "poem": "\n\nHz. Eyyüp (a.s)  peygamber sabrından küçük bir kırıntı yeter bize….her gün aynı şeyleri yapmak, aynı nakaratı söylemek,güneşin hiç usanmadan, bıkmadan doğduğu gibi……sabır,sabır,sabır……………………..\n\nLefkoşe-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Devinimindeki Mutluluklar 20",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nBatıdaki azizler bizim keramet sahibi ermişlerimizin, şıhlarımızın, karşılığıdır. Örneğin bir  ilginçlik olsun diye Aziz Francis etrafında örülen mucizeleri aktarayım. Bu şahıs Hindistan, Çin ve Japonya'da uzun yıllar yaşayıp misyonerlik yapmıştır.  Burada;   Japonya'da, 1552 yılında ölmüştür.  Uzun uzun hem kendinin hem arkadaş grubunun misyonerliğini anlatan, pek çok mektupları vardır. Mektuplarda Hiçbir keramet ve mucizelerden bahis ve ima dahi yoktur denir.\n\nDahası bir başka aziz; Jode De Acosta; Aziz Francıs'in paganları Hıristiyan yaparken Hiçbir mucize ve kerametten yararlanmadığını açıkça anlatır. Francis mektuplarında japon çevirmenlerin iyi çeviri yapamadığından ve çevirmen azlığından da bir hayli yakınır durur olması hayli manidardır. Yani Japon dilini bilmemektedir, ya da en iyimserlikle, kaldığı süre içinde kem kümlü işaretleşmeden öte gitmemiştir.\n\nTüm bunlara karşın, adam öldükten hemen sonra,  adamın başında örülenler pişmiş tavuğun başında geçmemiştir. japon dilini öğrenmede olağan üstü yetenekleri olduğu söylenmiş. Gemide susuz kaldıklarında, deniz suyunu; içilebilir suya dönüştürmüş! Denize düşen haçını bir yengeç alıp getirmiş. Bunun bir başka varyantı da denizdeki fırtınayı dindirmek için haçı suya atıp, badireyi önlemiştir. Yani adamın gerçekliğini küçülten olağan üstülükler, birilerinin sömürülen iman merkezinin odağı olacaktı.\n\nBirinin aziz olması için kilisenin ispat edip onaylaması lazımdır. Yüz sene sonra 1662 yılında papa onun dil öğrenme konusundaki yeti ve başarısını! Resmen onaylamıştı. Artık o bir azizdir, ne söylense lezizdir.\n\nBu papa Galile'yi Galileo'nun söylediklerini inanılmaz bulup karşı çıkan papa 8. Urbino'dur. Bu papa Aziz Francıs'in lambasında petrol yerine kutsal su yaktığını söyleyecek kadar şirazeyi kaçırır.\nHele 1682 yılına gelindiğinde papaz Bouhorus, Aziz Francis'in 14 ölüyü diriltip marş marş ettirdiğini söyler.\n\nAkıl ver hayalin şirazesi olmadı mı kim söylerse söylesin tam bir ölçü ve sınır tanımazlıktı. Örneğin Kral 2. Charles dokunmayla 100.000 kişiyi iyileştirecek kadar tam bir ermiş Kingdir (kral) . Kralın özel cerrahı, kralın 60 kişiyi mucizeli iyileştirdiğini resmi raporla ilan bile etmiştir. Bunu başka cerrah ve krallarda devam ettirmişlerdir.\n\nOrta çağ bir veba salgınları çağıdır. Görülen bu salgınlar elbette tahmin edeceğiniz gibi ya Tanrı'nın bir gazabı veya cinlerin, şeytanların musallatıdırlar! \n\nNe yapılacaktı? Hiç kuşkusuz ki bu gazap, bu öfke durdurulmalıydı. İyide Tanrı'nın gazabı nasıl durdurulurdu? Durdurulacaksa niye gazap etmişti? \n\nBunları sormaya gerek var mı idi? Tezgâh kurulmuştu. Gazabı durdurmanın bir yolu da kiliseye toprak bağışlamaktı. En elim durum, insan egosuna, insanların istismarına hizmet ediyordu! Yıl 1680, Roma panikte...\n\nTopraklarını bağışlayıp kiliseye daha çok mum dikse, yine de Roma hastalıktan kasılıp kavruluyor, kırılıp geçiriliyordu! Hayli zaman geçmişti. Öyle ise bir başka gerekçe lazımdı...\nTamamda bu gerekçe ne ola ki?  Daha ne olabilirdi ki? \n\nGerekçe hazırdı, teşhis kondu. İcraata geçildi. Önceden beri ihmal edilen Aziz Sebestiyan'ın öfkesi olmalıydı. Hemen heykeli dikildi. Saygılandı. Salgın duru vermişti! Roma hastalığın mikrobik olduğunu bilmiyordu daha, nereden bilsindi viral popülâsyonun bifurkasyonlar dönemi olduğunu.\nDönem Rönesanssın İtalya'da en ivmelendiği dönemdi yıl 1552 Roma yine bir önceki salgında. Tedbirler çare olmayınca yanlış teşhis koydular! Tanrı'ya yeterince saygı ve tazimde bulunmuşlardı. Bu salgın Tanrı öfkesi olmayıp, olsa olsa cinlerin yani pagan tanrıların işi idi! \n\nİlk iş pagan tanrıları temsilen Koliseum'daki Jüpiter'e (tanrı mitranın Roma biçimine)  bir öküz kurban ettiler ancak öküz öldürüldüğüyle kaldı. Fayda etmedi. Bu kez de Azizlerin ve Meryem Ana'nın gönlünü alan törenler düzenlediler.\n\nBunlar akıl sınırlarını zorlayan cahilliklerin salaklıkların önü alınmaz şuursuz öfke seli olmaktan öte gitmiyordu. Hele bir 1348 yılı kara ölüm (veba)  salgını vardır ki, akıl alamaz hunharlığın evlere şenlik halidir! \n\nKör inançlar tohumun yerde fışkırması gibi akılsızlıkları fışkırtacaktı. Kolay değildi, Avrupa nüfusunun 1/3 i bu hastalıktan kırılacaktı. Kara ölümde, Tanrı öfkesini yatıştırmanın yeni yolunu bulmakta şer yobazlık, hem bilir olmanın gururuyla, hem cahilliğin dangalaklığıyla sınır bilmiyordu. Bulduğu yolun biri de YAHUDİ ÖLDÜRMEKTİ. Öyle ya, Tanrının öfkesi ancak böyle dururdu! \n\n1348 yılında Baverya'da 12.000 Yahudi öldürüldü. Efrut'ta 3.000 Yahudi öldürüldü. Olmadı! Bu kez de Strasburg'da 2.000 Yahudi diri diri ateşte kızartıldı. Bu başka yerlerde de devam etti gitti, Müslüman ve yabancılarda bu işten nasibini aldılar. Ta ki durumdan gözü sulanacak bir papanın protestosuna değin.\n\nVebanın bir etkisi de Sienna'da yorumlanıyordu. Sienna'da vebadan önce bir Katedral yapılmaktaydı. İnşaat bir hayli ilerlemişti. Roma'nın ve başka yerlerin başına gelen bunlarında başına gelince; böylesine görkemli bir yapıya girişmek Tanrının kudreti ile ölçüşmekti. Olsa olsa vebanın gerekçesi idi! Sienna için özel bir ceza olmalıydı bu.\n\nKatedral inşaatını durdurdular. Sienna'lıların tövbelerinin anıtı bugün bile hala öylece durup durmaktadır.\n\nŞüphesiz bu anlayışlar tıbbın gelişmesini ketliyordu. Hatta bir takım tıbbi bilgileri, Doğunun aydınlanması içinde öğrenen Yahudiler bunu Avrupa' da uygulayınca büyücü sayılmıştılar. Böyle bir karanlıkta bile Rönesans doğuyordu.\n\nHastalıklarla objektif savaşmanın zahmetindense, kör ve batıl yolların etkin araç sayılıp peşinde koşulur olması, insanın sosyolojik düzlemine uygun düşüyordu. Ama az da olsa düzlemin aykırıları; Pastör'ler çıkacaktı.\n\nPisiko somatik bozukluklar, akıl nevrotikleri gibi halk deyimi ile akıl hastalıkları Kör inançların cin çıkarma ilkesine dayalıydı. Bu, kutsal bir emanete dokunma biçiminde olduğu gibi, kutsal kişilerin cin kovma üfürmelerine, kişiyi kusturma davranışlarına doğru çeşitleniyordu.\nCin kovma seanslarındaki okuyup üfürmeler, başarısızlaştıkça yüz kızartan ağza alınamayacak denli küfür ve müstehcen ifadelere dönüşüyordu. Bununla iktifa edilemiyor artık iş, hastanın kırbaçlanmasına değin uzanıyordu.\n\nBu tür seanslarla 1583 yılında 12.683 şeytan kovuldu! Bu seanslar kırbaçlamayı da aşıp işkence boyutuna geldi. 3. Kral George delirdiğinde ona bir güzel patak attılar. Ne var ki kayıtlara göre adam normal sayılan akıllı günlerinden daha fazla şeytana kapılmamıştı! \n\nDeliliğin tedavisi büyücülükle de ilgili idi. İncil: “”Büyücüyü yaşatmayacaksın”” diyordu. Büyücülüğün kayıtlı alanı Firavun 3. Ramses'e dek uzatılabilir. M.Ö 1100 yılarında haremdeki kadınlar Firavunun balmumu heykelciğine onun ölümüne sebep olacak büyü uyguladıkları yazılıdır! \n\nSürecek\n\na href='http://www.ozgurlukicin.com' target='_blank'img border='0' alt='Pardus... Özgürlük İçin...' title='Pardus... Özgürlük İçin...' src='http://www.pardus.org.tr/banner/bts01.png'/a\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Dünyamdan Kırıntılar 2",
        "poet": "Hasan Ayar",
        "poem": "\n\nHer biri Anadolu dekorundan bir renk…her biri ayrı dünya…motif motif,rengarenk fikir akımı….ama hepsinin birleştiren tek güç ALLAH….Hepsinin içinde insanlık…yaradılanı sevmek, yaradandan ötürü….\n\nLefkoşe-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Dünyamdan Kırıntılar 2",
        "poet": "Alperen Anadolu",
        "poem": "\n\nHer biri Anadolu dekorundan bir renk…her biri ayrı dünya…motif motif,rengarenk fikir akımı….ama hepsinin birleştiren tek güç ALLAH….Hepsinin içinde insanlık…yaradılanı sevmek, yaradandan ötürü….\n\nLefkoşe-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Dünyamdan Kırıntılar 3",
        "poet": "Hasan Ayar",
        "poem": "\n\nHani her sabah kim erken kalkarsa en büyük pay ı alır ya…Onlar ki her daim uyanık…için de sevda…içinde ümit…içinde sonsuzluk…Anadolu Alpereni sen var olmanın nedeni bilensin…\nİşte var olmak..hareket etmek…hakikata doğru…\n\nLefkoşe-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Dünyamdan Kırıntılar 3",
        "poet": "Alperen Anadolu",
        "poem": "\n\nHani her sabah kim erken kalkarsa en büyük pay ı alır ya…Onlar ki her daim uyanık…için de sevda…içinde ümit…içinde sonsuzluk…Anadolu Alpereni sen var olmanın nedeni bilensin…\nİşte var olmak..hareket etmek…hakikata doğru…\n\nLefkoşe-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Dünyamdan Kırıntılar 8",
        "poet": "Alperen Anadolu",
        "poem": "\n\nEngin kıraç topraklar…üstünde üç beş ağaç…..bozkıra sevdalıyız biz….orada yetişecek bir çiçek için…yüzlerce damla vermek….asıl mesele bu……\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Devinimindeki Mutluluklar 16",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nBu şu demek geçici olarak tanımlanan doğru, 1789'da da doğru oluyordu. Genel olarak bir grup eğilimleri de doğru oluyordu. Hiç bir şey doğru değildi. Hiçbir şey de saçma değildi! Yani bütün düşünmeler değerliydi. Bütün fikirler anlayışlar değerli değildi. Bu durum bir iflasın anlatımı değil, aksine süren ve sürecek bir daima kavganın savaşın dinamikleşmesi idi.\n\nYani sürekli oluşun değişmenin kendisi idi. Zaman mekân ve verili koşullarla gözlenip gerçekleniyordu bu da o doğrunun referans koşulları idi. Birbirine karşı devinen sistemlerin doğruları farklı oluyordu. Doğrular İnançlar gibi değişmemenin değil.  Aksine, eş deyişle, değişmemeyi esas alan bir inanır, ben bilimsel ve akılcı tutumdan yanayım diyerekten değişmeyi savunamazdı. Savunursa, maazallah dinden çıkardı. Bunun lamı cimi yoktu! \n\nBilimsel kavrayış olan doğruya, değişme, dönüşme, gelişmeye kim karşı çıkardı? Tek bir cevap verilir alışkanlığın rahatlık ve tekdüze yalınç kavrarlığı. Bütün sosyal ve grupsal toplumsal travmaların temelinde olan bir ruhsal zorunluluk, toplumsal bazda da, yobazlık gericiliktir. Değişememenin direnişidir.\n\nŞunlarda tarihsel ve evrimsel bir gerçektir. Mutlak yani saltçı anlayışlar dünya insanlarını Hiçbir zaman bir araya getirememişlerdir. Defalarca bu böyle anlaşılmış ve gerçek olarak görülmüştür. Belli bir din, Ya da felsefesel bakışla;  yeryüzü ve evren kavranamıyordu. Bir kere zıtlanmayan bir düşünce, bir din, bir inanış bile, öbür sistemle; kilise kilise ile cami cami ile tarikat tarikatla; mezhepler birbiri ile çatışmaya giriyordu. Siz istediğiniz kadar birlik olalım deyiniz, bir türlü birlik olunamıyor da, biz nerede hata yaptık diye, derin derin düşünülüyordu! \n\nTüm isteklerimize, hal oluşlarımıza rağmen, inançsal birlik ve diğer tür birlik ister oluşlar isteklerimizde, birlikler olunamıyorsa, birlikler hep geçici oluyorsa, bunun bizim keyfinizin üzerinde bir nedeni olmalıydı! Davranışlarımızda nedenli ve güdülü idi. Hem de bizden ve bizim dışımızdan gerektirmelerle.\n\nBu da, bırakın kendi içindeki çelişmeleri, apaçıktır ki; doğunun doğrusu;  batıda yanlıştır. Batının doğrusu da;  doğuda yanlış. Burada bilimsel anlayışlardan ziyade, düşünsel inanışsal ve bilgisel tutumların doğru ve yanlışı, dile getirilmektedir. 7. Yüzyılın doğrusu 12. yüzyılda yanlıştır. Yirminci yüzyılın doğrusuda bu günkü yirmi birinci yüzyılda yanlıştır. Bu tüm inançsal ve düşünsel toplumsal süreçler için böyledir.\n\nKusur; bir yerde idi. Hem de, bir yerde doğruların, hele hele en doğruların doğrusu mu var? Hep bu doğrular mı sulta sürüyor? Orada kusur ve sorun var demektir. Yani orada bir şey daima olup, değişmiyorsa; orada donukluk ve ölüm var demektir. İşlerin yolunda gitmesi geçici idi. Değişmenin olduğu yerde, doğru görelidir. Hele hele mutlak doğru (salt)  yoktur.\n\nYirminci yüzyılın mutlakçı, iki doğrusu vardı. Sosyalist blokla, kapitalist blok.  Şimdi biri yok biride yerlerde sürünmekte. Anlı şanlı profesörler kapitalizmin nasıl bani olduğunu ve bakiliğini savunmaktalar, ballandıra ballandıra anlatmaktalar. Gelişmenin bir aşama uğrağı değişmenin gelip geçici bir safhası olduğu hep unutuluyordu.\n\nDeğil sıradan insan, her nasılsa, cüppe içinde de olunsa; aynı çelişmeler akla gelmeyip anımsanamıyordu bile!  Sorunun çözümü umulurken, sistemi savunarak sömürü ve aldatmayı bir kilise papazı edası ile gözlerde gizlemektedirler!  Uzun vadede sosyal olay ve sorunların çözümsüzlüğüne meydan verilmektedir. Hâlbuki: aydın toplumdan yanaydı.\n\nEgemenlik ayrışmasında, İsa zamanı anlayışı içinde uç verir olduğunu sezmek; “”Sezar'ın hakkı, Sezar'a; Tanrı'nın hakkı Tanrı'ya”” diyerekten, bu ikilemin görüldüğü söylenebilir. Ama nasıl tutumlaşacağı ancak 1800 yıllık sürecin içindeki çatışmaların oldurması ile aşılacaktı. Ve insanlık toplumsal düzleminin belirmesi ile ancak ortaya çıkıp evirilecekti.\n\nAvrupa dini ile hesaplaşmanın nimetlerini yiyordu. Kiliselerin ve dinlerinin mutlak zorunlu egemenliği; salt ve değişmez mutlak doğruları kırılmıştı. Bunlar; kan, gözyaşı, ıstıraplar yakılıp yıkılmalar, yıllarca süren savaşlar, kutsal ittifaklar, bir o tarafın, bir bu tarafın zafer mücadele üstünlüğü pahasına, yüzyıllar süren kanlı bir deneyimdi. Yerine akla ve bilime dayanan, laik ilke konmuştu. Buda her şeyin kuşkulanırlığı ve tartışılması demekti. Gelişme değişme esası her şeyin temeli idi.\n\nDoğu, asla bu çetin, özgür düşünce savaşımının içinde olan bir hesaplaşmayı yapamadı. Aklı kullanmanın mücadelesini verememiştir. Buradaki kanlı savaşlar sadece mezheplerin iktidar ve egemenlik savaşıdır.\n\nBu şu demek değildir.  Doğuda aklın özgürleşmesin sağlamak için, çalışan irdeleyen düşünürler çıkmamıştır. Hayır; bu alabildiğine yanlış anlama ve tam bir cehalet olur. Bu alandaki düşünürler ya hiç duyulmamış, Ya da;  yerel olaylarla sınırlı kalmıştır. Hoca öğrenci ilişkisi ile durum sürüp gitmiştir. Kitlesel bir sahiplenme ile bu tür düşünceler devrimler düzeyine hiç ulaşamamıştır. Esasen de doğu toplumlarında devrim çıkamazda! \n\nÖrneğin o çok övündüğümüz, gerçektende batıda devrimsel düşüncelere çatışmalara konu olup, yankı yapan; düşünme ateşini tetikleyen, unsurlardan biri olan bir memnuniyet olan; İbni Sina, namı diğer Avicenna'nın; doğuda hekimliği dışındaki düşünceleri toplumda, yaprak bile kıpırdatmamıştır!  Hiç bilinmemiştir. Sadece, inanca yatkınlık veren eğilimleri öne çıkarılıp değerlendirilmiştir. Ha keza Farabi ve diğerleri de öyledir. Fark edilenlerin de, düşüncesi anlaşılamadığından, anlaşılmış değildirler. Daha baştan; ya kul korkusu ile ya Tanrı korkusu ile sapıklıkla suçlanıp, ya tecride maruz kalmışlar, ya da öldürülmüşlerdir.\n\nArtık şu gerçekte, bir disiplin erlik içinde bir anlayışa yol olmuştur. Dinlerin tek tip ve proto tip bakışlarıyla, aynı yapı içinde kalmışlardır.  Buna rağmen inançlar çok kez de ve bazen aynı konuda farklı düşünüp, fikir ortaya koyup, inanç hoşgörüsünü de gerçekleyebilmiştir. Bunlar dinlerin gelişmeye açık oluşlarının bir referansı değildir. Aksine insanoğlunun inanç dayatmalarına tepkisidir. Yinede,  ezici ve kahhar çoğunluğun SAPIK diye nitelediği özgür düşünme sindirilmiştir.\n\nBunca baskılara rağmen, zaman zaman, ucundan kıyısından, dik duruşlu özgür düşünme kırıntılarını da gerçeklediği açık ve aşikârdır. Bilimsel gelişemeyen düşünce,  kendi inancını didikleyerek, hatta çok kere de inancının dışına çıkmak zorunda kalarak, özgür düşünme ve hoşgörüyü var ettiler.\n\nDeğilse inançların kendisi hiç hoşgörülü değildir. Kendileri buna; “”biz hep hoşgörülüyüz”” derlerse de desinler. Ne kadar söylerlerse söylesinler, doğmalarla anlatırsa anlatsınlar, tutum ve davranış gösterirlerse göstersinler, bu inisiyatifi bir tutum olmaktan öte gidemez.\n\nSaltçı ve mutlak doğruları olan, değişmez doğruları olan ve kuşkuculuğun olmadığı yerde, vicdani kanaat ve hoşgörü olamaz. Bu temel görmezden bilmezden gelinir. Ve kabuller başlar.\nNasıl olsun ki, o anda kutsala karşı gelinmiş, dinden çıkarılmış olursunuz. Ve de salt tektir onu da dinler, inançlar size söylemiştir. Bunun ne vicdani kanaati, ne; hoşgörüsü olamazdı. Hoşgörü inancımızın özüdür deme tutumları, inancın kendi içindeki günlük yaşamasının ve siyasetin gereği alınmış, birbirini tutmaz çelişmeli sözleridir. Hoşgörü var denirse kocaman bir yalan ve aldatma cahili kandırma ve ikna etmekten öte gitmez. Bu gidişat, Yahudilikten, Hıristiyanlıktan beri, hep böyle olagelmiştir.\n\nZaten pagan düşünmeyi yok ediş bu hoşgörüsüzlüğün ziyanıdır. Değilse pagan anlayış düşünsel gelişimin kendi kendini olgunlaştırması ile monoteist anlayışla kendini kemale erdirmemiştir. 305 ve 306 savaşları bunun derin çelişkisini taşır. Evet, toplumsal yapı feodal düzene eviriliyordu. Ama bunun alt yapısını gerçekleyemeyen toplumlar; üst yapısının tek çatılı ideolojik oluşmasını, süreç içinde birikenleri, bir çırpıda hazır edilmiş nüveleri derleyip ortaya koymuştu.\n\nTek şey kalmıştı geriye, bunun toplumsal yapının özeğine oturtulması. O da Konstantin'le başarılacaktı. Bu nedenle özgür düşünce yine buradan, bu yapının içinden çıkacaktı. Allah aşkına, başka nereden çıkabilirdi ki! Mecburen sistemden ve sistemin değişip, nicelenip, gelişmesinden çıkacaktı.\n\nDüşünce Devinimindeki Mutluluklar 16\n\nGenelde inançlar, insanların ve zekânın; toplumsallaşmaya başlaması ile şekillendi. Toplumsallık insanın el, dil ve soyutlama gücünü alabildiğine geliştirdi.  Ben merkezli anlayışlar, her şeyi; “”ben””e göre şekilleştirdi.  Bene, göre açılımlardı.  Bene göre durumları yorumladı. Böyle bir tabana göre, bir algı ve anlama düşüncesi olarak belirdiği, açıkça söylenebilir.\n\nBu, insanın ve zekânın; sosyolojik ve toplumsal biçimlenmesidir. Sosyolojik belirlenim içine doğarız. Çocukluğumuz ve çocuk algımız, bu ilişki zamanını dondurup, bize bir değişmez gelecek bir mutlaklığı referans eder. İçine doğulan zaman ve etnik sosyal çevremiz, zihinsi düşünmenin izafelendiği bir kıyas düşünme alanı olarak, beyinde kategorize edilir. Bu izafi nokta, algılardaki her sapmayı, her sapışı; tekrardan çocukluk algının düzlemine çekme tavrı oluşturur.\n\nTopluma ait işleyiş, nesnel ve öznel etkileşimin insan zekâsını şekillendirmesinden dolayıdır. Burada zihnimizde sosyolojik çocukluk algıdaki gibi bir referans noktası yoktur. Topluma belli bir yetişme döneminden sonra üretken olarak katılırız. Buda eğitimdir. Bu oluşma bizim birey algımızı ve birey algının keyfiyetini aşar.\n\nSosyolojik yanımızdaysa, çocukluk algısı olan sanı, kanı ve inanç gibi eğilimlere doğru yönelmemizi sağlayan bir iç (öznel)  yatkınlık eğilimimiz vardır.\n\nİnsanın toplumsal hayatı yokken, sanı ve kanıları vardı. Bunlar kişinin izlenim intibalarıdır. Yine kişinin yaşantısındaki dünyayı yaşantılaştırma, anlama intibalarıdır. Kendinden kendine olan bir kişisel durumdur.\n\nKişiselliğin merkezinde, kişinin kendi ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçları açlığıdır. Güvenliğidir. Bunun yanında, seks gibi temel ve egemen eşikli, ihtiyaçların sağlanmasındaki doyumların minnet intibalarıdır.\n\nBu düşünen, hayal eden, çok zayıfta olsa, soyutlama yapabilen varlığın, kendilik yönleyen gölge ruhsal hal kırılma yansımalarıdır. Kendini odağa alan, egoizmi ve egosantrik soyutlamasıdır.\nİnsanın prototiplerinden beri var olan, sanı ve kanısal algıları, bu ben merkezli “egosantrik”  düşünme eğilimine rahatça eklemlenip, gelişmeye başladı. Birbirine rahatça sarımlaşıp uyumlaşıyordular. Sosyalleşen ruhsal anlamaları, toplumu, kendini ve çevresini ilişkilerini yorumlayarak düzenledi. Boşluk esnası düşüncelerinde, kendisine fantezi biçiminde sanı ve kanılarına ait düşünmeler konusu geliştirmeden hızını alamıyordu.\n\nBeyin, kendi yansımalarını kendi üzerine düşürmesi bakımından da, çok uygun olan bir düşünme üretir. Etkileyip, etkilendikçe; hayli gizemsellikle insanı kendinden geçirir. Böylece beyin hayranlık ve coşmaların nüvesini, üslenip birleyebiliyordu.\n\nBu iç duyuş insanın, kendisini güvende hissetmesini sağlar. Yine bu iç duyuş, zekâsal beliriminin asıl kaynağı imiş gibi bir yanıltıcı üslenmeyi insanlara kendi kendine onaylatır.   Beyni işletişin asıl temeli ise, yaşamın bene (özneye) , yansımasıdır.\n\nİnsanın sanı ve kanılarının dürtüsü ve bu iç duyuşlarının eğimi, insanı inançsal var oluşa iyice eğilimleşip, yatkınlaştırıyordu. Toplumsal olguların okunup yorumlanması da buna eklenmeye başladı. Her sosyal zekâ, kendi ihtiyaç düzleminde işlemeye ve gelişmeye başlayacaktı. Buda egonun istekleridir. İhtiyacı düşünme ve örgen teknikleri sağlayacaktı.\n\nÇok yönlü gelişmelerden biride, insanların inançsal eğilim yatkınlıklarını kullanan odaksal, egosantrik, benci düşüncesidir. Bu egoizm, bireyci yararı ve zararı öne çıkaran rastlaşma veya karşılaşmalarının, kıyaslanır olması olacaktı.\n\nBencillik zaman içinde sayılmayı ve bağlılıkları da ilişkisel kıldı. Bir etki, daha çok etkiyi süreçle kendiliğinden, akış içinde kotaracaktı. Saygılaşan inanç adamı, bir yerde bir özelliğinin, sayılanması ile saygın olabilecekti. Bazen de, sırf kurnazlığın veya tesadüfün algılanması ile de, aynı saygılaşmayla başlangıcın adımları içinde, sayılan toplum adamı olacaktı.\n\nNe de olsa, bu da bir hünerdi. Tıpkı, aleti, aracını, emeğini, kendini üreten insan gibi; saygınlık toplumda, toplumsal zekâsını üreten sosyal insanın hüneri olup çıkacaktı.\n\nToplumsal gelişme, bu anlayış algısını, primatlar döneminden beri var olanı geliştirdikçe, soyutlama yeteneği gelişen insan, hem pratik çözümler üretiyor; hem de, zorunlu olarak yetersiz kaldığı ve kalacağı noktalarda yorumlara gidiyordu. Hele yorumu, zaman içinde gelişmeye denk düşen anlatımlar olursa, bu onun sayılan hünerliliği idi.\n\nSosyal toplumun, yorum üreten arzlarının içinde (doğru olsun, yanlış olsun)  sınanacak düşüncelerden her bir gelişmeye denk düşeni, kendiliğinden tecrübe Ya da deneyim (akıl)  olarak seçilir. Böylelikle toplumsal ve bireysel akıllar üretiliyordu. Hem toplum yasallıklı oluyor, hem birey akıllanıyordu.\n\nYani akıl; güncel ve aktüel çevreye cevap olabilen, denk düşen, sunumların (tepkilerin) , kişi ya da toplum ihtiyaçlarıyla karşılaşıp, ihtiyacı giderir olan, denk örtüşmelerdi. Toplumsal insanı üreten sosyal varlığın, akıllanması bir zorunluluktu. Bu da topluma ve kendi ihtiyaçlarına koşarken sunduğu sınama yanılmalarını (arzların) , tekrar tekrar doğal çevreye veya sosyal çevreye uygular olmaları, insanı inanılmaz akıllı yapıyordu.\n\nYaptığı işte “”akla uygunluk”” bulmayı böylece deneysel olarak kendi edinip kazanıyordu. Akla uygunluk, kendisine verilmiş bir şey değildi. Kendi ilişkilerinin, özellikle de toplumsal girişimlerinden, zorunlu olarak öğrenerek kazanmıştı.\n\nToplum gelişiyordu. Avcı gruplardan, çoban toplumlara geçiliyor, kimi yerde yerleşik çiftçi toplumların yaşayış tipi, üretiliyordu. Bu ilişkilenişler amaçlı birlik ve ilkel örgüt yapıları ortaya koyuyordu.  Gurup ve topluluk amaçlı yapısı, toplumsal zorunlu yapılara alabildiğine gevşek ve keyfilik gibi bir geçişle dönüşüyordu. Bu amaçlı birlikler, yöneten ve yönetilen birliklere zorunlu ve kendiliğinden eviriliyordu.\n\nYol nasıl yürünmesi gerektiğini (amacı)   zaten dayatıyordu. Bir genel ilke, kendini belli ediyordu: “”yol işlevi, işlevde yolu”” belirliyordu.  Tıpkı enerjinin transferi gibi. Enerjinin bir biçimden, bir biçime zorunlu dönüşüp değişmesi, dönüşürken iş üretmesinin, işlevi belirlemesi gibiydi. Kendi olan birim, kendini (işlevi- yol ve yöntemini)  dayatıyordu.\n\nYatak (dere) , suyun akışı ile şekil alıyor, suda yatakta, derenin içinde akıyordu. Su niye kıvrılıyordu? Dere orada değil de, neden burada kıvrılıyordu? Suyun akışı da, o yerin çevre eğiminin seçimi idi. Yol ve yöntem belli idi, her şey doğal oluyor doğal yolla belirleniyordu. Bu oluş bir zorunlu gerektirme idi.\n\nToplumsal gelişme, çoklaşan üretimsel ilişki, bir düzenliliği bir düzenlileşmeyi, talan ve yağma gibi maruz kalışlarda da,  güvende oluşu, gerektirmekte idi. Sadece bunlar değildi;  ürünlerin pazar gibi yerde karşılaştırılmasında uğranılan açık yanıltma, yanılma, ya da hile gibi haksızlık yapılır oluşta; bir kurallılığın ihtiyacını hissettiriyordu. İhtiyaç kurallılığını, kendi düzenini yaratırdı. Bu yeni, yepyeni bir zorunlu kavranıştı.\n\nToplum ilk kurallarını, yaşayışın canlılığında alıyordu. Bunun sosyolojideki karşılığı öznel otorite idi. Otorite seçimi, önce sayılan saygılaşan inanç adamlarından, yorumu (cevapları)  yaptırımları öğütlenebilir, tutumlaştırılabilir kişilerin emrine rücu biçiminde olabilir. Bir başka biçimde de, güçlünün hükmü, yürümüşte olabilir. Ya da yorumu (çözümü)  yaşam pratiğine en uygun denk düşen, her hangi birisinin uyandırdığı vefa duygusu (akil adamlığı) , kanaat adamlığı sayılanması ile otorite kılınır olacaktı. Her hangi bir güç koyuş saygılaşıştı.\n\nBunların her birinin bileşkesi bir ilkeden de,  otoriter saygınlık çıkarılabilir. Ya da daha pek çok değişik şekli ile bu tür yaşamsal çelişki aşamaları aşılmış olacaktı. Gelişme bir türden tek bir yolla değildi. Çok yönlü karşılaşmaların o anki kendi çelişmelerinin insan egosuna yansıyış biçimine göre öznelleştiriliyordu. Çünkü nicelinim ve gelişme çok köklüdür. Olan, bunların uzlaşısı ile aşılması ve aşamalarıdır.\n\nSürecek\n\na href='http://www.ozgurlukicin.com' target='_blank'img border='0' alt='Pardus... Özgürlük İçin...' title='Pardus... Özgürlük İçin...' src='http://www.pardus.org.tr/banner/bts01.png'/a\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Metni Yazarlarımız; ANADOLU İÇİN MÜCADELEDE! . = 000.002 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n28 Nisan 2013 Pazar 17:42:23\n\nSanat ve Sanatçı; Vatan Sathı Bütünlüğüne Hizmet Vermektedir! .\n= 000.002 =\nSanatı ve Sanatçı Büyüklerimizi Doğru Anla ve Doğru Yaşa Sen! .\n\nBugün Yine Pişmanlığım Vesile Oldu; Hatamı Görünce: Paylaşım! .\n= II =\nYarın Kimle Doğacak Güneş ve Ben O Güneş Aydınlığında Nerede? .\nBugün İçin, Yine Paylaşımda Kalmak; Zorlu Bir Başarıdır Bana! .\nYarın Doğacak Güneşin Aydınlığını Bilemeden; Yine Riskte Can! .\nYani; Yarın İçin, Bugünden Neler Söylenebilir? BİLMİYORUMDUR! .\n\n{ Düşünce Metni Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 28 Nisan 2013 Pazar 17:42:01 } \n\nPaylaşımdan Uzak Kalmak; Kendinden Kendine, Bir Zulüm Olursa? .\n= TEŞEKKÜRLER; TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ VATANDAŞLIKLARI! . =\nPaylaşımla Aşarsın Kendini; Paylaşımla Yaşatırsın Dostlarını! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Metni Yazarlarımız; ANADOLU İÇİN MÜCADELEDE! . = 000.001 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n28 Nisan 2013 Pazar 17:09:47\n\nSanat ve Sanatçı; Vatan Sathı Bütünlüğüne Hizmet Vermektedir! .\n= 000.001 =\nSanatı ve Sanatçı Büyüklerimizi Doğru Anla ve Doğru Yaşa Sen! .\n\nBugün Yine Pişmanlığım Vesile Oldu; Hatamı Görünce: Paylaşım! .\n= I =\nKendimde Olanı Kendime Saklayamam ve Paylaşmalıyım Dostlukla! .\nKendi Aklımın Aydınlığı; Yarın Doğacak Güneşin, Aydınlığı Mı? .\nBen Şu An Neredeyim ve Akıl Aydınlık Derecem; Güneşe Erdi Mi? .\nBen Yine Hatalarıma Odaklı ve Sanatla Sanatçı; VATAN SATHINA! .\n\n{ Düşünce Metni Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 28 Nisan 2013 Pazar 17:26:06 } \n\nPaylaşımdan Uzak Kalmak; Kendinden Kendine, Bir Zulüm Olursa? .\n= TEŞEKKÜRLER; TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ VATANDAŞLIKLARI! . =\nPaylaşımla Aşarsın Kendini; Paylaşımla Yaşatırsın Dostlarını! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Fikir 2",
        "poet": "Kamil At",
        "poem": "\n\nKin ve nefret üzerine kurulu\nBir düşünce\nİnanç yada fikir\nTabi ki denilebilirse\nEn sonunda \nTarihten silinecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce  düş  ünce",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nBen senin  avucuna  düşünce\nbaşlar  korkularım\nalır  beni  bir  düşünce\n\nsen beni  hayallersin\nkendi  düşünce\nben seni  masallarım\n\nşehzadem olursun masallarımda\n\n29/Ağustos/2012/Çarşamba/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Metni Yazarlarımız; ANADOLU İÇİN MÜCADELEDE! . = 000.005 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n30 Nisan 2013 Salı 05:59:49\n\nSanat ve Sanatçı; Vatan Sathı Bütünlüğüne Hizmet Vermektedir! .\n= 000.005 =\nSanatı ve Sanatçı Büyüklerimizi Doğru Anla ve Doğru Yaşa Sen! .\n\nBugün Yine Pişmanlığım Vesile Oldu; Hatamı Görünce: Paylaşım! .\n= IV =\nKendinden Kendine; Bir Kısa Kitap Anlatısı, Umudun Olsun Hep! .\nBir Beklentin Olsun Şu Hayat Devam Ediyor İken; VATAN UĞRUNA! .\nVatan Sathı Bütünlüğüne; Bir Düşünce Metnin Olsun, Her Günde! .\nKendine Yararlı Ol ve Paylaşımdaki Mananı Keşfet! Ve Umut Ol! .\n\n{ Düşünce Metni Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 30 Nisan 2013 Salı 06:05:24 } \n\nPaylaşımdan Uzak Kalmak; Kendinden Kendine, Bir Zulüm Olursa? .\n= TEŞEKKÜRLER; TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ VATANDAŞLIKLARI! . =\nPaylaşımla Aşarsın Kendini; Paylaşımla Yaşatırsın Dostlarını! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Kampı",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nBölme histerisine kapılmışlıkla Slogan atılmasın! \nTürkiye birliği AB birliğinden önemli midir? \nMillet aşkı yok, Türk halkı aşkı yok deyip hevese durma…\nAsya kıtasında işgal edilen bir halk toplumu\nTekrar bağımsızlığa kavuştuğu zaman durabiliyor ayakta\nArtık ‘zaman’ da ayakta durabiliyor ve ancak bu varlıkta…\nAvrupa-Amerika kıtalarının düşünce kampı bunu yutar mı? \n\nToplama kampından gerçekten farklı ne varsa \nYahut kolonileştirmek istedikleri her ülke namına\n-Bu toplam 168 ülkeyi aştı, açlık, sefalet içinde-\nAfrika, kızıl-derili ve sayısızca yokluk bazında da \nBir soruşturma bir gün olabilir mi acaba? \nDin işleri bakanlığı olan ülkeler var mı? Kutsal anlayışa\nMeslek aşkımız ne alemde? Ya bir değer bilinci araştırması? \n\nBavyera´da çok söylenir çifte vatandaşlık söz olunca\nHiç kimse iki ülkeyi besleyemezmiş diye\nİngiltere bireyleri bal gibi besliyor iki ülke \nHem krallığı, hem parlamentoyu… \n\nHiç kontrole gidiyor muyuz? Psikologun bir mentor´u var! \nBenim mesenim var ama ustam kim? Benim tarihim var! Korkuyorum! Asya birliği istiyorum! dersem ne çıkar… \n\nBugüne kadar soruna sahip çıkmayan devlet mekanizmaları beni ilgilendirir diyenler bugünden sonra ne yapacaklarmış? \nBeni hiç ilgilendirmiyor mu artık? \nTürkiye halkı yoktur Türk milleti vardır! \n\nBatı özentisi mi? Şanları, şöhretleri mi? Bir kaç yılda işlenir \nDemokrasi tüzüğü de yapılanır anlaşılır bir türden çalışılır Keyfi yaşanır, çalışılır hep bu bir kaç yıllık kalite, kapasite... \nYaşamın hepsi bu mu? Oyalanmayı ben mi kullandım? \n\nBütün bunlar benim de düşünce kampıma bir teğeti olsun\nTemelini de bir gün atarsam eğer inşaat planlaması başlar\nKampın rengi nasıl olsun? Bağı, bahçesi, gülü\nAy doğarsa sevgiden, güneş doğarsa aşktan\nYağmur yağarsa sevdadan, farklı yolculuklara çağlardan \nNe kadar farklılıkla o hız için bir yolu da mı olsun? \n\n21.02.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Metni Yazarlarımız; ANADOLU İÇİN MÜCADELEDE! . = 000.004 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n29 Nisan 2013 Pazartesi 04:46:43\n\nSanat ve Sanatçı; Vatan Sathı Bütünlüğüne Hizmet Vermektedir! .\n= 000.004 =\nSanatı ve Sanatçı Büyüklerimizi Doğru Anla ve Doğru Yaşa Sen! .\n\n“BOŞLUKTA SALLANAN ADAM” Adlı Kitabımızdan, Kısa Bir Anlatı:\n\nKişinin kendi kendisiyle sık sık konuşma alışkanlığına sahip olduğu bir dönem vardı! . / Bir iç dünyanız var mı? . / Heyecanlarınız var mı? . / Sıkı ağızlı bir açık sözlülük! . / Güçlükleriniz varsa sessizce çözümlemeye bakın! . / Odamdan çıktığım enderdir! . Kişinin / yalnızlığı düşünülemez! . / Epeyce kitabım var! . / Okuyacağım umuduyla sürekli olarak yenilerini getiriyor! . / Ardı ardına kitaplar alırdım o zamanlar! . Bu kitaplar gözümün önünde olunca, günü gününe sürdürmeye zorlandığım bu yaşamdan çok daha değerli ve gerekli bir yaşamın güvencesi gibi görünürdü bana! . / Birkaç paragraftan sonra devam edemiyorum! . / On sekiz yıldır burada yaşıyorum! . / Durumumun hiç de can sıkıcı olmadığını söyleyerek! . / Kendi halinde, sessiz bir kızcağızdır! . Karşısındaki kişinin konuşma cesaretini kıran bir havası vardır! . / Odamda / oturup temizlikçi kadının kapıyı vurmasını, postacının gelişini, radyo programlarını ve belli düşüncelerin her günkü akışını beklemek gibi / günlük olaylar içinde yoğruluyorum! . / İşe girmeyi düşündüm! . Bir atılım yaptım! . / Beklemekten başka çare yok! . /  {Kitap Adı: BOŞLUKTA SALLANAN ADAM – Kitap Yazarı: Saul BELLOW – Çeviren: Neşe OLCAYTU – Yayınevi: CEM YAYINEVİ – Sayfa Numarası:005/009 - CÜMLE DERLEME: Kemal KABCIK / ANTALYA / 29 Nisan 2013 Pazartesi 05:05:10}\n\nPaylaşımdan Uzak Kalmak; Kendinden Kendine, Bir Zulüm Olursa? .\n= TEŞEKKÜRLER; TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ VATANDAŞLIKLARI! . =\nPaylaşımla Aşarsın Kendini; Paylaşımla Yaşatırsın Dostlarını! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Metni Yazarlarımız; ANADOLU İÇİN MÜCADELEDE! . = 000.006 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n30 Nisan 2013 Salı 06:13:29\n\nSanat ve Sanatçı; Vatan Sathı Bütünlüğüne Hizmet Vermektedir! .\n= 000.006 =\nSanatı ve Sanatçı Büyüklerimizi Doğru Anla ve Doğru Yaşa Sen! .\n\nBugün Yine Pişmanlığım Vesile Oldu; Hatamı Görünce: Paylaşım! .\n= V =\nBüyüklerimizin Metinlerinden Sonuç Al! . Anla Aşkları İnançla! .\nİnançla Çevir Kitap Sayfalarını! . Umut Belki Sonraki Sayfada! .\nKapama Kitap Sayfanı; Aşk ile Motivasyonunu Kazanmadan Evvel! .\nUmut; Kalbinde De Olsun! Ve Umudun Dostluklarla Da Bir Olsun! .\n\n{ Düşünce Metni Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 30 Nisan 2013 Salı 06:17:55 } \n\nPaylaşımdan Uzak Kalmak; Kendinden Kendine, Bir Zulüm Olursa? .\n= TEŞEKKÜRLER; TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ VATANDAŞLIKLARI! . =\nPaylaşımla Aşarsın Kendini; Paylaşımla Yaşatırsın Dostlarını! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Metni Yazarlarımız; ANADOLU İÇİN MÜCADELEDE! . = 000.007 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n30 Nisan 2013 Salı 06:23:00\n\nSanat ve Sanatçı; Vatan Sathı Bütünlüğüne Hizmet Vermektedir! .\n= 000.007 =\nSanatı ve Sanatçı Büyüklerimizi Doğru Anla ve Doğru Yaşa Sen! .\n\nBugün Yine Pişmanlığım Vesile Oldu; Hatamı Görünce: Paylaşım! .\n= VI =\nİnsan Yalnız Kalınca; Kendi İç Aleminin Zenginliği Artıyordu! .\nYalnız Kalınca; Yoğunlaşmalar Gerçekleşir ve Uyanan İnsandır! .\nBir Kitap; Kadının Yaratılışındaki İnce Ayrıntıları Anlatmış! .\nO Kitap ile; “SENİN ANLATTIĞIN İNCE AYRINTI; ASIL KİTABA AİT! ”\n\nYani; Hayatın Kitap Olur ve Kitapla Yatar, Kitapla Kalkarsın! .\nO Yazar; MONTAİGNE İdi ve MONTAİGNE Üzüldüm: Karıştırdı Diye! .\nYani; Kadına Olan Övgüyü, Ben Kitaba Nakletmiştim, O An İçin! .\nYani İnsan, Aradığını Kadında Bulamazsa, Kitapta Buluveriyor! .\n\nBir Kadını Anlatan Satırlarda; Kitap Dostluklarına Uyanmışım! .\nBir Kadında Da Görebilmek Kitap Dostluğunu! Ve Aşkla Yaşamak! .\nKadın Okuyucu Da; Bir Adama Övgü Anlatıda: Kitaba Uyanıverse! .\nKadın ve Adam; Bir Olgunluk Çizgisinde: KİTAP DOSTU OLUVERSE! .\n\nİnsan Yalnız Kalınca Kitaplarla Olan Dostluğunu Geliştiriyor! .\nKadın ve Adam, Diye, İkiye Bölünerek Değil; İnsan Olabilmeye! .\nİnsan Olabilmeye Okunmalı Kitap! . Kadın İnsan, Adam İnsandır! .\nYETMİŞ BEŞ MİLYONLUK BİR HAREKET İLE; KİTABA UYANAN İNSANLAR! .\n\nKadın Olsun, Adam Olsun; Her İkisi De İnsan ve Kendi Gibiler! .\nKendin Gibi Olacaksın! . Bir Kitap Cümlesinden; Kendi Cümlene! .\nBen Yalnızlığım Sebebi ile; Az Sayıda İnsan ile Konuşabildim! .\nKitaba Yapılabilecek Bir Övgüde De; İnsanı Görebilmek Dostça! .\n\n{ Düşünce Metni Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 30 Nisan 2013 Salı 06:47:24 } \n\nPaylaşımdan Uzak Kalmak; Kendinden Kendine, Bir Zulüm Olursa? .\n= TEŞEKKÜRLER; TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ VATANDAŞLIKLARI! . =\nPaylaşımla Aşarsın Kendini; Paylaşımla Yaşatırsın Dostlarını! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Metni Yazarlarımız; ANADOLU İÇİN MÜCADELEDE! . = 000.008 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n30 Nisan 2013 Salı 06:59:24\n\nSanat ve Sanatçı; Vatan Sathı Bütünlüğüne Hizmet Vermektedir! .\n= 000.008 =\nSanatı ve Sanatçı Büyüklerimizi Doğru Anla ve Doğru Yaşa Sen! .\n\n“BOŞLUKTA SALLANAN ADAM” Adlı Kitabımızdan, Kısa Bir Anlatı:\n\nDüşünüyorum! . / Bilincine varana kadar! . / {Kitap Adı: BOŞLUKTA SALLANAN ADAM – Kitap Yazarı: Saul BELLOW – Çeviren: Neşe OLCAYTU – Yayınevi: CEM YAYINEVİ – Sayfa Numarası:009 - CÜMLE DERLEME: Kemal KABCIK / ANTALYA / 30 Nisan 2013 Salı 07:00:44}\n\nPaylaşımdan Uzak Kalmak; Kendinden Kendine, Bir Zulüm Olursa? .\n= TEŞEKKÜRLER; TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ VATANDAŞLIKLARI! . =\nPaylaşımla Aşarsın Kendini; Paylaşımla Yaşatırsın Dostlarını! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Metni Yazarlarımız; ANADOLU İÇİN MÜCADELEDE! . = 000.017 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nSanat ve Sanatçı; Vatan Sathı Bütünlüğüne Hizmet Vermektedir! .\n= 000.017 =\nSanatı ve Sanatçı Büyüklerimizi Doğru Anla ve Doğru Yaşa Sen! .\n\n02 Mayıs 2013 Perşembe 09:07:39\n\nBir Kabiliyetin Önünü Tıkamak Değil, Kabiliyete Yol Açabilme! .\n= I =\n“GERÇEKÇİ OL İMKASIZI İSTE” “GERÇEKÇİ OL İMKANSIZI YAP! ” (CHE) \nSiz Hiç İmkansızı Düşlediniz Mi? İmkansız Olan Nedir Hayatta? .\nBir Yarin Olsun; Yarinin Bilgisi Dışına Taşarak, Ne Yaptınız? .\nİmkansızdır ve Yapılamaz Asla Hiçbir Zaman! Kudreti Var Onun! .\n\nTaşmak İste, Şimdi Şu An; Gideceğin Yerin Faturası Dündendir! .\nFaturasını Görürsün Mutluluğunun; İllaki Toprağa Düşen Terin! .\nParan Sorulmayacak; Terin Sayılacak Damla Damla VATAN UĞRUNA! .\nDöktüğün Kanı; Terinle Yıkamaya Çabala; TERİMİZ YİNE İLAÇTIR! .\n\nİMKANSIZ OLAN KUDRETİNİN DIŞINA TAŞMAKTIR ve ASLA YAPAMAZSIN! .\nBir Sürpriz Yapmak İstediniz Mi? . Ve Çaresiz Kaldınız Mı Siz? .\nSürpriz Yapamayacağınız Bir Yariniz Var Mı? . Acı Çektiniz Mi? .\nYar İçin Sürprizde; Yar Olgunluğunun Tebessümünü; Görebilmek! . \n\n{ Düşünce Metni Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 02 Mayıs 2013 Perşembe 09:14:33 }\n\nPaylaşımdan Uzak Kalmak; Kendinden Kendine, Bir Zulüm Olursa? .\n= TEŞEKKÜRLER; TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ VATANDAŞLIKLARI! . =\nPaylaşımla Aşarsın Kendini; Paylaşımla Yaşatırsın Dostlarını! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Metni Yazarlarımız; ANADOLU İÇİN MÜCADELEDE! . = 000.009 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n30 Nisan 2013 Salı 07:23:20\n\nSanat ve Sanatçı; Vatan Sathı Bütünlüğüne Hizmet Vermektedir! .\n= 000.009 =\nSanatı ve Sanatçı Büyüklerimizi Doğru Anla ve Doğru Yaşa Sen! .\n\nBugün Yine Pişmanlığım Vesile Oldu; Hatamı Görünce: Paylaşım! .\n= VI =\n“Bir Ormanda Ağaç Gibi; Kardeşçe Yaşamak! .” Nazım Hikmet RAN! .\nAnlatılamıyor Yine Aşk ve Yeni Dizeler Gerek Ağaç Dostluğuna! .\nAncak Yaşayabildiğin Kadarıyla Tanırsın Ağaçların Dostluğunu! .\nO Bir Ceviz Ağacı GÜLHANE PARKINDA! Ben SÖĞÜT DALI YÜKÜ ÖĞÜT! .\n\nBir Ot Gibi Yaşayacaksın; Davara, Koyuna: Besin Olacaksındır! .\nZehirli Bir Ot Olursan Davar ve Koyun Bilir; Zehri Zehirsizi! .\nBir Zakkum Olma Sakın; Zıkkımın Kökünü Değil, Tere Yedir Sen! .\nTereciye De Tere Satma; Tereci Bilir, Burnundan Gelen Sıcağı! .\n\nSiz Hiç Tere Yiyip, Terenin Acısını ve Sıcağını Yaşadınız Mı? .\nTere Yemesini Öğreneceksin; Dürüst Olacaksın: Kendine-Vatana! .\nHer Şeye De Maydanoz Olmak Var; Tadını Kaçırma Maydanoz İsen! .\nAtalarımız Gibi; Turp Yemesen Bile, Turp Tarlasından Geç Sen! .\n\nOrman Gibi; Kardeşçesine Yaşam: Olgunluğun Zenginliği İnsana! .\nOt Gibi Olacaksın; Tat ve Afiyet Katacaksın: Öğünün İştahına! .\nBelki Bir Tere, Belki Bir Maydanoz Olacaksın CEVİZ GÖLGESİNE! .\nCEVİZ AĞACI; Nazım Hikmet RAN EFENDİMİZ! Bana SENİN TAKDİRİN! .\n\nOt Gibi Olmak Demek; GÜÇ ve KUDRETİNDEN: MAHRUMİYET DEĞİLDİR! .\n\n{ Düşünce Metni Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 30 Nisan 2013 Salı 07:42:24 } \n\nPaylaşımdan Uzak Kalmak; Kendinden Kendine, Bir Zulüm Olursa? .\n= TEŞEKKÜRLER; TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ VATANDAŞLIKLARI! . =\nPaylaşımla Aşarsın Kendini; Paylaşımla Yaşatırsın Dostlarını! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Metni Yazarlarımız; ANADOLU İÇİN MÜCADELEDE! . = 000.016 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nSanat ve Sanatçı; Vatan Sathı Bütünlüğüne Hizmet Vermektedir! .\n= 000.016 =\nSanatı ve Sanatçı Büyüklerimizi Doğru Anla ve Doğru Yaşa Sen! .\n\n02 Mayıs 2013 Perşembe 07:04:24\n\nBugün Yine Pişmanlığım Vesile Oldu; Hatamı Görünce: Paylaşım! .\n= XIII =\nBence Herkes Umduğunu Bulacak, Umduğunu Yaşayacak Yine Aşkla! .\nHayalimdeki Yarimin; Sorumluluk Ağacı Gibi Bir Yapısı Vardır! .\nO Yarim; Benden Dünyayı İster Herhalde, Dedim, Kendi Kendime! .\nYarim, Benim Kolaylıklar İçerisinde, Bir Hayat Sürmemi İster! .\n\nPatron Olmak İsteyene Yol Açık; Ticaret Sosyal İletişim Bana! .\nBen Bir İletişim Uzmanı Değilim; Yani Ticarete Uyumlu Olamam! .\nTicarette; Risk Her Zaman Vardır! . Ve Ben Stressiz Olmalıyım! .\nYine İnşaatlarda Amelelik En İyisi Bana! . Karnım Doysa Yeter! .\n\nŞu An; RAPORLU OLDUĞUM HASTALIĞIMDAN, KURTULUŞA ERMELİYİMDİR! .\nÇünkü BENİ ÇALIŞTIRACAK OLAN PATRONUM RAPORUMU GÖRÜRSE; RİSK! .\nYANİ; BAŞIMA BİR İŞ KAZASI GELSE PATRONUM CEZA ALABİLİCEKTİR! .\nBEN; ÖNCELİKLE: SAĞLIK RAPORUMU KAZANMALIYIM: AMELELİK ADINA! .\n\nBENİM; %85 BEDENSEL GÜÇ KAYBI RAPORUM VAR! . ÇOK YORGUMUN BEN! .\n\n{ Düşünce Metni Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 02 Mayıs 2013 Perşembe 07:41:44 }\n\nPaylaşımdan Uzak Kalmak; Kendinden Kendine, Bir Zulüm Olursa? .\n= TEŞEKKÜRLER; TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ VATANDAŞLIKLARI! . =\nPaylaşımla Aşarsın Kendini; Paylaşımla Yaşatırsın Dostlarını! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Metni Yazarlarımız; ANADOLU İÇİN MÜCADELEDE! . = 000.015 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nSanat ve Sanatçı; Vatan Sathı Bütünlüğüne Hizmet Vermektedir! .\n= 000.015 =\nSanatı ve Sanatçı Büyüklerimizi Doğru Anla ve Doğru Yaşa Sen! .\n\n02 Mayıs 2013 Perşembe 07:04:24\n\nBugün Yine Pişmanlığım Vesile Oldu; Hatamı Görünce: Paylaşım! .\n= XII =\nPara Seni Yönetmesin Sakın! Sen Parayı Yöneteceksin Azim ile! .\nParanın Sağladığı Rahatlığı Değil, Yüreğinin Özü Rahatlıklar! .\nRahat Ol Yüreğinin Kazanımı Olan Manevi Hislerinle Sen Daima! .\nAyrıca Paranın Yaptırım Gücüyle Değil, Yüreğinin Sesi Göreve! .\n\nParayla İnsanları Yönetirsen; İnsanı Paraya Köle Ediverirsin! .\nPara Kazanma İmkanları, Yani Ticaret Bir Sosyalleşme Fırsatı! .\nAdamın Hası; Alışveriş İlişkisinde Önce İnsanı Düşünmüş Olan! .\nYani Cebine Girecek Olan Paraya Değil, Kalbine Girecek Dosta! .\n\nİşçiyim, Haklıyım, Diyerek; Emeğinin Terine Para Yükü İsteme! .\nİşçisin Sen De Haklısın; Terini Siliverecek Patron İsteğinde! .\nKim Kimin Terini Siliverdi; Tarlada Terli Alnın Sahibi Kadın! .\nYarinden Başkası Değildir; Bir Testi Su ve Alna Dokunan Elif! .\n\nPatronunu Hor Görme; Empati Kurarken Bilgelik Taşkın Olmasın! .\nPatronun Gücünü ve İtibarını Kaybetmesin; Çünkü: Vicdanlısın! .\nEmeğinin Ter Hakkını; Kendinden İsteyeceksin; Kendinde Fayda! .\nBelki İstifa Edeceksin; Kendi Kendini İstihdam Edebilme Aşkı! .\n\nDevlete Yük Olmayacaksın ve Faturalı Alışveriş Yap Ekonomide! .\nAdın İşlensin Fatura Üzerine ve “Ben De Varım! ” De Yar Olana! .\nDürüst Ol Kendine; Ev Ekonomisinde Her Ferde Önceliği Versen! .\nYarine; Marka Etek, Evlada; Bir Adidas Marka Spor Ayakkabısı! .\n\nBelki Kendin De Gitmek İsteyeceksin Halı Sahaya, Futbol İçin! .\nÖnce Evladın Gitsin; Halı Saha Ayakkabısıyla, Kendi Topu İle! .\nÖnce Evladın Doysun Futbola; En Klas Sahada, En Klas Krampon! . \nEvladının Krampon Numarasını Anarak Geç Uykuya; İllaki Evlat! .\n\nUykuların Kaçacak Belki Bir Krampon Giyemeden: Evladına Umut! .\nBir Baba Olarak Yaşın Geçti Belki Futbola; Yine Oyna Futbolu! .\nYine Oynamayı Umut Et; Evladınla Tuttuğun Takımın Formasıyla! .\nKendi Kendini İstihdamın EŞİNE, EVLADINA ve KENDİNE HAK UMUT! .\n\nEvladına Ve Sonra Kendine; ORJİNAL FUTBOL OYNAMA DONANIMI AL! .\n\n{ Düşünce Metni Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 02 Mayıs 2013 Perşembe 07:11:14 }\n\nPaylaşımdan Uzak Kalmak; Kendinden Kendine, Bir Zulüm Olursa? .\n= TEŞEKKÜRLER; TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ VATANDAŞLIKLARI! . =\nPaylaşımla Aşarsın Kendini; Paylaşımla Yaşatırsın Dostlarını! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Metni Yazarlarımız; ANADOLU İÇİN MÜCADELEDE! . = 000.014 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n01 Mayıs 2013 Çarşamba 07:50:58\n\nBugün Yine Pişmanlığım Vesile Oldu; Hatamı Görünce: Paylaşım! .\n= XI =\nÖncelik ile Onun Adını Kaleme Alacaksın: 11. Pay ve 14. Sıra! .\nPişmanlık Serisi Vesilede; 11. Paydan Kimler Nasip Alacaktır? .\n14. Sırada Kim Var ve Ayın 14 Gibi Nur Saçan Güzellik Kimler? .\n11 ile 14 Yetti Arttı Bana; O DOST TEBESSÜMLÜ YOLDAŞI ANMAYA! .\n\nBir Esin Kaynağı Olamaz Mı 11? 14 Yetmez Mi Ay Işığı Nurlara? .\nAyın 15’inde De Ay Nuru; Bütünlüğümüzle Görsem Gece Mavisinde; \nBen Bütüncüllüğe Aşıklığımla Suçlu Mu Sayılırım Bir Kez Daha? .\nSuçlu Olamaz Bir İnsan; Çok Sevdi ve Unutamadı, Diye! . ŞÜKÜR! .\n\n1453’e Geri Adım Atmaya Gerek Yok; 1453 2013’te De İlerliyor! .\nCevap Ver 1453; 2023’e Uzanan Cumhuriyet Yoluna Kimler Durdu? .\n“Kayaların Oğlu! .” Uzanıyor Ay Işığı Nuru Altında; Yıldızına! .\nAy Var Gece Mavi Satıhta Samanyolu Grubu Yıldız Küme; Kalpte! .\n\nBana Yıldızları Anlat Deseler; Kalbimde Gül “Kayaların Oğlu! .”\nBir Aşık Adı An Deseler; Barış MANÇO ve 7 ile 77 Arası Umudu! .\n“Kayaların Oğlu! .” Anlatacak; 2023’teki 1453’ün Gür İzlerini! .\nBen Gördüğüm Kadarıyla; 2013’ün İzlerinde: 1453’te Yazıyorum! .\n\nMayıs Ayların Gülü; Miladi Takvim Mayıs 14, Ay Takvimi De 14! .\nAy Doğan Bir 1 Mayıs Gününde; 3 Mayıs Odağında: Diğer Bayram! .\n1’den 3 Uzanacağız, Ayın 14’ü Aydınlıkta; Tanıyacağız Olgunu! .\nMayıs Yine; Ayların Gülü! 1, 3, 14, 19 Bize Gençlik Aşısıdır! .\n\nİki Büyük İnsani Değerimizi Bir Dize ile Anabilmek 1 Mayıs’a! .\nŞu İşçi Bayramı; Kendini Bilen, Çaresi Teri Olan Emekçilerin! .\nPatronlukta Gözümüz Yok Çok Şükür; DOKTORUMUN TAVSİYESİ BANA! .\nYine Ter Dökülecek, Yine Demir İşlenecek Ateş Demli Közlerde! .\n\nYine Bir Umut Doğacak SAMSUN ÜZERİNDEN; ANADOLU SATHI VATANA! .\nYİNE BARIŞ ANILACAK; KALPLERİN SICAKLIĞINI MUHAFAZALAR ADINA! .\nFatih Sultan Mehmed Han ve Mustafa Kemal ATATÜK! . SIRA KİMDE? .\nSen De Yaz; Mehmet Akif ERSOY ve Nazım Hikmet RAN Bayramında! .\n\n“Kayaların Oğlu! .” Yine Umut Bulsun Kalbinden, Kendi Kalbine! .\n\n{ Düşünce Metni Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 01 Mayıs 2013 Çarşamba 08:36:22 }\n\nPaylaşımdan Uzak Kalmak; Kendinden Kendine, Bir Zulüm Olursa? .\n= TEŞEKKÜRLER; TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ VATANDAŞLIKLARI! . =\nPaylaşımla Aşarsın Kendini; Paylaşımla Yaşatırsın Dostlarını! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Metni Yazarlarımız; ANADOLU İÇİN MÜCADELEDE! . = 000.018 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nSanat ve Sanatçı; Vatan Sathı Bütünlüğüne Hizmet Vermektedir! .\n= 000.018 =\nSanatı ve Sanatçı Büyüklerimizi Doğru Anla ve Doğru Yaşa Sen! .\n\n02 Mayıs 2013 Perşembe 13:16:56\n\nBir Kabiliyetin Önünü Tıkamak Değil, Kabiliyete Yol Açabilme! .\n= II =\nBireyin Bilgisizliğinden İstifade Edip Şahsi Amacına Harcama! .\nBireyi; Hür Bırakacaksın! ve Bireye Düşünmesini Öğreteceksin! .\nDüşünen Birey; Daha Da Hürriyete Erecek! Ve Birey Aşkı Bilen! .\nAşkı Anlayan Birey; Paylaşımı ile VATAN SATHINA HİZMET VERİR! .\n\n{ Düşünce Metni Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 02 Mayıs 2013 Perşembe 13:16:40 }\n\nPaylaşımdan Uzak Kalmak; Kendinden Kendine, Bir Zulüm Olursa? .\n= TEŞEKKÜRLER; TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ VATANDAŞLIKLARI! . =\nPaylaşımla Aşarsın Kendini; Paylaşımla Yaşatırsın Dostlarını! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Metni Yazarlarımız; ANADOLU İÇİN MÜCADELEDE! . = 000.010 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n30 Nisan 2013 Salı 08:00:44\n\nSanat ve Sanatçı; Vatan Sathı Bütünlüğüne Hizmet Vermektedir! .\n= 000.010 =\nSanatı ve Sanatçı Büyüklerimizi Doğru Anla ve Doğru Yaşa Sen! .\n\nBugün Yine Pişmanlığım Vesile Oldu; Hatamı Görünce: Paylaşım! .\n= VII =\n\nAz Önce; Annem Şişe Su Aldırmak İstedi: Markete Gidemedim Ki! .\nGücüm, Sabrım Kalmadı; Herhangi Küçücük Bir İş Görmeler İçin! .\nBir Kök Nane Bile Dikecek Gücüm Yok! . Kendimi Tanımalıyımdır! .\nYapabileceğim İşlere Odaklı Olmalıyım BEDENSEL GÜCÜM KALMADI! .\n\n{ Düşünce Metni Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 30 Nisan 2013 Salı 08:00:13 } \n\nPaylaşımdan Uzak Kalmak; Kendinden Kendine, Bir Zulüm Olursa? .\n= TEŞEKKÜRLER; TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ VATANDAŞLIKLARI! . =\nPaylaşımla Aşarsın Kendini; Paylaşımla Yaşatırsın Dostlarını! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Metni Yazarlarımız; ANADOLU İÇİN MÜCADELEDE! . = 000.013 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n01 Mayıs 2013 Çarşamba 04:53:59\n\nBugün Yine Pişmanlığım Vesile Oldu; Hatamı Görünce: Paylaşım! .\n= X =\nÖncelikle; Her Türlü Başarıyı Taşıyabilecek: Olgunluğu Kazan! .\nTaşıyabildiğin Kolay Başarının Kazanımını Dostluğa Hediye Et! .\nYani Kendinle Beraber; Sen Kazanırken, Başkaları Da Kazansın! .\nAhenk İçerisinde Gelişen Dünya İçin Düşün, Dünya Da Kazansın! .\n\nHer Şey Ahenk İçinde, Gelişim Çizgisinde! . Ahengi Koru Daima! .\nKazanılan Başarıyı Hakkıyla Gören; Hakkıyla Sorumluluk Almış! .\nYani; VATAN SATHI BÜTÜNLÜĞÜ MUHAFAZA ALTINDA; BAŞARI AŞKINDA! .\nKazanılan Başarı Var ve Yeni Sorumluluklar Çıkar VATAN ADINA! .\n\nSen Muhafazaya Dair Yeni Metinler Kaleme Al: Anlayanın Çıkar! .\nHiç Ummadığın Bir İnsan; ANİDEN BİR YENİ DOSTUN OLUVERİR BAK! .\nAnlaşılabilmiş Olmanın Umudunu Yaşarsın O Yeni Dostluğun ile! .\nBaşarı; Sanki Kimi Seçeceğini Biliyor! Ve Başarı Sömürülemez! .\n\nSen Yine Tedbiri Elden Bırakma; Hem Kendini, Hem Vatanı Koru! .\nUmudu İsraf Etme; Yetine Yetine Harca Umudunu! ve Umudu Koru! .\nSenin Kendine Özgü İyilik Anlayışını Fark Eden; Senin Dostun! .\nHem Kendini Kazandır Hem De Dostluk Kurduğun İnsanı Kazandır! .\n\nBaşarı; Varacağı Yeri Bilir! . Başarı Kazanımı; DOST HAZİNESİ! .\nYani; Bir Başarısızlıkta Yıkılma ve Azimle Yeniden Başla Sen! .\nKaybettiğin Ne Var İse Başarı Adına; Kaybın DOST HAZİNESİNDE! .\nÇalışırsan Vatan Uğruna; KAYBIN CAN OLSA, CAN: DOST HAZİNESİ! .\n\nO DOST TEBESSÜMLÜ YOLDAŞ KAZANSIN DAİMA; BİZİ KORUYAN O DOST! .\nSEN KAYBINLA AŞIRI ÜZÜNTÜDE YIKILIRSAN; O DOST TEBESSÜM UMUT! .\nO DOST TEBESSÜM HEM KENDİ YÜRÜR AŞKLA, HEM DE BİZE YOLDAŞTIR! .\nSEN YOLDAŞIMIZIN KUDRETİNİ TANIMAZSAN; BOŞ YERE ACI ÇEKERSİN! .\n\nEY ACILARI DİNDİREN, EY OLGUNLUĞA ERDİREN; YOLLAR SENLE UMUT! .\n\n{ Düşünce Metni Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 01 Mayıs 2013 Çarşamba 05:38:19 }\n\nPaylaşımdan Uzak Kalmak; Kendinden Kendine, Bir Zulüm Olursa? .\n= TEŞEKKÜRLER; TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ VATANDAŞLIKLARI! . =\nPaylaşımla Aşarsın Kendini; Paylaşımla Yaşatırsın Dostlarını! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Metni Yazarlarımız; ANADOLU İÇİN MÜCADELEDE! . = 000.019 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nSanat ve Sanatçı; Vatan Sathı Bütünlüğüne Hizmet Vermektedir! .\n= 000.019 =\nSanatı ve Sanatçı Büyüklerimizi Doğru Anla ve Doğru Yaşa Sen! .\n\n02 Mayıs 2013 Perşembe 13:30:46\n\nBir Kabiliyetin Önünü Tıkamak Değil, Kabiliyete Yol Açabilme! .\n= III =\nBirey Sorumluluğu; TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATAN SATHI BÜTÜNLÜĞÜ! .\nVATAN SATHI BÜTÜNLÜĞÜNÜ BÖLECEK HER TÜRLÜ EYLEME KARŞIYIZDIR! .\n“BİREY OLMAK” Tanımını Kitabında Paylaşıma Sunan Öğretmenimiz; \nDoğan CÜCELOĞLU EFENDİMİZDİR! SERİNİN TÜM KİTAPLARI OKUNMALI! .\n\n{ Düşünce Metni Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 02 Mayıs 2013 Perşembe 13:35:23 }\n\nPaylaşımdan Uzak Kalmak; Kendinden Kendine, Bir Zulüm Olursa? .\n= TEŞEKKÜRLER; TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ VATANDAŞLIKLARI! . =\nPaylaşımla Aşarsın Kendini; Paylaşımla Yaşatırsın Dostlarını! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Metni Yazarlarımız; ANADOLU İÇİN MÜCADELEDE! . = 000.020 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nSanat ve Sanatçı; Vatan Sathı Bütünlüğüne Hizmet Vermektedir! .\n= 000.020 =\nSanatı ve Sanatçı Büyüklerimizi Doğru Anla ve Doğru Yaşa Sen! .\n\n02 Mayıs 2013 Perşembe 13:49:36\n\nBir Kabiliyetin Önünü Tıkamak Değil, Kabiliyete Yol Açabilme! .\n= IV =\nBirey; Çalışanla Çalışır, Yürüyenle Yürür, Düşünenle Düşünür! . Çalışmasını, Yürümesini, Düşünmesini Dile; Sonuç Alınan Aşka! .\nSonuç Alınmışsa; Durmak Yakışmaz Bireye! . Yananla Yanacaksın! .\nMilyon Defa Kara Sevda Yaşasan; YİNE İNSAN İÇİN VAROLACAKSIN! .\n\n{ Düşünce Metni Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 02 Mayıs 2013 Perşembe 13:53:37 }\n\nPaylaşımdan Uzak Kalmak; Kendinden Kendine, Bir Zulüm Olursa? .\n= TEŞEKKÜRLER; TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ VATANDAŞLIKLARI! . =\nPaylaşımla Aşarsın Kendini; Paylaşımla Yaşatırsın Dostlarını! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Özgürlüğü",
        "poet": "Tayfun Hakan Kağan",
        "poem": "\n\nBaba dedi düşünelim,\nÖzgür olsun düşünce.\nÖzgürlüğü savunalım,\nHer darbe ertesinde.\n\nHiç sorun istemem ancak,\nDikkat edin bakalım.\nÖrnek alın hindileri,\nGüzelce yaşayalım.\n\nYazarak ve söyleyerek,\nKafa karıştırmayın.\nGüzel fikirlerinizi,\nKendinize saklayın.\n\nZengin aile dostlarımın,\nTezgahını bozmayın.\nDemokrasi budur işte,\nHalkı uyandırmayın.\n\n23.06.2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Metni Yazarlarımız; ANADOLU İÇİN MÜCADELEDE! . = 000.023 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nSanat ve Sanatçı; Vatan Sathı Bütünlüğüne Hizmet Vermektedir! .\n= 000.023 =\nSanatı ve Sanatçı Büyüklerimizi Doğru Anla ve Doğru Yaşa Sen! .\n\n03 Mayıs 2013 Cuma 06:03:39\n\nBir Kabiliyetin Önünü Tıkamak Değil, Kabiliyete Yol Açabilme! .\n= VII =\nMutluluğunu Başkalarının Umutsuzluğu Üzerine Kurma Sakın Sen! .\nKendin İçin İhtiyaç Duyduğun Umudun Aynısını; Her İnsana Ver! .\nÖnyargını Parçala ve Önyargısız Sevgi ile Hitap Et İnsanlara! .\nSen VATAN SATHI HUDUDUNU AŞAN SEVGİN ile; DÜNYA DİRLİĞİNESİN! . \n\n{ Düşünce Metni Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 03 Mayıs 2013 Cuma 06:03:16 }\n\nPaylaşımdan Uzak Kalmak; Kendinden Kendine, Bir Zulüm Olursa? .\n= TEŞEKKÜRLER; TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ VATANDAŞLIKLARI! . =\nPaylaşımla Aşarsın Kendini; Paylaşımla Yaşatırsın Dostlarını! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Metni Yazarlarımız; ANADOLU İÇİN MÜCADELEDE! . = 000.021 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nSanat ve Sanatçı; Vatan Sathı Bütünlüğüne Hizmet Vermektedir! .\n= 000.021 =\nSanatı ve Sanatçı Büyüklerimizi Doğru Anla ve Doğru Yaşa Sen! .\n\n02 Mayıs 2013 Perşembe 14:05:03\n\nBir Kabiliyetin Önünü Tıkamak Değil, Kabiliyete Yol Açabilme! .\n= V =\nBirey Olmak Adına; Ferhat TUNÇ Ağabeyimiz Yeterli Biri Değil! .\nKendi İkliminde Yaşamayı İlke Edinmiş Bir Birey Başaramaz Ki! .\nŞu An Toplumumuzun Bilinci Hangi İklimde, Bir Bakınız Lütfen? .\nVaroluşum Sancısı Olmadan; Varoluşumlar Bereketi De Olmaz Ki! .\n\nHafif Stresin Olacak, Hafif Yangının Olacak, Hafifçe Yazmalı! .\nYangını Görüverdiğinde; Yangına Bir Kova Suyla Koşuver Daima! .\nSen; Kendi İkliminde Olursan ve Bende Kendi İklimimde Olursam:\nToplum Kültürünün İkliminde; YANAN, ÜŞÜYEN ve ÇARE OLANI KİM? .\n\nBana Göre Asrın Hatası Olur; KENDİ İKLİMİNDE YAŞAMAK İSTEMEK! .\n\n { Düşünce Metni Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 02 Mayıs 2013 Perşembe 14:16:55 }\n\nPaylaşımdan Uzak Kalmak; Kendinden Kendine, Bir Zulüm Olursa? .\n= TEŞEKKÜRLER; TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ VATANDAŞLIKLARI! . =\nPaylaşımla Aşarsın Kendini; Paylaşımla Yaşatırsın Dostlarını! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Platformu",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nPlatform kürsüsünde konuşanlardan, tv haberinden sadece, alıntı olarak şu bölümü aldım düşünmeye, kendimce: ‘Batılının iflas etmesine faiz neden olmuştur, faiz sömürge olduğuyla ahlaksızdır. Batılı iflas eder diyen, daha çok bekler, çünkü Batılı çökmez’ denildi. \n\nFikrin kendi içinde çelişkisini düşünmekten es geçeyim de, Batılı çökmez konusuyla ilgili olarak: kullanılmış, yani endüstri eskilerini, silah eskilerini satan Avrupa yenisi için yatırım kaynağını çöp satıcı olarak sağlarken, satın alan acaba ne konumdadır, bir düşünülmeli. Bir ülke çöksün de öbürü yükselsin diye bir sıralama değildir siyaset, olmamıştır tarihlerde de. Biri çökerse öteki yükselir diye mi beklenir acaba siyaset denilen kavramlarla?  Bu ne mantığıdır diye bir düşünülmeli. Onları krize sürükleyen uygulamalarını niye öteki ülkeler de uygulamalı acaba, anlaşılması hoş bir mantık olmadığıyla veya bu gerekliliği bir düşünmeli. Batılı çöküntü tecrübelendiyse, bütün çare denemesiyle de başarısızlık göstergelediyse, o başarısızlığı yaratan uygulamaları, acaba niye köle muamelesi gibi başka ülkelere emirvarilik edilmeli ve bunu sistem diye üstlenecek ve uygulayacaksın diyerek üstelik?\n\n13. maddede Türkiye’yi nükleer enerjiye teşvik kınanmalıdır. Bir İslam teşkilatı maddesi de vardı, açıklanmalı, tanıtılmalı içerik olarak anlamı. Bu çalışmaları kutluyorum, ancak: Orduyu çözmek demek ne demek? O ne biçim maddeydi öyle? Benim bir canım bir de Allah’ım var. Ordu bu canım işte ve Allah aşkı soluyan bu canım yine. Bütün kaleler zaptedilmedi demeye zorlandırılan ülkelerden resimler hoş değildir sanıyorum. \n\nGazeteciler gezgin mimar, mimarlar yapılayandır\nOrdu ulusal mimar, ulus uygarlığa yapıdır toprağıyla\nDüşüncenin mimarı olmak, yaşamı uygar kılmaktır\n\nTürkün doğuşudur düşünmek insanlığı yücelmek demek\nHür milli ruhlu özgür bedeni bağımsızlık karakteriyle\nİlahi hukuk gerçeğini, insani hukuk güzelliğinde görmek\n\nAvrupa Birliği diye söylenenler, herkesin kendi hayalindeki bir şeylerdi. Avrupa Birliği ile oluşan; sınırlarından vizesiz gidip gelişler, komşu ülkede çalışabilir olmak ile, ülkesinde olduğu gibi komşu ülkede de vatandaşlık sorumluluğunu üstlenmiş olmak demektir. Bu zaten insanlık hakkıydı ezelden beri. Sadece kayıt yapma işlemi değişti, bazen daha az, kimilerinde daha çok dayatmacılığı bir olasılıkta kullanma hürriyetiyle hatta yine, Avrupa kıtası Avrupa kıtası yine. Asya, Amerika, Avustralya, Afrika kıtalardır yine. Avrupalılar bu birlik ile sınır hakkında en ufak değişiklik yapmış değiller topluluk sorumluluğuna karşı. İşsiz sayısını düşürmüş değiller bununla. İşsizlerini kredi alarak geçindiriyorlar yine ve aynı olduklarıyla vs. vs.… Değişim ve dönüşüm sancısı, basınç yaratan toplu baskı hızından kaynaklı. Avrupa da böyle yaşadı bunu. Doğal bir süreçtir derken, Hurafe hükümeti ile bu sancı döneminde vatanı kaybetmek aslımdadır bu tehlike. Bu süreçte, fırsat denilendir sömürge eline düşürülmeye ve bu hükümet bu işi üstlendi işte Sömürgelere. Vatan hayrına emeklenmiyor hükümet yani… Kişisellik hırsıyla farkında bile değil bunun, bu işte acıyı körükleme ödevidir ve üstlendiği…\n\nBu konuya değinmemdeki neden, dikkatimi çeken önem olarak, konuşmacıların söyledikleri ile Platformda tanıtıldı demeye, maddelerin zaten önceden yazılmış olduğuyla, acaba bir yarar, bir değişme olanağı ile karara bağlanacağına süslendirilmiş bir havada gibi seyrettiği idi… Düşünce Platformundan ziyade, düşünceye alıştırma taksimiydi sanki… Halka zaman tanımalı bu kararlarda. \n\n13  Ekim 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce  Özgürlüğü",
        "poet": "Tuba Gürdere",
        "poem": "\n\nÖzgürlük yoktan varolan somut bir kavramdır buyüzden varlığımızdan duyumsar ve özümüzde sorgularız. \nDüşünce özgürlüğü bazen yaşam özgürlüğünü kısıtlar. \nÇünkü bazen özgürlük yaşamdan soyutlanmaktır.\nYaşamda özgür olarak baktığımız, özgürlüğün simgesi dahi serilmiş sonsuzluğun önünde, \nyaşamda varlığının içinde,\nbir parça aş, ot bulamadığında yaşamak sınırların içinde kalmaktır ki özgürlüğün adı dahi olsa bile.\n...Buyüzden sınırsızlığın içinde, sınırlardaydı özgürlük.\nOysa bir ağaç sonsuzca tek noktada kalabilir özgürlük bedene dahil değil \ndüşüncenin yaşamla bütünlenmesidir o.\nVe yaşam olabilmesi, kendinden değişimle ancak meyva verebilmesinin öz paylaşımıdır özgürlük. \nSert rüzgarların, hışımla geçmesi ürkütmez hiçbir durağanlığı çünkü bilir\nyaşam içinde ki bütünlüktür.\nAyrı seslerin tek ses olabilmesinde ki bütünlük doğanın en gerçek şiiridir.\nİşte o ayrıntıda kanat vurur özgürlüğe özgürlük. \nBaşka özgürlük yaşama büyür diğer kanadın sesiyle.\nDiğer yanda bir rüzgar eser,durağanlık kendini yeniler değişimin görünür ritmiyle yenilenir.\nDüşünce ise hepsinin içinden kendini gerçekleştirir ve yaşamdan soyutlanmadan ancak düşünceden somutlaşarak\nvarlığımızda bütünleşir. \nVe buyüzden gözyaşından soyutlanmadan, düşüncede somutlaşarak tutsaklaşır  insan kendinde ve hissederek duyumsar\nözgürlüğü ruhunda.\nÖzgürlük bir ses, bir bakış ve baktığın yöndür daima görebileceğin.\nTutsaklığı yaşamayanlar, özgürlüğün tadını asla duyamazlar\nBeden dediğin nedir ki içimizde ki kalbe aitiz biz özgür olan beden değil düşüncemiz ve kalbimizdir.\nBiz bedenimizle değil kalbimiz ve ruhumuzla biziz içimizden bize.\nEn büyük sanat özgür yaşama sanatıdır.\nBüyüzden özgürlüklerde bambaşka hayatlar vardır.\nGerçekten dünyanın içinde en özgür olabilen dünyayı gözlerinin dışında görebilendir.\nÇünkü içimizde ki yaşamak asla dünyanın içinde ki biz değil.\nbuyüzden hayat dünyada sınırlı iken sınırsızlık kalbin ulaşabileceği yerdir.\nBuyüzden beden tutsak iken gerçeklik ruhun özgürlüğüdür.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Metni Yazarlarımız; ANADOLU İÇİN MÜCADELEDE! . = 000.022 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nSanat ve Sanatçı; Vatan Sathı Bütünlüğüne Hizmet Vermektedir! .\n= 000.022 =\nSanatı ve Sanatçı Büyüklerimizi Doğru Anla ve Doğru Yaşa Sen! .\n\n02 Mayıs 2013 Perşembe 15:09:14\n\nBir Kabiliyetin Önünü Tıkamak Değil, Kabiliyete Yol Açabilme! .\n= VI =\nNe Anlama Gelir “Pir Olmak” ve Kimler Pir Olarak Değer Görür? .\nBir Bölücülüğe Destek Vermeden De Pir Olunamaz Mı? Pir Kimde? .\nBir Mani, Manizm Akımı Başlattı ve Derisi Yüzüldü Zavallının! .\nŞimdi; Aramızda Hangimiz “HEPİMİZ BİRİZ! ” Diyebilecek Riskle! .\n\nKonu Mani Değil ve Manizm Değil; Konumuz: İNSANOĞLU İNSANDIR! .\nBen Bir Mani Değilim; Kabirde 9 Tahta Altına Bırakma İfadeni! .\nBen Bir Akım Başlatmak İçin De Konuşmadım Ki; Suçlu Muyum Ki? .\nKabul Ediyorum Aramızda Küçük Basamak Derece Farkımız Vardır! .\n\nAynı “ŞÜKÜR” İfade Derecesi; Aynısı “ŞÜKÜR” İfadesine Yoldaş! .\nBen; ŞÜKRÜM ile: HANGİ ERDEM YÜKLÜ OLGUN İNSANA SELAM VERDİM? .\nŞu Bütüncüllüğe Aşıklığımda, Neden Pir Edinemedim: Yalnızlık? .\nBölse İdim Vatanı, Kendi İklimimin Baharına Gömülseydim; Pir! .\n\nMADEM BİN ŞÜKÜR EYLEDİK AŞK ile; NEDEN OLUR AYRI BAKIŞ AÇISI? . \n\n{ Düşünce Metni Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 02 Mayıs 2013 Perşembe 15:26:21 }\n\nPaylaşımdan Uzak Kalmak; Kendinden Kendine, Bir Zulüm Olursa? .\n= TEŞEKKÜRLER; TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ VATANDAŞLIKLARI! . =\nPaylaşımla Aşarsın Kendini; Paylaşımla Yaşatırsın Dostlarını! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Metni Yazarlarımız; ANADOLU İÇİN MÜCADELEDE! . = 000.024 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nSanat ve Sanatçı; Vatan Sathı Bütünlüğüne Hizmet Vermektedir! .\n= 000.024 =\nSanatı ve Sanatçı Büyüklerimizi Doğru Anla ve Doğru Yaşa Sen! .\n\n03 Mayıs 2013 Cuma 06:18:42\n\nBir Kabiliyetin Önünü Tıkamak Değil, Kabiliyete Yol Açabilme! .\n= VIII =\nYıldırımlar Düşecek Yine Kalbine; Sen Yine Görev Azmi İnsanı! .\nYıldırımları Tanımışsındır Sen; Zerrece Kıvılcım ile Dostuna! .\nDost Kendine Bilendir; Yakmaz İnsanı Yüksek Gerilim Ateşinde! .\nYine En Yüksek Gerilim Kalbinde; Sen Sanki: Transformatörsün! .\n\nUnutma Sakın; ÖNCE İNSANSIN ve SONRASI: GELENEĞİNDE BİR TÜRK! .\n\n{ Düşünce Metni Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 03 Mayıs 2013 Cuma 06:23:34 }\n\nPaylaşımdan Uzak Kalmak; Kendinden Kendine, Bir Zulüm Olursa? .\n= TEŞEKKÜRLER; TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ VATANDAŞLIKLARI! . =\nPaylaşımla Aşarsın Kendini; Paylaşımla Yaşatırsın Dostlarını! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Sağanağında Yıkanırken",
        "poet": "Safet Kuramaz",
        "poem": "\n\nYine karanlıktı odası. Yaklaşık altı aydır giderek artan zaman ile karalıkta oturuyordu. Karanlıkta ışık arıyordu. Çok korktuğu karanlığa alışmakta istiyordu. Gözleri kimseyi görmüyor. Sesler işitmiyordu. Dokunduğu bir şeyler vardı. Onları da hafızasında kalan görüntülerle şekillendiriyordu. Artık karanlıkta oturma zamanını dört saate çıkarmıştı. Saati kuruyordu ve zaman dolduğunda perdeyi açıyordu elektrik ile. \n\nİlk başladığında sadece 10 dakika dayanabilmişti. Koşmuştu elektriğe. Göğsü daralmış, yalnızlığı had safhaya çıkmıştı. Televizyonu açmış, bir film izlemeye başlamıştı. Evliydi. Bir çocuğu vardı. Projesini eşine anlattığında çok saçma bulmuştu. İşten eve geldiğinde sadece akşamları görüşürken nasıl bir ayrılık olacaktı ki bu… Çocuğu okuyor ve onun desteklenmesi gerekiyordu. Bazı akşam gezmeleri, misafirlerin ağırlanması, alış verişte cabası. Evlilik sorumluk ve sosyal bir müessese idi. Haklıydı da. Fakat ışığını bulmaya ihtiyacı vardı. Bencil miydi? Kesinlikle. Ama bunu gerçekleştirmeden de geleceğini düşünemiyordu ki… arayıp bulamasa mutsuz da olacaktı. En azından gecenin bir bölümünde gerçekleştirebilmek için anlaşmışlardı. Her gün gece saat üç gibi kalkacaktı bu seanslarına.\n\nBaşlangıçta karanlığın içinde geçmişini seyrediyordu. Gözünde yaşadıkları ve iyi-kötü yaptıkları net bir şekilde canlanıyordu. Karanlıkta film seyreder gibiydi adeta. Karanlık sanki yaşadığı görüntülerle gündüz gibi bir perdeden yansıyordu gözlerine. Bazen gülüyor bazen ağlıyordu. Her gece artan kalış süreleri bu görüntüleri değiştirmiyordu. Hatıraları da aslında çok net değildi. Zamanla bu görüntüleri karanlık doldurmaya başlamıştı. Artık sinema sona ermeye başlamıştı. Kulaklarında umutsuzluk, sessizliğin içinde perişan etmeye başlamıştı. Bir şeyleri duymaya, bir şeyleri görmeye öylesi can atıyordu ama olmuyordu. \n\nArtık karanlığa alışmıştı. Fakat hala onun içinde saklanmış ışığı arıyordu. Ahmet Yesevi’nin ışığını, Yunus Emre’nin sabrıyla, Mevlana’nın kızıl ötesi boyutlarında gezerek. Birileri gelmeliydi yanına ışığıyla, nefesiyle, canıyla… Öylesi sohbete, itirazsız ve can kulağıyla dinlemeye de ihtiyaç hissediyordu! Sabırla bekliyordu. Dilinden çıkacak, ister istemez bir şeyler mırıldanmalıydı. Varlığını anlaması için. Kendi sesini dinliyordu. Öğrendiği ne varsa zikirle dolduruyordu karanlığını. Vaktini böylece dolduruyordu. Bazen de düşünüyordu, vaktini doldurmak için mi karanlıkla oyalanıyordu..Kafasında böylesi o kadar çok sorular vardı ki…\n\nHer karanlık seansından çıktığında, çocuğunun yanına geliyor ve uyuyuşunu seyrediyordu. Her şeyden habersiz, nasıl bir teslimiyet vardı bu uykuda. Yatağının içinde adeta futbol oynuyordu, bir o yana bir bu yana. Üstünü örtmeye gayret ediyor. Örtükçe yeniden açıyordu. En sonunda dayanamıyor ve bu doğallığını kabul ediyordu. \n\nUyumak istiyordu bu seanslardan sonra ama olmuyordu. Gece lambasız uyuyamıyordu. En azından çocuğu için bu gerekliydi. O ışık elektrikle yanına geliyor ve uyutmuyordu. Yatağa uzanıp da saatlerce basit görünen bir yatak odasını seyretmek çok can sıkıcı oluyordu. Kâh kalkıp yoğurt yiyor kâh gözlerini kapatıp koyunları sayıyor, uyumak için çabalıyordu. Oysa gözü açık olup da, yaşamı uykuya çevirenlere ne demeliydi değil mi? Neden onlar gibi sıradan olamıyordu? Nihayet sabah oluyor ve öylesi yorgunluğu ile kalkıyor yüzünü yıkıyor kahvaltısını yapıyor ve yine işe gidiyordu. Yemeden, içmeden, çalışmadan, insanlar ile paylaşmadan olmuyordu. Her gün yaptığı bu rutin işleri başına öyle dertti ki… Her gün yaşanan aynı masaldı bütün bunlar. Öylesi de can sıkıcıydı. Heyecansız, ruhsuz, zorunluluk içinde biriken çamur suları gibiydi. Aydınlığın içinde kararan bir görüntüydü. Işığı faydasız, sesi cansız, seyri mattı. Ne bildiği karanlık buydu ne aradığı ışık böylesi olmamalıydı.\n\nHer paylaşım bir tiyatro sahnesinde gürültülü patırtılı sahneleniyordu. Yazarı belli değildi. Kazanma azmiyle doluydu. Kim güçlüyse, üzerine basacak kadar zalim, elindeki üç kuruşu kapacak kadar hırsız, kusurunu yayacak kadar kahpe, kılıçlar yerine diller kesiyordu bu hain bileti. Artık meydanlardaki mehterli savaşlar yerine, iyiyi tavsiye eden birçok gönüllüye ihtiyaç vardı. Sabırlı ve hoşgörülü… Bu karanlığı yıkamalıydılar ki… Ancak bu karanlıkta ışığına kavuşabilirdi. Böyle hissediyordu. Ne yunus Emre’nin sabırlı çile hanesiydi, ne yerin altında ikamet eden Yesevi’nin Karanlığıydı. Onlar karanlığı seviyorlardı. Sevdikleri içinde ışığı görüyorlardı içinde, karanlığın merhametiyle. O yüzyıllarda her şey öylesi doğal, sanal dünya öylesi karanlık, iletişim ya da seyahat öylesi zordu. Küçük kırıntılardı düşünceleri tetikleyen. Ne evcilleşmiş insan vardı ne de doğa! Özgürdü insan…\n\nAcaba diyordu bu karanlığa nasıl kavuşacaktı. Bu dünyanın karanlığını temizleyebilir miydi? Tek başına bunun üstesinden nasıl gelebilirdi. Sinema perdeleri bile lekelenmişti. Akan ırmaklarda balık yaşamıyordu. İnsanlar açlık ve fakirlikten ayaklanıyorken. İnternet ve her türlü iletişim varken, modern esaret hâkimdi. Savaşlar adalet maskesi altında, sömürü için yapılırken. Bir dağ başında mı yaşamalıydı yoksa. Bazı insanların neden sufi yaşama isteklerinin olduğunu anlayabiliyordu artık. İnsan bedenini yaşlanmaya iten felaketler, dış dünya, ruhlara da sızıyordu böylece. Artık atılan bir bomba, patlayan bir yanardağ, yaşamı durduruyordu. Artık doğayla değil, endüstriyel yaşamla iç içeyiz. \n\nNe yapmalıyım hala düşünüyorum… Bana yardım edebilecek bir var mı içinizde? \n\n Işığını ararken güneşe baktığımızda gözlerimizin kamaştığını sonrasında gözlerimizin görmediği geçici karanlığı tanıdığı gerçeği yeniden düşüncelere itti beni. Işığa bakarken karanlığı bulan gözlerim neden karanlıkta ışığı bulamıyordu ki… Güneşte elbette bozulmamıştı. Bozulan geceydi. Her oturduğum yerde elektrik ve her sokakta sahte bir aydınlık vardı. Elbette bu sahtelikler içinde nasıl bir karanlık olabilirdi ki? Yağmur yağdığında temizlenen hava gibi bozulmuş bu kara rengi de yıkayacak bir şeyler olmalıydı. Belki de ben kirli dolaşıyordum. Bu ihtimal üzerinde yoğunlaştım. Tertemiz doğarken kirlenmiştim. Adeta acele etmiştim bunun için. Her kirli şeyi sürmüştüm bedenime Hacer-ül Esved gibi. O cennetten ışığıyla gelmiş, Allah’a inanmayan insanların kurban adak kanları ile kararmıştı. Temizlenebilse o cennet ışığını herkes görebilse ne iyi olurdu. Onun karanlığındaki ışığı kimse göremiyor artık. Her gören dokunuyor, her kir ehli daha da karartıyor onu hala… Benim karanlığım gibi. Mevla istese, kendi evindeki bu ışığı herkese gösterirdi. Mevla için bu ne kadar kolaydı. Neydi bundaki nimet o zaman? Işık neden karanlığa saklanmıştı. Belki bu kir ehli görse, kim bilir hiç iflah olamayacak artık! Rabbim rahmetinden göstermiyor belki de. O ışığa âşık olur diye…\n\nAltı ay sonunda ve dört saate ulaştığım seanslardan bir sonuç alamamıştım. Bu taktikle de alamayacağımı anlamıştım. O karanlığın bedenimde olduğunu hissettim. O beden manevi karla donmalı ve içindeki virüsler ölmeliydi. O manevi kar’ı keşfetmeliydim…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Özgürlüğü Nedir? Makale",
        "poet": "Emine Genç",
        "poem": "\n\nTDK/Düşünce özgürlüğü: Düşüncenin dış baskı ve yasaklarla sınırlandırılmaması, fikir hürriyeti.\n\n\"Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıptır\". \n\nÖzgürlük; başkalarının özgürlük alanına tecavüz etmek değildir. “Düşünceye zincir vurulamaz” sözü tüm insanlar için geçerlidir, belli bir zümrenin tekelinde değildir. Amma velakin sözlük anlamını iyi bilmek gerekiyor. Düşünce özgürlüğü, hakaret, küfür, gasp, özel hayata müdahale ve  saygısızlık manasına gelmiyor. Eğer bu gün ağzı olan konuşuyor, yazıyorsa, dönsün önce  kendine aynada bir  baksın.\nÜniversite okuyan bir çok birey, nedendir bilinmez kendinde böyle bir hak görüyor. Özgürlük sadece onlara aitmiş gibi, diğer insanlar düşünemezmiş gibi, bir eda içerisindeler tabi ki genelleme yapmak istemiyorum. Elbette istisnalar kaideyi bozmaz. Okul insana bazı bilgiler sunar teoride fakat hayat ağırlıklı pratikten ibarettir. Tıpkı yemek kitabında ki tarifle yemek pişiren kişiyle, bu işte tecrübe sahibi olmuş pratik kazanmış ev aşçıları gibi (ev kadınları)  arada ki lezzet farkını asla yakalayamazsınız o tariflerle. \n\n“Akıl yaşta değil baştadır” ne güzel söylemiş atalarımız. Yedi yaşında sokaklarda çalışıp ailesine yardım eden ve de okumaya çalışan bir çocuktaki akıl ve idrak ile, hazır baba parasıyla yüksek okullarda okuyan,  parası ve faturaları ailesi tarafından ödenen evlerde barınan, kısacası hayatta sahip olduğu her şeyi, emek vermeden kazananlar, bir olmaz sanırım. Bir büyüğüm derdi ki, çocuk varlığı da bilmeli yokluğu da. Şimdi anasından doğan neredeyse cep telefonu ve bilgisayar  ile doğuyor.  İstedikleri her şeye sahipler(bir şey hariç, amaç) . \nBu kadar kolay kazanılan hiçbir şeyin değeri olmaz. Emek vermeden yemek olmaz. Anneler babalar çocuklarınızı maddi olarak doyurarak ve mutlu ederek onları hayata hazırlayamazsınız. Bu hayatta hiç bir deneyim sahibi olmamış gençler lafa geldiği zaman, kendilerinden yaşça büyük ve tecrübeli insanlara kafa tutabiliyorlar. Hatta şahit oldum, küçümseyip, hor görüyorlar. Yüce bir Milletin evlatlarının en azından, saygıyı ve mütevazılığı ayrıca sorumluluğu bilmeleri gerekir diye düşünüyorum. Ve tüm bunları konuşma, düşünme özgürlüğü adı altında yapmaları ilginç. Hiç bir tecrübeleri olmamasına karşın, onlar her şeyin doğrusunu biliyor ve düşünüyorlar (!) \n\n“Akıl akıldan üstündür” bu yüzden istişarenin önemi vardır. Yadırgamıyorum, aksine anlıyorum. Bizlerin de yerine göre onlardan öğreneceğimiz çok şey var, ama yaşamış ve görmüş olarak onlarında bu tecrübelerimizden faydalanmaları gerekir, belki, bir çoğu bunu yapıyordur. Eğer büyükler size bir nasihat da bulunuyorsa mutlaka dikkatle dinlemenizi öneriyorum. Tabii ki dinlerken, kendi düşünce ve fikirlerinizi de yok saymayın. Güzel bir söz vardı onu da paylaşayım yeri gelmişken. Eğer nasihat para ile satılsaydı kapısında kilometrelerce kuyruk olurdu. En değerli şey nasihattır ama ne hikmetse, bedava olduğu için mi bilinmez, pek hükmü yoktur, değer verilmez.\n\nKonuyu belki biraz dağıtmış olabilirim. Fakat tüm bunlar birbiriyle ilintili. Gençlerimiz bizim en değerli varlıklarımız. Onları hayal dünyasına değil, gerçek dünyaya hazırlayalım. Hayatı öğretelim. Ya da bırakıp kendi hallerine, yaşa ve gör! Mi diyelim. Hata yapacaklardır, bundan kaçamayız. Hatasız kim var ki? Biz bile onca tecrübeye rağmen hala hata yapabiliyoruz. Tek temennimiz, bizim düştüğümüz aynı hatalara onların düşmemesi. Dileğimiz budur. Umulur ki aklı selim, imanlı, şuurlu, vicdanlı,  idrak sahibi, zeki bir nesil yetişir. Okul insanı bilgi sahibi yapar ama insan yapmaz. Öncelikle insan olmayı, insan gibi yaşamayı, öğrenelim ve öğretelim. Hiç kimsenin, her şeyi bilmesi mümkün değildir. Bilen yalnızca  yüce ALLAH (c.c)   tır. Okumuş cahilleri gördükçe kendi bilgisizliğimle gurur duyuyorum. İyi ki bilmiyorum.  \n\n\"Her kişi hacı olmaz gitmek ile Mekke’ye; Merkep derviş olmaz taş çekmekle tekkeye\" \n\nÖzgür olacağız modern olacağız diye İnsanlıktan çıkmayalım. Saygı bekliyorsak, saygı duymayı öğreneceğiz. \n\nKısa bir Hikaye\n\nÇok eski günlerde köyün birinde çocuğunun büyüyünce adam olamayacağını anlamış dertli bir baba varmış. Çocuğunun düzgün olamayan davranışlarını her gördüğünde onu yanına çağırır öğüt verirmiş.\n'Oğlum, hayatta paran olabilir, çok zengin olabilirsin, büyük bir iş adamı olabilirsin, devletin başına bile gelebilirsin. Ama sakın unutma önemli olan adam olmaktır gerisinin önemi yoktur' dermiş. Bu sözler çocuğunun bir kulağından girer, diğerinden çıkarmış. Gel zaman, git zaman aradan çok yıllar geçmiş. Çocuk büyümüş evini terk etmiş, gurbet ellere gitmiş. Baba iyice yaşlanmış. Birbirlerini yirmi belki de otuz yıl görmemişler, birbirlerinden haber bile almamışlar. Çocuğun nasılsa talihi yaver gitmiş ve padişahın binlerce kişilik ordusuna kumanda eden bir 'paşa' olmuş.\nBir gün babasının olduğu köyün yakınlarına ordusunun çadırlarını kurdurunca aklına babası gelmiş. Bir bölük asker gönderip gidip babasını getirmelerini emretmiş. Askerler babasını alıp paşanın çadırına getirmişler.\n\nBabasını karşısında gören paşa:\n\n'Baba sen bana adam olamazsın diyordun! Bak 'paşa' oldum! ' demiş.\n\nİhtiyar adam başını kaldırıp oğluna şu cevabı vermiş:\n\n'Oğlum sen paşa olmuşsun amma hala adam olamamışsın! ! \n\nNot: İçimizdeki insanı yaşatmak adına sevgi saygı ve selamlar olsun efendim..\n\n 22 Kasım  2012 Perşembe / 07:15\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Ufkumuz",
        "poet": "Ahmet Öztek",
        "poem": "\n\nYavaş yavaş sararan yapraklar\nSon baharın habercisidir dünyamızda\nYa yavaş yavaş solan gülücükler\nNe olsa gerek düşünce ufkumuzda\n\nMuhabbetten Sıkılan Düşler / 19 Kasım 2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce ve İnsan! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n“Canan Düşüncen ile; Sen Çok Yaşa! .”\n\nYine Aşk; Düşünce! . Aşk; Erişince! . Aşk; Erişince! .\nKalem Al Da Yaz; Kendi Bildiğince! .\nKalem Al Da Yaz; Kendi Bildiğince! .\n\nŞiir Olsun, Öykü Olsun; Aşk İçin! . Canan Aşk İçin! .\nSevda Olsun, Aşk Olsun; Canan İçin! .\nSevda Olsun, Aşk Olsun; Canan İçin! .\n\nCanan Der Ki; “Oku, Okut ve Yaşa! . Oku ve Yaşa! .” \n“Canan Düşüncen ile; Sen Çok Yaşa! .”\n“Canan Düşüncen ile; Sen Çok Yaşa! .”\n\nMetin Yazarı: Kemal KABCIK / ANTALYA / 16 Nisan 2011 Cumartesi 04:20:01 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncede Işık",
        "poet": "Mustafa Yılmaz İsmailoğlu",
        "poem": "\n\nDÜŞÜNCEDE IŞIK\n\nBüyüklüğün çabası var\nMutlu kişiliğin esenliği ayakta\nKarlı dağlar misali koca zamanlar\nSabahın hamlığında türkü türkü…\n\nAlevler dalga dalga gözlerde\nTarihin derinliklerinden bir görünüş var\nOlmuş olacakmış, gelmişte gelecekte\nKaranlıklar içinde korku korku…\n\nKaranlıklar tutsaklığında büyük ışık\nDünya ile boşluk misali…\nOkyonusta iğne ucu\nÜlkü… Ülkü büyümeye alışık.\nDüşüncede ışık ülkü ülkü…\n     24.06.1963 – Adana\n\nİsmailoğlu Mustafa YILMAZ – İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce ve Keder Çerçevesi(eriyen gece)",
        "poet": "Halil Kocaman",
        "poem": "\n\nSolgun sarı bir gece lambası\ntaze dikenli bir gül\nve bir el\ngece yarısı çoktan geçti sessizlik çöktü geceye \nbiri var, yalnızlıklar içinde kaybolan biri\nyanıyor solgun sarı bir gece lambası\nbir derde giriftar olmuş bir yürek\nbir elin parmaklarının ucunda duran bir gül\nkanatıyor ince, uzun parmakları\nince ve zarif parmaklardan akan kan\nne dağlara ne de göklere sığmayan bir yürekten sızıyor.\n\nsolgun sarı bir gece lambasının\nışığı vuruyor parlayan bir çif göze\nbakışlar yakıyor geceyi\nbir noktaya dikilmiş bakışlar\ndüşünceler eritiyor geceyi\ngece bir nehir gibi \nönünde akıyor\nsarı ve solgun gece lambasının\naydınlığına kavuşuyor\n\nve uzaklarda bir çift göz var\nherşeyden habersiz rüyalar aleminde\nyalnız gündüzleri görüyor\nçileden habersiz, kederden habersiz\nhabersiz ne dağlara ne de göklere sığmayan bir yürekten\nve habersiz yanan ve eriyen geceden..\n\n                                                    (şubat    2003)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.001 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nAçlık Ordusu Kaptanı Bize Örnek Olandır! .\n\nYine doğrularak düşündüğümüz noktalarla! .\nDüşündüğümüz noktalarla; dünyayı keşfet! .\nAcı yok! Olmamalıdır acı insana! . ŞÜKÜR! .\nAcı yok olsun; hakkını vere vere sevene! .\n{23 Mart 2013 Cumartesi 03:17:27}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.004 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nBeyaz Güvercin Uçuracaksındır Kalbinden! .\n\nBeyaz güvercinler; hürriyete anlatı hep! .\nBu sene; bir yavru daha verdin hürriyet! .\nUç ve gökyüzü sathında kalplere umutsun! .\nBul gökyüzü sathı genişliğinde kalpleri! .\n{23 Mart 2013 Cumartesi 03:54:47}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.002 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nİnsan Aşkı Tanıyınca; Adanıyor Geleceğe! .\n\nBir gelecek bekliyor bizi; okumalarımız! .\nBir gelecek bekliyor bizi; yazmalarımız! .\nBiri okur yine; adam gibi aşkları, inan! .\nBiri yine; okuyanın resmini taşır kalbe! .\n{23 Mart 2013 Cumartesi 03:27:30}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.006 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nOkur Musun? . Yazar Mısın? . Bakarı Mısın? .\n\nBiraz insanlık ve biraz da sanat çizgin! .\nBakanı var, bakarı var; aşklarımız için! .\nBakanı; çare! Bakarı; çare! Yazar mısın? .\nOkuru var, yazarı var; Kalbe yine sevgi! .\n{23 Mart 2013 Cumartesi 04:20:34}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.005 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nBir Yükseklikte Gördük Dünya Sathı Aşkı! .\n\nYükseklik; sorumluluk yükledi: kalplere! .\nAşağılarda; neleri oluyor? . Gözlem altı! .\nKartal gözü mü, Yusufçuk gözü mü aşklar? .\nKartala; kayalar, Yusufçuğa; Nilüferler! .\n{23 Mart 2013 Cumartesi 04:05:37}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.003 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nBir Rüzgar Eser Kartallar Yine Yüksekte! .\n\nKanat çırpmak gereksiz olur rüzgarlarla! .\nAç geniş kanatlarını yüksel mavilik ile! .\nGözlerinden almış rengini gökyüzü satıh! .\nKarış mavilere, mavi ışık ile doygunsun! .\n{23 Mart 2013 Cumartesi 03:43:50}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.007 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nSencan&Esencan Adlarını Versek; Sanatta! .\n\nSencan düşünür azimle aşklar uğruna hep! .\nEsencan yürür daima açlığı için aşklara! .\nBiri düşündü! Yürümek kimle özgündür ki! .\nEsencan yürür daima açlığı için aşklara! . \n{23 Mart 2013 Cumartesi 04:32:19\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.008 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nMacera Değil, Serüven Değildir; Aşkları! .\n\nMacera; yorar beni! Serüven; yıpratıyor! .\nMacera arayana da; zemin vermiş: hayatı! .\nSerüven arayana da zemin vermiş; hayatı! .\nMacerada, Serüvende oyalanmaz ki hayatı! .\n\nO olgun biri; macerada değildir: hayatı! .\nHayat devam ediyor onun için daimilikte! .\nHerkesin hayatı devam ediyor, çok şükür! .\nKimileri macerada! . Kimileri olgunlukta! .\n{23 Mart 2013 Cumartesi 04:56:04}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.011 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nGücün Yetiyorsa Yetmiş Beş Milyona Ulaş! .\n\nYetmiş beş milyonun sevgisini kazan sen! .\nAdın sevgiyle anılsın; dost kalpler ile! .\nBir parçayız; yetmiş beş milyondan biri! .\nKırma kalbi! . Yıkma gönlü; VATAN UĞRUNA! .\n{23 Mart 2013 Cumartesi 15:53:14}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.012 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nSanat ve Bilim Büyüklerimizin İzi; Bize! .\n\nHer bir sanat büyüğümüzün takipçisi var! .\nHer bir bilim büyüğümüzün takipçisi var! .\nÖrnek alınan, örnek alan; duyarlılıklar! .\nPaylaşımla; ayağı yere sağlam basan aşk! .\n\nBize iz düşer; sevgi bağı güçlenir izle! .\n{23 Mart 2013 Cumartesi 16:08:15}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.013 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nBir Arabulucu Ol; Barışsın İnsan: Aşkla! .\n\nAşkı; zorluklara değil, kolaylıklaradır! .\nKolaylıklar ile yüzleştir; insanı daima! .\nZorluğa değil, kolaylığa motive et aşkı! .\nYaşıyoruz; kolaylık hayatın daimiliğine! .\n\nKendin için istediğini paylaşıver aşkla! .\n{23 Mart 2013 Cumartesi 16:19:19}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.014 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nVatan Sathı Bütünlüğünü; Muhafaza Etsen! .\n\nOrtalığı karıştıran olma paylaşımın ile! .\nOlağanüstülüğü değil, olağan şeyi düşün! .\nOlasılıklarda; eğitimin birliği-dirliği! .\nŞeytanlaşarak; düşüncelere sevk etmeyin! .\n\nFazlaca düşünmeden; aşkı yaşatmak umudu! .\nVesveselere değil, dost seslenişe: uyum! .\nŞeytanı aramıza alıp; düşman sevindirme! .\nDost güvensin aşka! Aşka insan güvensin! .\n\nOlduğun gibi paylaşıversen kolay aşklar! .\n{23 Mart 2013 Cumartesi 16:29:57}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.009 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nMacera Ararsan Düşünceye Zaman Bulunmaz! .\n\nMacera; beni benden alır! . Düşünemez ben:\nBir telaşın içine girersin! . Çıkamazsın! .\nDüşüncemiz haklı ise neden macera olsun? .\nOlgunluğu düşününce; macera mı sevgiler? .\n{23 Mart 2013 Cumartesi 05:12:05}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.015 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nKine ve Nefrete Değil, Sevgilere Kul Ol! .\n\nKim sevgiyle kalem döndürür ise; UMUTLU! .\nKim saygıyla itaat eder ise; HUZURLUYUZ! .\nSevgiler; Rabbimizden, insanlığa HİKMET! .\nSaygı; insanın Rabbimize sunduğu: ERDEM! .\n\nSevgi; Rabbimizin hikmetiyle: İNSANLIĞA! .\nSaygı; insanın erdemiyle; RABBİMİZ İÇİN! .\nSevgi; anlayabilmeye odaklı bir umuttur! .\nSaygı; itaatkarlıkta bir tek huzur aşka! .\n\nİsyan bir yere kadar yolda! Saygı daimi! .\n{23 Mart 2013 Cumartesi 16:51:11}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.016 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nKitap Sevgisine; Dost Duyarlılık Bulsan! .\n\nKitaplardan soğutana değil, barıştırana! .\nKalemlerle küstürene değil, barıştırana! .\nSayfalara darıltmışa değil, barıştırana! .\nKul ol, köle ol; öğretmenlerimiz aşkına! .\n{23 Mart 2013 Cumartesi 17:01:08}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.017 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nErdemle; Nefes Nefese Mücadele Öyküleri! .\n\nZaman yine en değerli hazinedir eğitime! .\nEğitimle birlik ve eğitimle dirlik yine! .\nErdem sorumluluk duyar, sorumluluk alır! .\nŞu çağımıza emeğinin terini düşüren kim? .\n{23 Mart 2013 Cumartesi 17:10:51}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.018 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nBir Başına Gerçekleştirebileceğine İnan! .\n\nAtilla İLHAN Efendimizden; öğrenmiş idim:\nHalkları, çıkarına alet etmeyeceksindir! .\nYani bir başınalık işlere, yardımcı yok! .\nYardımcı kabul etmeyeceksin kendi işine! .\n{23 Mart 2013 Cumartesi 17:21:00}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.019 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nKalplerde; Emeğin Ter Işıltısı Olan Kim? .\n\nBarış MANÇO; “SENDEN ÖTE, BENDEN ZİYADE! ”\nAtilla İLHAN; “BEN SANA MECBURUM! .”dedi! .\nBülent ECEVİT; “HAK ile HALK GÜCÜ” dedi! .\nNazım Hikmet RAN; “AÇLIK ORDUSU YÜRÜYOR! ”\n{23 Mart 2013 Cumartesi 17:34:27}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.020 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nVatan Sathı Bütünlüğü; HALK BAŞARISIDIR! .\n\nHALK isteyecektir HAK ile BÜTÜNLÜĞÜMÜZÜ! .\nHALK SAHİP ÇIKACAK YİNE CUMHURİYETİMİZE! .\nHalk Liderleri ÖNCÜ BÜYÜKLERİMİZ KAPTAN! .\nBen; LİDERLERİMİZİN KULU ve KÖLESİ BİRİ! .\n{23 Mart 2013 Cumartesi 17:48:32}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.021 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nMotive Et; VATAN SATHI BAŞARISI: İNSANI! .\n\nKavgaya değil, mücadelelere gir insanca! .\nKendinden bir umut kat VATAN SATHI İÇİN! .\nKendinden bir can kat; VATAN SATHI İÇİN! .\nSevgi der, sevgi sun; VATAN SATHI ADINA! .\n\nBugün; MUTLU PAZARTESİ ŞAFAĞI YİNE, BAK! .\n{25 Mart 2013 Pazartesi 03:53:29}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.023 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n“ALLAH” Demek İstiyorsan ACIDA DERİNLİK! .\n\nAz önce dizimi kırdım, oturdum düşündüm! .\nRahatsızlığım var! . Ağrıyor dizim benim! .\nDoğrulurken oturduğum yerden, diz ağrılı; \nBir “ALLAH” dedim: DERİNLİĞİ GÖRDÜM ben! .\n\nYani Ağrıyan Yerimizdedir CANIMIZ, İNAN! .\nBir yerin ağrıdığında; “ALLAH” de: O An! .\nBedeninin tüm hücreleri ile; “ALLAH” De! .\nACI ile; Bir “ALLAH” DE: TANI DERİNLİĞİ! .\n\nAğrısız Beden İle; DİL UCUYLA: SESLENİŞ! .\nŞu MUTLU PAZARTESİ ŞAFAĞINDA SES VERSEN! .\nBir “Allah” Desen Tüm Hücrelerinle Aşka! .\nVATAN SATHI DA, SEN DE NASİPLENSEN AŞKA! .\n{25 Mart 2013 Pazartesi 04:22:38}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.024 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nŞükür; Ortalığı Karıştırmadan: Paylaşım! .\n\nKendi halini anlat; nasıl yaşıyorsundur? .\nKitapların hepsi ile tutun yine aşklara! .\nSevgisiz bırakma kitaplarımızı! Oku sen! .\nYeni bir not defteri, yeni bir kitap an! .\n\nYazarak okumayı dene; kalıcı olsun anın! .\n{25 Mart 2013 Pazartesi 04:34:41}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.022 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nVATAN SATHI BÜTÜNLÜĞÜ BAŞARISINA SEN OL! .\n\nPaylaş sevgi dolu kalbini insani azimle! .\nPaylaş saygı dolu kalbini insani azimle! .\nBir anlayanın olur elbet! . Bırakma aşkı! .\nBir dinleyenin olur elbet! Bırakma aşkı! .\n\nMutlu Pazartesi Şafağı Sana, Bana, Bize! .\n{25 Mart 2013 Pazartesi 04:04:06}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.027 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nDerde Derman Olacak Sensin Yine AŞKLARA! .\n\nÖncelikle kimi arayacağız iyi düşünmeli! .\nSonra, onu mesleğinin inceliğinde: tanı! .\nYazarını arıyorsan; YAZAR SEN OLACAKSIN! .\nOkuyucunu motive etmek senin hünerindir! .\n\nBen; seni arıyorum, elde kalemle azimli! .\n{25 Mart 2013 Pazartesi 05:25:39}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.026 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nDerinlik Sevdalı Okuyucusu Olarak Değil! .\n\nDerinlik sevdalı olursan hırslı olursun! .\n“Daha derin, daha derin” derken; yalnız! .\nYalnız kalırsın derinliklerde ve acılar! .\nDerinlik değil, dost sevdalı; olacaksın! .\n\nDost; hangi derinlikte: mutlu pazartesi? .\nMutlu pazartesi diyebildik mi ŞAFAKLARA! .\nDOST; MESAİ BAŞLANGICI ŞU ANDA SIĞLIKTA! .\nHep; DERİNDE GEZERSEN; DOSTU GÖREMEZSİN! .\n\nAşağıya ve yukarıya, derinliğe, sığlığa! .\nArkaya ve öne, ileri uca, geri uca Dost! .\nSağına ve soluna, kanatların; genişliği! .\nYani güzel dostu; ARAŞTIRACAKSIN ŞAFAĞI! .\n\nŞu şafak; MUTLU PAZARTESİ, MESAİ ŞAFAĞI! .\nHAYDİ MESAİ BAŞLANGICI HAYIRLARA VESİLE! .\nÖnce ekmek için mücadeleni ver! . Tokluk! .\nKarın tokluğu ile oku kitaplarını daima! .\n{25 Mart 2013 Pazartesi 05:11:48}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.025 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nKitap Okuyucusu Duyarlılığa DERİNLİKLER! .\n\nBir cümle ile NERELERE TUTUNABİLİRSİNİZ? .\nDerine inerek; HANGİ CANA ULAŞABİLİRSİN? .\nHer okuyucu ile; farklı bir izlenim var! .\nSenin derinliğin, benim derinliğim; var! .\n\nDerinlik ayrıntıları KAVGALARA DURMASIN! .\nSen ve Ben KAVGA İÇİN DEĞİL, BİRLİKLERE! .\nSen ve Ben MÜCADELEDE; DİRLİKLERİ ADINA! .\nOKUMAK; NE ANLAMA GELİYOR: KAVGALARA MI? .\n\n“OKUDUK ve BİR OLDUK! .” Demeler yakışır! .\n{25 Mart 2013 Pazartesi 04:45:35}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.028 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nAnlaşılmayı Da Umut Et Anladığınla Dost! .\n\nAnlaşılmayı beklerken; anladığın umudun! .\nAnlaşılmayı beklerken; yorgunluktur aşk! .\nAnladığın; aşklarına dermanındır unutma! .\nŞimdide anlaşılmak da güzel, anlamak da! .\n\nAnlaşılmaya ve Anlamaya dengelerini bul! .\n{25 Mart 2013 Pazartesi 05:34:48}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.036 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nSanat Hırsızı Demesinler Diye Düşünüver! .\n\nBu kırkıncı sayfamın anlatısıdır inanın! .\nKitabımı; olduğum gibi basıma sunacağım! .\nBu metinlerimin adına “ŞİİRSEL DENEMELER”\nKafiye değil, mana aranmalıdır, metinde! .\n\nBen; kendimi ifade etmede: bu yol nasip! .\nKimseciğin kalbini kırmak istemem artık! .\nBenim sanat için yapabildiğim bunlardır! .\nBiraz insanlık, biraz; sanat kap çizgin! .\n\nYani bu dizeler belli bir harf sayısına! .\nDizeler; boşluklar dahil 41 harf işleme! .\n“MAŞALLAH” Demek ve Dua Almak İstiyorum! .\n“İNŞALLAH” demek ve paylaşımda kalmalar! .\n\nMetnimde YETMİŞ BEŞ MİLYON UMUDU YAZMAK! .\nİnşallah, nüfustan okuyup, isme adanmak! .\nSevgi; bir adanma: en iyisi olsun, diye! .\nBir önceki dizede ışık; Doğan CÜCELOĞLU! .\n\nAdanmanın sonu nereye varır ALLAH BİLİR! .\nCan korkusu taşımadan Öğretmenlerim ile! .\nAdını saymam gereken; YETMİŞ BEŞ MİLYON! .\nSIRA ile SAYACAĞIM İNŞALLAH; VATAN İÇİN! .\n\n{Yazan:Kemal KABCIK - ANTALYA - 25.03.2013 20:53}\n\n(MUTLU PAZARTESİ GECESİNİ; OSMAN ÖZTUNÇ AĞABEYİMİZİ DİNLEYEREK ve AYNI ZAMANDA DA YENİ ŞEYLER KALEME ALARAK, VAKTİMİ DEĞERLENDİRİYORUM! . SAYGILARIMLA! . ŞU AN OSMAN ÖZTUNÇ AĞABEYİMİZİN \"GERİ DÖNMEDİ! .\" ADLI ŞARKIMIZI DİNLEMEKTEYİM! . İYİ Kİ VARSIN; TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ DUYARLILIKLARI! .)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.046 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nBüyüklerinin Öğüdü ile Kendi Rotanı Seç! .\n\nEn kestirme yol; tecrübesini kazandığın! .\nBir yol; tecrübe ile mana kazanır daima! .\nBin sefer aynı yoldan geçip, bilmez isen; \nTecrübe kazanamazsan ayak yorgunluğudur! .\n\nDüşünmeden adım atan olduğu yerde sayar! .\nYani; kırk yıllık hayatınla ne öğrendin? .\nKırk yıldır; evinin yolunda ilerleyenler; \nEv halkına yeni selam bulmaz ise düşkün! .\n\nSelam; Alemler Rabbi Allah’ın: Rızasına! .\nSelam; Rabbimizin Rızası İçin Verilmeli! .\nBu sayede ev halkı ile sen de umutlusun! .\nŞimdi bul; kendine özgü selamını: yaşat! .\n\nEy Oğul; Selama Örnek Büyüğümüzü Unutma! . \n\n{Yazan: Kemal KABCIK - ANTALYA - 26.03.2013 17:50}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünceler",
        "poet": "İbrahim Kılınç",
        "poem": "\n\nİlk çocukluk yıllarımdan \nAklımda kalan\nFırsat bulup oynamayı düşünürdüm\nGönlümce\nYıllarla düşünceler de arttı\nOkula başladım dersleride düşündüm\nİlk orta lise derken\nGüzellerde girdi düşüncelere\nBaşlayınca yüksek okul \nAskerlik iş\nDüşünce dünyamda\nYerlerini aldılar\nYıllar geçtikçe düşünceler hep arttı\nYaş elliye yaklaşıyor\nSaçlarda aklar\nYüzde çizgiler\nArtık düşüncelerin arasında\nÖlümünde yeri var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.048 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nBendeki Sevgi Bana Sabrı Öğütlüyor İnan! .\n\nEn zorlu öğüdü olarak bilirim sabırları! .\nSabrı her insan tavsiye ediyor her daim! .\nSabırda bulabileceğini satırlarda arama! .\nŞu metnim sabır ürünü, şimdi yine sabır! .\n\nSatırlarda nelere sabır edeceğini öğren! .\nSatır satır, sabırlarımızı nakşetsek biz; \nNeye, nasıl sabır gösterdiğin önemlidir! .\nKırk yıl sabretsen; kırk yıl daha ister! .\n\nZaman yine sabra çağrı: hakkıyla manaya! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünceler 4 Direnç",
        "poet": "Jale Kozkaman",
        "poem": "\n\nYaşadıklarının tesadüf olduğunu düşünüyorsan fena halde yanılıyorsun.Herşey mükemmel şekilde planlanmıştır söyleyeceğin sözler bile.Ferdi iradeni kullandığında değişir plan ve başka bir plan devreye alınır.Külli iradeyle bütünleştirmektir amaç.Tüm olasılıklar hesaplanmıştır.Tek çıkış yolu akıl,vicdan ve şuurla hareket etmektir.Yaşadığın gerçeklikteki sıkıntıların değişime gösterdiğin dirençlerin yüzünden...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.057 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nBarış MANÇO Gönüllerin CUMHURBAŞKANIDIR! .\n\nBarış MANÇO Efendimizden; önemli önerisi:\n“CUMHURBAŞKANI; HALK İÇİNDEN BİRİ OLSUN! ”\nBen anlayabildiğimce sözünü ifade ettim! .\nBüyüklerimize danışıp öğrenmeli, aslını! .\n\nBarış MANÇO Efendimizin gölgesinde aşık! .\n\n{Yazan: Kemal KABCIK - ANTALYA - 27.03.2013 13:50}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünceler 5 Büyüyebilmek",
        "poet": "Jale Kozkaman",
        "poem": "\n\nBazıları çocukluktan itibaren korku ile sindirilmiştir.Büyüdüklerinde de durum değişmez. Konuşmaya korkarlar (biri azarlar diye) , karar vermeye korkarlar (bak gene yanlış karar derler diye) , adım atmaya korkarlar (yargıyla bakan gözleri görmemek için)    ve bitmez korkmaları. En önemlisi büyümekten korkarlar.Çünkü alışmıştırlar onların adına konuşacak, onların adına karar verecek ve onların yerine adım atacak birilerinin olmasına.Kendileri olmayı hiç başaramamıştırlar.Artık büyüyün ve biran önce kendi ayaklarınız üzerinde yürümeye başlayın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncedeyiz, Düşünürlerleyiz; ANADOLU İÇİN! . = 000.035 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nGücü ve Kudreti Yetendir O; Görev Verir! .\n\nO’nun zamanından kalma azim yürür daima! .\nO’nun zamanından kalma merhamet kalemle! .\nO’nun zamanından kalma nizam VATAN İÇİN! .\nO’nun zamanından kalma cesaret; gönülle! .\n\nVatan Sathı Topraklara değil O’nun gözü! .\nGönüllere talip bir insancıl karakter O! .\nO’nun zamanında çağ kapandı, çağ açıldı! .\nO’nun zamanında; halkla, iktidar uyumlu! .\n\nŞu an aynı hassasiyete yürüyoruz bizler! .\nHalk ile iktidar; gönüllere talip: dost! .\nO Dostluğun yerini tutamayız mücadelede! .\nO dost kudretini paylaşır insanlık için! .\n\nO Dostun Öğretmenleri de Aşk ile Kudret! .\nŞu an beni rahatlatanı; Doğan CÜCELOĞLU! .\nBir öğretmen ve bir öğrenci uyumu; olsa! .\nBir motivasyon ve bir harekat olsa aşka! .\n\nBana Doğan CÜCELOĞLU Öğretmenim örneğim! .\nGörevimi bilsem; ölüm korkusu yaşamasam! .\nBir ben miyim; SAVAŞÇI kitabına düşünen? .\nBen; kendim olarak ne yapabilirim aşkla? .\n\n{Yazan:Kemal KABCIK - ANTALYA - 25.03.2013 20:25}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünceler",
        "poet": "Ali Kemal Turan",
        "poem": "\n\nKıyıdan seyrediyorum şimdi; \n   biteviye akıp giden yaşamı...\nMaç yapılan bir saha kıyısında,\n   oyuna girmek için,\n      ısınma hareketleri yapan bir oyuncu gibiyim! ...\nİçimde büyük bir özlem,\n   İçimde hasret,sevgi...\nBilmem ki acaba; \n   geçermi bu günler? \n      geçermi ki? \n*      *       *          *       *\nDüşkünüyüm şimdi yaşamın,\n   tepesini bulutlara vurmuş dağların,\n      dağlardaki karların,\n         kırlardaki otların,\n           başak vermiş tarlanın,\n              doğa,nın düşkünüyüm! ...\n*       *         *        *          *         *\nŞartlar ve yürek; \n     bir gün elverir de,\n       bunca zorluğu altederse; \nAtabilirsem kendimi yaşamın içine,\n    alabildiğine özgürce...\nBırakacağım kendimi doğa,nın akışına,\n    seyrine....\nGötürsün beni! \n    nereye götürürse! ....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünceler",
        "poet": "Kemal Tekir",
        "poem": "\n\nZihnimizde düşünceler,\nGece gündüz dans ederler.\nDüşüncenin kalitesi,\nBaşarının, güvencesi.\n\nZayıftır bazı zihinler,\nZayıf olur düşünceler.\nZayıf davranış üretir,\nZayıf olan düşünceler.\n\nYaşantında değişiklik,\nYapmak istiyorsan sen de.\nOlumsuz düşünceleri,\nSil zihninden bir an önce.\n\nBaşarı istersen eğer,\nDüşüncene özen göster.\nDisiplinli zihinlerde,\nGerçekleşir, mucizeler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünceler",
        "poet": "Yaşar Çiçekoğlu",
        "poem": "\n\nDüşünceler\nGün ışığı hoş geldin\nsarı lacivert\nturuncu rengin\nbütün dünyayı önüme serdin.\nne güzel! .\ncan\nyar\ndost\narkadaş\nhep bir arada.\nara sıra da\nkara bulutlar görünür gözüme\ndalmışım\nrüyalarıma girmiş düşünceler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünceler;",
        "poet": "Doğan Kılınç",
        "poem": "\n\nMahlas(Karanlık)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünceler Ardından",
        "poet": "Mehmet Bozkurt Esenyel",
        "poem": "\n\nÖmrümüz uzanır yıllar boyunca\n     Teselli bekleriz her fani günden.\n     Ümitler peşinde koşarız..Neden? \n     Neş' eyi ararız acı duyunca.\n\n     Ufuklar ardına giden yol uzun\n     Sonsuza hasretiz öyleyse niçin? \n     Takılıp ardına bir pembe hiç'in\n     Tutmuşuz yolunu hep ruhumuzun.\n\n      Günler gelir, geçer, yıllar tükenir.\n      Huzuru ararız pembe şafakta,\n      Gönlümüz  takılır, kalır uzakta,\n      Beyhude bekleriz doğmaz o fecir.\n\n      Emelden beklenen sükun yalandır,\n      Mutluluk faniye çocuk rüyası,\n      Öpelim huzuru, atalım yaşı,\n      İnsana teselli; elde kalandır.\n\n                                              Mehmet Bozkurt Esenyel\n                                                     Edirne- 1950\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncelerim",
        "poet": "Fatih Mehmet Postallı",
        "poem": "\n\nKayboldum düşüncelerimin içinde,\nBuğulu bir denizde yüzer gibi.\nNereye baksam karanlık,\nNe bir yol var, ne bir işaret.\n\nEtrafım buğulu ve karanlık.\nYol gösteren yok, kaçış yok.\nNereye gidersen git,\nNe kadar çabalarsan çabala,\nAynı yerdesin, değişen birşey yok.\n\nEtrafımda ne bir yol,\nNe bir işaret.\nSadece ben, karanlık\nVe düşüncelerim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncelerdeyim",
        "poet": "Özay Karakuş",
        "poem": "\n\ngeciyorum yine aynı dar sokaklardan \nher gece olduğu gibi düşüncelerde \nbak yine beyazlandım şakaklardan \nher gece olduğu gibi düşüncelerde \n\nağır aksak adımlıyorum kaldırımları \nher gece olduğu gibi düşüncelerde \nsağır kör yudumluyorum yıldırımları \nher gece olduğu gibi düşüncelerde \n\nsonu olmayan belirsiz olgulardayım \nher gece olduğu gibi düşüncelerde \nyıpratılmışım belgisiz bulgulardayım \nher gece olduğu gibi düşüncelerde \n\n------------münhasıran\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünçelerim Bambaşkaydı",
        "poet": "Selma Liman",
        "poem": "\n\nbugün benim düşünçelerim bambaşkaydı öyle derindi ki kendimi kocaman bir kuyudaymışım gibi hissetiyordum. o kadar derindi ki, düşünçelerim ve hayellerim ben çok büyük düşünçelerin altına giriyordum. taki düşünçelerim ve hayellerim gerçekleşene kadar, biliyordum gerçekleşmiçek fakındaydım benim güneşim sanki yoktu. ve varsa bile sarı değildi, rengine karanlık düşmüştü içime vede düşlerimde karanlık vardı. ben ise onu aydınlığa çevirmeye çalışıyordum, ben düşlerimde aradım güneşimi ve rengini.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncelerimden Düşlerime",
        "poet": "Birgül Beyaz Pulat",
        "poem": "\n\ndüş(ünce) lerimin en kuytu yerlerinde sakladım gözlerini\nne zaman geldi gönlümün hüzün mevsimi\nçıkarıp baktım gizliden,\neğer bir gün sonbahar gelip te\ndüş(üp)  kırılacaksa yaprak misali \ninceldiği yerden,\ncanım yanmadan, \nçık düş(ünce) lerimin içinden\n\nSöke Noter 1022/3109\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncelerim",
        "poet": "İsmail Aydoğmuş",
        "poem": "\n\nEy gafil! \nDiyorsun ki bana\nDüşünme! \nSöyleme doğruları..\nGerçekleri.\n\nEy gafil! \nYoksa eğer\nDüşüncelerim.\nGeriye kalır\nİçgüdülerim\nDürtülerim.\n\nEy gafil! \nHayvan değil\nİnsansam eğer\nBeni ben yapar \nDüşüncelerim.\n\n(20 Haziran 2006\nSalı\n11:30)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncemde Atatürk",
        "poet": "Muhsin Durucan",
        "poem": "\n\nAsırlık zincirinden ulusu kurtaran o\nÖzgürlük bayrağını yükseklerde tutan o\nOnunla esenliğe ulaştı güzel vatan\nSevgisi içimizde, özümüzde yanan o.\n\nŞiirlerde, şarkılarda, marşlarda Atatürk\nYürekte duygu duygu her atışta Atatürk.\n\nÜlkemiz esintinle dalgalı bayrak bayrak\nKol oldu, kanat oldu devrimler yaprak yaprak\nGençlik, emanetini canı bilip koruyor\nYıllarca, asırlarca kutsal görev sayarak.\n\nŞiirlerde, şarkılarda, marşlarda Atatürk\nYürekte duygu duygu her atışta Atatürk.\n\nSıcacık bakışınla olumsuzluklar erir\nAtatürkçü düşünce, toprağında kök verir\nBilimi, uygarlığı ta yürekten duyarak\nDamarlardaki kanda kemalizm güçlenir.\n\nŞiirlerde, şarkılarda, marşlarda Atatürk\nYürekte duygu duygu her atışta Atatürk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncesiz Yarim",
        "poet": "Ersin Karaca",
        "poem": "\n\nHiç düşünmedin! \nHer gece o kuş tüyü yatağında\nDertsiz, tasasız\nMışıl mışıl uyuduğunu.\n\nHiç aklının ucundan geçmedi mi? \nRüyalarının niye bu kadar güzel,\nGecelerinin bir kuş tüyü kadar\nHafif olduğu,\n\nDüşünseydin eğer,\nBelki anlardın,\nGecelerinin yükünü benim çektiğimi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşündükçe",
        "poet": "Cuma Soylu",
        "poem": "\n\nDÜŞÜNDÜKÇE \n--------------------------\nKızıldağ coşkun akar sert suları\nKöse dağı bitmez senin dumanı \nBey dağının boldur yeşil çimeni \nDüşündükçe sardı beni dert keder\n-------------------------------------------\nÇengelli dağının karı asla erimez\nDuman çöker o sisten görünmez\nDeli dağ Divriği ye geçit vermez\nDüşündükçe sardı beni dert keder\n--------------------------------------------\nİlkbaharın çiğdemler çiçek açınca\nKarlar eriyip çaltı o çayı coşunca\nBarajlar dolup ta toprak doyunca\nDüşündükçe sardı beni dert keder\n--------------------------------------------\nKorkardık ki kenarına varmaktan\nCoşar çağlardı nehirler ırmaklar\nKurudu gözeler akmaz o pınarlar\nDüşündükçe sardı beni dert keder\n---------------------------------------------\nSoylu çobandım su göze arardım\nHer gözeye ayrı kazma sallardım\nSararmış dala çömleğimle sulardım\nDüşündükçe sardı beni dert keder\n---------------------------------------------\nHalk Şairi Cuma soylu.04.09.2014\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşündüğüm dünya",
        "poet": "Sümer Küçük",
        "poem": "\n\nBana\nDünyanın,\nBütün yiyeceklerini\nGetirin,\nDosluk aşı\nYapacağım\nVe\nBana\nDünyanın\nBütün çocuklarını\nGetirin\nYesinler,\nDostca, kardeşce\nBarış içinde\nBüyüsünler...\nVe\nDağılsınlar\nDünyanın her yerine\nDostca, kardeşce,\nHep barış içinde\nYaşasınlar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşündükçe",
        "poet": "Zeki Çalar",
        "poem": "\n\nÇok düşünme şair derler,\nDüşündükçe yaşıyoruz.\nDüşüncenin sınırı yok,\nDuvarları aşıyoruz.\n\nİnsan beyni bir kâinat,\nOrda doğar fikir, sanat,\nHaksızlığa, zulme inat,\nDüşündükçe coşuyoruz.\n\nBiz nereden geliyoruz? \nHangi yöne gidiyoruz? \nNe bıraktık geleceğe? \nDüşündükçe şaşıyoruz.\n\nZaman, mekân ve boyut var,\nHem somut var, hem soyut var,\nHem endişe, hem umut var,\nYarınlara koşuyoruz.\n\nGörüyoruz durumları,\nYapıyoruz yorumları,\nEn karmaşık sorunları,\nDüşündükçe çözüyoruz.\n\n20 Haziran 1995\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünceler üzerine deneme... / düz yazı",
        "poet": "Mehmet Halil",
        "poem": "\n\nTembel insan kendini yormak istemez, her zaman hazıra konmak ister. \ndüşünce alanında da aynı, arzu, şehvet, duygular, içki, eğlence daha çok \nilgisini çektiği için, aklını, zekasını da yormaz. Bu nedenle, daha çok, aklına yatan, işine gelen hazır düşünceleri, onları araştırmadan kabullenir, bu kabullenme, internetteki piksel sayısını, hayattaki tekrar sayısıyla eşitlersek, \n(ona çok benzer)   zaman geçtikçe, tekrarı arttıkça veya yüksek sesle söylendikçe onların kafasında daha netleşmiş olur. Daha belirginleşmiş olur. \nartık ondan başkasını görmez. Örnekleri: ikiyüzyıldır bu kadar insan buna inandığına göre, ben onlardan daha iyi mi düşüneceğim... Bunun fiyatı bu kadar yüksek olduğuna göre, vardır bir hikmeti, neden kaçırayım? Bu kadar insan bunun peşinden gidiyorsa boşuna değildir, ben neden üç beş kişinin \ntemsil ettiği guruba gireyim... Kaç yüz yıllık devlet, en bilgili adamlar başında olduğuna göre neden devletin başındakiler doğru olmayacakmış? Bu kadar yüzyıl kadın için şeytan denilmişse, bu boşuna değildir. Hele tanrıların kitabı da böyle yorumlandıktan sonra, var düşün ötesini... Bunun ardında tabi ki... içgüdüsel olarak güce tapınç da vardır... Her zayıf insan aklını iyi kullanamazsa ki, zayıflığın en büyük sebebi de zaten budur, mutlaka kendinde olmayan, kendinde eksik hissettiği yanlarını başkasında görünce hayranlık duyar. O gücün karşısında erir. Çoğu zaman onun ekseni etrafında dönüp durur. Bütün çektiği sıkıntılara, yediği sopalara rağmen kocasının kulu kölesi olan kadınlar gibi... İşverenin bütün baskılarına rağmen onun ispiyoncusu olan işçiler gibi... Emperyalizmin bütün sömürüsüne karşın, onsuz adım atmayan bazı devletler gibi... daha da uzatılabilir. \n    Ayrıca yine kolaycı insanların, ne kadar okumuş olursa olsun, işlerini iyi yapma uğruna, bol para kazanma, rahat yaşama kavuşmak için, toplumu aldatmada, zenginden yana tavır alması gibi... \n    Bunar kökten çözülmeyi bekleyen sorunlar. Kökten çözüm, kolay iş değil. \nÇözüm için radikal bir harekete geçildiğinde, çoğu yenilikçi, devrimci geçinenler bakarsın hemen karşı tarafa geçivermiş. Çünkü iş yapmak konuşmaktan çok farklıdır. Şansı açılmış, karşı taraftan iyi bir teklif almıştır.\niletişim kurumlarında, kitleleri kandırmak için güvenilir insanlar daha çok pirim yapmaya başlamıştır.\n   Yeniyi yapmak için eskinin yıkılması gerekir. Yıkıma gelince, çok insanın rahatı kaçar, şöyle veya böyle, o yıkımdan korkar, o yüzden, yıkıma başlamadan önce yeninin somutlanması, belli ölçüde göz önüne çıkarılması gerekir. O yüzden denir ya 'yeni tanrılar çıkmadan eskileri yıkamazsın' diye... \nGüçlü ve zayıf arasındaki hiyerarşide en altta çocuklar ve kadınlar kalmaktadır. O yüzden değilmi ki ikiyüzlüce, en fazla kullandığımız, en fazla çalıştırdığımız kadına en çok sevdiğimizi söyleriz. Ama hakka gelince kadının doğru dürüst hakkı bile yoktur. En çok çocuklar istismar edilir, büyükbaşlar nereye gitseler çocukları kucaklarına alıp poz verirler, dalkavuklar da resimlerini çeker ve yayınlayıp övgüler düzerler. Ama çıraklıkta en çok çocuklar ezilir, savaşlarda en çok çocuklar ölür, açlıktan en çok yine çocuklar ölür. en çok sopayı çocuklar yer.. ves.. \n   Hiyerarşide onlardan sonra işçiler ve köylüler gelir. Onlarda kendi aralarındaki tali çelişkileri yüzünden birbirini harcamaktan geri kalmazlar. \nhiyerarşideki bir üstlerinden gördükleri baskının acısın kendilerinden zayıf olan karılarından veya çocuklarından çıkarırlar. Ya da köylüler hayvanlarından da bu öfkeyi çıkarabilir. Ara yerde olmanın bu kadarcık 'avantajıdır' bu. \n    Ardından gelen küçük esnef, bütün gün hapsolduğu işyerinde, kendi sorunlarından başkasını görecek durumda değildir. \n    İşte bu alt tabakalar kendi aralarındaki küçük çelişkilerin arasında boğulmuş giderken, kendi arasında kavgalarla, kendi üstlerindekinin, kendi cebindeki elini görmez. Gözlerine çekilen perdeyi görmez, ya da gözleri hiç açılmamıştır, öyle bir perdeye de ihtiyaç duyulmamıştır. \n   İşte bu basit nedenler, basit olmayan çok cidi sonuçları doğurmuş ve beslemiştir. Bu nedenle en zenginlerin sayısı günden güne azalmış, güçleri de günden güne artmıştır. En zayıfların ise sayısı günden güne artmış, gelirleri ise günden güne azalmıştır. Bu gün en zengin %20 ile en zayıf %20 arasındaki fark 250 katlara çıkmışsa bundandır. Güçlü gücünden %3 ayırdığı zaman fakirler için mükemmel at gözlükleri kullanabilmekte ve bu güçlerinin ve düzenlerinin sürdürülmesini sağlayabilmektedirler. TV'lerdeki diziler, Mafyaların eline düşen, spor etkinlikleri, seks panayırları, tüketim pazarları...\n   Fakirler ise, onların dayattığı eğitim sistemine sanat ve kültürlere, alıştırılmış, farklı kültürlerin ise, onların yanında samanlıkta iğne misali kaybolup gitmesi, gerçeklerin inanılmaz derecede yok sayıldığı bu günkü ortamı yaratmıştır. \n   Ama her şeye karşın bir gerçek, birçok yalanı bir anda silip atacak kadar güçlüdür. Rahata düşkün olanlar için bu gerçekler her ne kadar acıtıcı olsa bile, geleceğimiz ve çocuklarımız torunlarımız için korunması kaçınılmazdır. \nSayısal olarak çok olan ama ekonomik olarak zayıf olan, kesimin sayısından gelen güçlerini birleştirerek ve üretimdeki önemli foksiyonlarından gelen güçlerini (Her ne kadar bazı aklı evveller gelişen tennoloji ile bunun yok olduğunu saysalar bile bu hala geçerli bir güçtür)   çok iyi değerlendirip, çarkı kendi lehlerine çevirebilecek güce sahiptirler. Ancak bunun farkında olan egemen güçler, bu birleşmeye karşı bütün güçlerini kullanmaktalar. İşte bilime değil de metafiziğe olan saptırmalar, geçmişten beri süregelen gelenekler ve bu geleneklere dayanarak alt kesim arasında keskinleştirilen bölünmeler. Buna benzer sürtüşmelerle gelişen ilişkilerin zayıflatılması, güvensizlikler. Güce tapınç, suni ayrılıklar... vs... \n   Mücadelenin ana hatları bu yapılanmadaki zayıflıkları gidermek doğrultusunda olmalı ve hemen yanlış gördüğümüz birini, aşağılayıp karşıya almak yerine yanlışın nerede olduğunu gösterip ikna etmeden yana bilincimizi kullanmalıyız. \n   Şu kesin ki bu yapılanma için insan aldanmamış olsa, mutlaka kendi çıkarının doğrultusunda tavır alacaktır. Bu gün bir kilo nohuta oy verenin, yarın cebinden, bunu on katıyla alacaklarını anlatabilsek, buna ikna olsa, hiç \noyunu verir mi? İşte bize de burada kavga etmeden birbirimizi iyi anlayıp, anlatıp, geleceğin temellerini oluşturacak birliktelikleri oluşturmak düşüyor. \n   Bu birlikteliklerin, bilime dayalı, özverili, sabırlı kadrolardan (doğru insanlardan)   oluşan bir üst kurulu...\n   Doğru insanların doğru kalabilmeleri için, doğru kadrolar tarafından denetlenmesi ve bu denetimden çıkan doğru ve radikal hareketlerin, umutsuz toplumlara güven vermesine şiddetle ihtiyaç vardır.\n   Yapmamız gereken bıkmadan usanmadan bu doğrultuda çabalamaktır.\n   Bu gün 'nasıl olsa sırtımızda yumurta küfesi yok, ben de istediğim gibi davranırım'' diye düşünürsek, hiçbir zaman sırtımıza yumurta küfesini alamayız.\nHepinize sevgiler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünceye  Tutulmak",
        "poet": "Tuba Gürdere",
        "poem": "\n\nEn gerçek özünle yalnızlığa sarıldığında ve bir dağ başında yalnız gibiysen eğer bil ki oradan mutlaka bir çam kokusu duyacaksın. İşte o an, yağmura dokunmasanda düşüncene tutulacaksın. Düşüncende arınıp, en gerçek düşüncelere akacaksın.\nYağmurlarca karışmak yaşama.\nYaşamak o tek tanenin derinliğindedir. Bir bütüne akmak gibi görünen özünden ayrı düşen. Kimi zaman en yüzeysel kimi zaman en derinlikten bütünlenen.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüncelerinin Önünde",
        "poet": "Halit Mehdigil",
        "poem": "\n\nAydın düşüncelerinin önünde,\n Çiçek sergimi açsaydım.\nDuysaydım kollarının sıgınmacını,\nBırakırdım yelkenimi enginliğine.\n\nBir inancın üstüne neler vermezdim ki,\nTırnaklarıma kadar ruhunun olurdum.\nSeni dinmek,dinlemek sonsuz olurdu.\nYeterki bir katre gözyaşım olsaydın.\n\nOnsekiz yılımın dalı, budağı\nİki kuzumuzun gülü, yaprağı,\nGeçmişimin  pınarı, âtim odağı,\nSusmayan kalbimin en son otağı.\nSen süren yaşamımın bir tanesisin.\n\n(Biricik eşime anneler Günü nedeniyle armağan ediyorum)   \n\n(Burada 'sığınmaç 'sözü duygularımdan döküldü,dokunamadım duygularıma.Dizedeki anlamı dilimizde olup olmadığını bilmediğimden yanlış kullanmışsam okuyuculardan ve çok sevdiğim dilimden özür dilerim.)   \n\nDeltaseiks-57\n19.05.2006\nBursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşündüklerim, ürettiklerim hüzünlerim",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nBaşkalarının yüzlerinden veya arkalarından, açık, açık veya kinayeli sözlerle yaşam biçimlerini, tasvip etmeyip fikirlerini beğenmediğimizi izhar etmediğimiz gün, başkalarına da yaşam hakkı, istediği bir yaşamı seçme hakkı tanıdığımız gün sınırlar kalkacaktır.\n\nBunları sözle  davranışlarla vücut dili ve mimiklerle  insanları farklılıklarından dolayı aşağılamayıp, hor  görmediğimizde, yazılarla, bildiriler  ve dayatmalarla onları bizim gibi davranmak, düşünmek mecburiyetlerinin olmadığını sağlam kafa  ve hoşgörü ve  sevgi ve saygıyla karşıladığımız gün sınırlar kalkacak barış gelecektir\n\nÇünkü gelişmiş toplumları olan bir dünyaya barışın gelmesi gecikmeyecektir.\nTahammülsüz insan yanlış yapar, sabırlı insan kazanır, bu arada sabırlı olmak eli kolu bağlı oturmak olmadığı gibi, her durumda iş işten geçmiş hallerde adama atı alan Üsküdar'ı aştı. Sen neredeydin kardeş derler... Çalış senin de olsun! Nazar etme n'olursun\nYüksel Nimet Apel\n\n25/Ekim/2014/Cumartesi/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşündükçe Düşüneceğim",
        "poet": "Eyyüp Sönmez",
        "poem": "\n\nBu gece o yeşil gözlerini düşüneceğim \nDüşündükçe düşüneceğim\nBu gece ağlayacağım\nAğladıkça ağlayacağım\n Bu gece yanacağım\nYanarkende yakılacağım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşündüklerim Yuttuklarım",
        "poet": "Abdullah Selçuk",
        "poem": "\n\nDüşünecek neyim kaldı diye düşünmekten bile kafayı yemek üzere olan bir insan oldum. \nAklıma sen de geliyorsun dertlerimden kalan zamanlardan demek isterdim.. Tüm derdim sen olmasaydın taa ki \n\nNe çok güldürmüştüm seni,ne çok ortak noktamız vardı.. \nBir hayata ortak olamadık ama.. \nAnlamını yitirmiş şeylerin sayısı daha fazlaydı. Vazgeçtiğim,unuttuğum ya da unutmak için yırtındığım.. \nSana dair olan herkes,her yer, her şey..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşündünmü",
        "poet": "Yüksel Çelik",
        "poem": "\n\nFakir fukarane yapar\nBu soğuk kış geceleri\nEvsizler ner de yatar\nBu soğuk kış geceleri\n\nSıcak yuvaya muhtaçlar\nEkmek bulamazlar açlar\nNerde nasıl kalacaklar\nBu soğuk kış geceleri\n\nKundaktaki bebelerden\nDüşkün yaşlı ninelerden\nYardım gelmez kimselerden\nBu soğuk kış geceleri\n\nKimse hak etmez bunları\nAllah yarattı kulları\nNe olacaktır halleri\nBu soğuk kış geceleri\n\nBiz evimizde donarken\nÇoğu şeyi beğenmezken\nBu yara böyle kanarken\nBu soğuk kış geceleri\n\nYokmudur hayır severler\nHer gün yeniyi giyerler\nBuna dayanmaz yürekler \nBu soğuk kış geceleri\n\n28 Ocak 2016\nYüksel Çelik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşündüm",
        "poet": "Ramazan Ulusoy",
        "poem": "\n\n19 Mayısı düşündüm 18 mayıs da\nGözlerimin kilidini açarak 2015 yılında\nDoğacak güneşimi göreyim\nSamsundan parlayacak şerefim.\n\n19 Mayısı merak ettim 18 mayıs da\nHiçbir güç kirletemeyecek ezelim de\nİsteseler de yetmiş iki düvelde\nYarınki doğacak güneşimi güzel Ülkemde.\n\n19 Mayısı görüyorum 18 mayıs da\nParlak güneşimin ortasında\nMavi gözlüm ışık saçıyor gençlere\nAy yıldızlı bayrağıyla sabahın seherinde.\n\n18 mayısın güneşi batıyor yedi düvele\n19 Mayısın güneşi doğuyor istiklale\nMavi gözleriyle altın sarısı saçlarıyla\nBandırma gemisinin güvertesinden öyle\nYine yakacak gençlik meşalesini, ateşiyle.\n\n18 0 5 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşündüm Unutabilmeyi",
        "poet": "Cemal Şimşek",
        "poem": "\n\nDüşündüm bütün gece\nDüşündüm seni unutabilmeyi\nİçki koydum kadehime\nO kahreden aşkını koydum\nİçtim zehir niyetine\nÖlmeyi bekledim bütün gece\nSensizliğin kollarında\nSabahleyin anladım hatamı\nSevdanı içmişim bütün gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşündüm",
        "poet": "Ayfer Artuç",
        "poem": "\n\n(düş)   düm\ndüş (ün)    ce ve gerçek \narasında bir hiçtim.\nbir mastürbasyonun depremi\nve  huzurun rehaveti arasında \ngittim- geldim\nruhumun sağanaklarında\n ıslandım..\ngüneş açtı\nkurudum..\nkışda, boranda fırtınada\n savruldum..\nçekti ayağımdan anaforlar\nkurtuldum..\ndüşündüm\ndüş(ün)   ce ve gerçek\n arasında bir hiçtim\n\n                            19-9-2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşündükmü",
        "poet": "Selvi Çelik",
        "poem": "\n\nHíc düsündükmü insanligimizi, cahilligimizi, gidecegimiz kara topragi.\nAhiret kapisina varinca sorulacak suali.\nYürürken düz yolda sirat köprüsünü nasil gececegimizi.\nAncak bildik günahi, sevabihic anlamadan.\nEzanlar okunurken heycanla kanimiz kipirdadimi? \nYalnizca bildik ekmeyi, suyu gelecek rizki\n nerden geliyor diye sordukmu? \nParalar gelince sevindik zengin askina düstük, olmayinca isyan ettik hep yakindik.\nBir lokma ekmege kanmadik istedik de istedik.\nEttigimiz dualarda af dilendik cok istedik.\nAma gercek olan ahireti unuttuk, cennet istedik.neyin karsiligi? \nCehennemden korktuk yol istedik neyin karsiligi hic düsündükmü? \nHayir düsünemedik düsünmedik yalan dünyada.\nAhiret korkusu hafif geldi.\nkalbimize nur gönlümüze ferah istedik.\nAncak af dilendik hic birsey vermeden karsilik bekledik.\nSorun iyice düsünün sorun kendinize.\nEttiginiz dualarda gercek hak olan payini.\nKalbinde olan MUHAMMAD ALLAH askini, \n gercekmi gözlerinizdeki parilti? \n        ne olur unutmayalam hakki, gercek olan yolu, \n        inancimizdan taviz vermeden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşündün mü?",
        "poet": "İshak Özlü",
        "poem": "\n\nKimi kalkmış cumhuriyeti yıkıyor,\nYerine şeriat devleti ilan ediyor.\nKimide doldurmadığı koltuktan,\nSarayburnunda yakamozlara bakıyor.\n\nBre cahil,\nATATÜRK olmasaydı,\nBaban kim olurdu? \nDüşündün mü? \n\nATATÜRK olmasaydı,\nEzan yerine,kilise çanları,\nNinnin olacaktı,\nDüşündün mü? \n\nATATÜRK olmasaydı,\nYurdun olmayacaktı,\nDüşündün mü?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşündün mü?",
        "poet": "Dursun Doğan",
        "poem": "\n\nEy azizim birgün fani dünyada\nÖleceğin günü hiç düşündün mü? \nOmuzlar üstünde tabut içinde\nOlacağın günü hiç düşündün mü? \n\nDaha dönemesin artık evine\nMünker Nekir gelir bakar davana\nMahşer-i alemde ulu divana \nGeleceğin günü hiç düşündün mü? \n\nKevseri canını Hak için adar\nMutlak herkes ecel şerbettin tadar\nBir ıssız mezarda mahşere kadar\nKalacağın günü hiç düşündün mü?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşündüren Barış",
        "poet": "Altay Taşkın",
        "poem": "\n\ngüneşin saçağından tutunmuş\naltın kelepçeli haykırışları\nbulutların ateşiyle dans\nmaviliğe çivi atlayışı\ndüşleri\nözgürlük bayrağı\nkuyruklu bir uçurtma\nrüzgarın avucunda\nkeskin kılıç\ngecenin karanlığı\nkırgın\naşkın kucağında\n\nAnkara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşündürdün",
        "poet": "Ahmet Canbaba",
        "poem": "\n\nDÜŞÜNDÜRDÜN      \n\nAkıllara  sığmaz  sonsuz  kavramda \nOlmayanı  düşündürdün  sen  bana\nAsık  yüzler  neden  dolmuş  çevremde\nGülmeyeni  düşündürdün  sen  bana\n\nAkıl  çekiç,  akıl  bilgi,  akıl  örs.\nDoğru  düşün  gitmesin  işlerin  ters.   \nHayatında  birçok  olaylardan  ders \nAlmayanı  düşündürdün  sen  bana\n\nSevmeyen,  gönülde  boylar  hapis i\nSevgiyle  kurmadın  dünya  yapısı\n Her  zorlu  işlerde  çıkış  kapısı \n Bulmayanı  düşündürdün  sen  bana\n\nÇalıştırır  insanın  ahmağını\nEksik  etmez  başından  tokmağını\nKomşusu  aç  yatarken  ekmeğini\nBölmeyeni  düşündürdün  sen  bana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüne",
        "poet": "Tahsin Koç",
        "poem": "\n\nTahsin derki düşüne düşüne\nGündüz hayalet gece düş’üne\nBu ilahi nizam nasıl kurulmuş\nBunu anlayacak akıl yok ki düşüne\n\nTahsin derki akıl gerek\nHer şeyi düşünmeye akıl gerek\nBir sinek nasıl yaratılmış \nBunu düşünmeye akıl gerek\n\nGökte bulut var bulut var\nİçinde nice nice umut var\nBazen sel olur büyük felaket\nCanlar için o bulutta rahmet var\n\nAnkara–06.07.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüneceksin! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nSEN ŞU AN; YAŞAMA HEVESİNDE! BEN YAŞATABİLMENİN HEVESİNDE! .\n\nSEN; DOSTLUĞA ÖNEM VER: PARANIN KİMDE OLDUĞUNA ÖNEM VERME! .\nSEN; CANINI MUHAFAZA ET! . CAN İNSANA VERİLMİŞ ve KIYMETLİ! .\nSEN DOĞRULARA KURBAN OL Kİ: YOLLARIN KISALARAK TÜKENMESİN! .\nYOL MU KISA? . ÖMÜR MÜ KISA? . KISSADAN HİSSE KAP Kİ: YAŞAT! .\n\n{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK - ANTALYA - ‎ 09 Mayıs 2012 Çarşamba 16:23:16 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünen Ağlar",
        "poet": "Aşık İsmeti",
        "poem": "\n\nÂşıkla mâşuktur su ile toprak\nBeraber yazınan kışınan ağlar\nMeyvayı saklıyan o yeşil yaprak\nDalında ötüşen kuşunan ağlar\n\nYolun kenarında duran insanlar\nAşkın lezzetine varan insanlar\nHakkı her zerrede gören insanlar\nİki gözlerinde yaşınan ağlar\n\nNere gider kimden kaçar kulları\nAcizdir herşeye naçar kulları\nKimin kapısını açar kulları\nİSMETİ gerçegi düşünen ağlar\n\n1986- Âşık İsmeti Sivas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düsünen İnsan",
        "poet": "Vahap Cevik",
        "poem": "\n\nDüsünen  insani,  anlamak  icin; \nNe  düsündügünü,  bilmek  lazim.\nBilmedigimiz  seylere,  düsman   olmadan; \nBir  kez  degil,  iki  kez,   düsünmek  lazim...\n\n 13/OCAK/2012  Solothurn\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünen İnsan",
        "poet": "Çağdaş Ötebay",
        "poem": "\n\nAkıl var oldukça, Gerçekler Sorgulanmaya Mahkumdur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünen İnsan; ÖĞRETMENİNE ULAŞABİLME ÇABASINDA! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n\"İYİ DÜŞÜN DOĞRU KARAR VER\" Adlı Kitaptan:\n\nGİRİŞİMCİ TUTUM: Kişi davranışlarını içinde bulunduğu koşulların ötesinde kendi istediği amaçları gerçekleştirme yönünde kullanma gücüne sahiptir anlayışını belirten tutum. Bu anlayışa göre, istersek çevresel koşulların ve onların uyandırdığı duygu ve heyecanların ötesine geçer, inandığımız ilkeleri davranışlarımızda yaşatabiliriz. { Kitap Yazarı: Doğan CÜCELOĞLU - Sayfa:332, Paragraf:11 }\n\n\"KEŞKE'SİZ BİR YAŞAM İÇİN İLETİŞİM DONANIMLARI\" Adlı Kitaptan:\n\nDEĞERLER KÜLTÜRÜ: Bir yaşam felsefesidir. Bu kültürdeki insanların yaşamında onlara pusula gibi yol gösteren değerler vardır. Önemli olan 'doğru olan'ın yapılmasıdır ve doğru olan, paylaşılan değerlerdir. { Kitap Yazarı: Doğan CÜCELOĞLU - Sayfa:193, Paragraf:13 }\n\n******\n\nDaima İyi Şeyler Düşüneceğiz ve Daima Kendimizden Önce Öğretmenimiz! .\n\nYetmiş beş milyonluk değerler kültürü bütünlüğünden bir parçayız hepimiz! .\nDüşüncelerle geçen ömrümüzden öğrendiğimiz; çok çalışmamız gerektiği! .\nSeverek çalıştığımız bir mesleğimiz olur ise; çalışmak ruhsal bir dinlencedir! .\nKitap okuma yolu ile; motivasyonumuzu kazanmalı ve ruhumuzu beslemeli! .\nÇalışabilmiş olmanın verdiği tatlı yorgunlukla; hayat manalı, öğrenci sevinçli! .\n\n{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK - ANTALYA - 23.11.2012 03:34 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünme",
        "poet": "Fazilet Buldu",
        "poem": "\n\nGel\nDüşünme\nNereye kadar sürer diye\nGel\nIşık ol karanlıklarıma\nYari ol gecelerimin\nDüşünme\nDüşünme sonu ne olur diye\nÜzülme\nBir başka acı beklemiyor seni\nBir başka üzüntü ve kederde\nSeni bekliyorum ben\nKarşıki umut tepelerinde\nDüşünme\nDoğru insan mıyım diye\nDüşünme\nYalnızca gel\nGel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünen varlıktır bu insanoğlu",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nDüşünen varlıktır bu insanoğlu \n\nCanlılar doğada eşit doğarlar\nBir hayvan türüdür bu insanoğlu\nPeki neden bir birini boğarlar\nDüşünen varlıktır bu insanoğlu\n\nHavada karada suyla yaşarlar\nYaşama hakkı var yürür koşarlar\nYaşayan canlılar hep çalışırlar\nEmeğin değeri var insanoğlu\n\nCanlılara kötü davranmak olmaz\nAcı çektirerek korkutmak olmaz\nAcıyla zalimce zulum yapılmaz\nVijdanlı vijdansız bu insanoğlu\n\nBilgiyi hizmete sunma görevi\nÖzgürce eğitim artar değeri\nDOST ŞEREF im yaşam hakkı gereği\nBir sosyal varlıktır bu insanoğlu\n\n27/02/2009\nDOST ŞEREF\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünme Bence ",
        "poet": "Gülten Alp",
        "poem": "\n\nBir kadının en tehlikeli yaşı gözyaşı.\nKalkar, yüzünü yıkar, aynaya gülümser.\nGerisini düşünme bence\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünme geride kalanları",
        "poet": "Özkan Aydın",
        "poem": "\n\nBak yalnızlık sana mutluluklar vaadediyor\nBırak git düşünme geride kalanları\nSolmuş çiçeklerle kaplı bir ağacın altında sabahlamak olsa da \nBırak git düşünme geride kalanları\n\nKabullen artık yoksunsun aile sevgisinden\nMutluluklar değil artık yaş akıyor gözlerinden\nKurtul artık içinde ki şu tılsımlı sesten\nBırak git düşünme geride kalanları\n\nUzanıp giden yollar ardında onları düşünecek olsan bile\nOlsun fikirlerini değiştiripte sakın onlara yenilme\nBu ne biçim talih deyipte taş atma sakın kadere\nBırak git düşünme geride kalanları...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünme Hiç",
        "poet": "Enis Özel",
        "poem": "\n\nDüşünme hiç sevdiğim\nMutluluk nerede diye\nSilinmez acılarla\nMutluluk burada yine\n\nUnutulup gitsekte\nSevmeyi bilmesek te\nMutluluk unutulmaz\nSevgiyle anlatılmaz\n\nYakarsan ara sıra\nAvuç açıp tanrıya\nMutluluk dilenilmez\nTanrıyla alınamaz\n\nNasıl anlatamazsam\nBiricik sevgilimi\nMutluluk tarifsizdir\nAnlatılmaz bir yeri\n\nMutluluk yanımdaysa\nŞu an benim kanımda\nPaylaşacak bir eş dost\nArkadaş arıyorsa\n\nSen işte yanımdasın\nHadi söyle duyayım\nMutlu musun sevgilim\nDünyaya haykıralım\n\nSeviyorum desen de\nSeni ölünceğe dek\nMutluluk ölümsüzdür\nSürer sonsuzluğa dek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünmeden",
        "poet": "Serkan Çardaklı",
        "poem": "\n\nneden söver insan hayata düşünmeden\nbu kadarmı nefret eder kendinden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünme Zamanı",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nVarsın kazdığı kuyuya ya kaysın kendisi\nBiraz debelensin içindir bu hoşgörü verisi\nYa da aykırılığı kurtarmak için uğraşı verdiği \nTürk milletinin dıştan havlayan içten tıslayan\nUç düşünürler örteneği bu Terörün bile\nKüreselleşmiş olduğuna göz boyama ile \nDökülecek hep kan, saçılacak zehir kalıyor\nİsrail Türkiye için bir tehlike mi? \nFilistin-İsrail bir savaş göstergesi değil ki veya Lübnan\nArap parasının da ortak olduğu suça yaltaklık olayı olur\nÜretilen silahın kullanılan aracılık alanı bu sadece…\n\nUygarlık yaratmak bizim hazinemiz iken iman gibi kudretli \nTürkün doğumudur düşünmek, gücü, izinde gideceği tarihi\n\nAmerika ve İsrail zaten kararlı yüze tükürülen yağmurun Bakteriler varlığı hep zararlı değil ya, düşünme zamanı bu\nİnsan bakterisi de belki zararsızlaşır bir adım uğruna umudu\nKüresel sermaye İsrail cinsli de satın alınan kültür mü olmalı? \nİnsanlığın satın alındığına da imza mı atılmalı? \n\nBelki uygar olmak, Uygurlar gibi bir yöntemle belki\nTartışma sanatı kazandırılarak konuşan bir Türkiye için\nAçılan bir çağın adı olmalı! Düşünme zamanı işte bu zaman\nÇağdaş bir istikbale yücelerek…\n\nSavaş, yaratılan bir olaydır, olaylar diplomatik de oynanır\nAteşe körükle gitme basitliğini olaya alet edecek \nOrdum mu var benim, \nYoksa ‘Benim’ diyen yüreklerimize mi duyarsız? \nKorkuyu biz yaşamadık ki yaşatalım\nKorkutanların cehaletine şaşarım! \nAsya ‘hep bir kere savaşır’ Ya istiklâl ya ölümdür tek adı\n\nHalkını eğitemezliği böyle başkasına yük etmek\nTarihler boyu bu yaşanmışlıkları bir usançtır insanlığa! Evet! \nVar daha düşünme zamanı, bu da bir nihayete varır elbet…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dusunmedinki",
        "poet": "Yüksel Akkas",
        "poem": "\n\nBir gun pisman olup geri doneceksin\nAffet beni diye yalvaracaksin\nAffetmeyecegim seni belki sevmeyecegim\nTerk ederken beni dusunmedinki\n\nBenden kacarken aglamadin\nSev deyince beni sevmedin\nGel deyince bana gelmedin\nBende seni bir gun unutacagim\nAdini bile anmayacagim\nSen  giderken beni dusunmedinki\n\n2 kasim sali 1999\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Yazgı",
        "poet": "Şahin Kabakuş",
        "poem": "\n\nİnsan kendi yazgısının tanrısıdır\nSen ne yaratmayı düşünüyorsan\nBahtına düşen de bil ki onun aynısıdır\n\n(23 Aralık 2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünmedinmi",
        "poet": "Ayhan Okumuş",
        "poem": "\n\nHatırla  başımı  göğsüne  yasladığım  anı\nSendin şu zavallı gönlümün bir tek sultanı\nGidişinle  öldürdün  sevgi   dolu   ayhan,ı\nElveda derken beni hiç düşünmedinmi\n\nYanıma gelmişsin bana veda ediyorsun\nAyrılmak bizim için tek kurtuluş diyorsun\nSen her şeye bir anda sonmu veriyorsun \nVeda ederken beni hiç düşünmedinmi\n\nArdına bile bakmadan uzayıp gittin\nŞu zavallı gönlümü yaktın kül ettin\nSevgi dolu dünyamı yerle bir ettin\nBırakıp giderken beni  düşünmedinmi\n\nÇok gördün be vefasız bana gülmeyi\nUmut la  bekleyip te  seni  sevmeyi\nBekliyorum çaresiz ben artık ölmeyi\nÖlüme iterken beni  düşünmedinmi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünmek",
        "poet": "Barış Akm",
        "poem": "\n\nDüşünmeye nereden başlasam\nYa da düşünmeye gerek var mı? \nBir adam kaç yaz ve kaç kıştır düşünüyor\nBaşının süsü kuşlar yıllar yılı \nGitse gidemez kalmak boyun borcu\n\nYeşil bir bahçe O'nun yeri yurdu\nNe ekmek ister ne su \nÜşümez kışları, yanmaz yazları\nMimarın biri doğurdu O'nu\nSavaşları ve Dünya'yı öğretmedi\nVe en mutlu O\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünmek",
        "poet": "Necip Fazıl Kısakürek",
        "poem": "\n\nBana biricik gıda, aç ve susuz düşünmek; \nSizinse düşünceniz, yemek, yatmak, eşinmek! \n\n1974\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünmek Gerek.",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nŞehit torunları, sana emanet,\nSahip çık onlara, etme ihanet,\nBaşında dönüyor, nice melanet,\nAsımın neslini, yaşatmak gerek.\n\nÇanakkale kutsal ruhta şahlanış,\nŞevki Şahadetle, tutuşup yanış,\nBu destana yetmez, kuru bir anış,\nOnu tüm dünyaya, tanıtmak gerek \n\nGeçmişle iftihar, gerekmez bize,\nDüşmanın önünde, gelmişken dize,\nHaşir günü onlar ne derler size,\nHer türlü hesaba bir cevap gerek.\n\nÇanakkale sade, bir destan değil,\nGörünen manzara, hiç güzel değil,\nBu fütursuz haller, hiç hayır’a değil,\nSorumsuz gidişe, dur demek gerek.\n\nHamaset hak değil, yoldan çıkana,\nTembel tembel yatıp çalım satana,\nBir nefeste, bin bir yalan atana,\nZorda olsa hakkı, anlatmak gerek.\n\nŞahlan umutlarla, yarınlar senin,\nGeçmiş ve gelecek, el ele verin,\nLiva-ülhamd altı, haşirde yerin,\nBu günden o günü, düşünmek gerek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "…Düşünmek İstiyorum….",
        "poet": "Mürsel Özdemir",
        "poem": "\n\nSanki Her Bir Yerin İçinde Varlık Ne Alemde Geçerli Her Bir Yerden Bana Doğru Gelmek İsteyeceğim Her Bir Yer İçinde Gelen Bu Güzel Duyguların İçinde Esas Duygunun Bize Doğru Sıçramaya Başladığı O Kadar Güzel Bir Havanın Nasıl Bir Yerde Ortaya Çıkacağı Düşünülecek Olursa İşte Biz Benimle Gelen Bu Duyguların Bütün Her Bir Hissiyatım İçinde Belirleyen Her Hayatın İçinde Öyle Güzel Bir Yerin İçinde Bizi Öyle Bir Yerin Ortaya Çıkaracağı  Bu Hayat Bizi Öyle Yerlerin İçinde Saklanacağı Bütün Her Bir Yer Belirli Yerlerden Kendisine Farklı Duyguların Beslendiği O Kadar Güzel Yerler İçinde Bunların Varlığı Belirli Yerlerden Olmak Üzere Bu Vücudu Kamilin Bizi Sorgulamaya Başladığı Bu Yerler Açılmaya Başlanıyor Öyle Bir Hayatın İçinde Dolaşıyorum Öyle Durak Yerleri Var Ne Güzel Seyahat Ediyorum Önüme O Kadar Güzel Yükselen Yerlerde Beni Bekleyen Nice Dünyaların Her Birisi Farklı Biçimlerde Öyle Yerlere Saklanıyorum Gözlerimde Sadece Benim Öyle Güzel Hayallerim İçinde Çok Değişik Dünyalar Sıralanmaya Başlıyor Her Birisi Farklı Bir Dizi İçinde Değişen Bu Havalar Öyle Bir Karışmaya Başlıyor Her Bir Yerde Geldiğim Her Bir Dünya Kendi İçinde Olmak Koşulu İçinde Olmak Varlığında Birden Öyle Yerlerde Sanki Her Bir Kesiti Onun İçinde Sanki Bir Hücre Gibi Kendi İçinde Kesitlere Bölünüyor Bunlar Kendilerine Öyle Bir Yol Buluyor Sonunda Geldiğim Öyle Güzel Bir Dünya Var Her Bir Yer Bütün Çizgileri İçinde Öyle Bir İletişim İçinde Kendisi İçinde Birikmeye Başlıyor Bunlar Kendilerine O Kadar Farklı Yollar Bulmaya Başlıyor Ama Yapılacak O Kadar Çok Şey Var Ama Bir Türlü Ortaya Çıkamayan O Kadar Değişik Biçimlere Dönüşmeye Başlayacak Olan Bu Yerleşim Biçimleri Öyle Fraksiyonlar İçinde Milyonlarca Şekillerde Ortaya Çıkmaya Başlayacak Öyle Bir Değişimden Sonra Bizi Öyle Bir Şekil İçinde Olmak Üzere Gerçek Varlığın Hazırlığında Buluşmaya Başlayacak Olan Her Bir Ortam İçinde Gerçek Bir Dünyanın İçinde Sürekli Başka Dünyaları Çağıracak Şekilde Burada Tamamlanacak Olan Bu Yapılar Sonunda Öyle Bir Yerin İçinde Saklanmaya Başlayarak Bunların Hayatları İçinde Öyle Bir Değişim İçinde Gerçek Rüyanın İçinde Bu Yaşamlar Arasında Öyle Bir Bağ Var Ama Bir Türlü Bulunamayan Bu Bağlar Kendisini Öyle Bir Bağlamaya BaşlıyorHer Bir Yer Sadece Bunları Kendi İçinde Tutmaya Çalışan Bu Dünyanın Varlığı Kendisini Öyle Yerlerin İçinde Kendisini Değişik Biçimlerde Vücudun İçinde Bulmaya ÇalışıyorHer Bir Yeri Sarmaya Başlayan Bu Hassas Dünyaların İçinde Kendisini Öyle Bir Yol İçinde Beklemekte Olan Öyle Değişik Biçimler İçinde Sıralanan Değişik Dünyalar Sanki Kendisinde Bir Yer BuluyorKoştuğum Her Bir Yer Bunun İçinde Bana Gülümsüyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DÜŞÜNMEK; İNSANA SUNULMUŞ, EN YÜCE İMKAN! . Düşündüğümüz Güzelliğin İnsanı Olabilmek İçin Çaba Sarf Etmeliyiz; VATANIMIZ UĞRUNA, ALTI MİLYARIN HUZURU ve UMUDU ADINA! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nPOTANSİYEL GÜCÜMÜZÜ GÖSTERMEK ZORUNDAYIM: VATAN SATHI DOSTLUKLARININ BAŞARISI ADINA! .\n\nBen; “SINIRSIZ GÜÇ” Adlı Kitabımızı Da Okumaya Çabaladım! . ÇOK ÇOK ŞÜKÜRLER RABBİME! .\nKitabı Okuyamadım, Sevmediğimden Değil! . Ben Kitap Okuyamıyorum; Düşünmekten Dolayı! .\nKitaba Kusur Bulacak Değilim; Vardır Bir Anlayan ve Vardır Peyniriyle Barışık İnsan! .\nPeynir Meselesi Değil Aslında Meselemiz; “SİNİRSİZ KUDRET” Adında: Kitap Yazıversek! .\n\n{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 22 Aralık 2011 Perşembe 07:21:42 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünmekten korkan mı var? (Düz Yazı)",
        "poet": "Levent Özgeç",
        "poem": "\n\nBu sefer kaleme almak istediğim konu; \nGüzel sözlerin insanların hayatıyla bire bir nasıl bağlantılı\nolduğununu örnekler vererek açıklamaya çalışmak olacaktır.\nKullanılan bu güzel sözlerin ne kadar önemli bir yere sahip\nolduğuna,ne kadar gerçekleri anlattığına gelin birlikte karar\nverelim.\nİlk olarak sevgi ve saygı kavramını ele almaya çalıştım.\nEflatun der ki; Saygının olduğu her yerde korku olur ama,\nkorkunun olduğu her yerde saygı olmaz.Bu konuda birde\nPastör'ün güzel bir sözü vardır.Oda demiş ki; Ben bir çocuğa\nbaktığım zaman ona iki türlü duygu beslerim.Bunlardan birincisi; \nO bir çocuk olduğu için onu çok severim.İkincisi ise; O yarının\nbir büyüğü olduğu için ona çok fazla saygı duyarım.\nNe kadar gerçek payı olan güzel sözler değil mi? \nBu güzel sözden de anlaşıldığı gibi sevgi de,saygı da her zaman\nkarşılıklı olmuş,birbirinden ayrılmayarak bir bütünlük arz etmiştir.\nZorla duyulan ne saygı ne de sevgi olur.Zorlama ile sevgi ve saygı\nduydurmak isteyenler de,her zaman kişiliğinden ve karakterinden\nkaybettikleri de açık olarak çevresi tarafından gözlenmiştir. \nYaradılanların en şereflisi olan bizler bazen saygı kavramını da\nkarıştırıveririz ve sonra; Özellikle bazı insanları tanıdıkça,\nhayvanlara daha fazla saygı duyduk ya...Diyerek bu acı gerçeğin\nmaalesef ne kadar doğru söylenmiş bir söz olduğunu kabul ederiz.\nMenfaatler uğruna,büyük bir haz duyarak bir başka canlıya zarar\nVeren yine bizler değil miyiz? Bu konuda ise Thomos MORE şöyle der.\n'''Birilerinin acıları ve üzüntüleri karşısında keyif sürüp saltanat yapmak\nkrallık değil,zindan bekçiliği yapmaktır.Bu sözü ise kesinlikle kabul\netmeyen maalesef yine bizleriz.Hele bazıları vardır ki; Mikrofonla nikah\nkıymışca, Ledric DUMAND'ın bu güzel sözünü de onaylar gibi\n“Öyle horozlar vardır ki, Hep öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar.”\nDiyerek çevresinde bulunan insanları da yaktıklarının farkına bile\nvarmazlar.\nHepimiz bu kelimeleri çok sık kullanırız.''' Bana akıl verme para ver\nVeya aklını kendine sakla gibi...”Elbette akıl danışılacak insan,kişiden\nKişiye değişir.Hele akıl vermeye kalkan bir sözümde de söylediğim\ngibi 'toplum içinde kendisini çok zeki sanan insanlar,zekalarını da her\nzaman kendi zekalarıyla yarıştıranlardır.' Veya Bourliagut'un sözüyle de\n'Akıllı olmak isteyen bir eşeğin ilk katlandığı şey,kendisinin gerçekten\nbir eşek olduğu gerçeğidir.' gibi…\nBüyüklerimizin saygıyla ellerinden öperek şimdi bu güzel sözlere\nkorkuyla yaklaşanlara,Peyami SAFA’nın söylediği gibi “Yaşlanarak değil,\nyaşayarak tecrübe kazanılır,zaman insanları değil armutları olgunlaştırır” \nsözü veya karanlıktan korkan bir çocuğu kolaylıkla hoş görebilirsiniz\nama; Hayatta ki asıl trajedi yetişkinlerin aydınlıktan korkmasıdır sözünü\nsanırım iyice düşünmemiz gerekmiyor mu..? \n\nM. Levent ÖZGEÇ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünmen Yeter Bana",
        "poet": "Ömer Hüsamettin Yüzaklı",
        "poem": "\n\nSenden kalan ne varsa.\nKutsal benim için.\nHatıra bile olsa.\nİlk buluştuğumuz yeri düşün.\nDenize taş attığımız sahili.\nYağmurlu günde giydiğim pardösümü.\nGezdiğimiz tozlu yolları.\nGölgesinde oturduğuz ağacı.\nNe varsa hepsini düşün.\nHatta; \nBaşını göğsüme yaslayarak.\nSöylediğin sözü düşün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünü Düşledim Düşümde",
        "poet": "Muammer Çelik",
        "poem": "\n\nKoyu mavi gecenin \nihtişamlı yıldızlarına \neşlik ediyordu mehtap\nbulutlar etrafında etap etap...\n\nOturmuştun alev alev ateşin kenarına\ndizlerini kucaklıyordun kollarınla\ndalıp gitmiştin biliyorum sevdiğim\nalevlerin önce mor ve kızılına\nsonra protakal rengine dönüşüp \nmaviye çalan yesil ile raks edişine\nsıcacık, yakıcı, ilik eriten sevişine... \n\nAlevlerin ortasında \nsendin mor-yeşil yanan \nportakal rengi olup \nher dokunuşunda \nbendim nar gibi kızaran...\n\nBirDeli\n18.04.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünmem Bile",
        "poet": "Zennehar Yılmaz",
        "poem": "\n\nGidemem özümden candan kıymetli\nOlamazsın kalbimin ne kadar uğraşsan çamur illeti\nYol gidenin değil yol yapanın giden kıymet bilmeyenindir\nAcıdım aldım seni kalbime, masum bir kendiydi aklım fikrimde\nNankörlük bilirim vardır soyunda \nBeni alakadar etmez kalbim temizse\nDüştüğün yer olsun yeter ki kalbim\nAğlama gülersin hayata bakıp\nGülüşüm hayranlık böyle bırakır\nGidişine bile tebessüm eder bu varlık\n\nİçin yanar mı düşünmem bile\nGidişe yoktur hiç bir endişe\nHazırdır kalbim gelene gülü güle demeye\nSanma ağlarım karalar bağlarım \nHer gelenin bir yerleri boş bırakıp geldiğini bilir\nGideceği yerleri boş bıraktığı gibi...\n\n17.07.2012 20:30:00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünmeyle Başladı Duygular Körelmeye!",
        "poet": "Turgay Kaygı",
        "poem": "\n\n'meltem'e'\n\nİnsan denilen düşünen hayvan, \nmuzdan bıkmayıp, \ntadına merak salmasaydı\ndiğer yaratıkların, \nne sen beni tanırdın\nne de ben seni! \nama bana sorarsan; \nbir palmiye gölgesinde\nmuz hevenklerine dayayıp da\nbaşımı, \nokyanusun ufkunda\ngüneşlerin doğup\nayların batmasını, \nayların doğup\ngüneşlerin batmasını\nseyrederek ehlikeyif\ngeçirmek\nbana bahşedilen ömrü\nhiç de fena olmazdı\ngibime geliyor! \n\n(inegöl,26.11.2002)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünü Toplarız Gülüşün Hasat",
        "poet": "Mahmut Nazik",
        "poem": "\n\ngölgede büyümüş narin gül gibi\nkaç güzelin edası nazı sende\nsevincin şefkatin aşkın sebebi\ndört mevsimin baharı yazı sende\n\nbir harman zamanı sevdalım hayat\ndüşünü toplarız gülüşün hasat \nne tövbemiz heyhat ne aşkta feryat\nyaşamın sevinci her hazzı sende\n\nMahmut Nazik 29 12 2013 Mersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düsünmekten Yoksula Kalinca Insanveran",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nKokteyl kozmetigi süslü cilali her dakkasi degisik model nispet ürün müsveddesi modalik mankenlik bardaklara yatta limanda ofiste bogazda sefada sirf hanim-bey efendilerin keyfi öyle gicirindan olsun diye, dondurulmus viski-kola buz kristalleri yahut vodka-cin kafa bulantisiyla ambarlanmis demlenmis dörtköse pozunda ortaligin darmadumanina hicligi fiyakalayip fosurdayan kuru gürültüler  mühimmat malzemesi degildi, insanigi degerli kilanlar arasinda en basta gelen DÜSÜNMEK ve DÜSÜNDÜGÜNE göre aklini, fikrini, ahlakini, inancini, yöresini, yurdunu, kisiligini, karakteerini, özünü, sözünü, hakkini, hukukunu, hayati, olani,  biteni …kendikendince DANISIP GÖRÜSEREK davranmak.\nHicbir karamsarliga mahal vermeden…\nHicbir kuskuya ihmal koymadan…\nHicbir arizaya aksalik yaratmadan…\nHicbir endiseye korkup kapilmadan…\nHicbir kirlilige bulanip bulasmadan…\nHicbir muglakliga firsat ve aman vermeden…\nHicbir dürtüye taytaklik etmeden…\nHicbir zorluga yahut zorbaliga egilip bükülmeden…\nHicbir kuyrukculuga kulplanip kalaylanmadan\nHicbir bagnazliga yozlasip yobazlasmadan…\nHicbir hinlige dalkavukluk usaklik etmeden…\nHicbir körlük veya karanliga kapilip kaybolmadan\nHicbir fitne fesatliliga baglanip bagimlilasmadan…\nHicbir ön-art niyetlere pusup sinsilesmeden…\nHicbir esarete diktaya kusatmaya kabusa kiskrtmaya minnete muhtaca lanete muhanete mahruma melanete rezile delalete kepazelige asagilanmaya makama merciye sultaya servete  körüklemeye  cikara menfaate meyledip minnet duymadan….\nAlabildigince özgür iradeli ve olabildigince özgün özgüvenliligin hukuku hususu sofrasi  ekmegi suyu hakki ve helalidir DÜSÜNDÜGÜNE GÖRE danisip görüsüp davranan DÜSÜNMEK….\nSesleri gölgeleri desenleri renkleri isaretleri izleri durdugu soyut yerden diriltip gözlerini pancurlandigi günyorgunu pencerelerden dokunmakla uyandirarak hayata cagiran, cagirdikca cogaldikca sonsuzluga denge tutup katlanan degerdir Düsünmek ki; ilistigi her yasam duyarliligi ilmekle akli, sevgiyi, vicdani, merhameti, paylasimi, umudu, careyi, iletisimi, duyumu, duyarliligi, kültürü, felsefeyi, sanati, hukuku, sorumlulugu, ulasimi, egitimi, güvenligi, tutarliligi, bilimi, bellegi, ahlaki, inanci, özü, sözü, niyazi, hatiri INSAN KISILIGINDE   sapasaglam inanan güvenen karaktere kavusturup, toplumsal eriskinlige yetistirir ve büyütür….\nEmegini sevgiyle katiklanan katilimciliktan hic esirgemeyen aslanlarin yavrusunu tasirken neresinden nasil kavrayacagini kalbindeki ölmez tükenmez pusulalardan hemen belleyip bildigi gibi….ve vakti tez vakitlere güz oldugunda hic beklemeksizin esip tozan müjdeci rüzgarlarin koluna kanadina binerek topraga yagip düsen dökülen gazellesmis yapraklar gibi…..dolanip dönen yasam carkinda nerde ne vakit nasil ve niye ekip bicip sürüp savurdugunun algisini idrakini irgatlanip yoran DÜSÜNMEK; insanin kendi  adina söz hakki tanidigi kendi kendini akil-vekil kilan yetki ve  yetenek dairesidir DÜSÜNMEK…\nYasamin hem tanigi hem de vazgecemeyecegi aidiyeti olan insan, hicbir sapkinligi ve hicbir saplantisi olmayan ÖZGÜR IRADELI düsünmesi sayesinde hayatin katlanilir, tasinabilir ve sürdürülebilir devama daimlilik gösteren hassasiyetini bütün emek ve yorgunluklarini katarak duyar, gözler, izler, görür, bilir, sezer, yorar, yogurur ve tüm harcini harmanladigi sinayan deneyen bütünsellikten akil-vicdan bilincini büyütüp gelistirir. Bundan sonrasi ise akip dur durak bilmeden kendi fiilinde sürüklenip giden  hayati günün getirdigi hassasiyete göre gelistirip büyüttügü akil-vicdan özgür iradeliligi sayesinde (herbütün boyutlariyla irdeleyip inceleyen yetenekten)  sorup sorgulayarak, yönetip yönlendirmek olacaktir.\nYok bu böyle degilse eger, her türlü BOGAZ SEFASI süren TÜRKIYE  ölcek misalli yirmisekiz milyarder ve sayisiz milyoner haram hirsiz yolsuz ipsiz ugursuz hain hin cin villa –fiyaka  vurguncu soyguncularin düsünmeyi köreltip kirletip katleden düsünceleri fikredip ürettikleri ve oradan kulluga kölelige katiksiz kölele niyetiyle ehillestirdikleri güdümlü kalabaliklara kendilerini  devlet kiliginda dayatarak,  en basta  düsünce özürlüsü karanligina insanligi dipdiri gömüp, ALGi YÖNETIMI ve GÜNÜ IDARETEN KURTARMA GÜNDELiKCISi  kiliflanda kelepcelenmis ceresizlik muhatabi, kul kapisina kulpu köhneler viranesidir…\nBir saniyede milyarlarca para isleminin her türlü insani iliskiyi yoklara sayarak (sevgiyi, samimiyeti, kültürü, akli vicdani,  ahlaki, inanci, sorumlulugu, paylasimi, hukuku, adaleti, onuru, itibari, sözü, özü, sohbeti, hosgörüyü insanliktan cekip cikarip…..)  gidis hattindaki istifini hic bozmayip ve hayatta eder degeri bulunan herseyin hayatini kendi keyfine kilitledigi  bencil bagnaz bunak cikari ugruna karartip cehenneme cevirecek derecede hickimseyi kendi dengesinde önemlilige umursamayarak  asilsiz ve usülsüz savslari, sömürüleri,catismalari, isgalleri, tecavüzleri, talanlari, baskilari,  kacaklari,rüsvetleri, zulümeri, korkulari, zarar ziyan zül derecesi nereye varir,nerde durur elim vahim vahset dehset diye hicbir hayati degeri düsünüp hesaba katmadan  korkunc düzeyde insanliktan alcalip düserek konusup anlasan dilden uzaklasmak, insanligin topyekün düpedüz dipdiri öldügü KÜRESEL bir intihar salacasidir ve kaynagini tek damar vampirligine demlenip beslenir ki orasi……: KiN ve NEFRET batakhansidir….\nSirf biri digerinden kopyalanip cogaltilarak zahmeti ve masraf en aza indirilip üretilen böylesi insan tipi, özellikle bugünleri yapip yoguran dünya patrontanri vampirlerinin aciktan aciga insani kendisiyle birebir tehdit eden suclu sabikali gereksizler arasinda saydigi ve en gereksizi DÜSÜNÜP düsündügüne göre davranan  akil fikir bilinc kültür inanc ve özgüven sahipliligini heryerde izleyip takibe alip yok ve imha etmeyi planlayip projelendirdigi  ` hic birsey bundan böyle eskisi gibi olmayacak ` parolali kanli katilli kanunsuz hukuksulugu resmen ilan edip, hemn yerine kendi keyfince emredip diledigi kusursuz  kullugun kosulsuz itaatkar kölesini  serbest pazar piyasalar gözdesi olarak tüm yagma talan tecavüz isgal ve yikim milatlarinin envanterine sagmallayip mamüllendirmek, hep özgür iradeler yoksunu ve hep kodlandigi SAG-SOL temel saplanti eksenli, hep dürtülere tepkiyip davranan, hep akil vicdan disi güdüldügü kesin ve mutlak kiskirtmalara göre  sorgusuz sualsiz hassasiyet gösteren, hep itilip kakilip yollandigi körlük karanliklara göre sekil alip yönünü ve tarafgirligini kusanip kaliplanan, hep her günün getirdigi haysiyet ve hassasiyeti okuyamayip ona göre onurlanamayan KULKUYRUKCULUGUN bagnaz-yobaz sürü sürgünlesmesini kendine zavallik müessesesi, aci kurumu, avuntu canagi, siddet nefret zehirlesme kaynagi ve kolayca hicligini bulup siginacagi kalabaliklara karisarak soyutlasip sadelesme rampasi bilerek, hayati hep huzursuzluklarla demleyip calkalayan catismalara müptela, sefalee ögünü günü talimli terbiyeli, hep herkesin herkesten süpheuyanip kuskuyla baktigi cicili bicili bir süs esyasi gibi konusup bahsettigi umasiz duyarsiz  nispet hirs ihtiras yaris dögüslerinde  hep…..\nTürkiye ölceginde PEKAKA özel kulu\nHususi Bop kölesi\nÖzellikle YENi TÜRKIYE kuklasi ve piyonu icat edildi ki…..\nVe hicbirsey esyanin tabiatina göre icat edildiginin maksadi disinda varlik gösteremeyecegi gibi….\nTüm sosyal söylemlerin dibine öellikle PEKAKA yerlestirilip dinamitlendirildi ve sonra bire binlercesini katlayarak AKEPE -FETHULMETAL eksenli BOP hükümetleri, herseyin hayatina kasteden yagma ve gasplarini özel Yuro-amerika koruyucu kollayici dayanak destegiyle solu sola, sagi saga ve her kimin hangi toplumsal degerden diline doladigi ne varsa onu bizzat diline dolayanarla cesedi cenazelik olan durumuna silip süpürüp sömürterek tedavülden kaldirtip;  Cehepe, Mehepe, Mafya, Medya, Banka, Borsa, Tefeci, Araci, Vurguncu milyarder milyoner tüm Türkiye Cumhuriyeti yagmaci ve yikicilari ayni maksada ayni üsüsüp cullanistan ülke varlik dirlik birligini yerle bir ederlerken….\nEn cok eritip cürütüp bitirip tüketerek isemez calismaz isgörmez  mahsuriyete, kendi adina hayati düsünüpsorgulayabilen DÜSÜNÜP Düsündügüne  göre ÖZGÜR IRADELI davranmak, ileri görüslülük yahut mistik duyarlilik kilifindan sol-sag yalpalayarak köleligini ÖZGÜRLÜK ESITLIK sayan ahmakliga esir edildir..\nBu yüzden, her türlü muhalifligi kendi adina susturup kiyaklayan ve (PEKAKA´nin el kiri durumuna kendini katiplendiren sol ile, Bop hükpmlerine kendini milli kilan sag sayesinde)  yüzde elli bilmem kac küsur  millet destegi aldigi iddasiyla Cumhuriyete son verdigi YENI TÜRKIYE parantezini kendi keyfine göre (yaptim oldu basitligiyle)  actigini idda ederlerken saray-villa düzenekli Bop….\nPekaka ile Dolmabahcelerin on maddelik bölünme paralanmasini imzalayip parafe ediyordu…\nOndan önce Habur…\nArada Oslo ve Kürdistan resmi bildirisi ukunan Diyarbakir yildizlastirmasi Nevruz karneval…\nYani simdi PEKAKA  jilet kostümlü asiret ve aga marabasi HEDEPE´yi bile kendine BOP catismalar plan ve projesinde rakip belleyen Bop iradeli temsiliyet, hep ögündügü yüzde elli akil yikama ve algi türü yönetiminde PEKAKA masabasi mesaisi ve ortak cikarli destegi vardi….\nBugünlerde yüzde kirkdokuz dediklerinin milyonlarca baska secenegi olmayan akil fikir düsünce davranis dirlik birlik bozulmuslugundan saplanip tikanmis olan ve saglam iradeden yoksun TERCIH kayganligini milletin ortak iradesi diye sunup vitrinleyerek,  kiyameti kasirgasi coktan kopmus olan BOP cografyasinda dünyanin tüm isgalci talanci tecavüzcü katillerinin bir olup insan yalnizlasmasina, toplumsal bozulmalara, kisilik ve karakter degrsizlesmelerine, kin ve nefret tetikleyici kasip kavuran kusatilmisliklara, yurttan yuvadan soguyan yabancilasmalara, paylasimdan sevgiden kültürden özden ve itibardan kacip kurtulacagini sanan bezmis bikmis yozunmus yipranmis ruhu ve bedeni plastiklesip kimyasallasan ve bu sayede  kinle söylesip nefretle dillesen siddet salgin kir gürültü saplanti bulanti bagimlisi sefilgafil kalabaliklarin üstüne cehennem olup yagdigi sirada…..\nCia-mossad ve ötekiler dürttü dokundu, ilticaci akini akin akin Yuro-avrupa yollarina devrildi döküldü. Paris patlayip gümbürdedi.  Ruslar ve niceleri geldi kondu pisi pisine bir bahaneye, her gelip konan adi sömürü isgal ve talan mahkuku, kendi cikarini insanliga ARAP BAHARLATACAGi düzenbaz dümeniyle, her gele kendine göre en korunakli yagma kaplarini köselenip bucaklanmaya garantili kilit ve kelepce uydurdu..Bir tasla bin kus…Herkes en korkunc  pisi pisine bombardiman imha zalimligini, insanligin aci sofrali ölüm zulüm dirliksiz düzensiz huzursuz korkularla yatip kalkan yerle yeksan yerindeki  dünya denen meydan merkezli sahaya sürdü.\nSömürü sistematigine otamatige otamatikman bagli herseyin hayatini karistirip kumarlayip kurcalayip kumbaralayip yapip yöneten  bilim, fen, teknoloji, saglik,sigorta, banka, borsa, pazar, süs,  carsi, terör, piyasa, sekil, tarz, usül, kaide, siddet, nefret,  nakit, fon, haciz, talan, kusku, endise, korku, icat, kimya, karisim, bilesim, sarmal, sarpa, sapkinlik, zulüm, ölüm, dip, körkuyu,veran mesken, ören ihtac,  keskin kama, karanlik celse, hazimsiz cag, vakitsiz Zemin,ucurum insan varlik yokluk cenderesinden…\nHep kendi diledigi keyfibilirligin soygun sömürü zulüm ölüm esasli zora zulme zorbaliga dayali hayat yaklasimlarini ve onun getirisiylekaynagini gecimini sagladiklari servet saltanat hükümranliklarini erisilmesi en cok  arzedilen hayal dünyasi diye varsayarak, kendi kendilerini herseyin yapip yönetip icat  eden PATRONTANRILARI yerine koyup yeryüzünün kaydi asla ve hic silinmeyecek olan vampir vahsetligi derecesinde sabikali suclulugunu isleyen vurgunlara soygunlara isgallere talanlara baskilara tecavüzlere ölümlerezulümlere adlarini sicilleyip ünvanlarini damgaladiklsri halde dünyayi baharlayan ve yakip yiktiklari heryeri insan haklariyla süsleyip özgürlestiren iYiLiK MELEKLERi yahut  zordan kurtaran kilise sovalye –kovboylari gibiye `sen ister kabul et ister etme, en istesen de istemesende ne umrumdasin ne insan yerine koydugum fiyaka mesafemde ben kendimi melek yaptim kanatlandim  senden senin bana yenilip yikildigin teslimiyete sana galip geldim hayatinin heryerini sensizlige birebir katlayip kapladim -kültür, inanc, dil, egitim, güvenlik, irade, idrak,yurt, algi, yol, yönetim…-  üstün üst üstün oldum `…..NOBELCiLIGiNi incilleyip vaftizlerlerken kaynar kazanlarda alkol derecesi had safaya yükseltilen parlak isiltili gece fener alay cam cinar kolyeli kurdeleli allem kallemlerde…\nYei yurdu kanunsuz kitapsiz isgallerle bombrdimanlanip yerle bir edilmis mülteci akini tetiklendi, tam hucum hucuma  YURO-avrupa`larin eline etegine ayagina `kulun kölen olayim` sersefilligini omuzlanip sürüklendirildi. Paris bu noktada patlayip havaya ucuruldu..Bu noktada tüm Yuro karargah kitasinda zaten varolan ISLAM ve TÜRK agirlikli yabanci düsmanligi akilalamayacak düzeyde (hemen hemen  hergün tüm iletisim ulasim kanallari tüm zamanlar boyunca kurup kurguladiklari hepbiragizla,  heryeri güdüklestirilmis öznesi olmayan cümle gibi, yani sorunun asil bahisine konu konulmadurunun ya hic olmadigi veya kendilerine göre ayarlayip uydurduklari kendine uzak tiksinti canaginda artik görenleri vitrinleyip sahneleyen afislemeler esliginde her hafta iki güne bir, Hitler mayali azgin sapkinligin salya sacarak köpürüp kuduzlastigi sahneler sergili  haddini hududunu azip sapitti….\nFransiz`lar dolaysiz ve direk, Alman`lar Hollanda`lilar ve diger ecigi cücügü kendileri dünyayi yakip yikip kasip kavurup ören-viraneleyen ve ortada kalan mülteciligi TÜRKIYE´e satip, uklu ortalikta kalan yeralti ve yerüstü ganimetlerini kendi istifadelerine cirolayip tapulayan ezicü üzücü soyucu sömürücü yakici yikici bombardimancilar…yesil ormamnlardan kendilerine göre atli karincali yahut ren geyikli süslü hayaller, isiltili rüyalar, gecmisi ve gelecegi parlak HACLI SEFERCILIGI temelinden iyilik güzellik  tanricilik yahut melekelikler uydurup icat edip kiralayarak, agaclara kurdelelenmis süpermarketler asip,  üc bes mumluk gece alemleri yakip söndürüyorlar, ` ben kendimi dünyayi kurtaran melek yaptim uydurdum `ister begen, ister begenme `butonlu insan akliyla alay etme serbest rekabetci pazar piyasasi peronlarinda…\nDegilse ki düsünmek ve Düsündügüne Göre tutarlilikgösterip eylem söylem davranislar sergilemek kisinin kendi hayati varligini önce kendine kavusturup akil fikir tutum inanc bilgi beceri birikimlerle arindirip eleyip süzüp donatir. Buradan yola cikarak kisi artik kendi kabina (istese bile)  kolay kolay  sigip büzülemeyecegi darlik yokluk eksiklik  kitlik yetersizlik caresizlik bilgisizlik ilgisizlik yitiklik azlik eziklik noksanliklardan cikarak, kendini toplumsallastiran yasamsal bagliliklara özgürlüklere cesarete dermana areye  ve özgüvenlilige erisir ki…..bu sayde hayatini rahatlikla huzur icinde bile bile gözetip gözlemleyip düsünen davranan yapan ve yöneten donanimlara erisip yetisip olgunlasir.\nBu böyle olmadigi yerde ise olaylari ve olgulari el akliyla güdümlülügün ayni hal ve hareketleri tekrar ederek kendine suni yahut yapay tenefüsler saglayan yalan talan yanlis kirli ve karanliklarin sahte görüntülü oynakligina baarak yer ve konum tayin eder, ihtaca muhtaca cikssiza caresize esir düsüp, sürekli kendi sirtina dert olarak binen kendikendinden bikmis bezmis usanmisligi karsiligina daima kendini ezen sömüren tecavüzleyenlerin kurgusunu kalibini kooyan yabancilasmalar kulunu kölesini günlük gündeligine temin edinip kullana kullana, yerlesik örenlesmis duvarlasmis kisitli engelli yasam bicimini onsuz artik  yasayamayacagi aliskanliklara özeyip bezeyerek, her gelen gidenden his,akil, fikir, yol,duygu, düsünce,  idare, algi, yönetim, dirayet, güc, lutuf ve  careler sorup dileyen zor, güc, bela, yük, cile, keder, karamsarlik, korkular dolusu kosulsuz kusatilmis boyunegmisigin  piyasalasmis pazar ürünü halline gelir…..\nVe hergün derinlestikce chennem kabartip köpürten insan özgür iradeli düsüncesini küresel ve yerel soyup sömürücülerin malina PEKAKA mülk diye tayin eden  TÜRKIYE  bölme parcalama yikim planli projeli BOP oralarindan bir yerden\nKöpekler gibi cullanip kudurmus azmis zulüm zalim gaddarlarca üsüsüp doluyorlar yerden gökten hertaraftan her koldan, ruslar, amerikalilar, almanlar, ispanyollar, ingilizler, fransizlar, jaonlar, cinliler, italyanlar, norvecliler, isvecliler;  ülkemizin dörtbiryani bombalanip gümbürdedikce insan göc ve kacaklarina küresel isgallere ugramis gibi delik desik….\nIncirlik diye kodlanan kiyaksa günden güne günü karartilip gündemini sasirtilan simsiyah bop cekip cevirmelerinin belirledigi isgal yikim ve kusatma pusulasinda, PEYEDE kürt yuruamerika ve rus ortak icatlar iradesinde,kendi yikimini kendi eliyle tetiklercesine irademiz itibarimizin bu ugurda ayaklar altina alindigi küresel vampirler ugragina, adeta yol gecen hani….\n\nSeyfi Karaca……………….Aralik / 15\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünün",
        "poet": "Emre Seher",
        "poem": "\n\nBir yer düşünün, sevgilinizden ayrılıyorsunuz,nişanlınız tarafından terk ediliyorsunuz, iş yerinizdeki patronunuzla tartışıyorsunuz, askeri izinden gelip daha annenizin elini öpmeden oraya gidiyorsunuz, telefonla ''baba'' olduğunuzun müjdesini alıyorsunuz, daha yeni doğmuş bebeğinizi görmeden önce evden önce oraya atıyorsunuz kendinizi, bazen sevinç genelde hıçkırıklara boğularak ağlıyorsunuz ve bir bakıyorsunuz ki sizin gibi yüzlercesi orada. Bu hikayeyi anlatmak mısralara sığmaz. Bu olayı yaşamayanlar bilmez. O neden ile bunları yaşayan insanlara lütfen saçma sapan yazılar yazarak prim, beğeni, ve tanınma kaygısı yaşamayın. Bizler o küçümsediğiniz futbol terimi için sadece 90 dakika görebileceğimiz sevdanın uğruna binlerce kilometre çekip, mağlup olduktan sonra canın sağolsun be! diye isyan ederken, sizler 2 kilometre ötedeki sevgilinize işim var aşkım sonra buluşsak olur mu mesajı atanlardansınız. Bir kaybetme terimi düşünün ki, şampiyonluk gelmedi diye kendini asabilecek kadar bu sevdaya bağımlı. Bir kaybetme terimi düşünün ki, hayatı boyunca yaşadığı bütün acılara gülüp geçerken, yenilen bir golden sonra hüngür hüngür ağlıyor. Bir kaybetme terimi düşünün 8 kere kalenize gol atmışlar, ve siz dişlerinizle atkınızı ısırmış canın sağolsun sen bütün sevdalardan güzelsin diyerek gururla o atkıyı sallamaya devam ediyorsunuz.. Bir kaybetme terimi düşünün, ya da siktir edin siz düşünmeyin. Bunuda kalenize atılmış gol sayın, biz ofsayt deyip gene de sevinmemiş sayarız kendimizi..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünürken Düşünememek mi? 02",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nBeyni çökmüş zekâdan da bir takım yetenek gerilemesi ve körleşmesi olur. Yani zekâyı değil ama bugünkü yaşar olduğumuz öznelliklerin pek çoğunu bulamayacaktık. Beynin çöküşüyle zekânın kazandığı büyük ivme kaybolacaktı. Bu ivmeleyiciden biri olan beynin çabuk girişmesini sağlayan sinaps bağlarla ağ şebekesini sağlar olması ortaya çıkmayacaktı. Sistemin pek çok işlev gen üniter zekâ ağlarıyla haberleşenlik oluşması belki hiç mümkün olmayacaktı. Tarih içindeki zekânın ağır aksak gelişmesi, beyinin sürece girmesi ile ve zekânın beyinle ilişkileşmesiyle, oldukça sürat kat etmiş ve yepyeni bir düzlem kazanmıştır.\n\nYani sizin çıplak ayağınız, siz farkında olun ya da olmayın, bir ayakkabı türevi korunmayı size bir ihtiyaç olarak ortaya kor. Gide gide bu duyum sizde karşılıklı etkileşimin bir zorunluluğu olarak belirmesiyle içteki biyolojik konumlanma eğilimleşmesini ve ruhsal duygusal kaygı ve tedirginlikleri ortaya çıkarır. Bu bir zorunlu girişmenin sonucu yansılaşmalardır.\n\nBiyoloji bu ihtiyacın etkisini nasırlaşma ile deri kalınlaşmaları, pul, tırnak gibi tepkisel cevaplarını,  eşdeyişle, seçme ayıklama ilkesinin sınama yanılma metotlarını ortaya koyacaktır. Bu tür ağır aksak zekâ belirmeleri, tarihin beli döneminde insanda beynin, gide gide ortaya çıkan işlevleşmesiyle ak madde, boz madde konumlaşma eğimleşmesinin girişmesi ile bu günkü ayakkabı düzenli zekâsını ortaya koymuştur.\n\nYani ayakkabı olduğu için ihtiyacınız yoktur. İhtiyacınız olduğu için ayakkabı vardır. İhtiyacınız zorunlu bir iç dış girişmesiyle,  etkileşen;  etki tepki belirmesidir. Böylece ayağınız ve ayakkabınız etkileşen, sınırlı girişmelerini ortaya koyarlar. Ayakkabıyı oluşturma eğilimi, ilişkin biyolojik düzlem süreçleriyle ve toplumsal düzlemin girişmesi ile giyinişin ortaya çıkması (zekâ)   bambaşka bir süreç durumun girişmesiyle olmuştur.  Bu da toplumla olmuştur. Toplumla zekâ da, ayakkabı da, ayyuka olmuş bir üretimdir.\n\nUmarım konuyu temel ve metodik bazda biraz ortaya koyabilmişimdir. Şimdi yukarıdaki aydınımızın düşüncesini, hem de Dünyaca bilinişine sahip bir düşünce adamından alıntıladığını söylediği: “Demokrasi adaletin temelidir” sözüne bir kez daha bakalım. Artık bunun “ beyin zekânın temelidir” denişi gibi nasıl bir körlük yarattığını görmüş olmamız lazımdır. Muhtemelen görememiş, ya da tam seçimleşememiş olabiliriz. Ve ya gördüklerimizle, yazarın demek istediği benzeşir mi denebilir. \n\nAdalet duygusu, tarihi süreç içinde demokrasi anlayışından çok çok öncedir. Nasıl beynin yeryüzünde esamisi okunmazken zekâ vardı ise, işte demokrasinin de sosyal birlikler ve toplumsal düzlemler için de esamesi okunmaz iken, sosyal ve toplumsal düzlemler adalet duygularını ağır ağır oluşturmuşlardı. İlk önce toplumsal süreçte ve insanlığın sosyal (yaşam-yaşantısal takibi- takip eder olan)   birlik dönem ve düzlemleri döneminde adalet anlayışları hem oluşuyordu hem de az biraz oluşmalarla zaten vardı. \n\nSu içine girdiği kabın şeklini alır. Demokrasi de su gibi, adaletin şeklini alır. Nasıl kap suyun şekline göre değişemez, yine suyun şekline göre devinme biçimlerini ortaya koyamazsa,  adalet de tıpkı su gibi demokrasinin temel sayıldığı yerlerde, demokrasi üzerinde değişemez, devinim şekilleri ortaya koyamazdır.\n\nOysa demokrasi şunun şurasında M.Ö 1000’li yıllarda, kimi yerlerde ortaya çıkmıştı. Ama yeryüzünde büyük çoğunluğun haberinin de olmadığı, bir sonradan oluşturulmuş evrimsel anlayış gelişmesidir de demokrasi.  Daha açığını söyleyeyim:  “demokrasi adalet anlayışının bir belirme ve uygulanma biçimidir.” Toplumsal üretim ilişkiniz değişince demokrasi anlayışınız da, adalet oluşturmalarınız da değişecektir.  Yani adalet demokrasi üzerinde devinmezdir. Aksine demokrasiler adalet üzerinde devinirler. Demokrasiler patrik değişkenlikte bir adalet sisteminin iç işleyiş aracıdırlar.\n\nŞimdi siz: “Demokrasi adaletin temelidir” gibi bir anlayışı ele alırsanız devinmeniz farklı ve bam başka olacaktır. Gerçeği ters yüz etmiş soyutlukta, neyin ne olduğu bilinemeyen, her şeyin abur cubur edildiği halksal ve toplumsal kargaşaların, ümitsizliklerin, yukarıda belirtilen kurtarıcı beklentilerinin ortaya çıktığı bulanık bir ortam belirtir. \n\nHiçbir çözüm oluşamaz. Oluşan zorlama çözümler kangrene dönüşür. Bu mantık elmayı meyvenin kendisi yaparak, meyve tanımını sınırlamak meyvenin anlamını elmanın özelliğine çökertmekle sınırlamak gibi akıl dışılıktır. Oysa elma özelliğinde olmayan ama nice farklı özellikleri olan armut, karpuz, muz gibi birçok meyve tür çeşitlilikleri vardır. Ki meyvenin anlamı bunların toplamından da fazladır.\n\nİşte adalette böyle meyve ulamı gibidir. Yer zaman bağıntılı ve bir türden olmayan birçok demokrasi belirtimlerinin görünüp kaybolduğu bir adalet gerçekleşmelerinin zenginlik deneyimleridirler. Adalet kavramının kendisi ikmal edilmiş, sınırlılıkları belli bir ulam olmayıp, yer zaman bağıntılıklı geliştirilen içi oluşturulan, bir çekimleniş olumlamalar alanıdır. Adalet böyledir.\n\nAdalet kavramının içinde, her biri; bir demokrasinin kendisi olmayan (meyve içlemi içinde her biri elma olmayan niceler gibi) , niceler vardır.  Bunlar demokrasi gibi kullanılır bir amaç araçlaşmasıdırlar ama demokrasi olmazlar. Demokrasi bir hukuk sistemi içinde kesikli, sürekli, fren sistemleri ile gerçekleşen sağlayışlı değişkenler olmak zorundadır. Demokrasiden farklı devinme özelliklerinde olan türlüce adalet anlayışları vardır. Söz gelimi kurumların işleyişleri gibidirler.\n\nKurumların işleyişi hiçbir zaman demokratça değildir. En belirgin uç örneği askeri kurum ve emniyet kurum örgütleri demokratik yapı ile devinmezler ama muazzam bir başarı ve güvenlik, düzenlilik yapıları ortaya çıkarırlar. Demokratik olmayan bu girişmeler olmasa, demokrasinizi neyin üzerine, nasıl inşa ederdiniz? .Demokratik devinme hareketi ile güvenliğinizi sağlayamazsınız. \n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünür ve Görürüm",
        "poet": "Nurhayat Çildoğan",
        "poem": "\n\nBir anı düşünürüm karamsarlıklarla\nBen seni Düşünürüm Sevgilerle  arzularla\nHasretlerle dolu düşünürüm\nBir düş görürüm mehtaplı bir gece\nYalçın kayalar bir sırt gibidir  maviliklerle\nÇarşaf gibidir akdeniz\nAydedenin akisleri görünür\nmodern bir resmi andırır romantikleşir üstünde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünürken Düşünememek mi? 03",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\n“Demokrasi adaletin temelidir” sözü içindeki bir paradoksta (yanılgı ve çelişki de)   demokrasi anlayışınızı, her düzey ve düzlemde geçerli olan, bulunmaz bir Hint kumaşı sayma, yanılsama ve maymuncuk işlev anlayışıdır. Oysa yaşamın içinde siz her zaman yeni bir meyve türünü tanırsınız. Yeni bir meyve türünü bilir olursunuzdur.  İşte adalet anlayışı da; böylesi bir süreçlerle daima oluşan, yeni yol kullanım araçlarıyla, adalet gerçeklenmesi içinde sağlanılan bir çekimleniş alandır. Ve içindekiler zaman ve zemine göre değişken, bugünkü demokrasi olmayan; birçok yeni uygulamaların araçsal olduruluşları alanıdır.\n\nHâlbuki yukarıdaki tespitlerim gibi: “demokrasi, adalet anlayışının bir belirme ve uygulanma biçimidir”. “Demokrasi, adaletin gerçeklenir oluşundaki sağlanışlardan her hangi bir araçlaşmadır.” Böylesi bir anlayışla demokrasileri,  üretilen her bir çarenin belirimi olduğunu bilmeliyiz. Ve demokrasiyi adalet gibi kök işlevli bir sistem üzerinde devindirebiliriz. Sistemlerin demokrat olma gibi zorunlulukları yoktur.  Sistemin insan yanı toplumun bu yansımasını görür buna uygun kalmak kaydı ile kendi sağlayışlarında adalet içinde demokratik belirimler ortaya koyabilirdir.\n\nDemokrasi adalet devinme sistemi içindeki reel bazlı, kendi zaman zemin devinmeleri alanı içinde hareket ettiğini bilmeliyiz. Demokrasiyi adaletin içinde, adaletle karşılıklı etkileşmeli gelişen zamanla nesnel koşullarının değişmesiyle kendisi de değişen araçsal bir uygulama anlayışı olarak görmeliyiz.\n\nBöylece, aracın kendisi sürekli amaç olmamış olur. Amaç süreklidir. Araçsa; kullanım alanı sınırlıdır, adalet içinde çokçadır, kısa erimlidir, bir amaç gerçeklenmesidir. Amaç (adalet)  her aşamadaki bir ufuk belirmesi olunca, araç (demokrasi)   her amacınızın (adaletinizin)   gerçeklenmesi için yeterli olamazlar.  Hatta tümden işlevsizleşirler. Değişirler.  Siz ekşi meyve yiyecekken,  sırf meyvedendir diyerek, muza yönelmeniz,  nasıl ekşi yeme karşılanmanızı sağlayan çözüm olmazsa; yine sırf oy kullanmak da demokrasidir diyerek halkın sırtına basarak haksız politikalar yapılması da demokrasiyi sağlamaz. Mademki demokrasidir,  demokraside halk istiyor diye her türden girişme ve abur cuburluklar adalet değildir. \n\nAdalet olmadığı şuradan da belirecektir ki, kokuşmuşluk memnuniyetsizlik bir süre sonra halkın sesiz konuşmasını ve kurtarıcı beklentisini doğuracaktır. “Demokrasi içinde çareler tükenmez” denmesinin aksine halk,” beklentiler oluşturmakla çareyi demokrasi dışında arar olacaktır. Çünkü İsa’yı, Musa’yı kurtarıcı olarak bekleşir olmak, demokrasinin içinde değildirler. \n\nHalk her şeydir denişle iş, en banal şekilde sulandırılmış olur. Çünkü halk,  adalet değildir. Ya da halk adaletin kendisi değildir.  Adalet halktan değil, bir ilişkilenişin devinme ve düzenleşme ilişkisinden çıkmıştır (yansımıştır) . Halk adaletin sağlanmasını gerçekleyecek uygulamaların yürütücüsünü seçer.  Değilse halkın seçimleri adaletin kendisi değildir. Halk seçimle adaleti seçmiş olamaz. Seçim ise, demokratik katılımcı olmanın çarelerinden birisidir. Bu demokrasinin ne kadar hakkaniyetli olduğu da tartışılırdır. Demokrasi ve adalet üretiminizin paylaşılan sağlanışları sürecinde belirir. Bu süreçler seçtiğiniz politikalarca yönlendirilir, bütün olumsuzluklarda buradan kopar.\n\nYeri gelmişken bir köreltme ve olayı ters yüz etme olan; “demokrasi içinde çareler tükenmez” denilişini burada belirtmeliyim. Bu söz de çok doğru gibi gelen, al benili, hayran kılınacak denli insanı cezbeden bir söyleyiştir. Oysa çok yalan ve tamamen aldatma ve bir absürtlüktür. Yukarıdaki yanılgının devamıdır. Demokrasiyi her şey yapan genelleme sakat mantığından bir çıkarımıdır. \n\nÇarelerin tükenmeyeceği bir gerçektir. Ama bu demokrasi içindeki çare bulmaların tükenmeyeceği anlamına gelmez.  Çare demokrasi içinde tükenirdir.  Kendisi sınırlı olanın çaresinin sınırsız olacağı düşünülebilir mi?  Ama çareler demokrasi dışındakiler inin de kullanımı ile birlikte sınırsızdır.  Türk toplumunun kendi demokratik işleyiş yapısı içinde, çare olamadığı birçok uygulamaları vardır. Bunlardan bir kısmı,  aşsız işsiz kalışınız, ya da adaletsiz kaldığınız kimi çaresizliklerde siz; dış dünyaya yani demokrasi dışına açılarak, çare bulduğunuz bir yaşantılar rutin uygulamalarınızdandır. \n\nYine sizin, demokrasi sandığınız uygulama bir çaredir diye, götürüle götürüle bir çatışma ve sosyal toplumsal ayrışmaya adaletsizliğe dönerek, kendi çaresizliğini yaratıp; sizin dışınızda, demokrasiniz dışında, çare aramaya yöneleceği de bir aşikârlıktır.  Görülüyor ki:  “demokrasi içinde çareler tükenmez” denmesinin de hiç bir akılcı yanı ve iler tutar yanı yoktur. İnsan beyinlerine bukağı vuran bir körelmedir. Bu tür safdillilikler kendi ayağına kurşun sıkmadır. Monoton tek düzeliktir. Çarelerin tükenmezliği, demokrasi içiyle demokrasi dışının girişmesiyle tükenmezdirler. Bir iç ayaklanmaya karşı bir mafya tehdidine karşı hiçte demokratik olmayan güvenlik örgütlenmeniz huzuru, eşdeyişle demokratik ortamınızın serpileceği alanları ortaya çıkarır.\n\nHer sınırlı olan gibi demokrasinin tüketim alanı içindeki kullanım sınırlarınızda biter olacaktır. Bu yüzden; demokrasinin çareleri tükendiği için çıkmazlara, kavgalara, girişilir. Şimdi birisi de kalkıp efendim demokrasi tam uygulanmadığı içinde kavga çıkıyor olabilir der. Elbette öyle de olur. Ama konu bu değildir.  Konumuz,  ters yüz edilmiş, yanlış alan devinmeli, genelleştirilmiş, bir demokrasi hurafesidir.\n\nSöz gelimi kendi evimde kendi demokrasim içinde çare bulamadığın bir durumu,  demokrasim dışında ararım.  Hemen komşumun kendisine özgü ama benim için yaramaz olan demokrasisi içinde,  kendi çaresiz durumuma bir çare bulu veririm, sorunumu çözü verim.  Görülüyor ki demokrasiler de her çare bulunur değildir.\n\nDemokrasinin dışında alabildiğine bir kullanım alanı vardır. Bu alan belirli sınırlılıklarla sınırsız olanaklar var eder olduğu için bu tür sınırsızların kullanımıyla da çareler tükenmezleşir. Bu çarelerin tükenmez oluşu bilmesini siz, demokrasinin içine atarsanız; sizdeki var olan, “çarelerin tükenmez oluşu “ algı anlamının zenginliği, demokrasinin anlamı içine de sizdeki algının anlam zenginliğini katacağından, bu söz bizi cezbeden olacaktır. “Çarelerin tükenmez oluşu” fikrimiz; “Demokrasilerde çareler tükenmez” şeklinde olacaktır.  Bizi büyüleyen yanıltıcı anlaşılma da budur. Değilse demokrasiler de çarelerin tükenmez oluşu değildir.\n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünürken Düşünememek mi? 04",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nİşte yukarıdaki: “Demokrasi adaletin temelidir” tanımındaki bilincimizi ters yüz edip, kapatan anlamalarımız, bizdeki oluşan çözümsüzlüklere ve giderek çözümsüzlüklerin bezginlik veren dirençlerine kapılmamıza neden olur. Böylesi kapılmalarımız, bu türden yanılgıları ve bu türden ayrışmanın çatışmalarını ve bezginliklerini ortaya koyar. “Ah bir Atatürk gibi adam gelse” denir. Yani hem Atatürk’ü demokratik bulmazlar! Hem de beklenilen Atatürk gibilerinden! De demokratik olmayan uygulamalarıyla, durumun adaletçi çözümü beklenir! \n\nYani sizin demokrasi gibi görmediğiniz çözümler, sırasında adaleti sağlayabilen araçlardır. Söz gelimi demokrasilerde seçilmişlik tabusu yaratırlar. Seçme seçilme demokrasi ise de her seçme seçilme demokrasiyi ve adaleti sağlayamaz. Oysa demokrasilerde üstünleşme taslağı yoktur. Toplumsal egemenlik üç ayrı erkin ilişkin uygulamaları ile gerçeklenir. Ve yargı erki seçilmemiş olması ile demokrasiyi sağlardır. \n\nEğer yargı işleyişine değin demokrasiniz, yürütmenin veya halkın seçimi ile gerçekleşir olsa idi; bu haliyle demokrasinin gerçekleşeceği çok çok kuşkuludur. Benzer deyişle, sizin demokrasi diye ayılıp bayıldığınız kimi araç enstrümanlar, adaletsizliği doğurmaktadır. Ki insanlar böyle zamanların uzun süren bezginlikleriyle umudu bekler olurlar da; “Yetiş ya Muhammed, bozuldu düzen” derler! \n\nYine basit bir örnekle bu konuyu burada bitireyim. “Demokrasilerde çare tükenmez” denilişi yanlıştır. Çünkü demokrasiler, her çarenin, her adımın ve her gelişmenin, kendilerine özgün hareket dayanağı bulabildiği bir deviniş alanı değildirler. Tabii bunlardan da, demokrasinin iyi bir rejim olamayacağı, demokrasinin tümden bir yanlışlık olduğu gibi anlaşılması da akla gelmemelidir.\n\nSöz gelimi klonlama çalışması, genetik uygulamalar, gen haritası gibi bilimsel çalışmalar demokratik ortamlarda etik tartışmaları ile ele alınır olacaktır. Ve oylaşım gereği, günah anlamına gelen böylesi bir değişme ve gelişmeler, demokrasi gereği yasaklanacaktır.  Bu kez bu süreç demokratik olmayan yollardan hareketle sürecektir. \n\nTa ki, belli bir süre sonra da, yasağın pratik yararları göze sokulana değin bu yasak yeni bir anlayışla ve yeni bir yapılaşışla, demokratik hak ve talepler kapsamına girecektir. Tıpkı bir zamanlar demokratik talep gereği, tu kaka sayılıp, yasaklanan, ama şimdi, para giderleri de sigorta kurumlarınca karşılanan tüp bebeğin,  günümüzde demokratik talep ve hak olması gibidir. Tarihi süreçler bunların binlerce örneği ile doludur.\n\nGörülüyor ki her anlayışlar, demokrasi içinde kendisine bir devinme alanı bulamıyor. Ancak demokratik olmayan yollardan var kalabilerek yaşamlarını sürdürüyorlar. Yani bu da gösterir ki demokrasinin her derde çare olamazlığının doğal bir kanıtıdır. Demokrasi de diktaya gider.\n\nBunca açıklamadan sonra, en başlardaki; “Toplum içinde, demokrasiden referansla, adalet geliştirilemez mi? ” sorumuzu tekrar ele aldığımızda, görürüz ki adalet demokrasiden öncedir ve demokrasi adaletin üzerinde bir oluşmadır. Sürçlerin girişmesi içinde bu tür uygulamalar olasıdır. Aşağıdaki bir bölümde, böyle bir durum tersinme süreçleri içinde belirtilecektir.\n\nBu şu demek: adalet sistemleri üzerinde; teknik deyimle, sistem uygulamaları olan sistem sürücülerini harekete geçirebilecek pek çok gerilim alanları vardır. Yani tarihi şartlar içinde, demokrasiler adalet sistemleri üzerinde aktif olabilecek şekilde yapılaşma zemini bulmuştur. Yani adalet sistemi, demokrasinin üzerinde aktif olabileceği, devinip gelişeceği gerilim alanlarını hiçbir zaman bulamaz.\n\nDemokrasi, adalete temel olsa idi, adalet; demokrasi üzerinde hiçbir zaman girişemezdi. Hiç bir girişmesini yapamazdı. Nitekim de öyledir. Söz gelimi seçimlerde bir profesörün oyu ile üçü beşi dahi bilmeyen akıl bali dahi değil birinin oyunun aynı sayılması demokrasi içinde hazmedilirdir. Ama adaletli değildir. Bu nedenle, demokrasinin adalete temel olması fikri şimdiki halde çok çok sınırlı olmaktan öte gidemezdi. Yani çocuk anasını doğuramaz. Demokrasi, adaletin büyüyen gelişen çocuğudur. Her çocuk gibi demokrasi yerini yeniye bırakarak ölür. Ama adalet bir çeşit analık kavramı gibidir, analık anlamındaki doğal doğum süreçleri gereği sürekli doğumlarla kendisini süreçler içinde bulur.\n\nBir başka bozuk mantıklı düşünme söylemi de “Adalet mülkün temelidir “söylemidir. Bu da tamamen kusurlu bir mantık anlamsının ürünüdür. Olayların güncel işleyişi içinde olaylara bakıp, olayların biçimsel görünüş algılarına göre yorumlanması ile bu kanı oluşturulmuştur. Yanlış bir çıkarımdır. Böylesi bir bakışın ve bu tür anlamaların da, tarihsel zincirdeki akışa göre kusur oluşturduğu bir gerçektir. Değilse bu tür söylemler de, kendi güncelik ilişkileşmeleri içinde, yalınca ve kısmen anlamanın doğruluğunu ifade ederdirler. Bu türden bazı doğruluklar ifade eder olması da, bu tür aforizmaların, tek yanlı ve tekçi mantık ters yüz edilmiş bir mantık olmasını önler değildirler. Bundan inandırılmalar çıkar.\n\n“Adalet mülkün temelidir “ söylemi, öğütçü bir zihniyetle, bu sözün tabisi olan yönetici bir tiran için rehber olucu bir anlam taşıyabilir. Bunun siyaseten, kişi bazlı çok iyi bir uygulama anlamı da, olabilir. Ama bunlar bizim düşünmemizin tek yanlı ve kısır düşünce olmasını önleyebilir değildir. Zaten bu tür mantıklardır ki yeni durumlar karşısında, hiçbir çözüm üretemezler. Üretemedikleri içinde temelli şaşkınlaşırlar. Mülkün mevcuttaki durumunu sürdürürdürler.  Mevcudu, şiddetle devam ettirme, gayreti güderler. Daima bu tür sözün kapsamı içinde kazıyıcı anlamlar çıkararak, hep verimsiz ve atıl kalırlar.\n\nBu sözde tıpkı, “demokrasi adaletin temelidir” deme paradoksu gibi yanılgıları taşır. Nasıl adalet demokrasinin üzerinde devinme mekanizmaları bulamadığından adalet demokrasiler üzerinde devinip gelişemezse, adalette mülk olmadan, kendisinin üzerinde devinip gelişeceği bir alan bulup, süreçleşemez. Bu yüzden tarihi akışta mülk öncedir. Başlardaki mülkün sahibiyetçi iyelikleşen ilişkileşme egoizmleri, çatışmaların kaynağı olmuştur.\n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünürken Düşünememek Mi? 06",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nHiçbir girişme yalın ve yalınç değildir. Adalete temellik eden mülk ilişkisi, adaletle karşılıklı olaraktan da, insansal anlayışlarla giriştirilir. MÜLKSEL SAĞLANIŞLAR BELLİ DEĞERLER EKSENİNE GÖRE ADALET KILINIRKEN bu değerler eksenindeki her bir sapışları, yine o eksenleşmenin adalet anlayışına göre de, ADALET MÜLKÜ İLİŞKİLERDİR. Bu insanın öznel etkinliği ile giriştirilen sınıfsal karakterli bir sistem ilişkisidir. Burada adaletin mülkü ilişkilemesi üretimsel olmayıp, paylaştırışsal yön değiştirmelerdir. \n\nSüreç bir kez oluşmuştur. Süreç kendi ekseni doğrultusunda değil de tersinse bile işletilse; önceki birikmelerin tükenip sönümleşmesi için bir süre geçecektir. İşte sizin yanlış uygulamalarınız boyunca, sürecin geri giden bozulan ilişkileri, tükenir olacaktır. Ancak geriye giden bu sönümleşme zamanı boyunca takılıp kalışlarınız olacaktır. Burası bir, kendi halinde dalgalanma içinde kalışınızdır. Burada ne tam bir sönümleşme gerçekleşir, nede tam bir, ileri olan iyileşme gelişir. Bozulan kimi durumlar, mevcudun idamesini sürdürür yönde bir takım palyatif tedbirler ortaya koyacaktır. Bazen bir adım geri, iki adım ileri, bazen de bir adım geri, iki adım ileri denge süreçleri ile bir verimsiz sağlayışlar ortaya konacaktır. \n\nBir adım ileri, iki adım geri atılan süreçlerde, bir adımlık bozulma vardır. Bu bozulmalar, diğer periyottaki İki ileri adım süreçleriyle karşılanır. İki adım ileri olan süreçlerde, ileri adımlardan biri, her hangi bir periyottaki kaybedilen bir geri adımı karşılarken, ileri adımlardan olan ikincisi sanal kazanç gibi görünecektir. Bu kazanç size hep değişme ve ilerleme oluyormuş gibi gelecektir. \nOysa gelişme oluyormuş gibi görülen bu adım, bir başka periyodun ikili geri adımlarına harcanır olacağının görülemeyişidir bu. Bunlar zaman zeminci kapsal içi; kap içi dalgalanmalarıdır. İki geri bir ileri adımınızla, bir geri iki ileri adımlı süreçler, konum değişken ve birbirinin yerini alır süreçler olmakla, adımlarınızdan ne ilerleyen ne de tam gerileyen olmayan bir oyalanış oluşacaktır. \n\nOyalanmalar bir yerinde sayış gibidir. Bu yerinde saymaların aritmetik ortalaması sıfır olacaktır. Çünkü toplamda 3 ileri 3 geri adım oluşmuştur. İlk periyotta iki adım geri gitmişsinizdir. Başka bir periyotta da bir adım geri gitmişsinizdir. Toplam geri adımınız 3'tür. Yine ilk periyotta 1 adım ileri giderken ikinci periyotta da, iki adım ileri gitmişsiniz. Toplamda üç adım ileri gidilmiş olunur. \nBunlar da cebirsel olarak toplandığında (21=3; 12=3)   3-3=0 olacaktır. Geri adımdaki fazlalaşmalar, sistemi sönüme götürür. İlişikleri çökerterek sistem başlangıçtaki kaos durumlarına taşınır. İleri yöndeki adımlardaki fazlalıklar sistem dalgalanma ve türbülanslarını artırır. Sistem büyümüştür. Daha önce hiç olmayan ilişki ağlarıyla yepyeni bir düzlemle, sistem ortaya çıkmıştır.\n\nİki adım ileri, bir adım geri oluşlarla; İki adım geri, bir adım ileri oluşlar, sürecin çelişip dalgalanması için zorunlu süreçlerdir.  Sıfır değerler oluşturmasının cebirsel girişmeleri, bu şekillerde olmalıdır. Bu tür sistemler süreçlerini, dolaylı dalgalandırmalarla gerçeklerler. Aksi halde tüm süreçler durur. Bir kıyas referanslar ortaya konmadıkça büyüme ve gelişmeyi bilemezsiniz.\n\nGeri periyotlar, ileri peryotların, yeni olan değişmelerine uygun demokratik ilişkileşilemeyen düzenleşmelerinden kaynaklanabilir. Zaten var olan mevcut hak edişlerdeki kayıplardan kaynaklanabilir. Mevcudun korunması bir süre istikrar ve kararlılık düzeyi ve bir kazanım gibi görünürse de, gittikçe değişememenin ve geri kalmanın, geri direnç noktasının belirmesine de, neden olacağı unutulmamalıdır.\n\nArtık süreç içindeki bir insan, ya da siyasetler, isterse sınıfsal kaygılarıyla ve öznel değerlemeleriyle, adaleti bu mülkün temeline oturdu verirler! \n\nTemelinde mülk (sağlayışlar düzenleşmesi)   olan adaletli sistemler ilerlerler. Çünkü bu sistemlerde mülk ilişkisi (üretim ilişkileri)   değiştikçe adalet anlayışları da buna bağlı olarak değişecektir.  Adaletiniz mülkçü ilişkilerin kullanım kılavuzudurlar. Kullanılır bir nesnesi olmayanın, kılavuzu (adaleti de)   da olamaz. Söz gelimi siz, bilgisayarı üretmeden, bilgisayara ait kullanım ve eylem ilişkileşmelerini (adaletini-ahlakını-hukukunu)   bilemezsiniz. Bilmeniz de olanaksızdır. \n\nDeğilse, sağlanışları keyfi olan bir sistemde, suçta olmaz adalette olmaz. Siz, çapayı bulmadan, siz tarlada çapalı eylemlere girişmeden; çapalı üç gün tarlada çalışana 50 saat arpa vereceksiniz diye yasa yapamazsınız. Yeni ilişkileşmelere göre adaleti yaşayarak girişen ilişkilerden çıkarırsınız. Ahlakı, yani kullanma kılavuzu oluşturulmamış bir girişme de, zorbaca uygulanan adalet gericileşir. \n\nŞu da çok önemlidir. Elbette adaletin kendiside de, ne kadar gerici olursa olsun, sistemin sönüme gitmesine müsaade etmeyecektir. Bu yüzden de belli bir devinme düzeyini sürdürmek zorundadır. Bu nedenledir ki, en kötü adalette, en temel belli düzeydeki nesnellikle davranmak zorundadır.  Bu da, demektir ki o adalet, normal eksen değerlerindeki skala dağılımında; en solda ki sistemin sigorta düzeneklerini attırmaya matuf kırmızıya en yakın olan bir yelpazede, bu gerici mülkçü sağlanış oluşmaları, sürüp gidecek demektir.\n\nYukarıdaki anlatımlarda, kölelere ölmeyecekleri kadar yiyecek verilmesi, skala değerlerinin en sol kırmızıyı fazla sokulmayan devinme düzeyidir. Köle ancak karnını doyuracak sağlayışları ailesi ile paylaşır olacağından, yoksulluk çoğunlukça hazmedilir katlanılır olacaktır.  Bu tip ilişkilerde huzursuzlukların ortaya koyacağı noktalarda, olası tedirginlikleri mülkçülerin görmesidir. Buna göre tedbir almaları, gereklidir. İşte, kölenin yoksul ailesine merhametle sadaka ve zekât verilme nedeni budur. Bu, asgari düzey devinme ilişkilerinin bozulmadan sürdürülmesi gayretidir. Günümüzde iş barışı için! Patronların işçisine bayram harçlığı ya da üretimden bir kes pirim vermesi gibidir.\n\nYani köle yaşar olsun ki, tekrar üretim alanında gelerek hizmetlerini sunabil sindi. Bu bilinci örtmek için sadaka ve zekâtınızı da, cennetle ödüllendirip, ufkunuzu şaşırtırsınız. Bu toplumsal ilişkilerin halk düzeyine yansıma ve yansıtılması kültürüdür.  Bu yüzden de analiz yapamayan, yaptığı analizlerle de günaha düştüğünden korkarak, çark eden kitleler yaratırsınız. Bu nedenledir ki, en öznel, en keyfi adalet dahi, bu skalanın mümkün olabilir en solundaki değerlerden daha aşağı sapmalarına gidecek eylemlere, o sistemin kendisi de izin vermez!  Böyle bir adalet de, sapan ilişkilerini sınıfsal çıkarlarını düzelten bir sahiplenmeyi ortaya koyacaktır. \n\nİşte süreç içindeki insansal etkimeli öznelliklere, dışarıdan bakan biri, şunu görecektir. Adaletin mülkle var olan üretim ilişkilerinin adaletçi yaklaşımına göre değil de, sınıfsal ideolojinin, yani Çatının temel üzerindeki sistemi, yağmurdan, yaştan, koruması olan; sonraki ilişkisine bakarak böylesi çatıdan temele doğru ilişkiler oluşmasını gören bir gözlemci,” adaleti (çatıyı)   mülkün (ana nedenin)   temelidir” olaraktan görecektir. Oysa burada, karmaşık girişmiş ilişkilerde mülkün başlangıç oluşunu gözleme şansınız yoktur.\n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünürken Düşünememek mi? 05",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nTabii ki zaman içinde, gelişen insan zekâsı, yeni durumun ilişkin süreçlerini de yavaş yavaş kavrar olup, sistemleştirir olacaktır. İnsan zekâsı işi, çeşitli noktalardaki girişmelerin sosyal ve toplumsal, determinizmleri ve zorunlu algılatmaları ile durumun soyutluğunu, ortaya koymuşturlar. Böylelikle sosyal birliğin gücü yerine, yepyeni halk zekâ gücüyle (sosyal zekâ güçle)   toplumsal zekâ gücünü ortaya koydu. \n\nSosyal güç dikensiz gül bahçesidir. Karşıt söylemleri olmayan, bir etnikçi tekillik içinde olmanın anlama ve anlatım, söyleyiş, işleyiş düzey ve düzlemidir. Halk ise toplumların ittifakları yolu ile ortaya çıkmıştır. Çeşitli etnik grup birliklerin karışım birlikleri ya da yan yananlıklarıdır. Zıtlıkların çatışması ve yeni fikirlerin oluşturması müsamaha geliştirmesi, halkın oluşmasıyla vardır. Yani halk içinde artık gülün dikeni vardır.\n\nHer bir zekâ işleyişi kendi alanında, bu kavramları önce çok basit ilgilemelerle sosyalleştirmiştir (imanlaştırmıştır) . Başlarda Sosyal olan da, toplumsal olanmış gibi algılanmıştır. Bu mana da bakınca sosyal yapı ve halk; toplumun psikolojik yanıdır. Ve psikolojik tedbirlerle çok ilgilidirler.\n\nTemel gereksinimlerin insanlar arasındaki sağlanış yükümlüleşmeleri, toplumsal olgularla kendisini iyice dayatmıştır. Üretim mallarındaki sağlanışların kendi içindeki üretimsel olan bir dizi iş paylaşımı organizesi gibi yardımlaşma ilişkileri vardır. Bir de farklı gruplarca üretilmiş olan, farklı üretim nesnelerinin birbiri ile değiştirilmesi (takas)   ilişkisi vardır. Bunlar üretim ilişkileri içindeki kesikli, sürekli ilişkin süreçlerdir\n\nBu iki üretim ilişkisi; yani ihtiyacın üretilmesi ve üretilen ürünün farklı ürünlerle değiştirilmesi (ticaret) , kendi aralarında girişme yapar. Toplum devinmesi içinde sözün gelişi takas yapılan malların kendi aralarındaki değiştirilebilir eşitlikte olmaları zorunluluğu, sürçle ortaya çıkar. Yeni ortaya çıkan bu ilişki tipi, toplumun nicel olarak sınama yanılma hata ve doğrulanma deneyimli olacak olan ekonomik anlayışlarını biriktirir. Üstelikte bu nesnelliklerin izleksel algıları anlaşılıp sezilmesi, insanlarda farklı farklı yansılaşır. \n\nEkonomik olaylar, ekonominin giriştirilme alanı olan ilgili toplum bireyleri insanlar arasında ekonomik işlerin izlekçi yankılanması başka, bu işlerle ilgili olmayan halk kişilerinde ekonomik anlayışın yankılanma anlaşılması ve yaşamsallaşması başka olacaktır. Bu girişmeler; ruhsal, plastik anlayışları da, böylelikle, oluşturur.  Halkta ekonominin yasallığından çok duygu temelli olmasının bu nesnel öznel oluşmaları insanların adalet dediğimiz duygularını biriktirmiştir. \n\nTakasın girişmeci yaşantılaştırılmalarıdır ki toplumsallaştırılmıştır. Toplumsallaşan her şey karşılıklı devinen kurallı bir devinmeye dönüşür. Bu kural ilkeler etrafında, adaletçi ilke anlayışları devindirilmiştir. Yine söz gelimi kullanım değerleri farklı ve yarım günde üretilen bir mal ile yine yarım günde üretilen, bir başka mal, değişim konusu içine sokulması ile tutum edinilmiştir. Bu bir temel ilke olmuş ve bu ilke etrafında birçok saçılma girişmeli anlayış ve adalet kavranmaları geliştirilmiştir. \nToplum içindeki ekonomik girişen deneyimler, halk içinde, halkın sınıfsal tüketen yapısından ötürü, sınıfsal farklılıklarından ötürü, duygusal (ruhsal)   girişmeleri bambaşkadır. Bu yaşantılaşmanın getirileri halk içinde tüketilirken yansıtılması bir ahlak ve erdem inançlaşmasına dönüşüyordu.  Yaşantılaşmanın toplum içindeki içenliği adaletçi (hukuksal)   anlayışla devinirken; halk içindeki içenliği, inançsal adalet anlayışlarıyla bu çekenlikler etrafında girişmiş ve oluşmuştur. \n\nBu iki farklı alan eksenler etrafında ki girişme devinimli dalgalar, kimi zaman esnetilerek, kimi zaman daraltılarak, bunların azalan ve çoğalan girişmeleri yapıldı. Ve bu türden oluşmalar gelişe değişe günümüzdeki değerler sistemine ulaştırılmıştır. Adalet kavramları, böylesi eksenleştirme bir ilk örnek çelerin, süreç akışıyla pekiştirilmiş bir berdevamlar silsilesidir.\n\nYani nasıl taş olmadan taştan heykel oyamazsanız, mülksel girişmeleriniz olmadan da, adaleti süreçleşemezsiniz. Nasıl taştan önce, heykel giriştirmeniz olamazsa,  özel mülkçü sağlayışlarınız olmadan da bu günkü toplumunuz ve adaletiniz olamazdı.  Toplum özelci iyelikli, mülk sağlanışlarının organizesi ile ortaya çıkmıştır.  Toplumunuz olmadan da, toplumsal girişen adalet kavramınız olmazdı.\n\nTarihsel seyrediş, sürecini böyle giriştirince,  adalet de mülkün üzerinde devingenleşmiştir. Mülk ilişkileri, sürekli ve değişkendir. Mülk, bir üretim ilişkileri sağlanışları şeklidir. Böyle olunca da; adalet, sürekli ve değişken üretim ilişkileri sağlanışlarına göre, değişken olacaktır.  Adalet mülk ilişkilerindeki denkleşmelere uygun olabildiğince bir ortalama değere yaklaşanlı devinme ile bir hakça sağlatan ilişki olarak, daima değişip gelişecektir.  Ne salt mülkiyet ilişkisi vardır ne de salt adalet vardır. Ama salt bir değişkenliklerle gereksinmeler sağlayış ilişkileşmeniz olacaktır. Bu sağlayış ilişkileşmeleriniz, öyle değil de böyle, böyle değil de şöyle olabilecektir. Bu yüzden evrensel ilkelere uygun sürekli değişecektir.\n\nEğer, ortalık yerde, mülk sağlayış (gereksinimleri karşılama)   ilişkileri olmasaydı sosyal girişmelerin, adaletçi anlayışı da olamazdı. O halde, mülkün temeli adalet değildir. Aksine, adaletin temelin de mülkçü sağlanışların ilişki düzenleşmesi vardır. Bu yüzden bu ilişkilerin sağlatışı zaman içinde doğru ya da eğri bulunur. Hep düzeltme hareketleri yapılır. Bu nedenle her durum ve her şartlarda salt bir sağlayış ilişkisi olmadığından, bu sağlanış ilişkilerinin yansıması olan adalet anlayışları da salt değildir. Hiç kimse size salt adaletin ne olduğunu söyleyemez. \n\nAdalet süreçsel olayların yaşanmasından sonradır ki olayların edinilen felsefesidir. Bu mülkçü felsefenin bir kısmı toplumun sürecine, toplumun nesnel uygulamasına yasa olarak yansır olacaktır. Yine bu mülkçü felsefenin bir kısmı da sosyal, halkçı yapının içine, ahlak, erdem, inanç olarak yansır olacaktır. Bu iki farklı yansımanın izlenim duyguları da farklı olur.  Tıpkı, pilav örneği gibidir.  Her gün önüne pilav konan bir kişiye; hem de patlarcasına, pilav yiyen birine pilav göstermeniz; o kişinin kusarcını getirir. \n\nAynı pilavın görüntüsü aç olan birine, şiddetle yöneleceği bir yiyeceğin sağlanışı olarak, yansılanması gibidir. İşte bir yaşantılaşma halka farklı yansır, aynı durum topluma başka yansır. Durumların çoklu ve de farklı yansıması esastır. Mülkiyetçi sağlatılış ilişkileri toplumda başka yansır, halk içine de ya da sosyal yaşantılaşma ile tüketilirken halka farklı yansır.\n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünürken Düşünememek mi? 07",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nTarih bilinci de olmayınca kişiler, içinde bulunduğu mülkçü yapı ilişkilerine göre düzenlediği adaletin, mülkü düzenler oluşunu da görünce, her zaman ve her zeminde bunu, böyle olup giden bir süreç sanacaktır. Egemenci sınıf çıkar adaletine göre, bu yanılgıların içinde olan kişiler “adaleti mülkün temeli” yapacaktır. İlk paragrafta dendiği gibi: 'güncel deki bir birinin yerini alan, yer değişmeli her bir durumlardan, baş olan yani ilk olan, temel olan yapılanma görülemediğinden ötürü, görülür olanın, sınıf ideolojisinin egemen olan birisini genelleştirecektirler.\n\nBu gibi ki bir tür analizci olmayan bilmelerimiz, olayların özünde var bulunan ana nedenlerle, çevreli nedenleri karıştırmak olur. Mülk adaleti belirlerken, adalette mülkün devinmesini akışın kaçınılmaz kılan bir karşılıklı eytişimine (diyalektiğe)   girecektirler. Mülk, adalet olmadan da, temel sağlayışlarımızdan ötürü oluşur; oluşacaktır da. Ama bir müddet sonra, adaletini, sağlamadan da mülk gelişemez. Adalet de mülk olmadan ortaya çıkamaz. \n\nAdalet bir keslik de olsa ortaya çıktı mı, sistemi (mülkü)   dönüştürür, sistemi devindirmeden, geliştirmeden edemez. Buradaki ana deviniş eksen adaletin sağlanırlık noktası: emeklerin çok çok yaklaşık bir denklikle değiştirilebilir (takas edilir)   olduğu olgusudur. Değilse insan emeğinin her gün yeniden ve yeniden üretilir olması üzerine oynanan sinsi oyunlar değildirler.\n\nAdalet, insansal, öznel-nesnel karışımlıdır. Adalet, paylaşımı keyfi dağıtabilir olmakla özneldir. Ama sistemin sürüp gitmesi için de, adaletin; bir en az olması gereken şartla, bir en çok sınır arasındaki, kendi optimal ortalama değerlerde seyretmesi de kaçınılmazdır. Adaletin sahipleneceği nesnel oluşmacı ve nesnel öznel gelişmeli olan, olmaz ise olmaz olan, değişken durumu budur.\n\nAdaleti, mülkün temeli saymayla, mülkü; adaletin temeli bilme arasında, çok farklı sonuçlar geliştirilecektir.  Bu Dünya’yı öküzün sırtında bilmeyle, öküzü Dünya’nın sırtında bilmenin farkı gibidir. Bir kes bu tür farklı anlamalarla, çözümsel temel nedenler de farklılaşacaktır. Dünyanın ırganmasını veya eş deyişle Dünya’daki depremleri, Dünya’yı öküz sırtında bilmekle öküzün kıpramasından sayar, öküzü saygılarsınız.  Bu kanaat size yeterli neden gelen bir inanma olacaktır. Eğer öküzü Dünya’nın sırtında bilirseniz, depremlerin asıl nesnel nedenlerini ve çözümlerini bilir ilişkiler olacaksınızdır. Daima bilginizden şüphe eder araştırmalar içinde girişeceksinizdir.\n\nSonra bu tür zorunluluklar, bizim temel durumlar içinde keyfilikle seçme hakkımızı ifade eden bir durumlar da değildir. Gelişmeniz için huzurunuzu oluşturmanız için zorunlu olanı bilmeniz gerekir. Söz gelimi siz “adaleti mülkün temeli “ olarak bilirseniz; siz, her gelişmeyi ve değişmeyi, yani; mülkçü sağlanış ilişiklileşmelerini, olmayan ama var sandığınız ilkten oluşmuş bir adalete göre, düzenlemek istersiniz. Yinede farkında olmadan adaleti, mülkçü ilişkilerin en az şartı ile devinmeye sokar olduğunuz halde, bunun bilincinde olmadan bir işleniş sağlarsınız. Bunu da adaletin kehanetinden sanırsınız.\nİşte zoraki nikâhlı bu adalet anlayışınız, ileride bu gelişmeyi destekler olmayacağından, gelişmeyi taşıyamaz. Adaletin, mülke temel olması demek, adaletin ilkten beri ve mülkten önce olduğu için mülke de zorunlu olarak temel olduğunu saltıklık sayarsınız. Böylesi değişmez, ilkten beri var olan adalet anlayışınız da, evrimin ileri yön devinmesini harekete geçiremez. Oysa mülkü, adaletin temeli yaptığınızda,  mülkün yeni yeni sağlanış şeklilerini ve ilişkileşmelerini sürekli okuyup,  yeni anlamalarla adalet duygunuzu ve demokratik sağlanış talepleşmelerinizi diri ve canlı tutacaksınızdır. Açıkçası mülk ilişkilerinin değişmesi ile adalet anlayışınızın ilişkileşmesi de değişecektir. Böylece yolun akışı sağlanır, toplumsal devinimlerin yol önü, açılır. Oysa ilkten beri var sanılan adalet bu dinamizmi bize veremez.\n\nDeğilse elinizde sürekli yüz tane koyun olacağı var sanısı ile sürekli ve hep aynı ilişkileşme içinde olacağınızı var saymanın düşüncesi olan adalet, sizi süreç içinde açmazlara ve şaşkınlıklara sokacaktır. Koyunların o biçim değil de bu biçim el değiştirterek adaletiniz oluşturulmuş olmaz. Ama bir üretim aracı değişikliği, söz gelimi yapağı kırpma makinesi, bir süt sağma makinesi, bir yün işleme makinesi geliştirildiğinde toplumsal ilişkileriniz tamamen değişecektir.\n\nAdalet anlayışlarınız da değişecektir. İlişki değiştiriciler çoğaldıkça adalet (hukuk)   sağlar olmanızda kapsamlı ve ayrıntılı bağıntı içinde olmak zorundadır. Yani adaletiniz (hukukunuz)   üretim ilişkileri değişiklerini ve yeni üretimin yeni bir dağılımcı paylaşımını, yeni bir anlayışla ortaya koymayı düzenleşmek zorundadır. Ki adalet anlayışınız bu ilişkilerin sonucunda ortaya çıkacak anlamalar ya da anlayamamalar olacaktır.\n\nSöz gelimi bir üretim aracı olarak traktörün keşfi, hem ürünü artıracaktır, hem işsizlik yaratacaktır, hem yeni iş alanları (kaportacı- rot balansçı, boyacı, tornacı vs. gibi organizeyi)   ortaya çıkaracaktır. Hem de üretimin dağılım şeklini değişecektir. İlkten beri, Dünya kurulalıdan beri var saydığınız Eski maraba- ağa ilişkisine göre olan adalet anlayışınız, bu yepyeni süreci ileri taşıyamayacağı açıktır. Yani yeni üretim  (mülk sağlayış)   ilişkisine göre, yeni adalet anlayışlarınızı oluşturmak zorundasınızdır.\n\nÖrneğin, sormak gerekir; hangi ilkten beri olan adalet mülkün temelidir? Mülk olmadan adalet, nasıl var olmuştur ki? Olmayan bir mülk,  olmayan bir adaletin üzerinde nasıl devinir olmuştur?  Tarihsel süreçte oluşmalar ilişkileşmesinde eylem, ya da hareket, zihinsel çıkarımlardan öncedir. Zihnin kendiside bir deviniş olması hesabıyla sosyal ve toplumsal oluşumunuzdan öncedir. Ve zihinsel çıkarımlar hemen devinimlerin yanı başındadır. Ancak bu girişmelerden sonradır ki,  mülk ve adalet neden sonuç; sonuç, neden girişmesinin, bir çember üzerindeki, başlangıç ve bitiş noktalarının aynı yer olması gibi algılanmıştır. Süreçte eytişimin zorunluluğu belirir. Oluşmalar zihni, zihinde oluşmaları geliştirir.\n\nSöz gelimi bir adalet anlayışı olarak mülkünüzden kırkta bir zekât vermeniz için; tarihi süreç içinde önce mülkün (gereksinmelerin)   özel sağlanır olması ortaya çıkmalıdır. Sonra kiminin mülkü oluşurken kimi de mülksüzleşmelidir. Bu mülklü mülksüz girişmesi, çatışma ve yağmalara, talanlara, öldürmelere devinmelidir. Çapa, kazma, tırmık, saban gibi teknik dönüşümler sayesinde verim artması gereklidir. Artan verim nedeniyle, köle çalıştırılması ve köle emeği kullanım ilişkisi ortaya konulmalıdır. Yani köle emeği ile artık ürünün ortaya çıkması gerekir.  Artık ürün, yani fazla ürün, kölenin tüketebileceğinden daha çok ürünü üretebilmesidir.  Kölenin ürettiği bu fazla üretime, mülkü olanların el koyma ilişkisinin ortaya çıkması lazımdır. \n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünürken Düşünememek Mi? 08",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nBunların adım adım birikmeleri ve tek tek girişen ilişkileşmeleri; günün birinde, bu gelişme ve girişmeleri, hepsinin de bir arada olduğu, süredurum ilişkileşme girişmesi olacağı da kaçınılmazdır. İsa dönemine gelindiğin de, bunların en vahşi dönemlerinin çoktan oluşmuş şekilde sürer olduğu ve de diğer yandan da artık yeni bir devrimci değişmelere (feodalizme)   yüz tuttuğu görülecekti. Bunların bir arada girişmesi, çatışmalarla ortalama bir değerde dengeye gelecektir. Ki çatışma ve kavgalar önlene bilsin idi.  Artık köleler merhametle(!)   öldürülmeyecekti.\n\nAma köleler de (mülksüzler de)   aç kalmamalıydı. Mülkten, mülkü olmayanlara (kölelere)   sadaka ve zekât vererek bunların yaşamalarına da acınmalıydı. Köleler, merhametle yaşar olsunlaydı ki, hem köle olarak artık ürün üretebil sinlerdi. Hem de, talan ve kin gibi öççü duygu oluşmaları sönümletilmeli idi. Gösterilen bunca merhamete karşın, bunlar da, eşek değillerdi ya(!)   nankör olmamalıydılar. Veli nimetlerine daima saygılı olmalıydılar. Bükemedikleri eli öpmeliydiler. Sanki el bükmek gibi bir zorunlulukları varmış gibi! \n\nYani çember üzerinde başlangıç ve son aynı yerdir.  Bu yüzden başlangıç ile son karıştırılır. Doğanın işleyişinde adaletçi olmak gibi bir zorunluluk ve lüks yoktur. Mülk bir nedense, adalet bir sonuçtur. Bu adalet anlayışı doğal bir işleyiş olmayıp, insansal etkimeli bir eylemselliktir. Adalet toplumsal olanın doğal bir parçasıdır. Ve daima öznel sübjektiviteleri içerecektirler. Süreç başladıktan sonrada sonuçlar neden gibi davranıp bazen mülkü belirleyeceklerdir. \n\nİnsanlar, süreç içinde bunları karşılıklı etkimeli (diyalektik)   giriştirecektir. Mülk nesnel gerçekçidir,  adalet öznel hakikattir. Artık olaylar böyle bir görünümle girişirler. Ki bu görünüşler de, şüpheci ve analizci olmayan bilgisizliğimizin de yanılsama kaynağı olmuştur. Olayları bu tür anlayışlar üzerinde, söyleşilenleri dinler ve anlar olmalarımız da, bir inançlaşma ve bir tekil mantığın ürünü oluşudurlar. \nNe mutlak bir mülk ilişkisi biçimi vardır, ne de mutlak bir adalet vardır. Mülk ilişkileşmeleri, adaletçi anlama olgularını doğurduğu da bir hakikattir. Ancak süreç başladıktan sonrada adaletçi anlama olguları da mülkün işleyişini,  insansal bağlam da düzenleştirdiği bir gerçektir. Ne var ki mülk, adaletin mülke temel olması ilişkisi üzerine oturmamıştır.  Yani önce bir adalet vardır, sonradan da, mülk ilişkileri buna göre oluşturulmuş değildir. Bu anlayış çok yanlış bir gözlemsel çıkarma olup, tarihsel bilinç ve bilgi taşımaz. Hiçbir bilimsel kıymeti har biyesi olmayan, halkçı öğretmeyi kısa yoldan düzenleyen bir tek yanlı, inanççı mantık çıkarımıdır. \n\nBurada yine çok yerde değindiğim egemenlikçi ya da özgürlükçü anlayışa bir değinmenin felsefesini yapayım. Zorunluluklarınız varsa, zorunluluklarınızın da bir sağlanışı vardır. Zorunluluklarınız aşağı yukarı hep aynı kalırken, zorunluluklarınızı sağlayışınız ve bunların ilişkileşmesi hep aynı kalmaz, yani daima değişecektir.\n\nŞu saptamamı da söyleyip, ondan sonra, bunların anlatım açılımına geçeyim. Zorunluluklarımız, bizim dışımızdaki gerçeklenmelerdirler. Her davranışımız nedenlidir ama zorunlu olmayabilir. Temel düzlem davranışlarımız zorunlu iken yani, tıksırmak nedenli ve zorunlu iken tıksırma anında burnunuzu tutmak zorunlu değildir. Bu tür zorunlu davranışlarımızın, bizler üzerinde kaçınılmaz baskısı vardır.\n\nToplumsal ve sosyal girişmeler, gereksinimlerimizi zorunlu sağlayış ilişkilerindendirler. Bu türden temel gereksinimlerin, sosyal ve toplumsal sağlanış ilişkileşme nesnelliklerin baskısından dolayı; bizlerin var olan ve keyfi olan kişisel tutumlarımız, kişisel iradelerimiz, girişirken kırpılırlar. Bu türden olan temel gereksinimlerimizin sosyal ve toplumsal sağlanışları yüzünden, keyfi oluşların tamamen kırpılmalarıyladır ki; keyfi oluşlar her şeyin üstüne çıkabilir değildir. \n\nHem de bu türden kırpılan, yok olan enerjilerimiz, zorunluluklarımız; hiç ummadığımız bir şekilde, hiç bilmediğimiz, yepyeni bir gücü, toplumsal gücü ortaya çıkarırlar. Bu demektir ki toplumsal güç tek tek kişilerin olmayan ama kolektif olaraktan bizlerin egemenci oluşumuzun da bir belirişidirler. \n\nAçıkçası toplumsal olan yükümsel girişmeler, sizin üste çıkar keyfiliklerde olmanızı engelleyicidir. Bu girişme kayıplarınızı ortaya koyacaktır. Bu nedenle keyfilikle egemenci (özgür)   olamayacaksınız. Ama yine sırf bu nedenle, bu sağlanışları girişmesi ve kırpılan dalgalanmalar sonucunda da, bambaşka bir (egemenci ve özgür)   oluşunuz da, sosyal ve toplumsal güçle, ortaya konacaktır.\n\nSöz gelimi üstteki paragrafların belirtilişi bağlamında, açlığınız sizin bir iç zorunluluğunuzdur. Tepenize yıldırımın düşmesi de, sizin dışınızda, ama size de etkimeli, bir dış zorunluluktur. Yani zorunluluklarımızın (yönelimlerinizin- eğilimlerinizin)   bir kısmı bizim içinizden dışımıza doğrudur. Bir kısım zorunluluk da, bizim dışımızdandır ama size doğru da bir yansıma potansiyeli vardır. İşte bu zorunluluklarınızı biz karşılar olmak, biz sağlar olmak zorundayızdır.\nSiz bu zorunlulukları doğada sağlarsınız. Bu sağlanışlar, sözün gelişi dıştan size doğru olacak bir güvenlik tehdidini de, destekler olacaktır. Bu tür belirmelerde sözün gelişi, siz av yaparken, sizin av olmanız gibi tehdit çil, zorlukları vardır. Bu tür zorunluluklardan ötürü siz de, zorunlu olarak karşılıklı yükümleşen grup sağlayışlarına doğru bir devinişi geliştirirsiniz. İşte bu gibi sağlayış şekillerinden birisi de sosyal birlikler, komüncü düzenidirler. Bu düzlem de, buradaki süreci daha sonra toplumsal sağlayışlara doğru kaydırtmıştır. Şimdilerde toplumsal sağlayışlar da artık miyarını tamamlamış gibi görülmektedir. Tabii ki, toplumsal sağlayış öyle sabahtan akşama biter bir konu da değildir.\n\nTüm gereksinimlerimiz dıştan sağlanır nesnelliktedirler. İçten olanlarsa, hem nesnelliktir, hem durumsaldır, hem duygusal ve ruhsal tavırlıdırlar. İşte bu zorunlulukların dıştan ilişkisel sağlanışı nedeniyle yapılan girişmeler gide gide mülkleşme olgusunu ortaya çıkartmıştır. Söz gelimi sosyal birlikler döneminde sağlanışlıklar yaklaşık eşitlikçi biçimde olduğu için o düzlemin adalet anlayışları ve adalet oluşturmaları da farklıdır. Şimdiki toplumsal iyelikçi mülkiyet biçimin de ise, adalet duygumuz daha başka, bam başka bir deviniş içindedir.\n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünürken Düşünememek Mi? 09",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nBuralarda asıl olan ve temel olan, zorunlulukların sağlanışlarıdır. Ve bu sağlanışların esnasında da adalet ya da paylaşım duygularınızı geliştirmek, yepyeni bir kazancınız olacaktır. Bu kazanççı sağlayışların toplumsal ittifakları ve toplumsal deneyimleri, biriktirile biriktirile sosyal toplumsal çevreniz oluşturulacaktır. Ve siz; bu düzenli çevrelerin içine doğduğunuzda var bulunan bir düzen girişmeleri yumağı olaraktan bunları karşınızda bulacaksınız. Bu içine doğulan düzen algısı sizdeki saltıkçı olma düşünmesinin kaynağıdır. Ve ortam ilişkilenmesi bu yüzden size çok karmaşık gibi gelir. \n\nBu karmaşıklıktan ötürü, sizin de adalet anlayışınızı karmaşıklaştıkça, adalet, mülk temeli üzerinde ki devinişleriyle, bambaşka hukuk gibi kulvarlarında adaletçi olmasına süreçleşecektir. İnsanoğlunun zorunluluklarına olan sahibiyetçi yaklaşımları, mülkiyetçi ilişkilerini doğurmuştur.\n\nYine zorunlulukların sağlanışındaki toplumsal ve sosyal girişmelerinden ötürü, keyfice bir kişiselci ya da kişisel yetkili, egemenlikçi özgürlük olmayacağını, belirtelim. Zorunluluklarımızı (temel ihtiyaçlarımızı)   sağlayışlarımız, zorunlu bir ilişkileşmedir. Her ilişkileşmenin girişmesi de,  kişisel serbestliklerdeki gibi olmayan davranışların, bir kırpılması ile girişim yaparlar. İşte girişenli kırpılmış, birbirine göre uygunlaştırılmış veya senkronize edilmiş, sağlayışçı davranışlar toplumsal girişmeli davranışlarımızdır.\n\nSizlerin, seçme ile yetkilenme davranışları verdiğiniz insanlar; “ biz seçilmişiz, halk (seçmen)   en büyük iradedir! O ne derse, o olur! ” gibisinden yuvarlamalarla, kendi yaptıkları, egemenlikçi keyfi tutumlarını, seçmen iradesi ile özdeş kılarlar. Bu hal demagojik siyasetler için, boş söz devinmeli, içi boş söylemli siyasetler için doğru olabilir. Ama gerçekçi nesnel politikalar için lafı güzaftır.\n\nÇünkü seçmenin iradesi de toplumsal sağlayışlardan ötürü kırpılır olmak zorundadır. Seçilme ile de, seçilenler belli hukuk sınırları içinde kalarak, yetkili yapabilirlik görevlendirilmesini sağlarlar. Değilse sınırsız keyfilikler, toplumsal örgütlenmelerin kendi nesnelliğinden ötürü, gide gide toplumsal sağlanışlar yerine, toplumsal sağlanmaz oluşlara dönüşecektir. \n\nÇünkü toplum karşılıklı yükümleşmeyle olan sağlayışlar cümlesidir. Karşılıklı yükümleşmenin bir tarafı keyfileşirse diğer taraf da, bu keyfiliğe karşı bir direnç gösterir olacağından keyfilik yok olur. Girişen ilişkilerin hiç biri, diğer girişen ilişkilerin üzerine egemenlikçi olmamalıdır. Aksi durumda, üretiminiz de, adaletiniz de, yöneticileriniz de, size tam bir zulümle hükmederler. \n\nEğer toplumsal sağlayışlarınızdaki onlarca ilişkilerden kimisi egemenlikçi girişirse, karşılıklı sağlayışların her biri, kendi bağımsızlığını ilanla davranır olacağından, toplusal birlik çözülüp, her biri aşama bir önceki aşamasına doğru tersinebilir. Her aşamada oluşan bir yetkinlik ortadan kalkar ve o yetkinliğin süreçleri dağılır. Önce ittifaklar geriler, sonra da toplum. Yapılar en az toplumsal düzeyini sürdüren sefihlik düzeyine düşer. Zaten toplum ilişkilerinin her biri birbiri ile bağımlı ve bağıntılı yükümlülüklerden oluşmuştur. Bu zorunluluk yapıyı korur ve ileri sürdürür olmalıdır.\n\nBu nedenle, seçilmiş olanların, her biri kendi yetkilendirilme işleyişi içinde, yetki ve zorunlu sorumlulukların girişmesini taşıyacak yükümlülüklerdir. Halk bile, girişmeli öznellikler sağlar olmanın, girişme zorunluluğu nedeniyle, davranırlar. Ve bu yüzden egemenlikçi olamazlar. Toplumsal işleyiş böylesi bir yükümlüleşmedir. Ve toplum böylesi bir ilişkilerinin, birinin egemenlikleşmesine hiç kural tanımazdır. Kişi ve grup emenlikleşmesi yerini; görevleşme karşılıklı yükümlülük ve sorumlulukla denetilme gibisinden birbiri ile bağıntılaşma girişmesi yer almıştır. \n\nTüm bunların oluşması ile ortaya yepyeni bir toplumsal güç çıkar. İşte halk ve kişiler bu gücün üretimindeki paylaşımları kullanarak özgürleşirler, egemenlikleşirler. Söz gelimi bu toplumsal gücünüz ortaya bir uçak çıkartır. Siz bu uçağa binerek özgürleşirsiniz. Bunlar zorunluluklarımızı karşılıklı sağlaşır olmanın bağlamlılıklarıdır. Ama dikkatli olunmaz ise umulmayan beklenmeyen bir özgürleşmenin de, egemenlikleşmenin de kendiliğinden olmasının da ortaya konucusu olurlar.\n\nKi toplum böylelikle hiç tahmini bile yapılamayacak bir uzaya gitmenin egemenlikleşmesini ortaya koyabilmiştir. Bunlar, bireysel egemenci davranışların kırpılarak toplumsal devinime dönüşmesidir. Toplumsal devinim de, bambaşka bir egemenci oluşla ve özgür oluşla yansımıştır. Bu yüzden her bir sağlayışlar girişmesi ile kırpılma zorunluluktur. Kırpılma toplumsal gücü ortaya çıkarır, ama kırpılma öncesi girişmeler bu denli egemenlik ortaya çıkarmazlar. Böyle bir zaaflaşma, çıkacak olan toplumsal gücü geriletir.\n\nToplumsal güçlerin birikmesiyle de yaratılacak olan toplumsal egemenlik sizlere;  bireysel, toplumsal, kullanım özgürlüğünü sağlar. Bir yerdeki kaybediş (bireyci keyfiliklerden)   diğer yerden, topluma bir kazanç olarak belirir. Yani sağlayışlardaki kaybediş, sağlanışlardaki kazançla çok büyütülmüş bir getiri transferine dönüşür. Söz geçirme, gibi alt benci düzlemle olan sağlanışlardan kayıp edilecek kırpılmalar, toplumsal gücün kazancı olacağından, toplumsal güç kansere çare bularak egemenleşme kazancını ortaya çıkarır. Ya da paratoneri bulan toplumsal güç, sizleri tepenize düşen yıldırıma karşı koruyarak, özgürleştirecektir.\n\nBu nedenle seçilmiş olma bir alt benci düzleme uygun egemenlikleşme muafiyeti değil, aksine sorumlulukla bağımlılaşan bir yetkileşmeyi ortaya koyacak ki buradaki kayıplar toplumsal gücün kazancına dönüşsün. Görev yetkileşmesi size özelde o alanla ilgili, sınırlı ve diğerleriyle ilişkili bir yetki özgürlüğüdür. Genel bağlamda ise kendi alanı dışında bir sınırlanma belirleşmesidir. Bunu hıfz edip, başaramayan siyasetler diktalaşır. Diktalaşmak toplumsal gücün sağlanışını eksiye doğru geriletir. Yani toplumsal gücün oluşmasında, kayıplara dönüşecek bir olumsuzluklar olacaktır.\n\n“Demokrasi adaletin temelidir.” Söylemi de, tümden yanlıştır. İşin tuhafı bunları akademik kariyerli doçentler bangır bangır bağırıyorlar. Burada yanlış olan,” temel oluş” kavramıdır. Yoksa demokrasi ve adaletin var bulunuşları yanlış değildir. Temel oluş, ilk oluştur. Temel oluş, önce olanın, sonraki olanı gerektirerek süreçle karşılıklı bağıntılaşma ilişkisidir.  “Demokrasi, adaletin temelidir.”  Gibisine bu absürtçü mantık, daha insanoğlunun, toprağı ekip dikmek, aklının ucunda bile geçmezken, ekip dikme eylemini biliyordu demektir.  İnsanın adalet anlayışı, sosyal birlikler döneminden beri vardır. Oysa insanın demokrasisi, şunun şurasında 2800 yıl önceden beridir bilinirleşerek vardır.\n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünürmüsün",
        "poet": "Tayfun Şahin",
        "poem": "\n\nYağmurlar yağarken senin şehrine\nAkşamları beni düşünürmüsün\nBaşını yasl....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünürsem",
        "poet": "Mustafa Yalçın 2",
        "poem": "\n\nDüşünürsem dağ olur düşüncemi söylersem o dağlar yok olur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünürken Düşünememek Mi? 13",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nToplumlar: kişisel inanmalı ve kişisel keyfiyetlerle belirmeli oluşmalara, oldukça kapalıdır. Ve öznel keyfiliğe oldukça sınırlamalar getiren bir üretim ilişkileşmeler alanıdır. Oysa halk ve öznel yaşamlarınız da inançlaşmaya çok açık ve çok uygundur. İnançlar, kişiler inanmalı ve kişiler keyfiyetli oluşmalardır. İnançlar, kişileri olduğunca serbestleştiren, yalınlaştıran ve kişisel duyum içerenliğine değin indiren belirme alanlarıdırlar. \n\nSerbestlikleri, toplumsal özgürlük sayma yanılgısı; okumuş, okumamış herkeste ve cahil olanlarda büyük oranda vardır. Hatta sınırlanmayı, kurallarla belirlenmeyi (anarşizmi) , özgürlüğe aykırı sayan yüzeysel düşünmeler çokça vardır. Hâlbuki toplumun bir üretim zorunluluğu varken sosyal yaşamın, kendi alan girişmeleri ile keyfi oluşma sosyal yaşam özgürleşmesi vardır. Cehalet densizliğiyle, bunları ayıramazlar.\n\nBir kere serbest, gelişi güzel, kafanıza göre davranır olmayı sınırlama, doğanın kendisinde vardır. Söz gelimi uçmak iştiyakı ile serbestçe kendinizi bir uçurumdan aşağı atmanın içinizdeki hevesçi belirmesi vardır. Ve yine bir apartman katından uçma coşkusuna kapılışla aşağı atlama eğiliminiz sizde, güçlü bir şekilde belirirdir. Ama uçamayacak olmanız ve atlamanın sonunda ölümün olması; sizin bu serbest oluşan fikirlerinizi ve keyfilikle oluşacak eylemlerinizi, gerçekleştirmenizi, hem sınırlandırır, hem de engeller olacaktır. Bu bir amaçlı ya da amaçsız olsun, kendilik otokontrollü olan otomatikman bir sınırlanmalı girişmedir.\n\nYine üzerinde 30 000 voltluk bir gerilim olan tele dokunmayı, özgürlüğünüz adına, hiçbir engel ve sınırlanmayı tanımama adına dahi olsa, kendiliğinden dokunamayacağınızı ve bir sınırlama ile karşı karşıya olduğunuzu, pek ala düşünmüş olmanız lazımdır. Yine bir ormanda gezinti yapmayı, sırf canınız istedi diye bu isteğinizi keyfice ve özgürce gerçekleştiremeyeceğinizi bilirsiniz. Bu da her istediğinizi yapamaz oluşunuzun kendi kendine bir sınırlanmasıdır. Yine özgürlükle ve canınız istediği için ve sırf sınırlanmadan komşunuzun kafasına taşı indirmeyi düşünebilirsiniz.  Ama sizin de kafanıza taş inme riskinden dolayı bu isteğinizi, içinize atıp, gemlemek, sınırlamak zorundasınızdır. Nasıl eylemlerimiz (girişmelerimiz, kendimizden ötürü ise, eylemlerimizin (girişmelerimizin)  sınırlanması da, yine kendimizden ötürüdür.\n\nKeyfiliklerinizin oluşması gibi keyfiliklerinizin sınırlanması da egonuzdan kaynaklanır. Komşunun kafasına taş indirme isteğiniz, bir ego isteğidir. Yine sizin kafanıza taşın düşmemesini istemek de bir ego isteğidir. Sizler keyfice ve egoistçe ve serbestlikle yemek ve içmek isteyebilirsiniz.  Ne var ki bu keyfilik isteğiniz, yani yemek içmek isteğiniz; karşılandıkça, giderek yön değiştirir. Yani karın doyurma, önce tıka basa doymaya yönelir. Sonra da yeme ve içmeniz tıkanmaya dönüşür. \n\nBir sağlayışın ileri yön akışı, hep aynı tek düze nicel akışını koruyamaz.  Akış, sürekli sağlanış yönünde hep lineer olamaz. Keyfice yenişin, keyfice içilişin sonunda, patlama ya da patlayacak gibi olmanız da söz konusudur.  Fazla yeme içmenin; boğulma yapması, yine egoistçe sakınma olan rahatsızlık ve hayatta kalma duyumundan ötürü egoizm; sizi, fazla yeme ve fazla içer olmadan kaçındıracaktır.  Bu yeme ve tıkanma girişmesi eğiliminizi kendiliğinden (resen)  sınırlayacaktır.\n\nBu gibi haller, siz doğa içinde iken, sizin hiçbir sosyal, toplumsal kısıtlamalarınız olmadan dahi, kendiliğinden ve otomatikman karşılaşacağınız sınırlanma durumlarıdırlar. Ki aslında bunlar bir özgürlük de değildirler. İnsanlar özgürlüğünü toplum içinde bilmiştir. Toplumun dışında özgürlük yoktur. Sosyal yaşamın temeli hiyerarşik bir statüdür. Toplum bir ilişkiler alanıdır. Yani toplum ilişkilerle sınırlı yapabilirlikler ve sınırlanmalarla, yapılamazlıklar alanıdır. \n\nYani insanlar özgürlüğünü bu ilişkileşmeleri içinde, ilişkileriyle üreterek sağladığı, toplumsal güçle üstünleşmelerin kullanımı sayesinde, özgürlüğün farkına varmıştır. Böylelikle özgürlüğü bilmiştir. Yani ilişkileşmelerde karşılıklı sınırlanmalar ve karşılıklı bağıntılı davranmalarla, insanın toplumsal olanı üretmesidir ki insan bunlarla özgür olabilmiştir. Bu yepyeni ve olgunlaşmalı bir aşamadır.\n\nToplumsal bazda, girişmeyen(sınırlanmayan)  her bir davranışınız ilke olarak anlamsızdır. Sosyal bazda da davranışlarınızın girişmesi (sınırlanması)  ne kadar yalınlaşırsa o kadar özgürsünüzdür. Yani toplumda bağımlılaşarak özgürleşirken, sosyal yaşamda bu bağımlılığın çözülmesi ile en aza inmesi ile duyduğunuz yalınlığa öznel özgürlük denir.  Toplumsal sağlayışlar yüzdendir ki sosyal yaşam içindeki eski kandaşçı, etnikçi ve aile sigortacı dayanışma, arka çıkmalı ilişkileriniz çözülmektedir. Girişen davranışlarınızın, belirme alanının, gelişerek ulaştığı, sınırlanan son noktası; bir dairenin çemberi gibi sizi de sınırlar. Şeklinizi ve biçiminizi belirler. \n\nÇember, ne daireye ait bir etkilenme alandır. Ne de çember,  daire ile hiç bir ilişkisi olmayan,  bir sınır çizgi de değildir. Çember üzerindeki noktalar daire içi girişmelerin etkisine girmedikleri için girişme alanı içinde sayılmazlar.  Oysa çember üzerindeki noktalar girişme alanını belirlerken yani girişme alanına bir biçim, bir form, bir şekil verirken de, zorunlu olarak daireye aitmiş gibi girişen davranırlar. Biçimlerde asıldandır.\n\nBir girişme alanı, kendi kendine organize bir ilişkiler alanıdır. Ve yine bu girişmeler, kendi etkisini otomatik olarak sınırlarlar. Bu sınırlanış, artık içinde kendi girişmesinin olmadığı bitişik uzay alanları ile belirlenme ilişkisidir.  Bu tür girişmenin nasıl bir sınır ve bir form oluşturduğunu, girişmenin nasıl bir şekil kazandığını, bir örnekle kendi kendimize de anlamaya çalışabiliriz. \n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünürken Düşünememek Mi? 10",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nÇünkü adalet, mülk ilişkisinin girişmesi sonucunda, yansımış olan bir anlamadır. Demokrasi ise; adaletten sonradır.  Otoritenin, yönetici olarak buyruklaşması içinde, mülksel ilişkilerin, girişmesi ile ortaya çıkan anlamadır. Yine demokrasi insanın çok sonraları egemenlikleşen sınıflı yapıların, otoriteden talepleşmesine dönüşen, çok sonraki bir hukukudur.  Adalet eskiden beri 250 yıl öncesine değin, teokrasi eli ile gerçekleniyordu. Nesnel otoritenin anlaşılması ile 250 yıldan bu yana, artan ve yaygınlaşan bir anlayışla, adalet demokrasi eli ile gerçekleşebilmektedir. Mülkün temeline oturmuş bir adalet öznel teokratik ve yamuk bir adalettir. \n\nBir kez adalet mülk üzerine, demokrasi de adalet üzerine oturdu mu, ilk ve son, baş ve son sarmallaşır olur. Neden sonuç ilişkisiyle sarmallaşan, karşılıklı bir bağıntı ortaya koyarlar.  Birbirinin nedeni ve biri birinin sonucu gibi olurlar. Adaletçi anlayış, demokrasiyi bir kes ortaya çıkarınca, artık demokratik ilişkileşmeleriniz de,  adalet anlayışınızı değiştirir. Yani demokrasi, adaletin değiştiricisi olmuştur. \n\nAdalet, demokrasi uygulaması ile hem belirir olmuştur, hem de; demokrasi talebi ile adalet değişikliğe uğrar olmuştur. Buna bakıp da, demokrasi adaletin temelidir demek, çok büyük yanılgıdır. Her ikisinin temel değiştiricisi de, insanın üretim ilişkisidir Adalet ve demokrasinizin altında, üretim ilişkisi, üretim araçları üzerinde mülkiyetçi ilişkiniz ve emek ilişkisi vardır. Adalet ve demokrasi bu temel değişkenlere göre zorunlu davranır.\n\nAdalet de, ilişkiler de, demokrasi de sürekli değişir. Tabi bu değişme, sabahtan akşama bir ilişki olmadığı gibi sürgit değişmezlik, içinde olmak da, değildir. Değişme ile değişmeme arasında yaşanan yavaş sürtüşerek frenleşen, bir kararlılık (istikrar, adalet ve demokrasi yaşanması)   dönemi olacaktır. Önceden konan bir adalet üzerine, sürecek olan ilişkilerin var olması, vehmidir.  Yani ilkten adaletin mülke temel olması bir kuruntudur. \n\nMülkiyetçi ilişki üzerine bir istikrar dönemi boyunca öngörülen, sürecek olan adalet, gelip geçici adalettir. Var olan ve esas olan, üretim ilişkilerinin belirleyiciliğidir.  Değişen düzenleşmelerini, idrak eden insan, bunları söylemler ve paylaştırır. Bu da adalettir. Adalette, istikrar dönemlerinin, nicel birikimleri olan demokratik girişimlerin, uzun erimli birikmesi ile değişir. Bu birikimler de,  üretim ilişkilerinizdeki ufak tefek değişmelerinin güncellenen girişimleriyle belirlenirler. \n\nEğer siz demokrasiyi,  adaletten önce,  mülk ilişkisi üzerine oturmuştur diyorsanız eş deyişle; tarımsal üretimden önce ve tarım araçlarından önce vardı, diyorsanız (çünkü adalet mülk üzerinedir, mülkte üretim araç gereçlerinizdir. Ve üretim uğraşıları olan emeğinizdir) :  bu söz doğru olacaktır.  Yani demokrasi,  insanların tarım üzerinde, tarımı üretir olmakla özgür olmasından önce, insanların sınıfsal özelliğinden önce,  insanların tarım üzerinde egemenlikleşmesi olan; çapa, tırmık, kazma ve traktör gibi üretim araçlarının icadından önce ve bunların tümünün girişmesinden önce vardı diyorsunuz ki, akla ziyandır! \n\nYani ilk olanın, sonra olana, temel olması, zorunlu bir dayanaktır. Siz, sonra olanı, önce olana temel yaparsınız yanılırsınız.  Bir kere adalet toplumlarda; demokrasi kavramından önce gelişmiştir. Demokrasi adaletin rezistans (ayarlı direnç)   süreçleridir.  Demokrasi adaletin uygulanışçı belirmesidir.  Adalet süreçlerini ortaya koyarken uygulamalar kazanımlarınızı, fikirlerinizi, birden değil ama nicel birikmelerle olgunlaştırır. Bunlar demokratik dediğimiz taleplere döner. İşte toplumsal olan talepler demokratik değiştirici dönüştürücüdürler. Araçsal uygulamalı, değişken karakterli, deneyimdirler. \n\nBu yüzden demokrasinin adalete temel olması olanaksızdır.  Adalet devinmeye başladığında, ortada demokrasi yokken, adalet kendi oluşma dirençlerini belirlemiştir. Bu nedenle demokrasi adaleti hepten hıfz edemez,  sadece adaletin dirençleşme noktalarındaki iyileştirmedirler. Demokrasi sınırlı alan devinmesi iken, adalet toplum içi alanlar devinmesi bağıntısıdır. Bir demokrasi hepten adaleti devindiremez.\n\nBu yüzdendir ki adalet, kimi pek çok demokratik eylemlerimizi, adaletli ve eşitlikçi bulmaz. Söz gelimi toplum kasasından dinsel işleyişleri karşılamak, demokrasi içinde bir kültürel envanter görülürken, aynı dinden olmayanlara bunların sağlanamaz oluşu, ya da dinsel tüketimi olmayanların vergilerinin buraya harcanması, adaletli ve eşitlikçi bulunmaz. Demokrasi hepten genele şamil adaletçi ve eşitlikçi değildir. \n\nYani bir çiftçinin çalışma hayatına ilişkin eşitlikçi demokratik tutumla, bir doktorun çalışma hayatına ilişkin özel talepli, demokratik tutum aynı ve eşitlikçi olamaz. Ancak bir doktora uygulanan demokratik talep aynı benzer doktorunda demokratik talebi olaraktan eşitlikçidir. Demokrasi adaletin nüfuz edemediği noktalarda ayrıntılaşan, toplum hayatına iyice özelleşen, hatta tikel durumlara inen parçacık görünümlü aktüelliklerdir. Yani ancak benzerleri üzerinde girişen uygulama olarak talepleştiğinde demokrasi eşitlikçi olur. Etnik yapıların, etnik kültürlerce serbestleşmesi pek demokratik kullanım gerçeklenmesi görülürken, toplumsal ittifaka ters düşmesi, ayrışması, toplumsal dönüşüm ve toplumsal aktarım gücünü yıkıma uğratacağı için adalet bu demokratik girişmeyi eşitlikçi ve adil bulmaz. \n\nDemokrasi ve adalet mülk (zorunlulukların sağlayışları)      üzerinde devinen, birbiri ile bağlantılı ve bağımlı çalışan farklı sekanslı oluşma ve girişmelerdir. Demokrasilerde ancak adalet üzerinden etkinleşen bir toplumsal gerçeklenmedir. Bütün felsefemiz böylesi bir eksenleşme üzerinde oluşmalıdır. Bu eksen etrafında olmayan düşünmelerimiz, hiçbir zaman çözüm üretemezler. Fantastik bir yansıma olaraktan kalırlar.  Demokrasi ve adalet, zorunlulukların (mülkün- iyelik ve tüketimin)   sağlanmasındaki girişmelerin olası gerilme ve çatışmalarını düzenlemek için vardırlar Eş deyişle bu demokrasi ve adalet, en ortalama değerler etrafındaki yaklaşımları sağlayan araçlaşmalar olaraktan, vardırlar.\n\nYani makas kesme yaparken, dikiş makinesi, kesilip biçileni dikecektir. Makasta dikileni kısaltmak uzatmak için parça kısaltmasına ya da parça uzatmasına yedekler hazırlayacaktır. Yani sürekli işleyiş ve akışın yolunu açacaktır. İlk girişmenin sonucu olan dikişle biçimlenme ortaya çıktıktan sonra tekrardan yama ve ek yapma, kısaltma gibi yer zaman sıralı işlemler girişmesi başlayacaktır. \n\nSüreçler bir ilişkileşme ve girişmedirler. Unutmayın ki,  dikiş makinesinin ve makasın devinmesi, terziye göre ve terzi davranışı üzerinde gelişirler. Ve terzi makastan da, dikiş makinesinden da öncedir. Terzi temel ve esastır. Terzi olmasa bunlar da olamayacaktır. Bunlarda terziliği kuşkusuz ki geliştireceklerdir. Makas ve dikiş makinesi, ilişkin uzayın, ilişkin araçlarıdırlar. Terzi temel olmakla beraber,  ham enerjisini terzi dikiş makinesinin ve makasın işleyişine bağlı üretim ve tüketim sağlayış kazançları elde edecektir. Her girişmede bağıntı zorunludur.\n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünürken Düşünememek Mi? 11",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nToplum içindeki kurumlar arası işleyişler, kendi özelliği ile işleşen, yükümlüleşmelerdir. Bunlar kendi içinde ve kendi dışında bir sorumluluklar bağıntısıdırlar da.  Buradaki işleyişler, bunlara özgü düzenleşme ve işleşişler ve insan girişmeli sorumlulaşmanın adalet ilkelerini ortaya koyarlar. Buraların kendisine özgü kuralları vardır. Bu kurumlara özgü kurallar, toplumun uyacağı adalet ilkeleri, ya da demokratikleşmeler gibi anlayışlar içinde olamazlar. Söz gelimi askeri ilişkilerimiz, askeri adalet ilkesini ve askeri hukukiliği oluşturur iken, demokrasinin hemen hemen hiçbir uygulaması, askeri ilişkileşmelerde geçerli olmayabilmektedir.  Yani hukuki ve adil olan bir durum demokratik olmayabilir.\n\nBu nedenle Adalet, demokrasiden daha kapsamlı düzenleşmeyi sağlarken, demokrasi böylesi kimi alanlarda hiç olmaya bilmektedir. Demokrasi: kurumların kendi iç işleyişinden çok üretimin dağılımı ve hizmetlerin sağlanılması bazında vardır. Otoriteye karşı bireylerin hak ve sorumluluklarının söz konusu edilir olmasının talepleş ilmesidir. \n\nÜretimin dağıtılışını talepleşen süreçlerinin bir yurttaşlık hakkı kılınmasıdır. Bireylerin toplumsal amaçlı olanakları talep etmesi ve talebinin toplum tarafından dikkate alınır olması ve otoritenin talepçiyi muhatap kılar olmasıdır. Bu işleyişler içindeki aksamaları ve haksızlıkları, sizlerin 'düzeltilme olaraktan ' talep eder oluşunuzdur.\n\n“İyi bir idareci olmak, ibadettir” söylemi yine akademik tabanlı kimi çok güncel görünen yetkelerin söylemidirler.  Bu söz, kişisel bir düstur olabilir. Kişisel etik ve ahlak açısından kişilere bir motivasyon ya da kişilere öznel davranış eksenleşmesi basamağı olabilir. Yani bu durumda kişiler bazında manevi bir tatmin söz konusu olacaktır. Bunlar kişinin iç sezgisel, öznel duygularıdır.\n\nHiç bir toplumsal ilişki ortaya, bir ibadetçi ilişki koymak amacıyla giriştirilmez. Toplumsal girişmenin sonunda da, hiç bir ibadetçi sağlayışlar ortaya çıkarılmaz. Her toplumsal ilişki somut ve nesnel bir menfaat sağlayışlarınızın girişmesine dönüşür. Söz gelimi sabah görevine giden bir doktorla, tarlasını bir azim ve şevkle süren çiftçi, bu işleri; ibadet olsun, torba dolsun kabilinde yapmazlar. \n\nVar sayalım ki böylesi bir ibadet olsun kabili girişmelerle ibadetçi sonuç ortaya koyar olsunlar! Böyle bir girişmede bu işlerin sürekliliğini ortaya koyamaz olurlar. Bu işin bilincini ortaya koyamamış olurlar. Bu işin girişecek zorunluluğunu ve sorumluluğunu ortaya koyamazlar. Yani olay giriştirenleri ortada olamayınca, sağlanışların girişmesi de ortada olamaz. Dolaysı ile etrafında çekenleş ilecek bir ekseni ortam oluşturamazlar.\n\nNesnelci girişmeniz eğer ibadet olsun bağlamında giriştirilse bile, sonuçta toplumsal yaşamdaki üretimlerinizin bir değerlendirilmesi olacaktır.  Sorumluluklarınız, aksamalardan ötürü sizin yargılanmanız ya da denetlenmeniz, hak ediş ödenmeleri, ibadet algınıza göre olmayacaktır. \nSorumluluklarınız, idarecilik eder olmanız ya da üretim zincirindeki pay alışlarınız, üslenilme yetkileniş nesnelliğinize göre olacaktır. İbadetler, toplumda yükümsel olan zorunlulukları sağlayışlarınızın bir girişmesi değildirler. Aksine ibadet anlayışları belki de somut fiili edimlerinizin kendi vicdani anlama yükümlülüklerinizi, yerinize getirişteki ihmal, kusur gibi kimsenin bilmediği, beklide kimsenin hiç bir zaman bilemeyeceği, özür ve kabahatlerin kendi kendinize murakabeli, oto kontrolü olacaktır. \n\nAma bu, “İyi bir idareci olmak, ibadettir” sözü herkeste aynı yeğinlikte beklenebilir ve aynı yaptırımsal sonuçları elde edilebilir bir anlama da, asla olamaz. İbadet, kişilerin bir iç duyuş erincidir. Yani vicdani bir murakabedir. Ama toplumsal işleyişte olup bitenler, ibadetlere dayanarak inşa olunamazlar. İşte öznelliğinizi ya da inançlarınızı, “İyi bir idareci olmak, ibadettir”  sözü ile toplumsal olana karıştırarak nesnelci normlar eksenine, ibadetçi anlayışı telakki ederek; yüküm yerine ibadeti giriştirmek budur. Toplumsal olanın yerine, sorumluluklarınız yerine;  inancı koymakla hiçbir haklı girişme çıkarılmaz. Üstelik ibadetin değerlendirilmesini müspet olarak yapıp, sonuca bakarak yargılar koyamazsınız. İbadetin değerlendirme kaynağı müdahaleci olaraktan toplumsal işleyişle hiç ilişkili değildir! \n\nSöz gelimi toplumsal hayatta, yaptığınız işten, ibadetçi algı duydunuz mu? Denerek iyi bir ölçme ve iyi bir sonuç ortaya koyamazsınız.  Üstelik böyle bir anlayışla,  toplumun kurallarını yeterince bilemeyip toplumsal sorumluluğunu tam bir idrakle duymayan birisi de, yaptığı işten ibadetçi algı duyduğunu söyleyerek sorumluluklarından yakayı sıyırmış olacaktır. Sizin bu tür ibadetçi yaklaşımlarınızdan ötürü, böylesi bir kişi, sorumluluklarını tam olarak yerine getiremediği halde, bilmez oluşundan dolayı, görevini yapmış olmanın iç huzur erincini çok rahatlıkla duyabilecektir! \n\nToplumsal hayatta, toplumsal eksenleşme çekeni olarak, kural ya da kaide dediğimiz, somut oluşmalı, belirme alanları var edersiniz. Örneğin, sabah saat 8 ile öğleden sonra saat 17 Aralığındaki 8 saatlik bir sürenin, mesai aralığı olduğunu düzenlersiniz.  12 ile 13 Aralığını da bir dinlenme aralığı olarak belirtirsiniz. İşte sizin ibadet ve gönül erinci dediğiniz bu toplumsal düzenlilikle işlenilmenin düzenci süren algılatışlarındaki vicdani (bilişti)  olan kontrolüdür. Düzen ilkesine uymanın, algılanışı da somuttur, erinci de somuttur. Bunların dökümü de elbette ki somut olacaktır, sökümü de somut olacaktır. Burada düzen ilkenizde olacak değişiklik, ibadet ilkenizdeki değişmezlikle çatışacaktır.\n\nArtık toplumun devinmesi, bu saatler aralığında üretime başlayacaktır. Kişiler bu saatler aralığında üretimde olacaktır. Bu sizin sınırlanmalı ve ilişkilikli girişiminizin devinmesidir. Bu saatler aralığında muazzam bir toplumsal faaliyet ilişkilenmesi ortaya konacaktır. Toplumsal sorumluluklarınız da, sorumsuzluklarınızın, bu aralıklar arasında, mümkün olup olmadığı, ya da bu aralıkların denetimin de belirecektir.  Sabah saat 8 ile öğleden sonra 17 Aralığı, toplumsal bir çekenlik, toplumsal bir cazibe, toplumsal bir eksenleşme alanıdır. Zaman ve zemin koşulları çok somuttur. Takvimsel değerlere göre o toplumun işleyişi kararlıdır.\n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünürüm",
        "poet": "Aşık İsmeti",
        "poem": "\n\nÇoğunluk perişandır azınlık paralandı\nHataları nerede etmişiz düşünürüm\nHaksızlığı gördükçe vicdanım yaralandı\nNice yanlış adımlar atmışız düşünürüm\n\nİş bilmezin elinde hazine çarçur oldu\nÇalanı affeyledik haklının hakkı n'oldu \nAçıldı meyhaneler caddeler sarhoş doldu\nUyanılmaz uykuya yatmışız düşünürüm\n\nHak dinimiz dururken şeytanlara tapıldı\nTemiz nesil çeşitli ceryanlara kapıldı\nVatanperver kim varsa iftiralar yapıldı\nBöyle kimin peşinden gitmişiz düşünürüm\n\nİSMETİ unuttun mu o eski fendimizi\nMünevver geçinenler bozuyor bendimizi\nNe yapıldı ne oldu şaşırdık kendimizi\nSöylenen yanlışları tutmuşuz düşünürüm\n\n18-Ocak-1988\n\nTepedeki Işık Ayşe Benek Kaya Sivas\n\nTC. Kültür Ve Turizm Bakanlığı \n\n1934 Yılında Sivas’ın Kahyalı Köyünde doğdu.Sadece Sivas ve İlbeyli yöresi değil Türkiye çapında tanınmış ve tüm edebiyat alemine sanatını kabul ettirmiş bir isimdir. \nHalk şiirini bütün teknikleriyle bilmesi, aşıklık geleneğine vakıf olması ve bildiklerini şiirlerine uygulaması yönüyle günümüz İlbeyli yöresi aşıklarının ustası konumundadır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünürüm?",
        "poet": "Tayfun Gökhan Soytan",
        "poem": "\n\nEğer bir gün bir martı denizde aç kaldıysa\nBalıkları yok ettiğimizi düşünürüm? \n\nEğer bir gün insanlar trafik canavarları olduysa\nBaba parası yiyen magandalar çoğaldı diye,\nÜlkemde eğitim ayaklar altında diye düşünürüm? \n\nEğer bir gün aç bir insan \nÇöplükte bir kuru ekmek bulamadıysa,\nHalkım fakirleşti,\nBizi yönetenler kahpeleşti diye düşünürüm? \n\nEğer bir gün orta halli diye bir kesim kalmadıysa\nHaram yiyenler çogaldı,\nÜlkeyi yönetmek hırsızlıkla eş değer oldu diye düşünürüm?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünüyorum",
        "poet": "Bekir Yavuz",
        "poem": "\n\nDüşünüyorum yeşil gözlüm,\nDüşüncelerimi sana anlatmak,\nKorktuğum hislerden kurtulmak,\nGönlümü ebedi sana bağlamak,\nSeni, kendi dünyamda yaşatmak.\n\nAma bilemiyorum yeşil gözlüm,\nLayık mıyım sana acaba,\nBilmem mutlumusun yanımda,\nYoksa çile, dertmi çektiriyorum sana,\nDinle bak anlatıyorum düşüncelerimi sana.\n\nDüşünüyorum yeşil gözlüm,\nKim bilir kader buya ayırır bizi,\nAma kabahat benim olmayacak bil ki,\nSöz verip ihmal ediyorsun sen beni,\nKim bilir belki de birleştirir kalbimizi.\n\nDüşünüyorum yeşil gözlüm,\nBir söz var bilmem duydun mu? \nSarışınlara kanma, yeşil gözlere inanma,\nBunları yazdım diye istersen kız bana,\nAşkın her şeyi unutturuyor baksana.\n\nDüşünüyorum yeşil gözlüm,\nKalbim aşkına mahkûmdur,\nGönlüm ise hayranın,\nBir gün seni kaybedersem,\nYa bir ayyaş ya idamım.\n\nDüşünüyorum yeşil gözlüm,\nDönecek miyiz mutlu, mesut şen günlere,\nDolaşacak mıyız gene sarmaş dolaş el ele,\nKoşacak mıyız kırlarda gülen gözlerle,\nBekir seviyor seni bütün kalbiyle.\n\n                 Bekir Yavuz\n       22.Ağustos1977.Pazartesi. \n          Bahçelievler. İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünüyorum",
        "poet": "Süheyl Türkoğlu",
        "poem": "\n\nKüresellik kavramına\nNiyetler gizlenmeyen,\nJandarması olmayan\nBir dünya düşünüyorum.\n\nIrkları karışık,\nBirbiriyle barışık,\nPaylaşmaya alışık,\nBir ulus düşünüyorum.\n\nToprağına kan verilen,\nBütünlüğüne can verilen,\nÇıkarlarında birleşilen,\nBir vatan düşünüyorum.\n\nYanlış yapılanmayan,\nVaroşlarla seçilmeyen,\nBaşkanların yönettiği,\nBir şehir düşünüyorum.\n\nSorunları sahiplenen,\nKomşulara saygılı,\nDayanışmayı bilen,\nBir mahalle düşünüyorum.\n\nBaba kadri bilen,\nAnnesini üzmeyen,\nBüyük eli öpülen,\nBir aile düşünüyorum.\n\nİleriye gitmedim ise,\nBunları düşünmekle,\nÇıkarsız beni seven,\nBir de dost düşünüyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "* Düşünüyorum *",
        "poet": "Hamza İnce",
        "poem": "\n\nSoluk soluğayım düşünüyorum\nEy seni seni düşünüyorum\nBuz sarkıklar arasından\nKarıca tutmuş tüfeğimin namlusu\nDüşünüyorum\n\nEy dost ey düşman\nYokuşa tırmananıştaki hayat\nHep aç kalmışlar en çok sizi elbet\nVe \nHep özgürlük için ölenler\nDüşünüyorum\n\nDuyduklarım acıyı boğabilmek için\nGözlerim kan çanağında uykusuzluktan\nDerin bir çizgi anlımda belirgin\nVe öfke yüreğimde\nDüşünüyorum\nCep saatim on ikiyi tak tak vuranda \nAzınlık deyip yurtsuz kalanlar\nAcıları boğmak için\nSeni düşünüyorum özgürlük\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünüyorum",
        "poet": "Fahreddin Çankaya",
        "poem": "\n\nDüşünüyorum nasıl bir yaşam sonsuza dek sürmeyen belirli bir değişimin kendiliginden ağır dönüşmesi ile sürecini tamamlar insanlar bu süreç içinde geçici bir varlığın amenetcileri taşıdığı beden yapı düşünce ve fikir,akıl sahibi yaratıcısı olan evrenin hakimiyetine karşı bedeli olarak bazı görevleri vardır.ama iyi veya kötü insanca insanlığa ait güzelliklere doğru yaşamasını bilene kendi çıkar doğrultusunda deyil toplumun ve çevrenin koşullarına uyum içinde olmak bir başkasına yaşam mücadelesi deyil bir gayeye amaca doğru olan yönelişe hareket etmek o da kaniata hüküm olan yaratıcıya yönelmek uyguladığı sonsuza dek bir düzen ve bir nizam eketin yolcusu olmak refaha ve huzura ermek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünüyorum da...",
        "poet": "Ulvi Ziya",
        "poem": "\n\nHîleler uygulayıp, mutlaka kârlı çıkmak...\nÜlkesini yükseltip;  ülkeler yakıp,  yıkmak...\nKalleşliktir, kâfirler, siyâset derler buna; \nBu nâmertlik huyundan, mümkün değildir bıkmak...\n\nYükselirken, gayrıya kalleşlik ve tuzakla; \nKan denizi içinde, insan boğmak ne hakla...? \nAdâlet ve siyâset tek millet için midir; ? \nDünyâ huzûra erer, tüme uygulamakla...\n\nBelki büyünür biraz, halkları yokederek...\nİnsanlığı öldürüp, canavarca giderek...\nAslında barbarlıktır, haçlılar uygarlık der; \nUygarlığa, evrensel adâlet, sevgi gerek...\n\nOSMANLI,  uyguladı, böyle bir adâleti...\nHoşgörüyü, barışı sağlardı, siyâseti...\nAsırlarca, huzurlu yaşattı çok milleti...\nNe yazık ki, Haçlılar, toptan şeytana uyup; \nKudurarak, azarak, yok etti bu devleti...\n\nSiyâset ve adâlet, evrensel olmalıdır...\nTek millet için değil, insanlık yararına...\nRahat duran toplumlar, güvenlik bulmalıdır...\nDünyâdaki her insan, tok çıkmalı yarına...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünüyorum Ahireti",
        "poet": "Azim Sancar",
        "poem": "\n\nKoca dünya alsın dürbünü\nDesin bana ne gördüğünü\nDer ki, bekliyorum düğünü\nİşte budur gerçek din günü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünüyorum da!",
        "poet": "Çağlar Keçeci",
        "poem": "\n\nSevilenler Sevenleri, \nSevdikleri halde mi terkederle....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüp Kaldığın Yere Bırakmışsın",
        "poet": "Tevfik Emre Yarman",
        "poem": "\n\nyatağını, yorganını evde bırakmışsın\nekmeğini, suyunu sofrada\nbir çakmak birde sigara çıkmış cebinden\nbelli ki avuçlarını ısıtmışsın kış günü\nsigaranın ateşini savururken rüzgara\ndüşüp kaldığın yere bırakmışsın külünü \n\neski güzelliğiyle saklamışsın gözlerini\nsessizce vedalaşırken gün ışığında \nuykunda güler gibi bırakmışsın yüzünü\nbelli ki kimse duysun istememişsin feryadını\ndudağını koyarken dişlerinin arasına \ndüşüp kaldığın yere bırakmışsın sanki derdini.\n\nve baba...ömür bitmiş\nömrümün ömründe dirilişlerinde\n\nhani düşüp kaldığın yer var ya baba\no düşüp kaldığın yere\nyağmur düşmüş, yaprak düşmüş, kar düşmüş \nfarzet ki ben iki yaşamışım\no düştüğün yere- benden -bir ben düşmüş baba\nne annen düşmüş ne baban\nnede bir başkası düşmüş\nbenden...benim ömrümden düşmüş baba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünüyorum, Ey Karanlıkların Bekçisi",
        "poet": "Melih Coşkun",
        "poem": "\n\nDüşünüyorum\nEy karanlıkların bekçisi\nEy eli sopalı zabit\nHaydi engelle beni\nSaldır üzerime \nKuduz köpekler gibi\nParçala bedenimi.\n\nAklımdan hürriyet geçiyor şimdi\nVur kollarıma kelepçeyi\nEsir et beni \nMeçhullere gönder beni\nKaybet beni oralarda\n\nDüşünüyorum \nBir gün sana atacağım tekmeyi\nHür yaşayacağımız günleri düşünüyorum\nYak bütün kitaplarımı\nSustur bütün çocuklarımı\nAğlat bütün anaları\n\nYine de düşünüyorum\nGerekirse çıkar beynimi yerinden\nSök kalbimi göğüs kafesimden\n\nDüşünüyorum kalleşliğini\nSırtıma sapladığın bıçağı\nSatılmış gözlerini\nBu beden fazladır senin satılmış beynine\n\nDeğiştirebilirsin zulmünle\nBütün fizyolojimi ancak\nBu değiştirmez \nDüşünmüş olduğum gerçeğini\nSöyletebilirsin dilime \nDuymak istediklerini\nFakat aklımdan geçenleri değil asla\n\nBedenimi zaptedebilirsin\nAncak beynim yeşil bahçelerde \nÖzgürlük oyunu oynayan çocuklarla beraberdir şimdi\nBeynim uzak dağlardadır, \nDerin denizlerde, \nBir sevgilinin gözlerindedir.\nBeynim bugünde değil\nYarındadır... \nVe sen yoksun \nNe dünde\nNe de varolacaksın\nYarınlarda...\n10 Kasım 2002\n21: 02\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşürmüşüm",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nAnamın rahiminden kovulup\nDünyaya atıldığım gün\nMutluluğu delik cebime koymuşlar.......\n\n20 / 10 / 2005  Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşürürler kardeş düşersin birgün",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nDÜŞÜRÜRLER KARDEŞ DÜŞERSİN BİRGÜN\n\n19.07.2012\n\nHiç güvenme şu dünyanın malına\nDüşürürler kardeş düşersin birgün\nDoğru gitmez isen hakkın yoluna\nDüşürürler kardeş düşersin birgün\n\nAnanın babanın sözünü saymazsan\nYanlış yola girip ondan caymazsan\nEren ermişlerden ibret almazsan\nDüşürürler kardeş düşersin birgün\n\nDüşer isen içki kumar peşine\nBin bir bela gelir senin başına\nHep vururlar acımazlar yaşına\nDüşürürler kardeş düşersin birgün\n\nKoğu Kaybet yalan dolan olursa\nKarılar kızlar akılını alırsa\nŞerefsizler gelip seni bulursa\nDüşürürler kardeş düşersin birgün\n\nHüseyinim gördü çok şerefsizi\nDönüp konuşmaya oluyor yüzü\nÖrdek yakalarken kaçırma kazı\nDüşürürler kardeş düşersin birgün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüşlerin Efendisi",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nNe tuhaftır insanlık,ne tuhaftır aşk\nAcı biber yakması  da zevk verir,versede  ıztırap\nBir anlık acıya ser verilir; ömür verilir\nVe o acı gelsede akar, gelmesede  akar yaşlar..\n\nÖyle bir acı ki aşk tadılsada  tadılmasada gözleri dağlar\nVe o acıya delinir unufak edilir,elenir dağlar \nCüssesine güvensede bu güreşte elenir koca dağlar\nVe o acı gelsede akar, gelmesede  akar yaşlar..\n\nİşte sana  heybetli mecnun, işte sana heybetli kerem\nGelmez gözüne ölüm bırak hastalık bırak verem\nVarıda yokuda ister ki sevgilinin ayaklarına serem\nVe o acı gelsede akar, gelmesede  akar yaşlar..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüş",
        "poet": "Kazim Öztürk 2",
        "poem": "\n\nİyi niyet zirve, kötülük düşüş,\nİnanmak hazine, şirk bir düşüş,\nŞükür fazilet, nankörlük düşüş,\nSevgi dünya kadar, sevgisizlik düşüş,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DÜŞÜYOR SEVİNÇ",
        "poet": "Özel Arabul",
        "poem": "\n\nBunca istekle aradığımız\nİri bir çınar yaprağı gibi\nDüşüyor sevinç\nYılgıdan mermere dönmüş yüzlerimize\n\nBir ağaca sımsıkı sarılan insan\nParmaklarıyla içse de özsuyunu\nAcısını taşıyamaz\nTaşıyamaz çünkü yalnızlığı geleceğine\n\nDargın bile değilim artık\nİlk oturduğum zaman masa başına\nBöyle yine korkusu basmıştı beni\nAldığım tüm coşkulara karşı\nSusmamın doğada patlayışıyla\n\nÖylece başıboş akan zamanda\nSanırım yavaştan oluşur tutkum\nNereye gittiysem hep öne düşen\nEllerim ve yüzüm yanar\nHaykıran tutulması çok güç solukta\n\nGörüyorsa güzelleşir gözlerin\nTitrer teninin aydınlığından\nSon uykuya yatmadan önce\nSıcaklığını götürecekmiş gibi\nTutabilirse bir canlıyı, \nBir eli, bir gövdeyi, bir gülüşü\nYa da varsaydığı sevilerini\nAktaabilirse kırgınlığından\nBu kez ölümsüzlük gerilir çarmıha\n\nSevinçsiz, acısız ayrılıyorum aranızdan\nKakmalı çeliğe kuşanmış\nKamaştıran gözlerimi tutkudan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşür Kanına Gökyüzünde Alkıma",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ndüşün düşkünü denizlerde düş olmuş\nüç harf bir susku dört hece sevi sevgi\numut yakarış vurgunca avuntusu\nsana yürekten yazılanan bir şiir\n\nalkıma değen renkte kaybolmuş sevi\nhangi yürekte hani tavında demi\nbir anıydın sen duraksadım seninle\ntüm renklerle bir ayaz gibi kurudum\n\nbakışımdan sus savrulsun saçlarında\nünlemlerle sus gübre gibi çürüdüm\nözlem kesiği parmak ucundan düşer\nseni bekledim dilimde giz yarası\n\nyüz gülüşünde yalı çapkını susar\niki solukta çekiyorum içime\nsusuyordum hep tenime yel değerken\nüveyik çığrış duydun mu gecesinde\n\ngünaydın ola tülden ince ışığa\nçölüme düşen çise yağmur damlası\ngünaydın ola köy sürgünü bakışlım\nkanımda coşku toprağı bulan tohum\n\ngünaydın ola bereket dönüşleri\nhoş geldin ey yar tülden ince ışığa\ngünaydın ola doğan güneşli güne\ndüşür kanına gökyüzünde alkıma\n\n060310-10denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dut Ağacı",
        "poet": "Sami Yalçın",
        "poem": "\n\nHatırlıyor musun anne\nParmağında yıldızlar\nKucağında beni tuttuğun geceleri? \nHani sen gözlerin yaşlı\n\"Oğlum büyük adam olacak\nHatta, dur ağacından büyük\" derdin\n\nŞimdi ben ağlıyorum\nYaşam öylesine ağır bir yük\nHüzün yüreğimde sıra dağlar gibi\nAcılarım, dut ağacından da büyük...\n\n(Nisan 1950 - Bursa)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüyorum.",
        "poet": "Veysel Alkan",
        "poem": "\n\nHer geçen gün küçülerek,\nMevcut çaptan,düşüyorum.\nKaybolanı üzülerek,\nKalanlardan düşüyorum.\n\nDilde kalan ahla vahla,\nSaçlarıma,dolan akla,\nAyrıntılı bir hesapla,\nKalanlardan düşüyorum.\n\nTutmuyorsun kollarımı,\nSormuyorsun hallarımı,\nBoşa giden yıllarımı,\nKalanlardan düşüyorum.\n\nGeçti ömrüm,peşinden vay! \nEle geçen,acılı pay.\nSen istersen,başarı say.\nKalanlardan düşüyorum.\n\nDüşüyor yar,düşüyorum! \nGözlerinden düşüyorum! \nDüşüyor yar,düşüyorum! \nDüştükçe de üşüyorum!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşüyorum Kuş Misali Yollara",
        "poet": "Turan Gökmenoğlu",
        "poem": "\n\nYerimden yurdumdan uzak\nUçuyorum kuş misali dağlara\nBedenim yorgun, kanadım ıslak\nDüşüyorum kuş misali yollara\n\nDağları karlı, geçit vermez yolları\nKurşuni bulutlar dolaşır yaylaları\nKurt sesleri sararken ovaları\nDüşüyorum kuş misali yollara\n\nAyancık Çayı dağıtır köprüleri\nDalgalar yerinden oynatır kayaları\nOsman Kaptan terk etti takaları\nDüşüyorum kuş misali yollara\n\nTarhana kokusu dolar içime\nHerkes sevdiğini koymuş yerime\nAnamdan başkası bakmaz izime\nDüşüyorum kuş misali yollara\n\nBir gün yine kavuşurum dostuma\nAta ocağıma, baba yurduma\nHavasını solumak vuslattır bana\nDüşüyorum kuş misali yollara\n\nTuran Gökmenoğlu\nGöztepe, 9 Aralık 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dut Ağacı",
        "poet": "İldez Kara",
        "poem": "\n\nKüçükken taşlardık muşmulaları\nTelli amcam bahçede\nAsık suratlı\n\nMuşmulanın yanında\nİğde ağacı\nSaçak saçak büyümüş\nYere dökülmüş\n\nToplardık çoluk çocuk\nPay ederdik\nHiç yeter miydi ki\nDökülen yere\n\nGözümüz fıldır fıldır\nHep yükseklerde\nTelli amcam bahçede\nEli sopalı\n\nGelin görüyüm der\nSallar sopayı\nBeş çocuk oyalar\nBeşi arkada\n\nManzara mükemmel\nDut ağacında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dut Ağacı",
        "poet": "Mehmet Ali Can",
        "poem": "\n\nYeşermek için ilkbaharı bekler\nBaharda dibinde açar çiçekler\nEtrafında uçuşur kelebekler\nNeşeme neşe katar dut ağacı\n\nGölgesi avluda kaplar her yeri\nSokağımızda hiç yoktur benzeri\nYüce Allah'ın güzel bir eseri\nNeşeme neşe katar dut ağacı\n\nRüzgar eser duyulur hışırtısı\nAkşam üstü bir dalın çıtırtısı\nArdından bir kedinin mırıltısı\nNeşeme neşe katar dut ağacı\n\nGöğe doğru yükselir salkım saçak\nKuşlara böceklere açmış kucak\nAllah bilir ne zaman yok olacak\nNeşeme neşe katar dut ağacı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dut Ağacı",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nDedelerce dikilmiş, birçok kuş besleniyor,\nDut deyip de hiç geçme, büyük fayda sağlıyor…\n\nFalan eleştirirmiş, yolu kirletiyormuş,\nHem dut kalitesizmiş, işe yaramıyormuş…\n\nHem ağaç yabaniymiş, dut fazla şekerliymiş,\nİnsanlar çiğniyormuş, yerler lekelenirmiş…\n\nBunlar saçma laflardır, yaprakları gölgelik,\nBirçok kuş için yuva hem de yemek hanelik…\n\nKurt, kuş veya böcekler, karın doyuruyorlar,\nZaten suladığın yok, yetindirir yağmurlar…\n\nDokunma çek elini, bu dut yemekhanedir,\nŞeker gibi meyvesi, açları yetindirir…\n\nBirçok mahlûkat için, hem ceddine sadaka,\nŞahsında yetinecek, kesmen uymuyor Hakk’a…\n\n(2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dut Ağacı Masalı",
        "poet": "Jale Keskinkılıç",
        "poem": "\n\nDUT AĞACI MASALI\n\nYüreğime közler basıp\nBırakıyorum seni\nGözlerime yaşlar basıp\nBırakıyorum\nCiğerime taşlar basıp\nBırakıyorum seni\n\nUnutursun dut ağacı\nMasalını\nBirkaç gün uzasa da\nKesersin sakalını\nSevgin nefrete dönüşse de\nBilirim o da geçer\nBu dünyanın \nKastı bana\nÖyle bir sitem \nVar ki dilimde\nŞiirim bile şaşar\nDenize gitsem \nDeniz kurumaz da\nBu ben kurur\nNe şansı diyordu atalarımız\nKim bilir\nSen toparlan\nKeyfine bak\nBen takılırım senin yerinede\nBunalımlara\nBağırır çağırırım\nFırlatırım tüm \nBeyaz kağıtları\nİsyan ederim kadere\n\nBana sorma \nBiliyorsun nedenleri\nBen meyvesiz dut ağacıyım\nBütün bir ömür oturamazsın\nBir düşün kış ayazını\nBiliyorsun artık \nToprağa değmiyor gövdem\nBen benden çıktım\nGerçekçi olalım\nSen değilsin gerçek sevdam\n\nBir pinokyo  masalı sanma\nÖyle olsaydı \nKanar mıydı avuçlarım\nVe kesilir miydi ayak bağım\n\nKaybolmuşken \nHayatın karmaşasın da\nVe kaybolduğumuzdan\nHabersiz\nNe çare ben haberdarım çoktan\nUzaklarda ki toprağın oğlu\nAnla işte\nÜç gün ağla\nÜç gün sitem et\nÜç gün nefret et\nMutlaka unut beni.\n\nBen unutabilecek miyim? \nSeni ve dut ağacı masalını\nNiye unutayım ki\nKimseye anlatmayacağım söz\nKimseyle çay içmeyeceğim\nYalandan da olsa\nHani dersen bu masalın\nGökten düşen üç elması\nYere düşmeden  kaptılar mı? Bilmem\n\nBildiğim tek gerçek\nMasal bitti…\n\nJale KESKİNKILIÇ\n\n9-9-2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dut Yaprağı",
        "poet": "Gülhan Özkara",
        "poem": "\n\nGarman çorman dut yaprağı\nÜstü üstüne dizili\nHerkesin hergünü neş'e\nBizimki kara yazılı\n\nAralık da deli gönül aralık\nŞimdi sen nerdesin viran buralık\nİradem kesmiyor bıçağı körelik\nGazel gibi sürür ömrüm günleri\n\nYeşil sarı derken kızıla bindi\nGönlüme katran kederlen indi\nHerkes beşyüz diyor belkide bindi\nVarlığım dilberden ıradı gitti\n\n[Aralık - 2006 - Erzin]\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düttürü",
        "poet": "Metin Toprak",
        "poem": "\n\nSana ait ise her şey, ey Tanrı-m\nSözüm yok hiç, tek beşer düttürü\nBir de olmasın isterdim hiç ayrım\nGam yemem, yaksan da cehennemde\nBundan ötürü\n\n****\nkutbo\nAdana 23.05.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvar",
        "poet": "Yaşar Ali Yücel",
        "poem": "\n\nBu gün günlerden pazar,\nHava çok güzel ilham'da var,\nFırsat bu fırsat benim elim şiir yazar,\nVe bu gün günlerden güzel bir pazar,\nOturdum güneşe karşı,\nToprak uyanmış bitkilerde bahar telaşı,\nBu gün günlerden güzel bir pazar,\nKahvem nargilem ve önümde bilgisayar,\nMonitörde bir Yılmaz Güney filmi \"Duvar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvar",
        "poet": "Ahmet Önal",
        "poem": "\n\nPencere...El...Perde...\nRüya...Korku...Kabus...\nKa....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvaklar İçinde... (Bir Damla Gözyaşı...)",
        "poet": "Süleyman Saylan",
        "poem": "\n\nDUVAKLAR  İÇİNDE...  (BİR  DAMLA  GÖZYAŞI...) \n\nDuvaklar içinde gelin olmuşsun, \nDavullar çalıyor düğün evinden.\nAnladım, artık sen elin olmuşsun, \nBir damla gözyaşı aktı gözümden.\n\nElveda demeden çekip giderken, \nAyrılık kor olup, yaktı peşinden, \nAğlarım sanmıştım pınarlar gibi\nBir damla gözyaşı aktı gözümden.\n\nRüzgarın önünde yelken açmışım, \nSana ben yıllarca boşa kanmışım, \nYanında derbeder, perişanmışım, \nBir damla gözyaşı aktı gözümden.\n\nSeninle beyhude geçen yılların, \nSana değer sanıp akan yaşların\nKatresi harammış şimdi anladım.\nBir damla gözyaşı aktı gözümden.\n\nGeriye dönsen de artık nafile, \nYerini boşalttım seven kalbimde, \nPerişan perişan ağlarken bile\nBir damla gözyaşı aktı gözümden.\n\n     Süleyman SAYLAN\n     (Ankara,14.09.1996, Saat: 01.20) \nŞarkı sözü olarak yazılmıştır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dut Gözlüm - Mektup - Öykü",
        "poet": "Perinur Olgun",
        "poem": "\n\nCanım oğlum, bir taneciğim; seni doğurduğum geceyi düşünüyorum da.. Baban o gece nöbetçiydi her zaman ki gibi. Daha emekliye ayrılmamıştı, çalışıyordu. Uzaklarda bir tütün deposunda gece bekçisiydi. O gece bir ara eve gelip bir şeyler getirmişti. O da meraklanıyordu. Bana baktı, seni sordu. Birlikte yemek yemiştik. Nedense benim canım yemekten istememişti de birlikte yumurta kaynatmıştık. Peynir ekmek, yanında sıcacığı hala dudaklarımda bir çay; güzel bir kahvaltı yapmıştık baban sen ve ben. Sen canımdan can, kanımdan kan olduğun gece, karnımdayken yediğin en son yemekti bunlar. Kolay mı doğdun bilemedim. Hüsniye Ebeyi çağırdık. Gece onunla geçti. Babanı çağırmadık 'Oğlun doğdu, gel! 'diye,işine engel olur diye. Seni sabah gördü. Lacivert bir geceydi. Van gecesi. İçeride sıcak soba, dışarıda soğuk kar, pırıl pırıl yıldızlar... Bir yıldız vardı ki lacivert geceye düşmüş, göz kırpar uzaklardan.. Bu 'Bu Tarık! 'dedim. Canımın içi oğlum.' Senin adını o zamanlar koydum,içimden, canımdan can olduğun gece. \nMinicik kundaklara sardım seni, süt kokulu sabahlarda emzirdim, çıngıraklı beşiklerde salladım. \nBüyüdün,düşer de dizini kanatır diye gözledim. Okula gittin seni beş ders içinde özledim. \nÜzüm gözlü kavruğum; 'Susamlı simit kokulu anılarımın içinde sen vardın Anacığım ' demiştin ya! 'Susamlı simitlerini özledim' diye yazmıştın büyük okullarda okurken... Susamlı simit yiyemedim sen yokken oğul. Boğazıma düğümlendi simitler, susamlar da acılardan acı.. Genzimi yaktı.. yaktı da kavurdu... \nSen Oğul, yeşil umudum, bir taneciğim, yumuk elli topacığım.. İlk yazını yazarken, kalemini tutuşunu görseydin. Şimdi uzaklardan ben dolmakalem tutuşunu görüyorum. Her kağıda imza atışını. O yumuk eller imza atmayı da öğrenmiş diyorum..İmza atmış da kural olmuş imza attığı kağıtlar..Herkes ona uyar olmuş. \nCanımın canı acır oğlum sen ağladığın geceler.. Camında damla olurum süzülürüm geceye. Balkonunda mor menekşeye çiğ olurum; sen farkına varmazsın göz yaşlarımın. \nSen güldüğün, mutlu olduğunda, hani o bahar gözlü kızla.. bir güvercin uçar ya söğütlerin arasından, dallarda mutluluk olurum. \nSen yoksan gülenlerin arasında 'Hani Tarık? ' derim. 'Benim sürmeli üveyiğim niye yoksun? Hani? Hanisin Tarık'ım? ' \nKafanda sorun yumağı olduğu geceler, bir peri kızı olsam derim. Samanyolu’ndan atlasam, yıldızlı değneğimle yumağa dokunsam,çözsem bir bir hep isteğine göre. \nYatılı okulu kazandığın yılı düşünüyorum. Seni okula göndermek için dokuduğum sırmalı Van kilimini...İyi ki posta memuru beğenip aldı da yoksa nerden bulurduk yol parasını değil mi! ... \nİlk nefesini nefesimden verdiğim sarı liram, pamuklardan pamuğum... Gözlerine neşe koyduğum can oğlu, ilk kriz geldiğinde nasıl üzülmüştün! Heyecanla, bizim siyah damarlı taşlarla döşeli avludan koşarak, çıkıp iki kanatlı oyma kapıyı çarpıp gittiğinde taa kör kuyunun oradan Sağlıkçı Emin'e 'Koş Emin Dayı koş! Anama bir şeyler oldu.' İlk krizi senin sayende atlattım ay oğul! ... Sonra gıdama da dikkat ettim her bir şeyime de.. \nAma sonra, sen yoktun. Sen Adıyaman'daydın. Yıllar geçmiş sen uzaklarda bir okulda öğretmenlik yapıyordun. Beni sorar aradın.. Van nere oğul, Adıyaman nere? İkinci krizde aklıma sen geldin gülen yüzlüm. Burnuma susamlı simit koktu güvercinim. Birden hafifledim bulut kadar hafif bulut yüksek. Sen bir sınıfta ders veriyordun miniklere, yumuk ellerinde tebeşir. 'Bu tümcede buna zarf tümleci denir.' diyordun çocuklarına. Zarf tümleci ne demek ki ay oğul bilemedim. Birden telefona koştun.; ağlamaklı oldun canımın parçası. Sen ağlayınca ben de ağladım can oğul... 'Güneş açmışken bu yağmurda nereden geldi Adıyaman'a, yoksa Adıyaman mı ağlar? ' dediler. \nMilliyet Gazetesinde açılan yarışmaya, yazı yazacağını duydum şeker portakalım... Bu sefer ben sana yazayım bu mektubu dedim. Bunu ellerine ver emi! Bir annenin yavrusuna özlemi de, yeşermesi de.... \nBilirim seversin en çok beni... Hani ne desem dudağındaki uçuk bile yıpratır yüreğimi.. Sen pamuk şeker, sen sürmeli koyun, sen süzülen uçurtma, sen susamlı simit, sen dut gözlüm, sen hep gül emi! \nYüreğin ve ellerin hep sıcak kalsın. Sıkıntıların benim olsun, sıcacık sevgiler senin.. \nEllerin, dilin sevgi dağıtsın yüreklere, sen hiç üzülme emi! \n\nAnnen Nafia\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvar",
        "poet": "Attila İlhan",
        "poem": "\n\n- bu şiir ikinci dünya savaşı içinde\n                                              kahredilen bütün dünya duvarları\n                                              için yazılmıştır.-\n\nben bir duvarım hiç güneş görmedim\nsen hiç güneş görmemiş bir başka duvar\nyüzümüz benek benek tahta kurusundan\nve sinemiz baştan başa ak üstünde karalar\n- kelepçeden kahroldu kahroldu bileklerim\n- sıyrılıp çıktım artık ölüm korkusundan\n- dilim dilim sırtımdaki yaralar\nben demirbaşım sığır siniriyle dayak yedim\nbiz de duvarız dinliyen duyan düşünen duvarlar\nbizim kucağımız terkedilmiş bir yatak gibi kirli soğuk\nve bizim kucağımızda kasırgalı insanlar\n\nyüzündeki deniz parlaklığıyla durur hatıramızda\no çocuk yumruklu dev o dev yumruklu çocuk\no zaman mayıs'tı yağmurlar başımızda\nbir cumartesi akşamı girdi....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvar",
        "poet": "İlhan Biçer",
        "poem": "\n\nBütün duvarları Yıktım! ...\nBen, Dört Duvar Arasında \nYaşayacak Adam mıyım? \n\n10 Mart 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvar",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nNe çok duvar var, karşısında insanlar yıkılır, duvar yıkılmaz\nNe çok duvar var, üflemeyle yıkılır, insanlar yıkılmaz\n\nAklımda bu iki söz, düşünüyorum\nDoğanın içinde yavaş adımlarla yürüyorum\n\nDünya da insan olmasaydı, doğa ne olurdu? \nİnsan olmayan varlıkların duvarları olur muydu? \n\nKuşlar karşımda uçuşuyor\nKarıncalar henüz yuvalarından çıkmıyor\nUzaklarda gezinen köpekler havlamıyor\n\nBir sessizlik hâkim doğada \nSessizliği bozmak için bir ıslık saldım doğaya\nÖyle güzel türküler bilmem\nHele müziğine uygun söyleyemem\nKalbimin estirdiği bir ıslık vardı dudaklarımda\nHiç duymadığım bir ezgiyi üflüyordu doğaya\n\nOtlar baharın yeşilliğini yansıtıyorlardı\nTaze, canlı, bana bakıyorlardı\nAceleci bir ağaç bembeyaz çiçekleriyle beni selamlıyordu\nVe aklım duvarlarda geziniyordu\n\nKazanı tarih, harcı, kin, nefret, kahramanlıktı duvarımın\nHer birinin tarihleri vardı benim gibi, düşmanlarımın\n\nBir kahraman yaratmadan tarihi asla yazamazdım\nKahramanın heykellerini yapmadan asla ona tapamazdım \n\nEy insan, duvarımın bu tarafında ben, diğer tarafında sen\nEy insan, duvarının diğer tarafında sen, bu tarafında ben\n\nDuvarlarımızı diktik özgürce, masum doğaya \nSetlerimizle nam saldık dağlara \nHayran kıldık uzaydan bakanları duvarlarımıza\nOyduk dağları taşları bombalarla \nDoymadık asla al kanlarla boyanmaya \n\nİnsan olmasaydı ne güzel olurdu dünya\nKuşlar uçarken vurulmazlardı avcılarla\nKoşuşan canlılar öldürülmezlerdi canavarca\nÖrülmezdi kalın duvarlar hunharca\n\nBir ben, bir sen olsaydın ey doğa\nSevgiyi yaşardık birlikte doya doya \n\n10.04.2010 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvar",
        "poet": "Fuat Eriçok",
        "poem": "\n\nyürüdüğü yolda önüne bir duvar çıkan\nküçük ve korkak insan durur\nbakar \n\nözgür ve kişilikli ise düşünür\nçevresini araştırır\nüzerine çıkar \n\ndevrimci ve idealist olansa hiç düşünmez \nyıkar \n\n(18 eylül ’06)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvar",
        "poet": "Selma Liman",
        "poem": "\n\nyılar önce hiç deprem olmayan  bir şehirde  aniden bir deprem yaşanmıştı her yer toz dumana karışmıştı herkes sokaklara ve de caddelere koşmuşlardı kimisi de yıkılan evlerin altında kalmışlardı  herkes kendi ailesini kurtarmaya çalışırken bazıları da  enkazın altında çığlık çığlığa bağırken kimse onların sesini durmazdı düzenlerin sesleri ambulansların sesleri vardı ve de insanların çığlığı varken enkaz altındaki insanlar vardı onların sesleri kitmiyordu kimseye itfayelerin bir evin önüne gelmişti orada bir çocuk sesi geliyordu hemen harekete geçtiler çok geçmeden çocuğu enkazın altından kurtarmışlardı ama tüm ailesini kaybetmişti bir tek o yaşama tutulmuştu  engelli olduğu halde ama artık yanlızdı bir başınaydı ne yapıcaktı kimsesizdi nereye gidicekti ki kime el açıcaktı kimsesi yoktu bu dünyada ailesinden başka kimi vardı 2 3 ay geçmişti çocuk illeşmişti  çocuk artık tek başına yaşamayı öğrencekti  bir ev bulmuştu bulduğu  ev ise yıkık döküktü   orada bir oda sağlam kalmıştı öteki tarafları hep yarı yıkık döküktü   hep o oda  da  kalıyordu ne ışık var nede penceresi vardı penceresini kapatmışlardı  kapıyı da kapatıyor hep orada kalıyordu dört duvar arasında hiç konuşmadan yemeden içmeden kalıyordu herkes  biliyordu o evde kaldığını   herkes  gelip görüyor yiyecek ve su gediyordu insanlar  olmasa  oydan  kalkıyordu  yiyecek  olursa  yiyor  olmazsa yemiyordu   hep karanlıkta otuyor  hep düşünüyordu bu çocuk bir genç kızdı kadınlar gelip onu gidiyor yıkıyor temizliyor öyle gidiyorlardı   kızın bir ismi bile yoktu  belgim de  vardır ama kimse bilmiyordu  kendiside  bir şey  anlatmıyor  bayanlar bu genç kızı çok seviyorlardı çok  güzeldi  çok  iyi biriydi konuşmuyor  ama herkese iyi  davranıyordu  bir sure geçmişti mahallede  karışlık olmuştu  bir süre kızın yanına gelemiyorlardı   genç   kız   bir süre  yanlış   kalmıştı   ve aç  susuz   kalmıştı   onun için de hiç  fark  etmezdi  zaten   deprem de  tüm  ailesini  kaybetmişti  oda ailesi  yanına gitmek  istiyordu  ama  bir türlü   gidemiyordu  mahalleye  birileri gelmişti sesleri   geliyordu   genç  kıza   imam  gelmişti   bu  imam mahalleye  atanmıştı   birde   cami yapmışlardı   bu mahalle  çok   değişmişti   ama  genç  kız  hep   aynıydı  deprem   olduğu   günden  beri   öyleydi   hiç   değişmemişti   suskun bir edayla bekliyordu sanki   ölümü bekler   gibi   hali vardı   mahalle çok  karışmıştı   genç   kızı  unutmuşlardı  aç  susuz  dört  duvar   arasında   yaşıyordu   imam ev ararken birden bire  o  eve geldi içine girdi etrafı gezerken   genç kızın olduğu odaya yaklaştı  ve  kapıyı  açtı  bir de  ne  gösun   karşısında  bir genç  kız  çok   güzel   bir  kız  duruyordu  imam  seslendi  kimsiniz burada  ne arıyorsunuz   genç kız  hiç   bir  tepki  vermemişti   komşular imamın o eve  girdiğini  gördüler  ve  onlarda  girdi  birden aklarına  genç kız  gelmişti   çok korkmuşlardı  bir şey  oldu diye   hemen  kızın   yanına  geldiler  imam sordu  bu kız  kim  kimin  neysi  hiç  konuşmuyor  komşular  dediler o yılardır  böyle  hiç  konuşmaz  dediler  depremden  beri  böyle  suskundu   ailesini depremde   kaybettiğinden  enkazın  altında kaldığından  beri   konuşmaz buydan  hiç ayılmaz  bireye  gitmez  biz bakardık  bu aralar  unuttuk  onu  dediler  imam  adı  ne  peki   adı  da  yok  bilmiyoruz  dediler  evi nerdeydi peki  deprem  olmadan  dedi  komşular  buydan  biraz   uzak  dediler  imam  ben araştırım  dedi   genç kıza  yaklaştı   benim   adım   Yahya  dedi  gene  gelicem   tamam mı  imam  komşulara  dedi ki burayı  yelleştirin   yatak koltuk  halı  filan  getiricem Kıyafette  alırız  bu  kıza  yazık  dedi  çok  geçmeden  Yahya  geldi  genç  kızı  Çıkarttılar  çok  zor olmuştu onlar için  ama  Çıkartmışlar Yelleştirdikten sonra  bazı yerlerini yeniden yapmışlardı  ev  eve  benzemişti  genç   kız  etrafa  öyle  bir  baktı  ki  birden  bire fenalaşmıştı   etrafa saldırıyor   adeta delirmiş gibiydi anne   diye  çığlık   atmaktaydı  imam  onu  görünce  çok  üzülmüştü  hemen  yanına  koştu  ve alıp  bir  hastaneye  koştu  doktorlara  her şeyi  anlattıktan   sonra  tedavi  görmeye  başladı  aylarca   yılarca  geçti  artık  İlleşiyordu  yavaş  yavaş   hem de  konuşmaya  da  başlamıştı   ama   ismini  kimse  bilmiyordu  öğrenememişlerdi   herkes  ona  duvar  diye  çağıyorlardı  zaten  duvar  gibi   olmuştu   çok  mutsuzdu  ve  hiç  kimseyle  fazla  konuşmazdı   imam  bu  genç  kıza  alışmıştı   sevmişti  genç  kız  da imama  alışmıştı   yılar geçiyordu  imam ve  genç  kız  evlendiler   uzun  zaman   geçti  bu  şehirden  gittiler  başka yerde çok  daha  da  mutlu  olmuşlardı  ama onları  öyle bir tehlike bekliyordu ki  hiç haberleri  yoktu  bile  birden bire başlarına  gelebilirdi  felaketlerin en büyüğüydü  ama kim bilirdi ki  onları  bulacağını  yılar geçmişti  ve duvar ın  bir çocuğu  olmuştu  duvar sa  çok hastalanmıştı Yahya onu kaybedeceğini anlamıştı  ve  bir  kaç gün geçti  duvarı  kaybetti  çok  acı  çekiyordu  ve  çocuğunu kucağına  alıp  sımsıkı sarılmıştı öyle  sarılmıştı ki  duvarın kokusunu alıyordu  sanki imam  Yahya  çocuğunu alıp  kaybolmuştu  etrafta kimse  görmemişti  onu  yılar  geçiyor  hala  haber  alamamışlardı imam kızıyla  birlikte yaşamaya devam  etmeye  başlamıştı  kızı büyümüş  aynı annesine benzemişti adını da  duvar  koymuştu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvar",
        "poet": "Saba Levon",
        "poem": "\n\nduvarlara yazdığım yazılar\nyoksa yağmurlar mı sildi sizleri\noysa\no duvar ve sokaklarda\nne çok kahramanlığımızın\nve\nkahramanlarımızın ihanetleri vardı\nkahraman insanları yoktu\nama\nihanetlerini süsleyen\ninsanları vardı\no duvarların\no sokakların\nacılarımın hesabını tutmadım\nküllendirmedim de bu ateşi\nalevlensin diye\nve\nne zaman yollara düşsem\nterk edilişlerimi özledim\nkavuşmalarımı değil\nve\nher defasında\nkorkularım çarmıha gerdi beni\nve\nher gizli duamdan sonra\npeygamberlerde\nkandırdı beni\nsevdalar \nsevgililer\nduvarlar\nrenkler\nve\nsokaklar gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvar",
        "poet": "Can Bahadır Yüce",
        "poem": "\n\nbir duvar çeker beni uzaktan\nyüzümdür: birikir, uzak bahçe sesleri\nakşamlar çoktan kayboldu, çoktan\nazalır gibi karanlığın....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvar",
        "poet": "Turan Oflazoğlu",
        "poem": "\n\nBirden uzak bir yerime karanlık iner; \nkaybolur çiçekleriyle açıkta kırda; \nsevinç kuşları ürküp kuytulara siner,\nher şey diner; karanlık ürer yavaş yavaş; \nseslenirim, bulamaz beni, aranır da; \nçepçevre, bakarım, yükselir duvar; taş taş.\n\nYavaş yavaş ürer karanlık, her şey diner; \nalamam uzattığın gülleri karşıdan; \nürer ha ürer karanlık, yüzün de söner; \nuzan, bu çizgiyi geçemem, daha yaklaş; \nen yakın yerime birden karanlık iner; \nhangi yöne koşsam artık, duvar; taş, taş, taş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvar",
        "poet": "Bünyamin Nesimoğlu",
        "poem": "\n\nFeryad eden bir gönül\nSığınırken kırlangıç yuvasına\nDüşüyor ihanet ağına\nYengeç saflığında bir yaşam\nÜç duvarla çevirdim hayatımı\nDertlerimi ördüm dördüncüsünün yerine\n\n\t\t\t\t\t\t\tŞubat 1999\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvar",
        "poet": "Ali Özyurt",
        "poem": "\n\nBir duvar bir acı \n Dört duvar dört acı\n Yanlızlık ve keder onların tacı\n Kaderimmiş bunlara padişahlık yapmak\n Kıraliçem gönlümde kaldığın sürece kalırım duvarlar\n padişahı olarak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvar 2",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nSuyun, toprağın,\nÖnüne çekilen\nKalın duvar; \nSitem etme,\nBaşa kakma,\nBulunduğun yerden\nDaha yüksekte bulunma.\nHoşgörüsü olmayan\nSert idareci,\nBaşarı belgesi alamaz,\nBu duvar oldukça.\nÇizilmesi, kırılması, çiğnenmesi,\nGüç olan,\nPek katı\nSert insan,\nDayanılması güçlülüğe dayanır; \nBu duvar olmadıkça.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvar",
        "poet": "Gürsel Güveloğlu",
        "poem": "\n\nÜstünde      yükü        taşıyan\nKaldığım      evde     yaşayan\nDeli     bir    rüzgar      eserse\nOlursun        bizle       üşüyen\n\nDerdimi    dinleyen      duvar\nHalimi        anlayan       duvar\nGeceler   bayram         olursa\nAşk       ile     inleyen    duvar\n\nHer  türlü    renge      boyarım\nÖnüne        dolap       koyarım\nSevdiğim       resim      olursa\nUzaktan      seyre      doyarım\n\nDepremde    nazar    olursun\nİnsana       mezar      olursun\nGurbette      evli     bekarsam\nHalimi         yazar       olursun\n\nHer akşam gördüğüm duvar \nÖmrümü    verdiğim    duvar\nKızsam da     seni     severim\nKonuşup   yorduğum  duvar\n\n    (28 Mart 2005-Diyarbakır)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvar;",
        "poet": "Galip Kemali Günay",
        "poem": "\n\nHaklı\nÇıldırırdı......................................\nPenceresi \nOlmasaydı\nDuvar\n.......\nSen sıva\nBen sıva\nBiz ile \nUğraşır mıydı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvar Adam",
        "poet": "Murat Kürklü",
        "poem": "\n\nSuratına bakan bin pişman\nSanki eski mahkeme duvarı\nDökülüyor parça,parça bir surat\nKarşımda duruyor yaşlı koca duvar adam\n\nYaşadı yaşayalı bir arpa boy\nUzamadı ne çevre ne dost\nKurudu dalları haline eyvah\nNe soyunda ne de huyunda bir adam \nTöreme di koca adamda ne bir toy ne bir soy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvar saati…",
        "poet": "Ali Ercan Kılıç",
        "poem": "\n\nDoğubeyazıt’tan sipariş duvar saati\nAnamın, babamın evlilik yaşlarıdır tik takları\nO'nunla geçen elli altı yıl\nŞeker, kalp, tansiyon, romatizma derken anamda, babamda\nO'nlarında geçen tam seksener yıl\nDuvar saati de önce saat başı çın çınını kesti, sonra tik takını\nŞimdi duvarda başka bir saat...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvar Şiiri",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nÖnce alkol duvarını\nDaha sonra hız duvarını\nEn sonunda da arabasıyla\nbir bahçe duvarını aştı\nGörenler bu duruma bir hayli şaştı\n\n(30 Aralık 2006/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvar Çatlakları",
        "poet": "Yimla Yaver",
        "poem": "\n\n1999, Ağustos 17'i depreminin yaşandığı Yalova'da eski bir evin onundeyiz; evin bütün kolonlarında o tarihin izlerini, çatlaklarla görebilirsiniz.Eski renginin yeşil olduğu belli olan bu ev; rutubetle, üzerinden geçen yıllarla birlikte kahvenin en yaşlı tonuna dönmüş; duvar diplerinde ise nemden küflenmeler...Belki de deprem altında kalmış bir çocuğun duvara çizmiş olduğu oyuncak evler bile duvarla çatlamış tam orta yerinden.Keşke, diyor insan hepsi öyle çizilmiş evler olsa da, kimse acı çekmese! \n.Iste bu evin icinde o yasli annemiz, anacigimiz Muhayyer Teyze'nin, kuculmus masmavi, cekik gozlerini gormek insana aci veriyor inanin.Kapiyi yavasca aciyor Muhayyer Teyze, kamburlamaya az kalmis sirti; icinde onca aciyi barindirsa da gulen bakislarini buluyorsunuz karsinizda, size hemen bir cay ismarlayip hem de kendi elleriyle ' Zahmet Olmasin' ' sozune de kizan bir durusla agidini yakmaya başlıyor.Sımsıcak çay eşliğinde acı bir hikaye dinlemek.\n  Karadeniz Ereğlisi'nden gelip buralara gelin olmuş. Ah olmaz mışım güzel kızım, deyince de dolan gözleri boşalıyor insanın avucuna.Boğazında düğümlenen kelimeler o yaşlı narin elin yaptığı katı kurabiyeler gibi zor geciyor insanın boğazından.Muhayyer Teyze, bir teybe koyuyor türküsünü, kendisi de arada mırıldanıyor, birçok şeyi unutmuş gibi davransa da, bir kelimeyle ağlayacak bir pınar gibi duruyor gözleri.\n Çeyiz sandığı da depremden sonra kurtardığı anılarından biri, onu kaybettiği evlatları yerine saklıyormuş evinde.Geçimi mi? Devlet maaşa bağlamış onu, şöyle ökçelisinden olmasa da dualarını eksik tutmuyor onlardan.Postacılar yoluyla evine bırakılan para, birkaç serserinin postacıları yolda kıstırıp parayı almasından sonra, polisler eşliğinde konvoyla olmasa da, evine özenli bir zarfta getiriliyormuş.\n Muhayyer Teyze, üç çocuğunu depremden kaybetmiş, eşi ise yakın tarihte hayatını kaybetmiş, evinden ayrılırken bir sürahi su boşaltıyor arkamızdan, şansımız bol olsun diye.Ama ben, dayanamayıp ağlıyorum evin son çatlağını bitirmeden.\n\n                                       Y.Yaver\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvar Yazısı",
        "poet": "Ergün Bülten",
        "poem": "\n\ndaha rahmet pınarından\niçemedim bir damla su\ndemekki işlememiş kalbime\nAllah sevgisi, Allah korkusu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvar",
        "poet": "Oktay Rifat",
        "poem": "\n\nKireç badanalı duvara \nkömürle adini yazdım \nbir gemi resmi çizdim üstüne \nbalıklarını dizdim\ngemi aldı götürdü seni\ntükürdüm mavisine \nsildim denizlerini bozdum \n\nOktay Rıfat\n(Koca Bir Yaz) \nElleri Var Özgürlüğün\n\n1\nKöpürerek koşuyordu atlarımız\nDurgun denize doğru\n\n2\nBu uçuş, güvercindeki,\nÖzgürlük sevinci mi ne \n\n3\nÖpüşmek yasaktı, bilir misiniz,\nDüşünmek yasak,\nİşgücünü savunmak yasak \n\n4\nÜrünü ayırmışlar ağacından,<....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvara Tebeşirle Yazılan",
        "poet": "Bertolt Brecht",
        "poem": "\n\n'Savaş istiyoruz! '\nEn önce vuruldu \nBunu yazan.\n\n                            (a.kadir- a.bezirci)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvarcı",
        "poet": "Tülay Bilgin",
        "poem": "\n\nAşk duvarcısı\n\nBir aşk bir harç\n\nBir harç bir sıva\n\nÜstüne de boya \n\nAşk duvarcısı\n\nKapı pencere\n\nÇatısı tuğlası\n\nAşk duvarcısı\n\nYüreğinin duvarı\n\nHazır aşkın yuvası\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvara Çizdiğim O Resmin",
        "poet": "Çiğdem Çakır",
        "poem": "\n\nResmini çizdim duvara, ruhumun ateşiyle,\nAyın yansıdığı yüzle, gözlere çektim seni,\nKalp içindeki gecelere sözlerini ekledim,\nEllerimi uzattım duvara, tutacaktın sanki.\n\nGökyüzünün dolunay sevdalarını çizdim\nHayalimde buluştuğumuz mekân burası,\nŞarkımız beyaz güllerle ulaşıyor resme,\nO bakıştan rüya alıyorum, gönül sıcağı.\n\n(Aksaray / 07 Mart 2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvar ve Adam",
        "poet": "Hamdullah Arvas",
        "poem": "\n\nGri külden anka\nMor kasablanka.\nGece baka baka,\nAdam ne suskun! \n\nSinede soğuk eli\nÇok sevmiş, belli\nBu aşk bitmemeli\nAdam ne vurgun! \n\nDuvara baktı adam\nKibriti çaktı adam\nSigara yaktı adam\nAdam ne yorgun!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvardaki gölge",
        "poet": "Murat Kürklü",
        "poem": "\n\nTitreyen saçlarla duvardaki yüzün\nKuzum seni bu gün üzgün gördüm\nYüzünde bir asıktır hüzün\nDerdini kederini içine atma gülüm\n\nKarlı dağlar gibi soğuk ve sessiz\nSolmuş çamlardan daha durgun\nGörünmez gözlerle içten hüzün\nSeni öz babadan ayı gördüm \n\nGecen duvardaki gölgen\nGerçeğini gözle görürken\nHer gün geçtin gölgeden yavaş,yavaş\nKarşımdan kendi gölgemi gördüm.\n\nDavardaki gölgeler hiç aklımda çıkmıyor\nHer gün yürüdüğüm yollar bana hüzün\nYavrum senin gidişin bana bir ölüm\nBen yine bu gün davardaki gölgeni gördüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DuvardakiResim",
        "poet": "Ufuk Nazım",
        "poem": "\n\nBir resme vuruldum.\nBakışlarında hüzün, \nUmut aşk tutku.\nBakışlarında ben varım.\nGüzelliğiyle dünyayı kıskandıran; \nBenim dünyamı, \nDört köşeli, \nBir çerçeveye sığdıran.\nGüzelliğiyle hapsetti beni; \nBu küçük evrene.\nDar geliyor artık dünya, \nResim gerçek mi bilmem? \nVar mı resimdeki gibi biri? \nYoksa benden çok önceleri mi? \nGeçmiş buralardan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvarımız Yüksek Olmazdı",
        "poet": "Gülten Alp",
        "poem": "\n\nHerkesin o kadar ilgiye, sevgiye ihtiyacı varki. Yaşın bir önemi yok, çocuk gibi sevilmek isteğimiz baki. Sıcak bir bakışa, dost bir sohbete, samimiyetle omuzumuza dokunarak telkinleyecek dürüst insanlara ihtiyacımız var. Tam düşerken tutacak; sizin duygularınıza, düşüncelerinize, saygı duyacak, kafanız karıştığı zaman size sakince öneri sunabilecek, ruhunun olgunluğuna ermiş insanlar olmalı. Bu yaşam kargaşası, bencilliğin moda olduğu çağda. Yaşarken yalnızlığı tercih etmemizin sebebi güven duygumuzun bitmesinden olsa gerek. Yoksa kalabalıklar içinde olupta yalnızlık bir tercih olmamalı. Bizi anlayabilen insanlar olsaydı, duvarımız bu kadar yüksek olmazdı... \n\nGülten Alp\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvarlar",
        "poet": "Muhsin Bükücü",
        "poem": "\n\nDuygusuz sanma sakın duvarları\nSaklar içinde yıkılana dek sırları\nNeşe dolar sen gülersen eğer\nHüzünlüysen duyarsın  hıçkırıklarını\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvarın Ardındaki Çocuk",
        "poet": "Mehmet Gökhan Damar",
        "poem": "\n\nduvarın ardındaki çocuk\nelleriyle perdelerken güneşi\ngölgesinin saat on iki yönünde\ntopun peşinde koşturan\nkısa pantolonlu yaşıtlarının\narasından geçip gittiğini\nyanağına vurulan bir tokat gibi hissedecekti \n\nhayatının, okul arkadaşının yakasına iliştirdiği\nbir öpücük kadar düzensiz ve kirli geçeceğini\ndaha on üç yaşında \nsaat on iki yönünde duran\nrüzgar güllerinden fark edecekti\nve fark ettiğinde ise her şey için\nartık çok geçtiğini\nellerinde rüzgar gülleri ile dolaşan\nkısa pantolonlu çocukların\nçığlıklarından öğrenecekti\n\nuzun replikler arasında gidip gelen\nyaşlı bir adamın tesbih tanelerinden\nsaat sekiz yönüne dağılan\nokul arkadaşlarına kadar\nbu hayattan alacaklı olduğunu \nboğazına bir yıldırım gibi düşen \nhıçkırıktan öğrenecekti\n\ntersine akan bir çağlayanın tam ortasında\nsuların durulmasını bekleyen bir balık gibi\nölümü bekleyecekti\nsudan çırpınıp çıkan hür bir şiir gibi\nson nefesini verecekti\nduvarın ardındaki çocuk\nelleriyle perdelerken güneşi\nüç heceli bir kelimeydi yalnızca lösemi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvarlar",
        "poet": "Kemal Çakır",
        "poem": "\n\nBugün sadece duvarları seyrettim:\nO, insanları ayıran, hapseden\nRenk renk \nKimi alçak kimi yüksek\nGenç, orta yaşlı, ihtiyar\nÇok şey bilip de konuşamayan\nO bildiğimiz duvarları.\n\nÇok hatıra saklıdır her birinde \nAcı - tatlı,  iyi - kötü.\nHer şeye tanık olmuşlar, \nOlmasına da; \nOturmamıştır hiç biri \nBir kere bile tanık koltuğuna,\nDuyarsız olmalarından ötürü.\n\nBize benzerler çoğu yönleriyle:\nGurur abidesi,\nUtanç  vesilesi,\nÖzgürlük meş'alesi,\nSuskunluk ve yalnızlık timsali,\nZamana direnen, teslimiyetci,\nAcımasız, korumacı, \t\nSır tutkunu, tüketici...\nPek farkı yoktur çoğumuzun \nOnlardan,\nSadece canlı olma  ötesi.\n\nİşte onları seyrettim\nO bildiğimiz duvarları.\nÇok hoşnut olduğum söylenemez\nÇünkü, \nGurur duyduklarım daha azdı\nUtanç duyduklarımdan.\t\t\t\n\nBu nedenle: \n'Yeni sezon, yeni  inşaat, \nBakım ve onarım gerekli artık' \nDiye düşünüyorum. \nSilkinip şöyle bir, \nGelmeliyiz kendimize \nVe, ve! \nKurtarmalıyız kendimizi\nHarabeye, enkaza dönüşmekten.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvarlarım",
        "poet": "Halide Sezgit",
        "poem": "\n\nBir ben varım ,                                                                                                           Bir de evim...Ve bu evde bir odam...                                                                 Bu odada var olurum.                                                                                    Dört bir duvarı saydam...                                                                       .                                                                                                      Bir duvarı masal söyler,bana bir adım atar...                                          Biri fikir dünyasının derinliğine bakar...                                          .                                                                                                  Siyasetin kapısını çalan ise yorulur...                                               Yükü taşımak için, sırtına küfe vurur...                                               .                                                                                                    Bir dördüncü duvarın  her an üstünde elim...                                       Başım dara düşünce, sanat ile çözerim...                                          .                                                                                                     Çözdüğümde, içime, bütün renkleri akar...                                     Diğer üç duvarıma,renkli perdeler takar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvarlarım",
        "poet": "Ahmet Türkkan",
        "poem": "\n\niçimde duvarlarımı tekmeleyen acı; \nVur en acımasız darbelerini,\nNe kadar fütursuz olunurmuş göster maharetini...\nGeceme gel en karanlık oyunlarınla\nGündüzüme, akşamıma dilediğin bütün vakitlere gel,\nMevsimlerin hepsinde bir ayrı gel\nİlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış da...\nÇoktan ölmüş bir canı ne kadar acıtabilirsin ki daha? ..\nHangi kirli oyununun artık gücü yeter bu ölü adama? ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duy",
        "poet": "Devrim Tülay",
        "poem": "\n\nEy şevkimi ağartan ateş, duy! \nSen kendini bilmezken\nBizim bir olanla birliğimiz\nİbrahim'den gelen tesellimiz var\n\nDevrim Tülay\n6 Ekim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duvarlarım",
        "poet": "Güliz Ardilli",
        "poem": "\n\nGüzel odamın beyaz duvarları:\nBir köşesinde rengarenk elbiselerim,\nBir köşesinde örümceğim.\nDuvarlar soğuk, beyaz ve pürüzlü,\nSakin öylece bıraktığım gibi.\nGörür, duyar, susarlar,\nNe güzel de sır saklarlar.\nDuvarlarım beyaz ürkek bir güvercin gibi,\nDokunmaya çalışırım kaçarlar kuş gibi.\nAnılarım, haykırışlarım, ağlayışlarım,\nÇocukluğum, gençliğim, güzel günlerim.\nGüzel düşlerim, hüzünlerim,\nSessiz sessiz bekleyişlerim,\nBeyaz duvarlarda gizlidir bir parça.\nMerak ettiklerini sor onlara.\nAslında rengarenktir odamın duvarları.\nÇünkü bütün renkleri içinde barındıran ve gizleyen,\nBeyaz renkte boyaları.\nGörüp duyan rengarenk anıları saklayan,\nGüzel odamın beyaz duvarları.\nHayat gibi inişli çıkışlı, pürüzlü sıvaları.\n\n13 Ağustos 2009 1:11 / İzmir-Dikili\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duy",
        "poet": "Önder Öztürk",
        "poem": "\n\nSana vaat ettiğim topraklarda hükmünü sürüyor zülüflerin ve cemalin bin parçaya bölünüp bin güneş oluyor. Isıtıyor sana inşa edilmiş sarayları, mabedleri…\n\n\n\n     Bir dua dökülüyor avuçlarımdan kardelenin duası gibi. Hazan giyinmiş Haziran süzülüyor aylardan. Ezan’ a makam ismin sanki. Cismine soyunan tabiat ismine sarılıyor.\n\n\n\n     Sığınmacı ve de adanmış hayatımın koyu sularında ıslanan ilticacı düşü. Unutmadım merak etme. Bir bayram arefesi, kapı gıcırtısı ve de patlayan hücrelerim inletiyordu şehrimi. Buz kesmişti kaldırımlar ve dualar sağanak sağanak dökülmüştü avuçlarımdan.\n\n\n\n     Sevmeye mecalin kaldımı diye sor bir kere. Eminim sakıncalı cümleler kuracaksın adına müebbet denilen. Çürüyen, rezil, kadehlerdeki çarpışmalar gibi kepaze eminim.\n\n\n\n     Karanlık şehir duy. Hiç durmayacak gözyaşımın emaneti şehir duy. İsmine soyunduğum, cismine sarıldığım, müebbeti olduğum ey! Çürümeye yüz tutmuş bir şehir sallanıyor satır aralarında. Duy, ey makamında çalan şarkı…\n\n\n\n \n\n                                   Önder ÖZTÜRK\n\n                                  12 Haziran 2009\n\n                                      03: 15\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duy",
        "poet": "Yavuz Yağcı",
        "poem": "\n\nBeklenilenin üstünde \nTam sessizlik içindeyiz. \nHer şey duyurulduğundan\nBize seslenilmesine\nArtık gerek duyulmayacak\n\n22.02.17\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duy ^^^^^^",
        "poet": "Nazan İzmirli",
        "poem": "\n\nsessizce   geldin.........\nsessizce   gidiyorsun.........\nsessizliğine  gömülüyorum.........\nsensizliğin....................................\nsessizliğin  sesini   dinliyorum...\nsen  diye......................................\nduy................................................\nsessizliğimdeki    serzenişleri....\nduy................................................\ndinle..............................................\n\n07.02.2006-antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duy Anam",
        "poet": "Abbas Paksoy",
        "poem": "\n\nNinniler, söyleyip uyuttun. \nKollarına alıp, büyüttün. \nAnaneye göre, eğittin. \nOğlun, şehit oldu, duy anam. \n\nHain dölleri, kıydı cana. \nKurban oldum, şanlı vatana. \nAbu-Hayat, sundular bana. \nOğlun, şehit oldu, duy anam. \n\nSahip çıktım, Bayrağımıza. \nKanım döktüm, toprağımıza. \nHayat verdim, yaprağımıza. \nOğlun, şehit oldu, duy anam. \n\nGiydirdiler, beyaz kefeni. \nAğlayıp da, üzme sen beni. \nCennet'te, bekliyorum seni. \nOğlun, şehit oldu, duy anam. \n\nZulüm yok, ölüm yok burada. \nYedi renk çiçek, bir arada. \nPaksoy'um da, ersin murada. \nOğlun, şehit oldu, duy anam.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duy Baba (kahraman mehmetçiklere)",
        "poet": "Adnan Ünal",
        "poem": "\n\nAl bayrağa renk verenin,\nŞehitler olduğunu,\nBu şanlı sancağa şan verenin,\nMehmetçikler olduğunu,\nBu kutsal toprak üstünde,\nNice canların son bulduğunu,\nVe bu cennet vatanın bizlere,\nEmanet olduğunu,\nAsker ocağında öğrendim baba.\n\nOnların aç ve susuz olarak,\nKahramanca savaştıklarını,\nMermileri bittiğinde kaçmayıp,\nSüngülerini taktıklarını,\nVatan uğrunda çekinmeden,\nOcaklarını bıraktıklarını,\nVe o muhteşem tarihimize,\nŞehit diye yazıldıklarını,\nAsker ocağında öğrendim baba.\n\nSayılmayan ne meçhul, adsız,\nKahramanlar olduğunu,\nYazılmayan ne destanların,\nTarihte kaybolduğunu,\nEvlat acısıyla babaların,\nYüreklerinin kavrulduğunu,\nVe basılan her karış toprağın,\nŞehit toprağı olduğunu,\nAsker ocağında öğrendim baba.\n\nHep bana nasihat eder şöyle derdin; \nÇalışıp adam olur okursan,\nVatanına faydalı olursun,\nBelki okuyup adam olamadım,\nBaba diye boynuna sarılamadım,\nOlurya,bir gün sana kavuşamadan,\nVatan uğruna şehit düşersem,\nSakın ağlama hakkını helal et sen,\nVatan uğruna oğlunun canı,\nKanı feda olsun,\nÜzülme baba vatan sağolsun! ! !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*** Duy Artık Şu Sesimi ***",
        "poet": "Namık Salih",
        "poem": "\n\nYeni bir gün doğuyor, hava yine kasvetli\nZaten düzelmedi hiç, sen buradan gideli\nYorgun görünümüyle, gezer durur bulutlar \nHep hüzünlü gibiler, Bir dokunsam ağlarlar…\n\nBazen fırtına eser, seni arar gözlerim\nSımsıkı tutulacak, bir el arar ellerim\nO burada olsa der, ah çekerim derinden\nVe sorarım kendime, neden gittin ki benden…\n\nGeçmişi hatırlarım, coşar tüm duygularım\nArtık yürek dayanmaz, boşalır göz yaş’larım\nNe güzeldi eskiden, hayallerimiz vardı\nYakışırdık her yere, herkes bize bakardı…\n\nBakarken bağ olurdu, kuru üzüm dalları\nŞimdi bulamaz oldum, o yemyeşil kırları\nGül kalmadı bahçemde, gelmez oldu bülbüller\nAçmaz oldu çiçekler, hepsi bir bir öldüler\n\nGüneşimdin sen benim, şu dünyamı ısıtan\nGökyüzünde ay’ımdın, gecemi aydınlatan\nSönmeyen yıldızımdın, aldığım nefestin sen\nYaşama sevincimdin, hep var oluşumdun sen…\n\nBülbüllere söz verdim, gelecek bir gün dedim\nGözümde tüter oldun, ben seni çok özledim\nDuy artık şu sesimi, duyup ta insafa gel\nYeniden başlayalım, hadi gülüm hadi gel…\n\nNamık SALİH\n29 Ekim 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duy Devlet Baba",
        "poet": "Bilge Atam",
        "poem": "\n\nHani sen babaydın, ne oldu sana? \nNerde adaletin? Ey devlet baba.\nEskiden verirken, pay, pay ederdin,\nŞimdi veriyorsun, ‘’şey,, devlet baba.\n\nTuş oldu çoğumuz, sırtımız yerde,\nİyi bakıyorsun, çok az bir ferde,\nGözümüze çektin, siyah bir perde,\nBizi sanıyorsun, ‘’kaz,, devlet baba.         \n\nHükümet eliyle, ha vuruyorsun,\nDüştük takatlerden, sen biliyorsun,\nVallahi haini, sen koruyorsun.\nBirazda doğruyu, gör devlet baba.\n\nUmutlar tükendi, gelmedi sıra,\nVallahi tutuştuk, olduk bir çıra,\nBir ilaç vermedin,  azdı bu yara.\nYağdırdın temmuz da, kar devlet baba.\n\nSana sitem etmek, olmazdı bizde,\nNe yapsın bu Millet, borçları dizde,\nYalan çıkıyor bak, verdiği sözde,\nSözsüz oldu çoğu, gör devlet baba.\n\nHer mevsim zemheri, çıkmadık yaza,\nSıcacık yürekler, dönüştü buza,\nBilmem gerek var mı? Başka bir söze,\nArtık bu feryadı, duy devlet baba.\n                                       02 TEMMUZ.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duy da İnanma",
        "poet": "Fuat Eriçok",
        "poem": "\n\nhangi kedi\nköpek yedi \n\nhangi kuş\nkartalı tutmuş \n\nbüyük balık ne zaman\nistavritten ürkmüş \n\nvar mı bir deniz\nnehre akmış \n\nerimeden buz\ngüneş’e bakmış \n\ndiyorlar ki\nbizim siyasetçiler\nülkeyi kurtaracakmış \n\n(nisan '01)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duy beni",
        "poet": "Mehmet Selçuk",
        "poem": "\n\nyoksa tarih,\nben de yokum\nyitik bir gün,\ndüşüncede\nölür ise\ngüzelliğim\n\nbuyruğumdur\ntez yıkıla\nsaraylarım\nfatihlerim \nnerededir\n\naç toprakta\nbol tevekkül\nYunusça bir \nçile midir\n\nilâhi bir nurdur şarkım\nduy beni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duy Beni",
        "poet": "Gül Aycan",
        "poem": "\n\nDuy artık beni, dinle sesimi.\nYetti artık gurbetin, yakma yüreğimi.\nYeter artık sensiz bırakma beni.\nİnan ki, sevdiğim çok özledim seni.\n\n\t\t\t4 Ekim 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duy Lütfen",
        "poet": "İbrahim İnce",
        "poem": "\n\nBitmeyecek,\nNefesim kesilmeden sana olan sevgim.\n\nGörmeyecek,\nKapanasıya dek senden başkasını gözlerim.\n\nAtmayacak,\nSon günüme kadar sensiz bu kalbim.\n\nTanrıdan isteğim,\nSensin benim yaşamdaki cennetim.\n\nOdur,\nUlular ulusu sevdiren seni bana,\n\nAzdır,\nNe kadar şükretsem, hamd etsem mevlama.\n\nVardır,\nBir bildiği de, sevdirdi seni bana.\n\nYemin olsun,\nBekleyeceğim son günüme dek,\n\nVe,\nSokmayacağım, senden başkasını dünyama.\n\n                                                  18.6.2012 Pazartesi 02.10\n                                                  25.6.2012 Pazartesi 23.55\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duy Mavi Gözlüm",
        "poet": "Ahmet Yüksel Şanlı Er",
        "poem": "\n\nHasretlik yaşanan, şu gönlümüzde,\nSen oldun her zaman ey mavi gözlüm,\nYaktığın meşalen, gençlik elinde,\nGidiyor yolundan, duy mavi gözlüm.\n\nGönlümüz seninle, gidilen yolda,\nÖlürsek de dönmeyiz şu bizden korkma,\nGelenden gidenden, canımız yansa,\nYolundan dönmeyiz,  duy mavi gözlüm.\n\nGözünün mavisi, dik duran kaşı,\nAklımdan çıkmazdır,  istiklal savaşı,\nSendin sen, kahraman ordunun başı,\nYolunda ölürüm, duy mavi gözlüm.\n\nKalbinde sen olan, özlerken seni,\nGeldiği bu yerden, hiç dönmez geri,\nŞu senin sevdiğin, güzel ülkeni,\nGençlerin bekliyor, duy mavi gözlüm.\n\nKalbinde birazcık, aşk sevgi olan,\nYolundan çıkmazdır, kaldırıp vursan,\nAtam der gençliğin, dönmez yolundan,\nYoluna kurbanım, duy mavi gözlüm.\n\nÖlmeden Ulusa, gösterdin yolu,\nSen oldun her zaman, gencin umudu,\nKul Yüksel bir hoştur, gözlerim doldu,\nGençliğin sesini, duy mavi gözlüm.\n\n22 Nisan 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duy beni Doğu halkı-şu PKK hep seni",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nBir Ermeni örgütü-yurdu sardı ateşe\nZararı dokunuyor-anne baba kardeşe\nNe dini ne imanı-belli değil kıblesi\nTürk Milleti uyuma-yükseltmeliyiz sesi\nDuy beni Doğu halkı-şu PKK hep seni\nBebek ve çocuğunu-yok etmektedir teni\nDağlarda dolaşırlar-bomba silah mayını\nUzaktan patlatırlar-yakmaktadırlar canı\nKendi vatanımızda-uğradık ihanete\nAcısı dokunuyor-can çekişen millete\nDuy beni Doğu halkı-şu PKK hep seni\nBebek ve çocuğunu-yok etmektedir teni\nİnanın Doğu halkı-ayrımız gayrımız yok\nSendeki sıkıntılar-anla bizlerde de çok\nPKK senden değil-uğradık ihanete\nHançeri saplıyorlar-o canımız millete\nDuy beni Doğu halkı-şu PKK hep seni\nBebek ve çocuğunu-yok etmektedir teni\nVatan ve bayrağına- sarıl vatandaşına\nCanım kardeşim deyin-gözde bakın yaşına\nSürüden ayrılanı-bilin kapar çakallar\nGövdeden ayrılınca-yere yıkılır dallar\nDuy beni Doğu halkı-şu PKK hep seni\nBebek ve çocuğunu-yok etmektedir teni\nEv barkına sahip çık-çıkartmayın dağlara\nHuzur mutluluk gelsin-sevgi ile bağlara\nLütfen piyon olmayın-elinin tersiyle vur\nBölüp parçalayanın-karşısında sağlam dur\nDuy beni Doğu halkı-şu PKK hep seni\nBebek ve çocuğunu-yok etmektedir teni\nSonra ah vah kâr etmez-devleti yıktırmazlar\nMehmetçik ölür iken-ateşi yaktırmazlar\nEndişemiz vatandır-şu elden kayar ise\nHasan der mahvoluruz-puşta kondurma buse\nDuy beni Doğu halkı-şu PKK hep seni\nBebek ve çocuğunu-yok etmektedir teni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duy Sesimi-1",
        "poet": "Hıdır Altaş ",
        "poem": "\n\nEy medeni Avrupa\nEy çıkarcı Amerika\nKanıma girmekte şu ermeni\nDuyun sesimi artık\nKana boyandı bembeyaz kar\nRengi değişti kırmızı oldu\nBebeler, analar, bacılar ölüyor\nAkan kanlar nehire döndü\nÇeteler kan kusuyor heyyyy\nEy Yeltsin, ey Kravçuk\nEy Kolh, ey Bush\nDuyun sesimi artık\nSaldırırlar üstümüze hayasızca\nAç kurtlara dönmüşler heyyyy\nÖz yurdum Karabağım gidiyor elden\nMen vatan bilmişem orayı\nMen ben baş koymışam heyyyy\nKanım aksa, canım çıksada\nVermem yurdumu bir avuç çeteye\n\nAşık Turhani\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duy Sesimi-2",
        "poet": "Hıdır Altaş ",
        "poem": "\n\nEy Japonya, ey Fransa\nEy İtalya, ey Hollanda\nDuyun sesimi artık\nBana barbar diyen geri kafalı\nEvim barkım yıkılmakta\nCanıma, namusuma el uzanmakta\nİnsanlık öldümü nerelerde heyyyyy\nDin gardaşım, kan gardaşım Türkiye'm\nEy Demirel'im, ey İnönü'm, Özal'ım\nEy Ecevit'im, ey Türkeş'im, Erbakan'ım\nEy Cindoruk'um, ey Yılmaz'ım\nDuyun sesimi artık\nSen Turhani uyurmusun\nGörmezmisin menim halimi\nHiçmi gazete okumazsın sen hey\nTelevizyondamı seyretmezsin körmüsün\nKoş menim imdadıma yetiş\nDuy menim sesimi duy artık\n\nAŞIK TURHANİ-ANTALYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duy sesi anne baba Boşa gitmesin çaba",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nBizleri  bitirecek\nCanlar uyuşturucu\nBizlere dokunuyor\nHem sıkıntı hem ucu\nDuy sesi anne baba\nBoşa gitmesin çaba\nİçki esrar sömürü\nToplanan paralardan\nHayır gelmez kimseye\nKalpteki yaralardan\nDuy sesi anne baba\nBoşa gitmesin çaba\nSilâh hep geri teper\nBir gün olunur rezil\nDevran hep böyle gitmez\nHesabı sorulur bil\nDuy sesi anne baba\nBoşa gitmesin çaba\nYoldan çıkan gençlikten\nEvet hiç fayda gelmez\nTehlike esnasında\nAğlayan yaşı silmez\nDuy sesi anne baba\nBoşa gitmesin çaba\nKurtaralım onları\nElleri uzatalım\nBencillik tutkusunu\nKalbimizden atalım\nDuy sesi anne baba\nBoşa gitmesin çaba\nOynanıyor yıllarca\nNice nice oyunlar\nÇocuk ve gençlerimiz\nKaybolur düşen canlar\nDuy sesi anne baba\nBoşa gitmesin çaba\nİçki kumar bira dans \nDeğil masum eğlence\nBatılılık uğruna\nOrtadadır netice\nDuy sesi anne baba\nBoşa gitmesin çaba\nBarlarda pavyonlarda\nRakı ile şaraplar\nİçen baba ve oğul\nOnun için haraplar\nDuy sesi anne baba\nBoşa gitmesin çaba\nHanım matinesinde\nKafaları çekenler\nBir dört beş altı yedi\nBir atışta dikenler\nDuy sesi anne baba\nBoşa gitmesin çaba\nÇin çin tokuşturması\nSıhhate ve şerefe\nKüçülen insanımız\nNe hanım var ne efe\nDuy sesi anne baba\nBoşa gitmesin çaba\nÇeşit çeşit rezillik\nBöğürtücü haberler\nSürünüyor yerlerde\nParası olan erler\nDuy sesi anne baba\nBoşa gitmesin çaba\nRuhunu benliğini\nSatanlara yuh olsun\nÖğretmen Hasan  söyler\nİçi ateşle dolsun\nDuy sesi anne baba\nBoşa gitmesin çaba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duy Sesimi Karadeniz",
        "poet": "Ertürk Demirci",
        "poem": "\n\nMavisi sensin\nYeşili ben\nDalgalarına ortak olsun \nMartılar.\nÇığlıklarında bulalım kendimizi\nTürküler yakalım beraber\nHalay tutalım tulum sesinde\nSen sağa sallan ben sola\nHemşin horonunda ter bassın\nBağrımızı,\nSarhoş etsin yosun kokusu.\n\nNasıl anlamazsın Karadeniz nasıl\nKıyılarında bende varım oysa\nAkıtırım göz yaşlarımı sana\nUlaşamaz ağlayışlarım uzaklara\nHaber bile salamam yare\nKalakalırım bu uzak ilde.\n\nSes veremez misin artık\nDuy sesimi Karadeniz duy\nYa beni de al yanına\nYa da gel ortak ol gözyaşlarıma\nAğlayalım beraber.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duy öğretmen sesini-erken davran yetkili Saygı ve sevgi göster-yaraya banın eli",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nVatanın dört yanında-sabah akşam ve gece\nDers anlatan biri var-hâlleri bakın nice\nYazıyor okutuyor-anlatıyor durmadan\nGüçlerine güç katsın-dünyamızı Yaratan\nDuy öğretmen sesini-erken davran yetkili\nSaygı ve sevgi göster-yaraya banın eli\nIrmak nehirler gibi-kalpleri ve ruhları\nBilgiyle donatıyor-görürler itibarı\nOnlar olmazlar ise-çöker hep karabulut\nTepemize binerler-bizlere atarlar şut\nDuy öğretmen sesini-erken davran yetkili\nSaygı ve sevgi göster-yaraya banın eli\nÇocuğuna gencine-emek ve dersi veren\nÖğretmene sahip çık-kötü çalıyor siren\nBir tane işi yapsın-satmasın ekmek köfte\nBir adım gidemeyiz-bilinmelidir öte\nDuy öğretmen sesini-erken davran yetkili\nSaygı ve sevgi göster-yaraya banın eli\nBugün bir vatan varsa-öğretmene borçluyuz\nBunun için durmadan-enerjiyle doluyuz\nBir anne baba olur-aynı çocuğu gibi\nOnlar önem gösterir-oluyorlar galibi\nDuy öğretmen sesini-erken davran yetkili\nSaygı ve sevgi göster-yaraya banın eli\nOkul ve sınıflarda-nöbet tuttuğu yerde\nDerslerini anlatır-son vermektedir derde\nGeçim sıkıntısından-beli çökmüş inliyor\nBöyle olduğu hâlde-öğrenciyi dinliyor\nDuy öğretmen sesini-erken davran yetkili\nSaygı ve sevgi göster-yaraya banın eli\nSelam sizlere selam-siz dava arkadaşım\nHasan sizi anlatır-gözlerde vardır yaşım\nÇalışmalarınızı-ediyorum ben takdir\nManayı kavrar isen-ortalardan kalkar kir\nDuy öğretmen sesini-erken davran yetkili\nSaygı ve sevgi göster-yaraya banın eli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duy YALNIZLIK",
        "poet": "Ramazan Kılıç",
        "poem": "\n\nBeni mutsuz bahtsız kıldın\nGönlümdeki aşkı çaldın\nŞimdide gurbete saldın\nDert doluyum duy yalnızlık\n\nBitti bak arzum dileğim\nKederli dertli çileliyim\nNerde bahar kır çiçeğim\nDert doluyum duy yalnızlık\n\nBak sevgiyi sitem ettin\nSanki ateşten gömlektin\nYetti be canıma yettin\nDert doluyum duy yalnızlık\n\nSılam dedim sıla yıktı\nBak yoluma gurbet çıktı\nBu can hep yalnızdı bıktı\nDert doluyum duy yalnızlık\n    kilis 1990\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyabildin mi?",
        "poet": "Ali Fikri Karadeniz",
        "poem": "\n\nAy ışığında gözlerin düşüyor sulara,\nDalgalarda yakamoz uçlu saçların,\nSeni getirir bana; \nHalbuki Sen, Sen çok uzaklarda...\n\nBenimse gözlerime yıldızlar düşer,\nSonra tek tek kayarlar yanağımdan,\nKalbimin kıyılarını hırçın bir sevda döver,\nVe gönül rıhtımında rüzgara seslenirim,\n'Seni çok seviyorum Birtanem'\nDuyabildin mi? ... bilmiyorum! ! ! \n\n14 Şubat 2006 Sevgililer Günü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duy yarabbi",
        "poet": "Edim Ahmet",
        "poem": "\n\nduy sesimi duy yarabbi\ngene bugün darda kaldım \ngönlümü bir ataş sardı\nyanar içim harda kaldım\n\notuzu üçte yitirdim\nher şeyi hiçte yitirdim\nuykuyu düşte yitirdim\ngarib başım zorda kaldım\n\nyoksulluk tutar yakamı\nyükler türlü türlü gamı\nşaşırdım sabah akşamı\nbilmiyorum nerde kıldım\n\n      edimahmet\n       yaylakent 1997\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duy Sesimi...",
        "poet": "Ertuğrul Koç",
        "poem": "\n\nDuy sesimi ey Karadeniz! Bahrine sığınmışken hissiyatım; oradakilerin ufuklarıyla yanar muhabbet ateşim..Zaman, eşyaya hakimken tutkulu ve hasretim sana....Senin kucaklayışında sarıldığım.....Şimdi o, senden de çok ıraklarda...\n\n\"Gel kaçalım Sevdiğim dağların arkasından...\" lakin ben kaçmışların visalindeyim. Hangi cenah kucaklar bu aciz bedenimi, hangi güneşin altında sımsıcağı tadar da \"Yaşamak...\" ın ruhuyla tadında doyumsuzluğa ulaşır.\n\nHer yön, benzer resimlere dönüşürken kelimelerim gönlümde büyüyor...Arkasında nefessizliğin eşiğine koşuyor, tasından suyunu yudumlayacağıma haykırıyordum.Ab-ı hayat, ruhları çuşa getirirken ıslanmışlığın deminde garba dönen veçhimi anıyorum.Ben \"Neyi, nerde? \" arıyormuşum.Haberdarın arkasında \"Beklenen...\" i şiirleştiriyor,her an görüp ulaşamadığımı tutuyordum, yüreğimin avuçlarda taşındığında ki ahvalini, okunuşların kalbime değişinde yükseltiyordum.. Geceler...Dağların arkasında ki visalde bekliyor, dağı yarmak için bir mırıltı istiyordum.Tut şu marziyata mübtela olmuş gönlümü...Firak, uzaklıkların yakinini kalbime değdirmesinde ki \"Yaşamak...\" bu olmalıydı; Zaten, haline acınacak olan kendimden başkası kimdi? \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duy veriyorum çaba Reklamcı oldum baba",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nYazıyorum yazımı\nAçık tuttum şu camı\nMutlulukla coşturdum\nYerde oturan hamı\nDuy veriyorum çaba\nReklamcı oldum baba\nÇok güzel bir düşünce\nYazarım gündüz gece\nHep ağzımdan çıkıyor\nCümleler hece hece\nDuy veriyorum çaba\nReklamcı oldum baba\nHer an aklımda reklam\nOrtalardan kalkar gam\nEsenlikle yükselir\nİlçemden yükselir nam\nDuy veriyorum çaba\nReklamcı oldum baba\nDuyuruyor sesimi\nHarcarım nefesimi\nBurdan dolduruyorum\nHem cebimi tasımı\nDuy veriyorum çaba\nReklamcı oldum baba\nTelevizyon gazete\nRuha yazar reçete\nŞöhretimi adımı\nBilin taşırlar öte\nDuy veriyorum çaba\nReklamcı oldum baba\nManşette haberlerim\nKalplerde vardır yerim\nAlaçam’dan her yana\nHaber gönderen erim\nDuy veriyorum çaba\nReklamcı oldum baba\nReklamım kullanılır\nNedir anlaşılmaz sır\nDüşüncem harap dolu\nAllah’ım verir sabır\nDuy veriyorum çaba\nReklamcı oldum baba\nHaziran 2004\nSıkıntıda işte mert\nAlo 170 Milyon\nÖldürüyor bilin dert\nDuy veriyorum çaba\nReklamcı oldum baba\nBunun vardır hesabı\nDoldurmalıyım kabı\nBu günlerden yarına\nOlacaktır hitabı\nDuy veriyorum çaba\nReklamcı oldum baba\nSöyler Öğretmen Hasan\nO da taşır bilin can\nŞiiri reklamları\nGerçekten de çok yaman\nDuy veriyorum çaba\nReklamcı oldum baba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyar Rabbim",
        "poet": "Hasan Yıldız 2",
        "poem": "\n\nAllah diye öter kuşlar\nCemalini görse düşler\nGözlerimde kanlı yaşlar\nSana özlem duyar rabbim\n\nRüzgar ıslık çalar dalda\nİnsan seli akar yolda\nGarip bülbül ah-u zar da\nSana özlem duyar rabbim\n\nDaldan düşen gazel yaprak\nAvuç açan kara toprak\nAciz kullar hep koşarak\nSana özlem duyar rabbim.\n\nİbadete kalkan eller\nKabe ye de dönmüş yüzler\nAk sakallı aciz kullar\nSana özlem duyar rabbim..\n\nYıldız koşar yol bilmeden\nGünahıyla hiç gülmeden\nAkıbetini sormadan \nsana özlem duyar rabbim...\n\nŞubat 2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyan Yar",
        "poet": "Bekir Alim",
        "poem": "\n\nHal bilmeyip arzu halim soran yar\nBozulmuş asfaltı yola benzedim\nNerde hani ikrar verip duran yar\nSitem dolu sözlü,kula benzedim\n\nKilitlendi gönül kapım kapandı\nKime dertsiz desem derdini yandı\nHer giren ömürden kaç ömür çaldı\nGönül deryasında çula benzedim\n\nNe zaman bir cümle gelse dilime\nHasretin karışır esen yelime\nGözlere set çekip bir bak halime\nÇağlayıp kan akan sele benzedim\n\nGönül defterime yazdım adını\nGördüğüm rüyada itikadını\nAlmadım Dünyadan zevkin tadını\nKendi öz hanemde ele benzedim\n\nBunca meziyete bunca sitem az\nKırılan gönülde olurmu hiç haz\nSöyle be ÂLİM’İM söyle derdin yaz\nDost bağında biten güle benzedim\n\n13.01.2008 Pazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyacaksın",
        "poet": "Ayşe Adlım",
        "poem": "\n\nUykuyu ararken gözlerim\nIslanan yastığımda\n'İyi geceler,\nseni seviyorum' diyorum\nöpüyorum\nYokluğun engel değil\nBen her sabah uyandığımda da\n'Günaydın\nseni seviyorum' diyorum\nöpüyorum\nBu sevgi sana ulaşacak\nDuyacaksın birgün\nbiliyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyarlı",
        "poet": "Selçuk Akyüz",
        "poem": "\n\nBir mazlum, bir mağdur, bir of çekse bükülür\nVe kökünden sökülürdü içindeki çiçekler! ..\nTüm mazlum gözyaşları yüreğine yağardı\nVe sele teslim olurdu yüreğinde çilekler! ..\nSoğan zarı bile,\nEn küçük iğnenin deliğinden geçen iplikler bile,\nHatta deri üstüne henüz çıkmış kıl bile rakip olamazdı onun ruhuna! ..\nYüz vermezdi hiçbir zaman, neme lazım güruhuna! ..\n\n                                                                             (Van. Nisan 2016)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duydu Babası",
        "poet": "Ayhan Yavuz Açıkgöz",
        "poem": "\n\nGözleri gözümde ferimi yaktı\n'Pişt' dedim usulca, duydu babası\nArdından azgınca bir köpek baktı\n'Hoşt' dedim usulca, duydu babası\n\nKavuştu kolları, döndü sırtını\n'Hey' dedim usulca, duydu babası\nÖrt dedi kızarak, sözcük örtünü\n'Şey' dedim usulca, duydu babası\n\nİncecik parmağı bir çimdik attı\n'Ay' dedim usulca, duydu babası\nKaçarken yokluğu içime battı\n'Vay' dedim usulca, duydu babası\n\n(istanbul-2002)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyduğum Zaman (Ümüt Güngör Kardeşime armağanımdır)",
        "poet": "Mustafa Ceylan",
        "poem": "\n\nBir anda aşkından yanıp tutuştum\nSevda ateşini bulduğum zaman\nBir günde beş kere sana kavuştum\nBeş vakit namazı kıldığım zaman\n\nKur'an-ı Kerim'in ışıklar saçar\nAşkınla ruhumda çiçekler açar\nBaşımda binlerce güvercin uçar\nDerdimi tek sana sunduğum zaman.\n\nBir yüce ilhamı dilerim senden\nAyırma beni de O peygamber' den\nNice müjdelere açarım yelken\nBir'lik denizinde yunduğum zaman\n\nTutuldum sevdana yanar tüterim\nSerçe olur, bülbül olur öterim\nSanki meleklerle sohbet ederim\nBaşımı secdeye koyduğum zaman\n\nCeylan'ın miskince kulun biridir\n'Sevgi Militanı' ondan diridir.\nSanki dünya-âlem bayram yeridir\nBeş vakit ezanı duyduğum zaman...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyduğum Ses Değil / SEN OLSAN...",
        "poet": "Zübeyde Yılmaz",
        "poem": "\n\nbir ses duysam  gece yarısı\nkör dumanlı dağlarından çırılçıplak\nuzak... çok uzak bir ses...\nyırtsa lacivert geceyi çılgınca\n düşse mercan mercan yıldızların içinden\nkararsa her yer sönse ışıklar\nve ben gözlerimi yumsam\nrüyam değil gelen sen olsan...\n_______________________sen olsan....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyarlı Şaire",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nyanıyorsun sen\nalev alev\nkarayakılanmayasın\nbaşıezilenmeyesin\n\nyanıyorsun sen\nferyat figan\nadanzeyeyalanmayasın\nbaşıezilenmeyesin\n\n09:28 23.04.20denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyarmısın feryadımı! ...",
        "poet": "Recep Özcan Çalışkan",
        "poem": "\n\nşayet seni sevdiğimde vakit erken\nerken gelişin benim için neden\nrıza gösterirmiydin beni anlamadığın an\nancak zaman çok geçti baktığın zaman\nfakat umutlarım köreldi her an\necelim sonunda gelir zaman zaman\ntaki bir daha görüşemeyiz çektiğimiz acıdan\ntecelli etmez bir daha hiç bir zaman\ninşaallah her daim olursun şöhret ve şan\nnice nice masumlar ağladı kaderimize her zaman\nölesiye sevmedik hiç bir zaman\nzaten suçumuz yoktu hiç bir zaman\ncahillik yapmadık affet bizi o an\nallahın izniyle size saadetler her zaman\nnice anılar özlemlerde kalır geriye baktığın an\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyduğu zaman...",
        "poet": "Ozan Nuri Ceyhan",
        "poem": "\n\nBir güzel uğruna sevda aşkına \nSevince dönüyor insan şaşkına \nÇok seveni çıkar gönül köşküne \n…Sevgiyi yürekte duyduğu zaman. \n\nSevgi cam yumağı ince sırçası \nAşk güzel bir tablo sevgi fırçası \nSamanlık seyran olur açıkçası \n…Gönülden yüreğe aktığı zaman. \n\nHer kulun bildiği lisandır sevgi \nİçinden sevenin biter mi şevki \nİnsan coşku ile sevsin yeter ki \n…Candan sevenini bulduğu zaman. \n\nKarşılıklı sevgi çelikten bir bağ \nSevginin seline engel midir dağ \nBüyük sevgilerle değişiyor çağ \n...Krallar tahtından olduğu zaman. \n\nTüm sevgilerin dili aksanı bir \nDoğası gereği sevgi sihirdir \nGerçeğinde asla bulunmaz kibir \n…Ceyhan’ın gönlüne uyduğu zaman. \n\nH.Paşa/1992\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyduk ki",
        "poet": "Necmi Otçu",
        "poem": "\n\nDuyduk ki\nSürünüyormuşsun\nTanrının yardımıyla\n\nSahi\n\nDaha beteri var mı ola\nTanrı yardım ediyorken sana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DuYDuM",
        "poet": "Sonay Çakmaklı",
        "poem": "\n\nDuydum\nyar sitem etmiş bana\nUykularım olmasınmış gecelerimde\nSaçlarıma kar kırağısı düşsünmüş\nKor yangınlarında buz kesip\nÜşümeliymişim….\nDuydum\nyar sitem etmiş bana\nSevda üstüne şiir yazmış\nIrak ellerde vuslatım uzakmış\nSarmasınmış kollar sevdayı\nDuydum\nYar sitem etmiş bana\nDüşünmeli\nVe\nÜşümeliymişim…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duydum Eylül Sesini,",
        "poet": "Nurhan Ergün",
        "poem": "\n\nSon eylülde yaşamıştım seni\nSen de\nHer eylülde \nYaşıyor musun \nBeni..\n\nYok edemediğimiz eylül anılarımızda\nKahroluyorum ben her eylülde\nSensizliğimle.\nBakma bu kez gözlerime\nGöz yaşlarım artık gözlerimde değil\nYüreğimde.\n\nAşk yolunda yaşadığım yalnızlığın,\nTükenmişliğin,\nSessiz esintilerinden tanıyorum artık \nDuydum eylül sesini\nBekliyordum seni.\n\nKahredici bir sessizlikte yaşarken\nSaklanmışken karanlıklarda en uzak köşeye\nAcımasız güneşinle\nDaha geceden doğdun gündüzüme\nSabırsızca.\n\nİşte..\nGeldin yine..\n\nRüzgar bizden yana esmişti bir eylül sabahı\nAyrılık çanları çaldı ağacın dalları\nBiliyordum son görüşümdü gözlerini\nSon duyuşumdu sözlerini\nAğacın yaprakları söyledi.\n\nSonrasında,\nO ağaç soyundu \nSararmış yapraklarından arınarak\nBir aşk bitti\nGünahlarından sıyrılarak\nBir yaprak terk etti dalını\nBir rüzgar düştü yaprağın peşine\nAcımasız eylül rüzgarıydı\nAşkımın sonbaharı.\n\nHer eylülde yaşanıyorsun sonbaharım,\nYaşandın yine.\nBiliyorum yaşanacaksın yine gelecek eylülde\nHer rüzgarında\nSavuracaksın tek tek hatıralarımı.\n\nOysa,\nHep beddua ediyorum sana eylül\nGelmeden önce\nSenden gizlice\nBütün kalbimle\nSessizce..\n\nAllah’ım ne olursun \nBütün eylülleri yok et diye..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duydum Ayrılık Var",
        "poet": "Erhan Yurtsever",
        "poem": "\n\nYolunu gözleyip bakarken sana\nBir ümidim olsun biraz bırakta\nNe çare sevgimi attın bir yana\nDuydum ayrılık var senin kitapta\n\nKırlardan çiçekler derledim sana\nLaleler topladım bakıp her yana\nHiç umut vermedin bir kere bana\nAnladım hasret var senin kitapta\n\nGittiğin yerlerden aramadın hiç\nDiyecek bahane bulamadın hiç\nVermedin ruhuma bir küçük sevinç\nDuydum ayrılık var senin kitapta\n\nNe zaman peşine taksam kendimi\nÇaresiz bulurum izlerken seni\nÇok yazık görmedim bana ilgini\nSaydım ayrılık var senin kitapta\n\nSevgimi istekle sunsam da sana\nBir küçük gülücük vermedin bana\nAşkımı gül gibi koydum masana\nBildim ayrılık var senin kitapta\n\nDaima bu kalbim seninle olsun\nAndıkça ismimi gözlerin dolsun\nYüzüme gülüver bir kere olsun\nDuydum ayrılık var senin kitapta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duydum Yârim Terk Eylemiş Bu Elleri",
        "poet": "Sabahattin Hizmetli",
        "poem": "\n\nDuydum yârim terk eylemiş bu elleri elleri,\nŞimdi artık mekan tutmuş kara gurbet elleri.\nSılaya özlemler ekip göz yaşları bırakıp,\nŞimdi artık mekan tutmuş kara gurbet elleri.\n\nNe bir haber,ne bir selam, ne bir mektup bırakıp,\nO mutlu güzel günleri ne de çabuk unutup,\nBir anlık bir kızgınlığa kaprislere kapılıp,\nŞimdi artık mekan tutmuş kara gurbet elleri.\n\nSılada kalanlar üzgün o ayrılıp gidince,\nAcaba mutlu olmuş mu terki diyar edince? \nÖğrendim ki ağlıyormuş oralarda gizlice,\nŞimdi artık mekan tutmuş kara gurbet eller\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duydum ki yakında düğünün varmış...Beni düşünme",
        "poet": "Ali Aksoy",
        "poem": "\n\nDUYDUMKİ YAKINDA DÜĞÜNÜN VARMIŞ\n\n           BENİ DÜŞÜNME\n\nDuydum ki yakında düğünün varmış\nÇevreni iyi gün dostları sarmış\nGönülden sevenler mutlu yaşarmış\nMutluluk dilerim beni düşünme.\n\nCan vermek gerekir seven insana\nBoş vermek gerekir bütün yalana\nİnan ömür boyu gönülden sana\nMutluluk dilerim beni düşünme.\n\nZamanla pişmanlık duymayacaksan\nYuvanda huzurla yaşayacaksan\nBeyaz gelinliğe sarılacaksan\nMutluluk dilerim beni düşünme.\n\nMaziye dönmeni tavsiye etmem \nDüğünün var diye uzağa gitmem\nGeçmişi unuttum daha beklemem\nMutluluk dilerim beni düşünme.\n\n                        Söz: Ali AKSOY\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duydum ki gidiyormuşsun bu hafta",
        "poet": "Şaban Akdoğan",
        "poem": "\n\nDuydum ki gidiyormuşsun bu hafta\nBiletin alınmış Beydağ’ında ön tarafta\nArkanda ağlayanın var gözyaşı döker\nHasretisin dayanamaz yüreğini söker\n\nAl O yüreği de götür O sensiz duramaz\nAhı tutar seni yolun sonuna varamaz\nHasreti sin sen sana hasret bekler\nSen keyfinde O ardında gözyaşı döker\n\nYetmez mi döktürdüğün gözyaşı\nBitirmez misin bu hasret savaşı\nO sevda senin için deler dağı taşı \nO sana sevdalı verir uğruna o başı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duydum Ki..",
        "poet": "İrem Aslan",
        "poem": "\n\nDuydum ki gökyüzüm, yorulmuşsun beni beklemekten,\nDuydum ki bıkmışsın, zemheri ayazda, haziran dilemekten\nDurum demişsin,esmişsin,çatmışsın kaşlarını \nBen de seyrediyorum sağanak yağışlı havalarını..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duydum hastalandın",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nDuydum hastalandın gönül meleğim\nAllah şifa versin, çok geçmiş olsun\nSağlığından başka olmaz dileğim\nAllah şifa versin, çok geçmiş olsun\n\nAniden belirir hastalık yaman\nSancılar yükselir vermez ki aman\nNe doktor ne ilaç olmuyor derman\nAllah şifa versin, çok geçmiş olsun\n\nHer şey insan için bunu bilirsin\nUmarım yakında şifa bulursun\nAllah’tan dileğim iyi olursun\nAllah şifa versin, çok geçmiş olsun\n\nMikdat der bu günler üzgünüm gayri\nDerdini dert ettim bezginim gayri\nBırakıp da gitme yazgınım gayri\nAllah şifa versin, çok geçmiş olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duydun mu?",
        "poet": "Özlem Şahin",
        "poem": "\n\nHey dost! \nGördün mü beni? \nBendeki hüznü gördün mü,\nGördün mü yaşama bağlılığımı? \n\nDuydun mu attığım özgürlük çığlığını? \nTutsaklık yok gayrı\nÖzgürlük var\nÖzgürlük.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duydun mu Sesimi",
        "poet": "Sami Akman",
        "poem": "\n\nYine bir sonbahar akşamındayım\nYalnızlığın üşütüyor zavallı yüreğimi\nHava soğuk, gökyüzünde muhteşem dolunay\nYıldızlar parıldıyor gökyüzünde, gülümseyerek\nGecenin efkarı siniyor üzerime sinsice\nSensizlik öyle büküyor ki belimi\nVe o muhteşem gülümseme dudaklarımda\nSonra bağırıyorum avaz avaz\nSeni seviyorum, seni özlüyorum\nDuydun mu sesimi? \nSesimi duyamayacağını biliyorum\nAma hissedeceğini de biliyorum\nÇünkü bunları yüreğimden söylüyorum\nBir sonbahar akşamından sesleniyorum sana\nÜşümem gecenin ayazından değil\nYokluğunun acısından biliyorsun\nSonra bağırıyorum avaz avaz\nSeni seviyorum, seni özlüyorum\nDuydun mu sesimi? \n®©\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duydunuz mu?",
        "poet": "Ferhat Gülacti",
        "poem": "\n\nEller almis yarimi\nDuydunuz mu ucan kuslar? \nYesil agac,mavi deniz\nArdi arkasi görünmeyen kara daglar\nSizde duydunuz mu? \nEller almis yarimi\nAlli pullu duvagiyla\nGünahiyla sevabiyla\nEller almis...\n\n1994,Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duygu",
        "poet": "Burcu Uslu",
        "poem": "\n\nDuygu dediklerimiz mutluluk\nDuygu dediğimiz sevgi\nDuygu dediğiniz üzüntü\nKalp dediğimiz şey, duygularla dolu.\n\nBazen ağlarız\nBazen güleriz\nBazen severiz\nBiz bunun için varız.\n\nHerkesin duyguları var\nHerkesin bir kalbi var\nKalbinde duyguları var\nDuygularıyla yaşamak için var.\n\nNeşeyle dolsun kalbimiz\nMutlu olalım hepimiz\nSevelim sevinelim\nBunun için var olalım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyğu",
        "poet": "Rıdvan Yamuç",
        "poem": "\n\nDuygunun ötesi, gözyaşıdır\nSevginin ilerisi cennet kapısıdır\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Duygu Dünyası",
        "poet": "Enes Beytekin",
        "poem": "\n\nÖyle an gelir ki, kağıt kalem için can atarım\nDuyguları kağıda dökmek, bana özel ve karmaşık\nBelki de bu yüzden güzel gelir mısralarım\nHoş gerçi hitaba uygun bir yar ararım\n\n' Ruh ', ne karmaşık bir kelime\nBiraz aralayınca, sonsuzluğa açılıyor\nSevinç, üzüntü, hasretle bitmiyor\nÜstelenmeyi sevmiyor, çabucak kırılıyor\n\nSabit de değil ki, herkeste farklı\nNe ilginç bir konu: Duygu dünyası...\nYalnız bırakmıyor, konuşuyor benimle\nBana göre halleniyor, içimde kalıyor..\n\nBenimle beraber...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duygu gönderimi",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nkargo ile gönderdim yüreğimi sana\nsoğumadan \nbir an önce gelsin diye\n\nEylül  2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duygu",
        "poet": "Müslim Avcıoğlu",
        "poem": "\n\nDuyguDuygular var oldukça insanlık var oluyuor\nDuygular öldüğünde insanlık yok oluyur.\n\nİnsan bir beden değil ruh ve duygu doludur\nBeden, duygu ve ruhun  her zaman bir kuludur\n\nRuhta duygu coşkusu bedene yol gösterir\nDuygusuz insanlarda sadistlik baş gösterir\n\nHayata anlam katan inanç ruhta gizlidir\nİnançsız olan beden, duygusuz ve kirlidir.\n17/12/2007 Gaziantep\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duygu Duygu İstanbul",
        "poet": "Muhsin Durucan",
        "poem": "\n\nPencereden Haliç'i yakaladı gözlerim\nUmut yüklü motorlar denizde düşe kalka\nBir eylül sabahında İstanbullaştı sevgim\nİstanbul'da İstanbul'u yaşamak bambaşka.\n\nTürkü tadı gecede upuzun minareler\nUçuşan martıları sevinçten çığlık çığlık\nmeydan okur yıllara tarih tarih değerler\nAl lâle güzelliği renk renk güler uygarlık.\n\nBoğaz'da mavi boncuk anıt anıt yapılar\nÜrkme, titreme gelir düşündükçe şöyle bir\nGörkemini bozmasın fırtınalar, boralar\nŞiirce güzellikler yaşanmıştır kim bilir.\n\nŞerit şerit yolları gerdanda bir nakıştır\nSoluklu düdük sesi uzaklardan duyulur\nGeçmişten geleceğe muştulu bir bakıştır\nArayan mevlasını, belasını da bulur.\n\nAcımasız dalgada kırıtır Kız Kulesi\nKaçışan yağmurları dökülür sicim sicim\nEvrenin sabahları güzel midir böylesi\nEllere gülümseme ceylan gözlü sevgilim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "...Duygu Fırtınası..",
        "poet": "Devrim Öztan",
        "poem": "\n\nUmut tutuyor ellerimi\nGülüyor, güneşten daha parlak gözleriyle\nÇekiyor bilmediğim bir yerlere doğru\nGüzellikleri seriyor gözlerime bütün şatavatıyla\nUzatıyorum ellerimi\nSevinç birleştiriyor ellerimi umuda.\nSonra bir el tutuyor yakamdan\nOnu tanıdım bu nefretin ta kendisi\nSevinç çekiliyor aradan\nUmudun utangaç eğiliyor başı.\nUmudun şevkatli ellerinden\nSoğuk bir el alıyor ellerimi\nBir gezinti yapıyoruz mazinin bahçesine\nÖfke kokuyor, hüzün kokuyor\nİçime çekiyorum\nİçim yanıyor alev alev\nVe alevden bir canavar \nBüyüyor içimde kocaman kocaman.\nİçimdeki canavar büyüdükçe\nAcıkıyor intikam istiyor\nFakat fırsat yok\nKimbilir nerelerde.\nGözlerime bir perde iniyor siyah tan\nÖnümde belki koca uçurumlar\nKıbırdıyamıyorum...\nKorkular serpişiyor etrafıma\nÇaresizlik çıkageliyor\nKorkular tükeniyor,çaresizlik girdikçe kanıma\nKanım donuyor.\nDerken zaman fırtınası\nAlabora oluyor herşey\nNe canavar, ne intikam ne de umut\nVe en sonunda\nYaşanılanardan artakalan bir burukluk...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duygu Aklın Rehberidir (Özlü Dörtlük)",
        "poet": "Yücel Terkanlıoğlu",
        "poem": "\n\nDuygu aklın rehberidir:\nRehbersiz kalmışsa akıl, \nGidilen yol makbul değildir; \nAkıl da parçalanır, çakıl çakıl..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duygu",
        "poet": "Vecdi Murat Soydan",
        "poem": "\n\nŞİİR:  Muhip Erdener SOYDAN (babam)\n          Doğum tarihi: 29 Ekim 1943 \n          Ölüm tarihi:    15 Ekim 1986\n\nSaçlarını rüzgara verirdi kimi zaman \nGüzelim alnı tel tel dolardı \nAşk anıldığında, \nUtanır, çekilir, solardı… \n\nBir “ Duygu’m” vardı benim \nHisliydi hisli olmasına \nBazen hasret çekerdi \nAğlardı, “ Duygu’cuğum” ağlardı… \n\nSevenler kavuşsun isterdi \nHasret zor gelirdi \nAcıklıydı yaşamak \nAcıklıydı sevmek onca \nOndan ki, gözleri dolardı… \n\nKendisince mahzun \nKendisince yalnız \nBir “Duygu’m” vardı benim \nAğustos akşamlarında yanar \nTeşrin sabahlarında donardı… \n\nMuhip Erdener SOYDAN \n01 Eylül 1965 Çınar/ DİYARBAKIR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duygu Hırsızı",
        "poet": "Lale Uğur",
        "poem": "\n\nDuygu hırsızı denebilir mi bana? \nİstedimse..\nHissettimse...\nYaşamayı seni? \n\n(17 Ekim 2000 / İzmir)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duygu Seli",
        "poet": "Bekir Yavuz",
        "poem": "\n\nYazılan her şiir, her mısra çiçek gibidir,\nOkunup dinledikçe, duygular filizlenir yeşerir.\n\n                   Bekir Yavuz\n         28.Aralık.1989.Perşembe.\n    E.tipi kapalı cezaevi.4.cü. Koğuş.\n                   Kastamonu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duygu Tembelliği",
        "poet": "Emre Şenkal",
        "poem": "\n\nİnsanoğlu hüzünü sever, \nmutluluktan bir çırpıda vazgeçebilen yapımızın, \nhüzün hoşuna gider hüznü çıkarıp atmak oyüzden zordur, \nhüzün tembellik gibidir, aylarca işsiz kalmış bir işçinin, \nsabah erken kalkması nasıl zorsa, \nmutluluğa ulaşmakta o kadar zor gelir duygularımıza, \no yüzdendir bu hüzün, \no yüzdendir bu duygu tembelliği\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duygu Seli",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nduygu sellenir\ninsanı sardıkça\n\nbahçe güllenir\nemeği döktükçe\n\nsevgi yıllanır\ncanan sevildikçe\n\nsaygı bellenir\nsakin oldukça\n\n031208 denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duygular",
        "poet": "Haydar Demiraslan",
        "poem": "\n\nKis  geciyor, yaz geliyor\nKirlar baglar yeseriyor\nGocmen kuslarda donuyor, \nSen donmezsin neden baba? \n\nKirlangiclar yuva yapar\nDağlar butun kekik kokar, \nBulbul yanik yanik oter\nSen susarsin neden baba? \n\nOysa sicak sofran hazir\nButun giyim kusam hazir\nCocuklarin yuvan hazir\nSila iznin yok mu baba? \n\nHer gecen yil hicran katar, \nUzuntuler her an artar.\nUmut soner, dusler biter\nUyanmazsin hâlâ baba...\n\nKuru agac dal verir mi? \nSonmus kovan bal verir mi? \nRuh olanlar el verir mi? \nIgretiymis yasam baba...\n\nEcele ah ne demeli...\nHepimizin sonu belli...\nMevlit dûa hep teselli...\nOlum varmis er-gec baba...\n\nAniyoruz sevgi ile\nTulden ince duygu ile\nDûa ile, ovgu ile\nCennet olsun yerin baba... \n                                             (1968-Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duygudaşlık",
        "poet": "Figen Gönülver Yarar",
        "poem": "\n\nMevlana ne güzel anlatır insanı…\n\n\n\n\n\n“beni bir ben bilirim birde yaradan. bana bir ben lazım birde anlayan'. Mevlana.”\n\n\n\n\n\n\n\n“Empati, bir insanın, kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamasıdır. Basit gibi gözüken bu tanımın gerisinde pek çok kuramsal öğe bulunmaktadır ve belki de bu yüzden sözkonusu tanıma ulaşılması oldukça zaman almıştır. Günümüzde 'empati' denildiğinde akla Carl Rogers ve onun konuya ilişkin çalışmaları gelir. Psikoterapi alanında empatik iletişim kurma becerisiyle ünlenmiş Rogers' ın adı ile empati kavramı adeta özdeş hale gelmiştir. Bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bu durumu ona iletmesi sürecine 'empati' adı verilir.\n\n\n\n\n\nHer insan gerek kendisini gerek çevresini, kendisine özgü bir biçimde algılar; bu algısal yaşantı özneldir (subjektiftir): kişiye özgüdür. Yani her insan dünyaya, kendine özgü bir bakış tarzıyla bakar. Eğer bir insanı anlamak istiyorsak, dünyaya onun bakış tarzıyla bakmalı, gerçekleştirmek için de empati kurmak istediğimiz kişinin rolüne girmeli, onun yerine geçerek adeta olaylara onun gözlüklerinin gerisinden bakmalıyız.”\n\n\n\n\n\nHepimiz çok iyi biliyoruz ki; madden verdiğimiz, aldığımız sürece çok iyi dostuz, çok iyi arkadaşız hatta bulunmaz, inanılmaz derecede iyi yürekli, eşsiz varlıklarız amma bir gün veremediğimizde, alamadığımızda, gülken diken, melekken şeytan, kuzuyken kurt oluveririz...Atalar hiç bir sözü boşa söylememişler ve o sözler bu güne boşa süregelmemiş, yine de ders çıkartanlarımız az olmuş bu sözlerden..\n\n\n\nAslında bulunduğumuz yönden daima karşı yöne bakmışız, hal bu ki bakışımızı genişletmeyi, yani bir çok yönden bakmayı “EMPATİ” kurmayı başarabilsek sanırım derslerden geçeceğiz..\n\n\n\nTecrübelerimin bana öğrettiği şu ki; birine 'DOST' diyebilmek için bir  süreçten geçmemiz gerekli, önce tanış, sonra arkadaş ve daha sonra verilen emek, sevgi, duyulan güven karşılığında ancak 'DOST' diyebilmeliyiz.'DOST' dediğimiz kişileri de ayrı tutmalıyız diğer kişilerden.'HERKES”LE aynı tuttuğumuzdaysa bu kelimenin hakkını vermediğimiz, sadece madde, çıkar ilişkileri nedeniyle kurduğumuz ilişki dışına çıkmadığımız görülür  ne yazık ki..! \n\n\n\nArdından başlarız serzenişlere, dost kazığı vesaire gibi sözlerle...\n\n\n\nBu konu hakkında elbette yazılacaklar bitmez ama yalnızlıktan korkmadan, dış dünyadan kopmadan, bir iç dünyamız olduğunu bilmek ve huzur denizine yelken açmak..! ! \n\n\n\n(Sanırım zaman zaman yaptığım bu yolculuk bana iyi geliyor..) \n\n\n\n\n\nSevdikçe çoğalıyorsun,  çoğaldıkça  da  yalnızlığa demirliyorsun ve\n\nötelediğin hayal  tutuklularını  gördükçe de korkuların başlıyor.\n\n\n\nKocaman  sevgi hanendeki bu kalabalıklara  en  güzel ikramlarda bulunuyorsun, yüreğine ve konukseverliğine güvenen bu insanlar; yaslayıp sırtlarını sevgi duvarına en olmaz istekleri sıralıyorlar artarda, sundukça da azalıyorsun.\n\n\n\nBunca kalabalık arasında bu yalnızlıklar niye? Bazen bir çok kişi arasındayken bile sadece kalbinin ritmini yada nefesinin sesi değil midir duyumsadığımız? \n\nBir başınalığını hatırlatır hatta kendine dokunma ihtiyacı duyacak kadar yalnızızdır çoğu kez.\n\n\n\nZaman alıp başını gider ve sadece sürüklenirsin ardından. Bu devinim sırasında bir sigara içimliği verdiğin molada ise yaşama uyumsuzluk mesafeleri gittikçe  açılır  ve depresyon prangaları  dolanmış ayaklarınla  yetişmeye çabalarsın  durmaksızın.\n\n\n\nNereye kadar? \n\nYollar nereye yürüdüğünü bilmeyenlerle dolu, engebelere takılan bir sürü yorgun insan, yılgın sürünen adımlar, birilerinin rüzgarında  sürüklenenler ve başka yolun olmadığına inananlar.\n\n\n\nDayanılması zor bu sessizlikte, ipi salınmış eski ahşap bir sandal gibi sürüklenmeler..\n\n\n\n(Ya sen yakışmıyorsundur bu denize, ya da denize bu dinginlik.) \n\n\n\n\n\n\n\nMonotonluğun döndüğü bir topaç çevrimindeki çizgide yaşam.Arada tekrarlar yeniden, hiç bir iz bırakmadan geride.\n\nHer defasında yeni bir döngü beklentisinde çocuk yanın...\n\n(Ah yanılgılar büyüyen sadece..) \n\n\n\nSatır satır, dize  dize, ezber alışkanlıklar; bıkmadan usanmadan okunan, uyum yasalarına bağlılık,  gayrı resmi olduğunu bildiğimiz halde,  körü körüne.\n\n\n\nOysa bir şans değil mi milyonlarca kardeşin arasından seçilip dünyaya gelişimiz? \n\n\n\nUmutları doğurmak ve aralıksız emzirmek gün batımına dek, Ay yoksunu geceler katlederken ak sütümüzle beslediğimiz bebeleri, uykuya hasret gözlerimizden akarken yaş yerine kan, yine de durmaksızın üretmek. Hüzünleri gömmek karayağız geceye, sevinçleri doğurmak her yeni güne...\n\n\n\nÖyle zengin ki sevgi hazinemiz, günbatımı kızıllığı yakıyorken denizi, gamzelerimizde biriktirmek ötelerdeki güzellikleri.Zamanın ağır döngüsünde sabrın çengeline asıyorken acılarımızı, sadece burukluğunu içmek yakamoz seyrindeki ışıltılarda..\n\n Mevlana’yla başladık, yine onun anlatımıyla noktalayalım yazımızı.. \n\n\n\n\n\n\n\n\n\n “Canında bir can var/ O canı ara../ Beden dağında bir mücevher var/\n\nO mücevherin madenini ara/ A yürüyüp giden Sufi! / Gücün yeterse ara\n\nAma aradığını, / Dışarıda değil kendinde ara…/ Madendeki inciyi aradıkça \n\nMadensin../ Ekmek lokmasına heves ettikçe/ Ekmeksin..\n\nŞu kapalı sözü anlarsan, / Anlarsın her şeyi…/ Neyi arıyorsan/ “O” sun sen! “\n\nBelki de ulaşılmak istenen hedef değil; arayışın kendisi, yolculuğu anlamlı kılan..”\n\n\n\nKısaca; \n\nÖnce kendimizi sevmek, başkalarını sevebilmek için..! \n\nÖnce kendimizi anlamak, başkalarını anlayabilmek için.! \n\n\n\nDostsuz ve sevgisiz kalmamanız dileğimle…\n\n\n\nFigen Yarar\n\n(Adalı) \n\n\n\n20 Mart-2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Karalamalar 57 - Duygular",
        "poet": "Recep Akıl",
        "poem": "\n\nBelirli nesne, olay ve bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim olarak tanımı yapılan ‘duygu’ kelimesinin ifade ettiği anlam, zaman zaman kişinin hayatına müdahale etmesi bakımından ona yeni ufuklar açabileceği gibi, onun yanlış bir takım hareketler içine girmesine de sebep olabilir.\n\nBu sebeple duygularımız aklımızın önüne geçmemelidir. Çünkü duygularıyla hareket edenlerin yanılma ihtimali görece daha yüksektir. \n\nÇünkü insan hayatında duygulardan önce akıl ön planda olmalıdır. Akıl yerinde ve doğru kullanıldığı zaman kılavuz olup yol gösterir, kişinin hem kendisine hem de onun vasıtasıyla çevresine. \n\nAkıldan yoksun olanların bile duyguları vardır. Bilindiği gibi bir akla sahip olmadıkları için onların yaptıklarından dolayı hem Allah (c.c) katında hem de yasalar önünde sorumlulukları yoktur. \n\nHayvanlar bu ikinci guruba dâhildirler. \n\nİnsanı diğer yaratılmışlardan ayıran en belirgin özelliktir akıl ama onu doğru bir biçimde kullanmayı bilirse. Çünkü insanı insan sınıfına sokan duyguları değil, aklıdır. \n\nÖte yandan akıl da kendi başına bırakılmamalıdır. Onun da bir kılavuza ihtiyacı vardır. Çünkü akla yoldaş olacak doğru bir kılavuz, yol gösterici olması bakımından değerlidir ve aklın şaşırmasına engel olur. \n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duygular Coşunca",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nSaltanat dökülüyor abadımdan\nYer cüce\nGök yüce\nAyak altı \nÜst olana\nSarsılır kaymalar darma duman\n\nDesem ki sevgili, yarın göç var\nYine yar salınır endamca\nYine endamınca naz yapar\nDilleşme bağırmalarda haz kapar\nSanma ki göç gama sapar\n\nGönül coşar özlemce\nKıyan mı durur an, sualce\nNe çıkar tekleyecekmiş kalp\nAsumana garktır an\nSanacak mısın ki masumiyet, poza ödeşme\n\n31.10.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duygular ve BULUTLAR....",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\nduygular,\nbulut buluttu gönlümde....\n\nkimi zaman; \npofuduk pofuduk\nbembeyaz pamuklar gibi\ngüneşle dans ederdi\nyani KÜMÜLÜS'TÜLER...\n\nduygular,\nbulut buluttu gönlümde....\n\nkimi zaman; \nince ince\nçizgi gibi akıp gider\nçıkacak güneşi müjdelerdi\nyani SİRRÜS'TÜLER....\n\nduygular,\nbulut buluttu gönlümde....\n\nkimi zaman; \ngri gri\ndumanlar gibi \ngüneşi örter sise dönerdi\nyani STRATÜS'TÜLER...\n\nduygular,\nbulut buluttu gönlümde....\n\nkimi zaman; \npüskül püskül\nyere doğru alçalır\nkoyu gri güneşi saklar\nfırtınanın kopacağını gösterirdi \nyani NİMBOSTRATÜS'TÜLER...\n\nduygular,\nbulut buluttu gönlümde\nAŞKINI anlatırdı her şekilde...\n\nFikret Turhan-Yalova,\n24.04.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duygularım",
        "poet": "Emine Günhal",
        "poem": "\n\nTarih 22 şubat\ngünlerden cumartesi\nsoğuk bir kış günü\ngökyüzünden düşen herbir kar ranesinde\n            sen varsın....\n106.5 frekansından  ahmet kaya\n-çok uzakta öyle bir yer var \no yerlerde mutluluk var-diyor\nve istanbul süslüyor hayallerimi\nve sen geliyorsun hatrıma\nBeyaz kar tanelerinden gülümsüyorsun bana.\nve hüznüm dağlara eriyor\ngöz yaşlarımın denizinde boğuluyorum\nve yine ben bu kentte\nsensiz ve kimsesiz kalıyorum.........\n\n(23 şubat 2003    konya)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duygularım",
        "poet": "Sevgi Sobacı",
        "poem": "\n\nBazen dudaklarımdan çıkan iki kelime\nBazen içimdeki bir ürperti\nBazen gözkapaklarımdaki karartı\nBazen ise seni kaybetme duygusu KORKU..\n\n \n\nSEVGİ..\nBazen deli dolu insanı çıldırtıyor\nBazen akarsu misali insanı sınırsızlaştırıyor\nBazen ellerinin sıcaklığını hissetmek\nBazen de boş kalacağını düşünmek ellerimin SEVGİ..\n\n \n\nHÜZÜN..\nBazen kalbimden süzülen bir iki damla\nBazen içimde tanımlayamadığım bir acı\nBazen resmimdeki gölgeler\nBazen de cevapsız kalan sorular HÜZÜN..\n\n \n\nÖFKE..\nBazen kırmızı bir renk acı veren\nBazen siyah olur hayat bitiren\nBazen kendinizden geçersiniz karanlıkta\nBazen ise artık çok geçtir,bağımlı olmuşsunuzdur ÖFKE..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duygular Bir Küle Döndüğü Zaman",
        "poet": "Yusuf Bozkaya",
        "poem": "\n\nSönerken kalbimde aşkın ateşi,\nSarar ruhumu ince bir duman.\nDuyulur uzaktan aşığın sesi,\nDuygular bir küle döndüğü zaman\n\nİzmir-Bergama / 09-11-2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyguları Öğütecek Bir Çark Yok",
        "poet": "Numan Ekşioğlu",
        "poem": "\n\nŞimdi çerçeveler var\nVe çerçevelerin içinde çarklar\nZorlanınca çerçeve\nGörevi devralır çark\n\nAma insanlık şanslı\nDuyguları öğütecek bir çark yok \nÇerçevenin dışındadır duygular\n\nSenin sayende şiir\nKötülük tez görülür\nİnsan şarkıdan önce \nİniltileri duyar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "'“Duygular Ve Algılar” Yazım",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nDuygular Ve Algılar\n\nDuygular mı algıları belirliyor, algılar mı duyguları? \n\nEylemleri duygular mı belirliyor, algılar mı; duyguları mı algıları mı öne çıkarmalı; yoksa her ikisini de yerli yerinde mi kullanmalı? \n\nDuygu: Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim! \nAlgı: Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak! \n\nİnsan duygularının ortak bir paydası olmakla birlikte ifadesi, farklı farklı olabilir! En başa döner isek insana duygular da sonradan yüklenmiş! Bu ilk yükleme “Adem” den başlıyor! Adem, “İnsan” kaynaklı yazılıma duyguları nasıl yükledi? Adem ruhu, bir ham yazılım olarak duyguları hayat boyutunda yüklendi! Bunu şöyle izah etmek mümkün! Allah, esmasını (isimlerini, sıfatlarını)  “İnsan” esaslı bir yazılımla “Adem” e yüklüyor buna “Ruh” diyelim! Ruhun dişisi erkeği yok aslen, bunun bedene göre algılanması var ve bu algılanma yumurtada başlıyor! Döllenme sırasında cinsiyet yükleniyor! Bu da biyolojik olarak ana – baba DNA hücreleriyle oluyor! Ana yazılıma ilk yükleme cinsiyet yüklemesi oluyor! Bu yükleme ceninin her aşamasında devam ediyor; doğum sonrası dış Dünya da algılanmaya ve yüklenmeye başlanıyor! \n\nİlk başa dönelim; “İnsan” yazılımının “Adem” e yüklenmesi sonrasında ne oluyor! Adem den bir dişi “Havva” çıkarılıyor! Yani aynı yazılımdan iki cins üretiliyor! Adem, orjin tek! Bu Adem’den üretilenlerin tamamı, Havva da dahil, “Ademoğulları” kapsamında! Sonrası yaşam boyutunda bu iki yazılım birbirini bedenlerde çoğaltarak insanlık denen kalabalığı yaşam boyutunda oluşturuyor! Yani yazılım tek! Yazılımın güncellenmesi gibi erkek ve dişi ayrımı! Bedensel ve ruhsal güncelleme ile “Adem”e ulaşılmış! Bu güncellemenin “Adem” öncesi mutlaka vardır! Bu çok önemli! Maddi Dünya boyutunda, insan bedeninin topraktan güncellenmesi nasıl var ise insan ruhunun da yani “Adem” yazılımının da ilk aşamaları vardır! Biz “Adem” sonrasını algıladığımız için orayla ilgileniyoruz! Çünkü algılama “Adem” aşamasından sonra başlıyor! Önceki halleri algılamak mümkün değil. Bu insanın ana karnını hatırlayamamasıyla ya da bebekliğini hatırlayamamasıyla alakalı ama o hatırlamadığı dönemlerden etkilendiğini biliyoruz. Psikologlar, hamile kadının yediği içtiği ya da yaşadığı travmalarla ilgilenir! Bu bebeğin psikolojisinin oluşumuna dair; bedensel hastalık ve yeteneklerine dair önemli bilgi kaynağı olur! Bunun daha öncesi genlerle olur! \n\nAdem’e bakalım; şuur edindiğinde yani varlığının farkına vardığında, yalnızlığının da farkına varıyor! Ve kendine yine kendinden bir arkadaş yoldaş çıkarıyor! Bu dinsel literatürde “Adem’den Havva çıkarıldı! ” şeklinde izah edilir! Nasıl ki bilinmek isteyen Tanrı, kendinden “İnsan” çıkarıyor; kendini, bilmek ve bildirmek için bu da dinsel literatürde “Tanrı kendinden Adem’e benlik üfledi, verdi! ” şeklinde vardır! Yani Adem de, bilince erdiğinde kendine bir arkadaş ediniyor o da Havva! Bunun nasıl olduğunu bilirsiniz literatürde türlü anlatımı mevcut! Dikkat ederseniz bir teklik ve bu tekliğin, bilinmezliğini ortadan kaldırmak için bir eylem var! “Yaratma” eyleminin esasını teşkil ediyor, bu bilinmezliğin, bilinir olma yönündeki tercihi! \n\nNerede kalmıştık? Adem, şuur kazanınca yalnızlığına çare Havva ediniyor! İkisi beraber, şimdiki insanların duygularına esas olan algılamalarına başlıyor! İlk yaptıkları şey nedir? Yemek, değil mi? Günümüz insanın da ilk yaptığı nedir beslenmek! Bu bir hücrenin de ilk yaptığı iştir! Yani bedensel faaliyetin gereği olarak besleniyorlar! Sonra, beslenmenin sonucu olarak üreme ve dışkılama konusu gündeme geliyor! Yaprakla örtünme konusu da bu kapsamda! Bunları yapacakları bir maddi boyuta Dünya’ya ihtiyaç var! Literatürde “Cennet boyutundan Dünya boyutuna atılma! ” tabiri bundandır! \n\nDünya’da iki kafadar; çiftleşip, beslenip, barınırken çoğalıyorlar! Bu günümüz insanının şimdiki algılarına esas teşkil ediyor! Cinsel organlarını yaprakla örtmeleri, beslenmeleri, çoğalmaları… Örtünme algısı yaprakla başlıyor, sonraları günümüzde moda ile devam ediyor! Günümüzde kıyafete harcanan paraların pek çoğu örtünme ötesine taşınmış durumda. Bir atlet ve don ile örtünmek mümkün ama çok pahalı kıyafetler ve yaldızlı çamaşırlar moda! Konuyu dağıtmayayım; beslenme de öyle, çevredeki bitkisel ve hayvansal ürünleri toplayarak beslenen insanlar, ziraat yaparak bu işi daha ileri seviyeye taşıdı! Bunu “Sen çalış ben yiyeyim! ” şeklinde yürütebilen kurnazlar da elbet çıktı! Bu algılamalara dikkat çekmek isterim! Literatürde, “İlk kavga Adem’in çocukları arasında çıktı! ” şeklinde geçer bu günümüzde o kadar kıyasıya devam ediyor ki akıllara zarar! Adalet algısı da “Ademoğulları” arasında çoğalmayla alakalı gelişti! Birbirlerini öldürmeleri ve mallarını yağmalamalarının önüne geçmek için günümüze kadar ulaşan “Günahlar! ” algılandı! Bunlar adaletin sağlanması için önemliydi! Şeytan algısı zaten Adem’in ilk beslenmesiyle, yeme eylemiyle başladı! Çoğalan insanlar aralarındaki adaleti sağlamak için kurumsallaştı! Bunun ilk aşaması ilk çağlarda “İnsan ilah” sistemi idi! En güçlü olan insan kendini “İlah” ilan ediyor, zayıflar da itaat ediyor böylece adalet sağlanıyor! İlahlara karşı gelenler de cezalandırılıyor! Bu sistem zamanla “İnsan ilahların” yetersiz olması, yani ölümlü olması yüzünden sarsıldı! Ve ilahlar göğe çıktı, yerde putlar onları temsil etmeye başladı! Semavi olarak adlandırılan dinlerin bu güne tesir edenleri “Orta Çağ” da geldi! Öncesini anlatıyorum! Yerde ilahları temsil eden putlarla da bazı uyanıklar aracılık yaptı diğer insanlardan da bu aracılıklarına karşılık ayrıcalık istediler tapınakların hakimiyeti dönemi, başladı ki akıllara zarar! Tapınak Rahipleri (İsa’dan önce de vardı)  ve tapınakçılar insanlara kan kusturdu! Bu dönem eski Mısır Firavunlarının da bazısının kendini ilah ilan etmesine sebep oluyor! Daha sonraları “Orta Çağ” engizisyonunu da unutmayalım! Bunların günümüz insanının algılamasına esas teşkil ettiğini başta söylemiştim! \n\nBu algılar duygulara göreceli oluşuyor elbet! Şefkat, merhamet, yardımlaşmak, adalet en eski duygular! İnsanlar ihtiyaçlarını karşılarken bu duyguları köreltmek durumunda kalmışlar! Yani algıları oluştururken bazı duyguları da köreltmek durumunda kalmışlar. Mesela bir ceylanı öldürürken “Acıma” duygusu beslenme algısına yenik düşer! Çünkü insanın ilk hücresel tekamülünde beslenme ilk aşamadır! Sırasıyla ihtiyaçları için diğerlerini kullanma ya da öldürmek algısı yerleşir. İlk “Öldürme” olayındaki etmen de odur!  İhtiyaç önceliği! Buna dair duygular köreltilirken algılar da doğal olarak oluşturulur! İhtiyacı için bir hayvanı öldüren bir bitkiyi kesen insanlar zaman içerisinde ihtiyacı için diğer bir insanı da öldürüp kesebilir bu algı oluşturulur! Doğal yolla! Bunun algısal yapıldığı açık da duygusal alanda medenileşen insanlar bunu yapmaya devam edeceği için algıya bir duygusal gerekçe de hazırlamak gereği duyar! Nedir bu gerekçeler! İnsanlığın huzuru için bir insanı kurban etmek! İlahlara kurban sunmak! Halkının refahı için komşu halkı esir edip mallarını yağmalamak! Bunu da kutsal bir değere bağlamak gerekir ki ortadaki vahşet sırıtmasın. Daha sonraki dönemlerde bunlar devam eder ama algısı, kutsala dayandırılır! “Kutsal devlet yapısı için bazı insanları öldürmek doğaldır! ” anlayışı mesela! Öldürülenlerin değeri algıyla yok edilir! “Orta Çağ” engizisyonu ve “Haçlı seferleri”  ve  “Din yayma savaşları! ” nı insanlara kabul ettirmek için duygular, örselenir ve bu kavgalara esas olan algıyı yaratmak için kutsallar kullanılır! İhtiyacı olanın ihtiyacını karşıladığı her yolun serbest olma algısına kadar bu rayından çıkar. Korsanlık algısı! Günümüzde vahşet, vurgun, talanlar; Dünya ölçeğinde algıları kontrol ederek meşru ve doğal gösterilebilir! Egemen olanlar bunu zaten yapıyor. Sermaye savaşları, her türlü duyguyu algıyla kapatarak yoluna devam ediyor! \n\nÇoğalan insanlar arasında bazı uyanıkların ve güçlü olanların, ilk insanların miras bıraktığı algılar ve kabuller üzerinden hakimiyet kurmak istemesi doğal bir seyirdir! Bu kaçınılmaz! Çünkü kutsal kabuller var bunu egemenler ve uyanıklar iyi gözlemliyorlar! Adem’in çocuklarından başlayan bu kardeş kavgası tüm çağlarda derinden yaşandı, günümüzde de yaşanıyor! Bu kavgaların duygularla değil de algılarla olduğunu söylemek de mümkün! Yani “İnsan” yazılımında saklı olan; iyi-kötü göreceliliğinde ne var ise açığa çıkmış! Göreceliliğe dikkat etmek gerek! \n\nSon tahlilde; insanların algılar üzerinden yönetilmesi kaçınılmaz! İlk çağlarda yerleşen bu algıları reset etmek, güncellemek de kolay olmayacağı için bu algılar üzerinden insanların hareket etmesi kaçınılmaz! İnsanların tarihsel süreçte yüklendikleri algıları bilenler bunu kolayca yönetebilir! Son dönemde Dünya üzerinde işleyen de budur! Tüm duygular biliniyor ve tüm duyguların nasıl kullanılacağına, nasıl algılanacağına dair yöntem de üretilmiş durumda! Buna siz ne ad koyarsanız koyun; sonuçta insanların duyguları ve o duygularla üretilen algıları onların en güçlü veya en zayıf yanları olacaktır! Duygusallığa dikkat etmek gerek! Duyguların yani eski algıların yeni algıları şekillendirmesi kaçınılmaz! Arif olan duygularını yeni algılarda öyle verimli kullanır ki ne duygusallığın esiri ne de algıların aldatmasına meydan vermez! İlk yazılımda var olan duygulara, algılar üzerinden yenileri eklenir! Buna tekamül de denir! Süreç içerisinde yeni duygular da açığa çıkıyor elbet! Bu yeni nesillere aktarılıyor! İnsan hangi duygularını beslerse o yönde tekamül eder! Bu da algılarını olumlu yönde kullanabile ariflerin harcı! Duygularına esir olanlar “Tefrit” yetersiz kalacaktır, algılarına esir olanlar ise rüzgarda savrulan yaprak misali rastgele yönlenecek, yönlendirilecektir! \n\nAhmet Bektaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DUYGULARIM Ağlıyor",
        "poet": "Fatma Ayer",
        "poem": "\n\nDuygularım ağlıyor gökyüzündeki gri bulutlar gibi…\n\nKaradeniz’in üzerini kaplamışlar, güneş nerede saklanmış? \n\nBenim ruhum acıyor…\n\nDeniz beyaz köpükler çıkararak çırpınıyor…\n\nLodos yağmur taneciklerini sağa sola savuruyor…\n\nYüreğimin üzerinde koskocaman bir taş oturuyor…\n\nAğaçlar nazlı, nazlı sallanıyor güneşe hasret…\n\nMartılar deniz üzerinde rızıklarını arıyor…\n\nKasavetli bir gün bugün, benim gönlüm gibi…\n\nDoğa ağlıyor sanki ama benim gözlerim kurumuş…\n\nGüneş çıksa sanki her şey yeniden coşacak…\n\nTabiat yeniden canlanacak, deniz durgunlaşacak…\n\nMartılar, güvercinler daha mutlu kanat çırpacak…\n\nBen hep gri bulutlarla yaşadım bu hayatı…\n\nGüneşim çok az oldu yaşamımda…\n\nNeydi eksik olan? Güneş miydi, hava mıydı, su muydu? \n\nBiliyorum, anlıyorum ve yaşıyorum…yaşamaksa…\n\nBenim güneşim gerçek sevgiydi…\n\nGönlümdeki sevgi gibi SEVGİ…\n\nÇıkarsız, riyasız tıpkı güneşin doğaya sunduğu hayat gibi…\n\nFatma AYER\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duygularımın İçinden",
        "poet": "Halit Mehdigil",
        "poem": "\n\nAl duygularımın içinden geçenleri,\nSahi, temiz mi duyguların\nSeviyor musun insanı,çiçeği,arıyı...\nDanış,yüzleş kendinle\nİçinde bir damlacık kin ve nefret var mı? \nYaşam acıdır sana,\nDeğmez sevgisizlik.\nYolcuyuz biliyorsun\nİster Müslüman,hıristiyan,\nİster Musevi,mecusi\nVar mı içinde kin ve nefret,\nBilki mutsuzsun, \nYaşam çok acı,senin için.\nTertemiz duygularla\nSevgi hepimiz için.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duygularımızın Irzı",
        "poet": "Musa Mengüllüoğlu",
        "poem": "\n\nAh o saplantılarımız\nToplumsal veya toplum dışı\nKaynaklı\nSınırlayan hayatımızı\nYüreğimize sınır çizen\nKahredemediğimiz saplantılarımız\nÇoğu zaman esiri olduğumuz\nEğitimimiz ve görgümüz\nVe toplumsal yaşam kurallarımız\nNe güzel kılıflar uyduruyoruz\nEsaretimize\nNe güzel hücreler yapıyoruz yüreğimize\nAvrupa standartlarında ve entel\nKendimizden uzak\nKendimizi yaşıyoruz öylesine\nÖylesine mesut öylesine merhametli\nKalıplara sığdırıyoruz düşüncelerimizi\nVe görülmemiş tacizler yaşatıyoruz\nHayallerimize\nIrzına geçiyoruz duygularımızın\nIrzına geçiyorlar…\nHücreler kuruyoruz namuslu\nPrangalar sevgi dolu yardım sever\nÖzgürlük pelesenk dilimizde\nÖzgürlük uzak yüreğimizden\nAma özgürüz yine de en kral hücremizde\nAlabildiğine özgür hayallerimiz\nDuygularımız alabildiğine özgür\nKendi hücresinde…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duygularımın Sesi",
        "poet": "Cafer Akyol",
        "poem": "\n\nGül çiçeğim kelebeğim\nTomurcuğum canım benim\nAy yüzlüm bir tanem\nDeniz gözlüm hasretim\nNeredesin Neredesin\nNeredesin Güzel Gözlüm\n\nGözlerim bak görmez oldu\nKulaklarım duymaz oldu\nEllerim hiç tutmaz oldu\nGel artık ey gül çiçeğim\nGel artık ey tomurcuğum\nGel artık ey ay yüzlüm\nGel artık ey Deniz Gözlüm\n\nGönül bahçem susuz kaldı\nGözlerim çağlayan oldu\nGünlerim hiç doğmaz oldu\nGecelerim bitmez oldu\nUmutlarım darmadağın\nYüreğim alev alev\nGel artık ey kelebeğim\nTomurcuğum canım benim\nGül çiçeğim ay yüzlüm\nDeniz Gözlüm hasretim\nNeredesin Neredesin\nNeredesin Güzel Gözlüm\n\nSensiz hayat bir işkence\nSensiz dünya bir harabe\nGül çiçeğim kelebeğim\nTomurcuğum canım benim\nAy yüzlüm bir tanem\nDeniz Gözlüm hasretim\nNeredesin Neredesin\nNeredesin Güzel Gözlüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyguların İsyanındayım",
        "poet": "Herdem Ankara",
        "poem": "\n\nDuyguların İsyanındayım \n\nSoğuk iliklerime işlemiş duygularım ısıtmıyor beni\nBenlikli günlerin bensiz yarınları bölüyor hayalleri\nBen, ben, ben \nNe soğuk uyandırıyor duygularımı \nNe yüreğimde senli kalan duygularım var şimdi\nSoğuk bir sonbahar sabahı\nDuyguların isyanındayım şimdi\n\nSoğuk bir sonbahar sabahı \nBende eksik olan duygularımlayım şimdi\nO senli benli yılların sıcaklığı kalmış yüreğimde\nSoğuk bir sonbahar sabahı\nSoğuğu bölen sıcak anılarlayım\nSoğuk bir sonbahar sabahı \nDuyguların isyanındayım şimdi\n\nHERDEM \n30/10/2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duygulu Anılar",
        "poet": "Murat Emre Taşdöken",
        "poem": "\n\ninsan duygulandığı zaman yazarmış\nsatır satır hece hece şiirleri\nacılarını paylaşır yazdığı zaman duygulanırmış\nhayatın aslında sınavdan iberet olduğunu\nişte o zaman anlarmış\n\nkelimelerin hecelerin hayatı anlattığını\nçektiğin bin bir türlü cefayı\nboşu boşuna geçirdiğin zamanı\nhayatın aslında sınavdan iberet olduğunu\nişte o zaman anlarmış\n\nhayatında kapıldığı hayellerin yalan olduğunu\nsefaleti cekenin gözü tok olduğunu\ndünyada herşeyin yalan olduğunu\nhayatın aslında sınavdan iberet olduğunu\nişte o zaman anlarmış\n\nkendi kaderini elinde olmadığının\nzenginliğin adamı adam yapmadığının\nherşeyinde bir ALLAH vergisi olduğunun\nhayatın aslında sınavdan iberet olduğunu\nişte o zaman anlarmış\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Duygulu Ressam..",
        "poet": "İsmail Kurt",
        "poem": "\n\nKonu:Güzellik; Sevgi..\n\nFırça eline yakışır\nRenkler palette karışır\nResim onda arayıştır\nCan verir resimlere..\n\nDağlar çizer siyah siyah\nYollar çizer olur seyyah\nİnce dokur sanki cerrah\nCan verir resimlere..\n\nİşler gülü yaprak yaprak\nNatüreldir onda toprak\nRessam tutkulu olacak\nCan verir resimlere..\n\nEngin denizde yelkenli\nÇizer martıyı,güneşi\nOnda var duygu ateşi\nCan verir resimlere..\n\nSanatçıdır,sanatsaldır\nÇevre dostu bir adamdır\nFırça o ne yakışır\nCan verir resimlere..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duygunun Ölümü II",
        "poet": "Yavuz Kaya",
        "poem": "\n\nDoğru tek- gayrisi -yalnız angarya\nAkıl dağarcığı kadar düşünür\nKarakter insanda doğuştan var ya\n-siz- değildir karakter sonra aşınır\n\nAkıl soru sormaya arar bahane\nCevap doğru olsa da akla yetmez ki; \nNe kadar diretsen şahsi olana\nŞahsiyet sonradan kazanılma ki\n\nEne-niyet aklın zehir hokkası\nBaldıran şerbeti tek mürekkebi\nYüzsüzlük edince sakilin biri\nAkıldan yoksun ar-sız müsebbibi\n\nAsık surat sermayesi ve akıl zorda\nDüşünce panayırda –duygu- soytarı\nAkıl yerinden oynar ve nefse fayda\nAkıl-duygu ve düşünce çeker zararı\n\nBir adım ileri gitme der akıl –dipsiz kuyu-\nDuygu-suz depreşir mi gönül sual inceden\nAkıl katlediverir tümden duyguyu\nVe duygu mevt olur çıkmaz geceden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DuYgUsAL BüLBüL",
        "poet": "Mustafa Kemal Göktürk",
        "poem": "\n\ngül dalında konmuş bülbül feryad eder hüngür hüngür \nutanmış bir naz gibi kedere karşı büyür büyür \nköşede yapa yanlız tek karanlık görür görür \nyüreği darmış çekemiyor fazla hasretini ömür ömür \n\nyıkılsın derinden kökünden hayat mücadelesi \nkazansın yüreğinin sesini ömrünün bahanesi \no dur güle feryat eden bülbül şahanesi \nsevgi saygı dürüstlüktür bu bahanesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duygumu Oku Dost",
        "poet": "Fatih Güler",
        "poem": "\n\nDuygumu oku dost\nYarım yamalak,bütünüyle,\nİçinden,sesli,bağırılarak,\nAğlayarak,gülerek oku\n\nDuygumu oku dost\nVahimi,ahimi,aşkımı,\nÇaresizliğimi,güvensizliğimi,\nMutsuzluğumu,çektiklerimi,gözyaşlarımı,\nİsyanımı oku\n\nDuygumu oku dost\nAzmimi,inancımı,başardıklarımı,\nMutluluğumu,dürüstlüğümü,\nHayata bağlığımı oku\n\nDuygumu oku dost\nŞurada,burada,orda,\nKalabalık,yalnız,\nBenli,bensiz oku\n\nDuygumu oku dost\nYüzüme,kitaba bakarak,\nRenkli,renksiz,\nCoşkulu,isteksiz oku\n\nDuygumu oku dost\nÇayırda,bayırda,\nBağ da,yaylada,\nTarlada oku\n\nDuygumu oku dost\nDağ,tepe de,\nKöy de,\nOrman da oku\n\nDuygumu oku dost\nİl,ilçe,\nBelde,mahalle,cadde,\nSokakta oku\n\nDuygumu oku dost\nSevilip te sevdiğimi,\nSayılıp ta saydığımı,\nÖlüp te dirildiğimi oku\n\nDuygumu oku dost\nYalnızlığımı,beklentilerimi,\nDünümü,bugünümü,yarınımı,\nYanlışlarımı oku\n\nDuygumu oku dost\nHer gün,\nHafta,ay,mevsim, \nYıl oku\n\nDuygumu oku dost\nHer salise,\nSaniye,dakika,saat,\nAralıksız oku\n\nDuygumu oku dost\nUçak ta,\nVapur da,tren de,\nTaksi de oku\n\nDuygumu oku dost\nEnine,boyuna,\nSağını,solunu,önünü,\nArkasını oku\n\nTozlu sayfalar gibi\nDuygumun sayfalarını,\nSonbahar yaprağı gibi\nDuygumun yaprağını\nDuygumu oku dost\n\nBen okuyamıyorum\nBari sen oku duygumu dost.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Duygusal Diyalektik*",
        "poet": "Rukiye Küçük",
        "poem": "\n\nKahırlıyım usta\nSen olsun sorma\nBilirsin suskundur duvarlar\nHaksız yumrukları sineye çeker\nKanlı gözyaşlarına tanıklık eder\nDeli dolu sevişmelerde başını eğer de\nİnadına susar, konuşamaz duvarlar\nÇinseddi’ ne işlemez kazma kürek\nNeden diye sorma\nFeleğin kurrasından Zulüm düşerse bahtına\nYılan olur çıkar, kimi bassan bağrına\nÖmür talandır \nYıllar ziyan\nBir tutam vefa kaç para eder usta\n\nYaralıyım usta\nSen olsun vurma\nVatansız doğar kırlangıçlar\nÇile, hasret, gurbet taşır omuzlarında\nNe yoldaşlar yitirilir de göç yollarında\nPes etmek yazmaz onların kitabında\nZannetme koymaz mekânsız ölmek\nKimsesizlik nedir? en çok onlar bilir\nGüçlüdür kırlangıçlar, dayanıklıdır\nNeden diye sorma\nOnlar yalnızca kanatlarına güvenir\nGözleri karadır\nSol yanı yara\nBir dirhem insanlık kaç para eder usta\n\nSancılıyım usta\nSen olsun yorma\nSer verir de sır vermez dağlar\nNe ceylanları ayırır yardan delikli demir\nFırtınalar bağrından kopartır dev gibi çınarları\nKurtlar niye sever puslu havayı\nÇakallar kimlere hizmet eder\nBilir de \nYine de susar dağlar\nNeden diye sorma\nNe kadar yüce ise, o kadar büyük olur kışı\nBağrında tünel kazana yol verir de, eğmez kaşını\nBaşları dumandır \nCiğeri güman\nBir okka onur kaç para eder usta\n\nSevdalıyım usta\nSen olsun ayıplama\nAhrazdır ıssız akşamlar\nYalan yanlış uykularda ne gel-gitler rakseder\nCehennemsi dürtüler belleğini felç eder\nJilet kesiği ağrılar birer birer nükseder\nNe vakit bir yıldızda karar kılsa gözler\nÇehreden kayar gider yeniyetme düşler\nSaçları boğar köhne karanlıklar\nNeden diye sorma\nGayrimeşru temmuzlara gebedir, kahpe haziran\nBilirde konuşamaz akşamlar\nDudaklar lal’dır\nYürekler melal\nBir ölçek sadakat kaç para eder usta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duygusal Robotlarız Artık...",
        "poet": "Selim Sabırlı",
        "poem": "\n\nGözlerden uzak mütevazı bir çay bahçesinin yosun kokusuna en yakın masasına oturmuş, baktıkça hipnoz etkisi yapan yakamozu izlerken, yan masada oturan iki arkadaşın konuşmalarına ister istemez kulak misafiri oluyorum. Davetsiz bir dinleyici olmaktan hoşnut olmamakla beraber, uğultunun içinden gelen bu iki sesi özenle seçtiğimi fark ediyorum. \n\nBiri üzgün, sinirli ama hayal kırıklığının siniri bastırdığı bir ses ‘’ Ben güvendim abi ’’ diyor. ‘’ Bu ikiyüzlülüğün nedeni ne? Dosttu ya sözde… Diğerinden tecrübe akıyor, hafif çatallı, güven titreşimleri gönderiyor diğerine. ‘’ Dost..? ‘’ diyor, hafif hayrete düşmüş, bilgiç bir tavırla. ‘’ İki ay önce tanışmıştınız değil mi? ‘’ Susuyor sonra. İkisi de kesiliyor seslerin. Mesaj gitmesi gereken yere ulaştı sanırım diye düşünüyorum ki bana bile uğradı geçerken… Biraz da acıttı aslında. Bakışlarım ışık oyunlarına kilitlendiğinde, aklıma gelen benzer halimi düşüncelerimden kovmaya çalıştığımı farkediyorum. Sonuç: Başarısız… \n\nSinir, üzüntü, hayal kırıklığı masa değiştiriyor. Yayıla yayıla kuruluyorlar yanıma. Hastalığımdan oyun diye bahseden sözde dostun bana kazandırdığı güvensizlik, önümdeki kayıktan göz kırpıyor. Alabora olan güvenim son çırpınışlarında. Kurtarmak istemiyorum. Kaçırdığım bakışlarım, yakın bir yerden atılan havai fişeklere takılıyor. Beni mi kutluyorlar..? \n\nGökyüzündeki bu renk cümbüşüne aldırmadan çayımı yudumlarken, değişmeye zorlandığımız gerçeği inceden içimi sızlatıyor. Önce güveni kaybediyoruz. Sonra samimiyeti, içtenliği… Sonundaysa, mekanik işleyişin duygusal robotları olarak uyanıyoruz yeni güne. Eksiliyoruz..!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duygusallığın Sonu",
        "poet": "Ulaş Dahi",
        "poem": "\n\nBir nehir olmak isterdim, çağladıkça akan \nBir dağ olmak isterdim, heybetlice duran \nBir bulut olmak isterdim, sorunsuzca uçan \nAma insanım duyguları olan...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "'\"Duygusal Şirk\" Yazım",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nDuygusal Şirk\n\nŞirk, dini literatürde Allah’a eş koşmak, ortak koşmak manasında tarif edilir.\nBir şeyi Allah’tan değil de her hangi bir sebepten veya kişiden bilmek “Şirk” kapsamındadır. Evrensel işleyişte her şey Allah'ın kontrol ve bilgi dahilinde işler! Tüm işleyişin sebep, sonuç ilişkisi içersinde cereyan ettiği unutulmamalı. Evrende iyi, kötü olarak insan izafiyetinde tanımlanan her şey sistemin içinde işleyişe dahil. Bu anlamda “Hayır ve şer Allah’tan” denir ki insanlar işleyişi sebeplere ve insanlara verip şirke düşmesin! \n\nŞüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışında kalan (günah)   ları ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah'a şirk koşan kimse, şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur. Nisa ﴾ 48)   http://kuran.diyanet.gov.tr/Kuran.aspx#4:48\n\nSebep olan yapmış hükmündedir! \n\nO kadar iyi bir insandı ki asla kötülük yapmazdı. Kötülükleri onun hesabına, lehine başkaları yapar o da işlerinin rast gittiğine şükrederdi! Toplumda iyilikseverliği ve hoşgörüsüyle tanınan bazı insanlara yağcılık yapmak veya menfaat için yaklaşmak isteyenler olabilir. Bunlar kraldan çok kralcı olanlar. O kişinin istek ve söylemlerine göre bazı kötü eylemleri yaparlar! O kişi de bu eylemleri kendi yapmadığı için kötülükten sorumluluk hissetmez! Oysa ki rıza göstermesi hata o kötülükleri işine geldiği için önlememesi yeterlidir kötülüğe ortak (şirk)   olması için! \n\nDuygusala bağlamak; olması gerekenlerin olmamasına o kadar alıştı ki insanlar normal insani şeyleri dahi duygusala bağlayıp, doğal insan haklarını lütuf olarak algılıyor! Toplumsal alanda insan hakları fırsat eşitliğiyle değer kazanır, yoksa lokal duygusal çıkışlar ve toplumun bu duygusallığa yaklaşımı üzerinden yapılan popülizm vitrin düzenlemesinden öteye geçmez. \n\nİyiliksever Kral hazretleri, toplumun tüm varlığını kendi adına kullanırken, yandaşlarına veya kendine yakın olanlara toplumun hakkı olan geliri dağıtırken fırsat eşitliğine özen göstermeli. Hoş günümüzde krallık eski manasında değil! Toplumsal kaynaklar kullanılırken kralın adına kullanılırsa zaten bu şirk kapsamında kullanılıyor demektir. Krallara kulluk eden toplumlar şirke düştüklerinin farkında bile olmazlar! Hani çok çok överler; Halife Ömer, toplumsal işlerinde kullandığı mumu bile kendi özel işlerinde kullanmaz imiş. Güzel! Sonradan kendilerine “Halife” unvanı verilenlerin saraylarda harem kurup toplumun gelirini kendi özel hayatına harcamasına ne demeli. Haremdeki cariyelere mücevher dağıtmasına… Yapılan dini mabetlere sanki cebinden harcamış gibi isimlerinin verilmesi! Hatta cariye kadınlardan bazılarının mabet yaptırdı diye övülmesi. Cariye olarak gelmiş zaten o andan sonraki tüm geliri zaten toplumsal gelirden aldığı pay. Yoksa boş zamanlarında bebe patikleri örüp pazarda satarak elde ettiği gelirlerle mi yapıyor bu muhteşem eserleri! Toplumsal hukuk açısından değerlendirmek gerek böyle popülist davranışları.\n\nTecessüs (insanların gizli ayıplarını açığa çıkarmak)   haram. Tecessüsü birileri yapıp servis edince kullanmak helal mi? Haram para ile helal reyondan alınan ürün helal mi oluyor? Tecessüs haram ise herkes için haramdır. Kralı tecessüs edince ceza, hatta idam; halktan birini tecessüs edince maslahat. Yani olağan mı? Şirk her alana yayılmış. “Çifte standart “denen hal aslında bu…\n\nTarih bilgisi felsefeye benzemez. Felsefe insanın kendi özünde üretilebilir. Tarih bilgisi ise tamamen nakildir. Belge, kanıt ister. Efsanelerle tarih yazılmaz! Yazılırsa teselliden öteye  geçmez! Tarihsel nakillerin pek çoğunda abartı bulunur! Topluma gaz vermek için bu abartı kullanılsa da tarihsel gerçekler açısından şirktir! Pek çok efsanenin ardından safsata çıkıyor araştırdıkça…\nYukarda ayette bahsedilmiş; şirk başka günah başka. Adam gizli günah işler, Allah ile kul arasında bir durumdur aslında… Tecessüs edenler ise birilerine yaranmak veya maksatlarına ulaşmak için bunu topluma yayar! Oysa gizli günahın yayılmasıyla başka günahlara kapı açılır. Örnek teşkil eder. Bu durumda günahı işleyen günahkardır! Umulur ki Allah affeder. Tecessüs edip gizli günahı açık eden ise Allah adına gizli günahkarları tecessüs edip yargılamaya kalkması yani ayıplaması “Şirk” hükmündedir! Zaten günah gizli değil de açık yapılsa, tecessüse gerek olmaz; açık yapılan kişisel günahın ayıplanmasında sakınca da yoktur! Toplumsal hakları çalan veya toplumun menfaatlerine uygun olmayan eylemler; kaçakçılık, hırsızlık, çete, terör gibi konularda tecessüs gerekir! Toplum menfaati açısından. Yoksa iki kişi bir odada bir halt yemiş, bu günahı da toplumsal alacak doğurmamış!  Toplum bunu bilse ne olur, bilmese ne olur. Zihinler yalama olmuş insanlar tecessüsten zevk alır olmuş! Bakınız bu çok önemli tecessüsü kullanarak birilerini ayıplayanlar ölmeden aynı duruma düşerler! Onlar da ayıplanır. İşte Allah adildir! Sonuçlar, tercihlere bakar…\n\nSon tahlilde; masum görünümlü zalimlerin toplumu fesada vermesi “Şirk” kapsamında! Günah ise “Af” kapsamında. İnsanların af kapsamında olan günahlarını diline dolayıp Allah adına insanları yargılaması, ayıplaması en hafifinden bile “Şirk” dir. Allah’ın, kendi affedeceği eylemleri kulların kendi aralarında menfaat elde etmek için kullanmasına rıza göstermeyeceği dini literatüre “Tecessüs haramdır” şeklinde geçer! \n\nSelametle,\n\nAhmet Bektaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duygusuz Örnek",
        "poet": "Ümit Yaman",
        "poem": "\n\nsevgiler yasak ilgiler yok oldu bu sonbahar yine arayışta deli yüreyim sıcak bir aşktır\nisteğim masama gelen bir tabak çorba gibi dikkat etmezsen candan sevemezsen ilgi \nkalmamışsa yada yalan çok dürüstlük yok güvensizlik aldıysa dökülü verir çorban zehir olur \nhem sana hem karşındaki beklentileri olan duygulara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duygusuzluğum Benim Bu",
        "poet": "Metin Vatansever",
        "poem": "\n\nTaştan bir heykel düşün,\nGözlerinde belirsiz bir umut vardır,\nDudaklarında acı bir tebessüm,\nYüzünün her hattı gergindir\nBilir saklamayı derdini\nİçindeki acı alev alev de olsa belli etmez\nİşte ben oyum,\nYa da o heykel benim benzerim...\n\nBir ağaç düşün,\nBütün yapraklarını dökmüşte,\nDalında bir tek yaprak kalmış,\nGövdesinde derin yaralar olan bir ağaç düşün,\nKarşı koyan bütün doğal güçlere\nYine de dimdik duran bir ağaç,\nİşte ben oyum,\nYa da o ağaç benim benzerim...\n\nBir kaya düşün,\nHer yağmurda zerre zerre dağılan,\nHer rüzgarda savrulan bir kaya düşün,\nDuygusuz, sebebsiz eriyen o kayayı ,\nHatırla,\nİşte o benim,\nYada o kaya benim benzerim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyma Beni...",
        "poet": "Ali Sevindik",
        "poem": "\n\nsensiz harap olsam da.\nDuyma beni\nsana ihtiyacım olsa da.\nKapat gözlerini\nsensiz bir hiç olsam da.\nAnlatma bana \nsana çare olsam da.\n\nSensiz ama olsamda\nDelirip çılgına dönsem de \nUğruna bu canımı versem de \nUmrunda olma çek git durma burda\n\nDivane olup cölleri açsam da\nAşkın ile şu dağları delsem de \nAfrika da aslanlara yem olsam da\nBakma arkana çek git durma burda\n\nAli der elalem acır halime\nUmudum kalmadı sende\nBu son nefesim de \nİnanma git durma burda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duymadınsa Bir Duy da Gör",
        "poet": "İsmet Barlıoğlu",
        "poem": "\n\nDinle beni sevdiceğim\nSana neler diyeceğim,\nNe haberler vereceğim,\nDuymadınsa bir duy da gör.\n\nBahçelerin selamı var,\nSana sitem ediyorlar,\nKaranfiller bekliyorlar,\nDuymadınsa bir duy da gör.\n\nGüller seni özlüyormuş,\nGelincikler bekliyormuş,\nMenekşeler istiyormuş,\nDuymadınsa bir duy da gör.\n\nSerçeler hiç ötmez oldu,\nKumrular dem çekmez oldu,\nAkan sular akmaz oldu,\nDuymadınsa bir duy da gör.\n\nSen kalmışsın oralarda,\nBen kalmışım aralarda,\nÇok üzgünüm buralarda,\nDuymadınsa bir duy da gör.\n\n(ZEYTİNLER ALTINDA isimli Hece Şiirleri 'nden > 19-20/100)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duymanı İstiyorum",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nGiderken  unuttuğun, ruhumda akınsın \nYaşattığın engüzel, aşkla besleniyorum\nSuların rengi derin, nefes kadar yakınsın\nDuymanı istiyorum, sana sesleniyorum\n\nSevgilim seni bana, bir kadehte sundular\nGidenleri bekleyip, birkaç acı söz saydılar\nBir yudumu almadan, toprağına koydular\nDuymanı istiyorum, sana sesleniyorum\n\nBu ömür kaç mevsimlik, kaybolmaz gündüz gece \nNice zaman dans ettin, söylenmez yalnız hece\nKervanında yolculuk, kadehimde bilmece\nDuymanı istiyorum, sana sesleniyorum\n\nKöpüklü dalgalar, yüreğimde hep azgın\nGüneşin altında, çöl kumları çok kızgın\nUçsuz bucaksız ateş, yalnız yolculuk yazgın\nDuymanı istiyorum, sana sesleniyorum\nBahattin Tonbul\n22.6.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duymak istiyorum",
        "poet": "Mazlum Ünlü",
        "poem": "\n\nBir güzel söz\nİçten bir gülümseyiş\nİçten bir seni seviyorum deyiş\nBu kadar mı zor \nErken farkındayım \nBilmek yetmiyor bazen\nDuymak istiyorum sadece bir kez\nAşk paylaşılmaz \nHerkes kendi aşkını yaşar\nAynı tabuta tek girdiğin gibi\nKaçacaksın bazen \nGideceksin uzaklara\nUçacaksın dallara konacaksın\nHayatın tadını insan da değil de\nDoğa da arayacaksın be güzel\nSaf olan başka ne var ki\nSaf olan senden başka ne var ki\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duymuyor Dünya",
        "poet": "Mustafa Atasever",
        "poem": "\n\nHer yanda zulmetle sürüyor hüküm\nBu kadar feryadı, duymuyor dünya\nDilerim İsrail, kurusun kökün\nİnsan haklarına uymuyor dünya\n\nKimisi dem sürer, kimi susuz,aç\nDelik deşik vücut, bekliyor ilaç\nBu öksüz çocuklar sevgiye muhtaç\nArayı bulmaya gelmiyor dünya\n\nYatıyor cesetler, akıyor kanlar\nFeryatla yerlerde, sürünür canlar\nGözleri körmüdür, buna bakanlar\nBu kadar öleni saymıyor dünya\n\nHiç mi vicdanın yok, zalim İsrail\nMüslüman soyuna, uzatırsın dil\nBir gün soracaklar, bunu böyle bil\nMüslüman’ı gale almıyor dünya\n\nDemişlerdi bize, önden gidenler\nDost olmaz bunlardan, iman edenler\nKahrolsun din için gayret güdenler\nBu bizim mezhebe uymuyor dünya\n\nBunlar bebek, bunlar sifil demedin\nHep mazlumdur bunlar sefil demedin\nİman-ı bunlara, kefil demedin\nDişi kana değmiş doymuyor, dünya\n\nYıktılar Gazze’yi, oldu bir enkaz\nMasumu öldürüp, alıyorlar haz\nİnsan ol İsrail, insan ol biraz\nİnsanlıktan nasip almıyor dünya\n\nAnalar feryatta, ölür bebekler\nKol ve bacak kopmuş yerde emekler\nYükseliyor sesler, Allah’ü Ekber\nYeter deyip, tavır koymuyor dünya\n\nTa… gâlû beladan azılı, katil\nKur’anı kerimde yazılı, katil\nSenin de mezarın kazılı, katil\nZalimin gözünü oymuyor dünya\n\nKul Mustafa’m Filistin’im kan ağlar\nDünya görmez bunu, gözünü bağlar\nSilinmez kalbimden, geçse de çağlar\nSavaşa dur deyip, caymıyor dünya\n\nMustafa Atasever\n29.01.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duymazsa",
        "poet": "Aydın Yurtsever",
        "poem": "\n\nDuymazsa gün\ngecenin hain ağır karanlığını\ntana kucak açar mı sabah\n\n\t\tAnkara  -  1982\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duysa Ağlar Melekler, Dinmeyen Feryadımdan",
        "poet": "Ömer Akbıyık",
        "poem": "\n\nYanarız hep giden sevgililerin ardından\nYanarız hep giden sevgililerin ardından,\nDuysa ağlar melekler, dinmeyen feryadımdan,\nO ben, ki ben değilim,yanarken hep kahrımdan,\nDuysa ağlar melekler, dinmeyen feryadımdan.\n\n29 Haziran 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duymuyorum..",
        "poet": "İlknur İdin",
        "poem": "\n\nBana her gün sonbahar artık bakma güldüğüme\nVe ben artık gazellere basarak yürüyorum\nAma seslerini duymuyorum..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duysun",
        "poet": "Aşık İsmeti",
        "poem": "\n\nHayaline kimler gelirse gönül\nBu hâli söyle ki eller de duysun\nSırrını soranlar olursa gönül\nVur sazın üstüne eller de duysun.\n\nDamla damla yaşlar gelir gözüme\nSonra sıcak sacak iner yüzüme\nYar hasreti rahat vermez özüme\nYürü ardı sıra yollar da duysun.\n\nİsmeti'yim kaldım böyle hâllerde\nYolcuyum giderim tozlu yollarda\nFeryatlarım türkü olsun dillerde\nHakk'ın bildiğini kullarda duysun.\n\nAşık İsmeti \n\n1934 Yılında Sivas’ın Kahyalı Köyünde doğdu.Sadece Sivas ve İlbeyli yöresi değil Türkiye çapında tanınmış ve tüm edebiyat alemine sanatını kabul ettirmiş bir isimdir.\nHalk şiirini bütün teknikleriyle bilmesi, aşıklık geleneğine vakıf olması ve bildiklerini şiirlerine uygulaması yönüyle günümüz İlbeyli yöresi aşıklarının ustası konumundadır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duysana gönül",
        "poet": "Binali Kılıç",
        "poem": "\n\nSabah namazında iner melekler\nUyanır zikreder kuşlar, böcekler\nDalları titreyen güller, çiçekler\nAllah Allah diyor, duysana gönül\n\nAğaçlar, meyveler, dallar, yapraklar\nKoyunlar, kuzular, sütler, kaymaklar\nDenizler, dereler, göller, ırmaklar\nAllah Allah diyor, duysana gönül\n\nYağan kar, esen yel, bal yapan arı\nAy, yıldızlar, güneş, seher rüzgârı\nHorozun feryadı, bülbülün zarı\nAllah Allah diyor, duysana gönül\n\nBinali, yanmaz mı, bağrının başı\nMahşerde tanımaz, kardeş, kardeşi\nKul olan seherde döker göz yaşı\nAllah Allah diyor, duysana gönül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duymuyor musun",
        "poet": "Musa Takçı",
        "poem": "\n\nHırpalanmış deniz mavisi gözlerin\nGökyüzü çıplaklığıyla bakıyor her şeye\nUmut desen\nYalnızlığın ürküntüsüyle kanat çırpan\nBir kuş gibi tetikte\nSen ve umut\nUmut ve senin gözlerin\nSığ bir karanlık gibi tedirgin\nSuyunu çekmiş sözlerinse\nHazin bir gösteriye dönüyor\nİki büklüm meramını anlatırken\n\nSevmek de ne kelime\nEmekleyen yürek coşkunluğunun yanında\nTutkun sevdalara inat\nKörpe ve narin düşlerin\nSanki bir rüyada kol geziyor\nVe boş vermişlik kusuyor yine\nTitreyen göz kapaklarını kollayarak\n\nDaha ne arıyorsun\nHırpalanmış deniz mavisi gözlerin\nSeni anlatıyor\nDuymuyor musun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duysaydın",
        "poet": "Rıdvan Erez",
        "poem": "\n\nAyın gecesi ile buluştuğu bir gecede yıldızlar tanıklık eder iken ay’ın gece ile buluşmasına benimde sensizliğe olan tek tanığım dört duvardı.\nDört duvar her gün her dakika her saniye şahit oluyordu sensizliğime hatta sensizliğimden bana acıyıp yıkılacaktı hasretinin ağır basmasıyla.\nÇünkü taşıyıcı kolanlar taşıyamıyordu hasretini bana yüklendi bu yüzden tüm hasretin yükler binince üst üste en üstüne de özlemi koydum.\nArdından yüreğimden yeter diye bir ses duydum… \nÖzlem ölümden beter diye bir ses duydum.\nYanarsam aşkım tüter diye bir ses duydum\nSen duydun mu? \n\nBelli ki duymamışsın.\n\nDuysaydın: ilk fırsatta deli gönlünce firari bir mahkûm gibi kaçar bana gelirdin. Yetim kalan sevdama şefkat vermek için yolların çok uzun olmasına rağmen gözü kapalı seyahat edebilen gezginler gibi gelirdin.\n\nDuysaydın: otoyol kenarında karşıdan karşıya geçmek için bekleyen bir ihtiyar gibi sabırlı bir şekilde kavuşacağımız anı beklerdin. Seyahat ettiğin aracın plakası hızı rengi modeli hatta şoförünün kim olduğunu merak dahi etmeden hedef inde ben olan yola katlanırdın. Bir annenin gece yarısı tatlı uykusundan uyanıp bebeğini emzirerek uykusuzluğa katlandığı gibi…\n\nDuysaydın: kalbimde canımda olurdun kalbimden pompalanan kanımda olurdun yanımda olurdun benim en mutlu anımda olurdun. \n\nDuysaydın: duysaydın ağlardın gözlerinden dökülen yaşların muhasebesini ve kaç kilometreye ne kadar gözyaşının aktığını hesaplamaya çalışan istatistikçiler kafayı yerdi.\n\nDuysaydın: Tüm çocuklarını bir katliamda kaybetmiş eşini amansız bir hastalıkta kaybetmiş ailesi trafik kazasında tuhaf ölümlere tutulmuş kardeşleri ötenazi için günlerce narkoz ile uyutulmuş hiçbir geçim kaynağı ve hayattan hiçbir beklentisi kalmamış biçare bir kadın bile derdini tasasını bir kenarı bırakıp oturup sana üzülürdü ve üzülürdünüz.\n\nDuymadın bu yüzden di benim hasret adında kızgın bir demir in üzerinde özlem namazları kılmam.\nVe bu yüzden di dört duvara cesurca korkusuzca seni anlatmam.\nBir gizli servis ajanının kendini deşifre etmesi gibiydi bu dört duvara sana olan hasretimi özlemimi anlatışım. Ben anlattım onlar dinledi. Onlar dinledikte ben anlatmaya doydum bir bir senin her şeyini saydım. Keşke yanında olsaydım.\n\nDuymadın…\nSana şiir yazdım bana kızdın ve bağırdın.\nDuymadın…\nSana gel dedim oysa sen beni yanına çağırdın.\n\nDuymadın…\nYaşlı bir ihtiyar gibi yavaş ve ağırdın\nDuymadın.\nNasıl duyabilirdin ki çünkü sen Aşka sağırdın…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duysunlar SELÇUK BEKAR (Akrostiş)",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nSevginin, saygının, her türü sende\nElin dert görmesin, yaz da duysunlar\nLatife, mizahın kültürü sende\nÇal sazın teline, söz  de duysunlar\nUslu durmak artık, yakışmaz bize\nKahpeler durmuyor, saldırır öze\nBize kuyu kazan gelmeli dize\nEyyamcı puştları ez de duysunlar\nKalemin keskindir kılıçtan beter\nAğzını açtın mı dünya ya yeter\nRabbimden niyazım, vermesin keder\n___Mikdat der kardeşim, öz de duysunlar\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyumsadığın Her Şeye",
        "poet": "Bertolt Brecht",
        "poem": "\n\nDuyumsadığın her şeye\nEn küçük önemi ver.\n\nSöylemişti sensiz yaşayamayacağını\nUnutma bunu, yeniden rastlarsan ona\nTanıyacaktır seni.\n\nBana bir iyilik yap, bu kadar çok sevme beni\n\nSon kez sevildiğimde\nDuymamıştım en küçük bir sevinç bile.\n\n                        (turgay fişekçi)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyulmaz mı?",
        "poet": "Umut Yurdusar",
        "poem": "\n\nYanlışta gerilip kalan,\nPoza saygı duyulmaz mı? \nHele utanmayı bilen,\nYüze saygı duyulmaz mı? \n\nBin bir renk ile çağlayan,\nHer şeyi görüp anlayan,\nBeden dilinde ağlayan,\nGöze saygı duyulmaz mı? \n\nŞöyle sıcak ılık ılık,\nNice güzelliğe salık,\nDoğrunun yanında çelik,\nSöze saygı duyulmaz mı? \n\nYurdusar ‘ım saf inanan,\nDost mu hep kendine yanan,\nHer bir cana yaşam sunan,\nYaza saygı duyulmaz mı? \n\n04.04.2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyumsamaz",
        "poet": "Durmuş Akıl",
        "poem": "\n\nAcıların duyumsamazlığında tanıştım onunla\nVe sevdiğimi anladığımda mezarının başucundaydım\nKokusunu duydu....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyumsadığım",
        "poet": "Aşkın Güngör",
        "poem": "\n\nGörmeler bitirir seni,\n     en çok da geceleri.\nGururuma ağlar gurursuzluğum.\n\nBir duyumluksundur\n     ve muhakkak çocuksundur,\n          büyüklerden tehlikeli.\n\nAşk şiirleri bilir misin çocuğum\n     dizeleri pamuk helva lekeli? \nBulutlaşırsın öğlenleri.\nCiğerimi kavurur yağmursuzluğun.\n\nYa beni bilir misin çocuğum? \nBen ki, falcıların lanetlediği,\n     yüreği kara diken olmuş,\n          şeytanla aynı sofrada oturmuş,\n               ben kalleş,\n                    ben öfkeli…\nUnutmayı beceremeyen bir koca deli...\nBen. \n\nİnsanlardan vazgeçiyorum çocuğum.\nAllah’ıma okuyacağım şiirlerimi. \n\n(23 Nisan 1992)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DUYMAYAYIM SENİ, GÖRMEYEYİM SENİ, DİYORUM; SEN BİR ZEHİRSİN İNSANA! . Sen; ZATEN BİTİRMİŞ ve TÜKETMİŞSİN KENDİ KENDİNİ! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nDUYMAYAYIM SENİ, GÖRMEYEYİM SENİ, DİYORUM; SEN BİR ZEHİRSİN İNSANA! .\n\nNe Dedin Sen, Ey Kendini Bilmez, Zavallı, Dünyanın En Tuhaf Mahluku:\n“GÖRDÜKLERİ YERDE VURURLAR, VURDUKLARI YERE GÖMERLER BENİ! .” Dedin! .\nSen Öyle San; Senin Gibi Vicdan Yoksulu Değildir VATANIMIZA ADANAN! .\nSEN; GÖRÜLDÜĞÜN YERDE VURULACAĞINA ve VURULDUĞUN YERDE GÖMÜLECEĞİNE,\nİNAN DUR ve BEKLE SEN ÖLÜMÜ ÇARESİZLİĞİNLE, REZALETLİKLERİN İÇİNDE! .\n\n{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 04 Nisan 2012 Çarşamba 05:10:08 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyulan Kader Sevinci",
        "poet": "Akın Akça",
        "poem": "\n\nGeleceğe yontulan zaman diliminde\n kör tasmasının bulunulan o anın,\n  umudun yolunu gözlüyor adam.\n   Yoksa gözlemiyor mu, yoksa\n    bir kararsızlık başkaldırısı mı? \n\n Bekliyor bir şeyi, elin tetikleyişini.\n     Sarkaç sallandıranı belki.\n      Belki de Tanrı tanımaz bir dizaynı.\n       İnançsa sevmek ve çabalamak başarı ise; \n        Yine de, bekliyor adam beklediği şeyi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyun..",
        "poet": "Adem Kaçar",
        "poem": "\n\nEy Milletim! \n\nAdâlet   ararım   zâlim   hâkimden,\nTerâziye    hile    katılmış    duyun; \nVicdânlı çıkar mı  karar  şâkîmden? \nHak, hukuk nerede? Atılmış duyun..\n\nCübbeler  satılık  el pençe  durur,\nGözde yalakalık,  küstahça gurur,\nHayat  damarları   ülkemin  kurur,\nTiyatro mahkeme çatılmış duyun..\n\nBozduğu terâzi  onu da tartar,\nVatan toprağının  âhları artar,\nNefsinin  esiri  kuklasın  sırtar,\nNasılsa adâlet satılmış duyun..\n\nBana  dokunmayan  yılan  yaşasın,\nDersin dilsiz Şeytan, bil ki maşasın,\nİlâh-i     Adâlet     vurup     şaşasın,\nDin morfiniyle hep  yatılmış duyun..\n\nDevletin   temeli    böyle    yıkıldı,\nMazlûmlar zindâna  haksız tıkıldı,\nŞerefsiz, ahlâksız  sanma  sıkıldı,\nTüm millet olarak batılmış duyun..\n\nYolsuzlukla rüşvet günâhtan çıkmış,\nAhlâksızlık  revâç,   imânlar   yıkmış,\nAdem kul bunları  gördükçe  bıkmış,\nDin  diye  dinsizlik   tadılmış  duyun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyuru!",
        "poet": "Ayşe Keskin",
        "poem": "\n\n21 Mart saat 18:00 de Trabzon Sanatevi'nde Trabzonlu şair ve yazarlar sanatseverlerle buluşacaklar.\n\n\n\nÖmer Turan'ın 'üryan ve isyan' şiir kitabının tanıtımı, imza ve dinletisi gerçekleşecektir.\n\nDavetlimizsiniz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyunulardan Gelinilen Biligilinlinin Doğrunulu Olunulup Olunulmadığı, Yine Duyunulardan Gelinilen Başka Bilinilingilerin Kullanılınmasıyla Anlaşılınılır",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nBir düşülünür,\nDuyunuları küçümseyen\nSalt akılıncı; \nGörülüşüne karşı,\nDuyunuların ağzından\nŞöyle söylemektedir.\nZavallı akınıl,\nBeni çürütmek için\nDayanılındığın kanıtları\nYine benden alınılıyorsun.\nBir eve koymak\nKendi evine\nAlmak yerleştirmek.\nSiper altınıla almak.\nAşağı indirmek.\nEvde oturmak barınmak\nYüzülünen ev\nSoyunulan hırsız.\nDışarıda veya\nBelirilinli bir yerilinde\nPislemeye alıştırılınmış\nKöpek kedi Selim.\nEv temizliği\nTemizlik ayıklama.\nUzun etekli\nEntari sabahlık.\nKarasinek ev halkı\nAile ev \nAit evcil.\nHer gün \nKullanılan kelime.\nAile reisi.\nEv sahibi evde.\nKahya kadın\nEv işlerine \nEdilinen kadın.\nTiyatro salonundaki ışıklar \nOrta hizmetçisi.\nDizkapağı iltihabı.\nYatılı okulda\nBir binayı\nİdare edilinen öğretmen.\nkızıln talebe yurdunda\nidare memuru.\nKadın bir evde\nBarınacak yerilin.\nDam özellikle.\nMutfakta kullanılanan\nEv eşyaları\nKap kacak.\nYeni eve \nTaşınılanlar tarafından\nDostlarına verilinilen ziyafet.\nEv hanımı\nDikiş kutusu\nEv işi\nEvler barınacak yerilin.\nBir makinenin \nKısımları yerilinde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyuru",
        "poet": "Ayşe Keskin",
        "poem": "\n\n..................Her Yönüyle Trabzon Etkinlikleri- 2\n\n20- 24 Şubat Günleri arasında Ankara AKM'de gerçekleşecektir. \n\n21 Şubat 16:15 16:45 saatleri arasında şiir dinletisine bekliyoruz.\n\nhttp://www.trabzonvakfi.com/TrabzonVakfiMain.asp\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyuru",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nDuyuru \n\nTohum gibi umut olan\nArttıkca bereket olan \nToplamayla  çarpmayınan \nSonucu Dost Şeref çıkar\n\nHer sabaha bir şiir çalışmamı bahara girdiğimiz bu günler de elimde olmayan nedenlerden dolayı hafta da iki şiir olarak belirledim her Cumaertesi ve Çarşamba günleri  kültür tarlamızın  fidanlarıyla şiir tadında şiirleri mi paylaşmanın onuruyla hepinizi selamlıyorum şiirsiz kalmamak dileyimle şiir gibi bir yaşam diliyorum \n\nDost Şeref\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyuru.5dk. ara",
        "poet": "Akın Akça",
        "poem": "\n\ncesaret,en uzağa ulaştırır ama onu korursan, yakına gene getirir-akın\n\n-\n\nİNGİLİZCE ÖĞRENMEK İSTEYENLER İÇİN:\n\n0212 282 90 64\n\nönce www.ingilizceogreniyorum.com sitesine girdikten sonra\nburaya üye olmak gerekiyormuş.\n\nsonra www.skype.com adresinden skyp'ın türkçe versiyonunu\nindirirseniz, haftada ayarlayacağınız belli saatlerde\nhocalarla karşılıklı çalışark ingilizcenizi geliştirebilir, \nya da bu yolla ingilizce öğrenebilirsiniz.\n\nöğretim, webcamli & sesli.\n\nayrc. skyp'la tabi ki, yurtdışıyla bedava tel görüşmesi de\nyapabiliyoruz,\n\n-\nANLAMLI BAZI PROGRAMLAR:\n\niyi sabahlar, trt\nher sabah 10 civarları\n(eskiden bu programın adı 'Gün Başlıyor' idi.\nJeneriğini çok seviyordum. Vapur falan geçiyordu hani\nve türkiye manzaraları.\nHala Sabiha Hanım, akıcı ve neşeli biçimde sunuyor.\nevde olup, sabahını samimi ortamda\nneşelendirmek isteyenler için yazdım.\nArtık İzmirli Zahide ve o İstanbullu beyefendi tipli çocuk sunmuyor şu an\niçin gördüğüm,o versiyonu daha iyiydi bence, ama hala eski program kalitesinde) \n\ngezelim görelim\nperşembe, trt, 21:50'de\n(klasik bir trt şablonu. türkiyenin her köşesine dair bilgiler\nalabilrr, tanıyabilirsiniz) \n\nskytürkte cuma akşamları\n'ne var ne yok' programı.\ncumartesileri ve cuma geceyarısı tekrrları var.\n\nntvdeki emre kongar'ın programı da iyidir.\n-\ngöz kırışıklıklarına, göz altına falan\nbal ile limon karıştırıp sürün\nya da poşet çayları varya onları basın.\nkırışıklığa falan iyi geliyormuş\nama en iyisi tabi sigara kullanmamak.\n\nbu bilgileri kulağıma çarptı bi\nihtiyacı olackalar ya da herkes faydalansın istedim\n\nşimdi kimse yorumlamazmıs falan\n :))))  şaka şaka\n\nsoğan yemek isteyenler için tiyo:\nşu arpacık soğanlarından pişirip yenirse\nyemeğin yanında kolay soğan yemenin yolu\n\nbalık ve balıktan çok, karides faydalıdır zihne, fosfor.\ndeniz böceği diyip geçmemeli.\nvücudumuzun içinde bizimle birlikte yaşayan faydalı ve faydasız bakteri olabileceği gibi,\nböceklerin de iyisi kötüsü varmıs.\n\ngüçlü hafıza ve zihin için ayrc. ananas.\n\nçok ayakta kalınırsa, bacakları soğuk suya tutun.\n\nkolesterol için spor..\n\nsigarayı bırakmak isteyen için, şu yeni bir ilaç çıkmıştı İngilizlerin mi ne çıkardığı,\no iyidir belki ama en etkili snırım ışın tedavisi. o yolla bırakan çok kişi varmış.\nbiriyle konuşmuştum. bende az bir süre etkili oldu. ama\nkararlı gitmek lazım. ikinci gidişimde muhakkak bırakıcam. size de tavsiye ederim.\nIşınla tüm nikotin çekiliyor, az sersemliyosunuz gibi ama sabırlı olmak gerek tabi.\n\nama yine de en ufak olasılığı ihtimal dahilinde tutmalı.\naraştırın da kullanın arkadaşlar.\nsonra bişey olur falan...\nneme lazım\n\n--\n'Bizim Evin halleri, işte sevgi saati' dizisinden bir laf:\n'Bazen hüzün vardır, bazen de hep neşe.'\nBu cümlede geçen 'hep' kelimesinin önemine işaret ederim.\nTürkün coşkusu, burda da belli oluyor.\nHüzünle neşe dengelenmiş görüntüsü aldatmasın okuyanı.\nÇünkü o ' hep' kelimesi araya bir yere sızarak,\ndöngüyü 'neşe'nin lehine çeviriyor.\nYin ve yangın, haklı biçimde, iflas ettiği nokta burası olmalı.\ndüşündüm ki, atasözlerimizi de ince eleyip sık dokursak\nbelki çok daha anlamlı şeyler bulabileceğiz.\n\n'uyuyan insanın üstüne kar yağarmış kar'\n :)) \n\nŞu skytürk'teki spor programına bakmayı da unutmayın.\nogun altımarmak, turgay şeren, can, özcan oal ve biri daha var; sunuyorlar programı.\nOrdaki o bir adam, '..ama öyle değil ki' deyince veya\nogün altıparmak 'ya yerin dibine sokuyorlar, ya da göklere yükseltiyorlar'\ngibi klasik stiller ya da klasik cümlelerle gelince acayip komik :)) \nama çok güzel. hep olmalı. ne mutu ki türkiye var. insan seviniyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyuru - Hele bakalım...-2",
        "poet": "Akın Akça",
        "poem": "\n\nHalk bilinçli ve tepki veren olmalı. Çiftçi Öncel önce çıkıştı, sonra da tükürdüğünü yaladı tayipten özür diledi; demezler mi sen neydin ne oldun? olmadı Öncel olmadı. Yücel Aşkın hiç değilse şerefiyle hapiste yattı çıktı.\nYeni Yök Başkanı uğurlu mu geldi? . Daha gelir gelmez türbanı serbest bırakırsak türban giymekten vazgeçerler demedi mi. Kamuda türbana yeşil ışık değil midir bu. \nGül de dememiş miydi, “cumhurbaşkanı olunca ben düzelecem” diye. bu kadar saçma ve anlamdan yoksun bi laf o da.\ntsk'nın kanına müttefik denilenlerin eli bulaştı. Bir de ordunun küçültülmesini şart koşuyor ab. bu koşullar altında birliğe girmenin yolunu açmaya çalışanlar vatan haini nitelendirilecek. Ne zaman ki gereksiz konulardaki dayatmalarından vazgeçerler, anca o zaman üye oluruz. Kimse şanlı Türk ordusu hakkında atıp tutamaz, bu askerlerin tek amacı bizi korumak. Ve onu yıpratmaya ve/veya küçültmeye çalışanlar sabrın sınırlarını zorluyorlar ama bir dereceden sonra seyirci kalınmaz bu gibi şeylere, onu da herkes bilsin. Tsk kendine yönelik bu oyunlara karşı, her daim uyanık olmalıdır ki zaten öyledir. Ordunun küçültülmesi olayına kesinlikle karşıyım. Bunu kötü amaçlar için baskılıyorlar, o da ayrı. Tayiple Olli Rehn’in nasıl ve neden futbol oyna(yabil) diği anlaşıldı, insanlık utancında anlaşmış gibiler. Eğer Tsk olmasa, bu bölge ve dünyada adaletin timsali bir olgu ortadan kalkardı. Kendi adaletsizliklerine bizi de ortak etmek istiyorlar. Gelecek olası gelişmeler için şimdiden uyarılır, bu bir yere götürmez, anca hükumeti devirir yerine yenisini getirir.\n\nDinci kesimin emperyalist uzantısı (özellikle) , sevgilerini üzüntülerini dinle paylaştıkları kadar vatan kavramıyla paylaşmak istemiyorlar –tabi dinden anladıkları da bir başka hikaye ya neyse. Ben mesela,Tanrı’yı kutsal görüyorsam, vatanımı da kutsal bir mertebeye yerleştirebilirim ve savunurum sonuna dek. Çok fazla kişi de bunu yapar. Ama bazıları için rahat yaşamak ve kasılıp çevresine emirler yağdırmak ve bunun getireceği geçici zevkler vatan millet toprak olgusundan daha önemli açılımlarıyla bunu fark ettim ve yazdım şimdi./ Zikir yapmak neden korkutucu bir biçimde kendinden geçmek olsun, bunu anlayamıyorum. Head Bang yapmak da bir çeşit kendinden geçmek değil mi sizce? Yanağına vücuduna şişler geçirmek bana vahşet geliyor. Ve kadınlara da uyguluyorlar bunu. Meclisteki kullanılan kadınlar da bunlardan farklı mı ki, ne dersiniz… O çeşit zikirlere, bazı metalik söylentilerde W.A.S.P’ın civciv ezdiği’ne karşı olduğum kadar karşıyım; insan da kutsaldır hayvan da bitkiler de. İleride bir de uzay çıkacak başımıza, uzayı da kirletme başladık çünkü; yani ileride gene başımıza biz çıkacağız demek oluyor bu:P Uyduardan artakalan sayısız minik parçacık ve toz zerreleri yakın çevremizi giderek sarıyor.\n\nİnsanlar özgürler mi yeterince, hayır değiller. Dünyamız kirletilirken hunharca, hayvan ve bitki türleri hızla tükenirken –ki ilaç sektörü ne yapacak ileride? - savaşlar çıkar hesapları hala olduğu yerde aşikar dururken biz ne gibi bir özgürlükten bahsediyoruz. Bazı haklar tanınıyor ve mutlu olun ve teşekkür edin deniyor. ‘Azı karar çoğu zarar’ lafı anlayışı ile elimizdeki özgürlükleri sınırını zorlayana kadar kullanıp geri kalanı düşünmemek arasında gidip geliyoruz. Bu böyle olmamalı, amaç iyi olunca planlanan şeyler gerçekleştirilmeli; sizce de böyle değil mi? \n-\n\nAra geçişte, Bir yazıya yer vereyim:\n\nBİRLİKTE DÜŞÜNELİM BİRAZDA! ! ! \nBu son yıllarda ILIMLI! olmayı çok güzel öğrettiler büyük çoğunluğa birileri. \nOtuz küsur yıldır kardeşlik ve iyi niyet yokmuydu bizim aramızda? \nBiz kimlere düşmanlık ettik de intikam peşinde koştuk? \nTerörist başını bile en lüks otelde ağırlayan bizim askerimiz değil mi? \nÖlenler(şehitler)  başka milletin insanlarımı? \nKol, bacak, göz parayla olaydı akıttığımız kanın bedelini dünya ödeyemezdi.! \nBir yazı yazmıştım nacizane, kelle kaç tane? kan kaç kilo diye. \nOrada bunları çok daha çıplak açıklamıştım. \nBen ekonomik kayıpları hiç düşünmüyorum ve umurumda bile değil. \nAtamızdan sonra neler kaybettiğimize bakılırsa, önce kimliğimiz ve kaybettiğimiz insanlığımıza yanmalıyız biz. \nDaha sonra da layık olmadığımız bir mirası nasılda har vurup harman savurduğumuza elbette. \nBize emanet edilen şu cumhuriyetin haline bakın bir. \nDemokrasiden söz etmek için, demokrat olmak gerekir. \nBu yargıları adil yapabilmek için de bizzat yaşamış olmak lazım! \nNasılki ateş düştüğü yeri yakarsa, hepimizin biryerlerinin gerçekten yanmış olması gerekmez mi? \nBenim içim yanıyor mesela. \nYa sizin? \nCebiniz mi yoksa? \nEkonomi ekonomi bu kimin ekonomisi söylermisiniz. \nBorsada oynayan tahtalar bizim TÜRK şirketlerinin olmasa gerek. \nNeyimiz kaldı satılmadık? \nTerör, beslenme saatidir Emperyalistlerin.! \nYemek bizim ülkemizde de çok bol maşallah. \nVatandaşın iliği kanı, \nparası pulu, \ncanı cananı bitti, sıra geldi ar a namusa değil mi? \nGeç güzelim geç bir kalem geç.... \nO kalemleri bile kıran güçler kimler bellidir. \nAynen CASSUS belli gibi... \nBunu nasıl okuyacaklarını bilenlerde meclis koltuklarından belli! ! ! \nSiz hala düşünüyormusunuz yoksa ne yapmak gereğini? \nILIMLI OLMAK LAZIM ILIMLI! ! ! \nFare üfleyerek yermiş adamın etini! ! \nILIK ILIK YANİ! ! ! ! kirazçiçeği Edebyatdefteri.com\n-\nTürkiye sıkı bir dönemden geçecek ve geçiyor da zaten. Bu dönem ne kadar sürer, tahmin etmek zor ancak belli olan şudur ki laiklikten asla vazgeçilmeyecek, ve sonunda en temel o biçimiyle gene oturtulacak. Baskıların, derinliklerden tetiklediği antitezler(i)  vardır; özgürlük asla vazgeçilmeyecek olan şeydir, ki bireyi özgür kılanın da dinle toplumsal yaşamı eşleyerek bağdaştıran laiklik olduğunu biliyoruz. Son günlerde kanaltürk’le rtük arasındaki durumlar biliniyordur. Türkiye’de aklı başında kalmış az sayıdaki kanallardan birine bu yapılıyorsa –kaldı ki son zamanlarda trt’den bile daha laik bir çizgidedir, kah sunucularının bakışlarındaki anlamlarda, zeka pırıltılarında, ifadelerinde kah bahsedilen konularla ve vs.- Yeni Yök başkanının daha ayağının tozuyla “Türbanı serbest bırakırsak, giyenler azalır.” Demesine de pek şaşmamak gerekiyor görünüyor. Bir laf vardır, bilirsiniz, “ne kadar yasak varsa o kadar kışkırtılır ve daha çok artar.” Evet, bazen bu doğrudur ama bazen de illa doğru olmak zorunda değildir bence. Ve ayrıca, bu bir yasak mıdır ki Allah aşkına. Bir sistem var burada, ve o sisteme göre isteyen istediği gibi giyinir ama kamu alanlarında uyulması gereken kurallar var. Bunu isteyen kabul eder isteyen etmez ama laik sistem bizim ülkemizin temel kuruluşundan gelen şeydir. Varlığımızın tutuşturucusu, füzenin yakıtı gibi…. Böyle bir şeye de karşı çıkılırsa, aynı ermeni türk kürt çerkez alevi vs. olaylarına girmek kadar saçma bir şey olur bu. Bizi biz yapan değerler neden böyle budalaca sorgulanır ve yıkılmaya uğraşılır anlamam. Bakın son olaylarda, Amerika’nın “Türkiye’nin kendi içinde bile pkk’ya yönelik bir müdahele yapmasını istemeyiz” gibi bir açıklamaları var. Bugünn duyduğum bir haberse aynen diyordu ki AB yeni belirlediği koşullarda ve o şartlara göre, Türkiye’ye hiç yer vermedi. Kanaltürk’e bağlanan Mine Kırıkkanat’ın şu dedikleri de oldukça manidar ve aslında anlamlıdır: “Böyle bir devleti ne yapalım…” Bu örneği şunun için verdim, böyle, cahilik için çelişkili sayılabilecek olası cümleleri, cümlecikleri bulup çıkartan gerici zihniyet “bakın bunlar bunu söylüyor, Türkiye’ye karşılar” gibi laflar ediyorlar; kimleri kandırabilecekler? Oysa orda denilenler tamamen farklıdır, devlet devlet ama laik devlet, din devleti değil! Sarkozy ve diğerleri bile bizim Tüsiad’ımızdan Medyamızdan ve malum olası partiye oy verenlerden daha iyi algıladı gittiğimiz noktayı. Büyük oranda bu sebeple almayacaklar, ertelediler bizi birlik yolunda. Ama demem şu ki, nedense –aslında şaşmadım ya- o kadar çok sevindim ki buna; eh artık, bir şekilde silkinmemiz lazım. Umarım artık bazı dersler almışızdır da, para için bile bizi gözden çıkartabilecek Avrupayı görünce biraz hanyayı konyayı anlamışızdır. Aslında bu biraz şaşılacak durum, biz değil mi ki Yunus Emre’lerin soyundan geliyoruz, gelin görün ki ekonomiyi bile şöyle bir kenara iten batı bizi dine doğru kaydığımız için bir kalemde gözden çıkarabiliyor. Yanı sıra, şunları tabi ki ekleyeceğim, en kötü olguları da sergilediler, hem teröre destek verdiler hem de iç işlerimizdeki düzenlemelerimize kadar dil uzatırken hükumete laik ol çağrısı bile yapmadılar. (bir de şu var, terör her ne kadar can alsa da, din baskısının uzun süreçteki bize ezası da bu kadar beterdir hatta belki daha fazla)  Ama bu sessizlikleri gene de dünyanın gidişatına mani olamadı işte, ve birliğe girişimizin yolu tıkandı. Umarım hayırlı gelişmeler olur. Köşke giren türbandan sonra bir de üniversiteye giren türbanı kaldıramam. Hele böyle bir legalitede gelebilecek bir anayasayı ise hiç.\nSarkozy Fransa’sının bize karşı tutumunu asla tasviplemesem de bizim birliğe girmeyişimiz bazılarının istemedikleri ve çağdaşlık adına şu an belli belirsiz tökezleyen lehimize olabilecek bir gelişmeyi de getirebilecek umarım, bir bir sezgi yalnız.Royal Sarkozy’e üstünlük sağlasaydı daha iyiydi, ondan bir gömlek üstündü…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyuru-Kadına şiddet!",
        "poet": "Akın Akça",
        "poem": "\n\nLatife Tekin'le konuşan Hürriyet yazarı Yalçın Bayer olayı şöyle aktardı: 'Az önce konuşması engellenen ve belediye başkanı tarafından ağır şekilde eleştirilen Latife Tekin şehri terketmiş.'\n\nYazar Latife Tekin telefonda heyecanlıydı. 3. Karabük Sanayi, Kültür, Sanat Festivali'nde hoş olmayan durumlarla karşılaştıklarını ve konuşturulmadığını söyledi...\n\nKim konuşturmadı? \n\n- AKP'li Karabük Belediye Başkanı Hüseyin Erer... Bizi festivale Karabük Kültür Sanat Derneği çağırmıştı. Ben, yazar arkadaşlarımız Onur Caymaz, Vecdi Çıracıoğlu ve Alper Akçam'la geldik buraya... Ben konuşmamda AKP'nin enerji politikasını, nükleer santral kurmasını eleştirdim. Enerji politikalarının halka karşı olduğunu söyledim.\n\n'Aşağılık enerji politikaları' diye bir söz sarfettim. Belediye Başkanı kalktı 'Sen bu şekilde burada konuşamazsın, sen benim paramla buraya geliyorsun' dedi. Ben de, 'senin paranla değil kendi paramla buraya geldim' dedim. Sus, dedi bana... Ben bu ülkenin tanınmış bir yazarıyım. Yazarlar ülkelerinin halklarının vicdanıdır dedim.\n\nBu arada yerinden kalkan başkan, galiba polis kamerasıydı onu kapattırdı. Sonra da mikrofonu da kestirtti... Sonra da hadi şimdi konuş diye çıkıştı. Hakaret etti bir yerde... Polis araya girince muhtemel bir itiş kakış olayı da olmadı.\n\nMikrofon kapatılınca yapacak bir şey yoktu... Ben kürsüden indim. Daha sonra diğer arkadaşlar kısa konuşmalar yaptılar, Karabük'ten ayrıldık. Bu arada ortamın gerginleşmesini fırsat bilen bazı kişiler yazar Onur Caymaz'a 'boynunuzu kırarım' diyerek tehdit ettiler...\n\nVatandaşlar ne yaptı? \n\n- Bir süre sessizlik oldu, ama daha sonra alkışlayanlar oldu\n\nŞimdi neredesiniz? \n\n- Karabük'ten Safranbolu'ya geldik arkadaşlarla, bu gece muhtemelen İstanbul'a döneceğiz. Ben televizyonlardaki canlı yayında AKP'nin politikalarını eleştiriyorum. Ben hayatımda böyle bir şey yaşamadım. Bir yazara bir belediye başkanı 'sen konuşamazsın' demesinin ne kadar feci olduğunu düşünebiliyor musunuz? İnanır mısınız aklıma Madımak olayı gelmedi değil.\nhttp://www.e-kolay.net/haber/haber.asp? pid=2705&haberid=550783\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyuru. Arınç Paşa gene coştu(!)",
        "poet": "Akın Akça",
        "poem": "\n\nBazı insnalar vardır, hayatta -bana göre,olası- yaşadıklarını başkalarını suçlamak üzere ana gaye haline getirirler. Bu çeşit insanalar, kendilerine hiç hata bulmadıkları gibi kendilerini güzel bir insan yapmak yerine, vatanına düşman olacak kadar ileri götürürler bu işi. Amerika'nın teşvikinde ve AB'nin ekonomik himayesindeki bir Emir komuta zinciri anlayışını garipsememek gerek çünkü her fırsatta zaten orduyu suçlamaktadır malum şahsiyetler. Din üzerinden siyaset güdücüleri neden asker üzerinden duygu sömrüsü yaparak tsk'yı suçlamasın ki, arınç halkı anlamaz sanıyor ve bunları yapıyor olmalı. Ben bir şey diyeceğim, \nhalkını küçük görenler cezasını çekecek. Şimdi değil ama zamanı yaklaşıyor. Dalaşmadıkları kimse kalmadı, Denktaş olsun Sezer olsun TSK olsun Yök olsun Anayasa Mahkemesi olsun Danıştay olsun... vs daha saymaya dilim varmaz. Ecevit'in Kocatepe'ye çıkmasına yol açıp onun dolaylı katili olan kişi şu an Suudi Kralıyla poz veriyor ve Trürkiye'yi temsil ettiğini sanıyor ama temsil etmiyor. Evet, bu kişiler kendi cehennemlerinden aşağıya bakarak halk diliyle konuştuklarını iddia ediyorlar ama aşağı baktıklarında gördükleri insanlar aslında cennette yukarıdadır. Sadece yansımalarla yaşayanlar için yaşıyor denemez, su içmek yemek yiyip solumak yaşadığını ispat etmez bir bireyin yalnızca. Bir tek düzgün tavrını, ve yüzlerinde bir fer göremediğim bu insanlar cirit atıyor ama artık kim takıyor ki bu lafları. Sadece kendilerini rezil etmekle kalıyorlar. İşleri icabı onlara destek veren şer odakları bile onlara kıs kıs gülmekte ve vakti geldiğinde her yerden bir baskıyla tepetaklak edilecekler. Evet kıs kıs gülmekte, ve saymamaktadırlar, son Bush görüşmesi ortada. Bunu yazmamın tek amacı da şöyle ya da böyle bu adamın lafına kanmakta olası meyili bulunabilecek güzel insanlara bir uyarıdır. Bu kişilere dikkat edelim ve iyi tanıyalım.Bu derece kötülükle sıvanmış insanlara sakın yardım etmeyin çünkü bu insanlar artık düzelmez. Çıkış yollarını kendi elleriyle sıvamışlar. Siz ülkenize bakın ve güzel olanı koruyun. Doğayı koruyalım doğayı, ve tarihsel yapılarımızı; onları yokedenleri değil. Para her şey demek değildir ve asla da öyle olmayacaktır, ve aslına bakarsanız para hiçbir şeydir.\n\nDoğru söyleyeni dokuz köyden kovmuşlardır ama güneş de balçıkla sıvanmaz. Bugüne dek doğrular söylenegelmiş olmasaydı bu dünyanın hali niceydi. O yüzden tekrar etmekte fayda var, bazı konular vardır vatan gibi, aşk ve sevgi gibi vs. bu konular  üzerine tam eğilmeyi hakeden konulardır ve karar kesin olmalıdır. Yok şu görüşü iyi öbür görüşü anlamsız ama en doğrusu bu falan geçiştirilemeyecek konular. En yetkin düşünmeli ve millet için en iyisi neyse ona karar vermeli her zaman. Ülkenin kurucusu ve güzel devrimlerimiz ilkelerimiz, batılıların bile dile getirmeden hayran oldukları özelliklerimiz ve sistemimiz ortadayken anlamsız maceralara sürüklenmeye yelken açmak en budalaca davranış olur.\nBizim için ölen ve tek amacı batıdaki örneklerden bile düzgün hale gelen laik sistemimizi korumak kaygısı olan ordumuza bu çirkin iftiraları atanları susturacak birileri gerekmektedir mecliste, mecliste ve Türkiye'de. Amaçlarının hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğinin anlatılması lazımdır Türkiye Cumhuriyeti'nde. Beyni ve vicdanı olmayanlara zekice anlatmak gerekir, başka türlü algıları işlemez.\n\nLalapaşa eğlendirmiyoruz burda, ülke yönetmekten söz ediyoruz hem de Türkiye gibi bir ülkeyi! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "duyuru, gel Tezkere",
        "poet": "Akın Akça",
        "poem": "\n\nİŞTE TEZKERE. 1 saniye sektirmeden Bush da oradaydı ve tehditvari mesajına başladı. Ama şunu bilsin ki koca Türk milleti Türkiye'nin çeşitli yollarla gelişmesine öyle ya da böyle gelişmesine katkıda bulunduğu Avrupa devletlerinin beslemesi toplama bir yerden emir alacak değildr. Ordumuzun 2000 yıllık knowhowu vs. her bakımdan komple olarak değerlendirildiğinde, Türkiye'ye haksız laf edilemez. İhtiyacımız olan tek şey kararlılığımızdır, ve bunun yanına bir de zamanlama yapma becerimizi ekleyeceğiz. Çünkü geçen yıllar gördük ki hükümetin beceriksiz yaklaşımları Barzani'yi bu mertebeye getirmiştir. Diyorlar ki efendim biz en doğru zamanı bekledik. E her zaman akıl işletmek beklemek değildir! Bazen çok çabuk da önlemler almak gerekmektedir ki çabucak bir işi yapmak da aklın ihracı demek olmamaktadır. Kendimizi arkamızdan vurma yaklaşımından vazgeçmeliyiz\n\nbu önceden her fırsatta askeri suçlayan ama sonradan gene dizine kıvrılan yılışıklar vekile milletvekili diyecek, güvenlik görevlisi yerine de askerimiz tabirini kullanacaktır.\nBizim insanlarımız ölürken biz burda elimizi kolumuzu bağlamayız. Özür dileriz Bush bey. Ve ayrıca orda kürsüde dururken bıyık altından güldüğün gözlerden kaçmadı! bu gülüşün amerikanın çözülüşünü getirebilecek bir adım olmamasını temenni ederim Bush bey... Müttefikler müttefikliklerini bilecek, suçsuz günahsıza da yeltenmeyecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyuru,tanışma ve dinleti",
        "poet": "Orhan Özçelik",
        "poem": "\n\n**Duyuru/ Tanışma ve dinleti\n\n \n\nGrubumuz ''Anafor'' üyeleri ile, diğer şair dostlarımızla tanışmak üzere, \n16 Eylül 2006 Cumartesi, 13.00 - 20.00 saatleri arası, aşağıda detayları yazılı mekanda buluşmayı hedefledik.. \nKatılmak isteyen arkadaşlarımızın isimlerini yazdırmalarını arz ederim. \n\nİsim yazdırmak için tel: Mazlum Zengin - 0536 211 08 49 \n\nSaygılarımla \nSaniye Erol \n\nADRES: \nAsmalı Konak Restaurant \nSelimiye, İskele cad. no:16 \nHarem/Üsküdar \n\nDİĞER AYRINTILAR \n-Şiir yorumları ve programla ilgili sunumu, Sebahattin Abi üstlenmiştir. \n\n-Canlı müzik eşliğinde yemek; Ordöv tabağı + et (cinsi isteğe bağlı)  + salata + İçki (Alkolsüz olarak anlaşılmış olup, tercihe göre müessese tarafından ücretlendirilecektir)\n\n-Tüm bunlarla ilgili kişi başı tutar, 20 YTL dir. \n\nNot: Toplantıyla ilgili organizasyonu, Mazlum Zengin ve İshak Özlü arkadaşlarımız üstlenmişlerdir. \n\nKATILACAK KİŞİLER \n\nAbdurahman Tokmak / istanbul \nAhmet Akkoyun / İstanbul \nAli Kemal içen / İstanbul \nAli Kopuz / İstanbul \nAyhan Zenbilci/Bursa \nAysel Çinsar / İstanbul \nAyser Özbakır Tabak / İstanbul \nAyşen Gencer / İstanbul \n\nBerrin Civgin/İstanbul \nBestami Kurtuluş / İstanbul \nBirsen Ateş /İstanbul \n\nCafer Akyol /İstanbul \nCanan Kopuz / İstanbul \nCengiz Haldun / İstanbul \n\nDilek Erol / İstanbul \nDilek Kadıoğlu /İstanbul \nDursun Elmas / İstanbul \n\nErdoğan Temiz / İstanbul \n\nFadime Bal /İstanbul \nFaik Danışman/İstanbul \nFeray Ayan /İstanbul \nFeride Özmat /İstanbul \n\nGamze Selman / İstanbul \nGözde Erol / Antalya \n\nHakkı Kaya / İstanbul \nHasan Karahisar/İstanbul \nHasan Yıldız / İstanbul \nHatice Bediroğlu / Antalya \n\nİshak Özlü / İstanbul \n\nMazlum Zengin / İstanbul \nMehme Arslan / İstanbul \nMehmet Ali Demircan / İstanbul \nMetin Kılıç /Ankara \nMuharrem Araz / İstanbul \nMuammer Ertem Karakaya / Gebze \nMürsel Adıgüzel / İstanbul \n\nNalan Erol / İstanbul \nNermin Erol / İstanbul \nNesrin Zengin /İstanbul \nNeşer Selman / İstanbul \nNihal Artuner Kılıç /Ankara \n\nOrhan Özçelik / İstanbul \nOsman İnci / İstanbul \n\nÖmer Ekinci Micingirt / Bursa \nÖmer Turan / Trabzon \n\nSaniye Erol / Bodrum \nSebahattin Abi / Bursa \nSelçuk Sen / Yalova \nSerkan Öztürk / Amasya \nSevim Erdoğan Tezel / Bursa \nSevinç Kavuk / İstanbul \n\nŞahin Yılmaz / İstanbul \n\nTemel Kurt /Kocaeli \nTülay İçen / İstanbul \n\nÜmran Tokmak /İstanbul \n\nVeysel Taş ve eşi /İstanbul \n\nYasemin Temel / İstanbul \nYusuf Doğukaya / Ankara \n\nZeliha Biçer / İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyuş",
        "poet": "Zeki Tüyen",
        "poem": "\n\nyarının ışıltısı doymazlık yasında\nyine uzanır gecenin elleri\nkarşıtlar ortasında\n\nyazgısında söyleşir kara gördüğünü\nbüyümek umudu dizelerde uykusuz\noysa büyümekte acıların kördüğümü\n\nvur yaşama dizgini gün boyunca\ntutkunun bitmezliğinde dilek uçuşurken\nyürek dönüşür tunca\n\nbursa; 16.07.1974\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-*DuYuRu*- Yeni Kitap- Anla aşkım",
        "poet": "Sibel Koçarslan",
        "poem": "\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyuşlar",
        "poet": "Erdal Keskin",
        "poem": "\n\nOlsaydı her görülen duyulacak da\nİki göz arasında olurdu kulaklarda\n\n\n11 Ocak 2015 - Afyonkarahisar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyuyor musun",
        "poet": "Oğuzkan Bölükbaşı",
        "poem": "\n\nHayat hikayen bile yok gencecik\nSığınacak bir yerinde yok\nYüzünde endişe izleri beliriyor hemencecik\nGözlerin renk değiştiriyor birden\nKaçıp  saklanmak istercesine  bilmediğin derinliklerine akşamın\nKanatlarını ödünç alabileceğin birileri var mı\nDağların tepelerini aşıp kaybolmak\nBir avcının tüfeğiyle vurulmak\nBen seni vurmayacağım\n\nBen gökyüzü oluşurken vardım sanki evrende\nYaşamak kadar eskidir aşklarım\nSen istersen bebeğim\nSeni de içimde saklarım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyuyor musun",
        "poet": "Levent Şen",
        "poem": "\n\n‎ 00:52 09-06-2006/ Cuma\n\nBir defter sayfasının \nBeyaz kalan son kısmına \nAdını yazıyorum saygıyla…\nDuyuyor musun?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyuyor musun",
        "poet": "Abdil Yıldırım",
        "poem": "\n\nGençlik gitti, yaş kemale dayandı,\nKaç mevsim eskittin, sayıyor musun.\nBedeninde türlü dertler uyandı,\nGafil gönül, hâlâ uyuyor musun.\nErkenden kalkıp da sessiz seherde,\nRuhuna bir ışık yayıyor musun.\nHuzura davet var minarelerde,\nEzan seslerini duyuyor musun.\nMisafir olduğun fani dünyada,\nRabbinin emrine uyuyor musun,\nHani söz vermiştin Kaalû belâ'da,\nŞimdi o sözünden cayıyor musun.\nHem ahiret, hem de dünya işinde,\nSırtını Rabbine dayıyor musun,\nEcel adım adım gezer peşinde,\nAyak seslerini duyuyor musun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyuyormusun-1",
        "poet": "Nazan İzmirli",
        "poem": "\n\ndolunayda  işlerim  seni,\nyakomazlara  şiir   gibi\nıslak saçlarımı okşayan rüzgarla,\ndalgalarla   sevişen     martıların\nkanatlarında..............\nözlem  çığlıklarım  var\nduyuyormusun...............................\n\nNazan İzmirli-06.05.2005-antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyurulur",
        "poet": "Süleyman Kaya",
        "poem": "\n\nİcazet; \n\nAmerika dan  temin edilir.\n\n26.04.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyuyormusun",
        "poet": "Nazan İzmirli",
        "poem": "\n\nDuyuyormusun\nDökemediğim\nGösteremediğim\nGizleyemediğim\nAşkımın gözyaşlarını\nDoğanın dili\nSesi anlatıyor beni\nİçinden geldiği gibi; \nSağnaklar\nDolular\nFırtınalar koparıyor\nÇatıları çöküyor yüreğimin\nDuyuyormusun...................\n\nNazan İzmirli-14.02.2005-antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyuyor musun İstanbul?",
        "poet": "Nevin Özveri",
        "poem": "\n\nEy  İstanbul! \nGeldiğimde  sana\nAğlıyordun\nBoynu  bükük  bir  çocuk gibiydin,\nGözlerin  nemli\n\nKaç  kişiyle  göz göze geldin  kaldırımlarında? \nKaç sevgilinin  elinden tuttun  sessizce? \nSende  yaşayan  yüreği  yanık  analarla\nGözyaşlarını akıttın mı  Halic'e? \n\nKaç  sabah  uyanıp,derin  uykundan\nMartıların  şarkıları  eşliğinde\nBir  demli  çay  içimi\nBaktın mı benim gibi\nSende  yaşayanların  yüreğine? \nEn  yüksek  tependen\n\nYoruldun mu   ey  İstanbul? \nSöylenen  onca  yalanlardan\nTalandan...\nAltın  sanıp  toprağını,taşını\nYüreğini  deşenlerden\nVe...seni  gözleri  açık  dinleyenlerden\n\nDuydun mu  ey  İstanbul? \nUnutmuşlar,\nYunus'a sevgi dolu yüreğin\nVeysel'e göz,tellerin\nMecnun'a  düş  olan çöllerin\nKaracaoğlan'a yar dedirten  dillerin\nVe...tüm  büyülü  sevdaların    yaşandığını sende\n\nBildin mi  ey  İstanbul? \nÜç  beş gün yaşadım  sende\nSense  bir ömür  bende\nGüvercinlerine  yem vermiştim bir yerde\nYemiştim  balık  ekmek  en güzel  köşende\n\nSen....\nHerkesin  sevdalandığı  güzeller  güzeli\nYutmuş muydun  insanları? \nYoksa  onlar mı  seni? \n\nÖzlemlerini  sandal yapıp,açıldın mı denize? \nHasretleri  yoldaş  ettin mi rıhtımlara? \nGeceleri,yıldızları toplayıp  avuçlarına\nGizledin mi   sevdaları karanlık  yanında? \n\nEy! Masalların  en  güzelini yaşatan  şehir\nEy! Gerçeklerin en  acısını öğreten  şehir\nMasal mısın,gerçek mi şimdi? \nAnlat  bana....\nTanıyamadım  seni  yakından\nAma... Hissettim  asırlara  sığmayan  koca yüreğini\nYüreğim  kaldı  sende\nKaldır  başını ,bak  hele\nUyuyor musun  ey İstanbul? \n\nBu  şiiri yazmamı  sevgili arkadaşım Fatoş huy,istemişti...bende şiirimi yazdım ve İstanbul aşığı olan  fatoş'a anneler günü hediyesi olarak vermek istedim...Anneler günün kutlu olsun sevgili güvercin.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düz Oyunlar",
        "poet": "Abdi Kadir Birinci",
        "poem": "\n\nYazgı; \nBir tür karmaşa\nSahte dokunuşlarla hayat bulan\nÇizgiler.\n\nVe ıslak kaldırımlara düşen\nSoğuk öpüş\nSanki hiç dinmeyen\nBir sessizliğin öyküsü.\n\nAkdeniz akşamlarının\nSıcak rüzgarlarına dolan \nİri memeler gibi\nBir şeylerden kaçan \nMasum yüz\nAcı gülümseyiş...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Duyuyorum Sessizliğini",
        "poet": "Muharrem Yılmaz",
        "poem": "\n\nDüşüncemin beksini bıraktım,\nAynalar kalmış sukutu görsün,\nSessiz hüznüm orada bak.\nGözlerinle fısılda kulağıma\nParmak uçlarınla dokun ruhuma\nAkrep dilleriyle değil,\nGüvercin gagasıyla derdini dök.\nSeherin yelinde,\nBeni yalnızlığa bırak.\nSoğuk duvarları kaplayan,\nÖrümcek ağlarının gölgelerine aldırma.\nUsulca yol alırken, \nKanayan bir şehrin ağıtını,\nSoğuk bir ırmağa bırak da git.\nBir parıltı yayılsın gözlerinden,\nAma elini uzatmasın güneş,\nDolunay yıkasın geceyi,\nBir de gözlerin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düz yazı...",
        "poet": "Ayfer Yıldız",
        "poem": "\n\nAşk bilinmezlere yolculuktur çoğu zaman.Bambaşka bir alemde yaşanan garip,heyecanlı,cilveli,kaprisli,hüzünlü,aslında bildiğin tüm duyguların karışımından hazırlanmış tadı eşsiz bir kokteyldir.Altın kulplu,ince belli,cezbedici bir kadehle sunulur.İçip içmemek senin tercihindir.Ama genelde karşı koyamaz bir çırpıda içersin.Bu ambalajı fosforlu kadehin içinde ne olduğunu bilmeden bi yudumda devirirsin.Kanına karıştığında eğer kokteylin içindeki her bir duygunun dozajı iyi ayarlanmışsa ayaklarının yerden kesildiğini hissedersin.Öylesine hoş bir sarhoşluktur ki bu,kendini kaybetmeden,benliğini yitirmeden her bi anını doya doya yaşarsın.Ayakların kesilirde yerden bulutlara karışırsın.Herşey toz pembedir artık.Üstelik bu kokteyl her derde ilaçtır.Kuvvetli bir dopingtir aslında.Öylesine güçlü hissedersin ki kendini,hiçbir kuvvet çeviremez seni saptğın bu yoldan.Her zorluğa göğüs gerer,karşısında hiç bir engel tanımazsın.Kör olmuştur gözlerin artık,Kimse yoktur dünyada,bir sen bir de ondan başka...\nAma birde ölçüsü kaçarsa zehir tadındadır,dayanılmaz bir hal alır,sanırsın ki tek kadeh hayatının en büyük hatasıdır.Kokteylin içindekileri sorgularsın ve görürsün ki,hoşgörüden fazla kıskançlık,gerçekten fazla yalan,şefkatten fazla öfke,hepsinden fazla bencillik karışmıştır.Artık çok geç içmişsindir bikere,dönüş yoktur geriye.Acıtır canını,yakar içini,nefessiz kalırsın ama söküp atabilirsin içinden her bir zerresizi aşk kokteylinin.Zaman alır ama izleri baki kalır.Bazen kanar,çekilmesi zor acılara mahkum eder seni...Ama...ama hepsi bu...Bu mu? Zamanla o yarada iyileşir,istesen de kanamaz.Konar birgün yüreğine yeni aşklar.Yeni maceralara yelken açarsın.Daha dikkatli,daha hesaplı,herşeyin dozajı ayarlı,işte... işte o an bulmuşsundur sende diğer yarını...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düz Yazı - Anı",
        "poet": "Nalan Uzer",
        "poem": "\n\nOrtaokul lise ve daha sonraki en güzel yıllarımı esir alan platonik aşkım…İşte aşk oydu…Onu bir kez görmek ömrüme ömür katardı o günlerde..Orta okuldaydım, henüz 12 -13 yaşım… ilk o zaman görmüştüm onu..Çok yakışıklıydı, uzun boyu, dalgalı saçları vardı..En çok dikkatimi çeken kırmızı yanaklarıydı.Elinde kitapları okul yolunda her karşılaştığımızda, yüreğim ağzıma gelir heyecandan elim ayağım birbirine dolanırdı..Liseye gidiyordu o günlerde, oldukça popüler bir öğrenciydi..Okul öğrenciler başkanı aynı zamanda lise futbol takımının kaptanı ve kalecisiydi..Hayrandım ona..Adını dahi bilmediğim bu çocukla  rastlaşmak bile müthiş heyecan veriyordu…O ise farkımda bile değildi..İki melikli, gösterişsiz küçük bir kızdım..Sıkılganlığım aynı zamanda pısırık biri yapıyordu beni..Başım yerden kalkmazdı…Ama onu görünce tüm organlarım yer değiştirirdi..Kalbimin sesi vücudumun her noktasından gelir, kulaklarımda çınlardı…Aşıktım ona, seviyordum..İsmini dahi bilmediğim o yakışıklı adama aşıktım..Çocuk yaştaydım henüz, dikkat çekme gibi bir ihtimalim yoktu..O ne görebilir, ne de fark edebilirdi beni..Olsun ben onu seviyordum, beklentisizce sevmek buydu sanırım…Ben aşkı ilk ve son kez o günlerde yaşadım..Bir daha aynı duyguyu hiç tatmadım…Karşılıksız seviyordum ama şikayetçi değildim..Şiirler yazıyordum defterler dolusu…Günlük tutuyordum baştan sona o…Yıllar sonra yazdıklarımı okuduğumda, çok çocukça bir o kadar da içten buldum..O duygular her zaman yaşanacak cinsten değildi..Yaşanmadı da…\n\nO günlere ait onlarca anı var aklımda..Şu anda beni yaz beni yaz diye yarış halindeler beynımde..\nBeklentisiz, gerçek aşkın tavan yaptığı günlerden biriydi... Her gün aynıydı ya gerçi..Okullar tatildi..Lisenin maçı vardı…Arkadaşım \"hemen gel maç var\" demişti..O günler futbol merakım anlatılır gibi değildi..Arkadaşın evi stadyumun tam karşısında idi..Maçı terastan izleyecektik… Daha doğrusu ben o'nu izleyecektim…Deli gibi  koştum…Uçar gibi merdivenlerden çıkıyordum,  ayaklarım birbirine karışmıştı..Ölüm  tehlikesi ile sonuçlanabilecek ama Allah'ın koruduğu bir düşme olayı yaşamıştım..Aklımda, fikrimde yalnızca o vardı..Sabah onunla uyanıyor akşam onunla uyuyordum…O ise benim farkımda bile değildi..Herkesten, her kızdan kıskanıyordum…Şiirlerim hasret, özlem, sevgi doluydu..Oysa onun zerre kadar haberi yoktu..\n\nYıllar geçiyordu, onun okulu bitmişti..Bir kaç yıl  sonra benim de bitti..Bitmeyen tek şey aşkımdı…Ben hala onu bekliyor, hayaller kuruyordum..Daha doğrusu ben bir mucize bekliyordum..O hiç gerçekleşmeyecek mucizeyi,  27 yaşıma kadar bekledim…Hiç yılmadan aynı tempo ile çarpan kalbim, filmlerde rastlanan bir tesadüfle kendine gelir gibi oldu..Evlenmişti ve mahalleye komşu gelmişti..Karşılaştığımızda aşina geldiğimi farkettiren bir bakış vardı gözlerinde, ben ise yılların yükünü üzerimden atmanın bilincinde bir bakış ile bakıyordum ona..O \"ben bu kızı tanıyorum\" der gibi bakıyordu, ben ise \"ben bu adama deli gibi aşıktım\" diye düşünüyordum, bakışlarımın duygularımı ele vermesinden korkarak……Onun bakışlarında ilk kez, bir kadına, bır kıza bakar gibi baktığını hissediyordum bana…İlk kez fark ediyordu beni.. Bense ilk kez umutla   bir mucize olup benim olacağını düşündüğüm adamın bir başkasına ait olduğunu düşünerek \nbakıyordum..Gerçek bir aşktı..Tek başıma yaşamıştım..Tek başıma noktayı koymalıydım.\nBaşka alternatif zaten yoktu..Hiçbir yanlışlığa fırsat vermeden yılların bitiremediği aşkı bir kalemde siliverdim.Olması gerektiği gibiydi…O artık başkasına aitti zaten hiç benim olmamıştı….Çalınan yıllarım demek gibi bir lüksüm yoktu, o benim yıllarımı çalmamıştı ben bağışlamıştım ona..\nİşte aşk buydu…Bir daha aynısını yaşamak hiç nasip olmadı….Çünkü böyle bir aşk öyle kolay yaşanır cinsten değildi…Saf temiz beklentisiz masumiyetin doruk noktası….\n\nNalan Uzer\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düz Yazi-ADALET Mi? HiÇ TANIMADIM",
        "poet": "Nalan Uzer",
        "poem": "\n\nYaşam doğumla ölüm arasında kocaman bir zaman dilimi.Bu zaman diliminde yaşananlar  kişiden kişiye  değişen tam  bir  çifte standart,  \"adalet\" sadece literatürde bir söz. \n\nYasamin,  basindan baslayalim örneklere; bir çocuk doğar el bebek gül bebek, imkanlar içerisinde. Oyuncakların envai çeşiti, büyümesi için gereken besinlerin her türlüsü. Hatta yurt dışından getirilen özel mamalar, hormonsuz gıdalar için dökülen paralar..Daha adımını atar atmaz kreş, ana okulu seçimi..Çocuk sosyal olmalı.. Eh,  imkanlar da musaade ediyorsa, olmalı  tabi..Okul çağı gelir; hangi özel okula versek daha iyi olur düşüncesi..Para pul önemli değil,  iyi yetişsin çocuk yeter ki..Ilkokul çağlarında yabancı dil öğrensin, bunlar güzel şeyler elbette, sen imkandan haber ver..\n\nGelelim çifte  standart durumuna...Ve bir çocuk doğar kenar mahallenin birinde..Doğduğu anda sımsıkı sarılır anasının memesine, en vitaminli yemeğinin ana sütü  olacağını bilir gibi.Ne bulursa onu yer, en lüks yiyeceği tarhana..Içinde sütü  var, yoğurdu var, domatesi var daha ne olsun ki.Oyuncak olarak  bir naylon bebek, koca bir çocukluğu taşır gider...Okul çağı geldiğinde, eve en yakın devlet okulu hangisi ise ona yazdırılir..Uzun vadeli öngörü için hiç şansı yok..Lüks onlar..Ne yapsınlar şartlar işte...\n\nSonra ergenlik, gençlik; bazıları için ne kadar renklidir..Marka kıyafetler, marka eğlence yerleri ve gönlünce para harcama.Yurt içi, yurt dışı seyahatler. \n\nGelelim çifte  standarta,  pazarda ne bulursan onu giy..Bulduğuna şükret...Bir çay bahçesinde bir çay içtiysen, parkta bir banka oturup çekirdek çitlediysen daha ne eğlencesi...\n\nSonra iş güç; torpilin varsa para, kariyer senin.. Yoksa, kırmızı ışık  yaniyor demektir. Orada dur...Hatta hayatın boyunca 'dur'..\n\nSonra evlilik insan hayatının en özel zaman dilimi..Ilk kez hayatınıza, kendiniz yön verebilme imkanına sahipsiniz (olmayabilirsiniz de) , seçiminizle..Doğru seçim şart..Ne varki; bu da şans.. Bir de hiç evlenmemiş olmakta var.\n\nAslinda 'çifte  standart' değil 'üçte- dörtte standart'ı da var bu işin..Doğar doğmaz kapının önüne konan çocuklar gibi..Doğar doğmaz aç olan annenin, sütü olmadığı için anne sütü  bile bulamayan çocuklar gibi..Kimi villalarda, yalılarda yaşarken; damı akan, sobası yanmayan gecekonduda yasam savasi veren insanlar gibi..\n\nAdalet var mi gerçekten? .Adaleti tanıyan olmuş mu hiç hayatında? .Adaleti tanıyan varsa; \"en şanslı kul\" diye guinness rekorlar kitabına girmeli. \n\nYazdıkça, adalet sözcüğü lügata nasıl girmiş olabilir diye düşünüyorum. Adaletsiz bir dünyada, bu sözcüğü nasıl bulup var etmişler anlamadim...Çifte  standartlarin geçerli olduğu bir dünyada, adalet ne kadar anlamsiz bir kelime..\n\nManevi adalet o nasıl oluyor acaba? Herkesin beyaz bir beze sarılıp toprağa konmasından ibaretse, tamam diyebilirim..Bundan başka hiçbir konuda adalet görmedim...\n\nAdalet sözcüğü boşa  yer ediyor sözlüklerde..Atın gitsin sözcük dagarciginizdan..\n\nNalan Uzer\n13/ 01/2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düz Yazı - Anı",
        "poet": "Nalan Uzer",
        "poem": "\n\n•\tTekdüze bir yaşam tarzını benimsemiş karmaşık ve yorucu olmayan yollarda ilerlemeye çalışmış biriyim. Korkakça bir yaşam tarzını seçmiş olmamdan hiç pişman değilim..Hiç üzmedi hayat beni..Hiç üzülmedim..Bu benim seçim tarzımdan ileri gelen bir durumdu.\n\n•\tBaşımı biraz sağa sola çevirdiğimde, hayatın bazı insanlardan neler götürdüğünü gördükçe; halime daha bir şükrediyor tercihim adına mutlu oluyorum. Bugün biraz hüzün var yüreğimde..30 yıl önce mutlu, varlıklı bir ailenin kızı olan bir okul arkadaşımın yaptığı bir aşk evliliği sonucunda bitmiş halini görmek, kazanlarla acı kaynattı içimde. İşi gücü olan ve aynı zamanda güçlü bir aileden gelen bir kızın şimdi sağlığı ile birlikte varlığı da yok olmuş; anne, baba, ağabey derken sırası gelen diğer yakın aile fertleri de öteki dünyaya göç edince kocasından başka yakını kalmamış yapayalnız bir kadına dönmüştü. Çocuk desen, hamileyken kocasından yediği dayak neticesinde doğmasına yakın karnında ölmüş, bir daha da olmamıştı..Yıllar içinde kalp rahatsızlığı baş göstermiş arkasından kalbine takılan pil ile yaşamaya başlamıştı. Şimdilerde de diyaliz makinasına bağlı bir böbrek hastası olarak yaşamaya çalışmakta.\n\n•\tBir devlet dairesinden emekli olduktan sonra maaşının ne kadar olduğunu bile bilmeyen, sormaya da gerek duymayan bir kadın. Gelen onca mirasa elini bile sürmeyen ya da süremeyen, 'onca gelen nereye gitti' demeyecek kadar tok gözlülük ve iyi niyetle bütünleşmiş bir kadın, onca cefayı hak edecek ne yapmış olabilir ki? \n\n•\tYıllar önce aşkından öldüğü adam, ailesini hiçe sayıp dinlemeden evlendiği adam 30 yıl boyunca kendine köpek gibi davranmış, horsunlamış, dövmüş..Ezik bir adam karısı sayesinde her şeye sahip olmuş ama karısı o adam yüzünden, sağlığı dahil her şeyini kaybetmişti.Ne acı…\n\n•\tBugün halini hatrını sorduğum arkadaşımın \"çok kötüyüm, artık ben uzatmaları yaşıyorum' demesi beni kahretti..Söyleyecek söz bulamadım…Gözlerimin önüne tanıştıkları günler, yaşadığı aşkın onu göklerde uçurduğu zamanlar geldi. 'Ailem benim hep ailem olarak kalacak ama onu kaybedersem, ömrümce acı çekerim' dediği ve ailesini dinlemeden gidip evlendiği adam bugün onu ne hallere getirmişti.\n\n•\tAşk bu muydu…? Uğruna onca fedakarlık yaptığın adam, birgün gelip seni dirhem dirhem öldürebilir miydi…? Aldatarak verdiği işkenceyi es geçiyorum…Hiç bahsetmiyorum bile.\n\n•\tAşk bu muydu..? Uğruna fedakarlık ettiğin aşk ve adam birgün mezarın ve Azrailin olabiliyor muydu..? \n\nVe yine kendime dönüp \"sen ne şanslı bir kulsun' demek geliyor içimden…Bencillik diye düşünmeyin kaybettiklerim ve eksiklerim belki de bugün ki huzurum benim.\n\nNalan Uzer\n04.08.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düz Yazı - Bu Sonbahar Son Nokta",
        "poet": "Nalan Uzer",
        "poem": "\n\n\"Bu sonbahar son nokta\"\n\nYazın son günleri, ister istemez bir hüzün sarıyor tüm benliğimi..Sonbaharın ürküten sarısı daha görünmedi belki..Yapraklar hala yerli yerinde ama biliyorum sonbahar çok yakınımda. Bütün beklentilerin son noktası..\n\nŞakası yok, zaman bütün toleransini kullandı artık yapılacak hiçbir şey kalmadı. Sıkıca sariliyorum yaza. Bu yaza bir başka sariliyorum, bir başka istemiyorum gitmesini. Çok mu üşüyecegim bu sonbahar acaba. Beklentisiz bir yaşam başlıyor..Hayalsiz bir yaşama alışmıştım da, masum beklentilerim hiç terketmemisti beni..Aşk, sevgi ömür boyu hiç gitmeyesiye çalacakti kapımı, bulacaktı beni..Bu sonbahar yok bu sonbahar son nokta. \n\nUmutlar hep vardı ama bu sonbahar yok bu sonbahar son nokta. \n\n21.08.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düz Yazı - Gülümsemek Serbest",
        "poet": "Nalan Uzer",
        "poem": "\n\nKimine göre komik, kimine göre hoş, kimine göre boş bir hikaye anlatacağım şimdi size...Baştan söylüyorum; gülmek serbest gülebilirsiniz :)\n\nVeee gelelim hikayemize.....\n\nBir dünya yarattım kendime..Kimsenin bilmediği sanal bir dünya..Sadece şiirlerde konuşabildiğim, zaman zaman alaşağı olduğum, kavgalar ettiğim, sevdiğim, nefret ettiğim bir sürü şey yaşıyorum bu dünyada..Acı çekiyorum, gözyaşı döküyorum..Ve gün ışığı ile birlikte o dünya bitiyor..Tasasız bir dünyada buluyorum kendimi..Ne üzüntü, ne aşk, ne nefret, ne hareket…\n\nDüşünüyorum, gerçek dünya ne veriyor bana? …Giyiniyorum, süsleniyorum, yemek yiyorum, televizyon izliyorum, geziyorum, arkadaşlarımla sohbet edip kahve içiyorum..Siyasetten, güncel konulardan bahsediyorum..Arkadaşlar eşlerinden, çocuklarından anlatıyorlar; dinliyorum.. Arkadaşlarımı dinlerken,  bazen ‘aman iyi ki koca derdim, çocuk derdim  yok’ deyip seviniyorum… :)    ‘İyi ki özgürüm, iyi ki yaşamımı birinin ellerine verip tüketmemiş, tükettirmemişim’ diyorum…Yoksa genç kalabilir miydim böyle :)          Bu bir teselli mi, bilmiyorum..Gün, böyle bir döngü içinde sürüp gidiyor…\n\nVeee akşam oluyor, benim dünyam havanın kararmasıyla başlıyor…Kimse bilmiyor, kimsenin haberi yok dünyamdan..Önümde bilgisayarımla hareketli bir yaşamın içine dalıyorum...Geziyorum, okuyorum, öğreniyorum, oyun salonlarında okey oynuyorum..İki laf ediyorum…Ve aşkımı arıyor gözlerim, o sonsuz boşluğun içinde..Yine küsüz, yine kavga ettik, yine kırdık döktük birbirimizi…Yüzünü hiç görmesem de, yıllardır kalbimde değişmedi yeri..Bugünlerde çok üzüyor beni.. :)        Gözyaşlarım kurumaz oldu, kıskançlığım tavan yaptı, çok mutsuzum.. :)       Şiirler olmasa nefes alamayacağım, oksijensiz kalacağım, öleceğim belkide.. Öyle  yoğun duygular yaşıyorum, öyle  acıyor ki bazen yüreğim…İşte ben bu dünyada yaşıyorum..Bu dünyada varlığımı hissediyorum..Bu dünyada aşk için gözyaşı döküyorum...Bu dünyada, bir sevgilinin peşinden gidiyorum..Hele kıskançlık krizlerim tutmaya görsün, dünyam başıma yıkılıyor  :)          Kırıyorum, döküyorum, ağzıma geleni söylüyorum, tek kelime ile çıldırıyorum…Kimse bilmiyor, kimse duymuyor; kan gövdeyi götürüyor.. :)          Hakaretler ediliyor, bağırışılıyor, darmadağın oluyor ortalık, kimsenin haberi yok  :)        \n\nBaşımı bilgisayardan bir an çevirdiğimde; karşımda televizyon ve yanımda uyuyan annem…Bir tarafta ortalık yıkılırken, bir taraf ne kadar sakin…. :))       \n\nSanal mı, gerçek mi? …Hangisinde yaşam var? \n\n24.12.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düz  Yazı-Nem Kaldı",
        "poet": "Nalan Uzer",
        "poem": "\n\nSinsi bir sıkıntı yarıp geçiyor içimi..Aslında silip süpürmüştü  son rüzgar anlamsiz olan her şeyi..Içimde zerre infial,  zerre aşk, zerre özlem yoktu.Sifirlanmis bir yürek,  güncellenmis bir ruh hali içindeydim..Aylar, mevsimler, yıllar gündemimde değildi..Hesap kitap gibi merhaleleri geçmiştim..Dünü değil, günü sevecektim, söz vermiştim.. \nŞimdi bu gereksiz sıkıntı neyin nesi.Nerden çıktı birdenbire.Tecrit edilmiş, unutulmus gerçek bir kış karamsarlığı kapimda..\n\nAh kış! Kış! üşüyorum, korkuyorum, titriyorum bak yine..Ateş bile isitamazken içimi, ne açılacak bir defterim, ne açmaya gücüm, ne de buna lüzum kaldı biliyorum. \n\nNalan Uzer \n14/01/2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düz Yazı: Kitap Tanıtımı",
        "poet": "Hüdai Ülker",
        "poem": "\n\nBİR KİTAP OKUDUK: JAKOB DER LÜGNER – YALANCI  YAKUP\n\nHüdai Ülker\n\nJahudi asıllı Alman yazar Jurek Becker, bu kitabında Nazi Almanyası döneminde Getto’da yaşam sürdüren Yakup adlı bir kişinin yaşamını anlatmaktadır. Yakup, Getto’da yaşayan diğer esirlere ümit verebilmek ve intiharları durdurabilmek için yalancı olmak zorunda kalır.\n\nBu kitap Türkçeye çevrildi mi, çevrildiyse hangi adla çevrildi bilmiyorum, o nedenle de başlığa kitabın Almanca orijinal adını da yazdım.\n\nYakup, neden yalancı olmak zorunda kalıyor ve olaylar nasıl gelişiyor, bunu aşağıda anlatacağım ancak önce yazar Jürek Becker üzerine bikaç söz edelim:\n\nBecker, 1937 yılında Polonya’nın Lodz kentinde doğdu. Annesi öldürüldü, babası esir edildi, kendisi de  iki yaşındayken Getto’ya gönderildi ve savaş bitinceye dek Getto’da esir kaldı. Becker’i burada tanımadığı insanlar baktı.  Toplama kampından sağ olarak kurtulan yazarın babası, oğlunu Sachsenhausen kampında bulur.\nBecker, ‚Yalancı Yakup’  romanını 1969 yılında yazdı. Roman kısa sürede dünya çapında yankı buldu ve filmi de çevrildi.\nJürek Becker, 1997 yılında öldü.\n\nAnlatıcı okuru daha kitabın başında Getto’ya sokar ve ‚Getto’larda neden ağaç bulunmaz diye şikayet eder. Sonra da kendi yanıt verir: ‚Ağaç kuvvet ve gurur sembolü olduğu için Getto’larda ağaç bulunmaz; daha önce ağaç vardıysa da sökülür bunlar ki Yahudiler kuvvet ve gururlarının kalmadığını bilsinler.’ Naziler ağaçsız Gettolar kurarak Jahudileri daha baştan ölüme hazırlamaktadır. Nitekim buralarda her gün intihar olayları yaşanır.\n\nİşte böyle ağaçsız bir Getto’da Yakup adlı bir esir yaşamaktadır. Bir gün Yakup yasak saatlerde dışarda olduğu gerekçesiyle bir kule nöbetçisi tarafından projektörle yakalanır. Getto’da akşam saat sekizden sonra dışarda gezmek yasaktır ve böyle bir yasağı çiğnemenin cezası ölümdür. Nöbetçi Yakup’u durdurur ve kendisine ceza verilmesi için karakola girmesini söyler. Nöbetçi onu karakol kapısına kadar projektörle izler. Bu karakola girenin bir daha sağ çıkmadığını Yakup çok iyi bilmektedir. Ama gene de girmek zorundadır, çünkü girmese nöbetçi onu öldürecektir. Yakup karakolda korku içinde beklerken radyodan Rus askerlerinin ilerlediğini duyar. Radyo ve saat kullanmak esirler için yasaktır ve cezası ölümdür. Yakup karakolda bir saate bakar ve vaktin henüz geçmediğini görür. Saat henüz yedi buçuk dolaylarındadır. Yakup, nöbetçiye durumu anlatır, Kuledeki nöbetçinin saatin sekizi geçtiğini sandığı için onu karakola gönderiğini anlatır. Karakol nöbetçisinin o gün keyfi yerindedir, Yakup’u serbest bırakır. Böylelikle Yakup karakoldan sağ olarak çıkan ilk Yahudi esir ünvanını alır. \n\nErtesi günü esir işçiler tren istasyonunda çalışmaktadırlar. Onların buradaki görevi vagonlardan yük indirip yük bindirmektir. Yakup’un iş arkadaşı Mişa iri yarı bir delikanlıdır ve boks sporuyla uğraşmıştır. Mişa’nın  karnı açlıktan burkulmaktadır. Patates çalmaya karar verir. Yakup, böyle bir hareketin cezasının kesin  ölüm olduğunu bilmektedir. Aslında karakolda duyduğu radyo haberinden kimseye söz etmememeye kendi kendine söz vermişti ama, Mişa’yı kurtarmak için sözünü bozacaktı. ‚Bana bak’ der genç adama, ‚biraz daha dişini sık, haberlerde dinledim, savaş bütün hızıyla devam ediyor ve Rus askerleri buradan dört yüz kilometre uzaklıktalar.’ Mişa olduğu yerde adeta taş kesilir, inanmak istemez. Yakup’a bunu nerede dinlediğini sorar, Yakup ta çaresiz: ‚Bende bir radyo var’ der. \n\nBundan sonra Getto’da durum değişir. Daha doğrusu Mişa bu haberi herkese yaydıktan sonra olur bu. Oysa Yakup onun bu haberi kimseye söylememesini tembihler ama dinlemez Mişa ve yayar haberi. Bu nedenle Yakup, Mişa’ya küser. \n\nArtık Yakup’u herkes rahatsız etmektedir. Herkes ona her gün savaşın seyrini sormaktadır. O da çaresiz her gün yeni yeni yalanlar söylemektedir. ‚Ruslar bu gün on kilometre ilerlemişler, bu gün beş kilometre ilerlemişler, dün falan yerde kıyasıya savaş olmuş’ gibi, hergün yeni yeni yalanlar uydurmaktadır. Ama bu yalanların faydası olmaktadır. İntiharlar kesilmiştir ve herkes buradan kurtulduktan sonra neler yapacağının hayalini kurmaktadır. \n\nBundan sonra kitabın öyküsü hep Yakup ve onun  radyosu üzerine kurulur. Adam bir çok insana her gün uydurma haberler anlatarak onların biraz daha yaşamasını sağlar. Ancak Yakup bu zor göreve dayanamaz. Bir gün elinde makasla tellere doğru gider, niyeti kaçmaktır. Ancak bunu başaramaz; burada kurşunlanarak öldürülür. \nEvet, ‚Yalancı Yakup’ (Jakob der Lügner)  okunmaya değer bir kitap. Kitabı bulamazsanız bile filmini izleyin.\n\nHerkese edebiyat dolu günler dilerim.\n\nHüdai Ülker\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düz Yazı - Şükürler Olsun",
        "poet": "Nalan Uzer",
        "poem": "\n\n•\tŞükretmenin tüm güzelliğini içimde hissediyorum bu gece.Baktığım her yerde ayrı bir güzellik görüyorum. Gökyüzü, tüm yıldızları üzerime salacak gibi  ışıl ışıl toplamış başımın üstünde. Hava inanılmaz güzel,  deniz inanılmaz sakin. Elimde kahvem ne isterim daha.\n\n•\tAllah'ın tüm lütfu üzerime sanki. Böyle havada yalnızlık ne..? Allah, anne kokusundan  mahrum etmesin inşallah uzun yıllar  daha, asıl yalnızlık o olur  işte. Nedir ki geri kalan yalnızlık. Bir kere daha şükrediyorum  Allah'a, ellerim havada….\n\n•\tKarnı tok olana nankörlük yakışır mı. Şanslı olduğumu tüm dünyaya haykırasım var da, utanıyorum  bunlardan mahrum insanları düşündükçe. Açlıktan  kıvranan, acıdan  inleyen nice insanlar geçiyor gözlerimin önünden birden. Değmeyin dünyama derken dağılıyorum birdenbire. Utanıyorum  mutluluğumdan, huzurumdan. Şükür etmeyi bilen yüreğim sızlıyor aniden.\n\n•\tNe oldu şimdi, yüregi huzurla çarpan  ben, dağıldım yine.Toparlanma içgüdüsüyle bir kez daha bakıyorum etrafıma. Şükrediyorum şükrediyorum bir kez daha..\n\n•\t'Allah'ım şükürler olsun sana'. Lütfun ile taçlandır  tüm insanlığı.Karnımın tokluğundan utandırma beni.Utandirma insanlığımdan…\n\n•\tŞu hayırlı günlerin yüzü suyu hürmetine acımasın canlar, akmasın kanlar. Açlıktan, susuzluktan kurumasın dudaklar…\n\n•\tŞükretmeyi bilmekten…..Şükürler olsun demekten vazgeçirme asla…\n\nNalan Uzer\n\n02.06.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düz Yazıdan İbaretler Yine",
        "poet": "Elif Kerenciler",
        "poem": "\n\n-lodos esmeye devam ediyor.yıldızlar çok net.bulutlar parça parça da olsa yerini almış yine.Yaşamı uzun zamandır bu kadar yoğun hissetmemiştim.içim çok sıkılıyor midem hala bulanık, duygularım karma\n\n-bırakma kendini ne olur.elimden geleni yapmayı istiyorum ama engelleniyorum yaşama\n\n-en sahip olduğum, ruhum can cekişiyor gözlerimin önünde bense yutkunuyorum hala\n\n-biliyorum ve anlıyorum da yaşatmayı da istiyorum ama sözlerim yetersiz kalıyor sana.basit tümceler kurabiliyorum bu zamanlar\n\n-gelme bu defa git beni bana bırak ve git.ruhumun ölümü sessiz sedasız olsun, yalnız olsun.nasıl yaşattıysam onu ölümü de öyle yapayalnız olsun.\n\n-yapma herşeyi silebilirim diyemiyorum ama seni istiyorum, ruhunu da...\n\n-evrenin gizini avuçlarına al da gel, ruhum yitirdi onu.koş, yetiştir bana\n\n-gidiyorum.deil evrenin yaşamın tüm sihrini seriyorum yaşamlara, yaşanmışlıklara, yaşamım dahil.\nçünkü seni seviyorum, duyuyor musun? \n\n6 Ocak 2003 \npazartesi\n01: 36\nBiga\n\n\n"
    },
    {
        "title": "DÜZ YAZI-Tuzla Deri OSB’nin Mimarı azamı öldü.",
        "poet": "Hüsnü Atzel",
        "poem": "\n\nSene 1983.\nO’nu tanıdığımda İstanbul Deri Organize Sanayi Bölgesi’nin henüz 2 aylık Genel Sekreteri idim. \nÇerkezköy OSB.nin  ve Profilo Grubunun koordinatörü tavsiye etmiş rahmetli  Cezmi Öztemir’ e, Cezmi bey TDSD Başkanı ve OSB nin de Başkanı.\n\nBeraberliğimizin daha ilk adımında ne para ne pul konuşulmuş, ama anlaşma hemen sağlanmıştı. Sadece Kazlıçeşme’ den Tuzla’daki İstanbul Deri OSB’ye taşınacak deri ünitelerinin, hırpalanmadan kendilerine zarar gelmeden nasıl nakledileceği hususu konuşmanın tamamını almıştı.\n\nErtesi sabah Emin hoca erkenden Kazlıçeşme’ deki dernek binasındaydı. Elindeki çantanın içerisinde  bir takım kağıtlar,cetvel  defter vs. gibi malzemeleri ile.\nDaha İstanbul Büyük  Nazım İmar Planı Bürosundan bölgenin belirlenmiş son haline ilişkin planları bile tamamlanmamışken, kafasında bugünkü hali ile bölge hazırlanmıştı bile.\nDeri sanayini tanımak,OSB’lerin patronu Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’ndaki durumunu  incelemek,Dericilerin kafasındaki fabrikaların şeklini tanımlamak çabalarıyla geçirmiştik bir ayı.\n\nBir sabah bana “hadi kalk İTÜ’ye gidelim, bu bölgenin  1/50.000 ölçekli planı arşivlerinde vardır,çıkaralım hali hazır durumunu,bana harita,marita lazım değil” dedi.Ve  Biz Maçka’daki İTÜ’nün yolunu tuttuk.Nitekim  bugünkü Tuzla Aydınlı-Orhanlı hudutlarındaki  DERİ OSB’nin yerleşik  halini bütün gece çalışıp 3 adet göleti ile birlikte  aydıngere çizdiği Genel Yerleşim Planı çalışmasını, işin takipçisi dönemin İstanbul Valisi Sayın Nevzat Ayaz gördüğünde çok heyecanlanmış ve bir an evvel bu taslağın hayata geçirilmesi için her türlü yardımı ve direktifleri vererek hızlı bir start almamızı sağlamıştı.Genel hatları ile o gün ne çizdi ise bugün bölge o haldedir. Bir nebze bölgenin yer göstericisi ve seçicisi durumundaki Valimize arazinin coğrafik konumunun çok kötü olduğunu vurgularken, Valimiz “desene bu arazi üçüncü sınıf kereste”  demesi üzerine “ kereste bile değil Sayın Valim,kötü bir sanayi odunu” tanımlamasını hemen yapıştırmıştı.\n\nBu kararın alındığı 8 Şubat 1983 günü İstanbul karlar altında idi ve bizler Cağaloğlu’ndaki Vilayet Binasının arka, küçük toplantı odasında Valimizin İstanbul’daki okulları kar -hava muhalefeti- yüzünden kapattığına ilişkin talimatına da orada muttali oluyorduk. \n\nBölgeyi birlikte  gezdiğimiz ilk gün ise, ayağında çizmeleri ile dere tepe çamur çorak dinlemeden  ham arazi üzerinde, beni sürüklemiş, kekliklerin uçtuğu,kurtların uluduğu vahşi bir tabiatın içerisinde olduğumdan kendimi avcı gibi hissetmiştim.Ama  kravatlı, takım elbiseli silahsız bir avcı…        \n\nHaritacı Hüseyin Oransal’ın bölge kadastro çalışması esnasında Ülkede siyasal yaşam değişmiş İstanbul’un  Belediye Başkanı Sayın Bedrettin DALAN,Hükümetin başında da Rahmetli Turgut ÖZAL seçilmiş liderler olarak projemize çok büyük duyarlılıklar göstermekte idi.Tabii bizde de Cezmi Başkan yerini Rahmetli Turgut KOŞAR’a devretmiş seçimle işbaşına  Başkan Yardımcısı iken  Başkan olarak geçmişti.\n\nRahmetli Başbakanımız-Cumhurbaşkanımız Özal’ın küçük  GAP dediği projeye Sayın  Dalan,İstanbul’un çehresini değiştirmek adına taşınmaya hız verilmesi bakımından her türlü yardımı vaat ederken bir yandan da Kazlıçeşme’ deki binaları yıkmakla tehdit ederek aba altından sopayı eksik etmiyordu.\nSayın Dalan’ ın Müteşebbis Heyetteki  temsilcisi Sayın Zekai Savaşlar’a,bir toplantı esnasında  “sizler Kazlıçeşme’deki terekeler peşindesiniz” çıkışını yaparken, Nasrettin Hocanın “ Tarlasında canı karpuz çekip tarlaya dalan birinin, tarla sahibini görünce   karpuzun üzerine oturarak cevap veren adam gibi  bir rahat bırakmadınız ki normal def-i hacetimizi giderelim” fıkrasını  da ilave ederek hiddetini serzenişini bildiren,nüktedan ama  ciddi sağlam karakterli düzgün bilgili aydın bir kişilikti Emin Hoca. \n\nTüm bu oluşumlar içerisinde Emin hoca adı gibi kendinden emin projelerin detaylarını çiziyor, kendisi gibi rahmetli olan çalışma arkadaşı Celal Bekiroğlu ile birlikte alt yapı projelerini, sosyal hizmet binalarını kısaca alt –üst her ne varsa elinde cetvel kalem tamamlamaya çalışıyordu. Bölgenin en önemli projesi olan Atıksu Artıma Tesisleri projesine bile el atmıştı.Ne duyarsa  veya ne görürse   hemen kağıda kaleme sarılıp,edinmediği bilgileri araştırıp,yazar çizer   sonra da ama sanayiciye ama bana, ama etrafındaki yakaladığı birilerine bir, bir anlatıyordu.Kendisinin vazgeçilmez özelliklerinden biri idi bu.   İşte sırf bu yüzden sonradan duyduğum üzere üniversitede arkadaşları ona” Bakkal Emin” lakabını takmışlar.\n\nAlmanya, Fransa ‘ya yaptıkları seyahat sonrası fabrika binalarının en mükemmel kullanım şekli ile çizimlerini yapmış, rahmetli Deri İşverenleri Sendikası Genel sekreteri ağabeyim, mesai arkadaşım Nuri Özdemir’in odasında duvara bile asmıştık. Ziyarete gelen sanayicilerden görüş almak adına nasıl çırpındığına bizler şahit oluyorduk. Sanayici yıllarca çözülmeyen taşınma bilmecesini yine yıllarca çözülmez görüyor, her türlü tehdide ve çabaya rağmen bir yandan Tuzla’ya ait salmaları ödeyip diğer yandan da daha kim bilir kaç on yıllarca yıl burada kalırız  diye kendini kandırıyordu.\n\nTa ki okun yaydan çıktığını 9 Nisan 1985 de yapılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis salonundaki toplantıya ve Dalan’ ın  1.Eylül 1985’de Kazlıçeşme’den Tuzla’ya taşınmazsanız fabrikalarınızı başınıza  yıkarım diyen kararlı duruşunu idrak edene kadar.\n\nEmin Süreyya Canpolat hoca yine yapacağını yapıyor, yapılan çalışmaları ve koltuğunun altında hiç eksik olmayan bir tomar projeyi Sayın Dalan’a anlatıyordu.\n\n1987 yılında 220 deri fabrikasının avan projeleri ,bölgedeki oturacağı alanlarda sanayici ile tek, tek görüşülerek tamamlanmış,detay,statik mimari çizimleri için anlaşmalı büroya gönderilmişti bile.\n 5 ayrı prefabrikçi firma  ihaleyi üstlendiğinde bu projeler üzerinde ufak tefek değişimlerden başka hiçbir değişikliğe gerek duymayarak,çok kısa sürede fabrika binalarını tamamlamışlardı.\n\n1993 yılında bölge üretime geçtiğinde  on yıl önce kabasını çizdiği cami projesi harekete geçmiş temeli bile atılmıştı.  \n\nÇok büyük emekler sarfetti  Hoca, çok değerler kazandırmak adına hem Bölgeye hem bölgede yaşayan sanayicilere… Bu projeleri karşılığında kaç para kazandı, ne kadar bir karşılık aldı, ufak tefek ek proje bedelleri ekstraları haricinde 1983’ün 5 Ocak’ından  ayrıldığım 2004 yılına kadar aldığı muhtelif değerlerde aylık maaş ödemeleri…İşte bedel bu..Bölgeye, bölgedekilere  kazandırdığı mı?  Onu bir kazananlar bir de Allah bilir. \n\nDün onu ebedi yolculuğuna uğurladık. Acı olan şu ki,cenazesinde,sanayicilerden sadece Sayın Ahmet Göncüoğlu, mesai arkadaşları olarak da  çalışanlarından Bölge Müdürü Sayın Cavit Çetinbahadır, Desbaş Genel Müdürü Sayın İlhan Baltacıoğlu,Bakanlık Koordinatörü Sayın Şükrü Karacalı, Hukuk Müşaviri Sayın  Mustafa Atilla ve ben vardık.\n\nİstanbul Deri Organize Sanayi Bölgesi’ne  60 yaşından sonra  25 yılı aşkın bir süre var gücü ile gece gündüz hizmet eden Bölgenin  Mimarı Azamının cenazesinde kendisini uğurlamaya gelen tek bir sanayicinin dışında diğerlerinin  bulunmaması ne kadar manidar ve acı geldi bana.\nDemek ki bölgeye ve bölgedeki sahiplerine hiçbir şey kazandırmamış diye düşündüm,yanıldığımı bile, bile… \n\nSevgili Hocam,Sayın  Y.Mim.Müh. Emin Süreyya CANPOLAT ebedi istiratgahında huzur içerisinde uyu,  yolun açık olsun, nur içerisinde yat, sana  son görevini  yapmayan geride bıraktıkların, ne kadar vefalı olduğunu bir kez daha anladığım  o sanayici(! ! ! !)  lere de  Allah selamet versin.21.04.2009 SALI\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzen",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\ndüzen dediğimiz, düzensizlik adına\nne çok şey kaybediyoruz aslında\nkaybetmeme adına\nkendimizi kaybediyoruz habersiz\n\n6 Ocak 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzelmez",
        "poet": "Ozan Arif",
        "poem": "\n\nKör olan vicdanlar bakın da görün\nBakmayınca bu memleket düzelmez!\nŞu çıban yarılıp içinden irin;\nAkmayınca bu memleket düzelmez!\n\nKapanmalı bu milletin yarası\nNe kavganın,ne döğüşün sırası,\nEvde huzur,yurtta dirlik çırası,\nYakmayınca bu memleket düzelmez!\n\nOlmamalı Türk'ün Türk'ten şüphesi\nYol olmalı aşk dağının tepesi\nHer kulağa birer sevgi küpesi\nTakmayınca bu memleket düzelmez!\n\nBeşeriyet kanununun çatlağı\nYurdu yaptı vurguncunun otlağı\nYetimin hakkını yiyen gırtlağı\nSıkmayınça bu memleket düzelmez!\nVallahi susamış arıyor vatan,\nYeni bur kumandan,yepyeni bir han;\nBen diyeyim Fatih,sen de Alparslan,\nÇıkyanıca bu memleket düzelmez!\n\nKoy desinler falan fikrin ozanı\nOzan Arif sen bırakma ezanı\nBismillah deyip de köhne düzeni\nYıkmayınca bu memleket düzelmez!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzen",
        "poet": "Furkan Selçuk Soylu",
        "poem": "\n\nŞuursuz yaşamak hep, bizi üzdükçe üzen\nFikri aidiyetle gelir huzurlu düzen! \n\nOcak 2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzce-hoyrat",
        "poet": "Nafi Çağlar",
        "poem": "\n\nDüzce, Düzce,\nOrmanın içindedir Düzce,\nArkası Bolu Dağı,\nKurulduğu yer düzce... \n\n19 Ağustos 2014 Salı 11:29\nŞahinbey / Gaziantep\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzen",
        "poet": "Necmettin Özelçi",
        "poem": "\n\n                                Bu dünyada böyle bir düzen var işte...\n\t\tKim kimi sever nedense kimse bilemez? \n\t\tBirkaç üzüleni bir tek üzen var işte! \n\t\tBirçok garip ağlamazsa kimse gülemez...\n\n\t\t\t\t\t1980.Sivas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzen",
        "poet": "Fethi Yıldız",
        "poem": "\n\nDÜZEN\n\nDüzen sibobu inen çıkan borsa\nDevlet, millet birbirini soysa\nHertürlü çirkef çağa uygunsa\nÇadaş adına çağ dışı bir bela\nAkıl,fikirler hep buna müptela\n\nBozulmuş ahenk görünmüyor sisten\nKör şeytan düzeni yürüyor tersten\nKatil yapıyor bu faizli sistem\nÇadaş adına çağ dışı bir bela\nAkıl,fikirler hep buna müptela\n\nRuhlar canavar sevgi döndü leşe\nDüzen ahtabotu dönüyor köşe\nPara ne huzur bıraktı ne neşe\nÇadaş adına çağ dışı bir bela\nAkıl,fikirler hep buna müptela\n\nBankalar millete kurulu tuzak\nKredi çuvala sığmayan mızrak\nSaplanır batağa durmazsa uzak\nÇadaş adına çağ dışı bir bela\nAkıl,fikirler hep buna müptela\n\nEsbab dilsiz konuşuyor kurşunlar\nKüskünler çoğaldı yok barışanlar\nMücrimler revacta,artı boşananlar\nÇadaş adına çağ dışı bir bela\nAkıl,fikirler hep buna müptela\n02.04.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzen",
        "poet": "Savaş Çakır",
        "poem": "\n\nBir dünya kuruldu dostluk üstüne\nKötüler ittiler boşluk üstüne\nMedeniler güler açlık üstüne\nAradım bulamadım beni anlayan\n\nBir yanda yoksulluk bir yanda zulüm\nBu savaş yoksula bir ölüm kalım\nKendini boş yere zorlama gülüm\nArasan da bulamazsın seni anlayan\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzelir İşin",
        "poet": "İbrahim Çiçek",
        "poem": "\n\nHer işi acele eyleme kardaş\nBiraz sabır eyle düzelir işin\nBulamadınmı dünyada sırdaş\nBiraz sabır eyle düzelir işin\n\nDünyada yok iken var olduk neden\nHiç geri gelmiyor dünyadan giden\nHer gün yetişiyor taze bir fidan\nBiraz sabır eyle düzelir işin\n\nMademki insanlar yoktan var oldu\nÇaresizler yanıp yanıp kül oldu\nKüçük damlacıklar birikerek göl oldu\nBiraz sabır eyle düzelir işin\n\nİbrahim der yaratana hep sığın\nKurumaz o zaman bahçenle bağın\nDaha senin yeni başladı çağın\nBiraz sabır eyle düzelir işin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzen...",
        "poet": "Mehmet Aydemir",
        "poem": "\n\nSabahın ilk güneş ışıkları ile gelen,\nO muhteşem irkilme duygusu,\nSonrasında terk ederken yağmura,\nGiyinmek için harcanan zamanın,\nHepsi ayrı bir heyecan,\nSokağa çıktığında birden o trafik,\nBütün o güzel duyguları alır götürür,\nAma her şeye rağmen yaşamak,\nBütün güzellikleri bozan şeye,\nKarşı koymak ayrı bir zevk,\nGüzelliği korumaksa bir tutku....    \n\nMehmet  Aydemir 05.04.1989\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzelir mi",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nNereye gidersem, orada kuyruk,\nSıraya gir diyen, bir sürü buyruk,\nKafam allak bullak, düşüncem savruk,\n\nDüzelir mi bilmem, bizi ezenler,\nMutluluk vermiyor, batıl düzenler.\n\nSanmayın vekili, biz seçiyoruz,\nAcı reçeteyi, biz içiyoruz,\nVergiler yük oldu, biz çekiyoruz,\n\nDüzelir mi bilmem, bizi ezenler,\nMutluluk vermiyor, batıl düzenler.\n\nLiderler milletin, yerine geçti,\nVekili bizlerden, önce o seçti,\nSeçim bittiğinde, vatandaş hiçti,\n\nDüzelir mi bilmem, bizi ezenler,\nMutluluk vermiyor, batıl düzenler.\n\nFakir ve fukara, vekil olamaz,\nAday olmak için, para bulamaz,\nMeydana çıkarsa, bir oy alamaz,\n\nDüzelir mi bilmem, bizi ezenler,\nMutluluk vermiyor, batıl düzenler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzen",
        "poet": "Mustafa Gökçek",
        "poem": "\n\nDÜZEN\n\nUzaklardan bir ses, bir rüzgâr\nVe bir güneş, ıssız, kapkara\nPerçemini indir, yüzünü göreyim ey güneş\nNazlanma da doğ, doğmaman kıyametim olur\n\n\n\n03.01.05                                     Mustafa Gökçek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzen bana uymadı",
        "poet": "Cuma Soylu",
        "poem": "\n\nDÜZEN BANA UYMADI \n-----------------------------\nDoluya yağmur döndü gözyaşım \nZehir oldu bir dilim ekmeğim aşım \nBeladan kurtulmadı çileli başım\nBen düzene düzen bana uymadı\n--------------------------------------\nYaşamak insana olmanın o özü\nGörünce gözler saklamam sözü\nÜç kuruşa satmayın siz özünüzü\nBen düzene düzen bana uymadı\n--------------------------------------\nBakın hele şu yolsuza imansıza\nÖdül verdiler bakın şimdi hırsıza\nSaygı duyuyorlar arsıza nursuza\nBen düzene düzen bana uymadı\n--------------------------------------\nSoylu güvenim kalmadı dünyaya\nBozuk Avrupa, da Asya da maya \nBağlı kalın ay yıldızlı bayrağıma\nBen düzene düzen bana uymadı\n-------------------------------------\nHalk Şairi Cuma Soylu.11.02.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzen Hasta",
        "poet": "Erol Ars",
        "poem": "\n\nbebekler ağlıyor göçük altında\nbulut yasta, güneş yasta, ay yasta \ninsanlığı katlediyor ırkçılık \nbeyin hasta, yürek hasta, gen hasta\n\nehli salakları almış yanına\nkin, öfke, zehir kusuyor ekranda\nRTÜK dediğin zurnada son delik \nvicdan hasta, düzen hasta, dil hasta\n\nbir maymun insan taklidi yapıyor\nyandaşı gorilden alkış alıyor\ninsan olan insan buna kanıyor \nmaymun hasta, goril hasta, us hasta\n\nparti camileri yapılır oldu\nnamazlar, dualar siyasal oldu\nteli kopuk ampul ışıldar oldu\ndizler hasta, aiın hasta, kalp hasta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzen Üstüne (1)",
        "poet": "Kemal Baral",
        "poem": "\n\nİçimizde var içimizde yaratmak\nKurallar yaratmak\nTutsağı olmak için.\nYenilikler yaratmak....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzen Denen Düzensizlik",
        "poet": "Nuri Özoğlu",
        "poem": "\n\nDört duvar arasına yağmur bile yağıyor,\nNere atsam adımı, toprak bile ağlıyor,\nHaykırış yürekte çok, adalet yok, huzur yok.\nDüzen denen düzensizlik hepimizi bağlıyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzenbaz",
        "poet": "Nisari Özdoğan",
        "poem": "\n\nSohbetinde durma hodbin densizin.\nBir heliği olsa, atar dağ gibi.\nHiylesine akıl ermez dinsizin,\nOlmayan cevheri satar dağ gibi.\n\nGüvenip de tınaz bozma yelinde.\nŞimşir tarak sahtekarın kelinde.\nElli gram gerçek olsa dilinde,\nDokuz okka yalan katar dağ gibi.\n\nSözüne kanıp da iyilik umma.\nDüşme ocağına; ateşli humma.\nGüya el uzatmaz harama amma; \nEline geçerse yutar dağ gibi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzen",
        "poet": "Necip Fazıl Kısakürek",
        "poem": "\n\nDoğan güneşler her gün ayni da her gün yeni;\nEzelden ebede dek, iste İslam düzeni!..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzen Kukla İstiyor",
        "poet": "Tevfik Yaşar Tekeli",
        "poem": "\n\nSağdan sola,soldan sağa\nİster solla, ister sağla\t\n“Durma yaz,  durma yaz! “\nkağıt beyaz,\nkar beyaz\nbulut beyaz\nyaz beyaz! ...\nEvet, evet; durma yaz,  durma yaz! \n\nSiyah kara\nHava kara\nPapaz kara\nŞefler kara\nAti kara\nDüzen kara\nEn kara Ankara! \nHayıııır, hayır! \n\nDiyemezsin onu öyle; \nHer şey beyaz, her şey beyaz! \nİster ‘sağ’dan,  ister  ‘sol’dan\nİster sağla, ister solla\nHiç düşünme, durma yaz; durma yaz!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzene Uyma!",
        "poet": "Orbay Eken",
        "poem": "\n\nCehennem içinde cennet arama,\nCennet içinde cehennem yaratma \nSen Tanrı değilsin haddini bil yaşa\nBir gün sıra sana gelecek unutma!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzenbaz",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nYaşamında doğruluktan iz yoktur,\nYalan yere yeminleri pek çoktur,\nAile hayatında mutluluk yoktur,\nToplumun gözünde adı düzenbaz...\n\nİnsanları birbirine düşürür,\nKaranboldan hep birşeyler aşırır,\nTatlı dille kandırmayı başarır,\nYaşamları alt üst eder düzenbaz...\n\nÇok sinsidir,iyilikle yaklaşır,\nAldığını alınca uzaklaşır,\nOnu bilen tuzağına alışır,\nİnsanı huzursuz eder düzenbaz...\n\n            03.02.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzenim Seninle Bozuldu",
        "poet": "Oktay Tuncer",
        "poem": "\n\nBütün karanlıklarımı al götür\nYeniden öğret evleri ağaçları bayramları\nBütün karanlıklarımı al götür.\n\nGünlerce yağmur yağsın istiyorum\nYağmur yağsın ve konuşma\nCüml....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzenli bir yaşam ailede başlar",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nDüzenli bir yaşam ailede başlar \n\nAcıyla tatlıdır yaşamın adı\nSevgi ve sadakat ailede başlar\nSıcak bir ilişki yaşamın tadı\nSevginin ateşi ailede başlar\n\nİnsanca bir yaşam mutluluk orda\nİnsani paylaşım huzur bu yolda\nSosyal ilişkinin kaynağı burda\nDüzenli bir yaşam ailede başlar\n\nMutluluğu yaşamaktır aile\nSağlıklı bir özgüvendir aile\nDikili bir ağaç daldır aile\nÜretim tüketim ailede başlar\n\nGücünle duruşun özüne bağlı\nKalemde mürekkeb sözüne bağlı\nBizim bu DOST ŞEREF yaşama bağlı\nİnsana duyduğu saygıyla başlar\n\n10/06/2008\nDOST ŞEREF\n\nKimden: sairyusuf//Yusuf değirmenci (Bay, 63)    \n Kime: Dost Şeref\n Tarih: 11.06.2008 19:09 (GMT +2:00)   \n\n   Konu: Yn: [dikensiz-guller] Düzenli bir yaşam ailede başlar \n\n  Ailede çocuklar öylesine eğitilmeliki insanlık kendini yenilese ve birbirini sevse \nSnunda ğişmanlı olmazdı amma maalesef bizler bunu yaşıyoruz\n\n\n\n Kimden: Altın Hızma Lamia CANAY (Bayan)   \n Kime: Grup: Aşka Sevdalılar\n Tarih: 11.6.2008 22:02 (GMT +2:00)  \n\n   Konu: Yn: [aska-sevdalilar] Düzenli bir yaşam ailede başlar \n\n  Düzenli bir yaşam ailede başlar \n\nŞeref Bey...Her toplumun sürekliliği için aile, vazgeçilmez bir unsurdur... Bunlar olmaksızın insanlar bir arada ve düzenli bir yaşam süremezler...Güzel dizelerdi... \nKutlarım,sevgilerimle...\n\n Kimden: Kebanlı yurtsever- (Bay, 86)  \n Kime: Grup: Kürecik Şiir Grubu\n Tarih: 11.6.2008 19:06 (GMT +2:00) \n\n\n Konu: Yn: [kurecik-siir-gr..] Düzenli bir yaşam ailede başlar \n\nİ'nsanca bir yaşam mutluluk orda \nİnsani paylaşım huzur bu yolda \nSosyal ilişkinin kaynağı burda \nDüzenli bir yaşam ailede başlar ' \n\nDost; iyi akşamlar dileklerimle.Paylaşıma teşekkürler. \nBöyle bir ailede yetiştiğine inandığım,yakın zamanda 'Doğum gününü'kutladığınız delikanlıya,sevgiler kucak dolusu,binlerce çiçek,yüzbinlerce kelebek kanadında öpücük kondurdum yanağına. \nSaygı ve dostluklarımla. \nVeysel Taş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzenli Dünya",
        "poet": "Melih Cevdet Anday",
        "poem": "\n\nBayılırım şu düzenli dünyaya\nKışı, yazı, baharı, güzü, gecesi gündüzü sırayla\nAğaçların kökü içerde\nDalların başı yukarda\nİnsanların aklı başında\nBeş parmak yerli yerinde\nBaş, işaret, orta, yüzük ve serçe\nDiyelimki kalksada serçe, orta parmağa doğru yürüse\nNe haddine\nYahut akasyanın biri başını toprağa daldırdığı gibi bir gezintiye çıksa\nMerhaba kestane merhaba çam\nEsselamunaleyküm ve aleykümselam\nKimsin nesin nerelisin derken\nLaf açılırmı bizim akasyanın kökünden\nBir uğultudur başlar rüzgarda\nKökü dışarda, Kökü dışarda\nBayılırım şu düzenli dünyaya\nKışı, yazı, baharı.güzü.gecesi, gündüzü sırayla\nAğaçların kökü içerde\nDalların başı yukarda\nİnsanların aklı başında\nAltta ölüler\nÜstte diriler\nGel keyfim gel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzgün Kalem",
        "poet": "Selçuk Akyüz",
        "poem": "\n\nKalemi de her daim vicdanının elinde.\nKelamı yok nefsinin, kaleminin dilinde...\n\n                                                                    (Van. Haziran 2016)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzensiz yapılaşma",
        "poet": "Mehmet Güzel",
        "poem": "\n\nDüzensiz Yapılaşma\n\nİsmi de bizim olan köyler vardı\nElde ne benlik,ne de kültür vardı\nBahçeli evlerimizin yerini siteler vardı\nİsimler bir hoş Müge, Liparis, Vivaldi\n\nKöyümüz, şehrimiz birbirine karıştı\nApartmanlar, siteler sahilimizde diken gibi açtı\nKendimizi unutup taklit hastalığı bulaştı\nFlamingo, Gondol, Palmiye isimler karıştı\n\nPetroller zaten bizim değil soyu başka\nKanımızı emiyorlar her varışta\nParamız dışa akıyor direksiyon başında\nOpet, Alpet, Shell birbirileri ile yarıştı\n\nPapatya tarlalarında fal bakardık\nNarenciye,kır çiçeklerini karışık kokardık\nBu binaların içinde boğulmayı başardık\nParklarımız da yabancılaştı Pine Park\n\nMarketlerimiz el değiştirdi ismi başka\nSoyup soğana çevrildik kredi kartla\nGözünü açıp tabelalara bir bak ta\nCearfur, Migros, Groseri hepsi lider satışta\n\nYöremizi döviz için turizme açtık\nÇocuklarımızı koruyamadık kendimizden uzaklaştık\nBu yabancılardan olmaz bize dost\nKızkalesi’nin adı da oldu Korikos\n\nMinübüse binerim Erdemli, Silifke’ye doğru\nKola çıkınca unutuldu, Silifke’nin yoğurdu\nŞoförün ağzından dökülür yabancı kelimeler\nOrfoz, Palma, Flamingo’da var mı inecekler\n\nLokantanın yerine Restaurant söylerler\nYemekleri liste yerine Menüden  seçerler\nSarımsaklı paça yerine, paket çorba içerler\nBu siteler sahilimizde mantar gibi biterler\n\nGüzel kardeşim yazar her şeyi mısra mısra\nİnanıyorum çevre sevenler gelir aşka\nBundan sonrasını düzeltip, korumak var amaçta\nOlmasın artık vatanda düzensiz yapılaşma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzmecelerde Merakımı Bağışlayın",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nKızım sana söylüyorum gelinim sen anla\nBir yerde kıstırıp yamalayacağım sana\nHa gayret, dost bolluğu zaten uçuşuyor ağızlarda\nKonuşmayı biz de başaracağız daha korkma\nDüzmecelerde merakımı bol bağışlayın da \nBol meraklıyım elhamdülillah bereket düştü çabama...\nSürtüşmeler deneniyor deyince geliyor nedense aklıma... \nUzaklaştırmayı başarmak yerine uzaklaşmayı anlamanın \nHayrını yorumluyorum satır satır... \nBilgilerdir, bilgilenmektir insanı korkuya esir etmeyen\nEndişe kazanını kesinlikle kaynattırmayan...\n\nher yazılan, yazdırtıyor olduğuna ne güzel anlamlar bunlar... yaşamın gerçeğinde sorunlar, hastalıklar, rahatlıklar, kişi olarak karşılaşılan, toplum olarak kaçınılmazlıklar, millet olarak birliğe bütünleşmenin engelleri aşılmak için gereklilikler olarak, hatta bir kişinin bir yanını, bir olay yaratıcılık hevesinin varlığını tek tek uzmanlıklar da çalışıyor olduğuyla, bunlardan birini alıp çalışmaya her tek bireyin kendince duygularına bir bütünsel gözüyle bakmadan önce, biraz kendince haliyle düşüncelerinde emeklemeyi yargılamak aceleliğine kalkışmak, bir taraftan üzecek elbette, diğer taraftan bu üzüntü rengiyle beliren durumu, sağduyuya çalışabilme gerekliği yaratıyor olduğuyla, doğru bir yöne yönlendirebilme emeği de verilecektir sanıyorum...\n\nama bunlar süreç istiyor gibi bir saygısı da olabilirse, ancak o zaman bir diyalog mantığına şans da tanınmış olabilecektir... bu süreç önemi ama, merak başkalarını da sarmadan daha; \n\nbir taraftan, 'işin yoksa düşün yine' gibi bir halini doğacaktır, örneğin ABD veya Avrupa diye düşünürken ister istemez şöyle geçiyor aklımdan; sahi, düşün yineleri diye bir müze olsa da, orada sergilenebilseler... :))     \n\nöyle ya... tarih yazılacakmış, akrobatlıklarla, teknolojinin gücü, atom gücü... birazcık gülecektim sözde... hani deniliyormuş ya, aman Türkler de büyütüyor canım, gibisinden... bak, haklıyım işte gibisinden hani, diyebilsinler diye... hoş, sadece bu dert dışarıdan geliyor olsa, ya akıllıyım diye geçinmenin sivrisinekliği, bir yerde bir laf üretip, ille de şuna yamalayayım gibisinde verili emekler... bir de içimizde bu düzelse... her şeyden anlıyorum havasına bürünen haller hani... \n\noysa, anladığım şeyler öğrendiğimdir, anlayamadıklarımla ilgilenen mesleklerde uzmanlıklar da var daha diyebilsek örneğin, her uzmanlıktan sunulan diyelim ki bir tek konusunu ele alarak, çünkü hepsini anlamak, o meslekte öğrenci olmadığımızı düşünerek belki, 'ben bu konu hakkında şimdilik bu kadarını anlayabiliyorum' demek varken, ben de okudum, aynı şeyleri mi okuduk acaba gibi horozlanmaları bırakabilmeyi de öğrenmiş olmaktan acizliği sergilemiyor mu? \n\ndiğer taraftan, anladığım şeyler şimdiye kadar ancak öğrendiğimdir, bugünden sonrasına daha da öğrenmeye merakımı tökezletmemek için, hâlâ ilgileniyor olmanın o değer bilincine saygı duymak varken, bugüne kadar anlamadıysan bugünden sonra daha zorlama kendini gibi ibibik ötüşmeleri, bir mahalle olgusunu dahi sergilemekte bir acizlik denilmez mi buna? \n\noysa, bir çalışma alanı, bir vatan gibi kocaman bir asilliği konuşabilmeye yürekleri şiir koklatıyoruz, koklayarak, anlayarak, anlayamadıklarımızı heceleyerek,  o anlayış mertebesine hazırlanabilmeye emeklemeyi takdir etme yerine, zaman bilincini değerlendirebilmeye (internet)   siteler, kütüphaneler kocaman bir asilliği sunuyorken, beni ne ile meşgul edebileceksin, buna ne kadar hak tanırım sana hem, düşüncelerini olur olmaz bir sefillikte kullanma edepsizliği ulaşılmaya değerlikler olabilir mi hiç? Bu hakkı sefillikle değil, bir olguyu güçlendirebilmek, olumsuzluğu düşünebilmeye davet olanağı olarak kullanmaya denenecek aracılardır diye de bir bakış açısına saygı duyabilmek Türklük faziletleridir...\n\nYüce Türk Milleti, bugün oluşanları sabırla beklemeyi bilenlerdir yücelikleri olarak... Vasıflarıdır dikkati kontrol altında tutabilmek... \n\nDikkat, sevgiyi taşıyabilmeye nadide özelliktir ve ulvi değer... diye bu bir çalışmam 'Yüce Türk Milleti Bağrına Taş Basmayı Bilir... / düz yazı' başlığıyla, yurtdışında yaşarken Türk varlığımızı terleten durumlardı... \nVatan uğruna kanlar dökülmüş, ben ter de mi dökmeyi beceremeyeceğim duygu ve özenleridir... \n\nVatan aşktır... \nVatan, kişiliği geliştirmeye güvendir... \nVatan, Millet yüceliğidir...\nVatan düşünce hakkına bağımsızlık hakkını tanımaya güvencedir...\nMillet, halk birlikleriyle bütünlüktür... \nVatan, bir bütünlüğün bölünmezliğidir...\nVatan ben'liğin tımarı, Aşk ben'liği tımar edendir...\nVatan toprağı, sınırı, bayrağı, ordusu, milletiyle sağolsun! \nKişilik ve benliğimi kendi ayaklarımla çiğner, çiğnetmem kimseye! \nCanımı, gönlümü, yüreğimi vatanıma feda etmeye koruyacağım! \nYorduramam bilinçsizlik sefilliğine! ...... \n\nHer olur olmazlığı söylettirmeyecek kadar bir güven saygısına alıştırmaktır, edepsizlerin terörlüğünü güvence altına alabilmek için düşünülmesi kaçınılmaz olacak ulvi değer... Millet yükselerek adım adım onur adımlarında yücelecektir... Kişi, özünde aşk taşımaya yüreklendirilmelidir...\n\nTürkün doğuşudur düşünmek\nNe Mutlu Türküm Diyene! öz sözüm anlayışında\n...............nadide azizliktir bu kıymet değeri\n\nsizlerle, hepinizle düşünmek, düşünmeyi anlayabilmek, düşünmeye gelişebilmek, sadece kişi olarak değil, sizlerle düşüncelerde de tanışabilmek bana büyük bir onur değeridir bu sadelik...\n\nMayıs  2007...... seçimler yaklaşıyor....\n\nbir güzellik daha var, bu da ‘gönülden gönüle’ grup ile ilgili... bir grubun bütün üyeleri yöneticidir... kutluyorum bu düşünceyi... yönetici üye diyalogu değil burada oluşacak olan, yöneticiden yöneticiye selamlaşıyoruz... acaba vatan, antoloji.com bazında ne olmalıyız dedirtir diye düşündüğümü de esirgemeyeceğim... \n\nTürkçe’m gibi bedensel rahatsızlığım da kısıtlıyor, bu bir gerçek, evet... ama yaşam izlerimdeki ilgi, duyarlık, istek ve heyecanım var Bu beni mutlu ediyor diyebilmek ne güzel duygu... bir gerçek daha var ki, bu sorunlarla ne kadar gerçekçi düşünülebilirse, o kadar az enerji harcayarak, sorunlar organize edilebilir... bu amaçla bir önceki yazımı bir başka açılımla değerlendirmeyi örnekliyorum... rahatsızlığım hareket olanağımı kısıtlıyor... Türkçe’mi biraz artırmaya olanaksızlık ise, çocukluğumdan beri yurtdışında yaşıyor olarak, yaşamın da kimi emekleri istediği için, Türkçe’me yoğunlaşamamış olmamdır belki... ama şimdi bol bol vaktim var, emekli olmanın güzelliği diyorum buna... ancak; \n\nanlayış, rahatsız edici unsurlar için düşünülüyordu diye bir değerlendirme ile yazdığımı veya her yazılanı anlıyor olmak, anlayamıyor olmak konumu ve anlamında, varsayalım, ‘anlayış göstermek istiyorum’ diyebilmek kolayca sorulmuş bir düzensizlik olduğuyla, yanıtlayabilmesi de bir o kadar çaba, dolu emek istettiriyor, ki bu durumda, anlayışı kim kime sunuyor olduğunu da çıplak bırakıyor... ufak bir örnek olarak; konuları anlamak, biraz başka bakış açıları ile değerlendirmeyi gerektirir elbette... hani konu olmuştur sık sık öğrencilik yıllarımızda da, bir kitabı on kişi okusun, sonra düşüncelerinizi yazın diye... ne olmuştu malum... hatırlıyorsunuzdur belki sizler de... \n\nama anladığım kadarıyla daha da ilerlemeye, azmi yormadan devam etmeye de aynı zamanda heves kaynağıdır... hem sonra doğal olarak, anlamadığımızı bir süre, gelişebilinceye kadar, atlayabiliriz... ille de o şöyleydi demeye özen ise rahatsızlık unsuru olmaya yüz tutar, pencereleri gün ve gün kapattırır... ‘güneş girmeyen odaya hekim girmez’e kadar ilerleyebilir hatta... \n\nyazılanın anlaşılamıyor olduğu diye örneğin, hekimlerin, hukukun, teknolojinin, her edebiyatın –şiir, roman, hikaye, haber bülteni, kültür veya sanat haberi, sunumu vs.- kendine özgü lisanı da eğitim sürecinde gelişir... her konuda her şeyi bilmek belki hoştur... herkes ve hepimiz her şeyi biliyoruz demeye ben cüret edemiyorum...ama insanların çok azına bu nasip olmuştur, doğru... keşke onlardan biri olabilseydim diye hayranlık duyuyorum elbette o ‘dahi’ yeteneklere...\n\nrahatsızlığım, orta ve iç kulaktan kaynaklı bir denge sarsıntısı … ara sıra sarhoşluktan da yazarım... çok ağır bir baş dönmesi yarattığı için, o hallere benziyor tamamen... oldukça da yavaş hareketliyim, çabuk yoruluyorum... buna anlayışı ve yardımı alabiliyorum çevremde... dilerim şu türden bir merak azalır; rahatsızlıklara katlananlarımız çok, bir de herkesin merakını dindirmeye zorlandırılırlarsa, ne çok yorgunluk artıları doğar... en azından, unutabilmesi, biraz düşüncesini dağıtabilmesi hiç mümkün mü bununla? Her önüne gelenin sormaya merakını yenmesini diliyor her özürlü, elbette…sadece bir hatırlatma olarak, madem konu açıldı, biraz da bilgilenmiş oluyoruz... sevindim elbette bu konuyu dile alabilmeye... bu konuyu bir de aşağıdaki örnek ile değerlendiriyorum...\n\n……………kimi şiir sayfamdaki çalışmalarımla örneğin, acaba bu şiir mi oluyor, düz yazı mı, merakımı bağışlayın diye sorulabilir..... iyi bir okuyucu musunuz diye bir karşıt soru hem ayıp hem cahillik olurdu... iyi bir öğrenci olup olmadığımı, öğrencilik yıllarıma dayanarak, bilirdim, derslerden aldığım notlarım açıklamaya güvencem olabilecekti... gelecekte dilerim bu notlama kaldırılacaktır... zira, not almak için öğrenmek yerine, okuduğumu öğrenmeye yoğunlaşmayı, yönlenmeyi tercih ederdim... sanırım, Avrupa’da da, pilot okullarda deneniyor bu amaçlı bir hazırlık programı içeriğinde... \n\nve yine bu tür soru ister istemez; amacı düşündürüyor... kapasitesi ne olabilir diye ayrıcalıklı bir özene zorlandırıyor olgusunu düşündürüyor... bu düşünce çerçevesine sığdırılmaya mahkum olmuş bir açıklama hüznünü tattırıyor... örneğin şöyle düşünmüş olabilirim:\nşiir sofrasının bu zenginliğine madem aranızdayım, hiç olmazsa fikirlerimi bir teşekkürüm olarak, emeklere sevgim, coşkum, heyecanım olarak sunuyor olabileyim emeğidir belki... hayatı sayfamda çalışma olarak ‘kendimce’ diye dikkatlere yardımcı olabilmeyi elbette sundum... nerede olursam olayım, nerede olacaksam olayım, önceden ‘oraya’ hazırlanmış olmalıyım... zorlandırmayı, meraka ötelemeyi en aza indirgemiş olmakla, değer ve dikkatleri en azami kullanabilme hakkını yaratmış oluyorum böylece... buna da basit bir örnekleme olarak, hani davet edilince, insan eline bir çiçek alıyor ya uzatabilmeye... öyle bir şey işte bu çalışmalarımdan çoğu... bazıları bir kaç dizi halinde, örneğin, grup veya dernek çalışmalarımdan anlayabilmiş olduğum düşüncelerimdi... bazen de gruplar oluşmuş oluyor ve üye olmaya davet ediliyordum... gitmeden önce buna bir emeğim olmalı diye çalışmıştım... ama emin olun ki, çalışkan bir öğrenciyim, zaten hep öyleydim, şiiri, aşkı ben de dile alabileceğim yontmaya, doya doya hem de... \n\nsiz ne yapabilirsiniz bununla? ...bilmem... aklınıza belki bir şiir derlemeye kıvılcım sunabilir... bütün çalışmalar, kitap, şiir, yazı, dergi vs. okumaya sunulduğundan itibaren, artık yazıyı hazırlayan, derleyen sahibi değildir, okur bu yazının sahibi olur, kendine yontarak, düşüncelerine zenginleşerek... ben örneğin, bu çalışmalarımı ileride bir daha derleyeceğim, çünkü şiir veya düz yazı olarak daha değerlendirilmeye olanaklı içeriğiyle, diyerek noktalayabilirim... okuma isteği varsa gerçekten, değerlendirme olanakları da yaratabilir insan kendine... ama her gün hep aynı okuma gücüne sahibim demek de çok eğitim istiyor, olağanüstü bir disiplin, spor, jimnastik egzersizleri gibi süreklilik, düzen istiyor insandan... elbette başarılamıyor... hem her konuya ilgi duymalıyım diye bir duygu da besleyemez insan... herkesin sevdiği bir alan olur, bir an olur; sevgi, mizahi, roman, hikaye, dokuman, mensur, mektup, anı, aşk, sosyal, divan edebiyatı, toplumsal, taşlama, ağırlıklı vs. gibi... hepsine de ilgi duyuyorum denilemiyor, çünkü ilgi duyduğuna yoğunlaşıyor insan doğal olarak, diğerleri ilgi alanlarına yakınlık olarak daha nadir okunuyor... doğaldır da...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzgün Baba",
        "poet": "Yusuf Kahraman",
        "poem": "\n\nYıllardır gelipte, görmek istedim \nAklımdasın her an, can düzgün baba \nBir yol verki gelsin, bu garip sana \nÇok özledim halkım, can düzgün baba \n\nDersim ata yurdum, çok çekti halkım \nZalım zulmettikce, bitmez avazım \nSusmayacak dilim, bakidir sazım \nYemin ettim sana, can düzgün baba \n\nElimizde sancak, önderdir şahım \nBinbir donla gelen, şahımdır şahım \nHünkarı evliya, tek padişahım \nŞahımın yolunda, can düzgün baba \n\nKotcu baba derki, birlik olalım \nAyrılık nedir'ki, sevip sayalım \nHalka zulmedene, karşı olalım \nMazlumun yanında, can düzgün baba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzüşüm Düzeneği",
        "poet": "Güven Sert",
        "poem": "\n\nerişilmez bilinenler elde edildikçe\nazalıyor sevgiler, \n\nimkansızlar girdikçe imkanın sınırlarına\nbir güzellik çıkıyor sessizce kapıdan, \n\nkarşılığı olmayanlara biçildikçe sabit paha\nküçülüyor erdemin üst limiti.\n\nher dönüşüm düzüyor, \nkendi yokoluşuna giden\nbir başka dönüşümün düzeneğini, \n\ndüzülen her düzenek bizi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzensiz Yollar",
        "poet": "Mehmet Cengiz 2",
        "poem": "\n\nYoL Hurda yoLcu hurda\nKuzuyu Kaptırma kurda\nyolu düzelt barış yurda\ninsanca yaşa sevgi burda\n\nHani saygı hanni barış\nyurt bizimdir karış karış\nsaygı ister sende alış \noyun bittiği yer son varış\n\nyıllardır aynı yalan aynı söz\nmillet döküldü oldu toz\neyki buLdun kendine bir koz\nhem cahil dersin hemde yoz\n\nCengizoğlu dertli ama \nasvalt içinde taşlı yama\nne kederin oldu nede sama\ntutarlar papucunu atarlar dama\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düziçi'nde Bugün Bayram Düğün Var",
        "poet": "Necati Tarak",
        "poem": "\n\nOnaltı Mart Kuruluşumuz\nSevgi muhabbet havuzumuz\nDünün bu günle buluşturdular\nDüziçi’nde bugün bayram düğün var\n\nYurdun çok çeşitli yerlerinden\nKoşarak guruplar halinde geldiler\nHalay çekerek düğünlerin kurdular\nDüziçi’nde bugün bayram düğün var\n\nHavaların muhalefeti olsa da\nSes cihazı yetersiz kalsa da\nGönüller aradığını bulmasa da\nDüziçi’nde bugün bayram düğün var\n\nSevdiğimizin kimi katılamasa da\nMazeretleri kabul olunmasa da\nGelenlerin sevgisi coştu burada\nDüziçi’nde bugün bayram düğün var\n\nHer yıl farklı farklı kutlanmakta\nGüzelliklere güzellikler katmakta\nHer gelişimizde bizi mutlu etmekte\nDüziçi’nde bugün bayram düğün var\n\nGelenler mutlu huzurlu oluyor\nGelmeyenlere sitem yollanılıyor\nYinede selam sevgi gönderiliyor\nDüziçi’nde bugün bayram düğün var\n\nBayramlar sevdiklerimizle güzeldir\nHerkesin dünyası kendisine özeldir\nBir daha buluşmak kısmetse güzeldir.\nDüziçi’nde bugün bayram düğün var\n\nİrfan Çeşmesi boynu bükük duruyor\nEski binalar ziyaret edilmeyi umuyor\nEski mezunların görünce mutlu oluyor\nDüziçi’nde bugün bayram düğün var.\n                                  Düziçi\n                              21.03.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzüye Bakın",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nVatan bizim,bayrak bizim,yurt bizim,\nKardeşçe yaşamak varken ne lüzum,\nBazı dürzülere benim bu sözüm,\nŞu vatan haini dürzüye bakın.\n\nGasp edip öldürüp,vurup kırarsın,\nAmacın ne nerde neyi ararsın,\nBilmem ki sen başka neye yararsın,\nŞu vatan haini dürzüye bakın.\n\nBu vatan bölünmez böyle kalacak,\nSanma Şehit kanı yerde kalacak,\nBir değil bin düşün sonun ne olacak,\nŞu vatan haini dürzüye bakın.\n\nİmralı'da yok keyfine diyecek,\nZehir verin haram, ona yiyecek,\nÇok düşündüm başka bişey sövecek,\nBak vatan haini dürzüye bakın.\n\nYaşım otuz sekiz ben de askerim,\nBu canım vatana hibe ederim,\nÇağırsalar Veysel bugün giderim,\nTürk oğlu Türk'deki arzuya bakın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düziçi İlk Öğretmen Okulum",
        "poet": "Necati Tarak",
        "poem": "\n\n31 yıl sonra, ben geldim okulum! \nSeni Sen değil, bambaşka gördüm.\nBu Sen misin, Okulum? \nYoksa yanlış mı gördü gözüm\nBen seni tanıyamadım.\nSen de Beni.\n6-C eli 564 nolu öğrencin\nNecati TARAKI\nHaklısın tanıyamamakta\nGözlük taktım, saçları azalttım, kilo aldım.\nDeğiştim çünkü\nArkadaşlar da tanıyamadılar ya! \n\nAma sen daha çok değişmişsin.\n4.Binanın tamamı, Aşağı Yatakhanenin üstü yanmış\nBirinci ve İkinci Binana kilit vurulmuş\nTarumar olmuşsun, amacın değişmiş\nBaşka amaçlı kullanılıyorsun\nBiz Seni Öğretmen amaçlı bildik \nÖyle görmek isterdik.\n\nBen Seni, Sen de Beni görmesen daha mı iyi olurdu? \nİlk aşkımdın, sevdamdın, hayalimdin.\nBana seni sorarlarsa ne diyeceğimi bilemiyorum.\n\nSana çok ihtiyacı var bu Ülkenin\nRuhuna toprağına aşına\nTarihsin nazarımda\nKöy Enstitüsü iken, Selçuklu\nİlköğretmen Okuluyken, Osmanlı\nAnadolu Öğretmen Lisesi iken\nTürkiye Cumhuriyeti olmuşsun\nTaptaze meyveler vermeye devam ediyorsun.\n\nNe olur \nSEN:güçlü, kuvvetli, uygar, medeni ol\nBen mesleğimin sonuna geldim\nBana verdiğin şevki, azmi, ideali hiç kaybetmedim\nHiç değişmedik inan, eski Biziz\nİlk günkü 1969daki gibiyiz\nYaptığımız her işte tek düşüncemiz\nVatanımız, Milletimiz, Ülkemiz\nBiz Öğretmen doğduk\nÖğretmen öleceğiz.\n       16.Temmuz 2000 DÜZİÇİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzmece Sevda",
        "poet": "Vedat Akdeniz",
        "poem": "\n\nDÜZMECE SEVDA\n\nDemişler ki seni seviyorum, külliyen yalan\nHangi tarihte görülmüş benim seni sevdiğim\nDüzmece sevda olayı bu\nİster inan ister inanma…\n                                29.06.2007\n               www.akdeniz.orgfree.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dyk",
        "poet": "Gamze Uy",
        "poem": "\n\nyarınları toplamış sırtında çuvalla bir adam\n\ngüneşli dağda yürümüş bir başına\ndalgalar çağırmış onu, kuşlar da göğe\nsırtında eski bir çuvalla yürümüş bir dağ boyunca\nbir bir çıkmış dostları karşısına \nadam, konuşmadan yürümüş güneşli bir dağ boyunca\nilk onu tanımış gözleri, bir ağacın kuytusunda\ncanlanmış eski çuvallı adam\nyarınları çıkarmış çuvalından\nhepsi denize, göğe ve toprağa karışmış\n\nadam yürümüş, bir güneşli dağ boyunca\nyürümüş bir başına\ngüneşleri toplamış bundan sonra\nkorkmuş karanlıkta kaybolan dostları için\neski çuvallı güneşli adam, yürümüş bir dağ boyunda\nkaranlıktan çıkan dostlarına gülen güneşler dağıtmış\ngüneş çuvallı adam yürümüş, \nyollar eskimiş\nadam yürümüş, eski yollar boyunca..\n\n13.07.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düzyazı: Eleştiride Eğilimler",
        "poet": "Erdal Ceyhan",
        "poem": "\n\nELEŞTİRİDE EĞİLİMLER\n________________________________________________________\nEleştiri, bir sanat eserinin onu profesyonelce bir gözle inceleyen bir kişi için getirdiği izlenimler ise sanat eseri çoğu kez çok karmaşık yapılar sunabileceği için, yapılan değerlendirmeler de o derece değişik bakış açıları ve düşünceler taşıyacaktır. Her eleştirmenin inancı, yetişme biçimi, anlayışı, onun esere yaklaşımındaki farklılığı doğuracaktır. Kimi eleştirmenler bir eserin kendisine çok fazla önem verirlerken, diğerleri başkaları ise bir eseri hazırlayan şartları ve sanatçının anlayışını eleştirmeye çalışırlar. Bu geniş perspektif içinde çok değişik eleştiri yaklaşımları doğar.\nAslında eleştiri çeşitlerini ayırt etmeye çalışmadan önce belki de yapılacak şey, eleştiri altında toplanan ve yazılan edebi nevileri ortaya koymaktır. Bunları sayabiliriz:  \nA. Eleştiri, B. Polemik,C. Tanıtma, D. Değerlendirme, E. Deneme, F. Edebiyat Tarihi, Felsefesi çalışmaları; G. Anlambilimsel çalışmalar. Bütün bu çalışma alanları birbirinden farklı olmakla birlikte zaman zaman bir birinden ayırt edilmemektedir.\nl. Diakronik Yaklaşım (Retrospektif) \nBu yaklaşım içinde eserin sanat tarihi içinde aldığı yer betimlenmeye çalışılır. Aslında retrospektif anlayışta bir eser bir sanatçının sanat yaşamı içinde nerede yer alıyorsa,o yer gösterilmeye çalışılır. Sanatçının önceki ve sonraki eserleri nelerdi ve bu eserler arasında tarihi açıdan etkileşim nasıl olmuştur. Son eseri hazırlayan şartlar nelerdir. Tarihi bakış açısından bütün iç ve dış etkileşim koşullan gösterilmeye çalışılır. Bu konuda T.S. Eliot'un söylediğine kulak verınek gerekir: 'Hiç bir ozanın, hiç bir sanatçının tek başına tam bir anlamı yoktur. Onun anlamı, değerlendirilmesi ölmüş ozan ve sanatçılarla olan bağının değerlendirilmesidir. Ona tek başına değer biçemezsiniz; karşıtlık ve benzerliklerini belirmek için, ölmüşler arasına yerleştirmeniz gerekir'.\n2. Senkronik yaklaşım:\nBu anlayış eseri çağdaş yapıtlarla karşılaştırmaya çalışır. Eser kendi çağdaşları arasında ne gibi yer tutmaktadır. Gerçek bir yenilik getirmiş midir? Yaratılıcılığı yönünden diğer yapıtlara göre ne gibi üstünlükler göstermektedir. Bu sorulara yanıt getirmeye çalışılır. Genellikle diğer ülkelerdeki sanat eserleriyle ortaya konulan sanat eseri arasındaki ilişkiler bulunmaya çalışılır. Eleştirmenin işlevi sanat yapıtını tanıtmak ve değerlendirmektir. Eleştirmen bunu yaparken diğer yazarlarla söz konusu sanatçıyı sık sık bir arada görmeyi, onların eserlerinin benzeyen ya da ayrımlaşan yönlerini göstermeye çalışır. Bir eser tek başına çok fazla bir şey ifade etmez ama onu başka eserlerle karşılaştırdığınız zaman onun anlamı ortaya çıkar, değeri yada değersizliği anlaşılır. Julien Benda 'Karşılaştırmalı Eleştiri'yi' eleştirilerin en yücesi olarak görür. Croce ve Eliot bu konuda daha da ileri giderler. Onlara göre, karşılaştırma yalnızca estetik eleştirinin değil, edebiyat tarihinin de bir\nilkesidir. Nitekim, geçen yüzyılın ikinci yarısından beri 'Karşılaştırmalı Edebiyat Tarihi' diye yeni bir bilim kolu doğup gelişmiş bulunmaktadır (Bezirci, 1 00) .\n3. Eserden hareket etmek:.\nBu durumda eleştirmen eseri sanki öncesiz ve sonrasız bir yaratı olarak kabul eder ve erdemlerini kendine göre getirdiği ölçülerle ölçmeğe, değerlendirmeye çalışır. Çünkü gerçek bir sanat eseri çok yeni kalıplar ve anlayışlar ortaya koyar ve çoğu kez kendinden önceki değer yargılarıyla değerlendirmeye fırsat bırakmaz. Yaratılan gerçek bir sanat eseri öylesine 'biricik' bir yapıttır ki onu daha geri yada düzeysiz eserlerle karşılaştırmaya çalışmak haksızlıktır.\nHer sanat eserini oluşturan iç ve dış öğeler vardır. Biçime ve öze ilişkin öğeler saptanır; bu öğelerin nasıl çalıştığı ve ne gibi özellikler taşıdığı gösterilir.\n4. Edebi sanatlar:\nEdebiyatın temelini oluşturan bazı beceriler ve söz sanatları vardır. Sözcüklerin seçimi, özgünlüğü; söz dizimi; dilbilgisi kurallarının doğru olarak uygulanması; uzak çağrışımlar; benzetmeler; ve daha nice söz sanatı ilgili sanat dalının değerlendirmesinde işe koşulur ve parça yada kitap bütün bu söz sanatlarının ışığında yeniden,derinden incelenir; erdemleri eksiklikleri gösterilir.\n5.Yazardan hareket:\nYazar-eser ilişkisi bazı eleştirmenlerin kafasını çok yormuştur. Belirli bir sayıltıya göre, yazar eserini yazarken kendi hayatından ona çok şeyler katar. O zaman, eğer yazarın yaşamını, çektiği acıları, yaşadığı yerleri, aşklarını, sevgililerini, ailesini vb. çok iyi bilirsek, eserin yapısını anlamak çok daha kolay olacaktır. Yine bu sayıltıya göre, edebi eserler insan hayatının aynasıdır. Eğer eseri çok iyi inceleyecek olursak, yazarın yaşamına, psikolojik yapısına ilişkin de çok şeyler söylemek mümkün olur. Buna göre, yazılan hiç bir şey insan yaşamının veya görgülerinin, yaşantılarının dışında değildir. 'Düş' diye bir şey yoktur. Yazar ne uyduruyorsa, ne yaratıyorsa bunları kendi yaşamında veya başkalarının yaşamından çıkararak yazmaktadır. Yaşamın dışında, insan deyimlerinin dışında başka bir şey olamaz. Doğal olarak bu düşünceye göre Jules Verne'in 'Aya Seyahat' kitabını; ve yazılan onca bilim kurgusal kitapların yazılma mekanizmalarını açıklamak kolay olmayacaktır.\nAsım Bezirci (1963,78)  'Bilimden Yana)  adlı eleştirme kitabında bu çeşit eleştirmenler için şunları söylüyor: 'Birtakım eleştirmenler ise eseri ve onu hazırlayan çağla çevreyi bir yana bırakırlar. Yalnızca sanatçıyı, sanatçının özel düşünüş ve yaşayışını ele alırlar. Onlar için sanatçı (insan)  önce, eser sonra gelir. Hatta gelmese de olur. Eser sanatçıyı tanımak için bir 'araç' olabilir. Sainte Beuve, aşağı yukarı bu tür eleştirmenlerdendir. Ona göre, 'eleştirmek geniş ölçüde edebi portre sanatıdır..' demektedir.\n6.Estetiksel Değerlendirme:\nBu alanda yapılan eleştirme daha çok estetiksel değer sınıflamalarıyla ilgilidir. Yani, güzel, trajik, komik vb. sınıflamalarıyla ilgilidir. Değerlendirmeyi etkileyecek etmenler içine sanatçının dünya görüşünü, ahlak normlarını, çıkarlarını, gereksinmelerini ve ülkülerini sokabiliriz. Eleştirmen de bütün bu etmenlerle ilgilenmek zorundadır.\n7. İdeolojik yaklaşım:\nBazı eleştirmenler belli bir dünya görüşüne sahip olup, eseri, eserdeki bütün olguları aynı dünya görüşünün çizgisi içinde ve onun açısından görmeye çalışırlar. Bu bakımdan eleştirideki tutumları da aynıdır. Eğer eser kendi dünya görüşüne yakınsa, o eser ilke olarak iyidir; görülmelidir, okunmalıdır. Kendi dünya görüşünde olmayan eserleri görmek için de çaba harcamazlar. Çünkü karşıt dünya görüşünde olan eserleri zaten, bakılmaya, incelenmeye değmez bulurlar. Eğer eser kendi dünya görüşlerine yakınsa, o zaman ne derece yakın olduğunu, benzer eserlerle farklılığını, ayırımlarını göstermeye çalışırlar.\n8. Felsefı yaklaşım:\nİdeolojik yaklaşımda olduğu gibi eleştirmen incelediği eserde bağlı olduğu felsefe akımının özelliklerini bulmaya çalışır. Eleştirmen bir veya birden çok felsefe akımının etki- sinde kalmış olabilir. Örneğin, eseri Varoluşçu açıdan ya da Epistemolojik açıdan incelemek isteyebilir. Kahramanların davranışlarını bu açıdan ölçebilir. Genellikle her iyi sanat eseri çok yeni bir dünya getirir. İşte o dünyanın algılaması ve içine girilebilmesi, düşünsel yapısının çözümlenebilmesi için felsefeden yardım almak gerekebilir. Eleştirmen genellikle kendine özgü çözümleme araçları kullanır. Bu çözümlemeyi yapabilmesi için felsefe iyi bir araçtır.\n9.Psiko-sosyal yaklaşım:\nBir eserin psikolojik kaynakları ve olayların yer aldığı çevrelerin toplumsal oluşumu eleştirmenin ilgi odaklarından biri olmuştur. Her bir kahramanın psikolojik yapısını, dinamiklerini saptamak, nedenlerini ortaya koymak; yazar-kahraman özdeşleşmesinin etkileşim yapısını ortaya koymak eleştirmenin görevlerinden biridir. Hangi çevreler ne gibi sanat eserlerinin ortaya çıkmasına neden olabilir. Çevre-yapıt ilişkisinin ortaya çıkanlması, bu çeşit eleştirmelerde görülür.\n10. Bilimsel yaklaşım:\nBilimsel yaklaşımda daha çok istatistik biliminin yardımlarından yararlanılmaya çalışılır. Sanat eserindeki bir çok veri sayılamalara başvurularak sayılır dökülür. Örneğin bir öyküde kaç tane 've' kullanılmıştır; 'düş' sözcüğü kaç kez kullanılmıştır; 'düş' sözcüğü kullanılmamışsa, 'hayal' sözcüğü kaç kez kullanılmıştır.. Bütün bu durumlar yazar ve eserine ilişkin farklı değerlendirmeler ortaya koyacaktır. Neler sayılabilir? Eleştirmenin önemli gördüğü hemen hemen her şey.\nDoğal olarak bilimsel yaklaşımdan sadece kuru bir sayılama olgusu aşılamaz. Bilimsel yaklaşım biraz da bilim adamlarının yaklaşımını gösterir. Tarafsız, belli denencelerden hareket eden ve belli sonuçlara, genellemelere varmaya çalışan bir tutumu. Bu anlamıyla eleştirmen bazı neden sonuç ilişkilerinin de peşine düşecektir. Bir sonucu yaratan tek neden mi vardır; yoksa tek neden birçok sonucu mu yaratmıştır; neden belli midir, değil midir? Bütün bu sorulara mantıksal ve çözümlemeli yaklaşım içinde yanıt getirmeye çalışacaktır.\n11. İzlenimci Yaklaşım:\nİzlenimci yaklaşıma, öznel yaklaşım da denebilir. İzlenimci yaklaşımda yazar eserden yola çıkar fakat eseri bir tez olarak kabul edip genellikle yeni bir antitez ortaya sürmeye girişir. Eser onun için bir bahanedir. Önemli olan eleştirmenin söylemek istedikleridir. Bu yaklaşımdaki eleştirmenler eleştirmeyi bilimsel bir alan olarak kabul etmezler, daha çok onu 'deneme'ye yakın görürler, bu bakımdan bu çeşit eleştirmenler eleştirirken yeni anlatı özellikleri geliştirirler. Bu çeşit eleştirilerde gerekçesiz yargılar; arkadaşça tutumlar ve akıldan çok duygular rol oynar. Türk edebiyatında Nurullah Ataç daha çok izlenimci bir eleştirmen olarak tanınır. Zaten Ataç'm kendisi de tam bir eleştirmen olmadığını şöyle ifade eder: 'Bir sanat adamı olmaktı, sanat eserleri yaratmaktı dileğim' (Ataç,94) .\n1 2. Nesnel Yaklaşım:\nNesnel olmak bir bakıma bilimsel eleştirinin de niteliğidir. Nesnel olmak esere karşı ve onun yazarına karşı tarafsız olmaktır. Bazıları eleştirmenin yetişmesi, eğitimi dolayısıyla belli bir düşünsel yapısı olacağını, bu bakımdan eleştirmenin tarafsız olmasının zor olduğunun belirtiyorlar.\n\n1 3. Yapısalcı Yaklaşım:\nEserin dilbilimsel yapısını ortaya çıkaran 'Yapısalcı Eleştirme'de metinden yola çıkılır. Metindeki her öğenin diğerleriyle ilişkisi gösterilmeye çalışılır. Her sözcüğün metinden doğan anlamlarının, diğer metinsel ilişkilerini ve alan öğelerinin dilbilimsel değerlendirmeleri su yüzüne çıkar. Bayrav 'Bugün, eleştirinin izlenimsel yargılardan kurtulup nesnel ölçütler üzerine kurulması gerektiğinden kimse kuşku duymuyor,' diyor Dilbilimsel Edebiyat Eleştirisi adlı yazısında. (Bayrav,45) \nEleştirme bir kötüleme ya da arkadaş işi bir övgüleme değildir. Belli bir parçanın, metinin, şiirin, öykünün, kitabın değerlendirilmesi,okuyucuya tanıtılmasıdır. İyi bir eleştirme iyi bir esere değer katar, onun değerini unutulmaz kılar, geniş topluluklara tanıtılmasını sağlar. Yalnız edebiyat eserinin okunması, bize pek fazla bir şey katmaz, fakat çeşitli eleştirmenlerin karşılıkla değerlendirmeleri arasında kendi düşüncelerimizin durumu, bizi eser karşısında etkin duruma geçirir. Eseri artık kendi malımız gibi savunabilir ya da onu yeni değerlendirmeler karşısında yalnız bırakıp kendi edebi ve sanat anlayışımızı yeniden değerlendirme durumunda kalabiliriz. Eleştirmen eser, yazar, okuyucu üçlemesinin arabulucusu belki de haklı olarak araya giren dördüncü öğesidir.\n14. Anlatıbilim (stilistik) :\nAnlambilim de denilen yeni dilbilim alanı bir eserin söylemiyle ilgilenir, Her eser bir bütündür. Eserin incelenmesi anlatının (üslubun)  incelenmesidir. Eserin diline önem verilmelidir. Ancak dilden hareket ederek bir edebiyat yapıtının özüne varabiliriz. (Spitzer,32) \nÇağdaş eleştirme anlayışı içerisinde bazı ölçütler koymak gerekirse, şunları söylemek ' mümkündür:\n1. Sanat yaratmadır. Ondan 'güzel' olması beklenebilir.0ysa eleştiride bir eser söz konusudur. Onun değerlendirilmesi gerekir. O bakımdan eleştiri 'doğru' olanla ilgilidir.\n2. Eleştirici olabildiği kadar nesnel olmalıdır; bunun için gerekli yöntemleri, teknikleri, değer biçmeye en elverişli ölçütleri bulması gerekir.\nEleştirme eseri okuyucuya doğru yöntemler kullanarak tanıtma olayıdır. Bunun çok değişik yöntemleri vardır. Fakat çağdaş eleştirmenler bütün bu yöntemleri eklektik olarak kullanmaktadır. Her bir yöntemin mutlak doğru olduğu hiç bir zaman savunulamaz. Zaten gereği de yoktur.\n\nKaynakça:\nAtaç, N. Okuruma Mektuplar, İstanbul, 1958. s. 97. Bayrav, Süheyla. Dilbilim, I.Ü.Y.D.Y.O., 1976,45\nB e z i r ci, Asım. Bilimden Yana, İstanbul:Oluş Yay. 19 6 3.\nEliot, T.S. 'Geleneksel ve Bireysel Yeti', (Çev.Akşit Göktürk) ,Yeni Ufuklar, 1.7. 1960. Spitzer, L. Dil İlmi ve Kelime Sanatı. (Çev. Fikret Elbe) . Üç Makale, s. 32.1995\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H. Düzeyli ilişkiler",
        "poet": "Enver Ertürk",
        "poem": "\n\nİlkten tatlı tebessüm, dilenen aydınlıklar,\nSize gülmek yakışır, şeklinde iltifatlar.\nSonra yıldırım gibi ilerleyen ilişki..,\nBaşlangıç ve sonuçta yaşananlar çelişki.\n\nBaştan masum istekler, sonra taşan günahlar,\nHayâl yerine kâbus, yiten pembe bulutlar.\nBir sonraki aşama, ayrılık dilekçesi..,\nKavga dövüş, peşinden.., Yargıç müdahalesi.\n\nSıkılan kurşunlarla, parçalanan topuklar,\nHak etti vurdum deyen,  köylüler akrabalar.\nSevgi saygı bitince kâlp tanıyor nefreti,\nHayretle izliyoruz, hiddeti ve şiddeti.\n\nTehditler ve şantajlar, konulan ambargolar,\nİlkten cılız direniş, sonradan yılgınlıklar.\nBir deyimdeki gibi ne şehittir ne gazi..,\nİnsanlar aşk yolunda, olmaktalar niyazi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dyr.10 Haziran '07 hesabıyla ve 3 yazı daha",
        "poet": "Akın Akça",
        "poem": "\n\nPkk Güneydoğu’da çeşitli yerlerde anlı şanlı Mehmetçik’imizle uğraşadursun, F16 uçaklarımızla it dalaşına giren yunan jetleri ve Irak Şii liderine kadar uzayan bir sürecin sorumluları –mesela, tabi, Barzani- de derinden derinden sinsice ilerlemeye çalışıyorlar. Sadece bu mu? Hava sahamızı ihlal eden, çuval olayının müsebbebi de değil mi, hatta Eşref Bitlis ve Muavenet olayından da bundan sorumlu değil mi? Sadece ıPkk, ya da desek bile Irak, Anafartalar çarşısında Büyükanıt’ı hedef almaya çalışabilir mi. Bunu düşünce, hafsala kavrar mı? Bu işlerin ardında kimin, hangi mihrakların olduğu ayan beyan. İzmir’d Pazar yerini hedef alan mantalite ya da Teziç’e bulaşan şey, farklı mı sanki bunlar. Rnekler o kadar çoğaltılabilir ki şu birkaç sene zarfınca –ne konuşmak istiyorum artık ne de düşünmek bu konularda. Manisa ve Çanakkale mitinglerinin o günlerinde Kanaltürk’ü çeşitli illerde kapatan anlayış, miting meydanlarına gelecek Türk insanı otobüslerine eşkiyalar gibi geçiş izni vermemeye çalışanlar, elektriklerle oynayıp; yeri geldiğinde, Atatürkçü Düşünce derneği’nin \n-12 mi 13. mü her neyse- çıkan bina asansörünü dahi bozmaktan çekinmeyen iblisler bu ülkeye değil başbakan, başbakan yardımcısı dahi olamaz. Nerden mi anlıyoruz. Çünkü Cumhurbaşkanı olamadı. Çünkü bu ülkede Atatürk’ün geçmişi vardır, şeriatın yeri neresidir o da belli. Hatta isterse bunu Ross Wilson bile alabilir –şeriatı. Sarkozy sakızının buna karşı çıkacağını hiç sanmıyorum. Amerika’da bir dönem küçücük çocuklara dinsel anlamda head bang yaptırtan kimdi çok merak ediyorum. Ross Wilson kellesi miydi acaba! Belki de ceyar Ralston’dur kim bile. Yalnız ceyar unutmasın bir süre sonra dünyada da petrol kalmayacak. Ve güneş ve hidro enerjilerimizle yaşamaya başlayacağız. Su konusunda barışa yanaşmayıp savaşa yeltenecek bir davranış, su’yun asıl özünü reddediyor dmektir ki bunu ne yazık ki Hasankeyf’e davranışında tayipte;  ve eski de olsa, Hitit Heykeli’ne tavrında Gökçek’te de görmüş bulunmaktayız. \nDünya’nın üstünde konuşması gerektiği bir konu var, gene büyük savaşların dönemi gelse insanlık bir şekilde el ele verip de toparlanma yolunu seçebilecek mi. Çünkü normali, hiç değilse, budur. İnsan tabiatı da bu gibidir. İnsan toplumsal olarak birbirine yaslanır. Ama şu bilinsin ki bunu esaret adına yapmayacak kişi de Türkiye. Asla bu olmaz. Çok ölen olur gerekirse ama her şey gene rayında gidecek. Bunu Batı bilir. Son olarak şunla bitireyim bari, şu iktidar boşluğunda bile Amerika Ankara’ya kadar burnunu uzatmasına rağmen Irak’tan da daha çok başarısız oldu ve sonuç alamadı. Ne Büyükanıt öldü ne Vecdi Gönül. Bu olanlarla tuhaf bağdaşımlar yapıyorum ama demeye gerek var mı. Herkes inkar edebilir gerekirse ama gerçek bir. Bu vatan çok hain gördü çok daha kahraman, bu sebeplerde alaşımımız son derece kestirilemez ve sıkıdır. Bizi kimse kardeşliğimizdenbile demiyorum ‘birliğimizden’  geri döndüremez, bunu demeye gerek var mı ki ya.Bunu bir plan uğruna kotarmadık biz, içimizden geldiği gibi… bunları bulandırmak isteyenler utansın ne diyeyim :)   Varacak yolları yok.\nGenetik yoktur düşünceme göre, milletler bağlarında vs. Doğru anlatmaya çalışayım, yani koşullar ve koşullar toplamı ve buna karşı uygulanan düşün tutumları sözkonusu bu yüzden de zaten alt/üst kavramları başından iflas ediyor. Parça parça bölme anlayışı bizim derinlerimize sinmemiştir. Buzdağının üstünde bile yoktur bizde şahsımca. “Türküm diyen herkes Türk vatandaşıdır” denilen sözden daha güzel açıklanabilir mi barış durumu… Koşullar evet, yani şu mesela, ama yanlış anlaşılmasın: Ermenistan’daki ermeni ile buradaki ermeni hiçbir midir. Ya da bizdeki Yahudi asıllıyla İsrail’li bir midir. Ya da Barzani ile Kürt vatandaşlarımız bir olabilir mi hiç. Ya da ben Türk değil de babamdan Bulgar, Yunan anneannemden rus vs. uzarsa da lisete, böyle miyim. Ne kadar saçma konular bunlar… Kaldı ki eskiden oraları hep Osmanlıydı ve dünya da tek kıtadan kıtalara bölündü ya bunlar bile önemsiz. Varolan türkiyemizi koruyalım ve iç ve dış çapulculara geçit vermeyelim. Ben orduya intikamı bilinçaltı buhrnları ile Mehmetçik öldüren katil dolaylısı bir basbakan istemiyorum. Ülkemize ve şanlı tarihimize hiç yakışmıyor. Topu Büyükanıt’a atıp duran demokrasi mi yapıyordur yani :)   Hayır, başbakansa siyaset yapsın ve cesaretse Kasımpaşalığını göstersin de şu terörün önünü alalım ama nerde. Bunları yazıyorum. Çünkü yazılması gerek: Değinilmemiş olduğundan değil, farklı açılar sebepli, hiç değilse Herkese güzel günler dilerim.\nhiç saşırmamalı, tayyip amerikalıysa abdullah gül'se ingiliz gizli servisçiyse, önfikirlere ve ya da kötü yargılara şaşmama zorunlulugumuz var. ancak, bu onların iktidardan indirilmeyecekleri anlamına kesin gelmiyor\nmehmetçiğimizin akan her damla kanı için yükselen bir anafordur nefretimiz.\ndünya iklimlerle boğuşmuyor, doğayla; insan kendi zaaflarıyla yüzleşecek. çıkar yol başka yok. yeni çağlara gireceğiz.\nbu işin diğer ucunu aşka da sarkıtabiliriz o vakit görüyorum ki aşkta yeni çağ biraz tersi, pek olmaz. ama gene aynı bişeyler var o da şudur. insan korkularıyla yüzleşecek. ve bu da umut demektir. cunkü bundan baska cıkar yoksa bunu yapacak. yapınca da aşk da bitmeyecek sevgide ki uygaarlıgın dogusu da bu mucadele değil mi vs.\n\nsonsuz sevgi\nakın akça\n\n-\nİzmir Kuş Cenneti`nin statüsü kaldırıldı\n\n4 Haziran, 2007 17:39:00 (TSİ) \n\nDünyadaki en önemli sulak alanlardan birisi olan ve 238 kuş türüne ev sahipliği yapan İzmir Kuş Cenneti`nin, 1994 yılından bu yana sahip olduğu ``Yaban Hayatı Koruma Sahası`` statüsü kaldırıldı.\n\nEge Üniversitesi Tabiat Tarihi Uygulama Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Sıkı, yaptığı yazılı açıklamada, İzmir Kuş Cenneti`nin, Çevre ve Orman Bakanlığı kararı ile bölgenin birden fazla koruma statüsüne sahip olması gerekçe gösterilerek 'Yaban Hayatı Koruma Sahası' statüsünün kaldırıldığını belirtti.\n\nBu gelişmenin, bölgenin korunma düzeyini zayıflatacağını savunan Prof. Dr. Sıkı, 'İzmir Kuş Cenneti, 238 kuş türüne ev sahipliği yapmakla, flamingo ve tepeli pelikanların Türkiye`de önemli üreme alanı olması nedeniyle ödüllendirileceğine aksine cezalandırılmıştır” dedi.\n\n“Burası 27 yıllığına kiralanmak isteniyor”\n\nSıkı, “Kuş Cenneti Koruma Sahası’nda bulunan ve özelleştirilmesi düşünülen Tekel Çamaltı Tuzlası`nı 27 yıllığına kiralamak isteyenlerin işini kolaylaştırmak amacıyla Çevre ve Orman Bakanlığı’nın sağladığı bir oyun olduğunu düşünmekteyiz” ifadelerini kullandı.\n\n'Karar, etik değer ve bilimsellikten uzak'\n\nProf. Dr. Sıkı, Bakanlığın gerekçesinin hiçbir bilimsel dayanağı olmadığı gibi, bu alan üzerinde yıllardır araştırmalar yapan EÜ Tabiat Tarihi Uygulama Araştırma Merkezi, Doğa Derneği ve Ege DoğalYaşamı Koruma Derneği gibi kurumların görüşünün alınmamış olması nedeniyle etik olmadığını savundu.\n\nYetkililer açıklama yapmıyor\n\nProf. Dr. Sıkı, İzmir Valisi başta olmak üzere çevreye duyarlı kamuoyunu, İzmir ve Türkiye`deki tüm sivil toplum kuruluşlarını 5 Haziran Dünya Çevre Günü`nde Çevre ve Orman Bakanlığı`nın kararını protesto etmeye çağırdı.\n\nÖte yandan, konuyla ilgili bilgi alınmak istenen İzmir Çevre ve Orman Müdürlüğü, Milli Parklar Av ve Yaban Hayatı Başmühendisliği ile Çevre ve Orman Bakanlığı Milli Parklar Av ve Yaban Hayatı Genel Müdürlüğü yetkilileri, bir açıklama yapmaktan kaçındı. \n\nNot: Kaynak: http://www.cnnturk.com/TURKIYE/haber_detay.asp? PID=318&HID=1&haberID=357097\nUlkutekten antolojim\n-\nBölgede gelişen olaylar Türkiye’nin yararına mı yoksa yararına değil mi? \nAmerika işkal ettiğinden buyana pastanın büyük bir bölümünü yağmalamıştı. \nArta kalanları da ak babalar silip süpürmüştü, destek olmayan gözle de görülen, kösteklik yapan Amerika, kuzey Irak’ta Türkiye ile Kürt aşiretlerini karşı karşıya getirmektir. \nYani oyun oynamaktadır. Kendisin eğittiği, Peşmergeler ile Türk ordusu arasında bir güç denemesi yaptıracaktır. Bu Türkiye’nin hem maddi hem manevi zarara uğraması demektir. \nKarlı çıkacak olan Türkiye’nin müftefiği Amerika’ dır.Silahlarının denemesini yapacaktır. Etkisinin olup olmadığını görecektir, Bizim vekillerde seçim telaşındalar, Amerikan vatandaşı olan başbakan, birde bayan başbakanımız vardı hatırlarsanız ki \nne yemin etmişlerdi Amerikan vatandaşı olmak için kısa hatırlatma yapalım. \n\nABD vatandaşlık yemini \n`Burada, önünüzde, şimdiye kadar tabiiyetinde bulunduğum her türlü devlet tabiyeti ve egemenliğini reddettiğime; Bundan böyle, ABD Anayasası`nı ve yasalarını iç ve dış düşmanlara karşı savunacağıma; ABD`ye bağlılık ve sadakat göstereceğime; kanunun gerektirdiği hallerde ABD ordusuna hizmet vereceğime; kanunun gerektirdiği durumda sivil yönetim altında ulusal önemi olan işlerde \nçalışacağıma ve bu yükümlülükleri özgür bir şekilde, akıl sağlığım yerinde ve samimi olarak üstleneceğime yemin ederim. Tanrı yardımcım olsun.` \n\nTürkiye büyük millet meclisindeki yemine bakalım, hangisine daha sadık bizim başbakanlar: \n\n`Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma, toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasa`ya sadakatten ayrılmayacağıma, büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim.` \n\n1919 Samsundan ne umutlarla çıkmıştı yola Mustafa Kemal Atatürk 2007 cumhuriyetin \nKaderine bakınız büyük bir ulus devlet ne hallerde ne hallere düşürdüler \n\n‘’19 Mayıs 2002, Büyük Önder Atatürk`ün ulusal kurtuluş mücadelesini başlatmak üzere Samsun`a çıkışının 83 üncü yıldönümüdür. 19 Mayıs 1919, Sevr Antlaşmasıyla paylaşılan Türk topraklarının ve yok sayılan Türk Ulusunun, Atatürk`ün büyük önderliği ve Türk Ulusunun kahramanlığıyla dimdik doğrulduğu gündür. O gün, Büyük Önder ve beraberindeki 18 kader arkadaşının, Samsun`dan Anadolu`ya çıkarak, çok sevdiği ulusunun bağrında yeni Türkiye Cumhuriyeti idealinin gerçekleştirilmesinin ilk adımının atıldığı gündür. Büyük Önder, o gün millî mücadeleyi başlatmış; Türk Ulusunun azim ve kararlılığıyla bu haklı mücadele kazanılmıştır. Bu mücadelenin kazanılmasından sonra Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş ve cumhuriyetini gelecek kuşaklara taşıyacak devrimler, O`nun ilkeleri doğrultusunda hayata geçirilmeye başlanılmıştır. \nBüyük Önder Atatürk`ün koyduğu ilkeler, uyandırdığı esinler, izlediği yöntemler öylesine güçlü ve uzun solukludur ki, bugün de, Türk toplumunda, demokrasi ve gelişme yolunda, çevresinde toplumsal dayanışma ve ortak eylem gerçekleştirilebilecek, özgürlük içinde birleştirici güçte tek eksen önemindedir. \nMustafa Kemal Atatürk`ün başyapıtı olan Türkiye Cumhuriyeti, özgürlükçü ve insancıl özelliği, laik dünya, toplum ve insan anlayışına dayalı oluşundan kaynaklanmaktadır. Laik görüş sayesindedir ki, Türkiye Cumhuriyeti, bilimsel düşünüşün geçerlilik ilkelerini toplumsal yaşama egemen kılmayı amaç edinmiş, tek gerçek kılavuz olarak müspet bilimi benimsemiştir. \nKısacası, Türk devrimine Türk aydınlanması özelliğini veren, Atatürk`ün önderliğini işlevsel ve kalıcı kılan, bu devrimin özünün laik nitelikte oluşudur. Laik düzenin, laik anlayışın da temeli, akıl ve bilim yoludur. Atatürk`ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti, bu özellikleriyle, gerçekten, çok üstün düzeyde bir sanat eseri niteliğindedir. Zaten, kalıcı, sağlam bir devlet kurmak ve yaşatmak, bilime dayalı olduğu kadar, yüksek sanatçı yeteneği de gerektiren bir iştir. Bugün toplumumuzun her kesimindeki yurttaşlara düşen görev, bu Türk aydınlanmasının birikimlerini, bilim ve sanat alanlarında yaratıcılığa açtığı yolları, demokratik bir toplumsal dayanışmaya temel olmak üzere oluşturduğu laik, ulusal toplum üyeliği bilincini, yurttaşlık bilincini, o büyük insanın, ölümsüz Atatürk`ün kendi kişiliğinde örneğini bizzat verdiği düzeye çıkarmaya çalışmak olmalıdır.,, \n\nBataklık takı sivrisineklerin büyükleri uçuyor. \nYeni bataklıklar yaratmak ve yuvalanmak için, \nBizi de o bataklıklara sürüklüyorlar, dünya gözünde \nTürkiye’nin yeri ne olacak? \n\nYusuf Ter 31.05.2007 \nSaat 23:05 İsviçre\nAntolojim.\n\n-\nMailime gelen bir yazı...\n\n\n* NİTELİKLİ VEKİL NASIL SEÇİLİR \n* MİLLETVEKİLİ OLMA İSTEĞİNİN ARKASINDA YATAN ASIL NEDEN \nEMEKLİ MAAŞI VE HAYAT BOYU SÜREN AYRICALIKLARDIR. \n* MİLLETVEKİLİNİN YALNIZCA 'DİRİSİ DEĞİL, ÖLÜSÜ BİLE' NORMAL \nVATANDAŞTAN KIYMETLİDİR. BU KOŞULLARDA SAĞLIKLI BİR SEÇİM \nYAPILAMAZ \n\nYaklaşan seçim nedeni ile bir çok adayın başgöstermesi ve bir çok kişinin, umulmayan ve kendilerinden beklenmeyen yerlerden aday olması üzerine, milletvekilliğine nitelikli ve yeterli kişilerin aday olması için gerekli koşullar konusunda önerilerini dile getiren Hukukun Egemenliği Derneği Genel Başkanı Av.A.Erdem Akyüz 'Milletvekilliğine aday olma isteğinin arkasında yatan asıl neden; yüksek maaş, hayat boyu süren ve mirasçılara intikal eden yüksek emekli maaşı, bir çok ayrıcalıkları kazanma istek ve telaşıdır. Bu ayrıcalıkların kaldırılması ve emekli maaşının diğer memur emeklilerinin aldığı maaş düzeyine indirilmesi halinde, şimdi aday olan bir çok kişinin derhal adaylıktan çekilecekleri ve yalnızca hizmet isteği olan kişilerin adaylıklarını sürdüreceği görülecektir.' Dedi. \n\nAKYÜZ 'Milletvekili olan bir kişinin statüsü derhal değişmekte, asgari ücretten maaş alan bir kişi milletvekili olması halinde, hiç bir koşula bağlı olmaksızın ve derhal, ayda onmilyar lira ödenek, yolluk ve maaş almaktadır. Sürekli olarak Ankara'da görev yapan milletvekillerine her ay yolluk ödenmektedir. Uzun yıllar hizmet yapan ve emekli primi ödeyen bir kişinin yıllar sonra emekli olması halinde alacağı emekli maaşının 700.00 YTL. olması karşısında, bir dönem milletvekilliği yapan bir kişinin ayda 5.000.00 YTL. alması, yasalar bir yana insan haklarına bile aykırı bir işlemdir. Üstelik; milletvekilliği gibi seçimle gelinen ve belli bir süre ile yapılan görev karşılığında hayat boyu emekli maaşı bağlanmasının hiçbir yasal ve hukuki temeli yoktur. Milletvekillerinin ' dirisi değil, ölüsü bile' normal vatandaşdan kıymetlidir. Üç dişine dolgu yaptıramayan bir emeklinin, milletvekili olması halinde dişlerine 'implant kaplama' bile yaptırması mümkündür. Bu durumda milletvekilliği hayat boyu ve hatta ölümden sonra bile devam eden bir kazanç ve ayrıcalık kapısı olmakta bu kapıyı zorlamak için her yöntem mubah görülmektedir'. şeklinde açıklama yapmıştır. \n\nAKYÜZ 'Bu ayrıcalıkların kaldırılması halinde, aday olan bir çok kişinin birdenbire önemli işlerinin çıktığı ve adaylıktan çekildikleri görülecektir. Nitelikli vekil seçebilmenin başka hiç bir yolu yoktur. En kesin, en ucuz ve en basit yöntem budur.' diyerek öneri ve çözümlerini dile getirmiştir.\n\ncandan, antoloji\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dyrru",
        "poet": "Akın Akça",
        "poem": "\n\nyakında belki bir antalya ya da ege yapıcam arkadaşlar. kendinize güzel bakın. görüşmek üzere can dostlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E….E Adana’da Haziran Sabahı Akşamdı Aslında",
        "poet": "Kağan İşçen ",
        "poem": "\n\naklımın bir kenarına not etmiştim\nağlamak da ihtimaller dahilindeydi \nkatmerlenmişken bulutsuzluğun tedirginliği\nE….E Adana’da bir haziran sabahını sabah olmaktan çıkardın\ngözlerin uykusuzdu bekleyişsizliklere alıştırarak beynimi\nher şeyi oluruna bırakmanın aldatıcı akışkanlığı\n tumturaklıydı sende\nbende anlaşılamamanın gözleri \ngözlerim sana marazi bir ömür boyuydu\ngözlerim karabatağıydı saçlarını eğişinin\nseni yüzüstü bırakır saçlarına doyamazdım bir türlü\nalacakaranlık bütün bir ömrüm olurdu\nbütün bir ömrüm haziran \nhaziran sen\nsen adana\nadana \naşk için ayrılığımız olurdu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dyr-Güncel.21 22,26Şub. '08",
        "poet": "Akın Akça",
        "poem": "\n\niTürkiye’nin sistemi adalet ve hukuktur. Laik, demokratik, sosyal devlet. Tekstili severiz, yok etmek kimin haddine! . Adalet ekseni, en eski devirlerden beri Türkün sırtındaki gölgesidir. Sonradan, Avrupa hukukunda giderek, ilerleyerek, sosyal hayatımıza da çeki düzen vermişiz gördüğüm.\nBir şeyi belirtmek isterim; toplumsal bazı olaylar olabilir ve şu an yaşadığımız, benim de bazı ölçülerden şaşırdığım bir durumdur ama böyle durumlarda örnek alınacak insanlara baksam da ben çok kişinin yaptığı gibi, buna ek olarak bir de kendime güvenimi hiç bozmamaya çalışır içime bakarım, bunun için de haklı gerekçelerim var: dürüstlük, sevgi ve tutarlılık, yanı sıra cesaret, özgürlük ve tabi adalet ama zulmün altındaki herkesi kollayan bir adalet ve buna benzer şeyleri hep savunurum, bunlardan ödünü sevmem ve kendime saygımı korurum. Bunu derken şunu da kastetmedim, bu ikinci dediğimi uzaktan ya da yakınen aynen yapan başkaları da vardır fakat genel algılayışlar nedense çoğuna yakın nötr gözüküyor bence ve halkı bundan ‘bazı zamanlar özellikle’ uyandımak gereklidir.‘Kendimi aydın görmüyorum şahsen burada bunca deneyimli insnalar varken’ dedikten sonra şunu belirtmek isterim; aydınların görevi de burada başlar sanırım, yani halka meşale olduğu yerde, ölçütte. Bunları neden dedim; işte, Türkiye’de öyle bir coşku ve sevinç var ki derinlerde ve en kötü koşulda bile kendini fark ettiren, bunu bu gece FB-Sevilla maçındaki seyircide de gördüm. Türkiye ne durumda olursa olsun bu pis oluşumlardan er geç sıyrılıp aydınlık fikre tam olarak yelken gene açacaktır özgürce, açmalıdır da.\n\nAvrupa’dan kravatı, papyonu almış olabiliriz, klasik batı da nasıl bizden temizlenme konusunu aldıysa –ama ruhlarını daha arıtmayı başaramadılar ve aksine uyuz oldular, kaşınmaya devam ediyorlar. Yakında bir gün; ‘Amerika’nın PKK’yı piyon olarak kullanmış olduğu’ misali siyasal islamla önce flört eden, sonra da şimdi sırt haklı yere onlara dönülmüş gözüken geç gelen liberaller’e kendilerini sarf batılı ifade ettirebilenler ya da bizzat kendilerini böyle lanse edebilenler tekrar karanlık çağa girerse, ileride kravatı ve laikliği onlar bizden alacak olabilir. Bu işler böyledir, tarihin akışıdır. Önemli olan kimin, hangi ülkelerin ne olduğu, ne olacağından ziyade; bu konuda, kendimizin ne olacağıdır. Veya tersini düşünürsek, onlar tekrar toparlanır da biz şeriata girersek, onlar bize ileriki çağlarda –mesela, neden olmasın, 23. yy.’da- wc olayını ‘gene öğretecekler’ olabilir –önceden onlardan almış olmasak da yani. Türkiye tarihinde ve daha geniş tarihimizde, milletten nemalanan politikacılar ve hatta halktan nemalanan halktan insnalar da olduğu doğrudur günlük hayatta ama cumhuriyetle birlikte, kadın hakları konusunda nasıl Atatürk’ün uğraşları bir örnek Avrupa’nın önüne geçebildiyse, bu yönergede hep kalmamız gereklidir. Şu da belirtilmeli ki; coğrafyamızın bir kısmıyla, kültür ve tarihimizle zaten Avrupalıyız da, yöneliş ve istikbal olarak da geleceğimizi batı olarak gördük, neden? Çünkü çağdaş değerleri gördük ve savunduk. Bunun iyi tahlil edilmesi lazımdır. Dilencilik pozisyonundan farklı bir şeydir, biz bunu gördük ve bir orjinalite kapsamında yorumladık. Kopyacılık konusunda, Batı’yla Türkiye’yi mukayese de eden bir yazıya en son paragrafta yer vereceğim: Biz kopyayı sevmeyen bir milletiz, kopyacılıktan kaçınalım. Atatürk bu işleri böyle yapmadı, bilgilendiğime göre Atatürk Ankarayı for ex. cetvellerle çizerken, matematikselvari bir düzene oturturken, bunun şablonunu başka yerden alıp da koymamıştı buraya asla, kendi aklına göre ve başkalaına danışarak da yaptı ve binlerce kitap okumuş biriydi ve kötü amaçları da hayatı boyunca kendine oturtmamış bir bireydi. Yani içi dolu bir yaratıcılığı mantık dahilinde uyguladı; öz bu işte, sözde değil özde! Onun da sinirlendiği, sinirlendiği anlarda herkesi suçlamak istediği anlar olmamış mıdır, tabi olmuştur bence ama o bunları dizginlemeyi hep bilmiştir. Herkes bunu yapamaz, bunu becerenlerin de büyük çoğunluğu şu değerleri bir araya toplştıramaz: Mücadeleci vatanseverleri organize edeceksin; güvenilecekleri yanına şaşmadan tpoplayacaksın; doğru zamanda doğru yerde olacak, düzenlemelere zamanı kurabilecek öngörüde varolacaksın; savaşları kazanacakları hazırlayıp, en ön saflarda yer alabileceksin ve sonra da yeni bir ülkeyi şaşmadan kuracaksın, cesaretli devrimler getireceksin; tabi bir de hainle çıkacak karşına her daim, hep de bunlarla mücadele edeceksin. İşte bu sadece cesaret de istemez, aydın kafa ve planlar ve irade de ister vs. -ki bilinçli irade olmazsa ya da dönüşmeyecekse buna, zaten cesaret aptal cesareti olmaz mı çoğunda? - Bunun yanı sıra; bu sırf Atatürk’te olsa cephede 1 kişi savaşırdı, ama tüm bir halk beraber çağrıştık düşmana karşı.\nŞeriatı bize dayatırsan ve Arsenal stadını Emirates’e çevirirsen, liman işçileri takımı güzide Liverpool’u satarsan ve her şeyi para ile ve kendin idare edebileceğini sanırsan, çok tehlikeli bir akışın içerisindesin demektir. Gerçi batı da yavaştan bir devletleşmeye dönüşe doğru başladı ya. Şu neo-liberaller mi, 2. Cumhuriyetçiler mi adı her neyse bu kişiler en abuk bir sentez yakalamış görünüyor, amaçlarına ulaşmak için her yol geçerli onlara, bunu da ben demiyorum ki kendi icraatları gösteriyor bunu; din min umurlarında mı sanıla, iyi bir hristiyan dinle pornoyu falan aynı kefeye sokar mı. Son derece laubali bakış açısı. Hazır konu açılmışken, konu örtünmek- örtünmemek konuları falan da değil. Bu konuları birbirine karıştırarak herkesin kafasını karıştırabileceğini sanan budalalar bunlar, kendini zeki sanan budalalar. Ne yani yapıp yapabilecekleri bu kadar mı :)  şaşarım ben bunların mind control dedikleri yoksa bu mu? Böyle zihin kontrollerine anca ahmaklar kanar. Hadi bakalım kolaysa hipnotize edin, asla hipnoza girmeyecekler çok fazla var bu dünyada! Sevgiye enerji ayırmıyorlar; kendi küçük saraylarında nelere kafa yoruyorlar ve halkları bölebilmeye çalışıyorlar, şaşarım ben size.\n\nBazı şeyler yapmalıyız, böyle sessiz oturulmaz. Küçük de olsa bir çözüm önerisi sunmaya çalışacağım: Batı’dan bazı insnalar getirtelim kısa süreliğine ve medyaya çıkartalım ve önüne mikrofon uzatalım; bakalım Türkkiye’de laiklik hakkında görüşleri neymiş, türbana sıcaklar mıymış, sıcaklar ise bunun sebepleri neymiş, yok değillerse bunun sebepleri de neymiş. Hele bir objektif bakalım bakalım. Gerçek neyse ortaya çıksın, yok öyle hala kalabalıkları görmezden gelmek,yook! ! ! ! ! Çağırsanıza Victoria Tolstoy’u İsveç’ten, konuşsun iki gak guk etsin medya devlerine, Ahmet Altan’ın Taraf’ına; çağırın hatta Anıtkabir kırıtkanı laubali Kevin Costner’i o bile konuşsun, çağırın Gerhard Schroder’i de açıklasın ne diyecekse, aman sakın Clinton’u çağırmayın yoksa o yolda gördüğü büyümüş Erkan bebeği bulup çıkartır da gene kırmızıpancar burnunu mıncıklatır, sonra neme lazım burnu kopar mopar da -Erkan bebek de yaş aldı çünkü- Clinton başımıza kalır :))))) \nYani demek istediğim mesela U2 müzik grubundan solist Bono’yu çağırsın sn Baykal örnek ve Bono gelince mesela, laik değerler hakkında görüşü neymiş açıklasın. Adalet ve Kalkınma veya Ak Parti, her neyse artık, bunlara kulaklarını kapayamaz çünkü gül İngiliz istihbaratçısı, tayyyyipse Amerikan Ross Wilson’u. Malum şahsiyetler “herkes aynı fikrde olamaz zaten, konuşsunlar “ demişler ya ‘kömür bile dağıtmak yanlısı olmayacaklarını bildğim cumhuriyetçilere dair; demokrasi var he, e bari konuşayım yaw ben de alala :)))))))))))) \nBu idare eden kişilerde insaf denilen şey varsa, bende hiç yaşamamışım! \nLozanı delmeye niyetlenen vakıflar yasası geçirildi, iş Anayasa Mahkemesine kaldı; iyi ki CHP var. Türban olayında gene iş mahkemeye kaldı, iyi ki CHP’yla DSP var. Eğer 1 Mart kararı kabul edilseydi, şu an Irak’ın içlerinde ordumuz çok tuhaf durumlarla karşı karşıya kalacaktı. Ve Amerika bunu kabul ettiremediğinden olsa gerek, şimdi de TSK’yı Doğu Irak Kandil’in oralara sokmamak suretiyle orayı burayı bombalayabilirsin diyerek kendince bir izin tanıyor ve yıpratmaya çalışıyor, kimbilir ne planları var. Çuval olayı 1 Mart’ın intikamıymış. Türk ordusunun hava gücü bile dünyada beşinci geliyor, kara kuvvetlerini dememe bile gerek yok. Halkımız kendine geldiğinde ne olduğumuzuysa cümle alem bilir. Şu kadarını derim, Türkiye’nin dünyada yeri yoksa kimsenin hiçbir milletin yeri olamaz gibi geliyor. İşte bu damarlara basıyorlar, ve zorla dürtüyorlar. Bu arada Tübitak delinmez zırh geliştirdi, ve bilgisayarlarda falan teknik alt yapımız atom bombası için bile varmış. İstenirse yapılabilirmiş. Aman şu hükumet geçsin de :)  Bunlar atom bombası bile atar kendi yurttaşına. Eğer 1 Mart geçse idi, onbinlerce Amerikan askeri buraya girecek, 320 uçak sokacak,4 havaalanını tahsis ettirecek ve bazı limanları da tahsis ettirecekmiş. Olaylara bakın… AKP dışişleri büyükelçi ve heyet bile yanlarına almayarak yurtdışında görüşmeler yapıyor ve verilerin devlet arşivine girmesine mani oluyor, bu olay Türk tarihinde değil dünya tarihinde bile rastlanmış şey midir? Ben artık bi şey demiyorum, yorum sizin.. Emekli Orgeneral açıkladı bunları. Parçalamak için neler yapıyorlar görüyorsunuz, bir dahaki seçimde malum partiye kim oy verecek çok merak ediyorum? Bu arada bir de yeni YÖK başkanı da durmuyor tabi, bakan Çelik’in beğenmediği adamın işine son vermiş, ve türbana sıcak bakmayan rektörleri sindirmek istiyor, ve atamalar da malum. Ben ne diyeyim…\nBir insan aşkından ayrılmışsa, yaşadığı şehir ona olasılıkla bir buhran gelebilir, normaldir; ve eğer kişi ülkesini savunmazsa, yaşadığı dünya ona eskisi kadar bir şey ifade etmeyebilecektir ve eğer dünyamız olmasa, uzayda naparız? Böyle böyle gidiyor bu işler sanırım. Mantık aynı mantık…\n\nİki örnek üzerinde duracağım bazı şeyleri açıklarken:\n1-Pkk olaylarında ebeveynler veya yetişkin gençler ki aslında aynı, çocukların ellerine taş vererek bunları askere karşı kullandılar, sanki şeytan taşlıyorlardı. Vay cancağazım vay, sonra da polisler bunlara ayakkabı dağıtıyor çocuklar sevinsin diyolardır kimbilir kesin en derinlerden yürekçe ve tabi görev de yaparlarken; çocuk da diyor ki, abi bi daha taş atmayacağım. Eh yani ne deylim, çoucksun mocuksun da aklın da var.\n2-Tavuk gribi olayında da ebeveynler çocuklara tavuk yoldurtmuşlardı. (Bu iki mantalitenin aralarında derince ilişkisini herkes mümkünse bir kafasında kursun) \nBu iki örneğin birinde cahillik, birinde bilinçli kötülük egemen olur diye hatırlatmıştı bu yazıma cevaben Kazım Uzun abi ve es geçmişim orayı çok doğru; durum böyle gözükse de, ikisi de temelde aynı mantıksal ilerleyişte değil mi? Tüm bunların ötesinde; ülkemizdeki coşkunun, sevginin dürüstlüğünve kadirşinaslık gibi değerlerin ve haksızlığa tepki gösterişin vs. her şeyin üzerinde olduğunu biliyorum, ve bunun farkında aslında o kadar fazla insan var ki: Türkiye’nin savunduklarıdır bunlar ve asla taviz vermeyecekleri; gün gelecek gene hepsi ortaya dökülecek ve sesleriyle kendini duyuracaklar, meydanlardakileri demiyorum onlar zaten seslerini duyuruyorlar -ne kadar duymadık deseler de duymak istemeyenlere bile ki o meydanlardakilerden biri de benim..\n\nTürkiye’nin hemen her konuda Batı ile sıkı bağlarından bahsetmiştim: onların kabul edip etmemeleri bizi bağlamaz; etmezlerse de birliğe “goa hell! ” derler adama, etmeyen her kimse ona. Şu var, biz dilenci değiliz asla, ama bu saydığım sebeplerden ötürü zaten tarihten beri Avrupalıyız da biz. Haklarımızı savunuyoruz ve küçük görülmemiz değersiz bir şeydir bunun yanında. Ama kendimizi savunacağız da hep, asla vazgeçmeden, yelkenleri de suya indirmeden, bizi küçümseyene de ait oldukları kategoride davranmak gerekir.\nTarih boyunca yabancı eşleriyle evlenmiş durmuş bizimkiler, aynı şeyi Fransa, İngiltere, Amanya tarihlerinde falan da görmez miyiz; Baltalı 1. Katerina’ya aşık olmasa veya doğru dürüst aşık olabilse, şu anda Rusya bizimdi ve belki Sovyetlerin de dağılmasına gerek kalmazdı ki bizim olsaydı zaten Rusya olur muydu? ve hatta Osmanlı dağılmamış ooabilirdi bir ihtimal. İsveçliler alamamış diye okumuştum, Almanlar Fransızlar da, kısırlaştırıp da ‘Papa karşısında kuğuya dönen Rahmi Koç bey gibi’ boynu bükük pozisyonda göndermişler bizimkiler onlara varlık içinde yokluk misali; Eğer doğru ellerde yönetilsek, Kraliçe Victoria’ya tiftik keçisini kaptırıp da sonra hiç ekonomimizin çöküşünü izler miydik? Kahvehanelrimzin İngiltere onların ellerde kendi topraklarına çıkartma yapılmasını izlemek zorunda kalarak, bırakılarak bile diyemiyorum yazık ki; fikirsel münakaşalar geliştirmelerine yol açıp kendimiz geri kalmış durmuşuz. Hayır, onlara da hayır işlemeyelim demem ama biz önce kendimizi düşünmeliyiz! \n\nKötü örnekleri de var bizde batının, iyi örnekleri de. Çok iyi insan çok iyi, kötüsü de çok kötü bizde de; özellikle artık son zamanlarda sanki. Osmanlı sarayında neler döndü kimbilir, halen sürüyor bunlar hem alenen; ne entriklar Allahım, ne ikiyüzlülkler. Demek çok zengin olsak, o parayla Avrupayı muhtaç edecekler fırsatları olsalar :) p Ama ne de pırlant insanlarımız var öte yandan; halkta, her yerde, politikada bile…. EE, bu yönden de Avrupa Birliğindeymişiz demek :)  hem de belki tepesindeyiz bu açıdan. Bu kadar ikili,üçlü, onlu oyunu kaldırabilecek derecede asil ve adil bir başka millet daha var mı acaba? almasalar da birliğe,who cares. We are here. We’re here and we are visible.\nOsmanbey’lerden ve çok daha öncesinde Öntürklerden bugünlere çok yollar geçtik. İslamiyet öncesini de tanıdık, İslamiyet’i de. Merlin’in Gerçekle gerçek arası tarihsel Arthur efsunlarındaki Keltleri Paganları –bir hafif benzetmeye tabi tutarsak- da vardı bizde hani yani at bindik az gittik uz gittik az gitmedik, sonraki Hristiyanlığın doğuşuna da şahit olduk, Müslümanlığı da kabul ettik. (Burda paganlığı kötüleme amaçlı bunları demedim, ayrıca belirteyim; bu konular daha derin incelemeyi hak edecek. İyi Paganda doğa sevgisinin çok olduğunu okumuştum.) \nDünyaya karşı sömürü gütmedik ve Atamızla dışımızı daha da aydınlatacak kendimiz’e, iç değerlerimize de çeki düzen vermeyi öğrendik: Bizim için tarihin tekerrür etmesi, olumsuz anlamıyla olmayacak bu olmamalı, bunun olabileceği en son ülkelerden biriyiz ve aslında en sonuncusu belki de. Olasılıkla denilebilir ki; Türkiye olgusu, Kıbrıs ve sonrasında Türki’ler de biterse, dünyada ne kalır ki sağlam gerçek anlamıyla? Şu anki Bush dostuvari Clinton bile 20yy’ı bizim yazdığımızı söyledi, ama bunu söylerken bakalım 21. Yy’da ne yapacaksınız demeyi de ihmal etmedi. Atatürk ve devrimleri bu uğurda büyük adımdır, insanlığa katkıdır bizim işimiz; insanlık için Neil Armstrong’un attığı gibidir: “Benim için küçük, insanlık için büyük.” Ay’a çıkan bir insanı düşünebiliyorum, güneşin aydınlattığı gel-gitlerde yansıyan ve yansıtan Ay’da yürüdü ve bilginin ışığının ulaştığı ve bilginin roketinin ışıkla sarmalaştığı mevkide bir zarafeti kuşandı. Düşünün ki, Atatürk bunu AY’a roketle çıkmadan yapmayı başarabilmiş biridir.\nEğer onun izinden gidersek ki gideceğiz, ekonomimizi de düzeltir yola devam eder ve nice adam gibi bilim adamlarıyla daha esaslı NASA’lar kurar uzaya da gideriz.\nTürk olarak doğmak şansımdır demesin de ne desin sorarım.\n\nMedem Tanrı’nın dinini uyguluyorduk ki zaten öyle, gene bunu uygulayalım hep derim. Her/Kişinin (kişisel) kendi/ne dini yoksa da, Kuran’ın dini belliyse de, birey kişi’yle Tanrı arasındadır işte bu olaylar, bir de bu yanı var. Türban olayını simgeye çevrdiler, marka olayına kafa takmaları gibi bişey.Tanrı dinden ötedir; dini gönderen Tanrı’ysa ki öyledir, namazın da amacı Tanrı’ya ulaşmak değil de nedir. Töbe be, kendini ilah zannedip dün kok mu rafine petrol mi bilmem ama sonucta dağıtan kömür bugün de ‘başı açık da benim insanımdır’ diyebilecek yüzsüzlüğe indirgenebilen  ardından da kalabalıkları halen ‘bir avuç’ diye niteleyip ‘on katını da toplarım’ diyerek devam edebilen kendini bilmez kendi’ni Tanrı’ya eş koşan-cambazı değil de nedir? Eş başkan mısın, Toplasana bakalım o kalabalığı hadi, görelim en azından nesin ne değilsin. Kim inanır sana ya. Tehdit, tehdit, yalan dolan, küfür argo, tek bildikleri. Anlaşma, uzlaşma, iyi niyet kültürleri yok; anlaşılan bizim Yunus Emre’nin, Karacaoğlan’ın halktan kültüre yabancılar.\nKuran’ın dediklerini hiçe sayıyorsan, Denktaş’ı azarlayıp senin gibisine dürüstçe çıkışan mankafa Sarkozy’ye burun büküyorsan, dini koruyup kollayan laikliğe verip veriştiriyorsan, ahlakın yerlere serilmişse, küfürden başka şey bilmez yüzünden nur düşmez ama bıngıldak patlıcan alt dudağı düşer birine dönmüşsen; küçükbaşları güdebilen geçinen ama çoban İsa’dan da çalmayan baş bir bakan sen olsan bile, Büyükanıt Paşa önünde gülümsemek zorunda kalan ve eteklerini sıkıştıran Suudi Kralının ayaklarını çadırlarda gölgede yıkayacak düzeye alçalmışsan; her lafın yalan dolansa kandırıkçılıksa ne anlarım ben sen namaz kılmışsın kılmamışsın. Müslümanlık özgür düşündür, okuduğunu anlamakla da eşgüdüm; iradedir yeryüzündeki, azmiyle kuşanmıştır insan, esaret değildir. Birilerinin bunlara tam değinmesi lazım. \nBu yazılar basında,, her yerde artmalı ve gereken sorumlular kendilerine çeki düzen vermeli. Hasankeyf tarihi dokusunun canını baraj suyuyla almak hangi kötü düşünce sahibinin aklına gelebilirdi ki? Yaşar Nuri’den dünyada eşsiz sedirleri bulunan diye duyduğum Güzelim Kaz Dağı’na, buzulda fokların beyzbol sopacısı Kanadalı siyanürcü kazıcı çağırtmak kaç kişinin aklına gelirdi, ha? Bu ülkeyi biz parayla almadık be; o kelle tabir edilen değerlerimizle kan dökerek aldık, az çalışmadık! \nGerçekten suç sahiplerini, şuurlu cahilleri sevmiyorum, sevmeyeceğim de; şuursuz cahilleri severim amaacımam da, küçümsemem yani. Yani bunu drken; kötü amaçları olmadığından diye dedim, en azından. Bunlar da işte belki aczim denilebilir belki değil denilebilir, neyse nedir odur işte; kimin dediğinden bağımsız olarak, hiç de umrumda değil. Yani kimin ne dediği umrumda değil değil tabi :)  bu konular öyle tavırlar gerektiriyor ki acz neymiş ne değilmiş fasa fiso, yapılacak şey belli, ülkemiz için güzel şeyler yapmalıyız.\nTanrı, ilerleyen düzlemlerde kendini gösterir. Çalışmak bunun yararcıl faturası ise de her şey çırpınmak değildir, insanın iyi niyeti yoksa çabalamaları da gider boşa.\n\nTarihi olduğu biçimiyle ele alamayan, cehaletin doruğa ulaştığı erbunaklar idare ediyor gözüküyor dünyayı; bizde öyle, Bush öle, Sarkozy-Merkel buluşması öyle –buluşup masalar etrafında fingirdeşip gülüşüyorlar az ekonomileri iyi de tabi mutlular, yarın öbür gün bir düşüşe geçsinler görürüm ben onları daha düne kadar kanlı bıçaklıydılar Einstein’ın da fikirleri olmasaydı bu AB projesinin ilk safhaları için, biraz zor bugünlere ulaşırlardı.\n*\nDaha önce bahsettiğim, Türkkiye’yle klasik Batı’nın kıyaslamasının yapılabileceği ve kopyacılık üzerine, Bilim ve Tekniğin bir 2007 sayısının bir başlığından aldığım kısa pasaja değiniyorum:\n‘Kaderi Değiştirebilen Bir Teknoloji Askeri Laserler’ konu başlığından ‘Kopya fotonlardan işe yarar aygıtlara’ paragrafı:\n\n“Peki, bu birbirinin kopyası bir grup foton ne işe yarar? Şöyle ki; eğer siz tek bir fotonu bir yere yönlendirirseniz kppyası olan diğer fotonlar da hemen hemen onunla aynı yere giderler. Bir başka deyişle fotonlarınız ne kadar benzerse topluca kontrolleri de o kadar kolaydır. 0(koyunları hatırlatıyor biraz)  Şimdi bunu tersi bir örnek verelim. Eskilerin Muhtar Feneri dediği büyük pille çalışan el fenerlerini sanırım herkes bilir. Bu fenerler beyaz ışık üretirler. Beyaz ışıksa, aslında görünen dalgaboyundaki tüm ışıkların bir karışımıdır ve içerisinde pek çok dalgaboyunda birbirinden tamamen bağımsız bir sürü foton bulunur. Diyelim bir gece Ilgaz Dağı’nın harika ormanlarında  kamp kurdunuz ve arkadaşınıza bir ağacı el feneriyle işaret etmek istiyorsunuz. Eğer ağaç birkaç metre ileride ise bir sıkıntı yok. Fener ışığı istediğiniz ağacın üzerine düşer. Ancak, yirmi metre ilerideki ağaçlara tutarsanız, ne kadar odaklarsanız odaklayın, büyük bir ışık çemberi oluşur ve birkaç ağacı aydınlatırsınız. Feneri yüz metre ilerideki ağaçlara tutarsanız eğer,  çok geniş bir alanı aydınlatırsınız ve hangi ağacı göstermek istediğiniz kesinlikle açık dğildir. Çünkü beyaz ışık içerisindeki bir sürü rastgele fotonun her biri bambaşka bir yöne gitmektedir. Ama yanınızda çok az bir güçle çalışanbasit bir kırmızı renkli lazer işaretleyici (pointer)  varsa, yüz metre ilerideki herhangi bir ağacı rahatlıkla işaret edebilirsiniz. Çünkü işaretleyiciden çıkan fotonlar aynı dalga boyunda (kırmızı) , aynı fazda ve aynı doğrultudadırlar. Bu fotonların biri nereye giderse diğerleri de oraya gider. Laser işaretleyicilerle oynamış dikkatli okuyucular kırmızı noktanın uzklarda genişlediğini hemen söyleyeceklerdir. Bunun sebebi fotonların pratikte “tamamen” değil “hemen hemen” birbirinin aynı olmasıdır. Ne yazık ki fotonların benzerliğini ne kadar artırırsanız, sitemin maliyeti de o kadar artmakta.”\nBilim ve Teknik, sayı 478, 3,5 YTL, Eylül 2007, s.74\n\nBu yazıda geçen “fotonların benzeşmesindeki maliyetin artması olayı bana koyunları gütmek olayı ve koyunların ekonomiye tepkisi ve kömür poşetleri gibi şeylri anımsattı biraz da, nedense(!)  Beyaz ışıkta her çeşit dalbaboyundan fotona sahip olarak daha kozmopolit ve özerk parçacıklara sahip sanki; kontrol etmesi daha zor gibi ama özgürler. Diğerinde ise, kırmızı ışık hep aynı, değişen bir şey yok ve her an emre amadeler, ne tarafa sürüklersen oraya gidecek gibiler.\nDünyada tep hep sarışınların, kızılların veya esmerlerin mi olması iyidir sizce, yoksa karışık insan bulunması iyi midir? \nYa da şöyle ifade edelim; dünyada eko sistem olmasa, her gün çok bitkinin ve hayvan türünün tarihe karışıyor olmasına rağmen bunca çeşitlilik bulunmasa ve burası sarf bir kaya parçası olsa ve siz de kayadan oluşmuş bedenlere sahip kaya gibi duygulardan örülü olmuş olsanız ve tek cins olsanız ve çevrenizde tanıyıp araştırabileceğiniz bir şeyler yoksa ve her şeyden önemlisi bunu hissedemeseniz bile ki öylece yaşasanız, bundan bir zevk alır mıydınız? \nDünyada her zaman bir Atatürk olacaktır, bir tane yani; gelecektir yeniler, ve herkes değişik kişidir, kendine hastır. Bu işler böyle olacaktır, böyle olduğuna bakarak bunu diyebiliyorum tabi. Ne kıskanmak gerektirir, ne de gereksiz övgü; ama karşımızda olan gerçekleri görmeli ve büyük insanlara saygı duymalıyız. Bir Shakspeare herkese benzemez, bir Einstein da kolay bulunamayacağı gibi.\n*\nTürkiye burada, bir yere de gitmeyecek.\nTürkiye ışıyacak; her zaman. Her zaman, en belli noktalardan…\nKötü insanla hep çıkar, her ülkede, ama Türkiye’nin farkı hep kendini belli etmiştir dünyada. Prototipler değiliz, hemen herkes bir antrenördür ve gerekirse alır takımı kurar, işler üzerine kafa yormayı severiz: Fakirlik sınırının uçurumlarında yaşayandan en zengin birine çeşitli sorular sorulabilir ve hkkaten şaşırtan en ilginç cevaplar da gelebilir, şaşar insan yaratıcılığa. Sürü psikolojisine insan olan kimi sokarsanız etkilenir, ama bizde şu belli, hem birbirimize sevgimiz hem de sürüler haline sokmaya çalışanlara öfkemiz. Çünkü iktidarlar halkları uyutmayı severler görünür genelde; böylelikle kendi bencil amaçlarını kolay kalkındırabilirler, doldururlar cepleri.\nGüzel insanlarımız için her şeyin en güzeli verilmeli. Güzel şeylere layıklar.\n\nŞu kadarını diyeyim, Atatürk’ün devrimleriyle, kazanımlarıyla ve layık hükumetlerle hep gidebildiğimiz takdirde bir gün dünyanın süper gücü bile oluruz kesin, yeter ki kendimize gereken değeri verelim. Tarım ve hayvancılıktaki düşüşe rağmen bile, şu an dünyada yerimiz bellidir. Herkes de bunu biliyor. Türkiye’ye bu derece diş bilenmesinin altında farklı sebepler arıyorum, belki bizim bile bilmediğimiz şeyler saklı olabilir Vatikan ve batı arşivlerinde. Belki onların da bilmediği bir şeyler vardır, kim bilir. Yükselişimizden korkuyorlardır belki de. Yalnız bildiğim bir şey var, bu kadar eziyete gebe bıraktırılan bir halk, kendisi için en büyük yükselişlerin önünü açacağı kesindir. Çünkü bu kadar sessizlik, içinde yaşadığımız zaman ve evrenle ters düşmektedir. Mantık ve yaradılışın doğası ve tarihin gidişiyle bağdaşmamaktadır.\n\nTanrı’yla sıkı sıkıya ilişkilizaman’a küfreden, çıkarılan vakıflar yasası’yla damat ferit’ten daha zararlı iş yapabilen, tarih ve Türk adaleti önünde hesabını verecektir ama bizi ilgilendiren esas bunun ötesindedir. Vatan hainliği içinde olup önce 40 yıllık kazanımımız milli unsurlarımızı yabancılara geçirip borç batağına da batırıp dört yönden bizi güçsüz bırakmak isteyip kiliseye özerklik verip ve gelecek zamanlarda Türklerin giremeyeceği toprakları Türkiye içinde oluşturmaya gayret edenlere ne olmuş ne olmamış o kadar da önemli değil, milletini gerçekten sevenlerin yanında. Bu çeşit kaybetmişleri unutun, cezalandırmak harici; ve geleceğe bakalım. Onların yeri ne batıdır ne arabistandır,ne türkiye’dir, onlar vatansızdır çünkü ihaneti seçtiler. Siyasal İslam bir avuç paraya toprak satmaktır. Karşdaki gözlükçü bile demişti bunu bana. “EE ama yabancıya Türkiye’den yer satıyorlar” demiştim dinciye. Ne cevap verse iyi, “Olsun, para kazanıyoruz.” (Hayır efendi, biz tam bağımsızlıktan yanayız ve balık tutarız, balık vermeyiz, kömür verip kandırıkçılık yapmayız bizim işimiz dürüstlükle!) \nİşte, amaçları tam bu olmuyor gözükse de, 2. Cumhuriyetçiler ya da adı her neyse liberaller vs. tren gibi bu siyasal İslamcıları kullanmak istiyorlar ama kendi bindikleri dalı keserler. Sonuçta bir şey bellidir, bu konularda vardığın önemlidir. Kişi hainse haindir değilse değildir, hainler bu işin hak ettiklerinin sonuçlarını almaya başlayacaklardır. Kararlı insanlar için yol her zaman yakındır. Bilinmelidir ki, kararlı olduğumuz vakit tüm bu sömürü planlarını dize getireceğiz, ama yol almalarına da izin vermemeliyiz! Çabuk harekete geçmeli, bize yakışanı yapmalıyız. Üç beş kişinin kamyonetten yola patates soğan dökmesi protesto uğruna ya da işçilerin yürümesi olayı değil bu, bağımsız mı kalacağız yoksa bunların insafına mı bırakacağız. 1-Eğer insaflarına bırakırsak, ilerde Türkiye’yi üçe dörde bölüp Yugoslavya gibi yapabilirler ve hatta böyle olduktan sonra bile Avrupa birliğine almayabilirler. Elektrik vermezler karanlıkta oturturlar vesaire. Bunlara razı olacak var mıdır? Ne yani, bize top atmalarını mı bekliyoruz Viyana’dan? O zaman mı uyanacağız? O asla olmayabilir, o günler geçti, ama sizi esir alırlar. Ve öyle bir alabilirler ki, hiçbir şey kalmaz. Hoş tarihte savaştığımız Viyana bile değilmiş ya İlber Ortaylı’nın dediğine göre, Almanya’ymış. İnsana en iyi sabun gene insan yağından olurmuş muş muş miş. Ne yani en iyi sabun insan diye insanları fırınlara mı sokacağız, aynı mantık. Asla ama asla böyle düşünemem ben. Bunu düşünenin insanlıkla uzaktan yakından alakası yoktur. Masum insanları fırına sokanı asmalı esas. 2-Hitler’se Yahudileri Çek Cumhuriyeti’nde, kadınları 20-25 dk. Erkekleriyse 25 ila 35 dk. Arasında fırınlara gönderirken, İsmet İnönü’ye mesaj yollayıp arada kaynayan onbeş kadar Türk için özürlerini iletmiş. İşte hasta mantaliteleri görmek lazım. Ne Hitler’de duygu aranmalı, ne de bizi sömürmek isteyen bu pespayelerde. Halklar kardeştir ama halklarla halkların arasına giriyor bu bazı  siyasetçiler. Tüm kötü mihrakları düşünsem, sayısı az denecek insan, dünya halklarıyla oynayıp duruyor.\n\nHerkesin üstüne düşen görevler var. Ankara’yı kalkındırmaya devam. İstanbul’u neden dünya başkenti ilan ediyorlar, Barroso mu Barosso mu her ne haltsa ona göre İstanbul Avrupa Birliği’ne alınabilirmiş,bak sen şu şarlatan maymuna! eğer binlerce küçük kilise devlerçiklerini Türkiye’ye vakıflar yasasıyla yayacaklarsa alsınlar Avrupa Birliği’ni başlarına çalsınlar. Bu yolla kendi ülkemizde yabancı konumuna düşmez miyiz.Hristiyan laikliği olmaz, biz çağdaşız. Melih Gökçek Gençlik Parkıyla oynadı, çay bahçesini yıktı, havuzu susuz bıraktı, bir de tabeladaki ismiyle kendi adını övüyor. Kaldırımın tümü çöplerle kaplıydı Akay’dan çıktığımda, yoldan geçmek için asfalta inmek zorunda kaldım, neden görevini yapmıyor Büyükşehir belediye başkanı? Maltepe Pazarını cd bahanesiyle yıktı, ve yağmur duasına çıkın diyor. Bir de teşekkür bekliyorlar. Kuğulu Park’ı ve önceden Hitit Güneşi’ni bile yıkmayı denemişti. Bunlar Anıtkabir’i de yıkmayı deneyeceklerdir benden söylemesi. Sonra da yağmur duası edin diyeceklerdir. Tecrübeyle sabittir. Yalansa yalan deyin ben de bir daha demem. Anadolu değerlerini koruyun, dürüstlük ve samimiyeti yıkmak istiyorlar. Çankaya Belediyesi’ni AKP alırsa buna seyirci kalmayız. kurtuluş günü yakındır. Anadolu ve Türkiye kaybedilirse, Çin’i ekonomiyle zayıflatmış ve kültürünü Japonya’ya yaymış Amerika, Asya’yı da çökertecek ve gelecek birkaç bin yılda sömürü düzenini tüm dünyaya yaymak istemektedir. Bunu yapmak istediği görülmektedir. Görevimiz, yalnızca ülkemizin bile değil dünyanın geleceği ve tarihin korunmasının teminatı anlamına gelmektedir! Esaret altına gireceğimizi düşünen varsa, gerekli yanıtı her zaman alacaklardır. Bunu görecekler. Canımız yaşamamızın amacıdır, yaşamımızsa vatanımızla eşdeğerdir! Bu topraklar bu zihniyete kapalıdır. Tüm bu Vatikan şirketleri ve onun vatansız artık uzantıları, nerede doğdukları hesaba katılmaksızın; hepsi geldikleri gibi giderler, savrulur atılırlar.\nHer yere sömürüyü yayabileceklerini biliyorlar, Ankara’dansa Türkiye’ye Atatürk gerçeği var. Bunu da çok iyi biliyorlar. Bu yüzden işte her yeri tanırlar ama bahsetmekten çekindikleri tek dünya başkenti Ankara’dır. Şimdi bahsetmedikleri Türkiye’yi, kötü laflarla anmaya başladılar ve sömürüyle üstümüze geliyorlar olan tek bu. Ne yani her gün 10 yerine 5 kırbaç yese birisi, bu onu mutlu etmeye yeter mi, sahiplerine teşekkür mü eder? Bu ne budalalık! Herkesi sindirebilirler, ama bizi sömüremezler. Bu asla olmayacak, görecekler. Kurtuluş Savaşı’nda Polatlı’yı zorlayanlar bugün Köşk’te ve takunyalarıyla sağa sola genizden balgam kusuyorlar. (Köşk’ü gözleyen gözler tepede, ve bu kişiler Atatürk’e bağlılıklarıyla bilinenler; halkımız da var, yakında bilinç artışı olacak.)  Ama bu aldatmasın, bu bir zaman mefhumu. Savurup atacağız hak etmeyenleri, sömürücüleri, siyasal İslami, şeriatı, batı uzantılarını, doğu uzantılarını! Tekrar ediyorum, Türkiye giderse Asya’yı da almaları daha kolay gözükmektedir. Bunu tarih sınamıştır. Savunduğumuz sadece kendimiz değil, yeryüzünün geri kalanıdır da.\nTarihi karartmaya niyetlenenler, kendilerini evrenin yegane unsuru gören az sayıdakiler şunu bilmelidir; zamanı tekeline alamazsın çünkü uzay-zaman’ı ve yaşadığımız havayı, suyu yaratan Amerika değildir. Bu, gerçektir. Yarın bir gün bir kasırga gelir ve siler sizi. Ve ergeç planları yıkılacaktır. Havadaki mantığa kendi çabamızı eklediğimiz vakit, bunları savurup atacağız. Bizim çabamız gerçeğe ve sevgiyedir! Kardeşlikle uğraşanlar kendi sonunu hazırlar, unutulmasın. Çünkü haksızlığa verilen tepki, başka tepkiler gibi gelip geçici olmaz. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Türkiye adaletin yeşerdiği, anlamlı  topraklardır. Buna layık olmak elimizde. Zamanın geçmesine izin vermeyin, zaman kendini anlamlı kılan insanları tarihle ödüllendirir ve ölümsüz kılar. Tanrı iyi ve adaleti savunan insanlara ekstra güç katar. Bu da bir gerçektir, ve gerçein kendisidir. Bunu da hakkıyla Türklerin yaşadığı ve hatta başka ülkeden insnaları da “diğer” olarak görmeyip işe sevgisini katarak “yaşattığı”,tarihin tecrübesiyle sabittir. Atalarımızın yüzünü kara çıkartmayacağız; çünkü sokağa her çıktığımda ve evde, kanımın aktığını hissediyorum. Siz de hissediyorsunuz. Ama hainler bunu hissedemez, hissetmedikleri için suçlanmaları da beklenemez belki. Bu onların suçu bile değil belki de. Ruhları yok. Onlar suçlanmamalı belki de, sadece cezalandırılmalı ama mutlaka. Çünkü masumun hakkına yeltendiler, sınırı iyice aştılar. Kimsenin doğacak çocuk ve torunlarının esir olarak doğup köle yetiştirilmesine tepki vermeyeceğini düşünmem. Hayatta bazı şeyler vardır, paradan önemlidir. Evet, yalan söylemeyen insan vardır, ve bu çeşit insanlar yeryüzünün her yerinde varlıklarını sürdürürler. Çünkü tabiatlarını baskılardan almazlar, kendi özlerinden alırlar; asalak olarak yaşayacaklarına ölürler daha iyi. (Yazık ki diyelim)  bu iş ya hep ya hiçtir, burada ılımlılık aranmasın asla. Klasik ancak söz konusu vatansa gerisi teferruattır.Hayatta oluşturduğumuz kendi tavırlarımız bizi biz eden unsurlardır, yok eğer başkasının gelip size ne yapacağınızı söylemesini beklerseniz bunun benim anlayışıma göre gerçeklikle alakası yok. Bu aldatmacadır ve bir aldatmacayı içime sindireceğime bu uğurda ölürüm daha iyi. Galileo gibi bile olmak saçmacadır, bir köşelerde hapiste çürür insan yoksa; eğer tam bir şereften söz edilecekse ki namusumun altına imzamı atabilirim ben, Giordano Bruno gibi yakılmak göze alınır ve gerçeğin arkasında durulur. Copernicus’sa Papa’ya lafını esirgememiş birisidir, ama ilk safhalarda gerçeği açıklamak için az biraz tereddüt de etmiş. Galilao’yla Bruno arasında bir şahsiyettir kanımca ama sonucta anlaşılan iyi biri. Yaşanmış tarihten dersler çıkartmak gerekir dünyada, gelişimin önünü açıcıdır ehil ellerde.Çıkartacağımız ders Bruno gibi yakılmamak olursa eğer, hainliğe giden yolda ilerleyebiliriz olasılıkla ama eğer dersimizi doğru çıkartırsak, savsaklamamız bile düşünülemez. Sömürüye hayır dendiği için tarihte Hypatia adlı kadının eti midye kabuklarıyla kemiklerinden kazınmıştır, bunu yapan kişiyi tahmin edebilirsiniz, ruhban bir din adamıdır kendisi; buna sevinecek insanın boğazındadır ellerim. Bir diğer din menşeğili adam olan Copernicus ise bilimin diliyle çağdaş dünyayı ışıtmıştır. Yani güzele güzel demiştir. İşin dinle falan alakası yok, bunu da belirtelim kimse alınmasın. Din görevlisi vardır, harika insandır; din görevlisi vardır yobazdır. İnsandan insana değişir.Olay insanın içinde başlar, namaz da  her şey de insanın içinde başlar. Tanrı her istekli insana kendini gösterir. Çünkü o her yerdedir de denmemiş mi. Din görevlisi kişi, ahlaklı olmalıdır, ahlak bekçiliğini kastetmiyorum. Ahlaklı olmalıdır. İnsanoğlu zulüme gelmez, bunun foyası bir yerden ortaya çıkar. Güneşi balçıkla sıvayamazlar. Bu olaylar içten hissedilir. Herkese güzel günler\n\nAtatürk kendini bile düşünmeden halkı mutlu olsun istedi, bunlar ise sırf kendi fikirlerini diretiyorlar. Bu ülkede kurallar bellidir, kurucusu bellidir, Atatürk devrimlerine uymayan vatan hainidir; bu ayrım konacak önce. Hükumet, MHP ve hatta türbandaki toleransıyla BBP aynı potaya girdi. Arjantin ve Menem’in özelleştirme durumları neyse bir bakıma aynı sömürü başlatıldı burada, ama buna dur diyeceğiz. Orda sadece bir sömürü vardı, burada ise işin iki yönü var. Amerika ve Avrupa her zamanki gibi dış politikasında sömürü istiyor ve bunun için gerekenleri maddi manevi AKP’ye veriyor, bunun karşılığındaysa AKP de bir din devleti kurma güvencesini bunlardan alıyor; olan bu. Arjantin tekrar atağa kalkıştı dünyada, bizimse bu dincileri ve dış sömürüleri aşmamız gerekiyor. Tarım hayvancılığa sekte vurdular neden, çünkü köylüyü özelleştirmelerle dışa bağladılar. Doğu’dan Türk şirketlerini çektirtip orayı da özelleştirmeye geçmek isterler neden, ordaki bazı insanlarımızı dağa kanalize etmeye çalışmadılar mı. Terör neden tırmanışta? Kömür dağıtmak işin görüntüsü, açlık sınırında yaşayan insanlarımız bir daha bunlara oy verirse ben de buradayım! Şahsi fikrimce, Ecevit nasıl zorlanarak laiklik yürüyüşüne Kocatepe’ye çıkartılıp orda şehit olması sağlandıysa, AKP’nin kanlı elleri terör uğruna ölen sayısız Mehmetçiğimizin de kanındadır. Katil olmuşlardır gözümde. Damat Ferit bu kadar büyük hain miydi sormak gereklidir! Batı ülkeleri şu an için sömürü düzenini sadece dışlarına işletmektedir, ancak bu sapkın tavırları onları yeni bir Hitler yaratmaya götürebilir kendi içlerinde gelecekte bunu da unutmasınlar. Batı’da kamu yararı ve şirketler birlikte işlerler, ne kadar özelleştirme yapsalar da bunlar uyum içindedir ve bundan halk faydası sağlanır, orası hangi ülkeyse artık orada. Batı sosyal devletten prim verir mi sanıla?  Türkiye’de ise şu an böyle mi? Hayır, para dışarıya akıyor kar, köylünün hakkı olanla yabancı şirketler oynaşıyor. Bunların hesabını kim verecek? AKP başa gelirken demişti ki, suçlu olursak buradayız gibi bir şeyler ifade demişti. Peki şimdi suçunun cezasını çekmeye yanaşacak mı, yoksa tavşanlar gibi ülkeden tabanları yağlayacak mı ileride? Bakın daha yakında İngiliz viskisinden gümrük almayacaksın cinsinden, arap şeyhine emir verir gibi, bizimkilere ultimatom veren Tony Blair’in bile şaşacağını düşündüğüm neler olmuş: Malum cumhurbaşkanı denen Gül, masada kısacık türban yasasını 11 gün bekletti, ve ne zaman ki ordumuz onca teröristi etkisiz hale getirirken az da şehit verdi, işte o vakit cumhurbaşkanı onayladı türban olayını. Neden bu kadar beklemişti, yoksa onaylamayacağını mı bekleyenler vardı a canım. \nOrdumuz terör konusunda başarılı olurken, AKP’nin çabalarıyla siyasal istikrarsızlık halen devam edebilmekte. Ülkemizi yıkmak isteyenleri iyi tanıyalım! Bu kadar iğrençliği ben bir arada görmemiştim; tanık olan varsa daha önce, ben de o kişiyi tanımak isterim. Alnından öpeceğim.\n\nGeleceğin Türkiye’sini oluşturacak adımlamalar yapılacak, üstünden geçeceğimiz eşiği kendimiz oluştururuz. Nasıl istenirse öyle olur ama önce halkın üzerine eğitimi seferber etmeli ve ve ondan sonra kömür dağıtmalı ille dağıtacaksan. Okuldaki çocuğa Fettullahçı baskılar gibi şeyler neticesinde, o çocuk babasına sen içki içmemelisin derken, annesinin eteklerini kesebiliyor. Okuldaki hocasına ise sen başörtüsü giymiyorsun senin dediklerin makbul değil diyebiliyor. Bu tarz olayların hiç artmaması ve belli süre sonrada inişe geçirtilerek yok edilmesi için görev bize düşüyor, her birimize. Gül’ün eşi ile Tayyip beyin eşinin arasında bir çeşit olaylar mı var, pek de sıkı fıkı değillermiş görünüyor burdan. Ama bir ruha sahip olmayan insanlar için neden bu kadar düşüneyim değil mi(!)  Aman işte, konu Türkiye olunca hep düşünülür, napayım. Biri İngiliz istihbaratçısının eşi, diğeri Teksaslı Bush kahyasının… \n\nEn son neler oldu bi bakalım. Gül bize aramızdaki tek bağın vatandaşlık vb. olduğunu söylerken –ki buradan, sakın bunu küçümsediğim de anlaşılmasın ayrıca- neyi kastetmektedir. Laiğin, şeriatçının, veya vs vs. dini ayrıdır noktasına mı işi çekmeyi istemektedir. Bölücülük tutumlarının altında daha başka neler vardır, daha ileri giderek Boğaz Köprüsü’nü de mi satacak, Anıtkabir’i de mi Kanadalı siyanürcüye satacak yoksa? Hayret, hep bodoslama gidiyorlar, en son örnek de TSK’yı Amerika’nın yönlendirdiğini kastetmeleri oldu. Artık sınırı iyice aşıyorlar. Cinsel tercihleri beni değil kendilerini ilgilendirir, beni ilgilendiren konuysa, İpekçi, Ersoy, ve Yağmurdereli’nin bilir bilmez ya da bilinçlice ne tarafa meylettikleridir. Ruhu olmayan insanlar için iyi ve kötü kavramları ne ifade edebilir ki. Bir kenenin biyolojik olarak tek gerçekliği çalı çırpının altından geçecek hayvandaki tereyağı asitidir ama bunlarda bunu bile göremiyorum. Belki de ben yanılıyorumdur, varsa böyle bir şey biri bana açıklarsa sevinirim. Bütün sorunların yokolması için Tek yapılacak şey hükumeti değiştirmek ve yeni politikalar üretmek, bundan sonra Türkiye eskisinden daha da güçlü bir ülke olabilecek ve dünyaya da çok açıdan yön verecek.\n21/26şub. ‘08\n\nGenel olarak yazıldı ve ama gocunması gerekli şahsiyetler harici kimse işlenen suçlardan sorumlu değildir.\nTarihsel kronolojik vs. bilgi yanlışına rastlayan olursa bildirirse sevinirim, duyduklarım ve bilgilerim ölçüsünde..\nBu yazılar uzar. Yakında bir kısa tatile çıkacağım, şimdiden belirteyim. Herkese sevgiler dilerim.\nPek düzeltmeden, 2. Şekliyle ve sonradan da eklenenlerle. Malum, hainler boş durmaz ama ben de boş durmam. Lafımı çok da esirgediğimi sanmıyorum ama insanlar hakkında gördüklerimi söylerim, ve böyle bilinçli hak edenler için de üzülmemi gerektirecek bir şey olmadı bir yaşından beri.Üstünden geçmicem, ne midem kaldıracak ne de sabrım.\nMasumun hakkı yenilmeyecek bu ülkede ve türban siyasete alet edilmeyecek, okullara vesaireye girmeyecek yoksa bu işin kendim adına arkasında duracağım hukuk çerçevesinde. Son sözüm de budur. Köy enstitülerinden, Halk odalarından evlerinden, tarımdan gelen bir ülkede tarım ve hayvancığı katlettiler, ama yeniden ve çok daha iyi kurulacak bunlar ve bu sefer iyice bilinçleneceğiz ve bu işlerin sonunda Türkiye çağdaş Cumhuriyeti daha da güçlü en kökleşmiş bir biçimde karşımıza çıkacak. Kuşku gereksiz, yeter ki sorumlular defedilsin.  Proje üretecek o kadar çok beyin var ki yeter ki onlara yol açalım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E be anne!",
        "poet": "Muaz Kalaycı",
        "poem": "\n\nE anne! E be anne…  “Hasan abin ölmüş” demek ne de kolay geldi sana. Hançeri gecenin 1’inde sineme saplamak nede kolay geldi… Bilmez misin ürkütür beni gece çalan telefonlar? İnler her melodi gecelerde anne! Telefonu ilk çalmaya kaldırmamak aklına mı gelmedi anne? \n\nKara haber tez duyulur derler ya; “Oğlunuz öldü” diye nede çabuk haber verdiler öyle! Rüyalarımın en güzel abisinin nefesi nede çabuk kesildi böyle. Erkekler de ağlar, artık bende ağlıyorum anne.\n\nBiliyor musun anne, artık güneş bile yitirdi ışığını, yıldızlar görünmez oldu gecelerde. Anne, gözlerim güneşi görmez oldu anne! Hasan abim de bir gece batmadı mı zaten? Sevgililer sevgilisine bizden önce kavuşmayı tercih etmedi mi? \n\nAnne, ben abimi özledim anne! Antalya’daki trafik kazasında ne zaman ölmüştü abim? Anne, söyle bana 7. ayındaki Nazlı Sude ne zaman kaybetti babasını kör kuyularda? 25’inde kuzusunu ne zaman koklayamaz oldu babası, haydi hemen söyle anne? Abim ne zaman “anam” diyemedi sana? Ne zaman Muzişim diye kollarını saramadı bana? Ne olur söyle anne; abim ne zaman gitti benden? \n\nAvuçlarım üşüyor anne. Uzatsam abim tutar mı elleri mi? Isıtır mı avuçları mı? Öper mi tam ortasından? Öpemez mi yoksa anne? Tutamaz mı elleri mi? Telefonuma neden çağrı gelmez oldu anne? Yoksa abim bana çağrı atamaz mı oldu? Anladım anne, abim artık bana çağrı atamaz oldu. Öldü değil mi anne? Mezar taşında ölüm tarihi yazıyor. O tarihten sonra yaşamadı abim değil mi anne? \n\nGözlerimin önüne geliyor babamın titreyen ellerinle üzerini değiştirişin. Babamın bitik hali gözümden hiç gitmiyor ki, ağlamaktan aşınan gözleri gözlerimden hiç gitmiyor ki anne! Sahi ayak yalın mı çıkmışım evden Fatih abime doğru koşarken? Fatih abime, abimiz ölmüş demek için terliklerimi evde mi unutmuşum? Unuturum anne. Unuturum ben! Ben o gece çok şeyi unuttum anne! \n\nAvuçlarımın kırışıklığı üşüdüğümden anne. Öpemediğinden abim, saramadığından ellerimi. Abimin ellerini toprağa gömdüğümüz gün üşümeye başladım ben, o zaman dondu ellerim anne. Gözlerim o zamandan beri kanar benim. O zamandan beri titriyor bedenim.\n\nAllah var büyük, biliyorum anne. Merhametli O, onu da biliyorum. Ama ben abimi çok özlüyorum anne. Abimi çok özlüyorum ben. Gitsek mi yarın sabah yine mezarına. Selamımızı versek mi soğuk mermerlere? Su döksek mi çiçeklere? Yanımıza üşüşen çocuklara para da versek mi? Sarılsak mı? Ağlasak mı doya doya? Abime artık büyüdüğümü söylesek mi anne? \n\nAnne, “Babalar Cuma’yı kaçırmaz” derdi abim. “Sahura kalkar babalar…” Abimi de sahura kaldırsak mı anne? Bayrama da beklesek mi onu? Gelemez değil mi anne? Abim artık bayramlara gelmeyecek mi anne? \n\nAbimin ellerinden balık yemeyi özledim galiba ben. Sen bana bakma anne. Aslında ben balığı hiç sevmem. Abimin ellerinin değdiği her şeyi özledim ben. Oy benim yiğit abim. Neredesin sen? Neredesin ey gamsızım? Tutsana ellerimi! Sarsana kollarına beni. Abi annem de bekliyor seni. Babam dışarıdaki kanepede hâlâ. Hadi abi. Gir artık rüyalarıma. Serap ol yollarıma. Rüyalarım da sar beni…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E burası Türkiye!",
        "poet": "Yücel Terkanlıoğlu",
        "poem": "\n\nE burası Türkiye..\nrahat batar kimilerine,\nişleri ne, güçleri ne? \n\nE burası Türkiye..\nhem ekmeğini ye,\nhem bıçağını bile! \n\nE burası Türkiye..\nhepimiz ermeniyiz de,\nhelal der aydın birileri de! \n\nE burası Türkiye..\nermeniler haklı de,\nulaşırsın nobele! \n\nE burası Türkiye..\nbombalar patlat önce,\nsonra demokrasi dile! \n\nE burası Türkiye.. \nvurulunca kalleş kelle,\nkardeşiz der bak hele! \n\nE burası Türkiye..\nbak işte demokrasiye,\ndemokratik bölücülüğe! \n\nE burası Türkiye..\nönce İMF ile AB,\nşimdi de İran ile ABD! ..\n\nE burası Türkiye..\nbitmez oyunlar bu ülkeye,\nçıkmışız sanki görücüye! \n\nEvet burası Türkiye..\ndestanımız Çanakkale,\nhatırlatırız gerekirse,\nartık yeter be!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E-5 te Ölen Şiir",
        "poet": "Tamay Önal Polat",
        "poem": "\n\nUntitled Page\n\n Sana köpek dediler.\nBirçoğu köpektiler.\nHavlıyordun,.\nKokuyordun,.\nIsırıyordun..\nİstemediler seni.\nSokaklar mekanın.\nÇöplükler tabağındı.\nGördüler.\nUtanmadılar..\nAttın kendini dört tekerli canavarın ağzına.\nYere yapıştın.\nÖlümü sen seçmiştin.\nOnlar öldürdük sandılar.\nBilmezsin köpek.\nGerçek insanlar arkandan ağladılar.\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E be!",
        "poet": "Han Danca",
        "poem": "\n\nE be canına yandığımın dünyası\nE be! \nBen bebek sen ebe\nVe yaşamım binlerce olaya gebe\n\nE be canına yandığımın dünyası\nE be! \nBen bebek sen ebe\nVurdukca vuruyorum çırpındıkca dibe\n\n14/08/2007 HANDAN KALSIN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E Dost!",
        "poet": "Bilal Özcan",
        "poem": "\n\nA dost! Tende canım yandı, \nGör gördüğün leyle sandı, \nDost ateşine yanarken, \nSerap-ı hayale kandı, \n\nA dost! Sensin benim derdim, \nAl ateşe ateş verdin, \nDost ateşine yanarken, \nyolarına canım serdim, \n\nGündüz dedim gece oldun, \nBir okunmaz hece oldun, \nDost ateşine yanarken, \nNicelerden nice oldun, \n\nHayal oldun düş oldun, \nDidelerimde yaş oldun, \nDost ateşine yanarken, \nAkıl sır ermez iş oldun, \n\nA dost! Dostu görem dedim, \nDosta yüzüm sürem dedim, \nDost ateşine yanarken, \nCan isterse verem dedim, \n\nGönül can-ı cananda can, \nDosta hasret gider öz can, \nDost ateşine yanarken, \nNe ten kaldı ne tende can.\n\nderya denizden\n\nDostu candan aziz bildim, \nOnun her halini sevdim,\nDost ateşine yanarken,\nBen gül bahçesine döndüm.    derya* deniz*\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E  C  E ' n i n  Ö l ü m ü",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nAna  okulunu  arzunla  seçtin,\nBirinci  sınıfa  taktirle   geçtin,\nSpor sahasın da aniden düştün,\nYaktın bizi  ECE öldün bu gece.\n\nGiysilerin çoktur eve yayarsın,\nMevlüde anneni yalnız koyarsın,\nKapkara toprağa sende doyarsın,\nYaktın bizi  ECE  öldün bu gece.\n\nSandalye beynine  demiri   itti,\nDilara, dostların yardım da etti,\nYaralı  bedenin  doktora  gitti,\nYaktın bizi  ECE öldün bu gece.\n\nGelinlik yerine kefen giyersin,\nDerin  uykuları  açar, bölersin,\nCennet'te meleksin uçar,gülersin,\nYaktın bizi  ECE  öldün bu gece.\n\nVeda ediyorken bize gel dedin,\nDünyaya doymadan ömrünü yedin,\nZeki'ye hoş geldi sarı saç  tadın,\nYaktın bizi  ECE  öldün bu gece.\n\n30-9-2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E ğ i t i m – SGB",
        "poet": "Adnan Durdağı",
        "poem": "\n\nÇağırdılar personeli,eğitime Lara’ya.\nKaldığımız mekan iyi,sanki benzer saraya.\nArkadaşlar parmak bastı,çeşit çeşit yaraya.\nHem konuştuk,hem tanıştık,güzel oldu eğitim.\n\nSabah kalktım dalga sesi,çağırıyor Akdeniz.\nGüneş doğmuş,kuşlar öter,hava desen tertemiz.\nMevsim güzel,yerler özel,yeşillikler sepsemiz.\nHem alıştık,hem kaynaştık,güzel oldu eğitim. \n\nÜstatlarım S G B yi adım adım anlattı.\nEksik olan bilgileri,tamamladı renk kattı.\nDerslerimiz kısa sürdü,ayrılmamız tez çattı.\nHem tartıştık,hem anlaştık,güzel oldu eğitim.\n\nAdnan Yetimi’de diler,güzellikler bitmesin.\nVatanımız cennet olsun,işler kötü gitmesin.\nYüzünüzde güller açsın,kimse nazar etmesin.\nHem söyleştik,hem paylaştık,güzel oldu eğitim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E Ğ İ R D İ R D E  B A L var",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nŞifalı hastane sebep oluyor,\nYerli ve yabancı turist doluyor,\nTemiz havasına hayran kalıyor,\nSebzeli, meyveli dal  Eğirdir de.\n\nIsparta dan  başlar kenar düzeni,\nManzara mest eder bakıp gezeni,\nYürekten kutlarım plan çizeni,\nOrtası çiçekli  yol  Eğirdir de.\n\nAdayı dolaşan stres atıyor,\nOltayı salanlar balık tutuyor,\nHuzur var güven var bize yetiyor,\nSevgiye  uzanan kol  Eğirdir de.\n\nSelçuklu şehridir kalesi kanıt,\nAltı boş minare veriyor yanıt,\nDündar bey medrese, sarayı tanıt,\nTarihi eserler bol  Eğirdir de.\n\nDağ içi mermerdir, ormanlık dışı,\nHer mevsim güzeldir baharı, kışı,\nŞiir hazırlamak Zekinin işi,\nÇiçeklerin özü bal  Eğirdir de.\n\n9-9-2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E-Eylül Perisi-16-Turkish",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nE-Eylül Perisi-16-Turkish\n\nBiliyormusun....\nEylül Perisi...\n\nBu gün...\n10 Eylül....\nBenim doğum günüm...\nHer yıl olduğu gibi...\nYine gözlerim yollarda...\nSeni bekliyorum....\nBelki gelirsin diye....\nHatırlarmısın bilmem...\nMadem gideceksin....\nHiç olmazsa....\nSenede bir gün gel....\nDemiştim sana...\nAma nedense...\nGeçen yıl gelmemiştin....\nUmutlarımı bu yıla sakladım...\nBekliyorum seni....\n\nAnlıyormusun beni..\nEylül Perisi....\n\nMersin- 19.11.1979-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E ğ i r d i r",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nYerli ve yabancı türisti çeker,\nVoltayı atınca bereket çıkar,\nTatile gelenler keyfine bakar,\nBalıklarla  ünlü pullu Eğirdir.\n\nGirişten çıkışa aheng dokuyor,\nRengarenk görünüm mistce kokuyor,\nHazını alanlar fidan dikiyor,\nBağ,bahçe,parkları güllü Eğirdir.\n\nHer yönü müsait gezip tozunuz,\nİlhamı artırıp destan yazınız,\nYanınızda olsun oğul, kızınız,\nİnce kumsalıyla göllü Eğirdir.\n\nDağı,yamacında rüzgar yellenir,\nOksijen üreten dallar sallanır,\nCanlılar umutlu insan şenlenir,\nŞiirlere konu dilli Eğirdir.\n\nSpor yarışları burada başlar,\nMermere dönüşür kayalar,taşlar,\nZekiyi işitin ey arkadaşlar,\nMeyva,sebzesiyle ballı Eğirdir.\n\n12-7-2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E-Eylül Perisi-17- Turkish",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nE-Eylül Perisi-17- Turkish\n\nBiliyormusun....\nEylül Perisi...\n\nŞu anda....\nSeni bekliyorum..\nBurası....\nMelek pastahanesi...\nMasamda...\nDoğum günü pastam...\nMumlar yanmış...\nBardaklarımızda...\nKırmızı şaraplar.....\nHer şey tamam...\nBir sen yoksun...\nBir şarkı....\nHançer gibi saplandı....\nSeninle dolu  yüreğime....\nÜmit Besen söylüyor....\nBiz ayrıldık diyemedim...\nBenim gözlerden...\nYaşlar dökülür...\nBen ağlarım şimdi...\n\nAnlıyormusun beni..\nEylül Perisi....\n\nMersin- 20.11.1979-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E Ğ İ R D İ R D E  D İ L  var",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nMuslihiddin dede, Eflatun, Devran,\nSultan babayı da dua et  kıvran,\nAllah dostlarıyla doludur evren,\nİnançlı yaşayan kul  Eğirdir de.\n\nBarla'ya, beldeye uğra bir defa,\nKüçük adasında sürersin sefa,\nGövdeyi içine gömersen şifa,\nAltın kum plajı, pul  Eğirdir de.\n\nKayık ile gezi inan bambaşka,\nYedi renk gün batım sürükler aşka,\nHep tertemiz kalsa batmasa keşke,\nBillur sularıyla göl  Eğirdir de.\n\nKenar yamacını yeşillik sarmış,\nArazi, bahçede yerini almış,\nMis gibi kokular çevreye dolmuş,\nResulün simgesi gül  Eğirdir de.\n\nBinlerce öğrenci eğitim alır,\nKültürü, sanatı hisseden bulur,\nŞiir akşamları her sene olur,\nZekice  konuşan dil  Eğirdir de.\n\n12-9-2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E l t u t t u m...",
        "poet": "Zafer Zengin Etnika",
        "poem": "\n\n.\n\nTırnak kestim\nPerşembe\n\nEti kesmişim\nDüşününce\n\nEl tuttum\nKendimce\n\nBirdi\n\nİki etmedi\n\nSes kestim\nİç’imde\n\nDün  kalmış\nSen gidince\n\n23 12 2004\n\n.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E ğ i t i m",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nKüçücük demeyin yapsa da gucuk,\nAna  sınıfına  gitmeli  çocuk,\nAkıllı,bilinçli her bir yavrucuk,\nEğitim düzeyi yüksek olmalı.\n\nİlkokul,ortokul,lise okusun,\nEndüstri mesleğe mekik dokusun,\nDaima olumlu olsun bakışın,\nEğitim düzeyi yüksek olmalı.\n\nÜniversite de kademe artsın,\nFakülte,mimarlık hepsini tatsın,\nİmtihan kazansın puanı tutsun,\nEğitim  düzeyi  yüksek  olmalı.\n\nMatematik,türkce,lisanlar bilsin,\nKimya,biyoloji,hukuku görsün,\nMakama ulaşan hakkını versin,\nEğitim  düzeyi  yüksek  olmalı.\n\nDoçent,profesör,hakim yetişsin,\nZeki,bilgin olsun ülke gelişsin,\nYediden,yetmişe herkes çalışsın,\nEğitim  düzeyi  yüksek  olmalı.\n\n22-5-2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E l... Ö P M E",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nÖyle çok haksızlık yaptın ki bana,\nNefret duyguları yöneldi sana,\nİşkence, eziyet  ettin anama,\nBaba olmayınca eli öpemem.\n\nAnnemin mirası habersiz sattın,\nPaylaşım yapmadın hileler kattın,\nÜstelik bana da iftira attın,\nBaba olmayınca eli öpemem.\n\nDaima hobidir ağzın da küfür,\nGünahla çoğalır kalbinde zifir,\nİnancı kaybedip olma sen kafir,\nBaba olmayınca eli  öpemem.\n\nEvladım diyerek sarılmıyorsun,\nSaygıyla köşeye kurtulmuyorsun,\nÇamura dönüştün, durulmuyor sun,\nBaba olmayınca eli öpemem.\n\nBakıma muhtaçsan yine bakarım,\nZekiyim sitemli mani yakarım,\nHuzuru mahşerde haklı çıkarım,\nBaba olmayınca eli öpemem.\n\n20-8-2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E  m  m  e",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nDuyunca allerji olur bedenim,\nHuyumu biliyor gelen,gidenim,\nNikotin, kokudan ürperir tenim,\nAdını yanımda anma  arkadaş.\n\nZehirli yaprağı kurutuyorlar,\nİnce ince  kıyıp  üğütüyorlar,\nKahıda dolayıp dağıtıyorlar,\nOnunla birlikte yanma arkadaş.\n\nTertemiz havaya ciğer alışsın,\nMiğdeni çürütme,kalbin çalışsın,\nKendini toparla  umut oluşsun,\nSağlığını  koru  sönme arkadaş.\n\nSevgilim diyerek dudağa basma,\nŞikayet  edince  suratı  asma,\nAksırıp, öksürüp balgamı kusma,\nSigara, tütünü  emme  arkadaş.\n\nZehiri, dumanı hücum ediyor,\nBende etkilendim gücüm gidiyor,\nBağımlı  olanlar  bedel  ödüyor,\nZeki'yi  toprağa  gömme arkadaş.\n\n20-2-2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E. Kitap Özlem şiirleri 2000",
        "poet": "Muhammet Pınaloğlu",
        "poem": "\n\nÖZLEM ŞİİRLERİ 2000\n\nMuhammet PINALOĞLU\n\nŞiir Dizisi\nGurbetteki hayat 1998\nÖzlem şiirleri 2000\nYazar: Muhammet PINALOĞLU\nDizgi: Muhammet PINALOĞLU\nKapak: Muhammet PINALOĞLU\n\nBu eserde yayımlanan şiirlerin tüm hakları ve mesuliyeti \nYayınlanması bestelenmesi klip ve her türlü kullanımı izne bağlı olup \nMuhammet PINALOĞLU’ na aittir\nE.posta:\nm.pinaloglumynet.com\nsairpomhotmail.com\n\nPAYLAŞMAK İÇİN ÖNCE SEVGİ\n\nKısa bir dönem önce tanışma imkanına sahip olduğum ‘Selcen’ hanıma yazısıyla göstermiş olduğu ilgiye teşekkür ediyorum. Sağlıklı günlere.\n1970 Rize Pazar Yüce hisar köyünde doğup büyümüş bir gurbetçi. Bu ikinci çalışmasıyla birlikte biraz olsun, rahat nefes alma ihtiyacını duymuş. İsimlerini arz edemeyeceği kitaplarla tanışma gününü bekliyor. Zamanla şiir dostlarının karşısında olacak. Bu güne kadar girdiği ortamlarda gösterilen ilgi karşısında, şiir dostlarına hiç solmayacak bir gül gibi açmakta olan bir tutam sevgi ikram ediyor. Unutmamak, mutlu olmak paylaşmak için, önce sevgi sevgiyle yaşamaya Görüşmek dileğiyle sevgiyle kalın...\n\nMuhammet PINALOĞLU\n\nSENİNLE İLGİLİ BİR KAÇ SÖZ\n\nGurbettesin ve hayatla bir savaş içerisindesin. ANKARA’YA gurbette yenilmeyeceğim! Kavgası içerisindesin. Ancak, bunu sözlü olarak değil dörtlüklerle sığdırdığın dizelerinle başarmaya çalışıyorsun ve bana göre de bu konuda başarılasın. Şiirlerinin hepsinde ayrı bir konu ayrı bir temayla kendini anlatıyorsun. Senin şiirlerini okuyan bir kişi Muhammet buymuş diyebilir. Senin saflığını, arkadaş canlısı olduğunu birkaç şiirini okuyarak kolayca çözebilir. Evet, sen şiirlerinde saklısın. Seni çözmek, Gurbetteki Hayatı ve Özlemi okumakla mümkün.\n\nDuygularını kağıda dökmen ve bunları düzenleyip bir kitap haline getirmeye çalışman ve sonuçta Kültür Bakanlığının açtığı sınava başvurma cesaretinde bulunman senin kararlılığını gösteriyor. Seni bu konuda tebrik ediyorum. Ancak, her zaman istediğimiz olmayabiliyor. Bazı sonuçlar bizim istediğimiz doğrultuda gerçekleşmeyebiliyor. Burada söylemek istediğim, bu çalışmalarınla istediğin sonucu elde edemeyecek durumla karşı karşıya kalırsan sana tavsiyem KESİNLİKLE YILMA. Tabii benim en büyük temennim hak ettiğin yere gelmen ve değerlendirilmen. Çünkü, sen yaptığın işle buna layık bir insansın. Böyle bir yeteneğe sahip olmak herkesin harcı değil. \nAncak, bilmeni istediğim hayat yolunda yılmadan devam etmen ve temiz dostluğun görüştükçe devam etmesi dileğiyle...\nDuygularının Anlaşılması ve Her şeyin Gönlünce Olması Dileğiyle \nSEVGİLERLE, SELCEN\n\nBir şey olmaz deme, \nHer şey\nOlacakmış gibi yaşa.\n\nMuhammet PINALOĞLU\n\nÖZLEM \n\nAyrı ayrı yaşıyoruz\nsen\nben\nonlar\nhasret kalıyoruz\nözlem duyuyoruz\nanaya \nbabaya\nkardeşe\nköye\nbirde yar\natamıyoruz kendimizi\nher istediğimizde\nhep duyuyoruz özlem.\n\nBenim gibi\nsenin gibi\nkaç kişi var\nayrı yaşayan\nyoksa- yoksa\nbir ben bir sen\nbizler miyiz\nözleme\nmuhtaç kalan.\n\n\n\nBiliyoruz ayrı ayrı\nyaşıyoruz\nanadan\nbabadan kardeşten\nsenden\nköyden\nistemesek de\nduyuyoruz özlem.\n\nBu özlem \nbitecek diye\nyaşıyoruz\nçaba harcıyoruz\nisteklerimizi yerine\ngetirmeye çalışıyoruz\nama olmuyor\nkalıyoruz yine\nözlemle baş başa\nbeni sana\nseni bana\nkavuşturmayan\nbu özlem…\n\nKALBİMDEN\n\nBir zamanlar, kalem düşmezdi elimden\nŞimdi geçmişim, kendimden\nYalnızlığıma seni ortak ettim ya\nBir türlü, atamadım kalbimden.\n\nKonuştuğumuz o günler ner de\nMüşerref olduğumuz günlerde.\nKimseler yoktu gönlümde\nBir türlü, atamadım kalbimden.\n\nZorla kendime, aşık etmedim\nO bakışlarına aldandım\nO konuşmana kandım\nAtamadım, seni kalbimden ataaamadım.\n\nTATLIM\n\nBen daha önce yaşamıyormuşum\nSeni gördüm, sana taptım\nBen şimdi kucağına düşmüşüm\nAnla, anlat beni Tatlım.\n\nSevgi yok diyoruz\nBirbirimizi beğeniyoruz.\nNedense ayrılamıyoruz\nBirbirimizi çok seviyoruz Tatlım.\n\nYolumuz ayrılmasın diyorum\nBir gün ayrılacağız biliyorum.\nSenden başka sevemiyorum\nBeni bana anlat, Tatlım. Tatlım.\n\nCANIMSIN\n\nBugün benim özel bir günüm\nAşkımı evimde ağırlayacağım\nFarklı bir gün yaşıyorum bugün \nMutluyum, seviyorum, ağlayacağım.\n\nAşkım bir başka\nDoymuyorum aşkıma\nAyrılmasın yolumuz\nYaşayalım kana kana.\n\nSevgilim bugün bir başka güzelsin\nHer günden daha değişkensin\nSevgimiz incinmesin\nCanımsın, yaşayalım kana kana.\n\nTALİP SENİN GÖNLÜNE\n\nŞarkılar seni anlatıyor \nHer şarkı da seni yaşıyor.\nSeni şarkılarda dinliyor\nSeninle konuşmak istiyor.\n\nGeçiyor günler ayrılmayalım\nAyrı ayrı yaşamayalım.\nDerdimizi birlikte paylaşalım\nBu güzel hayatı birlikte yaşayalım.\n\nBunca sitemin yeten ona\nAyrı koyma gider gücüne\nSalma başkalarına\nSeviyor seni, Talip senin gönlüne.\n\nÜZÜLDÜ\n\nSeni sevdi kendinden oldu\nGünlerce seni andı durdu\nSeni yazmıştı kaderine\nSenin hayalinle kayboldu.\n\nAradı ama sana ulaşamadı\nSeni sevdiğine darıldı\nKeşke gönül vermeseydi\nSeni sevdiğine üzüldü.\n\nLaleyi çok severdi\nSeni laleye benzetmişti\nSeni hiç unutmadı\nSeni sevdiğine üzüldü.\n\nKALEM OLSAYDIM\n\nAlıp alıp kullanacaktın\nKimi zaman tıraş edecektin.\nKimi zaman da mürekkep dolduracaktın\nBen bir kalem olsaydım.\n\nHer zaman öğretmenlerde\nHer zaman öğrencilerde.\nHer zaman çantalarda ceplerde\nBen bir kalem olsaydım.\n\nKendimi kalem yerine koydum\nİşte ben böyle kahroldum.\nSenin için öldüm, öldüm dirildim\nYüzünden kendimden oldum\nBen bir kalem olsaydım.\n\nO HALİN\n\nBeni baştan çıkardın o halinle\nAşık olmuşum o haline.\nDerdimi anlatayım da dinle\nSevdim yazdım seni gönlüme.\n\nTitrer ellerim seni yazarken\nUnutamadım yalnız gezerken.\nUykusuz gecelerimde sayıklarken\nSen vardın aşıktım, o haline.\n\nO halin yıktı beni\nGönlüm isterdi seni.\nAnlatamadım sevgimi\nYakmıştı ciğerimi senin o, halin.\n\nAYRILMAKTAN\n\nBu sabah kahvaltı hazırlarken\nYalnızlığımda seni aradım.\nYalnızlığımda çayı yudumlarken\nKarşılıklı konuşmak istedim.\nSen yoktun konuşmadım\nSeni düşünerek kahvaltımı yaptım.\n\nBu kadar da olmaz ki dedim\nHep seni hep seni yaşadım.\n\nCümle kurmak daha zor konuşmaktan\nYorulmadım sana yazmaktan.\nGelirsin diye hep bekledim\nVazgeçtim gitmekten ayrılmaktan\nVazgeçtim- vazgeçtim\n\nTATLIM\n\nHenüz çok küçüksün\nBeni sen anlamıyorsun\nYa da ben seni anlamıyorum\nAma sen sevildiğini biliyorsun\nÜzerime çok geliyorsun\nBeni daraltıyorsun\nSana uymam için \nÇocuk olmam lazım\nSeni çok seviyorum\nİlk göz ağrımızsın\nSende beni böyle biliyor \nböyle bileceksin\nİnşallah\nBir gün beni yalnız bırakmazsın\nSeni seviyorum sevildiğini bilesin\nSenin şimdi abin olmuşum\nSende benim kardeşim\nSeni çok ama çok seviyorum\nTatlım.\n\nSende haklısın\nBir gün beni yalnız bırakacağından \nkorkuyorum\nTatlım seni çok seviyorum\nBüyüyüp hanım bir kız olacaksın\nAbin seni çok ama çok seviyor\nBilesin tatlım\nBir makas ver öpeyim seni Tatlım.\n\n11. 05. 1994\n\nSAKLISIN\n\nGurbettesin, hayatla, savaş içerisindesin\nAnkara’ ya, gurbete, yenilmeyeceğim,\nKavgası içindesin\nBana göre, bu konuda başarılısın\n\nSenin, şiirlerini okuyan\nSenin, şiirlerini dinleyen\nMuhammet buymuş diyebilir\nArkadaş canlısı, şiirlerini, okuyarak çözebilir.\n\nEvet sen şiirlerinde, saklısın\nYaptığın işle, buna layık bir insansın\nSen attığın bu adımda üzülmeyeceksin\nGeleceğe ışık tutacaksın\nSen saklısın\n\nSEN CANSIN\n\nHer satırda, seni yazmıştım\nHer kıtada, seni anlattım\nBeni anlayacağını sanmıştım\nSen, hayatını, değişmelisin.\n\nGüzel bir hanım,\nBu hayata kansın,\nOlsaydın, benim kanım\nGüzel yaşayacaktın, sen cansın.\n\nİşte, hayatını değiştirmelisin\nDoğru yolu, seçmelisin\nGelecek hayata can vereceksin\nSen, neşe saçacaksın, dürüst yaşayacaksın.\n\nSENİNLE İLGİLİ BİRKAÇ SÖZ\n\nSuç muydu, seni sevmek, bana\nSuçluydum, inanmıştım, sana\nSeninle ilgili birkaç söz,\nHatıran, oldu bana.\n\nYaşadığımız, günleri unutamazsın\nHayalleri, düşünceleri, bırakamazsın\nSeninle ilgili birkaç söz,\nBeni, böyle, bırakıp, gidemezsin\n\nSeni anlatan kitap yazdım,\nUmudumu, bıraktım diyemedim\nSeninle ilgili birkaç söz,\nYazdıklarımı, sana anlatamadım\n\nBir gün, Gurbetteki Hayatı okuyanlar\nBeni değil seni, anacaklar\nSeninle ilgili birkaç söz\nBeni değil seni, okuyacaklar.\n07. 09. 1998\n\nYÜREĞİ SENİNLE\n\nYazılarında hep seni anlattı\nDoğrudur yazdıkları böyle yaşadı\nSeni bulutlarda aramıştı\nYalnız yaşamaya mecbur kaldı\nO günler bir başkaydı seninle\nSeni unutamadı sevdi bile bile\nSenin sözün vardı çıkmaya onunla\nGelmedin kaldı hayalinle\nSorguya seni çekmedi\nDeliler gibi seni sevdi\nAma sana yanıldı\nDileği sen seninleydi\n\nDileği sen seninle\nKalbi seninle birlikte\nUmudunda bile\nYüreği seninle\nUmudunda bile \nYüreği seninle\nYüreği seninle\nYüreği seninle\nYüreği seninle.\n\nBU KIZLAR\n\nMini mini giyinirler\nGönülleri fet ederler\nAskılı gezerler\nBu kızlar böyle yaşarlar.\n\nKimisi çok dürüst bir hanım\nKimisi aşkta zaman tanımaz\nKimisini aldatmaya kıyamazsın canım\nKimisi de evinden dışarı çıkmaz.\n\nKızlara yakıştırmıyorum aşkı meşki\nDoymuyorlar bu kızlar aşka meşke\nAnneler babalar kızlarıyla övünüyorlar\nHalbuki ne yolda olduklarını bilmiyorlar.\n\nylık aşklarla yaşamaya mecburlar\nAşklarında gerçek sevgi yok bilmiyorlar\nAşkı meşki seçenler yanlış yoldalar\nBu kızlar bu yolda yanlış yapıyorlar.\n\nBu zamanda gerçek sevgi bulamazsın\nBu yaşlarıyla kızlara aldanmayasın\nGerçek sevgiyi bilmiyorlar\nGeleceklerini Görmüyorlar\nAh bu kızlar.\n\nUMUTSUZLUK\nBir hal var gönlümde\nZevk almıyorum bu alemde\nKapanmışım evime\nBir umutsuzluk var gönlümde.\n\nAnlatamıyorum kendimi\nÇözemiyorum bu halimi\nKime anlatayım derdimi\nBir umutsuzluk var gönlümde.\n\nAnlamıyorum içimdeki darlığı\nBilmiyorum ne olacağını\nYaşıyorum yüreğimdeki darlığı\nBir umutsuzluk var gönlümde.\n\nBİR GÜN\n\nAşık oldum bir vefasıza\nYaşadım şarkılarda\nİhanet etmemiştim aşkıma\nMecbur kaldım şarkılarda yaşamaya.\n\nHer yazımda aşkımı yazdım\nKonuşur gibi kağıda aldım\nAma kavuşamadım\nBir gün anlayacak dedim.\n\nBir gün anlayacak belki\nHep bekledim gelecek diye\nYazdım seni yalan değil ki\nSoracaklar kimi bekliyorsun diye. \nBir gün.\n\nYAZ GÜNEŞİ\n\nYaz yaz sende yaz\nMevsimlerde bitti yaz\nİlkbahar yaz derken\nAklım sende kaldı etme naz.\n\nNazın öldürdü yaz gününde\nGölge idik birbirimize\nAyrıldık şimdi yaz güneşinde\nBen şimdi gülüyorum günlerimize\n\nBu şehirde yaz güneşi öldürür\nAşk insanı hayata küstürür\nSevmesini bilemezsen\nAşkını yaz güneşi kavurur.\n\nYaz yaz sende yaz\nMevsimlerde bitti yaz\nİlkbahar yaz derken\nAklım sende kaldı etme naz.\n\nÇOK SEVİYORUM\n\nNefret ediyorum gözlerimden\nSeni gördüğü zaman göz yaşlarını tutamadıkları için\nNefret ediyorum dudaklarımdan\nHep senin ismini söyledikleri için\nNefret ediyorum kalbimden\nİçinde seni taşıdığı için\nNefret ediyorum kendimden\nHabersizce gittiğin için \nAma senden asla nefret edemiyorum\nÇünkü çünkü\nSeni her şeyden çok seviyorum.\n\nDİYE DİYE\n\nYolum varmıyor sana\nBir yol göster bana\nDayanamam sıcaklığına\nHayran kaldım kaşlarına.\n\nSenin adın hediye\nGönlüme girdin diye diye\nVuruldum ben sana\nSeni sevdim kız diye diye.\n\nSeni sordum evleniyor dediler\nGönlüm sendeydi beni anlamadılar\nTaşıdım kalbime bilmediler\nGönlüm seni yaşıyor bilemezler.\n\nKendine zengin bir eş arıyormuşsun\nSenin bahtın açık olsun\nBenim sevgim zengin\nSen beni tanımadın tanımıyorsun.\n\nBir gün anlayacak mısın\nBir gün soracak mısın\nBiliyorum bana varmayacaksın\nSen seviyorsun sevebilirsin.\n\nSana aşık olmadım\nSana delice gönül vermedim\nSeni kendime aşık etmedim\nSevdim kendime istemek istedim Diye diye.\n\nDEĞİŞECEK\n\nYeni bir platonik aşk yaşıyorum\nBu aşkta sevgi yok biliyorum\nBu bayanın gözü yükseklerdeymiş\nEski yaşantıma devam ediyorum.\n\nYalancı aşklarla avundum\nSanki gerçek bir aşkımı buldum\nAvunmasaydım da kansaydım\nGerçeği gerçek aşkımla yaşasaydım.\n\nBir gün bu hayatım değişecek\nO, bayan karşıma gelecek\nO, zaman iş işten geçmiş olacak\nO, hayatımın karşısında değişecek.\n\nSEN VARDIN\n\nBir düşünce ile sen\nBir kelime söylesen\nBu kalp bürüktü sana\nBir anlayış göstersen\n\nKişiliğine güvenirsin\nKendini beğenirsin\nO, duyguyu bilemezsin\nSen aldatmayı seversin\n\nSen vardın gönlümde\nSen vardın düşüncemde\nHiç gitmedin hayalimden\nSeni yaşadım hayalimde.\n\nSEVEN AYRILIĞA DAYANAMAZ\n\nBen senden hiçbir şey isteyemem\nSevgiden anlayıştan başka bir şeyi\nİsteyemem sevgine hastayım\nİste, dile, benden gönlündeki her şeyi.\n\nİstemezsin belki benimle beraberliği\nBelki hayatın var benim bilmediğim\nKavuşmadan ayıralım beraberliği\nYeter ki sen güzel yaşa sevdiğim.\n\nSeni yeterince tanımıyorum\nBeni kendine yaz demiyorum\nBir gün anlarsın diyemiyorum\nHer halde seni seviyorum\n\nMüşerref olmadan seni yazdım\nTanışacağız bir gün dedim\nSeni o, zerafetinle sevdim\nSevilmeyeceğimi tahmin etmedim.\n\nSevmeden sevgi olmaz\nGörmeden ayrılık yakışmaz\nSevgisizde yaşanmaz\nSeven ayrılığa dayanamaz\nSeven ayrılığa dayanamaz.\n\nDÖRTLÜKLER\n\nYARINLARIMIZ\n\nLatife olmasın sevgimiz\nNâmütenâhi olsun günlerimiz\nMilletçe sevgiyle yaşamalıyız\nBerhudar olacak yarınlarımız.\n\nSEN\n\nBir düşün ayçiçeklerini \nFilizlenmiş açmış şeklini\nSanki kol kola girmişler\nAnlar mısın ayçiçeklerini\nSen.\n\nSEN\n\nBir arayanım vardı\nŞimdi uzaklarda kaldı\nÇaresizim şimdi\nÖzletecek miydin kendini\nSEN.\n\nHEVESİMİ\n\nÇok uzaklarda hissediyorum kendimi\nYoksa yalnızlıkla başım belada mı\nGönül verdiğim sen evlendin mi \nKuruyan gül gibi gömdün hevesimi...\n\nYOK\n\nYazılar yazıyorum anlayan yok\nBu yazılarda dert çok çok\nGüleceğim belki bir gün\nYazıyorum ama dinleyen yok yok, yok.\n\nANLAKİ\n\nHayalinle yaşamak ne kadar zor\nBeni sana anlatanlara sor\nOlmazsa olmaz ama hayalin kor\nAnla ki sana ulaşmak ne kadar zor. \n\nGÜL\n\nElimde bir demet gül\nVermek isterdim sana gül\nİstersen kahkaha at içinden gül\nİstemezsen bana geri ver gülü gül.\n\nSevginle tenimde oldun yaş\nGözlerinde olmak istemem yaş\nGel yaklaş bana yavaş yavaş\nHiç olmasın gözlerimizdeki bu yaş.\n\nSana gelmek zor değil mi\nBu hayatıma küseyim mi\nSöyle ne yapmalıyım\nİster misin arkandan ağlamamı.\n\nGüller arasında bir gül\nAdı gibi kendisi gül\nHerkes almak ister seni gül\nBenim içimdeki sen sen gül.\n\nMAVİ GÖZLERİNİ\n\nAşık değiliz konuşuyoruz\nNe olacak bu halimiz bilmiyoruz\nBirbirimizi merak ediyoruz.\nHayallerimizle sevişiyoruz.\nKendimi tanıtmak isterdim sana\nArasan cevap versen bana\nBu aşkı yaşayacağız kana kana\nSorma aldanma başkalarına.\n\nTanışmak için can atarsın\nHayal ettiğini söylersin\nGelmeye çekinirsin\nBekliyorum bir gün tanışacaksın.\n\nMerak ediyorum mavi gözlerini\nHayal ediyorum sarı saçlarını\nYüzünü görmedim ama yazdım seni\nGörmeden bu kadar yazdım anla beni.\nHayal ediyorum inansan bana\nBu yazımı nasıl vereceğim sana\nAşık mı olacaksın yoksa bana\nYüzünü görmeden aşık oldum konuşmana.\n\nÇok güzel kelimeler söylersin\nİnsanları kendine böyle mi aşık edersin\nBilmem sen ne yapacaksın\nYoksa özletecek misin Mavi Gözlerini \n\nTUTKUM\n\nArayan soran hep ben oldum\nBir gün aramadın ben yoruldum\nGözlerimden akan yaşlardan oldum\nDemek bırakıp gidiyorsun Tutkum.\n\nBir elveda demeyecek misin\nKendini özletecek misin\nBeni yalnız mı bırakacaksın\nGörmek istemeyecek misin Tutkum.\n\nNe deme mi istiyorsun\nBenden ne bekliyorsun\nNe çabuk unuttun\nDemek bırakıp gidiyorsun Tutkum.\n\nBu yazım sana hatıram olsun\nAklına gelirsem bir gün okursun\nSeninde bana bir hatıran olsun\nDemek bırakıp gidiyorsun Tutkum.\nTutkum.\n\nANLARSIN DİYE\n\nGülün siyahını sevdim saçların diye\nKaranfilin kırmızısını öptüm dudakların diye\nDağların yamaçlarına aşık oldum gözlerin diye\nBütün bunları senin için söylüyorum\nBelki bir gün beni anlarsın diye...\n\nKalbimin tüm kapılarını açtım gir diye\nGünler geceler dua ettim gelirsin diye\nGüzellikleri mutlulukları sana adadım gül diye\nHer sesten daha gür bir sesle haykırdım -haykırdım\nBelki bir gün beni anlarsın diye...\n\nYALANCI\n\nDelice birine gönül verdim\nKarşılığında bir sevgi alamadım\nSeviyordum ama yanıldım\nÇok sevmiştim ama o, bir yalancı, yalancı.\n\nBilmiyordum yalancı olduğunu\nNe ümitle bekliyorduk tanıştığımız günü\nBir anlık nefse gömdü ömrünü\nİstediğin oldu şimdi yalancı, yalancı.\n\nSenin sevgin bu muydu\nBir anlık duygu muydu\nSana olan sevgim yok oldu\nİçine işlemiş senin yalancılık yalancı.\n\nHiç aklımdan geçmezdi sevdim\nSana gönlümü verdim\nBenim dünyamı yıktın yıkıldım\nSen yoluna ben yoluma yalancı\nYalancı, yalancı, yalancı.\n\nKOMANDO KARDEŞİM\n\nKarşılıksız mektup yazdım adına\nGönüllerde yaşıyorsun sen çok yaşa\nSon satırları yazıyorum kardeşim sana\nBitmeyecek olmayacak sana şaka.\n\nKardeşim komando olmuş \nGönlü sevgiyle dolmuş\nŞu an hayata susmuş\nBaşarıdan başarıya koşuyormuş\n\nKardeşim Dağlarda geziyor\nKomando kardeşim mektup bekliyor\nHasreti var hep özlüyor\nGönüller seninle seninle yaşıyor.\nKARDEŞİM KOMANDO.\n\nKARDEŞİM\n\nİşte bu zamanda askere gittin\nYalnızlığı gurbette tatmıştın\nAsker ocağında sevdin sevildin\nÖzledin belki sivil hayatı kardeşim.\n\nSivil hayatta bir şey yok bilesin\nAsker ocağında sevgi çok sevilesin\nAnılarla sevgilerle geleceksin\nHep bu güzel günleri \nanacak hatırlayacaksın kardeşim.\n\nNe mutlu yaşımız 20 oldu mu, askere gidiyoruz\nNe mutlu bu yüce görevi seviyoruz\nNe mutlu bu yüce görevi severek yaşıyoruz\nAnneden Babadan yardan severek ayrılıyoruz\nKardeşim.\nSev sevil sevil hoşça kal.\n\nSENİNLE\n\nYaşamıştık konuşmuştuk sessizce \nPaylaşmıştık bir günü gizlice\nAyrılmışız düşmüşüz, dillere, seninle\nBeklemiştik, birbirimizi, saatlerce.\n\nYaşayacaktık hani beraberce\nSuç kimde ayrıldık habersizce\nAyrıldık ama kalbim seninle\nBarışalım yaşayalım hayatı süresizce.\n\nAdın dilimde şimdi bir hece\nOlsaydık beraber bir gece\nGecelerden sabaha seninle\nYaşasaydık beraber günlerce.\n\nUnutturamadım ben o günleri\nYaşarım özlerim o güzel saatleri\nDuygularım bitmedi yine seninle\nYine başlasın güzel günlerin geceleri\nSENİNLE.\n\nKİMSE ANLAMAZ \n\nİsterdim beni kapıda karşılayan biri olsa diye\nBir türlü olmadı hayallerim hep gitti boş yere\nKimse anlamaz kimse sormaz hasretim o, seneye\nHatırladıkça hep kahroluyorum ama boş yere.\n\nNasıl kadere sahipmişim\nBen bu alemde yanmışım\nArarım ama kimse anlamaz\nÖzledikçe akar göz yaşım.\n\nÖzlemimi kime anlatayım\nHasretime kimi ortak edeyim\nKimse sormaz kimse anlamaz\nGüzel duygular yüzünden hastayım.\n\nŞarkılarda hep kahrolurum\nYazdığım şiirlerimle yaşıyorum\nAma kimse sormaz kimse anlamaz\nYaşıyorum ama ağlıyorum.\n\nYazdıklarımı okuyunca anlayacaklar\nBelki bu adam kim diye soracaklar\nYine kimse sormaz kimse anlamaz\nYalnızlığıma ortak olamazlar.\n\nHep güzel duygularla yaşamaya çalıştım \nBu günlerin böyle zor geçeceğini anlamamıştım\nYine kimse sormaz kimse anlamaz\nBu güzel duygularım yüzünden söküp atıldım.\n\nYazılara adadım artık kendimi\nAlanlar okuyacaklar şiirlerimi\nBelki anlarlar bu adamı\nKimse anlamaz bu hayatta nasıl yaşadığımı.\n\nİnanırdım yanımda olsaydılar\nNe çileler gördüm yalnızlığımda sormadılar\nKonuşurduk görüşürdük ama kimse anlamaz\nAğlamak istemesen de alıp zorla ağlatırlar.\n\nBu şiirime bu ismi uygun buldum\nBen bu hayatta bu hale düştüm \nNe çilem varmış kimse anlamaz\nİşte ben bu hayatta beter oldum.\n\nYalnızlığımda kime yanlış yapmıştım\nBu hayatımda kime yanılmıştım\nArtık bundan sonra kimse anlamaz\nBöyle zor yaşayacağımı düşünmemiştim.\n\nBu sitemim iş ortamından \nBu yazım yalnızlığımdan\nDemek istemezdim kimse anlamaz\nBiraz onlardan, biraz bunlardan.\n\nHayatıma engeli onlar koydu\nBu hayata onlar küstürdü\nArtık çok geç kimse anlamaz\nYarınlarım artık yok bu yıllarda kayboldu.\n\nGeçen yıllarımı onlar koydular\nBenden hep sebep aradılar \nOnlar onlar var ya anlamaz\nOnlar iyi geçiniyorlar ya seni anlamazlar.\n\nBak ne güzel hayat hazırlıyorum\nBen böyle hayat kurmaya çalışıyorum\nBeni iş veren anlamıyor kimse anlamaz\nİşte gördüğün gibi çaresiz yaşıyorum.\n\nOrta yaşa geldiğinizde beni anlarsınız\nO zaman bu yazıyı tanıyacaksınız\nSakın demeyin kimse anlamaz\nBenim gibi değil daha iyi yaşayacaksınız.\n\nDİLDEN DİLLERE\n\nBir kelime sende yak gönlüne\nAklına gelirsem göm kalbine\nDüşünme beni hiç\nBu sevgimi yaşat kendi kendine.\n\nİnan seveceğiz birbirimizi delice\nAşkımız bitmeyecek yaşayacak günlerce\nAyrılık olmayacak sürecek yıllarca\nEğer ayrılık olursa sevgimiz düşecek dilden dillere.\n\nSEN YOKSAN\n\nBir hevesle evden çıkarsın\nHiçbir şeyi düşünmeyeceksin\nEve geldiğin an var ya\nYalnız olduğunu anlarsın.\n\nBenim gibi yalnız yaşıyorsan\nBir damla sevgiye muhtaçsan\nYalnız olduğunu anlamalısın\nAnlardın bu duyguyu sahip olsan.\n\nBelki çekinirsin \nSes veremezsin\nYakınlaşmak istersin\nYazılar yazarsın.\n\nOlacakmış gibi her gün yazmaya çalışsan da\nSevgiye hasretinle kaybolursun akşamın karanlığında\nHer zaman ki gibi uyanacaksın gün ışığında\nDüşünerek kaybolup gideceksin yalnızlığında.\n\nHasta olmuş\nYatağa düşmüş\nKimsesi yokmuş\nKime ne üşüyormuş.\n\nSıcak evi yokmuş \nSobayı yakmadan yatıyormuş\nOnlar bu yalnızı sormuyormuş\nBu yalnız kimi düşünüyormuş.\n\nHep bir şeyi düşünerek yaşıyor\nBir gün gelecek diyor\nAma yine yalnız kalıyor\nHayatı kendi kendine paylaşıyor.\n\nHayat bu kadar zor mu\nSevmeye hakkı yok mu\nAcaba ne demek istiyordu\nHer haliyle seni seviyordu.\n\nBu yalnızlığımda seni bekleyeceğim\nSeni her gün soracağım\nİnan çok kötü bu yalnızlığım\nSeni her şeyden koruyacağım.\n\nSen yeter desen\nBu yalnızı düşünsen\nKaybolup gideceksen\nİnan yaşayamam SEN YOKSAN \nSEN YOKSAN\n\nGÖRMEDEN\n\nSevgi isteme benden\nHayata küstüm senin yüzünden\nArtık ayrıyım senden\nİstesen de sevemem görmeden\n\nBu sitemin o zalimin yüzünden\nÇok önem vermiştim önceden\nSeviyordum utanmıyorum kendimden\nBir daha aşık olamam görmeden\n\nBir kere sevdim\nBir daha sevemem\nBir kere yandım\nBir daha yanamam\n\nO aşk beni ne hale koydu\nSandım ki beni seviyordu\nYanıldım o beni sevmiyordu\nAşık olamam görmeden.\n\nÇEKİRGEM\n\nBaşım belalarda bir tanem\nEllerim bağlandı bir anda gül tanem\nAldılar götürdüler senden uzaklara\nSuçum seni sevmekti çekirgem.\n\nDüşünmeden seni sevmiştim\nDerdimi anlatmak için gelmiştim\nAnlamadılar beni senden ayırdılar\nBir daha seni görmeyeceğim çekirgem.\n\nSeni sevmiştim \nGönlümü vermiştim\nUzaklardayım unutamadım\nSeni görmeyi istiyorum çekirgem.\n\nO kalın kaşların\nOmzuna sarkan saçların\nO buğulu bakışların\nSeni unutturmayan yeşil gözlerin çekirgem.\nSeni unutturmayan yeşil gözlerin çekirgem.\n\nAĞLAMAK İSTİYORUM \n\nBir türkü çalıyor yüreğim param parça\nEtkileniyorum etkiliyor bu uzun hava\nDardayım yalnızım ağlıyorum anlasana\nÇalan türküden uzun havadan oldum param parça..\n\nGurbet elinde yalnızım arayanım yok\nTelefon almışım telefonumu tuşlayan yok\nSevdiğim aradığım o insanlara artık sevgim yok\nAğlamak istiyorum beni anlayan yok.\n\nAşık değilim ama çaresizim \nDerdimi anlayan yok dertliyim\nHayattan ümidim kesildi dardayım\nAğlamak istiyorum ağlamalıyım.\n\nBelki kurtulurum ağlarsam\nO hasreti o yarını kucaklasam\nDoyasıya bir ağlasam\nO hasreti kollarıma sarsam.\n\nGurbetteki bu yalnızlığım \nÖzledim seni anneciğim\nAğlamak istiyorum ağlayacağım\nGitmeliyim burdan gideceğim uzaklara.\n\nO türküde ben beter oldum \nO türküde yalnızlığıma ağladım\nO türküde ben etkilendim\nYalnızlığıma bir çare bulamadım.\n\nBu güzel hayatta bir ben miydim ağlayan\nBu güzel hayatta bir ben miydim yalnız kalan\nBir ben miydim her türküde gözleri dolan\nBir ben miydim hayata küsen ağlamak isteyen.\n\nAğlamak istiyorum\nNasıl yaşıyorum\nNe yapıyorum\nAğlamak istiyorum.\n\nHayattan zevk almayan\nBu hayattan yok olan\nBu hayatta ağlamak isteyen\nBir ben miydim ağlamak istiyorum\nAğlamak, ağlamak istiyorum.\n\nGÜN IŞIĞINDA \n\nBir gün ışığında mektubunu aldım\nBir gün ışığının batımın da yazdım\nYazdıkça daha iyi anladım\nYazdıkça kendimi yanında sandım.\n\nAsker mektubunu okumaya başladım\nÇok ama çok sevindim\nKardeşime ortak olmak istedim\nAz da olsa kardeşimi sevindirdim.\n\nYazılan mektuplar senin şafağında\nHer mektup senin gün ışığında\nÖmrün geçse de asker ocağında\nBir gün bekleyeceğiz gün ışığında,\n\nGöreceksin çok çabuk geçecek\nBir gün teskere günü gelecek\nHasret ve özlem bitecek\nKollarını açıp sevdiklerin bekleyecek.\n\nİnanıyorum sevgiyle geleceksin\nO hasreti doyasıya kucaklayacaksın\nSen üzülme daha çok sevineceksin\nBir gün ışığında bizleri sevindireceksin.\n\nBir gün ışığında mektubu alacaksın \nBiliyorum çok ama çok sevineceksin\nO sevgiyi arkadaşlarınla paylaşacaksın.\n\nBu yazıyı hiçbir zaman unutmayacaksın\nHer zaman olsun yanında\nÖzlemini bu yazıyla tamamla\nBu yazım olacak senin gün ışığın\nAlacak okuyacaksın bir gün ışığında.\n\nYALNIZ KALMAMALISIN \n\nBir hevesle geldim kapına\nİnanmıştım gerçek aşkına\nYalanmış sevgin varmadın bana\nŞimdi varacaksın başkalarına.\n\nTemennim mutlu olman\nSevgin bir yaman\nYeterli olacaktı bir gün beni sorman\nBenimle olmasan da isterim mutlu olmanı.\n\nGünler ne çabuk geçiyor\nBu adam seni seviyor\nHer yerde seni arıyor\nSenin gibi birini bulamıyor.\n\nBir hevesle gönül vermiştim\nYalan olacağını sanmamıştım\nOysa ben sana yanılmıştım\nGünlerimizin güzel olacağını söylemiştim.\n\nHer zaman bekliyorum seni\nBir gün vereceksin haberini\nBelki de hiç sormayacaksın beni\nİnan üzülürüm kollarıma sarmasam seni. \n\nSana sitem edemem \nİnan yalan söyleyemem\nBir daha sana ses veremem\nİstemezsen geri dönemem.\n\nHep gelirsin diye seni aradım \nHiçbir zaman olmayacağına inanmadım\nHep vereceğim haberini bekledim\nBenimle olacağına inanmıştım\n\nArtık çok dardayım anlasan beni\nYeter artık desen beklerdim seni\nOlmayacak bir his mi vardı sanki\nBu güzel günlerde bir umut kalmadı.\n\nDaha ne anlatayım\nSana ne sorayım\nBelki beni beğenmiyorsun\nVarmasan da yazmalıyım.\n\nUzun kıtalı şiirimi sana yazdım\nBu sevgimi en çok sana ayırdım\nBöyle yalnız kalacağımı sanmadım\nSevdiğime inanman için yazmaya çalıştım.\n\nAnlayacaksın belki bu yazımı\nAnlarsın belki seni sevdiğimi\nDuyarsın belki seni çağırdığımı\nGeldiğinde vereceğim sana her şeyimi.\n\nBelki beni beğenmemişsin\nBelki bana inanmazsın\nAma doğrudur inanmalısın\nSen benim gibi yalnız kalmamalısın.\n\nSİNEMDEKİ YAR\n\nGözleri elaymış\nSaçı siyahmış\nYüzü kumralmış\nSevilmeyi severmiş.\n\nSeni nasıl görmeliyim\nSana nasıl ses vermeliyim\nBir an önce gelmeliyim\nSenin için yol almalıyım.\n\nSeni çok iyi anlatıyorlar\nHal hatır bilir diyorlar\nÖve öve bitiremiyorlar\nAma bizim için yol almıyorlar.\n\nBiliyorsun aramızda dağlar var\nAnlattılar sende gözüm var\nBilmediğim birinde gözün mü var\nSeni unutamam Sinemdeki yar.\nSinemdeki YAR.\n\nAYRILACAĞIZ\n\nBir gün inzivaya çekileceğiz\nBu günleri iyi yaşamalıyız\nHer gün daha iyi olmalıyız\nİstemesek de bir gün ayrılacağız.\n\nHiç bir zaman küs olmamalıyız\nHep rahat ve güzel yaşamalıyız\nBir derdi hüzün yapmamalıyız\nİstemesek de bir gün ayrılacağız..\n\nBEĞENİYORDUM\n\nSeni yalnızca beğeniyordum\nNe olacağını düşünmüyordum\nSonunda hayal kırıklığına uğradım\nSevmiyor ama beğeniyordum.\n\nAyrılacağımı biliyordum\nOnun için sevmek istemiyordum\nSevilmeyeceğimi de tahmin ediyordum\nSevmiyor ama beğeniyordum.\n\nSeversem yanılacağımı\nSeversem aldanacağımı\nSeversem yıpranacağımı\nBiliyordum ama beğeniyordum.\n\nALLAHA SOR \n\nAnlatmak inan çok zor\nİnanmazsan seven birine sor\nYalnızlığımda sana kandığımı\nBana değil seven birine sor\n\nOlmayacak sandım\nAma sana kandım\nBen böyle mi yaşayacaktım\nSayende yalancı sevgileri öğrendim\n\nAnlat anlata bilirsen\nSor sorabilirsen\nAra arayabilirsen\nBul bulabilirsen\n\nNe desen haklısın\nÇok yükseklerdesin\nBelki benim için üzülmeyeceksin\nUnutma sen kaybettiğini anlayacaksın.\n\nSuç mu gönül vermek \nHer gün seni düşünmek\nKolay mı kolay mı\nSensiz yarınları hayal etmek.\n\nZor gelir senden ayrılmak\nİstemezdim günleri saymak\nHayat kolay değil\nDileğimdir güzel yaşamak.\n\nYarınlarım sana bağlı\nBen yüreği yaralı\nSeni bekleyeceğim\nYaşatacak bizi sevgi seli.\n\nHayal meyal yaşamak\nHep bir şey yaratmak\nYapabilir misin\nBu sevgiyi bağrına basmak.\n\nHer gün bu sevgim artıyor\nSenin sevgin beni yaşatıyor\nYaşayamam sensizliği\nHayalinle bu kalbim yanıyor.\n\nLaleyi koklarken, sen aklıma gelirsin \nSende bir lale değil misin\nKoparmak koklamak değil niyetim\nBelki benim almamı istemezsin\n\nGönül vermek istemem sana\nİnanmazsan sor Allah’a\nNasıl yaşadığımı Allah bilir\nSana ayırdım kalbimi varma başkasına.\n\nKim bilir hayatı kiminle paylaşacaksın\nKim bilir nasıl yaşayacaksın\nNasılsın bile demeyeceksin\nBir kalemde beni atacaksın\n\nSöylemek düşünmekten zor\nBeni istersen babana sor\nAllah’ın adıyla geleceğim kapına\nSen sen olda önce Allah’a sor\n\nDAYANIR GİBİ DEĞİL İNAN\n\nİlkbaharda yeşeren çiçekler gibi açtın\nBir rüzgâr gibi gelip geçecek miydin\nDayanır gibi değil inan\nBir çiçek gibi başka bahçelerde mi açacaktın.\n\nHer çiçek seni anlatıyor\nHer şarkı seni yaşatıyor\nDayanır gibi değil inan\nİnan hasretin yıpratıyor.\n\nBir başka gün olmaz\nİnan gözün yaşla dolmaz\nDayanır gibi değil inan\nGeçecek günlerim sensiz sayılmaz.\n\nNeden karar vermiyorsun\nArtık neyi bekliyorsun\nDayanır gibi değil inan\nBenden neden kaçıyorsun.\n\nÖyle zor ki sana gelmek\nHep geleceğini hayal etmek\nDayanır gibi değil inan\nKaderim mi yalnız ilerlemek.\n\nGönül verdiğimi biliyorsun\nArtık kimi bekliyorsun\nDayanır gibi değil inan\nSuçum seni sevmek bilmiyor musun.\n\nYILLARIM YOK OLDU\n\nYaklaştıkça kaçman neden\nBir türlü karar vermeyen\nHer gün seni bekleyen\nYaklaştıkça kaçma benden.\n\nGönlüm hep sana yanar\nBu gönlüm seni arar\nGözlerim sana kaçar\nElalem bana yan mı bakar\n\nAşık olma yanarsın demediler\nBir türlü karar vermediler\nHep gülüp eğlendiler\nGözlerin ağlar demediler\n\nGünlerim geçmez oldu\nSensiz yarınlarım yaş oldu\nBu yürek sensizliğe büründü\nSayen de yıllarım yok oldu.\n\nÖMRÜMÜZÜN VADİ\n\nÜzülmeden hiç gün geçmedi\nBir gün olsa da güle bilsek\nKırıldı kolum kanadım\nYaklaşıyoruz adım adım\nAllah gecinden versin ömrümüzün vadi.\n\nKADERİNİZE\n\nNe kadar önem verdim sana\nHiç yol vermedin bana\nŞarkı şiir yazdım adına\nİstemedin ağlayayım mı yokluğuna\n\nUnutamam aile sevginizi\nSevdim ailece sıcaklığınızı\nOlacakmış gibi çaldım kapınızı\nHiç düşünmedim ayrılacağımızı\n\nSenin için geleceğim evinize\nHepinizi misafir edeceğim evime\nOlmaz deme küstürme beni kaderime\nÜzülmeyecek sevineceksiniz kaderinize.\n\nBU ŞEHİRDE\n\nBu şehirde yalnız gezmek\nSanki hep seni aramak\nBir ben beni anlamak\nAlmak vermek bırakmamak bu şehirde. \n\nBu şehirde karlı bir gün\nGezip ziyaret edeceksin bütün gün\nKar yağıyormuş gezmek zormuş bu şehirde \nZiyaret edecek anlayacaksın hep bu günü bu şehirde.\n\nAnlasan yalnız yaşıyorum\nSanki seninle geziyorum\nAnlayacaksın diye yazıyorum\nİşte yalnız yaşıyorum bu şehirde.\n\nYüreğine sor sonrada dinle\nBelki bir gün bir başkası ile\nGezecek değilsin ya el ele\nAnlayacaksın soracaksın beni bu şehirde.\nBir başka içeriğe sahip bu yazım\nYalnızlığın sevgisini anla gül yazlım\nSenin eserin bu yalnızlığım sana ait bu yazım\nArtık arama sorma beni BU ŞEHİRDE\nGül Yazılım.\n\nLİSELİ KIZ\n\nDün gece beni rüyasında görmüş\nSevgimi hayal ediyormuş\nBen siz şimdi ne yapıyormuş\nLiseli Kız çok mu özlüyormuş.\n\nİstediğini yaptın sana cevap veremedim\nMutluyum sesini konuşmanı dinledim\nBana aşık olacağına inanamadım\nBak şimdi liseli kıza mı kandım.\n\nHiç düşünmemiştim böyle olacağını\nBak gönlüm hisset gönlündeki güvercini\nSalma ömrüne kat sevgisini\nLiseli Kız sana veriyor canını.\n\nHayal etme desem kırılacaksın\nSevme desem üzüleceksin\nYoksa bana ömür mü vereceksin\nLiseli Kız sevginle sevileceksin.\n\nTanımadan yazı yazabilir misin \nGörmeden aşık olabilir misin \nŞimdi söyle ne yapacaksın \nLiseli Kız aşık olduğunu mu söyleyeceksin.\n\nAşık olma yanarsın diyorlar\nBen yaşadım sormadılar\nBence onlar gerçeği biliyorlar\nGerçek bir aşk yaşa LİSELİ KIZ\nSeviyorum canım.\n\nEFKÂRIM\n\nAnakara da geçti bu yıllarım\nYok artık sevilen yarınlarım\nSevilen kalbimi söktüler\nAnla ki arkadaş ne umut kaldı ne de EFKÂRIM.\n\nBöyle mi geçecekti bu günlerim\nKahroldukça hep beklerim\nEfkârımı dağıtamam ama yazarım\nAnla ki arkadaş ne umut kaldı ne de EFKÂRIM.\n\nKendini işine layık görsen de\nBir yanlışın varsa anla ki başın belada\nSeviyorsun sevdiğinin gözü yükseklerde\nAnla ki arkadaş ne umut kaldı ne de EFKÂRIM.\n\nÇalışıyoruz geleceğimizi hazırlamak için\nNe gündüzün olur nede gecelerin\nÇalışsak da umut yok yarınlarımız için\nAnla ki arkadaş ne umut kalır ne de EFKÂRIM.\n\nBen efkârlıyım\nBen dertliyim\nBen gurbetçiyim\nAnla ki arkadaş ne umut kaldı ne de Efkârım Efkârım.\n\nSENİ VEYA BENİ \n\nYolum düşmezdi buraya\nBak sonunda geldim yanına\nİnanmadın mı yoksa bana\nSanki yalvarıyorum sana.\n\nO günler yok artık\nBiz sevgimizle barıştık\nAylar önce tanışmıştık\nSeverken kimleri örnek almıştık.\n\nKöle değildik birbirimize \nGetirdiler bizi diz dize\nGel biraz konuşalım biz bize\nSevgimizi aramayalım yazık olur günlerimize.\n\nAramayalım diyorum\nÇünkü biliyorum\nSanki yalvarıyorum\nAzda olsa seni tanıyorum.\n\nBu yollarda yalnız yaşanmaz\nGerçek bir aşk asla bulunmaz\nHayal edip yaşansa da\nAsla hayalin gerçek olmaz.\n\nGüler misin\nAğlar mısın\nYaşayabilir misin\nYalnız başına.\n\nKim ne söyleyebilir \nKim ne diyebilir\nKim yalnız kalabilir\nKim anlayabilir.\n\nSeni veya beni\nYani aşkımızı\nSeni veya beni\nYani sevgimizi.\n\nKim anlayabilir\nAcı çektiğimizi \nKim diyebilir\nAsla gülmeyeceğimizi.\n\nSeni veya beni\nKim düşünür aşkımızı\nSeni veya beni\nKim bilir sevgimizi.\nSeni veya beni.\n\nBİR SAAT\n\nHiç konuşmadan\nHiç gülmeden \nNe anlarsın yaşamaktan\nGünleri sayarak yaşlanmaktan. \n\nBelki bir gün 24 saat\nBelki 3 gün 72 saat\nBu hayatta yoktur kanaat\nKonuşmak gülmek için bir gün bir saat.\n\nHep konuşmak istersin \nGülmeyi hayal edersin\nPaylaşmak için\nHer gün yıpranırsın\nUnutma \nUnutma bir gün bir saat...\n\nDÜNYAMA GİRDİN\n\nŞaka derken aşık oldum sana\nDüşürdün kendi yoluna\nŞimdi diyorsun git kendi dünyana\nDünyama girdin bıraktın beni bana.\n\nTamamen beni etkiledin\nHep seni dilendim\nKesin bir söz vermedin\nSeviyorum canımsın demedin.\n\nOysa dünyamı sana açmıştım\nAzda olsa sana gönül vermiştim\nBilmedin kıymetimi seni sevmiştim\nBu sevgiyi bırakacağını sanmamıştım.\n\nBöyle mi olacaktı sevgimiz\nGüzel olacaktı yarınlarımız\nDünyama girdin bıraktın beni bana\nSayen de yok oldu o güzel yarınlarımız..\n\nGURBET\n\nBu yollarda kimler gelip geçti\nKimler istediğini yaptı\nBende onlardan biriyim bu yollarda \nKimler bu zalim gurbeti seçti.\n\nBu yollardan geri dönenler\nHep harcandılar\nBu yollarda hayatı kazananlar\nHep yükseklere çıktılar.\n\nBu yolun adı gurbet\nBu yola gelenin vardı bir derdi elbet\nKeyif için kimse düşmedi bu yola \nMuaffak olanlar diyor sabret.\n\nKimisi gurbette geleceğini hazırlıyor\nKimisi de parasını karı kızla yiyor\nKimseyi eleştiremem ama bir kişiyi\nBu yollarda hayat böyle devam ediyor.\n\nHer ne şekilde çalışırsan çalış\nNice insanlar var\nOnları örnek al ve alış\nO insanlarda sevgi hoşgörü var.\n\nİmkanım yok deme\nBu yollara sakın düşme\nBuralara ilgi gösterme\nGelirsen eğer sabır bekleme Gurbet.\n\nSENİN İÇİN\n\nKimseye soramıyorum\nNe haldesin bilmiyorum\nSeni senden istiyorum\nSenin için yaşıyorum.\n\nDesem inanmazsın\nBelki de gülüp geçersin\nSevmedim seni deme\nSenin için yaşıyorum.\n\nYollar çok uzak\nYollarıma koyma tuzak\nGetireceğim elbise ile kazak\nSen ve ben uzaklara kaçsak.\n\nDesen ki seni seviyorum\nBilsem ki beni sevdiğini\nİnan aldatamam seni\nSenin için yaşıyorum.\n\nOLUR DİYE\n\nTanışmadan adına\nSeni anlattım yapraklara\nBir gün olur diye\nUmut bağladım yarınlara.\n\nÜmidim yalanmış\nSevgin yamanmış\nBir gün olur diye\nGönlüm sana aldanmış.\n\nBöyle etkilendim\nSes bile veremedim\nBir gün olur diye\nHep haberini bekledim.\n\nAdına yazı yazmayacağım\nSeni daha anmayacağım\nBir gün olur diye\nArtık düşünmeyeceğim.\n\nOysa ne ümidim vardı\nOnlar muradına erdi\nBir gün olur diye\nBeni de ayrılık sardı.\n\nANNE\n\nYıllardır kimse yok yanımda\nUmut aradım yarınlarda\nHem ağladım hem güldüm\nÖzleminle yaşıyorum Ankara da Anne.\n\nAnneler gününde yeniden doğuyorum\nBir büse veremiyorum\nKelimelerle seni yaşıyorum\nOkudukça ağlıyorum Anne.\n\nYıllara yenildim\nMutluluk dilendim\nÖmür yolunda\nÇaresiz kaldım Anne.\nBurada hayat zor\nHer geçen gün hayalin kor\nÖzlemin, hasretin, o duyguların\nBeni, yalnızlığımda etti kör\nBir yanda sen unutamadığım.\nAnne. \n09. 05. 1999 anneler günü \n\nARKADAŞ\n\nEvet arkadaş, umutlarımı seninle paylaştım\nYarınlarımı seninle yaşayacaktım\nŞimdi denizin kıyısında\nUnutulmuş terk edilmiş\nBir yıldızım yalnızım\nBelki seni bir daha göremeyeceğim\nSana son sözüm\nNe Ana, ne Baba, ne Kardeş\nTek sen hasretini çektiğim\nTek sen özlemini duyduğum\nTek sensin çok sevdiğim\nİnan inan arkadaş\nİnan inan ARKADAŞ\n\nSENDEN SONRA \n\nSenin yerini dolduran olmadı...\nuykularım, seven kişiliğim kalmadı\nne acılar, ne günler gördüm.\n\nSenden sonra\no aşkımız, seven kalbimiz yok artık\naşkımız, kasırgalara\ntayfunlara, dalgalara yenildi.\n\nSenden sonra\nben ben olamadım,\nbu halimi yalnız, Allah biliyor\nbirde ben biliyorum.\n\nSenden sonra\neski kişiliğim, eski ben değilim\nbir sen vardın, arayan soran\nnasılsın diyen, hal hatır değer bilen\nhepsi geride kaldı, tarihe geçti \no seven aşkımız.\n\nSenden sonra\nkaç tane kitap eskittim\niçlerinde bir tanesi sendin, \nsendin ama senin yerini\nsenin hasretini, o duygularını doldurmadı.\n\nSenden sonra\nelimde kalem kağıt,\nkimi evde, kimi kaldırımda\nkimi sokak da hep seni yazdım yaşadım.\n\nSenden sonra\nmüzik bile hoş değil\ndinlediğimiz, seyrettiğimiz o şarkılar, o filmler\nyerini hüzne bıraktı? \nher şey bitti derken, o aşkın gelir aklıma\nyaşarım- yaşarım ama seni geri vermez\no geçen günler, aylar yıllar.\n\nSenden sonra \nben ben olamadım,\nsenin veya benim\nyani aşkımız belki antolojilere yazılacak \nher kes duyacak belki bir gün sende duyacaksın\nnasıl yaşadığımı o geçen yıllara\nyenilmediğimi sende göreceksin.\n\nEvet sen tarihe geçtin\naynı şehirde yaşıyoruz veya yaşamıyoruz\nama sen veya ben senin şehrinde\nbenim yaşadığım şehirde, senin hatıran kaldı\no hatıralar karşısında hep kahrolurum.\n\nSenden sonra, ben ben olamadım\ngerçek bir duygu yaşamadım\nkendimi kitaplara, yazılara adadım\nbelki seni bulurum diye ama senden sonra\nben ben olamadım,\nhayatım karardı senden sonra, senden sonra...\n\nİÇİNDEKİLER \n\n7 özlem \n10 kalbimden \n11 tatlım \n12 canımsın \n13 talip senin gönlüne\n14 üzüldü\n15 kalem olsaydım\n16 o halin\n17 ayrılmaktan\n18 tatlım \n20 saklısın\n21 sen cansın \n22 seninle ilgili birkaç söz \n23 yüreği seninle \n25 bu kızlar\n27 umutsuzluk \n28 bir gün \n29 yaz güneşi \n30 çok seviyorum \n31 diye diye \n33 değişecek \n34 sen vardın \n35 seven ayrılığa dayanamaz\n37 dörtlükler\n40 gül\n41 mavi gözlerini\n43 tutkum \n44 anlarsın diye \n45 yalancı\n46 komando kardeşim\n47 kardeşim \n48 seninle \n49 kimse anlamaz\n53 dilden dillere \n54 sen yoksan \n57 görmeden \n58 çekirgem \n59 ağlamak istiyorum \n62 gün ışığında \n64 yalnız kalmamalısın \n67 sinemdeki yar\n68 ayrılacağız\n69 beğeniyordum \n70 Allah’a sor\n74 dayanır gibi değil inan\n76 yıllarım yok oldu \n77 ömrümüzün vadi\n78 kaderinize\n79 bu şehirde\n81 liseli kız \n83 efkârım\n85 seni veya beni\n88 bir saat \n89 dünyama girdin\n90 gurbet\n92 senin için \n93 olur diye \n95 anne \n96 arkadaş \n97 senden sonra\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E Şimdi! !",
        "poet": "Zafer Zengin Etnika",
        "poem": "\n\nE şimdi sana ne demeli! \n\nDevenin önce gideni\n\nDünya'nın \n\nKüçülmüş büyük devi\n\nYüz tonluk gürzle gidiyorsun! ! ! ! \n\nKarıncanın üstüne...\n\nKatliam sanatınızı geliştirin efendiler\n\nBunlar dişinizin arasındaki etler\n\nYa midenizdekiler\n\nYutupta cıkaramadığınız! \n\nB.oyunuz devrilsin ki çağdaşsınız! \n\nÇağınızında dağınızında \nAnasını\nAvradını\nSapanlarla avlasınlar mı! \n\nÇok sevdiğiniz bunun hesabını sormaz mı! \n\nSormazsa! \n\n19 Mayıs 2004 \n\nÇoluk çocuğa roket atana..İnsanlara hapiste işkence yapanlara ithaf olunur.\nMemleketim de kardeş kanı dökülmesine yine bunlar neden olmuştur. Topunu kınıyorum..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E m m o ğ l u    2",
        "poet": "Süleyman Lemos Yıldız",
        "poem": "\n\nE   M   M   O   Ğ   L   U     2\n\nBayramda  gelirdin,  koşarak  bize \nEmmi,  teyze  diye  başlardın  söze \nGülücükler  doğar,  yüze  ve  göze \nNeslimizi  unuttunmu?  EMMOĞLU \n\nFutbol  oynardık,  beraber  çayırda \nÖküz, oğlak  güttük,  dağda,  bayırda \nSıgaram  için  babam  çok  kahırda \nBeni  döverken,  gördünmü?  EMMOĞLU \n\nPabucumuz  lastik, olmazdı  keten \nGolleri  atardık,  Etem,   Sen  ve Ben \nAyağıma  batan,  çakırlı  diken \nSapdan,  samandan  kaçtınmı?  EMMOĞLU \n\nEkin  ekilirdi,  kara  sabanla \nHarman  atılırdı,  tahta  yabayla \nGöz,  kulak  kapanır, sarı  samanla \nEli  orak  kesti,  duydunmu?  EMMOĞLU \n\nYeni  girmiş  idik,  gençlik  çağına \nYüzmek  için  giderdik,  Lemos  Çayına \nAtlardık,  billur  ve temiz  suyuna \nBoğulurken  kurtuldunmu?  EMMOĞLU \n\nGarbın  afakını  sararsa  bulut \nAsla  yüreğimden  tükenmez  umut \nŞer  dolu  günleri  mutlaka  unut \nAhireti  unuttunmu?  EMMOĞLU \n\nSüleyman  YILDIZ  ım  unutmaz  seni \nSevginiz  sürer,  bilesin  ebedi \nHep  unuttumu?  der, Emmoğlu  beni \nBir  selamı  unuttunmu?  EMMOĞLU \n\n(NOT: Şiirimin öncesi  EMMOĞLU -1-ve  sonrası Emmoğlu -3 – dür\n\n     25 -KASIM \n    SÜLEYMAN  YILDIZ /    (LEMOS5303)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E-Mail",
        "poet": "Tamer Gülbek",
        "poem": "\n\nFrom: tamergulbek@gmail.com\nTo: yıllaröncekitamerbirankaraziyaretinde@kabusanılar.com\n\nMerhaba hayal meyal hatırladığım ben; \nOlaylar hayal meyal olabilir de, ruh sanki ne hayal ne de meyal\nNe peşinde koşuyorduk da dalmıştık o pespaye geceye, işte sual\nNe ummuştuk sanki, gizem denen şeye bu inanç nedendi, neden\nKopar bu soruların cevaplarını hafızanın dallarından, kopar da al\n\nO zamanlar mektup yazardık seninle, pul toplardık, dön onlara bak\nTamamen adressiz gecelerimizdendi, yitirilen şeyler vardı muhakkak\nLakin hiç mi dizginsizdi aklımızda dörtnala giden hayaletler, giden giden\nHiç mi sebepsizdi kulaklarımıza dadanan o umutsuzluk bulutu, o sisli sokak\n\nOysa ben eğlenmeyi severdim ve gülmeyi: zihinde yayılan o pekmez\nGüldüğüm zaman gülmeyenleri düşünürdüm bir de ister istemez,\nBüyük sahipsizlik diyebilirdim, ya da diyebilirim şimdi buradan bakan ben\nNeyse ne de, nasıl daldık nereden, esrikliği kimden satın aldık, bilinmez\n\nBu makus gece müsveddesine, bu iri mi iri ‘new wave’ müsveddesine,\nBu belalı mı belalı resmiyet ülkesinde, bu gri bakan ve gri sulanan ve gri,\nUn ufak bir yokluk çıktı en sonunda içimizden, kırık bir olmamışlık\nHamlık değil, sanmıyorum, daha çok bir pullanıp postalanmamışlık\n\nElektronik ortama yabancıydık o zamanlar\nIlık bir akıntıydı mektuplar zamanın sinesine\nO yüzden o resmi karanlığa soğuk bıçaklar,\nSoğuk kahkahalar gibi dalışımızı tek bir şey açıklar:\n\nPullanıp postalanmamışlık...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E peki  kim",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nBarış  demişsiniz\nbarış demişiz  dargın kalma\nbarış  demişiz\n\noturmuş kalkmış\nbarış  demişiz\nee peki  kim kimler  savaşı isteyenler\nçocukluğunda\ndoyamamış  savaş  oyunlarına\narka  bahçede esir  aldıklarına\nbir  türlü  öfkesi\nkinine  hıncına yenildiği\nhasta  kafasıyla\nkim  bu  savaşları isteyen\nyangına  körükle  gidip\n\nateşine  maşa  arayan  korkak\nsen\nsen  ayağa  kalk\nbunca  kanın hesabını ver\n\ngök mavi  demişiz \ndeniz  mavi  güneş  doğdu bak \ngün  batışı  ne  güzel\n\nhak demişiz  hukuk demişiz\nhak Allahın adıdır\ncenabı hak\nhaksızlığa arsızlığa  dayanmaz \nkorur  mağduru\n\ngün  gelir  koparttırır  yılanın başını\n\nbak işte  yılan  yakışmadı bu  şiire\nadam olana yalanın yakışmadığı  gibi\n\nyalan da yakışmıyor  bize\nhangi  yüzle\nbakacağız  yaradana\nne  oldu verdiğimiz  söze\nruhlar  alamindeyken\n\nbir  kere  doğru  bir  yola  girmişiz\ntüfeklerden  çiçek\ntoplardan  renkli  parlak\nbilyeler  üretmişiz  çocuklara\n\nhakkıdır  hakka tapan\nbize  emreden  yüce  Allahın  izniyle\n\nhakka tapmışız\nbarış demiş\nbarış  oturup  barış  kalkmışız\n\ne peki\nkim kimler\nbu  kirli  savaşların esiri\nöyle  bir  çorap  örer ki  başınıza\nbarışın piri\n\nçıkar  biri\nAtatürk  gibi\n\n14/Kasım/2011/Pazartesi/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E V İ N İ z",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nYediden, yetmişe vatandaş gelsin,\nKütüphanemizden bilgiler alsın,\nSunduğum kalemler hatıra kalsın,\nKültür  sanat  evi  sizin  eviniz.\n\nBirlikler, dernekler program yapsın,\nMerak edenlerde ibretler kapsın,\nRuhu da dinlensin stresi atsın,\nKültür  sanat  evi  sizin  eviniz.\n\nUfkunu aydınlat, ışıkları yak,\nÖzel yuvanızdan elbet vardır fark,\nYemek, içmek için hazırdır mutfak,\nKültür  sanat  evi  sizin  eviniz.\n\nIsparta şehrimde en güzel örnek,\nMutlu eder sizi yakından görmek,\nİsterdim dahada detaya girmek,\nKültür  sanat  evi  sizin  eviniz.\n\nIşık kent mahalle Olgun evleri,\nBaş tacı yaparım bayan, beyleri,\nZeki almak ister tüm gönülleri,\nKültür  sanat  evi  sizin  eviniz.\n\n4-12-2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E Tipi Hilton Diyarbakır Zindanı Kitabım Çıktı",
        "poet": "İsa Tekin",
        "poem": "\n\nUzun yıllara yayılan bir türlü yazamadığım, yazdıkça o anlara gittiğim ”E Tipi Hilton” 5 nolu Diyarbakır cezaevini anlatan kitabım Kasım 2012 itibariyle Peri yayınlarından çıktı.\nYazdığım her sayfanın geceye yansıması kâbuslarla uyanmam oldu. İnsanlık dışı vahşet uygulamalar, işkenceler ve yanı başımızda yitip giden canlar…\nHer cümlede o ana dönüp tekrar, tekrar yaşamak… Neydi bu kadar zulüme karşı bizi dimdik ayakta tutan güç… \n“Umutlarımız ve hayallerimiz”\nYaktığımız devrimci ışık hiç sönmedi, sönmeyecek. Bize bizlere bu zulmü reva gören 12 Eylül darbecilerden tarih elbet bir gün hesap soracak\nNefes aldıkça kalemim hiç susmayacak….\n\nDiyarbakır zindanını ve cehennemini anlatmak ve yazmak çok zor bir olaydır. Yazarken yeniden o günleri yaşamak ayrı bir işkencedir ama yazılması gerektiğine inanıyorum. Kendimle yüzleşmek, kendi kaldığım koğuşu ve yaşadığım koşulları yazmayı bir insanlık görevi olarak görüyorum. Bu cezaevinin her saniyesi, her dakikası, her saati, her günü, her gecesi ayrı bir cehennem, ayrı bir azaptı. Bu cehennemde yaşayan ölen, öldürülen her insan benim yüreğimde kahramandır. Çünkü burada yaşamak bu işkence ve zulüm tezgâhlarından geçmek bile başlı başına bir kahramanlıktır. 5 No’lu zindanı sanki bu dünyada bir yer değildi. Bizleri ayrı bir dünyaya götürmüşlerdi. Bu dünyada zulüm vardı, işkence vardı. \n\nBu dünyada zaman zulümden yanaydı ve bu dünyanın iktidarı olduğunu söyleyen Yüzbaşı Esat Oktay Yıldıran tarihteki zulümkar Dehak gibi her sabah kanla beslenirdi. Kan içtikçe daha çok kudururdu. Kuduz köpeği gibi gözleri kan kıpkırmızı olur, her gün daha çok kan isterdi. Kendisi bu zindanın Allah’ı olduğunu söyler, burada hiçbir insanın onun emirlerine uymadan, itaat etmeden, kurallarına uymadan yaşayamayacağını söylerdi. “Askeri okulumda bir sinek bile direnemez! Ne derdiniz olursa olsun bana gelin, ben Mevlana’yım. Ben istersem affederim. Gelin bu bölücü ve yıkıcıların dünyasını başlarına yıkalım, gelin itaat edin. En güzel koğuşlarda yaşatacağım, en güzel yemekleri vereceğim. Yoksa kimse buradan sağ çıkamaz. Mahkeme bıraksa bile ben bırakmam. Ben Kıbrıs savaşında Yunan askerini öldürüp kanını içen adamım! ” derdi\n\nEvet, Esat Oktay Yıldıran böyle derdi. Kan içtiğini hoparlörden bütün cezaevindeki tutuklulara söylerdi. Bu sözleri söyleyen bu vahşeti yapan ve yaptıran biri insan olabilir mi? Diyarbakır zindanı böyle bir Zebani zindancı başının elindeydi. Ortaçağ karanlığındaki gibi astığını asar kestiğini keserdi. O zulüm makinesinin başıydı. İşkence yapmak istemeyen veya az yapan asker gardiyanlarına da işkence yapmaktan zevk alan bir sadistti. Koğuş gardiyanımız hep şunu söylerdi: “Koğuş akıllı durun. Eğer akıllı durmazsanız başta beni oyarlar, ben de sizleri oyarım.” (sayfa 33 ten alıntı.)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E v l e n",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nKarşılık veririm şüphen olmasın,\nMerakını gider canın kalmasın,\nÖzüne  işlesin  ruhun  salmasın,\nBeyninden severek benimle evlen.\n\nGözlerin merceği içine çeksin,\nSevdaya yön veren tohumlar eksin,\nElektrik  versin  enerji  aksın,\nGönlünden severek benimle evlen.\n\nBaş başa kalalım kararı bildir,\nAltın, bileziği, yüzüğü aldır,\nSunulan iltifat şekerdir,baldır,\nKalbinden severek benimle evlen.\n\nAllah'ın izniyle teklifi sundum,\nHasretle,özlemle tutuştum yandım,\nAile ferdime hep seni andım,\nİçinden severek benimle evlen.\n\nSözlüm ve nişanlım,nikahlım senol,\nKaramsar yaşama,neşeli, şenol,\nZeki'nin ilkisin,İnşallah  sonol,\nYürekten severek benimle evlen.\n\n13-3-2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E v l i l i k",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nDağda çoban iken anan beğenmiş,\nYardımcı olunca kıza güvenmiş,\nGel gidelim demiş biraz direnmiş,\nGörücü usulle evlilik yaptık.\n\nBabama danışmış oluru almış,\nDünürcü olarak evine dalmış,\nCilve,naz ederken gönlüde olmuş,\nGörücü usulle evlilik yaptık.\n\nTanışma imkanı sağlanamadı,\nGönül gözü gördü bağlanamadı,\nKadere razıyız ağlanamadı,\nGörücü usulle evlilik yaptık.\n\nGerdekte görüştük kaynaşıyoruz,\nSevgimiz arttıkca anlaşıyoruz,\nSorunlar olsada uzlaşıyoruz,\nGörücü usulle evlilik yaptık.\n\nBüyükler sözünü dinlemekteyiz,\nKavgayı,belayı önlemekteyiz,\nDurumu Zekice söylemekteyiz,\nGörücü usulle evlilik yaptık.\n\n2-7-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E' ye",
        "poet": "Şair Nacho",
        "poem": "\n\nHangi anneden doğar bu? \nHangi babadan? \nSaçı, teni, gözü...\nTek bir atadan...\n\n\t\t\t\t\t\t17.02.2009\n\t\t\t\t\t                  Salı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E y l e m l i",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nYıkanmış beyinler sahneye çıkar,\nKaldırımı söker, direği yıkar,\nAteşe verirler lastikler kokar,\nNevruz'u eyleme dönüştürürler.\n\nZarar verecekler pusuya yatar,\nŞişeyle, kutuyla monitof  atar,\nCaddeler, sokaklar pisliğe batar,\nNevruz'u eyleme dönüştürürler.\n\nPekaka,terörün çocuklar kozu,\nHaince  kandırır  oğulu, kızı,\nPolisi  görünce  artıyor  hızı,\nNevruz'u eyleme dönüştürürler.\n\nGeri çekilmezler yandaş ularlar,\nÖnemli günleri  kana  bularlar,\nYakalanınca da  avuç  yalarlar,\nNevruz'u eyleme dönüştürürler.\n\nZeki diyemem ki her biri cahil,\nAile  ferdi de  yaşıyor  gafil,\nBölücü gruplar oluyor dahil,\nNevruzu eyleme dönüştürürler.\n\n21-3-2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E13 - Bilemedim",
        "poet": "Tahir Güngör",
        "poem": "\n\nYerleri süpürür urban,\nBaşta çıkın gibi türban,\nBu ne bacım, söyle kurban,\n.....................Bilemedim.\n\nDil, softa arap lehçesi,\nBaşta bir fesat bohçası,\nBu nasıl inanç bahçesi,\n.....................Bilemedim.\n\nİnancın şartı şurtu mu,\nŞeytanımsı bir dürtü mü,\nBir bayrak mı bir örtü mü,\n.....................Bilemedim.\n\nKaynak güya hadis ayet,\nAh bacım, ya gerçek niyet,\nVar mı ödenecek diyet,\n.....................Bilemedim.\n\nBu ne tutku, bu ne heves, \nDün ne türban vardı ne fes,\nBir dert, nefes keser nefes,\n.....................Bilemedim.\n\nTamam dayat bacım dayat,\nGetir her ne varsa bayat,\nÇekmek için mi bu hayat,\n.....................Bilemedim.\n\nFerdiyken hür bir ulusun,\nArt niyet eli, kolusun,\nNeden bir kulun kulusun,\n.....................Bilemedim.\n\nTamah iktidar tadına,\nTafrası inanç adına,\nNeden bedeli kadına,\n.....................Bilemedim. \n.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E t m e  ş i k a y e t",
        "poet": "Perihan Pehlivan",
        "poem": "\n\nElin tutar, gözün görür\nAklın erer, ayak yürür\nKalbin atar, sevgin büyür\nEtme derem dostum kahır\nYazın vardır, sıcak günü\nGüzün boldur, cümle ürünü\nBahar taze, açar gülü\nÂşık bülbül, sevda külü\nEtme derem dostum naçar\nKışın vardır kuru ayaz\nNede hoştur safi beyaz\nSitem etme, şükret biraz\nKurt kuş eder duysan niyaz\nEtme derem  dostum küslük\nHazan dalı olur sarı\nSevsen balı, ayva, narı\nOlma sakın hasta korun\nDenkle kışa kömür odun\nEtme derem dostum sitem\nŞair eyle sazı sözü\nKulun yanmaz, canı özü\nTedbir alda, dökme yüzü\nHayat bizim lafın gözü\nEtme derem dostum intizar\n                                                                             16.2.2010 İST\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebabil Kuşları",
        "poet": "Selma Doğan",
        "poem": "\n\nO yolculuk hayatımda yaptığım en uzun yolculuk Hiçbir yolculuğa benzemiyordu.Ne yollar bitiyor ne de zaman çabuk geçiyor.\nSonunda çok istediğim o yere varıyorum.Bir an için kalbim duracak gibi o an kabeden sonra ilk dikkatimi çeken ebabil kuşları oluyor.Allahım o ne muhteşem bir düzen bana hemen mevlanadaki semazenleri hatırlatıyor.Dönüyor dönüyor sadece dönüyorlar.Sanki bedenleri orada ruhları yok \norası tıpki bir mahşer yeri  yüzler bembeyaz ölü gibi o güneşin kızgın sıcağına rağmen sadecegözler kabede ve dönüyorlar sessizce akşam olduğunun bile farkında değilim zaman durmuş sanki o gece bir ara uykuya dalıyorum.Rüyamda kabeyi görüyorum kabenin önünde beyaz elbiseli insanlar ellerini göbeklerinin üzerine bağlamışlar.Bende aralarındayım.kabe bize secde  ediyor altın oluktan peygamberimizin sürmesi akıyor.Uyanıyorum o muhteşemlik hiç gitmiyor gözümün önünden ertesi gün bütün gün ve gece sadece ebabil kuşlarını seyrediyorum hayran kalıyorum onlara hiç yorulmadan usanmadan nasıl dönüyorlar öyle o an düşündüğüm tekşey yaradanın bu kadar muhteşem şeyleri nasıl bir araya getirdigi ona misafir olduğum için seviniyor ve teşekkür ediyorum.\nOrada durduğum sürece bende döndüm ebabil kuşlarıyla birlikte yüzüm kabede günahlarımızı düşündüm dua ettim sessizce\nSon gece veda ettim kabeye ve ebabil kuşlarına tatlı bir yorgunluğa düşmüşüm içim geçer gibi olmuş yine rüya görüyorum.çok büyük bir kalabalık insanlar yaşlı bir kadını eziyorlar.Ben bağırıyorum siz nasıl müslümansınız görmüyormusunuz kadını ezdiniz böyle ibadet olmaz. diyorum.orada görevli bir asker bana dönüyor ve üç kere nerede olursan ol yüzünü kabeye dön diyor ve ben uyanıyorum.Şu an evimdeyim ama aklım hep orada gözlerimi kapıyorum ve sürekli ebabil kuşlarıyla birikte bende dönüyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebe Dede Dili",
        "poet": "Hacı Gürbüz",
        "poem": "\n\nHevesle geldim köyüme\nMuhtaç ebeme dedeme\nEmir iş çok şu dillerde\nBu ne biçim tatil be\n\nKoş tarlaya bekle şurda\nDil söylenir susmaz bana\nUyku uyutmaz sinek ana\nBu ne biçim tatil be\n\nGitme yanımızdan bir yere\nGencim ben duramam evde\nTavuk kuzu benim neyime\nBu ne biçim tatil be\n\nGiderim ararsınız beni\nÇocuk gibi yaşlılar sanki\nAnla bir tatile geldiğimi\nBu ne biçim tatil be\n\n05 08 1996\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebabiller",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nAllah'ım müminlere ebabilleri gönder,\nYapılan zulümleri, geri geriye dönder,\nSen bizim ilahımız Peygamber ise önder,\nAllah'ım müminlere ebabilleri gönder.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebe - Ebe Hemşire",
        "poet": "Vedat Sadioğlu",
        "poem": "\n\nBiri iki yapan, bazen üç\nBazen dört yapar, zor güç\nDünyaya bebek getiren kişi \nEbe veya ebe-hemşiredir ismi\n\nAnne ve bebekle ilgilenen\nAdı, anneyle birlikte söylenen\n‘Ebe-Ana, Ebe-Anne’ denilen\nEbe veya ebe-hemşire, çok sevilen\n\nAnne ve bebek sağlığıdır işi\nSevecen, şefkatli, merhametli\n24 saat çalışır, özverili\nEbe veya ebe-hemşire, kutsal kişi\n\nDoğumda doktora yardımcı\nDoktor olmayan yerde doğumcu\nElleri şifalı sağlık çalışanı\nEbe veya ebe-hemşiredir adı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "E Y L Ü L de",
        "poet": "Nevzat Uçar",
        "poem": "\n\nEylül'de nedense mahsunlaşırım,\nBir garip olurum Eylül'de.\nGözlerim buğulanır,yüreğim üşür,\nHüzünlenirim...\nEski Eylül ler gelir aklıma\nKaç Eylül e aşık oldum kimbilir? \nAcı üstüne acı çektiğimde olmuştur,\nYinede severim Eylül'ü\nGidişin...\nDönmeyişin\nSeni hala çok sevdiğimi bilmeyişin.\nBaşka bir elem verir Eylül gelince\nEylül'de isyan eder sol yanım,\nTenimi yakar yokluğun.\nVe...bir çocuk gibiyimdir Eylül'de\nSensiz,sevgisiz...\nBen yaşayamam Eylül'süz....\n\nA.Nevzat Uçar.\n17/Eylül/1997\nKadıköy-İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebe/Söbe",
        "poet": "Reyhan Tataroğlu",
        "poem": "\n\nKar tanesi düşünce sol cenahıma\nBir sağımlık gözyaşı ağlar eyvahıma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebed Gibi Dikilene Elbet Bu Manzara Sonsuzdur",
        "poet": "Meral Meri",
        "poem": "\n\nEbed gibi dikilene,elbet bu manzara sonsuzdur!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebede Yolculuk Var",
        "poet": "Cesim Gülçin",
        "poem": "\n\nEvet, cancağızım\nEski toprak karanfilim\nİşte bugün sonbahar\nVe yaprak yaprak\nDökülürken hayatlar\nSenli yaşam için \nEbede yolculuk var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebede Yükselsin İnsan Hazine Kur'an",
        "poet": "Nevzat Çiftçi",
        "poem": "\n\nGeceden gündüze yer gök rengi gözlere seyran\nBaharda çiçekler kuşlar kokular tınılar algılar sultan\nYazda meyveler çeşit çeşit lezzetler serili ikram\nLezzetten lezzete koşuyor Hayvan ve insan\n\nGıdaya çalışan bedende biyofizik sırlar anladıkça aklıyla onurlanan\nEşler duygular onurlar emeller düşünmeye meydan anlamlı insan\nYaşamı dik tutan sırlı kuramlar; akıl ve kalbe en iyi çözümler kuran\nAkıl aynası gizemli sevgi öğrensin duyguyu, doğruyu yükselsin insan\n\nGökten yere serili güzellik özünde akıllı plan sırlarla yaratılan\nVarlıkta Sanatı izleyip çözdükçe aklıyla sevinen seçilmiş insan\nAkıl aynası ve içinde gizemli sevgi atamaz insan, kaldıkça insan\nSırlarla işleyen özenle donatan, ilgisiz olamaz akıl ve kalpten\n\nBinler yıl milyonlar akıldan birikmiş bilgiyi öğrenir insan\nEmellerinde sırlar, yaratandan hedefler göremez kibirli insan, \nMana bahçesini de süsleyen rahmandan selim akıllara inen Kuran\nÖğrensin istesin manadaki güzeli, cenneti hedefleyen, hazine Kuran\nKadir gecesi Melekler ve Ruh seferber duysun, yükselsin Ebede yönelen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebedi AŞK",
        "poet": "Şair Niko",
        "poem": "\n\nBenim Sana Olan Aşkım Ebedidir.\nTa Ki Denizler Buharlaşıp Çekilene,\nDağlarada Bir TAne Ağaç Kalmayıncaya,\nDünya Yerle Bir Oluncaya Dek. \nBu Aşk Benimledir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebedi dost",
        "poet": "Raşit Tekşen",
        "poem": "\n\nçok denemişim yari ağyari\ntoprak senin gibi dost bulamadım\nbütün suçlarımı affeyle bari\ntoprak senin gibi dost bulamadım\n\nbelki üzerinde günah işledik\ntürlü aletlerle karnın dişledik\nürün az gelince seni suçladık\ntoprak senin gibi dost bulamadım\n\ncanlı cansız verir varlığa hizmet\nsaymakla bitmiyor verdiğin nimet\nbelki bilemeyiz biz kadir kıymet\ntoprak senin gibi dost bulamadım\n\nçapayla kazmayla karnını yardım\nsen olmasan ben nerde doyardım\ngiyecek olmasa elbet buyardım\ntoprak senin gibi dost bulamadım\n\nhayat senin varlığınla sürüyor\nbütün varlıklarda bunu biliyor\ngünden güne raşit tekşen eriyor\ntoprak senin gibi dost bulamadım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebedi Doğum",
        "poet": "Şadan Yenişafak",
        "poem": "\n\nDoğumlar sancılı olur\nDoğumda hayat vardır\nHayatın sahibini bilene \nEbedi hayat vardır\n\nOnlar hep miractadır\nHuzurda huzur bulur\nKul rabbini bilirse\nEbediyen kurtulur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebedi Galip",
        "poet": "Ahmet Aksoy",
        "poem": "\n\nOnca adam yitip gider\nBir savaş halidir\nOnca can yitip gider\n\nBirinin elinde tüfek\nBiri bir topun başında\nBekler bir emir\n\nEmir verilir, silah başındaki\nÇeker tetiği yüzler binler\nOn binler yitip gider\n\nZaman geçer tarih yazar\nBu güne kadar yapılan \nYüzlerce savaş var\n\nKimi Hiroşima da \nKimi Çanakkale de\nÖlüp öldürülüp, yitip gider\n\nBen miladı bilirim başlangıç\nVe o zamandan bu yana \nBirçok savaş bilirim\n\nKazananı belli kaybedeni belli\nAma hiç bilmem bu savaşlarda\nEbedi galip, çünkü sonu gelmedi daha.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebedi Göç",
        "poet": "Şevket Kopuz",
        "poem": "\n\nİşte en güzel yolculuk,en rahat yatak.\nZamanı gelince ebedi göç, musalla taşından başlayacak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebedi Gerçek",
        "poet": "Fatih Erbaş",
        "poem": "\n\nAnladım Rabbim sensin, sensin ebedi gerçek,\nBenim kârım suç işlemek, seninse affetmek.\n\n(29.05.12 / Sivas)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebedi bu vatan Türk’ündür Türkün olacak",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nBu vatan Türk’tür her kes bunu bilsin\nVatana ihanet eden bu vatandan gitsin\nBu vatan Türk’tür Türk kalacak\nEbedi bu vatan Türk’ündür Türk'ün olacak\nBiz varız bu topraklarda biz\nBu vatan bizimdir böldürmeyiz biz\nBu toprak için canımızı feda ederiz biz\nBu ülkeye ihanet edeni yok ederiz biz\nBu vatan Türk’tür Türk kalacak\nEbedi bu vatan Türk’ündür Türk'ün olacak\nTürk, kurt, Laz, Çerkez hepsi bir ırktan \nHiç ayrılır mı kardeş et tırnaktan\nHak peygamberde yana bütünlükten\nBu vatan Türk’tür Türk kalacak\nEbedi bu vatan Türk’ündür Türk'ün olacak\n\nHalil Çolak 7.9.2005 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebedi İskele",
        "poet": "Mehmet Süzme",
        "poem": "\n\nBir gemi yanaştı önümdeki iskeleye\nSordum:'Kaptan amca bu yolculuk nereye? '\nKaptan bağırarak cevap verdi:\n'Fani dünyadan,ebedi iskeleye.'\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebedi Göç",
        "poet": "Meryem Burma",
        "poem": "\n\nAyrılık hançerlerini saplasa da derinden yüreğime\nBir gün elbet yok olup gideceğim bu dünyadan\nGönlüm yaşlandığımı bir türlü kabul etmese de\nGözlerimi yumup bir gün gideceğim bu dünyadan\nHer sabah uyanıp başlasam yepyeni bir güne de\nBir gün hepten uyuyup gideceğim bu dünyadan\nBedenim yaşlandı gönlüm bunu kabul etmese de\nYatağa düştüğüm o gün gideceğim bu dünyadan\nEy dostlarım elveda demeye gücüm olmasa da\nVeda edip sonsuza göç edeceğim bu dünyadan\nNe acı olacak, ne de sızı bundan sonra yüreğimde\nHer şeyi burada bırakıp gideceğim bu dünyadan\nUyuyup bir daha uyanmasam gecenden sabaha da\nSonsuza varmak için göç edeceğim bu dünyadan\n\nTarih: 09.03.2009/Pazartesi\nYazdığım saat 16.45 de bana gelen bir mailden etkilendim. Hepimiz doğduğumuz gibi \nBir gün öleceğiz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebedi: Sadet Gahını İmar Et, Al Tacını",
        "poet": "Tülay Bilgin",
        "poem": "\n\nEbedi saadet gahı-nı,\nİmar etmek  için,\n\nİslam ahlakıyla, \nÖr duvarlarını.\n\nMiski amber,\nPeygamber kokusun.\n\nKabrin aydınlığı,\nKandilin: namaz olsun.\n\nGönlünün mimarı olsun.\nHakka bak tıran.\n\nEbedi ıstırahat gahını imar et.\nEbedi mekanın cennet olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebedi Sevinç",
        "poet": "Rıfkı Kaymaz",
        "poem": "\n\nİnsana son toprak, “kara toprak”tır.\nMezarsa, dökülen, solan yapraktır.\nİyiyle,  doğruyla, güzelle dolan,\nEbedi sevinçle yıkanacaktır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebedi Sır",
        "poet": "Mehmet Bozkurt Esenyel",
        "poem": "\n\nSonsuz zannetmiştim her geçen anı\nUfukta güneşler sönmeden evvel\nDüşünmek iyi şey yaşamak güzel\nNafile aradım her kaybolanı\n\nYaşanan yılların annesi kimdir\nKimler eritiyor yılları böyle\nVarlık ile yokluk vermiş elele\nNereye çekiyor günleri bir bir\n\nGörülen her rüya olmasın yarım\nGünleri boğmasın içinde gece\nNiçin seviyorum bilmem delice\nBu aşkın manası nedir ey tanrım\n\nHürriyet kapanmış benim içime\nBense hürriyetin elinde esir\nIstırap neşeden daha cihangir\nGirmez mi bu dünya başka biçime\n\nSonsuzluk ağlıyor tükendim diye\nHer yolun sonunda bir kalın duvar\nArdında bilinmez bilinmez ne var\nHuzuru aramak öyleyse niye\n\nEdirne    01.09.1945\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebedi Yolculuk",
        "poet": "Ahmet Kağan",
        "poem": "\n\nEbedi yolculuk,\nSensiz sonsuzluk,\nRenksiz dünyamda; \nAhmet'in aşkı Esra'ya yolculuk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebedi Vatan İstanbul",
        "poet": "Tarik Gez",
        "poem": "\n\nEzelden ebede bakan İstanbul,\nYüreğimizi yakasına takan İstanbul,\nHz. Muhammed bize söz kesmişti.\nAh edalı, nazlı İstanbul’um benim! \nYüzlerce yıl peşinden koştuk,\nYüzlerce yıl ayak diredin,\nKendince bu büyük aşkı sınadın,\nBüyüdükçe büyüdü büyük aşkımız,\nBiz o cefaları sen gibi sevdik.\nMukaddes İstanbul,\nSümbül kokulu meşhur İstanbul,\nAk alnımızın yazısı İstanbul…\nNihayet hasret bitti,\nHz. Fatih nikah kıydı,\nMasada sen ayağımıza bastın.\nBuyur! \nEmrine amadeyiz hepimiz İstanbul.\nSeninle döndü bahtımız,\nAşkınla döndür başları İstanbul! \nYedi tepende minareler semazen,\nBüyük aşkları anlat İstanbul.\nO cihan devleti senin,\nNasibinle geldin büyük İstanbul,\nMuhteşem Süleyman aşıkındı senin,\nElmaslı, yakutlu, külçe külçe İstanbul…\nHoş geldin, safalar getirdin İstanbul! \nEn çok seni biz sevdik,\nSen de en çok bizi sevdin.\nCanımız, kanımız, helalimiz İstanbul…\nLalenin beyazında barış olduk,\nYeri geldi canımızı kanımızı verdik.\nLalelerin neden kırmızı,\nHerkes bilir İstanbul.\nAh canım İstanbul’um! \nHiç unutmam, unutamam,\nDaha dün İstanbul,\nMedeniyetin  kirli elleri,\nBoğazına yapışmış seni boğuyordu.\nBakın gerdanında kan kırmızı,\nYüz binlerce gül fidanı İstanbul.\nCanımız, kanımız sana kurban İstanbul,\nÖlsek de yeniden toprağından doğarız,\nToprağında açılmaya hasret goncalarız.\nAh, ah İstanbul! \nMedeniyetin üstümüze yağarken sağnak sağnak,\nBiz medeniyeti kaybettik İstanbul,\nKader bu ya,\nHala kaybettiğimiz yerde ararız,\nBir Osmanlı tokadı ol,\nVe yüzümüzde patla, patla İstanbul,\nO sesle Türküm uyansın, uyansın dünya! \nYine söylensin şanlı, bilindik türkümüz,\nİnsanlığın elinden tutalım yine,\nİnsanlık ki yokluğunda yüzü yerde,\nSeni arıyor gözler, gözler İstanbul,\nAnam, babam, atam İstanbul,\nVatanımın kalbi atar, İstanbul İstanbul…\nÖyle bir medeniyet ki aramadan bul,\nTürk’ün ebedi aşkı vatan İstanbul!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebedi Tehlike",
        "poet": "Bayram Güngör",
        "poem": "\n\nBüyük imtihan bitti, indi tabut\nGeldiği yere gitti, kaplı kabuk\nCevapların burada, defterin, tut\nFeryat! Ah dönebilsem, geçti sabık.\n\nKimi getirdi geri, hangi ağıt\nEn şaşaalıları rafta kâğıt.\nYüce buyruğa uymak, bir tek bağıt\nYoksa cehenneme öz, bitmez yakıt.\n\nSabık: Geçmiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebediyen Gül",
        "poet": "Cemal Çelik",
        "poem": "\n\nDağlarda gül\nBağlarda gül\nCennette gül\nSaksıda gül\nO gül sığmaz ki dile\nHz.Muhammed Mustafa ebediyen Gül\n\nAnkara 15.01.2012 Pazar Saat: 15: 05\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebediyet",
        "poet": "Sadetdin Yüksel",
        "poem": "\n\nSanma ki ben öldüm herşey bitti\nKalan kaldı giden gitti\nGüle sordum seni birden irkildi\nDikenini gizleyerek Cennet kokusu verdi\n\nAsman çaresiz boynunu büktü \nMona Lisa gibi resminde vardı hem sevinç hemde üzüntü \nBak kalmadı evinde hiçbir gürültü\nBu acı bizim için çok ama çok büyüktü\n\nVazonda beyaz karanfilin tekrar yeşerdi\nBizimle beraber olduğunun ispatıydı belli ki\nİlk günkü gibi dimdik duruyor eğilmedi\nSanki sevincini bizimle paylaşıyor gibiydi\n\nYa Rab elde değil inanıp inanmamak\nEsas olan herşeyi düşünüp anlamak\nBak kulların veriyor sana kulak\nSenin ilahi takdirindir her şeyi yapmak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebediyete Armağan",
        "poet": "Emine Yesim Aydin",
        "poem": "\n\nderin derin içime çektim sabahın tazeliğini\nöyle benimsedim sarı beyaz ışığı içindeki\nçok eskiden bir tozlu hatıra bile olsa gerçi\nyeniden gördüm tertemiz ve masum şairi\n\nyalanların resmettiği bu fani geçmiş vakti\nacılardan beslenen o fevri kirlerin izlerini\nve hele ki bıçaktan keskin ihanetleri\nbir an içn yaşanmamış kazınmamış sandım\n\noysa\n\nsadece kefenimden geriye bıraktığım\nömrümle ebediyete çizdiğim bir hayalden ibarettim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebediyete Hasret Birkaç Satır Cümle",
        "poet": "Muaz Kalaycı",
        "poem": "\n\nGüneş bir sevgili gibi ısıtıyor içimi. Bir martının suya değen ayakları gibi vuruyor yüzüme ışığını; bir görünüyor bir görünmüyor. Aylardan Nisan. Gemiler daha hızlı geçiyor; ömrüm gibi… Takvime baktığımda biraz daha eskidiğimi fark ediyorum. Yorulduğum aşikâr. Balıklar gibi ürkeğim. Ama atılan her oltayı yem sanmıyorum.\n\nHer sabah hep aynı zil sesiyle uyanıyorum. Beni uyandıran şuh bir ses yok. Kahvaltıda ise hep aynı mönü. Peynir, zeytin, ekmek… Çay yok. Yerine bazen şeftali, bazen de vişne suyu. Masanın üzerine gazete seriyorum. Kolay oluyor; kahvaltı bitince katlayıp atıyorum. Gazetedeki eski haberleri okuyorum. Güzel haber yok. Bilgisayarımı açıp maillerimi okuyorum. Haber bültenleri, davetler, talepler, şikâyetler… Bir sabah ve her sabah “günaydın” yazan birisi yok. Telefonum çalıyor. “5 dakika sonra ararım” dediğim annem 3 gün sonra sitem ve hüzünle “nasıl olduğumu” soruyor. İyi olduğumu söylüyorum ama anlıyorum ki bende vefa yok.\n\nÖmrüm kan kaybediyor. İçim bir okyanusun coşuşu gibi dalgalı… Duyduğum en güzel ses her dalışımda beni kendime getiren vapur sireni. Herkes yalnız kalmayı özleyedursun ben kalabalığın içerisinde bile hep yalnız kalıyorum. Karşı komşumu tanımıyorum. Yere düşen kalemimi hep kendim alıyorum. Çalan her kapıya koşuyorum. Yemeği hep tek kişilik masalarda yiyorum. Çift kişilik davetlere tek başıma gidiyorum. Özlemiyorum. Beklemiyorum. Çağırmıyorum. Beklenmeyenlere selam olsun; ben anmıyorum, hatırlıyorum.\n\nBugünlerde beni en çok pencereme konan güvercinler sevindiriyor. Sevindiren başka da bir şey yok zaten. Siz'le başlayıp Siz'le bitiriyorum cümlelerimi. Sen'leştiremiyorum hayatı. Resmiyet hayatımın düsturu oldu. Nereye baktığım fark etmiyor. Gördüğüm hep aynı.\n\nGünler önsözsüz geçiyor. Saatler anında ve sürpriz yaşanıyor. Bana her şey uzun bir hikâyenin kısa ve sıkıcı özeti gibi geliyor.\n\nBir yerlerde bir yıldız kayıyor. Dilekler tutuluyor. Tutuluyor tutulmasına da dilekler hiç değişmiyor. Herkes başlangıçtan dem vuruyor. “Son”u kimse düşünmek bile istemiyor. Oysa her rüya bir “son”la bitiyor ve gerçek hayat o “son”la başlıyor. \n\nBir rüya daha bu cümlelerle sona eriyor ve bu son beni ebediyete ulaştırıyor…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebemkuşağı",
        "poet": "Hakan Köse",
        "poem": "\n\nYağmurdan sonra gelirsin\nGüneş suya değince\nGöğün yüzüne renk gelir\nSalkım saçak aydınlık\nTelli pullu çiçekler gelir...\n\nSen gelirsin, güneş gelir\nSen gelirsin, ısınır gökler\nGöğün yüzüne renk gelir\nSen gelirsin sevinir çiçekler\nYağmurdan sonra gelirsin\nGözümüz gönlümüz şenlenir...\n\nGüneş suya girince \nYağmurdan sonra gelirsin, \nSahte renkler dize gelir...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebedsiz Gidiş",
        "poet": "Tuncay Ulak",
        "poem": "\n\nŞiirimde neşe arama sakın, \nSen gidince ardına düşüpte gitti.\nBaşka insanlarda var, ama sakın\nKötüler kuyuları eşipte gitti.\n\nSon melek sendin ruhuma giren, \nŞimdi mutsuzluğa çalıyor siren, \nKepçeyle alan kaşıkla veren, \nEbedsiz dağları aşıpta gitti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebediyi",
        "poet": "Uğur Aydin 2",
        "poem": "\n\nYaralar depreşip azdı bu gece \nSineye damlalar sızdı bu gece\nSensizlik hayali ezdi bu gece \nAnılar içimde gezdi bu gece \n\nHasretin yüreğimi deşti bu gece \nEbediyi buldum beşte bu gece \nGidişin kabrimi eşti bu gece\nBeden hayalinle keşti bu gece\n\nFELEĞİN çemberi döndü bu gece\nGeçmişim bana öndü bu gece \nİçimde ışığım söndü bu gece \nYüreğim seni de gömdü bu gece\n\nUmudum kaybolup şaştı bu gece \nGözlerim nemlendi yaştı bu gece \nİçimdeki özlem aşktı bu gece \nGünahım tövbemi aştı bu gece\n\nKadehler meyleri içti bu gece\nSözlerim  isyanı  seçti bu gece\nRuhum bedenimden  geçti bu gece\nYokluğun varlığı biçti bu gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebenin Damı (Mart Karı)",
        "poet": "Ali Dilki",
        "poem": "\n\nYine işin kötü fakir kardeşim\nEbenin damına mart karı yağdı\nSeni ısıtmaz ki benim ateşim\nEbenin damına mart karı yağdı\n\nBu sabah vergiye ek zam yaptılar\nElinizde ne var ise kaptılar\nTuttuğunuz dallar çoktan koptular\nEbenin damına mart karı yağdı\n\nHapı yutmuşsunuz tamamen hapı\nOnların elinde sizlerin ipi\nHer taraf kar boran her taraf tipi\nEbenin damına mart karı yağdı\n\nALİ der; sen yine açlıkla yarış\nArtık değerinse etmiyor kuruş\nVallahi billahi hem de bir karış\nEbenin damına mart karı yağdı\n\nwww.alidilki.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebetlik Menzil",
        "poet": "Nurani",
        "poem": "\n\nDünyanin lezzetin ? eytana burak \n                                                      Gelcegi hiç zaman eyleme merak \nCeyhani geçittir geçeriz mundan \n                                                      Ebetlik menzilim olacak toprak \nMenzil: turkmen dilinde ev oliyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebleh",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nİnsanım diyen insan, saygı duysun insana,\nİnsan olduğun için, şükür et bu ihsana,,\nAyrıcalığın yoktur, var olan insanlardan,\nÜstünlük taslıyorsan, ebleh diyorum sana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebeveyn (Anneler-Babalar) Günü",
        "poet": "Nami Keskinbora",
        "poem": "\n\nBayramlar, günler bizi, bir araya getirmek,\nİlişkileri zinde tutmak için vesile.\nTanrım güzelliklerle, candan kenetleterek,\nYaşatsın bu zevkleri ahfâdımız nesile.\n\nÖzellikle berâber olmak için buraya,\nİyi dilekler sunup bu günü kutlamaya,\nMutlu yüzler görmeye, kutlu eller tutmaya.\nYan yana geldik şükür, sevinç ve heves ile.\n\nEy Anneler, Babalar kutlu olsun gününüz! \nHayırlı evlâtlarla yaşatılsın ününüz.\nKitâp sağdan verilsin, cennet olsun yönünüz.\nİyilikler varola, kötülükler kesile.\n\n[ Aksaray, 16 Haziran 2002 - 03.00 ]\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebru",
        "poet": "Zehra Okur",
        "poem": "\n\n\t\t\t\tEBRU\nİstanbul güzeli, nar bakışlım.\nO bir güzellik korusu, yeşim taşı.\nGöz nurunun ebrusu.\nEbru hep suya muhtaç.\nSevgiye muhtaçtır.\nKırılan kalbi gül dalına sarılmış.\nAşkını yaşamak isteyen.\nBir gül dalına sarılmış.\nALLAH; ım bir güzellik vermiş.\nÖnce aşk sonra güzellik.\nSende mutluluğu aradım.\nKalbimde ebruyu yazdım.\nKaşların gözlerin dudakların.\nNağme dökülen bal yanaklım.\nO sarı saçların o bakışların.\nO hüznün o gülüşün.\nGüzelliğinle iyi bilirsin tatlı bakışlım.\nEbru sanatından bile güzelsin.\nBenim ebru bakışlım.\n\t\tZehra Okur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebeler",
        "poet": "Kasım Kaplan",
        "poem": "\n\nKöy ebesi yollarda, kışın, buzda, karlarda,\nGece gündüz dolanır, en soğuk havalarda.\nYağmur çamur altında, hele kar yağdığında,\nBazen yollar kapanır, gider katır sırtında.\n\nYok gecesi gündüzü, tam uyku bilmez gözü,\nOnunla ışıklanır, geceleri gökyüzü.\nBelki çok genç yaşında, bir hizmet yarısında,\nBazen kara saplanır, kalır dağın başında.\n\nBitmez onun çilesi, tüm evler ailesi,\nEv, ev gezer aranır, hastayı köy ebesi.\nOnu bekler gebeler, onsuz doğmaz bebeler\nNerde olsa tanınır, köyde kentte ebeler.\n\nEbeler hepsi kutsal, ikinci bir annemiz,\nOnlara saygı duyar çok severiz hepimiz.\nSeverler insanları, eğitir kadınları,\nKendileri yıpranır, kurtarır çok canları.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebru",
        "poet": "Basri Turan",
        "poem": "\n\nYalvarmıştım gece-gündüz ben Yaradan’a,\nGüzeller güzeli bir kız bahşetti bana.\nDaha ne isterim ben bu fâni dünyada,\nEbru’ ların en güzeli kazındı cana.\n\nHayatımın tek dileği, o kabul oldu,\nSessiz duran hanemize hep neşe geldi,\nİster bal de, ister kaymak, istersen Ebru,\nKaranlık olan dünyamız nur ile doldu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebeler Haftası  3",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nNisanın son haftası ebeler haftasıdır,\nOnlar tıbbın içinde yardımcılarımızdır…\n\nEbeler ki hep meşgul aile sağlığıyla \nVe doğumevlerinde önemli yardımlarla… \n\nAile planlamasında sağlık hizmetlerinde,\nTüm hastanelerde doğum kliniklerinde…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebru",
        "poet": "Duygu Hacıosmanoğlu",
        "poem": "\n\nEbru sanatçısı gibiyim\nLacivert akşamlara\nŞeffaf gözyaşlarımı damlatıyorum.\nNazar boncuklarımı topluyorum sonra.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebru",
        "poet": "Yusuf Ter",
        "poem": "\n\nArılar kondu çiçeğine\nBilecek mi ki ebru gül\nKokusun yaydı evine\nGelecek mi ki ebru gül \n\nÇiçeklere biz su verdik \nDiplerine gübre serdik\nGöz yaşımızla suladık \nÇekecek mi ki ebru gül \n\nToprak çekti su emerek \nNazar değmesin diyerek \nSaksıda gül büyüterek \nKokacak mı ki ebru gül \n\nYusuf ‘um çiçek açıyor \nGül güzellikler saçıyor \nToprak bulutu seçiyor\nYağacak mı ki ebru gül\n\nYusuf Ter  18.01.2007\nSaat 20:50 İsviçre\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebrû - Berkan Gündüz 'e Akrostişik",
        "poet": "Can Garibi",
        "poem": "\n\nElâ gözlerine takıldı gönlüm\nBaharda kuruttu gözyaşlarını\nRüyâmda da senle doldu şu gözüm\nUnutamaz oldu bakışlarını.\n\n(Düzenleme:\n3. mısrânın son kelimesi\ngönlüm = gözüm olarak değiştirildi\n18-Ocak-2011-Salı-05:16)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebru Gündeş",
        "poet": "Eyyüp Sönmez",
        "poem": "\n\nEn içten duygularla seviyorum seviyorum seni\nBuran buran kokan aşk bu\nRabbim ayırmasın seni hayallerimden\nUmut taşıyorum umut\nGünlüm ile\nÜzüntü keder beni bağlamaz ben seni görünce gülerim\nNerde olursan ol içimdeki çiçeksin\nDünya yıkılsa da\nEllerim kanlarla olsa da\nŞaşmaz şaşmaz bu günlüm sana olan sevdasından\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebru Nisan Dürdanesi",
        "poet": "Yusuf Bilge",
        "poem": "\n\nBüküldü zamanın gel geç umuru,\nAkrep kuyruğunu yere indirdi; \nBeka bulsun diye ilkyaz yağmuru,\nYelkovan terini yele bindirdi.\n\nMestane buluttan efsane sağan,\nSu bellekte kadim hatıralardır; \nO zülalden ağı emse de yılan,\nMidyenin nasibi sim damlalardır.\n\nNe derdin varsa dök, eyy ebru nisan,\nM/eşkinle boz buhar yenileneyim! ..\nNefsime zehrin de şifadır amma,\nAğla gözlerime! .. İncileneyim...\n\nYUSUF BİLGE\n\n* Ebru nisan:  Nisan bulutu\n* Dürdanesi: İnci tanesi. \n* Zülal: İçine kar kurtçuğu atılarak soğutulmuş saf, berrak, tatlı, hafif, güzel, şifalı su.\n* Eşk: Gözyaşı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebru Sanatı",
        "poet": "İbrahim Kilik",
        "poem": "\n\nEbru, ermişliğidir suda rengin  zirveye doğru.\nHer kavis bir güzellik her hare duru.\nSanki suda yüzen bir renk bulutu.\nCezbeder gönülleri, cilalar ruhu...\n\nSuda renk, binbir türlü harelenir.\nDüşer kağıda, katmer katmer yelpazelenir.\nHer nazarda tekrar tekrar can tazelenir.\nSolutur güzelliği cana her nefeste ebru...\n\nSuyla renk ahitleşir,\nSöz alınır, söz verilir.\nFani de olsa, \nCihanda güzellik onunla belgelenir.\nHer bakan ta gönülden imrenir.\nÇeler bakışları göz ucuyla baksa da ebru...\n\nErer sürura seyredenin gönlü o an.\nSuyla  remk kaynaştığında,\nHoş bir efsanenin somut hâlidir doğan.\nGüzelliği ayrı bir incelik katmış ebruyu bulan...\nAnkara,26.09.2008 İ.K\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebru'sun Sen",
        "poet": "Gül Dünyası",
        "poem": "\n\nLacivert bir ceketle \nYağmurda yürüyorsun \nBir su birikintisine \nHüzünlü yüzün düşmüş..\n\nBir kağıda çizemem seni \nEllerim ıslak, \nYorgunum.. \nEbru'sun sen.. \nYeryüzüne yansıyorsun.. \nBenimse düşlerim ebrûli, \nHüzünlü yüzün yüzünden.. \nYerim, yurdum, benliğim, \nYere serili.. \n\n9 Kasım 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebru'ya Mektuplar 12",
        "poet": "Kâmil Şenol",
        "poem": "\n\nondört şubat sevgililer günü\nolmaktan çıkarılmalı\n\nşubat\nsevgililer ayı olmalı\n\nher yıl şubat geldiğinde\nsevgililer her gün bulutlara\nbir fidan dikmeli\n\nbir duvar yazısı\nşöyle diyordu:\naşk\nanarşisttir! \n\ndeğişmeli\nartık bu düzen\nsevda sözlerinde artık\nyürek sözcüğü geçmesin\n\nsen o güzel sözlerinle\ncanıma dokundun benim.\n\n(02.02.2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebru'ya Mektuplar 16",
        "poet": "Kâmil Şenol",
        "poem": "\n\nburnumda o tat\ndilimde o koku\nkarışır canlarımız\nebru kâmil olur\nkâmil de ebru\n\nŞubat 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebru'ya Mektuplar 6",
        "poet": "Kâmil Şenol",
        "poem": "\n\nyine sabah\nyine yoksun\nyine felaket..\n\nkırlarda açlıktan çakallar uluyor\nminarelerde müezzinler ezan okuyor\ndizlerinin arasındaki ya ben ya ihanet\nbu yazdığım şiir değil kehanet\n\nfarklı gemilerde geliyoruz fakat\naynı limanda ineceğiz\nkavuşturmazsa bizi bu zalim hayat\naynı hasretle öleceğiz\n\ndizlerinin arasındaki ya ben ya ihanet\nbu yazdığım şiir değil kehanet\n\nparmaklarımı dudaklarında hissetmeyi\nistemedin mi titreyerek? \nteninin en kuytusundan öpülmeyi\nbeklemedin mi ürpererek? \n\ndizlerinin arasındaki ya ben ya ihanet\nbu yazdığım şiir değil kehanet\n\nsen, dağılırken saçların yüzümde\nben,sarhoş olup göğsünün ayvatüylerinde\ninleyerek aşktan, arşa çıkmadık mı,\nsen benim dışımda, ben senin içinde? \n\ndizlerinin arasındaki ya ben ya ihanet\nbu yazdığım şiir değil kehanet\n\nruhumu yaralıyor defolu bedenim\ntanrıya ihanetim bundandır\nsen sevdamın cisimleşmiş hali\nsana ibadetim bundandır\n\ndizlerinin arasındaki ya ben ya ihanet\nbu yazdığım şiir değil kehanet\n\nben\nseni\nunutmak için\nsevmedim\n\nbir daha söyle ne olur? \nsesini duymak iyi geliyor:\n\nnedir \n   anlamı\n       bütün bunların? \n\n(26.01.2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebru ve Edaya",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nEbru ve Edaya\n\nMutluluk yolcusu mutlu kardeşler\nYaşarken huzurlu mutlu olunuz\nHayatı başarmak için koşanlar\nBaşarıyı öz güvende bulunuz\n\nDünya ya geldiğiniz gün bu gündür\nMutluluk sevinci tadılan gündür\nSizlere ikramım al birer güldür\nHuzurlu mutluluk sizin yolunuz\n\nHoş görü anlayış paylaşım sizde\nSevgiyle sadakat ne varsa özde\nBencillik kavgası olurmu siz de\nİbadeti siz  sevgide bulunuz\n\nSizi seven dostlarınız bol olsun\nEyitim öğretim kutsal yol olsun\nSevginin kaynağı adres sorulsun\nBaşarıyı çalışmakta bulunuz\n\nOkumuş başarmış ne güzel derler\nSevginizi paylaşanlar gülerler\nDOST ŞEREF amcanız mutluluk diler\nMutluluya giden yol sizin olsun\n\n06-12-2006\nDOST ŞEREF\n\n\n"
    },
    {
        "title": ".Ebruli..",
        "poet": "Celil Taş",
        "poem": "\n\nElinde fırça çiziyorsun umudu \nBerrak sular üzerine mavi mavi \nRaks ediyor yıldızlar gece ye inat \numuda yol oluyor gözlerin \nLavanta kokulu bir hayatsın \niçinde yaşam denizinin.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebruli Gülüşün",
        "poet": "Hıdır Yallı",
        "poem": "\n\nBir hayli zaman geçmişti,\nSeni görmeyeli, \nHiç unutulmayan cemalini,\nAhvalin tıpkı bir hercai,\nZarif ve endamlı bir meneviş gibi.\nSeni gördüğüm o gün,\nDoğmuştun  yüreğime,\nSabah güneşi misali \nBir başka güzellik vardı yüzünde.\nEndamlı, görkemli selvi boyun,\nBukleli saçların gölgesinde gözlerin,\nVe mağrur, şahan bakışların, \nYüreklere işliyordu nakış nakış.\nBir başka güzellik vardı sende,\nKendinden emin Ebruli gülüşün,\nHırçın dalgalara inat inceliğin,\nGökkuşağının sahici perisi,\nMelekler diyarının dilberiydin sanki,\nDemiştim ya, \nBambaşka bir güzellik vardı,\nSende  o gün.\nKaranlığı aydınlatan bir ışık gibi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebruli   Ebru'nun Anısına",
        "poet": "İbrahim Ormancı",
        "poem": "\n\nÖlüm yine çaldı kapıyı,\n‘’ İçinizden birisi gelsin ‘’ diyerek…\nEbruli bir gökyüzünde,\nGitti kuzum, bir daha geri dönmeyecek! ...\n\n*\n\nÖlüm yine  çaldı kapıyı,\nKaradeniz alabildiğine hırçın,\nYolun yarısını geçtin henüz ama,\nYok mağrur ve yürekli kız sana yarın! ...\n\n*\n\nÖlüm yine çaldı kapıyı,\nKır prangayı, paslı yürek,\nÇarptın bu tatlı canı suratlarına,\n‘’ Bu kirli yaşam sizin olsun! ‘’ diyerek…\n\n*\nNe kahır, ne zulüm, ne de başka bir şey…\nEbruli bir gökyüzünde yitirdim düşlerimi…\nSeni hiç tanımadım, hiç görmedim belki.\nKefenini sıyırıp, öptüm öptüm gözlerini! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebrum",
        "poet": "Adil Metan",
        "poem": "\n\nKelimelere, satırlara sığmaz sende ki güzellik,\nÜç tatlı sözle seni anlatmam delilik.\nBenim için başkasında olmaz sendeki özellik,\nAşık etti de deli de eder sendeki bu güzellik.\n\nDün akşam yine seni andım Ebrum,\nİnceden bir yağmur yağıyordu.\nKeşkelerime bakıp durdum,\nElim de olan resmin bana bakıp ağlıyordu.\n\nİz bıraktın derince yüreğime,\nTebessümün le tüm mevsimler bahar,\nDuruşunda gurur bakışında ar,\nAşığım sana aşığım Ebrum.\n\nGözlerinde sözlerin gibi huzur veriyor,\ngösterdiğin mutlulukla yüzüm gülüyor.\nSeni çok seviyorum bunu her kez biliyor,\nAşığım sana aşığım Ebrum.\n\nOlsa da önümüzde garip engeller,\nağlama yar kavuşur bir gün sevenler.\nBu yürekte buna elbet zamanla alışır,\nSensiz hayat bana yalan Ebrum.\n\nEbru Adil için en önemli değer,\nbu kalp belki de imkansızı sever,\nSenle her saniyem bir ömre bedel,\nSeni unutmak mümkün değil Ebrum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebrûlu Şiir",
        "poet": "Esma Özdemir",
        "poem": "\n\nYüreğim bir vadi, gözlerin ırmak\nYağmurda köpüren saçlarıma ak\n\nYüreğim bir dehliz, gözlerin deniz\nAy suda yüzerken dalgalar sessiz\n\nYüreğim bir gölet, gözlerin yaprak\nKirpiğin esince üstüme bırak\n\nYüreğim bir hale, gözlerin ateş\nUfkunu sarmadan açmazmış güneş\n\nYüreğimde yağmur, gözlerinde su\nGamzenden süzülen nehirler tuzlu\n\nYüreğim bir ebru, gözlerin nakış\nBir dokun inceden, renklere karış.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebu Gureyb'de Gül Nöbeti",
        "poet": "Mustafa Nihat Malkoç",
        "poem": "\n\n(Iraklı sözde mücrimlere tazimle…) \n\nBiz kayıp atlasların yitik çocuklarıyız\nNamluların gölgesi şakağımıza düşer\nBu çağın günahları yüklenmiş omzumuza\nYürek semalarında her dem nedamet pişer\n\nKelepçeli ellerde her parmak bir minare\nMüzeyyen bir seccade çekilir önümüzden\nKalbin orta yerinde irileşir süveyda\nHer rüzgârla bir yaprak kopunca dünümüzden\n\nKanaryanın sırtına binince lop kargalar\nHüküm giydik kuşlukta siyahî derimizden\nKuruyan ak çınarda kalan yetim yaprağız\nKuştüyü rahmetini çekme üzerimizden\n\nNemrut’un ateşinde tomurcuk güle döndük\nHasat vakti gelince bozuldu bağlarımız\nYusuf yüzlü çocuklar şimdi gül nöbetinde\nHaramîye yurt oldu çiçekli dağlarımız\n\nYarınlar düne gebe, ödünç umutlarımız\nMeyve veremez oldu, kurudu dallarımız\nŞehrin orta yerinde cilalı makaslarla\nŞakiler tarafından kesildi yollarımız.\n\nDuvarla yüzleşmektir zindanda mahpus kalmak\nEbu Gureyb’de iman ateşten gül dermektir\nSıkışınca ruhumuz küfürün fay hattında\nKurtuluş şahadetle sonsuzluğa ermektir.\n\n\t\t(15 Temmuz 2006 Cumartesi / Trabzon)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebu Bekir (ra)",
        "poet": "Salim Kanat",
        "poem": "\n\nSadâkatin timsali Peygamber arkadaşı\nÜmmetin en büyüğü meleklerin sırdaşı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebu-Cehil Çoğaldı",
        "poet": "Şahin Ertürk",
        "poem": "\n\nKalemi gibi,yüreği güçlü ŞAİR dostum\nKardeşim ÖMER EKİNCİ MİCİNGİRT e\nArmağanımdır..Kabul eyle dostum\n\nFakülteler bitiren\nCahillerin babası\nEbu-cehil çoğaldı\nÇoğaldı dost çoğaldı  \n\nBilmeden fetva veren\nAbdestsiz namaz kılan\nEbu-cehil çoğaldı\nÇoğaldı dost çoğaldı\n\nSosyetede olanı var\nSanatcı olanı var\nEbu-cehil çoğaldı\nÇoğaldı dost çoğaldı\n\nBugün ALLAH yolunda\nYarın YOSMA koynunda\nEbu-cehil çoğaldı\nÇoğaldı dost çoğaldı\n\nTeknoloji gelişti\nAzaldı bilge kişi\nEbu -cehil çoğaldı\nÇoğaldı dost çoğaldı\n\nKüfür dolu yaşayan\nCAHİLLERİN BABASI\nEBU-CEHİL ÇOĞALDI\nÇoğaldı dost çoğaldı\n\nŞAİR DOSTUM Bir güzel insan\nÖMER EKİNCİ ye ARMAĞANDIR\n\n(24.6.2006)   İstanbul\nKARABORSA SEVGİ adlı\n5.nci şiir kitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebu Bekir Vasiti Hazretleri Anlatır",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nVasiti hazretleri sıkıntı içindeymiş,\nDindirilemez hâlde üzüntüsü depreşmiş…\n\nAyağa kalkamazmış yerde namaz kılarmış,\nHâli düzelmediğinden daha da zayıflarmış…\n\nBir gün bir şeyler olmuş anında iyileşecek,\nBu sanki bir vesile dikkatleri çekecek…\n\nEvlerinde bir kedi, yavrular daha minik,\nKöpeğin biri gelmiş kapmış bir iki enik…\n\nVasiti bastonuyla köpeği engellemiş,\nSonra annesi gelmiş yavruyu sahiplenmiş…\n\nBir ferahlama ile Vasiti iyileşmiş,\nKalkmış adımını atmış, hâline de şaşırmış…\n\nGece bir rüya görmüş, rüyada resul demiş,\nEttiğin iyiliğe merhamet edilmiş…\n\nBir hayvanı korudun, kedi teşekkür etti,\nKefaret sayılan şey hastalığı yok etti…\n\n(2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebu Cehil Yanıldı",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nAklın yolu bir diyen, \nYollar bine ayrıldı…\nAkıl rehber değildir,\nEbu Cehil yanıldı…\n\nAkıl ve mantık dedi,\nVahiye inanmadı,\nKibir, gurur uğruna, \nMantıksızlığa kandı…\n\n(2000)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebu Kamil Şuca",
        "poet": "Abdullah Yaşar Erdoğan",
        "poem": "\n\nTürk-İslam âlimleri serisi – 29\n\n\n\n       EBU KAMİL ŞUCA\n           D. 850 – Ö. 950\n\nİsmi; Şuca bin Eslem bin Muhammed Hasib\nEl Mısri olup, künyesi Ebu Kamil’dir,\nMatematikçiler ona İbn-i Eslem demiş,\nEl Hasib (hesap ve matematik)  bilginidir.\n\nBatıya matematiği tanıtan âlimdir,\nAslen Mısırlı olduğu söylenmektedir,\nHarezmî’den sonra ikinci cebirciymiş,\nİkinci derecede denklemleri çözmüştür.\n\nİslam dünyası cebirde çözümlerken,\nMatematiği dereceyle belirtirken,\nİlmin temelini İslam âlimi atmış,\nBatı dünyası matematiği bilmez iken.\n\nBilinen on bir eseri var günümüzde,\nBazıları Batı kütüphanelerinde,\nO sadece Harezmî’den etkilenmiş,\nOnun eserleri dünya âlimlerinde.\n\nŞair, Araştırmacı, Yazar: Abdullah Yaşar Erdoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebu Hureyre Olmasaydı Kedilerin Nesli Tükenirdi",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nO ne büyük bir insan Hakk’a layık birisi,\nRab cenneti için o, iyilik vesilesi…\n\nÖnce deli sanmışlar, kedilerden dolayı,\nŞikâyetçi olmuşlar, sunmuşlar açıklamayı…\n\nDemişler peygambere alaycı sözler ile \nHep onlarla meşguldür o, pis kediler ile…\n\nResul ki aydınlatmış, çevresini o anda,\nBiz de beslemekteyiz hakikatte, manada…\n\nÜmmet işi kavramış, anlamış vaziyeti,\nKedi sevmek gerekir, bu resulün sünneti…\n\nDerken bir gün Hureyre, resulle karşılaşmış,\nUtandığı için de kedisini saklamış…\n\nElbisenin içinde kıpırtıları varmış,\nResul bunu fark etmiş, kedileri anlamış…\n\nEvvelden de biliyor, şahsına haber gelmiş,\nKedi pis demişlerdi, resul tebessüm etmiş…\n\nHureyre çok sevinmiş, resulün gülmesine,\nHoş tebessümleriyle, bu güzel niyetine…\n\nTa o günden bu güne, İslam ülkelerinde,\nKediler hep sevilmiş, kucaklarda ellerde…\n\n(2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebu leheb",
        "poet": "Mevlüt Yanar",
        "poem": "\n\nElleri kurusun Ebu lehebin\nDanimarkada Ankarada veya uzayda\nBay bayan ebulehebleşenlerin\n\nOnlar ki dikenler serdiler yoluna\nAhir zaman peygamberinin\nOnlar ki güzelliğin iyiliğin\nKesmak istediler yolunu\nSırtlarında birer yük diken,beyinler kapkara\nVeya ellerinde inkarın kitapları\nPeygamber yoluna engeller dizer\nMekke çarşısında veya bilmem hangi salonda\nNutuklar atar peygamber aleyhine\nHem de iftiralarla dolu\nBazan papa kıyafetinde bazan profesör bazan başkan\nBazan bir kurul oluşturular\nDanışırlar\nYarışırlar\nHalkın anlamayacağı şekilde\nNasıl söveriz dinlerine\nDevletler desteğiyle\nBazan kumarhane kerhane açarlar\nBazan meyhane\nŞeref namus haysiyet\nOnların nelerine\n\nİşte bu irticadır\nEbu Lehebe dönmek\nİşte budur gerilik\nBen şempanzeydim\nKuyruksuz kaldım demek\n\nİlme inanırım ben\nBirinci özelliği\nŞüpheciliği   değişkenliği\nBindokuzyüzde dediğini\nİkibinde reddetmek\n\nBilirim ki Allah bir\nHerşeyi bilir\nGüvenilir\nŞeksiz şüphesiz\nEvet şeksiz şüphesiz iman edilir\nVe sabredilir hicrete kadar\nSabredilir Ebu Leheblere\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebu Hureyre ve “Kedicik Babası” Lakabıyla İlgili İki Rivayet",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHadis-i Şerif bilen, en çok rivayet eden,\nAshap içerisinden meşhur sahabelerden…\n\nŞahsının gerçek adı Abdurrahman bin Sahr’dır,\nRivayetler gereği bu ismi takılmıştır…\n\nKendisi Yemenli olup Devs kabilesinden,\nHureyre künyesidir ki nakledilenlerden…\n\nDaha çocuk yaşlarda bu künye söylenmiştir,\nKendi ifadesiyle, bilinenler şöyledir…\n\nTa çocukluk çağında o, merhamet timsali,\nÇevre onu seviyor o, kedi sevgilisi…\n\nKoyunların içinde kediyle dolaşırmış,\nHem çobanlık yapar hem kedi ile oynarmış…\n\nHer nereye uğrasa bir de kedi taşırmış,\nKucağından düşürmez sever ve de okşarmış…\n\nBabası onun için “Ebu Hureyre” demiş,\nBu kedicik babası, anlamına gelirmiş…\n\nBir rivayet daha var ki resul tarafından,\nYine aynı lakaptır bu da çok sonradan…\n\nKaftanının içinde, yine kedi taşıyor,\nBu sefer resul görüp merak ediyor…\n\nKıpır kıpır halini, tebessümle soruyor,\nNedir bu kıpırdayan, diyerek de gülüyor…\n\nDüşün ki bir elbise içinde oynayan şey,\nKarşısında peygamber komik kalır birçok şey…\n\nKedicik deyince de peygamber buyurur,\n“Ey kedicik babası” isim yine oluşur…\n\nBunlar iki rivayet o gün hızla yayıldı,\nHer ikisi de aynı, zamanlama farklıydı…\n\n(2014)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebu Said Gardezi",
        "poet": "Abdullah Yaşar Erdoğan",
        "poem": "\n\nTürk-İslam âlimleri serisi – 53\n\n   EBU SAİD GARDEZİ\n       D.? – Ö. 1061\n\nFarslı coğrafyacı ve tarihçi denir,\nSaid, Gardez şehrinde dünyaya gelmiştir,\nGardez, Afganistan’da bir şehir denilmiş,\n“Zayn ul-Akhhar” onun güzide eseridir.\n\nSerinkanlı, dürüst, yansız bakmış tarihe,\nYazmıştır kolay ama olgun bir şekilde,\nFarsça düzyazı yazan bir âlim denilir,\nKaynak sayılır İran İslam tarihine.\n\nŞair, Araştırmacı, Yazar: Abdullah Yaşar Erdoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebu'l Gazi Bahadır Han",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nUrgenç Hive Türk Hakanı,\nEbu'l Gazi Bahadır Han.\nKıpçak Türklerinin şanı,\nEbu'l Gazi Bahadır Han. \n\nTürk tarihinin güneşi,\nOğuzda yoktur bir eşi.\nUlu İlbars'ın kardeşi,\nEbu'l Gazi Bahadır Han. \n\nDüşmanlara bayrak açtı,\nÖmrü savaşlarla geçti.\nHükümdar olup ant içti,\nEbu'l Gazi Bahadır Han. \n\nTürk düşmanlarını ezdi,\nDüşman oyununu bozdu.\nTürkün tarihini yazdı,\nEbu'l Gazi Bahadır Han. \n\nYusuf Türkler dirlik buldu,\nOğlu Enüşe Han oldu.\nSonra da Hive'de öldü,\nEbu'l Gazi Bahadır Han.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebu Mazhar",
        "poet": "Abdullah Yaşar Erdoğan",
        "poem": "\n\nTürk-İslam âlimleri serisi – 20\n\n              EBU MAZHAR \n              D. 787 – Ö. 886 \n\nYedi yüz seksen yedi de İran’da doğdu,\nHorasan âlimlerinden dersler okudu,\nDoksan dokuz yaşında Pers’te vefat etmiş,\nDevrinin de en ünlü İslam filozofu.\n\nArapçada Ebu Maşar diye bilinir,\nBizde ise Ebu Mazhar denilmektedir,\nOnun “Introdution in Astronomiam,\nApotelesma” eseri rüya tabiridir.\n\nAstronomi, Astrolog, Matematikçidir,\nAstroloji de en önde gelen biridir,\nOnun eserleri Latinceye çevrilmiş,\nBatı astrolojisi böyle gelişmiştir.\n\nAstrolojinin sınırlarını çizmiştir,\nPtolemy ve Dorotheus ondan öğrenmiştir,\nAvrupa Aristo teorisini bilmezken,\nEbu Mazhar doğa teorisi üretmiştir.\n\nİslam âliminin kaynakları İslam’dı,\nEzel ve ebedin sırrı elbet Kur’an’dı,\nAllah’ın kelamında da her şey yazılmış,\nBaşarı Kur’an-ı hakkıyla anlayanındı.\n\nİlmin temelini İslam âlimi koymuştur,\nİcatların ana şemasını bulmuştur,\nBarbarlık ki, Batıya has bu bilinmeli,\nİslam âlimleri de hep mazlum olmuştur.\n\nŞair, Araştırmacı, Yazar: Abdullah Yaşar Erdoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebulhayır’ı Yaz",
        "poet": "Oktay Doğan",
        "poem": "\n\nİçimdeki bitmez özlem dinmez çağlayan \nBaba ocağım, köyüm Ebulhayır’ımı yaz\nHasretliği; yüreğimi durmadan dağlayan\nYiyip-içtiğin senin olsun gördüğünü yaz\n\nÇok uzun zaman oldu köyüme varamam\nGelip de eşten dosttan haberini soramam\nİçim-içimi yiyor artık habersiz duramam\nDüğün, dernek, bayram, töresini de yaz\n\nKurban Pınarından Alemdarın başından\nBelaca, ininönü, çayır tarlanın taşından\nOcaklarda kaynayan düğürcük aşından\nDağlarını, ovalarını, ocaklarını da yaz\n\nYine yolların kapanıyormu karlı kışında\nOtobüsler; kalır mı Kara özü yokuşunda\nÇevre köyleri de anlat köyümün dışında\nGadılı’yı, Alamadın’ı, Gızılcini de yaz\n\nKışın yüzümüzü bıçak gibi kesen yelleri\nDerelerden azgın akan bahardaki selleri\nÇalışmaktan yorulmuş nasırlaşmış elleri\nYürekleri çelik gibi pek insanları da yaz\n\nTandır başındadır ana, bibi, hala bacımız\nYufka ekmek, bazlama pişirirmi sacımız\nOnlar bizim onurumuz bizim baş tacımız\nElleri hamurlu, unlu kadınları da yaz\n\nHuzurlu bir yaşam olmalıdır çabalarımız\nUzak değiliz; akrabadır ana-babalarımız\nEbulhayır’lıyız; farklı olsa da obalarımız\nPüllüleri, Memişleri, Sadıkları da yaz\n\nUzun yol büyümezdi gençlerin gözünde\nYürürlerdi, baharında, yazında, güzünde\nÇemen, ekmek yemek için Karaözü’nde\nDağ-bayır yürüyen genci yaşlısını da yaz\n\nYokluklara inat ışıl, ışıl gözlerindeki fer\nKöy-kasaba-şehir önemlimi çalıştığı yer\nOnurlu bir yaşam içindi akıtılan tüm ter \nKöyümün yoksul, onurlu insanını da yaz\n\nDoyulmazdı; yaşlıların küfürlü sohbetine\nKaç kişi kimler kavuştu hakkın rahmetine\nLütfedip de; katlanırsan yazma zahmetine\nAhrete göç eden insanlarımı da yaz\n\nBaharda bahçeler rengârenk çiçek açar mı? \nPınar gözleri yine dolgun-dolgun akar mı? \nKadınlar hala tokaçlarla yünleri yıkar mı? \nHacelinin pınarını, avgunun suyunu da yaz\n\nYokluk-yoksulluktan terki diyar edenler\nTan ağarırken tarlaya çalışmaya gidenler\nBitap düşen yorgunluğa direnen bedenler\nYorulunca söğüt gölgesinde yatanı da yaz\n\nSayısı hakkında kimse yapmıyor yorum\nHerkes gibi en çok merak ettiğim sorum\nKaç tane oldular; nedir acaba son durum\nAbdıl’ı da, Abdıl’ın çocuklarını da yaz\n\nEmekliliğin tadını; doyasıya tatmış mı? \nTembellik edip de; yan gelip yatmış mı? \nŞekerleri katıp da balını ucuza satmış mı? \nHalil AYDOĞDU’nun arılarını da yaz\n\nUykuya çok düşkündür durmadan uyur\nSen; yapacaklarını son saniye de duyur\nTembelin gamsızın birini ararsan buyur\nHala oğlum Mustafa DEMİR’ide yaz\n\nKolay değildi olmadı başarısının hazmı\nTakdire şayan değilmidir onun bu azmi\nMert-kara yağız, Saddam kılıklı Nazmi\nKöyümün muhtarını, azalarını da yaz\n\nYıllarca durmadan gidip, gelirdi dışarı\nAilesinin destekleri ile geldi bu başarı\nCanı gönülden kutlamak gerek Yaşar’ı\nYaşar ERTAKUŞ’un rakı-balığını yaz \n\nOyunda, çayda, kahvede hepsi bahane\nSohbetlerin gırgırı, şamatası da şahane \nAkşamları uğrak mekânıdır kahvehane\nVeyis’in kahvesindeki sohbetleride yaz \n\nYaşamımı; gök kuşağı misali renkleyen\nRuhuma bedenime acıyı-hasreti ekleyen\nAnam, babam var; benden dua bekleyen\nMezarlıkta Fatiha bekleyenleri de yaz\n\nDaha nice güzelliklerin var sayamadığım\nKalbimden başka yerlerime koyamadığım\nYalnız Kurt’um hasretliğine doyamadığım\nBaba ocağımdaki tüm özlemlerimide yaz\n\n 01.02.2011 saat:00:01\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebu Talip Hakka iman edip sonra ölmüştür",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nPeygamber duasıyla mezardan dirilip çıkmış,\nEbu Talip Hakka iman edip sonra ölmüştür.\nHazreti Muhammedin yüzüne sevgiyle bakmış,\nEbu Talip Hakka iman edip sonra ölmüştür.\n\nHak peygamber amcasının yanına giderek,\nBir mucize göstermiş Hak rızasını güderek.\nMuhammedin peygamberliğini tasdik ederek,\nEbu Talip Hakka iman edip sonra ölmüştür.\n\nPeygamber için Hak onlara azap kılmamıştır,\nPeygamberin sevdikleri imansız ölmemiştir.\nOnun ölümünde katiyyen şüphe kalmamıştır,\nEbu Talip Hakka iman edip sonra ölmüştür.\n\nOnların peygamber duasıyla ruhları şaddır,\nO peygamberin amcası olan mübarek zattır.\nOnların kurtarıcısı Hazreti Muhammeddir,\nEbu Talip Hakka iman edip sonra ölmüştür.\n\nYusuf peygamberine inanıp yolundan gider,\nİnanan insanlar Allahın rızasını güder.\nPeygamberi esirgeyeni Allah ta affeder,\nEbu Talip Hakka iman edip sonra ölmüştür.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebussuud Efendi Hazretleri diyor ki",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nYapılan kötülük yüzü sarartır,\nOnunla beraber ahrete gider.\nHaram yemek kalbi karartır,\nMüslüman insanı hasta eder.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecdadım",
        "poet": "İbrahim Etem Ekinci",
        "poem": "\n\nECDADIM\n\nHalilin nesliyim Osmanlı ceddim\nKutlu Peygambere şanlı Ümmetim\nFatih Alparslandan gelir cüretim\nBeni benden olmayanlar bilemez.\n\nAltı yüzyıl hüküm sürdüm dünyada\nAtımı oynattım taaa... Viyanada\nHaçlı orduları cenk meydanında\nTokadımı yedi beni sevemez.\n\nDedelerim demir dağlar eritti\nGemilerin karalarda yürüttü\nYıldırım beyazıt Top icat etti\nVahşi bana medeniyet diyemez.\n\nBeni bilir ingilizi yunanı\nÇanakkale geçilmedi bu yanı\nBayrağa renk verdi ecdadın kanı\nŞehidime kimse laf söyleyemez.\n\nSam Amcaya karakolluk edemem\nAvrupaya gidip kulluk edemem\nYahudiye sponsurluk edemem\nKatil bana yataklık ettiremez.\n\nEtemiyim vatanıma kurbanım\nŞehit düşmüş yatanıma kurbanım\nEdirne Muş Kars Vanıma kurbanım\nKurban olan bölücülük edemez.\n\nİbrahim Etem EKİNCİ 07.07.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ece İle Erkenden",
        "poet": "Arapgirli Haşim Koç",
        "poem": "\n\nEce ile erkenden\nKederler neşe olur\nProğramda her şey var\nArayan kendini bulur\n\nEce Erken taş bebek\nYer yüzündeki melek\nKutsal bir mabet gibi\nBak yüzüne dile dilek\n\nCanlı heyecanlı konuşur\nSevenleriyle buluşur\nEkranlarda bir nadide\nProgram sunmaya çok yakışır\n\nEce Gerçek taş bebek\nYer yüzündeki melek\nKutsal bir mabet gibi\nBak yüzüne dile dilek\n\n06-07-2006 İstanbul\nSaat 08-10  Perşenbe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecdadın.....",
        "poet": "İbrahim Tetik",
        "poem": "\n\nSoyuna,sopuna,özüne bak,\nTarih içinde,altın değerinde geçmişleri,\nDörtbir kıt'a,onlardan sorulur du,\nBiraraya getirmişti,dünya'yı adalet'leri.....\n\nSilkin,şöyle bir kendine gel,\nBakıver şöyle,tekerrürden ibaret tarih'e,\nAraştır,bul,çalış,öğren,insan'lık sırlarını,\nKalma atıl,terketme kendini,kalma mazi'ye.....\n\nAtma taş geçmişine,atılır gülle geleceğine,\nÖvün,gurur duy,ecdadını yad eyle,\nNeleri sığdırmış tarih,sinesine bir bak,\nİnsan'lık nedir? ,öğretmiştir,tüm dünya millet'lerine.....\n\nSahte kahraman'larla,alma rol,\nDaim ol gerçekçi,tıpkı geçmişin gibi,\nBırak boş hülya'lar kurmayı,uyan o uyku'dan,\nİzzet'li,şeref'li,namus'lu,dürüst ol,kısaca sahici.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecel",
        "poet": "İhsan Hasan Kaya",
        "poem": "\n\nZamanı bilinmez aniden gelir ecel,\n Bak aramızdan ayrıldı Fatih Yücel.\n Genç yaşta iken ecelin gelmesi zor,\nİyilik yaparak Yüce Yaratana yücel.\n\nFutbol oyunu, koşması akılda hala.\n Arı birçok çiçek sonrası ulaşır bala.\n Gençlik yıllarına zevk gelir futbolla.\n Ecel gelince almak için uzanır dala.\n\nSevdikleri tabi ki ister iyice sarılmak.\n Seven kişilerde asla olmaz darılmak.\n En acıklı olanı da genç iken ayrılmak,\n Ecel gelir; dünyada istese de kalmak.\n\nHiç dinlemez ha; çocuk, genç, yaşlı,\nİşi yok, işi düzgün, zengin, maaşlı…\nGeride birçok kişi bırakır gözü yaşlı.\nEcel gelir geride kalır kazandığı malı.\n\nEcelin seni bırakmaz koşar peşinden,\nİnsan bir anda ayrılır yaptığı işinden,\n Seni ayrı koyar sevdiğinden, eşinden.\n Ecel gelince bir acı duyulur derinden.\n\nSabah, selah okundu her minareden.\n Hoca söyler vefat eden … mahalleden.\n Dünyanın gerçeği kaçamaz ecelden.\n Okunan selah ile acı duyar derinden.\n\nAlmayın bırakmam desen de gülümü.\n Sona erer hayatın dünyadaki bölümü.\n Gerçekten çok zor genç kişinin ölümü,\n Acı haber; ecel ile unuttum dünümü…\n\n…………………………………………………..\n…………………………………………………..\n\n20.08.2016\n Hasan Kaya\n Eğitimci-Şair-Yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ece Bebek",
        "poet": "Abbas Yurt",
        "poem": "\n\nNeşe oldun dünyamıza,\nHoş geldin sen Ece Bebek! \nMerhem oldun rüyamıza,\nHoş geldin sen Ece Bebek! \n\nAydınlandı kara gece,\nSevinçliyiz ailece...\nİşte bizim kıraliçe,\nHoş geldin sen Ece Bebek! \n\nDede oldum ben nihayet,\nTanrım etsin hep inayet! ...\nBu ne güzel masumiyet! \nHoş geldin sen Ece Bebek! \n                     09 Mart 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebul Hasan Ali Bin Rıdvan El Mısri",
        "poet": "Abdullah Yaşar Erdoğan",
        "poem": "\n\nTürk-İslam âlimleri serisi – 54\n\n\n\nEBUL HASAN ALİ BİN RIDVAN EL-MISRİ\n             D. 998 – Ö. 1068 \n\nMısır’ın Gize şehrinde doğmuştur,\nAstronom, astrolog, fizikçi ve doktor,\nAntik Yunan Tıbbıyla da ilgilenmiş,\n“Galen” hakkında çalışmaları olmuştur.\n\n“Süpernova” gözlemleriyle tanınmış,\n“Tümevarım” teorisini de yapmış,\nOna Garp “Haly Abedrudian” diyor,\n İbn-i Batun’la da tartışmalar yapmış.\n\nKuyruklu yıldızları incelemiş,\nBu konuda da eserler vermiş,\n“Doğumların Deveranı” Venedik’te,\nMısri, Batlamyus’a da tefsir yazmış.\n\nİslam ilim adamını sevmeli,\nO bizden bizde ondanız demeli,\nHakaret bizim sermayemiz mi? \nİnsanlık adına hizmet edeni sevmeli.\n\nŞair, Araştırmacı, Yazar: Abdullah Yaşar Erdoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecel",
        "poet": "Nizamettin Saltan",
        "poem": "\n\nBir gün sen de akşama davet edilirsin\nYa perşembe ya cuma davet edilirsin\nNurani bir el sunar yakuttan kadehi\nElife, cime, lama davet edilirsin...\n(2005)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecel 11",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nKâfir korku içinde, \nYok, olacağım sanır, \nMümin Rab’be güvenir, \nSadece vedalaşır… \n\n(1996)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ebul Vefa El Büzcani",
        "poet": "Abdullah Yaşar Erdoğan",
        "poem": "\n\nTürk-İslam âlimleri serisi – 42\n\n\n\n     EBU’L VEFA EL-BÜZCANİ\n               D. 940 – Ö. 998 \n\nTam adı; Ebu el-Vefa Muhammed Bin Muhammed\nBin Yahya Bin İsmail Bin el-Abbas el-Büzcani,\nBuzgan’da doğduğundan el-Büzcani denildi.\nİran’da doğmuş olup Irak’ta vefat etmiş,\nÖlümüne kadar ilim ile ilgilendi.\n\nAmcası Ebu Amr Muzgali hocasıdır,\nEbu Yahya Bin Kimib’den dersler almıştır,\nMatematik ve trigonometriyi çalışmış,\nBu alanda çok sayıda kitap yazmıştır.\n\nSaray âlimleri arasına alınmış,\nAstronomik gözlemler için çalışmış,\nTrigonometrik kavram, teorem ve formülleri,\nİlk ortaya koyan İslam âlimi sayılmış.\n\nEserleri Avrupa’da kaynak sayılır,\nSinüs ve tanjant tablolarını yazmıştır,\nTrigonometrinin babası sayılmış,\nOnun kuralları bugün de kullanılmıştır.\n\nOnun formülleri Batı’da geç anlaşılır,\nJohann Müller tarafından açıklanmıştır,\nDiophantos ve Batlamyus’u incelemiş,\nKendi görüşünü katıp açıklamıştır.\n\nSinüs’e “Ceyb”, tanjant’a “Zıl” adı vermiş,\nBatı kendi lisanıyla ortaya atmış,\nSekant’ın kâşifi Kopernik bilinse de,\nEbu El-Vefa ondan önce bunu açıklamış.\n\nMorite Candon ve cara da Vaux demiş,\n“Ebu El-Vefa en büyük âlim biriymiş,”\nCebir ilminde de öncü sayılıyor,\nBilinmeyen dördüncü denklemi açıklamış.\n\nMatematikte ona borçlu dünya ilmi,\nO koymuştur batı ilminin temelini,\nBatı dünyası bin yıl sonra ancak anlamış,\nEbu El-Vefa gibi değerli bir âlimi! \n\nİslam âlimlerini Irak’a toplamış,\nBağdat ki; o zamanın ilim dergâhıymış,\nO devirler İslam’ın altın çağıdır,\nİlim meclisleri her yerde yapılırmış. \n\n“Kitab’ül-Kamil” trigonometri ve Astronomi,\nDetaylı anlatılır yıldızların hareketi,\nYazma nüshası Paris Kütüphanesi’ndedir,\nDenir “Sedilot” tarafından tercüme edildi.\n\n“Ez-Ziyc’üs Şamil” astronomi üzerineymiş,\nİnce ve isabetli gözlemler içerirmiş,\n“Kitabun fil-Felek”, “Kitabun Fahirun bil Hisab”,\n“Kitab’ül Medhal ila Aritmetik” eseriymiş.\n\nParis Kütüphanesi İslam’i eser dolu,\nBunlar İslam âlimlerinden çalınmış oldu,\nBizler hengâme içine sürüklenmişken,\nBatı bu eserlerle çevirdi her yolu.\n\nKoltuk ve kabile hırsı bizde hükümlü,\nAra sıra çıkarıp oynarız bu formülü,\nKardeşi kardeşe kırdıranlara kanarız,\nBaşını kuma sokarmış o günkü devletlû.\n\nŞair, Araştırmacı, Yazar: Abdullah Yaşar Erdoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecel",
        "poet": "Benim Dünyam",
        "poem": "\n\nKaralar bağladım bugün yine, gözlerim yolda kalbim kırık, ağlıyorum yine Seni düşünüyorum, kalbimde sızı ne yapacağımı bilmiyorum, sensiz Günlerimde hergün yanıyorum, birgün bitecek bu hüzün bu keder ya sen Geleceksin ya ecel...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecel",
        "poet": "İbrahim Günaydın 4",
        "poem": "\n\nECEL\n\nEcel yastığına koymuş başını,\n“Doldurdu” diyorlar “zaten yaşını”.\nYakınlardan biri bekçi yanında,\nOlan oldu gecenin bir anında,\nYatan kalktı, sıhhat buldu iyice,\nBekleyen, bekaya göçtü bu gece.\n\n                         1976,  Rize\n                        İbrahim Günaydın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecel 16",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nDüşünme hiçbir günah, yeme hiçbir kul hakkı,\nBedenin yok olacak, ruhun yaşasın Hakk’ı…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecel Gibi Düş",
        "poet": "İbrahim Kaya Bursa",
        "poem": "\n\nSen bereket ol, ben sevda olayım\nSen yağdıkça sensizliğe susamış topraklara, yağmur gibi \nBen kara sevda gibi sarılayım, sen diye kara topraklara\nSen ferman gözlerinle düş aynalara\nBen camlara sarılayım canan diye\nSen kalbime yaralar çiz\nBen Lokman diye sarılayım maraza\nSen yüreğime ecel gibi düş\nBen ölüme sarılayım vuslat diye…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecel Bilerek",
        "poet": "Kadir Bıyıklı",
        "poem": "\n\nöleceğim yerde olmalı umudumun gölgesi\nağaçları götüremem\nbir çocuk dudağından sızar ekşi süt damlası\nkapalı ağızlarında dişleri gülümser\ngüneş kıllardan yakar geçer\nince bir bıçak yarası \nayaz geceden derilerim \nbir Afrika hatırası açlık gösterimde \nekmeği çöpleyemem\nçapaklarında sineklerin dansı \nçocuklar sessiz ölümlerde\nbüyür coğrafyası parmakların \nyapışıp kadehlere\nbuzlar alır götürür bütün cenazeleri \nbir gırtlaktan yuvarlayıp\nkara bir dehlize düşer ışıldakları gözlerin\nsayılar yetmez rakamlar bilinmez\nkum saatinde\nne akrep ne de yelkovan kan görünce duraksar\nardıçlar ardıçlarla çoğalır hiç kuşku yok\nyaşamda ölüm izleri\nduraksız iki kapı arası ecel bilerek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecel Gözlerin",
        "poet": "Kadri Gül",
        "poem": "\n\nYıldız yıldız parlıyor\nÇisil çisil yağıyor\nVolkan gibi patlıyor\nBeni yaka....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecel Nedir",
        "poet": "Ahmet Arslan Hadimi",
        "poem": "\n\nKokar mıydı ağzı, yemese soğan\nÜlkemde huzuru, refahı boğan\nVatan perverleri peş peşe koğan\nEcel nedir Ya Rab! ! ! ölmez mi doğan\n\nÜlkeme menfaat düşünmezler hiç\nHazinede ne var, onları ye, iç\nAslı belirsize diyorlar ya piç\nEcel nedir Ya Rab! ! ! ölmez mi doğan\n\nHer nefis tadacak,bir gün ölümü\nYaratılmışların her bir bölümü\nGözyaşı akıtmak bunun rolü mü? \nEcel nedir Ya Rab! ! ! ölmez mi doğan\n\nKabul et duamı şerr güçler çöksün\nKolay ölemesin, onlar kök söksün\nSevenleri bol bol,gözyaşı döksün\nEcel nedir Ya Rab! ! ! ölmez mi doğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Ecel Kuşu Gelip Konduğu Zaman",
        "poet": "Murat Karababa",
        "poem": "\n\nİlaç fayda vermez, doktor çaresiz\nEcel kuşu gelip konduğu zaman\nBeden bir iskelet, kalp ise sessiz\nEcel kuşu gelip konduğu zaman\n\nDünya ne yaşanmış, ne yaşanacak\nNe evin barkın var, ne yanan ocak\nSenin asıl yurdun mezar olacak\nEcel kuşu gelip konduğu zaman\n\nÖlüm hak inandık! negelir elden\nRuhun ayrılacak naciz bedenden\nDöneni gördünmü? kabre girenden\nEcel kuşu gelip konduğu zaman\n\nDünyaya meylin var; aklım ermiyor\nKimse malı ile kabre girmiyor\nÇoluğun, çocuğun fayda vermiyor\nEcel kuşu gelip konduğu zaman\n\nBir top kefen vücuduna sarılan\nBöyle gitti bu dünyadan ayrılan\nRabbim nasip etsin hakiki iman\nEcel kuşu gelip konduğu zaman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecelim geldi",
        "poet": "Arif Bozbey",
        "poem": "\n\nKaranlık,karanlık her yer zifiri karanlık\nmutluluk denilen şey,anladımki bir anlık\nben bir küçük bardağım,ömür ise çaydanlık\nyeter sıkma belimi,bırak artık gerdanlık.\n\nanladım gidiyorum,ecelim geldi artık\nbirazdan uzanırım,göz açık,dili sarkık\nsöyleyeyimde çıksın,içimdeki bu acı\ntercümandır dilime,yüreğimdeki sancı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecelim ol",
        "poet": "Sedat Sözen",
        "poem": "\n\nBenzedim bu gece, yine boş sokaklara... \nyankılanır duvarlarında köhne binaların, adın,\nyıkıldı yıkılacak, bir cız etse içim,\nsağ çıkmam enkazından, ecelim ol kadın...\n\nkaranlık sızıyor kırık pencerenden içeri,\nen soğuk gölgesi kaplamış ruhunu, inadın,\nvazgeçmek elinde ama sen dönmezsin geri,\npay biçmem kendime, gel, ecelim ol kadın...\n\nyarısındayken yolun, kaçırmışım treni,\nkoşayım, yetişeyim, acelem ol kadın...\nsenden gelecekse ölüm, buysa kaderim,\nziyanı yok, öleyim, ecelim ol kadın...\n\n09-09-11 Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecelime Susadım",
        "poet": "Erdoğan Çıray",
        "poem": "\n\nVaatlere kanmıştım\nHülyalara dalmıştım\nYüzüme gülenleri \nBenim dostum sanmıştım\n\nSevilmekti muradım\nSerseri oldu adım\nDüştüm kötü dillere\nEcelime susadım\n\nKeşke sevmez olaydım\nTek başıma kalaydım\nEle kul olmaktansa\nKin ve nefret dolaydım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecelim Olacaksın..",
        "poet": "Ece Acar",
        "poem": "\n\nBilmediğim yollar uzadıkca; Gideceğim yerler, heyecanlandırır beni; hemde korkutur.. Her kilometrede yüreğim kozasına sığmayan kelebek gibi.. Biraz hüzün o coşkuyu bastırsa da.. Arkamda bıraktıklarım; Onlarsız, Hani uzaklaşmak istedikce yüreğin daha çok sever ya, o zamanda kendinle bir mücadeleye girersin..Ben mekan, zaman değişikliği istedim..İstedim de neden sen benimlesin onu anlıyamadım oysa yıldızlara, aya gider gibi bir daha dönüşü olmayan yollar gibiyim..Her sapakta, her virajda azrail gibi dikiliyorsun karşıma..Korkuyorum görüş mesafemi kesiyorsun..Direksiyonu kıracağım uçurumlara sonum olacaksın..Ay ışığının şavkı vurdukca ormana her çalı dağ oluyor korkuyorum, buz kesiyor bedenim..Ölüm gelsin korkmam derdim oysa korku; Ölüm korkusunuda aşmış..Nerdeyse şafak sökecek ama bugün geçmi doğacak güneş..Yarasalar uçuyor arada önümden; Neden bülbüller ötmüyor ki? Hani herşeyin zamanı vardır ya Şimdi eylül göçmüş olmalı kuşlar.. Oysa ben hazan mevsiminide seviyorum..ölüm gelmezse yeniden doğacağım, ilkbaharda uyanan tomurcuklar gibi, tüm kasvetli duygulardan arınıp..Merhaba diyeceğim yaşama..ece..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecelle Nikâhı Kıydım Gerdekte",
        "poet": "Ahmet İdrisoğlu",
        "poem": "\n\nBahara dönemem zaman savuştu,\nHazanı neyleyim bırak kış gelsin,\nKaranlık geceler bak gün kavuştu,\nHazanı neyleyim bırak kış gelsin.\n\nPostumu sermişim garip çardakta,\nŞarabım tükendi, bitti bardakta,\nEcelle nikâhı kıydım gerdekte,\nHazanı neyleyim bırak kış gelsin.\n\nUykuyu beledim, yataktan çıktım,\nDikenli yollarda yaşamdan bıktım,\nSel oldum, çağladım bendimi yıktım,\nHazanı neyleyim bırak kış gelsin.\n\nBen sana yolcuyum duysana hancı,\nKalbimi sarıyor bir garip sancı,\nOkuyup üfleme bırak be hacı,\nHazanı neyleyim bırak kış gelsin.\n\nKefenle üşürüm belki ben biraz,\nKabrime dikilsin bir ağaç kiraz,\nÖrtünsün üstüme karlardan beyaz,\nHazanı neyleyim bırak kış gelsin.\n\nGelse de Azrail aman dilemem,\nNedendir kaçarsın benden bilemem,\nSevdasız yaşamda asla gülemem,\nHazanı neyleyim bırak kış gelsin.\n\n28.Temmuz.2009 03.00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "ECELiN AVUCUNDA",
        "poet": "Onur Bilge",
        "poem": "\n\nAzap akşamlarında kavrulma sonucunda\nGözyaşı yağmurları, hayatın en ucunda… \nŞakır şakır yağıyor başıma, tüm yıldızlar\nCan veriyorum, anla; ecelin avucunda!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecelim Olsanda Sen,Ben Hep Bekleyeceğim",
        "poet": "Elif Aktan",
        "poem": "\n\nSon gecemiz de inan,yaşlar içime aktı,\nEcelim olsan da sen,ben hep bekleyeceğim....\nİlk günden hasretinle,gözüm yoluna baktı,\nEcelim olsanda sen,ben hep bekleyeceğim.....\n\nBilirim bu ayrılık,ikimizi de yakar,\nYüreklerimiz aynı,birbirimize akar,\nTelefon her çalışta,sen misin diye bakar,\nEcelim olsanda sen,ben hep bekleyeceğim.....\n\nSözüm namustur inan,izlerin hep kalacak,\nBazen sevdanı anıp,maziyede dalacak,\nAşkıma dert verenler,daima ah! alacak,\nEcelim olsanda sen,ben hep bekleyeceğim......\n\nİster başıma bela, ister büyük sevdam de,\nSeni sana bıraktım,gönlüm olmaz dese de,\nÖyle çok sevmişim ki,yokluğun büyük çile,\nEcelim olsanda sen,ben hep bekleyeceğim.....\n\nKARACAKIZ; Mecbur dun, dur! gitme diyemez din,\nYari çok sevsen bile,kaderi silemez din,\nGelecek ne getirir,bunu hiç bilemez din,\nEcelim olsanda sen,ben hep bekleyeceğim.....\n\n                                  31.05.2007/KARACAKIZ; E.AKTAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecelin Eli Hafif, Sen Başka Vurdun Kader",
        "poet": "Şakir Alimoğlu",
        "poem": "\n\nECELİN ELİ HAFİF\n\nSanma ki gönlüm sana boş yere isyân eder\nEcelin eli hafif, sen başka vurdun kader\nBir o yana savurdun bir bu yana kum gibi\nEcelin eli hafif, sen başka vurdun kader\n\nGençliğim rüzgâr gibi geçti hiç yaşamadan\nDört mevsimim kış benim, gün saymadım bahardan\nHem gecem hem gündüzüm, her taraf bana zindan\nEcelin eli hafif, sen başka vurdun kader\n\nKime şikâyet etsem, kime bilmem ki seni\nYalvarırım ne olur, çek üstümden elini\nNe geçmiş ne gelecek, mutlu etmiyor beni\nEcelin eli hafif, sen başka vurdun kader\n\n                                                    Dr. İrfan Yılmaz – Âlimoğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecem.",
        "poet": "Hüseyin Gedik",
        "poem": "\n\nElbet bir gün gelecektir\nSabahı olmayan gecem\nÇözülmeyen bir muamma\nKader denilen bilmecem.\nBoş kadehtin doldun ecem\nSen yaşarken öldün ecem.\n\nŞikayetim yasalara\nEndişe ve tasalara\nMeze oldun masalara\nGonca iken soldun ecem\nSen yaşarken öldün ecem.\n\nHoş olmayan anım oldu\nYeşildi umudum soldu\nBela döndü beni buldu\nBir çiçektin soldun ecem \nSen yaşarken öldün ecem.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecem",
        "poet": "Recep Metin Yerdelen",
        "poem": "\n\nBugün günlerden Cuma kızım için Osmaniye’deyim,\nİçimde hüzün de var sevinçte tarifsiz hayallerdeyim,\nSaat sabahın dokuzu ben okul çıkışını beklemekteyim,\nSen benim dünyam hayat kaynağımsın ECE…\n\nSaat 15 gibi saati beş sanıp seni almaya geldim,\nOkulun bahçesinde öğretmenlerine senden bahsettim,\nBiri beni yanına alıp sınıfa çıkardı o an inan terledim,\nSen benim dünyam hayat kaynağımsın ECE…\n\nSaat 5 oldu, artık yanımdasın elin ellerimde sıcacıksın,\nGözlerin dolu dolu bana baksan utanmasan ağlayacaksın,\nO tatlı saçları elimde bıraksam rüzgarlara uçuracaksın, \nSen benim dünyam hayat kaynağımsın ECE…\n\nÖnce beraber kaldığımız otele gittik eşyaları yerleştirdik,\nSonra ikimizde spor elbiselerimizle el ele caddede idik,\nOyuncakçıya, kitapçıya gidip sana hikaye kitapları seçtik,\nSen benim dünyam hayat kaynağımsın ECE…\n\nSordum karnım aç dedin hemen bir pizzacıya park ettik,\nSımsıcak çayımızı içerken o kısa anda geçmişi yad ettik,\nHep özlem var kelimelerinde birazcıkta sitem, hakkettim,\nSen benim dünyam hayat kaynağımsın ECE…\n\nDerken konu annene geldi ve onunla yaptığın benli sohbete,\nYine zeki akılcı sorularınla bu baban o an sıcak terler içinde,\nCanım dedim bir hata idi ama yoları ayırdık sen bilmesende,\nSen benim dünyam hayat kaynağımsın ECE…\n\nVe durup o soruyu sordun ben yıkıldım o an sessizce,\nBaba safiye ablayı sevdin sanıp mı ayrıldı, işte o kelime,\nYıkıldım sen ne kadar çok büyümüşsün geçen senelerde,\nSen benim dünyam hayat kaynağımsın ECE…\n\nO bir dost ve arkadaş idi terk edişine kadar ve haklısın,\nAma annen her şeyi biliyordu, ihanet yoktu sende anlarsın,\nAma açma o konuyu sen şimdi nasıl bir hayatta varsın,\nSen benim dünyam hayat kaynağımsın ECE…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecem (Ecoş) 2",
        "poet": "İsmet Barlıoğlu",
        "poem": "\n\nOdamın kapısı tıklatıldı, bilgisayarımda uğraşıyordum.\nGelen sevgililerimden biriydi…\nİlk sorusu:\n- Sen burada ne yapıyorsun? Oldu.\nTatlı bir şeydi; çalıştığımı, bilgisayarda bir şeylerle uğraştığımı söyledim.\nBekâr buzdolabımı açarken “Bir şeker alabilir miyim? ” dedi.\nOysa avucunda bir şekerle gelmişti ve bir tanesi de ağzındaydı, emiyordu.\nŞekeri bu kadar çok seviyordu. (Şeker olasım geldi) .\nİçerideki kadın belirdi kapıda; O ‘na seslenerek: “O elindekini bana ver, bir tane de bana vermiştin, yedim ama pek fena bir şeydi.” dediğinde sevgililerimden biri olan O, avucundaki şekeri verdi.\nBilgisayarda O ‘nun sevdiği bazı şeylerle meşgul olduk.\nYanında sigara içtirmezdi ve benim sigara içmem gerektiği için onu içeri, salona gönderdim; “sen orada oyalanırken ben de sigaramı içip bitirmiş olurum” diyerek.\nBir ara mutfağa geçerken salonda O ‘na göz attım salondaki kadınla birlikte bazen konuşuyor ama devamlı televizyondaki bir diziyi seyrediyorlardı. O ‘nun önünde de bir kocaman tabak fıstık ve leblebi vardı ve hapur hupur onları yiyordu bir taraftan.\nSonra; odama gelip benden kâğıt istedi, verdim; ev resmi yaptı, ağaç, kuş, kuşlar, ağaç boyunda papatya, evin bacasından fışkıran dumanlar, güneş…\nÖlçüleri konuştuk, evin kapısını, pencerelerini, gökteki kuşların bu kapıdan ya da pencereden girebilip giremeyeceklerini, insanın kuştan büyük ama kapıdan küçük olduğunu, kuşların ise insanlardan çok çok daha küçük olduğunu falan. Anladı, itiraz etmedi, silgi istedi, kuşlarını, papatyayı sildi, yeniden çizdi yeni ölçü anlayışına göre; ah ne tatlıydı…\nBitişikte anneannesiyle oturuyordu bugünlük. Yemeği orada yiyecekti; “Ben bir bakiyim geliyim” dedi ve gitti.\nGeldiğinde şikayetçi bir hali vardı:\n“Bu ciciannem bana sevmediğim şeyleri yemem için ısrar ediyor, kusmamı istiyor herhalde…” diye dert yandı. Yemek istemediğini söyleyebilirdin dediğimde “Söylüyorum ama o yine de ısrar ediyor” diye yanıtladı.\nBir süre daha resimden, ölçülerden konuştuk, bir-iki deneme yaptık. Kendisine evinde denemek üzere bir sehpanın üzerine büyüklü küçüklü birkaç eşya (Su bardağı, çay bardağı, kibrit kutusu, tuzluk gibi şeyler)  koyup biraz uzaktan onların resmini yapmasını ve bu çalışmayı bana getirmesini rica ettim. Kafasıyla anladığını belirtti ve o çalışmayı yapıp bana getireceğini anlaştırdı.\nSonra mutfağa çağırdım O ‘nu; tost makinesinde pişirmekte olduğum dört kalem pirzolayı gösterdim, yemek isteyip istemediğini sordum, yiyebileceğini söyledi. “Güzel salatam da var” diye daha bir iştahlandırdım.\nBir süre sonra yemeğin hazır olduğunu bildirdiğimde “Ciciannemden izin almam gerekir, sorup geleyim” dedi. Sorup gelmiş ve yiyebilirmiş.\nBirlikte neşeli bir yemek yedik. Pirzolanın iki kalemi ona, ikisi bana idi. Kendisi ikinciyi de bitirdiğinde ben daha ikinciye başlamamıştım. “Bir tane daha alabilir miyim? ” diye sordu, “İki sana iki bana idi.” dedim olmazlanmış gibilerden. Pekilendi ama anladım ki daha yemek istiyor; “O zaman bunu ikiye bölelim” dedim ve yarınsı daha kendisine ikram ettim. İştahla yedi.\n“”Eti çok seviyorsun herhalde” diye yokladım; eliyle “hem de çok” anlamına gelen bir işaret yaptı.\nAhhh! Ne güzel bir beraberlik ve ne güzel bir birlikte yemekti…\nBir ara; “Sen sigara içmek istersen ben salona geçeyim” dedi. Olur dedim sevinerek.\nBir sigara içimlik süreden sonra geldi; kucağında renkli kalemleri, bloknotu falan. Sehpanın üzerinden eğilip bana veda öpücüğü vermek istediğini söyledi ama dudaktan veremeyecekmiş; dudaklarına ruj sürmüşmüş…\nBaktım; gerçekten dudakları rujluydu… “O zaman yanaktan” dedim ve yanaktan kibar bir öpücük aldım.\nBu öpücük gönülden verilen ve alınan bir öpücüktü…\n…\nTecrübemle biliyorum ki büyüyünce bu güzel anları hatırlamayacak…\nŞimdi bu güzel gecenin tatlı hüznüyle kadehimi yudumluyorum…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecevit",
        "poet": "Volkan Kaya",
        "poem": "\n\nBaşında lacivert bir kasket\nSırtında aynı renk bir gocik\nVe mavi olan göynek\nBiliyorum\nOmuzuna her an bir paçalı konacak\nYüreği elnde tertemiz\nAlnı açık başı dik\nKap kara gözlrin ardın da\nKararlı,magrur ve güven dolu bir bakış\nSim siyah bir bıyık \nHey uyan adını dağa taşa yazdıran\nkaraoğlan\nSeni çok özledik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecv-i Semaya",
        "poet": "Barış Karabel",
        "poem": "\n\nUnutulmak istiyorum\nNefesimin tükendiği anı,\nYalnız yaşamak istiyorum\nAllah’a yalvarmak, \nSitem etmek istiyorum.\nKeşke seni görmeden alsaydı\nBeni yanında...\nAma hayır!\nİyi oldu be. Boş ver...\nİyi ki seni almadı benden önce \nDayanamazdım... \nLanet olsun...\nSende yalan, \nBu kocaman dünyada...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecv-i Sema",
        "poet": "Barış Karabel",
        "poem": "\n\nUnutulmak istiyorum\nNefesimin tükendiği anı,\nYalnız yaşamak istiyorum\nAllah’a yalvarmak, \nSitem etmek istiyorum.\nKeşke seni görmeden alsaydı\nBeni yanında...\nAma hayır!\nİyi oldu be. Boş ver...\nİyi ki seni almadı benden önce \nDayanamazdım... \nLanet olsun...\nSende yalan, \nBu kocaman dünyada...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecevit'in Çanakkale Şiiri",
        "poet": "Ekrem Şama",
        "poem": "\n\nBir konu hep dikkatimi çekmiştir.\nBir çok yazar ve şair Çanakkale Savaşları’ nı bir CENTİLMENLER SAVAŞI gibi anlatmaya özen göstermektedir.\nBence de Çanakkale savaşları bir centilmenler savaşıdır. Ama tek taraflı centilmenlerin vahşi ve kural tanımayan vahşilere karşı verdikleri bir savaştır. \nTürk ordusunun gerçekten her zaman olduğu gibi savaş kurallarına, merhamet sınırlarını adeta zorlayıp uyduğu bir savaştır.\nŞimdi bu görüşümü ispatlayacak olan bazı olayları delilleriyle paylaşmak istiyorum:\n18 Mart 1915 deniz savaşları esnasında batırılan Fransızların BUVET isimli zırhlılarında bulunan 600 den fazla personel de geminin içinde kısa sürede sulara gömülmüş ve boğulmuştu. Güverteden   denize atlayan 30 kadar Fransız askeri zarar görmeden kurtarılsın diye askerlerimiz derhal ateş kesmişlerdi. Bunu İngilizler de itiraf etmişlerdir. \nBoğazı geçmeye çalışırken batırılan bir İngiliz denizaltısının mürettebatı  boğulmasınlar diye yiğit askerlerimizden bazıları canlarını tehlikeye atarak soğuk suya atlamışlar ve onları kurtarmışlar, doyurup tedavi ederek misafir muamelesi yapmışlardır.\nSavaş boyunca yaralı olarak bulunan veya esir alınan düşman askerleri derhal hastanelere sevkedilmişler ve tedavileri yapılmıştır.\nYaralı bir düşman askerinin ateş hattından bir mehmetçik tarafından nasıl kurtarıldığını, savaşta subay olarak görev yapan ve daha sonra Avustralya genele valisi olan Lord Casey tarafından nasıl övgüyle anlatıldığını, daha sonra bu hatıradan yola çıkılarak Kanlısırta Mehmetçiğe Saygı Anıtının dikilmiş olduğunu gezenler görmekte ve kitabesinden okumaktadırlar.\nDüşman Başkomutanı General Hamilton 30 Haziran 1915 tarihli günlük anları arasına şu anlamlı cümleyi yazmıştır:\n“Çok garip! Çerkez asıllı Türk esirlerinden biri, yaralı bir İngiliz askerini ateş altında sırtında taşımış.” Buna ilave edecek tek kelime bulamıyorum.\nBir Fransız generalinin, ağır yaralı bir Fransız askerinin yine ağır yaralı bir Türk askerinin kendi yarasına toprak basıp da gömleğinden kestiği parçalarla nasıl kurtarmaya çalıştığını hatıralarında dile getirmiş olduğunu çoğumuz biliriz.\nBöyle yüzlerce münferit olay bize bizzat düşman askerleri tarafından intikal ettirilmiştir.\nEsir alınıp İstanbula sevkedilen düşman askerlerinden vefat edenlerin kendi dinlerine göre askeri tören de dahil olmak üzere nasıl toprağa verildiğini bir insanlık örneği olarak okumaktayız.\nEvinin eşyasını ve karısının bileziğini satarak esir düşmüş bir Avustralyalı askeri memleketine göndermiş bir Samsunlu erin hikayesini de yine çoğumuz duymuştur.\nBu belgeli örnekleri çoğaltmak mümkün.\nYani, Türk Ordusu hem askerlik disiplini olarak, hem de dininin gereği savaş kurallarına uyarak insancıl  olarak, yani CENTİLMENCE savaşmıştır.\nAma! \n25 Nisan 1915 tarihinde Kumkaleye çıkarma yapan Fransızların kuşattığı bir Türk birliğinin teslim olmak istemeleri ve silah bırakıp beyaz bayrak çekmelrine rağmen taranarak şehit edildiklerini General Hamilton’un hatıralarından okuyoruz.\nGezenlar görmüşlerdir. Akbaş şehitliği...\nOlayın teferruatına girmiyorum ama, hastane gemisiin alçakça bile bile batırılması sonucunun nasıl faciaya dönüştüğünü bu şehitliği gezenlerin oradaki kitabelerden gözyaşlarıyla okuduklarına her defasında şahit olmaktayız.\nGeliboluda defalarca hastane gemilerimizin bombalandığını ve yaşanan faciaları kitaplardan okumak mümkün.\nSargıyeri şehitliğini gezenler, nasıl bir facianın o civarda yaşanmış ve binlerce yaralı askerimizin hunharca katledilmiş olduğunu bilirler.\nÇanakkale Merkez, Gelibolu, Kilitbahir, Eceabat ve civar sivil yerleşim birimlerinin nasıl bombalandığını, yakılıp yıkıldığını, sivillerin nasıl katledildiğini buna mukabil Enver Paşa’nın  canlı kalkan kullanmaya teşebbüs ettiğini yine tarihler yazmaktadır.\nDüşmanın Türkler burayı nasılsa bombalamazlar diyerek hastane çadırlarına top yerleştirdiklerini ve buradan açtıkları ateşle ne kadar Türk askerini şehit ettiklerini biliyoruz.\nDüşmanın, yasak olmasına rağmen domdom kurşunu kullandığı çeşitli delilleriyle belgelenmiştir.\nKendilerine gaz maskesi dağıtılmak istenen Anzak askerlerinin, “Türkler merhametlidirler, bize karşı gaz kullanmazlar” diyerek maske almadıklarını kendilerinin ifade etmiş olduğu kayıtlarda geçmektedir.\nEsir aldıkları Türk askerlerinin etrafına benzin dökerek onların can havliyle kaçışmalarını kahkahalarla izleyerek zevklerini tatmin eden Anzakların bu olayı kendilerinin hatıralarından okuyoruz.\nEsir aldıkları bir Türk askerinin kafasına alçakça kurşun sıkarak şehit edip, kellesini kesip savaş hatırası olarak Avustralya’ya götürmüş ve 86 yıl saklamış olduklarını ve bu kellenin daha sonra iade edilip  bu gün Şehitler Abidesinin dibine defnedilmiş olduğunu oradaki kitabesinden okuyoruz.\nBu örnekleri daha yüzlerce çoğaltmak mümkün.\nYani düşman savaş kaidelerine hiç uymamış vahşi bir savaş yapmıştır.\nYani onların hiç CENTİLMEN olmadıklarını tarihi gerçekler ortaya koymaktadır.\nŞimdi yazdıkları kitaplarda, çektikleri belgesellerde ve yazdıkları şiirlerde makalelerde veya yaptıkları söyleşilerde Çanakkale Savaşlarını “CENTİLMELER SAVAŞI” gibi gösterenleri anlamak mümkün değildir.\nGerçekte Çanakkale Savaşları tek taraflı CENTİLMENLER SAVAŞI dır.\nDün yitirdiğimiz Sayın Ecevit’in de bu konuda bir şiiri buluınmakta ve bu yanlış görüşü savunmaktadır.\nEvet bu görüşü savunanlar yanılıyorlar, yanıltıyorlar... \nMerhum ECEVİT de yanılmıştıR... \nBu vesileyle başsağlığı dilerim.\n\n07.11.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecrin",
        "poet": "Ayhan Dinçer",
        "poem": "\n\nE ktiği biçersin unutma asla\nC azibene dayanamaz çok kişi hasta\nR azı ol kaderin değişmiyor başka\nİ nanmıyorsan bana bir bak dünyaya\nN eleri değiştirebilirsin ki bir bakışınla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecmel insan! (Makale)",
        "poet": "Mehmet Sani Özel",
        "poem": "\n\nŞu anda dün olduğu gibi, mahşere yürüyorum. Yolumun kesiştiği marazlıklardan, yediğim sopanın ağırlığınca hakkı izhar ederek. Hemen hangi yola saptıysam nefret kokuları geliyor. \nYukarıdan verilen mesaj aşağılarda başka türlü tasvir edilmiş olacak, anlaşılan. Her ne kadar dokunmadan geçeyim denilse de, illaki dokunuluyor bir yerlerde zülf-i yare ve fıtratın tecellisi husumete tezahür ediyor sonrasında musafahanın. Soru başka cevap başka bu alemin bazı kerelerindeki üslubunda.\nHerkes  bir çıkış yoluna doğru ilerliyor yada öyle sanıyor  ancak tuz taşlarında oturan bezirganlar bile oturdukları yerde yaşlanıyor, zamana yeniliyorlar.\n\nYedi iklimi bir göz kırpması vakit aralığında yaşadığım anlar olmuştur! Önümde sis bulutları, arkamda ayaklarımı yerden çelecek bir fırtınanın gümbürtüsü, yüreğimde sıcacık bir huzurla sevgiliye koşuyorum yılmadan, dur durak bilmeden.\nKendime soruyorum; Kim ki o sevgili? \nVe kendi kendime cevap veriyorum; Kirli tozlu yüzüme ve yırtık pırtık üst başıma aldırmadan, gözleriyle gözlerimi arayacak  olan o sevgi ve şefkat dolu bedendeki ruh, belki de. Kaç defa kafam gözüm yarılmıştır bu faraza umut için! \nKötü bir tecrübe iyi bir ibret vesikası olabildiğince elimde, hızlı yol alabilirim “Allah’a mülaki olabilmek uğrunda.” Zira sevdiğin kadar sevilirsin ki, işin hakikati bu bence. Yarışır gibi yaşamaktansa, sarf edilen emek ve gayretin hülasasına rıza göstermek erdemin ta kendisi olmalı. Yoksa çalıp çırparak, rızk ve kısmetin adresini, hadiselerin kaderini değiştirerek, hile ve desise ile kazanılan değil.\n\nBenim için her şey bir kıymet ki, takdire şayan, ancak aynı zamanda her an kıyamet. Lütuf ve kerem Allah’tan, (c.c.)  bir tek O’ndan ümidimi kesmedim. Zorbalığa rast geldiğim her yerde, zukkayı yemeyi reddettiğim için hakir görüldüm! \n“Allah’ın düzeni adalettir! ” düsturunca, başarabildiğim kadarı ile adalet aradım, sordum, yanlışı, kerihi irdeledim ve hemen her haklı çıkışımda hakkım olan nimetlerden, huzurdan, kısmen veya tamamen mahrum edildim. İrdelenmeyen, sorgulanmayan kerih fiillerin, benim kabullerimdeki doğrularla çelişmesi beni o kabil yanılgıları kabullenen öbeklerin dışına bıraktı. \nİdrak ve dikkat istinadının eksenini geniş tutup, ihtiyat kapılarını sonuna kadar açarak ne gelirse içeri alan ve onları hazmetmekten mahrum kalan, zorlanan gönüller, kendi zorundalıklarını görmezden gelerek, kendilerine benzemeyen ve benzemek istemeyen hemen herkesi şuculuk, buculukla itham etti. Bizde nasibimize düşeni aldık ve halen almaktayız.\n\nBaşarılı olmakla efendi olmak arasında meşru bir bağ kurmaya çalıştım hep. Ancak halkın nazarında takdire şayan bir tarif, reçete ki, benim kabul ettiğim değerler dahilinde henüz oluşturamadım. Kazanmanın sadece edinme (sahiplenme)  olarak algılandığı bir izan, anlayış bana oldum olası vicdansız ve zalimce geliyor! Bazılarına garip ve bazılarına da zahiren şayanı hakikat gelse de; “Öldükten sonra dirilme ve Yaratana hesap verme inancı! ” bu günkü ekseriyetin mutlakıyet olarak kabul ettiği, çağdaş insan tarifini ve onun tevsik edilen ritüellerini yadsıyor, yadırgıyor ki, dolayısıyla bana göre başarı, başkalarına göre hezimet sayılıyor. \nEfendi olmak geriden gitmek veya en sondan gelmek manasına yorumlanıyor olsa da eminim ki, yıkılan ümitleri, harap, virane edilen yürekleri gördükçe en çok acı ve sızı duyan efdal, ecmain sınıfıdırlar onlar.\n\nHakkı tutup ayağa kaldırmaya çalışan, idrak müessesesine işlerlik kazandırmaya uğraşan, ifadelere izan ve şuur şırınga eden, her halükarda bir tek yüzü olan, sureti haktaki  efendilik tarifine mensup, “Ecmel insan! ” bizim en büyük özlemimizdir. Onlara yakın olmak, onlara dost ve arkadaş olabilmek, hatta mümkünse onların nazarında olabilmek bile bir şeref ve huzuru kalp olmakla birlikte, odur başarı. \nBaşı boş bir fırsata sahiplenmek, hedefini arayan bir nimet ve kısmetin yolunu keserek onu gayrı nizami olarak elde etmek, takma tavırlarla bir hakka ve huzura uygunluk sunumları yapmak, edep ve ahlak tasvirlerini ilga ederek, keyfine ve yararına müteallik kural ve kavramlar oluşturmak, yanılgılarıyla yaşamak ve onu dikte etmek ve saire, “Çağdaş insan! ” tarifine uymasa gerek! \nHalbuki, hakkı tutan ve gözeten, dini, mezhebi, meşrebi, ırkı,rengi ve milliyeti her ne olursa olsun, övgüye ve takdire layık olan, yararlı insandır. Liyakat ehliyet sahiplerine verilmedikçe biz huzur ve saadet arayanlardan olacağız. Doğruyu (olduğu gibi)  doğru bilip de, bundan feragat edildiğini görenler, doğrultmak için yapacak bir şeyleri olmadığında ancak gücüne ve kudretine inandıkları en büyük İlahtan yardım dilerler. Ben, Allah (c.c.)  yar ve yardımcımız olsun diliyorum..\n\nHayırlı yolculuklar, hayat müdavimlerine.,\n\n06.10.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eczaneciler",
        "poet": "Cafer İşler",
        "poem": "\n\nÖğlenleri dükkanı kaparlar\nBir buçukta açarlar\nCumartesi kapalılar\nPazar günü memleketten kaçarlar\nResmi daire gibi çalışırlar\nEkmek gibi ilaç satarlar\nKıral gibi yaşarlar\nKısa zamanda paralanırlar\nTomarla para taşırlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eda'lım  (Akrostiş)",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nEn güzel dakikalarımı,\nDantel, dantel işledim yüreğime.\nAklımdan hiç çıkmayan\n''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''\nLeylağımsı kokunla,\nIşığım oldun geleceğişme\nMeftunuyum gözlerinin sevdalım.\n\nVeda'ma_________________\n\n                                       23/04/2008/ Çarşamba\n                                          Tuğrul Ahmet Pekel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eda Sevgisi",
        "poet": "Özkan Gönlüm",
        "poem": "\n\nBaldan tatlı yanakla\nGelecek gülüm bana\nBiliyorum ben dostlar \nYok bugün ölüm bana,\n\nAllah herkese versin\nEda bebek gibisini\nDünyayı verseler değişmem \nOnun gözünün birisini\n\n \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edalı",
        "poet": "Adnan Deniz",
        "poem": "\n\nBir güvercin misali,\nGönlüme konuverdin.\nBir aşk yazdın gönlüme\nSen benimi beklerdin? \n\nDeli fişek yüreğim,\nKul oldu sana bağlı.\nTutku oldun sen bende\nHer şeyin bir edalı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edalım",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nGülüşün nazlıdır bakışın nazlı\nHer iki yanağı çifte kirazlı\nYaktın kül eyledin şalı beyazlı\nSevdalım edalım mine çiçeğim\n\nBir bayram yeridir düşte hayalin\nIsıtır gönlümü işveli halin\nMümkün mü acaba olmak helalin\nSevdalım edalım mine çiçeğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eda'ya...",
        "poet": "Emirhan Bala",
        "poem": "\n\nEllerine çok yakmışsındır Kına\nDüğün dernek hep El'e\nAynadadır yüreğin Seninde\nEl alem güler Kinayece\nDostluk sende İncedir\nAl satırları işle Nakkaşane...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eda",
        "poet": "Cahit Sıtkı Tarancı",
        "poem": "\n\nN'eyleyim seni kartpostal manzara\nRüzgarın yok o yerin havasından\nUğuldamak yaraşır ormanlara\nDenizin güzelliği d....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edebalı ocağında yiğitler",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nBir hilalin gölgesinde Seyitler,\nOsman Gazi askerini öğütler.\nEdebalı ocağında yiğitler,\nTürk ve İslam sancağını açtılar.\n\nKuran’a hizmet aşkıyla doğrulup,\nErenler ile göreve çağrılıp.\nŞehitler dahi yerinden doğrulup,\nOğuzdan hep ötelere koştular.\n\nDudaklarında serhat türküleri,\nGönüllerinde İslam ülküleri.\nYiğitlerle yürüdüler ileri,\nNizam-ı Alem için savaştılar.\n\nEr meydanında Ayet El Kürsüyle,\nAllah katına erişmek hırsıyla.\nİlayı Kelimetullah harsıyle,\nDünya üzerinde bayraklaştılar.\n\nYusuf savaşı anlatır yazıyla,\nOğuz içinde geçmişin hazıyla.\nTürk-İslam mefküresinin hızıyla,\nFetihlerle menzile ulaştılar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edebi",
        "poet": "Necip Güleçer",
        "poem": "\n\nEdebi bir orospudur şiir\nKalemimin altında kıvranan\nZerdali kokar yeminleri,\nÇıplak\nÇırçıplak\nVe\nHayvan gibi\nVeresiye defterine geçilir\nDört başı mamur sevişmemiz,\nErtesiler ekleriz\nUtangaç seferlere.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edebi Metinler",
        "poet": "Özlem Ayşe Çiçek",
        "poem": "\n\nHer zaman ki gibi bugünde.\nDüşüncelerinize prezervatif takmak isteyenler olacak.\nSen edebiyat yolunda hiç bir şeyden kaçma dostum.\nCesur olabildiğin kadar cesur ol.\nCesaret hep korkulan bir şey olmuştur.\nMürekkebin ile kes hepsinin sesini,\nBoş kelimelerinden.\nEdebi metinlerini giydir başına bir çuval gibi\nCani, Katil, Fahişe, \nBir çocuk, Genç kız, Bir adam gibi yaz\nIşıklı kelimelerini yine...\nEdepli metin edepsiz metin diye bir şey yoktur!\nHayatın kendisini yazar şairler\nVe ben hayatın her gün güneşli olduğuna,\nBir kez bile şahit olmadım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EDEBİ OLMAYANıN DİNİ DE OLMAZ",
        "poet": "Tahsin Emek",
        "poem": "\n\nOkur bilemezsen doğru yolları\nSen boşa kılarsın o Namazları\nGöremezsen eğer bakıp yukarı\nDin senin neyine Kitap neyine\n\nYetimin Hakkıyla Cirit atarsan\nDevlet Malı deniz diye yaparsan\nGencecik Canlara vurup kıyarsan\nDin senin neyine Kur_an neyine\n\nRiyayı yalanı adet edindin\nOlmayanı olmuş gibi gösterdin\nYılanı büyütüp düşmanım dedin\nYoldan çıktın doğru senin neyine\n\nİnsana saygın yok ne de kendine\nNe dine İnandın ne de yemine\nUymuyorsun dört kitabın birine\nEdebin var mıdır olsun Din sende\n\nDinden önce gelir bilsen! Edebi\nKandan gelir onlar! Yoktur mektebi\nYiğitlerin olur: Şanı bir de meşrebi\nSen ondan yoksunsan HAYAT NEYİNE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşünce Sözü-dillenir",
        "poet": "Mustafa Tan",
        "poem": "\n\nBu dağ,bu taş,bu toprak kimin için dillenir\nCanı o verir ancak onun için dillenir\n\n                                               07/05/2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edebi Sanat",
        "poet": "Asim Yavuz",
        "poem": "\n\nZor bir uğraş. Kimine kara sevda olmuştur  bütün zorluklarına rağmen, kiminin göz yaşıdır içten içe kanayan. Muhabbettir; sevgi akar ince çizgilerin satır aralarından. Her temada, bir başka dünyanın doyumsuz lezzeti  dimağlarda kalakalır sonsuza dek. Ve eskidikçe değer kokan.\n\n            Yaşanmış birer dünyadır edebiyat adına kaleme alınmış her konu. Tasvirlerin simsıcak büyüleyen kucaklayışı yok mu? Adeta meme saati geciken bebe iştihasıyla sindirilmektedir okurun dimağında. İncelikler bir tarafa, belki de bir çok kişinin  bakıp da göremediği  güzelliklerin kalem diliyle  anlatılmasının farkıdır bütün bu gizemler. Adeta suyun akışı, göründüğünden daha hoş, rüzgarın sesi daha canlıdır mısra ve cümlelerin ruhunda. Şairin anlattığı  çiçeklerin kokusunu duyar gibi olursunuz bu tasvirler esnasında. Ve yahut da ağlayan çocukla ağladığımız,  sevinen insanlarla haykırdığımız zamanlar olur. İşte öylesine alır götürür bizi  sanat, ilhamın rengarenk çiçekleriyle mücehhez saraylarına.\n\n            İhtişamı yaşarız, açlığı duyar, soğukta titrer ve güleriz katılırcasına. Hepsi bir kıta şiir veya çeyrek sayfaya sıkıştırılmış hikayede yaşadıklarımızdır. Ama incede nezaketi, gülmekte kahkahayı, ağlamakta hıçkırığı, soğukta ayazı, tüm hücrelerimizde duyarcasına yaşarız.\n\n            Bazen de düşündürür bizi cümleler, derinden derine. Mana, saklanmıştır düşüncenin ruhunda. Şekillendirmek, can vermek okura bırakılmıştır. Herkes kudretince can vererek  şekillendirir cümleleri. Aynı cümlede birileri hayat derken, bir başkası memat  üzerinde yorumlar yapar. Bir başkası yaşarken ölmekten, diğeri hal, bir diğeri ise rüya sonucuna varır. Hepsi de doğrudur; zira edebi sanat, bir kişinin değil, milyonların dünyasına değişik şekillerde doğan  yegane güneş, kişinin gücü miktarınca gerdikçe açılan, ama kopmayan lastik gibidir.\n\n            Belki de bir çoğumuzun okuduğu ilk eser, hafızamızda taptaze, bu gün okumuşuzcasına üzerinde kıvrım kıvrım ziyalar yükselmektedir. Belki de aynı eseri beyaz perde de görmüşüzdür. Yapımcının bütün dikkat ve maharetine, hatta bonkerliğine rağmen, cümlelerin yanında renklerin sönük kaldığı görülür.\n\n            Edebi sanatların her birinde aynı objenin değişik şekilde iletilmesinde göze çarpan sanat zenginliği algılanırken de muhteşemlik örnekleri sergiler. Zaten edebi metinlerin dünden bu güne ilk gün tazeliğiyle gelebilmesinin yegane sebebi bu harikuladelik değil mi?\n\n \n\n   Asim YAVUZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edebiyat Galerisi",
        "poet": "Cemal Çelik",
        "poem": "\n\nBir ailedir dostlar Edebiyat Galerisi\nHep aynı anda atar yazarların yüreği\nKimimiz eski yazar kimimiz yeni\nSeviyoruz dostlar biz Emine Pişiren’i\n\nKim sevmez Ki Tanrım sevgi akan yüreği\nHiç kimse bükemeyecek Atatürkçü bileği\nEnvai çeşit resimler siteye asar\nYemez içmer hep sitede sabahlar\n\nANKARA 10.01.2011 SALI SAAT: 07: 05\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edebiyat Bilimi Ve Sanatı İle Dilbilim Üzerine 3",
        "poet": "Erdem Çeliker",
        "poem": "\n\nDoğanın yaptığı kimi şeyleri hiçbir sanatçı yapamaz; seyretmeye veya dinlemeye doyum olmaz. Öyle şeyler yapıyor ki, insanın hayran olması işten değil. Kimi zaman simetrik, kimi zaman iç içe geçmiş, \"karışık\"  ama belli bir disiplin rotası ile yapılmış şeyler karşısında bu hayranlığımızı genel olarak şaşkınlıkla harmanlanmış bir gülümseyişle dışa vururuz fakat buna \"sanat\" diyemeyiz; çünkü sanat, sosyal bilinçli insan faaliyetinin gerçeklikleri artistik imajlar halinde yansıtması ve doğayı estetik olarak kavrama ve aktarma formudur. Durum böyle olunca, doğada da bilinç olmadığı için ne kadar güzel şeyler yaparsa yapsın, sanat diyemeyiz.\n\nVarsa da, en azından, biz insanlar gibi bir bilince sahip değil.\n\nBunun dışında sanat dediğimiz kavram, \"mutlak ruh / tanrı\", \"tanrısal ilham\", \"tümel irade\" gibi kavramları kapı dışarı ettiği gibi, sanatçının bilinçaltının veya \"duygularının\" bir ürünü olduğu iddiasını da sanat diyemeyiz! Bundan dolayı yukarıdaki tanımlamaya bağlı olarak yapılan sanat eserlerinin güzelliklerini ortaya çıkarmak / anlamak / görmek için BİÇİM, BİÇİMLENEN İÇERİK ve İŞLEV'in birbirine uyumluluğu ve oranlarına dikkat etmek gerekmektedir.\n\nYani:\n\n1)  Yaptığımız ürünün BİÇİM'i nasıl olacak; \n2)  Hangi içeriği bu Biçim içinde BİÇİMLENDİRECEĞİZ; \n3)  Bunun İŞLEV'i nasıl olacak? \n\nSanat kavramı, normalde adına \"Kültür\" dediğimiz kavramın iki sacayağından biri olan \"Manevi Kültür\" alanındadır, ancak sanatsal olarak üretilen kullanım eşyaları, \"Maddi Kültür\" alanına girer. \"Kültür\" kavramı ayrıca irdelenmesi gereken bir kavram olduğundan burayı geçerek devam ediyorum: Dil kökenli tüm sanat eserlerinin en belirgin ortak özelliklerinden biri, o eserin üretildiği dönemin özgünlüklerini yansıtmasıdır. Böylece, o esere bakarak döneme ilişkin birçok veriye ulaşabilmekteyiz, ve görüldüğü üzere karşımıza Tarih, Arkeoloji gibi bilimler çıkmaktadır ve Tarih bilimiyle ilintili tüm bilimler, Edebiyat Bilimi için temel oluşturan bilimlerdendir; çünkü, bir ulusun veya bir halkın A'dan Z'ye tüm yaşam biçimlerini ve süreçlerini irdeleyen tarihsel bilgiler, Edebiyat Bilimi'ne (en azından)  kronolojik veriler sunar.\n\n03 Aralık 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edebiyat Dünyamızdan Hoş Sedalar",
        "poet": "Bedrettin Keleştimur",
        "poem": "\n\n\tSon bir asrın zirve isimleriyle bir daha buluşmak ne güzel! .. Neyzen Tevfik, Faruk Nafiz Çamlıbel, Peyami Safa, Hilmi Ziya Ülken, Halide Nusret Zorlutuna, Orhan Şaik Gökyay, Arif Nihat Asya, Necip Fazıl Kısakürek, Nihal Atsız, Behçet Kemal Çağlar, Nurettin Topçu, Osman Yüksel Serdengeçti, İlhan Geçer, Ahmet Kabaklı, Gültekin Samanoğlu, Feyzi Halıcı ve bunun gibi daha nice isimler, mutlaka her evin kütüphanesinde yer almaktadır. \n\t“Bu vatan toprağın kara bağrında/Sıra dağlar gibi duranlarındır/ Bir tarih boyunca onun uğrunda/Kendini tarihe verenlerindir” diyen Orhan Şaik Gökyay’ı ve o nesli elbet bugünlerde daha sık arayacağız. \n\tHele, “Şehitler tepesi boş değil/ Toprağını kahramanlar bekliyor/ Ve bir bayrak dalgalanmak için- Rüzgar bekliyor” diyen ülkü şairimiz Arif Nihat Asya’nın bir nesil üzerinde nasıl etkili olduğunu söylemeye gerek var mı? Sn. Asya’nın her şiirinde bu milletin nefeslendiğini görme mutluluğunu yaşarız. Allah Resulüne yazdığı ‘naat’ bir ebedi şaheserdir! . ‘Fetih Marşı’nı dinlerken bile derin bir muhasebe vardır! .. \n\tÜstat Necip Fazıl, ‘—kısılan seslere’ tercüman olmuştur! .. Bu milletin en ağır ‘—çile imtihanına girmiş’ bir fedakarlık abidesidir. Bir neslin ‘—muallimi’ oldu! .. Taklitten, şekilcilikten, ham yobaz ve kaba softadan nefret etti! . Edebiyatımızın her dalında, ‘—muhteşem’ eserler veren Necip Fazıl Kısakürek, ‘tefekkür iklimimizin’ kahraman bir ismidir. \n\t“Hayatın kamçısıyla sızar derinden kanlar/ Senin büyük derdinden başkaları ne anlar? / Vicdanını “Paris”e, “Moskova”ya satanlar/ Küfür diye bakarlar senin dualarına” diyerek haykıran bir sedadır, Nihal Atsız! .. Dava adamlığı, ‘—ileri atılıp bir daha dönmemektir’ diyebilen insandır. Şu yaşadığımız günlerde, ‘Atsız’a ve onun gibi duruşunu hiçbir zaman bozmayan yürekli insanlara ne kadar ihtiyacımız var! .. \n\t“Elbet dünya döner, biz de döneriz/ Bir müddet parıldar, sonra söneriz/ Yükseklerden enginlere ineriz/ Halinden anlayan dil bulamazsın” diyerek yaşadığı dönemdeki, ‘—yalnızlığı’ ve özelliklede, ‘—fikir fukaralığını’ dile getiren sözünü budaktan esirgemeyen bir kalemdir, Osman Yüksel Serdengeçti! . Sade bir vatandaş olarak da, Meclis’te Milleti temsil ettiği dönemde de, ‘—istifini ve sözünü hiçbir zaman bozmaz’ Onlar, bir neslin kafalarını ve gönüllerini sürekli doldurdular. \n\tŞeyhü’l Muharririn Ahmet Kabaklı, 1950’li yıllarda, ‘Günışığı’ köşesinde bu milletin haklı olarak, ‘—tercümanı’ oldu! .. Ve özelliklede, ‘—Türk Edebiyatı Vakfı ve Türk Edebiyatı Dergisi’ öğretmenlerimize birinci derecede kaynak eser oldu! ..\n\tEvet, ‘—Edebiyat Dünyamızın Hoş Sedaları’ isimli eserde, 40’ın üzerinde bu milletin gayet yakından tanıdıkları, ‘—zarif, kibar ve engin kültürleriyle bizleri bezeyen’ isimler yer alıyor. 230 sayfa hacimli bu güzel eseri kazandırmakla, ‘—yakın tarihimize ve o dönemin edebi şahsiyetleri’ni bizlerle buluşturuyor. Sanat Çevrelerinde, ‘—Lale Şairi’ olarak da tanınan Abdullah Satoğlu, eserine aldığı edebi şahsiyetlerle; ‘—bire bir olmuş, bazen aynı dergi sütunlarında yazmışlar, bazen de edebi meclislerde bir araya gelmişler’ Yaşadığı dönemi ve o dönemin şartlarına da eserinde vurgu yapan Sn. Satoğlu böylelikle bizlere, dil köprüsü, tarih köprüsü, irfan köprüsü kurmuşlardır. Akçağ Yayınları arasında çıkan bu eser her bakımdan edebi şahsiyetlerle bizleri buluşturduğu gibi kaynaklık edecek bir eserdir.\n\t\tTÜRKMENİSTAN’DAN MEKTUP! ..\n\tMektubun adı, ‘gönül Yabancısına Cevap’ ismini taşıyor. Oraz Yağmur’dan; Ata Yurdumuz Türkmenistan’dan geliyor bu mektup. Mektup da, “Mecnun’un Leyla’yı sevdiği gibi/ Ne böyle seviyorsun Türkiye’yi? ! ” diyerek seslenen bir sevda türküsü var. \n\tOraz Yağmur bakalım ne demiş; “Dünyamın başkenti Türkiye’m! Toprakların, atalarımızın kemiğinden oluştu. Şehitlerin kanlarıyla bayrağın boyanmış, toprağın sulanmıştır. Bütün yollar sana çıkıyor, bütün yollar senden geliyor, Türkiye’m! Tanrının yarattığı kudretli dağlar, cennet gibi denizler sendedir. Güzel duygularla dolu o deli rüzgarlar ve bitip tükenmeyen yağmurların, karların gönülleri temizler. \n\tToprağın sürme gibi göze sürülse, kör gözler bile açılır, Türkiye’m! Dünyaya sığmayanlar sana sığındı. En büyük, en güzel düşünceler her zaman sende oluştu. Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş gibi abide şahsiyetlerin var. Düşmanın var ama güçlü dostlarında var. Kahraman olmaya hazır olan bütün insanların yürekleri ‘vatan-vatan’ diye atmaktadır Türkiye’m! \n\tSen bugünde dünyayı fethetmeye devam ediyorsun. Önceleri Sultan Alparslanlar, Fatih Mehmetlerle; şimdiler de Mehmet Akif, Aşık Veysel, Neşet Ertaşlarla…\n\tAy yıldızlı bayrağın büyük Atatürk’ün elindedir. Ondan yukarıda ne var ki, Türkiye’m!  Dünya durdukça sende duracaksın. Geçmiş ve gelecek senindir. Unutmayın! Dünya halkları iki bölümdür; Türkiye’yi görenler ve görmeyenler. Kalbi olanın seni sevmemesi mümkün mü, Türkiye’m! Doğursam, sende doğsam Türkiye’m! Ölürsem, sende ölsem, Türkiye’m! Al benim yüreğimi! Bir avuç kadar olsa da sana toprak olsun Türkiye’m! ! ! ” \n\tAnadolu’ya olan sevda; Anayurt’ta da, Evlad-ı Fatihan Yurdu’nda da, Yavru Vatanımız Kıbrıs’ta da aynıdır! . Türkistan’dan gelen mektubun ne kadar içten ve ne kadar yürekten yazıldığını birlikte okuyoruz. Anadolu üzerinde olan bu nazarlar elbette bizlere ve ecdat hatıralarımıza bağlılıkta kararlılığımıza daha nice kıvılcımlar yakılmasına vesile olacaktır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Özlü söz-sabır",
        "poet": "Mustafa Tan",
        "poem": "\n\nSabır,sabır,sabır insan her şeye alışır\n\n                                              27/09/2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Vecize-düşmanıdır",
        "poet": "Mustafa Tan",
        "poem": "\n\nÖfke aklın\nAkıl cehaletin\nCehalet insanlığın düşmanıdır.\n\n                             11/12/2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edebiyat Tadında",
        "poet": "Şeyma Yılmaz",
        "poem": "\n\nBir şiir tadında değilmiş hayat\nSanki yazılanlara inat\nKurulan hayallerin çok ötesinde\nVe umutların umudunu yitirdiği yerde\nUfukların bize sunduğu hat...\n\nSana, bana, edebiyata dair ne varsa\nVe ne varsa hayata dair\nEn başı da, en sonu da bir...\n\nSessizlik çığlıkların yüreğiymiş\nSessizlik gidince\nÇığlıklar da vurgun yermiş...\n\nGözyaşı kahkahaların bamteliymiş\nHer gülen yüzde\nBir kaç damla gözyaşı gizliymiş...\n\nHasılı; \nBir şiir tadında değilmiş hayat\nAma her hayat bir şiirle beslenirmiş\nÖyle ki şiirin hayatmış adı...\nHiç bir hayatta\nHayata inat\nŞiir gibi kokmazmış...\nŞiir tadında olmazmış...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edebiyatçılar Edepli Olurlar (Makale)",
        "poet": "Nihat İlikcioğlu",
        "poem": "\n\nEdebiyatçılar; haysiyetli, ağırbaşlı ve edepli olurlar. Sözlerinde kararlı, güvenli olurlar. Nerede susulacağını ve nasıl konuşulacağını çok iyi bilirler. Güzel kelimelerle konuşurlar. Vefalı, fedakarlardır. Dedikoducu, kaba, anlayışsız değiller. Tatlı dilli, güler yüzlüdürler. Ahlaklı, dürüst, efendi, namusludurlar. Kalplerinde kötülük yoktur ve kalpleri yumuşacıktır. Güzel görür ve güzel düşünürler. İnsan seçmezler. Bir tane değil; bin tane dostları, arkadaşları, sevenleri olur. Kıskanç, kibir, yalancı değiller. Ukalalık yapmazlar. Cesur, yürekli, hoş görülüdürler. Gelenek ve görenekleri bilirler. Dil, din, ırk ayrımı yapmazlar, yaptırtmazlar. Vatanını, milliyetini, bayrağını, dilini, dinini korur ve severler. Komşu komşunun külüne muhtaçlığını bilirler. İğnenin deliğinden Hindistan’ ı görürler. Her şeye pembe gözlüklerle bakarlar. Okudukça, okuttukça, yazdıkça ve yazmaya teşvik ettikçe mutludurlar. Yorumlara, tenkitlere özgün ve özgürdürler. Yerine göre ihtiyar, yerine göre genç, yerine göre çocuk ruhludurlar. Hiçbir şeye küsmez, kin gütmezler.\n\nAdam gibi adamdırlar.\n\nKıssadan hisse çıkarırlar.\n\nBir adım atarsan onlara; onlar sana bin adım koşarlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edebiyat Tutkunlarıyla Uzun Bir Yolculuk...",
        "poet": "A. Esra Yalazan",
        "poem": "\n\nGazetelerin muhtelif eklerinde her sene ısrarla yayımlanan ‘yaz kitapları’ klişesini biliyorsunuz değil mi? Mantığını ve muhtemel alıcısını elbette anlayabiliyorum, lakin kitapların iklimlere göre tasnif edilmesinden pek hazzetmiyorum. Neden yaz kitapları illa ‘eğlenceli’ olmak zorundadır ve ‘eğlenceli’ olmanın ölçüsü nedir mesela? Üstelik de bu soruşturmaları genellikle yazarlarla ve yayınevlerinin ilgili editörleriyle yaparlar. Onlar da ciddi ciddi cevap verirler bu ‘anketlere’. K Dergisi‘nin bence fevkalade isabetli bir sloganı var. “Sizi kandırdılar. Edebiyat eğlencelidir.” Öyledir gerçekten ama anlaşılan kandırmaya devam ediyorlar, çünkü yaz kitaplarının özellikle ‘hafif’ bir neşesi olması da gerekiyor nedense.\nKolunuzu kaldırmaya mecalinizin kalmadığı rutubetli bir ortamda denizin üstündeki buğuyu seyre dalıp tembel kediler gibi kumların sıcak oyuklarına yerleşmişken, okaliptüs ağaçlarının altında hülyalara daldığınızda, karpuz peynir yerken kimse Karamazov Kardeşler‘i ya da Proust’un yataktaki ufak kımıltılarının ayrıntılarını sayfalarca tasvir ettiği romanlarını okumak istemiyor galiba. Halbuki ben ‘yüksek edebiyatın’ böyle zamanlarda insanı daha sıkı kucakladığına ve iz bıraktığına inanırım. Hayattan müsaade aldığınız o iki hafta içinde, mümkünse kaotik bir zihin kamaşmasından uzaklaşıp tanımadığınız ama merak ettiğiniz, sizi size edebiyatın değerleriyle anlatan, insan olmanın ıstırabını, hazzını, derinliğini bazen incelikli bazen basit ama keskin cümlelerle ifade eden daha eğlenceli bir yolculuk düşünemiyorum. Bu düşünme biçimi, şezlonglarda polisiye veya gazetecilerin çok sevdiği benim nefret ettiğim o tabirle ‘aşk romanları’ okumaya engel değil elbette. Ama neden yaz kitapları? Mesela siz hiç ‘sonbahar kitapları’ diye bir başlık gördünüz mü? Eğer edebiyatı mutlaka tasnif edeceksek bence olmalı, benim de ‘eğlenceli’ önerilerim var ama sonbaharda açıklayacağım. Yani bu ‘büyük fırsat’ için biraz daha beklemeniz gerekiyor. Gazetecilerden öğrendim, her haber mevsiminde güzelmiş.\n\nKitap en iyi tasarım...\nNetice itibarıyla sonunda ben de bu modaya uydum ve kendime bir yaz kitabı edindim. İsmi, Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın. Hakikaten eğlenceli ve zihin açıcı, düşündüren bir kitap. Nietzsche’nin deyişiyle, neşeli bilgi varmış bu kitapta. Özellikle benim gibi kitap fetişi olduğu sanılan ama sadece yazıyı seven, kitapsız hayata devam edemeyen bütün ‘okuma bağımlılarının’ müthiş bir hazla okuyacağını düşündüm sayfaları merakla çevirirken. Kitabın beş bin yıllık tarihinde dramaturg ve sinemacı Jean-Claude Carriere ve semiyolog, yazar Umberto Eco’yla seyahat ederken uzun ve çok katmanlı bir rüyada dolaştım sanki. Avcı köpekler gibi nadir kitapların izini süren iki bibliyofilin, eski ve nadir kitap koleksiyoncularının hikâyeleriyle kitabın geleceğini geçmişin içinde görebilmek güzeldi. Akademik dilden bilerek uzak durmaları kitabın okunuşunu, üstünde yorum yapmayı ve en önemlisi insanın kitapla kurduğu o mahrem ilişki üzerine soru sordurmayı beceriyor. Bu söyleşiyi yöneten editör Tonnac, geçmişi konuşturma konusunda ne kadar ısrarlı olursa olalım, kütüphanelerimizde, müzelerimizde zamanın yok etmediği, edemediği eserleri bulacağımızı söyledikten sonra, kültürün, tam da her şey unutulduğunda geride kalan şey olduğunu hatırlatıyor. Eco’nun dediği gibi gelecekte kütüphane ve müze diye bir şey kalırsa tabii. Gelecekte internet olacak mı o da büyük bir muamma...\nO kitabın beş yüz yıldır varlığını kabul ettirdiğini ve tıpkı çekiç, kaşık, tekerlek gibi ondan daha iyi bir tasarım yapılamayacağını düşünüyor. Ve onlara göre elektronik kitap ticari olarak kitabı hezimete uğratsa da, alışkanlıklarımızı değiştiremediği için kitabı tamamen yok edemeyecek.\nBu kitabı okurken iki edebiyat tutkunuyla lezzetli yemeklerle donatışmış zevkli bir yaz sofrasında sohbet eder gibi hissetmemin sebebi, o muazzam düşünsel serüvenin içinde birbirlerine çocuk saflığıyla sorular sormalarıydı sanırım. Carriere, “evinizde yangın çıktı,hangi eserleri kurtarırdınız” diyor. Eco’nun cevabı net: “Kitaplar hakkında o kadar iyi konuştuktan sonra, son otuz yılda yazdığım her şeyi ihtiva eden 250 gigabaytlık sabit belleğimi söküp alırdım, hâlâ imkânım varsa, eski kitaplarımdan birisini kurtarmaya çalışırdım.” Eco’nun bu cevabından da kolayca anlaşılacağı üzere onun gibi ‘hastalıklı’ bir kitap koleksiyoncusu bile yazı mevzubahis olduğunda bütün bencil yazarlar gibi geleceğe kalabilmek için yangında, önce kendi kitabını kurtarmak istiyor.\n\nSentez sanatı...\nGenellikle bugünün teknolojisiyle geçmişin imkânlarını mukayese ettikleri ve meselenin özünün aslında pek değişmediğini anlatan eğlenceli hikâyeler beni güldürdü. Victor Hugo yazarken, yayıncısı Hetzel, kitabı bölüm bölüm yabancı yayıncılara gönderiyormuş. Eserin dağıtımı, bugün pek çok ülkede ve birçok dilde aynı anda satışa sunulan best-seller’larınki gibiymiş. Aynı şekilde Nişanlılar, 1827’de yayımlanan ve dünya çapında otuza yakın korsan baskı yapılması sayesinde büyük başarı elde etmiş, ancak bu korsan baskılar ona tek kuruş kazandırmamış.\nHafızanın giderek güçlenmediğini tam tersine, yeniliği yakalamak için nefes nefese koşturan insanların çabuk yorulduğunu konuştukları bir anda Eco, dingin bir şimdiki zamanı yaşamadığımız için devamlı geleceğe hazırlanma gayretinden bahsediyordu. Doğrusu bu benim de son zamanlarda çok takıldığım bir mevzu. Teknolojinin bütün imkânlarını severek kullanıyorum ama bu ‘çılgınlığın’ insanı özünden uzaklaştıran, çok vahşi bir yanı olduğunu da düşünüyorum. Sınırsız malumat elimizin altında süzülmeden bize ulaştığına göre hakikaten hafıza ne ifade ediyor? Eco’ya göre sentez sanatını. Ben bilginin kullanımına dair Carriere’nin temiz cevabını sevdim. “İrfan, bilginin bir hayat tecrübesine dönüşmesidir.” Bence bu kitabın hazırlanış mantığında da temel olarak bu prensip var. Belki de gerçekten bilgi kirliliğinden ziyade irfanı konuşmalıyız. Bu tercih, muhtemelen daha evvel hiç düşünmediğimiz ve sormadığımız sorular hakkında düşünmemizi de sağlar.\n\nBugünün yazarı geçmişi etkiler mi\nMesela, kaybolmuş, yangınlarda kül olmuş eserler muhafaza edilenlerden daha mı nitelikliydi? Kim onları muhafaza etmeye karar verdi. Hakkında hiçbir şey bilmediğimiz kaç büyük ‘yazar’ var acaba? Carriere’in dediği gibi, en büyük yazar, belki de hiçbir şeyini okumadığımız yazardır. Ya da büyük eserlerin birbirlerini nasıl etkiliyordu? Cervantes’in Kafka üzerinde ne kadar etkisi olduğunu açıklanabildiğini ama Kafka’nın da Cervantes’i etkilediğini söylüyorlar. Bu imkânsız gibi görünse de okumanın zamanla bizi nasıl değiştirdiğini anlatılıyor: “Eğer Cervantes okumadan Kafka okursam, benim aracılığımla ve benden habersiz; Kafka Don Quijote okumamı değişikliğe uğratacaktır. Keza hayatımıza çizdiğimiz yollar, kişisel tecrübelerimiz, içinde yaşadığımız dönem, haberler, sıkıntılarımız her şey eski okumalarımızı etkiler.” Ve Eco’nun biraz alaycı bir üslupla hatırlattığı gibi Hamlet edebî nitelikleri bakımından bir şaheser değildir belki ama yıllarca bir muamma haline gelip insanlığın yorumlarına dayanabildiği için kalmıştır. Ona göre geleceğe taşınmak için bazen anlamsız kelimeler söylemek yeter.\nYayıncıların büyük yazarları reddederken kullandıkları, bugün bize utanç verici görünün o cümleleri, aptallığın edebiyattaki çekiciliğini, sansürcüleri de çarpıcı örneklerle tartışıyorlar. Ve onca felaketten sonra biraz neşelenmeyi hak ettiklerini düşünüp esas kitap düşmanlarının yazarlar arasından çıktığını anlatıyorlar birbirlerine.\n\nTek kişilik bir günah...\nPhilippe Sollers ve Maurice Blanchot, kitabın ortadan kalkmasına çağrıda bulunan bir komitede çalışmış. Bu çelişkili durumla haliyle fena halde dalga geçiyorlar: Kitaplar olmasın, diye slogan üretenler, “kelimeler kitaptan, nesne olarak kitabın boyunduruğundan kurtulmalı, kaçmalı” diyormuş.. Hakikaten kaçıp da nereye sığınacaktı acaba o zavallı kitaplar? \nKitap, ‘İnsan öldükten sonra kütüphanesine ne olur’ başlığıyla kapanıyor. Ön görülemez teknolojik gelişmelere, felaketlere rağmen anlamlı bir soru. Hiçbir çekiciliği olmayan orijinal bir kitabın peşinde neden bu kadar çok koşulduğunu anlamayanlara Carriere, “iyi bir kütüphane, yaşayan arkadaşlar tarafından oluşturulmuş bir grup gibidir. Kendinizi yalnız ve çökmüş hissettiğinizde onlara başvurursunuz. Oradadırlar” diyor. Eco yine o sinik üslubuyla cevaplıyor: “Tek kişilik bir günahtır. Esrarengiz sebeplerden dolayı, bir kitaba duyabileceğimiz bağlılığın, değeriyle hiçbir ilgisi yoktur.”\nOnlar öldükten sonra kütüphanelerinin başına gelecek senaryoları bu kitapta tartışıyorlar. Benim bu sorunun cevabını düşünecek kadar önemli bir kütüphanem yok ama bana hayat boyu arkadaşlık etmiş olan kitaplarımın onları anlayabilecek insanların eline geçmesini isterdim doğrusu. Eğer işaretlediğim bölümlerden birisi yıllar sonra birilerini neşelendiriyorsa, hüzünlendiriyorsa, çoktandır unuttuklarını hatırlatıyorsa, tefekküre daldırıyorsa, içini titretiyorsa benim için o kitap vazifesini fazlasıyla tamamlamış demektir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edecekse",
        "poet": "Ayşegül Avcı",
        "poem": "\n\nYokedecekse  bir düşmanlık\nTendeki canı,\nAl,tek nefes hep senin olsun! \nBir kötülük  yok edecekse\nGözümdeki yaşı,\nBırak  çağlasın,beni  de  boğsun! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edem",
        "poet": "Eyup Şahan",
        "poem": "\n\nYayla çimeninde güzeller gezer,\nYolun sonu billur pınarsa edem.\nGöz eder yiğidin bağrını ezer,\nHele de gönlünü sunarsa edem.\n\nAmber koku salar açan iğdeler,\nTellerle söyleşir bizde edeler.\nKahraman soyundan olur dedeler,\nŞamarı düşmana inerse edem! \n\nBerit yaylasında salep çiçektir,\nSadeye karıştır canımı çektir.\nDondurma denince dünyada tektir,\nBaklava üstünde yenirse edem! \n\nDizdirir halayı oyun havası,\nElbistan ovası yiğit yuvası! \nİnsana hizmettir bütün davası,\nŞeref haysiyeti anarsa edem! \n\nEyüp’üm insanlık erdemi güder,\nSütçü İmamların yolundan gider.\nMaraş insanını kahraman eder,\nVatan tehlikede denirse edem! \n\nEyüp Şahan\nAnkara 30.11.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edem",
        "poet": "Arap Kurt",
        "poem": "\n\nbir ayağım çorumda bir ayağım Yozgatta\nyağmur yüklü bulutun kurağıyım edem ben\ndostluğu şiar bildim yaşadığım hayatta\ngönül dağının taşı çorağıym edem ben\n\nyaz gelince çoğalır dudağımın çatlağı\novaları bayırı çiçeklenir otlağı\nsevda taşır turnalar çamlıktadır yurtlağı\ndağlardaki kekiğin varağıyım edem ben\n\nnice derdin dermanı havasında suyunda\nharman olmuş yiğitler ilçesinde köyünde\nOrta Asya izleri folkloründe huyunda\nırgat elinde testi orağıyım edem ben\n\ngündüzü ayrı güzel serin olur gecesi\ngenlerime işlemiş Anadolu hecesi\ntüfekçiyle derdiyar ozanların hocası\nsazlarına tezene çırağıyım edem ben\n\n\"kurtoğlu\"nun gönlünde biri var ki sürmeli\nyari candan seveni sevdiğine vermeli\ndüğün dernek kurulup muradına ermeli\naşıkların çeşmesi durağıyım edem ben\n\nEde: Kardeş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eden Bulur",
        "poet": "Hüseyin Yırgal",
        "poem": "\n\nDevlet arazisine gecekonduyu kondurdun\n Milyonluk arsaya sahip oldun,\nİstimlak gelince,bu neyin istimlakı deyip,\n Hak adalet aradın! \n\nDevlette yandaştın,dostdun,arkadaştın,oğuldun diye \n Makam kaptın,\n Makam gidince,\n Hak adalet aradın! \n\nZalim oldun,zulmettin\n Gözyaşlarını sel edip, akıttın,\n Senin gözlerin nemlenince,\n Hak adalet aradın! \n\nÇaldın,çırptın,hile ile nam saldın,\n Hak sahipleri hakkını alınca\n Hak adalet aradın! \n\nHakimdin,\n Adaletin terazisinde,İşine geldiği gibi tartın\n Devran dönüp davacı olunca \n Hak adalet aradın! \n\nAnne,Baba idin,\n Küçük bebeğin güneşiydin,\n Güneş yerine gece oldun,\n Yaş kemale erince,\n Evlattan medet umdun,\n Umduğunu bulamayınca\n Hak adalet aradın! \n\nHak adalet herkesin hakkı,\nHaksızın hak adalet araması \nBelki Hak’tı,\nBelki de haksızın haksızlık görmesi daha da Hak dı.\n\nSöyleyen söylemiş,eden bulur demiş,\nBulan bulsun,\n Bulduran gerçek Hakdan yana olsun,\n Hak yerini bulsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edemedik",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\n\nYıktığın o aşkına,elinle toprağı atmak\nAttığın o toprağı üstünde yatmak\nAyrı bir acı verir seven yüreğine değil mi\nBırak anlayan yaşayan \nanlatan bilsin\nSeni seven sevdiği yerde görsün\nÜzülsün ölsün\nNeşeli şeyler söyle\nBeni aşkımı al sar kollarına \nYanına al ki\nVeda yapanlar\nUzaktan sevenler gülsün içindi\nBiz gönülden sevdik \nBirbirimizi\nİşte bu yüzdende veda etmedik\nEdemedik ki\nDeğil mi\nBahattin Tonbul\n14.7.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edem ve Dedem",
        "poet": "Kara Osman Nalbant",
        "poem": "\n\n\nMarşıma bir kulak ver, korkma diyen edemdir\nKorku nedir bilmem ben Korkut benim dedemdir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eden Kendine Eder",
        "poet": "Ramazan Çetin",
        "poem": "\n\nÖyle bir hayat sür ki,sonu olmasın keder,\nDünyada kimse kalmaz,her gelen geçer gider,\n'Hayırla yâd edilmek',işte bütün mes'ele; \nKim, ne ederse etsin; eden kendine eder! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edenler Sonunda Bulacak Dünya...",
        "poet": "Aşık Mahmut Çelikgün",
        "poem": "\n\nİnsanlar misafirdir,sen de bir han\nSanma ki hep sen de kalacak dünya\nSen de bizi ezdin oldun günahkâr\nEdenler sonunda bulacak dünya...\n\nAsır geçer hızla döner çağların\nBir gün olur söner yanar dağların\nKırılır dalların,kurur bağların\nYemyeşil benliğin solacak dünya...\n\nTabiat yaz olur sonunda kışlar\nBazısı ölümsüz yarını düşler\nDünya malı bakî kalır demişler\nServetini kimler alacak dünya...\n\nAkıbet gider mi bu uzun yolun\nHan isen yıkılır,hep sağın solun\nDüşündüğüm tek şey o senin halin\nBilmem ki sonun ne olacak dünya...\n\nMahmut Çelikgün'üm; kara gününde\nKorku yoktur, zira Mevlâ yanında\nİlim ile asrın parlak anında\nKorkarım kıyamet olacak dünya...\n\n1986.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edepsiz",
        "poet": "Tekmile Kirlioglu 2",
        "poem": "\n\nEdepsiz aşklarım vardı benim.\nEdebi yönüme saygı duyan,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edep YAHÛ",
        "poet": "Mustafa Yaralı",
        "poem": "\n\nİnsanları insan yapan,\nAkıl,ilim,edep yahu.\nHayvanlardan üstün tutan,\nAkıl,ilim,edep yahu.\n\nGerek uzak,gerek yakın,\nHer tarafa dönüp bakın,\nSağlam yere iyi takın,\nAkıl,ilim,edep yahu.\n\nCemadat’a,nebatat’a,\nHayvanat’a.insan at’a,\nŞu yazılmış her sanata,\nAkıl ilim,edep yahu.\n\nHem afakta,hem enfüs de,\nMesaj verir türlü seste,\nGönüldeki,bitmez beste,\nAkıl,ilim,edep yahu.\n\nMuhammed’in mayası ya,\nBenimserim doyasıya,\nHassas nükte burası ya,\nAkıl,ilim,edep yahu.\n\nBenim deme,bende bensiz,\nSenin deme,sende sensiz,\nNasıl anlar bunu “densiz”\nAkıl,ilim,edep yahu.\n\nDemedik mi “evet YÂ HÛ”\nSebeplere sebep “”YÂ HÛ”\nYaralıyım,medet “YÂ HÛ”\nAkıl ilim,edep       Yâ HÛ”\n\n18.06.1997\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edepsiz",
        "poet": "Nil Yıldırım",
        "poem": "\n\nYolumuz uzun,\nVakit kısa.\n\nOnda ne endişe var,\nNe de tasa.\n\nSövüyor\nEdepsizce.\nHiç mi inancı yok şu deyyusun\nYüceler yücesi Rabbi'ne...\n\nZaman dediğin\nBir kaç andan ibaret.\n\nKorkarım\nO da çarçabuk geçecek.\n\nRabbi'n huzurunda\nBakalım\n\nNasıl hesap verecek...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edepli insan ol ki...",
        "poet": "Abdulkadir Biber",
        "poem": "\n\n Edepli                 İnsan ol ki            Sen göçersen        Edep kalır \nİnsan ol ki          Nesline bir            Dağ gibi               Şan kalır \nSen göçersen     Dağ gibi                Çınar gibi             Adın kalır \nEdep kalır          Şan kalır               Adın kalır             Tohum kalır \n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edepsiz",
        "poet": "Mehdi Dijur",
        "poem": "\n\nOturmuş ay'ın altında uzatmış ayaklarını\nKimse edepsiz görmedi siyah zülüfleri gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edepsiz Edebiyat",
        "poet": "Kasım Kaplan",
        "poem": "\n\nNe zaman meydan bulsa edepsiz edebiyat \nO zaman okuyana yük olur tatlı hayat.\nArsız kalem zalime bende olursa heyhat\nO zaman vacip olur ehli kaleme feryat.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edep Ya Hu",
        "poet": "Aydın Durucan",
        "poem": "\n\nEdep YA HU\nAhlaksızlık diz boyu\nMeydanlar dolmuş ahmaklar güruhu\nHaydi inanç insanlık sıfır da\nAklınızda mı yok yahu...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edepsiz Toy Zamanlar",
        "poet": "Muzaffer Yıldırım",
        "poem": "\n\nemiyor bebek\nana memelerinden\nbir kordon bağı\n\nedepsiz taylar\nat /lar ana üstünden\nergenlik çağı\n\nneler görmez ki; \nAşil in topuğundan\nbu gençlik ağı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edepsiz kadın!",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\n“Seni gidi edepsiz, seni terbiyesiz! ”\n\nCanım kadar yakınken, yüreğime ıraktı\nDelilendi tırlattı, gitti sebepsiz kadın\nGözlerimi o yaşlı, boynu bükük bıraktı\nAnladım ki kalbimde, bitti edepsiz kadın\nYüreğinden fırlattı, gitti edepsiz kadın\n\nKalbimi ona açtım, sanki günlük pazardı\nHer gün dertsiz başıma, bin dertleri yazardı\nNe ar etti o yüzü, nede bir gün kızardı\nAnladım ki kalbimde, bitti edepsiz kadın\nHayatımı kararttı, gitti edepsiz kadın\n\nRezilliğin adresi, onun zalim yüreği\nOlmadı mutluluğa, en ufak bir dileği\nAndırırdı o yüzü, sanki nurlu meleği\nAnladım ki kalbimde, bitti edepsiz kadın\nGençliğimi sararttı, gitti edepsiz kadın\n\nBeni derler içine, balıklama daldırdı\nHer fırsatta üstüme, abanarak saldırdı\nNe insanca yaşattı, nede nefes aldırdı\nAnladım ki kalbimde, bitti edepsiz kadın\nBu dünyamı daraltı, gitti edepsiz kadın\nEcelimi arattı, gitti edepsiz kadın\n\nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eder!",
        "poet": "Sedat Sözen",
        "poem": "\n\nne derdimi aldım yanıma, ne de kederi,\nsildim, en baştan yazıcam  ben bu kaderi,\nbilirim, her kararın vardır ufak bir bedeli,\nneyse veririz, nedir bu hayatın ederi? \n\nBursa 17/06/09\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Netice",
        "poet": "Furkan Selçuk Soylu",
        "poem": "\n\nİstilâdır zihinde, o sürpriz sefer günü\nKaç paralık adamsın, mîzanda eder günü\n\nNisan/2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Eder",
        "poet": "Kadir Esen",
        "poem": "\n\nDinle iktidar vatandaşın sesini\nBoş ver sihirbazın mintanını fesini\nKesiyor pahalılık halkın nefesini\nGörüyorsunuz işte çag atlıyor Türkiye\n\nAlternatifimiz yok dedi sayın   Özal\nBağışlanıyor organlar ister böbrek istersen göz al\nAnahtar Milletimdedir alabilirsen çöz al\nKalkınmada çok ülkeyi katlıyor Türkiye\n\nYeni kabineyle yenilgiye çözüm arıyor\nTaze zamlarla yaralarımızı sarıyor\nKabahatın kimde olduğunu kime soruyor\nEnflasyondan madalya topluyor Türkiye\n\nDüştüğünü gördün mü otuzaltıdan yirmiikiye\nİşte belli oldu gittiğiniz iyiden kötüye\nBak gün doğdu Demirelle İnönüye\nBu günlerde hopur hopur hopluyor Türkiye\n\nDemirel diyor ki biz en iyisiyiz\nÖzal da diyor ki biz iyinin de iyisiyiz\nEcevit de diyor ki biz halkın ta kendisiyiz\nBöyle değişik çiçekler kokluyor Türkiye\n\nMuhalefet erken seçimi hemen istiyor\nİktidar yağma yok öyle şey olmaz diyor\nNe olursa olsun acıyı vatandaş çekiyor\nBir siyasi bunalımdan geçiyor Türkiye\n17.nisan 1989 sincan/ANKARA\n                             kadir esen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ederi kaç? .....",
        "poet": "İbrahim Tetik",
        "poem": "\n\nŞahlanmış umutlarım ufuklara,\nAtma da kulaç,\nDert keder adına hayatın ne varsa,\nGelseler topyekün ederi kaç? .....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edi Bese..! (Artık Yeter)",
        "poet": "Mustafa Gözetlik",
        "poem": "\n\n****************\nNisan yağmurları \nakan kanların habercisi gibi \nMayıs, ölümün doruğuna ulaştı \nTemmuz sıcağıyla \nHaziran'da ölmek zor oldu \n\n''...her kiş ın sonu bahardır'' \nSÖYLEMEDİK Mİ? \nmevsimleri hep sorgulamadık mı? \nhep güneşe söylemedik mi? \nkaranlıkları; \naşkları \nsevdaları \nözlemleri \ndüşlerimizi \n\nhasretlerimizi acılarımızdan sonra \niyi güne bırakmadık mı? \nsabır etmedik mi? \nsaydıklarımızı \nsineye çekmedik mi? \n\nyüreği aşkla sevdayla \ndoldurmadık mı? \nEVET..! \n\nen güzel fidanlarımızı \nfeda etmedik mi? \ndüşünmedik mi? \ngüzel insanı vermedik mi \nedi bese..! evet \nartık yeter..! \n\n19.05.09..M.G.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eder nefsimiz tevazu",
        "poet": "Şefik Özdemir",
        "poem": "\n\nEder nefsimiz tevazu\nSorsan Hep Ana Kuzusu\nVar bin bir türlü Arzusu\nDizginle Yari Bulasın\n\nHakanım Adın Yazılır\nAşk isteyenler yakılır\nNefis Zalim Hep Yakınır\nŞükret ki Yari Bulasın\n\nDost ile Gönül açılır\nDostsuz olan Yolda kalır\nHer kes Nasibini Alır\nAl ki Dost Yari Bulasın\n\nBize Uymaz hesap kitap\nEdenler oluyor harap\nNur Muhammed eder hitap\nDuy ki dost yari bulasın\n\nNefsim azar Ruh dertlenir\nGörürem dostum söylenir\nSitem sevgidendir Denir\nAnla ki Yari Bulasın\n\nNefse uyma kaybedersin\nGayret et dost yola gelsin\nDüşman değil Dost Sözü Bu\nDinle ki Yari Bulasın\n\nHak düşürür Kulu Saftan\nAnlamaz Kullar Hesaptan\nAnlamaz mı nefsin Laftan\nAnlat ki Yari Bulasın\n\nAçılır Meydan Beklemez\nAşıklar rakip gözetmez\nŞefik nefis zora gelmez\nGetir ki Yari Bulasın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edi Bese Yeter Artık",
        "poet": "Ahmet Arslan Hadimi",
        "poem": "\n\nedi bese-yeter artık\nkürt gençleri diyorlar ki,yeter artık-edi bese\ndünyadaki baronlar sa,yetmedi kan,dolmaz kese\nsatılmış uşakları da,kulağı verse bu sese\nyeter artık,artık yeter,yaptığınız zulüm dese\n\nişte o an olanlardan,ben ümit var olacağım\ntürkü,kürdü,çeçeniyle,hep huzurla dolacağım\nlakin sinsi,düşman pek çok,belki saç baş yolacağım\nüzüntüm uzun sürecek,bu halimle solacağım\n\nhak artırsın firaseti,toplansın akıllar başa\nayşelerim mehmetlerim,düşmesin toprağa,taşa\ngözyaşları anaların,dökülmesin o genç yaşa\nkardeş-kardeş yaşayalım,hemde paşa gibi paşa\n\nben bir türküm layık görmüş bunu bana o yaradan\nkardeş ilan etmiş bizi,yıllar geçse de aradan\nönemli mi türklük-kürtlük,üstün müdür,ak karadan\nedi bese,yeter artık,vaz geçelim,pis paradan\n\nahmet arslan hadimiyim; rabbim huzur ver vatana\nfırsat verme; bölmek için,ülkeme silah satana\nbizden görünüp hainle,goyun goyuna yatana\nbirde şu aziz milleti,öz vatanını satana.....ahmet arslan hadimi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edilgen Şiir",
        "poet": "Semih Bilgin",
        "poem": "\n\nYalan istenmedi ama, ondan da kaçılamadı\nKalplere hor davranıldı\nBir suistimalin başrolünde yine güven yer aldı\nGözlere ihanet edildi\nSeviyorum denilenler aslında sevilmedi\nVe gidenler,\nKalanlar tarafından çoktan unutuldu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne",
        "poet": "Mustafa İleri",
        "poem": "\n\nEdirne\nGurbetin son noktası\nAna dolu için\nGüzeller güzeli yar gibi\nMeriç tunca \nAlıp götürür dertleri ummana\nTarih her karesinde şehrin\nAtam diyarı\nBuram buram Osmanlı\nYeşil tabiatın ortasında \nEdirne\nİnsanı güler yüz sevecen\nSerhat şehrinin erleri\nHavası suyu leziz\nBereket toprağı\nSinan ın minareleri\nMızrak gibi gökyüzünde\nHuzur dağıtımında görevli\nSan ki şehir havası\nYiğitlerin harman olduğu\nSerhat şehri Edirne\nYiğidin oynaş harmanı\nToy düğün misali\nHer yıl harman olduğu yer\nHer adım da her karede\nBen burdaydım diyor\nOsman dedem\nHanı hamamı camisi\nMinareler bu işin işareti\nUsanmadan koymuşlar taşları yerine\nAdımladığım köprüler\nKim bilir ben kaçıncı yolcuyum\nKim bilir ner den geldin \nKaçıncı gurbetçiyim\nBu fani alemde üzerinden gecen\nBir huzur 2 rekat namaz\nUlu kubbe Selimi ye de\nHuzur dasın duan la o an\nGurbetin son noktası olsa da\nBen bir bayram Edirne de\n\n25.10.2012\tEdirne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne",
        "poet": "Gürsel Cengiz",
        "poem": "\n\nKocaman, bir deli çocuk ağlıyor\nKöşe başında\nAklında fırtına, boran\nAklında yar\nŞehrimin yüzü asık\nEdirne puslu bu gün\nBiraz yağmur, biraz kar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne",
        "poet": "İbrahim Sağır",
        "poem": "\n\nSisli zamanlara uzanır yaşın,\nGâhi duman, gâhi külsün Edirne.\nTaşkın akar Tunca, Meriç, Ergene,\nGâhi ırmak, gâhi gölsün Edirne.\n\nLala Paşam Bizanslı’dan feth etmiş,\nŞehzadeler güzelliğin meth etmiş,\nÂli Osman imarına ceht etmiş,\nŞehirler içinde gülsün Edirne.\n\nBursa oğul dermiş, İstanbul baba,\nHayat vermiş Mimar Sinan mihraba,\nSığmaz sevdan, gönül denilen kaba,\nCeddimi anlatan dilsin Edirne.\n\nBahtın bağlanınca Türk’ün bahtına,\nSelimiye otağ kurmuş Tahtına,\nYükselir ezanlar Arş’ın katına,\nDünya bunu böyle bilsin Edirne.\n\nKırk Pınar’dan kırk mezara su yürür,\nPehlivanlar bu meydanda diz vurur,\nİlelebet yaşayacak bu gurur,\nSerhat şehri, bîbedelsin Edirne.\n\nYıl bin üç yüz altmış birden beridir,\nOsmanlı müzesi dense yeridir,\nHer cami bir sanat şaheseridir,\nGönül sazımızda telsin Edirne.\n\nHaz alıyor geçmişinden hayâlim,\nDerdin derdim, melâlinse melâlim,\nDalgalansın burçlarında hilâlim,\nTürklük ile bahtın gülsün Edirne.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne-hoyrat",
        "poet": "Nafi Çağlar",
        "poem": "\n\nEdirne, Edirne,\nBalkan kapısı Edirne,\nSu gibi rakı içilir,\nBu hal, nedir ne? .. \n\n11 Ağustos 2014 Pt. 06:15\nAkçatekir / Adana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Güzellemesi",
        "poet": "Mustafa Nihat Malkoç",
        "poem": "\n\nGeçilmez kalesin serhat boyunda\nYunusça söyleyen dilsin Edirne\nCengâverlik vardır asil soyunda\nMeriç’le söyleşen ilsin Edirne! ...\n\nSelimiye vefa, Mimar Sinan’dır\nPeykler Medresesi ilim, irfandır\nMâziyi yaşatan Deveci Han’dır\nGönül bahçemizde gülsün Edirne! ...\n\nEndamını gözler Istranca Dağı\nBir eksen bin verir bahçesi, bağı\nÇoktan yakalamış aydınlık çağı\nBarışa uzanan elsin Edirne! ...\n\nAvrupa’ya açık kapısın bize\nBalkanları kaç kez getirdin dize? \nKaranlıktan çıkıp vardın gündüze \nKoru Dağları’nda belsin Edirne! ...\n\nBeyazıt Köprüsü, Tunca’nın süsü\nÇayır, mera, orman bitki örtüsü\nFethin rüyasıdır mehteran kösü\nGönül sazımızda telsin Edirne! ...\n\nSana uyanmaktır arzum, muradım\nSıla diye andım, seni aradım\nGönül defterine yazılsın adım\nAşkın çağlayanı, selsin Edirne! ...\n\nGüzel ülkemizin gururusun sen\nOsmanlı başkenti, göz nurusun sen\nŞehirlerin piri, onur(l) usun sen\nTrakya’dan esen yelsin Edirne! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Kahramanı Şükrü Paşa",
        "poet": "Ekrem Şama",
        "poem": "\n\nEdirne'yi kuşattı Bulgar,\nEmretti, çekildi kılıçlar,\nİstanbul'da tatlı rüya var,\nAma uykusuz, Şükrü Paşa.\n\nEdirne, mabetler mahalli,\nAçlığa mahkumdur ahali,\nYendi; ot, fare, kabuk, çalı...\nHem aç hem susuz, Şükrü Paşa.\n\nPaşa sanki düşmana esir,\nPolitik görüş çok da kısır,\nNeden evde hapis, hala sır? \nYattı sorgusuz, Şükrü Paşa.\n\nMilletinin asker evladı,\nEdirne'nin dilinde yadı,\nÇantasında kefen taşırdı,\nMerhum korkusuz, Şükrü Paşa.\n\nAylarca namusu savundu,\nMillet sevgisiyle avundu,\nTarihe kahramanlık sundu; \nBudur kuşkusuz, Şükrü Paşa...\n\n(İstanbul:14.06.2005)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne'de Bir Güzel",
        "poet": "Mustafa Çetinkaya",
        "poem": "\n\nŞehit Asım'dan bakınca,\nKarşı kaldırımda bir güzel.\nGülümsüyor gözleri,\nGülümsemesi gözlerinden de güzel.\n\nBir yaprakta bir damla su gibi yüreğim,\nO güzele titredi.\nBir bahar dalı gibi uzatınca ellerini,\nYüreğimi aldı gitti,yüreğine kilitledi.\n\nEl ele gezinirken Selimiye'de,\nTunca kıyısında,setlerde,\nYılların hayali olurdu sohbetlerimizde.\nVedalaşırken Kapalı Çarşı'da,\nYeni buluşma saatini belirlerdik aceleyle\nVe güzelim hemen giderdi.\nVe ertesi gün\nEdirne'de bir güzel,\nGözleriyle beni öper öper öperdi.\n\n1977\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Kapısı",
        "poet": "Hüseyin Cayıklı",
        "poem": "\n\ngeliyorum bekle beni edirne kapısı\ndoğmamış çocuklarıma ekmek parasi için yıllar vermeye sana\ngeliyorum\nbekle beni edirne kapısı\nson duraktır karadenizin diğer yakası\nkimliğimi bulursanız \nhükümsüzdür...\nşairin dediği gibi\nağzımda bal gibi bir türkü\nkazanırım çocuklarıma ekmek parası\nbekle beni edirne kapısı\nçıkış için yakma ışıklarını\ngurbettir yinede\nbakma sevindiğime\nama belli olan da bu değilmidir\nbir aşk bittiğinde\nbir yere gidilmezmi\nşimdi hazırlıklar yapılmalı\ndostlarla vedalaşılmalı\nben gidiyorum denmeli...\n\n06,05,2004\nkocaeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Kapı",
        "poet": "Durmuş Ali Yılmaz",
        "poem": "\n\nSen, yücelerin yücesi insanlara sahipsin.\nSen, en yürekli insanlara kabirsin.\nSenin yanında, kahramanlar,\nSen Türklerin gururu Edirne kapı\n\nYanındakilerin hepsi, vatan bekçisi.\nCanlarını feda etmiş, bizler için hepsi.\nİzzet'i Ahmet'i Mehmet'i\nSendedir ey Edirne kapı.\n\nEy! Edirne kapı duy sesimizi,\nOnlara ilet sen, bizim sevgimizi.\nBıraktıkları yerden, devir aldığımızı,\nYakında bizimde, orda olacağımızı\nSakın unutma Edirne kapı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne'de Bir Eski Mezarlık!",
        "poet": "Ali Koç Elegeçmez",
        "poem": "\n\nSanki gelip geçenden bir dua alsın diye\nBu küçük mezarlığı koymuşlar yol dibine \nSonra bir kaç laleyi oyup mermer üstüne\nBenzetmişler burayı bir lale bahçesine! \n\nİşte Remzi Efendi bu bahçede oturur! \nBüyük mermer sarığı kabir taşında durur.\nBahar-yaz-kış demeden bakar durur mehtaba\nYıldızların altında sanki ilahi okur.\n\nKimse bilmez ne vardır kabrinin ötesinde\nSırat'a giden yolun bu kapı girişinde\nAileden hiç kimse görünmez çevresinde\nHafız Remzi Efendi yalnız gibi bahçede\n\nNe zaman baksam ona dünya penceresinden\nEski yazılar sarkar mermer tabut üstünden\nFarkındalar mı bilmem önünden gelip geçen\nGül yüzlü öğrenciler ve telaşlı Edirne'm! \n\nYa da Çamlık Parkı'nda tost yiyen gençliğimle\nÇamların gölgesinde fokurdayan nargilem! ! \nOysa gelip geçene ''merhaba! '  deyip durur \nAli Remzi Efendi kabrinin ötesinden! \n\nBazan bir rüzgar eser mermer kitabelerden! \nBize 'ahh! ' çektirerek unutulmuş günlerden\nVe düşer kaldırıma bir Edirne türküsü\n'Tosyavizade Dr. Rıfat Efendi'nin\n......................................kemençe tellerinden! \n\nMermerden tabutuyla bir başka muhterem zat\nAltı direkli taşın altından sessiz bakar\nBu adsız kahramanın adı yok taşta amma\nMezarından belli ki önemli biri yatar..\n\nSanki nöbet beklerler gece-gündüz burada\nDüz laleli taşlarla bir kaç kavuklu mezar.\nBaşlarının üstünde derviş sarığı gibi\nKalın çam dallarından sarkarken kozalaklar.\n\nNe onlar bilirlerdi ne de bunları yazan\nPelin'ini beklerken Fen Lİsesi yanında\nKim derdi ki arkadaş bir Molla Kasım gibi\nBu muhterem zatlar da yazılacak kağıda.\n...........................&\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Kuşatması",
        "poet": "Murat Duman",
        "poem": "\n\nEdirne Kuşatması\nSaldırdı Bulgarlar serhat boyuna\nSelimiye öksüz gör Şükrü Paşam \nAteşkes emriyle geldin oyuna\nHesabı küf fara sor Şükrü Paşam\n\nDevleti Âliden diledin derman\nBeş ayın sonunda çıkmadı ferman\nTabyalar üstünde dönersin kirmen\nBulgar ordusuna vur Şükrü Paşam\n\nŞeytanla birlikti Bulgar tarafı\nBir şüphe bir kuşku sardı etrafı\nSarstı Edirne’yi valinin gafı \nYoklukla savaşmak zor Şükrü Paşam\n\nArtık rahat uyu kabrinde Paşam\nGülistana döndü yurdunda yaşam\nMustafa kemaller bitmeyen neşem\nÖrnek oldun bize ser Şükrü Paşam\n\nAnıt mezarında gelinlik kızlar\nTabyalar içinde yürekler sızlar\nZiyaretgâhında ağlıyor gözler \nKırmızı gülleri der Şükrü Paşam \n\nFatiha okuyor kabrine gelen\nHayrete düşüyor maziye dalan\nGerçekler ortada  gayrısı yalan\nKoynunda Şehitler sar Şükrü Paşam \n\nYaşayan tarihsin makamın Cennet\nTatlı cana bile etmedin minnet\nKorkundan Bulgarlar getirdi cinnet\nSeni anlamayan kör Şükrü Paşam\n\nMüzeyi kuranlar dilde yad olsun\nBu asil millete aydınlık yolsun\nMurat cemalinde kendini bulsun\nŞimdi gönüllerde yâr Şükrü Paşam\n                                     12.12.2004 EDİRNE\nMurat Duman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Köprüleri",
        "poet": "Mehmet Hanifi Aliosmanoğlu",
        "poem": "\n\nAk beyaz, mavi gözlü güzellerin o yere,\nArda, Tunca, Meriç’in buluştuğu şehire,\n\nBin türlü güzelliği mevlam ihsan eylemiş,\nAyyıldız gölgesine onu vatan eylemiş.\n\nİlk önce uzaklardan Selimiye gözükür,\nDört minare her yandan iki diye gözükür.\n\nŞehrin en yücesinde o muhteşem abide,\nTürk’ün gururu olmuş,devleşiyor gitgide.\n\nYücelirken gökkubbe onun ihtişamında,\nBir ulvi haz duyulur, Edirne akşamında.\n\nİncecik minareler çıkmış, semayı delmiş,\nAsumanın gönlüne sevgi diye yükselmiş.\n\nSerhaddimde ruh bulan bir Sinan ustalığı,\nBu muazzam eser ki, yaşatıyor o çağı.\n\nO büyük usta burda taşlara bir can vermiş,\nGülleleri laleleri getirip taşa sermiş.\n\nDua eder gibidir minberde bir ters lale,\nTevazu diler sanki gökte altın hilale.\n\nDuyuyorken ruhunda o darüssaltanayı, \nHak eylemiş hakkıyla bir payitaht olmayı.\n\nBir hasret yeli eser, Rumeli’nden, Balkan’dan,\nBir kızıl laledir su, gün batımı al kandan...\n\nGurbet kuşları en son bu yerlerde eğlenir,\nBu toprakta aşk, hasret türküleri söylenir.\n\nBalkan; ne kara bahtlı, biçare sevdalılar,\nVaslına erememiş yüzbince sevdalı var.\n\nMübarek şühedanın yattığı bu yerde ben,\nOlmamış emellerin battığı bu yerde ben.\n\nMeriç’in sularında türkü oldum çağladım,\nTürk’ün kara bahtına türkü yaktım ağladım.\n\nYurdun dört bir yanından yirmi bin taze fidan,\nVatan vatan diyerek,vermişler burada can.\n\nGördüm Sarayiçi’nde bir devrin battığını,\nAğaç kabuğu yeyip destan yarattığını.\n\nBalkandan esen rüzgar hep bir hüzün burada,\nDuyduk en acısını ömrümüzün burada.\n\nÜç yüz bin şehit yatar, Rumeli’nde, Balkan’da,\nEserken rüzgar hala, ah! Duyulur her yanda.\n\nO destan bu toprakta Kırkpınar’a güç verir,\nGönülden inanana gücünü ödünç verir.\n\nDün Ozan Orpheus’un Eurydike’ye aşkı; \nSaklı durur ruhunda, Meriç’teki o coşku.\n\nHer seher derinlerden duyulur lirin sesi,\nBir içli şarkı olmuş, suya şiirin sesi.\n\nMeriç’in sularından Ege’ye akar o sır,\nRengarenk yakamozlar, aşk olur, suda yansır.\n\nDalmış idim, uyandım bir hüzünlü ney ile,\nSultan Beyazıt Han’ın Neva’dan peşreviyle.\n\nMecnunu mesut eden Darüşşifa’yı duydum,\nRuhun sakinliğinde suyu ve neyi duydum.\n\nOsmanlı’nın kalbinin attığı yer burası, \nHer sultandan geriye, yaşar bin hatırası.\n\nCamiler, bedestenler, kervansaraylar, hanlar,\nVatan sihrine kanmış aşkla yaşayan canlar.\n\nTunca, Meriç üstüne kurulu taş köprüler,\nTürkülerin bağrına vurulu taş köprüler.\n\n“Edirne köprüsü taştan,\nSen çıkardın beni baştan.\nAnadan, yardan, kardaştan \nVirolaydın virolaydın ne olur benim olaydın”\n\nKaraağaç’ta tarih yazarken dişbudaklar,\nŞahittir bu yazgıya dev çınarlar,kavaklar.\n\nİstasyon’da Lozan’ı yad ettik İnönü’yle,\nÖrtüşüyor anılar, İnönü’nün ünüyle.\n\nEdirne’de güzellik bir başka havadandır,\nRodop’dan kopup gelen hasret yüklü sudandır.\n\nOndan ki  hüzün kokar, serhaddimin son şehri,\nKucaklıyor bağrında o burada üç nehri.\n\nAkan gözyaşlarıdır Arda, Tunca, Meriç’in,\nEdirne köprüleri sevdadır bizim için.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Muradiye Camii!",
        "poet": "Ali Koç Elegeçmez",
        "poem": "\n\nÖykümüzün tarihi; 1426\nGerisini şimdilik edelim hasır altı! \n…\nİstanbul hayaliyle yaşarken Sultan  Murat\nRüyasında demiş ki Mevlana; \n…………………..”Bir mescit yap! ” ………-1-\n-İçinde mevleviler dönsünler, gece gündüz\nDesinler tüm küffara “işte bu, felsefemiz! ”\n\nAtlayıp kır atına dolaşmış sultanımız\n\"Tam burda olsun! \" demiş \n................................mevlevi dergahımız\nAma, kavga edince dergahtaki erenler\nBir camiye çevirmiş  dergahı, Murat'ımız....\n\nBir başka söylenti de; \n..............................Sultan, çıkmış tepeye \nBakmış ki rüya gibi bu tepeden Edirne \nTunca -Meriç akarken söğütlerin altından \nII.Sultan Murat kükremiş kır atından\n…….\nBuyurmuş; \n“Baksanıza, ne mahzun akar Meriç\nDemek ki külliyesiz, minaresiz toprak,.. hiç.! ..”\nYaradan, nehirlerle bezemiş  bu beldeyi\nMutlaka  kültür kenti yapmalı Edirne’yi. \n\nSularda titreşmeli, caminin kubbeleri   \nBurda bırakmalıyız en güzel hediyeyi\nDonatmalı her yeri büyük külliyelerle \nSemayı süslemeli cami minareleri\n\nÇağırtıp, adı meçhul mimarını katına\nBuyurmuş  kılıç gibi, mimarın suratına! : \n\n-İsterem bir cami yap, benzesin şu tahtıma! \nYakışsın Osmanlı'nın ve ceddimim şanına\nDers alsın oğlum Mehmet görünce çinileri\nYaptırsın buralara en iyi camileri! \n\nKaftanını okşarken Sarayiçi yelleri\nBeklemiş hep sabırla  bitsin diye camii.\nMihrabını süsletmiş masmavi çinilerle\nŞadırvan da koydurmuş avlusuna bir tane\n\nTüylerini yıkarken burada güvercinler\nDuvarları süslemiş çiçek çiçek çiniler\nMest olmuş çinilere, camiyi yapan eller \nKoşmuşlar görmek için bu camiyi şairler\n\nElbette Sultan Murat, bu iş bitti dememiş \n'Darülhadis' denilen camii de bitirtmiş\nSaray avlusu gibi gül kokan bu camiye\nÜç tane şerefeli camiyi de ekletmiş \n\nKapısı meşhur olan bu sonuncu camiyle \nEdirne, tarih kokan dar-ül nasr'a benzemiş \nGönüller birbirine aşkla bağlansın diye\nMimar'a, on kemerli bir de köprü diktirtmiş.\n\nArda,Tunca ve Meriç sularken Edirne’yi \n“Ver! “ demişler toprağa, en güzel laleleri\nBu millet hak ediyor bu güzel beldeleri\nSultan Murat, kutsal kent yapacak Edirne’yi! \n\nGerçekten, nehirlerin kehaneti yol bulmuş\nEdirne Rumeli'de doksan yıl başkent olmuş..\nYaklaşık yüz yıl sonra, görünce bu beldeyi\nLalelerle süslemiş Sinan, Selimiye’yi\n….\nArda,Tunca ve Meriç bu yüzden kıvrık akar \nAkarken camilere boynun çevirip bakar\nKiminin eteğini  ıslatarak aksa da \nOnlara yükseklerden iki cami göz kırpar\n\nBiri sultan Murat’tan çinili Muradiye\nBir de Mimar Sinan’dan, şahane Selimiye! \n\nMutludur altı asır bu camiyle Edirne\nMutludur Edirne’ye bakarken Muradiye! \n…. …………..*………\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne'nin Ardı Bayler",
        "poet": "İhsan Köycü",
        "poem": "\n\nEdirne'nin ardı bayler\nMeriç akar sular çağlar\nEşinden ayrılan ağlar (yanar) \n\nAy oldu mu mori Dakilom duyuldu(n)  mu\nHacıoğlu Mestan gibi vuruldu(n)  mu\n\nEdirne köprüsü taştan\nSen çıkardın beni baştan\nAyırdılar beş kardaştan\n\nAy oldu mu mori Dakilom duyuldu(n)  mu\nHacıoğlu Mestan gibi vuruldu(n)  mu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Ötesine Bir Bilet",
        "poet": "Ahmet Ağdere",
        "poem": "\n\nBoğulmadım bulancak deresinin sularında, \nAktım gittim; Marmara'ya istikamet...\nDikenmiş, taşmış an geldi oldu palavra, \nEdirne ötesine de ayır dost bir bilet!\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Edirne Ne Edirne",
        "poet": "Nazır Çiftçi",
        "poem": "\n\nAkalar, Traklar; Meriç, Tuna’da\nBüyük İskender’de Makedonya’da\nAvarlar gelir, Bulgarlar kuşatır,\nDayanır Edirne cesur Edirne.\n\nPeçenekler, Bizanslılar, Latinler\nHaçlılar yaktı yıktı yenildiler.\n“ Edirne Vakası “ ile yendiler,\nDayanır Edirne cesur Edirne.\n\nRuslar, Yunanlılar işgal ettiler,\nDayandı Edirne, pişman ettiler,\nLozan’da bozulup geri gittiler,\nDayanır Edirne cesur Edirne.\n\nErgene Havzası, Istranca dağı,\nSaros körfezi, cömertlerin ağı\nKoru dağları sevgilinin bağı,\nDayanır Edirne cesur Edirne..\n\nVatan sınırı, sofrası meydanda\nBir ucu Bulgar’da biri Yunan’da,\nİnsanı cömert, kahraman insan da\nDayanır Edirne cesur Edirne.\n\nMeriç ırmağı, Arda, Tunca suyu\nErgene çayı dostluğun sarayı,\nSaray içinde Kırkpınar halayı,\nDayanır Edirne cesur Edirne.\n\nTrakya’nın toprağı bolluk Medine,\nYürü yürü yeşillik cennetine,\nHayranım suyolu söğütlerine,\nDayanır Edirne cesur Edirne.\n\nHer ırmağı hayat suyu şarabım,\nAbdest aldım,  mescidiyle mihrabım,\nSevgili yar Edirne secde gâhım,\nEzanı, camisi başka Edirne..\n\nÜç koldan gümbür gümbür su akar,\nHer bir mevsimiyse güzel İlkbahar,\nKöprüyü geçersin sular karşılar,\nDayanır Edirne cesur Edirne.\n\nSen, bir serhat şehrim sevgisin diye,\nTüm canlar el ele Selimiye’de,\nAvrupa diz çöker, Edirne diye\nDayanır Edirne cesur Edirne.\n\nGelseydim yerine yüzüm sürerdim,\nToprağa hizmeti ben de ederdim,\nSevgimden ağlardım, hem de gülerdim,\nDayanır Edirne cesur Edirne.\n\nÖyle bir sevgi burnumda tüten Şehir,\nÜç koldan akıyor üç koldan nehir,\nTrakya toprağımda sevdalı sihir,\nDayanır Edirne cesur Edirne.\n\nBir gönül Şehrim, abidem Edirne\nDoğu d’Ardahan, Batı’da Edirne,\nDestanlaşan ihtişam ne Edirne\nDayanır Edirne cesur Edirne! \n\nSevdana tutuldum, güzeller gelir,\nÖlümsüz bir Şehir herkeste bilir,\nNazır’ım Selimiye’den ses verir,\nDayanır Edirne cesur Edirne.\n\n08.06.2010  //  Ankara\nNazır Çiftçi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Şiirleri 1:  Erdemin Kahvesi",
        "poet": "Erdal Ceyhan",
        "poem": "\n\nAtatürk’de burada oturmuştu,\nMeriç’e bakıp, iki kadeh içerken\nSelanik’i düşünmüştü.\n\nSelanikte bir taş kule\nDenize bakar\nGünün birinde\nKulenin dibinde \nAtatürk Atatürk olmamış daha\nHala Mustafa\nSokaklarında dolaşır,\nBir büyük düşünür.\n\nAsker olacak,\nBüyük bir subay\nResneli Niyazi  dağa\nÇıkmamış daha.\nDaha neler neler \nAklından geçer..\n\nOysa İsmet Lozan’da şimdi\nKanlar içinde elleri\nGölün kıyısındaki otelde\nYunmak ister,temizlenmek\nİnönü’nün, Sakarya’nın kanlarından\n\nO günleri bilen bilir.\n\nİki ateş arasındasın\nKaçarsan vurulursun\nKoşarsan vurulur\nAlnından al kanlar içinde\n\nİşte o kanlar\nİşte o kanların hesabı\nBu gün burada görülür.\n\nAtatürk Edirne’de\nMeriç’in kıyısında\nErdem’in kahvesinde\nMeriç’e eğilir\n\nVe içi burkulur.\n\nİsmet orada,\nLozan’da,şimdi\nNe kadar yalnızdır.\nOysa tartışmak var,\nKavga etmek var\nPazarlık var.\nİngiliz’ın,Fransız’ın\nİtalya’nın ortasında\nBir küçücük cin pilici\nİnönü rahat durur mu\nKafası kızdığında\nLaf ağzında durur mu? \nFırlatır atar, dosta düşmana,\n“Biz galibiz..”der,\nGalibiz biz..” Siz yenildiniz.\nAtatürk benden bir yanıt bekler\nKara ağaçlar altında\nMor menekşeler\nLozan sokakları\nCin pilicinin sözleriyle, inler..\n\nAtatürk izler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Şehrengizi",
        "poet": "Hayrullah Gürdağ",
        "poem": "\n\nsenin endamından almış boyunu dört minaresi selimiyenin\nkalkıp da kayseriden mimar sinanın\nsenin yüzünden çizmeye  gelmiş resmini güzelliğin\n\nher dilbere sensin ayna her güzel senden süslenir\nhayat senden ışkın herkese, cemalinden alınır her cilve\ney zekatını verdikçe artan güzellik\ngüzel olunca sen ne güzel kalıyor edirnede? \n\ngözler yolunu kulların her gece gezer uşağın içinde avare\ngöğe bakar ne yıldız ne mehtap\nsen yoksun yerde edirne mi kalır evrende\n\ntunca ile meriçten geçip de girersen karaağaçların yoluna\ngüzellik geçitinde alkışa hazır yeşil gömlekli söğütler cevizler\nbir de beklemekten seni edirnede yaşını başını almış çınarlar\n\nkışlar getirir sana gelinliği türkü çağırarak ıslık çalarak\nbir an gitmek istersen içimden düşer gözden edirne\nmatem öldürür sevenleri olur her şey birden cenaze\nbulanık akması bundandır belki de bu zamanda tunca ile mericin\n\nkırk pınarın kırkı da seni kandırmak için\nher pehlivan senin için çıkar meydane\nhan hamam ali paşa eski cami\nyıldırım selimiye üç şerefe\nhep seni beklemekten tarihi\nsana bakan iki küçük çocuktur hep\neski camiden sana bakan çifte minare\nkubbelerin gözleri kamaşmış senin yüzünden\nzira kör ediyor güzelliğin gözleri\n\nsavundu güzelliğini şükrü paşa düşmandan\nsen de bir vefa gösterip taç ettin onu başına\ngüzelliğine şehit düştü diye on iki yiğide\nbağışladın cennet sinenden gülistanı\n\nedirne ey şuhu gani hüsnistan kapısı\nsöyle anahtarın kimde?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Şiirleri 2.  Karaağaç Yolları\t",
        "poet": "Erdal Ceyhan",
        "poem": "\n\nYunanlılar bu yoldan gelmişlerdi\nBu yoldan gittiler\nÖnce  galiptiler\nSonra  bittiler.\n\nHer şeylerini  yitirdiler\nGeneral, ordu,  eş dost\nİnsanları inim inim\nİnlettikten sonra\nEvlat,koca,para, pul\nHepsini bırakıp kaçtılar.\n\nKara ağaç yolları\nBir ulu yoldur\nHer iki yanında \nAnıt ağaçlar,ak kavaklar\nKara ve ak günlere şahit oldular…\n\nZaman Çanakkale zaferi sonrası\nAtatürk atının üzerinde\nTeslim alınan Edirne\nİstasyonuna geliyor\nEnver Bey’le araları henüz bozuk değil,\nBir gizli çekişme var ama\nEdirne’yi kim Bulgar’dan alacak\nYarış bu..\nEdirneli Atatürk’ü\nBağrına çoktan basmış bile\nÇanakkale’nin büyük kumandanı\nEnver’se  yine geç kalacak…\n\nKaraağaç yolları\nArnavut kaldırımı\nDün öyleydi bugün de öyle\nKara ağaçların her biri\nDüşmana ölüm tuzağı\n(Dün öyleydi,\nbugün de öyle)\n\nTurist kafileleri gelir geçer\nHer bir ağacın bir tarihi var\nBilmezler,\nKimi gazi\nKimi şehit.\n\nKaraağaçlar altında\nBir mezarlık\nŞehitlere selam\nGazilere hörmet\nBuradan ne askerler geçti..\nFütüvvet erleri..\nEflak’a,Bogdan’a,Mohaç’a\nCeplerinde leblebi, şeker.\nGöğüslerinde kuran\nGitti de  dönmediler…\n\nKaraağaçlar tümünü bekler\nGaziantep’den Ökkeş’i\nMalatya’dan İlyas’ı\nSivas’dan Ali’yi\nGitti de gelmediler\nKaraağaçlar her şeye şahit\nÇünkü buradan geçtiler\nBütün o cenge gidenler\nKimisi gazi oldu, kimisi şehit\nBuna bütün erenler şahit\n\nŞimdi derler ki,\n“Bunları artık unut..”\nYavaş yavaş yürürken\nKaraağaçların altında\nİşte aklıma geldi\nYaşadığımız günlerden\nGeçmişe tarih düşürdüm.\n\n       (Edirne,Meriç Kıyısı,2002)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Şiirleri 3 :   Acı Günler (21.aralık.1930)",
        "poet": "Erdal Ceyhan",
        "poem": "\n\nAtatürk Edirne’de\nOysa her şey ne kadar da güzeldi\nOkulları dolaşmıştı\nÖğretmen okulunu,\nİmtihan etmişti\nGenç öğretmenleri,\nLiseyi,\nSelimiye’yi gezmişti.\n\nSelimiye’nin bakıcısına para vermişti..\n\nNe güzel bir geziydi.\nEnver, Niyazi Bey’ler\nHep geride kalmıştı..\nGerçekten, nerede şimdi onlar,\nOrta Asya’da,düşler  içinde\nKayboldular..\n\nVe ertesi günü\nNe olduysa oldu\nMenemen’den Kubilay’ın sesi duyuldu.\nO gece feryat figan uyandı Atatürk\nYatağında kalktı doğruldu\nVatanın da bir kötülük olmuştu\nBunu hissetti, duydu.\n\nTaa Menemen’den Kubilay’ın sesini \nHışım gibi atladı arabasına Edirne’den İstanbul’a\nOradan Ankara’ya..\n\n'Bütün gericilerin kafası kopartılacaktır'\nBütün gericiler,yobazlar\nMedeniyet dışı caniler \nBelasını bulacaktır.\n\nOysa Edirne\nNe güzel de ağırlamıştı Atatürk’ünü\nEski dostunu\nEski büyüğünü.\n\nYine  Meriç'in kıyısında\nErdem’in kahvesi’nde oturmuş,\nKahvesini içip\nSelanik’i düşünmüştü.\n\nKaraağaç'ın ötesinde Mora\nBu tarafta Burgaz, Sofya\nŞimdi hepsi dağların ardında\nEdirne kurtulmuş, ona bak..\nKara ağaçların altı artık özgür,\nDemişti.\n\nKör talih,\nİşe bak,\nDışarıda bir düşman,\nİçerde bin düşman\nİki yılan\nBirisinin kafasını kopardık\nİkincisi kaçtı deliğe..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne  Şiirleri  5  :  Tonguç Baba  (1897-1960)",
        "poet": "Erdal Ceyhan",
        "poem": "\n\nKöylerde, koyaklarda\nİnce çocuklar yaşarlardı,\nBaşı kabak, ayağı yalın\nOkuma yazma hak getire.\n\nTonguç baba şaşardı.\n\nİnce kızlar, sarı benizli gelinler\nElifi görse mertek sanır\nDünyasını bilmez, adam görse şaşırır\nBaşını toprağa eğer\nKent nerede bilmez.\n\nTonguç Baba çalışkandı\n\nTopladı en akıllılarını\nEğitmen Kurslarına 1936’da\nKıyafetler düzdü her birisine\nOkuttu adam etti\n27 bin öğrenci yetiştirdi\n21 Köy Enstitüsünde\nÖğretmen yaptı, eğitmen yaptı,ebe yaptı.\n\nOnlar Tonguç’ u bir baba bildi\nKöydeki çocuklar da onları,\nPıtarak gibi çoğaldılar bozkırda\nNice Başaranlar, Apaydınlar,Makallar yetişti.\n\nYurdum okudu,gördü dünyayı\nİsmail Hakkı Tonguç’un ışığından\nAnadolu aydınlandı.\n\nŞimdi yazılsın kabrine vatan mahzun\nTonguç mahzun,\nKöy Enstitüleri yok bugün\nNice üniversiteler var da.\n\n(Edirne,T.Ü.İsmail Hakkı Tonguç Yerleşkesi,2001)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Şiirleri - Bayrak ' Taki Kan...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nBilginler ve uzmanlar, uyarıyor durmadan,\nYeryüzünün suları, yok olmasın dünyadan,\nGörmüş bu günleri de, uyarmış beyazları,\nİki asır öncesi ' Kızıl derili Adam '.\n\nGala varken yanında, topraklarımız ıslak,\nAma kuruyunca göl, bir Cehennem olacak,\nVe Kıyamet kopacak, şaşkın ördek canlılar,\nPancarlar çürüyecek, ay çiçekler solacak...\n\nEy Okur! ... Bilirsin ki; bu Topraklar Kutsal ' dır,\nGazi ve Şehidiyle, vaz geçilmez Vatan ' dır,\nGeleceğini üstlen, uyuyanı uyandır,\nSana soyluluk veren; Bayrağın ' daki Kan ' dır! ...\n\nNevzat Bilgiç\nEdirne Şiirleri\nKitabımdan.\n\nBayrağın ' daki Kan ' dır! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Şiirleri - Atatürk Edirne 'de (1)  -Trablusgarb Yorgunları...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\n' Kurmay binbaşı Mustafa Kemal. ' 21 Temmuz 1913\n\nYirmibir Temmuz Bindokuzyüz onüç,\nİki Trablusgarp yorgunu, \nBu dizelerde o günleri; \nAnlatması bile öylesine güç! ...\nHenüz dinlenemeden daha, \nKurtarıcı olarak geldiler,\nAcı içindeki  yaralı Trakya ' ya.\n\nBir gece baktılar gökyüzünde aya; \nYıldız ' la birbirine çok yakın.\n' Bayrağı yansıtan bu manzara '\nSanki diyordu ' Yarın Edirne ' ye akın! ...'\n.\n\n\n..\nYarbay Enver ve \nKurmay Binbaşı Mustafa Kemal,\nAlkışlar arasında, girdiler Edirne ' ye...\n...\nNe yazık bu Kurtuluş coşkusunu,\nAcılar içinde izledi Enver ve Kemal.\nBalkan Savaşı yenilgisi,\nVe elden çıkışı Selaniğin,\nHaram etmişti uykusunu... \n\nBu duygular, içini sızlatıyordu, durmadan,\nAma O; ' Bir yaman adam! ...'\nHalkın gözünde; ' Onurlu bir Kahraman! ...'\nYıllar geçse de şimdi aradan,\nAnıları seslenir, Meriç ' teki sulardan.\n...\nHacılar Ezanı yöresinde,\nHer gece, beyaz bir soylu atın üzerinde,\nYükselir düşlerde, bir Aziz Kahraman! ...\nNe yaman! ... Vay anam! ...Ne yaman! ...\n\nNevzat Bilgiç\nEdirneye Şiirler \nisimli kitabımdan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Şiirleri - Belde Kılıç İmam   ' Eskicami'",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nGönüllerde bir özlem, \nAkıncılar... Sevecen,\nYedikleri üzümün,\nBedelini ivecen,\nKütük diplerine,\nBağ içinde terk eden...\n\n...\n\nEdirne ' ye gelip de,\nCuma Eski Cami 'de,\nGörmedinse çok yazık,\nBelde Kılıç İmam ' ı,\n\nHutbe ' deki  bu ortam,\nAkıncılardan anı,\nİmam simgelemekte,\nO günkü Komutan ' ı...\n...\nO günkü Komutan ' ı...\n\nNevzat Bilgiç\nEdirne Şiirleri\nKitabımdan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Şiirleri - Edirne-Tunca Acıları...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nŞu yaşantım boyunca, çektiğim acılar bunca, \nHep sorarım kendime; hoşuma mı gidiyor ne? \nAcılar diye size, yazdığım bir kaç dizeme,\nKaynak oldu sonunda, şu Serhad kenti Edirne! \n\nÖfkelendi ansızın ve söylendi bana Tunca,\nDedi; ' Ne sızlanırsın? ... Ne ağlarsın be çimende! ...\nSen acılar görmedin, yüreğin yanar duyunca,\nNe acılar var bende, ah! ....Hem de Tarih boyunca....'\n\nHem de Tarih boyunca...\n\nNevzat Bilgiç \nEdirneye Şiirler\nKitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Şiirleri - Bir Ulu Kubbe - Kutsal Şehir...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nBir Ulu Kubbe ve dört minare,\nDendi mi akla gelir Edirne,\nBe Ozan! … Neden suskun kalemin? \n' Dizeler eğilmiş bak! ... Önlerinde Seccade.... '\n\nİşte sedef kakmalı, oyma güzel bir kapı,\nSanki esmer gerdanda; fildişinden bir takı,\nKilidi dahi kutsal, yazılarla süslenmiş,\nBesmelesi kendinden, Rab ' den ödül bu yapı....\n\nGir içeri sessizce, şöyle bir bak çevrene,\nAyetler sıralanır, tutulan o diline,\nŞaşkın şaşkın bakarken, sorar o gözlerin sana,\nBöyle güzel bir Anıt, gelmiş mi hiç evrene? ... \n\nMüezzinler Mahfeli, altında bir şadırvan,\nTers Lâleyi görenler, geçer mi hiç anmadan; \nÖyküdeki Kadını... Kubbedeki Ayetler; \nGöklerden ağıp ağıp, sinelere dolmadan...\n\nHünkâr Mahfeli duvar: üzeri bin bir hüner,\nHayran bakan gözlerim, birden geçmişe gider,\nÇağların ötesinden, geldiğime bu kökten,\nHamd ederim Rabbime, gözümden yaşlar iner....\n\nEdirne Selimiye, Külliye ‘ de Arasta,\nŞehîdler anısına, bugün gönüller yasta,\nAma; Ayyıldız sarmış, baştanbaşa Çarşı ' yı,\nYastan kurtul Çocuğum, bir Bayrak da sen as da! ......\n\nEdirne Eski Cami, Çok ünlüdür yazısı,\nKimi Allah ' ı anar, övgü sunar bazısı,\nBu sevgi ortamından, binlerce insan geçer,\nDilerim sacidlerin, kara olmaz yazgısı... \n\nSanki kırgınmış gibi, sandım Üç Şerefeli,\nDört minare değişik, ama hepsi dengeli,\nBurdan geçmiş Tuna ' ya, ' Suya seccade salanlar '\nBaktım harcında durur, halâ Dedemin eli....\n\nNevzat Bilgiç\nEdirne Şiirleri\nKitabımdan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Şiirleri - Edirne Kırmızısı",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nTüm Evrende tanınmış,\nEdirne kırmızısı,\n\nSeccadeye gül olmuş,\nMutfaklara da elma...\n\nAlın teri - göz  nuru,\nYamak ve Ustası ' na...\n\nO gül bahçelerinde,\nTesbihini yitirmiş,\nNice ünlü derviş...\n\nVe halâ Alişi aramakta,\nTuna boyunda Zeliş! ...\n...\n\nTuna boyunda Zeliş! ...\n\nNevzat Bilgiç \nEdirneye Şiirler\nKitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Şiirleri - Edirne'de Bin Çeşme...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nEdirne ' de bin çeşme,\n...\nHamidiye caddesi,\nKaleiçi...\nKartlara konu olmuş. \nKırkpınar Sarayiçi; \nTutuklu nice Ata, \nHüzünle yatar Orada...\n...\nYüreğimi deşme! ...\n...\nGazi Mihal köprüsü,\nKimine göre güvenli bir geçit,\nKimine göre; \nAcıların törpüsü...\nYörede duyulmakta,\nŞafakla beraber,\nArda ' lı Yusuf ' un \nDillere destan türküsü.\n...\nYaralı şimdi  yaralı,\nGazi Mihâl Köprüsü...\n\nGazi Mihâl Köprüsü...\n\nNevzat Bilgiç\nEdirneye Şiirler\nKitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Şiirleri - Eğmiş Zeytin Ağacı...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nSazlıdere üstünden, bir bakarsan denize,\nSuya yansımış sanki, Afrodit ' in o tacı,\nMeriç ' ten ötelere, barışı sunmak için,\nO körpecik bedeni, eğmiş zeytin ağacı...\n\n...\n\nDeğişik yapısıyla, Karaağaç limanı,\nAğaç gövdeleriyle şaşırtıyor insanı.\nSevda yanığı mısın, bir sabah buraya gel,\nGün batmadan o akşam, unutursun tasanı.\n\n...\n\nSevenine bir Cennet, yosunların kokusu,\nCanlılara bir yaşam, Sazlı liman ' daki su...\nDertli misin, sayrı mı, Otacı mı gerekli? ...\nHastalara bir şifa, Korudağ ' ın korusu.\n\nKorudağ ‘ın korusu...\n\nNevzat Bilgiç\nEdirne Şiirleri\nKitabımdan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Şiirleri - Gördün Mü Hatice'yi? ...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nArda kıyılarında, \nSinesi taş, gözünde yaş,\nYusuf ' unu ararken,\nGördün mü Hatice ' yi? \nDeryalara sordun mu,\nÇözmüş mü bilmeceyi? \n...\nOzan ' ın kaleminde,\nBin anlamlı Edirne! ...\nBir kez girmiş oldun,\nAcılı Yüreğime,\nKazıdım seni  iyi bil! ...\nYıllanmış belleğime...\n...\nYok Rumeli kızları,\nVe yiğitlerin sesi,\nYalnızlığı yaşıyor,\nHacı Adil Bey Çeşmesi...\nArada araç yıkar,\nDuraktaki taksici,\nBu nedenle Çeşme ' nin,\nİki gözü iki çeşme! ...\nVe yaralı sinesi...\n\nVe yaralı sinesi...\n\nNevzat Bilgiç\nEdirneye Şiirler\nKitabımdan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Şiirleri - Kale, Saray Ve Diğer Yapılara Beyitler...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nEdirne Sarayı ' nda, geç ' Babu'ssaade ' den,\nCihannuma ' ya var sen, bir gün güneş doğarken...\n\nGönlüm hep özlem duyar, Osmanlı ' nın asrına,\nKonmuş öter bülbüller, Cihannuma Kasrı ' na..\n\nEdirne Sarayı ' nda,  taşdan dağ, su maksemi,\nGünün su sorununa, ağlasam mı gülsem mi? ...\n\nAdalet Kasrı ' na çık, yukardan bak Tunca 'ya,\nSen ataletine ağla, eller giderken aya...\n\nMatbah - u Âmire ' den, binlerce yoksul doymuş,\nÇağımız oy peşinde, Ata Kur'an ' a uymuş...\n\nYalnızları oynuyor, Kum Kasrı ' nın Hamamı,\nNe olur kalsa idi, eserlerin tamamı...\n\nElden gelmez hiçbir şey, zaman sanki bir küskü,\nNeyse ki kurtarılmış, Sarayiçi Av Köşkü...\n\nNevzat Bilgiç\nEdirneye Şiirler\nKitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Şiirleri - Karaağaç İstasyonu ve Musevikızı",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nSaraçlar'dan Karaağaç,\nHaydi,düşün peşime! ...\n\nMimar Kemalettin yapısı,\nKaraağaç İstasyon binası,\nLise ' de okumuş her gencin,\nCanlanır Mektep hatırası...\nDevinir birden Kara tren,\nMendiller sallanır, gözyaşları içinde,\nŞimdi yalnızdır Peron ' da\nGiden gencin, yanık sevdalısı...\n...\nBakındı şu işe! ...\n\nKolkolaydı Hocalar, \nPapazlar, Hahamlar,\nBu günlerde halâ o çağın,\nHoşgörüsü'nü anar.\nEdirne 'de Sinagog - Havra; \nMusevîler niyazda,\nCömert mi cömert Musevî Kızı,\nElinde süpürge, gönlü hovarda,\nDelikanlı şaşkın, yüreğinde o sızı...\n...\nBakındı şu işe! ...\nBakındı şu işe! ...\n\nNevzat Bilgiç\nEdirneye Şiirler\nKitabımdan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Şiirleri - İlle De Roman Olsun! ... Hıdrellez'de Bin Güzel...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nTunca kıyısı... Romanlar,\nEdirne ' nin süsü Onlar.\nHiç olmadan Romanlar,\nİzlenir mi oyunlar? \n\nÇalsın zurnayı zurnacı,\nDavulcu davulu vursun,\nBizim yörede şölen var,\nYedi mahalle duysun...\n\nKırmızı siyah  giysi,\nYaratan Ona vermiş,\nKıvraklığı ve sesi,\nVar mı ondan iyisi? ,,,\n\nYalnız bir dileği var,\nUmudu Onu bulsun,\nVe ekliyor ardından; \n' İlle de Roman olsun! '\n\n' İlle de Roman olsun! '\n\nNevzat Bilgiç\nEdirneye Şiirler \nKitabımdan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Şiirleri - Köprüler (1)   Edirne Ve Mostar",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nEdirne Serhad şehri, Köprüler Kenti denir,\nYedi köprü üstünde, halâ çağa direnir,\nTavuk Ormanı yanı, Saray Köprüsü adı,\n ' Yapım korunsun ' diye, sanki bize seslenir... \n\nEvliya Çelebi der; ' El geçdi bu Köprü'den,\nBiz de geçeriz Şahım, bu Kudret Kemeri'nden '...\n(Verin benim Köprümü, neden yıktınız O'nu)\nDiye Mostar seslenir, tarihin derininden....\n\nMostar Kemer Örgüsü, Mimar Hayrettin işi,\nParıldarken göklerde, sanki Balkan Güneşi,\nOrdum geçer üstünden, Sancakların altında,\nİzlerken gözü yaşlı, duygulanır Er kişi...\n\nNevzat Bilgiç\nEdirneye Şiirler\nKitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Şiirleri - Selimiye'ye Beyitler",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nMeriç kıyısında dur, Tarihe bir halı ser,\nO yönden sana doğru, İnanç Rüzgârı eser...\n\nSeçilir o deryadan, bakarsan ileri,\nKentin inanç denizi, Selimiye Camii...\n\nDört minare bir Kubbe, Sultan Selim hamisi,\nTürk ' e bir armağandır, Selimiye Camisi...\n\nNerden bakarsan bak, görünür Selimiye,\nBir mühür ki kazınmaz, simgedir Edirne ' ye... \n\nKâbe ' den sonra gelir, Selimiye yapısı,\nBinlerce mülke bedel,  işlenmiş Taç Kapısı...\n\nCaminin kapısından, yoksul varsıl elele,\nGeçtiler birer birer,  varmak için secdeye,\n\nSelimiye ' den baktım, şurda İzmir, orda Van,\nNice Paşalar gördü, avlu içi şadırvan...\n\nSoluk alıp veriyor, çevrede her kalıntı,\nBilseniz neler söyler, Taç Kapısı ' nda ayrıntı...\n\nPahalıya mal olmuş, nakkaşın dalgınlığı,\nAyetler ' e yer olmuş, pencere alınlığı...\n\nNevzat Bilgiç\nEdirneye Şiirler\nKitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Şiirleri - Ne Olacak Onca Minare? ...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\n' Bir Belde ' i Tayyibe...'\nKi o Şehr ' i Edrine …'\nNe acılar görmüş bu güzel,\nBarınak olmuş, her defasında,\nBinlerce göçmene...\nHalâ gözleri var Yaban ' ın,\nGözleri çıkasıca...\nSorun da yanıt versinler; \nNe olacak onca Minare! ...\nHiçbir kılıfa sığmaz, \nAlıp da kaçan mı? ...  Yok öyle! ...\nArtık anlasın dost düşman,\nO bizimdir kime ne? ...\nAh Edirne! ... Edirne! ...\n...\nHarman olmuş bu yerde,\nGül ve Lâle.\nDevadır her derde, \nSaray Bahçeleri,\nÜnüne ün katar,\nOnun geçmişinde,\nO Kutsal belde,\nYüreğimde Edirne! ...\nO ' nu bir de sen,\nEvliya Çelebi ' den \nOkuyup, dinlesene! ... \n...\nOkuyup, dinlesene! ...\n\nNevzat Bilgiç\nEdirneye Şiirler\nKitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Şiirleri - Sonbahar Ateşi ...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nAh... Meriç köprüsünde, tek başına bir adam,\nBir Sonbahar ateşi, bağrında yanıp duran,\nEğilmiş öyle dalgın, bakarken akan suya,\nSanki anılar geçer, o kemerler altından,\n\nAh... Akma Arda akma! ...  Sevdam yüzer sularda,\nGençliğimi ararım, arasıra dalar da...\n...\nSalt o yıllarda değil, asırlardan bu yana,\nAtalar at sulamış,  Balkanlar ' da Tuna ' da\n\nTam dört kez işgal görmüş, şu Çileli Edirne ' m,\nBu yüzden gözüm yaşlı, yaralıdır hep sinem,\nKırkpınar Ermeydanı, çevresinde gür Tunca,\nÇağlasın dursun böyle, hep yüzyıllar boyunca...\n\nNevzat  Bilgiç\nEdirneye Şiirler\nKitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Şiirleri - Ya Kısmet Elde Kısbet! ...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nGeçti o kış ayları, bak yeşillendi Kırkpınar, \nKanat çırpar tüm kuşlar, coşkuyla akar bu sular,\nArda Meriç sabırsız, Sinan Yıldırım sabırsız,\nGelecek güreşçinin, hasretle yoluna bakar...\n\nBir yanda Koca Yusuf, ötede Adalı Halil,\nBirden kapıştılar ki; yürek dayanacak değil...\nTanık istersen eğer, rahmete kavuşmuş tümü,\nKırkpınar toprağı ve Tunca'dır güreşe delil...\n\nÖte yanda Aliço, yılların Baş pehlivanı,\nBaşlarsa elenseler, arama Onda imanı,\nKimseye yenilmemiş, altmışa yakın yaşında,\nBirden küsüp terketmiş, şu Er Yatağı meydanı...\n\nGel ey Pehlivan Torunu! ... Atalarının Kenti ' ne! ...\nEngel olma sakın sen, aslan pençesi eline! ...\nYa kısmet, elde kısbet, çek Besmele, çık acele,\nHer sene bu mevsimde, yolunu bekler Edirne! ...\n\nNevzat Bilgiç\nEdirneye Şiirler\nKitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Uzunköprü",
        "poet": "İbrahim Taner Ateş",
        "poem": "\n\nEdirne Uzunköprü'ye doğru,\nalıpta başımı gidesim var,\nuzun uzun yolları aşasım var,\nyanımda bir resmin,birde gölgem var...\nyağmurda ıslanmış tenim,\nkirpiklerimde damlası,\nkokunu savuran rüzgarın sesi var...\nMeriç üzgün ve suskun,\nMeriç ağlamaklı,\ndalından kopan yaprak mateminde....\nyavaş yavaş yürüyorum,\nEdirne Uzunköprü üstünde...\nömrümün en uzun,\nömrümün en kısa,\nsenli ve sensiz\nhatıralarımın bitmek bilmeyen yolu oluyordu...\nEdirne Uzunköprü ağlıyordu,\nkalbimdeki sevdan Meriç'te\nboğulmadan önce,\nson kez sen diye atıyordu....\n\n12:00\n10.10.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne Söğütleri!",
        "poet": "Ali Koç Elegeçmez",
        "poem": "\n\nBarut kokusu tatmış erkan-ı harb'e benzer\nEdirne'nin güngörmüş asırlık söğütleri\nMalul gaziler gibi bakarlarken gururla\nBir sur gibi yükselir asırlık gövdeleri\n\nKimi Tunca boyunda kimi Sarayiçi'nde\nKimi güzel Meriç'in yemyeşil koynundadır.\nKimi de geçmişini anlatmak ister gibi\nEdirne'nin içine dağılmış durumdadır.\n\nEski kitaplar gibi beklerler köşelerde\nMeraklı bakışların özlemiyle yanarak.\nÜst üste sıralanmış yaş halkalarına\nKazınmış anıları anlatmayı umarak\n\nDilsiz tarihe benzer Edirne Söğütleri\nBakarsan dile gelir bakmazsan konuşmazlar\nBu yeşil anıtları yalnız ağaç sananlar\nOnların lisanından pek bir şey anlamazlar.\n\nŞükrü Paşa yaslandı onların gövdesine\nBelki kılıç salladı  birinin gölgesinde \nGüllelerin altında sallanırken Edirne\nŞehit oldu Mehmetler bir kaç söğüt dibinde\n\nSonra Saray içinde.. kavrulurken kahrından\nYediler kabuğunu tutsaklık zincirinde\n\nİki Balkan Savaşı, İki Dünya Savaşı\n918 de acıyı gördü bunlar \nDüşman çizmeleriyle kirlenirken Edirne\nKuvay-i Milli gibi eleleydi hep onlar! \n\nSamsun'dan doğan güneş aydınlattı onları \nKuşattı dört bir yanı yeşil söğüt dalları\nTürküler söyler gibi şimdi oynaşıp durur\nKuş sesleri içinde yeşeren yaprakları..\n\nİnönü Zaferleri filizleri çöğalttı\nSakarya...Dumlupınar, özsuyuna su kattı\nYapraklar, kurtuluşun rüzgarıyla canlandı\nLozan'ın havasıyla dallandı-budaklandı\n\nAtatürk'le bi tanem, Atatürk'le boy atı\nBu yüzden 'Ata' kokar bizde söğüt dalları\n\nGörünür üstlerinden Edirne'nin bağları\nKapalı çarşıları..okulları..parkları..\nSelimiye..Binevler..çiçekli bulvarları\nDillere destan olan, büyük pehlivanları..\n\nYeşil denizler gibi sallanırken söğütler\nHalay çeker dururlar yemyeşil yaprakları.\nŞimdi  genç genç söğütler gezerken \n............................................caddelerde\nUzaya çıkacağız! der gibidir halları.\n\nOnlarla temizlenir, onlarla güzelleşir\nŞu güzel Edirne'min tarihi mekanları.\n\nİyi bak, anı yüklü bu yaşlı söğütlere\nBakmazsan konuşmazlar, \n.................................vakurdurlar bi tanem\nOlur da anlamazsan onların dillerinden.\nLozan Caddesi'ndeki söğütlere sor bazan\n\nBazan da yanındaki Karaağaç'a sor gülüm! \nAltından geçer iken güneşli baharlarda\nNeden böyle yanyana ve kolkola yaşarlar\nHer yanı tarih kokan bu serhat boylarında.\n..............*****..........\n15.05.2006-Edirne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirnekapı Şehitliği",
        "poet": "Asaf Gördük",
        "poem": "\n\nBir lale tarlasını andırıyor ilk nazar,\nSıra,sıra Ay-Yıldızlı uzayan binler mezar,\nKimisi Çanakkale,kimisi Galiçya'da,\nAlmış erlik nişanını vücut bulmuş Lalezar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Edirne Ve Selimiye",
        "poet": "Mevlüt Kurt",
        "poem": "\n\nSisli bir günde geldim,\nTarihe selam verdim,\nBu ili ben çok sevdim,\nEy sevgili Edirne,\nMuhteşem Selimiye.\n\nSinanın eserleri,\nKâbenin şubeleri,\nSeyre doyulmaz seni,\nEy sevgili Edirne,\nMuhteşem Selimiye.\n\nOsmanlının başkenti,\nBüyük usta eseri,\nSarı Selimin teri,\nEy sevgili Edirne,\nMuhteşem Selimiye.\n\nKırkpınar sizde yaşar,\nYatar Şükrü paşalar,\nOnlaradır dualar,\nEy sevgili Edirne,\nMuhteşem Selimiye.\n\nNur’u Nebiyi anmak,\nSinan’ı ağırlamak,             \nZorunludur ayrılmak,\nEy sevgili Edirne,\nHoşça kal Selimiye.\n\n07.01.2010 Edirne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edirne'yi Gezmek",
        "poet": "Ali Koç Elegeçmez",
        "poem": "\n\nEdirne  bir payitaht; duymuşsundur, bilirsin\nAma  0’nu görmeden ruhuna inemezsin\nDokunman gerek 0’na; söyleşmen ,karşılıklı\n“Edirne’yi gezmeden, bilinmez! ”diyen haklı\nO’nun diyecekleri  mekanlarında  saklı\n*\nCamileri, evleri , hanları, hamamları\nAdı Rüstem Paşa'dan gelen kervansarayı\nŞehir merkezindeki meşhur Deveci Hanı\nUnutulmuş adlarla anılan sokakları\n*\nEsvapları eskimiş çeşme musluklarını\nHasan Sezai adlı Hazretin Dergahı'nı\nFeyzullah Baba’nın yazılı taşlarını\nKesikbaş Türbesi’nin dağınık saçlarını\n\nYerinde görmezseniz Edirne anlaşılmaz\nBu tarihi mekanlar damarında dolaşmaz! \n*\nBeli bükük evlerden yola bakan cumbalar\nZamanın darbesine maruz kalmış kurnalar\nBoyaları sökülmüş kırık dişli pancurlar\nGezdiğimiz yerlerde gözden kaçan hamamlar; \n*\nSokullu,Tahtakale, Mezit Bey ve de Saray\nKapıkule Yolu’nda  kurnasız  Gazi Mihal\n \"Sizlere miras kaldık, gel-gör! ”diyerek ağlar!\nEdirne’yi ilk gören kendini düş’te sanar\n*\nMutlak gez Edirne’yi boş gününde, yavaşça\nElbette ki gezmeye camilerinden başla\nİlk önce Selimiye; zerafetin timsali\nTaştan laleye benzer dört ince minaresi\n\nGirişteki binalar örtse de cüssesini\nEdirne’ye gelmeden görünür çift lalesi!\n*\nÖrneğin;sağ tarafta yeni sağlık merkezi\nElinde şırıngayla I.Murat Hastanesi\nSevgi Durağı denen durağın tam yanından\n0na sevgiyle bakan FATİH SULTAN CAMİİ\n*\nTam on iki kurnalı şadırvanın önünden\nKaldırarak semaya iki minaresini\n“Hoş geldiniz!\" der gibi bakar geldiğin yola\nGöstermek için bize konukseverliğini \n*\nAz daha ileride Yavuz Sultan Camii\nŞadırvanından bakan sekiz adet çeşmesi\nTaptaze fidanları, yemyeşil çimenleri\nUzun minaresiyle sizi arar gözleri\n*\nBiraz daha ötede Mevlana Rumi Cami;\nHer pencere taşında Selçuklu’nun izleri\nMermer şadırvanında sekiz adet çeşmesi\nCamlarında çiçekler; lale-gül motifleri\n*\nSüslemeli balkonu,,mihrabı, kürsüsüyle \nNe olursan...ol da gel!“diyen hoşgörüsüyle\nTam altı şerefeli iki minaresiyle\nBarışa davet eder  tıpkı Mevlana gibi\n*\t\nGitmekte olduğumuz  yolun sağ tarafında\nSaydığım bu üç cami size derken “Merhaba!”\n“Baca “denen mevkiin biraz yakınlarında\n“Hacılar Ezanı”nı katarak kervanına\nGelip geçen herkese derler “Uğurlar ola!” \n*\nEdirne göründükçe sesler çoğalır bir bir\nBu kez yolun solundan “hey!” sesi işitilir\nBu genç sesin sahibi asfaltın sol yanından\nUzun minaresiyle Genç Sanayi Cami’dir\n* \nSonra Kadıbedrettin , Ayşekadın Camii\nVe gökyüzü kubbeli Defterdar Paşa Cami \nBir kaç  yangın ve işgal görmüş insanlar gibi\nBir arada yaşarlar  yüzlerce yıldan beri\n*\nKız Öğretmen yanında Sitti Şah Sultan Cami\nMeraklı çocuk gibi bakınır  mavi mavi\nHazirede uyuyan Sittişah Sultan'ıyla\nVe cami yanındaki diğer mezarlarıyla\n\nBir tarih kitabının içinden bakar gibi\nYoldan gelip geçene güler durur daimi\n*\nRivayet edilir ki bu camiyi yaptıran:\nYeniimaret’teki  külliyeyi’nin banisi\nFatih’in büyük oğlu II.Bayezıt  Han;\nÇok sevdiği annesi Sitti Şah Sultan için \nÖzenerek yaptırmış bu harika camiyi \n*\nBilin ki yalnız değil burda Sittişah  Camî\nHastane Bayırı'ndan göz kırpar ona biri \nDevlet Hastanesi’ne çıkan merdivenlerden\nHazresinde uyuyan bütün meftalarıyla\nSitti Şah’a el sallar Saruca Paşa Camî\n*\nSaruca’ya özenir Selçuk Hatun Camî’i \nGörmek için uzaktan göz kırpan minareyi\nDuvar üstünden bakan utangaç  bir yâr gibi\nKaldırır  da başını Kadiriye Sokak’tan\nKaraağaç’ı gözler sabah-akşam gözleri\n\nOnun bu durumunu tebessümle seyreder\nEski Cami, Sitti Şah ve de uzaktan LARİ \n* \nSittişah arkasında Talatpaşa Caddesi\nBu caddede yükselir bir tarih efsanesi\nKanuni zamanından kalan bu hediyenin\nYaptıranı eşraftan Hacı Süle Çelebi\nBu yüzden ona derler Süle Çelebi Cami\n*\nDiriltmek için tekrar bu kültür değerini\nİlgililer onardı camiyle minareyi\nAbdest alma yerinde duran takunyalarla\nPencereleri örten demir korkuluklarla\n*\nSelçuklu mimarîsi  kokan cami önünde\nMermer esvaplarıyla Hacı Ali Çeşmesi\nKurnadan akıtırken eski hayallerini\nBu semtin eski adı “Tarlakapı” der gibi\nTestiyle ,ibriklerle bekliyor mahalleyi!\n* \nKirişhane Semti’nde işte böyle bir cami\nBizleri bekler durur uzun yıllardan beri\nArayan bulur derler aradığı her şeyi\nAncak böyle bulursun aradığın camiyi\n*\nEkmekçi Köprüsü’nden sol tarafa dönünce\nSetlerin üzerinde  yüz metre yürüyünce\nGörürsünüz sağ yanda yardım istiyor biri!\nEskimiş elbisesi, kırık minaresiyle\nİşte karşınızdadır Evliya Kasım Cami \n*\nSavaştan arta kalan malûl bir gazi gibi\nIslanmış ayakları, kırık minaresiyle \n“Bana bir baston verin evlatlar!”dercesine\nTunca’nın Eteği’nde bizleri bekler durur\nTunca’ya baka baka Evliya Kasım Camî \n*\nEdirne kültür kenti; her köşesi bir tarih\nSüle Cami yanında Sabuni Mahallesi\nBulutları okşayan uzun minaresiyle\nKuşlara kucak açan  uzun servileriyle\nBüyük camlı ve geniş son cemaat yeriyle \n\nSokağı aydınlatan Fatih kokulu cami\nTıpkı bir LALE gibi süslüyor mahalleyi\n*\nLari Cami de denen bu caminin önünden\nBir minare görünür binaların üstünden;\nSukûti bir hayalin içinde debelenen\nPancurların ardından bakınan bir yâr gibi\n*\nBurada tambur satan esnafı arar gibi\nTahtakale Hamamı Yolu’na bakar gibi\nTamburi Cemil Bey’i görmüş te şaşar gibi\nÂlem’in üstündeki o güzel hilaliyle\n\nKiremitler üstünden bakınan bu camiye\nEdirneliler diyor “Tamburacılar Cami”\n *\nTamburi  Camii’nden Meriç’e ilerlerken\nSetlere doğru giden  yolun sağ  tarafında\nSinogog’un yanından geçen  geniş  asfaltta\nBir yalı bahçesini andıran gülizâr’da\n*\nAlımlı minaresi , kocaman  kubbesiyle\nCami arkasındaki güzel türbeleriyle\nSanduka şeklindeki mermer kabirleriyle\nKabirler üstündeki mermer kitabelerle\nSetler’in eteğinde sessizce uyur biri!\n*\nBahçede sema yapan şirin servileriyle\nCamiyi bir irem’e benzeten gülleriyle\nŞadırvanı süsleyen on tane çeşmesiyle\nÇıkrıklı küçük kuyu ve de türbeleriyle\n*\nAlicenap Hatun’un kızı Hafsa Sultan’ın\nŞehzade Orhan ile Hüseyin Çelebi’nin\nŞeyhülislam Mevlana Fahrettin Acemi’nin\nÜmmügülsüm, Hatice, Zeynep ve Rükiye’nin\n*\nEdirne valisi Karamanoğlu Mehmet Bey’in\nŞehzade Selim’in ve Şehzade Mehmet’in\nDaha bir çok sultanın ve bir çok şehzadenin\nSadece taşı  kalmış mahsun kabirleriyle\n\nYüzündeki peçeyi kaldırmış bir yâr gibi\nGelip geçene güler Dar-ül Hadis Cami’i\n* \nDar-ül Hadis’ten sonra görünen şirin cami\nII.Murat  Han’ın Şeyhi’nin hediyesi\nBursa’yı başkent yapan Gazi 0rhan Bey gibi\n“Ebu-l hayrat” olarak yaptırmış bu camiyi\n *\nYaptıran Şüceattin, öyle bahadırmış ki\nAt sırtında koşarken yıpranmış giysileri\nBu yüzden hiç kalmamış caminin elbisesi!\nDepremler de yıkınca alçak minaresini\n\nBeylerbeyi Evliya Kasım Cami’i  gibi\nKırık minaresiyle nâçar kalmış bu cami\n*\nİşte tam buralarda  bir sürü  küçük cami\n “Zarf değil mazrufa bak!” sözünü söyler gibi\nGerdana sıralanmış sedef  inci örneği\nSetlerin eteğine dizilmişler her biri\n* \nÖrnek; Viran Sokak’ta  Kazas Salih Camii\nBir kaç küçük mezarla bekler ziyaretçiyi\nŞaşırtır görenleri bu daracık sokakta\nSelçuklu’yu andıran o zarif mimarisi\n *\nŞimdi girin eskiden kalan dar sokaklara\nYaklaşın Kadri Paşa Okulu’nun yanına\nKırmızı kiremitli evlerin arasına\nTaştan merdivenleri,yemyeşil bahçesiyle\n*\nTek kubbe, tek şerefe, görkemli gövdesiyle\nKocaman ağaçları, on tane çeşmesiyle\nEskiden YEŞİL olan kısa minaresiyle\nEvladını bekleyen bir ana şefkatiyle\n\nAsırlık hasretiyle karşıdan hoşlar sizi\nFatih’in sancak beyi MEZİT BEY’in CAMİİ;\n *\n Arabalar geçerken setlerin kenarından\n“Uzun kaldırım “denen sokağın başucundan\nOrtodoks Kilisesi Çanları’nın yanından\n Minaresi el sallar bacalar arasından\n*\nFarklı dinlere mensup bu mabet ikilisi\nÇelik çomak oynamış  arkadaşlar misali\nYa da aynı anadan süt emmiş kardeş gibi\nBir arada yaşarlar uzun yıllardan beri \n* \nTaa uzaktan görünen uzun minaresiyle\nKanuni’nin  veziri Süleyman Paşa Cami\nEkmekçi Köprüsü’ne gelmeden biraz önde\nBeylerbeyi tavrıyla burada bekler  sizi\n*\nTazecik bir ekmeği şükürle koklar gibi\nSoyduğu bir soğanı yumrukla kırar gibi\nSulu bir domatesi ak tuza banar gibi\nSonra açıp elini  bir dua yapar gibi\n\nSetlerin eteğine serip yeşil peşkiri \nGelip geçen herkesi buyur eder gözleri\n*\nÜç yüz metre ilerde Hasan Sezai Cami\nAhşap mimarisiyle dört gözle bekler sizi;\n\nGelip-geçene bakan mermer mezarlarıyla\nVe Hasan Sezai’nin yattığı derhahıyla\nBilinen bilinmeyen bütün meftalarıyla\nBahçeye hayat veren güzel şadırvanıyla\n*\n“Oku !”diye haykıran  o kabir taşlarıyla\nBostanpazar Semti’ne “hoş geldiniz!”diyorlar\nSelimiye Camii’ne bakan minareleri\n*\nBuradan giderseniz Kapıkule Yolu’na\nVarırsınız Beylerbeyi Şah Melek’in yanına\nTürbenin bulunduğu cami mezarlığına\nBu kadar uzun yolu adımladıktan sonra\nBir dua edin artık Şah Melek dostlarına\n *\nYürüyün Gazi Mihal Köprüsü üzerinden\n“Merhaba şanlı Tunca!” diye seslenerekten\nYaklaşın hendekteki caminin kapısına\nDua edin bahçede uyuyan meftalara;\n\nGazi’ye, hanımına,kızına,  imamlara..\nAkıncı beylerinden, dede Köse Mihal’e\n*\nBayezıt  Camii’ni başka güne bırakıp\nYıldırım Camii’ne bir de selam sarkıtıp\nŞimdi dönün geriye eski lise’ye varın\nLise’nin Bayırı’ndan yukarıya tırmanın\nSitti Şah Camii’ni bir kez daha koklayın\n*\nKarşıda Selçuk Hatun ve Sarıca Cami’nin\nHaziresinde yatan merhumlara uğrayın \nBir zaman makinesi içinde gider gibi\nYüzlerce yıl geriye, geçmişe kanatlanın!\n *\nHastane arkasına çıkın basamaklardan\nGeçin, musluk suları akan dar sokaklardan\nSizleri ürkütmesin gelen “işt, işt!” sesleri\nKiremitli evlerin kırık pancurlarından\n *\nArada görürseniz  viran olmuş binalar\nÜzülmeyin, bilin ki, onlar son hatıralar\nİşte Taşlık Cami’ni kucaklayan duvarlar\nDuvarların içinde  serviler, papatyalar\n\nEvlerin duvarında okunan yazılarda\n“Medrese Ali Beye gider” der, tabelalar\n*\nGezdiğiniz yerlerde görün eski evleri\nKöprüce Bayırı’nı, Şeyh Çelebi Cami’ni\n\nKadı Bedrettin Bey’in babası olan şeyh’in\nHala bahçede durur yeşil boyalı evi!\nDünyada iz bırakmış bir mefta kabri gibi\nÜzerinde yazıyor: “Şeyh Çelebi’nin Kabri”\n*\nSanmayın konuşmazlar bu kültür değerleri\nSorarsan anlatırlar  eski kış günlerini\nEğer dikkat edersen duyar gibi olursun\nKöprüce Bayırı’nda yokuş aşağı doğru\nKızak kayan gençlerin kahkaha seslerini!\n*\nŞimdi geldik Yahya Bey Camii’nin önüne\nCaminin yanındaki maksem’in tam dibine\nBir dua yollayarak burda dinlenenlere\nSelam edin camiye emeği geçenlere\nSelam edin Saruca Mahalle sakinine \n* \nAradan ilerleyin Yahya Bey Çeşmesi’ne\nTophane Bayırı’nda topların terkisine\nHayal et; mehter dinle,istersen at bir gülle\nİstersen yürüyüver Hıdır Ağa Cami’ne\nGör, nasıl ninni söyler Sinan,Hıdır Cami’ne!\n*\nMola ver Halk Eğitim Binası’nın önünde\nBir de burdan bakıver  Selimiye Camii’ne\nYaprakların düştüğü sonbahar mevsiminde\nGördün mü, ne heybetli görünür  Selimiye!\n*\nAsıl sürpriz  burada bekliyor hepimizi\nCami’nin arkasında bir fetih efsanesi;\nFatih’in Evi ile Mezar Taşı Müzesi\nEdirne Arkeoloji-Etnografya Müzesi\n*\nYeni Saray Hamamı, Babademirtaş Cami , \nÜç yüz metre ilerde Atik Ali Camii\nBaruthane Camiyle beraber  Sarı Cami\nKırk yıllık bir dost gibi kucaklarlar bizleri\n *\nBuradaki  mezarlar sanki  Sümer tableti \n0kunacak bir takvim yaprağı gibi hepsi\nBir dua süresinde geçince yanlarından\nApartmanlar üstünden birisi gözler sizi\n*\nRumeli Beylerbeyi vezir Şahabettin’in\nEvlerin üzerinden görünen hediyesi\nBir bey’in mızrağına taktığı tuğ örneği\nArmudi külahıyla işte Kirazlı Cami\n*\nTamam artık Edirne oldu bir kültür kenti\nCamizâr’a benzetti 0’nu bu camileri\nÜç  Şerefe, Burmalı, Kirazlı, Eski  Cami..\nSerhaddin ötesine seslenirler daimi\n\nGünün tam beş vaktinde aynı çağrıyı yapar \nKıyak Baba,Yahya Bey, Muradiye Camii\n*\n0smanlı’ya doksan yıl başkentlik yapan kenti\nAtalar kültür kenti yapmışlar inanınki\nZeynep’in gergefinde duran o gül örneği\nEdirne’yi örmüşler tıpkı bir dantel gibi\n*\nHanları, hamamları, köprüleri  dizmişler\nDört yana makzem,çeşme, sebiller eklemişler\nKülliyeler içine medreseler yaparak\nHer yeri lale gibi camiyle süslemişler\n\nKiminin gölgeleri düşerken akan suya\nKiminin ezan sesi ulaşır Kırkpınar’a\n*\nŞahmelek ,Gazi Mihal, Bayezıt  ve Yıldırım ,\nMezit Bey , Şücaettin ve de Evliya Kasım\nSüleyman Paşa ile yanında bir çok asım\nBir şey anlatır gibi göz kırpar ufuklara\n*\nSaraçhane Köprüsü yanında Çakır Ağa:\nBakarak Saraçhane Çeşmesi tarafına\nAğıt yakar Mirimar Cami meftalarına\n“Bu köprüyü yaptıran Şahabettin olsa da\nSubaşı bendim!”diyor  Sinanettin Paşa’ya\n*\nBaba Demirtaş Paşa Mahallesi halkından\nBurmalı Cami’inin arka taraflarından\nKaranfil Sokak’taki cumbalı bir balkondan\nYeniçeri Ağası kalender Kuşçu Doğan\n*\nBuçuk Tepe’de yatan dostunu arar gibi\nBaştan sona Meriç’i gözüyle tarar gibi\nBakınırken Karaağaç yönündeki yollara\nSalı Tekke Sokak’ta oturan Arif Ağa\nDalıp gider bir daha gelmeyecek yıllara\n*\nKıyak Baba,Umurbey, Meydan ile Sarıca\nMuradiye,Barutluk,Gazi Mihal,Yıldırım\nNişancı Paşa, İmaret, Sabuni ,Muradiye\nKirişhane, Karaağaç ve de Yancıkçı Şahin \n*\nMedrese Ali Bey’le, Abdurrahman Mahalle \nArdından Saraçhane ve de Fatih Mahalle\nKoca Sinan, Talat  Paşa ve sonra Şükrü Paşa \nKucak açar, yâr gibi ,bu eşsiz  camizâr’a\n\nFatih, Yavuz, Mevlana, Hacılar Ezanı’nı\nYeni bir lale gibi ekler camizârına\n *\nİşte sundum sizlere cami dolu bir tepsi\nEdirne Danteli’nde oya gibi her biri\nÇoğunun bir tanedir kubbesi, minaresi\nYeşil çimle döşeli huzur veren bahçesi\n*\nKiminin bahçesinde yüzlerce mefta kabri\nDuvarlarda yazılı kısa ayetleriyle\nAta armağanıdır saydıklarımın hepsi\nHemen hemen böyledir tümünün seceresi\n*\nII.Bayezıt’e bir şey diyemem amma\nMeşhur “Eski Cami”nin başkadır cazibesi\nDokuz göğü anlatan dokuz güzel kubbesi\nÖyle güzel bakar ki, eritir kalbinizi\n\nEdirne’nin en eski bu selâtin camisi\nİki minaresiyle yolda karşılar sizi\n*\nO’nun ilginç geçmişi fetret devrine uzar\nİri kesme taşlarla örülen dört taş duvar\nDuvarları süsleyen o harika yazılar\nÜç Çelebi kardeşten  kalmışsa da yadigar\n\nKapısının üstünde Çelebi Mehmet yazar \n*\nSelimiye Cami’yle arasında asfalt var\nLeyla ve Mecnun gibi gün boyu bakışırlar\nBiri yazılarıyla,  diğeri  endamıyla\nBirbiriyle yıllardır sessizce yarışırlar..\n*\nGüvercinler uçuşur  birinden diğerine\nSanki mesaj taşırlar  bu iki sevgiliye\nSinan, duvarlarına  bir sürü yuva yapmış\nGüvercinler, mektubu bunlara koysun diye! \n*\nKabe’den bir taş varmış iç duvarın birinde\nVaaz vermiş burada Hacı Bektaş Veli de\nRivayete edilir ki:”Bir gün, gördüğü düş’te\nNamaz kılmakta imiş Hz.Muhammed de\nDemiş  ki efendimiz::  ” Camiye iyi bakın\nBu cami ulu cami, cemaatsiz kalmasın”\n*\nGökyüzüne bakarak gezindiğin bir günde\nBakınırken  Sinan’ın Heykeli’nin önünde\n0lur karıştırırsan, Ulu Cami nerede? \nSorarsan  gösterirler: “Eski Camii  bu! ” diye\nGörkemini görünce şaşırmayasın diye! \n*\nYazısı meşhur olan taş örmeli cami’in\nÖnünde abdest alır beş vakit bir çok mümin\n0 kutsi havasıyla, esrarıyla, çok şeyin\nAltı yüzyıl ayakta dururken öyle emin\n*\nBedesten’in üstüne sabah  gölgesi düşer\nCaminin köşesinde yükselen minarenin\nÜç sultanla anılan bu selatin camiin\nKimbilir ne mutludur, mimarı Alaaddin\n*\nEskinin  deyimiyle “dar-ün nasr” olan kentte\nBu cami  sonsuza dek yaşayacak  elbette \nBizlere  atalardan emanet kalan mabet\nGökyüzüne haykırır:”Burdayım ilelebet! \n*\nSonra Üç Şerefe’li; Murat II yapısı\nİnsanı mest ediyor  işlemeli kapısı\nII.Mustafa’dan armağan kalmış bize\nSaat Kulesi ile bakışan burmalısı\n.*\nMuradiye Semti’nde, çık Murat Camii’ne\nUnutma, Fatih bile gelirmiş bu cami’ye\nSarayiçi rüzgarı dolarken ciğerine\nBahçesinden bakıver Söğütlük’ün yönüne\n\nŞaşırma, sere serpe uzanırken Edirne \nBuradan  kuş bakışı eşsizdir Selimiye\n*\nEdirne’yi gezerek ancak böyle  tanırsın\nKendini burda değil Osmanlı’da sanırsın \nSonra dersin: “Ummazdım, minareler ne ulu! \nGaliba yanlış geldim,  burası İstanbul mu? ”\n*\nEdirne’yi gezmeden Edirne tam bilinmez\nBir kere gördün mü de, yüreğinden silinmez\nMimarlar dantel dantel örmüşler Edirne’yi\nBu yüzden görmelisin mutlaka külliyeyi\n*\nÖyleyse git Tunca’ya, selam ver Beyazıt’a\nBol kubbeli anıtı gör köprünün yanında \nSöğütlerin kökünü okşarken Tunca Nehri\nBeş yüz yıllık bir gurur şaha kalksın ruhunda \n\nHastaları su ile, müzikle iyi eden\nŞifahane'yi de gez, darüşşifa kısmında\n*\nEşi  yok külliye’nin Avrupa’da, Dünya’da\nCamisi, medresesi, imareti…hep burda\nDua et;  sultanına, yapana, mimarına\nBu dua gidiversin merhumların ruhuna\nBöylece hakkını ver Fatih'in bu oğluna\n*\nBurdaki anıt cami, bir camii-selâtin\nKülliye içindedir, o da kendinden emin\nSonra içini gezin derim ben bu mabedin\nTek kubbeden oluşan çifte minarelerin\nMimarını sorarsan, derler: “Mimar Hayreddin ”\n*\nSınırlar yok olurmuş gönüller bir olunca\nTunca Nehri  durulmuş Hayreddin’i bulunca\nBir söz demek  gerekse Hayreddin’i  duyunca; \nNeretva’nın beline hilal kemer takılır\nMostar’ın toprağında bir Hayreddin olunca\n*\nBir de burdan bakıver dar-ül karar’a  doğru\nGördün mü nasıl uzar, göğe, dört kuğu boynu! \n*\nDemem şu ki sevdiğim, burda yok karlı dağlar\nTürkülerde kalmıştır  Edirne’deki bağlar\nBu yüzden kabirlerden üzüm salkımı sarkar\nKöprülerin altından akarken simli sular\n*\nEdirne’yi;  Meriç’te-Tunca’da gören anlar \nKöprüler , külliyeler bizi onlara bağlar\nEdirne Meriç gibi, durgun akmaz hep çağlar\nEdirne’yi bir gören bir de görmeyen ağlar! \n*\nSonra ünlü çarşılar…çarşılar da  çarşılar! \nZaman tüneli gibi tarih kokan mekanlar; \nArasta ve Bedesten, Çilingirler, Saraçlar..\nBuralarda gezinir her yaştan meraklılar\n*\nBadem ezme, süpürge, sabun satan çarşılar\n0ya oya  işlenmiş minareli havlular\nDevaimisk şekeri ve bilumum helvalar\nÇarşıları süsleyen hatıralık eşyalar\n*\nİstediğin kapıdan  gir Kapalı Çarşı’ya\nBu zaman tünelini seyrederek  yavaşça\nMutlu olsun çarşının mimarı  Sinan Usta\nMutlu olsun sadrazam Hersekli  Ali Paşa\n*\nBitmedi, gezeceğiz az daha, azar azar\nMezarları görmezsek merhumlar bize kızar\nBizden önce yaşayan Edirneli’ydi onlar\nMezar taşları lale, mezarlar'sa lâlezar\nLalenin soğanıdır işlemeli sarıklar! \n\nHer taşın üzerinde bir fatiha yazsa da\nGenlerinde kim bilir ne ilginç şeyler yazar\n*\nMezar taşı da neymiş? Deme sakın, kırarsın! \n0 taştan sarıkları  gün olur da ararsın\nBunlar birer  taş değil, Sümer Tableti gibi\nOkudukça-çözdükçe, lâle gibi açarsın! \n *\nUzanıver şimdi de  Sarayiçi’ne  doğru\nAdalet Kasr’ı nda dur,seyret Tunca suyunu\nCihan pehlivanları  sarıversin ruhunu; \nKoca Yusuf, Aliço, Kurtdereli, Adalı \nYapsınlar sana burda  bir Kırkpınar oyunu!\n*\nKaraağaç’a da uğra;  sev  yaşlı çınarları\nGördün mü, nasıl mahsun eski tren rayları\nÇünkü artık müzedir, yolcu  bekleyen gar’ı\nBüyük Lozan Anıtı, Karaağaç Sokakları\nTimurtaş Camii’nin o alçak duvarları \n\nDerler ki:  “Bizi gören  geçmişi iyi anlar\nEdirne’yi bir gören bir de görmeyen ağlar! “\n*\nDön şimdi Saraçlar’a, oturaklarda  dinlen\nFıskıyenin yanında güvercinlerle yemlen\nSakın ayrılma ama, tava ciğer yemeden\nBir yer daha vardır ki, gitmedin mi hiç olmaz\nBalkan Savaş Müzesi(Şükrü Paşa); \n……………………………………görmeden anlaşılmaz\nGörmezsen, dar-ül mülk’ü  gördüm deme; \n…………………………………………………sayılmaz! \n……………………..*………………..\nSaygı ,sevgi ve mutluluk dileklerimle…\n*\nnian.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edremit hatırası",
        "poet": "Selçuk Eskiçubuk",
        "poem": "\n\nEvimin verandasında her gece\nbir minik sarı kedi ile bir köpek\nsarılıp yatıyordu birbirine\nkışın soğuğa birlikte direnerek\n\nSabah attığım bir kuru ekmek\nbozuyordu dostluğunu, uzun gecenin\nunutuluyordu yaşanmış her şey\nbir ''hav'' sesi gelince koca köpekten\nkorkuyla bekliyordu küçük kedi\nönce köpeğin, karnının doymasını\nartanlar olacaktı kedinin\nyoktu hiç bir suçu, ne kedinin ne de köpeğin \naç kalmak çok zordu yalnızca\nsoğukta uzun kış geceleri\n\nBugün canım dediğin dostlar\nvururlarsa can evinden bir gün\nsanma sakın rüyadır! \nunutma halini bizim kediyle köpeğin\nkabullenmesi zordur acı gerçeğin…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edremit' te Hizmet Acar",
        "poet": "Şeref Coşğun",
        "poem": "\n\n.Davete icabet için, niyetlendik, çıktık yola.\nÇınarlı Handa asırlardır insanlar verirmiş mola.\n\nAgonya, Kalkım, Hamdibey yol boyunca sıralanmış,\nSağda Bağlı Üçkabağaç, Solda Karaaydın varmış.\n\nKayatepe de Düğün var, mevlit, sohbet yapılınca,\nÇİnçe Köşkünde muhabbet ve ziyafet yapılınca,\n\nGündoğdu, Sameteli hoş, Yenice Yolları bükük.\nÇandan da Çanakkaleye vakit kaybetmeden döndük.\n\nÇanakkaleyi, Boğazı uzaktan şöyle bir süzdük.\nEzineden Bayramiçe ve Evcilere süzüldük.\n\nKöyde düğün kalabbalık, Muhtar Fethi karşıladı.\nMevlitle, sohbetle bizi, ziyafetle ağırladı.\n\nTekrar Bayramiç-Ezine, Ayvacık, Küçükkuyudan,\nAltınoluk, Güre derken, sıyırıp geçtik Akçaydan.\n\nŞeref kafile reisi, Niyazi Hoca da Kacar,\nHüseyin Hocamlar Âlim, Edremitte hizmet acar.\nŞererf Coşğun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EDREMİT Bademli YURDU",
        "poet": "Şeref Coşğun",
        "poem": "\n\nEdremit'e  girişte sola bakarsan,\nBademli Yurdu  sana gülümsüyordur.\nKapısına varıpta selam salarsan,\nGörevliler ayakta ''buyrun' diyordur.\n\nTalebeler burada huzurlu olur.\nJeotermal ısınma, sağlıklı olur.\nManevi ziyafetler herkese amma,\nHüseyin Usta aşı lezzetli olur. \n\nBudaras Öğretmen'le karşı karşıya,\nAnadolu, meslekler, yakın çarşıya,\nYüksekokulumuz sa, Yenice Yolu,\nBurhaniye, Havran, Akçay karşıya.\n\nŞeref eğitim koçu, rehberlik başta.\nHalkla ilişkilerse, bil ki revaçta.\nCoşgun, Uyanık, atak öğrenci için,\nEmin ol tüm Abiler, daim ayakta.\n\nŞeref COŞĞUN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ee...",
        "poet": "Şair 06081945",
        "poem": "\n\nkokuşmuş ruhunu aradınmı sabahları kargaşanın ortasında\nkokusunu takip edebiliyormusun\n\ntürümü değiştirdim\nartık ruhumda o eski ahenk yok\nşehir karmaşsında kaybolan kulaklarım\nve gözlerim sadece öndeki arabanın arkasında\n\nevet buradayım\nduvarın arkasında\ntürümü değiştirdirdim\nneşeli toplumun ortasında\nyalnız kişiliğimin çelik duvarlarının arasında\niki yüzüm var ve ben kim olduğumu bilemiyorum\n\ninsanlar kendinde olmayanı överler\nve övüyorlar iyiliği\nhiç bir şeyi övmedikleri kadar\nve tapıyorlar iyiliğe\nona tanrı diyorlar farkına varmadan\nona sahipmiş gibi gözükenleri ermiş seçiyorlar\n\ninsanlar kendinde olmayana tapıyorlar\nve  iyi olamya çalışıyorlar  kalplarınde bu kadar kotuluk onu ele geçirmek için uğraşırken\nve her yalnız kalp gibi yeniliyorlar kötülüğe\nruhunda kalmayıncaya dek iyiliğin salt gerçeği\nve görüyorum ki\nkötülük yenilmiş iyiliğe\nçünkü kötülük iyiliğe tapıyor........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Edward 7 1841 1910 İnilingiltere Kralı 1901 1910 2",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nAküt apandisit\nSanılıncısı yüzülünden ertelenilenmişti.\nO zamanlar\nBüyünülük cesaret \nİstenileyen ameliyatınılı,\nLord Lister gerilinçekleştirilindi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eeey yalnızlık",
        "poet": "Erol Haluk Çağdaş",
        "poem": "\n\nEeey yalnızlık, \nBenim sadık dostum, \n             Yalnızlık \nNe kadarda seni istemesemde, \nBeni yalnız bırakmadın \nbe dostum \nyalnızlık \n\nAh kalbim\nne işe yararsın? \nKırılmaktan baska birşey degildir......, \nunutma yalnız\nyalnız\nSenin sayende bi dostum var \nyalnızlık\nyalnız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eeee",
        "poet": "Ahmet Arslan Hadimi",
        "poem": "\n\nŞu benim küçücük oğlum,devirmiş ilk on beşini\nDuyurmuş onu dünyaya,bilsinler bu kardeşini\nDua etsin Yaradana,bana da versin eşini\nBöylece tüm kötülüğün,yerlere sersin leşini\n\nKutlu olsun babam senin,on beşinci doğum günün\nYayılsın cümle aleme,yaşadıkça senin ünün\nYarınlar da sebep olsun,hayırlarla,bu gün,dünün\nHayat zaten bu üç gündür,hele şöyle bir düşünün\n\nHayırlı olsun:dün+bu gün+yarın=hayat\nİyi ki doğdun\n17/11/1999 küçük oğlumun doğum günü  anısına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eee bacı kalfa  sonra  ne oldu? padişahım  çok  yaşa",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nMuhteşem  imparator  düşürdü  mor  mendili\nşu  kurnaz  Hurremin de pek  kocamandı  dili\ngeziyorken  padişah  çarşı  pazar  tebdili\nhemşiresi  prenses  seviyor  İbrahimi\n\nya  ana  kraliçe  kaptırdı  zümrütünü\nsaray  dersen  her  zaman  patırtı  gürültülü\nşehirde  sukût  hakim sarayda  süren  savaş\nkadınların  içinde  haseki  sultanlar  baş\n\n-ee bacı  kalfa  sonra  ne  oldu\n\n-nola Hatice  sultan netsin  has  oda başı\nsavaşa  gider mi  ola sultana  lazım  paşa\nkurnaz  Hurremin  ise o  iktidar  savaşı\ndidi  savaş  temizler  şu  küstah  kralları\n\nherkes  saygıyla  durdu padişahım  çok  yaşa\n\nkan  irevan  içinde  Hurrem'in  güzel  yüzü\nöyle  hırpalandı ki o  güzel  yüzü  şişti\nşu  ana  kralçe gece  etti  gündüzü\nkendi de düştü  gözden Hurrem'de  kâğıt  pişti\n\n27/Ocak/2011/Perşembe/Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eeey Yar",
        "poet": "Erkan Yılmaz",
        "poem": "\n\neey aşk..eey yokuş..eey uçurum.. ve heey yaar..\nseni sevdim bir kere..yetmez ise bin kere..\nhey ölüm..hey ecel..hey mezar..hey kefen..al beni öldür beni..hey hz.cebrail..götür benii..buralardan..ötelere..al götüür..\n\neey felek.. eey düzen..eey kader..al benii derbeder et..al beni perişan et..zibidilere madara et..satılmışlara sat benii..\nhayatimin taa içine et.. at benii..öldür beni yok et benii..eeey dünya vur benii..\n\nyarin sinsice yüreğimden vuruşu gibi..tam isabet..şaşmadan..tek kurşuna sat benii..eey dünyaa..dibi delik dünyaa..eey dünya..biliyorum birgün cesedimin..tozu topraği olcaksin..hey yer..hey dünyaa..\n\neey ölüm ve heey gerçek..\nsanal dünyamdakii tozlu dumanlı gerçek...\nbu yürek öyle bir yürekki..yaşamadan..yaşadii..\nyaşarkende..kimi zaman hiç..yaşamadii..eey adalet..\neey hak..vur beni öldür benii..idamlara ver beni ey cellad..vur başıma kılıcı..yok et benii..eey cellad ey..ölüm..\n\nyeri geldii..namussuza boyun eğpmedik..yeri geldii..dünyalara isyan bayrağimi..çektim..ey zaman ve hey yer..\nyeri geldii..bir kedinin bebeğine ağlayişini..acisina..ağladik....\nyeri geldi ateşe elimi soktum..hiç yere..\nve hiç yere öldüm üldüm dirildim..hey hak..hey adalet..\nyeri geldi aşk için sevda için..sevgili için..\nüzülmesin diye..sevdiğimi hiç bilmesin diye..kendi içimi..yüreğimii... denizlere çevirdim..hey deniz hey okyanuz....\n\nve ey aziz su..ve hey bir damla gözyaşim..yüreğim..ve eey..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efe Temel",
        "poet": "Aysun Onat",
        "poem": "\n\nEy gözlerini dünyaya açan bebek\nFarkın damısın annen, baban, ablan ömür boyu sevecek.\nEn güzel bebek  EFE’m  diyecek.\n\n\nTertemiz olarak dünyaya geldin.\nEmin ellerde büyüyeceksin.\nMeleklerden daha güzelsin.\nEndişen yok kaygın yok ailen var.\nLayik ol ailene, vatana, millete.\n\n\t Aysun ONAT\n\t\t\t\t\t\t\t  08.02.2006\n\nİYİKİ DOĞDUN BEBEK AİLENE UMUT VER.\n\nHEY ÇOCUKLAR …! ANNELERİNİZİN KIYMETİNİ BİLİN.\n\nEY ANNELER…! ÇOCUKLARINIZ SİZİ HEP SEVECEK.\nMüdürüm'ün oğlu...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efe Torunu",
        "poet": "Süleyman Kocabıyık",
        "poem": "\n\nBiz efe torunuyuz sırtımızda mor cepken\nBelimiz de altı lokma kıyamet\nBir gözümüz nişanda,bir gözümüz yara almış yerimizde\nBiz dertle dost olmuş,belaya nişan takmış,mertliği eş bilmiş\nSırtımızda mor cepken\nBelimizde altı lokma kıyamet\n\nİnliyor adımlarımızda yer,gök\nSol yanımız kanar,bizim yüzümüz düşmana yinede sert düşer\nDüşmüş zülfü yarimizin suya,namlumuza düşman\nEllerimizde kan yel yel,kıyamet duman duman\n\nBelimizde gümüş saplı hancer\nSolumuz da agrı sancır arada \nBizim elimizde yinede kıyamet duman duman\nBekle ala gözlüm,el önde ama baş dik göğsün kabarsın\nSen efe hanımısın,elinde kına,evinde çocugun bekler\nBir beklediğin yolunu efe,bekle hanım bekle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efe Dayı  Zeybeği",
        "poet": "Şerafettin Yıldız",
        "poem": "\n\nEfe dayı derler bir eli selek,\nGeldi geçti şu yalancı dünyadan! \nNe yapsın ki aman vermedi felek! \nAllah için hoşlanmazdı riyadan! \n\nHay de efem hay de meydan senindir,\nOyna efem düğün, bayram senindir! \n\nÇifte düğün kurmuş Çaltı köyünde,\nBorcu bini aşmış gücüne gitmez! \nBal yesin, yağ yesin herkes evinde,\nBundan sonra nasıl olsa  fark etmez! \n\nHay de efem hay de meydan senindir,\nOyna efem düğün, bayram senindir! \n\nBohçalamış kekliğini kafese,\nTüfeği omzuna bohça eline! \nBinmiş efem baktım nefes nefese,\nDüşmüş gider pirenlinin yoluna! \n\nHay de efem hay de meydan senindir,\nOyna efem düğün, bayram senindir! \n\n24 / 02 / 2008\n\nozan:şerefim:Şerafettin YILDIZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efece",
        "poet": "Mehmet Kındap",
        "poem": "\n\nSıcak bir aile,yuvası gibi\nKültürün akışı, Efece Haber\nKötünün yanlışın,sıvası gibi\nDoğrunun nakışı, Efece Haber\n\nCumhuriyet çağdaşlığın özünde\nLâikliğin aydınlığın yüzünde\nUlu önder Atatürkün izinde\nAtatürk bakışı Efece Haber\n\nTürkiyenin kâlbi, onda atıyor\nSevgi saygı buram buram tütüyor\nİzleyene, güzellikler katıyor\nSevginin  yakışı,Efece haber\n\nMehmet Efecede dostluğa doydum\nBen de nacizâne, sevgimi koydum\nŞiirim yalansız, gönülden duydum\nDOĞRUNUN NAKIŞI, EFECE HABER\nATATÜRK BAKIŞI, EFECE HABER\n\n(6-Ağustos-2011-Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efelik; Büyüklük, Mertliktir",
        "poet": "Abdullah Bedeloğlu",
        "poem": "\n\nEFELİK; BÜYÜKLÜK MERTLİKTİR\nİnsanları aydın olur Aydın’ın\nMertlik,  büyüklüğe verilen adın\nEfeliktir efeler diyarı Aydın\nBayrağa özgürlük, can verir namın\n\nMadran, Karıncalı dağında kar var\nKaynak suyu şifadır içen doyar\nSuyu boldur, doldur tükenmez pınar\nHiçbir yeri susuz koymaz ırmaklar\n\nKadını erkeği süper güzeldir\nOkuyanı aklı, halkı yükseltir\nSevdasının yeri kalpte özeldir\nEseri bayrak bayrak her yerdedir.\nAbdullah Bedeloğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efe Bebek",
        "poet": "Üzeyir Aydın",
        "poem": "\n\nEfe Bebek\n Cemre düştü havaya, suya, yere değil kucağa\n Eller sarınca ana kokusu almış yapışmış yanağa\n Lale sümbül değil bebek kokusu geldi konağa\n Ağlar susar yapar kaka sar sarmala kundağa\n Laf ister sev ister gezmek ister alışırsa sokağa\n Ay sana benzedi ay bana benzedi derken \n Yanaklar al gözler yumulmuş daha erken\n Laf ister sev ister birde gör ağlar iken \n İşte bak oluverdiniz üç iki kişiyken\n Ninniler ister, kucak ister, sonra kusar\n Eşelenir, işlenir, ağlar, güler sonra pusar\n Fark ister fart etmezsen yaygara basar\n El bebek gül bebek ister yoksa kasar\nÖzenenlerinde olsun onlarda tatsın\nNane limon gibidir derde deva baksın\nEvlere şenlik, karanlıkta ışık saçsın\nNine dede olunca sana kucak açsın\n\nCebirin Defteri; 06,Aralık,2009; Kütahya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efendiler! ! !",
        "poet": "Hüseyin Durmuş54",
        "poem": "\n\nMehmetçike İthaf Olunur.\nŞiirin yazıldığı tarihteki dönem göz önüne alınmalı.\n\nNedir şehit kanı biliyor musunuz siz? \nNedir şehit, şehit kimdir bil ey Ankara! \nNedir şehit, toprak için ölmek dersiniz! \nNedir toprak için kan dökmek efendiler! \n\nHer gün durmadan yeni koltuk sevdasıyla,\nFakirin, kimsesizin yenilen hakkıyla,\nSokakta dövülen kimsesiz yoksuluyla,\nBunun hesabın bilir misiniz efendiler! \n\nŞehitler toprağa bir bir düşerken sensiz! \nSiz geçim derdiyle nasıl uğraşırsınız? \nVatan şehit kanıyla yıkanırken sessiz! \nSizler koltuk peşindesiniz efendiler! \n\nVatan hainleri cirit atarken sokakta,\nMehmetçik zorlukla karşısında durmakta.\nYine halinden memnun vatan savunmakta! \nSizler kimin peşindesiniz  efendiler! \n\nVatan; sevgiyle, şefkatle, kanla korunur! \nHer vatan evladı için büyük bir onur! \nİnsanı insan yapan büyük yasa “onur”! \nSizlerin semte uğradı mı efendiler! \n\nElbet bir gün sabrın sonu mutlaka vardır! \nGörenler hesabını sizden soracaktır.\nZorlama sınırları, sabır taşacaktır! \nNeden görmek istemezsiniz efendiler! \n\n                                     İzmir /  03.05.1998\n                                     Hüseyin  DURMUŞ \n                                     www.kafiye.net\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efendi (Al sana açılım)",
        "poet": "İhsan Şahin",
        "poem": "\n\nEfendi \n\nAsker ölüyor asker,yan yatmıyor efendi\nBir açsan şu tabuttan, şehit fırlar efendi\nÇare sende derman sen, sen nerdesin efendi\nFilistin’de işin ne, yurduna gel efendi\n….Siyasiler ülkeyi baştan sona çalarken\n….Ölüyor Mehmetçikler sizler göbek atarken\n\nSenin sorunun du ya, söz vermiştin efendi\nBu sorun bu şekilde, çözülmüyor efendi\nÜçer beşer vurarak, Türkler bitmez efendi\nÇanakkale misaldir yaz deftere efendi\n….Siyasiler ülkeyi baştan sona çalarken\n….Ölüyor Mehmetçikler sizler göbek atarken\n\nBu asker Türk askeri, geçmişe bak efendi\nAyranı kabarırsa, kaba sığmaz efendi\nBir ölür bin dirilir, tarihe sor efendi\nYine destan yazacak bekle de gör efendi\n….Siyasiler ülkeyi baştan sona çalarken\n….Ölüyor Mehmetçikler sizler göbek atarken\n\nBuyur sana açılım, çare midir efendi\nÇare mi ihanet mi, buyurunuz efendi\nBu millete bir özür, borcunuz var efendi\nVeresiye yazılmaz, ödeyiniz efendi\n ….Siyasiler ülkeyi baştan sona çalarken\n….Ölüyor Mehmetçikler sizler göbek atarken\n\nİslam’ın son ordusu, yedeği yok efendi\nNe Acem ne de Arap, bizden değil efendi\nBu orduya bu kinin, sebep nedir efendi\nTövbe için süreniz, hala vardır efendi\n….Siyasiler ülkeyi baştan sona çalarken\n….Ölüyor Mehmetçikler sizler göbek atarken\n\nKomutanı hapiste, sayenizde efendi\nAskerleri tabutta, “yan yatıyor “ efendi\nBu vebal yüzünüzü, güldürür mü efendi\nBu nasıl bir vicdandır, sızlamıyor efendi\n….Siyasiler ülkeyi baştan sona çalarken\n….Ölüyor Mehmetçikler sizler göbek atarken\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efendiler Dün gece",
        "poet": "Ahmet Ergin",
        "poem": "\n\nÜçlü yemek yediler efendiler dün gece\nBu malum hükümeti bağladılar haraca\nEroin taşır kamyon dokunulmaz araca\n\n            Üçlü yemek yediler efendiler dün gece\n            Haydı çözün dostlarım işte size bilmece\n\nBirisi bölücünün meclisteki vekili\nBirinin genlerine hayın tohum ekili\nBirisi ampullerin tam ihanet şekili\n\n            Üçlü yemek yediler efendiler dün gece\n            Haydı çözün dostlarım işte size bilmece\n\nTürkiye’yi bölmenin planı tartışıldı\nHükümet sayesinde son engelde aşıldı\nDevletin bütçesinden gerekli pay düşüldü\n\n             Üçlü yemek yediler efendiler dün gece\n             Haydı çözün dostlarım işte size bilmece\n\nBu oyunu görmeye gerekmez şahin gözler\nBiliyoruz sonunda nere çıkar bu izler\nAhmedi kendin yırtma seni duymaz öküzler\n\n            Üçlü yemek yediler efendiler dün gece\n            Haydı çözün dostlarım işte size bilmece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efendiler Ve Kullar",
        "poet": "Sermet Apaydın",
        "poem": "\n\nEFENDİLER VE KULLAR\n\nİnandırıldıkları yolda yolcu olan gafiller\nAkıldan,izandan,mantıktan hep  yoksulluk çekerler\nEfendilerini taşımaktan çıkmış kamburları\nVermişler yularlarını, merkeplere çektirirler\n\nAptallıkları zirvede , insanlıkları da şeklen\nBüyük  hazla  semrilirler, yobazlıktan,cehaletten\nGeçmişe özlem oya gibi, örülmüş benliklere.\nKölelik  gurur olmuş,efendilere itaatten\n\nEfendileri  mükemmel, diye  bilen  o şaşkınlar \nUyanamazlar asla çünkü hep  beyin  yıkatmışlar\nCennetlik  kul olmaya, davet ederler  Cehennemi\nKaranlığı, aydınlık sanarak, koşuşturan  aptallar\n\nMalum inanç pazarından, rant arayan tüccarların, \nGörüntüleri, söylemleri hep hiledir onların \nRiyakarlıkları madalya, taçları  çıkarları\nDin; asırlardır   aracılarıdır  amaçlarının\n\nEfendilerin  duvarına süs  benlik  tabloları\nKeneler gibi yapışırlar,emerler  duyguları\nAğızlarından bal akıtan, malum sahtekarların\nMerhamet, vicdan, ahlak,onur,gurur… Yoksullukları…\n\nApaydın aşkla  beslenir, aydınlıktan nemalanır\nYaratan akıl  vermiş,kullanamayana yazıktır\nDin: Kuran,Muhammed,erenler,evliyalar  yoludur \nÇıkarı Cennet sananlar: Şeytan hep sizden yanadır! \n\nSERMET APAYDIN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efendilere, kölelere, doğaya ve insana dair...",
        "poet": "Zafer Zengin Etnika",
        "poem": "\n\n.\n\nellerinde gürzleriyle\nçiçek ekin diyorlar\nbizim için \nbizim için\n\nsonrası giydirmeler; \n\nsessizce diyor ki,\nekeriz ekmesine de\ngübresi siz olmalısınız\n\nbir balıkçı bağırıyor; \ndenizin üstüne çiçek ekilmez\naltındadır bir karış toprak\nbilmem kaç can\nüstündekini yaşatan\n\nlehim gümüş ve pas için\nbir yerden başlamalı\ncahil bu çiçek isteyenlerin alınları\nbir tükür bin ah işit\n\ndemişler ki; \nuydururuz kendimize\nhem doğayı hem insanı\n\nyine bağırır balıkçı; \nemek ektiniz mi ulan\ndeniz çiçek açmaz\nsaklar yüreğinde\nnefes nefes  dizleriniz\nkonuşturmayın bizi bu sıcakta \n\nsonra çeker giderler\nyeşil libaslar içinde\nsert adımlar birde\ngöğe bakıp\nfetih etmeliyiz yıldızı\nyakmalıyız ateşimizi\nsöndürmeliyiz göğü\niyice karartmalıyız\numudu da söndürürüz\n\nher şey susacak bir gün\nses duyan kalmayacak\nkörelecek kulakların\nbilmem kaç atom örtüsüyle\nsonra bitecek yürüme\ndur yerinde\nağırdan al düşlerini\nsindir\nöyle yaz göğe\n\n02 08 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efendim",
        "poet": "Oktay Güneş",
        "poem": "\n\nYaradan’ın çizdiği, en müstesna bir nakış,\n Âyet âyet okunan bir edepsin, Efendim...\n\nTemmuz 2002 Sızıntı Dergisinde yayımlandı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efendim",
        "poet": "Taner Nişancı",
        "poem": "\n\nİçirdin aşk badesini\nSüsledin, kalp hanesini\nCilvenin bin tanesini\nSeninle gördüm efendim\n\nGökteki aydır cemalin\nGörene belli kemalin\nSureti haktan mealin\nSeninle bildim efendim\n\nBildirdin helal haramı\nBakışın deşti yaramı\nAteşi,gönül çıramı\nSeninle yaktım efendim\n\nBenlik duvarın yıkarak\nGurur kibiri atarak\nYarsın,huzura koşarak\nSeninle geldim efendim\n\nDerdin ilacı,dermanı\nAldım elinden fermanı\nŞerri hayıra yormanı\nSeninle çözdüm efendim\n\nBir garip benim,ağlattın\nHasret bıraktın özlettin\nDeli divane söylettin\nSeninle vardım efendim\n\t02/03/2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efendim",
        "poet": "Serdar Açar",
        "poem": "\n\ngünlerin en guzeli CUMA \nçiçeklerin en guzeli GÜL\n Olmuyor hayal kumasindan yama\n efendim ozleminden kainat KÜL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efendim",
        "poet": "Mehmet Yaşar Ayaz",
        "poem": "\n\nEfendim, Peygamberim, yolumu sende buldumBu yol ki, ben ancak onunla mutlu oldumSeni anlayamadı Mekkeliler, bilemediler değeriniSeni anlamak istemediler ki, belliOysa sen, güneş gibi doğmuştun üstlerineVe sen efendim, kurtuluş reçetesiydin MekkelilereAnlayamadı seni kalpler, belki anlamak bile istemedilerVe seni bağırlarına basamadılar  o nasipsizlerSen ki, nuri dilara idin, biçare  gönüllere ilaç idinVe sen, kurak olan Mekke ye bereket, sağanak yağmur idinNasipsizler seni anlayamadılar efendim, Güneşin ışığına karşı karanlığı yeğledilerSen Rabbinden aldığın emir ve sorumluluk içinde onlara koştunKoştun da kurtuluşu sundan amma, nasip yoksa eğerBellekleri doluysa, ve sana, senin o güzel reçetene yer yoksaNe yapabilirdin, nasipsizlere nasıl ulaşabilir ve ellerinden nasıl tutabilirdinEfendim, istemediler o kurtuluş reçeteni, ve istemediler seniMuhammedül emin dediler amma, emin olan, Allah çağırınca düşman kesildilerOnlar seni ve misyonunu bilemediler efendimVe sen mahzun, üzgün ve düşünceli amma, Allah istemiyordu üzülmeniBir emir bekliyordun artık sevdiğin o topraklardan ayrılmak içinÇok sevdiğinin yolunda hizmet etmek için, Mekke’ni feda ediyordunVe insanlığa kurtuluşu,dünya ve ahiretin güzelliklerini sunmak için622 yılında, yanında sadık dostunla Medine’ye doğru yol alıyordunMedine ayakta seni bekliyor, sana kilitlenmiş MedinelilerÜzerlerine hangi güneşin doğacağını gayet iyi biliyor idilerVe sen görüldüğünde, sevinç çığlıklarıyla karşılıyorlar seniSenin şehrin oluyor Medine, ebedi kalacağın,bizi de çağıracağın şehrinSelam sana efendim ta uzaklardan, selam sana efendim Hollanda’danSelam sana efendim günahkar ümmetinden, Selam sana efendim,seni anmayı unutan ağızlardanSalat ve selam tahiyyetül ikram sana,al ve ashabına olsunBizi de al sancağının altına,  kulun Yaşarı da  unutma efendim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efendim",
        "poet": "Mecit Demirel",
        "poem": "\n\nMenba-ı  rahmetsin ümmete sen Efendim\nDil-i mecruhuma merhemsin sen Efendim\n\nLevlak u levlak dedi Rabbim seni yarattı\nVed-Duha’sın hem de Ven-Necm’sin sen Efendim\n\nKuy-ı hayalime girmedin bir lahzacık olsun\nUsanmadan bekledim  de gelmedin sen Efendim\n\nN’ola  başımda taşısam payini Ahmed-i Evvel gibi\nYeter  ki  gel de bir kere nazar kıl sen Efendim\n\nBuy-ı  semenini  ulaştırsın  bad-ı  saba\nYoksa bad-ı saba,sehab ol  gel sen Efendim\n\nHak-ı payine  yüz  sürem n’ola  bir  gün\nYanan  kalbime Kevsersin sen  Efendim\n\nBiçare  ve bikesim,lakin ehl-i  kıbleyim\nYanılıp  yüz çevirsem rehber ol  sen  Efendim\n\nRavzanda  güller  biter  Mahmud u Ahmed  diye\nAcı şu kemter Mahfi’ye, şefi ol sen Efendim\n\n(27.06.1997/Edirne)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efendilik ulu bir ağaç gibidir",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nEfendilik ne malda mülktedir,\nNe de taşımış olduğu yüktedir.\nEfendilik ulu bir ağaç gibidir,\nKökü yerde başı ise göktedir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efendim",
        "poet": "Fatih Uyar",
        "poem": "\n\nSeni anlayan yürekler kin tutmaz efendim\nSeni duyan kulaklar pas tutmaz efendim\nSeni gören gözler kapanmaz efendim\nSeni hisseden gönüller kararmaz efendim\n\nSensiz gönüller yalnızdır efendim\nSensiz dünya zindandır efendim\nSensiz hayat kapkaradır efendim\nSensiz mekânlar bomboştur efendim\n\nSen yaşamakla bitmezsin efendim\nSen konuşmakla tükenmezsin efendim\nSen anlatılmakla anlatılamazsın efendim\nSen yaşanmakla değer bulan\nSen yaşatılmakla kıymetlenensin\nSen kalplere merhemsin\nSen gönüllere derman \nSen dertlere şifa\nMUHAMMED MUSTAFASIN\nÂLEMLERE RAHMETSİN EFENDİM\nEFENDİM EFENDİM EFENDİM\n\n20.03.2006 14.55\nFatih UYAR-TRABZON\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efendim",
        "poet": "Fatih Makas",
        "poem": "\n\nyeşil ovalarda beyaz papatyasın\nnurun ala nursun efendim\nBozkırlarda ulu bir çınar\ngönlümün sultanısın efendim\nMavi gökyüzünde beyaz bir bulut\nGönül evimde ışıksın efendim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efendim(s.a.v.)",
        "poet": "Arslan Mayda",
        "poem": "\n\nEfendim nurunun zerrelerini \nHasret ile beklediğim günler çok \nPerdelenmiş günahlarım sayısız\nGözyaşıyla ısladığım dünler çok \nHasret ile beklediğim günler çok\n\nUtanırım boynum bükük günahla\nDalarım geçmişe bin bir eyvah la\nSesiz bir köşede sesiz sabahla \nGarip gönlüm bir sevdaya inler çok\nHasret ile beklediğim günler çok\n\nDüşünce bir gemi yüklere bakar\nMeyve dal üstünde köklere bakar\nSensizlik, bir ömür yoklara bakar\nYokta varı aradığım anlar çok\nHasret ile beklediğim günler çok\n\nDizlerimde fer yok yolculuk yaya \nDerdi dert yanına koydum sıraya\nYa bizi Uhuda ya sen buraya\nGelişine can verecek canlar çok\nHasret ile beklediğim günler çok\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efendim  mikdat bala nazire",
        "poet": "Tuncay Akdeniz",
        "poem": "\n\nAnlatsam derdimi savcı sorgular\nKorkarım ederler sürgün efendim\nZan altında yargılıyor yargılar\nHaklı zaten mahküm hergün efendim,\n\nAdalet aradım Ömer i kayıp\nSözler yalan olmuş vicdan acayip\nRiyakar ortada sayılmaz ayıp \nEdebi hayadan argın efendim\n\nZamanın insafı acıdan acı\nİnsanlığı bozmuş  ayrım ilacı\nKıbleyi bilmiyor o sofu dinci \nCemaat imama kırgın efendim\n\nGeceler balolu gündüzler serap\nAile dağılmış yuvalar harap\nÇarşıya uymuyor evdeki hesap\nİşimiz gücümüz durgun efendim\n\nAlimler geride cahiller önde\nCehaletin başı saklanır inde\nHakkımızı yiyen zalimler zinde\nBizde mûbah olmuş vurgun efendim\n\nHerkes endişede gelecek kaygı\nGönüllerden uzak sevgisiz duygu\nTerbiye bozulmuş kalmamış saygı\nKomşu komşusuna dargın efendim\n\nTuncayım koymazlar insan yerine \nAdaletsiz düzen körü körüne \nRant için dil döker biri birine\nBu dert ile düştüm yorgun efendim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efendim Yanarım Merhamet Eyle",
        "poet": "Aşık Zülali",
        "poem": "\n\nEfendim yanarım merhamet eyle\nHüccetimi İsfahan'a yaz gidem\nAşıklar dervişler bu misal gezer\nBağdat Basra Hint Yemen'e yaz gidem\n\nAhu figan ile gönül hoşlayam\nDidem pek gamlıdır gözü yaşlıyam\nBin üçyüzde adaleti işleyen\nİstanbul'da Hamit Han'a yaz gidem\n\nEğer tabib isen sun dolu bade\nBelki bu gönlümüz döne gülşade\nZelha'yı Mısır'da salan feryada\nYakup Yusuf'u Kenan'a yaz gidem\n\nDer Zülali gam bahrında yüzenler\nIskatıma kara yazı yazanlar\nEşinden ayrılıp mecnun gezenler\nBaygu teki bağ virane yaz gidem\n\n\n"
    },
    {
        "title": ". Efendimiz Yola Çıkmış",
        "poet": "Şadan Yenişafak",
        "poem": "\n\nFırtına estikçe esiyor kum tanelerinde çölde bir telaş herbir kum tanesinin heyecandan iştiyaktan içi içine sığmıyor herkes biran evvel sahradaki yerini alabilme telaşı sevdası içinde\nHuuu Huuu diye esen rüzgar çölün yabancısı değildi ama o aşinalığa rağmen rüzgar bir başka esiyor kumlar bir başka uçuşuyordu çünki\nAllahın cc Sen olmasaydı sen olmasaydın  hiçbir şeyi yaratmazdım dediği Resulullah s a v efendimiz Mekkeden yola çıkmış Medineye geliyordu\nÖyle bir gelişle geliyorduki hatırına yaratılmış bilinen bilinmeyenki sır tecelli etmiş Alemlere rahmet oluşu alemi kuşatmış yaradılışı ve doğuşundaki hikmet medineye gelişiyle  kemal buluyordu medinelilerse onda rahmandan bir cemal buluyordu onunla öyle hemhal oluyorlardıki ne verecekleri birşey kalıyordu nede veremeyecekleri birşey\nO güzeller güzelinin sevgililer sevgilisinin gelmesiyle muhacirle ensar birbirlerinde fani oluyordu\nAshabım gökteki yıldızlar gibidir buyuruşu rahmet güneşinin onlara yansıyan ışığıyla  onlarda bizlere ışık oluyorlardı Onlar kum taneleri kadar çok değillerdi ama Nur taneleriydiler  Nur üstüne nur olan efendimizin muhabbetiyle tutuşan ışığıyla aydınlanan sahabeler. tabiinler tebei tabiinlere bağlanan her biri nurdan birer halka olan  zincirin  Ümmetimin alimleri beni israilin Nebileri gibidir müjdesine mashar olan peygamber as varisleri olan alimlerini ahir zamanda günah çölündeki  fırtınadan kurtulabilmemiz  nefsin kızıl denizini yarıp hakikat kıyısına varabilmemize Mekkeden Medineye doğru yola çıkan Ey habibim senin elini tutanlar aslında benim elimi tutmuşlardır sana biat edenler aslında bana biat etmişlerdir (Fetih Süresi ayet 10)   müjdesindeki çizgide bize ulaşan ışıkla dünyamızı Ahiretimizi aydınlatan  içimizi coşturan  o ıssız çöl gecelerine özlem duyuran hasret tohumları eken  Allaha binlerce Hamd olsun Ve onun Habibi sevgililer sevgilisinede binlerce Salatu selam olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efendimiz",
        "poet": "Mustafa Tahir Öncel",
        "poem": "\n\nFahri kainat seninle sevinir \nBu alem seninle üzülür\nSenin yokluğun kalbe bir üzüntü verir\nSenin sevincin ise kalbe bir mutluluk verir \n\nBizi bu alemde yalnız bırakma \nBizi bu dünyada başı boş bırakma \nSenin yokluğun kalbe bir üzüntü verir\nSenin sevincin ise kalbe bir mutluluk verir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efendime",
        "poet": "Ali Acıbadem",
        "poem": "\n\nBilirmisin cananın aşkı gülde saklı\nİstermisin leylanın muhabbet aşkını\nResulullaha aşıkmısın aç yelkenleri\nSalavatla çık enginlere çek zikirleri\n\nÜfleyiverirse huda yolunda misk aşkları\nLütfediverirse hüda aşık neyler makamı\nEyleyelim talebe yolunda cansız halveti\nYükselip ayağa kalkıp efendime varalım\n\nMana alemine ışınlanalım oğul olalım zata\nAllah lafsını okutalım topu top yekün aleme\nNiyazlarla raks edelim hep hüda alemine\nIssız çorak yeri görelim kapkara duvarları\n\nNağmelerle koşarız aşka hakkın kabesine\nSırılsıklam titreriz zikirle tavafta hazır kıta\nItriden ulvilere yelpaze seyahat aşkı bulutla\nRicayı minnetle çağrılır sevgili yar makamına\n\nGüllerin açtığı yankılanır top yekün sedada\nÜzülmeyin der efendim süleyman biri giderse\nLebbeyk aşkıyla varırız huzura nefeslik aşkla\nÜzülmeyin efendimin gülleri elbet birgün aşkla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efes İzmir",
        "poet": "Faruk Bakuri",
        "poem": "\n\nEf-es sözü ef  adı\n-es’ini iblis dedi\nEf o ev gök haneden\nDoğanlar efe idi\n\nEf’te E o ev adı\nF güneş arz’a dadı\nF firun kral od’tur\nEf efes fakı cadı\n\nF tanrı ef hanesi\nKadimin böyle sesi\nGeçmişi senden oku\nBoz iblisin hevesi\n\nEfes  beyt  oğlu  sebE\nEf, ev’di  -es,  ok  de  be\nBelkız  anadoluda\nYaşamış  olmuş  söbe\n\nSapmış  yalanla  mazi\nToros'ta  belkız  izi\nCinler  cirit  atmakta\nRevaşta  iblis  tezi\n\nSebe  ters  huydan  ebes\nO  huy  iblis’te  heves\niş  onda  egip  bükmek\nsebeple  doğru  demez\n\nEp-hes=ev  kesi= beyt  kes\nKes  mana  kişi  o  bes\nO  her  çağın  önderi\nTarihe  koymuş  hak  ses\n\nMir-i-na=İzmir=si-mir=\nMir  oğlu = mir-an = İzmir\nNa  ve  an  gök  ve  göklü\nMir  ise  pir’di  o  şir\n\nsöz  gavur  büyük  hata\no  yaman  soyu  muta\nbu  kutlu  kenti  iblis\nters  yazmış  atmış  ota\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efendisini Bekliyor!",
        "poet": "Zafer Zengin Etnika",
        "poem": "\n\nEfendisini\n\nBekliyor! \n\nGECE\n\nSessizlik...\n\nSessizlik...\n\n24 MART 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efendine sadık köpek olursun",
        "poet": "İhsan Şahin",
        "poem": "\n\nEfendine sadık köpek olursun\n\n(Ozan Badaşi’ye) \n\nHangi meşreptensin ey aptal fani\nEtobursun desem ayı olursun\nProfiline baktım aslıyla aynı\nEfendine sadık köpek olursun\n\nTürklük batar sana acıtır hemi\nAhırda depreşme dökersin yemi\nHer gelen sıraya dizerler seni\nNeslini kıskanmaz domuz olursun\n\nAdabıyla yaz ki edip sansınlar\nKaranlıkta parla “ampül” sansınlar\nEdebini takın adam sansınlar\nKucaktan kucağa kancık olursun\n\nHer şeyin ölçüsü ayarı vardır\nİnsanı parlatan özünde ardır\nSinkeflik hakaret zannetme kardır\nCevabını alır şapşal olursun\n\nZina serbest oldu arttı sayınız\n“Kömürle kanepe” refah payınız\nSıvazlar sırtını Gürcü dayınız\nHamama girer tellak olursun\n\nDüzene asiyim olmam yalaka\nŞimdilik bu kadar yeter sadaka\n“Dalgavuk” dediğin baban mutlaka\nAile boyu herkes,...Peli olursun\n\nSeviyene indim özür dilerim\nYanağından öper selam ederim\nAramazsan beni çeker giderim\nÖzelinde durur rahat olursun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efkar",
        "poet": "Murat Karal",
        "poem": "\n\nEfkar \nEfkarım aştı da uzun boyumu\nNe bir kavak oldum,ne de bir çınar\nDertlerim yol etti duygularımı\nHasret beni vurur,dizlerim kınar\n\nYakmakla tükenmez bir tek cigara\nİçen kim ki zaten,geçmişi kara\nKaderim ipliktir zaman makara\nBir kedi gelir de sabrımı sınar\n\nNot:Yumakla oynayan kedi gibi efkarım benle oynar anlamı çıkar son iki satırda \n\nMurat KARAL\n(04.12.2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efkâr",
        "poet": "Muhammed Gözübüyük",
        "poem": "\n\nYine efkarlandı,divâne gönlüm\nElâ gözlü yârimi hatırladım\nSararıp soldu gül yüzüm,\nYaşlarla doldu iki gözüm,\n\nİçten,içe benliğimi kemirir\nIstırap ve hüzün.\nDağ olsa,dayanamaz çekmekten\nErirdi,yürek sızımı.\nGel ne olur,gelde güldür yüzümü.\n\nEy benim,elâ gözlü; kınalı kuzum\nGerçek aşkım,yürek sızım,\nSensiz geçen bir ömür,\nBana ancak,verir ıstırap ve hüzün.\n\nŞu gurbet diyârında,\nSensiz,sessiz ve kimsesizim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efkâr",
        "poet": "Hilmi Şahin",
        "poem": "\n\nSema göğerdi ağaçlarda saradı yaprak\nYeryüzü ve gökyüzü beraberce ağlaşarak\nGönderdi ömrüm yaşanacak demlerini\nNe oldu bana saçlarım niye kır niye ak\n\nRüzgar getirmektedir ötelerden soğuk selam\nNedendir bu üzüntü ne içindirbu gam\nDoğduktan sonra batacaktır hayat güneşi\nGelmişse sabah olacaktır elbet akşam\n\nSonbaharın hüznüyle düştü son yaprak\nYaşlı meşe bu kaçıncı ölüm kaçıncı firak\nMahlıkatadır doğum ölüm ve ötesi\nİnsan için makberdir dünyada son durak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efkar Efkar",
        "poet": "Fatih Çınar",
        "poem": "\n\ndüşümde gördüm\nyine seni dün gece\nağustos gününde\ndüştü yüreğime zemheri\nağustos gününde\nyüreğimde kar\nuyandım divane bir sersemlikle\nyaktım sigaramı\nyüreğimde karsigaramın ucunda duman\nsigaramın ucunda efkar efkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efkar",
        "poet": "Hayatın Anlamı Gibiyim",
        "poem": "\n\nBir şarkı verdi bana bu hüznü; \nKasvetli manzara arttırdı kederimi; \nEsen soğuk rüzgar doldurdu benliğimi...\n\nGece topladı tüm hüzünlü anıları; \nDertleri doldurdu yüreğime deli rüzgar; \nKalbimi kanattı keskin acılar; \nEfkarlandım bu gece yine ah...\n\nSessizlik kapladı tüm her şeyi; \nYalnızlık  doldurdu hep içimi; \nZaman kıskacıda bağladımı beni; \nEfkarlandım bu gece yine ah...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efkar-ı Hicran",
        "poet": "Suskun Derbeder",
        "poem": "\n\nahengi bvuslat koprusudur uğran intikal etti ne efkar ne de hicran gözyaşı döker bu yolda her an bu millet bu vatan değil bu vatan intikam peşinde sevgi barış adalet içinde efkar-ı hicran olan bu vatan fasılı himmet vede cihan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efkâr Umman",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nDost bu gece efkâr kara ummandır,\nHasret dağdır viran bağdır gör beni…\nYürek tandır başım yine dumandır,\nSen duymazsın görür garip kör beni…\n\nEsen yelden aldım sıla kokusu,\nLime lime şu gönlümün dokusu,\nBir yan tokmak bir yan hayat sokusu,\nKara taş say al duvara ör beni…\n\nCenderedir gurbet elin havası,\nSıla şirin çeker dağı ovası,\nÇile harçtır olmuş gönül sıvası,\nAl toprağım sevgin ile dür beni…\n\nSabır kürkü bekler durur çengelde,\nUcu kırık bir kalemim pergelde,\nVicdan taştır yumuşamaz engelde,\nSeyyah ettin ilden ile sür beni…\n\nCantekin der; bağrı yanık bülbülüm,\nSılam sende gelinciğim sümbülüm,\nBuram buram tüten özlem ödülüm,\nTutsak etti kara güne hür beni…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efkar üzerine..",
        "poet": "Özkan Erdoğan",
        "poem": "\n\nEfkar dert degil dertlenmektir.Sevgi ise beklemek hissetmek degil sadece,katlanmak onun ugruna bir şeylerden vazgecebilmektir,onun icin gözyaşı dökebilmektir.Sevgi icinde efkar ise sevginin tadı tuzudur.Sevginiz ve sevdiginiz icin efkarlanın ki sevginiz sevda olsun sevginizin türü ne olursa olsun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efkâr Vakti",
        "poet": "Mehmet Faruk Habiboğlu",
        "poem": "\n\nRuhumun kadınları bir bir ölüyor\nGökyüzü apansız karanlığa gömülüyor\nSular ağlıyor içimde, rüzgâr ağlıyor\nYüreğimden damla damla kan süzülüyor\n\nEfkâr vakti bu an, ey gönlüm efkâr\nÇığlık çığlık ve cam kırığı sancılar\nHüzzamdan hüzne dizilmiş göç var\nEy gece beni al kollarına, beni sar..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efkârı Umumiye...",
        "poet": "Burhan Kale",
        "poem": "\n\nBırak dostum bırak el gibi eğil; \nKalmamış ekmeğin peynirin tadı…\nAdam adam gibi görünür; değil…\nMahkeme mülk olmuş oturur kadı…\nHerkesi kendinden mahsus iyi bil,\nBırak dostum bırak el gibi eğil…\n\nElmayı koparan nerde dalından,\nHer şey miras kalmış baba malından,\nEksik olmaz zulüm garip kulundan,\nGezer, tozar, işsiz, serseri adı…\nAyırma renkleri moru alından,\nElmayı koparan nerde dalından…\n\nHayat mektebidir gittiği okul,\nNe kendisine kul ne Allah’a kul,\nGeçmişi hiç bilmez gelecek meçhul,\nHafıza kalmamış silinmiş yâdı…\nBelki ısınırsın birazcık sokul,\nHayat mektebidir gittiği okul…\n\nGökyüzü herkesin bak, duy sesliyor,\nSevgi mi nefret mi gönlün besliyor,\nBaşını omzuna gelip yaslıyor,\nGöklere sessizce çıkar feryadı…\nNeden haberin var geldi gidiyor,\nGökyüzü herkesin bak, duy sesliyor…\n\nNe yaman çelişki bakışın gizler,\nAhir zaman yalan söylüyor gözler,\nAğızdan çıkınca kaybolur sözler,\nKimlerden beklersin gayrı imdadı…\nSilinmiş İlyas’tan Hızır’dan izler,\nNe yaman çelişki bakışın gizler…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efkarlanırım",
        "poet": "Orhan Veli Kanık",
        "poem": "\n\nMektup alır, efkarlanırım;\nRakı içer, efkarlanırım;\nYola çıkar, efkarlanırım.\nNe olacak bunun sonu, bilmem.\n'Kazımın' türküsünü söylerler,\nÜsküdar’da;\nEfkarlanırım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efkarlı Kervanlar",
        "poet": "Nalan Kazazoğlu",
        "poem": "\n\nAğıradım geçiyor yüreğimdeki çöllerden,\nUzun uzun efkar yüklü kervanlar\nBenim de develerin de gönlü kırık...\n\nKum denizine son ışık yavaşça dalıyor,\nSayfalar dolusu kum rüzgarla savruluyor\nBitmek üzere yolculuk...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efkarlı Gece",
        "poet": "Ümit Kara",
        "poem": "\n\nBu gece gökyüzü bir başka efkarlı\nDağıtıyor yıldızlarını etrafa\nAy sanki küsmüş bir garip parlıyor\nIşığını gözlerime iyi vuramıyor\nSanki hasretle sabahı bekliyor\nAsker yolu bekleyen gelin gibi\nYıldızlar anlamsız dolaşıyorlar semada\nSokak lambaları göz kırpıyor\nBir çocuk kaldırımda üşüyor\nSamanyolu şaşkın şaşkın bakıyor\nGece efkarını yıldızlara vuruyor\nHer şey bir başka bu gece\nSanki benim derdime düşmüşler\nBir tek onlar anlıyor halimden\nYarasalar karanlığa küsmüş\nBir güvercin ise yarasaya dönüşmüş\nGeceleyin hayat sanki bir aşka düşmüş\nHalimi gören baykuşlar sinsice gülüşmüş\nBütün bunlar karanlıklar ülkesinde bir düşmüş\nSadece siz anlıyorsunuz beni\nGökyüzü,ay,yıldızlar hayatın eşsiz iremi\nO halde kaçırılmamalı gece treni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efkarlıyım",
        "poet": "İrfan Cebeci",
        "poem": "\n\nBu gün efkarlıyım be dostum\nYapraklar kurudu yine düşüyor\nSana düşerse birgün yolum\nYol kenarında bir kedi üşüyor\n\nBir gölgenin ardından koştum\nGece kayboldu, güneşi düşlüyor\nÇıkmaz bir sokakta kayboldum\nÇocuklar bana bakıp gülüşüyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efkarlıyım",
        "poet": "Atila Aşkan",
        "poem": "\n\nBugün efkarlıyım...\nİçmek için bahanen diyorlar\nNeşeli olduğumda\nDaha çok efkarlanıyorum...\n\n17,08,2006\nAnkara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eflatun Çiçekler",
        "poet": "Çiğdem Çakır",
        "poem": "\n\nTatlı yağmuru\nToprağından alan,\nDağları okunan\nEflatun çiçeklerin\nMevsimindeyim,\nÖzümde sıcaklığını\nBırakan\nAy ışıkları\nGökyüzünde \nNasıl bir resmi parlatıyor\nGörmelisin\nKara gözlüm.\n\n(Aksaray / 23 Nisan 2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efo mix ",
        "poet": "Şair Efo",
        "poem": "\n\nEla gözlerinle vurdum geceye yüregimi dün Ve aldim tüm umutusuzluklarimi indirdim diz boyuna kaldirdim basimi düserek hayallerine düsündüm seni Aklimdan cikaramadim Uyudum seninle ayni safaklara uyandim ayni günese actigimda gözlerimi Gözlerim sen nefesim sen bedenim sen yalnizligim sen Bebegim...***Seni gök yüzündeki parlayan her sade yildiz kadar özledim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eflatun kelebekler",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\naç kapını \nözgürlük timsali\neflatun kelebeklere\ndolsunlar içeriye\nüzerine konsun\nrenklendirsinler evinizi\nkorkma\nmisafirlikleri uzun sürmez\n\nKasım 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eflatun Gülhatmiler, Werther Ve Goethe",
        "poet": "A. Esra Yalazan",
        "poem": "\n\nMevsimlerin mucizevî değişimi, hiçbir şeyin aynı kalmadığını kâinatın kudretli melodisiyle kulağıma fısıldarken hep aynı soruyu soruyorum kendime. Bu geçip gidişler, zaman tünelinin görünmeyen ucuna doğru kayıp yok olmalar, ölüm bilincine rağmen varlığın kendini her koşulda taze tutabilmesi, tabiatın soyunması sonra tekrar usulca giyinmesi...; Bu ebedi senfoninin mutlaka efsunlu bir sırrı olmalı. Hayatın acılaşmasını unutturan ahengin kalplerimizde derin bir karşılığı var herhalde. Yoksa nasıl dayanırdık insanı olgunlaştırmasına rağmen parçalayan onca acıya, yoksulluğa, sevgisizliğe, savaşa, haksızlığa...\n\nKuruyan nehir yatağında her seferinde başka türlü kabaran hayatın genişliğinde kaybolmamak, zamanın dip akıntısında sürüklenmemek için sağlam köklere ihtiyacımız var. Ancak öyle güçlü bir umutla kaybolmuş hatıralarımızı, hayallerimizi diriltebiliyoruz. Oyalanmak için geleceğimize ipotek koyup, amaçlar uyduruyoruz bazen. Okul bitecek, çocuk büyüyecek, ev alınacak, kitap yazılacak, daha çok para kazanıp seyahat edilecek... Yorgun ruhumuzu böyle avutarak hayatımızın akışını kontrol edebileceğimizi sanıyoruz. Hâlbuki o karmaşık görüntüsünün ardında nasıl da basit ve sade bir döngüsü var yaşamın. Doğuyoruz, yaşıyoruz ve ‘sonlu’ bir varlık olmanın bilgisiyle, kısa bir süre misafirlik ettiğimiz bu diyarlardan başka âlemlere kanatlanıyoruz.\n\n\nBöyledir güz günleri...\n\nBulutların oyunlarıyla parçalanan ışık huzmelerinin sarı tozlu sokakları, dev çınarları, solgun yüzleri, yaralı kedileri şöyle bir okşayıp geçtiği, gölgelerin yavaştan uzadığı sonbaharın hazzı çok sevmeseniz de içinizi kıpırdatıyor, biliyorum. Böyledir güz günleri. Onu sevmeyene bile ihanet etmez. Yeniliğin, dirilişin habercisidir çünkü o. Siz incecik yağmurların boşlukta savruluşunu seyrederken, o aydınlık bir güne uyanma ihtimalini hatırlatır. Ya da güneşin mahallenin bütün kızlarıyla kırıştıran serseri bir delikanlı edasıyla şımarttığı bir günün sonunda, ansızın kehribar rengine bürünen gökler, bakışlarınızı kesif bir hüzün duygusuyla kuşatır. Sabah evden çıkarken ona güvenmeyen kadınlar çantalarına bir şal atar. Çocuklar bellerine hırka bağlar. Erkekler işaret parmağına taktıkları ceketlerini omuzlarında dolaştırır sokaklarda. Tekinsizliğiyle güzeldir sonbahar.\n\nDeğişimin bu munis iklimi, benim buğulu ruhuma da sirayet etti. Bir gün hâlâ bu dünyanın küçük bir parçası olduğum için şükrederek uyanıyorum, ertesi gün her geçen an biraz daha eksildiğimi düşünüp kederleniyorum. Mutluluğun ve mahzunluğun aynı anda tezahür eden karmaşasıyla eve dönerken, rüzgârlarla savrulan gülhatmi ağaçlarının eflatun çiçeklerini topluyorum. Ve nedense zihnimde hep buruk mısralar yankılanıyor: “Yağmur bu kadar inceyken/ Ağır açan bir gül kadar hafifken merhamet/ Ölüm çok ağır Allah’ım, Ölüm çok ağır affet! ”(*) \n\nGoethe’nin İlk Aşkı filminin afişiyle böyle bir anda karşılaştım. Ve o zaman tünelinde hızla ‘başlangıcıma’ doğru kaymaya başladım. Genç Werther’in Acıları’nı okuduğumda düpedüz gençtim. O kitapla buluştuktan sonra –biraz da uydurulmuş bir acıya tutunarak– bu dünyayı terk etmek isteyen bütün gençler gibi asi bir ölümün soylu olabileceğine samimiyetle inanmıştım. Aşkın melankolisi, ‘romantik kahramanın’ hayata meydan okuyan isyanı, gençliğin hırçın deliliğine çok yakışıyordu. Kitabı tanıyanlar, o romanın meşhur olduğu yıllarda (1774)  kıtada artan intihar söylentilerini bilir. O acıklı hikâyeden ziyade bu türden kışkırtıcı bir bilginin sunulması da okuyanı derinden etkiliyordu sanırım. Bu kitapla ilgili intihar vakıalarından bahsedildiğinde Goethe, “Hayattan hoşlanmayan deliler varsa bundan bana ne” diyormuş. Efsaneler yeni efsaneleri doğurmuş, iki asır boyunca kendisinden sonra gelen kuşakları da aynı şiddetle sarsmıştı.\n\n\nGoethe’nin devrimi...\n\nFilmin afişine bakarken camdaki suretimin eskidiğini fark ettim. Goethe, “Erkekler yaşlanır, kadınlar değişir” demişti. Ben değişiyordum, dünya eskiyordu ama bazı şeyler hep aynı kalıyordu. Eve dönünce kitabı buldum. Çok kötü bir çeviriymiş doğrusu. Hemen gidip Almancasından çevrilen yeni baskısını aldım ve tuhaf bir şekilde daha evvel hiç görmediğim bölümlere rastladım.\n\nRoman, genç Werther’in hayali dostu Wilhelm’e umutsuz bir aşka düştüğü Lotte hakkında yazdığı mektuplardan oluşuyor. Kitap, karşılıksız aşkı yüzünden intihara sürüklenen bir gencin hikâyesi olarak özetleniyor. O kadar basit mi sahiden? Goethe 25 yaşında kendisini şöhrete kavuşturan bu romanla, aydınlanma çağının akıldan yana duran düşünür, yazar ve sanatçılarına pek aldırmadan, edebiyatta insanı ve duyguyu akılla yoğurarak müthiş bir ‘devrim’ yapmıştı. Bugünden geçmişe bakınca onun edebiyat tarihindeki önemini daha iyi kavrıyorum. Arasında bıraktığı onlarca cilt, Faust, Gönül bağları, Şiir ve Hakikat gibi müthiş eserleri bir yana, sadece bir ‘küçük romanla’ yazmış olsaydı bile bu geçici dünyada insana ‘yalnız’ olmadığını tabiatın, Tanrı’nın, sevmenin gücüne sığınarak anlatmış olurdu. Tam da bu yüzden bazı kitapları yeniden okumak gerekiyor.\n\nGenç Werther’in Acıları, malum dramatik finaline rağmen, umudu diri tutarak hayatta kalabilme ihtimalini okurunu epey hırpalayarak gösteren bir roman bence. Eğer sonbaharda atkestanelerinin kızaran gür saçlarına değişimi ilk kez görüyormuşçasına bakabiliyorsak, güçlü ‘hayret dürtüsünü’ biraz da unutulmaz cümlelerle iz bırakan yazarlara borçluyuz galiba.\n\n\nÖlüm kadar çekici olan aşk...\n\nUmutsuz ressam Werther, kendisini anlamayan dostuna insanın kalıcı olmadığı için ‘huzursuz’ bir varlık olduğunu sade bir cümleyle anlatıverir: “Evet yalnızca bir gezgin, yeryüzünde bir yolcuyum ben! Ya sizler daha önemli şeylerle mi meşgulsünüz? ”\n\nGoethe, insanın ancak aklı başında değilken ya da aklını yitirdikten sonra mutlu olacağını söylüyor. Ona göre insanın sevdiğini anlamaktan yoksun bir varlık olması, sevdikleri tarafından anlaşılmadığını düşünmesi felakete sürükler. Sonsuz derecede mutlu kılan şey, aynı zamanda üzüntüsünün hakiki kaynağıdır. Ölüm kadar ürkütücü ve çekici olan ‘aşkın’, ruhu yaralayarak değiştiren tabiatını, teslim olanın çaresizliğiyle anlattığı satırlar her şeye rağmen bize devam etme gücü de vermiyor mu? Werther, gençliğin sıkışmışlığıyla kendine yazıyordur aslında o mektupları: “Zavallı budala! Sen çok küçüksün bu yüzden de her şeye çok dar bir pencereden bakıyorsun. Geçit vermez dağlardan, kimsesin ayak basmadığı ıssız yerlerden, meçhul okyanusun sonuna kadar Evreni Yaratan’ın ruhu esiyor ve o kendini hisseden ve yaşayan her toz zerresinden mutluluk duyuyor. –Ah bir zamanlar başımın üzerinden uçup geçen turnanın kanadında sonsuzluğun köpüklü kâsesinden kabaran o yaşam hazzını içime çekmek ve yüreğimin sınırlanmış gücüyle bir an için her şeyi kendi içinde ve kendisiyle birlikte ortaya koyan varlığın mutluluğunun bir damlasını yudumlamak için sık sık azgın denizin sahiline gitme arzusu duyardım.”\n\nWerther, içinden çıkamadığı o karanlık kuyunun dibinde hiç durmadan umutsuzluğunun hakiki nedenlerini sorguluyor. Hayat bize sunulan mıdır yoksa bizim gerçekleştirdiğimiz midir? Ona bağışlanan nimetlerin artık onu iyileştiremeyeceğine inanmıştır. Gençlik sarhoşluğunun etkisiyle kaderinin onu incittiğine ve bir daha hiç iyileşemeyeceğine karar vermiştir bir kere. Oradan dönüş yoktur. Yani ‘uçurumun’ en tehlikeli yerindedir: “Kardeşim, sadece o anları anımsamaktır bana iyi gelen... Gözlerimin önündeki perde kalktı sanki, sonsuz yaşam sahnesi karşımda ebediyen açık kalacak bir mezar çukuruna dönüşüyor. Şunu söyleyebilir misin: Bu kadar! Burada her şey geçici değil mi? Burada her şey fırtına hızıyla geçip gitmiyor mu, yaşamın tüm gücü çok nadiren sonuna kadar dayanır, ah, selde sürüklenip kaybolur, kayalara çarpıp parçalanmaz mı? ”\n\n\nWerther için yas tutanlar...\n\nGoethe, romanın sonunda Werther’in ruhundaki ahengin bozuluşunu, doğasındaki yetenekleri yok eden heyecanını, öfkesini, endişesinin keskin neşesini, zekâsını kemirişini ‘akıllı’ dostu Wilhelm’e anlattırsa da aslında daha çok o hüzünlü genç ressamı sevmemizi istiyordur sanki. Kendi hayatında da defalarca karşılıksız aşkların peşinden koşmuş birisi olarak kahramanının başını şefkatle okşar. ‘Yanıp bitmiş, kül olmuş bir saraya dönüp gelen bir hayalete’ benzeyen Werther’i biz de severiz sonunda. Onun için, kendi gençliğimiz için, kayıp aşklarımız için yas tutarız.\n\nBen Werther’i sonbaharda rengârenk saten yorganların lavanta kokularıyla katlandığı çok eski zamanlarda okumuştum. O benim ilk gençlik arkadaşımdı. Özlemişim onu. Goethe bu romanı daha olgun yaşlarında yazar mıydı? Sanmıyorum. Her ‘ilk roman’ gibi yazarın bilincinde biriktirdiklerinin kederli tortusunu taşımasına rağmen sadece aklın değil kalbin de bilgeliğini hatırlatan merhametli bir sesi var. O hüzünlü ses, sonbaharın sarı solgun ışık oyunlarına göre göç eden küçücük sığırcıklar misali kırılgan olduğumuzu söylüyor. Ama daha en başında yalnız olmadığımızı hatırlatıyor: “Ey güzel insan, sen de onun gibi tutkunun esiriysen, onun acıları sana avuntu olsun eğer kaderinden veya kendi hatandan dolayı bir arkadaş bulamıyorsan, bu küçük kitap dostun olsun.”\n\nBu kitap yazarının söylediği gibi Werther, sadece yaralarımızı paylaştığımız bir dost değil. Onu basit görüntüsünün ardında ‘insanı’ derin kıvrımlarıyla görebilenler için kendisinden önce gelip geçenleri de özlemle anan müşfik bir yol arkadaşı: “Odysseus uçsuz bucaksız denizden, sonsuz yeryüzünden bahsederken, söyledikleri öyle gerçek, öyle insani, öyle içten, öyle yalın ve gizem dolu ki. Ben şimdi okula giden her çocuğun bildiği bir şeyi, yani dünyanın yuvarlak olduğunu tekrarlasam, bunu bana bir yararı olur mu? Üzerinde zevkle yaşamak için insanın sadece biraz toprak parçasına, altında huzurla yatmak için de bundan daha azına ihtiyacı var.”\n\nBenim bu itirafa ekleyebileceğim tek şey, ölümsüz bir kitap olabilir. Belki bir de beni sonbahara hazırlayan bir şiirin parçalayarak avutan mısraları: Hafiften bir yağmurla Allah’ım musalla taşında bir gül kıl beni/ Usulca bir güvercin/ Kaldırsın ince kırmızı giysilerimi/ İznin olursa açılsın kuş dili/ Söyleyiversin ince naif şarkılar/ Zamanın süzgecinden geçen bedenimi/ Dağıtıp savursun ruhumla birlik rüzgâr...(*) \n\n(*)  Şiir: Hüseyin Atlansoy giysi\n\n(Genç Werther’in Acıları, Goethe, İş Bankası Kültür Yayınları, Çev. Mahmure Kahraman)\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Eflatun_mor",
        "poet": "Halime Erva Kılıç",
        "poem": "\n\nEflatun bir çelişki içerisinde bocalamanın manasızlığındaki sırda, buhran aramak ne kadar doğru? Ya da güneşsiz bir günde güneşin olduğunu bilerek ondan mahrum kalmak… \n\nBulutsuz gölgeleri olur mu gündüzlerin? \nEy göğün sarı kızı! \nÜşütürmüş kışları, saklı gülüşlerin.) \n\n Gümüş gerdanının tılsımlı nakışları solmuşçasına, pek durgun bakıyordu, ipek saçların ışıltısına. Dağınık fuzuli bir gıyap tahtında, ayakları gıdaklayan bir huzursuzluğun kaşıntısında, pek de zavallı olan bedenini tırmalayan bu pençelerin sahibini bulmak için, kaç saltanat daha feda etmeliydi? _“Eflatun-mor karışımı bir rengin ziyası, hazine olur mu? “, diyerek çıldırmaya yüz tutmuş, yosun artığı gibi şaşkınca küfleniyordu ruhu. Altından daha değerli bir cevher görmemişti. Hoş. Görülebilir bir esrarsızlığı da yoktu hani. Tamamen manevi bir yelpaze, huzur! \n\n Kimyaya göre, engebeli çukurlarda; yeşille beyazın evliliği, turkuvazın ince şahitliği, elde edemezdi, hormonların bu densiz zıtlığında, uzayan, incelen-kısalan güneş ışınları gibi parlak, mor renkli meyvesinin doğuşuna.\n\n Biyoloji izin vermezdi eflatunun doğuşuna. Yeşil-beyaz bir dokunuşun peyda hı olamazdı, gizil fıtratında. Ya morların, bu meçhul, kamaştırıcı ahengi çeker miydi içine? Okyanusun ortasındaki hortumun, acımasız yutuşlarından farkı; bil_nefis lezzetli, parfüm olamayacak kadar doğal bir sulama yapıyordu beşer_i fani bahçesine, huzur mevkisinden.\n\n                           (Eflatun_mor, devamı sandıklarda kalacak...) \n\nHalime Erva Kılıç\n'\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efraz Olmuştur - Nev i Gazel",
        "poet": "Celalettin Tokmak",
        "poem": "\n\nSeninle tüm mevsimler gönlüme yaz olmuştur \nSensiz ilkbahar bile rûha maraz olmuştur.\n\nVarlığına koşarken pervanedir bedenim, \nYokluğunda kötürüm, belki enkaz olmuştur.\n\nZinhar benden çevirme, yaş dolarsa çeşmine\nNazarınla bendeki dertler infaz olmuştur.\n\nNûrundan utanıp da gün buluta saklanmış\nTeninde şemse küsmüş sütten beyaz olmuştur\n\nAk gerdanın sarayım, gözlerinse firdevsim \nHem yanağın bahçedir, dudak kiraz olmuştur.\n\nYılda bir kurban kesmek her mü'mine vacipse, \nHer dem kurbanın olmak bana efraz olmuştur. \n\nDû cihanda Celal’e yâr olasın diyerek\nİsmin dilimde daim hakka niyaz olmuştur.\n\n15 Ekim 2013 Sivas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efsane",
        "poet": "Murat Haydaroğlu",
        "poem": "\n\nDünyaya geldi bebek Zübeyde öz anadan\nFarklı bir ayrıcalık verdi ona yaradan\nDinmez rüzgar estirdi deprem yaptı karadan\nEfsane geldi geçti kalbimizde Atatürk\n\nGirdiği savaşların hepsinide kazandı\nHer konuda kitaplar yazı şiir yazandı\nEmperyalist düzenin çarkını ilk bozandı\nEfsane geldi geçti kalbimizde Atatürk\n\nHer şeyden önce insan gerçek inanan kuldu\nSosyal mucit vatana yenilikleri budu\nHalka canı fedaydı  para değersiz puldu\nEfsane geldi geçti kalbimizde Atatürk\n\nEspri tam ironinin ustası çok şakası\nÇocukların buseden hemen alır makası\nTek sevip sevilmektir atamızın vakası\nEfsane geldi geçti kalbimizde Atatürk\n\nÇok iyi düşünürdür bütün sorunu çözer\nYapacağı işleri tahlil ederek süzer\nDüşünceler üretir beynine tek tek düzer\nEfsane geldi geçti kalbimizde Atatürk\n\nBir şey yetişmez dendi oraya dikildi çam\nBilinçli yapar işi olmaz diye etmez gam\nAğaç kesmedi köşkü kaydırdı aksine tam\nEfsane geldi geçti kalbimizde Atatürk\n\nHümanist düşünceyle daim dünyaya baktı\nÖyle dahi sevgide sönmez ışılar yaktı\nMiletlerin sevgisi seller misali aktı\nEfsane geldi geçti kalbimizde Atatürk\n\nGerçekten antropolog yönüyle düzen kurdu\nGeçmişi araştırdı gerçeği gördü vurdu\nSavaşı bitirince gereken yerde durdu\nEfsane geldi geçti kalbimizde Atatürk\n\nDünyada kiriz atam varken yaşandı bile\nEtkilenmedi ülke Japon Almanya ile\nBorcu yoktu ülkenin halkı çekmedi çile\nEfsane geldi geçti kalbimizde Atatürk\n\nİnsanca yaşam için düşündü emek verdi\nDoğa yanlısı inat hırsla olmazdı derdi\nMatematikte icat yapıp emele erdi\nEfsane geldi geçti kalbimizde Atatürk\n\nAtamın etkileyci   sesinin ayrı tonu\nDış ülke basını der dinlemek zevktir onu\nYorumunda sadelik tam anlaşılır konu\nEfsane geldi geçti kalbimizde Atatürk\n\nDevlet adamlığı tüm dünyaya örnek oldu\nMazlumlara açtığı çığır kapanmaz yoldu\nİlgi odağı idi ülkeye basın doldu\nEfsane geldi geçti kalbimizde Atatürk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efsane 24",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nYaşarım yeni baştan eski hatıraları\nSezerek yazıyorum özüm anar arkadaş\nAradan bin yıl geçse unutmam oraları\nGezerek tozuyorum dizim kanar arkadaş\n\nBaşım döndüğü zaman düşünürüm çökerek\nYanarım için için göz yaşımı dökerek\nGurbet elde vatanın özlemini çekerek\nKızarak beziyorum gözüm pınar arkadaş\n\nHayalde dağlar güzel gerçekte koşulmuyor\nKangren oldu yarlar derindir deşilmiyor\nArap saçına dönen problemler aşılmıyor\nÇözerek bozuyorum közüm yanar arkdaş\n\nGurbet, vatan yan yana Ferhatla Şirin olur \nYemyeşil dağlarımız meltemi serin olur\nGöllerim, havuzlarım boyumca derin olur\nKazarak yüzüyorum yüzüm donar arkadaş \n\nGurbet ikiye katlar benim kaygılarımı\nMemleket hep aklımda böler uykularımı\nİçimden geçenleri, bütün duygularımı\nYazarak diziyorum sazım sunar arkadaş\n\nKavuşmayı dilerim çatmadan bana ölüm\nHem hava hem karadan sanki kapalı yolum\nDert deryası içinde bağlı ayağım kolum \nYüzerek sızıyorum hızım diner arkadaş\n\nÖzlüyorum, hayranım halkımın dehasına\nIrgatlara giderdik herkesin sahasına\nİnci gibi her şeyi anlatmak pahasına\nDizerek çiziyorum sözüm döner arkadaş \n\nÖzlem doldurdu benim benliğimi özümü\nGeleceğim diyorum verdim size sözümü\nKara bahtım güldürmez bu dünyada yüzümü\nBezerek büzüyorum mazim fener arkadaş\n\nGerçek hayal karıştı gurbette dura dura\nYaylada inekleri ergen sürerdik kıra\nBazen çoban olurum davarı ardı sıra\nDüzerek çözüyorum kozum hüner arkadaş\n\nKavalım var tazım var koyunlar girer yola\nKomutları veririm koşturup sağa sola\nNe istirahat kalır, ne bir dakkalık mola\nÜzerek eziyorum tazım bunar arkadaş\n\nDer Mikdatî sadece çaresiz boyun eğer\nBütün bu yazdıklarım bir hayal imiş meğer\nOturduğum koltuktan başım göklere değer\nAzarak uzuyorum pozum çınar arkadaş\n\nNot: Ayaklar dört kafiye üzerinden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efsane Dirildi",
        "poet": "Turgut Çakır",
        "poem": "\n\nÖldüm öldüm öldüm sonra dirildim\nPeygamber güneşi doğdu beynime\nYıldızlarım yağdı dünyam ışıldadı\nSeni gördüm seni dünya güzeli\n\nEfsane dirildi tabut kırıldı\nGüneş yağdı gökten Karaşar ışıdı\nIşıklar yayıldı Türkiye'me\nAvrupa, Afrika ağardı birden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efsaneleşen Duygular...",
        "poet": "Hasan Ayar",
        "poem": "\n\nsarı ile yeşilin keşiştiği noktada\nsen yanlız bir çınarsın, bense yalnız bir ada\nçağırsanda bir gece, tüm dünyayı imdada\n\nefsane şarkılarla, gaipten gel diyorum\nufkun ötesindeki, ufukta bekliyorum\n\nbende yeşil hasreti, sararken benliğimi\nyıldızlardan feyz alan, yürekler yaktı beni\nmecnun misali artık, dolaşırım serseri\n\nefsane şarkılarla, gaipten gel diyorum\nufkun ötesindeki, ufukta bekliyorum\n\nsende yalancı hasret, bende bitmeyen tutku\nkızıl bulutlar sardı, masmavi duran ufku\n..........\n\n.................\n..............................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efsun",
        "poet": "Mustafa Halit Memduh Tuncel",
        "poem": "\n\nBir resim çizmek istiyorum \nYıldızları değil tuvale \nAvuç, avuç toplamak her gece \nSeni yıldızlarla çizmek istiyorum \n\nGün doğumunda kaybolmaman için \nGökkuşağını bekliyorum \n\nHer bir yıldızı \nRenklere alacalı bulacalı boyuyorum \nHer gün doğumunda \nYeni bir özlem yakıyor içimi \n\nYanaklarımda yağmur yağarken \nGökkuşağı misali seyrediyorum seni \nDuman, duman olmuşum hayaline \nFırtınalar dinmiyor artık ruhumda \nNe kadar istesem de biliyorum boşuna \nBenliğimdeki seni çizemiyorum \nRuhumda seni görmesin kimseler diye \nO bir melek diyorum beni sevenlere \nTutku meleği diyorum \nYalnızca benim ruhumda \nYalnızca benim tutkumda.\nYalnızca benim hayalimde\nO bir melek diyorum\nTutku meleği diyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efsun",
        "poet": "Murat Dağlıbeg",
        "poem": "\n\nEfsunlar buğulandı gözüme \nBir sevda düştü özüme \nBen yanarken közüme \nBir su serpenimde mi olmasın\n\nLal oldu dilim \nBuz kesti nefesim \nBağırsam sesim \nDuyanımda mı olmasın \n\nYakarsam sesim duyulur mu semadan\nAzap mı bilmem uyansam rüyadan \nHer şerrin birleştiği bu beladan \nTutup kolumdan çekenimde mi olmasın\n\nSivas 12.03.03\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efsanesin Çanakkale",
        "poet": "Erdinç Tuna",
        "poem": "\n\nAtatürk vasiyet etti\nVatan bize emanetti\nÇanakkale bir ibretti\nEfsanesin Çanakkale\n\nŞöyle bir dön geriye bak\nCanlı şahit truva at\nÇanakkale Eceabat\nEfsanesin Çanakkale\n\nDüşman gelmiş bölük bölük\nTürk Askeri ona dönük\nTarih yazmaz seni yenik\nEfsanesin Çanakkale\n\nAsker gelmiş tüfeklerle\nMermi bitmiş süngülerle\nDillerdesin övgülerle\nEfsanesin Çanakkale\n\nKale gibi Askerin var\nSanki bir set sanki duvar\nÇanakkale düşmana dar\nEfsanesin Çanakkale\n\nSeyit Çavuş topu atmış\nGeminin içine katmış\nKoca gemi dibe batmış\nEfsanesin Çanakkale\n\nBir tarihtir oluşmuştur\nKanlar suya karışmıştır\nDünya seni konuşmuştur\nEfsanesin Çanakkale\n\nŞimdi Vatan bize ait\nBütün dünya buna şahit\nVermem seni olsam şehit\nEfsanesin Çanakkale\n\n27.06.2009 Ayvalık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efsanesin İstanbul.",
        "poet": "Mehmet Koç 2",
        "poem": "\n\nEfsanesin İstanbul \n\nSana neler söylesem,nasıl anlatsam seni\nKaçbin kıta anlatır o uzun nefesini\nDuymayan kalmışmıdır dünyadaki sesini? \nSen ki yedi cihanda birtanesin İstanbul\nDoğrusu denecekse efsanesin İstanbul.\n\nİki kıta birleşmez sen olmasan yerinde! \nMedeniyyet beşiği neler yatar derinde? \nPırıltı hala aynı o yeşil gözlerinde\nFatih'in düşündeki hazinesin İstanbul\nDoğrusu denecekse efsanesin İstanbul.\n\nMekke kadar kutsalsın,Paris kadar moderin,\nBütün dünya gözünde her zaman ayrı yerin\nPeygamberin Hadis-i mekanı ermişlerin\nDolaşılmak istense bir senesin İstanbul\nDoğrusu denecekse efsanesin İstanbul.\n\nBütün vilayetlerin büyük abisi sensin\nÜnlünün ünsüzlerin birtek hobisi sensin\nÜlkeme gelenlerin önce lobisi sensin\nBüyükte güzellikte hep biresin İstanbul\nDoğrusu denecekse efsanesin İstanbul.\n\nUmudunu yitiren koşup geliyor sana\nTabiri caiz ise hepimize bir ana\nSen nazlı bir çınarsın,elbet değersin csns\nAnayı aratmayan bir sinesin İstanbul\nDoğrusu denecekse efsanesin İstanbul.\n\nBir yanın teknoloji,bir yanın tarih akar\nBir yanın güldürürken,bir yanın canlar yakar\nBir yanın güneşlenir,bir yanın kara bakar\nBir mucize diyarsın şahanesin İstanbul\nDoğrusu denecekse efsanesin İstanbul.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efsunladı Saros Beni",
        "poet": "Ali Koç Elegeçmez",
        "poem": "\n\nYine uçtu kırlangıçlar\nKondu gönül tellerime\nYeşil mavi bir yerdeyim\nCennet düştü tuvalime\n\nSema mavi, deniz  mavi\nİnsanların sesi mavi\nDiğer renkler nerde, hani? \nMavi düştü gözlerime! \n\nBedenimi saldım suya\nKulaç attım doya doya\nSanki göğü sallamışım\nYıldız doldu ellerime \n\nKırlar yeşil, kırlar böcek\nYeni doğmuş bin bir çiçek\nGünebakan çiçeğinde\nGüneş düştü belleğime\n\nYarımada kutsal anıt\nGören göze verir yanıt\nTarih doğa buna kanıt\nAşkım düştü yüreğime\n\nEfsunladı Saros beni\nEsti yine sevda yeli\nBedri Rahmi…Orhan Veli\nŞiir düştü dillerime!\n............***.........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efsane Beşiktaş",
        "poet": "Cihat Eşin",
        "poem": "\n\nYıl 1903... \nBaharın son günleri \nBir asalet göründü \nO Türkiye'nin lideri \nSiyah-beyaz duruyordu \nArması parlıyordu \n90'larda kartalım \nAvrupayı sallıyordu \nSadece spor değil \nHer toplumsal durumda \nTaraftarıyla bir olup \nHep duyarlı olmakta \nİnönü stadında \nBuluşma noktasında \nNice yıllar geçse de \nBir efsane yaşamakta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eften Püften",
        "poet": "Bayram Eser",
        "poem": "\n\n“hava hala çok sıcak yaz bitmedi\nseninle yaz aşkımız çabuk bitti\nsendeki derin kaygılar gitmedi\nseninle yaz aşkımız çabuk bitti\n\nyaz güneşi gibi hızlıca yaktın\nsanki soğuk havuza girip çıktın\nhızlı bir aşk yaşadık benden bıktın\nseninle yaz aşkımız çabuk bitti\n\nkış geçer bahardan sonra yaz gelir\naşktan sonra gereksiz niyaz gelir\nher mevsimde bir aşk bana az gelir\nseninle yaz aşkımız çabuk bitti\n\nher yol başta uzun bitmez görünür\naşk yoğundur senden gitmez görünür\nsevgili ihanet etmez görünür\nseninle yaz aşkımız çabuk bitti\n\neften püften sebeplerle gidersen\ncehenneme kadar yolun var dersin\nher ne edersen kendine edersin\nseninle yaz aşkımız çabuk bitti…” 28.07.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Egalitarian",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nDemokrasi ötesinde\nDünyada\nEgalitarian ile\nYönetilen\nTek Ülke\nTürkiye Cumhuriyetidir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eftelyalı Rum Kızı",
        "poet": "Mehmet Ali Tuna",
        "poem": "\n\nDilekler adamıştık en içten duygularla ikimizde\nSen mum yakmıştın Meryem Ana’ya dua ederek \nAdadaki kilisede, bense hayranlıkla izlerken seni\nEl ele çıktık gülüyorduk ogün ikimizde mutluyduk…\n\nSen Rum kızı bense Çerkez’dim ne fark ederki\nBu ülkede yaşıyorduk aynı havayı soluyorduk senle\nSiyah saçların, kapkara gözlerinle yakıyordun çevreni\nŞirin türkçenle gülüşüyorduk rum tavernalarında dün.. \n\nDizlerimde uyurdun romantik şarkılar eşliğinde\nDoyamazdım seyretmeye güneş doğana kadar\nHayaller kurardım evlilik üzerine sonrada çocuklar\nÇevremizde koşacak bizi koruyacak annemiz olacaktın..\n\nHer şey güzeldi  gidene kadar duydum Paris’teymişsin\nEvlenmişsin sonunda mutlumusun bilememki\nİstanbul’a gelmiştin son görüştüğümüzde\nSolgun ve yorgundun ben kıyamazken tenine\nNeler yaşıyorsun kimbilir söylemedin banada..\n\nArada bir görüştük telefonla özlemişsin herşeyi\nEski günleri,yaşadıklarımızı anlatıp ağlıyordun\nPişmansın biliyorum gurur yapıyorsun dönmeye\nBeklerdim seni inan bugün yine koşup gelsende\nSünger çekerdim geçmişe kaldığımız yerden\nDevam ederdik aşkımıza benim eftelyalı rum kızı..\n\nYaz: Mehmet Ali Tuna\n17/06/2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Efsunlu Denemeler",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nGüzel yaşamak. Anlamlı yaşamak. Denenmemişi yaşamak. İnsan olarak bana ne kazandırır. Şimdiye kadar bunu hiç düşünmedim. Düşünmedim çünkü bu yaşıma gelene kadar sonsuz bir yaşamın beni beklediğini hep bilinçaltıma enjekte ettim. Düşünmedim çünkü şimdiye kadar törelerin, ailenin, toplumun benden beklediklerini yaptım. Yasaların, kanunların emrettiği şekilde yaşadım. Çünkü bu kültür bana verilmişti. Ve babamı kaybedene kadar tek başıma olacağımı hiç fark etmedim. Ve bir gün sıranın bana geleceğini hiç düşünmedim. Ama artık şimdi yapayalnızım yaşamın tam ortasında hemen hemen.\n\nVe güzeli, anlamlıyı, heyecanlıyı, denenmemişi, yaşayıp yaşamadığımı kendi kendime yeni yeni sormaya başladım. Bilim adamları, felsefeciler bu soruyu kendine sormanın bile büyük bir cesaret istediğini söylesede ben cesaretten öte bir gereklilik olduğunu yeni yeni keşfediyorum.\n\nBu bir nevi özgürlük olsa gerek. Bir yaşama özgürlüğü. Yaşama biçimine insanın kendisinin karar vermesi bence yaşama özgürlüğünün temelini oluşturur. Bunu yaşama hakkı ile sakın karıştırmayın. O zaten her şeyin temeli. Yaşayacaksın arkadaş ama nasıl yaşayacaksın? \n\nHerkesin yaşadığı gibi mi yaşayacaksın? Yoksa kendi istediğin gibi mi yaşayacaksın? Kendi istediğin gibi yaşamak seni toplum dışına itiyorsa nelerden vazgeçeceksin? Bunun sınırı ne olacak? Bunlara çok kısa zamanda karar vereceksin. Eğer karar vermekte zorlanıyorsan ve vakit geçiyorsa veya geç kalmışsan o zaman günü birlik yaşayacaksın. Geçmişi ve geleceği hiç düşünmeyeceksin\n\nToplum bunun adına çılgınlık diyor. Ama ben onlara hiç katılmıyorum. Bence en büyük çılgınlık hiç çılgınlık yapmamaktır. Meğer ben bunu yapmıyormuşum da hiç haberim yokmuş. Artık bu toplum kuralını aşmalıyım. Bazı çılgınlıklar yapmalıyım. İnsan aklı ve dünyadaki malzemeler buna fazlasıyla yeterli. Ne bileyim sevgilimi, eşimi sokak ortasında öpmek gibi. Ayağını yorganına göre uzatmamak gibi.\n\nYapmalı yapmalı ama abartmamalı. Öyle değil mi? Abartmamalı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğdi Boynunu Eğdi",
        "poet": "Sefil Dostum",
        "poem": "\n\nSevdiğim gurbete giderken vedalaştı\nEğdi boynunu eğdi döndü bana baktı\nYüce dağ başından aştı içimi yaktı\nEğdi boynunu eğdi dönüp masum baktı\n\nGurbete gitmeyi düşünmezdi zor geldi\nBenden ayrılmamaya söz vermişti\nYoksulluk onu çok perişan eylemişti\nEğdi boynunu eğdi ayrılık var kaderde dedi\n\nMerakımdan yar çıldırmaya yetti\nBenden ayırmaya su ile ekmek sebepti\nKarın doyurmaya sevilip sevmek yetmedi\nEğdi boynunu eğdi kazancımla dönerim dedi\n\nGüvenemiyorum yarin hasretlik acısına\nYa da alır götürür mezara ben göstermez\nSefil dostuma yar emanetler olsun dünya da\nEğdi boynunu eğdi kefenim alırsın yar dedi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ege",
        "poet": "Eray Numan",
        "poem": "\n\nRuhumuz Karadeniz\nRuhumuz Ege\nHer yer Deniz\nHer yer Tepe\n\nSevip \nAlamamak\nYazılmamıştır\nGönlümüze\n\nRuhumuz Karadeniz\nRuhumuz Ege\nSeveriz güzeli\nSeveriz aşk ile\n\nSevdamız\nTürkülerimiz\nKardeşlik,\nHalk için\n\nBu kin\nNefret \nÖfke niye\n\nberaber yaşanacak\nbir dünya için \nel el ele.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğdim Kiraz Dalını",
        "poet": "Veli Civelek",
        "poem": "\n\nEğdim kiraz dalını\nEdalım yürü dalgalım yürü sürmelim yürü\nSevdim beyaz gelini\nAman aman amanın sevdim beyaz gelini\nGelin ömrün çoğolsun\nEdalım yürü dalgalım yürü sürmelim yürü\nBildin bekar halimi\nAman aman amaııın sevdim beyaz gelini\n\nKavakta bel olmaz\nEdalım yürü dalgalım yürü sürmelim yürü\nHer evde güzel olmaz\nAman aman amanın sevdim beyaz gelini\nHer evde güzel olsa\nEdalım yürü dalgalım yürü sürmelim yürü\nDerdime ilaç olmaz\nAman aman amanın sevdim beyaz gelini\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ege",
        "poet": "Seçim Seziş",
        "poem": "\n\nKapısında zeytin dalı uzanmış evler var.\n Çoğunun kapısında mavi boya,\n Penceresinde el işi dantel var.\n Havası deniz kokar.\n Ocağında ot pişer..\n Onları görünce içim coşar. \nİçimi Akdeniz güneşi\n Ruhum Ege türküleri söyler.\n Ah yar.\n Yokluğun beni biraz daha üzer.\n Biraz daha yorar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ege",
        "poet": "Mustafa Sevil",
        "poem": "\n\nBir kadın sevdim, gözleri Ege\nDudaklarından süzülürdü martıların sesi\nUnuttururdu bana tüm eksiklikleri\nBir kadın sevdim, gözleri Ege\n\nGözyaşları vururdu kordon boyuna\nEge kadar tuzlu, ve ölünesi uğruna\nOna imrenip yağardı yağmur İzmir'e\nBir kadın sevdim, gözleri Ege\n\nDolunay vururdu dalgalara usulca\nAy ışığı yansırdı kirpiklerinden\nÜrkerdim o an bu baki güzellikten \nBir kadın sevdim, gözleri Ege\n\nHatıratımda bir anı kaldı şimdi\nGün gün eksildi tüm ayrıntılar\nSilik hafızamda tek cümle takıldı\nBir kadın sevdim, gözleri Ege\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ege Aşkı",
        "poet": "Hüdai Ülker",
        "poem": "\n\nBilirim bitmez senin, \nTuruncu sevdaların. \nKucağında büyüttüğün \nUygarlıklar, \nMavi sütüne muhtaç. \nGüneş sende güneştir, \nDeniz sende deniz \nVe güzeller sende güzel. \nEn güzel çelik çomak, \nSende oynanır. \nSinema en güzel, \nSende izlenir. \nOn bin yıl senin için, \nDün gibi Egem \nVe kuşlar kadar çoktur, \nUygarlıkların.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ege'desiniz",
        "poet": "Muhsin Durucan",
        "poem": "\n\nİlk bakışta mı? \nGöze gelir zeytin ağaçları\nUpuzun şeritte ıpıl ıpıl deniz\nArdında yörenin takımadacıkları\nOnlara kayıkla gider, gelirsiniz.\n\nDoğrusu mu? \nÇevre bakir mi bakir\n‘Akay, çölde vaha’ dersiniz,\nO güzelim havayı içinize çeker\nSerinler, adam akıllı dinlenirsiniz.\n\nMil taşınız dolaştı mı? \nEşsiz günbatımını izlersiniz\nOksijenin bolluğu ciğerinizde\nHavanın serinliği cildinizi yalar\nÇeşme, Ilıca, Ildırı köyündesiniz.\n\nAyrı bir diyar mı? \nO ender doğal yapısıyla\nBesbelli Akay Tatil Köyü’ndesiniz,\nDoyumsuz günbatımı manzarasıyla\nEge’de olduğunuzu söyleyebilirsiniz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ege'den Enstantaneler",
        "poet": "Tarık Torun",
        "poem": "\n\nKekik kokan kaz dağlar uzanır burunlara,\nNesiller boyu miras dededen torunlara,\n\nSevdanın sıcak eli sararken körfezleri,\nDalgalar alkış tutar öperken falezleri,\n\nSom altınlı dağlarda oynarken sarı zeybek,\nAşk iklimine doğru çekiyor deli yürek,\n\nGöklere kalkmış dağlar düzleme varmış sular,\nLacivert gecelerde asudedir uykular,\n\nEge tablo yapılıp bu mekâna koyulmuş,\nİhtişamın zevkiyle temaşaya doyulmuş,\n\nÇimen yeşil yaylalar, gök mavisi bulutlar,\nDenize koşan dağlar, yüreğinde umutlar,\n\nDenizden süzülüyor makili yamaçları,\nEn nadide peyzaja hedeftir amaçları,\n\nYakamozlar körfezde göz kırpar yalılara,\nLavanta kokuları siniyor halılara,\n\nSerenatlar diziyor martıların çığlığı,\nUzarken altın kumlu plajların sığlığı,\n\nNazenin doğasında kaybolurken matemler,\nİzmir atmosferinde imbat olur meltemler,\n\nKuş cennetine huzur, uçan kuşun gölgesi,\nAdalardan yükselir karaya özlem sesi,\n\nYollar motif çiziyor dantelâlı kıyıya,\nTempo tutmuş rüzgârlar çaylardaki şarkıya,\n\nKarlardan daha beyaz Denizli Pamukkale,\nBafa Gölü gülümser yansırken aydan hale,\n\nBol oksijenin deposu Kazdağı etekleri,\nMuhteşem florası arının petekleri,\n\nKralların yolları medeniyetin izi,\nArza açılan kapı, eşsiz İzmir körfezi,\n\nZaman mekânda sinmiş taş yapılı evlere,\nMehtaplı gecelerde, dönüşürken devlere,\n\nYakamozlar raks eder gökteki yıldızlara,\nSülünleşir nehirler akarken yaldızlara,\n\nÇalar aşkın şarkısı deniz senfonisiyle,\nAlır götürür ruhu renkler armonisiyle.\n\nMeltemin sevgi eli denizin aşk güftesi,\nYalnızlar rıhtımında sevdanın hür bestesi,\n\nDenizi kucaklayan sevecen körfezleri,\nMaziye köprü kurar tarihi merkezleri,\n\nKumsalı mora boyar, kıyı karanfilleri,\nGökkuşağını alır yere Ege gülleri,\n\nFüsunlu bir coğrafya kirletilmemiş doğa,\nEfsunkâr sabahlara güneş aşk ile doğa,\n\nZeytinin dallarına uzanır barış eli,\nDoğa, deniz, ay, güneş, insana sevgi seli, \n\nLodosun nemli yüzü, mutluluğun gözyaşı,\nTabiat eczanesi, nebatat sağlık aşı,\n\nCilveli edasıyla deniz kucak açarken,\nDolunay busesiyle, ufka umut saçarken,\n\nSevdalar katmerleşir, fer olur karagöze,\nBalıklar halay tutar, derinden çıkar yüze,\n\nZamanın ışık seli, yansırken ovalara,\nGöçmen kuşlar gurbetten, uçarken yuvalara,\n\nDeniz mümbit kalbiyle, karaya nimet saçar.\nKaranfilli dağlarda, gül üstüne gül açar.\n\nBal akar ırmaklardan, pınarlar usaresi,\nAnadolu toprağı, yurdun ciğer paresi,\n\nDoğanın gülen yüzü, selamlarken bizleri,\nRuha perdeler açar, doğa, deniz gizleri,\n\nHüznün mahmur huzmesi kabaran denizlerde,\nTaze deniz yosunu mis kokar genizlerde,\n\nEy hayaller ülkesi uçsuz bucaksız derya,\nKarayla bütünleşen fizik ötesi rüya,\n\nŞafak vakti götürür egzotik âlemlere,\nDuygu lirizmi akar estetik kalemlere,\n\nGüneş hüzzamla batar esrik akşamlarında,\nDenizin silueti evlerin damlarında,\n\nAkşamın kızıllığı çökerken melallere,\nDeniz sarhoşu gönül düşer, gör ne hallere, \n\nDalarken hülyalara rota kutup yıldızı,\nKordon boyu edalı denizin güzel kızı,\n\nKıyıya uzanırken Boz dağlar dizi dizi,\nDenizin coşan kalbi okşuyor hepimizi,\n\nMavi bir yolculukla dalarız sükûnete,\nDüşünce ikliminde sanki benzer cennete,\n\nDenizle sarmaş dolaş mavi atlas sularla,\nBir ömür böyle geçsin romantik duygularla, \n\nHazlar sunarken bize doğa deniz el ele,\nÜmitler gemileşip hasret çıkar visale,\n\n18.04.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ege de son bahar",
        "poet": "Mustafa Eren",
        "poem": "\n\nNar çatlamış dalında,\nSalkım salkım asmada üzüm.\nAçma mevsimidir kasımpatının,\nYalnız benim gönlümde hazan.\n     *****\nBir başka gün batımı,\nDuygular nehre dönüştü.\nBu ne muhteşem mavi,\nEge de yine  sonbahar... \n     *****\n12*Kasım*2003*DiDiM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ege ile Akdeniz",
        "poet": "Figen Şençamlar ",
        "poem": "\n\nBirbirlerinden habersiz,\nYaşamışlar yıllarca.\nBirbirlerinin içinde,\nBirbirlerini tanımadan.\nGünün birinde Akdeniz,\nEgenin kapısını çalmış,\nEge kapıyı açmış,\nHoşgeldin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ege'li Terinos",
        "poet": "Mehmet Akif Tiryaki",
        "poem": "\n\nBenekliporos'ta laf çokdu.\nPalavralara karnı tokdu.\nTerinos'a da çok nasihat etmişti ama,\nkim dinler? Dik kafalıydı o.\n\nAmcası kekik suyu iç dedi,\nTerinos inadına rakıyı tercih etti.\nAlkol sofralarında, gri dumanlı masalarda\nÖmrünü tüketti, inat adam,\nsevimli ihtiyar.\n\nÇeşitli yörelerin insanları, insanlara bir şeyler alıştırır,\nSeni de alıştırdılar Ege kıyılarında\nManzara güzel, ortam hoştu,\nmektupları dağıttıktan sonra vakit boldu.\nNasıl olsa Kelitornos büyütüyordu çocukları,\nZavallı ana her sene sonunda bir gün piknik yaptı okulla.\n\nZaman ne çabuk geçti,\nÇocuklar evlendi, hanım terk etti.\nZaman ne çabuk geçti? \n\nGünler, aylar, seneler birbirini takip etti.\nTakip ediyor, takip edecek.\nBindokuzyüzelli,ikibin,ikibin elli\nNe kadar kolay söyleniyor değilmi?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Egeli",
        "poet": "Yusuf Sinan Berber",
        "poem": "\n\nbenden kalma bir Akdeniz vursun kıyılarına,\nsenden kalma bir Ege gelsin,\nbiraz rakı getirsin,\nbiraz da, çizik, yeşil zeytin,\niçsin Anadolu,\niçimsin, içim, içinde Anadolu,\niçim de, çizik, yeşil bir zeytinsin,\niçim çizilsin, içim çiziksin!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ege sahilinde Süriyeli bir çocuk",
        "poet": "Murat Kürklü",
        "poem": "\n\nEGE SAHİLİNDE SURİYELİ BİR ÇOCUK.\n\nSahilde büyük sessizlik, çocuk varmış.\n\nTek çorabı ayağında,\n\nPapuçları denizde,\n\nÖylesine kenarda, Yüzükoyun yatıyormuş…\n\nDüşmüşmüş mü, Gülmüş mü,\n\nYoksa ölmüşmüş mü,\n\nElleri soğuk,Yüzü soğuk.\n\nGözleri açık kalmış…\n\nSahilde sessizlik dünyada sessizlik,\n\nBu sessizlikte kol geziyor iyimser sinsilik,\n\nYüzbinler ölüyorken, sağır bir dünyada,\n\nGerçekler hikaye, insanlık masalmış…\n\n Murat KÜRKLÜ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ege Yalnız.",
        "poet": "Özcan Soylu",
        "poem": "\n\nEge'de deniz durgun bu akşam \nRüzgarlara ara vermiş sakin, huzurlu \nDalgalarını çekmiş içine yakamozlar \nUfukta can alıcı turuncu ince, narin \nGökyüzü bütünleşmiş denizin laciverti ile \nBir örtü gibi inmiş beyaz bulutlar her yerde \nMartılar yay çizerek yalınıyor özgürce \nKıyıları istemiyor kimseyi bu akşam \nSokulsam biraz..... kıyamam \nBu akşam yalnız kal ege, belki yarın \nYarın yine gelirim kıyılarına. \n\n\nÖzcan SOYLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğemen",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nEgemenim diyenler, mütevazi olmalı,\nHerkesin inancına, mutlak saygı duymalı,\nKimse bağış istemez, Hak yerini bulmalı,\nBağışlamadan öte, bağışlanan olmalı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğemen erkek",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nAğırlığın bende \nneleri ayırdı\nbir bilsen,\nbedenimi ruhumdan.\nÖfke yoksa \niçinde \nyok olmaz \nerkek eğemenliği.\nNamus,\ngelecek, \ndin adına\ndöldürürken bedeni mi.\nBizde yok edelim \ndoğarken\nerkek eğemenliğini.\nÖfke duy,\nutanıp \nkorkma sakın,\nsabrı bırak \nöfkeye sarıl.\nSadakat yetisi zayıf \nvarlığı öldür/emem.\nSevginin esiriyim \nelimde değil,\nbakma sen \nsevginin hatırına\nyine severim.\n\n                               04.04.11/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ege ve Akdeniz",
        "poet": "Nursevım Aksoy",
        "poem": "\n\nSol yanım elma ağacı, öbür yanım ulu çınar\nGül yürekli yar yaşar, al elmanın gizemiyle\nKor yanımda alaz, alaz    \nÖte yanımda dostlar serinler,  gölgeliğimde\nYarimin gözleri  Ege, yüreğim Akdeniz\nAkar durur koynuna bazen hırçın, bazen de sakin\nBiraz serin,  kaygılıdır\nAma hep durudur,  masmavi\nYarimin, ege gözleri\nYüreğim, sıcak coşkun\nAldırmaz serinliğine, kucaklar\nÇağlar, çoğalır, çoğaltır\nSıcak mavi duruluğunu, Akdeniz\nGelen serin sular mı, kucakladığı\nNe canlar yaşar dost, dost\nŞarkılar söyler, dans eder üstünde martılar\nKeyifle gülümser, oynaşır\nDoğarken de, giderken de,\nÖdünç verir renginden, dostu  güneş\nÖzgürdür, derindir, sımsıcaktır\nAkar çalkantılarla, ulaşır okyanusa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ege'ye... (Adın 3 harf, gülüşün 3 hece; Mut-lu-luk)",
        "poet": "Urungu Şad",
        "poem": "\n\nSeni ne kadar çok kıskandığımı biliyor musun? Bilmiyorsun…\nBenim sahip olamadığım iki yüce değere sahip olduğun için kıskanıyorum seni…\nBir anneye ve bir kız kardeşe…\nBende her sabah evden okula çıkarken ilk olarak annemin öpücüklerini alırdım yanaklarıma, hava soğuksa üşümeyim diye…\nOkula gidiyorum diye arkamdan ağlayan küçük kız kardeşim olmadı; ağabey olamadım hiçbir zaman, keşke olsaydı ve o arkamdan, bende yolda ağlasaydım be! ...\nEve dönüp kapıyı çaldığımda hep annem açardı; ama ben o ân eve değil, her seferinde cennete girerdim…\nKız kardeşim olsa ve doğum günü çatıp gelse, hediye olarak onun resmini verirdim siyah beyaz bir çerçevenin içinde; ama ondan önce “Cennetimin Resmi” derdim ona ve sarılır öperdim yanağını, morarana kadar; çekerdim dudaklarımı ve gülerdim; ama o bilirdi ki onu çok severdim…\nYemek vakti geldiğinde önüme konulan tabağın içindekini hiçbir zaman yememezlik etmezdim; çünkü annem elleriyle hazırlamıştı ve ben o yemekle değil, yemeğin sevgisiyle doyardım…\nAynı veya farklı tabaklardan aynı tada ulaşma şansım olmadı kız kardeşimle beraber; çünkü o tadın, o bulunmaz tadın keyfini süremedim ömrümce, doyamadım…\nAnnemin sinirlendiğinde bana bağırışlarını özledim…\nKüçük kız kardeşimle oynayamadım ki; ne o benim bir tarafımı çimdirebildi ne de ben onun yanaklarını ısırabildim…\nEn çok da saçlarımla oynayışını özledim annemin…\nHiç dokunamadım saçlarına küçük kız kardeşimin…\nBirini Tanrı aldı elimden, biri hiç olmadı; ama hayâli hiç çıkmadı gönlümden…\nGözlerin düşüyor, uykun mu geldi? Eğer geldiyse; \nYaslan yatağına dik bir vaziyette, götür iki elini birleştirip kalbinin üzerine…\nBir elin annen, diğer elin kardeşin…\nİste bütün güzellikleri Tanrı’dan, her güzelliğe lâyıksın ve sahip olacaksın; çünkü bulunmaz eşin…\nAç şimdi gözlerini, iki elini usulca dudaklarına doğru yaklaştır ve ortalarına bir öpücük kondurup gözlerinin dikliğince yukarıya üfle elindeki umut tohumlarını…\nSevgiyle dilediğin gerçek olacak yarınlarını…\nSakın unutma bu söylediklerimi ve bu söyleyeceklerimi:\nSenin gülüşün onların gülüşüne gebe; \n“Hep mutlu olacaksın” Anlaştık mı Ege? \n\n02.04\n19.12.2005\n\nOrçun~\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Egemenler Ve 1 Mayıs(M)",
        "poet": "Aliseydi Taşdemir",
        "poem": "\n\nEgemen güçlere sadece yağmalamak yetmiyor. Onlar dünyanın, her şeyin tamamını istiyorlar. Bu sınıflı toplumlar tarihi boyunca böyle ola gelmiştir. Anadolu tarihide egemen güçlerle yoksul halk arasındaki, kavga, isyan ve mücadelelerle doludur.\n\nAnadolu tarihi boyunca egemenler bazen yoksulun güzel kızını çekip alır gönlünü eğlendirmeye (bu halk arasında talih kuşu kondu olur.) ,bazen vergiyi bahane edip evin tek öküzünü çekip alır. Asker mi lazım oldu evin yetişmiş tek oğlunu çekip alır. Ama sonuçta hep alır. Çünkü malda, canda, namus da hep bunların sorumluluğundadır.\n\nEgemenler izin verdiği ölçüde namuslu olunur. Onlar izin verdiği ölçüde canın bağışlanır. Edineceğin her şey bunların izinleri dahilindedir.\n\nBunlar savaşta ölmezler. Çünkü onlar için savaşanlar vardır. Savaş bunlar için egemenliklerini, zulümlerini arttırıp devam ettirmenin aracıdır. \n\nAnadolu tarihi boyunca egemenlerin zaptiyesi, tahsildarı kapıyı çaldığında mutlaka almak için gelmiştir. Yoksul Anadolu halkları bunların isteklerini karşılamak için sürekli boyun bükmek zorunda kalmıştır. Çünkü egemenlerin devleti onlar için namustu, kutsaldı.\n\nSüre giden bu zulüm ve zalimlerin baskıları bu topraklarda yaşayan halklar için Anadolu ya cehennem olmuş, yada adı sürekli isyanlarla gündeme gelmiştir.\n\nHaksızlığa, zulüme baş kaldıranlar  ya Bedrettin, Pirsultan, Seyit Rıza ve Denizler gibi  darağaçlarında sallandırılmış;  yada  Dersim, Zilan, koçgiri ve kızıldere de olduğu gibi orantılı güç kullanılarak kanla bastırılmıştır.\n\nAnadolu toprakları üzerinde yaşamını ikame eden halkların gece –gündüz  çalışmaktan, ekmeğini taştan çıkartmaktan başka bir dertleri yoktu. Fakat egemenler bu ekmeğide onlara çok görüp onuda ellerinden aldılar. Aldıkça daha fazlasını istediler. Bir türlü doymak bilmiyorlardı.\n\nEzgin Anadolu halkları örgütlenmeyiş ve aydınlanmayış sorunlarını sürekli damarlarında hissederek ve yaşarak, hakkını arayabilmek için ya dağa çıkıyor yada baskılara boyun bükerek yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Bu yaşam süresince umudunu yitirmeyen Anadolu halkları gerçeğe olan inançlarını hiçbir zaman kaybetmediler. Bu umuttur ki onları her şeye rağmen yaşama bağladı. Bu umuttur ki kendilerinden bildikleri Bedrettin’i, Torlak kemali,Börklüce’yi ve daha nicelerini kalplerinde, türkülerinde yaşattılar.\n\nKaraburun da Börklüce Mustafa’yı işkence ederek katleden bundan 588 yıl önceki Osmanlı ordusuyla günümüzdeki işkencecilerden ne farkı var. \n\nŞey Bedrettin ve yoldaşlarının tek suçu kedisinden önce gelişmeye başlayan kardeşlik, eşitlik ve sevgiyi 1400 lü yıllarda devrim ateşine dönüştürerek taşımaktı. \n\nBedrettin’in tek suçu ‘’vahdet-i vucut’’ a ifadesini bulan tanrı insan birliğini Anadolu halklarına anlatmaya çalışmak ve özel mülkiyettin  olmadığı ‘’yarin gül yanağından gayri her şeyde ortak olmak’’ tı. Bu bağlamda ‘’ ben senin evinde kendi evim gibi oturmalıyım, sen benim eşyamı kendi eşyan gibi kullanmalısın’’. Yani ‘’ Dünya toprağı ve toprağın bütün ürünleri insanlığın ortak malıdır’’. İşte bu felsefe ve eylemdirki dönemin egemenleri tarafından kanla, zulümle bastırılmıştır.\nPeki  günümüz Anadolu topraklarında ne değişmiştir. Hiçbir şey. Çünkü egemenler halen zulüm saltanatlarını sürdürmektedir. 70’lerde 68 gençliğinin Samsundan başlattığı bağımsızlık yürüyüşünü ‘’Anıtkabir yasak alan’’ diyerek bırakmayan ve anıtkabiri yasak alan ilan eden zihniyet günümüzde de taksimi işçilere,emekçilere yasaklamaktadır. Egemenlerin piyonlarının sadece isimleri değişmekte. Sömürü, zulüm zihniyeti ve düzeni devam etmekte. Zulüm devam ettiği sürece de Anadolu topraklarında zulme karşı isyanlarda devam edecektir.\n\n2008 1 Mayısı bize bazı şeyleri unutmamamızı göstermesi bakımından önemlidir.\nEgemenlerin geçen yılki 2007 1 mayısında her türlü zorbalığa ve yasaklamasına rağmen emekçiler kısmende olsa taksime çıkabilmişlerdir. Bu egemenler için bir kayıptı. 2008 1 mayısını sabahın erken saatlerinde zorbaca bastırmalarının nedenlerinden biride buydu.\n\n2008 1 Mayısı aynı zamanda ham hayallere kapılan reformcu beyinleri ve düşünceleri göstermesi bakımından önemlidir. Bu beyler büyük bir kitleyi arkamıza alırsak taksime çıkarız rüyasındaydılar.  Bu rüyayı ve hayali birazda egemen güclerin verdiği yumuşak mesajlar ve oyalama taktikleri güçlendiriyordu. Şunu unutuyorlardı kaşılarındaki güç tarihi zulüm ve  katliamlarla  dolu örgütlü bir güçtü. Bu gücün gerektiğinde rahatça katliamlar yapabileceği Maraş, Çorum, Malatya ve 1977  1 Mayısında kendini göstermişti.\n\nDiğer çıkaracağımız bir ders ise yapılan değerlendirmelerde sadece bunu polis terörü olarak görüp düşeceğimiz hatadır. Çünkü Taksim ve çevresine yığdırılan özel eğitilmiş 2000 tane askeri komando herhalde emekçilerin bayramını kutlamaya gelmediler. Kısaca çıkaracağımız yığınla ders önümüzde duruyor.Bunu doğru tahlil ederek,emek hareketinin bir sınıf hareketi olduğunu unutmadan,  kazanılan mevzileri dahada ilerliye taşıyabilmek için emek hareketini politik bilince dönüştürdüğümüz ölçüde başarı sağlanabilir.\n\nHayal dünyasında yaşayanlara aynı günlerde yaşanan iki örnek:\n\nSakaryada linç girişimine seyirci kalıp ‘’ yetersiz olan polis gücü’’ İstanbulda gücünü ‘’orantılı’’ kullanarak vahşice saldırabilmektedir. Bu iki olay egemen zihniyeti açıkça göstermesi  bakımından ilginçtir.\n\n1 Mayıs 2008 hangi isim altında olursa olsun Türkiye’yi yöneten egemen güçlerin emekçilere bakışını göstermesi bakımından önemlidir. Yönetenlerin ne kadar demokrat olduğunu ve ne kadar insan haklarına saygılı olduğunu hastahaneye atığı gaz bombasıyla tüm dünyaya göstermiştir.\n\nYAŞASIN 1 MAYIS İŞÇİ VE EMEKÇİLERİN MÜCADELE GÜNÜ…\n\n 8 Mayıs 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Egemenlik bir hastalik değilmi",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nEgemenlik bir hastalik değilmi \n\nKonuşmak yarışmak başarmak varken \nEgemenlik bir hastalık değilmi \nİnsan ilişkilerinde saygı var iken\nEgemenlik bir hastalık değilmi\n\nBakış açıları gelişmeyenler\nEğitim hukukta geri kalanlar\nAkıl alıp vicdan alamayanlar\nEgemenlik bir hastalık değilmi\n\nErkek tarih boyu ezmeyi bilir\nEvde işde sokakta gezmeyi bilir\nFiziksel üstünlük üstünlük değil\nEgemenlik bir hastalık değilmi\n\nKadınlar doğuştan zekiymiş meğer\nNeden geri kaldı sormaya değer\nAkılla gururla sevgiyle  sever\nEgemenlik bir hastalık değilmi\n\nGöz süzmesi vardır aşkla bakıyor\nSevgi ile yürekleri yıkıyor \nHayat yasalardan üstün çıkıyor\nEgemenlik bir hastalık değilmi\n\nYaşama aşkıyla yaşam değerli\nDost Şeref im der ki her can değerli\nÖn yargısı yüksek sezgi kuvetli\nEgemenlik bir hastalık değilmi\n\nDost Şeref\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Egemenlik Düğünü",
        "poet": "Perinur Olgun",
        "poem": "\n\nBugün küçüğüz. \nYarın büyüyeceğiz. \nAtamızın yolunda \nGöklere yükseleceğiz. \n\nParolamız 'Barış’tır.' \nDüşmanımız savaştır. \nKutlayalım bu günü. \nBugün Egemenlik Düğünü \n\n23 Nisan 1986 Mersin - Aslanköy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer",
        "poet": "Ali Özkan Asafoğulları",
        "poem": "\n\nRüya olursan eğer\n   Uyku olurum ben\n\nÇocuk olursan eğer\n   Öykü olurum ben\n\nBoncuk olursan eğer\n   İplik olurum ben\n\nNazar olursan eğer\n   Kirpik olurum ben\n\nMezar olursan eğer\n   Ölürüm,\n   Ölünüm ben! \n\nBursa 08 Ağustos 2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Egenin incisi Izmir",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nEgenin incisi İzmir \n\nGöz alıcı yanı ile egenin incisi İzmir\nTarihin derinliğiyle tarihin arşivi İzmir\nTabiatın parmağına takılan bir yüzüksün sen\nGüzelliklerle yarışan ülkemin tacısın İzmir \n\nDost Şeref\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer",
        "poet": "Tekin Kale",
        "poem": "\n\nEğer beni sevseydin, belki gökyüzü mavi olmayacaktı.\nBelki de gökyüzü olmayacaktı,\nVe sen kuş gibi kanatlanıp gitmeyecektin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer",
        "poet": "Şefik Koman",
        "poem": "\n\nEğer, yüreğinde bir parçacık sevgi kırıntısı varsa,\nEğer, kurumak üzere olan bir çiçeğe bir tas su verebiliyorsan,\nEğer, yaralı bir kuşun,kanayan yarasını sarabiliyorsan,\nEğer, kimsesiz veya öksüz bir yavruyu okşayabiliyorsan,\nEğer, aç ve duçar bir garibe derman sunabiliyorsan,\nHasta ziyaretlerini seviyor,\nHasta olanlara,bir umut enjekte edip,\nYaşamı onlara bir nebze sevdirebiliyorsan,\nKötülükleri yıkıp,iyilik ve güzellikleri yüceltebiliyorsan,\nDostlarını unutmayıp,en zor anlarında bile,onlarla olabiliyor ve onları sevindirebiliyorsan,\nÖmür kitaplarını kapatan sevdiklerinin,son yolculuğunda,sen de sevenlerle olabiliyor ve onlarla yürüyebiliyorsan,\nAğlayan yakınlarının acılarını,\nEğer yüreğinde duyabiliyorsan,\nHani derler ya:'Kalp kalbe yakın' diye,\nİşte öyle....\nSen çok iyi bir dost ve çok iyi bir insansın demektir canım.\nBunu hiç,\nama hiç unutma sakın.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer",
        "poet": "Mustafa Aydın 2",
        "poem": "\n\nSeven sevseydi eğer\nHem isteseydi kader\nOlmazdı bunca keder\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer...",
        "poet": "Şafaknur Yalçın",
        "poem": "\n\neğer olsaydı şifası,cüzzamlı yüreklerin,\nyıkar,yakardım dünyayı,o nu yine bulurdum,\ntüm hasta yürekler için...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Kim Bilir",
        "poet": "Enfal Törün",
        "poem": "\n\nKim bilir nerelerdesin \nbenden habersiz \nben ise her zaman seninle \nama hep sensiz \ngecelerde ben yalnız \ngeceler yıldız yıldız \numut bu ya gelirsen eğer\nşimdiden sen kokuyor geceler \n\n\nEnfal Törün / 25.03.2013 / Silivri-İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer",
        "poet": "Elif Sucu",
        "poem": "\n\nVar olan her şeyden  kalabalık duruyorum\nBaşka yerden gelip giden yolların arasında\nYazsam kaç yazar\nDudaklarımdaki keder\nKışsam kaç kış \nTenin yasaklarından kurtulur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer...",
        "poet": "Can Dündar",
        "poem": "\n\nO'nu hatırladıkta başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz... Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla, o hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin...\n\nO'nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, o'nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain... Sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, o'ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa ve o her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa... \n\nDünyanın en güzel yeri o'nun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse... Hayat o'nunla güzel ve onsuz müptezelse (=değersizse) ... Elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, o'nun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar...\n\nHer şiirde anlatılan o'ysa... Her filmin kahramanı o... Her roman o'ndan söz ediyor, her çiçek o'nu açıyorsa... Bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa... iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa, iştahınız hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa...\n\nEliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire o'nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın o olduğunu adınız gibi biliyorsanız... Mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona o diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi o'na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken \"keşke o anlatsa\" diye iç geçiriyorsanız...\n\nKokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü... Özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu... Hem kimseler duymasın, hem cümle alem bilsin istiyorsanız...\n\nO'nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse... Ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse... Gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de; bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep o'nun yüzü suyu hürmetine... Uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa... Dışarıda yer yerinden oynuyor ve \"içeri\"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa, nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız... \n\nKaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim... Gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa... Her gidişte ayaklarınız \"Geri dön\" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla...\n\n...o halde bugün sizin gününüz! ..\n\n\"Çok yaşa\"yınız ve de \"siz de görün\"üz...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer (4’lük)",
        "poet": "Atakan Kartaltepe",
        "poem": "\n\nEğer dediğin gibi sen yarattıysan beni,\nSayarım Yaradan’ım, Allah diye de seni! \nTek can vermekle kalma, mes’ut da kıl kulunu,\nVer! VER! O’nu bana da gel olma, şenî - denî.\n\n                                              04.12.2007713.30\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer",
        "poet": "Zeki Akçalı",
        "poem": "\n\nEğer beni unuttuysan,\nEssin en azgın denizlerin fırtınaları,\nUçuşsun tozları uzak çöllerin,\nLanetler yağdırsın sana olan sevgime\nKararmış bulutlar, tufan gibi gökyüzünden.\n\nYok eğer hala seviyorsan,\nBerrak sular fışkırsın kayalardan\nKöklerimin bulunduğu kızıl topraklara.\nBaşaklardaki buğdaydan,\nZeytinlerdeki her damla yağdan,\nBağlardaki her salkımdan\nBereket aksın ailemize.\n\n(26/04/2005, Salı, Kozyatağı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer",
        "poet": "Muammer Öz",
        "poem": "\n\nSesini duymadan gidersem eğer,\nGönül kapında hep haykıracağım.\nYüzünü görmeden ölürsem eğer,\nCennet bahçesinde ağlayacağım.\nSevgime sevgini vermezsen eğer,\nGiden yıllara bakmayacağım.\nYüzünü görmeden ölürsem eğer,\nCennet bahçesinde ağlayacağım.\n\n(Mart 1996)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer",
        "poet": "Necmettin Özelçi",
        "poem": "\n\n                                İnsanları sevebilirsen eğer,\n\t\tTemiz duygular içinde yüzerek...\n\t\tDalga dalga kötülüklerden uzak,\n\t\tAk köpüklerle kıyıya çıkarak! \n\n\t\t\t\tİnsanları sevebilirsen eğer,\n\t\t\t\tGüneş gibi sıcaklık vererek...\n\t\t\t\tKaskatı soğuk buzullardan uzak,\n\t\t\t\tYemyeşil bahçelerde güller dererek..\n\n\t\tİnsanları sevebilirsen eğer,\n\t\tAğlayan gözlerden yaşlar silerek...\n\t\tİşte o zaman hayat dünyayı değer! \n\t\tYaşanır bir ömür kendin bilerek.\n\n\t\t\t\t\t1980.-Sivas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer",
        "poet": "Gülseren Onay",
        "poem": "\n\nÇıkıp geleceksen \nBir gün \nBana eğer,\nNereye bıraktığını \nBilmediğin\nYüreğini de \nAl gel....\n\nGÜLSEREN ONAY\n19/06/2005/ANTALYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer",
        "poet": "Lokman Turhan",
        "poem": "\n\nTutunamamışsan eğer,\nHer yerden gelir keder.\nAnlatamazsın kimseye derdini,\nAnlayamaz kimse seni.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Eğer",
        "poet": "Gülseren Onay",
        "poem": "\n\nBirbiriyle\nKıyaslanabilseydi \nEğer,\n\nEn büyük aşk benim,derdim..\n\nÇünkü \nÇok gözyaşı verdim..\n\n17.01.2007/Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer aşk olsaydım",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nEğer pilot olsaydım\nuçururdum seni göklerde\n\neğer aşk olsaydım\nkimselere  yar etmezdim\nbiri  sana baktığında \nmil çekerdim gözlerine\n\neğer şair olsaydım\nbilmem ki nasıl nasıl \nyazardım seni\n\nsayfalar yetmezdi inan\nya da bir denizci olsaydım\n\nkimselerin olmadığı \nuzak sessiz denizlerden\nçıkarmazdım seni karaya\n\neğer doktor olsaydım\nelletmezdim  bedenini\nseni gün be gün hasta eder\nbaş ucunda  beklerdim\n\neğer asker olsaydım\nseni de asker gibi \ngiydirip kuşatırdım\n\ngüzelliğini görmesinler diye\nyüzünü bir maskla kapatırdım\nseni anlatacak kelimeleri\nbir türlü bulamadım\n\nkalbime girmen gerek\nruhumu bilmen gerek\norda seni görmen gerek\nve gözlerimde ki seni\n\nanlatamıyorum ki\nanlatamadım\n\n31/Mayıs/2007/İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer Ben Fakire Haber Sorarsan (Gelirim)",
        "poet": "Kul Himmet",
        "poem": "\n\nEğer ben fakire haber sorarsan\nYa ben nerde idim nerden gelirim\nYok değildim şu cihanda var idim\nPire hizmet ettim pirden gelirim\n\nAddürrezzak gibi Hızır'a yettim\nSelman gibi eski dini terkettim\nDoksan bin küffarı Müslüman ettim\nTecella dağından Tur'dan gelirim\n\nİsa ile bile idim havada\nMusa ile bile idim duada\nFerhat ile külünk çaldım kayada\nAttım külüngümü zordan gelirim\n\nNuh Peygamber gibi gemiler çattım\nİletip deryayı ummana kattım\nYusuf ile bile kuyuda yattım\nYakup ile ah u zardan gelirim\n\nKul Himmet'im bir olalım er ile\nBelki bizim kısmetimiz verile\nÜçler makamında yediler ile\nKırkların olduğu yerden gelirim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer Bir Çocuk",
        "poet": "Doroty Nolte",
        "poem": "\n\nEğer bir çocuk\nSürekli eleştirilmişse\nKınamayı ayıplamayı,\nKin ortamında  büyümüşse\nKavga etmeyi, \nAlay edip aşağılanmışsa\nSıkılıp utanmayı,\nDevamlı utandırılarak terbiye edilmişse\nKendini suçlamayı öğrenir.\nEğer bir çocuk;\nHoşgörü ile yetiştirilmişse\nSabırlı olmayı,\nDesteklenip yüreklendirilmişse\nKendine güven duymayı,\nÖvülmüş ve beğenilmişse\nTakdir etmeyi,\nHakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse\nİnançlı olmayı\nKabul ve onay görmüşse\nKendini sevmeyi,\nAile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse\nBU DÜNYADA MUTLU OLMAYI ÖĞRENİR.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer Benim İle Gitmek Dilersen",
        "poet": "Aşık Veysel Şatıroğlu",
        "poem": "\n\nEğer benim ilen gitmek dilersen\nEylen güzel yaz gelsin de gidelim\nBizim eller gırçıllıdır açılmaz\nYollar çamur gurusun da gidelim güzel gidelim\nYollar çamur gurusun da gidelim gardaş gidelim\n\nSökülsün dağların buzu sökülsün\nOğul versin düz ovaya dökülsün\nErzurum dağının gışı çekilsin\nMor goyunlar melesin de gidelim güzel gidelim\nMor goyunlar melesin de gidelim gardaş gidelim\n\nGarac'oğlan der ki buna ne fayda\nIrağbet galmadı yoksulda bayda\nBu ay da olmazsa gelecek ayda\nOn bir ayın birisinde gidelim güzel gidelim\nOn bir ayın birisinde gidelim gardaş gidelim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer Dost Irmağın",
        "poet": "Pir Sultan Abdal",
        "poem": "\n\nEğer dost ırmağın gözün ararsan\nSerçeşme'den gelir suyun durusu\nAli Muhammet'tir Muhammet Ali\nİkisi de bir elmanın yarısı\n\nAli'm engür ezdi kırklar da içti\nKırkı da mest oldu kendinden geçti\nMuhabbetin kapısını kim açtı\nCümlesi de bir ikrarın çerisi\n\nAli'm yola gider menzili keser\nSofi nerde olsa yalanı basar\nBir kale yaptırmış on iki hisar\nSor nedendir duvarının örüsü\n\nDört kapısı vardır kırk da dükkanı\nÜçyüz altmış altı gevher madeni\nOn yedi kişidir alıp satanı\nCümlesinin sarrafıdır birisi\n\nO kalenin bedenine kuş konar\nKanadı üstünde kandiller yanar\nPir Sultan Abdal'ım secdeye iner\nAşık oldum gitmez benzim sarısı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer Geleceksen",
        "poet": "Burkay Bey",
        "poem": "\n\nİhanet sarmışken dört yanımızı\nVar git ecel gayrı sonra yine gel\nSavaşıp dökelim al kanımızı\nYa da bu ihanet bittiğinde gel\n\nİster kurşunla gel ister urganda\nİster nazlı yarin kollarında gel\nYine de istemem olsun yorganda\nÖlüm ellerimde yittiğinde gel\n\nYargılandığımda şahidim sen ol\nGelirken yanında delillerle gel\nDudağımda bitmez son bir şarkı ol\nDilimdeki türkü yettiğinde gel\n\nYa deli poyraz ol ya asi bir yel\nYedi iklim dörtbir yandan es de gel\nAdresimi sana taşıyan o sel\n'Yar! ' deyip kapına çattığında gel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer Din Bâbından Haber Sorarsan",
        "poet": "Kul Himmet",
        "poem": "\n\nEğer din bâbından haber sorarsan \nSöyle kelâmını bildir efendim \nSual eyle ihsân olsun kelâmlar \nBilemezsem hâlim nedir efendim \n\nBir günün farzını on yedi bildim \nYiğirmi sünneti üç vitir kıldım \nSualine cevap vermeye geldim \nVeremezsem döv de öldür efendim \n\nSabah dört öğlen on belli beyândır \nİkindi sekizdir deme ziyândır \nAkşam beş yats'on üç vitir tamamdır \nBunu da böylece kıldım efendim \n\nAltmış altı er kaleyi boyladım \nAltı yüz teravihi hesap eyledim \nBen bir divaneyim böyle söyledim \nBuncağız kusura kalma efendim \n\nKıyas et meydandan geri kalırım \nAç gözünü sana hoca olurum \nBir yıllık namazı ezber bilirim \nVar senden kaçan kördür efendim \n\nBeş bin yüz yirmi farzıdır heman \nYedi bin iki yüz sünnettir tamam \nİncil'le Zebur Hak delili Kur'an \nO da bir sırdır ermen efendim \n\nSeyyid gibi sen secdeye oturmuş \nKöylü sana yağlı pilav getirmiş \nBana sen de neden sual sorarsın \nBalı kıymağı da yersin efendim \n\nSözü m'olur sencileyin özü çürüğün \nYüzün görme yüzü gözü buruğun \nLa bak aşağı indirmişsin sarığın \nKorkarım başında güldür efendim \n\nHerhalde ilerü gelemez deyü \nSualime cevap veremez deyü \nKul Himmet ile baş edemez deyü \nKorkarım el sana güler efendim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer doğruysa",
        "poet": "Niğmetullah Uçar",
        "poem": "\n\nEĞER DOĞRUYSA\n\nGazete yazıyor heronlar görmüş\nÇok büyük ihmal var eğer doğruysa\nBu ihmal sonucu askerler ölmüş\nMilleti yaralar eğer doğruysa\n\nGünler öncesinden bir bilgi gelir\nİkiyüz terörist tespit edilir\nDurum komutaya haber verilir\nEmir veren korkar eğer doğruysa\n\nİcraatçı albay vurmak istiyor\nÜst makamdan biri emir vermiyor\nSonra vahim olay başa geliyor\nGönül buna şaşar eğer doğruysa\n\nSakın böyle biri olmasın bizde\nO zaman güç kalmaz askerimizde\nVatan sevdası var yüreğimizde\nİçimizden çıkar eğer doğruysa\n\nVatandaş devlete güven duyamaz\nGönüllü olarak asker yollamaz\nAsker dağ başında düşman aramaz\nÇatışmaktan kaçar eğer doğruysa\n\nAllah göstermesin bu sevda biter\nDevletin bekası çıkmaza girer\nSahipsiz memleket lübnana döner \nBu düşmana yarar eğer doğruysa\n\nBen bu söylentiye inanmıyorum\nDoğru olduğunu hiç sanmıyorum\nŞüphe etmeden de duramıyorum\nBütünlüğe zarar eğer doğruysa\n\nEğer doğru ise denilsin çekil\nBu gaflet olamaz, dalalet değil\nAçık hıyanettir kahrolsun rezil\nPkk çok yaşar eğer doğruysa\n\nHeronların beyni kontrol edilsin\nGerçek orta yere doğru serilsin\nHain varsa eğer bu millet bilsin\nÖldürmeye kalkar eğer doğruysa\n\nMehmetçik can verir bu vatan için\nCanımıza yetti bu terör bitsin\nSakın aramıza girmesin hain\nBaşkası da sızar eğer doğruysa\n\nBenim milletimin yiğit askeri\nDüşmandan temizler tüm köşeleri\nGönülden atalım tüm şüpheleri\nAteş olur yakar eğer doğruysa\n\nNiğmetullah korkma bu oyun tutmaz\nSilahlı kuvvetler içine katmaz\nTürküm diyen biri vatanı satmaz\nHaini yakalar eğer doğruysa\n\n                        Niğmetullah Uçar\n                            Antalya\n                                21.06.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer hastalanmışsan-ilaç tedavisiyle Hastalık sona erer-ortadan kalkar çile",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nTemel ilaçlar vardır-doktor verir onları\nKendi başına alma-iyi olmaz sonları\nAnti depresyon ilaç-deniliyor bunlara\nİyi uygular isen-kalpte düzelir yara\nEğer hastalanmışsan-ilaç tedavisiyle\nHastalık sona erer-ortadan kalkar çile\nBilinsin zaman alır-sakın kesme yarıda\nO an karanlık kalır-hem apartman hem oda\n4 ila 8 hafta-beklemeli iyice\nDikkat edilir ise-sağlam olur netice\nEğer hastalanmışsan-ilaç tedavisiyle\nHastalık sona erer-ortadan kalkar çile\nTam dozu 4 haftada-siz kullandığınızda\nEtkileri görülür-sese ses verir nida\nİyileştikten sonra-en az 6 ay kadar\nKullanmak gerekiyor-bilinmeli dert açar\nEğer hastalanmışsan-ilaç tedavisiyle\nHastalık sona erer-ortadan kalkar çile\nErken süre içinde-keserseniz ilacı\nYeniden tekrarlanır-anne baba ve bacı\nŞu an çıkan ilaçlar-geniş talep görmekte\nAlmak için kardeşim gereklidir reçete\nEğer hastalanmışsan-ilaç tedavisiyle\nHastalık sona erer-ortadan kalkar çile\nYan etkileri çok az-alternatifler fazla\nRekabet ediliyor-bilin gerçekten hızla\nKendimize gelmeli-depresyonu stresi\nKalbimizden atmalı-yükseltmeliyiz sesi\nEğer hastalanmışsan-ilaç tedavisiyle\nHastalık sona erer-ortadan kalkar çile\nDünya gelip geçici-sakın aklını yorma\nBedenini çürütüp-bir tekme daha vurma\nÖğretmen Hasan söyler-sağlık ve sıhhat diler\nMutluluğa kavuşsun-yurdumuzda bütün er\nEğer hastalanmışsan-ilaç tedavisiyle\nHastalık sona erer-ortadan kalkar çile\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer Ki; ..!",
        "poet": "Ali Uydurucu",
        "poem": "\n\nEğer ki; Bu güzel vatan toprağını\nDüşman askeri gelip,basıp çiğnerse\nBu vatanımı işgalden kurtarmaya\nBir daha Mustafa Kemal,doğmayacak.\n\nEğer ki; Şehitlerimin mezarını\nDüşman çizmesi ayak basıp,ezerse\nBu toprağımı,düşmandan kurtarmaya\nBir daha Şehit Mehmetçik,olmayacak.\n\nEğer ki; İstanbul'un sularında\nDüşman gemisi bayrak açıp,gezerse\nBu gemileri,bombayla batırmaya\nBir daha kimsenin gücü,yetmeyecek.\n\nEğer ki; Ayyıldız şanlı bayrağımı\nDüşman milleti alır,yırtıp yakarsa\nBu bayrağımı,göndere çektirmeye\nBir daha Aziz Milletim olmayacak.\n\nEğer ki; Camilerdeki minareyi\nDüşman topları,bombalayıp yıkarsa\nCamilerimde,okunan ezanları\nBir daha hiç kimseler,duymayacak.\n\nEğer ki; İmanla yazılan marşımı\nDüşman marşları çalıp,susturursa\nYeniden bir İstiklal Marşı yazmaya\nBir daha Mehmet Akif de,yazmayacak.\n\nEğer ki; Ülkemdeki vatandaşlarım\nBirbirini kırıp,vurup öldürürse\nYepyeni bir Türk Ulusu doğmaya\nBir daha Türk diye kimse,kalmayacak...\n(31.07.2014)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer hayat....",
        "poet": "Ayşe Okur",
        "poem": "\n\nEğer hayat ektiğini biçmekse\nHasat zamanı olmalı birde\nYıllarca verilen çabanın emeğin\nKarşılığı alınmalı bir kerede\n\nEğer hayat bir alışverişse\nİndirim zamanı olmalı birde\nSezonda pahalı olan mutluluktan\nHerkes biraz alabilsin diye\n\nEğer hayat yolculuk şekliyse\nMola zamanı olmalı birde\nYol arkadaşın can yoldaşın\nYanında yolculuk etmeli senle\n\nEğer hayat sonunda ölmekse\nYaşamak zamanı olmalı birde\nTelaş içinde kaybolan vaktin\nPişmanlığı kalır ömürden geriye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer ki..",
        "poet": "Melek Tiryaki",
        "poem": "\n\nEğerki.. Haksız yere birini incittiysen, ağlattıysan ğözyaşı döktüyse senin yüzünden..Yüreğini yaktıysan, gece gündüz demeden.. Her nefeste, oturup haline sende ağlamalisin.. Hemde ondan daha cok, ağlamalısın.. Aldıgım vebali nasıl ödeyecegim, o kişi beni affedermi, hakkını helal edermi? diye...!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer İstersen",
        "poet": "Mahmut Özkan",
        "poem": "\n\nYüzünde ifade biraz hüzünlü\nEfkarmı kapladı garip gönlünü\nVefasız uğruna böyle ömrünü\nSürdürme ben varım eğer istersen\n\nNedir bu üzüntü nedir bu çile? \nTakıldın mı yine dikenli güle\nSevdiklerin seni terk etse bile\nSevmeye hazırım eğer istersen\n\nOnun için değmez akan yaşlara\nAcıma umutsuz geçen yıllara\nDilerim kalmasın gönlünde yara\nSarmaya hazırım eğer istersen\n\nAç bana derdini yeter bir hece\nDostluğa hazırım eğer istersen\nBir sabah,bir akşam yada bir gece\nGelip çal kapımı eğer istersen\n\nUnutma her insan mutlaka sever\nYarının olmasın bugünden beter\nGünlerin nasılsa böylece geçer\nGelmeye hazırım eğer istersen..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer ki O benim diyorsan",
        "poet": "Süleyman Kaya",
        "poem": "\n\nÜç dört kuşaktır genleri şavaştaydı\nBu günse yeni oluşan bencil benle savaşa girdi\nTarih melanetli değilse,çöplüğüne rahatça  atar\nsenin olsun \n...\n18.09.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer Ölecek İsem",
        "poet": "Şükrü Tahmaz",
        "poem": "\n\nEğer ölecek isem ya rabbim\nAbdestli öleyim şehit düşeyim\nVe birgün gömülür iken ya rabbim\nEzanlar duyacak yere gömüleyim\n\nVatanın uğruna şehit düşmezsem\nCanımı yok yere teslim edersem\nHak islam uğruna bu can vermezsem\nGözüm açık gider ruhum ah eder\n\nMüşrikler peşinden giden kafirler\nDoğruyu yanlışa çeviren sizler\nÜlkeyi bölen hain bölücüler\nÖlümünüz yakındır elimizden\n\nBu vatan uğruna can verilmez mi? \nToprağa oluk oluk kan dökülmez mi? \nBayrak uğruna şehit düşülmez mi? \nCanlar feda olsun vatanımıza\n\nİnkarcı muamma der bizim aslımız\nMümin der mutlaktır başlangıcımız\nCihata gideriz biz şehit olacağız\nŞükürler olsun ki mevt olacaksınız\n\nAnam, Babam, eşim, dostum üzülmeyiniz\nCihat edip ölür isem pek sevininiz\nBenim yerim cennet olur iyi biliniz\nNasip etsin yüce Allah (c.c.)  bana şehadeti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer seni dinlesinler istersen",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nEğer seni dinlesinler istersen\nGafillerin aleyhine yaz da gör\nKalemini önlesinler istersen\nHainlerin oyununu sez de gör\n\nÇiçekten yaz, böcekten yaz kuştan yaz\nHayalden yaz, gerçekten yaz, düşten yaz\nKafadan yaz, doludan yaz boştan yaz\nAlanında zalimlerin gez de gör\n\nO zalimi eğer sayıp sevmezsen\nMazlumları onlar ile dövmezsen\nYalakalık yapmayıp da övmezsen\nZulümlerden baskılardan bez de gör\n\nSeni daha adam diye saymazlar\nNe dersen de bu gafletten aymazlar\nHiç bir yerde seni rahat koymazlar\nHiciv yazıp hallerine kız da gör\n\nAçıklarsan yaptıkları vurgunu\nEn azından hakkedersin sürgünü\nSildirirler yasaklarlar yergini\nSen onların kuyusunu kaz da gör\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer Mustafa Kemal Atatürk Olmasaydı",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\n-Doktrin- Dünyada ve Antoloji.Com.da ilk kez\n\nEğer\nMustafa Kemal Atatürk \nOlmasaydı\nTürkiye Cumhuriyeti\nAdı altında\nBir devlet\nOlurmuydu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer Sensiz Ölürsem",
        "poet": "Yusuf Diş",
        "poem": "\n\nbir gül bırak\nbir damla gözyaşı dök\nfilizlensin goncagül\nve ardına bakmadan git\nki gittiğin gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer Tanrı Olmasaydı",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nEğer Tanrı olmasaydı\nİnsan olurmuydu\nVe de onun\nSevgili kulu\nMustafa Kemal Atatürk\nOlmasaydı\nTürkiye Cumhuriyeti\nOlurmuydu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer tanrı varsa",
        "poet": "Mehmet Ali Demirel",
        "poem": "\n\nSenin derdin insanlık değil paradır para\nSenin yüzüne bakılmaz karadan da kara\nKeyfince atıyorsun garibanlara nara\nEğer tanrı varsa düşürür seni de dara\n\nAsya  afrika orta doğu  hepsi bahane\nDünya ellinde olmuş mahkumhane\nDaha kimleri yutacaksın söyle sana\nEğer tanrı varsa düşürür seni de dara\n\nKendine kinin varsa kusma çevrene\nUtan be soysuz dönde bir bak evrene\nİnsan olan insan kıyamaz  tatlı cana\nEğer tanrı varsa düşürür seni de dara\n\nSavaş dediğin insanlık için çok acı\nAsırlardır aranıyor bulunmuyor ilacı\nSeni sehtekar seni düzen baz yalancı\nEğer tanrı varsa düşürür seni de dara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğildikçe Eğildim",
        "poet": "Zekeriye Tek",
        "poem": "\n\nBütün coşkusuyla arş titrerken korkusundan.\nEl pençe divan durup huzuruna yöneldim.\nHayallerim yıllardır benliğimde yanarken.\nBen Mevla’nın yolunda eğildikçe eğildim..\n\n01.11.2001 \nSivas\nŞair: Zekeriye Tek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğilip öperdi..",
        "poet": "Adnan Deniz",
        "poem": "\n\nMerhaba diye,\nBaşladığım mektubumu\nSelamlar diye bitirip\nİsmini yazdım yaldızlı harflerle.\nNeşeden uçuyordu mektubum,\nÖzlem götürüyordu oysa! \nKucaklar dolusu.\nAdana-kozan arası,\nBir arpa boyuydu.\nGider gelirdi posta arabaları\nVe...mektuplarım.\nAçarken mektubumu,\nO narin parmakların\nEğilip öperdi bilirdim ya\nÖpülesi ellerini\nKozandan tenbihli,\nÖzlem dolu satırlarım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğer V",
        "poet": "Muhsin Özalp",
        "poem": "\n\nYurdumu içerden saran yılanın\nKollarını yana dökmezsen eğer\nYavaş yavaş zehir veren yılanın\n            Dişlerini çekip sökmezsen eğer\n            Sinsice halkımı öldürür kardeş\n\nÖrgüte el verip besleyenlerin\nBelgeyi kasaya kösleyenlerin\nSokakta yiğitlik taslayanların\n            Kurduğu düzeni yıkmazsan eğer\n            Bizi bölük bölük böldürür kardeş\n\nTeşvikle ödülle dövüş kuranı\nGeriden gizlice destek vereni \nYiğitler ölürken sessiz duranı\n            Yeniden sigaya çekmezsen eğer\n            Toplanıp sinsice saldırır kardeş \n\nNefsini yasadan üstün sayanın\nHalkımı bölerek alttan oyanın\nKeyfi tavır kural yasa koyanın\n            Gözüne yumruğu çakmazsan eğer\n            Kabrimize toprak doldurur kardeş \n\nOrtada oynayıp yan yatanların\nBirlikle dostluğa gürz atanların\nLokmamın içine kan katanların\n            Anında başına çökmezsen eğer\n            Bana saçlarımı yoldurur kardeş\n\nSizden bizden diye binleri yedik\nTürkü Kürdü kıran aha şu hödük\nDin namına vurmuş îmânı güdük\n            Davaya başından bakmazsan eğer\n            Dar günde papazı buldurur kardeş\n\nMeçhûl failleri enseden tutup\nPatronla yan yana kodese atıp\nMuhsin’e inan ki başına bitip\n            Hâine yaftayı takmazsan eğer\n            O bizi ortadan kaldırır kardeş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Egeyle Akdeniz Arasında Bir Yer",
        "poet": "Gözde Hatiboğlu",
        "poem": "\n\nEgeyle Akdeniz arasında bir yerde ruhum. Seni özleyerek yaptığım tatiller yarım. Gelme ihtimaline yakın yerlerde bayram yeri oluyor yüzüm. Öteki taraftan kaygıyla baş etme yollarımı değiştirdim ya, bu halimi sevmiyorum. Neden diyeceksin; çünkü fark ettim ki üzülüyorum ve seni cezalandırmaya çalışıyorum. Yalınlığımı mı yitiriyorum ne? Sana söylemek istediklerim dilimin ucunda; korkuyorum. Hırçınlaşıyor sevgi dolu sözcükler o zaman, umursamaz bir tavır takınıyorum. Oysa nerdesin, ne yapıyorsun, gelir misin, birlikte bir zaman yaratır mıyız gibi soruların cevabını umursuyorum. Ah be canım bu tutuk haller içindeyken zihnim bedenim bitkin düşüyor.  Belki seni de kaygılandıran benim bu başıma buyruk hallerim. Kaygı arttıkça sözcüklerimi hepten yitiriyorum. \n\nGörsen halimi kapattığın telefonun ardından. Heyecandan dili dolanmış, eli ayağına karışmış bir şaşkınım. Aşk alıyor aklımı başımdan. Planlar yapıyorum. Hayaller kuruyorum. Düşünüyorum. İkilemlerin arasında kalıyorum bir taraftan da bütün yükü sırtımda taşımaya çalıştığım için. Her şeyi sana uygun hale getirmeye çalışıyorum. İyi hoş da dedi halimi gören çocukluk arkadaşım; bu durum harika ama suiistimale açık, bırak da o senin için fedakârlık yapsın. Haklı galiba. Zorluyorum kendimi sürekli ve çoğu kez yüklendiklerimi fark etmem sana isyanla oluyor ezildiğim kırgınlıklar altında. İsyan değil daha doğrusu kabul etmeye çalıştığımı söylüyorum her olanı. Zaman değişti ben de değiştim. Şimdi fedakârlık sırası sende. \n\nSöylediklerin mucize gibi. Bunu anlatırken kulaklarım bile duyduklarına şaşırıyor biliyor musun? Bunca zaman sonra hayal gibi seninle bir ege kasabasına yakın olmak. Mucize. Acaba olur mu dediğim soruların cevabını verdiğin laf arası sözlerin sevinçten uçuruyor beni. Bütün planımı sana göre değiştirmeye hazırım. Sonra sakinliyorum ve sevinç sarhoşluğum geçiyor; ben ne yapıyorum diyorum kendime. Aşk köşeme çekilip bir daha düşünüyorum. İstediğim tek şey seninle olmak ama bunun bedeli bu kadar karmaşık olmamalı. Üstelik bunu sana söylerken dilim tutuk, korkak. Sebep ne? Ya kırarsan beni. Biliyorum kırgınlığın ne olduğunu ama istemiyorum. \n\nYarı uykulu yarı uyanık bir geceden sonra gün yeniden başladı. Sıcak ve nemli bir geceyi geride bıraktım, sersemlemiş şekilde güne uyandım. Düşündüm tekrar ve sana net şekilde ne yapmak istediğimi anlattım. Biliyor musun canım seninle konuşmak tatilimin en keyifli kısımlarını oluşturuyor. Belirsizim diyorsun bana keyfine bak sen. Vazgeçiyorum ve kendi yolumda ilerliyorum. Olması gereken bu. Onaylıyor dostlarım bu halimi ve netliğini yitirme diyorlar bana. Sevgimi korurken yalınlığımı da korumaya söz veriyorum. Korkusuz olmayı biliyorum. \n\nSevgilim. Senin olmadığın sahillerin tadı yok. Olabilme ihtimali bile yetiyor yüreğime. Senin attığın adımın ardından arzuyu bastırmam gelirim ne kadar uzakta da olsam. Birlikte iyot kokulu sabahlara uyanalım istiyorum. Diliyorum belki bunu tanrıdan yazımı yazdığım yıldızlı semaya. Organize olmuş bir aşk hali belki senden dilediğim. Sen birlikte plan yapalım de ben ötesini getiririm. Sevgim koşulsuz ve sonsuz zaten biliyorsun. Minik bir rica çok mu talepkar olur bilmiyorum. Daha yakın yapmaz mı içimizdeki aşk çocuklarını. Sevgiyi büyütür korkuları alı koymaz mı? Sevgimiz büyür üstüne iyot kokulu sular serpildiğinde. Ha Akdeniz ha Ege, birlikte olmak yeter sadece. Her şeye rağmen gülümsüyorum söylediğin sözlere. İhtimal bile iyi geldi. Işıldadı gözbebeklerim kırık bir cam parçasının ışıldaması gibi güneş etkisiyle ve ışığım aşkla uzandı gözlerine. \n\n(6. Ağustos.2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EĞİRDİR  FARKlı",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nBahar yaklaşırken çiçekler açar,\nYeşil adasında bir cennet saklı,\nSonbaharı bazen çok çetin geçer,\nEğirdir'in yazı, kışı da  farklı.\n\nPiknik ihtiyacı ne varsa katın,\nTemmuz, Ağustosta kumsala yatın,\nGölüne dalarak stresi atın,\nEğirdir'in yazı, kışı da  farklı.\n\nPınar panayırı üç ay sürüyor,\nEylül, Ekim, Kasım mahsul veriyor,\nPerşembe pazarı sabit duruyor,\nEğirdir'in yazı, kışı da  farklı.\n\nAğaçlar güneşe oluyor gölge,\nHerkese açıktır turistik bölge,\nKıyılara vurur en hafif dalga,\nEğirdir'in yazı, kışı da  farklı.\n\nKimi yeri ılık, kimi yeri kuz,\nZemheri çiğ düşer, oluşuyor buz,\nZekice tatil yap, planını çiz,\nEğirdir'in yazı, kışı da  farklı.\n\n28-1-2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğin",
        "poet": "Rıfkı Kaymaz",
        "poem": "\n\nSessiz akışında dinlenir insan,\nKüçük derelerin şirin sesinde.\nDokunan bir renktir, zevktir yaşanan,\nEğin halısında, seccadesinde.\n\nGöz nuru dökülmüş iplik tellere,\nİplikler çiçekle bezenivermiş.\nÖzlemler bir ırmak gibi ellere,\nDuygular renklerle beslenivermiş.\n\nŞu yanık ve içli “Eğin Türküsü”\nYeşil bahçelerden ufka taşıyor.\nYeşil ki toprağın güzel örtüsü,\nEğin’de bir daha başkalaşıyor.\n\nToprakta bereket, huzur sandalda,\nKıvrılan yollarda bir hasret vardır.\nŞu yeşil bahçede, yaprakta dalda,\nYaşanan her zaman sanki bahardır.\n\nYeşil bağlarında mutludur insan,\nKemaliye, yeşilliğin beldesi.\nSenin kucağında seneler bir an,\nVe sende dinlenir huzur bestesi.\nRıfkı Kaymaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğilir Yere",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nGözünden aksın yaşlar,\nÇatlasın sabır taşlar,\nSevdiğinin uğruna,\nEğilir yere başlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğilme",
        "poet": "Mithat Cemal Kuntay",
        "poem": "\n\nZincirin altınsa da hatta, koparıp kır,\nSusmak ne demekmiş, yere haykır göğe haykır! \n\nVicdan bile duymaz çıkmazsa bir âhı,\nSessiz kölelerdir yaratan binbir ilâhı\n\nElbet put olurlar öpülen eller, etekler,\nElbet öpen oldukça, olur öptürecekler! \n\nHürriyet, o en son şerefindir, onu satma! \nBir tanrı yeter, kendine bin tanrı yaratma! \n\nİnsandaki dört tane ayak devrini bilme,\nMahvolsa eğilmezdi baban, sen de eğilme!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitelim",
        "poet": "Mitat Osman Erengil",
        "poem": "\n\nEğitim aile ortamında başlar\nOrada atılır ilk temel taşlar\nÇocuklarınızı tarlanız gibi düşünün\nOnlarla her konuda görüşün\n\nBugün ülkemiz çekiyorsa sıkıntı\nEğitim de vaad edilipte yapılmayan lakırdı\nTarlana ne ekersen onu biçersin\nİyi tohum ekde tarlan yeşersin\n\nHerkeze vermezsen kaliteli eğitim\nBu ülkeyi işte böyle bırakırsın yetim\nBütün zarar eğitimsizlikten gelir\nAnlamakta zorlanıyorum çözülmeyen nedir\n\nNe olur sahip çıkalım bu gençliğe\nBir an evvel varsınlar o büyük hedefe\nEğitim de olmaz ticaret\nBu zihniyeti lütfen hemen terket\n\nDaha söylenecek çok sözüm var\nAma çabuk geçiyor zaman dar\nEşit verilmiyen eğitim\nBir çok çocuğumuzu bırakacaktır yetim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitilmemiş hayvan?",
        "poet": "Mustafa İmamoğlu",
        "poem": "\n\nEğitilmemiş hayvan? \n\nYanan ormanlarımız değil beyinlerdeki oksijen\nKaybolan yeşilliklerimiz değil ciğerlerdeki havan\nYok, olan yaban değil sana yararlı olacak her can\nKokuşan yalnız havan değil vücudundaki Alkan\nOrmanlarımızı yakanlar insan değil eğitilmemiş hayvan\n\nM.İMAMOĞLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitilmemiş Hayvanİ",
        "poet": "Mustafa İmamoğlu",
        "poem": "\n\nEĞİTİLMEMİŞ HAY\nYanan ormanlar değil beynimizdeki oksijen\nKaybolan yeşillikler değil ciğerindeki havan\nYok olan yaban değil ağzından çıkan duman\nKokuşan duman değil vücudumuzda ki al kan\nOrmanlarımızı yakanlar insan değil eğitilmemiş hayvan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitemedik",
        "poet": "Fakı Haşimoğlu",
        "poem": "\n\nSokakta gördüm de Dehşete düştüm\nNasıl Eğitmişiz yavrular sizi\nBir elde siğara,Bir elde defter\nSanki bir Berduşsun Öğrenci gibi\n\nOkul formasın Haybiye takmış\nSaç baş darmadağın siğara yakmış\nAsımın Neslini çoktan aratmış\nNasıl eğitmişiz yavrular sizi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğilmiş Çanakkale",
        "poet": "Haşim Kalender",
        "poem": "\n\nŞehit olmuş bir alay yarbay şevki başında\nSon şehidini verdi o cihan savaşında\nCan adamış cengâver daha on üç yaşında\nSon nefesinde Mehmet yine şaha kalkıyor\nÇanakkale eğilmiş Mehmet’ime bakıyor \n\nBaş eğmeyen bu millet Hakka boyun eğiyor\nBir kıvılcım parlayıp karanlığı boğuyor\nYeşil sarıklılarla gökten rahmet yağıyor\nYeniden varız deyip meşaleyi yakıyor\nÇanakkale eğilmiş Mehmet’ime bakıyor\n\nAna, baba, bacı, yar hasret bindi omuza \nArkamızda kaldılar bakmadık arkamıza \nHayâda Osman idik savaşırken Hamıza\nMermiler çarpıştıkça gökte şimşek çakıyor\nÇanakkale eğilmiş Mehmet’ime bakıyor\n\nSeyit açtı gözünü Mehmet kanda yatarken\nBir ülkeyi kaldırdı çeyrek tonu tutarken\nGüneş yeniden doğdu tam ufukta batarken\nDeniz allar giyindi dereler kan akıyor\nÇanakkale eğilmiş Mehmet’ime bakıyor\n\nÖlüm korktu Mehmetten gelirken adım adım\nTorunuyuz onların bilsek diye feryadım\nAyak yalın karnı aç vatan derken ecdadım\nAllah Allah sesleri orduları yıkıyor\nÇanakkale eğilmiş Mehmet’ime bakıyor\n\nYedi düvel bir olmuş akın akın geliyor\nMermiler çarpışıyor birbirini deliyor\nVuruldukça hak diyor makamca yükseliyor\nŞehadet madalyadır isteyerek takıyor\nÇanakkale eğilmiş Mehmet’ime bakıyor\n\nVar oluş destanıydı altın harfle yazıldı\nTürk’ün itikatıyla tüm ordular bozuldu\nDedesinin mezarı torunuyla kazıldı\nKanlı yamaçlarından kokla sümbül kokuyor\nÇanakkale eğilmiş Mehmet’ime bakıyor\n\nDüşman kendinden emin ağlıyor Gelibolu\nEli tutan cephede boşaldı Anadolu\nO yıl mezun vermedi yurdun birçok okulu\nMehmet kanıyla yazdı ona destan okuyor\nÇanakkale eğilmiş Mehmet’ime bakıyor\n\nDize gelen dünyaydı bir avuç Türk’e karşı\nİmanlı neferlerim titretiyordu arşı\nYine hilal kazandı haçla olan yarışı\nKalender kaz toprağı ondan parça çıkıyor.\nÇanakkale eğilmiş Mehmet’ime bakıyor\n\n08. 08. 2008\n\nHaşim Kalender\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim",
        "poet": "Mustafa Deniz",
        "poem": "\n\nEğitim dediğin tükenmez bitmez \nBeşikten mezara sürer eğitim \nOkumak istersen bir ömür yetmez \nİnsanı hırpalar yorar eğitim \n\nEğitim inanmak azimle başlar \nGerçeğe dönüşür hayaller düşler \nOturur yerine bozulan taşlar \nToplumu kuşatıp sarar eğitim \n\nVerilen emekler gitmez boşuna \nKatık olur döner ekmek aşına \nİnsanlar kavuşur kendi işine \nRefaha huzura yarar eğitim \n\nOkuyan cevherdir yolda kalır mı? \nOkumayan toplum huzur bulur mu? \nBilenle bilmeyen hiçbir olur mu? \nBilenin hakkını verir eğitim \n\nDilini dinini ırkını sormaz\nRüşvet almaz vermez adam kayırmaz\nKılık kıyafete kuşama bakmaz \nAhlaklı dürüst mü sorar eğitim \n\nYerin yurdun nere sen kimsin demez\nHiç kimseyi küçümsemez hor görmez\nİnsanları doğruluktan ayırmaz\nDoğruyu yanlışı görür eğitim\n\nYönünü belirler fenden bilimden\nUzaktır demez her çeşit menzilden\nVerilen hedefi tam on ikiden\nIskalayıp geçmez vurur eğitim\n\nEğitimde yoktur tuhaf görmeler \nVariyet aramak mal mülk sormalar \nZengin fakir demez sarıp sarmalar \nSımsıcak yuvalar kurar eğitim \n\nSorun çözücüdür sorunlar açmaz \nHukuktan güç alır hakkından geçmez \nHerkese eşittir kimseyi seçmez \nVatanı milleti korur eğitim \n\nMustafa’yım emek ister ter ister\nLiyakate bakar edep ar ister\nAtasına layık yiğit bar ister\nBilgi beceriyi arar eğitim\n\nMustafa Deniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim",
        "poet": "İbrahim Pataz",
        "poem": "\n\nFerdi bizim potada,  eritirse eğitim,\nBir ülkü etrafında birleşir memleketim.\nBilgi beceri varsa, gerçekleşir üretim.\nCehle karşı savaşta, kat kat artar cüretim.\n\nSonsuza dek var olur, yeryüzünde milletim.\nMilli eğitim ile kalkınır memleketim.\n\nBuluşların üstüne, bizim marka yazılır.\nKör sanılan düğümler, ilmeklenir çözülür.\nAsırlar ötesinin sınırları çizilir.\nSoydaşlarım her yerde ne ağlar ne üzülür.\n\nBizi birbirimize, kaynaştırır eğitim.\nMilli eğitim ile kalkınır memleketim.\n\nİyi eğitim ile iş bulur doyar açım.\nDal dal olup dağılmaz, dünyaya işçi göçüm.\nYeterli üretimle düzlüğe çıkar geçim.\nOnbeşinde ağırmaz, şakaklarımda saçım.\n\nKimseye boyun eğip avuç açmaz devletim.\nMilli eğitim ile kalkınır memleketim.\n\nYabancıya özenmez, genç oğlumuz kızımız.\nYanlışlardan kızarmaz, ele karşı yüzümüz.\nBilimle teknik olur, elimizde kozumuz.\nGüçlü isek dinlenir, tüm dünyada sözümüz.\n\nİlham verir neslime, tarihiyle milletim.\nMilli eğitim ile kalkınır memleketim.\n\nİlim ile izimiz, her yerde yaygınlaşır.\nUzaktaki hedefler, ansızın yakınlaşır.\nSöz dinlemez dik başlar, bizim ile anlaşır.\nBayrağım önemsenir, dünyaca saygınlaşır.\n\nKorunur ülkemizde, kimsesiz, öksüz yetim.\nMilli eğitim ile kalkınır memleketim.\n\nKalmaz kirli düşünce, temizlenir arınır.\nBizim yüce değerler, canla başla korunur.\nYollarda, gece gündüz,  korkusuzca yürünür.\nUfukların ötesi, bu taraftan görünür.\n\nHer zorluğu aşacak, eğitimle milletim.\nMilli eğitim ile kalkınır memleketim.\n        İbrahim Pataz\n     11.05.2008 Osmaniye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Egitim",
        "poet": "İnönü Kolukırık",
        "poem": "\n\nEGİTİM:\nAman egitim aman,\nKurban olayım aman.\nBilgisayar icad oldu,\nKitabın hali yaman.\nDogalgazı buldun,\nMetroyu kurdun.\nNe güzel yurdum,\nKalmadı sis duman.\nAna çocuk dogurur,\nTa ana rahminde uzman.\nİnsan cahil kalırsa,\nOlur azmandan azman.\nBeyinler mercimek kalır,\nMide büyür kocaman.\nNasıl doyar o zaman,\nÖnüne dökseler saman.\nCahil başta olmaz iman,\nOlsa da ederim güman.\nVar diyene sözüm yoktur,\nVarsa yüzssün işte UMMAN.\nArz küre ısınıyor,\nRab' bim bizi sınıyor.\nHata hangimizde? \nKim kimi kınıyor,\nYeryüzünde canlılar,\nÇatır çatır yanıyor.\nBu insanlar şaşırtmış,\nBir şey olmaz sanıyor.\nAman egitim aman,\nNasıl da degişti zaman.\nFlora flör sebep oldu,\nDünyanın hali yaman.\nBuzullar eriyor,denizler taşıyor.\nKıyamet yaklaşıyor,hastalık sıklaşıyor.\nİnsanlar ölüyor,hastalık yaşıyor,\nAman egitim aman bak şimdi aklım şaşıyor\nBelli degil kimin eli kimin sırtını kaşıyor\nAman egitim aman kurban olayım aman,\nUsta ellerde degilsen halimiz yamaaaaaaaaaaaaaan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim",
        "poet": "Şahbettin Uluat",
        "poem": "\n\nHer birey, her an eğitim\nGereksinimi duyuyor.\nEğitimsiz bekleyerek,\nDuran kendine kıyıyor. \n\nEğitim derinleştirir.\nGüç, dinginlik birleştirir.\nBeceriler geliştirir.\nAlanlar zenginleşiyor. \n\nAyrıntılar aydınlanır,\nİnsan çözer, bilir, tanır.\nBildiği şeye inanır.\nEğitim bunu sağlıyor. \n\nBeşikten mezara kadar,\nÖğrenecek pek çok şey var.\nGörüp, bilip, anlayanlar.\nÖğrenmekten keyif alıyor. \n\nMatematik, felsefe, din,\nÖğrenen biri eder bin,\nÖğrenerek artar sevgin,\nBilinenler seviliyor.\n\nMühendislik, biyoloji\nJeoloji, sosyoloji\nTıp, fizik, arkeoloji\nNeler neler öğretiyor.\n\nBirlikte farkına varsak,\nAh bu ataleti atsak,\nOkusak, denesek, yapsak,\nGörsek neler değişiyor.\n\n30.11.2008  11.40\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim",
        "poet": "Mehmet Halil",
        "poem": "\n\neğitim bir silahtır, hedef aydınlık, \nöğretmen namludur, görevi kılavuzluk, \nöğrencinin, görevi hedefe ulaşmak, \nçekirdekle namlu, ne kadar uyumlu, \no kadar kolay olur hedefi vurmak.\n\nsilahsız değiliz, iyi güzel de, \nbir soru var kafamda, çözemediğim, \nacaba silahlar, kimin elinde? \nNiye bakımsız, umudum, sevdiğim.\nHedefler mi birbirine karıştı ne? \nBen aydınlık istedim, ölüm istemedim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim",
        "poet": "Vedat Sadioğlu",
        "poem": "\n\nEğitim hem ulusal hem globaldir\nDevletlerin milli politikasıdır \nİlköğretim zorunlu ve parasızdır\nNe kadar okursak, millet kalkınır\n\nOkul, birlikte yaşamayı öğretir\nArkadaşlığı ve sevgiyi pekiştirir\nBilginin yanında eğitim de vardır\nHem insan hem ülke kazanır\n\nAmaç, çevreye ve insanlığa yarardır\nOkuma-yazma bunun için şarttır\nEğitimli insan bilinçli insandır\nBilinçli insan, insanlığa faydalıdır\n\nEğitim, gelişmişlik düzeyini gösterir\nBu, eğitimli insan sayısıyla ölçülür\nEğitim ve öğretim bir gerekliliktir\nGelecek eğitimle şekillenir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\ntümevarımdı bizim zamanımızda\nöğretimin yöntemi\nönce harfler öğrenilirdi\nsonra cümleler\nbir de eğitimin vardı \ninsanı şekillendiren\n\ntümden gelime dönüştü sonra\nönce cümleler verildi\nsonra harflere geçildi\nen sonunda eskiye dönüldü tekrar\nyap boz cinsinden\nönce harf sonra kelime\n\ntablet bilgisayar dağıtıldı projeksiyon \nihaleler projeler\ndört artı dörtler geldi\nrenkleri değiştirildi önlüklerin\nkaldırıldı sonra\ninsan unutulunca eğitim kalmadı\n\nAğustos  2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nİnsanları kalıp gibi dökmeye çalışmayın,\nDüşüncenizi empoze etmeye uğraşmayın,\nEğitim bir süreç işidir, sakın unutmayın,\nÖzgür bırakın boyun eğdirmeye kalkışmayın,\n\nİnsanlar uyum sağlarlar kendi çevreleriyle,\nFarklı tat verir, farklı toprakta bitkiler bile,\nMakineymiş gibi bakarsanız, yanılırsınız,\nDeğişik sinyaller gönderirler beyinleriyle,\n\nAlgılamalar da, yansımaları da farklıdır,\nİnsan yaratılış itibariyle meraklıdır,\nMuhakeme yapacak olan insanın aklıdır,\nİnsan kendi penceresinden bakınca haklıdır,\n\nHatayı gördüğünüzde tavrınız olmalıdır,\nTavrınız insan haklarıyla sınırlanmalıdır,\nMakul olmasa da öneriler dinlenmelidir,\nEn azından makul olmadığı söylenmelidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim",
        "poet": "Sucay Solmaz",
        "poem": "\n\nEğitimle, öğretimle başlarız söze\nBilgilerimizin sıcaklığı onda taptaze\nOkumayı, yazmayı öğreten bize\nBir güneş doğdu eğitimde ilköğretim\n\nYaşantıya en güzel biçim veren\nİlmin kıymetini ortaya seren\nİlim insan aynası diyen\nBir güneş doğdu eğitimde ilköğretim\n\nMilli eğitim vakfı 19 Şubat\nİnsana veriyor yeni bir hayat\nBilim, kültür ondadır sanat\nBir güneş doğdu eğitimde ilköğretim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Eğitim..\n\nCahillik cehalet başlara bela\nEğittikçe kendini hazza varıyor insan\nBir söz bir cümle ufuklar açar\nEğitim,öğrenim okulda başlar..\n\nBir lisan bir insan demek\nEğitimle kalkınmalı memleket\nAkıl ve bilgi başka söze ne gerek\nEğitimle birlikte oturur taşlar..\n\nOlgunluğa doğru giden bu yolda\nKardeşlik sevgi saygı mektep okulda\nBilgili gençler yetiştirmeli yurda\nEğitimle öğrenimle ağarmalı saçlar..\n\nÖnce dinlemeyi bilmeli insan\nBarışla umutla yol alsın cihan\nCehalet kötülük bilgiyse ihsan\nEğitimle insan nur gibi parlar..\n\nÖğretmenin sözünü kulak ver dinle\nÖğrenmemek cahil kalmak, çiledir çile\nHer kelimeyi hafızana kazı beynine\nEğitimle devrilir engeller dağlar..\n\nTarih:10.03.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim",
        "poet": "Cafer Aksay",
        "poem": "\n\n\tEğitim, insanın önemli farkı,\n\tBöylece dönüyor hayatın çarkı,\n\tYoksa yapamayız, hem evi barkı,\n\tİsmiyle Millidir, bizde eğitim! \n\n\t\tEğitimle, ulaşılır hedefe,\n\t\tEğitimle, çalı döner sedefe,\n\t\tEğitimle, zalim olur kadife,\n\t\tBütün toplumlarda gözde eğitim! \n\n\tKöklü değişimin, anahtarıdır,\n\tİnsanların en önemli karıdır,\n\tToplumun, hem kışı, hem baharıdır,\n\tYeni nesillere özde eğitim! \n\n\t\tHer zaman en önde gelir eğitim,\n\t\tToplumda yerini alır eğitim,\n\t\tKendi değerini bulur eğitim,\n\t\tHem baharda-kışta, yazda eğitim! \t\n\n\tEn önemli mekân, okuldur, okul,\n\tSermayesi ise; birikim, akıl,\n\tDinlemez; toz, toprak, asfalt ve çakıl,\n\tYağmurda, yağışta, buzda eğitim! \n\n\t\tCinsiyet ayrımı yakışmaz bize,\n\t\tHisler eğitimle dökülür söze,\n\t\tDeğerli dostlarım, nasihat size,\n\t\tİhtiyaç; erkekte, kızda eğitim! \n\n\tŞair, düşüncesin alır kaleme,\n\tÖrnek teşkil etsin bütün âleme,\n\tSazımı alınca şimdi elime,\n\tAşığın çaldığı sazda eğitim! \n\n\t\tNe yaşı fark eder, ne bir ortamı,\n\t\tUzak tutar bizden, kasveti, gamı,\n\t\t Kalır mı insanın; bayatı, hamı? \n\t\tGerekir; her yaşta, baz da eğitim! \n\n\tDertli, eğitimde gördü çıkar yol,\n\tEğitimle, yeşeriyor kuru dal,\n\tArı da eğitim, oluşuyor bal,\n\tBelirir dilimde, yüzde eğitim! \n\n\n\t\t\t\tERDEMLİ-22 Nisan 2015-Çarşamba\n\t\t\t\t\tCafer AKSAY\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim",
        "poet": "Rafet Arıcan",
        "poem": "\n\nVatan için millet için hak için\nBu dünya bir eğitilme yeridir.\nAllah'ın kuranı insanlar için\nEğitime tutulacak bir yerdir.\n\nEğitimde bir ruh bir öz olmalı\nManevi yönüne hitap etmeli\nGöz önüne hak hakikat sermeli\nEğitim vicdana giden bir yerdir.\n\nAçılmalı şu milletin tarihi\nBir bir sayılmalı bütün alimi\nSevmeliler,gözetmeli arifi\nBura yüceliğe varılan yerdir.\n\nCebrail kitabı getirdi önce\nAllah'ın adıyla oku iyice\nSosyal hayatınız kurun iyice\nBu dünya da imtihanın yeridir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim",
        "poet": "Muhammet Şerif Keskinoğlu",
        "poem": "\n\nŞikâyet ediyor herkes, bu nasıl eğitim böyle,\nÖğretmen mi sebep “mesleğim” dedi diye,\nSömürü ve yozlaşma çoğalmadı mı söyle? \nTatmin olmaz arzular teknoloji peşinde.\n\nBirçok değişim ve gelişim dikte ile yozlaşma,\nGüvendiğimiz gençlik inançsızlık yolunda,\nYaşama anlam katan asil ve evrensel çaba,\nDoğrudur öğretmen, ilk akla gelen nokta.\n\nGüzel ahlaklı gönül ve mücadele insanı olmak,\nAmaçsızca davranıp, saygı peşinde koşmak,\nKontrol bende değip düşünmeden davranmak,\nMesai bitti, bu mudur öğretmen olmak!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim Başlıyor",
        "poet": "Hüseyin Durmuş54",
        "poem": "\n\nDeğerli dostlarım. Uzun bir yaz tatilinden sonra okullarımızın kapıları eğitim öğretime açılıyor. Anasınıflarında bu sene yeni gelecek olan çocuklarımızın eğitime kazandırılması, bu çocuklarımızın eğitime hazırlanmaları için ön hazırlıklar yapılacak. Birçoğu anaokullarından gelen ve eğitme yabancı olmayan çocuklarımızın dışında, ilk defa ilkokula gidecek olan öğrencilerimizin de olduğu ve bir haftadır okula alışma eğitimine tabi tutulan çocuklarımızla birlikte 20. Eylül. 2010 tarihinden itibaren ilköğretim ve lise öğrencileri eğitim öğretime başlayacaktır. Yaklaşık olarak 17.000.000 gencimiz 2010-2011  eğitim öğretim yılına başlayacaklar. \n           Yine bir telaş, yine bir heyecan, yine bir takım burukluklarla bir eğitim öğretim yılı başlayacak. Bazı çocukların tüm istekleri yerine getirileceği için sevinç yumağı içerisinde eğitim öğretime başlayacak. Bazı öğrencilerimizin ise ailelerinin ekonomik güçlerinin yetersizliği nedeniyle istekleri bir anda karşılanamayarak  daha ilerideki aylara aktarılacağı için eğitime buruk başlayacak. Sevinç ve hüzün yumakları aynı sınıf içerisinde bir eğitim öğretim yılının sonuna kadar sürecektir. Ama sevinçli, ama hüzünlü fark etmeyecek. Aynı sınıfı, aynı havayı, aynı öğretmeni paylaşarak geçirilecek bir sekiz aylık süre var önlerinde.\n           Hiç kimseye nasihat verme düşüncesinde değilim sevgili dostlarım. Ancak eğitimde öğrencinin, öğretmenin, okulun  bir sacya ayağı oluşturduğunu düşünürsek; eğitimin önceliği sanırım ortaya çıkacaktır. Sekiz aylık bir eğitim öğretim sürecinin yabana atılacak bir düşünce olmadığına inanıyorum. Eğitim öğretimin temel taşı olan, onlar olmadan eğitimin olmayacağı öğrencilerimizi büyük  zorluklar beklemektedir. Yağmurda çamurda, kışta kıyamette, yolların uzun zaman karlarla kapalı olduğu; uzun zaman yolların açılmasını bekleyen insanların olacağı eğitim öğretim tabii ki kolay ve rahat olmayacaktır. Zorlu bir eğitim ve öğretim yılı hem öğrencilerimizi, hem öğretmenlerimizi, hem velilerimizi, en önemlisi okul yönetimini beklemektedir.\n             Sevgili dostlarım. Geleceğin gençleri, vatanı emanet edeceğimiz bu gençler için siz velilere büyük görevler düşmekte. Aynı zamanda bu gençlerimizi de büyük sorumluluklar beklemektedir. Bu seneki eğitim öğretim yılında velilerimize düşen görev ve sorumluluklardan başlamak istiyorum. Buna göre:\n            1-  Öğrenci velilerimizi 2010-2011 eğitim öğretim yılında çok zor bir yıl beklemektedir. Birçok velinin; günümüz ekonomik şartların zorlukları karşısında veli olarak görevini çok kolay bir şekilde yerine getirebileceğini söylemek sanırım kolay olamaz. Ancak bütün bu olumsuzluklar karşısında bile velilerimizin; canla başla çocuklarına ve eğitim öğretime karşı görev ve sorumluluklarını en iyi bir şekilde yerine getireceklerine inanıyorum. Velilerimize bu konuda başarılar dilemek isterim. Ancak velilerimizi bekleyen sorumluluklardan da söz etmeden geçemeyeceğim. Buna göre:\n            a)   Velilerimizin bir yanlış uygulama yapmamasını istiyorum. Çocuğunun okula gitmesini ve başarılı olması durumunda ise ona bir takım ödülleri  vereceğini söylemesi bana göre büyük bir yanlıştır. Velilerimizin asla çocuklarının başarı durumunu bir ödüle bırakmamalıdır. Ödül sözü yanlıştır. \n           b)   Velilerimiz; okul, veli ve öğretmen ilişkilerine çok dikkat etmek zorundadır. Öğrencisinin başarısını artırmak, derslerinin başarı durumunu kontrol etmek, okula olan devam devamsızlığı konularını takip etmelidir. Eğer öğrencinin sorunları varsa onarlı çözme yollarını aramalıdır. \n            c)   Veliler ne olursa olsun çocuklarına inanmalı ve güvenmelidir. Çocuklarının yapmış olduğu çalışmalarda onlara tüm desteklerini vermelidir.\n           d)    Okula devamsızlık yapan, okuldan kaçan, arkadaşları ile sorunu olan çocuğuna  bağırmamalıdır. Sorunu çözmek için; okul yönetimi, rehberlik servisi, sınıf öğretmeni ile ortak görüşmeler yaparak, sorunların çözümüne gitmelidir. Mutlaka çocukları ile oturup kızmadan, bağırmadan konuşmalıdır.\n            e)    Veliler, çocuklarının  ders çalışma ve derse yönelik işlemlerde baskı kurmamalıdır. Dersine çalış, senin için bunca masraf yapıyoruz, sınıfını geçemezsen bak sana neler yaparım gibi tehditlerde de bulunmamalıdır. \n            2-  Öğrencilerimize  2010-2011 eğitim öğretim yılının hayırlı olmasını dilerken onlarında bir takım sorumluluklarının olduğunu söylemek isterim.\n            a)    Okula; eğitim öğretim, öğrenme, araştırma, inceleme ve bilgi sahibi olmak amacıyla gitmelidir. \n            b)    Eğitim öğretim yılı sonunda başarılı olursam ailemden mutlaka ödül alırım düşüncesini gütmemelidir. Okula ödül almak için değil başarılı olmak için gitmelidir. \n            c)    Sınıf öğretmeninin, okul yönetiminin, okul rehber öğretmeninin ve diğer öğretmenlerinin uyarılarına uymak zorunda ve sinirlenemeden uyarıları yerine getirmelidir. Okula mutlaka başarı ve bir geleceği amaçlayarak gitmelidir. Sene sonunda başarısız olursam, sınıfta kalırsam korkmama gerek yok. Nasıl olsa Milli Eğitim Bakanımız beni geçirir düşüncesini kafasından atmalıdır. Af önemli değil, önemli olan kendisini af dışında tutarak başarılı olmaktır.\n            d)    Ders içerisinde ve ya teneffüslerde öğretmenlerine ve arkadaşlarına karşı saygısızlık yapmamalıdır. \n            e)    Okula devamsızlık yapmamalıdır. Okula gitmediği gün gitmeyiş nedenini ailesine bizzat söylemeli ve haberdar etmelidir.\n            3.   2010-2011 eğitim öğretim yılı öğretmenlerimize ve yöneticilerimize de hayırlı uğurlu olmasını dilerim. Eğitim öğretim de görev alan öğretmenlerimize de düşen görevler vardır. Buna göre:\n            a)    Öğretmenler öğrencilerinin eğitim ve öğretimi ile ilgilenen en önemli kişilerdir. Onları en iyi tanıyacak olanlar da yine öğretmenlerdir. Öğrencilerinin eğitim ve öğretimi yanı sıra onların psikolojik davranışlarını, yaşını ve sorumluluklarını göz önünde bulundurarak eğitim öğretim yapmalıdır.\n             b)    Öğretmen; öğrencilerinin arasında asla ayırım yapmamalıdır. Eğer öğrenciler arasında; tanıdık, dost, yakın akraba diye ayırım yaptığı anlaşılırsa öğretmen için iyi olmaz. Bilhassa notlar konusunda kişisel tartışmaları ve ya öğrencinin yaptığı bir yanlış yüzünden asla öğrencinin notları ve geleceği ile oynamayınız. Son zamanlarda öğrenci afları nedeniyle değişik baka öğrencilerin önün de küçük düşmek hiçte iyi bir olay olamaz sanırım.\n             c)    Öğretmenler sınıf içerisinde öğrencileri ile kişisel sorun yaşarlarsa; bu sorunu öğrenci, veli, okul rehberlik birimi ile ortaklaşa görüşmeler yaparak çözmeye çalışmalıdır. Sorunun çözümünde okul yönetimi ile de diyaloglarını yürütmelidir.\n             d)     Bu sene ilk defa eğitim öğretim görmek amacıyla okula başlayacak olan ilköğretim okulu birinci sınıf öğrencilerine karşı çok daha duyarlı olmak zorundayız. Bu öğrencilerimiz ilk defa okula başlama heyecanı içerisinde bazen şaşıracak, bazen ağlayacak, bazen sınıfın ortasında öyle duracaktır. Onların kurdukları hayaller; o öğretmen hakkındaki düşüncesini de yansıtacaktır. Hatta bu düşüncesinde öğrencimiz; öğretmeninin erkek mi bayan mı, sert mi, sessiz mi, güzel mi çirkin mi, babam ve annemden daha iyi mi, yoksa babam gibi mi düşünceleri içerisinde okula gelecek olan o geleceğin yavrularını ne olur hayal kırıklığına uğratmayalım. Onların o saf duygularına ne olur aynı saflıkta, temizlikte ki duygularla karşılık verelim. Onları daha başlangıçta kaybetmeden kazanalım olmaz mı sevgili öğretmenlerim.\n             Evet sevgili dostlarım. Daha söylenecek, anlatılacak çok ama çok önemli noktalar bulunmakta.  Sizleri fazla sıkmamak için sözü fazla uzatmayacağım. İleride bu konurla mutlaka değişik biçimde döneceğiz. Bu konuda sorunlarınız varsa bu sorunlarınıza çözümde yardımcı olmaya hazırız. Sorunlarınızın çözümünde bize ulaşmanız yeterli olacaktır. Sizlere sorunlarınızı çözmede yardımcı olmak, başarı için birlikte hareket etmekten büyük mutluluk duyacağımızı söyleyebilirim. Adreslerimiz ve telefon numaralarımız sayesinde bize ulaşmanız, sorunların çözümüne başlangıç olacaktır. Sizlerin sorunlarını deneyimli rehber öğretmenlerimiz ve deneyimli öğretmenler yapacaktır. \n             2010-2011 eğitim öğretim yılı; tüm öğrencilerimize, öğretmen ve velilerimize, Türk ulusuna hayırlar getirmesini dilerim. Sağlıcakla kalınız. Gününüz mutlu, geleceğinizin başarılarla dolu olmasını dilerim.\n\n İzmir / 19.09.2010 \n Hüseyin   DURMUŞ\n www.kafiye.net\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim !",
        "poet": "Mevlüt Bicik",
        "poem": "\n\nBir eğitim ki ! Öğretmen’inin başında kırdırır rahle\nKovan’lar dolu’dur amma ! Íçi binlerce balsız nahle\nBirileri keyfinde elbet ! Gençliğin özünü yiyor kehle\nGayri bişeyler yapmak lâzım.Nemelâzım dememek gerek..\n\nMevlüt Bicik\n17.06.2006  saat  19.35\nEsslingen\n\n(rahle)  Üzerinde Kur’ân okumak için marangozların yaptığı\nbir sanat eseri.\n(nahle)  Bal arısının adı’dır.Kur’ân da nahl sûresi vardır.\n(kehle)  Bit demektir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim Bir Sen Destanı",
        "poet": "Levent Topludal",
        "poem": "\n\nBin dokuz yüz doksan iki'den beri\nHaklının dik başı Eğitim Bir Sen.\nSahipsiz değildir akarken teri,\nEkmeği ve aşı Eğitim Bir Sen.\n\nNerde şeytan varsa, orada taşçı; \nZalime dur diyen orduda başçı.\nHizmetli, öğretmen, müdür, şef, aşçı; \nMemurun gardaşı Eğitim Bir Sen.\n\nArtsın diye soframızın ekmeği,\nÖzlük hakkım için verir emeği,\nSöke söke alır ek ödemeyi,\nEk dersi, maaşı Eğitim Bir Sen.\n\nYetimler için de, dullar için de,\nBir eli Gazze'de, bir eli Çin'de.\nResûlün izinde, ümmet evinde\nDuvarın bir taşı Eğitim Bir Sen.\n\nZulümlerle bağrı korlananların,\nKapısı vakitsiz zorlananların,\nİnancı yüzünden horlananların\nBu yolda yoldaşı Eğitim Bir Sen.\n\nHer kıtada düşman bizi vururken,\nCana kıyan eli Dünya korurken,\nAyasofya zinciriyle dururken\nSamimî gözyaşı Eğitim Bir Sen.\n\nFitneyi fesadı şişirenlerin,\nEnsemizde boza pişirenlerin,\nKardeşi kardeşe düşürenlerin\nTasası, telaşı Eğitim Bir Sen.\n\nO el ki; öpülür, put kırıyorsa; \nBizim türkümüzü çağırıyorsa.\nMeydan meydan Hakk'ı haykırıyorsa\nYiğidin kumaşı Eğitim Bir Sen.\n                        10 Kasım 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim; Dirlik Sağlar ve Dirlik Bulan Bütünlük İçinde: HALKLA, HAK İÇİN DÜŞÜNÜR! .   000.001",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nMemleket Sathı; Eğitime ve Öğretime Dirlik İçinde Olmalı! .\n= Kayıt No: 000.001 =\nMemleket Sathı; Duyarlı Öğretmenlere, Samimi Öğrencilere! .\n\n“DENİZ İŞÇİLERİ” Adlı Romandan Kısa Bir Anlatı:\n\nDerin Huzurunu Belirtir / Bilgileri Vardır / Denizde Oldukları Zamanlar / Pek Çok Tedbir Almak Zorundadırlar / Orada, Oturmuş, Kitap Okurken Sık Sık Gördüklerini Söylerlerdi / Masal Ortadan Kaybolup Da Yerini Gerçeğe Bıraktığı Güne Kadar  / Çok Bilgi Sahibi Olmak Gerekir / { Kitap Adı: DENİZ İŞÇİLERİ – Kitap Yazarı: Victor HUGO – Çeviren: Nesrin ALTINOVA – Yayınevi: ALTIN KALEM KLASİK ROMANLAR/İstanbul/1970 – Sayfa:017-018 / Paragraf:04,01 - Kitap Cümlesi Seçkisi: Kemal KABCIK – ANTALYA - 22 Ağustos 2012 Çarşamba 12:06:48 }\n\nEğitim ve Öğretime Kazandıracağın Değerler Üzerine Düşün! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nŞahsi Çıkarlarını Kenara Koy! . Ömrünü Vakfedebil Eğitime! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim; Dirlik Sağlar ve Dirlik Bulan Bütünlük İçinde: HALKLA, HAK İÇİN DÜŞÜNÜR! .   000.002",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nMemleket Sathı; Eğitime ve Öğretime Dirlik İçinde Olmalı! .\n= Kayıt No: 000.002 =\nMemleket Sathı; Duyarlı Öğretmenlere, Samimi Öğrencilere! .\n\n“DENİZ İŞÇİLERİ” Adlı Romandan Kısa Bir Anlatı:\n\nEv Hemen Hemen Adanın Dışında Bulunan Bu Burnun Üzerinde, Yalnız Küçük Bir Bahçe İçin Yeterli Olacak Kadar Toprakla Tek Başınaydı. { Kitap Adı: DENİZ İŞÇİLERİ – Kitap Yazarı: Victor HUGO – Çeviren: Nesrin ALTINOVA – Yayınevi: ALTIN KALEM KLASİK ROMANLAR/İstanbul/1970 – Sayfa:019 / Paragraf:01 - Kitap Cümlesi Seçkisi: Kemal KABCIK – ANTALYA - 22 Ağustos 2012 Çarşamba 13:29:45 }\n\nEğitim ve Öğretime Kazandıracağın Değerler Üzerine Düşün! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nŞahsi Çıkarlarını Kenara Koy! . Ömrünü Vakfedebil Eğitime! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim Derim",
        "poet": "Ümüt Güngör",
        "poem": "\n\nVatana hizmetin olurmu yaşı,\nKonuşur dilerse şehidin taşı,\nTürkçeyle işlenir bir güzel aşı,\nTutarsa bir güzel eğitim derim.\n\nOkumalı tarihini milletim,\nEcdadı atayı bilen eğitim,\nNe güzel olur böyle eğitim,\nİşte ben buna eğitim derim.\n\nTürk ü Türk e göre tanıtmak gerek,\nGönülden geçmeli bu asil dilek,\nOkuyup vatana atarsa yürek,\nİşte ben buna eğitim derim.\n\nDinini dilini bilmeli nesil,\nMilletin ecdadı ezelden asil,\nYok et cehaleti kalmasın fosil,\nO zaman ben buna eğitim derim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim bin bir dert ile başlıyor",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nEğitimi karma karış ettiler,\nEğitim bin bir dert ile başlıyor.\nKendinden olmayana kin güttüler,\nEğitim bin bir dert ile başlıyor.\n\nBunlar artık doğru yoldan saptılar,\nHileyle köşe başını kaptılar.\nMüdürleri alıp sürgün yaptılar,\nEğitim bin bir dert ile başlıyor.\n\nYandaş sendika emrine uydular,\nÖğretmenleri çaresiz koydular.\nBir çoğunu paralelci saydılar,\nEğitim bin bir dert ile başlıyor.\n\nOkuluna isteyerek gelmiyor,\nÖğretmenin yüzü artık gülmüyor.\nHerkes ne yapacağını bilmiyor,\nEğitim bin bir dert ile başlıyor.\n\nYusuf Milli Eğitim olmuş tabu,\nÖğretmene zulüm ediyor tabi.\nSanki yirmi sekiz şubatmış gibi,\nEğitim bin bir dert ile başlıyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim; Dirlik Sağlar ve Dirlik Bulan Bütünlük İçinde: HALKLA, HAK İÇİN DÜŞÜNÜR! .   000.003",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nMemleket Sathı; Eğitime ve Öğretime Dirlik İçinde Olmalı! .\n= Kayıt No: 000.003 =\nMemleket Sathı; Duyarlı Öğretmenlere, Samimi Öğrencilere! .\n\n“DENİZ İŞÇİLERİ” Adlı Romandan Kısa Bir Anlatı:\n\nKimine Göre Yeğeni, Kimine Göre Oğlu, Başkalarına Göre Torunu Olan, Bir Başkalarına Göre De Hiçbir Şeyi Olmayan Bu Çocukla Yalnız Yaşıyordu. Pek Yoksul Bir Şekilde Geçinecek Kadar Parası Vardı. { Kitap Adı: DENİZ İŞÇİLERİ – Kitap Yazarı: Victor HUGO – Çeviren: Nesrin ALTINOVA – Yayınevi: ALTIN KALEM KLASİK ROMANLAR/İstanbul/1970 – Sayfa:020 / Paragraf:02 - Kitap Cümlesi Seçkisi: Kemal KABCIK – ANTALYA - 22 Ağustos 2012 Çarşamba 14:04:46 }\n\nEğitim ve Öğretime Kazandıracağın Değerler Üzerine Düşün! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nŞahsi Çıkarlarını Kenara Koy! . Ömrünü Vakfedebil Eğitime! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim; Dirlik Sağlar ve Dirlik Bulan Bütünlük İçinde: HALKLA, HAK İÇİN DÜŞÜNÜR! .   000.006",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nMemleket Sathı; Eğitime ve Öğretime Dirlik İçinde Olmalı! .\n= Kayıt No: 000.006 =\nMemleket Sathı; Duyarlı Öğretmenlere, Samimi Öğrencilere! .\n\n“DENİZ İŞÇİLERİ” Adlı Romandan Kısa Bir Anlatı:\n\nNe Kin Duyarlar, Ne De Öfke / Kadın Yaşlandı, Çocuk Büyüdü, Yalnız Yaşıyorlardı / Birbirlerine Yetiyorlardı / Çocuk Delikanlı Oldu, Delikanlı Erkek Oldu { Kitap Adı: DENİZ İŞÇİLERİ – Kitap Yazarı: Victor HUGO – Çeviren: Nesrin ALTINOVA – Yayınevi: ALTIN KALEM KLASİK ROMANLAR/İstanbul/1970 – Sayfa:021 / Paragraf:03,04,05 - Kitap Cümlesi Seçkisi: Kemal KABCIK – ANTALYA - 22 Ağustos 2012 Çarşamba 18:44:32 }\n\nEğitim ve Öğretime Kazandıracağın Değerler Üzerine Düşün! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nŞahsi Çıkarlarını Kenara Koy! . Ömrünü Vakfedebil Eğitime! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim; Dirlik Sağlar ve Dirlik Bulan Bütünlük İçinde: HALKLA, HAK İÇİN DÜŞÜNÜR! .   000.004",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nMemleket Sathı; Eğitime ve Öğretime Dirlik İçinde Olmalı! .\n= Kayıt No: 000.004 =\nMemleket Sathı; Duyarlı Öğretmenlere, Samimi Öğrencilere! .\n\n“DENİZ İŞÇİLERİ” Adlı Romandan Kısa Bir Anlatı:\n\nEv Sakinleşti / Şafak Sökerken Çığlıklar Duyulmuyordu / Toprağından Yararlanıyordu. Sapsarı Tereyağı Veren İyi Bir İneği Vardı. Lahana, > Türü Patates Üretiyordu. Herhangi Köylü Bir Kadın Gibi > Satıyordu. Kendisi Pazara Gitmiyordu. { Kitap Adı: DENİZ İŞÇİLERİ – Kitap Yazarı: Victor HUGO – Çeviren: Nesrin ALTINOVA – Yayınevi: ALTIN KALEM KLASİK ROMANLAR/İstanbul/1970 – Sayfa:020-021 / Paragraf:03,04,01 - Kitap Cümlesi Seçkisi: Kemal KABCIK – ANTALYA - 22 Ağustos 2012 Çarşamba 14:23:08 }\n\nEğitim ve Öğretime Kazandıracağın Değerler Üzerine Düşün! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nŞahsi Çıkarlarını Kenara Koy! . Ömrünü Vakfedebil Eğitime! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim; Dirlik Sağlar ve Dirlik Bulan Bütünlük İçinde: HALKLA, HAK İÇİN DÜŞÜNÜR! .   000.005",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nMemleket Sathı; Eğitime ve Öğretime Dirlik İçinde Olmalı! .\n= Kayıt No: 000.005 =\nMemleket Sathı; Duyarlı Öğretmenlere, Samimi Öğrencilere! .\n\n“DENİZ İŞÇİLERİ” Adlı Romandan Kısa Bir Anlatı:\n\nEv, İçinde Yaşamaya Yetecek Kadar, Biraz Tamir Edilmişti. Odaların İçine Ancak Pek Şiddetli Havalarda Yağmur Yağıyordu. Bir Zemin Kattan, Bir De Tavanarasından Meydana Gelmişti. Zemin Kat Üç Odaya Ayrılmıştı, İkisinde Yatılıyor, Birinde De Yemek Yeniyordu. Kadın Yemeği Pişiriyor, Çocuğa Okuma Öğretiyordu. / > Gitmemek Önemlidir. / Kısacası, Bunlar Hiçbir Şeyin Açıklayamadığı İnsanlardı. { Kitap Adı: DENİZ İŞÇİLERİ – Kitap Yazarı: Victor HUGO – Çeviren: Nesrin ALTINOVA – Yayınevi: ALTIN KALEM KLASİK ROMANLAR/İstanbul/1970 – Sayfa:021 / Paragraf:02,03, - Kitap Cümlesi Seçkisi: Kemal KABCIK – ANTALYA - 22 Ağustos 2012 Çarşamba 14:43:19 }\n\nEğitim ve Öğretime Kazandıracağın Değerler Üzerine Düşün! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nŞahsi Çıkarlarını Kenara Koy! . Ömrünü Vakfedebil Eğitime! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim; Dirlik Sağlar ve Dirlik Bulan Bütünlük İçinde: HALKLA, HAK İÇİN DÜŞÜNÜR! .   000.007",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nMemleket Sathı; Eğitime ve Öğretime Dirlik İçinde Olmalı! .\n= Kayıt No: 000.007 =\nMemleket Sathı; Duyarlı Öğretmenlere, Samimi Öğrencilere! .\n\n“DENİZ İŞÇİLERİ” Adlı Romandan Kısa Bir Anlatı:\n\nEv, Meşe Tahtasından İki Sandık, İki Karyola, Altı Sandalye, Bir Masa, Gerektiği Kadar Da Kapkacakla Yeteri Kadar Döşenmişti. Bir Rafın Üzerinde Birkaç Kitap Vardı / İnsan İki Olduğu Sürece Yaşayabilir; Tek Başına Kalınca Hayatı Sürüklemek İmkânsız Gibi Görünür. / Ölüme Bakılır, Hayata Bakılır, Boyun Eğilir. / Doğaya Karıştı, / Hiçbir Şey Yapmadan Yaşayacak Kadar Bir Şeyleri Varken, Bir İşçi Kıyafeti Olan Elbisesi. / Tarım Yapmayı Başardığı, Gündönümü Vurmasına Rağmen Patates Elde Ettiği Bahçesi. / Bir Rafın Üzerinde Duran, Onun Okuduğu Kalın Kitaplar. / Nasıl Oluyor Da Yapayalnız Yaşıyordu? { Kitap Adı: DENİZ İŞÇİLERİ – Kitap Yazarı: Victor HUGO – Çeviren: Nesrin ALTINOVA – Yayınevi: ALTIN KALEM KLASİK ROMANLAR/İstanbul/1970 – Sayfa:022,023 / Paragraf:02,03,04,05,01 - Kitap Cümlesi Seçkisi: Kemal KABCIK – ANTALYA - 22 Ağustos 2012 Çarşamba 19:20:20 }\n\nEğitim ve Öğretime Kazandıracağın Değerler Üzerine Düşün! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nŞahsi Çıkarlarını Kenara Koy! . Ömrünü Vakfedebil Eğitime! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim; Dirlik Sağlar ve Dirlik Bulan Bütünlük İçinde: HALKLA, HAK İÇİN DÜŞÜNÜR! .   000.008",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nMemleket Sathı; Eğitime ve Öğretime Dirlik İçinde Olmalı! .\n= Kayıt No: 000.008 =\nMemleket Sathı; Duyarlı Öğretmenlere, Samimi Öğrencilere! .\n\n“DENİZ İŞÇİLERİ” Adlı Romandan Kısa Bir Anlatı:\n\nBahçesinde Çalışıyordu. / Bir Tohum Serpici Gibi Hareketler Yapıyordu. Böyle Bir Adama Karşı Ülkenin Nasıl Davranmasını İsterdiniz? / Okuduğu Kitaplara Gelince, / Asıl Adamın Okumadığı Kitaplar Onu En Çok Suçlar. / Niçin Akşamları, Kimi Vakit De Geceyarılarına Kadar, Yalıyarlarda Gezinmeye Gidiyordu? { Kitap Adı: DENİZ İŞÇİLERİ – Kitap Yazarı: Victor HUGO – Çeviren: Nesrin ALTINOVA – Yayınevi: ALTIN KALEM KLASİK ROMANLAR/İstanbul/1970 – Sayfa:023 / Paragraf:02,03,04 - Kitap Cümlesi Seçkisi: Kemal KABCIK – ANTALYA - 23 Ağustos 2012 Perşembe 04:03:09 }\n\nEğitim ve Öğretime Kazandıracağın Değerler Üzerine Düşün! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nŞahsi Çıkarlarını Kenara Koy! . Ömrünü Vakfedebil Eğitime! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim; Dirlik Sağlar ve Dirlik Bulan Bütünlük İçinde: HALKLA, HAK İÇİN DÜŞÜNÜR! .   000.010",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nMemleket Sathı; Eğitime ve Öğretime Dirlik İçinde Olmalı! .\n= Kayıt No: 000.010 =\nMemleket Sathı; Duyarlı Öğretmenlere, Samimi Öğrencilere! .\n\n“DENİZ İŞÇİLERİ” Adlı Romandan Kısa Bir Anlatı:\n\nYoksulluk Da, Zenginlik De Yerine Göre Değişir. / Tarlaları, Bir De Evi Vardı; Hiçbir Şeyi Olmayan Birisiyle Karşılaştırılınca Yoksul Sayılmazdı. / > Diye Sordu. O Da: > Diye Karşılık Verdi. { Kitap Adı: DENİZ İŞÇİLERİ – Kitap Yazarı: Victor HUGO – Çeviren: Nesrin ALTINOVA – Yayınevi: ALTIN KALEM KLASİK ROMANLAR/İstanbul/1970 – Sayfa:024 / Paragraf:04 - Kitap Cümlesi Seçkisi: Kemal KABCIK – ANTALYA - 23 Ağustos 2012 Perşembe 07:23:49 }\n\nEğitim ve Öğretime Kazandıracağın Değerler Üzerine Düşün! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nŞahsi Çıkarlarını Kenara Koy! . Ömrünü Vakfedebil Eğitime! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim; Dirlik Sağlar ve Dirlik Bulan Bütünlük İçinde: HALKLA, HAK İÇİN DÜŞÜNÜR! .   000.009",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nMemleket Sathı; Eğitime ve Öğretime Dirlik İçinde Olmalı! .\n= Kayıt No: 000.009 =\nMemleket Sathı; Duyarlı Öğretmenlere, Samimi Öğrencilere! .\n\n“DENİZ İŞÇİLERİ” Adlı Romandan Kısa Bir Anlatı:\n\nAdada Yapılan Bir Nüfus Sayımında, Mesleği Konusunda Kendisine Soru Sorulduğunda Şu Karşılığı Vermişti: > { Kitap Adı: DENİZ İŞÇİLERİ – Kitap Yazarı: Victor HUGO – Çeviren: Nesrin ALTINOVA – Yayınevi: ALTIN KALEM KLASİK ROMANLAR/İstanbul/1970 – Sayfa:024 / Paragraf:03 - Kitap Cümlesi Seçkisi: Kemal KABCIK – ANTALYA - 23 Ağustos 2012 Perşembe 05:39:55 }\n\nEğitim ve Öğretime Kazandıracağın Değerler Üzerine Düşün! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nŞahsi Çıkarlarını Kenara Koy! . Ömrünü Vakfedebil Eğitime! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim; Dirlik Sağlar ve Dirlik Bulan Bütünlük İçinde: HALKLA, HAK İÇİN DÜŞÜNÜR! .   000.013",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nMemleket Sathı; Eğitime ve Öğretime Dirlik İçinde Olmalı! .\n= Kayıt No: 000.013 =\nMemleket Sathı; Duyarlı Öğretmenlere, Samimi Öğrencilere! .\n\n“DENİZ İŞÇİLERİ” Adlı Romandan Kısa Bir Anlatı:\n\nBir Başka Fırtına Akşamı, Ortalık Öyle Karanlıktı Ki, Hiçbir Şey Görünmüyordu; / Sesini Tanır Gibi Oldular. / Harika Bir Şey Doğrusu. / > { Kitap Adı: DENİZ İŞÇİLERİ – Kitap Yazarı: Victor HUGO – Çeviren: Nesrin ALTINOVA – Yayınevi: ALTIN KALEM KLASİK ROMANLAR/İstanbul/1970 – Sayfa:025 / Paragraf:04,07,08 - Kitap Cümlesi Seçkisi: Kemal KABCIK – ANTALYA - 23 Ağustos 2012 Perşembe 08:16:29 }\n\nEğitim ve Öğretime Kazandıracağın Değerler Üzerine Düşün! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nŞahsi Çıkarlarını Kenara Koy! . Ömrünü Vakfedebil Eğitime! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim; Dirlik Sağlar ve Dirlik Bulan Bütünlük İçinde: HALKLA, HAK İÇİN DÜŞÜNÜR! .   000.011",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nMemleket Sathı; Eğitime ve Öğretime Dirlik İçinde Olmalı! .\n= Kayıt No: 000.011 =\nMemleket Sathı; Duyarlı Öğretmenlere, Samimi Öğrencilere! .\n\n“DENİZ İŞÇİLERİ” Adlı Romandan Kısa Bir Anlatı:\n\n> { Kitap Adı: DENİZ İŞÇİLERİ – Kitap Yazarı: Victor HUGO – Çeviren: Nesrin ALTINOVA – Yayınevi: ALTIN KALEM KLASİK ROMANLAR/İstanbul/1970 – Sayfa:024 / Paragraf:06 - Kitap Cümlesi Seçkisi: Kemal KABCIK – ANTALYA - 23 Ağustos 2012 Perşembe 07:43:46 }\n\nEğitim ve Öğretime Kazandıracağın Değerler Üzerine Düşün! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nŞahsi Çıkarlarını Kenara Koy! . Ömrünü Vakfedebil Eğitime! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim; Dirlik Sağlar ve Dirlik Bulan Bütünlük İçinde: HALKLA, HAK İÇİN DÜŞÜNÜR! .   000.015",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nMemleket Sathı; Eğitime ve Öğretime Dirlik İçinde Olmalı! .\n= Kayıt No: 000.015 =\nMemleket Sathı; Duyarlı Öğretmenlere, Samimi Öğrencilere! .\n\n“DENİZ İŞÇİLERİ” Adlı Romandan Kısa Bir Anlatı:\n\nSon Derece Tecrübeli Kimseler, Sözlerine Kesinlikle Güvenilir Kişiler, / Konuştuğunu Gördüklerini Söylüyorlardı. / Yüz Yüze Gelmişti. Konuşma Dostça Geçiyordu. { Kitap Adı: DENİZ İŞÇİLERİ – Kitap Yazarı: Victor HUGO – Çeviren: Nesrin ALTINOVA – Yayınevi: ALTIN KALEM KLASİK ROMANLAR/İstanbul/1970 – Sayfa:025 / Paragraf:19 - Kitap Cümlesi Seçkisi: Kemal KABCIK – ANTALYA - 23 Ağustos 2012 Perşembe 08:44:33 }\n\nEğitim ve Öğretime Kazandıracağın Değerler Üzerine Düşün! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nŞahsi Çıkarlarını Kenara Koy! . Ömrünü Vakfedebil Eğitime! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim; Dirlik Sağlar ve Dirlik Bulan Bütünlük İçinde: HALKLA, HAK İÇİN DÜŞÜNÜR! .   000.014",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nMemleket Sathı; Eğitime ve Öğretime Dirlik İçinde Olmalı! .\n= Kayıt No: 000.014 =\nMemleket Sathı; Duyarlı Öğretmenlere, Samimi Öğrencilere! .\n\n“DENİZ İŞÇİLERİ” Adlı Romandan Kısa Bir Anlatı:\n\n> / > / Anlaşılan / Gece İşi Görüyordu; Daha Doğrusu, Kimse Bundan Şüphe Etmiyordu. / Arada Sırada Elindeki Bir Testiden Yere Su Döktüğü Görülüyordu. / Yolu Üzerinde, 1 Numaralı Gözetleme Kulesinin Tam Karşısında Merdiven Biçimi Düzenlenmiş Üç Taş Vardır. { Kitap Adı: DENİZ İŞÇİLERİ – Kitap Yazarı: Victor HUGO – Çeviren: Nesrin ALTINOVA – Yayınevi: ALTIN KALEM KLASİK ROMANLAR/İstanbul/1970 – Sayfa:025 / Paragraf:11,12,16,17,18 - Kitap Cümlesi Seçkisi: Kemal KABCIK – ANTALYA - 23 Ağustos 2012 Perşembe 08:33:03 }\n\nEğitim ve Öğretime Kazandıracağın Değerler Üzerine Düşün! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nŞahsi Çıkarlarını Kenara Koy! . Ömrünü Vakfedebil Eğitime! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim; Dirlik Sağlar ve Dirlik Bulan Bütünlük İçinde: HALKLA, HAK İÇİN DÜŞÜNÜR! .   000.012",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nMemleket Sathı; Eğitime ve Öğretime Dirlik İçinde Olmalı! .\n= Kayıt No: 000.012 =\nMemleket Sathı; Duyarlı Öğretmenlere, Samimi Öğrencilere! .\n\n“DENİZ İŞÇİLERİ” Adlı Romandan Kısa Bir Anlatı:\n\nBir Fırtınada, Geceyarısı, Denizde / Bir Kayığın İçinde Yalnızken / Bir Ses Bağırdı: / Kendisine Karşılık Veren Bir Kimseye Değil De Kime Sesleniyordu? { Kitap Adı: DENİZ İŞÇİLERİ – Kitap Yazarı: Victor HUGO – Çeviren: Nesrin ALTINOVA – Yayınevi: ALTIN KALEM KLASİK ROMANLAR/İstanbul/1970 – Sayfa:024-025 / Paragraf:09,01,03 - Kitap Cümlesi Seçkisi: Kemal KABCIK – ANTALYA - 23 Ağustos 2012 Perşembe 08:04:42 }\n\nEğitim ve Öğretime Kazandıracağın Değerler Üzerine Düşün! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nŞahsi Çıkarlarını Kenara Koy! . Ömrünü Vakfedebil Eğitime! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim; Dirlik Sağlar ve Dirlik Bulan Bütünlük İçinde: HALKLA, HAK İÇİN DÜŞÜNÜR! .   000.017",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nKendinin Kaleme Almaya Çabaladığın Metinlerin Olsun Ey Kemal! .\n= Kayıt No: 000.017 =\nOkumanın Sağladığı İmkanlarda Öğreniyorsun, Yazarak Da Öğren! .\n\n“VATAN SANA CANIM FEDA! .”\n\nBir Çok Başarılı İnsan; Zorluklara Göğüs Gererek Güzelliklere Ulaşmıştır! Dirençli Ol, Ey Kemal! . Sen; Elinden Geldiğince: İşlerini Kolaylaştır, Ey Kemal! . Dostluklara Da Kolaylık Dile Ey Kemal! . Başarılı Olmak Kadar; Başarılı Olacak İnsana Hizmetin De Çok Büyük Önemi Var, Bencil Olma Kemal! . Başarılı İnsan; Huzurlu ve Umutlu Olur! . Umut ve Huzur; VATAN SATHINCA YAŞANAN OLABİLSİN, Kemal! . Yetmiş Milyonluk Umut ve Huzur Adına; Yetmiş Milyon Kez Düşünebilmelisin, VATAN ADINA: Ey Kemal! . {Kaleme Alan: Kemal KABCIK / ANTALYA / 17 Ağustos 2011 Çarşamba 04:55:21}\n\nYeni Şeyler Kaleme Almaya Çabala! Ve Yazdıklarını Paylaşıver! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nÖğrendiğin Bilgiyle Huzur Bulursun! Yazarsan Mananı Korursun! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim; Dirlik Sağlar ve Dirlik Bulan Bütünlük İçinde: HALKLA, HAK İÇİN DÜŞÜNÜR! .   000.018",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nKendinin Kaleme Almaya Çabaladığın Metinlerin Olsun Ey Kemal! .\n= Kayıt No: 000.018 =\nOkumanın Sağladığı İmkanlarda Öğreniyorsun, Yazarak Da Öğren! .\n\n“VATAN SANA CANIM FEDA! .”\n\nVatan Sathınca; Tüm Yurdumuz İnsanlarının Huzur ve Umudu İçin Çalış! Şahsi Çıkarına Yenik Düşme! . Hakkaniyet İlkesine Sığınarak; Kendi El Emeğinin Kazanımı ile: Karnını Doyur! . ÇOK ÇOK ŞÜKÜRLER! . Hak Anlayışıyla Payına Düşene Razı Olursan ve Gerçeğinde Aşka Adanırsan; Umutlu-Huzurlu Olursun! . Hak Etmiş İsen Eğer Ki; Mazlumların Hakkını Da Düşün ve İsraftan Kaçınarak, Azim İçinde: Paylaş! . Paylaşımın Verimliliğine İnan ve Vazgeçmeden, Ertelemeden İnsanlıkları Öğren ve Paylaş Aşk İçin! . { Kaleme Alan: Kemal KABCIK / ANTALYA / 17 Ağustos 2011 Çarşamba 04:33:11 }\n\nYeni Şeyler Kaleme Almaya Çabala! Ve Yazdıklarını Paylaşıver! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nÖğrendiğin Bilgiyle Huzur Bulursun! Yazarsan Mananı Korursun! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim; Dirlik Sağlar ve Dirlik Bulan Bütünlük İçinde: HALKLA, HAK İÇİN DÜŞÜNÜR! .   000.019",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nKendinin Kaleme Almaya Çabaladığı Metinlerin Olsun, Ey Kemal! .\n= Kayıt No: 000.019 =\nOkumanın Sağladığı İmkanlarda Öğreniyorsun, Yazarak Da Öğren! .\n\n“VATAN SANA CANIM FEDA! .”\n\nHer Bir Samimi Öğrenci; Duyarlılık Yüklü Öğretmeninin Cömert Paylaşımı ile: Hayatına Mana Bulur! . Eğitim Gönüllü Öğretmenlerimizin Paylaşımlarından; Şahsi Çıkar Elde Etme! . Yurdumuz Adına Düşün! . Şahsi Çıkarlar; Manevi Değerlerimiz Olan, Tüm Hisleri, Yıpratır ve Köreltir! Yurdumuza Adanmalı! . Vatan Sathınca; Yurdumuz İnsanlarının Huzur ve Umudu Adına Var Olmaya Çabala! ve Daima İlerle ki; Yurdumuza Yararlı Olabilmenin Fedakârlığında, Kendi Varlığına: Mana Katabil! . ÇOK ÇOK; ŞÜKÜRLER! . { Kaleme Alan: Kemal KABCIK / ANTALYA / 17 Ağustos 2011 Çarşamba 04:17:36 }\n\nYeni Şeyler Kaleme Almaya Çabala! Ve Yazdıklarını Paylaşıver! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nÖğrendiğin Bilgiyle Huzur Bulursun! Yazarsan Mananı Korursun! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim; Dirlik Sağlar ve Dirlik Bulan Bütünlük İçinde: HALKLA, HAK İÇİN DÜŞÜNÜR! .   000.020",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nKendinin Kaleme Almaya Çabaladığı Metinlerin Olsun, Ey Kemal! .\n= Kayıt No: 000.020 =\nOkumanın Sağladığı İmkanlarda Öğreniyorsun, Yazarak Da Öğren! .\n\n“VATAN SANA CANIM FEDA! .”\n\nDün; Seviyordum, Çok Şükür! . Bugün; Yine, Sevginin Çizgisinde! . Ve Yarın Ne Olacağım Bilmiyorum! . Sev ve Sevdir! Sevin ve Sevindir! Bugün Günlerden Pazar ve Manalar; Yine Yurdumuz Sathında Olan! . Paylaşımdan Yana Duyarlı Dostluklar; Azim İçinde Çalışmakta, Ey Kemal! . Sen; Nasıl Boş Kalırsın! . Bul Bir İş Kendine ve de İşini Mesleğin Edinerek Çalış Azim ile! . Sana Durmak Yakışmaz Ey Kemal! . Anneni ve Babanı Unutma Ey Kemal! . İlgini Bekleyen Anneni, Duanı Bekleyen Babanı Düşün Ey Kemal! . { Kaleme Alan: Kemal KABCIK / ANTALYA / 28 Ağustos 2011 Pazar 12:00:13 } \n\nYeni Şeyler Kaleme Almaya Çabala! Ve Yazdıklarını Paylaşıver! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nÖğrendiğin Bilgiyle Huzur Bulursun! Yazarsan Mananı Korursun! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim; Dirlik Sağlar ve Dirlik Bulan Bütünlük İçinde: HALKLA, HAK İÇİN DÜŞÜNÜR! .   000.016",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nMemleket Sathı; Eğitime ve Öğretime Dirlik İçinde Olmalı! .\n= Kayıt No: 000.016 =\nMemleket Sathı; Duyarlı Öğretmenlere, Samimi Öğrencilere! .\n\n“DENİZ İŞÇİLERİ” Adlı Romandan Kısa Bir Anlatı:\n\nOlaylar Tespit Edilmiş Durumdadır; / O Üç Taş Hâlâ Oradadır. / Taşların Bulunuşuna, O Evin Varlığına İtiraz Etmek İçin Kötü Niyetli Olmak Gerekir. / Bilgisizler Bilmezler. { Kitap Adı: DENİZ İŞÇİLERİ – Kitap Yazarı: Victor HUGO – Çeviren: Nesrin ALTINOVA – Yayınevi: ALTIN KALEM KLASİK ROMANLAR/İstanbul/1970 – Sayfa:026 / Paragraf:01,02 - Kitap Cümlesi Seçkisi: Kemal KABCIK – ANTALYA - 23 Ağustos 2012 Perşembe 11:15:22 }\n\nEğitim ve Öğretime Kazandıracağın Değerler Üzerine Düşün! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nŞahsi Çıkarlarını Kenara Koy! . Ömrünü Vakfedebil Eğitime! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim; Dirlik Sağlar ve Dirlik Bulan Bütünlük İçinde: HALKLA, HAK İÇİN DÜŞÜNÜR! .   000.025",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nKendinin Kaleme Almaya Çabaladığı Metinlerin Olsun, Ey Kemal! .\n= Kayıt No: 000.025 =\nOkumanın Sağladığı İmkanlarda Öğreniyorsun, Yazarak Da Öğren! .\n\n“VATAN SANA CANIM FEDA! .”\n\nBugün; Yine Tatlılığında Geçecek, Güzelliklere Müjdeci, İyilik Dolu Bir Perşembe Günü! . İyiliklere Azmet, Ey Kemal! . Gerçekleştirebildiğin İyiliklerle; İyiler ile Beraber Ol! . Gelip-Geçici, Konup-Göçücü Olmayasın Sakın! Sakin ve de Cömert Olasın Paylaşımlarında! . Öğretmenlerinin İzinde Yürü ve de Daima İleri Adımı Düşün Ki Varlık Mana Kazanıversin! . Bugün Perşembe! Perşembe Gününün Duyarlılığı; Âlemlerin Rabbi Olan Allah’ımıza Ulaşır! . { Kaleme Alan: Kemal KABCIK / ANTALYA / 01 Eylül 2011 Perşembe 06:39:19 }\n\nYeni Şeyler Kaleme Almaya Çabala! Ve Yazdıklarını Paylaşıver! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nÖğrendiğin Bilgiyle Huzur Bulursun! Yazarsan Mananı Korursun! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim; Dirlik Sağlar ve Dirlik Bulan Bütünlük İçinde: HALKLA, HAK İÇİN DÜŞÜNÜR! .   000.023",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nKendinin Kaleme Almaya Çabaladığı Metinlerin Olsun, Ey Kemal! .\n= Kayıt No: 000.023 =\nOkumanın Sağladığı İmkanlarda Öğreniyorsun, Yazarak Da Öğren! .\n\n“VATAN SANA CANIM FEDA! .”\n\nBaki Kalacak Olan; Rabbimizin: Samimiyeti ile Cömertliğidir! . ŞÜKÜR! . “Neylerse Mevlam Eyler / Neylerse Güzel Eyler! .” Demiş Büyüklerimiz! . Bu Söz; Aklımda Kaldığı Kadarıyladır! Gerçeğini Ara ve de Bul Kemal! . Sadece Akılda Kalanla; Yol Yürünmez Ey Kemal! Yola Getiren Sözü Bul! . Günlük Tutmayı Aksatıyorsun ve de Bugün Bayramımızın İkinci Günüdür! . Âlemlerin Rabbi Olan Allah’ımızın Takdiriyle Yürüyebiliyoruz! ŞÜKÜR! . Bugün; Ramazan Bayramının İkinci Günü! . Bayram Mutluluğu; Hepimizin! . Yetmiş Milyon Kez Büyütülmeye-Paylaşılmaya Çabalanan Umut İçerisinde; Herkes Huzurdan Yana Düşen Nasibine Şükreder! . Çoğalır İnsan Yarına! . { Kaleme Alan: Kemal KABCIK / ANTALYA / 31 Ağustos 2011 Çarşamba 16:48:48 }\n\nYeni Şeyler Kaleme Almaya Çabala! Ve Yazdıklarını Paylaşıver! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nÖğrendiğin Bilgiyle Huzur Bulursun! Yazarsan Mananı Korursun! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim gönüllüleri",
        "poet": "Ejder Köse",
        "poem": "\n\nBir başka dünyaydı burası sanki,\nGözlerde ışıltının, yüreklerde  sevğinin eksilmediği.\nHer atılan adımda ümidin filizlendiği,\nBir eğitim bir sevgi yumağı sanki...\n\nBir başka dünyaydı burası sanki,\nGönülden yani, sevgiden almıştı adını,\nHer gönüllü el ele vermiş yüreğini koymuştu ortaya.\nNe bir rüya ne bir hayal, gönül dünyasıydı sanki.\n\nBir başka dünyaydı burası sanki,\nKavganın, şiddetin, darğınlığın olmadığı\nGönüllülerin el ele verip; yarınlara imza attığı,\nBir bedende binlerce yürekti sanki...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim; Dirlik Sağlar ve Dirlik Bulan Bütünlük İçinde: HALKLA, HAK İÇİN DÜŞÜNÜR! .   000.022",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nMemleket Sathı; Eğitime ve Öğretime Dirlik İçinde Olmalı! .\n= Kayıt No: 000.022 =\nMemleket Sathı; Duyarlı Öğretmenlere, Samimi Öğrencilere! .\n\n“DENİZ İŞÇİLERİ” Adlı Romandan Kısa Bir Anlatı:\n\nTarlaların Kıyısında Çiftçilerin Yanında, Bahçelerin Kıyısında Da Bahçıvanların Yanında Dururdu; / Öğütleri Dinler De Yolunda Giderse İnsan Rahat Ediyordu. / Ülkede Herkes İstediğini Düşündü. / { Kitap Adı: DENİZ İŞÇİLERİ – Kitap Yazarı: Victor HUGO – Çeviren: Nesrin ALTINOVA – Yayınevi: ALTIN KALEM KLASİK ROMANLAR/İstanbul/1970 – Sayfa:027,028 / Paragraf:09,23,10 - Kitap Cümlesi Seçkisi: Kemal KABCIK – ANTALYA - 23 Ağustos 2012 Perşembe 12:53:19 }\n\nEğitim ve Öğretime Kazandıracağın Değerler Üzerine Düşün! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nŞahsi Çıkarlarını Kenara Koy! . Ömrünü Vakfedebil Eğitime! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EĞİTİM GEREKLİ HAK ile HALKI TANIYABİLMEK İÇİN! . Eğitim Gerekli; İNSAN OLMAK İÇİN! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nEĞİTİM GEREKLİ HAK ile HALKI TANIYABİLMEK İÇİN! . Eğitim Gerekli; İNSAN OLMAK İÇİN! . \n\n--------------------\n\nDünyayı ve Dünya İnsanlarını Tanımaya Çabalayınca İnsan; İnsanları İstemeden Sınıflandırabiliyoruz! . \n\n1- Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin VATAN SATHI TOPRAKLARINI BÜTÜNLÜK İÇERİSİNDE MUHAFAZA ETMEK İSTEYEN SAMİMİ ve DUYARLI DOSTLUKLAR İÇERSİNDE OLAN İNSANLAR\n\n2- Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Vatan Sathı Toprak Bütülüğünden Yana Paylarının Olduğunu İfade Eden ve Bu Yanlış Hayalin Uğruna Her Türlü Vatan Hainliğini Kendilerine Hak Bilen, Vicdan Yoksunu, Terör Estiren ve Terör Estirenlerin Destekçisi Olan Zavallı İnsanlar\n\nTürkiye Cumhuriyeti Devleti'nin VATAN SATHI TOPRAK BÜTÜLÜĞÜNÜ GÖREBİLMEK İÇİN; ARADA BİR KUŞ BAKIŞI BAK ve GÖR; KİM BÜTÜNLÜĞÜ MUHAFAZA İÇİN CANINI ADAMIŞ, KİM BÖLÜCÜLÜK GİRİŞİMLERİ ile KÜRDİSTAN HAYALİ ile KANDIRILMIŞ ve İNSANLIK DIŞI TERÖR ESTİRME GİRİŞİMLERİNİN DESTEKÇİSİ? .\n\nKAPI KOMŞUMUZ KÜRT KÖKENLİ VATAN HAİNİ, ANNEME DEMİŞ Kİ; \"BENCE PKK'LAR HAKLI! .\" O KOMŞUMUZA SABREDİYORUM ve SABRIMLA TAHAMMÜL ETMEYE ÇABALIYORUM! .\n\nMAHALLEMİZİ TERK EDECEK DEĞİLİM ÇOK ŞÜKÜR! . İNŞALLAH TERÖR ESTİREN ve TERÖRE DESTEK VERMEYE ÇABALAYAN TÜM İNSANLARI ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'IMIZ ISLAH EDİVERE ve HUZUR ile UMUT TÜM DÜNYA İNSANLARININ YAŞADIĞI OLUVERSİN! .\n\nKÜRDİSTAN HAYALİ ile YAŞAYANLAR İÇİN, HUZUR ve UMUT YOKTUR ve OLMAMALIDIR DA BENİM PAYLAŞIMLARIMDA! .\n\nVATAN SATHI DOSTLUKLARININ TEBESSÜMDEKİ BAŞARISI; HER ALEMDE DAİMİ OLUVERSİN İNŞALLAH! . \nTEŞEKKÜRLER TÜRKİYE! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim II",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\n“eti senin kemiği benim” \n“öğretmenin vurduğu yerde gül biter” den\nfalakaya yatırılmaya\nöğretmeni görünce toz olmaktan bu güne\ntezek yakılan sobalı sınıftan\nkaloriferliye\nbilgisayarlı,\nprojeksiyonlu\nlaboratuarlı\no sistemden ötekine habire değiştirilen\ntabletli eğitime geçtik de\nbaşımız göğe mi erdi\nne değişti bu süreçte\neğitimin kalitesi mi arttı\nülkemizde cehalet mi azaldı\ndünya çapında bilim adamı mı yetiştirdik\nolmayanı mı keşfettik\nbuluş mu yaptık\nvarsa yoksa her şey öğretime dönüştü\neğitim yok oldu\neğitim kökünden koparıldı\nmecrası değiştirildi\nsomutu bırakıp\nsoyutla uğraştık yıllar boyu\nezberle yani\ntüketime dayalıysa\nkendisini de tüketiyorsa\nüretimi barındırmıyorsa \nher gün yeniden kendini yaratmıyorsa\nneye yarar eğitim\n\nAğustos 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim İçin; Ciddiyetini Muhafaza Eyleyen Öğretmenlerimizle Birlik! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nEğitim İçin; Ciddiyetini Muhafaza Eyleyen Öğretmenlerimizle Birlik! .\n\nEğitimin İçersindeki Samimiyet; Eğitimin Ciddiyetini Bozacak Değil! .\nSamimiyet İçersinde; Eğitim İçin Gerçekleşen Paylaşımlar: Dostluğa! .\nBaşarıya Odaklı Tüm Girişimler; İnsanın Saygınlığını: Artırmalıdır! .\nİnsan; Köleleşerek Değil, İlgi Alanlarında Uzmanlaşarak İlerlemeli! . \n\n{ Metin Yazarı: Kemal KABCIK / ANTALYA / 21 Nisan 2011 Perşembe 14:59:05 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim öğretim kurumlarının",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nEğitim öğretim  kurumlarının\n\nİçini boşaltma yarışındayız\nEğitim öğretim kurumlarının\nDüzenle yozlaşma yarışındayız\nEğitim öğretim kurumlarının\n\nBilimsel olmayan kuru bilgiyle\nBilgileri silmek ister silgiyle\nAnti demokratik yoz bir ilgiyle\nEğitim öğretim kurumlarının\n\nİşsizlikle karşı karşıya kalıp\nGelceği ipotek altına alıp\nEzberci anlayış çağıma ayıp\nEğitim öğretim kurumlarının\n\nÜretimden soyutlamak amacı\nSınıfsal özüne kalmış yabancı\nÇağın gerisinde kalma utancı\nEğitim öğretim kurumlarının\n\nKendini sorgulamayı bilmeyen\nÖzeleştiriyi mertce vermeyen\nÇağdaşlığı uygarlığı yermiyen\nEğitim öğretim kurumlarının \n\nSorgulamayanla sorgulatmayan\nBilimsiz bilgisiz çağı atlayan\nEğitimsiz anlayışsız patlayan\nEğitim öğretim kurumlarının\n\nBağımsız üreten sivil toplum ol\nYozlaşan sisteme karşı tavır al\nDost Şeref’im geleceksiz bir vebal\nEğitim öğretim kurumlarının\n\n07/08/2009\nDost Şeref\n\n\n\n Kimden: Gölge Şair Ahmet Doğan (Bay, 38)  \n Kime: Grup: Milli İktisatçılar Grubu\n Tarih: 8.8.2009 08:53 (GMT +2:00) \n\n\n Konu: Yn: EĞİTİM ÖĞRETİM KURUMLARININ \n\nMaalesef şiirinizdeki tesbitlere katılmamak mümkün değil! Çok eksiğimiz var temel sorunların en başında gelmesine rağmen eğitimin... Hani deveye sormuşlar da nerem doğru demiş, ele alınacak bir doğrumuz neredeyse kalmadı...paylaşıma teşekkürler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim Köprü Olmaktır",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nöğrenmenin olmazsa olmazıdır \nsorgulamaktır\npeşin hükümlü\nön yargılı olmamak\nokumak\naraştırmak\ngüncelden kopmamak\nyetenektir ve bilgidir eğitim\nbilgiyi davranışa dönüştürmek\nyoğurmak\ndönüştürmek\nbıkmamak\nusanmamaktır\ngeleceğe uzanmak\nköprü olmaktır \n\nHaziran 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim, Öğretim Olsun Bir de Amaç / Öğretmenler Günü",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nGörev bilincinde yorulma sakın\nBu vatanda her hizmete minnet\nNice insanlıklar yaşadı\nNice insanlıklar varolacak gücünde\nUyanacak nice gençlikler uğruna\nHep fedakarlık bulmuştur kazanç\n\nBu vatan fedakarlıklarla bağışlandı işte\nYine fedakarlıkla yaşayacak ancak…\n\nİyi ki varsın fedakar yürek! Hep varoluşlara ol emek! \nVarsın acıtıyor olsun nankörlük yığışımları\nBir tek an bir ömre bedel değerinle\nSeni karşılayacak yaşam sever ruhlar olacak\nOradan da hikmetinde yine bol ol\nBu vatan o hizmetine de kalacak layık\n\nEğitici ruh, öğretici bilinç hakimliğine\nBu vatan bağımsızlığına baş koyanlar gibi\nFedakarlıktır yine öğretmenlik\nYoksulluk bilmezlik, bağımsızlık uğruna\nTüm bilinçselliktir \nEğitim, öğretim her alanda buna amaç\n\nElitler birliği her alanda oluşsun\nKi, yüreğine ferahlıklar sunulsun\nAcı ise acıya, hüzün ise hüzne\nHer bedelde özgürlüğe merhaba! \n\nEğitim, öğretim edindiğim bir de amaç\nBu Cumhuriyetimin genç kalışı olacak\n\nÖğretmenler günü kutlu olsun! \nVatan ve yavrularımız mutlu olsun! \n\n24 Kasım 2005  Perşembe 18.00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim Özgürlük Yolu",
        "poet": "Kasım Kaplan",
        "poem": "\n\nEğitim ülkelerin tek özgürlük yoludur\nEğitimsiz insanlar asla özgür sayılmaz.\nÇocukları eğiten aile ve okuldur.\nOkulsuz bırakarak hiç kimseye kıyılmaz\n\nÇocuklara harcanan, en büyük yatırımdır\nKârı çok büyük olur, zarar eden hiç olmaz.\nOkulu destekleyen aynı, nakdi yardımdır\nOna yardım etmenin kıymeti hiç bulunmaz.\n\nKaranlıkta kalırız bu okullar olmazsa\nOkullar eğitimle cehaleti giderir.\nTüm çocuklar okuyup, tüm sınıflar dolmazsa\nEğitimsiz kalanlar ülkeye zarar verir.\n\nHakka giden tüm yollar eğitimle bulunur\nHer yerde  her çocuğa eğitim vermek gerek,\nBir ülke düşmanlardan eğitimle korunur\nEğitimli insanla yükseliriz giderek.\n\nMilli Eğitim Vakfı, bu yolda bir yarıştır\nEğitim sahasında büyük işler başarır.\nKendisi yardım eder, onu yardım yaşatır\nYapılanı bilseniz gözleriniz yaşarır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim Şart",
        "poet": "Mahir Toksoy",
        "poem": "\n\nGeç kalmadan gelen  yıla,\nMecbur olsun, zorla, illa…\nFakir, zengin, her bir kula,\nEğitim şart…Devlet Baba\n\nDokuz değil  on beş olsun\nGenç beyinler bilgi dolsun\nKundakta  al, senin olsun,\nAdam eyle…Devlet baba\n\nMevsimlik açıp, solmasın\nParkta gülleri yolmasın\nDevlete asi olmasın\nKalite şart…Devlet Baba\n\nKiraya çıkmak şart oldu\nGeç kaldım merkezler doldu\nBir umut vardı kayboldu,\nAdalet şart…Devlet Baba\n\nSöyle okulların denk mi,\nSenin oğlan özel tek mi,\nYazdır bakam severek mi\n Zordur köyde…Devlet Baba\n\nÖncekiler  sekiz kazık,\nSiz de çakın olsun azık,\nNe  söyleyim …yazık! yazık! \nİnsaf eyle …Devlet Baba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim Şart!",
        "poet": "Ziya Kara",
        "poem": "\n\nBiz ki; ne günler gördük ne günler\nAç yattık, açıkta yattık, kalktık\nBazen de öldük öldük dirildik! \n\nO günlerin yanında bu günler\nHiç kalır hiç! Diyebilmek için\nEğitim şart! Eğitim, eğitim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim Öğretime Başlarken",
        "poet": "Mürsel Adıgüzel",
        "poem": "\n\nEğitim Öğretime Başlarken\n\nDeğerli anne babalar ve sevgili öğrenciler, saygı değer öğretmenlerimiz. Okulların açıldığı bugün, hepinize kutlu olsun. Bu önemli günde, birçok bay ve bayan arkadaşlarımın telaşlı olduğunda biliyorum. Bu güzel günü unutmamak gerekir. Çünkü bugün okulların açıldığı ve öğrencilerimizin okula başladığı, ilk günüdür. Bir eğitimci olarak, böyle günlerin ne denli heyecan yarattığını bilenlerdenim. Hele okula yeni başlayan çocukların anne ve babalarının heyecan yaratan seyrine doyum olmaz. Bu günün bütün çocuklarımız hayırlı olmasını diliyor, okumanın ve öğrenmenin çok önemli olduğunu hiç bir zaman akıldan çıkarmamak gerekir.\nÇok değerli öğretmenlerimizin de, onurlu bir görevi temsil ettiklerini bilmeleri ve  unutmamak gerekir. Öğretmenlik mesleğinin çok önemli olduğunu hiç bir zaman aklımızdan çıkarmamamız gerekir.  İnsanı adam etme yerin okullar olduğu, ancak okullarda da bu işlevin sahibinin ise  öğretmenlerin olduğu bilinmelidir. \nÖğrencilerimizin hayata bilinçli bir şekilde hazırlanmasının çok büyük önem arz etmektedir. Bu nedenledir ki; Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün öğretmenlerimiz için söylediklerini de unutmamamız gerekir.”Öğretmenler, bu vatan sizden fikri hür vicdanı hür nesiller ister” der. Ülkemizin gelişip kalkınması, eğitimli insanlarımızın yetenekleri ölçüsün de gerçekleşmiş olur.\nDeğerli anne, babalar ve sevgili çocuklar: İlim ve bilim üretildiği yerin okullar olduğunu ve bu okulların medeniyetin gelişmesini sağladığını, bu gelişmenin öncülerinin de, laik ve demokratik cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden giden, çağdaşlık düzeyi çok güçlü olan öğretmenler olduğunu bilmeliyiz.\nGünümüzün bütün anne ve  babalarına, aynı zamanda onlarla birlikte bu heyacanı yaşayan öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.\nMürsel Adıgüzel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim Sevdası",
        "poet": "Mehmet Ali Var",
        "poem": "\n\nPedagog Âdem Güneş’e \n\nİnsana değerden yoksun eğitim,\nFazilet ışığı yaymıyor hocam.\nMaddeten bunalmış, mânadan yetim,\nTertemiz fıtrata uymuyor hocam.\n\nPuanla mı olur sade başarı? \nKıymeti ilklere verir çokları,\nBozuldu ruhların ince ayarı,\nBüyükler durumdan aymıyor hocam.\n\nOkuldan öğrenci karne alınca,\nHerkes sahiplenir, notlar gülünce,\nSevimsiz zayıflar üç beş olunca,\nKimseler feryâdı duymuyor hocam.\n\nŞefkat pınarından içmeyen çocuk,\nGelişmez gönlünde istenen ufuk,\nKaybolur toplumda zamanla dostluk, \nNesiller sevgiye doymuyor hocam.\n\nPerformanstan önce gelir terbiye,\nMilleti ahlâkla lâzım takviye,\nHaylazı sevenler, zekîdir diye,\nSâkini adamdan saymıyor hocam.\n\nVaroğlu, sevdâdır eğitim işi, \nGayretle yetiştir vasıflı kişi,\nSönerse yürekte hizmet ateşi,\nMevcudun üstüne koymuyor hocam.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim",
        "poet": "Halil Cibran",
        "poem": "\n\nSonra bir ögretmen, 'Bize egitimden bahset.' dedi.\n\nVe o cevap verdi:\n\n'Hiç kimse size, içinizdeki bilginin safaginda halen\nyari uykuda olandan bir zerre fazlasini açiklayamaz.\n\nTakipçileri arasinda mabedin gölgesinde\nyürüyen bir ögretmen, size bilgeligini degil\nsadece inancini ve sevgisini verebilir.\n\nEger gerçek bir bilgeyse, \nbilgeliginin evine davet etmek yerine, \nsizi kendi aklinizin esigine dogru yönlendirir.\n\nBir astronomi bilgini, \nsize uzayla ilgili anlayisindan bahsedebilir\nama anlayisini size veremez.\n\nBir müzisyen her yerde var olan ritimlerle\nbir sarki söyleyebilir; ancak ne ritmi yakalayan kulagi, \nne de onu ekolayan sesi size sunabilir.\n\nVe semboller ilminde usta biri, \nsize simgesel alanlardan söz eder, \nama sizi oralara tasiyamaz.\n\nÇünkü bir kisinin sahip oldugu ilham, \nkanatlarini baska birine ödünç veremez.\n\nVe nasil herbiriniz Tanri'nin bilgisinde özgün\nbir yere sahipseniz, sizin de Tanri'yi kayrayisiniz\nve dünyayi anlayisiniz tek basiniza ve size özel olacaktir.'\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim Sistemi",
        "poet": "Selim Temiz",
        "poem": "\n\nİlk eğitim aile içinde başlar\nYalan ile yalancıları taşlar\nDoğru yoldan iyi eğitim ver\nYalan ile yalancıları yere ser...\n\nAileden sonrası bilimsel olmalı\nOkul ak öğretmenlerle dolmalı\nEğitimi apara ile puladan ayırmalı\nGerçek çalışkanları halk kayırmalı...\n\nBilim dediğin insana hizmet edendir\nYalan ile talanı tümden hep yerendir\nSavaş üreten icatlar olmasın canavar\nDenizin ortasında çok barışçı ada var...\n\nAk ile kara arasında sıkışma\nDürüst olandan yana çıkışma\nTemel değer yıkılmaz üçlü olsun\nGerçek ruh sağlığı bize öncü olsun...\n\nSelam ver, selamı almasını bilene\nHaykırmalısın dinlemesini bilene\nYetişsin tüm çocuklar iyi eğitimli\nYarınlar bizi karşılasın bilgili ve eğitimli...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim şart eğitimin önemi",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nBir gün\nGüneşe yürüyeceğiz çıplak ayak\nBir yanda ayaklarımız yanarken\nGüneşi söndüreceğiz\nFarkına da varmadan\nArkamızdan gelenler yanmayacak\nYüreğine ilkbahar gelecek postacının \nVe beklemeden ölümü\nDünyada cenneti yaşayacak çocuklar\nVe soluğumuzla yeniden ısıtıp\nBuz kesilen ellerimizi\nKaldığımız yerden devam ederken\nOkumak en doğru yürüdüğümüz yol olacak\nAnlaştık mı çocuklar\nAnlaştıksa\nÇak bir beşlik\nEğitim şart\nSevinmek içinde\nGülmek içinde\nAğlamak için\nVe sevmek için\nNe için diye sorma hödük\nSahip çıkmak için \nAnlamak anlatmak için\nAnlaşmak için\nYürümek hatta koşmak için \nKaldırımı tanımak \nYayayı ayırmak için \nÇöpü ve çöpçüyü tanımak\nYere attığın kâğıdı tekrar dönüp kaldırmak için\nUtanmak için\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim-Terbiye",
        "poet": "Fatih Mehmet Karaca",
        "poem": "\n\nEğitimsiz hiçbir şey\n   Olduğu görülmemiş şey\n   Büyümekte olan insan\n   Eğitimsiz olur mu hiç\n\n   Eğitimle neler olmazki\n   Başarı eğitimle terbiye ile\n   Bunu unutma sakın ha\n   Eğitimsiz olur mu hiç\n\n   Yapamıyorum deme uğraş\n   Araştır öğren sor bul\n   Eğit eğitil mutlu ol\n   Eğitimsiz terbiyesiz olur mu hiç.\n\n             25.06.2000 Kırıkhan/Hatay\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim Sorunumuza Farklı Bir Yaklaşım",
        "poet": "Hüseyin Kılbaş",
        "poem": "\n\nEĞİTİM SORUNUMUZA FARKLI BİR BAKIŞ \n\n    Eğitim her toplum için hayatî önem taşır. Yarınlarımızın inşası, geleceğe güvenle bakabilmenin ve şanlı mazimize layık olabilmenin yegâne yolu eğitimden geçer. Eğitim herkesin hakkıdır. Her Türk vatandaşı bu hakkını hiç bir ayırımcılığa tabi tutulmadan kullanabilmelidir. \n\n    24 Kasım Öğretmenler Günü kutlamalarına henüz bir kaç gün kalmışken, eğitim sistemimiz ve eğitim öğretim metodumuza, öğretmen kökenli bir kardeşiniz olarak biraz eleştirel yaklaşmak istiyorum. \n\n    Öğrencileri üniversiteye hazırlayan lise eğitimimize paralel olarak son 20-25 yıldır özel dershaneler de gündeme yerleşti. Hatta velilerin ve öğrencilerin zihninde, ömrünün birkaç senesi dershanelerden geçmeyen çocukların üniversitenin kapısından dahi geçemeyecekleri kanaati hâkim oldu. Bu durumda da insan ister istemez şu noktaya geliyor; Ya lise eğitimine ve lise öğretmenlerine gerek yok, ya da dershanelere… \n\n    Üniversiteye yerleştirme sınavında çıkacak sorular ekseninde, müfredatı daraltılmış, eğitim öğretimin asli rotasından saptırılmış bir durum var karşımızda. Her hafta ilkokul üçüncü sınıf öğrencilerinin dahi mahkûm edildiği deneme sınavları maratonu ile gencecik beyinler a,b,c,d,e şıkları arasında bir gelecek aramaya mahkûm oldu. \n\n    Hindistan’ da sömürgeci İngilizler yıllarca Hintli gençlere logaritma cetvelini ezberletti. Bunu ezberlemeyenler sınıf geçemedi, mezun da olamadı, meslek sahibi de. Sovyet Rusya, sömürgesi altındaki topraklarda beyinleri mankurtlaştırmak için sistemli bir şekilde üç basamaklı iki sayının bir biriyle çarpımını zihinden bulmaya zorladı insanları. İnsana logaritma cetvelini ezberlemenin ve zihinden üç basamaklı sayıları çarpabilmenin gelecek yıllarda ne faydası var, diye sorgulayanların akıbetini de biliyoruz. \n\n    Eğitimin amacı itaatkâr, her yöne sürülebilen uysal vatandaşlar yetiştirmek mi, yoksa özgür düşünebilen, muhakeme gücü gelişmiş, araştıran, sorgulayan, bilgiden bilgi üretebilen kaliteli insanlar yetiştirmek mi? En başta düzeltmemiz gereken yanlış budur. \n\n    Türkiye bir hukuk devletidir. Ama üniversitede hukuk fakültesine kayıt yaptırıncaya kadar lisenin hangi sınıfında çocuklarımıza hukukun “h” sini öğrettik? Türkiye sosyal devlettir, yazar anayasamızın başında. Ama lise mezunu milyonların hangisi bunun anlamını öğrendi? Sık sık her fırsatta gündeme getirilen laiklik gerçekte nedir, ne anlama gelir, liseyi bitirenlerden hatta üniversite mezunlarından kaçı biliyor? Okul hayatı boyunca üzerinde en çok durulan konular ilke ve devrimler olmasına rağmen, “demokrasi” ve “cumhuriyet” deyince birileri hep neden rahatsız olur, işkillenir? \n\n    Eğitim öğretim hayatı boyunca her sene Türkçe dersi okutulmasına, her gün tüm televizyon kanallarında ana haber bültenlerinin Türkçe okunmasına rağmen lise mezunu milyonlar içerisinden kaç kişi Türkçeyi kuralları, rengi ve ahengiyle doğru konuşup, doğru yazabiliyor. Kaç kişi üç cümlelik basit bir dilekçeyi kusursuz yazabiliyor? \n\n    Millî şairimiz Mehmet Akif ERSOY anne babalara ve öğretmenlerimize, çocuklarımızı kendi yaşadığınız çağa göre değil, onların yaşayacakları döneme yani otuz yıl sonrasına hazırlamamız gerektiğini öğütler. Bu açıdan baktığımızda özellikle öğretmenlere düşen vebal çok büyük olup; Çocukların anlama kapasitesi az, dersi dinlemiyorlar, seviyeleri çok düşük gibi mazeretler onların öğretme görevini, kendilerini geliştirme ve yetiştirme lüzumunu engelleyemez. 21 yaşında İstanbul’u fetheden Fatih, cihan padişahı Kanunî ve benzer büyük isimler, bu günkü gençlerimize kıyasla çok süper zekâlı mıydı? Onları uzaydan gelen öğretmenler mi yetiştirdi? Biz terzinin de kumaşın da metodun da kaliteli olmasını savunuyoruz. \n\n    Dünyanın hangi ülkesinde liselerde Millî Güvenlik dersine subaylar girer? Türkiye’ de darbeler devrinin sona erdiğini övünerek söyleyenler 28 Şubat dönemi kalıntısı bu uygulamaya hâlâ neden devam eder, bilenler beni de aydınlatsın. \n\n    Haydi, kızlar okula kampanyası başlatıp da, bileğinin ve beyninin hakkıyla kazandığı okulların kapılarından sırf inançları ve kıyafet tercihleri sebebiyle başları örtülü diye kızlarımız neden kovulmakta... 21. YY. Türkiye' sinde kendi çocuklarımızın hayatlarını, ruhlarını, gelecekle ilgili umutlarını ve hayallerini yok etmeye kimsenin hakkı olmadığı inancındayım. Kendi halkıyla, kendi coğrafyasının öz evlatlarının inançlarıyla kavgalı bir görüntü vererek çağdaş dünyada yer bulmaya çalışmak bize yakışmıyor. \n\n    Eğitimde fırsat eşitliği yasalarla teminat altına alınmıştır, ancak bunun yasayla değil, idarecilerde adalet ve merhamet duygusun işlemesiyle mümkün olacağı aşikârdır. \n\n    Eğitimde, sosyal hayatta sağcısının solcusunun, başörtülüyle başörtüsüzün, alevisiyle sünnisinin, Türküyle Kürdünün hiç bir ayırımcılığa, farklı muameleye ve adaletsizliğe maruz kalmadığı barış ve kardeşliğin öncelendiği, eğitim siteminin ve eğitim ordusunun çağın icaplarına göre teçhiz edildiği, kaliteli, akılcı ve uygulamaya yönelik metotlarla yapılandırıldığı bir Türkiye idealimiz hayal olmasın, gerçek olsun ümidiyle... \n\n    Bunun hayali bile cihan değer, öyle değil mi dostlar? \n\n    Gazi Hüseyin KILBAŞ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim Tesisleri(mi)",
        "poet": "Yalçın Öner",
        "poem": "\n\nNe kadar resmi tatil köyü varsa işte hepsi,\nTüm Eğitim ve Dinlenme Tesisleri memleketimin,\nBilirsiniz mutlaka öncelikle kimlerin…! \n\nBütün vatan sathı güzel ülkemin,\nTek tek hani yetmiş milyonundur da,\nMavi kıyıları ve güzel kumsallarıysa,\nTabii ki tapusuyla önce seçkinlerin; \nGezip tozabilir gönlünce sonra, \nUlema, bürokrat ve teknokrat sınıfı da sırasıyla... \n\nDsi, Karayolları, İmar İskan v.s\nMaliye ise en başta o ipe un sereniyle,\nMemur sınıfının seçkinleri falan-fişmekan,\nBayrak sallar yazları kıyılardan düşmana;\nVe tabii ki ilerlerse buralarda ilerler,\nMemeleketin ilim, irfan ve eğitim işleri.\n\nZaten ne icat çıkarsa çıkar buradan,\nÜlkeyi değil de yalnız ümera’yı kalkındıran.\nVe memleketin seçkinleri bütün yaz,\nİlmin alasını yapar burada fırıldaklık adına;\nAllaha şükür ki tatil de olsa ibadet durmaz,\nVatan millet unutulur, keşkeler ise asla unutulmaz! \n\nİşler durmuş, çarklar durmuş kime gam,\nİşçisi ve köylüsü iş başındadır ya ülkenin,\nVe savaşta ya askerimiz pkk düşmanıyla,\nEy vatandaş hökümattan bizler daha ne isteriz! \n\nNe çare kol geziyor hızlı hızlı reel kriz,\nİşsizlik ve açlık ise ülkemde jet hızında,\nVe bilin ki bu yaz da kalıp okka altında,\nYenilen ve ezilen yine halkımız  olacak…\n\nKim ki, bu tesisleri bir gün bütün halka açacak,\nİşçilerle, çiftçiler de yılda bir gün kral gibi olacak,\nO ki; halkımızın gönlünde daimi iktidar kalacak…\n\n06.Haziran.2008\nMersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim üzerine",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nbir harf öğreten için \nkırk yıl köle olunuyor\noku! diye başlıyorsa \ndinsel öğreti \nilim Çin’de dahi olsa aranacaksa\ninsanlığın olmazsa olmazı eğitim\neğitimin ise öğretmendir\n\neğitim \nüretemiyorsa\ngeliştiremiyorsa\ntanımlayamıyorsa olan biteni \nher gün \nyeniden yaratamıyorsa yaşamı\ndönüştüremiyorsa insanı \naydınlatmıyorsa karanlığı\nönderlik yapamıyorsa yaşadığı topluma\nyorum katamıyorsa hayata\nişlev görmüyor demektir\n\nve eğitimci\ndüşünüyorsa yarını\nevin kirasını\nay sonunu\ngidemiyorsa tiyatroya\nkatılamıyorsa sosyal yaşama\nbilgi denizini dolduramıyorsa\nsuyu kesilip kurutuluyorsa\naktaramıyorsa genç dimağlara\nve fiziki engellere\nekleniyorsa diğer etkenler\ndört artı dörtlerin kıskacıdında\ndevletlunun amacı\ndindar ve kindar gençlik yetiştirmekse\nbilimin yerini almışsa hurafeler\neğitimin önüne geçmişse başka kaygılar\nişte orada durup düşünmek gerekir \n\nsoru işareti yaratmayan\naraştırmayan\nyaşatmayan\nsorgulatmayan\nezberleten\nbirey olarak görmeyen\ndüşündürtmeyen\nüretmeyen \nkendisini yenilemeyen sistem olacaksa\niçi boşaltılacaksa\nsadece öğretim yapılacaksa \nnafile\neğitim de bitmiştir\nbilim de\nüretim de\t\t\n\n24 Kasım 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim ve görsel yayınların olumsuz etkileri",
        "poet": "Adnan Deniz",
        "poem": "\n\nEğitim-öğretim açısından en önemli güçlerden biriside televizyonlardır. Televizyonların kullanılarak yeni nesillerin eğitilmesi mümkündür. Ama tam tersi reytingler uğruna kontrolsüz yapılan yayınlar henüz kişilik gelişmesi sürecinde olan gençlerin yanlış yönlendirilmelerine ve de gençlerin kendi hayatlarını tehlikeye atacak kararlar almalarına neden olabilir. Buna pek çok örnek vermek mümkündür. Televizyonlarda toplum önünde yaşanan hayatların ya da ekonomik durumlara göre yaşanan farklı yaşantıların gençler üzerinde olumsuz etkileri kendisini gösterebilmektedir.\n  Okullar eğitim- öğretim yuvalarıdır. Okullarda fedakâr öğretmenler var güçleriyle eğitim ve öğretim vermeye devam etmektedirler. Ancak öğrencilerin okullarda öğrendiği bilgi ve davranışlar toplumda ve özellikle televizyon veya diğer iletişim araçlarıyla desteklenmediği için okullarda öğretilen bilgiler öğrencilerin hafızalarında kalmamakta ya da çok az bir kısmı kişiler üzerinde etkili olmaktadır.\n  İnsanlar tabiatları itibarıyla kolaya ve bedavaya müsaittir. Eğlenceli olsun, emeksiz olsun herkes buna meyleder. Okullarda öğrencilere ders vermek, ya da konuları öğretmek çok zorlaşmıştır. Çünkü öğrenciler toplumun gidişatına bakarak kendilerinin de nasıl olsa böyle bir emeksiz işle kurtulacaklarını tasavvur edebililer. Ama bu düşünceyi tetikleyen görsel yayınların eğitimi destekler bir duruma gelmeleri eğitim öğretimde büyük bir gelişmeye katkıda bulunabilir. Kitap okuma alışkanlığı toplumumuzda çok düşüktür. Çünkü hazıra alışmış olan öğrenciler, okuma gibi çaba isteyen okuma alışkanlığı uğraşı içerisine pek girmezler. Okula giden öğrencilerin yönlendirilmesinde velilere büyük görevler düşer. Okurken kimse eğlenmesin ya da televizyon seyretmesin dememekteyiz. Yalnızca isteğimiz, televizyon kanallarındaki programların denetlenerek kişiyi olumsuz etkileyen programların izlenmesini denetlemeleri gerekmektedir. Çünkü hem bu yayınlar kişinin kafasını karıştırır, hemde öğrencilere çalışma zamanı ve çalışma ortamlarını elinden almaktadır.\n Öğretmenler artık doğruları anlatmakta çok zorlu çekmektedirler. Çünkü karşılarında hep yanlış bilgilerle donanımlı doğruyu öğrenmek istemeyen öğrenciler çıkmaktadır. Bunlar hem anlatılanları dinlememekte hemde eğitim öğretime büyük zararlar vermektedir. Bir yazarımızın dediği gibi’’aptal kutusu’’ bağımlılık yapmaktan kendisini alamamaktadır. Aileler artık çocuklarına söz geçiremez duruma gelmiştir. Eğitimde bizim en önemli problemimiz aslında yeni yetişen gençlerimizin öğrenmeye arzulu olmamaları, gençlerin kendileri için herhangi bir hedeflerinin olmamasıdır. \n   Aslında öğrencilerimizin tam anlamıyla eğitimi için hem devlete, hem görsel yayın yapan kurumlara hemde velilere büyük iş düşmektedir. Öğrencilerimiz bizim tertemiz, lekesiz varlıklarımızdır. Onların daha iyi yetişmeleri ve eğitilmeleri için hepimiz elimizden geleni yapmalıyız. Doğumu itibarıyla büyük fedakârlıklar yaptığımız çocuklarımız, öğrencilerimiz için bu fedakârlığımıza devam etmeli onların iyi bir eğitim görmeleri için gereken mücadeleyi ve fedakârlığı yapmalıyız. Onları yarı yolda bırakmamak, onların eğitimine destek olmak için\nOnların önüne çıkan her türlü engeli ortadan kaldırmak hepimizin görevidir diye düşünüyorum.\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim Üzerine Yazılar 27 OSMANLICA EĞİTİMİ ZORUNLU OLMALI",
        "poet": "Ahmet Kemal",
        "poem": "\n\nEğitim Üzerine Yazılar\n\nOSMANLICA EĞİTİMİ ZORUNLU OLMALI\n\nBizi tarihi köklerimizden koparmak için büyük bir plan yaptılar. Büyük devlet olan Osmanlı’yı parçalamak, İslam’ın yeryüzündeki hakimiyetini yok etmek için sinsice, planlı  ve organize bir şekilde hareket ettiler. Devlet-i Aliye’nin gerileme dönemi işte bu yıkım ve yıkılışın başlangıç yılları. Onu Üstad Necip Fazıl Kanuni’ye kadar getirir.\nBatı haçlı seferleriyle yakından tanıdı doğuyu. Kendi ortaçağ sefalet ve karanlığında aydınlık bir dünya gördü. O doğuydu. Doğu ve İslam dünyası. Kütüphanelerini yağma etti. Okuyup anlamakta güçlük çektiği eserleri ülkesine götürdü. Yıllar içinde tercüme etti ve orada bulduklarını kendine mal etti. Sonra gelişmenin önündeki skolastik zihniyeti tasfiye etti. Önce her yeniliğe engel olan ruhban sınıfını hizaya getirdi. Reform hareketleri bunu sağladı. Sonra Rönesans’ını yaptı. Ardından sanayi devrimi ve kalkınma. Sanayi devrimi hammadde ve maden yataklarına ihtiyaç duyuyordu. Maden yatakları da doğudaydı. Oryantalizmi başlattı. Devleti aliye varken bu toprakları sömüremeyecekti. Onu yıkmak gerekiyordu. \nYıkmak için parçalamalıydı. Önce medeniyetimize olan güvenimizi sarstı. Tanzimat’la  başlattı bunu. Büyük yıkım düzenleme adıyla yutturuldu. Sonra milliyetçilik düşüncesini yaydı. Osmanlı bir çok ırkın  bir düşünce etrafında birleştiği bir yapıydı. Bunu sarstı. Türkçülük akımını destekledi. Moiz Kohen Tekinalp adlı Yahudi baş rolü oynadı burada. Gökalp dört elle sarıldı bu düşünceye. Yeni lisan hareketi dile ilk büyük darbeyi vurdu.\nOsmanlı bir çok ırkı birleştirdiği gibi bir çok dili de birleştirmişti. İlim dili Arapça, Edebiyat dili farsça idi. Konuşma dili Türkçeydi. Medresede öğrenilen bu iki dil Türkçeyi besledi büyüttü. Onunla birlikte Osmanlı büyüdü. Beylikten imparatorluğa yükseldi. Çok dilli, çok kültürlü bir yapı 100 bin kelimelik bir büyük imparatorluk dili inşa etti. \nYeniden büyük devlet ve büyük millet idealine erişmek istiyorsak  bu büyük dili yeniden inşa etmek zorundayız. Onun için de gerekli olan tek şey bu dili çocuklarımıza öğretmektir.\nBatı AB çatısı altında çok dilli bir devlet inşasında. Bu devlet için gerekli olanın Arapça Farsça- Türkçeden meydana gelen Osmanlıca gibi, Almanca- Fransızca- İngilizceden oluşan büyük Avrupa dili oluşturma çabasında. Ana okulunda ikinci dil, ilk okulda 3. Dil eğitimi yapıyor batı. Biz de ana okulunda ikinci dilimiz Arapçayı, ilk okulda 3. Dilimiz olan Farsçayı öğretmeyelim. Öğretmeliyiz. Öğreteceğiz. Acilen bunun alt yapısını hazırlamalıyız. Geç kalmamalıyız. Orta okulda  Kur’an-ı Kerim, Lisede ise mecburi Osmanlıca dersleri vermeliyiz.\nBu olmazsa olmazlarımızdandır. Aksi halde İslam aleminin birliğinden söz edemeyiz. Kurtuluşun rüyasını bile görmek mümkün olmaz. Olmayacaktır.\nBu hayati bir meseledir. Çok geç kalınmıştır. Dün batı kafalılar yıllardır öğrenilemeyen İngilizce yanında Fransızca ve Almancayı öğrenmemizi istiyorlar bu dilleri ana okulundan başlatmayı öneriyorlardı.  Bu öneriyle Batılaşmamız hedefine varacak, tam anlamıyla bir batı devleti olacaktık. Bizi ancak o zaman Avrupa Birliğine alacaklardı. Almadılar, almayacaklar, almazlar. İyi ki da almıyorlar.  Alsalardı bu bizim yok oluşumuz olurdu.\nŞimdi bize gerekli olan yeniden kendi kültür ve medeniyetimize dönmenin adımlarını atmak. Bu da eğitimle başlayacak. Hem de yeniden bu büyük ana dilin inşasıyla. Büyük edebiyat, evrensel kültür ve büyük medeniyetin yolu buradan başlayacak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim Uzmanı Bilir Kişilere Danışmak EN DOĞRUSUDUR! .=00.000.001=",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nBen Okuduğumun Etkisi Altında Aşırıya Kaçan Biriyim! .\n\nYetişmekte Olan Öğrencilerimizin Yaşayabileceklerine, \nYetişmekte Olan Kendimin Yaşayabileceklerine Çareler,\nÇözümler ve Dermanlar İçin Onaylı Kitapları Okumalı! .\nMilli Eğitim Bakanlığı Onaylı Romanları; Okumalıyım! .\n\nOkuyunca Cümleyi; Aşırı Coşkulu veya Depresyonumdur! .\nUsta Kitap Ehlilerine Danışmalı ve Olumlu Düşünmeli! .\nBenim Karakterim Çok Dalgalı ve Çeşitli Ruh Halleri! .\nKendimi Kontrol Edemiyorum; Ya Coşkulu Ya Depresyon! .\n\nElimde Olan Birşey Değil, Ayaklarım Yere Basmalıdır! .\nBüyüklerimize De Danışın Sağlığımızı Korumalıyızdır! .\nRuh, Beden ve Düşünce Sağlığı İçin EĞİTİM ÖNEMLİDİR! .\nEğitim Uzmanı Bilir Kişilere Danışmak EN DOĞRUSUDUR! .\n\n{Yazan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 19 Eylül 2013 Perşembe 17:20:41}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim ve öğretim-öğretmenle sağlanır Cahillik bilgisizlik-okullarda bağlanır",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nEğitim ve öğretim-bel kemiği vatanın\nToprak ve doğal kaynak-okuyarak canlanın\nHayatın kaçınılmaz-vazgeçilmez unsuru\nÖğretmen sayesinde-gerçek sağlamdır suru\nEğitim ve öğretim-öğretmenle sağlanır\nCahillik bilgisizlik-okullarda bağlanır\nDevletimin görevi-kanunu düzenlemek\nOkuyan öğreteni-önem verip dinlemek\nMillî değer uygarlık-temel sağlam olmalı\nİlmî ve teknolojik-yönetmelik dolmalı\nEğitim ve öğretim-öğretmenle sağlanır\nCahillik bilgisizlik-okullarda bağlanır\nÜlkeler muhtaçtırlar-bilin birbirlerine\nSiyasî ekonomik-taşlar konsun yerine\nDengeyi sağlamalı-sevmeliyiz milleti\nOrtadan kaldırmalı-bölen yıkan illeti\nEğitim ve öğretim-öğretmenle sağlanır\nCahillik bilgisizlik-okullarda bağlanır\nUnutmamak gerekir-eğitim problemi\nHâlledilmesi gerek-yok edin ikilemi\nHedef savaşta değil-barışta korumalı\nVatanın kalkınması-olmamalı yamalı\nEğitim ve öğretim-öğretmenle sağlanır\nCahillik bilgisizlik-okullarda bağlanır\nUlu Önder Atatürk-memleket kaderinde\nOkudu ve öğretti-hiç durmadı yerinde\nAdamıştır kendini-öğrenci ve okula\nTeknik sanat ve spor-önem verdi akıla\nEğitim ve öğretim-öğretmenle sağlanır\nCahillik bilgisizlik-okullarda bağlanır\n “.Dokuz Yüz Yirmi Sekiz-Yirmi Dört Kasım Günü'\nBaşöğretmen olmuştur- arşa çıkmıştır ünü\nEvler ve apartmanlar-hele okullarımız\nSaygı sevgi hayranlık-uzanır kollarımız\nEğitim ve öğretim-öğretmenle sağlanır\nCahillik bilgisizlik-okullarda bağlanır\nVatanın bütünlüğü-gönül birliği görev\n'Tek Bayrak Tek Bir Millet'-öğretilmeli ödev\nÖğretmen Hasan Sancak-baş koymuştur bu yola\nİhanet edenler var-olmayın bize belâ\nEğitim ve öğretim-öğretmenle sağlanır\nCahillik bilgisizlik-okullarda bağlanır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim Yetmiyor",
        "poet": "Zeki İlyas Kızılışık",
        "poem": "\n\nGençlere hasletler öğretilmiyor\nMüfredat ve ilim sarmıyor yara\nBaşka bir anlayış sergileniyor\nÖğrenen ak olmuş öğreten kara\n\nBu nesil farklı bir hayat sürüyor\nDuygusuz heyecan hissediliyor\nNasıl bir üleşim sofrasıdır ki\nKaması elinde hisse diliyor\n\nMürşide uyacak diller bu değil\nMüride  yakışan haller bu değil\nGeleceğe giden yollar bu değil\nNesiller boyunca kanar bu yara\n\nEğitim yetmiyor inanç da gerek\nİdealler için çarpmalı yürek\nHer genç hanesinde olmalı direk\nGelecek gençlere hisse diliyor\n\nBoşa geçmemeli zamanın saati \nOlursa ki ilim / bilim vasati\nBir bakarsın gelmiş geçiyor ati\nÇareler tükenir düşülür dara\n\nAkıla yatırım yapılmalıdır\nHukuk-u esasa katılmalıdır\nEğriden doğruya sapılmalıdır\n\nDoğrular sonunda his ediliyor\nYaşam bize sağlık huzur diliyor\n\nAşiyan 10.09.99\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitim ve Öğretmen Üstüne Düşünceler",
        "poet": "Mevlani Ulusoy",
        "poem": "\n\nYurt ve dünya sorunları üzerinde düşünmek, düşündüklerimizi sözlü ve yazılı olarak açıklamak ve toplumun çeşitli kesimlerine yaymak yasal, meşru bir haktır. Çağdaş, demokrat, Atatürkçü bir insan, yurttaş ve öğretmen olmanın gereğidir. Bu yurt ve ulusa sevdalı olmamızın sonucudur.\n   Türk öğretmeni de bir insan ve yurttaştır. Düşünüp fikir, görüş ve projeler üretecektir, üretmek zorundadır. Çünkü, öğretmenin yaptığı kamu hizmeti, yetiştirdiği öğrenciler ve geliştirdiği ilişkiler ağı yani eğitim dinamik bir süreçtir. Öğretmenin düşünmesinden asla korkulmamalı, aksine onu destekleyerek yüreklendirip özendirilmelidir. Öğretmenin düşünmesinden; en başta çocuklarımız, ülkemiz, toplumumuz ve demokrasimiz kazançlı çıkar. Cumhuriyetimiz ve demokrasimiz öğretmenle gelişir, derinleşir, güzelleşir ve yeni boyutlar kazanır.\n   Eğitbilim (Pedagoji)  diye bir bilim vardır. Eğitimin amaçlarını, ilkelerini, yöntem ve düzgülerini inceleyen ve eğitim çalışmalarını kurallara bağlayan bir bilim olduğu doğrudur. Hatta, öğretmenlik sanatı, uygulaması ya da mesleği için gerekli bilgi ve becerileri kazandıran bilim dalı olması yönünden de çok önemlidir. Ancak, dünyanın her ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de eğitim, devleti yöneten bürokratik ve siyasal kadroların rengini taşır, sosyal, ekonomik ve kültürel yapılardan soyutlanıp ele alınamaz. Eğitim olgusu, ülkemizin içinde bulunduğu genel düzenin bir uzantısıdır. İçinde yaşadığımız bu genel düzene temelden çatıya kadar bağımlıdır. Genelde eğitimin sorunları, özelde ise öğretmenlerin ve öğrencilerin sorunları, toplumun genel sorunlarıyla iç içe olup kaynaşıktır. Toplumun genel sorunlarına akılcı, gerçekçi ve doğru çözümler getirildikçe bizim sorunlarımız da kolayca çözülecektir. Yapılan bunca çalışmalar geniş halk kitlelerinin yararına ve toplumsal adalete uygun olacaktır.\n   Çağımız ve ülkemiz hızlı bir değişim yaşamaktadır. Bilim ve teknoloji sınır tanımamakta ve çağa damgasını vurmaktadır. Daha önce elde edilen bilgiler hızla eskimekte ve yeni bilgiler üretilmektedir. Yarın öğreneceğimiz daha az şey kalacaktır. Televizyon, video, CD, bilgisayar ve internet toplumsal yapı ve kurumları değişime zorlamaktadır. Toplumumuz bilgi bombardımanına tutulup, büyük bir şok dalgasıyla karşı karşıya kalmıştır. Oysa, çağımızda buna rağmen, eğitim yine de evrensel değildir. Çünkü, toplumlar birbirinden çok farklı siyasal, sosyo-ekonomik  ve kültürel düzeylerde bulunmaktadır. Dünya ölçeğinde ülkelerin eğitim sistemleri farklı özellikler taşımaktadır. Henüz bütün insanlığı kucaklayan evrensel bir eğitim sistemi de ortaya çıkmamıştır. Bunun içindir ki; eğitim evrensel olmadan önce ulusal ve toplumsal bir olgudur. Bu nedenle yurt ve insan gerçeğine dayanmak zorundadır. Gerçeklere gözümüzü kapayarak Fransız değil Japon eğitim modelini de alsak boşunadır. Eğitim tarihimiz bunun olumsuz örnekleriyle doludur. Her sorunumuzda olduğu gibi çağın gelişmelerini dikkatle izleyerek, eğitim sorununda da hareket noktamız Türkiye gerçekleri olmalı, Türk insanı ve toplumunun gereksinimleri temel alınmalıdır.\n   Bugün Türk Eğitim Sistemi örgün ve yaygın eğitim alanında küçümsenmeyecek bilgi, deneyim ve birikime sahiptir. Okulöncesi Eğitimden Sekiz Yıllık Kesintisiz Zorunlu Temel Eğitime (İlköğretim) , Ortaöğretimden Yükseköğretime ve Çıraklık Eğitiminden Halk Eğitimine çok önemli mesafeler almıştır. Sorunlarımız yok mudur? Elbette vardır. Bazı sancılar içinde kıvransak da, çıkmazları yaşasak da gelecekten asla umutsuz olmayalım. Eğitimin yönünü her yıl biraz daha çağa, ileriye ve halka doğru çekmeli, Atatürkçü eğitim anlayışından uzaklaşmalara fırsat verilmemelidir. Eğitim kurumlarımızda bilimin ve aklın aydınlığında eğitim yapılmalıdır. Öğretmenler mesleki, ekonomik ve moral açısından güçlendirilmeli, öğrencilerimizle birlikte baskıdan uzak, özgürlükçü, barışçı ve demokratik bir ortama hızla kavuşturulmalıdır. Öğrenciler eleştiri ve tartışma ortamına çekilerek edebi, sanatsal ve bilimsel yapıtları okumaya alıştırılmalıdır. Ezbercilik ve aktarmacılık yönteminden süratle vazgeçilmelidir. Gözleme, araştırmaya, incelemeye, yaratıcılığa ve üretkenliğe dönük eğitim-öğretim süreçlerine ağırlık verilmelidir. Yaratıcı toplum yolunda eğitim için etkinlik gösteren bütün öğretmen ve öğrenciler çeşitli şekillerde eğitsel amaçlarla ödüllendirilmelidir. Bu yönde de olumlu çabaların olduğunu mutlaka izleyip görmekteyiz.\n   Dünya ve ülkemiz nereye doğru gidiyor? Çağımızda ve ülkemizde neler yapılmak isteniyor? Bu sorular kapalı değil elbet. Nereye gidildiği ve ne yapılmak istendiği açıkça bellidir. Eğitimciler dünya ve yurt sorunlarını doğru anlamaya çalışmalı, insanımızı haksızlıklara, yolsuzluklara, adaletsizliklere tavır koyan, kendisi ve toplumuyla barışık, gerçekleri ve hakkını arayan bireyler durumuna getirmelidir. Akıl, bilim ve çağa ters düşmeden eğitim daha da geliştirilip, derinleştirilmelidir.\n   Türkiye’nin eğitim potansiyeli her türlü olumsuzluğu ortadan kaldıracak güçtedir. Öğretmenlerin çoğunluğu Cumhuriyet, Atatürk, bilim, yasa, emek ve halk taraflısıdır. Öğretmenlerin tavırları her zaman böyle olmuştur, bundan sonra da böyle olacaktır. Bazı çevreler ne yaparsa yapsınlar, öğretmenler eğitimi halka doğru çekecek, tarihsel ve toplumsal uyarma görevlerini sürdüreceklerdir.\n   Yurdumuzun çeşitli yörelerinde engin bir yurtseverlikle, büyük bir özveri ve sabırla görev yapan öğretmenler yalnız değildir. Yüreği onlarla çarpan binlerce öğretmen Türkiye’nin dört bir bucağında karanlıkla, bilgisizlikle ve çağdaşlıkla savaşımlarını sürdürmektedir. Milli Eğitim Bakanlığımız tüm birimleriyle onların yanındadır. Bu savaşımlar geleceğin çağdaş, halka ve üretime dönük eğitim uygulamalarında anlam kazanacaktır. Yeter ki gönüller bir olsun! \n\nMevlani ULUSOY\nTarsus İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitimci Bir Ordu",
        "poet": "Kasım Kaplan",
        "poem": "\n\nOkullar yapılmalı\nSınıfları dolmalı\nVeliler yardım edip\nAraç gereç almalı\n\nKoruma dernekleri\nBoş değil emekleri\nHer gün okula gidip\nSormalı istekleri\n\nKaçmamalı görevden\nÇocuk var çoğu evden\nİhtiyacı öğrenip\nAlmalıyız bir yerden\n\nZengin işadamları\nOkullar yaptırmalı\nCezaevi kapatıp\nBir okul açtırmalı\n\nEğitimci bir ordu\nBüyük bir vakıf kurdu\nMilli eğitim vakfı\nYardımlarla kuruldu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitimci - Yazar Cemalettin Gürpınar İle Hizmetlerini Konuştuk",
        "poet": "Durdu Şahin",
        "poem": "\n\nDurdu ŞAHİN:  Sayın Cemalettin Gürpınar Bey, kısaca kendinizi tanıtır mısınız? \n\nCemalettin Gürpınar: Tokat-Niksar’layım. İlkokulu Niksar’ın Sorhun Köyü’nde, Orta Okulu ve liseyi Tokat-Turhal’da okudum. Tokat Eğitim Enstitüsünden mezun oldum ve sınıf öğretmeni olarak göreve başladım. Yönetici olarak halen Alaca Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu’nda Okul Müdür Vekili olarak görevime devam ediyorum. \n\nD. Şahin: Daha önce nerelerde görev yaptınız? \n\nC. Gürpınar: İlk görev yerim Giresun-Görele-Aşağıhamzalı Köyü İlköğretim Okulu öğretmeni, Kahramanmaraş-Elbistan-Hüyücek Köyü İlköğretim Okulu Müdür Yetkili öğretmeni, Kahramanmaraş-Ekinözü-Kabaktepe-Ortaoymak (mezrası)  İlköğretim Okulu Müdür Yetkili Öğretmeni, Çorum-Alaca-Küçükhırka Köyü İlköğretim Okulu Müdür Yetkili Öğretmeni, Alaca Merkez Fatih İlköğretim Okulu Sınıf Öğretmeni,  Alaca Merkez Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu Müdür Yardımcısı ve yaklaşık son üç yıldır da aynı okulda Müdür Vekili olarak görev yapmaktayım. \n\nD. Şahin: Müsaadenizle nereden evlisiniz ve kaç çocuğunuz var? \n\nC. Gürpınar: Siz şimdi bana eşini söylersen nereli olduğunu söyleyeyim diyeceksin belki, biliyorum. Giresun-Görele’den evliyim, fakat ben Tokat Niksar’lıyım. Üç kızım, bir oğlum var. \n\nD.Şahin: Alaca’nın Beşiktepe köyünden bazıları sizin Artvin’li olduğunuzu söylüyorlar doğru mu? \n\nC.Gürpınar: Öyle diyorlarsa öyledir ve doğrudur. Çünkü Alaca da olduğu gibi muhacir, Tokat’ta da var. 93 harbinde Beşiktepe gibi Artvin’den gelerek, Tokat-Niksar’a yerleşen, yaklaşık onbeş muhacir köy var. Birisi de bizin köyümüz. Bu, yaklaşık bir asrın üzerinde ki olay.\n\nD.Şahin: Bildiğim kadarıyla yirmi yıldan fazladır ilçemizde görev yapıyorsunuz. İlçemizden memnun musunuz? Bu konuda açık ve net olarak ifadenizi istirham ediyorum. \n\nC.Gürpınar: İlçemize 1986 yılında geldim. Yirmi bir yıldır aynı havayı teneffüs ediyoruz. Çorum’a geldiğimde, Tokat’a yakınlığı ve ulaşım kolaylığı açısından Mecitözü İlçesini istiyordum. Alaca’ya tayin edildim. Orada rahat edersin dediler. İstemeyerek geldim. Alaca’nın Küçükhırka Köyü İlkokulu’nda göreve başladım. Milli Eğitim Şube Müdürü Durmuş Arslan Bey ile tanıştık. Allah selamet versin onların şahsından söylüyorum bütün köy halkını iyi ve samimi buldum. Köy halkıyla çok iyi anlaştık ve güzel günlerimiz geçti. Hâla selamlaşırız. Dostluğumuz ilk gün neyse hâla aynıdır. Alaca merkeze geldim. Burada da ilçemiz halkıyla, iyi diyaloglar kurduk, ilçeye alıştım ve insanlarını sevdim. Yaptığım çalışmalarımda beni hiç mi hiç yalnız bırakmadılar, hep desteklediler. Kendilerine teşekkürler ederim. Kısacası buraya, İstemeyerek geldim, isteyerek ve severek kalıyorum, bir gün şayet gidecek olursam da, istemeyerek gideceğim buralardan. Bunu en samimi ifadelerimle söylüyorum.\n\nD.Şahin: Belki bu sorumu basit bulabilirsiniz. Affınıza sığınarak söylüyorum. Mesleğinizi seviyor musunuz? Buna bağlı olarak başarılı olduğunuza inanıyor musunuz? \n\nC.Gürpınar: Hayır sorunuz hiç basit değil. Fakat, belki cevap vermemiz basit olabilir. Biz okurken ülkede anarşist olaylar zirveye tırmanmıştı. Sıkıntılı bir öğrencilik dönemi yaşadık. Başkalarını bilmem ama ben, güvenlik yüzünden en kolay okuyabileceğim kendi ilimde bulunan okulu tercih ettim ve okudum. 12 Eylül İhtilali (1980)  yılları öncesi siyasi çalkantılar yüzünden, o dönemdeki gençlerin meslekleri ister istemez biraz rasgele oldu diyebilirim. Mesleğimi seviyorum ve severek yapıyorum. Bunda kuşku yok. Herkes gibi bende mesleğimde başarılı olmak için çaba sarf ediyorum. Elbette yetiştirdiğimiz öğrenciler gurur tablomuzdur. Ben de herkes gibi, kendi kendimi başarılı görebilirim ve başarılıyım demek hakkım. Fakat bize asıl başarılı diyecek olan, en başta öğrencilerimiz, velilerimiz, halkımız ve amirlerimiz. Bizler de, başarılı desinler diye değil, başarıya ulaşmak için çalışmalıyız. Başarı kendiliğinden gelir. \n\nD.Şahin: Siz öğretmenliğinizin ve yöneticiliğinizin yanında gazeteciliğiniz-eğitimci yazarlığınızla da biliniyorsunuz. Bu konu ile ilgili neler söylemek istersiniz? \n\nC.Gürpınar: Öğretmenlik gerçekten en güzel ve en kutsal bir meslek. Geleceğin umut çiçeklerini yeşertmekten daha iyi ne olabilir. Bunları yapabilmek de ancak yerinde ve sağlıklı idareden geçer diyebiliriz. Yerinde ve sağlıklı düşünmek, beraberinde ister istemez insanı bir takım olaylara çekerek çevrede olup bitenleri incelemeye ve bunları da yazı dili ile anlatmaya itiyor. Sanırım şairlikte, yazarlıkta buradan başlıyor. Fakat şair veya yazar olmak içinde bol kitap okumak da gerekiyor. Okumayı severim ve okuduğum her paragrafta, okuduğum şiirin her dörtlüğünde bu güzel ifadeleri nasıl yakaladıklarını çok düşünürüm. Bunlardan etkilenerek benim de, yayınlayamadığım fakat deneme türünde birçok çalışmalarım var. Her şey imkân meselesi. Gazeteciliğim evveliyata dayanmaz. Alaca Birlik Gazetesi ile başladı ve devam etti. Yeni Mesaj, Çorum Hâkimiyet’te, Yeni Alaca Gazetesi’nde, Çınar ve Alaca’nın Düşünce Ufku Birikim Dergisinde şiirlerim ve yazılarım yayınlandı. Ayrıca benim de bulunduğum komisyonca hazırlanmış “Geçmişten Geleceğe Alaca Yıllığı” adlı eser yayınlanmıştır.\n\nD.Şahin: Halkımız sizi arkadaşlarınızla birlikte hazırladığınız Geçmişten Geleceğe Alaca Yıllığı isimli eserden de tanıyor. Yıllığın hazırlanmasından kısaca bahseder misiniz? \n\nC.Gürpınar: Yıllığın mimarlarından birisi de sizsiniz. Sizin yanınızda bir şey söylemek kolay değil ola ki dilimiz sürçer dilinden kurtulamam. Ayrıca İlçemiz için bu yaptığım hizmet en hayırlı, kalıcı ve unutulmayacak hizmetlerden birisidir. Bu çalışma bir ilkti. Biz çalışmamızı yaparken en iyisini yapmaya koyulduk. Ulaşabildiğimiz verilere dayanarak bu çalışmayı gerçekleştirebildik. Varsa eksiklerimiz bizi bağışlasınlar. Bir daha böyle bir çalışma yapılırsa, birincisi faydalanılacak kaynak eser niteliği taşır. Bu hizmeti sunan arkadaşlarımla birlikte olmaktan ve gece gündüz çalışarak halkımıza böyle bir eser kazandırmaya vesile olmaktan dolayı çok mutluyum. Müsaade edersiniz sayenizde bu eseri hazırlamaya vesile olan başta Bursa Vali Yardımcısı Sayın Mustafa Ayhan Bey, Şehit Nedim Tuğaltay Lisesi Müdürü Sayın Rıfat AKSOY Bey, Emekli öğretmen Sayın Sadık Ak beyi ve şahsınızı saygıyla anıyorum.  \n\nD.Şahin: Basınla da yakından ilgilendiğinize göre okul yıllığı ve dergi çıkardığınız da biliniyor. Bu çalışmalarınızı gerçekleştirirken güçlüklerle karşılaştınız mı? \n\nC.Gürpınar: Basınla ilgilendiğimden dolayı, elbette çalıştığım okulda da boş durmadım, duramazdım da. Okulumuzun çok değerli saygın öğretmen arkadaşlarımın katkılarıyla özellikle de ismini zikretmeden geçemeyeceğim Türkçe Öğretmeni Yılmaz Karaalp’in gayretli çalışmalarıyla iki adet yıllık hazırladık. Yine, öğrencimiz Abdulcemal Gürpınar’ ın gayretleriyle, okul içinde yayınlanan Elma Şekeri adında bir dergi çıkartıldı. Ayrıca okulumuzun Türkçe öğretmeni Durdu Şahin’in hazırladığı Gülistan dergimiz maddi imkansızlıklar yüzünden yayın hayatına geçmeyi beklemektedir. Dergi veya yıllık çıkartırken elbette, burada bahsedemeyeceğim çok büyük güçlüklerle karşılaştık. Fakat, büyük düşünerek, büyük güçlükleri en hafif şekilde aşmayı başardık.\n\nD.Şahin: Siz halkımız tarafından bürokrasiye yakın biri olarak da tanınıyor, biliniyor ve de seviliyorsunuz. Bunun sırrı nedir?  İlçemizde hangi kaymakamlarla yakından tanışma ve çalışma imkânları buldunuz? \n\nC.Gürpınar: Şahsen ben bürokrasiye yakın olduğumu düşünmüyorum, yakın olduğumu da sanmıyorum. Fakat herkes gibi ben de bazen bir araya geliyorum o kadar. Bunda sır filan yok. Seviliyorsam mutluluk duyarım. Sevgiye mahzar olmaya çalışırım. Ben Alaca’ya geldiğim yıl merhum Recep Yazıcıoğlu görevinden ayrılmış ve Tokat‘a Vali olarak atanmıştı. İrfan Şimşek ağabeyimiz Alaca adına benden Recep Yazıcıoğlu’ na selam söylememi istemesi sayesinde, merhum Recep Yazıcıoğlu ile tanışma fırsatı bulmuştum. Kaymakam Mustafa Güni zamanında köyde görev yaptığım için tanışma fırsatı bulamadım.  Kaymakam Ahmet Narinoğlu Bey tarafından Alaca Birlik Gazetesinde yazı yazmam istendi ve yazı yazmaya başladım. Bu sayede yakın çalışma fırsatı buldum. Kaymakam İsmail Fırat ve Kaymakam Mustafa Ayhan Bey‘le de yakın çalışma fırsatı buldum. Her iki sayın kaymakamımız döneminde de Alaca Birlik Gazetesinde yazı yazmaya devem ettim. Sayın Kaymakamımız Mustafa Ayhan Beyefendinin görevlendirmesiyle Geçmişten Geleceğe Alaca Yıllığı komisyonunda görev aldım. Halen Sayın Kaymakamımız Kemal İnan Bey’le de beni ilgilendiren konularda çalışmalarım devam ediyor.\n\nD.Şahin: Farkında olmayabilirsiniz fakat ben biliyorum, sizin bir özelliğiniz daha var. Sizi halkımız, siyasiler, sivil toplum dernek başkanları tanıyor ve seviyor. Bulunduğunuz süre zarfında İlçemizin Sayın Belediye Başkanlarıyla da hep samimi oldunuz. Parti filan gözetmediniz?  Halkımızla sivil toplum dernek başkanlarıyla bu diyalogunuzu nasıl sağlıyorsunuz. Dahası, bu konularda çok başarılı bir performans sergiliyorsunuz...\n\nC.Gürpınar: Karışık ve zor bir soru sordunuz. Tabii şunu iyi biliyorum ki her şeyden önce ben devlet memuru, öğretmenin ve idareciyim. Görevimin de bilincindeyim. İnsanlara hizmet için varım. Elbette herkes gibi benim de dünya görüşüm ve fikirlerim var. Yazılarım da, da toplumun ortak paydasını işlemekteyim. Yegâne gayem güzeli, iyiyi ve doğru olanı yakalamak, çirkini, kötüyü ve yanlışı ise ortadan kaldırmaktır. Bu çerçeveden hareket ettiğinizde herkesle anlaşmanız da kaçınılmazdır. Gerek halkımızla, gerek siyasilerimizle, gerek sivil toplum dernek başkanlarıyla ve gerekte bürokratlarla iyi ilişkiler içindeyiz. Tanındığımı ve sevildiğimi bilmiyorum. Bunu sizden de duyuyorum. Ben de her zaman sevgilerine mahzar olmaya çalışırım. Belediye başkanlarıyla da işimizin ve insanlığımızın gereği olarak iyi olmak ve iyi geçinmek şart olsa gerek. Aksi düşünülemez. Bu güne kadar merhum Sayın Ali İhsan Yurduşen, Sayın Uğur Okur, Sayın Mahmut Köksal Beyler ile iyi diyaloglar kurdum. Sayın Fuat İstanbullu Bey ile de diyaloglarımız devam ediyor. Hepsiyle de samimi ortam oluşturduk. Parti ayırımı filan yapamam. Çünkü ben siyasetçi değilim. Ben; bir eğitimci, bir yönetici, bir yazar, düşünür ve sanat adamıyım. Millete hizmet etmek için herkesle ve her kesimle iyi geçinmek ve güzel düşünmek zorundasınız. Kusur işleyerek ve kusurlu işlere bulaşarak hareket etmek kimseye bir şey kazandırmaz. Sağlıklı düşünüp, güzel yorumlar yapıp, iyi kararlar vererek, sağlam performans sergilemek herkese faydalı olur. Başarıp başaramadığımı bilemiyorum. Bu konuda karar kamuoyunun…\n\nD.Şahin: Okulun çevre düzenlemesi, fiziki yapısı, personel durumu ve başarısı durumu hakkında kısaca neler söyleyebilirsiniz. \n\nC.Gürpınar: Okulumuzun çevresi yeşillendirilmiştir. Bahçesinde her türlü sportif faaliyetlerin yapılabileceği alan ve sahalar mevcuttur. Son yıllarda okulun çevresi ve fiziki yapısının düzeltilip, güzelleştirilmesi için çalışmalar yapıldı. Okulumuzun şu anki personel durumu yeterlidir. İdare, öğretmenler, hizmetliler, öğrenciler ve veliler birlik beraberlik içinde hareket etmektedirler. Okulun uyumu güzel. İster istemez bu da beraberinde başarıyı getirmektedir. \n\nD.Şahin: Kaymakamlıkça düzenlenen “Haydin Sınıflarımızı Güzelleştirelim” kampanyası Mehmet Akif Ersoy İlköğretim okulunda sonuçlandırıldı mı? Bu bağlamda okulda neler yapıldı?\n\nC.Gürpınar: Elbette bu kampanyaya okulumuzda katıldı ve sonuç aldı. Onüç adet sınıfın panoları tek tip yapıldı. Yedi adet sınıfa öğrenci dolapları yaptırıldı. Yedi sınıfa bilgisayar, üç sınıfa televizyon alındı. Beş adet sınıfın yan duvarları yarıdan aşağı fayans yapıldı. İki adet lüks modern örnek sınıf yapıldı. İdare odaları, öğretmen odaları, memur odası alçı sıva ve alçıpen yaptırıldı. Okulun tüm birim ve sınıflarına Internet çekildi… Burada tek tek belirtmem imkânsız. Birçok alanda sayısız çalışmalar yapıldı ve daha da çalışmalar devam etmektedir. Bütün bu çalışmalar başta idare olmak üzere veli, esnaf, belediye, kaymakamlık, milli eğitim, öğretmen, öğrenci ve hizmetlilerin iş birliği neticesinde gerçekleştirilmektedir. Müsaadenizle gazetemiz Alaca Lider vasıtasıyla bir çağrıda bulunalım; okulumuz mahrum bölgede bulunmaktadır. Okulumuzda yapılan bu iyi niyetli çalışmalarda hayırsever vatandaşlarımızın yardımlarına ihtiyacımız vardır. \n\nD.Şahin: Sınıflarda yapılan fiziki güzellik beraberinde başarı getirir mi? Diğer bir deyimle sınıfı güzelleştirilmeyen öğrencilerin durumları sizleri düşündürüyor mu? \n\nC.Gürpınar: Öğrencilerin düzenli, tertipli, bakımlı ve estetiği hoş mekânlarda bulunmaları onların davranışlarını düzeltip değiştirmektedir. Daha olgun hareket sergilemeye çalışmaktadırlar. İçinde yaşadıkları sınıflarına sahip çıkmaktalar ve derslerine daha zaman ayırıp çalışmaktadırlar. Teneffüslerdeki zamanlarını dahi sınıflarında değerlendirmektedirler. Derslerine çalışmaktadırlar Bunun da beraberinde başarıyı getireceğinden eminiz. Fakat sınıflardaki bu farklılıklar öğrenciler arasında olumsuz etkileşim meydana getirmektedir. Bu da bazı öğrencileri üzmekte ve morallerini olumsuz yönde etkilemektedir. Okullarda birlik ve beraberliğin sağlanması şarttır. Bunun için okul yöneticileri, veliler, öğretmenler, Milli Eğitim Müdürlüğü, Kaymakamlık ve Belediye bu hassas konu üzerinde durmalıdırlar. Ciddi önlemler ve kararlar alarak tüm çocukların sınıflarının bir an evvel güzelleştirilmesi şarttır.\n\nD.Şahin: Son olarak özellikle dile getirmek istediğiniz bir husus var mı? \n\nC.Gürpınar: Hayır. Söyleyeceklerimi önemli ölçüde söylediğimi zannediyorum. Size ve sizin vasıtanızla Alaca Lider Gazetesinin değerli elemanlarına şahsıma ve hizmetlerime gösterdikleri ilgiden dolayı bir yürek dolusu teşekkür ediyorum. Alaca kültür, sanat ve gazetecilik noktasında güzel gelişmelere sahne oluyor. Sanat, kültür faaliyetleri gelişerek devam ediyor. Bu sevindirici bir husustur. Kıymetinin bilinmesi ve böyle kıymetli uğraş içerisinde olan isimli veya isimsiz gönül erlerine yardımcı olunması, desteklenmesi lazımdır. Unutmayalım ki gazete ve dergi çağdaş insanın en önemli ihtiyaçlarından birisidir. İnsanımızın ihtiyaçlarının daha iyi karşılanması için gazetecilerin, yazarların da ihtiyaçları en iyi bir şekilde karşılanmalı, onlara her zaman, her şartta yardımcı olunmalıdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitimde Bir Sensin, Canım Eğitim Birsen",
        "poet": "Ferhan Can",
        "poem": "\n\nGüçlüyü  haklı değil, haklıyı güçlü kıldın.\nDürüstlüğü en büyük, erdem olarak bildin.\nSiyasette herkese, aynı mesafe durdun.\nEĞİTİMDE BİR SENSİN, CANIM EĞİTİM BİRSEN\n               Türkiye'de en büyük,  genel yetkili oldun.\n               Memurlar arasında,  saygı ve sevgi buldun.\n              Vatan için ağladın, milletimizle güldün.\n               EĞİTİMDE BİR SENSİN, CANIM EĞİTİM BİRSEN\nYıkıcı ve bölücü, hayatta hiç olmadın.\nDüşmanın oyununa, hiç bir zaman gelmedin.\nMenfaatler uğruna vatanı'da silmedin.\nEĞİTİMDE BİR SENSİN, CANIM EĞİTİM BİRSEN\n               Sendikalar gülüsün, şaha kalktın bir kere.\n               Her gün yükseliyorsun, sırtın gelmez hiç yere.\n               Sen var iken ülkemde, kimseye gelmez sıra.\n               EĞİTİMDE BİR SENSİN, CANIM EĞİTİM BİRSEN\nÜlke kalkınmasında, beraber olacağız.\nHak hukuk aramada, her zaman güleceğiz.\nÇıkan tüm engelleri, temelden  sileceğiz. \nEĞİTİMDE BİR SENSİN, CANIM EĞİTİM BİRSEN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitimde; Kararlı Adımlarla İlerlemeliyim ve Başarı: Dostluğun! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nEğitimde; Kararlı Adımlarla İlerlemeliyim ve Başarı: Dostluğun! .\n\nPaylaşımın; İnsana Kazandırabileceği Değerlere Yoğunlaşmalıyım! .\nÖncelikle; Her Öğretmenin; Öğrencisine Duyduğu Güveni: Bilmeli! .\nÖğrenimi Ciddiye Alamaya Çabalayan; Duyarlılık: Başarı Yolunda! .\nOlgun İnsan Karakter Donanımının Kazanımları; Eğitime Katkıdır! .\n\n{ Metin Yazarı: Kemal KABCIK / ANTALYA / 21 Nisan 2011 Perşembe 11:22:00 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitime gelin düzen verelim",
        "poet": "Mahir Toksoy",
        "poem": "\n\nEğitime gelin düzen verelim\nİşi bir bilene lütfen soralım\nSınavı ödevi rafa alalım\nGelin çocuklarla çocuk olalım\n\nEğitimde yollar izler açalım\nÇocukluk çağını bayram edelim\nÇocuğun dilinden kitap yazalım\nGelin çocuklarla çocuk olalım\n\nUzun cümlelerden  uzak duralım\nUzun parçaları biraz kırpalım\nAnladığı dilden oyun kuralım\nGelin çocuklarla çocuk olalım\n\nÖrfü ananeyi türkü yapalım\nÇocuğun gözüyle resim çizelim\nOkulun rengini pembe yapalım\nGelin çocuklarla çocuk olalım\n\nSözcük,tümce,cümle Türkçe verelim\nVatan sevgisini kalbe yazalım\nÖncelikle beyler   insan yapalım\nGelin çocuklarla çocuk olalım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitimde Objektifsiz Haksızlıklar...",
        "poet": "Adnan Deniz",
        "poem": "\n\nÖdemesi en zor olanı kişi haklarıdır. Dinimiz bu konuda kul hakkıyla karşıma gelmeyiniz ayeti ile bu konuya verdiği önemi belirtir. Hiç düşündünüz mü hiç farkına varmadan kul haklarının gasp edildiğini! Mesela bir öğretmen dersine geç girdiğinde kaç öğrencinin hakkını yemektedir. Ya da derse girdiği halde öğrenciye vermesi gereken ders konularını öğretmemesi durumunda hak yemiş olduğunun bilmem farkında mıyız? \n   Öğrenciler arasında yapılan taraftarlık ve bunun olumsuz ya da olumlu olarak notlara yansıması birer haksızlık değimlidir? Acaba davranışlarımızda objektif olmamız mümkün değil midir? Ya da kişiler yaptıkları bu haksızlıkların farkına mı varamıyorlar acaba? \n  Sabahleyin nöbetine zamanında gelmeyen ya da nöbetini tam tutmadığı için çeşitli olayların meydana gelmesine neden olan nöbetçi öğretmenler meydana gelen olaylarda zarar gören hangi öğrencilerin hakkını gasp etmiştir acaba? \n Görevine zamanında gelmeyerek kişi haklarını yiyen ya da görevini tam anlamıyla yapmayıp öğrenci ve velileri uğraştırarak haklarını yiyen idareciler herhalde kendilerini rahat hissediyorlardır! Öğrencileri en ufak bir hatalarında en büyük suçlarla suçlayıp, yargılayarak asan, onları toplumdan bir anda soyutlayan öğretmenler ve idareciler herhalde kendilerini vicdanen çok rahat hissediyorlardır! \n  İnsanları birbirine düşürmek için olmadık yalanları söyleyerek daha sonra doğruluk ve haklılık nutukları atanlar herhalde büyük onur ödülüyle ödüllendirilmektedir. Bilemiyorum; bu haksızlıkların hesabını verebilmek için herhalde bütün öğrencilerden teker teker haklarını helal ettirmek gerekir diye düşünüyorum.\n  Ya öğrencilerin yediği haklar! Hesabını veremeyecekleri haklardır bunlar. Devletin bütün imkânlarını sunduğu öğrencilerin derslerine çalışmayarak devleti ve ailelerini zarara uğratmalarından dolayı acaba kimlerin haklarını yemişlerdir. Bu vebalin altından kalmak mümkün değildir. Ayrıca sabahleyin erkenden kalkarak üzerlerine aldıkları eğitim görevlerini yerine getirmeyen öğrenciler kendilerine ve ailelerine verdikleri zararlarla acaba kimlerin haklarını yemektedirler. Öğrenciler arasına nifak sokarak ve yalan söyleyerek öğrencileri birbirine düşüren öğrencilerin yediği hakların hesabını vermek mümkün değildir. Ailelerin kıt kanaat kendilerini okutmak için çalışarak eğitim için harcadıkları paraları okuldan kaçarak veya okumayarak yok eden öğrenciler acaba kimlerin haklarını yemektedirler. Öğretmenlerini\nKüçük düşürerek kendileri için çırpınan öğretmenlerini üzen öğrenciler acaba öğretmenlerinin haklarını nasıl vereceklerdir.\n   Objektif olmadıklarından dolayı dürüst çalışan insanları etkin güçlerin etkisiyle yargılayıp, olumsuz davranışlar sergileyen yöneticiler acaba yaratanın karşısına vardıklarında bu dünyevi kazançlarının hesabını nasıl vereceklerdir acaba? Hiç araştırmadan insanları suçlayıp bir tutam ömrü kişilere zindan eden kişiler herhalde ahirette bu haksızlıklarının hesabını kolay veremeyeceklerdir.\n  Yaratana inanan insanların en çok dikkat etmeleri gereken şey, sanırım çok önem verilmediğinden dolayı yenilen kişi haklarıdır. Kul hakkı yemenin af edilmeyeceği düşünülürse sanırım insanlığın en büyük uğraşı kendi nefisleri ile olacaktır. Özellikle eğitim gibi kutsal bir ocakta dürüst olmak ve hakkaniyetten ayrılmamak en büyük objektiflik olacaktır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Eğitimde Yeni Arayışlar...",
        "poet": "Sedat Demirkaya",
        "poem": "\n\nEğitim konusunda binlerce eğitim kurumu ve milyonlarca uzman kafa yoruyor. \nİdeal bir eğitim nasıl olmalıdır? \nZor soru. \nZor olması çözümsüz olmasından değil, eğitim süreçlerine etki eden faktörlerin çok çeşitli olmasından ve bu faktörlerin sürekli değişmesinden gelmektedir. \n\nÜlkelerin ihtiyaçları farklıdır. \nBu ihtiyaçlar ekonomik, kültürel; ulusal ve yöresel özelliklere göre başkalaşmaktadır. \nToplumun ve iş dünyasının ihtiyaçlarına göre değişkenlik gösterdiği gibi her aşamada bireyin de ilgi ve yeteneklerine göre, istek ve beklentilerine cevap verecek bir arayışlar manzumesi haline bürünmektedir.\nYıllara göre de değişmektedir.\n\nYeni çağın insanı hangi özelliklerle donanmış olmalıdır? \n\nGelişmiş Batı ülkelerinin isteği ve hedefi kalın çizgilerle altı çizilmiş bir “ben”dir. \nBazı toplumlar ise altı kalın çizgilerle çizilmiş bir “biz” yaratmak istediler. Her ikisinin de kendi mantığı içinde kalıcı, tutarlı ve başarılı modeller olduğunu söylemek mümkün. Diğer yandan biraz geniş açıdan bakınca bu yaklaşımlara tümüyle teslim olmak da mümkün değil.\n\nGelişmiş bir“Ben” duygusu ve türlü meziyetlerle donanmış bireyler yetiştiren sistemlerin üstünlükleri ve zayıflıkları vardır elbette.\nTıpkı gelişmiş bir “Biz” duygusu yerleştiren sistemlerin olduğu gibi.\n\nİyi de insan hangi sistemle mutlu ve başarılı olur? \nSistem hangisinde daha az “eğitim zayiatı” verir? \nHatalar daha az yıkıcı olur? \nVe\nBaşarı hangisiyle daha hızlı kovalanır? \n\nKonu futbol olduğunda nasıl en donanımlı “oyuncu”lardan oluşan bir “takım” arayışına gidiyor ve bir uyum, ahenk yakalamaya çalışıyorsak; eğitimde de amaç bireyin ve toplumun başarısını ve mutluluğunu sağlayan dengeli bir sistem olmalıdır. \n\nDüşünsel berraklık, teknik ve moral değerlerin oranlarında dengelerin gözetilmesi başarının da alt yapısını oluşturacaktır. \n\nEğitim programlarının daha insana dönük olması, aynı bireyde hem “ben”, hem de “biz” duygusunu geliştirmesi; bireyin ve bireylerin oluşturduğu toplumun esnekliği, zorluklara karşı dayanıklılığı ve organizmanın sağlığı açısından gereklidir kanaatimce. \n\nNe istediğimizi bilirsek kendimize özgü, kendi ihtiyaçlarımızdan doğan bir sistem kurmak, var olan sistemleri iyileştirmek kolaylaşır. \n\nBen ve biz değerinde esnek bir oran ve denge amaçlandığında, bu konuda mutabakat sağlandığında sıra çağın ve toplumun ihtiyaçlarıyla bireyin beklentilerine uygun seçenekler üreten bir sistemde “dinamik denge”yi kurmaya gelir ki bu zor değildir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitimin içinde Olmak...",
        "poet": "Adnan Deniz",
        "poem": "\n\nÖncelikle eğitimin içinde olabilmek için öğretmenlik mesleğini seven insanların bu işin içinde olması gereklidir. Çünkü eğitim süreci çok meşakkatli ve özveri isteyen bir sistemdir. Öğrencileri kendi evlatları gibi gören ve onların atacağı her adımın ne gibi sonuçlar doğurabileceğini tecrübesiyle anlayabilen ve ona göre öğrencilere yol gösterebilecek eğitimcilerin olması eğitimde en önemli esastır.\n  Günümüzde öğrencilerimizin büyük çoğunluğu, ailelerin ekonomik ve sosyal problemleri yüzünden ailede gerekli görgü ve eğitimi alamamaktadır. Bunun yanı sıra öğrencilerin en çok etkilendikleri ve daha sonra topluma uyum sağlamda büyük problemler oluşturan sorunlarla karşı karşıyadırlar.\n Bu sorunların başında öncelikle denetlenmediği takdirde öğrencileri olumsuz yönde etkileyebilecek televizyon programları gelmektedir. Toplumumuzda mekân olarak ve ekonomik statü olarak insan davranışlarında farklılıklar göstermektedir. Bu aynı zamanda hareketlerin değerlendirilmesi ve ahlaksal bazda da farklılıklar göstermektedir. Eğer bireylere ailede temel değerler verilmediği takdirde kişilerin etkilenme olasılığı daha fazladır. Onun için ailede çocuklarımıza temel doğruları verebilmeli ve toplumun içine girdiği zaman çocuklarımızın ayakta durabilmesini dolayısıyla dejenere olma ihtimalini azaltabilmemiz mümkündür. İnternet kâffeleri ise, bir oyun yeri olmaktan ziyade öğrenci davranışlarını bozan mekânlar haline gelmişlerdir. Öğrenci hala kendi denetimini sağlayamadığı için maalesef eğitim zayiatı olarak önümüze gelmektedir.\n  Aslında eğitimin içinde olabilmek, örnek olabilmektir. Ailede anne baba olarak, sokakta arkadaş, mahallede komşu olarak, okulda öğretmen olarak örnek olabilmektir. Kendimizi düşünmeden önce tertemiz çocuklarımızı düşünebilmek ve geleceğimize hizmet edebilmektir.\n Okulda eğitimin içinde olabilmek öğrenciyi anlayabilmek ve onu doğru yollara kanalize edebilmektir. Öğretebilmenin en önemli şartı öğrencilerin öğretmenlerini sevebilmeleri ve onlara güvenebilmeleridir. Öğrencileri yıldırmak, korkutmak ve zorlayarak eğitmek mümkün değildir. Çünkü hiç kimse sevmediği yerde durmak istemez ve sevmediği insanları dinleyerek öğrenmek istemez. Onun için ders anlatmadan önce eğitimcinin öğrencilere kendisini her yönüyle kabul ettirmesi gerekmektedir. Ondan sonra eğitimcilerin anlattıkları hem kalıcı hale gelir hem de zamanla davranış haline dönüşebilir. \n   Eğitimin içinde olabilmek davranışınla, söylediğin sözle ve kişilerle kurduğun olumlu ilişkilerle olmalıdır. Çünkü söylediklerini uygulamayan bir eğitimcinin öğrencilerine nasıl bir yardımı ve inandırıcılığı olabilir. Bir insanın devamlı doğruluktan söz etmesinden sonra yalan söylemesi gibi bir iştir bu. Bunun inandırıcılığı nasıl olabilir ki söyler misiniz? Eğitimin içinde olabilmek tertemiz yavruların sorumluluklarını alarak üzerimize düşeni lakıyla yerine getirmektir. Üzerimize düşen görevi yerine getirmenin mutluluğunu yaşarken başımız dimdik gezebilmektir. Aynı zamanda üzerimize düşen görevin hesabını verebilecek kadar ruhumuzun ve vicdanımızın rahat olmasıdır.\n  Kendimizi eğitimin içinde görmek istiyorsak üzerimize düşen bütün görevleri her alanda yerine getirebilmeliyiz. O zaman yetiştirdiğimiz insanların vebalini üzerimize almamış ve görevimizi tam olarak yapmış oluruz.\n Ne mutlu ülkemizde eğitimin içerisinde gerçekten var olabilene ve ne mutlu bütün davranışlarıyla eğitime destek verenlere…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitimde seferberlik başlattık",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nHaydi çocuklar okula gidelim,\nEğitimde seferberlik başlattık.\nOkuyup yazarak bayram edelim,\nEğitimde seferberlik başlattık.\n\nOkullarda öğrenci olmalıyız,\nÖğretmenlerden dersler almalıyız.\nKara cahillikten kurtulmalıyız,\nEğitimde seferberlik başlattık.\n\nHaydi tüm çocuklar okullu olsun,\nOnların yüzleri sevinçle dolsun.\nÇocuklar okulda yerini alsın,\nEğitimde seferberlik başlattık.\n\nÇocuklar kimseye muhtaç olmasın,\nOkulda okusun cahil kalmasın.\nSonra saçını başını yolmasın,\nEğitimde seferberlik başlattık.\n\nYusuf okul bizi ısıtır kışın,\nÖnünüzde dağ olsa onu aşın.\nOkumak için okullara koşun,\nEğitimde seferberlik başlattık.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitimin Temeli",
        "poet": "Niğmetullah Uçar",
        "poem": "\n\nMüdür bey’im size anlatayım da\nSiz öğretmenlere iletirsiniz\nKalemle kağıda bir yazayım da\nHepisine tek tek dinletirsiniz\n\nBaşarı yönünden senin okulun\nAntalya içinde geliyor önde\nGayret gösterin ki hep öyle olsun\nTüm bu güzellikler kalmasın dünde\n\nZeki öğrenciyle gelen başarı\nÖnlem alınmazsa gidince biter\nEğitim öğretim elemanları\nİyi yetiştirse ebedi sürer\n\nFazla süslenilmiş sözlere kanmam\nEğitimde temel sevgi olmalı\nSevmeden başarmak olmaz, inanmam\nÖğretmen sınıfta gönül almalı\n\nÖğrenci severse öğretmenini\nCan kulağı ile dersini dinler\nHerkes tam yaparsa ev ödevini\nÇok yakında gelir özlenen günler\n\nSakın kırmayalım bu çocukları\nOnlar ülkemizin geleceğidir\nFarklıdır,başkadır istidatları\nGeliştiren sebep yalnız sevgidir\n\nVatan’ı emanet alan gençliği\nBizler de sizlere emanet ettik\nTam yetiştirin ki bitsin eksiği\nKahraman milletim olsun başı dik\n\nÖğretmen severse saygı öğretir\nAhlak düzelirse gelişir bilim\nEğitimde amaç dersler değildir\nKaliteli insan vermektir ilim\n\nVatan sevgisini aşılayarak\nİnsani duygular geliştirilsin\nFazla emek verip çok çalışarak\nAlt edilmez gençlik yetiştirilsin\n\n                            Niğmetullah UÇAR\n                                 Antalya\n                                       27.11.2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitimsiz İnsan",
        "poet": "Ali Rıza Erdoğan",
        "poem": "\n\nEğitim görmemiş eğitimden uzak insan\nEğitimciyim dedin, derse girdin çıktın\nKulüpte, dernekte sabahladın sınıfta uyudun\nÇocuğu, genci dövdün onunla övündün\nEğitim görmemiş eğitimden uzak insan\n\nEtiket yaptın, hava bastın\nHop oturup, hop kalktın\nÇevreni hiç görmedin, kendini hiç bilmedin\nOldum dedin, olmadın zavallı küçük insan.\n\nTavla, zar, kumar asıl işindi\nİçki, meze, sarhoşluk hep özleyişimdi\nÇalışmak nedir bilmez\nFidan dikmez çiçek yeşertmez küçük insan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitimin Önemi ve Öğretmenin Rolü",
        "poet": "Hanifi Kara",
        "poem": "\n\nEĞİTİMİN ÖNEMİ ve ÖĞRETMENİN ROLÜ\n\nHayvanların dâhi eğitildiği bir asırda insanların eğitimden mahrum kalması düşünülemez. Bunun içindir ki, her millet kendi eğitim sistemini kurmuş, istediği “insan tipi”ni yetiştirme gayreti içindedir.\n\nKendi bünyesine uygun eğitim sistemini kuran milletler yaşamaya, diğerleri ise er ya da geç yıkılmaya veya yok olmaya mahkûmdurlar.\n\nEğitimde esas olan keyfiyettir. Kemiyetin pek kıymeti harbiyesi yoktur. Bakınız bu konuda ünlü Prof. Dr. Mümtaz TURHAL ne söylüyor. “Bugünkü Türkiye’nin asıl derdi, okuma/yazma bilenlerin azlığından değil, münevverlerin iyi yetişmemiş olmasından kaynaklanmaktadır.” diyerek bu gerçeğe işâret etmektedirler. Doğrusuda bu değil midir? \n\nEğitim uzmanları ve ruh bilimcileri insanların zeka yönünden %20’sinin üstün, %60’ının normal, geriye kalan %20’sinin ise geri zekalı olduğunu kabul ederler.\n\nBiz bu yazımızda bu tasnife değişik bir açıdan bakarak yeni bir yorum getirmeye çalışacağız. Şöyle ki:\n\nİnsanların %20’si fıtraten temiz bireylerdir. Kolay kolay suç işlemezler. Öbür %20’si ise suç işlemeye meyyaldir. Suç işlemezlerse rahat edemezler. Geriye kalan %60’lık büyük kitle ise suç işlemeye de, işlememeye de müsâittirler.\n\nEğer biz, iyi bir eğitim/öğretimle insanların ekserisini oluşturan %60’lık kitleyi, fıtraten temiz yaratılmış kişilerin yanına çekersek, %80’lik bir çoğunluk sağlamış oluruz ki, geriye kalan %20’lik menfi grup kendiliğinden etkisiz hâle gelir. Yok eğer yanlış bir eğitim/öğretim sistemi ile, %60’lık kitleyi suç işlemeye müsâit %20’lik azınlığın yanına itersek, halkın %80’i kötü bireylerden oluşur ki o zaman da, cemiyette ne can, ne mal, ne de nâmus güvenliğinden bahsedilebilir.\n\nYine yeri gelmişken mânâsı üzerinde pek durulmayan bir atasözümüzden bahsedeceğim. “Yarım doktor candan, yarım hoca dinden eder.” der.\nBu atasözü ile insanlar için kıymetli olan iki şeye dikkat çekilmektedir. Bunlardan birisi “can”, diğeri ise “din” olduğu anlaşılmaktadır.\n\nO halde canımızı teslim ettiğimiz doktorlarımızın ve mâneviyatımızı teslim ettiğimiz ilâhiyatçılarımızın çok iyi yetiştirilmesi gerekmektedir.\nBu iki sınıfı da yetiştiren öğretmen olduğunu göre en büyük değer eğitimcilere verilmelidir.\n\n'O halde öğretmen kimdir? Öğretmen; doğumdan ölüme kadar hayatı şekillendiren büyük insandır. O Allah’ın insanları yükseltip, alçaltmasında kullandığı bir el, bir dil gibidir. Milletlerin kader programını onlar çizer. Öğretmenin elinde madenler saflaşır, som altına ve pırıl pırıl gümüşe inkılâp eder, yahut da etmelidir.   \n\nÖğretmenin fert üzerindeki tesiri; anne, baba ve cemiyetin tesirinden kat be kat üstündür. İyi bir öğretmen saf ve temiz tohumun ekicisi ve koruyucusudur. Öğrencilerini iyiye, güzele ve doğruya yöneltmek onun en önemli görevlerinden biridir. Zira, okul hayatî bir laboratuar; dersler onun itici gücü, öğretmen ise bu laboratuarın üstadıdır. \n\nOkul, bir öğrenme ve öğretme yeri olduğuna göre; orada hayat ve ötesine ait her şey öğretilmelidir. Aslında hayatın kendisi de bir okuldur. Ancak öğrettiğini çok pahalıya mal eden bir okul...  \nGazeteler, kitaplar hatta radyo ve televizyon belki insana bir şeyler öğretebilir, amma kesinlikle eğitemez. \n\nHer gün ayrı bir sancı ve ıstırapla öğrencisinin gönlüne inen, ders ve davranışlarıyla onun dimağında silinmez renkli çizgiler bırakan öğretmen, yeri asla doldurulmaz bir eğitimcidir. Onun içindir ki, günümüzde bazı bilgiler yayın organları vasıtasıyla kolayca verilebilse de, hiçbir zaman iyi örnekler verilemeyecek ve ilimlerin gayesi öğretilemeyecektir. Bu güzel şeyler, ancak sîması hakikat gamzeden, bakışları alabildiğine derin ve öğrencilerine verebileceği her şeyi gönül süzgecinden geçiren öğretmenler tarafından verilebilir. Zira, öğretmenin elinin girmediği hamurun tadı ve tuzu yoktur.\n\nGönül arzu ederdi ki her eğitimci, Nizâmülmülk’le Alpaslan’ı yan yana görsün. Daha yirmi bir yaşındayken çağlarla oynayan Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleriyle Akşemseddin’i, Zembilli Ali Efendi ile Yavuz Sultan Selim’i birbirinden ayırmasın. Gazalî’nin aydın semasında  Uluğ Bey’i unutmasın. Mevlâna Celâleddini Rumî ile semaâ kalkarken, laboratuara uğrayıp İbn-i Sîna’yı selâmlamayı da ihmal etmesin... '          \n\nİnsan vardır doğar, büyür ve ölür. Yine insan vardır doğar, büyür fakat ölmez. Eserleriyle, hizmetleriyle gönüllerde yaşar. İşte öğretmenin görevi, bu öldüğü halde ölmeyen insanları yetiştirmektir.\n\nÖğretmen her şeyi bilen kimse değil, bildiğini en güzel şekilde öğretendir. Ancak onun diğer meslek mensuplarından daha çok şey bilmesi gerekir. Çünkü o öğreten, diğerleri ise öğrenendir.  “Veren el, alan elden üstündür.”       \n\nNE OLUR ÖĞRETMENİM! \n\nYine senin elinle, gülsün ağlayan millet\nDüne düşman eyleme, bana doğruyu öğret...\n\nNeslini yüceltmek için sancı çeken öğretmenlere binlerce selâm.\n\nHanifi KARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğitmen",
        "poet": "Murat Akbaş",
        "poem": "\n\nUmuda yolculuk yaparlar ve yaptırırlar.\nGözleri parlar ve parlatırlar.\nEn iyiye, en güzele götürürler.\nNe yapsalarda umduğu yerde değiller.\nYılmazlar ve devam ederler...\nÖğretmeye ve hala öğrenmeye...\nBilirlerki kazançları öğrettikleridir...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğlen Hocam Eğlen Bir Sualim Var",
        "poet": "Seyrani",
        "poem": "\n\nEğlen hocam eğlen bir sualim var\nİz'an nedir erkan nedir yol nedir\nSeni bana gayet fazıl dediler\nİçerimde bir yaram var bil nedir\n\nCennetin kapısın Sallallah açar\nŞeriat işini Muhammed seçer\nSeksen bin evliya yurdundan göçer\nOnları bekleten mutlu kul nedir\n\nMuhammed dinidir yaptığım tapı\nBozulmaz Mevla'nın yaptığı yapı\nOn iki bahçede kırk sekiz kapı\nEşiği bekleyen iki kul nedir\n\nKıldan ince derler Sırat'ın yolu\nÖnünde Devletlu ardında Ali\nÜçyüz altmış birdir selvinin dalı\nDalında açılan iki gül nedir\n\nBaşına bağlamış al yeşil çember\nKokuyor ağzında misk ile amber\nSeksen bin evliya yüzbin peygamber\nÖnünde gidiyor iki kul nedir\n\nSeyrani der diyar diyar gezmedim\nKalem alıp kaşın gözün yazmadım\nElim ile bir gemicik düzmedim\nGemi nedir derya nedir yol nedir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğlence",
        "poet": "Nafi Çağlar Hacıömerli",
        "poem": "\n\nBir hece,\nBir hece,\nHasta bekler,\nBir hece…\nBilmece,\nBilmece,\nHasta ister,\nBilmece…\nEğlence,\nEğlence,\nGönlü ister,\nEğlence…\nGönlünce,\nGönlünce,\nŞifa diler,\nGönlünce…\n\n24 Mayıs 2008\nK.Sinan/B.Evler/İst.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğlence",
        "poet": "Nafiz Çağlar Mahmatlı",
        "poem": "\n\nEĞLENCE \n\nTürk hemşirelerine,\nTürk hekimelerine... \n\nBir hece, \nBir hece, \nHasta bekler, \nBir hece…\n\nBilmece, \nBilmece, \nHasta ister, \nBilmece… \n\nEğlence, \nEğlence, \nGönlü ister, \nEğlence… \n\nGönlünce, \nGönlünce, \nŞifa diler, \nGönlünce… \n\nBatur Nafiz Tançağlar \n'Nafi Çağlar Mahmatlı'\n24 Mayıs 2008 \nK.Sinan/B.Evler/İst.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğlence",
        "poet": "Nizamettin Özel",
        "poem": "\n\nBir gençlik tükenir; \n           Kuzeyde, güneyde, batıda, doğuda...\nBarda, pavyonda eğlenir; \n           Aç-açık dahi olsa bile, bir çoğu da...\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ego",
        "poet": "Fatih Günay",
        "poem": "\n\nEgo arındırıcı icat etsinler.\nKendi iksiri kapris olanlar,\nKarşı duvarı ayna sananlar kadar,\nKibir tellalları...... yesinler...! \n\nKasım 01' 07\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğlerim Özümü,...",
        "poet": "Seçil Karagöz",
        "poem": "\n\nİki çeyrek yüzyıl geçti ömrümden; \nDaha çok öğrenmek geçer gönlümden.\nBilirim ne zaman, ne soluk yeter; \nEğlerim özümü, kaçsın gam keder...\n\nÖğrenmenin sonu yoktur, bilirim; \nYaşamak içinse, yerim içerim...\nDüşkülerim beni pek meşgul eder; \nEğlerim özümü, kaçsın gam keder...\n\nÖmrümüzün üçte biri uykuyla\nGeçer; diğer üçte birse, hayhuyla...\nOn beş yirmi yıl da eğitim sürer; \nEğlerim özümü, kaçsın gam keder...\n\nAlın teri ve göz nuru dökerek\nYazarım; bir çıkar gözetmeyerek...\nŞiirle, müzikle içimi döker; \nEğlerim özümü, kaçsın gam keder...\n\nÖverim, arada dostça yererim; \nYanlışlara ağlar, bazen gülerim...\nIstırap yüreği deler de geçer; \nEğlerim özümü, kaçsın gam keder...\n\n19.10.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Eğlenelim Artık",
        "poet": "Münevver Şenol",
        "poem": "\n\nNeşe saçalım bu akşam\n            Neşe dolalım\n            Gamı kederi atıp\n             Huzur bulalım\n             Dertsiz insan yoktur\n             Gariptir hayat\n             Üzüntüyü bırak\n             Eğlenmeye bak\n              Neşelenelim dedik\n              Bak,gene dertlere daldık\n              Nedir bu gam\n              nedir bu tasa\n              Bıktık usandık\n              Neşelenelim dedik\n              Bak,gene aldandık\n              Aslında hayat ne hoştur\n              Gerisi boştur\n              Eğlen  arkadaş\n12  11 2007 Münevver Şenol\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ego",
        "poet": "Güneş Davenport",
        "poem": "\n\nher hedef bir ego eşiğidir bu yolda\nve egosuyla sınanır kişi en başta.\nhoştur, bir sarhoşluktur, başarı\nbir balon misali yükselmişlik duygusu\nve dayanılmaz hafifliğin coşkusu,\nama ola ki fazla kaçarsa havası\nilk darbede boşalır da içi\nyükseklerden yere iner\nsönük, ölgün, acınası.\n\nunutma, ‘aştım’ dediğin anda\negon aşmıştır seni, aşılırsın.\nhele de ‘oldum’ deme hiç,\ninan ne olduğunu şaşırırsın!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğlence Amacıyla Av Yapmış Olman Caniliktir",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nDuygular körleşmişse kimse engelleyemez,\nMerhametin de yoksa canilik terk edilmez…\n\nResul yasaklamıştı avdan hedef yapmayı,\nHayvanı katletmeyi, zevk için avlanmayı…\n\nKatlettiğin domuzlar başka tür için avdı,\nRab’bimiz takdir etmiş ormanlarda yaşardı…\n\nGirdin bin nefret ile ormanı talan ettin,\nHakikat tanımadın büyük günah işlettin…\n\nKatliam spor sayılmaz sen, yuva dağıtırsın,\nİşte soylar tükendi, Rab’den de utanmazsın…\n\nKurduğun tuzakların, bir vahşet göstergesi,\nAldığın malzemeler, lanetin vesilesi…\n\nNe vaşak ne leopar hep iftiraya kurban,\nCehalet hat safhada, taşımalıydılar can…\n\n(2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğlence Amacıyla Yapılan Av Cehalettir",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nVicdansızlar yüzünden tabiat yok edilir,\nMaksat et yemek değil mahlûkat katledilir…\n\nKıpırdayan ne varsa sonu ölüm olacak,\nRab’be inanç hiç yoksa kim neye karışacak…\n\nZevk şehvete karışır Rab, dinlenilmemiştir,\nHakikat mi sen boş ver cehalet emretmiştir…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğreti Kelâm",
        "poet": "Tülay Sustam",
        "poem": "\n\ntüyü yetmemiş bir çocuk\n\nne anlar ağaç budamaktan\n\n.\n.\n\ndul bir kadın / bir kere toprak ana olur\n\nsokak çocuğu / gündüzleri ayak basmaz toprağa\n\nhayat; bir tek sütü çekilmiş kadını emzir(e)   mez...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Egonun Trafiğe İz Düşüm Figürleri",
        "poet": "Aynur Baydar",
        "poem": "\n\n1-Sol şeritten manyak gibi son sürat gelip, milim kala sağ şeride hönk diye çıkın,  dan diye sağa girin. Tercihe bağlı ters yönde de bu figürü uygulayabilirsiniz.\nKazancınız: Sağ şeritte aracını süren  korkudan altına kaçırır, arkanızdan korna basması  siz gittikten sonra olacaktır.Zira  şok dan çıkması zaman alır...\nBaşarı durumunda korkuttuklarınızın beyaz, yeşil, mor suratları sizi biraz eğlendirebilir. Başaramazsanız hatun  yada er kişi niyetine namazınız kılınırken sessiz sakin muhtemelen çok parça olarak musalla da yatıyor olursunuz.\n2- Normal seyrederken DAN diye durun, arkadan gelen araç acı bir fren yapsın ve siz aheste aheste dönmeye başlayın, eh artık sinyalinizi de verin, arkadakine kör müsün dönme sinyali verdim ya diyerek cık cık çekin.\nKazancınız: Sinirini zıplattığınız şöför sakinse, işi varsa ne ala…La havle ile birlikte çekip gidecektir. \nŞanssız gününüzdeyseniz ve şöför iriyse sizde durma gafletinde bulunduysanız… Dönmeyle birlikte vermeye başladığınız  sinyalinizin hayrını size gösterecektir. Bu olaydan sonra döneceğiniz noktadan 1km önce sinyal vermeye başlayarak, şöförlük hayatınıza devam edersiniz. (Şimdiye kadar hep yaptım bişiy olmadı sırıtması mı görüyorum yüzünüzde?  çekirge hikayesini hatırlatırım. o da zıplamış dönmüş, zıplamış dönmüş gününü görmüş)   \n3-Başka bir figürde sağ sinyal verip, sola dönmek, sol sinyal verip sağa dönmektir. (Bu tipler genelde askerliklerini yaparken komutanları sağa dön dediğinde sola, sola dön dediğinde sağa dönüp de sopadan sağını solunu hepten karıştıranlardır)    \nKazancınız:Eğer yüz ifadeniz doğal Kemal Sunal değilse yapmayın affetmezler yok eğer benziyorsanız istediğiniz yerden istediğiniz dönüşü yapabilirsiniz, değil kızmak tebessümle yardım bile alabilirsiniz. İlla da yapacam cin gibide bakacam derseniz, sizin bileceğiniz iş, estetiksiz yakın bir gelecekte rahmetliye benzeyeceğinizi garanti edebilirim.\n4-Sakin bomboş bir anayola çıkan tali yolda pusuya yatın 3-5 saatte bekleyebilirsiniz eninde sonun da  mutlaka bir araba geçecektir. Araç sizi görse de hızını kesmez bekleyeceğinizden emindir. (Bilmez ki normal trafik kuralları artık şehir dışında da uygulanmıyor)      Araç yaklaşmışken aniden fırlayın.\nKazancınız: BEN HEP BEN, KİMSE BENİM ÖNÜME GEÇEMEZ ilkel egonuzu tatmin eder, hayattaki başarısızlıklarınızı unutur, bencilliğinizi biler, görünüş olarak da zaman içinde iri  ve bol tüylü olursunuz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Egoizm Sürecinin Toplumsal Erozyonu",
        "poet": "Adnan Deniz",
        "poem": "\n\nİnsanoğlunu anlayabilene aşk olsun. Hele günümüzde, dostunu ve düşmanını ayırt etmek için ya dedektif tutup araştıracaksın ya da çok iyi sezgilere sahip olup, anlayabileceksin.\n  Güzelde, İnsanı bu denli değişmeye iten sebep nedir? Hani dostluklar, fedakârlıklar vardı? Hani ortak paylaşımlar, karşılıksız sevgiler vardı? Onlara ne oldu da birden insanlar günlük değişmeye durdu? Aslında bilinmeyecek ne var! İnsanların egosu ve kıskançlıkları, başkasının mutsuzluklarından mutlu olmak istemeleri, Menfaatlerini ön plana çıkarmaları insanların durmadan dönmelerine ve karşısındaki dostlarını satmalarına neden olmaktadır. Aslında mutluluğun tanımında yatmaktadır bütün mesele… Devamlı tüketen bir toplum yapısı bütün sosyal hayatı kaplamış durumda. Egoizm, bencillik, hep ben düşüncesi paylaşmanın, yardımlaşmanın yerini almış durumda. Kişi yalnızca kendisini düşünüyor ve toplumda bu yolla elde ettiği kazançlarıyla kendisine sosyal bir itibar elde etmeye çalışıyor.\n   Gençlerimiz, kısa yoldan zengin olmayı hedeflediğinden, bunu elde edebilmek için toplumun bütün değer yargılarını yıkmak suretiyle namus, ahlak, fazilet ve gururunu bu yolla feda ediyor. Tabiî ki bu yolculuğun sonucuda hüsranla bitiyor. Belki çok paraya sahip olabilirsin ama eğer kendi kişiliğinden taviz vermişsen psikolojik buhranlardan kurtulman mümkün değildir.\n    \tAcaba yeni neslin bu denli kötümser bir süreçten geçmesinde toplum önderlerinin, anne ve babaların, okulların, öğretmenlerin, basının, rolü yokmudur? Mesela bir TV ‘de cennete gidip gelen, istediği zaman dünyayı ziyaret edebilen, dünya aşkını yani dünyanın güzelliğini devamlı ortaya koyan bir dizi anlayışından sonra derslerde ahiret İnancını öğrenciye anlatırsan acaba ne denli eğitimden sonuç alabilirsin? Ailede devamlı şiddeti öngören bir aile anlayışından sonra okullarda demokratik anlayışı öğrencilere nasıl verebilirsin? İnsanlarla problemlerini şiddetle çözmeye çalışan bir toplumda hoşgörüyü yeni nesile nasıl vereceksin? Kazanda nasıl kazanırsan kazan, hangi yoldan eline para geçerse geçsin mübahtır anlayışı ile kimden doğruluğu, başkasının hakkını korumayı ve başkasının hakkına saygı göstermeyi bekleyebilirsin? \n  Şimdi ne yapıyoruz biliyor musunuz? kapitalizmin meydana getirdiği kültür erozyonunu yaşıyoruz. Maddenin ön planda olduğu ve maddeyle kişinin kendisini kanıtlamaya çalıştığı bir süreci büyük bir erozyon halinde yaşıyoruz. Kimlik bunalımlarımız kendisini almış gidiyor. Biz kimiz sorusuna o yüzden herkesin cevabı çok farklı. Avrupalı mıyız? Asyalı mıyız? Neleri korumak istiyoruz? Yoksa hepten başkasını taklitmi etmeliyiz? Kendimize göre bir yolumuz yokmu? Neden yok? Tabii, Bu soruların cevabını hiç birimiz bilmiyoruz.\n   Gelecekle ilgili planlarımızı ve yetiştirmek istediğimiz insan tipini önceden belirtmememiz lazım değimli? Eğer bunu hala belirleyememişsek kimden ne bekliyoruz. Basını yönlendiren basın mensupları, televizyoncular, acaba paradan başka şeylerde düşünüyorlar mı? Yaptıkları dizi ve filmlerde ne amaçlıyorlar, ne gibi mesajlar veriyorlar? Acaba gazeteler yayınladıkları haberlerde neleri ön plana niçin çıkarıyorlar? Yalnız amaçları trajmı? Öyleyse neden birazda yeni nesile örnek olacak projeleri ön plana getirip, desteklemiyorlar? Ülkenin geleceği ve gelecek nesillerin yaşam biçimleri acaba egoizme fedamı ediliyor anlamak mümkün değil.\n   Bu ülkede doğru bir şeyler yapıp, geleceğimizin teminatı gençlere güzel yarınlar hazırlamak istiyorsak, onları ilk önce manevi ve kültürel zenginliğimizle donanımlı yetiştirmeliyiz. Bu da ancak bütün kurum ve kuruluşlarla ailelerin ortak hareket etmesinden geçer.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Egoizm Çağı*",
        "poet": "Nuran Aksoy",
        "poem": "\n\n\n\n***Egoizm Çağı\n\nEgoistlik  çağının yüksek  doruğundayız\nFelek  her  döndüğünde  bencillik  çarkındayız\nNutkum  dimağımdadır, ıslatmıyor  pençeyi\nAvâzımın  yankısı, gözden  çekmez  perdeyi\nAnlamayan  yüreğe  Allah bir mühür  vurur! \nCehenneme  sürükler  onda  olduğu  gurur! \nBir  veya  bin  söylersin, söz  geçemez  kepçeyi\nKulağında  ağırlık; duyamaz  hiç  gerçeği\nZamanın  insanları  böyledir  farkındayız\nHeyhat! ki ne zamandır (?)                      harâbe  barkındayız\nFiravûni  nefisler  ünlü  olur  vitrinde\nRafa  kaldırmışlar ahh! Mûsa  tozlar  içinde\nBir  âsâ  lâzım  bize, denizi  yarmak  için\nGelen  Firavûnları  denizde  boğmak  için\nYaptığı  piramitler  hâla  dimdik  ayakta\nKendileri  yıkıldı, görünmeyen  şafakta\nYapıtları  mükemmel, lâkin  kendileri  hiç\nOnlar  da  yıkılacak  ha  piramit  ha  kerpiç\nKendilerini  eğer, inşâ  etseler  idi\nBeden  ölseydi  bile, ruh  kalırdı  ebedi\nFakat  onlar  her  şeyin  ruhunu  öldürdüler\nBeden  kaldı  ortada, şeytanı  güldürdüler\nBoğulurken  Firavûn; ''iman  eyledim'' dedi\nSon  nefesin  îmanı  ona  fayda  vermedi\nÖlümün  zor  dehşeti, zerrelerini  sardı\nO  zaman  geniş  dünya,  onun  başına  dardı\nSamimi  bir  Müslüman  olsaydı  hayatında\nElbet  affedilirdi,  o  da  Allah  katında\nŞeytan  uşağıydı  o, nefsini  Rabb  eyledi\nZira  Yüce  Allah'a, asla  boyun  eymedi\nİnanmadığı  Rabb'den  medet  umdu  ölürken\nDenizin  tâ  içinde, sulara  gömülürken\nYaptıkları  çabalar, hepsi  denize  aktı\nOnların  kötü  izi, tarihe  bir  mıh  çaktı\nHer  şeyin  bir  sonu  var, onlar  da  sona  erdi\nÖlüm  mutlak  yakalar, topluluk  veya  ferdi\nBaşlamıştır  azâba, upuzun  bir  seyahat\nŞeytanı  takip  eden, sonu  böyledir  hayhat! ! ! \n\n\n.........................\n\nNuran Aksoy\nMardin Mayıs/2008\n\n\n***************************************************************************************\nDeğerli Şairden Armağan\n\nLut kavmi bir azdı ki, erkeklere asıldı \nSonunda lanetlendi,herbiri taş kesildi \nNuh kavmi dalga geçti, dağlar mekan diyerek \nKendi oğlunu bile terketti üzülerek. \n\nİbrahim'in bıçağı ikiye böldü taşı \nİsmail'in bir zerre yara almadı başı \nCahile söz anlatmak, deve, hendek hesabı \nAllah(c.c.)            nasip etmemiş, tanımazlar kitabı\n                                                              .\n                                                                            ....Binali Kılıç\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EĞRETİ – haiku 363",
        "poet": "Ahmet Aksoy 2",
        "poem": "\n\neğreti durur\nıssız gökte dolunay -\nbir kuyu başı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğri Su",
        "poet": "İsmet Fettahoğlu",
        "poem": "\n\nEğri aktığına inanmadık hiç suyun\nBulup yatağında bekledik her damlasını...\nEli kulağında bir çağlayan muştusuydu,\nDeli kurağında bir mevsime denk geldi...\n\nİsmet FETTAHOĞLU \n23/03/2015\nrize/ kalkandere \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğribucak İlkokulu",
        "poet": "Necati Tarak",
        "poem": "\n\nÜç yıl önce Valinin huzurunda \nİlk tayinin için kura çekmiştik\nEğribucak köyü bana çıkmıştı\nKırcaoğlu Köyüne çevrilmişti\n\nMesleğe ilk başlama kurasında\nBu olmamalıydı maalesef oldu \nKaderi ilahi bakın ki 3 yıl sonra\nEğribucak ilkokuluna atandım\n\n3 dershaneli büyük bir okuldu\nEn büyük sorun kız öğrencilerin\nOkullara devamını sağlamaktı\nVelileri ikna ile kızlar okullu oldu.\n\nManeviyat çok güçlü olan köydü\nBizler için de dönüm noktası oldu\nSabah namazlarını camide kılardık\nÖğrencileri farklı okullara gönderdik\n\nKöy öğretmenleri ile ilişkiler iyi idi\nMesai harici çeşitli diyoğlok kurulur\nTatilde dahi yeri gelir eğitim yapılır\nAmaç yarınlara öğrenci yetiştirmekti\n\nÜst öğrenime giden çocuklar oldu\nBunlar köyde iftihar vesilesi oldu\nYeni nesillere örnekler sunuldu\nBuradaki çalışmaya, doyamadık\n\nEğitim Enstitüsü sınavına girdik\nGirdiğimiz sınavda başarılı olduk.\nTayin istedik Salmanuşak’lı olduk\n2 yılda unutulmaz hatıralar yazdık\n\nNecati Tarak söyler burda sözünü\nEğitim için verir her daim öğüdünü \nDinleyen olursa bir kaç sözünü\nMutlu olur istikbale diker gözünü\n\n                          08.03.2015\n                      Kahramanmaraş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğri Söz",
        "poet": "Nilay Aksu",
        "poem": "\n\nAcıyı ağırlamak \nBilgelik işi...\nOysa o da mutluluk gibi\nTanrı misafiri...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eh, pes!",
        "poet": "Akın Akça",
        "poem": "\n\nKürkü oyun sanama,\nsıcak tutar orası; \nçalı çırpıda fazla gülme,\nkaranlığadır sonu; \nlaubaliliğe sevk olma.\nİlkbahar değildir\nebedi bir yaz,\nher zamana-güneş güzelse\nde, sevildiğinde o.\nKaranlıkta fazla kalma; \ngözün alışır,\nuçurumdur yolu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eğriyi Ben Yazdım Doğruyu Sen Yaz",
        "poet": "Osman İçer",
        "poem": "\n\nKâğıdı, kalemi elime aldım, \nGeceyi ben yazdım, gündüzü sen yaz. \nRiya’dan, yalandan, kinden usandım, \nEğriyi ben yazdım; doğruyu sen yaz. \n\nKaranlık kapladı bir zaman ardı, \nSevgisiz gönüller bir an sarardı, \nGönlümde sayısız sevdalar vardı; \nFerhat’ı ben yazdım; Şirini sen yaz. \n\nKin, nefret olmasın yeşeren dilde. \nHer daim al güller olsun elinde. \nDiyemedim, neler kaldı dilimde; \nCefayı ben yazdım; sefayı sen yaz \n\nYürek yine yazdı dildeki âhı. \nBekler bülbülün öttüğü sabahı. \nDilimde bazı söz, söyler günahı; \nGünahı ben yazdım; sevabı sen yaz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ehl-i Beyti Sevmek",
        "poet": "Hatice Eğilmez Kaya",
        "poem": "\n\nEHL-İ BEYTİ SEVMEK\n\nAğladı toprak, kırmızıya çaldı. \nKerbela yıkımdı, Kerbela hüzün.\nGünahsız Ehl-i Beyt dikensiz güldü.\nYok mu bir ehl-i din, güle su versin.\n\nDedesi Muhammet, annesi Fatma...\nAli’nin oğludur, eziyet etme.\nÇöllerde yananı ateşe atma.\nYok mu bir ehl-i din, güle su versin.\n\nKervanda küçücük bebekler vardı.\nCümlesi Nebi soyundan gelirdi.\nBir anda etrafı kılıçlar sardı.\nYok mu bir ehl-i din güle su versin.\n\n Silahın gölgesi insaftan uzak… \nSebepsiz kan dökmek mümine yasak.\nSiyaset kurmuştu masuma tuzak.\nYok mu bir ehl-i din, güle su versin.\n\nKur’an insanlığa tevhit öğretti.\nKabil’den öğrenmiş Yezit nefreti.\nİslam birliğini yıktı mahvetti.\nYok mu bir ehl-i din, güle su versin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ehl-i Aşk",
        "poet": "Gökçen Yıldırım",
        "poem": "\n\nSancaktaki al bayrakta asılı sevda dedikleri\nDalgalanışı çırpınan bir Karadeniz sanki\nHiddeti cenup kadar ateşli\nYıldızı nasıl sarmışsa hilali\nkol kanat olmalı yar dedikleri…\nsadakati farz bilip şehadeti öyle dilemeli\naldatmaktansa aldanmayı yeğlemeli\nayırmalı batınla zahiri\nesaslı Leylalar gösterir mutlak hakikati\nmecnunun adı böyle olur aşk ehli.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ehli beyt,",
        "poet": "İsa Özyurt",
        "poem": "\n\nEhli bert Peygamberin aslı demektir,\nCanan Muhammed in nesli demektir,\nFatıma Ali’yle yollar yürüdü,\nHasan la Hüseyin kastı demektir,\n\nOn iki imamlar da, ehli beyt nuru,\nKerbela çölünde, yerler kup kuru,\nBu olan olaylar, Ziyad’ın uru,\nHasan la Hüsey’nin methi demektir.\n\nZulmettiler; Peygamber’in soyuna,\nBakmadılar, eğri duran boyuna,\nKurban gitti, şu Fırat ın suyuna\nİmam Hüseyin’in, nesli demektir.\n\nAlevi, suniyle böldüler bizi,\nBunların hepisi,  peygamber piri,\nBu olan olaylar yezit in kiri,\nYezit in, Aliye kastı demektir.\n\nAli idi, Zülfikar’ı kuşanan,\nHilafet işinden, bıkıp usanan,\nHayber kalesini, kuşatıp alan,\nAli’yi Haydar’ın nesli demektir.\n\nSiyasetti, olayların sebebi,\nBıraktılar, ellerinden edebi,\nPeygamber neslinin, nurlu nesebi,\nPeygamber’e giden, yollar demektir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ehl-i İman ve Ehl-i  Dünyâ",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nEhl-i iman olanın, dünyâda rahatı yok\nEhl-i dünyâ olana, âhirette kolay yok\nBiz kolayı değil de, zor olanı seçeriz\nÇünkü Sırat’tan ancak, böyle kolay geçeriz\n\nEhl-i iman olanın, ihlâs takvası vardır\nEhl-i dünyâ olanın, bir tek dünyâsı vardır\nDünyâ öyle bir şey ki, âhiretin tarlası\nHerkes eliyle yapar(örer) , bir ahiret urbası \n\nEhl-i iman olanlar, iman ile göç eder\nİman ile göç eden, dâr-ı cennet’e gider\nBu dünyâ bir sınavdır, herkes sınavdan geçer\nBu sınavı sonunda, herkes yolunu seçer\n\nEhl-i imanın yeri, hep dâr-ı mükâfattır\nDâr-ı mükâfat ise, bir cennetin yeridir\nEhl-i küffarın yeri, hep dâr-ı mücazattır\nDâr-ı mücazat ise, nârı cahimin yeridir\n\nDâr-ı mükâfat: Mükâfat yurdu, âhiret; cennet.\nDâr-ı mücazat: İşlenen suçlara karşı ceza verilme, ceza çektirilme yeri\nEhl-i dünyâ: Dünyâya bağlı, dünyâ adamı, ahireti düşünmeyen\nEhl-i iman: İnananlar, iman sahipleri, İslâm dinini kabul edenler\nDâr-ı cennet: Cennet diyârı.\nNârı cahim: Cehennem ateşi\nUrba: Elbise, giysi\n\n21 Aralık 2013 - ISPARTA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Egzoz Gazı Zehirli",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nEgzoz gazı zehirli,\nİnsanım lâyık olmuş,\nÜstümüze yönlenir,\nDeğerimiz hiç yokmuş…\n\nAraç çalıştığında,\nDuman nefes edilir,\nHiç mi utanmamışlar? \nHer insan zehirlenir… \n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ehli İmanı Olmayan",
        "poet": "Hülvani Baştuğ",
        "poem": "\n\nŞeryat bağında gezindim durdum\nGül dalında ütüşen bülbüller gördüm\nHakkı aradaım hakikat bağında buldum\nGülü bağda bağbanı gülde gördüm\n\nEhli imanı olmayan sahipsiz gibidir\nİnancı olmayanı hiç olmuş gördüm\nAmentüye iman edenler sahipli gibidir\nEhli kamil olanı hakikata göç olmuş gördüm\n\nRehberi olmayan bilinmeyen adres gibidir\nEhli kitaba uymayanların hiç olmuş gördüm\nDibi görünmeyen dipsiz kuyu gibidir\nSuyu içinde tükenmiş yok olmuş gördüm\n\nYol ehli olmayana yol sorulur mu\nYol bilmezin kendi yolunda kaybolmuş gördüm\nMarifet ehli olmayanda hiç hal görülür mü\nHal ehli olanı marifete göç olmuş gördüm\n\nHülvaniyim kendimi aradım kendimde buldum\nKendinde kaybolmuş nice insanlar gördüm\nBen kimim neyim diye kendime sordum\nCananı canda kendimde canı gördüm\n\n                        Hülvani Baştuğ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ehli Beyt Peygamber sülalesidir",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nEhli Beyt Peygamber sülalesidir,\nEhli Beyte dil uzatmak günahtır.\nEhli Beyt müslümanların hasıdır,\nEhli Beyte dil uzatmak günahtır.\n\nOnlar gönülün sevda yapısıdır,\nSevgi ile yüreğin tapusudur.\nHazreti Ali ilmin kapısıdır,\nEhli Beyte dil uzatmak günahtır.\n\nHasanla Hüseyin bir tanemizdir,\nOnların yeri bizim sinemizdir.\nHazreti Fatma bizim anamızdır,\nEhli Beyte dil uzatmak günahtır.\n\nOnlar dünyada gül kadar zariftir,\nOnların her birisi bir Ariftir.\nHazreti Hasanın soyu Şeriftir,\nEhli Beyte dil uzatmak günahtır.\n\nSöylediği sözler bize öğüttür,\nYaşadığı dönem ayrı boyuttur.\nHazreti Hüseyin soyu Seyittir,\nEhli Beyte dil uzatmak günahtır.\n\nYusuf onlar İslamın gür sesidir,\nOnlar gönlümüzün altın tasıdır.\nOnlar bize Peygamber mirasıdır,\nEhli Beyte dil uzatmak günahtır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ehli Beyt sevgisi vardır özümde",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nPeygamber sülalesini severim,\nEhli Beyt sevgisi vardır özümde.\nOnları anar her yerde överim,\nEhli Beyt sevgisi vardır özümde.\n\nPeygamber onlara vermişti emek,\nÖnemli olan onu benimsemek.\nHazreti Hasan benim canım demek,\nEhli Beyt sevgisi vardır özümde.\n\nYaralı kanadıyla konar kalbim,\nÇöllerde ölümüne yanar kalbim.\nHazreti Hüseyini anar kalbim,\nEhli Beyt sevgisi vardır özümde.\n\nOnların kıymetini herkes bilmez,\nOnlara zulmedenin yüzü gülmez.\nOnları ayırmak elbette olmaz,\nEhli Beyt sevgisi vardır özümde.\n\nYusuf Allah hiç bir konuda evmez,\nSevenler sevdiğini baştan savmaz.\nOnları sevmeyeni Allah sevmez,\nEhli Beyt sevgisi vardır özümde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ehva",
        "poet": "Sefer Kutlu",
        "poem": "\n\nsu olsam gökten yağan damla damla\nkurulsam ak tendeki kara kaşa\noradan süzülsem çiğ tanesi ben\nkurusam bitsem gamzen içindeyken\n\n02.11.2010 - Salı\n09:35 - Bolu\n\nEhva: Nefsin istek ve arzuları. Muhabbetler. Hahişler. Kastetmek. Atmak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ehliyet",
        "poet": "Nuray Şaşihüseyinoğlu",
        "poem": "\n\nBir hamur şerefle, şanla yoğrulmuş\nBir koza, ipliğe çile dedirtmiş.\nBir millet kendine İslâm dedirtmiş....\n\n1992\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ehline",
        "poet": "Yaşar Yaramış",
        "poem": "\n\nEğer bir iş,verilmiyorsa ehline,\nHayretmez,salı verin gitsin engine.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "A-ehli sünnete savaş açanlara!",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nAkıl yürütüyorlar akait alanında\n \"yenilikçi\" soytarı softalar atar durur! \nİbrahim’i din derken din yıkma planında\n Hak din İslam’dır ancak dine din katar durur! \n\nİslamî kılıflara büründürüp sözleri\n Aman dikkatli olun aldatmasın sizleri\n Dışı bizden görünür nifak dolu özleri\n Sırat-ı müstekımin önünde yatar durur! \n\nMezhebi inkar eder İslam’da şu bu derken! \nŞükür ehli ilim var maskeler düşmüş erken\n Yetmiş üç fırka olduk yüce dinimiz bir’ken \nİnsanlar birbirine cahilce çatar durur! \n\nBile, bile yakmışlar ateşini fitilin\n Kalpler nefretle dolmuş sayesinde batılın\nİnsan kaptansız gemi, bir mezhebe katılın! \n Alim sanılan zatlar dinini satar durur! \n\nTashih edeyim derken çukur eşer bu densiz\n Ehli sünnet yoluna mayın döşer bu densiz\n Mikrofonu bulunca söyler şişer bu densiz\n Batılı kusup durur gerçeği yutar durur! \n\nDer Mikdadi akıldır Resulü efendisi\n Hadisleri yok saymış çoktur onun “indi”si\n Zanna dayalı bir din uydurmuştur kendisi\n Ehli sünnet dışında bir yolu tutar durur! \n\nOzan Mikdadi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ecdadım Kim",
        "poet": "Mehmet Kemal Işık",
        "poem": "\n\nEy özünü soyunu unutan nesil\nbenliğin kafiremi esir\nayağını silklele kalk ve diril \niçki sorasında oturan ey sefil\nkendine gel islam olsun sana kefil\nsenin ecdadın cennetlik nesil\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Einstein’ın Kadınları Ve Yüzleşme...",
        "poet": "A. Esra Yalazan",
        "poem": "\n\n6-7 Eylül olaylarını anlatan Güz Sancısı filminin sonundaki hakiki belge fotoğraflarla bile ilgilenmeyen bir seyirci, bitiremediği patlamış mısır kutusunu sallarken bir yandan da mızırdanıp duruyordu: “Bak ne güzel anlatmışlar, biz de anlamış olduk vaktiyle azınlıklara neler yaptıklarını. Ergenekon’u da böyle güzelce kitaplarla, filmlerle anlatırlar inşallah. Valla, yalan yanlış haberlerle canımızı sıkıyorlar, iyice kafamızı karıştırdılar.” \n\nBugünlerde buralarda doğup büyüyen hiç kimse, zekâdan ve sağ duyudan nasibini almamış bu tür yorumları yadırgamıyordur herhalde. Böyle zamanlarda, sabırla derin bir nefes alıp tımarhane hayatına devam etmek lazım. Ben de öyle yaptım zaten ama itiraf etmeliyim ki şöyle konuşmak istedim onunla: “Hanımefendi fevkalade haklısınız. Zaten bu seyrettiklerinizin mahalle çetesi sandığınız Ergenekon zihniyetiyle hiçbir alakası yok. Bu adamların zulmü bambaşka. Biz de bunalmamak için gazeteleri okumuyor, televizyonlara bakmıyoruz. Bu konuda hiç kitap da yazılmadı. Zaten okusak da anlamak istemediğimiz için canımız sıkılıyor. Acele etmeye de lüzum yok. Gayrimüslimlere yapılanları izleyebilmek için bakın ne güzel sabrettik. Ümidinizi kaybetmeyin. Elli yıl sonra sadece Kürt oldukları için öldürülüp kör kuyulara, sokaklara atılan binlerce yoksul, çaresiz insanın, memleketin her köşesinden fışkıran bombaların ve silahların filmi de yapılır belki. Ama sakın endişelenmeyin, muhtemelen bu hadiseleri de ilerde mahallenizin sinemasında acıklı bir aşk hikâyesi eşliğinde seyredersiniz, çok sarsılacağınızı sanmıyorum. Bu arada bana da bu işlerle ilgilenenler anlattı; büyük gazetenin ‘anketör’ yazarı da sizin gibi filmi izleyip çok duygulanmış, mahcup olmuş. ‘25 yıl boyunca bir tek Kürdün kapısına işaret konmadı’ diyor, pek gururlu. Ne dokunaklı bir yaklaşım değil mi? Siz kafa karıştıran haberlere boş verin ama onu mutlaka okuyun, insan ferahlıyor. Hakikatle yüzleşmeye dair inancınız pekişir. Ama tabii ben yine de sizi yanıltmış olmayayım. Bakarsınız cevval Türk dizicileri, o kadar beklemeden nedense suç sayılmayan darbe girişimlerden de dizi yapar yakında. Biz de, evlerimizde yayılarak seyrederiz paşalarımızın gizli günlükleriyle zenginleşen renkli hayatlarını. Tabii o vakte kadar hâlâ bir tankın altında ezilmemiş, sokak ortasında ensemizden kurşunlanmamışsak! ”. \n\nBu sayıklamaları zihnimden geçirirken, bir kez daha Tanrı’ya bize içimizden konuşabilme yeteneğini bahşettiği için şükrettim. Eve dönünce bu gazetede yazan dostlarımdan birini aradım. Arkadaşım, her hafta köşesinde derdini yukarıdan aşağıya doğru ifade edebildiği için nispeten daha sakin ve olgun tabii. Benim bu coğrafyanın lisanını anlamayan şikâyetlerimi dinledikten sonra ümitsiz olmamamız gerektiğine karar verdi, ben de ilerde bu memlekete dair anlatmak istediklerimin listesini yapmaya... \n\nYazının okuduğunuz kısmından sonra niyetim köşenin ve sayfanın içeriğine uygun malum kültür-sanat mevzularına dönmekti. Nitekim öyle yapacağım ama korkarım aradan çekilerek zira giderek yükselen ateşim yüzünden düzgün cümleler kurmakta biraz zorlanıyorum. Hiç yazmamaktansa bu hafta bu köşeyle ilgilenenleri bilimin magazin hayatına teslim etmeyi tercih ettim. \n\nDÂHİLERİN HOYRATLIĞI \n\nGeçen hafta, Einstein’ın birinci dünya savaşı sırasında İngiltere’nin önemli bilim adamlarından Eddigton’la karşılaşmasını, savaşa karşı aldıkları tavrı ve görelilik kuramı üzerine yaptıkları çalışmaları anlatan bir film seyrettim. Fena halde ‘İngiliz’ olan bu filmin sanat yönetimi şahaneydi. Böyle yarı belgesel dönem filmlerinde seyirciyi yakalamak için aşk hikâyelerinin de araya serpiştirilmesi kaçınılmaz, haliyle arada Einstein’ın kadınlarının ‘soylu’ hayal kırıklıklarını da izledim. Zürih’teki karısını ve çocuklarını terk edip Berlin’deki akrabalarının yanına dönen Einstein, kuziniyle aşk yaşamaya başlıyordu. Seyirciye sadece çalışmak istediği vakit kadınlara karşı hoyrat olduğu kibarca sezdirilen tatlı bir ‘delinin’ aslında tam da öyle olmadığını biraz bildiğim için daha sonra hakkında yazılmış en iyi biyografilerden birini okudum. \n\nKitabın yazarı Jürgen Neffe, ödüllü bir akademisyen ve aynı zamanda tecrübeli bir gazeteci. O, dünyayı algılamamızı değiştiren çok özel bir ‘çocuğun’ hayatını, bilim dünyasıyla hiç ilgilenmeyen insanların bile edebiyat hazzı alabileceği biçimde yazmış ve kurgulamış. Belgelere, mektuplara, tanıkların hikâyelerine, röportajlara dayanarak hazırladığı kitabın en ilgi çekici bölümlerinden biri kuşkusuz ‘Einstein’ın Kadınları’. Yoksa siz şu meşhur ‘izafiyet teorisini’ nasıl keşfettiğini mi merak ediyorsunuz? Hayatının o kısmıyla ilgilenenler kitabı okusun. Gerçekten, müthiş bir hayat hikâyesinin arkasında, bilim dünyasının çalkantılarını, atom bombasının yapılışını, dönemin sosyal hayatını sürükleyici bir üslupla, hiç sıkmadan anlatıyor. \n\nAYRILIK ANLAŞMALARI... \n\nDoğrulanmayan gayrimeşru çocuklarını, zengin salon kadınlarıyla ve sekreteriyle yaşadığı gizli ilişkilerini saymazsak görünürde iki kadın olmuş hayatında. Çocuklarının annesi Mileva ve ikinci karısı (kuzini)  Elsa. Anlaşılan, üstüne başına hiç dikkat etmeyen, formüllerin hayalî dünyasında yaşayan bu pasaklı adam, kadınları tavlamayı onlara sahip olmaktan daha çok sevmiş. Hayatta değil mektuplarında şefkatli olabilen, huysuz, eğlenceli, küstah bir bilim adamının yalnız kalmak istemesinin anlaşılmayacak bir yanı yok. Edebiyat, bilim, sanat tarihi onun gibi bencillerle dolu. Henüz karısıyla ayrılmadan birlikte olduğu sevgilisi Elsa’ya şöyle diyor: “Seni uzaktan görse bile sana nasıl solucan gibi davranacaktır. Karıma işten atamadığım bir memur gibi davranıyorum. Yatak odalarımızı ayırdım ve onunla yalnız kalmaktan çekiniyorum.” Aynı durumun on yıl sonra Elsa’nın da başına gelmesi pek şaşırtıcı değil ama kendisine dönmeye çalışan eski karısına anlaşma olarak hazırladığı liste beni bile biraz ürpertti doğrusu: “Bana odada üç öğün yemek çıkarılacak. Evde seninle oturmamı, seninle dışarıya ve yolculuğa çıkmamı istemeyeceksin. Ne benden öpüp koklama bekleyeceksin, ne de bana herhangi bir suçlamada bulunacaksın. Senden rica ettiğim takdirde yatak ve çalışma odamı derhal terk edeceksin, benimle konuşmayı anında keseceksin.” \n\nHiç bu kadar faşizan bir ısrarla ‘seni sevmiyorum’ diyeni duymamıştım doğrusu. İşin tuhafı, çaresizlik içinde bu gaddarlığa bile katlanan, Einstein için bilim kariyerini bırakan, kendisiyle sanat, bilim tutkusunu paylaşabilen Mileva’yı başka bir ayrılık anlaşmasıyla acımasızca terk etmiş. \n\nELSA MI, ILSE Mİ? \n\nBaskıcı ve korumacı annesine benzeyen, dağınık saçlarını kesen, gazetecilerin önüne çıkarken giydiren, “Albert, hayal kurmayı bırak da yemeğini ye, sigara içme” diye onu şefkatle seven ikinci karısı Elsa’dan da şöyle bahsediyor: “Her ne kadar bazen insanın sinirini bozsa da, öyle kafası pek çalışmasa da altın gibi bir kalbi var.” O altın kalpli, kocasının arada başka kadınlara gitmesine anlam veremeyen kadın, ne zaman evliliklerin kastederek başkalarının yanında ‘biz’ dese, onu “kendinden veya bizden konuş ama asla biz deme” diye azarlıyormuş. \n\nEn berbat gerçek, bu kitap yazılmadan birkaç sene evvel çıkmış ortaya. 1918’de henüz evlenmediği Elsa’yı ve kızı Ilse’yi zor bir seçime zorlamış. Ilse, sevgilisine gönderdiği mektupta belli ki acı çekiyor: “Albert’in kendisi karar vermeye hiç yanaşmıyor. Benimle veya annemle evlenmeye hazır. Ona karşı asla herhangi bir tensel arzu hissetmedim. Onda bu durum farklı, kendisini nasıl zor tuttuğunu bana bir seferinde itiraf etti. Yardım edin bana! ” \n\nKuramlarıyla hayatın bilinen bütün kurallarını yıkan, insanlığın dünyayı algısını değiştiren bir adamın, kadınları böyle hor görmesine, aşağılamasına, kontrolden çıkmasına pek şaşırmadım. Öldükten sonra beyninin her kıvrımı titizlikle incelenen bu adam da netice itibarıyla hepimiz gibi bir sıradan bir fani, tuhaf meraklarıyla, günahlarıyla, zehirli hırslarıyla, bastıramadığı tutkulu arzularıyla hiç büyüyemeyen bir erkekti. \n\nBen sadece hazır bünyeler gerçeklerle yüzleşmeye alışmışken, belki arada yüzyılın en önemli adamlarından birisinin hakikatini de bilmek isteyen çıkar diye düşündüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ehli Küfre Duyulsun",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nCumalar cuma olsun,\nMüminler huzur bulsun,\nMüminler kardeştirler,\nEhli küfre duyulsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ejder Savtur ''Evladını Kaybeden Gözü Yaşlı Bir Babaya...''",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nGeldim yaşadım sayarsan şu tatsız tuzsuz yaşa\nNe itirazım oldu ne de isyanım Yüce Allaha haşa \nHem cumartesi hem  pazar bak gözümdeki yaşa\nDerler ne işin var kesmedim umudum sarıldım  taşa...\n\nEvde her yerde nerde olursam ordadır bir yanım\nGerçek o ki topraktadır benim bir damla kanım\nÇoluk çocuğum hele evdeki bir tanem hanım\nİçimizdesin kalbimizdesin oğlum benim biricik Bayramım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eken",
        "poet": "Sümer Küçük",
        "poem": "\n\nKin eken\nNefret biçer\nTohum eken\nÜrün biçer\nSevgi eken\nDostluk biçer\nMutluluk biçer\nAşk biçer...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ek",
        "poet": "Osman Erdoğmuş",
        "poem": "\n\nEK\n\nAğaç ek meyvesinden faydalansın insanlar,\nAdam yetiştir gelecek asırlara ışık tutsunlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekeyim De Eğleneyim Bir Zaman",
        "poet": "Pir Sultan Abdal",
        "poem": "\n\nGurbet elde yad ellerin derdini\nÇekeyim de eğleneyim bir zaman\nYaralı sineme bal ile tuzu\nEkeyim de eğleneyim bir zaman\n\nSılaya gönderdim gönül kuşunu\nSeyredip gidiyor dağlar başını\nAkıttığın gözlerimin yaşını\nDökeyim de eğleneyim bir zaman\n\nAşıp gider var mı bizim illeri\nYel ırgalar zülfündeki telleri\nDostlarımın göreceği yerleri\nGezeyim de eğleneyim bir zaman\n\nPir Sultan Abdal'ım Seyyit Nesimi\nDestan etti şu illerde sesimi\nUğrun uğrun bir kenarda yasını\nTutayım da eğleneyim bir zaman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ek Sayfa",
        "poet": "Behçet Necatigil",
        "poem": "\n\nEvlerden biri onbeş\nAcıydı, hastalıktı.\nYirmi korku, yan....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekici Ve Çoban Gruplar Diretişi 8",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nAslında doğa, kendi karşısındaki insana dönerek; insanlar istediklerini yapıyorlar mı? Yapmıyorlar mı? İradiler mi? Değiller m? gibi bir sorunu hiç ele almaz. Böyle bir sorun doğanın umurunda bile değildir. Doğa, karşısındaki insana özgür mü? Özgür değiller mi? İnsanlar özgür iradelerini kullanıyorlar mı? Kullanmıyorlar mı? Anlamalara karşı doğa bunlara hiç bakmaz.\n\nYani doğa ağılda doğan oğlağa göre ırmak kenarında ot bitmiyordu. Aksine doğumlar, ırmak kenarında biten ota göre ya ayakta kalıyor ya da hayatta kalmıyordular. Doğa sizin açlığınıza hiç bakmıyordu. Bilakis sizin açlığınız doğada olup bitene göre olmakla denk gelmeydi.\n\nElma size göre inkişaf etmiyordu (gelişmiyordu).  Hem yüzde 30 oranında aynı genetik kök üzerinde geliyorduk. Hem de bizim ağız tadımız, sindirim sistemimiz elmaya göre inşa oluyordu. Bu nedenle elmanın tadı tam bize göreydi! \n\nBitkiler olmazsa soluyamayız, koyunlar beslenemez. Ot ile beslenen koyun olmazsa onu yiyen kurt ve insan da olmazdı diye kurgulanan hayat; baştan sona yanılgı ve yanlıştır. Organik hayat ot yiyerek, tavşanla beslenerek, oksijeni soluyarak; bugünkü halimizle yola çıkmamıştı. Tüm perspektif hataları burada ortaya çıkıyordu.\n\nÇobanın kendi istediğini yapıyormuş gibi bir durumla, çobanın koyunu kucağında taşıması çobanın özgür iradesini kullanması gibi görünür. Ne merhametli kişi. İstemese koyunu kucağında taşımazdı diyebilirsiniz.  Sonuçta özgürlük gibi olan taşıma iradeniz de mal mülk sahipliğinin gereği oluşuyla ortaya çıkar. Çünkü çoban El, serveti olan topal koyunundan da vaz geçemez de ondan taşır. \n\nİnsan yarın ki açlığını düşünmekle, koyunu kucağına alıp otlaktan otlağa gezdiremez mi? Hayır. Bu günden bu günkü kavrayıştan sürece bakarsak evet deriz. Ama bugünkü süreç başlangıçta yoktu ki. \n\nErken dönemde insanlar nasıl olsa yarın da acıkacağız deyip; bir önlem olarak veya özgür iradeleriyle ırmakta geçerken telef olan veya ırmağı geçemeyen; Afrika öküzlerinin ırmakta timsahlar yüzünden telef olmalarını hiç gözetmediler.\n\nAfrika antiloplarının karşı kıyıdaki otlaklara geçememeleri nedeniyle insanlar bu antilopları bir şekilde hiç karşı kıyıya geçirmiyorlardı. Bu tarz irade kullanma işi kişisi sahiplikle ortaya çıktı.  Yolda kalmış ve kendisinin olmayan bozuk bir arabayı kimse özgür iradeli acıma ve merhametiyle tamir ettirmiyordu. Üstelik mal mülk sahipliğinin de özgür bir irade olup olmadığı da ayrıca bir tartışılmalıdır.\n\nÖn ittifaklar ürettikleri mal mülk sahipliği yüzünden ayrışmamıştı. Çünkü gelişme henüz bu ayrışmayı ortaya koyar denli olgunlaşmamıştı. El düşüncesi bunu kör kör parmağım gözüne der denli açık açık gözümüze sokuyordu. \n\nEvet, mal mülk sahibi olmak bir güç ve bir takdirde bulunma yetisiydi.  Ama El hiçbir şey üretmemişti. Üretmiş olmakla, kendinin sahibi olduğu hiç bir malı mülkü, yoktu. İşin püf noktası burasıydı. \n\nKişilerin emek sahipliğine bakılmaksızın, kişilerin emek gücü ve emek ürünleri El’in malı mülkü yapılmasıyla El fikri ortaya çıkmıştı. El, bu sahipliğine göre insanları çalıştırıyordu.  Ürünleri de mülk hakkı olmakla kendisinin sayıyordu. Sonra da kendisinin saydığını kişilere keyfi takdirle veriyordu.\n\nEl keyfine göre davranıyor gibi olmakla özgür iradesi var gibidir. Hâlbuki aynı mal mülk sahipliği nedeniyle El de, özgür değildi. Adalet deyip te adaletsiz dağıttığı mülkü mülk olarak vermediklerinden korumak için uykuları kaçıyordu.\n\nBu durum bir aslanın yarın da yiyeyim dediği ceylanı kaçmasın diye ve yağmacılardan korumak için pençe gücü içinde tutmasına çok benzer. Avını pençe gücüyle korumak isteyen aslan, avının başında ayrılamamakla özgür olamaz. Özgür iradeli olamaz. El de, adaletsiz takdirle dağıttığı malını mülkünü;  mal mülk vermediklerinden korumanın kaygısına düşmüştür.\n\nKi başkasının olan emekleri dağıtmaya El’in hakkı bile yoktu. Hakkı olmayanı haksız sahiplendiği ve haksız dağıttığı için El de tam da keyfi huzurla, davranamaz. Buna takdir hakkım var. Takdir ortağım yok dese de El bu gerçeği değiştiremez. Değiştirememek bir yana, bunu bu tür kaygılarla dışa vurur.\n\nEl’in keyfi oluşla köleye mal mülk vermemesi özgür bir iradedir. Aynı şekilde malsız, mülksüz kıldığı insanlarda sömürme yararlanması yapmayacaksa(!) her şey gücü yetenin köleye mal mülk vermemesi ile de özgür iradesini tam kullanmıyor gibi olur. \n\nÇobanın zorunlulukla ve zorunluluklara denk gelmenin uygun kararlarıyla davrandığı anlamasını ortaya koymuştuk. Yani özgür irade diye bir şey yoktu. El’in de zorunlulukla davrandığı açıktır. El çalışmadan keyfine göre bir hayat sürmek istemişti. Bu nedenle kendisi uyduruk bir mal mülk iyesi olmuştu.  Malı mülkü olan mal mülk vermediği kişiler olan karşısındakinin de ihtiyaçlı olmasını biliyordu. Bu nedenle malsız mülksüzler El’in malına mülküne eğilimle El’e tabii olmalıydılar.\n\nİşte zorunlulukların bilincinde olmakla, bu bilince göre hareketler ortaya koyabilen öznellikler; emek değil de, mülk sahibi olmanın iradesini kullanıyordu. Bu da ancak mal mülk sahibi olmakla olasıydı. Mal mülk sahibi olmakta üreten ilişkilerle olasıydı. Üreten ilişki içindeki emek gücü ürünleri kişisi mal mülk sahipliğine dönüştürme süreci de, ancak sosyo toplumsa hareket sonrasında olasıydı.\n\nAslanpençesindeki avı kafese ya da mahpusa tıkarsa, avı pençesinden tutmaktan kurtulacaktı. Avı pençesinde tutmak ta bir irade işiydi Ama akabinde de, tutsak ettiği esiri kaçmaktan alıkoyması ve yağmacılardan koruması da aslanın da kıpırdayamaması olmakla; aslanın özgür iradeli olamamasıydı. Kafes yapma da mahpus yapma da bir üreten ilişki ürünüydü ve bu ilişki üzerinde başka bir iradeydi.\n\nAslan bir iradesi sonunda iradesinin tam olmadığını görmekle kafes yapmak gibi ikinci bir iradede bulunmakla ancak tam özgür oluyordu. Bu kez de bir iradi kararına göre ikinci bir iradi karar almakla  iradesinin tam bir hükmü, olmadığı ortaya çıkıyordu.\n\nAslan üreten ilişki ortaya koymadıkça avı yiyene kadar olmak dışında yarın için avı pençesinde tutmaz. Ve böylesi bir irade kullanıp kullanmama özgür düşüncesine de eğilim etmez. Biliyor ki bunun maliyeti kazancından fazla olacaktır. Zorunluluğu belirdiği anda zorunluluğuna göre davranmakla kesikli sürekli olur.\n\nZıtların dönüşmesi ile kesikli sürekliliğin olduğu yerde zorunluluk belirmesine göre seçme ayıklamayla davranan öznelliklerin zorunluluk karşısında özgür bir iradeleri yoktur. Zorunlulukları irade olarak hele de özgür irade olarak görmek olası değildir.\n\nPekiyi de insan zorunluluklarım olduğu için özgürüm diyemez mi? Ya da zorunluluklarım olduğu için özgür irade kullanıyorum diyemez mi? Diyemez. Çünkü açlık, üşümek, üşümemek, tehditlerden kaçmak şu bu zorunluluk olmakla; irade ve özgür irade değildi de ondan. Bu etki tepki hareketi içinde oluştu. Şu halde zorunluluklarınız olduğu için zorunluluklara uygun acıkıp kaçtığınız için özgür ve özgür iradeli olamıyordunuz. Nesnelce ve enerjik devinimle etki tepki içinde oluyordunuz.  Bunun dışında doğanın böyle bir düşünmesi yoktu. İnsanla böyle bir düşünmeyi ortaya koyabilirdi. Ama onunda vakti gelmemişti.\n\nÖyleyse irade ve özgür irade neydi? Tabii ki bir yanıyla kuruntuydu. Bir yanıyla inşaydı. Zorunluluğun eş deyişle devamlı olmayan kesikli sürekliliğin ve zıtların birbirine dönüşmesi karşısında özgürlük bir kuruntuydu. Ama ancak ve ancak zorunlu olurla üreten ilişkiler üzerine de bir irade ve özgür oluşun; özgürlüğün ve özgür iradenin kullanımıydı. İşte insanın özgürlüğü düşünmesi buradan sonradır.\n\nÜreten ilişkiniz yoksa iradeniz ve irade kullanımınız da yoktu. Bir tavşanın kaçması. Bir tilkinin tavşanı yiyip yiyememesi ne bir özgürlük, ne de bir irade ve özgür irade kullanması değildi. \n\nFakat öznel iradeler üzerinde zorunluluklar var diye çobanın; otlak olması bağlamıyla doğudaki otlağı ya da batıdaki otlağı tercih eden inşacı öznel iradesini de göremez isek eğer; koskocaman geçmişi, tarihi, gelecekte olacakların tahmin ve tasarlarıyla alacağımız önlemleri görememekle kendi becerilerimizi yadsımış oluruz.\n\nTamam da çobanın doğudaki otlağa gitmesindeki neden; doğunun otlak alan olması kadar, batıdaki ayı tehdidinin doğudakinde daha fazla olması nedenle olamaz mıydı? Olurdu hem de vızır vızır olurdu. Şu halde iradeyi zorunlu oluşlardan ayıramayız. Ayıramayız ama zorunlu oluşlar da irade değildi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekelim",
        "poet": "Ayşe Tural",
        "poem": "\n\ngel seninle\nmavi güneşler ekelim\nturuncu sabahlara...\nmorcivertlenirken gün\nsaçlarım yüzünü örtsün\nçocuk bakışlarımı okşarken sen...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekici Ve Çoban Gruplar Diretişi 5",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nÖn ittifaklar, İlahi yapılardı. İlahi yapılar erken dönemin sonuna geldiklerinde El mana düşünmesini taşıyan benci tartışmaların duygu ve hayalleriyle fıkır fıkır kaynıyordu. Kaynayan düşünce som insan bencilliğine hitap eden düşünceydi. Hayata bakınca hayat bencillik üzerineydi ama özellikle de bencil olmak için doğmuş gibiydiler. \n\nHayata baktığımızda, korunması için öküze boynuz, file hortum, aslana pençeyle yırtıcı diş, ceylana çevik bacak; bakteri ve mikroplara organizma bedenine eklemlenme; virüse başka DNA’lar üzerinde kendi formunu inşa ettirme vs. türü yetenekleri verilmiş gibi olmakla da bunların ara boşluklarını dolduran akbaba, çakal, sırtlan türü çürükçüllere; atıkla beslenme yaptıran zincirleri de görürüz.\n\nOrganizmalar bu tür farklı korunma yöntemlerini, olası kılınabildikleri kadarıyla koloni, sürü gibi sosyal oluşun durumları içinde de oluşurlar. İnşa sosyal oluşla kalmaz. Arılar gibi karıncalar gibi maymun gibi Afrika kargasında olduğu gibi alet kullanıcı ve iş bölüşümü içinde olmalarıyla; kimi süreç ilişkileri işini insan gibi olamamakla birlikte, kendi süreçlerini üreten ilişkilere kadar götürebilmektedirler. \n\nBu açıdan baktığımızda canlıların korunmaları ve hayatlarını sürdürmeleri için her bir yaşam; her bir farklı donanım sahipliğidir. Yaşam, hayatları; sosyal ilişki ve olası üreten ilişkileri üzerinde tekrar aynı ortak noktada buluşturmasıyla hayat; sosyal oluş ve üreten ilişki üzerinde organizmalarda ikinci bir ortak özellik olmuş gibidir. \n\nYaşam taşıyan organizmalarla bizim birinci ortak özelliğimiz bencillikti. Hayvanlarla bencillik üzerinde temas kurabildiğimizi unutmayalım. Bir köpeği, açlık bencilliği üzerinde bize karşı duygulu yaparız. Bir aslanı, bir koyunu; benzer kaygı ve heyecanları güden bencillik duyguları üzerindeki yaklaşımlarımızla uysal ve temas edilir yaparız.\n\nİnsan bin bir zorlukla doğada sağlamasını yapan bencilliği üzerinde, önce sosyal yapıları; sonra da üreten ilişkili, ön ittifaklı toplumsal yapılarını inşa etmiştir. Şimdi üreten ilişkili toplum sal yapıları üzerinde yeniden benci düzlemli sahipliklerin peşindeydi. İşte bu bencillik; hayatın bize verdiği ve diğer canlılarla da ortak karakterli olan som bencillik değildi. \n\nBu bencillikte elbet som bencilliğe dönüktü. Ama sosyo toplumsa yapı üzerinde öğrenmiş bir bencillikti. Öğrenmesi kendi dışında; kendi varlığından ve kendi bilincinden bağımsız olmakla, zorunlu ve ilişkin yasaları ancak sosyo-toplumsa güç üzerinde sağlanan öğrenme yeteneğiyle tekil bir bencillik oluyordu. İnsanın sosyo toplumsa ilişkileri olmadığı zaman; insan hayatın, kendisini korunma yaptığı ilk bencil oluş düzeyinin üzerinde koruma yapıyordu. \n\nİşte bunları görmediğimiz zaman yapacağımız durum değerlendirmeleri bizi yanıltır. Üreten ilişkili ittifakı yapı, kişi insan öğrenmesi içine yetenekler ivmesi katmıştı. Hani bu öğrenme kişiye bir koyunu besleyip bakar olmakla; tek başına tohum eker biçer konum içinde olmanın grup tavırlı uğraşları grup eliyle gruplar tekil insanına da kuplaj etmişti (aktarma, yansıma, geçişen etki etmişti). \n\nHani nerdeyse bir kişi bu donanımıyla (mücehhez oluşuyla) mağaraya çekilip Robinson Cruseo gibi kendi başının çaresine bakabilecek bir yetenekti. Sosyo toplum üzerinde böylesi donanım kazanan tekil insan, geldiği gelişmişlik düzeyi içinde bu tarz donanımlarının etkileri içinde; bu tarz som bencil sahiplik düşüncelerini beyninde geçiriyordu. Bu hal bir belirip bir kaybolan anlamlarıyla kişisi fantezi düşünceler, insan beyninin ışık çakımlarıydı. \n\nÖn ittifakı niceleyen süreçler insanı bencilliğe kaptırdı. İnsandaki bencilliği körükledi. Kişide bencil oluşa iştahı açtı. Ve insanı iştahlı tutan gelişmeleri ortaya koydu. Gelişen süreç olanakları bu tarz düşünceleri, insanın eline vermişti. Herkes değilse de süreç içinde kendisini derin düşünmelere kaptıran Claude Bernard’ları, Saint Simon’ları vardı. Bu tarz durum süreç gidişini, insanların ilk başta oldukları temel düzlemle olunan en başa sarıyor gibiyse de, durum; hiç te öyle değildi. \n\nÇünkü başta som bencilliğin yanında, insanın üreten meslek bilir olduğu durumu olan özelliği yoktu. Yani şimdiki bencil oluşa yönelen bencillik; hiç te yalın bencillik gibi davranamayacaktı. Oysa bu som bencilliğe yönelişte insan, bencilce davranır olduğu kadar da; meslek bilir ilişkilerini de hesaba katmak zorundaydı. Yalın bencillik içinde olmayan da sosyo toplum ve sosyo toplumsa öğrenmeydi.\n\nYönelime bencillik, mesleğin gerektirdiği bağıntı ilişkileriyle davranan bir bencillikti. İlk bencilliğe göre ikinci bencil oluştaki köprünün altında sosyo toplum olmak gibi birçok durumlarıyla, birçok su akmıştı. Hedef alınan bencilik artık o som bencillik olamayacak kadar “bilen bir bendi”. \n\nYeni ben düzeyi sosyal ilişkilerle; meslek ilişkili toplumsa bağıntılar yaşamış bir bilinç ve bilen özne olan bendi. İstese de som duruma dönmeyecek kadar meslekleri bilme nedeniyle, meslekler ilişkisi üzerinde kendisini kendisine frenleten bir bencillikti.\n\nMeslekler üzerindeki donanımla kişisi mal mülk sahibi olmanın, kişisel hırs ve kişisel tamahını öne çıkaran El’di. El benci durumdu. Ne getirip, ne götüreceğini hesaplayamıyorlardı. Rüzgâra kapılmak şimdiden heyecan vericiydi. Rüzgârın etkisi her birinde bambaşka bir rüyaydı.\n\nSüreç zamana bağlı böylesi öznel sentez ve parçalanma süreçleri oluşla akıyordu. Sentezi gerektiren süreçler bir süre sonra kazandığı ivmeyle ortamı hayali parçalayan süreçlere dönüyordu. Sentez süreçleri içinde insan, bir kaç mesleki donanım kazanmakla kişi ve kişiler sanki kendi başının çaresine bakarmış gibi olmanın, duygularına ve heveslenme yaptırımlarına kapılıyordular.  Bu tür heveslere kapılma işi genel süreci; kişinin kendisine, sosyo-toplumuna yabancılaşmasına kadar; vardırdı.\n\nKapıldığı düşüncelerini ilk başlarda kimseyle paylaşmasa da \"kendi başının çaresine bakabileceği fikri”, ilahi sentezli ittifakı dağıtacak denliydi. Bu kabilden içlerini kasıp kavuran mal mülk sahibi olma isteği türünden parçalanıcı süreç yansımalarını kişiler, ciddi ciddi kafasında evirip çeviriyordular. \n\nBu tarz kaynayışsa düşünce içinde olduktan epey sonra ön ittifaklı ortaklık; El, mülkü olmakla birçok parçalı bay erki ya da efendi mülkü monark topraklarına ayrılmıştı. Her bir parça toprak, özel El mülk topraklarıydı. Ve eskiye nazire olarak El mülkü; El toprağı diye söylüyorlardı. El toprağı El sahipliydi. \n\nEl sahipli toprağın El paylaşımlı mana anlayışına göre bu sahiplik içinde nasiplen olanla, nasipsiz olanlar yanında bir de nasipten kendisine kısık ve kıt verilenler vardı. Bunu El böyle takdir etmişti nasiple olan efendilerdi. Nasipsiz olanlar da mal mülk sahibine çalışmak zorunda olan kölelerdi. El toprağından yoksun, onlarca malsız mülksüz aciz köleler yine El'in malını, mülkünü oluşuyordu. \n\nDevri sadet (sadet devri-mutluluk çağı) bitmiş; hırs, tamah, kin, gözyaşı, içinde hasedin, fesadın da sürece karıştığı toplumsal tedirginliklerle sarsılan yeniçağlar başlamıştı. İnsanın insana tahakkümü başlamıştı. Tahakküm, adaletli ve adil olmayı söyleyen süreçti. Saltanat ve devletlû olmak başlamıştı. \n\nDevletlû olmak önce El takdirli mal mülkün sahibi olmaktı. Sonra da sahibi olunan maldan mülkten yoksullara muhtaçlara ihsanda bulunmaktı. Bunca nefis karşısında zor işti devletli olmak doğrusu! Devletli olmanın saltanat (sürme) özellikleri sayılıyordu. 1 deniyordu adil ve adaletli olacaksın. 2 İzzet ve ikbal ile devletlû olacaksın. 3 cesur ve güçlü olacaksın. 4 iyi bir çoban gibi tebaayı yönlendireceksin diye türlü türlü vasıflar sayılıp duruyordu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekici Ve Çoban Gruplar Diretişi 6",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nBundan ötürü ön ittifaklı ortaklaşan yapılı alanlar içinde onlarca El toprağı ve her bir El toprağı içinde de onlarca El düşüncesi bağlıları (köleler) oluşmuştu. Böylece kuvveden fiile geçen EL mana anlayışlı düşünce içinde El; somut olarak EL-MÜLK olmuştu. Artık El topraklarına izinsiz girmek olası değildi. Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktı. Hayat takdirli, taksirli, kaderci, acılı, merhametli oluşla da sadakaca hayatla, hayatlar arabesk bir yaşam olacaktı.\n\nOrtaklaşmacı ilahi sistem eskiydi. Ortaklık tanımaz olan özel mülkiyetçi köleci El düşüncesi, yeniydi. Eski ile yeni çatışıyordu. Yeniye taraf olanlar gibi yeniye karşı olanlar da, vardı. Eski direniyor; yeni yol alıyordu. Yeniye karşı olan totem meslekli gruplardan biri de tohum ekiciler dediğimiz tarımcı ya da çiftçi gruplardı.\n\nYenileşme içinde olan (köleci inşa içinde olan) gruplar daha çok çoban gruplardı. Çoban gruplar kendi içinde hızla, daha alt meslek gruplarına ayrılıyordu. Daha çabuk ve daha hızlı nicelim veriyorlardı. Bu demektir ki çoban meslekler hızla düşünce, anlam ve dil üreten meslek grubuydu. \n\nÇobanlık kişi sahipli bencilce olan düşünceye; sürü başındaki yalnızlıklarıyla inzivaya zaman bulan gruplardı. Çobanlığın El düşüncesine ilham olmasına ve El fikirli oluşma düzlemindeki kuvvece olan düşüncesinin taşınmasına çok yatkın bir temsilcilik olma gibi bir yapısı vardı. \n\nBir çevre kendi içinde aynı çevrenin birçok alanlarla yansımasından oluşur. Çobana göre otlu yer, otlu alan olarak; bol koyun, kuzu, eşek sıpa, süt, yoğurt vs. demekle; sürünün otlaması esnasında sırt üzeri uzanılan, kaval çalınan zaman mekân devinmesiyle davranır. \n\nOtlu alan içinde olmakla çoban kişinin öznel dünyası; bol yoğurt, peynir dünyalı; iştah devinmesini oluşan düşünsel geçişlerin duygu ve düşünme devinmeli algı yansımalarıyla geçer. Çobanın zamanı, mekânı, devimleri böylesine akar.\n\nEkicilere göre otlu bir tarla verimi düşürecek; hatta hiç verim olmayacak tarla olmakla hevesi kırar. Ve otlu tarla istenmeyen, durum olmakla değil sırt üstü yatıp kaval çalıp çalmamayı düşünmek; hatta müdahale ve mücadele edilen zaman mekân devimli akış olmanın öznel geçişlerini ortaya koyacaktır. \n\nOtlu alan ekiciler için daha çok çalışma, daha çok yorulma, gözlerde bir bezginlik olmanın dirençleriyle akan kendi süredurumlarını ortaya koyacaktır. Bu çaba ekiciler üzerinde ve ekiciler gözünde emeğin sahiplik değerini kat be kat büyütür. \n\nÇobanlar otlak alan için bir gayret ortaya koymazlarken; ekiciler otlak alanı, otlak olmayan bir başka zaman, mekânın akış ve devinme etkileşmeleri içinde olmanın, biçimlerine dönüştürürler.\n\nOtlu bir tarla ekici grup için verimsizlik yansıması olmakla fakirliktir. Otlu bir alan çoban için semirmiş bir sürü sahipliği olmakla; verimli ve zenginlik sahiplenmesi olan süredurumla akıştır. \n\nGörüyorsunuz ki aynı alan ekici grup için zaman, mekân ve devim oluşuyla ayrı ayrı akmaktadırlar. Otlu alan ekiciler üzerinde sırtında ter çıkaran süreç olmakla;  ekicilerin soluğu omuzlarında alma, olmaktadır. Çobanda ise otluk, ağaçlık alan etkisi; gölgesinde oturulup kaval çalınan zaman mekân akışına dönüşür. \n\nBunlar aynı alanın üst üste binmiş, aynı anda olan zaman ilişkilerini ve aynı alanın üst üste binmiş mekân, devim boyut geçişleridirler. Aynı alan av ve avcı için de; iklimi olaylar için de vs. farklı ve üst üste zaman, mekân, devim akışları olmasının frekans ve boyut geçişleri olacaktır.\n\nOtsuz yer otsuz alan olmakla davranır. Otsuz alan, çiftçiye göre verimli, tahıl alanı olabilecek yer olmakla verimli, etkili süredurum olarak davranır. Otlu yer ekiciler için verimi düşüren, verimsiz tahıl alanı olmakla davranır.\n\nBöyle olunca otlu yer, otsuz yer, verimli alan, verimsiz alan; ekli yer, ekilmemiş yer; inişler, çıkışlar; bataklık, çöl; orman, savana; düz, engebe; açık alan, kapalı alan; kuytu yer, cereyan yapan yer gibi birçok etki alalı zaman mekân devinmeleri olmakla, üst üste zamanlardır. Üst üste zamanlar sizin bağıntı kurma bir ilişkinler ortaya koymanıza bağlıdırlar. \n\nHer alan, bir devim alanı ve zaman alanı, mekân alanı, manyetik alan vs. şekil ile parçalı kesikli sürekli akış olur. Bir orman tehlikelerle dolu zaman mekân olmanın yanı sıra; manzara olan zaman mekân ve duygu oluşla da, sizin ilişkinleriniz içindeki yansıma geçişli frekansları, akıtacaktır. Manzara fazlı frekansın zaman mekân devim ilerlemesi korkunuzdan biraz önde olmakla korkularınız bastırılır.\n\nAynı zaman mekân devimli akışın manzara süreçleri çıplak bir arazi zaman, mekân devinmesi içinde aynı şiddet ve aynı oranda yansımadığı gibi hatta hiç yansıyamaz da. Yansıyamayanın girişme bağıntısı olmaz. Bu nedenle çevrenin kendi içinde, birçok etki düşünce, etki duygu vs. alanları içinde olması demek; sizin de pek çok etki ve farklı düşünce duygu alanının yüklenmesi içinde olmanız demektir.\n\nMeslek grupları da çevrenin içindeki birçok olan üst üste alan, zaman, mekân ve devim özelliklerden olmakla çevre etkili alan oluculardan birileridir. Böyle olmakla o meslekler kişilerine bazı duygu ve düşünceleri diğerine göre daha etkin, daha baskın, daha önce daha belirgin ve daha sürekli yükler. Böylece aynı frekansla olunmayan geçişleri itme, aynı frekansları çekme seçiciliği (seleksiyonu) oluşur.\n\nİşte çoban ve ekici meslekli grupları arası duygu, düşünce ve sahiplikle bir şeye yatkın oluşa yönelim vs. türü hissedici devinmeler oluşur. Oluşmaların farklı zaman, mekâna bağlı faz açılı akışları ile sürecin firen ilişkileri böylesine bir süredurumla, devim ilişkilerine çevirir. \n\nBir süredurumla beliren alan etkisi içindeki kesikli sürekli oluşları, böyle örneklerle ortaya koyan bu örnek düşünceleri ilk kez olmakla benim ortaya koyduğum örnek düşüncelerdir.\n\nBu düşünceler tıpkı anne, eş, sevgili, öğretmen, müşteri, dost, düşman vs. de olan aynı kişinin birçok durumla; durumsal yansımaları vardır deme belirtmesini defalarca belirten örneklemelerde benimdir. . Durumsal yansımalar kişi üzerindeki sosyal olucu girişme giriştirme bağıntısıdırlar. \n\nSiz Özlem'i anne olarak kucaklarken; Özlem’in farklı zaman mekân ve devinmeli yaklaşımını ya da kaçınmasını sizler farklı duygu, düşünce ve sahip olmakla bağıntılarsınız. Anıl da Özlem'i öğretmen olarak saygılayacaktır. Anıl, Özlem'deki anne bağıntısını yansıtamayacaktır. \n\nÖzlem, Anıl’a karşı Anıl’ın anne sahiplenmesine kapalı olacak, seçme ayıklamalar ortaya koyacaktır. Barış Özlem'e eş olarak yaklaşırken, Deniz, Özlem'i müşteri görüp, aynı çevrenin (kişinin) farklı alan etkili \"girişme bağıntısını\" kuracaktırlar. \n\nKişi üzerinde de özellikler geçişli; zaman, mekân bağıntılı; davranışsa bağıntıları vardır. Bunlar da üst üste zaman ve frekans geçişli giriştirmeleri ortaya koyarlar. Bu örneklerim gibi diğer birçokları benim birçok yazı içeriğimle ortaya koyup belirginleştirdiğim, anlam ediş tez kullanımlarımdır. \n\nHerkesin gözü önünde olup biteni ortaya koymak, pek çok kişinin yazı, söz ve davranışlarıyla ortaya koydukları deneyimlerdir. Böylesi fark eder olukla, hiç kimse bir Newton ya da bir Arşimet değildir. Ama herkesin gözü önünde olup ta herkesin fark etmediğini fark edenlerin gerçekliği de vardır. \n\nBunlar fark edilenleri elbet kanunlar haline getirememekle, neyi fark ettiklerini bilememekle bilim adamlarından tümden ayrılırlar. Elde bırakılan taşın herkesin gözü önünde yere düşmesini çekim kanunu olarak Newton’un söylemesi bilim adamlığıdır. Bu kanunlar çerçevesinde çevrenin kendisini organize ediş bağıntılarına, tarihin geçiş ve kırılma süreçlerine bu kabil örnekleri ortaya koyup bilimsel temele oturtucu karınca kararınca olan yazı çalışması gayretleri de, benim söylemlerimdirler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekici Ve Çoban Gruplar Diretişi 18",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nEn önemlisi de göçerlerin ilahi meslekleri bilen bu yetenekleriyle göçtükleri bir alan içindeki ham bir araziyi, bir tarla, bağ, bahçe haline getirip; araç gereçlerini hazırlayabilir olmanın uzmanlık kapasitesi içinde olmalarıydı. Bir kır denen yazıyı, yaban olan savanı; otlak alanı bağ, bahçe, tarla gibi mülk yapabilirlerdi. \n\nİkinci bir en önemli yan da böylesi donanımlı bu kişilerin El adaletine fikren iman bağlılığı içinde inanmış inşacılar olmalarıydı. El tasarruflu özel mülkiyetçi söylem içinde; El söylemli vaatler, hayli albenili söylemlerdi. Bu söylemler içinde ittifakı zenginlik kaynakları üzerindeki bir hesapla çalışmadan takdirle mal mülk sahibi olunacağının telkinleri, vardı. \n\nTelkin edilenlerle kavranır olan şey; El vaatli rızk verme kavramı üzerindeki sahiplik içinde kazanılacak, muktedirlikti. Ön ittifak içinde kovulup göçenler bu muktedirliğin cazibesini kendi üzerine yansıtmanın büyüsüne kapılmış olan kişilerden oluşmaydı. Bu tür manaya iman (ahdi kavil-sözleşme- bağlılık yemini) etmiş kişilerdi. \n\nYani kendi emekleri ile ortaya koyacakları mülkü, bu telkinlerden bekler olmanın kolaycılığı nedenle kolektifin mülkünü El’in mülkü saymaya, çoktan yatkındılar. Eğriyi gözetiyorlardı ki, El terazisine göre doğrultunlardı. \n\nBu eğrilik El adaletiyle mülke temel olsun ki bu temele göre hırsızlıklar, kötülükler cezalandırılma ve caydırıcın, oluşunlardı. Bu iştah açıcılıkla El mülkü saydıkları ön ittifaklı kamusal zenginliğe sorgusuz sualsiz emek güçlerini sunacaklardı.  Yani köle emekleri, mülk ve mülk hakkıydı. Emekler kulluk ödevi ile bu emek ürünleriyle birlikte bu iştahla El’indi. Ve dolaysıyla da El sözcüsü olanlarındı.\n\nMülk, El’indi. El, mülkü olduğu için konuşuyordu. Ve El mülk sahibi olduğu için de sizin sahibiniz olan SAHİPTİ: . O halde El tarafından kendilerine mal-mülk verilen mülk sahipleri de; bu nedenle hem sizin sahibinizdi. Hem de mülk sahipleri El gibi El’in ağzında konuşuyordular.\n\nTelkin olanın hayallerine kapılmakla inanmış olanlar; bu inanıcılarıyla, El sözcülerinin sömürü iğfaline uğramış; yapı süreçleri ortaya çıktı. Geriye bu yapı sürecinin, sözcüler eliyle; salgın bir virüs hareketine dönüşüp, yayılması kalıyordu.\n\nTüm Dünya giderek bu tarz El yapılı virüs salgını içinde kasılıp kavrulmanın; köleci sisteme icazetle olan imparatorluk oluşumlarının elinde olacaktı. Bu yapılar; bağ, bahçe, tarla, avadanlık kılınmış ortak mülkiyetli ölü emeklerin; El takdiri üzerinde sahipleriydiler. \nEl’in nasipçe kıldığı Gılgamış, Dumuzi, Hamurabba, Nemrut, Abraham, Sargon gibi söyletilen El icazetli genel sahiplikler; bu sahipliğin hükmüne bağıt olmanın El mührü olan kişileriyle; bu kişiler El sözcüsü kişilerin mutlak hükmü sayıldı.\n\nİster istemez bu som bencillik üzerine olan çağrıya uyup gelen vaat ve biat içindeki kişiler, öğrendikleri yeteneklerini El mülkü içine sunup; emek gücünü El’in malına mülküne sarf etmekle, El’i zengin edip sömürülecektiler. Sömürülenin kendisi de umut beklentisi içinde vaat kâr olacaktılar.\n\nKâfirler toprak ekip biçen, ekici, tarımcı tahıl üretimi yapan gruplardı. Tohumun üzerini toprakla örtüp; tohumu toprakla gizlemelerinden ötürü bu çiftçi gruba tohumun üzerini örten; örtüp gizleyen anlamına kâfirler denirdi. \n\nİyi de El inançlı imancılar niçin kâfirleri özel bir atıfla anıyordular? \n\nKâfirler El takdirine karşı çıkıp tınmamakla El’in mana gücünün yok sayıp El iradesinin üzerini; tıpkı bir tohumun üzerini örter gibi örtmüş oluyorlardı. Sömürüyü meşrulaşan Ele göre ekici kâfirler; El ittifaklı tevhidi çağrıya katılmamalarıyla; ekiciler El takdiri olan gerçeğin, üzerini örtüyorlardı (kâfir oluyorlardı)!\n\nKâfirler El takdirini görmezden geliyorlardı. Yani kâfirlik en eski totem mesleklerinden biriydi üstelik kâfirler kendi ortak emeklerine sahip çıkıyordu. Kâfirler ortak emeklerini El kaptırmamakla birlikte bunu El’in seçilmiş kullarına verilmesine razı olmayıp, direniyor olmalıydılar. \n\nHâlbuki El’in kendisi ön ittifaklı ilah ortaklaşmalı iradeyi ve kâfirlerin emek güçlerini yok saymasıyla El; kendisinden önceki gerçeğinin üstünü örtmekle; kendisi kâfir oluş aynı olan işini yapıyordu. Tabii ki El müminleri, bu geçmiş süreci bilmediklerinden; ekicilere, ekicilerin sırf El karşıtı olmalarını kâfirlik olmakla söylediler.  Kâfir emekli tarımcıları, kendi sözcük kullanımlarının anlamı îçinde yeriyordular.\n\nEl imanlı anlayışın ilk mücadelesi içinde direnen gruplar, tarımcı olan tohum ekici kâfirlerdi. El, ilahi dönem içindeki tüm mücadelesini mesleği kâfir olan gruba karşı, vermişti. Kutsal metinlerin kâfirleri bu denli aşağılamayla anması bundandı. Bu tarz yergice anma içinde olmaları, bu ilk büyük anı mücadelesi içine yapılan bir göndermeydi aslında. \n\nDaha sonraki eylemli sürecin içinde bir El erki olan monark, kendi çevresindeki diğer El erki olan bay erkleri dediğimiz monarklar üzerine doğru bir egemenlik ihracına başladılar. Diğer El takdirli monark (lugal) egemenler de, istilacı El’in egemenliğini tanımıyorlardı. Bu nedenle istilacılara direniyorlardı. İlah egemenliğini tanımayan El’ler, şimdi de kendi gibi El olanların üzerine kendilerinin El olma ihraçlarının (Tagutluklarının) iradesini tanımayacaktılar.\n\nİşte böylesi süreç aşamaları içinde bir El diğer El’in egemenlik takdirini tanımayıp; onu yok sayıp; onları da kendi El egemenliğinin hükmü altına almak istiyordu.  Bu hareket hem diğer El egemenliğinin üzerini örtücü kâfir bir hareketti. Hem de karşı El ve El yanlıları, tıpkı eski tohum ekip, tohumun üzerini örtüp; tohumu gizleyen meslek erbabı ekici kâfirler gibi ihraççılarına direnmekle egemenliklerini kaptırmak istemeyenler de, birer kâfirlik içinde olmanı, gibiydiler. \n\nO halde istilacı tekelci olan El’e karşı direnç koyan her El hareketi bir kâfir hareketi olmakla, yapılanlar yine bir kâfirlikti. El, oluşa gelen süreci ne kadar kâfirlik olurla görürse görsün; süreç bir tez-anti tez oluşuyla veya sentez ve ayrışma oluruyla doğal yasalar çerçevesinde değişip dönüşerek gelişiyordu.\n\nEgemenlik ihraç eden El ile egemenlik ihracına direnen El, ilk Elden oluşan El’diler. Bu nedenle bir El diğer bir El’e; ilk takdirde bulunan mana El gibi olmayı yani, El gibi olmanın (Tagut olmanın) iddiasında bulunması oluyordu. \n\nYine de buna rağmen El ve El’e iman edenler; kâfirleri ve kâfirlerin El takdirine karşı çıkışlarını dillerine dolamışlardı. Kâfirleri kötülüyorlardı. Kâfirler El takdirini tanımıyor olmalıydılar. Kafirler yılın büyük bölümünü emek zoruyla; yağmurda, yaşta; sıcakta soğukta çalışıp hasat eden insanlardı. Bu nedenle kâfirler emeğine, iradesine sahip çıkanlardı. \n\nElbet çobanlar da yağmurda, yaşta; sıcakta-soğukta oluyorlardı. Çoban sık sık oturup dinlenebiliyordu. Çoban kaval çalacak vakit buluyordu. Yine çoban sakin sakin düşünmeye zaman ayırabiliyordu. Oysa kâfirler çalışmada arta kalan zamanda kendi koşum hayvanını da kendi doyurmak zorundaydı. \n\nKâfir meslek, çift sürdüğü araç gerecin bakım onarımını yapıyordu. Alt süreçlere organize olmuştu. Çoban gibi süreçlere değişmezlik gözüyle yalın bakmıyordu. Tarlayı sürüyordu. Tohum ekiyordu. Tohumun üzerini itina ile örtüyordu. Tarlayı suluyordu. \n\nTarladaki yabani otları ayıklıyordu. Ürünü hasat ediyordu. Hasadı eve taşıyor.  Ürünü değirmende ya da taşla öğütüyordu. Bunların her biri her bir ayrı süreçler olmasına rağmen tohum gizleyici kâfirler üzerinde bitişik süreçler olmakla yorucu ve uzun erimli süreçlerdi. Karşı gelme dirençleri de bu nedence, adaletleydi.\n\nTarihin bilinci unutmaz olmakla; kesikli sürekli seçme ayıklamalarıyla; değişme, dönüşme, birikme üzerinedir. Bilmezi olan; unutan; unutturulan insan bilinciydi. Toplumun hafızası da tarihi hafıza olmakla kesikli sürekli unutmayan hafızadır.\n\n10.05.2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekim",
        "poet": "Barbaros Mustafa Güner",
        "poem": "\n\nAylardan Ekim, dışarda kar ve kömür kokusu birbirine karışmış sızdı penceremden içeri.\nAylardan ekim, zamanı gelmiş ekiyorum ayrılıkları birbiri üstüne.\nAylardan Ekim veda havası olsa gerek sert ve soğuk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekim",
        "poet": "Dursun Tombul",
        "poem": "\n\nAylardan Ekim; \nDonup kaldı nefeslerim.\nGünışığı bile yabancı bana.\nTestere dişlerini gösterip\nSırıtıp duruyor yalnızlık\nKarşımda.\n\nAylardan Ekim; \nTerkedip gittiğin mevsim.\nZaman silindiri acımasızca ezip geçer,\nAnılarımızı yiyip bitiriyor\nUpuzun geceler.\n\nAylardan Ekim; \nSeni bir daha görebilecekmiyim.\nUnutamamak, \nHüsranmış kaderim.\n\nAylardan Ekim; \nBen..\nKendimde değilim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekim",
        "poet": "İdris Çetin",
        "poem": "\n\nTabiatın ölüp, ruhların saflaştığı,\nAğaçların yapraklarını döküp,\nGövdelerinin kökleştiği; \nKırılma noktasını oluşturan,\nİinceldiği yerden,\nBir yarısı hayata elvada derken,\nDiğer yarısının ümitle doğduğu Ekim…\n\nHayat umutlarla coşsun diye,\nKalpler onunla yeşersin diye,\nKendisine serpilen tohumları,\nAyrım yapmadan kabul eden Ekim…\n\nDağlara, taşlara bakıyorum sapsarı,\nYollara bakıyorum, uzun ve ince\nİnsanlığa bakıyorum, yanık ve mahzun,\nÜmitlerin sessizce çilerdiği Ekim…\n\nOt, çöp meşe ve diğerleri sapsarı,\nÜzerine bassam, kemikleri çatırdıyor.\nKuru çekirdeklerde, diri ruhlar görüyorum,\nRabbimin ölüyü ve diriyi sakladığı Ekim…\n\nDüşünmek ve tabiatı anlamak,\nRabbimin bana tanıdığı en büyük hikmet,\nTarlalarda topraktan yeni çıkmış,\nÇil çil düşüncelerin, \nTezeklerde yeşerdiği Ekim…\n\nToprak ölü, içindekilerse canlı; \nToprağa bakan gözler ölü,\nİçindekileri gören duygular canlı,\nTefekkürlerin kök saldığı Ekim…\n\nFakirin ekmeği, çaresizin umudu,\nSevginin kaynağı, tohumun açılan kapısı,\nYağmurun habercisi, hayatın müjdecisi,\nÖlümün sessizliği, doğumun sancısı Ekim…\n\nTefekkür dünyasının ulaşılmaz doruğuna\nYolculuk yapıyorum, ekimin derinliklerinde.\nHayatın güzelliklerini ve sırlarını görüyorum,\nYaşamın gizemlerini bize sunan Ekim…\n\nGöçmen kuşları, barış elçiliği yapar,\nKaranlıkları arkada bırakarak,\nOkyonuslara, hak ve adaleti taşır,\nSevgi ve kardeşliği bulutlara yayar,\nKin ve nefretin yok olduğu Ekim…\n\n                                2008 / Sazlıdere\n                                Akdağmadeni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekim",
        "poet": "Mustafa Yılmaz 11",
        "poem": "\n\nHaydi kalk gidelim eylülden sevgili \nEkim de dalından kopan yaprak daha çok \nVe renkleri daha da sarı biz gibi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekim",
        "poet": "Toprak Çınar",
        "poem": "\n\nGünlerden yine bir ekim günü\nYine yaslamışım başımı gökyüzüne kadar\nDalga geçmişim dünya ile\nHiç de umrumda olmaz inan\nTırnağımın ucu kadar..\n\nYine bir ekim\nEkim günü\nÖzgürlüğümüz\nBizim  kana bulanmış \nKıpkırmızı özgürlüğümüz\nYine ben\nEn yükseklere çıkmışım,\nBakmışım yükseklerden\nBakmışım ta derinlerinlerine denizlerin\nYine umrumda olmamış denizin dibindeki çöpler\n\nKoşmuşum\nTaa sonsuza kadar\nVurmuşum kafamı ağaçların dallarına\nBirisi belki çınar\nBelki\nBelki\nBelki de çınar\n\nUlan ne kahpeymiş bu ekim\nHep mi sonu gelir..\n\n                                                                                (2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekim",
        "poet": "Hakkı Kaya",
        "poem": "\n\nYıllar yılı heyecanımı\nEkim e yetişebilmenin\nÇekim kuvvetiyle beslerim\nSevincim yaşama ümidim\n\nYıldönümüm ne mutlu bana\nHissettim hissesi hislerim\nGeçmişimi geleceğime \nPay ederim düşlediğimi\n\nEkim'de ekerim bahçeme\nVerimidir yenilenişim\nYeşerir göğsümde gururum\nUfkumun baharısın Ekim\n\nHakkı KAYA\nDoğum günüme...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekim Akşamı",
        "poet": "Cemalettin Günlüoğlu",
        "poem": "\n\nekim akşamı\n\nBir ekim akşamıydı\nŞakamıydı bilmiyorum\nTerkedilmiştim\nOysa ben seni gülüm\nNe çok sevmiştim\nSeni bir yar değil\nRabbimden sonra Allah bilmiştim\n\nAnlamadım ne olduda böyle olduk biz\nAraya kimler girdide bitti sevgimiz\nHer zorluğun önünde duracaktık biz\nSenle mutlu bir yuva kuracaktık biz\n\nO terk edilişin anlamı neydi\nGarip cemo bu dünyada tek seni sevdi\nSevmiyorum desen yine severdim\nBelki bir gün seversin diye, beklerdim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekim Ayazı",
        "poet": "Sezai Güler",
        "poem": "\n\nAç gözlerini, bak ekim gelmiş\nİmrenmiş kalplerimizin kışına\nSabahımıza aşk ayazı serpmiş...\n\nS.Güler-1.10.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekim Ayında Kargalar!",
        "poet": "Ali Koç Elegeçmez",
        "poem": "\n\nNereden gelir \nekim ayının bu sihirli havası,\n……………………….bilmem! \n\nİçime bir kasvet çökelir \nyaşamak bu kadar güzelken\n\nÇığlık çığlığa kargalar geçer\nbaşımın üstünden \nyapraklar yere düşerken\n\nEkim ayında mıdır \nkargaların düğünü\n\nHer biri,\ncirit atar gibi neşeli\ntenefüse çıkmış öğrenciler kadar şen\n\nGörmediğim,\nbilmediğim bir tat mı vardır yükseklerde,\nçözemem \n\nGönlümde eski rüzgarlar eser\nyerde üşürken ten\n\nEkim ayını,\nkargalarla birlikte mi teneffüs etsem! \n……..***…........\n25.10.2008.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekim Daglari",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nUcurtma güzlerinden cakmak tasi yamaclarina bagir seren efkari \nTutunca sökülmüs izlerden yazi yaban kuzgun kesifligi kadar sessiz\nTurnalardan düsmüs tüyler olmali  cirpinan Ekim daglarinda düpedüz\nBuruk\nDokunakli\nIcten ice yaralanip sizlayan yemisleriyle mayhos\nYalniz agaclarin aliiclarini kendi haline irgat koyup \nZemberegi corak bir saatin kösteginde akrep sancisi\nBakracta  susuzlugun sesi\nKozada  palamut silkeleyip gazelhanlayan yapraksiz takvim\nIklim sanki kimsesiz bag bozanlarda güz gibi…\n\nSeyfi Karaca……………Ekim / 14\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekim Düşünceleri",
        "poet": "Yalçın Ülker",
        "poem": "\n\nGecenin esmer boynuna yalınkılıç savrulan\nGünün ilk ışıkları ve kanın rengi erguvan\nÇalar saatlerin saatçideki sesi değil bu\nSen işçi sen memur sen öğrenci uyanan\nMavi göğe adanmış bir melodi değil hiç\nMaddeciliğin çanlarıdır çalınan\n\nÖlüm yellerinin estiği mevsimin giyotin sabahında\nAralanır modern şato kapıları ve ardından\nTiz sesli şeffaf bir borazan gibi uzanır göğe\nZor zahmet alıp verdiğimiz her nefes\nMekanik bir çığlığa dönüşür sonra her ses\nİçindeyiz işte bildik kavgaların içinde\n\nVanası açılmış bir itfaiye hortumu gibi şişer\nBir yangın yeri telaşıyla ardımızdan caddeler\nOtobüs,teslim alınmış kalabalıklar biniti\nDireksiyon,kiminin ellerinde kelepçe\nBekleyenler var insafsız alacaklılar gibi\nFabrikalar işhanları daireler birde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekim Hirgi",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nBakma sen öyle mektupmus postaymis pulmus yahut zarf\nBakma sen öyle inismis yokusmus\nEmanet  meyli merami zapta gecmis veya gecmemis\nSen …\nEsen rüzgarin kimden ne duyup kime ne söyledigi\nHayal kuran hatir soran ahbap yarenlige bak\nKatar katar turnalarin üstüne vebal yazan verilmis huzurun\nHerseyin renginden ve herkesin fisiltisindan bir tutam yüklem tasiyan öznenin\nGit bak ask vurgunu,\nDivane yorgunu,\nEkim hirgidir yanmis güle sönmüs küle yikinmis yola\nKiyidan köseden bir yigin toprak ve soguk duvarlar sürgünü caddeler \nEkim olup eglen gez de sen …\nIklim perdesinde güz toplayan hazan hasadi midir…? \n Keyfe keder düsüren \n..düsler kirigi perisanlara bak..! \n\nSeyfi Karaca…………Ekim / 16\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekim'de bulut",
        "poet": "Suat Oktay",
        "poem": "\n\nbulut uyandı aktı gökyüzüne,\nsavurdu Ekim'in nefesi kutuplardan ufuklara\nyağsa efil efil sonbahar yağmuru\nsolmadan yaprakları ıslasa gevremiş dalları fidanların\ndoysun gökyüzü buluta Kasım ve Aralık'ta\nsavursun rüzgar poyrazı getirsin\npoyraz kara çevirsin aklansın yeryüzü, \ngebersin tüm kötülüğün tohumları, kavrulsun ayazda\n\nsonra bir daha karlansın Ocak, Şubat...\nMart'a kalmadan kediler coşsun Nisan'a koşarken\nyağmurlar başlasın baharla, Mayıs'a ermeden zaman\ngüneyden göçen kuşlar süzülsün \nHaziran'ı sarsın kanatları, \nderken Temmuz, Ağustos, Eylül ve EKİM...\n\n13 Ocak 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekim Rüzgarı",
        "poet": "Canan Yönter",
        "poem": "\n\nEkim diyordun sevgili,\nİşte geldi ekim..\nBahçede söğüt ağacı\nhırçın,hoyrat bir rüzgarda\neğiyor narin kırılgan dallarını..\nGüneşi bekleyen menekşeler\nHüzünle bükmüş boyunlarını \nYağmur,nicedir beklediği sevgilye kavuşmanın  özlemiyle\nyağıyor..yağıyor üstlerine\nBin yıllık  hasreti,kederi silmek istercesine\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekim Geldi Geçiyor",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nhava serin kapalı\nekim geldi geçiyor\ndağlar pamuk tepeli\nekim geldi geçiyor\n\n'hadi gari'güzelim\nçarşı pazar gezelim\nağaç dökmüş gazelim\nekim geldi geçiyor\n\nçarşı insan almazdı\nbura deli gelmezdi\nhani birşey olmazdı\nekim geldi geçiyor\n\nçığa döndü felaket\nortalıkta ziyaret\nkayboluyor ticaret\nekim geldi geçiyor\n\nozan efe şaşırdı\nbeyler çayı taşırdı\nkimler takke düşürdü\nekim geldi geçiyor\n\n261008 denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekim sabahında",
        "poet": "Fehmi Küçüközdemir",
        "poem": "\n\nSesimin erdiğine eremezken\ndüşüncelerimin menzilini sorgular buldum kendimi \nbu sabah,serince bir ekim sabahında.\n'Mesafeni koru' dedi egom 'en azından'\n've ses o kadar da hızlı değil' diye avuttu beni.\nKolayca ikna edebildiğinden beni sevdiklerim,\nseslendirmediklerimi biriktirmekle  yetinirim.\nHer birikim günü gelince kullanılır diye katıldım\nkendimi avutan bana bu sabah,\nserince bir ekim sabahında.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekim rüzgarları.",
        "poet": "Sabri Ceyhan",
        "poem": "\n\nAzı da bir çoğu da bir,\nBıçak gibi keser hüzün yüreği,\nKanarsın. \n\nNe yaz ne kış,\nSert eser Ekim rüzgarları,\nAldanırsın.\n\nGidenin biri de bir bini de bir\nAlır götürür yüreğinden\nKalakalırsın.\n\nSüpürür yazdan kalanları,\nAlır gider Ekim rüzgarları.\nIssızlaşırsın…/Sabri CEYHAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekim Rüzgarları",
        "poet": "Gönül Özdemir",
        "poem": "\n\nEkim Rüzgarları\n\nSavurdum gitti hüzünleri ekim rüzgarlarıyla\nMutluluklara açtım gönül kapımı ağlamak yok bir daha\nŞimdi güleceğim ardımda bıraktığım göz yaşlarıma\n\nHaydi ekim rüzgarları ortak ol mutluluğumuza\nAl önüne götür bizi ben sessiz çığlıkların kadınını\nBirde türkü yüreklimi at dağlarım yamacına\n\nBesteler yapar türküler yakar\nBahar yağmurlarıyla yağarız buralara\nTercüman oluruz bütün seven kara sevdalılara...\n\n17.10.2003   Gönül Özdemir-    bergkamen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekim Sabahları",
        "poet": "Ayşegül Yaşar",
        "poem": "\n\nBu sabah apayrı! \nGündüz bulanık, gece soluksuz…\nUfukta dönüp duran kuşlar var.\n\nBu sabah bir başlangıcın ya da sonların yıldönümü,\nBir sabah iklimime girişinin doğum günü…\nVarlığımı yok etmiş olmanın,\nRuhumu eritmiş olmanın kutlaması sanki.\n\nBu ekim sabahı sızınla uyanmak,\nBu ekimde de aşkınla yoğrulmak,\nKatıksız beklentilere umut bağlamak,\nKoyu griliklere açık tonlarda haykırmak…\n\nNe yapsam bilmem ki! \nEkim bir yaşam tarzı gibi gireli rüyalarıma,\nEkim bir tutku gibi, böleli uykularımı,\nVe ekim öyle bir sancı ki; \nTek kelimenle kanayan yaralarıma dokunan…\n\nBu sabah güneşte doğdu,\nBu sabah biraz soğukta bak,\nBu sabah çayım da demli,\nBu sabah bir senden uzak…\n\nYıldönümünde ikimize ait dünyanın,\nDönsen de, tekrar hayat bulsa hayallerimiz.\nCanlansa beyin ölümü gerçekleşmiş mutluluklarım.\n\nAh ekim sabahları,\nBiraz kırık, biraz buruk ve hep yalnız artık…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekim Tuhaf Bir Ay Arkadaş",
        "poet": "Adnan Yeşiltaş",
        "poem": "\n\nBir bakmışsın kanlı bıçaklı\n\nBir bakmışsın edepsizce seviyor\nBizim Necati'ye benziyor...\n\nEkim tuhaf bir ay arkadaş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekim Vurgunu",
        "poet": "İlker Murat Çinitaş",
        "poem": "\n\nElim varsa keşke yazsam bir mısra\nKabuk tutmadı ki havkırdı yara\nPerde çekme ile sönmez bu çıra\nBu sabah renklerin her tonu kara\nBugün On Ekim bugün An/kara.\n\nYaktılar barışı attılar nara\nSemaha durmuştuk biz sıra sıra\nSaatler On iken dönüştük Nura\nBu sabah renklerin her tonu kara\nBugün On ekim bugün An/kara.\n\nNasıl bir kalleşlik sezmedik bunu\nAydınlık Barış’a yakmıştık mumu\nMeydanların kanlı,hava bulutlu\nAnkara’da karardı bir günün sonu\nAdını koyduk biz Ekim Vurgunu.\n\n.imcinitas10102015.tuzluçayır.mamak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekim Yağmurları",
        "poet": "Muhammed Fakirullah",
        "poem": "\n\nAynı gök kubbe altında,\nTaneli ekim yağmurları..\nHuzurun sen hali tadında,\nCemalin, gönül camım buhuları.\n\nKainat, hissesin düşürene muteber,\nSerpildikçe ekim yağmurları.\nBana, bende bir sen düşer..\nZerdeçalın başına güneşten sarı.\n\nYağmur nazenin yağmur ekim,\nDöndü kelimeler safran kanına\nBüyüttüğün içimdeki bu kim\nBir katrede düştü canı canıma. \n\n03 Ekim 2014 / Kayseri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekim Yağmurları",
        "poet": "Burcu Tezel",
        "poem": "\n\nBöyle mi sever insanı insan?\nBöyle mi coşar i....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekim Üşümeleri",
        "poet": "Zeynep Yağmur",
        "poem": "\n\nSalına salına kuruldu makamına sonbahar\nMevsim; yağmur zamanlarına gebe\nEkim üşümelerine inat,\nSımsıkı sarılacak ay'ına Kasımpatılar..\n\n09/10/2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekim Yağmurları",
        "poet": "Gülşen Şenderin",
        "poem": "\n\nEkim yağmurları bolluk bereket\nÇiftçinin umudu, tarla  işleri\nEmeğe yatırım, geçime nimet.\nToprak kokusunda ürün düşleri.\n\nYeni evli bir çift, nasıl da mutlu\nBaşarı peşinde, azimli kutlu\nYaşamın acısı henüz bulutlu\n Umut çatısında ürün düşleri.\n\nEsmer delikanlı,yırtık  pabucu \nDavardan  karşılar her ihtiyacı\nTahsili unutmuş, sopası gücü\nMevsim yapısında ürün düşleri.\n\nBir yaşlı ninenin odun sırtında\nOcağı tütecek, yine evinde\nTarhana çorbası mis mis deminde\nUmut  kapısında ürün düşleri.\n\nEy divane  gönlüm sen yine bağır\nSeni duyan varsa halini duyur\nParanın peşinde harcandı ömür\nGülşen  yakışında ürün düşleri.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekim..Şaşırma..!",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\nEkim...\nŞaşırdı..! \nKasım'a değil\n Aralığa yakın geldi...\n Isınmamız için,\n Giydiklerimiz bile yetmedi...\n Dereceler; \n 30'lardan 9'lara düştü...\n Ekim; \n Sen güzsün...\n Dostun Kasım'ı unutma...\n Sakın şaşırma..! \n Doğrudan kışa karışma.\n\n Fikret Turhan-Yalova,\n 04.10.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekimleri Sildim Takvimlerden",
        "poet": "Nursen Ateş",
        "poem": "\n\nkuş sesleriyle,\nuyandım her  sabah,\nyeşilin binbir tonun da,\nyıkandı gözlerim.\nçoşan derelerin sesinde,\narıttım yüreğimi...\nbembeyaz köpükler de,\nyıkadım geçmişinden...\nbinlerce ışık yumağına dönüştü,\nher su zerresi,\nyolumu aydınlattı.\ntakvimlerden ekimleri silip,\nışık  ışık,\ntertemiz,\nbir dünya kurdum \nbaşlangıcı,\nsonu olmayan,\nve\niçinde,\nsadece\nben...\n\nTrabzon  Sumela   10.06.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekin 2 Harman Süpürgesi",
        "poet": "İbrahim Çelikli",
        "poem": "\n\nkarın kalkmasıyla kadınlar \nhaşhaş tarlalarından \nafıyon seyreltmeye\nbıçakla kazıp, \ndoldururlardı \nöneceklerine\nkaravuk, güneyik,\ntuza banarak\nya da yufka arasında yemlik,\nkızılbacak, ilabada borana,\nıspanak böreklik\nya da börtdürüp\n\tsarımsaklı yoğurtla\n\nharman süpürgesi \nnadas tarlalarından\npeygamber süpürgesini \nyol boylarından\ndüğmeli çayotu Kırınbaşından\nsolmazayşe  Kocadağdan,\nKayasekiden kekik,\nŞamkerten, Yapraklıseki\n çiğdemlik\n\nçekme, çekilip topraktan güneşte bekletilir,\nkendini çeken südü, ağızda biriktirilir\nal sana çekme sakızı çiğnenir de çiğnenir\nne çürür, ne erir\nvarsa şişirilip patlatılmaz\nzaten sakız patlatmak büyük ayıp bilinir,\n\nderken tarlalara yayılmış harman süpürgesi\ngüç-bela dallarını eğşemeden köklenir\nhafif tepserdikten sonra\nyere ziplenmiş kertikli süpüke sapına\netağacında tokmakla süpürgenin kökü ezilir\niki kök birbirine sarmalanır\ntokmaklanır-sıkıştırılır bağlanır\ntaş altına bastırılır\nkurutulur,\nıslatılır\niki sapından tutulur\nkullanılır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekin idik",
        "poet": "Muhlis Şutanrıkulu",
        "poem": "\n\nekinidik olduk harman\nyelde sevurdunuz bizi\notuz yedi can idik\nsivas ellerinde\nateş yakıp kavurdunuz bizi\nüç fidandık halk bahcesinde\ndalımızdan kdparıp\nastınız bizi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekliyorsun",
        "poet": "Yüksel Akkas",
        "poem": "\n\nYaralanmis gibisin askiyin pencesiyle\nAnilarin yanina cagiran sesiyle\nBelki donmeyecek sevgili bekliyorsun\nIzdirap cemberine bir halka ekliyorsun\n\nGuzel gozlerin yasli, siyah saclarinda ak\nZor geliyor bilirim bu dunyada yasamak\nInsanlar oyle kotu oylesineki ahmak\nDertlerine bir dert dahami ekliyorsun\n\n30 mart persembe 2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekin Radyo-Yeni Yayın Dönemi",
        "poet": "İsmail Doğan",
        "poem": "\n\nAnkara Ekin Radyo'nun gülleri,\nSevinç neşe katıyor bülbülleri,\nNe güzel de söylüyor Türküleri,\nNeşe versin; yeni yayın dönemi.\n\nEkin Radyo olmuş halkın sesi,\nMustafa’sı, Mehtab'ı, Zahide'si,\nEdiz'i, Tuncay'ı, gönlümün Servet'i,\nMutluluk versin; yeni yayın dönemi.\n\nEkin Radyo'nun var Meryem annesi,\nŞiirler söylüyor Ahmet Gökçe'si,\nZeynep'i, Yeter'i, Rıza Kara'sı,\nŞiirle çoşsun; yeni yayın dönemi.\n\nEkinsu Radyo bir kültür okulu,\nAnkara'nın en sevilen radyosu,\nPusulasıdır, ATATÜRK'ün yolu,\nBaşarılar olsun; yeni yayın dönemi.\n\nEkin Radyo, en yakın arkadaşım,\nGün ışığına çıkardı beni, yoldaşım,\nSevinçten düzeldi, ağrıyan başım,\nDOĞANİ kutlar; yeni yayın dönemi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekip Çalışması",
        "poet": "Kemal Tekir",
        "poem": "\n\nBaşarı dizisi kitaplarda,\nTakım çalışmasından söz edilir sıkça.\nMükemmele ulaşanlar her zaman,\nSevgi ve saygı beslerler insanlara.\nAmaçlarında bir bütünleşme,\nİnançlarında takım ruhu vardır.\nBaşarılı olmalarının sırrı,\nİnsanları kullanmak yerine\nOnlara saygı duymalarında gizlidir.\nBaşarılı şirketleri güçlü kılan,\nEn önemli faktör,\nÇalışanlara verilen değerdir.\nBaşarılı firmalar,\nİnsanları bir alet gibi değil,\nOrtaklarıymış gibi gören,\nÇalışanlara saygı duyanlardır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekinkargalarıyla, Kış Manzarası -Sylvia Plath-",
        "poet": "İsmail Aksoy",
        "poem": "\n\nEkinkargalarıyla, Kış Manzarası\n\nTaş savak arasından düşer değirmen arkındaki su\nsiyah gölete baş aşağı\nki orada, pestenkerani ve mevsimsiz, bir yalnız kuğu\nkar misali lekesizce yüzer, o beyaz yansımayı\nbatırmaya teşne bulutsu zihne sataşarak alayla.\n\nHaşin güneş batmaktadır bataklığın üstünde,\nturuncu bir kiklop-gözü, daha fazla bakmayı\nhor görür hayal kırıklığının bu manzarasına; \nkaranlığı tüy gibi ekleyerek düşünceye, dururum ayakta\nbir ekinkargası misali, tehditkârım kış gecesi bastırırcasına.\n\nBıldır yazın kamışları hakkedilmiş buzda\ntıpkı gözümdeki hayalin gibi; acımın camını\nkırar kuru ayaz; kayayı çatlatıp dışarı çıkan\nhangi tesellidir, yürek viranesini yeniden\nyeşertmek için? Kim yürümüştü ki bu avuntusuz yerde? \n\n(1956) \n\nSylvia Plath (1932-1963, ABD) \nÇeviren: İsmail Haydar Aksoy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eklerler",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nFıtratına sadık olmayandan, dostluk bekleyenler,\nDüşman listelerine bir düşmanı daha eklerler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekmeğim",
        "poet": "Dila Ece Yıldırım",
        "poem": "\n\nÇocukluğum garipti,\n\n   Şimdiler de her şey iyi,\n\n   Ama bende kalan bir çocukluk hatırası,\n\n   Hiç yakamdan düşmek bilmedi.\n\n   Fırınlar, ekmek fırınlarının önünden geçerken,\n\n   Benim oralara yapışıp kalmamı sağlayan\n\n  Sadece o raftaki ekmekler yokmu,\n\n   Onlara baktığımda, hayatım felç olur, neden mi? \n\n   Ekmeğin sırtında gezer düşüncelerim.\n\n   Dalar giderim, Afrika da ekmek atılan arabaya saldıranlara,\n\n   İp gibi olmuş çocukların kalınlığı, ekmek kadar değildir,\n\n   Sonra dönerim, memleketim insanının dağıtılan ekmeklere çamur çorak atlayışına,\n\n   Herkesin ağzında ekmek kavgası dediği lafa,\n\n   Atlıyorum daldan dala,\n\n   Anadolunun narin ovalarında yetişmiş,\n\n   O güzelim buğdaya elini süren herkese,\n\n   Selam olsun sizlere,\n\n   Gerçek savaşın emekcileri,\n\n   Bizler hazırı tüketmesini iyi biliriz,\n\n   Bilmeyiz Ahmet in, Ayşenin, Fatmanın ekmek kavgasını,\n\n   Kavga eden düşüncelerimle o tarlaları okşarım,\n\n    Anadolu kokan buğdayları,\n\n   Onları toplar, öğütür, getiririm fırınımıza,\n\n   Teslim eder fırıncıya ekmeğin olmasını beklerim,\n\n   Burnuma gelen o mis koku,\n\n   Dalgınlığımı uyandırmaya yeter de artar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekmeğimde Tandır Kokusu",
        "poet": "Safet Kuramaz",
        "poem": "\n\nSes işitiyorum ta Malazgirt’ten \nAkın akın erler an çağıldıyor \nToz duman fırtına bu nasıl güneş \nDüşmüş aşka tarih dün parıldıyor \n\nAt kişnemeleri yar bozkırında \nAl yıldız döşemiş nar bakirinde \nAnadolu demiş dost haykırınca \nTürkün ayak sesi bu gürüldüyor \n\nOtu suyu huyu saf sevgi dolu \nKardeş olmuş ele laf Anadolu \nİç içe yaşamış kadim ruh ulu \nEl öpen ataya şah sarılıyor...\n\nEkmeğimde kokar tandır kokusu\nDumanında huzur yaşar ülküsü\nTürklüğün şanı sarar dokusu\nYendikçe lezzetle aşk karılıyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekme Ladin",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nSakın ha ekme ladin,\nLadinde olur mu din,\nSöyle bugüne kadar,\nSen ne işe yaradın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekmek Dediysem...",
        "poet": "Sezai Güler",
        "poem": "\n\nDünden kalmış ekmek gibiyim\nKabuğum taşlığa sert, içim eh idare eder\nEkmek dediysen doymaya değilim\nMayamda zaten gam vardı ondan tadım keder...\n\nS.Güler-29.3.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekmek",
        "poet": "İsmail Hakkı Şeker",
        "poem": "\n\nYanmış deriler\nÇatlamış dudaklar\nNasırlaşmış eller\nFakir onun adı\nÖlmedi yaşayacak\nUmut dünyası\nYaşadı ölmeyecek\nUmut fakirin ekmeği\nNe yapsın\nYedi yedi bitiremedi\nNe kadar da zormuş\nHiçbir fırın pişiremedi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekmek Davası",
        "poet": "Ramazan Kocapınar",
        "poem": "\n\nBugün sırta sardık, oğul uşağı\nOmuza yüklendik, yeftin döşeği\nDana düve inek, horoz eşeği\nYerinde bıraktık, koyduk herşeyi\n\nGönlü umut dolu, birkaç kişiyiz\nSıladan gurbete, göçer gideriz\n\nUcuza satıldı, yoz kıraç tarla\nElli yüze değil, üç kuruş kârla\nEl ele tutuşup, hanımla yarla\nEskiye çizgi çek, yeniyle parla\n\nGönlü umut dolu, birkaç kişiyiz\nSıladan gurbete, göçer gideriz\n\nGün vurur kavurur, buğday başağı\nAt sırtında parlar, çelik kaşağı\nBele sardık gör bak, acem kuşağı\nYollanıp salındık, bayır aşağı\n\nGönlü umut dolu, birkaç kişiyiz\nSıladan gurbete, göçer gideriz\n\nBu baharda bize, hasret göründü\nKan ağlar sineler, derde büründü\nSu misali akan, giden ömürdü\nKimi köşe döndü, kimi süründü\n\nGönlü umut dolu, birkaç kişiyiz\nSıladan gurbete, göçer gideriz\n\nGece sefasında, gündüz işinde\nKoşup duruyoruz, rızık peşinde\nDört beşi üst üste, biri beşikte\nBak yine sancılandı, o yar eşikte\n\nGönlü umut dolu, birkaç kişiyiz\nSıladan gurbete, göçer gideriz\n\nBazen ezik kaldı, bazen övündü\nYuvası dağılan, dizin dövündü\nToprak yerin sırrı, rahmet göğündü\nHuzur barış denen, hakkın öğüdü\n\nGönlü umut dolu, birkaç kişiyiz\nSıladan gurbete, göçer gideriz\n\nVay yöremin köyü, yeşil yaylası\nKurumuş boyası, akmış cilası\nGayri yetmez oldu, para lirası\nNe edelim gardaş, ekmek davası\n\nGönlü umut dolu, birkaç kişiyiz\nSıladan gurbete, göçer gideriz\n\n08, Haziran, 2012 – Cuma – 15: 45\nKuzey Ren Vestfalya – Almanya\nGurbetten Bir C A N / Gizemlikartal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekmek Davası",
        "poet": "Ramazan Kocapinar",
        "poem": "\n\nBugün sırta sardık, oğul uşağı\nOmuza yüklendik, yeftin döşeği\nDana düve inek, horoz eşeği\nYerinde bıraktık, koyduk herşeyi\n\nGönlü umut dolu, birkaç kişiyiz\nSıladan gurbete, göçer gideriz\n\nUcuza satıldı, yoz kıraç tarla\nElli yüze değil, üç kuruş kârla\nEl ele tutuşup, hanımla yarla\nEskiye çizgi çek, yeniyle parla\n\nGönlü umut dolu, birkaç kişiyiz\nSıladan gurbete, göçer gideriz\n\nGün vurur kavurur, buğday başağı\nAt sırtında parlar, çelik kaşağı\nBele sardık gör bak, acem kuşağı\nYollanıp salındık, bayır aşağı\n\nGönlü umut dolu, birkaç kişiyiz\nSıladan gurbete, göçer gideriz\n\nBu baharda bize, hasret göründü\nKan ağlar sineler, derde büründü\nSu misali akan, giden ömürdü\nKimi köşe döndü, kimi süründü\n\nGönlü umut dolu, birkaç kişiyiz\nSıladan gurbete, göçer gideriz\n\nGece sefasında, gündüz işinde\nKoşup duruyoruz, rızık peşinde\nDört beşi üst üste, biri beşikte\nBak yine sancılandı, o yar eşikte\n\nGönlü umut dolu, birkaç kişiyiz\nSıladan gurbete, göçer gideriz\n\nBazen ezik kaldı, bazen övündü\nYuvası dağılan, dizin dövündü\nToprak yerin sırrı, rahmet göğündü\nHuzur barış denen, hakkın öğüdü\n\nGönlü umut dolu, birkaç kişiyiz\nSıladan gurbete, göçer gideriz\n\nVay yöremin köyü, yeşil yaylası\nKurumuş boyası, akmış cilası\nGayri yetmez oldu, para lirası\nNe edelim gardaş, ekmek davası\n\nGönlü umut dolu, birkaç kişiyiz\nSıladan gurbete, göçer gideriz\n\n08, Haziran, 2012 – Cuma – 15: 45\nKuzey Ren Vestfalya – Almanya\nGurbetten Bir C A N / Gizemlikartal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekmek Ağacı",
        "poet": "Vahdet Mehmet Güneş",
        "poem": "\n\nhaziran sıcağında başaklarını verdi\nplato sarısıyla on kat yüklenen karıncaya\nemeği güneş doğmadan başlayan köylüye\nbir sekonya ağacı yükseğinde onlara\nekmek ağacı olan tarla buğdayları\nyedi cihana erzak kilerlenin tahtasında\nsu değirmeni öğütecek taşında\nsu verilecek hüner ellerde beyaz una\nköyün kubbe ateş ocağına girecek\nrayihası ılgıt ılgıt gündoğarken olacak\ntaze tahıl ekmeğe ceviz peyniri\norkide desenli sofrada gözde\nve Rize çayı kasede ellerde\nsahilde turkuaz okyanusun gelgitleri\npalmiye ahsen yeşili yapraklar gölge\nherkesin özlediği o vakitler\nyeni bir hasat mevsimi gelene kadar\nekmek ağacı başağını cömertce verecek\nbeşeriyetin üç öğün  günlerine\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekmek her şeydir",
        "poet": "Ali Bozkurt Niyazlar",
        "poem": "\n\nEkmek çok şeydir\nEkmeğini kazanmaya gider insan\nEkmek kavgasıdır kavga\nEkmeğime el uzanmasın der\nEkmeğe koşar insan\nEkmek için birbirini çiğner\nEkmek için el kapılarına gider\nEkmeği başı üzerinedir\nEkmek çok şeydir\nEkmek her şeydir\nEkmeksiz olmaz özgürlük\nEkmek savaşı özgürlük savaşıdır\nEkmeğime dokundurmam der insan\nEkmeden biçemezsin ama\nEkmek yiyemezsin ekmeden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekmek Gibi",
        "poet": "Celal Ünal",
        "poem": "\n\nBir aç köpek gibi ,\nEkmek arayan sokaklarda,\nSevgi ve şefkat aramak,\nNe zor yanan sarı ışıklarda,\nSabahlara kadar.\nBir sancıyı duya,duya,\nSol yanında.\nYa sabah olur,\nYa da geçiverirsin,\n Uyanmadan daha,\nBaşka bir karanlığa.\n04.10.2005 22:03\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekmek Kadayıfı Toprak",
        "poet": "Yunus Emre Coşan",
        "poem": "\n\nAdımlarım gömülüyor yeryüzünde\nKaymak gibi bir kar sürülmüş\nDilimleyip kesmek geliyor içimden.\n\nKar yağıyor, çocuklar sabırsız...\n\nŞeker yiyemeyen hastalar gibi ormanlar\nKaymak kadayıfının tadına bakamıyorlar\nHâlâ adımlarım gömülüyor yeryüzünde.\n\nKar yağıyor, çocuklar biriken kardan umutlu...\n\nBelli yüzüm belirsiz olmuş,\naltı yanım bembeyaz.\n\nKar yağıyor, çocuklar kardan adam yapıyor...\n\nSekiz köşeliyim,\nyağan karlara saygısızca! \nHelva yapıyor kuşlar, kardan adamın kafasında.\n\nKar yağıyor, çocuklar kar topu oynuyor...\n\nKuşların helvasını, başkaları yedi.\nKar helvası bitti, kar eridi.\n\nKar yağmıyor, çocuklar gidiyor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekmek Kavgası",
        "poet": "Gökhan Erdal",
        "poem": "\n\nGri kanatlı\nBeyaz martılar\nBaşımın üstünde kanat çırptılar.\nSonra,denize dalıp\nBir lokma ekmek için yarıştılar\nHepsi de arkadaştılar\nGri kanatlı beyaz martılar.\n\t\t\t\t\t 10.02.2007        saat:14.30 fethiye\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Ekmek Kavgası",
        "poet": "Ahmet Okur",
        "poem": "\n\nYokusu bitmeyen, inisi olmayan ekmek kavgasi\nBitmiyor nedense tabak-kasik kavgasi\nBak! .. Bak Hasan'a da vurmus Karadeniz dalgasi\nKarabatak kayipta, kismeti kapmis martinin gagasi\n\nTedbir takdiri degistirmez, olacaksa\nDikenden fayda gelmez gulu solacaksa\nKova saglam olmali damlalarla dolacaksa\nOlacak olacaktir ne olacaksa! ..\n\nOmur soru(n) lari bitmeyen bir imtihandir\nDunya hayati surlari sagir ve agir bir handir\nImansiz Han sarayinda pir-i virandir\nKazanmak ve kaybetmek sadece bir an'dir\n\nYokusun bittigi yerde cenneti gormedikce\nYeisden gecip umide yer vermedikce\nMaddeden manaya ermedikce\nHuzur olmaz gonulden manaya baglari germedikce!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekimden sonra haziran",
        "poet": "Emin Nadir",
        "poem": "\n\nTüm olmazları olur kıldım.\nYol üç günlük değil üç öpümlük bu akşam.\nEkimden sonra haziran\nTopla bavulunu hazırlan\nBekliyorum bu akşam\n15 Ekim 1986 Karabük-Karaşar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekmek Gönderme Âdeti",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nYan komşumuz göndermiş, ekmeğim çoktur dedim,\nIsrar etti ve verdi tamam, alırım, dedim…\n\nGeçen de üst kat komşum, ısrarla ekmek verdi,\nNeyse ev sahibimdir, şahsımız alıverdi…\n\nBurada bu adet var, ekmeğim daima var,\nBakkalda satılıyor stok yapılacak kadar…\n\nBekâr olduğumuzdan evde tek kap yemek yok,\nYemek gönderilse ya bunu anlayan da yok…\n\nZaten beklemiyoruz ekmek yerine dedik,\nÜstelik bedelini, ücret neyse öderdik…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekmek Kavgası",
        "poet": "Turgut Can Demiral",
        "poem": "\n\nsana bir bana beş diye diye\nömründe karınca incitmemiş dumrul\ngün geçmiyormu ki sarılsın silaha\nuzanıp mindere gözler gündüzü\nparlayan bakışlarda masmavi öfke\nyaş akar acıdan sormak gerek\naçlık mıdır,intikam mı diye\ntarlasında tek ekin yas etmezken\nömrü yetim derman arar\nyürür yeminle yürür durmadan yürür\nelinde titrer tüfeği sırtında yadigar\nparlayan bakışlarda masmavi öfke\nkarşısında deli cellat dikilir\nelinde köroğlu kör bıçak\nbabasının evvelce ziyade bilediği\nkahrolası sallar sağa sola heyecanla\nçeker tetiği dumrul batırır bıçağı deliye\nbiri girer mezara öteki mapus gözler\nsorarsan niçin diye der ekmek kavgası...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekmek parası",
        "poet": "Kerim Yaşar",
        "poem": "\n\nbatan güneşin son ışıkları,\naksediyor dalgalara.\niskelede küçük bir çocuk,\nbakıyor gelen kayıklara.\n\nşimdi güneş dağın ardında\nartık medet iskele ışıklarında\nbaşlıyor sağa sola koşuşturma\nher seferinde hep aynı manzara\n\nçıkarılıyor balıklar\nkayıktan kasa kasa\ngeç vakitte küçük\nsatıyor ekmek parasına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekmek Parası",
        "poet": "Vecdi Murat Soydan",
        "poem": "\n\nBenim her meslekten arkadaşlarım, ağabeylerim, tanıdıklarım var.  Dilenciler haricinde herkesle konuşurum. Çünkü dilenciler çalışmayıp, kısa yoldan para kazanıp duygu sömürüsü yapıyorlar. Onurlu bir insan dilencilik yapmaz, yapamaz. Ona buna el açıp, duygu sömürüsünde bulunmaz. Şimdilerde dilenciliğin yeni bir türü yaygınlaştı. Bu tür dilenciler ellerinde birer mendil, yolda da yürüseniz, parkta da otursanız, karşınıza aniden çıkıyorlar ve  sizi zorla sıkboğaz edip, ‘’bir ekmek parası’’na  mendil satmak istiyorlar. Caddeleri, parkları, köşe başlarını mesken tutmuşlar ve kendi içlerinde de buralarını parsellemişler. Kimse kimsenin mıntıkasına girmiyor. Hastane önlerinde de durum aynı. Yanınıza birisi yanaşıyor ve yalvarır bir dille, hasta olduğunu, dönecek parası olmadığını söylüyor. Bizler asil bir milletin evlatlarıyız. İçimiz parçalanıyor bu duruma ve acıyoruz hallerine. Çıkarıp onlara para veriyoruz. Diyelim ki, o kişinin gerçekten de yol parası yok. Hangi il olursa olsun fark etmez, şehir içinde bindiği belediye otobüsü şoförüne durumunu anlatsa, o şoför gerçekten de mağdur olan o kişiye yardımcı olur. Şehirler arası otobüs terminallerinde zabıta amirliği noktası vardır. Diyelim ki, gerçekten mağdur olan bu kişi, o zabıta noktasına gitse ve durumunu anlatsa, yine kendisine yardımcı olacaklardır. Fakat amaç farklı. Amaç, kısa ve kestirme yoldan dilenerek para kazanmak.\nGeçenlerde semt pazarından  alışveriş yaparken de başıma geldi. 10-12 yaşlarındaki bir erkek çocuğu yanıma usulca yaklaştı ve benden bir istekte bulundu. İsteğini tahmin etmekte yanılmadım. ‘’Okula gidiyorum, kitap, defter alacağım, yol param da yok. Bir ekmek parası verebilir misiniz acaba? ’’ dedi. Daha önce bu çocuğu caddelerde de görmüştüm. Sadece benden değil, gözüne kestirdiği kişilerden de bu yolla para istemişti. Maalesef bu yaştaki çocukların aileleri bu duruma göz yumuyorlar. Çünkü o çocuğu bu şekilde çalıştırarak (!)   daha doğrusu dilendirerek kısa yoldan para kazanmak istiyorlar. Bazı dilenciler de, kucaklarında bir bebek, gelenden gidenden dileniyor. İçiniz acıyıp, duygusallık  oluşunca sizde, çıkarıp üç beş kuruş veriyorsunuz. Hesap ettim de, günde bu yolla en az 30 kişiden para alsalar, ki ortalama bu da günde en az 50 TL’ye gelir. Çünkü en az para veren 1 TL veriyor, 5 TL,  hatta 10 TL verenler de var. Bakıyorlar ki, muhatapları bir çocuk ve iyi niyetli olarak, sadakamız olsun, kazalar, belalar başımızdan gitsin diyerek fazla fazla para veriyorlar. Bu çocuğun ayda kazandığı para, ortalama 1.500  TL  yapar ki, her aileden  2-3 kişi bu şekilde  vicdanlı kişilerden para dilenseler, aylıkları en az bir genel müdürün aylığına denk gelir. Bu nedenledir ki; ben dilencilere asla para vermiyorum. Alın teri dökülmeden kazanılan para, toplumda kolaycılığı, tembelliği oluşturuyor. Maddi durumları zayıf olanlar, çeşitli nedenlerle  işsiz kalanlar  yok mu? Var elbette. Böyleleri de en azından bulabildikleri işe girip ekmek paralarını çıkartıyorlar. Hem  devletimiz bu konuda oldukça hassas. İl ve ilçelerde faaliyet gösteren Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları, kısa adıyla (SYDV)  bu tür yoksul ailelere gıda, eğitim ve yakacak yardımı yapıyor. Belediyelerimiz de, muhtarlıktan alınan fakirlik belgesine istinaden fakir ailelerden su parası almıyor. \nŞimdi gelelim asıl konumuza: Üç beş ay önce bir amcayla tanıştım. Kendisiyle hemen hemen her sabah yolda karşılaşırım ve selamlaşırım. Hal hatır sorarım, kısa da olsa muhabbet ederiz. Ayrılma vakti geldiğinde de  bana dua eder:  '' Allah işini, gücünü rast getirsin.'' der. Bu dua da bana yeter de artar bile. Abdestinde, namazında, kendi halinde sevimli bir ihtiyar Mehmet Amca. Bağ Kur'dan emekli olmuş. Dedim ki kendisine, '' Çalışmak çok zor oluyordur sizin için. Emekli de olmuşsunuz. Şimdi evinizde dinlenmeniz gerekirdi. Yıllar zaten sizi yeterince yormuştur. Bir de milletin çöpüyle uğraşıyorsunuz. Allah korusun, her türlü hastalığa yakalanır insan.''\nDikkat ettim, kağıt toplamıyor Mehmet Amca. Nedenini sordum. Cevaben dedi ki; '' Atık kağıtlar para etmiyor. Plastik ve teneke topluyorum. Biri sabah, diğeri öğleden sonra  olmak üzere günde 2 kez bu işi yapıyorum. Evde oturmaktansa, kahve köşelerinde zaman öldürmektense, hem 3-5 kuruş para kazanıyorum, hem de spor oluyor benim için. ''\n Gözüme tekerlekli arabasının içindeki naylon poşet ilişti. Çöpe atılan ekmekler vardı içinde. Hem de al içinden, afiyetle ye. O derece taze. Elimle de yokladım ekmeklere. Hayretler içinde kaldım. ''Biz, bunun daha da bayatını evde yiyoruz ve hiç çöpe ekmek atmıyoruz.'' dedim.\nSamimiyetimi ve açık sözlülüğümü anlamış olacak ki bana şu cevabı verdi:  ''Hayvanları olan bir arkadaşım var, bu ekmekleri ona veriyorum. O da karşılığında bana, yoğurt, süt veriyor. Hatta bir defasında kurbanlık koyunumu bile verdi. Bu ekmekleri çöpe atanlar, israf ediyorlar. Yiyecekleri kadar alsalar sorun da oluşmaz. '' dedi. Ben de esprili bir şekilde dedim ki; '' Haklısın Mehmet amca. Ama onlar atacak ki, sen de yoğurt, süt yiyeceksin.'' \nSözün özü: Lütfen ekmekleri çöpe atmayalım. Sonuçta milli bir servet ekmek. Bayatladı diye ekmek çöpe mi atılır? Küflendi de attım diyenler de az ekmek alsınlar. Diyelim ki, az ekmek aldınız ve ekmek kalmadı evde. Ölmezsiniz ya, o gün de ekmek yemeyin derim. İsraf hem yüce dinimizde de yasaklanmıştır. Akan suyun bile israf edilmemesi  gerektiğini düşünen bir ecdanın torunlarıyız.\nSelam ve dua ile. Sağlıcakla kalınız.\n\nVecdi Murat SOYDAN\n28/05/2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekmek Parası",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nGurbet gözün kör olsun, duymaz mısın bu yası,\nÖksüz, yetim gibiyim, dinmeyen ağlaması,\nGözyaşı, alın teri; karıştı birbirine,\nKolay kazanılmazmış, senden ekmek parası.\n20 Ocak 1983- Perşembe / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekmek Parası",
        "poet": "Arif Tatar",
        "poem": "\n\nYerlere belenerek acıklı haykırışı,\nHep gelip geçenlerin acıyarak bakışı,\nYufka yüreklilerin üç beş kuruş atışı,\nİşte böyle günlerin sokaktaki akışı...\n\nBağrıyor; bir sadaka, verin bana sadaka,\nBitmez hiç bununla da çıkar sesi ayyuka,\nBenzi kıpkırmızı kan, dokunsan fışkıracak; \nAcep böyle gidişin, çaresi ne olacak? \n\nSen de alın terinin zevkini tatmalısın,\nBir parça ekmek için kış yaz çalışmalısın,\nMutlaka kazanırsın bir maişet parası,\nYoksa sen de olursun cümlenin maskarası! ..\n\nİşte böyle bu zaman, çarkların bir tanesi; \nKırıldı mı hiç dönmez, ya da çirkindir sesi,\nGetir getir öpeyim, nasırlı ellerini,\nBaş ucuma asayım, katranlı iplerini...\n\nTemiz temiz insanlar, medeni mi medeni! \nTemiz insan ve çevre, bunun var tek nedeni; \nMüzminleşmiş yaralar, artık bir bir sarılsın,\nBu yola baş koyanlar, kafileye katılsın! ..\n\n(27.07.1998-Adana)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekmek Ve Mayın",
        "poet": "Denizhan Nacar",
        "poem": "\n\nDağlarda yeşeren çiçekler kana bulandı\nGüzel bebesini emziremeden öldü anası\nHaykırışlar yankılandı kerpiç duvarlarda\nVe yeni meza....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekmek Soğan Üç Ögün",
        "poet": "Hüsamettin Sungur",
        "poem": "\n\nBabamız burda büyüdü \nEmek verdi tarla sürdü \nEkmek sogan üç ögündü \nTopraktan evde çürüdü\n\nTarladan yol geçecek\nAsker oglum görecek\nTarlamız oldu güdük\nTarlayı kim sürecek\n\nBu yol bir gün bitecek\nHesabı kim verecek\nAglar beyler yatıyor\nTarlayı kim sürecek\n\nTarladan yol geçecek\nAsker oglum görecek\nTarlamız oldu güdük\nTarlayı kim sürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekmek ve Aşk",
        "poet": "Turgay Çimen",
        "poem": "\n\n\n \n\nSana şiir yazıyorum\n\tSendeki bütün güzelliklere\n\tBana akan\nBenden öylesine uzak\n\nBirazdan güneş doğacak\nGizli bir intiharı çoğaltan\n\tTutkulu bir gecenin ardından\nPalmiye ağaçları\n\tOkul çocukları\n\tKara sevdalı \n\tVe kaygısız insanların arasından\n\tİşime gideceğim\n\nSana şiir yazıyorum\nYasak bir coğrafyayı düşünürken\nKimliğini ölümüne dayatan\n\tEsmer bir çocuk oluyorsun\n\nElinden tutuyorum senin\nMartıları azalmış \nYoksul bir denize çıkıyor yolumuz\n\tGöğsümde nefesinin sıcaklığı\nAykırı türküler söylüyoruz\nBirlikte içiyoruz son sigarayı \n\nSana şiir yazıyorum\nYağmalanmış imgeler çıkıyor karşıma\nDiyorum ki sevgili\nEkmek ve aşk\nHerkes için olmalıdır\nSaçlarında karanfiller\n                       Yaralı bir partizan oluyorsun\n\n                                   \t\t\t\t\t\tT\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekmek ve Yaşam",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nEkmeyini kazandığın zaman  bolluk,bereket olur,\nEkmeyini bölüştürdüğün zaman sevgi,saygı olur. \nEkmeyini karşılıksız verdiğin zaman aşk,muhabbet olur. \nEkmeyini yediğin zaman ömür,hayat,yaşam olur. \nEkmeyini bitirdiğin zaman yaşamın biter ölüm olur... \n\n  09.01.2007 Gebze\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekmek ve Özgürlük",
        "poet": "Metin Gürbüz",
        "poem": "\n\nEKMEK ve ÖZGÜRLÜK\n\nKavgadan yana değiliz asla\n\nİnsanlar arasında\nBarıştır kardeşliktir arzumuz\n\nOnurumuzun yanında\n\nÖzgürlük\ntam bağımsız bir ülke\nDoyacak kadar\nEkmek diyoruz\n\nSadece kendimiz için değil \nTüm insanlık için\n\nSizlerden değil bu istemler\nEy emperyalistler \nEy iş birlikçiler \nbunu biz alacağız  biz \nsizin vermeyeceğinizi biliyoruz\n\nMetin Gürbüz\n25.şubat.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekmek Yemek!",
        "poet": "Ekrem Şama",
        "poem": "\n\nPeygamber buyruğunu tutmalı; \n'Doymayacak kadar yemek yemek'\nBizde bol ya, birtek bildiğimiz,\nYatarız kalkarız: Yemek! .. Yemek! ..\n\nDünyada milyar aç bebek çocuk, \nAğlıyor inliyor: Ekmek! ..Ekmek! ..\nİşimiz, ovaya beton dökmek,\nVe de taş üstüne ekmek ekmek! \n\n(01.08.2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Ekmeyinde Çaldı Deninde Çaldı",
        "poet": "Ozan Umut Suci",
        "poem": "\n\nKimi  yolcu  olmuş  kimisi  hancı.\nKiminin  kalbinde  menfaat  sancı.\nKimi deyirmenci  kimi  fırncı\nEkmeyinde  çaldı  deninde  çaldı\n\nBir  toprak  damı var  altı  hasırlı\nBorcu  sıfırlanmaz  sonu  kusürlü.\nAnlında  ter  gelir eli  nasırlı.\nParmağında  çaldı  elinde  çaldı\n\nDoğudan  batıdan  güneye  kadar.\nAraştırdım en uç noktaya  gider\nKörleri  sağırı  etti  veznadar.\nArkasında  çaldı  önünde  çaldı\n\nGerçek sermayenin özü  papya.\nKan ağlar afrıka hemde  etopya.\nOzan  umutları  etti  kopya.\nKaleminde  çaldı  dilinde  çaldı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekmeyi savurup  çöplüye atma",
        "poet": "Umut Suci",
        "poem": "\n\nEkmeyi  savurup  çöplüye  atma.\nYazıktır  günahtır  ey  canım  kardeş.\nHer an  çalış  üret boşuna  yatma \nYazıktır günahtır  ey  canım  kardeş.\n\nİçki  kumar  için  yuvanı  yıkma.\nİşlerini  yarınlara  bırakma.\nElin  namusuna  kem  gözle  bakma.\nYazıktır  günahtır  ey canım  kar\n\nDevletini  koru  ilerliyesin.\nBir şeyler  üret ki  sende  yiyesin.\nGörenlerde  örnek  insandır  desin.\nYazıktır  günahtır  ey canım  kar\n\nBir  eline  bel al birine  kazma.\nBıraz  buldun  diye  sonunda  azma.\nFakiri  yoksulu  çiyneyip  ezme.\nYazıktır  günahtır  ey  canım  kardeş.\n\nAsker isen  nöbetinde  uyuma.\nÇifçi isen  tarlanı  boşa  koyma.\nEsnaf isen  sana  geleni  soyma.\nYazıktır  günahtır  ey canım  kardeş.\n\nİşçi  isen  akıt  anlın  terini.\nHacı  isen  birak  dünya  varını.\nÇoban  isen  kurda  verme  sürünü.\nYazıktır  günahtır  ey canım  kardeş.\n\nTabib isen  çok kanatma  yarayı.\nGerçek  mümin  isen  bozma  arayı.\nMuhtar  isen  çar çur  etme  merayı.\nYazıktır  günahtır  ey  canım  kardeş.\n\nEyer  mualim  isen  okut  dersini.\nEyr  celat  isen  alma  hırsını.\nEyer  hoca  isen  yazma  tersini.\nYazıktır  günahtır  ey  canım  kardeş\n\nBir  yağmur  misali  dökül  ha  dökül.\nKendini  bilmesin  olmuşsun  vekil.\nFazla  gölge  etme  yolumdan  çekil.\nYazıktır  günahtır  ey  canım  kardeş.\n\nHemde  paylaşırım  eşit  diyorsun.\nBirde  hak hukuktan  söz  ediyorsun.\nBedavadan  alıp  haram  yiyorsun.\nEmek  kutsal  haktır  ey canım  kardeş..\n\nGerçek  adeletten bir  ağ  öreyim.\nLaik isen  laikliyin  göreyim.\nDindar isen  sana  bir  ders  vereyim\nYazıktır  günahtır  ey  canım  kardeş.\n\nMili  isen  mabetleri  yıktırma.\nHalkçi isen halkı  candan  bıktırma.\nDevletçi isen  işi  fazla  çaktırma.\nYazıktır günahtır  ey  canım  kardeş\n\nBaşbakansan  bırak  bir  ölmez  eser.\nMakam  mevki  boştur  ol gerçek bir  er.\nVali  kaymakamsan  halka  kulak  ver.\nYazıktır  günahtır  ey  canım  kardeş\n\nİşin  hali  insanlıkla  insanla.\nAraştır  eleştır  konuyu  anla.\nVatandaş  fakiri  yoksulu  kol la.\nYazıktır  günahtır  ey  canım  kardeş\n\nYargıç  isen   adil  eyle  kararı.\nBilim  adamı isen  göster  yararı.\nKimyagersen halka  verme  zararı.\nYazıktır  günahtır  ey  canım  kardeş.\n\n.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekmekçi Kadın",
        "poet": "Kadir Ünlü",
        "poem": "\n\nMağrur cemaline,ne`de yaraşmış,\nCeylan misali,kömür gözleri,\nTeni kar beyazı, helal süt emmiş,\nEkmeğinin peşinde,ekmekçi kadın\n\nBazen tanıdık,bazen el gibi,\nDiken arasında,kalmış gül gibi,\nKara gözleri,sanki bir girdap,\nSu gibi berrak, ekmekçi kadın.\n\nATA`YA bağlılığı,yüzünden belli,\nCumhuriyet kadını,ekmekçi kadın,\nHer ekmekte narin elinin izi,\nBereket meleği,ekmekçi kadın.\n\nŞehirli Kadınlar, tan uykusunda,\nEkmeğinin peşinde,ekmekçi kadın,\nYıllanmış şarap imiş,kısacık adı,\nGerçek bir Kadın,ekmekçi kadın.\n\nDost olabilsek de, halini sorsam,\nDerin derya gibi,ekmekçi kadın,\nVarsa bir yarası,merhemi olsam\nTurna gibi masum,ekmekçi kadın.\n..Şiir Kadir ÜNLÜ............    17/8/09\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekolojik Denge",
        "poet": "Selim Temiz",
        "poem": "\n\nBiz insanız,insan olmak görevimiz\nSen de,bu uğurda yol alacak zât'sın\nHayvanlar,aç iken yiyecek arar\nYiyecek için saldırır ve korunur\n\nİnsanın iyisi,çokça duyarlıdır\nİnsanın duyarsızı,resmi sızıdır\nYalan ile beslenen insan,şeytandır\nMelek kılığına giren embesildir\n\nHayvan açken,insan doyunca saldırır\nTabiatın dengesi mutlak ilimdir\nEn iyisi insan,kötüsü de insan\nİnsan insana,şeytan şeytana tapar\n\nYazılı yasaların hepsi iyidir\nBütün dinler,yaradanı arar,kalpten\nCan ile canan çok kutsal varlıklardır\nEkilen mutlak biçilir,bu tek gerçek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eko'lu Bir Şiir",
        "poet": "Ekrem Şama",
        "poem": "\n\nDün bir meydanda,\nEn kalabalık zamanda,\nPolitikacının biri,\nKonuşuyordu iri iri…\nMikrofonda vardı eko,\nNe söyledi, buyur oku:\n\n......\n-Bizim yolumuz! \nMuz… muz… muz! ..\n\n……\n-Sonra demeyin eyvah! \nVah… vah… vah! ..\n\n……\n-Yüklendiğimiz vebal! \nBal… bal… bal! ..\n\n……\n-Hesabımız bir Allah’a! \nAha… aha… aha! ..\n\n……\n-Bizdeki kollektif şuur! \nUr… ur… ur! ..\n\n……\n-Lider sultasına karşı bilinç! \nLinç… linç… linç! ..\n\n...\nParti içi demokrasi! \nAsi... asi... asi...\n\n……\n-Yaptığımız fedakarlık! \nLık… lık… lık! ..\n\n......\n-Bize verilen her oy! \nOy… oy… oy! ..\n\n......\n-Bize bir fırsat daha! \nHa… ha… ha! ..\n\n……\n-Zengin Türkiye! \nYe… ye… ye! ..\n\n……\n-Partimiz uçak, liderimiz pilot! \nOt… ot… ot! ..\n\n-Ciddi bir iddia! \nİa... ia... ia...\n\n......\n-Eğitimle ilgili her husus! \nSus…sus…sus! ..\n\n......\n-Bizi tanıyan herkes! \nKes… kes… kes! ..\n\n……\n-Müreffeh bir hayat! \nYat… yat… yat! ..\n\n......\n-Böşörtüsü için mutabakat! \nAt… at… at! ..\n\n ……\n-Partimize ait politika! \nKa… ka… ka! ..\n\n……\n-Ele geçen büyük fırsat! \nSat… sat…sat! ..\n\nSes cihazları hafif ekolu,\nMeydan sanki  politika ekolü…\n\n13.06.2006\nwww.ekremsama.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekonomik Sevemiyoruz...",
        "poet": "Yücel Terkanlıoğlu",
        "poem": "\n\nSevdanın mevsimi yoktur; iklimleri vardır. Ve bu iklimler hep yanlış zamanlıdır. En sıcak dakikaları arzuladığın zamanlarda iklim soğuktur yarda. İçini serinletecek dost olsun istediğinde; meltem sıcağı dokunur boynuna... Sıralı sistem tüplü otomobil gibi işlemiyor vesselam.. Ya gazı kesilir duyguların ya da benzin gibi uçup tükenirsin. Dizele bağlayamadık bir türlü sevmeleri. Ekonomik sevemiyoruz işte..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekonomi",
        "poet": "Cem Han",
        "poem": "\n\nTarihin,zevkin,aşkın ülkesi,\nAma herkes şaşırmış,sanki şaşkınlar kümesi.\nModanın anavatanı şimdi yenilmiş Çine,\nKoca ülke yaşıyor hayatı çekine çekine.\n\nFabrikalar kapanmış,çalışanın beli bükülmüş,\nBütün ülke çözüm arıyor yollara dökülmüş.\nEuro,yuro,avro neyse almış başını gitmiş,\nMüşteri diye kimse kalmamış hepsi yitmiş.\n\nYetkililer diyor ki; Ekonomi  çok iyi bu sene\nHalk diyor haydi gel bu yaşamı sende dene.\nBilmem ki Avrupa birliğine girmek kurtuluş mu olacak,\nYoksa Avrupa birliğinin kurtuluşu mu olacak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekonomi De Ne?",
        "poet": "İsmail Hakkı Cengiz",
        "poem": "\n\nBir şeyler geveliyor ağzında herkes \nVatandaş soruyor, “ekonomi de ne? ”\nKara camdan gelir davudî bir ses,\nGeçinemiyorsan ekonomi dene! \n\n31 Mart 2008\nhacengizgmail.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekranlar",
        "poet": "Zeynal Yaman",
        "poem": "\n\nEkranlardan fuhuş akıyor hanemize\nEvimizde günah kokusu\nYanıyoruz...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekonomiler tepe taklak..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Ekonomi,Para,Politika..\n\nDünya ekonomisini bir telâş sarsa\nSonunda olan bize oluyor\nGirse ekonomisi bir dar boğaza\nSonunda ucu bize batıyor..\n\nBu dünyanın arkadaş,çivisi çıkmış\nÖzgürlük rahatlık hepsi masalmış\nBize anlatılanlar sözde yalanmış\nAvrupa'nın ciğeri bağrı yanıyor..\n\nEkonomiler sallantıda,borsalar çöküyor\nParaların değeri hızla düşüyor\nAvrupa'nın temel direkleri göçüyor\nBize anlatılanlar özde yalanmış..\n\nTeslim bayrağı çekti bazı ülkeler\nHani onlar ekonomide birer devdiler\nGördükki şimdi muhtaç hale düştüler\nBize anlatılanlar gözde yalanmış..\n\nÜlkeler ekonomi depreminde çözüm arayışında\nBir belirsizlik sürüyor piyasalarda\nGüvenilir şirketler,batıyor tepe taklak\nBize anlatılanlar birer masalmış..\n\nEuro,Avrupa'nın para birimi\nBüyükler götürüyor pastadan koca dilimi\nEstimi bir yerlerden,krizin yeli\nZayıf ülkeler,iflas ediyor..\n\nAltın tavan yaptı,dolar yükseldi\nLiranın değeri yine eksildi\nAvrupa'lı olanların sesi kesildi\nBize anlatılanlar gözde yalanmış..\n\nTarih:10.06.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekrana Futbolu Koy Milyonları Topla ",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nMaçın, topun dışında başka var mı etkili?\nEski güncel fark etmez bize futbol gerekli(!)…\n\nİster lafından bahset ister naklen yayınla,\nİçinde top olsun da izlenir canla başla…\n\nOn dakika da bir böl reklamları izlettir,\nBoş stadyum dahi olsa tam izlenilecektir…\n\nİş güç hiç olmayınca futbol uğraşımızdır,\nSayende marketler taşıp hilen satılacaktır…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eksi Değer",
        "poet": "Şahin Yılmaz",
        "poem": "\n\nBugün moralimi sorma arkadaş,\nSıfırın altında, eksi değerde.\nGönül tartısında en değerli taş,\nSıfırın altında eksi değerde.\n\nKalbimiz taşlandı, akmaz yaşımız,\nAlemi idrakten yoksun başımız,\nAllah için, karşılıksız işimiz,\nSıfırın altında, eksi değerde.\n\nHavada uçağı, denizde yatı,\nNe sadaka verir, ne de zekatı,\nKulluk sınavında başarı notu,\nSıfırın altında eksi değerde.\n\nPiyasada, fukaranın parası,\nMuhabbetin neti ve de darası,\nBu devirde sevdanın en karası,\nSıfırın altında eksi değerde.\n\nAçlık sınırında kardeşim, bacım,\nBoş lafla avutma, dinmiyor acım,\nYönetenler, size olan inancım,\nSıfırın altında, eksi değerde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eksi Seviye",
        "poet": "Murat Karacuban",
        "poem": "\n\nbir fotoğraf gördüm\nbir vahşet fotoğrafı\nacizin haklıya yaptığını\niki ayaklı bir hayvanin payına \ndüşmemiş insanlık\nbeşeriyet haysiyet ve onur\nyada öyle yetiştirilmiş\nbarbar ocaklarında\nhangi kitapta hangi dinde hangi vicdan da var\nölüye işkence etmek\nve marifeti fotoğraflamak\nhayvanın biri koymuş ayağını\nyerde ölü yatan birinin başına\ntitreyerek alnında terler dökülerek\nağzında salyalar\ney alçak! \nvardıysa yüreğin niye yalnız gitmedin\nonbinlerce kişi sekiz kişiye\nal sana insanlık al sana mertlik\n\nresmi gördüğümde sendelendim\ntükürdüm resmine kustum yüzüne\no an gözüm de bir domuz oldun \npislikle beslenen bir bok sineği\n\nsonra astim duvara o resmi\nher defasında tükürmek için yüzüne\ntek temmenim ne biliyormusun\nsenin o pis ayaklarını kırmak\nöldüğünü(insanlar bagışlasın)   görmem\nve leşinin yanına bu resmi koymak\nama korkma leşine bir şey yapacak değilim\nçünkü hayvan da olsan ben bir insanim\n\nbir sonraki gün ne yaptım biliyormusun\nilkin hayvanat bahçesini ziyaret ettim\nve hepsinden de özür diledim\nçünkü sana hayvan demişttim\n\n16.09.08\nsanırım okuyanlar anlamışttır bu şiirin hikayesini yada tahmin etmişlerdir. savaş ta barışta onurluca olmalıdır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eksiğim",
        "poet": "Mustafa Nuri İnanç",
        "poem": "\n\nSevinç  ve  hüzün\nGökten  atılmış\nSevinç  kapış  kapış\nKapılmış\nBanada  hüzün  kalmış,\nSenin  için, herşeye  razıyım\nEy  sevgili\n\nAh  canım  yapayalnızım\nİstemeden\nHiçbir  şey  doldurmuyor  yerini\nSen  gelmeden\nMeyler  bile  esrik\nEzgiler  eksik\nSensiz  herşey  eksik\nTamamlamaya   gel  artık\nCan  canandan  eksik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekrem Yılmaz Temiztürk’e",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\n1965, Rize Pazar doğumlu,\nAslen Kırşehirlidir, sülalesi Mucurlu…\n\nOsman ve Hatice’den bir asker ailesi,\nKendisi, erkek kardeş ablası ve abisi…\n\nBabası vefat etmiş o, en çok güvendiği,\nŞahsımın da kardeşi, üstelik en sevdiği…\n\nYılmaz, ince yürekli sakin davranışlıdır,\nRab’be net inancıyla itikadı da tamdır… \n\nİlk ve ortaokulu, Balgat’ta ve Dikmen’de,\nİzmir Buca Lisesi, başarı hep en önde…\n\nKazandığı çok yer var, üniversitelerde,\nErciyes Tıp en son yer, okudu aynı yerde…\n\nAltıncı sınıf derken yine de hep ayrıldı,\nBitirmek istemedi defalarca bıraktı…\n\nSosyal faaliyetler, şahsını bağlamıştı,\nMeşguliyet çok hoştu başka işle uğraştı…\n\n(2014)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekrem ile Hacer",
        "poet": "Kerim Baydak",
        "poem": "\n\nEkrem ile Hacer\n\nHâkim-i Mutlak’ tan,  önemli bir farzdır,\nBir erkek kadınla, yürür bu evlilik,\nNikâhın akdiyle, hallerini arzdır,\nSaygılı olursan, sürer bu evlilik.\n\nBirlik beraberliktir güzel olan şey,\nSevgi saygı ile hep sefa bulan şey,\nKutsal müessese, mutluluk dolan şey,\nYürekten seversen, yürür bu evlilik.\n\nAşktır dinlemez hiç, yağmur, tipi, çamur,\nSeven sevilen, hamur gibi yoğrulur,\nOmuz omza verince, bu yuva doğrulur,\nDozu ayarlarsan,  sürer bu evlilik.\n\nİlk adımı attınız, hayırlı olsun,\nEvlilik selamettir, uğurlu olsun,\nDiliniz sözünüz, hep şuurlu olsun,\nKin, nefret olmazsa, yürür bu evlilik.\n\nEvlilik kutsaldır, Allah mesut etsin,\nGurur, kibir, nefis,  terk edip de gitsin,\nHanenizde sevgi tomurcuğu bitsin,\nRabbim korusun sizi, sürer bu evlilik.\n\nBoy endam bizdedir, diye öğünmeyin,\nDara düşseniz de, sakın dövünmeyin,\nSizler dua edin, sakın erinmeyin,\nKeramet nikâhta, sürer bu evlilik.\n\nKerim’ce öğüttür, Ekrem, Hacer size,\nTutarsanız eğer, sözler hepinize, \nÇeki düzen verseniz, siz kendinize,\nAllah’ın izniyle, yürür bu evlilik.\n\n                              Kerim BAYDAK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eksi Bir",
        "poet": "Aslı Demirel",
        "poem": "\n\nPeçeli bir güzel gibi\nSalındı yine\nGülüşleri soyunup\nKuruyuşları giyinen gece\n\nKendimle kalışlarımın \nBininci keresinde\nAşk vurgunu benimle\n\nHep bu yüzden\nAcıdı yüreğimin elleri\nTek başına özledim\nVe yine kuyulardayım\n\nÇiftlere \nEksi birler eşlik etti\nVe bir ben kaldım \nBizlerden geri\n\nNasıl bir başarı bu\nDönüp dönüp salınıp yola\nArtıları ararken\nEksiler çıktı şansıma\nTekliğimin saflığına\nDamlayışımın eşliği var\nSol yanımda...\n\n(23 11 2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eksik",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nhep yarımdır insan\nhep bir tarafı eksik\n\n19 Aralık 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eksik..",
        "poet": "Hüseyin Cahit İzgin",
        "poem": "\n\nBu yıl hangi yıl..\nbu gün hangi gün..\nkimi uğurluyoruz..\nkalan kim..\nardımdan kaç kişi yürür..\nelimden kaç kişi tutar..\nkim bedenimi taşımaya yardımcı olacak..\nkime ağır geleceğim..\nsabır yüreğim sabır..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eksik",
        "poet": "Deniz Bora Koçak",
        "poem": "\n\nKırmızı ne güzel renktir Yaradan.\nHangi dil susarak anlatabilir ki bunu.\nKimsenin haberi yok içimdeki yaradan.\nAşk kırmızının kırk farklı tonu.\n\nEksik kalır hayaller, hep biraz eksik.\nSeni görünce kırmızı takılır kalır aklıma.\nBir çiçek sepeti elimde sokaklar eksik kalır.\nAşk ne kadar yakın kırmızıya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eksik Cümleler",
        "poet": "Ali Aydoğdu",
        "poem": "\n\nyanağında kısa bir satır \nöpülesi \n\ndudağında yanık bir şiir \nölünesi \n\ngerdanına göm beni \naydınlığınla ört \n\nher nefes tadında bir nefes yeter \n\nkaldır temiz duygularını ayağa \nbeni onlarla yıka\n\nsaçlarını indir alnıma \nkorksun  eksikliğim\n\nöyle bir bak ki bana\ngündüzüde seveyim \n\navuç içi kadar ömür yeter \n\ngözde(n)   düşen bir umudum\nbütün yaşadıklarıma \n\nsor kemanın teline\nüsteleme bir daha\n\narabesk adında bir ezgiyim \nmüzik kutularında \n\nbir içimlik dinlesen yeter \n\nbu hayatın kırık notasıyım \ngöğsü dışarıda \n_______kucakla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eksik Güvence",
        "poet": "Behçet Necatigil",
        "poem": "\n\nEn uygar istasyonlarda\nAynı sancı\nDoğa kurnaz, insanlar..\nŞaşmaz bildiğinden beri.\n\nYalan güvencelerde\nNe oyalar beni\nVarsayımlar peşi....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eksik Olmasın",
        "poet": "Süleyman Özbaş",
        "poem": "\n\nKara bulutlar dağılsın artık,\nSevgin yüreğinden eksik olmasın.\nGam,keder,hüzün bitsin artık,\nTebessümün yüzünden eksik olmasın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eksik Kalmış Bir Masal",
        "poet": "Meral Vurgun",
        "poem": "\n\nbezgin düşler bırakıyorum sana giderken\nhiç gelmedim say\nküflü anılar gibi kaldır\ntozlu raflarda sakla yaşanmamış gecelerimizi\nsuskularıma inat\nyeni bir aşk yarat\nay Tanrı’sı ol benden sonra\nTanrıçalar güneş doğursun sana\n\nIlgaz’dım başı dumanlı, hırçın\nnergizler açardım her bahar\nsaçlarım sümbül\nRize yeşili bir tutam umut olancası\nkaranfil katardım sabah çayına\nsigaram gül tadı\n\nmahmur sabahlara uyanmadık seninle\nvakur ve mağrur oturmadın karşımda\nbu muydu aşkın adı? \neksik bir şeyler mi kalmış bu masalda\nyoksa biz mi unuttuk yıllar yoruldukça? ...\n\nistersen anma hiç, unut gitsin\niki eli kanda bırak anıları\nbalta girmemiş orman olsun\nkurda kuşa yem et sevmelerimi\no delicesine sevda\nunutulmuş bir efsane kalsın\nben toplayıp kırıntılarını yüreğimin\ngidiyorum şimdi...\ngayrı yeni bir rüyan olsun\nher sabah anlat güvercinlere\n\n-alnı al pürçek \nyana taramış kakülü\non parmağı kınalı bir gelin\nkahve sunar gümüş tepside\nnazlı nazlı salınan bir deli gülüş\nbir hayal kaldı gidenden geride-\n\nben yine sürgünüm\nhiç bir tapınak almaz içeri\nbir kaç damla düşer\ngöl olur yalnız kalışlarım\nheybem rüzgar dolu\ngüneşli baharlardan kalma\nellerim yıldız\nyeni şafaklara gebe\n\nşimdi gidiyorum\nyine savaşçı olacağım\ngül pembe değil ayrılıklar\nsana susmalarımı bıraktım\nhaykıracak sevmelerimi \nunutamıyacaksın biliyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eksik Olan Yarımı Bekliyorum",
        "poet": "Esin Ege",
        "poem": "\n\nO gün hiç bitmesin istemiştim çünkü içimden bir ses böylesi bir günün tekrarının çok uzaklarda olduğunu söylüyordu,biliyordum özlemlerin dağlar kadar artacağını ve sana ulaşamayacağımı,  biliyordum ters bir şeylerin olacağını ama yinede kötünün iyisi bize sunuldu ve birbirimizi üç koca yıl görememek düştü payımıza.\nO gün içimden seni, yüreklerimizin birbirimizin yüreklerinde hapis olduğu gibi kollarımın arasına hapsetmek geldi ve öyle sarılmıştık ki birbirimize yollar kadar uzaklık yıllar kadar hasretliği tüketiyorduk bir avazda bir güç bizi ittikçe itiyordu kenetlendikçe kenetleniyorduk.\nSen kekik kokulu dağları,bağ bozumlarından üzüm kokularını  bana karlı buzlu erciyesin serinliğini getirmiştin kavurucu yaz sıcağında,  ben sana istanbulu sunuyordum, boğazın iyot kokusunu  ve ruhum bütün cüretkarlığıyla veriyordu hasretin gözlerimi gözlerinden yüreğine.\nGözlerine baktım işte dedim, benim hasretim  bal rengi gözler, güneşin altında yeşil gölgede bal rengi sevgi bakışlı gözler, bana hasret bana tutkun gözler.\nKaç saat  ayrılmadı ellerimiz kaç saat sessizce oturup da asırlık hasretimizi anlattık  yüreklerimize.Maçka da güneş üzerimize battı ve gece istanbulun  lacivert akşamlarıyla üzerimize çöktü. İstanbul  sustu bizi seyretti gelen geçen her kez bizi seyretti  biz gözlerimizle seviştik lacivert gecelerde asırlık arzularımızı hasretimizi  savurduk caddelere.\nGitme ne olur gitme beni buralarda bırakma derken benim payıma kalmak seninkine gitmeler düşüyordu ikimizde biliyorduk, en çok da ben. \nSevgimiz gerçek aşkımız gerçek,ama ikimizin gerçeği hepsinden gerçekti bu akşam.\nO lanet olası uzun yollar kısaldıkça kısaldı bir adım öne beş adım geriye gitmelere ne oldu. Gitme ne olur gitme… bak eksik olan yanım geldi yarım olan ben şimdi tam oldum gitme ne olur.\nGitmeliyim biliyorsun senin yanında tam olan beni yarıya bölüp gitmeliyim…kulaklarımda sesin,bal rengi gözlerin ıslak.\nYüreğim acıyor bu nasıl bir çelişki kalmak isterken gitmeler düşüyor sana ve ben her şeyin üstesinden gelmeye muktedir ben ne kadar çaresizim gidişine.\nŞimdi evimize gidiyor olsaydık! ! kim bilir bitanesi belki bir gün….\nŞimdi eksik olan yarım yeniden bana geliyor  ve ben eksik olan yarımı sana  hazırlıyorum, mutluluk bu mu?\nTıpkı sarayda sultana sunulan bakire saflığında bir cariye gibi tertemiz bir hoş geldin hazırlıyorum sana. Yine bana kekik kokularını, üzüm kokuları ve erciyesin serinliğini getirecek yarımı bekliyorum.\nBir günlük saltanatım olacak asırlık hasretim bal rengi gözlerinde….\n\n\n"
    },
    {
        "title": ". Eksik Resimler",
        "poet": "Ufuk Bayraktar",
        "poem": "\n\nVan Gölü'nün Atatürk Dağı'nı gören kıyısında\nneden tek bir resmimiz yok; \nve yahut Nemrut'u ya da Süphan'ı arkamıza alıp\nhani olmadı şöyle uçsuz bucaksız maviliğin önünde? \n\nOrda burda çekilmiş bir kaç resmimiz var\nbakıyorum, hepsi eksik kalmış\nömrümüz gibi...\n\nZaten resimlerle yaşanmıyor dostum,\nresimler yaşlanmıyor...\n\n26.06.2010/ Bitlis\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EkSiK SaYdıLaR",
        "poet": "Tahsin Emek",
        "poem": "\n\nYüzümde tebessüm var idi bitti\nGözlerimin ışığını aldılar\nSevinç neşe nerde tükendi gitti \nMutluluğum azaplara saydılar\n\nEskilerde güleç bir yüzüm vardı\nEtrafıma neşe sevinç saçardım\nHer şeye sevinir güler oynardım\nYüreğimi kafeslere koydular\n\nNe isterler bilmem mutlu olandan\nDürüst görünürler hepsi yalandan\nDoğruya yetmez mi koskoca Vatan\nYabanlara paylar verir oldular\n\nİçim daralıyor sığmaz kainat\nKimlere kaldı ki krallık saltanat\nAtamdan kopamam kadere inat\nZulüm yıldıracak bizi sandılar\n\nDoğru bir tek olur o da Hak yolu\nNe yiğitler besler bu ANADOLU\nMutlak gelecektir bu zulmün sonu\nMızrağı çuvallar saklar sandılar\n\nÇıkacak ortaya elbet her gerçek\nGörünen köy asla gerekmez mercek\nÖzlenen yarınlar mutlak gelecek\nYarınlar bizimdir eksik saydılar\n\nŞiir: 1734332 - EkSiK SaYdıLaR\nYazan: Şair Yusuf Değirmenci 1\nAnadolu kahramanlar salacak\nBu topraklar için savaşılacak\nBu vatan bizimdir bizim kalacak\nhainler boş yere umutlandılar...şair Yusuf Değirmenci \n\nşair dostuma teşekkür ediyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eksik Yanım",
        "poet": "Cem Salih Ün",
        "poem": "\n\nBir kadın yüzü isterdim yüzümde\nToprak gibi bakabilirdim o zaman\nGözümün değdiği yerde bir hayat fışkırırdı\nNemini almamış tohumların bağrından\nSussam; dünyanın bütün ırmakları yüzümden geçerdi\nBütün çığlıklar gününü beklerdi\nDudaklarımın deltasında\n\nBir kadın eli isterdim elimde\nToprağı bırakıp kalktımıydı gökyüzüne\nTan yerinden yırtılırdı gecenin karanlığı\nBir kadın eli isterdim elimde\nAvuçlarımda mayalanırdı o çocuklar\nDünyayı sırtlamadan önce\n\nNe bir kadın yüzü yüzümde, \nNe elinde bir kadın eli\nAma bir kadın, hep aklımda\nHayatı bulaştırıyor elime yüzüme\nSesimden alıp öfkemi kalbime veriyor\nSırtımı sıvazlıyor en zor günümde\nOmzunu dayayıp omzuma yürütüyor\nKorkuyorum eksilmesinden\n\nİşte bundan dostlarım işte bundan\nBir kadın isterdim kendimde\nSusunca yüzüm kurumazdı o zaman\nGecenin ayazında çatladı mı ellerim \nGöğe kaldırıp yırtardım karanlığı bağrından\nİşte bundan dostlarım, \nİşte bundan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eksikliklerim Fazla",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nDaima savunmuşum şahsi acizliğimi,\nYüce çok kul içinde yok kabul edildiğimi…\n\nSeviyemi bilirim eksikliklerim fazla,\nKimseyi hor görmedim işim olmaz haksızlıkla…\n\nSaf olduğumdan olsa yağ çekmeyi de bilmem,\nKalbimde zerre kin yok kötülük de düşünmem…\n\n(2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ektiğini Biçersin",
        "poet": "Yücel Terkanlıoğlu",
        "poem": "\n\nDeğerin, verdiğin; gelenin, gittiğin kadardır. Beklemekle değil, atılan adımlarla yol alınır. Sabır ise ekenin hakkıdır; ektiğini biçersin, ekmediğine dua etmezsin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eksilmez",
        "poet": "Mahmut Karahan",
        "poem": "\n\nYalnızlık eksilmez çoğalır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eksiliyorum İçinden İstanbul",
        "poet": "Seyfullah Öztürk",
        "poem": "\n\nŞimdi şu yanan şehir ışıkları makyajının akmış hâlidir.\nEksiliyorum içinden istanbul, bu bir vedâ faslıdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eksiktiler 3",
        "poet": "Aytekin Orhan",
        "poem": "\n\n1-\n\nİçimden uçup giden kuşlar\nGöğüs kafesimi kırıp havalanırken\nMideme oturup kalmış yumru\nSenden kalanları hatırlatmakta\n\n2-\n\nHer rüya gerçek olmaz\nSen gerçeğimsin\nRüya gibi yaşadığım\n\n3-\n\nAşk bir uçurtmaydı\nİpini kaçırınca uçup gitti\n\n4-\n\nHiç benimsemediğim, hiçte tanıdık gelmeyen kalabalıkların arasında; neyi, neden aradığını bilmez haller içinde dolaşmanın getirdiği bir arayıştın sen ve sana dair birikmişlikler… Bir yanımın sen oluşu, bir yanımın senden ayrı kalışının tutarsızlığına hükmedemeyişimin verdiği boşluk sancıları, geçip gitmeyen gecelerin ıssızlığı… Oysa yağmurlar serinletirdi. Öyle söylenirdi. Böylesine yakıcı günlerin içerisine sıkışmışlıklarda; hiçte öyle olmayan gerçeklerin yüzümüze vurduğu acı gerçekler ve şaşırıp kalmışlık… Şimdi çok özlemişliğin içinden çıkılmaz hallerinin, kaçıncı evresindeyiz. Kaç parçaya daha bölüneceğiz. Kim bilir. Kim bilir, belki çok yakın zamanların içinde yeniden birleşeceğiz. Böylesine bir sürecin içinden geçişlerimizin yolu bizliğe çıkıyorsa, beklemekte güzeldir…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eksilmeden Çoğaldı",
        "poet": "Cemal Karsavran",
        "poem": "\n\nbir resmin izdüşümüydü \nyola düşüren gözler \nçılgın düşler de aşk\npapuç bırakmamak için hayata \n\nbütün gözler üzerinde \nilk kez kendi için bir şey yaptı\ndeli dolu aptalca \nsürüklenip yüreğinin peşinden \n\ngözlerini gözlerine doladı \nparmakları saç ucunda \nkestaneydi dolunay gözler\ngizli sevmeler-deyken dili \n\nnazik parmaklarıyla sundu \nhatırı kırk yıllık kahve \nkendinden bir şeyler anlattı\ndilin kemikli-sinden sözlerle\n\nkendini ararken şair bir yerlerde \nsıcak bakışlarda kayboldu \ngizem dolu bir zincirin halkası \neksilmeden çoğaldı \n\n07-12-2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ekstra Hizmetler Konusunda",
        "poet": "Ali Koç Elegeçmez",
        "poem": "\n\nSayın ant.com.yetkilisi,\nSizlere ulaşamadığımdan buraya yazmak zorunda kaldım..Umarım soruma yanıt alabilirim\nEXTRA İŞLEMLERDEN YARARLANMAK; ÖRNEĞİN, ŞİİRLERİMİ E-KİTAP HALİNE GETİREBİLMEK İÇİN GEREKLİ OLAN 40..Tl...tutarındaki abonelik ücretini Garanti Bankası'nın 404 no:lu ACIBADEM ŞUBESİNDEKi 6296099 nolu Yenimedya Elektronik Yayıncılık Hesabına, 23.kasım.2016 tarihinde, aynı bankanın Keşan Şubesi bankamatiğinden  yatırdım..\nBu hesaba yatırma nedenim 1016 nolu Koşuyolu Şubesindeki 6298211 numaralı hesabına banka görevlilerinin ulaşamamış olmasıdır.. \nEkstra hizmetlerinizden ne zaman yararlanacağımın bildirilmesini saygı ile arz ederim..24.kasım.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ektiğin Gibi Çıkar Emeklerin",
        "poet": "Adem Tok",
        "poem": "\n\nnasıl öğrettin sen yüremeyi geleceğimize\nnasıl öğrettin ki\ndaha beceremeden emeklemeyi\nsağlayamadan dengesini\nkoşmaya başladı\n\nnasıl öğrettin sen sevmeyi özge bir fidana\nnasıl öğrettin ki\nsevgiyi seviyi \nsevilene değer vermeyle \nbeklemeyi bilmeden\nsaygısızlığa soyundu\n\nnasıl öğrettin sen mevsimleri bahara\nnasıl öğrettin ki\nkarakışta gazel dökmesi gerekirken\nüstü açık dolaşıp tomurcuk saldı\n\nnasıl öğrettin sen vefayı yağmura\nnasıl öğrettin ki\nhasretiyle candan yağması beklenirken\nateşten kıvranan tprağımıza \nses vermez oldu\n\ndenize fırtınaya nasıl öğrettin sen esmeyi\nnasıl öğrettin ki\nkimseye aldırmadan yatıyorlar ölü gibi\n\nbalıklar dipte\nsandallar ağların ağırlığında\nterk edilen sahilde\nbalıkçılarsa aç aç martılarla\n\ndoğarken böyle mi doğdu kendini tanıyan\nhata onda bunda şunda değil,öğretende\n\nüzgünüm \nyanlış yaşamışsın\nşu havasını soluduğumuz güne kadar\nömür denen merdivende\n\n'bundan sonrası'diyeceksin\nanlatacağımı anlattım\nne diyeyim\nektiğn gibi çıkar emeklerin..      \n\n                                                                             26.12.03\n                                                                              f tipi hapishane Edirne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eksiğin",
        "poet": "Fikret Yayan",
        "poem": "\n\nNisan yağmuru gözlerin\nAk tenin öylesi berrak\nYüreğin sevgi dolu\nTek eksiğin benim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ektiğini Biçiyorsun",
        "poet": "Dinçer Demirel",
        "poem": "\n\nBoşuna çırpınma artık insanoğlu\nYaptığının cezasını çekiyorsun\nDoğayı mahvederken aklın nerdeydi\nEktiğini şimdi katkat biçiyorsun\n\nAcımadın ağaçlara, ormanlara\nKeserek, yakarak katliamlar yaptın\nOrman yerine beton binalar diktin\nEktiğini şimdi katkat biçiyorsun\n\nHavaya zehirleri durmadan saçtın\nDenizlere bütün pisliği boşalttın\nKirlettin doğayı hiç mi acımadın \nEktiğini şimdi katkat biçiyorsun\n\nSilaha, savaşa yatırım yaptınız\nİnsanlarla, doğayı bombaladınız\nDoğanın dengesiyle çok oynadınız\nEktiğini şimdi katkat biçiyorsun\n\nİnsanoğlu önceden aklın nerdeydi\nİş işten geçince mi kendine geldin\nDoğanın böyle  kalacağını sandın\nEktiğini şimdi katkat biçiyorsun\n\nDoğa senden intikamını alacak\nDoğanın ahı çok da korkunç tutacak\nDoğa yeniden düzenini kuracak\nEktiğini şimdi katkat biçiyorsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ektiğini Biçme Zamanı",
        "poet": "Nuray Şaşihüseyinoğlu",
        "poem": "\n\nKaranlık,\nBir ışık\nVe kabir işte:\nKimine düğün bayram,\nKimine künde.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El",
        "poet": "Numan Ekşioğlu",
        "poem": "\n\nEl bu\nSevgili de okşar çiçek de\nEl bu\nKalem de tutar çekiç de\nEl bu\nYumruk da olur gerektikçe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Aldı",
        "poet": "Mehmet Şükrü Baş",
        "poem": "\n\nNe kaldıysa geçmişten kalan\n                                           Yel aldı zaman götürdü.\n                                           Karıştı zamanla dost ile düşman\n                                           Eller aldı, yel götürdü.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Baki",
        "poet": "Süleyman Sönmez",
        "poem": "\n\nHer şey fani dedi usulca tavşan\nAnladım diye baş salladı saksağan\nÇöplerde rızkını arayan deli kedi\nBiliyorum çocuklar, dedi,\nYalnız Allah Baki.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El  açıp  Mevlaya  yalvaran  insan",
        "poet": "Umut Suci",
        "poem": "\n\nEl   açıp   mevlaya    yalvaran  insan .\nMevlam   yalnız  senin  benim  deylmi.\nKarıncada  bir   can  sendede   bir  can.\nAllah   yalnız    senin   onun   deyilmi.\n\nMevlam   yaratmışsa  sebebi   vardır.\nAteş  bazan  nardır  bazanse  nurdur.\nGök  yüzü  bir  kubbe  yer  yüzü  sedir.\nKulanımı  senin  benim  deyilmi.\n\nSen  koca  kurt  oldun  bense  saf  kuzu.\nSen  kabul  etmezsin  ben  ise  razı.\nSen  oksijen  solun  ben  karbon  gazı .\nNefes  yalnız  senin  benim  deyilmi.\n\nİnsanı  yok  eder  nazar  bed dua.\nMalın  bereketi  zekate  ara.\nBeladan  uzak  ol  ver  bir  sadaka.\nKader  yalnız  senin  benim  deyilmi.\n-------\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El bebeğim gül bebeğim",
        "poet": "Yusuf Ziya Leblebici",
        "poem": "\n\nGüle oynaya gitti çocuklar\nÖlümün kucağına\nBilirler miydi amcaların\nÖlüm kusacaklarını\nVe de tahtaravelli ritminde\nGöğe çıkacaklarını! ..\n\nYürü bebek yürü\nBuluta doğru\nÖzgürlüğü ölüm aldı\nGülleri soldurdu\nEl bebeğim gül bebeğim\nDiyemedik size\nYarını görmeden gittiniz \nGittiniz hoşçakal diyemeden bize\n\nGüle oynaya gitti çocuklar\nFilistin’de Somali’de\nOyun bahçelerine doğru yürüdü\nAfganistan’da, Van’da\nOynamak istedikleri\nNe mermiydi, ne de bomba\nKuş sayıyorlardı havada\nAma amcaları yaktılar güvercinleri\nÇocukların yarınlarını yaktıkları gibi…\n\nYürü bebek yürü\nToprağa doğru\nParkları tabut yaptılar\nGöğüslerine madalya taktılar\nEl bebeğim gül bebeğim \ndiyemedik biz bize\nOynayamadan gittiniz\nGittiniz doyamadan size…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Bana",
        "poet": "Bedri Kenan Karaal",
        "poem": "\n\nYağmur yağar, coşar gönül, sel olur, çöl kalır, \nEser rüzgar, şaşar gönül, yel olur, toz kalır \nKar yağar, aşar gönül, çığ olur, ak kalır, \nBahar, çiçek, papatya, ne yazık ki el bana... \n\nYol kenarında soğuk taş olur bakılır, \nGarip gönlüm işte duyduğuyla yıkılır, \nSen gidersen yarim ardın sıra ne kalır, \nBahar, çiçek, al bir gül, gonca ol da gel bana...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Alanılameyn Savaşınılı 1942",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nOrtadoğunuluda savaşınılın,\nİtanılanyanılınların, Libyadan\nMısıra salınılındırısıyla başlanıladı.\nFakat İnilinilingilizler,\nİtanılanyanılınları Libyanılaya\nGerinili püskürtülündü.\n1940 Martında İtanılanyanılınlar,\nAlınılınman birlikleriyle\nAfrika Korps\nTakviye edilindi.\nGeneral Rommel komutasındaki\nMihver birlikleri,\nİnilinilingilizleri, Mısıra doğunulunru\nGerinili çekilinmeye zorlanıladı.\nBu aranılada\nTobruktaki İnilinilingiliz garnizonu,\nDokuz ay\nKuşatılınmaya dayanılandı.\nRommelin, Mısıra\nYönelik salınılındınsı,\nEl Alanılameynde durdurulundu.\nGeneral Montgomery komutasındaki\nMüttefik birliklerinin taarruzu,\nAlınılınman ve İtanılanyanılın birliklerinin\nKuzey Afrikadan\nAtılınmasıyla sonuçlanılındı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El-am",
        "poet": "Faruk Bakuri",
        "poem": "\n\nCemi ney simge oku\nŞan evi gökte akı\nNida seda naradan\nSes olup urdan şakı\n\nElif hane güneş el\nSanı elma yer kebel\nEl,ma baş göz amel ins\nŞenlenir yer yurt babel\n\nElma olma o kuz o\nAlfa elif tokuz o\nTokuz sonu on olur\nOn’da cismi yokuz o\n\nGüneş evi yaşam a\nYaşam hane ama ma\nMa ay o elin yurdu\nElif adlı anama\n\nGüneş yaşamı kon’u\nAdam o tanı onu\nElam’a adam demiş\nGeçmişin yakın sonu\n\nTen güneş evi de on\nEn hane ta’lı at on\nOndur dede güneş ev\nHem atta ata am on\n\nGüneş hane ten kur’i\nTen kuri ten’in yeri\nKuri aşk ışık yaşam \nOrada huri peri\n\nBakire maiden kut\nAlmah virjin idi mut\nSöylendi maya mari\nNamı sin  gökte mah tut\n\nKa tun na, mus’u eri\nAna=ya,sa’da meri\nHer zerre yasa ilim\nGörende hakkın vari\n\nKızıl ej derha tur ha\nO kun er namı kırha\nKentuar tur kan evi\nUludan kutlu barha\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Bebek",
        "poet": "Ersin Dilek",
        "poem": "\n\nGül bebek\nEllerin daha küçücük\nSaçların ben kokuyor\nİnci tanesi gibi olacak dişlerin\nYüreğin kıpır kıpır olacak\nSeni seviyorum derken.\nAdınla anacaksın beni\nSanın benden\nUmutlu geleceğin \nPeşinen aldım mutluluklarını\nYastığının altında.\nYeter ki ben olayım yanında\nEl bebek\nVer elini babana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Bebek",
        "poet": "Ramazan Ateş 2",
        "poem": "\n\nel bebek gül bebek büyüttüm seni, \nher an karşıma çıkacak gibi,\nellerim gül yüzüne hasret, \nher an solacak gibi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Bab'ta on altı askerimizi şehit verdik",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nDeaş'lı hainlerin saldırısı sonucunda,\nEl Bab'ta on altı askerimizi şehit verdik.\nBombalı araçla Suriyenin kuzey ucunda,\nEl Bab'ta on altı askerimizi şehit verdik.\n\nŞehit olup Hak katına gitse de Türk evladı,\nSonsuza kadar gönlümüzde yaşayacak adı.\nHer birisi aslan gibi askerlerimiz idi,\nEl Bab'ta on altı askerimizi şehit verdik.\n\nŞehit olanları gördükçe içimiz kanıyor,\nYiğitlerimiz al bayrağa sarılı dönüyor.\nGözümüzde yaş var bizim yüreğimiz yanıyor,\nEl Bab'ta on altı askerimizi şehit verdik.\n\nElimizde silahla Suriye'ye varacağız,\nDeaş'lı hainleri acımadan vuracağız.\nHainlerin hepsine hesabını soracağız,\nEl Bab'ta on altı askerimizi şehit verdik.\n\nYusuf onların adına şiir yazıp söylesin,\nŞehit olanların evlatları  şimdi neylesin? \nAllah bütün şehitlerimize rahmet eylesin,\nEl Bab'ta on altı askerimizi şehit verdik.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El bebek Gül bebek",
        "poet": "Fatih Ataşçi",
        "poem": "\n\nAğaçlarla, kuşlarla, çiçeklerle  örülsün umut sandalım…\nKelebekler, böcekler, arıların yürekleri taşsın mutlulukla\nDereler, nehirler, göller, denizler kirliliğe oynamasın…\nYaşansın her şey gönlümce…\nHer şey el bebek gül bebek olsun…\n\nMeyveler aşkla açsın, seninle açsın. \nGüzellikle bezeyeyim karanlığı…seninle bezeyeyim…\nNur içinde nur olsun gönlüm…seninle olsun…\nHer düşüm bir ağ parçalasın....\nHer şey el bebek gül bebek olsun.\n\nSonsuz perdeye yürüyeyim…seninle yürüyeyim\nAşk içinde şevk içinde dolsun gözlerim.\nYüreğim huzurla dolsun…seninle dolsun…\nArıların balları gibi tatlı olsun gülüşün...\nYürüyelim sevgili her karanlık bir aydınlıkla olsun…\nHer şey el bebek gül bebek olsun…\n\nBu hayat sandalında tenim sallanmayan gemi…\nGülüşün ruhumun güvertesi\nBakışların; dipçiği kalbimin \nYüreğim gönlünle boğulmasın.\nBu hayat menzilinde….\nMenzilim senin kalbin olsun.\nHer şey el bebek gül bebek olsun.\n\n24.02.2015\nFatih Ataşçi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El bebek gül bebek",
        "poet": "İbrahim Özdemir 2",
        "poem": "\n\nEL  BEBEK  GÜL BEBEK\n\n        Seni  ölümüne  seviyorum,\n        ugruna  alev alev yanıyorum,\n        koşa koşa  gel seni bekliyorum,\n        Çabuk gel el bebek gül  bebek\n\n        Tütüyorsun  gözümde  gönlümde,\n        Tek  ümidim tek  neşemde,\n        Sensiz  varım yoğum  her  şeyimde,\n        İnanarak gel el bebek  gül  bebek\n\n        Bu  nazlanışın  beni  öldürecek,\n        Dev  ateşlerde  yakıp kor edecek,\n        Yaktıkça  yakıp  küle  döndürecek,\n        Bile  bile gel  el bebek  gül  bebek\n\n                                                                                   (DEMYANLİ) İBRAHİM  ÖZDEMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El bebek gül bebek",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\ntüm vahşetin\nolanca acımasızlığı\nve dehşetiyle\nhüküm sürdüğü \norman kanunlarının hakimiyetinde\nağaç kovuğuna sığınan \nsevdaydı bizimki\nel bebek\ngül bebek\nözenle büyüttüğümüz\nserpilip geliştirdiğimiz\nkülleri havaya savrulan sevdamız\n\nOcak  2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El bulup gitsin",
        "poet": "Ferit Battal",
        "poem": "\n\nÇal kara bahtını yerden yellere\nBırak hasret ile yel bulup gitsin\nAl git bu sevdamı yaban ellere\nBırak hasret ile kol bulup gitsin\n\nSer kaşın üstüne zülfün telini\nZar et ziyan etme seher yelini\nAğyar bahçesine sürme elini\nBırak hasret ile sel bulup gitsin\n\nSabret, sır tut, sakla kert, siz dilini\nBoşa çark çevirip yorma belini\nAğla dosta anlat kendi halini\nBırak hasret ile el bulup gitsin\n\nZar etmeyen gönlün yaprağı solmaz\nCan aşkla yanmazsa özünü bulmaz\nSen yormazsan beden nur ile dolmaz\nBırak hasret ile yol bulup gitsin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EL Boynundan ÇEKER Kardeş",
        "poet": "Ramazan Kılıç",
        "poem": "\n\nKimse doymaz  haram ile,\nÖldüm sanma  verem ile,\nDirilirsin kerem  ile,\nKıyamet var kopar kardeş.\n\nİster gül  ağla haline,\nSitemler et talihine,\nDön bak dünya tarihine,\nİnsan yapar  yıkar kardeş.\n\nKimi yaşar alim olur,\nKimi okur  zalim olur,\nBu dünyada eden bulur,\nYaradan var  bakar kardeş.\n\nKatledilir yaşlı, çocuk,\nİnsanlık yok, bölük buçuk,\nÇoban cahil, sürü kaçık,\nMedeniyet çöker kardeş.\n\nZalim ezer  oyun ile,\nÖğün  dinin  soyun ile,\nFarkın kalmaz koyun ile,\nEl boynundan çeker kardeş.\n\nHak demezsen dilin kopsun,\nOlmaz  din  imandan yoksun,\nKulsun  ne az  ne de çoksun,\nSonra  iman çıkar kardeş.\n\nAdalet  mülkün  temeli,\nÇalanlara ne demeli? \nHuzur  neşe ile gülmeli,\nYoksa bu can  bıkar kardeş.\n\nGönüllere köprü  barış,\nCennete girmektir  yarış,\nKoca dünya karış  karış,\nNe ekersen  biter kardeş.\n\nKöz gibi yanar  gönlümüz,\nYel gibi geçer  ömrümüz,\nKör olmuş  bakar gözümüz,\nİblis  bizi biçer kardeş.\n\nZincirlere vur  zalimi,\nHakka havale et halini,\nHayr etsin  Hak ahvalini,\nBil, kul kimden çeker kardeş..\n\n05 01 20013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Benden Öte",
        "poet": "İsa Kahraman",
        "poem": "\n\nBülbüle dut verip kimler susturmuş,\nBülbül ötmüyorsa, Gül benden öte.\nHep gerçeği söyler, kim kilit vurmuş,\nYalan söylüyorsa Dil benden öte.\n\nCep fakir, kalp zengin, bilmez ahali,\nBazan darda olur, bu dünya hâli,\nBir dertli günümde Hızır misâli,\nBana uzanmayan El bendoen öte.\n\nSazımla başbaşa efkârım varken,\nNağmesiyle hülyalara dalarken,\nBir dost meclisinde coşup çalarken,\nDüzen bozulursa Tel benden öte.\n\nDosttan ılgıt ılgıt selamla gelse,\nHasreti unutsa, Visâli bilse,\nSeher Vakti, Bad-ü Saba değilse,\nİstemem esmesin, Yel benden öte.\n\n                                                             İsa Kahraman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Çantamın Sapı ile Kayışı",
        "poet": "Ahmet Zeytinci",
        "poem": "\n\nOysa hayat ne güzel gidiyordu, ta ki el çantamın sapı ve kayışı bozulana kadar. Hayır bana bozulsalar iyi, ne yapar ne eder yine onların gönlünü alırım ama, neye bozuldukları da belli değil. Oysa ki o çantayı daha geçen sene çocuklarım babalar günü hediyesi olarak almışlardı bana. Bir esnaf için, ticaret ile uğraşan benim gibi biri için bundan iyi de hediye olur mu? Yapmayın Allah aşkına, olur mu diyorsunuz? Ha anladım, anladım, yeni bir araba filan alsalardı daha iyi olurdu diyorsunuz da, nerede biz de o para? Doğruya doğru, eğriye eğri bende de yok, çocuklarımda da. Nereden olsun ki şu ekonomik krizler ile boğuşurken hem ülkem hem de bizler...\n\nNeyse gelelim yine çantamın sapı ve kayışına. Sade çantada mı oluyor sap? Hayatta da ne saplar, ne değişik insanlar var. Her yerde de karşınıza çıkar durur bu saplar. Saflar da bu saplara hiç sesini çıkartmaz. Neredeyse bir yıldan fazla geçmiş çocuklar bana o çantayı alalı. Daha bozulmasın mı sapı da kayışı da? Gerçi bozulmadan önce haber de vermiyor keratalar, kızıyorum. İnsan bir söyler sabah evden çıkarken değil mi ama? ''Biz bu gün, bozulacağız epeyce haberin olsun Ahmet ağabey.'' deyin bunu bana ciğerimi de canımı da yiyin benim her ikinizde. Öyle olur olmaz yerde de bozulmayın lütfen. Bir topluma, insanların içine girdiğimde lütfen çıkmayın yerinizden, rahat durun, oturun oturduğunuz yerde. Hayır sonra dedikodu oluyor, arkadaşlarım arasında. ''Nasıl bir adam bu Ahmet bey bozuk çanta sapı ve kayışı ile dolaşıyor da bir yenisini almıyor.'' diyorlar. Elin ağzı torba değil ki büzesin. Gıcık kapıyorum haliyle, yani dostlarımın bu konuşmaları kulağıma gelince...\n\nGeçenlerde araba kullanırken, yan koltukta, baktım çıkmış kayış efendi, yan gözle bana bakıyor. Kırmızı ışıkta da durmuşum. Hazır durmuşken takayım şunu dedim, nasılsa burada çok uzun yanıyor kırmızı ışık. Uğraşırken, uğraşırken dalmışım, o arada yeşil yanmış. Arkamda da arabalar birikmiş, daaaaat, daaaaat diye kornalara basıyorlar. Son an da aynadan bakınca fark ettim. Tam ışık tekrar kırmızıya dönerken bastım gaza, o sırada da öbür tarafa yeşil yanmasın mı, zor kurtardım öbür arabalardan lakin epey de küfür yemişimdir herhalde...\n\nHayır çok basit bir işi var. O sapa takılı demir aksamını ve kayışını, herhangi bir çantacı kardeşe gideceksin Ahmet, parasını verip değiştireceksin. Çocuk oyuncağı senin için. Çantacı arkadaşlarım da var meslektaş sayılırız. Ama ben de ''Tembellikten eşeğe dayı çağırma.'' durumları olduğu için. Bir türlü halledemiyorum çantamın sapı ile kayışını. Olmuyor, hem de hiç olmuyor. Bazen bir davete gidiyorum, elimde çantam. Farkında değilim kayışı çıkmış. Yanımda ki arkadaşlarım kaş göz ediyor. Tuvalete kaçıyorum bahane ile orada düzeltiyorum. Bir de bağırıyorum çağırıyorum çantamın, sapına da, kayışına da. Hanım da bana kahkahalar ile gülüyor, hatta gülmekle de kalmıyor, yerlere yatıyor, gülerken gözlerinden de yaş geliyor. İlahi Kocam diyor ''Armudun sapı üzümün çöpü.'' derlerdi şimdilerde ise ''Çantanın sapı üzümün çöpü diyecekler, senin bu hallerinden sonra.'' böyle cümleler kurup bana laf sokuyor durmadan...\n\nSap sap diye, kayış diye diye diye nerelere geldik. Yok, yok yarından tezi yok ben su sap ve kayış işini halledeceğim. Artık canıma tak etti, hatta tek tak da yetmez, tak tak etti diyelim. Yoksa bir daha ki babalar gününü beklesem de bir çanta daha mı aldırsam çocuklara? Of ki of! O zamana da daha çok var. Hem de ''Ben babalar günü çanta istiyorum sizden.'' diye de söylenmez ki... Onlar gönüllerinde ne geçerse onu alsınlar. Şöyle coşkuyla sallayamıyorum el çantamı yolda tek başına yürürken. Tam sallarken kayışı bir çıkacak hop birinin kafasına ya da bir yerine gelecek, ondan sonra al başına belayı. Adama durumu anlatmak için bin dereden su getir. Hele bir de yapılı filan bir adamsa beni yamultup kenara koyar vallahi... Çok önemli bir konu sap ve kayış meselesi, çok. Aman ha siz siz olun el çantalarınızın sapı, hem de kayışı aynı anda bozuldu mu benim gibi müşkülpesentlik edip de tamir ettirmemezlik yapmayın, sonra bir sürü işler açılır başınıza diyeyim yani... \n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Cahız",
        "poet": "Abdullah Yaşar Erdoğan",
        "poem": "\n\nTürk-İslam âlimleri serisi –  16\n\n\n\n\n\n                  EL- CAHIZ\n           D. 777 – 781 – Ö. 868\n\nTAM ADI; Ebu Osman Amr bin Bahr El- Kinani\nEl-Fukaimi El-Basri kısaca Cahız dendi.\nEl-Cahız, Basra’da dünyaya gelmiştir,\nEtnik açıdan Doğu Afrika kökenli! \n\nBilimsel, teolojik, polemik, edebi,\nİslam felsefesi, biyoloji, zooloji,\nTarih ve İslam’i psikolojiye değinmiş,\nBu konularda vardır pek çok eserleri.\n\nGenç iken filoloji ve şiirle ilgilenir,\nKu’ran ve Hadisler üzerine eğilir,\nYaşamı boyunca iki yüz eser yazmış,\nBasra’da doksan üç yaşında vefat etmiştir.\n\nHayvan psikolojisi ile de ilgilenmiş,\nKarıncalar örgütlenmesini incelemiş,\nHayvan iletişimi hakkında bilgi verir,\n“Kitab el-Hayavan” onun güzel eseriymiş.\n\nÜç yüz elli kadar hayvanı incelemiş,\nGenellikle şiir diliyle belirtmiş,\nBu ansiklopedik bir eser denilir,\nBesin zincirlerinden örnekle bahsetmiş.\n\n“Kitab el-Buhala”; cimriler kitabı denir,\nCimri ve açgözlü üzerine bir eserdir,\nMizahi ve hicivsel bir üslup takınmış,\nBu insan psikolojisi incelemesidir.\n\nİslam kültürünün altın çağında yaşamış,\nÇok yönlü uğraşı olan bilim adamıymış,\nMutezile ekolüne girmiş bir zaman,\nHatadan dönüp kendini İslam’a adamış.\n\nİslam, ilim çağının anahtarı denir,\nKu’ran ilim ve de irfanın özündedir.\nBağnazlığa yer olmaz ilim dünyasında,\nİlimler evrensel olup insan içindir. \n\nŞair, Araştırmacı, Yazar: Abdullah Yaşar Erdoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Bilmedi",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nel bilmedi belki bilirsin\nel kadar çocuk\nana kucağından toprağa\nyuvarlanışının çığlığını\n\nel bilmedi belki bilirsin\nel kadar çocuk\nbu hacıyı kim indirir\nbu acıyı kim dindirir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Çantaları Yüzünden Oturamıyorduk",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nBu şimdi yeni moda, üstelik de çirkince,\nGünah alan bir usul, hem anlamsız şekilce…\n\n(2014)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El, Dil Ve Kalp Arasında Gazze",
        "poet": "A. Ali Ural",
        "poem": "\n\n“Sizden biri…”\n\nToplum ve birey. Toplum oluşturabilen bireyler. Toplumun bir parçası olan birey. “Siz” denilerek hitap edilen bir topluluk ve o bütünün her “bir” parçası.\n\n“ Bir kötülük gördüğünde…” Görmek ve kötülük. Görmek ve gördüğünü ayırt edebilme yetisi. Görmekle başlıyor her şey. Eylem ancak göz penceresinden içeri girebiliyor. Kelimeler önce göz kazanında pişiyor. Resimlerin ilk eskizleri göz tuvalinde şekilleniyor. “Görenle görmeyen bir olur mu? ” Olmaz. Peki neden görenle görmeyen aynı vagonda seyahat ediyor! \n\n“ Eliyle düzeltsin! ” El, yabancı değil. Eylemin bayrağı. İşin makasçısı. Kudretin köprüsü. Söz dinletebilen bir else yukarı kalkması yetiyor kötülüğü durdurabilmek için. Söz dinlenmediğinde parmaklar bir araya gelerek, omuz omza eğilerek avuca, eli yumruğa çeviriyor. Yumruk kötülük karşısında ne güzel bir el! Ya eli tutmuyorsa. Yaşlılıktan, sakatlıktan veya kölelikten olabilir bu. Ya da gücünün farkında olmamaktan. Elini hareket ettirecek gücünün olmadığını düşünmekten belki de. Korkaklığın ve tembelliğin bir illüzyonu olabilir bu.\n\n“ Buna gücü yetmezse,”\n\nGücün çeşitleri var. Bir şeye gücün yetmiyorsa arkanı dönüp gidemezsin! Hey sen! En üstteki şerefeye çıkamıyorsan bir alttaki şerefeden okuyabilirsin ezanı. Ümitsizliğe hakkın yok.\n\n“ Diliyle düzeltsin! ” Sözün gücü küçümsenebilecek bir güç değil. Söz hutbe. Söz, diplomasi. Söz tehdit. Söz vaat. Ve söz şiir, edebiyat. Son Peygamber bildirdi bunu: “Öyle beyanlar vardır ki sihirdir.” Eğer görmüşse şair, gösterir de. Şairler Suresi'ndeki başıboş şairlerden değil, Şairler Suresi'ndeki zulme karşı direnip öçlerini alan şairlerden olur. Dille müdahale ederek uyandırır toplumunu. Akif gibi, “Ben böyle bakıp durmayacaktım, dili bağlı,/ İslâm'ı uyandırmak için haykıracaktım! ” diyerek hem kendi haykırışını tevazuyla gizler, hem gelecek zamanların şairlerini haykırmaya çağırır. Hem eliyle düzeltmeye gücü yetenin elini saklayarak dilini ortaya çıkarmaya hakkı yok. İşte Mekke'nin beş büyük şairinden Kaab bin Mâlik. Tembellik, bahar ve hurmalıklar, Tebük Gazvesi'ne katılmaktan alıkoyuyor onu. Öyle bir ceza veriyor ki Allah'ın elçisi ona dönüşte tüm zamanların söz sahiplerini derinden sarsıyor. Sessizlikle cezalandırıyor. Kaab bin Malik'i. Sözü yüce bileni, sözle varlığını ve varlıkları çerçeveleyeni sessizlikle cezalandırıyor. Hiç kimse konuşmuyor onunla. Eşi, dostları, arkadaşları. Ta ki âyet nazil olup affedilinceye kadar. Kötülüğe hem eliyle hem diliyle müdahale edebilecek olan ikisini birden yapmak zorunda. İşte Abdullah bin Revaha. Şairler Sûresi'nin ilk dört âyeti indiğinde sapık kimselerin uyduğu her vadide başıboş dolaşan şairlerden olma korkusuyla ağlayan Abdullah bin Revaha. Gözyaşları daha kurumadan “Ancak iman edip Salih amel işleyenler, Allah'ı çok ananlar, kendilerine zulmedildikten sonra (peygambere hiciv yapan kafirleri reddederek)  öçlerini alanlar müstesnadır. O zulmedenler, yakında hangi dönüş yerine döneceklerini bileceklerdir,” âyetleriyle yeniden dünyaya gelen Abdullah bin Revaha. Hem ayaklarına hem diline güç veriyor yüce Allah. Henüz Mekke fethedilmeden hicretin yedinci yılında, bir umresi var ki Müslümanların anlatılmaya değer. Müslümanlar, müşriklerle yaptıkları anlaşmayla umre yapmaya gidiyorlar sevinçle. İşte Mekke'ye giriyorlar. Son Peygamber Kusva adlı devesinin üzerinde. Devenin yularını bir şair çekiyor yürüyerek. Yüksek sesle şiirler okuyan bu şair Abdullah bin Revâha'dan başkası değil. Şiirleri işiten Hz. Ömer, bunun Resûlullah'a saygısızlık olduğunu düşünerek susturmak istiyor Abdullah bin Revâha'yı. Fakat Hz. Peygamber(sav)  susturmuyor şairini. \"Ömer bırak onu! \"diyor. \" Düşmana karşı oklardan daha tesirlidir Abdullah'ın sözleri! \" Herkes Abdullah bin Revaha olamaz. Dili de dönmeyebilir insanın. Dönse bile bir tesir icra edemeyebilir kötülük karşısında.\n\n“Buna da gücü yetmezse,”\n\nDiline bile söz geçiremeyebilir insan. Diliyle bile söz geçiremeyebilir. Diliyle bağlı ayakları çözeceğine, diliyle kendi ayaklarını bağlar. Hadi “Dilsiz Şeytan” olmadı, “Hakkın Dili” de olamadı o. Şimdi ne yapacak elinden sonra dilinin hapishanesine düştü. Yalnız duvarlarla set çekilmedi ayaklarına, ses geçirmez camlarla kuşatıldı. Müebbet bağlı mı kalacak elleri? Müebbet susacak mı? \n\n“O zaman kalbiyle buğzeder.”\n\nKalp sığınağına iner bombalama sürerken dışarıda. Dua sadağından çıkarıp oklarını bir bir yollar besmeleyle kötülüğe karşı. Kinini kalp toprağına eker ve her gün sular onu buğzuyla. Kalp sığınağına inmek oradan bir daha çıkmamak anlamına gelmez. Binanın en alt katında olsa da, dil ve el katlarına çıkamasa da bir süre. Kalbiyle buğz edebilirse gerçekten. Kalbi onu yükseklere fırlatacaktır.\n\n“İşte bu imanın en zayıf halidir.”\n\nFakat zayıflar güçlenebilir. Zayıf düşebilir güçlüler. En alt kat olsa da kalp binanın temelidir. Nasıl kalpte büyüyen sevgi aşığı götürürse sevgiliye. Kalpte büyüyen buğz da mümini düşmanıyla hesaplaşmaya götürür. Hezimet kalp sığınağına girmekte değil, hezimet kalbi de terk etmektedir.\n\nEy şairler, romancılar, hikayeciler! Ey kalbi suni teneffüsle canlandıran sâhirler! Ne olur terk etmeyin kalbi! Kalbinizi terk etmeyin ki kalpleri canlandırabilesiniz. Orası sizin tepeleriniz, orada durmanız emredildi. Yaylarınız ve oklarınızla bekleyeceksiniz o tepeyi. Kötülüklere karşı verilecek savaşın sonucu sizin tavrınıza bağlı. Ganimetlere kaymasın uykusuz kalan gözleriniz. Neden titriyorsunuz! Üşüdünüz mü? Bulutları sırtınıza alın. Size semadan ok atmanız emredildi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Değmemiş Bir Köprü Kurabilmek",
        "poet": "Kerem Yüce",
        "poem": "\n\nDaha fazla kayıtsız kalamazdım içinde bulunduğu duruma,günlerdir tek kelime etmiyordu ve o konuşmadıkça benim canım yanıyordu.Alışmıştım o sesi duymaya,her geceyi sabahlara bağlayan uzun sohbetlerinde hayatı anlatmasına.Ama konuşmuyordu artık; o acısıyla yüzüme dokunduğunda daha da tükeniyordu yarınlarım.Cesaretimi toplayıp bir an önce konuşturmam lazımdı,tek bir kelimesi bende bir yıla eşitti.Bir gece yarısı tüm cesaretimi toplayıp her gece bana bıkmadan anlattığı hayatla arasında hiç geçilmemiş bir köprü kurmaya karar verdim.Ardarda sorduğum soruların hiçbirine cevap vermezken dostlarının adını her hatırlattığımda yüzünü o acı kaplıyor,en değer verdiği ismi söylediğimdeyse hiç konuşmayan dudaklarından bir ışık süzülüyordu.Oysa ki kendi ismini söylediğimde bile o dudaklar hep karanlıktaydı.'Anlat,ne olursun tek kelime söyle,konuş benimle' cümlelerim tek tek anlamsız kalırken su sızıyordu kendine vurduğu prangalarla kapandığı hücresinden.O kadar ağlamışlığı vardı ki damlaların arasında boğulup giden kelimeleri hücresinden sızan o suyun üstünde cansızca yatıyordu.Vazgeçmişti hayattan,herkes çok sabırlı olduğunu söylerken kimse bilmiyordu,en büyük sabır herşeyden vazgeçmekle başlıyordu.Hiç konuşmadı,bütün gece tek kelime söylemesi için bekledim,o tek kelime etmedi benimse yıllarım kayıp...O kadar uzak uçurumlar arasında geziyordu ki ne el değmemiş bir köprü kurabildim ne de eski köprülerinden birini tamir edebildim hayatla arasında.Küsmüştü; etrafındaki herşeye aynı gözlerle bakıyor,en büyük acılara bile aynı tepkiyi veriyordu solgun yüzü.Önce dostlarının gönlünden kaçtı bir bir sonra tüm sevdiklerinden en sonundaysa dilinden düşecek tek kelimesi bir yıla eşit olan yaşadığı bedenin sahibinden...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El'e Götür",
        "poet": "Erdal Toygun",
        "poem": "\n\nGökyüzü bugün yine ağlamakta,\nUlaşılmaz yüceden, hüngür, hüngür.\nDayanılmaz gürültü, ses ayyukta,\nAl başımı sen, bizim el’e götür.\n\nİzmir  -   22.25\n01.Kasım.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Dinaveri",
        "poet": "Abdullah Yaşar Erdoğan",
        "poem": "\n\nTürk-İslam âlimleri serisi – 25\n\n          EL-DİNAVERİ\n         D. 828 – Ö. 896\n\nEbu Hanife Ahmed bin Davud ibni Venend,\nEl-Dinaveri’dir doğduğu yere nispeten,\nİran’ın Dinaver bölgesinde doğmuştur,\nFars veya Kürt kökenli bir bilim insanı! \n\nİsfahan’da astronomi ve matematik,\nKufe ve Basra’da filoloji, mekanik,\nİl ili ilim için dolaştı deniliyor,\nEn çok ilgilenip sevdiği dal botanik.\n\n“Kitab el-Nebat” ile duyuldu denilmiş,\nBu eserle botaniğin babası bilinmiş,\nYıllarca konusunda örnek kitap denir,\nİslam’da botaniği tarifi denilmiş.\n\nTabii ilimlerde adını duyurmuş,\nTıp, tarih ve metalürjiyi biliyormuş\nİslam üzerine çalışmaları vardır,\nKur’an-ı Kerim’i de tefsir ediyormuş.\n\nArap dilinde Cahiz’le aynı ayardadır,\nDinaveri, dindar ve sofi bir adamdır,\nİskender ve Sasaniler’i incelemiş,\n“El-Ahbar-ül-Tival” ünlü tarih kitabıdır.\n\n“Kitab’ul-Kıble Ve’z-Zeval” astronomi için,\n“Kitab’ül-Kusuf” ay ve güneş tutulması için,\n“Kitab’ul-Enva” meteoroloji demiş,\n“Kitab’ül-Büldan” kendi biyografisi için.\n\nÇok konuda eserler verdiği bilinir,\nGünümüze de on beş tanesi gelmiştir,\nMatematik ve doğa ilimlerinde dokuz,\nSosyal ve beşeri ilimde altı denilir.\n\n“Kitab’ul-Bah” adlı eser tıp için denmiş,\nKur’an-ı derinlemesine incelemiş,\n“Kitab’ul-Nebat” botanik ansiklopedisidir,\nMekke, Medine ve Ummanı ziyaret etmiştir.\n\n“Bitkilerle Konuşurdu” diye söylenir,\nHer bitki Dinaveri’yi ilgilendirmiştir,\n“Tecnis’ün-Nebat” bitki tasnifi içinmiş,\nİyi ve kötü huylu otları belirtmiştir.\n\nİlmin temelinde İslam âlimi vardır,\nÂlimler ki; ırkı yönden değil ilmi vardır,\nEserlerine ulaşmak bir nimet sayılmış,\nDünya İslam âlemi sayesinde vardır.\n\nŞair, Araştırmacı, Yazar: Abdullah Yaşar Erdoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EL Deliye Hasret  Bizde Akıllıya",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nHer nerye gitsem deli doludur,\nDelide akıllıda Allah kuludur,\nGelen deli gidende ondan delidir,\nEL deliye hasret bizde akıllıya.\n\nEşeğin sırtındaki semer kamiştir,\nAziz nesin yüzde altmış demiştir,\nHak bilene bence bu söz gümüştür,\nEL deliye hasret bizde akıllıya.\n\nKurtlar öldü meydan kaldı çakala,\nKendini akıllı görer ukala,\nAkıl başta güvenim yok sakala,\nEL deliye hasret bizde akıllıya.\n\nAldanırlar mal mülk denen merete,\nDerde düşünce anlar en son çarede,\nEski ehli o insanlar nerede,\nEL deliye hasret bizde akıllıya.\n\nDüşünmez bilerek hata yapanlar,\nMala  mülke taşa puta tapanlar,\nÇoktur akıllı olup yoldan sapanlar,\nEL deliye hasret bizde akıllıya.\n\nDelide akıllıda girer kabire,\nHep bana der hep zor eder habire,\nUzak değil yakın kinli kibire,\nEL deliye hasret bizde akıllıya.\n\nÖlüm gelir bakmaz gözün yaşına,\nKarga anlamaz leş değerse dişine,\nBu dünyada akıllının işi ne,\nEL deliye hasret bizde akıllıya.\n\nVeysel derki; bu sözlerim görme hor,\nÖnce yaşa gör sonrada karar ver,\nDelide akıllıda akıllıyım der,\nEL deliye hasret bizde akıllıya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Ele Gelelim… (şarkı Sözü) Şiirlerim",
        "poet": "Suat Tutak",
        "poem": "\n\nGüle oynaya yuvamıza girelim \nYüz yüze, diz dize, el ele gelelim \nGizli açık geçmişimizi silelim \nGönül bağımıza göz göze gidelim \n\nÖzlem dolu sevgilerle birleşelim \nSevda dünyamız gülistana gidelim \nDilersen bağ da, bağban da biz olalım \nÖlümsüz aşkı yaşayalım sevgilim\n\nUzak olsun acı, hasret yuvamızdan \nYaşayalım ne geçerse gönlümüzden \nKötü söz hiç dökülmesin dilimizden \nÖlümsüz olsun bu sevdamız sevgilim \n\nÖzlem dolu sevgilerle birleşelim \nSevda dünyamız gülistana gidelim \nDilersen bağ da, bağban da biz olalım \nÖlümsüz aşkı yaşayalım sevgilim\n\nSerüven değil gerçek olsun yolumuz \nHayal değil, rüya değil ki aşkımız \nGözyaşı dökülmesin gözlerimizden \nTüm mutluluklar bizim olsun sevgilim \n\nÖzlem dolu sevgilerle birleşelim \nSevda dünyamız gülistana gidelim \nDilersen bağ da, bağban da biz olalım \nÖlümsüz aşkı yaşayalım sevgilim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Ele - Güldesteye",
        "poet": "İbrahim Usta",
        "poem": "\n\nKörpe yiğitle dolu vatanımda her bucak \nCanevinde hisseder bu yangını her ocak \nSanma yanan yürekler zamanla kül olacak \nGönlümüz ateş hibi, yetmiş milyon el ele.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Ele ",
        "poet": "Mehmet Yunus Aytek 2",
        "poem": "\n\nBugün yine yüreğim sızlıyor\nDerdim çilem hiç bitmiyor \nŞarkılar hep bizi anlatıyor\nAklıma güler yüzün geliyor\n\nHasretin beni bitiriyor\nAcıyı su gibi yudumluyorum \nAşkımızın hayalinde yaşıyorum\nEl ele, yürek yüreğe\n\n12 Kasım 2015\nPerşembe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El...Dost Eller",
        "poet": "Halenur Kor",
        "poem": "\n\nNasıl yorgun eller? \nSarılmış birbirine,\nDertleşiyorlar.\nBeşer kişilik iki dost aile.\nAvutuyorlar okşayıp,\nUyumlular küçüğüyle, büyüğüyle.\nHep destek oluyorlar karşılıksız\nDiğerlerine...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EL ELE GELELİM… (Şarkı Sözü)",
        "poet": "Suat Tutak",
        "poem": "\n\nGüle oynaya yuvamıza girelim \nYüz yüze, diz dize, el ele gelelim \nGizli açık geçmişimizi silelim \nGönül bağımıza göz göze gidelim \n\nÖzlem dolu sevgilerle birleşelim \nSevda dünyamız gülistana gidelim \nDilersen bağ da, bağban da biz olalım \nÖlümsüz aşkı yaşayalım sevgilim\n\nUzak olsun acı, hasret yuvamızdan \nYaşayalım ne geçerse gönlümüzden \nKötü söz hiç dökülmesin dilimizden \nÖlümsüz olsun bu sevdamız sevgilim \n\nÖzlem dolu sevgilerle birleşelim \nSevda dünyamız gülistana gidelim \nDilersen bağ da, bağban da biz olalım \nÖlümsüz aşkı yaşayalım sevgilim\n\nSerüven değil gerçek olsun yolumuz \nHayal değil, rüya değil ki aşkımız \nGözyaşı dökülmesin gözlerimizden \nTüm mutluluklar bizim olsun sevgilim \n\nÖzlem dolu sevgilerle birleşelim \nSevda dünyamız gülistana gidelim \nDilersen bağ da, bağban da biz olalım \nÖlümsüz aşkı yaşayalım sevgilim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EL Ele Verin Çocuklar",
        "poet": "Güner Kaymak",
        "poem": "\n\nBüyükleri utandırın \nEl ele verin çocuklar\nSömürüsüz dünya kurun \nEl ele verin çocuklar\n\nHapis değil okul kurun\nSiz cahaleti durdurun\nZulüme karşı bir olun\nEl ele verin çocuklar\n\nAşkı sevgiyi besleyin\nBarışın asla küsmeyin\nAnneleri hiç üzmeyin\nEl ele verin çocuklar\n\nDuyarsızca davranmayın\nİsyan edip ağlamayın\nAsla karamsar olmayın\nEl ele verin çocuklar\n\nSavaşı lügattan silin\nİnsanlıgı üstün bilin\nİşkenceye hayır deyin\nEl ele verin çocuklar\n\nOrmanları kesmek hata\nSebep olman tahribata\nFidan dikin tabiata\nEl ele verin çocuklar\n\nSayenizde çıkak düze\nSakın ha gelmeyin göze\nOzan Güner kurban size\nEl ele verin çocuklar\n\nOzan Güner Kaymak / Amsterdam 20.01.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El ele tutuşmusuz",
        "poet": "Mehmet Akif Han",
        "poem": "\n\nEl ele tutuşmusuz\nbir bayrağın arkasında\nbayrak\ndudakların gibi\nya da tersi\n\nSımsıkı tutmuşum ellerini\nelinle elimin arasına\nüç mevsim sığdırmışım\nilkbahar\nyaz\nsonbahar\nsevmem kışları\nyolsulduk biz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Eşeğine Binen...",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nAt gözlüğü takmakla bazen gerçekler atlanır.\nEl  eşeğine binen,  yellenmesine  katlanır.\n\n13 Mart 2004  Cumartesi,  Danimarka-Køge  15.20 *7+8\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El el koyalım üste Kırılmaz asla deste",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nÇocuğa ilk eğitim\nTabiat sevgisini\nÖğretmeli iyice\nOrtadan kaldır kini\nEl el koyalım üste\nKırılmaz asla deste\nSevenler tabiatı\nOnu daima korur\nBir şey olduğu zaman\nHep karşısında durur\nEl el koyalım üste\nKırılmaz asla deste\nYaşanan şu dünyanın\nTemiz su temiz hava\nBilin ihtiyacı var\nBöyle dolar o kova\nEl el koyalım üste\nKırılmaz asla deste\nYaşanan doğal çevre\nSadece bizim değil\nSöylenen doğru sözün\nKarşısında gel eğil\nEl el koyalım üste\nKırılmaz asla deste\nSevgi tanımak ile\nBaşlar bunu unutma\nÇocuklara değer ver\nYıkıp vurup hiç yakma\nEl el koyalım üste\nKırılmaz asla deste\nHızla değişen dünya\nAyak uydurmak gerek\nÇevreyi korumalı\nYurtta yaşayan yürek\nEl el koyalım üste\nKırılmaz asla deste\nBitki ve hayvan türü\nÇevremiz solmaktadır\nKötü ve çamur toprak\nÜstlere dolmaktadır\nEl el koyalım üste\nKırılmaz asla deste\nYaşayacaksa insan\nBağlıdır tabiata\nKorunmalı çocuklar\nYok olur bütün kıta\nEl el koyalım üste\nKırılmaz asla deste\nÇevre kirlenmesine\nEvet dikkat etmeli\nEl ele tutuşarak\nHep çağlara gitmeli\nEl el koyalım üste\nKırılmaz asla deste\nÇevreyi kirletmekte\nO motorlu taşıtlar\nEnerji santralleri\nDaha niceleri var\nEl el koyalım üste\nKırılmaz asla deste\nKirletici maddeler\nBak insan sağlığına\nVardır büyük zararı\nCanı düşürür yana\nEl el koyalım üste\nKırılmaz asla deste\nKarbon monoksit gazı\nKandaki oksijeni\nHasan der azaltıyor \nYere fırlatır teni\nEl el koyalım üste\nKırılmaz asla deste\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El emeği sanatları ne güzel",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nEl emeği sanatları ne güzel\n\nRumlardan kalma ferika beri\nRize yöresinde bulunur izi\nPamuk atkı kendir ipi kendisi\nEl emeği sanatları ne güzel\n\nEfe diyarının varlık belgesi\nKörüklü çizmeler giyimin süsü\nAydın diyarının bu bir simgesi\nEl emeği sanatları ne güzel\n\nBoy boy kumaşları kesip getirmiş\nTornasında kıvamına getirmiş\nÜflemeli çalgısını bitirmiş\nEl emeği sanatları ne güzel\n\nCam altına şahmerdanlar işliyor\nSanatcılar dünyamızı süslüyor\nGelenekler neden niye ölüyor\nEl emeği sanatları ne güzel \n\nİpek böceğinin ipliği başka\nDokuyan ustalar geliyor aşka\nDünyamızı güzelleştiren usta\nEl emeği sanatları ne güzel\n\nSedefkarıyla topaçla sazı\nBaştan üretirler getirir yazı\nAsırlık çınarların bu mirası \nEl emeği sanatları ne güzel\n\nTelikacı çarıkcıyla çinici\nBıçakcıyla kalaycıyla bakırcı\nEmeğine değer katar keçeci\nEl emeği sanatları ne güzel\n\nEl baskılı sofra bezlerimiz var\nÜzeri baskılı yazmalarım var\nTokat işi tülbent yazmalarım var\nEl emeği sanatları  ne güzel \n\nTahta kalıplar üstüne oyulan\nBirbirinden güzel motifler bulan\nDoğa imalatı doğal boyalar\nEl emeği sanatları ne güzel\n\nAltın eller gelenekler  sanatı\nFestivaller yapın sanatı tanı\nBereketli toprakların sanatı\nEl emeği sanatları ne güzel\n\nBu sanatlar yok olmasın diyenler\nEl sanatlarına değer verenler\nVakit varken baktığını görenler\nEl emeği sanatları ne güzel\n\nSanat ile sanatcıyı koruyun\nEl miraslarını nolur koruyun \nTarihin bu mirasını  koruyun\nEl emeği sanatları ne güzel\n\nDemirciler demirini döverdi\nNalbantcılar nalbantını överdi\nKilimler dokurduk kendir döverdik\nEl  emeği sanatları ne güzel\n\nKazakla çorapla hırka örerdik\nÖlçer biçer diker  birde giyerdik\nEl işlerine değer verirdik\nEl emeği geleneği ne güzel\n\nUnuttuklarımı kusur saymayın\nBeynimize kazılana kıymayın\nGüzelliğin tutkusunu anlayın\nEl emeği sanatları ne güzel \n\nKuşaktan kuşağa mirastır bunlar\nTarihe değeri verenler anlar\nDost Şeref dediğim bunca hayranlar \nEl emeği sanatları ne güzel\n\n13.12.2011\nDost Şeref\n\n\n Kimden: Mustafa Hoşoğlu 1 (Bay, 47)   \n Kime: Dost Şeref\n Tarih: 17.12.2011 09:32 (GMT +2:00)  \n\n\n Konu: Yn: [tuvaldeki-renk-..] A......El emeği sanatları ne güzel \n\n\nsanatları ele alıp motif motif işleyen,ilmik ilmik hecelere yansıtan bu bu sanat eseri ne güzel,tebrikler üstad.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Fatiha",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nO son gelişim idi, bekleme hiç bir daha,\nSeni havale ettim, bilesin ki Allah’a\nDönüp bir gün ararsan, kabristanda bul beni,\nGör ki aşığın ölmüş, ruhuna el Fatiha.\n\n11 Ocah 1991-Cuma / Bilecik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Fatiha",
        "poet": "Arif Dino",
        "poem": "\n\nGülmeler,sevinç\nAğlamalar,keder\nSonu ölüm\nAnnem öldü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Gazeli",
        "poet": "Mehmet Akif İnan",
        "poem": "\n\nEllerine Sarın Kalbimin içini\nO ayla boyanmış nar ellerine\n\nBahar ellerine giydir düşleri\nGöksel şarkıları sar ellerine\n\nO kar ellerine yar ellerine\nDeme sabah akşam var ellerine\n\nRüzgar mı asker mi biçti yolumu\nÖnünde kaç engel var ellerine\n\nBitirip şu kara kuru ekmeği\nGöç etsem diyorum yar ellerine.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El  Eylül! ...",
        "poet": "Nevin Akbulut",
        "poem": "\n\nKurumuş bir Eylül Yaprağıydı Veda,\nAyrılmış yüreklerde.\nAyrı’ydı işte her şey..\n…El’di O artık El olmuştu…\n\nEylül’ün Son’uydu Bu Sevdâ’nın Son’u..\nKurumuş dudaklarda..\nNasır tutmuş çatlayan yüreklerde..\n… El’di O, El Yüreğiydi..\n\nKurumuş bir Yapraktı avuçlarındaki Benim yüreğim..\nAvuçlarında sıktığın yüreğimin yere düşen parçalarındaydı\nSaklı Sevdâ’m..\nEl’din işte.. Ellerinde yok olduğum…\n\nEylül Soğuğu gibiydin..\nBir halin, bir haline uymuyordu..\nBen ne yapacağımı şaşırmış, ne yapsam olmuyordu..\nEl’din.. El’ele değildi ellerinin ellerimdeki dokunuşu..\n\nSana Vedâ etmek; Eylül’e vedâ etmekti..\nKuruyan yaprakların parçalanışıydı yüreğinden gitmek..\nKopan bir şeyler vardı içimde, Asla bir daha yerine gelmeyecek,\nEl’imi asla tutamayacak bir El’din.. (..Eylül’dün…) \n\nResimlerimiz duruyordu Yan yana,\nAyrılan her şey gibi, yıpranmış çerçevede..\nSen çerçevenin içinde ben dışındaydık,\nEl’imde çerçeve, elim’de Sen, Ayrıydık..\n\nB/Ölünmüş cümlelerdik artık..\nBir kez ayrıldı mı birleşemeyen, manasız kelimeydik\nNeresinden tutsan, manasız kalan,\nBirbirimizin El’indeydik.. El’dik..\n\nBu Vedâ Sana değil, Sen zaten El oldun..\nBu vedâ Eylül’e, Güneş’e, Ayrılığa..\nBu “Hoşça kal” el’i Sana değil,\nYeni Ay’a “Merhaba”\n\n(Otuz-Eylül-İkiBinOnBir)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Hillî ve Mardin",
        "poet": "Doğan Bekin",
        "poem": "\n\nMardin, muhrik yürekleri dağladın yine kor ateşinle,\nSafiyu’d-Dîn el-Hillî yok artık sana tutkun bakışıyla.\nMahhafe’deki dilber kadar mestur ve  mahfuz sevginle,\nİntizar etme el Hadbe kervanını mudrik kalan aşkınla.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Harizmi",
        "poet": "Abdullah Yaşar Erdoğan",
        "poem": "\n\nTürk-İslam âlimleri serisi – 14\n\n\n\n\n\n\n           EL – HARİZMİ \n        D. 770-780 – Ö. 840\n\nDoğum tarihi kesin olarak bilinmiyor denilir,\nYedi yüz yetmiş, yedi yüz seksen bilinir,\nEbu Abdullah Muhammed bin Musa El-Harizmi,\nDünya onu “El – Harizmi” diye bilir.\n\nÖzbekistan Karizmi’de dünyaya gelmiş,\nSekiz yüz ellide Bağdat’ta vefat etmiş,\nTürk olduğu kesin olarak söylenmekte,\nTürk-İslam âleminin en büyük âlimiymiş.\n\nDevrin ünlü âlimlerinden ders okumuş,\nİlim için geldiği Bağdat’ta oturmuş,\nMatematik, astronomi ve de coğrafya,\nBu konularda eser verip uzman olmuş.\n\n“Bağdat ilim diyarı” der oraya gelir,\nİlme doyumsuz bir aşkla kendini verir,\nAbbasi Halifesi Me’mun görev vermiş,\nSaray kütüphanesini emrine verir.\n\nCebir sözcüğünü de El-Harizmi koymuş,\nBu konuda eser telifinde bulunmuş,\n“El-Kitab’ül-Muhtasar fi Hisab’il Cebri\nVe’l Mukabele” Garpta ders diye okutulmuş.\n\nMatematik, Cebir’in temelini oluşturur,\nBu konuda sayı sistemini kurmuştur,\nEl-Harizmi Cebir ve de Geometriyi,\nİlk defa astronomiye uygun bulmuştur.\n\nYeni astronomi tabloları hazırlamış,\nEseri Latinceye çevrilip aktarılmış,\nEl-Harizmi’ye “Cebir’in babası” denir,\nSistematik çözümlü eserler bırakmıştır.\n\nBatı bilimine derin etkisi olmuş,\nPek çok konuda da eserleri bulunmuş,\nYetmiş âlimle birlikte çalışarak,\nDünya haritasına da katkısı olmuş.\n\nCebir ilminde ilk eser yazan kişidir,\nDenklemleri açıklayan bir şaheserdir,\nBunlar geometrik olarak ispatlanmış,\nMatematik tarihinde önemli eserdir.\n\nRoger Bacon, Fihonacci eseri sevmiş,\nEl-Harizmi hakkında övgüler dizmiş,\nBatıda altı asır dersliklerde vardır,\nBütün icatların arkasında bu esermiş.\n\nGarp okumakla ilim elde etti denir,\nOkumaktan çok çalmakta da birincidir,\nGünümüzde okumaktan uzaktayız biz,\nBatının gözünde bizler gericiyizdir.\n\nGerici olmak ilericiye öğretmekse,\nAsıl meselede biz bizi küçümsemekte,\nTeknoloji günümüzde batınındır,\nOysa temeli atılmış İslam âleminde.\n\nBilinsin ki İslam dini ilmin temeli,\nMüslüman kendini hiç hakir görmemeli,\nÖzümüze dönüp ilimle barışıp,\nDünyaya yeni El-Harizmiler vermeli…\n\nEl’Kitab’ül-Muhtasar fi Hısab’il Cebri ve’l-Mukabele”: Cebir ve Denklem Hesabı Üzerine Özet Kitap\n\nŞair, Araştırmacı, Yazar: Abdullah Yaşar Erdoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Hombre (William Carlos Williams)",
        "poet": "İsmail Aksoy",
        "poem": "\n\nTuhaf bir cesaret\nverirsin bana, ey kadim yıldız:\n\nYalnız parılda katkı sunmadığın\ngün doğumuna karşı! \n\nWilliam Carlos Williams (1883-1963, ABD) \nÇeviren: İsmail Haydar Aksoy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El İnsaf",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nEl insaf be sevgili, yetmez mi bunca çile,\nDaha ne kadar zulüm edeceksin bu kula,\nTanrı böyle emretmiş, aşığın ben olmuşum,\nHer cefana katlandım, katlanıyorum hala…\n\n7 Nisan 1988-Perşembe/Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El gülünden bana, ne",
        "poet": "Ferit Battal",
        "poem": "\n\nSevda beni sararttı çok yaş döktüm çimene \nDünya güzelle dolsa el gülünden bana, ne \nBir güzeli çok sevdim bu sevdadan kime ne \nDünya güzelle dolsa el gülünden, bana, ne \n\nAkıllı ol gerçeği hayal ile bileme \nGöz gördüğü maddeyi gaflet ile eleme \nHer gördüğün cemale kanıp yaka dügleme \nDünya güzelle dolsa el gülünden, bana, ne \n\nSakla sarı sapları gün gelir harman olur \nSevdayla akan yaşlar gönülde umman olur \nGözden akan damlalar kalplere derman olur \nDünya güzelle dolsa el gülünden, bana, ne \n\nSer sevdanı bağrına şah damarın kaynasın \nGönlü yakan alevler sağa sola kaymasın \nBağbancılar bağına yad rüzgarı koymasın \nDünya güzelle dolsa el gülünden bana, ne,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El harab! ...",
        "poet": "Halil İbrahim Çimendağ",
        "poem": "\n\nEl harab...\nYa rab...\nAyak hasta el harab,el harab...\nVurulmuyor saza mızrab,\nGönül hasta tel harab, tel harab...\n\nO yar bana...\nO yar...\nBana olmaz ki sahab...sahab...\nDostlar sattı,el harab el harab...\nKaç kuruşsun...\nLele kaç kuruşsun koca dünya! \nAğlatma akan sel harab, sel harab...\nÖmrüme esen yel harab yel harab...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Kimin",
        "poet": "Şair Şehriyar",
        "poem": "\n\nŞehriyar'ım gözüm yaşı sel kimin, \nGarip sen mi vetanında el kimin, \nSevdan üreğimde kara yel kimin, \nHeç elden özgeye gardaş olar mı? \nHaramzadalardan yoldaş olar mı? \n\nGurt gurtnan dolaşır, itler it inen, \nGurt şikarnan doyar, itler küt inen, \nYanaşmanın goynu dolar pit inen\nHeç elden özgeye gardaş olar mı? \nFars, Çin, Urustan yoldaş olar mı? \n\nOğuz Atam bizi görse neyliyer, \nDövüner dizini helak eyliyer, \nYeğin geyze gelir, gönü göynüyer, \nHeç elden özgeye gardaş olar mı? \nYılandan, çiyandan yoldaş olar mı? \n\nBed-güman değilem Allah kerimdir, \nTuran hayalimdir, etim, derimdir, \nBöyyük Asya nece olsa benimdir, \nGurt yuvalarına tilki dolar mı? \nAyıdan, Moskof'tan yoldaş olar mı? \n\nŞehriyar'ım, incinmeyin sözüme, \nDost acı danışar dostun özüne\nGah ağlaram, gah vururam dizime\nHeç elden özgeye gardaş olar mı? \nHayından, uğrudan yoldaş olar mı?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El-Halim",
        "poet": "Sadık Altınkaynak",
        "poem": "\n\nEl-Halim\n\n“El-Halim” i sıfat yapmış kendine Mutlak-ı Ezel\nKabaran öfkeyi “hilm” de eritmek ne güzel\nHalim ol yumuşak akan sular gibi\nYıkma etrafını azgın akan seller gibi\nBağ bahçe sulanmaz sel sularıyla\nİnsan felakete sürüklenir öfke yularıyla\nKalp kırar öfkeyle söylenen her söz\nKırılan gönülde bırakır derinden bir iz\nÖfken kabarınca bunu düşün inceden ince\nDüşün ki pişman olmayasın öfken geçince\nÇünkü gönül sarayıdır Rabbi-Rahim’in\nGönlüne nüzul eder O Sultan mü’minin\nBilmeden kırdıysan bir kalbi helallik dile\nKalmasın kırılan kalpte bir çizik bile\nHak nazar ettiğinde bir kırık görmesin gönülde\nYoksa nazar etmez yüzüne mahşer gününde\nÖfke denen zaaf unutturur bunları insana\nÖfkeni “hilm” de erit ki zarar vermesin sana\n\n                    Sadık ALTINKAYNAK\n                    Aralık-2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Kapısı",
        "poet": "Nisari Özdoğan",
        "poem": "\n\nEl kapısı; mapus damı,hır yeri\nİçinde bir yar olmasa patlanır\nKatlan Gönül! geçim yeri,sır yeri\nGülü seven,dikenine katlanır\n\nİnsan olan insan,gönülmü kırar? \nSanma,kötülüğe kötülük yarar\nKeskin sirke kendi küpüne zarar\nSabır ile,ekşi goruk tatlanır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Kapıları",
        "poet": "Mehmet Sabri Kılıç",
        "poem": "\n\nSabah, akşam açılan\nKapanan kapılar\nKilitli, kilitsiz\nUmut kapıları,\nSevgi kapıları,\nDost kapıları sımsıcak\nVe tanrı düşürmesin\nEl kapıları...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Kadir",
        "poet": "Serhan Keserlioğlu",
        "poem": "\n\n(Her şeye gücü yeten, ölçen, tanzim eden, plânlayan, hükmeden, takdir eden, tam bir kudret sahibi olan ve istediğini, dilediği şekilde yapmaya gücü yeten Allah.) \n\nNe olmuş,\nZayıf isen? \nAciz isen ne olmuş? \nBu endişe nedendir? \nHer daim yanındayken,\nEl Kadir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Kaldırma",
        "poet": "Rıfkı Kaymaz",
        "poem": "\n\nSev küçüğü dostum sevgin incelsin\nSevgiyle, saygıyla duygun yücelsin! \n'Kendinden büyüğe el kaldırma! ' hiç,\nSaygı duy, olgunlaş, ruhun yükselsin!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Latif",
        "poet": "Mustafa Yaralı",
        "poem": "\n\nMülayim ve yumuşak, güzelliği derinden,\nNazik ve mütenasip, göz kamaşır ferinden.\n\nZorları kolaylayan, kırıkları onaran,\nGüzelliğe bezeyip, nakışlayarak saran.\n\nFiillere sirayet ettirip hikmetini,\nGönüllere bezeyen, letafet şiddetini.\n\nSırlarını var olan mazharlarda gizleyen,\nHer şeyi ayna yapıp, kendisini izleyen.\n\nEl-Latif esmasının “lütuf”tan türemesi,\nKalplerde filizlenen, sevginin üremesi.\n\nBu esmanın gizemi, âşıklara temeldir,\nHakikati, sırları, umumi ve geneldir.\n\nEvrende sarmaş dolaş, güzellik halkaları,\nİdrakleri örtendir, nurunun dalgaları,\n\nBirine işarete, hepside ortak olur,\nGüzelliğin esrarı, latifin rengi budur.\n\nİnsanlarda latiftir, kendiyle barışıksa,\nÇokta berbat olurlar, çirkinlik karışıksa.\n\nO “eşrefi mahlûktur” var olmanın başında,\nKirlenmeye yüz tutmuş, sonra akıl yaşında.\n\nGönül gözü paslanmış, kalplerini kir tutmuş,\nFazileti erdemi, letafeti unutmuş.\n\nDışını süslemeyi, gerçek güzellik sanmış,\nBilmemiş ki zavallı, aldanıp boşa kanmış.\n\nAyar bozukluğundan, latiflik bir sorunsa,\nİnsan her yaşta güzel, orijinal korunsa,\n\nYa Rabbi cümlemize, kolaylaştır her zoru,\nNeylersen, güzel eyle, çirkinliklerden koru.\n\n19.02.2012…Mustafa Yaralı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Kiridir Para",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nEl kiri denen para, \nSeni başımıza, \nKral,\nŞah,\nPadişah yaptık…\nSeni din - iman,\nSeni ilah yaptık…\nYirmi dört saat oldun kıblemiz,\nDurduk secdeye sana taptık…\n\nEl kiri denen para, \nRenk renk,\nBiz insanlar, \nEllerimizle seni yarattık…\nKul olduk, \nKöle olduk,\nYarattığımız canavara…\nSenin uğruna,\nİnsanlığımızı yıprattık…\n\nEl kiri denen para, \nBeyinler, \nBedenler,\nKapıldı senin sevdana…\nPaspas oldu onurlar,\nDüştü pazara…\nİnsanlık diri diri,\nGirdi mezara,\nSenden mikrop kaptık…\n\nEl kiri denen para, \nÖzgürlüğüme düşkünüm…\nOnurlu ressamı,\nAlnı açık şairi,\nAydınlığa âşık yazarı,\nSevdim severim ben…\nÇek elini yakamdan para,\nEdemezsin maskara…\nGönlümüze güneşi arattık…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Salladı Tavşan Bana Uzaktan",
        "poet": "Süleyman Sönmez",
        "poem": "\n\nUzun dişleriyle bir gülücük\nAğaç arkasından,\nVeremedim bir havuç namerdin tarlasından \nHer şeye rağmen uzun kulaklarıyla bana\n“Seni o kadar çok sevdim ki” dedi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El oldun",
        "poet": "Yüksel Akkas",
        "poem": "\n\nHic yanimdan ayrilmazdin ne oldun\nSimdi uzaklardan bakan el oldun\nEskiden ozlettin kendini derdin\nSimdiyse hal hatir sormaz oldun\n\nSonucta insanim hasret cekerim\nSeni hergun ozler yolunu gozlerim\nNe oldu sana artik gelmiyorsun\nYoksa artik beni sevmiyormusun\n\n21 haziran persembe 2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Kiri",
        "poet": "Abbas Paksoy",
        "poem": "\n\nEl Kiri \nParçanı, alamadım dünya.\nPerişan halimi, gördünya.\nParayla, gözümü ördünya.\nBeni de kandırıyon, dünya.\n\n\tParaya, el kiri,  diyorlar.\n\tNeden paraya, gidiyorlar.\n\tParalıya, adam diyorlar.\n\tBana da, bol para ver dünya.\n\nÇıkıp kükrerse, itin biri.\nTeslim alır, paranın şer’i.\nSana döktürür, ecel teri.\nİti bey eder, yalan dünya.\n\n\tİlim dururken, para arar.\n\tİnsan öldürüp, devlet kurar.\n\tKanlı kokar, tertemiz sular.\n\tBütün pislik, sendedir dünya.\n\nİnsanlar, ne için yaşarlar.\nParayla, bir çağmı aşarlar.\nÖlüm yakın, niye coşarlar.\nİnsandan parayı, al dünya.\n\n\tYaşamış, ne ağlık, ne beylik.\n\tDünya, dibin kara bir delik.\n\tSana, nice milletler gelik.\n\tSöyle, hangisi kaldı dünya.\t\n\n \nAllah gösterir, doğru yolu.\nHiç tanımaz, parayı pulu.\nHey bire, paranın piç kulu,\nSeni de alır, yalan dünya.\n\n\tAkıl vardır, bir nizam vardır.\n\tAhiret’te, bir mizan vardır.\t\n\tGayrı, para coşkusunu durdur.\t\n\tÖlürken, para vermez, dünya.\n\nPaksoy’um, paradan uzak ol.\nO zaman, rahmetin olur bol.\nYanaklarında açar, al gül.\nGülle, Hak’ka gönderir dünya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Muzillu Celle Celâluh",
        "poet": "İrfan Korkmaz",
        "poem": "\n\nEl_muzillu celle celâluh \nManası \nAlçaltan zillete düşüren \nHor ve hakir eden \n\nAlçaltan zillete düşüren odur \nO her güce sahip her şeye kadir \nOnun emrindedir ondadır takdir \nİster ise kulu alçaltan ALLAH \n\nOdur kulu düşüren hem eden hakir \nDiler ise varlığı yok eder fakir \nOna dır dualar onadır şükür \nİster ise kulu alçaltan ALLAH \n\nOdur gerçek sahibi elbette mülkün \nOdur yaratanı onca mahlukun \nDoğru adalettir senin hukukun \nİster ise kulu alçaltan ALLAH \n\nO dilerse kula gönderir azap \nO dilerse kula verir ızdı rap \nDilerse dünyayı bir anda harap \nİster ise kulu alçaltan ALLAH \n\nElindedir senin her türlü iyilik \nKainat ta senden yok daha büyük \nSenin emrindedir senindir buyruk \nİster ise kulu alçaltan ALLAH\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Oldu Sanma...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nSeni benden ayrı el oldu sanma,\nKaç kez dedim el sözüne kanma,\nSebepsiz ayrılık gel buna yanma,\nSeni benden ayrı el oldu sanma.\n\nAyrılık yüzünden düşmüşüm derde,\nAramıza çektiler kalın bir perde,\nGurur vardı gurur tam ara yerde,\nSebepsiz ayrılık gel buna yanma.\n\nSaçlara ak düşer görünce zulüm,\nDünya zindan olur solunca gülüm,\nKarşılıksız sevdam esir bülbülüm,\nSebepsiz ayrılık gel buna yanma.\n\n\n"
    },
    {
        "title": ".El salla... Görüyorum..",
        "poet": "Ali Akar",
        "poem": "\n\nSana yazacağım \nYazılmamış cümleler \nSöylenmemiş sözler bulacağım \nAnlatılmamış ne kadar saklım varsa ve dahi \nNe kadar saklın varsa içine attığın \nOnları bulup çıkaracağım \n\nBir kaç cümlede kendini bulacaksın \nBelki içinde bir yer sızlayacak \nBelki dalıp gideceksin hayallere \nO anda yanında birini istersen eğer diye \nBuradayım diyeceğim şiirin bir yerinde \n\nAklına gelmediği bir anda \nBir bakacaksın rengarenkmiş dünya \nSormak isteyeceksin gerçek mi bunlar diye \nSen neysen onu anlatmaya çalıştım diyeceğim \nAffetmeni isteyeceğim sonra, hani beceremediysem eğer diye \n\nBelki senden bir anı yakalarım kim bilir \nBelki yanağında takılı kalmış iki damlaya dokunurum \nKurularım belki onları ve \nTebessüm edersin belki \nHah işte bunun için yazacağım \nDudaklarında bir tebessüm olmak için \nYanağında gamze, gözlerindeki ışıltı olmak için\nGözlerinde ışıltı kalmak için yazacağım\n\nAklıma ne gelirse sana diye yazacağım \nSadece sana diye kızmazsan eğer \nKızma çünkü sende var güzellik ve \nO güzellik çalınmaya değer \n\nHırsız olurum \nArsız olurum belki \nYolsuz olurum yordamsız kalırım belki \nBahtsızdım şanssızdım düne kadar da \nDönerim o halden belki \nAklı ferman dinlemez olurum \nDerd-i çaresizdim \nÇaremi belki sende bulurum \n\nYazacağım dedim ya \nUmarım iki kelimeyle yer bulurum ruhunda \nAç orda bana kuytu bir köşe \nUsulca sığınayım oraya\nVe bir buse koy yanağıma \nUyuyayım orada \nSeninle en tatlı rüyalarda \n\nHadi \nİki kelimem kaldı sana dair \nSen ve \nNe güzel şeysin demem gerek \nSen ve \nİyi ki ordasın demem gerek\nSen ve\nAh ki sen demek istiyorum \nDuyarsan eğer beni \nOradan bir el salla yeter \nİnan ben görüyorum \n................................................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Oldu Sevdiklerim",
        "poet": "Şaban Uluca",
        "poem": "\n\nel oldu sevdiklerim değer verdiklerim\nellerin oldu şimdi hep canım dediklerim\n\nloşluk yüreğimdeki bir yoldur sana gider\nlimansın gönül kuşlarına hep sana göçerler\n\nisli bir sonbahar akşamının zifiri karanlığında\niçime düşen bir korku ve sen göz kapaklarımda\n\nfosforlu gözlerinin ışıltısıyla uyanan bu şehir\nfarkında mısın bilmem aşı sevda suyu zehir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El salla Anne gençliğim gidiyor",
        "poet": "Mehmet Ali Baş",
        "poem": "\n\nKöşe başlarına asılmış, hüzünlü bir tak\nSaçlarımda şenlenir acımasız ak\nBu muydu icap bu muydu hak \nGençliğim gidiyor anne\nAnne gençliğim gidiyor\nSular gibi çağlayan \nDağlara denizlere sığmayan \nNice olmazları umuda bağlayan \nGençliğim gidiyor anne\nBen değilim aynalarda yatan \nFaili meçhul bir düşman \nAynalardan bana bakan \nGözlerinden kıvılcım \nYüreğinden alev saçan\nGençliğim gidiyor anne\nHayrını göremedin hayırsız sıpanın \nŞimdi yüreğimde durur\nMahçubiyet-i hüsranım \nNeler vaat etmiştim sana\n                     neler sultanım\nSaltanatını süremediğim gençliğim gidiyor kız anne\nEl salla anne el salla\nHayrını göremediğin gençliğim gidiyor.\n                                                   08,09,2003 cumartesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Olmuş",
        "poet": "Zekeriye Tek",
        "poem": "\n\nBakışlarım da tel tel olmuş sanma sadece bir saçlarım tel tel.\nİçim yanmış benim bakma sadece bir tek yanaklarım yanmış.\nKahverengi gözlerim gibi siyah saçlarım da bana el olmuş el.\nBir dudaklarım kırmızı sanma damarlarımda kırmızıya kanmış.\n\n18 Ekim Salı 2011\nGebze\nŞair. Zekeriye Tek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El'sin",
        "poet": "Eminnur Acar",
        "poem": "\n\n\nGörünmez bağlarla bağlıyız merkeze\nSibirya da olan ile, Afrika da olan düşünür aynı anda\nGözleri görmeyenin, parmak uçları görür\nGörmeden, resim yapanlar var\n\nGörenlerden hissiyatlıdır, görmeyenler\nSeslerle bile,  yollarını bulurlar\nGöremeyende yetenek çok\nNe hafızlar, ne müzisyenler var\n\nGörmüyorsa, duyuyor, kokluyor, dokunuyor\nBakıp ta görmeyene denir, ama\nBeyni olup da kullanmayana denir, ahmak\nYüreği göz olanlar da var\n\nBeyinlerden beyinlere, iletişim var\nSen el'sin, merkez ne derse onu yaparsın\nSenden önce kararları veren var\nBen yaptım diyene gül'e sim, gelir\n\nMaşallah(öyle dilemiş)\nİnşallah(dilerse)\nNasip(kaderde varsa)\nHani ben nerde?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Olup da Gittin",
        "poet": "Hüseyin Celep",
        "poem": "\n\nEl bebek gül bebek, büyüttüm seni\nEl olup da gittin, sen güzel yavrum\nEmeklerim sevgim, nerede hani\nEl olup da gittin, sen güzel yavrum\n\nYıllardır bekleriz,dönüp gelmezsin\nBir haber yok senden, bir ses vermezsin\nBüyüttük eğittik, kıymet bilmezsin\nEl olup da gittin, sen güzel yavrum\n\nBir gün duyar mısın, öldüğümüzü\nSeni hep yavrumuz, bildiğimizi\nÖzleminden deli olduğumuzu\nEl olup da gittin, sen güzel yavrum\n\nAnkara/\t2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El... Ve... Da...",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nGelir bahar gelir kış gelir, gelir sonbaharlar\n\nBaharda doğar kuzular tomurcuklar çiçekler dallar\n\nUzaklaşır denizde okyanusta dalgaya karşı gelen gemiler sallar\n\nGeride kalan buruk çehreler ancak gözyaşı akıtır mendiller sallar...\n\n\nAyrılık zamanı gelince tüm herkes düşman saatlara \n\nYüzler birbirine dönük göz yaşı fayda sağlamaz gözdeki kırmızılara\n\nElden bir şey gelmez biçare gönülsüz elvedalara\n\nGeride kalan buruk çehreler ancak gözyaşı akıtır mendiller sallar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El'veda",
        "poet": "Sema Düzgün",
        "poem": "\n\nBirbirimize el olmak için veda etmeyelim Ey Sevgili... Hiç sevmem ben El'vedaları.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El-veda",
        "poet": "Mustafa Erçin",
        "poem": "\n\nBu ellerdi\n“Buradayım” güvercinleri\nKanat çırpa çırpa yükseklere\nBeni gösteren\nKalabalıklar arasındaki sana..\n\nBu ellerdi\n“Özlem” habercileri\nAçılıp iki yana göğüs sıcaklığını sunan\nÜşümüş, heyecanlı sana..\n\n“Veda” baykuşları şimdi bu eller\nVirane omuzlara tünek\nSoğuk\nSarı\nTitrek..\n\nElveda bir tanem\nEl-veda..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El veda",
        "poet": "Sinan Oktay",
        "poem": "\n\nEl deyip veda edeceğim dostum\nBekleyen karanlıklara \nÖdemiştim yıllar önce bedelini\nYalnızlığımla.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El tutun görün saygı Tutmazsan artar kaygı",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nSözüm  Türk  Gençlerine\nOku öğren bilgi kap\nO elinin altında\nGeri çevir içme hap\nEl tutun görün saygı\nTutmazsan artar kaygı\nYarına koşacağız\nÇocuk anne ve baba\nBu uğurda gerekir\nBeraberlik ve çaba\nEl tutun görün saygı\nTutmazsan artar kaygı\nİsteyenler var yıkmak\nYurdu ve merdimizi\nÇoğaltmak istiyorlar\nSıkıntı derdimizi\nEl tutun görün saygı\nTutmazsan artar kaygı\nUyanık olmalıyız\nBütün bunlara karşı\nDevamlı çalışalım\nUyandıralım arşı\nEl tutun görün saygı\nTutmazsan artar kaygı\nHayat devam ediyor\nHiç kötülüğe kanma\nGerçekleri gör artık\nTatlı söze inanma\nEl tutun görün saygı\nTutmazsan artar kaygı\nSize teslim edildi\nGelecek vatanımız\nBütün eller çalışsın\nOlmasın yatanımız\nEl tutun görün saygı\nTutmazsan artar kaygı\nAynı Atatürk gibi\nYurdunu daim seven\nBölüp ve yıkmamalı\nDaim olmalı öven\nEl tutun görün saygı\nTutmazsan artar kaygı\nGüç birliği gerekir\nBirleştirin elleri\nKoşmak için yarına\nKonuşturun dilleri\nEl tutun görün saygı\nTutmazsan artar kaygı\nSenin bütün ecdadın\nTarihlere şan verdi\nKalp vücut ve ruhunu\nVatan uğruna gerdi\nEl tutun görün saygı\nTutmazsan artar kaygı\nFaziletle olalım\nDoğruları öğrenin\nHasan der sıkıntıyı\nEl birliğiyle yenin\nEl tutun görün saygı\nTutmazsan artar kaygı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El-Yazı",
        "poet": "Hüseyin Salim Saraçer",
        "poem": "\n\nYazı\nyazmayı\nyaz\ney yaz\n\nbu ibrisim yokusta\nsermeli günes yazıları\nbütün bir yaz\n\ney yazı\ney yaz\n\nAnlamın anlamı ney\nyaz\nbazan yazma\nfeyyaz\n\n(Temmuz 1988, Stokholm)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Sallarsın",
        "poet": "Melis Morsallı",
        "poem": "\n\nGözlerinde gördüğüm ben miyim yoksa unutulmuş hatırlanmayan yüreğinin görüntüsü mü? Bakarsın belki aynaya ve anlarsın beni işte.Sensiz olmak nasıl beni tarifsiz bir acının kucağına savurmuş.Saçlarımın her teli bembeyaz olmuş görüyorum.Senden sonrası oldu bir hayatımda.Bu senden sonrayı yalnız yaşama savaşı hiç bitmedi yüreğimde.Fırtına her zaman oldu günlerimde.Saçlarımı savurdu rüzgar  sonra o rüzgar yüzümü acıttı soğuktan.Senin benim yüreğimi acıttığın gibi.Çizik çizik yüzümde  izler  ve asla kapanmayacak gönül  yaram oldu her fırtınadan sona kalanlardan. Bu yolların taş sokak aralarında yürümek nasılmış şimdi anlıyorum.Yol uzun hiç bitmiyor.Günler oluyormuş gün doğuyormuş öyle diyorlar oysa benim gözlerim hiç günü görmedi sen gittin gideli.Şimdi oturup bu sahil kenarında bakıyorum denize.Eskiden gözlerine bakardım şimdi yalnız denize bakıyorum.Derinlerini görmüyorum ama derinlerde kaybolmak acaba seninle buluşmak mıdır onu da bilmiyorum.Birazdan akşam olacak.Hala aynı evdeyim.Bir kadeh rakı koyup senin için de kaldıracağım ve sensiz geçen günlerime birini daha ekleyip uykuya dalacağım.Yalnızlık zor değil ama sensiz olmak zormuş.Belki anlarsın, anlarsında geçerken bir el sallarsın bana …….\n\nNisan 2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El sallarken İstanbul Kokunu içime çektim",
        "poet": "Başak Ulutaş",
        "poem": "\n\nGelirken içtim\nKalırken içtim\nHoşçakal derken\nUğurlarken içtim\nEl sallarken İstanbul\nKokunu içime çektim\n\nHep gurbet \n\nAcı değil \nHep eğitim bunlar\nYazarım\nGünce değil\nHep şiir bunlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El salladım “hello” dedim olmadI",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nO kadar dalgındı selam almadı\nEl salladım “hello” dedim olmadı\nBil ki Türklüğünden eser kalmadı\n\nSaç uzattı bıyık kesti, boyandı\nİlk görüşte sandım o bir bayandı\n\nYanında bir köpek, gezdiriyordu\nOna oğlum deyip azdırıyordu\nGeleni geçeni bezdiriyordu\n\nNasıhat edene karşı koyandı\nİki hap uğruna insan soyandı\n\nBurnu halkalıydı, boynunda tasma\nKollarında boncuk, görene yosma\nHer tarafı döğme sanırsın basma\n\nDöğmelerin çoğu yılan çıyandı\nEvet yoldan çıkmış, hatta kayandı\n\nAdı Mehmet imiş, poliste Leyla\nOnlar dalga geçer böyle bir bayla\nHapse girip çıkar bir iki ayla\n\nGözetim altında günü sayandı\nNe bundan ders aldı ne de uyandı\n\nMikdat der gurbette, bu hale düştü\nKalbi ölmüş zaten kafası boştu\nNefsine kul oldu, peşinden koştu\n\nNe nasıhat alan ne de duyandı\nÖdenek alıyor ona dayandı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El üstünde taşıyorlar(Ölüm)",
        "poet": "Nurcan Göksel",
        "poem": "\n\nKısa bir yolculuk daha geleceğime\nDüşümde kurduğum metaforlarla\nTam huzuru buldum derken bir gün\nDönüşüveriyor karanlıklara aydınlık günüm\nHer hangi bir yerdeyim\nBir çiçek bahçesinde\nHiç birini koparmıyorum\nBirden kocaman bir rüzgar geliyor\nÇeviriyor her birini solan yapraklara\nKısa bir yolculuk daha\nEllerin uzanmış bana doğru\nAniden zaman giriveriyor aramıza\nKavuşmamız dönüyor ayrılıklara\nBir huzurlu ev gözlerimin önünde\nYalnızmıyım bilmiyorum\nDönüp dolaşıp odalardan aynı yere geliyorum\nBirilerini arar gibiyim\nYok  yok olmuş ve yoksunum  her şeyden\nBir ilençle sesleniyorum\nBu garip sonu hazırlayan yaşanmışlıklara\nGün geliyor kısa bir yolculuk daha\nHiç kimse yok dediğim anda\nYarış yarışa bir görev aşkıyla\nKalabalıklar görüyorum\nEllerinde çiçeklerle insanlar\nNe istiyorsam hayatımda\nBu gün sanki hepsi buradalar\nAşk sevgi merhamet ve yaşayamadığım duygular\nBir tek güne sığdırıp her şeyi\nHüzünü de unutmayıp içine katıyorlar\nÖyle değerliyim ki beni el üstünde taşıyorlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El  Veda",
        "poet": "Mehmet Büyükdağ",
        "poem": "\n\nElveda demenin hiç önemi kalmadı,\nEl - veda etmiş, bir anlamı olmamalıydı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Veda, Gül Veda!",
        "poet": "Suat Kırçiçek",
        "poem": "\n\nE sip duruyor gene rüzgar, fırtına getirecek,\nL aleye veda, güle veda...\n\nV eremem  artık toprağına su,\nE n derin denizlerimi kuruttu! \nD eli olacağım kendisiyle gitti kokusu, dahası,\nA rıları sevdi, bülbülü unuttu! \n\nG ülmedi ki hiç Gül'ü seven,\nÜ mit de bitti, mutluluk da gitti artık hem de, \nL akaytça el sallayarak! \n\nV ar mıdır tekrarı bir daha,\nE riyip bitmek aşkından...\nD olu dizgin at gibi amaçsızca koşmak ya da.\nA rtık bitti zaten, gelmez bir daha, Gül veda! \n                                                    _SuaTizM_\n                                             24.07.2010/22:28\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El veda menekşe gözlüm’",
        "poet": "Mustafa İmamoğlu",
        "poem": "\n\nEl veda menekşe gözlüm’\n\nHayat dediğin geçici handır\nFakirlik zenginlik hepsi yalandır\nÖnemli olan sözde durmandır\nGözyaşı üstüne mutluluk olmaz\n\n               İntikam hissiyle karar verilmez\n              Bu dünya yalandır hep böyle gitmez\n             Verdiği sözden mertler hiç dönmez\n             Riya üzerine mutluluk hiç olmaz\n\nSaadet ölçülmez parayla pulla\nİhanet yakışmaz seven bir kula\nDünya hoş olur gönüller bir olsa\nNankörlük üstüne mutluluk olmaz\n\n               Dünyada kurulmuş denge mizanı\n              Ana baba yanında gönül fermanı\n             Sevginin veznini kantarlar çekmez\n             Pişmanlık üstüne mutluluk olmaz\n\nMenekşe gözlüme elveda diyorum\nMutluluk dilerken nefrette ediyorum\nKonuştuklarımızı hala tekrarlıyorum\nKararsızlık üstüne mutluluk olmaz\n\n                                                                                                                        19.5.195 VAN. İMAMOĞLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ela",
        "poet": "Makbule Baydaroğlu",
        "poem": "\n\nElimdeki el dedin,\nTut sana rüya, tut bana rüya.\nSihrine mağlup oldum.\nKapkara oldu dünya.\n\nGözümdeki göz dedin,\nTut sana bela, tut bana bela.\nGayri bize bir mum gerek; \nBen karanlık,sen ela.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ela",
        "poet": "Kızkulesi Aski 2",
        "poem": "\n\nSeni tanıyana kadar,\nEn sevdiğim renkti yeşil,\nAğaçlar yeşil,\nÇiçeklerin yaprakları yeşil,\nGöller yeşil,\nGökkuşağının en belirgin rengi yeşil; \nSevdiğim her şey yeşil..\nOysa,\nSeni tanıdığım o ilk gün,\nGöz göze geldiğimiz o gün,\nEn sevdiğim rengim oldu gözlerin,\nGüneşle bal rengine dönen,\nEla..\nFarklıydı,\nRuhunun farklılığı gözlerine yansımıştı,\nYoksa sadece bana mı farklı geliyordu? \nGözlerinden ruhuna akıyor gibi hissediyordum,\nBu yüzden mi başka geliyordu gözlerin bana? \nRuhunda gezintiye çıktığım için mi kalbim çırpınıyordu seninle göz göze gelebilmek için? \nAh sevgilim..\nO huzuru,\nSonsuzluğu,\nBaşka nerede,hangi renkte bulurum ben? \nYapma,\nBeni mahrum bırakma o renkten; \nGözlerinden..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ela Ayan",
        "poet": "Fatih Ayan",
        "poem": "\n\nE llerimi tutan yüreğimi yakansın,\nL etafetinle başımda bir taçsın,\nA dını kalbime kazıyansın.\n\nA şkınla ruhumu ve bedenimi esir alansın,\nY anıma yakışan hayatıma ortak olansın\nA yan soyadınla soyuma katılansın\nN ezih insan güzel insan Ela Ayan....\n\n                              (14 şubat sevgililer günü anısına sakarya 09-02-2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ela Bebek",
        "poet": "Abdullah İnaler",
        "poem": "\n\nnisan yağmurlarıyla\nmerhaba dedin dünyaya\no tatlı bakışlar\numut saçtı bizlere\n\nilk sarışlar anneyi\nmutlu etti babayı\nmasum tatlı gülüşler\nneşe saçtı yüzlere\n\nela bebek, seninle sevgimiz\nela bebek seni çok seviyoruz\nela bebek yüreğin sevgi dolsun\nela bebek bahtın açık olsun\n\nbu güzel bahar günü\nhoş geldin bebek dediler\nöpüp kokladı seni\nsevgi dolu yürekler\n\nminik minik ellerin\npamuk gibi o tenin\ngülümsüyor bizlere \nışıl ışıl gözlerin\n\nela bebek hoş geldin evine\nela bebek sevgi dolu günlere\nela bebek yüreğin sevgi dolsun\nela bebek bahtın açık olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Yazısı",
        "poet": "Ahmet Sezer Sencer",
        "poem": "\n\nKurutulmuş bir gül\nDefterin arasında\nSayfalarda gözyaşı\nAşkın el yazısıyla\n\nDile kolay üç yıl\nHatıra defterinde\nRuhuna EL FATİHA\nYazar beyaz mermerde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ela Deniz Gözlerin",
        "poet": "Murat Sayım",
        "poem": "\n\nEla deniz gözlerin\nÖğretti bana sevmeyi,\nYeni doğan bebeği suya fırlatınca\nNasıl yüzmeyi bildiyse,\nBen de öyle bildim sevmeyi.\nEla deniz gözlerin\nÖğretti bana sevmeyi\n\nKararmaktayken gökyüzü\nKuşlar nasıl gittiyse yuvalarına\nSen de öyle gittin.\nHer uzaklaşan adımında\nBir ton daha karardı gökyüzü\nBir yıldız daha belirdi.\n\nEla deniz gözlerin \nÜstünde yıldızlar\nÖğrettiler bana seni sevmeyi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ela Gözlere Dair",
        "poet": "İsmail Kıran",
        "poem": "\n\nEla gözlerin çekik, kalbime saplanacak bir ok gibi kaşların, \nDonuk gözlerim, seni düşünürken dalıyorum uzaklara, \nGüllerin göğe uzanan tomurcukları, \nSenin ela gözlerini hatırlatıyor bana...\n\nSevgili arayan bulutlar gibi bulsam seni, \nYağmur olup damla damla düşsem yüzüne, \nEla gözlerine girip, okşasam seni, \nBen ancak verebilirim, ela gözlerinin değerini...\n\n Bir görürsem ela gözlerinde bir yaş, \nSevginle buharlaşıp, yüzüne düşen, \nKaşlarından süzülüp,ela gözlerine giren, \n Benim diyerek avunacağım...\n\nSakın hiç hiçbir zaman unutma sevgilim, \n Asla ve asla hüzünlenip ağlama, \nBeni ela gözlerinden oraya buraya atma, \n Hep mutlu kalıp beni ela gözlerinle okşa...\n\n Göğün, yerin, okyanusların derinliklerinden de  derin ela gözlerin,\nEla gözlerine bakamıyorum, korkuyorum boğulmaktan,\nBırak nazı, kaçmayı,tut elimden kurtar beni,\nAl sevgimi, ver kalbini, ömür boyu sev beni....\n\nEmin 1999 DİYARBAKIR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El yordamı",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nel yordamıyla ilerleyen\ngözleri görmeyen\nkulakları duymayan \nbir vicdandı bizimkisi\n\n4 Ocak 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "El Veda Zalım El Veda",
        "poet": "Salim Erben",
        "poem": "\n\nGeldi çattı ayrılık saati \nEl veda gönlümün sultanı \nİşte gidiyorum gönlüm seninle\nEl veda ruhumun akseni \nEl veda \nSeni rüyalarımda göreceğim \nHem okşayıp hem seveceğim \nYine canım yine son ümidim diyeceğim \nEl veda ruhumun meleği \nEl veda \nUyandığımda sen olmayacaksın \nUykularım kaçacak anacağım \nÜrpererek gözlerimi sileceğim \nEl veda doğan güneşim \nEl veda \nAnacağım defalarca hayal edip rüyamı \nİyiye yoracağım hep \nTatlı bir tebessümle karşımda duracaksın \nO günün akşamına kadar \nVe yorgun bitkin uzanacağım yatağıma \nSen olmuyacaksın yanımda \nBaş başa hayalinle kalacağım \nSeninle sensiz hiç gülmeyeceğim \nBir daha Zalım gülmüyeceğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Ela Gözlerin",
        "poet": "Hasan Sakman",
        "poem": "\n\nEğer mutluysam şimdi \nmutluluğu hissettiğimdendir.\nEğer seviyorsam seni\no da ela gözlerindendir.\n                            (3 Haziran 2001)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ela Gözlerinde Ayrılık Vardı",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nNe ilkbahar ne yaz fayda etmiyor\nNe dua ne niyaz asla yetmiyor\nBir defa gelmesin geri gitmiyor\nEla gözlerinde ayrılık vardı\n\nSus söyleme sakın ben anlıyorum\nRüzgarlar söylüyor ben dinliyorum\nO kendinden emin ben iniliyorum\nEla gözlerinde ayrılık vardı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ela gözlü mor sümbülüm..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Aşk..\n\nSeni gören cam kırırlıt\nEla gözlü mor sümbülüm\nAynalar bahtsız kalır\nEla gözlü mor sümbülüm..\n\nKar gibi beyaz güzellik\nYaz gibi sıcak güzellik\nDeli divane güzellik\nEla gözlü mor sümbülüm..\n\nNe karanfil ne gül sana\nRakip olmaz inan bana\nAmberimsi o kokuna\nEla gözlü mor sümbülüm..\n\nGözlerinin cazibesi\nYanakların al benisi\nGüzelliğin şahanesi\nEla gözlü mor sümbülüm..\n\nYakıp yıkar güzelliğin\nSözü olur bestelerin\nVaki olsun bende emrin\nEla gözlü mor sümbülüm..\n\nGüzelliğin son sınırı\nSevdaların ilkbaharı\nGönlüme çektin ihbarı\nEla gözlü mor sümbülüm..\n\nSeni elde etmek zordur\nKıskanmadan durmak zordur\nAşık oldum hancı doldur\nEla gözlü mor sümbülüm..\n\nTarih:26.04.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ela Gözlüm",
        "poet": "Ahmet Hayri Altun",
        "poem": "\n\nBu şehrin yüzü gülüyorsa\nSenin yüzünden\nRüzgar esiyorsa yüzüne\nGüzel yüzünden\nGünahlarımızı affediyorsa Tanrı\nYüzün yüzünden\nÖylesine güzel yüzün varki\nEla gözünden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ela Gözlü Yar Hain Olunca",
        "poet": "Meksen Kılınç",
        "poem": "\n\nGül dalından koparılınca,\nEla gözlü yar hain olunca,\nYare gül verilmez mundar olur\n\nGönül verdiğim yar arsız olunca\nYar dediğim aşka yararsız olunca \nGüller aşkın ateşiyle yanmadıkça\nYare su verilmez haram olur…\n\nBülbül feryad eder gül bağında\nGül isyan eder gül dalında\nAşk tende can, canan bulmazsa\nYare gül verilmez mundar olur\n\nEla gözlü yar hakkını veremiyorsa aşkın\nGül dalından koparılıyorsa bunun için \nAyrılık güle gülünce, güle öldü denir\nGül dalında artık bülbül değil baykuş beslenir\n\nCana kıyana katil denir de fişlenir\nPeki ya canan can’a kıyarsa ne denir\nYar elinden ölsem de aşk için\nGüller bana aşk ile bergüzar olur\n\n15/11/2008\nMEKSEN KILINÇ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ela Gözlüm",
        "poet": "Pınar Öksüz",
        "poem": "\n\nEvet ela gözlüm hala dargınım sana\nAma hala da seviyorum seni.\nBir an olsun çıkartamıyorum aklımdan\nNasıl olduğunu sorma bende bilmiyorum\nFark etmeden sende buldum kendimi\nÖyle bir Haziran akşamı verdi seni bana\nVe öyle bir Haziran akşamı çaldı seni benden.\nGökyüzüne anlattım seni\nO bile ağladı halimize.\nBen öyle çok severken seni\nSöylesene sevgili,\nNasıl bırakıp gittin beni?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ela Gözlü Kadına Mektuplar 2",
        "poet": "Sibel Berfin Gürsoy",
        "poem": "\n\nZaman, sınırsızlığın sabrını tüketirken, ben var olup olmadığını kestiremediğim ama nedense inandığım kaderin ırmağında sürükleniyorum.. (Çok mu dramatik oldu?)\n  Bir yanım da sürekli, seçimlerin labirentinde kaybolduğumu söylüyor..\nİnsan seçimleriyle yaşar, kaderiyse, seçimlerinin sonucudur, diyor.\n  Hayat bir yaratıcının sunduğu bir rol olsa da, insanın, kendisine, kendisi için çizdiği bir yol olsa da.. Her ikisi de olsa.. Yahut hiçbiri.. Yaşıyoruz işte..\n\n  Hava soğuk. Okyanus gecesi gibi soğuk.. “Okyanus gecesi”.. Hissettiğim bu duyguyu ve soğukluğu iki kelimeyle anlatamadım.. Bütün bunları yazarken de ne kadar zorlandığımı fark ediyor olmalısın.. Hissettiklerimi anlatmaya yetmiyor hiçbir lisan.. Bu da beni “anlatma” fikrinden ve girişimlerinden caydırıyor.. \nOkyanus gecesi.. Ne demekse..\n\n  Şu an bu satırları yazarken bambaşka alemlerde dolanıyorum..\nYazdıklarımın hepsi bir yana.. Yazamadıklarım, bir yolculuk; içimdeki evrene..  Uzun zamandır böylesi bir yolculuk yapmamıştım.. Binlerce kilometre katettim.. Şimdi nerede olduğumu bilmiyorum. Kayboldum. Tek bildiğim, bu kayıplığın ve esaretimin beni rahatlattığı.. \n“Esaretin Bedeli” filmini yarın tekrar çekeceğim.. Ank.Üni. sınav salonunda..  Hoş bir stüdyo, değil mi? \n  Dış dünyaya ait bu ufacık enformasyon beni tekrar 10m ’lik misafirhane odasına getirdi.. \nİşte bu andan nefret ediyorum.. \nBüyü bozuldu.. \nKendime ettiğim bu zulmü başka kimse edemezdi bana..\nBütün bedenimin alabora olduğunu söylesem yeter mi? \nSana ve kendime diyecek başka bir söz bulamıyorum.. En iyisi uyumak..\n\n \n                              Gözlerin, gece kadar güzel, gece gibi sır.. \n                              İyi geceler ela gözlü kadın..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*** Ela gözlüm",
        "poet": "Hakkı Akay",
        "poem": "\n\nDün ğece ela gözlerini çizdim gözüme\nArayıp sormanın bitanem inan gitti ğücüme\nDelice yürekten sevdimse peki suçum ne\nDün ğece ela gözlüm özlemin çöktü içime\n\nDün ğece yitirdim beni bende ben\nTutsakmıyım canım söyle sende ben\nBuram buram hasretin doldu geceme\nDün ğece ela gözlüm özlemin çöktü içime\n\nNe ğece bitti nede dün gün doğdu\nDün ğece yokluğun bil beni boğdu\nGelde gör halimi canım senin dilinde\nDün ğece ela gözlüm özlemin çöktü içime\n\nGönlüm harman olmuş aklımda firar\nTek dostum siğaram versece zarar\nDuman duman zehirler aktıda gönlüme\nDün ğece ela gözlüm özlemin çöktü içime\n\nGel artık yorma yağmuru bitsin bu hasret\nBir olsun gönüller hırsından çatlasın ğurbet\nSuçlama sevdamı gülüm bana ne deme\nDün ğece ela gözlüm özlemin çöktü içime\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elamdan karamdan...................... mavişin sarına",
        "poet": "Galip Kemali Günay",
        "poem": "\n\nHasretim be....................... aguşuna.............................................. kucak.......................kucak...........koynuma koydum............. aguşunu...........koyn.lar.................................. ela........... mavi........... kara....................... sarımsı              sıcak..........................kok mamda amma..............................tuz ter.......................................... istersen................ bu gün  yıkanmam...................................... sen................. yeşil sabununla gel...................................... koştururken.................. unuttursan .................... surmeyi........................................tenim...................... hafif  drğil  bayağı  terli...............................................her yanının........ terlerini.............................. kokladım...................................... mis.........................................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elâ vakti...",
        "poet": "Çiğdem Altınöz",
        "poem": "\n\nBir renge girdi zaman\nAdı elâ vaktidir\nSöylemesi pek yaman\nGelen ölüm aktidir\n\n...Bir bilmece gibidir\n...Zaman zaman içinde\n...Zaman mı sende yaşar\n...Sen mi zaman içinde\n\nNe de çabuk yitiyor\nGöz açıp kapar gibi\nSevilenler gidiyor\nKoptu zamanın ipi\n\n...Bir bilmece gibidir\n...Zaman zaman içinde\n...Zaman mı sende yaşar\n...Sen mi zaman içinde\n\nOl neşe-i muhabbet\nElâ vaktinde çoktu\nKader denilir elbet\nBir vardı, bir yok oldu…\n\n...Bir bilmece gibidir\n...Zaman zaman içinde\n...Zaman mı sende yaşar\n...Sen mi zaman içinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elalar..!",
        "poet": "Ömer Faruk Toydemir",
        "poem": "\n\nHARAMDIR..! \nAsya kadar buğulu,\nBir çift ela göze bakan,\nGözlere,\nHaramdır,\nDiye ela gözlüsü çocuğu düşleyip bekliyor hep,\nAsırlardır, Çınar.! \n\nÖ. Faruk Toydemir\n\nNeFeS...! \n\nBi nefes ver sabahın alacakaranlığına bakan gözlere \nBir nefes ver bu öksüz çocuğun söyleşilerine. \nYitik çocuğun umududur asya kadar buğulu elalar \nGecenin mateminden çıkarken kutsanmış sabahlar.\n.....................................\n................................................\nömer faruk Toydemir\n\nCan dostumun rüzgarı ile yazıldı. / Güzel Yüreklere sunuldu..!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ela gözlüm yeter gayri ağlama,",
        "poet": "Zeki Şahbaz",
        "poem": "\n\nDert etme dünyanın meşakkatini,\nEla gözlüm yeter gayri ağlama,\nBilmezmisin sana  sadakatimi,\nDindir gözyaşını gayri ağlama,\n\nHer gecenin bitiminde gün goğar,\nBahar gelir bozkır yağmura doyar,\nKarakış bitmeden gelmez yaz bahar,\nEla gözlüm sabır eyle ağlama.\n\nBir senle benmiyim ayrılık çeken,\nGurbet değil hasret belimi büken,\nBülbül gül deremez batmadan diken,\nŞükür eyle sabır eyle ağlama.\n\nKardeşiydi Yusufu kuyuya atan,\nBezirgandı cevheri pul diye satan,\nSabırla mısıra hükümdar olan,\nŞükürdar ol sabır eyle ağlama.\n\nDevrişoğlum göğüs gere zulume,\nŞükrederim ben her daim halime,\nSadece çare bulunmaz ölüme,\nHadi şükret sabır eyle ağlama.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elazığ",
        "poet": "Yahya Koza",
        "poem": "\n\nElazığ\t\t\t\n\nGezdim seni sokak sokak her çağda\t\t\t\nAziz şehir baba vatan elazığ\t\t\t\nBurcu burcu sevgi kokar her yanda\t\t\t\nAziz şehir baba vatan Elazığ\t\t\t\n\nMiski amber elvan çiçek güllerin\t\t\t\nHoyrat maya divan söyler dillerin\t\t\t\nAy yıldızla sırlı cümle erlerin\t\t\t\nAziz şehir baba vatan Elazığ\t\t\t\n\nHeybetlidir süt kalesi abide\t\t\t\nEvliyalar bağrındaki kaide\t\t\t\nSelam dua yatan ervah şehide\t\t\t\nAziz şehir baba vatan Elazığ\t\t\t\n\nOl harput ki balak gazi otağı\t\t\t\nSerdengeçmiş yiğitlerin yatağı\t\t\t\nAşkı sevda masalların çatağı\t\t\t\nAziz şehir baba vatan Elazığ\t\t\t\n\nGaragardaş kurban olsun uğruna\t\t\t\nDuy sesimi kulak ver sen çağrıma\t\t\t\nGün gelince yatır beni bağrına\t\t\t\nAziz şehir baba vatan Elazığ\t\t\t\n\nYahya Koza\n\nDost kalem\n\nTürlü çiçek açar bostanı bağı. \nGönderden hiç inmez Şanlı bayrağı \nİgitler oymağı gakkoş yatağı. \nAziz şehir baba vatan Elazığ.............Mahmut Ünsal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elazığ-Malatya",
        "poet": "Mehmet Şükrü Baş",
        "poem": "\n\nMalatya Elazığ bir kardeş şehir\nTöresi bir adeti bir örfü bir.\nOrtasında akar ünlü bir nehir,\nHavası bir toprağı bir suyu bir.\n\nMalatya Elazığ iki kan kardeş\nLisanı bir,ihsanı bir,dili bir.\nBir elmanın yarısı, Bir ikiz kardeş, \nAtası bir töresi bir  aşkı bir.\n\nMalatya Elazığ bir şirin bölge,\nBayrağı, sancağı, flaması bir\nBurada yetişir iki can nesil.\nŞiiri bir, türküsü bir, maya bir.\n\nElazığ  Malatya iki can şehir,\nHer güzel şeyde rakip olurlar.\nBir de gurbette görün onları,\nİki bedende bir can olurlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elazığ Lisesi'nde Bir Gün",
        "poet": "Zekeriyya Bican",
        "poem": "\n\nYıllardan sonra bir gün rüyada, gerçek gibi apansız,\nSiz hiç okuduğunuz okulun sınıflarını özlediniz mi? \nKoridorlarını, kantinlerini gezmek geldi mi içinizden? \nSiz de o unutulmaz yılları geçirdiniz mi yüreğinizden.. \nBu gün düştü önüme kanatları tel tel uçuşan bir kelebek...\nBeni bir özlemle çekti ayaklarımdan sürükledi okuluma dek,\nBir yürek ağrısı gibi yakamdan tutup da  hatıralar, \nElazığ lisesine kadar.. beni yıllar önceki okuluma taşıdılar,\nDaha kapısından girerken, ders zili çaldı birden..\nUnutmuşum bir an, geçen yıllar silinmişti gözlerimden,\nKoşar adım çıkmışım üçüncü katta buldum kendimi,\nBir an sandım ki  nöbetçi  öğrenci   Alaettin  Erdem’di,\nKarşımda duruyordu 6 Fen B Şubesi orta yerde...\nBaş başa kalmıştım, yalnız çırpınan zavallı yüreğimle,\nŞaşkın ve ürkek, kırk çift gözle gelmiştim şimdi göz göze, \nBen onlara, onlar bana baktı anlamsız gözleriyle..\nNe onlar beni tanıyordu ne de ben  biliyordum onları..\nAnlatsam da nafile, bu gün onlar asla akıl erdiremeyeceklerdi \nOysa hiçbir zaman da olana bitene bir anlam veremeyeceklerdi,\nŞimdi ne anlatmalıyım, ne söylemeliyim bilmem ki,\nYolunu şaşırmış bir göçmen kuş misali olduğumu,\nYitik anılarımın yıllarca önce  bu sıralarda kaybolduğunu,\nBurada da o yıllarımı bulamayacağımı bilerek kahrolduğumu,\nGel de izah et şimdi ellisinden sonra, \nAnılar ülkesinde nasıl  şaşırıp da kaybolduğumu..\nÇocuklar yeni bir öğretmen sanıp da beni, konuşmamı beklediler,\nNur gibi yüzleriyle insan değil, sanki hepsi bir güzel melektiler...\nÇıktım sınıftan merak dolu bakışlar arasından süzülerek..\nYıllar önceki hiçbir arkadaşımı göremedim ayrıldım üzülerek,\nBoş koridorlarda aradım duvarlarda kalmış o aşina yüzlerini,\nBoşuna arıyordum, Vedat Tanyıldızı’nın o şarkı sözlerini..\nMerak ettim, hâlâ ağlıyor muydu acaba Lâle çiçeğinin gözlerini,\nKoridor başında mıydı  nöbetçi öğretmeni okulun “ Şeker İbo’su,”\nHâlâ yerlerde sürünüyor mudur “Sıfırcı Oya”nın maksi mantosu..\nSandım ki bir ara” Coğrafyacı Tintin Mürvet” geliyor karşıdan,\nİnşallah unutmuştu “Tarihçi Makbule Hanım”a alacağı pili çarşıdan,\n“Tarihçi Makbule Hanım”ın kulaklık pili olmayınca sözlü yapardı..\nBöylesi günlerinde herkes yarışır biri birinden sıra kapardı..\nİşte karşıdan göründü bütün haşmetiyle “Matematikçi Efe Coşkun”.\nBir eli cebinde  hipotenüsünü anlatırken de yine efe efe yürüyor.\nYüzü karatahtada olsa bile, ensesinde ki gözleriyle bizi görüyor..\nAcaba” Cetvelci Mahmut Hoca” şimdi  hangi sınıftan çıkacak? ”\nEllerimin içi ısındı birden, mutlaka avuçlarımı cetvelle okşayacak,\nEdebiyat hocamız “Halis Karslı” ki, öğrenci babasıydı unutulmaz,\nTayini çıkıp gittiğinde Lisenin tümü yas tutmuştu  bütün bir yaz..\nOnun günlük konuşmaları bile aruz ölçüsündeydi sanki...\nYazılsa cümleleri,  unutulmaz  şiirler çıkardı inanın ki...\nEyvah yine ders zili çalıyor koşup derse yetişeyim dedim ki,\nApansız bir zil sesiyle koptu film, kopartıp attı o mesut yıllarımdan,\nÖksüz bir çocuk gibi yalnız bırakıp ayırdı beni,o canım hocalarımdan \nOtuz yıl aradan sonra hayret! ..denk gelmiş bir “24 Kasım” gecesine..\nDimağımda kalan anılar oynadı benimle, bir çocukla eğlenircesine.. \nBir de ne göreyim, uyuya kalmışım yine, dönmüşüm bu günüme,\nElazığ Lisesi  rüyama girmiş, unutulmaz anılarıyla zihnimin gündemine...\nYine yarım kalan bu rüya da yetmedi, o güzelim yılların özlemine..   \n    \t\t                       Şair-Mühendis\n\n\t\t\t    (1973 Mezunlarından)   \t\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elazığ",
        "poet": "Adnan Durdağı",
        "poem": "\n\nÇevresinde ne güzeldir gölleri\nBahçelerde türlü türlü gülleri\nBatıyla doğruyu bağlar yolları\nBir köprüsün seni gördüm Elazığ\n\nİnsanları tatlı dilli sımsıcak\nMisafirperverler açarlar kucak\nDoğu illerinde güzel bir bucak\nNe de sıcak seni gördüm Elazığ\n\nHarput kalesiyle biri tarih ili\nGakkoş şivesiyle şirindir dili\nMüzik kültürüyle şarkın bülbülü\nÇok da narin seni gördüm Elazığ\n\nSıcak yazı ılık kışı pek güzel\nBaşkadır meyvesi çileği özel\nBuzluk mağaradan yaz ayı buz al\nDört mevsimsin seni gördüm Elazığ\n\nDoyulmaz ovana bağına seyir\nEtrafı çevrili barajla nehir\nTarihte hiç düşman görmeyen şehir\nPek nadirsin seni gördüm Elazığ\n\nTarihi geçmişi zengin mirası\nEvliyalar kenti Arap Baba'sı\nHarput üzerinde kartal yuvası\nKutsal şehir seni gördüm Elazığ\n\nYETİMİ'yim ne söylesem az gelir\nÇayda çıra davul zurna saz gelir\nTarih kokar kültürlerden iz gelir\nBir başkasın seni gördüm Elazığ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "ELAZIĞ Okuyor",
        "poet": "Selami Tıraşlar",
        "poem": "\n\nSeferberlik başladı güzel ilimde\nEzrail can alsada okuyacağım\nElazığ'lım okuyor şarkı dilimde\nYaşım yetmiş olsada okuyacağım.\n\nKızı öğretmen olmuş anne okuyor\nHarfleri defterine sanki dokuyor\nÖpülesi elleri çiçek kokuyor\nFelek ömür çalsada okuyacağım.\n\nDaha taze gelinler okul yolunda\nKucağında çocuğu eşi kolunda\nSağ tarafında evi okul solunda\nİşe güce dalsada  okuyacağım.\n\nCahelete darbeyi  vuran Elazığ\nAnarşi karşısında duran Elazığ\nDoğuya medeniyet sunan Elazığ\nÜç gün ömür kalsada okuyacağım.\n\nSelami Tıraşlar-ELAZIĞ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elazığ Şiirleri - Atamdan Böyle Gördük...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nKarakoçan ve Palu, Sivrice, Baskil, Maden,\nMutluluk coşkuları, şimdi taşar evlerden.\nKeban, Ağın, Hankendi, Harput, İçme, Kuşsaray,\nArıcak ve Gökçedere, Gaziler alay alay...\n\nYurdum ' un yollarında, Elazığ bir kavşaktır, \nBu kavşak tek Millet ' le, zorlukları aşmaktır.\nYanık! ... Gözünde tüten, Harput ile Hazar ' da; \nErkeğinde bir kasket, kadınında yaşmaktır...\n\nDiyarbakır, Tunceli, Bingöl, Sivas, Malatya,\nYollar ile kenetli, Adıyaman ve Urfa.\nŞehit olduk, kan verdik, Atam ' dan böyle gördük,\nTek Bayrak ve Tek Devlet... Asla yer yok yoruma...\n\nNevzat Bilgiç\nSıla Benim Gurbet Benim\n' Memleketime Şiirler '\nisimli kitabımdan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elazığ Şiirleri - Sıladan Gelen Buyruk ...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nNe kadarsa uzunluk, Edirne ' den Ankara,\nBu büyüklük yakışır, Elazığ ' da Murat ' a.\nVan gölünde Aladağ, suyuna kaynak, \nGülizar yaylasında, kırata bak kırata! ...\n\nŞeytan dağından Peri, komşudan gelen Munzur, \nBirleşip der Murat ' a: ' Dostum sen önden buyur! …'\nAltın kuşakta bir su, asla gelmez uykusu,\nVadide Onda nöbet, kim demiş ki su uyur? ...\n\nKarasu ile Murat, yaşamda yok, dur durak,\nİki ırmak suyundan, düğün yapmakta Fırat,\nÇıkınca O Gurbet ' e, Sıla ' dan buyruk geldi,\n' Buzdan mermi hazırla, düşman gözüne fırlat! ...'\n\nNevzat  Bilgiç\t\t\nSıla Benim Gurbet Benim\n(Memleketime Şiirler) \nKitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbet",
        "poet": "Cafer Aksay",
        "poem": "\n\n\tSabreden ulaşır ancak hedefe,\n\tSabırla kumtaşı döner sedefe,\n\tSabırla ham ipek olur kadife,\n\n\t\tAnlamaza ne söylesen az gelir,\n\t\tElbet bir gün bu kış biter yaz gelir. \n\n\tİşine gelmezse kulağı duymaz,\n\tKarnı doyar amma gözü hiç doymaz,\n\tSöylenen sözleri kendine saymaz,\n\n\t\tDinlemeze her söylenen vız gelir,\n\t\t Elbet bir gün bu kış biter yaz gelir.\n\n\tUzak yerin büyük olur somunu,\n\tBeklemeden alır mı çay demini? \n\tZannedersin yedi köyün emini,\n\n\t\tKarşıdaki serçe ona kaz gelir,\n\t\tElbet bir gün bu kış biter yaz gelir.\n\n\tBütün kerameti kendinde arar,\n\tÇevresine ara-sırada sorar,\n\tOlumlu yönleri kendine yorar,\n\n\t\tSivrisinek bile ona saz gelir,\n\t\tElbet bir gün bu kış biter yaz gelir.\n\n\tDertli bu durumun oldu şahidi,\n\tFelek böyle nice yiğitler yedi,\n\tAnlayana bu sözleri söyledi,\n\n\t\tNe söylesen söyle ona naz gelir,\n\t\tElbet bir gün bu kış biter yaz gelir.\n\n \n\t\t\t\tERDEMLİ-29 Kasım 2015-Pazar\n\t\t\t\t\tCafer AKSAY\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elazığ Şiirleri - Islık, İkinci Geliş ...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\n' Karadeniz kökenli arkadaşım Yalçın Us,\nBilmem ki bir daha, o yoldan geçer miyiz? '\n\n...\n\nOtuzbeş yıl öncesi, senelerden  yetmiş dört,\nTrabzon ' dan Erzincan, altımızda küheylân,\nBizler için Mercedes, bir Murat yüzyirmidört,\nBinbir zorluk içinde, indik Köse dağından...\n\n...\n\nErtesi sabah erken, ver elini Tunceli,\nİşte Munzur vadisi, yapayalnız bir çeşme,\nBuz gibi akar suyu, yorgunluk var içmeli,\nHer yer şimdi çok ıssız, ne akıllı.... Ne deli! ...\n\nBilmiyorum burası, geçitlerden ne beli,\nKardan görünmez olmuş, yüce dağların keli,\nBahar ortası bile, savrulacak gibiyiz,\nSanki dalga geçiyor, esmekte olan yeli.. \n\n...\n\nGöründü bak Tunceli, Munzur okşar bu kenti,\nTürkiyem ' in toprağı, Doğu ' nun gözbebeği,\nGökkuşağı bir yanda, üstünde Ayla Yıldız,\nBirliğe yol gösterir, Mustafa Kemal eli...\n\n...\n\nYorgunluktan koltukta, uyumuşum bir ara,\nUyanıp bakınca ben, şöyle bir uzaklara,\nKeban ' da hoş manzara, Harput ' ta Balak Baba,\nSanki der gibi bana, Hoş geldin Elazığ ' a...\n\nNevzat Bilgiç\nSıla Benim Gurbet Benim\n'Memleketime Şiirler'\nKitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbet....",
        "poet": "Kadir Soytürk",
        "poem": "\n\nSuçlu  değil midir ciğeri yiyen ; \nKorkuyla etrafa bakınır elbet! \nEkvatorda bile tir tir titreyen; \nŞubat soğuğundan sakınır elbet! \n\nFarelerden  korkan, miskin kediler\nSofrada ki varı yoğu yediler \nSonra utanmadan  “açız” dediler\nOburlar  açlıktan yakınır elbet! \n\nAğa bulamazken yemeye kepek; \nNeyine lazımsa istiyor ipek\nÇoban sopasını tatmayan köpek\nKahraman edası takınır elbet!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbet",
        "poet": "Kadir Karakulakküçük",
        "poem": "\n\nBad-ı sabah bir tabakta toplanamaz asla.\nFanus olması,fenerin ateşi yanmaz elbet.\n\nYad-ı hatıralar,bir anlık neşe verir insana.\nYa kötüyse o hatıra,yüz güldürmez elbet.\n\nMeyus hayatın rengi,kar gibi olamaz asla.\nSabah rehavetinde,kötü düşünülmez elbet.\n\nBir gün geçer,bırakır insanda derin hatıra.\nGüneş doğmadıkça,bir gün başlamaz elbet.\n\nDiyar-ı ilme cehalet karanlığı çökemez asla.\nAkmazsa çeşmeden su, testi dolmaz elbet.\n\nKadir'in gönlü aşık olmuş alev gibi yanıyor.\nBırakın dostlar,bu ateş suyla sönmez elbet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbet",
        "poet": "Sinan Oktay",
        "poem": "\n\nAğaç yeşille,toprak su ile,gökyüzü yer ile,\n yürek aşk ile bayram.\n     Bana ne oluyor bilmem; \n Ağaç değilim yeşille, toprak değilim suyla,\nyürek değilim aşk ile bayram edeyim.\n Olur bir gün bizimde bayramımız elbet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Elbet",
        "poet": "Şahin Avcı",
        "poem": "\n\nHayat beklemekle geçer\nBu bekleyiş biter elbet\nYar uzaklarda gönül naçar\nBu bekleyiş biter elbet\n\nBeklerken üzülen,bir tek gönül\nen sonunda güler elbet\nGeçerken saniye saniye ömür\nDakikalar biter elbet\n\nSevgi her daim, ömür bir anlık\nSevgisiz ömür her daim karanlık\nSevgi süştü gönüle,eyvah yine yandık\nAteşi de biter,külü kalır elbet\nKözü kiç bitmez; \nKözünde demleniriz elbet\n\n28.11.2009\nEdirne/Uzunköprü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbet",
        "poet": "Sedat Koçar",
        "poem": "\n\nDağ yamaçları dik sarp\nKeçi patikalarında tökezlersin \nDüşersin ansızın ellerinde kanlar\nToz duman kaplar havayı\nKoşmak hep özlemdir.\nAğır adımlarla yürümek kaçınılmaz ellbet.\n\nUlu ağaçlar boy göstermiş\nGökyüzünde rakipsiz havacı\nGüneş ışınları bin bir tonuyla yansır\nYerler ağaç polenleriyle bezenmiş\nDereler su şırıltısını kuş cıvıltılarına bırakmış \nYaban hayvanları kükrüyor titrek sesleriyle\nKır çiçekleri, dağ laleleri karma karışık renkte\nİç açıcı bir sunum ahenkli bir komposizyon,\nDoğal bir tablo ellbet.\n\nArıların vızıltısı çiçek çiçek; ağaç ağaç dolaşan\nMilyonlarca tane bal amelesi,\nYılan yerlerin yüz ölçümünü alan bir kadostrocu elbet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbet...",
        "poet": "Hürkan Pişirici",
        "poem": "\n\nHayat bazen zıplatır yüreğimizi, yalnız ve yalnız bırakılmışken. \nKöşeye sıkıştırır düşünceler, ümitlerimiz, umutlarımız dökülür ceplerimizden. \nKaçarken bunlardan, ahkamlar kesilir peşimizden. \nAlnımızdaki terler sıkıntılarımızın kan damlalarıdır aslında. \nHer korku filminde ilk önce kaçılırya, sonra kovalanır, ama zafer hep kaçanındır. \nBizde birer aktörüz bu hayat denilen korku filminde. \nŞu anda kaçıyoruz ama, elbet silicez o kan damlalarını, \nMutluluktan, gözümüzden çıkan damlalar ile.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbet",
        "poet": "Rıdvan Cankiç",
        "poem": "\n\nElbet o çocuk büyüyecek,\nElbet o oyuncaklar mutluluğa yetmeyecek,\nSevgi şekil alacak ve adı özlem olacak,\nAşk şekil alacak ve adı el ele tutuşmak olacak,\nSonra oyuncakların yerine ihtiras gelecek,\nVe tutku gelecek,\nİşte ö zaman öpüşmeler daha değerli olacak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbet Allah büyüktür Allah büyük",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nHiç bir şeye canını sıkma sakın,\nElbet Allah büyüktür Allah büyük.\nŞafakla güneşin doğması yakın,\nElbet Allah büyüktür Allah büyük.\n\nHak insanlara yardımcıdır yardır,\nSıkıntı çeken gönül özde dardır.\nHer gecenin bir de sabahı vardır,\nElbet Allah büyüktür Allah büyük.\n\nAllah razı olsun yeterki benden,\nİslama bağlansın insanlar candan.\nVarlıkta ondandır yoklukta ondan,\nElbet Allah büyüktür Allah büyük.\n\nDünyada geçici saltanat tahttır,\nİnsanları mahveden kelam ahtır.\nHer şeyin sahibi Yüce Allah'tır,\nElbet Allah büyüktür Allah büyük.\n\nYusuf çalışan kimse yuva kurar,\nDüşünce insanın kalbini yorar.\nSabreden kişi muradına erer,\nElbet Allah büyüktür Allah büyük.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbet bir gun",
        "poet": "Yüksel Akkas",
        "poem": "\n\nSen yuregimin kosesinde\nMinik bir serce\nKafese atmaya kiyamadim seni\nOysa sen bana nasil kiydin\nSeni boylesine severken\n\nHep icimde sakliyorum seni\nKavusacagimizi biliyorum bir gun\nSen beni sevmesende\nElbet bir gun o gunde gelir\n\n7 subat pazartesi 2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbet Birgün Bu Beden Toprak Olacak",
        "poet": "Mesut Kabamaklı",
        "poem": "\n\nistemem bu dünyanın saltanatını. istemem sonsuz bir günün yarını. \nkalmadın ki şahlara kalasınki bana. elbet birgün bu beden toprak olacak. \n\nolsan da kainatın en güzeli. olsan da padişahların göz bebeği. \nölüm tanımaz ne zengini ne fakiri. ölüm tanımaz ne yaşlıyı ne genci. \nelbet birgün bu beden torak olacak. \n\nzulm etme mazluma alma ah yaradan var. sen razı ol bir parça ekmeğe soğana. \nsen yiğit ol kamçılar vursunlar sırtına. elbet bir gün bu beden toprak olacak. \n\nyüzümdeki hatlar saçımdaki aklar.taşıyamaz oldu artık ayaklar. \nferyat etsen ağlasan boşuna. elbet birgün bu beden toprak olacak. \n\nMesutkabamaklı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbet Bir Gün Anam",
        "poet": "Karani Arda",
        "poem": "\n\nRüyamda gördüm seni annem! \nUzaktan uzağa özledim seni,\nAynada hep varsın annem,\nUzaktan uzağa özledim seni…\n\nSevgi kimde deme bilirim, annem,\nSevgi sende, sevgi annelerde,\nVerirsin sevgini herkese annem,\nSevgi, şefkat ve ahlâk sende…\n\nBir duam kaldı ki sana kavuşmak,\nAhiret de beraber huzura varmak,\nAllah aşkıyla yanıp kavrulmak,\nNasip olur İnşallah amin de annem…\n\nMayıs-1991\nElazığ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbet Bir Gün Bende Öleceğim",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nElbet bir gün ben de öleceğim\nBelki bir şafak vakti erkenden\nBelki vakit geceye ermeden\nYıldız gibi sönüp gideceğim\n\nArtık kapansa da can gözlerim\nDuyulmasa da en son sözlerim\nYine ya Hakk, ya Hakk diyeceğim\nYıldız gibi sönüp gideceğim  \n\n  (Hece sayısı: 5+5) \n****************************************************\nELBET BİR GÜN ÖLECEĞİM\n\nElbet bir gün öleceğim\nBir şafak vakti erkenden \nVakit geceye ermeden  \nYıldız gibi söneceğim\n\nKapansa da can gözlerim\nDuyulmasa son sözlerim\nYa Hakk, ya Hakk diyeceğim\nYıldız gibi söneceğim\n\t\t\t        \t(Hece sayısı: 8) \n27 Haziran 2013 - ISPARTA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbet Gün Doğar",
        "poet": "Devamsız Geceler",
        "poem": "\n\nGece yerini gündüze bırakır ya hani \n\nÇiçek hep dalında değildir \n\nHer yanı hüzün sarmaz ya \n\nElbet gün doğar zaman döner \n\nÖfke hiç zararsız kalmaz ya \n\nTek uykusuz devamsız kul değil \n\nKalp atar yerinde durmaz ya hani \n\nAzrail can almadan gitmez ya \n\nÖlüm gelirse baş ağrısı kalmaz ya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbet Gelirim Amma",
        "poet": "Mustafa Acıoğlu",
        "poem": "\n\nSensizdim yine canım dün gece\nKimsesizdim bu koca şehirde\nBir doğum günüydü dün amma\nSensizlikte bana ölüm günüydü\n\nSabaha kadar yine \noturdum dün gece\nsigaramı yaktım çayımı aldım\nbekar odamın camında\nöyle dikildim kaldım\ngözlerim dolmam dedi\nkahrol bu dertle \nsana rahat yok\nderdine derman olmam dedi\n\nçaylara kanamadım canım\nyine dün gece\nsenin elinden bir başka\nyanında olsaydım esirgemez\nyapardın bir de pasta\nBir doğum günüydü dün amma\nSensizlikte bana ölüm günüydü\n\nDoğum günü senede bir kez\nSanma ki her gün keyifteyim\nBenim ölüm günüm her gün bin kez\nSen bilirsin zaten beni\nNasıl özlerim bilirsin\nNasıl sevdiğimi iyi bilirsin\nDiyorsun ki sen işini bilirsin\nEminim bu gün yarın gelirsin\n\nSana gelemem demek\nSen artık öl demek\nNasıl özlersin bilirim\nNasıl sevdiğini iyi bilirim\nGelirim elbet bir gün gelirim\nAma bir başıma keyifle\nBelki de Dört kişiyle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbet Birgün 3",
        "poet": "Sennur Çetin ",
        "poem": "\n\nSevgi emek ister yürek ister\nBende fazlasıyla verdim olmadı\nTek gül can bulsun diye\nVazoya koydum zannettim\nOkyanusa vermişim \nKıyıya bir türlü gelemedi\nDalgalarla çarpıştı\nGelgitlerle savruldu\nİnci tanesi kıyıda kaldı\nKöpek balığı doyamadı \nMercan adasına açıldı\nNurda öyle bir yürek varkı\nSözüm  tükense dostlar\nYürek acım alevlenir\nGökyüzüne  mısralar dizer\nAma ilahi güç tutar beni\nMevlam gören gözetendir\nElbet birgün verir cezasını\n\n29.06.2006\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbet Gelirim",
        "poet": "Mustafa Acıoğlu",
        "poem": "\n\nSensizdim yine canım dün gece\nKimsesizdim bu koca şehirde\nBir doğum günüydü dün amma\nSensizlikte bana ölüm günüydü\n\nSabaha kadar yine \noturdum dün gece\nsigaramı yaktım çayımı aldım\nbekar odamın camında\nöyle dikildim kaldım\ngözlerim dolmam dedi\nkahrol bu dertle \nsana rahat yok\nderdine derman olmam dedi\n\nçaylara kanamadım canım\nyine dün gece\nsenin elinden bir başka\nyanında olsaydım esirgemez\nyapardın bir de pasta\nBir doğum günüydü dün amma\nSensizlikte bana ölüm günüydü\n\nDoğum günü senede bir kez\nSanma ki her gün keyifteyim\nBenim ölüm günüm her gün bin kez\nSen bilirsin zaten beni\nNasıl özlerim bilirsin\nNasıl sevdiğimi iyi bilirsin\nDiyorsun ki sen işini bilirsin\nEminim bu gün yarın gelirsin\n\nSana gelemem demek\nSen artık öl demek\nNasıl özlersin bilirim\nNasıl sevdiğini iyi bilirim\nGelirim elbet bir gün gelirim\nAma bir başıma keyifle\nBelki de Dört kişiyle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbet Hep Yokuş Olmaz",
        "poet": "Kazım Karagöz",
        "poem": "\n\nElbet hep yokuş olmaz, biz de çıkarız düze,\nEn karanlık geceler bile gebe gündüze...\nTan yeri en karanlık zamanda ağarırmış,\nYakında dönüşecek yolda engebe düze! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbette",
        "poet": "Ayhan Dağhan",
        "poem": "\n\nKara yazılar yazılmış bu toprağa\nElbette bir gün günü doğacaktır\nBu değişmez kaderini memleketimin\nElbette değiştirecek bir yiğidi\nDoğuracaktır bu toprağın herhangi bir annesi\nHem de bağıra bağıra\nHem de haykıra hakıra\nGöğsünü gere gere\nTırnaklarını geçirerek bu toprağın sırtına\nElbette firavun’un sarayında büyür Musa\nElbette Nemrud’un sarayını başına yıkacak İbrahim\nElbette ateşler serinleyecektir bu topraklarda\nÇünkü ihmal edilmişlikler var\nÇünkü ağlayan analar var\nÇünkü yürekleri közlenmiş babalar ağlar\nEvet o ana doğuracaktır\nO yiğit doğacaktır\nHem de bu topraklarda\nHem de kıyamete varmadan\nKıyametler kopacak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbette",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nElbette bir gün olup, sen de kapılacaksın,\nAşk denilen rüzgâra, bir tüy gibi çaresiz.\nBelki de benim gibi, sararıp salacaksın,\nO zaman aynı safta olacağız ikimiz.\n\nİşte o gün nihayet, anlayacaksın sen de,\nBenim gibi çaresiz, düşünce aynı derde,\nAyrılık çektiğinde, araya kara perde,\nSaçına ak düşecek, gün be gün yıldız yıldız.\n\n29 Eylül 1986 – Pazartesi / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbet Şehidim",
        "poet": "Hıfzı Özbekmez",
        "poem": "\n\nÇanakkale geçilmez dedin geçemediler\nGöğsündeki imanla boğdun elbet şehidim\nBu mukaddes vatana kefen biçemediler\nSen ölmedin yeniden doğdun elbet şehidim\n\nAdım adım yaklaştı toprağıma kefere\nBoğazı geçmek için çıkmış güya sefere\nGücü yetmez bilmez mi senin gibi nefere\nAteş olup üstüne yağdın elbet şehidim\n\nDünyayı dar eyledin anzağa ingilize\nİmanınla getirdin azgın düşmanı dize\nAslan gibi kükredin sürgün ettin denize\nÖnlerinde aşılmaz dağdın elbet şehidim\n\nCennette yerin hazır peygamber gölgesinde\nSahabe evliyalar veliler bölgesinde\nAllah için can veren şehitler ülkesinde\nMis kokulu gülistan bağdın elbet şehidim\n\nLatif sana imrenir kolunda fer olaydım\nO tertemiz alnında damlayan ter olaydım\nŞahadet getirdiğin düştüğün yer olaydım\nGönlüme hasretini yığdın elbet şehidim\n\n18 MART 2006 SAAT: 08:00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbette*",
        "poet": "Bayram Tunca",
        "poem": "\n\nElbette bir manası vardır her sözümün \nGörünce düğün bayramı olur gözümün \nGörmediğinde yakar beni narı özümün \nDünyada bir tek odur aynası yüzümün \nOdur âlemde nazar boncuğu gözümün \n\n05.12.2003-12.05\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbet Be Acı",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nİçimden söküpde, atamadım ki\nBaşımda duruyor, sırlanmış tacı\nKaranlıktan korkup, yatamadım ki\nSeni de tanırlar, elbet be acı\n\nHalime bakıpda, yalınız sanma\nGönüllere akıp, boşuna yanma\nHaini dost sanıp, sakın ha kanma\nSeni de tanırlar, elbet ey acı\n\nYari gördüğüm an, dilim dolanır\nDizlerip titreyip, ruhum yolalır\nUzaktan uzağa, aşkım kollanır\nSeni de tanırlar, bir gün be acı\n\nAlbümde duruyor, yıllarca resmin\nİçimden çıkmıyor, yar senin ismin\nKalbime oturmuş, görülmez cismin\nSeni de tanırlar, bir gün ey acı\n\nBiricik aşkımdı, sendin servetim\nÇocuklar bilmedi, neydi mürvetim\nSana ulaşmaya, yetse kasvetim\nSeni de tanırlar, elbet be acı\n\nBahattin’im hele, bitmez derdim var\nAma sen işitme, kaybolmuşsun yar\nKolunda birini, gördükçe yakar\nSeni de tanırlar, elbet be acı\nBahattin Tonbul\n15.7.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbette Biter",
        "poet": "Hakan Torlak",
        "poem": "\n\nBeni önce yaşattın sonra öldürdün,\nYanan aşk ateşimi niçin söndürdün? \nMademki bana Leyla olmayacaktın,\nNiçin sefil Mecnuna döndürdün? \n\nYaş görmemiş gözlerimi yaşarttın,\nIşık doluydu dünyam, kararttın.\nMadem bu aşkın sonunu biliyordun,\nNeden genç yaşımda saçlarımı ağarttın? \n\nGülümü önce açtırdın, sonra soldurdun.\nZaman akıp giderken aniden durdurdun.\nMademki beni yarı yolda bırakacaktın,\nNiçin bana evlilik hayali kurdurdun? \n\nElbet biter bir gün bu aşk acısı,\nNe zaman diner bilmem gönül sancısı.\nBu gönül önceden sensiz yaşadı,\nElbet bundan sonra da yaşar can ısı!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbette Birgün",
        "poet": "Yavuz Ağır",
        "poem": "\n\nKemer daralmış belim sıkar\nSevgiler körelmiş gönlümü yıkar\nDağlar alçalmış mertliği bozar\nTarih elbette birgün bunları yazar\n\nMezarcı durmadan mezarlar kazar\nCellatlar cirit atar ortalık tozar\nAdalet kalmamış yiğitliği bozar\nTarih elbette birgün bunları yazar\n\nVerin bu zehiri içeyim azar azar\nSevgiye güzelliğe değmiş birkere nazar\nDost düşman olmuş kuyumu kazar\nTarih elbette birgün bunları yazar\n\nAltın teyştte kan kusarım\nBu ne gaflettir halimize şaşarım\nVatan millet namus diye yaşarım\nTarih elbette birgün bunları yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbetteki düşmanların olacak",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nSenin bir sürü dostunun yanında,\nElbetteki düşmanların olacak.\nDost sana düşman olursa anında,\nSöyle dosttan geriye kim kalacak?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbiseler Gibi İçi De Eskir İnsanın;",
        "poet": "Şamil Akay",
        "poem": "\n\nBir süre sonra, insanlar pekde umrunda olmamaya başlıyor. Kimin ne düşündüğünü ne yaptığını umursamıyorsun bile, yorulunca kendi kabuğuna çekilip, o küçük dünyanda yalnız yaşamayı öğreniyorsun artık.Gözyaşını kendi ellerinle silmeyi, ve derin hüzünleri tek başına atlatmayı öğrendiğin vakit, birdaha kimseye ihtiyacında olmuyor.Siz buna yanlızlık diyorsunuz, ben ise huzur.Eğer hala yüreğinizde bir ağrı hissediyorsanız, değerini bilin. Sezen dinleyin, Ahmet dinleyin, sigara yakın, dolsun gözleriniz, silmeyin.. Unutmayı düşünmeyin bile, sarılın acılarınıza. Gün gelir, sığınacak bir acınız bile kalmaz. Benim gibi.. Neden mi anlatıyorum bunları? Ben artık hiçbir şey hissetmiyorum. Ne sevgi, ne de nefret.. Ben de umutluydum, çok güzel hayallerim vardı. Hepsi kursağımda kaldı.. Çok uğraştım iyi bir insan olarak kalabilmek için, olmadı.. 'Kimi sevdiysem bana düşman oldu' diyor ya şair, aynen öyle. Umut dolu uyandığım her yeni gün, bir şeylerin yoluna girmesini beklemekle geçti. Eksildim, azaldım, tükendim.. Her şey daha da kötüye gitti. İçimden ne geliyorsa yazmak istedim her seferinde. Yazamadım.. Hayata olan kırgınlığım, kelimelerle anlatılmayacak kadar büyüktü.. Eğer hala yüreğinizde bir ağrı hissediyorsanız, değerini bilin. Ben artık hiçbir şey hissetmiyorum..\n \"Herkes yaşlanır, bense eskiyorum.\"\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbisen Olmak İstemek",
        "poet": "Mustafa Köklü",
        "poem": "\n\nGardırop kadar karanlığız şimdi\nAyrı kalmamak için ne yaptıysak\nBir türlü yaklaşmak, o kadar incelmedi\nŞapka mı gördüm bir göz alıcı takı hani? \nBu kez fular mı demeli bilmem hangisi? \nEn çok diyebilmek için bir tutam ayırabilmeli\nYok, yok olmaz, yerli yerinde her biri\nOy bir de sıcacık ya mis kokan tenin\nŞimdi aklıma geldi, elbisen olmalıyız biz senin\n\nDün başka, bugün başka; yarın…\nZırt pırt değiştirilmeden diyorum, hani…\nMüptelanız zaten bayağıdan beri\nBir daha, bir daha alışmak, eskitirse beni? \nBulamayız belki, yakıştırıp giyecek birini\nYıkanırken de çıkarma lütfen, ıslansakta…\nRahatız biz senle yakın, böyle çok iyi\nSabah, öğle, akşam, spor, yatak, değiştirdin; bu çok! \nNeyse ki şimdi yorgunsun, biraz uyuyorsun\nYarın, konuşacağım aniden bir yerden\nDiyeceğim: \n\nİşte sana deli gömleğinim,\nÜşüyorum manyak, giy beni! \n\nSevda Dulu adlı kitabımdan alıntıdır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elçibey'e",
        "poet": "Caner Kara",
        "poem": "\n\nHeydə r Baba qə ribdi, taftalanıf Savalan,\nPoşaya qalıf dünya, Hayların oluf Rə van,\nNə töyür günə tüşüf övladın Azə rbaycan,\n\nQoyub gedə ndə bizi, kimlə rə tafşırdın bə s,\nYeddi qat cə nnə tdə gə z, Elçibə y'im Ə bulfə z!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elçi",
        "poet": "Muhammet Nacaroğlu",
        "poem": "\n\nİhanet sararken bütün etrafı \n\nKalbimdeki haykırış yankılanıyor \n\nBiçare ne yapsam \n\nSöz dinlemez oldu uzuvlar \n\nAteş özü yakarken \n\nAkıl ile ruh amansız kavgada\n\nElçiyi bekliyorum\n\nAradığım huzur onda\n\nArtık kurtarsana\n\nM.N.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbistan",
        "poet": "Kerem Akpınar",
        "poem": "\n\nDeğişmez sanmıştım Elbistan seni\nBöyle kısa anda nasıl değiştin\nŞehrin merkezinde yaşadım dünü\nBöyle kısa anda nasıl değiştin\n\nSantraldan almış aslan payını\nMerkeze bağlamış yakın köyünü\nİçen bilir Pınarbaşı suyunu \nBöyle kısa anda nasıl değiştin\n\nYollarına parke taşı döşenmiş\nYöre esnaf hep oraya taşınmış\nMimarı çok iyi plan düşünmüş\nBöyle kısa anda nasıl değiştin\n\nNufüsunuz yüzbinlere dayanmış\nŞardağı al kırmızıya boyanmış\nBinaları yeni yeni sıvanmış\nBöyle kısa anda nasıl değiştin\n\nÇevre ilçelere örnek olasın\nHazineden büyük yardım alasın\nKıskananlar avuçların yalasın\nBöyle kısa anda nasıl değiştin\n\nŞaşırmadım desem inanki yalan\nHakkında olmasın haince plan\nBüyümek istersen çok geniş alan\nBöyle kısa anda nasıl değiştin\n\nToki gelmiş şehrin diğer ucuna \nAl bayrak dikilmiş kale burcuna \nAlınteri katılmış yapı harcına \nBöyle kısa anda nasıl değiştin \n\nŞairleri tüm dünyaya ün salmış \nManada nice mesafeler almış \nTarihi eserler restore olmuş \nBöyle kısa anda nasıl değiştin \n\nAkpınar’ım şanslı memleket senin \nKabeye olsun her zaman yönün \nGüneş değiştirmiş orjinal tenin \nBöyle kısa anda nasıl değiştin \n\n18/07/2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elçibey",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nBağımsızlık bayrağını Kafkaslara çektin,\nTürklük şuurunu Azerbaycan’da ektin.\nİki devlet tek millet olduğumuzu gösterdin,\nOğuz soylu Elçibey Mekânın cennet olsun.\nTürkün güçü yeniden dünyaya  duyurulsun.\n\nYılmadın, yıldıramadılar kahraman Türk  seni.\nSana yardım etmediler hainler seyrine  baktı.\nTürk milliyetçileri Türk birliğini Senle kuracaktı.\nOğuz soylu Elçibey Mekânın cennet olsun.\nTürkün güçü yeniden dünyaya  duyurulsun \n\nEvvel Allah Türk birliği yeniden kurulacak.\nAltaylardan başlayıp Tuna’yla birleştirilecek.\nSenin mezarında ruhunda sonunda şenlenecek.\nOğuz soylu Elçibey Mekânın cennet olsun.\nTürkün güçü yeniden dünyaya  duyurulsun \n\nHalil ÇOLAK 27.08.2008\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elbistandan İstanbula Mükrimin Halil Yinançın anısına",
        "poet": "Mehmet Gözükara",
        "poem": "\n\nElbistandan İstanbul’a\n-Mükrimin Halil Yinançın anısına-\nBir şair olarak, ELMÜHAY (Elbistan Mükrimin Halil Yinanç Aile)  Vakfı tarafından, Ord. Prof. Mükrimin Halil Yinançın vefatının 50. yıldönümü münasebetiyle 25 Şubat 2012 tarihinde İstanbulda yapılacak olan programa davet edildiğimde, yaşanacak onca güzellikten habersiz, kabul ettiğim davette ne gibi sürprizlerle karşılaşacağımı doğrusu ben de bilmiyordum.\n24 Şubat 2012 Cuma saat 16da hareket eden otobüsün içerisindeki yolcuların tamamı Elbistandan İstanbula giden davetlilerden oluşuyordu.\nİstanbula sabah namazı vakti vardık. Namazı Eyüp Sultan camisinde kılmamızla başlayan İstanbul seyahatimiz, Bahçelievler belediyesinin verdiği sabah kahvaltısıyla devam etti. Kahvaltı sonrasında, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin tahsis ettiği arabalara binilerek Topkapıya geçildi; program gereği, Ord. Prof. Mükrimin Halil Yinançın Merkezefendi mezarlığında bulunan kabri ziyaret edilerek, Ali Sezer hocamızın Kuran tilavetinin ardından Fatihalar okundu. Bilahare, mezarlığın yanı başında bulunan Panorama 1453 fetih müzesine geçildi.\nŞimdiye kadar görmediğimiz, bir başka görenin anlatmasını da abartılı bulacağımız muhteşem bir görsel zenginlikle karşılaştık. Hoparlörlerden gelen top sesleri, at kişnemeleri, savaş naraları ve nereye dönseniz sizi kuşatan bir savaş sahnesi...\nPanorama 1453 tarih müzesi, resmedilen sahneye yakın bir noktaya inşa edilmiş. Müze Topkapıda, eskiden Trakya otogarının olduğu yere kurulan Topkapı Kültür Parkında yer almakta. Fethin gerçekleştiği sabah, surlarda top güllelerinin açtığı gediklerden Osmanlı askerlerinin şehre girdikleri, Ulubadlı Hasanın surlara şanlı bayrağımızı diktiği, Peygamber Efendimizin Konstantiniyye (İstanbul)  muhakkak feth olunacaktır! Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden asker ne güzel askerdir sözleriyle asırlar öncesinde müjdelediği an resmedilmiş.\nBizi gezdiren rehberin anlattığına göre; 38 metre çapında bir yarım küre içine 8 sanatçının yaptığı resim üç senede tamamlanmış. Resimde 10.000 figüran çizimi yapılmış. Resmin gerçeğe yakın olması için tarihî veriler sıkı bir araştırmadan geçirilmiş. Surların yıkılmış bölümleri dahi rastgele çizilmemiş, hepsi belgelere dayanmakta. İstanbulun ilk belediye başkanı Hızır Beye sunulan surların tamir raporu esas alınmış. Dünyada panoramik resimlerin dairesel biçimde (360 derece)  sergilendiği yerler çok. Ancak gökyüzünün de resme dâhil edilerek yarım kürenin tamamının bu boyutlarda sergilendiği tek yer Panorama 1453 müzesi imiş.\nDaha sonra, yine İBBnin arabalarıyla, anma programının yapılacağı, Tünelin ve İstiklal caddesinin başındaki Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezine geçildi. Salon mütevazi bir salondu. Elbistanlılar olarak vaktinde varmıştık. Elbistanda çok da alışık olmadığımız, karşıdaki kişiye verilen değeri hissetmesini sağlamak nezaketini gösteren güler yüzlü, arı-duru insanların arasında geçen her dakikanın bir şey ifade ettiğini her gönül sahibinin kalpten hissettiğini hissediyordum.\nYapılan on dört saatlik yolculuğun yorgunluğunu, bizleri karşılayan sıcak yürekli, temiz yüzlü insanların arasında olmanın verdiği haz unutturmuştu.\nProgram Prof. Dr. İsmail Kara tarafından yönetilirken açılış konuşmasını Tacettin Yinanç yaptı. Ord. Prof. Mükrimin Halil Yinançın manevi oğlu, TBMM genel sekreterliği dahil devletin üst düzey kademelerinde görev yapmış kıymetli bir bürokrat olan Tacettin Yinanç, yapılan programın geç kalınmış bir anma programı olduğunu vurgulayarak katılımcılara teşekkür etti.\nAçılış konuşmasının ardından ilk konuşmacı olarak söz isteyen Prof. Dr. Refet Yinanç; -ki kendisi Ord. Prof. Mükrimin Halil Yinançın manevi evladıdır- kahırla karışık öfkeli bir konuşma yaptı. Ord. Prof. Mükrimin Halil Yinançın Selçuklu-Türk tarihi için ne denli önemli bir isim olduğundan bahseden Refet Hoca, reva görülen vefasızlık karşısında gösterdiği direnci anlattı.\nOnun arkasından kürsüye gelen konuşmacılardan Prof. Dr. Fahamettin Başar, Doç. Dr. İlyas Gökhan, mütefekkir-yazar-romancı Mehmet Niyazi ve araştırmacı-yazar Dursun Gürlekin konuşmalarını nefeslerimizi tutarak dinledik.\nProgramın teşekkür konuşması kısmında Prof. İsmail Kara; Tarihe Adanmış Bir Ömür: Mükrimin Halil Yinanç (ELMÜHAY Vakfı yayını, İstanbul, 2012, 542 s.)  kitabını yazan ve Mükrimin Halil Beyle ilgili yazıları Dostlarının ve Sevenlerinin Kaleminden Ord. Prof. Mükrimin Halil Yinanç (İBB Kültür Müdürlüğü ve ELMÜHAY ortak yayını, İstanbul, 2012, 244 s.)  ismiyle derleyen araştırmacı-yazar Ömer Hakan Beye de çok teşekkür ederiz derken İsmail Kara Hocanın bakışlarıyla birlikte salonu biz de taradık; lakin Ömer Hakan Özalp o anda salonda yoktu. İsmail Bey, Ömer Hakan Bey, araştırıp yazmaktan konuşmaya fırsat bulamayan bir kardeşimizdir!  diyerek, başladığı sözünü tamamlıyordu.\nProgram, birbirinden kıymetli akademisyenlerden oluşan konuşmacıların konuşmaları arasında geçen esprilerle yakalanan havada dikkatler dağılmadan tamamlandı ve dinleyenlerin bilgilenmelerinin yanı sıra hoşça da vakit geçirmeleri sağlandı.\nKonuşmacılara ve katkıda bulunanlara verilen plaketlerin ardından, Tarık Zafer Tunayadaki program sona erdi.\nVakıf yöneticilerinin yanı sıra Abdulvahap Özalp Hocam, Ar-El Üniversitesi sahibi Kemal Gözükara, Muhsin Özalp, Prof. Dr. Nedim Ünal, Elbistanın Sesi yazarlarından Asuman Atasayar Hanımefendi, Abdullah Yinanç, İsmail Kutlu Özalp, Yüksel Kanar, Kerim Keçebir, amca-yeğen Şaban Kurtlar, Özgü Yayınlarından Hasan Kurt; Maraştan katılan Yaşar Alparslan, Mustafa Kök, Serdar Yakar, Dr. Sadi Günen, Kasım Bal… programda karşılaştığımız hemşerilerimizden bazılarıydı.\nBuradan, akşam yemeği için, Sultan II. Abdülhamidin Yıldız parkında bulunan Malta köşküne geçildi. İstanbula ayak bastığımız andan itibaren bizi çekip içine alan bir rüyaya dönüşmüştü seyahat… \nBugün uğradığımız bu son mekan, kendi diliyle, insanın nelere muktedir olduğunun yanında ne kadar da aciz ve zayıf olduğunu fısıldıyordu kulaklarımıza. Kader denilen yazgı, önüne çıkardığı her fırsat için mutlaka bir bedel ödetmiştir insanoğluna. Haksız da değildir hani… \nBu arada akşam da olmuştu. Elbistandan gelen misafirler topluca otele götürüldü. Yorgun olduğumuzdan, bizler için Güngören Nüans otelde ayrılan odalarımıza çekildik.\n26 Şubat sabahı 1030da, otele dönmemek üzere eşyalarımızı alarak ayrıldığımız anda, dönüşün ilk basamağında olduğumuz hissine kapıldım. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bizim için tahsis ettiği araç surların yanından bir su gibi akıp geçerken rehberimiz geçtiğimiz güzergâhta yeralan görülmeye değer tarihî eser ve üniversiteleri isimleriyle sayıyor ve az da olsa malumat veriyordu.\nNihayet Sultanahmede ulaştık. Sağ tarafta Ayasofya, sol tarafta Sultanahmet camii… Bu iki muhteşem eserin arasından geçerken, ne yalan söyleyeyim, ellerimi açarak her ikisini de kucaklamak geçti içimden. Arabamız durduğunda, İstanbuldaki en büyük kapalı sarnıcın, Yerebatan sarnıcının giriş kapısında bulunuyorduk. Ayasofyanın batısındaki küçük bir girişten içeri girdik.\nBurada sözü yine rehberimize bırakalım. Yerebatan sarnıcı 9.800 m2lik bir alanı kapsayan dev bir yapıdır. Burada her biri 9 metre yüksekliğinde 336 sütun bulunmaktadır. Belirli aralıklarla dikilen bu sütunlar, her sırada 28 tane olmak üzere 12 sıra meydana getirmektedir. Suyun içerisinde yükselen bu sütunlar uçsuz bucaksız bir ormanı hatırlatmaktadır. Ziyaretçiyi sarnıca girer girmez etkileyen mekanın tavanı tuğla örülü, çapraz tonozludur. Zamanında civarındaki bir bazilikadan dolayı bu isimle anılmıştır. Tarihî yarımadanın ortasında bulunan Yerebatan sarnıcı, M.S. 542 yılında Bizans imparatoru I. Justinianus (527-565)  tarafından Büyük sarayın su ihtiyacını karşılamak üzere yaptırılmıştır. Suyun içinden yükselen mermer sütunların ihtişamından dolayı halk tarafından Yerebatan sarayı olarak da anılmaktadır.\nSarnıcın kuzeybatı köşesindeki iki sütunun altında kaide olarak kullanılan iki Medusa başı Roma çağı heykeltıraşlık sanatının şaheser örneklerinden biridir. Bu Medusa başını buraya koyarak hristiyanların, pagan dininin kalıntılarını ebediyyen su altına gömmeyi amaçladıkları da düşünülmektedir. Medusayla ilgili mitolojiye dayandırılan birçok efsane bu sarnıcı daha da gizemli kılar. Bir söylenceye göre Medusa yeraltı dünyasının dişi canavarı olan üç Gorgonadan biridir. Bu üç kız kardeşten yılanbaşlı Medusa kendisine bakanları taşa çevirme gücüne sahiptir. O dönemde büyük yapıları ve özel yerleri kötülüklerden korumak amacıyla Gorgona kafalarının resim ve heykellerinin konulduğu, Medusanın da bu düşünceyle buraya yerleştirildiği zannedilmektedir. Bir başka rivayete göre Medusa siyah gözleri, uzun saçları ve güzel vücudu ile övünen bir kızdı. Uzun zamandan beri Zeusun oğlu Perseusu sevmektedir. Bu arada Athene de Perseusu sevmekte ve Medusayı kıskanmaktadır. Bunun için Athene, Medusanın saçlarını korkunç yılanlar biçimine sokar. Artık Medusa kime baksa taş kesilir. Daha sonra onu bu haliyle gören Perseus Medusanın büyülendiğini düşünerek başını keser, kesik başı eline alıp düşmanlarını taşa çevirerek birçok savaşlar kazanır. Bu vakadan sonra Medusanın eski Bizansta kılıç kabzalarına ve sütun kaidelerine ters ve yan olarak işlendiği söylenmektedir.\nSarnıç, kurulduğundan günümüze kadar çeşitli onarımlardan geçmiştir. Osmanlı imparatorluğu döneminde iki defa restore edilen sarnıcın ilk onarımı III. Ahmed zamanında (1723)  mimar Kayserili Mehmed Ağa tarafından yapılmıştır. İkinci onarım ise Sultan II. Abdülhamid (1876-1909)  zamanında olmuştur. Cumhuriyet döneminde ise 1987de İstanbul belediyesi tarafından temizlenmek ve bir gezi platformu yapılmak suretiyle ziyarete açılmıştır. 1994 Mayısında yeniden büyük bir temizlik ve bakımdan geçmiştir.\nBurası için ayrılan süre sona erdiğinde, rehber Şimdi Miniatürke gideceğiz!  dedi. Bununla birlikte, yolumuzun üzerinde bulunan Gülhane parkında küçük ve güzel bir gezinti yapmayı da ihmal etmedik.\nMiniatürke vardığımızda, ellerimize, nüfus cüzdanı büyüklüğünde, bir tarafı barkotlu özel okutma kartları tutuşturulmak ve saat ikide toplanacağımız belirtilmek suretiyle serbest bırakıldık.\nİstanbul Büyükşehir Belediyesinin kurduğu Miniatürkte Türkiyenin dört bir yanından seçilen tarih, kültür ve sanat eserlerinin maketleri bulunuyor. Antikçağdan Bizansa, Selçukludan Osmanlıya 3000 yıllık tarih ve kültür mirasımız Haliç kıyısına taşınmış. Kendi içinde kapalı masalsı bir ortam yaratmayı hedefleyen Miniatürk, Anadolu, İstanbul ve eski Osmanlı coğrafyasından eserlerin oluşturduğu üç ana bölümden oluşuyor. \nProje, Haliçi arıtmak ve çevresini eski görkemine kavuşturmak için İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından sürdürülen dönüşüm projesinin de önemli bir parçasını oluşturmaktadır. \nMaketi yapılan 1/25 ölçekli eser ve nesneler arasında Alman çeşmesi, Anadolu hisarı, Aspendos, Aya İrini, Anıtkabir, Ayasofya, Bursa ulucamii, Çanakkale şehitleri anıtı, Divriği ulucamii, Efes Celsus kütüphanesi, İzmir saat kulesi, Meryem Ana kilisesi, Mostar köprüsü, Pamukkale, peribacaları, Safranbolu evleri... gibi 105 eser bulunuyor. Bu eserlerin bir kısmının yapımı halen devam etmektedir.\nDarendedeki Somuncubaba külliyesinin de yer aldığı bu kültür parkında, gözlerimiz, kimi uzmanlarınca Osmanlı cami mimarisinin kaynağı sayılan Elbistan ulucamiinin maketini de aradı. Ancak, boşuna… \nKuşbakışı izlenebilmesi için seyir terasları da bulunmakta. Alanda, her maketi yakından inceleme olanağı sağlayan yürüyüş aksı ile özellikle çocukların ilgisini canlı tutmayı hedefleyen ve daha hızlı bir tur imkanı sağlayan minyatür tren de var. Yapay bir gölün üzerinde yer alan 42 metre uzunluğundaki Boğaz köprüsü üzerinde yürünebiliyor. Kız kulesi, Osmanlı kadırgası ve deniz araçlarını kuşbakışı izleyebiliyorsunuz. Seyir terasının yanında yer alan restoran ve kafeterya ise yorulanlar ve Miniatürkün tadını çıkartmak isteyenler için düşünülmüş. Haliç ve Miniatürk manzaralı restoranda Türk ve dünya mutfaklarından yemekler bulunuyor.\nİstanbul Büyükşehir Belediyesince kurulan stantlarda İstanbul ve İstanbullular için yapılan çalışmaların – işini iyi bilen spiker edalı bayan sunucunun eşliğinde– anlatıldıktan sonra, tekneyle boğaz turu için istikamet belirlenmiş oldu.\nSeyyah-ıâlem Evliya Çelebinin seyahatlerine başlamasına neden olan rüyayı gördüğü cami olarak bilinen Eminönündeki Ahi Çelebi camisinde ikindi namazları kılındıktan sonra saat on altıda Eminönü iskelesinde bizi bekleyen tekneye binerek İstanbul boğazına açıldık. Tekne boğazın sakin görünüşlü sularında ağır ağır ilerlerken, bizlere, seyrine doyulmaz manzaraları seyretmek kalıyordu. Akşam yemeği vakti gelip çattığında teknede – daha önceden tekneye alınarak misafirlere ikram edilecek olan yemekler– tatlı bir telaşın eşliğinde masalara servis edilmeye başladı. Teknede olan herkes o ânın keyfini çıkarmaya çalışıyor; kimileri resim çektirirken, kimileri de resim çekiyordu. Kısacası, İstanbulda Elbistanlı olmanın ayrıcalığını yaşıyorduk… \nTam boğazın ortasında Tacettin Yinanç, Ömer Hakan Özalp, Yaşar Alparslan, Fatih Köşker, Serdar Yakar, Mehmet Yinanç, İlyas Gökhan, Mustafa Kök, Yaşar Özkara ve Reşit Yinanç tarafından programla ilgili birer konuşma yapıldı.\nEminönünden başlayan turumuz; Galata köprüsünün altından geçilerek Avrupa kıyılarını takiben Karaköy, Tophane, Kabataş, Dolmabahçe, Beşiktaş, Ortaköy, Sarıyer ve Rumelihisarına kadar sürdü. Dönüş karşı-Anadolu kıyılarından; Anadoluhisarı, Kandilli, Çengelköy, Beylerbeyi, Kuzguncuk, Üsküdar, Salacak önlerinden oldu. Dolmabahçe ve Çırağan sarayları, Fatih Sultan Mehmed köprüsü, Galatasaray adası, Anadolu ve Rumeli hisarları, Küçüksu kasrı, Kuleli askerî lisesi, camiler, yalılar ve nihayet Kız kulesi bellibaşlı akılda kalanlardır. Turumuz, başladığı yer olan Eminönü iskelesinde son buldu.\nDönüş yolunun uzunluğundan dolayı kısa kesilmek durumunda kalınan tur burada bitmişti. Geride kalanlarla vedalaşarak, otobüsümüze binmek üzere arabalara atladık.\nTadı damağımızda kalan seyahatimiz, güzel anılarımız arasındaki yerini almış oldu. Bu yazı işte bu zevkin ürünüdür.\nBaşta, Mehmet Yinançın şahsında, bize bu ayrıcalığı yaşatan ELMÜHAY Vakfı yetkilileri olmak üzere Prof. Dr. Refet Yinançla Tacettin Yinança; vardığımız andan itibaren yakın ilgi ve alakasını esirgemeyen Ömer Hakan Özalpa; programa davet eden Sabahattin Yinanç ve Reşit Yinança; Elbistandan başlayan yolculuğu gidiş ve dönüşte yan yana yaptığımız Kasım Bala ve nihayet tüm Yinanç ailesi ile, bizimle özel olarak ilgilenen Uğur Yinanç ve Nurullah Erkılıça ve bu yolculukta bizlerle olan gönül dostlarına teşekkür ederim.\nBunca güzelliklerin yaşanmasına vesile olan Ord. Prof. Mükrimin Halil Yinançı da rahmetle anıyor, yattığın yer nur olsun diyorum.\n                                                                                                Şair Mehmet Gözükara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elde Beyaz Eldiven...",
        "poet": "Kazım Karagöz",
        "poem": "\n\nElde beyaz eldiven, akıl erer mi buna? \nHer haltı eder de dokunmaz suya sabuna.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elde Değil",
        "poet": "Mahmut Kılıçoğlu",
        "poem": "\n\nDüşününce o günleri\nAğlamamak elde değil\nÇoşunca hasret selleri\nÇağlamamak elde değil\n\nYanar yürek yanar durur\nFeryat edip ağlar durur\nKaraları bağlar durur\nBağlamamak elde değil\n\nİnce sızı gibi uzar\nEriyor hep azar azar\nNasıl olsa değmiş nazar\nDeğdirmemek elde değil\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elde Değil",
        "poet": "Hasan Yüksel",
        "poem": "\n\nSeni özde aradım sözde değil\nSeni seviyorsam suç ben de değil\nO kadar cilveli ve edalısın ki\nSeni görüp bakmamak elde değil\n\n                        (Mart 2005 Bizim Diyar Dergisi, Kayseri)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elçisidir-bir Çiçek",
        "poet": "Aşık Sümmani",
        "poem": "\n\nDost bağında baş gösterdi bir çiçek,\nSöyledi bahçivan bağ elçisidir,\nÇiçekler içinde ahmerdir gökçek,\nO da bülbül için zar elçisidir.\n\nYara layık ne armağan gönderim,\nTakatım yok götüreni kandirim,\nBad-ı saba seni nerye kondurim\ncanımdan azizdir yar elçisidir.\n\nSureti insan mı yarı bilmeyen,\nYar yanında Çar-ı Yar'ı bilmeyen,\nMevcüdatta ser muhtarı bilmeyen,\nÇeşmi elil gezer kör elçisidir.\n\nİdraki zayıfın aklı noksanın,\nİlimden ber kenar olan insanın,\nErkânında ümmi olan insanın,\nHayra rızası yok şer elçisidir.\n\nSümmani kemterin ben bir giruhun,\nDerdi canımdadır cümle ziruhun,\nKünyede hayların keşf olan ruhun,\nGuş-i ikaz eden bir elçisidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elde Kalan",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nneyim kaldı ki elimde\nuçlarda kalan bir kaç sevgi kırıntısı\nbir kaç güzel söz\ntenhalarda kondurulmuş bir buse\ncan alıcı bir bakış\n\nneyim kaldı ki elimde\nkurumuş tek bir karanfil\nanlaşılmaz bir yüz\nmanasız bir gülüş\nbiten\nbitirilen bir sevgi\n\n05-03-1997\nÇarşamba\nSaat:01.20\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elde kalan",
        "poet": "Gökhan Öktem",
        "poem": "\n\nBir soğuk duş etkisiydi benimki \nZamansızdım evvel zaman içinde\nBen zamandım zaman, zaman içinde\nYanılmışım an’ dım zaman içinde\nBaşa baştım söndüm zaman içinde\nBaşladığım yere döndüm zaman içinde\n\nBen zamana zaman bana çelmeydi\nYitik adımlardı  sevişmelerim\nZamansızdı, mekansızdı, arsızdı\nKaybedilen aşk değildi zamandı\n\nAşka teğet geçmedim hiç bir zaman\nKantar çekmez umutlardı tartılan\nSu götürmez gerçekleri salya sümük yaladım \nGeçmişimde yitik yok var olan elde kalan\n\n(İstanbul,1997)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elde Ne Kaldı",
        "poet": "İbrahim Sağır",
        "poem": "\n\nOkşarken saçlarımı bu sonbahar rüzgârı,\nTeselli verir bana maveranın esrarı.\n\nZaman zaman buğulu ufuklara dalarım,\nİçimde yankılanır yakarış sadalarım.\n\nAyine-i devrandan kayıp mevsimler yansır,\nZıtlar zıtlarla harman, her şey sır içinde sır.\n\nGünübirlik sevdalar artık avutmaz beni,\nEndişe denizinde aklım uyutmaz beni.\n\nAnlık gailelerle tüketirken zamanı,\nSardı bütün çevremi gafletimin dumanı.\n\nNe kendimi tanıdım, ne kendim olabildim,\nNe ağlayıp boşaldım, ne şevkle gülebildim..\n\nAvare yaprak gibi savruldum sabah akşam,\nHicranımla baş başa kavruldum sabah akşam.\n\nÖmrüm boyunca sürdü gailelerle dansım,\nNe aşktan yana güldü,ne bahtttan yana şansım.\n\nBağlarımda ne sümbül, ne gül, ne lale açtı,\nBen peşinden koştukça mutluluk benden kaçtı.\n\nDevran böyle getirdi,yıkıldı umutlarım,\nÖmrümün harmanından çileler kaldı kârım.\n\nİbrahim SAĞIR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elde Hüzün Kalmasın",
        "poet": "Şevki Çiftçi",
        "poem": "\n\nSenelerin arasından ömrümüz\nNasılda geçiyor farkında mısın\nŞu an çok güzel geçse de günümüz\nEn sonunda elde hüzün kalmasın\n\nDemirden irade gerek insana\nİmanla kuvvetli bağlan Allah'a\nKim varır kim varmaz yarın sabaha\nEn sonunda elde hüzün kalmasın.\n\nKendi yokuşumda durdu dizlerim.\nEski günlerimi ne çok özlerim.\nHer gün ağlar yaşla doldu gözlerim.\nEn sonunda elde hüzün kalmasın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elde var hüzün",
        "poet": "Harun Erdem",
        "poem": "\n\nBütün hesaplarım alt üst oldu.\nSen giderken hiçbir şeyi görmedi gözüm\nBir tek gözyaşlarımı bıraktın da geriye\nŞimdi elde var hasret\nElde var hüzün\n\nTakvimler on beşinde bir eylül sabahının\nAynada son haliyle asılı kalmış yüzün\nBir veda bestesine takıldı dudaklarım\nTüm gri tonlarıyla meydan okuyor hüzün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elde Var Hüzün",
        "poet": "Attila İlhan",
        "poem": "\n\nSöyleşir \nEvvelce biz bu tenhalarda \nZiyade gülüşürdük \nPır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının \nNe meseller söylerdi mercan köz nargileler \nZamanlar değişti \nAyrılık ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elde Var Sıfır!",
        "poet": "Seçil Karagöz",
        "poem": "\n\nVeririm yoksula hem su hem de aş; \nGöz oymam yapmaya çalışırken kaş.\nBırakın olayım daha büyük baş; \nTarih yinelermiş, elde var sıfır! \n\nGülerken ağlamak, ağlarken gülmek\nİçin tiyatrocu olmak mı gerek? \nBuna katlanmakta her halde yürek! \nTarih yinelermiş, elde var sıfır! \n\nBeraber yürürken yağan yağmurda,\nDikenli yollarda hatta çamurda\nDost iken, kavga var koşut saflarda! \nTarih yinelermiş, elde var sıfır! \n\nBen varsam güzeldir zaman ve mekân; \nBen yoksam yaşanır mutlaka tufan! \nYaşasın karşımda olmayıp tutan! \nTarih yinelermiş, elde var sıfır! \n\n22.02.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elde mi?",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nBen girmesem bile kalbim giriyor sözkonusuna\nHakkına ihlal olup sonsuz ve sınırsız\nTutkun nabız atışlarıyla sevmenin has mşterisi hali hazır ben\nÇağırıp gel diyince aşk....\nGitmemesi elde mi? \n\nSeyfi Karaca........Haziran / 11\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elde var sıfır.....",
        "poet": "Nilüfer Gümüş",
        "poem": "\n\nGençlik gelip geçici bir heves gibi\nİnsan elindekinin kıymetini bilmezmiş\nBu çok doğru bir cümledir\nGençliğe bakıp,ahh etmemek için\nÖnce gençliğin kıymetini bilmek gerek.\n\nAma her nedense,hiç bitmeyecek gibi\nHar vurup harman savurarak\nBir rüzgar gibi geldi gidiyor gençlik\nBirgün arkasından baktığınızla kalıyorsunuz.\nHeyhat! ! eldeki eski resimler,maziye dalıyorsunuz....\n\nGençlik gitti,gelen yolun yarısından sonrası\nOrta yaş durumları sonra,sonrası da\nBelim,ayağım,omzum,sırtım\nHergün bir yerlerinin çöküşü binanın\nYavaş yavaş çökmüş gibi,heran bakım ister......\n\nBoya,badana,merdivenler ve çatı\nİnsanoğlu da böyle değil mi? .hep bakım ister.\nYaş ilerledikçe çanlar başlar çalmaya\nÖnce saçlara hafiften karlar yağar,pırıl,pırıl sim gibi\nDişler başlar dökülmeye,nerede o inci dizileri\nBel bükülür,dizler tutmaz,sıradadır gözler..\n\nBakım,tamir,boyama topla toparlayabilirsen\nSonra,e sonrası kendine benzemeyen,şekiller değişmiş\nSaçlar doğallığını yitirmiş boyadan,dökülmekten\nVelhasıl gençlik gitti elden,elde var sıfır\nVe eskiyi hatırlatan,birkaç silik resim........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eldekilerin değeri",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\ndeğil kaybetmek\nihtimali bile yeter bazen\nelindekilerin değerini anlamaya\n\n8 Şubat 2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elde Var",
        "poet": "Adem Şenay",
        "poem": "\n\nHüzün saati gönlümde çalar da\nGönül sarayımdan taşlar devirir\nGöç zamanı, gözlerim yollarda\nİlkbaharda, beklerim kuşlar getirir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elde Var Yalnizlik",
        "poet": "Ahmet Türkkan",
        "poem": "\n\n~~ELDE VAR YALNIZLIK~~\nNe ben anlatabildim kendimi,\nNe de beni anlayan, olmadı.\nAnlamak ne çok sevmekti,\nNe de körü körüne bağlanmak.\nAnlamak bunlardan çok ötede bir şeydi,\nBen dahi anlamadım kimseyi.\nAncak  anlaşılmayana gelir yalnızlık.\nAnlayamadım, anlaşılamadım,\nElde var bizde var yalnızlık.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elden Birşey Gelmiyor",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nYazdığım şiirleri, ucuca eklesem, bir şiir olur,\nYazdığım şiirlerimde hep gözyaşı, ayrılık olur,\nElimden bir şey gelmiyor gözden yaş geliyor,\nYazdığım şiirleri, ucuca eklesem, bir şiir olur,\nYazdığım şiirlerimde hep gözyaşı, ayrılık olur...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Eldem Dostum Ahmet D.İçin",
        "poet": "Aylin Ayla Selçukoğlu",
        "poem": "\n\nKayıtsız ismin dolanır.Belli belirsiz,biraz içten,biraz cılız,biraz da “SEN”! Hem gülerken sevincime ortak,ya ki üşüdüğümde kapı ardında yanımdaki.Bir kelimeyle ifade edilmeye çalışılan ama zaten baştan galip bir tabir.Adı belki Ahmet,belki Gülşah.Ya da ne bileyim Yunus,Songül,Yelda. Önemli olan hepsinin tarafımdan bilerek ve isteyerek DOST ortak parantezinde bir araya getirilmesi,”TEK” ifadesi.Dost demek istendik sözlerle gururumuzu okşayan,isteğe bağlı yanımızdalığıyla bize hareket serbestisi sağlayan,gel gitlerde nefessiz kalan misale tamamen ters.Güneşin yakıcı harında da şemsiyesi hazır bekleyen,ünlemeden; sağanak yağmurun ortasında bitişen sırtımıza,ellerimizden biz el vermeden tutabilen,dokunabilen bazen yüreğimize eski türk filmi hissiyatında,açabilen kapılarını umarsızca belki gecenin en zifir vakti,tüm ağırlığınca yüklenebilen ve mümkünse yıkabilen engel teşkil edebilecek tüm duvarları,çözebilen tek selamıyla en çoğul SİZ-BİZ leri,eksik ve yanlış yaşanmışlığını hakkıyla yüklenebilen ve yaşama sırası gelmemişleri senle süsleyebilen…Yapılacak ve beraber ömre katılacak öyle çok güzellik var ki; BEN olarak taşıması zor ama birinci çoğul haliyle her mevsim değişikliğinde omuz omuza en unutulmayası.Yanlışların üzerine bir çizik atmak yerine beraber silebilmek ve neticesinde yan yana en güzel görülebilecek BİZ’ce hazırlanmış yediveren bir hayat tablosu.Bezek yerine ister ellerini kullan,ister gözlerini.Her haliyle bir ışık oyunu.Başrolü beraber paylaşırken bu sahnede “SEN”le yer almaktan mutluyum,en güzel DOSTUM! ... \n\n(Mart 2005)  (Aylin Ayla Selçukoğlu) '\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elden Dost Our Kardeş Olmaz",
        "poet": "Tahsin Emek",
        "poem": "\n\nELDEN DOST OLUR KARDEŞ  OLMAZ \n\nDünya halkı kardeş bir olsun der’ken.\nEv'deki kardeş'ten bacı'dan olduk.\nKardeşi can gibi sever Kollar ken.\nEle uydu bizde bin beter olduk.\n\nSiyah, beyaz, kızıl, ayırd etmedik.\nDoğruluktan başka bakıp bilmedik.\nDarlığında bizde rahat etmedik.\nEle baktı bizde bin beter olduk.\n\nDinle beni behey bağnaz hey yobaz.\nAna baba gibi kimse yar olmaz.\nKötü günlerinde yalnız bırakmaz.\nKardeş bizden geçti abiden olduk.\n\nPaylaşırdık hep biz ekmeği aşı.\nCana ortak bildik abi kardaşı.\nEller geldi bize açtı savaşı.\nYazık oldu bizde kardeşten olduk.\n\nEller ehil olmaz el kalır bilsen.\nEller gibi kendi kendini görsen.\nEller kardeş olmaz ne kadar sevsen.\nEl erken davrandı kardeşten olduk.\n\nHer yapan kendine yapar demişler.\nYabana atılmaz sözler deyişler.\nZaman geçer belli olur o işler.\nBizler ne bekledik sonda ne bulduk.\n\nSon sözüm var sana dinle sen kardeş.\nSatar seni eller doğma'dan güneş.\nIstediğin kadar uzağa yerleş.\nSanma gidişinle bizler mahf olduk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elden gidecek Anadolu.",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nBugün kaos Suriyedir.\nYarınsa kaos İrandır.\nUykudan başını kaldır.\nBu emperyalist plandır.\nElden gidecek Anadolu.\n\nBu iki yüzlü çirkin politika.\nHer gün yeni yeni entrika.\nSenide edecekler parça parça.\nKarışacak bu son yurtta.\nElden gidecek Anadolu.\n\nKimsede duyarlılık kalmadı.\nVicdanlar cüzdanlara sıkıştı.\nMakam için yalakalık artmış.\nÖlenler keseden ölmüş gitmiş.\nElden gidecek Anadolu.\n\nUyduruk devleti kurdular.\nAdını bağımsızlık koydular.\nİsraille birlik oldular.\nSen uyurken Akdenize vardılar.\nElden gidecek Anadolu.\n\nAdına başkanlık dediler.\nÇare bunda dediler:\nMilli orduyu yok ettiler.\nStratejik kuruluşları sattılar.\nElden gidecek Anadolu.\n\nSen uyu gaflet içinde.\nAnadolu kalmayacak elinde.\nSen esir olacaksın yurdunda.\nGeleceğin hacıların elinde.\nElden gidecek Anadolu.\n\nHalil boşa yazar çizersin.\nKulaklar sağır, beyinler izansız. \nMinareler kalacak ezansız.\nBu millet çokta gamsız tasasız.\nElden gidecek Anadolu.\n\nHalil ÇOLAK  24/7/2012\nAnkara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elden Ne Gelir?",
        "poet": "Yusuf Bozkaya",
        "poem": "\n\nO'ndan arta kalan yalnızca acı,keder.\nŞikayetin mi var ey divane gönül? \nYazılmışsa böyle yaşanılacak kader,\nSöyle elden ne gelir ey pervane gönül.\n\n13-10-2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eldiven",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nÜşüyor bak ellerim, tut ne olur yeniden,\nBırakma bir daha hiç, öleceğim yoksa ben.\nİçim yanıyor lakin hasret çeker ellerim,\nIsınmıyor bir türlü, kâr etmiyor eldiven.\n\n4 Mart 1988-Cuma / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ele Döndürdün",
        "poet": "H. İbrahim Sakarya",
        "poem": "\n\nSeviyorum derken gülerdi yüzün\nBeni bin bir türlü hale döndürdün\nŞeytan aynasında, başkaymış özün\nYaktın, akkor edip küle döndürdün.\n\nGençlik meyvemizi yedin tükettin\nZulmeti ağyardan bin beter ettin\nNerde sevda yurdu, vicdanı nettin\nYaprağı kurumuş dala döndürdün.\n\nYavrularım neden sefa sürmesin\nEvlilik korkusu, sevda örmesin\nSenin gibi nadan, düşman görmesin\nDeğeri yok olmuş pula döndürdün.\n\nHep yokuşa sardı hayatın düzü\nYavrular duymadı bir tatlı sözü\nHanemde kullandın ikinci yüzü\nSonunda terk edip dula döndürdün.\n\nGaripler gönlünü yapar Rabbimiz\nZalime belletir bir gün biz kimiz\nBu fani dünyada terki yetimiz\nSıhriyet koymadın ele döndürdün.\n\n11.09.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ele Avuca Aşk Diye Konunca",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nÜryan bir uykuda\nGittiğinde ellerim darbukanın dostluğuna\nAcemşiran suzinak\nSaba hicaz geçerek\nKütüüüür kütür hayatın yürek dokunuşlarında \nDeğdikce elavuçta durmayanlardan yüreğim\nHiç acımıyor hiiiiç\nNerelerde gezip tozduğumu\nUyandıktan sonra sakın bana\nSorup sual etmeyin..\n\nSeyfi Karaca.......Kasım / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ele Avuca Sığmamak",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nYeni doğan\nBebek\nEle avuca sığmıyordu\nDoktorlar\nOnu hemen\nYoğun bakıma aldılar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ele Geçiremedik Henüz",
        "poet": "Yılmaz Türkyılmaz",
        "poem": "\n\nFakir yoksul demeden,\nGüçlü güçsüz demeden,\nKomplekse kapılmadan; \nGenci, yaşlısı yarıştık\nKurtuluş için savaştık.\nSınırlarımızı çizdik,\nBayrağımızı dalgalandırdık,\nCumhuriyeti kurduk,\nMarşımızı gururla her sabah söylüyoruz...\n\nYıllardır medeniyet siperlerindeyiz! ? \nUmutla ufukta gözlerimiz! \nÇağdaş uygarlık hatlarını bir türlü ele geçiremedik henüz? ! ...\n\n        19.05.2004/ANTALYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eldorado By Poe",
        "poet": "Edgar Allan Poe",
        "poem": "\n\nŞen şakrak donanan, \nBir şövalye kahraman, \nGölgesinde, güneşinde, \nDudağında bir şarkı \nYollarda dolaşmıştı, \nEldorado'nun peşinde. \n\nŞövalye çok kahramandı- \nFakat o yaşlandı- \nVe bir gölge düştü onun \nYüreğinin üzerine, \nRastlamayınca bir izine \nDünya'da Eldorado'nun. \n\nVe, onu nihayeti \nTerkedince kuvveti \nRast geldi gezgin bir gölgeye- \nVe ''Gölge,'' dedi o, \n''Nereden gidilir, Eldorado \nDenilen ülkeye? '' \n\n''Ay'ın dağları \nÜzerinden ileri, \nGölgeler Vadisi'ne doğru, \nSür, cesaretle sür atı,'' \nDiye gölge cevapladı, \n''Ararsan Eldorado'yu.''\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elektrik Faturası",
        "poet": "Ethem Altan",
        "poem": "\n\nDün gece hiç uyuyamadım\nGelen elektrik faturasından\nAsgari ücretli bir işçiye\nÇok değil mi? \nGelen on altı bin lira.\n\nEv sahibi atıp gitmiş\nFaturayı komşumuza\nKomşu da iki lamba yakar ben de\nAyıp değil mi ev sahibinin yaptığı? \n\nFırını var,ütüsü var\nHem tv'si,buzdolabı\nKiracının nesi var ki\nBir ütüsü,üç lambası\nAyıp değil mi\nEv sahibinin yaptığı?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elektirik",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nUzun ince bir yolda gider\nEvlere hep sessizce girer\nGözler onu göremez amma\nDokunursan her yanın titrer\n\n \n\n(25 Temmuz 2006/Ören-Balıkesir)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "9---ele Sorma Kendini",
        "poet": "Yusuf Değirmenci 3",
        "poem": "\n\nKişiliğin öğrenmekse maksadın\nKalbine sor ele sorma kendini\nBudur doğruya er meye  ilk adım\nÖzüne bak söze vurma kendiini\n\nVicdan doğruları diyecek sana\nO asla yanılmaz inan sen bana\nHükmeder vicdanı olan  insana\nHer olur olmaza yorma kendini\n\nSorunları çözmek öyle tez değil\nHayatın yolları çetin düz değil\nSenin gibi çile çeken az değil\nKendi kederinle vurma kendini\n\nErebilmek gerek er geç ati’ye\n Dost sanarak sen sarılma kötüye \nMaskeli yüzleri çevir  öteye\nHer dost görünene verme kendini\n\nDuyarlıca davran sakın olma kör\nİnsanca yaşama sevgi ağı ör\nOlgun ca  karşıla olanı hoş gör\nÖfke ve kin ile kurma kendini\n\nÖfke güzelliği alır götürür\nHırsla kalkan zarar ile oturur\nKin ve nefret insanlığın bitirir\nO hınç kurşunuyla vurma kendini\n\nDert etme her şeyi boyunu  aşar\nSonunda sabır da kar etmez taşar\nYaşam savaşında her insan şaşar\nKendi kusurunla kırma kendini\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ele Verir",
        "poet": "Yılmaz Türkyılmaz",
        "poem": "\n\nAşk badesini içtiysen eğer,\nTutma nefesini diz ele verir.\nEvinle ilgili sırrın var ise,\nMerak etme; oğul, kız ele verir! \n\nZevk-i sefayı terk ettiysen! \nHer zorluğa mutlaka sen yettiysen,\nDünya telaşını tadıp çektiysen,\nSenden gizli onu söz ele verir.\n\nKazancını bir tad ile yemezsen,\nHep ağlayıp, hiçbir zaman gülmezsen,\nSevdiğine, sevdiğini demezsen,\nYüzüne bak hele göz ele verir.\n\nBildiğin diyarı terk etti isen,\nKahredip dünyanı mahvetti isen,\nDerinden derine ah çekti isen,\nİçindeki ateş, köz ele verir.\n\nTÜRKYILMAZ’IM düştüm ben bu belâya,\nYalvarıp yakardım ulu Mevlâ’ya,\nSaklayacak oldum kendimi güyâ! \nTürküm susmaz beni Saz ele verir.\n\n                                   11.02.1993/Diyarbakır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elegie",
        "poet": "Philippe Chabaneix",
        "poem": "\n\nSonbahar misali solan ilkbaharın hani? \nHani nisanda açan beyaz leylaklar? \nYa sen! hiç kimseye gönül vermeyen hüzünlü rahibem, \n\nSonbahar misali solan ilkbaharın hani? \nHangi yaldızlı sahillerde kaldı sessiz adımların? \nEy umudun yüz üstü koyduğu hüzün gülü, \nKollarında yer yoksa nerde kalsın gönlüm?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elem deryası",
        "poet": "Önal Irgıt",
        "poem": "\n\nÖyle bir,elem deryasına,dönüştüm ki,\n              içime giren boğulur \nLanete uğramış,şeytanlar gibi; \n             köşe bucak kovulur\nAhiret tarlasına,terazi mizan kurulur; \n             her suçlu,günahkar,dövülür\nTek suçu,yalnız,sevmek olanlarsa\n             hiç bekletmeden,irem bağlarına götürülür\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elem",
        "poet": "Ünal Akbulut",
        "poem": "\n\nAnlattığın hep o eski masallar.\nAldanmaktan usandığım yalanlar\nDönüp baktım ki mazide kalanlar\nHepsi acı,hepsi keder ve elem.\n..\nGün akşama son nefese her adım\nHüzünlere nokta koysa muradım\nEller buldu ben niye bulamadım? \nHala acı, hala keder ve elem...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elem Dökülür Yapraklardan",
        "poet": "Sadık Softa",
        "poem": "\n\nElem dökülür yapraklardan; güz günü.\nEsmersi günleri karartır esmer rüzgar,\nBulutlar boşaltır üstümüze hıncını,\nKara bulutlarda, kara yağmurlar.\n\nSisler arkasına saklar dağlar başını,\nDağ başları nemli, uzak, dağ yollarında\nTek başına duran bekçi evleri,\nBekçi kızlarına özlem duyar.\n\nKabuk değiştirir taş yürekler,\nKuşların titrek, ıslak tüylerini sarsar; \nSerçe sesleri noksan dağ yollarında,\nDağ eteklerinde gün, durmadan ağlar.\n\nElem dökülür esmersi dağ yollarında.\nÇocuklar cami avlusunda üşür,\nYoksullar daha bir ağlamaklı, \nİnsanın yüreğine acı üşüşür; \nİnsan daha bir başka acı duyar.\n\nAğır ağıtlarda sulu sepken uzantı,\nKurşuni bulutlar uzanır üstümüze; \nHüzün iç burkar, ne garip bir rastlantı; \nGün, günde yorgun yorgun bakar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elem mi var gözlerinde?",
        "poet": "Tarık Erkutlu",
        "poem": "\n\nElem mi var gözlerinde küçüğüm, \nİlk değil ki seni terk edişlerim, sus.. ağlama! \nAşkın doğasında var ayrılık, \nKokmuyor bak hiçbir çiçek sonsuza kadar. \n\nBirgün döneceğim fırsat verirsen, \nOlmaz ise bir başkası yöreciğinde, \nSeninle tekrar sevişeceğim \nBir martı gibi yalnız hissettiğinde.. \n\nSiyah gözlerinle suçlar gibi bakma... \nSeni çok sevdiğimden bu gidişlerim... \nKalsaydım yanında daha fazla... \nBeni sen terk edecektin. \n\nAn olur mavi olurum sana deniz sanırsın. \nBulut sanırsın gün batımında turuncu, \nOysa kızmasan anlayacaksın sana şimdiden susamışlığımı. \nAnladım ki değilim senin için sonuncu. \n\nElem mi var siyah gözlerinde esmerim. \nDemoklesin kılıcı gibisin sen başımda. \nÜrperiyorum, diken diken oluyor tüylerim. \nBeni bu kadar sevmek mi zorundasın,\n\nYazık bana...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eleni",
        "poet": "Selami Doğan/anna Vissi",
        "poem": "\n\nResimlerimize bakıyorumda \nYüzün renksiz, \nNasılda yorulmuşşun, \nGitmek için acele ettin. \n\nAcı dolu gözlerin, \nGökyüzünde iki bulut gibi \nAcaba nereye gidiyorlar? \nNereye seyahat ed....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eleştiri",
        "poet": "Osman Uslu",
        "poem": "\n\nŞiir saati olur televizyonda ve de yorum\nPek de fazla itibar görür doğaüstü şiirler\nBenim izanım kıt zahir pek anlamıyorum\nNeden Necip Fazılı  bu denli beğenirler\n\nŞiirlerinde karamsarlıktan mıdır nedir\nDoğaüstücülük kaplamış onun ruhunu\nNeşe vermesi beklenirken üzüntü verir\nBir ölüm fobisidir ki yiyip bitiriyor onu\n\nBazen acındırır ve bazen da olur bir hin\nAkıl tutulması görülmekte şairde ki belli\nEserlerinde işlenmekte hep öfke ve kin\nSiyaset illa Fazıl dmekte tevekkeli\n\nBu sorunun halli bir bilir kişiye kalır\nZiya Paşanın bu hususta ihtisası pektir \nNadanlar nadanlarla sohbetten hoşlanır\nDivanelerin hem demi divane gerekir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eleni",
        "poet": "Akgün Akova",
        "poem": "\n\neldivenleri ertele, ellerin kar görsün \nkorkma buralarda ısırgan büyümez şubat ortası \nşimdi n'oluyor sen gidiyorsun, yoksun, seni eksiksemeyi \nbırakıyorum bir kenara \nellerini bıraktığımı sanma söyle hangi gün bıraktım \nseni sevmeyi bıraktım mı bir köpek gibi ölürüm çünkü \nçöp kutularının dibinde gelincik arayan toza bulalı \nbir köpek gibi \nardından yalnızlık vurdu başıma bir Rum güzeliyle yattım \nuçurumu sarışın, manastırı sarışın, adı Eleni \nEleni büyük bir rakı gibi, içtin mi şaşırtıyor \nEleni Kızkulesi \nEleni kiralık katil \nEleni çalar saat \nsonra yok daha neler Eleni \nyapma Eleni yeter \nyeter dedim Eleni görmüyor musun şiir yazıyorum \nne zaman geldin sen ayak seslerini duymadım \nistersen git odalara bir bak sana alışsınlar \ndünya hali bu \nucunda kalmak da var bir gün tek başına \ntek başına Eleni \nçoğulluğu kim bombardıman etti \nkim Eleni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eleştiri 1",
        "poet": "Zafer Bağdaş",
        "poem": "\n\nAkmıyız yoksa pakmıyız bu kadar bencil bir toplumda ne ak nede pak bulabiliriz herkes kendini düşünmekte bir en düşük memur maaşı asgari ücretle çalışanın maaşından üç kat fazlaysa ve bu memur hele toplumun ve medyadaki birkaç kendini bilmez sunucunun söylemine göre memurun hali içler acısı deniyorsa ve garibanlardan hiç ama hiç bahsedilmiyorsa bu ülkede müslümanlıktan bahsedilemez bir imam düşünün para verilmeden tek rekat namaz kıldırırmı ve bir de öğretmen düşünelim parasız ders anlatırmı paralı anlattığı halde bir şey anlaşılmıyor çünkü anlattığından kendiside anlamıyor yararından çok zararı olduğu gibi birde sokağa çıkıp zam istiyor bunun aldığı para helal mi \nben helal etmem etmeyeceğim yarın mahşer yerinde paranın geçmeyeceği o yerde ak ta pak ta ortaya çıkacak kimisi ekmek bulamazken kimisi kırmızı et çok yedimde biraz perhiz yapayım der\nbence bu toplumda gelir adeletsizliği var ve en büyük sorunda kimisi evine ekmek götüremezken diğeri yemek beğenmiyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elenmek",
        "poet": "Selçuk Akyüz",
        "poem": "\n\nElendi, ayet ile; \nSünnet,\nMuhammet ile...\nAyıklandı hepten yürek taşları...\nYaşıyor iman\nVe muhabbet ile...\n\n(Van.04.11.2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eleştiri",
        "poet": "İbrahim Ünlü",
        "poem": "\n\nKavşakta fani bir kedi\nYavrusu karnında, hamile galiba\nYanında dört ayaklı ölü bir araba\nİçinde gözleri kapalılar\nDışarıda gözü açıklar\nCep telefonu çalan hırsızlar!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eleştiri",
        "poet": "Mahir Celik",
        "poem": "\n\nPostmodernizm tartışmaları kültürel teori alanında, modernist sanat biçimleri ve pratiklerinden koptuğu iddia edilen bir dizi kültürel yapıntıyı tanımlayan mimari, edebiyat, resim vb.alanlarda yeni “postmodern” kültür biçimlerinin işaretleri olarak başladı. Postmodernizm,”yüksek modernizm”in ciddiyetinin aksine yeni bir ilgisizlik, yeni bir şakacılık ve herşeyden önce Andy Warhol’un ‘pop art’ında somutlaşan, ama aynı zamanda Las Vegas mimarisinin törenlerinde, rastgele bulunmuş nesnelerde, happening’lerde, Nam June Paik’in video düzenlemelerinde, yer altı filminde ve Thomas Pynchon’ın romanlarında ortaya konan yeni bir eklektizm sergiledi. Modernist sanatın ince işçiliğinin, biçimsel bilgiçliğinin ve estetik talep karlığının aksine, ’yüksek kültür’ ve ‘popüler kültür’ biçimlerini karıştıran, estetik sınırları altüst eden, sanatın alanını reklam imgelerini, televizyonun oldukça değişken mozayiklerini, soykırım sonrası nükleer çağın deneyimlerini kapsayacak denli genişleten ve herzaman tüketim kapitalizmini çoğaltarak üreten postmodernist sanat bölük pörçük ve eklektikdi. Yüksek modernizmin ahlaki ciddiyetinin yerini ironi, pastiche, kinizm, ticari tutum ve kimi durumlarda dobra bir nihilizm aldı.\n\nSonuçta modernizm ‘yüksek sanat’ın yasası ve bir parçası haline gelirken, postmodernizm pop art’da aynı zamanda dönemin mimarisinde, filminde ve edebiyatında görülebilen ‘anything goes’ (her şey uyar)  yollu bir popülist estetik sergiledi. Modernist sanatın büyük bir kısmı geleceğe yönelimliydi, yeni olanın karşısında coşkuya kapılıyor ve yeniliği hoşnutlukla karşılıyordu; postmodernist sanat ise bütün bir sanat tarihinden seçilmiş stillerin,biçimlerin ve türlerin eklektik karışımları içinde eskiye nostaljik hayranlığı yeninin karşısında büyülenmeyle kaynaştırdı. Ayrıca, felsefe alanında, Kartezyen-Lockcu-Kantcı gelenekler içinde kurulmuş bulunan iflas halindeki felsefeye ihtiyaç olduğu iddiaları ortaya çıkmaya başladı. (Bernstein,1985; Baynes et.al.,1987) . Bu modern felsefe geleneğinin, felsefenin sağlam bir temeli ve felsefi sistemlerin garantisi olarak hizmet edebilecek mutlak bir hakikat yatağı arayışı içindeki boş ve olanaksız rüyalar tarafından yıkıldığı iddia edildi. (Derrida,1976; Rorty,1979) . Bunlardan bazıları Batı felsefesinin temel metafizik öngerektirimlerinin köklü sorunlar barındırdığını iddia ettiler; sözgelimi Derrida, çift değişkenli düşünme sisteminin, logosentrizmin ve konuşmayı yazı karşısında ayrıcalıklı kılmanın modern felsefeyi hükümsüzleştirdiğini iddia etmiştir. Derrida ve diğerlerine göre çift değişkenli metafizik sistem kurbanlarını, felsefenin çok özenli bir yapıbozumunu (deconstruction)  ve kökten yeni bir felsefi pratiğin ortaya konmasını gerektiren umutsuz metafizik tuzaklara düşürmüştür. Bu iddia, felsefenin postmoderneleştirisinin habercilerini Nietzsche, Heidegger, Wittgenstein ve Dewey’de; Sade, Bataille ve Artaud gibi daha marjinal yazarlarda buldu (Foucault,1970; Rorty,1979) .\n\nHabermas (1987)  gibi diğer toplumsal teorisyenler ise, tarihte postmodern bir kırılmanın ortaya çıktığı iddialarını reddederek, yeni muhafazakar ideolojinin bir biçimi olarak yorumladıkları postmodernizme saldırmaktadırlar. Bu tartışmalar karşısında, toplumsal teori olarak postmodernizmin en önemli ifadeleri arasındaki farklılıkları ayrıştırmanın ve yeni postmodern toplumsal teorilerdeki merkezi konumları, içgörüleri ve sınırlılıkları birbirinden ayırmanın zamanı gelmiş bulunuyor.\n\nPostmodernistler inter alia (bağlaşıklar arasında oluşmuş-çn)  geleneksel felsefi sacayaklarına yaslanmayan toplumsal eleştiri anlayışları geliştirmeye bakarlar. Çabalarının tipik başlangıç noktası felsefenin bugünkü durumu üzerine bir düşünüm başlatmaktır. Richard Rorty ve Jean François Lyotard gibi yazarlar, büyük harfli “F”yle yazılan Felsefenin bundan böyle siyaset ve toplumsal eleştiriyi temellendirme işlevi göremeyeceğini iddia ederler. Temelciliğin terkedilmesiyle birlikte topumsal eleştiri karşısında felsefeyi kurucu söylem rolüne atayan görüşün de terkedilmesi gündeme gelir. Bu ‘modern ‘ anlayışın, eleştirinin herhangi bir evrenselci teorik zemin olmaksızın serbestçe yüzüp gezdiği yeni bir ‘postmodern’ anlayışa yer vermesi gerekir. Artık felsefi olarak demirlememesinden ötürü, toplumsal eleştirinin şekli ya da karakteri değişir; daha pragmatik, ad hoc (yalnızca belli bir durum için; daha genel bir uygulama ya da öncel bir haklılaştırım olmaksızın-çn) , bağlamsal ve yerel hale gelir. Ve bu değişmeyle birlikte, entellektüellerin toplumsal rolünde ve siyasal işlevinde buna tekabül eden bir değişme ortaya çıkar.\n\nBöylece,felsefe ve toplumsal eleştiri arasındaki ilişki üzerine geliştirilen postmodern dönüşümde “felsefe” terimi bariz bir değersizleşmeye maruz kalır; tamamen ortadan kaldırılmasa da hacmi küçülür. Ama bu değersizleştirme açıkça savunulurken bile, ”felsefe” terimi üstü örtük bir yapısal ayrıcalığı alıkoyar. Toplumsal eleştirinin ve angaje entelektüel pratiğin değişikliğe uğramış karakterini belirleyen şey felsefenin değişikliğe uğrayan durumudur. Öyleyse yeni postmodern hesapta, felsefe bağımsız değişken olurken, toplumsal eleştiri ve siyasal pratik bağımlı değişkenler olmaktadır.\n\nLyotard’a göre postmodernizm, günümüz batı medeniyetinin genel bir durumunu adlandırır. Postmodern durum, “büyük meşrulaştırma anlatıları”nın artık inanılır olmadığı bir durumdur. “Büyük anlatı”ibaresiyle kastettiği şey, herşeyden önce, köprü oluşturucu tarih felsefeleridir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elhamdülillah",
        "poet": "Osman Şener / Ahirzamanoğlu",
        "poem": "\n\nBak işte geldim uydum çağrına\nTüm müminleri bastım bağrıma\nMedine şifa gönül ağrıma\nElhamdülillah çok şükür Allah\n\nUzun yollardan ravzana geldim\nRasül sevenle beraber bildim\nKini garezi gönülden sildim\nElhamdülillah çok şükür Allah\n\nYeşil kubbede rahmet çağlıyor\nŞu hâle gece kırklar ağlıyor\nRavzana giren gönül bağlıyor\nElhamdülillah çok şükür Allah\n\nAşkla söylerim senin adını\nKalbe nakşettin iman tadını\nDefterden sildim aşksız nadanı\nElhamdülillah çok şükür Allah\n\nMedine güzel uzun yolları\nGönlü arınan yiyor balları\nMeyve dererim kırmam dalları\nElhamdülillah çok şükür Allah\n\nOsman mutludur çok sevdi seni\nRasûle komşu eyle sen beni\nÖrnek alırım kulluk edeni\nElhamdülillah çok şükür Allah\n\nOsman ŞENER -17.8.04 - Medine\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elhamdülillah",
        "poet": "Mehmet Hopal",
        "poem": "\n\nbeş nüfus\nbir odada yaşadık hamdolsun\nne peygamber elimizden tuttu\nne de\nyürü ya kulum dedi Allah\nbir hüzün eksik olmadı kapımızdan\nbir de fakirlik\nelhamdülillah\n\n22.12.2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elhamdülillah",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nKendimi bildim bileli\nHiç ağzımdan düşmez ismi\nDersen sende elhamdülillah\nEmdir, inan melhemdir Allah! ... \n\nKalp atışı bile aynı sayar\nTesbih çekiminde bile aynı ayar\nDersen sende elhamdülillah\nEmdir, inan melhemdir Allah\n\nKuşlar birbirine durmaz öter\nKarıncalarda fısıldaşır söyler\nDersen sende elhamdülillah\nEmdir,inan melhemdir Allah\n\nAnneni babani görüp \nGidip hürmetle ellini öpüp \nDersen sende elhamdülillah\nEmdir,inan melhemdir Allah\n\nİşlerin hiç rast gitmedimi\nHiç aklına getirmedinmi\nDersen sende elhamdülillah\nEmdir,inan melhemdir Allah\n\nyolda giderken bir ama gördün\nGirdin koluna sevaba girdin \nDersen sende elhamdülillah\nEmdir,inan melhemdir Allah\n\nAklına eski ataların geldi\nBiran sonra uçtu sanki yeldi\nDersen sende elhamdülillah\nEmdir,inan melhemdir Allah\n\nİstedin ama hacca gidemedin \nÇoğu fakiri doyurdun giydirdin\nDersen sende elhamdülillah\nEmdir, inan melhemdir Allah\n\nKarşına bir mescit; cami çıktımı\nİki rekat geçmişin için namaz kıldınmı \nDersen sende Elhamdülillah\nEmdir,inan melhemdir Allah\n\nDüşünürsen bu hayat büyük nimet\nÖlüme kimse gönlüyle demez ''evet''\nDersen sende elhamdülillah\nEmdir, inan melhemdir Allah\n\nŞair niyazi bunu diyecek dinlerlerse\nEn kısa yoldan dua edecek ederlerse\nDersen sende elhamdülillah\nEmdir, inan melhemdir Allah\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eleştiri Üzerine Bir Eleştiri - 2",
        "poet": "Mehmet Kıyak",
        "poem": "\n\nYazın(edebiyat)    dünyasında en önemli eleştiri konuları, sanat, sanatçı ve eser eleştirileridir. Bu durumda eleştirmen de aslında bir sanatçı konumundadır; çünkü onun eleştirisi de bir okuyucuya hitap edecektir. Bu bakımdan eser, sanatçı, eleştirmen ve okuyucu arasında sıkı bir bağ vardır.\n\nAncak eleştirmenin görevi sanat eseri yaratmak değil, yaratılmış eseri bütün yönleriyle incelemek, eseri hem kendi okurlarına hem de o eser ve sanatçıyla ilgilenen okurlara daha iyi tanıtmaktır. Bu görevinden dolayı eleştiriciye çok büyük görev düşmekte, aynı zamanda çok da büyük sorumluluklar üstlenmektedir.\n\nHer şeyden önce eleştirici objektif olmalıdır. Kişisel kurallara ve ilkelere bağlı olan, öznel ve önyargılı davranan bir eleştirmen objektif sayılamaz. Zaten çok çok öznel, çok çok ön yargılı bir eleştirinin sanatsal, edebi bir değeri de yoktur.\n\nEleştirmen ele aldığı konuyu “iyi-kötü, önemli-önemsiz, olumluluk-olumsuzluk, kuvvetli-zayıf, öznellik-genellik” gibi karşılaştırma ve ölçütlerle geçmiş- gelecek boyutunu da dikkate alarak eleştirmelidir.\n\nBir sanat eleştirmeni, eleştirdiği eseri, sanatçısından daha geniş boyutta düşünen, sanatçısından daha çok yaşayan insan olmalıdır. Eleştirmen eleştirdiği konu üzerinde çok çok araştırma ve inceleme yapmalı, çok geniş bilgi ve birikim sahibi olmalıdır.\n\nEleştiriler dar çerçevelerde, dar bakış açılarıyla yapılmamalıdır. Sanatçının yaşadığı, sanat eserinin yazıldığı dönemin koşulları dikkate alınmalı, pisik-sosyal özellikler de dikkate alınarak çok yönlü ölçütler oluşturulmalıdır. Zaten eleştirmenin asıl görevi de kritik yapmaktır. Bu yönüyle eleştiri, bir bakıma kritik yapma demektir.\n\nEleştirmen eleştirisini yaparken şu bakış açılarını da dikkate almalıdır. Hiçbir şey mükemmel değildir. Her eserde ya da eleştiri öğesinde bir eksik vardır. Kusursuz olan, gerçek olandır, doğal olandır; eser ise gerçeğin veya doğalın bir taklididir.\n\nDoğal olan, gerçek olan şey, hissedilen bir duygu, çekilen bir acı, duyumsanan bir haz, zihinde oluşan bir düşünce … dir. Eser, bu gerçeklerin, bu doğallığın resimle, müzikle, şiirle… vb. yolarla yansıtılmasıdır, ki çoğu zaman bunu sanatçının kendisi bile tam olarak yansıtamaz. Bir eserin başarısı da bu doğallığın, bu gerçekliğin ne kadar yansıtıldığıyla ilgilidir.\n\nSanatçı, yalnız kendi eserinin yaratıcısıdır. Her eserden daha güzel bir eser, her sanatçıdan daha başarılı bir sanatçı vardır. En büyük sanatçı da doğanın, doğalın kendisidir; insan ise doğanın ve doğalın bir taklitçisidir. Enginarı çok güzel resmeden bir ressam, o resme asla enginar lezzetini veremez! \n\nSanat, soyut ve göreceli ise, sanat eseri de soyut ve görecelidir. Eleştirmen, herhangi bir varlıktaki algılanan güzellikle, algılanabilecek güzelliğin farklı olabileceğini dikkate almalı, aslında yaptığı eleştirinin de eleştiriye açık olduğunu unutmamalıdır! \n\nMehmet KIYAK\nEğitimci\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eleştiri Üzerine Bir Eleştiri - 1",
        "poet": "Mehmet Kıyak",
        "poem": "\n\nEleştiri denildiği zaman genellikle insanların zihninde, eleştirmek, yermek, küçük düşürmek, aşağılamak hatta yerden yere vurmak gibi bir kavram oluşmakta… Pek çok kimse bu sözcüğü bu anlamda kullanmakta, yine birçok kimse de bu anlamda algılamakta… Eleştiren de, muhatabına karşı bu anlamda bir tavır takınmakta, muhatap da alınganlık göstermekte, kırılmakta veya bir tartışma ortamı oluşturmakta…\n\nKimi insan da bunun böyle olduğunu bildiği için objektiflikten kaçınmakta, sırf bir iltifata dönüştürmekte… Bunu, günlük yaşamdaki sıradan ilişkilerden tutun da siyaset, eğitim, kültür, sanat ve edebiyat alanlarında bile görmek mümkündür. Bu gün kitaplar, dergiler, internet ortamları, birbirini tanıyan-tanımayan insanların olumsuz eleştiri ve yorumlarıyla, bunun somut örnekleriyle doludur.\n\nEleştiri, herhangi bir konunun eksik, olumsuz, yanlış yönlerini ortaya koysa bile; eleştirinin, eksikleri giderme, bir konunun, bir olayın, bir eserin ya da bir sanatçının değerini ortaya koyma, yol gösterme gibi gerçek bir amacı vardır.\n\nSözlük anlamıyla,”tenkit, analiz, ayrıştırma, çözümleme” anlamlarına gelen eleştiri, sadece negatif anlam taşıyan bir sözcük değildir. Objektif olarak, yapıcılık doğrultusunda yapılan bir eleştiride, olumsuz sonuçlar olsa bile, özünde olumluluk vardır. Çünkü eleştiricinin gerçek amacı da ele alınan konuyu, çeşitli yönlerden inceleyip değerlendirmek, olumlu-olumsuz yönlerini ortaya koymak, daha anlaşılır olmasını sağlamak, kısacası daha anlamlı bir hale getirmektir.\n\n“Münekkit”, “eleştirici” anlamına gelen eleştirmenin gerçek görevi de budur zaten. Eleştirmeci, ele aldığı konuyu(olay-eser-sanatçı)     çeşitli yönlerden tahlil eder, önemli-önemsiz, olumlu-olumsuz, kuvvetli-zayıf yönlerini ortaya koyar, böylelikle de konunun ve okuyucunun daha iyi aydınlanmasını sağlar.\n\nEleştirmen, aynı zamanda bir yol göstericidir. Ele aldığı konuyu gerçeğe ulaştırmaya çalışırken genel kanı, ortak zevk ve beğeniler konusunda da adeta bir rehber, bir tercümandır.\nHele hele bir sanat eseri veya bir sanatçı üzerinde eleştiride bulunan bir eleştirmenin rolü ve önemi ne kadar büyüktür! \n\n Böylesi bir eleştiride sanatçıya, sanat esrine ve topluma büyük faydalar sağlayan eleştirici, sanatçıya artıları-eksileri konusunda bir fikir verirken, diğer insanları da sanatın incelikleri konusunda bilgilendirmiş olur. Topluma sanat zevki aşılayarak, sanatın, sanatçının tercümanı olma ve toplumun kılavuzu olma misyonunu üstlenir! \n\nMehmet KIYAK\nEğitimci\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elhamdülillah",
        "poet": "Murat Kürşat Ertekin",
        "poem": "\n\nBir bakışla başlayan sen, evvelinde bismillah,\nÜç yudumda içilecek aşkın; kabirde elhamdülillah.\n\nMurat Kürşat ERTEKİN\n01 Ekim 2010\n05.00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elhamdülillah",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nBizi sen insan yarattın\nMaddemize mana kattın\nAkılla bizi donattın\nElhamdülillah Ya Allah\n\nSen gönderdin bu dünyaya\nSoluduğumuz havaya\nİçtiğimiz berrak suya\nElhamdülillah Ya Allah\n\nVerdin bize türlü nimet\nŞükrederim sana elbet\nVadin vardır bize cennet\nElhamdülillah Ya Allah\n\nHamdim sana şükrüm sana\nKainatı verdin bana\nBir nefeste yüz bin mana\nElhamdülillah Ya Allah\n\nEvlat verdin ne tatlıdır\nAna kalbi şefkatlidir\nNi metlerin kat katlıdır\nElhamdülillah Ya Allah\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elhamdülillah",
        "poet": "Mustafa Turhan",
        "poem": "\n\nElhamdülillahi Rabbil âlemin\nHamd edene yazmaz şerri kalemin\nBendedir o onsekizbin alemin \nAllah Allah diye sana veririm\n\nAşkı ile sarmış her bir yanımı\nSevgi ile karmış dönen kanımı\nSevdasına dalsam yakar canımı\nAllah Allah diye sana veririm\n\nHer insan âlemdir Allaha gider\nAllahın dışında yoktur bir eser\nRabbim zaman ile terbiye eder\nAllah Allah diye sana veririm\n\nYer gök Allahındır durmadan döner\nAhlakı Allahsa Allaha döner\nİnsanda kalanın ışığı söner\nAllah Allah diye sana veririm\n\nVarlığa sarılan derde bürünür\nArzuyla istekle yerde dövünür\nAllahla buluşan Hakla görünür\nAllah Allah diye sana veririm\n\nAzabı arzuyla nefisle ister\nDileği muradı Allah da yükler\nAllahın kahrını ancak ahlak yer\nAllah Allah diye sana veririm\n\nYokluk dergâhında her söz bir güldür\nGönüllü gönülde açılan güldür\nAllahım Ladanı Allahla güldür\nAllah Allah diye sana veririm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elhamdülillah",
        "poet": "Bahri Çapgulaş",
        "poem": "\n\nElhamdülillah ki ONLARIN gelişi bize rahmet,\nMevla’m ONLARIN hürmetine eğle mağfiret,\nPeygamber varisi; bize kurtuluş çağrısı\nSolukladılar hep “ba’su ba’del mevti”; \nGayei hayat bildiler Kur’an’a hizmeti; \nPusulamız oldular gösterdiler sırat-ı müstakimi\nİstedikleri ne makam, ne de dünya sadece rızayı ilahi\nUmdular hep rasulullaha komşu olmayı,\nCemalullahı görmeyi\n\t\t\t01.08.1998\n\t\t\t       OF\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elhamdülillah",
        "poet": "Murat Danlı",
        "poem": "\n\n…………Elhamdülillah……….\nMenzile gidince içersen suyu\nAnlarsın onların peygamber soyu\nNesiller tükenmez bir ömür boyu\nÖğrendim onları elhamdülillah\n\nMenzilde kokladım her çeşit gülü\nNe güzel ötüyor seher bülbülü\nHavası serindir esince yeli\nDinledim onları elhamdülillah\n\nMenzilde çalışıp verirsen hizmet\nKarşılık verilir sana da elbet\nNefsine uymazsın sen onu terk et\nOnu da terk ettim elhamdülillah\n\nİnsanlar ediyor ne güzel sohbet\nAllah'ım eylerse oraya himmet\nYolunu bulur da gidersen elbet\nBen yolumu buldum elhamdülillah\n\nOzan Murat yazıp yazıp söyledi\nDost elinden tutup gönül eyledi \nYumunca gözleri gönlü ağladı\nGönlümü bağlandım elhamdülillah\nOzan Muradi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elhükmilillah",
        "poet": "Hasan Hüseyin Korkmazgil",
        "poem": "\n\n1.\n\nsavaştı\nkime karşı\nnamussuz soyguncuya\n\nvuruldu\nkim mi vurdu\no namussuz soyguncu\n\ndediler\nne dediler\n-elhükmilillah\n\n2.\n\ndirendi\nkime karşı\nnamussuz vurguncuya\n\nvuruldu\nkim mi vurdu\no namussuz vurguncu\n\ndediler\nne dediler\n-elhükmilillah\n\n3.\n\nvuruştu\nkime karşı\nnamussuz sömürgene\n\nvuruldu\nkim mi vurdu\no namussuz sömürgen\n\ndediler\nne dediler\n-elhükmilillah\n\n4.\n\ndemesinler bunu bir\ndeyip geçirmesinler\no çileli ellerini o ışıksız yüzlerinden karanlıkta insanlar\ndeve nalbant\neşek tellal\nağalarla beyler allah\nbismillah\n\nbismillah sömürüye\nbismillah haksızlığa\nbismillah kandan kına\nhem de kardeş kanından\n\n5.\n\ndesem ki kardeş desem\ndesem ki barış desem\ndesem ki elhükmidiyalektik\ntekel kadı\ntröst cellat\noligarşi izbandut\ninsanlar ki bir güzel\ninsanlar ki bir tatlı\nöyle de susamışlar ki\nbarışa kardeşliğe\n\nsöyle savcı\nkim kıyar güzelliğe\nsöyle yargıç\nkim kıyar tatlılığa\nbarışı kim\nkim vurur kardeşliği\nsen söyle ey bürokrat\ngel aristo\ngel eflatun\nmusa isa muhammet\nsiz de gelin açıklayın\nşu işin gerçeğini\nkim vurur kardeşliği\nbarışı kimler boğar beşikte\n\n6.\n\nsürüseler leşlerini şu insan düşmanlarının\nsürüseler şu kanlı sokaklarda\ndemem onlar gibi kalleşçe\nelhükmilillah\nderim bilim buyruğunca\nelhükmidiyalektik\n\nne anlar canavarlar\nne anlar soyguncular\ntalancılar ne anlar\nbilimsel güzellikten\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elhasıl",
        "poet": "Şule Aydemir",
        "poem": "\n\nyoruldum\naşka sarılmış yoruldum\nyaşamaya\nyaşanmaya\nyoruldum\n\nhep ıkınmalarla geliyor\nbana sevda\ngül gül(süz)   dikenleriyle\n\nkırılmalar \ntekdüzelikler\nağlamalar\nyapay gülmeleriyle \nheceliyor yaşam\nyoruldum\nçok yoruldum\n\ndaha\nçiçek  açsa ağaç \nmeyvesi düşünülüyor\nhesapsız oysa \nneden(siz) \nyağıyor yağmur \n\nvaroluşta doğa\nyorulmamış \nasırlar dedikleri  de\nyalan\n\nne çok olur-olmaz\nkural koymuş\nşu insan\n\nelhasıl\nyaşayamadan\nben \nyaşamayan\ninsanlığa \nyoruldum\n\n*kalemi gönülden mürekkepli kadının günlüğünden \n\n06.05.2005 İst.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eli Kırılsın",
        "poet": "Emrah Karakoç",
        "poem": "\n\nDoğruyu görüp te eğri yazanın\nKör olsun gözleri eli kırılsın\nVatanıma fitne fesat saçanın\nYok olsun planı dili kırılsın\n\nToprak vatanımdır, bayrağım canım\nVatanımı sevmek en büyük şanım\nYad elin sözüne alkış tutanın\nOcağı kurusun, kolu kırılsın\n\nVatan hizmet bekler kahraman Türk'ten\nAradığın şevki al Atatürk'ten\nDününden utanıp dininden ürken\nO biçim Zatların kanı kurusun\n\nTürk'üm, Müslüman'ım var mı ötesi? \nBu ses dilin değil kalbimin sesi\nSözümden gocunup en son nefesi\nVermemi isteyen deli kırılsın\n\n'Ülküm yükselmektir, ileri gitmek'\nYurt için kavrulup, Yurt için pişmek\nLügatimde yoktur yıkılmak düşmek\nVar diyen hainin kini kurusun\n\nKarakoç'um derki; susmam, susamam\nDüşmanı görünce asla pusamam\nDünya içimn inancımı sarsamam\nSarsılır sananın zanı kurusun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eli Ellerimde",
        "poet": "Hacı Halil İstanbullu",
        "poem": "\n\nBir salıncaktayız\n ikimizde\n eli ellerimde\n omuzumda uyuyor\n saçları saçlarıma karışıyor\n\n Bir kuğudan farksız\n vitrinde biblo gibi\n ne olur bitmesin bu an\n yüzümde ılık nefesi\n yıldızlar ilk defa keder saçmıyor\n\n akdeniz herzamanki akdeniz\n eli ellerimde\n mutluluk kokuyor sevdiğim\n uyandırsam kıyamam\n ya üşürse sevdiğim\n\n hemen bir hırka örtmeliyim\n rahat etsin güneşim\n eli ellerimde\n korkuyorum\n birisi bu rüya derse\n\n şayet bu rüya ise\n gerçek sizin olsun\n eli ellerimde\n sevdiğimin\n eli ellerimde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eli avrupa",
        "poet": "Yıldırım Öğretmen",
        "poem": "\n\nDost derim benzemen dosta ahbaba \n    Müneccim kesilin nedir? bu çaba \n    Hani önemsizdi? din mezhep tebba \n    Tehcir yalanının eli Avrupa \n\n   Hayun huyun benzer çamış katıra \n    Riyakarlık namdır sığmaz satıra \n     Dostluk senin için boş bir hatıra v\n    Dolap pazarının Yolu Avrupa \n\nHırsıza benzemen soyan adamı \nBinaya girersin kırmadan camı \nPapaza çevirin nice imamı \nZımmırtı sazının teli avrupa \n\nTekere tekneye sokan çomağı \n Amerika ustan sense yamağı \nCayır cayır yakan Afğan ırağı \nHaçlı ordusunun kolu Avrupa \n\n   Gaziantepten sevgiler ve selamlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eli Öpülesi Öğretmendir, Öğretmen.",
        "poet": "Yavuz Bayram Çalışkan",
        "poem": "\n\nGüneşin aydınlığı ile okula koşturan,\nGülen gözleri ile geleceği coşturan,\nCehalet duvarını bilgi ile aştıran,\nEli öpülesi öğretmendir, öğretmen.\n\nOkullarda dersleri veren,\nTüm zorluklara göğüs geren,\nKaranlıkları çağdaşlıkla yere seren,\nEli öpülesi öğretmendir, öğretmen.\n\nCanını esirgemeyip nefesini tüketen,\nİlim, irfan dolu gençler üreten,\nDüşmana kılıç misali yeten,\nEli öpülesi öğretmendir, öğretmen.\n\nOkulları öğrenciyle dolduran,\nBilimi, tekniği okuldan aldıran,\nDoğruluğu, dürüstlüğü bizlere bildiren,\nEli öpülesi öğretmendir, öğretmen.\n\nMilletiyle kurtuluş savaşını gören,\nHer yanı ilim, irfan yuvası ile ören,\nBilgisizliği önüne katıp süren,\nEli öpülesi öğretmendir, öğretmen.\n\nEğitime canını veren,\nÇağdaşlığı Atatürkçülük’te gören,\nCahilliği yerlere seren,\nEli öpülesi öğretmendir, öğretmen.\n\nKolumuza irfan bileziğini takan,\nUygarlık ateşini yüreğimize yakan,\nCehaleti ilim ile yıkan,\nEli öpülesi öğretmendir, öğretmen.\n\nYavuz Bayram dünü yarını bilir,\n24 Kasımlarda öğretmenlerine gelir,\nÖper ellerini huzur bulur,\nEli öpülesi can öğretmenlerin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eli Halen Yakamda",
        "poet": "Navruz Kaplan",
        "poem": "\n\nNe biçim ben adamım arııyan yoktur\nBu talih bulmuşsa bırakmaz ki beni\nAğlasamda ne fayda uzaktadır tanıyan\nBoş dünüya yedi beni eli halen yakamda\n\nEvde yanlız kimse yoktur bekledim\nNe ses geldi çok bekledim telfonu\nSeven yoktur belki burada yetimem\nUnutamam ben bu günü yazmışım\n\nKim demiş unutmak kolay oluyor\nYılarca ağladım bir gören varmı\nGöstermem insana özel dir bana\nUnutmam bugünü ben bura yazmışım \n\nİçerek ağladım kime ne bugün\nBana özel aramadı hiç kimse\nŞefkat çok istedim bana gelmedi\nUnutmam bugünü ben bura yazdım\n\nSildim ne varsa kin nefret yoktur\nBeni seven arar unutmuş belki\nHiç küsmem şansım yoktur olmadı\nUnutmam bugünü ben bura yazdım\n\nNavruz unutmaz ki sevgiyi belki\nUzak dursun kini sokmam ki eve\nSeven sever sevmeyene eyvalah\nUnutmam bugünü ben yazdım bura\n\nBu gün benim için sanki yas günü\nHiç unutmam sevgililer günüdür\nBen kimim feleksiz çabuk unutun\nBu günü birdaha belki yaşamam\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eli Öpülesi Öğretmenler",
        "poet": "Ceren Baloğlu",
        "poem": "\n\nOnlar ki; hem anne hem babadır çocuklara,\nHem eğitir, hem öğretir sever fedakarca.\nKucak açar, dpstluk saçar korur cefakarca,\nSaygı duyup, eli öpülesi öğretmenler.\n\nYağmur demez, kar demez tutar okul yolunu,\nNe durumda kendisi kimse bilmez halini,\nHasret, yorgunluk, ekonomi büker belini,\nSaygı duyup, eli öpülesi öğretmenler.\n\nDoğu'nun en ücra köylerinde bile onlar.\nElleri yüreğinde, korkuyla arkadaşlar.\nKöylüsü, kentlisi, cahiliyle uğraşırlar,\nSaygı duyup, eli öpülesi öğretmenler.\n\nGörevleri, çok kutsal insan eğitiyorlar,\nYanlışları anlatıp, doğruyu veriyorlar.\nGelecek ellerinde bunuda biliyorlar.\nSaygı duyup, eli öpülesi öğretmenler.\n\nİlk öğretmen Atatürk'ün, izini sürdüler,\nÖzgürlüğe baş koyup, büyük emek verdiler,\nÇekinmeden, yılmadan her ortama girdiler,\nSaygı duyup, eli öpülesi öğretmenler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Eli,Eli Lama Sabachtani",
        "poet": "Özgür Kapcı",
        "poem": "\n\nDün gece Yahudayı gördüm düşümde\nsaçları kadar kızıl değildi daha sakalları\nGalileli bir fahişe kadar ürkekti gözleri\notuz gümüş düşlerinde yoktu\nüstelik erguvanlar hala beyazdı\nbir iki üç horoz ötmemiş\nPetrus gözyaşlarını dökmemişti\nuyudum bir düş gördüm düşümde\nsaçlarıyla mesh eden bir kadın\nMaria Magdalena\nkutsal bakire\nuyudum bir düş gördüm düşümde\nPilatustu kimbilir belki de Hirodes\nkrallığımı sordu\ndikenli taçlar içinde\nBarabbas gülüyordu\nuyudum bir düş gördüm düşümde\nGolgota şenlik yeriydi\nKanadaki düğün gibiydi\n'eli,eli lama sabachtani? '\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eli öpülesi..,",
        "poet": "Gülseven Aksoy",
        "poem": "\n\nBir kadın,\nbir erkeğin ''kadınım'' diyebileceği sıfatı hak etmişse,\nO kadın eli öpülesi bir KADINDIR...\n\n__08.03.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elif Can",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nEski güne dökmüş suyu sürmüş lif,\nYeni günde umut filiz veriyor…\nSevin kardeş muradına er Elif,\nSevdasına gökte yıldız deriyor…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elif Cim Lâm",
        "poet": "Talat Semiz 2",
        "poem": "\n\nGidiyorum yolcuyum\nKime ne sağcıyım, solcuyum.\nVicdanımın borcuyum...\nOnurumla oynatmam arkadaş! \n\nSen bir düşünürsün, ben bin.\nNe düşmanlık beslerim ne kin.\nVatana ihanet etmem, lâkin\nMemleketimi satmam arkadaş! \n\nİstemem koruma ordusu! \nBunun nedeni kelle korkusu.\nSultanımın ötsün diye borusu,\nBalçığa, çirkefe batmam arkadaş! \n\nBen beni bilirim, ham değilim.\nİnsanım, ormanda çam değilim.\nElif değil, cim değil, lâm değilim.\nCanım vatanımı satmam arkadaş!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eli Boş Gidilir mi?",
        "poet": "Kazim Öztürk 2",
        "poem": "\n\nAkşam Oluyor! \n\nAkşam oluyor, herkeste bir telaş,\nEvlerine dönüyorlar canhıraş! \nGönülde sevinç, gözlerde yaş.\nÇabanın, gayretin mutluluğu ev; \nRahatlığın mekânı, dinlenme diyarı,\nBu, dünya yurdu! \nYa ahiret? \nEvet ahiret evine elimiz dolu mu? \n\nKazım ÖZTÜRK 25 TEMMUZ 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elif",
        "poet": "Bekir Tekoğlu",
        "poem": "\n\nne güzelde yazmış seni yazgımın başına hattat \nsaplanmışsın içime siyah ince ve uzun \nömürden gün sayarken dünya zindanın duvarlarına\ncezalandırılmış bir öğrenci edasıyla binlerce kere \nkazımak zorunda kaldığım çizgilerin anlamı\nseninle ömrümü uzatmak isterdim bir Elif miktarı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elerindedir Dünya",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nezalı gece\nvarlığından kuşkulu\nne var usunda\ntutuklu düşlerdeyim\n\nburada kalsa\nyıkılırdı başına\nzehirle zıkkım\ndökülürdü aşına\n\ndökmese miydik\ngülmez miydi çocuklar\nbarış kokulu\nellerindedir dünya\n\n22031012denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eli sopalı eylüllerin",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nEli sopalı eylüllerin\n\nBen eylülleri hiç sevmem\nEli sopalı eylüllerin\nSopasını kırasım gelir\nAcize kimsesize deliliği\n\nEylül geldi ey park\nÇocukların uçurtmaları yok artık göklerde\nSoldurur nazlı gülleri susturur aşık bülbülleri\nEylül sarı sarı hüzünler büyütse de\nBüyütmeyin eylülü gözünüzde siz\nKaybetmeyin inancınızı  bahar yine gelecek\n\nÇocukların koşuştuğu parklar size de düşen hüzün...\nEylüllerden çok soğudum\nZalimliklerini gördüm\nEn iyi ben anlarım sizi\nGönlümde eylülün en kirli eli\nEylül gönlümde bir deli\nKarlarla susacaksınız yakında\nBüyütmeyin eylülü- kışı gözünüzde\n\nİçinizde var  sızı\nBekleyin ümitle  baharı,yazı...\nYılmayın eylüllerden\nBüyütmeyin eylülü- kışı gözünüzde\n\nKorkmayız biz \nVarsın eli sopalı olsun eylüllerin\nYitirmeyiz bahar ümidimizi\nYine gelecek bahar\n\nBüyütmeyin eylülü- kışı gözünüzde\nEylül gelmiş\nEy uçurtmalar uçurulan bahçeler\nNeşeye devam\nYitirmeyin bahar ümidinizi\nYine gelecek bahar\n\nBen eylülden çok soğudum\nEli sopalı eylüller gördü bu millet\nAma yılmadı eğilmedi\nBüyütmeyin eylülü- kışı gözünüzde\n\nYaşlılık da eylül gibi dostlar\nDizlerim yürümek istemiyor\nEy salıncaklar yaşadığınız bahar hürmetine\nSallanın yine parklarda\nGönlüm dalmasın uykuya diye\nBüyütmem hiç bir eylülü- hiç bir kışı gözümde\n\nO zulümler unutulmayacak\nKötü eylüller yaşadı ülkem\nEn iyi ülkem anlar sizi\nBüyütmeyin  eylülü gözünüzde\n\nEn iyi ben anlarım sizi uçurtmalar\nGönlüme musallat olan eylüller bilirim\nGönlümün sevinçli güvercinleri uçmuş...\nSuskun ağaçları bahara özlem büyütüyor\nO zulümleri unutmadım\nBüyütmeyin eylülü- kışı gözünüzde\n\nYollar derin uykuda\nEy uçurtmalar uçurulan bahçeler\nÇocukların koşuştuğu parklar...\nHaydi siz de uyuyun\n\nEn iyi ben anlarım sizi\nParklar\nSalıncaklar\nUçurtmalar\nİçinizde var deli sızı\nBüyütmeyin eylülü- kışı gözünüzde\nBekleyin bin ümitle baharı,yazı...\nGönlüm gibi boynunuz bükük şimdi\nVe kardeşsiz Yusuf gibi ve ülkem gibi...\nKuyunuz derince\n\nEylül sopasını gösterir ağaçlara\nYakındır çöpçüler parklarda süpürecek düşen yaprakları\nYine de büyütmeyin eylülü gözünüzde\nBahara ümidiniz hep olsun\nEy parklar\n\nBen eylüller bilirim \nEli sopalı eylüller yaşadım\nRüzğarları öfkeli eylüller\nEylül gelmişti güllerime\nGülüşlerime \nEllerimin çiçeklerine\nAlnımın çiçeklerine\nEylüller gelmişti hür dillere\nHüzün girmişti o gün\nOrdu ordu kırıldı kapılar  bir deli gibi girmişti  ülkeme eylül\nBüyütmedim hiç eylülü- kışı gözümde\n\nSavaş girmişti gönüllere\nÇocuklar unutmuştu uçurtmalarını \nÇeşmelerin dili tutulmuştu\nRüzğar esmiyor  bir korkaktı kımıldamadı yapraklar\n\nEli sopalı eylüller bilirim\nEli sopalı da olsa\nKorkmadım\nYılmadım\nEylüllerden\n\nEy park \nVe ey ülkem\nBüyütmeyin eylülü gözünüzde\nGözlerini ödünç al bir şahinin\nYüce dağlarda söyle şarkını\n\nKorkmadım eylüllerden\nEy eli sopalı eylül senden korkmadım hiç\nÇok büyük laf ettin\nUtan\nKış  senden de korkmadım hiç\n\nAz mı sevdalar yaşadık gönlüm...\nKışa eylüle rağmen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elif",
        "poet": "Oktay Baykurt",
        "poem": "\n\nElif…alfabeler üstü bir yüz…ciltlere sığmaz bir harf…düşünme dilime tüğümtirken kendini…bırak dişlere takılsın f’lerin…bir hayıflanma bir kazanma olsun cizgilerin…\n\nElif…sırma topraklarda biten bir çiçek gibisin…harfliği bırak anlam ol kişi ol…karşıma çık okunan kitaplarımda…sözlüğe kaçma akıl arkası olma…aşikar kıl kendini yüzünü…sen okundukça,bilindikçe varsın…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elif Elif Diyerek",
        "poet": "Akif Yalçınkaya",
        "poem": "\n\nBülbül feryât eyler Elif Elif diyerek\nKumru niyâzında meğer Elif Elif diyerek\n\nOl gül-i ranâyı görelden beri Âkifî\nAğlar şâm u seher Elif Elif diyerek\n\nMâh yüzünü göreydim zülfün teli tutaydım\nVerir mi fırsat bize kader Elif Elif diyerek\n\nHâl-i perişânım gören dostlarım dediler\nBir gün öleceksin yeter Elif Elif diyerek\n\nBu dünyada eremezsen vuslata Âkifî eğer\nDilin son sözün söyler Elif Elif diyerek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elif Eylül Değildi",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nnice eylüller yaşadım adı elif değildi \nnice elif tanıdım aylardan eylül değildi \nikisi burda \nişte şurda yanıbaşımda \nama o artık \nelif eylül değildi \no şimdi başka birisi \no şimdi yıkık bir liman \no şimdi mağlup ve perişan \no artık \nelif eylül değildi \nelifini bir yana \neylülünü bir yana \nsavurmuş zalim felek \no artık \nbenim bildiğim \nrüyalarımda gördüğüm \nismin nur yüzlü bir dervişin bıraktığı \no benim \nbildiğin \nelif eylül değildi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elif Eylül Bir Yaşında",
        "poet": "Kalender Sever",
        "poem": "\n\nAçmak isterdik\nAnadolu yer sofrasi gibi\nSana yüreğimizi\nElif Eylül\nAraya Avrupa girdi\nİlk yaşın hatırna\nBağışla bizi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elif'in Kedileri",
        "poet": "Elif Gülnur Parmaksız",
        "poem": "\n\nHerbiri birbirinden değerli\nElifin Kedileri...\nHerbirinin bakışı bir volkan gibi\nAteş saçar\nYüreklere tohumunu serper aşkın...\n\nBu kediler ne çok şekle girerler\nBazan bir işadamı\nBazan öğrenci\nBazan bir martı oluverirler\n\nNe geniştir yürekleri\nBir evren kadar büyük bir sevgiyi\nSığdırıverirler minicik kalplerine\n\nBir yastık gibi rahattır küçük bedenleri\nYılların hüznünü unutuverirsiniz\nYaslayınca başınızı sırtlarına\nBu küçük dostların\n\nElifin kedileri bilge gibidir\nBir bakışlarıyla utandırıverirler ağladığınızda\nUmudu aşılarlar ve sevgiyi \nKüçük melekler gibi\nBıkıp usanmadan gizlice...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elif-Lam bütün şuurun, mim dergahın olsun",
        "poet": "Bedrettin Keleştimur",
        "poem": "\n\nElif-Lam bütün şuurun, mim dergahın olsun\nİstikbale olacak köprün güçlü halin olsun\nTahammül sabır taşı, şükür nimetin başı; \nSırrını ruhuna taşıyan berzahın olsun…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elif'im",
        "poet": "Nezihe İnan",
        "poem": "\n\nİyi ki doğdun hayatımın en güzel anlamı\nYıllardır beklediğim en güzel bayramı\nSeninle şenlendi o güzel yuvam\n\nÖzlemle beklediğim neş'em kuzum\nGüzel,zeki,sevimli,becerikli,hanımefendi\nDünyalar güzeli  torunum Elif'im\n\nİyi kalpli meleğim\nAllahım dualarını da kabul etti\nİki dünya tatlısı kardeş verdi.\n\nHayatındaki bu başarı ve takdirler,\nDilerim ömrünce sürsün.\nAllahım böyle güzel evlatlarla\nHer ailenin yüzünü güldürsün............\n             Babaannen. 17.Ağustos.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elif İle Göç",
        "poet": "Veli Celal Şahin",
        "poem": "\n\nElif  ile göç eyledik, yaylaya.\nDeveleri katar katar ettik,düştük yola.\nGençler neşelidir, giderler güle oynaya.\nAl edikli, al fistanlı Elif’im uğurlar ola.\n\n\tSarıvellerden yükledik develere yükü.\n\tGeride bıraktık, bostan ile bükü.\n\tHakikattır gardaş, işte bu öykü.\n\tİnce bilekli, uzun belikli Elif’im uğurlar ola.\n\nKaryağdı çayı,Göper derken Tekirnalanına yıktık.\nHava karardı, yağmur yağdı, çadırları tuttuk.\nÇadırlar kurusun diye, bir gün daha kaldık.\nGüler yüzlü, kahverengi  gözlü Elif’im uğurlar ola.\n\n\tGelin mayayı çeker, çocuğunu hop etmiş.\n\tGöç Gediği aşmış Utamışa ulaşmış.\n\tYorulmuş mu ne? Elif’imde domur domur terlemiş.\n\tDomur domur terini, yünden kemerine Elifim uğurlar ola.\n\nUtamış Alanına yıktık, hayvanlar dinlendi.\nHayvan gütmek bahane, gün ikimizindi.\nKonuştuk sohbet ettik, gün ikindindi.\nEli eğirtmeçli, kaşı eğmeçli Elif’im uğurlar ola.\n\n\tHayvanları yükledik, göçümüzü çektik.\n\tDeğirmencik, Marayı da geçtik.\n\tBiraz daha gittik, yaylamıza geldik.\n\tÇalması pullu, yanağı allı Elif’im uğurlar ola.\n\nNihayet üç gün sonra, yaylamıza ulaştık.\nBurası Söğüt yaylası, yaylamıza kavuştuk.\nGeleceğimizi kısaca, Elif’imle konuştuk.\nTatlı dilli, ince belli, Elif’im uğurlar ola\n\n\tÇadırlar tutuldu, eşyalar taşındı.\n\tAtaşlar yandı, saçlar kuruldu, ekmekler atıldı.\n\tHerkes yedi içti, işlerine başladı.\n\tGula saçlı, ince kaşlı Elif’im uğurlar ola.\t \n\nVELİ CELAL, Elif’inle ne güzel göçtün.\nGündüz dedin, gece dedin, göç dedin görüştün.\nGöç bahaneydi zaten, muradına eriştin.\nGülüşü güzel, gelişi güzel Elif’im uğurlar ola.\n\n\t\t\t   28 Temmuz 1956\n                                                    (Söğüt Yaylası) \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elif Kız",
        "poet": "Ceren Gürakar",
        "poem": "\n\nKücüktü Elif kız\nYorgundu bir ağaca yasladığında sırtını\nNe korkaktı hayal kurarken bile....\nAman....Bilmemeliydi kimse\n\nGözü hep bulutlara takılırdı Elif`in \n__Ne kadar büyük...\n__Ne kadar uzun.... \nTıpkı hiç gidemediği.... Hiç gidemeyeceği okul yolu gibi\n\nElif kız on kardeşten bir tanesi\nBinlercesi ile aynı kaderin sahibi\nTelevizyonda görmüş...bir sürü insan yürüyormuş\nKızlar ne de güzel söylüyorlar dertlerini.\nElifl`er ölmesin....Elif`de öğrensin....\nElif hayran onlara...ve biraz daha ezik şimdi yazgısına\nBaşlamış oda yürümeye\nDağa-Taşa, Suya-Kuşa sesleniyormuş\nOkul yolu kısa...okul yolu kısa...\nSonra bir ses...Açmış gözlerini..\n__Elif çay koy\n\nElif kız...Elif anne...Elif nine...\nNe çok şey olmuş ömründe\nHayallerini de gömmüş sırtını yasladığı ağacın gölgesine\n__sonra bir ses daha duymuş\nElif hadi düşler ülkesine\nElif sadece yüzündeki çizgileri almış yanına\nAlın yazısı miras  kızına _torununa\nYummuş gözlerini ve Susmuş....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elif Gibi Dik Duruş",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nYaratılıştaki gaye, Yüce Mevlâ'ya kulluktur\nVav gibi edepli olup, Nun gibi sakin oluştur.\nOnurlu yaşamın şartı, Elif gibi dik duruştur\nMazlumun yanında olup, zalime karşı duruştur.\n\n11 Temmuz 2013 - ISPARTA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elif Naz Akrostiş",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nElif Naz (Akrostiş)\n\nElif, Elif diye aktın gönlüme\nLal oldu tutuldu dilim seni gördüğümde.\nİcabet ederim yanına her gel deyişinde\nFallarda sen varsın dün bugün ve daima\n\nNaz etme artık yoruldum kaldım.\nAbı-hayat suyunu sunarken sevdiğim sana\nZahiren sende âşıksın biliyorum, aşıksın bana.\n\n 02.08.2011.Salı\ntugrulpekel.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Bir Elif Gibiyim, Ömrüm Boyunca",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\n(Elif gibi sevdim, bir ömür boyu)\n\nBir Elif gibiyim, ömrüm boyunca\nYalanım olmadı, riyâm olmadı\nHep sevdim sevildim, kendi huyumca\nYalanım olmadı, riyâm olmadı\n\nHuzûrum otağım, katığım aşım\nMutluluk yolunda, aksın gözyaşım\nVefâlı dostlara,  fedâdır başım \nYalanım olmadı, riyâm olmadı\n\nÜç günlük ömrümüz, rûyâdır inan\nMeş'ale gibiyim, yanarım her an\nKalbimde rûhumda, değişmez lisân\nYalanım olmadı, riyâm olmadı\n\nKibir de gurûr da, benden uzaktır\nOnların her biri, sinsi tuzaktır \nÖzüm de mayam da, çamur balçıktır\nYalanım olmadı, riyâm olmadı\n\nMuhabbet eylerim, haddim aşmadan\nSözlerim ölçülü, hiç de şaşmadan\nBilirim kendimi, başkalaşmadan\nYalanım olmadı, riyâm olmadı\n\nBiz varken ben demem, bir neden yoktur\nBiz diyen az amma, ben diyen çoktur\nSevenden daha çok, sevilen yoktur\nYalanım olmadı, riyâm olmadı.\n\n23 Nisan 2015 - Kaletepe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elif olmalı",
        "poet": "İhsan Altınışık",
        "poem": "\n\nErişemezsin tutku çığlıklarına\nlafazan dostlar anlamaz halinden\niğrençliğin son noktasına\nfarazi kuşkular giyinerek gelirler\n\nOlgunlaşmaya meyilli sevdan\nliyakat bekler gelmeyesi akşamlardan\nmahkum olursun / gece zindan\nağlamaklı her halin,aydınlanmamış sevdan\nlüzumlu lüzumsuz hınç kuşanırsın\nıslak gözlerin mutluluktan azade…\n\n03.03.2007\nCumartesi\n11:58\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elim Sende",
        "poet": "Habibe Merih Atalay",
        "poem": "\n\nYaşam – Ev..\nEv Yaşamı –Yaşam Evi.\nYaşamım Ev –Evim Yaşam.\nEvin –Yaşamı, Yaşamın –Evi; \nYaşam –Evim, Ev –Yaşamım.\nEvdeki Yaşam –Yaşamdaki Ev,\nYaşamımın –Evi, Evimin –Yaşamı,\nEvim ve Yaşamım, Yaşamım ve evim,\nYaşamımdaki –Ev, Evimdeki –Yaşam.\nYaşamımdaki –Evler, Evimdeki –Yaşamlar,\nEvlerimdeki –Yaşamlar, Yaşamlarımdaki –Evler..\n\n5. gün bugün Seni terk edeli..\nTerk edildin ya pek farkında olmayacaksın\nyakın günlerin sayısı\n5 gün oldu; \ndaha henüz sadece 5 gün.\n\n5 hafta sonra belki,\nhissedebilirsin eksikliğimi,\nyoksunluk duymaya başlarsın belki 5 ay sonra; \n5 yıl sonra ise iş işten geçmiş olur her şey adına.\n\nUzaktı bedenin bedenimden,\nyakınlaşmaya çalışmıştım,\nan be an düşlerimde.\nAradaki ölçülü-biçili duvarın\nöncelikle kırmadan\nen ince noktasından\nküçük incelikli gedikler\naçmaya alışmıştım.\nAnları biriktikçe evdeki-yaşamın\nyükseltiyordun örerek\nyeni Yaşamındaki –Evin\nsağlam Ay –rılık tuğlalarını.\n\nEvet bugün 5. Gün,\nsadece Ben biliyorum yine,\nsevdiğimi bildiğim gibi tıpkı,\nterk edildiğini tarafımdan.\n\nKendi kendine Güvey –Gelin,\nGelin –Güvey yaşamımdan\nayrılıyorum avukatsız –celsesiz.\nElim sende! \n\nYolculuğum Senden artık\nuzaklara alabildiğine\nve bulabildiğimce başka\nbambaşka tuzaklara..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elif Parmaklar",
        "poet": "Orhan Demirtaş",
        "poem": "\n\nbulut gözlüm\n...............yağmur dudaklı-m\nsen artık sen değilsin\n...........ben artık ben değilim\nyitiğim sende\n.............gel de yit bende\n\nöyle ki,\n\n....gel elif parmaklarımla \n...................göstereyim seni\n\ngelmiş geçmiş tüm Sunalara\n\n.......Aslı'lara, Leyla'lara\n\nezelden ebede var olan\n..................ve olacak olan aşklara\n\nOrhan DEMİRTAŞ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elim Sende",
        "poet": "Hakan Bintepe",
        "poem": "\n\nElim sende\nKoş koş koş\nDüş düş düş\nBir sestim önce\nŞimdi bir dokunuş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elif Su Ütün",
        "poet": "Bekir Gedikoğlu",
        "poem": "\n\nElif Su ceylan gözlüm kurban olurum sana\nLazımsın sen gönlüme her gün gelesin bana\nİçimde açan gülüm veremem başkasına\nFayda verir ruhuma  o gülüşlerin var ya\nSonsuz sevgim sanadır sakın atma yabana\nUnutamam ben seni herkesi unutsam da\nÜzülmeni istemem bu hayatta hiç senin\nTüm varlığım armağan eğer buysa kaderim\nÜzülmeyi yok ettim bu dünya artık senin\nNice yıllar dilerim narin çiçeğim benim\n\nNot: Bu şiir akrostiş olup, Elif Su Ütün hanıma yılbaşı armağanıdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elim Sende",
        "poet": "İbrahim Halil Seven",
        "poem": "\n\nbirinden birine insanlığın\nnasip olmadığı,\nsek sek oynarken yıldızlarla\nen uzakta\nelim sende oynanmayan\nyerdeyim\ngörmekteyim\nyaklaşmaktayım\ndokunmaktayım\nelim sende Tanrı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elifi'm",
        "poet": "Baki Ortak",
        "poem": "\n\nElifim  suya yazmak gibi yağmur yağmak gibi elifim\nSen bilemesin sevdigim yağmurları severim ben bitanem \nEn çokta yaz yağmurlarında ıslanmayı hani ahmak ıslatan Derler ya elifim ahmak saymam hiç kendimi elifim atarım Kendimi yağmurun koynuna sevdigim bendenim ıslanır elifim Ruhum yıkanır doyasıya elifim yağmurla gelsen diyorum ya Elifim yıldız yıldız yağsan saclarıma nefes olsan toprağıma Elifim kokuna hasret bu yüreğim elifim kokonu çeksem nefes Olsan dolsan içime elifim güneşim olsan doğsan gözlerime Bayram çocuğu olsam sevinçle baksam gözlerine elifim Sevgiyi yakalasam gözlerinde biliyorum elifim gelmıyeçeksin Bitanem gelmıyeçeksin elifim oysa oysa ben kaç kez geldim Sana elifim yağmur bulutlarıyla gönül kapına elifim ama Yağmadim yağmadim elifim bildim içime akıttım Damlalarımı Elifim yağmurla gelsen diyorum ya elifim Biliyorum Gelmeyeceğini elifim yazıyorum yinede bitanem Çocukken Son bahar yağmurunda camın buğusuna  yazı Yazardım elifim\nAnam kızardı bitanem anam kızardı kırlenır diye elifim ben Aldırmaz yazar silerdim sevdigim sana yazmak suya yazmak Gibi elifim şimdi anam görse yine kızar elifim yine kızar Bitanem ama bu defa farklı kızar elifim bu sana yazmalarıma Bitanem dedim ya elifim suya yazı yazmak gibi kötü bir Alışkanlığım var benim elifim sende kızıyorumusun elifim Anam gibi bitanem bilmiyorum bak hala yazıyorum elifim Yüreğimde bir çocuk bitanem demekki hala büyümemişim Elifim büyümemişim bitanem büyümemişim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eliften",
        "poet": "İlhami Güneyler",
        "poem": "\n\nEn güzel yıllarımı çaldın gurbet\nLal oldu vatan değince yürek\nİstemesem de sessizlikteyim hep\nFısıldar durur yüreğimde de\nTek, cesaret edemem haykırmaya\nElimde biriken avuç avuç hasreti\nNehir olup da kuruttuğum yaşları\n(14.08.08,09.00)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elim Tetikte",
        "poet": "Fahri Kumbul",
        "poem": "\n\nHava, kuş uçmaz kervan geçmez tembellikte\nBense kuş uykusundayım, tedirginim, elim tetikte\nYârim, hayranlık uyandıran hoşlukta ve güzellikte\nOrtamı yeşillendirdim, kuş uçsun mükemmelikte \nEskiden aşk üzerineydi, şimdi konular cinsellikte.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elim varmıyor",
        "poet": "Mehmet Arı",
        "poem": "\n\nHayatı öğretir asker ocağı\nHasretle ararım ana kucağı\nGörünmez dağların ucu bucağı\nAnama yazmaya elim varmıyor.\n\nAbim teröristmiş ben ise asker\nAynı film oynar alınmaz dersler\nKardeşim diyerek duyunca sesler\nAbimi vurmaya elim varmıyor\n\nAbim kıyarmıydı inan bilemem\nDüşman oluverdik ne gelir elden\nSiper almak için yattığım yerden\nTetiği çekmeye elim varmıyor.\n\nMutluluk düşlerdik kederi bulduk\nFitneci yüzünden nefretle dolduk\nSonunda abimle biz düşman olduk\nCanını almaya elim varmıyor.\n\nTerörist olsada kıyamam ona,\nSöyleyin! hangi can dayanır buna,\nNe derseniz deyin dostlar siz bana,\nAbimi vurmaya elim varmıyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elimde bir erguvan dalı...",
        "poet": "Ömer Faruk Girgin",
        "poem": "\n\nSevgilim,\nYokluğunda oturdum gecenin karşısına\nSevişmelerinin buğusuna bakar gibi\nSabahlara kadar yıldızlara baktım! \nGidilmemiş denizlerin köpüğünde akar gibi\nGüzel gözlerine bakar gibi yıldızlara baktım...\n\nTerk edilmiş sahillerde\nYürüdüm yıldızların içine\nVe gözlerinin şiirini usulca yazdım\nAma sensiz geceye inat\nHasretinin şarkısını avaz avaz bağırdım\n\nElime bir erguvan dalı aldım\nBir ayağımı denize saldım\nTüm soğukluk ürpertirken bedenimi\nYokluğunu kırık ezgilerin senfonisi sandım\nVe gecenin büyüsünde yapayalnız kaldım...\n\nŞimdi adımlarım lacivert bir gecede\nElimde bir erguvan dalı\nGökyüzündeki yıldızlar gibi tatlı…\nAslında yeryüzünde hiçbir şey\nNe senin kadar tatlı, ne senin kadar anlamlı…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elimde Değil",
        "poet": "Mete Tuğluk",
        "poem": "\n\ndemeter'in persephone'e kavuştuğunda başlar başkalığım\nbir sevinç kaplar nedense beni mutlanırım\nışınları sızar güneşin yırtılan bulutlar arasından\ngökyüzü artık bakire değildir\nparmaklarım şaşırır\ntüylerim ürperir\nokşadığı zaman bahar\nyüreğim artık benim değildir\nsizindir\nseverim\nseverim daha çok\nelimde değil...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elimde Değil",
        "poet": "Fehmi Bilgili",
        "poem": "\n\nDost, akraba hasret, gel diyor bana\nGideceğim, günler elimde değil\nÖzledim, üzüntü gönülde sıla\nNefes alıp vermek elimde değil\n\nKulağımız, elimiz ve sesimiz \nKonuşacak bu dil elimde değil\nHareketli bedendeki elimiz\nİşi elle yürütmek elimde değil\n\nYollar uzak, zaman neyi gösterir\nBir günlük saatler elimde değil\nAyrılık ateşi sizi özletir\nGönül’ü yürütmek elimde değil\n\nCanımsınız, kanımsınız bu gözüm görse\nBu gözde bu ışık elimde değil\nBeden hareketli akıl ne derse\nAkılı taşımak elimde değil\n\nSılaya hasretim, dostlara hasret\nÖlümde tuzak var elimde değil\nGayret bizden, Allah verirse hikmet\nHikmeti yol bilmek elimde değil\n\nHer gün bir ayrılık, üzüntü duydum\nKavuşmak isterim elimde değil\nNesilden nesile onlardır soyum\nAllahın takdiri elimde değil\n\nAllahın takdiri olsa gelirim\nYollarda ki zaman elimde değil\nNiyette görmekse nasip görürüm\nKulum, sahibim var elimde değil\nFehmi bu gönüldür elimde değil.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elimde Değil",
        "poet": "Feyyaz Kaya",
        "poem": "\n\nZor geliyor bana gurbette \nAnlamsızca yıldızları seyretmek.\nBuz gibi rüzgarda yaprak gibi titreyerek\nDayanılmaz geliyor geliyor bir başıma yürümek\n\nİçimden gelmiyor değil, bu hayata küfretmek.\nYutkunuyorum her seferinde.\nHüzünlendiriyor beni ilkokul çocuklarını seyretmek.\nÇocuk olmak istiyorum her gördüğümde.\n\nYüzüstü bırakmak istiyorum herşeyi.\nOlmuyor! Yine olmuyor! \nAhiret alemine kanatlanıp uçmak istiyorum.\nYapamıyorum! Çıkmayan can çıkmıyor...\n\nBeyhude bunlar! Akıp gidiyor zaman.\nÖmür bitiyor kimi ağlayarak kimi gülerek.\nAma ne çare tutamıyorum kendimi\nElimde değil yazmamak söylememek...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elimde değil",
        "poet": "Seyit Çalışkan",
        "poem": "\n\nBenden başkasına koklatmam seni.\nÇılgınca sevmişim elimde değil.\nBilmeden tenine deyen bir teni,\nÇekip de vurmamak elimde değil.\n\nHergün yürüdüğün yollardan geçen,\nSu içtiğin tastan ardından içen,\nEktiğin çiçeği kökünden biçen,\nVarlığı yakmamak elimde değil.\n\nİsmini anıp da,  düşte göreni,\nYolunu bekleyip, hayal edeni,\nİntizar edip de kötü diyeni,\nAteş de yakmamak elimde değil.\nBendeki bir tutku elide değil.\n\n      Müzik: Seyit Çalışkan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elimde değil oktay avcı",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nSize \nmutlu bir gelecek sözü veremiyorum\nBir dost selamı \nalırsanız\nBir mutlu gelecek \nBir gönlünüzce yaşam\nVe başarı dileği\nBenim gücümün yettiği bu\ncimriliğimden değil\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elimde Bulunan İle, Kalbimde Bulunan İle; VATAN SATHI DOSTLUĞUNUN BAŞARILARINA ADANMALIYIM! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nBİRİ EFENDİMİZ, DİĞERİ ÖZGÜRLÜĞÜN NEFERİDİR! .\n\nYine; Ezanlar Okunuyor: Aşkın Verimliliğine! .\nVe Yine Şafak Söküyor Günümüzün Serinliğine! .\nAnsam Adını ve Bereket ile Geçse Şu Ömrümüz! .\nAdı Yetiyor Dostun Aşklarımızın Derinliğine! . \n\n{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 16 Aralık 2011 Cuma 06:03:41 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elimde Gazetem ve Sen",
        "poet": "Yağmur Özlem Şafak",
        "poem": "\n\nBir sabah uyandım ve,\nBir çay yaptım.\nElimde gazetem,\nOkuyordum sessiz sedasız...\n\nEtrafta bir ekiklik vardı,\nNeşe yok\nMutluluk yok\nSen yoktun\nAnladım eksikliği...\n\nSen olsaydın yanımda,\nEvde bir neşe, bir mutluluk olurdu.\nSen yoktun ondan yoktu,\nNeşe ve mutluluk...\n\nSen ünlü biri idin,\nHergün gazetede röportaj yapardın.\nDuydum, evlenecekmişsin,\nBana ihanet edecekmişsin...\n\nNiye bana niye! \nBeni ve gazetemi,\nBırakıp gidecek misin? \nMutlu ol.! \nElveda, elveda ve elveda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elimde güller",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\ngeldim\nelimde güller\n- dikenleri yüreğimi dağlayan -\n\n5 Şubat 2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elimde değil ki..",
        "poet": "Çiğdem Selçuk",
        "poem": "\n\nengel olamıyorum inan kendiliğinden akıyor gözyaşlarım\nhiç çalmayan telefonum inadına çalıyor bu akşam\nsen olasın diye yalvarıyorum\nnafile...\nunutulmuşluğum hiç bu kadar koymamıştı bana\nben soramam ki neden diye? \niçime gömerim taaaaa dibine...\nelimde değil...inan bana yalnızlığım ağlıyor\nsana inat ağlamamaya yemin eden ben değil... \n\nÇiğdem SELÇUK/EDİRNE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elimden Gelen Bu",
        "poet": "Attila İlhan",
        "poem": "\n\nElimden gelen bu ben iki kişiyim\nÇoğalmak neyse ne azalmak zor \nBirisi seni her an bırakıp gittiğim \nÖbürü kan gibi tutulmuş seviyor \nAğzındaki acı alnındaki çizgiyim\nGözlerine kirli bir bulut getirdim \nHi....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elimde olsaydı",
        "poet": "Mehmet Çiftci",
        "poem": "\n\nElimde olsaydı eğer bir sihirli değneğim,\nKarıncaya kıymam ben zebaniden de yeğin,\n\nKoparırdım etlerini parça parça bölerek,\nDayanılmaz acıları tattırırdım bilerek.\n\nBir çocuğa bin zalimin kanını eş tutardım,\nİğrensinler için herkes çöplüklere atardım.\n\nÖldürmezdim hiç birini soğumadan yüreğim,\nGörsün acı nasıl imiş şu anda tek ereğim.\n\nBir çocuğu öldürürken onun tattığı hazzı,\nFazlasıyla çektirirdim yakışmaz daha azı.\n\nYine de sönmez içimde o intikam ateşi,\nSürürdüm atlara bağlar yerlerde o pis leşi.\n\nNe sadistim ne hunhar,yalnız yangın içimde,\nBir öfke var ki bende kolay dinmez biçimde.\n\nİçerimden kan gider o çocuklar ölürken,\nAzrail’e koymayıp, İsrail can alırken.\n\nHangi insan yüreği katlanır bu acıya,\nBebeği ile ölen o Filistinli bacıya.\n\nElimizden gelen bu kurtuluş temennisi,\nTarrakalar olur mu bebeklerin ninnisi.\n\nBizde olan bu öfke onların düşmanlığı,\nTadar inşallah bir gün kahreden pişmanlığı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elimden Tut",
        "poet": "Adilcan Ayyıldız",
        "poem": "\n\nGel elimden tut\nBirlikte oynıyalım\nKaleler yapalım\nÜstüne asker koyalım\n\nGel elimden tut\nBirlikte oynıyalım\nParka gidip\nOyun oynayalım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elimde Naz Gülü",
        "poet": "İnayet Koçak",
        "poem": "\n\nelimde bir naz gülü\n var\n gülünce çiçek açar\n an olur koku salar\n an olur korku....i.koçak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elimden tutunca gideriz anne",
        "poet": "Hasan Karabay",
        "poem": "\n\nSeninle el ele tutuştuğum an; \nGittiğin yerlere,gideriz anne\nAlnından soğukca ter aktığı an; \nGittiğin yerlere,gideriz ANNE! \n\nAyağının altına,cennet konulmuş\nHer lafına anında, bade sunulmuş\nCennette huriler,divana durmuş\nElimden tutunca,gideriz ANNE! \n\nBir anda sonsuzluk geldi aklıma\nBıraktın benide yalnız başıma\nKaldığım köhne ev,çöktü başıma\nElimden tutunca,gideriz ANNE! \n\nEvlatlar,torunlar geldi yanına\nBüyüttün,yetirdin elli yaşına\nBöyle acı görmedim,düşman başına\nElimden tutunca,gideriz ANNE! \n\nBir çıt'lık ses duydum,kapı çalındı\nAralandı kapı,eman kalmadı\nAzrail kapıya gelip dayandı\nElimden tutunca,gideriz ANNE! \n\nBir kızıl kıyamet,koptu evimde\nKırılan kollarım,var bedenimde\nAnnem kalır artık,yeni evinde\nGittiğin yerede,gideriz ANNE! \n\nVucudun acıyla buluştu ANNE! \nCan tenden yavaşca çıkıyor ANNE! \nBilirim acıların yine çok ANNE! \nKavuşmak rabbine arzundu ANNE!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elimden tutupta kurtaranım yok.",
        "poet": "Celal Işıldak",
        "poem": "\n\nBilmiyorum beni bilmem neredeyim\t\nBoyumu aşıyor derin göldeyim\nKökümden söküldüm akan seldeyim\nElimden tutupta kurtaranım yok.\n\n\tTutacak dalım yokki tutayım\n\tYoksulluğumu alan yokki satayım\n\tYerim yurdum yoktur nerede kalayım\n\tElimden tutupta kurtaranım yok.\n\nBekir bu yoksulluk başına bela\nYokluk demek kolay geliyor dile\nBütün emeklerim diyor sele\nElimden tutuptan kurtaranım yok.\n\nBekir IŞILDAK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elimde Silah",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nElimde silah nöbet beklerim\nBen sevincime, sevinç eklerim.\nHiç merak etmeyin beni dostlar\nBoşa gitmez bunca emeklerim\n\n09.06.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elime Doğdu Güneş...",
        "poet": "Haldun Ayyıldız",
        "poem": "\n\nBir çocuk gibi ağlaya ağlaya doğdu güneş,\nBu sabah ellerime.\nElime yüzüme doğdu güneş,\nİşte bu yüzden\nElim yüzüm hep güneş...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elimde O Fotoğraf",
        "poet": "Ersin Kayışlı",
        "poem": "\n\n\nYağmurun sesi bile yetti beni yakmaya,\nSensizlik yüreğime nardı yine dün gece,\nSaatler nasıl geçti doyamadım bakmaya,\nElimde o fotoğraf vardı yine dün gece,\nSensizlik yüreğime yardı yine dün gece...\n\nSayfalar arasında yıllanıp biraz solan,\nGözyaşımla ıslanıp sellerimde kaybolan,\nSessiz isyanlarımın kaç kez şahidi olan,\nElimde o fotoğraf vardı yine dün gece,\nSensizlik yüreğime yardı yine dün gece...\n\nYağmur biraz çileşip vurmuştu yüzümüze,\nŞahitti ayrılık yok diyen her sözümüze,\nBakışırken mutluluk dolmuştu gözümüze,\nElimde o fotoğraf vardı yine dün gece,\nSensizlik yüreğime yardı yine dün gece...\n\nAlmazdık dilimize bir gün olsun amanı,\nYaşadığımız günler andırırdı romanı,\nDün gibi hatırlarım çekildiği zamanı,\nElimde o fotoğraf vardı yine dün gece,\nSensizlik yüreğime yardı yine dün gece...\n\nTek yürektik tek beden her an ömre bedeldi,\nBitmeyecek bu aşkı savuran hangi yeldi,\nBaktıkça şu bağrımı sanki hançerle deldi,\nElimde o fotoğraf vardı yine dün gece,\nSensizlik yüreğime yardı yine dün gece...\n\nNe günlerdi o günler bir ömür doymadığım,\nYerine başkasını yıllarca koymadığım,\nTek hatıra bana bu yakmaya kıymadığım,\nElimde o fotoğraf vardı yine dün gece,\nSensizlik yüreğime yardı yine dün gece...\n\n14 / 03 / 2008 - ADANA\n\nERSİN KAYIŞLI\n\n*********************************************\nTEŞEKKÜRLER GÖNÜL DOSTLARIM\n*********************************************\nAzap dolu yıllarda, benden hiç ayrılmayan, \nBenimle hüzünlenen, hep benimle ağlayan \nKaranlık gecelerde, yanağımda uyuyan \nElimde o fotoğraf vardı yine dün gece, \nSensizlik yüreğime yardı yine dün gece............MEHMET ALİ TERKEN\n*****************************************************\nBir anda bin hasretle içim yandı kavruldu \nHayâlimde anılar sanki dans ediyordu \nÇağırdım hiçbirisi dönüp de bakmıyordu \nElimde o fotoğraf vardı yine dün gece, \nSensizlik yüreğime yardı yine dün gece..............Âlimoğlu\n******************************************************\nIzdıraptı çileydi sensizlik öyle zordu \nHasretin benliğimde bir ateşti bir kordu \nSordu bütün anılar boş evim seni sordu \nElimde o fotograf vardı yine dün gece, \nSensizlik yüreğime yardı yine dün gece...............Sevilay Şahbaz\n*******************************************************\nHasretinden bağrımı acıyla dağladığım \nYokluğunda gönlüme karalar bağladığım \nGece gündüz hüzünle baktıkça ağladığım \nElimde o fotograf vardı yine dün gece, \nSensizlik yüreğime yardı yine dün gece.................Burhanettin Akdağ\n******************************************************** \n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elimde Değil",
        "poet": "Refah Torlak",
        "poem": "\n\n“ ELİMDE DEĞİL “\t\t\n\nBir gün olur size veda edersem\nVakitli vakitsiz çeker gidersem\nNasip olup son kez bir ALLAH dersem\nKınamayın beni elimde değil\n***       ***       ***\nBurukluk  veren bir veda olsada\nSesimiz kubbede seda olsada\nBenliğim sizlere feda olsada\nKınamayın beni elimde değil\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elimizde bomba",
        "poet": "Arif Doğramacı",
        "poem": "\n\nEgemenin \nGölgesinde hakim\nYüksek yargı\nYüksek gücün gölgesinde\nkundaklandı\nBebek gibi\nAdalet\nElimizde bomba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elimi Yüzümü Yıkadım Sevda Karıyla",
        "poet": "İbrahim Halil Demir",
        "poem": "\n\nSevdanın envai türlüsünü yaşadım,\nSevda değirmenine kovalarla su taşıdım.\nZonkladıkça aşkın iyileşmeyen yarası,\nSevda tırnaklarıyla kaşıdıkça kaşıdım.\n\nSevda yaktı yandırdı beni narıyla,\nElimi yüzümü yıkadım sevda karıyla.\nAşkın gül bahçelerine çit yaptım sevdamı,\nPaylaştım üzüntü ve neşemi yarimle.\n\nSevdalanınca yarama döküldü tuz biber,\nBeni kendine aşık eden o yar çok kibar.\nKolay kolay kimseyi beğenmezdim ama,\nAşkın suyuyla çimdirdi beni bu dilber.\n\nSevda, kuş gibi hafif ve özgür eder insanı,\nÖğretip konuşturur en kısa zamanda kuş lisanı.\nKaranlık ve çıkmaz sokaklarda kışı yaşarken,\nEn aydınlık yollardayım şimdi aşkınla yaşarım her ay nisanı. \n28/05/2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elimizde",
        "poet": "Dursun Altıner",
        "poem": "\n\nBuz tutan kalpleri yumuşatmak elimizde.\nİslamız demek kalmasın dilimizde.\nSevgi,saygı,iman eksik olmasın gönlümüzde.\nHep islam nuru olsun yüzümüzde..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elimize Kalem Çantamıza Kitap Oldun",
        "poet": "Zekeriya Çavuş",
        "poem": "\n\nNe kazması ne de küreği vardı\nKardeşim seni bahçeye dikerken\nSulamak için yalınayak koşardı\nOkuldan gelince hemen bahçeye\n\nNe kovası vardı sana su vermeye\nBir avuç gübresi yoktu beslemeye\nBeli de yoktu etrafını eşelemeye\nO çok olanaksızdı seni süslemeye\n\nHer yılbaşı arkadaşların evlerini süslerken\nİnsanlarla sarmaş dolaş olup neşelenirken\nSen gözyaşlarını bizden saklardın silerken\nSamimice kutlardın bizi yeni yıla girerken\n\nSana hüzün getirirdi sonbahar ayları\nKim bilir  nasıl soğuk  olurdu kışları\nSevinirdin gelince ilkbahar ayları\nAna kucağı gibi bağrına basardın kuşları\n\nŞimdi büyüdün kocaman ağaç oldun\nYaz aylarında bize gölgelik oldun\nEn sonunda kesildin kütük oldun\nElimize kalem çantamıza kitap oldun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elimizde Mutluluk",
        "poet": "Meziyet Ak",
        "poem": "\n\nMutluluktan korkar oldum mutsuzluk gelir diye,\nMutlu olduğum anlarda bir keder çıktı mutlaka.\nGülümsemek bile ardından hüzün getirir,\nNeşe hüzün getirir de hayatımızı tüketir.\n\nGel sevdiğim gözbebeğim adını doğa koymuşlar,\nBizi ısıtan renklerin gönüllerde bir pınardır.\nMutluluğun arayışı neşemizi hep bitirir,\nKederlerimiz tükensin artık kaçmasın umutlar.\n\nO umutlar yol bulsun da kaderimiz gülümsesin,\nMutluluklar kederleri artık yeter yensin derim.\nBizden korksun da hüzünler dünyayı birden terketsin,\nAğlamasın kaderimiz sevgiyle gülsün isterim.\n\nHırçınlaştı doğa bile dünya yok olma yolunda,\nDüşmanlıklar dize gelsin dostluklara el verelim.\nBu bencilce kavgalardan zarar görürüz sonunda,\nSavaşları bırakalım yaşamı söndürmeyelim.\n\nDoğayı hep katlederek devam edersek hayata,\nYaşlı dünya dayanamaz o da yok eder bizleri.\nAklımızı kullanalım mutluluk var tabiatta,\nPaylaşılmayan nedir yıkarlar hep gönülleri.\n\nKıskançlıklar hırçınlıklar yok olmalı dünyamızdan,\nDostça kardeşçe yaşayıp değer verin insanlığa.\nYaşayalım beraberce birbirimizi kırmadan.\nBu güzelim dünyamızda son verelim haksızlığa.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elin Adamı",
        "poet": "Necla Maraşlı",
        "poem": "\n\nBir adam çok adamdı, herkes onu bir sandı. Kalabalıktı, kalabalık. Sığamıyordu içine, zordaydı, çekemiyordu buyum dediğini kendine. Kırmızı kiremitli bir evde yaşardı. Karısı, çocukları, kendi, bir de kulağını ağrıtan eli. Bir eliyle severdi sevdiklerini, gizlice saklardı diğerini. Geceleri kendi başına kaldığında, yastığının altına alırdı, kulağını ağrıtan elini. Sabahları, fırınların vardiya kapılarından dağılan ekmek kokusunu yükleyerek ceketine, işe yürürdü, elini bağlayarak bileğine. Merhaba bahşişli sokaklardan geçerdi, caddelerde fakirleşirdi dili. O hep düşünürdü, hep elini, hep elini...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elin Çiçekler Dolu Bahar",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nElin Çiçekler Dolu Bahar\n\nBaharı iple çekiyordum ben çocukluğumda\nUçurtmalarım için\nEli çiçekler doludur  baharın\nGelince bahar\nKuşlar  gelir bahçemize \nSevinç gelir bahçemize\nBende bir neşe bir neşe\nGökler uçurtmalarla dolu…\nUçurtmalar da baharın çiçekleridir.\n\nBüyüdüm iple çekiyorum yine baharı\nAlnıma gönlüme ömrüme ellerime \nİple çekilmeli bahar\nEli çiçekler dolu baharın \n\nBahar  iple çekiyorum yine seni\nElin çiçekler dolu bahar \nElin öpülsün bahar\nAlnıma da gel bahar\nSecde secde\nBüyüdüm yüzüme uğramaz oldu neşe\n\nBüyüdüm aşk avcısı vurdu beni\nİnce bir dert buldu beni\nAçsın diye rengarenk çiçekler\nGönlüm verimli toprak gibi seni bekler\nElin çiçekler dolu bahar\nElin öpülsün bahar\n\nElin çiçekler dolu bahar\nÇiçeklerin var rengarenk\nEllerime de gel bahar\nElin çiçek elin dost\nKuşlar  yine gelsin bahçemize \n\nİple çekilmeli bahar\nAlnıma gönlüme ömrüme ellerime  gelsin ki  bahar\nBüyüdüm büyüyeli yüzüme uğramaz oldu neşe\nKoşayım o eski güneşe\nKuşlar  yine gelsin bahçemize\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elin Elime Verdiğin Zaman",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nELİNİ ELİME VERDİĞİN ZAMAN\n20.08.2010\n\nDünya benim olur hey nazlı canan\nElini elime verdiğin zaman\nBenim mutluluğum kimsede olmaz\nO nazik belini sardığım zaman\n\nBül bül ayrılırmı gonca gülünden\nBir hatıra versen zülfün telinden\nHaberin alırım seher yelinden\nSabah namazına durduğum zaman\n\nMecnunda Leylayı çok sevdi seçti\nAşkından yanarak çöllere düştü\nKalbim ateşlendei yandı tutuştu\nSeni ilk karşımde gördüğüm zaman\n\nElim attim hep uzağa çekildin\nAşkın ataşından yandım yıkıldım\nHasret ateşinden ne hale geldim\nBeni bulurmusun öldüğüm zaman\n\nHüseyine nice can sözler vermiş\nSevmesi kolayda sevilmek zolmuş\nKol kola gezerken ayrılık varmış\nO gonce güllerin derdiğim zaman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elin Kadını",
        "poet": "Ali Aslan 2",
        "poem": "\n\nKonuş güzel kadın\nYasak olsanda bana\nSevişiyor gözlerim\n\nFeryat ediyor gönlüm\nBiliyor gideceksin\nBenim değil \nElinsin\n\nTutuvermek elini\nÖpüvermek\nSarıvermek belini\nÖzlemiyle yanıyor\nSeni dinlerken\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elimizde Kalan Bir Tutam Acı",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\nMutluluk giden yolun sonunda, kırık bir hayal kalan elimizde\nNe yana dönsek sevgilim umutsuzluk, çaresizlik yanımızda\nNe istediğimizi bilmeden, anlamsız tartışmaların sonunda\nKırdık birbirimizi bir hiç yere, elimizde kalan hüzünlü keder.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elin silahıyla savaşa gidilmez",
        "poet": "Muzaffer Uzunkaya",
        "poem": "\n\nKendi silahımızı üretmezsek,\nSavaşta başarı elde edilmez.\nTaşıma suyla değirmen dönmez,\nElin silahıyla savaşa gidilmez\n\nTam savaşın ortasında,\nSilahlar geri verilmez.\nGeçmişte bunu yaşadık,\nElin silahıyla savaşa gidilmez\n\nO zaman şart koşarlar,\nKimse bize düşmanı göstermez.\nBizim dostumuz kendimizdir,\nElin silahıyla savaşa gidilmez\n\nİnsansız uçak yapamazsak,\nZırhlı araçlar yapamazsak,\nModern cihazlar yapamazsak,\nElin silahıyla savaşa gidilmez\n\nDağlık arazi bölgelerinde,\nEski silahla savaş edilmez.\nModern silahlar üretmeliyiz,\nElin silahıyla savaşa gidilmez\n\nBurası Anadolu Toprakları,\nBurada savaş hiç bitmez.\nDünyanın gözü bu topraklarda,\nElin silahıyla savaşa gidilmez\n\n07.05.2010\nŞebinkarahisar/GİRESUN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elindeki buket",
        "poet": "Haluk Tatver",
        "poem": "\n\nBütün dileklerimiz gerçekleşseydi eğer\nHerkes pür neşe kalmazdı üzüntü keder \nTadına doyamaz yudumlardık hayatı doyasıya \nKavuşmuş olur sarılırdık sevgilimizin boynuna\n\nDilememekten değil çünkü hep diledik\nOlmadı çoğu demek ki yeteri kadar isteyemedik\nHer şey kendi kendine olup bitiyor sanki yokuz \nLakin özleyende üzülende biz oluyoruz \n\nKime sorarsan sor mutluluk nedir diye\nHer birisi farklı tarif eder kendine göre\nMutlu olmayı öğrenmek sanattır bir ömür sürer \nElindekilerden bir buket yapabiliyorsan eğer\n\nHer şey oluruna varır gerek yok üzüntüye gama\nElindeki güzellikleri derlemekten geçer sakın unutma\nYıllar sonra nasıl mutlu olunur belki öğreneceksin \nLakin geçen geçti artık geri getiremeyeceksin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elin titremesin emi...",
        "poet": "Ali Türer",
        "poem": "\n\nDe ki\nAğrılar sancılar içindesin ölümün bir topuk gerisinde\nZaman hadi dedi\nVe senin hesabı çıkarıp defteri kapatman gerekti\nElin titremesin emi...\n\nHaziran 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elinde Gamaçuu",
        "poet": "Salih Zeki Fettahoğlu",
        "poem": "\n\nbenzei gumriçuum\nhamsinın çanlisina\nbaildım çilvelımun\nhoron oynamasina\n\ndagdi uzun buruni\nbenzedi demelıme\nilaç oldi bu horon\nderd doli yireıme\n\nhabu horoni oynar\nTrabzon uşaçuu\ngimiş gibi barlai\nelinde gamaçuu\n\nyazdım habu dürgii\ngeçenın bi yarisi\nne çilveli oynai\nayni hamsi yavrisi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elin Yüzün Yosun",
        "poet": "Bülent Aydınel",
        "poem": "\n\nBir tebessüme binip \nBir buluta koşuyorsun \nSabahlar okyanus \nElin yüzün yosun \nDelikanlı bir tekne \nKımıldıyor sahilde \nÖzgürlük gibi temiz \nAklıma geliyorsun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elinde mi....",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nGül kırılır, gül solar solmamak elinde mi,\nBülbül gülü için feryat eder bu elinde mi,\nŞiirler yazılır sevgiliye, duygu selinde mi,\nGül kırılır, gül solar solmamak elinde mi,\nBülbül gülü için feryat eder bu elinde mi....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elinde ve Kalbinde Olan ile; VATANIMIZA ADANAN BÜYÜKLERİMİZİN GÖLGESİNDE DAİMA İLERİ! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nGÜNEŞTEN MAHRUM KALMAK YOK BİZİM YOLUMUZDA! . EMEĞİNİN IŞIĞINI GÖRÜNCE; GÖLGESİ GÜVEN! .\n\nBEN; MUHTACIM BÜYÜKLERİME! . SEN; MUHTAÇSIN BÜYÜKLERİNE! . BİZ; MUHTACIZ BÜYÜKLERİMİZE! .\nElinde ve Kalbinde Olan ile; VATANIMIZA ADANAN BÜYÜKLERİMİZİN GÖLGESİNDE DAİMA İLERİ! .\nEMEĞİN IŞIĞINI ELİNDE TUTAN, MANEVİ DEĞERLERİMİZİN MİMARI, YÜCE İNSANI TANIYABİLMELİ! .\nEMEĞİNİN IŞIĞI ile; YOLUMUZA AYDINLIĞI VURSUN ve ŞİKAYETSİZ İLERLEYELİM AŞKLARIMIZDA! . \n\n{ Metin Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 21 Ocak 2012 Cumartesi 17:12:33 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elinden",
        "poet": "İhsan Dinibütün",
        "poem": "\n\nElinden su içmek\nNasıl bir duygudur\nYada yemek yemek\nYada ne bilim\nSenin elinden bir şeyler işte\nNe olursa olur belki\nHep sevişecek değiliz ya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elindeki sepetti adamın",
        "poet": "Güven Sabuncuoğlu",
        "poem": "\n\nElindeki sepetti adamın\nBağ bahçe değildi dükkanlar\nBir kaç börek,ince bir ses ve geri dönen yankın\nBoş bakışlar için,dolu bir yüz arayanlar\nBuraya bakın! \n\nElindeki sepetti adamın\nBoş bir gece içinde yarasalar\nÜzülme hep aynıdır,sana döner,seni bulur sanrın\nKaç kurtul şimdi,bırak anlamasın insancıklar\nKadere yakın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elinde Kalır..",
        "poet": "Halil İbrahim Alboğa",
        "poem": "\n\nSırtına vurulsa dünyanın yükü,\nKimse yardım etmez belinde kalır.\nSanırsın mezarda huzurun kökü,\nO da imdat etmez, derinde kalır.\n\nKoca kağnı tek öküzle çekilmez,\nTaşlı tarla sürülmeden ekilmez.\nKuru akla fikir gülü dikilmez,\nBoşuna deneme, elinde kalır.\n\nDert edersin şu uslanmaz zamanı,\nGörüp, görüp bozuk para imanı..\nBulamazsın dost denilen dermanı,\nİçinden geçenler dilinde kalır.\n\nGüneş güle küsmüş, ay karanfile,\nEndişe nafile, tasa nafile..\nGökten koca koca taş yağsa bile,\nGünah köleleri yerinde kalır.\n\nDostundan su umma olsa da saki,\nŞimdi ne hak, hukuk, ne hatır baki! \nGayri dünya ruhen boş bir saha ki; \nPek fazla düşünme, serinde kalır…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elinden Bitsin",
        "poet": "Selçuk Akyüz",
        "poem": "\n\nAzat et, içine hapsettiğin kinini; \nAzat et, elinden salıver gitsin! ..\nVur hançeri durma,\nDurma vur bağrıma! ..\nBitecekse ömrüm, elinden bitsin! ..\n\n                                                  (Van.19.11.2014)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elinden Dad İle Feryat\t",
        "poet": "Ruhsati",
        "poem": "\n\nElinden dad ile feryat\nAman güneş başlım aman\nKara bulut gibi çökmüş\nYaman siyah saçlım aman\n\nSiyah benler katar katar\nBana cevreyleme yeter\nGamzen oku kalbe gider\nAman hilâl kaşlım aman\n\nKara gözler oymak oymak\nOlmaz cemaline doymak\nDudakların balla kaymak\nAman inci dişlim aman\n\nKerem kıl idelim pazar\nAman dokunmasın nazar\nBenim ile küsü gezer\nMercimeği taşlım aman\n\n(Ruhsati)  vasfını yazar\nAklı fikri sende gezer\nGine kimden aldın azar\nAman gözü yaşlım aman.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elinden Tutun Günü",
        "poet": "Tuğrul Tanyol",
        "poem": "\n\nGünü elinden tutuyorum\nÖyle ürkek\nBen tutmasam karanlığa düşecek\nKaranlığa düşecek sevgiler\nKapılarınızı yalnızca nefret çalacak, \n\nAğır ağır yükseliyor bir davulun sağır sesi\nBirer birer düşüyor ağaçlar, orman seyreliyor\nTutun elimden, elimden tutun yoksa\nBu canavar sessizlik, bu yılgınlık, bu ölüm, \n\nSabırsız ayak sesleri ne toplaşıyor, ne dağılıyor\nKararsız külrengi bulutlar, ne zaman yağacak yağmur\nHani nerede yıldırımlar, gökgürültüleri nerede\nYalnızca bu sağır davul\nTenimde ağır ağır\nİşleyen bu hançer, \n\nGünü elinden tutuyorum\nElim alev almış gibi yanıyor\nYanıyor karanlık, kızıl, koyu, et kokusu, kül ve kan\nKentin bacalarından savruluyor durmadan\nDurmadan, altından geçiyor köprülerin\nDurmadan sarıyor kuleleri\nDurmadan sızıyor caddelerden\nBüyüyor, büyüyor, büyüyor\nBu canavar sessizlik, bu çılgınlık, bu ölüm, \n\nBeynimin çıkmaz sokaklarında\nGiderek artıyor çekiç sesleri.\nYankılanıyor kentin alanlarında\nTahtayı tutkuyla kucaklayan çivi, \nYaşam, yükselen darağacının kollarında\nUyuyan bir bebek gibi\nTabutunda sallanıyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elinden Su İçilmez",
        "poet": "Salih Erdem",
        "poem": "\n\nElinden su içilmez\nSevgi vefa biçilmez\nEcel olsan geçilmez\nHayrın kime güzelim\n\nGözün gönül kavurur\nKaşın gurbet devirir\nSözün hasret savurur\nTavrın kime güzelim\n\nTaşa kesmiş döşlerin \nAç bırakır keşlerin\nKanatıyor düşlerin\nCevrin kime güzelim\n\nDoğa sanki hamalın\nBuza keser şimâlin\nDöner gülden cemâlin\nNevrin kime güzelim \n\nGeldin geçer gidersin\nErdemoğlu’n güdersin\nGöne ömür dürersin\nDevrin kime güzelim\n\n16.06.2006 17:40\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eline Sağlık ®",
        "poet": "Hasan Kocamanoğlu",
        "poem": "\n\nPolisler orantısız güç kullanmış, Polisim be eline sağlık\nProvokatörler öğrenci kisveli… Satılık, hem aşağılık! \nOnlar hak istemeye mi geldiler, yoksa dayak atmaya mı? \nPolise sopa indirecekler de, polis armut toplayacak? \n…\nAntakya-091210\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eline Gül Vermeden",
        "poet": "Hasan Çam",
        "poem": "\n\nRüzğarlara bıraktım, sıcaklığımı bu gün\n\nYine sahillerdeyim, martılarla baş başa\n\nNe kadehim var benim, nede paket sigaram\n\nBir sevgilim bile yok, sevgililer gününde\n\n\n\nElimde gül olmadı, başkasına verecek\n\nAnladım ki bu gönül, yalnız seni sevecek\n\nBelki bir daha ömrüm, bu günü görmeyecek\n\nSevgi uçurdum sana, eline gül vermeden \n\n\n\nDalgalarla konuştum, hep yüzüme vurdular\n\nAğladığımı görüp, peş peşe ayrıldılar\n\nBir tesbihim bile yok, yapayalnızım artık\n\nŞimdi, ne dostum kaldı, nede bir can sevenim \n\n\n\nSevenleri kıskandım, gözler sevgi bağlarken\n\nUzanan ellerim boş, buruk kaldı yüreğim\n\nAnlamadın ya beni, aşka hasret yanarken\n\nSevgi uçurdum sana, eline gül vermeden \n\n\n\n03 02  2007\n\nstwehasan@mynet.com\n\nÜmraniye İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eline Sağlık Kader",
        "poet": "Hamit Kalkan",
        "poem": "\n\nAcımadan vurup öldürdün beni\nOh! Eline sağlık kader sende vur.\nBu kaçıncı oldu değilki yeni\nOh! Eline sağlık kader sende vur.\n\nBirkaç kere vurdun yazık demedin.\nİçten yandığımı asla bilmedin.\nÖmürde bir defa olsun gülmedin.\nOh! Eline sağlık kader sende vur.\n\nÇileyle dert, bana acaba hakmı.\nKaçkere vurdular insanlar yokmu.\nHerkes vurdu birde sen vursan çokmu.\nOh! Eline sağlık kader sende vur.\n\nSızlayan yarama doluyor hicran.\nHak'kın alacağı değilmi tek can.\nHaydi vurda:Sana desin ŞÜKRCAN\nOh! Eline sağlık kader sende vur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elini Sallasan Şefe Değiyor",
        "poet": "Ali Dilki",
        "poem": "\n\nBizim işyerinde yönetici çok\nElini sallasan şefe değiyor\nİnan yaptıkları hiç bir işte yok\nElini sallasan şefe değiyor\n\nKimi Ankara'dan almış rütbeyi\nKimisi partiden giymiş cüppeyi\nHangi ordu besler bunca züppeyi\nElini sallasan şefe değiyor\n\nHerkesin var bir yerlerde dayısı\nYiye yiye olmuş kutup ayısı\nGünden güne artıyor hep sayısı\nElini sallasan şefe değiyor\n\nİçlerinde çıksa belki birisi\nBeş kuruş etmiyor bence gerisi\nMerada yayılan koyun sürüsü\nElini sallasan şefe değiyor\n\nAli der ki, beni bu dertler yıkar\nGördüğüm manzara canımı sıkar\nHer köşe başında karşına çıkar\nElini sallasan şefe değiyor\n\n          Bizim ANADOLU\n           28.07.2004 (S.12818)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "ELini mi verdin bayram edersin",
        "poet": "Hasan Karabay",
        "poem": "\n\nGönüllerde ukde yaraya dönmüş\nHuzura mı erdin bayram edersin\nYüreklerde yangın sanma ki sönmüş\nMutluluk mu gördün bayram edersin\n\nSomali perişan, açlık kol gezer\nBir lokma ekmeği taşlarda ezer\nUmutla sahrayı gözün de süzer\nZekatı mı verdin bayram edersin\n\nYağmur yağmaz döner her yer çorağa\nİnsanlar dönmüşler kuru yaprağa\nTeker teker düşer kara toprağa\nHal hatır mı sordun bayram edersin\n\nNefsinin sözüne uydun gezersin\nKibir deryasına dalmış yüzersin\nFakirleri görür dudak büzersin\nELini mi verdin bayram edersin\n\nHasan KARABAY\n29.8.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elini Öperim Memleketim",
        "poet": "Hasan Tahsin Paksoy",
        "poem": "\n\nİçimi kâğıtlara döktüm Belek’te.\nMavinin yeşilin bereket ufkunda.\nŞükranlarım sanadır Türkiye’m.\nBin bir nimet toprağımda iken;\nEle güne muhtaç eyleme Allah’ım.\n\nKarnı tok sırtı pek kardeş;\nMillet sevgi ister, sırtımda hançer mi?\nBüyüttü ikimizi anam ninnilerle.\nKarabulutlara mermi yüklenmiş.\nDua eden anneye mi kardeş.\n\nVatan toprağında bize de gerek mezar.\nElin parası şipşirin mi kardeş.\nBayrağım uzak ülkelerde gölge iken;\nKardeş kardeşe kırdırma Allah’ım.\nPişmanlık ariflerin yoludur.\nAnne kokusu yüreğimde iken;\nSen gel kardeş, özlemlerinle gel.\n\n19.11.2016 Belek Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elinin Dost",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nkırsaydı sözü belde\nelinin terciği dost\nfesleğen koku yelde\nelinin sarsığı dost\n\ngecesine dem dolu\nhüznüne gam yolu\nyüzüne nem solu\nelinin parsığı dost\n\nne söylemem gerekir\ngözümde yaş birikir\nçevresine bakın kir\nelinin yerciği dost\n\nkulağımın dibinde\ndeli gönül cebinde\ndüşte sürer cipinde\nelinin erciği dost\n\nkanadın yeni güne\nbayramında düğüne\ninanma öldüğüne\nelinin ferciği dost\n\ngünaydın dediğine\nkonaydın gediğine\nbanaydın yediğine\nelinin garcığı dost\n150611denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": ",ELiNİ ver SEVGi",
        "poet": "Hacı Timurtaş 1",
        "poem": "\n\nElini ver sevgi...Seninle biraz dolaşalım,\nKin deryalarında kaybolanlara ulaşalım.\nHoşgörü limanına atalım demirleri,\nYunus Emre,Mevlânayı konuşalım.\n\nElini ver sevgi...Seninle efkarımızı bölüşelim,\nSadece gül ekili bir bahçeyi düşünmeyelim,\nBirde tüm çiçeklerin olduğunu düşünelim,\nDin,dil,ırk,renk demeden bütünleşelim.\n\nElini ver sevgi...Tozlu yollara çıkalım,\nÖfke,nefret ve haset duvarlarını yıkalım,\nÇıkar,menfaat ile paslanmış gönüllere,\nSevgi ile bir hıçkırık misali akalım.\n\nElini ver sevgi...Bu neyin kini neyin öfkesi\nGözyaşları bitsin,bitsin silahların sesi,\nAydınlansın,mutsuzluğun zındanları,\nTüm dünya olsun bir sevgi,barış ülkesi...!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elinizi Çekin",
        "poet": "Kazim Öztürk 2",
        "poem": "\n\nBu ülke, bu insanlar bizim,\nBırakın yakalarını,\nEy karanlık güçler,\nGençlerimizden elinizi çekin.\nYeter kullandığınız,\nSırtlarına binip, yönlendirdiğiniz,\nYeter artık karanlık güçler,\nGençlerimizden elinizi çekin.\nAmaç, ilim öğrenmek, aydın olmak,\nCehalete son verip, güzelliği bulmak,\nVatanı kalkındırmak, ileride durmak,\nBıktık sizden karanlık güçler,\nGençlerimizden elinizi çekin.\nSanmayın bu ateş  tek birini yakar,\nDüştüğü zaman acımaz, her birimi yakar,\nGençlere; ahlak öğretin, ilim verin,\nEline silah değil, kalem verin,\nDüşünmeye yöneltin, \nRuhunu yüceltin,\nYeter olduğunuz karanlık güçler,\nGençlerimizden elinizi çekin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elisham a",
        "poet": "Ümit Oğuz",
        "poem": "\n\nsenin yokluğunda duvarlar avuntudur bu gözlere \nbir tabloyu yıllarca çizmiş olan manevi hislere \nsiyahlar çoğunlukta sensiz yaşadığı günlerde \nkırmızı hiç yok bu tablodaki güzlerde \noysa her zaman derlerdi siyah kırmızı bir ahenkte \naklarla bezenmiş tertemiz yüzde \nkalbine dokunamamak sarı saçlar mavi gözlerde \nhissedememek seni teninin pürüzlü izlerinde \ngülümsemene gülememek hayallerimdeki saatlerde \nbir hayal olduğunu kabul edercesine \nkapalı gözlerini açamayacağını anlayacak her geçen günlerde..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elitler Gruplaşması",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nBarış için midir ki \nsavaş her iki tarafı da incitir\nÖyleyse insanlar\nilişkiler içinde yaşam sürdüğü şeylerden\nsevinç ve neşe, özen ve ilgi, hoşgörü ve beğeni, bilgi ve mizah\nelbette üzüntüsünü de verebilir\n\nKendini bu rastlantılarda bulan bir anne oğlunun ölümüne anlamlılık aranıyor, nesi varsa oğlundan yan yana diziyor\nimzası, ilk hecesi, ilk kelimesi, ilk karalaması…\nzevkle kullandığı ilk hediyesinde takılıp kalıyor\nBir fotoğraf makinesi ve tarihleri yazılı fotoğraflar\nBaşlıyor onu çalışmaya, sonra tanıtmaya:\n‘’Bakın oğlum henüz 18 yaşında\nyaşamı kısaydı ama varoluşa özenli’’\nVaroluşunu yaşatmak için yaşamalıyım ben de \narandığı tesellisinde bu başarısıyla annenin\nYaşam felsefesinde duygulandım... Bir Yahudi Anne bu…\n\nYaz\nSadece adını, soyadını yaz\nBiliyorsan yaşını, belki doğuşunu bir türde\nSen de varoluşunu yaz\nBak gör kaç eser çıkarır bir diğeri\nOğlunun eseri işte bugün kaçıncı 18 yaşında! \n\nBir elit grup sadece eserler bırakmaya\nsonra eğiten, denetleyen, yönlendiren\ndaha nice sıralamalara gruplaşmaya benliği sürümle değil \nbirliği denetim özeniyle sanata yücelmeye\nhatta sanatın kendisi oluncaya dek \nbaşarıyı özgünlükte yaşayıp sanata soyunmaya\ngruplaşmaya taşıyarak birliğe yücelmeye yollar açık \nşanslar bol olsun verilerden her birlik, hayırlı ve kutlu olsun\n\nBana da varsın denilsin ki:\nKitaplardan pasajlar okutan \nŞairlere hayranlığını iletmeye yanıp tutuşan,\nanalı, babalı, hem Arapkirli, vatanlı bir şiir sevdalı,\nkadınlığında özenli, evrenliğe yürekli, yüceliklere duyarlı, \namatörce deneyimciliği gözlemlerde geliştirmeye cüretli,\nbu süreçte ama şiir tadında yüreği sevilmeye değerler taşıyan\nve yine değerlere saygıda özenli sadece bir hanımefendi\n\nAnıyorum seni eşsiz önderim. \nEvrenliğe görev bilinci tohumları saçarak \nHuzur bulduğun bu vatan yüreğimde Ruhun Şâd olsun! \n\nElitler birliği bilinci her 10 Kasım' da Atatürk´ün; \n''Yüksel Türk! Senin için yükselmenin hududu yoktur. İşte Parolan budur'' deyişinde bu duyarlığı onurlandıran olsun!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elişi Defteri",
        "poet": "Ceyhun Atuf Kansu",
        "poem": "\n\nMavi elişinden bir deniz yaptım\nYeşil tekneli bir kayık yüzdürdüm\nMaviliği öptüm, denizi öptüm\nYelkenleri rüzgar rüzgar gezdirdim\n\nYeşil elişiler bahçe oldul....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ella Fitzgerald",
        "poet": "Halim Yazıcı",
        "poem": "\n\nsiyah dudaklı bir çift siyah giz\nşarkı söylüyordu ince ayrıntısına\n\nkalın damarlı parmaklarıyla hayatın\ntürküler mırıldanıyordu mızıkasıyla ömrün\n\nmarşlar geziniyordu kirpiklerinde\nardıç ağacı gülüşü örneğin\n\nyakaladığı bağımsızlığıydı ritmin\nyeniden yaratılıyordu çıplak ayaklı tanrılarla\n\nalçakgönüllü bir dîde gizemindeydi sesin\nçoğaldığı gibi vurulup düşen\nafrika'da bir siyahi selin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elkima nın mutlu günü",
        "poet": "Fahrettin Selçik",
        "poem": "\n\nBu gün ELKİMA da  mutlu gün,\nSeminer değil,sanki  düğün,\nHazırlanmış cümle personel,olmuşlar çiçek,\nELKİMA fabrikasında seminer verilecek..\n\nKatılımcı TRAFO hakkında bilgi alacak,\nKullanacağı ürünü daha iyi tanıyacak,\nEğitim ve tanıtımla Elkima keyfi pik yapacak.\nBu seminer Elkima da ne ilk, nede son olacak\n\nKeyiftir,bilgilerini alıcılara vermek,\nBilgeliktir birikimlerini pas etmek,\nEsirgemek,saklamak ise cehalet demek,\nBizim misyonumuz budur,başka söze ne gerek.\n\nELKİMA olmuş, kurumsal firma,\nMarkası iyi anılacak,ürettikçe  daima,\nBütün personeli hedefi lider marka olma,\nDileğimiz,üretici ve kullanıcısı ile iyi olma.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "ELLEMEYİN BENİ BUGÜN! (Düz Yazı)",
        "poet": "Naime Erlaçin",
        "poem": "\n\nŞiir severlerin hoşgörüsüne sığınarak bugün kendimi düzyazı ile ifade etmek istiyorum. Canım yanmış, kalbim kırık ve gerçekten çok üzgünüm. 'Düş Dünyası'ndaki bulutlardan yeryüzüne inme vaktidir bugün....\n\nTürkiye'me bakıyorum bir tepeden. Ve gördüğüm manzara beni sadece mutsuz kılıyor. Bir yerde hata yapmak doğal ve insancadır aslında. Ancak hatalar üstüste gelirse, 'neler oluyor? ' diye de sorarlar adama. Popülasyonun %75'inin beklentiler içinde hayata sarılmış; 30 yaş sınırı altındaki gençlerden oluştuğu bir ülkede neden sürekli hayal kırıklığı ve umutsuzluk veriliyor bu insanlara? \n\nSağlık ve eğitim hizmetlerinde nitelik ve niceliksel açıdan sınıfta kaldığımız apaçık gözleniyor. AB'ye uyum yasaları çerçevesinde, hukuk sisteminde zaten doğru dürüst oturmamış olan taşları tümden yerinden oynatmışız. Ekonomik çalkantı ve krizlerden; iç-dış borç sarmalından; yeterince üretememek, ürettiğini tüketememekden; dengeleri giderek daha da hızla bozan adaletsiz gelir dağılımından; hantal bürokrasi tarafından yaratılan hizmet sorunlarından; hamaset söylemleri ile ülke yönetmeyi hayal eden anlayışlardan ve sonuçta namerde muhtaç olmaktan başını alamıyor Türkiye'm....\n\nOlumsuzluklar üstüste geliyor. Yıllardır milli davamız diyerek bağrımıza bastığımız ama yanlış politikalar sonucunda ne ona ne de kendimize pek yarar sağlayamadığımız Kıbrıs, ne yazık ki diplomatik beceriksizlikler yüzünden elimizden kayıp gidiyor. Avrupa Birliği kapıları yüzümüze kapanıyor. Dış siyaset deneyimsizlikleri sayesinde Kuzey Irak'da edinilmiş hak ve pozisyonlarımızı yitiriyor ve hepsinden önemlisi, yepyeni bir dünya kurulurken 'masa'dan dışlanmakla kalmayıp düpedüz aşağılanıyoruz da. Bir milyar dolar için boynumuza yular takmaya çalışıyorlar artık! Öyle bir noktaya geliyoruz ki, oldukça geniş bir coğrafyada yedi düvele dağılmış ve her türlü zorluğa rağmen Türklük'le bağlantısını yüzyıllardır canlı tutma gayreti içinde olan; birkaç milyarı bulan sayılarıyla Türkçe konuşan Türk veya kendisini Türk addeden nüfusun da umutları bizimle birlikte dağılıp yok oluyor. Peki sonuç nedir? Yalnızca bedeller, bedeller ve yine bedeller....Kısaca kötü yönetiliyor, hemen her alanda verimsiz çalışıyor ve nihayetinde kocaman faturalar ödüyoruz. Oyun dışında kalıp sürekli cezalandırılmanın bedellerini ödüyoruz. O da yetmiyor, şu sıralar geçim kavgasına düşmüş olan gençlerin çocuklarına ve torunlarına geliyor sıra. \n\nYAZIKTIR! ... Yazık oluyor, ülkeme ve insanıma! \n\nSözlerimin hiç bir ideolojik çerçevede algılanmasını arzulamadığım gibi konuyu yalnızca bir tür aydın sorumluluğu içinde değerlendirmediğimi de bilmenizi isterim. Böylesi bir yaklaşım, bir anlamda görevleri basite indirgemek ve hatta işin kolayına kaçmak olurdu. Sorunları kavrama ve çözüm arayışlarının her şeyden önce ayırım yapmaksızın hepimizin insani görevi olduğunu düşünüyorum. Zengin doğal kaynaklara sahip; akıllara durgunluk verecek çeşitlilikte tarihsel bir birikim üzerinde kurulu; geçen yüzyılda dünyaya ender gelmiş bir büyük lider tarafından yapılanıp çatılanmış; üretimi kökünden kucaklayıp zirvelere taşıma beceri ve kapasitesiyle koşarak, gümbür gümbür gelen bu çok genç nüfuslu ülke için her bir bireyin 'ben ne yapabilirim? ' diye sorması gerektiğine inanıyorum....\n\nKüçülmek, dışlanmak ve içe kapanmak olmamalı bizim kaderimiz! \n\nİçimdeki sanatçı bugünlük sustu arkadaşlar. Bambaşka bir kimlikle, yıllardır hamurumu karıp beni ben yapmış olan Türkiye adına acı çeken İNSAN olarak konuşuyorum şimdi. Üzgünüm dostlar, kederliyim.\n\nEllemeyin beni bugün, ne olur! \n\n(17 Nisan 2003)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elle tutulmaz",
        "poet": "Manoli Aksiyotis",
        "poem": "\n\nSöyle ne istersin daha benden\nVerdiklerim vermediklerimden az\nNesnelerin dünyası bu kaybolduğumuz\n\nEllerini dokunmasan olmaz\nKonuşmayalım öyleyse....\n\nZaten kelimeler elle tutulmaz\nYoksulluk kelimedir tutamazsın elinde\nÖyle olduğundanmıdır nedir\nGeçmez eline bir şeyde; \nVe,\nSevemeyiz dokunmadığımız şeyleri\nEn azından benim diyemeyiz.\nSus öyleyse elleri dolu  zavallı\nKaybetmiş olmazsın elinde olmayanı\nŞanslısın o zaman eğer böyleyse geniş dünyan\nYokluğu yaşarım  sessizce elimde tutmadan\nAma; \nDolar yüreğim inceden bir şeyle\nSeninde tanıdığın bir zaman\nVe; \nSonsuz açılır kapılar yüreğime dolan\nElimle tutmadığım....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eller",
        "poet": "Metin Köse",
        "poem": "\n\nEllerim beynimde birer daktilo\nDuyular ruhuma sanki pencere\nKaşlarda çatılır düşünen beyin\nVe bir yürek ağlar fonunda neyin\n\nAnkara\t\t\t\t \n\n(2 haziran 2004)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eller bayram yapıyor",
        "poet": "Mehmet Erbay",
        "poem": "\n\nEller bayram yapıyor\nEller bayram yapıyor,\nGönlüm kan ağlıyor.\nBenim bayramım sendin; \nSen yanımda olmayınca,\nBayram bana gelmesin.\n\nBaşım önümde sahilde geziyorum,\nKalem elimde şiirler yazıyorum,\nBen nerde hata yaptım diye,\nGecelerce kendi kendime soruyorum.\n\nEller bayram yapıyor,\nHerkes sevdiğinin yanında,\nBenim sevdiğim uzaklarda,\nBir düş gibi aklımda,\nBir söz gibi dilimde.\n\nEller bayram yapıyor; \nGönlüm kan ağlıyor.\n\n25.12.2000\nORDU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eller Bilmesin...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nKâlbindeki derdini eller bilmesin,\nİsterse talihin bir gün gülmesin,\nKader inat etsin yola gelmesin,\nKâlbindeki derdini eller bilmesin.\n\nHep uzaklara bak sevdim diyerek,\nKader kısmet deyip boyun eyerek,\nKarşılıksız sevdadan hüküm giyerek,\nKâlbindeki derdini eller bilmesin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eller Bana Düşman Oldu",
        "poet": "Şevki Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nAhde vefa kavli kıldım\nKollar bana düşman oldu\nGurbet elde hasret kaldım\nYıllar bana düşman oldu\n\nSözümü söyledim doğru\nİşimi eyledim doğru\nYükümü payladım doğru\nYollar bana düşman oldu\n\nSeslenince koşup gelen\nDoğru bilir beni bilen\nKonuşunca bilmem yalan\nDiller bana düşman oldu\n\nBahar, yazda hem kış hem güz\nHizmet yaptım ağardı yüz\nTaşkın sular etti dümdüz\nSeller bana düşman oldu\n\nSusuzlara oldum nehir\nSuyuma kattılar zehir\nÇok dolaştım şehir şehir\nİller bana düşman oldu\n\nYakınlarım, özde gardaş\nDüşündüm ki olur sırdaş\nDost, arkadaş attılar daş\nDallar bana düşman oldu\n\nÇobanoğlu kızar bazan\nSöz bitmez usanmaz ozan\nDertler kitabını yazan\nEller bana düşman oldu\n\n(23.09.2004)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eller Gibi Seni Ben",
        "poet": "Cumali Karataş",
        "poem": "\n\nEller gibi seni ben çılgıncasına sevsem. \nFerhat gibi dağları aşkın gücüyle delsem.\nGüler misin halime, iftihar mı edersin? \nEl açıp, af dileyip, senden ben aşk dilensem.\n\n*(1995/1996 Yıllarında T.R.T.-T.S.M. güfte denetiminden geçmiştir.) \n*(Sevda/Şiir/Cumali Karataş/Gramofon Kitaplığı/Aralık 2002/48 sayfa)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellediler Bellediler",
        "poet": "Cuma Soylu",
        "poem": "\n\nELEDİLER BELEDİLER\n***************************\nElediler belediler taşa dilek dilediler\nÖmür geçti taştan medet görmediler\nİnsan olanın kıblesi kabe bilmediler\nDoğru yol dersen ilim cennet sana\n****************************************\nOkusan dört kitapta seksen bin ayet\nKelam haktır yazana edelim hümet \nÖrf adet bizde saygı sevgidit marifet\nDoğru yol dersen ilim cennet sana\n****************************************\nDünyada yaşayan yetmiş iki millet\nHak övmüş yaratmış vermiş kispet\nBildikleri sadece İsa Musa Muhammet\nDoğru yol dersen ilim cennet sana\n******************************************\nSoylu asırlardır senlik benlik kavgası\nKehnatı yerin gögün sahibi açık kapı\nAy yıldız güneş aydınlatır bu dünyayı\nDoğru yol dersen ilim cennet sana\n******************************\nHalk Şairi Cuma Soylu.08.11.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eller gider oldu aya",
        "poet": "Umut Suci",
        "poem": "\n\nEller  gider  oldu  aya\nYatma  kardeş  yatma  yatma\nBiz  ise  kalmışız  yaya\nEtme  kardeş  etme  etme\n\nKıskanma  senden  üstünü\nBana  yaklaş  ver  destini\nMenfaat  için  dostunu\nSatma  kardaş  satma  satma\n\nUmut  sevmez  zülümleri\nBiraz  dinle  alimleri\nKucak  açıp  zalimleri\nTutma  kardeş  tutma  tutma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elle Gelen Düğün Bayram",
        "poet": "Kemal Tekir",
        "poem": "\n\nDeğer vermem para pula,\nZarar vermem sağa sola.\nSırrım vermem uluorta,\nDüşmem asla kötü yola.\n\nDolambaçlı yola sapmam,\nDoğru bildiğimden şaşmam.\nTedbiri elden bırakmam,\nElle gelen düğün bayram.\n\nYalan söze kulak asmam,\nHarama dönüp te bakmam.\nHaksızlığa boyun eğmem,\nDoğru bildiğimden dönmem.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eller Kelepçeli** (Zulüm Çarkı)  -ŞARKI",
        "poet": "Fatih Demir",
        "poem": "\n\nfont size='3' face='Comic Sans MS' color='black'**\n\nsizinde hatırladığı gibi Zulüm Çarkı isimli şiirimin 2 kıtası sanatcı ALPER tarafından bestelenmiştir....  Kendisine ve emeği geçen tüm dostlara teşekkür ederim saygı ve sevgilerimi sunuyorum FATİH DEMİR\n\nKurşunlar sel olup Kudüs`e aksa, \nYıldırımlar düşse, putları yaksa. \nDüşmanın elinde Mescid-il Aksa, \nOnu kurtarmaya yürek gerekir, \n\n\nEller kelepçeli, yürekler paslı! \nÇeçenler yaralı, Afganlar yaslı! \nRusların elinde yiğit Kafkaslı, \nYa İmam Şamil, ya da Murat gerekir, \n\nSöz - Müzik: Fatih DEMİR\nOkuyan Sanatcı: Alper KIŞ\nYapım: Marmara Müzik\nAlbüm Adı: Yemin\nYapım Yılı: Eylül 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eller Sarmasın",
        "poet": "Yakup Onat",
        "poem": "\n\nEller sarmasın incicikten belin\nLale sümbül taktığım zülüflerin\nİlle de sen desin dillerim.\nFani ömrün tekleyip viranhaneye döndüğü gün baş ucumda umudum,adağımsın.\n                                            12.12.2012\n                                            Çarşamba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellere Düş",
        "poet": "İbrahim Erkal",
        "poem": "\n\nBu kaçıncı terkedişin\nBu kaçıncı geri dönüşün\nKendini ne sanıyorsun\nBu konuyu çok iyi düşün\n\nHer gidişin dönüşünde\nBeni hazır buluyorsun\nSabrın da bir sonu vardır\nHiç hesaba katmıyorsun\n\nHep ben yedek, hep ben yedek\nArtık bu iş sürmeyecek\n\nEllere düş, hadi dillere düş\nHadi git de yabacı gönüllere düş\nİnan en kolay şey kaçıp gitmek\nMümkün olmayacak sana geri dönüş\n\nSenin gibi yoktur sanma\nBöyle bir duyguya kanma\nÖyle bir git, öyle bir git\nBir daha da asla dönme\n\nTöleranslar bitti artık\nYalanların sonu geldi\nEttiklerin yetti artık\nSana olan sevgim öldü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eller Her Zaman Devşirir",
        "poet": "Ahmet Yozgat",
        "poem": "\n\n1/:\nEller, kimi zaman\nZaman devşirir.\nKimi zaman\nAman devşirir.\nAma eller, her zaman\nYaman devşirir...\n2/:\nEller durmaz hiçbir zaman, \nKimi zaman\nTakvimlerde zaman devşirir.\nKimi zaman\nCephelerde aman devşirir.\nAma yürekler, her zaman\nKocaman sevda devşirir...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eller Soldurur...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nGülü koklamaya kıyamazsın, eller soldurur,\nSevgiyle dolu kâlbini, elem keder doldurur,\nGözlerine bakar gider saçın başın yoldurur,\nGülü koklamaya kıyamazsın, eller soldurur,\nSevgiyle dolu kâlbini, elem keder doldurur...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elleri Koynunda; Kınalı Gelin",
        "poet": "Mustafa Suna",
        "poem": "\n\n\nYüce dağ başında yanar bir ışık. (Anonim)     \nYâri gördüm, oldu aklım dolaşık.\nEline almış da, bir tahta kaşık.\nElleri koynunda, kınalı gelin.\n\nYüce dağ başına ekin ekmişler.\nMâh’ın öldü diye teller çekmişler.\nGelir diye yollarıma bakmışlar.\nElleri koynunda kınalı gelin.\n\nYüce dağ başında, kınalı kuzum.\nSana söyleyecek, yoktur bir sözüm.\nSenden başkasını, görmedi gözüm.\nElleri koynunda kınalı gelin.\nDALLI MUSTAFA\n\n\n\n\n \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elleri mor kadın",
        "poet": "Ömer Faruk Çakır",
        "poem": "\n\nMor elleri vardı kadının\nDoğuştan değil, soğuktan\n\nGözleri buğulanırdı,\nKalbin aynası diye\nBelli! sıcaktı kalbi\nİnce yüzlü, yanakları çökük\nBaşı hep dik\n\nİnce dudakları kımıl kımıl\nHep birşeyler susar gibi(!)\n\nBeyaz saçları vardı kadının\n'Her kış beyaz olur ya sokaklar,\nömrümüzün kışındayız oğul'\nSaçlarından çığ düşerdi yüreğime\nAniden susardım(!)   (yine gel oğul)\n\nBir kadın, yüzü ellerinin renginde\nArtık susmuyor(!)\n\n'Geldim elleri mor kadın'\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellere Karı Olmak Ne Ağır İştir",
        "poet": "Ali Kılıç Kakiz",
        "poem": "\n\nCinsel iktidarlık evlilikte yuvanın betonudur.Hadımlık insanlık şerefine vurulmuş acı bir silledir. Erkekler parayla kadınlar modayla övünürler.Kadın 45 yaşında ana halinde kesilir. Kadın  ay başında kesilince kısmende huysuzlaşır. Kırk yaş sonrası bu tür haller fazla miktarda görülür. Kadının rahmine yumurta gelmemesi demek, kadının meyve vermemesi demektir. Artık bu toprağın çoraklaşması demektir. Bunu bilen kadın zaman zaman huysuzlaşır, lüzumsuz şeylerden dolayı  kocasıyla kavga eder. Birde kadının kanburuna sigara binerse işte bu kadının küçük kıyameti koptu demektir.\n      Kadında ki yaşlanma şelâledeki  akan su gibidir. Erkekteki yaşlanma düz akan ırmak gibidir.\nSigara en çok kadına zararlıdır. sinirlendikçe sigaraya yüklenir. Sigara hem sinir sistemini tahrip etmekte ve hemde kanın katılaşmasına sebep olmaktadır. Sigaranın evlilik hayatında bir mayın olduğunu unutmamak lazımdır. Sigara kan devranını zayıflatır. Kan devranının zayıf olması cinsel gücün zayıf olmasına yol açmaktadır. Bazı hayvanlar eşlerini kıskanmazlar. Domuz eşini kıskanmaz neden sebebini açıklıyayım. Domuzdaki tirişinler canlıdır.Her canlı gıdaya muhtaçtır. Onlarda diğer mikroplar gibi yerler. Bu tirişinler domuzun üreme organına yerleşir  orada domuzun menisini yerler. Bunun için domuzda meni ifrazatı çok zayıftır. Bu yüzden erkek domuz dişi için kavgaya girmez. Bu kurtlar sulp kemiğine  yerleşerek insanın menisini yerler.Domuz eti yiyen erkeklerde cinsi iktidar  çok zayıftır.Avrupa da bunun örneklerini her gün okumakta ve duymaktayız. Sigara burada illet bakımında  domuz etiyle birleşmektedir.İşte cinsi iktidarları zayıf olanların halleri meydanda.Gece mutlu olmayan kadın gündüz erkeğini perişan eder. \n      Sigara ve daha bir çok nedenler, kadını ve erkeği ihtiyarlatmakta ve organların cinsi gücünü yok etmektedir. Aile yuvalarının devamında cinsel iktidarın fonksiyonu inkar edilmeyecek kadar açıktır. \n      Tütün cephede askeri, evde kadını çürütmüştür. Toplumun  ustası kadındır.Usta  çürüyünce  onun doğurduklarının çürümesi hayda hayda kolaydır.Çocuğa ruhu veren Allah, onu filizlendiren anadır. Tıpkı bir bahçıvan gibi. Bahçıvansız bir bağ neyse anasız bir toplumda odur. Hele bu çürüme tepe noktalarda olursa felâket ne yaman gelir.\n      Anadolu kadını tarih boyunca, işte güçte bir erkek gibi çalıştı. Bir eliyle çocuğunun kundağını salladı. Diğer bir eliyle de haftalardır  su yüzü görmemiş saçlarını yıkadı. Öküz öldü tapana koşuldu.Toplumun çilesini çeken sıkıntısını yüklenen  bir varlıktır kadın. Her kız  gelin olmak için doğar. Her gelin de  ana olmak için bekler. \n      Analık o derece yüce makamdır ki, Allah sırf ana olduğu için, vahyetmiştir Hz. Musa’nın anasına, \n'Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil'e)      bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız' diye ilham ettik. 28/7\nHz. Meryem’in  anasına ve Hz. İsa’nın anasına. Dahası var, Cennet annelerin ayağı altına serilmiştir. Sanki  O, cennet için yaratılmıştır.\n     İslâm nazarında kadın, şefkat, merhamet, saygı duyulması ve nezaket gösterilmesi gereken bir varlıktır. Peygamberimiz(s.a.v) , kadınların narin, nazik ve kibar olduklarına işaretle onların hiç kırılmaması ve incitilmemesi gerektiğini tavsiye etmişlerdir. 'Cennet anaların ayakları altındadır.' Buyurmuşlardır.\nOnun olmadığı Cennet neye yarar. Cennette her erkeğin  mutlaka  bir dünya hatunu vardır. Orada  onsuz bir erkek  yoktur.Öyleyse ne kadar Cennette erkek varsa o kadarda  kadın vardır. \n    Cennet aslında kadınların ayağı altında. Neden derseniz evdeki huzurunuz, mutluluğunuz onların yaşam sevinciyle çok yakından ilgili. Kız çocuklarınızın,kadınların yaşama sevincini öldürmeyin. Onların dudaklarındaki gülümseme sizin mutluluğunuz ve servetiniz demektir.\n     Analık kolay değildir.Kadın ana olduğunun ilk ayında başlar sıkıntısı.Mide bulantıları, baş dönmeleri, iştahsızlık, ve zafiyet.Yük ağırlaştıkça anne zaafa uğrar  9 ay  her şeyi değişecek. Hamile anne, sonra ölümlere denk açılarla  çocuğunu doğuracak. Bir diğer sıkıntılı dönem başlayacak, 9 ay karnında beslediği yetmiyormuş gibi, şimdide başka zahmetler.Günde en az 4 defa emzirilmesi, 2 defa altının  pisliğinin alınması, gece uykularının bölünmesi bu iş  iki yıl sürüp gidecek. Dil kolay söylüyor 9 ay hamilelik, iki yıl emzirmek, altını temizlemek, çamaşırlarını yıkamak, düşmesine kalkmasına bakmak, bu külfetler yetmiyormuş gibi ek olarak ta, kocanın  yaralarından  akan  irini yalamak, ama yinede  kocasının hakkını ödeyememek.  Ne ağır iştir bu ellere  karı olmak.\n    İstediği kadar doğuracaksın, burnundan akan sümükleri yalayacaksın, gel dediği  zaman devenin sırtında da bile olsan inip efendinin arzuyu şahanelerini  yerine getireceksin. Sonunda  Cennet kapısına gelince  duracaksın. Ha işin burası müşkül, kocası evet derse Cennet var, yook kocası hayır derse, yandı keten helvası. Çocuk doğuran O,  dövülen O, küfürden nasibini alan O, Neticede Cehenneme giden de yine O.\n      Erkek kadına karşı gücünü hırçın kullanmasın diye İslâm bir çok ölçüler getirmiştir.\nVeda hutbesinde Allah’ın Resulü s.a.v. Buyurdular ki: ‘…Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir….’\n       Sevgi gözde ısınır, dudakta mayalanır, gönülde filizlenir. Sigaranın dumanıyla gözünün rengi bozulan, nikotiniyle dudağı zehir gibi olan bir kocanın  sevgisi hanımın gölünde nasıl filizlenir? Gönlünde sevgi bulunmayan bir kadının etine sahip olmak ne mana ifade eder? Eti onun fakat gönlünde başkaları taht kurmuş kadın, hakikatte onun mudur? \n      Hanım kocasına: Ya sigara, ya ben derse ne yaparsınız?  Şimdi size soruyorum ehli duhan? \nHanginizin hanımı sizin sigara içtiğinize razıdır? Hanımlarınızın sevmediği bir şeyi günde  20-40 defa tekrarladığınızda onlardan candan sevgi nasıl bekleyeceksiniz? \n      Dudak tatlılıklarının  ve acılıkların duyulduğu yerdir.En güzel sözler, en acı lâflar oradan çıkar, bir pınar gibi dökülür. Mutluluğun başladığı, ve bittiği yerdir. Dudaklar, sevenlerin ilk hediyesidir öpücük, işte onlar dudakların meyvesidir. \n         Sigara evvela erkeğin  dudakta işini bitirir.sonra cinsel gücünü yok ederek yatakta tuş ettirir. Cinsel iktidarını kaybettin mi oldun caput. Aile yuvasının yıkılmasında sigara ve içki  bir dinamite benzer. Şöyle denile bilinir bu kadar sigara içen var  kaç kişi karısından ayrıldı? Sen gel de o soruyu hayatın yükünü çeken kadına sor. Ayrılsın da ne yapsın? İş yok güç yok.Baba kızının adını anmaz, kardeş baba evine sokmaz. Peki bu kadın ne yapacak? Benim kadınım benden hiçbir hak iddia edemez, benim gibi kocayı  dünyayı tırmıklasa  bile bulamaz. Demesi kolay. Nasıl olsa  dünyada günah tartan  bir terazi yoktur. Ama Ahirette toz zerreleri  bile tartılacaktır. \n     Günde bir paket sigara içen tiryaki 30 yıl sonra 219 000 sigara içmiştir. Yani karısına 219 000 defa  zehir koklatmıştır. Kadının temiz havasını 219 000 defa kirletmiştir. 219 000 defa sigaraya değen dudakta  zevk ne arar?  Sigara hem belde, hem de dilde cinselliği  öldürmektedir. İnsandaki duygu, his, aklı bastırır.Yığın yığın stresler, kirli hava, alkolizm, uyuşturucu ve sigara günümüz insanını bitirmiştir.\n\nKaynaklar:\n…………………………….\nKur’an-ı K. A’raf sur:28, Hadisler Kütübü sitte, Büyük günahlar,Üç B. B. Nuri Yazar Celal Yıdırım,Cinsi Bilgiler kitabı,Yuhannes Kunzle.\n\nBrüksel 2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elleri Gül Kokulu 'Ana'-",
        "poet": "Umut Gül",
        "poem": "\n\n\n\n\n\nSende hayat buldu mucize çiçeğim\nSenin bahçende yetişti narin kelebeğim\nve ellerinde büyüdü mor sümbülüm \n\nSen masmavi baksaydın bana bahar gözlerinle\nSarsaydın bağrına “oğul” deyip, Karadeniz gibi\nBende sarılıp boynuna anam diye \nÖpebilseydim bir kez gül kokulu ellerini\n\nNasıl öderim bilmem ki sana minnet borcumu\nSenden almış mucizem (!)       cennet gülüşünü\nSen rahat ol anam düşünme  nergis çiçeğini\nCanımdan aziz bilirim emanetini.\n\n10 Mayıs 2009\n\n'Tüm Annelerin,Anneler Günü Kutlu Olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eller yahşî ben yaman, Eller buğday ben saman. Şah-ı Nakşibendî",
        "poet": "Mehmet Çiftci",
        "poem": "\n\nVazgeç başkasında suç aramaktan\nSen kendine bak ta günahkârı gör.\nUzak dur herkeste hal taramaktan\nKendine, yaptığın günahları sor.\n\nSana ne âlemin suçu günahı\nKaç kez karşıladın suçsuz sabahı\nKendi nefsin sana günah dergâhı\nZihnini, günahın affı için yor.\n\nHerkeste ararken bir günah, hata\nSû-i zan günahı etti ihata\nKendine gel binmeden tahta ata\nFarkında mısın sen zaman geçiyor.\n\nEhl-i gaflet oldun uyan ey nefis\nTevbe kapısına dayan ey nefis\nKendini ölümsüz sayan ey nefis\nAkranların teker teker göçüyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elleri öpülesi",
        "poet": "Üzeyir Aydın",
        "poem": "\n\nElleri Öpülesi\n\nKendini benliğini dışlamış, yüzünde umutsuzluk \nBirileri mutlu memnun olsun, onun ki yoksulluk\nGüler içi ağlar ama maskeli, onun ki sorumluluk\nHayat onlar için araçtır, aile bir öğün doyumluktur\n\nKendileri kendilerine ait olamazlar, köksüz ağaç misali\nAkıp giderler bir türlü dolduramazlar, dipsiz kuyu misali\nUçup giderler bir türlü inemezler,  tavuz kuşu misali\nHayat onlar için amaçtır, hizmet bir ömür doyumluktur\n\nBir bitirmemişlik duygusu taşırlar, içlerinde her zaman\nBitirdiklerinde huzur bulurlar,  sonucunda her zaman\nOradan oraya sürüklenirler, amaç aynıdır her zaman\nHayat onlar için okutmaktır, evi barkı unutmaktır\n\nCebirin Defteri; 08.Ekim.2010; Altıntaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elleri nasırlı çocuk yüzlü adam!",
        "poet": "Mutlu Ayar",
        "poem": "\n\nÖzler tenin tenini tensizim, / gözler benim\nbilirim Londra’daki Çin lokantası kadar uzaktır bana \nellerin ve bir kedi gibi devamlı kaçar benden \nkovalıyormuşum gibi \ngözlerin! \n\nHiç gidemeyeceğim bir şehirsin sen / özlem benim\nki gittiğinde yağmur vardı karanlık asfaltlarında\nsu akardı mazgallardan şehrin altına bir papatya sızar ve\ntek yaprağını dışarıda bırakarak düşer\nkaranlıklara! \n\nYaşamak ağır, yaşamak sensiz, / sensizlik benim\nateş olmayan bir anda sigara isteği, çaresizdir \nüzerime yapışan çamuru temizlemek \nsusuzlukta daha çok diş geçirmektir \nçatlak dudağa \nsensizlik alışmaktır gürül gürül \ndereler akan çayırda\nkuraklığa! \n\nKapatma kapıları deprem olur kuytularımda bilemezsin\nçocuk yüzlü bir adamım hayallerim nasırlaşır / umutlar benim \ndikenler batar kasıklarıma, sakallarım yosunlaşır gel\nyalvarmak huyum değil, gurur değil, \nyokluğunda kamburlaşır belim \nbenim sevgim! sevgim benim \ngurur senin! \n\n23.o7.o4 / 16:15\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elleri Vardır Kaderin",
        "poet": "Fatih Ka",
        "poem": "\n\nKaderin elleri ne şekildir bilinmez\nBilinmez nasıl bağlar gerdana yaftaları\n…\nYürümek başkadır sırtında gurub varken\nSen kimsin\nOnlar kimdir bilinmez\nHeyhat sonu vardır bu yolun\nNe zamandır\nNe mekanda bilinmez\nMedet çığlıkları ulaktır bin mateme\nBilinmez\n…\nElleri vardır kaderin\n…\nBulutlar her zaman sürme renkli değildir\nBeyazı\nKızılı bilirsin elbet sen de\nVe sen de bilirsin ki kızıl\nEn dokunaklısıdır\nZaman\nSen\nHayat\nDaha da dokunaklısındır\n…\nElleri vardır kaderin\n…\nDağlar da bilir figanları\nEn delisi türkülerin \nDağlardadır\nDağlar da yalnızdır aslında\nEn acısı ağıtların oralarda söylenir\nVe sükutun\nVe yaşamın kalbi dağlar\nVe sen de bilirsin ki \nDağlar da dağlanır\n…\nElleri vardır kaderin\n…\nBulutların saçlarına dokunur\nDağların saçlarına dokunur\nSenin saçlarına dokunur\nBenim saçlarıma dokunur\n…\nElleri vardır kaderin\n…\nDokunur \n\n                             Kahramanmaraş, 30 Ağustos 2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerim..!",
        "poet": "Mehmet Göden",
        "poem": "\n\nEllerim bende değil,ben kendimde,\nAğlıyorken yüz örtmeye yarasın,\nUtancımı değil,beklerimki,\nÇaresizken bir ayıbı kapasın.\n\nAh şu eller! ne etmezki? \nİyilik, kötülük,zarar,ziyan,\nBir kendine bakmazki! \nİşleri var akla ziyan.\n\nAğustos2006 Berlin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerim Afrika",
        "poet": "Ümit İşlek",
        "poem": "\n\nMutluluğa susamış bir çocuğum\nOn beşlik sevdam kanar ellerimde\nBir düş kuruyorum dere kenarlarında\nBalıklar masmavi, ellerim Afrika\nYalnızlık tutunmuş kirpiklerime,\nMutsuzluk yalnızlığın üvey annesi\nDişlerim de dağılan bu soğuk sözler\nHangi bilincin altında ezildi kim bilir\nYağmur yağmıyorsa sevgilim; mutsuzumdur\nTütün gören bütün kıtalarda \nSeni boyuna seviyorum\nAynı bardaktan su içsek, sanki\nAkan kanlar duracak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerim Mor",
        "poet": "Nevin Akbulut",
        "poem": "\n\nEllerim mosmor\nDamarlarından geçen ilacın peşinde hala\nYakalama derdinde\nCanını yakan her şeyin yakasına yapışıp hesap soracak kadar sinirli ellerim\n\nSinirli mor renginde, biraz aç, susuz, kuru biraz ellerimin dudakları\nBiraz susmuş, susamış, yalnız\nYılların susamışlığı var derinin üzerindeki tabakada\nGergin derisi, sinirli\nYapamadığı şeyler için sabırsız\nVe yalnız, ellerim hep yalnız\n\nİçini gösteren şeffaf bir türkü ellerim\nParmaklarındaki şekilden okuyabilirsiniz düşündüklerini\nVe düşünemediklerini anlarsınız morluğundan\nTanırsınız ellerimi\n\nEllerim en çok ellerinin sıcaklığından yoksun\nSinirli, mor\nBazen haberi olmadan üşüyor\nBazen bu üşüme ikisine de bulaşıyor\nSıtma tutuyor ellerimin sırtını\nÜşümek az geliyor, titremek varken\n\nYeterli olur mu donmak için titremek\nYoksa bir mor rengi mi açıklar her şeyi\nEllerimin katilini mesela\nDiyemediklerini, yapamadıklarını açıklar mı mor rengi\n\nEllerimin moru\nHerhangi bir imitasyonun varlığı bile kapatacak gibi görünmüyor\nBelirgin bir renk üzerinde elbise gibi\nMor rengi bana sevdirmeye çalışan ellerim, sevimli\nSevilirken daha bir sevimli, sıcak\nSevilmedikçe yalnız ve dokunmadıkça sevimsiz\n\nEllerim hiçbir ele değmemiş kadar soğuk gittiğinden beri\nGelsen sevinç\nGelirsen sıcaklık, gelirsen soba düşleri\nSabahların bitmez güneşli günleri\nAvuçların bayram yeri\n\nBeklerken ilk günkü kadar sabırsız ellerim\nEllerinin karşısında ilk günkü kadar şaşırmış ve heyecanlı\nBir çift güvercin ellerim tüm morluklarıyla\n\nEllerim gecenin ortasında ortada kalmış gibi yalnız\nBayram yeri yangın yeri şimdi\nTüm yangınların içinde buz gibi ellerim\nGece mor\nEllerim daha mor\n\nHiçbir eyleme gidemeyecek kadar yorgun ellerim\nUslu iki çocuk\nTakati kalmamış düşlerinin\nÜzerindeki mor elbiseden haberi yok\nHesap sormayı çoktan unutmuş\n\nEllerim unutkan\nEl değmemiş gibi ellerim\n\n(İki Mayıs İki Bin On Üç 13 00)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerim olmasa oktay avcı",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nEllerim olmasa, \nah ellerim olmasa\nİşsizlere iş topluyorum\nKimde ne varsa versin\nAçlara ekmek \nDurun atmayın çöplere\nBeğenmediğiniz ne varsa avuçlarıma koyun\nUtandırmayın beni\nAğırıma gidiyor çöpleri karıştırmak\nHadi kirlenmesi önemli değil\nGözlerim olmasa, \nah gözlerim olmasa\nDoymak bilmeyen şu aç gözlerim \nBırakın fazla neyiniz varsa dünyaya yaşarken\nGömmeyin toprağa, yaşamın içinde kalsın güzellikler\nBir yetimi güldürün\nBir öksüzü\nBir öğrenciyi\nBir beni sevindirin\nTanrı sizi gökyüzünde ağırlayacak\nYıldızlara karşı uçurun kendinizi\nSırlarım olmasa, \nah sırlarım\nŞu banka hesapları beni şımartmasa\nOlanlar olmayanlara versin\nOlmayanlar da hepsini almasın\nAh ellerim olmasa\nDaha çok iş\nDaha çok ekmek\nDaha çok okul toplardım\nDaha çok eğitim\nEn çok kazandıran yatırımı yapmak isterim ülkeme\nSevgiye ve eğitime\nBire milyon katsın diye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerim’de Tutsana Anne...",
        "poet": "Hüseyin Yanmaz",
        "poem": "\n\nanne bak yine bulut geçti\ngökyüzünde\nküskünmüş bulutlar yerdeki toprağa\nyağmayacakmış bugün yağmur\nellerim de tutsana anne.\n\nbugün hava çok sıcak\nuçurtma yapalım mı anne\nbak yine acı çile ızdırap büyüttüm içimde\nhasreti özlemi çiziyorum gölgemin üstünde\nkavuşmak uğruna herkes masallar yazarken\nben seni özlüyorum anne.\n\nbak şimdi yadırgadım\ngökyüzünü\nbugün hava çok sıcak\nçamurdan adam yapalım mı anne.\n\nhadi tut ellerim de bırakma beni\nbir bilsen anne içimde neler biriktirdim\nbazen umut\nbazen özlem\nbazen hasret\nhep karıştırdım bir birine anne.\n\nöyle çok ağladım ki\nsensizliğime\nkan damladı iki gözlerimde\nben yine seni özledim.\n\nbugün hava çok sıcak\nel ele tutuşup yürüyelim mi anne.\nruyalarım gerçek olsun hadi uyandır beni rüyamda anne.\n\nbugün anneler günüymüş nasılda herkes mutlu\nhadi uzat elini öpeyim anne\nnasılda çok özledim seni\nbenim canım güzel annem\nanneler günün kutlu olsun...\n13/05/2012\nHüseyin YANMAZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerim sende kalsın",
        "poet": "Bilal İlhami Köksal",
        "poem": "\n\nZaten sudan ibaret yorgun damlalar\nAncak sen yanımdayken gözyaşı olmakta\nSeviyorum demek ancak senle mana bulmakta\nSanki bu dünya senleyken terse dönmekte\nBırak hayallerim öyle dursun\nBırak ellerim sende kalsın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerim",
        "poet": "Ümit Oktay Yılmaz",
        "poem": "\n\nellerim bir çocuk gibidir\ngörünce seni\ngizlenecek yer ararlar<....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerim titiriyor..",
        "poet": "Navruz Kaplan",
        "poem": "\n\nElerim titiriyordu yanağında gezerken\nSeslendi duygularım vakit var erkendi\nZamansız çaldı saat korkma uyanığım\nYorgun düştük ikimiz kimse bizi bulamaz\n\nİki resim duvarda birisi benim gençlik \nTank gibi gençlik şimdi de tanınmıyor\nGiti benden uzağa yavurularım aklımda\nYorgun düşsek ne çıkar ikimizde yaşlandık\n\nNavruz um görenlere tanınmaz durumdayım\nSaç dökülmüş tanınmaz elinde baston vardır\nKafasında silindir gözde gözlük geziyor\nYolda görsem seni kimsin dersem alınma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerim suçlu",
        "poet": "Nihal Abdal",
        "poem": "\n\nMutlaka üzgün değilim yaşamda,\nElbet güzel günlerim de var benim,\nKalemi elime aldığım anda,\nNedense hüzün yazar hep ellerim..\n\nÇiçeğin kokusu, göğün mavisi,\nKuşların ötüşü, köyün delisi,\nMasallarda gezen çocuk perisi,\nYine de hüzün yazar hep ellerim..\n\nMutluluğun ölçüsü yoktur ben de,\nBazen güzel bir söz, bazen bir renkte,\nBir dinlesen hak vereceksin sen de,\nYine de hüzün yaze hep ellerim..\n\nNasılsa bu sözler çıktı bu defa,\nDemek beynimde huzur var yerimde sefa,\nAkşam olup geçeceğim o safta,\nBir daha hüzün yazacak ellerim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerimde nasırlar",
        "poet": "Muhammet Karaman",
        "poem": "\n\nben anadolu çocuğuyum\nkaşığım çakıl dolu\nellerimde nasırlar\nne gecem sayılı ne gündüzüm\nönlüğümde saklı ümitlerim\nben anadolu çocuğuyum\nsil sil bitmez gözyaşım\nbayramlıktır pabuçlarım\nözgür olmayan sözlerimi yazarım\nyasaklanır\nben herkesten biriyim\nben anadolu çocuğuyum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerimde Kan Lekesi",
        "poet": "Kerem Yüce",
        "poem": "\n\nBir meleğin ayağı takılıp şehre düşer gökyüzünden; düşerken bulutlara tutunma çabası ve boncuk boncuk terleyişi...Aşk kokusu yayılır o terleyişte,buram buram kokusu girer penceremden içeri ve uyanmışlığım.İlk defa duyduğum o kokunun peşinden gidişim,yaklaştıkça ciğerlerimde bir bayram havası,bir solumuşluk.Sabah olmadan bulmam gerekir o kokunun sahibini.Sağıma soluma dikkatlice bakarım ve karanlıkta yankılanan ayak seslerim karışır bir kuşun kanat sesine.Bir kuş neden kanatlanır gecenin karanlığında,neden kanat çırpar yalnızlığa? Anlarım ki o kanat sesinin geldiği yerden yayılır bu koku ve hızlanır adımlarım o tarafa.Düşerken kanatlarının altına sıkışan rüzgar ben yaklaştıkça arttırır şiddetini,uçmaya başlar gördüğüm herşey.Önce bir ağaç veda eder toprağa,peşine bir evin çatısı,baktı ki korkmuyorum en son başıma savurduğu o taş parçası,hatırlamam sonrasını.Gözümlerimi açışımla başımda biriken kalabalığın ortasından gülümser mavi gökyüzü.Bir anda sıçrar dikilirim ayağa,sendelediğimi görünce kalabalıktan biri elini uzatır dolar belime,'Dur! yavaş kalk,başını çarpmışsın' der.Parmaklarım uzanıp yoklar alnımın kenarını,elimde bir kan lekesi.O meleğin kendisini görmeyeyim diye savurduğu taştan kalan tek ispattır bu.Anlatırım kimseler inanmaz.O melek tekrar gökyüzüne çıkabilmek için kanat çırpar ve buram buram kokusu girer penceremden bazı geceler,bense inatla arar dururum.Bir kuş kanat çırpar kalkar dalından yalnızlığa,anlarım ki sürekli yer değiştirip durmakta ve sabah olmadan bulmam gerekir onu.Oysa o koku penceremden her içeri girdiğinde kalkıp peşine giderim,her gittiğimde sabah olur ve ellerimde kan lekesi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": ",,,^ Ellerimden Akar Sular!",
        "poet": "Ahmet Burak Buyruk",
        "poem": "\n\nUyan,\nEy gözyaşıyla yüzünü yıkayan\nYan,\nSahteliğinle diz çöker şeytan! \n\nGri bulutlar kirpiklerimde durur\nBir üfle sevgili onları savur\n\nMahrumum,\nAttığım her adımda derinleşir uçurum\nMalum,\nYaratanı isterken batakalmış bir kulum! \n\nOrası beyaz huzurluk, dön bahtım geri\nDurgunluk haram! Sana reva ya siyah ya gri!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerimi tut",
        "poet": "Hilal Işık",
        "poem": "\n\nZaman akar\nYetişemezsin hızına\nRüyalar biter\nKalmaz görecek uykular\n\nZaman akar\nTükenir gözlerde fer\nKalbim atmaz olur\nKalmaz damarda kan\n\nZaman akar\nDurdurmak ne mümkün\nHer geçen sensizlikte\nTakılırım çaresizliğe\n\nZaman akar\nSende kalır an\nBaşka herşey yalan\nGeriye kalan\nSadece seninle yaşanan\n\nZaman akar\nEllerimi tut sımsıkı\nGölgen gibi güneşte\nRüzgar gibi teninde\n\nZaman akar ve durur\nSeni sarmalayan yüreğim\nAtmaz olmadan\nSeni anan nefesim\nSon bulmadan\nEllerimi tut sımsıkı\nVe bırakma.\n\nSeni zamana sığdıramadan \nSeni umarsızca\nSeni kainat gibi büyütüp\n     sonra Kalbime sığdırıp\nÖyle seviyorum,seni Seviyorum\nEllerimi tut sımsıkı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerimi Bırakıyorum Ellerine",
        "poet": "Ali Can Güzel",
        "poem": "\n\nellerimi bırakıyorum ellerine\nartık çok yoruldum\n\nmavi geceyi bekliyorum\n\no dün gördüğümüz\ngökkuşağını unutma\n\nunutma renklerin yarışını\nmavi kazandı biliyorsun \nhem de gece mavisi\nsiyah bile kırçıllı dağın arkasında kayboldu\n\nadaların tepesi mavi\netekleri mavi\n\nartık çok yoruldum\nellerimi bırakıyorum ellerine\n\nne olur uyuma \no  gökkuşağını da unutma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerin",
        "poet": "Ahmet Emin Atasoy",
        "poem": "\n\nbahçe deyince o bahçe gelir yadıma:\nmekânı gazellerden dökülen lalelerin\nve çıkagelmen ceylan gibi yanıma\nmavi çağrılarınla denizler gibi engin\nve büyür büyüterek hayallerimi\no ufacık ellerin.\n\nsavrulan saçlarında öttükçe gizli kuşlar\nalev alev açılır da gizemli gamzelerin; \nnerde tükenir mutlar, umutlar nasıl başlar\nanlıyorum anlamını saçından sızan terin\nokşarken şu hoyrat, sert ellerimi\nyumuşacık ellerin.\n\ngel kalalım bu bahçede unutulana kadar\nbembeyaz yağmuruna tutulup senelerin.\nbir başkadır gözlerinin okuduğu şarkılar,\nbir başkadır sokulman, soluman derin derin; \neritir kar nefesli iklimlerimi\no sıcacık ellerin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerin",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nGöz göze gelsek bir gün, ağlarım dayanamam, \nKan oturur içime, depreşir eski yaram.\nUzatsan ellerini, tutamam istesem de,\nOnların helali var, banaysa artık haram\n\n10 Aralık 1990-Pazartesi/ Bilecik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerin",
        "poet": "Enes Kepil",
        "poem": "\n\nEllerin kalamayacağım bir şehir bu gece \nParmakların hangi yolun çıkmazı,\nbunu bilmiyorum. \nYuvarlak bir çembere takılıyorum gözlerinde \nŞaşırıp kalıyorum. \nKurtulması zor bir gerçek gözlerin.\n\nHep eksik kalacak bir şey var içimde \nHep dibe doğru büyüyen bir ağaç,\nKoparılmış bir saç teli \nSavrularak düşerken yere \nSaçların hala sarı, benim için \nVe bir kayalık ve kuşlar ve ömrüm \nSaçlarınla birlikte sarı sarı \nDöküldüler bir aynadan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerin",
        "poet": "Halil Şilan",
        "poem": "\n\n                             Kanadına bir gülün eller\n                             Ellerin dokunmus, kırmızı deniz \n                                                                Yesil deniz\n                             Basımı dizlerinde unutmusum\n                             Bir uykudayım simdi senli sen renkli\n                             Dokunuyorsun alnıma ellerinle\n                             Kırılıp kalıyor içimde seslerin kalbi\n....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerin",
        "poet": "Ferhat Gülacti",
        "poem": "\n\nDuydum ki; \nCok güzelmis ellerin\nOn parmaginda on hüner\nigne,iplik tutarmis\nCicek gibi yikarmis camasirlari\nÜstüne yokmus cay demlemekte\nYanliz; \nKalem tutmayi\niki satir yazmayi bilmezmis\nNeye yaradi? \n\n1994,Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerimle Boğdum",
        "poet": "Doğan Ümit Aksel",
        "poem": "\n\nSevmek delice tutku bunu artık anladım\nKapattım sana artık yürek kapılarımı\nYaşamak sevmeden de güzelmiş bilmiyordum\nGülüyorum anınca bitmeyen ahlarımı\n\nBenimki sevgi değil delilik çılgınlıkmış\nBoşuna geçirmişim seninle yaşamımı\nŞimdi bom boş güzelim artık yürek kaslarım\nEllerimle boğdum ben aşkı sevdalarımı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerin",
        "poet": "Doğan Ümit Aksel",
        "poem": "\n\nEllerin uzaktadır sevgiler aşklar bende\nSeninle hülyadayım vefasızlıklar sende\nArzular çiçek açar yanımda sen var isen\nKaramsarlıklar gider senle aşkla sayende\n\nBu nasıl sevgi aşktır acıyı unutturur\nHayatı sevmiyorken neşe ile doldurur\nSeninle geçen hayat beni hep mutlu eder\nBir kadehte sevgiler bitmez aşklar sunulur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerin",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\nbeylerbeyi  sahili\narkasına gizleniyorum gecenin\nmeçhule tırmanan bir gök\nve yıldızlarla oynayan \nbir çocuk gibi\nkahve gözlerin.\n\nhayallerime geldin.\nalevden saçların ,\ntutuyor bulutları.\nbulutlara güven olmaz.\nçiçeklere benziyor ellerin\nturuncu, erguvan, beyaz…\n\nMustafa kaya\n10.12.2005 / beylerbeyi\nwww.mustafakaya.net\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerin",
        "poet": "İbrahim Uyanık",
        "poem": "\n\nYıldırımlar  yüreğimde,\nSeller süpürdü yurdumu-yuvamı\nKuruldu Kızılay çadırları,\nİçinde ben varım\nÇocukluğumdaki karagün dostu\nDoldurur içimi ılık bakışları\nYokluğun çaresizlik yoksulluk\nVarlığın kalbimin katıksız ilacı\nMeydan okur kavuran güne\nZemheri gecelerinin donmuş yıldızlarına,\nKasırgalara, sellere\nKızılay  Kızılay\nDizinin dibindeyim\nOkşar başımı ellerin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerin",
        "poet": "Murat Karakaya",
        "poem": "\n\ndaha öpülmemiş dudakların  vardı senin\nsonu gelmeyecek fetihler yapılacaktı\nher yerine tuğram çekilecekti\n\ndaha duymadığım sözlerin vardı senin\nBilal'in ezan sesi gibi dinleyecektim\nfarz diye her buyruğunu yapacaktım\n\ndaha bakmadığım gözlerin vardı senin\nkeşfedilecek harikaları vardı dünyanın\ngözlerinden başka hiçbir yere seyahat etmeyecektim\n\nama ne fatihin oldum ne kulun\nne de yoluna düşmüş bir seyyah\ndudakların sözlerin gözlerin\nsimdi başka ellerin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerin",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nEllerin\n\nBoğazıma takılıp kalan,\nAlın terimle kutsadığım,\nBir lokma gibiydi,\nDokunamadığım ellerin.\n\nAlfabemin son harfine______________\nAvuçlarımda hapsedemediğim ellerin.\n\n                                                   11-04-2009-Cumartesi\n                                                      Tuğrul Ahmet Pekel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerin Değince Denizlerime",
        "poet": "Çiğdem Sezer",
        "poem": "\n\nkalkıp bir ağacı suluyoruz ellerinle\nyağmura bakıyoruz  -hep yağıyor-\npirinçhan'da bir gramofon\n                      -beni kör kuyularda...\nellerin öylece duruyor masada\nkuyum ustası ellerin\nbir şunu unutmuyorum\ngülerdin, şenlenirdi bahçelerim\n\nben alıp ellerini uzaklara gideyim\nardım sıra kambur cüce\nçevirsin çemberini\nalıp gideyim ellerini...ellerinin\ntenimdeki gül dövmesini\n\nkaç kış uyudum, unuttum\nkarlar nasıl erirdi soğuk göllerde\npaslı dilim ağulu dilim kekeme\nçamaşır günleri kapı önleri sevişmeme \nsaatleri evlerin, bir peygamber çiçeği\nağzında yarım bir cüzle\nbeni ezberle, diyor, beni ezberle\nbir bunu unutmuyorum, bir de\nparmak izlerini,ateşler içinde\n\nkaç vurgun kaç hastalık\nölmedimse, telkâri gümüş\nellerin, işlediği için\n            bir gül\n            bir daha\n            köklerime\n\nbir şunu unutmuyorum\naşk engüzel yenilgi\nellerin değince denizlerime\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerin Nerede?",
        "poet": "Faik Kıvanç",
        "poem": "\n\nresmine bakıp\ngülüşünle avunmak yetmiyor,\ntam da ihtiyacım olduğu anda\nellerin nerede?\n\nmevsimleri çürüttüm,\nkarları erittim Toroslar'da.\npuslu gecelerde\ndolunay yağdırdım avuçlarına.\navuçlarında bir yudum su,\nsusuzluğum,\nbir de hasret uykusu,\nhasretine doydum doğrusu\nellerin nerede?\n\ngözlerinde binbir renk,\nisminse binbir hece.\nay gözlerine ahenk,\nyüzün güne bilmece,\nsaçlarımın güne değdiği yerde\nellerin nerede?...\n\n                       03.TEMMUZ.2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerin Söylüyor Sonsuzluğu",
        "poet": "Feride Özmat",
        "poem": "\n\ngünün miadı dolarken \nve çağlayanlar geride kalırken \nyargılandı çığlıklarımız \nyargılandık \n\nyandı zaman \nsuskunluğa gömüldü toprağın yaraları \n(bir de anlayabilseydik şu karabasanları)                               \n\nköklerini inkâr eden hep güz kuşları mıydı \nhep hazan mıydı vuslat günlerini tek tek sayan \nbohçasını isyanla dolduran \n\nçağır düşlerimi \nrüzgârın geceye uyanışını izlesin bulutlar \ngüneşi yâd etsin soluğunu tutan kerpiç duvarlar \n\ntut beni sarhoşluğumdan \nhiç kavrayamadığımız kuzgunî acıları anlat \neksilen taraflarımızı \nözlemi anlat \n\nşimdi sen değil \nellerin söylüyor sonsuzluğu \n\nADALI Dergisi / Haziran-Temmuz 2006\n\nEllerin Söylüyor Sonsuzluğu\nHayal Yayınları / Haziran 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerın Olup Donme",
        "poet": "Ali Şile 2",
        "poem": "\n\nEllerin olup donmedın bana ne zulum \nLiflerdeydı vucuduna ne zulum \nİnancın olmadı bana ne acı \nFırlat benı ucurabıldıgın yere..\n\nKardelen kokusu gıbı geldı burnuma\nÜzuntu sardı bırden kalbımı \nBıraktı koku bedenımı \nRuzgar savurdu bırden sallandım kendı kendıme \nAşıgım dedım asıgım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerin Kırılsın Evlilik",
        "poet": "Aynur Avcı",
        "poem": "\n\nBen sana ne yaptım ki\nBir duvardan bir duvara attın\nSevdin zannettim\nHep beni aldattın\nAhımı aldın\n\nEllerin kırılsın\nBen sana ne yaptım ki\nEvlilik\n\nÖmrüm feryad oldu\nHakkım  haram oldu\nİki elim yakanda kaldı\n\nBen sana ne yaptım  ki\nEllerin kırılsın\nEvlilik.\n\nAnamı ağlattın\nBabamı kaybettim\nBir gün yaşatmadın\n\nBen sana ne yaptım  ki \nEllerin kırılsın evlilik\n\nEvlilik..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerin Yoksa Akşam",
        "poet": "Ferda İlter",
        "poem": "\n\nİlk sevişmelere bindiğimiz\ntekerlekleri kağıt trenl....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerin Ve Sen",
        "poet": "Hamdi Öztürk",
        "poem": "\n\nNe zaman tutsam ellerinden,\nGözümün önünden mevsimler geçer.\nNe zaman göz göze gelsek,\nGökyüzünden yıldızlar geçer.\n\nDaha dün gibi geçip giden zaman,\nHasretin kalbimde yaralar açar,\nNe zaman nefesini hissetsem, \nZemheride çiekler açar.\n\nBekle diyorsun,daha ne kadar,\nKurumuş gülüm,dikeni bağrıma batar.\nNe zaman sesini duysam,\nGönül bahçemde bülbüller öter.\n\nBekledim bekledim henüz gelmedin,\nKurudu ağaçlar,yapraklarını döker.\nNe zaman elim eline değse,\nKuruyan pınarlar şarıl şarıl akar. \n\n\t\t\t\t(Ankara – 1982)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerin Dolumu Eylül",
        "poet": "Nuran Karaca",
        "poem": "\n\nHaklı siteme,hakkım var son gidişinden bu yana.\nÇoktu inan ki verdiklerinden, ömrümden aldıkların,\nHoşgeldin,hüznün mevsimi yine de hoşgeldin.\nBu sefer ki gelişinde ellerin dolumu acaba? \nBir teselli olur diye belki tüm kaybedişlere...\n\nYoksa bu salına salına gelişin, manalımı,\nYoksa büyük öfke mi saklı yine kıyında köşende! \nYoksa arada estirip serin,soğuk,rüzgarını,\nElde olan kırıntılarıda silip süpürmeye mi geldin! ..\n\n.10:52 01.09.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerinden Öperim Öğretmenim",
        "poet": "Özkan Gönlüm",
        "poem": "\n\n- I –\n\nEllerinden öperim öğretmenim\nBinlerce öğrencinden biriyim ben\nAnne oldun baba oldun bana\nOkudum yazdım çok şey öğrendim\nBorcumu ödeyemem sana.\n\nEllerinden öperim öğretmenim\nTebeşir tutan kalem tutan ellerinden\nEllerin öyle güzel, ellerin öyle sıcak                                                                   Işıl - ışıl gözlerinle öğretmenim                                                            \nSevgi dağıtırdın kucak – kucak.\n\nEllerinden öperim öğretmenim\nBenim için en büyük gurursun sen\nBir söz duysam iyiye güzele dair\nKalbimde vurursun sen.\n\n-2 –\n\nEllerinden öperim öğretmenim\n‘’Daha dün annemizin kollarında yaşarken\nÇiçekli bahçemizin yollarında koşarken’’\nSen BAYRAK önünde topladın dizi – dizi\nATATÜRK yolunda yetiştirdin bizi.\n\nEllerinden öperim öğretmenim\nBoşa gitmedi emeğin\nKimimiz doktor olduk savaştık hastalıkla\nAsker oldu kimimiz canı Vatana feda\nKimimiz mühendis oldu yol yaptı baraj yaptı\nİşçi olduk memur olduk emek verdik topluma\nÖğretmen oldu kimimiz karanlığı aydınlattı.\n\nEllerinden öperim öğretmenim\nHuzurlu ol düşünme bizi\nATATÜRK yolunda dimdik ayaktayız\nSesimiz daha gür yolumuz daha aydınlık\nÖzgür esen rüzgarda dalgalanan al Bayraktayız.\n\nSevgili öğretmenim \nSenin için yazdım bu şiiri\nBinlerce öğrencinden biri benim\nMübârek ellerinden öperim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerinde Gün Işığı",
        "poet": "Çiğdem Çakır",
        "poem": "\n\nSaçıma dokunan\nEllerinde gün ışığı,\nKara bulutlar ve de\nSoğuk rüzgâr\nSaramaz bedenimi,\nRuhum sıcak,\nGül kokan\nNisan akşamlarında\nYaşadığım aşk\nGözlerimde.\n\n(Aksaray / 13 Nisan 2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "eLLERİNE ALSAN YAĞAN KARI",
        "poet": "Şükriye Halaçoğlu",
        "poem": "\n\nELLERİNE ALSAN YAĞAN KARI\nİLKBAHAR OLACAK\n                               BİLİRİM…\nsonra kervanlar dizilecek yüreğine\nay kadar keskin ve suskun kervanlar\nne taşıdığından bile\n                           emin olmadığın kervanlar.\naşkı tanıyacaksın birgün\n                               yüreğin acıyarak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerini Bekliyorum",
        "poet": "Ahmet Özyılmaz",
        "poem": "\n\nmevsim bahar, bakarsan nisan yazıyor takvim\nyokluğun mu sebep gece mi ayaz üşüyorum\nekranda geçmiş zamandan bir film\nsoğuk bir yatakta ellerini bekliyorum.\n\nnisan 2005 İZMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerinin Arasında",
        "poet": "Zeki Akçalı",
        "poem": "\n\nEllerinin arasında yüreğim.\nSanki bir yandan kalp masajı yapıyor\nAşkımı yaşatmak için,\nBazen de sıkıştırıyor\nBeni boğup aşkını almak için.\nYoksa bu sadece\nİçtiğim sade, koyu kahvenin\nKalp çarpıntısı mı? \n\nYa boğ, ya da yaşat\nAma ne olur böyle ortalarda bırakma.\n\n(26/04/2005, Salı, Kozyatağı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerini yıka",
        "poet": "Yılmaz Canalan",
        "poem": "\n\nevden çıktım, söz çarptı yüzüme\nher yerde ve her an söz.\nkulak verdim sokağa söz,\nbiteviye söz insanlarda\nakşama düğüne gider gibi\nsüsleniyorlar dudaklar da.\nbilmem bu kadar\nkonuşulur muydu genede\ninsan yüreği bir matbaa olsa\nve hissedileni metin halinde\nmuhatabına verse...\n\ndurup apartmanlara baktım,\nsözden grileşmiş duvarları.\ncaddeler gri, deniz gri,\ngri insan suratları! \n\niliklerimizi iğneleyen şüpheyle\nyaşıyoruz gri bir çağı\nizmaritini atıyor yere meczup\nçevrecinin teki tepkili:\n-kirletme diyor sokakları! \n\nmeczup gri gökyüzüne bakıyor\nve sanırım şöyle diyor, sözsüz:\n-eğer edilen yalanlardan fazla\nkirletiyorsa seni bir izmarit,\nkirletiyorsam seni ey dünya,\n\ndurma, ellerini yıka.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerini dua için sen açamayacaksın",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nDağların en yükseği etkiler beni \nTarih gösterir senin iri cüsseni \nZaman acımasız perişan etmiş seni \nAkla karayı milletim seçemiyorsun \n\nUçuruma düşer gaflette olan millet \nTarihte çoktur enkaz halinde devlet \nNe hürriyetin de kalır ne zürriyet \nNaçar durumda kalırsın yaşayamazsın \n\nKanadını kırıyorlar milletim senin\nVurdumduymazlıkta kalmaz devletin \nTarihe gömerler kahraman milletin \nGözlerinden ümit ışığı saçamıyorsun \n\nFeryada başlasan seni kimler duyacak \nTarih sayfasında sadece adın kalacak \nSenin kolun kanadını hep  budayacak\nEllerini dua için sen açamayacaksın\n\nHalil ÇOLAK 02.04.2010\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elli menili vajina",
        "poet": "Volkan Altay",
        "poem": "\n\nelli menili vajina\n\nelli menili vajina\nsürekli kırbacımda\neğri kalmışım\nturuncu saçlar arasında\nsavaşır\neğ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerini Tutsam...",
        "poet": "Barış Pınar Tümer",
        "poem": "\n\nVeda etmenin\nzamanı mı olurmuş? \nGel de\nİki lafın belini kıralım...\nEllerini tutsam ne çıkar? \nArtık sevgilim değilsin\ndiyorsun\nonlar da olmadığını söylüyorlar...\nbir düğmesi mi var kalbimizin? \nBitti deyince\nherşeyi kabullensin...\nEllerini tutsam ne çıkar? \nYa da öpsem seni...\nVeda etmenin zamanı mı var?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elli Yaşına Ömür Taktım Ben",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nElli                         \nBir yaş. \nİnsanın ne yaptığını bilmesine yeterli \nYine de yapmaya yeterince genç değeri.\n\nElli yaşına ömür taktım ben:\nOnbir \nGençliğe özenimli çocukluğun heyecanı olduğuyla\nCiddiyet kamçısı eşiği…ona yaşam beşikti oysa..\nAcaba o çocuk olduğunu mu unuttu yoksa? \n\n«Çocukken herkes sanatçıdır. Burada zorluk, yetişkin olarakta öylesi kalabilmekte yatıyor.» diyor PABLO  PICASSO sorgusuz, sualsiz mi? sorusunu bile giydirmiş hem en güzel resmini de duygu yaşamı bir meslekte görmek, mesleğin o bir sanat olgusu hem benliği için yaşam ustası diyebilmek bu değeri nasıl anlaşılmalı? \n\nKonuşma eylemi Mısır´dan yayılmış dünyaya, açıklayıcı, tartışmacı, betimleyici, öyküleyici gelişmesinin ulaştığı son hali… içinden seslendirmeyi resimlemeyi de bilmeli...\n\nEğer sanat bizi iyi yapmıyorsa? ««bir ideayı çalmak, kendine özgü bir sanattır.»» JULIUS FEIFFER´e göre ve anladığım, o, yani sanat diyorum, yer altında kaybolurken, varsın dünyanın reel bir resmi değil denilsin, ……..Tanrı katında yeterden de fazla…….\n\nbelki ilk kez yüzeysele yığılan bir ressamdı \nbir şairdi, bir şiir, müzisyen, besteydi belki\n.....belki bu türde yine…yapabilmektir….\n\nBugünün sanat ödevinde kaosla bağlaşım belirtisi ile sanki renk körlüğü hastalığı pek seyrek, sanat körlüğü genellik, yaşamın kendisi sanki kimileri için fiyat konusu diğerlerine fiyatı soru olan o sanat sevdalılarının bir türde bir haklılığı sevdanın…deniliyor ya hani\n\nYaşamın aşk badesi, tadı doyumsuz\n\nElliye taktım ben takılası toka gibi\nİnsan sirkle aynıymış, kalan kahkahalı sadeliği\nyine de kirli olarak gördüğünüzü gösterin iyiden iyi\n\no olduğunu…hem buna domuza cevirin de denir \n…....hem farkı var….hem aynı zamanda…...\n\nElli olmak\nHem hâlâ kendi elim ayağım olarak kalmak\nÇocuk ve ben olmak…heyecan ve yoğunluk…\n\n18 Nisan 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "eLLif",
        "poet": "Hakan Bölük",
        "poem": "\n\nSana verdiğim \nEn güzel yıllarımdan kaldı bu matem\nSende biliyordunda \nCellatım oldun saten\n\nBeni benden alışınadır bu sitem\nSeviyorum seni bilmemki ne edem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elli dört farzı bilmeliyiz",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nAllah’a kul olmaksa ereğimiz,\nHak aşkıyla çarpmalı yüreğimiz.\nMüslüman kalmak ise dileğimiz,\nElli dört farzı bilmemiz gerekir.\n\nHak divanında hakikat nuruyla,\nDini Mübinin tevhid şuuruyla,\nDünyada Mevlana gibi biriyle,\nGerçek doğruyu bulmamız gerekir.\n\nAllah dostlarının gönül sesiyle,\nVelilerin tasavvuf bilgisiyle.\nTaptuk Emnre ile Yunus sevgisiyle,\nİslam aşkına ermemiz gerekir.\n\nÂlemleri Yaradanı anarak,\nMukaddes İslam nuruyla yunarak.\nPeygamberin yoluna inanarak,\nYüreğimizi vermemiz gerekir.\n\nYusuf’um ömrümüzü yetirerek,\nRuhumuzu onunla götürerek.\nDilimizle şehadet getirerek,\nHak huzuruna varmamız gerekir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elli Yıllık Bir Gurur (Ege Üniversitesi)",
        "poet": "Haydar Demoğlu",
        "poem": "\n\nİlim, bilim, irfan ile bir eğitim yuvası,\nElli yıl kaldı geride, kökleşti tecrübesi,\nAtatürk’ün izinde; çağdaş demokrat ülküsü,\nElli yıllık bir gurur; Ege Üniversitesi…\n\nEge’nin, İzmir’in, bağrında yanan, bir meşale,\nTecrübesini birleştirince, eğitimiyle,\nYakamoz gibi, ışık saçar öğrencilerine,\nYakışır bu gurur, Ege Üniversitesine,\n\nEge’nin, en köklü üniversitesidir, Ege…\nYarına aydın yetiştirmektir, bütün gaye,\nTıp, Edebiyat, Ziraat, Fen; kapı açar ilime,\nEge; elli yıllık bir değer, iç içe bilimle.\n\nÜniversiteler içinde, bir inci’dir Ege,\nEgeli olmak için yarışır, her öğrenci de…\nEğitimli hem kişilikli, ser yetiştirmeye,\nUğraşan, laik bir eğitim yuvasıdır, Ege.\n\nDemoğlu; Ege Üniversitesi’nde bir nefer,\nİlim, bilim, irfan, her şeyin üstünde bir değer,\nİlim, bilim, işlenmesi gerekli olan bir cevher,\nEge; cevherler işleyen, sanat edalı, hüner.\n(Haydar Demoğlu-İzmir)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellili Yıllar İçin Acılı Alaturka Şarkı",
        "poet": "Hüsrev Hatemi",
        "poem": "\n\nMeded ey zaman, bir parça kestir\nKestir bir parça ucundan zülfünün;\nGönül şarkılarını söylerken Safiye Aylâ,\nFirak ey felek firak!\nVe bir o kadar da hüzün.\n\nIlık gazozlu, aynalı taraklı\nÇok tramvaylı geçen yazlar\nSpor ve Sergi Sarayı’na hayran şehir...\nCambazhaneli geceler, gök havai fişekli\nBudur ellili yılların hayâlimdeki şekli.\n\nYenildik sana ey zaman, bu kesin fakat yine de,\nYine de demek isterim ki derdimi,\nYahya Efendi dergâhına en muvafık derdimi,\nArzetmeğe bir dem bulamadım\nBuna izin vermedi felek.\n\nSana yaptırayım ey zaman-aman\nİnsan kemiği tarak,\nTara kâküllerini ve ellili yılları\nBir yana bırak.\nDerdimi arzetmeğe bir dem bulmamışken ben,\nEy dost, tanıdılar seni ve derhal geri aldılar\nSarı giymesek de olacağı buydu zâten.\nBekle orda üzerin sarı yapraklarla örtülü\nÂhüzarı beni muhtemelen ağlatabilir,\nLütfen uyarın Bülbülü.\nSöyleyin Bülbüle nâliş filân etmesin\nBu bahar Feriköy’de kalsın\nİstinye’ye hiç gitmesin\nEsther Williams’lı ayna, plastik tarak\nÇok Fahrettin Kerim’li ve Ulunay’lı bir yaz\nEy zaman, tara sen yine kâküllerini\nVe ellili yılları\nBir yana bırak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elliiki",
        "poet": "Bayram Eser",
        "poem": "\n\n“bu gün benim doğum günüm yaş elli iki\nhayat bu her zaman bal kaşığı değil ki\n*\nilerlerken orta yaşın sonuna doğru\nbu günlerde çok hızlı yaşadığım doğru\n*\nçok sayılmaz elli iki yıl oldu daha\nbu orta yaşlar çöle girmeden son vaha\n*\nelli olmaz belki kırk yıl daha yaşarım\nmümkün olanın en iyisidir başarım\n*\nya ölürsem istediklerimi yapmadan\nolsun mutlu olurum arkama bakmadan\n* \nbu gün doğum günüm bir yıl daha yaşlandım\nek olarak üç yüz altmış beş gün yaşadım\n*\nelli iki yıl olağanüstü emektir\nböylesi yaşamak ölüme direnmektir\n*\nkötü zamanlar ki hafızamda nisyandır\ndirendim suyun akışına bu isyandır\n*\nbu ömür çok değil yarıdan iki fazla\nbarışık yaşadım kışla baharla yazla\n*\nöyle zamanlar yaşadım ki gül kurusu\nbazen de katlanmakta zorlandım doğrusu\n*\nbir gün geldi sevdiğim kadın karım oldu\nher şeyi yaşadık mutluluk yarım oldu\n*\nyalnız gelinen dünya yalnız yaşanıyor\nyüzümde tebessüm gören mutlu sanıyor\n*\nbu gün elli iki bitti yarın elli üç\ndoksan yıl yaşamak tamam yüzü görmek güç\n*\nyıllar güneşte kalmış kar gibi eridi\nyaşanmış hayat hızla akan film şeridi\n*\ngel sevgili kalan zaman senli yaşansın \nçok uzun yaşasan da aşksız perişansın\n*\nyeniden gelsem dünyaya severim seni\nsevdalanmak mutluluğun düğün töreni\n*\nçabuk geçti yıllar çocuk acelesiyle\ntuzaklara da düştüm düşman hilesiyle\n*\numutsuzdu karşılıksız kaldı sevdalar\nbitimsiz aşklardan sonra geldi vedalar\n*\nçok önemsemem doğum günü kutlamayı\ndert etmem elliyi ikiye katlamayı\n*\nacemiyim aynı elini kesen kasap\nbu benim hayatım kimseye vermem hesap\n*\nkırk yıl daha kutlasam ben doğum günümü\nher gün güzel olsun aratmasın dünümü…” 25.06.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellinci Nisan",
        "poet": "Bayram Eser",
        "poem": "\n\n“mart bitti işte yine başladı nisan \nbu benim ellinci nisanım olacak\ntükenen belki hayat belki de insan\nbu benim ellinci nisanım olacak\n\nkırk beş tane nisan duruyor aklımda \nbazı nisanlar artık çok uzağımda\nbazıları da kaldı gençlik çağımda\nbu benim ellinci nisanım olacak\n\nnisanlarda aşk yağmurundan ıslandım\nyaza yönelip baharlara yaslandım\nçok farklı yaşadım ben artık uslandım\nbu benim ellinci nisanım olacak\n\nher nisanda güzel bir kadın sevildi\nbiri yirmi yıl sürdü yeni değildi\nbu yıl nisanda başka bir güzel geldi\nbu benim ellinci nisanım olacak\n\nnisanda kıpırdamaya başlar doğa\nbütün canlılar aşk yaşar doya doya\nnisanda sevgilim gitmesin uzağa\nbu benim ellinci nisanım olacak\n\nbu günden sonra kaç nisan göreceğim\nkırk tane nisan olsa sevineceğim\nbu nisanda da sevip sevileceğim\nbu nisan ellinci nisanım olacak…” 01.04.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellinci Yıl Sevinci",
        "poet": "Mustafa Uzelli",
        "poem": "\n\nBize emanet ettiğin Cumhuriyet\nEllinci yaşına girdi nihayet.\nKalkıp Anıtkabir'den görmeliydin Atatürk\nMilletimin sevinci dağlar kadar büyük.\n\nBugün çocuklar daha şen, daha şakrak\nGözleri pırıl pırıl, ellerinde bayrak,\nBüyüklerimiz yapıcı yaratıcı, güven dolu\nÇünkü gittiği yol Atatürk yolu.\n\nCaddeler vitrinler renk renk süslendi\nGözümüz gönlümüz Cumhuriyetle beslendi.\nYurdun dört bir yanından sesimiz geliyor\nDev gibi anıtlar göklere yükseliyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "eLMA &  aYVA",
        "poet": "Necmettin Özelçi",
        "poem": "\n\nAdem ile Havva  elma yedi diye\n\t\tAtılmışlar yeryüzüne...\n\t\tYaşam  binmiş  hesap kitap üstüne\n\t\tNeden uymuşlar ki şeytanın sözüne! \n\n\t\tOnlar elmayı yemişler\n\t\tBizler  ise ayvayı yedik...\n\t\tVarlığımız  hesap kitap üstüne\n\t\tSorgulanacağız sonunda didik didik! \n\n\t\tBizim ne haberimiz var \n\t\tDoğru dürüst olsalardı...\n\t\tKeşke yemeyip o yasak meyveyi\n\t\tCennet'de kalsalardı ! \n\n\t\tİnsanlar  hep orada olurdu\n\t\tCennet de  Cehennem de olmazdı...\n\t\tDünyayı sanki Cehennem doldurdu\n\t\tYoksa Cennet 'de yer mi kalmazdı? ! ...\n\n\t\tYüce Rabbim doğrusunu bilirsin! \n\t\tBunca  hesap bir elmadan olamaz...\n\t\tYoksa bu Cennet ve  Cehennem niye\n\t\tHesabını vermeden  kimse gelemez...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ellerim Çürür",
        "poet": "Orhan Demirtaş",
        "poem": "\n\ncennet meleklerinin elleri mi gezindi yüzünde\n\nuzansam bir yudum dokunmak için yanağına\nellerim çürür\n..gözlerinin ve kirpiklerinin ısırgan ağacında\n\nsöyle, Allah aşkına söyle\n\nsen hangi gavur esnafın bozuk terazisinde tartıldın da\n\n...........zimmetime bir zemheri yokluk düştün\n\nOrhan DEMİRTAŞ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elma dersem",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nhey insanlık\nelma dersem çık\narmut dersem de çık\nkaranlıklardan\n\nHaziran 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elma Kurdu",
        "poet": "Aysel Çoban",
        "poem": "\n\nPencereme vuran sabah güneşi\nBu sabah, \nYüreğimde elma kurdu olmuş hüzünleri ısıt\nGir içeri, \nDaha da ısıt, aydınlat yüreğimi\nErit ümitsiz gözlerimi\nAl götür, \nSevenlerin gönlüne akın edeyim.\n\nBırak beni yalnız akan dere kenarına\nIssızlık içinde akıp giden derede yüzüm\nBir engel bulunca takılsın gönlüm\nSımsıcak bir gülüşle buhar olsun\n\nGözlerimde aç kalmış sevgi tohumları\nNereye serpsem onları, \nYeşerse ansızın\nUzak şehirlerin kaldırımlarında \nBir kadının elinde sevgiliye ulaşsa\nYeniden gözlerinde büyüse\nNarçiçeği dudaklarda sevinç\nAç kollarını anladığın an\nTut ellerimi, \nTut ki kenetlensin özlem dolu yüreğim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elma Şekeri",
        "poet": "Hava Köseoğlu",
        "poem": "\n\nSoğuk duvarlara düşer bir ceylan bakış\n......................................................... \nTaş olup yağar karanlık \nKırmızı güller açar beyazlaşan dudaklarından.\nKara sinekleri kovalarken, çelimsiz elleri,\nToprağın rahmine iner, yeryüzü şafağında bir gün\nDoğar kan çiçekleri.. \nAh çocuk, yüzünde asırlar saklayan, \nGülüşü yüzünde üşüyen çocuk. \n\nKuşların gamzelerini göremezsin, \nBakışlarını çalmış Yarasalar! \nUmutların kartal pençesinde, \nuzakta şimdi sıcak iklimler.\nGöğün mavisini kapatmış karabulutlar, \nUçurtmalar özgür değil, rüzgâr yasaklı.\nAlaz vurmuş parmak izlerinin, \nSözleri sorgulanamıyor\nKalabalıklar suskun, kör.! \nYalnızlık yazılmış kadere, \nSilmenin yolu yok (mu) ? \nAh çocuk, dağların sisinde ıslanan,\nYüzünde çizgiler taşıyan çocuk. \n\nSokaklara sorduğun soruların yanıtı, \nCam kesiği sancıların yankısı olur.\nZemheride çarpar yüzüne kırağı serzenişler, \nDuyuramazsın,\nTaş kaldırımlar lâl! \nVerseler eline dünyayı \nBiliyorum, sen sadece sevgiyi alırsın \nKaybolmuş geçmişinde elma şekerinin tadı yok \n\nAh çocuk yüzünde sorular gizleyen çocuk, \ngüllere şimdi yılanlar sarmaşık… \n\nAh çocuk...!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elma ikramı",
        "poet": "Abdullah Konuksever",
        "poem": "\n\nKitap okumayı severim ve tercihim araştırma veya fikir kitaplarıdır. Ancak, Hollanda’da geçen yoğun hayattan dolayı bu tür kitaplar okumaya istediğim kadar zaman ayıramıyorum. Çözüm olarak  Türkiye’de (Karaman’da)  geçirdiğim yaz tatilinin bir kısmını kitap okumakla değerlendiririm. Tatilin birinci veya ikinci haftası kitapçıdan araştırma veya fikir kitabı alıp  okurum.\n\nBu yıl Karaman’da kendimi yine kitaplara kaptırmıştım. Mustafa İslamoğlu’nun yazmış olduğu bir eseri (Hayatın yeniden inşası için)  okuyordum.  İkindi vakti bahçede okumaktan yorulduğumdan biraz olsun dinlenmek istedim. Gözüme karşıda duran elma ağacı ilişti ve bu ağacı seyretmeye başladım.  Sırf gözümü dinlendirebilmek için sanki ilk kez bir ağaç görüyormuşçasına ağacın gövdesine, dallarına, yapraklarına ve elmalarına bakıyordum. Daha sonra elmalarla dallar arasında zihnen mekik dokumaya başladım. Pırıl pırıl parlayan, türül türül kokan, tatlı ve sulu  elmanın neticede incecik bir daldan çıkmış olmasından  duygulandım…\n\nKaraman’da bolca bulunan bisküvi fabrikaları aklıma geldi ve bu fabrikalarla ağacı karşılaştırmadan edemedim.  En basit çeşit bisküvinin bile üretilebilmesi için devasa tesis kurulur, çok sayıda makine kullanılır, yüzlerce hatta binlerce insan (müdürüyle, teknisyenleriyle, işçileriyle, hamallarıyla…)   binlerce joule enerji harcar.\n\nGüneş enerjisi, su ve topraktaki mineraller kullanılarak  yetişen elma bir yana ve kocaman bir fabrikada üretilen bisküvi öbür yana…. Aralarındaki şekil,  renk, koku, tat ve benzeri farklar yan yana getirilemeyecek kadar büyük! \nElmanın veya herhangi bir meyvenin diğer bir üstünlüğü ise kendi şeklinde, renginde, kokusunda veya tadında neslinin çoğalarak devamını sağlayacak olan çekirdekleri bağrında barındırması… Öte yandan, her bir meyve daha çiçekken bile insanlığa hizmet etmektedir. Çiçeklerin göz kamaştırıcı güzelliğinin yanı sıra arılar çiçek özünden bal gibi bir nimeti yapıp istifademize sunmaktadırlar…. \n\nElmanın özelliklerini tefekkür ederken daldaki duruşu da dikkatimi çekti ve heyecanım kat kat arttı… Ağaçtaki elmaların hepsi de yere doğru bakmaktaydılar… Öylesine mütevazı bir duruşları vardı ki, duygulanmamak elde değil. Halbuki, incecik daldan elma fışkırttırabilen yani yaratan Allah (c.c.)  bu elmaların yana veya yukarı doğru büyümelerini de isteyebilirdi. Yere doğru sarkmış  elmalar, daldaki bu halleriyle ikram edilir vaziyetindeydiler…  Elmaların daldaki duruşu, ilahi bir ikram gibiydi  yani  “buyurun alın” denircesineydi…. \nDiğer yandan, elmalar mütevazı duruşlarıyla sanki Allah’ın büyüklüğü karşısında boyunlarını bükmüşler lisanı halleriyle  Allah’ı tespih ediyorlar gibi geldi bana… \n\nBu düşünceler ve manzara karşısında tekbir getirmekten başka ne yapılabilir ki? \n\nIng. Abdullah Konuksever\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elma Şekeri",
        "poet": "Eylem Özdemir",
        "poem": "\n\nGüneş gibi girdin hayatıma,\nMutluluk verdin.\nToprak oldun, ısıttın beni.\nYağmur oldun, büyüttün.\nRüyalarıma pamuk pamuk bulut oldun.\nGecelerime yıldız  yıldız parıltı.\nBen küçük bir çocuktum,\nSen, elma şekeri oldun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elma",
        "poet": "Faik Kıvanç",
        "poem": "\n\ndalında sallanan kırmızı elma,\nçürüğüm içinde haberin yok.\nkaygısız kaygısız gülüp durma,\ntopraktan başka gidecek yerin yok!\n\n                                 19.MAYIS.2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elma Şekeri Ve Macun",
        "poet": "Mehmet Akif Tiryaki",
        "poem": "\n\nElma şekeri kokan bir şiir yazmak,\nIsırılan bir elma şekeri ve\nAğızda dağılan şeker parçaları ile,\nElmanın körpe, ekşili tatlısı,\nHatırlatır çocukluk yıllarımı\nOkul önlerinde satılan horozlu şeker,\nVe düdük muhabbeti,\nLimonlu macun üstü darbuka,\nSarı limonlu macun sürülür çubuğa,\nDöndüre döndüre tornavida ile,\nÜstüne darbuka,\nOnun üstüne acılı bir şarkı,\nPembe şeker döndüre döndüre,\nBunların hepsi yirmibeşe\nLimonlu şeker sarı,\nMentollü yeşil,\nPembesi tarçınlı,\nMacuncu şarkı söyler, darbukacı çocuk çalardı,\nEskiden sokak araları dardı.\nBenim sevdiğim macun sarı, \nLimon kokardı....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elma Şekerleri",
        "poet": "Serap Tepedelen",
        "poem": "\n\nGünışığı devşirir geceleri,\nEl eder yıldızlar çocuklara,\ngöz kırpar.\nVe çocuklar,\nEllerinde elma şekerleri\nÇocukluklarını yaşarlar.\n\n(1993-Bursa)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elmaların Yarısı",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nHz. Havva ve Hz. Adem\nBir elma yüzünden\nTanrı tarafından\nCennetten kovulduklarına göre\nOnların çocukları olan \nBizler de\nDurmadan elma yediğimize göre\nCenneti hayal bile etmemiz\nOlanaksız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elma Vakti",
        "poet": "Selçuk Yılmaz",
        "poem": "\n\nYine memleketten haber geldi\nElmalar toplanacakmış eylülde diye;\nHazana doğru mutlaka olmalıymışım,\nKavaklar daha yaprağını dökmeden\nDalında elmayı toplayabilmek için,\nİçimi sarar bir heyecan fırtınası o zaman,\nBu arada babam, cevizler de olacak\nBelki de ıhlamurlar, \nSonra budanacak ağaçlar dal budak\nDer demesine de, \nBir de ekler, bazı bazı;\nArada bir rakının da dibine vurulacak\nYa öyle ya böyle bu elma mutlaka toplanacak,\nElmanın can suyu şarapla verilecek diye;\nEfsunlu bir güzellik ve sararken elmanın kokusu\nKoşuşturur Kozağaç lı durur mu  evinde,\nHummalı bir çalışma bahçelerde,\nElvan elvan şalvarlı türküler hep dillerde.....\n2000/İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elmalı Şeker",
        "poet": "Hüseyin Tanrıkulu",
        "poem": "\n\nAynalardaki çaresiz bakışlarımıza, ıslak bahaneler uyduruyoruz elmalı şeker kıvamında\nHani yedikçe kazığı kalan avuçlarının arasında...\n\n\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t(2002/ANKARA)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elmas",
        "poet": "Önder Karaçay",
        "poem": "\n\nKendi bahçesine çöp bile olamayanlar \nBizim bahçemizde çiçek olmaya çalıştılar. \n\nBirde kalkıp bizim çiçeklerimizi beğenmeyip \nDağdan gelip bağdakini kovmaya kalktılar. \n\n\"Yeryüzü Tanıklığını\" bize emanet eden rahmetli şair İlhan Berk derdi ki; \n\n\"Ne olur bir sene de insanlık moda olsa! ...\"\n\nO büyük yürek tek cümlede bu çürümüşlüğün \nİptidai halini ortaya koyarak alay etmişti adeta. \n\nÖmrümüzü verebileceğimiz bir yalan bulamadık \nOnu doğruya çevirecek bir yüzde...\n\n\"İlham kaynağımız Atatürk'e \nDünya ve insanlık hayran...\n\nİçimizde ki dinci kinciler \nOna ve eserine intikam\n\nMaskelerin altında bile yüz bulamadık \nİnsanlık namına ellerinden tutabileceğimiz, \nTutup yerden kaldırabileceğimiz...\n\nKarşımızda iğne büyüklüğünde \nEgoyla şişmiş balonlar bulduk...\n\nŞimdi kim söndürdü ışığımızı diye \nSuçlu arıyorlar...\n\nAyağımız yere basarken \nAynı mavi gökyüzüne bakıyorsak \nNeden aşağılıklar ile ayağa yakın \nTarafta karşılaşıyoruz? \n\nHayatın ne çok ayak takımı var\n\nKendimize rampa bir yokuş olduk\n\nÇıkış yazısı alnımızda yazdığı halde, \nBaşka kapılarda ne arıyorduk\n\nBizden yana olanında, \nBize karşı olanında artık bir değeri yok. \n\nBizi zamanında anlamadıktan sonra. \n\nÇünkü bir asırlık birikmiş elmas gitti. \nKimin adına yazacağız? \n\nÇok acı içtik, görünen o aslında.\n\nHerkes niyetini fazlasıyla örtmüş\n\nYokuşun her başında \nKinle beklenmiş bir düşman \n\nNe tarafa dönsek \nKendimizle kavga ediyorduk.\n\nBizi kavgaya tutuşturan \nDalsız içi boş kavakları görmeden...\n\nDüşünceye düşman, düşünene düşman, \nDüşündürene düşman...\n\nDüşten bize düşmedi bir düş \n\nDünya insaniyetin evi olmasına rağmen \nHer tarafa tapu çıkardık\n\nKavga da bu özel mülkiyet \nKapışmasından çıktı \nElmas şimdi paramparça \nBirilerinin cebinde \n\nÖnder Karaçay \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elmas",
        "poet": "Süleyman Apaydın",
        "poem": "\n\nElmas çamura düştü \nGene mücevher\nElmas gurbete düştü\nKeder üstüne keder\nÖz anam üvey babamdan beter\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elmanın İki Yarısı İnsanlığın Aynası. Tek İnsan var",
        "poet": "Kuzey Kemal Ulutürk",
        "poem": "\n\nYARISI KADIN /YARISI ERKEK AMA TEK İNSAN VAR.\nÜreme çoğalma beraberliği saat ve saniyeleri hariç  hiç kimseye doğrudan erkek veya kadın diyemeyiz,  O bir insandır, insanca  saygın seviyeli  terbiyeli yaklaşım olmalı.\ninsan’soyunun.genetik şifresinde hem kadınlık hem erkeklik  hormonları aynı anda mevcuttur. böyle kodlanmıştır. Sadece iyi ve kötü olanı tespit etmek için.ilkel benliğindeki görünmeyen kişiliği  balta girmemiş ormanlarındaki  vahşi İÇ yüzünde saklı olan. YARISI..İT../ YARISI../YİĞİT../ YARISI GECE // YARISI GÜNDÜZ../ YARISI BEYAZ //YARISI //SİYAH../YARISI TOPRAK //YARISI //SU.yani /. İT /VE YİĞİT)))  >.BU İKİ ÖZELLİĞİN.GÜNLÜK YAŞAMDA BU DUYGUNUN BASKIN HİSLERİN  KİŞİDE HANGİSİ DAHA FAZLA GALİPSE.ETKİNSE  KİŞİ O...DUR..İT TARAFI AĞIR BASARSA İT OLUR..YALANCI DÜZENBAZ OLUR.OYUN BOZAN OLUR... YOK EĞER..YİĞİT TARAFI AĞIR BASARSA.. O KİŞİ GÜZEL OLUR GÜZEL DÜŞÜNÜR GÜZEL SÖYLER GÜZEL YAŞAR...ŞİMDİ SİZ DÜŞÜNÜN. TOPLUM HANGİ İSTİKAMETTE İSE. KİŞİLERİ TANIMAN KOLAYLAŞIR.. HERKESİN İÇİNDEKİ   İYİLİK VE PİSLİK  YÜZÜNE  YANSIR.. KONUŞMASINA VE KELİMESİNE TAŞAR..kimseye güvenme ama herkeside kendin gibi sahtekar sanma diyorum…....ve\nSOSYAL STATÜDE BİRİNCİL ANAHTAR OLARAK.İNSANI TEMEL ALAN.MERHAMETLİ BARIŞCIL SEVECEN DEMOKRAT  GÜVENİLİR DOST VE ARKADAŞ OLUR)   :))) .PARAYI MADDİYATI  birincil anahtar olarak benimseyenler ise her zaman sırtlansal bir saldırı kan emici soyucu yiyici kapkaç psikozu içinde olurlar ve orman kanunlarına tabi oldukları içinde her şeye şüpheyle bakar  herkes kötü olur  bunların adaleti kendinedir.ayının adaleti ve özlemi bu olur  kurdun  ayrı.maymunun ayrı  aslanın ayrı kaplanın ayrı adalet ve hak arayışı olur..herkes kötüdür. burda kendinden başka.......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elmas Topları",
        "poet": "Hasan Özünal",
        "poem": "\n\nEtmeyin bunu elmas topuna,\nÖğretmek adına, eğitmek adına.\nSalıverin yaşasın kendi başına,\nEtmeyin bunu elmas topuna.\n\nAna, sevme ile iş bitti sanır\nBaba dövme ile eğittim sanır\nHoca not korkusuyla öğrettim sanır\nEtmeyin bunu elmas topuna,\n\nOkullar bir törpü, yanlış törpüler\nSanat kaygan yoldan yanlışa sürükler\nSpor dedikleri şiddeti körükler\nEtmeyin bunu elmas topuna,\n\nAdam ol da sen hep para kazan denir \nDostluklar çıkarlarla beslenir\nYarın endişesi ile ahlak hepten körlenir\nEtmeyin bunu elmas topuna.\n\nBudanmaz ağaçlar öyle rast gele\nBaşı boş sıpalar bile olur hergele\nİnsan evladına sen insanlık sergile\nEtmeyin bunu elmas topuna,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eloğlu",
        "poet": "Halay Sadi",
        "poem": "\n\nBir evlilik daha bitti az önce\nBir bebek daha babasız büyüyecek\nVe kadın minibüste, acıları saklı\nYalnız, yükü ağır, acıları büyük\nBu kadın evde oğluna ne diyecek? \nGel de kahrolma,\nGel de ağlama,\nGel de lanet okuma,\nMadem çocuktun be eloğlu\nNeyine gerek ev-bark? \nNeyine gerek oğlan uşak? \n\nAliye’ye ...\n\nHalay Sadi/nisan -2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eloktronik Nafaka",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nYiyip..\nZımba bomba içip..\nBütün hayatın kolay yürünen konuşlarını kendi lehince\nDönderip doğuyu batıya\nOrtada  ay dekoru güneşlikten minyatür\nDağlar padişah\nGöller beslen ha beslenlerin kugucuk dansı kül kedili masal\nGüvercinler elektronik buğdaylara alıştırılmış\nAynı mekan sahibinin kafeslediklerine devamlı konduğu\nHangi çocuk bu kurulmuş hayalin içinde\nResmin yoksul tarafında uyansa...\nBir daha uyumak bir ölüm\nNasıl güvensin..\nKimini kime de\nAncak  girsin özleyen kendi düşüne\nHakkınca kendini bulabilsin...? \n\nSeyfi Karaca........Kasım / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eloğlu",
        "poet": "Metin Eloğlu",
        "poem": "\n\nEloğlu binlik bozdurur\nBen bozduramam\n\nEloğlu başını yastığa kor komaz uyur\nBen uyuyamam\n\nEloğlunun sofras....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elsje op sport",
        "poet": "Ramazan Canlar",
        "poem": "\n\nElsje eet eens gezond\nVan snoep eet je wel honderd pond.\nHoe hou jij dat vol? \nMet je buikje ohw, zo bol! \nJij gaat nu op sport! \nWant jou lijf heeft spieren tekort.\nIk wil dat jij spieren krijgt! \nAnders ligt er alleen maar spinazie op je bord.\nWord eens fit, krijg meer pit.\nWant ik weet zeker dat in dat lijfje van jou, \nNiks zoals spieren zit! \n\nEmirhan Albayrak\nRotterdam\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Elpin",
        "poet": "Fatih Kaya23",
        "poem": "\n\nAy söndü, mehtap karanlık, deniz suskun sanki.\nEgeli lodostun şimdi sam yeli, kasırgan bile savurmaz beni! \nYüreğimde ki fırtınalar artık eski bir hatıra, göz yaşların miras senden kalan bana...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elvada",
        "poet": "Aysel Çoban",
        "poem": "\n\nZamanı olmayan yolculuktayım\nBekleme beni\nDönüş meçhul\nSen kal kendi diyarında\nBu son an\nBil ki bu bir veda sana\n\nDönüşü olmayan karardayım\nBekleme beni\nVuslat hayal\nSen kal kendi düşlerinde\nBu son sitem\nBil ki bu bir veda sana\n\nAcıyı ağırlayan handayım\nBekleme beni\nYokluğa sarıl\nSen kal ödünsüz yüreğinle\nBu son söz\nBil ki bu bir veda sana\n\nSevdayı yaşatan konaktayım\nBekleme beni\nÇıkış zor\nSen kal kendi ıssızlığında\nBu son bakış sana\nBil ki bu bir veda \nEy sevgili son kez elveda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "ELP Bilgi Bülteni (8 Haziran 2007)",
        "poet": "Şair Berzan",
        "poem": "\n\n1)   Zhenya Shimanskiy serbest bırakıldı! \n2)   Vahtang Devitlidze tutuklandı\n3)   Üç İsveçli tavşan çiftliği baskınından tutuklandı\n\n1)   Özgürlüğün Ruhu Haziran 2007'de, hem McDonalds'ın penceresini kırmaktan hem de yazı yazmaktan dolayı yakalanan hayvan hakları aktivisti Zhenya Shimanskiy'in Belarus'a cezaevine yollandığını bildirmiştik. ELP kısa bir süre önce resmi olarak Zhenya'nın 2 yıllık polis gözetimi ve para cezası aldığını ve artık serbest kaldığını öğrendi! Destek kampanyası herkese tüm desteği için teşekkür etmemizi rica etti. Yine de Zhenya 1200 dolar para cezası ödemek zorunda ve destekçileri yalnızca 500 dolar biriktirebilmişler, buyüzden her türlü maddi yardıma açıklar. Eğer yardımcı olmak istiyorsanız lütfen -email- adresine e-posta yollayınız.\n\n2)   Vahtang Devitlidze kendisini bir faşiste karşı savunduğu için hapsedilmiş Rusya, Krasnodar'lu bir anarşist. ELP Vahtang'ın maruz kaldığı (kendisini savunduğu)   saldırının tüm detayları konusunda emin değil, fakat, Vahtang 2008 sonbaharına kadar hapsedildi. Bu yüzden lütfen destek mesajlarınızı gönderiniz:\n\nVahtang Devitlidze\nul. Libbedova 42, UO 68/2,\notryad 14, brigada 142,\ng. Hagyshensk, Krasnodarskiy Kray\n352680 Russia\n\nLütfen dikkat: Vahtang yalnızca Rusça bilmektedir. Eğer Rusça yazamıyorsanız bile, lütfen bir resim veya bir çizim gönderiniz.\n\n3)   Özgürlüğün Ruhu Haziran 07 sayısında, bir tavşan kürk çiftliğine yaptıkları baskın sonucu tutuklanan üç İsveçli aktivistten haber vermiştik. Üçlü dün mahkemeye çıktılar ve hepsi hırsızlıktan (14 tavşan - ne yazık ki hepsi polisler tarafından bulundu ve çiftliğe geri götürüldü)   ve kriminal hasardan (araba tekerleri yarıldı ve araba, binalar/kafeslere sloganlar yazıldı)   suçlandılar. Aktivistlerin ikisi 100 saatlik toplum hizmeti alırken, üçüncüsü şartlı tahliye ve az miktarda bir para cezası aldı. Ayrıca çiftçiye hasarın miktarını ödemek zorundalar, ki bu da yaklaşık 1000pound civarında. İsveç ALF.SG (Hayvan Özgürlük Cephesi.Destek Grubu)   ELP'e, mahkemeden sonra herkesin serbest bırakıldığını, şuanda hepsinin iyi olduklarını ve destekleri için herkese teşekkür ettiklerini söyledi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elvada Gidiyorum",
        "poet": "Ünal Kânlı",
        "poem": "\n\nUntma ne olur geçen o günleri, \nKurutma ne olur verdiğim o gülleri, \nTutturma ne olur titreyen ellerini, \nBir veda bile etmedenmi gidiyorsun? \n\nHani ellerim belini saracaktı! \nGözlerim hep üstünde olacaktı! \nBu aşkın sonunda ayrılık olmayacaktı? \nBir veda bile etmedenmi gidyorsun? \n\nUnutursun gözgöze geldiğimiz o anı, \nElele tuttuğumuz o güzel dansı, \nVerdiğin sözleri, içtiğin o andı, \nBir veda bile etmedenmi gidiyorsun? \n\nHadi git bir veda bile etmeden, \nNeyin eksilirdi sevip gönül vermekten, \nHayırda çıkmaz artık bu koskoca şehirden.\nHani sen yapmamıştın AMA BEN? \n       Elveda GİDİYORUM..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elvada mutluluk.",
        "poet": "İbrahim Yuka",
        "poem": "\n\nMutluluk benim penceremde,\ncama vuran yağmur damlacıklarında,\nüşüyüpte balkonuma konan serçelerde,\nsaksımdaki renk renk çiçeklerde.\nhasretle yanan yüreğimde.\nvakitsiz ağaran tel tel saçlarımda\nMutluluk ta yüreğimin derinliklerinde.\nUlaşamadım ben,çok geç kaldım\nhep yanımda olaçak sandım.\nşimdi penceremde bana ağlıyor\nmutluluk bana elveda diyor\nbir bana birde payıma düşen,\nmutsuzluğuma ağlıyor.\n\n09.12.2007 Antalya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elvan",
        "poet": "Turgut Uzdu",
        "poem": "\n\nElvan elvan kokar yollar\nNerde benim gülüm elvan\nOrda biter bütün yollar\nHasret bana zulüm elvan.\n\nSevdim seni kır çiçeğim\nSenin ile güleceğim\nBekle beni geleceğim\nHasret bana zulüm elvan.\n\nÇoğu gitti azı kaldı\nBugünlerin nazı kaldı\nYazmaya çok yazı kaldı\nHasret bana zulüm elvan.\n\nHicran acı bir ızdırap\nTurgut derki haller harap\nYar önünde olam turap\nHasret bana zulüm elvan.\n\n29/01/2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elvan çiçekleri açtığında 10",
        "poet": "Aytekin Orhan",
        "poem": "\n\n10. Bölüm\n\nYeni güne uyandığında; boş duvarlarla selamlaştı. Sessizlik hâkimiyetini kurmuş, canı sıkkın bir şekilde yatağından kalkıp salona geçti. Bir gün öncesi yanında uyandığı Elvan gitmişti. Uyurken izleyip mutlu olacağı kimsesi kalmamıştı. Mutfak tezgâhının üzerinde duran çaydanlık bile gözüne kötü görünüyordu. Elvan’ın gidişinin üzerinden 24 saat geçmişti ve bir haber alamamıştı. Birçok kere telefon açtığı halde, telefonun kapalı ve ulaşılamaz durumda olduğu cevabını duydukça daha çok sinirleniyordu.\n\nOturduğu ev bomboştu ve sade döşenmişti. Dışarıda hava tüm sıcaklığıyla kendini hissettirmeye başlamış, istemeyerek olsa bile, kahvesini hazırlayıp pencerenin yanındaki koltuğuna geçmişti. Eline telefonunu alıp, son arananlardan Elvan’ı tekrar aradı. Telefon çalıyordu ama açan yoktu. İyice meraklanmıştı. Bir sigara yakıp, kahvesini içerken dışarıyı izlemeye koyuldu.\n\nTelefonun sesiyle kendine geldi. Elvan arıyordu. \nMerhaba canım, biliyorum beni merak ettiğini ama şarjım bitmişti ve kaldığım yurtta çeşitli sorunlarla uğraştığımdan seni arayamadım. Özür dilerim diliyordu.\n\nKonuşmasını bitirmesini bekledi.\n\n—Sesini duyduğuma ve iyi olduğunu öğrendiğime sevindim.\n\nKalmış olduğu yurtta ne sorunu olduğunu ve kendisinin yapabileceği bir şeyler olup olmadığını söylediğinde; Elvan aidatını ödemediği için yurttan ayrılacağını ve daha da önemlisi yurtdışındaki bir özel okulun bursunu kazandığını anlatmaya başlamasıyla beyninden vurulmuş gibi oldu. Dinlemeye devam ediyor ama kendinde değildi. \n\nElvan 2 gün içinde yurtdışına gideceğini, bunun hayatında karşısına çıkan en önemli fırsat olduğunu ve bunu kaçırmak istemediğini söylerken sözünü kesti.\n\n—Biz dedi. Biz ne olacağız.\nBize bir şey olmayacak hayatım. Sadece aramızdaki mesafeler uzayabilir ama onun ötesinde ilişkimizde değişiklik olmayacak. Seni seviyorum...\n\nKarşılıklı sessizlik olmuştu. \nSessizliği Elvan’ın şimdi kapatmam gerekiyor sonra yine konuşuruz sözleri bozdu.\n—Tamam, canım diyebilmişti.\n\nTelefonu kapattığında midesine giren krampların tarifi imkânsızdı. Akşama kadar kafasında bir sürü senaryo çizip durdu. Tek başına oralarda ne yapacak, nerede kalacak, okulu ne kadar sürecek hepsi cevapsız sorulardı. Dolapta kalmış yarım şişe rakı'yı mezesi olmadan içip yatmaya gitti.\n\nYatakta bir sağa, bir sola dönüp dururken sızıp kalmıştı.\n\n-Bazen olaylar istediğinizin dışında gelişebilir.-\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elvan çiçekleri açtığında 13",
        "poet": "Aytekin Orhan",
        "poem": "\n\n13. Bölüm\n\nOtobüs perona yanaştığında karşısında Selim'i gördü. Boş gözlerle ona doğru bakıyordu. Çantasını alıp yanına yürüdü. \n\nSelim zengin bir ailenin tek çocuğuydu. Doğuştan gelen ve akraba evliliği yüzünden iktidarsızdı. Birçok özel doktora tedavi için gitmiş olsalar bile hastalığı geçmemiş ve tedavisi mümkün değildi. Elvan ile bu konuyu paylaştığında Elvan çok şaşırmış ve ne demek istediğini tam anlamamıştı. Elvan’dan tek istediği yanında olması ve ona eşlik etmesi, bunun karşılığı olarak yurtdışında okuması için tüm imkânlarını seferber edebileceğini söylemesiydi. Elvan’ın benim sevdiğim birisi var sözlerine, git konuş sevdiğin adamla anlat her şeyi birlikte okuyalım. Okul bitip dönünce yine kavuşursunuz olmuştu. Maddi durumu çokta iyi olmayan Elvan böyle bir teklife önce çok şaşırıp hayır demiş olsa bile, daha sonraları aklına yatmıştı. Bu yüzden sevdiği adamın yanına gidip 3 günlük güzel bir tatil ve birliktelik yaşamak için yanına gitmeye ve orada her şeyi Taner'e anlatmaya karar vermişti. \n\nHoş geldin Elvan nasıl geçti yolculuğun, konuşup anlattın mı her şeyi dedi.\n—Hayır başaramadım. \nNe yapmayı düşünüyorsun. \n—Kafam çok karışık, biraz düşünmeliyim.\nHadi buradan gidelim.\n—Tamam. Gidelim.\n\nOkudukları okulun kapısına geldiklerinde; kaldıkları yurtlarına doğru ayrıldılar. Elvan yurtta kaldığı odaya gelip yatağına uzandı. Aklı çok karışık ve bir çıkış yolu bulmak için uğraşıyordu. Taner'in onu arayacağını bildiği için telefonunu bile kapatmıştı. Ertesi gün olduğunda telefonu açıp, Taner'in çağrılarını ve mesajlarını gördü. O an aklına Taner'i arayıp şarjı bittiğini ve yurtta sorunlar yaşadığını, üstü kapalı yurtdışında okumak için burs kazandığı mazereti geldi. Telefon açıp bunları Taner'e anlatıp, daha sonra yine konuşuruz diyerek konuşmayı kısa kesip, telefonunu yeniden kapattı.\n\nElvan Taner'in bu konuşma sonrasında birçok düşüncelere kapılacağını çok iyi bildiğinden, Selim'in rahatsızlığını söylemiş olsa bile, Taner'in bu durumu kabul edemeyeceğini çok iyi biliyor, bunu ona kabul ettirmenin imkânsız olduğundan emindi. Yola çıkmalarının günü gelmişti. İçini kemiren düşüncelerinden sıyrılıp, Taner'i çok sevmiş olsa bile, geleceği için kendisini böyle bir adımı atmak için şartlandırmıştı. Okul bitip yurda döndüğünde yâda yurtdışına gittikten bir süre sonra bunları açıkça söyleyebileceğini düşündü ama şuan bunları söyleyemezdi. Bu düşüncelerle hayatında birisi olduğunu, onunla yurtdışına okumaya gideceğini anlatan kısa bir e-mail yazıp yolladı. Bir ara e-mail yazarken Selim'in durumundan da bahsetmek istedi ama bunun yazıyla anlatılabilecek bir konu olmadığını, sadece yüz yüze konuşulacak mevzu olduğunu düşününce vazgeçti.\n\n-Doğru zaman ve doğru yer. Tüm mesele bunu yakalamak…-\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elvan çiçekleri açtığında 21",
        "poet": "Aytekin Orhan",
        "poem": "\n\nGece hüzün dolu, gece yağmurlu, gece sessiz sedasız bir mutluluğu fısıldıyordu kulaklarına bu kadar ayrı kaldıktan sonra birbirlerine… Taner Elvan’a sarılmış kokusunu içine çekiyordu. Kulağına “bunları daha sonra konuşuruz. Bu gece daha fazla seni üzmek istemiyorum” diye fısıldadı. Elvan başı Taner’in göğsünde hiş ses etmeden başını salladı… Evde buluştuklarından buyana o kadar saat geçmişken, ilk kez bu kadar yakınlaşmışlardı. Birbirlerine bakıp öpüşmeye başladılar.  Yılların verdiği özlem dudaklarından dökülüyordu. Uzun süre sarılıp, öpüşüp, koklaştılar sonrası Taner koltuğuna geçip kadehini kaldırıp “İyi ki geldin canımın güzeli” diyerek içti. Elvan kadehi eline alıp “iyi ki geldim canımın delisi” diye karşılık verdi.\n\nGecenin üzerinden sis perdeleri kalkmış, evin içine hoş bir sohbet yayılmıştı. Taner Elvan’ın yokluğunda işyerinde ki görev pozisyonunun değişmesini ve üzerine daha çok sorumluluklar getirdiğini anlatıyor, araya onu çok özlediği zamanlarda nasılda keyifsiz olduğunu katıyordu. Elvan sessizce Taner’in anlattıklarını dinliyor, gözlerini ondan ayırmıyordu. Uzun süre Taner konuştu kadehlerin birisi boşalıyor diğeri doluyordu. Saatler su gibi akıp geçmiş, farkına bile varmamışlardı. Taner birden Elvan’a “ne kadar burada kalacaksın” diye sordu. Elvan “bilmiyorum” diye karşılık verdi. Aralarında sessizlik oldu. Sessizlik rakılarının bittiğinin anlaşılmasıyla bozuldu. \n\nElvan Taner’e “çantamda bir kaç şişe daha var çıkartalım mı” diye sordu. Taner “bu gecelik yeter canımın güzeli ama onları çantandan çıkart istersen” diye cevap verdi. Hem artık şu sofrayı da toparlayalım geç oldu diyerek ayağa kalkıp masa üzerindeki eşyaları mutfak tezgâhına taşımaya başladılar. Birlikte sofrayı toparladıktan sonra Elvan tabaklarda kalan yiyeceklerden bazılarını buzdolabına yerleştirirken, kalanları çöp torbasına atıyordu. Taner “ben duşa giriyorum” diye seslendi. Elvan gülümsedi. Üzerindekileri çıkartıp duşa giren Taner yıkanıp çıktığında karşısında Elvan’ı çıplak hınzır bir bekleyişle buldu. Sarılmak istedi ama Elvan “bende duş alacağım beklemelisin” diye gülümseyerek yanından kaçıp banyoya girdi. Taner gülümseyerek yatak odasına geçmişti. Az sonra Elvan havluya sarılmış ayakta karşısına dikilmiş ona bakıyordu. “Seni çok özledim gel yanıma” diye konuştu Taner. Elvan sesini çıkarmadan yatağa girmiş ve Taner’e “bende seni” diyerek sarıldı. \n\nŞimdi gece uzun bir aradan sonra duyulan özlemlerin birleşmesine tanıklık ediyor. Aradan iki yıla yakın zaman geçmiş ve ikisinin de eline yabancı bir değmemişti. Taner ve Elvan aylardır hatta üzerinden yıllar geçmiş olan kokularını birbirlerine aşılıyordu. Dışarıda yağmur yağıyor. İçeride bir çift tek vücut olmuş birbirine karışıyordu. Uzun süre duydukları özlemle sevişirken, öpüşürken, koklaşırken zevkin doruklarına kanat açıp uçmuşlardı. Taner Elvan’a “güzel bir sabaha yeniden birlikte uyanmamız dileğim gerçekleşti” diyerek laf attı. Elvan gülümsedi. “Huzurlu uykular canımın güzeli” “Huzurlu uykular canımın delisi” birbirlerine baktılar Elvan Taner’in göğsüne başını koyup uykuya daldılar…\n\nYeni gün, yeni sürprizler, yeni yaşanacaklara gebeydi…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elvan çiçekleri açtığında 17",
        "poet": "Aytekin Orhan",
        "poem": "\n\nSabah gözlerini açtığında işe geç kalmış, telefonu birkaç kere çalmış olmasına rağmen duymamıştı. İşyerinden aramışlardı. Aceleyle üzerini değiştirip dışarıya fırladı. Yolda giderken işyerini arayıp durumunu izah etti. Bugün nasıl geçecekti. Yarın Elvan geliyordu. Aklında bir sürü soru ve işyerinde onu bekleyen onca iş vardı. İşyerine vardığında öğlen olmuştu. Tüm gücüyle işlerini yapmaya koyuldu. Akşamın nasıl olduğunu anlamamıştı bile, işten çıkmadan birkaç gün işten izin almak için yöneticisinin odasına uğradı. İznini almış ve şimdi dışarıdaydı. Yolda dalgın bir şekilde yürüyordu. Elvan aklından çıkmıyor ve yarın şehrine, buluştukları eve geliyordu. Yüzünde istem dışı bir gülümseme oluştu. Son zamanlarda kendini tanımaz bir halde yaşıyor, Elvan’a böylesine kızgınken yinede ona kıyamıyordu. Kendi kendine onu gördüğünde bağırıp çağıracağına dair sözler veriyor sonrası düşününce bunu yapamayacağının farkına varıyordu. Kafasında bir sürü düşünceyle yürürken evinin yolunun yarısını yürüyerek gelmişti. Çok yürümekten olsa gerek yorulmuştu. Yoldan geçen bir taksiyi durdurup evine gitti.\nKatları çıkarken Sevda’nın kapısını yeniden çaldı. Sevda yine evde yoktu. Telefon açmak istedi ama sonra vazgeçip evine çıkıp içeriye girdi. Evde dünden kalma masanın üzerindeki malzemeler duruyordu. Üzerini değiştirip, evdeki dağınıklığı toplamaya başladı. Uzun zaman olmuştu evini temizlemeye gelen bayanı çağırmamıştı. İzin dönüşü ilk işim bu olsun diye bir kâğıda not yazıp buzdolabının üzerine yapıştırdı. Yatak odasına geçip ufak çantasına birkaç malzeme doldurmaya başladı. Aklına Elvan burada kaç gün kalacak sorusu geldi ve cevapsızdı. Sağa sola bakınıp son eksiklerini çantasına koyduktan sonra saatine baktı. Çok geç olmuştu. Vaktin nasıl geçtiğini anlamamış ve doğru dürüst bir şeyde yapmamıştı. Birkaç gündür yatmadığı yatağına uzandı. Yorgundu düşünceleri hemen uykuya dalmasına neden oldu. \n\nSabah olmuş, erkenden uyanmıştı. Traşını olup, duş aldıktan sonra üzerini değiştirip, çantasını eline alarak evinden dışarıya çıktı. Büyük gün gelmişti. Hiç zaman kaybetmeden yoldan bir taksi çevirip adresi söyledi. Taksi hareket edip gitmeye başladığında düşünceleri hala yerinde değildi. Elvan’ın yanına gidiyordu ama karşılaştıklarında ne yapacağından emin değildi. Trafik boştu ve gideceği yere 45 dakikalık bir yolu vardı. Taksinin camından dışarıyı izlerken şehir akıp gidiyordu. Gözlerinin önüne Elvan’ı son hatırladığı hali düşüyordu. Acaba değiş miydi? Gözlerinin içi yine gülüyor muydu? Elleri sıcak mıydı? Diye düşünüp dururken, taksi şoförünün geldik beyefendi demesiyle kendine geldi. Taksi ücretini ödeyip, çantasını alıp arabadan aşağıya inip eve doğru yürümeye başladı. \n\nBuluştukları evin yanına geldiğinde evin kapısını çaldı ama açan olmadı. Ev sahibinin bulunduğu yeri bildiği için direkt oraya yöneldi. Ev sahibi hiçbir şey söylemeden evin anahtarını kendisine teslim etmiş ve bu durum karşısında çok şaşırmıştı. Evin kapısını açıp içeriye girdiğinde, karşısında Elvan’ı göreceği için heyecanına yenik düşmekten korkuyordu. Kapıyı açıp içeriye girdi. Ev temizdi ve ortalıkta Elvan yoktu. Dışarıya çıkmış olduğunu düşünürken yüzü asılmıştı. Birazdan gelir diye iç geçirdi ve banyoya gidip elini yüzünü yıkayıp geldi. Salonun ortasında Elvan’la rakı sofrası kurdukları sehpanın üzerine bırakılmış bir zarf gözüne çarptı. Zarfın üzerinde canımın delisine yazıyordu. Zarfı açtığında kısa bir not ve içinde bir yolcu bileti duruyordu. Şaşırmıştı. Okumaya başladı. Mektupta; \n\n(Canımın delisi bir gün önce geldim evimizi tuttum. İhtiyacımız olan tüm malzemeleri almak için evden dışarıya çıkıp alışveriş yapmaya gittiğimde yöneticisi olduğum şirketten aradılar. Acilen geri dönmek zorunda kaldım. Çok üzgünüm. Seni seviyorum.)  yazıyordu… Ne yapmak istiyorsun Elvan diye bağırdı… Mektubu fırlatıp attı…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elvan çiçekleri açtığında 19",
        "poet": "Aytekin Orhan",
        "poem": "\n\nEvin kapısına geldiğinde kapının tokmağına asılı kâğıdı gördü. Anahtar ev sahibindedir diye yazıyordu. Başından aşağıya kaynar sular dökülmüştü. Dün gece gördüğü rüyanın gerçeğini şuan yaşıyordu. Aklından geriye dönmek geçti ama Sevda Elvan’ın şehre dün geldiğini ve onu heyecanla beklediğini söylemişti. Ev sahibinin evine doğru yürüyüp kapısını çaldı. Ev sahibi kapıyı açtığında; Elvan hanımın misafiri sizsiniz değil mi sorusuna sadece evet diyebildi. Buyurun anahtarınız diyerek başka kelime etmeden kapıyı kapattı. Ev sahibine Elvan Hanım nerede acaba diye soramamıştı bile… \n\nElinde anahtarı evin kapısına doğru yürüyüp, kapıyı açıp içeriye girdi. Evin içinde sağa sola bakındı boştu. Yatak odasına baktığında yerde duran seyahat çantalarını fark etti. Şimdi biraz daha rahatlamıştı. Elvan gelmişti. Salona doğru geçti. Salonun ortasında sehpanın üzerindeki küçük not kâğıdını gördü. Rüyasını yaşıyordu. İçinden lütfen rüya gerçek olmasın diye geçirip, kâğıdı alıp okudu. Not kâğıdında; \n(Canımın delisi ben geldim. Kısa süreliğine dışarıya çıkmam gerekiyordu. Sen otur keyfine bak geleceğim. Özledim seni)  yazıyordu.\n\nMutfak tezgâhına doğru yürüdü. Kendisine bir kahve hazırlayıp salonda daha önceden geldiklerinde oturduğu koltuğuna geçip oturdu. Camdan dışarıyı izliyor, elinde kahvesi ve birde sigarasını yakmıştı. Düşünüyordu. İçinde garip duygular birbirine geçmiş savaş veriyordu. Şuan Elvan kapıyı çalsa, kapıyı açtığında ne diyecekti. Saatler geçiyordu. Taner kahvesini bitirmiş peş peşe sigara içiyordu. Bir ara kalkıp buzdolabına bakıp içecek bir şeyler aradı ama sadece su vardı. Koltuğa tekrar geçip beklemeye koyuldu. Eve geleli uzunca zaman olmuştu ve Elvan hala ortalıkta yoktu. Eve geldiğinde karnı aç olabilir diye düşündü ama evde yemek yapacak malzemeler yoktu. Aklından Elvan geldiğinde telefonla dışarıdan bir şeyler sipariş ederiz diye geçirdi. Koltukta oturmaktan sıkılmış, salondaki kanepeye uzanmıştı. Boş gözlerle, hiçbir şey düşünmeden boş gözlerle tavana bakıyordu. Aradan ne kadar zaman geçtiğinden habersiz kanepede uyuyup kalmıştı. \n\nEvin içinden gelen küçük tıkırtı sesleriyle gözlerini açtığında; mutfak tezgâhına yüzü dönük Elvan’ı bir şeyler hazırlarken gördü. Sessizce onu izlemeye başladı. Saçlarının rengi aynıydı. Üzerinde bir şort ve uzun kollu ince bir kazak vardı. Havaların soğuk olmasına rağmen küçücük ev epeyce sıcaktı… İzlendiğinden habersiz Elvan ocağın üstünde hızlı hareketlerle bir şeyler hazırlamaya uğraşıyor, tezgâhın üzerine bıraktığı poşetleri tek tek açıp işine yarayan malzemeleri seçiyordu. Taner dayanamayıp öksürür gibi yaptı. O an Elvan arkasını döndüğünde göz göze geldiler. O an zaman durmuştu. O an tüm sesler kesilmiş, sadece gözleriyle konuşuyorlardı. Elvan elindeki malzemeleri bırakıp Taner’in yattığı kanepeye doğru yürümeye başladı. Önüne gelip durduğunda; \n\nCanımın delisi hoş geldin\n—Canımın güzeli hoş geldin\n\nDiye karşılıklı söyleyip bakıp selamlaştılar…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elvan çiçekleri açtığında 25",
        "poet": "Aytekin Orhan",
        "poem": "\n\nTaner sabah gözlerini açtığında Elvan yanında uyuyordu. Bir süre onu uykudayken izledi. Aklından onu kırmamak adına nelere katlandığını geçiriyordu. Şimdi onunla yurtdışına gidecekti ve bunun için hiç plan yapmamıştı. İşyerine gidip iznini uzatması gerekiyordu. Yataktan kalkıp mutfağa doğru geçti. Çayı demleyip, kahvaltıyı hazırlıyordu. Vakit öğlene yaklaşıyordu. Yatak odasına girip yatağın içine girip Elvan’a sarıldı. “Kalk artık canımın güzeli öğlen oldu yapacak çok işimiz var” diye kulağına fısıldayıp “boynundan öptü” Elvan tepki vermemişti. Biran şaşırmış ve Elvan’ı kendine doğru çevirmeye çalışırken dudaklarına yapışıp öpen Elvan “biraz daha kalsaydık yatakta ben şikâyetçi değilim” diyerek gülümsedi… “Aklından geçeni biliyorum ama şuan olmaz. Kalkmalıyız artık çay demleniyor, kahvaltımız hazır. Biran önce karnımızı doyurup gitmemiz gerekiyor” “nereye gideceğiz Taner” “Tabiî ki benim evime, yapacak işlerim var. Nikâh var ve hazırlık yapmalıyız. Haydi, çabuk kalkıyoruz.” Tamam, anladım” Yataktan kalkıp kahvaltını yaparlarken sessiz kalmış hiç konuşmamışlardı. \n\nElvan eşyalarını toparlamaya başlamıştı. Taner’in fazla eşyası olmadığı için toparlanması kolay olmuştu. Tüm eşyalarını toparlayıp evden ayrıldıktan sonra ev sahibine evin anahtarı bırakıp şimdi Taner'in evine doğru bir taksiye binip yola çıkmışlardı. Yolda giderken hiç konuşmadılar. Eve vardıklarında Taner evin yakınındaki marketten akşam için yiyecek bir şeyler almak için Elvan’a evin anahtarını verip \"sen çık eve ben hemen geliyorum canımın güzeli\" dedi. Elvan elinde çantası evden içeriye girdiğinde; aylarca kameradan izlediği evi görünce tuhaf bir duyguya kapılmıştı. Evin içi dağınıktı ama bunun pekte önemi yoktu. Aradan uzun zaman geçmemişti ve kapı çalınmış, Taner elinde birkaç torba yiyecekle gelmişti bile. İçeriye girdiğinde; \"nereye gizlemiştin onu\" diye sordu. Elvan gülümseyerek \" boş ver canımın delisi ne önemi var ki\" diye cevapladı. Gülüştüler. \n\nTaner \"haydi şu masanın üzerindeki fazlalıkları kaldıralım. Karnımız acıktı. Bir şeyler yiyip yarın neler yapacağız onu konuşmalıyız\" diye konuştu. Masanın üzerindekileri toparlayıp, Taner'in aldığı kahvaltılık malzemeleri yerken bir yandan da sohbet ediyorlardı. \n\n\"Yarın işyerine gidip izin işini halletmeliyim. Sende bu arada Sevda ile ilgilenirsin. Akşam evde buluşuruz canım benim\" \"tamam hayatım sen hallet işlerini, yarın bizim işimiz çok erken yatalım bu gece\" diye karşılık verdi Elvan.  Yatak odasına geçip, üzerlerini değiştirip yatağa girdiler. Birbirlerine sarılıp uykuya daldılar. \n\nElvan uyandığında Taner çoktan kalkıp işe gitmişti. Yastığın yanına bırakılmış notta \"seviliyorsun\" yazıyordu yüzüne yerleşen gülümsemeyle telefonuna baktığında Sevda’nın cevapsız aramalarını görünce yataktan fırlayıp kalktı. Bugün yapacakları işleri vardı. Yarın nikâh günüydü. Yarın tatil için gidecekleri gündü. Üzerini değiştirip hemen evden çıktı. Alt katta oturan Sevda’nın kapısını çaldı. Kapıyı açan Sevda \"hiç içeriye girme hemen çıkıyoruz Elvan\" diyerek çantasını alıp dışarıya fırlamıştı. \n\n\nTaner işyerinde müdürünün odasında iznini uzatmak için konuşma yapıyordu. İzni alıp, dışarıya çıktığında öğlen olmuştu. Şimdi eve gitmesinin bir anlamı yoktu. Taksiye binip sahilde yemek yediği yere gidip birkaç kadeh içmeye karar verdi. Bu arada kızlar nikâh için elbise, kuaför gibi işleri halletmiş evin yolunu tutmuşlardı bile... Selim'de akşam Sevda'nın evine gelecekti. Hep birlikte evde yemek yiyeceklerdi. \n\nAkşam karanlığı çökmek üzereydi Taner masada tek başına oturmuş rakısını içiyordu. Telefonu birkaç kere çalmış bakmamıştı bile. Son birkaç günü kafasında analiz etmeye çalışıyordu. Olaylar çok hızlı gelişmişti. Zaman su gibi akıp gitmiş, çakırkeyif bir hale gitmişti. Telefonu yeniden çalmaya başlayınca cebinden çıkartıp baktı Elvan arıyordu ve daha öncesi arayanda oydu. \n\nEfendim canım\n—Nerdesin Taner seni bekliyoruz.\nNerde bekliyorsunuz beni, işlerinizi bitirdiniz mi? •\n—Taner sen iyi misin? İşlerimiz biteli çok oldu. Bizi nikâh şahitleri yapmışlar, Sevda’nın evinde masayı hazırladık ve kaç saattir hepimiz senin gelmeni bekliyoruz.\nÇok güzel siz başlayın yemeğe ben birazdan geleceğim Elvan.\n—Tamam canımın delisi çok geç kalma. \nGörüşürüz...\n\nTelefonu kapattığında aklına yine benim haberim olmadan program yapmışlar diye geçirip içmeye devam etti... İçkisi bittiğinde saat çoktan gece yarısı olmuştu bile... Hesabı ödeyip, evin yolunu tutmuştu. Eve gelip içeriye girdiğinde; Elvan salonda oturmuş onu bekliyordu. Karşılıklı bakıştılar. Taner sarhoştu ve gülüyordu. \n\nBiraz geciktim sanırım canımın güzeli, nasıl geçti yemek.\n—Biraz mı? Hiç gelmedin yemeğe sen, bizde sayende keyifsiz bir yemek yedik. Bende erkenden eve çıkıp seni beklemeye başladım.\nBaşım çatlıyor. Duş almalıyım. Sonra konuşalım diyerek salonun ortasında soyunup banyoya girdi. \n\nElvan ne yapacağını şaşırmıştı. Taner zil zurna sarhoştu. Ona söylediği sözleri duymamıştı bile. Taner duştan çıkıp Elvan’a sadece “ben yatıyorum” diye seslendi… Hiç konuşmadılar. Bir süre yalnız başına salonda oturup Taner’in bu davranışlarını düşünen Elvan sessizce odaya girip yatağa yattı. Taner uyumuştu bile. \n\nElvan sabah erken uyanmıştı. Kahvaltı hazırlıklarını tamamlayıp Taner’i uyandırmak için odaya girdiğinde;  Taner’i yatakta uyanık buldu. Ona bakıyordu. “Haydi, kalksana” diye seslendi. “Gel yanıma” diye cevap aldı. Yanına uzandı hiç konuşmadan öpüşüp sevişmeye başladılar. Uzun sürmeyen ve çokta istekli olmayan bir birleşmenin ardından Taner Elvan’ın kulağına “kendine çok iyi bak canımın güzeli” diye fısıldayıp yataktan kalktı. Elvan şaşırıp “ne demek bu canımın delisi” diye laf attı. “Bir şey demek değil, kendine iyi bakmanı söylüyorum ve şimdi kahvaltımızı yapıp gitmeliyiz. Nikâha geç kalmayalım.”\n\nKısa bir kahvaltının ardından üzerlerini giyinip yola çıkmışlardı. Nikâh dairesinin önüne geldiklerinde; Selim ve Sevda kapıda saatlerinin gelmesini bekliyorlardı. Sade bir nikâh olacaktı. Hiç kimseyi çağırmamışlardı. Çok öncesinde balayından döndüklerinde Taner’in memleketine gidip orada bir düğün yapmayı planlamışlardı. Nikâh saati geldiğinde içeriye girip yerlerini aldılar. Tüm işlemler bittikten sonra, nikâh dairesinden çıkıp yemek yiyecekleri yere doğru yola koyuldular. Akşam yola çıkacaklardı. Eve gidip eşyalarını almaları gerekiyordu. Keyifli hoş sohbet bir yemek olmuş, hepsinin yüzünden mutluluk okunuyordu. Uçaklarının kalkmasına sayılı saatler kalmış ve şimdi evde eşyalarını ayarlayıp yola çıkmak için hazırlıklarını yapıyorlardı. Evin önüne iki tane taksi çağırdılar. Eşyaları yükleyip yola çıkmışlardı bile. Elvan Taner’e arabanın içinde “her şey çok güzel olacak canımın delisi” diye laf attığında Taner “bundan eminim canımın güzeli” diye cevap almıştı. Havalimanına yaklaştıklarında Taner taksiciye “sağda durur musun” diye seslendi. Elvan’a dönüp “evde çok önemli bir eşyamı unuttum hemen geri dönüp alıp size yetişirim” diye konuştu. Elvan “çok vaktimiz yok acele etmelisin” diye cevap verdi. “Merak etme yetişirim size”  Taksiden inmişti.\n\nŞimdi üç kişi havalimanın içinde pasaport işlemlerini halletmiş bekliyorlardı. Birkaç kere Taner’e telefon açmalarına rağmen cevap alamamışlardı. Uçağın kalkış saati gelmişti ama ortalıkta Taner yoktu. Uçağa binmişlerdi ve son anda Taner’in geleceğini düşünerek ama gelmemişti. Uçak hareket etmeye başladığında yüzlerindeki mutluluk kendisini sessizliğe bırakmıştı. Elvan el çantasını açıp içindeki notu görünce her şeyi anlamıştı. “Güle güle canımın güzeli” …\n\nVe şimdi Taner havalimanın yakınında kalkan uçağın ardından bakıp, bunca yılın intikamını aldığını düşünüyor, Elvan’sız geçen o günlerde küçücük bir haber alamamış olmanın sancısını, ona yaşatmak adına gecenin içine doğru yürüyordu…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elvan çiçekleri açtığında 5",
        "poet": "Aytekin Orhan",
        "poem": "\n\n5. Bölüm\n\nGün ışımaya başlamıştı. Bütün bir geceyi yarım yamalak uyuyarak ve yanında yatan Elvan’ı izleyerek geçirmişti. Şimdi yanındaydı. Uyurken bile yüzü gülüyordu. Bir ara Elvan gözlerini açıp, benimi izliyorsun bile demişti. Hiç konuşmadan dudaklarına bir buse kondurup yeniden uyutmuştu canının yarısını… Yataktan kalkıp bir duş aldıktan sonra, salona geçmişti. Dün geceden kalan masayı toplayıp, çayı demlenmeye bırakmıştı. Yatak odasına gittiğinde Elvan uyanmıştı. Yatakta öylece yatıyordu. Uzanıp yanına günaydın canım dedi. Elvan hiç cevap vermeden, boynuna sarılıp öpücüğünü kondurdu dudaklarına… Duş almalıyım diyerek fırladı gitti yanından. Duştan çıktıktan sonra, demlenen çayı görünce, güzel bir kahvaltı sofrası yapalım dedi Elvan. Çay hazırdı ve kahvaltı sofrası çok güzeldi. Tabakların içine yan yana dizilmiş kahvaltılıklar, renk uyumu muhteşem görünüyordu. Birlikte dün geceden sohbet edip, gülüşerek kahvaltılarını yaptılar. Saat 12.00’ı geçiyordu. Az konuşup, çok bakışıyorlardı. Kelimelerin anlatamadığını, gözleriyle birbirlerine aktarıp anlaşıyorlardı.\n\n—Akşam için neler yapalım diye söze başladığında Elvan sözünü kesti.\nDışarı çıkıp bir şeyler alalım.\n—Tamam dedi. Hazırlan çıkalım.\n\nHazırlanıp çıkmaları çok uzun zaman almamıştı. Kaldıkları pansiyonun kapısını kilitleyip sokağa çıktılar. Etrafı biraz gözlemledikten sonra, ileride gözlerine ilişen market tabelasını fark ettiler. O yöne doğru yürüdüler. Marketten içeriye girdiklerinde Elvan sağa sola bakmaya başlayıp, akşam için nelerin gerekli olduğunu hesaplıyordu. \n\nRakı içelim mi diye sordu.\n—Elvan gülümseyerek evet dedi. Yanına birkaç tane birada alalım dedi ve meze çeşitlerinin olduğu reyonu es geçip, kendi yapacağı malzemeleri almaya koyuldu.\nYanına yaklaşıp, sucuk alalım mı? Canım çekti. Bir şeyler yapabilir misin? Diye sorduğunda…\n—Alalım. Sen ne istersen onu yaparım diye karşılık verdi.\n\nGülüştüler. İhtiyaçlarını alıp, evlerinin yolunu tuttular. 3 günlük bile olsa, orası evleriydi ve onlara aitti. Kapıyı açıp girdiklerinde, ellerindeki poşetleri yere bırakıp karşılıklı bakışırken sarılıp, öpüştüler. Elvan uslu dur. Yaramazlık yapma demiş olsa bile, karşısında dinleyen yoktu. Birbirleriyle el şakaları yaparken, yatak odasına girmişlerdi bile… Bir çırpıda üzerindekileri çıkartıp, sevişmeye başladılar… Yataktan çıktıklarında saat 17.00 olmuştu…\nAkşam için bir şeyler yapmam gerekiyor diyerek yanından kalkıp, duşa girip çıkan Elvan evin içinde ceylan gibi gezip duruyordu. Yataktan kalkıp, duş alıp çıktıktan sonra salonda yerine kuruldu. Güzel ve keyifli bir akşam için yapılan hazırlıkları izliyordu. Aldıkları malzemelerle ve sucukla birlikte değişik bir yemek yapılmış, önüne getirilmişti.\nYemeğe başlama biraz bekle dedi Elvan ve içeriye geçti. Dışarıya çıktığında üzerinde hoş bir gecelikle salınarak yürüyordu. Dolaba doğru eğilip rakı ve buzları alıp sofraya doğru geliyordu. \n\n—Senin için dedi.\nÇok güzel olmuşsun diye cevap verdi.\n\nElvan elindekileri masanın üzerine bırakıp, yanına gelip kucağına oturdu. Bir süre öpüştüler. Kadehlerine rakılarını doldurup sohbete başladılar…\n\n-Yanında huzur buluyorsan, o anların değerini bilmeli-\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elvan çiçekleri açtığında 7",
        "poet": "Aytekin Orhan",
        "poem": "\n\n7 Bölüm\n\nGece kabuğuna çekilmiş, nöbetini devralmıştı yeni gün ve eşliğinde pencereden içeriye süzülen güneş dolmuştu odaya… Elvan uyuyordu ve onu uyurken izlemek büyük bir keyifti. Birkaç küçük dokunuşa tepki verdi. Boynuna kondurulan öpücüklerden kaçtı. \n\nUykum var\n—Kalksana uykucu\nAz daha uyumak istiyorum. Lütfen\n—Tamam, canım sen uyu biraz daha\n\nDiyerek duşa girdi. Duştan çıkıp üzerini değiştirdikten sonra salona geçip bir sigara yaktı. Bugün son günleriydi. Ne çabuk geçmişti iki gün diye düşünürken, Elvan günaydın canım diyerek çıkıp geldi. Ne o çay demlememişsin bu sabah diye yarı sitemli yarı gülümseyerek…\n\n—Seni izledim uykunda uzun süre, sonra gelip oturdum buraya diye cevap verdi.\n*Biliyorum dedi. Öptün, kokladın, dokundun bana diye devam etti.*\nMadem biliyorsun niye pek tepki vermedin.\n—Midem kötü oldu biraz. Bünyem rakıya alışık değil.\nAlışık değilsin ama benimle oturup güzelce çektin kafayı\n—Bilmiyorum seninle içerken fark etmedim bile.\nO zaman gülümseyerek, cezalısın çayı demle ve kahvaltıyı hazırla.\n\nKarşılıklı gülümsediler. Önce bir duş almalıyım sonrası hallederim dedi. Duşunu alıp çıktıktan sonra güzel bir kahvaltı sofrası kuruldu. Çaylar içilmeye başlandı. Bugün neler yaparız diye konuşmaya başlamışken, Elvan bugün hiç dışarıya çıkmayalım dedi. \n\n—Yemek için bir şeyler almak lazım.\nBuzdolabının üzerine yapıştırılmış ilanlar var. Daha önce burada kalanlar yapıştırmış. Bir bak istersen diye cevap verdi.\n\nHaklıydı. Birkaç tane market, yemek söylenecek yer, şarküteri telefonları vardı. Hepsinde de telefonla evlere sipariş getirilir notu düşülmüştü.\n\n—İşimizi görecek her şey var burada. Telefonla her istediğimiz getirtebiliriz. Tamam, canım dedi.\n\nKahvaltı faslı bitmiş, pencere kenarında çay keyfi yapmaya başlamışlardı. Otogardan alıp getirdiği kupalarla çay ve kahvelerini içiyorlardı. O anda; \n\nBiz aslında hiçbir şey konuşmadan ne çok şey konuşmuşuz bakışlarımızla dedi.\n—Elvan sessiz ve şaşkın bir şekilde yüzüne baktı.\nÖyle ama doğru dürüst hayata dair bir şey konuşmadan, sadece bakışlarımızla anlaştık. Bugün 3. günümüz burada ve ne konuştuk desem kelime olarak hiç çıkar ama yürekten desem bir sürü şey anlatılabilir dedi.\n—Çok haklısın canım dedi Elvan başıyla onaylayarak.\n\nÇaylar bitmişti. Evde bulunan televizyon hiç açılmamıştı bile. Kanepeye uzanıp kumanda elinde kanalları gezmeye başladı. Pek bir şey yoktu. Bir yemek programına denk geldi. Biraz izledi. Keyif almadı kapattı. Elvan onu izliyordu. Gel buraya dedi. Gülüştüler. Ayağa kalkıp kanepeye yanına uzandı. Sarıldılar. Kanepeye zor sığdılar. Gülüşmeler devam etti. Sarılıp öpüşmeye başladılar. Elvan’ın gözlerinin içi gülüyordu. Mutluydu. Bunu gördükçe daha ateşli öpüşüp, kanepe üzerinde sevişmeye başladılar. Kendilerinden geçmiş bir halde doyuma ulaştıklarında, göz göze gelip gülüştüler. Akşam oluyordu ve sipariş vermemişlerdi.\n\n-Bazen kendini bırak oluruna, anın keyfini çıkar. Bir daha ele geçmeyebilir.-\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Melek Mıdıkoğlu",
        "poem": "\n\nEline aldığında kalemini\nYazdıkların\nAslında hiç bilmediklerindi\n\nOkyanusa açılamamış balığın\nDüşlerini okuyabildin mi hiç\nÖyle ise sende ağlayacaksın\n\nBen kırlangıçların göç mevsiminde\nÇocuk kalbimdeki kanat çırpışlarımı\nIslak bir ağacın gölgesinde kaybettim\n\nNeyse ki toprağın yeşerdiğini\nYoktan var olunanı seyreylemiştim ki\nÖlü aşkın canlı şairi olmayı yeğledim\n\nKaybettin\nSenin göç mevsiminde\nBen çoktan gitmiştim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Tayyip Sağ",
        "poem": "\n\nBir zaman gelip de geçtiğim yollar,\nŞimdi tabutuma selam durdular,\nElveda ey Dünya, elveda canlar,\nDönüşü olmayan yoldayım kullar.\n\nÖlümden korkarsam namert  saysınlar,\nFakat çok geniş bir kabre koysunlar,\nBir hata yapmışsam gözüm oysunlar,\nİyilikten başka düşlemem kullar.\n\nBu gün bana yarın sana  bu Dünya,\nÖmür çabuk geçer biter bu rüya,\nİşte evim barkım toprakla kaya,\nArtık Dünya  malı yoz gelir kullar.\n\nElveda bir ömür sürdüğüm Dünya,\nElveda acılar gördüğüm Dünya,\nElveda ağlayıp güldüğüm Dünya,.\nHer şeye elveda, elveda kullar.\n\nTayyip der ki;  ömür bir anlık nefes,\nVadesi dolanı çağırır bir ses,\nDünya malı dediğin hepisi heves,\nKefenden gayrisi boş gelir kullar.\n              29.09.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elvan’ı Öldürdüler",
        "poet": "Turhan Toy",
        "poem": "\n\nKızıl bir gurup vakti, geçiyordum kıyından\nKızıl kıyamet koptu, nefesin düştü cana\nKızıl halesi çoktu, aya çarptım ey Rana\nKızıl lalemiz yoktu, yandı hazan ayından\nKızıl bir gurup vakti, geçiyordum kıyından\n\nAk kâsede bunadı, zehir zemberek yıllar \nAk güvercin kanadı, ayrılığın üstüne\nAk bulutta münadi, oturuyor postuna\nAk sözümü kınadı, cahil yobaz akıllar\nAk kâsede bunadı, zehir zemberek yıllar\n\nYeşil talan edildi, arz ananın koynunda\nYeşil semada dildi, yaprak uzat elini\nYeşil mevsimde güldü, bahar kuşat belini\nYeşil yıldızda ildi, kâinatın boynunda\nYeşil talan edildi, arz ananın koynunda\n\nMavi gökten akseder, yosun düşmüş gözlerde\nMavi aşkta raks eder, sonsuza giden yolda\nMavi kalbi test eder, vuslata eren kolda\nMavi sular mest eder, sevda düşen sözlerde\nMavi gökten akseder, yosun düşmüş gözlerde\n\nPembe tablo çizerler, aynadaki yüzsüzler\nPembe düşe düşerler, düşerler hakikatten\nPembe dudakta şerler, kaçışları dikkatten \nPembe yalan dizerler, bakıştaki gözsüzler\nPembe tablo çizerler, aynadaki yüzsüzler\n\nSarı eylülde hazan, hüzün doğurur taşlar\nSarı ölüme sızan, tenin üstünde mezar\nSarı tütsüye kızan, kalkar suya söz yazar\nSarı korlarda kazan, yanar yoğrulur başlar\nSarı eylülde hazan, hüzün doğurur taşlar\n\nKara yollara düştü, her adımda düşlerim\nKara gölgeler koştu, billur gibi geceye\nKara katrana eşti, firkat düştü heceye\nKara karlar üşüştü, kayboldu gülüşlerim\nKara yollara düştü, her adımda düşlerim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "elveda",
        "poet": "Şair Bera",
        "poem": "\n\nyalancı ayrılıklardan bıktım usandım \nşimdi sahiden gidiyorum \nbir ihanet alacağın kaldı ya bende  neyse \nonu\nbir başka zaman da\nbir başka kişiye devrediyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elvedâ",
        "poet": "Mehmet Bicik",
        "poem": "\n\nUmutlarım vardı,\nYarınlara dâir…\nSusamıştı kâlbim,\nAşka, sevgiye…\nGönül vermiştim\nOnsekizinde bir liseliye…\nHenüz\nDoyamadan\nAşka, sevgiye; \nÇekip gitti yosmam,\n“Elvedâ” diye…\n\n19 Mayıs 1998, Malatya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nYıkıl dı bütün hayallerim bu sevda ya elveda\nElveda gönlüm de solan bütün ümitlere\nKaç kapı yı çaldım ben bu kırık kalp le\nDudak bükülüp yüzüme kapanan kapılara elveda...\n\nFarketmeden nasıl geçip gitti yıllarım\nYüzüm de çizgiler çoğal dı ağar dı saçlarım\nVefasız çık dı canım dediğim dostlarım\nHalimi hatırımı sormayan dostlara elveda...\n\nDün kü ümitle bu gün için yaşadım\nYarına sabrım yok bu gün den elveda\nElveda beni avutan gündüzlere  ağlatan gecelere\nElveda yazdığım şiirlere mısralara hecelere...\n\nANTALYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Mehmet Sait Akkuş",
        "poem": "\n\nBu sessizlik,ağlayışın vedadır\nÖyle çeküp gidişin elvedadır\n\nÇekip gittin veda bile etmeden\nHazırlanmışsın bi haber vermeden\n\nKadrim buymuş varya çekip gidişin\nEl sallayıp bana veda edişin\n\nYavaşça giderken sen ağlıyordun\nHer adımda geriye bakıyordun\n\nGittin seni bir daha göremedim\nBen seni yeterince sevemedim\n\nO gidişin yüreğimden vuruyır\nİyiki resmin yanımda duruyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Satılmış Turgay Karabacak",
        "poem": "\n\nElveda ağlayan\nMerhaba gülen çocuklara\nElveda savaşan\nMerhaba barış dolu dünyalara\n\nElveda çölleşen\nMerhaba yeşeren dünyaya\nElveda yok olan\nMerhaba güzelim dünyaya\n\nElveda trafik canavarı\nMerhaba gurbet eller\nElveda kan kin nefret terör\nMerhaba barış diyen diller\n\nElveda yangınlar\nMerhaba  ormanlar\nElveda sessizlik\nMerhaba  kuşlar\n\nElveda karanlık\nMerhaba sabah\nElveda sevgisizlik saygısızlık\nMerhaba anne baba\n\nMerhaba çocuklar....\n\n(saturka73@hotmail.com)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda 2",
        "poet": "Serkan Yenal",
        "poem": "\n\nİçimde ne olduğunu bilmediğim şeyler dönüyor.\nSanki içimde bir yanardağ oluşmakta\nKalbim sürekli ağrıyor.\nSanki birisi ciğerimi söküp atıyor.\nİçimde bir korku.\nBir kaygı var.\n Sanki kötü bir şeyler ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda 2",
        "poet": "Yüksel Akkas",
        "poem": "\n\nElveda dedim gecen yillara\nElveda dedim acilara\nElveda dedim tum yasananlara\nGecmiste kaldi tum cektiklerim\n\nGuler yuzle basladim gune\nElveda artik gecip gidene\nMerhaba yeni asklara\nMerhaba artik sevgi dolu gunlere\n\n3 ocak pazartesi 2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Aziz Akgün",
        "poem": "\n\nkolay değil ayrılık bu\nkolay olsaydı adı 'ayrılık' olur muydu?\n\ngül kokulu yarim\n'elveda' en beteri sözlerin\ndaha da beteri\ngördüm\ngiderken ıslaktı gözlerin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda!",
        "poet": "Mesut Öztürk",
        "poem": "\n\nGitmek istiyorum buralardan sakince,\nAcaba benide arayan olur mu? \nKaybolmak istiyorum inceden inceden,\nAcaba benide özleyen olur mu? \n\nYaşım 30, hayatta 30 gün gülemedim,\n30 yılda sevgilimi biran olsun sevemedim,\nBırakıpta ortalarda yavaş yavaş ölemedim,\nYarın gitsem beni soran olur mu? \n\nNe yaptıysam gözünüze giremedim,\nNe ettiysem kadir kıymet bilemedim,\nSeni sevdim canım gülüm diyemedim,\nBugün ölsem ağlayanım olur mu? \n\nSevdiklerim dinleyin; Sizlere sesleniyorum,\nişte şimdi hayatınızdan çekiliyorum,\nZaman geldi ben buradan gidiyorum.\nElveda dostum diyen olur mu?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Osman Türkmen",
        "poem": "\n\nEvlilik, beynimi parçalayan bir molekül\nSistemlerimi alt üst eden bir düşünceydi.\nKendimi ve kişiliğimi sorguluyordum\nSanki, umutsuzluğun elinde gibiydim.\n\nParasız mutluluğun, olmadığına inanırdım.\nBeni binlerce kez yıkan,\nHatta yerden yere vuran,\nParasızlığı anlatmama gerek bile yoktu.\n\nSevgi denen şey, çok kez tattığım,\nAma, bir türlü anlayamadığım,\nYarı romantizm kokulu,\nVe epeyce yorucu bir zevkti.\n\nAlın yazısı ve kader,\nHayatın tek gerçeğiydi.\nYaşamaksa hasbelkader,\nBelki de biraz şanstı.\n\nÖlümü bana hiç sormayın,\nO beni ürperten, \nBazen de hoşuma giden,\n\t\tgarip bir duygu.\nTabut, mezar, toprak bir de ceset,\nBir şiir, bir kaset\n\tve yorgunluk üstü kahvesi.\n\nHiç bir şey sormayın bana,\nIşığa, güneşe, bahara,\n\tvefalı vefasız, tüm dostlara,\n\t\tve cevapsız kalan çıplak sorulara,\nHaydi durma, elini salla...\nElveda!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda 2008 Hoş gelmedin 2009!",
        "poet": "Veysel Narman",
        "poem": "\n\nBunca zulüm olur'ken ırak'ta filistin'de,\nSenin gelmen neyi deyiştirir bilinmez,\nTek bilinen yine zulüm var sende,\nSenin gelmen'le zulüm'ler asla silinmez..\n\nBütün dün'ya duysun o mazlumların  ahını,\nArşa dayanan  o acı çığlıklarını,\nAmerika, Avrupa,Asya israilin yaptıklarını,\nHiç bir inanan asla unutmaz.\n\nYaşasın islam,yaşasın insan'lık,\nOnların zulmü inan'ki anlık,\nKaynar bir gün  mutlak çaydan'lık,\nO zaman  hüda  yaptıklarını onlara komaz.\n\nYeni yıl 2009  hoş gelmedin.........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Emrah Akay",
        "poem": "\n\nSahte duygular sevgi dileniyor\nKahrolmuşum, perişanım bilinmiyor\nGözlerini çeviren sen \nNe odluda bakıyor\nBir damla sevgiye muhtaç olmuşsun\nGözlerimin önünde eriyip tükenmişsin\nElveda sana\nGülüşüm küçük bir tebessüm içeriyor\nElveda…\n\n(10.09.2005/Trabzon)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Ferecov Beytulla Niyazi",
        "poem": "\n\nBen günah eyledim seni severken,\nYürekden inanıb könlümü verdim.\nSen bana 'ELVEDA'diyib giderken,\nBen seni yok,gülüm, 'beni' itirdim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Ünal Kânlı",
        "poem": "\n\nUntma ne olur geçen o günleri, \nKurutma ne olur verdiğim o gülleri, \nTutturma ne olur titreyen ellerini, \nBir veda bile etmedenmi gidiyorsun? \n\nHani ellerim belini saracaktı! \nGözlerim hep üstünde olacaktı! \nBu aşkın sonunda ayrılık olmayacaktı? \nBir veda bile etmedenmi gidyorsun? \n\nUnutursun gözgöze geldiğimiz o anı, \nElele tuttuğumuz o güzel dansı, \nVerdiğin sözleri, içtiğin o andı, \nBir veda bile etmedenmi gidiyorsun? \n\nHadi git bir veda bile etmeden, \nNeyin eksilirdi sevip gönül vermekten, \nHayırda çıkmaz artık bu koskoca şehirden.\nHani sen yapmamıştın AMA BEN? \nUntma ne olur geçen o günleri, \nKurutma ne olur verdiğim o gülleri, \nTutturma ne olur titreyen ellerini, \nBir veda bile etmedenmi gidiyorsun? \nELveda Gİdiyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Gökçe Güzey",
        "poem": "\n\ngüneş batıyor ufukta\nbulutların kırmızılarla morlarla\ngiriştiği cilveli oyun karşısında\nkara gözlerinin derinliği bir başka\n\nyorgunsun,\ndinazorlarla savaşmaktan bıkmış bir halin var\nşu güzelliğin farkında bile değiller\nder gibisin\nhayatta birşeyler elde edebilmek için\nbaşkalarının elinden almak lazım mantığını\naklın almıyor\n\nsavaş davulları çınlıyor kulaklarımızda\nkaşların çatık, kalbin kararlı\nson bir kez bakıyorsun bana\nsanki dur desen güneş duracak batmayacak\nöfke değil sevgi çağlayanı yüreğin\n\ndudaklarından sessizce düşen bir “elveda”\nsızlatıyor içimi\nson bir kez yansıyor kara gözlerinde\ngüneş batımının ateşi kızıllığı\n\nalaca karanlıkta yola çıkmadan önce\n\n(Paris, 2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Ayşe Akkuş",
        "poem": "\n\nElveda\n\nve avcı ve vurulan kuş\nkara düşen kan, bir damla kırmızı...\nve avcı ve can veren kuş\ngötürdü yine çocuk yanlarımızı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Neval Özkan",
        "poem": "\n\nyine bir yolculuk var ufukta,\nher yılki garda,\nbekliyorum bavullarımla.\nben ne yapacağım oralarda? \nbelki kalacağım ömür boyunca\nbelki usanacağım bir haftada.\nama gidiyorum artık elveda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda,",
        "poet": "Ali Osman Feryadi",
        "poem": "\n\nBir gün mutlak gideceğim\nNasıl denir dost elveda,\nTek tek veda edeceğim\nNasıl denir dost elveda.\n\nAcı tatlı anım vardır\nYüreğim var ahım vardır\nKanım akar canım vardır\nNasıl denir dost elveda.\n\nKimisi der çok iyisin\nKimine diken gibisin\nİnsan olan insan bilsin\nNasıl denir dost elveda.\n\nBelki göremem adını\nBelki kırmışım kalbini\nHelal eyle can hakkını\nNasıl denir dost elveda.\n\nGeç bulunca tez ayrılık\nKaderde var öz ayrılık\nNolur yadda gez ayrılık\nNasıl denir dost elveda.\n\nBazen bir dost ağabiyim\nBazen seven sevdalıyım\nBir yaralı Feryadi'yim\nNasıl denir dost elveda...\n\n10.07.2004\nSaat: 19.05\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "İbrahim Sağır",
        "poem": "\n\nİstenmeyen kâlb de eğlenmek olmaz,\nGidiyorum işte el vedâ gülüm.\nAkmayan pınardan aşk tası dolmaz,\nGidiyorum işte el vedâ gülüm.\n\nIsrarımın bir mânâsı kalmadı,\nSenin gönlün bu aşkımı almadı,\nKara bahtım yine bana gülmedi,\nGidiyorum işte el vedâ gülüm.\n\nÖmre bedel ânlar yaşattın bazı,\nGönül mızrabımın kırıldı sazı,\nDeğişmiyor gördüm kaderde yazı,\nGidiyorum işte el vedâ gülüm.\n\nAşk yarama bir kez merhem sürmedin,\nYalvardım, yalvardım ümit vermedin,\nBeni varlığına lâyık görmedin,\nGidiyorum işte el vedâ gülüm.\n\n“Aşk dediğin bir gün biter diyordun.”\nCan evimden hep bu sözlerle vurdun,\nBu ayrılık saatını sen kurdun,\nGidiyorum işte el vedâ gülüm.\n\nHayatın yükünü paylaşacaktık,\nEngelleri beraber  aşacaktık,\nBir şeyin değeri kalmadı artık,\nGidiyorum işte el vedâ gülüm.\n\nİçim kan ağlarken yazdım bunları,\nGöstermedin bana bir gün baharı,\nYaman esti bu ayrılık rüzgârı,\nGidiyorum işte el vedâ gülüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Yüksel Akkas",
        "poem": "\n\nSorarsan beni sen\nSesini duyamiyorum\nElveda sevgili\nBen gidiyorum\nGoz yaslarim esir olmus akmiyorsa\nElveda sevgili ayriliyorum\n\nUmitsizlik icinde kivraniyorum\nGiderken seni dusunup  agliyorum\nBir daha donmeyecegim biliyorum\nElveda sevgili ben gidiyorum\n\n10 temmuz cumartesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Ayşe Uzun",
        "poem": "\n\nUmut,\nKalbimin ta başında yer alan umut\nÖzlem çekerim bazen\nGözyaşı dökerim birşeyler için\nNe olduğunu bile bilmeden \nAkmıştır gözlerimden yaşlar...\nBir ışık aydınlanır kalbimde,\nBir umut yeşerir; \nGeçiyorsa özlediğinin adı, \nBahsediliyorsa onun hakkında.\n\nHasret...\nBir ah çıkar gönlünden.\nÖzlem dersin, tüketiyor beni bu hasret\nSön söz söylenir dudakların arasından\nHüzünlüsündür ama, yine de\nKalpten koparak söylenmesede\nSöyleyebildiğin tek kelime\n'Elveda'\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda*",
        "poet": "Musa Menekşe",
        "poem": "\n\nBu sabah ölümü ilk kez ensemde hissettim\nDefalarca kan tükürdüm avucuma\nGüneş geçmişken  taşlara ben üşüdüm\nBu sabah ölümü öylesine yakından düşündüm\n\nBir gölge gibi takip etti peşimden\nHer saat başında karşılaştık,pazarlaştık\nAnlamış olacaklar ki göçtüğümü cansız aksimden\nDostlarımla,şiirlerimle musallada vedalaştık….\n\nMusa MENEKŞE\n30.04.07/pazartesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Muhammet Çalık",
        "poem": "\n\n“  Giden değil..\n                                                 kalandır terk eden...”...........\n\nVeda; gitmeden önce, son görev..\nVeda; asmaları zakkumdan bir ev..\n\nRüzgar sesi, yağmur sesi, duman sesi..\nVeda; acıya kondurulmuş gül busesi..\n\nHayat şarkısının ortasında bir es..\nVeda; kökleri toprağa uzanan son nefes..\n\nUmutların, iki dudak arasında çürümesidir..\nVeda; ensemdeki çıngırağın melodisidir..\n\nGöklerden inmiş, emir büyük yerden..\nVeda; sarsılarak yankılanır vadilerimden..\n\nBir güvercindir, senden haber uçurur..\nVeda; ansızın başlayan bir kış balosudur..\n\nYıllarca harcadığım emeklerin ardından,\nHer harfini gizime gömdüğüm mısralarımdan,\nVe şairliğimden şimdi, geriye kalan; \nBelki hiç tadamadığım, o uzak elvedan...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Eymen Özçelik",
        "poem": "\n\nAnlayamadım gidiyorsun galiba\nBari giderken bir hatıra \nGölgeni bırak.\n\nDemek gerçekten gidiyorsun \nBari giderken bir hatıra \nGözlerini bırak\n\nYa! ! ! şuna bak gidiyor\nBari giderken tatlı tatlı \nSözlerini bırak.\n\nTamam anladım gidiyorsun \nBari giderken bir buselik \nDudaklarını bırak.\n\nSen ciddisin, git hadi\nAma giderken \nBeni, bende, yaşar halde bırak.\n\nAman Allah’ım gitti...\nNe bir hatıra, ne bir tatlı söz\nKırpmadan gözlerini\nBeni uçuruma itti...\n\nKan ter içinde rüyam \nHüzün ile bitti...!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Maj2aslı Çılgın",
        "poem": "\n\nEski gunlerimi unutamasamda\nLos kayıkhaneler hep beni cagırsada\nVeda dillerde bir sozcukte olsa \nEngin denizlerden sor beni\nDun buradaydim\nAyrılık vaktı geldi gidıyorum elveda elveda \nEski gunlerimi unutamasamda\nLos kayıkhaneler hep beni cagırsada\nVeda dillerde bir sozcukte olsa \nEngin denizlerden sor beni\nDun buradydim\nAyrılık vaktı geldi gidıyorum elvedaa elveda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Ahmet Tok",
        "poem": "\n\nElveda onlu yirmili otuzlu yaşlarım \nElveda çocukluk gençlik arkadaşlarım \nArtık ben bu yaştan sonra \nYar kucağında kışlarım \n\nAhmet Tok\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Cengiz Akalın",
        "poem": "\n\nBu gece sokagım yine karanlık\nKöşedeki lambada yanmıyor\nİçim isyanlarda\nKalbim firarda\nRuhum gibi kararmış sokakta…\n\nIssız, sessiz, karanlık sokakta\nBir elimde sigaram,bir elimde şişem\nOturmuşum kaldırıma\nSogukla başbaşa\nKalmışım zifiri karanlıkta…\n\nYanlızlıgımı, yalnızlıkla paylaşırken\nGüneşin doguşuydu çarem\nGün agarıp ortalık ışıdıgında\nKaranlık bitecek\nAydınlık gelecek….\n\nBak işte gün agarıyor\nGüneş yavaş yavaş doguyor\nMerhaba güneş\nMerhaba yeni gün,\nKaranlık ruhuma\nKaranlık sokagıma\nRiyakar sevgiliye\nYani sana\nELVEDA...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elvedâ",
        "poet": "Bahaettin Karakoç",
        "poem": "\n\nAy marallar,marallar! \nBu nasıl yerçekimi? \nAy’a uzanmış dallar,\nYerin gözü havada…\n\nAy marallar,marallar! \nBu nasıl gökçekimi? \nKökler toprağı yarar,\nDaüssıla ayvada.\n\nAy marallar,marallar! \nBu nasıl kan çekimi? \nHerkes bir silâh arar,\nBarış olmaz dünyada.\n\nAy marallar,marallar! \nBu nasıl aşk çekimi? \nBütün aşklar bir firar,\nGönül malihulyâda.\n\nAy marallar,marallar! \nNedir fiil çekimi? \nYetsin bunca intizar,\nKorkulara elvedâ…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Ayşe Eski",
        "poem": "\n\nGidiyorum işte sakin sessiz\nGözümde bir daml....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "A. Yüksel Şanlıer",
        "poem": "\n\nBir buruk ayrılığın, acısı çöktü yüreğime,\nAcı doldu yüreğim, kanlar oturdu gözlerime,\nBu normal veda değil, bir elveda olsa gerektir,\nYoksa niye ağlansın, güle,güle git sözlerime.\n\nNasıl ayrılıksa bu, hüzün göz yaşı doldu kaldı,\nNasıl bir vedaysa bu,gönülleri hep hüzün sardı,\nSarıldı kaldı abam,ayrılmak bilmiyor bir türlü,\nGöz yaşları içinde,sarılıp,sarılıp ağlardı.\n\nGelirken onu gördüm, güç bela yürürdü yolunda,\nDikkatle süzdüm onu, hali yok bastonu kolunda,\nDedim ona bakarken, bunun hali hiç iyi değil,\nZor yürürdü yolunda,hanım vardı cansız kolunda.\n\nKim bilir bu gelenin, belki son vedası olacak,\nKim bilir bu gidenin, yüzleri sararıp solacak,\nBir gece yarısında, dikilecek biri yanına,\nİşte geldim diyecek, Azrail başında duracak.\n\nBu veda normal değil, acı göz yaşı var içinde,\nBu veda normal değil, belli dertler var yüreğinde,\nYoksa neden ağlansın, sıradan bir ayrılık için,\nBelli ki sıkıntı var, sevgiyle dopdolu kalbinde.\n\nHakkım helaldir dedi, bir helallik çıkardı verdi,\nSen de helal et dedi, belki de muradına erdi,\nGöz yaşını zor tutup, gizleyerek veda ederken,\nBaktım ki gözlerinden, boncuk gibi yaşlar dökerdi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Adem Uysal",
        "poem": "\n\nZaman su gibi akıp, giderken önümüzden, \nBir şeyler götürüyor, belliki ömrümüzden. \nYaptığımız iyilik kalır, geriye bizden, \nVeda edip gitmek var, sonunda istemeden. \n\nGitme zamanı geldi, artık vedalaşalım, \nTüm hak sahipleriyle, oturup konuşalım, \nKul hakkı zor ödenir, gelin helallaşalım. \nVeda edip gitmek var, sonunda ne yapalım. \n\nSon veda artık bunun, dönüşü olmayacak, \nÖyle bir yolculuk ki, mahşerde son bulacak. \nHak sahibi hakkını, söke söke alacak, \nVeda edip gitmek var, sonunda ne olacak!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Ahmet İdrisoğlu",
        "poem": "\n\nBir damla gözyaşı her kahkahamda,\nHer kahkahanda bir damla gözyaşı neden? \nNeden gözyaşlarında buluştuk aşkım, neden? \nSızar yüreğime gözyaşlarınla karanlığı sedanın,\nGözyaşlarında özlem, gözyaşlarında hüzün,\nGözyaşlarında sevinç yok, neden? \n\nAğladı bir damla gözyaşıyla kopardığım gonca gül,\nBir damla gözyaşı akıttı avucuma,\nBir burkuldu yüreğim, ters dönmüş gonca güldü,\nO gül muhtaçtı sanki avuncuma.\nGül ağlar da koparıldığında,\nGül ağlar da yeşil yapraklarından uzak,\nAğlamaz mı sevgili özleminde söyle,\nAğlamaz mı kalbi kırıldığında? \n\nBakma güldüğüme, kahkahalarım suçsuz,\nSuçsuz seni seven kalbim sevdalarında,\nTuzlu gözyaşların duruyor hala,\nÖptüğümde bulaştı, yanaklarında.\nYanaklarındaki gamzelerden bilirim,\nSahte gülücüklerde açmış goncası,\nGülücüklerinde belirir dudakların,\nKır yoncası.\n\nBir kahkaha ve bir damla gözyaşı,\nBir damla gözyaşı ve bir tekne sevda,\nMayalanmışta taşar güvertesinden; \nEnginliğinde denizlerle yarışsa da aşkım,\nÖzlem görünür ufkunda gurubun,\nUmutsuz bir sevda gemisindeyiz,\nSallansın kalkan ellerdeki mendiller,\nElveda.\n\n09.Temmuz. 21.40\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Nedim Kardaş",
        "poem": "\n\nEl ele vermiş veda\nYoktur\nVeda tek elden ihanettir\nLakin elden hayır yoksa\nElveda der\nTüm mahcup diller.\nElveda\nKederli sözcük\nSonsuzluğun ortasında\nSonla biten her şey gibi\nBiri birini sever\nBiri birini gözler\nHayat birilerini sevmek için\nHep birileri unutulur\nElveda\nÇirkin kızdır bu yüzden,\nHep birini sever\nVe hep birini unutur\nVe bu yüzden hep\nVeda tek elden ihanettir\nLakin elden hayır yoksa\nElveda der\nTüm yalan diller…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Salim Yıldırım",
        "poem": "\n\nHatıradır artık \nVazoda çiçek\nPencerede buğu\nYollarda kar\nBirer hatıra\nKar yine yağacak\nAma buğuda ismin\nVazoda çiçek olmayacak\nKarlar sessizce eriyecek\nİsmini yazmadan ısınacak hava\nÇiçekler bahara hasret\nElveda……\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Fatih Toptaş",
        "poem": "\n\nELVEDA\n\nYine bir otogar,\nYine bir veda,\nEskilerden kalma bir şarkı çalıyor\nEski bir gramofonda\nAyrılık diyor sözleri yâr’in…\nAyrılık uzak değil\nYanı başında...\n\nYine bir otogar, yine bir veda\nBu kez farklı diğerlerinden\nBu son elveda\nDönüşü olmayacak bu gidişin\nBeklenen gün gelmeyecek bir daha\nGönül, hem yokluğuna alışacak \nHem de bitmeyen aha\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "İlhan Çolakoğlu",
        "poem": "\n\nBu şehir\nArtık bana dar.\nSırtımı döndüm,\nYüzüm engin maviliklerinde,\nDibe vurdu duygularım,\nKaldım kendi kendimle.\n\nArdı gelmeyen,\nSessizliği yudumladım,\nHevessiz ve nefessiz,\nDalgaların kuru gürültüsünde,\nKüçük bir masada ve sensiz.\n\nNefesini hissettim,\nKumlarla sarmaş dolaş\nSahilde taşları yalarken sular.\nMartıların feryatları,\nKarıştı sessiz çığlıklarıma,\nİndi sahile hüzün.\nYalnızlığımı yazdı kumlar,\nHer seferinde sildi dalgalar,\nBu şehir artık bana dar,\nElveda mavi gözlü dilber,\nElveda, sevdiğim o yar.\n\n(Trabzon; 22 Ağustos 2005) \n\nİlhan ÇOLAKOĞLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "--Elveda",
        "poet": "Yüreğim Acıyor",
        "poem": "\n\nBu son veda son ayrılık,\nBu son gözyaşı, \nBu son hıçkırıklar,\nYağlı imlegi taktım boynuma gönül.\nGecenin sessizliği sessiz ölümündür\nKimseler görmeden kimseler duymadan,\nAyağım altında bir bacağı kırık sandalye,\nTek bir hamle yeter ki gönül,\nBeden dayanmaz bu ayrılığa,\nBu yalnızlığa, bu ihanet,\nKaderim bu hayat yolunun sonu bu,\nAy şahit yıldızlar şahit,\nHer gece hıçkırıklarıma,\nBu son veda son ayrılık,\nAyağım altında bir bacağı kırık sandalye,\nElveda elveda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Burcu Karakaya",
        "poem": "\n\nGüzel bir geceydi geçirmek istediğim, \nSafça duygulardan esintiydi, \nBirlikte ama yanlızlığıma saygılı.\n\nGereksiz bir bekleyişti seninki, \nBencillik dolu, \nTamam duygulu, \nAma süper egolu, , , \nKendime yaptığım yaşamdan alıtılar dışında, \nSadece sinir harbiydi olgunlaşan, \nSefil ve acımasız bir davranıştı gecenin sonunda sergilediğin...\n\nKızgınım saygısızlığa, \nAcıyorum yitirilen duyguya, \nMerhamet mi al benden sana, \nKamyon kamyon, torba torba...\n\nElvedam, \nYeni doğan günde süprizim olsun, \nSevin doya doya, kana kana! \n\n24/10/2003\nAntalya\nC.Burcu Karakaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Elveda",
        "poet": "Murat Emre Kaya",
        "poem": "\n\nELVEDA\n\nVedalar,vedalar neden zor gelir\nYada veda edilirkenken neden elveda denir\nUzaklaşmakmıdır sevenlerinden veda\nVeya ulaşmakmıdır ufuktaki yıldızlara\n\nElveda diyenler neleri ima eder\nYoksa veda ile mi biter hiç bitmeyen özlemler\nMadem ki bitmeyen çok büyük özlemler var\nAyrılmasınlar hiç sımsıkı tutunan eller\n\nBak bende ayrılıyorum sevdiklerimden\nHesabını soruyorum kendime,bu ayrılıklar neden? \nİşte gidiyorum ben de şimdi aniden\nAma diyemiyorum elveda senden uzağa giderken\n\nAyrılıyorum gökyüzü terk eden bulutlar gibi\nAkıyor gözümden yaşlar ılık ılık sel gibi\nBendeki veda değil uzağa gider gibi\nElveda demesem de yürek yanımda kalır mı? \n\nElveda demiyorum sana bu gidişim terk değil\nBu söz bitişlerin sözü bizimki bitiş değil\nBana karşı özlemin yalnızca gel demek olsun\nHer zaman gül bana karşı bizdeki veda değil…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Mehmet Hanifi Keskin",
        "poem": "\n\nGidiyorum işte senden uzağa,\nArtık beni elde çırayla ara.\nHem paşayım bundan böyle hem ağa,\nKendine bul yeni,sen bir maskara.\n\nGidemez sanmıştın değil mi beni? \nVallahi çizerim bir anda seni,\nBir sayfa açarım hayata yeni,\nYırtarım ne varsa defterde kara.\n\nAğır yük altında ben oldum çöken,\nTopraktım,bağrımda oldun bir köten,\nRızkım kapanmıştı seninle iken,\nSanmam artık düşmem bir daha dara.\n\nNeyleyim gülmeyen asık suratı? \nBenle olsun huzur,al yatı,katı,\nZindan sanıyordum tüm kainatı,\nMeğerse öyle çok hoşmuş manzara.\n\nŞimdi solan gülüm yeniden açar,\nGülmeyen kaderim,gülücük saçar,\nDerman sende sanıp,kalmıştım naçar,\nAma gör sensiz de kapanır yara.\n\n(Kahramanmaraş 08.06.2010)\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Elveda",
        "poet": "Gülen Ay",
        "poem": "\n\nBir yağmur tanesi gibi akıp gitmek istiyorum,sessiz  sakin farkedilmeden bilinmeden kimseye hissetttirmeden…  muamma hüzünde kaybolmanın ve  bilinmezliğin istenmeyen yanlızlığını yüklendim omuzlarıma, başımda hüzün şarkıları meşk etmekte, ben ise duymamak için kaybolup gitmekteyim benliğimden…adı ya sahradır yada okyanus aranmayan kayıplarımın ve şimdi tam burda bende aranmamak üzere kayboluyorum..sahrayı okyanusa katıp gidiyorum güneşin karanlık yüzünde..bir uçurumun tenhalığını taşıyorum gönlümde ve tutunacak dal varmı diye bakmadan, bakmaya bile  tenezzül etmeden çekiyorum  beni hayata bağlayan ipleri ve tek tek koparıyorum umutlarım gibi..  zamana  inat  dolduyorum içimdeki hüzün denizini…..\n    Kırlarda koşup oynadığım oyunlar geçiyor hatrımdan ve bir soru peydah oluyor düş sahnemde acaba hartım varmı,hatrımı sayan,hatırlandığına inanan bir tek can  varmı? …..\n\n      Bir gitar kadar içten söylüyorum feryadımı kimse duymasın diye gizliyorum tellerimin arasına hüzün şarkılarını. Cesaretsizliğime esir olmuş bir ben taşıyorum benliğimin sol yanında, bak gördün mü bir yaş daha yaşlandırdı ömür perdemi,biraz daha döküldü ömrüm,küflenmiş perdenin tozları üstüne…\n\n          Tozzz…benide kapatsan olmaz mı derinlere? serin de olsa fark etmez zaten ıslak gözlerim,korkma buz tutmaz  düşlerim..rütübetlenmiş gönlümü böyle temizleyeceğim sana söz veriyorum ama ne olur birkere de olsa gizle beni,sakla beni benden,ben bile görmeden...\n\n        Artık susuyorum..sustuğumu ben bile duymayacağım beklide kim bilir? Ve elimdeki tek çiçekle veda ediyorum hayata bir tek sarı çiçekle..ayrılık timsali sarı sarmaladı heryanımı.\nAyrılığa gebe zamanları silip ayrılıyorum ben benden..bak parçalarım dağılmaya başladı bile bedenimden…hemde bir elveda bile demeden...ELVEDA...\n\nZEHRA ÇAĞMAN...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Serdar Çelikkaya",
        "poem": "\n\nKış  ayazlarında  bıraktın  beni   bana\nElveda  bile  diyemeden   hatıralara,\nElimde  boş  bir  kadeh  ve  duvardaki  resmin\nHani  o  ağlamaklı  gülen  resmin.\n\nBütün  ışıkları  yaktım  bu  gece\nSon  bir  defa  daha  yakından  görebilmek  seni\nRuhunu   hissetmek   ruhumda\nSon  bir  defa  daha  uzaktan  sevebilmek  için \nBütün  ışıkları  yaktım  bu  gece. \n\nGözlerine  son  bir  defa  daha  baktım  bu  gece\nHani  o  ağlamaklı  gülen  gözlerine\nSon  bir  def a daha,  bu  gece\nDuvardaki   resmin  ve  elimde boş bir kadeh.\n\nYorgun  düşmüş  bedenim,   vurgun  yemiş  yüreğim\nVe  son  göz yaşlarım,  bu gece,\nElveda  hatıralar,  elveda  kadınım,\nBeni  benden  alan, \nBeni   bana  bırakıp ta  giden  kadınım,\nElveda.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Ramazan Koç",
        "poem": "\n\nVeda ediyorum bu gece tüm geçmişime\n Eski aşklarıma,sevgilerime..\n Derin yaralar açan hüzünlerime.\n Mutluluklar mı? ? Hiç mutlu olamadımki! ! \n Garip değil mi? İnsanın veda edebileceği mutluluğun olmaması..\n Yeni başlangıç vakti..Sil baştan başlama vakti..\n Yeniden ümit etme vakti; \n Mutluluk bekleme vakti..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Sedat Sözen",
        "poem": "\n\nKuru bir elvedaydı, bana son hediyen,\nSoğuktu sözlerin, gözlerin kurak, \nSen değil miydin, yanımda kal diyen,\nHerşeyimi aldın, beni bana bırak...\n\n2011-Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Metin Özel",
        "poem": "\n\nTarihe dokunuş nasıl güzeldir kimbilir\nToprağın taba renkli kokularının arasında\nKazıldıkca çıkar ortaya sırlar dünyası\nKarıştırdıkça toprak mayası tarih oluyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Murat Ferman Gökmenoğlu",
        "poem": "\n\nHayat, hayat sana elveda\nKayıp giden bir ömürün ardından\nOlmuş olanların ve olmamışların arasında\n\nKalem, kalem sana elvada\nDaha da dokunmam sana\nDestan dahi yazacak olsanda\n\nRüyalar, rüyalar size elveda\nDerin bir uykudan\nBir güzel çıkaracak olsanız da\n\nYollar, yollar size elveda\nUzun bir yolun sonunda\nO guzeli çıkaracak olsanda\n\nÖlüm, ölüm sana merhaba\nBir tek sen de var artık çare\nSenden başkası kar etmez artık bana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda..",
        "poet": "Karanlıga Yazılar",
        "poem": "\n\nIsyanların Fayda Etmedıgı Bır Dunyada \nYasamın Ne Getırecegını Bılmedıgım Bır Hayatta \nYasarken Yasanmamıs Sayacagım Bır Mazıye \nVeda Ederken....\nDile Getirilecek Oyle Seyler Varkı Sankı Haykırmak Ister Gıbı \nHaykırsanda Duyacak Kımse Yokmus Gıbı\nDusunulenlerın Bı Anlam Tasımadıgı Isyanların Faydasız Kaldıgı \nOyle Bır Yasamdayımkı....\nSessızlıgımı Haykırıslarıma Anılarımı Mezara Mutlulugumu Bır Sandıga Attıgım Bır Dunyada Ne Anlam Tasırkı Şiirlerım Der Gıbı Sızede Veda Edıyorum Elveda \nŞiiirlerım Elveda..............\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Zülfikar Yapar Kaleli",
        "poem": "\n\nKıyıda, köşede, saklımdakiyle\nHüznü gönle siner ay ışığının\nÇayı yarım kalmış aklımdakiyle\nŞavkı suya iner ay ışığının\n\nBir asi yaramaz sözüne uyar\nGözden ırak durur sineyi oyar\nHazan mevsimini hüzünde koyar\nTen mülkünü yener ay ışığının\n\nHangi el yetişir sevda darına\nHangi güneş çalar yürek karına\nBir hayal düşer de rüyalarına\nAkşam hüznü diner ay ışığının\n\nBaşını kaybetti her bir biçinde\nBundandır, yüreği ateş içinde\nYanıyor tütüyor bana niçin de\nDerdine dert biner ay ışığının\n\nHayaller uğruna öleceğine\nBir resme bakarak güleceğine\nİnandırmaz gönlü geleceğine\nZiyasıdır fener ay ışığının\n\nHayal hanesinde gönül çerağı\nBunca yıl sevdiği, candan ırağı\nCanın yongasından eder ferağı\nCılız çaya döner ay ışığının\n\nYol olur yiğidin yürek derdine\nYolculuğu başlar hasret yurduna \nGönül yurdu gurbet düşer ardına \nSahipliği hüner ay ışığının\n\nSam sarısı yürek kızgın köz dedim\nSenden sana daha yakın öz dedim\nBütün arzuları için söz dedim\nDuruşu erden er ay ışığının\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elvedâ",
        "poet": "Mustafa Benkli",
        "poem": "\n\nAhîre ermede ömür vedâ vakti Dünyâ’dan\nElvedâ ey fâni dünya elvedâ mâsivâdan\nBugün veya yarın elbet gelecek beklenen gün\nEşim dostum ve ağyarım kâm alalım Ukbâ’dan\nGül-zâr’a dalıp serin bir dem alalım Tûbâ’dan\n\nAkıl erdiremez kimse bu dünyâ’nın işine\nRızka âmâde balığın son sür’ât gidişine\nRızık tayin edilmişken gelmemesi ne mümkün! \nRabb’îm(CC)   musahhâr eylemiş her şeyi nâs emrine\nAkla değil tâbi insan Allah(C.C.)  ’ın hikmetine\n\nGiderken gözüm arkada kalmasın yâ İlâhî\nMânâlar giderse dilden DİL tükenir Billahi\nÜzerinde kalabalık insan bulunsa her gün\nNe o toprak Vatanımdır ne millet Türk Milleti\nMilletleri MİLLET yapan DİL Allah(CC)  ’ın hikmeti\n\nBu dâvâ bana mı kaldı diye aklım şaşıyor\nDİL’in elden çıkışına artık sabrım taşıyor\nBiz nasıl bir millet olduk baştan aşağı ölgün\nDili mânâlardan mahrum şaşkın-şaşkın yaşıyor\nBu dâvâ mukaddes dâvâ her dâvâyı aşıyor\n\nDinimin kelimeleri Lisanımdan atıldı\nBeni temsil eden devlet bu kıyıma katıldı\nBürokrasi milletine bunlar âdetâ düğün\nNe kadar hıyanet varsa o ellerle yapıldı \nKanunlar değişsin dedik önümüz kapatıldı\n\nİş’âr-i ahîre değin gardımızı tutalım\nAllah(C:C ’ın tayin ettiği Hakk Yol’u tutturalım\nHakk işine karışmadan özde olalım düzgün\nBize düşeni muhakkak hakkı ile yapalım\nRabbim iyisini bilir huzur ile yatalım\n\n*Hayâl-meyâl şeyler ilk aşk* dese de Orhan Veli\nİnsan *içi boş bir fıçı* değil iyi bilmeli\nİçi mücevher doluysa dışı altın zeber-gün\nİnsan bu iksirle meşbu göz nuru işlemeli\nEcdâd geniyle mutantan envâ-i nur temeli\n\nDevletimizin Bânisi Milletçe erilen minvâl\nİlk Reis-i Cumhurumuz Gazi Mustafa Kemal\nAnayasa mabeyninde *Dil*’imizde de bugün\nRehber-i esasîmizdir düşünülmez başka hâl\nBunun zıddını düşünmek milletime izmihlâl \n\nBunda kıvıran herkimse iş’ârı  *ATATÜRK*se\nATA *münafığı*’dır yo başka bir şey ise \nTam içi boş bir fıçıdır bundan sonra gün be gün\nFIÇI fitneyle dolacak dolduracaklar İse\nAta münâfıklariyle benzeri bir vesvese\n\n Pendik, 10 Kasım 11\n\nBu vesile ile Devletimizin banisi ve milletimizin mümtâz hadimi Halaskâr Gazi Mustafa Kemal ATATÜRKün ebedî istirahatgâhına tevdiî münasebetiyle Ahirete irtihalinin sene devrinde Aziz ruhuna rahmet dileklerimiz ve saygılarımızı arz ile umdelerinin samimiyetle değerlendirilip, kalplerde mâkes bulması; suî tefsir ve suî istimâle fırsat vermeyecek şekilde genç nesillere emanet edilerek yürütülmesi temennilerimizle saygılarımı arz ederim Efendim! \n\nSelam, sevgi ve saygılarımla... Allah(CC)  a emanet olun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Zühtü Bakır",
        "poem": "\n\ngöç eder\nbazı kuşlar\nsordun mu\nkendine niçin\n\nya solmuştur yaprak\nya tadı kalmamıştır\nnefes almanın bile\n\nelveda elveda\n\n(10.06.2003)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Mihmail Çakmak",
        "poem": "\n\nElveda yalan dünya\nSevdiğim sana kalsın\nOna her şeyini ver\nHer şeyinden tad alsın\n\nOnu benden daha çok\nSeven birini bulsun\nOnunla yuva kursun,\nOnunla mutlu olsun\n\nBen olmayan yuvamda,\nYapayalnız kalayım\nOna yaptıklarımın,\nCezasını bulayım\n\nElveda yalan dünya\nBu seda veda sana\nSenden ayrılıyorum\nGüle güle de bana \n Trabzon 11/04/2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "İkram Gökhan Akcebe",
        "poem": "\n\nAğaçlardan düşen yapraklar gibi,\nAzalıyor, ömrümüz yavaş yavaş.\nBeklenen rüzgarlarımız kapımızda,\nBelki de, gelen en son/baharımız! \n\nBir zamanlar, aşkla kanat çırpan,\nŞevk içinde uçuşan kalplerimizin,\nKaybolan kanat seslerini arıyoruz,\nBize aşina gelmiyor duyduklarımız! \n\nElveda, solan gençliğimize el/veda! \nElveda, geçen günlerimize el/veda! \nElveda, seven gönüllerimiz el/veda! \nElveda, tüm geride bıraktıklarımız.\n\n\n"
    },
    {
        "title": ".........................Elveda",
        "poet": "Sibel Kılıç",
        "poem": "\n\nSarı, turuncu,kızıl sonbaharın renkleri\nVe de aylardan kasım sonbaharın son demi\nSon bakışın mıh gibi duruyorken gözümde\nBitti mi sanıyorsun içimdeki elemi\n\nNe günler gündüz artık ne de geceler gece\nYalnız sana çıkardı dilimdeki her hece\nMihmanı değildin sen sahibiydin kalbimin\nBilmedin kıymetini gurbet oldun öylece\n\nSusmaz gönül kalemim söz uçar yazı kalır\nYar göçünce yürekten ince bir sızı kalır\nYara derin olsa da kabuk bağlar sonunda\nZamanla alışırım acımın azı kalır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Onur Keser",
        "poem": "\n\nZaman neden bu kadar çabuk geçiyor ki\nBen daha sevgine, aşkına doyamadım hiç\nSen yazı görmeyen adamın sonbaharıydın\nSenden sonrası çok soğuk bir kış mevsimi\n\nBu kadar çabuk mu olmalıydı vedalaşman\nSensizliği düşünürken bile ruhum üşüyor\nSevgi dolu bakışınla bile yanacak bu kalp\nKış mevsiminin ayazında nasıl dayanacak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Erencan Algün",
        "poem": "\n\nNe derdime deva bir kardeş,\nNe yoluma revan bir dost, \nNe de kalbime yolcu bir sevgili göremedim su kahpe şeritte. Yeryüzüne bir kardeşlik reformu, \nGokyuzune kalıcı bi yolculuk lart. \nValizimi toprağa, \nbiletimi gökyuzune kesin. \nElveda!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nGidip dönmemek de var, gelip bulamamak da; \nKaderde ne yazılı, bilmiyoruz ne fayda.\nGeldi çattı ayrılık, yol ver bekletme beni,\nNeden bilmem bu sefer, pek zor geldi elveda.\n\n28 Eylül 1987-Pazartesi / ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Ahmet Terzioğlu",
        "poem": "\n\nHer veda içinde bir hüzün taşır,\nVe taşar bu hüzün göz pınarından\nElveda derken hep dilim dolaşır\nAyrılık vaktidir dost diyarından.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Kenan Demiralay",
        "poem": "\n\nVeda ediyorum yine.\nKelimelere... Cümlelere... Düşüncelere...\nVeda ediyorum her bir duyguya.\nYaşadıklarıma, yaşayacaklarıma veda...\nÖksüz kaldı düşlerim,\nSessiz gülüşlerim,\nGeçmişe yürüyüşlerim.\nHer birinize elveda.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Onur Bayrakçı",
        "poem": "\n\nEllerimde kaldı damlalar\nSözlerimde olmalıydı, gözlerimde oldu\nBir ayrılık hüzünlendirdi yüreğimi\nYa bitmeliydi, ya gitmeliydi...\nBir yolculuk edasında, Bir Elin Vedası\nGözlerimin yüreğinde ölümsüz hatırası\nAkacaktı elbet damarlarında sevdalar\nBen sevgimi kefenledim! \nSen güneşin ışığında pırıltılar içinde \nYıldızlar sende kalsın, gökyüzü bende\nSadece uğurlarsın bembeyaz kefende\nDaha ne güneşler yanacak sayende\nNe bulutlar ağlayacak bu matemde\nZannetmeki unutur bu gözler seni\nZannetmeki akacak yağmurum...\nGözlerimin namlusunda sevgi tohumları\nZannetmeki ışıklar saçılacak\nGözyaşlarım ağlarken...\nBir uzun yolculuk geldi ezelden\nSevgiye Hasret dedi, İbret gökyüzü\nSen Hasret, ben İbret...\nAdaşlarım geldi peşimden\nDaha ne yağmurlar yağacak ardımdan\nSöyle? bulutları kim kararttı\nBir yaprağın ihanetiydi bu. \nYaprak unuttu çınarı kapılınca rüzgara,\nÇınar unutulmuşluğunu, unutamaz asla\nHiç unutmayanlar için yıllardır durur dimdik ayakta\nBir yolculuk edası, bir elin vedası; ELVEDA...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda",
        "poet": "Emel Manav",
        "poem": "\n\nELVEDA\n\nAcıtsa da sözlerin yara derin kanamıyor\t\t\t\t\nİnsan Sevince istese de bırakamıyor\t\nYüreğe kazınmış bir kere  çıkmıyor\nHadi çık git kapı orada gideceksen! \n\nSebebi bile belli değilken\nNedir bu sitem,bu kinaye\nBeddua etmem mesut değilsen\nHadi çık git kapı orada gideceksen.\n\nDön bir kere bak geçmişe,\nSararmış resimlere yazılan şiirlere\nAl götür bende kalmasın anıların,\nHadi çık git kapı orada gideceksen\nBeklerim sanma geri dönersen!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Amasya",
        "poet": "Murat Bilgili",
        "poem": "\n\nBugün yine sana geldim\nBeyazıt'ında bir cuma\nIrmak kenarında bir sigara\nTorumtayda bir volta\n\nBugün yine sana geldim\nKalende yine solgun bayrağın\nDağlarında yine hüzünlü bulutların\nTopraklı, çakıllı yollarında ağlayan çocukların\n\nBugün yine sana geldim\nKardelen herzamankinden farklı, bomboş\nYurdun önünde bekleyen kimse yok, boş\nOkul önünde kimlik soran yok, orada boş\n\nBugün yine sana geldim\nAma bu sefer farklı geldim \nHerzaman sana gelmeyi isterdim\nAma bugün senden gitmeyi istiyorum\n\nBugün yine sana geldim\nMeğer güzel hiçbirşeyin yokmuş\nGüzellik dostlarımda arkadaşlarımdaymış\nBen seni değil dostlarımı istiyorum\n\nÖmrümü çalan AMASYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Bindi Sözüme",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nGurbetinde kırıldı kolum kanadım.\nUmut yaş olup sindi fersiz gözüme.\nSevda yaram deşildi, ben de kanadım.\nElveda hece hece bindi sözüme.\n\nBenliğimde dilleri tutuk isyanın.\nÖzlem pranga vurdu bezgin özüme.\nMeltem bahşetmez mi hiç fırtına yanın? \nVuslatın atsaydı bir nefes közüme.\n\n 23 Haziran 2004 Çarşamba, Danimarka-Køge 23:44\n7+5\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Derken",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nElveda Derken\n\nBir fotoğraf çektirmiştik,\nHaydarpaşa garının önünde.\nEl sallarken denize.\nBeş kişiydik. İkimizi saymazsak.\nAnnen baban ve kardeşin.\n\nŞimdi bir sen kaldın,\nBir de geriye dönen ben,\nHaydarpaşa garının önündeki,\nO eski soluk resimden. \n\nSil gözyaşlarını baba\nSenin yerine ağlarım ben.\n\n20-06-2007-Çarşamba\nTuğrul Ahmet PEKEL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Demeden",
        "poet": "Aydınlı İbrahim Dikmen",
        "poem": "\n\nElveda demeden,\nAyrıldık istemeden.\nBir gurur uğruna,\nDoyasıya sevmeden.\n\nHasretin yakar bağrımı,\nMaziye gömdüm aşkımı.\nKaranlıklar bastımı,\nTutamam göz yaşlarımı.\n\nÖzlemin bitmedi,\nAcılarım dinmedi.\nYazdığın son mektup,\nYüreğimde inledi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda antalya sana",
        "poet": "Hatice Kuş",
        "poem": "\n\nAntalya,alanyasıyla,manavkatıyla,bekek; iyle finikesiyle\nNe güzel bir şehirmiş meğer\nTatile geldik sevdiklerimzle\nAlışıverdik birden bire\nLakin ayrılmak cok zor olacak\nYanlızlık içimi yine yakacak\nAlışmıştım oysa mutluydum burada\nBitti günümüz doldu zaman\nElveda diyececeğiz, birbirimize birazdan\nLeyla ile mecnun gibiydik şehrim sana\nEtrafımızı kalabalık sarmıştı bir anda\nKıskandım seni,yanlız kalacağım şimdi\nSahilinde yürüdüm.mutluydum hep\nAradığım sevgiyi burada buldum\nHiçe geçmiş bunca zamanım\nİncinmiş bunca yıl bu yürek\nLeylak bahçesinde ve Belek sahilinde mutlu oldu hep\nİzmirde bıraktım tüm sıkıntılarımı\nNedendir bilmiyorum ama\nDüşündünmü beni,seni düşündüğüm kadar\nElveda dostum elveda şehrim sana\n\n31.05.2006\nsaat.09.15\nBelek/Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Diyarbakır",
        "poet": "Mustafa Bilgili",
        "poem": "\n\n(On yıl görev yaptığım Diyarbakır'dan ayrılırken) \n\nElveda Diyarbakır,\nSeni terk ediyorum artık,\nSevgilerinde sana kalsın,acılarında,\nSon defa bakıyorum sana,\nGözümde yaş ve hüzün çökmüş yüreğimle.\n\nHiç güldürmedin beni,\nAcı çekmek kaderimmiş gibi,\nAğladım, ağladım,hep ağlattın,\nKıramadım esaret zincirlerimi,\nTutsağın oldum bunca yıl,\nGöz yaşlarımın izleri kaldı,\nOfis’inde,Dağkapı’ında,\nKaç kere çılgın fikirlerime  ortak oldu,\nFiskaya’n, Mardinkapı surların,\nElveda Diyarbakır artık elveda,\nAnılarımda yaşatacağım seni,\nVe o vefasız güzellerini.\n\nOysa.. Oysa nede güzel düşlerim vardı,\nUyandım hepside yok oldu birer birer,\nUçup gitti hayallerim kuş misali,\nŞahit buna Bağlar’ın,Şehitliğin,\nAcımadın bana bir kez olsun,\nHep ağladım,hep ağlattın,\nŞahit buna coşkun akan Dicle,\nBir kez bile huzur bulamadım,\nHuzurevleri’nde, İskanevleri’nde,\nBak şimdi yüreğim yaralı,kalbim kırık,\nBir daha dönmemek üzere,\nSeni terk ediyorum artık.\nSon defa bakıyorum sana Karacadağ’dan,\nArkamdan ağlayanım varmı diye,\nKim ağlar benim için,kimin nesine,\nTüm hatıralarımı kalbime gömüp,\nAcılarını,sevinçlerini ve aşklarını,\nHiç eksiksiz sana bırakıyor,\nGözümde yaşlarla,bir akşam üstü,\nSeni terk ediyorum,\nNe olur anla beni.\nNe olur….\n\n                                                 30.06.1997\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Diyeceğim",
        "poet": "Şükran Çamoğlu",
        "poem": "\n\nMustafa Kemal deyince aklıma gelen\nÖnce vatan bayrak elbette cumhuriyet\nYokmudur Osmanlının tarihini bilen\nEşitlik istiyorum hem de hürriyet\n\nİhanet ediyorlar bak cennet vatana\nKurşun sıkıyorlar sahip çıkana\nYazıktır yüzbinlerce şehit yatana\nGönderirler gör seni de yüce divana\n\nAlmış beylik tabancayı sıkmış beynine\nÖlüyor vatan uğruna sebep yok niye\nİhaneti gördü çünkü o belleğinde\nSen öğün Türklüğünle yaşa şerefinle\n\nŞanımıza sürme sakın kara lekeyi\nAmerika veriyor biliyorum emri\nAdım adım gidiyorsun bak geri geri\nAtanın nutkudur Türk gencinin ezberi\n\nAnd içtim vatan için bayrak için ölmeye\nHiçkimsenin hakkı yok milleti sömürmeye\nGelin yoldaşlar gelin tutuşalım el ele\nAnadolum tek vatanım böldürmeyiz kimseye\n\nKılıçlarla süngüler konuşurdu bir zaman\nTürk neferi aslandır düşmana demez aman\nİstikbal göklerdedir dememişmiydi Atam\nDaha ne duruyorsun Ankaradan havalan\n\nHakkınız yok kardeşi kardeşe öldürtmeye\nİç savaş mı çıkıyor bunlara sebep niye\nDoğru ver ifadeni soru soran hakime\nKarışmayın milletin kılık kıyafetine\n\nSenin için de bir gün kurulur darağacı\nTek bedende tek vücut el ele ana bacı\nSana asla giydirmeyiz krallık tacı\nYönetemez Amerikadan sahtekar hacı\n\nKuvai milliyeyle kurduk cumhuriyeti\nSakarya Conkbayırı affetmez ihaneti\nKimlerden alıyorsun bu kadar cesareti\nBir damla kanım akmaz bu da Türkün şerefi\n\nAtatürk vatan bayrak diyerek öleceğim\nBil ki bana  ne deyip asla geçmeyeceğim\nYemin ettim vatanım için gömüleceğim\nŞerefimle şanımla elveda diyeceğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Diyene",
        "poet": "Mustafa Erol",
        "poem": "\n\nMerhaba diyeli ne oldu daha.\nDün bir demeden bugün geldi veda.\nSeslenirim ama vermez hiç seda.\nGidene kalma demek, yoktur bende.\n\nBilemedi O,tertemizdi sevdam.\nO veda demese, olmazdı vedam.\nGerçek bu,onunla doluydu kalp odam.\nGönle deva bendeydi,doktor bende.\n\nBir ben vardı bende, yok artık şimdi.\nBir zaman sonra sorarsın,O kimdi? \nYanan, bilmesen de tüm yüreğimdi.\nOysa gönlü aç olan, toktur bende.\n\nKonuşurduk eskiden şimdi susar.\nSes verirdi,şimdi sesini kısar.\nAnladım ki eski sevdaya coşar.\nVeda etse de sevda haktır bende.\n\nMustafa EROL\nAntalya/Manavgat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Ederdik  Sana Birlikte",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nBırakıp da gitmek,kolaymış sence\nÜç çiçeğin vardı,durur birlikte\nBoyunları bükük,hasret işkence\nEl veda ederdik,sana birlikte\n\nSelce’nin ayrıldı,boynu büküldü\nAyrı yuva kurdu,içi döküldü\nSensizliği tadıp,hepten söküldü\nEl veda ederdik,sana birlikte\n\nGökcen’in bir işte,çalışır şimdi\nGecesi gündüzü,karışır şimdi\nSensizliğe içi,alışır şimdi\nEl veda ederdik,sana birlikte\n\nÇağlayan Ecem’in,ders çalışıyor\nÖzleyince aklı,hep karışıyor\nResimlere bakıp,can alışıyor\nEl veda ederdik,sana birlikte\n\nBahattin’in sana şiirler yazar\nİçindeki aşka,olmasın nazar\nYüreğini sevdan,durmadan kazar\nEl veda ederdik,sana birlikte\nBahattin Tonbul\n6.3.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Dostlarım Hayata Veda",
        "poet": "Döner Özeke",
        "poem": "\n\nÖlüm meleğimi o kapıda duran? \nO mu hızlı hızlı kapıya vuran \nKim o yanındaki adımı soran\nKimdir bu canıma mührünü vuran \n\nBöyle gidiş olmaz tören yapsınlar \nBana anıt değil mezar kazsınlar \nBesbelli ölümüm şimdi olacak \nGaribim öldüğümü kimler duyacak \n\nMezarımı kazan usta ağlasın \nAnam yok ki karaları bağlasın \nBeni sevmeyen namertler inlesin \nGaribim öldüğümü kimler duyacak \n\nMusalla taşına geldiğim anda \nBelli ki gidiyorum hayatım sonda \nHuzurum yerinde kefenim bol da \nElveda dostlarım hayata veda \n\nKefeni giydirdin bağladın başım \nMezarım çok derin boyu bir arşın \nYaşarken daima ölümü düşün \nElveda dostlarım hayata veda \n\nDört kolluya bindirdiler bedeni \nAllah bilir bu dünyadan gideni \nAffetmiyor kula gıybet  edeni \nElveda dostlarım hayata veda \n\nİmam geldi namazıma duruyor \nCemaate döndü beni soruyor\nBedenim yatıyor ruhum görüyor \nElveda dostlarım hayata veda \n\nDöner nedir böyle isyanın kinin \nGüvenim kalmadı karardı gönlüm \nBu günüm ne ise hep aynı dunum\nElveda dostlarım hayata veda \n\n                  DÖNER TEMÜR\n                     19.05.2006\n                        ANKARA \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Gece",
        "poet": "Eylem Özdemir",
        "poem": "\n\nZifiri karanlık geceleri bilirdin senden önce.\nUzaklarda bir yıldız parlardı,\nKabus dolu gecede o yıldız bir umuttu sadece.\nBen mevsimlerden  kışı yaşardım.\nBazen yıldızı görür, \nSonbaharın tadını hissederdim kanımda.\nBen, hiç ilk bahar görememiştim,\nYazın ne olduğunu bile bilmezdim senden önce.\nKim bilirdi ki bahar gelecek sen gelince.\nKim bilirdi ki güneş doğacak ve yaz gelecek sen gülünce.\nElveda kış, Elveda gece...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Elleri",
        "poet": "Mehmet Kızılırmak",
        "poem": "\n\nÖyle hüzünlü ki kuşlar,\nVe öylesine hızlı uçuyorlar ki,\nAnlıyorum, mevsimlerden göç zamanı şimdi.\nKimi önde, kimi arkada,\nOnlarca kuş göçüyor şimdi.\nBulutlardan daha çok kanat var gökyüzünde,\nYeryüzünde kuşlardan daha çok göç.\nMaviliğine aldanırsak özgürlüğün,\nÖlümün zamansızlığına saygı duymamız gerekecek.\nGöçüyor kuşlar mevsimlere,\nPencerelerde elveda elleri.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Ey Gençlik",
        "poet": "Mustafa Uzelli",
        "poem": "\n\nYa hayattan tad alabildim\nYa bir gün yaşadım.\n\nBilmem günler nasıl geçmiş? \nBir de baktım ömür bitmiş.\n\nElveda ey gençlik\nDefterini kapadım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "ElVeDa eLVeDa(ZELO ELVEDA)",
        "poet": "Hasan Cangir",
        "poem": "\n\nArtik Ayriliğimizi Içki şişilerinden Sayiyorum \nHergün Ayriliğimiz Için Bir şişe Içiyorum \nVe Kadehleri Ile Ayriliğimizin Saatini Hesapliyorum \nSensizliğinde Bu Içki şişeleri Benim Sirdaşim,Dostum, Yoldaşim Oldu \nAh Bir Dili Olsa Neler Anlatirdi Sana Biliyormusun \nHiçkiriklara Boğulurdun Belki Ayaklarima Kapanirdin Beni Affet Diye \nVakit Artik çok Geç Saatler Ileri Gidiyor Ve Zaman Geri Gelmiyor \nYada Benim Acim Okadar Sonsuzduki Affetmek Için Sebep Yoktu \nAşk Aşk Aşk \nHerşey Bundan Ibaret Deilmi \nInsanlarin Diğer Yani Deilmi Aşk \nPeki Diğer Yani Ne? \n\nBugün sevgililer günü öyle dimi \nBir şişede bunun için içeceğim \nHer yudumumda sensizliğin verdiği acıyla aşk ateşim biraz daha kor olacak \nİçimi yakacaksın ben yanacağım ama sen yine olmayacaksın \nSen başkalarının kollarında aşk fısıldarken \nBen yine içki şişelerinde seni arıycam \n\nArtık gitmeliyim \nGitmeliyim bu neydi belirsiz şehirden \nSenin havasını soluduğun bu sır dolu şehirden gitmeliyim \nBak birde bunun için içiceğim \nİçeceğim be içeceğim ulan \nSen ne zaman bu kalpte ölürsen \nben ozaman bırakacağım içki şişlerini \n\nGidiyorum işte \nSaat onsekiz ellibeş \nTrenin kalkmasına beş dakika var \nSenin ise nikahına beş dakika \nUlan bi şişede nikahının şerefine içeceğim \nAffet ben gelemedim nikahına \nAma bir gül gönderdim yerime \nBirde gülün üzerindeki öpücüğümü gönderiyorum \nSaat ondokuz sıfır sıfır \nArtık gitme vakti geldi \nHatta geç kalınmış bir ayrılık bu \nElveda koca şehir \nElveda gül yüzüne doyamadığım hasretim \nHepinize elveda.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Ederken Tüm Dostlarıma",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nElveda ederken, tüm dostlarıma\nNemli göz bıraktım, giderken sana\nOlmadı şansımız, vuslattan yana\nBir rüyâ gibidir, yalancı dünyâ \n\nYalan, yalan, yalan; her şey boş yalan           N A K A R A T\nBir rüyâ gibidir, bu dünyâ yalan\n\nNe ara ne de sor, artık dostlara\nBir selam göndersen, ne olur bana\nMutluluk duyardım, gönlümce buna\nBir rüyâ gibidir, yalancı dünyâ\n\n14 Ağustos 2012 – ISPARTA\n\nNOT:  Bu şiir, Sayın Av.Ali Güngör ÇAKMAKÇI bey tarafından SEGÂH\n           makamında, SEMAÎ usûlünde bestelenmiştir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "ElVeDa GeNçLiĞiM/45YaŞıM",
        "poet": "Olgun Ekinci",
        "poem": "\n\nElveda gençliğim\nBugün benim doğum günüm\nElveda 45 yaşım\nAnlarım, hüzünlerim, sevinçlerim\nElveda\nİlkokulum, siyah önlüklerim ve tahta sıram\nMavi gözlerine aşık olduğum\nİlk aşkım, Ayşe öğretmenim, platonik aşkım\n\nElveda\nDikenli telle çevrili bahçemiz\nOdalarına yağmur suyu akan\nDoğduğum, emeklediğim, serpildiğim \nDede yadigarı ev...\nElveda\nSevgi yürekli, annemin hastalığında\nYemekler getiren sevgili komşularımız\nSarı çeşmesinden ellerimle su içtiğim\nDallarından yıkamadan dutlar yediğim\nDede yadigarı ev...\n\nElveda\nFutbol sahasının büyüklüğüne kapılıp\nÖzlemle yazıldığım, ilk kavgalarımı\nSınıf çatışmalarını yaşadığım\nİlk polis copunu yediğim lisem\n\nElveda\nSokaklarında nöbet tuttuğum\nMahalleyi dış saldırılardan koruduğum(uz) \n'Asmayalım da Besleyelim mi'' diyenin\nYönetime demokrasi adına! !    el koyduğunda\nPolise askere ihbar edip\nVatandaşlık görevini yerine getiren mahallelim...\n\nElveda\nMarmara İşletme mezunları\nSirkeci Alemdar otel, Kadırga öğrenci yurdu\nElveda..iskelesinde\nİnenlerin yönünden kaçak bindiğim(iz) \nKaraköy-Kadıköy şehir hatları vapuru\nEminönü, Galata köprüsü, Kadıköy\n\nElveda\nSaçlarımı mavi berenin altından sarkıtıp\nKendimi Che Guevera'ya benzettiğim\nAslında halt ettiğim\nVatan haini Asteğmen damgası yediğim\nBu yüzden onurlandığım\nEğirdir Dağ Komando Okulu\nTekirdağ 8. tümen… Elveda…\n\nELVEDA … 45 yaşım\nHoş geldin yeni yaşım\nÇok sevdiğim kır saçlarım…\n\n24 Aralık 2004\nAdana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Gençlik",
        "poet": "Muhammet Çal",
        "poem": "\n\nEl veda gençliğim el veda sana,\nYalvarsam da geri dönmezsin bana,\nTaze çiçekleri gez kana kana,\nSana mutluluklar, gençlik elveda.\n\nDeli rüzgâr gibi estin ömrümde,\nNasıl geldin geçtin, garip gönlümde,\nKısrak tay gibiydin sen her günümde,\nSana mutluluklar, gençlik elveda.\n\nKırıldın mı bilmem; yüzün dönmezsin,\nBir bedenden ayrılınca geri gelmezsin,\nYaşı kırkı geçenleri artık sevmezsin,\nSana mutluluklar, gençlik elveda.\n\nBir bedenden bir bedene geçersin,\nOn beş ile kırk arası seçersin,\nUsta oldun, ne şaşar ne beşersin,\nSana mutluluklar, gençlik elveda.\n\nBir farklı meşakkat bir farklı çile,\nAşk olsun, adam gibi güle bilene,\nNasıl başlar nasıl biter, bu nasıl hile, \nSana mutluluklar, gençlik elveda.\n\nBütün oyunları üstüme kurdun,\nHer fırsatta beni bitirdin, yordun,\nNasıl gelip geçtin, kendime sordum,\nSana mutluluklar, gençlik elveda.\n\nBükülmez boynumu bana büktürdün,\nBu gün yarın derken hep kök söktürdün,\nBen gülmeye özlem, sen dert çektirdin,\nSana mutluluklar, gençlik elveda.\n\nSahte kahkahayla bağrımı deştin,\nBir haz alamadım, çarçabuk geçtin,\nHerkese mi böyle idin, benimi seçtin? \nSana mutluluklar, gençlik elveda.\n\n\tM. ÇAL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Gözbebeğim",
        "poet": "Bircan Kahraman",
        "poem": "\n\nElveda gözbebeğim\nBugün günlerden Pazartesi,\nAyrılığımızın birinci yılı ertesi..\n \nVeda edişimizden beri kurumadı hiç gözyaşlarrım \nNe zaman seni hatırlasam bir köşeye çekilir ağlarım.\nYeri hiç farketmez\nSen  yoksun ya yanımda \nTers akıyor artık kan damarımda..\n \nBir yıl..koskoca bir  yıl geçti ömrümüzden\nSen benden geçtin bense  gönlümden \nİnan dün yaşadıklarımı hatırlayamıyorum seninle  yaşadıklarım kadar net\nOlmak isterdim ama olamadık birbirimize  kenet..\nElveda aşkım sen hakkını helal et..\n \nBen seni hep hatırlayacağım\nÇalan bir şarkıda hep benimle olacak yüreğin\nAklımdan çıkmayan  deniz mavisi gözlerin..\nHoşça kal derken bana uzanan ellerin..\nYar senden ayrılalı yarım kaldı yüreğim..\n \nElveda gözbebeğim \nBugün günlerden Pazartesi \nAyrılığımızın ikinci yılı ertesi..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda GİRESUN",
        "poet": "Yavuz Kayacık",
        "poem": "\n\nOturdum Atapark'ta limana karşı \nKaradeniz dalga dalga geliyor üstüme \nBiliyormusun bende seni özledim \nGel sarıl bana \n\nMartılar sessizliğimin çığlığını \nAtarken uyandım hayal dünyasından \nKaradenize sarılmadım ama \nGöz yaşlarımla sırıl sıklamdım \n\nDuyuyormusun Ankara yolcusu kalmasın \nDiyorlar beni çağırıyorlar \nGitmek zorundayım \nSana bir hatıra bırakmak isterdim ama \nÜmitlerim hayallerim tükendi \nAl al bu şiirim sende kalsın \nOkundukça adım Giresun dağlarında yankılansın \n\nELVEDA GİRESUN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Gurbet",
        "poet": "Tahsin Seherli",
        "poem": "\n\nBeni Benden Alan Gurbet\nVatana Anaya Babaya\nTopragimin Kokusuna Hasret\nKoyan  Gurbet Sana Elveda\n-\nSana Birdaha  Dönmeyecegim\nArtik Yeter yeter Canima Yetti\nSana Hic özlemeyecegim\nElveda Gencligimi Alan Gurbet\n-\nAnama Babama Hasret Koydun\nSaclarima Kelep Kelep Yoldurdun\nGenc Fidanidim Sen Soldurdun\nElveda  Zalim Aci Gurbet\n-\nBunuda Gördüm Gec Olsada\nDönüyorum ya Vatanima\nSaclarim Ak Belim Kambur olsada\nElveda Sana Heey Zalim Gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Gurbet",
        "poet": "Mesut Öztürk",
        "poem": "\n\nÖmrümden ömür çalan gurbet\nVakit geldi seni terkediyorum\nÖmrüme karabasan olan gurbet\nKarar verdim sılama gidiyorum\n\nHayatıma zehir olan gurbet\nPanzehir ülkem de gidiyorum\nHayatımı kahreden gurbet\nSevgiyi yaşamaya gidiyorum.\n\nGözlerimi hüzünden şişiren gurbet\nGöz yaşı bitti gülmeye gidiyorum.\nKalbime hüzünleri dolduran gurbet\nHüzün bitti neşelere gidiyorum\n\nGurbet son kez baktım yüzüne\nAllahım kuraklık versin özüne\nNice yiğitler aldın dursun gözüne\nSon bedduamla senden gidiyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Hayat",
        "poet": "Halil Zenciroğlu",
        "poem": "\n\nElveda hayat, elveda sana\nİstediğim hiçbir şeyi vermedin bana\nSendeki yalnızca acı ve sadece keder\nSeninle olmak, ölmekten beter\n\nElveda hayat, elveda sana\nUmudunu kendine sakla, paranı çal başına\nSözlerin yalan, doğan güneşin aldatmaca\nAşkın, sevgin uydurma; gülüşün kandırmaca\n\nElveda hayat, elveda sana\nBırakıyorum arkamda ne varsa senden yana\nYoksulluk arkadaşım, yokluk dostum oldu benim\nTükense artık bir an önce sesim, nefesim\n\nElveda hayat, elveda sana\nYaşamak güzel desen, kim inanır artık buna\nBir daha çıkma karşıma, kabirde bile\n“Hayat boş” diyecektir, toprağım gelse dile\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elvedâ Hayat",
        "poet": "Erdal Yılmaz",
        "poem": "\n\nÇok şeyler bekledim, olmadı heyhât\nGülmedin yüzüme, her şeyim berbât\nElvedâ gençlik, ah, elvedâ hayat\nGelip gördüm seni, hayâle benzer\n\nErdal yılmaz 26 Şubat 2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Hüzün",
        "poet": "Edip Çakı",
        "poem": "\n\nElveda hüzün\nYüzün elveda\nDost canlısı cansızlar\nİliğimde uyuklayan sıcaklığın\nVe her neyse…\nTuzsuz gülüşün\nElveda despot hükümran\nAşk kaçakçısı\nSuda ki gölgen\nVe gölgeme vurulan gem\nGemileri yakan\nEndülüs,Venedik ve Nil demeden\nElveda bir bölmeden kalanım\nBir toplamdan artanım\nYüzümdeki derin çentik\nYüzün \nYarısı gülmekse \nYarısı hüzün\nElveda yüzün\nKırmızıya çalışan tüm renkler \nFikret Mualla \nVe içtiği şarap kokusu\nSaçımda çıkmaz yollar açan\nKör berberim\nÇocukluğumun ince hastalıkları \nElveda\nEkmek kuyruğunda sevişen insanlar\nKırık gölge ikindileri\nVe iki dinleri olan\nDinini dinlemeyen Berberi\nEl-ve- da \nHüzün ve yüzün\nYüzünün toprağında hüzün\nElveda kara çarşaflı ayrıcalıklar\nİyilik yosmaları\nAltı çizili aşklar\nKaralanmış dudaklar\nBayat ekmek toklukları\nBir elim üşümüş\nBir elim hava\nVe her neyse…\nVe çalınan ney ise\nEl ve veda \nİpteki kalpler\nAynada örgütlenen sevgiler\nDerin yırtmaçlı şövalyeler\nKirli enseli ve kirli yakalı\nBeşinci element elveda\nŞii-rim\nAl evi yak hüzünleri\nEl elden üstün diyeli\nVeda et \nElveda hüzün\nAlçak zamanlardan kalan\nBakire yüzün \nElveda\nEl ve veda…\n\n\n                                                            06.07.2005\n                                                          EDİP   ÇAKI\n                                                             MARDİN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Hüzün**Hoş geldin",
        "poet": "Olgun Ekinci",
        "poem": "\n\nGürül gürül, sarıl şarıl\nIrmak ırmak, deniz deniz\nDalgalarla, boranlarla\nGeldin\nGelen sen değil suretin, sesin...\n\nSoğuk tu, yanlız dım, yağmur çiseliyor du\nSolist kızın buğulu sesiyle seslendirdiği\nDOYMADIM DOYAMADIM SEVMELERE SENİ BEN\nKİMSEYİ KOYAMADIM YERİNE… nin ardından\nŞelalere çağlayanlara dönüşen \nBahar çimenlerini sulayan sağanaklarla geldin\nGökkuşağına dönüşen renklerle ışıttın\nSaatlerin 01.e vurduğu gece yarısını\n\nSeyhan nehrinde gün döndü gece döndü\nŞimşekler havai fişeklerce süzülürken lacivert semalarda\n1 Nisan şakası mıydı? \nEsrikliğimin dayanılmaz hafifliği mi? \nDüş bitti\n__Yağmur bitti\n____Gök kuşağıydı gelen…\nHoş geldin... Hoş geldin... Hoş geldin...\n\n1 Nisan 2005 - Adana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda istanbul",
        "poet": "Necati Yasin Göksal",
        "poem": "\n\nElveda İstanbul\nBiliyosun vakit yaklaşmakta\nParmaklarım kalan günleri saymakta\nRüyalarım hep o anı anmakta\nBu söz benim de yüreğimi yakmakta\nElveda İstanbul\n\nTut göz yaşlarını tut, İstanbul\nSen ağlarsan boğaz kıpırdanır\nRüzgar sert eser, Çamlıca sallanır\nGece uyunmaz tüm şehirde sabahlanır\nBelki güneş doğmaz, hep gece yaşanır\nTut göz yaşlarını, tut İstanbul\n\nBana gitme deme İstanbul\nBir zamanlar sanada gelmişlerdi hani\nBizans prangalarından kurtaran seni\nOlmasamda onlar gibi bil beni\nNice şehir var bekliyor Fatih'ini\nBana gitme deme İstanbul\n\nYaşatmaya gidiyorum İstanbul\nYaşamayı çoktan zihnimden sildim\nDünya'yı adı için yaşama bildim\nBu uğurda seni bile bırakabildim\nSakın zannetme terkedildim\nYaşatmaya gidiyorum İstanbul\n\nİstanbul İstanbul\nNe kelimeler sığarsın ne şiirlere\nSenle olmak değişilmez başka şehirlere\nBir olmuşuz biz mesafeler yoktur birlere\nEn güzel hediyedir o esirlere\nİstanbul İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "***Elveda İstanbul***",
        "poet": "Ali Bölükbaşı",
        "poem": "\n\nGeride bıraktım acı tatlı yılları,\nGözümde canlanıyor anıları,\nKalbimde mühür oldu hatıraları,\nÇalıyor artık ayrılık çanları.\n\nUzun senelerim geçti İstanbul'da,\nYeditepesi, Asya ve Avrupa'sında,\nHayellerimin tükendiği  zamanda,\nHoşçakal, elveda İstanbul.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda İzmir",
        "poet": "Ahmet Turan Altunsu",
        "poem": "\n\nah İzmir...\nsürç-ü lîsân eylemişim sana dün...\nbir bahar bozgunundan seslenmişim.\ndokunmuşum işaret parmağımla telvelerine\npınarlarından izinsiz beslenmişim...\nnasıl sert eser imbatın içimde bilsen...\nözlemeyeceğim, dememiş miydim öldüğün gün? \ndün düştü! .. şimdi, özlemeye heveslenmişim...\n\nbir Kordon manzarasına kilitlendim kaldım...\ntelâşsız sevgililere bakıyorum...\nya dudaklarından dökülmektedir karanfiller\nyahut hep 'gül çehreleri' vardır; bunaldım...\nalabildiğine sımsıkı kenetlenmiştir eller.\nutanıp, o ellere paha biçilmez özürler bırakıyorum...\n\nbiliyorum; barış kazımak gerek kalbime...\ntetikte göl yeşili gözlerim.\nbir şeyler olmalı, yaratmalı; çıkmalısın kabrinden\nolur ya! belki bir mucize izlerim...\nbir beyit okurum zamanın kitapsız bir şairinden\nuyanır, bunlanırım: ümitlerim lime lime...\nheyhat! .. pişman bir gölgedir şimdi ayak izlerim\nçaresiz, dönerim sonbahar gençliğime...\n\nah İzmir! .. ah İzmir! ..\nsürç-ü lîsân eylemişim sana dün.\nsonbahar' a kaldın, neyleyim? \nnasıl, masum bir güzelliğe bürünürdün...\ndöküldün dudaklarındaki karanfillerle ayak izlerime bir bir\nişte o gün hem öldün hem bir efsaneyi öldürdün...\niçim çok acıyor olsa da, demeye varmıyorsa da dilim\nelveda İzmir... elveda sevgilim! ..\n\n19 / 02 / 2009 Eryaman / Ankara\n\n....ahtual' den...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda lazımdır",
        "poet": "A. Yüksel Şanlıer",
        "poem": "\n\nDeniz sakindi,martılar uçmuyor,\nDolmuş üstüne,sessizce yüzüyor,\nKıyıda bir çift,hayaller kurarken,\nGöz göze bakıp,derinden süzüyor.\n\nBir yat uzakta,süzülüp gitmekte,\nÜstünde kızlar,göğüs sermekte,\nBelli ki zengin,yakışıklı kaptan,\nBaşında durmuş,yağını sürmekte.\n\nYemyeşil koylar,şırıl,şırıl sular,\nDolmuş yüzeye,yatlar ve martılar,\nBir sessizlik var,uyur mu oralar? \nSakin koylarda,aşk var yeşillik var.\n\nSessiz sakinim,ufukta gözlerim,\nDurmuş da orda,geçmişi özlerim,\nOysa hayaldi,yazılan verildi,\nBelim bükülmüş,ağrırdır dizlerim.\n\nÇıkar fırtına,sessizlik sonunda,\nKar yağmur olur,şu dönüş yolunda,\nVuslat gelirdir,her mevsim hazanda,\nGitmek lazımdır,elveda lazımdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda, Kelimelere Dair",
        "poet": "Engin Yılmaz 2",
        "poem": "\n\n\"Hoşçakal\" hüzün kadar keskin bir kelime,\nElvedanın yakıcı senfonisi\nCebimde kaç \"hoşçakal\" kalmıştı ki...\n\n6 AĞUSTOS 2015 PERŞEMBE\nGÜRBULAK SINIR KAPISI/DOĞUBEYAZIT/AĞRI\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Karadeniz",
        "poet": "Ahmet Tığlı",
        "poem": "\n\nNe sen uslu durabilirsin artık ne ben\nFırtınaya tutulmuş iki yelken\nMizanaya duygularım tırmanırken\nÖyle bir düştüm ki sorma Karadeniz\nBu sene çok muzdaribiz ikimiz\nSen küheylan başı gibi haykırırken\nDün gece seni yağmurlar dövdü Karadeniz\nBu dayağa tüm sahil halkı şahidiz\nBir sen dayak yiyorsun bir ben\nSevdalar yüreklerde tükenirken\nNe senin bestelerini susturabilirler\nNe benim dizelerimi\nSen çal ben söylerim\nÇağıldıyor bak yüreğimde gönül nehirlerim\nElveda Karadeniz\nSeneye gene dertleşiriz\nSen şarkılarını benim için söyle\nBen sana şiirlerimi dinletirim\nKilidi bozulmuş bir kapı gibi\nGıcırdıyor yüreğim\nBir yalan rüzgârına kapattım kapılarımı\nBen sana sonra bu hikâyeyi anlatırım\nElveda Karadeniz\nBu sene bu son görüşmemiz\nO sert bakışlarının kaya gibi göğsünün\nArdında duygu yüklü yüreğin var senin\nVe benim yüreğimden akıyor\nSenin sevda türkülerin\nKaç sevdayı gömdün yüreğine\nKaç âşık yürüdü üzerine\nSenden bıkmadı bu sahiller\nDaha gömülecek ne sevdalar bekler\nElveda Karadeniz\nSen beni biliyorsun karasevdalı deniz\nYüreğimdeki acıları anlattım sana\nGidiyorum bak köpük köpük ağlamasana\nGidiyorum tekrar görüşmek üzere\nGidiyorum elveda bana.\n\nAhmet TIĞLI 24.8.2007 (Sevgi Merdivenleri)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Mor Menekşem",
        "poet": "Gupse Canay",
        "poem": "\n\nBilirsin seni MOR MENEKŞEM diye sevdim\nAma sen beni galiba hiç sevmedin\nBen sana değer verdiğim halde\nSen bana hiç yüz vermedin\nBu sevgim beni\nAdeta kendimden geçirdi\nAma sen yine bana bakmadın\nYüreğimin sızısıyla sana yalvardım\nAma sen beni hor görüp küçümsedin\nBen aşkınla yanıp tutuşurken\nSen bir kere bile sarılmadın\nŞimdi bu sevdanın sonunda\nSana verebilecek tek şeyim var\nO da yüreğim\nO zaman belki seversin \nBana değer verirsin diye\nBelki ne kadar çok sevdiğimi anlarsın\nSana yüreğimi teslim ederken\nSana son sözlerimi yazdığım \nŞİirimi okumanı isterim\n      Elveda MOR MENEKŞE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Menekşe Gözlüm",
        "poet": "Mustafa İmamoğlu",
        "poem": "\n\nELVEDA MENEKŞE GÖZLÜM\n\n  Hayat dediğin geçici handır\n  Fakirlik zenginlik hepsi yalandır\n  Önemli olan ahta imandır\n  Göz yaşı üstüne mutluluk olmaz! ! \n\n  İNTİKAM HİSSİYLE KARAR VERİLMEZ\n  BU DÜNYA YALANDIR HEP BÖYLE GİTMEZ\n  VERİLEN SÖZDEN MERTLER HİÇ DÖNMEZ\n  RİYA ÜZERİNE MUTLULUK OLMAZ\n\n   SAADET ÖLÇÜLMEZ PARAYLA PULLA\n   İHANET YAKIŞMAZ SEVEN BİR KULA\n   NE HOŞ OLUR DÜNYA GÖNÜL BİR OLSA\n   NANKÖRLÜK ÜSTÜNE MULU LUK OLMAZ.! ! \n\n  DÜNYADA KURULMUŞ DENGE NİZAMI\n ANA BABANIN YANINDA GÖNÜL MİZANI\n SEVGİNİN VEZNİNİ KANTARLAR ÇEKMEZ\n PİŞMANLIK ÜSTÜNE MUTLULUK OLMAZ\n\nMENEKŞE GÖZLÜYE ELVEDA SÖYLÜYORUM\nMUTLULUK DİLERKEN NEFRETTE EDİYORUM\n KONUŞTUĞUMUZ SÖZLERİ BEN AYNEN TAŞIYORUM\n KARARSIZLIK ÜSTÜNE MUTLULUK 0LMAZ.                         \n\n                                                                                                                        19.5.195 VAN. İMAMOĞLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Öğretmenlik",
        "poet": "Şeref Coşğun",
        "poem": "\n\nDaha dün gibi yeni,öğretmen olduğum gün.\nArtvin Yusufeli'nde Bismillah dediğim gün.\n\nHeyecanlı,coşkulu,ürkek ve çekingendim.\nYaylalar Kayabaşı,orda tek öğretmendim.\n\nTekkale,Alipaşa,Rize,Paşadağ derken,\nNice öğrencim oldu,hayat sürüp giderken.\n\nBilgi verdim,oynattım,önemlisi eğittim.\nSevgi,saygı,özgüven,Atatürk'ü öğrettim.\n\nKadıköy ve Göbelez, herkes için yeniydi.\nZeytinlikler içinde eğitim keyifliydi.\n\nBirde Yılmaz Akpınar,çeşit çeşit renk renkti.\nAyrı telden çalanlar,zamanla hepsi denkti.\n\nBiz de çocuktuk,gençtik,yaramaz öğrenciydik.\nYarınların umudu,Çalışkan Türk genciydik.\n\nYirmibeş yıl okulda,eğitime çalıştım.\nYerimi huzur ile,şu gençlere bıraktım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "...Elveda Lotte! ...",
        "poet": "Naime Erlaçin",
        "poem": "\n\niç makasıyla değiş tokuş ediliyor acı\nkendini anımsatıyor külde seğirten eylem\ndinginlik peşinde aslına voltalıyor \n“suça katılan”* durağan katatoni\n:\nböyle yolculuklardır içe aksırdığımız\nayaz çemkirdiğinde sütten kestiren!\n\ninadına koşuyor aymazlık hizalayan biri\nintihar kuşanıp \nvirgül bırakıyor Werther’in çoğulcu belleğine\n:\nkış kalbinde incelikli bir tohum gizli \n\nense kökü delimsirek kükreyiş \nboyun eğiyor avucundaki bisturi\ntinde kök salan hiç’e \n\nkestim\nkesildik\nkesildiniz! \n\nyaşamsallığa dair bir edimdir hediyemiz\n\n'elveda Lotte! ' **\n\n(*)       “Suça Katılanlar”- J.W. von Goethe\n(**)      “Genç Werther’in Acıları” – Werther’in son sözleri (Goethe)   \n\n(4 Mayıs 2007)  \n(6.Dekad, HAYAL Yay. Ocak 2008, s. 19)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "- Elveda Okulum -",
        "poet": "Şadi Ünal",
        "poem": "\n\nİşte zil son kez çalıyor,\nAyrılık zili! \nBir ürperti duyuyorum,\nGönüllerde bir hüzün,\nYüzler ağlayımsı…\nOkul hayatımın son zili.\nÇok şeyler kazandık,\nİnsanları sevmek,\nArkadaşlıklar,dostluklar.\nBir gün gibi geçti kocaman yıllar.\nOkul; ne içli bir sözcük.\nÖğretmen; ne iyi bir insan.\nAyrılık vakti gelip çattı,\nAma olsun,\nArtık ben de bir öğretmenim; \nBenim de okullarım olacak,\nBenim de öğrencilerim olacak\nSonsuza kadar…\n                           (1 Temmuz 1972)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda para",
        "poet": "Selçuk Şeker",
        "poem": "\n\nSöz vermiştin bir ömür boyu hani beni hep sevecektin.\nSözler mi değişti sen mi değiştin, zaman değiştirdi ikimizi.\nSen mi değiştin ben mi değiştim, para değiştirir hepimizi.\n\nElveda para, elveda zenginlik, elveda dertlere, elveda.\nMerhaba sevdiğim, merhaba sevdalım, merhaba aşkım, elveda para, elveda.\n\nGözümden akar yaşlar, saçımda beyaz aklar,\nkalbimde sen varsın, çekilir mi bu dertler, çekilir mi hasretin.\nSen mi değiştin ben mi değiştim, para değiştirir hepimizi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Şehri İstanbul",
        "poet": "Aydın Demirkan",
        "poem": "\n\nHer geliş bir gidişe çıkıyor. Dün veda ettiğim şehir bugün karşılıyor. İçilen bir fincan kahvenin sonundaki telve gibi buruk anılar. Her tane telve canımı acıtıyor.\nBu şehir kan kokuyor...\nBu şehir gül kokuyor...\nBu şehir başka...\nBu şehir yaşattığınca öldürüyor.\nGözüm kesmiyor bu ayrılığı... Görünen yollar, iki yüzü keskin bıçak. İçim acıyor vedaya. Biliyorum; İstanbul beni anlamayacak...\nAffet beni Şehri İstanbul'um! \nKeyiften değil bu gidiş... İzmir'e temayülüm mecburiyet, bu veda hüzün kokuyor.\n\nBeni sevgiyle karşıla İzmir! \nYaralı sana gelen bu can. Sana olan özlemim bitmeyecek, beni İstanbul özlemi öldürecek...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Sana..",
        "poet": "Mehmet Ali Tuna",
        "poem": "\n\nYağmur gibi  ıslattın göz pınarlarımı daha dün\nAcılar oturdu taş gibi içimde öfke fırtınası var\nBelki son görüşmemiz bu şehirde artık gidiyorum\nElveda sana, elveda anılara, dönmemecesine elveda..\n\nDalından koparılmış çiçek gibi solarken sana aşık\nÖmrümce sevginle yaşlanacak bu beden sevmeyecek\nSen uzaklarda olsan da hayatım,canım,her şeyimsin\nAffetsen de elveda minik yüreğinde kalan sevgiye elveda..\n\nYaz: Mehmet Ali Tuna\n13/07/2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Sevgili",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\nbir gün veda edecegim sevgili sana\naglamak yok sende geleceksin pesime! \nüstümde cayir, cimenler bitecek yesil yesil\naglamak yok diyeceksin sende birgün birine!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Sevgi",
        "poet": "Mert Şağan",
        "poem": "\n\nBugün yolcu ettim gönlümdeki sevgiyi.\nO son buluşmamızdan sonra karar vermiş gitmeye.\nBu yok oluş, meçhule gidiş olsun sana hediye.\nBekledi o son otobüse belki yetişirsin diye.\nAma nafile...\nGurur en iyi dostun olmuş, sevgiyi unutturmuş.\n\nSoracak olursan bir daha gelir mi diye...\nHiç sanmam...\nBenimde en iyi dostum gurur oldu.\nSevgi, gönlümün derinliklerinde kayboldu.\nArada bir sesi geliyor sevgili sevgili diye...\nAma nafile...\nGurur şimdi de celladı oldu.\nKararlı, sesini dindirmeye.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda sarıgülüm",
        "poet": "Ramazan Bozkurt",
        "poem": "\n\nBen özgürce aşkını haykıran yükseklerin bülbülü\nSense sarayların biricik sosyete ve de şımarık gülü\nSen zevk düşkünü,benim içimde yangınların külü\nElveda sarı gülüm elveda artık kavuşamam sana\n\nŞimdi ben yolun bir ucunda sen ta diğer ucunda\nAnlamadın ki oysa bütün ömrüm tükendi uğrunda\nArtık imkânsız birleşmemiz ayrılık var en sonunda\nElveda sarı gülüm elveda artık kavuşamam sana\n\nUnuttum seni diyordum ya inan yalan söyledim\nSen gelirsin diyerek her gün yolunu gözledim\nDenedim bütün şansımı senin olmayı bilemedim\nElveda sarı gülüm elveda artık kavuşamam sana\n\nArtık el bağında utangaç bir gül olarak kalacaksın\nAşkından yanan küllerimi bir gün elbet bulacaksın\nVe sonunda unutma güzelim sende sararıp solacaksın\nElveda sarı gülüm elveda artık kavuşamam sana\n\n18.01.2008\nKemah\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda ramazan bayram geliyor",
        "poet": "Osman Kaya Malatya",
        "poem": "\n\nYüreğimi  güzel  duygular  kaplar,\nElveda  ramazan  bayram  geliyor.\nArar  birbirini  dostlar  ahbaplar,\nElveda  ramazan  bayram  geliyor.\n\nKimileri  göç  eyleyip  giderler,\nYalancı  dünyaya  veda  ederler,\nBiraz  olsun  unutulur  kederler,\nElveda  ramazan  bayram  geliyor.\n\nCoşku  ile  araçlara  binerler,\nGurbetçiler  sılasına  dönerler,\nDost ahbap gelirse dolar  haneler,\nElveda  ramazan  bayram  geliyor.\n\nRecep  şaban  ve  mübarek  ramazan,\nOruç tut zekat ver  sevaplar  kazan,\nBöyle  yazmış  kutsal  kitabı  yazan,\nElveda  ramazan  bayram  geliyor.\n\nKimi coşku ile   su  gibi  çağlar,\nKimi  gidenlere  karalar  bağlar,\nAnalar  babalar  sevinçten  ağlar,\nElveda  ramazan  bayram  geliyor.\n\nYüz  sene  geçse de  boşuna  çabam,\nŞehirde   uzaktır  dostlarım  obam,\nBir  zaman  sağ  idi  benimde  babam,\nElveda  ramazan  bayram  geliyor.\n\nGeride  bıraktık  güzel  bir  ayı,\nİnsana  yar  olur  emmiyle  dayı,\nSüsleyin  canlarım  büyük  odayı,\nElveda  ramazan  bayram  geliyor.\n\nBülbül  konmuş  avaz  eder  bir  dala,\nAna  bacı  teyze  geldi mi  hala? \nGelecek  bayrama  acep  kim  kala,\nElveda  ramazan  bayram  geliyor.\n\nBize  kutsal kıldı  rabbim    bu  günü,\nBarış  kin  besleme  anlatma   dünü,\nYarın  insanların  ziyafet  günü,\nElveda  ramazan  bayram  geliyor.\n\nZiyaret  edelim  biz  kabirleri,\nOnlarda  bekliyor  şimdi  bizleri,\nYarın  yoksulların  güler  yüzleri,\nElveda  ramazan  bayram  geliyor.\n\nHani  elleriyle  kalem  tutanlar,\nTerk  edildi  şirin  canlar  vatanlar,\nKucaklaşır yarın hep  unutanlar\nElveda  ramazan  bayram  geliyor.\n\nGidenlere  haktan  rahmet  dilerim,\nRahimdir  Âllah’ım  her  yerde  kerim,\nYaşadıkça  bitmez  derdim  kederim,\nElveda  ramazan  bayram  geliyor.\n\nUmutlu  ol  dostum  bağlan  Âllah’a,\nSelam  olsun  Önder  Resulullah’a,\nNasip  olur  çıkar  isek  sabaha,\nElveda  ramazan  bayram  geliyor.\n\nAğla  kaya  gülmek  senin  neyine,\nDünya  kalmaz  ağasına  beyine,\nGüzel  duygularla söylerim yine,\nElveda  ramazan  bayram  geliyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Sevdam",
        "poet": "Abdulkadir Uçar",
        "poem": "\n\nBiliyorum sence çok suçluyum.\nHaklısın hem de yerden göğe kadar.\nBir veda kelimesi dahi söylemeden gitmek \nAffedilir cinsten hiç değildir.\n\nElveda sevdam \nElveda BANA\n\nNe var ki senden ayırıp\nBaşkasına satılan bir köle gibiyim.\nAnlatılamayan olumsuzluklar,\nKaderime boyun eğiyorum.\n\nElveda sevdam \nElveda BANA\n\nSenin hissettiklerini ben de \nEn az senin kadar hissederim.\nNisan, Temmuz bana neler anımsatır\nYüreğini yüreğimde hissederim. \n\nElveda sevdam \nElveda BANA\n\nMezarıma gelip bir kürek \nToprak atmanı bile istemiyorum.\nZira sevenimin yüreğinde \nHiç ölmek istemiyorum.\n\nElveda sevdam \nElveda BANA\n\n23 Nisan 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Şimdiden",
        "poet": "Güner Kaymak",
        "poem": "\n\nSensiz olamam ben anla halimden\nNe dedin sen anlayamadim aniden\nMadem elveda demek o kadar kolay\nElveda diyorum sana simdiden\nAmsterdam 3 Mart 2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda son nefese",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nELVEDA\n\nBir oyun oynanıyor, baş rollerde ben varım,\nSenaryodan habersiz, oyunu oynuyorum,\nFilim gibi desem de sonucu meçhul bana,\nBazen isyan etsem de, çoğu kez uyuyorum.\n\nElveda son nefese, elveda son akşama,\nBu bir veda anıdır, sarıldığım yaşama.\n\nKimseye soramadım, diyemedim ben kimim,\nHiç kimsem yok diyecek, derdine ben hekimim,\nDerdime son verecek, bel ki bu son çekimim,\n\nElveda son nefese, elveda son akşama,\nBu bir veda anıdır, sarıldığım yaşama.\n\nSoyut iken somuta, çevirdi etle kemik,\nSoyut mu, somut mudur, beni ben eden kimlik,\nAltımda bir kürsü var, boğazımda bir ilmik.\n\nElveda son nefese, elveda son akşama,\nBu bir veda anıdır, sarıldığım yaşama.\n\nÖteler çok yakınmış, uzaklara atmışız,\nSonsuzluk ülkesini, çok ucuza satmışız,\nFıtratın ta içine, hile hurda katmışız,\n\nElveda son nefese, elveda son akşama,\nBu bir veda anıdır, sarıldığım yaşama................İNSANİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Umut",
        "poet": "Bahadır Erdem Bülbül",
        "poem": "\n\nBen gidiyorum umut, \nBu karanlık dünyadan \nOlmasa da ekmeğim, suyum, gülüşüm \nÇiçekler boy vermese de baharları \n\nBen gidiyorum umut, \nBir sen kal geride\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Toros",
        "poet": "Mustafa Ceylan",
        "poem": "\n\nELVEDA TOROS\n\n-Rauf Denktaş Anısına...\n\nBin şehir yalnızlığı içime çöken\nBin Akdeniz gecesi ruhumu söken\nSuların ortasında ağlıyorken sen \nYıkıldı yere dağlar.\nÇiçeklensin dualar memleketimden\nİçim yanar, göz ağlar...\n\nDeyin Çukurovaya giyinsin kara\nYas tutsun benim gibi Başkent Ankara\nBağdaş kurmuş duman sis, Beş parmaklara\nBoyun büksün yıldız ay! \nÇıksın nice kahraman, yolculuklara; \nRauf Denktaş gitti vay! \n\nBu beyaz, bu ak-pak su, bu bizim deniz\nDöksün elemini Girne’ye iz iz\nEy tarih aç defteri, bir kahraman çiz\nDoğu, batı anlasın…\nMagosa güllerini yollarına diz\nYollar, güller ağlasın…\n\nKırıldı zeytin dalı, döküldü yaprak\nMartılar kıyılarda ağlaşıyor bak\nSeni sevip saracak bu kutsal toprak\nToprak ki sana saray…\nÖzgürlüğün türküsünü çığırarak\nRauf Denktaş gitti vay! \n\nMustafa CEYLAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Yaşam..",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nBir gece,deniz kıyısı yalnız ve ıssız\nAdını nice acımasız karanlıkların,\nNice hardallı bayramların gücü yetip de değiştiremediği bir deniz:\n\nAKDENİZ! ! \n\nAma şimdi karanlığa gömülmüş, rengiyle kara denize kardeş\nArada sırada bağırtılarımla küfürlerimle Çiçeron'laşanlardanım\nBitmeyen geceye\nGelmeyen sabahlara\nGece bir\nGündüz çoğul\nGün doğmadan neler doğar\n\nBeklemeyeceğim\nGeri aynı durum\nDenize maya çalıyorum gözyaşlarımla damlaya damlaya\nYani ağlaya ağlaya..\nNafile pırıl pırıl gözyaşlarım Akdeniz'in kara rengine gömülüyor\nParmağımı kesiyorum damlıyor o deryaya\nYani kan kardeşiz kararmış olan Akdenizle\n\nBelki diyorum maya çalarım al kırmızıya dönsün\nAkdeniz\nBoşa giden damla damla kanlar varya...\nDuymuyor koca derya...\n''Tavşanın dağa küstüğü,dağın duymadığı''misal\nEksiliyorum kalmıyorum, damla damla eriyen buz gibi\nBiitiiyorum.\nYüreğin soğusun Yarınlar..\nVe yüreğin soğusun Dün...\nVe de yüreğin soğusun Dünya....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elvedaa",
        "poet": "Seyfi Yiğit",
        "poem": "\n\nElvedaa\n Bizden size hoş seda Gidiyoruz elveda \n\nDostluğu sıcak bulanlara Sıcak kanlı dostlara \nDostluğu olanlara Gönül dosttu kalanlara \n\nBizden de hoş seda Gidiyoruz elveda\n\nSizlerle yaşadık bura da Acı Tatlı hatıra \nHatıra anlayana anlayıp ağlayana \n\nBizden de hoş seda Gidiyoruz elveda \n\nBizi hayır ile anana Anıp ta anlayana \nBoynumuza sarılana Anma yolunda olana \n\nBizden de hoş seda Gidiyoruz elveda \n\nSiz kalın burada sağlıcakla sağlıkta \nBiz gidiyoruz gerçek olan bu ama \nDönermiyiz buraya bilmiyoruz bir daha \nDön sekte bir daha DÖNMESEKTE BURAYA \n\nBizden Size hoş seda Gidiyoruz ELVEDA \n\nBir daha görüşünceye kadar \n\nALLAHAISMARLADIK \n......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elveda Yaseminliğim Elveda",
        "poet": "Emre Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nBu kez kalbim çekti gitti uzaklara,\nEllerinden tutamadım gözlerine bakamadım,\nTaş yüreğimi kıramadım,\nBu kez senden bahsederken bile ellerim titriyorsa yemek yiyemiyorsam iştahımı yürüyüp giden kalbin açıyorsa şimdi beni ben yapan senliğimse kalbinin çemberinde yıkılmış çeperinde canını acıtan soluğumsa var gücümle solumam artık hayatımı acıtsada duygularını gizlemen kalbimin kazınmış tek bir sembolüydü bakışın..! \n\n€lveda yaseminliğim €lveda.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elvedasız veda",
        "poet": "Canan Ereren",
        "poem": "\n\nSevgin yüreğimde adın dilimde \nGörünmez oluyorsun kaçışın niye \nElvedasız veda yürek tarumar \nNasıl bittiğini  gel gör gözünle.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elvedaa",
        "poet": "Yusuf Torunoğlu",
        "poem": "\n\nAdem’in yasaklı meyveye dokunması  ile başlar \nİlk veda tarifsiz diyar cennete olmuştur, \nCennetten ayrılma sancısı, \nVe her ayrılışta ilk veda acısı,\nMiras kalmıştır Adem’den çocuklarına,\nElvedaa……………..\n\nElest bezminden ana rahmine olur ilk seyahat,\nAna  rahmi dar gelir ruha\nSerbest olmaktır onun fıtri yapısı \nBaşka bir yaşam yokmuş gibi daha, \nÜzülür ve buruk ses ile seslenir önceki yurda\nElvedaa…………………….\n\nAna rahminde kalma süresi dolduğu zaman, \nBir dünyaya gelir ki \nNe dillerinden anlar ne de kendini ifade edebilir, \nDaha ilk anda bir pişmanlık hissedip ağlar, \nve başta dar gelen mekana hazin bir seda\nElvedaa………………….\n\n Çocukluğu gençlik, gençliği de ihtiyarlık izler, \nV e her bir durak bir veda olur insanda, \nBir gün yolculuğa başladığı yere dönmek için\nSon defa omuzlara biner \nVe sessiz kalır,   arkadan da şu tanıdık ses\nElveda……………………..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elvedanın Karaya Vurmuşluğu",
        "poet": "İbrahim Ünlü",
        "poem": "\n\nELVEDANIN KARAYA VURMUŞLUĞU\n\nRUKİYEM\n\nSen rukiyem / Anormal sevgilerin apalak memelisi / Ve arabesk konuşmuşluğu değildin hiçbir zaman puştluğun / Sen rukiyem / Arızalı günlerde / Acınmışlığa armağan edilen / Aritmik şarkıların söylenmişliği de değilsin / Ayrılığa dair… / Sen arsız zamanların ardışık elvedalarından birisin! / Hatırlar mısın? / Kaç kez suçüstü yakaladı aşk bizi? / Rukiyem başımız sağ olsun / Hatıralar vefat etti.\n\nGecelerim fakirdi yıldızdan yana / Aslında yıldızlar sen giderken düştü suya / Tam iki mevsim bekledim elveda durağında / Rukiyem iki gözün yeterdi şiiri kullanışlı yapmaya! / Şimdi melankoli ezberlemekteyim / İkindi sağanaklarıyla yıkanmış, / Kısa devreli hüzünleri çekmekteyim. / Unutulanları hatırlamaktayım şimdi. / Başımız sağ olsun / Aşkımız vefat etti.\n\nRukiyem beleş bir gecede / Benzi solmuş yıldız çiçeklerini / Berduş gecelerde sokakları yıkadığım / O bereketli hayalinin teşbihi ile suladım. / Ve şimdi onlar / Serabının teşbihiyle bile / Birer olgun meme kokusu.\n\nSen yoktun / Sensizliği / Bir demet yalnızlığı / Ve çaresiz parıltıyı / Bergüzar bıraktı ıssız sesler bana / Rukiyem sen yoksun / Yalnızlığım ıssız / Sözlerim mat / İsyanım çıplak / Ve çaresizliğim sıkıcı. / Yağmur yolculuklarında sis ve duman / Ve buğu rengine bürünmüş / Gökyüzünün camından dışarıya / Azat ettiğim puslu şarkıları söylemekteyim yine / Çünkü bir ayrılık daha / Yol alıyor yamalı dört teker üstünde. / Asgari sevgileri asık kalplerde yaşadım / Ve sana layık asaletli cümleleri yazdım şiirime / Emin ol! / Ve misafir ol yatağıma, / En artistik parlayan yıldızları topladım sana. / Çöker üstüme rukiyem! / Yabancı iklimlerin mevsimleri / Alarmlar çınlar teninde / Titretir en şizofrenik etimi. / Seninle soluduğumuz gecelerde / Yıldızlar daha çoktur / Ve gökyüzü daha geniştir bedenin gibi! / Rukiyem başımız sağ olsun / Yalanlar geberdi.\n\nSen gidersin bir gün / Tüm gidenler gibi gidersin / Enkaza bırakırsın beni / Ne renge boyanmıştır bilir misin? / Veda zamanlarının tragedyatik resmi! / Rukiyem bak / Dudağımdaki ıslık kullanışlı yapıyor yalnızlığı / Bak unutulan gözlerin saklıyor tehlikeli bakışımı / Sen yabancı bakışlara teslim etme masumluğunu / Sakın utangaçlığını sildirme soğuk mevsimlere / Gel bul beni sar beğendiğin gömleğimi / Gel bul beni geceme ay yazıl! / Yıldı yazıl kaymayan / Gel bul şu haini! / Kalın dumanını aradığım tütünün / İsyancıl bir dili vardır sayfalarda / Ve şiirlerimin hayat direnen mısralarında / Sensiz gecelere küs uykular. / Rukiyem başımız sağ olsun / Vurgun yedik gecelerden. \n\nŞiirsiz bir gecesi yalnızlığın / Nasıl berbat bir sıkıntıya dönüşüyorsa / İşte öyle bir sıkıntıdayım şimdi / Şiir mısralarında. / Sen gittiğinden beri bihaller oldu bana! / Rukiyem / Ben mevsimlerin en zaliminde / Ayların en sarısında doğmuşum / Ve dünlerimde hep yarınlar sormuşum. / Tam sekiz yıldız kayması geçti aradan / Gözlerim hep seni aradı / Dudaklarım aradı / Tenim de. / Şiirlere sordum / Görmedik dediler / Duymadık dediler hiçbir duygulu şarkıda / Zihnim dondu inan seni gördüğüm anda… / Unutma hatırla! / Meyvesini sayıklayan bir ağaçtım ben / Uzak dağlarda…\n\nSöyle rukiyem! / Hangi uçurumlara ihbar ettin sevgimi? / Söyle! / Hangi adın yanına yazıyorsun şimdi ismini? / Hatırlar mısın? / Etlerimiz bir gözyaşı kalınlığı kadar yakınken / Dokunamadık birbirimize / Ve farkında mısın? / Hep o utancı kaldı tenimizin içimizde. / Rukiyem zifiri gözlüm / Deniz kokulu mavi hüznüm / Toprağa gömülen adım / Günahlarına hainlik yapmışlığım / Suda çözünen yalanım. / Ağzındaki sevgi sözcüklerini ağzıma dökerken / Yine senin tenin tenime sinen koku! \n\nBir korsan şiirindeyim şu an / Geceyi terledim / Ve yıldızları akıttım alnımdan / Şiire kışı yazdım ve üşüdüm / Unutma beyazlar çıkarılır kardan. / Buzu çözülmüş bir inattır sevdan / Etine bak! / Üç boyutlu bak! / Ayla sevişmiş gibi parlar sahtiyan! / Sen acının solgun fotoğrafısın / Sen süzülmüş çeşidisin hüznün / Rukiyem zifiri gözlüm / Kısık bakışlım / Ve sokulgan sessizliğim / Usul bir sevgi rengindeydi gözlerindeki çeşit! / Bilirim! / Daha bir yakındır ismin şimdi dudağımda / Sevdanın bir başka tadı vardır on yedi yaşında / Bilirim… / Hayalinin sağanağıyla sulanan hüznün / Kiracı olur ikindi gölgelerinde serinleyen sessizliğe / Ve kadife bakışlarında / Her an düşecek bir gözyaşın vardır bilirim! \n\nBen umutlarımı bukalemun yüzlerde yitirdim / Emer sönmüş mumun göğsünü karanlık tenin / Minyatür sevgilerde bedenimle sevişirken ruhu / Olgun sözcüklerle yapıyordu temelini şiirin. / Yatağım kurak / Ve adımların meçhule karşı çok samimi / Rukiyem başımız sağ olsun / Kalemim vefat etti.\n\nSen söyle! / Gökyüzünde yalnızlığına yenilip / Kayıp giden kaç tane yıldız vardır? / Bilir misin? / … / sen ey yasak günlerin / kemancıl duygularını akıtan içimdeki nehir! / Sen ey tüm acılarımı doğuran lanetli ruhum! / Sen ey kafiyeleri rakam olan denklem şiir! / Ve sen! / Ve sen rukiye! / Gözün aydın olsun sana! \n\nElveda! \n\nyalanin_satranci@hotmail.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Elveda Yüreğim Elveda",
        "poet": "Bayram Erol",
        "poem": "\n\nÇok zordu birlikte olmamız\nBiz inanarak bir araya gelmiştik\nAşk ve sevgimizde masumiyet vardı\nSaf ve katıksız yeminler ile söz vermiştik\nBelkide eşi yoktu böyle bir sevginin\nDikenli çölleri aşarak kalplere ermiştik\nMutluluk gözlerden kalplere vurmuş\nAyrılmamacasına kenetlenmiştik\nTatlı bir rüya alemindeyken birden titredik\nNazar mı değmişti ne korku bulutları\nEndişe içinde ne olacak diye beklerken\nKenetlenen eller aniden ayrılıvermişti\nİkimiz içinde zordu yasak aşk yolunda\nSonunda zorda olsa karar verip ayrılmıştık\nSonu yoktu nasıl olmasın ki sen dul ben evli\nKendimizi kandırmak nereye kadardı\nAcı içinde yürekleri kalplerden çektik\nGöz yaşlarımız sel olup aktı içimize ama ne fayda\nBelki daha sonra başka bir zaman avunmasıyla\nKalplerimize son noktayı koymuştuk\nİçimiz alev alev yansa da elveda yüreğim elveda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elvedasız Veda",
        "poet": "Umut Kazan",
        "poem": "\n\nkendini duymayan bir adam ve onu susan bir kadın\naynı gitmenin peronunda kaldılar\nadam içine duruyordu ve kadın sesine koşuyordu\nkabına sığmayan bir hüznü kırdılar\n\nkadının yüzünde göze aldıkları vardı\nve adamın gözünde kadının yüzü\nkadın ağzında küfre davrandı\nkuş gibi rahatlamıştı yankı\nadamın elinde eriyen sigaranın \nsanki bir diyeceği varmış gibi kadının peşinden gitti\ngitti gitti\nadamın aklına bir renk geldi\nkadın çıkarıp oracıkta söndürdü ellerini\nadamın ellerinin de son bir diyeceği vardı\nkonuşmasınlar diye tutup cebine kaldırdı \nkadın rüzgarı ardına alıp saçlarıyla yönlendirdi vedayı\nadamın kirli sakalında gezinen yaş gamzesini temizledi\ngeriye bakamadı kadın \nileriyi göremedi adam\n\nkadın yalnızlığını ilikledi\ntam o sıra adama üşüme geldi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elvedaydı",
        "poet": "Büşra Ocak",
        "poem": "\n\nne vardı sadece bir caddeydi, sadece bir avm, sadece bir park ve sadece bir kuleydi, öylesine bir tren istasyonuydu duvarından baktığım, bir oyuncak bir oyun bir kahkaydı, bir yemek bir mendil bir teşkkür, bir seviş bir vedaydı, bir yalan, bir gerçek,bir yapma çiçekti, özlemdi, ihanetti, bitişti, bir özür affediş, bir susuş bin cümle, bir söz bir kanıştı, son yalan son inanıştı, son veda ve elvadaydı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elverişli Bulunan",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nNeredesin yahu? \nSeni bekleye bekleye\nAğaç olduk.\nBir yerde ve ayakta\nÇok beklemek.\nAğaç olmak.\nBirini ağabey gibi\nKorumak; gözetmek.\nDoğrusu o bana\nAğabeylik etti.\nSöylenen bir \nSeslenme sözü.\nGeçmiş olsun ağabey...\nNe oldu? \nSana böyle!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elvis Presley",
        "poet": "Ahmet Cemil",
        "poem": "\n\nYaşam \ngece üçte masmavi denize girmek\nyemyeşil dağları gezmek\nbulut gölgelerini izlemek, \nrüzgarın,  dalgaların müziğini dinlemek\nkahvaltıyı güllü bir masada yapmak\ntertemiz carşaflarda yatmak\nütülü elbiseler giymek\nvalsle traş olmak\nLennon'la yıkanmak\n\nYaşam\ndediğimiz zaman,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Em Hiş Bin",
        "poet": "Durzan Cirano",
        "poem": "\n\nem hiş bin \nbihêle bila keser be\na ku rûyê me binuxmîne\nyana wê kenê te bikeve  ji paxla min \nwê biderize li erda hişk\nû ez ê heş berdim\ntenê ew e li bin vê zilmê destê min germ dihêle \ntenê ew e digre bi milên min\nli devê zinara windabûna xweyî de\n\nem hiş bin\nheger em biaxifin\nwê biteriqin çivîkên mayî ji sifîrneka dil\nem ê careke din bikevin ji hespa aramiyê\nû wê brîn vebin li ezmanê baweriyê careke din\n\nem hiş bin\nbihêle \nji şûna me ve bila \nbi pelan re biaxife ba\nçewa be em di şevê de man\nderiyê rojê li ser me hat girtin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emanet",
        "poet": "Doğan İncel",
        "poem": "\n\nKara gözlerine kurbaan oldugum\nBu güzelik daim kalırmı sandın\nArayıpda can özümde buldugum\nBu güzellik daim kalırmı sandın\nHayatın eşkına sendemi kandın\n\nSaçlarına aklar düşmüş bu ne hal\nYüzlerin buruşmuş vay anam vaay\nAnladınmı şimdi beni ey garip zeval\nBu güzellik daim kalırmı sandın\nAldandın sevdigim sende aldandın\n\nYazık ettin bu güzelim ömrüne\nBülbül uçmuş karga konmuş gülüne\nDoğan severiken ta ölümüne\nAnlamadın beni hep hiçe saydın\nFelegin oyununa çar çabuk kandın\n\n            18-12-1997 sungurlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Em Ketim Destê Hecî û Xoceyan",
        "poet": "Kazım Özdemır",
        "poem": "\n\nWelat perîşan, milet belengaz\nLi alîyek xoce, li alîyê din hecî bibaz\nXoce bû ye hîlekar, Hecî canbaz\nXoce bi kaxiz û nivişt, bû wek sêhirbaz\n\nHecî ji bo navê xwe diçe hicê\nXoce çav berdide jinê û keçê\nXoce li dû gotina Xwedê naçe\nDestê hecî girtîye, di rîya xirab da diçe\n\nKesek li vî welatî  nemaye Misilman\nHer alî hacî yê an jî xoceyê bê dîn û îman\nEy wax ji destên van xoce û hacîyan el eman\nHecî derewçî ye, xoce jî  wek wî her yeman\n\nKesên Anedolê tim ji hev ra dibêjin xoce\nHecî li hicê xwe dewlemend kir, pere hiçe\nLi Kurdistanê herkes hicûmî rîya hicê kir ji bo peran  diçe\nHerkes dibêje  ji bo Xwedê, kes nizane  belê hecî çî pîçe\n\nEv hacî diçe beytê şertê dîn nayne cî\nYekî vî alî girtî ye, ê din jî girtî ye  wî quncî\nHecî welat girtine, ketine her cî û her quncî \nBelê herkes ji ê din ra dibêje 'hecî'! \n\nEm di nav hecî û xoceyan da  man gej û şaş\nXoce li alîyek, hecî li alîyek, milet kirin caş\nHecî diz û sixte, xoce derewçî, bê wijdan û faş\nHal û pergala milet nexweş, kes nema baş\n\nHey xoce, hey hecî, dê êdî were\nJi bo we dîn, îman, wicdan tev bu pere\nEv xoce ne insan e, wele wek ker e\nEker win pırsa Hecî bikin ev jî ker kurê kere\n\n      Tetwan,  16.08.2007,      23.43\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emanet",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nKapına geldim yine, korkma girmem içeri,\nBir emanetim vardı, uzun yıllardan beri.\nYanlış anlama sakın, gönlün değil sorduğum,\nBenimki sende kalmış, onu isterim geri...\n\n15 Ocak 1989 - Pazar / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Elverdiye el verenler utansın",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nElverdiye el verenler utansın \n\nKalem kırıp darağacı kuranlar\nElverdiye el verenler utansın\nAltı mayısta üç cana kıyanlar\nElverdiye el verenler utansın\n\nÖzgürlük aşığı yürekleridik\nSevgiyle aşk ile ölenleridik\nÖlüme giderken gülenleridik\nElverdiye el verenler utansın\n\nDayanışma duygusuyla bu yolda\nMilyonlarla yaşıyoruz biz yurtta\nAmacımız belirirken ufukta\nElverdiye el verenler utansın\n\nDenizdi yusuftu inandı diye\nDarağacına üç fidan hediye\nBu ne kin bu nefret bu öfke niye\nElverdiye el verenler utansın\n\nTarih unutmuyor halk afetmiyor\nÖzgürlük aşığı yürek dinmiyor\nKitaplar yazıldı kalem yetmiyor\nElverdiye el verenler utansın\n\nErimi meleni tüm melunları\nÜlkemde darağacı kuranları\nDost Şeref im lanetliyor bunları\nElverdiye el verenler utansın\n\n                      04.05.2010\nDost Şeref\n\nÜç Fidan  Deniz Gezmiş Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan Tam Bağımsız Türkiye  Barış ve Demokrasi Biz şahsi hiçbir çıkar gözetmeden halkımızın bağımsızlığı ve mutluluğu için savaştık  diyerek yaşamlarını yitirdiler selam olsun onurlarıyla aramızdan ayrılanlara. lanet olsun marşlarımıza şarkılarımaza türkülerimize  dostluğumuza yol arkadaşılımıza ihanet edenlere döneklere namertlere tükürdüklerini yalayanlara\n\n\n\n Kimden: heartycan (Bay, 58)      \n Kime: Dost Şeref\n Tarih: 05.05.2010 21:50 (GMT 2:00)     \n\n\n Konu: Yn: [dunya-barisina-..] Elverdiye el verenler utansın \n\nŞertef bey o el verenler el vermeye halen devam ediyorlar hem de tarihi bilmeyen ağzı süt kokan bebeler.Saygılarımla..\n\n\n Kimden: İsmail Kızlay (Bay, 60)     \n Kime: Dost Şeref\n Tarih: 05.05.2010 22:18 (GMT 2:00)    \n\n\n Konu: Yn: [asik-alemi] Elverdiye el verenler utansın \n\nKİMSE KIZMASIN/ALİ ELVERDİ YE/DENİZLERİ/DARAĞACINA GÖNDERDİ DİYE/İDAM OLACAK ADAMIN/İPİNİ ÇEKTİRİRLER ÇİNGENEYE/YUVASIZ KUŞ\n\n\n\n Kimden: AŞIK RIZA GENCELİ\n Kime: Dost Şeref\n Tarih: 06.05.2010 00:03 (GMT 2:00)  \n\n\n Konu: Yn: [kalbimdeki-kral..] Elverdiye el verenler utansın \n\nyüreğine sağlık şeref kardeşim bu gün onların yıldönümü bağımsız türkiye için mücadeleden yılmadılar şükranla anıyorum Denizi Yusufu Hüseyini ve bu uğurda kaybettiklerimiz canlarımızı.. saygılarımla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Em Ketim Destê Hecî û Xoceyan",
        "poet": "Kazim Özdemir",
        "poem": "\n\nWelat perîşan, milet belengaz \nLi alîyek xoce, li alîyê din hecî bibaz \nXoce bû ye hîlekar, Hecî canbaz \nXoce bi kaxiz û nivişt, bû wek sêhirbaz \n\nHecî ji bo navê xwe diçe hicê \nXoce çav berdide jinê û keçê \nXoce li dû gotina Xwedê naçe \nDestê hecî girtîye, di rîya xirab da diçe \n\nKesek li vî welatî nemaye Misilman \nHer alî hacî yê an jî xoceyê bê dîn û îman \nEy wax ji destên van xoce û hacîyan el eman \nHecî derewçî ye, xoce jî wek wî her yeman \n\nKesên Anedolê tim ji hev ra dibêjin xoce \nHecî li hicê xwe dewlemend kir, pere hiçe \nLi Kurdistanê herkes hicûmî rîya hicê kir ji bo peran diçe \nHerkes dibêje ji bo Xwedê, kes nizane belê hecî çî pîçe \n\nEv hacî diçe beytê şertê dîn nayne cî \nYekî vî alî girtî ye, ê din jî girtî ye wî quncî \nHecî welat girtine, ketine her cî û her quncî \nBelê herkes ji ê din ra dibêje 'hecî'! \n\nEm di nav hecî û xoceyan da man gej û şaş \nXoce li alîyek, hecî li alîyek, milet kirin caş \nHecî diz û sixte, xoce derewçî, bê wijdan û faş \nHal û pergala milet nexweş, kes nema baş \n\nHey xoce, hey hecî, dê êdî were \nJi bo we dîn, îman, wicdan tev bu pere \nEv xoce ne insan e, wele wek ker e \nEker win pırsa Hecî bikin ev jî ker kurê kere \n\nTetwan, 16.08.2007, 23.43\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emanet",
        "poet": "Serdar Safran",
        "poem": "\n\nNeyi,kime emanet\nEdeceğiz kim bilir? \nBen miyim  bilinmezin\nGirdabına tek düşen? \n\nDoğdu…Ah bir yürüse\nYürüdü,bir konuşsa\nKonuştu,bir okusa \nDemeyen beri gelsin\n\nYuvamın neşesisin\nHayatımın amacı\nUmudum,geleceğim\nCanımdan bir cansın sen\n\nDünya batmış çirkefe\nGüvenilmez herkese\nBeynimde bu endişe\nBüyüyor günden güne\n\nGözümden sakınırken\nKıskanırken her şeyden\nAyrılırken can tenden\nYavrum,seni bir tanem\nKime emanet edeceğim? ...\n\n(2004-Kastamonu)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emanet",
        "poet": "Hülya Sancak",
        "poem": "\n\nSendin pusulam azgın sularla boğuşurken körpecik yüreğim,\nŞimdi pusula oldum, yön gösteriyorum.\nSenin gibi öğretmen oldum öğretmenim,\nSenin gibi yol gösteriyorum.\n\nBaktığım masada oturuyorum,\nIşıl ışıl parlayan gözleri görüyorum.\nO gözlerde Türkiyem, o gözlerde gelecek.\nBen o geleceği aydınlığa taşıyorum.\n\nBahsedeyim mi size öğretmenim,\nBir sınıf dolusu çocuğumdan.\nHepsi evlattan ileri.\nİleri anamdan, bacımdan, babamdan..\n\nDavam olmayacak ekmek parası,\nBu meslek sevda mesleği, yürek mesleği,\nHayatını ortaya koyacaksın.\nMücadele mesleği, emek mesleği..\n\nYanlışları doğrulara ulaştıran öğretmen,\nÇölleri yağmurlara kavuşturan öğretmen,\nSevmeyi öğreten, sevgiyi öğreten,\nBedeni ruhla buluşturan öğretmen.\n\nİnsanlığı bilmektir, insanı insan yapan,\nDurmadan çalışmaktır, bıkmadan usanmadan.\nDoğu, batı, kuzey, güney ayırmadan giderim.\nMemleketim cennetim. mesleğim emanetim....\n\n(2005-KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emanet",
        "poet": "Fatih Gül",
        "poem": "\n\nHey gidi maraş dagları bastırmadı ataların ecnebi ayagı topraklarına\nBir kahraman düştü aklarla örtülü soguk kara bagrına\nBir borcun vardı geldi şimdi ödeme zamanı torunlarına\nEmanetine iyi bak bagışla onu dava arkadaslarına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emanet.",
        "poet": "Sema Güneş",
        "poem": "\n\nEmanet.\n\nYüreğim rüzgârlarda, gözlerinde benliğim\nGüneş doğarken açar ruhumda güzelliğin\nUmutlarda büyüyen bir tutam hayatsın sen\nEnginlerde görünen ışıklı baharsın sen \n\nEmanetin benimle artık dualardasın \nEbediyen var olan kalbimin tahtındasın\nSoluksuz yere düşer senli yağan yağmurlar\nDeryaların içinde parlayan kumlardasın\n\nKıyamadı yüreğim sensiz doğan sabaha\nÖzlemin yanık bağrı doldu yine her yana \nBir tutku ki gül kokar, ah benim al beyazım \nVuslatın yollarında yürür bu emanetim\n\n2009..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emanet",
        "poet": "Vahdet Mehmet Güneş",
        "poem": "\n\nemanete muhtaç mahrum olanlar\nemanet sözde gerçek sevgi\ndostun verdiği tavsiye\nufukta bin yıl hale\ngeçsede ömür bir hazine\nemanet kıymet,yüksek hikmet\nsadakat emanete şerefli bir niyet\nbir Somali bebeğini almak bereket\nemanet  fakir kalmasın\nemanet hangi kuvvet,şefkatle olsun\no Hz Osman şefkati,Kanuni cesaret olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emanet",
        "poet": "Ahmet Engürel",
        "poem": "\n\nSana can verdi emanet…\nSen ettin koca bir ihanet..\nAf diledin affetti RAHMET..\nSen ettin yine ihanet…\nYedin, içtin, eğlendin.. Ömür bitti nihayet…\nUnuttun af dilemeyi bir zahmet..\nAl sana zifiri karanlık Karacaahmet..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emanet",
        "poet": "Yakup Selçuk",
        "poem": "\n\nSevdiğine kalbini emanet et,\nBırak isterse ihanet etsin,\nBir daha sorma ne yaptığını,\nBirgün geri dönecektir nasılsa, \nYa kalbinin üstünde,\nYa ayaklarının altında.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emanet",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nYüreğimde emanet, sevdan tende çulmudur\nKalan zaman umutsa, bekler beni sevgilim\nHayat olmuş bak sanal, ölüm bizde yolmudur\nÖzlem içimde yara, dostlar benim sevgilim\nBahattin Tonbul\n14.2.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emanet",
        "poet": "Perizat Yönet",
        "poem": "\n\nEmanet\n\nEmaneti kalmış dedi onu getirdim\nBuyur ettim\nEmaneti gülüşleriymiş\nKahkahalarla ağlaştılar\nGamzelerine gül kondu\nGitme vakti gelmişti\nZaman sırıttı arsız arsız\nEmanet ruhuyla göç etti\n\n12.11.2008\nPerizat YÖNET\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emanet",
        "poet": "Ahmet Özcankaya",
        "poem": "\n\nElindeki varlıklar emanet \nGerekmez onlara ihanet\nİyi korumak keramet\nKötülüğe iyilikle muamele et\n\nGözler sana emanet\nFerini boş yere tüketme bizahmet\nSorulmayacağını sanmasın insaniyet\nKötülüğe iyilikle muamele et\n\nAyaklarını nefsine emanet etme \nNefsinden de sorulacağını unutma\nNeslinin de korunmasını aklından çıkartma\nHer şey emanet gerekmez ihanet\n   07032007.2200 Ahmet Özcankaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emanet Dünya",
        "poet": "Meziyet Ak",
        "poem": "\n\nBu dünya geçici ikâmetgâhımız,\nEmanet bize her mal her eşyamız.\nÖlüm gerçek istiratgâhımız,\nİyiliği kötülüğü ona göre yapınız.\n\nDünya bize yiyecek içecek verdi,\nHava verdi su verdi can verdi.\nHepimize sevecek  yürek verdi,\nİnsan bu dünyaya düşmanlık verdi.\n\nHep almak istersiniz hiç kıymet vermezsiniz,\nOrmana balta vurur denizi kirletirsiniz,\nTertemiz dünya için çırpınıp durmayınız,\nDuygusuz davranırsak yok olacak dünyamız.\n\nDoğayı korumadan yararlanmak istersiniz,\nSonra temiz dünya diye hep isyan edersiniz.\nSöyleyin siz kimsiniz  neden sevgisizsiniz,\nBöyle dünya yok olur bunu  bilmezmisiniz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emanet  aldım",
        "poet": "Cevdet Akbulut",
        "poem": "\n\nSana kötülük yapmadım yar seni andıkça ağrılar gelir sol yanımdan.Sessizce ağlıyor gözlerim kendine göre derdi var kimseler duymadan. Tesellim olsaydın keşke bir damlada ben sebeplenirim umutlardan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emanet Bu Vatan Bize",
        "poet": "Sadık Mustafa Karasoy",
        "poem": "\n\nBir yıldız kaydı On Kasım günü\nDolmabahçe'de saat Dokuz u beş geçe\nYüreğime ateş saldı\nSönmez gayrı bitmez bu işkence\nAtam rahat uyu emanet bu Vatan bize\n\nSöylemeye varmaz dilim\nAtam boylu boyunca yatıyor özledim seni neredeydin\nDolmabahçe dar geldi seni göremedim\nAtam rahat uyu emanet bu Vatan bize\n\nBin sekiz yüz seksen birde gelmiş Atam dünyaya\nEmanet etmiş bu Vatan ı cihana\nBilir misiniz Atatürk bir daha gelmez Dünyaya\nAtam rahat uyu emanet bu Vatan bize\n\nDünyanın taktir ettiği bir komutan\nNice savaşlar kazandırdı Kurtuldu bu Vatan\nDüşman ı döktüler çok Vatan evladı şehit düştü Nasıl Satılır Bu kutsal Vatan\nAtam rahat uyu emanet bize bu Vatan\n\nDünyada eşi benzeri yoktur\nSarı saçları Mavi gözleri adeta düşmana oktur\nUnutmadık unutturmayacağız uğrunda can verecek cengaver çoktur\nRahat uyu Atam emanet bize bu kutsal Vatan\n\nSadık derde kemikleri sızlıyor Atanın Anıtkabir de\nBakın hele Türkiye ne haldeydi şimdi nerede\nRahat uyu Atam dedikçe sızlıyor bu yürek gözlerim kan revan içinde\nRahat uyu Atam Satılıyor Bu Vatan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emanet Duygular",
        "poet": "İbrahim Araz",
        "poem": "\n\nBayramlara emanet saklı duygularım var\nHepimizin çocuk olduğu zamanlarda\nBasitlikten ve yarını düşünmezlikten damıttığımız büyük mutluluklar vardı\nVe bayramların sürekli güneşlere uyandığı baharlarda \nYepizyeni kıyafetler içinde \nBildik bilmedik insanların ellerini öper\nparayı sever, şekere de eyvallah ederdik\n\nYılbaşılarına emanet saklı duygularım var\nYeni evlere girmiş renkli televizyonlarda \nEcnebi usulü diziler oynuyor\nOnların noelinde, parktan aşırılan süslü yılbaşı ağaçlarında \nHep lapa lapa kar var\nBiz de ise havası kuru ayaz \nİçiyse sımsıcak yılbaşıları yaşanıyor\nÇeşit çeşit yemekler\nKızmabirader ve tombalanın üzerine \nBir litrelik depozitolu koka kola ve kuru yemiş eşlik ediyor\nArdından tek kelimelik kafiyeli tekerlemeler çocuk zihnine bir hayli komik Geliyor\nVe kahkaha tufanları\nBirimiz “mısır” diyor \nÖteki biraz muzur “git çingenenin poposunu ısır! ”\n\nİlkokul sıralarına emanet saklı duygularım var\nAdını henüz duyduğum öğretilere maruz kalıyorum\nUzakta olan akrabalara kart yazma yetisi kazandırılıyorum\nKırtasiyeden aldığım simli kart postallara \n“Sevgili dayı veyahut hala” diyerek başlıyorum\nFakat fırsat bulamadan göndermeye\ndayım, halam çoktan kutlamış oluyor bayramları telefonda\nSırf bu yüzden, \nHiç kazanamadım mektup yazma alışkanlığı\n\nSana emanet saklı duygularım var asuman \nSana ilk bakışlarımda tutsak\nSenin beni ilk fark edişlerinde \nTamam belki biraz yaban be biraz çirkinim\nGüzelliğimde değil \nÇocukluğumdan sana duymak üzere sevgi biriktirişlerimde \nGazeteleri parçalarcasına koparıp bulduğum aşk sözlerinde\nSana adadığım akrostişlerimde \nSana sevgi satın alabilmek için sattığım horoz şekerlerimde\nVe çocukluğumun koşmalarına dur deyişlerimde sevmeliydin sen beni\nArtık asuman, mutlak bir haykırışla, sesim kısılırcasına\nÇocuklara durun, koşmayın demek istiyorum\nNerden bilebilirler ki bu oyunların onlara yenilgiler getirebileceğini\n\nOrtaokul bahçelerine serpilmiş öğütlerim var\nKızları ki oğlanlarına göre önce irileşir \nVe kızlar göğüs ve kalçalarının büyüme oranında olgunlaştıkları inancında\nOysa sınıflarındaki oğlanlar hala uzun eşek oynamakta \nVe henüz öğrendikleri küfürleri sarf etmekte  birbirlerine \nKızlar olgun erkek arayışında \nOlgun erkekler ise masalarına meze\nKızlar ki bu kullanılışlarını daha sonraları tecrübe olarak adlandırırken \nOğlanlar ise onların hayaliyle banyolarda eskittikleri derilerine acır \nİşte öğüt, işte anlayana\nBelki de daha bahtiyar olabilirdim\nSeksenlerin doğanı yerine genci olabilseydim\nOn metrelik uzun antenlerimizle\nTelevizyonun herkeste bulunmadığı vakitlerde \nSiz bize gelirdiniz Aydan Şener’in Çalı Kuşu’nu izlemeye \nVe bütün apartıman sakinleri\nÇıtlattığımız çekirdeklerde serenat yapardık birbirimize\nSonra sen mahallenin ortalık yerinden yürürdün\nOmuzlarında vatkalarınla ve serpil çakmaklı tarzı saçlarında \nÖylece akar giderdin\nBen sana hayran biraz çirkin suratımla\nYetmişlerin ispanyol paça kumaş pantolonlarında \nBağrı açık büyük yakalı gömlekler içinde\nUzun aslan yelesi saçlarımla \nİlk ve son kez demode bir aşka düşerdik\nBelki de ben yasa dışı eylemlerde ifade ederdim sana duyduğum hayranlığı\nBelki bir ülkücü olurdum elimde tabancamla\nÖldürdüğüm her bir koministi senin ilelebet var oluşun  için vurduğumu söylerdim\nYada bir kominist olurdum elimde orağımla\nVe biçtiğim her bir faşisti senin devrimin için kestiğimi söylerdim\nNe olursam olayım \nMutlaka devletin bölünmez bütünlüğüne aykırı kitaplar yazardım\nRadikal bir sevgiyi anlatırdım \nVe giderken dar ağacına yine senin adını haykırırdım…\n                                                                                            31.08.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emanet mi?",
        "poet": "Cengiz Yazıcı",
        "poem": "\n\nHer gidişimde, \nAllah'a emanet ol demiştim.\nBilmem hatırlarmısın? \nSitem etmiştin, \nBeni, bana emanet et, demiştin.\n\nKıramadım seni, hata etmişim, \nBiliyorsun kuşlarımı, \nFısıldıyorlar.\nEmanetime, ihanet etmişsin.\n\nHelal olsun, \nBenden, bir adım öndesin.\nNe çelmeydi, o öyle? \nBir, garip gibi, sere serpe, \nBoylu boyunca, uzattın yere...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emanet",
        "poet": "Tibet Avcı",
        "poem": "\n\n''Sen daima iyi ve doğru olmalısın; \n                          bensizken bile...''\nAydınlığını hiçbir kötülük karartmamalı\nHiçbir yalan yoldan çıkarmamalı seni.\nVe kendine iyi bak, beni de unutma sakın\nBilirsin kimselere güvenemem\nBu yüzden seni sana emanet ettim ben\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emaneten",
        "poet": "Umut Taşkın",
        "poem": "\n\nSana bir çiçek bıraktım adı henüz bulunmamış\nYaprakları gözyaşlarımı taşıyan\nVe\nSana bir kent bıraktım \nSokakları ışıl ışıl seni yazan geceleri\n\nO'na\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emanet gençliktedir-kollayın emaneti Türk Milleti affetmez-yapılan ihaneti",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nÜzerinde yaşanan-bu Cennet vatanımız\nAtamızdan emanet-toprakta yatanımız\nEllerinden geleni-hepsi yaptı erleşti\nRuh kalbi bedeniyle-içimize yerleşti\nEmanet gençliktedir-kollayın emaneti\nTürk Milleti affetmez-yapılan ihaneti\nBütün bu coğrafyayı-hepsi edindi vatan\nCanlarından oldular-olmasın asla yatan\nDüşman hâlâ kolluyor-el altından çalışır\nPlânları kurarlar-cehalet hırsını kır\nEmanet gençliktedir-kollayın emaneti\nTürk Milleti affetmez-yapılan ihaneti\nAnsızın saldırdılar-düşman yedi cepheden\nAnayurt paylaşıldı-önce öğren bunu sen\nAziz millet şahlandı-önde Mustafa Kemal\nHürriyet bayrak için-hemen tedbirini al\nEmanet gençliktedir-kollayın emaneti\nTürk Milleti affetmez-yapılan ihaneti\nO 29 Ekim-1923\nYeni devlet kuruldu-doğdu o anda bir güç\nO günlerden bu güne-çoğunluk esasına\nDayanmaktadır bilin-zevk verir bütün cana\nEmanet gençliktedir-kollayın emaneti\nTürk Milleti affetmez-yapılan ihaneti\nİnsan düşüncesini- hep anlatır özgürce\nBirlik beraberlikle-çalışın gündüz gece\nGüzel idare şekli-onun önemini bil\nSakın kötülük yapma-gerçeği konuşsun dil\nEmanet gençliktedir-kollayın emaneti\nTürk Milleti affetmez-yapılan ihaneti\nGörevimiz çok büyük-hep yaşamak yaşatmak\nHer dakika saniye-etrafını kuşatmak\nGayesini saptırma-yükselt öğren çabala\nGençliğine sahip çık-erkenden çıkın yola\nEmanet gençliktedir-kollayın emaneti\nTürk Milleti affetmez-yapılan ihaneti\nMukaddes emaneti-gelecek nesillere\nAktarmak görevimiz-başlar düşmesin yere\nSevgimiz ve coşkumuz-ömür boyu bitmesin\nSöyleyen Hasan Sancak-vatanımdan gitmesin\nEmanet gençliktedir-kollayın emaneti\nTürk Milleti affetmez-yapılan ihaneti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emanetmişsin",
        "poet": "Serdal İnce",
        "poem": "\n\nBENİM..olanı benden kim alabilir ki gitme kal demediğime göre demek ki benim değilmişsin.BENİM..sevdiğimin gönülüne talip olmaya kim cesaret edebilir ki demek ki benimle değilmişsin.BENİM..parçamı benden kim koparabilir ki demek ki içim de canımdan bir parça değilmişsin.ALDATMAK..bu kadar kolaymı demek ki sen aldatmayı,ihaneti alışkanlık edinmişsin.AYRILIK..bu kadar kolaymı demek ki yerin hazırdı hemen gidecek kadar yanımda hep emanetmişsin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emeğe Saygı",
        "poet": "Ozan Özel",
        "poem": "\n\nbir fabrikanın tepesinden\nyüksekten bakınca insanlara\nbir acayip oluyorum\nbir acayip saygı duyuyorum\nemeğin önünde eğiliyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emeğe Saygı",
        "poet": "Haydar Gezmiş",
        "poem": "\n\nEmek insan için kutsal bir görev,\nÇalışıp üretmek herkese ödev,\nİnsanı motive etmeli söylev,\nEmeğe saygı duy emeğin için.\n\nEmeksiz yemeğe değer verilmez,\nÜretmeyen kimse hiç kıymet bilmez,\nEmekle pişenin lezzeti bitmez,\nEmeğe saygı duy ekmeğin için.\n\nÇalış çabala da hakkınla geçin,\nKimseden dilenme onurun için,\nDoğruluk çalışmak en uygun seçim,\nEmeğe saygı duy geçimin için.\n\nHak edip çalışmak huzur kaynağı,\nVarlığı paylaşmak irfanın bağı,\nÖlümlü bu dünya yoktur durağı,\nEmeğe saygı duy onurun için.\n\nİki günü eşit olan zararda,\nÇalış çabala da bırakma darda,\nKervanın yürüsün kalmasın yolda,\nEmeğe saygı duy kalkınmak için.\n\nBeklersen boşuna geçecek zaman,\nFırsatın var iken hemence kullan,\nÇalışmak en güzel ibadet inan,\nEmeğe saygı duy inancın için.\n\n30.10.2010\nG.O. P./Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emanettir Sana",
        "poet": "Ömer Gölge",
        "poem": "\n\nGiderim buralardan\nSana kalır, görmediğim tüm düşler\nSöyleyemediğim türküler,\nVe dokunamadığım umutlar.....\nGiderim buralardan..\nHeybemde yarım kalan kavgam,\nYıllanmış acılar....\nGün batımı hüzünlerle beraber.\nBir tek sevdamı alırım,\nYüreğimin sol yanına..\nGeri kalan herşey....\nEmanetim olsun sana.......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "&-Emeğin Kendisi Yaşam-&",
        "poet": "Gülşen Şenderin",
        "poem": "\n\nZarda işim olmaz ne de kâğıtta \nZaten risk yüklemli değil mi yaşam \nKimisi gül toplar, kimi ağıtta\nEmeğin kendisi değil mi yaşam.\n\nHer adımın kumar her kararın zar\nEn iyi tahsilse paraya bakar\nBaşarı mekiği desen hep kumar\nEmeğin kendisi değil mi yaşam.\n\nOkul bitse bile iş mi bulursun\nÇalışırken maaş çok mu alırsın\nYıllar geçer ayni rayda kalırsın\nEmeğin kendisi değil mi yaşam.\n\nSağlıklı doğsan da devamı gerek\nVarlıklı olsan da sevabı gerek\nKültür de yetmiyor erbabı gerek\nEmeğin kendisi değil mi yaşam.\n\nEmekli yılların boşluğu yakar\nEn verimli zaman kayıpla akar\nGülşen olsan sonun  hazana bakar\nEmeğim kendisi değil mi yaşam.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emeğe Tek Karanfil",
        "poet": "Müjdat Eraslan",
        "poem": "\n\nekmeğimden birik dur \nömür sandığım\nfi tarihinse tanığım \nsabrınla gezinirim\nağır uykuyu özlerim \nyoka yandığım \ntoprağım uysa davetine \ngöm sevinirim \n\n-ekmek dil verir; \naş için iş gerek\nekmek için emek \nonun gücü bilek\nemek bilek yürek \ntek karanfil demek\n\nçözün kanıma karış \nsoğuğuna alışırım\nkafanı buldum artık \nuyursan karışırım\nemek kuyuma ilenme \ndamlar birikirim\nniyetle içimde kendini \ntutsun gerekirim\n\n-emek dillenir; \nbarış için emek \nbarış için yürek \nbarış ekmek demek\nbarış emek barış ekmek\nbarış ekmek yemek\n\nkaranfilce hızlan artık \nduyarsız yelelim \nbarış durağını göremedin \nyolun sövdü\ndevekuşu kanadına kandın \nbaşın döndü\nhala da dön baba dönelim \nbabalara gelelim\n\n-barış öfkelenir; \ntek karanfil elde\nbarış niyetine hem\niş aş özgürlük hem de\nişte o tek karanfil ille \nbarış iş aş için ille de.\n\n-emeğe tek karanfil; önde! \n\nMüjdat Eraslan\nBalaban Kent Şairleri.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emeğinde Seviyorum Seni",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nO sendeki aşk olmasa coşkulu hevesinle\nYaşamam sensizliği bir tek an bile\n'Açıp kollarımı iki yana' bekleyişim de\nHiç eksilmesin diliyorum sevdiğim seninle\n\nBu coşkuların tadında emekliyorum ancak\nHep bağımsız o emeğinde seviyorum seni\n\nSevdiğim güzellik gıdası bu dilek eşiğinde \nHak verili ve verimli emek değerlerine\nBirliğimizin kaynak zenginliği eşsizliğine\nFlört etmenin başarı değerine yücelmeye böyle\n\nŞiirimizin her tazeliğinde emekliyorum ancak\nHep gençliğin filizi o emeğinde seviyorum seni\n\nHava, su, kara, ateş doğası hayal zengini serüvenin\nGözlerinde ışıltının, aşk şarkılarını dudaklarının\nŞiir olup yüreğime doluşu sevdiğim baharlarının\nUmut dolu derinliklerde hem yeşermeyi yaşatan\n\nGözlerimin renklendirilmesinde emekliyorum ancak\nHep hür heyecanın özgür emeğinde seviyorum seni\n\n03.02.2006\nCuma 15.00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emek",
        "poet": "Zeki Akçalı",
        "poem": "\n\nSevda-i muhabbette\nMutluluk da olur, acı da.\nGerekirse\nAyrılık da... \nAma aşk, emek ister.\nSevgi, emek ister.\nYuva kurmak, emek ister.\nGel güzelim gel,\nEmek verelim.\nBu işi olur edelim.\n\n(05/05/2005, Perşembe, Kozyatağı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emek",
        "poet": "Mustafa Yuka",
        "poem": "\n\nsen, fabrikadan doğdun\nbebek\nsokaktan büyüyorsun\nkime benziyorsun\nhatırlamıyorum ama\nsokaktan deniz oluyorsun\n\nAnkara seni\nhiç unutmayacak\nbir mayıs aslanları gibiydiler\nkaranlık kentin\nanılarını tazelediler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emek",
        "poet": "Müfit Aksakal",
        "poem": "\n\nEn değerli varlık emek,\nÇalışmadan var mı yemek? \nAlın teri ekmek demek,\nOlur mu onu sevmemek? \n\nEmeğin kaynağı insan,\nBilmelisin birkaç lisan,\nEmeğe olunmaz düşman,\nÇalışmayan olur pişman.\n\nKim ki emeğe düşmandır,\nQdur yurdun yüz karası.\nÇalışmadan yiyen varsa\nOlsun gönül fukarası.\n\n(Dil Bilgisi 3,Başarı Yay. İstanbul 1994))\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emek",
        "poet": "Ahmet Seven",
        "poem": "\n\nDağ büyür dal büyür hepsi de emekle,\nKim neye kavuşmuş öyle beklemekle,\nYürüyemezsen hiç olmazsa emekle.\nYol yürümekle aşınmaz aşılır dost.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emek",
        "poet": "İshak Özlü",
        "poem": "\n\nÇalışanın hakkı,sayğı görmektir.\nPatronun görevi,Hakkı vermektir.\nHuzurla yenilen,helal yemektir.\nAtamdan duyduğum,nardır emek.\n\nNot:Şiir perisi Grubunun EMEK başlıklı çalışması için yazılmıştır.\nNar.Ateş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emek Bayramı",
        "poet": "Vedat Sadioğlu",
        "poem": "\n\n1 Mayıs, emek ve dayanışma günü\n1886 yılına kadar gider kökü\nGeçmişi acı ve kanla dolu\n1 Mayıs artık mutlu ve huzurlu\n\n1 Mayıs, barış ve kardeşlik günü\nİşçinin alın terinin gücü\nİşçilerin değil sadece\nTüm emekçilerin günü\n\n1 Mayıs, işçinin ve emekçinin günü\nAdil gelir dağılımı için yürü\nİnsanca yaşam ve çalışma için yürü\nBugün, hak için mücadele günü\n\n1 Mayıs, güvenli gelecek günü\n1 Mayıs, emeğe sevgi ve saygı günü\nEşitliğe, adalete ve insana saygı\nYaşasın 1 Mayıs İşçi Bayramı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emek",
        "poet": "Ülkü Sarıoğlu Okyanus Yürek Mavi Melek",
        "poem": "\n\nHayat bir ayrılık değil ki arkamıza bakmadan çekip gidelim\nHayat bir tebessüm değil ki hep tebessümle analım\nHayat bir resim değil ki istediğimiz tabloyu oluşturalım\nHayat bir fıkra değil ki her zaman kahkahalarla gülelim\nHayat bir senaryo değil ki rolleri değiştirelim\nHayat bir kompozisyon değil ki yanlışlarımızı silgiyle silelim\nHayat kolaylıklar zinciri değil ki doya doya yaşayalım\n\nHayat yürektir\nHayat emektir\nHayat terketmemektir\nHayat sabretmektir\nHayat emektir\nHayat yetinmeyi bilmektir\n\nAtatürk'ün Toprağın Deli Mavi Melek Okyanuslar Kızı Ülkü Sevda Derin Mavi Melek Lila Sarıoğlu \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emek Çektim Bir Ev Yaptım Erenler",
        "poet": "Pir Sultan Abdal",
        "poem": "\n\nEmek çektim bir ev yaptım erenler\nYine bu güzele bildiremedim\nBahar geldi çiçek bitti ot bitti\nToprak güldü taşı güldüremedim\n\nYüreğimde belli belli yaralar\nŞeytan kalbin almış gözün köreler\nHakk'ın niyaz eylemeye âr eyler\nEğilip bir secde kıldıramadım\n\nHû demine bir ikrarı güdenin\nTu yüzüne ikrarından dönenin\nPîr Sultan'ım münafığı nâdanın\nGönül aynasını sildiremedim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emek Olur",
        "poet": "Ercan Ağtaş",
        "poem": "\n\nöyle bir akar ki alınteri\nemek olur\nyağmur olur \ntoprak olur\nverim olur\nbaşak olur \ngülüşen bebeler olur \nanalar babalar orak vurur \nocaklar ekmek bulur\n\nöyle bir akar ki alınteri\nemek akar\ngözyaşı yağmurdur akar \ntoprak çatlar\ncan sızlar\nağlaşan bebeler var \nanalar babalar umut arar \nocaklar ekmek sorar\n\nherhanbirzaman/herhangibirdörtduvar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emek Var Çünkü",
        "poet": "Uğur Uygunoğlu",
        "poem": "\n\nValla şu dünyaya gerçekten insan olarak gönderilenler ya evliya olmuş ya peygamber sıfatı verilmiş. Ahir zaman da ki insanları görüyorum herkes boş işlerle uğraşıyor. Bir başbakanın kıyafetinden daha çok bir madencinin elbiseleri daha güzel kokuyordur EMEK VAR ÇÜNKÜ..\nSıradan bir insan ile obama ARASINDA DA BIR FARK YOK. Yanyana getirip koysak çıplak halleriyle durumu eşitlemis oluruz. Üzerinde ki elbiseler adam etmiyor insanı. Tanınmış biri olmakta. Ben ünlü bir zengin iş adamı olsam gecekonduları ziyaret ederdim ardahan en uç kesimine giderdim. Kıbrıs adasın da yaşayan bir ev. Adıyaman da bir dağ da ne bilm öyle ışte.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emek Ve Sabır",
        "poet": "Hanifi Kara",
        "poem": "\n\nYıllar yılı saklanan, içimdeki ukdeyi\nİlmeği çözmek bile, emekle sabır ister.\nEn kolay şey sandığın, o küçücük pireyi\nParmakla ezmek bile, emekle sabır ister.\n\nKazma ile birlikte, elbet gerekli kürek\nFarklı iş yapmak için, olmadan olmaz yürek\nGüç, kuvvetin yanında, âlet edevat gerek\nBir çukur kazmak bile, emekle sabır ister.\n\nÖzlediğin ne varsa, hepsi birden dirlikte\nHâinler fırsat kollar, her an durur tetikte \nDünden beri bu böyle, mahâretle birlikte\nDenizde yüzmek bile, emekle sabır ister.\n\nBülbüller konsa bile güller titrememeli\nKonuşurken bir insan, diller titrememeli\nGözler iyi görmeli, eller titrememeli\nTespihi dizmek bile, emekle sabır ister.\n\nHakk’ın rızâsı için, yalnız rükûda eğil\nİstikâmet üzre ol, harama etme meyil \nHer şeyin zorluğu var, hiçbir şey kolay değil\nBir mektup yazmak bile; emekle sabır ister...\n\n31/03/’17\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EMEK ve SAYGI",
        "poet": "Arzu Şeker",
        "poem": "\n\nemek,ve emeğe saygı\nİNSANLARIN KENDİ MENFAATLERİ İÇİN,\nKENDİ YAŞAMLARINI RAHAT ETTİRMEK İÇİN, \nKENDİ DÜNYALIK GEÇİCİ SALTANATLARINI SÜRDÜRMEK İÇİN,\nKENDİLERİNCE DÜNYAYA DÜZEN VEDE DÜZELTMEK İÇİN,\nDÜNYAYI BİTİRDİKLERİNİ,HANGİ DİLDEN,IRKTAN,VE HANGİ DİNDEN OLURLARSA OLSUNLAR DÖNÜŞLERİNİN ALLAH,A OLDUĞUNU BİLE BİLE\nDÜNYAYI HERCU MERCE KENDİ ÇIKARLARI İÇİN NASIL ÇALIŞTIKLARINI BİLİRSİN. \n\naslında emeğe saygı habil ile kabilden başlamıştı.\no yüce ayaradan değilmiydi güzel işler yapan,en güzel karşılığı alır diyen.ve habil yaradanın emrine uyarak dünyadaki her işini yaradanın dilediği üzere yaptı,yapmaya çalıştı evet onun sonu kardeşi tarafından katıl edilmek olsada o hem dünyada hemde ahirette en güzel yerini aldı.\nçünkü habil yüce yaradanın kendisine verdiği her nimete her emeğe sonsuz bir saygı duymuş ve yaradanını veli nimetini hoşnut etmişti.\nher yiğidin harcı değildi emek vermek ve her kişinin harcı değildi verilen emeklerin tam karşılını vermek.\n\nbir anne veyahut baba gözünden bile sakındığı evlatlarını binbir eziyet ve meşakketle yetiştiri. hem kendine vemde insanlığa faydalı olması için bütün bir ömrünü feda eder evlatları için.ve sonra emekten bile haberi olmayan biri \nyada birileri çıkar onları \nkendi hevesleri için kendi menfaatleri için kullanır sonra işi biştince bir kenara atı verir.\naslında bu sorun heryede her emekte aynıdır.\nbir fidan dikersin ve sen onun büyüyüp çeşitli yemişler vermesini ve bunlardan hem kendinin hemde insanlığın faydalanmaını istersin \nve kendini bilmezin egosunun esiri olan,yada herşeyin sadece kendi hakkı olduğunu kendisinin olduğunu sanan bencil biri gelir onun üstüne basıp ezer.bu ekilen fidan ne kendisine yaramıştır nede ekene.ve sen yine durmazsın bir fidan daha efersin,bir çocuk daha yetiştirirsin,yolun üstündeki bir taşı daha kenara alırsın,bir inek bir koyun bir keçi bir tavuk daha yetiştirirsin,hangi meslekten olursan ol o meslek dalında hiç durmadan emek verir ve yaptığın işin en güzelini yapmaya çabalarsın \nseni hiçbir bencil,egoist,doyumsuz,sadece kendini düşünen emeğe saygısız,yada emeğinin karılığını vermeyen patronun bile olsada BU SENİ DURDURMAZ.\nve Bilirsinki\ninsanoğlunun yapısı bu durmaz umut eder ve birgün verdiği emeklerin karşılığını bir şekilde alacağını bilir ilahi bir kudret ile \nBilirsinki\ninsanoğlu verdiğin emeğinin değerini bilmesede verdiğin emeğin karşılığını vermesede...\nBilirsinki\nemeklerin hiçbir zaman zaii olmayacağını\nve\nBilirsinki asıl.emeğe saygı \nYaradana saygıdır.bunun verdiği iç huzurun hiçbir emeğe değmediğini..Bilirsin \nve Bilirsin ne kadar emek verirsen ver \nyüce yaradanın söylediği şu söz hiç aklından çıkmaz \nŞüphesiz insan, Rabbine karşı pek nankördür.\nbu söz işte insanlığın,insanların Yaradanının verdiği onca nimete nasıl karşılık verdiğini bilirsin\nYaradanına nankör olan insana nasıl nankör olmaz.\nve sen bilirsin şu sözüde Yaradanın yanında hiçbir emek zayii olmaz. \nve kendi kendine dersin iyilik yap,emek ver,saygı duy,denize at balık bilmese Halık bilir...\nBİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM\nİyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret)  değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı)  isteyene ve (özgürlükleri için)  kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. (BAKARA suresi 177. ayet) \nBilirsin...\nASIL EMEĞE SAYGI YARADANA SAYGIDIR.vesselam\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emekçi",
        "poet": "Mete Oğuzhan Yıldız",
        "poem": "\n\nEmekçi\n\nIssız bir dağda yalnız bir çobban \nuzak bir köyde yaşlı bahçıvan \nveya tarlada çift süren çiftçiyim \nBelki öğretmen,bir ırgat,fabrika da işçiyim \nYada Mehmetçik,polis,belki bekçiyim \nama neresinden bakarsanız bakın \nben bir emekçiyim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emek ve Yürek",
        "poet": "Ahmet Emin Fidan",
        "poem": "\n\nBir sevda, bir tutku, bir adayış, bir tavlayıştır EMEK! \nÜretmek, sorgusuzca, sebepsizce direnerek\nçileli bir yolculuğa çıkar bir YÜREK! \n* * * * *\nDurmadan, dinlenmeden,\ngücünü kendinden görerek ve didinerekten,\nÖbek öbek serilir sözcükler satırlara,\nözden koparak ve bilenerekten,\nBir buhur tütsüsü yanar ciğerde, çevresini meczederek,\nBir köz damlar özden, yüreklere iz ederekten,\n* * * * *\nBir sevda, bir tutku, bir adayış, bir tavlayıştır EMEK! \nÜretmek, sorgusuzca, sebepsizce direnerek çileli bir yolculuğa çıkar bir YÜREK! \n* * * * *\nBir nağme akar özden, portelerden süzülüp,\nsazın perdesine yerleşerekten,\nBir beste yerleşir dillere,\nyürekten yüreğe büyüyerekten,\nBir sevgi yayılır etrafa,\nkötülüğe dair ne varsa eriterekten.\n* * * * *\nBir sevda, bir tutku, bir adayış, bir tavlayıştır EMEK! \nÜretmek, sorgusuzca, sebepsizce direnerek çileli bir yolculuğa çıkar bir YÜREK! \n* * * * *\nBir aşk, bir meşk, serilir nağmelere,\nsöz ve saz sızlanarak çıkar derinlerden süzülerekten\nYayılır etrafa güzellikler, derûnî fasıllar ve yüzlere gülümsemeyi yerleştirerekten.\nDil, dîle saplanır, öz közü yakar cayır cayır ve tütmeyerekten,\nGün güle gebe, gül güne armağan edilerekten,\nBir SÖZ, bir SAZ, gönüldaşlara İZ ederekten,\nBir emek bir yürek, bir emek BİN yürek,\nŞair ey dür derviş baba, özüm haktandır diyerek,\nBilerek ve bilinerekten\nBir yaprak daha düşer bu gün ömürden,\nAma yarınları gülümseterekten.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emekçi",
        "poet": "Mete Yıldız",
        "poem": "\n\nIssız bir dağda yalnız bir çobban\nuzak bir köyde yaşlı bahçıvan\nveya tarlada çift süren çiftçiyim\nBelki öğretmen,bir ırgat,fabrika da işçiyim\nYada Mehmetçik,polis,belki bekçiyim\nama neresinden bakarsanız bakın\nben bir emekçiyim\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Emekçi",
        "poet": "Mustafa Özke",
        "poem": "\n\nyılbaşı sabahı \nçıt yok memlekette \nsokaklar ayaza kesmiş \nson düşen yapraklar doldurmuş alanları \nbir çift kumru gagalıyor geceden kalanları \nsadece üç beş yolcu bekliyor durakta \nanlaşılan millet iyi eğlenmiş bu yoklukta \nbir çöpçüler yatmış olmalı erken \nbir de emekçiler \nceketinin yakasını kaldırmış \neller cepte işe giden \nyalanım yok \nben gördüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emekli",
        "poet": "Şevket Boyacıoğlu",
        "poem": "\n\nGeçti gençlik artık hayale yer yok,\nÇocuklarım büyüdü her biri birer koç,\nGerçeklerle cenkleşerek,ümitle koştum,\nNihayet emekli oldum,huzura kavuştum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emekçi Gölgeliği (Öykü)",
        "poet": "Ali Akdemir",
        "poem": "\n\nEMEKÇİ   GÖLGELİĞİ\n\n \n     Dinlenme salonuna girince geçip, acılarını bir yaralı serçe gibi yüreğinde taşıyan Düve Selim’in yanına oturuyorum. Samsun sigarasından bir tek çekip bakır rengi dudaklarıma tutuşturunca Düve’nin elinde yanmakta olan sigarasına uzandım. Kabadayı gibi ayakkabısının ökçesine basan Fatih Terim, dünkü maçta Yıldıray’ı oyundan almıştı, merak edip sordum..\n      -Hoca, Yıldıray’ı kötü oynadığı için mi oyundan aldı? \n     Kafasının içinde kendisiyle cebelleşen Düve konuşmakta gecikince ablak suratlı Şeyh ecinli buyurganlığı ile konuşmaya başladı.\n     -Adam şampiyonlar liginde doksan dakika oynadı. Belki de yorulmuştu.\n     Tekstil işçilerinin bu gölgelikteki yaşamları hiç oynamak istemedikleri bir senaryo gibiydi, belki de kendi yazdıkları bir senaryo… İnsanlar tutkularına ve bilgi birikimlerine göre maçı farklı yorumluyorlar. Hayatta burkularak yaşayan Kel Ali ağzını yamulturken şöyle bir doğruldu. \n    -Ümit, Yunanistanlı oyuncuyu ceza sahasının bir metre dışında düşürdü, İspanyol hakem penaltı verdi, taraf tuttu.\n     Futbolda her pozisyonun bir celsesi yok, herkes bir kafadan konuşuyor.  Bu arada uysal bakışlı Düve Selim, midye çıkarır gibi dalıp gitmiş, sol elimle bacağına vuruyorum.\n     -Mülayim şairler gibi başka bir aleme uçtun, iki laf da sen et.\n     -Abi, dinlemek daha iyi.\n     -Merak eder dururum, sen çocukken ateşli bir hastalık mı geçirdin? \n     -Abi, menenjit geçirmişim, anam da bilmemiş, beni yatağa sarmış. Ateş de benden bir şeyler alıp götürmüş işte…! \n     Gülüşüyoruz. Dinlenme sürem dolmuştu, kalktım, hayatın çökerttiği omzumu bir yana düşürerek aheste aheste makineme doğru gidiyorum. İşçi gölgeliği, dinlenme salonuna postada iki kez on beşer dakika geliyoruz.\n     Saat on üçte mızıl mızıl şikâyet saçan gölgeliğimize girdiğimde dumandan göz gözü görmüyordu. Şiirsel duruşlu iki yıllık dokuma meslek yüksek okulunu bitirdiği halde burada kalitecilik yapan Nurkal, şiir okurken boş bir yere sessizce iliştim. İç denizi sonsuz bir gökyüzü /  İçinde yürek taşıyan işçi / Seni ölü bir deniz kızı öptü / Rolün kimsesizlerin kimsesi / Beş kaderden biri hayatın / Seninki, doğruları olmayan yaşam / Kendine çekilme, uzat yüreğini. O şiirini okurken, genç gelinin kocasının haylaz yerine sarıldığı gibi sigarama sarıldım. Kirli sakallı Nurkal şiirini bitirince, ‘Hemşerim, türkü tadındaki yüreğine sağlık. Güzel bir şiirmiş… Sen mi yazdın? ’ dedim. Evet der gibi başını salladı. Şiir ve içtiğim sigara içimi sıvazlayıp beni rahatlattı, dinginliğimi buldum. Makinelerin beynimizi ovalayan çığlığı içerdeki sesle birleşince dinlenme salonumuz arı kovanı gibi uğulduyor, fabrika bacası gibi de kapıdan duman çıkarıyor. Belki bedenimiz biraz dinleniyor, ama belleklerimiz yorgun çıkıyor. İmge bahçemizde ruhlarımızın kendine kanat takıp uçacağı bir iklim yok! .. Toplumsal yaşamın nabzı işçi dinlenme salonlarında atarmış…! Çerkez Hikmet’in dedesi; ‘Benim torunum, Osman Bölükbaşı gibi hatip olacak’ demiş. O şimdi laf ebesi, martavalcının teki… Ne zaman buraya gelse, fıkra ve hikaye anlatıyor. Sanki Dragon’un üç yüzünü almış, anlattıkları bize kaval gibi geliyor... \n     -Polis sınavına girecektim… O zaman bizim gibi hırkasızları polis yapıyorlar. Hürriyet mahallesinin dolmuşuna bindim, şoför sıkça dikiz aynasından beni kesiyor. Beyaz tenli, uzun saçlı parlak biri! .. Oğlan mıdır, nedir? O baktıkça içim tetikleniyor, bıyıklarımı buruyorum. Şoförlerin dünyasında oğlanın ne işi var, demeyin! .. Futbolcuların dünyasında olur da şoförler de olmaz mı? .. Dikiz aynasından birkaç kez göz göze geldik… Allah var, o bakınca ben de bakıyorum. Tabi, çapkın yüreğim çırpınıyor… Biraz yol alınca başı bağlı bir kadın bindi, dolmuş bomboşken gelip yanıma oturdu. Kadın gayet rahat, sol elini benim bacağımın üzerine koydu! .. Avrat yangın… Benim kuş… Ha havalandı, ha havalanacak! .. Öp babanın elini bu da nereden çıktı? ! .. Arsız elim, püfür füfür eden eteklerin oylumlarında yaylıyor…\n     Oğlan, ne oluyoruz der gibi aynadan bakıyor, kadın daha atak davrandığından yanaşık düzen hareketini onunla yapıyoruz. Kadın dayanamamış olacak ki. ‘Çok yalnızım’ dedi. İçimden, ‘Lan oğlum oltaya balık takıldı’ diye mırıldandım. İkilem içindeyim. İmtihan mı, kadın mı derken kadın, ‘Durakta inecek var’ demez mi? ’\n      Aklım başıma gelinceye kadar kadın inmiş, dolmuş iki yüz metre yol almıştı, zaten ineceğim yere de gelmiştim. ‘Uygun bir yerde inecek var’ dedim. Şoför, ‘İnmeseeydinn be Abi’ dedi! .. Beynim dumura uğramış gibi şaşkındım! … Tam yerimden kalkmıştım ki, kadının dolgun cüzdanı yanımda durmuyor mu? Cüzdanı çaktırmadan alıp cebime koydum. Dolmuş da yavaşlamıştı hiçbir şey söylemeden indim. Sınavına girmek için okula doğru yürürken cüzdanı açtım. İçinde kırk ytl  ile dört yüz euro vardı, alıp cebime koydum. Cüzdanı da çöp bidonuna attım.\n     Sınavım kötü geçti, okuldan çıkınca acıktığımı duyumsadım, hiç hayatın altında kalınır mı? Dönerciye girip kendime bir döner ısmarladım. Tabi dönerim geldi. Tam ısırırken, uyandım. Meğerse rüya görüyormuşum. \n     Demez mi? Her zaman olduğu gibi yine Çerkez’in soğuk esprilerinden biriymiş. Ağzı sabıkalı sözlerle dolu olan Reis dayanamadı.\n      -Lan oğlum, karı dururken yemek mi yenirmiş! ? ..  Amma mavra atıyon…  Valla, ayağımız karataban oldu.\n     -Küreselleşme rüzgârları bizleri önüne katmış götürürken, televole kültürü ediniyor, popisini pipisini zevk edineni öğreniyoruz, diyerek yine her zamanki duruşunu gösterdi Nurkal. Dinlenme süremiz geçiyor, hep birlikte ayağa kalkıyoruz. Yürüyoruz patronumuzun düş serdiği yolara… makinelere… \n     Yaşamın bir deri bir kemik bıraktığı Çıta’yı sabah cin atına binip başımıza ifrit kesilen şef çağırmıştı.\n     -Ahmet, şef niye çağırmış? \n     -Bu fabrikada on senedir çalışıyorum, bu zamana kadar hiç hatam çıkmadı, dün bezimi kontrol etmiş. Güya hata yakalamış, ihtar imzalattı.\n     -Bir musibet bin nasihatten iyidir oğlum.\n      Eski ülkücülerden olan Reis, topacık şişman, paldır küldür yuvarlanır gibi yürüyerek makinesinin başına varmıştı ki, dayanamadı.\n     -Ben, hep derim oğlum. Şefin aklı şeytanlığa çalışıyor gibi görünse de et kafalının teki.\n      Gülüşüyoruz. İşçilik, bizim sırtımıza semer gibi vurulmuş, bineni de çok… Salonun ortasında Truva atı gibi dimdik duran şefin yanından ekşiyerek geçiyoruz. Neden, AB Türkiye’deki emekçi haklarından söz etmiyor, neden bir tane kabul kriteri yok! ? Kim bilir, belki de düzeni koruma adına AB da küreselcilerin bir tezgâhı! .. Emekçilerin yürekleri hınç dolu, hep kanayan bir yaraları var. On iki eylül sonrası emekçiler, bozguna uğramış ordunun eratı gibi düşe kalka yaşıyor… Emekçiyi sömürüye alet eden onlar değil mi? Seyrani, bu kent de düzeni sallamış da neden biz sallayamıyoruz.! ? .. Küreselci patron, ne zaman yüzünü ekşitse, tespih böceği gibi büzüşüyoruz? ... \n     Zamanın emekçiye, yoksula bakan yüzü kanarken, parayla politika yapan zenginler milletvekili oluyor, kendi düzenlerini yürütecek yasalar çıkarıyorlar. Yüzlerindeki insan cilası silinen patronlarla milletvekilleri dar alanda kısa paslaşmalar yapıyor, fabrika üstüne fabrika kuruyorlar. Yabanıl örümcek gibi yoksul ve işçinin emeği üzerine ağlarını örmüşler. Tüm bunlar da gözlerimizin önünde oluyor, yoruma gerek kalmıyor, bizler de güvercin sevenler gibi seyrediyoruz.\n     Ben saat on beş de işten çıkınca mahalleme giden servise bindim. Gülümsemesi örselenen Apo bisikletiyle  devrile devrile ve de evrile evrile Mahrumlar’daki evine dönerken Aydınlıkevler kavşağında kaza geçirmiş. Otomobile kafasını çarpmış, kendinde değilmiş. O sırada Selami denk gelmiş, arabasına atıp hastaneye götürmüş. Sarı Selami ertesi gün işe geldiğimiz de olup biteni bize orta oyunundaki bir meddah gibi sesini yükseltip, düşürerek anlatıyor.\n     -Yarı baygın ve harlı yüzüyle Apo’yu acile bırakırken seken kurşun gibi şaşkındım. Evlerinin telefonu bende vardı, kulübeden aradım, yaşlı babası çıktı, nasıl söyleyeceğimi düşündüm. Birine oğlunun trafik kazası geçirdiğini söylemek kadar zor bir şey yokmuş, sözcükler yüreğimden sökülüp geldi. ‘Bak amca sana bir şey söyleyeceğim, metin olman lazım. Abdullah kaza geçirdi, durumu iyi…  Hastaneye yatırdım. Adamın kulağı da ağır duymuyor mu? ‘Sen dur hele bir, ben felçliyim, anasını çağırayım’ dedi. Panik için de olan amcanın anlamadığı belliydi. Telefona yaşlı bir kadın geldi. ‘Alo’ dedi. Teyze, Abdullah kaza geçirdi. Hastaneye yatırdım. Korkulacak bir şeyi yok, durumu iyi’ dedim. ‘Vay aneyy, vay! .. Güllü de ev de yok, sağ mı oğlum? ’ dedi. Teyze sağ, eşine haber ver hastaneye gelsin, dedim.\n     Hastaneye tüpçü de çalışan abisi de geldi, beraber filmlerini çektirdik. Acılara ayarlı bir yüreği olan Apo, yüzüme iki perçin gibi duran gözlerle bön bön bakıyor, doktor bana ‘beyin travması geçiriyor olabilir’ dedi.\n     Yoğun bakımda yatıyor, o arada eşi de geldi, kadın panik içindeydi, durumu ona da anlattım. Kadın yoğun bakıma girip çıktı. ‘Abi, bilinci yerinde değil, beni tanımadı’ dedi. İnşallah düzelir! .. Yenge ben daha eve gitmedim. Geçmiş olsun deyip hastaneden çıktım.\n     Bor pabucu gibi bir dili olan Sarı Selami’yi pür dikkat dinledik, arkadaş canlısı olan Reis şöyle bir doğruldu.\n     -Apo, aklını yitirmiş, inşallah düzelir. İşten çıkınca hep birlikte gidelim.\n     İşten çıkınca hastaneye tam tekmil, üç arabayla hastaneye gidiyoruz. Yoğun bakımdan çıkarmışlar, yanın da eşi Güllü kalıyor. Abdullah bizi görünce ayağa kalktı. Sanki yıllarca çektiği yükün altında ezilmiş gibi kambur duruyor…  Elini tek tek sıkıyoruz, bize aval aval bakıyor. Güllü ayağa kalkıp yanımıza geldi.\n     -Hafızası yerinde değil, beni de tanımıyor. Kaza öncesi hiçbir şeyi hatırlamıyor. İhsan usta, güzlenen yüzüyle Abdullah’a baktı. \n     -Ben kimim, tanıdın mı? \n     -Hayır, tanımadım. \n     Adam akıl ayazında kalmış, hep birlikte acı acı gülümsüyoruz. Adam yattığı karısını tanımaz mı, çok sevdiği oğlunu bile getirmişler. Onu da tanımamış, doktoru ‘beş on gün içinde her şeyi hatırlar’ demiş. Nitekim de öyle oldu, iki hafta sonra işbaşı yaptı.\n     Makinelerin kirli gürültüsünde boğuluyoruz, bizlere nesne gibi bakıyorlar, sanki işçileri değil dış kapının mandalıyız. Sabahları hep birlikte süpürgeleri elimize alıyor, daireyi süpürüyoruz. Kar altında kalmış gibi her yanımız uçuntu oluyor..  Halbuki sabah bir arkadaş temizlik makinesi ile her tarafı temizler. Hem daha ekonomik olur, bir makine aldırtmıyorlar. Sağlık sorunlarımızla ilgilenen yok, bu kent de binlerce insan sigortasız çalışıyor ve binlerce mühendis ve işçi fabrikada çalışıyor, mesai verilmiyor! ? Emekçi çığlıklarını duyan bir Bölge Çalışma Müdürlüğü görevlisi yok mu? ! .. Özel hastanelerin acillerine gitsinler! ... Organizenin arka yollarını tutsunlar… Bu sorunlar kendini kanatan yara… İnsanların yürekleri şıngır şıngır ötüyor.\n     Bu gün garibim Nurkal, yine edebiyatçı yanını konuşturuyor.\n     -Arkadaşlar, iş yerimizde cin gibi değil, Çin gibi olmalıyız! ? .. Devir rekabet devri, ürettiğimiz bezi satamazsak iflas eder maaşımızı ve tazminatımızı alamayız. Bu çarkın dönmesi gerekiyor. Kaliteli bez üretmek zorundayız. Kalite, mükemmelliğin sayısal tanımıdır. Akılla bakılır, bilgiyle görülür, zamanla ölçülür.\n     O arada yemekten gelirken bahçeden koparıp ceplerine koydukları otu, Düve’nin önüne atıverdiler. Düve Selim’in içi doluymuş, tetiklenmeyi beklermiş, küfrü bastı.\n     Yolda yürürken başımıza taş düşse, alın yazısı diyoruz. Başımıza bu taş neden düştü, suçlusu kim demiyoruz. Bize yaşayın diye verilen öyküyü yaşıyoruz. Kocaman, gevrek gevrek gülen Patron’um benim sırtımdan ve kayıt dışı yollardan fabrika üstüne fabrika kurarken, ben yoksulluk sınırın altında yaşıyorum. Fabrikaları da olan müftü (gözüm yok, Allah daha çok versin)  cumaları vaaz verirken, ‘Allah, zengini zengin olarak yaratmış, seni de işçi’ diyor, kader değneği ile bizleri hizaya sokuyor. Allah’ın daha başka ne dediğini o vaazında söylemiyor. Ne zaman tekstil işyerlerinin sözleşmeleri yaklaşsa, kader değneğini eline alıyor. Biz emekçileri hizaya sokuyor… Benim emekçi arkadaşlarım, öfkelerini usul usul bileyleyip, seçim zamanı da sömürü düzenini bitirmek ve emeği ekmeğe dönüştürmek isteyen politikacılara oyunu verebilse… Koyun gibi dinleyerek susa susa yaşıyoruz. Sen sığındığın sebeplere alın yazısı diyebilir misin? ...\n      Allah’ın bir kulu çıkıp da, müftüm onlarca yıldır bu kentte yönetici olarak çalışıyorsun. Kayıt dışında yüzde altmışla yetmişle birinci sırada, alkol tüketiminde ve fuhuşta ilk beşte, mafyada ilk ondasın. Müftüm, demek ki sen başarılı değilsin, demiyor. Emekli olmuştu tekrar göreve çağırdılar, şimdi de terfi etti… Yarın da milletvekili veya Diyanet İşleri Başkanı olursa hiç şaşmam… İslami kesim kendi içinde çok tutkun! ..\n     Sigara içmeyeli üç saati buldu, makineden dinlenme salonuna hızlı adımlarla yürüyüp, anamın memesine sarılır gibi sigaraya sarıldım. Vahabi gibi saçı sakalı birbirine karışan kafasüpürgesi  Şeyh konuşmaya başladı.\n     -Azıcık kıçımız dara düşse, Allah diyoruz… İşler yolunda gittiğinde adı aklımıza hiç düşmüyor. Namaz yok niyaz yok, arkadaş ahret sermayen var mı? .. Valla günah keçisi olduk! .. Her şeyi mahşere bırakıyoruz…\n     Meczup gibi duran Şeyh kem küm eder de, çiğ milliyetçi Çıta onu desteklemez mi? \n     -İşimize gelince haramı hatırlıyor, işimize gelmediği zaman, iş yerinde haram mı olur diyoruz. Fabrikadan çıkarken gel sana bira ısmarlayacağım desem, koşa koşa gelirler. Camiye gidelim desem kimse gelmez, size bir şey söyleyeyim mi? Aslın da bu insanları musalla bile temizlemez.\n     Kutsal ittifakçılar, yine işbirliği yapmış gibi söze giriyorlar. Bir köşede uyuklayan ve gözleri iki derin kuyu gibi görünen Reis birden irkildi. Bir alp eren edasıyla konuşmaya başladı.\n     -Yüreğini patrona kaptıran bizim bukalemun azametindeki şef, mesai saatinde namaz kılıyor diye işçiyi işten çıkarıyor. Buna ne diyon? \n     Nurkal, içinden ‘Ağır ol cahiliye! Kısa kes sobalık olsun’ diyecek oldu. Ortamı germek istemiyordu\n     -Namaz şahsi bir ibadet. İbadetini gerçek anlamda yapmak istiyorsan kendi dinlenme saatinde yapacaksın! Dinlenme saatinde istirahatını yapıp, mesai başlayınca abdest alıp namaz kılıyorsa, bu elbette yanlış. Şef haklı.\n     Usta kalkın işaretini yapınca dağ gibi suskun işçiyle birlikte bende ayağa kalktım, makineme doğru yürürken belleğimdeki imgeler çatlamaya başladı… İçimdeki kuşlar havalanıyor… Elit kesim havuzuna yıldız çiçeklerinin sarktığı bağlarında Kral Midas gibi hayat sürerken ben oğlumu dershaneye yazdıramıyorum. Devletim beni ve benim gibi bacası eğri tüten emekçileri ser sefil bırakmakla haklarımızı gasp ediyor.\n     Acılarımız gözlerimizden okunurken ayağımızı yorganımıza göre uzatıyoruz. Sokağa bile çıkamıyoruz, elimizi neye atsak para gidiyor. Eve kapanıp kaldık, sosyal ev hayvanı olduk. Kanadı kırık kuş gibi ortalıkta kaldık… Benim edilgen ülkemde insanlarımızın büyük çoğunluğu yaşamayı hak etmiyor. Tabi dert saklayanda kalıyor… Ey acı, benim üzerime seni kim üfledi? ! ..\n     Şevrole Metin, ambalaj alanının kuytu bir yerinde arkadaşları başına toplamış, bir şeyler anlatıyor. Ben de dayanamayıp gittim ve sözün okkalı yerine yetişebildim. Ne de çok bağırıyor bu makineler… Seslerinden Şevrole’yi duyamıyorum.\n     -Hayata gülen gözlerle bakan dayım, evlenecek oğluna mobilya alıyor, üç yüz ytl’lik senetler hazırlanıyor. Aradan bir ay kadar geçiyor, mobilya aldıkları mağazanın oğlu yanında kısa saçlı takım elbiseli iki mafya bozuntusu ile hayatlarının içine hırsız gibi giriyor. Birinin sağ yanağında derince bir yırtık varmış. Tabi üç yüz ytl’lik senet üç bin ytl olmuş, dayım ağzına yumruk yemiş gibi sersemliyor. ‘Senedin günü geldi, tahsil etmeye geldik’ diyorlar. Biraz da saf olan dayım, ben üç yüz ytl’lik senet imzaladım dese de kim sallar. ‘Bak dayı, tekrar geleceğiz! Topuğuna sıktırma’ diyerek gidiyorlar. \n     Yüreği tandır ekmeği kadar sıcak olan dayım, kendi kendine ‘ölüler gibi susarsam, elimdeki beş on kuruş birikimimi de bunlara kaptıracağım, ben keriz değilim’ diyor. Dinsizin hakkından imansız gelir diyerek, yanına bir arkadaşını alıp çek senet işleriyle uğraşan, eski kulağı kesiklerden Rafet Baba’nın yanına gidiyor.\n     Biraz bekledikten sonra içeri alıyorlar, dayım olup biteni olduğu gibi anlatıyor. Rafet Baba da; ‘Sen bir daha geldiklerinde şu gün gelin, alacaklarımı toplayıp vereceğim dersin. Bana da telefon edip şu gün gelecekler diyeceksin’ diyor. \n     Mobilyacılar geliyor, konuştukları gibi randevu veriyor, Rafet Baba’yı da arayıp haberdar ediyor. Rafet Baba adamlarını marketin içine güzelce yerleştiriyor. Mobilyacının oğlu arkadaşlarıyla geliyor. Dayım kasanın başında oturuyor, parayı gözlerinin önünde saydıktan sonra senedi istiyor. Senedi cebinden çıkarırken Rafet Baba’nın depresif, yıkık görünümlü adamları silahlarını çekip saklandıkları yerden çıkıyorlar. Elinden senedi alıyorlar. Rafet Baba adamlara süngü gibi bakarken bağırıyor. ‘Evlat, beni tanıdın mı? Bana Rafet Baba derler, bundan böyle bu market benim korumam altında! .. Bir zeval gelirse, karışmam! ? ..’ diyor. Şevrole Metin’in konuşması bitince hemen oradan uzaklaşıyoruz. \n     Küreselleşmenin getirdiği koşullar yozlaşmaya ve çözülmeye neden oluyor. Yüreklerimiz şıngırdadıkça iç insanımız da kişiliksizleşiyor. Ahlaki değerlerimiz de birer ikişer çürüyüp yok oluyor. Bu gidişle gelecek kuşaklara bırakacağımız insan yanımız kalmayacak. Tabi, herkesin insanlığı kendine denmiyor, çünkü biz de nasibimizi alıyoruz. Menfaatimizin kiri ruhumuzu kirletip karartıyor.   \n     Yüreği türkü tadında olan İhsan usta, dinlenme salonuna geçip oturdu. Güzlenen yüzü  yoğurt torbası gibi duruyor. Geriye şöyle bir kaykılıp ağzını yamulttu, kertenkele sırtına benzeyen nasırlı ellerini sallayarak konuşmaya başladı.\n     -Şef, iş takip defterine talimat yazmış, dün işten çıkarken rulo alanını pis bırakmışlar. Bundan böyle temiz ve düzenli bırakacaklar. \n     Yumul yumul gözlerle bakan rulocu Cafer Tayyar Erdoğan’ın tsunami gibi yüreği taşmış olacak ki, oturduğu yerden ayağa kalktı.\n     -Ustam, biz dün rulo alanını diğer postadan dağınık ve pis aldık. İşimiz yoğundu, valla elimizi süremedik. Diğer postanın işçileri bunu hep yapıyor…\n     Kaşları ve gözleri pamuk uçuntusu  olan Germirli Rıza da, İspenç horozu gibi dikleniverdi. \n     -Bu fabrikada tüm pislikleri biz mi temizleyeceğiz? Sen eski ustasın diye işi bize yıkıyorlar.\n     -Oğlum, eski falan bilmem! .. Ben diyorum taka tuka, sen ağlıyorsunuz yana yakıla… İş neyi gerektiriyorsa, o yapılacak. Sizden istediğim disiplinli çalışmanız, anlaşıldı mı? \n    Bu sözler, saçı sakalı toza bulanmış Cafer Tayyar’a lodos gibi dokundu. Toparlandı, konuşacak oldu, usta iyice sinirlendi.\n     -Oğlum, vıdı vıdıyı bırakın, yalana karışmış gidiyorsunuz. Ben anlamam, yavaş çekim çalışıyor, salonu da pis bırakıyorsunuz. Ben laf duyuyorum, kendinize laf söyletmeyin! ..\n     -İhsan Ustam, İSO 9000 Kalite belgesi aldık. Artık işçinin çilesine de kabul kriteri konup, numara verilse…! ? \n     Dedi Nurkal. Usta ile birlikte gülüşerek ayağa kalktık, kalite makinelerine doğru yürüyoruz. Emekçi haklarını budayan seksen iki anayasası Demokles’in kılıcı gibi üzerimizde dururken, işçi sağlığı ve can güvenliğine kim bakar… Mutluluk nedir? Yakın geleceğin bilinmezi! ? .. Emekçilerin yüzlerine bakıp öykülerini okuyabilirsiniz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emekli",
        "poet": "Murtaza Uğraş",
        "poem": "\n\nEmekli oldum,\nKoca karıdan 5 ytl almaya\nÜmitlerim kaldı sayısal lotoya\nYaşamım benzedi içi boş dosyaya\n\nİster istemez isyan ettim bu dünyaya\nAilece hasret kaldık koka kolaya\nNeğleğim bu yalancı dünyaya\n\nParam yetmiyor ayakkabı boyası almaya\nSalı ver koyu ver gitsin bu dünyaya\nEmekli ne yapsın kapitalist dünyaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emekçinim Senin İşçinim Seni İşleyecek Dal Dal",
        "poet": "Kağan İşçen ",
        "poem": "\n\ndağ sırası aştım öperken yüzünü\naldı beni gençliğimin bitişi uzuncacık\nsavunmasız çocuklar gibi sevdim seni\nkenti çevreleyen korkuydu aşksızlık\nkorkuyu yendik biz işçi köylü yek emekçi\nleyla dedik ille leyla çoğaldık fabrika fabrika\ntoprağımızı düşledik toprakla sarmaş dolaş başak dalı boylum naz etme gel barışalım\nkoklaşalım iş makinasında grev meydanında\nkıpkırmızı dişlerinin gülüşü olsun gelincik çiçekleri\nsen yaratmadın mı sofraların güzelliğini çile çile\nsen kur ya yeniden dünyayı paylaşmaklı eşit passız\naaaahhh güneş ne güzel gülüyor güzel vatan\nemekçinim senin işçinim seni işleyecek dal dal\ndemir demir okul okul meydan meydan yol yol\nözlemleri aştık eylem iklimindeyiz yarin yolunda\nbiz karşılıksız vereceğiz terimizi toprağa yaprağa çarka\nalacağız emeğimizin hakkını tartmak için gülle gülü\nhe de gülüm bi he de çoğalalım sokak sokak açık sözlü\nsaklımız gizlimiz yok alınterinin çocuklarıyız inci inci\nanamızdan öğrendik uzaklara ağlamayı sade kınsız\nekmekten çok sevdik ekmeği paylaşmayı tatlı bir türkü gibi\nesmer sarı kız kızan vurduk umudumuzu yola yokuşa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emekli 2",
        "poet": "İbrahim Kurt 3",
        "poem": "\n\nEsti seher yeli esti üfürdü\nEmekliye yazık günah değil mi\nBir metelik zamda yere düşürdü\nEmekliye yazık günah değil mi\n\nŞefkat tertibinden emekli oldu\nATM önünde dilenci oldu\nSofi sofrasında mezeci oldu\nEmekliye yazık günah değil mi\n\nUtanıyor bir sadaka demekten \nSakınıyor haram lokma yemekten\nKüflendi midesi kuru ekmekten \nEmekliye yazık günah değil mi\n\nMangalında kül bırakmaz çakası\nSözde güya emeklinin bankası\nKuyruğunda yırtılıyor yakası\nEmekliye yazık günah değil mi\n\nİbrahim KURT aslan gibi heybetli\nGeçti ömrü çilekeşli zahmetli\nBu dünyada gün görmedi rahmetli\nEmekliye yazık günah değil mi\n\nTutmaz ama öğütlerler açlığı\nYiğitlikmiş riyakarın puştluğu\nBir ay başı emeklinin hoşluğu\nEmekliye yazık günah değil mi...H.C.ÖRS---Teşekkürler Hasan hocam \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emekli  aşkı.",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nÇarpılıp  duruyorum\nelektrik  kaçağı mı  var  sende\nkarıncalanmalar olursa  tende\n\nbir  aşka  yelken  açtım  elektrik  sayende\n\nsavrulup  duruyorum\nbu  iş  olur  diyorum\nelektrik  aldım  elektrikten\n\nkarşılayamaz  kaçakları\nkuşa  dönen  şu  emekli  aylığım\nsarhoş  değilim ayığım\nfakirim  muzdaribim\n\nevlilik  programı  beni  baş  göz  edecek\nhele  bir  yol  göreyim\nnasıl  delikanlıymış\ngelinliğin  yerine  kefeni  giydirecek\n\nhandiyse  çarptı  çarpacak\nelektirik  aldım  elektrikten\n\nnerdeyse  öle  yazdım  ben  yine  gülüyorum\nlazımmış  toprak  hattı\nbu ay  yine  tamir  yattı\n\nduy  duy  duy  hükümetli  hükümet\ngel  de şu  kaçağı  tamir  et\nçarpılıp  duruyorum\n\n14/Kasım/2010/Pazar/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EMEKLİ  insanlara  ve  insanca YAŞAYANLARA  saygı! .. Birinci  Bölüm.",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\nEMEKLİ  İNSANLARA  ve  insanca  YAŞAYANLARA  saygı ! ..1-Bölüm.\n\nÇok muhterem olay Isparta  okuyan,yorumlayan gönül dostlarım.\nDünyaya gelen her canlı yaratık hedef belirleyerek, ufkunu açabilme gayretiyle\nyoluna devam etmektedir. Çocukluğuna doyamadan,gençliği yeterince yaşayamadan olgunlaşan insanların  yuvasını oluşturup sorumluluk üstlenerek\nÖzel yada tüzel,resmi kurumlarda veya ticaret yaparak bir ömür boyu sosyal\n güvencesini sağlayarak,her türlü zorluklara göğsünü siper ederek  yıllar eridikçe emeklilik hayali kurmaktadır. Bu zaman çerçevesi içinde  vücudunda görev yapan organlar zayıf düşmekte,hatta bazıları da görevini\ntamamlamaktadır.Emekli vatandaşlarımızın bir kısmını  gözlemci olarak süzgeçten geçirildiğinde vicdanımızın sızladığını,yüreğimizin burkulduğunu hissederiz. Gençliği ile kıyaslandığında artist gibi saçlar dökülmüş veya başı\nhava alanı misali ortası boşalmış kalan tüylerde beyazlaşmış,dişleri takma \nbir çoğuda çürümüş,gözünde gözlük, elinde bastona dayanmakta,beli kambur,kaza sonucu kolu veya ayağını kaybetmiş,hastane köşelerinde türlü\nsağlık problemleri yaşamaktadırlar. Depresyon yaşayan, bunayan,perişan olanlar var.Sağlığının yarattığı sorunlar yetmezmiş gibi çocuklarının, eşinin\nyüzünden varlığı,birliği,dirliği bozulanlara sıkça rastlamak  mümkündür.\nDaha da derine inersek  beklenmedik trajedi durumlar  ortaya çıkabilir.\nKonuyu dramatik ortamdan geri çekerek  ana metodu uygulamaya geçelim.\nEmekli insanlara, insanca yaşayanlara saygı denilince kendimize bir takım\nduyarlılık aşılayarak,kime, ne zaman nerede nasıl saygılı davranmanın hazırlığı \niçinde olmalıyız yeri geldiğin dede uygulamaya koymalıyız. Ömrü olup da sağlık güvencesi için yatırım yapanlar emekliliğine kavuşacaklardır. Bu durum erken başladıysa genç yaşta emekli olabilirler ama şimdi ki yasaya\ngöre yaşı dolmadan da maaş alamayabilirler.Ömür hızlıca geçiveriyor Allah\nkorusun yukarıda bahsettiğim dramatik durumlar sorunlarımızı artırmaktadır.\nYaşlılara saygılı davranış konusunu Allah için verirse yakın bir zaman da kalemimden çıkaracağım çünkü o konu  bunun içine sığacak gibi değil.! .\nHer hanede mutlaka bir veya birkaç emekli vatandaş yaşamaktadır. Duyarlı,\nsaygılı davranış hane içinde başlamalıdır.Bir hane içindeki dışlanan kişiyi,\nbaşkaları da  hiç yerine koyabilir.Kadın yada erkek olsun sorumluluk kimdeyse giderleri gelire göre ayarlamalıdır. Eşi ve çocukları da gereksiz\nmasraflardan kaçınmalıdır,sitem yerine tebessüm,hoş görü sunulmalıdır.\nBizler de yarın emekli olacağımıza göre, nasıl ilgi,saygı,sevgi bekliyorsak\nyol yakınken geleceğe yatırım yapmalıyız.Yapılan her iyiliğin mutlaka karşılığı vardır. Kötülüklerin de zaman çerçevesinde cezasız kalamayacağını vurgulamak isterim.Emeklilerin maddi boyutunu ince eleyip sıkı dokuyacak\nolursak  her dönemde emeklilerin haklarının yeterince korunmadığı ortaya çıkar. Her iktidar elinden geleni yapmaya çalışsa da, emeklilerin acizliğine \nkulak tıkamaktadırlar.Emeklilerin maaş ayarlamasını yapanlar hiç değilse kendi aldıkları maaşın yarısını veya üçte birini vermeyi düşünseler sanırım\nbazı sorunlar çözüme kavuşacaktır.Şahsi görüşümü belirttikten sonsa bu\nkurumun yetkililerinin başkanının çalışmalarını hızlandıracağını ümit ediyorum.\nBirinci bölümü burada noktalayarak  saygılar, sevgiler,selamlar iletiyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emekli.....",
        "poet": "Şimşek Acar",
        "poem": "\n\nagladıklarımı yazdım\ngüldüklerimide\nkaranlık gecelerimi\nkoştuğum yılları yokuşları\naraya sıkıştırdığım sevdaları\naç günleri tok günleri\nsosyal sorumlukları\naile yükünü\nve\nyaşımı\nhepsinin altını çizdim\ntopladım \nemekli\nbunca çaba bunca emek\nemekli..işte hayat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emekli ilköğretim müfettişi sayın Ahmet Baş ağabeyime",
        "poet": "Hasan Taşdemir",
        "poem": "\n\nÖğretmen lakelinde\nİlk görmüştüm sizleri\nFazla oturmadınız \nKalkıp gittiniz geri\n\nSoramadım kimseye \nBu arkadaş kim diye\nŞimdi arkadaş olduk \nAhmet ağabeyim ile\n\nBeni nasıl bağladın\nZatıâlilerinize\nGönlümde besliyorum\nSevgi muhabbet size\n\nEğitim ordusunda\nÇalıştınız koştunuz\nBitmeyen yıllarını\nBu yolda hasrettiniz\n\nŞimdi öğretmen olsan\nBende taleben olsam\nAlfabeyi öğretip \nSınıfında tek olsam\n\nBundan sonra yaşamda\nSağlık esenlik olsun \nSıcak yuvan içinde\nMutluluklar bol olsun\n\nSaygıdan vaz geçilmez \nBüyük küçük bilelim\nŞiirimle sizlere \nHoşça kalın diyelim\n\n30.03.2012 – Hasan Taşdemir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emekli",
        "poet": "Şimşek Acar",
        "poem": "\n\naşkın yaşı küçük\nçoluğun çocugun elinde\naşk olgun  olmalı\nyaşını başını almış olmalı\nen azından emekli olmalı\no ne öyle \non beşinde işsiz güçsüz\neli baba cebinde\ngözü komşu kızında\nadı da aşk\naşkın yaşı başı olmalı\nbir defa çoluk çocuk \nderdi olmamalı\npatron iş derdi olmamalı\nsabah otobüs mimnibüs\nkoşmacası olmamalı\nyani aşk olgun olmalı\ntatil öyle onbeş gün\nsevgililer günü bir gün olmamalı\nherşeyi yaşamış doymuş\nyani aç olmamalı aşk\nyaş ellisinden sonra\naşk olmalı\nsen emekli o emekli\nsen on beşinde o otuzunda\nmaaş almalı para derdi olmamalı\nsabah güneşle başlamalı \nkahvaltıda saate bakılmamalı\nöğlen istediğin yerde\nakşam baş başa\nkimsenin derdiyle uğraşmadan\naşk yaşanmalı olgun diri\nbastonlada olsa ayakta\nellisinden sonra \nelini tuttunmu hem aşktan\nhemde güç alacaksın ondan\nagır agır yürüyeceksin\nher şeyi görmek için\naceleye gerek yok artık\nyaş elli aşk  gönlünde\nson durak artık ecel\niyi tutunmak lazı hayata\nel ele gönül gönüle \nherşeyi uzak tutacaksın \naşkın dışında \naşk olgun olmalı o ne\nçoluğun çocuğun elinde\naşk emekli olmalı hemde ellisinde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emekli Kadın",
        "poet": "Serap Atay",
        "poem": "\n\nYıllarca çalıştı çabaladı\nYakasının iki ucunu\n Bir araya getiremedi\nİşçi oldu ezildi\nHanım oldu üzüldü\nGünün birinde emekli oldu \nRahat edeceğim sandı nafile\nYıllar gectı bir ev alamadı\n Kiralarda süründü\nEmekliyi alınca\nEv sahibinin eline sayar oldu\nHayal ettıgı seylerı emeklide yapacaktı\nDüşünmeden para harcayacaktı\nElektrik su telefon Internet ev kırası derken\nYollarda paraları dağıttı\nEmekli kadın yine yaya kaldı\nBir varmış bir yokmuş\nHayat varmış ama\nYasamaya ramak kalmış\nÖmür bitmiş gönül küsmüş \nKalem yazmış şair ağlamış,\n\n12-5-2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emeklilik",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nÇalışan bir insan görsem imreniyorum\nİşi var gücü var\nNeden emekli oldum \nBöyle erkenden.\n\nEmekli olmuyor güneş ay yıldız...\nGüneş gibi ay gibi yıldız gibi olmak güzel.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emekli Öğretmen Hasan Sancakın Feryadına Ses Verin! ..",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nEMEKLİ ÖĞRETMEN HASAN SANCAKIN FERYADINA SES VERİN! ..\n\nHABERİME SAYFASINDA YER  VEREN HER HÜR VE BAĞIMSIZ SİTEYE  ÜYE OLACAĞIM! ..\n\nBUNDAN BİR SENE ÖNCE ÖDEMEM GEREKEN MAHKEME VE AVUKAT PARALARI 2 BİN 51 TL 95 KURUŞ İKEN, ŞU ANDA 05,90 TL’SI OLMUŞTUR. EMEKLİ BİR ÖĞRETMENİM.ÜÇ EVLADIM ÜNİVERSİTEDE OKUYOR. EVLATLARIMIN GEÇİMİNİ SAĞLAMAK İÇİN BEŞ SENEDİR 60 TANE BÜYÜK BAŞ HAYVANIN ALTINI TEMİZLİYORUM. BEN, BANA KESİLEN BU PARA CEZASINI ÖDEYECEKSEM, SORULAN SORULARIMA CEVAP İSTERİM.\n\nXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX\n\nHodri Meydan! ...\n\nHaberimde yazdıklarımın doğru olmadığını düşünüyorsanız,\n\nKendinize güveniyorsanız,\n\nRaporumuzun arkasındayız diyorsanız,\n\nYüreğiniz yetiyorsa,\n\nCanlı bir televizyon yayınında, hepinizi tartışmaya bekliyorum.\n\nFacebook-Twitter’ı kapattıran,\n\nCevap Veremeyen Coca Cola Avukatları Üye Forum Sitelerime de Yasak Koydurtuyor! ..\n\nAşağıdaki sebepten dolayı yasaklandınız:\n\nForumda firmamızı kötülediğiniz için uzaklaştırma cezası aldınız.\n\nNot:Coca Cola Avukatları.\n\nYasaklandığınız süre: 24.03.13, 08:00\n\nXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX\n\nCOCA COLA’YA KARŞI VERDİĞİM HÜKÜK MÜCADELEME ŞİİR KİTABIMDAN ALARAK DESTEK OLUR MUSUNUZ? \n\nBENİM ANNEM MELEKTİ! ..\n\nşiir kitabımdan alarak destek olmanızı rica ediyorum. Çalışmalarınızda başarılar diler,saygı ve sevgilerimi sunarım.\n\nTürü Şiir\n\n112 Sayfa\n\nFiyatı   5 Lira\n\nTÜRKİYE İÇİN GEÇERLİDİR.DESTEK VE KİTAP İSTEME ADRESİ:\n\nPtt Hesap No: 8771827\n\nXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX\n\nCoca Cola’ya Karşı Verdiğim Hukuk Mücadelemde Haklı Olduğuma İnananlardan İlgi ve Destek Bekliyorum! ..\n\nOrta Karadeniz Bölgesi’nin en büyük ili olan Samsun’umuzun güzel, şirin, turistik, yeşille mavinin kucaklaştığı, denizle kumun ve ormanın buluştuğu Alaçam’dan en derin saygı ve sevgilerimi sunarım. Adım soyadım Hasan Sancak’tır. Alaçamlı=Köprübaşılı Halk Şairi,Reklâm Yazarı, Eğitimci, Gazeteciyim.57 yaşındayım. Aslen Trabzon’un Köprübaşı ilçesindenim. Bize, Hacı Dedeoğlu, Sancak’lar derler. 3 tanesi çıkan 50 şiir kitabım 5000 şiirim, 50 tanesi noter onaylı 1500 senaryom vardır.1 Aralık 2000’de, 44 yaşında, gördüğü Gerçek ‘Rüya’ Gıda Işınlama Senaryosunu notere onaylatan dünyadaki ilk ve tek kişiyim. Bu tarihten itibaren de düşlerimde senaryolar  görerek, notere onaylattım ve  yazmayı sürdürdüm. Reklamın R’sinden anlamıyordum. Noter Onaylı ‘Rüya’dan sonra da reklam yazarlığım başladı.5 Aralıkla, 12 Aralık 2000 tarihleri arasında ulusal, yerel televizyon ve gazeteler beni dünya ve Türkiye’ye flaş haber olarak duyurdular. Dünya ve Türkiye’de en çok senaryoları kopyalanan kişiyim. 1 Aralık 2000’ de, yazılı metin halinde notere onaylattığım NOTER ONAYLI ‘RÜYA’ GIDA IŞINLAMA SENARYOSU, dünyada sadece şahsıma ait olan bir  senaryomdur. Bu senaryomu, Coca Cola 5, Tombi Sofix Şeker 7, 10 sene sonra da 2010 yılında,\n1 Ocak 2009’dan  itibaren Vestel ile anlaşan  Güzel Sanatlar Saatchi&Saatchi Reklam Ajansı tarafından kopyalanmıştır. Bu  reklam ajansı tekrar 2011 yılında başka bir ısıtıcı senaryomu da  3 sene sonra  kopyalamıştır. İki senaryom da tıpatıp aynıdır.Türkiye’de haklı olmak yetmiyor. Ankara’da çok güçlü olmanız gerekiyor. Emeğe saygı duymayan Vestel’i de mahkemeye vereceğim. FİKRİ HAKLARI ÇOK İYİ BİLEN UZMAN AVUKATTAN DESTEK BEKLİYORUM. Maddi gücüm yerinde değildir. Ben, senaryolarımın benzer olduğunu ispat edeceğim. Bu işin üstünden gelirim. Mahkemeyi kazanırım. Şirketten de hakkını ve hakkımı  alırım diyorsanız, lütfen beni arayınız.Başka bir kâbus reklâmımı da Mavi Jeans=Ali Taran 4-5 ay sonra, başka bir kâbus reklâmımı da Blendax 5, Ufo 8 sene sonra Türkiye’deki ve  dünyadaki ulusal televizyonların reklâm kuşaklarında oynatmıştır.\n\nNoter Onaylı ‘Rüya’mı kopyalayan Coca Cola’yı Samsun’da, mahkemeye verdim. Dava, Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderildi. Üç kişiden oluşan  sözde bilirkişiler, iki rüya senaryosu arasında bir benzerlik bulamadılar. Noter Onaylı ‘Rüya’ Davası şu anda Yargıtay’a taşınmıştır. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi Başkanlığına yaptığım  şikayetim reddedilmiştir.  On  bir sayfalık ek layiha sunumumdan bir kelimesi bile dikkate alınmamıştır. Bilirkişiler trafından kaleme alınan ve yerel mahkemenin de bilirkişi heyetinin vermiş olduğu karara göre Yargıtay aleyhime karar vermiştir. Bu yazımla birlikte Yargıtay 11.Hukuk Dairesi Başkanlığı tarafından aleyhime verilen YARGITAY İLAMI’nı, Adalet Bakanlığı,Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanlığı ve KARAR DÜZELTME yazımı bilginize sunuyorum. Benim emekli bir öğretmen olarak devletinden başka güveneceğim bir kurumum yoktur. Şikayet yazımda sorduğum sorularıma cevap verilmesini istiyorum. Devlet makamında güçlülerin saltanatının hüküm sürmediğini  gösteriniz. Yargıtay’a gönderdiğim ek layiha sunumunun incelenmediği, okunmadığı kanaatindeyim. Çünkü bilirkişi raporunun çelişkilerle dolu olduğunun farkına varılmamıştır. Sadece yerel mahkemenin vermiş olduğu karara göre hüküm verilmiştir.Benim söylediklerimin bir kelimesi bile dikkate alınmamıştır.Objektif davranılmamıştır. Bilirkişilerin  yazdıkları çelişkiler aklanmıştır. Sorduğum onlarca soru cevap bulamamıştır. Bilirkişilerin raporunda yazdıkları çelişkiler ce tezatlardan bir kitap olur. Adalet önünde güçlülerin sözü geçip, haklı olan güçsüzler benim gibi şu anda 05.90 TL ödeyecekse, adaletin olduğu bir yerde adaletsizlikler sürüyorsa, altında imzaları olanlar bu işten sorumludurlar. Bu devlete 26 sene görev yapmış bir öğretmen sizlerden adalet beklemekte ve istemektedir.Bu eli geri çevirmeyin. Orada hakkın  geçerli olduğunu ispat edin.\n\nBu duygu içinde çalışmalarınızda başarılar diler, en derin saygı ve sevgilerimi sunarım.\n\nSaygılarımla.\n\nXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX\n\nYARGITAY11. HUKUK DAİRESİ SKANDAL BİLİRKİŞİ RAPORUNU ONADI! ..\n\nYARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ BAŞKAN VE ÜYELERİNDEN ŞİKAYETÇİYİM! ..\n\nSKANDAL BİLİRKİŞİ RAPORUNA İMZA ATANLRA HODRİ MEYDAN! ..\n\nYARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ BAŞKAN VE ÜYELERİNİN ÇELİŞKİLERLE VE SKANDALLARLA DOLU BİLİRKİŞİ RAPORUNU NOKTASINA VİRGÜLÜNE KADAR ONAMALARI ‘DEVLETİMİZİN BEKASI’ AÇISINDAN ÇOK BÜYÜK BİR TALİHSİZLİK VE  ÜZÜNTÜ VERİCİ BİR DURUMDUR. EMEKLİ BİR ÖĞRETMENİN HAK, HUKUK VE ADALET İSTEĞİ, GÖZ GÖRE GÖRE ÇİĞNENMİŞTİR.\n\nXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX\n\nDanıştay Başkanı isyan etti.\t\n\nwww.cnnturk.com\n\n15 MART 2013 / CUMA\nYAYIN SAATİ: 20.48 - 21:35   \nPolisin savcı gibi, bilirkişilerin ise hakim gibi görev yaptığını belirten Danıştay Başkanı Hüseyin Karakullukçu, \"böyle adalet olmaz\" dedi.\n\nDanıştay Başkanı Hüseyin Karakullukçu, \"Şu memlekete baktığım zaman, affınıza sığınıyorum, işte polis, emniyet teşkilatımız savcı olmuş, bilirkişi de hakim olmuş, mübaşir de yazı işleri müdürü olmuş, ondan sonra 'adalet' diye bağırıyoruz. Yok ya. Böyle bir şey olmaz. Mümkünatı yok\" dedi.\n\nKarakullukçu, Hilton Otel'de düzenlenen \"Geliştirilmiş Bilirkişilik Sistemi AB Eşleştirme Projesi\"nin açılış toplantısında, bilirkişilik kurumuna şahsen çok büyük ilgi gösterdiğini ve bu konuda yapılan tüm çalışmaları desteklediğini söyledi.\n\nBir hukuk uzmanı olan hakimlerin, haklarında karar verdikleri hukuki uyuşmazlıklarla ilgili teknik bilgiye sahip bulunmasının da her zaman mümkün olmadığını belirten Karakullukçu, bu bakımdan teknik bilgi gerektiren konularda hakimlerin o konunun uzmanlarının görüşüne başvurduğunu ve yardım aldığını ifade etti.\n\nKarakullukçu, bilirkişilik kurumunun, sağlıklı bir şekilde işlemediğine işaret ederek, \"Gerçekten olması gereken bir kurumdur. Eskiden beri hep uyguladığımız bir kurum. Ama ülkemiz açısından baktığımızda uygulamada her zaman sağlıklı bir biçimde uygulandığını söylememiz mümkün değil\" diye konuştu.\n\nBu alanda birtakım sorunlar bulunduğunu dile getiren Karakullukçu, seçilen bilirkişilerin davanın çözümüne yönelik hukuki ve teknik inceleme becerisinin olmaması ile birden fazla bilirkişinin seçilmesi halinde ortak raporun müzakereyle hazırlanmamasının sorun olduğunu vurguladı.\n\nHukuki noktalarda karar veren hakimlerin bazı konularda teknik bilgi sahibi olmadığını, olmasının da beklenemeyeceğini belirten Karakullukçu, \"Örneğin biz ceza hukukuyla ilgili olarak da 'Bu olayda suçun maddi unsuru var mıdır, yok mudur' diye bilirkişiye soruyoruz. Şimdi buradan başlayalım, kendimizi eleştirelim. Bu olayda suçun maddi unsuru var mıdır veya manevi unsuru var mıdır, bunu senin bilmen lazım. Bilirkişi mi bilecek herhalde bunu? Yani bilirkişiye havale edilmemesi gereken konular hakimlerimiz tarafından, maalesef uygulamada rastladığımız bir konudur, bilirkişiye havale ediliyor\" dedi.\n\n\"Şu memlekete baktığım zaman...\"\n\nBilirkişilere sorumluluk yüklenmesini de eleştiren Karakullukçu, şunları kaydetti: \"(Ne yapalım efendim. Bilirkişi bu şekilde demiş. Günahı, sevabı bilirkişinin boynuna...)  Olmaz bu. Böyle adalet olmaz. 'Beni buraya çıkartma, beni konuşturma' dedim sayın genel müdürüm, konuşturdun. Yani şimdi eğer biz görevimizi yapmıyorsak, kusuru başka yerde aramamamız lazım. Şu memlekete baktığım zaman, affınıza sığınıyorum, işte polis, emniyet teşkilatımız savcı olmuş, bilirkişi de hakim olmuş, mübaşir de yazı işleri müdürü olmuş, ondan sonra 'adalet' diye bağırıyoruz. Yok ya. Böyle bir şey olmaz. Mümkünatı yok. O halde bunu iyileştirmek zorundayız. Adaleti arayacaksak öyle bakacağız. İşte bu sempozyumu, bu toplantıyı yapmış olmamızın sebebi, amacı budur. İnşallah buradan hayırlı sonuçlar çıkacak. Hiç lafı uzatmaya gerek yok, önce kusuru kendimizde arayacağız.\"\nSaygılarımla.\n\nXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX\n\nT.C.\n\nYargıtay\n11.Hukuk Dairesi\nESAS NO:2011/15946\nKARAR NO:2013/638\nYARGITAY İLAMI\n\nMAHKEMESİ:SAMSUN 3.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ\n\nTARİHİ:28./04/2011\n\nNUMARASI:2009/314-2011/149\n\nDAVACI:HASAN SANCAK\n\nDAVALI:COCA COLA İÇECEK A.Ş\n\nVEKİLİ:AV. FATMA BİNNUR KORTUN\n\nTaraflar arasında görülen davada Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.04.2011 tarih ve  2009/314-2011/149 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Adem Gönül tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içersindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:\n\nDavacı, reklam senaryosu olarak kullanılabilecek değerde bulduğu bir rüyasını noter tutanağı ile zapt altına aldırdığını,davalının izin almaksızın rüya metninden oluşan bu reklam senaryosunu ticari reklam filmi haline getirip yurt içi ve yurt dışında yayınlatarak kazanç elde ettiğini,bu şekilde telif eseri hakkına tecavüz ettiği ve bundan haksız kazançta bulunduğunu ileri sürerek şimdilik 7.000.00 TL telif hakkı bedelinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.\n\nDavalı vekili, davacının noterde düzenlediği rüya ile reklam filmi arasında benzerlik/iltibas olmadığını,reklam filminin bir yurt dışı firma tarafından hazırlanarak 2003 yılında Meksika’da, ardından Arjantin ve Türkiye’de yayınlandığını,reklam firmasının Türkiye’de tespit edilen bir rüyayı bilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.\n\nMahkemece, iddia,savunma,benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre,davacıya ait noter onaylı metnin  eser vasfına haiz olduğu,davacının eser sahibi sıfatı bulunduğu,ancak dava konusu reklam filmi senaryosunun davacı eseri ile aynı veya benzer nitelikte olmadığı,bu nedenle davacının mali haklarına tecavüzün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.\n\nKararı,davacı temyiz etmiştir.\n\nDava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.\n\nSONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı,davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına,14.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.\n\nBaşkan\nMehmet KILIÇ\nÜye\nH.G Vuraloğlu\nÜye\nA.A. Doğan\nÜye\nR.C Hanedan\nÜye\nG. Dinç\n\nXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX\n\n18.02.2013 -Pazartesi\n\nAdalet Bakanlığı'na,\n\nANKARA,\n\nHakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanlığı’na,                                                                                                                                                     ANKARA,\n\nYARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ BAŞKAN VE ÜYELERİNDEN ŞİKAYETÇİYİM! ..\n\nAşağıda  Yargıtay 11.Hukuk Dairesi Başkan ve üyeleri tarafından aleyhime verilen  YARGITAY İLAMI sizlere yazdığım şikayet yazımdan sonra  bilginize sunulmuştur.\n\nYerel mahkemenin aleyhime verdiği kararından sonra davayı Yargıtay’a taşıdım.Yargıtay’a on bir sayfalık ek layiha sunumu verdim.Tamamen çelişkilerle ve skandallarla dolu bir rapor hazırlayan bilirkişileri Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı’na da    şikayet ettim. Başkan ve üyeler tarafından yerel mahkeme tarafından yazılanların yerinde olduğu ilam edilmiştir.Ben on bir sayfalık ek sunumda sorduğum soruların ne yazık ki bir tanesinin bile cevabını alamadım.Yargıtay üyelerimiz çelişkilerle ve skandallarla dolu rapora hep birlikte sahip çıkmışlardır. Burada en önemli gördüğüm ve yazdığım  ek layihamdaki bazı skandalları sizlerin de bilgisine sunuyorum. Yazdıklarım ve sorduğum soruların  başkan ve üyeler tarafından muhakkak cevaplandırılmasını istiyorum. Bu cevaplar tam ve gerçek olarak verilmediğinde adalet büyük yara alacaktır. Sizler orada hakkı ve adaleti temsil diyorsunuz. Milletimizin güvencesisiniz. Verdiğiniz kararlar haksızı haklı gösteriyorsa, büyük bir çöküntü başlar.Gerçek adaletin olmadığı yerde zulüm ve ölüm kol gezer. Bilirkişilerin  yazmış olduğu skandallarla dolu rapor temize çıkmış, ben suçlu duruma sokulmuş oldum.Bunu kabul etmem mümkün değildir. BUNDAN BİR SENE ÖNCE ÖDEMEM GEREKEN MAHKEME VE AVUKAT PARALARI 2 BİN 51 TL 95 KURUŞ İKEN, ŞU ANDA 05,90 TL’SI OLMUŞTUR. EMEKLİ BİR ÖĞRETMENİM.ÜÇ EVLADIM ÜNİVERSİTEDE OKUYOR. EVLATLARIMIN GEÇİMİNİ SAĞLAMAK İÇİN BEŞ SENEDİR 60 TANE BÜYÜK BAŞ HAYVANIN ALTINI TEMİZLİYORUM. BEN, BANA KESİLEN BU PARA CEZASINI ÖDEYECEKSEM, SORULAN SORULARIMA CEVAP İSTERİM.BAŞKAN VE ÜYELER GİBİ GEÇİŞTİRİRSENİZ,KUL HAKKINA İNANAN BİR İNSANIM.YÜCE ALLAH BUNUN HESABINI ÖBÜR DÜNYADA SORAR.\n\nBilirkişiler, sayfa 8’de ’TARAFLARA AİT SENARYOLAR,MUKAYESE EDİLECEK OLURSA’ yazmaktadırlar. Karşılıklı olarak iki rüya senaryosunu en ince ayrıntısına kadar incelediklerini raporlarında yazmaktadırlar.\n\nİlk sorum şudur. Davaya ait Coca Cola Rüya Reklam Senaryosunun görüntüsünü seyretmeden bilirkişiler benim aleyhime karar verebilirler mi? Bu bir eksiklik değil midir? Bu bir eksiklikse, Yargıtay başkan ve üyelerimiz niçin bunun farkında değildirler? Bu soruma muhakkak cevap istiyorum.Bir taraftan her iki riya senaryosunu mukayese yaptık diyeceksiniz. Öbür taraftan da Coca Cola Rüya Reklam Filminin görüntüsünü  seyretmeden benim aleyhime karar vereceksiniz! Filmin görüntüsünü seyredilmeden benim aleyhime karar vermek mümkün değildir.Bu durum çok büyük bir skandaldır.Yargıtay başkan ve üyeleri bunun nasıl farkında olmazlar? Bilirkişiler yazdıkları raporlarında her iki rüya senaryosunu üstüne basa basa mukayese yaptıklarını iddia etmektedirler. Coca Cola Rüya Reklam Filmini seyretmeyen bilirkişilerin dokuz sayfalık raporlarında iki rüya senaryosunu karşılıklı olarak yaptıkları bir mukayeseleri de yoktur. Mukayese  olabilmesi için filmin görüntüsünü muhakkak bilirkişilerin seyretmeleri gerekirdi. Seyredilmeyen bir filmin mukayesesinin yapılması mümkün değildir. Lütfen Coca Cola avukatlarına ve bilirkişilere ait olan aşağıdaki rapordaki yazılanlara dikkat ediniz. Bilirkişiler bir taraftan mukayese yaptık diyorlar. Bunu söyleyen bilirkişiler filmin görüntüsünün boş çıktığını ve görüntüyü seyretmediklerini  kendileri onaylamaktadırlar. Rapordaki bu bölümler başka bir söze gerek bırakmamaktadır. Yargıtay başkan ve üyelerimiz niçin bunun da farkında değildirler? Bilirkişiler bir yerde ak dediklerine diğer yerde kara demektedirler.Yargıtay başkan ve üyelerimiz en ince ayrıntısına kadar araştırma yaptıklarını kendileri yazmışlardır. MUKAYESE YAPTIK DİYEN BİLİRKİŞİLER,DOKUZ SAYFALIK RAPORLARINDA BİZ İKİ RÜYA SENARYOSUNUN KARŞILIKLI OLARAK ŞUNLARI KARŞILAŞTIRDIK DEDİKLERİ BİR KELİMELERİ YOKTUR. YAPTIKLARINI İSPAT ETSİNLER.HERKESTEN ÖZÜR DİLEYECEĞİM.\n\nSayfa 1-2. Savunma:\nDavalı vekili 15.12.2009 tarihli esasa cevaplarında ve diğer beyanlarında özetle, Davacı tarafın hak sahibi olduğunu iddia ettiği metin (veya görüntüsü içeriği)  ile dava konusu reklam filmi metni (reklam senaryosu)  arasında herhangi bir benzerlik ya da iktibas yaratacak bir durum bulunmadığını,bu husususun 15.12.2009 tarihli dilekçeleri ekinde sunulan ve reklâm filmi içeriğini konu alan CD incelendiğinde de açıkça görüleceğini…\n\nSAYFA 4: 4. Davalı tarafça sunulan deliller tetkik edilmekle; \n\nDavalı vekilinin 15.11.2009 tarihli cevap dilekçesinde,04.03.2005–17.04.2005 tarihleri arasında yayınlandığı belirtilerek, sunulan davaya konu reklâm CD’sinin içinde kayıtlı herhangi bir dosya bulunmadığı CD’nin boş olduğu)  görülmüştür.\n\nOrtada Cola Rüya Reklam Filminin görüntüsü bulunmamaktadır. Coca Cola avukatları içi dolu bir CD verdik deyip boş CD verdikleri için filmin görüntüsü seyredilmemiştir.Bunun için her iki rüya senaryosunun da mukayesesi yapılmamıştır.Dokuz sayfalık raporda skandallar birbirini takip etmektedir.\n\nFilmin görüntüsünü seyretmeyen bilirkişiler,bu sefer de dosyadaki renkli resim karelerine bakmışlardır. Zannedersiniz ki Noter Onaylı ‘Rüya’ ile renkli resim karelerini karşılıklı mukayese yapacaklardır! Bilirkişilerin mukayese yapma diye bir dertleri yoktur.Baktıkları renkli resim karelerinde anlatılanların, COCA COLA AVUKATLARININ MUKAYESELERİ OLDUĞUNU NOKTASINA VİRGÜLÜNE KADAR   ONAYLAMIŞLARDIR.Bilirkişiler, Coca Cola avukatlarının mukayesesini onaylamak için mi renkli resim karelerine bakmışlardır? Bunu zaten Coca Cola avukatları yapmışlardır.Sizler avukat değil, bilirkişisiniz. Mukayese yapmıyorsunuz. Kopya çekerek, Coca Cola avukatlarının mukayesesini onaylıyorsunuz.Bunu hiçbir gerçek bilirkişi yapmaz.Sizin göreviniz en ince ayrıntısına kadar iki rüya senaryosunu  incelemektir. Ne yazık ki görevinizi yerine getirmediniz.Filmin görüntüsü boş çıkmışsa,renkli resim kareleri de avukatlara ait bir mukayese ise,bilirkişiler, Noter Onaylı ‘Rüya’nın yazılı metnini ne ile karşılaştırarak, benim aleyhime karar vermişlerdir? Ortada üçüncü olarak ne bir filmin görüntüsü ne de renkli resim kareleri vardır! Bilirkişiler, iki rüya senaryosunun mukayesesini tapmadıkları halde, yapmışlar gibi rapor hazırlamışlardır. Renkli  resim karelerinde anlatılanların kendilerinin değil,Coca Cola avukatlarının mukayesesi olduğunu onaylamışlardır.\n\nBENİM ALEYHİME KARAR VEREN BİLİRKİŞİLER, TEYİT ETTİKLERİ COCA COLA AVUKATLARINA AİT OLAN RENKLİ RESİM KARELERİNE GÖRE BENİM ALEYHİME KARAR VERMİŞLERDİR. \n\nYazdık dedikleri BİLİRKİŞİ RAPORU,KABUL ETTİKLERİ COCA COLA AVUKATLARININ MUKAYESESİNE GÖRE YAPILMIŞTIR.\n\nÇünkü ortada Noter Onaylı ‘Rüya’ ve   Coca Cola Rüya Reklam Filmi’nin renkli resim karelerinden başka bir materyal yoktur.O zaman bu rapor bilirkişilere değil, Coca Cola avukatlarına ait olmuş olur.’\n\nBurada yazdıklarım dokuz sayfalık bilirkişi raporunu çöpe gönderir. Rapor objektif yazılmamıştır.Taraflı olarak kaleme alınmıştır.BİLİRKİŞİLER AŞAĞIDA BİLGİNİZE SUNDUĞUM COCA COLA AVUKATLARININ MUKAYESESİNE GÖRE BENİM ALEYHİME KARAR VERMİŞLERDİR.BÜTÜN YAZDIKLARI MUKAYESELERİ ONAYLADIKLARI COCA COLA AVUKATLARININ RENKLİ RESİM KARELERİNİN MUKAYESESİNE GÖRE YAPMIŞLARDIR.BU ÇOK BÜYÜK BİR SKANDALDIR.\n\nYargıtay başkan ve üyelerimizin bunların farkında olmadan bir ilam kaleme almaları, adaleti zedeler.Adalet duygusunun olmadığı bir ülke, karanlığa girer.Gücü olanlar haklı olacaksalar, saygıdeğer başkan ve üyeler sizlere nasıl güven besleyebiliriz? Şikayetim devletimedir. Sizlerden adalet istiyorum.Bu dünyada bu adalet tesis etmezse,öbür dünya aleminin azabı korkunç olur.Bu emekli öğretmenin feryadını duyunuz. Duymazsanız, Yüce Allah, meleklerine noktasına virgülüne kadar konuşulanları yazdırmaktadır.\n\nİŞTE BİLİRKİŞİLERİN AVUKATLARA AİT MUKAYESELERİ ONAYLADIĞI RAPORDAKİ BÖLÜM! ..\n\nSAYFA 4:\n\nDavalı  vekilinin 15.11.2009 tarihli cevap dilekçesinde yer verdiği mukayeseli senaryo metinleri  aşağıda verilmiş olup:resimli senaryo dosyasındaki ‘GÖRÜNTÜLERİN’ bu anlatımları teyit ettiği gözlenmiş…\n\nAŞAĞIDAKİ MUKAYESELER, COCA COLA AVUKATLARI VE BİLİRKİŞİLERİN ORTAK GÖRÜŞÜDÜR.\n\nDavalı  vekilinin 15.11.2009 tarihli cevap dilekçesinde yer verdiği mukayeseli senaryo metinleri aşağıdaki şekildedir.\n\nDava konusu reklâm filmi içeriği\n\nSAYFA 4: 1.Bölüm:\n\nİki genç birlikte kanepede otururlar iken, gençlerden biri mutfağa gidip buzdolabının kapağını açar. Buzdolabında sadece 1 adet COCA COLA şişesi görür. Bu esnada kanepede uyumakta olan diğer genç rüya görmeye başlar.\n\nSAYFA 4: 2.Bölüm:\n\nRüya görmeye başlayan genç rüyasında sokağa çıkar ve bir markete girer.MARKET SAHİBİNE COCA COLA OLUP OLMADIĞINI SORAR,MARKET SAHİBİ GENCE, COCA- COLA’NIN OLMADIĞINI VE DÜNYADA SADECE 1 ADET KALDIĞINI SÖYLER.\n\nSAYFA 5: Son Bölüm:\n\n…Coca Cola içtiğini görür ve ve yanındaki arkadaşına İÇTİĞİ ŞİŞENİNİN ‘SON ŞİŞE’ OLUP OLMADIĞINI SORAR.ARKADAŞI İÇMİŞ OLDUĞU ŞİŞENİN ‘SON ŞİŞE’ OLDUĞUNU FAKAT PAYLAŞABİLECEKLERİNİ SÖYLER.\n\nSonuç: Yukarıda sunulan bilirkişi raporundaki en önemli deliller neticesinde dokuz sayfalık çelişkilerle ve skandallarla dolu rapor hazırlayan bilirkişilerin yaptık dediği ortada bir mukayeseleri bulunmamaktadır. Bilirkişilerin onayladıkları  Coca Cola avukatlarının renkli resim karelerine bakılarak buradaki mukayeseye göre raporu düzenledikleri ve bu mukayeseye göre benim aleyhime karar verdikleri görülmektedir. Rapordaki bazı bölümlere verdiğim cevapların Yargıtay üyeleri tarafından haklı görülmesi en büyük endişe kaynağıdır.\n\nSadece bir soru soruyorum.Vallahi cevabı yoktur.SAYGIDEĞER BAŞKAN VE ÜYELER,Bilirkişiler,Noter Onaylı ‘Rüya’ yazılı metnini Coca Cola Rüya Reklam Filminin görüntüsünü seyrederek mı? Renkli resim karelerine bakarak mı? Neyi ile karşılaştırma yaparak benim aleyhime karar vermişlerdir? Bu sorunun cevabı yoktur.Filmin görüntüsü boş çıkmıştır.Renkli resim karelerindeki mukayeseler de bilirkişilere ait değil,Coca Cola avukatlarına aittir.Bu mukayeseye göre aleyhime karar verilmiştir.\n\nÇalışmalarınızda başarılar diler, saygı ve sevgilerimi sunarım.\n\nSaygılmla.\n\nXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX\n\nT.C.\nHÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU\nGenel Sekreterliği\n\nSayı: 83784049-MUH.2013/360/9265\t                                                         11/03/2013\n\nKonu:Evrakın Yargıtay Başkanlığına\ngönderilmesi\n\nYARGITAY BİRİNCİ BAŞKANLIĞINA\n\nHâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu iletisim@hsyk.gov.tr. internet adresine yapılan  17/02/2013 tarihli  Hasan SANCAK'a ait başvuruda, Yargıtay 11 inci Hukuk Dairesi Başkan ve Üyeleri hakkında  isnatlar bulunulması nedeniyle, söz konusu başvuru Yargıtay Kanununun 46 ncı maddesi uyarınca ilgisi nedeniyle ilişikte sunulmuştur.\nBilgilerinize arz ederim.\n\nMuzaffer  BAYRAM\nHâkim\nGenel Sekreter\nEK:\nBaşvuru dilekçesi (5 sayfa) \n\nDAĞITIM:\nBilgi :\nHasan SANCAK\nogretmen_hasansancak@mynet.com\n\nBu evrak, 5070 sayılı Kanun gereğince elektronik imza ile imzalanarak DYS üzerinden gönderilmiş olup, ayrıca fiziki olarak  gönderilmeyecektir.\n\nEmniyet Mah. Mevlana Bulvarı No: 70 Yenimahalle/Ankara             İrtibat:Muhabere Bürosu  Tel:(0312)  204  11 94\nFaks: (0312)  222  71 45                                                                       e-posta: iletisim@hsyk.gov.tr\n\nXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX\n\nYARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA\n\nGönderilmek üzere\n\nSAMSUN 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE\n\nDOSYA:2009/314 ESAS\n\nKARAR DÜZELTME İSTEYEN / DAVACI:Hasan Sancak – Samsun\n\nKARŞI TARAF:Coca Cola İçecek AŞ. – İstanbul\n\nVEKİLİ:Av. Fatma Binnur Kortun – İstanbul\n\nTALEP:Karar Düzeltme başvurusu\n\nT. KONUSU:Yüksek Mahkememizin 14.01.2013 T. ve 2011/15946 E. ve 2013/638 K. sayılı gerekçesiz ONAMA ilamının kaldırılarak temyiz layihamda sunulan temyiz sebeplerine binaen yerel mahkeme kararının bozulması dileğimden ibarettir.\n\nKARAR TEB. TARİHİ:13.02.2013\n\nKARAR DÜZ. T. TARİHİ:18.02.2013\n\nKARAR DÜZELTME NEDENLERİ\n\nÖncelikle belirtmeliyim ki, vekilim Av. Ali Türkmen OMÜ Hukuk Fakültesi’nde Yrd. Doçent olarak öğretim üyeliğine atanmış bulunmakla; Karar Düzeltme Başvurumu bizzat davacı asil olarak kendim yapmış bulunmaktayım.\n\nYüksek Dairemizin onama ilamı gerekçesizdir. Temyiz layihamızdı ileri sürdüğümüz temyiz sebepleri tek tek ele alınıp irdelenmemiş ve değerlendirilmemiştir. Klişe ONAMA hükmü kurulmuştur.\n\nTarafların ileri sürdükleri itiraz ve defiler gerektiği gibi değerlendirilmemiştir.\n\nÖzellikle, bilirkişilerin çelişki arz eden raporlarındaki mübayenet giderilmeden red hükmü kurulmuştur.\n\nDavalı tarafın –bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere benzeşen senaryolara göre- haksız tecavüzde bulunduğu tartışmasız iken aksine kanaatle her iki senaryo arasında iktibas yaratacak bir durum bulunmadığı gerekçesi yazılarak hüküm kurulması kesinlikle hukuka aykırıdır.\n\nDavalı vekilinin 15.11.2009 tarihli cevap dilekçesinde,04.03.2005–17.04.2005 tarihleri arasında yayınlandığı belirtilerek, sunulan davaya konu reklâm CD’sinin içinde kayıtlı herhangi bir dosya bulunmadığı CD’nin boş olduğu olgusu da göz ardı edilerek red hükmü kurulmuştur.\n\nOrtada Cola Rüya Reklam Filminin görüntüsü bulunmamaktadır. Coca Cola avukatları, içi dolu boş CD verdiklerini ileri sürmüş idiyseler de bu sunulan CD’nin boş olduğu, dolayısıyla, mukayesesi yapılamadığı çelişkili raporda da belirtilmiştir.\n\nYerel Mahkeme kendi içinde tutarlı olmayan birbiriyle mütenakız paragraflar içeren rapora göre davanın reddi cihetine gitmiş; \n\nYüksek Dairemiz de yanılgıya dayalı olarak ONAMA kararı vermiştir.\n\nBilirkişilerin raporlarında yaptıkları mukayeseler objektif değildir. Bu yön de göz ardı edilmiştir.\n\nSonuç: Kısaca sunulan nedenlerle, dosyanın yeniden tetkikini, yanılgıya dayalı onama ilamının kaldırılmasını; temyiz layihamızda belirtilen sebeplerden dolayı usul ve yasaya aykırı bulunan yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINI arz ederim. Saygılarımla.  18.02.2013\n\nKarar Düzeltme Talep Eden\n\nDavacı\n\nHASAN SANCAK\nALAÇAMLI HALK ŞAİRİ\nREKLÂM YAZARI\n(EĞİTİMCİ-GAZETECİ) \n05062730465  (Öğretmen Hattı) \nogretmen_hasansancak@mynet.com\nYeni Cami Mah. Bafra Cad.4.Sok No 11\n55800-ALAÇAM-SAMSUN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emeklilere tavsiye 1",
        "poet": "Mehmet Atar",
        "poem": "\n\nEmekli olunca ne yapacağız\nKimse sus diyemez ötebiliriz\nBağımsızız artık hür olacağız\t\nAkşama kadar da yatabiliriz\n\nDevletten maşım aşımız hazır\nHer işe eğilir başımız hazır\nTelaşe etmeyin işimiz hazır\nYol alıp kaldırım satabiliriz\n\nHer işin bir başı bir de sonu var\nBir yanı bolluksa öbür yanı dar\nYediğimiz zarar tuttuğumuz kâr\nYemez isek kârı katabiliriz\n\nHiç boşuna bize etmeyin keder\nZaten ikramiye gelmeden gider\nHanımla dövüşür evi terk eder\nÇarşı da havayı atabiliriz\n\nArtık bizim ile yarışamazlar\nBulup kolay kolay görüşemezler\nPolitika yapsak karışamazlar\nBaşbakana bile çatabiliriz\n\nSanmayın geçen gün geriye gelir\nBu gerçeği zaten hepiniz bilir\nKollestrol çıkar şeker yükselir\nBirkaç tane hap ta yutabiliriz\n\nHolding kurar hisseleri satarız\nEl çalışır bizde yeriz yatarız\nYalan mı yok bol keseden atarız\nZarar ortak belki batabiliriz\n\nAnlatırken bile dilimiz şişti\nOla ki işler biraz değişti\nOturur kahvede oynarız pişti\nÜtülürsek bir de ütebiliriz\n\nAtaroğlu’m şiir yazmaya değer\nBu emeklilikte böyle ne imiş meğer\nArada bir hata yaparsak eğer\nİhtiyar diyerek yırtabiliriz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emekliye  ayrılmış  ney'im",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nGündüzden  emekli  bir  geceyim\nidareyi  maslahat\nasgari  mutlulukla\nyaşamaya  çalışıyorum\n\nfitili  içime  içime  yanan\ntek  bir  mumla  aydınlanıyorum\nihanet  bir  kurşun\nla\n\nsi\ndo\nre\nmi\nfa\n\nsol\nanahtarım  kırık\nvucudum tavan arasına  atılmış\neskimiş bir  enstruman\n\nher  nota  bir  kurşun\n\nbedenim  delik  deşik  bir  ney\nemekliye  ayrılmış  bir  ney'im\nihanet  kurşunuy\nla\n\nasgari  mutlulukla\nidareyi  maslahat  yaşıyorum\n\nrehberim Neyzen  Tevfik\nbir  ışık arıyorum\n\n24/Temmuz/2011/Pazar/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emeklilik Sendromu,,,,,",
        "poet": "Ramazan Gökçe",
        "poem": "\n\nYıllar su gibi akıp gidiyor,emekliliği düşünemiyorsunuz derken kovalanan yıllara sonunda yetişiyorsunuz\nEmekliliğin önceleri ne olduğunu anlamıyorsunuz, izin dönüşü emeklilik istiyorsunuz,,uzun süren bayram tatili gibi,o tatil uzuyor sonra.bitmiyor, artık işe başlama tarihi geldi diyorsunuz, bir kaç sabah erkenden kalkıyorsunuz işe gidecek gibi, yılların alışkanlığı, gitmiyorsunuz,,gidemiyorsunuz\nçağıranda yok sizi işe,,,, yüreğiniz işyerinde,sanki uzaktan orada ki çalışmalar film şeridi gibi önünüzden geçiyor,, sonra sık sık emekli olurken arkadaşlarınızın üstüne duygularını yazdıkları panoya takılıyor gözleriniz yürekten yazılmış dost yazılarını, usanmadan bıkmadan okuyorsunuz,\nonlarla bir daha beraber olamıyacağınızı düşünüyorsunuz,, üzülüyorsunuz,,\nonları ne kadar çok sevdiğinizi günler geçtikçe anlıyorsunuz ilk zamanlar onlarda alışamıyor telefonlar mailler,hal hatır sormalar, duygu fırtınası bitmiyecek gibi sanki sonra iş güç yaşam gailesi ve zamanın vefasızlığı giriyor araya yavaş yavaş azalıyor herşey telefonlarınız çalmaz,mailler gelmez oluyor işte o zaman emekliliğin ne demek olduğunu anlıyorsunuz\nikinci bir hayatın emekleme dönemini yaşıyor,alışmaya çalışıyorsunuz,\ngündüz vakti boş sokaklarda yürürken kendinizi suçlu hissediyorsunuz iş vakti burada ne arıyorum,diye geçiyor içinizden sonra onada alışıyorsunuz\nherşeyiniz anılarınızdır artık mecbursunuz yanlızlığınıza alışıyorsunuz\nbu hayatın gerçeği,,, eşinizde alışık değil sizin bu halinize\niçinden geçenleri hissediyorsunuz(hergün evde durursa ben ne yaparım)       bakıyorsunuz ki çıkış yolu yok,evde de fazlalık görüyorlar sizi haklılar,yirmibeş yıldır evde olmıyan kişi,, sonunda onlarda bunun gerçek olduğunun farkına varıyorlar zaten, isteselerde evde duramıyorsunuz ufak çaplı bir iş tutuyorsunuz,personel servisi gibi,sonra kendinize geliyor ve iyiki emekli olmuşum diyorsunuz,,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emekten Ekmeğe",
        "poet": "Ersin Nurhat",
        "poem": "\n\nEMEKTEN EKMEĞE \nYETER\nEkmek için alın ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emel'im",
        "poet": "Ümit Zeki Soyuduru",
        "poem": "\n\nHayallerimin süsü,\nHem emelim hem elim.\nBana gönül türküsü,\nSarı saçlı Emel’im.\n\nDikenler arası gül,\nHem kanarya hem bülbül,\nSana düştü bu gönül,\nSarı saçlı Emel’im.\n\nTay gibi teziyorsun,\nYalınız geziyorsun,\nHep beni üzüyorsun,\nSarı saçlı Emel’im.\n\nGeçsin ömrün baharla,\nYanmayasın hiç narla,\nN’olur kendini zorla,\nSarı saçlı Emel’im.\n\nSevgimizi götürme,\nBeni sende bitirme,\nÜmit’ini yitirme,\nSarı saçlı Emel’im.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emektar Öğretmen Ahmet Yüzeroğlu",
        "poet": "Ahmet Yüzeroğlu",
        "poem": "\n\nAhmet Yüzeroğlu’nun Kahramanmaraş Ticaret Meslek Lisesi’nin hatıra defterine yazmış olduğu yazı:\n\n“Can sebebim, yaşam kaynağım, kara sevdam, mecnunu olduğum, mabedim, sığınağım, kırk bir yıllık öğretmenlik ömrümü tükettiğim hala kulu kölesi olmaya doyamadığım okulum.\n\nBeni mezardan çıkartarak sana getirdiler. Çilelerim bir anda çiçeğe dönüştü. 17 Mayıs 2015 Pazar benim diriliş gönüm. Bir iki saatim bir iki asır gibi bana bitmez tükenmez bir sevinç, mutluluk verdi.\n\nVerdiklerimi bu gün fazlasıyla, bereketiyle aldım. Her öğrencim benim bir oğlum bir kızımmış. Bu kadar çocuk, ellerime sarıldılar, dünü, bu günü ve yaşamayacağım tüm zamanların toplamından bana bir buket sundular.\n\nBir daha görüşemesek de bütün kalbimle yüreğimin sızısıyla seni duyumsayıp bu mezuniyet gününü doğum günü kabul edeceğim.\n\n17 Mayıs 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emel 2",
        "poet": "Abdullah Bedeloğlu",
        "poem": "\n\nDilerim aşkımız, zirvelerde dolaştırsın.\nAnlama sahiplerini coştursun.\nLeyla, Mecnun gibi parlatsın\nDemet demet gülleri sundursun.\n\nHülyalarımız çiçeklensin öncü olsun.\nOkyanuslar, semalarda dostluk kurdursun.\nGörülmemiş, işitilmemiş alemleri seyrettirsin.\nCanlarımız, semalarda gezintiler etsin.\n\nYürüyelim arkadaşlar elimizde meşale ışıklar  saçarak,\nSayısız canlar  yükselelim göğe bayrak bayrak,\nYükselen devletlerle, aile olup mekan bularak\nAyağa kalksın tarih, kalk, ayağa kalk hakkı tutarak.\n                                            Abdullah Bedeloğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emel",
        "poet": "Faruk Ünal",
        "poem": "\n\nKollarim acilsa sana\nBir ilkbahar ciceyi gibi Emel\nSarsam seni sikica ben\nBir sarmasik ciceyi gibi Emel\nSirin sözler söylesem sana\nbir sair gibi Emel\nSenden ayrilmasam\nBir can gibi Emel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emgión Prensi Hakkında Divan’dan -12- (Gunnar Ekelöf)",
        "poet": "İsmail Aksoy",
        "poem": "\n\n12\n\nenípnion\n\n- bana neler olduğunu\nsorma bana\n\no zamandı özenle beni\ngeniş bir giysiyle koruması\nBana Kuzey Afrika şarabı sunması\nyatak yapması bana\nparçalanan kayalar arasında.\n\nGunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç) \nÇeviren: İsmail Haydar Aksoy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emelname",
        "poet": "Yahya Akbulut",
        "poem": "\n\nŞarkılar bir başka, senin içindir\nYıl sonu uğurlarken sonbaharı\nBir gamsız arsız üzüntü gelir\nAyrılık fırtınası akşamları.\n\nSevinçlerim yokluğunda irkilir\nHer yılbaşı göremezsem yüzünü\nMart ayı gelir, bulutlar çekilir\nPaylaşırız ayrılık türküsünü.\n\nSevincim nazım bir yudum şarap\nÖrselenir gönlümdeki duraklar\nÖzlemimden uzak kalsın ıstırap\nUmut saati dökülürken yapraklar.\n\nGözyaşı silerken yanımda yoksan\nÖzleme karışır gözümün rengi\nKutsal değerin mehtabı olmazsan\nYüreğim tanımaz böyle ahengi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emeviden Bozmalar",
        "poet": "Wilfrid Avalanche",
        "poem": "\n\nanlar vede..iyi bilirsiniz tekme tokat silleden\ninkarcı asl aslınızı miras aldınız muaviyeden\nLàf çanaktaki un çorbanız yalan öz mayanız\nanlamaz ki anlamazsınız insanlık denenden\n\nderyada bir bardak aziz daha içtik kana kana\nselàmdır onura bizde kardeş bilirim ki az gelir \nyaraşıp yakışan nedir deseler demem ki bilir\nedeb edebiyat söz çok iyi yakışır varıp alana\n\nbak; bir dörtlük yukarıda secceremizi yazdım\nsize/sizinkilere onur düşmanı dedim kazdım\nsayfa öz sayfalarıma dizedize dörtlük dörtlük\nkerbelàda hüseyn sivas banazda pir sultanım\n\nhak-emek+emek-ekmek biz bizim hakkımız\nhile ihanet zalimden yana dönmez çarkımız\nekenden biçenden hak edip içenden ki varız\nyazıp yazdırılır onur sevdası àşkına yazımız\n\nözü özünde Onurun sesi bizde bi başka olur \nyol yolunda yürüyene ürüyenleriniz çok olur \nnasıl bilirsin diyeni çıkarsa ürüyenleri ola ki\nyanıt yanıtım; ırağa gitmene gerek yok olur\n\nokuyup anlayan dost dostumuzdur ki anlar\nçalçulçanak severler ya ürür yada zırlar\naz sonra kaş kaşını kırıp semerini atarak\nmekàn in inlere yada bozkırlara koşarlar\n\nanıra anıra ürüye ürüye iki ayaklıo alçaklar\nkerbelà koçgiri dersim+malatya maraş ile\nçorum sivas-madımakta ürüyüp saldıranlar\nemeviden bozma birer onur düşmanıdırlar\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emi",
        "poet": "Yunus Kadakal",
        "poem": "\n\nPapatyalar,\nHer mevsimde açmaz,\nİlk baharı beklerler.\nBu bahar bizim açtı sümbüller\nLaleleri boynu bükük\nBırakıp gitti ya güller\nSen beni sakın\nBırakma emi\n\nBülbül,\nGüle hasret gülüm,\nGül bülbüle,\nAyrılık ızdırap,\nKavuşma sevinç,\nHer anı gülbeyazdır,\nKüçük yüreği sevinç,\n\nBülbülün güle aşkında,\nVuslatı ayrılıktır gülüm,\nAşk alınır elinden,\nVuslatımda aşkını,\nBırakma emi…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emi Anne! ...",
        "poet": "Aside Can",
        "poem": "\n\nBir sen varsın gönül pınarım \nSende gitme emi anne! ... \nTutunduğum tek dünya dalım \nBir sensin biliyorsun değil mi anne! ..\n\nSensin sabah açan çiçeğim\nSensin koku saçan güldenim\nSensiz ben bu dünyada ne ederim\nBırakmazsın beni değilmi anne! ..\n\nBak özlerim her şeyini,\nKokunu yemeğini uçan terliğinİ.\nBir ömür azarla ama beni,\nTerkedipde gitme emi anne! ..\n\nBir anneler günü kaldı seninle yaşadığım,\nKokladığım papatyam saydığım.\nButün dertlerine katlanırım,\nBeni sensiz bırakma emi anne! ..\n\nÇiçeğim gülüm benim papatyam,\nNurum,ışığım,dünya mayam.\nSensiz karanlık olur bil ki dünyam\nBeni nursuz bırakma emi anne! ..\nBeni sensiz koma emi anne! ..\n\n               6 mayıs 2013 -23.20\n\n\n"
    },
    {
        "title": "...Emin Akdamar - Kitap Duyurusu...",
        "poet": "Naime Erlaçin",
        "poem": "\n\n“PARANTEZİN İÇİNDEKİLER” - Emin Akdamar (1955-2006)\nİdil yayınlarından çıktı! \n“Parantezin İçindekiler” mart ayının ilk haftası kitapçılarda! \nBİREYLİKLER dergisi ile birlikte istemeyi unutmayın! \n(13. sayının ücretsiz ekidir.)\n\n……………..\n\n“ Ölürsem şiirlerimi internette çarçur etmeyin, toparlayın onları! ” (Emin Akdamar)\n\n“Parantezin İçindekiler” projesi yukarıdaki vasiyetten yola çıkarak gerçekleştirildi. Bu yolda katkılarını esirgemeyen ve emeği geçen tüm arkadaşlara; onca işinin arasında dostu/ dostumuz/ustamız Emin Akdamar için bir kitap hazırlamayı görev edinen Sevgili Halim Şafak’a ve dolayısıyla Bireylikler Dergisine; gerek şiirlerin temini konusunda, gerekse maddi/manevi özverili yardımlaşmasından ötürü Sevgili Çağıl Ener’e içten teşekkürlerimi sunmak boynumun borcudur.\n\n“Parantezin İçindekiler” bir anı kitabıdır aslında. Elimizde hala sayısı bine ulaşan şiir var. Derlenip toparlandılar ve dosyalarda muhafaza ediliyorlar. Umuyorum ki bir gün, yine bu güzel insanlarla el ele verip, onları da Akdamar okurlarına ve dostlarına kitap halinde ulaştıracağız.\n\n(1 Mart 2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emin Eller",
        "poet": "Muzaffer Yıldırım",
        "poem": "\n\nkurt bir sürüye\ntilki kümese bekçi\nliyâkatında\n\nkedi fareye\nhırsızı bağa bekçi\nsadâkatından\n\nayı armuda\nkedi kasaba bekçi\nadaletinden\n\nçirkin kendine\ngönül güzele bekçi\ngüven içinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emine Kız",
        "poet": "Fatih Çınar",
        "poem": "\n\ndağlar aşıp geldim sana\ngeçtim engin denizleri\ninanmıyorsun sen bana\ntutmuyorsun sözlerini\n\nemine kız eminme kız\nsöyle bana derdin ne kız\nçok özledim gül yüzünü\nyanarım hasretinle kız\n\nkuruttun gonca gülümü\naşkınla ben döktüm gazel\nağlattın gülen yüzümü\ngeleceksen tez elden gel\nmüzik:fatih çınar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emine",
        "poet": "Şükran Beşışık",
        "poem": "\n\nVer elini emine,\nYelkeni aç engine! \nUçur bahar yeline.\nUçur bahar yeline\n\nDokun gönül derdine,\nVur kemençe teline\nHop.hop oynar emine,\nHop,hop oynar emine! \n\nDerine attım ağı,\nTuttum hamsi balığı,\nBir, bir kızartım onu,\nBir, bir kızartım onu! \n\nEmine gelin bize,\nGözü benzer denize,\nNe de güzel şu Rize,\nNe de güzel şu Rize! \n\nNoter lastiklidir.Bütün şiirlerim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emin 77 Dedikleri,,",
        "poet": "Ramazan Gökçe",
        "poem": "\n\nHenüz altı yaşında bir çocuktur rumuzdaki emin\nTatlımı tatlı alt dişi eksik,    yanımdaydı demin,\nSeverken bir zarar vereceğimden korkarım\nNeden bu kadar çok sevdiğimi şimdi anlarım,,\n\nLaf aramızda, doğurdu onu Annesi kırk yaşında,,\nMeğer abilerini sevememişiz yaşam şartlarında\nYaşlanınca insan daha çok seviyormuş çocuğu\nVatan,a feda  büyüdümü giyecek Asker gocuğu,,,\n\nDesinler,,torunmu? ,, diye  ben hiç,alınmam,,\nO,, bir bana,bir sorana baksada şaşırmam\nOnu,, Allah depremden sonra  verdi hediye\nEmin olmasaydı inanın dönerdim ben deliye\n\nDedesinin adını verdik, adettendir soy biline\nGülümsüyor dostlar,, düştük komşuların diline\nHalden anlar gülenler,güngörmüştür bir çoğu\nSarı saçı,mavi gözüyle tam bir Atatürk çocuğu\n\nÇanakkale Geçilmez bilir,çizgi filmi seyreder\nBaba,sının kopyası,bütün arabaları çok sever,\nSanki büyümüşte küçülmüş,bir çok söz eder\nTorunmu? desinler Emin,boşver  hiç alınmam,,\n\nVatan,ı Milletini seven bir nesil olacak inşallah\nDaha şimdiden çakı gibi Asker oldu maşallah\nArmut dibine düşer derler  ya,Babasını bilirler\nFeda olsun Vatan,a,, bütün   Mehmet Eminler,,,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emine’ye Küçük Şiirler 1",
        "poet": "Övünç Pehlivan",
        "poem": "\n\nUzaklığı ördük\nBir urgan, bez, çuvaldız,,,\nZihnimiz henüz dinç\nmasalımsı, yumuşak ve ölümsüz.\n\n26.12.2012 Emine’ye (Van)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emine’ye Küçük Şiirler 3",
        "poet": "Övünç Pehlivan",
        "poem": "\n\nNe gözlerini öveceğim\nne de dargın tenini \nyeryüzünün en bıçkın güzelliği \n                                          bu\nkuşkuyu taşıyan dirseklerin\n\n24.04.2013 Emine’ye (Van)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emine",
        "poet": "Hakan Çildan",
        "poem": "\n\nEylül \nManasında\nİrem \nNaildir\nEbediyetimize\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emine’ye Küçük Şiirler 4",
        "poet": "Övünç Pehlivan",
        "poem": "\n\nDuvarlarla kazıdığım ellerim\nkanamışım\noluk oluk \nnehir nehirim\n\nHerkes bilsin! \nBaharın yeşerecek ölümüm\n14.11.2013 Emine’ye (Van)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emine’ye Küçük Şiirler 5",
        "poet": "Övünç Pehlivan",
        "poem": "\n\nmüziğiyle\nacısıyla \ngözleriyle\nsavruk bir battaniye ve\nevreni dolaşan haliyle\nyayılan gülüşümü örtündü\n\n14.11.2013 Emine’ye (Van)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eminönü",
        "poet": "Kubilay Enginol",
        "poem": "\n\nMavidir,Eminönü\nYeri mavi,göğü mavi\nUmutları mavi\nEzan sesine karışır,sihri\nOltaların ucunda,cafeler\nUmutlar,yağmura aldırmadan,bekler\nRızk peşinde,martılar\nKalabalık içinde,yanlızlıklar\nKadıköy'e yorgun yüzleri taşıyan vapur\nYıllara meydan okumuş,vakur\nYanarken sessiz mahyalar\nUzaklaştı mahzun,ısıtan ışıltılar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emir Ayan",
        "poet": "Hilmi Can",
        "poem": "\n\nHayır şer Allah tandır,  ulu  emir  inan der\nKadere baş eğmeyen akıl olur derbeder\nHikmetini  bilmeyen,  nimeti  heba  eder\nHüsran olur akıbet, vicdanı  basar keder.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emir Sultan",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nBursa'da Emir Sultan Hazretleri Sultanların Sultanı,\nHazreti Peygamber Torunu olur, Yıldırım'ın damadı,\nMünafıkları darmadağın etti, Sultan'a yardımcı oldu,\nBursa'da Emir Sultan Hazretleri Sultanların Sultanı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emir Sultan",
        "poet": "Turan Akıncı",
        "poem": "\n\nbu kutlu şehirde can verip yatan \nsana selam olsun emir sultan\n\nnikabın yüzünde bu ne hoş celal\nmürebbin dir seyyit emir külal\n\nşimşek gibi bakışın,cidal dolu yürek\nher gönüle emir, emir'e bursa gerek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emir!",
        "poet": "Kadir Yeter",
        "poem": "\n\nKadir Yeter. TRABZON.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emir Sultan'da",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nEmir Sultan'da gözü yaşlı azmı dualar ettim,\nBoynu bükük ve kâlbi yaralı, Yıldırım'a gittim,\nGenç Osman'ı görünce, kendimden geçtim,\nEmir Sultan'da gözü yaşlı azmı dualar ettim.\n\nBursa Sokakları'nda dolaştım, onu aradım,\nYazık, Osman Gazi gibi bir yiğit olamadım,\nTarihimde şan var, şimdi daha iyi anladım,\nEmir Sultan'da gözü yaşlı azmı dualar ettim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eminmisin",
        "poet": "Gülçin Aksekili",
        "poem": "\n\nAşk bunları yaptırmaz\nEminmisin aşk mı bu\nAşk seveni ağlatmaz\nEminmisin aşk mı bu\n\nAşk böyle hoyrat olmaz\nEminmisin aşk mı bu\nAşk zamanla yıpranmaz\nEminmisin aşk mı bu\n\nAşk seni senden almaz\nEminmisin aşk mı bu\nAşk ruha kazık atmaz\nEminmisin aşk mı bu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emirdagi",
        "poet": "Yüksel Akkas",
        "poem": "\n\nEmirdagi cesmesinden su ictim\nBir guzeli gordum kendimden gectim\nKeske o guzeli gormez olaydim\nKalbime kapanmaz yarayi actim\n\nEmirdagi cesmesindedir gozler\nHani yarim bana verdigin sozler\nSozlerine kanip aldanmasaydim\nBasima gelmezdi bu kadar isler\n\n22  haziran persembe 2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emir hasta, memur hasta!",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nAcemiler elindeyiz\nEmir hasta memur hasta! \nEl alemin dilindeyiz\nEmir hasta, memur hasta! \n\nTeröristler canlar yakar\nBu ağalar neye bakar\nBalık baştan böyle kokar\nEmir hasta, memur hasta! \n\nÜç beş çakal geçer dalga\nBizim beyler döner halk'a\nZincir koptu halka halka\nEmir hasta, memur hasta! \n\nNerde akıl serinde mi? \nTüm uykular  birİnde mi? \nGaflet desek yerinde mi\nEmir hasta, memur hasta! \n\nNe dersen de aymıyorlar\nSağır mı ne duymuyorlar\nHala tavır koymuyorlar\nEmir hasta, memur hasta! \n\nMedya kurup oynatıyor\nPaşam söyle oyna diyor\nKanımızı kaynatıyor\nEmir hasta, memur hasta!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emirden",
        "poet": "Atalay Demirci",
        "poem": "\n\nBakarsın bir güzele gönülden\nGöz yaşı akıtırsın hayaline içten\nSeversin ta damardan, derinden\nVe kader onu sana getirir\nSanki emirden\nUğruna ölürsen öldürürsün\nVurur, kırarsın\nŞehri yakarsın belki\nHayatını silersin defterinden\nVe kader onu götürür\nSanki emirden\nYine anlamaz akıllanmazsın\nPeşine düşersin duygularının ölümüne\nDostlar kırarsın\nVe mutlaka yalnız kalırsın\nBu kez kader seni ona götürür\nSanki emirden\nSonra sevemez olursun kimseyi \nHayaliyle yatarsın gecel\nEllerin boş yüreğin ağzına kadar yar doludur\nBu kezde kader ölüm der\nYine emirden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emirhan 'ıma (Yaş günü münasebetiyle)",
        "poet": "Seyfeddin Karahocagil",
        "poem": "\n\n,Nice  yaş gününe gir doya doya,\nBirçok mutlu yıllar gör doya doya,\nArzu isteğine er doya doya,\n\nGözümün nurusun, ciğerim, canım,\nArslanım, yiğidim, sen Emihan 'ım..\n\nHayatta değmesin ayağın taşa,\nAnalı, babalı hep mutlu yaşa,\nMevlam kavuştursun seni kardeşe\n\nTorunum, bir tanem, ciğerim, canım,\nArslanım, yiğidim, sen Emirhan'ım..\n\nNuh Peygamber kadar ömür süresin,\nTorunların torununu göresin,\nEn hayırlı nesil senden türesin,\n\nGüzümün nurusun, ciğerim, canım,\nArslanım, yiğidim, sen Emirhan'ım...\n\n                     11- Ocak- 2008 Ankara\n                              Seyfeddin Karahocagil\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emiru’l Mü’minîn Beledil Emin",
        "poet": "Süleyman Kaya",
        "poem": "\n\nDeyince; \nHer ne hikmetse\nHoca Efendi,Amerika akla gelir\n“Esta(e) ğfirüllah,Neüzzü Billah”\n....\n26.04.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emmi Mektup-7",
        "poet": "Coşkun Gündüz",
        "poem": "\n\nGene memlekette işler karıştı\nSavaş rüzgarları esiyor emmi\nAmerika Saddam ile vuruştu\nFaturayı bize kesiyor emmi\n\nBelliki petrole dikmiş gözünü\nKimse anlamıyor işin özünü\nİngiliz gösterdi köpek yüzünü\nKıbrıs'ı ortaya atıyor emmi\n\nBiliyorum bu gevurun dini yok\nOnda din yok,bizimkinin dili yok\nSavaşalım gayrı bunun yolu yok\nMehmetçik boşuna ölüyor emmi\n\nAvrapu Birliğinden umudu kestik\nYeni Başbakanı Siirtten seçtik\nBaşörtüsü davasından vaz geçtik\nAltta ne var ise açıyoz emmi\n\nKrizin üstünü örttü bu savaş\nHükümetin işleyişi pek yavaş\nBunları boş verip; Hülyayla uğraş\nArtistleri başa yazıyoz emmi\n\nVatandaş zamlardan döndü şaşkına\nBirazcık akıl ver Allah aşkına\nSöyleyince kızıyorlar Coşkun'a\nBu milleti hiçe saydılar emmi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emmi 4",
        "poet": "Mustafa Uzun 3",
        "poem": "\n\nHep ben yazdım sen okudun.\nBirazda gel sen yaz emmi.\nNe var ne yok işe sordun.\nBirazda gel sen yaz emmi.\n\nHaber var mı Ankara dan.\nKutularda ki paradan.\nYaz işte havadan sudan.\nBirazda gel sen yaz emmi.\n\nİşçiden çiftçiden başla.\nKim öldü kim sayrı hasta.\nNasıl reis çırak usta.\nBirazda gel sen yaz emmi.\n\nSeçimler yakın mı gene.\nKim muhtar olur bu sene.\nDönek çok mu he desene.\nBirazda gel sen yaz emmi.\n\nEvlenen kaçan oldu mu.\nSavcı hırsızı buldu mu.\nDostlar bizi hiç sordu mu.\nBirazda gel sen yaz emmi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emirsultan",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nBuhara'dan  Emir geldi.\nBeyazıt sultan kızını verdi.\nEmir oldu sultan,\nBüyük insan Emirsultan...\n07.09.06/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emmi",
        "poet": "Muammer Yalçın",
        "poem": "\n\nDiktiğin selviler solmuş kuruyor\nKalksanda kabrinden bir baksan emmi\nYaptığın evdeki çamlar çürüyor\nKalksan da kabrinden bir baksan emmi\n\nKöydeki evinin sıvası dökük\nPenceresi düşmüş kapısı sökük\nCamları kırılmış ışığı sönük\nKalksan da kabrinden bir baksan emmi\n\nÇürümüş vurduğun tahta taraba\nKuş uçmaz kervanda geçmez haraba\nBenzemiş anılar dönmüş turaba\nKalksan da kabrinden bir baksan emmi\n\nÇatlamış duvarın temel oyukta\nAz geliyor diremeçler dayakta\nSen yoksunya zor dururlar ayakta\nKalksan da kabrinden bir baksan emmi\n\nEmmi köyde evin inanki Mahsun\nÇoluk çocuk aile etfrattan yoksun\nŞimdi ocağını kim gelip yaksın\nKalksan da kabrinden bir baksan emmi.\n\nYalçınımı acılara bürüdü\nOmuzumdan tutu verdi sürüdü\nSanki dağlar üzerime yürüdü\nKalksan da kabrinden bir baksan emmi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emlak arıyorum",
        "poet": "Perihan Pehlivan",
        "poem": "\n\nÖnce eşe dosta soruyorum\nSonra internetten bakıyorum\nEmlak terimlerini kapıyorum\nAğzım açık kalıyorum\n\nYükselen değer, bahçe nizam\nYüksek giriş deniz manzaram\nBahçe katı, ters dubleks\nCadde üstü, manzara enfes\n\nVav! Ağzım açık kalıyorum\nTekrar tabanları yağlıyorum\nSemtleri tek, tek ezberliyorum\nCanımdan da beziyorum\n\nEfendim, metroya bakın\nUlaşıma, merkeze yakın\nÇarşı, Pazar semt sakin\nOlmuyor bütçe dar lakin\n\nAyaklarım şişiyor yorgunluktan\nKafam karışıyor laf bolluktan\nPara akmıyor ki mirim oluktan\nVazgeçtim emlak aramaktan\n\n15.9.2012 İst\nP.Pehlivan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emmoğlu",
        "poet": "Şevki Kayaturan",
        "poem": "\n\nGurbeti bilmeyen ne bilsin ki hal\nNe var ne yok bizim elden haber sal\nÜç beş günde benim için köyde kal\nBaba yurdu git de dolaş emmoğlu.\n\nMeşetliği dolaş hele bir kere\nErikler oldu mu düşerdi yere\nKurumuş diyorlar köydeki dere\nBaba yurdu git de dolaş emmoğlu.\n\nKomlara sığmazdı davar sürüsü\nGörünmezdi bir ucundan gerisi\nKurbanlık ayrılır koçun irisi\nBaba yurdu git de dolaş emmoğlu.\n\nHazırlık yapılır kalmazdı güze\nEkini biçerde dökerdik düze\nAkşam da olunca sohbete söze\nBaba yurdu git de dolaş emmoğlu.\n\nBirkaç ihtiyarla üç beş genç kalmış\nÖğrenci kalmamış okul boşalmış\nCamisinde bir saf bile dolmamış\nBaba yurdu git de dolaş emmoğlu.\n\nUğra kabristana ziyaret eyle\nSen benim selamım onlara söyle\nÖzlem hasret büyük çekilmez böyle\nBaba yurdu git de dolaş emmoğlu.\n\nÇayırı tarlayı tumu unutmam\nGurbete çıkınca dünü unutmam\nKonuyu komşuyu seni unutmam\nBaba yurdu git de dolaş emmoğlu.\n\nKayaturan her aklıma düştükçe\nYanıyorum Sivas adın geçtikçe\nGürpınar’da nevruz çiğdem aştıkça\nBaba yurdu git de dolaş emmoğlu.\n\n(01.02.2009 Saat:13.00)\n\nMeşetlik: Köyde ağaçlık yer\nKom: Koyun konulan yer\nTum: İki tarla arası (sınır)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emmoğlu 3",
        "poet": "Şevki Kayaturan",
        "poem": "\n\nEMMOĞLU - 3\n\nBirimiz Trakya birimiz Ege\nBölgelere dağılmışız emmoğlu\nSanki şu dünyaya kurmaya denge\nBiz Sivas’tan ayrılmışız emmoğlu.\n\nGençlikte birlikte eğlendik coştuk\nGün oldu gurbete yuvadan uştuk \nBir lokma ekmeğin peşinden koştuk\nYıllar geçti yorulmuşuz emmoğlu.\n\nBeş vakitte hep yalvardım Mevla’ya\nHer taraftan toplanalım sılaya \nÇalsın davul zurna kalkak halaya\nAynı soydan sayılmışız emmoğlu.\n\nAnadolu, Marmara’da olan var\nVatan bura Sivas deyip kalan var\nYurt dışından bize selam salan var\nTitreyip de ayılmışız emmoğlu.\n\nSeslenince sesim herkes duyaydı\nBırak beni millet deli sayaydı\nDeselerdi bu gördüğün rüyaydı\nKâbus görmüş bayılmışız emmoğlu.\n\nKayaturan çolak Ahmet soyumuz\nHiç kimseye benzemez ki huyumuz\nSivas Ulaş Gürpınar’dır köyümüz\nDört tarafa yayılmışız emmoğlu.\n\n13.05.2013 Saat: 22.16\nŞevki KAYATURAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emmi Oğlun Dönmeyecek 11",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nEmmi oğlun harcandı, basit laflar yüzünden,\nŞimdi kalbi çok kırık, küstür üzüntüsünden…\n\nÇayınızı mı içti? “Evet, bir kez içmiştim! ”\nBir kez de yemek yemiş, ziyarete gelmiştim…\n\nBelki de suçluyuz, huyunuza uymadık,\nPolitika bilmedik, işinize yaramadık…\n\nEmmi oğlu git, emmi oğlu git, nedir? \nMisafirperverliğiniz hep bu şekil midir? \n\nBin kat öç mü alınır, emmi oğlun kaybetti? \nHiçbir şeyin değilken, memleketi terk etti…\n\n(2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emmi Oğlun Dönmeyecek 16",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nEmmi oğlu git denmez, bu terbiyesizliktir,\nSevmediğini kovmak, Hak’tan yetersizliktir…\n\nİlerisi ahiret, tüm kullara mekândır,\nHak, bâtıl bilinecek, Rab’bim aldatmayandır…\n\nMutlak yerleşeceğiz, senin de hesap yerin,\nAydınlandığı yerdir, gerçeğin, hakikatin…\n\nYandaş münafıkların, taşıdıkları lafla,\nHerkes yargılanacak, işledikleri gafla… \n\n(2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emirhan, Sen Bizim Kralımızsın",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nÜstünde Messi forması bazen Barselonalı, \nKonya Torku Sporlu bazen de Beşiktaşlı… \n\nTüm sınıf onu bilir Emirhan tek kralımız, \nDaha çalışkanı yok biz onun hayranıyız… \n\n2 H denildi mi Emir, akla geliyor, \nHerkes onu dinliyor herkes onu seviyor… \n\nO, çok şey öğreniyor çok şeyi algılıyor, \nEmir, zeki öğrenci daima ilerliyor… \n\nPeygamberler setleri onun ilgi alanı, \nŞimdiden ezberlemiş hadisleri Kur’an’ı… \n\nMerhamet denildi mi o, Rab ile sevdalı, \nHenüz rastlamamışız yok ondan daha vefalı… \n\nPeygamber serileri inan ki senin malın,\nAz biraz sabırlı ol seneye alacaksın…\n\nBurada kal ya da git bu hiç fark etmeyecek,\nDoğum günün gelince şahsına verilecek…\n\nYeter ki bize güven sen en emin çocuksun,\nArkadaşların gibi daima onurlusun…\n\n(2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emmoğlu",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nÇocukken evlilik toruna düştü,\nNeden böyle oldu kendinde şaştın,\nDokuz çocuk ile kırkını aştın,\nYarışta çoğunu geçtin emmoğlu....\n\nDuydum bazen gidiyorsun Cuma'ya,\nDilerim emeğin gitmez hebaya,\nTaklit için bakma yaşlı dayıya,\nDoğru öğren doğruyu kıl emmoğlu...\n\nDediler emmoğlun tüccarlık eder,\nKoyunla kuzuyu trampa eder,\nBöyle yapma sermayen hep zarar eder,\nDikkatli ol top atarsın emmoğlu...\n\nDeprem yıkmış evin emmoğlu neder? \nKoyunun kömü var mekanı neder,\nKeçi gaz kaçırır teneffüs eder,\nTez bulursun sen şifayı emmoğlu...\n\nSeyfet der hangi bir sırrını yazam,\nBazen kahamansın,Çok safsın bazen,\nDemirkent köyünde kurmuşsun düzen,\nBu düzen içinde yaşa emmoğlu...\n\n              25.07.1987\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emmoglu",
        "poet": "Mahmut Balci",
        "poem": "\n\nharam helal bilmezsun\ngecurtunmi elune\nondörtlilan gezersun\nyaki$mayi belune\n\ndelikanli mert olur\nhaksuzluga dayanmaz\nzalimi ezer gecer\nmazluma el kaldurmaz\n\ncahilluk para etmez\nbedavaya alursun\nbu kafayla gidersan\nbirgün yolda kalursun\n\nbo$una koymami$lar\nadini kart zampara\nsamsun yetmedi sana\ngelsun alacam bafra\n\nkirk yil gecsede insan \narkada$ini unutmaz\nbilursun ki bu adam\nkolay kolay kül yutmaz\n\nbu sözlerum sanadur\nhic kusuruma bakma\nsana yaki$mayani\nalup koluna takma\n\ndost aci sözlerini\ndostun yüzüne söyler\nbirzamanlar dost iduk\nnerde o eski günler\n\nharam helal bilmezsun\ngecurdunmi elune\nondörtlilan gezersun\nyaki$mayi belune\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emmoğlu   46",
        "poet": "İbrahim Pataz",
        "poem": "\n\nGüneş ışıl ışıl parlar ufukta\nEzanım bayrağım birlikte gökte\nYurdumun sevgisi dolu yürekte\nBu mutluluk bana yeter  emmoğlu.\n\nEğitim görüyor kaç milyon gencim\nOkuyup olacak dünyaya öncüm\nUmudum gençlerdir tamdır inancım\nBu mutluluk bana yeter  emmoğlu\n\nUzaktan geliyor yanık bir türkü\nNağmesi coşturur duyan her Türk’ü\nBudur milletimin dünyaya farkı\nBu mutluluk bana yeter  emmoğlu.\n\nBir uçtan bir uca uzanır yollar\nÖzgür bağrımıza esiyor yeller\nBarajlar yapmışız önlenmiş seller\nBu mutluluk bana yeter  emmoğlu.\n\nYediden yetmişe yaşlısı genci\nİyilik yapmakta her biri öncü\nKatıp bölüşürüz derdi sevinci\nBu mutluluk bana yeter  emmoğlu.\n\nToprağım verimli  bizde her varlık\nÜretim yeterli çekmeyiz darlık\nVar mı bundan büyük bir bahtiyarlık\nBu mutluluk bana yeter  emmoğlu.\n\nBende bu dünyaya yoktur eğilim\nBirçok fakirlerden zengin değilim\nŞükrolsun tutuyor ayağım elim\nBu mutluluk bana yeter  emmoğlu.\n\nOvalarda ürün dağlarda orman\nArayıp buluruz dertlere derman\nDuygum düşüncemdir kötüye yorman\nBu mutluluk bana yeter  emmoğlu.\n\nELEMİ soyumuz dünyaya örnek\nYalnız bize özgü almadan vermek\nİnsanlık bağrında yarayı sarmak\nBu mutluluk bana yeter  emmoğlu.\n  İbrahim PATAZ\n09.12.2012 Osmaniye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emmoğlu 66",
        "poet": "İbrahim Pataz",
        "poem": "\n\nUğraşsam da çözülmüyor kördüğüm\t\nBaşka dille anlatıyor sorduğum\nİblisane şu dünyada gördüğüm\nBir uğursuz işe döndü emmoğlu.\n\nYangın yeri oldu İslam diyarı\nGöklere çıkıyor masumun zarı\nÇok çiçek soldurdu Arap Baharı\nMevsim azdı kışa döndü emmoğlu.\n\nGerçekler örtüldü kirli yalanla\nOlana bir bak da planı anla\nDarbeyle savaşla dökülen kanla\nHangi kâfir köşe döndü emmoğlu? \n\nDemokrasi kazanmaktır seçimi \nMüslümanlar kazandıysa suçu mu? \nAcılarım doldurdular içimi\nGözlerimde yaşa döndü emmoğlu.\n\nYapılanlar salim akla zararken\nKan dökülmez demokrasi ararken\nZalimler birleşip masum kırarken\nYürekleri taşa döndü emmoğlu.\n\nBaşlarından bağlamışlar örkünü\nDöndürüyor keferenin çarkını\nGöremedim birbirinden farkını\nİç kâfirler dışa döndü emmoğlu.\n\nDemokrasi İnsan Hakkı diyerek\nMazluma yükledi ateşten şelek\nAzgın kefereye bir Musa gerek\nFiravunlar başa döndü emmoğlu.\n\nKefereler kuşattılar kalemi\nKanla gözyaşında İslam Âlemi\nGönlü yaslı gülemiyor ELEMİ\nUmutları düşe döndü emmoğlu.\n      İbrahim PATAZ\n   20.08.2013 Osmaniye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emmoğlu",
        "poet": "Nuh Ali Berk",
        "poem": "\n\nBütün dertler gelip, seni mi buldu\nSaçlarına, kar mı yağmış emmoğlu\nBir yılın on yıl mı, bu nasıl oldu\nSaçlarına, kar mı yağmış emmoğlu\n* \nBilmediğin bir kaç, işe dalınca\nTecrübe kazabdın, bu işten anca\nZor tanıdım, o resmine bakınca\nSaçlarına, karmı yağmış emmoğlu \n*\nNe gecen belliydi, nede gündüzün\nÖzler olduk senin, sohbetin sözün\nHayat seni yormuş, kararmış yüzün\nSaçlarına, kar mı yağmış emmoğlu\n* \nHer senesi ayrı, gurbet ellerde\nÖmrünü geçirdin, böyle hallerde\nSenin yerin başka, hep gönüllerde \nSaçlarına, kar mı yağmış emmoğlu\n* \nGözlerine birde, gözlük takılmış\nAğzında dişlerin, çogu dökülmüş \nKap kara saçınan, resim çekilmiş\nSaçlarına, karmı yağmış emmoğlu \n*\nÜç gün evde isen, beş gün dışarda\nGitme derim artık, düzenin kurda\nEngel tanımazdın, yağmurda karda\nSaçlarına, kar mı yağmış emmoğlu\n* \nEmeklolda artık, bu işi bırak\nEviyin başından, sen olma ırak\nElinden düşmezdi, genciken tarak\nSaçlarına, kar mı yağmış emmoğlu\n* \nSağlık olsun derim, her işin başı\nYıllarca taşıdın, toprağı taşı\nKul Hızır’a oldun, hep can yoldaşı\nSaçlarına, kar mı yağmış emmoğlu\n* \nNuh Ali Berk \n(Kul Hızır)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emmoğlu",
        "poet": "Arhoğlu Ali Kara",
        "poem": "\n\nBir zamanlar saçların simsiyahtı\nNeşe dolu bir hayatın vardı\nEl alem sana hayran kalırdı\nŞimdi ne oldun emmoğlu\n\nGörmeyeli başından işler geçmiş\nKaderin sana birbir çektirmiş\nGettiğin yolda bile sektirmiş\nAcımamış talihin emmoğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emniyet Kemeri",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nŞehir içi ve şehir dışı yollarda.\nKalsın sağ kol içerde,sol kol dışarıda.\nFaydasını görürsün,herhangi bir kazada.\nYoksa bulursun kendini,ön camdan dışarıda.\n\nKaza sonunda ölüm ihtimali,yüzde altmış azalır.\nBöyle güzel bir koruyucudan,niçin kaçılır.\nYoksa etrafa,al kanların  nasıl saçılır.\nEmniyet kemeri,elbette daim takılır.\n                                                                                                         01-03-2001-Perşembe\nAnkara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emmoğlu 78",
        "poet": "İbrahim Pataz",
        "poem": "\n\nBilmem hangisinden başlasam söze\nDört tarafı sarmış hile emmoğlu.\nBenzemez olmuşuz gayri biz bize\nBundan çekiyoruz çile emmoğlu.\n\nFitneci fesatçı durmuyor bir an\nİslam diyarında gözyaşı figan\nŞo sözde barışı kutsarken cihan\nKanda gidiyoruz sele emmoğlu.\n\nBoynumuzu eğik tuttukça dışa\nTercih edemeyiz doluyu boşa\nDüşmandan beterken kardeş kardeşe\nKimse bizi almaz gale emmoğlu.\n\nGidip AB ‘ye ulanmakla biz\nElerin eliyle külemekle biz\nKefereden aman dilenmekle biz\nGitmez başımızdan bela emmoğlu.\n\nBini bir parayı değmeyen beyler\nKendi kabuğuna sığmayan beyler\nHAK’KA bile boyun eğmeyen beyler\nGavurun elinde köle emmoğlu.\n\nİslam liderleri Batı yanlısı\nHalkın ilan eder terör zanlısı\nÇağın insan kıran eli kanlısı\nHer biri bir maşa ele emmoğlu.\n\nELEMİ diyor ki sözlerim haktır\nKimseyi yermeye kastımız yoktur\nYaratandan başka dostumuz yoktur\nKötüyle çıkılmaz yola emmoğlu.\n      İbrahim PATAZ\n01.01.2014 Osmaniye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Empati..!",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\nsiyah-beyaz denince, \nilk önce akıllara ırk ayırımı...\nsiyah-beyaz denince,\nsonra da\nülkemin kara kartalı Beşiktaş'ı....\nsiyah-beyaz denince,\nbenim aklıma da,\n'' gri '' yani ikisinin karışımı gelmekte...\nhaydi o zaman,\nempati yapıp \nöyle bakalım birbirimize....\n\nFikret Turhan-Yalova,\n08.06.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emmoğlu 85 Danışık",
        "poet": "İbrahim Pataz",
        "poem": "\n\nTürkiye’de yaşanılan olaylar\nKomedi mi dram m’ola emmoğlu? \nNüfuz ile edinilen servetler \nHelal m’ola haram m’ola emmoğlu? \n\nPolitika şaibelii ustalık\nSelam versem istiyorlar üstelik\nSiyasete bulaşmış bir hastalık\nVeba m’ola verem m’ola emmoğlu? \n\nAday çıkar rakibini karalar\nGöz göz olur sinemdeki yaralar\nBu uğurda sarf edilen paralar\nHimmet m’ola kerem m’ola emmoğlu? \n\nSeçim geldi kibarlaştı yoğunlar\nGeziliyor cenazeler düğünler\nMeydanlarda şak şak çalan yığınlar\nKitle m’ola kürem m’ola emmoğlu? \n\nBir bak hele sokakların haline\nHerkes doğru diyor kendi yoluna\nKarışsam mı kalabalık seline\nBir kenarda duram m’ola emmoğlu? \n\nBu gidişat benzemiyor töreme\nBirçokları el uzatır harama\nSiyasette başkasını karama\nKural m’ola kuram m’la emmoğlu.\n\nNe olacak yarınlarımız sahi\nGelecek mi gecelerin sabahı? \nYoksa çekip sözcüklerden silahı\nRakibimi kıram m’ola emmoğlu? \n\nGördüklerim bulandırdı aklımı\nDediklerim haksız mıdır haklı mı? \nBu seçimde oy kullanma hakkımı \nBir akile verem m’ola emmoğlu? \n\nELEMİ 'yem dokunuyor kanıma\nÜzüntümden kıyacağım canıma\nGel otur da bir öğüt ver yanıma\nDertli devran sürem  m'ola emmoğlu? \n  İbrahim PATAZ\n 16.03.2014 Osmaniye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Empati",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nYakışmaz mı insana,Bir tebessüm gül gibi\n\nGül gibi kokmak için,Temizlemeli kalbi\n\nYaradandan ötürü,Her varlığı kabul et\n\nİncitmeyin siz onu onun kalbi bir sabi\n\nKalbin sesini dinle,Galip gelsin sağduyu\n\nSök at ön yargıları,Göstermeli uyumu\n\nEmpati yapmalısın atarak art niyeti\n\nKötülük barınamaz,Isındı onun suyu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emperyal",
        "poet": "Emrah Ünsal",
        "poem": "\n\nEy kanlı salyasını bize akıtan! \nŞeytanın ordusunun yüreksiz eri! \nPeygamber toprağında akıttığın kan,\nAlnında nişanedir, yüzün ak olsun.\nDemokratik diktayla aldığın her can,\nAtide bedelindir, haberin olsun!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emperyalin Köçekleri",
        "poet": "Evrim Evrensel",
        "poem": "\n\nMemleketi sattı yedi,\nEmperyalin uşakları,\nVatan, Millet, Bayrak dedi,\nYaktı yıktı kuşakları.\n\nHem uşağı hem peykleri\nFabrikalar madenleri,\nDolar imanı dinleri\nEmperyalin köçekleri,\n\nBayrak yasak millet yasak,\nSöz ve söylem eylem yasak,\nYürümek yasak durmak yasak,\n....................................................\n\nSular, köprü ve yolları,\nDere ovayla dağları,\nTükendi üzüm bağları\nÇıkmaz buğday başakları..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emperyal Oyunlar",
        "poet": "Mehmet Yücel",
        "poem": "\n\nİkinci Dünya Savaşı sonunda Amerika ve Rusya arasında bölüşülen Dünya o kadar ilginç şeyler yaşamıştır ki bunun bir oyundan başak bir şey olamayacağını düşünmek oldukça yerinde olur. İki kutba suni olarak ayrılan; ama her iki kutubunda el birliği içinde olduğunu göstermemek adına çeşitli senaryolar üretilmiştir. Soğuk savaş, psikolojik savaş, nükleer silahların sınırlandırılması vs...Bu iki emperyal güç tarihte hiç olmadığı kadar insanları salak yerine koymuşlar ve bunda da oldukça başarılı olmuşlardır.Güçlü bir\nMillet olan Türk Milleti de bu oyunlara gelmiş, tarihi birikimini, olması gerekene yerini bu oyunlar sayesinde terketmiştir. Dünya'da bütün diğer unsurlar bir şekilde arka bahçe kabul edilmiş olup, her iki tarafta arka bahçelerine şirin gözükmek için ilginç yötemler uygulamıştır. Öyle ki: Bazı yönetemler açık verirken bile normal karşılanmıştır. Örnek: Amerika ile sorunlu olan kişi ve kurumlar, onun zıt kutubunda bulunan Rusya'ya gitmek yerine Avrupa' ya gittikleri görülmüştür. Bunun tam tersi de olmuştur. Biz Türk Milleti olarak ya Ameriknacı olmuşuz yada Marksit Leninist olarak kendi içimizde birbirimize düşmüşüz. Darbelerin, kargaşaların ardında genel olarak bu vardır.Sovyet Rusya içinde bulundurduğu Türkleri asimle etmekle uğraşırken, Amerika bu asimilasyona gizli destek vermiştir. Bizim engellenmesi gereken bir olduğumuz hususunda da bir anlaşma söz konusudur ki; bu tarihte neler yaptığımız ile bellidir. Amerika ne hikmetse Orta Doğu için Türkiye ile masaya otururken, Türk Milletini bir bütün olarak almıyor. En ihtiyaç duyduğu dönemde dahi, Türk Milletini bir bütün olarak düşünüp kendi menfaatlerini koruma cihetine gitmemiştir. Bu korku o kadar içine işlemiş ki, bu Millet güçlenirse beni tarihten silecek diye, Orta Doğu da Asya da en güçlü ve en geniş coğrafyaya yayılmış Türklerin Birlik olmasını istemiyor. Biz birlik olamadığımız müddetçe de gerek kendi içimizde gerekse Dünya da geçerli şeyler yapmamız mümkün değildir.Düşünün, Afganistan' a Türk Askeri istiyor, orada Türk Askeri çok seviliyor, sebep nedir? Sebep Şudur: Afganistan kuzeyinde özellikle Özbekler, Hazarlar, Kırgızlar,Türkmenler yaşıyor ve sayıları 10 milyon civarı bu da ülkenin yaklaşık üçte biri. Bu Türk boylarından Talibana ve El kaideye katılanlar da var. Aynı paralelde Tacikistan var. Bu Ülkeninde %35 i Türk boylarından oluşuyor. İran'ın %45 i Türk.(1920 de Türkmen soylu kacar hanedanını yıktıklarında bu oran%60 idi.)  İran ile sorun yaşıyor çözmek için Türkiye arabulucu olmaya çalışıyor. Buralardaki Türk Milletini yok sayarak yada asimle etmeye çalışarak durdurmaya çalışmasaydılar, her zamanki gibi Dünyanın dengesi bu kadar bozulmazdı.Tarihte bu net bir şekilde bellidir. Türk Milleti denge unsuru olmuştur. Çin içinde 1949 yılında bağımsızlığı elinden alınmış Uygur Cumhuriyetinide 50 milyon Türk'ün ya asimle edildiğini yada savaşlarda yok edildiğini de hesaba katarsanız olayaın vehameti ortaya çıkcaktır. Şimdi bir daha düşünmeleri gerekecek. Türklerden korkmak yerine Türk Birliğinin kurulması için biraz çaba sarfetseler Dünya sorun üretmeyecek bu kadar. Türkistan sınırları o kadar nettirki O kadar açıktır ki, bunu değiştirmeye çalışanlar ne kadar yanlış yaptıklarını bütün berraklığı ile görürsünüz. Mesela, Rusya sınırları içerisinde Türklerin yaşadığı topraklar 4 milyon km2. Bu Rusya'nın dörtte biridir. Bütün özerk ve federe Cumhuryetlere Rus doldurmuşlar Cumhuriyet isimleri Türk ama bir çok yerde nüfusun çoğu Rus. Şimdi diyeceksiniz ki Türkiye de neden bu yapılamadı. Mesela Kürt'lerin yoğun yaşadığı şehirlerde Türkler göç ettikleri yada göç ettirild,ikleri için şu anda bu kadar problem var. Yani Çin yapınca Rus yapınca iyi bize gelince ne hikmetse yapılmıyor. Ben facebook'ta 'TÜRKBİRLİĞİ KURULMALIDIR' diye açtığım site bütün bu oyunları durdurmaya yöneliktir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emperyalist eli",
        "poet": "Arif Doğramacı",
        "poem": "\n\nNeden sen\nNeden o\nŞehit\nYada\nGazi\nBir ülkede\nNereden beslenir\nYurttaş kavgası\nMayınlar\nBombalar\nKimin eseri\nArayın parmak izlerini\nO el\nEmperyalist eli\nKör müsün kardeşlik\nÜvey saysan da kendini\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emperyalist Amerika",
        "poet": "İsmail Aydoğmuş",
        "poem": "\n\nSağa sola çatıyorsun\nBombaları atıyorsun \nYuvaları yıkıyorsun\nEmperyalist Amerika\n\nBen jandarmayım diyorsun*\nTüm herzeleri yiyorsun\nHalka zulüm ediyorsun\nEmperyalist Amerika\n\nHer fesatlık var sende\nYeni Dünya Düzeninde\nYalanların hep cebinde\n-Yalanın hazır cebinde-\n Emperyalist Amerika\n\nBir bahane uydurursun\nMilletleri boğdurursun\nÜstlerini kondurursun\nEmperyalist Amerika\n\nTekellere soydurursun\nSilah satar vurdurursun\nSömürdükçe kudurursun\nEmperyalist Amerika\n\nTeröristleri eğitirsin\nBiliriz ki desteklersin\n-Sen onları desteklersin-\nBıyık altından gülersin\nEmperyalist Amerika\n\nCanın acıtma dünyanın\nBöyle kalmaz sonun yarın\nDağılacak yıldızların\nEmperyalist Amerika\n\nİsmailim halktan yana\nSözüm yoktur halk olana\nZulmedersin insanlara\nEmperyalist Amerika\n\n2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emperyalizim nerada, zulum orada vardır.",
        "poet": "Erdal Dursun Çileli",
        "poem": "\n\nBu gün başlamadı ki, filistinde zulümler\nDin Kardeşleri baktı, yaşanırken ölümler.\nAçıklasın bakalım bunu aklı selimler\nEmperyalizim nerada, zulum orada vardır.\n\nAğayla bostan ekan hıyari egri bitar\nşeytanla dostluk olmaz,tutar yavruyu.ikar\nBöl parala yut diyor emperyalizimde çıkar\nKapitalizim nerada, zulum orada vardır.\n\nUyansın Anadolum sardı ateş çenberi\nTürke baş kaldırıyor dağda bir kaç serseri\nSorun bir kendize bunlar kimin eseri\nAmerika nerada zulum orada vardır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emperyalizm",
        "poet": "Zehra Akşit Eroğlu",
        "poem": "\n\nSarı ve mavi yan yana gelmeli de\nAsla sevişmemeli\nGezinen ne sarı kalır başakta ki\nNe mavi gökyüzündeki \nBu yeşilin kültür emperyalizmi\n\nKasım 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Emperyalizme Uşaklık(M)",
        "poet": "Aliseydi Taşdemir",
        "poem": "\n\nTC'nin Ortadoğu, dış politika ve dünyaya bakış siyasetini irdelemede yarar var.Ekonomik ve politik olarak ileri kapitalist dünya ülkeleriyle ilişkileri ve buna bağlı olarak yerli burjuvaziyi oluşturma çabaları Batı dünyasının bir parçası olmak için yeterlimidir.Yoksa bu çabalar sadece onların isteği doğrultusunda gelişen ve onlar izin vermedikçe bir türlü illeri gidemeyen yerinde sayarken illeri gittiğini sanma hareketimidir.\n\nKuşkusuz bence durumumuz sonuncusuna daha yakın ve yerinde sayma hareketiyle örtüşüyor.Bununla birlikte gelişen kapitalist ilişkiler ise milli bir sermaye yerine uydu bir sermaye olmaktan öteye gidememektedir.\n\nOrta doğu ülkeleri bağımsız gibi görünseler de özde sömürgeci batıyla olan ekonomik ve siyasi bağlarından dolayı tam bağımsız oldukları söylenemez.Hele hele ekonomik olarak batılı kapitalistlerin tamamen denetimindedirler.\n\nTürkiye açısından da batı ile ilişkilerde ve yakınlaşmada Kürt sorunu da  Ermeni sorununda olduğu gibi bir faktör olarak Türkiye’nin önüne çıkmaktadır.Bu bağlamda TC kendinin gelişmesine ve modernleşmesine ayak bağı olarak Kürtleri görmektedir. Gelişmesine engel olan diğer bir etmen olarak Ermeni sorununu görmektedir. Kendi iç sorununu uluslararası arenaya taşındığı içinde bocalamakta ve çözümsüzlüğü çözüm olarak görmektedir.İç siyasetini bu temelde yürüttüğü için ırkçı şoven bir konuma düşmektedir.\n\nKendi halkını yanlış bilgilendirerek hedef saptırmakta ve kendisinin batılı emperyalistlerle işbirliği yokmuş imajını yaratmaktadır.Emperyalistlerin ve özellikle ABD’nin PKK’ya yardım ettiğini,kuzey ırakta oluşmaya başlayan Kürt devletini desteklediğini ileri sürerken kedine batmış olan kıyığı gizleme çabasındadır.Bırakın üsleri vs yi ABD’den izin almadan operasyon dahi yapamaz konumdadır.Diğer yandan Lübnan vb. ülkelere gönderdiği askerlerle emperyalizmle içli dışlı konumdadır.\n\nTC öyle bir sarmaldadır ki bir taraftan Ortadoğu ile olan yakınlık diğer taraftan emperyalistler ile olan sıkı bağlar.Bu ikircikli durum ve ülkedeki yabancı sermaye yönetenleri aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık sarmalından dolayı yönetime talip olanları hangi tarafın politikası ağır basıyorsa onlara hizmete götürmektedir. Onun için yönetime gelenler ABD emperyalizminin politikaları ağır bastığı için,ister istemez onun kuklası konumuna düşmektedir.Ülkedeki Kürt sorunu da bu ilişkilerden bağımsız düşünülemez.TC yılardır Türkçülük asimilasyonu ile ve geri bıraktırdığı,üvey evlat muamelesi yaptığı Kürtleri ve Kürt sorununu gayri meşru çocuğu olarak görmemeli çünkü bu kendisinin sorunları çözmeyerek bugüne getirdiği bir sorundur.\n\nBu bölgenin asli unsurlarından olan Kürtler tarih boyunca baskı ve zulme maruz kalmışlardır.1920’lerde Irak’a hakim olan İngilizler Kürtler üzerinde kimyasal ve yeni geliştirdikleri silahları denemekten geri kalmamışlardır.Bu denemelerde ve katliamlarda Türkiye’nin seyirci kaldığı söylenemez.Örneğin Kürtleri çok sevdiğini söyleyen Fransa Şeyh Sait isyanında Türk ordusuna büyük yardımlarda bulunmuştur.Diğer taraftan Türkiye 1926’da imzaladığı bir antlaşmayla Musul ve Kerkük’ü İngilizlere bırakırken Kürt sorununu da Emperyalizmin Müşfik ellerine bırakıyordu..! \n\nBu arada batı orta doğu ve Arap ülkelerinde bağımsızlık arayışlarının önünü kesmek ve engellemek, sözde bağımsızlık vererek kedine bağımlı despotik feodal yönetimler oluşturdu. Bu yönetimler batılı emperyalistlerin birer kuklası konumundan bir türlü kurtulamadılar.Burayı denetimleri altında tutabilmek içinde güvenilir bir jandarmaya ihtiyaçları vardı.1948’de bütün Arap ülkelerinin tepkisine rağmen kurdukları İsrail ile bir nebze bu sorunu gidermeye çalıştılar. Fakat yeterli olmadı.Rusya’nın da önünü kesmek amacıyla ve İsrail’in yanında Türkiye’yi de ikinci bir jandarma olarak Nato’ya aldılar.Unutmayalım ki İsrail devletini ilk tanıyanların arsında Türkiye gelmektedir. \n\nTC’nin emperyalizme olan bu bağımlılığı ve ABD hayranlığı ülkede gelişen en ufak demokratik hareketleri dahi kan ve zulümle bastırmasına neden oldu. ABD’ye ve emperyalizme karşı gelmek Moskof hayranı olmak demekti.En ağır bir şekilde bastırılması gerekiyordu. Elbette bu baskı ve zulümden Türk halkı gibi Kürtlerde nasibini fazlasıyla alıyordu.Günümüzde ise dış politikasını TC Kürt sorununa endeksli olarak belirlemektedir. Bu belirlemede komşumuz olan ABD’nin onayı mutlaka alınmaktadır.Bu onay emperyalizmin karakteri gereği halkların ırkçılık temelinde bir birine düşürülmesi politikasıyla perçinlenmektedir.\n\nKürt sorunu etrafında odaklaşarak dönen Türk dış politikası bu çemberi kırmadan ve Anadolu halkları kardeşliği ekseninde emperyalizmden bağımsız olarak şekillenmeden sorunun savaş ve göz yaşıyla çözüleceğini sanmıyorum.\nBu sınır ötesi operasyonlarla çözülebilecek bir sorun değildir.TC ekonomik ve siyasi olarak emperyalizmden kopmadığı sürece kapitalizmin sonucu olan kan,göz yaşı,yoksulluk ve açlık sona ermeyecektir.\n\nYAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ…\nKAHROLSUN EMPERYALİZM \n\n24 Ekim 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emrah Uslu",
        "poet": "Emrah Uslu",
        "poem": "\n\nEmrah Uslu...\nAdakale karanlık\nGözyaşı yanında \nYalnızlık...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Empresyonist",
        "poet": "Fuat Eriçok",
        "poem": "\n\npembe beyaz mat bir gök\n\nanadoluhisarı’nın lacivert ağaçları arasından bakışan\nkülrengi kiremitli, kirli suratlı evler..\ngittiği güneyden izlerini taşıyan ılık lodosla kendini hatırlatan yaz\nve onlara inat lacivert kıpırtılı, üstü pusla kaplı \ncamgöbeği boğaz\n\nönümden hızla geçen yeşil kedi\nyoksa yalnızca gözleri miydi görebildiğim? \n\nmasanın örtüsünde kıpraşan mavi yaprak gölgeleri..\ngemi mi ters gidiyor\nben mi duraklamış zamanda dönüyorum geri? \n\nısıtmayan donuk sarı güneş \ngülümsüyor bulutlardan fırsat buldukça..\nyer yer hoyrat bir poyraz serinliği yanağıma değip geçiyor\npürüzsüz inci beyazı..\n\nsahilde yürüyen kırmızı cıvıltılı kadınları\nyan masada çay yudumlayan toz pembe kahkahalı kızı\nve oynaşan lacivert denizi seyredip\nerkenden özlerken \ndaha yeni geçip gitmiş yazı\n\nçay bahçesinin boşluğunda\nvedalaşan sonbaharla, gelmekte olan kışın \nkahverengi hüzünlü flörtü\nezan çizgisinin ikiye böldüğü havada\nsaman sarısı sükunet\nve hemen arkasında poyrazın kurduğu pusu\ndaha göstermeden kendini ruhumu ürperten\nkar soğuğunun uğultusu\n\nsevilebilme ümidini ve merakını\nhain insanlara tereddütü ile frenleyen yavru kedinin\nüstüme yapışan mahmur pastel bakışları..\n\ndüşüncelerimin dolaştığı umarsız karanlık koridorlarda\nruhumun giderek solup silikleşen eflatuni silueti\nve hızla eriyen renkler\n\nheyecanlı gençliğimin \nyıpranmış alacalı paletindeki karmaşa ile\nzamanın iyice yavaşladığı bu aralık gününde\nsağır bir sessizlikte\nbirbirini denkler\n\n12 aralık 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emre Amade mi Başın?",
        "poet": "Salih Doğan 2",
        "poem": "\n\nEy Beşer-i mahlukat \nsöylesene hangimizin ki  hayat? \nHayvanatın ki mi hayat? \n nebatatın ki mi hayat? \n\nDur ben söyleyim\nNe hayvanın ki hayat\nNe de nebatatın ki hayat\nEğer  eğilmezse başın\n\nRabbül Alemin karşısında\nBir urdan daha aşağı bir hayat\nEğer emre amade ise başın \nBir Melekten üstündür yaşayışın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emre",
        "poet": "Cemal Yavuz",
        "poem": "\n\nYıl iki bin beş, ağustos ayının onu,                                                              Beklenilen günlerden bir Çarşamba günü.                                                              Artık dünyaya gözlerini açıyordu,                                                                       Her tarafa sevinç, mutluluk saçıyordu.\n\nSevgi hastanesinde bir sevgi yumağı,                                                                                                                 Geldi evlerine, oldu neşe kaynağı.                                                                           Sanki evin balı, şekeri ve kaymağı,                                                                           O idi, herkese çok tatlı geliyordu.\n\nÇakmak, çakmak gözleri, ufacık elleri,                                                                             Bir başkaydı ağlamaları, gülmeleri,                                                                          sevgi saçıyordu bütün hareketleri.                                                                             Dikkatle izleniyor ve seviliyordu.\n\nHastanede anneye, babaya soruldu,                                                                         Adı onun Ahmet Emre diye konuldu.                                                                           Gün geçtikçe Ahmet Emre açan gül oldu.                                                         Hısım akraba onu çok çok seviyordu.\n\nToruna olan sevgi bir başkaymış meğer                                                               Öyle bir sevgi ki o, dünyalara değer.                                                          Ayağına bir diken batsa yanar ciğer.                                                                    Görünce iyi,  görmeyince özleniyordu.      \n\nNüfusa doğum yerini Kayseri geçti.                                                                                        Ama anne ve baba Sivas’a yerleşti.                                                                                Günler geçtikçe Emre daha güzelleşti.                                                     Atacağı ilk adımlar gözleniyordu. \n\nNihayet düşerek, kalkarak yürüdü,                                                               Hasretiyle bizi arkasında sürüdü.                                                                                     O çocuklar içinde seçilmiş, bir idi.                                                                  Söyleyeceği ilk kelime bekleniyordu.\n\nSonra başladı, tatlı tatlı konuşmaya,                                                                         Evin içinde sağa sola koşuşmaya.                                                                     Oyunlar oynayıp, bizimle boğuşmaya.                                                                        Artık, bebeklikten çıkıyor, büyüyordu.\n\nSanki hayvanlar âlemi onun dünyası,                                                                            At,  koyun, keçi, köpek, ayı ve dahası,                                                          Hayvan oyuncağıyla dolmuştu odası,                                                                      Çünkü o, bütün hayvanları seviyordu. \n\nSivas Özel Söbe Kreş ve Anaokulu,                                                                    Bebeklikteki hatıralarıyla dolu.                                                                              Sivas’tan sonra, göründü Urfa’nın yolu,                                                                              Emre artık Şanlı Urfalı oluyordu.\n\nPeygamberler şehri Urfa uzak ve sıcak,                                                             Emre’m o sıcağa nasıl da dayanacak.                                                                     Okul bitse, hemen Ankara’ya gelecek,                                                       Dedesi onu hep özlemle bekliyordu.\n\t \t\t\t\tAnkara 30.11.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emret Komutanım",
        "poet": "Cengiz Öyke",
        "poem": "\n\nBir iskele kurdum Diyarbakır Silvan’a\nOradan baktım Hakkari, Siirt, Van’a\nVatan aşkı bu, girdi artık kana\nHakkını helal et, askerim ana\n\nYedi başlı eşkıya başını ezeceğim\nSen ölene kadar, doğuda gezeceğim\nDoğudan Bolu’mu hasretle süzeceğim\nVatan aşkı bu, girdi artık kana \nHakkını helal et askerim ana\n\nYıkarız biz bu eşkıyayı, ne anlarız canım\nVatan için, her zerresi helal olsun kanım\nYetmiş ikiye bir devre Cengiz ÖYKE\nEmret,\nEmret KOMUTANIM\n\n             Mart 1992 Diyarbakır / Silvan 10. Alay 3. Bölük\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emret",
        "poet": "Zerrin Tayfur",
        "poem": "\n\nFes başına fes başına\nAmerika bas başına\nEmret emret Amerika\nKaşım gözüm üst başına\n\nEmrin olur Amerika\nKıbrısıda veririz\nİstersen doğuyuda\nİçindekilerle musuluda\n\nNeyimiz gitmişki? \nAnammı eğirdi babammı dokudu\nAtam dedemmi şehit oldu\nZaten o zamanlarda haindik.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EMRET Sultanım",
        "poet": "Selami Tıraşlar",
        "poem": "\n\nGaliba yüreğine sevgim sığmadı \nİstiyorsan böleyim emret sultanım \nBulutlar engel oldu güneş doğmadı \nGölge varken geleyim emret sultanım \n\nSevgimi avucunda sıcak tutarsın \nGece bağrına basar rahat yatarsın \nPişman olursan eğer sabah satarsın \nKapında ki köleyim emret sultanım \n\nSatmaya kıyamaz sın koklar saklarsın \nKoyduğun yere bazen gelir yoklarsın \nPencerenin camından bakar tıklarsın \nGeldiğini bileyim emret sultanım \n\nHuzurunu kaçırmam endişe etme \nSöylemeni beklerim bur da kal gitme \nBu kadar seviyorken kenara itme \nYüzüme bak güleyim emret sultanım \n\nSevgimiz var oldukça gönlümüz coşar \nBirleşerek aşk olup kalplerde yaşar \nÇıkacak engelleri coşkuyla aşar \nHiç bitmeyen çileyim emret sultanım \n\nSelami Tıraşlar\n09.07.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emperyalizmin İnsanın Anlama Yetisine Ve Duygularına Saldırılarının Reddi-5",
        "poet": "Adnan Durmaz",
        "poem": "\n\n12-OSMANLI SERAMONİSİ\n\nİletişime dair yazılmış kitaplarda,şu an aklıma Doğan Cüceloğlu geliyor,daha çok ikili ilişkilerde kasdedilen ile söylenen arasındaki farkın iletişim sorunlarının temel nedeni olarak gösterilir.Bu yazıda bizim ele almaya çalıştığımız ise,işte bu mesajda  mevcut sistemin ve egemen ideolojinin rolü üzerineydi.\nBirbirini anlamamanın,daha doğrusu yanlış anlamanın çarpıklığı tiyatro eserlerine çok fazla sayıda konu olmuştur.Bu konuda geriye giderek  bakarsak,göreceğimiz ilk akla gelen örnek Hacivat ve Karagöz’dür.\nKARAGÖZ.ANLAYIŞI kıt  cahil halktan biri; Hacivat okumuş şehir adamıdır.Basit bir aramayla internetten  karşıma çıkan şu bilgiler onların kişiliğini anlatıyor.\nKaragöz: Oyuna adını veren esas tiptir. Tahsil görmemiş bir halk adamıdır, sokak dili ile konuşur. Hacıvat’la birlikte oyunun iki temel kişisinden biridir. Cahil cesareti diyebileceğimiz bir cesarete ve gözüpekliğe sahiptir. Bu yüzden tekin olmayan kişilerle başı sık sık derde girer. Sürekli Hacıvat’ın yardımını görür. Okumamış ama zeki ve hazırcevaptır. Öğrenim görmüş kimselerin yabancı sözcük ve dil kuralları ile alay eder. Devamlı olarak anladıklarını anlamaz görünür, kelimelere ters anlamlar yükler. Böylece toplum içindeki iki ayrı zümrenin dillerinin çatışması ortaya serilir. Hacıvat’la söylediklerini yanlış anlıyormuş gibi eğlenir. Sözlerine farklı ifadeler yükler. Genelde işsizdir, boş gezer. Hacıvat’ın bulduğu işlerde çalışır. Yerinde duramayan, herşeye burnunu sokan meraklı bir tiptir. Bunun sonucu başı dertten kurtulmaz. Herşeye burnunu sokan Karagöz sokağa inmediği zaman pencereden kafasını uzatır veya evin içinden seslenerek işe karışır. Özü sözü bir, düşüncesini söylemekten çekinmeyen patavatsız bir kişi olduğu için kendini hep zor durumların içinde bulur. Yine de işin içinden sıyrılmasını bilir. Değişik oyunlarda değişik kıyafetler içinde görülebilir. Kadın Karagöz, Gelin Karagöz, Eşek Karagöz, Çarpılmış Karagöz, Çıplak Karagöz, Süpürgeli Karagöz, Bekçi Karagöz, Çingene Karagöz, Sandalcı Karagöz, Tulumlu Karagöz, Davullu Karagöz gibi çeşitleri vardır. Oyun içinde rol gereği kıyafet değiştirse de, oyun sonuna daima kırmızının hâkim olduğu bilindik görüntüsü ile çıkar.\nHacıvat: Hacı İvaz, Hacı Ayvaz veya Bursalı Hacı Ivaz adları ile de anılır. Medrese eğitimi görmüş, Arapça ve Farsça kelimelerle, tamlamalarla konuşan, her konuda bilgi sahibi olan biridir. Karagöz’le sürekli bir didişme içindedir. Ders verir tavrı, bilgiçliğe döner. Bazen bu çok bilmiş tavırları başlarını derde sokar. Yine de çeşitli badireler onun sayesinde atlatılır. Kıyafetine yeşil renk hâkimdir. Karagöz gibi değişik tasvirleri vardır. Kadın Hacıvat, Keçi Hacıvat, Çıplak Hacıvat, Kâhya Hacıvat, Sandalcı Hacıvat. Aynı şekilde oyun içinde kıyafeti değisse bile oyun sonunda klasik yeşilin hakim olduğu kıyafeti ile görünür. (http://www.karagozevi.com/? d=tiplemeler.html) \n\nGerçi Ziya gökalp’in Türkçülüğün Esasları adlı çalışmasında Osmanlı ve Türk arasındaki farkları ve zıtlaşmayı uzun uzun ele alır ve şöyle der; ” Edebiyatımızda da yanı ikilik vardır. Türk edebiyatı halkın atasözleriyle bilmecelerinden, halk masallarıyla hal koşmalarından, destanlarından, halk cengnameleriyle menkibeleriniden, tekkeliden ilahileriyle nefeslerinden, halkın güldürücü fıkralarından ve halk tiyatrosundan ibarettir. Atasözleri, doğrudan doğruya, halkın bilgece sözleridir. Bilmeceleri de yaratan halktır. Halk masalları da fertler tarafından düşülmemiştir. Bunlar, Türkün mitolojik çağlardan başlayarak, gelenek yoluyla zamanımıza kadar gelen peri masallarıyla dev masallarıdır. Dede Korkut kitabı'ndaki masallar da, ozandan ozana sözlü bir biçimde yazılmış halk masallarıdır. Türk tarihinde ve etnografyasındaki mitler, lejandlar, efsaneler de Türk edebiyatının elamanlarıdır. Cengnamelere ve dini menkıbelere gelince, bunlar halk edebiyatının islami devresine ait ürünleridir. Halk şairlerinin koşmalarıyla destanları, manileriyle türküleri de, yukarıda saydığımız eserler gibi Türk hakkının samimi eserleridir. Bunlar da yöntemle taklitle yapılmamışlardı. Aşık Ömer, Dertli, Karacaoğlan'lar gibi şairler, halkın sevgili şairleridir. Tekkeler de birer hak mabedi olduğu için buralarda doğan ilahilerle nefersler de hak edebiyatına, dolayısıyla Türk edebiyatına aittir. Yunus Emre ve Kaygusuz ile Bektaşi şairleri bu gruba girerler. Osmanlı edebiyatı ise, masal yerine ferdi hikayelerle Romanlardan, koşma ve destan yerine taklitle yapılmış gazellerle alafranga şiirlerden oluşmuştur. Osmanlı şairlerinin her biri mutlaka, Acem devrinde bir Acem şairine, Fransız devrinde bir Fransız şairine benzer. Fuzuli ile Nedim bile bu konuda farklı değildirler. Bu yönden Osmanlı yazarlarıyla şairlerinden hiç biri orijinal değildir, hepsi taklitçidir; hepsinin eserleri estetik ilhamdan doğmuştur. Mesela, nüktecilik (Humour)  bakımından, bu iki gurubu karşılaştıralım. Nasreddin Hoca, İncili Çavuş Bekri Mustafa ve Bektaşi Babaları hak nüktecileridir; Kani ile Sururi ise, Osmanlı divanının mizahçılarıdır. Doğal nüktecilik ile yapay mizah arasındaki fark, bu karşılaştırma ile meydana çıkar.\n\nKaragözle orta oyununa gelince; bunlar da hak gösterisi yani geleneksel Türk tiyatrosudur. Karagöz ile Hacivat'ın çatışmaları, Türk ile Osmanlı'nın yani o zamanki kültürümüzle medeniyetimizin mücadelelerinden ibarettir.” diyor.Özellikle “Osmanlı şairlerinin her biri mutlaka, Acem devrinde bir Acem şairine, Fransız devrinde bir Fransız şairine benzer. Fuzuli ile Nedim bile bu konuda farklı değildirler. Bu yönden Osmanlı yazarlarıyla şairlerinden hiç biri orijinal değildir, hepsi taklitçidir; hepsinin eserleri estetik ilhamdan doğmuştur. Mesela, nüktecilik (Humour)  bakımından, bu iki gurubu karşılaştıralım. Nasreddin Hoca, İncili Çavuş Bekri Mustafa ve Bektaşi Babaları hak nüktecileridir; Kani ile Sururi ise, Osmanlı divanının mizahçılarıdır. Doğal nüktecilik ile yapay mizah arasındaki fark, bu karşılaştırma ile meydana çıkar.” sözlerine tümüyle katılıyorum..\n\nHacivat,Karagöz arasındaki komiklik,anlayışı kıt,kaba köylünün,okumuş kentli karşısındaki yanlış anlamalarından çıkmaktadır.\nBu gün de  Cumhuriyet dönemi çizgi mizah ve komedi ağırlıklı Oytunculuklarda gördüğümüz tipler,kaba cahil,anlayışı kıt,konuşması yamuk köylüdür.Başlangıcından bu yana çiçek Abbaslar,züğürt ağalar,inek şabanlar genel olarak şaşkın, saf ve bazen kurnaz köylü tiplerdir.tv güldürülerinde,tek kişilik komedi gösterilerinde köylünün dili,kültürü aşağılanmaya devam ediyor hala.Osmanlı mizahında Osmanlı cemiyetinde yaşayan kesimler dilleri ve davranışlarıyla taklit edilirken aşağılanarak gülünç hale getiriliyordu.Bunların arasında,. Anadolu’dan gelen tipler: Laz, Kastamonulu, Rumelili, Egeli, Kayserili, Eğinli, Vanlı, Harputlu, Kürt.\nAnadolu dışından gelenler: Muhacir, Arnavut, Arap, Akarap, Acem, Çerkez. \n vb tipler vardı.\nNe gariptir vyukardan bakanların ve yönetenlerin kendilerini omuzlarında  taşıyan kalabalıkları ayrıksı ve başka görmeleri..Halkı aşağılama Osmanlının genel özelliğiydi:\nArnavut asilli devsirme olan Koci Bey, Sultan Murad’ın akıl hocalarından biridir.\nSultan Murat'a sundugu, devlet islerindeki aksaklikları ve \ncözüm önerilerini iceren 'Yeniceri Taifesinin Ilk Defa Bozulmasi Ne Yüzden Oldugu Beyan Olunur'\nbaslikli risalesinde, yeniceri ocaginin bozulma gerekcesini 'yabancilarin girmesine' bagliyor ve\n'yabancilardan'kimleri kastetdigini söyle diyor: '... Yeniceri ocagina yabanci girmesi, 909 (m.1503)  tarihinden beri olmustur. Sebebi bu olmustur ki,\n\n...Her zümreye, adi gecen tarihten beri milleti ve mezhebi bilinmeyen sehir oglani, Türk, Cingene,\nTatar, Kürt, ecnebi, Laz, Yörük, katirci, deveci, hammal, agdaci, yolkesen, yankesici ve diger\ncesitli kimseler katilip, usul ve kaideler bozuldu. Kanun ve kaide kalkti...'\nKoçi Bey tek örnek değildir,çoğaltılabilir.\nOsmanli Devsirme Sairi -Divani Hümayun Katibi- Hamdi Celebi söyle yazabiliyor\n\n'Devr-i devden beri sahim eflak\n\nZemmolur alem icinde Etrak,\n\nVermemis Türk'e Hüda idrak\n\nTürk'ü katlediniz kani helal.' \n\nBaki,   'Muhtesem Süleyman'i na sundugu siirinde; \nHer tac olmaz Fahr-u fena ehline sertac\nTürk ehlinün ey hace biraz basi kabadir\n(Her tac yoksulluk ve yokluk ehline bas taci olamaz\nEy Hoca Türk toplumundan olanin basi kabadir\nyani anlayışı kıttır)  demistir.\nNef'i ise; \n'Türk'e hak Cesme-i irfani haram itmistir. \nTanri Türk'e irfan pinarini yasaklamistir.)   demektedir \n\nBu örnekler çoğaltılabilir.Buradan çıkartacağımız,Osmanlı Şairleri kendini halktan saymıyordu tabii ki yöneticiler de.Büyük kalabalıklar sürekli aşağılanabiliyordu\nUYANMAMASI GEREKENLER UYANMASIN DİYE UNLARIN KARANLIKTA KALMALARI ÜZERİNE HÜKÜMDARLIK KURANLAR HER ŞEYİ YAPAR\nKALABALIKLAR UYANMASIN DİYE YAPILAN VE SÖYLENENM HER ŞEY MUBAHTIR\nSUÇ BİLE YUKARDAKİLER VE AŞAĞIDAKİLER İÇİN FARKLI TANIMLARA SAHİPTİR,TABİİ CEZA DA\n\nKöylünün dili,zevki,aklı,zekası,kültürünü aşağılayan bu anlayış ki Yakup kadriye şu cümleyi söyletebildi; ” Her memleketin köylüsüyle okumuş yazmış zümresi arasında, aynı derin uçurum var mıdır, bilmiyorum. Fakat okumuş bir İstanbul çocuğu ile bir Anadolu köylüsü arasında fark bir Londralı İngilizle bir Pencaplı Hintli arasındaki farktan daha büyüktür.” \n\nBu cümle ne kadar doğrudur; aynı kitapta Yakup Kadri şöyle diyor\n'Kuşlar nasıl sevişir? Kediler nasıl sevişir? Biliyorum. Lakin, bu köy halkının nasıl seviştiklerini tahmin edemiyorum. Bizim gibi, göz göze bakışırlar mı? El ele tutuşurlar mı? Dudak dudağa gelirler mi? Okşayışları nasıldır? Kalbin bir süt çanağı gibi kabarıp taştığı dakikada, ağızlarından çıkan sesin anlam ve ahengi nedir? ”.  \nSanki bir hayvanm topluluğunu betimler gibi acıma ve tiksinme iç içe\nAncak yüzyılların karanlığında terkedilmiş ezilmiş horlanmış kalabalıklardır bunlar.\nYakup Kadri köy türkülerini,aşk öykülerini duymamış olmalı ki  oralarda insanları kediler kuşlar kadar anlayamıyor.O kalabalıkların arasından çıkan ozanları ve aşıkları bilmiyor olmalı.\nAnlamadıkları kesin olan şey,yukarı katlardan gelen her şeydir.Dilini bile bilmedikleri birileri yönetmiştir onları yüzytıllarca.\nRomanın kahramanı Ahmet Cemal’e göre köylüler “henüz bir sosyal yaratık haline bile girmemiş,” “yontulmamış taş devrindeki” yaratıklar gibidir.  Bu noktada yazar o günün köylüleriyle binlerce yıl önce yaşamış köylüler arasında herhangi bir fark görmez. Bu köylüler “tarihi olmayan bir halk” gibidir; çünkü köyleri tıpkı “Hitit harabeleri”ni andırır, insanlar “toprak altından henüz çıkarılmış kırık dökük heykellerden” farksız gibi görünür. Köylülerin zaman ve mekân kavramlarından yoksun olduklarını, Anadolu’nun bağrındaki bir köyün “donmuş bir konak” tan başka bir şey olmadığını ileri sürer Ahmet Cemal. \nAhmet Cemal’e göre köylü kadınlar doğası gereği gerçekte “namert ve kancık” dır.16 Kötü kokarlar, zarafetten yoksundurlar. Köylü kadınlarla sevişilemez bile.\nYine de Yakup Kadri’ye göre gerikalmışlıkları, düşmanlıkları, milliyetçiliğe karşı gösterdikleri kayıtsızlık için suçlanması gereken köylüler değildir. İlginçtir, köylülerdeki bütün eksikliklerin sorumlusu aydınlardır. Yaban’ı bu kadar ilginç ve önemli kılan şey işte Yakup Kadri’nin iletmeye çalıştığı bu mesajdır:\nBunun nedeni, Türk aydını, gene sensin! Bu viran ülke ve bu yoksun insan kitlesi için ne yaptın? Yıllarca, yüzyıllarca onun kanını emdikten ve onu bir posa halinde katı toprak üstüne attıktan sonra, şimde de gelip ondan tiksinmek hakkını kendinde buluyorsun. Anadolu halkının bir ruhu vardı, nüfuz edemedin. Bir kafası vardı; aydınlatamadın. Bir vücudu vardı; besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı! İşletemedin. Onu, hayvani duyguların, cehaletin ve yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. O, katı toprakta kuru göğün arasında bir yabani ot gibi bitti. Şimdi, elinde orak, buraya hasada gelmişsin. Ne ektin ki, ne biçeceksin? Bu ısırganları, bu kuru dikenleri mi? Tabii ayaklarına batacak. İşte, her yanın yarılmış bir halde kanıyor ve sen, acıdan yüzünü buruşturuyorsun. Öfkeden yumruklarını sıkıyorsun. Sana ıstırap veren bu şey, senin kendi eserindir, senin kendi eserindir.22\n\nYakup Kadri köycülük akımı dahilinde,devletçi bir yaxzardır.Buna karşılık Sabahattin Ali de,o zamanın sosyalist  yazarlarından biri olarak köy gerçeğini kaleme almıştır.Kuyucaklı Yusuf’taki bakışla Yabandaki bakış hiç de birbirine benzemez.En azınmdan,\nKöylüleri saygı duyulacak hiçbir özelliği olmayan ilkel yaratıklar olarak resmeden Yakup Kadri’nin aksine Sabahattin Ali’nin çizdiği köylü karakteri saygı duyulması gereken, dürüst, kendine saygısı olan bir kişidir. Köylü Yusuf hiçbir zaman kasabanın değerlerine, kasabadaki hayat tarzına uyum sağlayamaz. Kasabadaki insanların çoğu hilekâr, adalet duygusundan yoksun, samimiyetten uzak, rüşvete, ekonomik açıdan sömürülmeye meyilli insanlardır.34 Sabahattin Ali’nin çizdiği Yusuf portresiyse mantığı olmasa da değerleri, hisleri olan biridir. Ne siyasetten, ne karmaşık bürokratik ilişkilerden, ne de bozulmuş iş ilişkilerinden anlar Yusuf. Günlük hayatın sorunlarından, sıkıntılarından kaçışı ancak doğada, kırlarda bulur. Sabahattin Ali kasabanın yapaylığına, kirlenmişliğine, hileli düzenine karşı doğallığı, masumiyeti, dürüstlüğü kırlarda, köyde arar.\n\nSabahattin Ali,aydını muğlak bir kavram olmaktan öte algılamaktadır.Yarı MÜNEVVERLER başlıklı yazısında ele aldığı aydın tiplemesiyle konuya açıklık getirir.\n\nYARI MÜNEVVERLER... \n\nBizde birkaç sahibeden fazla yazı okumağa tahammülü olmayan \nbir 'yari münevver' zümresi vardır. Bunlar ruhları hasta, iradeleri \ngevsek, kafalarını bir nokta üzerinde uzunca bir zaman tutmak kabi- \nliyetinden mahrum birtakım prikopatlardır. Bu tip insanların kafası \nhayatın bütün ciddi meseleleriyle alakalarını kaybettiği için hiçbir \nşey onları asla sarsmaz. \n\nÖmürlerinde asla bir fikir sahibi olmayacak kadar ruhları \ntembeldir, bugün şu fikir, yarin oteki fikir kirpintisini beraber- \nlerinde gezdirmek suretiyle münevver insan olduklarını kendilerine \nisbata kalkarlar. \n\nBahis mevzuu olan birçok meseleler için düşünmeye lüzum \nkalmadan ortaya sürülebilecek selahiyetli kararları vardır ve \nbunlar üzerinde asla münakaşa kabul etmezler. Her turlu itirazı \nyine dağarcıkta hazır olarak bulundurdukları bir bayat nükte, \nistihfaf dolu bir hayret pozu ile önlerler. \n\nSabahattin Ali 'Markopaşa Yazıları ve Ötekiler' \n\nHangi yazar çizer hangi tipi yarattı  buna bakmaya çalıştık.Buna bakarken halka  nasıl baktığı8nı anlamaya çalıştık.osmanlıdan başlayan süreç hala devam etmektedir.\nher sistem kendi ürettiği aydınlarıyla,yazar çizer,şair tatayfasıyla mevcudiyetini halka karşı sürdürmerk için ideoloji denilen silahı iyi kullanıyor.Osmnanlıysa osmöanlıya özgü yöntemler geşllişştiriyor.Asıl amaç sürekli bir anlayış güdükleşmesi yaratmak.Kendi iktidarını ve egeömmenliğini meşru göstermek için her türlü araçtan yararlanarak kandırdığı insanları da zuşllmüne taraftar yapmak.ancak bakış açıları ve ortaya koydukları ürünlerle halkı aşağılamaktan da geri kalmamak\n\nHacivat karagözdeki şehirlinin köylünün diline ve anlayoıışına gülmesi\nyaşadığımız dönem türk karikatülerinde de (tabii bunun içine olgulara bilimsel bakan sanatçıları katmıyorum)  köylünün kabalığı dfdili alay konusu yapılmaya devam etmiştir.Bunu belirttiğim gibi Yeşilçam sinemasının yarattığı aptal şaşkın saf görgüsüz köylü tiplerinde de görürüz.yalnızca komedilerde değil,İstanbullu yakışıklı zengin çocuğunun iğfal edip hamile bırakarak Ömerciği sezerciği husule getirdiği köylü kız13-ANLAMA BOYUTUNDA İDRAKİN YAMULTULMASIIrakın işgali tüm dünyaya barış hareketi olarak sunuldu\nbüyük Ortadoğu projesi tüm dünyaya barış hareketi ve yüksek yaşama standardı transferi olarak sunuldu\nbunun için seçilen katil aslında abd nin yarattığı bir  halk düşmanıydı ve kendi yarattığı celladın zulmünü harekletini meşru kılmak için gerekçe gösterdibo projesinin eş başkanı Türkiye cumhuriyeti başbakanı tayip Erdoğan oldu\nırakla ilgili haberler saldırgan işgalcilerin  küresel haber ajansları tarafından satın alınıp bıuu haberler üzerine gerekli işlemler ve değişiklikler yapıldıktanb sonra dünya ülkelerinin medyalarına satıldı\nyalan parayla satıldı daha doğrusu çarpıtılmış yamultulmuş haberler işgalciler tarafından dünyaya satıldı\ndünyanın pek çok yerinde satın alınmış gazetecvi ve tv ciler yalanı daha makul hale getirerek halklarına sundularALIŞMAK KAYBOLMAKTIR\nALIŞKANLIK YİTİKLİK\nALIŞAMAMAK MUTSUZLUK OLSA DA İNSANİDİR\nSÜRÜ ALIŞTIRILMIŞ OLUYOR\nSÜRÜ İÇİN ÇOBAN KAVAL VE BELLİ DAVRANIŞ BİÇİMLERİ VARDIR.BELLİ KOMUTLARLA HAREKET EDER\nBASKI-ZULUM VEYA BİZE TERS GELEN NE VARSA  İNSANOĞLU ALIŞARAK KATLANIYOR.\nÖLÜM ACISINA ALIŞMAK –ASLINDA UMUDUNU KESMEKLE İLGİLİ\nUMUDU OLMAYANIN BEKLENTİSİ BİTİYOR\nUMUDU VE ÇIKIŞ YOLU OLMAYAN KALABALIKLAR ACIYA ALIŞIYOR\nMEVCUT DURUMUNU KABUL EDİYOR\nEN ÇOK ACI ÇEKEN MEVCUT DAYATMAYI KABUL ETMEYEN OLUYORHalil Cibran’ı burada tekrarlamakta yarar var:Ne yazık o ulusa ki bir urba giyer kendi dokumaz, bir ekmek yer kendi hasat etmez ve bir şarap içer ki kendi testisinden akmaz.\nNe yazık o ulusa ki zorbayı kahraman diye alkışlar ve gösterişi fatih cömertliği sayar.\nBir ulusa ne yazık ki rüyasında küçümsediği tutkuya uyanıkken boyun eğer.\nNe yazık o ulusa ki bir cenaze töreninde yürürken sesini yükseltmez, kendi yıkıntıları içindeyken bile övünür ve ensesi kılıçla kütük arasında uzanmışken ayaklanmaktan geri duracaktır.\nDevlet adamı bir tilki, düşünürü bir hokkabaz ve sanatı yamama ve taklit olan o ulusa ne yazıktır.\nNe yazık o ulusa ki yeni yöneticisini borazanlarla karşılar ve yalnızca bir diğerini yine borazanlarla karşılamak için, yuhalarla uğurlar.\nNe yazık o ulusa ki bilgeleri yıllardır dilsizdir ve güçlüleri beşiktedir henüz.\nNe yazık ki o ulusa parçalara bölünmüştür, her parçası kendini bir ulus sanır.Halil Cibran, Ermişin Bahçesi, Çeviren R.Tanju Sirmen, Anahtar Kitaplar yayınevi 1993, sayfa 23\nİktidar seremonisinden alıntılarla devam ediyorumBENZİN: Bugun: 3.00 YTL, 2002'de: 1 milyon 696 TL (1.69 YTL)\nTUPGAZ: Bugun: 35 YTL, 2002'de: 19 milyon TL (19.00 YTL)\nEKMEK: Bugun: 0.30 YTL, 2002'de: 150 bin TL (0.15 YTL)\nİSSİZ SAYİSİ: Bugun: Resmi: 2 milyon 487 bin. (Gercek: 10 milyon.)\n2002'de: Resmi: 2 milyon 412 bin (Gercek: 6 milyon 200 bin)\nKARSİLİKSİZ CEK: Bugun: 1 milyon 535 adet, 2002'de: 748 bin adet. \nPROTESTOLU SENET: Bugun: 2 milyar 803 milyon adet, 2002'de: 498 bin 748 adet \nDİS BORC: Bugun: 170.1 milyar dolar, 2002'de: 130 milyar dolar. \nİC BORC: Bugun: 182.4 milyar dolar, 2002'de: 90 milyar dolar. \nDİS TİCARET ACİGİ: Bugun: 51.3 milyar dolar, 2002'de: 15.5 milyar dolar. \nSİCAK PARA: Bugun: 53 milyar dollar, 2002'de: 8.1 milyar dolar.ÖZELLEŞTİRMECİ PARTİLER VE SATTIKLARIKonumuz özelleştirmenin öyküsü olsaydı, Özal’lı yıllara kadar uzanmak gerekecekti. Konumuz hangi iktidarın, hangi partinin ülkemizin satılmasına yardımcı olduğu. Aşağıdaki tablo çok gerileri değil, son on yılı gösteriyor. DYP-SHP Hükümetinin (1994-1995)  Sattıkları:\n1- Yem San ve Tic. A.Ş, \n2- Karabük Demir Çelik Fabrikası, \n3- FRUKO-TAMEK Meyve Suları San. A,Ş deki hisseler, \n4- MEKTA A.Ş. deki hisseler, \n5- HAVAŞ hisselerinin %60’ı, \n6- Turban Kemer Marina Oteli, \n7- PETKİM AŞ.nin bir binası, \n8- NİMSA’nın hisseleri, \n9- Adana, Adıyaman, Adilcevaz, Afyon, Aksaray, Amasya, Balıkesir,Bayburt, Bolu, Burdur,Çan, Çankırı, Çorum, Devrek, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Giresun, Havza, İstanbul, İzmir, Kastamonu, Lalahan, Muş, Sinop, Sivas, Siverek, Trabzon, Yatağan, Yüksekova Süt Ve Mamülleri İşletmeleri ve Solaklı, Yenice, Silivri, Tunceli Süt toplama merkezleri, \n10- SEK’in isim hakkı \n11- Afyon, Ağrı, Bayburt, Bursa, Elazığ, Kars, Kastamonu, Malatya, Suluova, Şanlıurfa, Tatvan, Van Et Kombinaları \n12- Adıyaman Çimento Fabrikası \n13- KÖYTEKS Siirt Hazır Giyim Tesisi ve arsası \n14- KÖYTEKS Diyarbakır Hazır Giyim Tesisi \n15- KÖYTEKS Yerköy Hazır Giyim Tesisi \n16- KÖYTAŞ, \n17- KÜMAŞ, \n18- Sivas Demir-Çelik Fabrikalarına ait Gayrimenkul, \n19- SÜMERBANK A.Ş, \n20- SÜMER HOLDİNG’e ait 88 adet mağaza, \n21- Turban Çeşme Oteli, \n22- TESTAŞ Aydın Tesisleri \n23- PENDİK, ALAYBEY, HALİÇ, CAMİALTI tersanelerinin özelleştirmeleri iptal edildi.DYP- CHP Hükümetinin (1996)  Sattıkları:\n1-SÜMER HOLDİNG Adana, Erzincan, Eskişehir, Hereke, Karaman, Nevşehir, Şanlıurfa İşletmeleri \n2- ORÜS Antalya, Ayancık, Bafra, Devrek, Düzce, Vezirköprü, Ardanuç, Pazarköy Ve Ulupınar İşletmeleri \n3- Turban Ilıca Moteli \n4- Turban Elmadağ DağeviANAP-DYP Hükümetinin (1996)  Sattıkları\n1-ÇİNKUR, \n2- THY 4 Adet B-727 Uçak, \n3- Lalapaşa, Kars, Van, Gümüşhane, Elazığ, Çimento Fabrikaları, \n4- POAŞ’a ait, Niğde, Beyşehir,Batman, Balıkesir deki 9 arsa, ve bir tanker REFAH PARTİSİ- DYP hükümetinin (1996-1997)  Sattıkları\n1-SÜMER HOLDİNG’E ait satış mağazaları ve yarım kalmış tesisler \n2- DENİZBANK \n3- ANADOLUBANK \n4-ETİBANK 5- PETLAS A.Ş, \n6- FİLYOS ATEŞ TUĞLASI 7- ÇEMAŞ DÖKÜM SANAYİ A.Ş\n8- ÇİMHOL Çimento Ve Yan Mamulleri A.Ş \n9-Tekirdağ Limanı \n10- Hopa Limanı \n11- Rize Limanı \n12- Giresun Limanı \n13- Ordu Limanı \n14- Sinop LimanıANAP-DYP-DSP Hükümetinin (Haziran 1997-Ocak 1999)  Sattıkları\n1- ORÜS Kırklarelindeki taşınmazlar,\n2- TURBAN’a ait İstanbul İstinye’de 8 Parsel arsa, \n3- KBİ’ne ait Artvinde 1 arsa, \n4- TDİ Rumelifeneri Yolcu Gemisi, \n5-TDİ Halıcıoğlu Motorbotu, \n6- SÜMER HOLDİNG’e ait Ankara kurtuluşta 2 Gayrimenkul, \n7- SÜMER HOLDİNG Adana Satış Mağazası, \n8- SÜMER HOLDİNG Bursa Merinos Fabrikasının 2 arsa ve bir binası, \n9- SÜMER HOLDİNG İzmir Konak Mağazası ve Bölge Müdürlüğü Binası, \n10- SÜMER HOLDİNG Beyoğlu Satış Mağazası, \n11- SÜMER HOLDİNG Unkapanı Satış Mağazası, \n12- SÜMER HOLDİNG Malatya Pamuklu İşletmesine ait bir kısım Taşınmaz. DSP-MHP-ANAP Hükümetinin (Haziran 1999- Kasım 2002)  Sattıkları\n1-Asil Çelik’e ait Bursa’da 2 taşınmaz, \n2- ÇELBOR, 3- Eski İstinye Tersane Arsası, \n4- PETKİM Yarımca tesisi, \n5- Kayseri’de TAKSAN’a ait 29 arsa ve 4 tezgah, \n6- EBAŞ ET’e ait Ağrı’da 3 taşınmaz, Trabzonda 1 arazi ve fabrika binası, Kastamonu’da 72 taşınmaz, 7- SEKA İzmit Pompa istasyonu arsası, \n8- SEKA İzmit Kozluk’ta 1 arsa, \n9- TDİ Körfez taşıma hizmetleri, 10- TDİ 8 gemi ve 3 vapur, \n11- TZD A..Ş. ye ait Muğla’da 1 arsa 2 depo, denizli’de 1 arsa, 6 lojman ve 8 depo, Ağrı’da 1 arsa, 2 lojman ve 1 depo, Mardin’de 1 arsa, 2 lojman ve 2 depo, Niğde’de 1 arsa, 4 lojman ve 2 depo, Yozgat’ta 1 arsa, 3 lojman, Samsun7da 1 arsa, 8 lojman, 7 depo, 1 bekçi evi, Kırklareli’nde’de 2 arsa, 33 depo, 1 bekçi evi, Tekirdağ’da 2 arsa, 5 lojman ve 1 depo, 1 bekçi evi, Urfa7da1 arsa, 14 lojman, 8 depo,, 1 bekçi evi,Antalya’da 1 arsa, 20 depo, 2 bekçi evi, Erzurum7da 1 arsa, 3 lojman, 1 depo, Çanakkale7de 1 arsa, 6 depo, TZD 1 Taşınmaz, \n12- TDİ Marmaris Limanı, \n13- KBİ 190 Adet Taşınmaz,\n14- SEKA DALAMAN İŞLETMESİ, \n15- SEKA’ya ait 3 taşınmaz, \n16- KBİ’ye ait 210 taşınmaz, 2 arsa ve 3 bina, \n17-POAŞ, Varlıkları ile toplam tesisin satışı, \n18- DİTAŞ, \n19- KBİ’ye ait 4 taşınmaz, \n20- TZD’ye ait 2 Taşınmaz, \n21- SEKA’ya ait 7 taşınmaz, \n22-TÜGSAŞ’a ait 2 taşınmaz bir arsa, \n23- PETKİM’e ait 1 arsa, \n24- TÜPRAŞ’a ait 2 arsa, \n25- SÜMER HOLDİNG’e ait 16 adet arsa, \n26- İSDEMİR (Beraber satılsın diye Erdemir’e verildi) , \n27- EBÜAŞ’a ait 2 arsa, \n28- TEKEL’e ait 1 arsaAKP Hükümetinin (Aralık 2002- Haziran 2005 arası)  Sattıkları1-TAKSAN, \n2- GERKONSAN, \n3-SEKA Afyon İşletmesi, \n4- SEKA Balıkesir İşletmesi, \n5- SEKA Çaycuma İşletmesi, \n6- SEKA Kastamonu İşletmesi, \n7- SEKA Aksu İşletmesi, \n8- SEKA Taşucu Tersane Alanı, \n9- SEKA’ya ait 4 taşınmaz, \n10- TZD Sakarya İşletmesi, \n11- THY USAŞ,\n12- TDİ Trabzon Limanı, \n13- TDİ Dikili Limanı, \n14- TDİ Kuşadası Limanı, \n15- Sümer Holding’e Ait Merinos Halı Fabrikası, \n16- SÜMER HOLDİNG’E Ait ERYAĞ, \n17- SÜMER HOLDİNG’E Ait Adıyaman İşletmesi, \n18- SÜMER HOLDİNG’e ait 117 adet taşınmaz, \n19- KBİ’ye ait 103 arsa, 89 lojman, \n20- EBÜAŞ-MEYBUZ, \n21- EBÜAŞ’a ait 54 taşınmaz, \n22- TEKEL Kaya Tuz, \n23- TEKEL’e ait 30 taşınmaz, \n24- ESGAZ, \n25- BURSAGAZ, \n26- ETİ BAKIR, \n27- ETİ GÜMÜŞ, \n28- ETİ KROM, \n29- ETİ ELEKTROMETALURJİ A.Ş, \n30- Çayeli Bakır İşletmeleri A.Ş, \n31- KBİ Samsun İşletmesi, \n32- KBİ 65 adet taşınmaz, \n33-DİV-HAN A.Ş, \n34- Amasya Şeker Fabrikası, \n35- Kütahya Şeker Fabrikası, \n36- SÜMER HOLDİNG’e ait TÜMOSAN, \n37- SÜMER HOLDİNG Malatya İşletmesi, \n38- SÜMER HOLDİNG Bakırköy İşletmesi, \n39- SÜMER HOLDİNG Diyarbakır İşletmesi, \n40- SÜMER HOLDİNG Çanakkale Deri İşletmesi, \n41- SÜMER HOLDİNG’E Ait 108 Adet Taşınmaz, \n42- SÜMER HOLDİNG Ortadoğu Teknopark A.Ş, \n43- SEKA Karacasu İşletmesi, \n44- SEKA Ankara Alım Satım Binası Müdürlüğü, \n45- SEKA Ardanuç İşletmesi Varlıkları, \n46- TÜGSAŞ, \n47- TÜGSAŞ Gemlik Gübre San. TAŞ, \n48- TÜGSAŞ-İGSAŞ HİSSELERİ % 100, \n49- TÜGSAŞ Urfa Depoları arazisi, \n50- TÜGSAŞ’a ait 23 taşınmaz, \n51- İGSAŞ Kütahya Gübre Varlıkları, \n52- TEKEL Alkolü İçkiler San. A.Ş, \n53- TEKEL’e ait 60 adet taşınmaz, \n54- TEKEL İnegöl Kibrit Fabrikası T.A.Ş, \n55- TEKEL Gemlik Sun.İp.Mües. T.A.Ş, \n56- TEKEL Tuzluca Tuzlası, \n57- TEKEL Sekili Tuzlası, \n58- EBÜAŞ Samsun Soğuk Hava Deposu, \n59- EBÜAŞ Manisa Kombinası, \n60- EBÜAŞ Manisa Arsası, \n61- EBÜAŞ’a ait 101 adet Taşınmaz, \n62- TDİ ANKARA FERİBOTU, \n63- TDİ Samsun Feribotu,\n64- PETKİM 2adet taşınmaz, \n65- TEDAŞ 1 arsa, 1 adet trafo binası, \n66- TEDAŞ 1 adet taşınmaz, \n67- ATAKÖY Turizm A:Ş, \n68- ATAKÖY Otelcilik A:Ş, \n69- ATAKÖY Marina Ve Yat İşletmesi, \n70- SÜMER HOLDİNG Beykoz İşletmesi, \n71- SÜMER HOLDİNG İstanbul İmar LTD.ŞTİ, \n72- SÜMER HOLDİNG 2 adet Taşınmaz, \n73- TDİ Karadeniz Gemisi, \n74- TEKEL Kristal Tuz Rafinerisi, \n75- TEKEL Kağızman Tuzlası, \n76- TEKEL’e ait 49 adet taşınmaz, \n77- TÜPRAŞ 2 adet taşınmaz, \n78- TDİ 1 Adet Taşınmaz, \n79- SEKA 5 Adet taşınmaz, \n80- KÖY HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Tasfiye Edildi) , \n81- SSK Hastaneleri (Tasfiye Edildi) , \n82- SSK Eczaneleri (Tasfiye Edildi) , \n82- SEKA Kocaeli Fabrikası ve arsasıAKP’nin SATMAK ÜZERE OLDUĞU ve 2005 YILINDA SATMAK İSTEDİKLERİ1-Sümer Holding Sarıkamış İşletmesi, Sümer Holding Bergama Pamuk İpliği Fabrikası, \n2-Sümer Holding Sivas Dokuma Fabrikası, \n3- Sümer Holding Manisa Pam. Men. A:Ş, \n4- Sümer Holding Makine Ve Teçhizat, \n5- Sümer Holding 32 Adet Taşınmaz, \n6- TÜGSAŞ Samsun Gübre Sanayi A.Ş, \n7- Tekel 5 Adet Taşınmaz, \n8- Araç Muayene İstasyonları 1. Bölge, \n9- DSİ ERCİYES Sosyal Tesisi, \n10-Bayındırlık Ve İskan Bakanlığı ERCİYES Sosyal Tesisi, \n11- Karayolları ERCİYES Sosyal Tesisi, \n12-TEKEL Sigara Fabrikaları, \n13-TEKEL Sigara Fabrikalarına Ait Taşınmazlar,.\n14-TEKEL Puro Fabrikaları, \n15-TEKEL Alkol İşletmelerine Ait Taşınmazlar, \n16- Tercan Ayakkabı İşletmesi, \n17-TCDD Mersin Limanı, \n18-Adapazarı Şeker Fabrikası, \n19-Ereğli Demir Çelik Fabrikası, \n20-İskenderun Demir Çelik Fabrikası, \n21-Ereğli Limanı, \n22- İskenderun Limanı, \n23-Yarımca Limanı, \n24- Yarımca Porselen Fabrikası, \n25- Romanya’daki Silisli Sac Fabrikası, \n26- Divriği Demir Madeni, \n27- Hekimhan Demir Madeni, \n28- Kırıkkale Çelik Çekme Boru Fabrikası, \n29- BORÇELİK, \n30-TÜPRAŞ, \n31- PETKİM, \n32- TÜRK TELEKOM, \n33- KIBRIS TÜRK HAVA YOLLARI, \n34- TÜGSAŞ Toros Gübre Fabrikası, \n35- TÜGSAŞ Tekirdağ, Tarsus, Fatsa Depoları, \n36- Seydişehir Eti Alüminyum A.Ş,. \n37- OYMAPINAR BARAJI, \n38- ETİ Alüminyum’a Ait Madenler, \n39- Emekli Sandığı Ankara Emek İşhanı, \n40-Emekli Sandığı İstanbul Hilton Oteli.SEKA işçisi 52 gün direniyor. Haklı. İşçi Partisi orada. Ulusal Kanal orada. Bütün toplumu yanına çekiyor işçi. DYP, CHP, DSP, SP, SHP, MHP gibi özelleştirmeci partiler, halkı kaybetmek üzere olduklarını fark ediyorlar. Daha dün iktidardayken Amerika’nın ve Avrupa’nın, satın dedikleri için, “başüstüne” diyerek ülkenin kurumlarını satış sırasına dizenler sanki onlar değil. Özelleştirmeci partiler Amerika ve Avrupa’dan sonra, bu kez de işçinin karşısında sıraya diziliyorlar. \nTEKEL işçisi direniyor. Bütün Türkiye yanlarında. En Başta Doğu Perinçek. İşçi Partisi başından beri “Özelleştirmenin cumhuriyet yıkıcılığı olduğunu, ülkemizi sömürge yapmak istediklerini” ısrarla söylüyor. Son otuz yılda işçi hareketi özelleştirmenin vatanı satmak olduğunu öğrenmeye başladıysa bu İşçi Partisinin yılmayan anlatımıyla olmuştur. TEKEL işçisi direniyor. Tiren kaçmak üzere. İktidara geldiklerinde her defasında olduğu gibi yine emirberlerinin önlerine koyduğu talimata uyacaklar elbet. Ama şimdi halk kendilerinden uzaklaşıyor. Hemen yanlarına gidip onların sloganına eşlik etmek gerek. Yoksa alimalllah bu işçi silip süpürecek kendilerini. Bu Kez Tekel işçisinin karşısında sıraya diziliyor, ANAP, DYP, CHP, DSP, MHP, SHP ve diğerleri.\nSeydişehir işçisi bütün ülkeye örnek bir vatan savunması yapıyor. “Seydişehir Vatandır” diyor. “KİT’leri satan vatan haini” diyor. Bütün kent ayağa kalkmış. Oraya gidip Özelleştirmeci bu Partilerin İlçe Başkanlarıyla konuşuyoruz. Sanki hepsi İşçi Parti’li olmuş. Başka türlüsü barınamaz artık. Türkiye bu sürece girdi. \nProgramlarını değiştiremiyorlar, ya da “iktidardayken Vatanın satılmasına biz de yardımcı olduk, biraz da biz sattık. Affedin, yanlış yapmışız” da demiyorlar. Çünkü yukarıdan onları seyreden ABD ve AB var. Onlara diklenseler, kendilerinin suları hemencecik kesilecek. En iyisi “bizi biraz idare edin, bu halk, bu işçi elimizden avucumuzdan kaçmak üzere, onlardan görünmezsek tozumuzu atacaklar” diye ABD, AB ve İMF memurlarının durumu idare etmelerini sağlamak. \nDerken Erdemir, Telekom, Tüpraş vatanın bütün kalelerinden bağımsızlık ve “Vatandır” sesleri yükseliyor. Bizimkiler durur mu. Herkes için sallayacak mendilleri var nasıl olsa ceplerinde. Bugün işçiye, memura, köylüye, esnafa köprüyü geçinceye kadar “dayı” demenin zamanı. Başka türlü olmuyor.”Şu köprüyü geçelim, sonrasını yine programımızdaki ve bizi iktidara getiren kökü dışarıda güçlerin gösterdikleri istikamette çalışırız diyorlar” içlerinden. \nİşte Özelleştirmeci Partilerin ikiyüzlülüğü. Aşağıda ise gerçek yüzleri: Bakın göreceksinizKurumlarımız sadece satılmadı. Kimisi de yok edildi.\n1985’ten bu yana satılan kurumlardan SEK Kastamonu işletmesinde alıcı, orman ürünleri üretiyor. Sümerbank, Etibank, ÇİNKUR, Köytaş Tarım makineleri Fabrikası, Bursa Soğuk Depoculuk, Ankara meşrubat Fabrikası, Niğde Meyve Suları Fabrikası, SSK tasfiye edildiler. \nGüneysu, KÜMAŞ, Gümüşhane Çimento, Yarımca Porselen, Et ve Balık Kurumunun Afyon, Kars, Bayburt, Bursa, Kastamonu ve Gaziantep Kombinaları, ORÜS’ün Ayancık, Bartın, Düzce, Pazarköy, Ulupınar, Bafra, Antalya, Demirköy ve Şafşat İşletmeleri, Süt Endüstrisi Kurumunun Afyon İşletmesi, Bayburt İşletmesi, Erzincan İşletmesi, Erzurum İşletmesi, Çanakkale İşletmesi, Hafsa İşletmesi, Sinop İşletmesi, Burdur İşletmesi, Muş İşletmesi, Adilcevaz İşletmesi,Elazığ İşletmesi, Bolu İşletmesi, Kastamonu ve Giresun İşletmeleri, SEKA’nın Dalaman, Afyon ve Akkuş Fabrikaları, SÜMER HOLDİNGİN Adana, Erzincan, şanlıurfa, Denizli, Bakırköy, Çanakkale, Beykoz Malatya İşletmeleri, TESTAŞ Aydın Tesisi, TZD Manisa Kükürt İşletmesi, TZD Sakarya Traktör Fabrikasının faaliyetlerine son verildi.\nÖnümüzdeki yıllarda GERKONSAN, ETİ KROM, ETİ ELEKTROMETALURJİ, SEKA Aksu İşletmesi, SEKA Kastamonu İşletmesi, SEKA Karacasu İşletmesi ve TAKSAN’ın faaliyetlerine son verecekler. \nÖzelleştirmelerle, Çimento Fabrikalarından 3028, Et ve balık kurumlarından 691, ORÜS’lerin 2341 çalışanının 2080’i, Sümer Holding’in 4807 çalışanın 2153, PETLAS’ın 1102 çalışanının 631’i, POAŞ’ın 3822 çalışanının 2783’ü, TÜSTAŞ’ın 73 çalışanının 33’ü, KÖYTAŞ’IN 44 çalışanının 41’i, SEK SÜT’ün 1359 çalışanının 845’i, Ordu Yağ Sanayinin 181 çalışanının 73’ü, Kardemir’in 5417 çalışanının 1498’i, ÇELBOR’un 201 çalışanının 101’i son 7 yılda işlerini kaybetmişlerdir. \nMehmet Akkaya\nİşçi Partisi\nMerkez Sendika Bürosu Başkanı\n\n Adnan DurmazKayıt Tarihi : 26.10.2007 13:19:00\n\n\n13-ANLAMA BOYUTUNDA İDRAKİN YAMULTULMASI\n\nIrakın işgali tüm dünyaya barış hareketi olarak sunuldu\nbüyük Ortadoğu projesi tüm dünyaya barış hareketi ve yüksek yaşama standardı transferi olarak sunuldu\nbunun için seçilen katil aslında abd nin yarattığı bir  halk düşmanıydı ve kendi yarattığı celladın zulmünü harekletini meşru kılmak için gerekçe gösterdi\n\nbo projesinin eş başkanı Türkiye cumhuriyeti başbakanı tayip Erdoğan oldu\nırakla ilgili haberler saldırgan işgalcilerin  küresel haber ajansları tarafından satın alınıp bıuu haberler üzerine gerekli işlemler ve değişiklikler yapıldıktanb sonra dünya ülkelerinin medyalarına satıldı\nyalan parayla satıldı daha doğrusu çarpıtılmış yamultulmuş haberler işgalciler tarafından dünyaya satıldı\ndünyanın pek çok yerinde satın alınmış gazetecvi ve tv ciler yalanı daha makul hale getirerek halklarına sundular\n\nALIŞMAK KAYBOLMAKTIR\nALIŞKANLIK YİTİKLİK\nALIŞAMAMAK MUTSUZLUK OLSA DA İNSANİDİR\nSÜRÜ ALIŞTIRILMIŞ OLUYOR\nSÜRÜ İÇİN ÇOBAN KAVAL VE BELLİ DAVRANIŞ BİÇİMLERİ VARDIR.BELLİ KOMUTLARLA HAREKET EDER\nBASKI-ZULUM VEYA BİZE TERS GELEN NE VARSA  İNSANOĞLU ALIŞARAK KATLANIYOR.\nÖLÜM ACISINA ALIŞMAK –ASLINDA UMUDUNU KESMEKLE İLGİLİ\nUMUDU OLMAYANIN BEKLENTİSİ BİTİYOR\nUMUDU VE ÇIKIŞ YOLU OLMAYAN KALABALIKLAR ACIYA ALIŞIYOR\nMEVCUT DURUMUNU KABUL EDİYOR\nEN ÇOK ACI ÇEKEN MEVCUT DAYATMAYI KABUL ETMEYEN OLUYOR\n\nHalil Cibran’ı burada tekrarlamakta yarar var:\n\nNe yazık o ulusa ki bir urba giyer kendi dokumaz, bir ekmek yer kendi hasat etmez ve bir şarap içer ki kendi testisinden akmaz.\nNe yazık o ulusa ki zorbayı kahraman diye alkışlar ve gösterişi fatih cömertliği sayar.\nBir ulusa ne yazık ki rüyasında küçümsediği tutkuya uyanıkken boyun eğer.\nNe yazık o ulusa ki bir cenaze töreninde yürürken sesini yükseltmez, kendi yıkıntıları içindeyken bile övünür ve ensesi kılıçla kütük arasında uzanmışken ayaklanmaktan geri duracaktır.\nDevlet adamı bir tilki, düşünürü bir hokkabaz ve sanatı yamama ve taklit olan o ulusa ne yazıktır.\nNe yazık o ulusa ki yeni yöneticisini borazanlarla karşılar ve yalnızca bir diğerini yine borazanlarla karşılamak için, yuhalarla uğurlar.\nNe yazık o ulusa ki bilgeleri yıllardır dilsizdir ve güçlüleri beşiktedir henüz.\nNe yazık ki o ulusa parçalara bölünmüştür, her parçası kendini bir ulus sanır.\n\nHalil Cibran, Ermişin Bahçesi, Çeviren R.Tanju Sirmen, Anahtar Kitaplar yayınevi 1993, sayfa 23\nİktidar seremonisinden alıntılarla devam ediyorum\n\nBENZİN: Bugun: 3.00 YTL, 2002'de: 1 milyon 696 TL (1.69 YTL)\nTUPGAZ: Bugun: 35 YTL, 2002'de: 19 milyon TL (19.00 YTL)\nEKMEK: Bugun: 0.30 YTL, 2002'de: 150 bin TL (0.15 YTL)\nİSSİZ SAYİSİ: Bugun: Resmi: 2 milyon 487 bin. (Gercek: 10 milyon.)\n2002'de: Resmi: 2 milyon 412 bin (Gercek: 6 milyon 200 bin)\nKARSİLİKSİZ CEK: Bugun: 1 milyon 535 adet, 2002'de: 748 bin adet. \nPROTESTOLU SENET: Bugun: 2 milyar 803 milyon adet, 2002'de: 498 bin 748 adet \nDİS BORC: Bugun: 170.1 milyar dolar, 2002'de: 130 milyar dolar. \nİC BORC: Bugun: 182.4 milyar dolar, 2002'de: 90 milyar dolar. \nDİS TİCARET ACİGİ: Bugun: 51.3 milyar dolar, 2002'de: 15.5 milyar dolar. \nSİCAK PARA: Bugun: 53 milyar dollar, 2002'de: 8.1 milyar dolar.\n\nÖZELLEŞTİRMECİ PARTİLER VE SATTIKLARI\n\nKonumuz özelleştirmenin öyküsü olsaydı, Özal’lı yıllara kadar uzanmak gerekecekti. Konumuz hangi iktidarın, hangi partinin ülkemizin satılmasına yardımcı olduğu. Aşağıdaki tablo çok gerileri değil, son on yılı gösteriyor. \n\nDYP-SHP Hükümetinin (1994-1995)  Sattıkları:\n1- Yem San ve Tic. A.Ş, \n2- Karabük Demir Çelik Fabrikası, \n3- FRUKO-TAMEK Meyve Suları San. A,Ş deki hisseler, \n4- MEKTA A.Ş. deki hisseler, \n5- HAVAŞ hisselerinin %60’ı, \n6- Turban Kemer Marina Oteli, \n7- PETKİM AŞ.nin bir binası, \n8- NİMSA’nın hisseleri, \n9- Adana, Adıyaman, Adilcevaz, Afyon, Aksaray, Amasya, Balıkesir,Bayburt, Bolu, Burdur,Çan, Çankırı, Çorum, Devrek, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Giresun, Havza, İstanbul, İzmir, Kastamonu, Lalahan, Muş, Sinop, Sivas, Siverek, Trabzon, Yatağan, Yüksekova Süt Ve Mamülleri İşletmeleri ve Solaklı, Yenice, Silivri, Tunceli Süt toplama merkezleri, \n10- SEK’in isim hakkı \n11- Afyon, Ağrı, Bayburt, Bursa, Elazığ, Kars, Kastamonu, Malatya, Suluova, Şanlıurfa, Tatvan, Van Et Kombinaları \n12- Adıyaman Çimento Fabrikası \n13- KÖYTEKS Siirt Hazır Giyim Tesisi ve arsası \n14- KÖYTEKS Diyarbakır Hazır Giyim Tesisi \n15- KÖYTEKS Yerköy Hazır Giyim Tesisi \n16- KÖYTAŞ, \n17- KÜMAŞ, \n18- Sivas Demir-Çelik Fabrikalarına ait Gayrimenkul, \n19- SÜMERBANK A.Ş, \n20- SÜMER HOLDİNG’e ait 88 adet mağaza, \n21- Turban Çeşme Oteli, \n22- TESTAŞ Aydın Tesisleri \n23- PENDİK, ALAYBEY, HALİÇ, CAMİALTI tersanelerinin özelleştirmeleri iptal edildi.\n\nDYP- CHP Hükümetinin (1996)  Sattıkları:\n1-SÜMER HOLDİNG Adana, Erzincan, Eskişehir, Hereke, Karaman, Nevşehir, Şanlıurfa İşletmeleri \n2- ORÜS Antalya, Ayancık, Bafra, Devrek, Düzce, Vezirköprü, Ardanuç, Pazarköy Ve Ulupınar İşletmeleri \n3- Turban Ilıca Moteli \n4- Turban Elmadağ Dağevi\n\nANAP-DYP Hükümetinin (1996)  Sattıkları\n1-ÇİNKUR, \n2- THY 4 Adet B-727 Uçak, \n3- Lalapaşa, Kars, Van, Gümüşhane, Elazığ, Çimento Fabrikaları, \n4- POAŞ’a ait, Niğde, Beyşehir,Batman, Balıkesir deki 9 arsa, ve bir tanker \n\nREFAH PARTİSİ- DYP hükümetinin (1996-1997)  Sattıkları\n1-SÜMER HOLDİNG’E ait satış mağazaları ve yarım kalmış tesisler \n2- DENİZBANK \n3- ANADOLUBANK \n4-ETİBANK 5- PETLAS A.Ş, \n6- FİLYOS ATEŞ TUĞLASI 7- ÇEMAŞ DÖKÜM SANAYİ A.Ş\n8- ÇİMHOL Çimento Ve Yan Mamulleri A.Ş \n9-Tekirdağ Limanı \n10- Hopa Limanı \n11- Rize Limanı \n12- Giresun Limanı \n13- Ordu Limanı \n14- Sinop Limanı\n\nANAP-DYP-DSP Hükümetinin (Haziran 1997-Ocak 1999)  Sattıkları\n1- ORÜS Kırklarelindeki taşınmazlar,\n2- TURBAN’a ait İstanbul İstinye’de 8 Parsel arsa, \n3- KBİ’ne ait Artvinde 1 arsa, \n4- TDİ Rumelifeneri Yolcu Gemisi, \n5-TDİ Halıcıoğlu Motorbotu, \n6- SÜMER HOLDİNG’e ait Ankara kurtuluşta 2 Gayrimenkul, \n7- SÜMER HOLDİNG Adana Satış Mağazası, \n8- SÜMER HOLDİNG Bursa Merinos Fabrikasının 2 arsa ve bir binası, \n9- SÜMER HOLDİNG İzmir Konak Mağazası ve Bölge Müdürlüğü Binası, \n10- SÜMER HOLDİNG Beyoğlu Satış Mağazası, \n11- SÜMER HOLDİNG Unkapanı Satış Mağazası, \n12- SÜMER HOLDİNG Malatya Pamuklu İşletmesine ait bir kısım Taşınmaz. \n\nDSP-MHP-ANAP Hükümetinin (Haziran 1999- Kasım 2002)  Sattıkları\n1-Asil Çelik’e ait Bursa’da 2 taşınmaz, \n2- ÇELBOR, 3- Eski İstinye Tersane Arsası, \n4- PETKİM Yarımca tesisi, \n5- Kayseri’de TAKSAN’a ait 29 arsa ve 4 tezgah, \n6- EBAŞ ET’e ait Ağrı’da 3 taşınmaz, Trabzonda 1 arazi ve fabrika binası, Kastamonu’da 72 taşınmaz, 7- SEKA İzmit Pompa istasyonu arsası, \n8- SEKA İzmit Kozluk’ta 1 arsa, \n9- TDİ Körfez taşıma hizmetleri, 10- TDİ 8 gemi ve 3 vapur, \n11- TZD A..Ş. ye ait Muğla’da 1 arsa 2 depo, denizli’de 1 arsa, 6 lojman ve 8 depo, Ağrı’da 1 arsa, 2 lojman ve 1 depo, Mardin’de 1 arsa, 2 lojman ve 2 depo, Niğde’de 1 arsa, 4 lojman ve 2 depo, Yozgat’ta 1 arsa, 3 lojman, Samsun7da 1 arsa, 8 lojman, 7 depo, 1 bekçi evi, Kırklareli’nde’de 2 arsa, 33 depo, 1 bekçi evi, Tekirdağ’da 2 arsa, 5 lojman ve 1 depo, 1 bekçi evi, Urfa7da1 arsa, 14 lojman, 8 depo,, 1 bekçi evi,Antalya’da 1 arsa, 20 depo, 2 bekçi evi, Erzurum7da 1 arsa, 3 lojman, 1 depo, Çanakkale7de 1 arsa, 6 depo, TZD 1 Taşınmaz, \n12- TDİ Marmaris Limanı, \n13- KBİ 190 Adet Taşınmaz,\n14- SEKA DALAMAN İŞLETMESİ, \n15- SEKA’ya ait 3 taşınmaz, \n16- KBİ’ye ait 210 taşınmaz, 2 arsa ve 3 bina, \n17-POAŞ, Varlıkları ile toplam tesisin satışı, \n18- DİTAŞ, \n19- KBİ’ye ait 4 taşınmaz, \n20- TZD’ye ait 2 Taşınmaz, \n21- SEKA’ya ait 7 taşınmaz, \n22-TÜGSAŞ’a ait 2 taşınmaz bir arsa, \n23- PETKİM’e ait 1 arsa, \n24- TÜPRAŞ’a ait 2 arsa, \n25- SÜMER HOLDİNG’e ait 16 adet arsa, \n26- İSDEMİR (Beraber satılsın diye Erdemir’e verildi) , \n27- EBÜAŞ’a ait 2 arsa, \n28- TEKEL’e ait 1 arsa\n\nAKP Hükümetinin (Aralık 2002- Haziran 2005 arası)  Sattıkları1-TAKSAN, \n2- GERKONSAN, \n3-SEKA Afyon İşletmesi, \n4- SEKA Balıkesir İşletmesi, \n5- SEKA Çaycuma İşletmesi, \n6- SEKA Kastamonu İşletmesi, \n7- SEKA Aksu İşletmesi, \n8- SEKA Taşucu Tersane Alanı, \n9- SEKA’ya ait 4 taşınmaz, \n10- TZD Sakarya İşletmesi, \n11- THY USAŞ,\n12- TDİ Trabzon Limanı, \n13- TDİ Dikili Limanı, \n14- TDİ Kuşadası Limanı, \n15- Sümer Holding’e Ait Merinos Halı Fabrikası, \n16- SÜMER HOLDİNG’E Ait ERYAĞ, \n17- SÜMER HOLDİNG’E Ait Adıyaman İşletmesi, \n18- SÜMER HOLDİNG’e ait 117 adet taşınmaz, \n19- KBİ’ye ait 103 arsa, 89 lojman, \n20- EBÜAŞ-MEYBUZ, \n21- EBÜAŞ’a ait 54 taşınmaz, \n22- TEKEL Kaya Tuz, \n23- TEKEL’e ait 30 taşınmaz, \n24- ESGAZ, \n25- BURSAGAZ, \n26- ETİ BAKIR, \n27- ETİ GÜMÜŞ, \n28- ETİ KROM, \n29- ETİ ELEKTROMETALURJİ A.Ş, \n30- Çayeli Bakır İşletmeleri A.Ş, \n31- KBİ Samsun İşletmesi, \n32- KBİ 65 adet taşınmaz, \n33-DİV-HAN A.Ş, \n34- Amasya Şeker Fabrikası, \n35- Kütahya Şeker Fabrikası, \n36- SÜMER HOLDİNG’e ait TÜMOSAN, \n37- SÜMER HOLDİNG Malatya İşletmesi, \n38- SÜMER HOLDİNG Bakırköy İşletmesi, \n39- SÜMER HOLDİNG Diyarbakır İşletmesi, \n40- SÜMER HOLDİNG Çanakkale Deri İşletmesi, \n41- SÜMER HOLDİNG’E Ait 108 Adet Taşınmaz, \n42- SÜMER HOLDİNG Ortadoğu Teknopark A.Ş, \n43- SEKA Karacasu İşletmesi, \n44- SEKA Ankara Alım Satım Binası Müdürlüğü, \n45- SEKA Ardanuç İşletmesi Varlıkları, \n46- TÜGSAŞ, \n47- TÜGSAŞ Gemlik Gübre San. TAŞ, \n48- TÜGSAŞ-İGSAŞ HİSSELERİ % 100, \n49- TÜGSAŞ Urfa Depoları arazisi, \n50- TÜGSAŞ’a ait 23 taşınmaz, \n51- İGSAŞ Kütahya Gübre Varlıkları, \n52- TEKEL Alkolü İçkiler San. A.Ş, \n53- TEKEL’e ait 60 adet taşınmaz, \n54- TEKEL İnegöl Kibrit Fabrikası T.A.Ş, \n55- TEKEL Gemlik Sun.İp.Mües. T.A.Ş, \n56- TEKEL Tuzluca Tuzlası, \n57- TEKEL Sekili Tuzlası, \n58- EBÜAŞ Samsun Soğuk Hava Deposu, \n59- EBÜAŞ Manisa Kombinası, \n60- EBÜAŞ Manisa Arsası, \n61- EBÜAŞ’a ait 101 adet Taşınmaz, \n62- TDİ ANKARA FERİBOTU, \n63- TDİ Samsun Feribotu,\n64- PETKİM 2adet taşınmaz, \n65- TEDAŞ 1 arsa, 1 adet trafo binası, \n66- TEDAŞ 1 adet taşınmaz, \n67- ATAKÖY Turizm A:Ş, \n68- ATAKÖY Otelcilik A:Ş, \n69- ATAKÖY Marina Ve Yat İşletmesi, \n70- SÜMER HOLDİNG Beykoz İşletmesi, \n71- SÜMER HOLDİNG İstanbul İmar LTD.ŞTİ, \n72- SÜMER HOLDİNG 2 adet Taşınmaz, \n73- TDİ Karadeniz Gemisi, \n74- TEKEL Kristal Tuz Rafinerisi, \n75- TEKEL Kağızman Tuzlası, \n76- TEKEL’e ait 49 adet taşınmaz, \n77- TÜPRAŞ 2 adet taşınmaz, \n78- TDİ 1 Adet Taşınmaz, \n79- SEKA 5 Adet taşınmaz, \n80- KÖY HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Tasfiye Edildi) , \n81- SSK Hastaneleri (Tasfiye Edildi) , \n82- SSK Eczaneleri (Tasfiye Edildi) , \n82- SEKA Kocaeli Fabrikası ve arsası\n\nAKP’nin SATMAK ÜZERE OLDUĞU ve 2005 YILINDA SATMAK İSTEDİKLERİ1-Sümer Holding Sarıkamış İşletmesi, Sümer Holding Bergama Pamuk İpliği Fabrikası, \n2-Sümer Holding Sivas Dokuma Fabrikası, \n3- Sümer Holding Manisa Pam. Men. A:Ş, \n4- Sümer Holding Makine Ve Teçhizat, \n5- Sümer Holding 32 Adet Taşınmaz, \n6- TÜGSAŞ Samsun Gübre Sanayi A.Ş, \n7- Tekel 5 Adet Taşınmaz, \n8- Araç Muayene İstasyonları 1. Bölge, \n9- DSİ ERCİYES Sosyal Tesisi, \n10-Bayındırlık Ve İskan Bakanlığı ERCİYES Sosyal Tesisi, \n11- Karayolları ERCİYES Sosyal Tesisi, \n12-TEKEL Sigara Fabrikaları, \n13-TEKEL Sigara Fabrikalarına Ait Taşınmazlar,.\n14-TEKEL Puro Fabrikaları, \n15-TEKEL Alkol İşletmelerine Ait Taşınmazlar, \n16- Tercan Ayakkabı İşletmesi, \n17-TCDD Mersin Limanı, \n18-Adapazarı Şeker Fabrikası, \n19-Ereğli Demir Çelik Fabrikası, \n20-İskenderun Demir Çelik Fabrikası, \n21-Ereğli Limanı, \n22- İskenderun Limanı, \n23-Yarımca Limanı, \n24- Yarımca Porselen Fabrikası, \n25- Romanya’daki Silisli Sac Fabrikası, \n26- Divriği Demir Madeni, \n27- Hekimhan Demir Madeni, \n28- Kırıkkale Çelik Çekme Boru Fabrikası, \n29- BORÇELİK, \n30-TÜPRAŞ, \n31- PETKİM, \n32- TÜRK TELEKOM, \n33- KIBRIS TÜRK HAVA YOLLARI, \n34- TÜGSAŞ Toros Gübre Fabrikası, \n35- TÜGSAŞ Tekirdağ, Tarsus, Fatsa Depoları, \n36- Seydişehir Eti Alüminyum A.Ş,. \n37- OYMAPINAR BARAJI, \n38- ETİ Alüminyum’a Ait Madenler, \n39- Emekli Sandığı Ankara Emek İşhanı, \n40-Emekli Sandığı İstanbul Hilton Oteli.\n\nSEKA işçisi 52 gün direniyor. Haklı. İşçi Partisi orada. Ulusal Kanal orada. Bütün toplumu yanına çekiyor işçi. DYP, CHP, DSP, SP, SHP, MHP gibi özelleştirmeci partiler, halkı kaybetmek üzere olduklarını fark ediyorlar. Daha dün iktidardayken Amerika’nın ve Avrupa’nın, satın dedikleri için, “başüstüne” diyerek ülkenin kurumlarını satış sırasına dizenler sanki onlar değil. Özelleştirmeci partiler Amerika ve Avrupa’dan sonra, bu kez de işçinin karşısında sıraya diziliyorlar. \nTEKEL işçisi direniyor. Bütün Türkiye yanlarında. En Başta Doğu Perinçek. İşçi Partisi başından beri “Özelleştirmenin cumhuriyet yıkıcılığı olduğunu, ülkemizi sömürge yapmak istediklerini” ısrarla söylüyor. Son otuz yılda işçi hareketi özelleştirmenin vatanı satmak olduğunu öğrenmeye başladıysa bu İşçi Partisinin yılmayan anlatımıyla olmuştur. TEKEL işçisi direniyor. Tiren kaçmak üzere. İktidara geldiklerinde her defasında olduğu gibi yine emirberlerinin önlerine koyduğu talimata uyacaklar elbet. Ama şimdi halk kendilerinden uzaklaşıyor. Hemen yanlarına gidip onların sloganına eşlik etmek gerek. Yoksa alimalllah bu işçi silip süpürecek kendilerini. Bu Kez Tekel işçisinin karşısında sıraya diziliyor, ANAP, DYP, CHP, DSP, MHP, SHP ve diğerleri.\nSeydişehir işçisi bütün ülkeye örnek bir vatan savunması yapıyor. “Seydişehir Vatandır” diyor. “KİT’leri satan vatan haini” diyor. Bütün kent ayağa kalkmış. Oraya gidip Özelleştirmeci bu Partilerin İlçe Başkanlarıyla konuşuyoruz. Sanki hepsi İşçi Parti’li olmuş. Başka türlüsü barınamaz artık. Türkiye bu sürece girdi. \nProgramlarını değiştiremiyorlar, ya da “iktidardayken Vatanın satılmasına biz de yardımcı olduk, biraz da biz sattık. Affedin, yanlış yapmışız” da demiyorlar. Çünkü yukarıdan onları seyreden ABD ve AB var. Onlara diklenseler, kendilerinin suları hemencecik kesilecek. En iyisi “bizi biraz idare edin, bu halk, bu işçi elimizden avucumuzdan kaçmak üzere, onlardan görünmezsek tozumuzu atacaklar” diye ABD, AB ve İMF memurlarının durumu idare etmelerini sağlamak. \nDerken Erdemir, Telekom, Tüpraş vatanın bütün kalelerinden bağımsızlık ve “Vatandır” sesleri yükseliyor. Bizimkiler durur mu. Herkes için sallayacak mendilleri var nasıl olsa ceplerinde. Bugün işçiye, memura, köylüye, esnafa köprüyü geçinceye kadar “dayı” demenin zamanı. Başka türlü olmuyor.”Şu köprüyü geçelim, sonrasını yine programımızdaki ve bizi iktidara getiren kökü dışarıda güçlerin gösterdikleri istikamette çalışırız diyorlar” içlerinden. \nİşte Özelleştirmeci Partilerin ikiyüzlülüğü. Aşağıda ise gerçek yüzleri: Bakın göreceksiniz\n\nKurumlarımız sadece satılmadı. Kimisi de yok edildi.\n1985’ten bu yana satılan kurumlardan SEK Kastamonu işletmesinde alıcı, orman ürünleri üretiyor. Sümerbank, Etibank, ÇİNKUR, Köytaş Tarım makineleri Fabrikası, Bursa Soğuk Depoculuk, Ankara meşrubat Fabrikası, Niğde Meyve Suları Fabrikası, SSK tasfiye edildiler. \nGüneysu, KÜMAŞ, Gümüşhane Çimento, Yarımca Porselen, Et ve Balık Kurumunun Afyon, Kars, Bayburt, Bursa, Kastamonu ve Gaziantep Kombinaları, ORÜS’ün Ayancık, Bartın, Düzce, Pazarköy, Ulupınar, Bafra, Antalya, Demirköy ve Şafşat İşletmeleri, Süt Endüstrisi Kurumunun Afyon İşletmesi, Bayburt İşletmesi, Erzincan İşletmesi, Erzurum İşletmesi, Çanakkale İşletmesi, Hafsa İşletmesi, Sinop İşletmesi, Burdur İşletmesi, Muş İşletmesi, Adilcevaz İşletmesi,Elazığ İşletmesi, Bolu İşletmesi, Kastamonu ve Giresun İşletmeleri, SEKA’nın Dalaman, Afyon ve Akkuş Fabrikaları, SÜMER HOLDİNGİN Adana, Erzincan, şanlıurfa, Denizli, Bakırköy, Çanakkale, Beykoz Malatya İşletmeleri, TESTAŞ Aydın Tesisi, TZD Manisa Kükürt İşletmesi, TZD Sakarya Traktör Fabrikasının faaliyetlerine son verildi.\nÖnümüzdeki yıllarda GERKONSAN, ETİ KROM, ETİ ELEKTROMETALURJİ, SEKA Aksu İşletmesi, SEKA Kastamonu İşletmesi, SEKA Karacasu İşletmesi ve TAKSAN’ın faaliyetlerine son verecekler. \nÖzelleştirmelerle, Çimento Fabrikalarından 3028, Et ve balık kurumlarından 691, ORÜS’lerin 2341 çalışanının 2080’i, Sümer Holding’in 4807 çalışanın 2153, PETLAS’ın 1102 çalışanının 631’i, POAŞ’ın 3822 çalışanının 2783’ü, TÜSTAŞ’ın 73 çalışanının 33’ü, KÖYTAŞ’IN 44 çalışanının 41’i, SEK SÜT’ün 1359 çalışanının 845’i, Ordu Yağ Sanayinin 181 çalışanının 73’ü, Kardemir’in 5417 çalışanının 1498’i, ÇELBOR’un 201 çalışanının 101’i son 7 yılda işlerini kaybetmişlerdir. \nMehmet Akkaya\nİşçi Partisi\nMerkez Sendika Bürosu Başkanı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emrindeyim",
        "poet": "Şahin Ertürk",
        "poem": "\n\nSahi beni özledin mi? \nDöndüğüme sevindin mi? \nGönlümdeki tatil bitti\nKalemimle,emrindeyim\n\nSenle bitmez benim işim\nŞiir doldu içim,dışım\nBu şiirim sana aşkım\nŞiirimle,emrindeyim\n\nBir haftayı yıllar sandım\nHasretinle doldum,taştım\nBir yanardağ sanki kalbim\nYüreğimle,emrindeyim\n\nEn duygusal şiirlerle\nArık,temiz duygularla\nGeldim aşkım,geldim sana\nHerşeyimle,emrindeyim\n\n(20.04.2005-Yeni)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emrindeyiz",
        "poet": "Ozan Arif",
        "poem": "\n\nVatanın, milletin sahibi biziz.\nBaşbuğ`um emrinde, emrindeyiz biz.\nBu yolda bir ölür bin diriliriz.\nBaşbuğ`um emrinde, emrindeyiz biz.\n\nDinin ve devletin bekâsı için, \nİslâmın mubarek gazâsı için, \nCenab-ı Allah`ın rızâsı için, \nBaşbuğ`um emrinde, emrindeyiz biz.\n\nBu yol ki, hayatı bu yolda bulduk, \nBu şuur, bu azmi biz senden aldık.\nTek kafa, tek yürek, tek bilek olduk.\nBaşbuğ`um emrinde, emrindeyiz biz.\n\nKöy, şehir, kasaba, milli iradem, \nAntepli şahin`im, Maraş`lı edem, \nYediden yetmişe gardaşım, dedem, \nBaşbuğ`um emrinde, emrindeyiz biz.\n\nBaşbuğ`um olmasan her şey bitmişti.\nTürkiye komünist olup gitmişti.\nSen sağ ol sayende gençlik yetişti.\nBaşbuğ`um emrinde, emrindeyiz biz.\n\nBu kervan gidecek ürsün köpekler.\nAnalar, babalar, doğan bebekler, \nBozkurtlar hep senden işaret bekler.\nBaşbuğ`um emrinde, emrindeyiz biz.\n\nKorkaklar gelmesin, geriye dönsün.\nDışarı çıkmasın evinde sinsin, \nDün sendin, bugün de liderim sensin.\nBaşbuğ`um emrinde, emrindeyiz biz.\n\nSen emret her engel az gelir bize, \nAşılmaz dağ olsa düz gelir bize, \nZindanmış urganmış vız gelir bize, \nBaşbuğ`um emrinde, emrindeyiz biz.\n\nSabrımız memleket için biline, \nDileriz akıllar başa alına, \nBir değil bin Arif feda yoluna, \nBaşbuğ`um emrinde, emrindeyiz biz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emrivaki",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nEmrivakiye karşı, kapıyı aralama,\nKimsenin arkasından, mesnetsiz karalama,\nÖldüreceksen öldür, sakın ha yaralama,\nDaha büyük bir düşman, karşına çıkabilir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emzir ki",
        "poet": "Ersin Başeğmez",
        "poem": "\n\nağ\ntoplarken\nbalıklara\ntakılı gözlerimi\nboğazdan bir\ngemi geçer\nkocaman burnuyla\nkeser gövdemi\ntut ki sabah\nalacası\nsarmış\nsaçlarını\nelma dudaklarında\ndişlerim\nıssız çölleri andıran\ngölgeli boynunda\nnefesim\nrüzgarların kucağında\nmartı çırpınışları\nbekle ki\nöleceğim kollarında\nsıcak türkü çağıran\ngözbebeklerinde\nsözcükler uçuşurken \nyıldızların koynunda\nimansız Ay\nkonar göğüslerine\nemzir ki sütünde\nölem\n\nErsin Başeğmez\n19 mayıs 2008 15:32 _ izmir\nçaysız-şekersiz ve badem/siz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emsal",
        "poet": "Murat Dağlıbeg",
        "poem": "\n\nNe vahşet ki, bu soykırımın görülmemiş emsali\nGeçmişte olduğu gibi devam ediyor, Kafkasya misali\n\nBu topraklara bilmem ne kadar mayın ekilmiş\nHasat zamanı gelince kol bacak biçilmiş\n\nBir biri ardınca dinmeyen çığlıklar\nHala acı içinde kıvranan birileri var\n\nYüzler gülümsemeyi çoktan unutmuş\nAğlayan insanlar umudu kesip susmuş\n\nİşkenceler içinde can çek\nSonu belli olmayan bir ana dek\n\nEy milletim ne gezersin avare\nArasan da bulsan derdine bir çare\n\nSivas 29.12.02, Murat DAĞLIBEG\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emsâlin Senin",
        "poet": "Mehmet Fatin Baki",
        "poem": "\n\nBenzemezsin kimseye sen, yoktur emsâlin senin\nTitretir ma’sum dudaklar kehrubâ  lâl’in senin.\n\nSaç siyah, zülfün siyah, çeşmin siyah rû’yün temiz \nBir buçuk dünyâ değer vechindeki hâl’in senin.\n\nBir bakış binbir gülüştür, muttasıl gönderdiğin \nHiç tükenmez haznedir, hezl-i emvâlin senin.\n\nEyledin her gün yemin sevdâya vâfî kalmayı \nAmma tağyîr olmamıştır. Dostu ihmâlin senin. \n\nKimse bilmez çektiğim gurbette hüsrân cevrini \nIzdırabtan kurtarır vuslat diyen kâl’in senin. \n\nKehrubâ = elektrikli                 \nLâl = dudak\nRû = yüz, çehre                        \nHâl = yüzdeki ben \nHezl-i emvâl = bol bol hediye veren \nMuttasıl = aralıksız                 \nVâfî = sadık, vefakâr               \nTağyîr = değişme                  \nHüsran = mahrumiyet acısı    \nCevr = eziyet, sıkıntı               \nKâl = söz \n\nFâilâtün    fâilâtün    fâilâtün   fâilün \n/.   /   /     /.   /   /    /.   /   /   /.   /\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En  Acı   Beddualar",
        "poet": "Vahdet Mehmet Güneş",
        "poem": "\n\nerenlerin,dervişlerin güzergahında\nbiçare oldum,gark oldum havuzunda\nözünde parlayan nuru var\ngelen meleklerden kudret sırrı var\ndört imamın nazarı aslen var\nmürşidin velisi,mollanın  tevbesi\nfeyiz dolu etrafı geceler boyu\nhak ismi dalga dalga kubbede\nherkes bilmeli ahvalimizi\nnefis mücadelesine yaman gideriz\nbarikatlar kurmasın şeytan askerleri\ncümle aleme minnet dileriz\nen acı beddualar söylensede bize\nesir olmak bu deveranda\nAfrika altınlarına-mücevherlerine bedel\nkeçe-pelerin sarmaşıktır üzerimizde\nmütevelli mürşidin duası ömrümüze\ngelmez kaleme efsun kerameti\nmağfiret diler Rabbimden her zaman! Baki\ngaliba yakın kıyamet zuhur etti\nmağfiret diler' tevbeliyim! Baki\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En",
        "poet": "Fazlı Akkuş",
        "poem": "\n\nAnlamadığınıza sevindim; \nAnlasaydınız,\nAnlamazdım.\n\n16 Nisan 2001 Kocaeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Acı Gün / Hakkıdır Dünyaya Çağrı Sanki...(devamı)",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nEn acı gün hakkıdır dünyaya çağrı sanki. O çağrıyı duyacak ‘Dünya’ ile ve öncelikle insanlık adına; “insanlığı konuşma programı anlaşması”nı sunma, onaylatma, uygulatma ile “pazar alanı” başarmalıyız. Ancak; \n\n--Bizim bir “Terörle mücadele merkezi” ve kurumlarımız var mı? Hükümet gerçekten terör mü besliyor? Ödevimizi çalışıyoruz diyor da hep, elbette bu yüzden sorulur böyle... Hem, Millet ve Ordu niye veya neye eğitiyoruz onları? Onlar meclisteler, ama Türkiye’ye hizmet hariç, yapılmasını isteyen her ülkeyi memnun ediyorlar..... \n\n--Bölge halkı Türkçe konuşmak istemiyor demek ne demek? Türkiye`de yaşayacaklar diye mi bu çare sunulurmuş? Türkiye`de bir vatandaşın kendi kendini koruyabilmesi bir kutsallıktır vatan bütünlüğünde! Dili ötekileşmek, sıkmabaş gezinmek ya da peçede dolaştırmak, ayağı topal, kolu bağlı, gözü şaşı, beli kambur etmektir bu! Can sağlığına saldırıdır yani! Din dilimizin Türkçe olmasına seviniriz, her din mensuplarının din dillerinin lisanlarıyla aynı  olduğu gibi. Ancak, okulda, memuriyette, sokaklarda vs.dincilik gösterisi bir şekilciliğe şer deriz biz. Ama her din mensuplarının ibadethanelerde, evlerde hürce ve öğrenmeye olanaklarıyla, kamu alanı ve okulda ‘kural ve yasalara uyum’ ile elbette, insanlıklarını insanca yaşayarak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak veya Türkiye Cumhuriyetinde yaşıyor olmak yeterince kültür güzelliğidir.... Veya; \n\n:::::Kimileri adına, belki mücadele etmeye modern olmanın anlamına yetişemiyorlar demeyeceğim, çünkü bu laf curcunacıları zaten neye, niye, ne dediklerini hem bilmiyor, hem duymuyor kendi söylediklerini. Türkiye’de örneğin, bunu bilen hep bir Türk olacak ve mücadele edemeyenlerin uğruna da mücadele edeceğim diyecekler. Bu bizim kültür anlayışımızdan biridir sadece. Onları rahatsız etmeye hak sırtlanan sırtlanlar bu Türklüğü bulacak karşısında ve çünkü, işte bu “Birlik” Türkiye`mdir bir uçtan öbür ucuna! \n\n:::::Mücadele edemeyişe edepsizliği sebep bilenler için de geçerlidir bu mücadele. Sevgi yerine sevgisizliği kendilerine hak seçtiklerini bilecekler ama, diğerlerinden farklı olarak… Sevgi veya saygı diye bir seçime yönelmek farklılıktır. Sevgi ve saygıyı bir bütünlük bilenler insandır, insanlığı uygarlık emeğine ilerlemeye yücelik aşıklarıdır. Sevgi, disiplinli bir terbiyedir. Saygı, canlı veya cansız varlıkların yaşamına huzur ve refahını hak bilmektir. \n\nDünyaya çağrı ne haktır, ne haklılıktır acı bir gün adına. Bu olsa olsa, ya insaf et, vaz geç bu haksızca işkenceden deyiştir, ya da güç olmaya müttefik ol ricasıdır. Zira, o dünya da insanlardan bir topluluktur, hastası, şeytanı, iklimiyle bazen soluk alabilen, bazen soluğunu kesenlere karşı yardım isteyebilen diyebilmek bile ne hoş bir melodiyi tınlıyor insan kulağına… \n\nOysa sözü bir alemden, sesi başka alemden bu ‘Dünyaya çağrı’; Şeytanın şeytandan fırsat dilenciliği gibiydi sanki… neden? Hüzünlüydüm diye mi böyle hissettim bunu acaba? Göz yaşıma topladım hüzünümü ben. Yüreği temizliyor göz yaşı, abdest alıyor hatta belki. Bu yüzden belki, namaz kılmayı biliyor şehitlerin yüreği… Tanrı’m, sabır ver, güç ver! Geride kalanlarına, yakınlarına, yüce milletimize ve hislerimizde.... \n\nVe hislerimizde sevginin sıcaklığı bu selam: Şehitler ölmez! Vatan bütünlüğüne tehlike olabilecek daha nice kötülüklere karşı bir ölüp bin doğacak aşktır şehitlik Türk yüreğimizde! Güle güle dualarımda gidin vatan çiçeklerim….\n\n5 Ekim 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Acı Ölüm",
        "poet": "Selçuk Akyüz",
        "poem": "\n\nSuriye'de, Halep'te kaldırdılar enkazı...\nAltından kadınlar, çocuklar\nVe bir de insanlık çıktı...\nİnsanlığın ruhuyla bedeninin arası hayli açıktı...\n\n                                                                               (Van. Ekim 2016)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Acı Öfkeyle",
        "poet": "Ahmet Nural Öztürk",
        "poem": "\n\nen acı öfkeyle gel\ndaha da acı ateşle yak\nçıldırt düşlerimi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Acı Gün....",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nAkan gözyaşlarımda kurban acısı mı, şehit yürekleri mi toplanıyor ve kimi kimden soracagım ne oluyor diye? Ben kim olacağım toplanan gözyaşlarımda? Ne olacağımı biliyorum ancak: Düşünen ve uygulayan! Düşünce ibadetinde yüreği namaz kılan şehit duruyorum ferhat göğsüm siperdir düşüncemi de  uygulamaya. \n\nÇünkü, dünyaya çağrı doğru ve dürüst bir harekat! Hareket demedim, harekat dedim, çünkü; eylemlerini bir daha gözden geçirmelerini istiyorsa siyasi gücünü iktidar havalananlar, düşünürüm. Teskere zamanlaması “provokasyonları devreye sokma daveti”ydi sadece. \n\nAz ve sürekli eylemlerle uşak hizmetçiliği ile Yahudi-Vatikan-Arap şerrinin gölgesinde, bu kere de işsizleri programsız kullanarak Asya`nın yıpratılması ile kazanç elde ederken hesap soramama durumuna sokmaktır. Terörist, kanlı elleriyle Avrupa, ABD ve İngiltere`dir! \n\nYahudi-Vatikan-Arap şer üçgeni olduğuyla adı ve yapısı belli bu toplumlar zarar veremezler, zarar verdirirler. Tarikat, zarar verdirme etkinlikleriyle önce durdurulmalı! Sonra ancak, bu etkinlikten K.Irak`a çıkarılan davete koşulmamalı! \n\nPKK ve El Kaide diye füze fırlatır gibi örgüt fırlatmak, maaşla çalıştırılan suç makinaları sadece. Bunu rüşvete benzetiyorum. Onlar, para sözü alarak fırlıyorsa, bizde para verip geri saldırtalım dedikçe hem beslenir, hem yapılanır güçlü saldırgan olarak hatta vatan bile kurarlar orda burda, kim bilir... AB ve ABD ile İngiltere bu işlerde marifetli...\n\nPKK, bölge sorunu çerçevesinde feodal sisteme hizmet ettiler, sınıf farkı ile başlamışlardı, ne yarattı zaman, farkındayız birlikte. PKK siyasi güç olarak teröre etkin kalacaklar. Azımsama ve sürekliliği sağlanan olarak PKK, şiddet eğitimi ve tecrübesi yanında işgal hürriyetini de legalleşiyor bu hükümet seyriyle. İster etkin, ister etkisiz denilsin, varlık gerekçeleri halkın karşısına, yani tv programında da, bir “belgesel” olarak sürekli hazırlanan yöre ve görüşleriyle Kürt ve Türk olarak hem vakit bulamayacaklar dağa çıkmaya, hem iş adamlarının kazanç türü belli olur bütün çıplaklığıyla ve Tarikat çirkefliği uzantısı, gerisi, berisi, derisi ile...\n\nGüney Doğu`da devrimcilikten değil, tutuculuktan şikayetci olmakla, yöre de devrimciden daha devrimci, bilginlerden daha bilgili olduklaryla: bölgede tutuculuk var, ağalar da zengin. O yöreye iş alanı sağlanacak ağa parasına tenezzül etmeyecek kadar zengince ve düşünelim sonrasını: akıtmanın bir güzel yolu, kazanmanın sonu olur mu? Sanırm evet denilecek buna. Bilim insanları ile ekip oluşsunlar yörelere ve yörelerde. Düşünelim bir güzelce...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Ağır Yük Onun Adı İhanet",
        "poet": "Münevver Şenol",
        "poem": "\n\nEn ağır yük, onun adı ihanet.\n                   Dünyanın en ağır yükü, bana sorsan,onun adı ihanet.\n                   Kadın erkek, hiç farketmez, \nÖyle ağırdır ki o taşımaya güç yetmez.\n                   Adı kısa amma, kendisi ağırmı ağır, işte onun adı ihanet.\n                   Hasta olsan, yataklarda yatsan, inim inim inlesen.\n                   Allah'tan geldi ne yapalım dersin çekersin.\n                   Amma, kulun kula ettiğine bak\n Şimdi buna ne dersin? \n                   Affetsende, hiç aklından çıkmıyor,\nBir kurt gibi kemiriyor beynini.\n                   Utanması kalmamış, birde haklı gibi savunuyor kendini.\n                   Kadın olaydı kocasını tutaydı, erkek olaydı karısına sahip çıkaydı.\n                   Geçiniz kardeşim, geçiniz bunları, hepsi safsata.\n                    Bir insanın sütü bozuk olduktan sonra.\n                   Altın kafese koysan, kuş sütüyle beslesen, gene nafile...\n                   Herkes akıl veriyor affet, affetmek büyüklüktür, erdemdir.\n                   Ama sütü kaynattım, olmuyor şeker.\n                    Genlerini kimden almışsa insan, işte o ona çeker.\n                    Dünyanın en ağır yükü bana sorarsan onun adı ihanet.\n                     Kadın erkek hiç farketmez, \nÖyle ağırdır ki o, taşımaya güç yetmez.\n                     Bırak onu kendi haline, boşver gitsin farketmez.\n                     Sana hayır etmeyen, kimselere hayır etmez.\n\n27.07.1974  İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Ağır Cümle Belki de",
        "poet": "İbrahim Kadiroğlu",
        "poem": "\n\nhayatında duyabileceğin en ağır cümlelerden biridir belkide.\n\nçok ama çok severken, onun da çok sevdiğini düşünürken olmayacak bir şeyden ayrılık görünür. \"bi anlık öfke, yine barışırız\" diye düşünürken, o çoktan başka sevdalara yol almıştır.\n\nondan bi tepki beklersin ama gelmez. en sonunda \"böyle saçma bi şeyden ayrılmadık dimi biz? \" diye sen sorarsın.\nbi sürü yalan dinlersin: biz anlaşamıyoduk zaten, böylesi ikimiz içinde en iyisi. aslında seni seviyorum ama bi tuhaflık var, barışmayı da inan çok istiyorum ama olmaz, gibi şeyler uydurur. ve bir cümleden sonra ama varsa o cümlenin hiç bir anlamı yoktur. \"seni seviyorum ama...\" gibi\n\nbiraz olsun aklın varsa anlarsın terslik olduğunu. başka biri mi var? diye korkarak sorarsın, alabileceğin cevabın evet de olabileceğini düşünerek. saçmalama o kadar zaman beraberdik hiç mi tanımadın beni? olsa söylerim... canınızı acıtmak istemezmiş gibi yalan söyler. yalan söyleyerek daha çok acıtacağını bilmeden...\n\nbarışmak için yalvaracak duruma gelirsin. basit bi şeyden onu kaybetmek istemezsin. en sonunda o da dayanamaz ve \"başka birini seviyorum\" sözcükleri dökülür dudaklarından.\n\nya ben ondan sıkılırsam, ya başkasına aşık olur da onu yarı yolda bırakırsam napar o bensiz? diye düşünürken, onun sevgisine kendi sevginden bile çok güvenirken, ben bile bırakırım da o bırakamaz beni derken, şimdi o senden çoktan vazgeçmiş üstelik başkasını sevmiş. \n\nayrılık acısına mı, yerine sen varken başka birinin konulmuş olduğuna mı dayanacaksın bilemezsin. söyleyecek çok şeyin varken, aklında uçuşan düşüncelerden hiç birini tutamazsın susar kalırsın. söylesen de tesiri yoktur. ama susmaya da gönül razı değildir...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Az Kırk Yıl Borçlusun",
        "poet": "Zeki Akçalı",
        "poem": "\n\n“Bir kahvenin \nKırk yıl hatırı vardır” derler.\nİçtiğimiz kahvelerin hatırını \nArka arkaya eklesen,\nSonsuza kadar hatırım var demektir sende.\nDemek ki\nSen hala borçlusun bana.\n\n(05/05/2005, Perşembe, Kozyatağı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En azından",
        "poet": "Tülün Ceylan",
        "poem": "\n\nBir Pazar günü gelmiştim\nSizi görmeye\nAslında size gelmeden de sizi sevmiştim\nSize gelmeden de\nSizi görmüştüm\nBeni görünce üstünüzü değiştirip\nKırmızı karanfilli toprak kokulu elbisenizi giymiştiniz\nTerk edilmelere, ihanetlere ve çöl yalnızlığınıza rağmen\nYaşamı sevmiştiniz\nBir kahin gibi önce doğumunuzu\nSonra ölümünüzü\nBaşınıza gelmeden tahmin etmiştiniz\nBir Pazar günü gelmiştim\nSizi görmeye\nSizi göremeden sizinle sohbet etmiştim\nVe bundan hem keyif almış\nHem de sizi o Pazar günü kaybetmişcesine\nAcı çekmiştim\nBirlikte bir sigara içmiştik\nO günden sonra hep beraber kafaları çekmiştik\nSize geldiğim Pazar gününden beri \nDostuz, ortağız çünkü\nBir varis gibi hiç tereddütsüz sahiplendiğim \nTek mirasınız yüzünden\nEn azından\n\nTülün Ceylan \n20,05,2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En azından",
        "poet": "Arin Roni",
        "poem": "\n\nseninle olmalı mevsimler\nsen dolmalısın bu akşam odama\nşarkılar seni söylemeli\nve ben oturup dinlemeliyim gözlerim kapalı\n\nbende bulmalısın kendini\nve ben sende başlamalıyım  zamana\nruhum seninle çıkmalı yeni günahlara\no günahlar ki senle başlayan ve beni korkutmayan\n\nne dersin susma sevgili\ncesur olmalısın yoksa yakarım geceleri\no geceler ki gündüze ihanet eden\nve ben yüreğime ihanet ediyorum seni severek\n\nhak etmiyorsun ama olsun\nyalanda olsa güzel bu hallerim\nbilmiyorum ne zaman çıkacağım bu çıkmazdan\ncesur olmalı insan yaşamak için yoksa kaldırmaz yürek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Buruk Anneler Günü...",
        "poet": "Necva Kıyak",
        "poem": "\n\nEN BURUK ANNELER GÜNÜ\n\nKutlamıyacak bugün \nannelerinin\nAnneler Gününü\ntek suçları gezi olaylarında\nsavunmaktı ağacı ve doğayı\nacımasızca \nisabet alarak \ngaz fişeğiyle \nvurdular \nYAVRULARIMIZI\nCANLARIMIZI\nnerdesiniz \nanneleriniz bekliyor \nbugün anneler günü\nellerini öpecektiniz\nekmek almaya giden \nBerkin\nannen seni bekliyor \nbu gün anneler günü\nGezi olaylarında \n7 gencimizi kaybettik.\nüç nesil bir arada direndik\nAbdullah Cömert\nEthem Sarısülük\nAli İsmail Korkmaz\nAhmet Atakan\nMedeni Yıldırım\nMehmet Ayvalıtaş\nVe\nBerkin Elvan\nNURLAR İÇİNDE YATIN \nMEZARINIZDA KUTLAYACAK\nBU BURUK GÜNÜ ANNELERİNİZ...\n\nNecva Kıyak\nAsi Karikatürist\n11 mAYIS 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En beyaz Mutluluk",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nKokun anne kokusu mutluluk \nGül koklamama gerek yok...\n\nEn beyaz mutluluk\nSütü kaldırın sofradan sütten beyaz mutluluk\nDünya silik kalır ahiret aşı mutluluk...\nSağlık değil her şeyin başı mutluluk\n\nHep aradım seni cennet meyvesi\nÇocuktum\nBulamadım\nGençtim \nBulamadım\nYaşlandım \nBulamadım...\nBana gizli ağacın neden\nMercandan mı ağacın senin...\n\nEy mutluluk bir senin rengin gül\nMutluluk Tuba dalı\nMutluluk ballar balı...\nEy mutluluk \nBu  dünya ağacının hangi dalındasın\nEy mutluluk bir senin rengin gül\n\nLeylek göç yolunda\nDal çiçek çiçek\nÇocuk çimenliği arıyor...\nEy mutluluk mavi göklerin aradığı güneş sensin\n\nEy mutluluk \nBu  dünya ağacının hangi dalındasın\nHangi meradasın kınalı kuzum\nÇocukluğum gibi sen de mi terk ettin beni\n\nKumları eşelerken oyunlarında\nGözlerinde neşe\nBoncuk sesi boyunlarında\nMeralara koşan kuzuların\nMeraların kalbinde çiçeksin...\n\nEy mutluluk \nBu  dünya ağacının hangi beyaz dalındasın \n\nBeyaz kuş sesi\nBeyaz böcek sesi\nRüzgarın sesi en beyaz olanı...\nEn en beyaz mutluluk\n\nEy mutluluk \nBu  dünya ağacının hangi nurlu dalındasın\n\nHatırlıyorum köyden ayrıldığım günü:\nBeyazlara gebe sofralar\nBahara mendil açıyor serçeler\nBen şehirlere göçüyorum\nÇocukluğum kalıyor köyde\n\nEy mutluluk \nBu  dünya ağacının hangi ballı dalındasın\n\nBen gurbete gittim\nBeyaz güneşi köyümde bırakıp\nOkumak uğruna \nÖmrümün en beyaz sayfası\nŞimdi dön bana\nAnladım anyayı-konyayı...\nEy mutluluk \nBu  dünya ağacının hangi çiçekli dalındasın\n\nNe parada \nNe şöhrette\nÇıktığım her dalda tattığım zakkum meyvesi\n\nMutluluk hangi ağaçta meyvesin\nCennetin nerede\n\nMerdivenler kurayım ağacına\nNeredesin çiçekli badem dalı\nEn çiçekli badem dalı\n\nEllerim sana uzanmış\nÇölün neresindesin leyla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Baba Benim Babam/Düz yazı",
        "poet": "Münire Çetin",
        "poem": "\n\nHayatımızın başından sonuna bizim için hayat olan varlıktır anne ve   babalar...İkisine de minnet borçluyuz. Bir çocuğa sorsalar en büyük kim diye 'babam' der elbette...Bana sorsalar ben de 'en baba benim babam' derim...En baba benim babam...Neden diye sormak hakkınız elbette...isterseniz bir kaç ilginç anımla babamı anlatayım:\nilkokul birinci sınıftayım...O yıllarda televizyonda sadece trt 1 kanalı vardı ve perşembe akşamları haberlerden önce 'İnanç Dünyası' adlı bir program vardı. O programda Kur'an-ı Kerim okunur, meal açıklaması yapılır ve sonra günün önemiyle ilgili konu anlatılırdı. Yine böyle bir perşembe günü Kur'an-ı Kerim okundu meal açıklaması yapılrken Cennetten bahsediliyor...\n- Baba Cennet neresi? \n-Çok uzak\n-Biz de gidelim mi? \n-Gidemeyiz! \n-Bizi de götürsene\n-Biz gidemeyiz\n-Zenginler mi gider? \n-Paramız mı yok? \n-Hayır yavrum...Oraya ölenler gider...dedi daha bir çok şey anlattı ama ben duymadım bile 'ölenler gider' sözüne odaklanmıştım...Çünkü bir hafta önce kedimizin yavrusu Omedyo ölmüştü...Onu ayakkabı kutusuna koyup bahçeye gömmüştüm...Eğer o kutuyu açarsam Omedyonun içinde olduğu cenneti görebilecektim...Ertesi gün ilk işim omedyonun mezarını açmaktı...Açtım...Bembeyaz kurtlar kaynıyordu...Iııııııı yaparak kapattım...Tiksindiğim için hasta oldum...Annem çok güzel pirinç çorbası yapmıştı ama...Çorbanın içindeki pirinçleri gördükçe aklıma Omedyonun üzerindeki binlerce kurt geliyor ve tiksiniyordum...Kimseye söyleyemedim...Zaten her şeyden midesi bulanıp kusan bir çocuk olduğum için pek üstüme düşmediler...Halen şimdi de o pirinç taneleri bana o anımı hatırlatır...\n\nYine ilkokuldayım..Haftasonu inekleri otlatmak için mahallemizin kenarından geçen Berdan Çayı'nın öbür tarafına gidiyorduk. Karşı tarafa Çaydan geçerek gidiliyordu. Baraj kapakları kapatıldığında çok derin olmadığ için geçebiliyorduk. Yine böyle bir gün biz ineklerimizi ve koyunumuz sürmeliyi otlatmak için karşya geçmiştik. Akşam eve döneceğimiz zaman Berdan Çayı yükselmişti bu yüzden geçmek imkansızdı. Baraj kapaklarının açılacağını belediye ilan etmiş bunu duyan babam apar topar gelmişti. Abim benden uzun olduğu için ve yüzme bildiği için geçebiliyordu fakat ben ne mümkün girsem su beni alıp götürecekti. İnekler boyunlarını havaya kaldıra kaldıra zor yürüyordu sürmeli ve ben suyun öbür tarafında ağlıyorduk. Babam:\n-Korkma kızım ben seni alacağım\n-................\nSu babamın tam omuzlarına geliyordu. Akıntı şiddetli olduğu için yürümek çok zordu ve taşlar çok kaygandı...Babam beni omuzlarına aldı sürmeliyi de kucağına...Sürmeli suyun içinde kalıyordu. Her gün beş dakikada geçtiğimiz çayı yaklaşık bir saatte zor geçmiştik... Babam ben ve sürmeli için hayatını feda etmişti...Kahraman babam...\nHer baba öyle yapardı öyle bir durumda diyebilirsiniz...İtirazım yok...Ama benim babam en baba...Düşünüyorum ve dua ediyorum...Babam hep yanımda olsun hep şefkatini yüceliğini yanımda hissedeyim...Bir canım var ama binlerce canım feda olsun...Canım babam iyi ki varsın...masal kahramanı değilsin...Efsane de değilsin...Hepsinden yücesin...Çünkü gerçeksin...Çünkü benim canım babamsın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Bahtiyar İhtiyar?",
        "poet": "Cihat Şahin",
        "poem": "\n\nGençlik biter kırklarda, olur insan ihtiyar\nÇoğu olur bedbaht kul, azı olur bahtiyar! \nEy ihtiyar bedbahtlar, güvenmeyin dünyaya! \nBaki değil fanidir, taptığınız şu diyar! \n\nGeri gelmez o yıllar, tüm çabalar boşuna! \nHiç biriniz dönemez, artık yirmi yaşına! \nKabul edip gerçeği, tövbe edin maziye! \nBedbahtlıktan kurtulur, aklı alan başına.\n\nSefihliğe özenti, yakışır mı o, yaşa! \nHâkim olmuş ak kıllar, baksanıza her başa! \nNe gerdirme ne boya, çare olmaz şu hale! \nMümkün değil fıtraten, rücu etmek en başa! \n\nEbedi bir gençlik var, talip olun ona siz! \nKapış, kapış gidiyor, sakın kalman sona siz! \nPara, pulla satılmaz, çarşı, Pazar araman! \nDört el ile sarılın, Haktan inen dine siz! \n\nBu formüle dayalı, iki âlem huzuru! \nAramayın boşuna, yoktur onun naziri! \nOnlar kitap, sünnette, tükenmeden yetişin! \nKabul değil uhra da, geç kalanın özür’ü! \n\n    Cihat ŞAHİN\n15.12.2010-İZMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Baba Benim Babam",
        "poet": "Münire Çetin",
        "poem": "\n\nHayatımızın başından sonuna bizim için hayat olan varlıktır anne ve   babalar...İkisine de minnet borçluyuz. Bir çocuğa sorsalar en büyük kim diye 'babam' der elbette...Bana sorsalar ben de 'en baba benim babam' derim...En baba benim babam...Neden diye sormak hakkınız elbette...isterseniz bir kaç ilginç anımla babamı anlatayım:\nilkokul birinci sınıftayım...O yıllarda televizyonda sadece trt 1 kanalı vardı ve perşembe akşamları haberlerden önce 'İnanç Dünyası' adlı bir program vardı. O programda Kur'an-ı Kerim okunur, meal açıklaması yapılır ve sonra günün önemiyle ilgili konu anlatılırdı. Yine böyle bir perşembe günü Kur'an-ı Kerim okundu meal açıklaması yapılrken Cennetten bahsediliyor...\n- Baba Cennet neresi? \n-Çok uzak\n-Biz de gidelim mi? \n-Gidemeyiz! \n-Bizi de götürsene\n-Biz gidemeyiz\n-Zenginler mi gider? \n-Paramız mı yok? \n-Hayır yavrum...Oraya ölenler gider...dedi daha bir çok şey anlattı ama ben duymadım bile 'ölenler gider' sözüne odaklanmıştım...Çünkü bir hafta önce kedimizin yavrusu Omedyo ölmüştü...Onu ayakkabı kutusuna koyup bahçeye gömmüştüm...Eğer o kutuyu açarsam Omedyonun içinde olduğu cenneti görebilecektim...Ertesi gün ilk işim omedyonun mezarını açmaktı...Açtım...Bembeyaz kurtlar kaynıyordu...Iııııııı yaparak kapattım...Tiksindiğim için hasta oldum...Annem çok güzel pirinç çorbası yapmıştı ama...Çorbanın içindeki pirinçleri gördükçe aklıma Omedyonun üzerindeki binlerce kurt geliyor ve tiksiniyordum...Kimseye söyleyemedim...Zaten her şeyden midesi bulanıp kusan bir çocuk olduğum için pek üstüme düşmediler...Halen şimdi de o pirinç taneleri bana o anımı hatırlatır...\n\nYine ilkokuldayım..Haftasonu inekleri otlatmak için mahallemizin kenarından geçen Berdan Çayı'nın öbür tarafına gidiyorduk. Karşı tarafa Çaydan geçerek gidiliyordu. Baraj kapakları kapatıldığında çok derin olmadığ için geçebiliyorduk. Yine böyle bir gün biz ineklerimizi ve koyunumuz sürmeliyi otlatmak için karşya geçmiştik. Akşam eve döneceğimiz zaman Berdan Çayı yükselmişti bu yüzden geçmek imkansızdı. Baraj kapaklarının açılacağını belediye ilan etmiş bunu duyan babam apar topar gelmişti. Abim benden uzun olduğu için ve yüzme bildiği için geçebiliyordu fakat ben ne mümkün girsem su beni alıp götürecekti. İnekler boyunlarını havaya kaldıra kaldıra zor yürüyordu sürmeli ve ben suyun öbür tarafında ağlıyorduk. Babam:\n-Korkma kızım ben seni alacağım\n-................\nSu babamın tam omuzlarına geliyordu. Akıntı şiddetli olduğu için yürümek çok zordu ve taşlar çok kaygandı...Babam beni omuzlarına aldı sürmeliyi de kucağına...Sürmeli suyun içinde kalıyordu. Her gün beş dakikada geçtiğimiz çayı yaklaşık bir saatte zor geçmiştik... Babam ben ve sürmeli için hayatını feda etmişti...Kahraman babam...\nHer baba öyle yapardı öyle bir durumda diyebilirsiniz...İtirazım yok...Ama benim babam en baba...Düşünüyorum ve dua ediyorum...Babam hep yanımda olsun hep şefkatini yüceliğini yanımda hissedeyim...Bir canım var ama binlerce canım feda olsun...Canım babam iyi ki varsın...masal kahramanı değilsin...Efsane de değilsin...Hepsinden yücesin...Çünkü gerçeksin...Çünkü benim canım babamsın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Büyük Arzumsun",
        "poet": "Sevda Kılıç",
        "poem": "\n\nSen benim gözümdeki yaş\nKalbimdeki sızı içi....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Büyük",
        "poet": "Mehmet Yıldırım 2",
        "poem": "\n\nAh! süslenen dünya\nİçinde biçareliği\nGizleyen dünya\nIşıl ışıl şehirlerde\nKaranlık dünya\n\nBir yandan yanıp sönen\nBir yandan dönen dünya\nEzeli belli değil\nEceli gelen dünya\nBeni yendin büyüksün\nAma senden de büyük\nÖyle Bir var ki dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Büyük Asker",
        "poet": "Münir Üsküdar",
        "poem": "\n\nAl ekmeği\nÖp\nÜç kere koy\nBaşına\nTut üç parmakla\nBandır\nYağsız tuzsuz\nAşına.\nGörmeden bolluk\nGeldin yirmi yaşına\nCanın  feda hep\nYurdunun\nToprağına taşına\nAnarşiden terörden\nKurtar bizi\nAllah Aşkına…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Büyük Afettir Savaş..(01 Eylül Dünya Barış Günü)  veya (12 Kasım; Afet Eğitimi)",
        "poet": "Naim Yalnız",
        "poem": "\n\nİnsanın sebep olduğu,\nEn büyük afettir savaş; \nTüm dünyanın mahvolduğu\nEn büyük afettir savaş.\n\nNice can,mal yok oluyor,\nİnsanlar,boşa ölüyor; \nUygarlıklar kayboluyor\nEn büyük afettir savaş.\n\nSavaşa yer vermeyelim,\nNerde çıksa,önleyelim; \nYensek de sevinmeyelim\nEn büyük kayıptır savaş.\n\nNükleer ve biyolojik,\nKimyasal silah gelişik; \nKullanımı çok trajik\nEn büyük afettir savaş.\n\nHiroşima,Nagasaki\nJaponya'nın iki kenti; \nAtom bombası mahvetti\nEn korkunç afettir savaş.\n\nBütün dünya dost olalım,\nDüşmanlığı unutalım; \nHep barışık yaşayalım\nEn büyük afettir savaş..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Büyük asker bizim asker",
        "poet": "Şadan Yenişafak",
        "poem": "\n\nEn büyük  asker  bizim asker\nVatanımızı bekler\nVatan  elden  gitmeyecek\nEn büyük asker bizi bekler\n\nHilali  yıldızı  albayrak\nCeddin  başı  dik  ve  ak\nBaşımız  gövdeden  düşsede \nDalgalanacak  sancak\n\nHer karış  toprağı  sulanmış\nŞehidlerin  kanıyla\nBu  vatana bedel  biçenler\nÖder  bir gün  canıyla\n\nBir bütün dür  anadolumuz\nTürk  laz  çerkez  kürdüyle\nÖze  dönüşün  vakti geldi\nVer  elini  Türkiye\n\nEn büyük  asker  bizim  asker\nVatanımızı  bekler \nVatan  elden  gitmeyecek\nEn büyük  asker  bizi  bekler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "******   EN büyük DELİKANLI  PARA... ! ! ******",
        "poet": "Ali Haydar Kırbaç",
        "poem": "\n\nAteş olsan ne yazar gücünü para bozar\nGörünce herkes susar PARA...\n\nKim tanır seni söyle, cebinde yoksa PARA...? \nEn büyük delikanlı  PARA\n\nKimi olmuş kölesi, kimi bulmuş hilesi\nBoyu posu devrilesi PARA...\n\nAYIYI dayıya güldüren, kimini yaşarken öldüren\nErkeği kadına sevdiren PARA...\n\nSÖZ/ MÜZİK:A-H-K\n**************************************************************\nEYY  PARA! seni hiç sevmediğimi ve değer vermediğimi\nçok iyi bilirsin...! zaten duygular karşılıklı, sende beni sevmezsin\nFAKAT sana bir yerde ihtiyacım var.............................................\nparasız konuşup, PARAYLA SUSAN, herşeyi para zanneden \nPara gözlü, ukalâ, insanlıktan nasipsiz MİLYARDER FUKARA\nZAVALLILARIN SURATINA ÇARPMAM İÇİN bana gereklisin...!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En büyük asker, bizim asker",
        "poet": "Ali Cemal Ağırman",
        "poem": "\n\nEn büyük asker, bizim asker\nVatan nöbetinde, çelik yürekler\nHer zaman, her yerde, her an, \nHer saatte\n,,,Vatan beklerler\n\nVatan ana, Vatan bacı, Vatan yar demek\nVatan hasretiyle, yoğrulmuş nice yürek\nEn büyük asker bizim asker\n,,,Yüreğimizde saklı, askerimize tüm sevgiler\nÖzlem kokar,hasret kokar,sıla kokar her yürek\n\nAdı Erman Soyadı Ağırman\nSen sağ ol, ey aziz Kutsal Vatan\nSamsunda, \n,,,İşte nöbette Erman\n\nSayılı gündür,çabuk gelir\nÇabuk geçer, \nİyi nöbetler\nİşte Vatan, işte Erman\nKıbrıs’ta olabilecek, \n,,,Kimi zaman\n\nHayırlı teskereler, \nGururumuz, med ar-ı iftiharımız\nCanımız Mehmetçiğimiz, yüreğimiz\n,,,Erman AĞIRMAN\n\nEn büyük asker, bizim asker\nKarada Havada, Denizde\nHer zaman,her yerde Vatan beklerler\nTüm kınalı kuzularımızı, hayırlı teskereler\n\nEN\n....BÜYÜK\n............ASKER\n...................BİZİM\n...........................ASKER\n\n______Şair 67_____\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Büyük Asker Bizim Asker",
        "poet": "Enes Beytekin",
        "poem": "\n\nGözlerim yaşlı ailemden ayrılıyorum\nFakat içim rahat vatan görevimi yapmaya gidiyorum\nHala kulaklarımda çınlıyor o sesler\nEn büyük asker, bizim asker\n\nBelki savaşacağım vatan uğruna\nBelki şehit olacağım ne mutlu bana\nKim bilir dönerim mutlu yuvama\nVatanım için canım feda\n\nYolcu ettik, yolcu ettik\nEn sonunda yolcu edildik\nAnnemden, babamdan ayrılmanın acısı\nGeçmez ki dönene kadar kalbimin yarası\n\nDöneceğim elbet, görevim sona erdiği zaman\nBiliyorum kalbimin atışı hızlanacak o an\nVatanım uğruna, yurdum uğruna döktüğüm kan\nFeda olsun aileme, bayrağıma, vatanıma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En büyük cezam susmak",
        "poet": "Mehmet Çimen",
        "poem": "\n\nsen giderken ne acı sözler söylemiştin,\nsözler acıtmıştı sen gitmiştin.\nşimdi, gözlerin kan çanağı, gelmişsin.\nbana öyle bakma sevgilim.\nben sana en büyük cezayı,susarak vermiştim\n\nekim 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Büyük Aşklarn En Güzel Dostlukların Tükendiği Gibi...",
        "poet": "Bayram Erkul",
        "poem": "\n\n(bu şiiiri geçen sene konyada öğrenci evimde yazmıştım.arkdşlarımdan darbe yiyince)  :) \nYürüyorum...yine ıssız,karanlık ve benim gibi yalnız olan sokaklarda...\nGecenin ayazı vuruyor tenime\nÜşüyorum...elimden tutan yok\nRüzgarın sesi ürperti uyandırıyor içimde,sanki bişelr anlatmak istermiş gibi,kendini göstermeye çalışırmışcasına esiyordeli deli deli...\nKorkuyorum...\nçaresizim biliyorum.\nVe tekrar yalnızlığım aklıma geliyor.\nKalabalığın içinde ama hep yalnız olduğum.\nBi sıak el tutmuyor elimi,okşamıyor kalbimi\nAşk,sevgi,özlem,dostluk,arkadaşlık dolu sıcak bi el...\nGözyaşım yağmura kavuşuyor akıp gidiyor sonsuzluğa\nVe sitem ediyorum\nKendime ve kaderime\nGece lambaları avutmaya çalışıyor beni\nSanki biz yanındayız diyor\nFakat zamanı gelince onlar da sönecek biliyorum\nTıpkı en büyük aşkların en güzel dostlukların bi gün tükendiği gibi...\n                                 (10/05/2009,doğum günümde)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Büyük Devrim",
        "poet": "Adnan Yeşiltaş",
        "poem": "\n\nBarınabilmekti derdimiz,\nSadece barınabilmek.\nİçimize işlerdi,\nGurbet...\nİlkokul çağlarımızda.\n\nDamlamayan evimiz olmadı,\nGözümüz de öyle,\nPazar sabahları hele..\nHele pazar sabahları yok mu,\nYanık türküler yakardı bizi.\n\nPencereden kar geliyor,\nYüreğimizde çığ tutardı.\n\nÇaresizlik umutsuzluk birleşince,\nDevrilirdi bütün birikenler üstümüze.\n\nKalırdık çığların altında,\nBağırır gibi susardık.\n\nBu kaçıncı ölüm,\nBu kaçıncı ölümüz?\n\nÇelmelerden devrile devrile..\nEle güne çıkmaktı \nVe bunu ispatlamaktı\nEn büyük devrim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En büyük devlet sağlıktır",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nSağlığınızı koruyun,\nEn büyük devlet sağlıktır.\nSağlık kuralına uyun,\nEn büyük devlet sağlıktır.\n\nSen her zaman sağlıklı ol,\nSpor yapmalıyız bol bol.\nSağlığın kıymetini bil,\nEn büyük devlet sağlıktır.\n\nİşin sırrına erelim,\nSağlık moduna girelim.\nSağlıklı yaşam sürelim,\nEn büyük devlet sağlıktır.\n\nİnsan hayata el açar,\nHastalık onlardan kaçar.\nSağlıksız hayat zor geçer,\nEn büyük devlet sağlıktır.\n\nYusuf geçip gitme boşa,\nÖmür geçer koşa koşa.\nSağlıklı ol uzun yaşa,\nEn büyük devlet sağlıktır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Büyük Doğal Afet Deprem",
        "poet": "Şimay Yivli",
        "poem": "\n\nİskenderun körfezinde\n4.9 büyüklüğünde\nOlan deprem de \nSallanan evimle birlikte\nEndişe içinde bekleyen yüreğimle...\n\nYer kabuğu kırılıp\nYer değişikliği olunca\nBüyük bir sarsıntıyla\nDeprem olur dedim ya \nDoğru çıktı vallaha\n\nSağlığını korumak için \nDepremi önlemelisin\nBu doğal afeti\nHor görmemelisin\nDoğal olduğunu bilmelisin\n\nSadece deprem mi? \nDaha bir çok doğal afet var\nSel,yangın ve erozyon\nBunlarında doğal afet olduğunu \nBilmeli insan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Büyük Günahım",
        "poet": "Zergül Torun",
        "poem": "\n\nYok mu bu aşka bir çare? \nYok mu,kalabalıklar içindeki yalnızlığıma bir sırdaş....\nİşlediğim en gizli günahımsın sen\nYaşayamadığım en büyük günah \nEttiğim tövbeler neye yarar? \nAşkını sevab biliyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Büyük Din",
        "poet": "Nazır Çiftçi",
        "poem": "\n\nDört büyük din içinde,\nCemiyet dini İslâm,\nHür yaşarsın içinde,\nHürriyet dini İslâm.\n\nDilim gibi severim,\nİslâm dini büyük din,\nDularını söylerim,\nMilliyet dini İslâm.\n\nFabrikaya,ustaya,\nİnançlı her kafaya,\nALLAH sevgisi gerek,\nDiyanet dini İslâm.\n\nDindir ruhun gıdası,\nHem de Türkün mayası,\nİnananın yuvası,\nCemiyet dini İslâm.\n\nHürriyetle adalet,\nİslâmda Cumhuriyet,\nİçindedir fazilet,\nTopluluk dini İslâm.\n\nNazırı ayakta tutan,\nTek kitabımız Kuran,\nHerkesi kardeş sayan,\nCemiyet dini İslâm.\n\nNazır Çiftçi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En büyük düşman kendi içimizde",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nBaşka yerde düşman arama,\nEn büyük düşman kendi içimizde.\nAcı ile parmak basma yarama,\nEn büyük düşman kendi içimizde.\n\nSuçu gelin etsen insanı yakar,\nKendine değil başka yere bakar.\nİnsanlar yağ gibi hep üstüne çıkar,\nEn büyük düşman kendi içimizde.\n\nYanlış gidene doğru yolu göster,\nYoksa ne yüzü kalır ne de astar.\nİnsan dünyada hep baş olmak ister,\nEn büyük düşman kendi içimizde.\n\nİnsan kendini unutursa eğer,\nHiç bir kimse sözüne vermez değer.\nİnsan olmak ne kadar zormuş meğer,\nEn büyük düşman kendi içimizde.\n\nYusuf bu konuya parmak basalı,\nAcı çeken yürek olur tasalı.\nKendini beğenmek şeytan masalı,\nEn büyük düşman kendi içimizde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Büyük Hazine",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nBir millet için\nEn büyük hazine\nNedir\nHalkına\nÖlümü pahasına\nÖzgürlük veren\nBirisimi\nYoksa\nÖlümü pahasına\nHalkını\nYok etmeye çalışan\nBirisimi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "A- En büyük sorun!",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nEn büyük sorun!\n\nRuhun daraldıkça canın sıkılır\nSinede yalnızlık en büyük sorun!\nBir değeri kalmaz dünyan yıkılır\nYine de yalnızlık en büyük sorun!\n\nBir lahzada yedi düvel aşarsın\nNe yolda kalırsın ne de şaşarsın\nİç dünyan sel olur çağlar taşarsın \nGene de yalnızlık en büyük sorun!\n\nGam kasavet keder ağırdır ama\nHayat safha, safha çığırdır ama\nŞahıslarda yanan bağırdır ama\nCana da yalnızlık en büyük sorun!\n\nRuhsal gerilime olursun duçar \nKalan fırsatlar da elinden uçar \nArtık sabretmeye kalırsın naçar\nSana da yalnızlık en büyük sorun!\n\nEn uzak ülkede olabilirsin\nEşten dosttan uzak kalabilirsin \nHepsini gönlünde bulabilirsin\nBana da yalnızlık en büyük sorun!\n\nMikdadi kendini Allah’a adar \nİnançlı olanlar mutluluk tadar\nDünya genişliği yüreğin kadar\nMana’da yalnızlık en büyük sorun!\n\nŞair Mikdat Bal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En büyük korku nedir ki?",
        "poet": "Özge Dağlı",
        "poem": "\n\nGözlerinde gitmemin korkusu,\nKorku ki; içine işlemiş nakış nakış,\nKorku ki; gözlerinden Nil'in baharı gibi akan.\nKorku sözcüklerinin de içinde,\nSesinin tınısı başka bir korku.\nAma kalamam benim korkum karşımda duranın aşkından...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Büyük Mürşid İlim",
        "poet": "Kasım Kaplan",
        "poem": "\n\nİnsan beyni en üstün\nDüşündükçe gelişir.\nOnu keşfettiği gün\nBütün eller birleşir.\n\nKutsal yerdir  okullar.\nİlim irfan yatağı\nÖğretmenler okurlar\nKuruturlar batağı\n\nEn büyük mürşit ilim\nYüceliğe delalet\nYükseltir  fen ve bilim\nGeri koyar cehalet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Büyük Hediye Sevgidir",
        "poet": "Sefer Kurt",
        "poem": "\n\nBugün sevgililer günü\nBenim ilk sevgililer günüm\nİlkin verdiği heyecan\nBu gün farklı olacağını biliyordum\nSabah üstümü giyer giymez doğru mağazaya\nHediyelik eşya mağazası çok kalabalık\nBir demet gül takıldı gözlerime\nAma yok yok o çok sıradan\nSonra çerçeve\nO da çok ucuz\nYa hediyenin iyisi kötüsü olurmu diyemedim\nDöndüm durdum mağazada\nTam çıkacakken\nÇerçevenin içerisine yerleştirilmiş gül tablosu\nHem büyük hem güzel dedim\nTabloyu paketletip çıktım\nAyaklarım kaldırımları ezip geçerken\nAklımdan bin türlü şeyler geçer\nBir baktım ki gül yüzlü yarim karşımda\nGözlerine baktım önce\nSeni seviyorum deyip hediyesini verirken\nBoynuma sarılıp öptü beni\nİşte o an her şeyin koptuğu andı\nAnladım ki\nSevene her gün sevgililer günü\nSevgiliye en büyük hediye sevgidir\nen büyük hediye sevgidir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En büyük kötülük kendine olan güveni kaybetmek",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nKul olanın yüreğinde olan bir katılık,\nKişilik duygusunun kaybolup gitmesidir.\nİnsanların yapacağı en büyük kötülük,\nKendisine olan güveni kaybetmesidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Büyük Mutluluk",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nDünyada mutluluk nerede.\nMutluluk öncesi çektik çile.\nBeni,seni mutlu ne etmişse.\nHiç bir şey kalmayacak elde.\nDünyada imtihandayız elbette.\nBak bu şiir de oldu bir bilmece.\nSatırları dikkatli oku hece,hece\nBence: en büyük mutluluk ahirette.\n\n15.08.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Büyük Önder Atatürk",
        "poet": "Selim Temiz",
        "poem": "\n\nBu topraklarda bir fark olmalı ezelden gelen\nHer ferdinde kutsal bir inanç var arşı delen\nSaygıyla sevgi en öncelikli ikilidir\nBunun kanıtı Anıtkabir’de dikilidir.\n\nBütün ırklar tek millet olmuş bir Anadolu\nAyırma bu işin olmasın sağ ile solu\nVatanla bayrak en öncelikli ikilidir\nBunun kanıtı Anıtkabir’de dikilidir.\n\nEn güzel örnektir Çanakkale Şehitliği\nHerkese mekândır Çanakkale Şehitliği\nToprak ile akan kan kaynaşmış ikilidir\nBunun kanıtı Anıtkabir’de dikilidir.\n\nEn büyük önderdir Mustafa Kemal Atatürk\nTarihi iyi tahlil eden yine Atatürk\nMedeniyet ile Anadolu ikilidir\nBunun kanıtı Anıtkabir’de dikilidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En  Büyük  Sanat",
        "poet": "Tuba Gürdere",
        "poem": "\n\nEn büyük sanat; \nAllah'ın yaratma sanatıdır. \nKainat bir kitap ve insan yaşayan düşünen varolan iç sayfalar.\nİçinden yansımak ve paylaşılmak duyuşu etkileştirmektir herzaman. \nBir kitabın henüz açılmamış yaprakları gibi\nBir sonra ki sayfadan belkide bir noktadan sonra tamamlanacak olandır insan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Büyük Ödül Bana",
        "poet": "Taştan Çıralar",
        "poem": "\n\nSelâmını alarak açıp kalbime koydum\nSevda yüklü yürekten en büyük ödül bana\nAnlatmaya yetmez söz diyemem sana doydum\nHayat verdi can kattı böyle tatlı dil bana\n\nİnce bir davranışla unutmadın aradın\nBinlerce söz içinden yüz on üç söz taradın\nBenimle yaşayacak kalbimde duran adın\nHasta gönlüme ilaç inan sundun bil bana\n\nÖğretmenler günümde yaşattın bir ziyafet\nDost başına dilerim gelsin benzeri âfet\nBin bir çaba içinde uzan da gönlüne yet\n Kalple şah damar gibi o kadar menzil bana\n\nÖyle derinde kökün bulutlardaysa başın\nTaştan’dan selâm sana iste olsun yoldaşın\nŞu ince hayat yolu tutunun ve dolaşın\nGöster kalacak yurdu sıcak yuva il bana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En büyük put",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nEn büyük put bilin ki, İnsanın kendi nefsi,\nŞirke doğru sürükler, Nefislerin hevesi,\nNefse gem vuramazsan,Düşersin bataklığa,\nSevindirmek istemem, Melun olan iblisi.\n\nAkıl tefekkür eder, sorgular inancını,\nNefis akıldan alır, hevesinin hıncını,\nKulların sınavıdır, bütün bu yapılanlar,\nAkıl vahye uyarak, artırır direncini.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Büyük Suçumuz",
        "poet": "Mazlum Günhan",
        "poem": "\n\nBelki de en büyük suçumuz,  bir telefonun ekran ışığının söndüğü süreye kadar yaşanan aşkların olduğu bir dönemde aşık olmaktı.\n\nYine, yüz kırk gramlık bir akıllı telefonun bin üç yüz gramlık beynimize hükmetmesine izin vermekti en büyük suçumuz.\n\nİki buçuk saatini boş  bir dizi için tüketip, sonra o diziden etkilenip \"bana biraz zaman ver.\" diyene zaman verip zamanımızı çarçur etmekti en büyük suçumuz. \n\n\"Sen diğerlerine benzemiyorsun.\" cümlesiyle gelene inanıp, sonra nasıl diğerlerine gittiğini izlemekti en büyük suçumuz.\n\nSonra insanlığın olmadığı bir yerde, bir zamanda insanlığı aramaktı en büyük suçumuz.\n\nAslında en önemlisi de elinde el feneriyle gündüz vakti insanlığı arayan Diyojen'i aptal yerine koymaktı en büyük suçumuz.\n\nŞimdi soruyorum acaba kaçımız Diyojen gibi elinde el feneriyle gündüz vakti insanlığı arayabilir? Hem de el fenerleri cep telefonlarımızın içindeyken kaçımız buna cesaret edebilir?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Büyük Sır Kul Hakkı...",
        "poet": "Mehmet Arslan 3",
        "poem": "\n\nDünya nimetlerine                                  hayır,                                                                                                             diyebilirsen,                                                                                                  Zevki sefayı bir kenara,                                                                                                          koyabilirsen,                                                                                                 Yunus gibi ilahi aşkla,                                                                                                             dolabilirsen,                                                                                                   O zaman ki,                                                                                                                   bir tarafa atmışsın gafleti,                                                                                                            Hak etmişsindir Rab ’den                                                                                                        vaat edilen cenneti…\n\nBilesin ki, ahiret sıla,                                                                                                                bu dünya gurbet,                                                                                                           Yaşadıkça yetimi koru,                                                                                                              yoksulu gözet,                                                                                                           Almak güzeldir, ama vermek,                                                                                                          ne büyük nimet,                                                                                                             Bağışla, sabırla seni,                                                                                                               horlayıp üzeni,                                                                                                             O zaman kurulur ancak,                                                                                                           merhamet düzeni…\n\nHer şeyin sırrı bilesin ki,                                                                                                                   kul hakkında saklı,                                                                                                              Kul hakkı yemeyen, ahrette,                                                                                                          bellidir farkı,                                                                                                              Böyle buyurmuş yaratanım,                                                                                                     yok gizli, saklı,                                                                                                              Hayatın ne ezeni olsun,                                                                                                             ne ezileni,                                                                                                           O zaman, herkesin cennette,                                                                                                        hazırdır yeri…\n\n                     Samsun-1982\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En büyük şeytan",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nDeli gönlüm \nUslan artık \nEtrafta senden delileri var\n\nKeskin dilim \nUslan artık \nSen barış dedikçe\nEtrafta savaş var \n\nİnsan \nkıyametini koparıyor \nBaşına \nTaş yağdırıyor\nÜç kuruşluk çıkara\nHayatını veriyor \n\nNeylerim\nNeylersin \n\nBilemedim \nBilemedin \n\nBugün yarından kötüyse \nYarın bugünden kötüyse \n\nHer ikisi de benim elimde\nHer ikisi de senin elinde\n\nOlursak inançla\nSevgiye, saygıya deli divane \n\nDinlersek Allah’ı \nHidayet ile\n\nAllah İslam diyor\nİslam, barış, huzur, esenlik diyor \n\nDuydun mu? \nİnandın mı? \n\nNe gezer\nÇıkar insanı ezer \n\nEzilen insan şeytan arkadaşı \nŞeytan Allah düşmanı \nYeryüzünden kaldırmaya çalışır İslam’ı\nŞeytan’a uyanlar şeytanın uşakları \n\nİçinde çıkar şeytan \nDışında çıkarcı şeytan \n\nÇıkar, çıkarcı \nEn büyük şeytan \n\n12.06.2014 – İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En büyük sevgi Allah sevgisidir",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nBütün sevgilerin kaynağı Haktır,\nEn büyük sevgi Allah sevgisidir.\nOnun üstüne başka sevgi yoktur,\nEn büyük sevgi Allah sevgisidir.\n\nArayan mutlak Hak aşkını bulur,\nHakkı bilen kimse sevgiyi bilir.\nKul sevgisi Allahtan sonra gelir,\nEn büyük sevgi Allah sevgisidir.\n\nAşık olan kimse sırrını demez,\nKula aşık olan çömezdir çömez.\nHak sevgisi başka aşka benzemez,\nEn büyük sevgi Allah sevgisidir.\n\nAşk acısı çeken biçare kalır,\nHakka aşık olan divane olur.\nHak aşkı kalbimize Haktan gelir,\nEn büyük sevgi Allah sevgisidir.\n\nYusuf Hakkın sevgisiyle dolalım,\nAşık olur isek Hakka olalım.\nHak sevdasını arayıp bulalım,\nEn büyük sevgi Allah sevgisidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Büyük Yalancı",
        "poet": "Adulera Ayza",
        "poem": "\n\nAslında  seni degil \nKendimi kandırıyorum\nSeni seviyorum \nDerken bile aslında\nKendimden bahsediyorum kendimi\nSeviyorum \nSenden nefret ediyorum\nDerken kendimden nefret ediyorum\nİgreniyorum aynaya bakınca kusmak \nGeliyor sen geliyorsun aklıma\n\nAslında seni degil herkesi kandırıyorum\nUyuyamıyorum derken en güzel uykumu \nUyuyorum seni düşünüyorum derken\nAslında kendimi düşünüyorum senle\nSonumuz ne olacak diye\nAslında kendimi kandırıyorum seni\nSeviyorum derken başkalarını da \nSeviyorum ama sana demiyorum\nHerkesi seviyorum kendimi bile\nKandırıyorum sevmiyorum diye\n\nAslında ben iyi bir yalancıyım hiç kimseyi\nSevmiyorum kendimi sevdigim kadar\nBak kendimi bile kandırıyorum \nSeviyorum diye aslında kendimden de\nNefret ediyorum ben var ya kimi \nKandırıyorum bilemiyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Büyük Yoksulluk",
        "poet": "İsmail Sağır",
        "poem": "\n\nYokluğa doğmuşum çıkışı yolsuz,\nYatağım topraktır kilimsiz çulsuz,\nBen beni bileli parasız pulsuz,\n……..Yaşamak inan ki yokluk değilmiş,\n……..En büyük yoksulluk sensizlik imiş! \n\nHayal dünyamdaki varlara bakıp,\nÇile ateşinde bedenim yakıp,\nDünya ahvaline canımı sıkıp,\n……..Yokluk sandıklarım yokluk değilmiş,\n……..En büyük yoksulluk sensizlik imiş! \n\nYeter gayrı dön gel kapansın yara,\nSevdalı gönlümüz son versin dara,\nSağırozan varsın olmasın para,\n……..Seninle hiçbir şey yokluk değilmiş,\n……..En büyük yoksulluk sensizlik imiş! \n…………………………….İsmail SAĞIR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Büyük Zenginliğim-iz..",
        "poet": "Melek Tiryaki",
        "poem": "\n\nBence.. ''Dünyadaki En Büyük ZenginLiğim/iz'',\n''Arkamızda/n BizLer İçin 'DUA' Eden Bir ''FATİHA'' Gönderen Eşim/izin, OğLum/uzun..  Kizim/izin Ve torunLarım/ızın  KardeşLerim/izin YegenLerim/izin GeLinlerim/izin DağmatLarım/ızın HısımLarım/ızın Ayrıca AkrabaLarım/ızın, Komşum/uzun, Arkadaş/imizin Ve DostLarım/ızın, Yani Bizim Kendimizi OnLara Gerçek/ten SevdirdikLerim/izin.. ALLah Razi OLsun.. Mekanı Cennet OLsun.. Diyen/Lerimizin Çok OLması/dır ZenginLiğim/iz''...! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Büyük Zenginlik; İnsanlık...",
        "poet": "Engin Çakar",
        "poem": "\n\n-Dedim: Sigaram yok, alkolüm yok, kumarım yok, kötü alışkanlığım yok..\n-Dedi: Yokları boşver; evin var mı, araban var mı, patron musun? ..\n\nHerşey para olmuş, bazılarına göre her şey para.. Siz bazıları gibi olmayın, insan olmaya çalışın..O zaman göreceksiniz ki, para her şey değil..Aksi takdirde kötülüklerin huzurunuzu kaçırdığınızı gördüğünüzde hiçbir liranın huzurunuzu geri getiremeyeceğini bilin..Hee bu arada hep yoklarla da kalmayın canım :) , hayatı çekip çevirecek umudunuz ve gücünüz olsun elbette, ama bu zamanda insan olabilmek, en değerli hazinedir, unutmayın.Çünkü karşınızdaki eğer insan değilse, size hiçbir para fayda veremez, sizi hiçbir servet kurtaramaz...Karnınızı doyurun, güzelce bir 'Elhâmdülillâh' deyin.Çünkü Allâh şükredenleri sever ve nimetini arttırır.Küçük nimetlerinizin büyümesini istiyorsanız böyle yapın..Korkmayın, bunu sonsuza kadar yapmayacaksınız, sadece bir süreliğine; bu dünyadan göçene kadar..Zaten sonrasında bir sonsuzluk var ki, iyiler için ebedî saadet, kötüler için ebedî eziyet..Siz tercihinizi yapın, hangisini yeğlersiniz? ..Aklı olan ebedî saadeti seçer elbette..Ama nefs işte, değil mi, buna rağmen bu dünyâda rahat olmak için, ahirete kötü gidecek yalancı huzurları tercih ederim diyorsanız, şunu da sakın unutmayın, olur mu; \"Kim zerre kadar iyilik yaparsa karşılığını görür, kim zerre kadar kötülük yaparsa, karşılığını görür (Zilzal 7-8) ..Selâm ve duâ ile...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Çok Bu Gecelerde Yanarım",
        "poet": "Talat Aydın",
        "poem": "\n\nVardır ya bazı geceler hani\nYalnızlık duygusu...\nBir karabasan gibi çöker üstüne\nÖrter üstünü sessizlik\nSessizce\nEn çok bu gecelerde yanarım\nSigara içmediğime\nNe çok isterim bu gecelerde\nKendim olmamayı\nNe çok isterim\nUzaklara kaçmayı\nGıpta ederim sokaktaki kediye\nDilim\nHüzünlü bir şarkı terennüm eder\nSözleri hep yarım kalır\nDost bir ses, bir gülüş için\nRazıdır gönlüm dünyaları vermeye\nNe çare\nBağıran sessizliktir yine\nSağır edercesine\nDüşünürüm\nMazimi, okul yıllarımı, ilk aşkımı\nOlabileceklerin ellerimden uçup gitmesi\nDeli eder beni...\nEn çok bu gecelerde yanarım\nSeni kaybettiğime...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En çok İstanbul şarkısı besteleyen Erol Güngör 25",
        "poet": "Erol Güngör",
        "poem": "\n\nEn çok İstanbul şarkısı besteleyen besteci Gaziantepli Bestekâr-Şair Erol Güngör\nolup Bestelediği şarkıların isimleri aşağıdadır:\n\n1- Adalara gitmedinse-Makam Muhayyer-Söz ve müzik Erol Güngör\n2-Adaları görmeden İstanbulluyum deme-Makam Buselik-Söz ve müzik Erol Güngör\n3- Aşkın tadı sende güzel İstanbul-Makam Nihavend-Söz ve müzik Erol Güngör\n4-Bakırköy İstanbul'un en kıdemli köyüdür-Makam Hicaz- Söz ve müzik Erol Güngör\n5-Beşiktaş'la Üsküdar'ın arası-Muhayyerkürdi-Söz ve müzik Erol Güngör\n6-Canda cansın İstanbul-Makam Nihavend-Söz ve Erol Güngör\n7-Güzelim Üsküdar-Makam Nihavend-Söz ve müzik Erol Güngör  \n8-Harikasın İstanbul-Makam Nihavend-Söz ve müzik Erol Güngör \n9-İstanbul'a Kadıköy ne de güzel yakışır-Makam Muhayyerkürdi-Söz ve müzik Erol Güngör\n10- İstanbul bence sende gizem dolu güller var-Makam Nihavend-Söz ve müzik Erol Güngör\n11-İstanbul’da huzur var-Makam Nihavend-Söz ve müzik Erol Güngör (TRT Repertuarında)  \n12-İstanbul aldırma sen-Makam Nihavend-Söz ve müzik Erol Güngör\n13-İstanbul'da mehtaba aşkla çıkar insanlar-Makam Muhayyerkürdi- Söz ve müzik Erol Güngör\n14-Seni görmek İstanbul, aşkı bulmak gibidir-Makam Nihavend-Söz ve müzik Erol Güngör\n15-Sevgili İstanbul-Makam Nihavend-Söz ve müzik Erol Güngör\n16-Güzelim Çamlıca’da-Makam Nihavend-Beste Erol Güngör-Söz Miyaser Gülşen (TRT Repertuarında)\n17-İstanbul'um-Makam Acemaşiran-Söz Erol Güngör-Beste Göksel Baktagir-TRT Repertuarında\n18-Aşığınım Üsküdar-Makam Nihavend-Söz Erol Güngör-Beste Göksel Baktagir\n19- Kız kulesi-Makam Mahur-Beste Erol Güngör-Söz Miyaser Gülşen \n20-Nasıl sevmem İstanbul’u-Makam Nihavend-Beste Erol Güngör -Söz A.Selçuk İlkan\n21-Her şarkımın ilhamısın İstanbul-Makam Nihavend-Söz ve müzik Erol Güngör \n22-İstanbul'da mehtaba aşkla çıkar insanlar (Söz ve müzik Erol Güngör)\n\nGaziantepli Bestekâr ve şair Erol Güngör’ün İstanbul şarkılarının okunduğu konserler: \nAdalara gitmedinse (söz-müzik: Erol Güngör)    \nBu eserin okunduğu konserler:  \n11.05.2006 tarihinde İstanbul Vefa Lisesi konser salonunda \n31.05.2006 tarihinde İstanbul Mecidiyeköy Büyükşehir Belediyesi konser salonunda \n30.01.2007 tarihinde İstanbul Kadıköy Evlendirme Dairesi konser salonunda \n18.03.2007 tarihinde İstanbul Taksim AKM konser salonunda \n26.04.2007 tarihinde İstanbul Suadiye Lisesi konser salonundan \n23.05.2007 tarihinde İstanbul Mecidiyeköy Büyükşehir Belediyesi konser salonunda \n08.05.2008 tarihinde İstanbul Vefa Lisesi konser salonunda \n28.10.2008 tarihinde Sakarya’da TEİAŞ Tesisleri konser salonunda \n08.06.2009 tarihinde İstanbul Kadıköy Bahariye Halk Eğitim Merkezi konser salonunda ve 23.03.2010 tarihinde İstanbul Caddebostan Kültür Merkezinde A salonunda “Anılar ve Müzik Erol Güngör” Sanat gecesinde Gül-i-naz musiki korosu tarafından okunmuştur. \n20.12.2011 tarihinde İstanbul Vefa Lisesinde Buselik TSM Konserinde okunmuştur. \n09.04.2013 gecesi Kadıköy'de Harika Musiki Topluluğu konserinde\n 21.10.2018 tarihinde İstanbul Ataköy’de DİLSAZ TSM topluluğu konserinde ve\n31.08.2019 tarihinde İstanbul Burgaz Ada DİLSAZ TSM Konserinde okunmuştur.\n4.12.2021 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n7.5.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n\nGüzelim Çamlıca’da isimli şarkının (Beste: Erol Güngör-Söz: Miyaser Gülşen)    \nOkunduğu konserler: Şarkı TRT Repertuarındadır.\n21.5.2008 tarihinde Adana’da Belediye Tiyatro konser salonunda \n28.10.2008 tarihinde Sakarya’da Teiaş Tesisleri konser salonunda \n16.05.2009 tarihinde İstanbul Bahçelievler Abidin Pak öğretmenevi konser salonunda \n29.05.2009 tarihinde Z.Burnu Belediyesi Kültür Merkezinde İstanbul Öğretmenler konserinde 08.06 2009 tarihinde İstanbul Kadıköy Bahariye Halk Eğitim Merkezinde \nOcak 2010 tarihinde İstanbul Altunizade Kültür Merkezinde Öğretmenler Konserinde \n23.03.2010 tarihinde İstanbul Caddebostan Kültür Merkezinde Anılar ve Müzik gecesinde \n21.05.2010 tarihinde İstanbul Pendik Yunus Emre Kültür Merkezinde Öğretmenler konserinde okunmuştur. \n2.12.2017 tarihinde İstanbul Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezi Vuslat TSM Topluluğu konserinde okunmuştur.\n16.2.2019 tarihinde İstanbul'da Gaziantep'e Gazili unvanı verildiği günü kutlama gecesinde okunmuştur.\n4.12.2021 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n7.5.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n\nAşkın tadı sende güzel İstanbul (Söz-müzik: Erol Güngör)      adlı şarkının okunduğu konserler:\n17.11.2009 günü İstanbul Mecidiyeköy Kültür Merkezinde Gül-i-naz konserinde \n11.01.2010 günü İstanbul Kadıköy Bahariye Halk Eğitim Merkezinde Gül-i-naz konserinde \n23.03.2010 tarihinde İstanbul Caddebostan Kültür Merkezinde “Anılar ve Müzik” gecesinde \n27.05.2010 tarihinde İstanbul Bahariye Halk Eğitim Merkezinde Gül-i-naz konserinde \n30.10.2010 tarihinde Sakarya’da Buselik Musiki Topluluğu konserinde, \n11.01.2011 tarihinde İstanbul Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi konser salonunda \nBuselik Musiki Topluluğu Konserlerinde \n05.04.2011 tarihinde Gaziantep’te Onat Kutlar konser salonunda Buselik TSM konserinde \n20.12.2011 tarihinde İstanbul Vefa Lisesinde Buselik TSM Konserinde okunmuştur. \n22.2.2017 tarihinde İstanbul Kadıköy'de Gül-i naz Konserine okunmuştur.\n8.9.2018 tarihinde İstanbul Burgaz Adasında DİLŞAD Musiki konserinde okunmuştur.\n5.3.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n9.6.2022 tarihinde İstanbul Ataköy’de DİLSAZ Solistler konserinde okunmuştur.\n\nCanda Cansın İstanbul (Söz-müzik Erol Güngör)      adlı şarkının okunduğu konserler:\n23.03.2010 tarihinde İstanbul Caddebostan Kültür Merkezinde Anılar ve Müzik gecesinde \n27.05.2010 tarihinde İstanbul Bahariye Halk Eğitim Merkezinde Gül-i-naz konserinde okunmuştur. \n20.12.2011 tarihinde İstanbul Vefa Lisesinde Buselik TSM Konserinde okunmuştur. \n26.10.2018 tarihinde İstanbul Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezinde DİLSAZ Müsiki konserinde okunmuştur.\n5.3.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n\nGüzelim Üsküdar (Söz-müzik Erol Güngör) adlı şarkının okunduğu konserler:\n20.12.2011 tarihinde İstanbul Vefa Lisesinde Buselik Konserinde okunmuştur. 21.6.2018 tarihinde İstanbul Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezinde Dilsaz Musiki konserinde okunmuştur.\n28.4.2019 tarihinde İstanbul İstanbul Boğazında Erguvan Tekne turunda DİLSAZ konserinde okunmuştur. \n5.3.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n9.6.2022 tarihinde İstanbul Ataköy’de DİLSAZ Solistler konserinde okunmuştur.\n5.3.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n9.6.2022 tarihinde İstanbul Ataköy’de DİLSAZ Solistler konserinde okunmuştur.\n\nSevgili İstanbul (Söz ve müzik Erol Güngör)      adlı şarkının okunduğu konserler:\n20.12.2011 tarihinde İstanbul Vefa Lisesi konser salonunda Buselik konserinde okunmuştur. \n3.2.2016 tarihinde İstanbul Kadıköy'de Gül-i naz konserinde okunmuştur. \n22.2.2017 tarihinde İstanbul Kadıköy'de Gül-i naz konserinde okunmuştur.\n5.5.2019 Tarihinde İstanbul Ataköy'de DİLSAZ Solistler Topluluğu Konserinde okunmuştur.\n5.3.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n\nİstanbul'da huzur var (Söz ve müzik Erol Güngör)  adlı şarkının okunduğu konserler: 22.2.2017 tarihinde Kadıköy'de Gül-i naz Konserinde okundu.\n26.2.2017 tarihinde İstanbul Caddebostan Büyük kulüp konser salonunda DİLSAD Musiki Korusu Konserinde okunmuştur. Şarkı TRT Repertuarında.\n4.12.2021 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n5.3.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n9.6.2022 tarihinde İstanbul Ataköy’de DİLSAZ Solistler konserinde okunmuştur.\n22.6.2022 Ataşehir’de Piyanist Katre Kocabaş Hanım Piyano konserinde okunmuştur.\n\nİstanbul Aldırma Sen (Söz ve müzik Erol Güngör) \n22.2.2017 tarihinde Kadıköy'de Gül-i naz Konserinde okunmuştur. 5.5.2019 tarihinde İstanbul Ataköy konserinde okunmuştur.\n7.5.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n\nHarikasın İstanbul (Söz ve müzik Erol Güngör)\n21.10.2018 tarihinde İstanbul Ataköy'de DİLSAZ Solistler Topluluğu konserinde okunmuştur.\n7.5.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n9.6.2022 tarihinde İstanbul Ataköy’de DİLSAZ Solistler konserinde okunmuştur.\n\nSeni görmek İstanbul (Söz ve müzik Erol Güngör)\n26.10.2018 tarihinde İstanbul Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezinde DİLSAZ Müsiki konserinde okunmuştur.\n5.3.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n7.5.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n\nİstanbul’a Kadıköy ne de güzel yakışır (Söz ve müzik Erol Güngör) 5.5.2019 ve 31.8.2019 tarihleinde İstanbul Ataköy'de DİLSAZ Solistler Topluluğu konserlerinde \nokunmuştur. \n5.3.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n\nBakırköy İstanbul’un kıdemli bir köyüdür (Söz ve müzik Erol Güngör) 31.08.2019 İstanbul Burgaz Ada konserinde okunmuştur. 6.1.2020 tarihinde İstanbul Ataköy'de DİLSAZ Solistler Topluluğu konserinde okunmuştur.\n4.12.2021 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n5.3.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n9.6.2022 tarihinde İstanbul Ataköy’de DİLSAZ Solistler konserinde okunmuştur.\n\nAşığınım Üsküdar (Söz: Erol Güngör-Beste: Göksel Baktagir) adlı şarkının okunduğu konserler:\nŞubat 2009 ayında İstanbul Altunizade Konser salonunda Göksel Baktagir İstanbul Sazendeleri konserinde okunmuştur. \n20.03.2010 tarihinde Antalya Akdeniz TV de Serpile Faslı Muhabbet programında Göksel Baktagir ve arkadaşları tarafından okunmuştur. \n24.3.2015 tarihinde İstanbul Bağdat Musiki Topluluğu Konserinde okunmuştur. \n09.05.2018 tarihinde İstanbul Üsküdar Bağlarbaşı Kültür merkezinde Göksel Baktagir konserinde okunmuştur.\n\nİstanbul’um (Söz: Erol Güngör-Beste: Göksel Baktagir)      adlı şarkının okunduğu konserler: 2019 yılında TRT Nağme programında okunmuştur.\n1996 yılında Habitat 2 etkinliklerinde İstanbul Belediyesi Kültür A.Ş. Tarafından çıkartılmış İstanbul Şarkıları 2 kaset ve CD sinde yer almıştır. TRT repertuarındadır. Zaman zaman radyolarda okunmaktadır.\n\nSana geldim İstanbul (Beste Erol Güngör-Söz Cahide Yormaz Öz) okunduğu konser.\n26.2.2017 tarihinde İstanbul Caddebostan Büyük kulüpte okunmuştur. \n12.3.2017 İstanbul Ataköy’de DİLSAZ Solistler Topluluğu konserinde okunmuştur.\n\nAdaları görmeden İstanbulluyum deme (Söz ve müzik Erol Güngör) Okunduğu \nKonserler\n5.3.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n\nİstanbul’a ve sana sakın nazar değmesin (Beste E.Güngör-Söz.F.Baykul) Ok. Konserler\n6.1.2020 İstanbul Ataköy DİLSAZ Solistler topluluğu konserinde okunmuştur.\n5.3.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n7.5.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n9.6.2022 tarihinde İstanbul Ataköy’de DİLSAZ Solistler konserinde okunmuştur.\n\nİstanbul’u sevdim diyen Adaları sevmedin mi? (Söz ve müzik E.Güngör) Ok. Konserler\n4.12.2021 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n5.3.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n7.5.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n9.6.2022 tarihinde İstanbul Ataköy’de DİLSAZ Solistler konserinde okunmuştur.\n\nBeşiktaş’la Üsküdar’ın arası (Söz ve Müzik Erol Güngör) Okunduğu konserler\n7.5.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n\nAşk denince sen gelirsin aklıma İstanbul (Söz ve müzik Erol Güngör) Okunan konserler\n7.5.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur. \n\nAradığın her şeyi bu şehirde bulursun (Söz ve Müzik Erol Güngör) Bu şarkı henüz konserlerde okunmadı.\n\nKız Kulesi (Beste Erol Güngör- Söz Miyaser Gülşen)\nBu şarkı henüz konserlerde okunmadı.\n\nSen yaşarken İstanbul'da nasıl sevmem İstanbulu (Beste Erol Güngör-Söz Ahmet Selçuk İlkan)\nBu şarkı henüz konserlerde okunmadı. \n\nİstanbul bence sende gizem dolu güller var. (Söz ve Müzik Erol Güngör) Bu şarkı henüz kponserlerde okunmadı.\n\nİstanbul'da mehtaba aşkla çıkar insanlar (Söz ve müzik Erol Güngör) \n\nErol Güngör\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En çok kirli resmimizi çektiler",
        "poet": "Sinan Kılıçarslan",
        "poem": "\n\nen çok kirli resmimizi çektiler\nyalandan ölümlere giderken\nhani dağlarında hiç kar yağmayan insanların cesaretinde bilediler boyunumuzu\n\nkarmaşa değildi\nölenler vardı ve atlarımızı\n saklamıştık ölüm at üstünde olmasın diye\n\nbir kadın için üzülmeyi lanet sayıyorduk\nbiz en çok ölürken seviliyorduk\ndudukları ruj görmemiş kızlarıda yutkunmuyor değildik ama\ncesaretinde erkek olmadığını öğrenmiştik\n\naslında herkes kendi dininde güzel\nher kalp ötekine endişe\nbunun için yürüdüğümüz  yollarda sadece gölgelere yol verdık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En çok kim sever",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nBabalarda sever annelerde çocuklarını\nAma en çok kim sever\nBunun yanıtı olmaz\nBazı babalar annelerden çok\nBazı anneler sonsuz \nBazı anne babalar sevdiğini sanır\nDokunmayı\nSarılmayı\nKucaklamayı\nÖpmeyi sevmek zanneder\nHatta en yumuşak yerlerini ısırmayı\nSoğuk havalarda herkes sever güneşi\nSıcakta iğrenmekte ne güneşten\nYanarken de sevmelisin\nYakılırken de ateşi\nYakarken iğrenmelisin gerçek sıradanlığından\nSoğukta en soğuğu sevebilmektir maharet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Çok Babalikayı Sevdim",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nen çok babalikayı sevdim\nkuzey kıbrısta nisan başıydı\nbirde cüvez ağacını\nyediyüzon yıl geçmiş yapraklarına teğet\nulu ağaç dünkü fidan sanki\nayakta diri dipdiri\n\nen çok babalikayı sevdim\nkuzey kıbrısta nisan başıydı\nbirde çiçekleri\nbahçe bahçe saksı saksı tasarım\nrenk renk ahenk sepilenmiş adaya\n\nen çok babalikayı sevdim\nkuzey kıbrısta nisan başıydı\nbirde portakal bahçelerini\nçiçeği burnundaydı\nçiçek ve portakal yanyana ve aynı daldaydı\n\nen çok babalikayı sevdim\nkuzey kıbrısta nisan başıydı\nbirde bahçe otelleri dolu dolu\nsahiller ılımamış henüz\ncennete bezemişler\ntabaklar tıka basa taşkın\nyağ torbaları şişkin\n\nen çok babalikayı sevdim\nkuzey kıbrısta nisan başıydı\nbirde balık lokantalarını\nakdeniz ayağının altında git elini sok içine\nkulaçlarını gerdir doldur göğsüne havasını\n\nen çok babalikayı sevdim\nkuzey kıbrısta nisan başıydı\nbirde eşeklerini\nkarpaz kırlarında yılkı\nrum kahvehanesi türk çayevi karşı karşıya\ninsanları kardeş kardeş\n\nen çok babalikayı sevdim\nkuzey kıbrısta nisan başıydı\nbirde kanunu dizinde ali gürleri\ngecelerde vuslata erdi\ngüzel şarkılara değerdi\n\nen çok babalikayı sevdim\nkuzey kıbrısta nisan başıydı\nbirde curamı\nnereye gitiysek\nalanda araba içinde salonda parklarda\nhaydee ozan efe dendi\noynandı çalındı söylendi\n\n251008 denizli *babalika:ağaç kavunu gibi birşey.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En çok kış yakıştı ömrüme",
        "poet": "Sevda Doğan Karakaş",
        "poem": "\n\nen çok kış yakıştı bana en çok..\n gözümdeki yaşıma yüreğimdeki yangına\n en çok kış yakıştı...\nbahar misafir bile olmadı gönlüme\n yazı hiç sorma o yalancı güneşimi çaldı\nen çok kış sadık kaldı en çok....\n kış beni hiç terketmedi yapıştı da iki yakama\n benden gitmedi...\n onun da bana benzerdi yüzü solgun \n seveni yoktu çünkü soğuktu teni..\n bana eş oldu yoldaş oldu yüreğime yağdı \nen çok kış kaldı yüreğimde en çok.........\n mevsim değildi kış bana \n gelip gitmedi kaldı ömrüme\n en çok o ağlayan gözlerimi sildi \n en çok o söndürmeye çalıştı yüreğimdeki yangını\nen çok o bağrına bastı beni\n en çok kış yakıştı ömrüme en çok o sevdi beni....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Çok Maviyi Severim",
        "poet": "Galip Sinecikli",
        "poem": "\n\nben en çok maviyi severim\ndeniz mavi\ngökler mavi\nırmaklar mavi\nçaylar mavi\ngiydiklerim mavi\ndünya mavi\nsabah mavi\nakşam mavi\nhepsinden önemlisi\nbakınca görüyorum ki\nsen mavi\nbunun için ben\nen çok maviyi seviyorum.\n\nwww.geceyegunaydin.azbuz.com\nwww.radyoerguvan.com\ngeceyegunaydin22@hotmail.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Çok Onlardan Çektim",
        "poet": "Fikret Kanat",
        "poem": "\n\nben bu hayatta en çok onlardan çektim\nben bu hayatta en çok onlardan nefret ettim\nyalakalardan yağcılardan \npaspascılardan cilacılardan\nkraldan çok kralcılardan\ngölgelerine el pençe divan duranlardan\nköşe başlarına tezgah kuranlardan\nen çokta insanı arkasından vuranlardan\nben bu hayatta en çok onlardan çektim\nben bu hayatta en çok onlardan nefret ettim\ngözümde yok makam kaygısı\nyeter bana insan sevgi saygısı\nbu hangi adaletin  fettan yargısı\nsüprüntülerden döküntülerden\nsebepsiz yere yıkıntılardan\nlaf olsun diye çıkarılan sıkıntılardan\nyapmacıktan öte tavırlardan\nmanasız evetlerden hayırlardan\ndüz yolda çıkarılan bayırlardan\nben bu hayatta en çok onlardan çektim\nben bu hayatta en çok onlardan nefret ettim\ndost olurmu hiç riyakardan\ntilkiden bile hilekardan\nama en çokta kraldan çok kralcıdan\nben bu hayatta en çok onlardan çektim\nben bu hayatta en çok onlardan nefret ettim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En  Derin  Sanat",
        "poet": "Tuba Gürdere",
        "poem": "\n\nGerçek  bir  sanat  bazen  topluma  değil,\nen  vareden  asıl   sanatkara  yaradana  hitab  eder.\nÇünkü   en  derin sanat,  bir  kalbi  kendi  kalbinden  duyabilmektir.\nÇünkü  Yaradan   ' Ben hüzünlü  kalplerdeyim ' buyurmuştur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Çok Ona Yanarım.",
        "poet": "Kemal Müftüoğlu",
        "poem": "\n\nNe zaman seyreylesem gün batımı denizi\nSen gelirsin aklıma anılara dalarım.\nTükenen her sevdadan geriye kalan izi\nSenden bir parça sanır utanırım ağlarım.\n\nHerşey birlikte güzel,saray zindandır sensiz\nBilsem beklediğini çölde bile ararım.\nYağmurlu bir sonbahar arkasından kalan iz\nBağrımı kavurdukça pişman olur ağlarım.\n\nAşk hiç sormadan gelir haber vermeden gitmez\nGiden bir daha dönmez serabına kanarım.\nSenden sonra hiç birşey  beni teselli etmez\nRüyamda bile yoksun  en çok ona yanarım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En derine düşsün",
        "poet": "Oktay Çekal",
        "poem": "\n\nEn derine düşsün…\n\nGözlerim sensizliği, yaşıyor bu akşam,\nGörünmüyorsun, rüzgârın esmiyor tenime,\nÇıldıran ruhum, hicran tünellerine mahkûm,\nSensizliğin kenarında, dolaşıyor ömrüm…\n\nÖlüyorum içimde, kanser duygular var,\nBir neşter vurmuş doktor, ne varsa çıkar,\nSevginin en masum, bakan gözlerinden,\nYılların tüm yükü dökülür, bin sitem bakışlar…\n\nSevilmeden sevdim, yüreğimi yaktım,\nRuh ikizim dedim, tenime ektim,\nYeşilin örttüğü, toprağa çöktüm,\nBir hayata baktım birde kendime…\n\nYıkılsın hayatın, bedeni yıkılsın,\nÇöksün cana giydiğim, gençliğim çöksün,\nYüzüme dolansın, sitem rüzgârları,\nBir girdap olup, en derine düşsün…\n\n\n\tOktay ÇEKAL\n\t03.06.2012-16.30\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Değerli Varlığımız Çocuklar",
        "poet": "Tekin Sağlam",
        "poem": "\n\nBütün çocuklarımızı okutalım\nİlim, irfan, bilgi ile donatalım\nYaşadığımız çağa göre yetiştirip\nÇağın da ilerisine hamle yaptıralım\n\nEn değerli varlığımız çocuklar\nEn kıymetli servetimiz eğitimleridir\nGeçmişten günümüze tüm yeni buluşlar\nEğitim görmüş insanların eseridir\n\nPolitik hesapları bir kenara atalım\nEğitim önemlidir eğitimcilere bırakalım\nÇağdaş bir milli eğitim oluşturup\nBilim yuvalarına meşaleler yakalım\n\nEn değerli varlığımız çocuklar\nEn kıymetli servetimiz eğitimleridir\nDengeleri değiştiren tüm buluşlar\nBilimi rehber edinmiş insanların eseridir\n\nKul Tekinim işin başına ehlini oturtalım\nAraştıran sorgulayan bir nesil yaratalım\nİlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır\nİlim hazinedir Çin de de olsa gidip alalım\n\n(31.10.2014)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Delikanlı Şiirlerimi",
        "poet": "Abdullah Kara",
        "poem": "\n\nen delikanlı şiirlerimi,\nen adi insanlara yazdım; \nkaranlık kaldı satırlarım.\nbu yüzden ağladım! \nhiç aydınlık şiir yazmadım,\nben karanlık insanım! ; \ngörebilirsen en huzurlu gün,\nhissedersen en hüzünlü geceyim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En derin saygı sevgi-sizlere muallimler Sizlerin sayesinde-yükselecek ilimler",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nTarih boyu gelişen-bütün güçlü devletler\nKültüre önem vermiş-kalkınmış o milletler\nGerçek hassas hayatî-görevimiz çok büyük\nÖğretmen sayesinde-taşınıyor bütün yük\nEn derin saygı sevgi-sizlere muallimler\nSizlerin sayesinde-yükselecek ilimler\nBütün askerî zafer-eğitim zaferiyle\nÖnce desteklenmeli-genci çocuk eriyle\nBaşöğretmen olarak-ilk cehaletle savaş\nAtam önderlik yaptı-kayboldu yavaş yavaş\nEn derin saygı sevgi-sizlere muallimler\nSizlerin sayesinde-yükselecek ilimler\nVatana Atatürk'e-millete ve bayrağa\nİlk bağlılık öğretir-insanlara  toprağa\nKenara itilerek-ihmâl edilmemeli\nBoğazını sıkarak-çağa gidilmemeli\nEn derin saygı sevgi-sizlere muallimler\nSizlerin sayesinde-yükselecek ilimler\nEğitimin öğesi-başarılır onunla \nSistem tesis program-insan koyulur yola\nÖğretmende şahsiyet-olmalı güvencesi\nYerinde durmamalı-çalışmalı gecesi\nEn derin saygı sevgi-sizlere muallimler\nSizlerin sayesinde-yükselecek ilimler\n'Atatürk Güneşi'nin-ideali ışığı\nKuvay-ı Milliye' nin-hepsi birer âşığı\nMutluluk esenlikle-daim nuru saçarlar\nGönül kapılarını-öğrenciye açarlar\nEn derin saygı sevgi-sizlere muallimler\nSizlerin sayesinde-yükselecek ilimler\nSizden inanç ve sabır-azim ile güç aldık\nFedakârlık cesaret-haine korku saldık\nÖğünüyor coşuyor-biz kıvanç duyuyoruz\nAldığımız bilgiyi-dünyaya yayıyoruz\nEn derin saygı sevgi-sizlere muallimler\nSizlerin sayesinde-yükselecek ilimler\nÜlkemin teminatı-düşünüyor yarını\nBirlikte çalışıyor-harcıyorlar varını\nHasan Sancak seslenir-o yürekler solmasın\nBütün verilen sözler-hiç geçmişte kalmasın\nEn derin saygı sevgi-sizlere muallimler\nSizlerin sayesinde-yükselecek ilimler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Değerli Varlıklarınız Kızlarınız",
        "poet": "Uğur Oğuz Şahin",
        "poem": "\n\nAnneler babalar ne olur sesimi duyun\nKızlarınızı sevin onları sermaye görmeyin\nÜzerlerine titreyin\nOnlar en kutsal varlıklarınız\nGenç kızlıklarını yaşatın onlara\nBir tomurcuk gülken zorla koparıp ellere vermeyin\nUmutlarını hayallerini\nGeleceklerini zorla söndürmeyin\nTeslim etmeyin onları satarak cahil beyinlere\nSalmayın onları geri dönüşü olmayan derelere\nBırakın sevmeyi sevilmeyi öğrensinler\nSiz yazmayın kaderlerini\nNiye ölene dek cefa sürsünler\nYetişsinler görsünler sevsinler\nKendi rızalarıyla gitsinler\nTörelerle baskılarla kurban edilmesinler\nNe yazık hâlâ işliyor böyle kültürler\nHâlâ bitmedi böyle beyinler\nSatmayın çocuklarınızı süt kuzusuyken\nBırakın olgunluğa erişsinler\nSeven seveni alıp isteyerek gitsinler\nEvlilik dediğin sorumluluk\nÇocuklar onu nasıl bilsinler\nZorla olmaz sevmek zorla olur mu evlendirmek\nNasıl bir anlayıştır\nOnlara erişemeyecekleri mutluluğu dilemek\nYıktığınız onurları hayalleri\nSiz değil onlar bir ömür boyu çekecek\nYıkılanlar her gün cehennemi yaşıyor\nAnneler babalar seyrediyor\nGöz yaşları yağmur olup seller taşırıyor\nHayaller tek tek siliniyor\nBöyle analar babalar onlara hangi yüzle\nHangi vicdanla yavrum diyor\nNeden hep insanlarda \nHep vücutlarda ararız arızaları\nNeden görmezden geliriz\nÖzürlü beyinleri hasta insanları\nEskiden devir öyleymiş yaşanmış\nNe iz bırakmış mutlulukları\nBugün duvarlar yıkılmış çağlar atlanmış\nEller mesken etmiş gök yüzünü\nÇözmüş ay'ı yıldızları\nHâlâ görüp duymak ne çirkin\nSatanları satılanları\nNe olur anneler babalar\nSatmayın kızlarınızı körpe kuzularınızı\nSoldurmayın hayat çiçeklerini\nDöktürmeyin kahır göz yaşları\nYarın mahşer de\nYaradan önünüze koyacak hep\nBu yanlış hesapları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Doğru Sözler-01",
        "poet": "Oğuzkan Bölükbaşı",
        "poem": "\n\n'medeniyyet dediğin tek dişi kalmış canavar'\nm.akif. ersoy\n\nbkz: dünyada savaş çıkaranlara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "'En  Gerçek  An'",
        "poet": "Tuba Gürdere",
        "poem": "\n\nHiçbir tarih insanın içinde ki en gerçek an kadar değerli değildir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Değerli Miras (29 Ekim 2007)",
        "poet": "Afet Ergü",
        "poem": "\n\nBugün 29 Ekim 2007...ama bugünün anlamını ve önemini yazacak ve hatırlatacak bir sesleniş değil bu yazdıklarım, bunu zaten bizler yani bu Ulusun kıymetini, bu Cumhuriyetn faziletini ve Mustafa Kemal Atatürk'ün kadrini biliyoruz ve bilicez de...hoş bilmeyenlere de vakti zamanında en münasip ve hiç unutmayackları bi şekilde anlatılmıştır zaten.\nYalnız, hâlâ bilmeyenlere, bilmek istemeyenlere yada işlerine geldiği gibi, çıkarları doğrultusunda bilmek isteyen; dış ve iç güçlere(! ! !)    daha doğrusu siyası zayıflıklarıyla güçlü olduklarını zannedenlere tekrar büyük bir zevkle hatırlatılır ve şu an ki şartlara duruma göre bir kez daha anlatılır, bunlardan hiç şüpheleri ve kaygıları olmasın.\nYıllardan beri bu Cumhuriyeti yıkmak, bu Ulusu yıpratmak ve bu vatanı bölmek isteyenlerin ne kadar büyük bir şevkle ve hırsla, ne kadar canla başla çalıştıklarını, emellerine ulaşmak için her türlü oynanan oyunlara seyirci kaldıklarını yada iştirak ettiklerini ve hatta bu oyunları düzenleyip daha sonra uzaktan yönetenleri, bilmekteyiz duymaktayız ve görmekteyiz.Bu millet bu Ulus sandıkları gibi aptal değil. Daha doğrusu bizleri dışarıya böyle empoze eden siyasi güçler bu milletten daha akıllı değil. Bizler bunların farkındayız, bilincindeyiz de....nedense halâ bu oyunun baş aktörleri ve figüranları, bu Milletin ne kadar sağ duyulu, fedakar, onurlu ve bir okadar da akıllı olduğunu anlamamakta ve görmemekte ısrarcılar.Anlaşılan geçmişten ve kendilerine ibret olmuş tarihten yeterince ders almamışlar.Yani, tarih tekerrürden ibarettir deyip tekrar onlara bir ders vermek  ve halâ dinmeyen kuyruk acılarına bir son vermek şayet onlara bu Vatan'ın bölünmeyeceğini yeterince anlatıcaksa bunu yapmak bu Milletin asla vazgeçemiyeceği görevidir.\n\nAcaba diyorum bütün bu sergilenen siyasi tablonun altında yatan nedir...Birinci dünya savaşı sonunda imzalanan Sevr'e göre doğuda kurulması öngörülen sözde Ermeni Devletinin sınırlarının belirlenmesi görevinin zamanın ABD Başkanı Wilson'un tayin etmesi daha doğrusu edememesi mi, şimdi ki Ermeni yasa tasarısını temsilciler meclisine kadar getiren...yoksa, Lozan Konferansısının bitiminde, Lord Cursan'nun (zamanın İngiltere Başbakanı)    İsmet Paşaya hitaben söylediği: ' bütün bu reddetiklerinizi bugün cebime koyuyorum.Yarın birer birer çıkarıp sizlere ödeteceğim'düşüncesiyle Sevr dosyasının halâ açık olduğunu kanıtlamak içinmidir,  şimdi ki bu iştahları bu şaha kalkmaları...\n\nDışarda bir savaş çıkmasını bekleyen, eften püften olayları bahane edip akbabalar gibi hazırda bekleyen ve dost maskesleri altında ince hesaplar peşinde koşan düşmanlar,\n\nKendi menfaatlerinden dolayı AB adı altında, bizim iç meselelerimize karışıp,dengelerimizi alt üst etmeye çalışan,üzerimize örtülü bir sömürgeyi ve sözüm ona gelişme ilerleme odaklı yabancı sermaye kolonisi kurma hesaplarını, kendi içimizdeki yanlış dış siyaset politikasından paye alan düşmanlar...\n\nBu Vatanın her karış toprağında şehit kanı bulunurken, Devlet içinde Devlet kurmaya çalışanlar yani Kürdistan Devleti hayaliyle yaşayanlar, Ermeni sorunu Kıbrıs sorunu, azınlık hakları, Ege kıyıları, patrikhane ve ruhban okulu gibi konuları gündeme taşıyarak ulusal birlik, bütünlük ve güvenliğimize yönelik sakıncalı plan ve projeler sergileyen zihiniyete sahip düşmanlar....\n\nVeee.... ve ne yazık ki, dıştaki tehlikelerden daha çok canımızı acıtan ve bu Milleti kahreden se, Vahdettinin ruhunu şâd etmek isteyip üç ihlas bir fatihâ la yetinmeyi bilmeyen hainler...değerlerimizi, dünyaya emsal tarihimizi, onurumuzu ayaklar altına alıp sadece cüzdanını ve mertebesini düşünüp bu ülkeyi ABD ye kukla yapan, masa üstü oyunlara alet eden ve alenen bu toprakları pazarlığa götüren, anamızın baş örtüsünden prim yapan ve insanların en özgür ve hür iradesiyle sahip oldukları dini siyasete alet eden en büyük düşmanlar...\n\nBütün çırpınışlarınız, uğraşılarınız boştur hayaldir.Sadece kendi zihinlerinizin sınırlarında hep kalacak olan bir muammadır...nedenmi? \n\n -Yediyüz yıldır süre gelen imparatorlukların ve iktidarların bu topraklara olan hakimiyetini egemenleğini Viyana kapılarına kadar götüren...\n\n-Bu ülkeyi tarihimizin yüz karası sayılan, bu ülkenin idam fermanı olan Sevr anlaşmasından alıp, kurtuluşumuzun ve bağımsızlığmızın simgesi olan Lozan anlaşmasına götüren, dünyada eşi benzeri az bulunan siyasi dehaya sahip Mustafa Kemal gibi bir değeri yetiştiren...\n\n-Vatanına, bayrağına, toprağına canını kanını feda eden ve kanının son damlasına kadar anasının ak sütü gibi helal eden şehitleri, ve evlatlarını bu uğurda kınalar yakıp gönderen anaları olan; \n Bu Milleti bu Vatanı kimse bölemez, parçalayamaz, el ve dil uzatamaz ola ki kalkışan olacaksa da o eller kırılır, herkesin haddi hesabı verilir.Bizim bu gençlerimiz, böyle analarımız ve bu kadar güçlü kuvvetli askerimiz ordumuz olduğu sürece de bu Cumhuriyet ilelebet payidar kalacaktır...sevgili Atamızın dediği gibi...ve bu bize kalan en değerli mirastır.\n\n29 Ekim 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": " En Güçlü",
        "poet": "Ayten Kayacık",
        "poem": "\n\nTatil günü; aşka tatil hayatimin/\nVe en gülcü kas kalp/\nÖgreniyorum güc bela/\nAc kaliyorum/\nDayanamiyor da değilim/\nBen dayaniyorum da/ \nDudaklarima hükmetmek zor/\nÖzlüyorlar seni/\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En-el hak",
        "poet": "Volkan Yıldırım",
        "poem": "\n\nsırrımı bilmez insanlar\ntanrı benim dostlar\no yüzdendir ki\nhep çok sevmişimdir\ntanrı severleri\nen az\nkendimi sevdiğim kadar\n\n01/09/1990\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Derin Sevgili",
        "poet": "Yurdagul Kurnaz",
        "poem": "\n\nTut ki ben seni beyaz güller gibi gönlüme diktim\nHasretin kara topragini yüregimde okyanusa cevirdim\nOysa sevgim ugruna mahseri iple cektim\nKorkma sevgili sana ah edip kin beslemem\nLugatimda yok yalandan tek bir kelimem\nEn derin sevgili, mavi mavi bekledim\nGelmedin…\nDolunay gecesini gözpinarima mendil ettim\nAmma Sen...Sen...baska Sevda’lar ülkesindeydin\nGözyaslarim sana degil....en derin sevgiliye\nIlk ask-a olan sevgimin evrenine\nMavi mavi sevdim seni en derin sevgili....sevgili...s-e-v-g-i-l-i\nAvuclarimdan kayip giden zamana sigdiramadin beni\nBana bu aski, ihaneti yasattigin icin tesekkür ederim\nAldirma sen yüregime kazinmisligima aldirma....aldirma...a-l-d-i-r-m-a\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Eski Yalnızlığımdır Aşk Benim",
        "poet": "Ümit Yaşar Oğuzcan",
        "poem": "\n\nEn eski yalnızlığımdır aşk benim\nGitgide büyüyen karanlıklarla\nNe zaman sevdiysem kavruldu tenim\nBir ateşin açtığı yanıklarla\n\nSabahı ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Emin Liman",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nEl haya minel iman,\nAteşle gelir duman,\nDünya dalgalı deniz,\nİslam en emin liman.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Günahsızın Attığı",
        "poet": "Bahti_yar Arslan",
        "poem": "\n\n'İlk taşı en günahsız olan atsın' Hz. İsa \n\ndostum kalmaz günah zihinlerde asılı ise \nyere sert düşer düştüğü yerde \nbir çığlık çığ koparır derinden \ndostum asılı ise zihine sarkaçta \n\ngider kalır bir bilmece\ngünah yoksa dünyamda yada acemiysek \nveya ilk taşı en günahsız atacaksa eğer \nbebektir bu \nama bebek taş atmaz değil mi? \nDostum günah yoksa taş da yoktur \nherşey zihinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En gül Sitem",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nEn gül Sitem\n\nSitemim var eylüle\nEylüle sitem\nEn gül sitem\nGülü sevene selam\n\nSitemim var eylüle\nGül toprağın güzel kızı\nToprak değil gülün özü\nYıldız yıldız ışık gülde\nGüle gül de\nGülmedi güle bahtı gülün\nEylülleri sarı renge boyayın...\nEn güldür sitemim benim\nEylülleri sarı renge boyayın...\nGülsüz bıraktı beni\n\nNefret ediyorum  eylülden\nGeçemem gülden\nEylülleri sarı renge boyayın...\n\nSitemim var eylüle\nEn gül dert için yırtıyorum elbiselerimi\nEylülleri sarı renge boyayın...\nYoluyorum kirli saçımı çirkin başımı...\nPervane oldum güle \nYanmaya razıyım güle güle\nMecnun çöllerde ölse iki adım geridedir  sevgide...\n\nNefret ediyorum senden eylül\nEn gül dert\nBu dert \nBu gönlün derdi en gül dert\nGülü sevene selam\n\nNefret ediyorum eylülden\nGülden yüz çevirenle etme kelam\nGül taşlayan el kurusun\nKoklanır gül taşlanmaz ki.\n\nNefret ediyorum eylülden\nEylülleri sarı renge boyayın...\n\nSitemim var eylüle\nGülün elbisesini soldurma güneş\nBahçe ölür gülü öldürme güneş...\nEylülleri sarı renge boyayın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En güzel armağan bana benli yaşaman",
        "poet": "Serhat Güngör",
        "poem": "\n\nGiydiğim kıyafetleri ne kadar değiştirsem de yakışmıyorlar üzerime\nGüldüğüm akşamlar gündüzlerimden çok daha soğuk artık\nTek değişmeyen düşlerim kaldı gitme onların üstüne\nAnlamlandıramadığım binlerce çehreden nefret eder olmuştum\nAlıntılarınla yaşamıyorum, mutluluğu yazmaksa bunu hiç ama hiç başaramıyorum\nHissiyatlarım demir atmaya başladıkça beyaz sayfalara ben seni senden daha çok özlüyorum\nDurmak istemiyorum bu yaşamda, ardıma bakmak korkutuyor artık beni…\nSana benzeyen her şeyden nefret ediyorum\nYalanlarla süslüyorum gecelerimi…\nBu şubat gecesi de sana yazıyorum \nSana veremeyeceğim huzurun korkusunu hissettirmeden yazıyorum\nSana karşı övündüğüm tek şey dürüstlüğüm\nYineliyorum ‘’ bu yaşantıda ölmek için en güzel günü seçeceğim ‘’\n\nBir lütufsa yaşaman, en güzel armağan bana benli yaşaman…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Güvendiğim Kedim Merkel Pelüşü Boynuzluyormuş",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nPelüş dişi bir kedi, Merkel’se erkek kedi,\nHer ikisi de olgun ve de dolgun kedi…\n\nİnan yeni fark ettim, Merkel geç geliyordu,\nŞahsıma görünmeden, uzanıp yatıyordu…\n\nHep iştahsız gibiydi, yarı tok vaziyette,\nŞahsımdan da ürküyor, dikkatte çekmemekte…\n\nÇöp atıyormuş gibi takip edeyim dedim,\nBaktım çok ilerledi, gizlice devam ettim…\n\nTa karşı mahallede, gece buluşuyormuş,\nPelüş’e söylemedim, onu boynuzluyormuş…\n\nPelüş buna üzülür, evi terk edebilir,\nÇok onurlu bir kedi, sindiremeyebilir…\n\n(2014)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Güzel Ben Susarım",
        "poet": "Gülten Alp",
        "poem": "\n\nİyileşiyormuyum, alışıyormuyum bende bilmiyorum. Kendimi anlatmaktan vazgeçeli çok oldu, anlaşılmayı da beklemiyorum. \nKördüğüm duygularım kendimi bile çözemiyorum. \nGün batımı kahvem ve yalnızlığım. \nEn güzel ben susarım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Güzel Aşk",
        "poet": "Altan Arısoy",
        "poem": "\n\nEn güzel aşkı \nHiç bir insan\nHiç bir zaman yaşamadı\nİşte bu yüzden yazdı \nBütün aşk şarkılarını\n\nEn güzeli bilen var mı\nNedir nasıldır nerededir\nBelki imgelerde\nBelki yazılmayan şiirlerdedir\nÇizilmeyen resimlerdedir\nBelki bir öyküde saklı\nBelki sadece içimizdedir\n\nDoyumsuz aşklar yaşadı insan\nDoyumsuz güzellikler\nDaha da yaşayacak ancak\nYaşayamadı en güzelini\nVe yaşayamayacak \n\nEn güzel aşk\nYaratmaktır en güzeli\nSonu yok ki yaratmanın\nYaratmak tanrı işi\nHenüz Tanrı da\nYaratmadı en güzeli\n\nTanrıya özenir insan\nTaklitçiliktir sanatı\nTanrı ne zaman bırakırsa yaratmayı \nİnsan işte o zaman bırakacaktır \nEn güzeli aramayı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Güzel Bayrak Bizim",
        "poet": "Gürsoy Solmaz",
        "poem": "\n\nGökte aydan yıldızdan\nEn güzel bizim bayrak…\nBunca gelinden kızdan,\nEn güzel bizim bayrak…\n\nGalu beladan beri,\nGöğe bakar gönderi,\nBaşka yoktur benzeri,\nEn güzel bizim bayrak….\n\nSen yaşarsan o yaşar\nOnda asil görkem var\nGöz okşar gönül okşar\nEn güzel bizim bayrak…\n\nHilal yıldız bakışır,\nElbet bize yakışır \nGörenler şairleşir,\nEn güzel bizim bayrak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Güzel Aşka Sone",
        "poet": "Elşen Hudiyev",
        "poem": "\n\nBir yıldız parlıyordu, ayrıldığımız zaman\nGözlerinin içinde keşke yıldız olaydım\nBir yağmur zerresinde, ateş gibi parlayan\nGüneşe eş olaydım\n\nSonbahar günlerinde gözlerinden süzülen\nPırıltılı bir inci, ruhunun tek sevinci\nSana ninni söyleyen yağmur sesi olaydım\n\nAğlardım ağlayınca, gülerdim sevinince\nGonca gülün boyunca keşke bülbül olaydım\n\nSaçının birce teli, yüzündeki gamzeler\nSenin yüreğindeki o sıcacık nağmeler\nAlev gözlerindeki narin bakışlar gibi\nSana yakın olaydım\n\nYolun tozları gibi çökseydim elbisene\nÜzgün bulutlar gibi  ağlasaydım gidince\nAşkın zından olup ta hasretli yüreğinde\nBen de mahpus olaydım\n\nTutsak güvercin gibi çarpardı gamlı kalbim\nYaşardım kavuşmakçın senin buselerine\nUmutla dayanırdı hasretine yüreğim\nHasretimin sonunda ödülüm sen olsaydın\n\n(30 Ağustos 2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En güzel doğum günü şiirim",
        "poet": "Mustafa Bardak",
        "poem": "\n\nBugün senin doğum günün\nOnlarca yazılmış şiir varken\n2 mısra bulamaz mı insan? \nÜstelik günlerden 22 Nisan \n\nNe arkadaş ne dost \nYa gerçek ne hayal\nNe düşman ya sevgili\nSen en güzel tevekkül,\nOnca şiir arasından \nOku oku...\nBulamadım sana yakışan.\n\nSonra düşünüp yazdım,\nNe varsa seni anlatan,\nBir kaç satır bir şeyleri,\nBu doğum günü şiirini\n\nEvet...\n\nBugün sen oldun \nDünyanda yeni...\nTarih, o zaman.\nAnnen, baban... ve\nBiri, bekler oldu hayallerini,\nVe hatırladın mı? \nİlk diş, ilk yürüyüş ile \nO ilk fotoğraf kareni \nRabbim yazmış oldu \nGüzel kaderini...\nO kımır kımır canlı kız\nArtık kim çıksa karşına,\nDolduramaz yüreğini...\n\nBugün doğum günün\nBeklersin en güzel hediyeni,\nBelki bir yolculuk...\nBüyük mutlu bir kutucuk, \nYa da\nKüçük bir pasta eylemi \nduyuyorum sanki daha dün,\nBiz kutlamaları severiz dediğini,\nPeki...\nBilir misin dileğimi? \nOkuduğunda bu\nEn güzel, doğum günü şiirini\n\nKucaklarsın hediyeni,\nKime ayırmışsa yaradan\nKalbinde en güzel yerini.\n\nİyi ki doğdun, \nne de güzel insan oldun,\nçiçeklerin yasemini...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Güzel Ela Senin Gözlerinde",
        "poet": "Cemal Karsavran",
        "poem": "\n\nzamanla bitmez dediğimiz her şey biter\nyaraya tütün basar bir parça bezle sararlar\nhayat gözyaşı dökecek kadar kısa olsa da\nen güzel manzara uçurum kenarından görünür\n\nhayat yaralı bir kuş bazen kör topal \nyolcudur sığınılacak yer arayan\nne gündüz ne gece gidecek yer bulamayan\nel insaf der yanıltır kimi zaman\n\nşairler şiir yazarak duyguları dışa vururlar\nsözü olmayanın sesi içinde kalır\nve çığlık olup kulaklarını sağırlaştırır\nhadi bana teselli çoğalt acı şuramda durur \n\nher zaman özel biri olmalı insanın hayatında\nyalnızlık sağır bir arkadaş gibi yanı başında\nyaşamak bir sanat hayaller azalınca \nunutma ıslanmadan yüzülmez ki\n\nyaş elli yolun yarısını çoktan devirdim \nlehçesi bozuk bir ömrün baharındayım\ngecikmiş ergenliğimi yaşıyorum\nen güzel ela senin gözlerinde\n\n30-12-2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Güzel Düş Zamanı Dündü, Geçti",
        "poet": "Metin Toprak",
        "poem": "\n\nPervasız gönül hercailiğin özleminde\nLeyli bir imgelemdin aşiyanımda\nYıllanmış, yıkkın baki kalan ömürde\n_______Yitik anılarda hüzünlü bir sesti\n_______En güzel düş zamanı dündü, geçti\n\nAğlatı olsa da hoş bir sedaydı kalan\nLebalem, gümgörmüşlükle doluydu heybem\nSeninle geçen, seninle biten o dem\n_______Yeryüzüne inmiş, yaşanılası cennetti\n_______En güzel düş zamanı dündü, geçti\n\nYaban iklimde yalnızlık yeşermekte\nSarmalamakta ısırgan otları\nUmut, sevgiyle büyüyen emekte\n_______Ki o da yenildi,yenen, doyumsuz nefsti\n_______En güzel düş zamanı dündü, geçti\n\nUnutulur, sen var ol yeter ki\nÇıkma gönül dergahımdan ey sevi\nDiner korlanmış sızı, ve belki\n_______Biter insanca yaşama hasreti\n_______En güzel düş zamanı dündü, geçti.\n\n*\nkutbo\nAdana 12.04.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Güzel Duygu",
        "poet": "Ahmet Öztek",
        "poem": "\n\nEn güzel duygu doyasıya sevilmektir \nKör, topal sevdanın önünde eğilmektir.\nSevmek, sevilmekten öte bir murad ise\nSonu zalim sevgilinin kapısında ezilmektir.\n\nYasak Kardelen, 01 Temmuz 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Güzel  Eser",
        "poet": "Tuba Gürdere",
        "poem": "\n\nEn güzel sanat eseri hayattır ve en büyük sanat eseri ise insandır.\nEn büyük sanat ise; o en güzel eseri, kalbini ortaya çıkarandır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Güzel Filmin Suaresi",
        "poet": "Salih Demir 3",
        "poem": "\n\nhafta sonu seyredeceğin en güzel filmin SUARESİ\nrahat zevkli mavi geceli\nkulağında gençliğinin müziği\nburnunda ilk aşkının kokusu\nkırmızı halılı kırmızı ışıklı\nellerinin ve kollarının sabırsızlığı\ntat alma duygunun zirve yaptığı\ntembelliğin en güzel hali\nvs.vs.vs.bitmesini istemediğinin sonsuzluğu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "? EN GÜZEL GÖNüL",
        "poet": "Onur Bilge",
        "poem": "\n\nOnur BİLGE\n\nEn güzel gönül, incitmeyen ve incinmeyen gönüldür. İncitmemek kolay değildir. Fakat sabredilir, hassas davranılırsa, mümkündür. İncinmemek ise çok zordur. Kalp denilen sırça saray, oldukça kırılgandır.\n\nGünümüzün insanı, almış başını gidiyor... Hem de ne gidiş! .. Grayderleyip geçiyor! Kırılacakmış, darılacakmış, umurunda değil!  Egoizm, canavarlaştırmış. Hatır, gönül kalmamış. 'Köpeğinin hatırı yoksa, sahibinin hatırı var.' diyenler, parmakla sayılacak kadar az. Birbirimize düşmüşüz. o kadar ki nasıl zarar vereceğimizi bilemez hale gelmişiz. 'Eşeğini dövemeyen, semerini döver.' zamanını yaşıyoruz.\n\nKıran kırana bir hayat savaşında, insanca yaşamaya çalışanların, yıpranmamak için çözüm olarak yalnızlığı seçmeleri, kaplumbağalar gibi başlarını evlerinin içine çekmeleri doğal. Özellikle ekonomik nedenlerle çıkarcılığın had safhada yaşandığı bu zamanda, zarar görmemek mümkün değil. \n\nKendi kabuklarına çekilenler, zamanla karamsarlığa gömülüyor, giderek depresyona giriyor. Ruh sağlığı bozuk bir toplum, ülke huzurunun günden güne artarak bozulmasına sebep oluyor.\n\nİnsanlar saygıyı kaybetmekte. Aile içinde veya dışarıda, bu nedenle huzursuzluklar çıkmakta; tartışmalar, kavgalar, boşanmalar olmakta, hatta cinayetler işlenmekte. \n\nİnsan, saygın bir varlık olarak yaratılmış, kendisine melekler secde ettirilmiş. İnsana secde etmeyen, saygı duymayan, şeytandır. İlk yaratılanımıza secde etmediği ve emre itaatsizlik nedeniyle saygısızlık ettiği için lânetlenmiştir. İnsan, sadece Allah'a secde eder, secde edeceği başka bir varlık yoktur. \n\nSaygıyı hak etmiyor olsa bile insanı sahibinin hatırı için saymak gerekir. Çünkü insanın sahibi, sonsuz saygı duyduğumuz Allah-ü Teâlâ'dır. Kul demek, köle demektir. Abdullah, yani Allah'ın kuludur, kölesidir. Köleye yapılan kötü muamele sahibini incitir. İnsana yapılana da Allah-ü Teâlâ razı olmaz.\n\nMademki yeryüzüne, Allah'ın rızasını kazanmak için geldik, 'Yaratılanı hoş göreceğiz, Yaratan'dan ötürü.'\n\nSaygı, sevgiden önce gelmeli. Onu hiç kaybetmemeliyiz. Saygı duymadığımız insanı sevemeyiz. Beraberliğin ilk şartı güven, ikincisi saygı, üçüncüsü sevgidir. Bu üçü tamamlandığında; dördüncüsü, yani vazgeçilmezlik, kendiliğinden oluşur. Arkasından huzur da gelir, mutluluk da...\n\nAllah için saymalıyız, Allah için sevmeliyiz. Kırmamalıyız, incitmemeliyiz, toz kondurmamalıyız.\n\nPeki, ya kırılmamak? Bir zehir zemberek dünya içinde incinmemek? Canavarlaşan insanların arasında, yıpranmadan yaşayabilmek? İşte, bu çok zor! Bunu başarabilmek için, evliya sabrı gerek. Yunus da incitmemeyi ve incinmemeyi öneriyor:\n\n'Dövene elsiz gerek\nSövene dilsiz gerek\nDerviş gönülsüz gerek\nSen derviş olamazsın.' diyor.\n\nVuracak kıracak, dövecek sövecek, gücenmeyeceksin. Hoşgörünün boyutuna bakın! Hatta 'Taş atana ekmek atacaksın! ' \n\nHiç kimse hakkını yedirmez. Bizim dinimizde kısas da var. Bire bir alacaklıyız. Eğer, Allah'a bırakırsak, hakkımızı on misli koruyacak. \n\nHakkımızı bire bir almak var, Allah'a havale etmek, yani on mislini talep etmek var. Büyük bir hoşgörüyle karşılamak, öç alma yoluna gitmemek, fakat darılmak var. Bir de hiç bir şey olmamış gibi hiç incinmemek var. \n\nKalp Allah yapısı, Kâbe kul yapısıdır. Kalp kırmak, onu yıkmaktan daha günahtır. Kâbe yıkılırsa, bir daha yapılabilir. Kalp kırılırsa, bir daha birleşmez.\n\n***\nOnur BİLGE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Güzel Hayal",
        "poet": "Ali Aşkın Ek",
        "poem": "\n\nGördüğüm en güzel rüya senin olduğun, \nDuyduğum en güzel sevgi senin eserin, \nGördüğüm en güzel dünya senin gözlerin,\nVe kurduğum en güzel hayal sensin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Güzel Hediye",
        "poet": "Cemal Çelik",
        "poem": "\n\nAşk kadehim var elimde\nSana sundum ey sevgili\nİç onu sen hemen zevkle\nPaha biçilmez hediye\n\nAşk mutluluk rüzgarımız\nDağıtıyor efkarımız\nAşk kutsal, aşk tertemiz\nPaha biçilmez hediye\n\nRabbim sunmuş kullarına\nBakmayalım ona buna\nAşk ile güzeldir dünya\nPaha biçilmez hediye\n\n08.05.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Güzel Hayal",
        "poet": "Gel Artık Sevgili",
        "poem": "\n\nGördüğüm en güzel rüya senin olduğun,\nDuyduğum en derin sevgi senin eserin,\nGördüğüm en güzel dünya senin gözlerin,\nVe kurduğum en güzel hayal sensin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Güzel Kadın",
        "poet": "Mehmet Kındap",
        "poem": "\n\nKâlbimi dağlayan kızgın hançersin\nDudaklarımda hep o güzel adın\nYazım sende başlar kaderim sensin\nGönlümün sahibi en güzel kadın\n\nİçimde ataşın her zaman yanar\nBir yara ki derin her zaman kanar\nBir kuş uçar senden ruhuma konar\nUsulca fısıldar en güzel kadın\n\nKardan da beyazdır tenleri güzel\nGerdana dizilmiş benleri güzel\nKirpiklerin beni kurşuna dizer\nSevdiğim bir tanem en güzel kadın\n\nkâlbim aşkla dolu gözlerim yolda\nTadını bulamam bir başka yarda\nGökte değil yerde değil damarda\nGezer ceylan gibi en güzel kadın\n\nMehmet onu sevdi ömrü boyunca\nGözleri karadır saçları yonca\nVatan borcu gelip asker olunca\nEllere yâr oldu en güzel kadın\n\n(1970 Konya)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En güzel isimleriyle akdenizlim",
        "poet": "Asimavikemal Aykılıç",
        "poem": "\n\nNe günler ve geceler yaşadık senle\nSenden uzak olduğum zamanlarda bile\nSenin kokunu getirirdi rüzğarlar akdenizden\nSenin sesin kulaklarımdaydı.\nSenin gözbebeklerinde gördüm\nYaşamın tüm güzelliklerini\n\nŞiirlerimde hep sen vardın\nEn güzel isimleriyle akdenizlim.\nFalezlere vuran dalgalar aklıma,\nGelinçe sana ASİ demişdim.\nDenizin kabartığında sana\nASİRÜZĞAR adını koymuştum.\nGözlerin mavi değildi,mavi gecelerde\nBen sana MAVİGÖZLÜM derdim\nAkdenizlim aklıma gelince\n\nSenden daha güzelini sevmedi.\nBu deli gönül\nMavi gecesinde ve gündüzünde\nHep sen vardın.\nTüm şiirlerimde,en güzel şarkılarda\nSeninle dinledik,mavikemanın sesini\nSenle dans ettik,mavi hayallerde\nMavi gecede tüm şiirlerimde\n\nSeninle huzuru buldum\nSeninle coştum\nSeninle güldüm\nVe şimdi! ...\nSeninle ağlıyorum\nMavi gecem ve gündüzümde...\n\nASİMAVİKEMALAYKILIÇ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En güzel hediye güzel ahlak ve terbiye",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nAna babanın çocuğuna bırakacağı,\nEn güzel hediye güzel ahlak ve terbiye.\nAhlak öğretmeli evlada ata ocağı,\nEn güzel hediye güzel ahlak ve terbiye.\n\nPeygamber güzel ahlak benim mizacım diyor,\nGüzel ahlakı Peygamber tavsiye ediyor.\nAhlakı güzel olanı Allah ta seviyor,\nEn güzel hediye güzel ahlak ve terbiye.\n\nİnsan terbiyeli bir kul olmaya özenir,\nGüzel ahlak sahibine iyi insan denir.\nTerbiyeli insanı bütün herkes beğenir,\nEn güzel hediye güzel ahlak ve terbiye.\n\nKötü ahlakı ahlaklı olan benimsemez,\nAhlaksız olanlara kimse iyidir demez.\nTerbiyesiz olan kimseyi kimse istemez,\nEn güzel hediye güzel ahlak ve terbiye.\n\nYusuf biz terbiyenin önemini bilelim,\nAhlakla dünya ahiret saadet bulalım.\nO halde güzel ahlaklı bir insan olalım,\nEn güzel hediye güzel ahlak ve terbiye.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Güzel Müzik",
        "poet": "Meryem Şahin",
        "poem": "\n\nEn güzel müzik nedir\nBilir misiniz\nCik cik cik.. öten kuşlar mı\nYanık yanık türküler\nIslık çalan ilkbahar mı\nKemanın naleleri\nBülbülün figan edişi\nnağmesi içli şarkılar mı \nŞu kulağa çalınan\nFüsunkar ney sesi\nKaval çalan çoban mı\nDinler misiniz\nBahçemizde çocuklar\nTop oynayıp ip atlar\nKaydıraktan kayarken \nBazen düşüp ağlarlar\nİşte en güzel müzik\nYavruların sesidir\nBunu herkes işitir\nDeğerini yalnız anneler bilir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "... En Güzel Kadın.....................",
        "poet": "Nusret Akbayır",
        "poem": "\n\nSEN EN ÖZEL.. \nEN GÜZEL KADIN DIN.. \n\nSEN YILLARCA ÖZLENEN\nSEN BİR ÖMÜR BEKLENEN \nKADIN DIN..\n\nSEN \nGÖZÜMDE YAŞIM\nVARLIĞINDA TELAŞIM..\nYOKLUĞUNDA \nDERTLİ BAŞIM DIN..\n\nSEN \nISSIZ GECELERİN GÜNEŞİ\nÇILGIN KALBİMİN ATEŞİ..\nSEN AŞKIN MANASI, \nSEN TAPILASI KADIN DIN..\n.........\nTemmuz-2014./n.a./İzmir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En güzel ölüm",
        "poet": "İbrahim Derin",
        "poem": "\n\nÖlümü hatırla \nince bir perde\ngözlerin önünde \ndalmış gitmişsin\nüzerine karlar yagan güvercine\n\nKapanınca gözlerin\nbir parça kumaşın olsun\nbedenini saracak\nsonkez bak gökyüzüne\nbir daha bu mevsim yaşanmayacak\n\nölüm\ngünleri bilmez\nzaman tanımaz\nbenim kalbimde durur\nyaşlı amcalarında\nbende ölmek istiyorum bu acımasız son baharda\n\ntirajı yüksek gazetelerde\nacı haberler\nsiyah beyaz üçbeş satır\nzehir bir tad dillerde\nzaman aktıkça anlaşılıyor\nölümlerin en güzeli gençlikte\n\n04.04.2003 antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Güzel Kadin",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nEn Güzel Kadin\n\nKadinlar icinde en güzel kadin, ibadet eden kadindir.\nOnlarin da en güzeli, iyi huylu ve gecimli olandir.\n\nBerlin, Ocak 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Güzel Rüya",
        "poet": "Kazım Kaya",
        "poem": "\n\ngecemin yıldızı \ngünümün güneşi \nsoframın bereketi \nsusuzluğumun \ntoroslardan fışkıran \nhayat suyu \naçlığımın trabzon ekmeği \nuykusuzluğumuzun \nen güzel rüyasısın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Güzel Resmim",
        "poet": "Erdal İrfan",
        "poem": "\n\nen güzel resmim \nayaklarımda ankara lastiği \nkerpiç duvar önünde\nyılmaz güney bakışlı \nsiyah beyaz\n12 yaşımın resmidir\n\nannem, duvardaki\nZülfikar resminin\nköşesine koymuştu\nher gelene gösterirdi\n'oğluma bakın\nnasıl yakışıklı' diye \n\nmayolu değildi resmim\nkotlu şortlu da değildi\nyatta katta hiç değildi\nbir kerpiç duvar fonunda\nankara lastikli\nsiyah beyaz okul önlüklü\n\nbir sene sonra \niskarpinle tanıştı ayaklarım\ngünlerce başucumda \nyatırdım\ndeğerliydiler cok\npahalıydılar da\nbizim eve göre...\n\niskarpinleri alırken başucuma\nyüreğim burkulurdu \nonca zamandır kahrımı çeken \nankara lastiklerine bakıpta,\nyakışıklı ıskarpinler\ngülerdi sanki cilasıyla\n\nçocukluğumun en güzel resmiydi\nbelkide benim en güzel resmim\nkerpiç duvar fonunda \nankara lastikli \nyilmaz güney bakışlı\nsiyah beyaz \n\nsimdi her ayakkabı alışımda\naklıma gelir ankara lastikleri\nve birde ilk ıskarpinlerim\no yüzdendir\nfakir çocukluğumu ben\nher zaman çok severim...\n\nKral Sergin Çorum-Köln \n\n16-09-2002, 09:52\n(Ağıt isimli yeni kitabımda özgeçmişim yerine)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Güzel Nat Salavat",
        "poet": "Tarık Torun",
        "poem": "\n\nÜmmetin olan şairim gül mevsimi şiirim\nSenin aşkına yanar evvelim ve ahirim\n\nAslolan edebiyat sanat içinde sanat\nYaşadığım sürece en güzel na’t salâvat\n\nAdının hayranıyım yolunun kurbanıyım\nSenin yolunda olan bu yolun kervanıyım\n\nAslolan sana ümmet Ahmet Mahmut Muhammet\nSenin izinde olmak en güzel na’t salâvat\n\nGeceye doğan güneş ana bacı kardeş eş\nGeçse de uzun yıllar sen hiç sönmeyen ateş\n\nSana kurban kâinat sensiz olur mu hayat? \nSenin aşkınla dolmak en güzel na’t salâvat\n\nSensin Nur-i Dilara ışıksın leylü nehara\nGül kokulu efendim örneksin ilkbahara\n\nSana güzel serenat sensin mümine necat\nİki cihan serveri en güzel na’t salâvat\n\n02.01.2015\nTarık TORUN\nMEB/YEĞİTEK\nTürk Dili ve Edebiyatı-Coğrafya Öğretmeni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Güzel Sanat",
        "poet": "Mustafa Erol",
        "poem": "\n\nEn Güzel Sanat\n\nNakkaşlar gibi nakşeder, aşkı bir bakış.\nEbru misali renktendir, suya bu akış.\nRuh asla ruh olamaz ki, yoksa bu yakış.\nSanatların odağısın, en güzel sanat.\n\nEn güzel sanatsın, her bir âzânla.\nYazamam birleşsem, bin bir ozanla.\nHer bir şiirimi, söz ve saz anla.\nSussam da anlarsın, en güzel sanat.\n\nSusan dilim olur, anlarsın hali.\nKelâmların sensin, en güzel kâli.\nMihverisin gönlün, gayrı hep tâli.\nİlim sensin fen sen, en güzel sanat.\n\nMolekülde atom, canlıda hücre.\nBirleşir sen olur, baktığım yere.\nTablon oluşmuş bil, gözlerim içre.\nAncak sensin canan, en güzel sanat.\n\nMustafa EROL\n20.07.2013 \nManavgat / Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Güzel Sefer",
        "poet": "Mehmet Muratoğlu",
        "poem": "\n\nKalmasın ne dert ne keder, şen olsun gönül.\nLale zambak ile süslensin her yer.\nUmmana açılan yelkenli gibi.\nÇıktığım en güzel bu sonsuz sefer.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Güzel Şiir Allah Kelâmı",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nEn güzel şiir Allah Kelâmı,\nEn güzel selam Allah selamı,\nOnu unutunca buldum belâmı,\nEn güzel şiir Allah Kelâmı.\n\nTürlü türlü nimet vermiş,\nSeni sevmiş Kulum demiş,\nGördün mü hazine tükenmiş,\nEn güzel şiir Allah Kelâmı...\n\nOkudukça feyiz doluyor insan,\nİmanın varsa insansın insan,\nYıkıp şu gururu no'lur inansan,\nEn güzel şiir Allah Kelâmı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En güzel tohuma",
        "poet": "Gökçe Çiçek Ateş",
        "poem": "\n\nÇokça bahsederler,\nYürekçiklerimizde\nUmut ekili tarlalar var diye.\nO tarlalar ki,\nDoruğundaymış ya bereketinin.\nVelhasıl…\nTeneke teneke umut. \nÇokça almışım ben payımı.\nCan sızılarıma ve \nDibimdeki  gölgeye inat.\nNe demeli! \nUmut tohumların en güzeli.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Güzel Yağmurlarda Gel Bana",
        "poet": "Zeki Tüyen",
        "poem": "\n\nen güzel yağmurlarda gel bana\nsaçların sırılsıklam ıslanmış olsun\nbakışlarında filizlenen umut çiçekleri\nve sonsuz anlamı gözlerinde sevginin\nmevsim ister ilkbahar ister kış olsun\n\nsancılı topraklarda genleşen sabah vakti\nendamlı ve bakir bir gülüş gibi gökyüzünde\ntazelenen ve devinen sağnak\nsavurur duyguları ılgıt ılgıt\nve çekimser bulutlar ayaklanmış zilzurna\ntürküsünü söyler yaralı yüreklerin\ncam yeşili yaşamın düşsel gergefinde\nve gurbet dokurken nakşını evvel baharın\nsen çoğalan coşkusun otağında zamanın\nsen çoğalan sevdasın\n\nbu şiirsel nisan akşamlarında\nturuncu ışıltıları içindeyim gurubun\nkörfeze demirlemiş gemiler gibiyim\ngüneş batarken umutları doğar yarınların\nve dalgalar özlemleri okşar usulca\ndeniz daha bir güzel, izmir daha bir güzel\nsen daha bir güzelsin şimdilerde\n\nen güzel yağmurlarda gel bana\nsaçların sırılsıklam ıslanmış olsun\nbakışlarında filizlenen umut çiçekleri\nve sonsuz anlamı gözlerinde sevginin\nmevsim ister ilkbahar ister kış olsun\n\nen güzel yağmurlarda gel bana\nsaçların sırılsıklam ıslanmış olsun\n\nizmir; 9.04.1978\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Güzel Şey Sensin",
        "poet": "Osman Demircan",
        "poem": "\n\nSavrulsun kadehler ay bulansın bu gece\nO ince ellerinden güller beyaza bürünsün\nBir kızıl şarap tadında aşk kanıma girsin\nEy yar başıma gelen en güzel şey sensin\n\nO narin ellerin bir kır çiçeğinin güzelliğidir\nParmaklarının arasından dökülür dağlar\nBana dokunduğunda saçıma konar kuşlar\nEy yar başıma gelen en güzel şey sensin\n\nKoparmasın dağ çiçeklerini hiçbir kimse\nHer şey ellerin gibi kalsın doğal ve ipince\nBana dokunduğunda aşkımız zirve yapar\nEy yar başıma gelen en güzel şey sensin\n\nHer morun tonunda açar acının çiçekleri\nDudakların ki goncadır öylece suskundur\nSarı sensin turuncu sensin kırmızı sensin\nEy yar başıma gelen en güzel şey sensin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Güzel Yerindesin",
        "poet": "Özkan Salman",
        "poem": "\n\nSıkıcı, bunaltıcı anlardan uzak bir yerdesin,\nKarmaşıklık, karışıklıktan uzak bir yerdesin,\nKeder, endişe kaynağından uzak yerdesin,\nSevgilim sen zihnimin en güzel yerindesin.\n\nSıkışık, dar zamanların dışında bir yerdesin,\nAcele, telaş gerektirmeyen bir yerlerdesin,\nBasitliğin, önemsizliğin dışında bir yerdesin,\nAşkım, sen, kalbimin en güzel yerlerindesin.\n\nBaskı, tehdit sınırlarının dışında bir yerdesin,\nKızgınlık, öfkenin ulaşmayacağı bir yerdesin,\nMutluluğa, aşka, huzura yakın bir yerlerdesin,\nÇiçeğim, sen, ruhumun en güzel yerindesin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Güzeli Umuttu",
        "poet": "Necla Maraşlı",
        "poem": "\n\nTanrıya minnetarım içime aşkı kattığı için. \nHayat sana borçluyum kanatlarımı kırdığın için. İmkansızım benime acıyı yaşattı, bende beni buldurdu. En güzeli umuttu. Kendime saygı duyuyorum uçmayı denediği için. Toprağa düştüm, yıldızları geçtim. \nŞimdi toprak ne o toprak, yıldızlar ne o yıldızlar, ne ben o ben. Bir daha dünyaya dönemem. Etiket bilgilerini hiçe sayan bir deli yürektir tahtdaki.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En güzeli hangisi",
        "poet": "Tahsin Emek",
        "poem": "\n\nEn güzel yaratık diye yaratmış\nKutsal duygularla donatmış Tanrı\nKimi kutsallığa ibadet eder\nKimileri yaşar görmez bunları\n\nİnsandır Tanrının en yakınından\nOna hayat vermiş kendi canından\nNice peygamberler gelmiş ardından\nÇoğu adem bakıp görmez bunları\n\nŞimdilerde insanlığı unutup\nKimileri arar hayvan hakları\nİnsan haklarını korumayanlar\nHayvan korumaya sıvar kolları\n\nAnlamadım derviş bu nasıl gidiş\nİnsan hakkı kayıp hayvanın neymiş\nİnsan haklarını koruyamazken\nNeden kimse dönüp bakmaz yukarı\nArar olmuş hayvan hakları\n\t\t\t06.06.2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Hakiki Terakki",
        "poet": "Abdullah Toroslu",
        "poem": "\n\nAkil iken bir beşer; neden şaşar ve düşer? \nDemek şerre değil de; hayra benzer bazı şer! \n\nSüper olsa bir akıl; her konuyu çözemez! \nYoksa önde önderi; her sahada gezemez! \n\nKamil mürşit gerekir, dahi olsa akıl’a! \nŞayet onu bulmazsa; yazık olur o kula! \n\nO tür mürşit arayan; gitmelidir ilim’e! \nOna talip olmayan, alet olur zulüm’e! \n\nHer kitapta yazana, ilim diyen yanılır! \nNe yazık ki çok kere, şu iş öyle sanılır.\n\nİlim iki çeşittir; manevisi, maddisi; \nKulu gökte uçurur, mezcedilse ikisi! \n\nMüspet bilgi lazımsa, dini bilgi zaruri! \nOlmak gerek şu iki, her talibe mecburi! \n\nSakın deme bu çağda, nasıl olur hala din? \nHer devirde elzemdir, akil olan kula din! \n\nTeknik aklın ışığı, mana vicdan nurudur; \nBu ikiye sahipsen, ölene dek koru dur! \n\nBunlar ile mümkündür, en hakiki terakki! \nBaşka türlü düşünsek; yanlış olur telakki! \n\n                               Abdullah Toroslu\n                               26.12.2012-İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Heyecanlı Senaryo",
        "poet": "Hasan Can",
        "poem": "\n\nHafif adımlarla yaklaşıyor\nO aşktan sonra ki ayrılık olan rezillik,\nÖnce kaybetmenin verdiği keder,\nSonra gözlerin yavaş yavaş yaşlanması,\nSaçlara ak düşmesi,\nYüzdeki ifadenin açıkca acıyı anlatması...\n\nHızlı adımlarla geceyi getirir\nBütün anıların canlandığı anın üzüntü dolu sersemliği.\nHer sessizliğin ardında bir çığlığın yatması,\nZifiri karanlığın içinde bedeninin alevlerle boğuşması,\nVe yalnızlığın tuzağına düşürülmenin zalimliği...\n\nEğer bu filmdeki rezilliği kabul ediyorsa,\nAşk insan için en heyecan verici senaryodur..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Hayırlı Miras?",
        "poet": "Bünyamin Demircan",
        "poem": "\n\nMirasın hayırlısı; paramı, pulmu, malmı? \nNiye anne babalar; durmadan madde yığar? \nYoksa güzel, hoş ahlak; para puldan efdalmi? \nÖyleyse çok kabire; nur değil lanet yağar! \n\nBeladır başa mal mülk; harcanmazsa hayır’a! \nSu-i ahlak sahibi; vermez ondan sair’e.\nYok ki güzel ahlakı; gayr’a hisse ayıra! \nGetirir hayır mal, mülk; kaviyse iman eğer! \n\nBiter meta çabucak; şayet edilse çarçur! \nBirde üste cabası; yapılan kavga, har gür.\nHaram tarzda yiyene; mahşerde hesap vardır! \n“Haramda hayır olmaz”; en doğru sözmüş meğer.\n\nRızk; aittir Razık’a! endişeye mahal yok! \nO Ganiyy-i mutlaktır; ambarında nimet çok.\nDevamlı gelir ardı; sağlam ise şayet kök! \nTaahhüd-ü Rahmana, müminler verir değer! \n\nGüzel ahlak tükenmez; daim olsa takviye! \nOndan demiş hak resul; ”hoş ahlak bırak! ” diye.\nŞimdi koymaz çok baba; evlada miras niye? \nGelirdi arz’a huzur; ekserler yapsa eğer.\n\nEy analar babalar; terk edin bu yanlışı! \nBu adet kerih adet; açıkça İslam dışı! \nHalktan değil, sırf Haktan; isteyin siz alkışı! \nYoksa Kevser başından; hak nebi sizi kovar! \n\nGüzel ahlak; din demek, din hayatın hayatı! \nEn değerli miras o; biçilemez fiyatı.\nYaşıyorsan sünneti; çok zenginsin sen kati! \nÖldüğünde bu kulun; ruhu Cennete ağar.\n\n         23.08.2007.İzmir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En İvedi Deva",
        "poet": "Mehmet Yaş",
        "poem": "\n\nAlçaklar sıcak olur, yüksekler hayli soğuk,\nSıcacık bir yuvadan yanayım ben arkadaş.\nNe aşırı gül şımar, ne ağla boğuk, boğuk; \nBir sukutu-reva’dan yanayım ben arkadaş.\n\nDüşünen elbet bulur gerçeği kafasından,\nİnsan ne diye gitsin insanın arkasından.\nNe sendenim, ne ondan.. ne de bir başkasından,\nİnandığım davadan yanayım ben arkadaş.\n\nAsla hüner değildir vurmak, kırmak, öldürmek; \nKime ne kazandırır bir ocağı söndürmek? \nMümkün mü musalladan tekrar geri döndürmek? \nKardeşçe bir havadan yanayım ben arkadaş.\n\nAldırma gök değilsin evreni kuşatacak,\nKime dönsen ardında kalan bir taş atacak! \nYurdumda Milletimle insanca yaşatacak,\nEn ivedi devadan yanayım ben arkadaş.\n\n                               22.08.1976\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En iyi arkadaş...",
        "poet": "İhsan Hasan Kaya",
        "poem": "\n\nEN İYİ ARKADAŞ\n\nSen bilir misin en iyi arkadaşı? \nSana sırlarını açan sırdaşı.\nDoğruluğun iyiliğin tek başı.\nHerkes tanımalı bu arkadaşı.\n\nBu arkadaş deryalar gibi,\nAltın,elmas,yakutla dolu  dibi.\nBilgi pınarlarının tek sahibi.\nİnan bu arkadaş ilaç gibi.\n\nSana bütün kapılarını açar,\nGüneş gibi kalbine ışık saçar.\nCehalet bunu görünce kaçar.\nBu arkadaş sayesinde güller açar.\n\nYatağının başucunda bu arkadaş,\nDağda,ağaç altında sana yoldaş.\nBoş zamanlarında seni doyuran aş\nBu arkadaş sayesinde cehaletle savaş.\n\nTanıdın değil mi en iyi arkadaşı? \nElinde, çantanda olan sırdaşı.\nCehalete karşı kazanılan savaşı.\nBu arkadaş gibi bulunmaz bir aşı.\n\n     Hasan KAYA\nEğitimci-Şair-Yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En İyi Arkadaşım",
        "poet": "Fikri Özen",
        "poem": "\n\nEn iyi arkadaşım kitaptır benim,\nBazen bir aşk romanı olur,\nBazen tarih anlatır,\nŞiir kitabı ise apayrıdır.\n\nAşk romanını alırsın eline\nOkudukca kendinden bir şeylere rastlarsın; \nGençliğini hatırlarsın, aşklarını,\nYaşadığın ve yaşayamadıklarını.\n\nTarih kitabı okursun,\nAtalarını ve onların yaşadıklarını,\nNe bedeller ödenerek bu toprakları\nBizlere miras bıraktıklarını anlarsın.\n\nŞiir kitabını başlarsın okumaya,\nİster Nazım'dan olsun,\nİsterse Necip Fazıl'dan olsun,\nDalarsın derinlere, kendinden geçersin.\n\nEn iyi arkadaşım kitaptır benim,\nDaraldığımda rahatlatan,\nDünyaya ve hayata küstüğümde\nBeni tekrar yaşama bağlayan...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En iyi dost Gaziantepli bestekar-şair Erol Güngör şiiri",
        "poet": "Erol Güngör",
        "poem": "\n\nEn iyi dost, gerçek dostları ile ilgili düğünlere de cenazelere de ilk gelen ve son ayrılan kişidir. \nKılıç kuşananın, tüfek kovboyun, şiir de şairin silahıdır.\nKahramanlık sadece savaşarak olmaz, namerde haddini bildiren sözlerle de olur.\nSitemle gelen iltifat ve ilgi fazla değerli değildir. Beklenmeden gelen iltifat ve ilgi daha değerlidir.\n\nAşırı iltifat herkesi rahatsız eder. Bir bardak çaya on şeker atılırsa o çay içilmez.\nKullanılmayan bilgiler, okundukları kitaplara geri dönerler.\nSevgi, dostluk kapısını açan bir anahtardır.\nSevgi, iletişim trafiğindeki yeşil ışıklardır.\nSevgi dostluğun gıdası, barışın kan kardeşi, düşmanlığı bitiren en etkili iksirdir.\n\nÇok kalitesiz, bencil, vefasız, cimri, küstah ve konuşmasını bilmeyen insanlarla yemek yemek, hırsızlarla arsızlarla, densizlerle yemek yemekten farksızdır.\nBudalalık, kişinin sadece kendi kendine bulaştırdığı bir bulaşıcı hastalıktır.\nFazla küsen insanlar, küsme sırasında en son sıraya geçerler.\nBir aşığın kalbi, sıradan insanların kalbinden daha büyüktür.\n\nElindeki karpuzu bir cimriye kaptıran insana, karpuz kabukları hediye kalır.\nEnayiliğin hududu ve sınırı yoktur. Bazı insanlarda ömür boyu sürer.\nKırılan cam yenisiyle değiştirilir. Fakat kırılan kalp değiştirilemez. Tamir edilse de darbenin izi hep kalır.\nDedikodu herkesi zehirleyen bir kötülüktür. Büyük acılara sebep olan dedikoducuların, katillerden canilerden farkı yoktur.\n\nYalan, gözlerde kendisine gizlenecek bir yer bulamaz. Gözler ve bakışlar yalanı ele verir. Bazen abartılmış sözler, bazen de vücut dilindeki telaş ve uygun olmayan davranışlar, yalanı belli eder.\nİnsanlar sınama ve yanılma geçirmeden tecrübe kazanamaz.\nHatalardan ders almayıp, aynı hataları tekrar edenler, o hataların verdiği zararları hak ederler.\n\nSigara, sağlığımızı perişan eden sinsi bir kumarbaz, alkol ise bizi sürekli aldatan ve için için bitiren yol arkadaşımızdır.\nEn iyi arkadaş, insanın bizzat kendisidir. Bir insanın iyi huyları onun iyi arkadaşı, kötü huyları ise onun zararlı arkadaşıdır.\nÇok yemek yiyen insanlar, iç organlarını sürekli fazla mesaiye tabi tutan ve onları iflasa götüren zavallılardır.\n\nBirden fazla kişinin beğendiği eserler sanattır. Sadece bir kişinin beğendiği eser ise o eseri üretenin koleksiyonudur.\nEn önemli, en değerli, en kalıcı miras, sanattır.\nMal, mülk ve para, bu mirasları kullandıkça azalır. Sanatla ilgili miras ise, kullandıkça çoğalır.\nÇok konuşan insanlar, dinleyenleri jüri veya mahkeme yerine koymuş olurlar.\n\nKonuşmasını bilmeyen insanlar, her zaman borçlu, susmasını bilenler ise her zaman alacaklıdırlar.\nHerkes odunu getirip ocağa atasa ve ısınmayı çoğaltsa hayat daha güzel olur.\nFakat ölçüyü bilmek şartı ile. Çünkü bazıları bir tek odunla ısınma paylaşımına katılma kurnazlığına yönelirken, bazıları boş bulunup odun depolarını ortaya koyarlar. Neticede şiddetli kış günleri gelince, kurnaz katılımcı yedek odunları ile ısınırken, odun deposunu sebil edenler soğuktan donarlar. Yağma Hasan’ın böreği çabuk biter, Hasan’a bir şey kalmaz.\n\nMüsrif olmak, iflasa götürür. Cimriler cömertlerin yanında gözlerini ciğere dikmiş kediler gibidirler. Fırsat bulsalar adamın ciğerini de sökerler. Her aşırı ve yersiz cömertlik, sadece cömert olanın değil, cömert insanın ailesinin de rızkından çalmak ve aşırmak sayılır.\nHak etmediği ikramları kabul eden kişi, sadece yüzsüz değil, aynı zamanda hırsız sayılır.\n\nErol Güngör\n30.9.2013 tarihinde yazılmıştır. Bu düşüncelerimi yazmak için, bulunduğum yerde kâğıt bulamamıştım, elime geçen basit kâğıt parçalarına bu fikirlerimi yazmıştım. Bu gün o yazdıklarımı kayıttan geçirmek ve dostlarıma sunmak fırsatı bulabildim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En İyi Tim",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nTekamülü sürdürmenin temel unsuru eğitim,\nOkul aile öğrenci ittifakı en iyi tim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En İyi Yönetim…",
        "poet": "İhsan Hasan Kaya",
        "poem": "\n\nCumhuriyetten önce padişahlık vardı,\nMilletim için bu yönetim çok dardı.\nPadişahlıkta, halk hakkını zor arardı.\nHak hukuk olmayınca her yer karardı.\n\nBu karanlıklar acaba nasıl aydınlanır? \nHangi yönetim ile milletimiz canlanır? \nBu yönetim ile tüm karanlıklar sonlanır.\nAl bayrağımız gökte gururla dalgalanır. \n\n29 Ekim 1923 tarihinde,\nMustafa Kemal Atatürk var en önde.\nBatmayacak güneş doğdu Türkiye’de.\nUlusal bayram var ülkenin her yerinde.\n\n29 Ekim 1923 tarihinde,\nCumhuriyet güneşi doğdu Türkiye’de.\nBir gülümseme gurur var tüm yüzlerde.\nTabi ki halk söz sahibidir bu yönetimde.\n\nBu yönetimde bağımsız ve hür her kişi.\nDoğruyu seçmek halkın, yaşayanların işi.\nAydınlık için doğdu Cumhuriyet Güneşi.\nBöyle yönetimin bulunamaz ki bir eşi.\n\nSeçimde halk istediği kişilere oy verir,\nİstemediği kişileri ve yönetimi devirir.\nEn iyi yönetimi milletin lehine çevirir.\nHalkın istemediği yönetim bir bir erir.\n\nŞimdi daha iyi anlıyoruz en iyi yönetimi,\nKimselere vermeyiz hakkı, cumhuriyeti.\nSayende kazandık birçok hakkı, hürriyeti.\nSonsuza kadar koruyacağız cumhuriyeti.\n\n      28.10.2014\n    Hasan Kaya\nEğitimci-Şair-Yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En İyi Tütün",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nTürkiye Cumhuriyeti bir bütündür,\nSorma en iyi tütün bizim tütündür,\nGelişmiş bir Türkiye, bu ülkündür,\nTürkiye Cumhuriyeti bir bütündür,\nSorma en iyi tütün bizim tütündür...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En İyisi",
        "poet": "Ahmet Karaoğlu",
        "poem": "\n\nKöyüme her fırsatta gider, gezer, dolaşır, eş ve dostların hatırını sorar, onlarla sohbetleşir, güzel vakitler geçirirdik. \nDevam mecburiyeti olmayan üniversitede öğrenci olan yakınım E.Yöremizdeki büyük bir fabrikada çalıştığından ve sorumluluğu olmayan biri olduğundan okulunu bitirmek gibi bir gayreti de yoktu. Üniversitede uzatmalı okuyan yakınım E.okulu, uzattıkça uzatmıştı. Köye her gidişimde E.nin okulunu bitirip, bitirmediğini soran, Halit Emi; o sene yine köye gittiğimde, hemen bana ilk sorusu;  ”E.efendi acep okuli bitirdi mi? olurdu. Ne yapsın adam bu kadar uzun süre tahsil yapılır mı diye düşünmüş olmalı. \nBende; \n“Hele okuyor, inşallah önümüzdeki seneler mezun olur.”derdim.\nHalit Emi; gözünün birini biraz büzdü, aurtları boş, ağzında dişleri yoktu. Çenelerini sıkıp; \n“Hımmm.”dedi.”Maşallah, her hal en eneyisini ohir hemi.”dedi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Kara Gece",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nEn kara gece bugün, sen farkında değilsin,\nIşığı sönen benim çünkü yarına elsin.\nBil ki hiç doğmayacak ufkumda güneş artık,\nZindana mahkûm olan, sabahı nerden bilsin? \n\n7 Aralık 1989-Perşembe / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Karanlık Şiir",
        "poet": "Tunahan Gültepe",
        "poem": "\n\nEn karanlık şiiri yazdım ben.\nSiyah portakallar düşün.\nPortrelerde karanlık yüzler,\nKaranlık krallıklar.\nYosun dolu bir suyun yüzeyinde,\nCan çekişen karıncalar gibi boğulmalar.\n\nDüşün! \nBir yanında karanlık var,\nDiğer yanında da aydınlık yok.\nKör kişi gibi; \nKaranlığı sevgili edinmek...\n\nDüşün! \nÜstünüzde yıldızlar olmasa ne yapardınız? \nAltınızda da toprak yok.\n\nDüşün! \nYaşamış olmak mı güzel bu cehennemi? \nKalbin güçlü ellerle sıkılıp hapsolmuş gibi; \nDamarlarından foseptik akan o çaresiz et parçası.\nHepsinden kötüsü ne biliyor musunuz? \nYazamamak...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Kârlı Şiir",
        "poet": "Mecit Aktürk",
        "poem": "\n\nHünkâr, gönül köşküne \"şeytan\" denen hilekâr\nCüretkâr, Yaradan’a çatar olmuş, kâr sayıp!\nİsyankâr azmış yine rağbet görüyor inkâr\nGünahkâr, haramlardan tadar olmuş kâr sayıp!\n\nDavetkâr dualara pek cömertken lütufkâr\nİhmalkâr, el açmadan Hakk katından talepkâr\nTamahkâr ömür süren, son nefeste tatminkâr!\nTövbekâr \" miskin\", \"gâfil\"; yatar olmuş, kâr sayıp!\n\nVefakâr insanlara olsa dahi hizmetkâr\nTahripkâr, doğa için yine belâ, tehditkâr\nGarazkâr hana sultan; tek korkusu Zülfikâr\nSahtekâr, sanatını satar olmuş, kâr sayıp.\n\nRiyâkâr sinsi idi sandım ki dost, bir şikâr\nSitemkâr gezer oldum giz olunca aşikâr\nEfkâr bastı gönlümü  dilim hüzne bestekâr\nZiyankâr, aşa haram katar olmuş, kâr sayıp\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En kötüsü",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nen kötüsü\nyaşanılan onca yıldan\nalınan onca yaştan sonra\ngeriye hiçbir şeyin kalmaması\n\n17 Ocak 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Kolay,Sağlıklı Spor Yürüyüş.(Yürüyüş Sporu) (Her Zaman)",
        "poet": "Naim Yalnız",
        "poem": "\n\nYÜRÜYÜŞ deyip de,geçmeyelim hiç,\nEn kolay,sağlıklı spor YÜRÜYÜŞ; \nUygulamasından kaçmayalım hiç\nEn kolay,sağlıklı spor YÜRÜYÜŞ.\n\nHerkesin her yaşta,başvuracağı,\nHiç zorluk çekmeden,hep yapacağı,\nİnsana,en ucuz yaşam kaynağı\nEn kolay,sağlıklı spor YÜRÜYÜŞ.\n\nHer türlü sporun,alternatifi,\nHareketliliğin,gerçek aktifi; \nHer adım bahşeder,hissî latifi\nEn kolay,sağlıklı spor YÜRÜYÜŞ.\n\nKasımız gelişir,gücümüz artar,\nOksijen çoğalır,kalori yakar; \nRuhu dinlendirir,stresi atar\nEn kolay,sağlıklı spor YÜRÜYÜŞ.\n\nKalp-damar,tansiyon normale döner,\nKolesterol,şeker azalır,iner; \nKemik erimesi,şişmanlık diner\nEn kolay,sağlıklı spor YÜRÜYÜŞ.\n\n'YÜRÜYÜŞ,insanın ilacı' imiş,\nBunu,ünlü hekim Hipokrat demiş; \nNe kadar yerinde,bir söz söylemiş\nEn kolay,sağlıklı spor YÜRÜYÜŞ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En kötüsü",
        "poet": "Fevzi Künüçen",
        "poem": "\n\nMevsimler\nBulut gibi geçiyor üstümüzden\nGüz yağmuruna karışıyor\nGöz yaşlarımız\nKışımız-yazımz\nGeçedursun mevsimler üstümüzden\nGayri beyaz kalacak saçlarımız\n\nToprak buz gibi\nToprak damar-çatlak sıcaktan\nAğaç tığı-teber \nAğaç tomur-tomur çiçekten\nEn kötüsü insan kurusu gerçekten\n\n                               Fevzi künüçen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EN KÖTÜSÜİnsan",
        "poet": "Fevzi Künüçen",
        "poem": "\n\nMevsimler\nKül renkli bulutlar gibi\nGeçiyor üstümüzden\nGüz yağmuruna karışıyor\ngöz yaşlarımız\nKışımız-yazımız\nGeçedursun mevsimler üstümüzden\nGayri beyaz kalacak saçlarımız\n\nToprak buz gibi\nToprak damar-damar çatlak sıcaktan\nAğaç tığı-teber\nAğaç tomur-tomur çiçekten\nEn kötüsü insan kurusu gerçekten\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Kötü Sessizlik",
        "poet": "Melih Coşkun",
        "poem": "\n\nEn kötü sessizlik \nSabahlara kadar konuşabilecekken \nSusmaktır bir ömür boyu\n\nİşte o gün bütün trenler gitmiş olur artık bütün istasyonlardan \nBir dize bile çıkmaz olur kaleminden\nYaran açıktır oysa hala \nAma bir damla kan bile akmaz \n\nKederine hasret kalıp \nEn kötü sesinle söylediğin şarkıları özlersin.\nUnutmak bile koyar insana böyle zamanlarda\n\nTüm kapılar kapanır bir anda \nAnahtarı kaybedilmiş \nIşıksız ve penceresiz bir odada \nYalnızlığın acımasız melodisi \nTakılır kalır dudaklarına \n\nEn kötü sessizlik \nSensiz olan derdim bir zamanlar \nBugün kendim bile terk etti beni...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Mavisi",
        "poet": "Yakup Beşinci",
        "poem": "\n\nBir bakış yetti seni unutamam ki \nBir daha asla görmesem bile \nAldın beni benden anlatamam ki \nKalbimden gitmez dermansız çile \n\nBülbüllerim ötmez güllere küsmüş \nFırtına öncesi sessizlik gemisi \nMasalın sonu, buzullara lav düşmüş \nBu bir hayal GÖZLERİN EN MAVİSİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Kutsal Kelime /... ANNE",
        "poet": "Refah Torlak",
        "poem": "\n\nYüce Allah’ım ve \nResulü Hz. Muhammed (SAV)  efendimizden sonra, ilk aklıma gelen \nEn kutsal kelime \n\nANNE  \n\nEn içten, en yürekten zikredilen\nTek kelime\nANNE   \n\nRiyasız, \nKarşılıksız, \nSeven, \nSevilen,\nANNE \n\nHer korkumda, her irkilişimde\nHer canım yandığında ağzımdan çıkan \nİlk kelime, ANNE \n\nÜzerime çullanan karabasanlardan,\nRüyalarıma doluşan \nKâbuslardan fırlayarak uyandığımda, \nCanhıraş Haykırdığım \nTek kelime ANNEEE \n\nEn güvenli limanım \nSığınağım, dayanağım\nANNEM\n\nDoğuran,\nBesleyen,\nBüyüten, \nYetiştiren,\nÖğreten,  \nANNE & ANNEM \n\nCanıma can katan\nCanımdan pare       \nDerdime çare \nANNEM                 \n\nHer duyuşta, her okuyuşta \nİçimi titreten kelimeler \n\nANNE ve ANNEM  \n\nYıllarca yüzüne söylediğim\nŞimdi gıyabında telâffuz ettiğim\nAma yürekten hissettiğim,\n\nANNE……..\nANNEMMM……\nMELEK ANNEM................ \n\nRefah TORLAK  /  RETOR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Muhteşem Zafer",
        "poet": "Yılmaz Aybar",
        "poem": "\n\nEy hamâsî şiirler kaleme alan şair\n      Düşmanları yenmekten bahsetme ikidebir\n      Şu Peygamber sözünü hiç aklından çıkarma\n     Nefsini yenebilmek en muhteşem zaferdir\n\n      Nefsidir insanın en tehlikeli düşmanı\n      Kibiri bencilliği açgözlülüğü hırsı\n      Bunlara karşı savaş kaba kuvvetle olmaz\n      Kullanmak gerekiyor iradeyi ve aklı\n\n      Edeceksen bunları konu et kalemine\n      Bir parça bak dünyanın hâli pür melâline\n      Hâlâ kaba kuvvetle yapılıyor savaşlar\n      İlkel yiğitlikleri övmenin âlemi ne\n\n      Kan ve gözyaşı seller gibi akıyor yazık\n      Aynen sürüp gidiyor ruhlardaki barbarlık\n      Değişen tek şey teknik araçlarla gereçler\n      Hani nerde kalıyor ilerilik uygarlık\n\n      Sen bari bundan böyle ileri ol ey şair\n      Kaleminden ruhlara farklı bir rüzgâr estir\n      Uzak tutma aklından şu Peygamber sözünü:\n     Nefsini yenebilmek en muhteşem zaferdir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Mutlu Gün",
        "poet": "Edgar Allan Poe",
        "poem": "\n\nEn mutlu gün en mutlu saat\nKurumuş körelmiş yüreğimin bildiği,\nen büyük umutları gücün ve gururun\nHissettiğim, geçip gitti.\n\nGüç mü dedim? Evet öyle düşünmüştüm\nAma yazık! Çoktan yitip gitti hepsi\nGençliğimin hayalleri-\nAma boşver şimdi.\n\nYa gurur, ne yapacağım senle şimdi\nsakin ol ruhum! \nBelki bir diğer baş devralır\nÜzerime döktüğün zehri.\n\nEn mutlu gün-en mutlu saat\ngözlerimin gördüğü göreceği,\nEn parlak ışıltısı gücün ve gururun\n                                    Hissettiğim:\nAma o zaman çektiğim acıyla\nGücün ve gururun umudunu verselerdi,\nYaşamazdım o parlak saati tekrar\n\nÇünkü onun kanatlarındaydı kara alaşım\nVe çırptıkça-bir öz dökülüyordu\nÖldürmeye yeterli\nOnu bilen bir ruhu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En mükemmel adalet insanın kendi vicdanıdır",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nEtrafına baksan görürsün yalancı insan çoktur,\nBu dünyada doğruluk tüm insanların şanıdır.\nAdaleti başka bir yerde aramaya gerek yoktur,\nEn mükemmel adalet insanın kendi vicdanıdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Nadide Değerlerle Aşklarım",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nbu nadide değerlerle aşklarım yüreğime doldu doldu taştı, akmasın tohumu evinsizliğe diye titrekçe saygıya selam hakkı olarak sunacağım... değerli izninizle... yüreğinize sağlık... yurttan uzak bedenler selam, Türkiye Cumhuriyeti ekili evin tohum yürekler selam, diyerek...\n\n‘’’’’’’’80 Yıl Önce, 80 Yıl Sonra\n\nEserler vardır asırlar öncesinden günümüze kadar gelmiş dimdik ve ayakta. Örnek mi, alın size 'Cumhuriyetimiz'... \n\nİnsanlar vardır yıllar, asırlar önce yaşamış. Fakat yaptıkları işler, söyledikleri sözler, bıraktıkları izler daha dün gibi, bugün gibi değerinden bir zerre bile kaybetmediği halde günden güne değerlenen... \nÖrnek mi, işte size 'Ulu Önder Kemal Atatürk'... \n\nOlaylar vardır, asırlardır tekrarlanan: 'Biz bu filmi kaç kez görmüştük! ' dedirtecek türden. Örnek mi, geriye dönüp şöyle '80 yıllık Cumhuriyet tarihi'ne bir göz atın... Seve seve, gözünü kırpmadan dedelerimizin, ninelerimizin kanları ile suladığı vatan toprağı uğruna ölüme gülerek gidenler. Buna rağmen her fırsatta yıkmak, parçalamak için fesat ve fitne yuvalarında şer üretenler... Her şeye rağmen vatan, bayrak, bağımsızlık, özgürlük uğruna göğüslerini siper edenlerin başarısı, mutluluğu ve tarih sayfalarına altın harflerle yazılan adları... Örnek mi, işte 'Kubilay'... \n\nHer seferinde şer üretenlerin hezimete uğraması, şer yuvalarının dağıtılması ve adlarının tarih sayfalarına birer kara leke olarak düşmesi... \nÖrnek mi, çok ama adlarını yazmaya bile gerek yok... \nŞiirler vardır onlarca, yüzlerce yıl önce yazılmış, şairini ölümsüzleştiren. \nÖrnek mi, elbette örnek çok fakat özellikle 'Neyzen Tevfik'... \nNeden mi Neyzen Tevfik? Çünkü söz konusu 80 yıllık Cumhuriyetimiz, söz konusu Ulu Önder Atatürk... Söz konusu içeride ve dışarıda 'Cumhuriyet ve Atatürk' kelimelerini duymaktan bile rahatsız olanlar! Yine söz konusu Cumhuriyet, yine söz konusu Atatürk olmuş. Ney ustası, büyük nüktedan, hiciv şairi Neyzen Tevfik cevabını vermekte gecikmemiş... Hem de öyle bir cevap ki, Atatürk´e, Cumhuriyetimize dil uzatanların gelmişlerinin, geçmişlerinin hattâ geleceklerinin suratlarında tokat gibi patlayan bir cevap: \n\nNe ararsın Tanrı ile aramda \nSen kimsin ki orucumu sorarsın \nHakikaten gözün yoksa haramda \nBaşı açığa neden türban sorarsın \n\nRakı, şarap içiyorsam sana ne \nYoksa sana bir zararı, içerim \nİkimiz de gelsek kıldan köprüye \nBen dürüstsem sarhoşken de geçerim \n\nEsir iken mümkün müdür ibadet \nYatıp kalkıp Atatürk´e dua et \nSenin gibi dürzülerin yüzünden \nDininden de soğuyacak bu millet \n\nİşgaldeki hali sakın unutma \nAtatürk´e dil uzatma sebepsiz \nSen anandan yine çıkardın amma \nBaban kimdi bilemezdin şerefsiz \n\n80 yıl önce olduğu gibi bugün de bir çoğumuzun duygularına, söylemek istediklerimize tercüman oluyorsa bu şiir, fazla söze gerek var mı? \n\nNice 80 yıllara hep birlikte, birlik, beraberlik içinde... Nice 80 yıllara... Kutlu olsun Neyzen gibi şairlere, kutlu olsun Cumhuriyetin faziletini bilenlere... Atatürk gibi bir önderimiz olduğu için gururla, başı dimdik gezenlere kutlu olsun... Kutlu olsun koruyan ve kollayanlara... Kutlu olsun Atatürk´ü anlayan ve onun çizdiği yoldan taviz vermeden yürüyenlere... \nKutlu olsun! .. \nYavuz Nufel \nRotterdam \n\nNOT: Cumhuriyetimzin 80 yili doayisi ile yazilmistir ve her yil 30 Agustos ve 29 Ekimlerde bu yaziyi yayinlamaya devam edecegim              Yavuz Nufel’’’’’’\n\nVe ben bu kutlu aşklarla birlikte olacağım! Teşekkür ediyorum, iyi ki varsınız.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En nazlısına",
        "poet": "Devrim Ülgü",
        "poem": "\n\n28 Mart 2002 Perşembe\n\nGüzel olan yıllar boyu aradığın sevgiyi bulmaktır\nKaybetmek değil\n\nEn acı gerçeğidir hayatın kaybettiğinde sevgiyi\nGizemi değil\n\nGizemli olan ay ışığıdır gecenin yıldızlarıyla\nKaranlığı değil\n\nEn karanlık gecede sevdim seni sevgili\nElimde değil\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Şerefli An",
        "poet": "Kazim Öztürk 2",
        "poem": "\n\nArtı sonsuzda olan insan,\nEksi sonsuza gider her zaman! \nEkside, inişler, derekeler...\nArtıda; yükselişler, dereceler.\nİşte en şerefli an.\n\nKazım Öztürk  21 TEMMUZ 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En  pembe",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nOrtancamın mavisi\nsu  istiyor\npembesi\nen pembe\nöpücük\n\ngel görkü  dudaklarım\nbölük  pörçük\nşerha  şerha\nsünneti  anladık da\nfarz-ı muhal\n\n14/Mayıs/2011/Cumartesi/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Sevdiğim Çiçek Mimoza...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nEn sevdiğim çiçek mimoza,\nDikenleri çok batar mimoza,\nSevdan kâlbinde sarılı koza,\nEn sevdiğim çiçek mimoza.\n\nOnun dikenleri kâlbi kanatır,\nBir kez güler, yıllarca ağlatır,\nBir gün olsun, sormadı hatır,\nEn sevdiğim çiçek mimoza....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En sevdiğim kuş oktay avcı",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nBir serçe kuşu düşünün\nZavallım\nNasıl çarpar kendini duvarlara\nKapalıysa\nYa parçalanır çarpmaktan\nKırılır bütün kemikleri\nTakatsizdir \nYa baygın yakalarsınız\nGelip kucağınıza konmaz\nAl beni oyna demez\nİşte özgürlük savaşçısı budur\nÖlümüne teslim olmaz\nÖzgürlük budur\nBeni bir serçeye benzetin\nÖyle vurun kelepçeyi kollarıma\nÖyle tutuklayın\nÖyle hapsedin beni \nÖyle yargılayın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En serin saygılar",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nbırakıp gittin sevgili\nen serin \nsaygı ve selamlarımla\n\nEylül  2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Sevgili",
        "poet": "Nuran Talyak",
        "poem": "\n\nKavak yelleri aldı yükünü geri...\nKavrulacak yeni bedenlere salmak üzere.\n\nKöşelerimde beklemenin acı hazzını yaşamak için\nUzattığın ellerini kapat,küçük sevgili\nBaşını çevir ki...ufukta\nRüzgarın iliklerine işlediği\nTaze yürekler eşikte...\nŞimdi yeşil yaprak damarlarında\nYeni tadlarda emeğim...\nHayatın arkasında.\n\n01.09.2012-Van\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Sevgili Peygamber",
        "poet": "İbrahim Halil Demir",
        "poem": "\n\nEn sevgili Peygamber \nTurabın olayım senin\nGül kokar nurlu tenin\nMüminlerin gönlünde\nArtar gün be gün sevgin\n\nEn sevgili Peygamber\nKurbanım bastığın yere\nYokluğun götürür şerden şere\nSeni içtiyakla sevmeyenin \nAçılır gönlünde yara bere\n\nEn sevgili Peygamber\nBaş koydum yoluna şevk ile\nManidar İsimlerin dolanır dile\nEbedi cihanda yüce yaradan\nSeni sevenlere çektirmez çile \n03/Ağustos/2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Sevgiliye",
        "poet": "Mustafa Enes Gündüz",
        "poem": "\n\nEy sevgili, en sevgili; \nYokluğunda gizlenmiş varlığın.\nÖyle hoş, öyle nazeninsin ki; \nBir gülün kokusu kadar bayıltıcı,\nBir menekşenin efsunu kadar büyüleyici,\nHakikat damlası ayetler kadar berraksın...\n\nEy sevgili, en sevgili; \nVarlığın, ruhumuzu okşar,\nAlnımızı, seccadenin okşadığı gibi...\nVe nurun doğar yüreğimizin en ıssız köşelerine,\nKaranlıkları aydınlatan Süreyya Işığı gibi...\n\nLütfedip bir gelsen, ah gelsen...\nAkan gözyaşlarımızı pamuksu, nurlu ellerinle bir silsen,\nDağılırdı hüznümüz, biterdi kederimiz.\nAh sen gelsen...\n\nEy Medine bahçesinin Ravza gülü,\nSen ki aramızda yoksun,\nMilenyum çağının Şubatları hep mahzun.\nMedine'ne gelmek var ama yol uzun,\nÜrperir kalplerimiz ve gönüllere doğar bir hüzün.\nAyın ondördü bugün, aşıklar seni anar,\nDua dua yükselir salavatlar, fatihalar...\n\nEy sahipsiz kalplerin maşuğu; \nYolunu kaybetmiş yetimlerin yoldaşı,\nSevgi kokmayan kalplere, sevgi tohumlarını eken sevgili,\nEy biçarelerin neş'e kaynağı,\nYolda kalmış yolculara arkadaş,\nYalnız kalmış yüreklerimize, bir meltem olup es efendim.\nÇünkü bugün sevgililer günü,\nN'olur, bekletme ümmetini ey sevgili..\nRuhlar, Seninle gıdalanacak en sevgili...\nBeklemekteyiz...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Sarı saçlı Haliydin İstanbul'un",
        "poet": "Oktay Erişti",
        "poem": "\n\nBiliyordum bir gün,mutlaka ama mutlaka olacaktı. Yoksa insan hiç yaşamadığı, hiç bir anısının olmadığı, kaldırımlarına kusmadığı, caddelerinde iki volta atmadığı, öyle arada bir içinden gelip geçtiği bir şehri böyle sevebilir mi? Yani sırf Orhan Veli’ yi seviyorum diye. Rakıyı ve İspanyol meyhanesini Timur Selçuk’ un. -ki kararmış tahta masadır orda sevdiğim meyhanenin ismi değil-\nİşte öyle sevdim uzaktan uzağa İstanbul’u. Uzaktan uzağa gezindim akşamları Çamlıca sırtlarında. \nO farkında değildi..\n\nSense İstanbul’un sarı saçlı haliydin,mavi gözlü hali, kadın haliydin. En deli dolu, en cıvıl cıvıl... Keşke derdin- İstanbul’da olsaydın- ki düşünüyorum da şimdi, yeter miydi acaba Sarayburnu’nda ay ışığında sarılmalar, sevişmeler sonsuza kadar? Yoksa kanserli bir hastanın son anlarında verilip ömrünü sadece bir an uzatan bir ilaç etkisi mi yaratırdı aynı mekanda olmamız? İnan hiç bilmiyorum. \n\nSarı saçlı haliydin İstanbulun, mavi gözlü hali.\nEn güzel haliydin vesselam..\n\n-Keşke sen de İstanbul’da olsaydın- derdin hep..\n..ve işte yağmurlu bir gecede kaçar gibi gittiğim bu kente dönüp bakıyorum da. Gözlerimi kısıp, dişlerimi sıkıp düşünüyorum da, yazık! Sen hiç İstanbul’ da olmamışsın ki...Benmişim bir tek İstanbul’da olan...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Sevilenler",
        "poet": "Yasin Yavaş ",
        "poem": "\n\nHabersiz gidiyor bütün en sevilenler\nUğruna feryat figan edilenler\nBilemiyorum neden çok sevilirler\nHabersiz giden en sevilenler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Son beyendiklerimden",
        "poet": "Mehmet Asa",
        "poem": "\n\nAbdes Aldiktan Sonra Ayetel kursi okumak sahsiyeti 70 derece yukseltir\n\nFetih suresini okuyan kimse mekke-i mukerreme'nin fethinde sehit olan Ashabinin sevabi gibi sevap Alir (imam-Salebi)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Son Çaredir Ayrılık",
        "poet": "Fatih Bacak",
        "poem": "\n\nRuhuna yavaş yavaş damlarken karanlık\nBütün hücrelerin tek şeyi sorgular \nAdı ayrılık\nTükenmiş nergislerin yeşermesine son umut\nSon çare değil ki ayrılık\nSen ışık ver, ben bahar\nBil ki en son çare ayrılık\n\nTükenmeden damarlarımızda bu sevda\nBütün yollar kapalıdır ayrılığa \nGözlerinde nem\nBenim avuçlarımda bir tutam çiğdem\nİçine düştüğümüz en güzel bahçesidir aşkın\nAyrılık uzaktır bize, bilmem kaç arşın\n\nGülü dikeninden ayrı koymak\nÇoğaltmaz güzelliğini hiçbir zaman\nBeni koparma dallarından\nÇünkü en sonra çare ayrılık\nEn son çare hazan\n\nDiyelim ki \nAnkara’ya ilk yağmur tanesi dokunduğunda\nÖksüz bırakıp bütün umutları çıplaklığında\nDiyelim ki gittin\nGöz yaşlarım dondu bakışlarında\nKaç asır sürer yüreklerimizde yara\nKaç asır sürer kağıttan sevdalar yapma\n\nAldanma kalın puntolarına \nAyrılık anlatan kitapların\nEn son çaredir ayrılıktır aşkta\nÖmrü tükendiğindeyse bir sevdanın\nİki ceset vardır ortada\nBiri toprak altında kalır\nToprak üstündeki bölük bin parçaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En son ne zaman?",
        "poet": "Sümeyye Nuroğlu",
        "poem": "\n\nEn son ne zaman eşref-i mahluk olmanın gereklerini yerine getirmeye çalıştın? \n\nEn son ne zaman Rabbinle hasbihal eyledin onun için ağladın? \n\nEn son ne zaman Resulü andın, bir sünnetini daha uyguladın? \n\nEn son ne zaman kendini sorguladın, bir hatanı daha düzelttin? \n\nEn son ne zaman Allah için sevdin ve Allah için nefret ettin? \n\nEn son ne zaman dua ettin herkes için ağlayarak  yalvardın? \n\nEn son ne zaman bir kötülüğe engel oldun, şeytanı yendin? \n\nEn son ne zaman ölümü hatırladın,  kabir ziyaret ettin? \n\nEn son ne zaman hakkı ve sabrı tavsiye ettin? \n\nEn son ne zaman kitabı okudun tüm benliğinle,  bir ayetini de hayatına geçirerek? \n\nEn son ne zaman namazını miraca yükselttin. Fatiha’nın sırrına ererek? \n\nEn son ne zaman sevgiyle yaklaştın insanlara? \n\nEn son ne zaman bir çocuğu sevindirdin, bir yetimin başını okşadın? \n\nEn son ne zaman bir açı doyurdun, bir yoksulu giydirdi, bir düşküne yardım\nettin? \n\nEn son ne zaman ışık oldun karanlık gönülleri aydınlatmaya çalıştın? \n\nEn son ne zaman bir gözyaşı sildin, bir kırık kalbi düzelttin? \n\nEn son ne zaman kırmadan, üzmeden, şefkatle düzetmeye çalıştın hataları? \n\nEn son ne zaman örnek oldun insanlara yaşantınla? \n\nVe en son ne zaman anladın kul olmanın güzelliğini ALLAHA? \t\n\n                                             (2001)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Son Sabahıma...",
        "poet": "Sezen Çoban",
        "poem": "\n\nSusadım yine sana\nİçip içip te kanmayacağım,tek şey sana\nSusadım bu gece,varmaz sabaha\n\nMuhtaçlığımı gizleyemem karşında\nDudaklarım çatlamıştır,kokunu duymak isterler bu son gece\nYaralı ceylan gibidir yüreğim; \nÇırpınır durur da, bir cana hasret bekler bu son gece\nEllerimden kayıp gider gençliğim\nNe söylesem nafile,gelmez geriye bu son gece\n\nUğruna adadığım bir ömrün tükenişidir bu son gece; varmaz sabaha\n\nDemiştim ya! \nSusadım yine sana\nİçip içip te kanmayacağım,tek şey sana\nSusadım bu gece; varmaz sabaha...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Son Giden",
        "poet": "Birkan Demirci",
        "poem": "\n\nihanet aşktan önce geldi\nyinede en son gitti\n\n20.06.2000 Samsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Son Rehber",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nALLÂH (c. c.) ,ALLÂH (c. c.)  ’û Ekber! \nPeygamberler hep rehber, \nEn son ve de en büyük, \nMUHAMMED(s. a. v.)  son peygamber… \n\nALLÂH (c. c.)  ALLÂH (c. c.)  ’û Ekber! \nResulüm en son rehber, \nRab’bin en son elçisi, \nDünyaya son peygamber… \n\nALLÂH (c. c.) ,ALLÂH (c. c.)  ’û Ekber! \nEn sonuncu peygamber, \nKitap Kur’an’ı Kerim, \nEn büyük, en son rehber… \n\n(2000)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Son Veda",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\n\"Dilime  sorma sakın, yüreğime sor beni,\nÇıkarmam mümkün değil, asla gönlümden seni,\nHala sıcaklığı var, elimde ellerinin,\nMümkün değil unutmak, en son veda buseni.\"\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Son Verdiğin Buseyi",
        "poet": "Murat Nail Güney",
        "poem": "\n\nBeste dersen beste sana,\nGüfte dersen güfte sana,\nŞu sevdamı anlasana,\nSana hasret yaşıyorum...\n\nSevgi dersen yüreğimde,\nSadakat desen, serimde,\nÖlümüne severim de,\nKavuşmadık şaşıyorum...\n\nGözüm görmez hiç kimseyi,\nGündüzüm ettin geceyi,\nEn son verdiğin buseyi,\nYanağımda taşıyorum...\n\nSuya vuran dolunay'a,\nİçime dolan havaya,\nBazan atlı, bazan yaya,\nÜmitlerle koşuyorum...\n\nYüreğimde hicranını,\nYaşadıkça her anı'nı,\nÖyle yaktın ki canımı,\nArtık seni boşuyorum....\n\n01/10/2004   Antalya\nmurat nail güney\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Son Yürekler Ölür (Düşüngülü Eleştiri)",
        "poet": "Ali Akdemir",
        "poem": "\n\nE N     S O N     Y Ü R E K L E R     Ö L Ü R\n\n                                    (DÜŞÜNGÜLÜ    ELEŞTİRİ) \n\n‘Gökyüzünün sonsuzluğunda süzülürken\nyanımda  olmanı düşlüyorum.’ Kitaptan.\n\n     Öykü ve romanlarına yürek alımlayan, çağrışım gücü yüksek adlar veren işlek kalemli Canan Tan, tutkulu aşk romanı ‘En Son Yürekler Ölür’le okur karşısına çıktı.\n     Manolya Konakları ortaklarından olan Deniz, Nokta Reklam Ajansı’nda çalışan sevgilisi Nehir’e ‘Geceler boyu boşluğa, karanlıkların kuytusuna haykırdım adlarımızı. Denize dökülmek dağlar tepeler aşan bir nehirle, o nehri kucaklamak, içine almak çırpınan bir deniz hayal ettim’ (s.115)  der. Deniz ve Nehir, evlilikleri sonrası balayından dönerken trafik kazası geçirir, Deniz ölür! Nehir kurtulur. Organ nakli için, ‘Sevdiğiniz insanı götürüp toprağın altına bırakacaksınız. Oysa ondan kalacak izlerin başka bedenlerde yaşayacak olması, buruk ama huzur verici bir mutluluk katacak size…’ (s.220)  ‘‘Tanrı, ‘Aradaki zaman zarfında organları kurtarın! ’ diyor bize. ‘Kurtarılan organlarla sönmeye yüz tutmuş bedenlere can verin,’  ‘En son yürekler ölür…’ ”  (s.226)  derler. Deniz’in kalbi, Arda’ya nakledilir. Nehirle Arda arasındaki duygusal ilişki konu edilmiş. Simgelerle bezenmiş (4 puan)  bir kurgu.\n     Romana çok seslilik katıldığı söylenemez. Geriye dönüş tekniğiyle yaşanmakta olanla geçmiş bir arada götürülüyor. ‘Yüreğim Seni Çok Sevdi’de olduğu gibi karmaşık bir hayat yumağı seçilmemiş. Ahmet Ümit ve İhsan Oktay Anar bu konuda ustalık göstermişler. Oysa sözün bittiği yerde öykülere yüreğini koyan bir yazar. \n     Gizliden gizliye kutupluluk yaratılmış, ama okuru içine çekecek kadar değil, zayıf kalmış. (1 puan)  Heyecanı dorukta tutmak için katmanlar arası gidiş gelişler kurgulanmamış. Denemeleri kadınca ve bilecen. (4 p)\n     Tan, kahramanlarına Deniz, Nehir, Nevin, Derin gibi uyaklı adlar takmış. Rol verdiği karakterler rollerinin hakkını vermiş. Deniz’le Nehir’in aşklarına simgelerle derinlik katılmış, güçlendirilmiş.\n     ‘En Son Yürekler Ölür’ün yüzde 22.7’si (16.5) * diyaloglarla geçiyor. (10 p)  Öykü değerlerinin az üzerinde. Sayfada ortalama 6.3 (6.5) * paragraf yapmış. (2 p)\n     Tan, kendine özgü kadınca bir dil oluşturmuş.  Üçüncü tekil kişi anlatıyor. ‘Depresyon’ adlı öyküde ise alt anlatıcı kullanmış. Nisa Hanım, benöyküsel anlatım yapmış. Yazar, yazın dilinde yeni bir arayışın içinde izlenimi veriyor. Eski sözcükleri de kullanmaktan vazgeçmediği için işlek dil bozulmuş.\n     ‘En Son Yürekler Ölür’ü yüzde 19.5 (17.6) * yabancı sözcükle yazmış. (0 p)  ‘ankastre mutfaklar, banyolar; şömineli ya da şöminesiz salonlar’ (s.23)  Ultra her şey dahil’  (s.182) \n     Çoğunlukla insan yanlarımızı anlatan ve kullanıldığı yerdeki roman diline işlevsellik katan ayrıntılar az kullanılmış. (2 p)  ‘Gece yarısı eğlencesi niyetine patlatılan havai fişeklerin alacası altında, ısıtılmış tarçınlı şarapla sucuk ekmek yediler.’ (s.184)\n     Yamaç paraşütü eğitimi verir gibi anlatan Canan Tan’ın güzel parıltılı sözleri (4 p) : ‘Yüreklerden kopup gelen çığlıklar hıçkırıklara, hıçkırıklar gözyaşı seline dönüşüyor.’ (s.305)  ‘îçsesimin götürdüğü yere gidiyorum’ (s.293)  Bir romandan esinlenmiş. Hoş olmayan sözler:  “ ‘…bir babaya ayıracak on dakikan yok mu? ’ ‘Onun bana ayıracak zamanı oldu mu?    …Amerika’da. Allah bilir, dinini de değiştirmiştir o.’ ” (s.378)  Absürt ve argolu sözleri sevmeyen Tan’ın şiirsel düzyazıları: ‘Ölüm= Deniz olsa, ne fark eder ki? / Ürker mi Nehir ölümden? Geri mi çekilir? / Kaçar mı üstüne gelecek ağırlıktan? / Asla! / Tam tersine, evini açar ona; yüreğini, kollarını, kucağını…’ (s.308)   simgeli bu şiirsel düzyazıları soru ile birlikte kullandığı için yazar, ben de soru örneği olarak da alıyorum.  \n     Modern romanın tüm araç ve gereçlerini kullanan Canan Tan’ın ‘En Son Yürekler Ölür’ iminin soru çengellerini yukarıda okudunuz. Sayfada ortalama 1.4 (1) * kez soru yöneltmiş. (4.2 p) \n     Romanlarında değişik anlatım teknikleri deneyen Tan, kahramanın ruh zaaflarını bir ruh doktoru gibi dile getirmiş. ‘Ve…   ayların susamışlığıyla deniz’imi çizgilerimle buluşturuverdim. Yetmedi bu kadarı; yetmezdi, yetemezdi. Onca zamanın özlemi vardı içimizde. Deli gibiydim. Kitabın sayfalarını hızla çeviriyor, elimin altına düşen her boşluğa dalgalar yerleştiriyordum. Uysal, hırçın, köpürmüş; kumsalla öpüşen, nazla salınan… Benim dost dalgalarım.’ (s.97)  Sayfada ortalama 0.6 (0.1)  kez ruh çözümlemesi yapmış. (0.3 p)  \n     Yöresel ağzı kullanmakta ustalık göstermesine karşın bu  romanında hiç yer vermeyen Tan, imgeye çoğu kez yananlamla ulaşmak istemiş. ‘Yüreğinin dibine gömdü tüm ürküntülerini. Dualarıyla sıvadı üstüne…’ (s.146)  ‘Hep yanımda ol Deniz, yüreğinde taşı hep beni…’ (s.210)  Sayfada ortalama 2.3 (1.7) * kez mecaz yapmış. (16.1 p)\n     ‘Yüreğim Seni Çok Sevdi’de, bir zekâ ürünü olan gülmeceyi farklı bir biçemle sergileyen Tan, aynı başarıyı bu romanında gösterememiş: ‘Elini vicdanına koy, öyle konuş. Kendini bunca sevdirip varlığına alıştırdıktan sonra bırakıp gitmek, delikanlılığa sığar mı? ’ (s.139)  Sayfada ortalama 0.019 (0.019) * kez mizah kullanmış. (0.2 p) \n     Rıfat Ilgaz Gülmece Öykü Ödülü sahibi Tan, bir kanıt türü olan betimlemeyi sayfada ortalama 7.3 (7)  satır yapmış. (1.5 p)  ‘Bir yanda Büyükçekmece Gölü, diğer yanda Marmara Denizi… Aynı avucun içinde duruyorlar sanki.’ (s.110)  ‘Kayalara vuran dalgalar, yelkenlilerin suya düşen yansımaları, tutkunu olduğu çiçekler, ille de gelincikler…’ (s.90) \n     Bilinçaltlarına ustaca inmesini bilen Tan, kahramanın iç sesi de olmasını bilmiş. ‘Keşke ablam gelmese, diye geçiriyor içinden.’ (s.39)  ‘kötü oldu, diye geçiriyor içinden’ (s.58)  Sayfada ortalama 0.026 (0.021)  kez bilinççakımı yapmış. (0.1 p) \n     Öykülerine şiirsel başlıklar atan Tan, dili bülbül sesli yapan ikilemeleri sayfada ortalama 0.6 (0.2)  kez kullanmış. (1.2 p)  ‘Parmaklarını okşuyor, incitmekten korkar gibi, usul usul. Eğilip tek tek öpüyor parmak uçlarını; her birini sicim gibi inen, sele dönmüş gözyaşlarıyla ıslatarak.’ (s.231) \n     Bilecen denemeler yazan Tan, kahramanın iç depreşimlerini dile getiren içmonoloğu sayfada ortalama 0.012 (0.012)  kez kullanmış. (0.1 p)  “ ‘Mucize mi bu? ’ diye mırıldanıyor kendi kendine.” (s.370) \n     Simgeli anlatımda ustalık gösteren Tan, yazın dilinde pekiştirmeyi sağlayan benzetmeyi sayfada ortalama 1.7 (1.2)  kez kullanmış. (6.8 p)  ‘Diğerleri gibi solmamış rengi, cildi pespembe; bebek teni gibi…’ (s.139)  Gibi edatı kullanılmadan yalnızca kendine benzetilenle yapılan eğretilemeyi sayfada ortalama 0.6 (0.1)  kez yapmış. (1.8 p)  ‘dört dörtlük bir site, dört dörtlük evler…’ (s.24)\n     Organ nakli üzerinde araştırmalar yapan Tan, genel kural özelliğinde olan sözvarlığı atasözünü sayfada ortalama 0.0072 (0.0021)  kez kullanmış. (0.1 p)  ‘Ölüm hak, miras helal derler, duymadın mı hiç? ’ (s.303)  ‘Boynuz kulağı geçti’ (s.318)\n     Kitaplarına albenili adlar veren Tan, iç çözümlemelerle romanını zenginleştirmiş. ‘Bir yandan da, nerede bu Deniz Bey, diye içinden söyleniyor.’ (s.129)  “Bir tek Nevin içsesiyle paylaştığı göz önünde durduğu halde kimselerin görmediği tuhaflığı. ‘Çok gülme, arkası ağlamaktır! ’ ” (s.146)  Sayfada ortalama 0.051 (0.071)  kez iç çözümleme yapılmış. (0.2 p) \n      Kitapları çok satanlar listesine giren Tan, öykülerin satır aralarını sıfatla bezeme işlemini sayfada ortalama 3.1 (5.6)  kez yapmış. (6.2 p)  ‘Mermer zeminin üzerine küçük antika sandalyeler, sedef kakmalı ceviz sehpalar’ (s.81)\n     Romana, okurun gözlerini pınar gibi sulandıran duygular katan Tan, kullanıldığı yere güç ve derinlik katan pekiştirmeyi sayfada ortalama 0.6 (1.3)  kez kullanmış. (1.8 p)  ‘Madem beden bedene, can cana girdik’ (s.38)  \n     Şiir ödülü de alan Tan, soyutlama ve düşünce aracı olan terimi sayfada ortalama 4 kez kullanmış. (12 p)  ‘Nokta Reklam Ajansı bünyesinde Ağızdan Ağıza Pazarlama bölümü kurarak’ (s.11)\n     ‘En Son Yürekler Ölür’ romanında organ naklini öne çıkaran Tan, yazın diline derinlik katan imge rüzgârını ardına almaya çalışmış.  ‘beş hasta var camın gerisinde. Sırat köprüsünün üzerinde gidip gelen beş hasta…’ (s.137)   Sayfada ortalama 2 (2.5)  kez imge kullanmış. (16 p) \n     Kadınca kumaşlar dokuyan tezgâhın sesi ve mizah öyküleri yazmakta bir ilki elinde bulunduran Tan, genel bir kuralı olmayan sözvarlığı deyimi sayfada ortalama 2.8 (0.5)  kez kullanmış. (19.6 p)  “aşka mı yelken açıyor? diye hafiften nabız yoklayanların yanında, ‘Sezenlerin veliahdı Deniz Sezenin çiçeği burnunda’ ” (s.57) \n     Romanlarında tutkulu aşkları dile getiren Tan, yazının içinde süs gibi duran hazır söz kalıplarını montaj tekniğiyle sayfada ortalama 0.022 (0.012)  kez kullanmış. (0.2 p)  “kocasının yanına kurulurken, ‘Şeytan yalnızca sunar, insan isterse seçer! ’ diyen Oscar Wilde’ı haklı” (s.7)  Sayfada ortalama 0.0048 kez alıntı yapmış. (0 p) \n     Düşüngülü Eleştiri kriterlerine göre ‘En Son Yürekler Ölür’ romanına 115.4 puan verildi. Yüksek bir değer. Canan Tan’ın ‘Söylenmemiş Şarkılar’ öykü kitabına ise daha önce 114.2 puan verilmişti. En Son Yürekler Ölür / Canan Tan /Altın Kitaplar / 415 s.\n*- Canan Tan’ın ‘Yüreğim Seni Çok Sevdi’ romanına ait değerler.\n\n                                                                                       Ali  Akdemir\n                                                                                         16. 04. 09\n                                                                                         Çukurova\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En sonunda sözünü tutum karıcığım",
        "poet": "Ömer Tural",
        "poem": "\n\n----------------------------------------\nEn sonunda sözünü tutum karıcığım\n\nHani ilk evlilik yıllarımızı \nHatırlıyormusun karıcığım\nZaman zaman \nFelekten günler çalardık\nSenin ile el ele kolkola\nBelki çirkin tepede\nBelki kırmızı enişte\nBelkide büyük şehrin \nKalabalık yrinde.\nBir çocuğun oyuncağı gibiydin\nHiç ayrılmanı istemezdim yanımdan; \nAma senin heyheylerin gelirdi \nzaman zaman\nAgbeyim derdin ablam derdin\nHep onlarla olayım\nEl ele kol kola derdin.\nAradann yirmi beş yıl geçti\nŞimdi ben internet denen şeyle\nEl ele kolkola\nHaydi yaşasın herkes hayatını\nEn sonunda sözünü tutum karıcığım.\n\nÖmer Tural.  2008 - Bir Eylül şiiri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Sonunda Fatturdum",
        "poet": "Ahmet Zeytinci",
        "poem": "\n\nEskiden, yetmişli yılların sonu, seksenlerin başında her şey ne kadar güzeldi ne kadar hoştu. Gençtik, dinamiktik, capcanlıydık, coşkuluyduk. Okumaya çalışıyorduk, dersler bir taraftan, arkadaşlar bir taraftan, sosyal faaliyetler, halk oyunları bir taraftan. Asitler, bazlar, kızlar, tuzlar ve Lazlardan oluşan dopdolu bir hayatımız vardı. (O zaman Trabzonsporluydum da)   Lazlar oradan geliyor anlayacağınız. Babamız rahmetli eve ekmek getirir, biz de ailecek hep beraber helalinden kazanılan paraları helalinden yemeye çalışırdık. Mahallemizde ki bütün arkadaşlarımızda da aynı şekilde ‘'Ekmek elden su gölden, cocacola ve sakız bakkal Recai amcadan, akşam ev de sopalar babadan.'' Sopalar şaka şaka, Allah var fiske vurmadı rahmetli. İşte böyleydi durumlar.\n\nÖğrenci olduğumuzdan harçlık ile geçinir, kıt kanaat yaşamaya çalışırdık. Paranın değerinin düşmesiyle harçlıklarımıza zam kesinlikle gelmez, maaşlar dolar ya da euroya endekslenmezdi, yılda tek maaş ikramiyemiz bile yoktu, grevde yapamazdık, yalnız arada çaktırmadan yanağına bir öpücük kondurup valideden de para tırtıkladığımız da en büyük ikramiye oydu bizim için...\n\nBabam çok çalışkan adamdı, adı üstünde baba, ha babam de babam çalışırdı bize geçim sıkıntısı çektirmemek için. Bizim haberimiz bile olmazdı elektrik faturası ne kadar, su faturası ne kadar, telefon faturası ne kadar, doğal ga... ha! Unuttum daha o zaman doğal gazın esamisi bile okunmuyordu ülkemizde, doğru ya. Aşağı yukarı benim yaşımda olanlar hatırlarlar Sayın muhterem büyüğümüz Süleyman Demirel'in ‘'Benzin vardı da biz mi içtik? '' dediği ve evlerimizin yine bir petrol türevi olan fueloil ve kömür ile ısındığı, şehirlerimizde kalorifer ve egzoz dumanı soluduğumuz zamanlar...\n\nBüyüdük bayağı, biz de askere gittik geldik. Bir müddet sonra yüreğimize düştü aşk ateşi ve bir de baktık ki dünya evine girmişiz. Eşim diye söylemiyorum ama iyi ki onun ile evlenmişim. Tekrar dünyaya gelsem yine eşim ile evlenmek isterdim. Buradan da anlamışsınızdır ki biz mutlu bir aileyiz. Ufak tefek şeyleri dert etmeyen, birbirini seven çocukları ile mutlu olan bir aile...\n\nDoksanlı yıllarda ilk seneler her şey daha güzeldi sanki. Masraflarımız daha azdı, ihtiyaçlarımız da tabi ki... Ne zaman ki çocuklar doğdu, masraflarda Formula-1 yarışında ki sürat yapan arabalar gibi jet hızıyla artmaya başladı. İlk senelerde bir elektrik masrafımız, bir su parası, bir sabit telefon, bir iki de taksit dersek topu topu üç beş tane faturamız hiç de korkutmuyordu bizleri. Sonra ne olduysa oldu. İhtiyaçlar ve harcamalarımız arttı da arttı. Çocuklar büyümeye başlayınca, televizyonumuz önce iki, sonra üçe çıktı. Karımın dizisi, oğlumun dizisi, kızımın çizgi filmi, benim kültür programlarım diyeyim siz anlayın. Oğlum okula başlayınca yemek masrafı da eklendi. İki binli yıllara gelinince cep telefonu ve bilgisayar yıldırım hızıyla hayatımıza girmez mi? Oğlana bir tane, kıza bir tane, bana bir tane, hanıma bir tane. Al sana ödenecek dört tane daha fatura kaya gibi. Bir masaüstü bilgisayar, bir de ufak Laptop abisine, abisinin olurda kız istemez mi, bir iki sene sonrada ona. Eee bir Laptop da bana lazım, peşine birde tablet, kampanyası varmış. Bu tablet başka tablet ama iyileştirmiyor bilakis bütçeyi deliyor ve faturasını öderken hasta ediyor. Bir gün gaz alınacak, ertesi gün oğlanın güççücük limitli kredi kartı ödenecek, daha ertesi gün benim ile hanımın kredi kartları ödenecek. Üfff! ! ! Ve de Offff! ! Hatta Pufff! ! ! Sen bu gidiş ile bu faturalar yüzünden kafayı yemezsen iyidir Ahmet. Bak kablo Tv ile bir de maç seyretmek için aldığımız o özel kanalın kullanım parasını unutmuşuz...\n\nNe kadar rahatmışız eskiden. Her ne kadar teknoloji insan hayatını kolaylaştırsa da, azıcık da ucuzlasa bu kullandığımız ürünlerin fiyatları iyi olacak hem bütçemiz açısından, hem de ülkemiz açısından. Yok, ucuzlamazsa bende bunalıma gireceğim sonunda bu faturalar yüzünden fatturabilirim. Böylece tıp bilimi de yeni bir hastalık ortaya çıkarmış olur. Ha bir de şu var fatturanları tedavi etmek amacıyla ülkemizde ki Tıp Fakültelerinin fatturolog yetiştirmesi için bölüm açması gerekecek. Söylediklerinizi duyar gibi oluyorum. Psikologlar ve psikiyatristler de yapar mı diyorsunuz bu işleri? O da olur vallahi çocukluğumuza da inerler mi ki? İnmeye inerler de sonra çıkarlar mı onu bilemiyorum işte...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Sonunda Amk!",
        "poet": "Hasan Gölgelice",
        "poem": "\n\nBir tek bedenler değil, zihin de çalışmıyor,\nOrtalama bir soru yapan yeni nesilde.\n\nEğitim değil onlar diploma istiyorlar,\nTeoride gözü yok, gözleri reçetede...\n\nHatta kitap yerine broşür, el ilanı,\nDergi, bile zor gelir gözleri gazetede.\n\nNormal gazete bile sıkar oldu onları,\nSpor gazetesinde, boyalı resimlerde.\n\nTercümanı Ahval'dan Tan'a, Bulvar'a geldik\nEn sonunda AMK revaçta bugünlerde!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En tarafsız hakemdir tanrı",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nTanrı izin verdiğin kadar yaklaşır sana\nVe ne kadar istersen o kadar çok sever\nYa da nefret eder\nTanrı bir anne\nYa da baba değildir\nEn tarafsız hakemdir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En tehlikeli duygumuz: Öfke (DENEME)",
        "poet": "Zeliha Bekoğlu",
        "poem": "\n\nİnsan pek çok duyguya sahip ve zaman  zaman da pek çok duyguyu bir arada yaşayabilen bir varlıktır. İnsan duygularına bir göz atacak olursak aklımıza ilk gelenler öfke, sevinç, acı, mutluluk, hüzün, neşe, kıskançlık, kibir, hırs, nefret gibi en temel duygular olacaktır. İnsan duygularının bir kısmı yapıcı ve olumlu, bir kısmı ise yıkıcı ve olumsuz duygulardır.\n\n\n\nPeki insanın sahip olduğu en tehlikeli duygu nedir? \n\n\n\nİnsanoğlunun sahip olduğu en tehlikeli ve yıkıcı duygu bana göre öfkedir. İnsanın zeka, akıl ve mantık üçgenine en fazla zarar veren duygudur. Öfke insanın mantıklı düşünmesinin önüne geçer ve bir nevi geçici akıl kaybıdır. \n\n\n\nÖfkelendiğimizde çoğu zaman hiç bir şeyi gözümüz görmez. Öfke anında verilen kararların büyük kısmı sağlıksız ve en çok da bize zarar veren nitelikte kararlardır. \n\n\n\nBazı durumlarda ağzımızdan çıkan sözleri kulağımız duymaz. Oysaki sözcükler çok tehlikelidirler, tıpkı tabancadan çıkan bir mermiye benzerler. Namluyu bir insana doğrultup tetiği çektiğimizde sonuç o insanın ölmesi, sakat kalması ya da yaralanması olacaktır. Çok büyük bir şans eseri ise kurşun isabet etmeyecektir. Ama o namlunun o insana çevrilmesi bile psikolojik olarak, namlunun ucunda ki insana büyük zarar verecektir. Sözcüklerde aynı mermi gibidirler, namludan çıkan kurşunun geriye dönüşü olmadığı gibi ağızdan çıkan sözcüklerinde ne yazık ki geriye dönüşü yoktur. Nasıl ki bir insanı öldürdükten sonra pişman olmamız, milyonlarca defa özür dilememiz o insanı geri getirmeyecekse, öfke ile söylenmiş sözlerinde özrü ve geriye dönüşü de mümkün olmayacaktır. Öfke anında çok sık yaptığımız bir hatadır bu, bazen en sevdiklerimizin bile canını acıtacak sözcükler sarf etmekten çekinmeyiz. Böyle durumlarda yapılacak en doğru davranış sanırım öfke yatışana kadar beklemek ve daha sağlıklı düşünmeye başladığımızda karşımızda ki insanla konuşmak olacaktır.\n\n\n\nÖfke aynı zamanda beraberinde şiddeti getirebilir. Fiziksel gücün kontrolsüzlüğüne yol açan bu durum kendimize ve çevremizdekilere telafisi mümkün olmayan zararlar verebilir.\n\n\n\nBazense kapıları çarpıp gideriz, sonuçlarını hiç düşünmeden. Pire için yorganlar yakarız, sonradan pişman olmakta bize hiçbir fayda sağlamaz.\n\n\n\nPek çok insan ise öfkesini besler, farkında olmadan sürekli biriktirir ve sönmeye başladığında körükler. Bu davranışın kendine ne kadar acı ve zarar verdiğinin farkında bile değildir. Öfke ve nefret sadece çekilen acıyı artırır ve ruh sağlımızı bozar. Unutmak ve af etmek insanın kendini özgür bırakmasıdır, öfkeyi ve nefreti beslemek ise insanın kendini bitmeyen bir azap ve acının içerisine hapsetmesidir.\n\n\n\nÖfke kasırga gibidir, önce benliğimizi ele geçirir sonra ise etrafımızdaki her şeyi kırar, döker, yaralar ve hatta öldürür. Kasırga sona erdiğinde nasıl bir yıkıma sebep olduğunu görebiliriz ama çok geçtir. Yapabileceğimiz en akılcı davranış öfkeye esir düştüğümüz anlarda o ortamdan uzaklaşmak ve sakinleşene kadar beklemek olacaktır. \n\n\n\nUnutmayalım ki öfke ile kalkan her zaman zararla oturur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En uzun yol bu yolculuk",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nEN UZUN YOL BU YOLCULUK\n04.04.2012\n\nGidenler geri gelmiyor\nEn uzun yol bu yolculuk\nHalinden haber vermiyor\nEn uzun yol bu yolculuk\n\nDaha gelmem diyemiyor\nBir lokmacık yiyemiyor\nCebe para koyamıyor\nEn uzun yol bu yolculuk\n\nKapayıp gözün açmıyor\nUçağa binip kaçmıyor\nLibasın kendi biçmiyor\nEn uzun yol bu yolculuk\n\nEşe dostuna bakmıyor\nYattığı yerden kalkmıyor\nTabuta girmiş çıkmıyor\nEn uzun yol bu yolculuk\n\nHüseyin de gelecektir\nAllaha kul olacaktır\nOrda mekan kuracaktır\nGelmeyecek kalacaktır\nEn uzun yol bu yolculuk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En uzun gün",
        "poet": "Ali Koç Elegeçmez",
        "poem": "\n\n'Bugün \n21 haziran ' dediler..\n\n'Kuzey yarımkürede\n..............................en uzun gün..'\n\n-Vay bee! \n.Demek ki dolunay,\n...........................onun için....\n.....................................selamını\n..............................................geç getirdi\n................................................................bugün!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Uzak Yer Neresi?",
        "poet": "Hanifi Kara",
        "poem": "\n\nEN UZAK YER NERESİ? \n\nBoş yere uğraşmayın fitil işlemez ona\nTüm tabipler birleşse, dikilmez aşk yarası. \nYa vardır ya da yoktur brütlük olmaz onda \nAşk her zaman net olur, olmaz onun darası.\n\nİpeksi saçlarını dizlerimde örseydim\nO sürmeli gözlere sürmeyi ben sürseydim\nHazan vakti değil de keşke önce görseydim \nYaktı beni bir anda gözlerinin karası.\n\nKimsesizler birleşse aya füzeyle göçse\nKurumaya yüz tutmuş kaktüsler çiçek açsa\nAşk kalbe kazınmışsa aradan yıllar geçse\nNe yapsan da silinmez ne yazısı, turası.\t\n\nO kalbe girdiği an ciğerini kavurur\nDeprem gibi vururken girdap gibi kıvırır\nBazen kum, bazen dolu, bazen karı savurur\nÇölde, dağda, bayırda… Eksik olmaz borası.\n\nKilometre bazında belki on belki yüz bin\nSevgi, saygı… Yok ise, yetmez tek başına din\nEn uzak nere dersen, ne Afrika ne de Çin? \nEğer uyum yok ise; “iki eşin” arası…? ? ? ! ! ! \n\n12/12/’15\nHanifi KARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Üstün Varlık Tanrı'dır",
        "poet": "Turgut Çakır",
        "poem": "\n\nGece sokaklarda yatan adam\nSen sazını çalmaya devam et\nİç rakıyı\n          votkayı\n                şarabı\nSokağın bir köşesinde sazını çal\nAma yoldan geçenlere sataşma! ...\nBen, şairim\nTaşlı tarlalarda doğdum\n                              büyüdüm\n                                     okudum\nHayatını alın teriyle kazananların şairim\nMerhamet aklıma öyle yerleşmiş ki\nOnunla yatıyor onunla kalkıyorum\nDünyaya açılan penceremden bakınca\nİş arayanların acılarını paylaşmak istiyorum\nİş\n  aş \n    eş\nİlkelerimden  yalnız birisi\nBir başka ilkem de halkın \n                                  alın terinden\n                                         emeğinden                  \nZengin olanlara işsizleri\n                                  açları hor hakir görme \nOnlara kapını kapama\n                      onlar da Tanrı’nın kulu \nOnların da izzet ve şerefi\n                                   haysiyeti\n                                          onuru var\nGecenin karanlığında\n                        bir köşede\n                               rakı şarap içenler\n                                       yoldan geçenlere sataşanlar\nÜzüntü verir bana\nOnlara Tanrı yolundan ayrılmayın, derim\nTanrı insanlara akıl vermiş\nİnsan aklını kullanmasını bilirse\nSokakta yaşamaktan kendini kurtarır\nEğer kurtaramazsa\n                   sokak kedilerine\n                             sokak köpeklerine benzer \nOnlara derim ki, Tanrı yolundan ayrılmayın \nKendini herkesten üstün gören \n                                          iftira eden\n                                               yalan söyleyen insan\nToplumdan dışlanır\nİnsanın toplumdan dışlanması hiç hoş değil                                              \nOnlara derim ki,\n               yalan sözden sakının\nHeey alın teriyle rızkını sağlayanlar\nSize derim ki, Tanrı verdiği nimeti artırsın\n                                                   noksanlaştırmasın \nAma, iş için kapınızı çalanlara iyi davranın\nİşsizlere \n       açlara\n          yoksullara karşı merhametli olun\nOnları kırmayın, incitmeyin\nKendini akıllı sanan adam\nÜstünlük taslama\nEn üstün varlık Tanrı’dır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En vefalı",
        "poet": "Yılmaz Musluoğlu",
        "poem": "\n\nGündüzleri can yoldaşımdır\nGeceleri sırdaşım\nGölge gibi peşimde\nDüğün-dernekte masa arkadaşım.\n\nYalnızlıktır ‘’en vefalı’’ arkadaşım\nHiç ihanetini görmedim\nDuyan da olmamıştır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Uzun Yol",
        "poet": "Ahmet Nural Öztürk",
        "poem": "\n\naz yolculuk edilen yol\nen uzunu olandır\ntek bir adımla başlar\nmilyonlarcası yürür\nsonu başında\nbaşı sonunda\nbitmeyen bir sevda gibidir...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Yakın Dost",
        "poet": "Kazım Kaya",
        "poem": "\n\nher \nçıkmaz sokakta yol\nher \ntükenişte sabır\nher \nkaranlık gecede dolunay\nher\nçaresizlikte umut\nher üzüntüde mutluluk\nve her yalnızlıkta\nen yakın dost oluyorsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Üstün Akıl",
        "poet": "Nuran Karaca",
        "poem": "\n\nAkıl akıldan üstün olurken ;\nen üstün akıl\nyine kendinin aklı;\nçünkü onun kalptir desteği .\n\nSusmaz Şiirler\n\n14:22 09.02.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Yakın Yabancı",
        "poet": "Aslı Kaya",
        "poem": "\n\nYine akşam çöktü, yine karanlık, yine bomboş gönlümün sokakları.\nAma bu sefer eskisi gibi değil, bu sefer önceki terkedişlerin kadar koymadı gidişin. \nBoşluktayım sadece,\nNe hüznüm var diyebilirim, ne huzurum.\nYaşanılanları artık hatıra olarak bile göremiyorum, sadece tecrübe oldu bana kattığın. Kinim yok, kızmıyorum; kızamam da zaten, bende sadece bir hiçsin artık. Sadece bir hiç ve ben nihilist değilim! Kendine iyi bak en yakın yabancı, sen çoktan unutuldun....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Yanlış",
        "poet": "Yasin Özen ",
        "poem": "\n\nsen en yanlışı \ngecerken yaptın \nyıkarak köprüleri\nbıcak ışıltısında saplanır\ngözlerden süzülen ihanet\nartık kimseyle olamazsın\nsenli benli\nsensiz bensiz \nbelki\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Yanlış Doğru",
        "poet": "İsmet Fettahoğlu",
        "poem": "\n\nKalın bacaklı bir kuytunun ardından seyrediyorum hep seni.\nTel örgülere sarıp sarmaladığım iştahım,\nTel tel çözülür kavruk prangalarından da\nTek tek savrulur bir yanlışa diye...\nBelki de en doğrusu; \nÇeliğe azıcık su katılmasıdır\nAma bilirim ki yanlışın en tehlikelisi\nDoğruya en yakın olanıdır...\n\n13.09.2016 perşembe \nİspir/Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En yakın dostun bile düşman olur",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nSakın hiç bir kimseye verme aman,\nEn yakın dostun bile düşman olur.\nMal para araya girdiği zaman,\nEn yakın dostun bile düşman olur.\n\nİnsanların hali üzüyor beni,\nBu anlattığım siz sanmayın yeni.\nAdam zengin olursa sormaz seni,\nEn yakın dostun bile düşman olur.\n\nHayat büküyor insanın belini,\nKimseler sana uzatmaz elini.\nBir de sen düşersen sorma halini,\nEn yakın dostun bile düşman olur.\n\nFakir olanın kapısından girmez,\nAdam bakar ama kimseyi görmez.\nMenfaati olmayan selam vermez,\nEn yakın dostun bile düşman olur.\n\nYusuf nabar diyene göz kıparsın,\nKötü olana gözünü kaparsın.\nDevir böyle gardaş devir naparsın? \nEn yakın dostun bile düşman olur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Yüksek Gaye İhlas",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nİhlâs hakkında \n\nRahman ve Rahim olan Allahın adıyla\n1-İhtilafa düşmeyin, sonra cesaretiniz kırılır, kuvvetiniz elden gider.(Enfal suresi:46)   \n2-Allah için namaza durup kıyamda bulunun(Bakara suresi:238)   \n3-Nefsini günahlardan arındıran, kurtuluşa ermiştir. Nefsini günaha daldıran ise, hüsrana düşmüştür.(Şems suresi:9-10)   \n4-Benim ayetlerimi, az bir dünya menfaatiyle değiştirmeyin.(Bakara suresi:41)   \n5-Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla\nMuhakkak ki biz sana kitabı hak ile indirdik. İbadetini İHLÂS ile Ona yönelterek sadece Allah'a kulluk et. Bilin ki şirkten ve riyadan uzak halis din Allah'a mahsustur.(Zümer suresi:2-3)   \n6-İnsanlar helak olur; ancak bilenler hariç.\nBilenler de helak olur; ancak, bildiklerini yaşayanlar hariç.\nBildiklerini yaşayanlarda helak olur; ancak, İHLÂS lı olanlar hariç.\nİHLÂS LI olanlarda her an onu kaybetme tehlikesi ile, karşı karşıyadırlar.(Keşfül-Hafa, 2:312)   \n\n 'Ey âhiret kardeşlerim ve ey hizmet-i Kur'aniyede arkadaşlarım! Bilirsiniz ve biliniz: Bu dünyada, hususen uhrevî hizmetlerde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet, en makbul bir şefaatcı, en metin bir nokta-i istinad, en kısa bir tarîk-ı hakikat, en makbul bir duâ-yı mânevî, en kerametli bir vesîle-i makasıd, en yüksek bir haslet, en sâfî bir ubûdiyet: İhlâstır.'\n\nİhlâs ile ilgili dilimizin döndüğü kadar yukarıda Üstad hazretlerinin 21.lem'adan alıntı yaptığım ifadelerini beraber müteala edelim. Âcizane açıklamaya çalışalım. Elbette bu ifadeler daha geniş manalar içerebilir, Her ifadenin içinde daha gizli manalar saklı olabilir. Değişik şekilde yorumlayanlar da olabilir. Benim anladığım bu İhlâs risalesinin ' Bu lem’a lâakal(en azından)     her on beş günde bir defa okunmalı' ibaresi konduğuna göre ve tavsiye edildiğine binaen;  Allaha inanan ve Hz.Muhammed (asm)      ümmet olan dava insanlarını kendi aralarında birlik ve beraberliklerinin dünya ve ukba için sosyal münasebetlerini düzenleyen önemli kurallar içermesindendir. Zira Peygamber Efendimiz zamanında nasıl sahabe efendilerimizin arasında kardeşlik müessesesi yerleşmiş, kardeşinin nefsini kendi nefsine tercih edebilmişse, bu zamanın müminlerinin de Asrı Saadette ki gibi bir ihlâsa yetişe bilmenin yollarını ayet ve hadis şeriflerden almış olduğu manaları, Peygamber Efendimizin yaşantısını kendine rehber yapmanın kurallarını bizlere gösteren düsturları sergilemektedir. Her zamanın bir revaçta olan hastalığı var bu zamanda enaniyetler, gururlar, şöhret kazanmak herkesin ondan bahsetmesi onu ön plana çıkartması geçerli bir durum kazanmış. Riyakârlık insanlara kendini beğendirmek ve bunun yollarını aramak bunun için çareler bulmak çeşitli basın ve yayının görsel medyanın da teşvikiyle bu hastalığı daha da artırmıştır. Bu hastalıklarla bizim aramıza set çeken bu manevi marazlara elbet çare bulmamız gerekir. Burada bize en büyük kaynak Kur'an ve sünnet yolunu gösteren ayetler ve hadislerin ışığında yazılan reçetelere başvurup manevi hastalıklarımızın tedavi çarelerini aramak şifaya kavuşmak elbette her müminin en büyük görevi olmalıdır.\n“Ey âhiret kardeşlerim ve ey hizmet-i Kur'aniyede arkadaşlarım! ” Hitabıyla başlıyor. Dünya kardeşlerim demiyor. Çok dikkat çekici bir ifade, Üstad için geçici fani bir hayatın ancak ahretin kazanılması için bir değeri vardır. Çünkü ahiret yurdu ebedi sonsuz bir hayattır. Kısa bir dünyada bu ebedi sonsuz hayatın kazanılmasına dikkat çekiyor. Onu kazanmak için çırpınanların yollarına dikenli teller ve maniler serilmiş olduğu için, bizleri o tehlikelerden uyarıyor, onların üzerinden rahatlıkla geçmenin yollarını, düsturlarını bu ifadelerle gösteriyor. Bizleri ne kadar da çok sevdiği hem dünya da hem de ahrette mutlu olmamızı yalnız bu kelime ve cümle dahi ispatlıyor. Kur’an hizmetinde bizlere arkadaşlarım diyor. Rabbim bu dua ve temennilere bizleri erdirsin. Bu hizmetin içinde ömrünü bu davaya adamış bir kahramanın, hizmetinin içinde buluna bilmek dolayısı ile Kâinatın Efendisi Hz. Muhammed a.s.m.in yüce gayesine hizmet etme davası değilmidir? \n“Bilirsiniz ve biliniz: Bu dünyada ve ahrete ait hizmetlerde, en mühim bir esas(asıl, temel)      en büyük bir kuvvet, en makbul bir şefaatçi,(ihtiyaç sahibinin af ve iyiliğe kavuşması için geçerli bir aracı)     en metin(sağlam)     bir nokta-istinat (dayanak noktası)      en kısa bir tarik-ı hakikat(hak yolu)      en makbul bir dua-i manevi (geçerli bir manevi dua)      en kerametli(ermişçesine yapılan iş)      bir vesile-i makasıd (asıl maksada götüren vasıta)      en yüksek bir haslet (meziyet, doğuştan gelen özellik)      en safi(halis, samimi)      bir ubudiyet(kulluk) , İHLÂStır.” Görüldüğü gibi her kelimeden sonra ifade edilen istenen, ulaşılacak, elde tutulmak için gösterilen hedef ihlâsta toplanıyor. Yukarda ayet ve hadisi şerifte de beyan edildiği gibi İhlâsın bizler için ne kadar önemli olduğu gösterilmiştir.\n\nRabbim cümlemizi ihlâs ile yaşamayı ve ihlâs ile sıratı müstakim yolu olan Habibi Edibi Muhammed Mustafanın a.s.m yolunda daim eylesin son nefesimizde kelime-i şahadet ile darı bekaya göçmeyi nasip eylesin. Hatamız ve kusurumuz varsa affınıza sığınır lütfen hakkınızı helal ediniz.\n\n17.04.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En zoru",
        "poet": "Hüseyin Ümit Çetin",
        "poem": "\n\nDost bulmak   'zor'   iştir\nDost olmak     'Zor'   iştir\nDost kalmak ' ZOR'  iştir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En zayıf noktalarından vururlar...",
        "poet": "Mustafa Cilasun",
        "poem": "\n\nEy can...\nİnsanlığı katledenler var\n Bunlar medeniyet pazarlayan birer canavar\n Kendi menfaat ve çıkarları adına her yolu mubah sayarlar\nŞer için ittifak yaparlar, her türlü desiseyi alalayıp zihinlere aşılarlar\n Bunlar kıtalar arası, hanelerin ihtiyacı, insanların deva araçları gibi sunarlar\n Her milletten tefrika ve hizip adına entrikalar tesis ederek, ruhları satın alırlar\n Dünyasını ahretine tercih eden nitelik sahipleriyle anlaşırlar ve en güvendiğini arkadan vururlar\nİktidar kavgası, şer yuvası, politik çıkarlar insanlık adına yüzkarası, her şeye rağmen arlanmadan vahşeti savunurlar\n Milletin en çok rağbet ettiği inanç ve manevi açıdan plan ve program yaparak, en zayıf noktalarından vururlar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Zor Gece Seni Görmediğim Günün Ardından Geliyor",
        "poet": "Turgay Kibar",
        "poem": "\n\nAh bilsen nasıl düşünüyorum seni, balık nasıl biliyorsa okyanusu\nSonsuzu ne olarak bilir eski tırtıl-kelebek, bize bak\nİnce bir dala tutunuyorum çılgınlık uçurumunda\nYarın bambaşka bir gün olacak belki kelebek olmayacağız\nEn zor gece seni görmediğim günün ardından geliyor, hesap et\n\nÖnden giden komutanları gibi askerlerin savaşta\nZengindir yüreğim en az onun yüreği kadar cesaretten\nMasmavi gökyüzüne bakıyorum korkmadan ancak\nEn zor gece seni görmediğim günün ardından gelir\nNe cesaret kalıyor bende o an ne hayat, hesap et\n\n(Kızılay ANKARA,26 Eylül 2003 Cuma)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Enayi  /... Hicviye",
        "poet": "Refah Torlak",
        "poem": "\n\n“ ENAYİ “ /… Hicviye \n\nİçten içe dağılmış, kendini sanır şayi \nHer sözünde pot kırar, sanki salaklık bayi   \nKafasının içi boş, beynini etmiş zayi \nMecnundur o dolanır, arar durur enayi \n\nÖyle ballı anlatır, sanırsın ki bir dahi       \nTabii etkileyecek, söylenenler şifahi   \nAslında palavradır, zannedersin hep sahi  \nHa babam ahkâm keser, ama hepsi de vahi     \n\nHiç ciddiyet arama, her hali cıvık mayi        \nKalbini bilemem de, tavırları havai                             \nBol keseden dağıtır, palavrada pek ahi        \nOnca emek verse de, boşa gider Mesai       \n\nRefah TORLAK  /  RETOR  27. Mart. 2010\n\nŞayi = Kaplayan, kapsayan, yayılmış,\n           Yaygın, şamil, şümullü  \nMayi = Sıvı, likit, akıcı, eriyik, selis, \n            Seyyal, mahlül, solüsyon  \nVahi = Abes, anlamsız, nafile, \n            Saçma, yararsız,   \nAhi = Eli açık, cömert,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En Yüksek Mertebe Öğretmenlik",
        "poet": "Ümit Fatma Uçar",
        "poem": "\n\nEn yüksek mertebe okumak,öğretmenlik\nBu meskek çok kıymetli faydalı hem de büyük\nOnu bize tanıtan,öğreten Mustafa Kemal Atatürk\nEy saygı değer kıymetli öğretmenim\nKültür ilim,irfan hep senin eserin\n\nGece gündüz demeden işinde\nKöyde kentte her yerde tahta başında\nKörpe yavrularla ilim ve öğretim savaşında\nEy saygıdeğer kıymetli öğretmenim\nKültür ilim irfan hep senin eserlerin\n\nSyın öğretmenim değerin kiymetin büyük\nHakiki mürşit ilimdir demiştir Atatürk\nNe mutlu sana mukadestir öğretmenlik\nEy saygı değer kiymetli öğretmenim\nKültür ilim irfan hep senin eserlerin\n\nAslında vatan millet sana emanettir\nAtatürk'ün  fikirr ve ilkelerini sen dile getir\nVatanına milletine hizmet götür\nEy saygı değer kıymetli öğretmenim\nKültür ilim irfan hep senin eserlerin\n\nYoktur dünyada ilmin kültürün misali\nBana bir harf öğretenin kırk yıl kölesiyim,\nDemiştir veliaht Hazreti Ali\nSayenizde açıldı medeniyet ve nezaket yolu\nEy saygıdeğer kiymetli öğretmenim\nKültür ilim irfan hep senin eserlerin\n\nMuhlis derki insanı insan yapan\nKainatı ilim ve faziletle donatan\nBütün müeseseleri ve kurulyuşları yaşatan\nEy saygıdeğer kiymetli öğretmenim\nBütün bunlar hep senin eserlerin\n03.06.1983\nMehmet Muhlis Fırat\n1926-1996\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Enayi",
        "poet": "Mustafa Öcalan",
        "poem": "\n\n'Hayvan bunlar be hayvan\ndeli bunlar deli\nalıp hepsini\nkapatacaksın tımarhaneye\nadam resmen ötüyor horoz gibi.' \n\nTımarhaneye kapatınca\nhepsini\nişsiz kalacağını düşünmüyor \nenayi! \n\nÇınlatmak istiyorum kulaklarını \nOktay Akbal'ın\n'Önce ekmekler bozul(du)  ' madı \nöğretmenlerini bozdular ülkemin \nsonra da ekmeklerini.\n\nOnlar hayvan değil \nfidanlarım,\nonlar deli değil \nçınarlarım...\n\n- Sokrates'e de deli demişlerdi -\n\nHoroz gibi ötmek varken\ntavuk gibi gıklamak niye? \n\nOnlar benim yarınlarım.\n\n                                                Mustafa Öcalan     Çağlayan - 1997\n\n\n"
    },
    {
        "title": "En zengin insanlar, akıllarını çalıştıranlardır",
        "poet": "Fahri Bulut",
        "poem": "\n\nGözleri kör insanlar çalışan akıllarıyla, ellerinde ki çubukla yollarını bulur, çamura ve çukura düşmeden, tehlikelerden uzaklaşarak gidecekleri menzillerine kazasız, belasız varırlar. Aklı kör insanlarsa, tehlikeyi göremez çamurun ve çukurun içine düşerler. Tanrı hiç bir kulunu akıl fukarası yaratıp,  aklını kör etmesin..\nRabbım aklı körlerin şer ve belalarından,akıllarını çalıştırarak, doğruyu, yanlıştan ayıran, doğruya EVET, yanlışa HAYIR diyen, kul hakkı yemeyen, yalan söylemeyen, namuslu, onurlu, haysiyetli ve şerefli kullarını korusun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Enayi",
        "poet": "Tarık Erkutlu",
        "poem": "\n\nSözlerimi lodos mu sandın.... \nNeden ağladın rüzgarımda \nAyrılık diye bir şey yok \nseni düşünürken yanımda \n\nGitmemişsin, terkedilmemişim, \nİçim sıcak, dudaklarımsa \nGecenden kalmışcasına kırmızı \nEllerim sana sarılmışcasına heyecanlı \n\nTitriyorsam bir köpek gibi kuytuda \nMüptelalığımdan.. \nAdımlarım bİrbirine karışıyorsa \nİçmişim damarlarımda sen... \n\nSana aşıklığım var alnımda \nYaklaşsan göreceksin. \nBu devirde var mı böylesine aşk. \nVe Hangimiz daha enayi? ... \n\nSana doğup sana ölüyorum.\n\n17.02.2006 - Üsküdar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Encâm",
        "poet": "Mehmet Fatin Baki",
        "poem": "\n\nÜzgün görünürsün benim ey sevgili refikam \nNerden geliyor sendeki kasvetli derin gam \nNeş'eyle yaşam fırsatı varmış ki kaderde \nİhsan edilen ömre henüz gelmedi encâm. \n\nYetmiş yılı geçtik yaşarız belki de seksen \nTozdan ve gubâdan arınıp kalk yere düşsen \nEndişe edip boş yere dertlenme sakın sen \nİhsan edilen ömre henüz gelmedi encâm. \n\nBir kez daha coşkuyla çocuklar gibi biz de \nGörkemli hayaller kuralım kuytu denizde \nGel zevk alalım arta kalan günlerimizde \nİhsan edilen ömre henüz gelmedi encâm. \n\nEncâm = nihayet, son \nRefika = kadın yol arkadaşı, eş \nKasvet = sıkıntı \nGubâr = toz toprak \nEndşşe = vesvese, kuruntu \n\nMefûlü      mefâîlü      mefâîlü      feûlün \n/   /  .      .   /   /  .     .   /   /  .     .   /   / \n\n\nc\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Endamı Güzel",
        "poet": "Zeki Sarı",
        "poem": "\n\nGem vurdum duygularıma bir nebze\nÜşüdü geceleri, buz kesti yatağım sensizlikte.\n\nLatifeyi unuttu dilim, gizemsiz gözlerim\nSevdi-bekledi hep seni, yokken sensizlikte.\n\nAnla beni! Bir neşe-bin kahkahasın sen\nDans edelim sonsuza dek sen ve ben\nEndamın bana güzel, inan sensizlikte.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Endişe",
        "poet": "Enfal Törün",
        "poem": "\n\nYine akşam çöktü üstüne kentin\nşimdi sen karşı kıyıda bir yerde\nışıklı pencerelerden birindesin \nbense bu kıyıda derin hasretinde\n\nEnfal Törün / Karşıyaka-İzmir / 20.05.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Endişe...",
        "poet": "Sadun Aksüt",
        "poem": "\n\nÖmür boyu benle doluyken özün,\nGözlerimden bir an çıkmazken gözün\nHayatımın sonu olacak sözün\nBakalım ne zaman çıkar ağzından....\n\nHer günüm endişe, yarını düşün...\nBitti, ya bitecek, sonu bu düş'ün\nBu ne tedirginlik, senin son sözün\nBakalım ne zaman çıkar ağzından....\n\nLevent-İstanbul, 1993\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ender sevgi",
        "poet": "Ulya Erkman",
        "poem": "\n\nAtaturkun oldugu \nGun\nMillette buyuk bir \nHuzun\nGazeteler yaziyor gunun\nOlaylarini\nOkuyayim dedim\nBazilarini\nBir cocuk resmi cekti\nDikkatimi\nOkudum gozumde yaslar\nHikayesini\nOn uc yaslarinda gazete \nSatiyordu\nTramvay sahanliginda yaziyor yaziyor\nSon havadis diye bagiriyordu\nBir bey 'Oglum neden bagiriyorsun\nOyle\nAtaturk oldu onun icin satiyorsun\nGazeteleri boyle'\nDeyince cocuk firlatir butun topladigi\nParalari yere\n Aglayarak 'Ataturk olduyse\nDeymez hicbir seye'\nDeyip uzaklasir \nAglayarak\nBiraktim gazeteyi gozumde yaslar \nAkarak\nBunca sene unutmadim 0 cocugun \nHikayesini\nNe guzel anlatiyor degilmi\nO ATATURK SEVGISINI?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Endişe",
        "poet": "Mümin Çelebi",
        "poem": "\n\nBüyük bir endişe var içimde\nBu iş çok gitmez batacak diye\nBaşladı ödeneklerini bir bir ötelemeye\nİnsanlardan uzak durup kalktı yüz çevirmeye\n\nBüyük bir endişe var içimde\nBir imparatorluk yok olup gidecek diye\nSilinip sayfalardan dönecek maziye\nSorumluluK bilmeyeni kimse almaz ciddiye\n\nKokar oldu insanlar kapısında durmaya\nZorluk görmeden alışılmış kolay kazanmaya\nVaatlerle yatırımlar dönmez nakit paraya\nÖz kaynağın yoksa sermaye dayanmaz buraya\n\nBütün sözlerinde sığınma yalanlara\n İhtiyacın olmasın tarumara talanlara\nHekes şahit bu yolda yaya kalanlara\nYazık olur yalan dolan uğruna yok olanlara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Endişe",
        "poet": "Aytuğ Tahsin",
        "poem": "\n\nEndişe...\nNe beyhude geçmişe,\nNe bilinmez geleceğe,\nBir hayat ki seninki\nHükmü şu an,şu hece...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Endişe",
        "poet": "Kemal Tekir",
        "poem": "\n\nÇoğumuz ara sıra endişelenir,\nAşırı endişeli birilerini tanırız.\nEndişe zihnimizde esen,\nGüçlü rüzgar gibidir,\nNe kadar uzun süre eserse,\nO kadar yıkıcı olur.\nUzun süre endişelenirsek,\nEndişe paniğe dönüşür.\nEndişe bize hiçbir yarar sağlamaz.\nEndişelenerek vakit kaybetmektense,\nSorunlarımıza yapıcı çözümler aramalıyız\nÇıkışsız düşüncelere kapılırsak,\nSonu çıkmaz sokak olur.\nHasta olursam  ne olur? \nİflas edersem ne olur? .\nİşimi kaybedersem ne olur? \nSağlığımı yitirirsem ne olur? \nEndişe çıkmazlarından,\nDüşünce biçimimizi değiştirerek,\nHer güçlükten bir çıkış yolu olduğuna\nİnanıp mücadele etmekle kurtulunur.,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Endamı güzel",
        "poet": "Sami Yalçınkaya",
        "poem": "\n\nEndamını seyre daldım fonda deniz,geçen feribotlar ve gökyüzü,\nGün batımı eşlik etti esmer tenine,saçlarının teline,\nArkaya her dönüşünde,gördüğüm gülen yüzün ve bir çift seven gözündü.\nAşka dair söylenen türküler gibi yanık,içliydi sesin,\nHer kelime özenle döküldü dilinden verdiğin sevda sözüydü.\n\nGüneş ısıtırken içini,bedenin değil ruhundu ısınan,\nDüşmü,hayalmi? Odanın loşluğunda seni sahici kılan,\nDokunduğumda anladım gerçekmiş karşımda tüm ihtişamıyla duran,\nAşkın baş kösesi neresidir diye soracak olursan,\nDostun ana kucağıdır,varmıdır ondan daha şefkatli bir liman.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Endişe",
        "poet": "Adnan Şahin",
        "poem": "\n\nBin türlü endişe var \nCakmak gibi gözlerde\nSanki sinmiş de korkar\nKulağı gelecek sözlerde\n\nUmutsuz calışır hergün\nMerak eder yarını bugün\nNe olacak diye acaba\nTedirgin gecer tüm gün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Endişe",
        "poet": "Ali Can Güzel",
        "poem": "\n\nkaranlığı kokluyorum\n\npis bir moruk gibi\n\niçimdeki yaşlılık büyüyor\n\ndökülüyorum\n\ndallarla yapraklarla\n\nhiç geri dönmeyecekmişim sanki\n\nensemde soluduğum endişe\n\nile \n\nardından \n\nyitik giden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Endişe",
        "poet": "Mahir Odabaşı",
        "poem": "\n\nENDİŞE \n\n‘’Geldiğimizde şu fani aleme,\n  Kendimizi bulmuştuk emin ellerde,\n  Bazen insan düşünüyor ve korkuyor,\n  Acaba  biz bu dünyadan giderken,\n  Minem, Eminem olacak hangi ellerde? \n  Mehmedim değer verecek mi bizlere de? \n  Yoksa, eften püften mazeretler  sıralayıp,\n   Der mi? Nasıl olsa ilgileniyor artık belediye! ’’\n                                                                      *\n\n‘’Önce; bebekler büyüyor, anne-baba kucağında\nSonra; anne baba ölüyor, yavrusunun kucağında’’\n\t\t\t\t\t(mahir-2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Endişe",
        "poet": "Kemal Varol Kiğılı",
        "poem": "\n\nKaç kez doğar dolunay, kaç kez ışır yıldızlar\nEn çok neren acır gün batımında,\nEn çok seni görür gündoğumunda  gözlerim\nÇırpınırım,\nSımsıcak yelleri ay yüzüne sürmeye\nRüzgar olurum efil efil, titreyen yüreklere\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Endişe",
        "poet": "Faik Erol",
        "poem": "\n\nAğaçlarla, sarı sarı yaprakların,\nYağmurun, güneşin,\nIslanmış toprakların,\nHele de o buselerin kadar sımsıcak anıları yetsin bize! \nYok değilse; korkuyorum! \nSevgimiz, dostluğumuz, bu koskoca aşk,\nGöze gelecek, göze! \n\n(1 Aralık 1980)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Endişe",
        "poet": "Muharrem Soyek",
        "poem": "\n\nSakin ol be güzelim!\nCırlamak değil ki ayrılık çilesi\nHele ishal olmuş bebek gibi\nHiç değil öylece çıkartmak içini.\n\nAğlasan da yana yana\nEndişe etmeyeceksin aşktan yana,\nCanan çekip gitse de ardına bakmadan\nCan sürmelisin sende kalan ruhundan.\n\nİşte böylesi soylu yaslar içinde\nCana can katan canan özleminde\nAşk acısına minnet getire götüre...\n\nBak kaldırıldı bile gözyaşların müzeye\nSaçıldı küllerin, aşkın şükran denizine…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Endişe",
        "poet": "Selçuk Coşkun",
        "poem": "\n\nGeçtiğim sokaklar eskiydiler.\nSalaş dükkanların kapılarında yaşlı esnaflar.\nVe çınarların gölgesinde, ağustos sıcağında;\nNargile içip,....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Endişe",
        "poet": "Tevfik Karınca",
        "poem": "\n\nYıllarca kandırdın\nYalan dolan hile desise\nÜstünden çıkarmadığın o bildik aynı elbise\nNe filmler çevirdin sandın olacak hepsi kapalı gişe\nSana duyduğum ne aşk ne de sevgi\nSadece ve sadece koskocaman endişe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Endişe Beyanı",
        "poet": "Abdurrahim Karakoç",
        "poem": "\n\nBaşkalaştı hasbahçenin kokusu\nBülbül gülü kirletecek, korkarım..\nKıçın kıçın yüzmektedir su kuşu\nÖrdek gölü kirletecek, korkarım..\n\nTüm sular yokuşa doğru akacak\nEl-âlem hayretle bize bakacak\nNeyi tutsak elimizi yakacak\nAteş külü kirletecek, korkarım..\n\nAK palavra siyah renge döner mi? \nYalan mumu ikindiden söner mi? \nÇiçek zehirliyse arı konar mı? \nKovan balı kirletecek, korkarım..\n\nKöprüler kuruldu geçmemiz için\nZehirler sunuldu içmemiz için\nSebep ne yad ele göçmemiz için? \nKervan yolu kirletecek, korkarım..\n\nGerçek sandık cilalanmış sözleri\nDüşman değil, dost aldattı bizleri\nYalakalık kör eylemiş gözleri\nMeyve dalı kirletecek, korkarım..\n\nSaf fikirler çekiliyor kızağa\nDüşürdüler bizi bizden uzağa\nMahkûm olacağız bin bir tuzağa\nÖfke dili kirletecek, korkarım..\n\nSöyleyin, tabyamız bu tabya mıydı? \nAşklar, idealler hep kopya mıydı? \nUmutlar, hayaller ütopya mıydı? \nSerap çölü kirletecek, korkarım..\n\nGök gürlüyor, fena şimşek çakıyor\nDanışmanlar bildiğini okuyor\nÇıraklar desensiz sergi dokuyor\nÇulha çulu kirletecek korkarım..\n\nÖdenen tavizler Arş’a ulaştı\nSabrettik sabrettik, sabrımız taştı\nDamadın sayısı yirmiyi aştı\nGelin tülü kirletecek, korkarım.\n\nDomuzlar içinde bir uysal kuzu\nKapatmış gözünü, yalıyor tuzu\nParacı patronlar çalıyor sazı\nParmak teli kirletecek, korkarım..\n\nKriter sayısı arttıkça artar\nVerheugen ölçer,Jak Şirak tartar\nYa Rab bu zilletten sen bizi kurtar\nMektup pulu kirletecek, korkarım..\n\nVurgun yedik, zoka yuttuk sayısız\nToprak sattık, tesis sattık sayısız\nBoş senede imza attık sayısız\nKalem eli kirletecek, korkarım..\n\nTürkiye'miz AB’sine girecek\nÇağdaş zümre zina keyfi sürecek\nKart katırlar yularları kıracak\nKısrak nalı kirletecek, korkarım..\n\nTanımaz, duymaz ki vekiller bizi\nCiddiye alsınlar endişemizi\nHaçlılar dikiyor elbisemizi\nGömlek kolu kirletecek, korkarım..\n\n14 Eylül 2004/Vakit\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Endişe Ediyorum",
        "poet": "Ufuk Biçimli",
        "poem": "\n\n\"Sevgi dolu harfleri birleştiresim var amma; \t\nÜzerine alınırsın diye endişe ediyorum.\"\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Endişelenmek",
        "poet": "Kemal Tekir",
        "poem": "\n\nEndişeye kapılıp ta,\nPireyi deve yapınca.\nElimize ne geçer ki,\nUmutsuzluktan başka.\n\nEndişe düşüncemize,\nVirüs gibi yerleşirse.\nDerin iz bırakır bizde,\nYıpratır bedenimizi de.\n\nEndişe düş gücümüzün,\nOlumsuz kullanımıdır.\nİnsan paniğe kapılır,\nYapacağını şaşırır.\n\nEndişenin üstesinden,\nGelebilmek için bizler.\nEndişeyle yüzleşelim,\nDüşüncemizden silelim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Endişe Korkular Ve Umut",
        "poet": "Cemal Karsavran",
        "poem": "\n\nbir türküde dinledim bu gün seni; \nharman sonu tozları savrulurken\ndüğün dernek kurulmuştu sabahtan\nhani yarına umut ektiğimiz bir an\nhatıralarla gelip geçtin gözlerimden\n\nçocuklar koşturuyordu bayramlıklarıyal\ntoz duman yollarda davul zurna peşinde\nal duvak kapamıştı yüzünü \ngelin olmuş gidiyordun at üstünde\ninlerken kurşun sesleri dağ tepelerinde\n\nmavi vurulur bazen sorgulu bazen sorgusuz\nadı konulmayan duyguların gizinde\nyelken açılmışken hayat denizinde\nyarınlar yarım yamalak sarılmış bir bohça\nneticesi yıllarca sorgulanan\n\nürettiğimiz varoluşumuzun sebebi\naynaların yansımasında bulduğumuz\nsuretlerimiz bin bir çeşit maske\nbazen soyut bazen somut gerçeğimiz\nendişe korkular ve umut\n\n03-11-2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Endişeli Bekleyiş",
        "poet": "Ümran Tokmak",
        "poem": "\n\nSukut derinleşti endişe azdı\nNe bir yaprak sesi, ne bir su sesi\nÖylesine tiz ki, yırtarcasına\nSaplandı beynime sessizlik sesi.\n\nÜstelik bayıltan ağır havanın\nÇöktü damarımafelç eden pası\nÇırpındı yüreğim, çatlarcasına\nDondurdu kanımı hissizlik hissi.\n\nEtrafa yayılan iğrenç kokunun\nEn berbat olanı leşten de pisi,\nRahatsız etmiyor, nedir demiyor,\nDuyular uyuşuk,peslerin pesi!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Endişeli Düşler",
        "poet": "Pervin Özkan",
        "poem": "\n\nBu gece yüreğim bir panik havasında; \nGece bekçisinin düdük sesini duyuyorum karanlık duvarımda \nYan sokaktan bozacı Adem seslenmekte bağrı yanık Adem,\nArkamda tam arkamda korkunç bir yangının gölgesi \nÜç beş çocuk yangın sahnesinde pencere pervazında \nUsulca ağlamakta.\n\nAh benim gören gözüm \nGörmektende öte kuran gözüm \nBeynime söz geçiremeyen   emektar  gözüm \n Ne istersin sen karanlık duvarlarda \nDüşmanmı belledin? \nGecelerimde uykularımda \n Neden  bu düşler bu kadar endişeli? \n\nBu gece yüreğim bir panik havasında; \nEndişe tamda koynumda …\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Endiseli Siir",
        "poet": "Rengin Gardner",
        "poem": "\n\nHuzur kiyisina vurmak istiyorum\nBicare ruhuma soz geciremiyorum\n\nBeynim zonkluyor endiselerden\nZaman geciyor, ne yapacagimi cozemeden\nBilmiyorum, ne zaman sona erecek sorunlar\nBilmiyorum ne zaman aydinlanacak karanlik yarinlar\nRengincik01/26/2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Endülüs",
        "poet": "Muhammed Gidici",
        "poem": "\n\nEndülüs derin yara.\nvuruldu haçlılara.\nkanları oluk oluk.\naktı serin sulara.\n.\nendülüs körpecikti.\ntatlı bir gelincikti.\navrupanın elinde.\nçok çile cefa çekti.\n.\nel hamrada ne oldu.\nmilyonlarca gül soldu.\navrupanın elinde.\nçok şehirler kayboldu.\n.\nmanastırlar inlerdi.\nkim bu sesi dinlerdi.\navrupa ortasında.\ninleyen müminlerdi.\n.\ngırnata ah gırnata.\nbaktınmı bu afata.\navrupa bir safsata.\nkör olma hakikata.\n\nen mağripli bir köle.\navrupa için öyle.\nendülüsü duymadınmı.\nkanla dönüştü sele.\n.\ndiyorlarya medenyet.\nözgürlük ve hüriyet.\ninsanlığa eziyet.\nonlarda tek meziyet.\n.\ndürüstlükten çok uzak.\ndolu entrik tuzak.\nbize uymaz bu kazak.\nhelal değil bu buzak.\n.\navrupa ve adalet.\nbudur zülüm delalet.\nonda doludur illet.\nbize şektirir zillet.\n.\nşimdi derler hoş görü.\ntoplanıp sürü sürü.\nolma haçlı figürü.\nsevindirme gavuru.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Enerji Tüketimi",
        "poet": "Kaptan Mahsun",
        "poem": "\n\nKullanırsan enerjiyi bilinçsizce\n\nElektriksiz kalırsın  bir gece \n\nTasarrufu kutsal sayacaksın\n\nHerkesi  uyaracaksın, bilinçlendireceksin\n\nKömürü  çıkarmak için gün yüzüne\n\nHepsinin canı çıkıyor   gökyüzüne\n\nÖlçülü  kullanmazsan doğal gazı  kömürü\n\nNasıl bakacaksın  emekçinin  yüzüne,\n\nMilyarlarca dolar veriyorsun petrole\n\nYürek nasıl dayanır  bu korkunç bedele,\n\nEğer bitmezse bu savurganlık\n\nSonra muhtaç olursun ele güne...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Enerji Tasarrufu",
        "poet": "Kasım Kaplan",
        "poem": "\n\nKaynak sular boşuna akar gider dağlarda,\nÇeşit çeşit meyveler suyu bekler bağlarda.\nBir yudum su belki bir çiçeğe hayat verir,\nCanlanan o çiçekler meyveleri üretir.\n\nOdun, kömür yakacak iyice yakılmalı,\nKapı ve pencereler sıkı kapatılmalı.\nSen zengin olsan bile, ülkeye zarar verir,\nDevlet zayıfladıkça, senin servetin erir.\n\nAraba yakıtında, çok dikkat edilmeli,\nYakın olan yerlere yürüyüp gidilmeli.\nHem bize spor olur, hem de israf etmeyiz,\nİthal petrol yakıtı gereksiz tüketmeyiz.\n\nEnerji tasarrufu, alışkanlık olmalı,\nHer insan ülkesini israftan korumalı.\nBize düşen görevi, biz tam yaparsak eğer,\nGüçlenir devletimiz, buda her şeye değer.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Enerji ve Kaynaklarda Tasarruf",
        "poet": "Kasım Kaplan",
        "poem": "\n\nKaynak sular boşuna akar gider dağlarda,\nÇeşit çeşit meyveler suyu bekler bağlarda.\nBir yudum su belki bir çiçeğe hayat verir,\nCanlanan o çiçekler meyveleri üretir.\n*\nOdun, kömür yakacak iyice yakılmalı,\nKapı ve pencereler sıkı kapatılmalı.\nSen zengin olsan bile, ülkeye zarar verir,\nDevlet zayıfladıkça, senin servetin erir.\n*\nAraba yakıtında, çok dikkat edilmeli,\nYakın olan yerlere yürüyüp gidilmeli.\nHem bize spor olur, hem de israf etmeyiz,\nİthal petrol yakıtı gereksiz tüketmeyiz.\n*\nEnerji tasarrufu, alışkanlık olmalı,\nHer insan ülkesini israftan korumalı.\nBize düşen görevi, biz tam yaparsak eğer,\nGüçlenir devletimiz, buda her şeye değer.K.K\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Êne",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nÊne mare roşano,\nKam se vaco ey zano,\nDüa bıkı buwazı,\nÇı buwazı ey dano.\n\nGünlerin şahı Cuma,\nHaftanın mahı Cuma,\nVarlığı var edene,\nYapar semahı Cuma\n\nİni wazu nesihat,\nSelatu selam bine,\nKes ne bıje disa hat,\nKi dıbe wana dine.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Enez sabahı",
        "poet": "Fikret Yılmaz",
        "poem": "\n\nSevimli bayan çayı demliyor\netrafımızdaki ağaçlar çiçekler \nbize dans ediyor\ncır cır böcekleri senfonilerini geçerken\ndeniz bize el ediyor\ndeniz kumsal ben ve o\nanlatsam gülerler\n\n(temmuz 2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Endülüs de Aşk",
        "poet": "İrfan Kayagil",
        "poem": "\n\nEndülüs de raks hala kırmızı\nKızıl saçlı sevgili \nYa da ecelin hızı\nYaşanmadan çalmasın\nKapımızı\nDört yöne yönelir\nİlk öncüden biri\nSeçmek değil \nGeçinmek yaşamın gülü\nÖtsün elbet aşkın bülbülü\nKanar yürek\nAşka susuzluğunu bilerek\nEndülüs de Aşk da hala kırmızı\nAşk aslında bir kelebek\nBir günlük ömrü olsa da\nHayat bu, başınıza gelecek\nEndülüs de hasret de kırmızı\nAşık, aşka hasret\nSevene dersen sabret\nEndülüs de kavuşmak da kırmızı\nSevene dersen sabret\nKaplar içini  bir sızı\nBir akşam, belki de sabah\nGönül e huzur dolacak\nBu sevda ne ilk, ne son olacak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Engel",
        "poet": "Zafer Bağdaş",
        "poem": "\n\nEngel olunmayan kötülük\nEngel olunamaz olur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Engel",
        "poet": "İsmail Kalender",
        "poem": "\n\nHani dışarı çıkarsınız,\nDenizden, nehirden, akıntıdan,\nAna rahminden çıkar gibi\nDışarı!\nİçinizde o tatlı endişe,\nIşığa, özgürlüğe\nTatlı bir kayboluşa dair\nSonra ama bir sızı hissedersiniz\nGöbeğiniz çekilir\nEtten ilmik ilmik düğümlenir bağlarınız\nİnsana dair.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Engele Çengeldir Aşk",
        "poet": "Numan Ekşioğlu",
        "poem": "\n\n\t\tAcılar konuşurken\n\t\tCoşku sevinç susmayıp\n\t\tEzgili çığlıklar atabilmeli\n\t\tEngele çengeldir aşk\n\n\t\tGölge kadar aydınlanıyorsak hep\n\t\tEnkazlar ayakta ve \n\t\tDişler yürek ısırmakla meşgulse\n\t\tEngele çengeldir aşk\n\n\t\tGüzler yaz sunuluyor\n\t\tAçlar çok yanılıyor\n\t\tAydınlık karanlıktan beslenip duruyorsa\n\t\tVe eller hüzünleri küremekten acizse\n\t\tEngele çengeldir aşk\n\n\t\tGözkapaklarını aldırmalıyız\n\t\tBüyük protez kulaklar takmalı\n\t\tDili de şarkı söyler şekle sokuverdik mi\n\t\tGerisi aşkın işi\n\t\tEngele çengeldir aşk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Engeller",
        "poet": "Kemal Tekir",
        "poem": "\n\nYapabileceklerinizin hepsini yapmak\nİşitebileceklerinizin hepsini işitmek\nGörebileceklerinizin tümünü istiyorsanız\nOlabileceklerinizin hepsini olmak istiyorsanız\nEngellerle başa çıkmayı,öğrenmek zorundayız.\n\nEngeller pozitif tutumları,negatife,\nGüçlü durumları,zayıf duruma sokar.\nEngeller hayal kırıklığı yaratarak,\nİstediğimiz sonuçlardan uzaklaştırır.\n\nUzun dönemli başarıyı garantilemek için,\nEngellerimizi disipline etmeyi öğrenmeliyiz\nBaşarının anahtarı,engellerde saklıdır.\nEngellerle mücadele etmek kaydıyla.\n\nİşte, ilişkilerde ve yaşamın her alanında\nEngeller bitmez,başarıya giden yolda\nEngellerle kuşatılsak ta hayatta\nBaşarı engelleri aşmakta saklıdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Engellere fedakârca göğüs germektir bil sevgi",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nSevgi kalplerde açan gonca gonca güldür sevgi\nKışın haşin boradır yazın yakan bir ateştir sevgi\nSusamış çölleşmiş gönüllere bir yağmurdur sevgi\nSeven Genç kalplerde kıvılcım bir ateştir sevgi\nSevgi zorluklar içinde sevdiğini sevmektir sevgi\nEngellere fedakârca göğüs germektir bil sevgi\n\nHalil ÇOLAK 26.07.2009\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Engellere İnat",
        "poet": "Ferhat Ferhatoğlu",
        "poem": "\n\nSade Kerem,Mecnun,Ferhat mi Yön verdi aşka? \nHerşeyini veren yokmu başka\nBizde seviyoruz bambaşka\nEngeller ne zaman yol verecek aşkımıza\n\nYan yana iken görseler seninle bendeki seli\nCesaret  gösterip aramiza sokarlarmi ellerini\nAyirmaya güçleri yetmez vallahi\nHaykirarak ilan ediyorum SEVİYORUM SENİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Engeller,engel değildir",
        "poet": "Caner Yücel",
        "poem": "\n\nBataklığa saplanmış umutları yeşertmek\nYeni bir gün\nYeni bir hayat demektir.\n\nKoşmak, ayakların olmadan\nEtrafa yalancı gülüşler dağıtmaya\nSahte bakışlarla bakmaya benzer.\n\nPiyano çalmak, ellerin olmadan\nSakat bir kişinin spor yapma isteğine\nMutluluğun resmini çizmeye benzer\n\nFutbol oynamak, gözlerin olmadan\nKör bir kişinin, Bahar’da olan yeşilliliği anlatmasına\nZıpkınla balık avlamasına benzer.\n\nŞarkı dinlemek, kulakların olmadan\nVivaldi’nin eserini yorumlamaya\nKitap okumayan bir kişinin, roman eleştirisi yapmasına benzer.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Engelleri Aşalım",
        "poet": "Birsen Başar",
        "poem": "\n\nbir üzüntü içinde tanıdım sizleri \numutsuzluk içinde umut oldunuz\niçime kapanmış kaybettimi sandım anda \nbi el vardı bana uzanan \nbir anda günüme doğan güneş oldunuz \nsessiz çığlıklarımı duyan oldunuz \nne güzel yere geldim ben böyle \nmutluluk doldu yüreğime \nherkez sevğisaygı içinde \nmutluluk saçıyorlar her yere \nhaydi durma sende katıl bu eğlenceye \nmutsuzsan mutlu olursun \numutsuzsan umutların olur\nkorkma sende başara bilirsin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Engelli  Birey Ve Toplumsal Algılarımız",
        "poet": "Muhammed Aheng",
        "poem": "\n\nEngelli; bedensel, zihinsel veya duyuşsal aktivitelerinden herhangi birini veya birden fazlasını günlük hayatta normal olarak kullanamayan bireydir. Türkiye’de bu oran yaklaşık 8.5 milyon civarındadır.Toplumumuzun en çok kanayan ve bir türlü kabuk tutmayan aksak yanlarından bir tanesidir. Hakkını vermek gerekirse son zamanlarda devletin engelliler konusundaki mantalitesi çok değişti. Önemli derecede adımlar atıldı. Bu insanların hayatlarını kolaylaştırmak için maddi- manevi bir dizi değişiklikler yapıldı. Bu bireylerin toplumun doğal bir parçası olduğu anlayışı kabul görmeye başlandı. Bakıma muhtaç engelli bireylere ve bu bireylere bakan kişiye aylık bağlandı.Özellikle büyük şehirlerde  bu bireylere yönelik eğitim kurumları ve sosyal alanlar inşa edildi.Sanki topluma karşı bir kusur işlemiş edasıyla kendilerine reva görülen “Özürlü” kavramı yapılan kanuni değişiklikle “Engelli\" olarak düzeltildi. Atılan tüm adımlara rağmen toplumun engelli algısında çok ciddi değişimler olmadı. Toplum, bu bireylerin var olduklarını,toplumun doğal bir parçası olduğunu kabullenemedi. Bağrımıza basmamız gereken bu insanları hep görmemezlikten geldik.Ya da sadece “ah”, “of” sözcükleri kullanarak onlara acıdığımızı dile getirdik.\n          Yıl 2006, aylardan nisan. Mersin Hizmet İçi Eğitim Enstitüsü'nde seminerdeyim. Konu özel eğitim. Püfür püfür esen rüzgar ve sallanan palmiyeler gönülleri mest ediyor. Karla kaplı haşin bir bölgeden, sıcak ve nazenin bir ile gelmenin keyfiyle içimiz kıpır kıpır. Hemen yanı başımızda bulunan sahilin güzelliğine, temizliğine hayran kalmamak elde değil. Sahil boyunca yerde çöp bulmak neredeyse imkansız. Seminer binası ile Akdeniz’in gizemli maviliği el ele, kol kola…Bir haftalık seminer konusu “Engelli Birey.Çok fazla aşina olmadığım bir kavram.Engelli bireylerin nasıl eğitildiğini yakinen görmek, onların dünyasına girip yaşadıklarını bir nebze de olsa hissetmek…Kurs hocalarımız engelli bireylerin eğitimi ile ilgili takip edilen aşamaları teorik olarak anlattılar. Kürsüye çıkan her bir hocanın anlattığı şeyler yüzümüze bir tokat gibi iniyor. Bir eğitimci olarak yanlış tutumlarımızın farkına yeni varmanın utancını yaşıyoruz. Yıllarca sıradan bir insanın algısıyla hareket etmenin verdiği mahcubiyeti kızarmış yüzümüzden okunuyor.Birkaç gün sonra engelli bireylerin eğitim gördükleri okulu ziyaret ettik. Farklı engel gruplarına eğitim veren bu okulda gördüklerim bu konudaki bilgilerimi,anlayışımı değiştirdi. Bu bireylerle ilk defa aynı ortamı soluyorum. Kimi otistik, kimileri de zihinsel engelli. Onları yakında görmek, Yaşadıkları zorlukları tahayyül etmek… İçimde biriken kesif duyguları dışa vurmamak için kendimi alabildiğince zorluyorum. Çünkü onlara karşı sergilenecek her türlü acıma ve ağlama tezahürü onların ıstırabını daha da derinleştirecektir. Engelli bir çocuğu olan öğretmen bir babanın seminer salonundaki sunumu yürekleri dağladı. Zihinsel engelli çocuğunun yaşadığı, yaşattığı zorlukları anlatırken çoğumuz göz yaşlarımıza hakim olamadık. Zihinsel engelli çocuğu kimi zaman gecenin zifiri karanlığını aniden feryadı basarak; kimi zaman da gecenin sessizliğini kırdığı bardak ve tabaklarla bozuyormuş. Gece uyku tutmayan bu çilekeş çocuğun canı iyece sıkıldığında evdeki tüm muslukları açık bırakıp evi göle çeviriyormuş. Etrafta hangi mahalle sakininin bir camı kırılırsa, hatta ayağına diken batsa adres belli…Gizliden evden kaçıp ıssız sokaklara karışan çocuk günlerce tüm aileyi perişan ediyormuş. Çocuğundan olayı dışarı çıkamayan, misafirliğe gidemeyen ve misafir kabul edemeyen bu aile hayatın ağır imtihanına nasıl göğüs gerdiğini hayal bile edemiyorum.  Kendilerini Sosyal hayattan tamamen soyutlayan bu ailenin yaşadığı dramı empati kurarak  hayal ettiğimde titrediğimi hissediyorum.Engelli bireyin  aileye yaşattığı tüm zorluklara toplumun engeli de eklenince tam bir cehennem hayatı ortaya çıkıyor.\n          Yıl 2013, aylardan ekim. Sararan ve can çekişen sonbahar yapraklarının hüznüyle adımlıyorum sokakları. Sokaklarda  ağaçların kederinden damlayan kekremsi bir hava hakim. Yaşlılığı, biraz da ölümü anımsatan ölgün havayı içime çekiyorum zoraki. Yanan genzime rağmen nefti bulutlara takılıyor gözlerim. Dersime yetişmenin telaşı günün yorgunluğunu unutturur derecede.Halk Eğitim Müdürlüğü bünyesinde  engelli bireylere yönelik hazırlanan  memurluk sınavı kursunda Türkçe öğretmeni olarak görevliyim.  Kursa gelen arkadaşlarla tanışırken acılara gark oluyorum. Depreşen tüm kederlerimi zoraki tebessüm ederek gizliyorum. Ne yapmam gerektiğini bildiğim halde duygusal kişiliğime yenilmemek için debeleniyorum.Sergilenecek  En ufak acıma hissi her şeyi berbat edebilir. Çünkü bu arkadaşların acınmaya değil; kabullenmeye, desteklenmeye ve candan sevilmeye ihtiyaçları vardır. Engelin kendilerinde değil; engelin bilinçsiz toplumun ta kendisi olduğunu çoktandır idrak etmişlerdir.Her birinin engeli farklı farklı.İkinci hafta arkadaşları iyice tanıdıktan sonra  fark ettim ki arkadaşlarımız hayatlarından şikayet etmiyorlar. Bilakis kendilerine herhangi bir görev verildiği taktirde en iyi şekilde icra edeceklerine dair kendilerinden son derece eminler. Yeter ki insanlar kendilerine yetersiz ve işe yaramaz bir fert gözüyle bakmasınlar. Görme engelli bir arkadaşımızın hayat hikayesini anlatırken sergilediği metanete, sahip olduğu sabra ve tevekküle hayran kaldım. Yaşadığı tüm zorluklara rağmen yaşamı ve insanları sevdiğini, acınacak bir durumlarının olmadığını tatlı tatlı izah etti. Yaşadığı zorlukları bir nebze de olsa anlatmasını rica ettim. Toplumun kendilerine acıyarak yaklaşması mevcut engellerinden daha çok üzüyormuş kendilerini. Yolların ve kaldırımların engellilere engel teşkil ettiğini gülerek ifade ediyor. Eğer insanlar bize engel olmazsa biz engelimize razıyız şeklindeki ironik yaklaşımı her şeyi özetler nitelikteydi. Bir keresinde yolda yürürken üstü açık bırakılmış foseptik çukuruna düştüğünü ve canının çok yandığını, canımızı yakacak sitemkâr bir edayla anlattı. Asıl düşündürücü olan kısım bu foseptik çukurunun kapatılması konusunda belediye ve ilgili yerlere baş vurduğunda kendisine gösterilen ilgisizlik olmuş. Aradan bir kaç ay geçtikten sonra bahsettiği yerden geçtiğimde çukur hala açıktı. Bu durum bu konudaki toplumsal bilincimizin aynası değil midir? Çukurda uzun bir süre kalan ve canı çok yanan bu bireyin yerinde biz olsaydık acaba ne hissederdik? Kaldırımda uygunsuz park yapan araçlar; kaldırımda, yolda çarşı esnafının bıraktığı malzemeler ve belediyenin engelli bireyleri hesaba katmadan sağa -sola diktiği tabelalar bu canların canını çok yakıyormuş.Kısacası sosyal hayatı dizayn eden erkler engelli bireyleri hesaba katmadan hareket ettikleri gün gibi ortada. \n         2006'dan 2013 yılına kadar -bu konudaki gözlemlerime baktığımda- engelliler konusunda kayda değer bir yol alamadığımızı üzülerek belirtmeliyim. Engellilerle ilgili yapılan yasal düzenlemelere yeterince riayet edemedik. Yapılan yasal çalışmalar icra konumunda olan insanların keyfi uygulamalarına  takıldı çoğu zaman. Hayati derecede önem arz eden bu yaraya gerek toplumsal bazda, gerekse resmi kurumlar nezdinde yeterince merhem olamadık. Evde, okulda, kışlada, sokakta bu konunun ehemmiyetini sürekli anlatıp toplumu topyekûn bilinçlendirmeliyiz.Kendini eve hapseden, kendini dışlanmış hisseden bu insanlara alternatif mekanlar inşa etmeliyiz. Toplumsal tutumlarımız olan acımak veya dışlamak reflekslerimizi terk etmeliyiz. Normal bir insana davrandığımız gibi davranmalıyız. Hepimiz birer engelli adayıyız.Her an başımıza gelecek bir kaza sonucu felç olup yatağa mahkum olabiliriz. Bu yılki 23 Nisan kutlamalarında İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı koltuğuna geçen çocuğa: İlk icraatin ne olacak sorusuna verdiği cevap epey ilginçti: Engellilerle ilgili çalışmalar yapacağım demişti. Ardından hüngür hüngür ağlamıştı. Çünkü bu çocuğun halası engelliydi. Bu acıyı aile içinde bizzat yaşayan bu çocuğun hislerine ortak olmak için ailemizden bir ferdin engelli olmasını beklememeliyiz.  Bilindiği gibi 10-16 Mayıs engelliler haftasıdır. Engelini fark eden engelsiz bir toplum hepimizin ortak arzusudur. Engelliler haftası, tüm engellerin kaldırıldığı umut dolu günlere meşale olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Engelli Olmak Suç Değil",
        "poet": "Hasan Özünal",
        "poem": "\n\nEngelli olmak suç değil utanç değil\nOnlara katlanmak zor değil usanç değil \nAnlayış saygı ve de bir parçacık sevgi\nOnlar engelsizden anlayışlı, kıskanç değil.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Engelli",
        "poet": "Fatma Alageyik",
        "poem": "\n\nGördüm nice engel halk pazarında \nOturarak namaz kılan engelli \nBaktım niyaz eder hakk nazarında \nDurmuş önlerde saf alan engelli.\n\nOnlar mazlum ama sevgisi bitmez \nHakikati bilir isyanlar etmez \nYüreğine kini nefreti katmaz \nŞükrüyle baş başa kalan engelli.\n\nKimi gazi olmuş eli tutmuyor \nKimi dizi kopmuş adım atmıyor \nKimi çaresizdir derdi bitmiyor \nVatan için sakat olan engelli.\n\nMevlam lütfeylemiş yazılmış kader \nVermesin kuluna başka bir keder \nHaline şükreyle neler halk eder \nMükafatı Hakktan bilen engelli.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "ENGELLİLERDE  SEVER...  ORGAN  BAĞIŞLa",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\nENGELLİLERDE  SEVER...  ORGAN  BAĞIŞLA\n\n*****  ENGELİM   YOK   *****\n\nSevmek sevilmekte bizlerin hakkı,\nBir gün dönüş yapar yitirsen aklı,\nRuhumun yıldızı yürekte saklı,\nKalbime, gönlüme yoktur engelim.\n\nElim tutmuyorsa gözlerim görür,\nAyak yürümezse, bastonlar yürür,\nTekerler döndükçe hedefe varır,\nKalbime, gönlüme yoktur engelim.\n\nDilim kekemeyse işaret yeter,\nSaygıyla saran kol imzayı atar,\nYarinde sevmesi mutluluk katar,\nKalbime, gönlüme yoktur engelim.\n\nBazı organlarım eksilse bile,\nSevdiğim hatuna yapamam hile,\nYaratan sunuyor çocuğu ele,\nKalbime, gönlüme yoktur engelim.\n\nZeki duymasa da hisler uyanık,\nAşkın deryasına ediyor tanık,\nBekarım diyenin ciğeri yanık,\nKalbime, gönlüme yoktur engelim.\n\n*****  ORGAN  VER  *****\n\nBu canın elbette sana emanet,\nBir hayat kurtar da boşa gitmesin,\nZararlı maddeyle etme ihanet,\nOrganı ver ki toprak çürütmesin.\n\nBir umut peşinde binlerce insan,\nAdam olsun yeter fark etmez lisan,\nÇözümde bulamaz parayı basan,\nOrganı ver ki toprak çürütmesin.\n\nAklın başındayken anlaşmayı yap,\nKalbin onaylasın sevapları kap,\nYolda gösteriyor Kuranım kitap,\nOrganı ver ki toprak çürütmesin.\n\nYakının üzülür şoka kapılır,\nBeyin ölümüyle işlem yapılır,\nCehennem yolundan belki sapılır,\nOrganı ver ki toprak çürütmesin.\n\nZeki de bağışta oluyor örnek,\nAmele yatırım sağlamı vermek,\nİstiyorsan eğer Cennete girmek,\nOrganı ver ki toprak çürütmesin.\n\n*****   BANA MI  GELDİ?  *****\n\nYaşım yetmiş oldu, işimde bitmiş,\nYarı yolda koyup eşimde gitmiş,\nBu çağa gelenler çok acı çekmiş,\nYaşlanma  sırası bana mı geldi? .\n\nBir bardak suya da sözümüz geçmez,\nMisafir kaçıyor, dost deyip seçmez,\nHer gelen fırçalar ufkumu açmaz,\nHaşlanma  sırası bana mı geldi? .\n\nYüzüme çarpılır, pencere, kapı,\nUnutmak içinde yutarım hapı,\nGörmezden gelirim eğerim kepi,\nDışlanma  sırası bana mı geldi? .\n\nTopluma yararı kalmadı diye,\nBu sağır selamı almadı diye,\nSahip çıkanı da olmadı diye,\nFişlenme  sırası bana mı geldi? .\n\nZekice düşünün bu dünya fani,\nEcelim yakındır, ölümde ani,\nGurura, kaprise kananlar hani,\nİşlenme  sırası bana mı geldi? .\n\n*****  MEÇHUL DUR   *****\n\nAnne karnındayken çilen başlıyor,\nMeydana çıkınca olacaksın kul,\nKimi donduruyor, kimi haşlıyor,\nDünyada huzur yok ahiret meçhul.\n\nSınır kavgasıyla başlıyor savaş,\nİnsanlık ölüyor bak yavaş yavaş,\nİnancını yaşa menzile ulaş,\nDünyada huzur yok ahiret meçhul.\n\nKüfrede bezenmiş dillerde yalan,\nKoynunda beslenen ediyor talan,\nBedeni sokuyor zehirli yılan,\nDünyada huzur yok ahiret meçhul.\n\nEşine, dostuna atıyor kazık,\nEvlada, kendine ediyor yazık,\nDürüstlük arama kimyası bozuk,\nDünyada huzur yok ahiret meçhul.\n\nHormonlu gıdadan yıprandı sağlık,\nFaize dalınca gidiyor varlık,\nZeki olamıyor, çekiyor darlık,\nDünyada huzur yok ahiret meçhul.\n\nIspartalı Zeki Çelik  TÜRKİYE İLESAM il temsilcisi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Engelli Ve Tüketiciler",
        "poet": "Selma Liman",
        "poem": "\n\nsevgili insanlarımız biliyormusunuz biz çok tüketiciyiz her şeyden tüketiyoruz bizim insanlarımız pek çok şeyi boş boşuna alır ve tüketir mesela ben burdan  başlıyarım biz engellerin bazıları fazladan akülü terkelekli sandaliye alır biraz kolanır kenara kaldırır bir başkasını alır ve onuda kolanır bir kenaya kadırır bir başkasını daha alır böyle olurmu sizce bu şimdi  tüketici değilmi bir başka engelli  kardeşimiz birini alamazken ötekimiz bir kaçtanesini kolanır veya böyle düşünelim satıcılar  bile tüketicidir tebosunda akülü terkelekli sandaliyeleri bekletiyordu yani dağtmak varken orada çürümeye mahküm bırakılıyordu her zaman habelerde gördüğümüz gibidir dünya tüketiciler fazlalasıyordu daha da çoğalmıştı neden  bizim insanlarımız bu kadar tüketici hale geldi  hiç anlamış değilim sadece bunlarda değil yeceklerde kıyafetlerde de öyle biliyormusunuz bazı insanlar depresona girdiğinde alış veriş yaparlar yani kıyafet alırlar marketlere mağzalara akın ederler bir de şudan baş edim ezanelerde tüketici hale geldi bazı hastalara ilaç varsa vermezler saklarlar tebosunda bırakırlar neden vermezler onuda anlamam hasta sevindirmek varken ilaçı neden saklalar ki bu insanlar gidip imaha  ederler her memleketede böyledir bizim miletimiz her yerde böyledir mesela her şeyden fazla fazlasını alıyoruz aynısından bir kaçını alıyoruz neden bir tane yerine fazlasını alıyoruz hiç düşündünüzmü hayır düşünmüyoruz fakirlerimiz de var ihtiraçı olanlarda çok fazla onları bulup yardım etmek varken neden hep biz tüketiyoruz bu çok yanlış herkez öyle gençlerimiz yaşlılarımız çocuklarımız hepsi öyleengellerimizde bile bazen biz de öyleyiz nasılmı mesela biz engeller yüremediğimiz için acımızdan bizi ne tatmin ederse onu alırız ama fazlasınıda alanımız var bazı engellerimiz çok daha da arbatır yardım yapmayı sevelim sevgili insanlarımız ben çok severim yardım etmeyi her neyse iste defter olsun boya olsun kitap olsun alırız biz engeller ben mesela resim yaptığım için çok alırım ama israf etmem elbet kolanıyorum bana yarıyor işime bazıları kolanmasada alır biz biliyoruzmu bu defterler kalemler ve kitablar neyle yapıldığını bazılarımız elbete ki bilirler ama ben genede söylemek ihtiraçı duyorum ağaçtan yapılır taktadan yapılır yani ağıcı keseler ve herşeyden geçirilir edilir soyulur kağıt haline getirilir onun yüzünden ağaçımızıda keseler ormanlarımız yok olur israf ediliyor yani daha çok şeyler var anlatacak mesela ekmek çok ama çok tüketiliyor yenmiyor hepsi çöpe neden çpe gidiyor ki  onun yerine kızatsanız mesela başka yerde kolansanız her halde yenebilir taş değil ki bu demi yeniliyor yazık ki bizim miletimiz atar yemekleride öyle tökeriz yediğimizden fazlasını yaparız ve kalınca cup çöpe tökeriz onu bulanmıyanlarda var teprem olan yerlerde sokaklarda aç kalanlar çok hiç onu düşünmüyoruz sanırım ben öyle düşünüyorum bir ay aç kaldığımız zaman ancak aklımızda onlar olur neden çünkü aç kalıyoruz o arada bile genede anlamıyoruz bence neden mi çünkü o aç kaldığımız zaman bunu yapıcam bunu alıcam bunu yiyecem diyoruz hepsini alınca akşamda yediğimiz kadar yiyoruz gerisi kalıyor  ne oluyor onlar çöpe atılıyor bazılarımız ertesi gün yerken bazılarımız çöpe atar neden esnaflarımızda öyle satıklarını satar gerisinide tökerler iyisini seçsek yardıma muhtaçlara versek olmazmı neden tökerler ki öyle yaparak çok tüketici oluyoruz biraz daha kikatli olmak varken hep israf ediyoruz engeller ve tüm insanlar size sesleniyorum biraz daha dikatli olalım bazı bayanlar evlerini deştirirken perdeleri kotukları hepsini yenise bile atılır ve israf yaparlar böylece biliyormusuuz biz engeller bazen çok öretken oluyoruz bazı insanların yapamıyacak şeyleri yapıyoruz bizim insanlarımız biz engellere başka gözle bakıyorlar bakışları sanki ineliyordu bizi yüreğimiz çok yanıyordu bazen düşünce alıyordu  biz ne yaptıkta bunlar böyle bakıyor bize evet sevgili  insanlarımız bu yazıyı yazarken çok düşünmedim yaşananları yazdım neleryaşanıyor neleri tüketiyoruz neleri israf ettiklerimizi anlatım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Engellileri sevmeliyiz",
        "poet": "Demet Akkoyun",
        "poem": "\n\nEngelileri sevmeliyiz \nOnlar sevilmeyi istiyorlar\nİlgi saygı istiyorlar\nOnların hakkı var sevilmeyi övülmeyi\n\nAma insanlar öyle deyil ki\nHor görmesinler hakir görmeyecekler\nBu onların sevgi deyil sadece üzüntü\nOnların da istedigi bu sevilmeyi \n\nİnsanlar gibi çoçular gibi \nBizler engelililere ilgi göstermeliyiz sayip çıkmalıyız\nSevmeli saymalı onları\nBiz de bir gün engelli olabiliriz  unutmayalım\n\nBizlerde engellilerin yardımına kosmalıyız\nKeşke insanlar bu kadar sevgi saygılı \nHoşgörülü olsalar ne güzel olurdu \nEngellileri sevmeliyiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Engellilerin Çilesi",
        "poet": "Lütfi Şahin",
        "poem": "\n\nNice gözü görmeyen başarılı insan gördüm\nDediler ki; saygı görmek tek düşüm\nÇalışkanlıklarında hiç yoktu kördüğüm\nYürekleri sevgiyle atardı güm güm\n\nAyaklarından rahatsız olanlar\nArtık topal denmesinden bıktılar\nBazı insanlar sınırı aştılar\nAdeta insanlık sınavında kaldılar\n\nZihinsel özürlüler yaşamak istiyor\nHer zaman saygıyı hak ediyor\nBunu insan olan anlıyor\nSaygısız olan yolda kalıyor\n\nBitsin artık engellilerin çilesi\nTek istedikleri insanların sevgisi\nYaşasın onlara saygı düşüncesi\nİnsanlık yarışının en ince bilgisi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Engellilerin Başarısı",
        "poet": "Zehra Okur",
        "poem": "\n\nENGELİLERİN    BAŞARILARI           derinduygular28homail.com \n\n       Eğitim,bir çok  engelli kardeşlerimizin  başarılı olması demektir.  23 Nisan da çok güzel bir gösteri yaptılar ve bu gösteride bir çok şeyin üstesinden gelebileceklerini  ispat ettiler. Buda bizim gurur kaynağımız demektir. Bütün çocuklarımızın gösteride yer almaları ne kadar güzeldi,hele hele mehter takımı daha bir güzeldi ve tiyatro yapmaları bir o kadar güzeldi. Sanki bütün Bayburtlular ordaydı. O kadar coşkuluydu ki; ailelerin coşkusuna diyecek yoktu Bu gün Türkiye’mizde eğer böyle eğitimler veriliyorsa buda ileri gelen bütün büyüklerimizin çabasıdır.  Hep böyle özürlü  kardeşlerimize ve çocuklarımıza destek olalım.\n     23 Nisanda gördüklerim beni çok fazla duygulandırdı. İnsan inanmak bile istemiyor.Bizim özürlülerin elinden tutmamız ne kadar güzel bir şey, onlara bir de iş imkanı sağlanması daha güzel olurdu. Bakın bizler nasıl iş imkanı sağlamak istiyorsak  kendimize, onlarında yarınlarda ne yapacaklarını lütfen görelim.\n     Türkiye’mizin  bir çok yerlerinde görüyorum ya masa başında yada doktor veya  öğretmen olarak görev yapan  sakat kardeşlerimiz var. Ben onları görünce neden bütün bu durumda olanlara da  böyle imkanlar sağlanmasın. Bence gördüklerimden sonra hepsinin de çok şeyler  yapacaklarına güveniyorum ve inanıyorum. Onlar hepimizin çocukları. Sakın unutmayalım,bizlerde onlar gibi olabilirdik  ve her zaman şükretmeyi bilmeliyiz  bu gün  onlar için varız. Onlar için yaşıyoruz, onlarsız sanki hayatımız bir hiç. Onlar bizler için bir imtihan ve sınavdan geçiyoruz eğer kazana bilirsek onların kalplerini…\n     Bu gün Türkiye’nin her yerinde engellilere eğitim ve öğretim merkezleri var. \n    Bunlardan bir kısmını tanıyoruz başta Mehmet Yıldırım olmak üzere  ve Uzmanlar ve dahası… Bir çok yerde açılmış olarak bizlere imkanlar sağlanması  çok  güzel, bence  bu gibi  eğitim merkezlerinden her zaman yararlanmalıyız ve çocuklarını götürmek istemeyenlere bile götürmelerini sağlamalıyız ki belki onlarında bir yerlere gelmesini ve başarılı olmasını sağlamalıyız.\n    Onları heder etmeyelim, sevdiği şeyleri   yapmalarını isteyelim.\n   Hiç okuma yazma bilmeyen özürlü kardeşlerim bile var. Onların bir kelime öğrenmeleri bile bizleri ne kadar sevindiriyor.23 Nisanda çocukların şiir okumasında çok hüzünlendim. O kadar heyecanlıydılar ki  okumanın onlar için ne güzel bir şey olduğunu ancak okumayı bilmeyenler anlar.\n    Engelli diyip geçmeyelim onlarında vatandaşlar gibi hakları var.\n    Her yıl onlar için programlar  yapılıyor.Onlar için eğlenceler yapılıyor,\n    Biz onlara daha çok destek vermeliyiz. Onlarında kendilerince  yapa bilecek çok şeyleri  var.Mesela resim,el sanatları,müzik,mobilya,terzilik,bu gibi kaynaklardan yapabilirler.Tekerlekli sandalyede bile oturanların  çok şey yaptıklarını gördüm. En çok topla ilgileniyorlar  bu da güzel bir şey. Neden bizim burada olmasın bu tür avantajlar. Zaten engelli kardeşlerimizin sporla daha çok ilgilendiklerini  biliyoruz. Onlara bu tür spor alanı ve yüzme alanı yapılmalı ki onlarda faydalansınlar.\n    Benim  sayın başkanımızdan bir ricam olacak; bizim Bayburt’a da çocuklarımızın geleceği için bir takım çalışmalar yapmasını istiyorum mesela engelliler için  iş imkanı ve rahatça yürüye bilecekleri  bir ortam olması gerek.\n     Ben bakıyorum da bizim Bayburt da böyle bir şey yoktur.Her şeyden çok geri. Henüz ilerlememiş,bizimde bazı kaynaklarımızın olması gerek,  engellilerimiz için.\n    Lütfen gelin el ele verelim ki bir çok şeyi başaralım büyüklerimizden de destek isteyelim, bakın ki o  zaman  neler yapabilirmişiz.\n    Hani atalarımız ne demiş gören köy kılavuz istemez:Bizlerde gördük işte engelli kardeşlerimizin neler yaptıklarını ve onlarla gurur duyuyoruz. Her zaman onların yanındayız,  her şey onlar için olsun.\n\n                                                                                                              Zehra OKUR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Engerek",
        "poet": "Serhan Keserlioğlu",
        "poem": "\n\nAyrılacaksan,\nYağmur yağarken ayrılacaksın.\nHiç bir şey bırakmayacak senden geri.\nYıkayacak yumuşak elleriyle.\nNe burnunu yakan ılık gözyaşların,\nNe de onun ardından son kez bakışın.\n\nAyrılacaksan,\nYağmur yağarken ayrılacaksın.\nDamlaların altında,\nÖylece duracaksın.\nBir şemsiye elinde,baston saplı,\nAma açmayacaksın.\nAyrılacaksan eğer,\nYağmur yağarken ayrılacaksın.\n\nYağmur yağarken ayrılacaksın.\nAğlamadan,sızlanmadan.\nDerinden bir nefes çekeceksin,\nYağan yağmurla karışık.\nBelli olmayacak yüzünde,\nHüzünden doğan hiç bir kırışık.\n\nAyrılacaksan,\nYağmur yağarken ayrılacaksın.\nBiraz duracaksın sokağın ortasında.\nYürüyeceksin sonra,\nYağmur durana dek.\nYüreğin sırılsıklamken,\nSaçların kuru kalmış ne gerek? \n\nAyrılacaksan,\nYağmur yağarken ayrılacaksın.\nRuhunda derin bir acı.\nÇok geç artık çok geç,\nSokmuştur seni,\nAyrılık isimli engerek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Engin Deniz",
        "poet": "Erkan Yeyrek",
        "poem": "\n\nSahilden seyredip dururken\nengin denizi\nboyanıpta kızıla\ngün batımında ufuklar\nuçsuz bucaksız gibi\nbir kızıl tablo sanki\nha....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Engellilerle Dayanışma",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nEngelli bizden birey onlar, sevgiye layık,\nSevgi, saygı bekleyen kalbi incelmiş varlık…\n\nOnlar, Rab sevgilisi, niyetlerinde sadık,\nOnlar, hakikat ehli sevgiye değer varlık…\n\nKötülük düşünmeyen, temiz yürekli kullar,\nAnneye ve babaya kefil olacak canlar…\n\nKapılarımız açık, sizlere sevgimiz var,\nSaygımız eksilmesin sizler vefakâr canlar…\n\nRab’bim anneleri sev, her engelli sevinsin,\nKusurlarını gider, gözyaşları eksilsin… \n\n(2014)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Engerek Yılan-ı Apo",
        "poet": "Ali Rıza Saygan",
        "poem": "\n\nSuyu kan,mayası can olan,kutsal toprağım,\nBurç'lardan inmeyecek; Ayyıldızlı; Bayrağım.\nBen bir şehit oğluyum,şehitlikle nişanlı,\nAsil kanımla seni,bende sulayacağım.\n\nŞehit'lerimiz ölmez ve asla ölmeyecek,\nTürkiye'm bir bütündür,asla bölünmeyecek.\n\nGazi'yim yaşıyorum,tek kolla,tek bacakla,\nYanıyor,yanıyorum; Apo'dan alacakla,\nUğruna can verilen,kutsal; Vatan toprağı,\nBağrına bas benide,şevkatinle kucakla.\n\nŞehitlerimiz ölmez ve asla ölmeyecek,\nTürkiye'm bir bütündür,asla bölünmeyecek.\n\nŞehâdet şerbet-ini,yudum yudum içerim,\nYalçın kaya'lıkları; Şahin olur geçerim,\nSafi sübyan katili,ey engerek; Yılan-ı\nYeminim var; Allah'a,seni mutlak ezerim.\n\nŞehit'lerimiz ölmez ve asla ölmeyecek,\nTürkiye'm bir bütündür,asla bölünmeyecek.\n\nEy; Ermeni tohumu,ne sen,nede piçlerin,\nİngiltere; Almanya; Yunan'lı şer güçlerin,\nGücü yetmez; Türkiye'm asla bölünmeyecek,\nKuduz'sun, sökülecek o salya'lı dişlerin.\n\nŞehit'lerimiz ölmez ve asla ölmeyecek,\nTürkiye'm bir bütündür,asla bölünmeyecek.\n\nŞehit olup dağlar'da,can veren; Mehmet'lerin,\nPusu kurup vurduğun,kahraman; Polislerin,\nHesabını sorucam,bundan kurtuluşun yok,\nKarısı'nın önünde,katlettiğin erlerin.\n\nŞehit'lerimiz ölmez ve asla ölmeyecek,\nRürkiye'm bir bütündür,asla bölünmeyecek.\n\nNice safisübyanı,öksüz,yetim bıraktın,\nBir çok; Ana; Baba'nın,yüreğini kanattın,\nGenç,ihtiyar demedin,attın kahbe kurşunu,\nHayatın baharında; Gelin-i dul bıraktın.\n\nŞehit'lerimiz ölmez ve asla ölmeyecek,\nTürkiye'm bir bütündür,asla bölünmeyecek.\n\nYüce adalet-imi,gafil göstereceğim.\nİnsanlık haklarını,sana öğreteceğim.\nGebereceksin; Apo,gebermek sana haktır,\nAkbaba'ya leş-ini,mutlak yedireceğim.\n\nŞehit'lerimiz ölmez ve asla ölmeyecek,\nTürkiye'm bir bütündür,asla bölünmeyecek.\n\nHırıstiyan uşağı,ey tek dişli; Canavar,\nKahbe oyunlarınız,yanınıza kalmaz kâr,\nİnsan hakları deyip,gece gündüz ulursun,\nBana revadır ölüm; Apo'nun haklarıvar.\n\nŞehit'lerimiz ölmez ve asla ölmeyecek,\nTürkiye'm bir bütündür,asla bölünmeyecek.\n\nŞehit'lerin hesabı,sendende sorulacak,\nTerör'de çok payın var,ahdımız alınacak,\nSanada savaş verip,bir otuzbin; Şühedâ,\nAy yıldız'lı; Bayrağa,tekbirle sarılacak.\n\nŞehit'lerimiz ölmez ve asla ölmeyecek,\nTürkiye'm bir bütündür,asla bölünmeyecek.\n\nOtuz bin kere idam,otuz bin kere infaz,\nİnsan'lık haklarına,bigâne kalan yobaz,\nKatil ile birlikte,sende asılacaksın,\nTürk alemi infazla,duyacaktır büyük haz.\n\nŞehit'lerimiz ölmez ve asla ölmeyecek,\nTürkiye'm bir bütündür,asla bölünmeyecek.\n\nArz ederim.Şiir No:23\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Engin ile Güngör",
        "poet": "Ozan Rari",
        "poem": "\n\nHasanım ile benim için adeta birer abi olan bu iki delikanlı ile çok güzel günlerimiz geçti beraber\nKimi zaman oyanan bir futbol müsabakı veyahut odada izlenen bir film onlarla beraber\nEn unutulmazı aslında yemek yerken yada kavhe içerken veya gecenin bir vakti odanın kapısı çalındıktan sonra girilen sohbetlerin en derinleri, koyuları\nKarşılıklı verilen tavsiyeler, edilen nasihatler hele edilen yardımlar nasıl unutulabilirki! ! ! \nGeçen o koskoca sene dopdolu hatıralar ile\nPaylaşılan onca şey\nGülünen onca hatıralar\nKederlendiğimiz o sessiz geceler\niçtiğimiz onca sigara\nYediğimiz onca lezzetli yemek\nO sımsıcak, buram buram dostluk kokan günler\nHiçbiri unutulmaz benim için\nHep o Engin'in hoş kahkahaları, zarif beyfendiliği ile Güngörün İstanbul sevdası ve adamlığını hatırlayacağım...\n\n(Bilkent Doğu'nun güzel insanlarına bu şiir)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Engin e dörtlükler",
        "poet": "Ruhi Hatunoğlu",
        "poem": "\n\nEngindin ucsuz ve de bucaksız\nNeyleyim yaşam çok acımasız\nGiden geri gelmiyor her nedense\nİçimde bir kor kaldı yaşamsız\nNeyleyim ki yaşam acımasız.\n       *          *         *   ANKARA\nEserdi senin başında hep kavak yelleri\nNe yana nereye gittiğin belli değildi\nGittin sen gözlerimizde bırakıp selleri\nİsminde ölümlere layık bile değildi\nNasıl bıraktın gittin boynu bükükleri\n       *         *          *   ANKARA\nEnginim can enginim\nNazlıcanı öksüz Enginim\nGebze sana mezar oldu\nİsmin kaldı Enginim\nNe yapsam sensiz böyle Enginim.\n         *        *         *   ANKARA\nEstin kasırga gibi\nne var ne yok sildin süpürdün\nGençtin doluydun ölümden çok uzaktın\nİş diye güç diye hep sürünürdün\nNiye boynu bükük bizleri bıraktın.\n                                         ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Engin Melal",
        "poet": "Gülsemen Yıldırım",
        "poem": "\n\nOlabildiğince bir sessizlik başlıyor... \nOlabildiğince yeşil...\nOlabildiğince mavi...\n...sonra\nAlabildiğince yalnızlık...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Enginde baktım âdeme",
        "poet": "Siyasettin Özaydın",
        "poem": "\n\nEnginde baktım âdeme\n\nEnginde baktım âdeme\nEledim kademe kademe\nTarih süzgeci yerime\nSatırı yazmış kefene\n\nTarih yazar tepene\nSözüm yürek bükene\nKurban olmuş olayım\nAy yıldızı verene\n\n      Siyasettin ÖZAYDIN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Engur",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nEngure suk bol weşo,...Siverek'in üzümü çok güzeldir\nKam neweno neweşo,....Yemeyenler hasta olur\nNameycı Ağbankiyo,......Üzümün adı Ağbankidir\nEngur bure dıma şo.......Üzümü ye öyle git\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eniğin Çanağı",
        "poet": "Enver Üste",
        "poem": "\n\nKaratepe Köyünde\nHakkoymaz ve Hakvermez,\n\nAdlı iki aile,\nYaşar komşu olarak,\nAyrılır birbirinden.\nAradaki dağ ile…….\n\nDevamı JPG  de\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Enişte Kedi",
        "poet": "Yunus Kadakal",
        "poem": "\n\nbizim mahallenin yetimleri,\nve bir enişteleri vardı; \nkırık beliyle\nkırıtaraktan yürüyen kedi.\ntam dört senedir, taş oturaktan seyrederim\nyan yan yürüyerekten seyrini,\nhüda parkındaki; kuyruğu kesik kedi…..\neskicioğlu sokakta\nkedi babası,\nzaten çoktur çekirgede Hûda'da kedi\nama yandan çarklı enişte kedi\nyetişemez bir lokma sakatata,\nçünkü sakattır beli..\nve aç kalır,\ntaa doyuruncaya ana okullu karnını,\nbir simitle, sonra.\nbazen görürsünüz; \nçıka durur bodur sedir aralığından\nsonra yine yuvarlanaraktan girer sessizce oraya\ngüler onu görünce bazıları\nve bazıları\n'ibret der'\nşunca kimseye.\nO, aldırmadan geçer önünüzden\nacındırmaz kendini diğerleri gibi; \nbizim enişte kedi.\nyüzsüzde değildir\nistemez,\nutandığından mıdır nedir? \nistemek ona gelmez.\nbizim mahallenin yetimleri\nve bir enişteleri var\nbeli kırık yaşlı kedi..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Enginlere Düşürdü Güneş Pembe Tülünü",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nEnginlere düşürdü,güneş pembe tülünü\nPeşi sıra sürüdü,derdi kederi hüznü\nBir sessizlik bürüdü,mahzun garip gönlümü\nSerap gibi göründü,yine akşamın gülü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Enis Batur İçin Gömlekler Meseli",
        "poet": "Azad Ziya Eren",
        "poem": "\n\nENİS BATUR İÇİN GÖMLEKLER MESELİ\n/Kum Döken Çöl Saati \n\n          Hiç kimse kendi ölümüne böyle korkunç kalkmadı\n          Benim yaşama oturduğum gibi... *\n\nBurası orası mı? diye sordu çocuk. Evet, orası. Bu kadar dingin değildi lakin dedi büyükbaba. Çaktı toprağın göğsüne gök, oylumunu neşret dedi toprağa, çocuk yaşlanmalı artık, albüm açılmalı... Ceviz tanesini içine aldı toprak, yeşertti, kırdı kabuğunu, göğertti zârını ve kovuğuna bıraktı sonun ilkini anlatan kanlı divanı...Çocuk yaşlanmış, albüm açılmıştı artık... \n\n:Gümüşünü burada parlattı argın ırmak. Kaplan burada caydı doğurmaktan, ölümü ceylanın gözlerinde. Atını burada vurdu, çaresiz Attar. Üzüm burada kışkırttı ‘Sarı Bülbül’ü. Madalyonunu burada sakladı Roma Sultanı. Entarisini burada yırttı Sasani’li kadın. Parasını burada bastırdı Artuklu Han’ı. Etine burada büründü imge sürüsü. Yosunu burada yaktı çocuk, yeşil ellerine. Yılan burada soyundu görmediği zorlu kışı. Altı buğu burada terk etti soğuduğu dudağı. Sevgili burada unuttu onu yaratan tansığı. Doğasından burada caydı, içimdeki kaplan. Kan buradaydı, bu metis pembesi patikada dikildi gömlekler... \n\nApansız buluşumdu bu, aydaki gizli saltanatı. Gittim ve dirilttim görünmez kılınan dünyalık bir eti. Şey’di yıkıldı, anlatamam, kanı silen olanca yöntemi denedim deriden, bileğimde bozunmuş kalıntılarla, işlendiğim tezgahın tozunda hangi el oymuşsa beni, oy’dum... \n\nKan yeniden kopmuştu mağarasından, ürpertiyle sızlatıyordu göğün omurgasını. Billur bir ay ışığı yer etmişti toprağın gerilme noktasında. Kervan, bir opera dumanı gibi ilerliyordu lahitler arasında. Kılıç kalmış, madonna delik deşik kılınmıştı freskin mermere döndüğü kurumada. Poseidon ölmüş, sanki cesedi altından ıslak bir kara vurmuştu sunaklı kıyıya.. Eliot ve Dante kitaplığımda kayıp, yapraklar denize çok uzaktı. Cesedin soğuyan psikolojisiyle kal(seduanlaş) mıştı, Hawthorne’un kemikleri, üstüne eğildim kalıntı buketinin, içime döküldü yenilgi...\n\nMetamorfoz suskunun içindedir, fark etmeden dökülür kapanık dudaklardan. Kan ve damla atar değişkenin sathına. Ovada plume dönencesi, kafataslarında köpüklü yakarı taçyaprakları açmıştı bunları düşünürken. Şimdi uzak, yarın kopuşun günışığı seyelanına kapılmıştı gittikçe uzayarak. Tenhada taşıyordu atların ota düşen gözleri, tuzlu bir sızıntı buruşturuyordu sayfayı. Ve ustam, kabukların kumlara gömüldüğü o sayfada indi omzuma, kapını kapatma dedi gölgeler değil görüntüler (k) oy boşluğa... \n\nSudan çıkma bir bulut akşamın üstünden onca tuzuyla inip, kıvrıldı kesilmiş başaklar kundağına. Gömütün ışıldayan elmasında uyandı, kavdaki od’un ateşli terzisi. Uyku eğilebilirdi o an, gözümün kamaşan halesine. Diledim ki kutsal dışı bir yer olsun, döndüğüm sözcükler bahçesi. İnançsızlığım bağışlanmasın, göğsümde yarasını kaybetmiş bir aziz uyumakta... Azizim şeyh misiniz bu içbükey korunakta..? \n\nModerndi objenin cilalı postu. Kent ışıldak, köy ağyar sularda ilerleyen kadırgaydı günsonuna batacak. Her şey tamamdı çağın tentesinde. Av olmanın tadına avcı da vardıydı o ormanda. Bilseydim, Sceve’in usta olduğu ozan, lirime tel, boşluğuma ten olacak, toprağa saplanan tin niyetine, çekirdekten ayrılan kabuğu yeğlerdim..! \n\nGecenin ayaz korusunda, kuyunun çırılçıplak koridorları uğulduyor, ölemeyen bir kaplan düştüğü oyukta inildiyordu. Hangi ateş ve topraktan koptu, içimizdeki fısıltı lavları? Hangi kanın hokkasından çıktı bu kızılyaprak uçları..? Aldırmadan, yakınmadan, gizlenmeden, fosfor taşıyla oydum ruhuma bedenimi, yeterince dışına bu dünyanın... \n\nBeyaz adalar altında yüzüyor kara ülke, ırmağa yansıyan ne varsa çözülmez sorularla peydahlanmış kayalıktan. Bilir misiniz Fransızlar körlüğü mutlak tenle kırarlar.Ve ben severim biriktirmeyi, sözcükler gibi dağılan parçaları. Yekûnunu hesaplıyor ustam, mürekkebin lâcivert mecrasında. Doğramına kült sıkıştırıyor. Kar yağıyor ve yeni damarlara sarınıyor defne altında iskelet. Gece dağıldığı mecrasına toplanıyor. Divanı’nda koyun koyuna uyuyor Doğu ve Batı. Kan kıyıda fıldır fıldır akıyor.\n\nKasırgalar geçiyor siyah gömleğin zırhlı kanatlarıyla. Ustam toprakta ak topukları, omzunda ocak tülü gömleği, başında kum döken çöl saatiyle, bir çift derin oyuğa ipiltiler çözüyor, akışın gediğinde keşfedilmemiş sembollerle. Yeşil bukleler, kadife tortular arasında eşsiz ve dokundukça erden dudaklar açan şafağın altın gömleğini ütülüyor. Düzlükte, kabuğu çatlayan Acerde sınır dala ve sancı büyüten yaprakların aynasında açık alnına yansıyor, kıyıdaki kabuktan boşalanlar.Ve kabuk, ikizinin üstüne kapanıyor, tek karanlığa...\n\nKabuktan cayan kopuş oldum nihayetinde. Gölgesi perdahıyla cismine ulaşmayan. Bu çıkışsız kapılar, bu girilmez söylenceler boşluğunda, bütün nehirleri sıraladı ustam. Apansız savrulan kumlarla dağladı gözlerimdeki yakın vahayı. Nerede sınırından geçtiğim başak demetleri. Yağmur sesi, yakut otların salınışında patlayan çakımlar?  “Göz için yeni bir şey yok ”** evet; “Korkunçluk bunda”** Zaman hep burada göz yumuyor gördüklerine. Ey sonsuza dek diriliş arayan..! \n\nRüzgârın yamaca gömdüğü sessiz çarpışta; gördüğü deniz, çıktığı dağ, yaktığı ateş, girdiği su ve salladığı dal uçları döküldü taşıl hayvanlar masasına. Eşsiz bir vahaydı karanlığı göğerten bu ani çakım. Yeryüzü, çürümüş gömleğini soydu barbar yüzünün...\n\nKızıl solüsyon, iç kuyumun ahşap kovasıyla, çekilen bir ırmak gibi aktı, çınlayan dirimin tansökümüyle araladığı kapaktan. Boğuk bir zamandı üstümüze açılan, dokunuş da kurumuştu deriye gömülü çizgide. İki bedenin içinden akıyordu bu günbatımsız salınım, rüzgâr doğuran bir sancıyla açıldı adımlar, kımıldadı gerçek...\n\nKaldım, gitmek olsun için teninde yaşlanan ad’a yol olanlara. Her yangına od bittim, ışıdıkça dışı kara, sonu gri dalgalara vurdum tözümdeki közü. Safran gömleğiyle döküldü mevsimler kaidesine ustam, kocaman sustu adiantumun tellerinde. Göğün koynunda sorular gördüm sonra, anlamın kelama küstüğü suskun adalar...\n\nBöyle ya da değil, gümüşî bir gömlek cebinden önüme düşenler bunlardı. Gördüm, ki vadi sesiydi dağa yüklenen koca uğultu. Veronés gömleği örülmemişti henüz, ipeğin sıcak isteyen kozasıyla, azulun kollarında okyanus atlasları, adagio sostenuto dalgalanıyordu göğün sancağında...\n\nKapım açıktı ve uluorta yanardönerdi kuşku pervaneleri. Saltanat adaletin afyonunda infilaktı ve kanı hepimiz biliriz, nasıl terk ettiğini, dakikalık kızıl bir akıntıya, demlendiği mecrasını. Ustam, duysa da balıkçılara sunsa düşlemi kurak bohemyadan topladığım bu yılan pullarını.... \n\nAçtı yolunu eriyen aklevha, kavşaktaki quercusta kar kuşları tüneği, kaya travertenlerinde yeşeren bahar uçları gördüm ve sürüklenen bir yaprağın çevresiyle katladım içime. Söylenmişin tortularını kazıyarak, mart’ın martı’sız sulara inen gölgesinde düğümlendi ay ışığı. Ağıl dağıldı, gecenin lacivert gömleğinde kaldı dolunay oyuğu... \n\nEriyik ve sis kümesindeki süreğen yol, dalgasını doğurup uzak bir tropaeloumu tuzlayan kastanyetli anlar sürüsüyle yürüyordu.Açılsa kaç gün çok gece gitmek olan kentin ışıltılarında, şiirini şakıyordu ustam: ufuk çizgisi kuran dağların ötesinden yaklaşan kasırgaymış, neden sonra anladık*** açıklarda terkedilmiş babil ve çan kuleleri kutsal bir yıkım olmuştu savaşın vargısında. Duydum ve yola çıktım içimdekine cellat, dışımdakine anaç bir kaburga olmaya. Ahali yolum bilmesin, kilit aşınıp dışbükeyler bitince fırlatacağım yegâne açkımı..! \n\nBu kemikli boşlukta biraz et çokça sessizlik görünüyor, zaman fantasmanın dudaklarında buz kristali. Fark ettikçe ateşi yükselen, yükseldikçe paramparça. Gece baskın yapan fırtına öldürüyor, yok ete diktiğim sonsuz suskuyu. Gri cepten allak bullak bir ışıma, anlağın kurdu uyuyan elmasında parlayarak zehirliyor sinmiş odayı. Gördükçe ölümcül ısırığı, yanımda kim var? \n\n____________________________________\n*    Ahmed Şamlu,  **  İlhan Berk,  *** “Enis Batur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Enkaz",
        "poet": "Efsun Aydın",
        "poem": "\n\nHer gecem yeni bir kazanın başlangıcı sende\nSonra enkaz toplama çalışmaları\nSağlam bir kıgınlık, hafif öfke, kusarım söylemediklerimi yüzüme,\n\nAynaları sevmem öylesi zamanlarda işte\nSusma söylelerin yakarışları dilimde\nBir de cismin gelince \n\nTükeniyor kalpsizliğim\n\nSen bu kalpte sevildiğini bil.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Enkazda Yürek",
        "poet": "Selçuk Akyüz",
        "poem": "\n\nHer yanda enkaz...\nVe her yer,\nHer yan toz duman...\nEnkaz altında onlarca,\nYüzlerce civan...\nÇöktü; \nYüreğime, ciğerime çöktü Van...\n\nNe kafam,\nNe gövdem,\nNe kolum,\nNe bacağım enkaz altında...\nLakin yüreğim\nVe ciğerim enkazın en alt katında...\n\n                                                            (Van.03.11.2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ensar Ve Muhacir",
        "poet": "Fahrettin Kassap",
        "poem": "\n\nEnsar ve muhacirin yüklendigi misyon, ahir zaman insanına açık ve net bir mesajdı; kardeş olun! Kalleşleşecek insanı bilircesine..!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ensarı timsali Anadolu",
        "poet": "Gazi Şener",
        "poem": "\n\nAnadolu insanı varisi olmuş Ensar’ ın,\nHamisi olmuş yıllardır nice canların,\nEnsar’ a yetişmeye kalmıştı bir adım,\nGayri müslime dahi hakşinas yardım.\n\nEnsar’ ın servetinden pay almıştı muhacirler,\nAynı kavmin insanları  sevgide birleşmişler.\n\nMedine; \nSevgi ve kardeşlik şehri geçmiş tarihte,\nTarihte ölürmüş meğer mirasiyle birlikte! \n\nAnadolu,\nKimler iltica etmedi senin ocağına? \nİspanya dan Rusya dan ta Afganistan a,\nYetmiş iki millet sığındı merhamet ocağına,\nKafkaslardan,Balkanlardan güney Batıya.\n\nAnadolu insanı; \nEkmeğini paylaştın, tıbkı Ensar gibisin,\nDünyada eşin yok,tarifsiz bir incisin! \nHiç bir kavmi kınayıp hor görmedin,\nFitneye fırsat verip insanları bölmedin.\n\nHür yaşadı daima Arap’ ı Laz’ ı ve Kürt’ ü\nCümle alem hakşinas tanıdı Anadolu da Türk’ ü\n\nMuhacirler gün geldi hakim oldu Ensar’ a\nSevgide azaldı Allah Resulundan sonra,\nBakınız tarih nasıl da tekerrür ediyor? \nAnadoluda da sanki Ensarın devri bitiyor! \n\nDün iltica edenler bugün bize emir oldular,\nZülümden kaçan kavimlar burda huzur buldular.\n\nAnadolu insanı tarihinde her daim cömert,\nKalleşlik bilmez,hakşinas ve mert,\nŞimdi sessiz bekler,hele biraz sabret,\nZamanla emri İlahi tecelli edecek,\nBu asil insanlar yine adaletle hükmedecek.\n\nSabredin demişti Resul da Ensar a,\nŞayet haksızlık olursa benden sonra,\nKavgaya ramah kalmıştı bir entari uğruna,\nMunafıklar fitne tohumun saçmıştı toprağa! \n\nAnadolu da bu tohumları görüyorum  her yerde,\nIrkcılık fikri, ferasat gözünü kapatan kara perde! \n\nUhuvvetin yerini almış adavet ve kin,\nBunun bir çaresi olmal lakin,\nYoksa Ensar ruhu mu kayboldu bizden? \nHainler mi türedi içimizden? \nDiriliş vakti gelecek mutlaka yeniden,\nİşaret bekleriz hasretle O veliden!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ensende Soğuk İhanet",
        "poet": "İsmail Yıldız",
        "poem": "\n\nensende ihanet\n\nbeni yaktın, yangın yeri kül eyledin,\nalevlerimle kendini tutuşturdun, tükettin…\nkor ateşten tene sardın bedenini…\nben, bir ihanet vurgunuyla dökülürüm,\nsen milyon tabuta ömür olursun\n\t\ther saat, her an…\nbaktığın ve bakamadığın bütün yüzlerde bana yanılır gözlerin…\nher otobüs, her istasyon beni götürür senden,\n\tyanılır, can çekişirsin…\nölmez can cekişirsin sağ elinin dördüncü parmağına her baktığında…\nbütün sevişmelerin benim öpücüğümle sonlanır,\n\t\t\t\tyanılırsın..\nyanağında bir ıslaklık, eritir, tüketir cüzam olur yapışır…\nher günün ızdıraptan bir hazine,\nher gecen merasimi olur kalkmayan cesedin…\ntende bir yabancı, damarlarında ben akarım, \nkahrolur kararırsın…\nyapay bir gülümseme yaslanır yanağına,\ngözlerin küfre durur yalancı dudağına…\nensende ihanet,\nbatık bir filika olur gözlerin…\ndibe vurursun, umurunda olmaz galaksinin \nve ben şiire tutunur, şiirden aşklar büyütürüm göğsümde.\nriyasız, yalansız ve yamasız yollara dökülürüm yeniden.\nEnsende ihanet, \nirin kusarsın koynundaki yabancıya…\nçocuklar verir, çocukluğumu büyütürsün,\nbüyür yalnızlığın, korkunç bir türbeye dönüşür gövden.\nve bir gün yanındaki boş bir koltuk,\nomzuna değen elim,\ngözlerinde çaresiz bir teslimiyet\nve zamanı geçmiştir yaslanıp yakınmaların…\nne muskasının gücü yeter dört kitabın,\nne nefesi büyücü pezevengin\nve dizini döven annen,\nyolunda gitmişsindir aynen\nomuz üstünde bakmaz gözüm\nve çatlamış, dört çeşme akar gözün,\nvelakin ne işe yarar sözün\nensende ihanet\nölümündür cennet…\nama sürün sürün sürün…\n\n9 ağustos 2009-08-09 \nistanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ensesi Kalın Adam",
        "poet": "Erol Ars",
        "poem": "\n\nensesi kalın \ngöbekli adam\naynada uzun uzun seyretti kendisini\nelini cebine attı\nçocuğuna verecek\nsimit parası bile çıkmadı...\nburuk bir tebessüm kapladı yüzünü\nellerinin iriliğini yaktı\ngözyaşının tuzu \nona göre beterin beteri vardı \naynadaki hüzün yüklü adama gülerek\ndedi ki:\n“haline şükret”\n...\ntitreyen elleriyle\nçocuğunun beslenmesini sardığı gazetede\nensesi ince \nsıska bir adamın\nmilyonluk doğum günü haberi vardı\nsürmanşet...\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ensest",
        "poet": "Mehmet Dokumacı",
        "poem": "\n\nsimurg'a uzanan yoldayım\nuzadıkça silikleşiyor,\nsilkindikçe kimsesizleşiyorum\nkimselerim firar edip göğüs kafesimden\n'kim' oluyor\nkim cesetleriyle dolu yalnızlığımın sur dipleri\n\nüstelik kaç eşik böyle kramplara gebeyim\nyoruldukça arsızlaşıyorum\nüç kiloluk çirkin bir et yumağı:\nkafamın içini gördüm\nyine de beceriyor,\nbana halisünasyonlar doğuruyor\nben masumum\nhiçbirşey yapmıyorum\no soyunuyor kafatasımdan\nakar gibi doluyor yaldızlı geceliğine \nne biçim bir kadın oluyor beynim\ndirencim kırılıyor\nçiftleşiyorum kendimle\n\nbir sürü piç düşünce doğuruyorum \nhem de sorma ne sancılarla\nerkek adamın eril düşünceleri\nhepsi ensest oysa...\n\nbir yandan eşikler\nkendine dolanan yollar türüyor yollarımdan\nöfkeleniyorum\nkasabın terazisinde imgeliyorum kendi kaburgalarımı\nöyle kanlı, kemiği etinden izole öyle\nkimselerimden biri daha ölüp düşüyor yanımdan\nçocukluk fotoğraflarıma dalıyorum kanlı ellerimle\nonüç yaşımdayım, okulun futbol takımı:\nyüzüme bakıyorum resimde\nmasum, tertemiz ve henüz hiçkimse\nkafamı koparıp fotoğraftaki çocuğun yerine tutuyorum\nkim oluyorum! \nbu da kim? \n\ndayanamıyor, \nbeynim yine yaldızlı geceliğine akıyor\nne biçim kadın oluyor\nyumuşuyorum\nçiftleşiyorum kendimle.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Enstrumental",
        "poet": "Birhan Keskin",
        "poem": "\n\nAksın, içimde siyah bir nehir gibi\ndolanan keder\nunuttuğum, unutmaya çalıştığım ne varsa\nbende durmasın\niçimde öyle çok ki, her gidenden\nbiriktirdiğim melekler\n\nZaman insafsızlık etmese\nkederin oyduğu tarafımı sana getirsem\nkalem beni tutmasa, anlatsam sana\nsiyah, simsiyah bir engerektir zaman\nve kış neler eder insana\nnasıl yarım bırakır, ayırır parçalara\nsense kışı yaşamadın daha\n\nReddettim bütün kesinlikleri, kalbim\nbu hayale bir daha inansın diye\nsiyah... değişmiyor\nsiyah hala bir nehir içimde\nve kalbim anlamıyor\nadalet yok, niye? \n\nYıktığım, atladığım, söndürdüğüm\nbir yangın yerindeyim\niçimde sadece, dediğim gibi\nher gidenden biriktirdiğim melekler\nkalbimin üstünde bir daha hançer\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Entel",
        "poet": "Charles Bukowski",
        "poem": "\n\nkadın\nhavaya sprey sıkan\nuzun bir hortum misali\ndurmadan yazı yazıyor, \nve durmadan\nkavga ediyor; \nsöyleyebileceğim\ngerçekten farklı\nhiçbir şey\nolmadığından\nsöylemekten\nvazgeçiyorum; \nsonunda-\nüzerinde\netki yaratmaya çalışmıyorum\ngibi bir şey deyip\nsöylene söylene\nçıkıp gidiyor.\n\nama biliyorum ki\ngeri dönecek\nhep dönerler.\n\nve\nakşam 5'te\nkapıyı çalıyordu.\n\naçtım kapıyı\nbeni istemiyorsan\nuzun kalmam, dedi.\n\neyvallah, dedim, \nbanyo yapmam lazım.\n\nevlilik gibi bir şey: \nher şeyi\nhiç olmamış gibi\nkabulleniyorsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Entel Akdeniz",
        "poet": "Yasemin Kaplan",
        "poem": "\n\nentelliği nerede öğrendin akdeniz\nkimden aldın bu çalımı \nkime sattın \nsuzidilara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Entrika dünyası",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\nbu ihanetlerden usandık biz,\nbu vahşilik artık bitsin \nilahi..! nerde kaldı..? yer gök afetlerin \nsinmiş duvar diplerine zayıf kulların..\nbir ucu Filipinler bir ucu Afrika \nOrtadoğu bir başka yeri acıların\nbir dünya ki,\nher gün diri diri insan gömülür\nseyirci kalınır katliamlara\nhaklı olan hak kı söyleyen değil\nsilahı, \npolitikası ve entrikası çok olan\nkazanır sanki yeniden \nyakındır elbet zaferi insanlığın\nbirleşse de tüm dünya \nyanında zalimin..\n\nMustafa kaya \n11.07.2003 / İstanbul\nwww.mustafakaya.net\n\nnot: ortadoğuda dinmeyen ve sürekli kanatılan islam topraklarının\n         içinde yaşadığı işgal-işkence-sömürü ve insanlık dışı olayları     \n         nedeniyle kaleme alındı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Entel Dantel",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nEntel dantel birileri, ahkam kesip yazmaktalar\nKendileri hep haklıdır, sağa sola kızmaktalar\nİktidarın desteğiyle, zorbalıkta azmaktalar\n\nDin muamele bilirdim, muameleyi din yapmışlar\nBaşkasını uyarırken, bu beyler yoldan sapmışlar\n\nEfendiler isim yapmış, Hakkı eğip bükmekteler\nSavunmasız gördüler mi, üzerine çömekteler\nBaşkasına haram derler, kendileri yemekteler\n\nDin muamele bilirdim, muameleyi din yapmışlar\nBaşkasını uyarırken, bu beyler yoldan sapmışlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Envanter",
        "poet": "Yunus Güzel",
        "poem": "\n\npuslu hayatlar coğrafyasında\nbir garip yurtsuzdum\nne çok sevdim \nne çok düşündüm \nne çok… \nneyim var şimdi \nve en çok neyim yok\n\nağlamam, \nrüzgar gibi geçen bir hayatın ardından \nüzülmem yaşadıklarıma, \nyaşayamadıklarıma sitem etmem\nkimse vurmadı ki kafama, \nellerimle yaptım ne yaptımsa\nkabulümdü acıyan yerlerim, \nolgunlaşır mıydım acımasa\ngökmavisi türküler söyledim, \nkimi zaman ağıtlarla yansam da\n\nimrendim oğlumun babasına \nve galiba en çok Ege’nin Balık’ı olmayı sevdim\nardından çok ağlamadım \nama sana çok sitem ettim baba \nçünkü boynumun büküklüğü \nomzunu bulamayışımdandı\n\nkaybettiklerimin çetelesini tutamam\nkazandıklarım ise yaşadıklarımdı\nhiç pişman olmadım, \nhayatımdan çıkardıklarım eksiltirdi yoksa beni\ndavetsiz misafirlerimdi acılarım,\nhüzünse yüreğimin vazgeçilmeziydi\n\nne çok sevdim,\nne çok düşündüm \nve ne çok umursadım \nne çok…\nneyim var şimdi \nve en çok neyim yok\n\nyokluğunda anladım \nvarlığında fark edemediklerimi\nben bu hayatta,\nen çok zamanı anlayamadım\nbir anın \nbir ömür kadar sürdüğü geceler de yaşadım\nbin geceye sığmayacak güzellikleri \nyaşadığım anlarım da oldu \n\nne çok isterdim şimdi,\nbir kuşun kanatlarıyla sevişen kanatlarım olsun \nhiç merak etmedim ki,\nyerin yedi kat dibini, \nhep maviyi aradı gözlerim\nmavinin içine sadece pamuk bulutları çizerdim \nbulutlarda yüzümü yıkamaktı,\nçocukluğumda en çok düşlediğim\n\ngülüşünü çok sevdim gözlerin, \nbenim olması da şart değildi\n\nşimdi bıraksalar, \nsonsuza kadar seveceğim\nbıraksalar,\nherkesi severek öleceğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Enver Bey",
        "poet": "Erdoğan Ergin",
        "poem": "\n\nI.Kısım\nAğır, ağır indi ahşap merdivenlerden. Hatıralarının tüm ağırlığını, koltuğunun altına sıkıştırmıştı. Topu topu  dört albümdü. Merdivenin tırabzanlarına tutunarak inmek artık gücüne gidiyordu. Yaşamla ölüm arasında gelip gitmeleri çoğalmıştı.  Bu yaşta bu kadar sıkıntı…\n\nEnver bey, kaç sene oldu diye düşündü. Belki yirmi, belki de kırk yıl olmuştu. Zihni bu kadar geçmişe gitmeye el vermiyordu. Yalnız, çocukluğu dün yaşanmış gibi beyninin içinde dolaşıp duruyordu. Yavaş yavaş ilerledi. Koltuğun ucundan  yardım alarak, iskemlesine oturdu. Eski bir kaset çıkardı, çekmeceden. Aslında çok eski sayılmazdı ama içindekiler eskiydi. Minur Nurettin’den şarkılar yazıyordu kasetin üzerinde. Torunun el yazısıydı. Dedesi için o doldurmuştu.   Arkasına doğru yaslandı. Ciğerlerinden gelen bir sesle –oh! - çekti. \n\nAlbümlerden birini açtı. Kırklı yaşlarının resimlerinin olduğu bir albümdü. İçlerinden bir resmi seçti. Masanın üzerine bıraktı. Albümü aldığı gibi koltuğun üzerine attı. Seçtiği resme uzun uzun baktı. Öylece kaldı. Gözlerinden birkaç damla düştü. Kristalden yapılmış gibiydi damlalar. Dokunsanız binlerce kıymet bulurdunuz içinde. Diğer albümü, sonra diğerini, sonra diğerini… Her birinden birer resim alıp albümleri koltuğun üzerine fırlattı. Şimdi sehbanın üzerinde dört tane resim vardı.\n\nResimlerden birisi, çocuklukta  çekilmiş bir fotoğrafta. Üzerinden beyaz yakalık bulunan siyah bir önlük… Ne de yakışmıştı. Herhalde çok uğraşmışlardı yakalıkla. O kadar beyazdı ki… Enver bey, o gün yaşanları dün gibi hatırlıyordu. Mırıldandı…\n\nSefalet sanırdım, görmeden gençliği\nMeğer ne zenginmişim, bilemedim değerini\n\nBir saat geçmişti. Hala o resim vardı elinde. Arada bir gülümsüyor, arada bir ise küçük yaramaz bir çocukmuş gibi sıkılıyordu. Çocukluğunu hatırlamak Enver beye iyi gelmemişti. İskemlesine tutunarak ayağa kalkmaya çalıştı. İlk seferinde başaramadı. Oturdu. Tekrar denedi.Olmadı. Olmadı. Ellerine dizlerine vurarak, çocuk gibi ağlamaya başladı.\n\nÇok içerlemişti. Bir iskemleden bile kalkamamak… Yaşlılık demeye dili varmadı. Ama öyleydi. Artık iyice ihtiyarlamıştı. Yaşlılık cabası.\n\nTekrar denedi, ayağa kalkmayı. Bu sefer başardı. Yavaş ve bitişik adımlarla mutfağa kadar ilerledi. Bir bardak su aldı. Su gibi aziz olmak buydu herhalde…\n\n                                                  II.Kısım\n\nYorulmuştu. Vakit öğleden sonrayı çoktan geçmişti. Yalnızlığı içinde hissetti. Çocukları hala gelmemişti. Oysa torunu çoktan gelmiş olması lazımdı. Mutfaktan çıkarak tekrar salona geçti. Yürümekte hala zorlanıyordu. Duvarlara dayanarak salona kadar geldi. İskemlesine oturdu. Masanın üzerine bıraktığı resimlere tekrar bakmaya başladı.\n\nResimlere bakarken uyuya kalmıştı. Ellerinde bir soğuklu hissetti. Oturduğu yerde uyuya kalmanın rahatsızlığınım hissediyordu. İskemleden kalkıp koltuğa geçmek için bir hamle yaptı. Zorda olsa tutundu ve koltuğa ulaşmayı başardı. Kızının hediye etmiş olduğu saati cebinden çıkardı. Saate baktı. Saat sekize geliyordu. Ve hala evde sessizlik vardı. Ne torunu, ne de kızı ile damadı gelmişti. Üçü de yoktu. Nerde kalmışlardı? Merak etti… Ama yapacak bir şey yoktu. Evde bir cep telefonu vardı ama kullanmasını bilmiyordu. \n\nTelevizyonu açtı. Haberleri seyretmeye başladı. Haber sunucusu –İyi akşamlar sayın seyirciler. Bugün 29 Ekim 2007 Şimdi haberleri veriyoruz. \n\nEnver Bey –evet  dedi. –Evet bugün çocuklarımın töreni var. Kesin oraya gitmişlerdir.-dedi. \n\nEnver Bey bunları söylenirken cep telefonu çalmaya başladı. Yavaş hareketlerle ayağa kalktı. Yine küçük adımlarla gitmeye başladı. Telefonu belki onuncu çalışında açmayı başarabildi. Arayan kızı Suna’ydı. Suna geç geleceğini, çocuklarla Sezgin’in yanında olduğunu söylüyordu. Dolapta babasının yiyeceğini ayırdığını ve zamanında yiyerek ilaçlarını alması gerektiğini söyledi.\n\nEnver telefonu kapattı. Karnı hala aç değildi. Yeniden televizyonun karşısına geçti. Gündemden olup bitenleri seyrediyordu. Televizyon kanalları hala Cumhurbaşkanlığı seçimin kavgasını gösteriyorlardı. Oysa üzerinden çok geçmişti. Tabi bu gündemin olmasının sebebi belliydi. Haziran ayında kurulan Aydınlık Gelecek Partisi’nin başkanın şöhreti bu tartışmayı alevlendiriyordu. \n\nEnver bu konuşmaları yıllarca dinlemişti. Bir zamanlar o da bu kavgaların peşindeydi. Yıllarca meydanlarda halkı coşturmuş, birçok ilden milletvekili seçilmişti. O zamanlar herkese gücü yeterken şimdi bacaklarına bile gücü yetmiyordu. Siyaset yapmak artık onun için geçmişti. Oysa Enver Kıbrıs Harekâtı düzenlenirken daha 42 yaşında genç bir siyasetçi ve içi vatan aşkı ile doluydu. Şimdi ise içindeki vatan aşkı sadece şiirlerinde yer bulabiliyordu. Onları da ancak yazıp yazıp çöpe atıyordu. \n\nŞiiri kendi için yazmayı seviyordu. Yazdığı şiiri ezberler günlerce mırıldanır sonra yakardı. Aklında kalırsa ne ala, aklında kalmazsa unutulur giderdi. Çok kitap teklifi geldiyse de tekrar meşhur olmaktan korkuyordu. Halkın onun bu acizliğini görmesini istemiyordu. \n\nDevam edecek….\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Enver Usta'da Okumadık",
        "poet": "Tarık Torun",
        "poem": "\n\nEnver Usta’da okumadık, biz de öğrenci olduk.\nOt gibi yaşamadık, Türkiye sevdasıyla dolduk.\n\nGündüzler ne kelime, geceleri dahi çalıştık.\nHer türlü güçlükler, çileler, belalara alıştık.\n\nEnver Usta’da okumadık, fakülteler bitirdik.\nVatan için her türlü nefsanî duyguyu yitirdik.\n\nBir de şimdi bazı öğrencilere hele bir bakın,\nBu ne biçim öğrencilik, adeta strese yakın,\n\nÇalışmak ortadan kalkmış, hayal kurmaksa çok fazla,\nÖlüme gidermiş gibi, okula gelir kırk nazla,\n\nKusura bakmayın, ekmek bile çiğnemeden yutulmaz.\nBöyle yatarak palavrayla vatan asla kurtulmaz.\n\nEnver Usta’da okumadık adam gibi okuduk.\nMuhabbetullahı kalplere ilmek ilmek dokuduk.\n\n01.06.2007\n\nCEVHERDEN GERDANLIKLAR\n'Sana, Bana, Ona'\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Epey Öncesi",
        "poet": "Figen Şençamlar ",
        "poem": "\n\nRüzgarlı bir temmuz öğle üzeri bodrum kumbahçe elimde bir sade gazoz    Nebile bakkaldan tarla sokağa yürüyorum  sahilde insanlar kimi denize giriyor kimi güneşleniyor uzakta elinde bir kova bağırıyor çocuk süt mısır varrrr … \n\n-\n\nAnneannem  karışık kızartma yaptı aklım hem evde hem denizde yemeği yeyip kaçsam yine yüzmeye kızacak ama beni tutamaz ki gireceğim işte adımlarımı sıklaştırıp neredeyse koşar adımlarla evde aldım soluğu oturdum sofraya bu arada yer sofrası  mis gibi kenarda bekleyen ortasından kesilmiş karpuz bu arada dün babam sabahtan geldi 1-2 saat uyudu üst katta cibinliğin içinde bende uyanmasını bekledim tekrar çıkacak yola gitmeden harçlığımı kapmak için sabırsızlanıyorum)  neyse yemek bitti anneannem süngere gidecek beni de teyzeme bırakacak göz kulak olsun diye tabiî ki durur-muyum doğru yalıya bu sıcağı anca deniz keser girmeliyim ve yüzmeliyim iskele altlarında geçip deniz böcekleri toplamalıyım yine bir yığın çıyan buldum ne tuhaf geliyordu kesiyordum boydan ölçüsüz falan her kesilen parçası denize doğru kaçışıyordu  …\n\n-\n\nDoyulur mu denize lakin karnım açıktı teyzeme  bir koşuşla doğru yanına kedi gibi ayaklarınız arasın da bakalım bu gün ne verecek ilkinde sofrasında neler yiyeceğiz  Allah ne verdiyse teyzen kızmadan kaç yalıya akşama kadar yalıda denizle boğuşmak ve  geceye yemek faslından sonra tekrardan yalı kıyısına gelip büyüklerin hikayelerini dinlemek saman dolu yastıkların tüm yorgunluğumuzu alırcasına dayanak olup neredeyse uykuya daldı dalacak hallerinde  …\n\n-\n\nOFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFf fffffffffffffffffffffffff   BEN SİZİ ÇOK ÖZLEDİM …\n\n-\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Epigram",
        "poet": "Özdemir Asaf",
        "poem": "\n\nAşk, varlığında, yokluğunda belli olur\nEgemenlik, varlığında, yokluğunda belli olur\nBir özgürlük var, sularca, havalarca olağan\nVarlığında değil, yokluğunda belli olur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Enver Paşa idealist bir Turancı idi",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nOsmanlı döneminde Turan peşinde koşan,\nEnver Paşa idealist bir Turancı idi.\nBu amaçla sefer yapıp Kafkasları aşan,\nEnver Paşa idealist bir Turancı idi.\n\nTurancılığı Türk'ün Kızıl Elması sayan,\nFikrini Orta Asya içine kadar yayan.\nBütün Türkleri birleştirmeyi arzulayan,\nEnver Paşa idealist bir Turancı idi.\n\nAmaç olarak Türk'ü birleştirmeyi güden,\nTürk düşmanı kızıl Rusya ile savaş eden.\nTuran hayaliyle Türkistan'a kadar giden,\nEnver Paşa idealist bir Turancı idi.\n\nTurancılık için silahı eline alan,\nOnun hayalci olduğunu söylemek yalan.\nTurancılık fikrine büyük hizmeti olan,\nEnver Paşa idealist bir Turancı idi.\n\nYusuf zamanından daha ileriyi gören,\nTurancılık aşkı ile mücadele veren.\nTuran için çarpışırken şehadete eren,\nEnver Paşa idealist bir Turancı idi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ephemera",
        "poet": "William Butler Yeats",
        "poem": "\n\n“ Bir kez olsun gözlerimden yorulmayan gözlerin\n\nHüzünle eğiliyor artık sarkmış göz kapaklarının altında, \n\nSevgimizin solmasından”\n\n“Tükeniyor olsa da sevgimiz\n\ngel bir kez daha duralım\n\ngölün o ıssız kıyısında\n\nuykuya daldığında tutku; o çaresiz yorgun çocuk, \n\no soylu saatte beraberce.\n\nNe kadar uzakta görünüyor yıldızlar\n\nVe ilk öpüşmemiz ne kadar uzak\n\nVe ah, yüreğim ne kadar yaşlı”\n\n\nDalgın gezindiler kuru yapraklar boyunca\n\nUsulca dokunarak kadının ellerine:\n\n“ Tutku, çok yıprattı yüreklerimizi.”\n\nAğaçlar çevreledi onları ve sarı yapraklar\n\ndökülmüştü karanlığa solgun ağanlar gibi ve\n\no an yaşlı ve aksak bir tavşan sıçradı patikaya, \n\nSonbahar üzerindeydi adamın: ve bir kez daha\n\ndurdular gölün o ıssız kıyısında.\n\nÖlü yaprakları sürüklediğini görmüştü kadının\n\nDöndüğünde\n\nSessizce topladığını onları, gözleri\n\nGöğüsleri ve saçları gibi nemli.\n\n“Ah hüznü bırak\n\nYorgunuz bizi bekleyen başka aşklar için, \n\nSevmek ve nefret etmek için kaygısız saatler boyu\n\nÖlümsüzlük uzanır önümüzde, ruhlarımız\n\nSevgilerdir ve bir sürekli ayrılış.”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ephialtes",
        "poet": "Jorge Luis Borges",
        "poem": "\n\nDüşler var düşün ardında.Her gece\nYitip gitmek isterim karanlık sularda\nÜstümden gündüzü yıkayan, ama bu katıksız\nSular altında, bize en sonuncu Hiçliği sunan\nEdepsiz harikanın nabzı atıyor bu hüzünlü saatte.\nBambaşka yüzümü yansıtan ayna olabilir.\nBir dolambacın git gide büyüyen tutukevi olabilir.\nBir bahçe olabilir.hep bu karabasandır.\nDehşeti başka dünyalardan\nAdı konulmayan bir şey.\nBana ulaşır söylencelerin ve sislerin dününden; \nTiksinilen imge retinaya yapışır kalır\nLekeler uykusuzluğu tıpkı gölgeyi alçalttığı gibi.\nNeden boy verir benden bedenim dinlerken\nve gönlüm kalmışken yapayanlız, şu ahmak gül?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "''Epigram' FiNaL",
        "poet": "Nilgün Budak",
        "poem": "\n\nHer aşk tarih olur..  Yazılarak, ya da üstü çizilerek..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Enver Zengin",
        "poet": "İbrahim Ormancı",
        "poem": "\n\nBir gökçe fidan, \nBir gonca gül, \nEnver Zengin'i nereden bileceksiniz? \nDayımdı, \nCanımdı, \nBir gün ölümü seçti, \nKendini dipsiz bir kuyuya astı... \n\nBir dinmeyen acı, \nOluk oluk kanayan yara, \nEnver Zengin'i nereden bileceksiniz? \nYiğitti, \nÖlümden bile korkmadı, \nNilgün Marmara gibi, \nDeniz Başaran gibi, \nKaan İnce gibi, \nSoysal Ekinci gibi, \nYaşamayı iki yüzlü insanlığa fırlatıp \nÖlümü seçti, \n10.Mayıs.1989 idi tarihler \nKendini dipsiz kuyuya astı... \n\nAşk olsun sana,dayıcığım aşkolsun \nBende acıyorsam şairin dediği gibi \nAnam avradım olsun, \nAma beni yalnız, \nAma beni savunmasız bıraktın ya \nOna aşk olsun \n\nÖlürse ten ölür/ \nCanlar ölesi değil... \n\n09.Kasım 2005'de Enver Tuna doğdu \nEnver'ler bitmez... \nEnver'ler ölür ama başını eğmez....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Epigya",
        "poet": "Burak Eroloğlu",
        "poem": "\n\nYarın neden mi güzel\nBugünümü senden çalıp kopardığı için güzel\nPeki hiç düşündün mü\nBugün soğuktan kaç kişinin öldüğünü\n\nTabii sizin şeffaf hayatlarınız\nAralık soğuğunda yalnızlıklarınız vardı\nBirdenbire bir mevsimle yok oldu hepsi\nPeki bugün kaç kişinin ayakkabısı daha su aldı\nKaç kişi daha soğuktan öldü\nBunu hiç düşündünüz mü\n\nOysa siz şeffaf gemiler biriktirdiniz sunturlarınızda\nSaatin kaç geçtiğine de dair bir fikriniz yoktu\nOysa gözleriniz kaçıncı kez güzel olmaya\nsoyunmuştu o gece\nOysa bir içki şişesi daha biterken\nÖmrümüzün sonunda sunturlu bir hayat bıraktı\nBugün pazartesiydi\nElbette kırılmıştınız\nSt. Antuan’ın önünden geçerken bir hayat bırakmıştınız\nTa o gece anlamıştım\nBenim sizin için yaşayacağımı\nTa o zamanlar takılmıştı gözlerime gözleriniz\nSanki hiç ummadığım bir anda gözlerimden öpecektiniz\nBen sizi hep bir şiire yakıştırıyordum\nSiz de beni bir şiire\nBu vesileyle binlerce şiir daha devirdik beraber\n\nOysa akşamın tam o saatlerinde rengarenk insanlar\nkaplamıştı gökyüzünü\nGözleriniz gökyüzü\nİnsan bin telaşla eleştiriyordu bizi\nOysa öyle insanları pek takar bir yanınız yoktu sizin\nBugün pazartesi\nEpigya gecesi\n\nEpigya gecesinden hemen sonra\nertesi sabah öleceğim\nİlk önce saçlarımı tarayacaklar\nSonrası malumunuz\n\nBugün pazartesi\nEpigya gecesi\nDoğrusu bu gece siz ve saçlarınızdan aşağı süzülen\nteninizle\nİlk defa böyle gizemli olacaksınız\nMerak etmeyin\nBen de ölmeyeceğim\nSize sözüm var\n\nBugün pazartesi\nEpigya gecesi\nSon viski masamıza devrilirken\nBen sizlere “Bizim Çocuk Çok Sevdi Sizin Kızı” adlı\nşiirimi okuyacağım\nMalumunuz gecenin bir vakitleri çekilir bu şiir\nÖyle der edebiyat bilimcileri\n\nHatırlarsanız yıkık dökük bir hayatın üzerinde\niçmiştik sizinle\nGözleriniz alabildiğine esmerdi\nGönlünüzden öpmüştüm tam o saat sizi\nYanımızdan geçen yeni çağ kızları\nYan Tiersen’i bilmezler\nVarsa yoksa popüler müzik onlarınkisi\n\nBugün pazartesi\nEpigya gecesi\nBu geceyi duyanlar beni tutup bir gökyüzü cezaevine\ngetirecekler\nEleştirilerin ardı arkası kesilmeyecek\nKaşlarımdan öpecekler\n\nHadi gidelim Modern Edebiyat Tarihçesi\nMerhaba Gökyüzü ordusu\nMerhaba siz güzel kadın\n\nBugün pazartesi\nVe her yıl düzenlediğimiz Epigya gecesi\nMerhaba size de\nMerhaba pazartesi\nVe tabii ki de merhaba gökyüzü tarihçesi\nSize de merhaba yarın sabah\nSize de merhaba çok içip az sarhoş olan bayan\n\nBugün pazartesi\nEpigya gecesi\nKadehinizi ağır adımlarla yudumlarken beni tutup bir\nhayalin önüne getirdiniz\nSaçlarınız birden gökleşti\nElmacık kemiğimden öpüp bugün rüzgarın\nesmeyeceğinden bahsettiniz\nBir sigara daha yoktu\nGözlerinizin içini yaktım\nBir duman aldım\nTerli terli sözlerle bağırdınız bana\nBir sigara da Turgut yaktı\nDurmadan sigara yaktı\nÖnünü alana kadar sigara yaktı\nSonra kitabı açtı\nRasgele bir şiir okudu\nEtkilendiniz\nYalnız Turgut da bilmiyordu saati\nTek derdi sevgisiydi\nUzun uzun baktı kirpiklerine Tomris’in\nBir sigara daha yaktı\nŞiir adam o gece kendi isteğiyle iki şiir daha okudu\nSonra o da yetmedi sabahlara kadar şiir okudu\nBesbelli seviyordu Tomris’i\nSevdiğinden besbelli her gece tütününü yakmak için\nkullandığı çakmağını\nBu sefer masada bulunan mumları yakmak için kullandı\nMasada duran şarap kısa kısa düşündü\nTurgut’un gözleri gök esmeri\nSevmek, en ağır yürek işçiliği\n\nBugün pazartesi\nEpigya gecesi\nSiz birden Edip’e baktınız\nEdip bir hayli solgun düşmüştü\nGözleri kısa\nOnda sevmek fiili mutluluğa karışamamıştı\nÜzüntüsü gökyüzü kadar derindi\nSevgiler söz yüzü kadar anlamsız\nEdip o gece bir şişe daha şarap içti\nGözleri birden kum sarısı oldu\nSaçları kadehini yudumlarken iki kez daha sarsıldı\nSarı, sonra apansız mavi\nEdip’in gözleri alabildiğine maviydi\nEdip o gece bir kere daha devrildi dünyaya\n\nBugün pazartesi\nEpigya gecesi\nSiz hiç istifinizi bozmuyordunuz\nAz konuştuğundan olsa gerek Turgut’un içtiği iki kadeh\nviski yüreğine dokundu\nAğırdır sevmeleri\nGözleriniz o gün bir kere daha devleşti\nGözleriniz esmer\n\nBugün pazartesi\nSon epigya gecesi\nYarın yine burayı bırakıp şirin şirin\nyalan elbiselerimizi giyeceğiz\nSevmediğimiz insanların yüzlerine bakıp bakıp güleceğiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Epigram Ya Da Benden Sonra Mutluluk",
        "poet": "Özdemir Asaf",
        "poem": "\n\nBunca yıl yaşadım\nElime ne geçtiyse yitirdim\nBiraz daha yaşayacağım\nYalnız bir şey biriktirdim\n\nBir bakış, bir görüş, bir duyu, bir düşünce\nBelki aç kalacağım\n\nSuçlanacağım ölünce\nBiraz yazdım, artık hep yazacağım\n\nHüzünden baş alamadım\nGörünce\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Er Atsız 49....",
        "poet": "Fazıl Çakaler",
        "poem": "\n\nBakma aşk fakirlerinin masallarına,anlarsın beni sonunda\nBaksan şu kelimelerin fikrine taşıyan benim koynumda\nYanılmaz adalet terazisi benim vebalim boynuna \nYüreğim ummanlar kadar geniş adalet turunda\n\nVerilsin iyi yada katlime yazılsın gayri ferman\nKırık dökük ifadelerim, bulur döner banada devran\nİnsafa gel bir bak gündüz gecem dar bana mekan\nKısmet olurmusun bilmem nereye kadar böyle devam\n\nRabbim çocuğa Anne karnını yapmış bir han\nKoskoca Dünyayı sen ise yaptın bana zindan\nİşte hattini bilmeyen sensin bu bayan\nAnlamıyorsun yazılanları satır hece, hece ayan beyan\n\nYaratılmışların,Meleklerden üstün olan insan\nSeni bana anlatan gözlerin susuyor sendeki lisan\nBu kırlan kalbi inşaa edemez koca Mimar sinan\nAlehime yada lehime kurulsun yüce divan\n\nDuygularım yetim düşünceler öksüz pare,pare\nDerdine giriftarım ol derdime sen çare\nHürriyetim ol erit damla damla derman ol bu yare\nTükensin çağlayan sızım koydun bende emmare\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Er atsız....14...",
        "poet": "Fazıl Çakaler",
        "poem": "\n\nYine diyorum ağacı kurt beni yedi senin derdin\nGül gülmedin soldu gül benzin\nNiçindir bilmem vermessin tepki çıkmıyor sesin\nBin dost az, bir düşman çok, söyle bileyim derdin\n\nBakışların bana dert oldu gezer bindi sırtıma\nBilirim ammaa bir bardak  suda nasıl kopar fırtına\nSabrımın sabrı var birde sen sor Fazıla\nŞimdilik ben kaleme, kalem döker satırlara\n\nBen yaşarım,yaşantım zaten uçlarda\nDüşmanımı dost edindin ER ATSIZ  başlarda\nYanlış aşk yaşadı haddini bilmezler yaptılar kuşatma\nAmaç neydi bilmem esir düştüm, kimin hangi savaşta\n\nNe ise ne, azat oldum şimdi ise sen ettin köle\nKullar nederse desin düşsekte  dile\nBiz çektik cezamızı bitti, doldu süre\nMükafatım tatil olsun onlar çıksın sürgüne\nBöyle bir kanı, da bulaştırmam süngüme.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Er atsız..9..",
        "poet": "Fazıl Çakaler",
        "poem": "\n\nDüşünme gelmez giden,alalım aklımızı başa\nGitti güzel günler,seneler harcandı boşa\nDoluyor zaman gireceksin yeni bir yaşa\nBen olayım doğum gününün hediyesi geçsin ömür baş,başa\n\nAlmam hediye dünya malı,dünyada kalır biter yavaş, yavaş\nKavlimiz bir olursa,cenette bile beraberiz etme telaş\nHavzu kevser evimiz, çatı mız sema ile arş\nOlamaz yok hiçbir engel, çatamaz kimse size kaş\n\nBu evin yok metrekaresi,siz isteyin ARŞIN,ARŞIN\nKıskanmayın yeter beni,sevgi ve aşkla yarışın\nBenimde istediğim bu,biriniz kumral diğeriniz sarışın\nİşte ozaman mest eder sizi,yüzünüze bakışım\n\nYok dünyada nasip olmaz, kimse gelmez böyle bir aşka\nAhirette huriler bile girer sizinle yarışa\nKişi sevdiği ile berabermiş,günah işlemeyeyim haaşa\nSalise bile ayrılık,yok gerek yemeğe aşa\n\nBizim bu halimize bakar Rabbim, ederiz bizde şükür secdesi\nMelekler dönüp üstümüzde razı Rabbim sizden verir müjdesi\nKabul et Allahım ver bize şu satırları tüm hecesi\nDünya ve ahirette olsun bunlar fazılın zevce\n\nYok orada doğum günü gürmeyeceksin yeni bir yaşa\nAğarmaz saç,kırışmaz yüzler bak kalem gibi kaşa\nDoğacak üstümüze nurlar gerekte yok ışığa \nRabbim kabul et bu dualarımı nasib olsun bu aşığa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Er İşidir",
        "poet": "Ozan Yayla",
        "poem": "\n\nKavak zayıf, direk olmaz,\nTenekeden kürek olmaz,\nHer adamda yürek olmaz,\nVurmak sanat, er işidir...\n\nDost, gardaşdan ileridir,\nGönül, aşkın kileridir,\nO bir müze, galeridir,\nKurmak sanat, er işidir...\n\nHer an hayal kuran beşer,\nDik yamaçta duran düşer,\nHep yakının yaran deşer,\nSarmak sanat, er işidir...\n\nGül bahçene dolsa hazan,\nOlsada kuyunu kazan,\nHasmın ayağına bazan,\nVarmak sanat, er işidir...\n\nYalandan yüze gülenden,\nSakın, meraktan ölenden,\nBilmeyince, bir bilenden,\nSormak sanat, er işidir...\n\nKimseye kara çalmadan,\nFitne ve fesat olmadan,\nKarşılığını almadan,\nVermek sanat, er işidir...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Er Atsız 55...",
        "poet": "Fazıl Çakaler",
        "poem": "\n\nBirden tut elli dördüncü Er Atsızda seni altın ettim gümüştün\nSen yazılanların zıddını tavur edinip aksini düşündün\nUsandım, ama yazdım seve,seve her halinle düşümdün \nSen üzerine düşen gayreti göstermedin kendini düşündün\n\nDerler hayvanlar koklaşa,koklaşa İnsanlar konuşa,konuşa\nYazdıklarımı bir sana duyuramadım mail oldu kurda kuşa\nGerek derim sana adrenalin ya sokmak gerek soğuk duşa\nAşkta var infazım teşfik etme beni yeni bir suça\n\nSavaş kazanılırda Şehit olursun ya Gazi\nBu ganiğmetten nasibini almamış benim bu suvari\nBu hususta ki mutlak acizliğini beyan et özür dile bari\nGünahına duyduğum nefreti tel kelam et kapansın bu mazi\n\nŞehitlere Cennet Gazilere hani madalya  ya\nKusurlarını alıp eline baktınmı sen hiç aynaya\nYerinden oynattın tüm dengeleri ihanet ettin bu davaya\nŞikayetciyim ben senden Hakimlerin Hakimi Yüce Mevlaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Er-gene-kon",
        "poet": "İbrahim Durmuş",
        "poem": "\n\nPlaton devleti anlatırken, vatandaşları şöyle görevlendirmişti:\n-Yönetenler. (politikacılar) \n-Koruyanlar. (askerler) \n-Hizmet edenler. (Bürokratlar, memurlar, işçiler) \n-Besleyenler. (Tüccarlar, çiftçiler…) \n\nBizim platon gibi filozoflarımız olmadı.\nYönetenlerimiz aynı zamanda koruyanlarımızdı çoğu kez. Hala anayasamızda cumhurbaşkanı başkomutandır. \nOsmanlıda da -zaman zaman aksamalara rağmen- böyle olmuş. Kuruluşu savaşçılar yapmış. Belki devir öyle gerektiriyordu.\n\nPad-i Şah unvanını almış Osmanlı hakanı. Bu sözcük Türkçe değil. Zaten Osmanlı hanedanı kuruluştan kısa süre sonra Türklüğü göz ardı etmiş.\nSarayın yapısı ve endişeleri, Osmanlı, ordusunun şimdiki Türk Silahlı Kuvvetleri gibi tek elde toplanmasını önleyerek, bir yerde kendini emniyete almak istemiş olmalı. Tıpkı din liderliği sayılan halifeliği  bünyesine alarak; güç, yaygınlık ve yönetim kolaylığı sağlaması gibi.\nNe garip gelir şimdi bize, birkaç Türk Silahlı Kuvvetleri olması.\n\nDevlet içindeki güç odakları arasında dengeleri sağlayarak, gerektiğinde birbirine karşı kullanarak saltanat sürüldü 6 yüzyıldan fazla. Yine de şanlı tarihimizde önemli bir dönemdir bu. \nNe yazık ki, halk ötelenmiş, sistemin en alt kademesinde görülerek, dağa-bayıra-kıra terk edilmiş, yönetimin dışına itilmiş; dini söylemle kontrol altında tutulmuş. \nİşte eksik olan budur. Bugünlerin sıkıntıları bundan kaynaklanır. \n\nSon yüzyılda neler oldu? \n1900ler: \nSarayın çivisi çıktı. Askerler başkomutanlarına güvenmez oldu. Saray gene savaşçılarını bölerek vaziyeti kurtarmak istedi.\n\n1910lar: \nDünya savaşı, kurtuluş savaşı. \nPlaton’un yöneticileriyle koruyanları şaşırdı kaldı. İmparatorluğun adam yerine koymadığı halk başının çaresine bakmak zorunda kaldı. Çok sıkıntılar çekildi.\n\n1920ler: \nYeni devlet kuruldu. Sil baştan devrimler yapıldı.\nEğitimli ve azimli insanlar savaşlarda şehit verilince, devlet yönetimini, sağ kalan az sayıda savaşçı ve deneyimsiz kırsal kesim insanı yüklendi.\n\n1930lar: \nToparlanma, pekişme, kalkınma dönemi. Atatürk rüzgarı uçuruyordu.\n\n1940lar: \nDünya savaşı. Korku, panik, savaş hazırlığı-yokluk. Yiyecek-giyecek ne varsa kara gün yani savaş için stoklandı. Hayatta kalmak, günü gün etmekten önemliydi. Başkomutan eski bir savaşçıydı. \nOsmanlının yıkılışında, kurtuluş savaşlarında ve devrimlerde etkinliğini yitiren odakların eskiye özleminin depreşmesi, kıpırdanmaları etkili olmaya başladı.\n\n1950ler:\nİki kutuplu soğuk savaş, küresel egemenlik savaşı. Amerika ve Rusya’nın cephe kapma yarışı. \nBizde, yönetimin başında ve de başkomutanlıkta asker olmayan ama kurtuluş savaşı yıllarını bilen biri var. \nKapitalist Amerika erken davrandı. Komünist Rusya’nın burnunun dibindeki Türkiye’yi kazanmak için kolları sıvadı. Truman doktrini paralelinde Marshal planını devreye soktu. Daldı Türkiye’nin içerlerine, açtı kesenin ağzını. Kazandı da. Çünkü hoşumuza gitmişti. İkinci dünya savaşındaki korku ve yokluk yıllarının ardından rahatlatmıştı. Üstelik tek parti yönetiminin keyfiliklerinden mağdur olan kesimlerin memnuniyeti vardı.\n\nKomünistliğin, korkunç bir bela olarak beşikteki çocuğun bile damarlarına zerk edilişi bu dönemde hızlandı.\n\n1950-1960 arasındaki lale devrinin asıl sebebi Amerikan desteğidir.\nAmerikan işidir yani. Kimse sahiplenmesin. Kimse kimseyi yok yere göklere çıkarmasın.\n\n1960lar, 1970ler, 1980ler: \nBaşkomutanlar eski askerden  seçildi. \nHükümetlerde istikrarsızlık, kararsızlık, basiretsizlik öne çıktı sürekli. Kurtuluş ve kuruluş savaşlarını kazanan kuşak çekildi, öldü gitti. Yeniler bocaladı. Çok hatalar yapıldı. Asker zaman zaman sahaya indi. Neden indi. İnmek zorunda mıydı. İnmese ne olurdu. Buna yanıt ararken tarafsız tarihi iyi incelemek gerekir.\n\n1990lar ve sonrası: \nAsker kökenli olmayan kişiler devlet başkanı yani başkomutan oldu. Askerin, Türk tarihi boyunca geleneğinde olan devlet yönetiminde söz sahibi olması devre dışı bırakıldı. Çağdaşlaşma, Platon’un görev bölümüne yaklaşma özlemleri belirdi.\n\nAma çok ciddi bir sorun vardı: \nSivil yöneticiler, ülkenin ve halkın yüce çıkarlarına, geleceğine, iyiliğine, bekasına bütün benlikleriyle kendilerini adayamıyorlardı.\nOysa tek rehber ve örnek Atatürk bunu yaparak başarmıştı. Askerler ve vatansever bazı aydınlar buna kafayı taktı.\nGerçek bu muydu, yoksa yanılıyorlar mıydı, bilebilmek için tarafsız tarihi inceleyerek öğrenmek gerek.        \nMilli ordu Osmanlının sonunda Alman ve Nato’yla birlikte Amerikan sistemine yaklaştı. Amerikan sistemi ve desteği etkili oldu. Amerika subaylarımız tarafından sevilir oldu.\n\n1980 den sonra her ne olduysa,(ki bilenler bilir) , ordumuzda amansız bir Amerikan aleyhtarlığı yükselmeye başladı.\nAmerika ne yapıyordu, hangi planlarıyla T.C.nin kuyusunu kazıyordu. Bunun için kimlerle işbirliği yapıyordu.\nYoksa Amerika’nın yaptığı planlarda T.C. yöneticileri etkin rol oynayarak, bu planların T.C. zararına değil de yararına işlemesini sağlama basiretini gösteremiyorlar mıydı. \nAcaba Amerika, ordudaki komutanların yükselişine ve de siyasi iktidarın oluşumuna müdahale mi ediyordu.\n\nYoksa Türk ordusunun Amerikan karşıtı kadrolarının tasfiyesi mi gerekiyordu.\nYoksa Türk ordusunun, statikoculuğunu yenemeyen, onu çağın gerektirdiği mihvere yerleştirme basiretini gösteremeyen kadrolarının tavsiyesi mi gerekiyordu. \n\nBir de, düşünmesi bile insanı ürperten saçmalık aklıma takılıyor:\nAcaba başka bir devlet veya devletler, içimizdeki cahil ama etkili odaklarla işbirliği yapıp, T.C. nin güç merkezlerini eriterek, bulunduğumuz coğrafyada kendi emellerine ulaşma çabası içinde midir.\n\nAma BU ÜLKE İNSANI öyle kolay lokma değil ki. \nBu ülke insanında; \nSümer’sen, Asur’dan, Akad’dan, Hitit’ten, Firik’ten, Kafkaslardan, Asya steplerinden, Balkanlardan süzülüp gelen ruh var. \nBu ülke insanı; \nOnlarca inancı, onlarca etnik kökeni harmanlayarak devlet olunabileceği bilincine varmıştır.\n\nBu ülke insanı; \nAyrımcılığın paylaşımda ortaya çıktığını görüyor. \nBu ülke insanı;\nPaylaşımdaki dengesizliğin kaldırılması, ortak amacın benimsenmesi ve insan ortak paydasında bileşilmesinin; etkili devlet ve mutlu birey için, ana koşullar olduğunu biliyor. \n\nbüyükharman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Er-De Gül",
        "poet": "Mehmet Eren",
        "poem": "\n\nHas bahçede özen ile yetişir,\nÇare olur bin bir türlü derde gül.\nHasretiyle bülbül her dem ötüşür,\nİncitme yaprağın hassas der’de gül\n\nGördüğüm rüyanın etkisi bende,\nAnlatayım gülüm hayra yorda gül.\nDolanır dururum gönlüm var sende,\nPeşin sıra gülüm gezdir yor da gül.\n\ngezinir gülerek gülşende gülşen,\nGöz eder yavuklu vere er de gül,\nBağban verir emek Gülşende gül şen,\nEy ereni sen bu sırra erde gül.\n\nŞiirin Hikâyesi.\n\nBu şiirin oluşumu değerli gönül dostumuz Sayın Fesih Aktaş\nkardeşimizin Yurda Gül  Başlıklı şiirinden esinlenerek yazmış olduğumu belirterek kendisine başarılar diliyor sevgilerimi gönderiyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Er Mektubu",
        "poet": "Arif Babacan",
        "poem": "\n\nER MEKTUBU\n\nUrbam yeşil artık, gözlerim gibi,\nAklım rahat, derdim yoktur Sultan’ım.\nErim teslim olduğum günden beri,\nRütbem yok ama paşayım Sultan’ım.\n\nGünler bazen tez, bazen zor tükenir,\nNihayetinde ocağımda zaman erir,\nBoynuma sürseler keskince demir,\nKesmez ama laf koyar Sultan’ım.\n\nVatan mukaddes benliğimden öte,\nHoşça geçiyor askerde her kerte.\nİçtima vicdanda itibar ile,\nOldukça şükür, “İyiyim! ” Sultan’ım.\n\nHali görsen “Akla uygun mu? ” dersin.\nYaşamadan kıymet olmaz, bilesin,\nÜlkeme zaruret bu, hem de kesin,\nÇok insana nizam lazım Sultan’ım.\n\nAsker isek, insanız da fark ettim,\nTürk’e hak ve elzem ki bu eğitim,\nÜstüme şart kılındı “Türk’üm! ” dedim,\nHer adımım gurur oldu Sultanım.\n\nKısa mısa ama eriz nihayet,\nAz da olsa, çabam bayrağa hizmet,\nEtmek için geldim, toprağa kıymet,\nVermeyen bilmez, zorlanır Sultan’ım.\n\n\t\t\t\t19.12.2004/ Süloğlu-EDİRNE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Er kanı Akrostiş",
        "poet": "İhsan Hasan Kaya",
        "poem": "\n\nER KANI\n(E) r kanı taşıyanlar, uyanık olur\n(R) ahatlığı, huzuru latifede bulur.\n(K) aptan olmak sorumluluk getirir.\n(A) llah için çalışanlar mutluluğa erir.\n(N) e verirse insan kendi için verir.\n\n(Ç) İFTÇİ)  tarlayı eker, biz öğrencileri.\n(İ) yi olmaları için, gündüze çevirir geceleri.\n(F) aul olan hareketleri asla affetmez.\n(T) erbiyesiz olanlardan tokadı eksik etmez.\n(Ç) İFTÇİ tarlayı boşuna eker mi? \n(İ) yi ürün, iyi öğrenci amacımız değil mi? \n\n   Hasan KAYA\nEğitimci-Şair Yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Er mektubu",
        "poet": "Göksel Akkaya",
        "poem": "\n\nAnne bu satırları sana yazdığım zaman\nGeri dönmemek geldi aklıma \nBu gün yine karakolu bastılar anne \nOrtalık kan ağlıyordu anne\n\nArtık eskisi gibi korkmuyorum anne\nBu vatan için gerekirse canımı bile feda ederim \nAnne artık zamanla her şeye alışıyorum postal boyamaya\nAma şu çarşı iznide olmasa doyasıya yemek yemek \n\nEşe dostta telefon açmak her şeye alıştımda anne\nBir sensizliğe birde sevdiğimin yokluğuna alışamadım \nBu gün yine kara kolu bastılar anne yine her yer kan ağlıyordu \nKurşunda yağmurlar yağıyordu üstümüze anne \n\nHiç kimse korkmuyordu anne \nTam terssine bu vatan için gerekirse\nCanımızı korkmadan vereceğimizi \nBizde biliyorduk \n\nEğer bir gün anne gece yattığın yerde \nZil çalarsa yada telefon çalarsa \nVe açtığında benim ölüm haberimi\n  Karakolda alırsan sakın ağlama anne \n\nBu vatan için bir tek ben değil benim gibi nice\nAhmetler, Aliler,nice Gökseller canını verir \nGözlerini kırpmadan düşmanların ve \nVatan hainlerinin önüne geçer.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Er geç çalınacak, türkümüz bizim",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nŞu kara bulutlar çekip gidecek\nEr geç çalınacak, türkümüz bizim\nŞu gaflet delalet bir gün bitecek\nİtibar görecek şarkımız bizim\n\nTürkiye Türk’ündür Türk’ün kalacak\nSenin şarkın, senin türkün çalacak\nKültür istilası, mağlüp olacak\nKendine dönecek ırkımız bizim\n\nŞimdilik çaylaklar devran sürsünler\nSes etmeyiz diye hayal kursunlar\nBu büyük yıkımı hafif görsünler\nÇok çetin olacak sorgumuz bizim\n\nNe uşak, ne maşa, ne aletiz biz\nAsla parçalanmaz, tek devletiz biz\nYediden yetmişe, bir milletiz biz\nIrkçılığı rettir, görgümüz bizim\n\nTürkiye Türk’ündür var mı itiraz! \nKardeşlerimiz Kürt, Gürcü, Çerkez, laz\nBu vatan bizimdir, parçalanamaz\nBundan zaten yoktur, korkumuz bizim\n\nMikdatî bekleyin rahmet yağacak\nAlçakları çukurunda boğacak\nAllah’ın izniyle güneş doğacak\nGüney, kuzey, batı, şark’ımız bizim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Er Mektubu (Görülmüştür)",
        "poet": "Mustafa Göl",
        "poem": "\n\nAskerlik görevimiz her görevden öncedir\nVatan bayrak hürriyet dilimizde hecedir\nŞanlı Türk ordusuyuz sancağımız yücedir\n\nSılaya mektup yazdık şiirle ezgilerle\nSoranlara selam et kışladan sevgilerle\n\nGeceleri nöbette ayyıldız yoldaşımız\nBiz genç neferleriz ki yirmi iki yaşımız\nVatanı çok sevelim eğilmesin başımız\n\nBu yurdun bekçisiyiz  tüfekle süngülerle\nSoranlara selam et kışladan sevgilerle\n\n                                               Sivas-1971\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Er kişi olmak Alp Erenlik ruhunu kazanmak demektir(nesir)",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nEr kişi,yiğit olan insan demektir.Herkesi kendisi gibi gören,özü sözü bir olan,birlikte rahmet bulan,yüreği havada uçmayan,gönlünü toprakla beraber eyleyen,Hak'ka ram olmuş,Alp Eren niteliklerine sahip,ötelerin ötesinde gözü olan,sırr-ı suretten aldığı karakter yapısını şanlı  Peygamber ocağında şekillendiren bir ruh hali ile hayat yolunda giden cefakar kimselere verilen ünvandır.\nErlik,benlik duygusundan uzak durmaktır.İnsanları Cenabı Allah'ın(C.C.)   bir emaneti kabul ederek,Yunus Emre gibi Hak sevgisini gönüllere nakşedip dokuyan ve Hak sevgisiyle şiirler okuyan,Mecnun misali çöllerde Mevlasına kavuşma arzusudur.Mevlana Hazretleri gibi bütün insanlığı sevgi ile kucaklayıp,Hacı Bektaş-ı Veli misali Hak'tan aldığını halka vermektir.Ahmet Yesevi ocağında pişen gönül erleri ile Alp Erenlik vasfına mazhar olan ak sakallıların dualarında yerini bulan Allah(C.C.)   dostu olmak demektir.\nKür Şad ile kırk yiğidi gibi koca Çin sarayını basacak cesareti göstermek er kişinin vasfı olmalıdır.Karahanlı Sultanı Abdulkerim Satuk Buğra Han atamız gibi İslama gönül verip onu yaşamak ve yaşatmak er kişinin hayat tarzını oluşturmalıdır.Malazgirt ovasında Selçuklu Sultanı Alp Arslan Gazi gibi vakur olmak erliğin özelliğidir.İstanbul'u fethedip yeni bir çağ açan Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet Han misali karakter sahibi olmak er kişilerin özelliğidir.Çaldıranda zafer kazanan ve Mısır seferiyle İslam sancağı ile halifeliği Türk milletine getiren cihan padişahı Yavuz Sultan Selim Han gibi Hak yolunda sefer kılmak er kişilerin görevi olmalıdır.Zigetvar'da Kanuni Sultan Süleyman gibi Türk-İslam mefküresi idealiyle hareket etmek er kişinin mizacını oluşturmalıdır.Türk-İslam ülküsüne gönül vermiş, Rızayı Bari için İlayı Kelimetullah uğruna Kızıl Elma ülküsü ile Allah(C.C.)   rızası için İslama bayraktarlık yapmak er olan kişinin esas amacıdır.Söğüt'ten Ertuğrul ve Osman Gazi ile üç kıtaya yükselen ulu bir çınar gibi yükselmek er kişinin sanatı,at tırnaklarıyla Anadoluya Türk-İslam mührünü vuran yiğitler ise erliğin gereğini yapan fedailerdir.,Bir çok peygambere mekan ve yurt olmuş,evliya,eren ve Allah(C.C.)   dostlarının bulunduğu,Cennet ırmaklarının dünyadaki uzantısı Fırat ile Dicle nehirlerinin suladığı kutsal vatanımız Anadolu topraklarını korumak ta er kişiye düşen tarihi mirastır.\nEr olmak kolay, er kişi olmak zordur.Kişi anasından er doğar lakin hüner gösterip Bayındır Han oğlu Boğaç Han gibi yiğitliği ile Dede Korkut'tan ad alması er kişiliği kazanması demektir.Kişilik hakkı olarak erlik Alplik demektir.Alplik erenlik olmadan işe yaramaz.Ruhsuz bedene benzer.Alp Erenlik vasfını kazanmak er kişiliği hak etmek demektir.İnsanın hayatta değer bulması,can ile dünyada şan alması bu kutlu ülkü ile mümkündür.\nÜlkü ve ideali olmayan,İslam potasında eriyip benlik duygusunu kıramayan kişilerde er kişi vasfı oluşmaz.Hayat nizamına yön verip yaşanmayan dava ile sonuca ulaşılmaz.Şu fani dünyada kişiliği şekil almış ve köklü temellere oturmuş olan ülkü,inanç ve idealleri çağlar ötesini aşan,yiğitliği ile topluma örnek olan bir  Fatih,bir Yavuz,bir Alparslan misali er kişi olanlara ve onların yolunda yürüyenlere ne mutlu.\nSelam Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa'yı(s.a.v.)    örnek alana,\nSelam Allah'a(C.c.)    inanıp onun yolunda Kuran ile bahtiyar olana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Er ramazanın diyorki",
        "poet": "Mustafa İpşir",
        "poem": "\n\nEr ramazan diyorki \nBen artık zor dönerim anam\nBayrak tepede şehit olmadan\ncarpışarak son hünerim\nDağda sınır boylarında\nBir mehmet mehmetin yanında\nDağ bile taşımaz bu yükü \nanck taşır mehmedim\nBayrak tepede kara bulut \nyanı başımda mehmedim tut elimden sen tut\nYanmakda yüreğim bir yudum su verki\nŞahadetden   önce ne haldeyim\nSeccademde deyil vatan toprağında\nson secdedeyim\nAklıma akif ardından necip geliyor\nCok zordayım bu halde iken bile \nhamd etmekdeyim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Er Meydanı",
        "poet": "Mehmet Yaş",
        "poem": "\n\nEr Meydanı derler bu meydanlara,\nBileğine güvenenler güreşir.\nSelam kispet’ini kuşananlara,\nPehlivan yenilir, yener  güreşir.\n\nHaydi bire yiğit,  kendini göster; \nÇekip el-ense’yi fendini göster! \nGüreş bilek değil, yürekte ister..\nBura da  er-oğlu erler  güreşir! \n\nŞahit’imiz olsun şu dağlar, taşlar,\nBu sözün riyası yok arkadaşlar! \nGüreşin tarihi bizimle başlar; \nOrta Asya da ilk  Türk’ler güreşir.\n\nYaşanmalı yine eski devirler,\nNice Padişahlar, Han’lar, Vezir’ler,\nMilletinin huzuruna gelirler,\nSanki gökyüzü’yle, yerler güreşir! \n\nCahili, alimi, askeri,  ferdi; \nBu spor’a nice pehlivan verdi..\nOnlar bu  şuurun sırrına erdi; \nBu meydan da zeka, hüner güreşir.\n\nNamı Kurt-dereli  Mehmet Pehlivan; \nBir Koca Yusuf’a baş eğdi cihan! \nHalka, halka uzar gider bu destan,\nGönüller şad olur, pirler güreşir! \n\nSavaş da, barış da, düğün de, toy da; \nHer siklet’de, her klâs da, her boy da; \nÇıkarken zurnadan coşkun bir gây da; \nDavul tokmağıyla titrer güreşir! \n\nGüreş adı bile saffetli, şanlı,\nBir spor ki, mertlik ister devamlı..\nHala ne beklersin hey! Delikanlı! \nPehlivan dediğin çıkar güreşir.\n\n                       25.07.1987\n\nMehmet Yaş\n\nŞair / Şarkı sözü yazarı \n\nTlf. Ev: 0 368 261 85 84 \nCep : 0 541 261 85 84\n\nmehmet_yas54@hotmail.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Er urtu= Ur artu",
        "poet": "Faruk Bakuri",
        "poem": "\n\nurartu  grek  çincesi\nhor'''da  kur'''un  cincesi\nurartu  =er  urtu  idi\n’er  yurdu’  da   soncesi\n\n'K'  ve  'OK '   oğul   ilk   çağ\n'urt' sa  şimdi  yurt   demağ\nurt 'un   ulusu   kurt''tu\nkürt   sözü de   en   son   çağ\n\nyurop  der  atam  kurt'''tur\nasya''da  benzer   mittir\ndünya''da   tüm  başların\natası  ulu  kurt'''tur\n\nURU-AD-Rİ   er  yurdu\nasurlu  böyle  derdi\nen  kadim  yurt  burası\nbilmezlik  gamı  derdi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "ER MeKTuBu GöRüLMüŞTüR..!                              Deneme",
        "poet": "Aysel Tarcan",
        "poem": "\n\nBu hasret çiçekleriyle sarmaladığım mektubum sanadır oğlum..İçinde,  sevgilerim ve özlemler var…Kokusundan uzak kaldığım oğluma dair anlatılması zor, mutluluğa dair, dünyaya getidiğimin oğlumun benimle yaşadığı koskoca bir yirmi yıla dair, oğlumdan gayrı kimselerle paylaşamadığım duygularım var..\n\nEn mühime de gururum var. Yüreğimdeki kordan duyguların çağlaması var oğlum…\n\nSenden hiç bu kadar uzun süreliğine ayrılmamıştık..Kısa kısa,  tatlı vedaların haricinde..Bu ayrılık fazlasıyla yaktı canımı oğlum…Ne geceleri hüzünsüz uyuyabildim ve ne de sabahlara kabussuz uyanabildim…Gün ışımasıyla serinletsem de duygularımı, dostlarımla birkaç kelam etsem de sana dair görüşmelerimde..yok oğul! Yediğim iki lokmanın tadı yok damağımda…Sen güçlü bir gençsin.Sen istedin ya anne ben Güneydoğu’ ya asker gitmek istiyorum diye. Sen oğlum birçok gencin ailesi oğullarını ertelemenin telaşındayken, gönüllü istedin Güneydoğu topraklarına…Vatan için dedin Kaan ağabeyim..…ben kaçarsam o kaçarsa kim sağlayacak bu vatanın birliğini, bölünmezliğini…Anne dedin bu vatanın her karış toprağı bizim…bunun doğusu batısı..kuzeyi, güneyi yok…üstelik babaannemin babası da Güneydoğulu değil miydi?  Vatani görevini yapmak üzere geldiği,  Batı topraklarında yerleşip kalmamış mıydı rahmetli büyük dedem..Ne adamdı üstelik..Nerde şimdi deden gibiler de tarihe karıştılar oğul...\n\nOğlumun, aslan evladımın asker oluşuyla öylesine yüreğim kabarıyor ki. Diğer kınalı kuzularla da aynı şekilde can oğlum,  gururluyum en az seninle olduğum kadar.  Sen oğlum daha bir yürek yakıyorsun uzaklardasın ya. Seni çok özlüyorum ama gidemiyorum, görüyorsun, istediğim halde ziyaretine. Yüce Allah’ımın izniyle sende bir gün sağ salim elinde teskerenle-gurur belgenle döneceksin baba ocağına..\n\nSen az kilolu değildin oğlum öncesinde. Ne de çakı gibi maşallah asker olmuşsun..Ne de yakışmış  oğluma ağacın ve dağın kahvesi, dalın ve çimen yeşili oğluma..Resimlerinde gördüm oğlum seni..Boyun daha uzamış kilo atınca…yüreğim dayanmadı da daha fazla bakmaya..hüzünlü duruşun kavurdu yüreğimi oğul…hani birazcık olsun gülümseseydin ya…sen belli etmiyorsun ya oğul ben anlıyorum ana yüreğimle seni. Sen,  vatanı için kara toprağa boylu  boyunca gireni daha yeni sakalı çıkmış, anasını, babasını kucaklayamamış, sevdalısına dokunamamış, yaşamın baharında yaşamları çalınmış asker arkadaşların için öyle desene mahzun duruyorsun resimlerde. Ne canlar gitti hiç uğrun ne evlatlar girdi kara toprağa…ne oyunlar dönüyor oğul bu topraklar üzerinde. Sakın ha! Sen ve silah arkadaşların asla yüreklerinizde art düşünceler doğurmayın..Kardeş olduğunuzu unutmayın…Hepinizin koğuşları oldu eviniz..Sizler o yataklarda kardeşten ileri olmadınız mı? Hanginizin dedesi soruyorum koyun koyuna yatmıyor mu Çanakkale’ de.Sızlatmayın dedelerinizin kemiklerini durduk yerde…Zaten acıtanlar az mı geliyor oğul.\n\nGitmedim diye ziyaretine sakın ola gücenme oğlum..Hani deme ağabeyime gittiniz birkaç kere diye.. Sen çok uzaklardasın..Zaten sen diyorsun ya..Anne gelmeyin diye.Yüreğim yanmıyor mu sanıyorsun hasretinle..Sana dokunamıyorum ya bir sor şu yokluğunla kavrulan bağrıma.Gözyaşlarım durmak bilmiyor aylarca..Dirayetle, metanetle gelmeni bekliyorum, göklere ellerimi açmış bir halde dualarla.Rabbime sığınıyorum kuzumu  her anışımda..\n\n30 Ağustos günüydü seni yolcu ettiğimiz de ve aradan aylar geçti. Artık gelme vaktinde yaklaştı. Yemin merasiminiz de vardık babanla bende. Hani şuradaydın acemilinde. Yer gök inliyordu marşlarınızla..Ne ihtişamdı ne gurur verici tabloydu,  kaldı hatıralarda..Usta birliğin zor geldi bizlere. Diyordum ya şu zafer kutlamalarında olsaydım oğlumun yanında..İzleseydim mutluluk yaşlarıyla…Alkışlasaydım kınalı kuzuları avuçlarım yanarcasına…\n\nDiyorum ya oğlum, sen ve silah arkadaşların ve gözü pek komutanların sayenizde rahat nefes alıyoruz bizler..sizler cefayı çekiyorsunuz, sefayı bizlere bırakıyorsunuz..Oldukça zor bir dönemeçten geçiyoruz oğlum.Bunun da faturası siz ana kuzularına, kınalı kuzlara ödettiriliyor. Gencecik fidanlar giriyor daha çiçek açmadan kara toprağa..Bedeliniz ağır oluyor.Daha doymadan ana kucağına.Cesaretinizi bir an olsun yitirmeyin sakın ha..Sevindirmeyin hainler…Pusudaki zalimleri..Bir gün olacak onlar da verecekler  Allaha hesaplarını..\n\nSen gideli bir hayli de zayıflamışsın dedim ya…Aldırma oğul..Ben anlamıştım zaten de..Arkadaşınla aynı gitmiştiniz acemiliğe..Diyordu arkadaşın kulağıma usulca…Eğitiminiz ağırmış diye..İşte o ana anlamıştım oğlum sen gideceksin belliydi Güneydoğu’ya..Senin iştahın da mı kalmadı yoksa..Yemiyor musun gülüş cümbüş sofrada..Desene anne, asker ocağı benzemiyor ana ocağına..Sen hele teskereni al gel de donatacağım masayı tüm sevdiğin yemeklerle.\n\nHa oğul yine diyorum, asker arkadaşlarınla kardeşçe geçinin..Kırmayın birbirinizi.İncitmeyin kalplerinizi..Unutmayın hayat boyu dost kalarak, birbirinizin telefonlarını alarak gelecekte de görüşeceğinizi..Sakın oğlum, orda ırk, mezhep ayırımı gözetmeyin.Hepiniz ana baba evladısınız. Komutanlarınızın önünde saygıyla eğilin. Unutmayın ki Komutanlarınız sizin artık babanız orda..\n\nSen benim gül yüzlü, Kahve gözlü can oğlumsun. Canımdan da ötesin. Koklamaya doyamadığımsın..Bu görev kutsaldır oğul..Her gence de nasip olmayabilir..Unutma ki orda derdini bağrında getirmiş de var..Canından çok sevdiği annesini, model aldığı babasını, gıpta ile baktığı ağabeyini, karındaşı bacısı, seviyorum diyemediği  bekleme ümidi vermediği sevdalısını, koklayamadığı üç günlük bebesini de bırakıp ya da kara toprağa verip acısıyla gidenler de var..\n\nOdanda, gittiğinden beri her şey bıraktığın gibi.Sen kokuyor diye camlarını açamıyorum ki gitmesin kokun dışarıya..Pijamaların katladığın gibi dolabında. Anılarınla gizli odana süremiyorum bir türlü ellerimi. Yatağında aynı örtü,  oyuncak ayın, gitarın duruyor yerinde. Ne zaman ki geleceksin işte o zaman gireceğim  oğlumun kolunda  odasına..\n\nBu vatan; Başta komutanlarınızdan ve sizlerden çok şeyler bekliyor oğlum..Az buz şeyler değil bahsettiklerim.Unutmayın! Nice masumlar girdi kara  toprağa..nice anaların yaşarken katledildi  huzurları, bozuldu ağız tatları..Nice evlerin yıkıldı çatıları, kırıldı kanatları..\n\nMektubuma, Türkiye vatanında bir anne ve bir Türk kadını olmanın  şerefiyle noktalıyorum. Ne mutlu Türküm diyene..Ruhunuz şad olsun Atam ve evlatları..Dirayetli olun gazilerimiz..Kabriniz nurlarla dolsun şehitlerimiz..Metanetli olun annelerimiz..Hainleri Rabbime havale ediyorum. Başta komutanlarınız olmak üzere,  herbirinizi yürekten sevgilerimle selamlıyorum..Siz yavrularımı,  çiçek bahçelerinden derlediğim kokularla kocaman öpüyorum. Allaha emanet olunuz kınalı kuzularımız.\n\nSAYGILARIMLA.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eray Bebek",
        "poet": "Nesrin Olcay",
        "poem": "\n\nBiraz daha doğmasa sırf dudak olacakmış.\nMinicik bir ağız, kalın kırmızı dudaklar,\nÇukur çukur gamzeler, bembeyaz teninde pembecik yanaklar,\nKahverengi kadife gözleri çok canlar yakacakmış,\n\nEl bebek, gül bebek, \nHoş geldin Eray Bebek.\nDünyalar güzeli can bebek,\nHoş geldin Eray Bebek.\n\nÖmrümüzün yazında tatlı bir esinti,\nGözbebeğimiz, canımız, ailemizin küçük prensi,\nEvimizin neşesi, niçin yıllarca beklettin bizi? \nMutluluğumuza mutluluk kattın. Sensin dünyamızın merkezi.\n\nEl bebek, gül bebek,\nHoş geldin Eray Bebek.\nDünyalar güzeli can bebek,\nHoş geldin Eray Bebek.\n\n                                         Nesrin Olcay\n                                         20 Nisan 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erbab-ı  aşk",
        "poet": "Fırat Kuşcu",
        "poem": "\n\nbir şeylerin pazarlığı var şu an pazarlıksız ruhumda...telaşlı bir yağmur yağıyor kirpiklerim den yüreğime.....piçliğin narasını atıyor ruhumda ki zamansız lamekan çocuklar...erbab-ı aşk değilim ki gözlerinden menzil alayım....yunus sabrı yok ki hasretini ummana salayım...taş değil ki bağrımda binlerce ömür sensiz kalayım.... gecelerimi şeytana sattım ruhumun darlığında...ateşin sabrı yok yakar gemilerimin yüzemeyişlerini....fahişe algıların sahipsizliğinde doluyor gözlerime iklimin...dünden korku salan yarınların çiçek bozuğu sevdaları ağrıtıyor başımı şimdiden....yağmur yağsa da büyümeyen çiçekler gibi ruhum...hiç bir duanın ulaşmadığı sahte totemlerden teşekkül bir yaratıcısı var aşkın...ademin ademe şeytandan vesile azabı gibi...gel sulayalım bütün kuruyan sevda çiçeklerini gözümüzde ki emek yaşıyla....gel rezil edelim mecnunu....ferhatı dermansız bırakalım....şeytan secde etsin yüreklerimizde ki nara....gel bizden içre bir biz olsun çiçek olsun cennette ki bahara....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erbâb ı Levsiyyât",
        "poet": "Seçil Karagöz",
        "poem": "\n\nEyler arz-ı endamın nâ-müsâid ahvâlde\nArar şahsına şerîk hile-i şer′ iyede\nMu′ cib kılar merakın ol ashâb-ı tecessüs\nOlur maksûda nâil, eder arz-ı tebârüz...\n\nAşar bâdireleri beşere hıyânetle\nHıfzeder zâti mevki’n ma′ rifet-i pâ-bûsle\nEyler iânetini sayyâd-ı bî-insafa\nKaybeder hasletleri, dalar zevk u safâya...\n\nNezdinde müsâvîdir küllî müsbetle menfî\nEylemez asla idrâk ol hakikat-ı denî\nMünhasır nev′ i şahsa müteallik evsâfın\nZabt ü rabt ile daim dışındadır insâfın...\n\n30 Şa’bân 1418 / 30 Aralık 1997 (Güncelleme: 07.08.2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erbil'imdir",
        "poet": "Husam Hasret",
        "poem": "\n\nYücelerde ulu şanım\nErbil'imdir Erbil'imdir\nBu dünyada tek nişanım\nErbil'imdir Erbil'imdir \n\nİlk düşüncem, ilk kararım\nVarda varım, yokta varım\nTemiz yurdum, pak diyarım\nErbil'imdir Erbil'imdir \n\nÇölüm, derem, tepe dağım\nOvam, yaylam, bahçe bağım\nKendi göğüm, öz toprağım\nErbil'imdir Erbil'imdir \n\nSaf yıldızım, ışık ayım\nYer yüzünde olan payım\nSevgi köşküm, aşk sarayım\nErbil'imdir Erbil'imdir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erbakan",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nGördün bu dünyayı gezdin dolaştın,\nDin altında siyasete bulaştın,\nÖlüm haktır şimdi hakka kavuştun,\nDünya seni mutlu kıldı Erbakan.\n\nÖrnek oldu başak motor bilimin,\nHaberlere manşet oldu filimin,\nYirmi yedi Şubat senin ölümün,\nSonuçta Alllah'a kuldu Erbakan.\n\nİnkar değil memlekete hizmeti,\nÇok zekiydi bu da hakkın hikmeti,\nDiliyorum ben Allah'tan rahmeti,\nİki bin on birde öldü Erbakan.\n\nÇok vermiştin çoklarına akılı,\nÖğrencisi çankayanın vekili,\nUnuttu hep seni oynar ikili,\nMalesefki bunu bildi Erbakan.\n\nYirmi yedi Şubat iki bin onbir,\nBugün öldü hakka oldu misafir,\nDinle doğdu dinle öldür birebir,\nNe yazık dalında soldu Erbakan.\n\nİslam aleminin büyüktür yası,\nMilyonlarla uğurlama çabası,\nÇoklarının ekmek veren babası,\nDünyaya efsane geldi Erbakan.\n\nVeysel derim bende uğurlar olsun,\nİslam aleminin başı sağ olsun,\nDünyaya hep böyle insanlar gelsin,\nKendini toprağa saldı Erbakan.\n\nNOT:Sayın Erbakan hocaya Allahtan rahmet ailesine baş sağlığı diliyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erbil Kızı",
        "poet": "Esat Erbil",
        "poem": "\n\nSevdim birisini sordum nereli? \nCevabım verdi dağlar maralı,\nAşığı oldum da kaldım yaralı,\n                    Kaş, kiprik, yay ok, yanak kırmızı,\n                    Aklımı aldı Erbil’in kızı. \n\nGüldü kaş alt gözleri ela,\nGönlüm yaradı zülfünle dola,\nKız senin sevdan başıma bela,\n                    Kaş, kiprik, yay ok, yanak kırmızı,\n                    Aklımı aldı Erbil’in kızı. \n\nYerir işveyle naz eder bize,\nSaçını toplar uzansa dize,\nBir çift beni var kondurmuş yüze,\n                    Kaş, kiprik, yay ok, yanak kırmızı,\n                    Aklımı aldı Erbil’in kızı.\n\nYandırdı beni ela gözleri,\nBaldan tatlıdır şirin sözleri,\nNe utancaktır Erbil kızları,\n                   Kaş, kiprik, yay ok,yanak kırmızı,\n                   Aklımı aldı Erbil’in kızı.\n\nSanmazdım sevim vuruldum birden,\nGücüm kalmadı doldurdum sirden,\nSonda benimsin raydan ya zordan,\n                   Kaş, kiprik, yay ok, yanak kırmızı,\n                   Aklımı aldı Erbil’in kızı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erciyes",
        "poet": "Galip Kemali Günay",
        "poem": "\n\nBu şehirde.............. birşey eksik.................. diyeyim mi....... demeyeyim  mi................................am ma galiba..................................................................................ney se..........................................erciyes.................... kış vakti gelinliğini.................. yaz vakti.................. ben gibi herifliğimi............................. bir  ben mi anladım................................... maalesef  herkes siperde......................kim gördü en son  talas kartalını........................................yılandağ tepesinde............. mi  haydin ordan be.......................................................................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erciyes - 1",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\nboşlukta kar beyaz \nbir akis\nkardelen çiçeği\nbirden\nsessizce uzatır heybetini\nerciyes\nsükutuna aldanmayın\nen hassas hisleri taşır\nçehresi\nhep sisli\nbugün gümüş bir hilal\ntepesi\nbahar olur\nçiçek durur etekleri\nçiçeklerden bir yangın\nçiçek alevine düşer\nerciyes\nsoğuk bir denizdir \nzirvesi\netekleri şefkat dolu\nhangi hayale alırsanız alın\nerciyes bir rüyadır\nufukta asılı kalmış\nbir lamba gibi\nkaranlığı açar\nuzun bir ışık saplanır geceye\nhüznüne erciyes'in\ntrekir yaylası koşar\nhisarcık gülümser\nçiçek çiçek kıvrılır \nson ışık gibidir\nson nefes\nson bir bulut \ngökte erciyes...\n\nmustafa kaya\n14.06.2007 / çengelköy\nwww.mustafakaya.net\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erciyes",
        "poet": "İbrahim Kılınç",
        "poem": "\n\nHavai fişekler, gökte rengarenk,\nErciyes o gece, başka güzeldi.\nÖyle bir gece ki, bin geceye denk,\nErciyes o gece, başka güzeldi.\n\nŞahine, kartala, gündüzün avlak,\nBir çift baykuş gözü, gece yuvarlak,\nAy hilâle yakın, yıldızlar parlak,\nErciyes o gece, başka güzeldi.\n\nTenimi okşayan,bülbül nefesi,\nBelli ki bülbülün, dardı kafesi,\nBir büyük sevdanın, ilk ayak sesi,\nErciyes o gece, başka güzeldi.\n\nSessiz, sakin gece, sabaha karşı,\nBir bakışı vardı, titretti arşı,\nGün ışıdı çalan cenaze marşı,\nErciyes o gece, başka güzeldi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erciş'e,Van'a...",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nHani vatanın neresindesin Erciş, nerdesin Van ili\nNerde bulur seni arayan ne yapsın bir avuç külü\nMeşhurdu canavarın nerde; nerde Van gölü\nKalmamış taş üstünde taşın her yer kan gölü\n\nAllahım sana şükürler olsun verdiğin nara nimete\nSaklı olan gölde bir giz var Allahtan gelen ganimete\nSenden geldik sana döneceğiz rastlamazsın itiraz edene\nÇağırsak ne duyar ne de gelir karışmayız elvedasız gidene...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erciyesim ağlamasın ne yapsın",
        "poet": "Ümüt Güngör",
        "poem": "\n\nGözlerinden akıtıyor yaşları,\nKoparacak olsa inan saçları,\nÇoğalıyor yine şehit taşları,\nErciyesim ağlamasın ne yapsın.\n\nVatan için koşup gitti askere,\nKısmet değil imiş ona teskere,\nSelam durdu dağlar şehit askere,\nErciyesim ağlamasın ne yapsın.\n\nAna baba evlat yürek dağlıyor,\nErciyeste kardelenim ağlıyor,\nKaradeniz isyan edip çağlıyor,\nErciyesim ağlamasın ne yapsın.\n\nSerdengeçtim fırsat verme haine,\nMehmetçikle benze kartal şahine,\nAkbabalar konsun itin leşine,\nErciyesim ağlamasın ne yapsın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erciyes'ten Kâr Gelse",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nErciyes'ten kâr gelse yangın sönermi sönermi,\nO seni terkedip gitti onu affettin ama döner mi,\nEvvel bülbül konan gül bağına baykuş tüner mi,\nErciyes'ten kâr gelse yangın sönermi sönermi.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erciyes Çeşmesi",
        "poet": "Adem Armağan",
        "poem": "\n\nErciyeste sular soğuk akıyor,\nYare hasret gözler yola bakıyor,\nÖzlemin de beni aşkla yakıyor,\nYare hasret gözler yola bakıyor.\n\nKöyümün havası huzur veriyor,\nŞehirde trafik sinir geriyor,\nMecnun gibi oldum,yürek eriyor,\nYare hasret gözler yola bakıyor.\n\nNazli yarim,peynir yapıp aramış,\nBenim hasretimle benzi sararmış,\nDostlardan duymuşum,her gün sorarmış,\nYare hasret gözler yola bakıyor.\n\nKomşulara demiş,özledim onu,\nSevdamla tutuşmuş,önemli konu,\nGüzel evi vardır,taşları yonu,\nYare hasret gözler yola bakıyor.\n\nSabır ile koruk helva olurmuş,\nYare kavuşmayan, saçın yolarmış,\nKul Armağan senin sevdanla yanmış,\nYare hasret gözler yola bakıyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erciyesim     sözüm............... kar.....dan nemalananlara.................... kar............... emeğim be benim",
        "poet": "Galip Kemali Günay",
        "poem": "\n\nAklı dili seyrek biri................................. yazmış...................... kar.................................... kayseriye nemaymış..............................davetlimdir.. o......... buzulumda ağırlayacağım...............  tebalayı nasıl yazmış......................Erciyes.im ben.............. görevli............. emr üzre............ Kapadokya eserim....... Kar.............. su olmak içindir.................... emir hüdadan..........nemanızın zekatını  verdiniz mi....................haydi be ordan................ nemadan  zeket verilir mi.................. dağım ben   be dağ............... bulaştırmayın beni............... nemanıza........................ ve söyleyin  o seyreğe..................Erciyesin  suyu.....................  HUYLUDUR.....................................................................................hangi dağ dastan........................ erciyesi............... taşorandan........ dağ eyleycek miş........... iş de dağ iş de........ Erciyes................. dağ olan eteğine gelsin......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erdal Bizi Bağışla",
        "poet": "Bayram Karaali",
        "poem": "\n\nAffet bizi Erdal’ım,\nSıcak evlerimizde Aralık tayız\nKoparıldığın gündeyiz\nSadece  bolca yazıyoruz…\nVe o iki adamı hala besliyoruz…\nAffet bizi Erdal’ım,\nSeni her gün yeniden\nSeni her gün bir daha\nDalından koparıyoruz…\nO iki adamı hala besliyoruz…\n\n13.Aralık.2012-Kartal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erdek",
        "poet": "Murat Farz",
        "poem": "\n\nEn güzel gençlik yazları yaşanırdı denizlerinde, kumlarında; \nRahat, acelesiz, telaşsız bir yaşam yolculuğunun başlarında.\nDeniz kucaklardı; öper, okşardı güneşin kavurduğu tenleri.\nEller tutuşurdu kumsalda; gecenin siyahı saklardı gizleri.\nKyzikos; yarısı toprağın altında, gülerdi uzaktan sinsi sinsi.\n\n(Kasım 2012, Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erdekte Biz",
        "poet": "Turgay Kurtuluş",
        "poem": "\n\nOturupta izledim sahilden denizi\nDaldım rüyalara senli benli\nBir el uzandı aldı götürdü beni\nGüneşin rengi kızartırken bedenimi\n\nGün batımı Marmara Erdek iskelesindeyim \nEllerine susayan ellerimle,seninleyim\nRüzgar bir başka eser vurur yüzüme\nSeni seviyorum demek isterim gök yüzüne \n\nGüneş bir başka açar sen varken\nDeniz vurur sahillere daha erken\nSen yokken karanlıklarda kaybolurum\nAşkım,kadınım bir gülüşünle var olurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erdem Nedir Diye Kadına Sor",
        "poet": "Füsun Dudurga",
        "poem": "\n\nİlk baskıyı ve şiddeti\nKendi ailesinde görüyor kadın\nBabası ve ağabeyi \nKocası ve toplum\nBu zincirleme baskı, kadının ruhuna işliyor\nErkek yaparsa, elini kiri\nKadın yaptığında, yüzünün kiri\nSanki namusunu kendi koruyamazmış gibi\nHep karışır biri \nEteğin kısa, başın açık, çorabın kaçık\nKonuşmanın adabını bilmezmiş gibi \nDoğruyu söylese de susmalı dili\nNamusu iki bacak arasında arayan ahmaklar\nArtık değiştirin kirli düşünceleri\nAğır aksak düşüncelerinizle\nKarartmayın kadınlarımızın geleceğini \nHer kadın kendi namusunu pekala koruyabilir\nO kadın ki, erdemi, iffeti, fazileti en iyi bilen\nO kadın ki, size hayat veren \nO kadın ki, aynı anneden doğan bacınız\nO kadın ki, sizin en değerli parçanız \nO kadın ki, yatağını paylaştığınız karınız\nHepsi kanınız, hepsi canınız\nTırnak etten sökülünce acımaz mı canınız? \nÜzülmesin analarımız, bacılarımız, kızlarımız\nO kadınlar ki, bizi dünyaya getiren baştaçlarımız\nOnlar sizin yürek yarılarınız\nÜzülmesin, ağlamasın kadınlarımız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erdem İnsan",
        "poet": "Mehmet Uçar 3",
        "poem": "\n\nK ader bu anlamaz türkü şarkıdan \nA dam gibi adam göçtü dünyadan \nM evla razı olsun erdem insandan \nİ nşallah cennettir onun mekanı \nLütufkar olurdu gönül adamı \n\nS inema dizi son kapandı perde \nÖ lüme hiç kimse bulamaz çare\nN abız yokladı tabib geldi ecelde\nM ahşere yöneldi gidiyor canlar \nE lbette yas tutar kardeş bacılar \nZ aten unutulmaz türkü babalar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "ERDEM; Takipçisi Olacağı İzi Bilir ve İZLER; VATANIMIZI BİR AĞ GİBİ KUŞATANDIR: GÖNÜLDEN GÖNÜLE; VATANIMIZ ANILIR ve DOST TEBESSÜMDE KALIR! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nKENDİMİZE GETİR BİZİ; DEM DAİMİ OLSUN: DEYİ! .\n\nEğer Ki Sen Gidersen; Tutuşur Yine Bu Deniz! .\nEğer Ki Sen Gidersen; Kalırız Yine Nefessiz! .\nEğer Ki Sen Gidersen; Nutkumuz Tutulur: Bak! .\nEğer Ki Sen Olmazsan Aşkta; Çareye Hangi İz! .\n\n{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 11 Ocak 2012 Çarşamba 06:58:37 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "ERDiĞi ZAMAN",
        "poet": "Binali Kılıç",
        "poem": "\n\nERDİĞİ ZAMAN\n\nSeherde gözlerim uykuyu neyler\nYar ile vuslata erdiği zaman\nAşk ile çırpınır, korkuyu neyler\nHuzuru divanda durduğu zaman\n\nKâal almaz eğlenmeyi, gülmeyi\nAkıl mekânından siler her şeyi\nNe duyar, ne görür başka kimseyi\nDost ile muhabbet kurduğu zaman\n\nSerilir engine, post olur gönül\nKavuşur dost ile dost olur gönül\nİlahi aşk ile mest olur gönül\nHane-i Rahmana girdiği zaman\n\nÂşıkları muradına yetirir\nKanat takar, miracına götürür\nEn yüksek makama geçer, oturur\nSerini secdeye vurduğu zaman\n\nUmutlar yeşerir, girmez telaşa\nKalp gözü açılır, eder temaşa\nHuşu erdemiyle kalır baş başa\nMana iklimine vardığı zaman\n\nBinali, pervane dönmeye başlar\nAlışır, tutuşur, yanmaya başlar\nKevser ırmağından kanmaya başlar\nBu demi devranı sürdüğü zaman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erdik Cuma gününe",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nErdik Cuma gününe\nVeda eyledik düne\nCamiye gideceğiz\nGider gibi düğüne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "ERDEMLE HÜKMET KENDİNE ve OLGUNLAŞMAK OLSUN AMACIN ve SEN YETMİŞ BEŞ MİLYONSUN! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nERDEMLE HÜKMET KENDİNE ve OLGUNLAŞMAK OLSUN AMACIN ve SEN YETMİŞ BEŞ MİLYONSUN! .\n\nERDEME DAİR OLANI; BEN DEĞİL, O AZİMLİ NEFESE SAHİP, OLGUN İNSANI YETİŞTİRECEK! .\nERDEME DAİR OLAN GERÇEĞİ; BEN DEĞİL, O SAMİMİ ve DUYARLI, OLGUN İNSANI KORUYOR! .\nERDEME DAİR YENİ ŞEYLERİ; BEN HADDİMCE KALEME ALIRIM! . YENİDE; NASİBİMİ ARARIM! .\nKENDİ SÖYLEDİĞİME; KENDİM İTAAT ETMEZSEM: NERDE KENDİNİ BİLMEK, NEREDE İLİMLER? .\n\n{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 07 Nisan 2012 Cumartesi 05:58:52 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erdemli ve Onurlu Yaşam için Nûrdur Öğretmenin elleri!",
        "poet": "Aylin Ayla Selçukoğlu",
        "poem": "\n\n24 Kasım 1928 Millet mekteplerinin açılışı ve “Öğretmenler! Erkek ve kız çocuklarımızın  aynı suretle bütün tahsil derecelerindeki talim ve terbiyelerinin pratik olması mühimdir. Memleket evlâdı  her öğrenim aşamasında ekonomik hayatta verimli  etkili ve başarılı olacak surette donatılmalıdır “ diyen ATATÜRK’ün başöğretmenliği kabulü olan 24 kasım; 1981 yılından beri öğretmenler günü olarak kutlanmaktadır.\nYeryüzünde barışı sağlayacak sihirli değnek analarla öğretmenlerin elindedir. Eğitim demek, vücutta ve ruhtaki güzelliği ve mükemmelliği son mertebesine kadar geliştirmek demektir. (Eflatun) \n\nHep yaşam içerisinde ehemmiyet arz eden,olmazsa olmazlardan   bir şeylere benzetilegelmiştir öğretmen.Güneştir,mumdur,umuttur,annedir,bahçıvandır.Daha nice nice meseller.Oysa bizi  farklı kılan değer Et kemik değil ruh tur.Tinimize kazılı sarsılamaz İnanç ve muzaffer olma güdüsü.Ya olmazsa diyen yok aramızda.Bir tane daha der yürürüz yıllar yollarca.(1) \nNe kadar süreceğini bilmeden ve besmele ile çıktığım yol,aydınlıktı ve bugün 10. yılını gururla, ilk günkü iştiyakle kutlamaktayım. Her duyguya yer vardı bu aydınlanma yolunda.Ağladık,güldük,öğrendik öğrettik,sarıldık koruduk,belki de inanmadık/güvenmedik  da sırt sırta verdik mücadele için verdiğimiz ikrahı unutup.…İnsancıl ne varsa barındı benliğimizde,evvela SEVGİ.Bize miras size lütûf; karışınızda yıllardır durduran yegane mihenk taşı.Sizi sizden fazla sevdik ki hastalık demedik,46 km yol demedik,evimiz evladımız,ana babamız demedik koştuk,başlayıp bitişine de şahit olabildiğimiz  her gün,utanmadan,usanmadan,size yarınları kucaklarcasına.\nGençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın (kültürün)  müspet fikirlerini veriniz. İstikbalin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. Hür fikirler tatbik (uygulama)  mevkiine konduğu vakit Türk milleti yükselecektir. Demiş ya(Ulu Önder Atatürk) ,biz sizi necat(KURTULUŞ) kabul etmiş te öyle taçlandırmışız sizi,alabildiğiniz ve gayretli olduğunuzca bilgiyle.Size kendimizi,geleceğimizi,neslimizi ve sizin ta kendinizi emanet etmişiz evvelallah! \nSize,şehadeti,ecdadı,zaferleri,üç kıtada at oynatan bahadırları,ay yıldızlı kızıl asumanda vücuda getirilmiş, körpe kortakların uğruna feda edildiği vatan topraklarını,uzayı,evreni kuşatan ilmi verebilme azmi ile çabalamakta/sabahlamakta ve inşallah emeğimizin karşılıksız kalmayacağına sonsuz bir umutla bağlanmaktayız her geçen gün! Evladımız,çiçeğimiz,kınalı kuzumuz,ebedimiz,mabedimiz,cansuyumuz her şeyimizsiniz.Katıksız duygularda sizi yaşarken,kimi çıplak/sail ayaklar basar limelenmiş yüreğimize. Hüzün açmaz yapraklarımız sizden beklenmedik bir nobranlık gelmedikçe.Haşin bir savaşın tam ortasında,cehalet savaşında baştır benim meslektaşlarım,sizler ise bize kol bacak,gövde.\nSizin sıralarınızdayken,İlkokul öğretmenimden (FATMA BUHUR) aldığım ışıkla sizi nûrla tanıştırma kaynaştırma çabasında olacağıma ahdetmiştim.Tek idolüm öğretmenimdi.Titrerdi üzerimize ve gözleri pırıl pırıldı her bakışında,sıcacıktı.Neden derdim o vakitler,şimdi anlıyorum! Gözleriyle seven,döven hallerini.Asla sesini yükseltmesine mahal vermedik şükür. Şımarmamıza da o müsaade etmemişti.Öğretmenliğin meslek değil başlı başına bir meleke olduğunu öğretti. Eminim mesai arkadaşlarımın yaşamlarında mihrak aldığı değerler de benimkine müsavi.\n\nYalnızca biz öğretmenleriz  ömür süresince  geçmiş ve gelecek zaman köprüsünde sürekli gidip gelen.En güzel hediye,utku meş’alemizi devralan yüce TÜRK milletinin faydalı bireyleri olarak yetiştirebilmek öğrencilerimizi.Kendimizden geçercesine benciliğimizden sıyrılagelip sencileşebilen biziz.Öğrencilerimizin Bir tek bakışından anlarız içerinsindeki fırtınaları.Yutarız akıtılamayan  gözyaşlarını.Kahkahalara şerik biziz. Kudsi bir vazifeyi ifâdan çok ötedir amelimiz. Emellerimize ulaşmak adına vicdanımız ve yüreğimizle baş başa,kol kola,öğretmekteyiz gerçek hayatı. Sevgili meslektaşlarım, “Bir insanı kötülüklerden alıkoyup iyiliğe sevk etmek, üzerine güneşin doğduğu her şeyden daha hayırlıdır” sözü icra ettiğimiz mesleğin ne kadar onurlu ve yüce bir gayeye hizmet ettiğini göstermesi bakımından manidardır.\nKadim değerlerin günübirlik çıkarlara feda edildiği günümüzde bu kutlu sanatı en güzel biçimde icra etmek durumundayız. Bunun için de heyecanımızı diri tutmalı ve ideallerimizi yılmadan/yine/yeniden kuşanmalıyız.\nKazanılması gereken asıl büyük servet; para, şöhret ve makamdan öte erdem ve bilgeliktir. Yüreğimizi, ruhumuzu en büyük erdemlerle tezyin(Süsleme,Bezeme)  ve teçhiz (Donatmak) etmeli ve bu amaçlarımızdan vazgeçmeden yolumuza devam etmeliyiz. \n\nTürk milletin milli, ahlâki ve kültürel yönden güçlü,kalkınmış olması öğretmenlerimizin üstün çalışmalarına bağlıdır.\nEvrensel medeniyet kulesi de hiç şüphesiz bu onuru/şuuru taşıyan Milli birlik ve beraberliğimizin teminatı olan fedakâr ve cefakâr öğretmenlerimiz sayesinde yükselecektir.\n\nBu vesile ile tüm mesai arkadaşlarım başta olmak üzere bütün öğretmenlerimizin  gününü kutlarım.\n\n 23.11.2008   Pazar/16.16\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erdim be dostum",
        "poet": "Niğmetullah Uçar",
        "poem": "\n\nERDİM BE DOSTUM\n\nBaşkasına minnet etmemek gerek\nBütün güçlüklere göğüs gererek\nBenden kötüleri hayal ederek\nMutlu olmasını bildim be dostum\n\nKendi nefsim için olumlu oldu\nGönlüm bu şekilde huzuru buldu\nAslında şartlara en uygun yoldu\nBu şekilde uğraş verdim be dostum\n\nGönül huzuruyla mesele bitmez\nÇevremde olanlar bunu bilemez\nYakınlarım bana haklısın demez\nBu yüzden strese girdim be dostum\n\nParasız mutluluk olmuyor madem\nMutlu olmak değil hedefim, gayem\nTek başıma dağda bir hayat sürsem\nŞükür bu halime dedim be dostum\n\nToplum içindeyim bir ailem var\nOnlar eller gibi yaşamak umar\nGelirim değildir ihtiyaç kadar\nBu yüzden başımı eğdim be dostum\n\nMaddi sıkıntılar acı veriyor\nYaşamak külfeti ağır geliyor\nGönlüm şükür edip huzur istiyor\nÇevre baskısından bezdim be dostum\n\nYardım ummak değil benim niyetim\nYoktur bu dünyada hakimiyetim\nKanaat varlığım şükür servetim\nBöyle yaşamayı sevdim be dostum\n\nYanlış yorumlama bu sitemimi\nTenkit etmiyorum ben kaderimi\nİstedim ki bilin elemlerimi\nHer şeyi kadere saldım be dostum\n\nİnsanlara minnet etmemek gerek\nHalık’a güvenip ona dönerek\nGüzel düşünmeli güzel görerek\nBu işin sırrına erdim be dostum\n\n                        Niğmetullah UÇAR\n                             Antalya\n                                   05.11.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "***Erdinç Ekiçi den Baba Hamza ya",
        "poet": "İsmail Tıkıroğlu",
        "poem": "\n\nfont face='Comic Sans MS'color='black'size='1'\nBana acımayın beni  üzmeyin\nAğlamaklı gözle sakın süzmeyin\nMazimi unuttum,bana kızmayın.\nBu halim ile barıştım baba\nGenç yaşta kadere alıştım baba.\n\nBu çekilmez dertle hemhal olmuşum\nAkıl almaz çilem başta bulmuşum\nSizlere baktıkça,gamla dolmuşum\nBu halim ile barıştım baba\nGenç yaşta kadere alıştım baba.\n\nBüyüyünce size bakmaktı arzum\nAnneme bir çift göz takmaktı arzum\nBabamla kırlarda koşmaktı arzum\nBu halim ile barıştım baba\nGenç yaşta kadere alıştım baba.\n\nDuygular,DUYGU ' mun kölesi oldu\nBu yürek sevdanın kalesi oldu\nSon derdim başımın belası oldu\nBu halim ile barıştım baba\nGenç yaşta kadere alıştım baba\n\n05 / 01 / 2005\nAnkara\nNOT.  Bu tarih  Arif  Nihat  Asyanın doğduğu tarih\n...........Bu tarih Arif  Nihat  Asyanın  öldüğü tarih\n...........Bu tarih Arif  Nihat  Asyanın  bayrak şiirini yazdığı tarih\n...........Bu Tarih ADANA 'nın düşman işgalinden kurtulduğu tarih\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erdemdir Adalet",
        "poet": "Ali Akça",
        "poem": "\n\nEvrensel ahlâkı aramakta us, \nKul hakkı insanda en derin kâbus,\nHakkı teslim etmek ilahi namus,\nHukuka verilmiş demdir adalet.\n\nHaksızlık acısı yürek sızlatır,\nBir ömür boyunca, vicdan kanatır; \nYanlış hüküm kalbe vurulan satır,\nHızır gibi bir âdemdir adalet.\n\nPara, kibir, mevki, makam, itibar; \nHoşgörü, tevazu hepsini boğar; \nAdaletten güven, doğruluk doğar; \nİnsanı yücelten erdemdir adalet.\n\nLügatte duruşu ne de görkemli,\nİnsanlar hukuku çiğnememeli,\nKarar vericiler hak gözetmeli,\nUmuda açılan gizemdir adalet.\n\nEvrende karıncayı bile incitmez,\nKararsız ölçüsüz dengesiz gitmez.\nKimseyi dışlamaz, kenara itmez,\nCandan dost gibi elzemdir adalet.\n\nSabırla beklenen umut duygusu, \nÇöldeki nur misali kopup gelen su,\nHukukun yadsınmaz gerçek tutkusu,\nRuhu temizleyen zemzemdir adalet.\n\nKorkuyu yok edip, bitirendir o, \nHuzuru güveni getirendir o,\nDar günde devayı yetirendir o,\nKötülüğe vurulan gemdir adalet.\n\nHaksızlık lügatten çıksa, kaybolsa, \nAdalet tek gerçek, tek tutku olsa,\nHukuka sarılan hakkını bulsa, \nKılı kırk yaran dirhemdir adalet.\n\nYargı bağımsızsa girmez her renge,\nŞaşırırsa hukuk, bozulur denge; \nEn büyük hazine, en büyük bilge,\nHakka koşan bir eylemdir adalet.\n\nYalnızlık insanda karanlık gece,\nAcı, mutluluk, keder, eğlence; \nOndan bir serinlik hissi gelince,\nMutluluk saçan meltemdir adalet.\n\nHaksızlık var ise, kaybolur huzur, \nTıkanan damara kan akmaz, kurur; \nKestiği parmağın neşteri olur,              \nYaralara acil merhemdir adalet. \n\nHak, hukuk,  adalet temeldir mülke,\nEvrensel kurallar en temel ilke,\nTaraf gözetmeyen o terazisiyle,\nCihanda sarsılmaz sistemdir adalet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erdemler Takımadası",
        "poet": "Gamze Ateş 3",
        "poem": "\n\nKustuğum sözlerden\nsilbaştan bir yemek yap bana..\nAma saf ve bi o kadar da katkılı olsun\nyaptığın o yemek,\nTanrı eli değmiş gibi! \nonu kat,\nbunu kat,\nşunu kat..\nHer şeyden az da olsa \nkat ve üfle\nbu bitkin ruhuma..\nGönder beni o ilk dünyaya:\nErdemler Takımadasına! \nBunu yapabilir misin? \nyapabilir misin..? \nyok ise cevabın\nbırak! \nbekleyeyim sorular adasında,\ngariplerden gelecekler olan ruhu görmek için...\n                                         15/08/10,İsbarita\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erdogan",
        "poet": "Remzi Timar",
        "poem": "\n\nTeşekkür edersin demezsin mersi\nSana bu yakışır, yakışmaz tersi\nSiyonist köpege sen verdin dersi\nGözümde dag gibi oldun Erdoğan\n\nDavos'da sen ite çektin ya resti\nParça, parça oldu küp ile testi\nBu şiirde sana Remzi'nin jesti\nGözümde dag gibi oldun Erdoğan\n\n7 - 2 - 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erdoğan Binali yıldırım",
        "poet": "Zeliha Ural",
        "poem": "\n\nRecep Tayyip Erdoğan\n\nR Ahmettir recep,  bilenler için.\nE ehemmiyet verilir, yüce şanı için.\nC ömerttir insanlığa,   iyilik ve ihsanda. \nE cir ve sevapta yarışır, damarındaki son kanda.\nP arlar her dem, AK gün dür, o Cihanda.\n\nT ürkiye Cumhuriyeti bastı bağrına AK diye\nA k Olan o ellerle, Türkiye sevdasıydı, serpildi tohumlar.\nY oktu başka bir Türkiye, onun içindir ki uğruna fedaydı canlar,                                                                        \nY arabbi bunu ancak damarında Türk kanı taşıyanlar anlar.                   \nİ stemem namerdin eli uzanmasın vatanıma, yurduma.\nP apuç bırakır mı benim neferim birkaç soysuza.\n\nE y Tür evladı kulak ver de dinle.\nR abbim düşürmesin namert eline.\nD oğan her gün, Ak diye doğar ki biline.! \nO gün ki, saçının tüyüne kıyamadığımız, her bir Türk genci\nG üneyi, Doğusuyla, vatan bütündür, bölünmeyen bir inci\nA llaha emanet ederiz Recep gibi yiğidi\nN abzımın attığı her zerrede Türkiye’min sevinci.\n\nBinali Yıldırım Ulaştırma bakanı\n\nB inlerce AK sevgi, tek bir bilekte, \nİ stikbali gördü,  bir tek yürekte, \nN asıl ki, alınan her bir nefesle,\nA K olan o yüzlerler, öyle bir hevesle.\nL isana geldi,  bütün Türkiye.\nİ lan edildi AK  olan o sevda.\n\nY ıldrım gibiydi, her bir AK yürek.\nI rak değildi AK gündü bilinen gerçek.\nL ayık gördü, Türkiye’m yine sen dedi.\nD urmak yok, yola devam denildi.\nI srararı, her şey Türkiye içindi.\nR azıydı Türkiye’m, AK günler için.\nI şıktı bütün yüzler, hep vatan için \nM anevi bir sevdayla her şey vatan için.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erdoğan'ın Kellesini İsteyenlere",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nErdoğan'ın Kellesini İsteyenlere\n\nErdoğan'dan kurtulmanın tek yol ve çaresi, onun kellesini almak değildir, ey muhalifler! \nKendi kellenizi vererek de kurtulabilirsiniz ondan, demokraside tükenmez çareler...\n\nBerlin, 26 Haziran 2015.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erdoğdu Bey!",
        "poet": "Erdoğan Kırmızıoğlu",
        "poem": "\n\nBirden emekli olunca, üzüldü gönüller\n Erdoğdu Beyi hatırlayacak tüm sevenler,\n İsmiyle yaşatılacak, ona has değerler,\n Onun Telekom da unutulmaz emeği var,\n\n Otuz yıl başarıyla kamuya hizmet etti,\n Yöneticiliği ile örnek teşkil etti,\n Sporcu yetiştirmede çok emekler sarf etti,\n Antalya’da “Erdoğdu Ağbi” diye ismi var.\n\nGençler onun yaşamını örnek almalı,\nSpor yapmalı, akıllı, doğru dürüst olmalı,\nÇalışarak tüm zorlukları bir bir aşmalı,\nOnun izinden gidenlere hep başarı var.\n\nO her zaman meziyetleriyle anılacak, \n Dost âlemlerinde hep sevilip, sayılacak,\n Spor, çalışma hayatı hep örnek alınacak\n Onun gönül tahtında daima makamı var.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ereğli Lisesi",
        "poet": "Faik Tozoğlu",
        "poem": "\n\nÇağdaş eğitimi hep güven verir\nEreğli Lisesi ilim yuvası\nAtatürk ün sesi orda yükselir\nEreğli Lisesi ilim yuvası\n\nOkul yolunda hep tatlı telaşlar\nSınıflarında hiç çatılmaz kaşlar\nCehaletle savaş orada başlar\nEreğli Lisesi ilim yuvası\n\nAltın yüreklidir öğretmenleri\nGüzel eğitim dir tek gayeleri\nGitmek istiyorlar çağdan ileri\nEreğli Lisesi ilim yuvası\n\n        20.05.2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ereğli'ye sinyal",
        "poet": "Muhsin Gürsu ",
        "poem": "\n\nBu gece krizantem geçidinde\nBir kadın yaslanıyordu kabanıma\nBu kadın uzaklardaki sevgilim değildi ama\nOnun suretiydi aslında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erek",
        "poet": "Cemal Yavuz",
        "poem": "\n\nGörüp te sende Türklük gururunu,\nAtadılar Gençlik ve Spor Bakanı seni.\nKorumak içinde milletin onurunu, \nVatanını ve milletini seven erek.\n\nMilletin geleceğinin temeli gençlik.\nGençliğin sahibi de devlet ve bakanlık.\nTemelsiz milletin geleceği karanlık. \nTürk Gençliğini  koru ve sahip çık EREK.\n\nAnarşist, komünist örgüte gençlik deme,\nÜlkemizde tehlikeleri geçtik deme.\nİktidarda hep sizlerle uğraştık deme,\nMilliyetçi Ülkücü Gence güven EREK.\n\nTokat’ımızın medarı ve iftiharı,\nSensin milletin geleceğinin mimarı.\nRusçu Leninci, Çinci Maocu simsarı,\nKomünistlerin ocaklarını yık EREK.\n\n                                                      Ankara/1975\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ereğlim",
        "poet": "Burhan Küçük",
        "poem": "\n\nEreğlim\n\nAldım elime kalemi\nYazdım şiirini\nki dağa,taşa da adını\nEl pençe divanım buyruğuna\nİşte karadeniz\nMavilik alabildiğine \nVe yeşil serpilmiş\nHer kenarına\nBesliyor güneşin sarısı\nKaradeniz Ereğli mi\nSaatler geçmiyor\nSahilinde gözlerken yarimi\nBir şarkı tutturmuşum \nYari özlerken\nGemiler geçiyor\nLimanlar uğurlarken\nVe put gibi durayım mı\nŞairim yazarım \nBoşa gitmez \nSana yazdıklarım..\n\nBurhan KÜÇÜK\nKdz.Ereğli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eremedik Murada",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nNe bir daha gelmek var, ne de kalmak dünyada, \nBir hayırsız yar için, ömrü eyledik feda,\nCandan bile vazgeçtik, canan uğruna ama,\nNe yazık ki ey gönlüm, eremedik murada.\n\n23 Eylül 1991-Pazartesi / Bilecik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eren bebek",
        "poet": "Hülya Kaya",
        "poem": "\n\nEren Bebek\n\nGüzel bebek  hoş geldin dünyamıza,\nBize  neşe ve mutluluk verdin.\nAnnenin ve babanın gülüsün,\nAşk  bahçelerinin bülbülüsün.\nGüzellikler yaşa her zaman,\nYuvana huzur ve mutluluk ver\nÜlkemize faydalı bir insan,\nVe; \nSen gelecek ol güzel bebek\n\nşair Hülya Kaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eremem",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nDüşmanıma dost diyemem,\nDostumu düşman göremem,\nBilerek haram yiyemem,\nHaramla da Hakka eremem.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erenime",
        "poet": "Güllü Koç",
        "poem": "\n\nErenime \nGökyüzünde bulut teyze, \nBüründü beyaz renge. \nRüzgâr amca üfledi, \nBulut teyze indi yere. \n\nGüneş nine gülücük saçtı, \nBademler çiçek açtı. \nArılar kondu dala, \nKuşlar buna çok şaştı. \n\nCıvıldayarak minik serçe, \nKonar oldu her yere. \nLeylek kardeşe sordular, \nEren bebek nerede? \n\nAy dede girdi odaya, \nMüjdeler verdi tüm dostlara. \nEren bebek bindi trene, \nGeliyor birkaç haftaya. \n\nKirazlar olunca küme küme, \nNeşe dolacak evimize. \nNedenini sorma kelebek, \nEren bebek gelecek. \nGüllü Koç\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erenler",
        "poet": "Mehmet Fafal",
        "poem": "\n\nBir baba oğul varmış ayni evde yasarlar mış oğul evden çıkmak için kapıyı açmış ne görsün üç beyaz sakalı adam sormuş ne istersiniz be erenler biz demişler tanrı misafiri olmak isteriz babasına söylemiş oda buyursunlar demiş oda buyrun demiş olmaz demişler bizden yanlız bir tanemiz gelebilir demişler seçimyap oda isimlerini sormuş biri sans mış öteki sağlık diğeri sevği imiş düşünmüş sans iyi demiş sanslı olurum veya sağlık oda iyi sağlıklı olurum sevgi ne bileyim demiş ve önce sevği gelsin demiş ve önce sevği girmiş içeri arkasından diyerleri girmiş ne oluyor hani bir taneniz gircekti demiş onlarda seçimin doğru idi demişler çünki SEVĞİ nin olduğu yerde sans da sağlık da her sey olur demiş.\n\n 25:04:2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erenler Lokması Meydana Geldi",
        "poet": "Umut Gürses",
        "poem": "\n\nErenler Lokması meydana geldi,\nAllah bir Muhammed Ali diyerek\nTestiler geldide Badeler doldu\nAllah bir Muhammed Ali diyerek\n\nHAKK'ın isimleri okundu birbir\nMuhammed Lutf Etti Geliyor Haydar,\nPirim Hacı Bektaş Çerağın yakar,\nAllah bir Muhammed Ali diyerek\n\nÜç Yüz Altmış Altı Menzilin Aldı,\nHızır İlyas Bahr-i Ummana daldı,\nBilal-i Habeşi Nefesin Çaldı,\nAllah bir Muhammed Ali diyerek,\n\nOrtaya bir üzüm tanesin kondu,\nAnda Engür olup Erenler Kandı\nCümlesi bir olup Semahın döndü\nAllah bir Muhammed Ali diyerek\n\nYer ile gök dile geldi Dost Hemen\nCümle Meleklerde tuttular Deman\nKırk Koç Geldide Oldular Kurban\nAllah Bir Muhammed Ali diyerek\n\nFUKARA Perşembe Gecesi Ayan\nBatın Erenleri Badeyi Sunan,\nAşık oldu Canlar Badeden Kanan,\nAllah bir Muhammed Ali Diyerek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erenler mesken tutmuş dağ başlarında",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nSefer olur Koçyiğitler dolaşır,\nGece vakti ıssız dağ başlarında.\nÇakala inat bozkurtlar uluşur,\nGece vakti ıssız dağ başlarında.\n\nDünya zevkini bir kenara atmış,\nBismillah diyerek oturup yatmış.\nEvliyalar Erenler mesken tutmuş,\nGece vakti ıssız dağ başlarında.\n\nHer işte Hakkın rızasını gütmüş,\nİnzivaya çekilip dağa gitmiş.\nHuda’ya peygamberler dua etmiş,\nGece vakti ıssız dağ başlarında.\n\nGüneş batar sessizliğe bürünür,\nŞafak ile karanlıktan arınır.\nGökte ay bile bir başka görünür,\nGece vakti ıssız dağ başlarında.\n\nDağa Yusuf seyahat edip gider,\nBülbül ile dağda muhabbet eder.\nElde kaval çobanlar koyun güder,\nGece vakti dağ başlarında.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erenlerin Lal-ü Gevherdir Yükü",
        "poet": "Umut Gürses",
        "poem": "\n\nErenlerin Lal-ü Gevherdir Yükü,\nPazarı Muhammed Tezgahı Ali,\nAnalım Bizlerde Masum-u Pakı,\nOnlardır Pazarın Kurulan İli,\n\nPazara Girenler Kalmaz Nasipsiz,\nHiç Olurmu Canlar pazar Muhipsiz,\nBiliriz Pazarda Değil Sahipsiz,\nPazarın Bir Eri Bektaş-i Veli,\n\nFukara Serildim Tezgah Üstüne,\nDoyulmaz Muhabbet Lezzet tadına,\nYakışır HAKİKAT pazar adına,\nBu Ne Kalabalık Pazarın Seli,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erenleri",
        "poet": "Osman Nuri Özpekel",
        "poem": "\n\nBir Ferâhnâk şarkı bağlar vuslata erenleri\nBir ilâhî nûr yağar gökten sarar sevenleri\nRûha dolmuşken ayın on dördü rü’yâ son bulur\nBir bulut birleştirir bâzen sevenleri\n\n(17.09.2005-Erzurum Sitesi) \n(Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erenlerin piri Nohutçu Baba",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nFethiye Mendos Dağında yatıyor,\nErenlerin piri Nohutçu Baba.\nFethiye'mize güzellik katıyor,\nErenlerin piri Nohutçu Baba.\n\nGece nur ile ışığı yakıyor,\nSavaş olunca ortaya çıkıyor.\nMendos Dağından bizlere bakıyor,\nErenlerin piri Nohutçu Baba.\n\nOdur burda Alp Erenlerin hası,\nYattığı yerin başkadır havası.\nYaylaların sorumlu Evliyası,\nErenlerin piri Nohutçu Baba.\n\nUzaktan insanoğluna göz kıpar,\nBazen etrafında fırtına kopar.\nZiyaret edenlere dua yapar,\nErenlerin piri Nohutçu Baba.\n\nYusuf o Hakkın rızasını güder,\nOnu seven insan oraya gider.\nOraya gidenlere yardım eder,\nErenlerin piri Nohutçu Baba.\n\nNot:Mendos Dağı-Fethiye'de bulunan bir dağın adıdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erezyon",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nAklıma balta vurdu katiller,\nBedenim toprak,\ntoprağı alıp götürdü yağmur.\nErezyondayım.\n\n         20.11.06/BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ereyim",
        "poet": "Muallim Ahmet Şahin",
        "poem": "\n\nDin, vatan, millet için mücâdele vereyim \nVecdimin “Tekbîri”yle “Mutlak Bir\"e ereyim\n\n                         (2003)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ergen genç",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nDün çocuktun,\nşimdi ergen genç,\nGüven ortamı yarat \naileni üzme,\nHerşeyini paylaş \nkarşılık verme,\nElde olandan sana ne,\nKararına kim karıştı \nBu öfken kime\nBu gün ben,\nyarın sen olacaksın aile\n\n                           25.01.07/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erezyondayım",
        "poet": "Ömer Gülmez",
        "poem": "\n\ngerçekler nasır\ndüşler çocuksu\nutanç gizli bakışda öç\niçimde kabaran göç\naç açık ve ben\n\ndişlerde  gıcırtı\nuzanan kanlı el\ngörünen dolazlı yel\nyer gök sitem\nerezyondayım\nnefes olsan istemem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ergenekon",
        "poet": "Mehmet Elmacıoğlu",
        "poem": "\n\n19 Mayıs ta,\nKuvva-ı Milliye destanıyla,yeniden,\nYazarken,Ergenekon ' u Anadolu ' muz.\nOnlar; \nKurşun sıktılar geleceğimize, utanmazca,\nEritirken demir dağlarını  Emperyalizmin,\nBiz.                 \nBiliyormusun hala,\nDörtnala koşuyor işbirlikçilerimiz.\nBilmiyorlar biz yurtsever Deniz ' leriz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ergenekon",
        "poet": "Ömer Tekercioğlu",
        "poem": "\n\nErgenekon\n\nBir tarafta inanç ticareti, inanç siyaseti yaparak\n                      Vicdanları sömürenler, vatan satanlar! \n\n Bir tarafta vatan bölünmesin millet sömürülmesin deyip \n                                                                   Hapis yatanlar! \n\n Başı dışarıda kuyruğu ülkemdeki\n                                 Vatan satan inanç tüccarlarına inat \n\n                 Adına ister Ergenekon deyin ister başka şey\n\nVatanı uğruna hapis yatanlar sizinleyim \n                                        Bedeli ne ise ödemeye hazırım\n\nErgenekon olayının siyasi bir komplo olduğu kanısındayım yaşanan olaylarda bu kanaatimi güçlendiriyor \n'Türkiye Cumhuriyeti' İlelebet yaşatılmalı yaşatılacaktır. Bağnaz düşünceler ve oluşumlar kötü hava şartları gibidir mutlaka güzel günler gelecektir\n\n                                        Ömertekercioğlu\n     Ekim 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erguvan",
        "poet": "Celal Oymak",
        "poem": "\n\nErguvan\n\nGüneş gülümserken\nBoğaziçi’nin mavisine\nerguvanı gördüm Bebek’te...\n\nBöyle ağaç olur mu? \ndoğa harikası, renk armonisi\nbu güzelliğe doyulur mu? \n\nPembeye dönüşen al\nboğuvermiş yeşili\nbüyünün bir eli\nerguvanın dalında\nBoğaz’ın mavisinde diğeri...\n\nBoğaziçi’nde bu tablo\ntarihin bestesidir\nAşiyan’da şakıyan\nbülbüllerin sesidir...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ergenekon Savcısını Tanıyor muyuz?",
        "poet": "Ahmet Emer",
        "poem": "\n\nErgenekon Savcısını Tanıyor muyuz? \nVural Savaş \nOnursal Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı \n\n5 Ekim 2008 günü sabahın erken saatlerinde bir dostum kapımızı çalıyor. \n'Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz, tam tahmin ettiğim gibi bir kişi, \nbugün çıkan Aydınlık Dergisi'ni al ve acele oku' diyor.\n\nDergi'yi alıp okuyunca dehşet içersinde kalıyorum.  İşte verilen bilgilerden bazı satırlar:\n\n'...Teyze oğlu Seyfullah Vatansever, Zekeriya Öz'ün İmam Hatip'te (İHL)  okuduğu yıllarda Fetullah tarikatı tarafından 'devşirildiğini' anlatıyor.  Zekeriya Öz, o yıllarda Fetullah Gülen'in finanse ettiği Yeşilırmak Dershanesi'nde eğitim gördü.  Kurban Bayramı'nda vatandaşlardan kurban derilerini toplar, Fetullahçıların vakfına verirdi.\n\n* * * * * * *\n\n...Zekeriya Öz'ün savcılık görevine başlama tarihi 1994.  Bursa Barosu'ndaki kaydı ise 18.12.1997 tarihinde siliniyor.  Buna göre Öz, üç yıl boyunca hem savcı hem de avukat.  Yasalarımıza göre, bir Cumhuriyet Savcısı'nın iki kimliği olamaz.\nErgenekon savcısı, attığı her adımda bir skandal yaratmış! '\n\n* * * * * * *\n\nİktidar yanlısı medya, Zekeriya Öz'ün ilk görev yeri olarak Mutki İlçesi'ni gösteriyorlar.  Aydınlık Dergisi'nde yayımlanan 2 Temmuz 1998 tarihli Resmi Gazete'nin fotokopisinden açıkça anlaşıldığı gibi; Zekeriya Öz'ün ilk görev yeri Çine İlçesi.  Söz konusu dergide, 'Ergenekon Savcısı'nın gizlenen dört yılı' başlığıyla yazılanlar çok ilginç:\n\n\n* * * * * * *\n\nYıl 1994, Aydın ilimizin Çine İlçesi.\n...Yeni Savcı, önce, eşinin kara çarşafıyla Çineliler'in dikkatini çekti.  Savcı Öz'ün evine gelen misafirler ise haremlik-selamlık olarak ayrılan odalarda konuk ediliyordu.  Kadınlar haremlikte, erkekler selamlıkta... Savcı Zekeriya Öz halktan gelen tepkiler üzerine kara çarşafı çıkarttırıp eşine türban ve pardesü giydirdi.\nEşi kara çarşafı çıkardı ama Savcı Öz'ün adı Çine'de hiç gündemden düşmedi.  Zira Savcı^'nın adının karıştığı skandalın biri bitmeden diğeri başlıyordu.\n\n* * * * * * *\n\nYıl 1995, Çine Adliyesi.\nBütün adliyelerde olduğu gibi, faks ve adli sicil kaydı yaptıran yurttaşların ödediği parala, Çine Adliyesi'nde de Adaleti Güçlendirme Vakfı'na aktarılıyordu.\nZekeriya Öz, bir gün, dönemin kıdemli savcısı Ayhan Uğurdan'ın kapısını çaldı.\nSavcı Öz, Vakfa aktarılan paranın bir bölümünü 'paylaşma' teklifinde bulunuyordu! \nKıdemli Savcı, çirkin teklife büyük tepki gösterdi.  Kıdemli Savcı Ayhan Uğurdan, Zekeriya Öz'ü Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na şikayet etmeyi de ihmal etmedi. Sonunda... Zekeriya Öz, Çine'den Bitlis Mutki'ye sürüldü.\n...Zekeriya Öz'ün vukuatları bununla bitmiyor.\n\n* * * * * * *\n\n...Yıl 1998, Çine girişindeki Türkiye Şöförler ve Otomobilciler Odası Kıraathanesi'nin önü.\nSavcı Öz oğlu ve babasıyla oradan geçiyordu.\nMehmet Ocak adlı bir işadamı, silahını çekip Savcı Öz'ün ensesine dayadı! \nİşadamı Ocak, Savcı Öz'ün kolundan tutup sürükleyerek kıraathaneye soktu. \nİşadamı Mehmet Ocak kıraathanede bulunan Çinelileri dışarı çıkarırken, \nSavcı Öz'ü rehin aldığını bildirdi.\nÇineliler eylemi hayretler içinde izliyorlardı.\nZira Mehmet Ocak, aynı yıl Çine vergi rekortmeni olmuş, \nÇinelilerin yakından tanıdığı bir işadamıydı! \n\nYirmi kadar polis kıraathanenin etrafını çevirdi, Ocak'a Savcı'yı bırakmasını söylediler, bırakmadı... \nDaha sonra dönemin kaymakamı, savcısı ve komiseri araya girdiler.\nİşadamı Mehmet Ocak yatıştırıldı.\n\nMehmet Ocak, tam ikibuçuk saat Zekeriya Öz'ü rehin tutmuştu...\nOlaya tanık olan Çineliler, ertesi gün gazetelerde bu olayı bulamadılar. \nNe işadamı Ocak hakkında ne de Savcı Zekeriya Öz hakkında soruşturma açılmıştı.\nBu durum Çinelilerin merakını daha da artırdı.\n\nNeden sonra öğrendiler ki; Savcı Zekeriya Öz, işadamı Mehmet Ocak'ı haraç vermeye zorluyordu. \nSavcı Öz, arabasının benzinini de, yine Ocak'ın benzin istasyonundan bedava doldurtuyordu... \nSavcı Zekeriya Öz'ün kendisini ikibuçuk saat rehin tutan işadamı Mehmet Ocak hakkında neden şikayetçi olmadığı da böylece anlaşılıyordu! ...\nÇinelilerin, Savcı Zekeriya Öz hakkında kullandıkları iddia edilen sıfatları yazmak dahi istemiyorum.\n\n* * * * * * *\n\nAdalet Bakanı Mehmet Ali Şahin izin vermediği için hakkında soruşturma yapılamayan Savcı Zekeriya Öz'ün, Aydınlık Dergisi'nde yazılanların doğru olup olmadığını derhal açıklığa kavuşturması gerekiyor. İddialar çok vahim ve Zekeriya Öz'ün bu iddialara karşı ne diyeceğini gerçekten merak ediyorum.\n\n \nSözcü Gazetesi - 6 Ekim 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ergenekon Silivri",
        "poet": "İbrahim Çiçek",
        "poem": "\n\nSilivri kararlarına ihtiraz niçin; \nBen mi işledim bu suçları arkadaş.\nDemokrasiye saygı duymazdı bunlar,\nBen mi işledim bu suçları arkadaş.\n\nYirmi sekiz şubatı kimler yapmıştı; \nSanmayın bu millet bunu yutmuştu.\nDarbe planları nerde nasıl olmuştu,\nBen mi işledim bu suçları arkadaş.\n\nBu millete karşı kimler çete kurmuştu; \nHer gün irtica irtica diye kim bağırmıştı.\nYirmisekiz şubatta hükümeti istifaya kim çağırmıştı,\nBen mi işledim bu suçları arkadaş.\n\nKızdığınızda düdük çaldınız bu vatana; \nSelam durmazdınız siz başbakana.\nDüşünmediniz mi bir gün yapışırlar yakana,\nBen mi işledim bu suçları arkadaş.\n\nYirmi yedi şubatta zehrini kim kustu; \nİnançlı insanlar hep sizlere küstü.\nÖzbek paşa niçin başbakana küfrü bastı,\nBen mi işledim bu suçları arkadaş.\n\nBatı çalışma kulübü kurup milleti yaktınız; \nNice ocakları sizler böyle yıktınız.\nBu milleti ezip çıkıp localardan baktınız,\nBen mi işledim bu suçları arkadaş.\n\nCumhuriyet mitingi diyerek milleti topladınız; \nHayırlı işler yapıldığında hop hop hopladınız.\nGezi parkı eylemi diyerek her tarafı yaktınız,\nBen mi işledim bu suçları arkadaş.\n\nİnançlı insanların hep üstüne gittiniz; \nTürbanlı kızların hayatını mahfettiniz.\nBu millete siz balans ayarı yaptınız,\nBen mi işledim bu suçları arkadaş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ergenekon Destanı",
        "poet": "Bekir Öztürk",
        "poem": "\n\n“Ergenekon” balonu şişti dev gibi oldu, \nHer boydan ve her soydan kirli nefesle doldu, \nKimsenin görmediği uzun ince bir yoldu, \n\t\tTarihe tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU. \n\nEmir yüksekten geldi, çaresiz polis savcı,\n“Ergenekon” Türk Avı, “Çete” yazan hav havcı,\nTazısı Tuncay Güney, yandaş basında avcı,\n\t\tTarih tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\n“Ergenekon” ismini özellikle verdiniz, \nTarihi değerleri mahkemeye serdiniz, \nBu nefret bu kin niye, nedir sizin derdiniz?\n\t\tTarih tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nKimleri kandırdınız, sızıntı “bilgi” lerle,\nNe tuzaklar kurdunuz, hormonlu “belge” lerle\nBu günlere geldiniz, kutsanmış ilgilerle,\n\t\tTarih tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nFos çıkınca belgeler, çevir gazı yanmasın,\nMillette saf değil ya, her yalana kanmasın,\nHer camiye gideni, İman ehli sanmasın,\n\t\tTarih tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nYüz yılın davasıymış, yalana bakar mısın? \nHiç gerçeği yazdın mı, her zaman sıkar mısın?\nHer gün yalan söylesen, bilmem ki bıkar mısın? \n\t\tTarihe tanıklık et, ey mahkeme salonu?\n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nBir elinizde tuzluk, her yalana koştunuz, \nÖn yargılı bilgisiz, cahildiniz, boştunuz, \nBize “terörist” derken, ne kadar da hoşt’unuz, \n\t\tTarihe tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nBir çilingir buldunuz, her kapıyı açacak,\nYüzleşmemek adına, gerçeklerden kaçacak,\n“Ergenekon” diyerek korku, dehşet saçacak,\n\t\tTarih tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nSiz yuttunuz zokayı, ama millet yutmadı,\nŞemdinli tertibini, bu millet unutmadı,\n“Ergenekon dizisi” kesinlikle tutmadı,\n\t\tTarih tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nHedef tahtanız mıdır, şerefli Türk Ordusu? \nKimlerin tezgâhında, kuruldu kahpe pusu? \nAkıl mantık yok zaten, peki Allah korkusu? \n\t\tTarih tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nDostlarınızdan gelen zehirli hapı yutun,\nMillet, memleket için, yazan çizeni tutun,\nKömürle, makarnayla, yoksulları uyutun,\n\t\tTarih tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nBütün bu tertibiniz Danıştay’a çıkıyor,\nDinciler mahkemeye kulağını tıkıyor, \nSenaryonuz hep aynı dinleyenler bıkıyor, \n\t\tTarihe tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nBilmem bu telaş niye? sen misin azmettiren? \n“İşte üyeler” diye, manşetleri attıran, \nÖnce hedef gösterip, sonra işi bitiren, \n\t\tTarihe tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\n“Ulema” ne der bilmem? böylesi yalanlara, \nSaklanma gayretiyle, açıkta kalanlara, \nBırakın artık bizi, bakın şu çalanlara, \n\t\tTarihe tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nBazı mantığı körler, bağımsızlığa düşman, \nİngiliz mandasında, olmadığına pişman,\nAkılda sıfır beden, pervasızlıkta şişman, \n\t\tTarihe tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nSuçsa? evet, suçluyum, Cumhuriyeti övmek,\nTürk’ün büyük önderi, Bağbuğ Kemal’i sevmek,\nTarifeye bağlandı, Türklüğümüze sövmek, \n\t\tTarih tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nAtatürk yaşasaydı, hiç böyle yapar mıydı?\nMazluma sırt çevirip, güçlüye tapar mıydı? \nZehirlenmiş zokayı, havada kapar mıydı? \n\t\tTarihe tanıklık et, ey mahkeme salonu? \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nTürkiye kuşatılmış, satılmış tüm limanlar,\nAhlak esir edilmiş, teslim olmuş imanlar\nHumeyni hayranları, ATATÜRK’ ten ne anlar? \n\t\tTarih tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nNe bütçe, ne rant vardı, milletten giderleri,\nAyağına gelirdi, Batının “Lider” leri,\nBir bölüğe bedeldi, ordunun neferleri\n\t\tTarih tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nMüslüman’dı ve Türk’tü, bunu onur sayardı? \nAt üstünde cephe’den, cephelere kayardı? \nŞimdikiler bir ise, o yirmi dört ayardı, \n\t\tTarihe tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nMüslümanlar bölünmüş, Cemaat sayesinde,\nÖzel şirket olmuş din, bir imam payesinde,\nOy deposu bulunmuş, gıda sermayesinde,\n\t\tTarih tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nKuran’ın ayetleri, yer ile yeksan oldu,\nAB’nin emirleri, hutbelerime doldu,\nMavi milli renk oldu, Al bayrağımız soldu,\n\t\tTarih tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nYalan söylemek var mı? inandığınız dinde,\nHırsızların yeri ne, yaratanın indinde,\nNe söylediğin malum, “Şeriat yemini” nde,\n\t\tTarih tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nİsminizi kim koydu, “ılımlı İslam” diye, \nHiç kafa yordunuz mu? Osmanlı aşkı niye, \nEmirler hazırlanmış, sahtekâr halifeye, \n\t\tTarihe tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nListeler hazırlansın, bir öfkeyle ve kinle, \nHiç kimseyi atlama, aman ha iyi dinle, \nSonrada kayıtları, medyaya ver elinle, \n\t\tTarihe tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nYetmiş milyon az gelir, dinleyin mezarları, \nÇiftçi, işçi, memuru, askeri, yazarları, \nKasap, manav, berberi, çarşıyı, pazarları, \n\t\tTarihe tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nŞeffaflık dediğiniz, bu muydu yoksa sizin? \nJandarma MİT’e yasak, polise gizli izin,\nSuçlusu yürütmedir, ortadaki krizin, \n\t\tTarihe tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nEgemenlik kayıtsız, Şartsız hangi milletin? \nKaç paradır bedeli, vesayetin zilletin? \nYokmudur çıkış yolu? Bu lanetin illetin? \n\t\tTarih tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nMilletin iradesi, ABD’nin elinde, \nEkonomi, para, pul İMF tekelinde, \nKöylünün arazisi, banka ipoteğinde, \n\t\tTarihe tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nMilliyetçi olmamız, bilmem kimlere battı? \nGözlerimiz bağlıyken, kimler? neleri sattı? \nKimlerin hesabına, milyon dolarlar yattı? \n\t\tTarih tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nMilli duruş mu battı, görmeye gözünüze?\nArtık kimse inanmaz, “millet” li sözünüze, \nMaskeniz çabuk düştü, döndünüz özünüze, \n\t\tTarihe tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nTürk demek ne kadar zor, Ağızlardan çıkmıyor,\nOnca gayret ve ısrar, tabusunu yıkmıyor,\n“Kürt, Laz, Gürcü” sayarken, usanmıyor, bıkmıyor,\n\t\tTarih tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nKatile “sayın” diyor, Şehidimize “kelle”,\nÜç kuruşa hükümlü, kurtulmaz bu bedelle,\nMilletiyle kavgalı, barışık cümle elle,\n\t\tTarih tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nMilleti Aç gezerken, oğluna gemi aldı,\nSorana cevap hazır, servet “düğünden kaldı”\nÜç yılda zenginlerin, listelerine daldı,\n\t\tTarih tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nUzun süre direndi, “mal beyanı” vermedi,\nNeyi var, neyi yoksa, göz önüne sermedi,\nHiçbir lider konuyu, bu kadarda germedi,\n\t\tTarih tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nKayıtsız iman eder, Zekerya’nın fişine,\nHukuk nede güzeldir, gelsin yeter işine,\nTüm tüm yutar lokmayı, hiç dokunmaz dişine,\n\t\tTarih tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\n“İstanbul Hükümeti”, işin adını koydu,\n“Milletin iradesi” diye her yeri soydu,\nOnlar için tek ölçü, yüzde kırk yedi oydu,\n\t\tTarih tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nBir türbana bağlandı, Koskocaman Türkiye,\nVarsa yoksa “Bu kızlar başını örtmüyor niye”\nKimisi de çıldırdı “laiklik” diye diye,\n\t\tTarih tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nİnandığım değerler, sayende artık yitti, \nKafan doğuya doğru, gözden batıya gitti, \nSatacak şey kalmadı, memleket artık bitti, \n\t\tTarihe tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\nEcnebiye Mevlana, Müslüman’a Saddam’ sın, \nYabancıya eğlence, Türk Milleti’ne gamsın, \nBilmem ki soyun nedir? sen ne biçim adamsın, \n\t\tTarihe tanıklık et, ey mahkeme salonu, \n\t\tPatladı patlayacak ERGENEKON BALONU.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erguvan Ağacı",
        "poet": "Fatih Söyler",
        "poem": "\n\nkayık sessizce geldi, kıyıcığa demirledi\ndeniz, kayık kokuyordu\nkayıksa yosun\n\nbakınırken sağa sola, onu gördü uzaktan\no, orada, \nçınaraltı kahvesine çıkan\ntaş kaplamalı yolun sağında, \nbeyaz badanalı, alaturka kiremitli evin\nbahçe duvarının üzerinden\nmerakla seyrediyordu denizi\n\nmeltem ifil ifil esiyordu\nmeltem  taşıyordu kokusunu\n\no, kendisine bakıldığını hissetti:\noradaydı o, \nyolun karşısında\nkıyıda demirliydi\n\nkayık, deniz kokuyordu\ndenizse yosun\n\nutandı, yapraklarıyla gizlenmek istedi; \nmeltem sertleşiverdi, gizlenemedi\n\nkayığın içi titredi\ndenizden çıkmak, ona gitmek istedi; \nbırakmadı deniz:\ngidemedi.\n\no bir erguvan ağacını sevdi\nüzerinde bir milyon nisan çiçeği\n\n(Ankara, Ağustos,2000)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erguvan Kokan Rüya",
        "poet": "Mehmet Kemal Vefa",
        "poem": "\n\nBölündü taze uykum bir ılık nisan gecesinde\nBedenim kabrinden memnun cesetler gibi yatarken sedirde\nDalıverdi; uzanalıberi kapalı duran zihnin ortasına bir rüya\nBu beden hiç bir gece böyle rüya yaşamadı daha...\nErguvan kokuyordu rüya.....\n\nNicedir görmediğim bir ihtiyar şehir göründü gözüme.\nArtık pek te akmayan derelerini doldururdu insan damlacıkları\nVe tekerlekli demirleri ağaçlarından fazlaydı\nYalnız erguvan ağaçları vardı sıra sıra..\nErguvan kokuyordu rüya...\n\nKimbilir ne güzeldir? \nSabahı gübre kokulu ada faytonlarının birinde uyanarak karşılamak\nYa da olta sallarken merhaba demek şafağa,\nEmektar köprüden boğaza doğru.\nSultanahmet Parkı'nın taze çimlerinde uyanmak ne güzeldir kimbilir? \nAltı minarenin gölgesi altında durmak...\nÜsküdar kıyısında bir eski sandalda izlemek güneşin doğuşunu,\nVe kız kulesine el sallayıp, olmayan kızı düşlemek te güzeldir...\nAma en güzeli, yeni açmış erguvan çiçeklerini izlemektir baharda.\nBana bir kez nasip oldu davetsiz bir rüyada.\nBu beden hiç bir gece böyle rüya yaşamadı daha....\nErguvan kokuyordu rüya.....\n\nYeryüzünün en çirkef güzeli\nVe tüm insanlığın en oynak gelini,\nKör düşlerimin koca şehri.\nHer gece ziyaret et beni.\nBen seni beklerim...\n\nBir gecelik te olsa yüzdüm, adına Istanbul dedikleri o koskoca deryada.\nÜstelik; \nErguvan kokan bir rüyada...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ergenekon Davası",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nKimin niyeti neydi, etken neydi? Saldırganlığa engel örmek nedendi? \nHangi ilişki hangi ülkelerde ve asırlardır demokrasi içi de günceldi? \nAfrika, Balkanlar, Ortadoğu bu hep aynı projeler geleneği değil mi? \nArtık suç ne, kim günahsız öldü, ödenen ne, ne istendi, niye gelişti? \nSuç suçu tetikleyecek, bu tezgah savaş molasına hesaplı bir çileydi…\n\nBu sorgulama kaç asır sürer, kim ödeyen oluyor, vatan bedel mi? \nVicdan köreltiliyor, canı, malı, ırzıyla yaralıyor yine milleti…\n\nErgenekon davası sanılır ki, ulus soykırımı için bir hukuk cinayeti\nBir tür intikam sanki, hem suçlu, hem güçlü silsilesinde icrası gibi\nGrup halinde etkileşme büyüktür, Terörün, herkes sustu bir gerçeğini…\nHergün tv’de bir tanık, siyasetçi hatırlasın bu geçmişten bir örneği\nKundaklayan mı, kundakçı mı soruluyor ki, yanığa su bu mu şimdi?\n\nBir Kürt dalgalanması Yahuda kökenli, iyi ediyorsun mu denilseydi? \nÇığ gibi çoğalarak yığılma tecrübeli, engel olmak bile yetmedi…\n\nBu düşünülen ergenekon davası ulus soykırımı için bir hukuk cinayeti\nIsmarlama felaket, savaş sonrasına kurulu tezgah bu cehennem gerçeği\nAsya’yı savaşa sürümek için oynanıyor güçsüzlük ve bir kriz gibiliği\nYağıyor havada, suda, karada, dağılan gücü patlak veren misket gibi\nÖzelleştirmeye ısmarlanılan, asl-olan cehenneme icat sırası bu felaketi…\n\nEy yüce Allahım! Anlamalı mı şeytanı hep bu aşamada? Siyaset hasta! \nBu vatan kan ile kuruldu, korunacak, istenilen kanı akıtmayla da…\n\nTürkiye özgürleştikçe diyor, bağımsızlık kavramını mı bilmiyor? \nYerel Kürdistan ile istismar zeminleri ne demek, ne kaybediliyor? \nEsnafa kepenk kapattırıyor diye de hukuku mu, hem suç yoruyor? \nTerörle mücadele diyor, askeri özelleştirmeyi tek densiz tehdit duruyor\nŞaşkınlık, hayal kırıklığından kıyafetini hep edepsizlik giyiniyor…\n\nHalkı isyana öteleyen oyunu bu, bilene bilmeyeni ahkam kestirecek\nHukuk, raporu gerçeğine toplayıp, her yönetimi de bilgilendirecek…\n\n20 Ekim 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erguvânın Aşkı",
        "poet": "Salih Şanlı",
        "poem": "\n\nİlkbahâr gelmiş bulutlar gökyüzünden müjde kılmış\nİnci mercân her çeşit cevher saçılmış secde kılmış\n\nErguvânın aşkı bir hoş eylemiş her gönlü ey dost\nÂb-ı kevser misli sevdâkârı her dem zinde kılmış\n\nGerçi çok vardır güzeller erguvândan gayri ammâ \nOl zarîf mahbûbu Mevlâ her güzelden gözde kılmış\n\nŞehr-i İstanbul ki âşıktır ezelden erguvâna\nLûtfedip Hak, sevgisinden şân bulan bir belde kılmış\n\nDerd ü gamdan bahsolunmaz hep sürûr sarmış bu şehri \nErguvânın aşkı her endîşeden âzâde kılmış\n\nEn güzel yağmurla gülmüş erguvân mesrur u mes’ûd\nİlkbahâr gelmiş bulutlar gökyüzünden müjde kılmış\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erguvan Gecelerimin Eflatuni Düşlerinde.",
        "poet": "Nihat Gülle",
        "poem": "\n\nGece mavisi gözlerinden yakamozlar ışır mor gecelerime\nGüzelliğin yansır çılgınca akan lacivert nehrin serinliğine\nAy ışığı mor pancurlu pencerenden sızar sen uyurken\nOkşar atlas tenini meltemler yüreğin sevdayla ürperirken\n\nKuzguni siyah saçlarını taratırsın ay ışığına güzel mihracem\nKor dudakların aşkların en güzeliyle yanıp tutuşurmu bilmem\nUzanmış yatağına yüz üstü, hıçkırarak ağlıyor nazlı kardelen\nGizem avcısı gözlerinden inciler dökülür yüreğime dem- dem\n\nGrub vakitlerimin kanayan yarasını sarar melekler şefkatle\nBahar pembesi gülüşlerin açar içimde aşkla sevgiyle\nErguvan gecelerimin eflatuni düşlerinde sevişiriz ölesiye\nTertemiz masum bir sevdanın,betimlemesiz özlemiyle\n\nNihat Gülle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erguvânın Sevgisi",
        "poet": "Salih Şanlı",
        "poem": "\n\nİlkbahârın şânı olmuş erguvânın sevgisi\nMesteder hoş rengi mor sümbülle pür-nûr nergisi\nErguvânım aşk u sevdân mührüdür İstanbul’un\nÂşığın bende’n olandır kalblerin en hâlisi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erguvan Gülüşlüm",
        "poet": "Ahmet Afşın Efkarlıoğlu",
        "poem": "\n\nKastında unutulmuş\nBir çift gözdü türabım\nYalnız sendin hayalim\nYalnız sende serabım\nGecem gündüzüm günüm\nEn lacivert mehtabım\nSen; erguvan gülüşlüm\n\nRam olduysam gayeme\nTılsımınla saygımsın\nDertten yana payeme\nEndişemsin kaygımsın\nYalnız düşüncem değil\nEmelimsin duygumsun\nSen; sonbahar ölüşlüm\n\nHem ebetsin  aslıma\nİnan hem de ezelsin \nNihayeti öykümün\nGel seninle düzelsin\nGidişinle değil sen\nGelişinle güzelsin\nSen; ilkbahar gelişlim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erguvanlı mor kadın",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nERGUVANLI mor KADIN\n\nKendisini Erguvanlı mor bir mevsim olarak düşleyen kadını düşlerken, ona ne giydirsem ki tereddüdünde önce turuncu; evet turuncu dediysem de vazgeçtim.\n\nTuruncu şımarık, mavi gitgide çeliğimsi bir hal alan üşüyen ama yine de parıltısını kaybetmeyendi. Soğuk soğuk parlamasına üşütmesine izin veremezdim. Yeşil dedim. Iıh o da değildi, kadın gençti ve de yas tutmadığına göre siyah da olmazdı; ama siyah asildi, siyahla beyaz arasında kaldım ki yine mütereddittim.\n\nÇok sessiz sakin ağzı var dili yok bir hatundu. Gerçek olmayıp düş olduğu içindi şirinliği. Henüz daha canına okuyacağımın farkında değilken onu her kalıba her renge boyayacağımdan, ama asla mora sadakatsizlik yapmayacağımdan habersiz mutlu gibiydi\n\nDüşlerinden düşlediklerimden farklı olamazdı o Eguvanlı mor kadındı, mor da soğuk bir renkti ama, mesela bal köpüğü; kahve köpüğü az da olsa üşüyen içini ısıtabilirdi.\nDüşlediklerini bana fısıldadığının farkına varmayan, düşlerimden habersiz cılız bir ihtimalle de olsa hayalimde yaşamaya ve yaşatmaya çalışırken merhamete geliyorum! \n\nÜşüyen düş, eflatun, mor kadına azar, azar azar; turuncu zerk ediyor, çeşitli nüanslarla mizansen yaratıyordum.\n\nTa ki altında oturduğum ağaçtan mor bir dutun tepemden aşağı düştüğü ana kadar.\nAncak mevsimi geçmişti.\n\nBelki Böğürtlen. Dağ armudu, Çocukluk yemişimiz dağdağın, alıç kızılcık ve dağ çileğinde hayat belirtisi olabilirdi. Kuşburnu, bunun yanında adını bilemediğimiz şifalı yemişler patikalarda, köy yollarında, dar geçitlerde mezralarda biz burdayız bizler buradayız; ve dağ çileği iştah açıcı rengi ve kokusuyla: en güzel reçel benden yapılır, kokumuz hiç bir meyvede yoktur der miydi diye düşünürken içimi tatlı bir his kapladı ve bir an duyguların rayihasını hissettim.\n\nGörsellikleri ve kokularıyla mevcudiyetlerini hatırlatabilirlerdi.\nHazan kırmızısına sarıya, yeşile inat sürpriz yapabilirlerdi.\n\nDüşündüm de ne kadar zengin ve donanımlıydım, hayallerim düşlerim, anılarım acı, tatlı her şey insan olmanın faydaları, insana bahşedilen güzellikler her şey vardı da bir tek hoş görü yoktu. \n\nVar olanı türlü çeşit kılıklara sokar akıl süzgecinden geçirmeden çeşitli renklere, kokulara bulayıp, düşleyebilirdik olmasa ne kadar tatsız olurdu kimbilir hayat\n\nYüksel Nimet Apel\n06/Ekim/2015/Salı/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erguvanlı Kadın",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nErguvanlar uçuşuyordu\nMavi al yeşil\nKanatsız\nSonbahar rüzgarlarının önünde\nBir kadın ağlıyordu\nBülbüller gibi\nZamansız\nİçli\nSararan erguvanların ardında\nErguvanlar gibi gönlüm\nBir kadın kadar çaresiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erguvanlar",
        "poet": "Ayşe Yarman Öztekin",
        "poem": "\n\nMor takılar takındı dallar! \nBezendi öbek öbek erguvanlar! \n\n                Her yanda efsunlu mor ışıltılar.\n                Sarhoş olur seyrine dalanlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erguvanlar",
        "poet": "Vicdan Kayır",
        "poem": "\n\nERGUVANLAR \n\nİlkbahar. Uyanış.\nÇiçekli mevsim.\n\nKaplumbağaların kafasını çıkardığı mevsim..\nKelebeklerin kısa ömrüne inat.\n\nÇiçekli bahçeler beton yığınları arasında kaybolan\nbin bir gece masalları gibi..\n\nErguvan ve mor salkım zamanı.\nİlkbaharın habercisi erguvanlar-mor salkımlar..\nMor dünyanın kısacık ömrü..\nBir içimlik mevsim..\nTelaşlı ay...\n\nErguvan ağaçları..\nSalkım saçak mor inciler \n\nUnutulan mor kokular..\nHovardaca, hoyratça harcanan mor yıllar.\nMor sarmaşıklar, -mavi- mor çocukluğum.\n\nBegonyaların da uyanma zamanıdır:\nÇiçeğini ’annem görmeden yediğim ’ yıllar.\nÇiçekler yenir, mor mevsiminde...\n\nBegonyalar taşıdım evime..\nKaç kez kurudu; kökünden..\n\nKent virüsünde kaybolan çiçeklerdir; .\nerguvanlar..\n\nPembe, mor, beyaz.. \nKent mevsimine(!)  nanik yapıyor..\nErguvanlar.Mor salkımlar..\n\nİlkbahar umudun yeşerdiği,\ndüşlerin mor salkımlar gibi\nbilinç üstüne koku saldığı mevsim..\nKent virüsünde yitirilen lezzetler,\nkokular, renkler, anılar..\n\nRendelenmiş kentlerde uyanıştır erguvanlar..\nSepete sığdırılmış üç-beş erguvan\nküçük kızın pazarında..\n\nKıymet bilmeyenlere satılır...\nKıymet nedir ki? \nMor salkımlar rendelenmiş\naşamların vazosunda! \nyosun kokusunu taşır \nO çiçekli günlerin ilk habercisi.\nMüjde böceğinin doğurganlığının ayı! .. \nYasemin kokuları, mimozalar, reçel gülleri,\nponponlu sarı güller, yaseminler. \n\nVe tarihlere damgasını vuran erguvanlar.\n\nSahi kasımpatılara ne oldu, göç mü ettiler? \nArnavut karanfilleri, akşam sefaları..\nÇocuklar bilir mi bu çiçekleri? \n\nSepetçi kızın sepetinde ’erguvanlar’.\nBazen de yapma çiçeğin kopyası’\naynı boyda aynı kalıptan çıkmış ’güller’..\n\nDikenleri kent dikeni.\nAşkın simgesi kırmızı güller,\nsepetçi kızın sepetinde.\n\nYürek değil, can yakıyor! \n\nSahi hanımelilere ne oldu? \nNereye göçtüler? ! \nPuslu anılara! \nDerinliklerde bir suçmuş gibi\nhapsedilen duygulara mı? ! \nYoksa bir şiirin mısralarına mı sığındı; \nmor salkımlar.\nerguvanlar, arnavut karanfilleri.\n\nDünya bahçesinin mor uğurböcekleri.\nErguvanlar bekler mi? \nBeklemez.Sabrı yoktur! ..\nMevsimi geldi mi mor salkımlarını saçar birer birer..\nLodosa, fırtınaya, yağmura rağmen.\n\nMor salkımların bahçesinde\nsarı ponpon güller, begonyalar. \nvicdan kayır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eridik Kar Gibi Yar",
        "poet": "Muhammet Çal",
        "poem": "\n\nMevsimler geldi geçti, yine geldi sonbahar,\nBir ömür sensiz bitti; bir tat alamadan yar.\nGönlüm bahar beklerken, saçlarıma yağdı kar,\nYaşamaya doymadan eridik kar gibi yar.\n\nHer mevsim ayrı hüzün, yükledi yüreğime,\nHangi günün sabahı, ümit verir gönlüme,\nGülmek ıstırap oldu sen yokken gözlerime,\nSevmeden doyasıya eridik kar gibi yar.\n\nİlkbaharda umutlar açar bir çiçek gibi,\nBenim gönlüme matem, hüznüm dolacak gibi,\nKorkuyorum bu gönlüm yalnız kalacak gibi,\nSevmeden gönlümüzce eridik kar gibi yar.\n\nBir umut yolcusuyum; mevsimlerde dolaşan,\nYağan yağmurlar gibi deryalara karışan,\nBoşalan kadehlerle teselliyi paylaşan,\nSevmedik gönlümüzce eridik kar gibi yar.\nGülmeden ömrümüzde kaybolduk sır gibi yar.\n\n\tM. ÇAL\n\n       Gönül dostlarından\n\nDünya hayatı böyle, iyi de var kötü de, \nBurada firak olsun, mutluluklar ötede, \nÜzülmeyin siz dostum,insan buna ne ede, \nSevmedik gönlümüzce eridik kar gibi yar.........Mubin-Kitap\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erihna Çocuk",
        "poet": "Mehmet Demirkapı",
        "poem": "\n\nben bakamam böyle bakana\nçelikten duvarları delen bu bakışa\ndayanmaz bedeninden tek zerre\nsev beni ne olur,sev sen de\nder çocuk\nbakar çocuk\nmasum çocuk\ngüzel çocuk\ntaşı çocuk\nbütün yüreklere taşı\nsevdanla taşı\nbakışınla taşı\nbelki biter tüm çocukların acıları\nkimi filistinli,kimi ıraklı, kimi mısırlı...\nordaki çocuklara da öğret çocuk\nacısız bakmayı\niçinde yakaldığın tüm hayallerle\nhep böyle bakmayı....\n\nİzmir.31.07.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erhana Bakın",
        "poet": "İbrahim Okur",
        "poem": "\n\nTorbadan çıkarır oyuncakları,\nTane tane dizen Erhan'a bakın.\nSırayla şekiller uçak tankları,\nYapıp yapıp bozan Erhan'a bakın.\n\nÇok yersin şekeri çürümüş dişin\nNe mutlu seni ki oyundur işin, \nBabası havlu koy yaz ile kışın,\nMeydanda toz duman Erhan’a bakın\n\nDur dersin durmaz ki kızıp bağırmış,\nDedesi hırpalar sarıp yoğurmuş\nYardıma babayı  imdat çağırmış\nHalı kilim harman Erhan’a bakın\n\nMızıkçı ağlayıp anayı yorar\nFener gol yedi mi babaya sorar\nOyuncaklar nerde  acele arar,\nTabancası yaman  Erhan’a bakın\n\nKoşunca ortalık karışır ya Rab\nSpor hastasıdır, yarışır ya Rab\nTeyzelerle kavga barışır ya Rab\nDinlemiyor ferman,Erhan’a bakın\n\nÇocukluk devranı dersin alırsın,\nBüyürsün,bunları okur gülersin,\nÇevrende yaşlılar ömür dilersin,\nGün gelir o zaman Erhan'a bakın.\n\nNasihat eylerim,okuyup yol al,\nEdepli eğitim ahlaklı kul ol,\nAşık Figani'ye arısı bal ol,\nNeşe kaynak derman Erhan’a bakın.\n\n11/05/2007\nAşık Figani\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erik Ağacı 1",
        "poet": "İsmet Bülent Tan",
        "poem": "\n\nİlkbaharda erik ağacı uyanır kış uykusundan\nMüjde getirir ilk çiçekleri bize bahardan\nMinik bir kuş ses verince dallarından\nErik ağacı gülümser sanki bize bahardan.\n\nYavaş yavaş kış soluklanınca zamanda\nDökülünce sararmış yaprakları dallardan\nÜzülür erik ağacı sanki zamana ağlar\nRüzgar önünde çaresiz savrulurken\nO yapraklarını tutmaya çabalar.\n\n                           1982-Manyas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erik Ağacı",
        "poet": "Adnan Durdağı",
        "poem": "\n\nErik ağacı a erik ağacı\nMeyven çok tatlı da çiğirdin acı\nDalını kırmışlar çektin mi acı\nSeni bu şekilde görmek çok acı\n\nBak çiçek açmışsın güzel olmuşsun\nKalbini kırmışlar biraz solmuşsun\nDesene ki sende yara almışsın\nSeni bu şekilde görmek çok acı\n\nGüzellik kastına olur mu neden\nSen henüz baharın başında iken\nNe istedilerde bilmem ki senden\nSeni bu şekilde görmek çok acı\n\nYetimi Adnan'ım yanarım sana\nKimler yaptı böyle çabuk de bana\nYaran çoğalmasın hemen sarsana\nSeni bu şekilde görmek çok acı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erik Mevsimleri",
        "poet": "Mehmet Demirkapı",
        "poem": "\n\nErik mevsimleri\nDüş mevsimleridir\nAah eylem, canim kaynıyor kanim değil\nBu düş mevsimi hayal değil!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erik Ve Ceviz",
        "poet": "Eminnur Acar",
        "poem": "\n\nHayatı yeme üzerine kurmuştur yoksulluk görenler\nBahçemdeki taflanı sordu böyle biri,  yenir mi bu? \nYok dedim yenmez süs,\nÖyle ise sök at onu, yenecek bir şey dik yerine\nToprağı  etme ziyan\n\nAklıma gelmişken bu konu\nNeden yollar boyunca ceviz ağacı dikilmiyor\nBelki aklımız gelişir\nYa da erik,bağırsakları çalıştırır\nÇok yiyenlere lazım olur\n\nYere dökülür diye korkma\nBir gecede hasat ederler onları\nKonukları çok bu ülkenin\nSabah bakarsın yerde çöp yok\nLaleler işe yaradı,soğanları ihracat ediliyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erikli Baba",
        "poet": "Umut Gürses",
        "poem": "\n\nMuhammed Ali’den, Renge Boyandı,\nYollarımız Uğrar, Erikli Baba,\nHasan Bahçesinden, Aşkla Kanandı,\nErenlerin Gülü, Erikli Baba,\n\nHüseyn-i Kerbela, Deyu yanardı,\nZeynel Abidin’e, Doğru Giderdi,\nMuhammed Bakır’a Canın Sunardı,\nSer çeşme’nin Suyu, Erikli Baba,\n\nCafer Aslı, Musa Kazım Kanından,\nAli Rıza sundu, Geçti Canından,\nDönmedi Dönmezdi, Hakkın Yolundan,\nKışta erik sunar, Erikli Baba,\n\nMuhammed Taki’ye Bağlıdır Başı,\nAli’yüll Nâkî’den gelirdi Aşı,\nHasan Askerî’den Akıttı Yaşı,\nTurna Olur Gelir, Erikli baba,\n\nMehdi Sahip Liva, Erlerin eri,\nHacı Bektaş Kulu, Vardır Seferi,\nMünkire, Cahile Vurdu Teberi,\nElinde Zülfikar, Erikli Baba,\n\nCanlar Geldi Pire, Uğradı yolu,\nDervişler Talk etti Muhabbet Dolu,\nHakikat ilmiyle olmuşuz Kulu,\nKâbe-i Beytullah, Erikli Baba,\n\nFUKARA azimle, Uğraş Nefsinle,\nErenler Süreği, Erler izinde,\nMuhammed Sancağı, Ali Sözünde,\nOkunan Kur’ân’dır, Erikli Baba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erik Ağacının Gölgesinde",
        "poet": "Murat Saydam",
        "poem": "\n\nBir çiçek açmıştı. \nİlkbaharı müjdeleyen bir çiçek \nyaprakları bembeyazdı \ntazeliği anlatılmaz \nBir erik ağacının gölgesinde \n\nBir çiçek açmıştı \nsıvaları sökük bir duvarın önünde \nher sabah özlemle beklediğim o yerde \nYani erik ağacının gölgesinde \n\nBir çiçek açmıştı \nHafif hafif bir rüzgâr esiyordu sahillerden \nhafif hafif sallanıyordu yapraklar \nBir erik ağacının gölgesinde \n\nBir çiçek açmıştı \nYüreğimi hapsettiğim \nher sabah yolunu beklediğim \nBir sevdam gizli olan o yerde \nYani erik ağacının gölgesinde \n\nBir çiçek açmıştı \nAylardan Nisan dı \nGözlerimi kapadığımda \nSonsuz bir rüyaya daldığım o yerde \nyani erik ağacının gölgesinde \n\nBir çiçek açmıştı \nhasretle beklediğim \nözlemle sarıldığım \nilk sevdam ile oturduğum o yerde \nYani erik ağacının gölgesinde \n\nBir çiçek açmıştı \nakşamları oturup \nderin derin düşündüğüm \nDuygulandığım,ağladığım o yerde \nyani erik ağacının gölgesinde \n\nBir çiçek açmıştı \nSon merhabayı dediğim \nellerini son kez sıkıp \nson kez gözlerine baktığım o yerde \nyani erik ağacının gölgesinde \n\nBir çiçek açmıştı \nbir çiçek yani \nBembeyaz bir çiçek \nGöz yaşlarımla ıslattığım o yerde \nyani erik ağacının gölgesinde...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erimeye Değer",
        "poet": "Selçuk Akyüz",
        "poem": "\n\nHer yanda gözyaşı...\nHer yanda kan! ..\nDünya zehir misali, sanki baldıran! ..\nEy sıcak yatakta uzanıp yatan; \nUzanma zamanı değil bu zaman,\nYüreklerin yangınında yanma zamanı! ..\nYüreklerin o kor mu kor yangınında yanarsak;\nBen ve sen o yangında erirsek eğer,\nTatlanır dünya...\nTatlanacaksa dünya, erimeye değer! ..\n                                                       (Van.25.10.2014)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erinçlenip Gölgende",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nerinçlenip gölgende\nellerimde olsaydi ellerin\nses rengim gözlerinde \nbaktıkça içim ezgilenir\n\ndefne dalı bakışlarında\nbarış rengiyle okşanır\nbaşımı yasladıkça sana\nyıldızlar gülüşe sezgilenir\n\nbaşımızda kavak yelleri\nsevdanın al rengindedir\nyüreğine sarksaydım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erir",
        "poet": "İbrahim Çiçek",
        "poem": "\n\nİsyan ve günah o kadar çok ki\nALLAH tamam dese dağ olsa erir\nSadık bir tövbeyle etmişse terki\nALLAH tamam dese dağ olsa erir\n\nİçi dışı yanarak köz olursa\nİki avucu semaya açılırsa\nHak divana titreyerek varırsa\nAllah tamam dese dağ olsa erir\n\nİçindeki af oldu mu fırtınası dinmeli\nYoktan var edene tam güvenmeli\nYalvarışla günahları silmeli\nAllah tamam dese dağ olsa erir\n\nGünahlar olsa da çok ağır yük\nALLAH’ ın gücü onda da büyük\nYoluna şaşıran sen değilsin ilk\nALLAH tamam dese dağ olsa erir\n\nSilinir günahlar temizsin tekrar\nAcaba dersen olursun büyük günahkâr\nHakkın hikmetinden olur mu sual\nALLAH tamam dese dağ olsa erir\n\nİbrahim der yeşertmeli bağları\nSarsa da her yeri isyan ağları\nBuz yığını gibi olsa günah dağları\nALLAH tamam dese hepsi erir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erimek",
        "poet": "Bedri Rahmi Eyüboğlu",
        "poem": "\n\nErimek belirsizce herşeyde,\nKarışmak sulara ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eriş(e) mesemde(3)",
        "poet": "Akşemsettin Ağaç",
        "poem": "\n\nDuygular artık çile oldu beyine\nCebelleşir oldum ruya ile gerçek ile\nOlmazya gelip seviğini söylesende\nNafile uzağım artık gençliğime.\n\nUzak ettin  yıldızlar kadar geçliğime\nLakin yaklaştırdın hayat denen şu gerçeğe\nAnlattın gerçek aşk karşılıksız sevmede\nErişemesemde edepsizime şirretime sevdiğime\nArtniyetsiz ve cıkarsız katacağım bugünü geleceğime...\n\n07-09-2002\nErzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erik/Erginlik",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nBir erik, yaşamın baharında.\nEkşi.\nAlışıkları yoktu,\nÇevre etkiyenleri pek çoktu.\n\nNe acemi idi siteminde.\nÇabuk üzülüyordu gün bitiminde.\nAslında hiç hissetmeyecekti,\nKök üstünde bulunmuşluğun yitiminde.\n\nKökün verilerinde şişiyordu.\nYavaş yavaş, pişiyordu.\nMekanik anlamalardan,\nDevimsel gelişiyordu.\n\nAn geldi,\nRastlantısal yol oldu.\nBuruşukça soldu.\nYaşamsallarla doldu.\n\nDönüşlülük sırası,\nOlgunluk ırası.\nBir hoşluk hissetti,\nMinnetle toprağa karıştı, yitti.\n\nTopakta bildi erikliğini.\nSitemi gün yitimini,\nŞartların gerekliliğini,\nSarıp kavrıyordu, ileri geri.\n\n(05.05.1992)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erir ömrüm",
        "poet": "Muhammed Gözübüyük",
        "poem": "\n\nHayatta hep yedim aşk yolunda vurgunu\nÇileli yüreğim artık sevdâ yorgunu\nSevgiyle barışmaz gönül oynar kırgını\nErir ömrüm sanki güneş vurmuş kar gimi\n\nBir maral uğruna terk etmişim yurdumu\nYüreğim acısı dinmez yakar nâr gimi\nŞu yalan dünya’da bulunmazmış yâr gimi\nErir ömrüm sanki güneş vurmuş kar gimi\n\nGüzelliğin şavkı gözlerime nur gimi\nSeller gibi akan göz yaşların durdumu\nHasretinle yanar içim ateş kor gimi\nErir ömrüm sanki güneş vurmuş kar gimi\n\nDiyor aramızda yâr başkası var gimi\nAcı sözler söyler deşersin kız derdimi\nKuruttu sözlerin goncamdaki sürgünü\nErir ömrüm sanki güneş vurmuş kar gimi\n\nBu acıyla hayat olur bana ar gimi\nBende bulmadığın eller sana verdimi\nÇoraktır yüreğin ürün vermez yer gimi\nErir ömrüm sanki güneş vurmuş kar gimi\n\n                                                         24,09,2007\n                                                          İnegöl/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eririm",
        "poet": "Zekiye Yavuz",
        "poem": "\n\nIşık yıllarına süzülürüm\nAn be an\nBenden önce girer kapıdan\nGülüşün\n\nEririm...\n\n11 Şubat 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erişilmez",
        "poet": "Mevlüt Yanar",
        "poem": "\n\nBir erişilmeze duyulan özlem\nRuhları ateşte tava getirir\nDünya avucunda hükümdar olur\nBelki mevlasına çabuk yetirir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erişilemeyen Sevgiliye",
        "poet": "Ali Taşkıran",
        "poem": "\n\nseni anlatamadım\nanladığım gibi\nhiç rahat değilim\ntedirginim bu yüzden\nmelankoli uyandıran güzelliğinden\nyüzünün büyüleyici anlamından\nhiçbir güç koparıp alamadı beni\nne zaman farkı\nne yoğun bir kültür birikimi\ntutsak oldum bir süre\nnesnel yaşam ayrıcalığına\ngörenek ve eğitim\nkişiliğimde çarpıştı durdu hep\nkendi kendimin değerlerini\nyeni baştan yaratmadıkça\nseni göremeyecektim bir daha\nne gönlümde\nne de gözümde\nkendimi görmeye alıştıkça\nseni görme hasretim\nnerdeyse içimde bir yanardağ gibi\npatladı patlayacak\ndilerim ki gönlümüzce olsun\nama yalnızca\nbizim değerimizin yapabilirliğinde\ngerçek neyse\no çıksın ortaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erişmek",
        "poet": "Fatih Kuyucu",
        "poem": "\n\nAllandı pullandı satıldı dostluklar\nÇatladı sabır saklanmadı değdi nazar\nSahibi belli bir bekleyen var\nErişmek için bu fani ne yapar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erişti Nev-bahar Açıldı Güller",
        "poet": "Hasreti",
        "poem": "\n\nErişti nev-bahar açıldı güller\nEyle şimden geri zar sarı bülbül\nBağrıma kar etti ol şirin diller\nYaktı ciğerimi nar sarı bülbül\n\nNiçün ah çekersin bu çesmim seldir\nNutk eyle halini gel bana bildir\nSenin intizarın bir gonca güldür\nBenim ah ü zarım yar sarı bülbül\n\nHasreti çekerim türlü gamları\nYine geldi ayrılığın günleri\nSenin ile sevdiceğim demleri\nFeramüş eyleme var sarı bülbül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erişir mi?",
        "poet": "Üzeyir Aydın",
        "poem": "\n\nERİŞİR Mİ? \n\nBenim uçuk rüyalarım canda uzaklaşınca \nHala aşk tesiri ilelebet cana erişir mi? \nÜzülmek zehir eder yar ister rastlayınca\n\nCebrin Defteri; 27.haziran.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erişince Açtığın",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nyaşadığın gün\nçiçeklerde coştuğun\ntomurcuklara\nsür giderek koştuğun\n\nyalancı bahar\nyeşillikler içinde\ngöçmen kuşlarla\nkanatlanıp uçtuğun\n\ndeğişir koku\ndeğişince süremde\ndağlarda morca\ngün batımı saçtığın\n\nyerin olmalı\ngerçek sevgi yanında\nyürek dolmalı\nerişince açtığın\n\n27041015denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eriyen Yüzler",
        "poet": "Oğuz Altun",
        "poem": "\n\nne zaman\nkalemi elime alsam\neriyen yüzler çiziyorum...\nkararan eller...\n\noysa \nruhunun karanlık köşelerini\ncanlı, kalın \nfırça darbeleriyle\naydınlatırmış Vincent*\n\nOğuz Altun, Aralık 04\n\n* Vincent Van Gogh resimlerinin çok azına imzasını atmıştır. İmzası bulununan resimlerinde ise ön adını kullanmıştır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eriyorum",
        "poet": "Servet Saygınoğlu",
        "poem": "\n\nYemek değil, biber küpünü getirin. \nBende bu acı varken, yanmaz dilim. \nAllah görüyor, bundan kuşkum yok.\nAma kederden eriyorum milim milim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eriyen Saflık",
        "poet": "Ali Emre Alan",
        "poem": "\n\nBazı  insanların saflığı ve  dürüstlüğü  kar gibidir. Bembeyaz, saf, al ve pak, ama; güneşi görünce eriyip çamura  karışan, çamurlaşan  kar gibi...\n22.08.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eriyorum Yudum Yudum",
        "poet": "Necmiye Sarpkaya",
        "poem": "\n\nEriyor tükeniyorum yudum yudum \nKalmazmış çekilmeyen çile \nGurbet deyince ney \nNey deyince Mevlana\n\nFırat mıydı Dicle mi çağlayanlar yollayan\nSeyhan mıydı Ceyhan mıydı muştular köpürten\nSesine sözüne yüzüne gözüne hasret\nSıcağına kucağına ocağına hasret\nHiçbir acı  yokluğuna bedel değilmiş\nEy  gül yüzlüm\nHiçbir hasret  özlemin kadar\nYakamazmış \nSeni öylesine özledim  öylesine gül yüzlüm\nDenizler gözyaşı olsa dayanamaz hasretine\n\nGurbet deyince ney gelir ney deyince\nBir Garip Mevlana \nTutacaksın er geç ellerimden\nEy gül yüzlüm güzel sözlüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erkan'ın yaş günü",
        "poet": "Vehbiye Yersel",
        "poem": "\n\n20 Nisan Perşembe saat beş,\nKaranlık dünyamı aydınlattı\nYirmi dokuz yıl,önce doğan güneş\nBu yıl,yirmi dokuzuncu yaş günün.\n\nYollarda ne yersin,ne içersin,\nAsker oluyor bugün kardeşin\nAilemiz bölündü üç ayrı kola,\nİzmir,İstanbul.bir de Ankara.\n\nGözlerim doluyor bakarım yola\nNe sen geldin,ne haber verdin,\nSizler  büyüdükçe   arttı derdim.\nŞükür sana rabbim sabır verdin\n\nSabrım olmasa,dayanamazdım,\nKader bizleri ayırdı çok erken,\nŞükürler olsun  rabbime, şükür\nBu gün yirmi nisan, Cuma günü.\n\nErkan geldi,aydınlattı her yani.\nCuma günü müminlerin bayramı\nYüce rabbim,kabul buyurdu duamı\n\n22Nisan akşamı Şefik’i uğurladık,\nAsker olsun diye yıllardır bekledik.\nAllaha emanet,Amasya’ya yolladık.\n\n                              20Nisan 1995\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erkan'la Barış",
        "poet": "Erdal Alga",
        "poem": "\n\nDenizli’nin Çınar Meydanı’nda\nİki çocuk tanıdım\nTertemiz iki ruh\nErkan’la Barış.\n\nÇok çocuklu bir ailenin\nHayat kazanan iki neferi\nPatlamış mısır satıyor\nErkan’la Barış.\n\nYaşam herkese her an gülmüyor\nEkmek kavgası sürüp gidiyor\nHem okuyup hem çalışıyor\nErkan’la Barış.\n\nBilgisayarı belki henüz görmemiş\nRahatı, huzuru belki hiç bilmemiş\nKim bilir belki hiç Luna Parka gitmemiş\nÇocuk bedende erişkinliğe erişmiş\nErkan’la Barış.\n\nYalnız Horoz heykelinin kıyısında\nBiri Atatürk Bulvarı’nda\nDiğeri Atatürk Caddesi’nde\n‘’Mısır alır mısınız abi, abla’’ diye\nKibarca sesleniyorlar geçenlere\nErkan’la Barış.\n\nSordum okuyorlarmış\nOkulları Cumhuriyet Lisesi\nBiri orta 3\nDiğeri orta 2\nOrtasında, canevinde yaşamın\nOrta kelimede, büyüklük sizinkisi\nCumhuriyetin hakiki bireyleri\nErkan’la Barış.\n\nLüks otomobiller gelip geçiyor\nHerkesler sıcak evlerine gidiyor\nYağmur, çamur, soğuk demeden\nAkşamın alacasında\nİki sıcacık yürek çalışıyor\nİşleyen demir kabilinden\nKolay para kazananlar pek anlamaz sizi\nBen anlıyorum\nErkan’la Barış.\n\nPatlamış mısırı sevmesem bile\nMuhtelif zamanlarda gelip yanınıza\nMısır satın alırım\nKatkım olsun diye özverili özünüze\nUmutlar sizin olsun her dem\nEmeğinizdir en yüce erdem\nMavi güller size\nÜlkemin yarınları\nBaşbakanı, Cumhurbaşkanı\nAtanın aslanları, Erkan’la Barış.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erkan Ocaklı'nın anısına",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nKaybetti Karadeniz Erkan Ocaklısını\nGörmedi bu güne dek ondan sıcaklısını\n\nKaradenizin sesi herkesin bir kimsesi\nGariplerin sözcüsü sevenlerin nefesi\n\nDaha genç yaşındayken gurbet ele sürüldü\nBir Emine var idi ona candan vuruldu\n\nAğladı inim inim gurbette duramadı\nDünyası zindan oldu bir volta vuramadı\n\nMemleketi özledi Trabzona ağıt yazdı\nKazaları on tane deyip canını üzdü\n\nAh Erkanım biz senin Hakkını veremedik\nLayık olduğun yerde ne yazık göremedik\n\nSeninle açılmıştı dünyaya Karadeniz\nMeyvalarını verdi tükenmez iradeniz\n\nSen Halkın nazarında bir tanesin bir tane\nSenin eserlerini dinleriz tane tane\n\nGüle güle duayen  seninle var olmuşuz\nGözün açık gitmesin biz sana yar olmuşuz\n\nERKAN OCAKLI SON RESMİ ve SON ESERİ\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erkan Ocaklı'yı Kaybettik",
        "poet": "Mahir Toksoy",
        "poem": "\n\n----------\nMatemim var canlarım \nalev alev yanarım\nkaybettik ocaklıyı\nOnun için  ağlarım\n\nMaçkalım  ağlar mısın \nKaralar bağlar mısın \nKaybetttik ocaklıyı \nYomralım duyar mısın \n\nYandık canlarım yandık \nFani dünyaya kandık \nErkan Ocaklıyı da \nKara toprağa sardık \n\nTrabzon şimdi sensiz \nSanki dersin kimsesiz \nEy gidi Erkan baba \nBıraktın  gittin sessiz \n\nBırakın da yanayım \nYaram vardır , ağlayım \nDoktorlar kanser dedi \nBez verin de bağlayım\n\nMinareye çıkılsın \nEsselalar  verilsin \nGeçti gitti ocaklı \nEşe dosta duyrulsun \n\nEzanlar senin için \nOkunuyor ocaklı \nŞu yalancı dünyadan \nKim kaldı alacaklı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erkek-2",
        "poet": "Hüseyin Akçam",
        "poem": "\n\nDokundu teninde bir ten,\nRuhunun gergefinde bir dem,\nSus oldu gurura dilde sitem\nİşledi resmin dilini karşı cinsten\nnefesime nefes olurmusun\n\n04.05.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erkek Hakları Var Mı Ki?",
        "poet": "Vedat Sadioğlu",
        "poem": "\n\nErkek hakları var mı ki! \nKadın hakları olsun\nErkek, dünyadaki bir insan\nKadın da bir insan \n\nHangi insan verir ki! \nBir insan bir insana hakkı\nBu, insanın yaradılışına aykırı\nKadın yaratılmışların en kutsalı\n\nKadına değer verildi mi ki!  \nBinlerce yıl yıprandı, dışlandı \n2.sınıf insan sayıldı, hor görüldü\nKadın olarak yıllarca zarar gördü\n\nKadın kimdir, nedir ki! \nAnne olarak tanınan ve bilinen\nEş olarak görülen ve sevilen\nKadın olarak zarar gören ve ezilen\n\nSiyasi haklar nedir ki! \nSeçme ve seçilmeyle ilgilidir\nBinlerce yıl söz sahibi olamadı kadınlar\nKadın olarak hala yönetimden uzaklar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erkek Erkekdir Kadın da Kadın",
        "poet": "Kadir Esen",
        "poem": "\n\nERKEK ERKEKDİR KADIN DA KADIN\n\nOmuz omuza her işi birlikde yaparlar\nÖlünceyedek birbirine bakarlar\nÖmür boyu kendilerine sahip çıkarlar\nErkek Erkekdir Kadın da Kadın\n\nAğrıdıysa hemen çektir dişin\nHiç lamı cimi yok bu işin\n\nDünya bu ikisi üzerine kurulmuş\nAlem durgukca bunlar da dururmuş\nİnsan her sevdigine aşık olurmuş\nErkek Erkekdir Kadın da Kadın\n\nAğrıdıysa hemen çektir dişin\nHiç lamı cimi yok bu işin\n\n30.03.2011 eskişehir\nkadir esen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erkek Kadın Söyleşmesi",
        "poet": "Sabit İnce",
        "poem": "\n\nErkek: Bu nasıl güzellik huri misin ne\nKadın: Güzel olsam çirkin olsam sana ne \nErkek: Canımı verirdim bir tek busene\nKadın: Var git adam var git kendi yoluna..\n\nErkek: İnan rüyaların kadınısın sen \nKadın: O zaman uykuna devam et ki sen\nErkek: Görüşelim bana telefon versen\nKadın: Var git adam var git kendi haline..\n\nErkek: Bunca yıl nerdeydin neden görmedim\nKadın: Bu dünyada birgün sefa sürmedim\nErkek: Gonca bir gülmüşsün neden dermedim\nKadın: Var git adam var git kendi gülüne..\n\nErkek: Dünyada sen gibi var mı ki bilmem\nKadın: Dünyaları versen ben senin olmam\nErkek: O kadar gül çok ki ben gülsüz kalmam\nKadın: Var git de kon adam kendi dalına..\n\nErkek: Bir ince aşığım yazayım dedim\nKadın: Şöyle bir çıkıp da gezeyim dedim\nErkek: Seninle bir bade ezeyim dedim\nKadın: var git de dolan sen kendi çalına.. \n\nSABİT İNCE 10.9.2011 KAYSERİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erkek milleti-kadın milleti",
        "poet": "Erkan İnay",
        "poem": "\n\nErkek Milleti Kadın Milleti\n\nSelam versen bir türlü\nVermezsen bin türlü\nGüzel desen dünya kraliçesi\nYakışıklısın desen jhon travolta\nMerhaba desen sevgili\nHafif tebessümde aşık\nBiraz konuşunca karı-koca\nİş ciddiyete gelince\nKoca bir hiççç\nKadın milleti,erkek milleti\nAynıdır hepsi, hikayedir gerisi\nGülsen ayrı bir dert\nSomurtsan ayrı bir dert\nBir tanesin desen hemen kabullenir\nTeşekkür de bu iş halloldu sanır\nBir telefon, bir gülümseme eder sevgili\nYanına oturunca belki de çocuk olur\nAma iş ciddiye gelince\nPardon yani\nKimse birbirini tanımaz\nKadın milleti, erkek milleti\nAynıdır hepsi, hikayedir gerisi\n\nErkeklerin hayali dünya güzeli\nKadınların hayali beyaz atlı prens\nHer şey toz pembe ,her şey ilkbahar\nHerkes hayaliyle konuşur ,anlaşır\nİş ciddiye gelince\nGerçek yüzler ortaya dökülür\nNe kraliçe kalır nede prens\nKadın milleti, erkek milleti\nAynıdır hepsi ,hikayedir gerisi\nUmutlar vardır zor ulaşılır\nÜmitler vardır hiç sönmez ışık\nBaşlarken olmaz diye başlanır\nFarkına   varmadan olunur  aşık\nİş ciddiye gelince \nNasıl oldu bu iş diye şaşılır\nOlmasın diye uğraşılır\nKadın milleti, erkek milleti\nAynıdır hepsi, hikayedir gerisi\n\nHayal ve rüyalar tatlıdır\nKadın güzeldir erkekse yakışıklı\nKarın doyurmaz güzellik ve yakışıklılık\nGönüllerde aslan evde ise kedi\nBaşlangıçta her şey kabul sonra yok \nNasıl bu noktaya gelinir kimse anlamaz\nİş ciddiye gelince\nOrtada anlaşacak koca bir hiç kalır\nOlan olmuştur su köprüyü bölmüştür.\nKadın milleti, erkek milleti\nAynıdır hepsi, hikayedir gerisi\nKadınlar aslanlar doğurur anadır\nErkekler her şeyi kurtarır yiğittir\nEkmek kazanılacağı , çorap yıkanılacağı zaman\nNe analık kalır , nede yiğitlik\nİş ciddiyete gelince \nBiri tüp bebek ister\nDiğeri ise hazır para\nKadın milleti,erkek milleti\nAynıdır hepsi,hikayedir gerisi\nMutluluk ateşi aranmaz\nSevmek sevilmek zaten bakılmaz\nEkonomi tamamsa  evlilik devam\nHayat sadece kira,gıda,giyim vs.dir\nİş ciddiyete gelince\nBiri romantizm ister\nDiğeri fanatizm\nKadın milleti,erkek milleti\nAynıdır hepsi,hikayedir gerisi\n\nKış ve yaz gibidir kadın ve erkek\nKimi baharı yaşar,kimi sonbaharı\nKimi gerçekleri yaşar,kimi hayali\nErkek ve kadın temelidir toplumun\nİş ciddiye gelince\nEmektir,vazgeçmektir aile için yapılan\nFedakarlıktır terazide tartılan\nKadın milleti,erkek milleti\nAynıdır hepsi,hikayedir gerisi\nHayaller olmuştur sonunda acı gerçek\nHayat gemisinde şaşkın iki yolcu\nOlanlar olmuştur artık karı koca\nHayaller değişti o kadar hızlı ve çabuk\nÇocuk,sağlık,daha iyi yaşam konuşulur oldu\nİş ciddiye gelince\nOldu aile kalmadı aşk,kalmadı fantezi,\nKadın milleti,erkek milleti\nAynıdır hepsi,hikayedir gerisi\nKadın bir,erkekse neler doğurur\nKadın enine   erkekse beynine\nKadın ana kardeş sonra çocuk\nErkekse önce karım, çocuğum,yuvam\nPaylaşılamaz olur dünya\nParçalanır yatak iki kişiden fazla olursa\nİş ciddiye gelince \nPire için yorgan yakılır\nBen ne yaptım diye kara kara bakılır\nKadın milleti,erkek milleti\nAynıdır hepsi,hikayedir gerisi\n\nÇocuklar yetişir imdada\nKız olursa kadın suçlanır\nErkek olursa  adam güçlenir\nErkek sıyrılır hemen aradan\nKadınsa çocuk bakar durmadan\nİş ciddiye gelince \nKadın ana erkekse baba olmuştur\nAnaların hakkı ödenmez buradan doğmuştur\nKadın milleti,erkek milleti\nAynıdır hepsi,hikayedir gerisi\nKadın adam,iş,çocuk derken\nErkekse iş,aş,yatak derken\nAnlaşamazlar yine gençlik geçerken\nVakitler uymaz,saatler durmaz\nOlan olur ana baba akraba kavgalar durmaz\n İş ciddiye gelince\nOlmadık fedakarlık istenir\nBüyüklerimiz bilir denir\nEvlilik için yorgan yakılır\nKadın milleti,erkek milleti\nAynıdır hepsi,hikayedir gerisi\n\nÇözüm sonunda bulundu\nEvlilik için soğuk aşlar yendi\nKardeş gerekli bu çocuğa dendi.\nYetmeyen her şeye  bir dert eklendi\nEvlilik için bir daha herşey denendi\nİş ciddiye binince\nYaşanmayan hayat ve gençlik\nFeda edilince kurtarıldı evlilik\nOlan olmuştu ikinci çocuk  beklenendi.\nKadın milleti,erkek milleti\nAynıdır hepsi,hikayedir gerisi\n\nTarih oldu aşk ve romantizm ve seyahat\nSevgiler ve sevgililer yer değiştirdi\n Aile olunmuştu böyle geçecekti hayat\nZaman hep başka başka çözmüştü\nUmulan değil de  bulunulanla yetinmişti\nÖnce dedeler sonra ana babalar yolcu edilmişti\nİş ciddiye binince\nArtık yaşlanılmış ve emekli olunmuştu\nEski güç eski namına bir şey kalmamıştı\nTansiyon,kalp,şeker  ve doktor konuşuluyordu.\nKadın milleti,erkek milleti\nAynıdır hepsi,hikayedir gerisi\nÇocuklarda uçtu birer birer yuvadan\nDaha dün gibiydi hala bebeğim\nYolları gözlenir acaba bu hafta mı gelir? \nBu seferde torun sevgisi her şeyin  önüne gelir\nOlan olmuştur dede ve ebe sesleri yankılanır\n Geçmiştir bir nefese  sığan bu koca hayat\nİş ciddiye gelince\nPaylaşılan hayattır,yaşamdır\nÇekilen sevgidir, eserdir\nFeda edilen gençliktir,herşeydir\nKurtulan ailedir,evliliktir\nKadın milleti,erkek milleti\nAynıdır hepsi,hikayedir gerisi\n\n\nSıra gelmiştir hikayenin sonuna\nKadında bekler erkek de bekler\nVasiyet ederler sıkı sıkıya\nÖlümü bekleyen kurbanlıklar gibi\nFilm şeridi gibi geçse de hayat\nİş ciddiye binince\nKadın önce giderse erkeğin vay haline\nSığdırılamaz bir yere hemen evlendirilir\nSokakta huzur evinde kalmasın diye\nO kaç evlada bakmış bir evlat ona bakamaz\nKadın milleti,erkek milleti\nAynıdır hepsi,hikayedir gerisi\n\nOlan olmuş ölen ölmüştür\nMirasyediler üşüşmüşlerdir\nBirbirlerini yerler üç kuruşluk mal için\nBir nefes kadar kısa ömre değmez\nBilmezler dünya malı dünyada kalır\nİş ciddiye gelince\nNe ana kalır ne baba\nPaylaşılamaz menfaatler\nOkunmaz yasin bırakıp da giden için\nEşek gibi çalıştı,ot gibi yaşadı ve gitti\nKadın milleti,erkek milleti\nAynıdır hepsi,hikayedir gerisi\n\nGençlik ateşi ve gücü \nRomantizm ve fanatizm \nYenildi evliliğe ve hayata\nBirinci devre bitmeden\nOldu çoluk çocuk ne aşk kaldı nede gençlik\nİş ciddiye gelince\nYarım kaldı sevdalar\nYaşanamadı mutluluklar\nDoyulamadı gençlik\nHiç kimse bir şey anlamadı\nYaşanan bu hikayeden\nSadece galibi aile ve çocuklar oldu.\nOnlarda değer verirlerse şayet\nKadın milleti,erkek milleti\nAynıdır hepsi,hikayedir gerisi\n\nYazar: Erkan İNAY\nwww.erkaninay.com da flashını izleyebilirsiniz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erkek&Kadın",
        "poet": "Tayfun Bulut",
        "poem": "\n\nErkek\n\nBir kadın seni seviyorsa yakışıklısın\nBir kadın seni çok seviyorsa tatlısın\nBir kadın seni her şeyden fazla seviyorsa paralısın\nBir kadın seni ölümüne seviyorum derken, ondan korkmalısın\n\nKadın\n\nBir erkek seni seviyorsa şanslısın\nBir erkek seni çok seviyorsa akıllısın\nBir erkek seni her şeyden fazla seviyorsa selvi boylu al yazmalısın\nBir erkek seni ölümüne seviyorum derken, inanıyorsan gerçekten çok safsın\n\nTayfun Bulut\n06-01-2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erkek Nesli Tükeniyor...! ! !",
        "poet": "Saliha Gülenler",
        "poem": "\n\nGeldiler bugün bana yine...feminist ruhum azdı,erkeklere batıracağım kalemimi,iyice açtım ucunu hemi de...neden mi,yeni bir akım başlatmışlar yine...yazılar geliyor sürekli...vay efendim neymiş,erkeklerin kadınlardan ricaları ya da erkeklerin kadınlardan şikayetleri vs,vs...şaşmamak gerek aslında...ben merkezli,mızmız,büyümemiş,gelişmemiş yaratıklar...\n\nBu bakımsızlıktan nesli tükenmek üzre olan yaratıklar hala erkek egemen bir dünyada yaşadığını sanıyor.Bırakın bizimle uğraşmayı,işinize bakın.Nedir bu yani,son çırpınışlr mı...? ? ? sürekli ilgimizi çekmek için garip ve sonu gelmez istekler üretmek mi,ya da kusurlarımızı sayarak bizi aşağılamak ve bu bayat yöntemle zayıflıklarını unutup,kendini güçlü hissetmek mi...? ? ? Ne oldu,silahınız,arabanız,paranız,kariyeriniz ve futbol artık sizi tatmin etmiyor da,zamanında aşağıladığınız kadın neslinden sevgi mi dileniyorsunuz...? ? ? annenimi özledin yoksa,yoksa oyuncağından mı bıktın...? ? ? \nBizi değiştirip,kendinize benzetmek mi yoksa...? ? ? ? yokya,almayalım biz,iyiyiz böyle...))))))  \n\nBirinin çıkıp size de kusurlarınızı yazması gerekli bence...aynı kompleks içinde değil ama...sırf misilleme olsun diye...nerenizden tutulur bilmem ama bu kutsal görevi ben nam-ı değer azılı feminis Salişşş,üstlenmeye karar verdim...))))     işte beyler,maddeler halinde ilk etepta aklıma düşenler...yaz yaz bitmez yoksa...\n\n1-Sizde xy kromozomu,bizde xx var...y ölü,x ise canlı...yani beynimizin bir kısmı sizden çok çalışıyor.Her ne kadar muayyen günlerde sapıtıp,geçmiş ve geleceğe çok takılıyor,insan ilişkilerini çok irdeliyorsak ta,sonra normale dönüyoruz,hormonların suçu yani...hep haklılık iddiasından ve sabit fikirlilikten vazgeçip,ne dersiniz arkamızdan gelmeye...aklımız tescilli,her kadının arkasında başarılı bir erkek olduğu gerçeği de malum...\n\n2-Bizi kıskanıp,bir de 'seven kıskanır' diyerek fesatlığınıza kılıf uydurmayın,yutmuyoruz.Bize enerji ve vakit kaybettireceğinize en azından örnek alın....\n\n3-Biz çok konuşuyor olabiliriz ama siz de gerektiği kadar konuşmayı öğrenin...sizin yerinize de konuşmak zorunda kalmayız ve daha az konuşur,biz de rahatlarız...ne demişler,insan konuşarak anlaşır,KOKLAŞARAK DEĞİL...\n\n4-Bize düşman gibi davranıp,arkadaşlarına koşuyorsan,onlardan kazık yediğine de,kanatlarımız altına sığınmayın...\n\n5-Beyninizle organınızın aynı anda çalışmadığını artık biliyor olmalısınız...e aklınız hep sekste olduğuna göre,kafanız yeterince mesai yapmıyor,normal olarak...dengeyi bulun artık,biz sizin seks makinanız değiliz...\n\n6-Sürekli isteyeceğinize,arada bir şu 'güya' sevdiğiniz kadının ne istediğini de düşünün...zira insan ilişkileri ne hep almak,ne hep vermek üzerinedir...hem almak,hem vermek...budur sağlıklı ilişkinin temeli...\n\n7-Sustuğumuza bakmayın,yutmuyoruz yalan ve kaçamakları...uygun zamanı bekliyoruz,sabırlıyız,intikam saatine var daha...fitil fitil getiririz burnunuzdan alimallah,ona göre davranın...\n\n8-Korktuğunuzda kaçmayın,bizden,kendinizden,sorunlardan,sorumluluklardan...\n\n9-Kendinizi fazla önemseyip,dünyanın hakimi gibi davranmaktan vazgeçin,sizi artık iyi tanıyoruz,geçti sizin devriniz...\n\n10-Biz sizin ananız değiliz,karıştırmayın lütfen,çıkın artık ana rahminden...))))  \n\n11-İlişkilerin idareini elinizde tutmaya çok meraklısınız da,o zorba ruhunuzla ve bencilliğinizle maymuna çeviriyorsunuz her ilişkiyi,bize bırakın,mükemmel olmasa da,sizden iyi idare ederiz inanan ki...\n\n12-Sizin bedava uşağınız yok,kendinize bakmayı öğrenin artık,elin-ayağın tutuyo de mi...? ? ? verdiğin kadar alırsın bundan böyle...\n\n13-Artık sevgi-ilgi beklemiyoruz sizden,kelin yağı olsa başona sürermüşşş...ama bilin ki,vermeden almak,Allah a mahsus...\n\n14-Bizi değiştirmeye çalışmayın,değiştirdiğin anda ilk beğenmeyen sen olacaksın,biliyoooooz,iyiyiz böyle...\n\n15-Biraz istikrar lütfen,Bıktık çelişkilerinizden...! ! ! \n\n16-Bizden çocuk isteyip,sonra da kıskanmayın...peydahladığınız çocuklara sahip çıkın...! ! ! \n\n17-Bizi yargılayıp şüphe edeceğinize,kendinize bakın önce,BOY AYNASINDA...\n\n18-Namuslu kadın istiyorsun ya,gözün hep yosmada,önce ne istediğini öğren...\n\n19-Sokak kedileri gibi dışarılarda sürtüp,bize yasaklar koymayın,uymayız...istersek herşeyi yaparız,ruhun duymaz,kendi iyliğin için aslında...\n\n20-Bizi anlamaya çalışmayın,bir tek YARATAN anlar,sizin KAPASİTENİZ YETMEZZZZ...\n\n21-Günü ve anı yaşamayı seviyorsunuz,saygı duyarım ama eksik bir şey yok mu,d-hem de çok önemli....geçmişten ders almak,geleceğe hazırlanmak...\n\nÖf,yaz yaz bitmiyo,yoruldum ya.......sevgilerimleeee.....Salişşş....       \n\n                    Önemli not  =  Valla beyler,fena halde kışkırtıldım yoksa sizlerle aram iyidir,dost kalabildiğiniz  sürece....tahrik var yani...kadın kısmı böyle işte,damarına basınca açılır şemsiye gibi ve ne verirsen onu alırsın,bilgisayar gibi...sizde de istisnalar var ama sayısı az,o kadarcıkla bozulmuyor kurallar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erkek hep erkektir, sakın her zaman!",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\n“Benden söylemesi! ”\n\nKüçüktür büyüktür, fark etmez yaşı\nErkek hep erkektir, sakın her zaman! \nAğrıtır unutma, o dertsiz başı\nOlma hiç samimi, yakın her zaman! \nErkek hep erkektir, sakın her zaman! \n\nKüçüğe küçüktür, anlamaz dersin\nBüyüye dedemdir, sulanmaz dersin\nSapığı içinde, bulanmaz dersin\nYinede dikkatli, bakın her zaman! \nErkek hep erkektir, sakın her zaman! \n\nYakarsa canını, halin dumandır\nDürüstü çok azdır, çoğu yalandır\nGel bu gerçeğe, kalbi inandır\nDikkati beynine, takın her zaman! \nErkek hep erkektir, sakın her zaman! \n\nSohbete daldırır, hemde en koyu\nGörünce akar bak, ağzının suyu\nÇıkar mı ölmeden, huylunun huyu\nYanından tüyüpte, akın her zaman! \nErkek hep erkektir, sakın her zaman! \n\nŞeytan bu nefsini, iter durur da\nUtanmaz birçoğu, yok ki gurur da\nTuzağa düşürür, seni vurur da\nKulağına küpedir, takın her zaman! \nErkek hep erkektir, sakın her zaman! \n\nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erkekçe 2",
        "poet": "Murat Avcu",
        "poem": "\n\nMaziye sarılmak var erkekçe,\nMazinin,gözlerime yansımış haliyle,\nDurgun sulardan,dev dalgalara yelken açmak,\nMaziye,gelecekmiş gibi davranmak var erkekçe.\n\nErkekçe ağlamak,erkekçe davranmak,\nMevla dan başkasına yalvarmamak,\nResul için ağlamak,resul için yaşamak,\nKur-an ölçüsünde yaşamak ve ölmek erkekçe.\n\nHz.Ömer gibi adaletli,Hz.Osman gibi  edepli,\nBir sevgi ki canandan,candan ileri\nHakk-u hüda aşkına,resul aşkına,şehit olmuş neferi,\nKucaklayıp,cennet’e uğurlamak var erkekçe.\n\nŞehit kanıyla bereketlenen,topraklarımızda,\nBiz,bir ölür,bin diriliriz,cananın gönül bağında,\nCanı,cananı,rafa kaldırıp bu uğurda,\nHak için,resul için,ölmek,şehit olmak var erkekçe…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erkekçe",
        "poet": "Kamil At",
        "poem": "\n\nKörler en küçük bir şüphede\nKadını mezara atar erkekçe\nFırsat bulsa asar sehpada\nBir de kaslı çalım satar erkekçe.\n\nKadına tek yönden bakarlar\nDuman eder kadını yakarlar\nHayvan niyetine ona çökerler\nBir bakarsın taraf tutar erkekçe.\n\nOrtama göre konuşur laf söyler\nNasıl duyulursa gönül eyler\nHem aç kabadayı alçak beyler\nSuçunu teraziye katar erkekçe.\n\nDünyamız yaşanmıyor elinde\nÇoktan yenilmiş an tünelinde\nÇok çekti elinden kadın, gelinde\nHaklıymış gibi öter erkekçe.\n\nKamil At çağI birazdan tükenir\nSonunda bayan yükselir yıkanır\nKadınlar birleşir ortak düşmanı tanır\nBeleşler gururda yutar erkekçe.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erkekler..",
        "poet": "Mehmet Salih Diri",
        "poem": "\n\nDuygusal tepkimlerin kobayıdır erkekler...\nincitmeyin erkekleri..\nbakmayın dağ gibi durduklarına\nbir dokunsanız  yanıp kül olur dökülürler ayaklarınızın dibine...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erkekler Ağlamaz",
        "poet": "Haydar Demoğlu",
        "poem": "\n\nErkek yüreğine, taşlıktır yaraşan,\nGözler gülmeli, hep, yürek olmalıdır ağlayan,\nBoşa olur, neye yarar, haykırış, feryat, isyan...\nErkekler ağlamaz, anlaman gerek, anlaman.\nOysa erkekte duyguları olan, bir insan,\nZordur, bunu erkeğin maçosuna annatman.\n\nTaş gibi olmalısın, taş gibi, ey! Yürek...\nAyrıca: hasrete, çilelere, göğüs germen gerek,\nMetin olmasan, danlar seni, maço erkek,\nDuygusal olmak senin nene gerek,\nHançeri saplasa da sana, zalim felek,\nErkek ağlamaz derler, Demoğlu, bilmen gerek.\n(Haydar Demoğlu-Erzurum)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erkekler Ağlamaz",
        "poet": "Doğan Ümit Aksel",
        "poem": "\n\nKaranlık gecelerde bir bıçaktır saplanır\nParça parça önüme dökülür hülyalarım\nErkekler metin olur erkek ağlamaz derler\nSensizlik yer bitirir aşkına hep ağlarım\n\nSilinir gözlerimden tüm güzellikler birden\nEn hain kelepçeler ellerimi hep bağlar\nGöz bebeklerim donar kan kırmızı rengiyle\nİlkbahar yağmurları bakışlarıma yağar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erkekler Ağlamaz",
        "poet": "Salih Ogül",
        "poem": "\n\nErkekler ağlamaz,duyulmaz sesi bir ahın\n   Acılar da neymiş, neymiş ki  gamı  dünyanın\n\n\n                                            Koşacaksan peşinden harcanan yılların\n                                            Bırak, ağardığı kadar ağarsın saçların \n\n Kurumuş çeşme,  ulu ağaç da nişanı mazinin\nKim  durabilmiş önünde eğilmeden  kaderin\n\n                                           Hadi ağlamada hünersizdi,acemiydi gözlerin\n                                           Hangi kitaptan alıntı, mazimi çalan  sözlerin \n\nAnılarda pişmanlık,gelecekte korku var\nHer yanımda tek gerçek, bir uzun taş duvar\n\n                                          İçimin dar sokakları ışıklardan arınmış\n                                         Gençliğimin içinde üzüntü bir fasılmış\n\nSakladım   yıllarca ben akacak yaşları\nHep kaybettim aşkla yapılan savaşları\n\n                                        Perdeler kapanmakta, gece peşimizde artık\n                                       Mehtaptı şahidimiz,  mutlulukla  vedalaştık\n\n                                                                   (14.06.2005-Isparta)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erkekler Gece Ölür",
        "poet": "Cem Uçar",
        "poem": "\n\nErkekler geceleri ölür\nErkekler aynı geceler gibi geceleri ağlar \nAynı sabahlar gibi sabahları ağlamazlar \nAma sabahları belli olur ağladıkları \nYapraklardaki çiğ taneleri gibi\nSevgilinin ellerindeki terlemiş el falları gibi\n\nErkekler geceleri ölür\nAyrılmak geceleri koyar en çok\nKimse yokken yanında \nAffedilmeye alışmış bir cehrede artık sadece \nSevgisizliğin ve yorgunluğun\nYanlızlığın ve kinin\nAşkın ve ızdırabın \nNefret makamındaki türküsü\nAğızlardaki sigara dumanıyla bütünleşir\n\nErkekler geceleri ölür \nKaybetme korkusu\nYenilme gerçekliğinden çok\nGelmeyecek gidenlere ağlanır bir kez daha\nHazır ağlamaya başlanmışken \nMutsuzluk koyar rakıyı kadehlere\nVe koyar sinelere en tatlı repliklerini hayatın\nGöz yaşları ne sıcaktır ki eritmeye başlar geçtiği yerleri\nEn sonunda göğsünden içeri kalbini\n\nErkekler geceleri ölür\nBir kurşun üzerinde seyahat etmenin heyecanı\nHer ne kadar bilinse de seyahatin uzun olmayacağı\nHeyecanlandırır her erkeği ve sevenini\n\nErkekler geceleri ölür \nHayatın acımasızlığına bir kere daha kahredip\nBir kere daha sövüp derinden ve içten\nO gece bir gül üstünde başlayan yeni bir aşkla beraber\nO gece bir erkek o gülün köklerinde köklerce ölür\n\nDedim ya erkekler geceleri ölür\nAyağında sevgilinin ilk yüzüğü\nBoynunda aşağıya inmeyen hıçkırıkların zinciri\nVe kalbinde edilen yeminlerin hançeri\nAklında yine sevgisiyle \nErkekler geceleri ölür\n\nErkekler geceleri ölür\nTıpkı gece yağan yağmurlar gibi\nSabah çiğ olup ertesi gece bir kez daha\nYağabilmek için\nErtesi gece bir kez daha ölmek için.\n\n\t\t\t\t\t\t\t10.02.2003 10:58:45\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erkekliğe sığınan erkek\t",
        "poet": "Sibel Öner",
        "poem": "\n\n\tERKEKLİĞE SIĞINAN ERKEK\t\t\t\t\n\nHer erkeğim diyen etrafta kol geziyor\t\t\t\t\t\nAlmış sırtını abasını meydan okuyor\t\t\t\t\t\nYakmış tütününü,saygısızca üfürüyor\t\t\t\t\t\nOturmuş kahvede sıcak çayını höpürdetiyor\t\t\t\t\t\nBoş sokaklarda nara atıp çocukluğunu yaşıyor\t\t\t\t\t\nYaşıyor.sadece kendi için yaşıyor güya\t\t\t\t\t\nDüşünmüyor ki; çevre eş dost için yaşanacağını\t\t\t\t\t\nBilmiyor ki; örf adet ve töreleri\t\t\t\t\t\nÖğrenememiş ki; kültür denilen nesneyi\t\t\t\t\t\nBu dünyada ot gibi gelmiş saman gibi gitmekte\t\t\t\t\t\nÖmrü boşluklarla tükenmekte\t\t\t\t\t\nOysa o 'ben yaşıyorum'diye inat etmek de\t\t\t\t\t\nDünyanın iyi nimetlerinden nasibini almadıkça\t\t\t\t\t\nDostum diye bir kişiyi bile gösteremedikçe\t\t\t\t\t\nBaşarılıyım diye bir iş sunamadıkça\t\t\t\t\t\nSeviyorum,seviliyorum diye bir yar tanımadıkça\t\t\t\t\t\nHer aşına bir katık bulamadıkça\t\t\t\t\t\nHayalde bile olsa arzularını yaşamadıkça\t\t\t\t\t\nYaşıyormu bu herif? soruyorum arkadaş\t\t\t\t\t\nOda bir canlımı merak ediyorum\t\t\t\t\t\nİstesemde hatalarını yüzüne vuramıyorum\t\t\t\t\t\nElimde değil,can-ı gönülden destekleyemiyorum\t\t\t\t\t\nAllah belanı versin demek geliyor içimden\t\t\t\t\t\nErkek müsvettesine\t\t\t\t\t\n\n\n\t\t\t\tSibel ÖNER\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erkeklik Gururu",
        "poet": "Enis Özel",
        "poem": "\n\nHıçkıra hıçkıra ağlamak istiyor\nOlmuyor nedense\nİçindeki gurur misali\nYüreği kan ağlıyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erkekler ve Kadınlar",
        "poet": "Zeynal Yaman",
        "poem": "\n\nErkekler nefis toprağından put yapıp ona tapınca\nKadınlar da onlara uymakta görmediler sakınca\n\n2006 Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erkekler, Askerler, Umut Ve Andre Malraux...",
        "poet": "A. Esra Yalazan",
        "poem": "\n\nBizim ortaokulda biraz sinirli bir İngiliz edebiyatı hocamız vardı. İngilizce sözcükleri itinayla çiğneyip sesleri ezerek konuşurdu derste. O ağzında misket yuvarlar gibi sözcükleri çatlatırken araya da nedense uzun sessizlikler koyardı. Hecelemeyi çok seviyordu. Üslubu da biraz kibirli ve oldukça tehditkârdı. Onu dinlerken böyle konuştuğu vakit sıkıcı ve hatta biraz da itici olduğunun farkında değil mi acaba, diye düşünürdüm. Sonra onu ders dışında bir arkadaşıyla konuşurken duydum. Normal bir sürat ve üslupla konuşuyordu. Çok şaşırmıştım, bir gün ona “neden derslerde de böyle kendiniz gibi konuşmuyorsunuz” diye sordum. “Çünkü ben bir öğretmenim, ayrıca bana böyle bir soru soramazsın” dedi. Bu açıklamadan zihnim bulandı biraz. Demek ki öğretmen olunca, mutlaka o sinirli öğretmen tonuyla konuşmak gerekiyordu. \n\nBen bu yazıyı yazmaya başladığımda kendi deyişiyle ‘bir kâğıt parçasıyla’ ilgili sorular sorulduğu için gazetecilere kızan, istediği zaman insanları azarlayabilme hakkını kendinde gören, onlara cahil diyen paşamızı dinlerken o huysuz kadını hatırladım. Mesela o da tıpkı kızgın bir öğretmen gibi “o-la-maz bu kadar” diyordu. Onu bir gördüğümde de televizyonlarda işaret parmağını sallayarak bizim gazeteyi tehdit ediyordu. Anladığım kadarıyla o askerdi, kızdığında öyle tehditkâr bir üslupla konuşabilirdi ve kimse bu ülkede olup bitenleri sorgulayamaz, gerçeklerin peşine düşmeye cesaret edemezdi. Ama arada güzel bir şeyler de duyar gibi oldum. Murat Yetkin’e o günkü yazısını okuduğunu ima etti. Birden çok sevindim. Her ne kadar ‘bir gazete’ diye andığı Taraf’a bayılmasa da, demek ki köşe yazarlarını okuyordu. Keşke Ümit Kıvanç’ın “Hiç kan dökülmedi ki, çıkma tonerdi hepsi” başlıklı yazısını da okusa (24/06/09 – Taraf)  belki neden böyle bir belge hakkında bu kadar kıyamet koparıldığını hatırlar ve gazetecilere bu kadar kızmaz, gibi saf bir düşünceye kapıldım. Bir de okulda öğrendiklerimiz meselesi var tabii. Acaba akıllı ve akılsız insanların neye benzediğini öğreten askerî okullar, başta siyaset olmak üzere ‘her konuda fikir beyan eden’ generallerin vaktiyle başka ülkelerde ne tür sıkıntılar yaşadığını da öğretmişler midir? Kimseyi yıpratmak istemem ama bu basit soru da nedense öyle aniden aklıma geliverdi işte... \n\n  KÜLTÜR BAKANLIĞI DA YAPTI...\n\nPaşamız okumayı seviyor anladığım kadarıyla. Beni sevindiren bu özelliğini o meşhur, sosyolojik tespitlerle süslediği bol alıntılı konuşmasında fark etmiştim daha evvel. Umarım edebiyat da seviyordur ve General de Gaulle’ün kabinesinde Kültür Bakanlığı yaptığı için siyasi geçmişine ve yazarlığa ihanet ettiği söylenen Andre Malraux’yu da okumuştur. \n\nBen, yıllar evvel ona Goncourt ödülü kazandıran İnsanlık Durumu’nu okuduğumda doğrusu biraz sıkıcı bulmuştum. Yazar, Şanghay’ın ordular tarafından ele geçirilmesinden sonraki komünist direnişin hikâyesini anlatıyordu. Belli ki gençliğin insanı biraz aptallaştıran ön yargısıyla romanın muhteşem diyaloglarını, Malraux’nun insanın yalnızlığını, zaaflarını yazarken okuru şaşırtabilen şiirsel dilini, tarihe duyduğu ilgi nedeniyle dönemin resmini çizerken ayrıntıları aktarabilen keskin gözlem yeteneğini pek fark edememişim. Daha gençtim ve sıcak bir yaz günü için yanlış bir kitap seçtiğimi düşünüp yarım bırakmıştım. Bunu yazar bir arkadaşıma söylediğimde “bence bir daha oku, eminim seveceksin” demişti. İyi ki tekrar okumuşum. Geçenlerde Alev Er’in çevirdiği (tesadüfler tanrısı çalışmaya devam ediyor)  kitabı biraz karıştırdım. İkinci okuyuşumda, işaretlediğim yerlere baktım. İlk açtığım sayfada Albay Farrel konuşuyordu: “Bir erkekte güçsüzlüğün ve gücün birleşmesi kadar çekici bir şey yoktur.” Ne kadar az erkek bu tuhaf hakikatin farkındadır, diye düşündüm. Sonra kendisi gibi ölüm üzerine sık sık düşünen kahramanı Kiyo’nun sevdiği kadın için söylediği ve benim hiç unutmadığım o yakıcı cümleyle karşılaştım: “Onu tanımıyorum. Onu sevdiğim ölçüde, sevdiğim anlamda tanıyorum. İnsan, bir başkasında neyi değiştirebiliyorsa ancak ona sahip olabilir, der babam.” \n\nİKİ OĞLUNU DA BİR KAZADA KAYBETMİŞTİ...\n\nK Dergisi’nin eski sayılarından birinde, Ali Abaday’ın Malraux’nun hayatını bilinmeyen yönleriyle anlattığı incelikli yazısını okuyunca onun neden ölüm üzerine bu kadar düşündüğünü de idrak ettim. 1926’da Çin Devrimi’ne katılan, İspanya iç savaşında pilot olan, II. Dünya savaşı sırasında Fransa’da savaşırken esir düşen yazar, cephede gördüklerini, yaşadıklarını romanlarında anlatmaktan büyük haz duyuyordu. \n\nBabası ilk romanı çıktığı sırada intihar etmişti. Daha sonra savaşta erkek kardeşini kaybetmiş. Üçüncü evliliğini onun karısıyla yapmıştı. Malraux’yu en çok hırpalayan olay, iki oğlunun birden trafik kazasında kaybetmesi olmuş. Ama yazmaktan hiç vazgeçmemiş. İnsanlık Durumu, bir babanın ölen oğlunun âşık olduğu kadına söylediği çarpıcı bir konuşmayla biter: “Şu sözü bilirsiniz mutlaka. ‘Bir insan yaratmak için dokuz ay gereklidir ama onu öldürmek için bir gün yeter.’ Sen de ben de bilinebilecek her yönüyle tanıdık onu. May dinleyin beni: Dokuz ay yetmez bir insan yaratmaya... Bir insan yaratmak için altmış yıl gereklidir... Özveriyle, iradeyle ve daha bir sürü şeyle dolu atmış yıl...”\n\n‘UMUT KUYUSUNA BAŞVURACAKSIN’\n\nİnsanlık Durumu’ndan sonra Umut isimli romanının eski baskısını buldum kütüphanemde. Kitap babamındı. Ben, İspanya iç savaşında General Franco’ya direnenlerin trajedisini anlattığı kitabı yeni baskısından okumuştum. Eskisinin baskı tarihine bakmak için kapağını açınca maalesef bizi genç yaşta terk eden amcamın ismini gördüm. İçim burkuldu. Onu da biraz karıştırdım. Yıllar sonra bulmam için konmuş çarpıları oraya kim koymuştu bilmiyorum. İşaretli bölümde şunlar yazıyordu: “İnsanoğlunda müthiş, bitmek tükenmek bilmeyen bir umut kuyusu var... Haksız yere hüküm mü giydin. Önüne hep kaz kafalılar çıktı da kimse seni anlamadı mı. Nankörlüğe ya da kalleşliği mi uğradın. Umut kuyusuna başvuracaksın... Eğer herkes hükümet şöyle ya da böyle olsun diye sarf ettiği gayretin üçte birini kendini düzeltmeye sarf etmiş olsaydı, yaşanabilecek bir yer olurdu İspanya.” İspanya yaşanabilecek bir yer olabilmek için Türkiye gibi çok derin acılardan geçti. Ama bildiğim kadarıyla artık orada askerler televizyonlara çıkıp halkını azarlamıyor, gazetecilerini susturmaya çalışmıyor. \n\nYazdıklarına bakılırsa Malraux da askerliği sevmişti ama daha ziyade savaşların neden olduğu büyük insanlık trajedisini, ölümün ne olduğunu kimse unutmasın diye yazabilmek için. “Her insan çektiği acıya benzer” diyordu romanlarının birinde. Bu basit cümle ne çok şey anlatıyor değil mi? Bir de her insan, nasıl iz bırakmak istiyorsa öyle yaşar, nihayetinde öyle ölür bence. \n\nYazara göre insanın hayali, kişiliğini yitirmeden Tanrı olabilmek. Bazıları o mertebeye ulaşmak için yazıyor. Bazıları da ne yazık ki her konuda fikir beyan ediyor. Sizce tarih kimi nasıl hatırlayacak?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "'Erkeklik Organının Örtüsünü Kesmek' Yazım",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nErkeklik Organının Örtüsünü Kesmek\n\nHalk arasında \"Sünnet\" diye adlandırılan bu eylemin getirisi ve götürüsü üzerinde kendimce feslefe yapacağım! Tıbbi yanını doktorlara, dinsel yanını da dini literatüre bırakacağım! \n\nArgo dilde anlatılmış bir fıkrayla tebessüm ettirip, düşünmeye sevk etmek isterim! Eski zamanda sahtekarın biri bir köye imam olmuş. Ahali fazla bilgili olmadığından imamın gerçek imam olup olmadığını da anlayamamış. Teravih namazında kadınların da camide olduğu bir vaazında; \"Muhterem hanımlar, beylerinize söyleyin ayakta bevl etmesinler (işemek) , günah olur! Eğer 'Hoca kendi zaten ayakta bevl ediyor' derlerse, benim geçerli maazeretim var, benimki zaten yere değiyor; eğilmeme gerek kalmıyor.\" Sahtekardan imam olunca vaazın konusu da böyle olmuş... \n\nKimler cinsel organının özerini örten derisini sonradan kestirmiş, kimler zaten sünnetli doğmuş bu konuda ciddi düşünelim, hatta araştıralım....\n\nhttp://video.cnnturk.com/2011/program-arsivi/5/23/doc-dr-nusret-kaya\nVideoyu kesinlikle izlemelisiniz, değer.\n\nNusret Kaya, izlenimlerim:  İnsanın daha ceninken negatif kayıt aldığından, pisikolojik virüs aldığından bahsediyor. İlk kodlamalar çok önemli. Devamlı uyarı alanlar bu uyarılardan etkilenir ve tüm yaşamında bu etki altında kalır! \nÇocuğun cinsel organına annesi dışında bir el değdiğinde çocuk aslında taciz edilmiş demektir. Eldiven takmalı başkası değecek ise! Çocuklukta aldığı tesir büyüklüğünde devam ediyor. Barsak enerjisi.Beyini bastırıyor! Kuyruk bilimi eşitliği sağlar ve tüm toplumsal kavgalar biter. Herkesin \"Ben\" i eşit. Bilgi ağacı kafa, beyin ve kökleri...\nSünnet konusunda \"Sünnet erken boşalan erkek yaratır\" kadınlardaki kutsal kase ve ateş rahmi. En kıymetli organ cinsel organdır! Kutsal kasede sır. Güç kadında, Rahimde. Kutsal kasedeki saklı ışığı kim keşfedecek? Kadının feth edilmesi... Seksi ayıplayarak da insanların gelişimi engellenir. Cennet rahimin içinde. Sembolik... Korteksten konuşma, barsak beyinden konuşma. \"Im\" eklerine dikkat. Sahiplenmek! benim, canım, vatanım... Ağız osuruğundan bahsediyor! \nİçteki ben dıştaki bene rüyayla simgesel mesaj iletir! Çocukların aynı yatakta uyutulması zararlı. Kutsal kase, rahim kadının kendini \"Kadın\" hissetmesini sağlıyor. Eşler arasında alışveriş oluyor. Denge sağlanıyor. \"Cem\" dengesi. Kutsal kaseyi bilmiyorsa klitoral enerji savaşçı amazon. Erkek gibi. Diğeri doğurgan Kibele, doğurgan dişi. Oysa orjinal kadın ikisi de değil. Amazon ve Kibele olmadan orjin kadın olmak asıl \"Rahim\" sıfatını göstermek.\nİnsanı cenin iken korumaya başlamalı çevresel faktörlerden. Yani cinsel organına dokunmamalı dokundurtmamalı. Kulağına onu etkileyecek şeylerin gitmesine engel olmalı veya görsel olarak da onun korunması gerekiyor. Kuyruğu dik tutmak için, spor yap diyor, yani cinsel spor. Alt beyin ve üst beyin arasında insan kendi dengesini kurar. \"Dayak yemiş ırklar savaş çıkarır\". Ezilen devamlı virüs kapar. İntikam virüsü. Eziklik virüsü. Şiddetin sebebi barsak. Barsaktan beslenen beyin. Kuyruk bozukluğu. Kuyruğunu titretme. Kuyruk acısı. Kuyruk sallama. Kuyruğu dik tutmak. İnsan ne zaman ayaklandı korteks başlar.\nEvrensel eşit kuyruklu canlı insan. Belden aşağı fıkaralar anlatanlar için de kuyruk bozukluğu söz konusu.Tapınma şekillerinde bile görülen aksaklıklar kuyruk aksaklığından. İnsan gibi kuyruğunu dik tutan başka canlı yok. Bebekliğinde ninni dinleyen ninni düşkünü olur. Avunmaya meyilli kişilik. Doğru enerji alınmıyorsa güven olmaz dış ben iç benle kavgalıdır. Abartılı barsak, abartılı özgüvene sebep. Taklit özgüven. Vajinal orgazm, kutsal kaseyi açığa çıkarır. Priz dengesi olmadan \"Cima\" olmaz. Kadın ve erkek arasındaki denge cinsel birleşme ile muhteşem. Hastalandırıcı aşklardan sonra hüzün gelir. Esas aşkta birleşme vardır. \"Rab ışığını sakladı kim keşfedecek diye izlemekte\", \"Rab kıskançtır\".Işığı keşfedince kibir tehlikesi var. Rahim olmak zorunda kalır. Rahim doğurduklarının alt beynini çocuk bırakır. Herkes eşit olduğunun farkına vardığında savaşlar bitecek. Ezilenler savaşa meyilli. Hepimizin barsak uzunluğu eşittir. Sevgili Nusret Kaya'ya teşekkür edip, yazımı bağlıyorum.\n\nSontahlilde; insanın kuyruğunu dik tutmasına engel olmak maksatlı onu dize getirmek için geçmişte uydurulan tapınma şekilleri ve insanın cinsel organının ucundaki örtüyü kesip almak, cinsel organın negatif enerji almaya açık savunmasız hale getirilmesi, insanları kolayca yönetmek isteyenlerin maksadına hizmet edebilir. Rahim başka, kutsal kase başka, kutsal kase vajinanın dip kısmı. Rahim özelliği fazla olan kadın zayıf, yetersiz çocuklar yetiştirir. Kutsal kasesini ve oradaki ışığı fark etmiş kadın ise çocuğun cinsel organına da dokundurtmamışsa harika bir nesili yetiştirebilir. Harika bir eş olur ve o kadınla gerçekten \"Cima, cem\" olunur.\n\nSaygılarımla,\n\nAhmet Bektaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erkeksen Erkeklere Saldır",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nÇek o pis ellerini kutsal mekanlardan,\nKuduz köpek gibi saldırırsın, arkadan,\nErkeksen erkeklere saldır, karşımdan,\nÇek o pis ellerini kutsal mekanlardan,\nKuduz köpek gibi saldırırsın, arkadan...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erken bahar",
        "poet": "Mustafa Eren",
        "poem": "\n\nİç içe yaşıyoruz bu mevsim,\nCoşku ve korku iki duyguyu.\nÇabuk kandık zamansız bahara,\nRüzgara kendimizi erken bıraktık.\n       ****\nBir beklenti yok mu yüreğinizde,\nKendinden geçme isteği mi yok.\nCoşku yok mu korku yada birazcık,\nMinicik bir heves bir kıvılcım da yok mu.\n        ********\nSevdayla mahvolmak belki,\nBeklediğimiz aşkla mahvolmak.\nBelki de gerçekten yaşamak istediğimiz,\nAncak hiç hak etmediğimiz....\n            *********\n                 18* şubat 1994*DİDİM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erken Bir Yaz Sabahı",
        "poet": "Ahmet Altan",
        "poem": "\n\nÖylesine bütünlüklü ve öylesine sade güzelliği var ki bu erken yaz sabahının, başka hiçbir güzelliğe içinde yer bulunmuyor; belki de ilk kez, bir başka güzelliğin, bir mısranın, bir şarkının, hatta uzun bir şampanya kadehinin içinde duran şu çiçeklerin, derin bir duygunun, eğlenceli bir düşüncenin bozabileceği böyle bir vakte rastlıyorum. Sabah, sanki bir beyaz manolya yaprağı... \nParlak, mavi bir yaz sabahı. \nSakin, sessiz. \nSanki hiçbir sese, hiçbir harekete tahammülü yok. \nMüziği kapattım. \nDümdüz lacivert bir deniz, koruluklarının yeşili bile gözüken adalar, bir beyaz yelkenli, uzaklarda bir şilep. \nBalkondaki sardunyaların kızgın kızıllığından bile rahatsız olan bu masum ve aydınlık sabah, kendi mavi masumiyetiyle hayatın bütün karmaşasını, düşünceleri, duyguları reddediyor sanki. \nBu ışıklı sessiz örtünün altında yatan heyecan verici karanlıklara uzanan yollar erken yaz sabahının sükunetiyle kesilmiş. \nİnsan, bu durgun güzelliğe boyun eğmekten başka bir çare bulamıyor. \nSessiz mavi bir yaz sabahının bir parçası oluyor. \nBir sevinç bile istemiyor. \nHiçbir duygu olmamalı, bir düşünce bulunmamalı. \nBir maviliğin içinde süzülmelisin. \nBu sabah vaktinin bir parçası olmalısın. \nVe bunun için, bütün varlığından, geçmişinden, hayallerinden bir anlığına da olsa vazgeçmeli, bu sükuneti bozacak hiçbir kıpırtıyı içinde taşımamalısın. \nO sessizliğin içine kendimi istekle bıraktım. \nHiçbir şey olmamanın muhteşem sükunetiyle uçuk bir maviliğe büründüm, kendimi terkettim. \nMinik bir yaprak bile değilim, kavak ağaçlarının uçuşan pamukçukları da değilim, bir ağaç ya da bir çiçek de değilim. \nMavi bir sabahım şimdi ben. \nBütün derinliklerim sessiz. \nBeni çağıran hiçbir şey yok. \nHiçbir yere gitmeyeceğim. \nHiçbir şey düşünmeyeceğim. \nHiçbir şey hissetmeyeceğim. \nKendi sesim de dahil bütün seslerden uzaklaştım. \nÖylesine bütünlüklü ve öylesine sade güzelliği var ki bu erken yaz sabahının, başka hiçbir güzelliğe içinde yer bulunmuyor; belki de ilk kez, bir başka güzelliğin, bir mısranın, bir şarkının, hatta uzun bir şampanya kadehinin içinde duran şu çiçeklerin, derin bir duygunun, eğlenceli bir düşüncenin bozabileceği böyle bir vakte rastlıyorum. \nSabah, sanki bir beyaz manolya yaprağı. \nOna hiçbir şey değmemeli, dokunmamalı, değerse küser ve kararır. \nHatta güzelliğini bile seyretmemelisin. \nBir parçası olmalı, o maviliğe karışmalısın. \nUyandığımda bende olan ne varsa artık yok. \nBen yokum. \nBir sabah vaktiyim. \nSessizim, sakinim, maviyim. \nBeni terkeden herşey, bütün sesler, bütün düşünceler, bütün duygular, bütün kaygılar, bütün özlemler aniden ve büyük bir gürültüyle geri dönecekler, bunu biliyorum. \nBen, yine ben olacağım. \nHayat, yine hayat olacak. \nBu mavi örtünün altında dolaşan o olağanüstü karmaşa, bütün karanlığı ve çekiciliğiyle yeniden ortaya çıkacak. \nOnları yeniden gördüğümde belki de çok sevineceğim. \nAma, şu kısa an, sabahın içinde dağılıp bir mavi sabah olduğum şu vakit, neredeyse inanılmaz olan bu tanrısal armağan, herkes gibi benim de en çok kurtulmak istediğimden, kendimden kurtarıyor beni. \nİçimde dolaşıp duran, birbiriyle çatışan, beni bazen eğlendirip bazen yoran bütün o 'ben'ler sustular, gittiler, yokoldular. \nIssız içim. \nKendi ıssızlığını da özlüyor bazen insan. \nBunun asla ele geçemeyeceğini, o kalabalığın asla beni terketmeyeceğini sanırken, erken bir yaz sabahı, beni kalabalıklarımdan kurtarıp içine aldı. \nGörkemli bir cömertlikle kendini bütünüyle bana verirken, beni de inanılmaz bir hoşgörüyle kendi içine kabul etti. \nBir şarkı duymak istemiyorum. \nHiçbir şeyi, bir çiçeği, bir insanı, bir ağacı, bir kuşu, bir duyguyu tek başına görmek istemiyorum. \nBu bütünlük, kalabildiği kadar bir bütün olarak kalmalı. \nOnun parçası olmalıyım. \nTek olan her şey bu bütünlüğü bozacak. \nBen bir bütünün parçası olamayacağım o zaman. \nBütüne bazen hayranlıkla, bazen merakla, bazen dehşetle bakan, ayrı bir parça haline geleceğim yeniden. \nBuna da sevineceğim belki. \nAma şimdi... \nŞimdi değil... \nParlak, mavi bir yaz sabahı. \nSessiz ve sakin. \nBen yokum. \nSiz yoksunuz. \nKimse yok. \nMavi bir sabah var yalnızca. \nVe, mavi bir sabah vaktiyim şimdi ben.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erken",
        "poet": "Ümit Paksoy",
        "poem": "\n\nSaçların\nsaçların\nuyurgezer saçların\nateşten\nkülden başka nedir ki\n\nDağınık uykular\ngelip geçiyor yastığımdan\nmavi bir gök gürlüyor\nrüyamda\ndışarda havlayan köpeği\nakıl hastasının biri\nbıçaklıyor karnından\n\nBiliyorum\npenceremizi açsak\niçimize kar dolacak\nbiliyorum\no mavi rüzgar\ngöz kapaklarımdan sızacak\nbiliyorum\nbir kedi merdiveninde\niki çizmeli kedi\nolamadı\nolmayacak...\n\nEllerim\nellerim\nuyurgezer ellerim\nuzuyor sağ yanıma\n\nGözlerim\ngözlerim\nönce gözler ölür\nbunu bilin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erkenden",
        "poet": "Oktay Rifat",
        "poem": "\n\nSarı kızla yorgan döşek\nCamın ağzında sabaha karşı\nSarı kızın kolu bacağı\nSarı kızın memeleri\nSarı kızın ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erken Gelen Bahar",
        "poet": "Ahmet Ünal",
        "poem": "\n\nYine erken geldi bahar\nÇağlalar çiçek açtı zamansız\nNisan yağmurları erken yağmaya başladı\nAçma çiçek açma, gelme bahar gelme! \nDaha zamanın var Nisan yağmurları\nDeli poyrazlar hele bir bitsin\nSon cemre de düşsün\nSeni kaybetmeye dayanamıyorum\nErken gelen sevgili…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erken Doğmuş Bugün Ay..!",
        "poet": "Müşfik Saltık",
        "poem": "\n\nErken doğmuş bu gün Ay\nNedendir bilinmez bu telaşı\nGüneşe mi bu baş kaldırışı \nIşığını alırken güneşten\nNasıl baş kaldırabilir\nGüneşin gücüne \nNasıl dayanabilir\nGüneşin ışığına\nIsısına muhtaçken herkes\nOnu kim fark edebilir\nBelli ki şımartmışlar onu\nOndan ilham alan şairler\nHaksızda sayılmaz hani\nOndan etkilenip yazılmış\nNice duygu yüklü şiirler\nBirkaç saat sonra \nAy  galip gelecek\nGüneş dağın arkasından \nBatıp gidecek \nGök yüzü karardığında \nYıldızların ışıltılarıyla\nHer geceki saltanatını sürecek\nŞairlere yine ilham verecek\nSabahın ilk ışıklarıyla\nGösterince yüzünü güneş\nSessiz sedasız  kaybolup gidecek.\n\nAy hep varlığını sürdürecek\n\nGüneş de \n\nYıldızlar da \n\nŞiirler de\n\nPeki  onlardan etkilenip\n\nYüzlerce \n\nDuygu yüklü\n\nŞiiri yazan\n\nŞairler\n\nNerede \n\n? \n                              Haziran 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erken Düşecek Cemre",
        "poet": "Salim Erben",
        "poem": "\n\nIslak kanatlı kuşlar konacak\nUzanan ellerine\nİçimdeki ürperti kayıp olacak\nYüreğime indiğinde\nOdama girdiğin anda ısınacak\nCam gibi buğulanacak gözlerim\nAyın tam ortası\nİşte o gün özel bir gün olacak\nOn dört şubat\nO sevgililer günü\nDudaklarımda ki buz çözülecek \nÖpüşlerinden \nErken düşecek cemre\nÇiçekler açacak yanaklarım da\nAkşamın kızıllığında\nGeceyi uykuya yatırıp \nBaşımı yastığına gömeceğim\nOn dört Şubat sevgililer günü\n\nYersiz kuşkuları kurşunlayıp\nSarılacağız bir birimize\nDünü unutacağız hepten \nYarını sormayacaklar zalım \nKim bilir belki de bizden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erken Gelen Bahar",
        "poet": "Ahmet Sımsıkı",
        "poem": "\n\nher gülüşün kayısı ağaçlarında\nbir taze çiçek açtırır.\npatlayan tomurcuklar gibi\nolmadık yerlerden fışkırır.\n\nher gülüşün bahçemde çiçek,\nbiliyorum bu bahar\nçok erken gelecek.\n\nsenin her sürgününde\nbenim dallarımı budarlar,\nsenin her meyvende\nçocuklar beni taşlarlar.\n\nher gülüşün bahçemde çiçek\nbiliyorum bu bahar\nçok erken gelecek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erken Kaybettim",
        "poet": "Meziyet Ak",
        "poem": "\n\nBabam yirmiiki sene oldu bizden ayrıldın,\nGülen yüzlerimiz soldu kabrinde kaldın.\nMukaddes ruhunla sen hep bizimlesin,\nBabaları sağ olanlar bizi dinlesin! \n\nGönlümde volkan kaynıyor üzülüyorum,\nBabam kavuşacağımız anı hep bekliyorum.\nSağken kıymetini bilin candan sarılın,\nBabalarınızı sevin sonra yanmayın! \n\nAcısı ateşten gömlek ruhum yanıyor,\nBabacığım diyememek kalp acıtıyor.\nYaşarken sevgi gösterin üzmeyin sakın,\nYüreğinizdeki hisler olsun hep yakın! \n\nBabam seni çok özledim duymuyormusun,\nNeden bana kızım deyip ses vermiyorsun.\nBizimle olamasanda ruhumuzdasın,\nBiliyoruz her zor anda ardımızdasın.\n\nKabrin nurla dolsun babam mekanın cennet,\nO güzel ruhun bizlerle bu bize nimet.\nSana özlemim inan ki hiç bitmeyecek! \nDaha çoğalacak sevgin tükenmeyecek.\n\nBabam sana doyamadım erken kaybettim,\nYirmiiki sene andım ömrüm tükettim.\nDuy sesimi ses ver bana seni özledim,\nBu gün bak babalar günü yine dönmedin!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erken Veda Ettin",
        "poet": "Nihat İlikcioğlu",
        "poem": "\n\nEskisinden güzel günlerimiz olacaktı.\nErken veda ettin bana.\nİnanıyorum dileklerimiz tutacaktı.\nErken veda ettin bana.\nŞimdi gittiğin yerde rahat mısın.\nŞimdi sevdiğin adamla mutlu musun.\nHer istediğin oldu mu.\nİstediğin gibi her şeyi yapıyor musun.\n\nEskisinden güzel evimiz olacaktı.\nErken veda ettin bana.\nİnanıyorum kraliçeler seni kıskanacaktı.\nErken veda ettin bana.\nSevdiğin gözlerine şiirler yazıyor mu? \nO uzun siyah saçlarını tarıyor mu? \nO gamzeli yanaklarını öpüyor mu? \nKızmayacağım.\nSevinmeyeceğim.\nGeri dön demeyeceğim.\nSadece üzüleceğim.\nPişman mısın.\nSadece onu bileceğim.\n                                                 GAZİANTEP\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erkendi Geçti Derken",
        "poet": "Tevfik Tekmen",
        "poem": "\n\ngüneş yürüyor\nbildiği gibi\nve gölgeler\nbinalar\nsokaklar\n\ninsanlar yürüyor\nağır aksak\nve de ben\nnereye gittiğini bilemeden\n\nerikler çiçek açmış gülüm \ndaha şubat oysa\nveya mart başı\n\nne ise\nhani ya sen? \n\nLaTekmen Mart/2016/Lüleburgaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erkenden çık düş yola Olmalıyız kol kola",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nİlim rehberdir diyen\nBu olmalı hediyen\nHerkes duysun sesimi\nSolmamalı canlar ten\nErkenden çık düş yola\nOlmalıyız kol kola\nİşe önce koyulan\nDüşmana vermez aman\nİçlerinde duyarlar\nHem sevgi hem de derman\nErkenden çık düş yola\nOlmalıyız kol kola\nGereklidir  okumak\nÖğrenene ışık yak\nGeçmişten geleceğe\nO nesline iyi bak\nErkenden çık düş yola\nOlmalıyız kol kola\nÇabalayan çalışan\nOlmamalıyız yayan\nSesime ses vermeli\nErkekler ya da bayan\nErkenden çık düş yola\nOlmalıyız kol kola\nMillet Aya giderken\nYürüyün vakit varken\nDüşman suyu geçiyor\nCanlar ruhumuz darken\nErkenden çık düş yola\nOlmalıyız kol kola\nKöksüz silik ve ruhsuz\nİçimizi yakar tuz\nTarihlere şan verdik\nUnutma Türk oğluyuz\nErkenden çık düş yola\nOlmalıyız kol kola\nKendisinden  utanan\nBöyle yapmadı Atan\nÇalışın gece gündüz\nKendisine gelsin can\nErkenden çık düş yola\nOlmalıyız kol kola\nYirmi birinci yıla\nErken koyulun yola\nSağ soluna dikkat et\nBaşa gelmesin bela\nErkenden çık düş yola\nOlmalıyız kol kola\nGelişme irfan çağı\nKollarlar solu sağı\nÜreten o toplumlar\nTavada bulur yağı\nErkenden çık düş yola\nOlmalıyız kol kola\nDevletlerin ardında\nKalmayın verin seda\nOlmazsa saygı sevgi\nCan cana yapar veda\nErkenden çık düş yola\nOlmalıyız kol kola\nGerilerde kalmak yok\nDüşmanımız bilin çok\nHorlayarak uyuma\nKalp ve ruha batar ok\nErkenden çık düş yola\nOlmalıyız kol kola\nKarakter eksikliği\nKapatmalı deliği\nHasan der sağlamalı\nYurdumuzda birliği\nErkenden çık düş yola\nOlmalıyız kol kola\n\n\n"
    },
    {
        "title": "ErKENEkon",
        "poet": "Nevzat Hayal",
        "poem": "\n\nErKENEkon denen Küçük haşara\nAvukati olmuş Bayçakal amca\nBozacının şahidi şıracı olsa\nNedersin bu işe sen Osman amca? \n\nNevzat hayal\n07 Temmuz 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erleri Şendir",
        "poet": "Yılmaz Öztürk",
        "poem": "\n\nİnsanın ruhu feryat ederken\nTebessümle erleri olur şen\nDenizin karası beden titretirken\nKaraelmas tutar sevgi ile elimden\n\nSana tanıdık gelir asil yiğitleri\nSorarlar nereden tanırım sizleri\nKelimeler dostça konuşur dilleri\nOsmanlı torunu gül yüzlü erşenleri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ermenek' de bahar",
        "poet": "Ahmet Yüksel Şanlıer",
        "poem": "\n\nNev bahar gelince, bizim dağlara\nDurulmaz bağlarda, kuş seslerinden\nMor sümbül açar’ da bizim bağlarda\nKokusu gelirdir, esen yellerden.\n\nGidip’ de gezersen bizim bağlarda\nÇok vardır görürsün, teyin bağlarda\nÖter’ de çok zaman, ağaç dalında\nDinlerdir bağ bahçe bahar gelince.\n\nYeşile boyarken, bahar dağları\nGörünmez yapardır, yüksek dağları\nBuluttan sis yapar, sarar dağları\nKardelen kokardır, bizim dağlarda.\n\nBaharda yolları, nal sesleriyle\nÇınlardır bağ bahçe, bizim yerlerde\nÇok var’ da at eşşek, bizim yerlerde,\nYük taşır bağlara bahar gününde.\n\nErmenek dedin’ mi, ilk akla gelen\nBağ bahçe ve sudur, git gör istersen\nBir bahar gününde, gitsen de görsen\nDurulmaz olurdur su kuş sesinden\n\n29 Nis. 17\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ermedi Kimse Mutlu Sona",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\nHer gün batımı başlar sızı\nBir bilseniz ne amansız acı\nÇekilmez ki, göge yükselir\nBurukluklar, görülmez sancı.\n\nBir gülücüğe sarılırım teselliye\nOlmaz o da kalbime merhem\nAğıtlarım renklerin cümbüşü\nAşk renginde akar gözlerim.\n\nSuskun kalır yüreğim, yogun\nÇıldırmamak elde değil ki\nSabra dayanır şu can havlim\nSevememek inan vurur beni.\n\nEn acılısından yaşansa da aşklar\nBilirim ermedi kimse mutlu sona\nBağlanıp, umutlara ramak kala\nDağılıyor, farksızlaşıveriyor aşk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ermeni",
        "poet": "Yasin Curt",
        "poem": "\n\nermeni asker öldü\nşehit haberi geldi\nanne yine tutamadım\nAğlarım anne ağlar \n\nasker vatandır\nvatan askerdir\nvatan anaocağı gibi\nsolmaz tükenmez\n\nermeni asker öldü\nşehit haberi geldi\nanne yine tutamadım\nAğlarım anne ağlar \n\nanne şehit olmak\nboynumun borcu\nKefenimin harcı \nağlarım anne ağlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ermenek Köyleri",
        "poet": "Ozan Erdal",
        "poem": "\n\nAsırlardır yüzü gülmez\nVarlık nedir o heç bilmez\nYoksulluk sırtından inmez\nNeler çeker bir sor köylü\n\nYazın gelir telaş basar\nOrağıyla ekin keser\nMemed emmi saman kusar\nNeler çeker bir sor köylü\n\nYıllarca yoksulluk içti\nAsfalt daha yeni geçti\nGayrı sabır suyu taştı\nNeler çeker bir sor köylü\n\nOzan Erdal der bu ne iş\nSanma yoksulluk bir düş\nHepimize düşer bu iş\nNeler çeker bir sor köylü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erler şehit,Ordu gazi olacak",
        "poet": "Mahmut Edip Kuğucak",
        "poem": "\n\nŞu dünyanın dönen,dönemecinde,\nHer kez imkanında,her kez gücünde,\nAy yıldızı taşırken,baş tacında,\nErler şehit,Ordu gazi olacak.\nVatan Şanlı,Tarih’de  yer alacak.\n\nAnlına vururken,nişan turası\nMeşalede,yanacak hep çırası\nNeolursa olsun ki,faturası\nErler şehit Ordu gazi olacak.\nVatan Şanlı Tarih’de yer alacak.\n\nSınırlara,setler çekip duracak,\nBir vurulsa,binbir düşman vuracak,\nCan veripde,korunurken Al Sancak,\nErler şehit ordu gazi olacak.\nVatan Şanlı Tarih’de yer alacak.\n\nYurt uğruna,edilirken can feda,\nSorgu sual sormaz,Mahşer’de Huda,\nRuhları ererken,huzurlu tada,\nErler şehit Ordu gazi olacak.\nVatan Şanlı Tarih’te yer alacak.\n\nYutr için verirken,yiğit canını,\nYerde kalmaz,Bayrak yalar kanını,\nDünya’ya salarken,Türk’ün ününü,\nErler şehit,Ordu gazi olacak.\nVatan Şanlı,Tarih’de yer alacak.\n\nGönül yakan,Cumhuriyet sevdası,\nHürriyyet uğruna,bütün fedası,\nBozulmadan,Yurt’un hiçbir adası,\nErler şehit,Ordu gazi olacak.\nVatan Şanlı,Tarih’de yer alacak.\n\nMahmut’um herdemde gönüllü yarız\nDeğeri ölçülmez,Cennet’e varız\nHazır kıta,daim kurgu ayarız,\nErler şehit,Ordu gazi olacak\nVatan Şanlı,Tarih’te yer alacak\n\n13-08-2009 Perşenbe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ermeni Değilim Yüzde Yüz Türküm",
        "poet": "Sevim Yakıcı",
        "poem": "\n\n\nMÜSLÜMAN BİR TÜRK KADINI VE NENE HATUNLARIN TORUNU OLARAK ASLINI İNKAR EDEN SOYSUZLARA diyorum ki; \n\nBaşı daima dik, atiye  giden\nPeygamber müjdesi mübarek ırkım\nAsırlarca ruhu nefreti güden\nErmeni değilim, yüzde yüz Türküm\n\nBeşikteki cana kurşunlar sıkan\nAr namus demeden ocaklar yıkan\nAzıp kudurdukça eli kan kokan\nErmeni değilim, yüzde yüz Türküm\n\nHançerler parlatıp süngü bileyen\nEkmek veren ele ölüm dileyen\nİşkence ederken “katli hak” diyen\nErmeni değilim, yüzde yüz Türküm\n\nMazlum kardeşimin bitti sabahı\nYakılan canların yoktur günahı\nNice koç yiğitin yakarken ahı\nErmeni değilim, yüzde yüz Türküm\n\nHocalı’da içi  vahşetle dolan\nKomitalar kurup dehşeti salan\nHep birilerinin kuklası olan\nErmeni değilim, yüzde yüz Türküm\n\nTarih yalan deyip döktüğü kanda\nŞehit ecdadıma zevkle kıyanda\nSahtekar namıyla kalleş cihanda\nErmeni değilim, yüzde yüz Türküm….\nPeygamber müjdesi mübarek ırkım…\n\nK/argülü ALMILA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ermeni Iddialari Tarihe Gömülmeli",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nAdalet istersen eger: 'Dedenin yaptigi, torunundan sorulmaz'.\nIddia-i Ermeni, tarihe gömülmeli; 'zulüm cezasiz kalmaz'! \n\nBerlin, Mayis 2005.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ermeni'den Özür Dileyenler İsrail' den De Dilesinler!",
        "poet": "Ahmet Emer",
        "poem": "\n\nErmeniler' den özür dileyecek olan Sayın Aydınlarımız (!)  neredesiniz? \nPuş babanız kızar sonra 'İsrail' den de özür dilemeyecek misiniz'? Kaç gündür Gazze' de taş üstünde taş, omuz üstünde baş koymadılar. Katliam yapıyorlar, görmüyor musunuz? Nerede vicdani rahatsızlığınız, haydi gösterin? Olaylara karşı o kadar duyarlı idiniz ya hani? Üstelik bu bilinen, görünen, gerçek yaşanan bir olay. Ermeni olayı gibi tarihte yazılı olmayan, hayali, yapay, düzmece de değil! Bakın BOP eş başkanı bile leylek gibi oldu! Siz niye durursunuz? Hemen vicdani rahatsızlığınızı dile getirin. İmza açın, bizler de atalım imzamızı. Buyruğun Amerika' dan gelmesi şart mı? Kendiliğinizden girişin bir işe de. Aydın olmak kolay değil! Aydın olabilmek, aydın kalmak da o kadar zor mu? PKK' nın yaptıklarına ses çıkarmıyorsunuz,  ABD' ninkilere ses çıkarmıyorsunuz, bari İsrail' inkine bir ses verin! 400 Ölü, 1500 yaralı.......Kimse yok mu orada? 'FİLİSTİNLİLER İSRAİLLİLER' i YURTLARINDAN KOVDULAR, ONLARA YAŞAMA OLANAĞI VERMİYORLAR; TOPLU KATLİAM YAPIYORLAR! ........' deyin. İmzaya açın. Aydınlar imzalarlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ermeni Katilleri Ermeniler'den Özür Dileyeceklermiş!",
        "poet": "Ahmet Emer",
        "poem": "\n\nERMENİ KATİLLERİ ERMENİLER’DEN ÖZÜR DİLEYECEKLERMİŞ! \n\nTürkiye' deki üç beş Ermeni tüm Türkler adına Ermeniler' den özür diliyormuş! Utanmazlar önce geçmişimize ve şimdi de bu günümüze bir baksınlar. Anadolu Halkı esas geçmişte ve şimdi özür dilenmesi gerekenler. Osmanlı zamanında 2, sınıf tebaa sayıldılar, şimdi din adına Allah' la kandırılarak koyun sürüleri yerine konuluyorlar. \nNerelere hangi yatırımların, yardımların yapıldığına bir bakın? ! . Esas Anadolu' ya çakılan bir çivi var mı? Halkını sömüren, ezen, uyutan, köleleştirenler; Şeyler, şıhlar, ağalar, beyler, ne kadar sahte yüzlü varsa hepsinin, erki eline geçirdiği zaman kabuğundan çıkmış, kabuğunu beğenmeyen tosbağa gibi davrandığını görmüyor musunuz? Yoksulluk, sahipsizlik, çaresizlik vurmuş beline gariplerin, doğrulabildikleri yok. Onların bellerini bir doğrultan çıkacak elbet. Gözlerini açacaklar. Bakalım o zaman kimler kimlerden özür dileyecekler? \n Bırakın Ermeni'yi falan., Anadolu halkının tutsaklıktan kurtulması gerekecek önce. Türkler' in kendi özgürlükleri var mıdır ki? ABD, AB ülkelerinin izni olmadan yapabildiğimiz bir şey var mı? Göbekten bağlanmışız, çözebilene aşkolsun! Neyimiz varsa  onların emrinde. Toprağımız, suyumuz, yer altı yer üstü tüm varlık kaynaklarımız; tüm halkımızın geleceğine onlar karar veriyorlar.\n Soluduğumuz hava kaldı elimizde yalnızca. Yakında oda bir şekilde elden gider! \nNeyimiz varsa hele bir de Araplar' a kiralayalım / satalım, bakın o zaman neler gelecek başımıza? Araplar kendilerine sahip mi ki bizim mallarımıza sahip olacaklar? ! İşte Irak örneği. Halkı perişan, sefil. Yurtları darmadağınık. Soyguncular alacağını alıp çekiliyorlar bakın. Sözüm ona ÖZGÜRLÜK GETİRDİLER! Kapkara, mendile sarılı! \nÖzgür ve bağımsız bir Arap ülkesi söyleyin. \nİktidara gelen orada kalabilmek için her şeyi yapıyor! Bakalım günü kurtarmak için, satılacak sıra nerelere, nelere, kimlere gelecek? Ar, namus, şeref, onur ne olacak bakalım?                         \n            Beyler, bayanlar, kendinize gelin!  Özür dilemeyi biliyorsanız Öz Yurdunuz halkından özür dileyin önce. Koyun sürüsü yerine konanlardan! \nKoyanlardan da hesap sorun, sorabiliyorsanız? ! . Bırakın boş işleri. 'KENDİ BAŞINI DÜZEMEYEN GELİN BAŞINI DÜZMEYE KALKMASIN.' HANGİ YURT SORUNUNU ÇÖZDÜNÜZ DE ERMENİSTAN' INKİ KALDI? KÖRLER, GÖZÜNÜ  AÇSIN, HİPERMETROPLUKLARINI GİDERSİNLER. SADAKA ALAN, DİLENCİ OLDUK YALAN MI? BİR TEK AYAKKABIYA, BİR TENCERE KAPAĞINA, BİR TORBA KÖMÜRE, 25 YTL' LİK ALIŞ VERİŞ ÇEKİNE SATILDIK, KÖRLER, GÖRMÜYOR MUSUNUZ? Allah'ı, dini, ibadeti yeniden öğreniyoruz bilmeyenlerden. Yoksula islamiyet dini kaldı mı? Müslümanlık zengin dini olmadı mı? Şöyle bir bakın çevrenize. Araplar' dan bile geriyiz! Avrupalı Türk' ü görünce Arap sanıyor. Türklüğü unuttuk, unutturulduk, unutturdular. Sizin gibiler çene suyu çorba, boş işlerle uğraşa dursunlar! \n Atatürk' ü unuttuk. Yurdu, Ulusu unuttuk. Unutturdunuz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ermeni Mezalimi",
        "poet": "Zehra Okur",
        "poem": "\n\nERMENİ MEZALİMİ Arşiv belgelerine göre Kafkaslarda ve Anadolu da ve Bayburt’ta, ermeni nin Türklere yaptığı mezalimi anlatan kendiside bizzat ermeni olduğunu söyleyen bir bayanın gördüklerini dile getiriyorum. ADIM: Tatyana karameli söylediklerim tamamen doğrudur.(8 ağustos 1917)  de Bayburt’ta geldim yetim Türk çocuklarına bakmak bir ara köy köy dolaşmaya başladım. Ermeniler Türk evlerini abluka ederek para eşya erzak, ne varsa, alıyordu. Ve zavallı kadınları ihtiyar ve gençleri dövüyorlardı. Güzel kız ve kadınların namuslarına taarruz ettiler. Yollar Ermenicilerle tutulmuştu. Bahtsız Türkler kadınlara, çocuklara, varıncaya kadar. Kesiyorlardı Türk köyleri her gece baskına uğruyor. Soyuluyor ve gençleri imha oluyordu.(15şubat)  gecesi korkunç çığlıklar eşittim benim yetim haneden çocuk feryatları geliyordu. Hemen giyinip oraya koştum. Çocuklar hançerlenerek, öldürülmüştü. Bir kısmı yaralı olarak sokağa fırlatılmıştı. etrafdan devamlı silah sesleri geliyordu. Sabah olduğunda her taraf ta Türk kadınları çocukları ve erkek naaşları gördüm. Ermeniler Bayburt’tan çekilirken (150)  ye kadar Türk çocuklarını götürüp vahşice öldürdüler. Onlar için san ki o savaş kazanılmıştı. Resmen âlem ediyorlardı. Ben şahsen kendi milletimden utanıyorum. Ne diyeceğimi bilmiyorum ben Türklerden onlar adına özür diliyorum. Bunları anlatan, Tatyana karameli,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ermeni",
        "poet": "Aynur Baydar",
        "poem": "\n\nTürk dostu ermeni Edward Taşçı yoğun bakımda \n'Benim ailem 70 milyonluk Türk milleti' diyen ermeni asıllı Türk dostu Edward Taşçı Jewish Medical Center'de tedavi ediliyor. \nNEW YORK - Ermeni soykırım iddialarına karşı hayatı boyunca Türklerin yanında yer alan Ermeni asıllı Türk dostu Edward Taşçı, New York'ta kaldırıldığı hastanede komaya girince yoğun bakıma alındı. Yakınlarından edinilen bilgilere göre, iki böbreği de çalışmayan 72 yaşındaki Taşçı, geçen cuma günü aniden fenalaşınca, Long Island Jewish Medical Center'a kaldırıldı. Önceki gece oksijen maskesinin düşmesi sonucu bir süre nefes alamayan Taşçı'nın beyninde hasar meydana geldiği ve bunun sonucunda komaya girdiği kaydedildi. Halen yoğun bakımda bulunan ve hayati tehlikeyi atlatamayan Taşçı'nın durumunun kritik olduğu ifade edildi. New York ve çevresinden Türk dostları hastaneye akın ederken, yıllarca katkıda bulunduğu Türk-Amerikan Dernekleri Federasyonu'na da (TADF)  sayısız geçmiş olsun mesajı geldiği kaydedildi. Son 20 yıldır TADF halkla ilişkiler direktörlüğünü yürüten Taşçı, Osmanlı Ermenisi bir anne-babanın oğlu olarak Amerika'da dünyaya geldi. Bütün yaşamı Amerika'da geçmesine rağmen kendi gayretleriyle Türkçe öğrenen Taşçı, 'vatanım' dediği Türkiye ve Türk kültürü sevgisiyle tanınıyor. Başta Ermeni lobileri olmak üzere, ABD'de Türkiye'yi karalamaya çalışan tüm gruplara karşı hep Türk tezlerini savunan Taşçı, özel hayatının her kesimine de Türkiye ve Türklük sevgisinin izlerini taşımakla biliniyor. Otomobilinin plakasını bile 'Vatan' olarak seçen Taşçı, sürekli olarak ay-yıldız şeklinde kolye takıyor. Her yıl hiç aksatmaksızın New York'ta yapılan Türk yürüyüşüne katılarak büyük bir Türk Bayrağı taşıyan Taşçı, mektuplarını, üzerinde 'Bana Türk dostu derler' yazısı bulunan bir mühürle imzalıyor. New York'un Queens semtinde bulunan evini Topkapı Sarayı'nın minyatürü şeklinde inşa eden Taşçı, bu evi yine Osmanlı esintileri taşıyan sayısız eşyayla süsledi. Taşçı, paha biçilmez Türk sanat eserleri koleksiyonlarının yanı sıra geniş bir Türkçe taş plak koleksiyonuna da sahip bulunuyor. Bugüne kadar Ermeni iddialarına karşı, bu iddialara destek veren Amerikalı politikacı, bilim adamı, şirket, medya organı, öğretmen ve din adamlarına binlerce mektup yazan Taşçı, 1960'lardan bu yana New York'ta ve Washington'da görev yapan tüm Türk diplomatları tarafından saygı gösterilen bir isim. 40 yılı aşkın bir süredir Mary Taşçı ile evli olan Taşçı'nın çocuğu bulunmuyor. Yakınlarına daima, 'Benim ailem 70 milyonluk Türk milletidir' diyen Taşçı'nın, vefatı durumunda Türk bayrağına sarılı olarak Türkiye'de defnedilmeyi vasiyet ettiği belirtiliyor. TADF yetkililerinin, eşinin de rıza gösterdiği bu vasiyeti gerçekleştirmek için gerek Türkiye'nin New York Başkonsolosluğu, gerekse Dışişleri Bakanlığı nezdinde girişimde bulunduğu ifade ediliyor. Taşçı'nın vasiyetleri arasında, sayısız Türk sanat eserinin yer aldığı evinin bir Türk tarafından müze olarak korunması da bulunuyor. Türk dostu Taşçı, son olarak, 'Bana Türk Dostu Derler-Ermeni İddiaları, Gerçek Söylenmeli' adıyla, Ermeni soykırım iddialarına cevap teşkil eden bir kitap yazmıştı. Baskısı tamamlanan kitabın gelecek günlerde piyasaya çıkması bekleniyor. \nEDWART TAŞÇI BİZİ BÖLMEYE ÇALIŞAN HER TÜRLÜ ZİHNİYETE EN GÜZEL CEVAPTIR. TÜM ÖMRÜNÜ VATANI VE MİLLETİ İÇİN HARCAMIŞ EN BÜYÜK MİLLİYETÇİLERDEN BİRİDİR. O HOŞGÖRÜ VE DEV KÜLTÜRÜMÜZÜN EVLADIDIR. AL BAYRAĞIMIZ ONU ŞEFKATLE SARACAK VE TÜRK, KÜRT, LAZ, ÇERKEZ, TATAR ALEVİ SÜNNİ ŞEHİTLERİN KANIYLA SULANMIŞ VATAN TOPRAĞINDA ŞEREFLE YERİNİ ALACAKTIR.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ermeni Soykırımı Yalanı",
        "poet": "Vecdi Murat Soydan",
        "poem": "\n\nBilindiği üzere 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının inkârını suç sayan yasa tasarısı, akıllara ziyan bir kararla Fransız Milli Meclisinin ardından Senatodan da geçti. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozynin desteğiyle gündeme gelen soykırımı inkâr yasa tasarısı, Türkiyenin son dakikaya kadar yaptığı sert uyarılara rağmen onaylandı. 343 üyeli Senatodaki oylamaya sadece 68 senatör katılırken, açık oy sistemi nedeniyle birçok senatör vekaletle uzaktan oy kullandı. \n\n          Teklifin yasalaşması halinde, Fransada Ermeni soykırımının varlığını inkâr etmek suç haline gelecek ve inkâr edenler 1 yıl hapis ve 45 bin Euro tazminat cezasıyla yargılanacak. Fransız kanunlarına göre, meclis ve senatoda 60 senatör ve milletvekili, tasarıya itiraz edip iptali için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Umarız Fransa Anayasa Mahkemesi  bu maksatlı ve hukuka aykırı sözde soykırımı inkar yasasını bozar da  sağduyulu ve tarafsız hiçbir tarihçinin tasvip etmediği bu tarihi yanlıştan dönülmüş olur. \n\nSözde Ermeni soykırımı inkar yasasına destek veren Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy kimdir? Neden böyle bir girişimde bulunarak, tarihi gerçekleri olduğu gibi kabul etmeyerek, tarihi, tarihçilere değil de, siyasetçilere bırakmıştır? Bunun nedenlerini araştırdığımızda ilginç bilgilere ulaşıyoruz. Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin kökeni, ortaçağda İspanyadan Osmanlıya sığınmış olan Sefarad Yahudilerine dayanmaktadır.\n\nGazeteci Yazar Ersoy DEDE bir yazısında Sarkozy’nin kökeniyle ilgili şu ilginç bilgilere yer vermiş: “Bugünkü Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, aslında bir Osmanlı torunudur.Hatırlarsanız, Sarko, seçim kampanyası sırasında ‘Ben Selanikli bir Yahudi’nin torunuyum’ demişti.. kendi vatandaşı tarihçi ve felsefeci Olivier Chartier ise, Sarko’nun kökeni ile ilgili olarak şu tespitte bulunmuştu; ‘Sarkozy’nin anne tarafından olan dedesi Benedict Mallah, Osmanlıların kucak açtığı Sefarad Yahudilerindendi. Dedesinin kuzeni olan Ascher Mallah da 1900’de Galatasaray Lisesi’nden mezun oldu.’ Ascher Mallah’ın 14 Temmuz 1900’de aldığı diplomanın isim hanesinde; ‘Ascher Mallah Efendi’, verildiği kurum hanesinde ise ‘Osmanlı Eğitim Bakanlığı’ yazıyor.. Anne tarafı böyle.. Baba tarafını da Macar tarihçi Sandor Mosony yazdı.. Mosony’ye göre Sarkozy’ler, Osmanlılara karşı savaşan 2. Ferdinand döneminde, Macar Kralı tarafından, asalet unvanı ve şövalye armasıyla ödüllendirilen bir aileydi. (1628)   Mosony, Sarkozylerin Macaristan’daki köyü Allatyan’da bir şato sahibi de olduklarını, Sarkozylere ait şatonun 2. Dünya Savaşı’ndan sonra komünistler tarafından devletleştirilerek yıkıldığını açıklamıştı. Kilit mesele ise, Sarko’nun dedesinin başına gelenlerde gizli.. Özetle şöyle diyebiliriz; ‘2. Ferdinand’ın asalet unvanı ile ödüllendirdiği Sarkozy’nin dedesi, Osmanlı tarafından asıldı..’ İşte aileden yıllar boyu çıkmayan acının kaynağındaki hikaye.” \nGeçtiğimiz günlerde Le Monde gazetesine demeç veren  Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy “Başarısız olursam politik hayatıma son veririm. Evet, bu kesin demiş.\nSeçimleri kaybederse birkaç ay içinde, yine Cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda da beş yıl sonra, siyasete son vereceğini ifade ederek şunları söylemiş:  Her halükarda, hayatımda ilk kez siyasi kariyerimin sona ermesi ihtimaliyle karşı karşıyayım. \nSarkozy, bu açıklamalarla koltuğa yapışmadığını göstermek istemiş ve sık sık Ben diktatör değilim cümlesini tekrar etmiş.\nSarkozy, politikayı bıraktıktan sonra ise iş hayatına atılacakmış. Paraya olan zaafını inkar etmeyen lider, Cannesdaki G20 zirvesinde de, dünya devlerine hitaben, Ben de gelecekte para kazanmak isterim demiş. Ünlü işadamlarından Sarkozyye şimdiden teklifler geliyormuş.Sarkozy, iş hayatında da kendini yormak istemiyormuş. Seyahat edebilirim. Haftaya, salı gününden başlayıp perşembe günü bitirebilirim. diyormuş.\n Tüm cumhurbaşkanları gibi tarihte bırakacağı izin nasıl olacağından kaygı duyan Sarkozy, Gelecekte sevgiyle anılmak için, fazla uzatmamak lazım diye düşünüyormuş.\n\n           Financial Timesda yer alan haberde ise,  Sarkozynin politikalarına onay verenlerin oranının yüzde 32ye kadar düştüğüne işaret edilmiş.\nKastamonu İli’ne bağlı Kapaklı köyünün Tütenli Mahallesinde yaşayan Ermeni asıllı Serkis Durak (74) , AA muhabirine yaptığı açıklamada şu çarpıcı ifadelerde bulunmuş:  Bölgedeki Türklerden farklı hiçbir uygulama görmüyoruz, Allah devletimizden razı olsun. Hem muhtar azalığı yaptım. Hem de köy kooperatifinin yönetim kurulu üyesiyim.Dedem burada yaşamış 80 yaşında ölmüş. Babam burada yaşayıp burada öldü. Bende burada doğdum burada yaşıyorum ve burada öleceğim. Biz her şeyden memnunuz. Huzurumuz burada gayet iyi. Bizi rahatsız eden kimse yok. Ama bu tarz dışarıda yapılan söylemler bizi rahatsız ediyor. Fransanın her seçim öncesi böyle bir şey çıkartmasını doğru bulmuyoruz. Bizim üzerimizden siyaset yapmasınlar. Biz bu topraklarda doğduk. Türk milleti ile aynı şartlarda yaşadık. Bizler burada mutluyuz. Bizi rahat bıraksınlar. Eğer söylendiği gibi bir soykırım ya da çifte standart olsaydı ben muhtarlık seçimlerinde birinci aza ya da köy kooperatifinin yönetim kurulunda olabilir miydim? ”\nDedesinin 4 sene askerlik yaptığını söyleyen Ermeni asıllı Ahmet Kazeroğlu da Dedem Karsta askerlik yapmış ve o dönem ölen Ermeni vatandaşlarının tifo ve benzeri hastalıklardan öldüğünü ve Türkleri haksız yere soykırımla suçladıklarını söylerdi. Bizler burada en ufak bir kötülük kimseden görmedik demiş.\nKapaklı Köyü Muhtarı Salih Yılmaz köyde şu anda 70 kişinin yaşadığını, 50 hane bulunduğunu, köylerinin Tütenli Mahallesindeki 10 hanede de 20 Ermeni asıllı Türk vatandaşlarının yaşadıklarını belirterek: Bu zamana kadar birbirimizi kırmamışızdır, birbirimize mümkün oldukça yardım ederiz. Biz yüzyıllardır burada kardeşçe yaşıyoruz. Bizler Fransanın bu tavrını kabul etmiyoruz kınıyoruz demiş.\n          Bu örnek bile topraklarımızda yıllardır yaşayan ve hiçbir negatif ayrımcılığa maruz kalmadan hayatlarına devam eden ermeni asıllı vatandaşlarımızın memnuniyetlerini belirtmeye yetmektedir.\n    \tNe diyelim, Sarkozy gibilerine  Allah akıl fikir versin.Taraflı,önyargılı ve sağduyudan yoksun bu ilkel düşünceler  karşısında söyleyecek başka söz bulamıyorum.Ümit ederim ki, yanlış hesap Fransa Anayasa Mahkemesi’nden döner de bu haksız duruma Fransız kalınmaz  ve adalet yerini er geç bulur. \n\nSözlerimi, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy hakkında yazmış olduğum “Sarkozy”  isimli şiirimle bitiriyorum.\n\n                SARKOZY! \n\nHaymatlos’dur aslın, yoktur ki yurdun\nNe geçti eline?  boş hayal kurdun\nKitapsızsın  işte, kalleşçe vurdun \n Aklından zorun var, çok körsün Sarkozy! \n Tarihi saptırdın, nankörsün Sarkozy! \n\nYalan sözlerine dost düşman  kanmaz \nKonuşma  boşuna, kimseler  tınmaz \nOsmanlıyız  bizler,canımız  yanmaz\n Aklından zorun var, çok körsün Sarkozy! \n Tarihi saptırdın, nankörsün Sarkozy! \n\nUtanmaz arlanmaz küstahtır soyun\nBizle aklın sıra oynarsın oyun \nSenden de zekidir  dağdaki koyun \n Aklından zorun var, çok körsün Sarkozy! \n Tarihi saptırdın, nankörsün Sarkozy! \n\nGerçekler ortada, söyleme yalan\nYıkma gönülleri, edersen talan, \nOsmanlı tokadı sende  patlar lan! \n Aklından zorun var, çok körsün Sarkozy! \n Tarihi saptırdın, nankörsün Sarkozy! \n\nYahudi asıllı alçak rezilsin\nEllerin kurusun  başın ezilsin\nSus! adam sansınlar, sesin  kesilsin\n Aklından zorun var, çok körsün Sarkozy! \n Tarihi saptırdın, nankörsün Sarkozy! \n\nAdam olunmuyor giymekle ceket \nBeş para etmez sendeki etiket \nMaskeni düşürdük buna bereket\n Aklından zorun var, çok körsün Sarkozy! \n Tarihi saptırdın, nankörsün Sarkozy! \n\nVecdi Murat SOYDAN\n28/01/2012-Isparta\nSÖZLÜK: \n\nHaymatlos: Vatansız.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ermeni Yalanı",
        "poet": "Hasan Hüseyin Yılmaz",
        "poem": "\n\nErmeni haddini çoktan aştı bak\nDur diyen yok diye daha azıyor\nBizim başımıza patladı kabak\nErmeni yalanla tarih yazıyor\n\nNeymiş de soykırım yapmışız güya\nGördükleri ancak rüyadır rüya\nMerhameti bizden öğrendi dünya\nErmeni yalanla tarih yazıyor\n\nAvrupa ABD hep şımartıyor\nKuru iftiralar her gün artıyor\nHem ne düşünüyor ne de tartıyor\nErmeni yalanla tarih yazıyor\n\nHayal aleminde binmişler sala\nİnanmak ahmaklık böyle masala\nKimin örgütüydü katil ASALA\nErmeni yalanla tarih yazıyor\n\nNe namuslarına ne dinlerine\nNe bir cana kıydık ne binlerine\nAnlam vermek çok zor bu kinlerine\nErmeni yalanla tarih yazıyor\n\nYaptıkları hain plan var imiş\nTürlü sahte belge yalan var imiş\nMeğer koynumuzda yılan var imiş\nErmeni yalanla tarih yazıyor\n\nMeydan boş sandılar görün bak aha\nOnun için böyle kalktılar şaha\nDaha ne sinice plan var daha\nErmeni yalanla tarih yazıyor\n\nFotoğraflar sahte belgeler sahte\nDelil sundukları bilgiler sahte\nHaritalar sahte bölgeler sahte\nErmeni yalanla tarih yazıyor\n\nSoykırım yaptınız diyene yanıt\nErmeni var hâlâ al sana kanıt\nTürk’e düşmanlık bu dikilen anıt\nErmeni yalanla tarih yazıyor\n\nYaşamak yaşatmak ilkemiz bizim\nAk ve pak düştü hep tarihe izim\nO taraklarda hiç olmadı bezim\nErmeni yalanla tarih yazıyor\n\nTürkleri katleden asıl sizdiniz\nToplu mezarlara gömüp dizdiniz\nÇoluk çocuk yaşlı basıp ezdiniz\nErmeni yalanla tarih yazıyor\n\nDiplomatlarımı katleden kimdi\nO kadar can veren şehit benimdi\nBu nasıl yüzsüzlük arsızlık şimdi\nErmeni yalanla tarih yazıyor\n\nMillet-i Sadıka demiştik size\nSoysuzluk kansızlık ettiniz bize\nNankörlük âşikâr gerek yok söze\nErmeni yalanla tarih yazıyor\nErmeni yalanla tarih yazıyor\n\nHasan Hüseyin Yılmaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ermeni Yunanlılar-sizi gidi arsızlar Soytarı kılıklılar-dünyadan habersizler",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nSize şüpheyle baktık-tanırız soyunuzu\nKarıştırıyorsunuz-terk edin huyunuzu\nİnadım inat deyip-ortaya laf attınız\nDüşüncemiz kesindir-sizler toptan battınız\nErmeni Yunanlılar-sizi gidi arsızlar\nSoytarı kılıklılar-dünyadan habersizler\nDerhal akılı başa-toplayarak vazgeçin\nBu işi başlattınız-ektiğinizi biçin\nGüya sizle komşuyuz-gök çöksün başınıza\nAllah'ım acımasın-ağlayan yaşınıza\nErmeni Yunanlılar-sizi gidi arsızlar\nSoytarı kılıklılar-dünyadan habersizler\nKavgalar üzerine -kurulmaz politika\nHepten yıkılırsınız-dikkat kalmaz fiyaka\nSoykırımlar yalandır-yapmayın maskaralık\nİyice azıttınız-ruhlarınız karalık\nErmeni Yunanlılar-sizi gidi arsızlar\nSoytarı kılıklılar-dünyadan habersizler\nToplu katliam nerde-var mıdır böyle durum\nSiz saçmalıyorsunuz-benim de vardır sorum\nSömürgeci devletler-sizi kullanıyorlar\nBöyle kötü kafalar-bu işe kanıyorlar\nErmeni Yunanlılar-sizi gidi arsızlar\nSoytarı kılıklılar-dünyadan habersizler\nİngiltere birini-diğerini de Rusya\nİstismarı yaptılar-onlarda yoktur haya\nYunanlı Askerlerin-Batı Anadolu'da\nYaptıkları ortada-zulüm İzmir Bolu'da\nErmeni Yunanlılar-sizi gidi arsızlar\nSoytarı kılıklılar-dünyadan habersizler\nGaddarlık yakıp yıkma-kıyımlar öldürmeler\nDörtlükler anlatamaz-yok edip soldurmalar\nDoğu Anadolu'da-Rus destekli Ermeni\nCinayetler işledi-kahretti bütün beni\nErmeni Yunanlılar-sizi gidi arsızlar\nSoytarı kılıklılar-dünyadan habersizler\nHani Batı Trakya-'On İki Ada' kimin\nBunları konuşalım-seslendik size demin\nTürk Milleti-toprağı-kanını namusunu\nKorumasını bildi-içe döktü yasını\nErmeni Yunanlılar-sizi gidi arsızlar\nSoytarı kılıklılar-dünyadan habersizler\nYunan'ın iddiası-tam bir deli saçması\nVatanıma girmişken-ani oldu kaçması\nDönülmez yoldasınız-çıkamayacaksınız\nAyrılık tohumunu-ekemeyeceksiniz\nErmeni Yunanlılar-sizi gidi arsızlar\nSoytarı kılıklılar-dünyadan habersizler\nKomşu komşuya muhtaç-bu bir atasözüdür\nAteş içimizdedir-yerde kalan közüdür\nSize muhtaç değiliz yurduma mecbursunuz\nHorlayıp yatarsınız-acılara korsunuz\nErmeni Yunanlılar-sizi gidi arsızlar\nSoytarı kılıklılar-dünyadan habersizler\nTarihten bir ders alın-engeli kaldıralım\nElleri birleştirip-aleme bildirelim\nErivan ve Selanik-Başşehrimiz Ankara\nHasan der ses versinler-derin olmadan yara\nErmeni Yunanlılar-sizi gidi arsızlar\nSoytarı kılıklılar-dünyadan habersizler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ermeni’yle dost oldu BEYLER",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nUnutuldu mu yanık dereler\nUnutuldu mu millet alacalar\nHamilelerin karnını deşenle\nErmeni’yle dost oldu BEYLER\n\nBu nasıl zülümdür gardaş\nGardaş bu nasıl felaket\nKarabağ’ım kan ağlarken\nErmeni’yle dost oldu BEYLER\n\nKardeştik Azerbaycan’la\nİhanet ettik ne olursun anla\nErmeni olduk meydanlarda\nErmeni’yle dost oldu BEYLER\n\nSınır açıldı mı kucaklaşacak\nDönmelerimiz bayram edecek\nİki kardeş küsüp ayrı kalacak\nErmeni’yle dost oldu sizler\n\nİhanet içinde dostluk çemberi\nAçılımlar diye türkü ayırdı\nDostu bırakıp düşmana sardı\nErmeni’yle dost oldu BEYLER\n\nYaralar kaşındı yine kanıyor\nŞehit dedemin kemiği sızlıyor\nYanık dere geçmişine ağlıyor\nErmeni’yle dost oldu BEYLER\n\nBu hesap burada kapamayız\nZannetmeyin ki size sormayız\nAziziye’de yeni destan yazarız\n Ermeni’yle dost oldu BEYLER\n\nAçacak bir yerinizde kalmadı\nİhanetten başka esriniz olmadı\nYüzünüz de hiç mi kızarmadı\nErmeni’yle dost oldu BEYLER\n\nSelam sana can KARABAĞ’IM\nBenim canım KARATOPRAĞIM\nNe olursa olsun GERİ ALACAĞIM\nSENİ SEVİYORUM  CANVATAN IM\n\nHALİL KEDERLENME BİR GÜN HESAP SORULUR\nKIZILAY MEYDANINDA DARAĞACI DA KURULUR\nİHANET EDEN DE BATI UŞAKLARI BİR BİR ASILIR\nİŞTE OZAMAN BU VATAN EBEDİ BİL KURTULUR\n\nHalil ÇOLAK 11.10.2009\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ermeniler Bizden Özür Dilemeliler",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nHerkese selamlarımı sunuyorum \nZalim emperyalist güçlerin kanatları altında kendinde bir güç görmeye çalışan işbirlikçi hainler o günde vardı bu gün de var. Bizlere her zaman uyanık olmak, birlik ve beraberlik içinde olmak düşer. Yalnız bunların oyununa gelmemek şartıyla, gücümüzü yanlış bir yöne kanal ize etmesinler. Bütün siyasiler buna destek vermeleri gereklidir. Bu bütün bu ülkede yaşayan herkesin davasıdır. \nO zaman olduğu gibi aynı hainlerin devamı olan İmansız Güruh olan P.K.K ve destekçileri de biraz dış güçlerden destek aldı,aynen Ermeniler gibi içten askerime kurşun sıkıyor.Kazanacaklarını sanıp,Benim askerime,vatandaşıma insanıma kurşun sıkıp,katleden katil yamyamlara,onun arkasındaki güç odaklara söylenecek tek söz vardır.O da kahramanlığıyla Ermenilere Ruslara Doğu Anadolu da talebeleriyle kök söktüren neticede Ruslara esir düşen,Rus Kumandanı NIKOLA Nikoloviçe karşı esir olduğu halde ayağa kalkmayan,Şarkta ihtilal ve isyan hareketleri oluyor.Bu hareketleri düzenleyenlerden biride Kürt milliyetçisi olan ve din namına taraftar toplayan,Şeyh Said'dir.Şeyh Said'in - -Said Nursi’ye yazdığı mektupdur ki:Hala şeyh SAİD ile- Said Nursi gibi bir Vatan, Din kahramanını ve vatanseverini karıştıran Şair ve aydınlarımız var.Said Nursi'nin - Şeyh Said'e yazdıklarını aynen alıyorum.''Türk milleti asırlardan beri İslamiyete hizmet etmiş ve çok veliler yetiştirmiştir.Bunların torunlarına kılınç çekilmez; sizde çekmeyiniz,teşebbüsünüzden vaz geçiniz.millet,irşat ve tenvir edilmelidir” diye cevap gönderiyor.Şeyh Said ise,-Said Nursiyi dinlemeyip, Tam Türk ordusu Kerkük ve Musul’u alacağı zaman İngiliz köpeklerinin oyununa geliyor.İsyan ediyor.O bölgedeki Türk Ordusu İsyan yüzünden geri çekilmek mecburiyetinde kalıyor. İngilizlerin İstanbul’u işgali karşısında “Hutuvat-ı Sitte “eserini el altından dağıtarak onlara karşı halkı uyandırıyor. Anglikan kilisesi baş papazının 6 suale karşı 600 kelimelik cevap istemesine karşı, bir tek kelimeyle dahi değil diyen.'Tükürün zalimin hayasız yüzüne' deyip papazın yüzüne tüküren Said Nursi gibi, bizlerde yek vücut olarak iç ve dış hain düşmanlara karşı tükürelim hainlerin suratlarının tam ortasına..Evet TAM da ORTASINA deyip bu 'ÖZÜR DİLEME' kampanyasına destek olanları Türk'ün- Tükürükleriyle kuşatalım ki bir daha sesleri çıkmasın.Zalim Ermenileri,Rumları,Siyonistleri, Amerikalıları hasılı kelam esas büyük düşman İNGİLİZ’İ ve onun maşalarına ve sömürgecilere karşı ÖZÜR dilemek demek.Benim atalarım bu katliamı yaptı demektir ki: Bu onlara EN BÜYÜK İHANETTİR. Ne yaptık ki özür dileyelim. Dünyada Hiç bir Osmanlı zülüm yapmamıştır. Yapanlar Tarihte hep bellidir. Özür demek Atalarıma saygısızlık ve de ihanet etmek demektir. Sen benim atam, babam, dedem olamazsın, sen yanlış yaptın demektir. Veya ben seni tanımıyorum senin evladın değilim, Rum’um, Ermeni’yim, Rus’um, Yahudi’yim demektir. Türk değilim demek olan gizli bir mana yatar. Bunu da bu ülkede yaşayan hangi ırktan olursa olsun, hangi dinden olursa olsun kimsenin söylemeye hakkı yoktur biliyorum. Arkadaşlarımı canı gönülden destekliyorum. \nAltına imzamı atıyorum. \nHepinizi muhabbetle kucaklıyorum \nSaygılar sunuyorum \n\n20.12.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ermeniler sorunlu-sorun çıkartır sorun",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nERMENİLER SORUNLU-SORUN ÇIKARTIR SORUN\nTÜRK MİLLETİ UYUMA-DOST VE DÜŞMANI SORUN\n\nTürk Milleti sahip çık-vatana ve davana \nGörevler düşmektedir-yurttaki her insana\nUyursan zıplatırlar-yıkarlar bendimizi\nİçimize sokarlar-sıkıntı ve krizi\n\nErmeniler sorunlu-sorun çıkartır sorun\nTürk Milleti uyuma-dost ve düşmanı sorun\n\nSorun üstüne sorun-Ermeniler sorunlu\nKarşılık vermek gerek-bundan sonra zorunlu\nTürkiye’de bulunan-bizden olmayanlara\nKatliam mı yapıldı-sor soruştur bul ara\n\nErmeniler sorunlu-sorun çıkartır sorun\nTürk Milleti uyuma-dost ve düşmanı sorun\n\nMesele dıştakiler-hortumcular Çıyanlar\nDünyayı kandırarak-yalanları yayanlar\nBunları iyi tanı-görür isen vur yere\nYurda zarar vermesin-saldırmasın ha bire\n\nErmeniler sorunlu-sorun çıkartır sorun\nTürk Milleti uyuma-dost ve düşmanı sorun\n\nDün bunların atası-ihanet edenlerdir\nÖzellikle Doğuda-halkı mahvedenlerdir\nOnların beslemesi-yapmakta talanları\nGözlerinden tanıyın-geride kalanları\n\nErmeniler sorunlu-sorun çıkartır sorun\nTürk Milleti uyuma-dost ve düşmanı sorun\n\n70 milyon birlikte-Al Bayrağı çık yola\nBurca dikip şahlandır-asla vermeyin mola\nDüşmanımız çok fazla-çevrildik dört taraftan\nBomba mayın patlıyor-orman dağ ve etraftan\n\nErmeniler sorunlu-sorun çıkartır sorun\nTürk Milleti uyuma-dost ve düşmanı sorun\n\nİçteki ve dıştaki-hain düşman birlikte\nÜlkeme ihanet var-geçmektedirler öte\nDost görürsen sarılın-silahı patlatanı\nÖğretmen Hasan söyler-yok edin çatlatanı\n\nErmeniler sorunlu-sorun çıkartır sorun\nTürk Milleti uyuma-dost ve düşmanı sorun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ermeni İhaneti",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nErmeni İhaneti\n\nMİLLET-İ SÂDIKA’ NIN VATANA İHANETİ… \nVE\nHOCALI KATLİAMI! ..\n\nALÇAKLIK... AYAKLANMA… BÖLÜCÜLÜK... CANİLİK...\nCASUSLUK… CİNAYET… ÇANAĞA PİSLEME... DEHŞET… DÖNEKLİK... DÜŞMANLA İŞBİRLİĞİ… HAİNLİK... HIYANET... IRZA GEÇME... İSTİSMAR… İSYAN… İŞKENCE… KAHPELİK... KATLİAM… KIŞKIRTMA… KIYIM… ÖLDÜRME... PUSU… SABOTAJ… SALDIRGANLIK… SOYKIRIM... ŞEREFSİZLİK... TAHRİBAT… TAHRİK… VAHŞET... VEFASIZLIK… ZULÜM… \n\nMİLLET-İ SÂDIKA’ NIN- VATANA İHANETİ\nHOCALI’ YI YOK ETTİ- BÖLMEK İSTER DEVLETİ\n\n1015 ve.. 20 - yılları arasında\nOnlarla ilk tanışma-olmuştur sırasında\nSelçuklu Devleti’ nin-bulunduğu bir devre\nİlişkiler başlamış-öğrenilsin bir kere\nSelçuklu Hükümdarı-Alparslan’ın babası\nÇağrı Bey Türkeli’ ni-keşfi idi çabası\nO zaman tanıştılar-bilin birbirleriyle\nTarih böyle yazıyor-okuyun yayın ile\nŞu Bizans Devletinde- yaşardı Ermeniler\nMalazgirt Zaferi’ yle-münasebet oldu der\nTürkleşme İslamlaşma- başlar o günden sonra\nOsmanlıya kadar da-çok yakındır o ara\nTarih derinliğinde-Ermeni düşmanlığı\nTürkler ile yok idi-bilmeli onu sağı\nGregoryen Ermeni-Romalılar Devrinde\nBüyük acılar çekti-yüzleri oldu kinde\nSelçuklu Osmanlılar-dönemlerinde fazla\nHürriyeti yaşadı-konuşuluyor hâlâ\nKendi kiliseleri- yönetime kavuştu\nİbadeti yaptılar-böyle düşülür notu\nErmeni’ nin yerine-yüzyıllar Hayk sözcüğü\nÖnce kullanılmıştır-budur işin özcüğü\nRum Sırp Bulgar Ermeni- kışkırtılmıştır bilin\nOnlar sadece maşa-ön taraflara gelin\nOsmanlı toprağında- 600 sene onlar\nÖzgürce yaşadılar-bütünüyle insanlar\nHepsi Hıristiyan’ dı- dilleri dinlerine\nMüdahale olmadı-saat gün ay ve sene\nGelenek göreneği- yaşadılar topluca\nTicareti yaparak-tüttürmüşlerdir baca\nOnlar Osmanlı ile-uyum içerisinde\nYaşadıkları için-uzatmışlardır vade\nBunun için onlara-hep “ Millet-i Sadıka” \nİsmi verilmiş idi-düzeltmişlerdir yaka\nKendimizden sayarak-asla farklı görmedik\nBir ve beraber olduk-kesinlikle yermedik\nYönetim kadrosunda- tercümanlık danışman\nBakanlık verilmiştir-hepsi bulmuştur derman\nİçlerinden müzisyen-edebiyat bürokrat\nTıp adamları çıktı-hepsi yaşadı rahat\nKuyumculuk doktorluk-yapı ustalığında\nUzman kişi oldular-duyulmuştur bu seda\nOsmanlı Devletimiz-vermiştir unvanını\nHep Teb’a-i Sadıka-korumuştur canını\nToplumun dokusuna-türlü türlü renk katmış\nGezmiş koşmuş oynamış-yatakta rahat yatmış\nBu 3 Mart’ a kadardır-. 878\nAyestefanos ile-patlak verdi bu kriz\nYapılacak Antlaşma-oluşturdu bir bela\nO günleri nefretle-hatırlıyoruz hâlâ\nOsmanlı Devleti’ne-bağlı bir Bulgaristan\nPrenslik kurulacak-üzüldü aziz vatan\nSınırları Tuna’ dan-Ege ve Trakya’ya\nArnavutluk’a kadar-uzanacaktı güya\nBosna-Hersek’e bile- iç işte bağımsızlık\nBilinsin verilecek-zordadır kalabalık\nSırbistan’ la Karadağ-Romanya tam bağımsız\nSınır genişletilecek-yüreğimiz eder cız\nKars Ardahan ve Batum-Doğu Beyazıt Rusya\nDevletinin olacak-başlara iner kaya\nTeselya Yunanistan-Girit Ermenistan’da\nIslahat yapılacak-huzur kalmadı canda\nOsmanlı Devleti’ miz Rus’ a 30 bin ruble\nSavaş tazminatını-ödeyecekti bile\nAvrupalı Devletleri-antlaşmaya itiraz\nToplu halde ettiler-biraz da düşün biraz\nBerlin’de toplandılar-bir konferanstan\nsonra Yeni antlaşma oldu- derinleşti bu yara\nBu Berlin Antlaşması-Osmanlı Devleti’ yle\nMacaristan Fransa-çile üstüne çile\nİngiltere Almanya- Avusturya ve Rusya\nArasında olmuştur-bilsin okuyan yaya\nSırbistan ve Karabağ-Romanya bağımsızlık\nŞartlı kabul edildi-işin üstesinden çık\nGirit’ se Osmanlıya- bırakıldı bilinsin\nBugün de bir kez düşün-yurtta duyulsun sesin\nRusya Doğubeyazıt-Eleşkirt’i bizlere\nBıraktı öğrenilsin-güşünmeli ha bire\nDoğu Rumeli ile-Makedonya illeri\nGerçek üçe bölündü-yüzlerde gördük teri\nOsmanlı Devleti’nin-Rusya’ya tazminatı\nTaksite bağlanmıştır-böyle çekmişler hatı\nBosna-Hersek vilayet iki ayrı devletin\nHâkimiyetine girdi-kaynadık için için\nBirisi Macaristan- öbürü Avusturya\nOnlara bırakıldı-imzayı atan baya\nO kapı aralandı-işte dönüm noktası\nGörülmeye başladı-sıkıntısı hatası\nRus Prensi Nikola-dayandı İstanbul’ a\nGözümüzün önünden-gitmez bu kötü bela\nŞu Ermeni Patriği-Narses denen şerefsiz\nİsteklerde bulundu-hep bilmelisiniz siz\nYaşadıkları yerde-ıslahat yapılması\nDedi korunsun halkım-kalplere soktu pası\nBerlin Anlaşmasına-birer madde eklendi\nSinsi oyun o anda-vatanımda beklendi\nBunun anlamı şuydu-Rusya ve Batılılar\nDüğmeye basmışlardı-yular kopartan davar\nOsmanlı Devleti’ miz-yurtta iç işlerine\nBiliniz karşı idi-güdülecek o kine\nŞu Kıbrıs Antlaşması- öğrenin 4 Haziran\n. 878-sıkıntıda bütün can\nRuslar bir manevrayla-Kuzey Kafkasya ile\nDoğu Anadolu’ dan-çıktılar birçok ile\nHedefleri belliydi-Akdeniz’ den ileri\nHint Okyanusu’ na-ulaşacaktı seri\nİngiltere Fransa-boş durmuyordu onlar\nStrateji ve plân-ağlatmaktı zarı zar\nBu iş yeni değildi-1800’ lü yılı\nHep misyonerlerle-uzanmış idi dalı\nOrtodoksluğun kolu-Gregoryan Katolik\nProtestan Ermeni-düştü birbirine ilk\nBatılı Devletlerin-oynadıkları oyun\nYüzyıllarca oynanır-istenmektedir boyun\nBunların sonucunda-önce Patrikhaneye\nSaldırı yapılmıştır-bilsin bunu her üye\nPatrik ise canını-biliniz zor kurtardı\nBeş kişi idam oldu-böyle bir devir vardı\nErmeniler ilk önce-. 888\nAyaklanma başlattı-gençler öğrenmeliyiz\nBunun ile birlikte-köy şehir ve illerde\nNice olay yaşandı-acıları dillerde\nFransa İngiltere-hele komşumuz Rusya\nOyunları oynadı-hayâ olmalı hayâ\nAvrupa’ da Ermeni-lobileri oluştu\nYayınları yaptılar-kin ve nefret doluştu\nİsviçre’ de Ermeni-Hınçak denen komite\nFaaliyete geçti-sundu acı reçete\nOradan taşındılar-İngiltere’ ye gitti\n1880’ de-seçimle bu iş bitti\nSiyasi kimliğini- birer birer aldılar\nHayâli Ermenistan-kurup dehşet saldılar\nBu hayâlî devletin-sınırları içinde\nErzurum Diyarbakır-Van Sivas Bitlis nerde\nMerkeze bağlı olan-Bingöl Tokat Amasya\nErzincan ve Hakkâri-Giresun ve Malatya\nOrdu’ muzda biliniz-buralara dâhildi\nBu şehirler onların-sanki bizim değildi\nHızla örgütlendiler-İstanbul Halep İzmir\nŞubeleri açtılar-hep hallettiler bir bir\nRuslarda boş durmadı-Taşnak Komiteleri\nOluşturuyorlardı-yayıyordu haberi\nFransa Güneydoğu-bil Anadolu’ muzda\n“ Ermeni Lejyonları” -hazırladı infazda\nİstanbul’ dan telgraf-geldi Muş ilimize\n500 liralık gelir-kazandır dendi bize\nMuş Valisi bölgeye-hemen yeni vergiler\nKoyma yoluna gitti-hazırlandı sergiler\nSasun’ daki Ermeni-bu karara itiraz\nEtti telgraf çekti-değiliz dediler kaz\nİstanbul Hükümeti- yazdı yazı valiye\nAlma vazgeçin dedi-seslendi orda beye\nVali itiraz etti- girişti icraata\nYaptığı hareketler-acı kattı surata\nBu durum Hınçakların-hele de Taşnakların\nEkmeğine yağ sürdü-hem bugün hem de yarın\nErmeni köylerini-basarak katliamlar\nÖldürme ve kıyımlar-yaptılar bu yamyamlar\nÖldürmeyi Türklerin-yaptığını söyleyip\nİsyanı başlattılar-kedi gibi meleyip\nAskeri birliklerle-çeteler bastırıldı\nVali ordan alındı-ateş hemen sarıldı\nHınçaklar ve Taşnaklar-olayı Avrupa’ ya\nTaşıdılar birlikte-ya eşek ya sıpaya\nTürkler Ermenileri-yok ediyor bizleri\nBirlikte bağırdılar-hepsi inletti yeri\nOsmanlı Hükümeti-Fransız ve İngiliz\nTemsilcinin olduğu-heyet göndermiştir tez\nFransa Dışişleri - şu Bakanı Gabriel\nProblem yoktur dedi-yazıyı yazmıştır el\nBerlin Antlaşması’ nı-sabote etmek için\nProvokasyon vardır-rapor yazdı bak niçin\nFransa’ nın aksine- İngiliz Lord Salisbury\nİstismarı başlattı-o dedirtti bize vay\nBölgede yerel meclis-Ermeni temsilciler\nKurulsun istiyordu-onlar ile beraber\nHemen Bâb-ı Âli’yi-birden sıkıştırmaya\nBaşladılar birlikte-kin nefreti sarmaya\nII. Abdülhamit-bunu kabul etmedi\nHemen geri çevirdi-sözlerine gitmedi\nŞu Ermeni Patriği-şerefsiz İzmirliyan\nAyaklanma çıkarttı-açıktır ayan beyan\nGünlerden 30 Eylül– 1895\nErmeni ayaklandı-içki kokan birçok leş\nBir subay öldürüldü-asker ile zaptiye\nMüdahale ederek-karşı durdu her üye\nİstanbul ‘ um on günde-bu olayla sarsıldı\nAcı ve ıstıraplar-o günden bize kaldı\nTrabzon’ da Ermeni-İstanbul’ dakileri\nDesteklemek istedi-sarstılar bütün yeri\nOlaylar büyümeden-o anda bastırıldı\nKin nefret tohumları-yükseğe astırıldı\nİkinci bir olaysa-“ Banka Vakası” dır bil\nBunları söylemekte-hem aklımız hem de dil\nErmeni tedhişçiler-. 896\n26 Ağustos-işlemişlerdir haltı\nOsmanlı Bankası’ nı-işgale kalkıştılar\nFitne tohumu yayıp-hep sınırı aştılar\nPatrik İzmirliyan’ ın-görevden alınması\nOnları deli etti-kalbe soktular yası\nİstekleri yerine-getirilmediği an\nBanka bombalanacaktır-söylüyordu dert açan\nBu ara başka grup-ellerinde bombalar\nBâb-ı Âli’ ye hücum-etmişti çakal davar\nSadrazam Halil Rıfat- gerçekten Paşamızı\nÖldürmeye kalktılar-anne baba ve kızı\nBütün taşkınlıklara-kızan İstanbul ehli\nHarekete geçtiler-iyice bilinmeli\nBir savaş alanıydı-yaralı ve ölüler\nMeydanları doldurdu-narayla inledi yer\nİnzibat kuvvetleri- olayı bastırmakta\nÇok da güçlük çektiler-kin dolmuştur surata\nİsteğine ulaştı-topluca tedhişçisi\nTohumları ektiler-kalplere soktu isi\nOlayları kışkırtan-Taşnak komitacılar\nFransız vapuruyla-yollandı Çıtacılar\nBundan kısa bir süre-Avrupa devletleri\nKahpe karar aldılar-sarstılar cemiyeti\nTroşak-Taşnakların-yedi maddelik yazı\nDestekliyoruz dedi-bundan duydular hazzı\nBildiride Ermeni- Doğu Anadolu’ da\nMuhtariyet istiyor-açın diyor yolu da\nİstekler bir kez daha- Abdülhamit Han’ ımız\nTamamıyla reddetti-korundu unvanımız\n21 Temmuz günü– 1905 yılı\nErmeni hazırlandı-tutuşacaktı çalı\nHep çalışmalarına-daima engel olan\nÖldürülmeli idi- canım Abdülhamit Han\nOnlar taktı bu ismi-“ Kızıl Sultan” dediler\nMuhakkak ölmeliydi-başta bulunan o er\nTaşnak komitesinden-Mika. liyan Robina\nRus Ermeni dölleri-kıyacaklardı cana\nÖzel bir arabanın-içine 20 kilo\nSaatli bomba koydu-duyuyor musun alo\nYıldız’ da Hamidiye- Camiinin önünde\nPusu kurdular hepsi-kısalacaktı vade\nBomba ayarlanmıştı- O Abdülhamid Han’ ın\nCuma’ dan çıkışına-doğru buna inanın\nVakit dolduğu anda-bomba birden patladı\nSanki savaş alanı-endişesi katladı\n26 kişidir-ölen o canlarımız\n58 yaralı-yerde insanlarımız\nPatlama esnasında- Cemaleddin Efendi\nOnunla sohbet eden-o can kurtuldu kendi\nErmeni planları-tamamen oldu altüst\nKorkunç tablo ortada-kalpler hep attı küt küt\nYapılan soruşturma- gösterdi bize şunu\nKiliseler cephane-doluydu bilin bunu\nEn acı ihanetse- İttihat ve Terakki\nPartisi üyeleri-demeyin bunlar kim ki\n31 Mart olayı- bil Abdülhamit Han’ı\nİktidardan ettiler-derde soktular canı\nBunu fırsat kollayan-Adana Ermeni’ si\nHemen ayaklandılar-bilinmelidir hepsi\nBağımsız Kilikya’ yı- orda Ermenistan’ ı\nKurmak için davrandı-bunları iyi tanı\nPiskopos Museg’ inin-Avrupa silahıyla\nBu piçler ayaklandı-başa oldular bela\nMüslüman ahaliyi-caniler katletmeye\nBaşladı Ermeniler-dipçiklerle itmeye\nCanım Adanalılar-harekete geçtiler\nKanlı çatışma oldu-oku öğren önem ver\nPiskopos Museg’ i de-kaçtı İskenderiye’ ye\nBaşladı bir yaygara-bakınız Türkiye’ ye\nTürkler Ermenileri-katlediyor durmadan\nBu işi iyi öğren-vazgeç fakat amadan\nİttihat ve Terakki- tahkikat sonucu\nDivan-ı Harp’ i kurdu-bize dokundu ucu\n50 Türk 3 Ermeni-idama mahkûm etti\nAvrupa’ nın gönlünü-zannetmeyin fethetti\nNe Rusya İngiltere- ve ne de bilin Fransa\nYeterli değil dedi-ne demeliyiz Hansa\nBerlin Antlaşması’ nın– 61. madde\nİşletilsin dediler-üç devlet sokar derde\nYabancı müfettişler-Doğu bölgesinde hep\nIslah çalışmaları-delik bırakmıştır cep\nİlk Dünya Savaşı’ nın-birden başlamasıyla\nTehlike önlenmiştir-ama kalkmadı belâ\n31 Ekim günü -1914’ te\nRus orduları da-birden geçtiler öte\nDoğu Anadolu’ yu işgale başladılar\nMasum sivil insanı-silahla haşladılar\nBu işgal sırasında- en büyük yardım destek\nErmeni’ den gördüler-yandı tutuştu etek\nKars Van Muş ve Erzurum- kadın-erkekle yaşlı\nKatliama tutuldu-ya silahlı ya taşlı\nDoğudan Batıya göç-toprak mal ve mülkünü\nBırakıp yola düştü-sakın unutma dünü\nKimi yolda ölüyor-aile dağılıyor\nAçlık yoksulluk ölüm-insanı ateşe kor\nAnalar yavrusunu- kaybeder birbirini\nSıkıntı ve üzüntü-o an aldı yerini\nGöç edemeyenlere-yapılıyor işkence\nDevamlı sürüyordu-hem gündüzü hem gece\n1.Dünya Harbi-bilin başladığında\nErmeni askerleri-o Çarlık Rusya’ sında\n250 bindir-1915’te\nAylardan Şubat ayı-ayaklandı o çete\nZeytun Kasabasını-toptan ele geçirip\nTürkleri katlettiler-sıkıntıları verip\n20 Nisan.. 15’te-Van’ ı işgal ederek\nŞehri halkı yaktılar-biliniz mahvederek\nHep Doğu Cephesi’nde- Rus’ la savaşan Türk’ ün\nYiyecek ve mühimmat-ulaşmamıştır bütün\nKonvoylar arabalar-saldırıya uğradı\nKayıplar ciddi oldu-unutulmaz bu yâdı\nStratejik köprüler- demiryolları hele\nSabote edilmiştir-cephane bile bile\nSadece Sivas şehri- Rus Ordusuna giren\nErmeniler 15 bin-Türk’ üme yaptı fren\nÇevrede eylem yapan- militanın sayısı\nBir o kadar olduğu – anlaşıldı ayısı\nBeş cephede savaşan- Osmanlı Devleti’nin\nBu ağır ihanete-sessiz kalmaz öğrenin\nVan’daki büyük isyan- bütün hızıyla devam\nEdiyordu durmadan-nhepten edildi işgal\nKöylerimiz basılır-kırılmıştır birçok dal\nOlaylar önlenemez-Türk Ordusu savaşta\nErmeni’ nin dölleri-hata üstüne hata\nBaşkumandan Vekili- Enver Paşa yazıyı\nTalat Paşa’ ya verdi-önle dedi azıyı\nO şöyle söylüyordu-Van Gölü etrafında\nErmeni isyanları-sürer acı var canda\nToplu ve hazır hâlde-hareket edenleri\nBuralardan çıkarın-hemen gönderin geri\nİsyan yuvalarını-dağıtın verin karar\nKahpelerin yaptığı-bizi ateşe sarar\nBir mahzuru yok ise-isyanı çıkartanı\nSınırımız dışına-göndermeli yabanı\nYazıyla Enver Paşa-isyanı önlemeyi\nGerçekten istiyordu-işin aslını iyi\nBu tatbikat yalnızca- isyan ve karışıklık\nÇıkarılan bölgede-yapılacaktı artık\nSeslenişini duydu-yurttaşının devlete\nAyaklanma başlatan-dedi ders verin ite\nİstanbul Hükümeti- teröre boğan bizi\nGelişmelere karşı-önlem aldı bir dizi\nBil 24 Nisan’ da meşhur tehcir kararı\nSöyleyin Ermeniler-kime oldu yararı\n16 ve 55 -yaş arasındakiler\nTehcir kararı çıktı-onlar ile beraber\nBağdat demiryoluyla– 25 kilometre\nBize zulüm yapanlar-gönderilecekti yere\nGüvenli bölgelere-göç sınırlı tutuldu\nDoktorlar cephe geri-tayınlar azaltıldı\nKızılhaç Örgütü’ yle- Patrik Zaven Efendi\nGözlemciler istendi-altta biliyor kendi\nAçıklanan yerlere- tamamlanması göçün\nYaklaşık iki yıldır-sabah akşam öbür gün\nNitekim uygulama- bu şekilde olmuştur\nİsyanı yapanlara-düzenlenmiştir bir tur\nDâhiliye Nazırı -Talat Paşa durumun\nÖnemi karşısında-bütün görevler onun\nBir kanunu çıkmadan-Meclisin kararını\nOlmadan davranmıştır-unutmayın hiç bunu\nBütün sorumluluğu -üzerine alarak\nTehciri başlatmıştır-oku öğren verin hak\nTalat Paşa önce Van-Bitlis ve Erzurum’ da\nBulunan Ermeni’ ye-vade biçti o anda\nİlgili valilerden-3. ve 4.’ cü\nOrdu komutanları-göstersin dedi gücü\nRusya ve İngiltere- Fransa’nın baskısı\nOna sıkıntı verdi-acıya soktu hası\nTehcir sorumluluğu-biliniz tek başına\nTaşıyamayacağı-kararı verdi buna\nBir tezkire çıkartıp-27 Mayıs’ ta\n1915’ te-düzelsin dedi hata\nKarşı gelenler için-bir kanun çıkartıldı\nYürürlüğe konarak- ilk adımı atıldı\nBöylece komutanlar- asayiş yok edeni\nSilâhlı saldırganı-yapmak idi freni\nDireniş sırasında -imha casusluk silah\nKimler olursa olsun-çekecekti hepsi ah\nTehcir işi orduya-verilmiş oldu anla\nBu durumu görerek-ses verip hemen çınla\n10 Haziran..15’ te- yayınlandı talimat\nTehcire tutulanlar-mal kalacaktı rahat\nTerkedilmiş malların- komisyonu kuruldu\nMallar tespit edildi-iş üstünde duruldu\nAyrıntılı defterler-tutuldu bu esnada\nTedbirler sıralandı-dendi gerisi yanda\nDefter üç tane idi-mahallî kiliseye\nYönetime verildi-komisyondaki üye\nMalın korunmasında-komisyon idareler\nSorumlu olacaktı-bu işlerden beraber\nÇıkan Tehcir Doğrudan-zulüm yapılan yerde\nUygulandı biliniz-öğrenin canlar nerde\nKafkas İran Cephesi-Erzurum Bitlis ve Van\nSina Cephesi Mersin-yollandı İskenderun\nTehcir kararı ile-kafileler hâlinde\nYolculuk başlamıştır-beraberlik içinde\nCanlar karardan önce -Zeytun Haçin ve Maraş\nProblemli yerlerden-Konya’ya yollandı baş\nKonya’daki Ermeni-nüfusunun artması\nŞüphe uyandırmıştır-yapılmış karartması\n26 Nisan’ da-1915’ te\nSevkıyat durduruldu-hayır vardır bu işte\nYeni gönderilenler- Urfa Zor ve Halep’in\nGüneydoğusunadır-demişlerdir burda in\nSevk edilen Ermeni-gittikleri mekânda\nNüfusları sayılmış-bilinmeli o anda\nMüslüman ahalinin-% de 10’ unu geçme\nBöylece engellenmiş-denmiş olmasın seçme\nAdana Aydın Bolu- Bursa Bitlis Samsun’ a\nGönderildi Ankara-Kütahya Trabzon’ a\nCanik ve Çanakkale- Edirne Eskişehir\nErzurum Kastamonu- İzmit’ le Karahisar\nDiyarbakır Kayseri-Konya Elazığ Maraş\nNiğde Sivas Van şehri-yollandı yavaş yavaş\nHalep Rakka Zor Kerek- Havran Musul Cizre’ye\nBuraya oturtuldu-sıkıntısı var beye\nErmeni kafilesi-yakın meşakkatsiz yer\nAyrıca seçilmiştir-okumalı bunu er\nTehcir kararı bütün-değil Ermenilere\nUslu duranlar ise-gitmemiştir bir yere\nHasta âmâ Katolik-Protestan mezhebi\nOlanlar bırakılmış-öyle değil mi abi\nAileler memurlar- amele usta tüccar\nBu yurtta görev yapan- subay sıhhiye asker\nOsmanlı Bankası’ nda- Reji İdare ebe\nDüyun-ı Umumîye- konsolosluklar şube\nErmeni memurlarla- sadakat ve iyi hâl\nOlanlar gitmemiştir-söylenmiştir daim kal\nYetim çocuk dul kadın-ticaret ve benzeri\nYerlerinde kalmıştır-mebus aileleri\nDevlet düzen emniyet- için sevkıyatını\nYürümesi içinse-hazırlamış imkânı\nBu gaye ile tren-hep tercih edilmiştir\nAraba ve hayvanlarla-oraya gidilmiştir\nCephelere devamlı-asker zahire sevki\nYığılmalar olmuştur-dememeli bu ne ki\nHasat mevsimi olma-dolayısıyla hayvan\nAraba ihtiyacı-güçleşmiştir anla can\nYiyeceği bulmakta- güçlük olunacağı\nDüşünülerek hemen-verilmiş yemek yağı\nKonya Adana Musul-evet sağlanmış bir bir\nHalep İzmit Suriye- Ankara Eskişehir\nMasrafların dışında-sevkıyatın muntazam\nYürütülebilmesi için-oluşmuştur intizam\nŞükrü Bey görev almış-Konya Halep Adana\nParaları yollanmış-bilinmeli dört yana\nAnkara Musul İzmit- Suriye Eskişehir\nİhtiyaçlara göre-para gönderilmiştir\n2.250- kuruş ilave para\nGörev tamamlanmıştır-düşmemek için dara\nYollanan Ermeni’ nin-gerideki malları\nSatılmış birer birer-işi kalmamış yarı\nEşyalarının yağma-edilmemesi için\nDevlet tedbiri almış-bunu iyi öğrenin\nGerçek değerlerinin-üzerinden satışı\nSağlanmıştır anlayın-bilsin okuyan başı\n11 Ağustos günü- yıl 1915\nŞöyle tedbir alınmış-okumalı kardeş eş\nBoşaltılan yerlere-hiçbir şüpheli kişi\nBilin sokulmamıştır-orda olamaz işi\nEğer Ermenilerden-ucuz mal almış olan\nSatış feshedilecek-yapılmayacak talan\nGerçek kıymeti neyse-verilecek parası\nGayr-ı meşru menfaat-yok edilsin yarası\nİstedikleri eşya-hep götürmelerine\nMüsaade edilmiş-oturtulmuş yerine\nGötüremeyeceği-bozulacak gibiler\nÖncelikli satışı-olunacağı söyler\nBozulmayacak olan-sahipleri namına\nTamamen korunacak-bırakılacak ona\nTaşınmaz malın icar- rehin gibi durumu\nBozulamayacaktır-uyarılmış kurumu\nHükme aykırı olan-varsa uygulaması\nHemen feshedilecek-önlenecektir pası\n25 Kasım.. 15 -tarihten itibaren\nGönderilme geçici-durdurulmuş var bilen\nTehcirin sonunda da-Ermenistan’ ı kurma\nÇalışması sürmüştür-bu işi bana sorma\nMayıs ayı sonunda-başladı zorunlu göç\nTalimat yayınlandı-dendi alınmasın öç\nYerel Jandarma ile- mülkü amir emrinde\nYolculuk başlatıldı-o esnada yerinde\nBuna rağmen sevkıyat-sevkıyattan sonra da\nÇok dikkat edilmiştir-kalmamak için darda\nSevkıyat esnasında- humma tifo hastalık\nSaldırı da yapılmış-ora çökmüş karanlık\nYapılan iş büyüktü-lojistik imkânları\nAşıyordu biliniz-kapatıyordu farı\nBeklenilen olmadı-yollarda çok sayıda\nMasum insan ölmüştür-gerilmiştir yayı da\nOsmanlı Hükümeti- mütareke devrinde\nİhmali görülenler-hakkında kesti vade\nSoruşturma açıldı– 1397\nGörevli cezalandı-bunlar suçludur dendi\n40 kişiyi idama-mahkeme etti mahkûm\nSıkıntı ve acısı-daha kötüdür durum\nErmeni’ nin yaptığı- tümden uygulamalar\nGerçek trajediydi-kimseye yoktur bir kâr\nErmeniler bilinsin- düşmanların tahriki\nKışkırtmaları ile-katletmiş bir ve iki\nİsyanları çıkartmış- zayıflatmış vatanı\nİşte tehcir kararı-zora sokmuş yatanı\nOnlar bilerek yaptı-düşmanla işbirliği\nŞerefsizlik soyunda-hepten bozdu dirliği\nBuna yataklık eden-diğer vilayetler bil\nKapsam içine girdi-söylemekte bunu dil\nGerçek tarih böyledir-sizler vurup astınız\nÇıkarttınız savaşı-köy ve şehri bastınız\nPislediniz çanağa-yediğiniz bu kaba\nHainlik var soyunda-yaptığınız iş kaba\nSiz uşağı oldunuz-Rusya Batılıların\nHesabı sorulmalı-dün bugün ile yarın\nAcıyı tattırdınız-çocuk anne ve kıza\nKoparttınız elleri-ne kalp kaldı ne aza\nKomiteler kurarak-Ruslar Kafkasya’daki\nErmeni’ yi kışkırtmış-bilinmiyor mu sanki\nSınır iç bölgelerde-çete oluşumları\nSürdürülmüş devamlı-kan dökmüş yamyamları\nRus ordusu ve başka-bölgedeki düşmanla\nİşbirliği yaparak-zulmetmiş katmış bela\n1.Dünya Harbi- sona ermesi ile\nYeni karar alınmış-haber gitmiş her ile\nİstedikleri zaman-dönmelerine geri\nİzin verilmiş hemen-denmiş gelin ileri\nGerideki malları-almaları içinse\nKolaylık gösterilmiş-dikkat edin bu sese\nOsmanlı Devleti’ miz- sürekli olaraktan\nErmeni’ yi korumuş-ayrılmamıştır haktan\nOnların haklarını- hürriyet mallarına\nTecavüz ettirmemiş-kıydırmamıştır cana\nİki toplum içinde-dış baskı yönlendirme\nİsteyerek olmuştur-iki toplumu germe\nDoğu Anadolu’da-bir Ermeni devleti\nKurulması uğruna-cana soktu illeti\nİsviçre’de kurulan Sosyalist Hınçaksityun\nBatılı destekledi-dedi ağırlık koyun\nRusya da Kafkasya’da- olan aşırı sağcı\nAnla Taşnaksityun’ a-omuz verdi çok acı\nÜç tane çıbanbaşı- İngiltere Fransa\nRusya’ nın emelleri-bırakmamıştır şansa\nBarış içinde olan-böyle iki toplumu\nBirbirine düşürdü-kötü oldu dolumu\nDevletlerle birlikte-maşa Taşnak ve Hınçak\nOlayların sebebi-alçak oğludur alçak\nBatı hâlâ kaşıyor-kanatıyor yarayı\nOnlar ile bizlerin-açtı öğren arayı\nİddialar asılsız-kendileri biliyor\nDurumun aslı nedir-bunu anla bir kez sor\nEkonomik açıdan-Ermenistan Devleti\nSefalet içindedir-üste saldırtır iti\nKendisine bir destek-onun ırkdaşlarından\nAlmak için uğraşır-anlamalı bunu can\nTürkiye’ nin düşmanı-olan o ülkeleri\nYanına çekmek ister-böyle söylüyor veri\nSoykırım iddiası- tutmalı ki gündemde\nDevleti para görsün-bilir anne ve dede\nOnların yaklaşımı- resmen faşist ve şoven\nSaldırgan davranıştır-genç öğrenmelisin sen\nBatı bunun farkında- ama sözde kalırlar\nBir şey olduğu zaman-bize cephe alırlar\nBirleşmiş Milletlerin-bağlayıcı kararı\nOna bile uymazlar-bize vardır zararı\nO zamanki ölümler-hakkında bilgi alın\nSakın hiç unutmayın-birlik içinde kalın\nNet rakam belli değil-ama ortada veri\nKaşımayın boşuna-gidemezsin ileri\nTürklerin kaybı nedir-tümüyle bilinmekte\nTeker teker diyelim-o yazılanlar ekte\nErzurum’ da sivil Türk-sayısı 10 bin kişi\nAnne baba çocuklar-ya erkek ya da eşi\nDoğu Anadolu’ da-yaklaşık 600 bin\nTekrar eli kaldırın-yürekler desin âmin\n2 milyondan fazla-Türk yerini terk etti\nÇocuğuyla beraber-Batıya doğru gitti\n1 Dünya Harbi-dikkate alınırsa\nKaybımız çok büyüktür-öğrenin büyük tasa\n2 milyon 300 bin-bedeli ağır oldu\nO günlerden bu güne-acısı bizi buldu\nOsmanlı Devletinde-Ermenin’ in sayısı\n1 milyon 300 bindir-amcası ve dayısı\nSürgün ve ayaklanma-kaynağımıza göre\n13.430 -öğrenmeli her yöre\nİngiliz kaynakları-Ermeni sayısını\n42 bin söylüyor-onlar sarstı vatanı\nErmeni kaynakları-100 bin ila 300 bin\nOlduğunu belirtir-doğrusunu söyleyin\nEceliyle ölenler-her şeyi buna dâhil\nHakikati bilmeli- köy belde ilçe ve il\nHani söyle 3 Milyon-Ermeni deniyordu\nSiz vurur öldürürken-hakkımız yeniyordu\nTarih unutulmasın-Türk’ e karşı yapılan\nİhanetle doludur-yerlere döküldü kan\nAğıdı düşünmedik-soykırım zulümleri\nHep çabuk unutmuşuz-duyulmuştur haberi\nTürklerin Viyanadan- Doğuda Kafkaslardan\nÇekilince soykırım-uygulandı gitti can\nBosnada ve Morada- Tri Poliçede bak\nTürk ve Müslüman ölmuş-kopmuş vücut ve ayak\nTürk’ e karşı tarihin-çeşitli döneminde\nYapılanlar apaçık-acı bıraktı tende\nO 26 Şubat’ ta -. 992\nGünlerden Çarşambadır-gece yarısı iki\nCan Azerbaycan’ ın Dağlık Karabağ’ında\nHocalı kasabası-sıkıntı vardır canda\nBurada yaşanmıştır-katliam ve ölümler\nKara toprağa düştü-Fatma Ahmet Gülümler\nErmeni’ yiz diyenler-biz Hrantız söyleyen\nSesinizi duymadım-davranmazsınız erken\nHocalı deseydiniz- söyleyemezsin çünkü\nSizi herkes tanıyor-bilir sizdeki kökü\nCanım Azerbaycan’ın-gerçek üçte birini\nBiliniz işgal etti-ilgilendirmeli seni\nSırf Türk olduklarından-bebek ve çocukları\nİhtiyar kadınları-ağlattı zarı zarı\nResmen soykırım yaptı-1 Milyon mülteciyi\nSefalet içindedir-hatırlamalı iyi\nKaçkınlar çadırlarda- derme-çatma baraka\nAçlık ve perişanlık-yalvarıyorlar Hâkk’ a\nSalgın hastalıklara-karşı bir mücadele\nVermeye çalışırlar-çile üstüne çile\nSiz Batılı ülkeler-görmezsin bu dramı\nNerede yaptırımlar-kalbe sokarsın gamı\nPeki onu görmezsin-niçin bizi üzersin\nParlamento kararı-Türk’ ü her an ezersin\nYaptığınız hareket-öğren çifte standart\nAdilik yaparsınız-siz işliyorsunuz halt\nErmeni işgaliyle-o ekonomik kayıp\n60 Milyar Dolar’ dır-ayıp üstüne ayıp\nAzerbaycan Devleti-7.000e yakındır\nSanayi tarım gitti-sanki onlar kurbandır\nMüesseseler ile- ülke ekonomisi\nTahribata uğradı-kayboldu ekmek besi\nTahıl hâsılatının -% 24’ ünü\nİçecek % de 41-kapalı kaldı önü\nPatates üretimi -% de 46sıdır\nEt % de 18i-kalbe giren pasıdır\nO süt % de 34-karşılanmakta idi\nTamamen çorak oldu-yeşil olan o vadi\nBu bölgede bulunan-615 okul\n24 tane yuva-acıları çekti kul\n683’ tür-hele de kütüphane\n464 eser-işgal edildi hane\n695’ tir- hastane müze harap\nPoliklinik ocak-elde kalmadı bir sap\n724’ tür- şehir köy ve kasaba\nHepsi elden kayboldu-bir şey denmez kasaba\nÜlkenin ekolojik-sistemine zararı\nErmeniler verdiler-bütünüyle kararı\nOrmanlar ve korular-yeşillikler topraklar\nOnlar da esir düştü-kımıldamaz yapraklar\nYukarı Karabağ’ ın-en önemli bir yeri\nHocalı oradaydı-yaşardı orda eri\nErmenistan Silahlı -Kuvvetleri içinse\nAskeri bir hedefti-seslenirim herkese\nStratejik olarak-Karabağ dağ silsile\nAğdam Şuşa Eskeran-üzerinde var çile\nHankendi yollarının -üzerinde yerleşmiş\nSaldırıya açıktı-biliyordu o camış\nHocalı Hankendiden-10 km öte\nGüneydoğusundadır-içti acı reçete\nKarabağda bulunan- havaalanı tektir\nHocalıdadır anla-içe sokuldu zehir\n1991-yılının Ekim ayı\nAblukadaydı ora-ilgilendirsin bayı\nEkimin 30unda-kara yolu ulaşım\nBütünüyle kapandı-ulaşamadı yardım\nTek ulaşım aracı- helikopter kalmıştı\nO Ermeni piçleri-önlemini almıştı\nSon helikopter ise-. 992\nOcak ayında gitti-ay 28’ inki\nŞuşa da helikopter- vurulması sonucu\n40 tane şehidim var-bizi acıttı ucu\nOcak’ ın 2’ sinden -itibaren bu yerin\nElektrik kesilmiş-düşünün derin derin\nŞubatın 15’ inden-itibaren Hocalı\nErmeniler kuşatmış-batmış kalplere çalı\nToplar ile tüfekler-makineli silahlar\nTümüyle bombalanmış-arza çıkmış hep ahlar\n936 -km2lik\nAlana sahip idi-her taraf oldu deşik\n2.605-aileden ibaret\n11.360-yaşar idi bilin fert\nO gün ile başladı-yüzyılın katliamı\nKasaba yok edilmiş-herkes görmüş yamyamı\nSoykırım olduğunda- Azerbaycan Devleti\nKoruması altında- değil Hocalı sahi\nTamamen savunmasız-bir durumdaydı hepsi\nDağınık haldelerdi-silahlı 150’ si\nAzerbaycan Ordusu- edemedi yardımı\nCesetler yerde kaldı-kalplere soktu gamı\nErmeniler üç yönden- burayı kuşatmışlar\nHelikopter silahlar-saldırdı bütün davar\nÖncelik bombalanmış-hemen girip katliam\nYapmıştır şerefsizler-devirdiler nice çam\nNitekim Azerbaycan-Türkleri için ağır\nBir mesaj vermişlerdir-hâlâ duymuyor sağır\nTümüyle yok edilip-bölgedeki çözülme\nHızlandırılmış oldu-o an başlamış ölme\nErmeniler hamleyle- bir stratejik mekânı\nEle geçirmişlerdir-yere dökmüşler kanı\nİnsanlık adına da-tarihin acımasız\nSoykırımını yaptı-yüreğimiz eder cız\nHocalı ‘ da neler mi-oldu bakın sayayım\nBugünse yapılana-ağırlığı koyayım\n366.-bölgedeki Alayın\nDesteğini alarak-yok söyledi kolayın\nSivil kadın ve çocuk-yaşlı genç ayırımı\nYapmadan öldürdüler-büyük oldu kırımı\nResmi rakama göre- 613 kişi\nKatletti zebaniler-budur onların işi\n83ü çocuktu-106’ sı kadındı\n7’ den fazla yaşlı-bu kahpelik adındı\nAcımasız işkence-yaparak öldürmüştür\nKıyma hâline sokup-bir daha böldürmüştür\nBu katliamdan toplam-ilk 487\nKişi ağır yaralı-kurtuldu yazan dedi\n1275-rehin alınmış burda\n150 kaybolan var-hepsi de kalmış darda\nCesetler üzerinde-yapılan inceleme\nRuhumuzu titretir-Allah’ ım daha verme\nBirçoğunun yakılmış-gözlerinin oyulmuş\nKulak burun kafa kol-üst ve başı soyulmuş\nVücutları ve uzvu-köklerinden kesilmiş\nHamile kadın çocuk-ne baş kalmış ne de diş\nRabbim duy bu sesimi-mahlûkları türetme\nKötürüm yap onları-sırt üstü de yürütme\nBütün dünya seyretti-gözümüze bakarak\nOlana bir şey demez-koptu gitti el ayak\nBM’ le-,AB gibi ülkeler\nTavuk gibi gıtgıtlar-çünkü vardır lekeler\nBirleşmiş Milletler’ in-o Güvenlik Konseyi\nGenel karar almıştır-neyi beklersin neyi\n1993-Nisan-Kasım ayında\n822-karar almış o anda\nAlınan kararlarla-Azerbaycan toprağı\nİşgal edildiğini-onaylamış o sağı\nSona erdirmek için-nerede söyle çaba\nSize yokuş mu gelir-altta yok mu araba\nO Avrupa Konseyi-Parlamenter Meclisi\nİşgali onaylamış-ama çıkmaz delisi\n25 Ocak günü-yıl ise 2005\n1416 hep-kararları buna eş\nGelişmeye seyirci- şu Birleşmiş Milletler\nYapılan katliam var-hey Batılı devletler\nErmeni’ nin yaptığı- katliama baksana\nSırtını dönüyorsun-sana diyorum sana\nMayıs..92’ de Nahçıvana saldıran\nErmenilere karşı-seslendi verdi ferman\n1921-Kars Anlaşması Türk’ e\nMüdahale hakkını-vermiştir sürme leke\nO Mayıs 2003-İngilterede olan\nAzeri temsilciler-mektup gönderdiler can\nİngiliz Hükümeti-Ermeni’ nin yaptığı\nKatliam demiş ona-kurtaramamış bağı\nABD Kongresi-İlişkiler Üyesi\nDon Barton Kongrede-çıkartmış birden sesi\nHocalı Soykırımı-tanımaya çağırmış\nOnu hatırlatarak-uyuma demiş mış mış\n1994-yılında iki taraf\nAteşkes sağlamıştır-biliyor bunu etraf\nKatliam ve soykırım-insanlığa yapılan\nTanıma uymaktadır-çabuk erkenden davran\nYaptıkları soykırım-o insan haklarına\nAykırıdır biliniz-çünkü kıyılmış cana\nHukuki antlaşmalar-Cenevre Sözleşmesi\nBilerek soykırımdır-çünkü çoktur eşmesi\nHocalı Soykırımı-katliam kavramıyla\nTamamen örtüşmekte-anlamadın mı hâlâ\nYapılması gereken-işleri sıraya koy\nEğer dikkat etmezsen-sonra da dersin oy oy\nAzerbaycan Devleti-yaşanan bu vahşeti\nSoykırım olduğunu-duyurmalı illeti\nBir yasal prosedür-başlatılmalı derhal\nAdalet Divanı’ na-başvur tedbirini al\nTarih 9 Aralık -1948\nJenosit Sözleşmesi-dava aç kalmalı iz\nBaşvuruda gerekli-sunulmalı deliller\nKimler çanak tuttuysa-kopartılmalı diller\nBugünkü Ermenistan- Başkan Robert Koçaryan\nİsimleri net söyle-hele de Serj Sarkisyan\nCezalandırmak için-tedbir üstüne tedbir\nBu havada kalmasın-öne gelinmelidir\nErmenistan..93-Soykırım Anlaşması\nAzerim.. 96 -imza var sokma yası\nBosna Hersek başvurdu-yazıyla mahkemeye\nMiloşeviç suçludur-bilir bunu her üye\nEski Devlet Başkanı-Miloşeviç piçini\nBu suçtan yargılamış-sevindirmiştir beni\n1995-Yedi bin Boşnak için\nSoykırım söylenmiştir-sormalı nasıl niçin\nCanlar ’Balkan Kasabı’- mahkûm olmadan öldü\nMüslüman’ a işkence-yapan adi bir döldü\nYugoslavya Başkanı- kahpedir Miloşeviç\nHollanda Lahey şehri-hapiste geberdi piç\n2001’den beri Savaş Suç Mahkemesi\nOnu yargılıyordu-kısılıverdi sesi\nSoykırım insanlığa-karşı olan suçlardan\nBöyle kurtulmuş oldu-benzet onu Yaradan\nÖlüm nedeni belli-değil araştırması\nŞu anda yapılıyor-elden sildik bir pası\n64 yaşındaydı-yüksek tansiyon ve kalp\nOlduğu biliniyor-belki götürmüştür hap\nKardeşi Borislav’ sa- ise-Lahey Mahkemesi’ni\nSorumlu tutmaktadır-ilgilendirmez beni\nMüslüman yakınları-ceza almadan ölüm\nGelmesine üzüldü-sona erdi bir bölüm\nArnavut Başbakanı-Sali Berişa ise\nBu ölüme sevindi-dikkat edin o sese\nRabbimiz mahkemeden-önce hükmünü verdi\nŞerefsiz o zorbayı-biliniz yere serdi\nCanım Azerbaycanlım-uyuma sakın ola\nBak seni gözlüyorlar-dinle verme hiç mola\nÖnce birliğini kur-koru vatandaşını\nDaima yüksekte tut-ruhunu ve başını\nPetrol kozunu kullan-sonuna kadar diret\nBatılı Devletleri-memlekete et davet\nHocalıda yaşanan-soykırım katliamı\nMeclisim onaylasın-kapatma sakın camı\nKoordine hâlinde-taşımalı gündeme\nGüçlü birlik gerekir-sakın bana ne deme\nSoykırım anıtları-dikilmeli meydana\nYazıları yazılsın-faydası olsun cana\nBize birey olarak-görevler düşmektedir\nLahey’ e başvurmalı-densin rapor ektedir\nÖzellikle yakını-kaybeden zarar gören\nÖnayak olunmalı-patlatılmalı fren\nİmkânı iyi olan- işadamlarımız\nKaynak ayırmak gerek-olmalıdır kârımız\nAvrupa ülkesinde- açılmalı enstitü\nİlmi zemine oturt-görev yapmalı ütü\nHocalı Soykırımı-İngilizce Almanca\nDillerine çevrilsin-tutuşmalı o baca\nSergileri düzenle-televizyon ve basın\nSıkı önlem alalım-sakın unutturmayın\nAzerbaycan Meclisi-Şubatın 26’ sı\nSoykırımı anıyor-çekmek gerekir ası\nSaat 17.00’ de de-yapılır anma burda\nDünyaya yaymak gerek-kalmamak için darda\nGerçeklik karşısında-topluca Türk Milleti\nSoykırımı öğrensin-uyandır cemiyeti\nGönüllü programlı -yeni çalışma ile\nKatliam tanıtılır-belde ilçe ve ile\n.988 -silahlı çatışmaya\nAzeri ve Ermeni-sorun bıraktı yaya\nBir bölgesel savaşa-dönüşmüştür bu durum\nErmeni işgal etti-bunu bilmeli kurum\nÇatışma neticesi-..88 yılından\nAteşkesin olduğu-yere düştü birçok can\n12 Mayıs günü- 1994\nErmeniler saldırdı-Azeri’ yi yıktı dert\nDağlık Karabağ ile-toplam 890\nİlçe köy ve kasaba-hâllerine bir baksan\nAzeri toprağının-bil % de 20sini\nErmeni işgal etti-inan çok üzdü beni\nErmenistan silahlı-kuvvetleri topluca\nYaktı yıktı öldürdü-ne eş kaldı ne koca\n1991-Esgeran-Hadrut’ umu\nOnlar ele geçirdi-demeyin bana o mu\n18 Şubat günü-. 992\nHocavendi de gitti-vardır bilin öteki\n25-26- Şubat.. 92de\nHocalı Şuşa’ m gitti-Türk’ ümü soktu derde\nTarih 18 Mayıs -. 992\nLâçin’ de kaybedildi-yapılamadı beki\n4 Nisan.. 93’ te-Kelbecer gitti elden\nOku 23 Temmuz-Ağdam’ da da soldu ten\n24 Ağustos’ u-elden çıktı Fuzuli\n27 Ekim’ de-Zengilan’ da o deli\n26 Ağustos-Cebrayil ölüm kıyım\n31 Ağustos’ ta-Gubadlı gitti bayım\nBu yerleşim yerinde-yaşayan toplam kişi\n676-bin ve 100 çocuk eşi\nYıllarca yaşadığı-onlar ata yurdundan\nSilahla kovulmuştur-kurtar onu Yaradan\nAzerbaycan içinde- çadırlarda yaşarlar\nYokluk sıkıntı acı-gerçekten bilin darlar\nABD ve Avrupa-neredesiniz ulan\nSöyle altta mı kaldın-acep bilir mi anan\nİşgal edilmiş toprak-Dağlık Karabağ onun\nYerler yurtlar tarumar-ne yemek va ne de un\nTarihi eser doğa-ora kalıcı zarar\nTümüyle verilmiştir-hepsi Atatürk arar\nBu savaşta Hocalı-bölgesinde yaşanan\nKatliam soykırımdır-aman dedirtir aman\nHem Müslüman hem de Türk-olduğundan şu zulüm\nYıkmıştır mahvetmiştir-sonunda gelmiş ölüm\nTürkiye büyük devlet-uzatmalı elini\nGüçlendirmek gerekir-birliğini dilini\nAnlaşmayı yapmalı-kimler Türk’ e vurursa\nHemen çullanılacak-işletilmeli yasa\nBırakın Avrupa’ yı-yönelin hemen Türk’ e\nBütünüyle muhtacız-bir tane Atatürk’ e\nZorlukların üstünden-birlik ile geliriz\nDostları düşmanları-kesinlikle biliriz\nDevletler tarihinde-nice dönemler vardır\nBazen zorluk engeller-gerçek yolları dardır\nTarih fırsatlar sunar-hep değerlendirmeli\nBirleşip kaynaşarak-ilk el ele vermeli\nGeçmişten geleceğe -biz niçin yaşıyoruz\nAcılar sıkıntılar-zorluğu aşıyoruz\nArzu edilen yerde-olmadık olamadık\nHuzurlu bir şekilde-bir türlü kalamadık\nAnayurt Orta Asya-dağılmışız dört yana\nÖyle durumlar olmuş-kıyılmış epey cana\nAyrı coğrafyalarda-yaşayan insanımız\nGönül yakınlaşması-yapmalı lisanımız\nYirmi Birinci Yüzyıl-olmalıdır Türk Asrı\nBu ufka yönelmeli-kız erkek ihtiyarı\nÜste düşen görevler- yapılmalı aşk ile\nBütünlüğü bozanlar-yollansın başka ile\nKültürel ortaklıklar-güzel anlatılmalı\nSoyumuz sopumuz bir-yürek çınlatılmalı\nÜmitliyiz güçlüyüz-ışık sönmeyecektir\nYukarda dik başımız-canlar dönmeyecektir\nLokomotif Türkiye-saygı sevgi yolumuz\nYetişmiş insan gücü-çalışmalı kolumuz\nUyanış başlamıştır- korkmamalıyız bundan\nİhanet affedilmez-kabul etmez Yaradan\nMilli hedef ülküler-daima barışmalı\nZorlukları aşarak-yürekler yarışmalı\nÇaba gerekir çaba-kalp vücut beyin ile\nHepsi birlik olursa-kaybolur bütün çile\nİyi bir Türk dünyası-Türkiye ile olur\nSağlık sıhhat mutluluk-o canlar huzur bulur\nSıklaştırın safları-koşmayan kalır yalnız\nDüşmanlar onu yutar-içlerimiz eder cız\nBirlik ve beraberlik-düşünmeli her kafa\nBölen ve parçalayan-uğramamalı affa\nMozaik laflarından-bizler bıktık bütünüz\nKökü mazide olan-bugün yarın ve dünüz\nBatı’nın tuzağına-dikkat etmemiz gerek\nTehlike sezilmeli-erkekçe kükreyerek\nİç ve dış hainleri-herkes öğrenmelidir\nOkuyup çalışarak-zorluğu yenmelidir\nAlın teri göz nuru-yoğrulmalı bu hamur\nTürk gibi düşünürsek-gerçek oluruz mamur\nAydınlık nurlu sabah-geceleri boğmalı\nHürriyet ateşimiz-güneş gibi doğmalı\nTürk kudretsiz kalırsa-topyekûn kahroluruz\nBu dünya öbür âlem-o zaman mahvoluruz\nFitne tohumlarını- ekerler üstümüze\nBizi parçalayarak-leke sürerler bize\nGönlü Türk sevdasıyla-coşan canlar uyanın\nElleri birleştirip düşmanlara dayanın\nEn az soysuzlar kadar-biz olmalıyız cesur\nO zaman baş eğerek-diyeceklerdir destur\nYeni bir asra girdik-çağımız birlik çağı\nİlmik ilmik örmeli-sağlam yapmalı ağı\nDüşünmeli her kafa-Türk için Türk’e göre\nTarihine sahip çık-böyle söylüyor töre\nŞunu bir kez unutma-yukarı kalkan eller\nSıkıca tutulursa-bir şey yapamaz eller\nVakit çoktan geçiyor-seslenişim en üste\nİnan yazık olacak-topluca cemiyete\nŞehitlerin gazinin-ruhu duyar bizleri\nTopluma sokturmayın-acı ve krizleri\nAncak bu şekilde de- soykırım kurbanları\nHakkını helal eder-görürler itibarı\nHepimiz Ermeni’ yiz-diyen önce okusun\nTavrını belli etsin-Türk’ se yürek dokusun\n1985- tarih Sevr Kongresi\nBütünüyle Ermeni-çıkartmışlardır sesi\nO Kongre Başkanı-Rahip James Karnuzyan\nBölünmeden dem vurmuş- fitne tohumu yayan\nHep Birleşik Bir Grup-söylemiştir ilk çare\nMasalları anlatmış-elli ya da yüz kere\nŞemsiyenin altında-her türlü kuruluşlar\nBirleşecektir demiş-sayılmış orda başlar\nAçmazlar anlatılmış-dağınık hâlde olan\nErmeni birleşecek-onlarda çoktur yalan\nYapılar oluşacak-tanınmayı sağlamak\nİçin çalışılacak-böyle söyledi salak\nTürk işgali altında-Ermeni toprakları\nSiyasi diplomatik-olacakmış hakları\nDönmek için buraya-hazırlık yapılacak\nKongrenin merkezi İsviçre’de olacak.\nUlusal Genel Kurul-Yönetim Konseyleri\nHemen oluşacakmış-duyun sizler şeyleri\nVakit geçmeden gelin-çok mu gücünüz sizin\nKarşıya çıkamazsın-kancıklık senin işin\nNasıl olsa yurdumda-çanak pisletecekler\nSize destek verirler-sallanıyor etekler\nTanırsınız onları-onlarda sizin gibi\nİnanın bağırırlar-hepsi de size tabi\n19 Ocak günü- tarih 2007\nSaat 15 sırası-bir yazar kurşun yedi\nAgos Dergi Yazarı-Hrant Dink’i vurdular\nBiraz düşünmek gerek-hesap bizden sordular\nOnun öldürülmesi-cinayetin biçimi\nEvden çıkarken değil-Şişli’ de bilin emi\nKameralar önünde-dalgalanma çok açık\nOrtalara çıkartın- konuşun açık açık\nAmerikan Devleti- Kongresinde sözde\nErmeni Soykırımı-yapılmamıştı özde\nÇek elini ülkemden-kaşımayın yarayı\nVatanı karıştırma-sarma bize sarayı\nIrak kötü karıştı-sırada Türkiye var\nOyun büyük oynanır-günümüzü yapar dar\nCinayet silsilesi-olur ise yanarız\nBiz bu filmi seyrettik-zannetmeyin kanarız\nBatılı istihbarat-örgütlerinin işi\nSarsmak istiyorlar bak-sallıyorlar kirişi\nCinayet arkasında kökeni yurt dışında\nNATO AB İsrail-onu arayın yanda\nCinayet Türkiye’ nin-çıkarlarına zarar\nVerdi bunu anlayın-hiç kimseye yoktur kâr\nHaince katledilme-üzdü bilin insanı\nHerkes seyretti onu-yere döküldü kanı\nMütareke medyası-hemen girişti işe\nDerin Devlet ile MİT-kıydı dedi kardeşe\nTürk Devleti cinayet-işlemez herkes bilsin\nBölücülük yapmadan-önlere doğru gelsin\nCenazeyi gördün mü-kimler yoktu ki orda\nBölücü yıkıcılar-ateist kızıllar da\nNerede Türk Bayrağı-anında hazırlanan\nGökten zembille indi-öyle mi söyle bayan\nHrant Dink’ in konusu- yabancı servislerin\nAğzına meze oldu-haberin var mı senin\nDış teşvik mütareke-medya ağzında salya\nÖyle kötü yazıyor-yiyorlar sanki balya\nHele televizyonlar-geçti yayına canlı\nGazeteler manşetten-yazıyor heyecanlı\nBurası Ermenistan-siz de Ermenisiniz\nÖyle mi zannedersin-keriz değiliz keriz\nİşlenen cinayetle-Türkiye yalnızlığa\nİtilmek istenmiştir-saracaklardır ağa\nHep geçmişte olduğu-gibi aynı yaklaşım\nSizi bilemem ama-gerçekten vardır acım\nYürüyüş sırasında-fırsattan istifade\nAtılan sloganlar-bizde kısalttı vade\nHepimiz Hrant Dink’iz Hepimiz Ermeniyiz\nAranızda Türk yok mu-doğruyu söyleseniz\nDediniz mi söyleyin -anne ve babanıza\nAcaba sordunuz mu-yoksa var mıdır kaza\nCinayet sorumlusu-söyle Türk Milleti mi\nTarıh boyu korudu-bağırdığın yetimi\nNedir sizdeki sevgi-ne kadar Ermeni’ yi\nKalpten de sevmişsiniz-böyle mi oldun iyi\nÇok mu yakınlık duydun-olursun sarmaş dolaş\nHatırla bir tarihi-tencerede kaynar taş\nSesinizi duymadık-şehit cenazeleri\nFeryat göklere çıktı-kapladı bütün yeri\nSizler neredeydiniz-hıyanet kokarsınız\nErmeni’ yle kol kola-ateşi yakarsınız\nBeyler kusura bakma-ben kabul etmiyorum\nAnam ile babam Türk-size göre bu yorum\nKimliğimden vazgeçmem- ben de bir Türk’ üm çünkü\nEn büyük Türk bendedir-O Atatürk’ üm çünkü\nÖlünceye kadar da-yaşıyorum öylece\nBayrağım dalgalanır-hem gündüzü hem gece\nTürk’ ü istemeyenler-kendine başka vatan\nSeçme hakkına sahip-o zaman nedir atan\nAtatürk’ üm söyledi-Ne Mutlu Türküm Diyen\nÇalış çabala oku-bu olmalı hediyen\nMemleket emanettir-susuyorsam güçsüzüm\nSakın böyle zannetme-söylenmedi son sözüm\nTarihi hatırlayın-dönün bir kere geri\nGereksiz mi söylersin-gidemezsin ileri\nGel size tanıtalım-Ermeni Asala’ yı\nOnlar bize verdiler-en büyük bir belayı\nŞiirimi okursan-hep hatırlarsın dünü\nTamamen kapkaranlık-bilin onların önü\nKimlere kıymadı ki-bağıranın payı var\nOnlar birer yarasa-üste saldırdı davar\nBunlar neler yapmadı-bunlardan biz çok çektik\nYemedik de yedirdik-verdik tekrardan ektik\nAma onlar hainlik-yaptılar tarih boyu\nŞunu bir kez unutma-davranın Türk’ ün soyu\nKahpelere fırsatı-sakın ola vermeyin\nSağ soluna dikkat et-isterler kalp ve beyin\nOyun büyük oynanır-oyuna karşı oyun\nİyi oynamalıyız-yumruğu üstten koyun\nSizlere tanıtalım-Ermeni tazısını\nÇekmek gerekli hemen-ağzında azısını\nOnlar bize düşmandır-kahpece vuranlardır\nTekrar üste çıkarak-hesabı soranlardır\n1973– 1985\nDöneminde bir örgüt-ağzı kokmaktadır leş\nİsmi ASALA’ dır.bil-Ermeni’ nin örgütü\nBizlere zehir saçtı-sıkıntı verdi kötü\nKuruluşu yapısı- çalışmaları onun\nHakkında kesin bilgi-yoktur fakat var sonun\n1975 -yılında kurulmuştur\n6– 7 üyeden-kurucular atar tur\nAgop Agopyan ise-şu örgütün lideri\nAgop Tarakçıyan’sa-ikinci bir pederi\nGeleneksel Ermeni -terör örgütlerinin\nModeline uygundur-haberin olsun senin\nLûbnan Merkez Komite-örgüt üst yönetimi\nÜstlenmiştir öğrenin-para doludur gemi\nBüro niteliğine- bürünmüştür orada\nElde bomba ve silah-izleriyse burada\nKomiteleri vardır- siyasi yayın mali\nAskeri istihbarat-propaganda hali\nAmaç ve hedefleri-kesinlikle bellidir\nYa aptal ya avanak-çoğu bilin delidir.\n1981- yılı itibarıyla\nHedefini belirtti-yüreklerdedir hâlâ\nDemokratik sosyalist-devrimci hükümetin\nBirleşmiş Ermenistan-bunu iyice bilin\nBurada tanımlanan -hükümetin neresi\nOlduğu da bellidir-kalplere soktu isi\nSovyetler Birliği’ inden-yardımlar istenmekte\nSovyet Ermenistan’ı-üstümüzdür denmekte\nSiyasi programda-düşmanlar iki grup\nYerel ve gericiler-saldıracaktı durup\nBu grup Asala’ nın-karşısında bulunan\nVatandaş Ermeniler-onlarda yoktur iman\nİkincisi düşman grup-uluslararasıdır\n‘ Türk emperyalizmidir’ -Mevla’ mız versin sabır\nErmeni toprağının-kurtarılması için\nDevrimci şiddet gerek-bana sormayın niçin\nTemel stratejisi-dünyada ilerici\nErmeni hareketi-merkeze çekmek neci\n1981-Lübnan’ daki toplantı\nÇağırmakla başladı-ileri sürdü şartı\nİlerici deyimi -Sosyalist - Marksist anlam\nManasına gelmekte-buradan vardır bağlam\nİkinci bir aşama-Sosyalist yardımıyla\nBiliniz terör yaymak-ya silahı bombayla\nİsviçre Fransa’ yı- başladı tehdit ile\nBağırdılar birlikte-hep çekersiniz çile\nSöyledi sözlerini-üstüne basa basa\nBu duruma şaşırdı-İsviçre’ yle Fransa\nOnlar Türk’ e dünyaya-sıkıntı acı verdi\nYaptıkları terörle-daim insanı gerdi\nMasum insanlara da -yönelmiş olan terör\nOnları epey sarstı-bu durumu anla gör\nİsrail’in Lübnan’ı-işgali ise sebep\nLübnan’ ı terk ettiler-iyi bilinmeli hep\n1981- çıktığı an zirveye\n1983-iki gruptur üye\nAgop Agopyan Grup- Yunan Ortadoğu’ya\nYerleşmiştir adiler-ya dağlara ya çaya\nKadın çocuk demeden-vurarak öldürmüştür\nMilletimi üzerek-kahpeyi güldürmüştür\nBatı Avrupa’daki-ikinci o grupsa\nDevrimci Hareketi-bizlere verdi tasa\nYalnız Türk hedefine-tümüyle yönelerek\nİnsanları katletti-dayanmaz buna yürek\nİki lideri vardır-biri Monte Melkoyan\nBizi ateşe koyan-öğren Ara Toranyan\nPolitika gereği-üç yönlü bulmuş destek\nSovyet-Doğu Bloku-Sosyalisti yaptı bek\nResmi yayın organı-öğrenmeli HAYASTAN\nHay-Baykar Armenia-Kaytzer seçmiştir kurban\nİlk radyo yayınını– 1981\nBeyrut’ta başlatmıştır-anlamalı öyledir\nŞimdiye kadar ise-Temsilciliklerimiz\nAteşe sarılmıştır-yanmıştır ciğerimiz\nEk eylem yerleri de-Fransa’ dır bilmeli\nTarihi unutmayın-haklarından gelmeli\nLübnan’dan sonra büyük- hareket üssü ora\nBu ülkeyi kullandı-kalplerde açtı yara\nABD Yunanistan-it Kıbrıs Rum Kesimi\nSuriye ve Kanada-İran destekli emi\nYaptığı kahpelikler-ciltleri hep doldurur\nSilah bombalarıyla-yürekleri soldurur\nOnu iyi tanıyın-hem Ermeni Asala\nYaptıkları ortada-hatırlıyoruz hâlâ\nGeçmişini bilmeyen-ileriyi göremez\nVatan ve bayrak için-emekleri veremez\nTarihi iyi oku-o elçilerimize\nKahpe el kurşun sıktı-acısı doldu bize\nHayırla anmak gerek-Türk’ üme oku dua\nRuhu bizleri duyar-yapılmasın beddua\nBir kez daha anlayın-öğrenin kimdir onlar\nKara toprağa düştü-bütün iyi insanlar\nTaşnak Hınçak’ tan sonra-peydahlandı Asala\nBatılı desteğiyle-koyuluverdi yola\n41 tane ataşe-kahpece öldürüldü\nBomba ve silah ile-defterleri dürüldü\nBiz Türklere yönelik-yapılan saldırılar\n..73’ te başladı-işimizi yarılar\nDiplomat güvenlikçi-can iş adamlarımız\nYetişmiş insan gücü- öldürüldü varımız\nOn bir sene sürmüştür-.. 84 yılı sonu\nTürk Milleti olarak-kinle anarız onu\n27 Ocak’ ta- 1973\nHarekete geçilmiş-kâbus oldu bize düş\nO Los Angeles’ teki-Baş elçi Mehmet BAYDAR\nPusu ona kuruldu-günlerimiz oldu dar\nOnun ile birlikte-can Bahadır DEMİR’ im\nSilah ile vuruldu-yere düştü o erim\n78 yaşında-Amerikan uyruklu\nErmeni Karakin’ de-öldü kaybetti yolu\nVuransa Yanikiyan-Abdülhamit’e ait\nElinde bir tabloyla-yaptı pezevenk davet\nSanta Barbara’daki- Baltimore Oteli\nKurşunları yağdırdı-aptal salak ve deli\nCinayetten sonra da- tutuklandı müebbet\nHapis cezası aldı-onun çocuğu velet\n31 Aralık’ ta -1984\nAfla dışarı çıktı-üzüldü canım millet\nKısa bir süre sonra-öldü demem geberdi\nTopraklara karıştı-gitti yok oldu kendi\nTürk diplomatlarına-ilk saldırı olarak\nCinayeti başlattı-mevsimler geçti kurak\nZincirin halkaları-bir örnek oluşturdu\nAcı ve sıkıntıyı-içlere doluşturdu\n22 Ekim’ de– 1975\nAvusturya-Viyana-silaha davrandı leş\nViyana Büyükelçi- Daniş TUNALIGİL\n3 cani tarafından-şehit edilmiştir bil\n24 Ekim günü- 1975\nFransa Paris hattı-saldırıyı yaptı keş\nElçi İsmail EREZ- şoför Talip YENER’ i\nCanice katlettiler-kaldık bir kemik deri\n20 Şubat.. 75 - THY’ mız\nBeyrut’ ta bombalandı-içlerimiz etti cız\nYapan Yanikiyan’ dır- ona ait bir grup\nEllerle bomba attı-sırıtarak kudurup\nTarih 16 Şubat-. 976\nLübnan’ ın Beyrut şehri-sanki yaşattı martı\nBaşkâtip Oktar CİRİT-salonda otururken\nAsala silah sıktı-canım durup dururken\nASALA’ nın ilk defa- cinayetle adını\nOrtaya attı bilin-unutmayın bu anı\n9 Haziran günü-. 977\nİtalya Roma şehri-terörist haltı yedi\nVatikan’ da elçimiz-canımız Taha CARIM\nKurşunlara tutuldu-işimiz kaldı yarım\nElçilik ikametgâh- önünde iki cani\nSilahı ateşledi-bu işler oldu ani\nSaldırıyı bu kez de Ermeni Soykırımı\nAdalet Komandosu-üstlendi yıktı damı\n2 Haziran günü -. 978\nİspanya Madrit şehri-bilinmeli çaresiz\nMadrit Büyükelçisi-bey Zeki KUNERALP’in\nMakam aracı ateş-aldı nedir yüzde kin\n3 azılı terörist- eş Necla KUNERALP’ le\nBeşir BALCIOĞLU’ nu-öldürdü bile bile\nSaldırıyı Ermeni- Soykırımı Adalet\nKomandosu üstlendi-kahrolmuştur cemiyet\nBu terör belasında- bilinsin bir yabancı\nO da birlikte öldü-durum anlayın acı\nBey makam Şoförü - İspanyol Atonyo TORRES\nTeröristler yok etti-kesildi o anda ses\n12 Ekim günü -. 979\nHollanda Lahey şehri-bize doğurttu dokuz\nElçi Özdemir BENLER-oğlu Ahmet Benler’ i\nSilahla taradılar-vücut kapladı yeri\nOlayı bu kez hem de-Soykırımı Adalet\nKomandosu ASALA-üstlendi öldü o cet\n22 Aralık-. 979\nFransa Paris şehri-kalbimize bastı tuz\nTurizm Müşavirimiz-can Yılmaz ÇOLPAN’ ımız\nBurada öldürüldü-çöktü yandı yanımız\nBu olay Paris’ teki-ikinci saldırıdır\nElçimiz ölür iken-onlar yapıyor dırdır\nSoykırımı Adalet-kalleş Komandoları\nOlayı üstlenmiştir-yaktı kalbi ve bağrı\n31 Temmuz.. 80 -Atina Elçiliği\nİdari Ataşesi-onlar açtı deliği\nGalip ÖZMEN ve kızı- can Neslihan ÖZMEN’ e\nBir terörist saldırdı-yazıktır iki tene\nKatledildi ikisi-eşi Sevil ÖZMEN’ im\nOğlu Kaan yaralı-sıkıntıdadır tenim\nÖğrenelim bilelim- bu kez de saldırıyı\nASALA üstlenmiştir-onlar germiştir yayı\n17 Aralık’ ta- 1980’ de\nAvustralya Sidney-öğrenmeli nerede\nElçi Şarık ARIYAK-koruma görevlisi\nEngin SEVER’ im öldü-bilin kısıldı sesi\n1980’ de-sürmüştür katliamlar\n6 Şubat İsviçre-kırılıverdi camlar\nElçimiz Doğan Türkmen- Bern’deki saldırıda\nYara almadan çıktı-yurtta duyuldu nida\n17 Nisan günü-Vatikan Elçiliği\nElçimiz Vecdi Türel-kurdular ona ağı\nMakam aracı ateş- bırakıldı altında\nTürel ve Tahsin Güvenç-yaralandı o anda\n26 Eylül’de-Paris Elçiliğimiz\nKahpe eller boş durmaz-yüreklerde kaldı iz\nO Basın Danışmanı-BAKKALBAŞI’ mız Selçuk\nSilahla yaralandı-dillerde çıkar uçuk\n4 Mart.. 81 yılı-yine Fransa Paris\nBu şerefsiz devletin-topluca işleri pis\nÇalışma Ataşesi-Reşat MORALI ile\nDin görevlisi olan- Tecelli ARI bile\nKahpe iki terörist-arabaya binerken\nSaldırıya başlattı-öğrenmelisin erken\nElçimiz ölür iken-Arı’ mız hastanede\nHayatını kaybetti-olamaz bahane de\nSaldırıyı ASALA- üstlendi şerefsizi\nParis’ te üçüncüdür-görülmekte krizi\nFransa Devletine-protesto notası\nVerilmiştir okuyun-kalbe soktular pası\n9 Haziran günü- 1981\nİsviçre Cenevre’ de-silah sıkan kahpedir\nSözleşmeli Sekreter-Mehmet Savaş YERGÜZ’ üm\nEvine gider iken-orada geldi ölüm\nYine bu saldırıyı üstlenmiştir ASALA\nOnlar zulüm yaptılar-vücut baş kalp ve kola\nLübnan uyruklu cani- o Mardiros Camgozyan\n15 yıl ağır hapis-aldı bilin dert katan\nİlk 24 Eylül’ de– 1981\nYine Fransa Paris-ortalara çıktı kir\nKültür Ataşeliği-4 Ermeni terörist\n56 Türk esir-alan ise akrep it\nEngel olmak isteyen-güvenlik görevlisi\nCemal ÖZEN’im öldü-vurdu onu delisi\nElçimiz Kaya İNAL-yaralandı burada\nOradaki canları-bırakmışlardır darda\nErmeni teröristler-Türkiye’de siyasal\nHapis 12 kişi-salınsın dediler mal\nİsteklerinin kabul-edilmeyeceğini\nAnlayan şerefsizler-teslim oldu 4 cani\nTürkiye, Fransa’yı-bir kez daha uyardı\nAsala üstlenmiştir-böyle bir tarih vardı\nAbraham Gözliyan’ la- Avedis Basmaciyan\nAbraham Turfanyan’ la-Valsken Sakosesliyan\n7’şer sene hapis- cezası verilmiştir\nTepkiyle karşılandı-yürekler gerilmiştir\n.. 81’ de ayrıca– 2 Nisan tarihi\nDanimarka Kopenhag-bu tarih bilin sahi\nÇalışma Ataşesi-Cavit Demir’ e silah\nÇapulcular sıktılar-yine çektirdiler ah\nBu sefer yaralandı-ölmedi o kurtuldu\nRabbimiz bağışladı-gözler yaşlarla doldu\n25 Ekim Roma- Büyükelçiliğimiz\nKâtibi Ergenekon-unutulamaz kriz\nYolda yürüyor iken-saldırıya uğradı\nHafifçe yaralandı- Gökberk’ in kaldı adı\n28 Ocak’ ta-. 982\nABD Los Angeles-içlere soktu tiki\nElçi Kemal ARIKAN- öldürüldü adice\nVuran Hampig Sasunyan-kurşun attı kahpece\n5 Mayıs.. 82 -ABD’ de Boston şehri\nElçimiz Orhan GÜNDÜZ-öldü kapladı yeri\nŞu 7 Haziran’ da- devlet Portekiz Lizbon\nAtaşe Erkut AKBAY-o hayatı oldu son\nEşi Nadide AKBAY-ölmüştür hastanede\nErmeniler kıydılar-onlar biçmiştir vade\n27 Ağustos-. 982\nŞu Kanada Ottawa-dememeli bu ne ki\nAskeri Ataşemiz -Atilla ALTIKAT’ a\nCaniler kurşun sıktı-kan dolmuştur surata\n9 Eylül tarihi-. 982\nBulgaristan Burgaz’ da-bu olayda hakiki\nİdari Ataşemiz Bora SÜELKAN’ ımız\nAdice katledildi-bilin yandı canımız\n8 Nisan Kanada -Ottawa Müşaviri\nEfendi Kani GÜNGÖR -yaraladılar eri\n21 Temmuz’da da-Hollanda Rotterdam’ da\nElçi Kemal Demirer-taranmıştır o damda\nYara almadan çıktı- yakalandı saldırgan\nErmeni tarih boyu-Türk’ e vermedi aman\nŞu 7 Ağustos’ta-o ASALA’ya bağlı\nAnkara-Esenboğa-koparttı yeşil dalı\n2 cani orada– 8 tane vatandaş\nKahpece öldürüldü-gözümüzden aktı yaş\n72 kişi de- insanlar yaralandı\nErmeni ilk eylemle-yurdumuza dadandı\n9 Mart.. 83’ teYugoslavya Belgrad\nSundu acı reçete-soldu gitti bilin ad\nElçimiz Galip BALKAR– 2 terörist iti\nSaldırı düzenledi-üzmüştür cemiyeti\n11 Mart’ta hayatı-biliniz erdi sona\nYugoslav öğrenci de- öldü el düştü yana\n9 Mart.. 84’te-iki cani 20 yıl\nCezaları aldılar-ister ya ayıl bayıl\nBu şerefsiz mahlûklar-Raffi Aleksandr’ a\nKirkor Levonyan’ la-kalpte açtırdı yara\n14 Temmuz.. 83 - Belçika Brüksel’ de\nİdari Ataşemiz- Dursun AKSOY’ um nerde\nErmeni teröristler-vurdu öldürdü hemen\nKurtuluşun olamaz-bundan sorumlusun sen\n27 Temmuz’ da- 1983\nPortekiz Lizbon şehri-orada işlendi suç\nBizim elçiliğimiz– 5 Ermeni terörist\nTarafından basıldı-aşıldı burda geçit\nElçilik Müsteşarı-Yurtsev MIHÇIOĞLU’ nun\nEşi Cahide öldü-bu tarihi okuyun\nPortekiz polisi de- operasyon yapmıştır\nRehineler kurtuldu-canileri çarpmıştır\nSaldırıyı Ermeni-o Devrimci Ordusu\nÖrgütü üstlenmiştir-budur işin hususu\nÖrgüt Mario Soarez- Portekiz Başbakanı\nÖlümle tehdit etti-bunları iyi tanı\n16 Haziran’ da– 1983\nKapalıçarşı’ mızda-saldırı yaptı güç\nİki kişi ölürken-21’ i yaralı\nTarihten kötü sayfa-bütünüyle karalı\nTerörist öldürüldü- yok edilen Ermeni\nYaptıkları rezillik-onlar sarsar bedeni\n15 Temmuz’da canlar- Paris Havalimanı\nBombalar patlatıldı-yere döktüler kanı\nOlayda 2’si Türk- 4’ü Fransız ile\n1’i Amerikalıyla- 1’ i İsveçliyle\n8 kişi can verdi– 28’ i Türk’ üm\n63’ ü yaralı-kalpler atıyor güm güm\nBu olay tarihlere-bil Orly Katliamı\nOlarak geçti öğren-içe soktular gamı\n28 Nisan’ da -1984\nİran’ ın Tahran hattı-bitiriyor bizi dert\nSekreter Şadiye’ miz- YÖNDER’ in eşi canı\nİşadamı Işık’ ım-yere döküldü kanı\nÖldürense Asala-o yurdun düşmanıdır\nOnlar PKK’ yla dost-ölen Türk kurbanıdır\nTarih 20 Haziran– 1984\nAvusturya- Viyana-yere yıkıldı bir mert\nElçi Erdoğan Özen-arabaya koyulan\nBombayla öldürüldü-yere yıkılmıştır can\n19 Kasım günü -1984\nAvusturya – Viyana-yine olmadık rahat\nBM’ de-görevli Enver Ergun\nAraçta bomba ile- öldürülmüştür o gün\nO 27 Mart’ta-İran’ ın Tahran kenti\nMüşavir yardımcısı-çok da üzdü milleti\nCanlar Işıl Ünel’ in-arabasına bomba\nKoyacaktı patladı-öldü söndü o lamba\nYine 28 Mart-Tahran Başkâtibimiz\nHasan Servet ÖKTEM’ le-gidecekti abimiz\nOnun ile birlikte-Ataşe yardımcısı\nİsmail Pamukçu’ muz-yaralı var sancısı\nİşte tarihten kesit-oku çocuğunla hep\nÖğrenmezsen bunları-inan delik kalır cep\nTürk kimsenin düşmanı-olmadı tarih boyu\nSaldıran kim var ise-karşı durdu o soyu\nBöyle olduğu hâlde-bu günün artıkları\nDünyayı kandırıyor-adi ve pırtıkları\nYapan vuran öldüren-o ama saldırtıyor\nSesi çok güçlü çıkar-altlarını yırtıyor\nBütün bunlara karşı-ordu millet el ele\nBirlik oluştururlar-yurdum verilmez ele\nGeçmişten geleceğe-vatan hainlerine\nMehmetçik’ im dur diyor-istersen gel de dene\nTürk’ ün birlik gücünü-gösterir dünyalara\nTürk Ordusu söylenir-yardımı yapar dara\nHaine karşı gelir-yere yıkılır kendi\nVatanımı kucaklar-ona denir efendi\nHerkes ona hayrandır-o yurdumun gururu\nOnlar ayakta iken-geçilemez bu suru\nHallederseler onu-vatanı bölecekler\nEğer dikkat etmezsek-tutuşacak etekler\nBizler gece uyurken- uyumaz tutar nöbet\nOnu çok da seviyor-bu canımız cemiyet\nO ismi dillerdedir-sevgisi gönüllerde\nNereye gidersen git-onun şanı dillerde\nÇünkü içten sevilir-hepsi silâh başında\nAkıl ve fikirleri hürriyet yarışında\nKaynaklarda bilgi var-Mehmet varsa biz varız\nHaykırır saldırmayın-gözünüzü oyarız\nBiyografisi yoktur-çünkü hepsi kahraman\nVatan ve bayrak için-hepsi de verirler can\nDoğum ve ölümleri-mezarlarda yazılı\nOnlara kurşun sıkan-hem adidir azılı\nRuhları bizimledir-asırlardır yaşıyor\nYurda saldıranlarla-ezelden savaşıyor\nOnu emziren ana-bugün için doğurdu\nVatanı bölenlerden-erkekçe hesap sordu\nBu millet öyle millet-“ Müslüman Türk Milleti” \nTarih boyunca yendi-saldıran her illeti\nMehmetçik ne demektir- bilinmeli iyice\nKalplerde yaşatmalı-sağlam olsun netice\nPeygamber sevgisinden-biz demişiz Mehmetçik\nOnu gören düşmanlar-hepsi de olmuşlar tik\nÇocukluk ve ergenlik-O yükselen bir daldı\nÇiftçilik hayvancılık-güreşerek nam saldı\nElleri kınalandı-kurbanlık koçlar gibi\nKalplerde aynı duygu-onlardır hep galibi\nMalazgirt Ovası’nda-ilk Komutan Alpaslan\nDoru bir at sırtında-puşta vermedi aman\nBeyaz elbise giydi- dedi bu kefenimdir\nElli binlik bir ordu-ortadaki tenimdir\nMehmetçik’ in bu ruhu-Alpaslanlaştı taştı\nBöyle inanç azimle-O yükselen bir baştı\nYedi düvel bizimle- uğraşamadı bilin\nBozguna uğradılar-yurt haine oldu in\nEstergon Kalesi’yle-ilk tarihi çevirler\nViyana’yla Zigetvar-Bağdat’la birer birer\nSulandı kanlarıyla-Yemen Sinâ Çölleri\nDudaklar çatlayarak-acı duydu belleri\nGüçlü atılgan çevik-becerikli yiğitler\nOnların karşısında-kancıklık yaptı itler\nDaima ön saflarda-geçti hepsinin günü\nGazilik ve Şehitlik-unutulmadı dünü\nÇeşit çeşit beratlar-taltifler veriliyor\nGönlünde vatan aşkı-murada eğiliyor\nCepheden cephelere- atılırAllah deyip\nYapılan mücadele-onlar geliyor galip\nZaman su gibi aktı-çaresizlik sayrılık\nDert ve telâşlar ile-fitnelerle ayrılık\nDüşman yıldıramadı-daima ön saftadır\nKaralamak isteyen-şerefsizler gaftadır\nOn Dokuzuncu Asır-tırmık kazma kürekle\nDoksan Üç HarbiBalkan-koştular hep yürekle\nAnne baba çocuklar-yazamadı bir mektup\nSabah abdest alarak-cepheye koştu grup\nDestanlarda yazılı-İstiklâl Savaşı’mız\nBüyük bir Kurtarıcı-ekmeğimiz aşımız\nİsmi Mustafa Kemal-Devletimi kurandır\nBağımsızlık aşkını-milletime verendir\nÇanakkale ve Yemen-Galiçya Sivastopal\nSamsun Kars ve Edirne-dendi hemen orda kal\nGece gündüz yaz ve kış-cephede vatanlaştı\nVatan bayrak sevgisi-millet ile anlaştı\nSakarya Anafarta-İnönü Dumlupınar\nBüyük Taarruz ile-ışıklar o an yanar\nİhtiyar ve dermansız-sakatlanmış gözleri\nHâlâ dimdik ayakta- çağa dönük yüzleri\nÇünkü o Mehmetçiktir-düşmanı yurttan söktü\nYunan denen alçağı-burda denize döktü\nÇok sıkıntılar çekti-dert içinde kaldılar\nKore Savaşı çıktı-hemen tedbir aldılar\nYakın komşu devletler-düşman mıdır Dost mudur\nSözleri anlaşılmaz-serilen bir post mudur\nKimsesiz soydaşımı- eziyor acımasız\nHem suçlular güçlüler-ciğerimiz eder cız\nBin dokuz yüz yetmiş dört-durur mu hiç Mehmetçik\nO nu karşıda gören-düşmanları oldu tik\nMehmetçik’ in önüne- düştü komutanları\nHürriyete kavuştu el sallar coşanları\nNe Beş Parmak Dağları-ne Yunan’ ın dölleri\nGerdan kıvırıyorlar-sallanıyor belleri\nÜste yeşil melekler-önler de Türk’ ün gücü\nYalınayak kaçtılar-yere düştü hörgücü\nTarihte tokat yiyen – sülükleri bil tanı\nBiz onlardan kurtardık-işte eşsiz vatanı\nKurtaramaz onları-Se üç yüz Füzeleri\nKursaklarında kalır-yiyemez mezeleri\nDilde O kalplerde O-bizlerin başlarında\nAnne baba kız kardeş-sevinç gözyaşlarında\nÖyle devirler oldu-kardeş kavgası ile\nYurdu böleceklerdi-kıydılar ilçe ile\nLaik ve anti laik-Alevilik Sünnilik\nHiçbirisi tutmadı-daim sağlandı birlik\nBu kadar yiğit iken-kahpeler yurda daldı\nHangi birini saysam-bize korkular saldı\nEr meydanına çıkıp-karşı duramadılar\nÖn saflara geçerek-onu saramadılar\nTarih boyunca daim-çok sıkıntılar çekti\nErmeni ve PKK-onlar kinini döktü\nOtururlar üst üste- bölmek için vatanı\nİkisi de ant içti-vurur gezen yatanı\nTanırlar birbirini-candan kankardeştirler\nKızılcıkları ile-birbirine eştirler\n1980’ de-işbirliği yaparak\nBiri üst biri alta-girdiler haykırarak\n8 Nisan.. 80’ de-Lübnan’ın Sidon şehri\nToplantı yapmışlardır-duyun sizler haberi\nDeklarasyon yaparak-duyurmuşlar her yana\nSaldıracağız demiş-canım aziz vatana\n21-28 -Nisan 1980\nPKK Kızıl Hafta-ilan etmiştir resmen\n24 Nisan’ ı da-anarak toplantılar\nKatledilme demiştir-daha niceleri var\nBüyük tepki çekince-illegali gizliden\nSürdürme kararını-hemen almışlar erken\nToplantı akabinde-9 Kasım.. 80’ de\nStrazburg Elçiliği-burda vuruldu merde\n19 Kasım.. 80-Roma Türk Hava Yolu\nBüromuz basılmıştır-bilmeli Türk’ ün oğlu\nPKK ve Asala-ortaklaşa üstlenmiş\nİkisi de birlikte-bize gösterdiler diş\nErmenistan Yazarlar-Birliği tarafından\nOnur üyeliğine-Baykuş seçilmiş candan\nBüyük Ermenistan’ ın-o hayâli fikrine\nKatkısından dolayı-almışlardır içine\n1984-yılındaki ilk olay\nHafızaya yerleşti-unutulamaz kolay\nEruh ile Şemdinli -baskınıyla PKK\nBirden sahneye çıktı-tiksindirici..ka\nYerde oluk oluk kan-öldü Mehmetçik Eren\nEl ve bacaklar koptu-evet vardır bir bölen\nAcı sıkıntı verdi-öldürttü bebekleri\nCıva gibi gençlerim-kaybettik birçok eri\nEle geçen belgeler-neticesi şu Zeli\nBekaa kamplarında-eğitim yapar deli\n. 987-senesinde bölücü\nErmeni’ yle anlaşma-yapmıştır iki öcü\nErmeni küçük çaplı-eyleme katılacak\nSünnetsizleri öldü-ortaya çıktı bacak\n18 Nisan.. 90-yapılan anlaşmayla\nŞu kararlar alınmış-erkek kızı ve bayla\nPKK ve ASALA -ortak yönetilecektir\nİstihbarat Ermeni-yapıp verecektir kir\nBaşarılı olunca- toprak eşit olarak\nHemen bölüşülecek-böyle söyler avanak\nKamp masraflarının-% 75’ini\nErmeniler verecek-onun çocuğu cani\nTürkiye’de anakent-şehirlerde eylemler\nBöylece yapılacak-tarih bize bunu der\n. 992-Ekim ayından sonra\nDarbeleri yediler-aldılar büyük yara\nSınır ötesindeki-yapılan operasyon\nOnlara darbe oldu-kaçtılar kalmadı don\nBarınma imkânını-kaybetmesi üzere\nİran Ermenistan’a-gitmişlerdir o yere\nO Ermenistan’daki-aktif faaliyetler\nBirlikte başlamışlar-oradaki o itler\nİki örgüt birlikte- Kars’ tan Ermenistan’a\nHep gitmeleri için-anlaşma yaptı dana\nRusya’nın dağılması-Ermenistan bağımsız\nDevlet olması ile-ora gitti erkek kız\nKürt yerleşim yerleri-barınma imkânını\nBurada bulmuşlardır-unutmayın bu anı\nMaddi-manevi destek-örgüte sağlamışlar\nOrada mahlûklara-verilmiştir maaşlar\n19– 20 Mayıs -. 992\nTarihinde bir grup-sakın deme bu ne ki\nErmeni’ yle beraber- Azeri toprağına\n3 araç Urumiye-hareketi o yana\nO Halk Hareketi’nin-Ermeni bünyesinde\nKürdistan Komitesi-oluşmuştur bu inde\n4 Haziran.. 93-günü ile tarihi\nASALA ve PKK- Hınçak Partisi sahi\nBasın toplantısını- Batı Beyrut PKK\nKampında düzenledi-bir de attılar caka\n6 ve 9 Ocak- 1993\nBeyrut iki kilise-toplanmıştır iki güç\nLübnan Ermenileri-Ortodoks Başpiskopos\nParti yetkilileri-yedi domuz eti sos\n150 genç katıldı-söylenen sözlere bak\nUyuma Türk Milleti-toplanıp ayağa kalk\nİkisi Türkiye’ye-karşı iki davranış\nHep göstereceklerdir-sakın uyuma mış mış\nDer Ermeni toplumu- gittikçe büyümekte\nEkonomik bakımdan-paralar durur ekte\nBütün geliştirilen-propagandalarla\nSoykırımı dünyada-iyi tutarız hâlâ\nErmenistan Devleti-kuruldu her geçen gün\nToprağı genişliyor-unutulmayacak dün\nYetişen Ermeniler-bütün atalarının\nMutlak intikamını-alacak demiş yarın\nBaşta ABD ile-bütün Avrupalılar\nKarabağ’ da onları-tutuyor büyük zağar\nŞöyle devam etmiştir-bu fırsatı iyice\nDeğerlendirmek gerek-sağlam olur netice\nKarabağ’ da savaşan-arkadaşlarımıza\nYenisi katılacak-gösterilemez rıza\nTürkiye’yi kastedip-iç savaş yayıp hepten\nAmacı olacakmış-solacakmış çoğu ten\nO Türk ekonomisi-çarpılacakmış yere\nSıfır noktası gelip-başkaldıracak ere\nTürkiye bölünecek-o Ermeniler hemen\nDevletini kuracak-uyuma kardeşim sen\nŞu sözlere dikkat et-oku aklında yaşat\nEğer dikkat etmezsen-olamazsınız rahat\nErmeni PKK’ yı-kendi çıkarı için\nİyice kullanıyor-kaynatır için için\nTürk’ ün elinde olan-toprak mal ve binalar\nOnların olacakmış-bakın ağlar analar\nErmeni’ den dost olmaz-PKK’ yla vuran o\nVatanda milletime-ateşleri saran o\nGeriye dönüş yoktur-babalar ve anneler\nÇağlara fırlayalım-olmasın bahaneler\nKinlerini kusarlar-dünyanın dört yanında\nGazeteleri ile-huzur bırakmaz canda\nReya-Taze ve Bota- Redaksiyon isimli\nErmenistan gazete-çıkarttırır resimli\nPKK kontrolünde-Kiril Alfabesiyle\nYazılıdır biliniz-hile üstüne hile\nTürkiye Avrupa’ dan-gelen elemanlarca\nOrada yayınlanır-bastırılır tonlarca\nPKK ve ASALA-işbirliği içinde\nDoğu ve Güneydoğu-Anadolu’ m niçin de\nMarksist-Leninist devlet-kurmaktır amaçları\nTaşeronluk yaparlar-beyazlatır saçları\nÖnlere itildiler-gösterdiler yüzünü\nMilletim iyi bilir-unutamaz sözünü\nSomut örnekler vardır-gerçekten bunlar belli\nAynı tohumdandırlar-peydahlanan bin elli\nHükümleri şunlardır- Ermeni PKK’ nın\nİçinde faaliyet-yapacak bugün yarın\nYıl için adam başı- 5.000 ABD Dolar\nÖdenecek belirtmiş-anlaşan iki davar\nSonucu ortadadır-birliktedir haini\nSürekli sarsıyorlar-hem bedeni hem teni\nDevamlı saldırırlar-bizden istiyorlar can\nBunun için yerlere-dökülüyor görün kan\nBiz onları ezeriz- olun yeter ki birlik\nEsenlik mutlulukla-böyle sağlanır dirlik\nSonucu ortadadır-Doğu kaynıyor Doğu\nVarlığına sahip çık-Uyuma Türk’ ün Oğlu\nKan gözyaşı ıstırap-hâlâ vuruluyoruz\nBaşımızda bir belâ-sanki kuruluyoruz\nNe yaptık ne ettikse-vatandan atamadık\nHuzurlu bir şekilde-bir türlü yatamadık\nSon hareket bellidir- bölücü ve yıkıcı\nEtnik mezhep ayırım-durum gerçekten acı\nSözlerle anlatılmaz-verilmeli bir karar\nMilletim bu günleri-bilinmeli çok arar\nTürk’ ü – Kürdü ayırdık-adına denir uyum\nBunu hiç anlamıyor-milletimiz beş duyum\nTarihi sorumluluk-duyun canlar bu sesi\nÇırpınıp duruyoruz-harcıyoruz nefesi\nAzınlık durumuna-düşürdük vatandaşı\nEvlerde apartmanda-hepsi döküyor yaşı\nTaviz tavizi taşır-denecek daha verin\nİrin hâlini alıp-yara olacak derin\nBir soytarı dans eder-bunu iyi becerir\nŞehit eder askeri-dağlardaki geberir\nTürk’ üme çok çektirdi-can mal ve yaralı\nGündüzler kâbus oldu-güneş oldu karalı\nKahpelikler yaparak-canı ateşe sarar\nYıktıran ve yaktıran-Akrep soysuz hilekâr\nOrada hangi ili-sayalım desem yazık\nÇoğu zaman bulunmaz-giyecek ekmek azık\nKan ve ölüm kusturur-kana doymuyor kana\nÖyle utanmaz mahlûk-bilin gelmez imana\nBinlerce şehit gitti-o Baykuşun yüzünden\nSağlık sıhhat bozuldu-memleketin düzünden\nAhtapot sebep buna-yine kan kusuyoruz\nŞehit edilen Mehmet-biz hâlâ susuyoruz\nKükreyelim birlikte-dost ve düşman anlasın\nMeydanlara koşalım-kükremeler çınlasın\nAcımız endişemiz-evet bölücü terör\nBedenleri kaybettik-gözlerimiz oldu kör\nOnlar bizi biliyor-tanı Türk düşmanını\nYaşadığın müddetçe-koru hep vatanını\nPKK ne örgütü-bilen varsa söylesin\nKem küm edip durmayın-herkes şunu bellesin\nDağlarda ormanlarda-otururlar üst üste\nPeydahlanan çocuklar-dağlarda deste deste\nOnlar Ermenilere-kol ve kanadı gerdi\nŞerefsizlik yaptılar-bize eziyet verdi\nBaykuş Kürtçe bilmez ki-bebekleri öldürdü\nHem de Kürt çocuğunun-evlerini böldürdü\nSamsun Urfa Antep’ te- Sarıkamış Erzurum\nBitlis Van Çanakkale– 81 il bu durum\nOrtak kader paylaşan-inançlı insanlarız\nBu toplumun bir ferdi-öğren yüce canlarız\nYine böyle durumda-kurşunlatıyor gencim\nYanındadır Ordumuz-çok sağlamdır direncim\nYeniden doğuyorlar-durmadan ölüyorlar\nEller üstünde tabut-dostları biliyorlar\nHer gün onlarca şehit-yüzlerde gözyaşımız\nYıkıldık ve üzüldük-yerde gezer başımız\nTürk Milleti ağlarken-namussuzlar gülüyor\nBayrak bekçisi erler-bayrak deyip ölüyor\nAnıtlar dikiliyor-şiirler okunuyor\nHikâye efsaneler-destanlar dokunuyor\nCiltlere sığmıyorlar-gider ilçeler ili\nCennete giden yiğit-Bismillah diyor dili\nSavaş denildiğinde-onlar düğün anlıyor\nErlik ve mertlik ile-o yürekler çınlıyor\nHep nefes alıyoruz-bayrağımız göklerde\nGünde beş vakit ezan-evlerde direklerde\nKalplerimize gömdük-o şehitlerimizi\nHiçbir zaman unutma-şu lahitlerimizi\nHalkımızda infial-gör devletleri aştı\nYapılan mitinglerin-bedduaları taştı\nOyunlar tutmayacak-dinimiz bir bayrak bir\nOrtak kültüre sahip-milletimiz öyledir\nBoşuna uğraşmayın-bölemezsiniz bizi\nSizi iyi tanırız-açamazsın krizi\nNiçin bizi anlamaz-şu soytarı kılıklar\nBizler dövünür iken-güler dönek şıllıklar\nNedir bu müsamaha-işte çifte standart\nTezgâhlanan pis oyun-masaya sürülür kart\nMantıksızlık rezalet-işte ikiyüzlülük\nİştahları kabarır-nedir bu açgözlülük\n“ Al gülümler ver gülüm” -karşılıklı muhabbet\nÇorap bize örülür-uyanmalı cemiyet\nHain katil terörist-haydut eşkıya başı\nDostları Avrupalı-başa vurmalı taşı\nAmerika İsrail-gerçekten da maskara\nCeza kesilmelidir-bu iki sahtekâra\nPKK’ yı yöneten-anlaşıldı patronu\nSevr’ i hortlatıyorlar-hepsi çıkardı donu\nHangi birini saysak-dostumuz gerçekten çok az\nGerdan büküp kıvırtır-Türk’ e verirler vaaz\nKalleşin dostları çok-vardır suç ortakları\nHomoseksüel biri – ilk sokak kaltakları\nEsrarkeşler tacirler-istihbarat örgütü\nPislerle konuşmayın-beslerler paraziti\nBuradan başlayalım-gelelim asıl söze\nYollar ile caddeler-bilin dönüştü köze\nŞehirler ablukada-hep dedikleri gibi\nAraba ateş alır-yanar kızı ve abi\nBölücü yıkıcılar-şerefsizler çakallar\nMeydanları kapladı-ipi kopartan davar\nOnlara söz hakkı var-kanunlar işletilmez\nAkrebi övmek serbest-sanmayın kimse bilmez\nGözyaşı kan ve zulüm-ihanet ve ihanet\nSizi affetmeyecek-gerçekten aziz millet\nTükürükle boğacak-gençlerimiz sizleri\nDurmayın vatanımda-gidin … tirin geri\nVurdurttu ve öldürttü-ya Polis ya Mehmetçik\nAnne baba çoçuğun-yüzlerinde çıktı tik\nBaykuş sıkıntı verdi-hem Türk’ e hem vatana\nKıydılar öldürdüler-görün binlerce cana\nMolotof hazırlanır-sokaklara çıkılır\nKıvılcım tohumları-sokaklarda yakılır\nHadlerini bildirin-bütün zebanilere\nEciği ve cücüğü-hemen çarpmalı yere\nKim bunu önleyecek-yok mu yiğit kahraman\nBoğazını sıkarak-ona dedirtsin aman\nDünyanın neresinde- böyle bir durum vardır\nO vatandaşlarımız-biliniz çok da dardır\nNedir şerefsizlikler-kefen dar gelir bize\nBunun için tutulduk-birlikte hep krize\nAkbaba gibi yılan-Avrupa’ ya yakışsın\nBizlerden beter olun-o ülkeniz karışsın\nAtatürk’ üm duy beni-şikâyetim hep sana\nAnıtkabir’ den gözle-kan ağlar bütün ana\nKanına kan istiyor-ölen otuz bin kişi\nÇoluk çocuk anneler-baba dede ve eşi\nSözümün burasını-o Kürk kardeşlerime\nSeslenişim şiirle-sakın bana ne deme\nSizleri Ermeniler-kesmedi mi o Van’ da\nHep Batıya kaçtınız-soldu gitti iman da\nBırakın PKK’ yı-dönün iş gücünüze\nEvladına sahip çık-yazık olacak size\nNe istedin olmadı-Başbakan memur işçi\nNice insanlar vardır-ya bürokrat ya elçi\nİstanbul Diyarbakır– 81 bir tane ilim\nHepsi de ayrı güzel-konuşuluyor dilim\nİnan sıkıntıları-hep birlikte çekeriz\nBizi bizler anlarız-gözyaşını dökeriz\nIrak bizlere yakın-Amerika oyunu\nBakın iyice oynar-sallandırır boyunu\nMüslüman insanları -düşürdü birbirine\nKan ölüm gözyaşları-birden kapandı çene\nÖlenleri gördün mü- füze bomba silahla\nMayınlar yerleşiyor-ya caddeye ya yola\nOnlar bizleri böyle-gerçek birbirimize\nİyice tutturacak-sokacaktır krize\nRabb’ im onlara versin-hem acı hem ıstırap\nO ülkeniz karışsın-daima olun harap\n11 Eylüller gibi-ya haftada ya ayda\nŞu yurdunuz karışsın-karanlık kalsın oda\nÇektirdin sıkıntıyı-dert verdin sen Türkmen’ e\nKendini erkek sandın-sebep oldunuz kine\nÖldürdüğün çocuklar-bedduası hep sana\nZulüm yaparak girdin-canım aziz vatana\nTaş üstünde taşlara-mermi sıktın durmadan\nKimseyi bulamadın-gördü seni Yaradan\nBütün kötülükleri-uygun gördün bizlere\nAynı duygu düşünce-daim vursun sizlere\nEmperyalist devletsin-görünürde yaşarsın\nEzer yıkar biçersin-onun için hep varsın\nBu böyle bilin gitmez-bir gün hesap sorulur\nHiç ummadığın anda-kapın tık tık vurulur\nO zamanı hatırla-çektirdin çileleri\nAttıkça kurşun attın-asla dönmedin geri\nMilyarların ahını-öğren aldın topluca\nSizlerde tütmez olsun-ne ocak ne de baca\nKadınların ırzını-kirlettin namusunu\nElbet bir gün olacak-bütün işlerin sonu\nÇekeceksin terörü-o ülken sallanacak\nSende de kalmayacak-ne kol ayak ne bacak\nDuyarsın acıları-düşün önce geçmişi\nEvet bir gün kırarsın-hem kafayı hem dişi\nTürk Gençleri uyanık-elde silah daima\nBiz nasıl üzüldükse-siz de uğrayın gama\nSen ne için girmiştin-söylesene Irak’ a\nHani nükleer silah-düzeltemedin yaka\nOnlara insan hakkı-bütün demokrasiyi\nGetireceğim dedin-neyi hallettin neyi\nİşgalin üzerinden-bakın geçti nice ay\nDevamlı bombaladın-ne ev kaldı ne de çay\nTam bir sivil katliam-gerçekleştiriyorsun\nIrz namus kirletirsin-devrilsin boyun bosun\nEbu Gurayb ’ da yaptın-gör katliam işkence\nAsla hiç durmadınız-ne gündüzü ne gece\nİnsanlık şuurunda-tedavisi imkânsız\nSiz yaralar açtınız-bütün yürek etti cız\nO Kandil Dağları’ nda-hep beş bin teröriste\nHamilik yapıyorsun-ordaki çakal ite\nDemokrasi yok artık-sayende kalktı rafa\nO puştları korursun-baksana bu tarafa\nSivil halkı durmadan-toptan sen imha ettin\nSuratında izi var-vurdun onu mahvettin\nTaşı gördün yerlerde-yağdırdın bombaları\nBeddua alıyorsun-kaybettin itibarı\nKorursun Ermeni’ yi-Rum’ a tutarsın çanak\nSoyunuzda özür var-başını kaldır da bak\nVahşeti sergilersin-nerde insan hakları\nSen dünya üzerinde-düşünüyorsun kârı\nKendi askerlerini-sürüyorsun ateşe\nBir faydan dokunmuyor-anne baba kardeşe\nYalanları bırakın-konuşun doğruları\nAçlıktan ölenler var-onlara yakın farı\nCami minareleri-delik deşik eden sen\nKur’ an-ı Kerimleri-yırtarak mahveden sen\nMehmetçik’ in başına-çuvalları geçirdin\nBizlere zehir şerbet-hep bilerek içirdin\nTürk’ ü ile Kürt’ ümü-vurduracak o puştlar\nİnanın ağlatacak-hepimizi zarı zar\nBu toprak milyarları- besler bütün herkesi\nEl ele tutuşanlar-birleştirsin nefesi\nBen sana çok yakınım-tut elimi ve kaldır\nÇalış çabala oku-yurduma nefes aldır\n70 Milyon birlikte-her güçlüğün üstünden\nEvel Allah geliriz-sakın vazgeçme tenden\nOyun bize oynanır-ABD ve Avrupa\nİkisi de başrolde-gelmezler ipe sapa\nKararı onlar alır-biz sonradan duyarız\nEmri onlardan alır-sözlerine uyarız\nSonunda ne mi oldu-al dediler Çakalı\nÖylece yakalandı-gömlek temiz yakalı\nO iğrenç suratını-Türk Milleti görmüştür\nElleri havalarda-daim sesi çıkar gür\nYıllarca Türk gencine-zulüm yaptın kandırdın\nBaşımıza bir belâ-açtın bizi yandırdın\nİnsan denemez sana-benziyorsun Şeytana\nYaşadığın müddetçe-zarar verdin vatana\nSıkıntı verdin Türk’ e-gerçekten senelerce\nBedduaları aldın-hem gündüz hem de gece\nŞimdi ne oldu sana-suratın ablak ablak\nVazife istiyorsun-bizden yeyince şaplak\nHadi bir cırtlasana-anlayalım huyunu\nDünya tanıdı seni-o an gördü soyunu\nNe hâllere düştün sen-kuyruğunu sallarsın\nOram buram diyerek-allayarak pullarsın\nSeni doğurmasaydı- emek veren şu ana\nİşkenceler yaptın hep-asla doymadın kana\nBelki dersin masumum-ben yapmadım o yaptı\nŞunu iyi bilesin -Türkiye sana çarptı\nAkan şehit kanları-boğacak seni elbet\nPKK yok olunca-sevinç duyacak millet\nRezil oldun dünyaya-sende saygı sevgi yok\nKolay gebermeyesin-hastalığın artsın çok\nKalp hastası olmuşsun-kurtulacağım sanma\nHer şeyi söyle bize-başkasına inanma\nSon iyilik yap bize-silâhları bıraktır\nBizden dostluk bekleme-gönül sana ıraktır\nTürk Bayrağı önüne- geçerek pozu verdin\nHani nerde paçavran-memleketi sen gerdin\nÖyle kötü bir durum-bütün herkes seyretti\nKenya’ dan Türkiye’ ye-taşıyan iyi etti\nDost ve düşman kimlerdir-bilsin insanlarımız\nHainleri tanısın-topluca canlarımız\nBu memleket herkesin-ya sevin ya terk edin\nYakıp vurup dökmeden-yurudumdan çabuk gidin\nMevlâ’ mız uzun etsin-Devlet’ imin ömrünü\nSeni sallandırsınlar-çıkartsınlar böğrünü\nÇapulcu sürüleri-korkutamaz bizleri\nAsla hiç unutmayız-öğrenilsin sizleri\nŞimdi hesap zamanı-gebermene az kaldı\nSenin şerefsizliğin-dünyalara nam saldı\nAdalet önündesin-hadi hadi coşsana\nDün asıp kesiyordun-saçmalayıp taşsana\nİmralı Cezaevi-her şey yerli yerinde\nSon sistem hazırlanmış-emek çaba ferinde\nBatı şaşırdı kaldı-diyemedi hiçbir şey\nBoğazı düğümlendi-afalladı bütün bey\nO özrün kabul değil-derhal asılmalısın\nİp boynuna geçince-birden kasılmalısın\nMillet bayram yapacak-şehit ruhu duyacak\nO an öldüğün zaman-oynayacak el bacak\nSenin yaptıklarını-kimse Türk’ e yapmadı\nAskerim şehit oldu-doğruluktan sapmadı\nYalnız başına kaldın-cam kafes içindesin\nÇok acı durumdasın-zannetme ki indesin\nBaşı önüne eğdin-mesajın gereği yok\nBiz nasıl kahrolduksa-size de batacak ok\nSöyle nerelerdeydin-şimdi mi akıllandın\nGeçmişi tez unuttun-ayak vurup sallandın\nAtatürkçü olmuşsun -Kemal’ ime sığınma\nKurtulacağım diye- sakın ola avunma\nBaşımıza bir belâ-ördün atamıyoruz\nBize çok puştluk yaptın-rahat yatamıyoruz\nYunanistan Suriye-İtalya İngiltere\nAğababalarını-unuttun serdin yere\nKaçamak cevap verme-aç artık arşivini\nCellâdı tanısınlar-göster bize evini\nSen başka söylüyorsun-avukatların başka\nBu ne biçim çelişki-düşürme bizi faka\nBir dediğin diğeri-tutmuyor hilekârsın\nBizi saran o ateş-topluca sizi sarsın\nCiltler sayfalar yazsam- az gelir yaptıkların\nSus artık söz söyleme-bitsin o çarptıkların\nDebelenme çırpınma-hesabın görülecek\nÇok az bir zaman kaldı-defterin dürülecek\nNe utanmaz Akrepsin-raks edip duruyorsun\nOynaklığın son olsun-iyi kıvırıyorsun\n“ Beraat” istiyorsun- kurtardın mı vatanı\nHâlâ kan dökülüyor-üzdün altta yatanı\nNe biçim hizmet aşkı-isteğin yurdu bölmek\nRabb’ im nasip etmesin-bir daha sana gülmek\nSorumluluğu aldın-tam tamına otuz bin\nŞerefsizlik hep ilken-nedir bu rezillik kin\nKürt deyip duruyorsun-konuşsana o dili\nNice canlar aldırdın-sayayım hangi ili\nTürkiye’ yi kararttın-söndürdün ocakları\nHainliğin ortada-işi bıraktın yarı\nSiyasi Baykuş musun-“ Tarihi fırsat” dersin\nŞu unutulmamalı-ülkem için bir kirsin\nArtık final zamanı-mahkemenin son günü\nRuhlarda ve akılda-unutmadık biz dünü\nEy sürüler tanıyın-kime bel bağladınız\nSiz dağlarda vururken-yürekler dağladınız\nPsikopat Yaratık-kişiliksiz bir örnek\nPantolon yakışmıyor-giydirilmeli etek\nŞaklabanlık yakıştı-dava adamı nerde\nSadece ben diyorsun-zulüm verdin bu ferde\nSon bulsun maskaralık-herkes oynasın coşsun\nYirmi birinci yüzyıl- millet ileri koşsun\nDevletim büyük benim-ibret olsun dünyaya\nHainlik yapanların-başı çarpsın kayaya\nArtsın yurdumda daim-kardeşlik sevgi saygı\nTürk Milleti bütündür-duyulmamalı kaygı\nYirmi Dokuz Haziran-yüreğe su döküldü\nKahpe bir yaratığın-ciğerleri söküldü\nBebek katili Çıyan-söz söyleyemeyecek\nEmirleri yağdırıp-halkı eyleyemeyecek\nİmralı Cezaevi-son sözleri soruldu\nKararı idam oldu-hazır olda duruldu\nAdil bir yargılama-bütün dünya seyretti\nKarar Türk hâkiminin-bizce çok iyi etti\nMudanya ilçesinde -yapıyor herkes bayram\nTürk Milleti ayakta-ortalardan kalktı gam\nSevinç gözyaşlarıyla-millet gülüp ağlıyor\nElleri yukarıda-ırmak gibi çağlıyor\nDinle bizi ey Batı-şerefsizlik temelin\nTarih boyu olmuştur-Türk’ ü bölmek emelin\nOtuz bin kişi öldü-o an neredeydiniz\nSesiniz hiç çıkmadı-hangi küredeydiniz\nMevlâ’ m milyar terörü-daim sizlere versin\nÜlkeniz karıştıkça-o zaman n’ aptım dersin\nNedir bu küstahlıklar-bitsin bu rezillikler\nİkili oynuyorsun-yetsin kepazelikler\nOna sahip çıktınız-siz topa döndürdünüz\nKasap idam alınca-ışığı söndürdünüz\nBaşı çeken devletler-Yunanistan İtalya\nİngiltere’ yle Rusya-Fransa ve Almanya\nTürk Milleti tanıyın-bu illet devletleri\nSımsıkıca sarılın-kesilsin biletleri\nArkanızda millet var-korkmayın atın kement\nHepsi vız gelir bize-uyanıktır cemiyet\nHainlere ders olsun-yakan yıkan kahrolsun\nRabb’ im taşlar yağdırsın-bizlerden beter olsun\nTürk’ e yıllar boyunca-kan kusturan bir katil\nCezası idam oldu-sevindi ilçe ve il\nKemer gözlük kravat-saat geri verildi\nO gün çok mutlu bir gün-hep murada erildi\nSonun başlangıcına- o Baykuş ayakbastı\nSürprizin zerresi yok-hemen sesini kıstı\nİstiklâl Marşı’ mızı-dinlemeden kayboldu\nÖyle perişan bir hâl-yüz surat hemen soldu\nKomünist Irkçı Örgüt – eylemlere başladı\nElçiliklerimizi-bağırarak taşladı\nEy Batı sorumlusun-sakın bir şey olmasın\nKoru ataşemizi-it içeri dalmasın\nBebek çocuk kadınlar-polis öğretmen asker\nAyırım gözetmeden-yerlere serildi er\nBu canlar senin olsa-ne yapardın o zaman\nÖldüren Akreplere-siz vermezsiniz aman\nKamuoyu ne diyor-dinleyin sizler onu\nBizim için hayati-çok önemli bir konu\nYürekteki sızılar-biraz olsun dinmiştir\nHaykırma seslenmeler-ateş o an inmiştir\nİmtihan başarılı-veren bağımsız yargı\nTarafsızlık ilkesi-düşünmediler kaygı\nBir şerefsiz de olsa-ihtimam gösterildi\nEl bebek ve gül bebek-her şey yere serildi\nDoktorlar her an hazır-sanki özel hastane\nİstediği verildi-bulunmasın bahane\nYedikleri önünde-ardında yemediğin\nNe utanmaz haydutsun-bağırıyor eniğin\nGölge düşürülemez-düşürene olsun yuh\nTükürükle boğarız-bütün suratlarına tuh\nYolunu şaşırmışlar-çağrımız topunuza\nYol yola benzemiyor-benziyorsunuz kaza\nTövbe istiğfar edin-sığının “ Can Devlete” \nYaşama hakkı kutsal-uğramayın illete\nBinlerce can gitmiştir-aileler perişan\nSoysuzların yüzünden-kayboldu bunca zaman\nSakat kolsuz bacaksız-kör olan bütün gözler\nHepsi haber bekliyor-gülmelidir o yüzler\nOlmalıdır insanda-karakter ve haysiyet\nAkrep bunlardan mahrum-bulunmuyor cesaret\nAvrupa’ nın maşası-korkak pısırık kişi\nBizlerden af dilemek-yalvarmak oldu işi\nFakir fukara genci-ölüme götürdüler\nEv bark açlık sefalet-ormanda bitirdiler\nÇıyanın adamları-beş yıldızlı otelde\nDiskotekler villalar-yaşıyorlar motelde\nŞehitlerim gözlüyor-hepsi Cennetten bizi\nBirlikte seslenirler-sonra affetmem sizi\nO kan can üzerine-kimse dalga geçemez\nBiz vatanda var iken-düşman suyu içemez\nCan verenin yakını-bir yandan ağlıyorlar\nSıkıntı cefa ile-durmadan çağlıyorlar\nİl ilçe beldelerde-ellerde Türk Bayrağı\nHaykırırlar birlikte-veremeyiz toprağı\nİçimizde hain var-dış ile çalışmakta\nEllerinde dosyalar-onlarla yarışmakta\nHavasını suyunu-koklamayın kaybolun\nAynı acıyı çekin-bizlerden beter olun\nTarihimiz boyunca-nice yılanlar gördük\nElimizde kazmalar-hepsini yurttan sürdük\nCumhuriyet ayakta-severek alkış tutun\nBirlik beraberlikle-böleni hemen yutun\nYine Batı kurtardı-gerçekten Yarasayı\nİçimize soktular-endişe ve tasayı\nNe Allah ne de tarih-sizi affetmeyecek\nŞuraya yazıyorum-bu konu bitmeyecek\nİdam yasası geçti-ipten kurtuldu Çıyan\nGayet açık evet net-görünür ayan beyan\nGazi şehitlerimin-ruhları sızlanıyor\nBu durumu görünce-içten içe yanıyor\nKanlı cani kurtuldu-hem idamdan hem ipten\nÜzdü Türk Milleti’ ni soldu gitti bütün ten\nAvukatları ile-demeçleri veriyor\nGünlük yazı yazarak-memleketi geriyor\nSanki Çakal tatilde-kimseler bir şey demez\nSusturun çenesini-ağzını burnunu ez\nErmeni Örgütünün-o mahlûk bilin başı\nHınçaklarla kol kola-gözden akıtır yaşı\nSıkıntıya sokuyor-acıtır canımızı\nDurmadan öldürtüyor-yürekte kalır sızı\nMehmetçik polisimi-kahpe PKK yersin\nYediden yetmişe dek-Allah belanı versin\nBaşındaki o Cellât -yer içer ve zıbarır\nEmri otelden verir-Rabbimiz versin sabır\nCep Telefonu varmış-gerçekten öyle ise\nBu terörü azdırır-dikkat edin bu sese\nCellat Eşkiyabaşı-kötülüğü seriyor\nŞerefsiz sevindikçe-insanımı geriyor\nHapishane otel mi-Bize söyleyin ora\nYarasa konuştukça-düşüyoruz hep dara\nOrada semirmesin-gırtlağını hep sıkın\nSakın fırsat vermeyin-balyozu üstten çakın\nYersin içer oynarsın-tattırırsın acıyı\nÜzüntüye sokarsın-anne baba bacıyı\nSen insan olamazsın-“ Kırkayak Baykuş Çıyan” \nHangisini sayayım-konuştuğun hep yalan\nMilyonların ahını- bilmelisin aldınız\nBizler evde ağlarız-siz ateşi saldınız\nÖlümün kalp krizi-yazıyorum şuraya\nMerhem olamayacak-kalbindeki yaraya\nYıllardır kan gözyaşı-her ocağa köz düştü\nBebek çocuk ağlıyor-anneler çok da kötü\nRabbime sığınırım-açtım hepten elimi\nSessizce okuyorum-söyletirim dilimi\nŞehitlik ve gazilik-en büyük bir mertebe\nGerilerde çocuklar-ağlar durmadan bebe\nHürriyeti yaşıyor -var mı dünyada eşi\nOrda bedava yiyor-üzer anne kardeşi\nŞuna bakın bir şuna-bakınız Yarasaya\nOturalım söylüyor-Devletimle masaya\nYazdığım dilekçedir-beni de koy içeri\nTelevizyonum olsun-almalıyım haberi\nDemeçleri vereyim-gelsin pirzola köfte\nYanımdan rüzgâr geçse-yazılmalı reçete\nAleme rezil olduk- gülmekteler durmadan\nGazim ve ailesi-sıkıntıda bütün can\nTaviz üstüne taviz-bu canları mahveder\nYok mu bizi anlayan-öldürmektedir keder\nKimlerden korkarsınız-susturun çabuk şunu\nÜst başında kalmasın-ne elbise ne donu\nKonuşturmayın yeter-ağzına kapan vurun\nSaçmaladığı yeter-Atatürk gibi durun\nMemleketi sevenler- birleştir ellerini\nMeydana çağırırım-ortaya koyun teni\nAman verme İblise-vur yumruğu patlattır\nLeşi burda kalmasın-orta yerden çatlattır\nBir yetkili aranır-bakan hâkim ve savcı\nOnlar görev yapmazsa-durum gerçekten acı\nNamusa göz dikildi-kimler bir kez dikmişse\nKafasını kopartın-dikkat edin bu sese\nHıyanet karşısında-durma sesini yükselt\nYazdığım dörtlüklerim-Türk Gençlerine davet\nToprak elden gidiyor-kayıyar da kayıyar\nYağmur selden vazgeçtik-hain bizi bayıyar\nSiz kimden yanasınız-teröristten bizden mi\nO rengini belli et-kinleriniz yüzden mi\nTv ile gazete-yazıyor sayfa sayfa\nVerin onlara ceza-biraz bakın etrafa\nAffet bizi Ata’ mız-senin emanetine\nHiç sahip çıkamadık-ne canlara ne dine\nAnne baba seslenir-yazık oluyor yazık\nDöneklere batmalı-hemen yağlı bir kazık\nİyice bastırırlar-istedikleri olur\nMilleti düşünmezler-bilin sonucu n’ olur\nKendilerinde vardır-yasa sağlamdır orda\nHele sesini çıkart-inan kalırsın darda\nAvrupa istiyorsa-değiştirme kanunu\nİstedikçe isterler-bu işin yoktur sonu\nAkıllı davranalım-kalk derse sözleriniz\nAnla ah-vah kâr etmez-kahrolur yüzleriniz\nBizi bize bağlayan-kanunlara dokunma\nBir kere dener isen-başlar o anda yanma\nÇaresizim diyerek-uyma sakın ellere\nİnan muhtaç kalırız-gönderirler ellere\nAvrupa’ nın kanunu-bizlere göre değil\nOnlar toprak istiyor-gerçekleri bir kez bil\nBiz bunların topunu-vatandan sürmedik mi\nEkmekleri bölüşüp-yerlere sermedik mi\nBurdan uyarıyorum-kimin eli oylarsa\nOnu kaplayacaktır-hem acı hem de tasa\nÖnce size söverler-benden hatırlatması\nYolda yakalarsalar-kötü olur tasması\n301 kalkmamalı-söyleyin niçin kalksın\nBize kaldır diyenler-yasalarına baksın\nHangi devlet kendine- hep alenen sövdürür\nElleri kaldırırsan-bu İblisi övdürür\nTürklük Cumhuriyete-okkalı söveceksin\nCeza almayacaksın-Çakalı öveceksin\nNerede böyle yağma-diyemezsin yaparım\nOy zamanı gelince-seni yere çarparım\nDevletin kurumları-bütün organlarına\nAlenen söveceksin-gelmezsiniz imana\nMillet Meclisi ile-hele Hükümetini\nYargı organlarına-sokacaksınız kini\nAsker ve Emniyeti-bütünüyle alenen\nAşağılayacaksın-söylersin yapma fren\nHangi ülkede vardır-bu kadar çok hürriyet\nArama bulamazsın-sizi duyuyor millet\nHiçbir devlet kendini-böyle aşağılatmaz\nOralarda söyleyin-yolunuverir o kaz\nYasak diyorlar yasak-biz mi edelim serbest\nAnlayın dönüş yoktur-kin duyuyor cemiyet\nNiçin neden kalksın ki- İmralı’ da katili\nOradan emir verir-kesilmeli şu dili\nDuruşunu belli et-ya bizdensin düşmandan\nTopyekün sarılmışız-bilinmeli dört yandan\nBu kanun kalkar ise-çağdaş mı olacağız\nKime ne yararı var-ağlar anne baba kız\nŞerefsizin eline-anla büyük koz geçer\nMadde ile oynama-millet ot gibi biçer\nBuna destek verenler- gitsin yüce divana\nBoy abdesti alsınlar-hepsi gelsin imana\nAsla kurtulamazlar- bu yasa bilin kalkmaz\nBuradan söylüyorum-vermeyin bize vaaz\nSabrımız sınanıyor-şan ve şerefimize\nKüfrettireceksiniz-yazıklar olsun size\nİşbirlikçi haine-görünüz gün doğmakta\nBu kanun değişirse-hata işlersin hata\nBurası Türk vatanı -bayrak şehit diyene\nSakın ha dokunmayın-isterseniz bir dene\nGayeniz bölmek sizin- parçalamak yurdumu\nAnne baba çocuklar-salacağım kurdumu\nSözüm 70 milyona-sesime ses katana\nYazıklar olsun derim-horlayarak yatana\nToprak elden gidiyor-bir Kurtuluş Savaşı\nYapmamız gerekiyor-vermelisin uğraşı\nBu yasayı kaldırmak-Atatürk’ ün ruhunu\nBiliniz incitecek-üzeceksiniz onu\nTürklük Cumhuriyete-küfrettirmek dert açar\nBenden hatırlatması-kulağa sular kaçar\nBana göre bu kanun-sağlamlaştırılmalı\nParçala kim yut derse-hesabı sorulmalı\nYanlışlık yapılırsa-söyleyeceklerimi\nŞu an listeliyorum-beni duyunuz emi\nTv ve radyolara-gerçekten de gün doğar\nKarşılıklı atışma-saldırır çakal zağar\nGüçlü olanlar yaşar-güçsüzü ezer herkes\nBir kez daha söylerim-daralacak bu nefes\nAmaç nedir söyleyin-yıkıcılığı serbest\nYasal hâle getirmek-bölünecek bu millet\nTerör bakın zirvede-şehit cenazeleri\nOnlardan söz eden yok-kaldık bir kemik deri\nŞu yapılmak istenen-maske biliniz maske\nBirlik kaybolacaktır-sürülecektir leke\nOrdum-millet uyarır-kaldırma eli sakın\nOy istemeye gelme-olamazsınız yakın\nBölücü yıkıcılar-küfür ettikçe eder\nNiçin ceza verilmez-bakın canlar kahreder\nVur yumruğu alnına-vurmaz isen Yarasa\nEline fırsat geçse-bizi koyacak sala\nİsviçre’ de Ermeni-soykırım yapılmamış\nDendiğinde kodese-haydi oradan kış kış\nYurdun iç dış güvenliği-bilin tehdit altında\nDört yandan saldırı var-güçlü çıkmalı seda\nCepheler farklı farklı-hangisini sayayım\nBuna dikkat etmeli-ya hanım ya da bayım\nFransa İçişleri-aptal Bakanı Sarkozy\nErdoğan’ ı aradı-ondan istedi bir koz\nAdamın derdine bak-der 301’ i kaldırın\nBölücü yıkıcıya-güzel nefes aldırın\nBiz soykırım yasasını-hep bloke edelim\nÖneride bulundu-yolumuza gidelim\nŞunu herkes düşünsün-alsın başı önüne\nİlmik geçirecekler-hem boğaza hem tene\nTehdit üstüne tehdit-yok mu yiğit kahraman\nGazi Atatürk gibi-şöyle dedirten aman\nAydınlar nerededir-onlar böl parçala yut\nGözleri boyamakta-bize atmaktadır şut\nMilletin değerini-aşağılayan mahlûk\nSadece bizde vardır-bilin başka yerde yok\nZihnini kalemini-onuru kim satarsa\nİçini kaplamalı-hem acı hem de tasa\nBütün sorumlu onlar-arkadan kurşunlayan\nSoylarında özür var-erkekler ya da bayan\nDevlet dediğin devlet-tarihi ve kültüre\nHemen sahip çıkmalı-işletilmeli töre\nŞeref ve haysiyete-bir de sövmek mi Türk’ e\nSakın serbest olmasın-kıyarsın Atatürk’ e\nHrant’ a sahip çıktın-niçin o Mehmetçik’ e\nSahip çıkmıyorsunuz-sizlerde vardır leke\nÜlkenin Doğusunda-Batıda canı veren\nGenç kahpece vurulur-sorumlusun bundan sen\nKabulü 2004-aynı milletvekili\nOnu bir kaldırırsa-üzer ilçe ve ili\nKimse sizi anlamaz-isterseniz o oyu\nBilin seçilemezsin-anlayın ömür boyu\nHayır diyoruz hayır-evet diyenler ayrı\nSizleri tanıyoruz-elde içki ve sayrı\nTürk Milleti ayakta- 70 Milyon ileri\nVarlığına sahip çık-sakın dönmeyin geri\nErmeni PKK’ yı-vardır bilin kollayan\nKucağına alarak-öpücükler yollayan\nYine o şerefsize-desteğini sürdürür\nMeclisinden geçirip-ateşleri sardırır\nDost bilinen devletler-Ermeni’ ye soykırım\nYapıldı söyleyerek-işi bırakır yarım\nSizler birer yarasa-ahtapot vampirsiniz\nKarnınız çok da geniş-hepten üstten yersiniz\nAşağıda sayılan-o devletlerin topu\nErmeni yasasını-geçirdi tanı topu\nBizler muhtaç değiliz-anlayın kerizlere\nYeri bir kez dinleyin-bakın ne der sizlere\nSırasıyla sayalım-dost görünen gâvuru\nSizlere anlatalım-bize çıkartan uru\nYunanistan Belçika-Fransa ve Almanya\nLitvanya ve İsviçre Slovakya Polonya\nHollanda ile Rusya - şu Kıbrıs Rum Kesimi\nÇoğu AB ülkesi-okuyun bunu emi\nKanada’ yla Arjantin- Uruguay şu Lübnan\nVenezüella Rusya-aman dedirtir aman\nCanlar dahası da var- AB Parlamentosu\nKarnından konuşurlar-devrilsin boyu bosu\nAvrupa Konseyi’ yle- Parlamenter Meclisi\nAynı doğrultudadır-üzmektedir herkesi\nSimdi sormak gerekir-bizi üzen kararlar\nGöstererek gelmiştir-ateşleri sararlar\nSadece söz söyledik-anlatın biz ne yaptık\nOna buna göz edip-gerçek yollardan saptık\nTerörün tek hamisi-Avrupa Devletleri\nOnlardan kurtulmalı-anne baba ve eri\nKendisine olunca-en ağır kanunları\nBirlikte çıkartırlar-yakarlar insanları\nMehmetçik’ im ölürse-hiç birisinden tık yok\nKendisine olursa-batırırlar mızrak ok\nRabbim deprem tufanlar-zelzeleler ve seller\nSizden eksik etmesin-tutmasın sizde beller\nOcağınız yıkılsın- türemeyiniz sakın\nHer şeyden sorumlusun-olamazsın hiç yakın\nHangisini sayayım-yok bir tane dostumuz\nOnlar bizden istiyor-bedenimiz postumuz\nArtık pasif durmayın-yönteme karşı yöntem\nYapamazsan çekilin-öldürmesin bizi sem\nElleri birleştirin-vur yumruğu sallandır\nSakın hiç fırsat verme-alt tarafa yollandır\nBüyük görev düşmekte-canım Türk Milleti’ ne\nSoykırım müzesi kur-yapmadıysan bir dene\nSempozyumlar paneller-yayın yapmak gerekir\nDiplomatları kullan-bu yeterli değildir\nKamu görevlileri- öğrenciler öğretmen\nHizmet içi kursları-anlatmalı eğitmen\nHangi konu var ise- Pontus’ u Süryani’ si\nÇıkartmak gerekiyor-hem nefesi hem sesi\nBüyük Millet Meclisi- misilleme yapmalı\nHangi devlet var derse-yüzlerine çarpmalı\nSoykırımı tanıyan-o devletler kim ise\nOnun yaptıklarını-duyur yapma vesvese\nSakın bundan vazgeçme-kararları hemen al\nTv basın gazete-Internet’ le haber sal\nYurtdışına gidecek-can milletvekilleri\nRejim karşıtlarıyla-gitmelidir ileri\nHapishane teftiş et- Türk mahkûmun derdini\nHesabını sormalı-uyandırın ferdini\nPKK ve benzeri- örgüt temsilcilerine\nGöz yuman ülkelere-Türk gibi kükresene\nOnların düşmanına-açalım temsilcilik\nKimler haklı kim haksız-ortaya çıkar bir tik\nMilletvekillerine-engel çıkartanları\nProtesto etmeli-ortaya koyun varı\nSömürge vali gibi-bizleri sorgulayan\nŞerefsiz engellenir-hepsi de kalır yayan\nKarabağ meselesi-her dakika ve saat\nYeniden ısıtmalı-olmamalılar rahat\nÜlkemizin onurlu- bir dış politikaya\nÇok ihtiyacı vardır-söylerim anne baya\nTürkiye’ nin hakkını-Brüksel’ e devreden\nHesabı sorulmalı-davranılmalı erken\nO Anayasamızın-değişmez maddesini\nKaldırana ders verin-duymalısınız beni\nAB’nin istemleri-Milli Devletimize\nTecavüz etmek ister-görev düşüyor bize\nDinle milletvekili-bölücülere kanma\nOnlar hainle birdir-dostum derse inanma\nAB ile ABD-böl parçala yut diyor\nErmeni’ yle kol kola-toprağımdan git diyor\nSorumluluğu vardır-şairin uyarması\nKan ve gözyaşı olur-kapanmaz o yaması\nSeslenişim gençlere-vatan size emanet\nAta’ mız affetmedi-bağışlaanmaz ihanet\nBöyle olduğu hâlde-dünyayı üstümüze\nBiliniz saldırtırlar-bizleri eze eze\nBir tarafta Türk gücü-öbürü Hıristiyan\nÖç almak istiyorlar-açıktır ayan beyan\nBir avuç rezil vekil-iftirayı başlattı\nErmeni oyu için-Türkiye’ yi haşlattı\nBunlar samimi değil-puşta çanak tutmuştur\nBizim nazarımızda-kesinlikle bitmiştir\nSoykırımı yapmadık-evet karnemiz temiz\nTarihlere sorsana-“ Türk Milleti” biz kimiz\nHep uyanık olalım-dost düşmanı bilelim\nTürk’ e pusu kuranın-haklarından gelelim\nVahşeti kimler yaptı- dökelim ortalara\nKalleşlik yapanlarda-eksik olmasın yara\nErmeni ve Fransız-Yunan ve İngilizler\nBelge ortaya çıksın-anlasın şu kerizler\nAnlaşmazlık var imiş-peki bundan size ne\nAvukat ırkdaş mısın-konuşsana be..ne\nSinsi oyununuza-bizi alet etmeyin\nCanım Türk Milleti’ ni-boşuna kahretmeyin\nSömürge günlerini-sakın akla getirme\nBu sizin sonunuzdur-pillerini bitirme\nMenfaatlerin için-Ermeni’ yi kullanma\nOnu dost zannederek-sözlerine inanma\nPetrol havzalarının-eşiğinde Ermeni\nAmerika Peşmerge-Fransa tutar seni\nYatırımı yaparak-kendini garantiye\nAlmaya çalışırsın-katılırsın partiye\nVahşetin yaşandığı-topyekûn illerimiz\nAnıtları dikelim-konuşsun dillerimiz\nTürk’ e kimler dost ise-destekleri verelim\nBütün kolaylıkları-önlerine serelim\nYürüyüş protesto-kamuoyu desteği\nDüşmanlar yıkılsınlar-gösterelim kösteği\nAnkara yumruğunu-masaya bir vurmalı\nABD ve Avrupa-Ermeni....malı\nStrateji oluşsun-herkes göreve koşsun\nTürkiye’ den öfkeler-hep ülkelere taşsın\nEkonomik tedbirler-gerçek müeyyideler\nHayata geçirilsin-verilmesin vadeler\nVatanımda yaşayan-ekmek su havasını\nYiyip ve koklayanlar-doldurur tavasını\nYaşar gezer yüzerler-vardır hürriyetleri\nBelki yüzü geçiyor-bütün cemiyetleri\nBir araya geldiler-seslendiler dünyaya\nSıkıntı dile geldi-seslendiler yayaya\nApostolik Ortodoks-Katolik Protestan\nDoksan kişilik heyet-bizce hepsi çok yaman\nHani ciddi kuşkular-hepsi yaşıyorlardı\nKorkup ve büzülerek-acı taşıyorlardı\nEkonomik hukuki-sosyal ve dini alan\nDediler” No Problem” -siz uydurdunuz yalan\nBir mesele olursa- cevabı Ankara’ da\nBizi bize bırakın-sevgi vardır arada\nAynı duygu düşünce-sizlerle paylaşırız\nEsenlik mutlulukla-zorlukları aşarız\nBatı burnunu sokar-din dil tarihi birlik\nDevletimiz bölünüp-kaybolacaktır dirlik\nLehçe farklılığıyla-anlaşamayan canlar\nNasıl anlaşacaklar-bunu bilenler anlar\nYarın bir gün öbür gün-ilköğretim ve lise\nYüksek okul fakülte-yurtta artar vesvese\n“ Eğitim Dili” olsun-bastırırsa Avrupa\nBizlerden uyarması-kulağa kaçar tıpa\nSevr rüyası sürüyor-yurt için büyük tehdit\nAdımı atılmıştır-salyalı bekliyor it\nNasıl kalkacaksınız-o vebalin altından\nDört taraftan sarıldık-git diyorlar vatandan\n“ Çok Hukuklu Sistemi” -uygulayın derseler\nO zaman kondurulur-acı olan buseler\nHiç affedilmemeli-Kan Emici O Cellât\nBoynuna ilmik geçsin-maymuna dönsün surat\nİstiklâl Çanakkale-dede ile nineler\nOnlar beddua eder-bulmayın bahaneler\nTürk gençleri haykırır-toprağım bölünemez\nGazim şehit var iken-sırıtıp gülünemez\nBize sıkıntı veren-çiftte standartçılar\nHarita dağıtılır-değişiyor açılar\nAmerika Avrupa-bilinmeli dost değil\nÖğrenin doğruları-hakikati n’ olur bil\nBize kastınız nedir-bitsin şu maskaralık\nYaptığınız son bulsun-hep işiniz karalık\nGayeniz nedir sizin-Türkiye’ yi bölmek mi\nHepimiz yok edip-el çırparak gülmek mi\nBizdeki sıkıntıyı-Mevlâ’ m versin sizlere\nAklın başına gelsin-su insin o dizlere\nVazgeçin bu huylardan-şarlatanlık yapmayın\nPKK-Ermeni’ ye-gözünüzü kırpmayın\nBu işin şakası yok-hesabı ödersiniz\nÖzür kabul etmeyiz-yıkılıp gidersiniz\nBizleri kızdırmayın-bırakın hep işleri\nTürk Millet ayakta-bak sıkıyor dişleri\nNerede görülmüştür-gizli plânlar kurmak\nVatanımda yaşayıp-devletten hesap sormak\nBizler bölünemeyiz-soyumuz sopumuz bir\nSonra vakit geç olur-yüzümüzde kalır kir\nYıllardır kan gözyaşı-öldük öldük dirildik\nYediden yetmişe dek-hep birlikte gerildik\nAkan kanlar sel oldu-ırmak gibi döküldü\nHer ölen yiğidimin-yürekleri söküldü\nİçeriden dışardan-tezgâhlanan oyunu\nDünyaya gösterelim-hepinizin soyunu\nAtamın istediği-çok sağlam bir cemiyet\nBu vatan emanettir-hoş görülmez ihanet\nAynı oyun bugün de-devamlı sergilenir\nPKK Ermeni’ yle-domuz etleri yenir\nErmeni tezi artık-iftira mı iftira\nCevabı verilmeli-yazıyla sahtekâra\nO raporlar ortada-hangisini sayalım\nİnanmıyor musunuz-söyleyin bize bayım\nSadece kendinize-inanırsınız artık\nGerçekleri görmezsin-alt ile üstün yırtık\nAnadolu’ ya giden– 40 kişilik ABD\nYazıları duruyor-oku öğren bak nerde\nArşivlerimiz açık-gelerek inceleyin\nDikkate almazsınız-çünkü sizde yok beyin\nEzelden itibaren-düşmansınız siz Türk’ e\nYa Mehmetçik polisim-söz dersin Atatürk’ e\nÖnyargılı davranış-sade sizlerde değil\nABD ve Avrupa-söyler bizlere eğil\nSoykırım mı dediniz-sizin üstünüze yok\nHangisini sayayım-işleriniz borum bok\nÇoğu ülke tutuştu-sizlerde olmaz haber\nBoşnaklar Azerbaycan-o Kızılderililer\nKızılderili lider- Leonard Peltier’ in\nŞahsındaki insanı-üzdünüz bilin derin\nHâlâ toplama kampı-yaşıyorlar orada\nVerdiğinle yetinir-size yakın şurada\nKızılderili halkı-bir haftalık etkinlik\nOndan sonra ne olur-hepsinin altı delik\nSuçsuz yere hapiste-yatan o Peltier’ e\nÖzgürlük istenemez-denemeyin boş yere\nKeza Vietnam’daki- Mai Lai katliam\nHatırlayın bir kere-ne ev kaldı ne de dam\nHiroşima ne oldu- söyleyin Nagazaki\nYalnız belirli dönem-emre kadardır ta ki\nMilli Mücadele’ de- Fransız Yunanlılar\nİngiltere Anzaklar-daha niceleri var\nNiçin anıt dikilmez-katliam sergilenmez\nGazete kitap ile-yazılar dergilenmez\nFransa Cezayir’ de-diğer sömürgelerde\nYaptıkları ortada-bıraktı öğren kirde\nLejyoner cinayeti-soyup tecavüz ettin\nBir de resim çektirdin-çocukları mahvettin\nİngiliz İrlanda’ da-Hindistan daha neler\nİnan sayfalar almaz-acı duyar nineler\nBir de Rus ayısı var-daha unutulmadı\nII. Dünya Harbi-Kırım’ da kaldı yâdı\nTürk oldukları için-sürdünüz Sibirya’ya\nOrayı doldurarak-burdan Orta Asya’ya\nİtalya Trablusgarp- ve Habeşistan’daki\nVahşet örnekleri var-daha bugündür sanki\nAvusturya seçimi-Özgürlükçü Parti’ ye\nO halk oyunu verdi-niçin geçtin sortiye\nHangi yöne dönseniz-siz kırıtıyorsunuz\nBu ne biçim adalet-bak sırıtıyorsunuz\nJörg Haider’ den senet-istediniz güvence\nDediniz mi bir kere-n’ oldu bu ölen gence\nSiz asar kesersiniz-size bir şeyler denmez\nOnun için milletim-sözünüze güvenmez\nTürkiye’ yi topluca-sanık sandalyesine\nOturtmak istersiniz-çok büyük sizde çene\nKimleri kullanmadın- PKK ve Pontus’ u\nO Irak sınırında-kurduruyorsun pusu\nHer şey sizden sorulur-terör esrar ve kumar\nSiz asar kesersiniz-bize atarsın şamar\nGençliğiniz mahvoldu- Türkiye’ m var sırada\nUyuşturucu ile-bıraktın bizi darda\nAilenin belâsı-alkol uyuşturucu\nToplumları kahreden-en illet bir vurucu\nBunu halledin önce-adım atmayın geri\nBaşarısız olursan-gidemezsin ileri\nTerörü oluşturur-gençleri çocukları\nTuzağına düşürür-mahvediyor her darı\nÖnce bunu engelle-gelmektedir tehlike\nKimseyi dinlemiyor-bize sürecek leke\nBüyük bir ahtapot var-kollarını keselim\nÜstüne çullanalım-hür şekilde eselim\nVakit gelip geçiyor-erkekçe dur karşıda\nÖnleyin satılmasın-cadde ile çarşıda\nUyanık olmalıyız-tehlikelere karşı\nUyandırmak gerekir-hem milleti hem arşı\nİnsanların başına-sıkıntıyı açarlar\nBirbirine düşürüp-tutuşturup kaçarlar\nBöyle düşmanlar ile-savaş başlatılmalı\nHemen tedbir alınsın-uzatın yeşil dalı\nBizi rahatsız eden-bölücü hıyanetler\nTrafik problemi-intihar cinayetler\nSigara içki kumar-rolleri bulunmakta\nNiçin vakit geçince-tedbirler alınmakta\nTeşvik edenler vardır-bunu bazı çevreler\nBilinmelidir artık-iyi olmaz devreler\nŞehir ilçe belde köy-hep abluka altında\nYetişen yeni neslin-ya omzunda sırtında\nAile bu tuzağa-bunlar ile düşüyor\nBölücü ve yıkıcı-başlara üşüşüyor\nO kaynaktan beslenir-ilk yeraltı dünyası\nBizlerde huzur kalmaz-hep bozuktur mayası\nBatıda ki yıkılış-işte bu illet ile\nİnsanlar kendisini-kaptırdı bile bile\nBar pavyon birahane-şehirde dizi dizi\nKötü alışkanlıklar-öldürür hepimizi\nSıkıntıdan kurtuluş-bunlar çare değildir\nEn önemli husus şu-vakit geçti acildir\nİlk başlangıç birayla-gelirler sıra sıra\nBizi tökezletirler-kalpleri kıra kıra\nEsrar rakı şampanya-uyanık olmak gerek\nKurulu tuzaklara-yakalanma bilerek\nKişisel ailevî-sosyal çevre faktörü\nBunlardan kurtulmalı-hem sağlamı hem körü\nKullanım yaşı on bir-gelecek tehlikede\nVazife hepimizin-sonra çıkmaz leke de\nMaç kazanan futbolcu-içki ile kutluyor\nHayatını böylece-bir top gibi şutluyor\nKendine güvenmeyen-pısırık korkak kişi\nAlkol esiri olur-kalmaz kafa ve dişi\nRadyo gazete basın-dergiler televizyon\nGerçeği anlatmalı-kötü yayın olsun son\nDevlet en büyük payı-buna ayırmalıdır\nEğitim ve öğretim-genci kayırmalıdır\nHuzur ve güven hakkı-ayakta çiğnenmekte\nPişkinlik ve tehditler-durmadan denenmekte\nMilleti millet yapan-millî manevî değer\nToprağın altı doldu-üstte kalmayacak yer\nYılda üç yüz elli bin-kaybediyor can vatan\nBize beddua eder-toprakta şehit yatan\nİstiklâl Savaşında-Yeşilay Cemiyeti\nVazifeye başladı-uyandırdı milleti\nYurt işgal edilmişti-top ve tüfeğimiz yok\nKurtuluş mücadele-azim gayret çaba çok\nSavaş meydanlarında mağlup edemediler\nİçten çökertiyorlar- yurttan gidemediler\nLimanlara uğrayan-düşman kayık gemisi\nAlkol uyuşturucu-hep taşıdı hamisi\nÇok kısa bir zamanda-arttı bağımlılıklar\nSalgın hâlini aldı-öldü kalabalıklar\nGünlerden tarih “ 5 Mart” -sene “ Bin Dokuz Yüz Yirmi” \nYeşilay Cemiyeti-kuruldu verdi ilmî\nİllerde ilçelerde- şubeleri kuruldu\nHep gönüllü koştular- iş üstünde duruldu\nSınırlı imkânlarla-yapıyor hizmetleri\nDestek olmak gerekir-artsın cemiyetleri\nÖrnek alınmalıdır-çalışmaları güzel\nÜstün hizmet görevi-verilmeli ona el\nFuhuş durmaz artıyor-nedir bu rezillikler\nBakın neler oluyor-bitsin kepazelikler\nAradığı sevgiyi-göremeyen şu çocuk\nBir milyon kadar vardır-dil dudak olur uçuk\nDevletimiz onlara-ilgiyi göstermeli\nTerör örgütlerinin-defterini dürmeli\nMillî görevdir bilin-kimsesizlere bakmak\nGücümüz yettiğince-bir ışık daha yakmak\nYasak edilmelidir-haşere reklâmları\nAllah’ ım beter etsin-bu çeşit yamyamları\nBar diskotek meyhane-salonlarda yönetim\nHep sağlam yapılmalı-oralarda denetim\nAçılsın çocuk parkı-spor oyun sahası\nTenis kütüphaneler-hep yetişsin dehası\nSon beş sene içinde-yüzde beş yüzlük artış\nBuna canlar dayanmaz-nasıl geçecek bu kış\nKatrilyon Dolarları-kazanç sağlanır kirli\nHepsinin eli uzun-daim çekerler birli\nDarbe üstüne darbe-Türk Polisi vuruyor\nBunlar yakalandıkça-sinirden kuduruyor\nYüzde altmışlık kısmı-yakalandı vatanda\nBu şerefsiz varlıklar-çoğalıyor yatanda\nDehşetli boyutlara-ulaştı kullanmalar\nYayılma büyümeler-görülür sızlanmalar\nÇocukların gençlerin- al tedbir duy sesini\nTehlike çok da büyük-harca o nefesini\nSözümü dinlemeyen-kalır naçar kötürüm\nAğza koyamazsınız-ne ekmek ne de dürüm\nKanunları değiştir-verin 200 sene\nMal mülkünü elden al-n ’ olur bir kere dene\nAnne ve babaları-daima düşünmeli\nOnlar endişeliyse-yukarı kaldır eli\nEn büyük destekleri-hep uyuşturucudan\nBilin elde ederler-yere yıkılmasın can\nBunu eğer önlersen-fren yaparsın daim\nDikkat edin bir kere-işler olmasın vahim\nTaktikleri bellidir-başlarında Avrupa\nBaşındaki o eşek-kurşunu sıkan sıpa\nSıpalarda büyürse-onlar eşek olacak\nÜzüntü ve sıkıntı-kalbimize dolacak\nSıpayı yap pastırma-gönder Amerika’ ya\nİnan bunlarda yoktur-ne iman ne de hayâ\nYazılan bu mısralar- anlayana söz olsun\nBizi kim anlamazsa-içlerine köz olsun\nAynen Atatürk gibi-kalkın da kükreyelim\nBuradan söylüyorum-yakanızdadır elim\nAtatürk kovdu yurttan-küçük görme acıyı\nKahpeler öldürüyor-polis Mehmet bacıyı\nYaygara koparılır-milleti bölmek için\nHesabı yapılıyor-nasıl nedir ve niçin\n70 Milyon birliktir-bölmek parçalamak yok\nKimler ayrı düşerse-kalp ve ruha batar ok\nYanlış değerlendirme-hiç boşuna yapmayın\nBölen parçalayana-gözünüzü kırpmayın\nTürkiye coğrafyası-bu işi kabul etmez\nEl ele verilmezse-öğren çileler bitmez\nMozaik olamayız-birdir geçmiş gelecek\nKüçük parça olursak-sonra tutuşur etek\nSelçuklu ve Osmanlı-hep Cumhuriyetimiz\nİnkâra kalkışmayın-birliktir milletimiz\nİyi niyetle olsa-konuşmayın sözleri\nUyanık olmalıyız-açmalıyız gözleri\nTürkiyeli değilim-“ Türk’ üm ne mutlu bana” \nMayam gerçekten sağlam-Türkiye’ m canım ana\nBöl parçala ile yut-kuruludur hep tuzak\nElimi tutmayanlar-bizlerden kalır uzak\nAnne baba çocuklar-amca dayı nineler\nBu sözlerim sizlere-olmasın bahaneler\nDüşmanın ekmeğine-sakın yağı sürmeyin\nDevlete kin kusarak-çabaları vermeyin\nRuh bozuk gönül yaslı-olursa bütün kalpler\nHuzur ve sevgi kalmaz-yere yıkılır Alpler\nAtatürk’ üm Önderim-demiştir Türk Milleti\nTarih boyu yenmiştir-saldıran her illeti\nÖğretmen doktor esnaf-memur işçi mühendis\nŞu sesimi duymazsa-ortalara çıkar sis\nUnutma arkadaşım-bekler salyalı iti\nBak onları destekler-fitne çıkartan biti\nÇaresizlik vücudu-yıkar ve tahrip eder\nBir kere tutulursa-hepsi sırtüstü gider\nHaddinizi aşmayın-susun ya da oturun\nSöyleyeni görürsen-soruyu hemen sorun\nSesleri yükseltmezsek-hepten ezerler bizi\nBilinmeli topluca-sarar kalbe krizi\nTürk genci ayaktadır-elinde şanlı sancak\nHem millete devlete-vatana bağlı ancak\nÇünkü o bilmektedir-emanet Atatürk’ ten\nKorunmazsa memleket-hesap sorar biz Türk’ ten\nAtatürk’ ün vatanı-yıkılmak istenmekte\nSınırda bekliyorlar-hep geçecekler öte\nTek yürek olunmazsa-milletim yaşayamaz\nBilin içi kurtlanır-ağza koyulmaz kiraz\nBirlikte çalışırlar-PKK’ yla Ermeni\nABD ve Avrupa-soldururlar bu teni\nElbirliği yaparlar-harita çıkartılır\nBölücülük tohumu-memlekette atılır\nSergilenen tezgâh var-uyanık olmalıyız\nElleri birleştirip-kardeşçe kalmalıyız\nDünün bütün oyunu-bugün de oynanmakta\nÖnlem niçin alınmaz-hata üstüne hata\n“ Türk titre kendine dön” -kurulan tuzağı gör\nGelmeyelim oyuna-sevgi pınarını ör\nBak puştlar bize karşı-işte Batı topyekûn\nBütün aynı devletler-yurda girmişlerdi dün\nOyunu onlar oynar-dama taşları hazır\nTürkiye’ me her zaman-hepsi yolluyor nazır\nBu ne biçim bir iştir-nerde kaldı insanlık\nYaptığınız son bulsun-bitsin bu kalpazanlık\nBebek bayrak şehitler-ahı sizi tutacak\nKan ve gözyaşlarımız- alçakları yutacak\nKundaktaki bebekler-dedeler ve nineler\nOnlar can istiyorlar-bulmayın bahaneler\nBu memleket olmadan-olamayız bağımsız\nBunu herkes bilmeli-anne baba çocuk kız\nAtatürk’ ten emanet-bilinmeli gençlere\nBayrağına sahip çık-hep sözlerim dinçlere\nDün kovduklarımızı-etmeyelim baş tacı\nSesime kulak verin-çocuk genci siz bacı\nTopraklar elimizden-alınmak istenmekte\nBize zehir sunarlar-öldürür bu reçete\nKim satarsa hesabı-yarın bir gün verecek\nHiç unutulmamalı-sağlam olmaz gelecek\nDış ile iç düşmanlar-bugün dahi kol kola\nDün olduğu gibi de-birlikte çıktı yola\nBazısı bizim gibi-gezer oynar içerler\nKalemleri ters yazar-sıkıntıyı açarlar\nYa viski ya şampanya-bulamazlar kapıyı\nBozmak istemektedir-kesinlikle yapıyı\nDinleyin bölücüler-kızdırmayın bizleri\nÜlkemiz emanettir-adım atmayız geri\nYaptığınız son olsun-hep vurursun kahpece\nAdi ve korkaksınız-saldırırsınız gece\nÇocuklar ile gençler-varlığına sahip çık\nDüşman bölmek istiyor-konuşuyorum açık\nBizdeki zenginlikler-iştah kabartmaktadır\nGözler üzerimizde-hain el atmaktadır\nKandırılan şu gençler-eline bomba silah\nBilerek veriliyor-bize çektirirler ah\nProje uygulanır-sanki bir dama taşı\nEğdirmek istiyorlar-hem boynu hem de başı\nAmerika Fransa-İngiltere İsrail\nOyunları bellidir-parçalamak bunu bil\nSakına aldanmayın-elinin tersiyle it\nEğer dikkat etmezsek-ısıracak bizi it\nBölen ve yıkanlara-sakın ha verme fırsat\nBir kez eli tutarsa-değişiverir surat\nDüşmanı dost edinme-hep kalbe zehir sokar\nAğzı açmış bekliyor-eli tutarsa yakar\nBiz kolay kazanmadık-bu canım memleketi\nHür bir şekilde yaşat-kahraman cemiyeti\nVatan elden giderse-alır bizi sıkıntı\nO an tökezleniriz-öne koyarlar şartı\nTelevizyon ve basın-ilk sözümü siz duyun\nHainler fırsat kollar-istenir kalp ve boyun\nBu devran böyle gitmez-hesap verilecektir\nBölenler yıkıcılar-yere serilecektir\nFırsat verme kardeşim-yurdumu bölenlere\nOnu hemen görürsen-sırtını vurun yere\nTürk Gençleri seslenir-önemini bilerek\nElde hazır bekliyor-balta kazma ve kürek\nUnutma Türk Milleti-ülke bize emanet\nKorumamız gerekir-affedilmez ihanet\nToprak elden giderse-sürü oluruz sürü\nSesime kulak verin-meydana doğru yürü\nKan verdik oluk oluk-Sakarya Dumlupınar\nÇanakkale Savaşı-düşmanları yaptık dar\nBir karışı vermedik-sürdük yurttan düşmanı\nUyuma vatandaşım-dost ve düşmanı tanı\nKaydırılmak istenir-altımızdan topraklar\nŞunu bir kez anlayın-verilsin denir haklar\nBu düşmanın isteği-sakın gelme oyuna\nBiliniz kasıt vardır-Müslüman Türk Soyuna\nAtamızın ruhunu-anlayın sızlatmayın\nGece gündüz çalışın-sakın ola yatmayın\n81 il ilçede-kayan toprakları gör\nSayımını yaparak-onu sağlam çitle ör\nBen verdim diyemezsin-zarar çok olur zarar\nHakkınızda verilir-üzüntülü bir karar\nYurtta barış kardeşlik-sonsuza dek sürmeli\nBen elimi uzattım-tutun kaldırın eli\nSıkıntı ah almayın-ah alanlar olur yok\nEğer bugün değilse-yarın olamazlar tok\nSinsi plan kurulur-telefonlar dinlenir\nTürlü oyun oynanır-o bıçaklar bilenir\nToprağımız verimli-üstümüz ve altımız\nTürlü madenle dolu-duysun anne baba kız\nİşletmeyin diyorlar-kaparo parasıyla\nTeker teker alınır-başa gelmesin bela\nTaktikleri bellidir-böl parçala ile yut\nOyunlar oynanıyor-atılmasın sakın şut\nDostuna dostum söyle-düşmanlarını defet\nÖne para korsalar-alma sakın onu reddet\nAsla zarar gelmesin-bayrağıma vatana\nBil zararı dokunur-ya sana ya da bana\nYürekli ve cesur ol-önce millete bir sor\nDikkat edilmez ise-bizi üzüntüye kor\nBatı asla dost değil-bunu bir kez anlayın\nSözü yabana atma-ses vererek çınlayın\nParmakları ojeli-suratları boyalı\nBunlara dikkat edin-söz söylerler boyalı\nAvrupa Birliğini-duyun istemiyorum\nBizler alttan aldıkça-kötü oluyor durum\nNe istemiyorlar ki-hele binlerce sayfa\nHepsi de tuzak dolu-bakmalıyız etrafa\nGittiğimiz eğri yol-bizi tökezletecek\nBilinsin kalmayacak-neslimiz börtü böcek\nAvrupa ikiyüzlü-benzemekte kesere\nElini kim tutarsa-zarar veriyor ere\nSözlerim yalan değil- bul çare sor soruştur\nTopluca ölmeyelim-oluşturun sağlam sur\nDaha dün başlatmıştık-Kurtuluş Savaşı’ nı\nEğer tekrar ederse-veririz uğraşını\nGizli kapalı yerde-konuşma sözlerini\nKamerayla tespit et-açık tut gözlerini\nBiri önden atlarsa-bilin atlıyor koyun\nHesabını iyi yap-ağırlıkları koyun\nTürkiye’ m cennet bir yurt-dillerdedir bu adı\nDört mevsim yaşanıyor-unutulmuyor yâdı\nOnun için düşman çok-hangisini anlatsak\nHainlerin yüzünden-içi kaplıyor pasak\nGünümüz birlik günü-sevgi ve dayanışma\nElle kenetlenerek-karşılıklı barışma\nSafı sıklaştıralım-gözümüz ileride\nYediden yetmişe dek-kalmayalım geride\nŞu Ermeniler için-söylenecek çok söz var\nTarihten itibaren-ondan bizlere köz var\nYazılanlar kalacak-çocuklar siz gençlerim\nBirliğini oluştur-sizlere çalış derim\nVarılan sonuç şudur-1915’ te\nOlan bütün olaylar-bilin acı reçete\nOsmanlı’ nın halkından-olan o Ermeniler\nHainlik yapmışlardır-okunulsun bu haber\nHep İmparatorluğu-parçalamak isteyen\nDış güçlerin maşası-olmuşlardır bitti ten\nÇeteler oluşturup-halkımıza devlete\nOnlar zarar vermiştir-topluca cemiyete\nOsmanlı’ nın aldığı-bu isyanla ilgili\nKararlar yerindedir-duysun ilçe ve ili\nO uluslararası-uygundur da hukuka\nAtamın yaptıkları-bilin uyuyor hakka\nSen başlattın olayı-Doğu da kanı döktün\nOrdaki vatandaşın-ciğerlerini söktün\nBen de olsam yapardım-gerçekten aynısını\nİnan sizden korurdum-canım aziz vatanı\nTürk Cumhuriyetimiz-halefi sıfatıyla\nBil ceza ödeyemez-anlamadın mı hâlâ\nDerdin para değildir-senin derdin topraktır\nİster isen gel de al-zannetme size haktır\nNah alırsın bir karış-alacaksan bir şeyi\nSana onu vereyim-neyi istersin neyi\nGençlerim sizi bekler-nesliniz çoğalsın mı\nBirer ikişer dörder-ister isen alsın mı\nO Batının aldığı-sözde soykırım karar\nİnan bizi bağlamaz-gerçekten yoktur yarar\nSeçim yatırımları-ekonomik siyasal\nHoşunuza mı gitti-boy bosumuz ile mal\nTürkiye’ nin hakkı var-o uluslararası\nAnla hukuka göre-bizde sokarız yası\nMisilleme yaparak-Meclisten karar alır\nKesinlikle oylarız-dertleri size kalır\nTepki okkalı olur-şaşırırsın bir kere\nÖzür dilemek olmaz-oturursun sen yere\nSakın havale etme-eder isen risk olur\nSiyasi davranışlar-yapılan sizi bulur\nErmeni lobisinin-biz diasporasına\nDikkate almak gerek-eller düşmesin yana\nŞunu iyi öğrenin- biz Ermeni’ yiz demek\nOnla birlik olmaktır- istersin daim değnek\nDünyanın sinsi ırkı-budur ona benzeyen\nDedesi aynı tohum-belli kızı ve yeğen\nVahşice öldürülen-katledilen bebekler\nTandırlarda yakıldı-Türk’ e kuruldu faklar\nToplu hâlde gömülen-kafatası ezilen\nKarınları deşilen-derileri yüzülen\nGöz pınarı oyulan-ezildikten sonra da\nKemiği çıkarılan-canı bırakan darda\nÇocuk yaşlı ve bayan-kadın erkek ve ata\nSoykırım yapılmıştır-hep sırıta sırıta\nSakın unutturmayın-ant içtik sonsuza dek\nTürk Milleti ayakta-sınırda tutuyor bek\nDaha nice yüzyıllar-dünyaya anlatmalı\nKimler var söylüyorsa-suratına çatmalı\nBunu anlamalıdır-bizdeki kıt beyinler\nŞiiri okuyorsa-zannetmem bunu dinler\nErmeni katliama-yatkındır ruhu çeker\nAtasına benziyor-her an kinini döker\nHep insanlarımızı-katletmiştir kahpece\nDurmadan saldırmıştır-hem gündüzü hem gece\nSinsi planlarını-Türk’ e oynamışlardır\nTerörü kullanarak-bizi sınamışlardır\nPKK dostlarıdır-aynı tohum dölleri\nİkisi de birlikte-tutuşturdu illeri\nKimleri öldürmedi-yukarıda sayılan\nBebek çocuk ve gençler-amca dayı ve bayan\nTürk’ ün düşmanıdırlar-adi ve şerefsizdir\nMilletime gördüğü-acı ile krizdir\nİyi yalan söylerler-namussuzluklar onda\nSoylarında özür var-asla kalmazlar sonda\nBizdeki kızılcıklar-onlara benzemekte\nHiç aşağı kalmazlar-sahip çıkarlar ite\nKim kimi katletmiştir-sizler kararı verin\nDiaspora çetesi-düşünün derin derin\nZehirli sarmaşık var-sıcak suyu dök haşla\nElinin tersiyle it-çıkarsa hemen başla\nOnların dikenleri-çok bilin pamukları\nHangisini sayayım-fark etmez yamukları\nOkur isen onları-silaha dönüşecek\nYurdumda huzur kalmaz-o an kısalır etek\nDörtlüklerim herkese-topluca hepimize\nVarlığına sahip çık-seslenirim ben size\nSakın hiç zannetmeyin-devran böyle gidecek\nEğer dikkat etmezsek-sonra tutuşur etek\nFark etmez deme sakın-gerçekten de fark eder\nYurdu ele geçiren-ömrümüzü mahveder\nSözlerim anlayana-anlamayana değil\nDoğru olan sözlerin-karşısında gel eğil\nTürk Milleti tek yürek-koruyacak vatanı\nHasan dirlik istiyor-boş geçirmeyin anı\nSes verin de duyayım-haykır Atatürk gibi\nUnutma Türk Milleti-yurdun biziz sahibi\n\n\n\nFaydalanılan Kaynaklar\n\nKaynak: Dr. Necip Hablemitoğlu,\nAnkara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü.\nhttp:hablemitoglu.com/ermeni_iddialari.htm\n\nZavallı Ermeniler\nYazan: Erdoğan ALTINKAYNAK On Ocak 24,2007\nhttp:www.karabakh.gen.az/index.php? \npage=documents&doc=1&dlcat=1\n\nhttp:www.turksam.org/tr/yazilar.asp? kat1=3&yazi=1199\n\nDoç. Dr. Ümit Sayın\nErmeni Sorunu, ASALA-FORSNET\nwww.ermenisorunu.gen.tr/turkce/teror/asala\n\nErmeni Terörü - Türk Diplomatlarına Saldırılar-Belge Net\nwww.belgenet.com/arsiv/ermeniteror.html\n\nProf.Dr.Ferit Hakan BAYKAL\nT.C.Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi\nMilletlerarası Hukuk Anabilim Dalı Başkanı\n\nhttp:www.azatyurt.com/\n\nhttp:www.human.gov.az/\n• Şiirinizi Düzenlemek İçin Tıklayın.\nHASAN SANCAK (NOTER ONAYLI RÜYA) \nŞiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.\n\n\nHASAN SANCAK\nALAÇAMLI HALK ŞAİRİ\nREKLÂM YAZARI\n(EĞİTİMCİ-GAZETECİ) \nTEL: 0362–621 27 79\n0506–2730465 (Öğretmen Hattı) \nE-mail: noteronayliruya55@yahoo.com.tr\nYeni Cami Mah. Bafra Cad.4.Sok No 11\n55800-ALAÇAM-SAMSUN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ermenilerden Özüre’ Şair İsyanı! ..",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nBEYİNLERİ VE RUHLARI BAŞKALARINDAN EMİR ALMAYA ALIŞIK OLANLAR İHANET İÇİNDEDİRLER.\nONLARIN DESTEKÇİLERİ DE, KESİNLİKLE BASIN MENSUBU OLAMAZLAR. HABER YAPMAK: HÜR, BAĞIMSIZ, ONURLU, YÜREĞİ YETEN,KALEMİNİ, RUHUNU, BEDENİNİ, DÜŞÜNCESİNİ SATMAYAN, PARANIN KÖLESİ OLMAYAN YÜREKLİ İNSANLARIN İŞİDİR.SİZ DE BÖYLE BİR BASIN MENSUBU İSENİZ,SESİME SES VERİNİZ..\nHASAN SANCAK\n\n\nErmenilerin İhanetini 3000 Mısra İle Okumak İster misiniz? \nhttp://milletisadikavehocalikat.blogcu.com\n\nMİLLET-İ SÂDIKA’NIN VATANA İHANETİ…\nVE\nHOCALI KATLİAMI! ..\n\nAlçaklık... Ayaklanma… Bölücülük... Canilik...\nCasusluk… Cinayet… Çanağa Pisleme... Dehşet… Döneklik... Düşmanla İşbirliği… Hainlik...  Hıyanet... Irza Geçme... İstismar… İsyan… İşkence… Kahpelik... Katliam… Kışkırtma… Kıyım…  Öldürme... Pusu… Sabotaj… Saldırganlık… Soykırım... Şerefsizlik... Tahribat… Tahrik… Vahşet... Vefasızlık… Zulüm…\n\n‘ERMENİLERDEN ÖZÜRE’ ŞAİR İSYANI! ..\n\n                            Alaçamlı=Köprübaşılı Halk Şairi, Reklâm Yazarı, Eğitimci, Gazeteci, Hasan Sancak Ermenilerden Özür dile kampanyası başlatan sözde aydınları yazmış olduğu ‘ERMENİLERDEN ÖZÜR- DİLEMİYORUM ASLA -ONLAR İHANET ETTİ -DAİM BAKARIM HIRSLA’  7+7=14 lü hece ölçülü ve nakaratlı 218 mısradan oluşan uzun şiiriyle kampanya başlatanları protesto etti.\n\n                          Konu ile ilgili görüşlerini dile getiren Şair Hasan Sancak:’ Unvanlarında Prof yazan bazı kişilerin Ermenilerden özür dileme kampanyası başlatmasının derin üzüntüsünü milletçe yaşıyoruz. Onlar imza kampanyası başlatıyorsalar, bizler de Ermeniler ihanetlerinin bedelini ödemelidir. İmza kampanyasını bu haberle başlatmış oluyoruz. Bakalım kimin imzaları daha çok olacaktır? Utanacaklarını hiç zannetmiyorum. Ermeniler dünyayı başımıza yıkıyorlar. Dün onları yurdumuzda kışkırtanlar bugün kendi ülkelerinde soykırımı tanıyoruz diye meclislerinden geçiriyorlar. Profları bu durumlar ilgilendirmiyor. Uşaklık yapanlar için Meclisimiz derhal ihanet yasası çıkartmalıdır. Vatanı satma ve düşmanla işbirliğinden yargılanmaları gerekir. Bir milletvekili, belediye başkanı ya da prof düşünün. İhanet yapsınlar. İhanet sergiledikleri devletten de tıkır tıkır maaş alsınlar. Bunun âlemde bir örneğini bulamazsınız. Dünyanın hiçbir yerinde kendi vatanında doğup, yiyip, içip özgürce yaşayan insanlar, vatanını kötüleme çabasına girmezler. Bu sadece bizim ülkemize hastır. Beyinleri ve ruhlarını satanları Türk Milleti asla affetmeyecektir. Benim bildiklerimi Cumhurbaşkanı, Başbakan, parti başkanları, milletvekilleri bilmiyorlar mı? Biliyorsalar, niçin kanunları değiştirmiyorlar? Kimden korkmaktadırlar? Parmakları düz ya da tersten kalkanları milletimiz tanısın. Ben, Mecliste Atatürk gibi Tam Bağımsız Türkiye diyecek bir lider arıyorum. Bu ihanet edenleri ışınlayıp Atatürk zamanına göndermek gerekiyor. \nDemek tarih okumamışlar. Bir Atatürk daha gelmeyeceğini mi zannediyorlar? Alçaklar, kahpeler, şerefsizler… Mehmetçikleri, polisleri, korucuları şehit ediyorlar. Büyük şehirlerde saatli bombalarla gözünü kırpmadan patlatarak, vatandaşlarımızı katlediyorlar. Doğuya Kürdistan diyorlar. PKK ile Ermeniler Doğuda paylaşacakları vilayetleri şimdiden tespit ettiler. Asla bunlara müsamaha edilmemelidir. Sinsi plan Türk Milletini yok etme üzerine kurulmuştur. Dağdakini besleyen ve kalemle destek olanlar, sonsuza kadar uyutulmalıdır. Herkes eteğindeki taşları yere dökmelidir. Bunlar Ermenileri bu kadar düşünüyorsalar, gitsinler onların vatandaşı olsunlar. Nüfus kâğıdında sözde Türk ve dini İslam yazanların istedikleri yere gitme ve yerleşmeleri teşvik edilmelidir. Birkaç seneye kalmaz. Bunlara da Nobel Ödülü verileceğinden eminim. Türk Milletine söv. Aşağıla. Size bir şey denmeyeceğini mi zannediyorsunuz? \nYedi senedir Soros Vakıflarından Dolarları kapan sendika, vakıf ve kişiler hainliklerinde sınır tanımamaktadırlar. Bu vatan gökten zembille inmedi. Her karış toprağında binlerce şehidimizin kanı vardır. Onların emanet ettiği kutsal vatan toprağını canımız pahasına sonsuza kadar savunacağız.\n\n                         Ermenilerin Türk Milletine yaptığı ihaneti 3000 mısra ile anlattım. 'Millet-i Sadıka'nın Vatana İhaneti ve Hocalı Katliamı' isimli şiir kitabına destek olacaklardan ilgi ve destek bekliyorum. Ermenilerin 1015 yılından 21.yüzyıla kadar Türklerle münasebetlerini şiirleştirdim. Bu şiirlerimi 3 haftada yazdım. Bunun çocuklar ve gençler tarafından özellikle okunmasını istiyorum Bütün olayları en ince ayrıntısıyla, tarih sırasına göre anlattım. Ermeniler, Rumlar döneminde Hayk ismiyle anılırdı. Köle bir toplumdu. Bizimle münasebetleri Selçuklular zamanında başladı. Önce sığındılar. Devletimize çok sadıktılar. Bunun için kendilerine millete sadık manasına gelen‘Milleti Sadıka’ denildi. İngilizler. Fransızlar ve Rusların kışkırtmasıyla ilk önce Doğuda; Kars, Van, Muş ve Erzurum’dan… Başlayarak, bebekleri, çocukları katlettiler. Hamile kadınlarımızın karınlarını deştiler… Hocalı’ da yaptıkları vahşeti, insanım diyenler yapmaz. İhanetin büyüklüğü hiçbir zaman bağışlanmaz. Ermenilerin bu kadar yaygara kopartmaları, kendi ihanetlerinin duyulmaması içindir. Onlar bu vatanın ekmeğini yediler, suyunu içtiler, havasını teneffüs ettiler. Bunun yanı sıra yaptıkları en büyük olay, Türk Milletini arkadan hançerleyerek, ihanet etmeleridir. Şerefsizlikleri ve ölüm kusmaları kolay kolay bağışlanmaz ve unutulmaz. Şiirimin hepsini 'milletisadikavehocalikat.blogcu.com'  internet siteme yükledim.Okumak isteyenler şiirlerin hepsini buradan okuyabilirler.\n\nBu sahte aydınlar, hazırladıkları özür metninde şöyle diyorlar. ‘1915'de Osmanlı Ermenileri' nin maruz kaldığı Büyük Felaket'e duyarsız kalınmasını, bunun inkâr edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum.’ Demektedirler.1915 yıllarını iyi bilmek gerekir. Devletimiz yurdun dört tarafında vatanımıza giren düşmanlarla ölüm kalım savaşına girmişlerdir. Osmanlının tebaası olan Ermeniler ne yapmıştır? Vatanı koruyacaklarına, düşmanlarla işbirliğine girerek, kendi insanlarına ihanet etmişlerdir. Aynı günümüzde PKK gibi davranmışlardır. Bugün devletimiz hainlere ne yapıyorsa, dünde düşmanla işbirliği yapanlara aynısı yapılmıştır. Özür dilemesi gerekenler, memleketimizi işgal edenler ve onlara destek verenlerdir’ dedi.\n\nAlaçamlı=Köprübaşılı Halk Şairi Reklâm Yazarı Eğitimci Gazeteci Hasan Sancak Kimdir? \n\nOrta Karadeniz Bölgesinin en şirin ilçelerinden biri olan, yeşille mavinin kucaklaştığı turistik Samsun’un Alaçam ilçesinden en derin saygı ve sevgilerimi sunarım…\n\nHasan Sancak,52 yaşındadır. Nagehan isminde bir kızı, Alp Cihan ve Boğaç Han isminde de iki tane erkek çocuk sahibidir. O' dur, Onlar Analarımız, Benim Annem Melekti isimli üç tane şiir kitabı vardır. Bu kitaplarıyla birlikte basıma hazır 50 tane şiir kitabı ve 5000 tane şiiri okuyucularla buluşmayı beklemektedir I Aralık 2000’de gördüğü gerçek rüya reklâm senaryosunu notere onaylatan dünyadaki ilk ve tek kişidir. O tarihten itibaren de düşünde reklâm senaryoları görerek, notere onaylattı. Bu tarihten sonra da reklâm senaryoları yazmaya başladı. 44 yaşından sonra, notere onaylattığı ilk gerçek rüya reklâm senaryosu ile birlikte, reklâm yazarı oldu. Şimdiye kadar şiir kitapları, NOTER ONAYLI RÜYA REKLÂM SENARYOLARI, Notere onaylattığı 'Televizyonlar İçin 300 e yakın İlginç Yarışmalar ile kamuoyunun gündemine geldi.Bu reklâm senaryolarını  RÜYALARIMI ÇALDILAR! ..Kitabıyla okuyucularla buluşturacaktır.. Google’ ye Rüyalarımı Çaldılar, Blogcu Hasan Sancak, Noter Onaylı Rüya diye yazarsanız, onlarca haberleriyle karşılaşırsınız. Sanalda 500 forum sitesine üye olmuştur.\n\n\nERMENİLERDEN ÖZÜR- DİLEMİYORUM ASLA\nONLAR İHANET ETTİ -DAİM BAKARIM HIRSLA\n\nOsmanlı Devleti'nin- zayıflayıp çökmeye\nBaşladığı dönemde-sarsılmıştır her üye\nDış güçlerin azınlık-olan Ermenileri\nKullanmasıyla başlar-zora soktular eri\nDinî siyasî ile- ekonomik menfaat\nDoğrultusunda tahrik-olunamadı rahat\nBütün Avrupalılar-hep siyasetlerini\n'Şark Meselesi' deyip-orda tuttu yerini\nErmeni olayları-bu zincirin halkası\nBizlere göre ise-yoktur bunun şakası\nSömürgeci Avrupa- Osmanlı’nın içinde\nHak korumak bahane-oku öğren niçin de\nOsmanlı toprağını- parçalayıp paylaşma\nBudur asıl ifade-yama üstüne yama\nBu sebeple olaylar-sinsi plan imtiyaz\nÖzerklik bağımsızlık-konu budur duy biraz\n. 789 -Fransız İhtilali\nKin tohumu ekildi-vardır bunun ihlali\nBaşarılı oldular-kopartılan tavizler\nİçişlere karışma-oluşturdu bizde ter\nBunun sonucundaysa-Osmanlı Rus Savaşı\nYenilgimiz olmuştur-döktük gözlerden yaşı\nAyastefanos Berlin- Antlaşmaları sonu\nBalkan Hıristiyanları-bizden aldılar onu\nSıra Anadolu’da-o Hıristiyanlara\nGelmişti bilinmeli-araştırma yap ara\nErmeni’yi seçtiler-bilinsin maşa onlar\nİyice kullanıldı-ne mal kaldı ne canlar\n1816-Moskova’da Ermeni\nŞark Dili Enstitüsü-kurdu üzdü hep beni\n.826- bilinsin yıllarında\nİran'la savaş yaptı-onlar ile her yanda\nKazandıktan sonra da-. 828\nTürkmençay Antlaşması-kalplerde bıraktı iz\nRevan ile Nahcıvan- hanlığı birleşerek\n Ermeni vilâyeti-olmuştur ezik yürek\nArdından İran'daki- buraya Ermeniler\n Göç etmesi sağlandı- ruhlarımızı deşer\nErmeni’yle ilgili-devletler arasında\nAntlaşmalar yer aldı-duyulmuştur her yanda\nYurt içinde dışında-bölücü Ermeniler \nParti dernek kurdular-duyuldu birden haber\n. 878-Van Kara Haç Derneği\nHediyesi silahtı-aldılar ödeneği\n1881-Erzurum Pashtpan Haireniats\nDerneğini kurdular-içimize soktu pas\nAmacı Ermeni’yi- saldırılardan sözde\nKorumaktı gayesi-“yurdu yıkmaktı özde\n1885-Van ilinde kurulan\nAmerikan Partisi-zannetme değil yalan\n. 887- kurulan Cenevre'de\nMarksist Ermeni Parti-bilinmeli devrede\n1890'da -Tiflis'teki kurulan \nTaşnakların gayesi-pay etmek ya da talan \nOrtak amaçlar belli- isyan kışkırtma yapma\nToprakları paylaşıp-vatanı yere çarpma\nRusya İran Avrupa-şehirlerinde şube\nOsmanlı toprağında-başladılar talebe\nAmerikan Partisi-Trabzon İstanbul’da \nMuş Bitlis’te kuruldu-bırakmak için darda\nHınçak Partisi Bafra-İstanbul’la Merzifon\nYozgat Tokat Amasya- Arapkir ve Trabzon\nTaşnaksutyun adisi- Doğu Anadolu’da\nHele de İstanbul’um-kapladılar yolu da\nBütün bu derneklerin-canım Türkiye'mizde \nTeşkilatlanmasıyla- ard arda tedhiş dizde\nOsmanlı toprağında- idari dinî sosyal\n Hürriyete sahipti-mal üstüne kattı mal\nEkonomik siyasî-kültürel yapıları\nBütünüyle korudu-sağlamdı kapıları\nYurdun hiçbir yerinde- nüfus çoğunluğuna\nSahip olamadılar-bilir kışkırtan dana\nBaskı mevcut değildi-bu gerçeklere rağmen \nŞiddeti uyguladı-zannetti kalır maden\nÇete ve derneklerle-yapılan eziyetler\nİki toplumu gerdi-sarsıldı cemiyetler\nİlk ciddî olaylarsa-1890’da\nHaziran ayındadır-ateşle doldu oda\nErzurum Anavatan -Müdafi Cemiyeti\nHele Hınçak Partisi-sarstı bilin milleti\nGerçek İki taraftan-nice kişiler öldü\nAvrupa basını da-alçaklık yapan döldü\nErmeniler ülkemin-birçok yeri yolunda\nOlayları çıkarttı-silah bomba kolunda\nO İttihatçıların -'İttihad-ı Anâsır' \nUğruna verdikleri- tavize derim sabır\nErmeni’nin işine-yaramıştır biliniz\nTarihi öğrenerek-ön tarafa geliniz\nII. Abdülhamit-Hanın koyduğu yasak\nİndirenler kaldırdı-onlar buldu dayanak\nErmeni silâhlandı-çetelere doğdu gün\nKurşunlar sıkılmıştı-tekrarlanıyor bugün\nYedi düvel gelmişti-yurdu talan etmişti\nBomba mayın silahla-bizleri mahvetmişti\nDevletin kurulması-mal oldu birçok cana\nHain ile düşmanlar-kin kustular vatana\nFelakete uğratan- safında düşmanların\nBir Taşnak partisi var-hem bugün hem de yarın\nOnu kullanan belli-ilk önce Çarlık Rusya\nİngiltere Fransa-hayâ olmalı hayâ\nÜniforma giydirip-millet memleketine \nSilah çekeni tanı-Türk’ün cemiyetine\nBugün PKK nasıl -ABD ve AB’nin \nKul ve kölesi ise-Taşnak da budur bilin\nToprak vaat ederek- kullandılar iyice\nŞerefsizlik yaptılar-ortadadır netice\nBunun adı ihanet-hepsi de tescillidir\nÇanağa pisleyenler-ya aptal ya delidir\nEmperyalist güçlere-aldanıp savunmasız\nYüz binler topraktadır-yüreğimiz eder cız\nTaşnakların hatası- sebep oldu tehcire\nYaygara kopartılır-sağda solda ha bire\nAskeri gereklilik-bil çerçevesindedir\nİsyan yapanlar gitti-hepsi yollandı bir bir\nFelakete uğrayan-tüm Anadolu halkı\nHepsini de öğüttü-kırıverdi hep çarkı\nTarih affetmeyecek-düşmanın kaşığıyla\nYiyip ölüm kusanı-bela olunur hâlâ\nBunların yaptıkları-vatanımda yaşayan\nBütün gayrimüslimi-zora sokar bilin can \nYüzyıl geçtikten sonra-insanlar arasında\nDüşmanlık oluşturmak-acı yapar her yanda\nEkilen kin tohumu-nefreti yeşertiyor\nDostluğu yok ederek-alta doğru itiyor\nÇaylara çorbalara-sıra geliyor sıra\nKalplerde ve ruhlarda-açıyor derin yara\nOnların beslemesi- harekete geçtiler\nBunun için yapılır-kancıklıkla sortiler\nUyumaya hiç gelmez- Türkiye kalk ayağa\nSesini yükseltmezsen-zarar gelecek sağa\nDörtlü ahbap Çavuşlar-yılbaşı geldiğinde\nÖzür dileteceklermiş-kısalmaktadır vade\nÖzür niçin dilenir-birisine kötü söz\nDersen özür dilersin-içe düşürmeyin köz\nBunlar kendinde değil- şampanya ile viski \nBenliğini köreltmiş-zıkkımlanırlar içki\nAli Bayramoğlu’ yla-bir de o Cengiz Aktar \nBaskın Oran beraber-Ahmet İnsel’i de var\nMetin hazırlamışlar-kendilerine göre\nHainlikte sınır yok-hançer saplanır böğre\n‘Metin şöyle başlıyor-1915'de\nErmeni maruz kaldı-hepsi uğradı derde\nFelakete duyarsız-kalınması ve inkâr\nVicdanım kabul etmez-sıkıntıya yol açar\nBu adaletsizliği- reddediyorum hepten\nAcıları paylaşıp-özür diliyorum ben’\nEğer buna kalırsa-yurdu işgal edenler\nBizden özür dilesin-öldürüp de gidenler\nDuy İsveç Meclisine-soykırım istiyoruz\nÖnerisi sunulur-oluşturur içte buz\nErmeni Süryanisi-Pontus Rumlardan sonra\nSırada başkaları-ismini yazıp ara\nBazıları uyuyor-AB diretir ayak\nBunun için vatanda-gezeriz yalınayak\nOlayların üstünden-geçti bir asır kadar\nSuçlu olanlar belli-kaybederler itibar\nEmperyalist güçlerin-dediğini yaparsan\nResmen yamulursunuz-hepten olursun kurban\nAmaçları bellidir-kucaklara oturmak\nDolarları kaparak-türlü planlar kurmak\nTürk Milleti Ermeni-arasında mesele\nKalmamıştır öğrenin-oluşturmayın çile\n1921-Kars anlaşmasıyla\nProblem giderildi-bilmiyor musun hâlâ\nAnlaşmazlık var ise- ikisi hallederler\nBoşa kuyruk sallama-söyle size ne derler\nSorun böl parçala yut-Yugoslavya örneği\nMilletim iyi tanı-vampirleri döneği\nİşbirlikçiye karşı-oluşturun büyük set\nYıldırım tayfun olsa-bölmemelidir afet\nDünün Ermenileri-bugün ise Barzani\nKızılcıklar emrinde-sırıtır Talabani\nÖldürenler vuranlar-vatanı satanlardır\nDestekçileri ile-horlayıp yatanlardır\nBu proflar ülkemde-geziyorlar her daim\nSoros yardım yapınca-tanımazlar millet kim\nTürk’üm asla demezler-soylarında özür var\nBunların yaptığını-gerçekten yapmaz zağar\nKarabağ ve Hocalı-hele Batı Trakya\nIrak’taki Müslüman-ne demeli şu baya\nMilletine tarihe-kültür değerlerine\nSaldırana yuh olsun-benziyorlar irine\nBöyle mahlûklar yoktur-sadece bizde çoktur\nYaptıkları bellidir-hepsi de borumboktur\nYazıklar olsun size-zalimlere Cehennem\nAteşi saracaktır-boğacaktır puştu nem\nTarih bilgisi sıfır-ama rütbeleri var\nMaaşı da alırlar-kimlerin haberi var\nYurdun dört tarafında-Ermeni’nin bu zulmü\nToplu mezarlar çıkar-hak ettik mi ölümü\nSuçları Türk olmaktı-nerde onların hakkı\nKahpece öldürüldü-duysun Cihan ve Hakkı\nSiz orada başlatın-başlatacağım bende\nBurda duramazsınız-milletim kükreyende\nSeninkiler çok ise-özür dileyeceğim\nBenimki çok çıkarsa-bıçak bileyeceğim\nSuçlu arıyorsanız-uşaklık yapanlardır\nÜlkemde yaşıyorken-yerlere çarpanlardır\nUtanılacak suç yok-utanması gereken\nMehmet’i öldürendir-davranmalıyız erken\nYozlaşma çürümüşlük-evet ibretlik durum\nUykudan uyanmalı-sesi duyan her kurum\nDaha neler olacak-toprak isteyecekler\nBuradan uyarırım-sözü duysun anne er\nTaviz verme boşuna-Ermeni’den dost olmaz\nSınırdan geçirmeyin-bunlardan da post olmaz\nBaşımıza çorabı-örecekler birlikte\nBir kez gerçeği görün-ne var ise dirlikte\nAtatürk hedeftedir-dünyayı kandırırlar\nBizler bir şey yapmayız-onlar inandırırlar\nKendi ecdadımızı-yargılatacaklar bize\nİmzayı atarsanız-yazıklar olsun size\nTarihi gerçeklere-aykırı biliyorlar\nUşaklık tescillidir-kalpleri deliyorlar\nBir cephe açacaklar-işbirlikçi haini\nBalyoz ol başlara in-ilgilendirir seni\nHasan Sancak bir şair- gerçeği anlatacak\nUyuma Türk Milleti-yükseğe kalksın Sancak\n\nErmenilerin İhanetini 3000 Mısra İle Okumak İster misiniz? \nhttp://milletisadikavehocalikat.blogcu.com\n\nHASAN SANCAK\nALAÇAMLI HALK ŞAİRİ\nREKLÂM YAZARI\n(EĞİTİMCİ-GAZETECİ) \nTEL: 0362–621 27 79\n0506–2730465 (Öğretmen Hattı) \n\nE-mail: noteronayliruya@mynet.com\nYeni Cami Mah. Bafra Cad.4.Sok No 11\n55800-ALAÇAM-SAMSUN\n\nÖnemli İnternet Sitelerimden Bazıları…\n\nNoter Onaylı Rüya’daki Yazılarımı Okur Musunuz? \nhttp://noteronayliruya.blogcu.com/\nefteri.com/uyesayfasi.asp? edebiyat=11250\n\nAntoloji Com’daki Şiirlerimi Okumak İster misiniz? \nhttp://www.antoloji.com/hasan_sancak\n\nEdebiyat Defterindeki Şiirlerimi Okumak İster misiniz? \nwww.edebiyatdefteri.com/profil/11250/noter-onayli-ruya.html - 37k -\n\nErmenilerin İhanetini 3000 Mısra İle Okumak İster misiniz? \nhttp://milletisadikavehocalikat.blogcu.com\n\n‘Mustafa Kemal = O Dur’ Atatürk Şiirlerimi Okur musunuz? \nhttp://odurataturksiirleri.blogcu.com\n\nRüyalarımı Çaldılar Yazılarını Okur musunuz? \nhttp://ruyalarimicaldilar.blogcu.com\n\nSamsun Şiirlerimi Okumak İster misiniz? \nhttp://samsunillersultani.blogcu.com\n\nTrabzon-Köprübaşı Şiirlerimi Okumak İster misiniz? \nhttp://koprubasiilcesisiirleri.blogcu.com\n\nBenim Annem Melekti Şiirlerimi Okumak İster misiniz? \nhttp://benimannemmelekti.blogcu.com/\n\nHasan Aslan Şiirlerimi Okumak İster misiniz? \nhttp://hasanaslanasiirler.blogcu.com\n\nSamsun-Alaçam Şiirlerimi Okumak İster misiniz? \nhttp://hersey  Onlar Analarımız -Öğretmenin En Güzel Anne Şiirlerimi a Okumak İster misiniz? lacamicin.blogcu.comhttp://onlaranalarimiz.blogcu.com/\n\nEğer yukarıdaki ilişimler çalışmıyorsa, internet tarayıcınızın adres çubuğuna kopyalayınız.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ermeninin Karanlık Düşü",
        "poet": "Murat Haydaroğlu",
        "poem": "\n\nErmeni ye besledik iyi niyet\nBilerek yaptırdılar da cinayet\nİnsan olan bunlardan eder nefret\nGel sen ol da bu oyunu seyret\nErmeni'nin gizli, karanlık düşü \n\nVatandaş dedik,selam verdik aldık\nTürk ne ise aynı. imkan sağladık\nAynı olaylara güldük ağladık \nBöyle olay yapınca şaştık kaldık\nErmeni'nin gizli, karanlık düşü \n\nYaşadılar Osmanlının özünde\nOldular Amerika,Rusya sözünde\nYaktılar yıktılar ateş közünde\nBunların gözükecek var gözünde\nErmeni'nin gizli, karanlık düşü \n\nMemlekete çok ihanet ettiler \nGüçleri hep yalnızlara yettiler\nGüçlüyü görünce kaçıp gittiler\nTürk'ün gözünde ebedi bittiler\nErmeni'nin gizli, karanlık düşü \n\nHaydaroğlu ölç ermeni boyunu\nGörür dünyada yalancı soyunu\nGayesi ülkeyi bölmek oyunu \nBunlar daim değiştirmez huyunu\n.Ermeni'nin gizli, karanlık düşü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ernest",
        "poet": "Erdal Alga",
        "poem": "\n\nAyrılığın çanları çalıyor bizim için Ernest\nSevdiğim bahar gözlü kız\nVe sevdiğim pes etmiş yürekli ben için\nAh sussa keşke çanlar\nOrtaçağı hiç olmasa karanlığın\nVe ayrılık feodal bir lord olmasa\n            isteyen isteyen, daha isteyen\nKan emici yarasalar gibi\nBataklık sivrisinekleri gibi\n            tüketmese yarınların kanını, umudu.\n \nAh eritilse keşke çanlar\nPazarları boşalsa keşke kiliseler\nNefessiz kalmasa kutsallıklar\nVe kirlenmese tanrının evi sahtelikle\nVe uyuklamasa insanlar, \nDinlerken huşu dolu ilahileri\n            abdest bozar da uyku.\nVe toplumsal bir nehir getirmese\n            etik kölesi ruhları mabetlere\n            tanrı incinmese! \n \nÇanlar çalmasa artık\nTanrı kıysa nikahımızı\n            şahitlere gerek olmasa.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ermenistan başkenti PARIS",
        "poet": "Mesut Öztürk",
        "poem": "\n\nO insanlar ki; \nAdaletleriyle ermeni neslini korudular.\nErmeniler ise onları kalleşçe sırtından vurdular.\nYetim çocuklara, dul kadınlara kan kusturdular.\nSoykırımı yalanını fransızlarla birlik olup uydurdular\n\nBir zamanlar demokrasiye başkentim diyen,\nModayı dünyaya güzellikleriyle ilk duyuran,\nkültürlerin birleştiği  hayaller şehri parisi\nermeni başkenti yaptılar.\n\ney paris uyan, 3 milyon ugruna 200 milyon \ntürkü karşına alma.\nbu yazdıklarımı ister tehdit \nistersen ne anlarsan anla! \n\n1789 ihtilalinde aldığını sandığın \ndemokrasi şanından olma\nhele ki sen soykırım lafını ağzına hiç alma,\no aldıgın masum canları, \nsömürdüğün yoksul insanları unutma.\n\nBirgün gelecek Afrika topyekun sana yeter paris diyecek! \nEzilen o masum milletler aslan olup kükreyecek\nUnutma ki osmanlının verdiği adaleti, \nşerefindeki asaleti sana gösterecekler.\n\nBu hainler birgün senide ermeni tuzağına düşürecekler\nOsmanlıya kalleşlik yapanın \nseni birgün satmayacağını nerden biliyorsun? \npardon mösyö doğru ya unuttum \nsende yavaş yavaş ermeni oluyorsun.\n\neee ne demişler; \ntarihinden gurur duymayan aslını inkar eder\nsenin ayıplarını ise saymaya gerek yok,\nGaziantep te bize yaptıkların yeter.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ermiyor",
        "poet": "Engin Tunca",
        "poem": "\n\nYetmiyor bir tanem, gücüm yetmiyor\nKadermiş ayrılık, elim ermiyor\nAşk ile güldürmek isterdim seni\nKadermiş ayrılık, elim ermiyor\n\nYanında olsam, türküler söylesem\nYanımda olsan da, aşkınla ölsem\nHayalim hep budur, bir görebilsem\nKadermiş ayrılık, elim ermiyor\n\nDar geliyor dünya, sensizken bana\nKavruldum hasretten ben yana, yana\nHer seherde koşmak isterim sana\nKadermiş ayrılık, gücüm yetmiyor\n\n03.02.2001  Levent\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ernest Hemingway'a Methiye - Silahlara Veda",
        "poet": "Gürkan Kaya",
        "poem": "\n\nİnsanlık \nEtmedi \nSilahlara \nVeda \nYılda \nBir \nTrilyon \nDolar \nAskeri \nHarcama \nYaparak \nEtti \nİnsanlara \nVeda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ermenilerin şehit ettiği Fethiyeli Mehmet Savaş Yergüz",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nErmeni canilerin şehit ettiği yiğit,\nFethiyeli diplomat Mehmet Savaş Yergüzdür. \nİsviçrede zalım gurbetin yuttuğu yiğit,\nFethiyeli diplomat Mehmet Savaş Yergüzdür. \n\nDokuzyüzkırkiki de Fethiyemizde doğan,\nFethiye Atatürk İlköğretimde okuyan.\nHayatta okumayı en büyük erdem sayan,\nFethiyeli diplomat Mehmet Savaş Yergüzdür. \n\nİlkokuldayken okula gidiyordu yayan,\nOkuduğu liseyi İstanbulda tamamlayan.\nGazetecilik okumayı kafaya koyan,\nFethiyeli diplomat Mehmet Savaş Yergüzdür. \n\nDoğduğu yerden yörük kültürünü getiren,\nGurbet ellere Türkün sevgisini götüren.\nParis gazetecilik okulunu bitiren,\nFethiyeli diplomat Mehmet Savaş Yergüzdür. \n\nYusuf görevli olarak İsviçrede kalan,\nCenevre Başkonsolosluk sekreteri olan.\nMardiros Camgözyanın kurşunlarıyla ölen, \nFethiyeli diplomat Mehmet Savaş Yergüzdür.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erol'a",
        "poet": "Cenkut Yıldırım",
        "poem": "\n\nHüzün bardağa girince rakı olur.\nİki duble atınca da\nBin e bölünür hüzünler,\nHerbiri büyür içinde\nİki tek daha,\nNe hüzün kalır,ne tasa\n\nSevinç bardağa girince rakı olur\nİki duble atınca da \nBin e bölünür sevinçler\nHerbiri büyür içinde\nİki tek daha\nNe sevinç kalır, ne sevgi \n\nAdanmış Şiirler 47\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-     Eroğlu Er/Ne Yaman Asker      -",
        "poet": "Mehmed İhsan Uslu",
        "poem": "\n\nO eroğlu er\nYurdunu sever\nDüşmanı tutar\nYerlere serer\nNe yaman asker..\n\nEcdadı sever\nDaima över\nOnun kıymeti\nDünyaya değer\nNe yaman asker..\n\nRasûlü sever\nİzinde gider\nOna “Mehmed” der\nÖver peygamber\nNe yaman asker..\n\nElinde mavzer\nBaşında miğfer\nTekbir sesiyle\nİnliyor gökler\nNe yaman asker..\n\nVatana âşık\nHep bağrı yanık\nHer an uyanık\nO Arslan nefer\nNe yaman asker..\n\nÇelik bilekli\nArslan yürekli\nCesur, heybetli\nYurdunu bekler\nNe yaman asker..\n\n14 Temmuz 2008\n Antalya\n\n*****\nDost Kalemden Süzülenler:\n\nTarihe sığmaz\nBaşını eğmez\nMazluma değmez\nMilleti sever\nNe yaman asker.............Halit YILDIRIM\n\nHer darda imdat\nNe latif imbat\nTükenmez şefkat\nTüm Dünya över\nNe yaman asker.............Ümran TOKMAK\n\nVatan evladı\nHuzurun adı\nAçıp kanadı\nYuvamı bekler\nNe yaman asker.............Ümran TOKMAK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erol’dan Dörtlükler***** İslâm*****",
        "poet": "Mustafa Erol",
        "poem": "\n\nBir İslâm’ı, bir de gayrisini fehmedin.\nİslâm rahmet dinidir, gayrisi zahmetin.\nİmtiyazı olmaz, ne makamın ne şöhretin.\nÜstünlük takvadadır diyen, dindir İslâm.\n\nMustafa EROL\nManavgat / Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erol'dan Dörtlükler*****Başarı*****",
        "poet": "Mustafa Erol",
        "poem": "\n\nBir işi yapmak demek, başlamak demektir.\nBir işe başlamaksa, en büyük emektir.\nDüşünerek başlamadan, olmaz başarı,\nBaşarı; yemeği beyin ile yemektir.\n\nMustafa EROL\nManavgat /Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erol’dan Vecizeler***** Aptallık*****",
        "poet": "Mustafa Erol",
        "poem": "\n\nHayatta en büyük aptallık,\nKendin en akıllı sanmaktır.\n\nMustafa EROL\nManavgat /Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erol Ünlü'ye",
        "poet": "Kerem Akpınar",
        "poem": "\n\nÇok perişan gördüm Erol’um seni\nSöyle dost, kapında Azrail’mi var\nYaradan alırmış kıymetli canı\nSöyle dost, kapında Azrail’mi var\n\nSiyaset sevdası hepsi meşgale\nKim düşürdü seni perişan hale\nSonunda gelecek herkes hak yola\nSöyle dost, kapında Azrail’mi var\n\nKazanamadım diye sakın üzülme\nDik dur her yerde,asla ezilme\nMayalamış ceddin, dikkat bozulma\nSöyle dost, kapında Azrail’mi var\n\nBilirim seni güçlü adamsın\nUzaktan gören kazandı sansın\nBırak hainlerin yüreği yansın\nSöyle dost, kapında Azrail’mi var\n\nAile huzuru her şeyin başı\nİhanet edenin agudur aşı\nYalaka olanlar toplam beş kişi\nSöyle dost, kapında Azrail’mi var\n\nBilirsin severim candan gönülden\nKaderde var ise ne gelir elden\nKimler abad olmuş, gavgadan,zulden\nSöyle dost, kapında Azrail’mi var\n\nBu günlük bu kadar yazdığım yeter\nBelli zaman sonra sitresin biter\nAkpınar’m, içim sahradan beter\nSöyle dost, kapında Azrail’mi var\n\n\t\t\t08/04/2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erol Duran'ın Türban Modası şiirine atfen",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nModaya uyan kim, bu ne biçim söz? \nHem acı hem bacı dersin arkadaş \nModayı önemser donsuz ya dansöz \nHem acı hem bacı dersin arkadaş \nKızların hakkını yersin arkadaş \n\nAyetten bahsettin bildiğin neki \nNasıl ahkam keser cahilin teki \nBilmiyorsan matem gayen ne peki \nHem acı hem bacı dersin arkadaş \nBu sahada bil ki körsün arkadaş \n\nBaşkaları vermiş turban adını \nYıllarca ezenler vardır kadını \nÇok iyi bilirsin sen de bu dini \nHem acı hem bacı dersin arkadaş \nBu baskılar sona ersin arkadaş \n\nBu halinle söyle kime ulaksın \nAcı feryatlara sağır kulaksın \nBilirim ne ahmak ne de salaksın \nHem acı hem bacı dersin arkadaş \nAllah layıkını versin arkadaş \n\nSetri avret gerek namaza bile \nYeter hanımların çektiği çile \nSenin bu yazında barizdir hile \nHem acı hem bacı dersin arkadaş \nFikrinde elbette hürsün arkadaş \n\nIlımlı islâmı kim etti icat \nİki yüzlülükte olur mu necat \nYolumuz bellidir buna yok hacet \nHem acı hem bacı dersin arkadaş \nSahtekar ateşe girsin arkadaş \n\nTurban değil maksat baş örtüsüdür \nKızların ne aşkı ne dürtüsüdür \nBunlar cahillerin lakırtısıdır \nHem acı hem bacı dersin arkadaş \nVelev onlar turban bürsün arkadaş \n\nDer misin onları ağlatan kimdir \nGözlerinden yaşı çağlatan kimdir \nOnlara karalar bağlatan kimdir \nHem acı hem bacı dersin arkadaş \nYüce Allah bunu sorsun arkadaş \n\nDer Mikdati uyan ölürsün bir gün \nSözlerine pişman olursun bir gün \nMezarda çaresiz kalırsın bir gün \nHem acı hem bacı dersin arkadaş \nElin vicdanına korsun arkadaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eros",
        "poet": "Semih Mutlu",
        "poem": "\n\nEros aşkı kimden öğrendi? \nBirden aklıma bu soru geliverdi.\nAcaba benim kadar sevebilir miydi.\nSeni tanımayan tutku nedir bilir miydi? \n\nSabah telefona sarılıp mesaj atmaktı\nYatarken rüyada seni görmek dualarımdı\nBazı zamanlar elin kolun bağlanmasıydı\nEros'a soralım, kim daha fazla aşıktı.\n\nMadem tanrıymış Eros öyleyse neden öldü.\nAşk sönmez ateşse onun alevi neden söndü.\nSöylesenize bana, kim daha çok sevdi\nEros tanrıysa neden aşkı benden öğrendi.\n\nSemih Mutlu (25 Nisan 2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erotik",
        "poet": "Fuat Eriçok",
        "poem": "\n\nne zaman düşünsem erotik \nönlenemez bir hareket başlıyor \nbedenimde \n\notomatik \n\n(eylül '02)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erol Güngör'ü rahmetle analım",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nBizlerin fikirde öncüsü olan,\nErol Güngör'ü rahmetle analım.\nHer yönde fikirleri değer bulan,\nErol Güngör'ü rahmetle analım.\n\nKurtuluşu İslam dininde gören,\nİslamın hakikat sırrına eren.\nYazdığı eserle bize yön veren,\nErol Güngör'ü rahmetle analım.\n\nSevdamızı gönülden akıştıran,\nTürk olana islamı yakıştıran.\nTürk islam ülküsünü pekiştiren,\nErol Güngör'ü rahmetle analım.\n\nÜlkü yüreğimizin şelalesi,\nTürk milletinin islamdır kalesi.\nMilliyetçi Türkiye sevdalısı,\nErol Güngör'ü rahmetle analım.\n\nYusuf özün onunla şekil alsın,\nSevdamız hak ettiği yeri bulsun.\nYüce Rabbimiz ondan razı olsun,\nErol Güngör'ü rahmetle analım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "* Erotik *",
        "poet": "Kubilay Enginol",
        "poem": "\n\nÖnce beyazı giydi\nSonra siyah'ı\nAyakuçlarından beline kadar\nÜrperti sarıldı\nSiyah inatçıydı\nBeyaz görünüyordu yinede\nBelli belirsiz\nSiyahın gerisinde\nTerledi siyah,beyaza dokunmadı\nSerinledi siyah,beyazı üşütmedi\nHer zamanki gibi\nSiyah beyazın üzerinde titredi\nÖnce siyahı çıkardı\nSonra beyazı\nİkisini de gelişigüzel attı\nBekleyeceklerdi hasretle sabahı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erozyon",
        "poet": "Jale Kozkaman",
        "poem": "\n\nHakikat bir nur idi\nİnsanoğlu o kadar alışmıştı ki\nYalanların karanlığına\nBakamadılar ışığa.\nKendileri bile inandı\nYarattıkları bu yalan dünyaya \nHerkes biraz yalnızlaştı\nSelamlar alınmaz \nDostlar hatırlanmaz oldu.\nHer gün yenisi inşa edildi\nHakikatten uzak tutacak \nOyunlar...\nHem de ne çirkin ne kanlı oyunlar\nEn çokta çocuklar, \nKadınlar hırpalandı.\nDoğa bile kaldıramaz oldu\nBu benmerkezci insanoğlunu.\nKaranlıklar daha da koyulaştı\nGücünü arttırdı\nUmutlarını çaldı herkesten\nGülümsemeyi \nSevmeyi unutturdu.\nİnsanlık tarihinin en üst model\nRobotlarını yarattı.\nDüşünmeyen,\nSorgulayamayan,\nDuyguları olmayan\nRobotlar...\nOysa görünenin ötesinde\nTek bir gerçek vardı\nİNSAN olmayı başarmak.\nHerkes unuttu, doğduktan sonra\nVerilen görevlerini,\nBurada bulunma amaçlarını.\nYaratılan bu dünyaya\nAyak uydurmaya çalıştı\nTüm değerleri ardında bırakarak\nMutsuz oldu özünden uzaklaşarak\nBu hale depresyon deseler de \nOysa İnsanlığın en büyük erezyonuydu\nHerkesin yaşarken öldüğü\nCehennemin başlangıcıydı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Erteledim ömrümde baharı yazı*",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nErteledim dostalarım baharı yazı\nErteledim sevinci neşeyi hazı\nVurgun yedi bu gönlüm sabaha karşı\nErteledim ömrümden baharı yazı\n\nSen yoksan bu dünyada aşk neye yarar\nKanayan bu yaramı bilmem kim sarar\nZevk vermez oldu bana bu sahte aşklar\nErteledim ömrümde sevgiyi dostlar\n\nAyaz mı vurdu canım üşüttü seni\nÇaresiz bu hallere düşürttü senii\nKeşke görmeseydi bu gözlerim seni\nErteledim ömrümde senli günleri\n\nErteledim dostalarım baharı yazı\nErteledim sevinci neşeyi hazı\nVurgun yedi bu gönlüm sabaha karşı\nErteledim ömrümde baharı yazı\n\n                                                       27.11.2006. Erzurum /Zernişan Aydoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ertelemeler",
        "poet": "Gül Aycan",
        "poem": "\n\nHayatımı ertelemelerle\nErtelediklerim için yaşıyorum.\nHer şeyi istiyorum,\nAma hiçbir şey istemiyorum.\nÖylece yaşayıp gidiyorum.\n\n21 ŞUBAT 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erteleme Hayatı Harekete Geç!",
        "poet": "Figen Aydınlar",
        "poem": "\n\nBırak mevsimlerin yakasını, \nUmut gelecek günde değil, \n\nUmut yüreğinde. \n\nErteleyerek yeşermez hayat, \nUmut benliğinde. \n\nBaşka bahara diyerek rafa kaldırılan, \nOnca tozlanmış hayatlar var. \n\nO rafta çürüyüp gittiler hepsi. \n\nHer mevsime bir umut ekip, \nBirgün biçecek kadar uzun değil ömür. \n\nHayatta şimdiler vardır, \nYarınlar muamma... \n\nŞimdi erteleme düşlerini! \nBırak mevsimleri, \nHarekete geç!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ertelenen Yaşam",
        "poet": "Su Eda Gümüş",
        "poem": "\n\nBugün tanışma yıldönümümüz. Kısa bir süre öncesi ise ayrılığın yıldönümüydü. Başlayan her şeyin bir sonunun olduğu gerçeğine çok uygundu yaşananlar. Doğum ve ölüm gibi. Doğan güneş batıyor, açan çiçekler soluyor, Geçen zamana bakıyorum da hem çok uzun hem çok kısa. Senli günler çok uzundu. Sensiz geçenlerse kısa. Tezat görünüyor ama öyle değil. Senin varlığın yanımda olmamana rağmen güneşin doğma sebebiyken senin geleceğin günü beklemek aydınlıkla karanlığın arasını an be an büyütürdü. Döktüğüm yaşlarsa umutlarımı. Bulunduğum her mekan her an kurduğumuz dünyada yaşadıklarımın izleriyle anlamlanırdı. Ne zaman aynı yollarda yürüsem, bir camın ardından izlesem bıraktığımız anılara çarpıyorum. Kendimi bir acıyla, kol kola girmiş dünle bugünün koynunda buluyorum. Bugünlerimi kaybettim. Dünü aramaksa kayıp bir şehrin peşinden gitmek gibi. Yarın mı; bugün yoksa o doğabilir mi. Senin geleceğin günü beklemek çocukluğumun en güzel duygularını astığım o yemiş ağacının meyvesiydi ve ben sabırsızlıkla mevsimlerin değişmesini beklerdim.  O zaman çok küçüktüm beklemek sabırsızlığımı büyütürdü. Oysa şimdi beklediğim hiçbir şey yok. Gelen ya da gelecek olan sabah ışığını içimde açmıyor ki gün geceyi özlesin. Senin geleceğin gün umutlarımı terk ettiğinden beri umutlarım soluk almıyor, yaşamayan bir şey için zaman kavramı kalmıyor. Geniş, başını ve sonunu göremediğin kocaman bir boşlukta yerçekimsiz geziniyorum, yüreğimse hatıraların açtıkları resimlerde kalan rengi solmaya başlamış bir gül. Gün ve gece iç içe. Takvim sayfalarını koparmıyorum artık, geleceğin gün kayıpken ayın kaçı sene kaç günün adı ne yok benim için artık bunların anlamı. Yaşıyorum, nefes alıyor, az çok yiyor içiyor, çok zaman kendimle kalmak için insanlarla üçü beşi çekmeyen yaşadığımı gösteren zoraki sohbetler yapıyor, evden çıkmamak için bahaneler üretiyorum. Elbiselerimi koyulduğu yerde duruyor, bir kot bir tişört yetiyor, saçlarımsa bembeyaz ne gerek var ki, genç görünmek için yaşlandığımı saklamaya. İnsanlar arkamdan konuşuyorlar, bin bir maske yakıştırıyorlar bana. Umurumda değil. Omuz silkiyorum tüm duyduklarıma. Bana koyan bunlar değil, yarın kelimesinin içi boşaldı ya beni yarınsız bıraktın ya o yüzden bu serseriliğim. Hayatımın görünen tüm çizgilerini değiştirip düzeltebilirim. İnsanları yine kendime hayran bırakıp, güçümü kıskanmalarını, belki de bana gıptayla bakmalarını bile sağlayabilirim. Gündüzle geceler dışardan iyi görünen bir tablo sergileyebilir, bu var ya inan hiç zor değil. Artık durulduğumu yine kendimle buluştuğumu sanabilir insanlar, öyle ya yaşam işten güçten paradan ve mekanlardan ibaret. Bu kadar dolu görünen bir dünyanın içinde yanan ateşten kim haberdar. Dünya dağlarıyla ovaları köyleri şehirleri binlerce mahsulüyle açmış herkese kapılarını ama üzerinde gezinen milyarların haberi var mı dünyanın bağrında saklı olandan. Dünya kadar büyük bir yürek taşıyabilseydim bende hepsini yapabilirdim. Şimdi kendimleysem, kapatmışsam kapılarımı hepinize içimdeki ateşi hiçe saydığınızdandır. Onu büyütecek yarınlarımı çaldığınızdandır. Bir umudum vardı adını kırmızı koymuştum. İçin için yanardı içimde, yarınları beklemek seni beklemek tek katığıydı onun. Sen şimdi zamanın geniş kolları arasında kayıpken takvimlerin sonsuzluğa açılan sayfalarında bize ait bir gün yokken, dünü gösteren tarih bugünün altında kaybolmuşken beni yaşıyor zannetme. Maddi göstergelerden ibaret bir yaşamsa yaşamak evet ibreler hala bir şeyleri işaret etmekte, ama benim yaşamaktan anladığım bu değil. Bu yüzden insanları pek sevemedim ben, pek çok zaman kaçtım bedenlerinden. İnandıklarımı korumak adına, bir gün hayat suyunda yıkanabilmek ve bir toprakta kök atabilmek umuduyla. İnandığım ne varsa sende bulmuştum, buna o kadar çok inanmıştım ki, sen benim yarınlara ertelediğim hep beklediğim hayal ettiğim her şeyin ortak adıydın. Adını kırmızı koymuştum. Bitmeyecek bir şeydin benim için, ben hep seni öyle görmeyi istedim. Bitmeyecektin tükenmeyecektin günler gibi, aylar gibi, yıllar gibi. İçimde yanan kaç kıvılcım varsa hepsinin birleştiği bir ateştin sen ve ben her şeyimi seninle yakmıştım. Oysa her şeyin bir sonu varmış, sonsuzluk bizim gibilere yasakmış. Şimdi yüreğim kalk ayağa diyor diren ona. Ne varsa bulmak istediğin git ara, ama bulduklarım ki bulabilirsem eksik kalacak hiçbirinde senin kokun olmayacak. Dünyanın tüm misafirlerine ayak direyip, yaşıyor görünebilirim ama benim istediğim sensin. Tüm isteğime rağmen biliyorum ki sen gerçek değilsin ve günleri solduran hayalin olsa da yarınlarımda ki hayallerden de öte bir şey değilsin. Hayallerse bir rüya kadar uzak dünyadan ve zamanın su üzerinde küçük bir yansıması minik bir dansı. Sonunda anladım ki sen hiç varolamamış bir kentin kayıp insanısın. Benim bir ara gördüğüm düşün kahramanısın. Yaşamı erteliyorsam o henüz gerçek olmadığı için.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ertelenen Kavuşma",
        "poet": "Levent Kızıldağ",
        "poem": "\n\nLacivert bir yangının izleri kaldı,\nErtelenen kavuşmaların gecelerinde.\nHayalini  bile sarmalamış kıvılcımlar,\nDüşlerimde  ise azgın alev sesleri.\nYangın yeri gibi olmuş şimdi yüreğim.\nDuvarlarımda gözlerin yanıyor.\nSevda dolu rüyalar çoktan yıkılmış,\nAşkın virane duvarları ustasını  bekliyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ertelense Diyorum",
        "poet": "Ahmet Dut",
        "poem": "\n\nDiken tarlasında hiç gül bitermi\nGül olmazsa dalda bülbül ötermi\nÖmürlük aşkıma süre yetermi\nBu ayrılık ertelense diyorum..\n\nBilmelisin sensiz nefes alamam\nAç kapıyı,başka kapı çalamam\nBir an bile senden ayrı kalamam\nBu ayrılık ertelense diyorum.\n\nGurbet olur iki gönül arası\nAzar şimdi sol yanımın yarası\nBir daha gelirmi,vuslat sırası\nBu ayrılık ertelense diyorum.\n\nAramızda karlı dağlar olacak\nBulgur,bulgur yaş gözüme dolacak\nAhmet yine saçlarını yolacak\nBu ayrılık ertelense diyorum...\n\t\t\t12.12.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erteleyemezdim! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nVOLKAN KONAK AĞABEYİM; “NEGATİF ELEKTİRİK ALIYORSANIZ; TERK EDİN BULUNDUĞUNUZ ORTAMI! .” DEDİ! . BENCE; VOLKAN KONAK AĞABEĞİM HAKLI: ÇALIŞMA MOTİVASYONUMUZA YARARLI OLACAK İŞLERLE UĞRAŞMALIYIZ! . ALTTA YAZDIĞIM METİNLE; İNŞALLAH: ANADOLU İNSANI HÜRRİYETİNE KAVUŞUVERSİN! .\n\nBen; Okuduğum Kitabın Bir Anısı Olsun ve Kısa Kitap Alıntıları ile Kitabın Konusunu, Not Defterime Bakıverince Hatırlayayım Diye, Kitap Anlatıları Derlemeye Başlamıştım, LİSE SIRALARINDA İKEN! . BU AÇIKLAMAYI NEDEN YAPTIĞIMA GELİNCE; BİR TÜRKÜNÜN SÖZÜNÜ DUYDUM! . TÜRKÜMÜZ; GEÇEN BİRKAÇ YIL ÖNCESİNDE: SÜREKLİ KLİBİ ÇIKIYORDU ve TÜRKÜ SÖZÜNÜN ÖZÜ; “BAK İTE HELE; DİZMİŞ KİTAPLARI ÖNÜNE, SATIR SATIR YAZIYOR! .” Anlamında Bir Şeydi! . Ben O An, TÜRKÜ SÖZÜNÜ DUYDUĞUM AN; “BU ADAM; BENDEN SÖZ EDİYOR! .” DEDİM! . SUÇLULUK DUYDUM; BÜYÜKLERİME KARŞI GELİYORUM, DİYE DÜŞÜNDÜM! . AHMET ARİF EFENDİMİZDE; BİR ŞİİRİNDE “DAYAN KİTAP, DÜŞ İLE! .” Demiş İdi! . BENİ SANIRIM; AHMET ARİF EFENDİMİZİN SÖZ ETTİĞİ İNSANA BENZETTİLER! . YANİ; BEN BİR AHMET ARİF EFENDİMİZİN TAKLİTÇİSİ GİBİ BİR ŞEY OLDUM, KİTAP ANLATISI DERLEME ALIŞKANLIĞIM İLE! . BEN; KİTAPLARDAN ALINTI TOPLAMAYA BAŞLADIĞIMDA, LİSE SIRALARINDA İKEN, AHMET ARİF EFENDİMİZDEN HABERİM YOKTU! . BEN; FATİH SULTAN MEHMED HAN SEVDALI BİRİ OLDUĞUMDAN; HER ŞİİRDE; FATİH SULTAN MEHMED HAN EFENDİMİZİ GÖRMEYE ÇALIŞIYORUM ŞU AN! . AHMET ARİF EFENDİMZİN BİR ŞİİRİNDEN ESİNLENEREK; / “YILLARDA GEÇSE DEMİNCEK; ” BANA HER AN, HER ALEM, HER MEKAN; 1453’ÜN COŞKUSU! .  Anlamına Gelen Bir Şiir Yazıverdim Ben Daha Önceleri! . BU MISRAM ile de; AHMET KAYA EFENDİMİZ “EY SANAT HIRSIZI! .” Dese de Özgün Şarkılarıyla SADECE BANA; BEN FATİH SULTAN MEHMED HAN EFENDİMİZİN DAİMİ TEBESSÜMÜ ADINA, İSTEDİĞİM ŞİİRLE, İSTEDİĞİM ALEME GİRME HÜRRİYETİMİ ALMIŞ BULUNMAKTAYIM! . HER İNSAN; YAŞAMAK İSTEDİĞİ ALEME GİREBİLİR! . BENİM HÜRRİYET ANLAYIŞIM BU ŞEKİL! . BEN; HER ANIMDA, HER MEKANDA ve HER ALEMDE: SEVGİLİ DOĞAN CÜCELOĞLU ÖĞRETMENİMİZİN, BİR KİTABI OLAN; “ANLAMLI ve COŞKULU BİR YAŞAM İÇİN SAVAŞÇI” ADLI KİTABINDAN YOLA ÇIKARAK, OKUYUVERDİĞİM BİR SATIRLIK METİN İLE, İSTEDİĞİMİ DÜŞÜNÜR ve İSTEDİĞİMİ YAŞARIM: ANADOLU KÜLTÜRÜ İÇERİNDE YAŞAYAN TÜM İNSANLARIN YAŞADIĞI HÜRRİYETİN BİR BENZERİ İÇERİSİNDE! . BEN; MENEKŞE ALAMADIM EVİME: NEDEN BİLİYOR MUSUNUZ, FERHAT TUNÇ ŞARKILARININ VERDİĞİ VESVESELERDEN! . FERHAT TUNÇ; BİR KÜLTÜR SAHİBİR, FAKAT BAHSETTİĞİ KÜLTÜR YASAKLIDIR, FERHAT TUNÇ EFENDİMİZE GÖRE! . ŞU METNİME NASIL BİR TEPKİ ALACAĞIM, DÜŞÜNDÜRÜYOR BENİ! . OYSA; HERKES FATİH SULTAN MEHMED HAN SEVDALI OLSA İDİ: BU METNİ DAHA ÖNCE NİYE KALEME ALMADIM, DİYE YİNE BEN SUÇLU OLACAKTIM ANADOLU HALKINCA! . BEN SUÇUMU KABUL EDİYOR ve HATALARIMI DÜZELMEYE ÇABALIYORUM! . BEN; PAYLAŞIYORUM, ERTELEMEMEYE ÇALIŞIYORUM! . ERTELENENLERİN HESABINI DA SORMUYORUM! . BİN TANE METİN KALEME ALARAK, BİR TANESİNİ PAYLAŞARAK, ELİMDEKİ DOKUZ YÜZ DOKSAN DOKUZ METİNDEN, HABERİNİZ VAR MI, DİYEN DEĞİLİM ÇOK ÇOK ŞÜKÜRLER OLSUN! . BUGÜN; EFENDİLİĞMLE BAŞLAYAYIM ve ŞİKAYETSİZLİĞİMLE SÜRDÜREYİM METNİMİ DİYE OTURDUM BİLGİSAYARIMIN BAŞINA! . ANADOLU İNSANININ HÜRRİYETİ SÖZ KONUSU OLUNCA; YİNE YAZDIM, KENDİNİ BİLMEZLERİN ELEŞTİRİLERİNE HEDEF OLMA PAHASINA! . BUGÜNLÜK, ŞİMDİLİK BU KADAR! . DOSTLUĞUN TEBESSÜMÜ DAİMİ OLUVERSİN İNŞALLAH! . { Metin Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 04 Nisan 2012 Çarşamba 19:03:48 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "ERTESİ CUMArTESİ...",
        "poet": "Pınar Koç",
        "poem": "\n\nERTESİ CUMARTESİ\n\nVe bugün her yerde cumartesi…\nAşkların sıcak ekmek arası,\nKaragözlü çingenelerin dansı,\nVe duyguların yüzyıllık kavgası…\n\nBu cumartesi,\nGelen sadece şehir cücesi.\nÖlçmeye başladı enimi,boyumu! \nVe son sözleri şöyle oldu; \n\nSevdiğin kadar boyun,\nSevildiğin kadar ömrün,\nBunları taşıyacak gücün kadar ağırlığın var dedi.\nVe bir  cumartesi  ertesi çekip gitti…\n\n                                                                 ........\n\n\n"
    },
    {
        "title": ". Ertesi Gün",
        "poet": "Turgut Uzdu",
        "poem": "\n\nErtesi gün bu gün\nKuş seslerinin izi karşılıyor güneşi\nKovuyorum uykusuz bir geceyi daha\nİşte bu hasret diyorum\nÇiğ tanelerini silip yanaklarımdan\n\nDerin bir nefes alıyorum seni koklar gibi sabah serinliğinden\nÖrselenmiş yüreğime yayılan ılıklık senden diyorum\nMest oluyorum gözlerini düşününce\nOrmanlar, denizler, yosunlar\nArılar geliyor gözlerimin önüne\n\nLimanlara dökülüyor zincirler aniden\nBeni dinliyorum ince bir sızı gibi\nGönlüme çizdiğim rota sabitleniyor pusulada\nDudakların gibi gülümsüyorum\nBir tek sen diyorum, bir tek sen hem uzağım hem yakınımsın\n\nTeselli ettiğim yalnızlığımı vuruyorum kıyıya\nMartı gagasına gizliyorum hıçkırıklarımı\nBeyaz bulutlara çizdiğim yüzlerde gözlerin \nGörüyorsun, görüyorum\nGönül yalnızlığım her gün biraz daha buruluyor\n\nSabır kısrak toynaklarına ilişik\nGelincik tarlalarına koşuyor yaklaştıkça uzaklaşan\nÇocukluktan kalma bir uçurtma sevinci aranan\nTebessümüne sardığım umutları toplar mıyım\nBir gece umutsuzluğum olmadan yatar mıyım\n\nÇöl çatlaklarını yaşayan canıma yağmur olsan, can suyum olsan\nYine filizlensem bakışlarının ufkunda\nYemyeşil yamaçlarda elinden tuttuğum bir kahvaltı masası olsan yine\nKendimle kalsam hasretsiz, uzaksız,\nSislerin küskün olduğu bir sabah\n\nErtesi gün\nHer şeyimi yanında bırakıp yine hasretimi taşıyorum\nTanıdık zindanlara tekrar koyduğum vuslat titrek\nNasip diyorum sesimin boynunu büküp\nNasip diyorum\nBu günden yine yarınları söküp söküp\n\nBu bir sesleniş bülbül dilinde\nDudak büküş fırtına öncesi, hıçkırık öncesi\nİpi kopmasın uçurtmanın diye dualar\nToplanan zincir seslerindeki haykırış\nGünaydın umutlarım, hayallerim, günaydın hülyalar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ertesi Olma Cuma’nın",
        "poet": "Nusret Gören",
        "poem": "\n\nNe mi istiyorum? \nBenim için ertesi olma Cuma’nın\nMesela sen benim için hep Cuma kal\nBen de senin için hep Müslüman\nDahası var mı bilmiyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ertesi Gün",
        "poet": "Kenan Arman",
        "poem": "\n\nbir gülümseyişi gizler gibi\nresimlerini asıyor odaya\nbalkondaki çiçekler çığlık çığlığa\nkapanırken pencereleri huzurevinin\n\n'günaydın' dedi birisine\ntıpkı eski günlerdeki gibi\nüzgün elleriyle mızıka çalmak istedi\ngömülüp eskimiş koltuğa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ertuğ'um benim",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nSen Türk’ün özgürlüğü için göklerde uçacaksın\nTürk askerinin kahramanlıklarını tarihe kazacaksın\nÇelik kanatlarla göklere  Türk yenilmez  yazacaksın\nİlham kaynağını kanının rengi al bayraktan alacaksın\n\nSeninle iftihar ediyorum aslanım benim \nGeneral olman Allah’tan muradım benim\nSana tuğlar yakışır  cesur yiğidim benim \nVerdiğim adım Ertuğ sana helaldir benim\n\nGöklerin yenilmez şahini yeğenim sen olacaksın\nTürk’ün kahraman pilotları arasında sen yer alacaksın\nKahramanlık tarihinimize yeni sayfalar yazacaksın\nGöklerin yenilmez kartalı olacak Ertuğ’um benim\n\nHalil Çolak 18.7.2006 Yücetepe Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ertesi",
        "poet": "Hasan Arıcan",
        "poem": "\n\nDünün ertesi\nBu gün pazartesi\nSenin uğurlu günün olmalı.\nBenimde uğurlu günüm var\nPazartesinin beş gün ertesi:\nCumartesi.\nHep sonrası ve ertesi\nBu yılın, o bir yılın ertesi; \nNihayet gençlik ertesi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ertelenmiş Bir Yolculuktur Aşka Dokunmak",
        "poet": "Selahattin Yetgin",
        "poem": "\n\nİç sızılarının imbatlarına yağmur sokulsun gecelerde, dilinde bir türkü olsun feryat\nEl açma karşılığını bulmayan hüzünlere, kelimelerden kuleler yapmaktır aşkı yazmak\nSıkışan yüreğinin dalgalarına bir kuş resmini yapsın aşk, cemrelerle boş verir başak\nBulutların sırtına binerek dağlar aş, mendilsiz izlenmeyen bir oyundur aslında yaşamak\nLal olan sevdalı gövdeni ezdirme dosta düşmana, bir var, bir yokmuş masalıdır hayat. \n\nDağılmış bir geceden arta kalan anların telvelerinden bir kuş havalanır güne, umutsuz bir yankının elası düşerken gözlere. Hep bir başınalığımızın elim tanıklarıdır yaşananlar, kalburüstü bir mevsim geçişiyle iç geçirirken sevilere. Dimağımızdaki o özlem hareli yangınlar söner, avuçlarımızdaki yorgunluk içimizdeki şiirleri dişler ve her yaşama tutunuş zifiri bir heyecanın heybesinde gölgede uyumak ister.\n\nNe çok yorum oluruz yaşamın kendisine, içinde yaşanmışlıklar barındıran, dertlerimizi bir başka diyara kuşkanatlarıyla götüren. Ne çok hayat oluruz, bilmediğimiz birinin gönlünde, bir ıslık olup ıslanmak belki de dudağında, sevilmek bir iç çekişin kıyı kentlerinde. Dokunmak fısıltıyla hayata tekrar, savrulmak gülüşlerinin ahengiyle ve sokulmak yüreğinin derinliklerine ruhumdaki sevgiyle.\n\nDünlerin hiç bitmeyen mevsimlerine bağladığımız aşk çaputlarıyla bir sevinin yoluna koyuluruz, el kapılarına kul olmuş düşlerimizin imbatlarına kavgamızın ceketini asmak için. Durmaksızın dönen bu sevda gezegeninde ömürlerimiz kendi kabuğuna çekilen bir bahar yeli, biz dokunamadığımız anların yelelerine yapışan düş neferleriyizdir işte böyle. \n\nBütün anlamların yaşamla değiş tokuş edilen buluşmasında bir yangın öpüşüdür dudağımızı buran, iç sesimizi rüzgâra savuran. Kendi yürek davamızdır oysaki aşk, içsel sesimizin o anlamlı tınısıdır ve biz yaşam merdivenlerinden çocuklar gibi kayıp, kalburüstü bir zaman meyhanesinde o hengâmenin fermanını yudumlarız. Anlam saygıya durur, şiir sevi otağımızda bir meşale gibi yüzyıllara meydan okur.\n\nZamanın öte yakasından çoğalıp ırmaklara, oradan süzülerek ovalara, derinlerdeki tohumu besleyerek aydınlığa ulaşan bütün fışkınların hem kökünde, hem de başında inanılmaz bir sevgi vardır ve biz o sevgiye ulaşmak, o sevgiyi yaşamak ve o sevginin kollarında bir can, bir beden ve bir nefes olmak için kimi mutluluğun kapımızı çalmasını bekler, kimi çok uzak yolculuklara koyulur, kimi de o anları inadına yaşayarak sevdalı bir insan oluruz.\n\nHer insanın hakkıdır aslında yaşamak. Çok istemek, hayatın içindeki gelgitlerle büyümek, yaşamın kökündeki özle beslenmek ve ruhumuzdan hayata dökülen o coşkun ırmakları aşkın yüreğine çevirmek hep bizim elimizdedir. Bunu yapabildiğimiz an başarılı, bunu başaramadığımız anlarda da insan olamamanın kırık dalıyla bir nehirde buluruz o hüzzam akışkanlığımızı.Çok olmak, çoğul olmak, düşünerek bir mutluluğun nehrinde yüzükoyun uzanmak. Bizi nereye götüreceği değil, o suların bizi hangi esintiyle mutlu edeceği, o yolculuktan alacağımız inanılmaz yolculuk, belki günler, belki aylar boyu sürecek o yaşanası anların bize hangi olgunluğu katacağı, hangi menzilde coşkuyla haykırtacağı bir bilinmez denklemdir.\n\nUğruna kapısında yattığımız anların kırık ışıltılarıyla döneriz ruhumuzu aşka, damakta tat bırakan yaşanmışlıkların girdaplarına sevdanın taşlarını atarken. Yolculuklara çıkmayı diler hep düşlerimiz kayıp bir anın sayfalarına yağmur damlarken. Karanlık düşünüşlerin hercailerine bir gölge düşer, biz ruhumuzun yangın vakitlerini damarlarımızda besler iken. Gölge yüzünü güneşe, aşk ruhunu ateşe ve biz yönümüzü sevdaya döneriz ve bir gün unutkan bir mevsimde avuçlarımızdaki yalnızlıkla birbirimize merhaba deriz.\n\nSen gidince buralardan yine dönecek altında cirit attığımız küre. Yine avuçlarımızdaki mevsim terlerini uzatacağız birilerine ve sıvayacağız gönlümüzdeki meçhul sevilere. Ölümsüz bir yakarının kırık nadaslarıyla mevsim türküleri olacak hayat benliğimizde, kırık düşler tarlalarından boy atacak belki de heyhat. Fakat ne olursa olsun, hangi oyun sahnede olursa olsun bitmeyecek adına umut dediğimiz feryat.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ertuğrul Gazi",
        "poet": "Taner Nişancı",
        "poem": "\n\nERTUĞRUL GAZİ\n\nTürkü türkü,Türklüğe giden yolda\nSöz oldu,ses oldu ERTUĞRUL GAZİ\nOğuz ellerinde yirmidört boyda\nKoca Çınar oldu ERTUĞRUL GAZİ\n\nOğuz Han Mete’den  dünü bugüne\nTürkün savaşı benzer; toy, düğüne \nÖtüken’den, Ergenekon dağına \nKutlu nefer oldu ERTUĞRUL GAZİ        \n\nHayma ana,şeyh Edebali hocası\nAltı yüzyıl tüttü ocak bacası\nMazlumu koru Osman’a ricası\nAteşte kor oldu ERTUĞRUL GAZİ\n\nGazi Alpler,dervişlerin yoldaşı\nBoynu bükük yetimlerin haldaşı\nEmri İslam’a düşmanın kindaşı\nHakk’a kılıç oldu ERTUĞRUL GAZİ\n\nYiğit yalın kılıç Türkmen beyleri\nTöre kokar düğünleri toyları\nSöğüt,Domaniç’te Kayı boyları\nBizans’a dert oldu ERTUĞRUL GAZİ \n\nÖnce toprak, sonra bayrak ülküsü\nKarakeçeli aşiret türküsü\nTarihte namdır  Kayı’nın öyküsü \nTürk’e devlet oldu ERTUĞRUL GAZİ\n\nBir Garip benim; Özüm Kayı boyu\nKıyamet kopsa baki, Türk’ün soyu\nYörük ellerinde kutlansa toyu\nUnutmam iz oldu,ERTUĞRUL GAZİ\n\n                                               07/05/2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzincan",
        "poet": "Recep Karadereli",
        "poem": "\n\nAsker günlerimin durağı oldun,\nHasret otağını kalbimde kurdun,\nGarip bir askerim artık elinde,\nGel çaresiz etme beni, Erzincan..\n\nAvare dolaştım sokaklarda hep,\nKahretsem olmaz ki, kutsaldır sebep,\nSabrım taştı, tatile çıktı edep,\nİsyankar ettin,zulmetme Erzincan..\n\nFırat ardında karlı dağın,kış yaz,\nDondurdu soğuğun, nedir bu ayaz,\nOn dokuz ay çektirme,insaf biraz,\nAsker gördün, sivil gönder Erzincan...\n\nİçimdeki hasret öldürür beni,\nAh kader,ne zaman güldürür beni,\nSıla hasreti süründürür beni,\nYetmedi mi,yakamı bırak Erzincan,\n\nDoğunun güzel şehrisin bana ne,\nGüzelsindir,gelip gezip görene,\nSevilmez asker, garibin suçu ne,\nAcımaz esnafın,insaf  Erzincan..\n\nHür olmak susuzluk,anla derdimi,\nAllah, size bize verir depremi,\nAldırma,içimde sıla özlemi,\nSeverek duramam  anla Erzincan..\n1978 Erzincan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzincan Gözlüm",
        "poet": "Recep Özdemir 2",
        "poem": "\n\nAğlamam boşuna \nYalvarmam boş\nAyrıldık işte \nGittimi hoşuna\nSular seller gibi coş\n\nParmağına yüzüğüm takılmamış sözlüm \nYollarımız ayrılıkta birleşti \nErzincan Gözlüm \n\nGelinlikler içindeydin hayalim vardı\nYarınlarım vitrinler de kaldı\n\nYarım kalmış şiirlerim dudağımda \nKabul olmamış dualarımdı \n\nDuyduğun bun acı çığlığın kulaklarında\nDoğmayan kızımız Başak tı\n\nParmağına yüzüğüm takılmamış sözlüm \nYollarımız ayrılıkta birleşti \nErzincan Gözlüm \n\nYarınlar senin olsun \nMutluluk senin \nAyrılık benim olsun \nÖlüm benim \nUnutacağımı sanma \nUnutmam sevgilim \n\nParmağına yüzüğüm takılmamış sözlüm \nYollarımız ayrılıkta birleşti \nErzincan Gözlüm \n\nAyrılık şiirlerimin kraliçesi\nErzincan Gözlüm e\n\n29 ekim 2011.. ayrıldığımız gün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ertuğrul Bebek",
        "poet": "Osman İnci",
        "poem": "\n\nGözlerinde mutluluk, parıldar durur,\nEn güzel tebessümler, ondan sorulur,\nTayfuna döner bazen, sonra durulur,\nBabasının kuzusu, Ertuğrul bebek...\n\nKendi halinde oynar, sabah kalkınca,\nKimseye sitem etmez, sevinç taşınca,\nDünyaya meydan okur, keyfi kaçınca,\nAnnesinin gururu, Ertuğrul bebek...\n\nHer kardeş öbüründen, farklı olamaz,\nDördü de birbirinden, şirin yaramaz,\nOnlardan ırak olsam, gönül yatamaz,\nKardeşlerin küçüğü, Ertuğrul bebek...\n\nAnnesi oğlunu sever, yere bırakmaz,\nKardeşleri kavgada, onu paylaşmaz,\nDedeler ve nineler, onsuz yapamaz,\nAilemin maskotu, Ertuğrul bebek...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzincan Mektubu",
        "poet": "Hamza Gökhan Ekşi",
        "poem": "\n\nBurası Erzincan güzelim\nEllidokuzuncu topçu tugayı\nBen... Birinci batarya erlerinden,\nNeyse,adımı bilirsin...\nBeni sorarsan güzelim,\nVatan borcu,namus borcu\nDerken senin hasretin,\nTarifi İmkansız bir haldeyim.\n\nSabahın koyu karanlığında \nSoğuk bir ses böler uykumu.\nOracıkta biter rüyalar,\nOracıkta yeni bir gün başlar,\nZor mu zor,uzun mu uzun...\nBir telaş,bir kargaşa,\nArdından taşlı topraklı\nSoğuk bir çorba,\nİndiriverirsin mideye,\nVe koşarsın,koşmak zorundasın\nKar, fırtına demeden\nAldırmadan tüm zorluklara...\n\nAsker üşümez bilir misin,\nAsker yemez içmez\nAsker yorulmaz...Öyle derler! \nAma asker sevmez diyemezler güzelim,\nÖyle bir sever ki,\nSeni sevdiğim gibi...\n\nBir sigara içimi molalar,\nSeni düşünmeme yeter mi güzelim? \nNe zaman dalıversem hayaline,\nNe zaman okşar gibi olsam saçını,\nNe zaman öpecek olsam seni,\nBir düdük sesi bitirir orada \nTüm hayallerimi...\n\nO dört buçuk kiloluk M-1 \nNasıl da tonlarca ağırlaşır omuzunda,\nNasıl da  titrer dizlerin,\nNasıl da gözlerin kararır.\nBelki koşudur, belki nişan talimi,\nYa da ıslak topraklarda sürünme güzelim\nYılan gibi sürünme...\n\nİşte böyle sevdalım,\nTüm bu zorluklar içinde\nTek güç kaynağımsın sen.\nYa birde sen olmasaydın diye düşünüyorum,\nOf of bitanem çekemezdim\nİnan yaşayamazdım.\nBurası Erzincan güzelim\nBen burda askerim...\n\nErzincan 4aylık kısa dönem\n18.01.1982\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzincan",
        "poet": "Hüseyin Yük",
        "poem": "\n\nAltıntepe dağının eteklerinde\nMunzurun gönlü bol  dizlerinde\nFıratın doğduğu  ana kucağı \nErzincan \n\nMiden'de gastritmi ülsermi var \nGit  Erzincana ekşisuya  iç geçsin derdin\nBeytahtında agaçların gölgesinde serinle\nDua edeceksen git  terzibabaya\n\nLahmacunu peyniri yaprak dönerini balını\nSoğuk sularını sıcacık somununu yemeden gelmeyin\nSaymakla bitmez güzellikeri erzincanın\nOzanlar şairler ermişler şehri\n\nKaplıcalarını raftingi hele beni büyüleyen manzarasıyla\nGirvelik şellalesi  yeşile bürüyor her yeri o eşsiz güzellikle\n3 ordusuyla  kahraman ordumuzun bel kemiği \nEşsiz  insan  sevgisi \n\nÇocuk dostu  şehir erzincan\nSende askerlik anılarım kaldı\nGözlerim hep sevgili arardı\nDost  buldum sevgi gördüm\nErzincan  anlatılmaz yaşanır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzincan Şiirleri - Ayyıldızın Altında ...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nGiresun, Gümüşhane, Bayburt ile Erzurum,\nNe mutlu bir ortamdır, bu komşuluk diyorum.\nBingöl ile Malatya, Elazığ ' la Tunceli,\nVer elini öpeyim, Anne, ben gidiyorum...\n\nSivas ister bir yandan, Erzincan benim diyor,\nUçtan uca Memleket, bin yıl sizinim diyor,\n' Savaşta kanım helâl, barışta ismim Gazi,\nAyyıldız ' ın altında, kurusun tenim ' diyor...\n\nO büyük sarsıntı ' da, gitti der binlerce can,\nBu bir Küçük Kıyamet, bir bitmeyen heyecan,\nTam bin yıldır burada, varlık ile darlıkta,\nYüce bir Millet Seni, kardeş saydı Erzincan! ...\n\nNevzat Bilgiç\nSıla Benim Gurbet Benim\n(Memleketime Şiirler) \nisimli kitabımdan)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzincan Şiirleri - Yazmış Sınır Taşına ...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nŞöyle bir baktım da ben, tarihin akışına,\nHiçbir uygar topluluk, girmemiş bin yaşına,\nOysa Türk 'ün Ata ' sı, bin senedir burada,\nEgemen olduğunu, yazmış sınır taşına...\n\nErzincan deyince ben, Gazi Mustafa Kemal,\nKâzım Karabekir ' i, anarım behemehal,\nKötü bir deney olmuş, Koçgiri isyanları,\nBirlik olmazsak eğer, ne can kalır ne de mal! ...\n\nDeyince ben Erzincan, önümde geniş Meydan,\nDüzenli caddeler ile ortasında Şadırvan...\nDoruğunda kar olan, çevredeki o dağlar,\nOrtasında bir ova, al gelincik açılan...\n\nNevzat  Bilgiç\nSıla Benim Gurbet Benim\n(Memleketime Şiirler) \nKitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum (1)",
        "poet": "Mücahit Gözütok",
        "poem": "\n\nAşkın öyle müthiş ki, volkan gibi içimde \nBen sana tâ doğuştan sevdalıyım, Erzurum \nTarihlerde destansın, en muhteşem biçimde \nBen sana tâ doğuştan sevdalıyım Erzurum\n\nNene Hatunların ve Kara Fatmaların var \nHer bir karış toprağın, şehit kanlan kokar \nSenin bağrından çıkmış, binlerce evliyalar\nBen sana tâ doğuştan sevdalıyım Erzurum.\n\nTarihi eserlerin, soğuk suların ile \nBüyülenir görenler kayak tesisin bile         \nDadaşların yiğittir, sen doğuda bir kale                  \nBen sana tâ doğuştan sevdalıyım Erzurum\n\nOltu taşı tespihin ve de hançer barınla \nTitreten soğuğun, bolca yağan karınla \nAşık Sümmanilerin, Aşık Emrah'larınla \nBen san tâ doğuştan sevdalıyım Erzurum\n\nKaplıcaların ile şifa yaydın her yana \nTakdir ile söylenir, hürmetin ramazana\nBir karış toprağını, değişmem ki cihana \nBen sana tâ doğuştan sevdalıyım Erzurum.\n\nÖlünce sularınla tenimi yıkasalar       \nMis kokan toprağını bedenime sarsalar \nSenin ağaçlarından bana mertek yapsalar\nBen sana tâ doğuştan sevdalıyım Erzurum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzincan Tarihi",
        "poet": "Aynur Avcı",
        "poem": "\n\nTarih kokar her yanı,\nKanıyla yoğrulmuş toprakları\nYırtılmış çarıkları,Ağarmış saçları\nBombalanmış,dağları canları\nKopmuş bacakları kolları..\n\nTarih kokar Erzincan'ın\nBayırları,ovaları her yanı\nÖksüz kalmış çocukları\nKınalı gelinleri kızları\nDul kalan kadınları\nAcılı yürek anaları\nTarih kokar her yanı\n\nErzincan....Erzincan..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nHani bir sehir varya uzaklarda\nYazin unutulup kisin hatirlanan \nHali ahvali hiç bir zaman sorulmayan\nLapa lapa kar yagdi o sehrin üzerine\nÖrttü tüm çirkinliklerin üzerini yine beyaz örtüsüyle\n\nHani bir sehir varya uzakta\nYazlari serin kislari soguk geçen\nDadaslarinin yüregini üsütmeye gücü yetmeyen\nLapa lapa kar yagdi o sehirin üzerine\nÖrttü tüm yalanlarin üzerini yine beyaz örtüsüyle\n\nHani bir sehir varya uzakta\nOy zamani hatirlanan sonrada unutulan\nKariyla buzuyla bas basa byrakilan\nLapa lapa kar yagdi o sehrin üzerine\nÖrttü unutulmuslugunun  üzerini yine beyaz örtüsüyle\n\nHani bir sehir varya uzaklarda\nDogu anadoluda dadaslar diyarinda \nLapa lapa kar yagdi o sehrin üzerine\nÖrttü sahte vaadlerin üzerini yine beyaz örtüsüyle\n\n                                             Erzurum / zernişan Aydoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Halil Balkaya",
        "poem": "\n\nErzurum sevdim seni \nKucakladım bütün insanları\nArmağan’ın sevgi kokusuydu\nKoklayan her insana\n\nSevdan düştü yüreyime \nBırakamaz asla seni\nYapamam sensiz başka diyarda\nErzurum sensin büyük sevdam benim\n\nBen senden ayrıldım şimdi\nFakat geri döneceğim\nTaşını toprağını öpeceyim\nSen benim en büyük sevdamsın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Abdulvahap Ateş",
        "poem": "\n\nuçan kuşlar nerden çıkıp geldiniz\npaçanızda mor sümbülün harı var\nkaç buludu ortasından deldiniz\nyüzünüzde hicretin efkarı var\n\ngeçtiniz mi palandöken dağından\nnene hatun dadaşlık diyarından\ntabyalardan pasininden alvardan\nher doğan güneşin intizarı var\n\no diyarda alparslanlar gezindi\ngöç göç oldu göçler yola dizildi\nnicesine nice name ezildi\nher taşında emrahın figanı var\n\ntoprağı duayla kanla karılmış\ndağlar kollarını açmış sarılmış\nnefi kamu efe sende barınmış\nşair alim tarihin ikrarı var\n\nyakutiye yumruk gibi göklere\nçifte minareler nice börklere\nkapı oldun kale oldun türklere\necdadımın her taşta efkarı var\n\nerzurum rahminde doydum büyüdüm\nkışında ağladım yazında güldüm\ngurbeti koynuma alıp bölündüm\nher hücremde senin ahuzarın var\n\nkuşlar gelin konun elimden ötün\nsılamın katıksız  dilinden ötün\nbeni de  götürün alın götürün\nyüreğimde her eskinin narı var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Zeynal Yaman",
        "poem": "\n\nKokusunda buram buram memleket soluduğum\nGönül yaylasında açan bir çiçektir Erzurum\n\n07-06-2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Mehmet Taştan",
        "poem": "\n\nUykuda soğuk almış, buzlardan rüya şehir; \nYaylanın kucağında esneyen hülya şehir.\nMalazgirt atlıları eser eser ovanda,\nMavera gazileri oturur hanedanda.\nTaşlarında Nef’iden mısralar yankılanır; \nGünde bir Nene Hatun tabyalara adanır.\nTaşhan’a tarih düşer Aras boyu akanlar\nSeni ancak seninle ömür tüketen anlar.\n\nKetum bir sessizliği saklar avuçlarında,\nTam otuz üç damla kan donmuş göz uçlarında; \nÇocuğu bundan küskün, yaşlısı bundan dertli,\nÇok diyet verdiğinden suları bereketli; \nOndan baharda açan çiçekleri kızıldır; \nKızarmamıştı diye gelincikleri bıldır; \nFeste ilmeğe geldi sarıklı başlarımız\nMedresede eridi yakuttan taşlarımız...\n\nHonçasında açılır soğan zarı lavaşlar\nDibek görmeyi versin ırgat dövmeye başlar.\nÇift beyaz güvercini, köylü kızını oynar; \nGözlerinin açtığı korda bengisu kaynar.\nKanını güneşten mi almıştır bu insanlar,\nGizemli gözlerinde göğe mahsus dumanlar.\nPalandöken dağında şaha kalkmış kıratın,\nSen çilekeş anası ilim akan Fırat’ın…\n\nBakırcı çarşısında şaklayan şehri diyar,\nKarlı alın yazında buzdan avizeler var.\nGörse Umudum Baba, kaybolurdu umudu,\nNeden çeşmeler durdu, şadırvanlar kurudu? \nSaltuklu diyarına kimlerin ahı değdi? \nSenin mağrur başını kimler önüne eğdi? \nSöyle, dağları sarssın duada kesik başlar; \nKutlu barı yeniden tarih kılsın dadaşlar! \n\nSenin Beyti Âli’den ruh veren oymağın var,\nHorasan, Semerkant’a hükmeden otağın var.\nMarifetli külliyen, İlhanlı hafızların,\nHer akşam şerefede işaret yıldızların…\nCirit meydanlarında kişner durur atların\nHer zemheri ayında kar olup kanatların \nUçunca, “göç göç olur, göçler yola düzülür”\nEmrah’ın figan eder, yetim selvin üzülür.\n\nAlaturka şehirde kuşdili konuşulur; \nErzeni’den, Eretna Beyliğine koşulur.\nÇelebi durduğunda dondurdu kedileri,\nUzun hava tutturur, yürekten dertlileri.\nVahyi nur ehramını kat kat örter burada,\nBoynunu hakka doğru uzatmış haritada.\nBaşı avuçlarında inci dökenleri var,\nGece sabaha kadar tespih çekenleri var.\n\nGüneş er doğar burda, her şey er anlaşılır,\nTırhıçlı kapıları doksan üçte aşılır.\nVe engahtan söylenir, yas türküsü şehirde,\nViranda bir gül kalır, saat kulesi bir de…\nYaylanın kaderine istiklal giydirilir; \nZülfükâr’ın ucunda kan şehrine girilir.\nGit git şehri diyarım, git git şehri diyarım; \nAşkananın isinde matemini duyarım.\n\nZığvalı ve sekolu yiğitlerini gördüm,\nBindallıya ceh satan kösteğini ben ördüm.\nBeni mahrem tanıma, beni yabancı sanma,\nBen kendi gurbetimde sana sılayım ama \nBir türlü, bir sofrada olmuyor başlarımız; \nBizi şair eyledi, firaktan efkârımız.\nHer iklimde zemheri, her vakitte hilal ay,\nBu dinmeyen hasreti büyülü haline say! \n\nSütçüler / 1991\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum (2)",
        "poet": "Mücahit Gözütok",
        "poem": "\n\nNasıl anlatayım, âleme seni,       \nDillerde dolaşır besten Erzurum. \nİslâmla gülistan olan sineni,       \nEtmişsin tarihe mesken Erzurum.\n\nKahramanlıkların dillere destan,\nToprakların sanki bir Tarihistan, \nÇamurun altından, taşların misten,   \nSen de yakuttansın hepten Erzurum\n\nMinarelerinde Hakk'ın gür sesi,       \nÜstte, Abdurrahman Gazi Türbesi,  \nLâlâ Paşa Camii, Saat kulesi,           \nSen de bir İncili Kaftan Erzurum.\n\nMurat Paşa Camii ve Üç Kümbetler,\nHepsi ayrı ayrı birer servetler         \nUlu Camiindeki meziyetler          \nCihana yayılmış zaten Erzurum.\n\nTaş Hanı unuttum sanmayın sakın!\nHabip Baba Türbesine de bakın.   \nAziziye Tabyalarına çıkın;       \nSeyredilir.sanki gökten Erzurum.\n\nEcdattan yadigâr hamamların çok \nÇeşmelerin eşi ve benzeri yok \nDadaşların yiğit hem gözleri tok \nBol nimetler sana Hak'tan Erzurum.\n\nBağrında Yakutiye Medresesi\nİmânın mimara akseden sesi \nTürklüğün onuru imân kalesi \nŞanını hak ettin çoktan Erzurum.\n\nÇifte minareler senin nakışın \nGöklere değiyor kaleden başın\nKıyamete kadar küçük bir taşın \nDüşmesin, dilerim Hakk'tan Erzurum.\n\nOltu taşı tespih ve hançer barın \nTarif edilemez soğuk suların \nOtağı olmuşsun evliyaların \nToprakların şehitistan Erzurum.\n\nPalandöken dağın süslü bir gelin\nBaşın dumanlanmış, nedir bu halin? \nOn sekiz ilçene uzanır elin \nSen daha yakınsın dosttan Erzurum.\n\nİbrahim Hakkı'nki, çok büyük âlim \nOnda mevcut idi her türden ilim \nAlvarlı Efeye rahmet edelim \nToprağında yatar çoktan Erzurum.\n\nGönüllerin tâcı âşık Sümmâni\nEmrah'ı anmamak olur mu yani? \nBaltalarla top tüfekli düşmanı \nKovan hatunlara vatan Erzurum.\n\nDenizler mürekkep ağaçlar kalem \nOlsa anlatamaz seni vesselâm\nMücahit'te etmiş bir iki kelâm \nÇünkü sana yangın kalpten Erzurum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Yasemin Günay",
        "poem": "\n\nErzurum, memleketim, şiirim benim aşkım\nZaman mekân ötesi yalnız sana müştâkım\nİçen göz yaşlarımı Aras yoksa Murat mı? \nKararsızım yaramı sil mi? yoksa kanat mı? \nErzurum’da özlemim,hasretim,umutlarım\nSinmiştir toprağına soluk mutluluklarım\nErzurum’da zamanı geçmişte dondurmuşlar\nMekânı alçak bulup yükseğe kondurmuşlar\nDar sokaklarda durur dost canlısı taş evler\nKorkutamaz onları yüzlerce katlı devler\nYakutiye bir duygu, bir fikir,bir ütopya\nAziziye çelikten yüreklerden bir tabya\nÇifte Minare'de göz görünmeyene bakar\nGeçmişine hasretle, geleceğe ümitvâr\nTüm yollar Erzurum’da, kopar ufuktan sonra\nKopukluk, sonu boşluk peki ya ondan sonra? \nBir kopukluk görülen; bütünlük görülmeyen\nYaşam bir bütündür ki ölmekle ölünmeyen\nErzurum’u eziyor şimdi, zaman kadehte\nİnliyorken Erzurum,bütün gülmeler sahte.\n\n\n(Erzurum,1992)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Duygu Demirci",
        "poem": "\n\nDoğu Anadolunun vazgeçilmez parisi\nMeşhurdur kubbeli çifte minaresi\nGöz alırcasına büyüler tarihi eserleri\nAdını Osmanlıdan almış Erzurum\n\nYurdun dört bir tarafındadır dadaşları\nHerkese dostur, dürüstür gardaşları\nSöz eridir biri bin yoldaşları\nAdını Türk Milletinden almış Erzurum\n\nÜnlüdür tatlısı kadayıf dolması\nÜnlüdür batıdan gelen sanatcısı\nGüler yüzlüdür kasabı,manavı, aşcısı\nAdını tarihten almış Erzurum\n\nKar, kış yakışır palandökene\nDurma ey kardaş sende söylesene\nBinbir güzellik yakışır bu memlekete\nTaşı toprağı cevher Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum 2",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nTarların da 0lmuştur şimdi zümrüt yeşili,\nÖzledim tereyağlı bin bir derde deva haşılı,\nDoyum olmaz taze ekmekle doymec fasılı,\nHer nimetin tadına doyum olmaz Erzurum,\n\nÇağ kebabın yüzlerce metreden gelir kokusu,\nÜstüne yenir afiyetle kadayıf dolma tatlısı,\nMahalleyi sarar ekmek, kete, çörek kokusu,\nSoğuk ayranında insana can verir Erzurum\n\nSemaverler yakılır çaylar demlenir üzerine konur,\nBahçelerde kadınlar arasında sohbet faslı kurulur,\nGelinler kaynanaya çayı doldurmaktan yorulur,\nİzzet, ikram büyüklere sende olur Erzurum\n\nTatar böreği yapılmıştır evinde,\nNefis tereyağı göl olmuştur üstünde,\nKoyun yoğurdu sarımsaklı dökülmüştür içine,\nYine geçmişi bana hatırlattın Erzurum\n\nEn güzel hasleti ben,sende gördüm,\nHayatımda hep seni örnekte aldım,\nİnsanlarla dostça köprüler kurdum,\nBütün güzellikleri sende buldum Erzurum\n\nHalil ÇOLAK\nAnkara, 21.06.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Mucip Kına",
        "poem": "\n\nBilmem söyleyecek söz var mı ben de\nDilimde tükendi sözüm Erzurum\nDuvara astığım gün surat astı\nDarıldı elime sazım Erzurum\n\nÇiçekler üşüdü, bostanım yandı\nGörenler halimi can Kerem  sandı\nAğustos Ayında dolu kar yağdı\nKış oldu baharım yazım Erzurum\n\nTerk edeli beri anılmaz oldum\nGülmedi suratım onulmaz oldum\nKayboldu mezarım bilinmez oldum\nSilindi işarım izim Erzurum\n\nOlmadı bahtiyar divane gönlüm\nBir kere doğmuştum bin kere öldüm\nNe bahtıma küstüm ne bahta güldüm\nKarardı anlımda yazım Erzurum\n\nHer gittiğim yerde andım adını\nDuydum yüreğimde hep feryadını\nDilim terk etmedi münbit tadını\nTükendi dilimde sözüm Erzurum\n2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum-2",
        "poet": "Davut Ziya Üzel",
        "poem": "\n\nDumanlı dağları yüklü kar ile,\nSevdama doymadım nazlı yar ile,\nKara kaş, kara göz canım Erzurum\nAh çekip ağlıyor ahuzar ile.\n\nGezerim Mumcu'da, Taşhan içinde\nSevmekten öte bir haz var içimde\nSeninçün atıyor kalbim Erzurum\nEfkarlıyım bugün duman içinde\n\nHamarat bilinir Tortum insanı\nTaşıyla nam salmış Oltu vatanı\nSende Nene Hatun, tarih Erzurum\nPasinler’de biter şeker pancarı\n\nDavut Ziya döktü yaşın toprağa\nYazdı üç beş satır yeşil yaprağa\nDedi anlatılmaz sözle Erzurum\nSelam durun dostlar öz diyarıma\n\nŞubat 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Eyüp Taşova",
        "poem": "\n\nAziziye tabyalarında üç direk\nYürek ister, bu şehre girmeye, yürek\nElinde kör baltasıyla, Nene Hatun; \nHaykırıyordu, haydi kızlar, düşmanın defterini dürek\n\nErzurum, kalelerden bir kale\nSarılmıştı halk, kazmaya. Küreğe, bele\nAk saçlı analar, sırtında bebe, elinde satır\nKoca moskofu serip yere, verdiler sele\n\nGürcü kapı, İstanbul kapusun\nHer taraf, tarihi yapusun\nMemleketime kale, tapusun\nKafkaslara açılan, altın kapusun\n\nErzurum da, çetin geçer kışlar\nDolu, Mehmetçik dolu kışlalar\nPalandöken, görkemli, heybetli dağı\nYağı basan köyünde, basarlar tereyağı\n\nErzurum bir başkadır, erenlerle\nSazlı, sözlü sohbetler edilir, yarenlerle\nKahraman dadaşlar diyarı yurdum\nÜzerinde, ne güzel hayaller kurdum\n\nKurtuluş savaşında, kötüydü cephelerde durum\nBayraklaştı, bütün kuruluş, kurum\nYapıldı, uzun uzun çalışmalar, oturum\nGür sedasıyla haykırdı, ayağa kalktı Erzurum\n\n06.04.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Zafer Alaftargil",
        "poem": "\n\nFırtınaların bitkin sesi\nSiyah kefeni sevdaların\nSen de döndün\nBende sözümüzden\nYalancıyız ikimizde\nNe kadar benziyoruz\nSana ve bana \nSeni depremler\nBeni çileler\nYıldırmadı\nBelki titredik\nBeraberce geceleri\nAma yüreğimizde sevda\nKavrulduk çöl misali\nSana güneş gülmedi\nBana ise yar\nOysa ne kadar yakındık\nİkisine de\nErzurum\nBeklentilerimiz oldu\nSen denizi düşledin\nGöz yaşlarım da\nBense mutluluğu\nAyazlarında\nHep birbirimizi unuttuk\nİki bebek\nSen ve ben Erzurum\nFırtınaların bitkin sesi\nBekle\nHayat güldürecek ikimizi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Nazır Çiftçi",
        "poem": "\n\nGüzel Ova,  Pulur,  Karaz  Köyünde\nYörede Eski Tunç Çağı yaşandı.\nHayyaşa-Azizi Krallığı’nda\nHitit’i yenmek arzusu yatardı.\n\nDiaueki Krallığı’nı Urartu yıktı,\nKimmerler, Kafkaslardan yola çıktı\nMedler, Persler sonra Büyük İskender,\nYer değiştiler yıkımdan kurtardı.\n\nRoma İmparatorluğu ve Partlar,\nBizanslılar,  Sasaniler,  İslamlar\nErmeniler Erzurum’u kuşattı\nYaktı yıktılar! Selçuklu onardı.\n\nSelçuklu Sultanı Tuğrul Beylerle\nİbrahim YENAL, Kutalmış el ele,\nErzen-i Rum ‘u geçirdiler ele, \nPasinler’i topraklarına kattı.\n\nErzurum, Doğu’nun en merkez Şehri\nBurada  Saltuklu Beyliği kuruldu\nGürcü Kraliçesi Tamara, sinsi\nKocası David’le ordu gönderdi.\n\nYenilen  David,  geriye çekilir,\nSüleyman Şah, Saltuklu’ya son verir\nTuğrul’un yönetiminde gidilir.\nAlaeddin Keykubat can verdi.\n\nMoğol ordusundan; Baycu  Noyan’ın\nErzurum’u olur İlhanlıların\nAk koyunlu Kara Koyunluların.\nHacı Togay,  Hasan kale’yi kurdu.\n\nBin sekiz yüz yirmi sekizde Ruslar\nTarihi Erzurum’a göz koydular.\nAziziye’de zorlu savaştılar\nYenildiler! Şimdilik sular durdu.\n\nSende Çiftte Minareli Medrese\nErzurum Kalenle açık herkese\nBen geldim Yakudiye’de abdeste,\nUlu Camiinde geçmişi sordu.\n\nDadaşlar mertçedir dostça kalınır,\nTortum Çayı, gölü nazla salınır,\nNene Hatun Aziziye’de anılır,\nPalan dökende ak saçları vardı.\n\n“ Beyaz gelin yıkanıyor\nKaya dibi çalkalanıyor\nGelin ağlar yana yana\nGeline verin bir ana.\n\nBac verem bac almiram\nDervüşem bac almiram\nBir güzel yar sevmişem,\nÖmrümde kocalmiram.”\n\nOn üç mart bin dokuz yüz on dokuz’da\nKâzım Karabekir desteği ile\nMustafa Kemal, burada Erzurum’da\nAçılan kurtlu yaraları sardı.\n\nMustafa Kemal, ordudan ayrıldı,\n23.7.1919’da KURTULUŞ başladı,\nNazır’ım Ermeni’den kurtarıldı.\nHer biri ALLAHÜEKBER, KAÇKAR’DI.\n\n2008.Erzurum. //  02.08.2010  //Ankara\nNazır Çiftçi\n\nÖyküsü:\n\nHer nedense çocukluğumdan beri illerimizin geçmişini yazmayı merak etmişimdir. Bu merakımı tarihi araştırmalarımla şiirsel olarak yazmağı düşünmüşümdür.” Bac verem bac almiram “ mısrası ile yola çıkarak Erzurum’u anlatmağa çalıştım. Yorumu aziz okuyucularıma aittir. Becerebildiysem ne mutlu bana! O zaman mutluyum. Ey DADAŞ  şehri  ERZURUM! \nToprağına kalbimi gömdüm. Bütün insanlarını sevdim. Oğlum Kubilay’ı Erzurumlu Kübra ile everdim. Türkiye’min ticaret merkezi Erzurum Doğu’nun kalesi Erzurum, yüreğimde yaşaya-\ncaksın. Kaleminle, ilminle, tarihinle var ol. Yaşa. Saygılarımla.\nAnkara  /*/  Nazır ÇİFTÇİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Gönül Parıltı",
        "poem": "\n\nNe şehirsin erzurum sıkıyorsun canımı\nKaldıkça sanki zülüm ediyorsun erzurum\nÖyle bir yolun varki arayıp bulamadım\nKaybettiğim maziyi yadlara soramadım\n\nSaat dörtten sonra alınmaz senden zevk\nHele böyle yerde kalırsınsa tek\nÜstelik  bitmeyen dertleri tek,tek\nEkliyorsun yine bana erzurum\n\nErzurum sende neyim var sanki\nBu dünyayı bana ettin dar sanki\nKuruyan ağaçta yaprağım sanki\nBelki bana öyle geldi erzurum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Savaş Çakır",
        "poem": "\n\nAnlatayım seni senin dilinden\nHoş gör kusurumu dinle Erzurum \nBade içti nice derviş elinden\nAnıldın her yerde şanla Erzurum \n\nNene Hatun senin için şahlandı\nAşkın ile nice padişah yandı \nYüzyıllardır herkes sana hayrandı\nTiryakiyiz sana anla  Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Nesip Aykın",
        "poem": "\n\nERZURUM\n\nGış gelende palandöken dağında, \nGarın olim, tipin olim erzurum.\nSonbaharda bomboz olan bağında, \nRüzgar olim çali olim erzurum.\n\nUmudunu yaz bahara bağlamiş, \nGeçimini gıt kanaat sağlamiş, \nGurbet elde için için ağlamiş, \nGulun olim, dertlin olim Erzurum.\n\nSenin için güzel günner dileyen, \nMevlam guvvet versin golan bileyen.\nİlkbaharda ovada gezip meleyen, \nGudigin, gıdigin olim Erzurum.\n\nÇile meşergatle geçer zamanın, \nGurbet elde kimse duymaz amanın, \nTandur başındaki hisin dumanın, \nÇaputi, küvlesi olim Erzurum.\n\nGözünden değil gönlüne akar yaşın, \nSofranda baştacı kartol aşın, \nGogarayla görürsün nakliye işin, \nÖküzüne sami baği olim Erzurum.\n\nDağlarında kekliklerin süzülür, \nAdın Dadaş oğli diye yazılır, \nBaharda löbiyeye garıh gazılır, \nKehanında megel olim Erzurum.\n\nBayırında goyun guzu yayılır.\nTürkülerin gurbet elde duyulur.\nDadaş adı dört bir yanda sayılır\nNeferin, esgerin olim Erzurum.\n\nGargabazar daği, dağların şahi, \nZalimde kalırmı mazlumun ahi\nHer ferdinde bulunur emrahın ruhi, \nŞairin şiirin, olim Erzurum.\n\nSevgi galasisen igidin merttir, \nToprağın verimsiz iklimin serttir.\nPayına düşen çiledir derttir.\nİllacın dermanın olim Erzurum.\n\nNesip der guş ganatsız uçarmi.\nYalancı çiçekler koku saçarmi, \nBu garibe bağrında bir yer açarmi, \n\nSon nefeste seni anim Erzurum, \nMezerinde misafir olim Erzurum.\n\nYAZAN:Nesip AYKIN-29.04.2001 UŞAK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "İsmail Bingöl",
        "poem": "\n\nKarlar ülkesinin çocuğuyum\nBeyazın nam saldığı\nÇilenin buram buram tüttüğü\nBir diyârdır benim yaşadığım\n\nİçli sevdalarla yüklü \nYüreği türkülere vurgun                          \nSabırlı insanlar yurdudur\nErzurum\n\nBoynu tevekkülle Hak' ka çevrili \nKanaati katık edip ekmeğine\nTüketir ömrünü                                            \nTıpkı bir türküdeki gibi: \n'Başı pare pare dumanlı dağlar \nFirkatinen aşıp giden yine ben oldum.\nEller göçün çekmiş gider yaylaya                                 \nGöçün çekip sarpa düşen yine ben oldum.\n\nEcel kalesine gidenler gelir\nEmir haktan vade yetenler ölür\nNidem sevdiceğim elden ne gelir\nAyrılık defterini yazan yine ben oldum...'\n\nAk bir sonsuzluğun ortasında\nDayamış sırtını Palandöken'e\nMana erleriyle dolu toprakta\nVermiş bir zirveyi\nUlu bir sese \n\nBu şehrin\nSokağı...caddesi...çarşısı...\nDestansı bir geçmişten \nBize tarih mirasıdır\n\nVe bu destan şehrin hayalhanesinde\nŞimdi bir kız gezmektedir: \n'Elinde divit kalem\nDertlere derman yazan'\n\nKalem kaşlı, sırma saçlı bu güzel\nGönlünün şenliğini türkülere dökmektedir: \n'Erzurum oylum oylum\n Geliyor servi boylum\n Servi boylum gelince \n Şen olur benim gönlüm'\n\n  Erzurum kal'ası taş\n  Çift gezer iki gardaş\n  Büyüğü şöyle böyle\n  Küçüğü cevahir taş'\n\nBU ŞEHİR SESİDİR BAŞTANBAŞA BİR MİLLETİN\nBU ŞEHİR BEKÇİSİDİR YÜZYILLARDIR HÜRRİYETİN\n\nBelki hiç bir zaman \nKadri bilinmeyecektir\nErzurum'un...\n\nAma vatan uğrunda terk-i can etmek\nHep muradı olacaktır \nErzurumlunun... \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Davut Ziya Üzel",
        "poem": "\n\nKarakış, zemheri sende Erzurum \nSevdan çok yücedir bende Erzurum \nGurbeti bitirdim yüz sürdüm sana \nTürküdür her dilde, telde Erzurum\n\nSavaşta hançeri vurur Erzurum \nOn iki Mart günü gurur Erzurum \nDiyar-ı Dadaştır tüm yüreklerde \nHer daim başı dik durur Erzurum\n\nTarım, hayvancılık varın Erzurum\nMisafirperverdir halkın Erzurum\nGelenek, görenek baş tacı sende\nSaygı, sevgi, hürmet arın Erzurum\n\nAç değildir gözün toktur Erzurum\nÖzlemim gurbette çoktur Erzurum\nŞan, şeref, haysiyet taşırız kalpte\nSende yalan, dolan yoktur Erzurum\n\nSuyu soğuk yaylaların Erzurum\nÇok heybetli tabyaların Erzurum\nNur içinde yatsın aziz şehitler,\nUlu Nene Hatun’ların Erzurum\n\nDamarda dolaşan kanım Erzurum\nSen alın yazımsın canım Erzurum\nKaldırımlarında yorgun ayaklar\nSağım, solum, dört bir yanım Erzurum\n\nŞimdi dağlarında güller Erzurum\nGüllere hasret bülbüller Erzurum\nGötürün köyüme ölürsem beni\nGayri anam figan eder Erzurum\n\nYavuzer, Ergani telde Erzurum\nHem Mevlüt İhsani sende Erzurum\nVatanın güzide ozan diyarı\nSümmani, Reyhani sende Erzurum\n\nDavut’ta bağrında yaşar Erzurum\nSevinci göğsünden taşar Erzurum\nLayık süper lige futbol takımın\nCoştur hep bizleri başar Erzurum\n\n\t(Mart 2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum 3",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nKarlar kaplamıştır güzel yüzünü\nHarareti Soner içen güzel suyunu\nTıpı kapatmış sana gelen yolumu\nErenlerin de yuvası olan Erzurum\n\nÇatılarından buzlar uzanmıştır yere\nSende de bulunur en güzel olan töre\nKarlar gibi insanı temiz ak olan yöre\nGüzelliklerin de yurdu olan Erzurum\n\nHalil Çolak 23.01.2007 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Orhan Acar",
        "poem": "\n\nDağı taşı hayalimden hiç gitmez\nYükseğinden sis dumanı eksilmez\nVatandan  ayrıyım kederim bitmez \nkalbim senle çarpar canım ERZURUM\n\nKışın beyaz gelinliğe bürünür\nİlk baharda lale sümbül bürünür\nHaziranda yaylalara yürünür\nYaşamla iç içe canım ERZURUM\n\nBen vaz geçmem asla ERZURUM umdan \nToprağı yoğrulmuş ata kanından \nGurur duyuyorum dadaşlarından \nŞehitler mekanı canım ERZURUM \n\nBüyük kongre sende kuruldu \nKadını erkeği tek vücut oldu \nNine hatun baltasıyla haykırdı \nErmeniye mezar oldun ERZURUM \n\nSendedir palan dökenin dağı\nOltu kalesinde yatar zennuni\n Şenkayada ALLAH Ekberin dağı\nTarihlerde yazar ismin ERZURUM \n\nKoyun kuzu meler yaylada kırda \nHasretlik bitecek varırsam yurda\nGurbetlik düşürür insanı derde\nGaribin mekanı canım ERZURUM \n\nHasretinle yanar bu garip orhan \nAldım kalemi yazdım bir destan \nBen hastayım sensin derdime derman \nBu can sana feda canım ERZRUM\n                    21/05/1999\n          Orhan ACAR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Doğan İncel",
        "poem": "\n\nBabam askerimiş oltu şehrinde\nÇetin geçerimiş kışın erzurum\nDinlemiştim bir zemanın behrinde\nHasret çektirmekmiş işin erzurum\n\nDuydumki meşhurmuş yivli minaren\nKuruluşdan dadaşımış sülalen\nGörülmeye degerimiş şelalen\nBulunmaz diyorlar eşin erzurum\n\nHacı bektaş seninmiş mevlana senin\nYaymışlar cihana sevgi sellerin\nKazım paşa imiş büyük eserin\nAnladım  çok eski yaşın erzurum\n\nKar kalkmazmış palan döken başından\nKorkarimiş yaz gelmezmiş kışından\nBahsederler hep cag denen aşından\nMeşhur imiş oltu taşın erzurum.\n\nNe erenler çıkarmışsın bagrından\nHaber vermiş gelecege yarından\nDoğanıda ayırdın ya yavrundan\nDökülsün agzında dişin erzurum.\n                29-01-2006 sungurlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Mehmed İhsan Uslu",
        "poem": "\n\nİşte geldim sana, yine giderim\nSenin olsun kahven, hânın Erzurum.\nYaşlıdır gözlerim, veda ederim\nDillere destandır, şânın Erzurum.\n\nDağlarında öbek öbek karın var\nZengin bir kültürün, dadaş barın var\nNice mezâlimden ah’u zarın var\nÇok yandı kafirden, canın Erzurum.\n\nKoç yiğitler senden gelip, geçtiler\nEkmeğini yiyip, suyun içtiler\nNiceler moskofa kefen biçtiler\nAktı Allah için, kanın Erzurum.\n\nOnlar hizmet için, zoru seçtiler\nNe ordular sende, konup göçtüler\nPaşalar göz yaşın silip geçtiler\nMuhtar Paşa, (1)   halaskârın (2)   Erzurum…\n\n23 Şubat 1980\nErzurum\n\n(1)   Aziziye Kahramanı, Büyük Kumandan, Bursalı, Katırcıoğlu Gazi Ahmed  \n       Muhtar Paşa.\n(2)   Halaskâr: Kurtarıcı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Haydar Gezmiş",
        "poem": "\n\nPalandöken kıbleden bakıyor şehre,\nAtalardan haber veriyor bize,\nAbdurrahman gazi, Habib Babayla,\nSeni çok özledim güzel Erzurum.\n\nDadaşlar oynarken hançer barını,\nGüvenirsin gücüne düşünmezsin yarını,\nAtanı, dedeni, bütün varını,\nSeni çok özledim güzel Erzurum.\n\nGönül kucak açıp sana varınca,\nSevgi ve hasretle selamlaşınca,\nDostlar dergâhında helalleşince,\nSeni çok özledim güzel Erzurum.\n\nGönül bu anlamaz yokluktan azdan,\nVatan sevgisine denk olmaz sevdan,\nYüce sevgilerde aranmaz endam,\nSeni çok özledim güzel Erzurum.\n\nHele bak halime ne kadar üzgün,\nCan candan ayrıyken olur mu düzgün,\nSenden uzak yaşam sanki bir sürgün,\nSeni çok özledim güzel Erzurum.\n\nYaylanda yayılır koyun ve kuzun,\nSevda çekenlerde bulunur hüzün,\nDökülmez yaprağı çamların güzün,\nSeni çok özledim güzel Erzurum.\n\nDadaşlar severler cirit oyunu,\nYiğitlik, mertliktir bunun yorumu,\nYaylada yayılır dadaş koyunu, \nSeni çok özledim güzel Erzurum.\n\nNe deyim hasretlik söyletir beni,\nBütün özlemimle seviyorum seni,\nHele gel buluşak bekletme beni,\nSeni çok özledim güzel Erzurum.\n\nErzurum, doğunun sınır taşısın,\nEfenin, gakgoşun can kardeşisin,\nHasret ırmağının coşkun sesisin,\nSeni çok özledim güzel Erzurum.\n\n\nHAZİRAN 2006-ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Hasan Korkut",
        "poem": "\n\nAdı neydi gönderdiğin adamın? \nNahit miydi, Nihat mıydı Erzurum? \nTuttun Reyhani’yi Bursa’ya attın,\nŞimdi için rahat mıdır Erzurum? \n\nSevdiğini, sen böyle mi seversin? \nFazla mıdır, hep başından savarsın? \nDerdin ne ki; niye ordan kovarsın? \nBu yaptığın cihat mıdır Erzurum? \n\nCihan bilir senin azizliğini,\nHep bir sayan savaş ile düğünü,\nŞehit verdin yiğitlerin çoğunu,\nPalandöken, Uhut mudur Erzurum? \n\nKorkut der ki; ben bağrından kopmayım,\nBir şey de ki; inancımdan sapmayım.\nİkramında 'cağ' mı var ki; tepmeyim?\nYoksa pilav, nohut mudur Erzurum?\n\nAksaray, 9 Ocak 2008\n\nŞAİR KALEMLERDEN DAMLALAR:\n\nYıl bin dokuz yüz seksenin on iki Eylül günü, \nVasıl oldu dadaş kentine Ankaralı şair. \nYitirilmiş bir kuşağın keder yüklü sürgünü, \nPalandöken eteklerinde bir yaralı şair.................Ali Rıza ATASOY\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Nuh Yıldız",
        "poem": "\n\nSana bu övgü Erzurum, sana bu alkışlar\nBar tutan yiğitlerinde, hançer bakışlar\nTirkişten seyreden gelinleriyle, kızlar\nİpeğe sarılmış, çelik gibidir, dadaşlar\n\nErzurum’un her bölgesi, tarih sayfası\nTarihe ışık tutar, şehitlik ve tabyası\nDestanlaşan milletimin, yiğit anası\nNene Hatun’dur gurur ve şeref mahyası\n\nAskerleriyle, koyun koyuna yatıyorlar\nÇarpışarak, toprağa düşmüş şehitler\nAnt içti, sonradan yetişen nice yiğitler\nSınır taşı gibi, yurdumu bekleyecekler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Perihan Pehlivan",
        "poem": "\n\nPalan döken dağları, sıra sıra karşımda.\nAbdurrahman Gazi, bir sur gibi,\nYetmişbin askeri ile saf tutmuş yamaçlarında.\nHabib Baba, kale gibi Taş mağazaların ortasında.\nŞehitlerin,  evliyalarınla hak yolunda,\nSoğun,  bile dokunmuyor  insana.\nDadaşlar diyarı ERZURUM.\n\nGez köy, Karayazı, Ilıca\nHasan Kalesinde,  kükürtlü kaplıca.\nTortum Şelalesi dökülür, ruhumu okşarcasına.\nSuyun hası, Paşa Pınarından gelir.\nSevda bahçesi,  köşkün senin.\nDadaşlar diyarı ERZURUM.\t\n\nÇite Minarelerin, Kars Kapın.\nLala Paşa Camiin,  kümbetlerin.\nSelçuklulardan kalma, ölümsüz eserlerin.\nTarihi Kongre Binan, Mareşal Çakmak Hastanen.\nÜniversiten, okulların, külliyelerinle,\nİlmi irfansın, alimler şehri.\nDadaşlar diyarı ERZURUM.\n\nSivişli Tabya, Kiremitli Tabya, Yıldız Tabya…\nTanıktır,  kurtuluşa, Nene HATUN bir kahraman.\nTaş ambarların, Havuz başın,Taş mağazalarınla,\nKara kışın, serin yazınla, sen bir yaylasın.\nKayak merkezlerin, çağ kebabınla  sevda tadında.\nDadaşlar diyarı ERZURUM.\n\nEkmek kadayıfın, kadayıf sarman.\nYağın,balın Erzincan çarşın,  Bat pazarın.\nŞalgamın, kartolun, halıların, Oltu taşınla\nOyunların, barın hep aklımda.\nDostlukların, çay tadında, doğunun Parisi.\nDadaşlar diyarı ERZURUM.\n                                                        25.EKİM. 2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Ayşe Uysal",
        "poem": "\n\nGelinliğin senin, karın Erzurum\nSoğuktur kışların,senin Erzurum\nAyazların buzun çekilmez nazın,\nGönlüm, sana aşık geçmez Erzurum\n\nEvliyalar yatağı,şehitler otağı\nNice milletlere,vatan olmuşsun\nKaçkere harabe olup kalkmışsın\nSenin,bağrında olmak başka Erzurum\n\nYaylalar yeşerdi,gönül sevindi\nBaşı karlı dağların,etekleri eridi\nYazların,serin havan çok hoştur\nGeçemem ben senden canım, Erzurum\n\nBuz gibi akan çeşmelerinin\nTadına doyulmaz içmelerinin\nSenin suyunla demlenen çayın\nKokusu bir başka olur.Erzurum\n\nDadaşlar diyarı selamlar sana\nGönüller hasrettir, senin havana\nYüreği güzel,insanı sıcak\nSeninle,mutludur gönül Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Fahrettin Selçik",
        "poem": "\n\nErzurum kendine özgü dadaş şehri,\nBizim tur mensuplarına istirahat yeri,\nNedenini sorarsanız PALA oteli,\nOtelin temizliği,servis ve hizmeti.\n\nGörülmeye değer ulu camii,\nYanındaki Hatuniye medresesi,\nSevimli kümbetler ve mimarisi,\nAyrıca şahanedir taş işlemesi,\n\nGötürdüler tur’u yön vererek Taş Han’ a,\nİçine girince sempatik geliyor insana,\nİçerde hakim olan gümüş ve oltu taşı,\nParan yoksa sadece seyret,biraz da başın kaşı,\n\nAkşam oldu içtima, kristal  restoranda,\nGirişte koku alınca fren kalmıyor insanda,\nGerçek Tur serbest  bıraktı şiş sayısında,\nGarsonlar yetişemiyordu yemek yarışında.\n\nYarış da sonuçlar alındı,\nÇıkan şişler tek, tek sayıldı,\nKaptan Hasan on sayıda kaldı,\nÖncesinden daha iyi skoru vardı,\n\nMeşhur olan Şıllık tatlısı,\nŞekli parmak,kadayıf yapısı,\nAyrıca vardı cevizli inciri,\nBöylece geçtik yemek zinciri, \n\nTam üç ocak var restoranda,\nBir de çilekeş hane  arasında,\nÇok yiyene,Ya sabır diyordu, levhasında\nYemekler yenildi böyle bir havada.\n\nPolat Otel den hani ayrılamadık,\nYıldızlarına öylesine baktık,\nİki yıldızına iki de biz taktık,\nHuzuru  kalple  dedik Allahaısmarladık.\n\nFahrettin Selçik  30.5.2004  Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Arif Arifoğulları",
        "poem": "\n\nSoğuktur suları kıştır geceleri\nMert,delikanlı,yüreklidir insanı\nÇifte minareler çift başlıdır kartalı\nGüzel Ülkemin güzel şehri Erzurum\n\nNene Hatundur düşmana karşı koyan\nDadaşların cesaretidir Ermeniyi kovan\nBu Vatan bu Bayrak için seferber olan\nGüzel Ülkemin güzel şehri Erzurum\n\nCirittir Atamızdan bize emanet kalan\nBardır her düğünde davul zurna ile çalınan\nMutlulukta hüzünde hep birlik olan \nGüzel Ülkemin güzel şehri Erzurum\n\nPalandökenin sesi bükülmez dadaşın bileği\nHer dadaşın vardır bir hikayesi\nBerekettir Erzurum`a yağan her kar tanesi\nGüzel Ülkemin güzel şehri Erzurum\n\nArif derki bu sevda bitmez burada\nMevlam bu diyarı kem gözlerden koruya\nKan düşmesin akan bu güzel sulara\nGüzel Ülkemin güzel şehri Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Celal Odabaş",
        "poem": "\n\nYıllar ile yollar ayırdı bizi,\nHasretinden divaneyim Erzurum! \nSevgin yüreğimde dinmeyen sızı,\nYabanda bir viraneyim, Erzurum! \n\nDelikanlılığım, gençliğim sensin.\nSoluduğun nefes, içtiğim sensin.\nDüşümde, kuş olup uçtuğum sensin.\nKanat çırpıp konamadım, Erzurum! \n\nNice evliyalar devran eyledi,\nNe güzeller sende seyran eyledi,\nGöreni kendine hayran eyledi,\nLezzetine doyamadım, Erzurum! \n\nSoğuğun bir başka, buzun bir başka,\nSohbetin bir başka, sözün bir başka,\nBaharın bir başka, güzün bir başka,\nKar olup da yağamadım, Erzurum! \n\nSevdan ile sarhoş dönüyor başım,\nElinden olaydı ekmeğim, aşım,\nElliye yanaştı burada yaşım,\nPiştim amma yanamadım, Erzurum! \n\nYağmur olam, rüzgâr olam, kar olam,\nDüğün olam, dernek olam, bar olam,\nKara gözlü bir güzele yâr olam,\nDedim amma, olamadım, Erzurum! \n\nArifleri dergâhında tok gördüm.\nCahilleri bargâhında yok gördüm.\nAhu gözlü bir dilberi çok gördün.\nDerde deva bulamadım, Erzurum!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Âşık Enver Gürkani",
        "poem": "\n\nKuruluş tarihin bellimi senin\nBilmiyorum kaçtır yaşın Erzurum\nZalim düşmanlara boyun eğmedin\nGururlusun diktir başın Erzurum\n\nDağlarında eksik olmaz dumanın\nSelçuklu diyarı yücedir şanın\nYazın cennet gibi olur her yanın\nFakat çetin geçer kışın Erzurum\n\nSende güneş erken doğar geç batar\nSoğuk suyun sanki can katar\nŞehitler gaziler bağrında yatar\nNe çok şef katlıdır döşün Erzurum\n\nPalandöken gibi ulu dağın var\nYazının buluşu kadar çağın var\nKaymağın var kaşarın var yağın var\nDünyada bulunmaz eşin Erzurum\n\nKurtuluş harbinde verdiğin çaba\nYeni nesil biliyor mu acaba\nAbdurrahman gazi umudum baba\nBunlar sende yatar düşün Erzurum\n\nEhli diller menkıbeler anlatır\nÂşıkların sazlar ile dinletir\nEzan sesi yeri göğü inletir\nŞükür eksik olmaz beşin Erzurum\n\nYerin ova dört tarafın dağlıdır\nDadaşların töresine bağlıdır\nMübarek yemeğin tereyağlıdır\nDamağa tat verir aşın Erzurum\n\nGürkani yem af et varsa özürüm\nSen af etsen rahat olur huzurum\nBir kurban lazımsa hemen hazırım\nİşte canım sana peşin Erzurum\n\nÂşık Gürkani\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Hasan İşik",
        "poem": "\n\nBugünde meçhullerdeyim ne halimi soran,\nNede derdimi anlayan.\nBir çare hayattır \nAlıp başını mevsimlerle beraber yürüyüp gider\nZamanın ne acılarla geçtiğini bir ben ve yine ben bilirim.\nÖylesine acımasız öylesine vurdumduymaz,\nGenede yaşıyoruz öyle veya böyle\nÖnümüzde kocaman yıllar vardır diyoruz,\nNice baharlar vardır\nAma, ama dilim varmıyor ben yaşadığıma,\nBelki, ben bu dünyada bir ölü,\nBelki,şu an bir hayalet,\nBelki şu an belki şu an,\nCennetten mahrum birçare günahkar\nBenimde,elbet gülecek bir günüm olacak bu dünyada,\nHa bugün ha yarın ama zor.\nAvuntudur bizim yaşadığımız\nHep acıları kendimize mesken,\nMutlulukları keendimizden ırak görmüşüz.\nBelki bütün bunlar elimizde,\nAma,amalarla olmaz bu yaşam.\nOlmasada hiç olmaz.\nMutluluğun bir nedene bağlı,\nBaharın gelmesini beklediğin anda,\nKarların yağması,\nGüneşin çıkacağını anladığın anda \nHavanın buz gibi olduğunu,\nAkdeniz sahillerine gideceğin anda \nSibirya soğukları andıran Erzurumda kalmayı mesken edindiğini,\nAnneni çok özlediğini ve onu hatırladığın anda,\nOndan uzakta oluşuna ve,\nOndan bir haber almayışına üzülüyorum.\nGelde üzülme gelde kendini kahretme,\nGelde kendini heba etme,\nMutluluklar bizlerden hep uzaklarda,\nGüneş ve baharlar bizlerden çok uzaklarda,\nBugünü,aslında ben pazar bilirdim.\nGezip sahilerde,sevdiğinle beraber turlar sanırdım? \nYok pazar sabahları,yok bize tatil günleri.\nPazarlar aslında bizlere hapis hayatı yaşatıyor.\nDışarı çıkmayı çok istiyorsan,\nAma gelde çık çıkabilirsen\nÇıksan, hayatın amansız zorluklarını yaşarsın.\nYaşarsın,belkide gezersin.\nAma, sıradan bir Erzurum havası\nAma hayatımızda bir Erzurum \nSabahı yaşamak varmiş.\nGüneşin,ilk ışıklarıyla\nPlandökeni seyretmek,seyretmek,\nHer tarafın beyazlığını görmek, görmek.\nDemek ki Erzurumda pazarları yaşamak ta varmış.\nMevsimlerden bahar,aylardan nisan,\nGünlerden bir  pazar yer Erzurum.\nAslında içimden çok şeyler yapmak geliyor.\nElimde bir pazar vardır.\nErzurum Gaziantep büyük şehir belediye maçına gitmek,veya\nIlıcada,asker arkadaşı ziyaret etmek.\nYada, hasankaleye kaplıcara gitmek,                                                         Veya,   Aburrahaman gazi türbesini ziyaret etmek.\nYada en iyisi yatmak.\nElimde bir pazar vardır.\nYer Erzurum.\n\n(17.04.2005.  yer erzurum)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "İsa Özyurt",
        "poem": "\n\nEksik olmaz, boranın var kışın var,\nYiğit olur, her yerde dadaşın var,\nTarihi çevirsen, çokça yaşın var,\nNe güzeldir, bahtın senin Erzurum.\n\nErzurum barıdır, sende oynanan,\nSarı gelin, dillerin de söylenen,\nAt üstünde, cirit ile eğlenen,\nNe güzeldir, tahtın senin Erzurum.\n\nPalandöken dağı, bir yüce dağdır,\nEmrah’ı sorarsan, gönlümde sağdır,\nBatıdan doğuya, burası bağdır,\nNe güzeldir ahtın, senin Erzurum.\n\nDokuz sene yaşadım, ben seninle,\nÇokça ekmek yedim, senin elinle,\nYaz gelende, kırda açan gülünle,\nNe güzeldir, yaylan senin Erzurum.\n\nErzurum Tekman’dı, imam olduğum,\nBeş dere köyünde, üç yıl kaldığım,\nDüşündükçe, hülyalara daldığım,\nPek özeldir, yerin senin Erzurum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Mahir Toksoy",
        "poem": "\n\nBilir misen...bilir misen...\nBir şehir var  bilir misen \nTarih yazar tabyasında\nErzurum’i  bilir misen\n\nYaylası var geven,diken \nYiğidi var demir büken\nKurtuluşta başı çeken \nErzurum’i  bilir misen\n\nGalakları sıvalayan \nKargaları kovalayan \nAnadolu mayalayan \nErzurum’i  bilir misen\n\nAvuç avuç yer hediği \nLavaştır en beğendiği \nSultanın, dadaş dediği \nErzurum’i  bilir misen\n\nSpor cirit …oyun bardır \nVatanına fedakardır \nİnsanları cefakardır \nErzurum’i  bilir misen\n\nMeşhur çifte minaresi \nYakutiye medresesi \nAnadolu penceresi \nErzurum’i  bilir misen\n\nRabbim vermiş bereketi \nSeviyorlar hareketi \nDadaşların memleketi \nErzurum’i  bilir misen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Basri Muşlu",
        "poem": "\n\nKışınıda bahar gibi okşayan \nkara kışa sevda çeker Erzurum.\nHasret türküleri onda söylenir.\nİlmik ilmik nakış döker Erzurum.\n\nİlim deryasıdır her içen kanar.\nHer ücra köşede bir kandil yanar.\nsarhoşuda sende sevdaya kanar.\nBuram buram sevda kokar Erzurum.\n\nAbdurahman gazi Palandökende\nAbu isak sevenlerle sohbette.\nGecede bulunur başlar secdede\nSecdesiz kul olmaz sende Erzurum.\n\nKalpler tasdik eder dil ikrardadır.\nDiller sohbet eder kalp divandadır.\nBinbir hatim okur diller sendedir.\nsevenlere mihenk taşı Erzurum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "İbrahim Acar",
        "poem": "\n\nKış ayında beyaz kar'ın\nYaylasında kuzu koyun\nKovanında petek petek \nSıralanmış altın balın\nOy erzurun can erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Erzurum",
        "poet": "Sebahattin Arslan",
        "poem": "\n\nCANIM ERZURUM\n\nBaşında karın var sinede duman\nNe güzel şehirsin canım Erzurum\nAbdurahman gazi yatar bağrında\nNe güzel şehirsin canım Erzurum\n\nEzanların susmaz tekbirler inler\nHatimler okunur cemaat dinler\nMisafiri sever insanı anlar\nNe güzel şehirsin canım Erzurum\n\nPalan döken nazlı esiyor başı\nKarşında tabyalar burmadır taşı\nYakutiye’n vardır mavidir kaşı\nNe güzel şehirsin canım Erzurum\n\nÇifte minareler nazar boncuğun\nSelçukludan kaldı sana sancağın\nCirit atandandır sende ocağın\nNe güzel şehirsin canım Erzurum\n\nPeri bacaları gezip görmeli\nBaba sümaniye selam vermeli\nEvliya ETHEM le arşa ermeli\nNe güzel şehirsin canım Erzurum\n\nÇok güzeldir Oltu harika taşı\nKehribar gerdanlık gelinin başı\nKadayıf dolması ayranlı aşı\nNe güzel şehirsin canım Erzurum\n\nDadaşlar dizilir oynar baş barı\nOzanlar seslenir ah ile zarı\nTortumdur meyvesi pestili varı\nNe güzel şehirsin canım Erzurum\n\nArslanım hasretin içimde kalmış\nVurmuş yokuşlara gurbete salmış\nBir garip şairdir hülyaya dalmış\nNe güzel şehirsin canım Erzurum\n\n        SEBAHATTİN ARSLAN\n           29 EKİM 2009-10-30\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Mahmut Ünsal",
        "poem": "\n\nSeni annadiram seni şanlı Erzurum.\nDdaşlar diyarı deli kanlı Erzurum.\nDağların bembeyez karlı Erzurum.\nSeni annadiram seni şanlı Erzurum.\n\nDoğuya olmuşsun sen sınır taşı.\nBağrında yetiştirdin dadaşı.\nkendin gibi diktir dadaşın başı.\nSeni annadiram seni şanlı Erzurum.\n\nDüşman adın duysa dodağı çatlar.\nBilki korkusundan üregi patlar.\nDadaşlardan yemiş nice tokatlar.\nSeni annadiram seni şanlı Erzurum.\n\nNene hatundur Erzurumlu her kadın.\nÜnün sınır tanımaz cihan biliyor adın.\nDadaş doğar sende doğan evladın\nSeni annadiram seni şanlı Erzurum.\n\nSensin bu ülkenin gurur kaynağı.\nBu cennet vatanın igit oymağı.\nKahraman diyarıDadaş otağı\nSseni annadiram seni şanlı Erzurum.\n\nAanltacak o kadar çok şeyin varki.\nManevi güzellik kaynağı senki.\nAşık sana aşık Mahmut inanki\nSeni annadiram seni şanlı Erzurum..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nYine vatan severliğinle düştün dilere\n Haykırarak sahip çıktın ay yıldızlı bayrağa\n Can verdinde uğrunda düşürmedin yerlere\n Dosta dost düşmana korku salan Erzurum\n\nKartalların uçuşur yüksek dağlarda\nDadaşlar haykırıyor yine yollarda\nKimi bebe,kimi doksan çağlarda\nHiçbir diyara benzemez benim Erzurum\n\nGönlümden çıkmıyor gam ile keder.\nHasretinle de oldum derbeder\nBeyazlar giymiş kahraman diyar\nAklımdan çıkmazsın canım Erzurum.\n\nAras nehri coşmuş hazara akar\nErzurum sevdası beni de yakar\nOzanlar sana destanlar yazar\nUyuyanları uyandıran Erzurum\n\nHorasanereni’yim tükenmez sözüm\nNe kadar, methetsem yetmezde gücüm\nSana doyamadım kalmıştır gözüm\nKahramanlar diyarı güzel Erzurum\nHalil Çolak 3.5.2005 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Necati Tarak",
        "poem": "\n\nTarih kokar Mecidiye, Aziziye, tabyalarında \nKahramanlığın simgesi Nene Hatun meşalesi\nGenç ihtiyar asker, kızlarımız, yan yana yatarlar\nBasmaya kıyamazsın şehitleriz incinir diye burada\nBöyle mi bakımsız olmalıydın ata yadigârlarımız? \nUzanacak elleri sahiplenecek birilerini bekliyor. \n\nAshabı Kiram Abdurrahman Gazi Türbesine\nZiyaretine gelenleri mutlu, mesut ediyor.\nCamileri, medreseleri han hamam çeşmeleri\nGeçmişten günümüze kültür mirasımızı veriyor \n. \nTürkiye’nin yüksek yaylası, tabiat harikası \nTortum şelalesi heybetiyle, Çoruh’a karışır \nGizemli yolunun gizemi, akılları karıştırır\nİnsanımız şifa için Ilıca Pasinler’i aşındırır \nTarih, coğrafya, maneviyat, yuvası Erzurum \n\nKurtuluş Savaşının önemli kararları alındı\nDüşman daha sonra Anadolu'dan atıldı\nHer zaman devletimizle beraberlikte bir oldu \nKahramanlıkta gazilikte ülkemize örnek sundu.\n\nOn iki mart Erzurum'un kurtuluş günü. \nDüşmanı Erzurum'da kovuş günüdür\nSen Anadolu’nun kalesi, kilit şehrisin. \nDadaş’ların mert, yazların serindir senin\n\nOvasında atlar kişner tepişir \nAta barları geçmişten bu günlere taşınır \nPalandöken siper olur orada kayak yapılır \nDağlarla çevrili düz ovadasın Erzurum. \n\nKehribarların elmas gibi çok zor işlenir \nDünyanın dört bir yanından Oltu taşı istenir \nÇağ kebap’ın,kadayif dolman  ismin ile eşleşmiş \nYemede içmede damak zevkin başkadır Erzurum \n\n                                       16.06.2010\n                                          Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Mehmet Aksu",
        "poem": "\n\nAbdurrahman Gazi başın koymuş Palandöken’e. \nNene Hatun rüzgârı sokağında nöbette Erzurum\nSaçaklarda üşür buz sarkıtı gözlerinden damıtır. \nSırra giden kullar ar perdenden yürekleniyor.\nPalandöken yastık olmuş rahat uyu Erzurum\n\nCaddesinde dadaşlar dik yürür dualıdır tesbihi.\nKarına, boranına şükreder sofrasında gördüğü\nMerhem olan mürşidi çok buzlarını yonttuğu\nSırra giden kullar ar perdenden yürekleniyor.\nPalandöken yastık olmuş rahat uyu Erzurum\n\nLalapaşa, Ulu Cami, Çifte Minare’den ses gelir.\nDara düşsen bir ister komşudan beş gelir\nVakit döner kıblegaha öz muhabbete gelir.\nSırra giden kullar ar perdenden yürekleniyor.\nPalandöken yastık olmuş rahat uyu Erzurum\n\nSilahlanıyor toprağına göz dikenler ha bire, bire\nHak şifadır, Hak’tan yana yontulmamış taş bile\nYiğidin sevdası, can erinin el bağladığı silsile\nSırra giden kullar ar perdenden konaklanıyor\nPalandöken yastık olmuş rahat uyu Erzurum\n\nMehmet AKSU (Temmuz Güneşi - Yankı Yay. İSTANBUL / 2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Nevzat Taşkın",
        "poem": "\n\nERZURUM\n\nÇağlara dayanır tarih-i yaşın,\nBurası onuru ile sahibidir Dadaş’ın.\nPalandöken gibi dik dursun başın,\nSen benim yurdum, vatanımsın Erzurum.\n\n12 Mart senin düğün günün,\nKurtuluş Savaşı’nda duyurmuşsun ünün,\nDüşmana korku salan heybetli görünüşün,\nSen benim yurdum, vatanımsın Erzurum\n\nBu gün o gündür, o gün işte bu gündür.         \nDadaş’ın ölüm fermanının yazıldığı gündür.                             \nSenin ölümün Türk’ün ölümüdür.                                                  \nSen benim yurdum, vatanımsın Erzurum.\n\nRus Çarı sana dikmişti kem gözünü,\nErmeni gösterdi kendi bedbaht yüzünü,\nBilemediler Dadaş’ın kahramanlık özünü,                \nSen benim yurdum, vatanımsın Erzurum.\n\nAziziye, Mecidiye, Hamidiye Tabyaları,\nVar gücüyle dövüyor düşman topları,\nCanı pahasıyla vuruşuyor Türk subayları, \nSen benim yurdum, vatanımsın Erzurum.\n\nNice savaşlara destan toprağın var,\nSenin gözyaşlarınla işte burada Fırat doğar,\nDoksan bin şehidin Allahuekber’de yatar.\nSen benim yurdum, vatanımsın Erzurum.\n\nUzak bulunsak da sendedir yüreğimiz,\nSeni yücelere çıkarmaktır görevimiz,\nDünya topuyla, silahıyla gelse seni vermeyiz,\nSen benim yurdum, vatanımsın Erzurum.\n\nDerler ki Erzurum’un Dadaşı, doğunun sınır taşı,\nAnayolları kavşağı, yüce dağların başı,\nYurdumun ciğeri, yüreğinin başı, \nSen benim yurdum, vatanımsın Erzurum.\n\nPalandöken başı karlı yüce dağların,\nDünyaya örnek oldu kış olimpiyatların,\nBildir sana layık görene şükranların,\nSen benim yurdum, vatanımsın Erzurum.\n\nNevzat Taşkın, kahramanlıkların yazan\nNenehatun, Kazım Karabekir Paşan,\nTarihi kalen, Çifte Minaren, Rüstem Paşan,\nSen benim yurdum, vatanımsın Erzurum.\n                                  22/06/2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Turgay Ata",
        "poem": "\n\nKeskindir bakışın, eğilmez başın,\nSen gönüllerin tahtısın Erzurum; \nMert olur yüreğin, sert olur kışın; \nYanıktır yüreğin sesin Erzurum…\n\nNene hatun gibi anaların var\nNice kahramanlık anıların var\nDestanların, Barın manilerin var\nSaymakla biter mi süsün Erzurum…\n\nKalbimde tinisin, dilimde beste\nUğruna can kurban yeter ki iste\nAdin andım aldığım her nefeste\nÜzülsen tutarım yasın Erzurum…Temel Ata\n\nEvliyanın, enbiyanın kaynağı\nBirliğe mayası Türk İslam ağı\nDoğuyla Batının, en kavi bağı\nİrşada amildir, nasın Erzurum…Temel Ata\n\nHatırladım yine içim cız etti\nAndıkça yandırdı, yaktı köz etti\nÇık gel diye sanki biri göz etti\nÖlmezsem gelirim kesin Erzurum…\n06/01/2013- 10,00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Selçuk Karabulut",
        "poem": "\n\nKarlı daglarda bır sehır \nKarasu, Fırat'ı doguran nehir, \nSogugu ayazı tam bir zehir, \nBeyaz gelinlgini giyen Erzurum \n\nOvasında lale,sümbül,menekse, \nSıcak evlerinde vardır hep neşe, \nDağlarında kavak çam ve meşe \nYaylaların şehrisin sen Erzurum, \n\nNamusludur sözünde durur eri, \nBakısları canlı ve de çok diri, \nTürklüğün sarsılmaz bır direği, \nBayrağımın kırmızısı sen Erzurum \n\nAziziye,Mecidiye,Hamidiye tabyanın, \nMoskofu boğmustur şanlı kanın, \nTürklüğe güç verdi yiğit şanın, \nTarihimin gücüsün sen Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Metin Beyazlı",
        "poem": "\n\nBu cennet vatanın şirin köşesi\nHer türlü güzellik sende Erzurum\nÇıkıyor islamın orda gür sesi\nHer türlü güzellik \n. \n\n \nMetin BEYAZLI\ndonvito_corneol@hotmail.com\nERZURUM\n18/01/2020\nBu cennet vatanın şirin köşesi\nHer türlü güzellik sende Erzurum\nÇıkıyor islamın orda gür sesi\nHer türlü güzellik sende Erzurum\nYatırımlar değiştirmiş çehreni\nBüyülüyor palandöken göreni\nGüzel memleketim unutmam seni\nHer türlü güzellik sende Erzurum\n\nİşlemeler meşhur eder daşhanı\nSüsler vitrinleri oltunun taşı\nBesmeleyle işler onu nakkaşı\nHer türlü güzellik sende Erzurum\n\nHer yörede soğuk suların akar\nBir güzellik katar sana yağan kar\nHer yöreden gelir kayak kayarlar\nHer türlü güzellik sende Erzurum\n\nTarih sana vermiş güzel adını\nIffet timsalidir kızı kadını\nUnutamam senin hiç bir tadını\nHer türlü güzellik sende Erzurum\n\nAta sporudur cirit oyunu\nLezzetlidir kuzuları koyunu\nUnutulmaz dostlar Nene hatunu\nHer türlü güzellik sende Erzurum\n\nCağ kebabın diğer kebaplar tutmaz\nAyak paça yiyen asla unutmaz\nŞehrimin insanı dostunu satmaz\nHer türlü güzellik sende Erzurum\n\nHer sene okunur binbir hatimler\nDuyguyla süslenir bu merasimler\nAç kalmaz doyrulur bizde yetimler\nHer türlü güzellik sende Erzurum\n\nHer tarafın kışın kara bürünür\nGelinliği giyer güzel görünür\nVatandaşın senle her dem övünür\nHer türlü güzellik sende Erzurum\n\nBeyazlıyım memleketi özledim\nÖzlemimi bu şiirde süsledim\nŞehrin insanına hediye ettim\nHer türlü güzellik sende Erzurum\n\n21.01.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Yüksel Uca",
        "poem": "\n\nMazin pek şerefli, tarihin derin\nCihanda bir başka yerin Erzurum\nKahramanlıkta az eşin, benzerin\nYurdun teminatı sensin Erzurum\n\nÖmer zamanında İslâm'a girdin\nHer zaman mazlumun yanında durdun\nBu topraklar için nice can verdin\nNesiller hayırla ansın Erzurum\n\nZorluğa, yokluğa alışıksın sen \nİlme ve irfana pek âşıksın sen \nVatanıma siper ve ışıksın sen\nMeş'alen daima yansın Erzurum\n\nSana göz dikti birçok gaddar, zalim\nAzmin ile mağlup ettin her daim\nBağrından çıktı nice eşsiz âlim\nIşıksın, canlara cansın Erzurum\n\nEfe Hazretleri vermiş beşaret\nEşsiz âlimlerin etmiş işaret\nÖrf ve adetlerin eder şahadet\nDadaşsın, yiğitsin, şansın Erzurum\n\nTarihi eserler birer nişandır\nErzurumlu olmak şereftir, şandır\nSende yaşamanın bedeli candır\nAl bayrağımdaki kansın Erzurum  \n\nHiç bitmemiş ezan, cefan, kederin\nDadaştır, yiğittir her bir neferin \nNe yazık ki kimse bilmez değerin\nGülmedi talihin, şansın Erzurum\n\nÇifte minareler, Saat Kulesi \nYükselir ezanla hep sala sesi \nSemboldür Yakutiye Medresesi \nTabyasın, kalesin, hansın Erzurum\n\nAsırlardır okunur bin bir hatim\nO sayede mahfuz bu memleketim\nYüksel der ki sende ölmek niyetim\nBedenim bağrına konsun Erzurum\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Tayfun Karakaş",
        "poem": "\n\nBir şehir donarmı \nDonar\nBu şehirde tütsün diye ocaklar\nSobalarda ömür yanar\nVe Erzurum'da bu yüzden \nHep Erken Ölür Babalar\n\nhttps://www.youtube.com/watch?v=i0HDvv9yOkY&t=3s\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum\t",
        "poet": "Abdullah Odabaş",
        "poem": "\n\n(Salim AKÇA'ya) \n\nErzurumun dağı duman gönlü hoş,         \t\nSeherlerde öter türlü çeşit kuş,        \t\nYazı azdır tatlı serin olur kış,        \t\t\nDua almış velilerden Erzurum,           \t\n\nSerhat şehir şehitlerle doludur,        \t\nDoğu illerinin bir tek gülüdür,         \t\nHafızlar kuran okuyor camii doludur,    \t\nBinbir hatim okutuyor Erzurum,          \t\n\nRamazanı güzel her gün vaazlar,         \t\nVaaz coşmuş yaş döküyor hep gözler,     \t\nBir ok gibi tesir eder o sözler,        \t\t\nAlimi çok dervişi bol Erzurum,         \t\n\nManevi bir nazar vardır özünde,\nKışı soğuk sefa vardır yazında,\nAbdurrahman Gazi yatar yüzünde,\nVelilerin durağıdır Erzurum,\n\nPalandöken Dumlu Baba çevresi,\nYüreğinde vardır düşman yaresi,\nTürkiyenin kilit nokta kalası,\nDağı taşı dolu asker Erzurum,\n\nIsmarladım beni yazla kışına,\nGezme kardeş bu kem terin peşine,\nOkudum destanın baksan yaşıma,\nGözüm ağlar gönül ağlar Erzurum,\n\nMeftuniden teşekkürler Salim'e\nSadık dostum vakıf olur halime,\nSize karşı söz bilemem kelime,\nİşte böyle dostum vardır Erzurum,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum\"hakikatın gözyaşları\"",
        "poet": "Ömer Ekinci Micingirt",
        "poem": "\n\nSuları efsunlu dağları karlı\nGözlerim amentü konaklarında\nTaş duvarlar sükun vâkit efkârlı\nSessizlik yırtılır sokaklarında\n\nİffet fısıldaşır nurlu leçekte\nCistik zığva kuşak ruh var yelekte\nBindalli giyinmiş yâr beklemekte\nÖrtülü yaşmak v/âr dudaklarında\n\nİbrahim Hakkı de Alvarlı’yı yaz\nDadaş merttir amma delidir biraz\nSözü çelik gibi yumruğu vaaz\nZalimin çöküşü dayaklarında\n\nAşk dadaş barıyla rahvan atıyla\nİslam’ın o nurlu hür fıtratıyla\nMilli davaların serenadıyla\nMehterin sancısı kulaklarında\n\nAbdurrahman Gazi Eşref Efendi\nHürmet tazim gerek irşadın bendi\nSeyyit Şahabettin Bursa’ya döndü\nHira’nın kokusu ayaklarında\n\nPaşa Tabakhane Cennet çeşmesi\nMurat Paşa Zeynel şehrin içmesi\nYeğenağa Şeyhler erenler sesi\nAbdest parıldatır sulaklarında\n\nSelçuklu dökülür gözlerime nem\nNene hatun kokar bendeki özlem\nErzurum mor ışık kutlu yola dem\nŞehit sesi çınlar ulaklarında\n\nSûfi Taşkesenli hocası Tâği\nSırrı Efendi var halvet ocağı\nBu şehir mübârek İslam sancağı\nOl Hüseyin Ruhi topraklarında\n\nEren evliyası hiçin hiçinde\nTabyalar rengârenk başka biçimde\nÇok şey yazamadım kaldı içimde\nTop sesi zonkluyor şakaklarımda\n\nReyhâni Sümmani Ve Nâim Hoca\nDertli akar Dumlu zikreder gece\nErzurum pek ulu Erzurum yüce\nCennet kokusu var sazaklarında\n\nAbdurrazzak Ali ve Abbas Mehdî\nArapkirli Ömer kerâmet ehli\nŞiir Micingirt'in izâhta cehli\nŞükrettim hasretle uzaklarında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum'a",
        "poet": "Emrullah Temel",
        "poem": "\n\nÖyle ayrılıklar yaşar ki bu şehir,\nAslında tüm Soğukluğu'da buradan gelir...\n\n/Erzurum/\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum'a",
        "poet": "Gürsoy Solmaz",
        "poem": "\n\nDört kapıdan yedi diyar menzile\nYollarda vuslatı bulduran şehir.....\nDestanlar yazarak düşmana bile\nDestanlar okutan ey destan şehir... \n\nMinareler seda, kubbeler yankı\nYaparken, Erzurum canlanır sanki\nYüreği titriyor buna inan ki\nİnsanda bitmeyen heyecan şehir...\n\nElinde kınası delikanlılar,\nBir dadaş tavrıyla dadaş şanlılar...\nTarihler anlatır, dinleyen anlar...\nKendini tarihte anlatan şehir\n\nEy Erzurum sisli dağlar gibisin,\nEy Erzurum süslü bağlar gibisin\nEy Erzurum sesli çağlar gibisin\nBu Erzurum yaman en yaman şehir...\n\nTos vurur koçları yaylalar şenlik,\nBenden önce gelmez gelmeyen benlik\nHer zaman şen diyar, bitmez esenlik\nBu şehir bir başka, başka can şehir...\n\nYer altında yatan nice ulular\nAbdurrahman Gazi,Habib Babalar,\nUlu Türk, Atatürk hemşehrisi var; \nHer Türk’e türküce kol açan şehir... \n\nTürkülere ilham olan Erzurum\nEcdattan yadigar kalan Erzurum\nGelsin bana derdin belan Erzurum\nGörenin içinde balacan şehir...\n\nTürkülere ilham olmuş burası\nTartıyla ölçülmez ağır darası,\nHer şanda ilk başta onun sırası\nO yüzden zirvesi hep duman şehir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum'a Gel",
        "poet": "İbrahim Erkal",
        "poem": "\n\nPalandöken yastığın\nEvleri yığın yığın\nDadaşların el ele\nAlem senin aşığın\n\nHadi gel, Erzurum'a gel\nErzurum yahşi güzel\nPalandöken bembeyaz\nÇoğu kıştır, azı yaz\n\nYaylalar serin sulu\nDamda donan buzu yaz\nHadi gel, Erzurum'a gel\nErzurum yahşi güzel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum'a Gidiyorum...",
        "poet": "Mustafa Arpa",
        "poem": "\n\nErzurum'a gidiyorum; yollar hasta,ben hasta,\nErzurum'u biliyorum; gönlüm kırgın birkaç sahte dosta,\nErzurum'u istiyorum; canım bu günlerde yasta...\nTıpkı huzurumu istediğim gibi istiyorum, Erzurum'u,\nTıpkı kusurumu bildiğim gibi biliyorum, Erzurum'u.\nYollar hasta,ben hasta diyorum,ben Erzurum'a gidiyorum,\nKusurum olsada,huzurum olmasada...\nErzurumlu Mustafa'yla gidiyorum Erzurum'a,\nErzurumlu Mustafa'nın sekiz teker ford kamyonuyla.\nNasıl geçiyor kilometreler,bilmiyorum haa! \nMustafa'nın sekiz teker,seksen model forduyla...\n'Aha gardaş,bizim kazancımızda böyle'diyerek başlıyor sözlerine Mustafa.\n'Ecel heran ensemizde,borçtan fazla para olmaz ya kesemizde'...\nVe gösteriyor cama yapıştırılmış-berhudarbe-yazısının hemen üstünde,\nTutdurulmuş bir lastik öpücükle,öpücük yolladığı üç can evlat resmini...\nÜç can,üç evlat ve üç hasret gözünden gönlüne akan yaş damlaları içinde.\n'Hep bunun için'diyor,'hep'diyor'bunlar için'...berhudarbe mustafa...\nErzurum türkülerini dinliyorum,Erzurumlunun fordunun içindeki radyodan,\nErzurum türkülerini öğreniyorum,hem radyunun,hem Mustafanın mırıltılarından.\nMustafa çekiyor kahrını; hem üç can hasretin,\nHem ciğerlerine postaladığı,dumanı maltepenin,hemde,\nHemde fordu bir kenara çekiyor,birşeyler atıştırmak için...\nDemliyor baba bir çay kafa bulduracak,\nAçıyor sıcak lavaş ekmeğini,ohh birde arasına tulum peynirini,\nYiyoruz ya iştah kabartacak...\nHem yiyoruz tulum peynirini,hem izliyoruz yolun seyirini Erzurum'un.\nErzurum'a gidiyorum yollar hasta ben hasta diyerek,\nErzurum'u biliyorum gönlüm kırgın birkaç sahte dosta,\nErzurum'u özlüyorum...canım bu günlerde yasta...\nEli yolda,gözü yolda,ayağı,aklı,kulağı yolda.Birtek gönlü! \nGülümseyen üç hasretin fotoğrafında Erzurumlu Mustafanın.\nNe bir siyaset konuşuyoruz Mustafayla,ne bir memleket meselelerini,\nNe kilometreleri,ne de yolumuza çıkan beyaz leylekleri...\nMustafa'bu hayat çok bayat gardaş,biz adamlık kitabının önsözünü yazmışığ'\nDiyor,diyor da,fordçu Mustafa nelerde söylüyor! \nBunları söylerken benim bağrım bir hoş yanıyor.\nErzurum'a gidiyorum fordçu Mustafaylan.\nBirtek elimde, yolluğumu koyduğum yeşil tahta sandığım,\nBirtek gönlümde,pembe hayalleri Erzurum'a yandığım...\nErzurum'a gidiyorum,hasretin içinde sen,senin içinde hasret,\nSıla; bağrımda fokurdayan bir kazan gibi içimde,\nAynı elem geçerlidir Erzurumlu Mustafa içinde.\nBu sebebiyetim Sıla-i Rahimdir,Erzurum seni göreceğim,Mevlam Kerim'dir.\nErzurum'a gidiyorum; kime ne hiç görmemişsem Erzurum'u,\nKime ne hiç oynamamışsam Erzurum barını,\nTatmamışsam hiç karını Erzurumun,kime ne ki? \nVe sevmemişsem üzüm gözlü,al peçeli yarini...\nGidiyorum artık,gidiyorum bir kere,yola çıktık fordun dumanını çeke çeke.\nNe uğruna çıkmıştık ki Erzurum'dan? \nNisa isminde bir karım,Feyza isminde bir kızım olacaktı...\nBen huzura,huzur bana dolacaktı...\nAcıkınca karımın elinde pişen üç-beş yağlı fetirim olacaktı...\nYollar hasta olsa bile bana,ben yollara hasta olmayacaktım.\nDinlemek istiyordum Erzurum'un sesini,\nNusret Sümmanioğlu'nu,Aşık Reyhani'sini.\nSazımın bam telini,Palandöken'in üşütmeyen eksi otuzda yelini.\nDokunmak istiyordum...\nKusurumu burada,huzurumu Erzurumda bulmak istiyordum.\nBütün bunları diyordum,yanımda Mustafa,ağzında mırıltılar,\nKarşımızda üç gülücan resim.\nElimde yeşil tahta sandığım,dilimde Nisa ve Feyza diye iki isim,\nDışarıda yağan kar,dolular sicim sicim...\nAğzımda tulum peyniri kokusu,\nRuhumda bitmez,tükenmez; ölümün üstünde bir yerde hasretlik korkusu...\nRadyoda bir bitip,bir başlayan Erzurum türküsü...\nVe seksen model arabanın içinde biz,\nVe bizim içimize sinmiş egsoz dumanı,kara duman,kara is.\nErzurum'a gidiyorum yol çizgisinde,\nVe Mustafanın -gardaşım-dediği fordun sekiz tekerinde...\nYollar O'na hasta, zaten O'da Erzurum yollarına.\nBu sebebiyetim Sıla-i Rahim'dir,\nErzurum seni göreceğim,Mevlam Kadir'dir...\n\n(OCAK 2001-dadaş gardaşıma)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum'a Mektup",
        "poet": "Nizamettin Korucu",
        "poem": "\n\nNe tozun, ne soğuğun, ne buzun\nSesimize ses vermez Erzurum\nNe dağın, ne bağın, ne de yolun\nSözümüze söz demez Erzurum\n\nNe senden giden, ne de bir gelen\nHalimizi hiç sormaz Erzurum\nHanı bekleriz, kervan geçmeyen\nBizlere gülen olmaz Erzurum\n\nGurbette severmiş, seni sevenin\nŞehirde sevenin yalnız Erzurum\nHem baharın, hem yazın, hemi kışın\nİşlerimiz zorda kaldı Erzurum\n\nUmutlar çiçeğin, hayaller gülün\nÖtmüyor bülbüller artık Erzurum\nAtaların göçtü, kimsesiz yurdun\nGözümüzü yaşlı koydun Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Akşamları",
        "poet": "Salih Atar",
        "poem": "\n\nBir omur tukenecektı sevda yolunda\nArzum arzum tutmaktı bır omur boyu kollarımda\nşimdı geçıyor omrum kışım....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Aşkı",
        "poet": "Turgay Ata",
        "poem": "\n\nBunun adı aşk değil, aşktan öte bir durum\nEzan, Bayrak, Vatana sevdalıdır Erzurum…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum’a Kar Düşer",
        "poet": "Bican Veysel Yıldız",
        "poem": "\n\nERZURUM’A KAR DÜŞER\n\nRadyoda hava durumu verilir; \nErzurum’a kar düşer,\nGönlüme efkâr düşer.\nİstanbul’a kar yağsa\nYadıma düşer Erzurum\nErzurum içinde seni bulurum\nMelûl, mahzun olurum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Benim",
        "poet": "İsa Özyurt",
        "poem": "\n\nİkinci vatanım, Erzurum benim,\nDağlarında, koyun kuzu güdenim,\nTandırın başında kete edenim,\nNe güzel vatandır Erzurum benim,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Budalası",
        "poet": "Mahmut Kızıloğlu",
        "poem": "\n\nSevdanın düğünü var,\nBende gönül yarası.\nGel beni bir sarıver,\nErzurum budalası.\n\nKavuştu tüm sevenler,\nBende hasret özlemler,\nAh bir gelsen; \nKederler gider, gelir hevesler.\n\nAcı acı şarkılar,\nBenim gözümde yaşlar,\nSende nasıl bir ruh var? \nKar etmez mi dualar? \n\nMecnunun düğünü var,\nBende özlem yarası.\nGel beni bir sarıver,\nErzurum budalası.\n\nAçık kaldı kollarım,\nSeni bekler sevdalım,\nHadi gelde dalalım,\nAteşlerde yanalım.\n\nZüleyhanın düğünü var,\nBende hasret sancısı,\nGel beni bir sarıver,\nErzurum budalası.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum benim",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nÖzlemini çekiyorum ey beyaz  belde\nSenden ayrılmış ayrılalı da derbederim\nÖzledim eksi otuz olan ayazın senin\nO güzel vatanım olan Erzurum’um benim\nBir zamanlar adımlardım\n Kar yağarken caddelerin senin\nDaha çok artıyor sana olan muhabbetim benim\nHayalimden  gitmiyor çağlayarak \nTürkü söyleyerek akan giden arasın senin\nBeyaz gelinlik giymiş evliyalar diyarı Erzurum benim\n\nHalil Çolak 4.1.2006 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Caddeleri",
        "poet": "Metin Başol",
        "poem": "\n\nErzurum caddeleri hep yalnızlık satıyor\nMendil satan çocukların hüznü acıtıyor\nBir sen vardın, üşütmezdin hiç ellerimi \nBöyle sessiz oluşun yar, ciğerime batıyor\n\n6 Kasım 2009/ Erzurum\n23.53\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum asla da unutmaz Kazım paşasını",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nHarabe haline getirmiş ermeni evlerin\nYakmış yıkmış zalim evlerin, hamamların\nAna rahminde öldürülmüş o yavruların\nNasıl unutur Erzurum ermeni mezalimini\n\n12 Martta sokaklarda cesetten geçilmez\nİnsan olanlar bu vahşete nasıl üzülmez\nNiçin yanık dere, cinis, alaca anlatılmaz\nNasıl unutur Erzurum ermeni mezalimini\n\nDağlarda unuttun mu yetim çocuklarını\nErmeni katliamında kaybetmiş analarını\nBaba cephede alamaz onların haberlerini\nNasıl unutur Erzurum ermeni mezalimini\n\nOku Hasan Basri efenin acı hatıralarını\nİçine akıtırsın acıdan akan gözyaşlarını\nErzurum asla da unutmaz Kazım paşasını\nNasıl unutur Erzurum ermeni mezalimini\n\nHalil ÇOLAK 14.03.2010\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum çocuklarıyız",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nBiz dağlarında karlar eksik olmayan\nDokuz ay kış olan şehrin çocuklarıyız\nBiz hep sevdalarımızın peşinde koşan \naşk uğruna göçebe kuşlar gibi göçen\nkarlı dağlarla çevrili köyün çocuklarıyız\nDağlarımız mis kokulu menekşeler açan\nbaharın karlar altından kardelenler biten\nmemleket aşkı için hayatını ortaya koyan\nsokağı kardan kaybolan yerin çocuklarıyız\nSularımız evlerinde kışın donan akmayan\nyüreğimiz de  her zaman sımsıcacık olan\nsoğuk iklimin hep sert mizaçlı görünen \nYufkadır yüreğimiz ah bizi bir tanıyın yakinen \nYiğit doğarlar o insanlar yine yiğit ölürler\nBiz dağlarında karlar olan memleketin çocuklarıyız\nBizi karı tipi eksik olmayan şehrin çocuklarıyız\nBiz vatan sevdası ile yaşayan Erzurum çocuklarıyız\n\nHalil ÇOLAK 22.02.09\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum da Cuma",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nYüksek minarelerden şakır bülbül sesleri\nİnsanların gönüllerinde açar hakkın gülleri\nKalplere açılır hakkın hakikat sırları\nErzurum da bir hoş olur dadaş Cuma günleri\n\nMüezzinler yanık sesleriyle sala veriyor\nGönül sultanların şimdi hakka varıyor\nİmamların minberden irşat ediyor.\nErzurum da bir hoş olur dadaş Cuma günleri\n\nSanki bayramdır bir telaş kaplar.\nSala ile birlikte abdestler başlar\nCamiler tıklım tıklım dolmaya başlar\nErzurum da bir hoş olur dadaş Cuma günleri\n\nHorasan ereni Cuma özlemiyle yanıp tutuşur\nElbet o güzel cemaat la bir gün buluşur\nHep gönül birliği ile imamla secdeye varılır\nErzurum da bir hoş olur dadaş Cuma günleri\n\nHalil Çolak 26.8.2005 Cuma  Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum' da Egeli Olmak",
        "poet": "Şadiye Yakışkan",
        "poem": "\n\nSen hiç egeli oldun mu Erzurum’ da,\nDedin mi değer değmez ayağın toprağa,\n“Vakit bir gelsin uçakla, uçarak gideceğim uzaklara”\nHer güneş doğuşunda,\nHatırlamaya çalıştığın tek ders oldu mu coğrafya,\nKaç dakika sonra egede olacağını hesaplamak adına.\nAnlamaya çalıştın mı bilmediğin şiveyi,\nBir sürü soru işaretleriyle kafanda.\nİlk kez ihtiyaç duydun mu çizmeye, mantoya.\nDinlerken Sezen’ in “gülümsesini “\n“hiç tanımam ama, şarkı yazmış bana”\nDedin mi sen Erzurum’da.\nAnlattın mı egenin turuncu turunçlarını şaşkın bakışlara,\nÇizdin mi kerevizi, enginarı kağıtlara,\nDiline dolamışken ege türkülerini,\nBir anda merak saldın mı Erzurum barına.\nTanıştın mı kıtlamayla,\nHer seferinde yedin mi kıtlata kıtlata.\nDaha yürümeyi bile beceremezken buzda,\nEksi kırk derecede ateş düştü mü yüreğinin tam ortasına.\nSen hiç aşık oldun mu Erzurum’ da.\nKışın en soğuğunda,\nBekledin mi sevdiğini buzlu camların ardında.\nVakit gelip çattığında,\nİlk günü hatırlayıp, uçakla uçtun mu uzaklara,\nKalbinin yarısını bırakıp doğuda,\nSen hiç egeli oldun mu Erzurum’ da.\n\n(Nisan 2007- Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum da Erzurumludur",
        "poet": "Abdulkadir Öğdüm",
        "poem": "\n\nbu şehir de, evet\nçizgi çizgi alnıyla\nkırış kırış elleriyle\ntoprak rengi yeleğiyle\nicabında giydiği yeşil mintanıyla\nütüye tenezzül etmez pantolonuyla\nmuhterem bir ihtiyardır; bil bunu da! \nerzurum da erzurumludur; sarıl ona! \n\n10.05.2016 Salı, 17:00 - 22:25\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum'da Hasret",
        "poet": "Üzeyir Bayındır",
        "poem": "\n\nErzurum'a kar yağar\nYüreğime hasretin\nKaybetmiyor hasretini yağan kar\nDoğayı kapladığı gibi örtmüyor hasretini\n\nErzurum'a kar yağar\nYüreğime hasretin\nKaybetmiyor hasretini yağan kar\nDoğayı kapladığı gibi örtmüyor hasretini \n\nErzurum'da kar kalbimde hasret\nDillerde sevda türküleri gönlümde gurbet \nKar yağar ince ince\nİçim sızlar narince\n\nYollar ırak hasretin uzak\nAşkın hep bana tuzak\nSevdan hep kalbimde mızrak\nErzurum'a güneş yasak\n\nErzurum'da hasret zor\nSevdan kalbimde kor\nBu aşkta vuslat zor\nAşk sevene kor\n\nÜzeyir BAYINIDIR\n11.12.2007\nSALI\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum'da  Kış",
        "poet": "Ahmet Zühtü Çelenk",
        "poem": "\n\nERZURUM VE KIŞ\nErzurum kar,Erzurum soğuk, buz ve kaygan yollar\nSevindiriyor beni,sevdiklerimin açtıkları şefkatli kollar.\nNe kadar yaşlandığımı hatırlatıyor bana eski dostlar\nYaşadıklarım yalan,gördüklerim yalan,dünya yalan.\n\nErzurum donduruyor,yüreğim sıcak, hem de sımsıcak\nHerkes konuksever,cömert,güler yüzlü herkes açıyor kucak\nAnılarımla dolu,hüzünle dolu gördüğüm her köşe bucak\nSevdiklerim yalan,gidenler yalan,yaşadıklarım,dünya yalan.\n\nErzurum soğuk ve buz burada yaşamak değil kolay.\nAma sıcak, sevgi dolu bakışlar,sıcacık buğulu bir çay.,\nUnutturuyor insana soğuğu,yaşatıyor en güzel mutluluğu,\nİçtiğim çaylar yalan,gezdiğim yerler yalan,dünya zaten yalan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Dadaşım",
        "poet": "Yaşar Gürlek",
        "poem": "\n\nYine  duman  sarmış  dağın  başını\nGecmiyor  boğazdan yemem aşını \nBak  getirdim  oltudan’ oltu  taşını \nYarim  sevdigim takta  sus  olsun! ..aman..\n\nErzurum  kışların  bahar’lık  olsun\nYaylalar sarı cicek  lale gul dolsun\nDadaşımın sevdiği  sarı kız  olsun\nYarim sevdiğim  adın dilerde kalsın! ..aman..\n\nYaşarî‘yim  aslım  dadaştır  dadaş\nDadaşlar her zaman oluyor  kardaş\nErzurumun  güzelleri oluyor  sırdaş\nYarim sevdigim gelde  yıl  olsun! ..aman..\n\n  Yaşarî\n08-04-2006\nROTTERDAM\nHOLLANDA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum'da Ramazan",
        "poet": "Yaşar Yaramış",
        "poem": "\n\nBir başkadır Erzurumda Ramazan\nMinarelerden  yükselince  ezan\nKoşar camiye müminler,kız,kızan\nBir başkadır Erzurumda Ramazan.\n\nDüğün,bayramdır Erzurum Kalesi,\nİlk orda yandı Türkün meşalesi\nKapandı artık kötülük perdesi\nBir başkadır Erzurumda Ramazan.\n\nHerkes oruçtur,yediden yetmişe\nTüm her şeyiyle sadıktır geçmişe\nMüsaade yoktur,yemişe,içmişe\nBir başkadır Erzurumda Ramazan.\n\nMasalar kurulur iftara yakın\nKullar yemeğe gider akın akın\nİftar açmış şu nurlu yüze bakın.\nBir başkadır Erzurumda Ramazan.\n\nSanki gelin olmuş Çifte minare\nSahurda  top atılır pare pare\nEl açılıp dualar edilir Yare\nBir başkadır Erzurumda Ramazan.\n\nŞeytanlar bağlı,her yanda Melekler\nEl açmış çağırır hep bizi bekler\nRabın ışığıyla nurlanmış gökler\nBir başkadır Erzurumda Ramazan.\n\nBin aydan daha hayırlıdır bu ay,\nBilmeyenin haline vay anam vay.\nOlmak istiyorsan cennete aday\nBir başkadır Erzurumda Ramazan.\n\nHiç eksilmez Palandökenİn karı\nSiler atar  kararan ufukları\nTövbe et, afettir günahları.\nBir başkadır Erzurumda Ramazan.\n\n                       07.05.1993 / Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum'da Kar Hep Beyaz Yağar",
        "poet": "Mehmet Erdal Karakaş",
        "poem": "\n\nBir memleket düşün! \nSekiz ay beyaz örtü,\nBitmeyen sevdamızın çileli yüzü...\nYani, gül ile diken çelişkisi.\nKarşılıksız aşk misali...\nMemleketime tutkundur kar,\nErzurum'a kar hep beyaz yağar.\n\nBaşı dumanlı dağlarına \nDolamış mı saçlarını Acem Kızı? \nSularından hala bal akarmı? \nCennet çeşmesi,\nİnci gibi dizilmiş gerdanına\nAziziye tabyası\nGül Ahmet'le Yakutiye arası\nErzurum'a kar hep sessiz yağar.\n\nHasret kokar türkülerin,\nHer bir sözcük kurşun yarası,\nErzurum içi çarşı pazar\nÇarşısında gül kırmızı demet demet...\nEla gözlüm sen bu elden git...\nBen ağlarım, anam ağlar...\nErzurum'a kar hep,\nHep hüzzam yağar...\n\n                                  03-11-1996-Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum dadaşın yaşadığı toprağın adıdır",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nDumlu dağları soğuk suları ile anılır.\nKarasuyum benim ezelinden gamlıdır.\nKarga pazarı destanlaşan dağın şanıdır.\nErzurum kanla sulanmış toprağın adıdır.\n\n Humma kuşu yükseklerden seslenir.\nÇoban kaval çalmak için kayaya yaslanır.\nTortum çağlayanı kayalarla söyleşir\nErzurum destanlaşmış toprağın adıdır.\n.\nYazın çağlamayıp, dökülmekten nazlanır.\nKışın çağlamayıp bahar için bekleşir\nMavi olan gölünde alabalıklar oynaşır\nErzurum yayla denilen toprağın adıdır\n\nAras nehri can çağlayarak hazara gider\nAşıklarım ona unutulmaz destanlar dizer\nAnadolu’dan Türk dünyasına selam söyler\nErzurum dadaşın yaşadığı toprağın adıdır\n\nHalil ÇOLAK 23.12.2008\nANKARA/YENİMAHALLE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Dağında Kaldım Kış Günü",
        "poet": "Bektaş Şenses",
        "poem": "\n\nHimmet aldım gezdim İmam Rıza'dan\nÇorum vilayeti Mecidözü kazadan\nSultan Süleymen kurtar bizi cezadan\nErzurum dağında kaldım kış günü\n\nKötür köprüsünü geceden geçtim\nAyağım kaydı da Fırhat'a düştüm\nVarımdan yoğumdan serimden geçtim\nCivce boğazında döndüm kış günü\n\nErzurum yakışır devler ile kazlara\nKıran girsin içindeki lazlara\nMeyletmedim gelinlere kızlara\nErzurum'da müskül kaldım kış günü\n\nDedim gamım atam kaygıya battım\nYüz lira borç için elbise çadırım sattım\nOlanca malımı hep heciz ettim\nErzurum'da müflüs kaldım kış günü\n\nRüzgar esti karı bana savurdu\nAyaz yaktı yüzlerimi kavurdu\nDokuz tane köpek beni çevirdi\nZalimler elinde kaldım kış günü\n\nYetişti bir hızır tuttu elimden\nKemerbest bağladı gonca belimden\nDedi seni kurtardım mutlak ölümden\nElmalı köyüne geçtim kış günü\n\nHüseyin Bey'in yüz emeli kahrolsun\nMahmut Bey'in günü ahuzar olsun\nSelim Bey'in iki gözu kör olsun\nÜç oğlun yesin melesin kış günü\n\nErzurum dağında tutuldum kışa\nTesadüf eyledim böyle bir işe\nHayır himmet eylen sefil Bektaş'a\nErzurum'da naçar kalmış kış günü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Dağları Hilâle Bakar",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nErzurum dağları hilâle bakar\nİçinde binlerce yiğitler yatar\nAnalar bacılar ağıtlar yakar\nGidenler dönmedi askerim aman.\n\nDavulla zurnayla asker eyledik\nSefere gidenler dönecek dedik\nKundakta bebekle yollar gözledik\nGidenler dönmedi askerim aman.\n\nKörpecik fidanlar, hep delikanlı\nKimisi evliydi, kimi nişanlı\nHepsi de kahraman, hepsi de şânlı\nGidenler dönmedi askerim aman.\n\nBir yanda kar tipi, bir yanda ayaz\nÜstümüzde karlar, kefenden beyaz\nDillerden hiç düşmez, Rabb’ime niyaz\nGidenler dönmedi askerim aman.\n\nCephenin yolları, dikenli taşlı\nUmutla bekleyen, gergin telaşlı\nYürekler yaralı, gözler hep yaşlı\nGidenler dönmedi, askerim aman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum da",
        "poet": "Ozan Talat Kurtoğlu",
        "poem": "\n\nGöç eyledim gurbet ele,\nDuran olmaz Erzurum da,\nOzanlara fazla kıymet,\nVeren olmaz Erzurum da.\n\nDosttan yana görmez vefa,\nKader böyle çektim cefa,\nÇile çeker sürmez sefa,\nSüren olmaz Erzurum da.\n\nNe söylesen boşa çaba,\nEmeklerin olur heba,\nNe eş kalır ne akraba,\nYaren olmaz Erzurum da.\n\nGünler geçer biter zaman,\nPalandöken kara duman,\nDertlerine olmaz derman,\nSaran olmaz Erzurum da.\n\nDer KURTOĞLU artık yeter,\nDoğan güneş bir gün batar,\nTerki vatan yerde yatar,\nGören olmaz Erzurum da.\n\nAşık Talat KURTOĞLU \n08.12.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Dağları Kar İle Duman",
        "poet": "Bedihi Kazım Nasuhbeyoğlu",
        "poem": "\n\nBir bant dinliyorum yüreğim yanık,\nBir bant dinliyorum dünyam bulanık.\nRadyom neden böyle davul zurnalık? \n\n                “Erzurum dağları kar ile duman \n                Yüreğimi aldı dert ile verem.'\n\nGazi Palandöken bu muydu düşüm? \nBeynimi karnında taşıyor başım, \nKutsal toprağıma düştü, DADAŞım.\n\n                 “Sizde bulunmaz mı bir kurşunkalem\n                   Yazam arzuhalim, yare gönderem.'\n\nGenci ihtiyarı kucak kucağa, \nAnalar bebeler girdi toprağa, \nTaş, toprak yığarak üçbin ocağa,\n\n                “Erzurum dağına kara giderim \n                Ayvayı bırakıp nara giderim.'\n\nDilim tutuk değil, soramıyorum, \nBen benim yaramı saramıyorum, \nBu nasıl kâbus ki yoramıyorum? \n\n             'Bu yerin güzeli vefalı değil,\n              Vefası bulunan yara giderim.”\n\n                                               1983\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Dağları",
        "poet": "Tamer Oğuzcan",
        "poem": "\n\nBir türküdür be gurban; \nErzurum dağlarında\nacı soğan, acı rüzgar yediğim\ndert ilacı geceler...\n\nGeceler uzun olur gurban\nErzurum dağlarında.\nUzadıkça geceler; \numudum palazlanır,\ntürkülerim şahlanır be gurban\ntürkülerim, şahlanır...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum dağları yosun bağlamaz",
        "poet": "Mahmut Ali Buluç",
        "poem": "\n\nErzurum a vardım parlıyor taşlar\nDökülmüş yollara aç kalan kuşlar\nBuz tuttu gözümden damlayan yaşlar\nBoranın bitmez mi senin Erzurum\n\nHasret kalır dadaş toprağa taşa\nÖrtülmüş araba karla arama boşa\nSon mektubu verdim gökteki kuşa\nYolların buz tutmuş senin Erzurum\n\nErzurum dağları yosun bağlamaz\nKışın buz tutar ırmak çağlamaz\nYazın yaylasında kara bağlamaz\nYedi derde ilaç ilaç Erzurum\n\nBahar gelmiş dağın taşı parlıyor\nKar erimiş de ırmak dere çağlıyor\nÇoban yaylaya çıkmış köpek havlu yor\nYedi derde ilaç ilaç Erzurum\nYedi derde derman derman Erzurum\n\nMahmut Ali BULUÇ 04 09 20 13\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Destanı",
        "poet": "Aşık Sümmani",
        "poem": "\n\nDinleyin Erzurum methin edeyim\nNice yüz bin cânı var Erzurum‟ un \nYârân-ı ahbâba vasfın edeyim\nÖnünde bir kanı var Erzurum‟ un\n\nNe hoş yerde yapılmıştır binâsı\nOrda olur erenlerin duâsı\nİnsana yakışır suya hevesi\nGazi Abdurrahmân‟ ı var Erzurum‟ un\n\nBüyüğü küçüğü eyler hicâbı\nGece gündüz ellerinde kitâbı \nBayı ve gedâsı hep ona tâbi\nBöyle Müslümânı var Erzurum‟ un\n\nBeş on yerde kaynar tekke çorbası \nHakk‟ a zikredici elde âsâsı\nBir ehlullâh Habib Baba türbesi\nKerâmetli insanı var Erzurum‟ un\n\nİran Turan yolu Gümüşlü Kümbet\nToplanır memleket yaparlar zinnet\nYağlanır pehlivân giyerler kispet\nKoçak pehlivânı var Erzurum‟ un\n\nBir pehlivân var idi tarat atlı \nKehlân atlar vardır kudret kanatlı\nBirbirini sürerler at hareketli\nYiğit kahramânı var Erzurum‟ un\n\nDumlu Gölü okşar Cennet Yaylası\nKudret hamâmları var Ilıcası\nYüksektir binası düzdür ovası\nBöyle ulu şânı var Erzurum‟ un\n\nBayburt Karahisar Gümüşhanesi\nHarput Diyarbakır Muş‟ un ovası\nTortum Gisgim İspir yemiş elası\nNe hoş gülüşânı var Erzurum‟ un\n\nSeyre çıkar güzelleri periler\nGören der ki bu cennette huriler\nGüz olunca şam‟ a gider sürüler\nBöyle vezirânı var Erzurum‟ un\n\nSular akar âb-ı hayat her yana \nİçinde çeşmeler var Haziran‟ a \nHer çeşme ayağı kırk değirmene\nAkar bir Seyhanı var Erzurum‟ un\n\nGezsem Urfa Üsküdar Halep‟ i şam‟ ı \nRumeli Selanik gezsem her yanı\nHer kıral elinde söylenir nâmı\nBöyle ulu şânı var Erzurum‟ un\n\nBudur var Erzurum‟ un ahvâli hâli\nBu cihân mülkünde yoktur emsâli\nCümlenin ednâsı cihân abdâlı\nSümmân âşığânı var Erzurum‟ un\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Destanı",
        "poet": "Nuri Peksöz",
        "poem": "\n\nEy düşler diyarı, Hüma’nın yurdu,\nSanki, gül şehrinde pazar Erzurum.\nSevda çiçeğini inciten rüzgâr,\nTufan olur canda tozar, Erzurum.\n\nKalbimdeki çığlar senin karından,\nÖyle bir esrar ki akar derinden,\nYangınlar büyüttüm türkülerinden,\nBir ateştir cana sızar, Erzurum.\n\nAşkın tezenesi sitem telinde,\nKerem Aslısını arar yolunda,\nBir avuç köz kalır canan elinde,\nKalbine alır da ezer, Erzurum.\n\nHer dağ yamacında başka anım var,\nKabirlerde sükût bulan canım var,\nYöre yöre başka adım sanım var,\nGizler mi bu gamı  mezar, Erzurum? \n\nÖfke mi kuşandı, suların derin.\nUzaklarda Senan oldu kederin,\nGezer mi tenhada bir “ Sarı Gelin? ”\nKime yaşmağını çözer,  Erzurum? \n\nÇoruh’la sarhoşum coşkun, deliyim.\nSümmani’ye sunulan bir doluyum,\nBen ki yaratanın mücrim kuluyum,\nNedametim beni üzer,  Erzurum.\n\nVisaline erem diye gelmiştim,\nBiter belki çilem diye gelmiştim,\nTeskin olur yaram diye gelmiştim,\nKimler bu düğümü çözer Erzurum? \n\nMabedinde arınayım ey şehir! \nBir gönül ver barınayım ey şehir! \nBurçlarında korunayım ey şehir.\nYeter bir vefalı nazar,  Erzurum.\n\nDünya efkârın beni ben kıldı,\nNere gitsem sevdan içimde kaldı,\nAşık Emrah oldu, Sümmani oldu,\nSeyyahtır âlemde gezer, Erzurum.\n\nKağnı seslerinde izler silindi,\nAşkın  kitabından sözler silindi,\nAynalar kirlendi yüzler silindi,\nKirlendi insanda nazar,  Erzurum.\n\nBil ki söylenmemiş sözler var daha,\nHayal çöllerinde bulmadım vaha,\nSende döndüm yüzüm ulu dergâha,\nHakk  bilir gizliyi sezer, Erzurum.\n\nUnutma Atba ‘yı bazen yâd eyle,\nİbrahim Hakkı’yla gel  irşat eyle,\nGönlünü gönlüme bir mirat eyle,\nOlsun aşk âleme izhar,  Erzurum.\n\t\t\t\tNuri PEKSÖZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum denilen karlar diyarın",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nÖtüşür dallarda güzel kuşların \nTürkü söyleyerek akar suların \nYaylalara çıkar genç ihtiyarın \nErzurum denilen karlar diyarı \n\nŞimdi kapanır kardan tipiden yolların \nGelinlik giymişsin bir eksiktir duvağın \nBuz tutmuş çeşmen akmaz da suların \nErzurum denilen karlar diyarı \n\nÇatılarda Buzların metreler olmuş \nSaçaktan uzanmış yerlere değmiş \nSıcaklık sıfırın altında otuza duşmuş \nErzurum denilen karlar diyarı \n\nArtık görsün devlet, senin çektiğini \nne ekip ne biçip ne yiyip ne içtiğini \nNe çileler çekip nasıl zor yaşadığını \nErzurum denilen karlar diyarı \n\nHalil Çolak 1.02.2006 \nAnkara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum'du",
        "poet": "Ahmet Zühtü Çelenk",
        "poem": "\n\nErzurum’du, \nGençtim,dinçtim,kaynıyordu kanım.\nElmanın yarısını arıyordu diğer yanım.\nBir çift siyah göz,bakıyordu camdan\nGözüm takıldı,Allah’ım o ne güzel bakıştı.\nSanki bir ok olup yüreğime yapıştı.\nErzurum’du,kardı buzdu kıştı.\nO siyah gözlere,gözlerim alıştı.\nGençtim dinçtim duygularım karma karışıktı.\nŞans,kader işte,gitti başkasının yanına yakıştı.\nYıllarca iç dünyam yüreğimle savaştı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum'dan Kozan'a",
        "poet": "Adnan Deniz",
        "poem": "\n\nDoğu Anadolunun Dadaşlar kenti Erzuruma Sabahın Loş ışıklarıyla indiğimizde soğuk bir hava beklerken ılıman bir hava karşıladı bizi.\nAklıma hemen B. Selçuklu devleti ile 1048’de Bizanslıları yendiğimiz Pasinler Ovası, Saltuklular, Osmanlılar ve Anadolu Selçuklu hâkimiyetleri ve ortaya koydukları eserler geldi. Palandökeni gezmeli, camiileri tek tek dolaşmalı, Erzurum Kongresinin yapıldığı binayı gezerek kurtuluş kararlarının alındığı ortamı iyice içimize çekmeliydik.\nErzurum Hizmetiçi binasına indiğimizde hayallerimizin ilk görüntüsü olan palandöken dağları karlı bir ortamda bizlere bakıyordu. Hemen toparlanarak Palandöken atlama kulelerine ulaştık. Gerçekten çok heybetliydi ve tesislerle beraber Erzuruma ayrı bir hava katmıştı.\nErzurum tabyalarına vardığımızda Tarih öğretmeni ve okul müdürü olan Arkadaşım Mahmut Yıldırımer, 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında Erzurum 'u düşmana karşı savunmak için yapılan ve silahlarla güçlendirilen askeri yapılardır diye tabyaların önemini anlatmaya başlamıştı bile. Gerçekten burcu burcu tarih kokan bir şehirin bütün değerlerini sanki içimize çekiyorduk.\nErzurum kalesine vardığımızda bol bol resim çektirmek ve çekmek nasip oldu.Kalede saat kulesi ve kulenin üzerinde dalgalanan Türk Bayrağı ayrı bir güzellik katmıştı görüntüye.Özellikle saat kulesinden şehrin görüntüsünü net bir şekilde görmek mümkündü.\nAnadolu selçuklu devletinden kalma çifte minareli Medresedeki Çift başlıklı kartalın görüntüsünün Orta asya daki Göktürk devleti hükümdarı Mete Hanı Andırması Sanki Anadolu Selçuklularının üç boyutlu resimle yıllar önce tanışmış olabileceği izlenimini veriyordu.\nŞehirdeki camileri tek tek gezerken ve her camide ayrı bir vakit namazını ifa ederken sanki bütün kutsiyetin üzerimize indiğini hissedebiliyorduk. Caferiye camii, Ulu camii, Murat paşa camii, Gürcü Kapı camii, Boyahane camii, Gürcü Mehmet camii, Esat paşa camii, Taş Camii, Abdurrahman Gazi camilerinde namaz kılmak nasip oldu.\nYakutiye Medresesi ön duvarındaki çift başlı kartal fiğürü en dikkatimizi çeken özelliklerden oldu. Çifte Minareli Medrese, Yakutiye Medresesi Erzurumun bir kültür merkezi olduğunu adeta ispatlar mahiyetinde dimdik ayakta duruyordu.\nÜç kümpetleri gezerken arkadaşımın dikkat çekmesiyle kümpetlerin üst kısımlarında 12 hayvanlı Türk Takviminin her yılının kümpetlerin çevresine işlendiğini adeta duvarlara kazınarak Türk Kültür ve Uygarlığının izlerini günümüze yansıttığını gördük.\nTaşhan parkında dolaşırken, oltu taşından tespihlerin çeşit çeşit vitrinleri süslediğini ve Rus taşı ile adeta yarış halinde satıldığına tanık olduk. Ancak Rus taşının daha ucuz olması Oltu taşının ise el işçiliğine dayanması aradaki fiat farkını bayağı açıyordu. Taşhan parkında sergilenen eski tarım aletleri, kızak ve araba tekerlekleri geçmişi anlayabilmek için görülmeye değerdi.\nErzurum Arkoloji Müzesi, Erzurum Atatürk evi Müzesi, Erzurum Türk-İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi Gezi Güzergâhımız üzerinde yerini aldı. Bol bol bilgi dağarcığımızı yenileyip ve yeni bilgiler eklerken, havanın güzelliğinden hiç yorulduğumuzu anlamadan günlerin geçtiğinin bile farkına varamamıştık.\nTortum şelalesine yaptığımız gezi sırasında yüksek dağ silsilelerinin içerisindeki çok geniş bir alan içinde yer alan o eşsiz mavi güzellik Tortum gölünden başkası değildi. Tortum şelalesine vardığımızda çok özel ve güzel bir şelaleyi izlemenin keyfini yaşadık.\nKurtuluş Mücadelemizde izlenen çizgide önemli belirleyici rol oynayan Erzurum Kongresinin yapıldığı lisenin içerisini gezerken duygulanmamak mümkün değildi. Atatürk’ün, Kazım Karabekir’in oturdukları sıralar, Masalalar, diğer mücadele kahramanlarının resimleri, isimleri, sanki yeniden mücadeleye başlayacak gibi dinç ve diri görünüyorlardı. Bizim duygusallığımız ise hat safhaya çıkmış ve birer tarihçi olarak kurtuluş mücadelesinin ne denli zorlu bir süreçten sonra kazanıldığının idrakine varmıştık.” Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz” sesleri sanki bu eski binanın içerisinde mütemadiyen kulaklarımızda çınlıyordu. Erzurum Havuz başı şehir meydanında Milletimizin Kurtuluş Mücadelesinin bir özeti gibi duran”Ya İstiklal Ya Ölüm”ibaresi bizim Kurtuluş ruhumuzun birer yansımasıydı sanki.\nBütün bu geziler sırasında sürekli Erzurum’a özgü yiyecekleri tattık. Ayran aşı dedikleri(yayla çorbası) her yerde rasladığımız yemek türüydü. En Ünlüsü ise cağ kebabı idi.  (kırmızı et dönerin, odun ateşinde koyun eti ve özel katkı karışımla hazırlanıp yatay olarak ateşte pişirilen türü) ,En çok beğendiğim ise kadayıf dolması olmuştu. Bir de tereyağlı su böreği en çok tüketilen yiyecekler arasında yer alıyordu.\nOtantik Erzurum evleri ve bu evlerin turizm’den pay almak için yapılan çalışmaları, Kümpetler civarındaki otantik Evlerin dekorasyonları ve bu evlerde içtiğimiz kahvelerin tadını herhalde hiç unutamayacağız.\nErzurum Doğu Anadolu’nun”yaylalar içinde en güzel yayla “dendiği eşsiz güzellik. Bir haftalık gezimizde mert ve dostdoğru insanlarınızla, tarihi ve doğal güzelliklerinizle bizlere gösterilen misafirperverliğinizi ve bu güzel aziz vatan toprağını saygıyla hatırlayacağımızdan emin olabilirsiniz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum, Diyarı Rum değil diyarı yâr",
        "poet": "Yunus Bursevi",
        "poem": "\n\nErzurum soğuk bir diyar mıdır sadece? \nDokuz ay boyunca aşkımı yazar karlar hece hece.\n\nSüzülürken gökten yeryüzüne karlar,\nDökülür gönlümden dilime yalansız saf ve temiz mısralar.\n\nSatır satır…….. lur gözyaşlarım her gece,\nHasretinden midir temaşa-i letafetinden mi cevabı hakiki aşıklara ayan bir bilmece.\n\nEvet Ankara da soğuk diyar lakin ben üşümüyorum,\nAşkının ateşiyle yanıp kavruluyorum,\n\nAslım ve döneceğim tek yer var o da Erzurum.\nErzurum’u niye çok seviyorum biliyor musun? \nBir sen varsın diye bir sen yoksun diye.\n\nDiyar-ı Rum imiş an-kara (yalan)  dır.\nYar-i mecnundur ol diyarı Leyla.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Evleri",
        "poet": "Basri Muşlu",
        "poem": "\n\nErzurum Evleri\n  Girmeden içeri hoş geldin eder,\nalır götürürler seni geçmişe,\nTarihe gömerler salarlar düşe\nErzurumda böyle bir yer bilirim.\n\n Kışları aratır tandır başları,\ntazeletir geçmişteki aşkları,\nBuram buram kokar sevda taşları\nErzurumda böyle bir yer bilirim.\n\nBaştaki oyalar hasretten bir hoş,\nkilimler sevdalı çuhalar sarhoş,\ndün ile bugüne görürsün akış,\nErzurumda böyle bir yer bilirim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Gelini",
        "poet": "Fahrettin Köseoğlu",
        "poem": "\n\nErzurum dedikleri dümdüz bir ova.\nKarlar beyaz kuş olmuş, dağları yuva\nAnam, adın dilimde sessiz bir dua.\nİncinirsin, elinden tutamıyorum.\n\nBu odalar bir tek senin mi kaderin? \nYüreğine dert olmuş bütün kederin.\nNe kadardı bu yaran, ne kadar derin? \nParamparça oluyor, bakamıyorum.\n\nKolların çürümüş, iğneler tutmuyor.\nUykun var, doktorlar seni uyutmuyor.\nİlaçlar ateşini hiç soğutmuyor.\nO halini, aklımdan atamıyorum.\n\nYanağımda yaradır son öpücüğün\nYatağında, yanında bak küçücüğün\nSana mı kuruldu bu tören bu düğün\nGidiyorsun, yoluna duramıyorum.\n\nDağlar sarmış Erzurum’un her yanını\nGelin ettik seni salını salını.\nErzurum da anam bıraktın canını.\nGörme anam halimi, kanamıyorum.\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum dur  Sevdam Benim",
        "poet": "Orhan Samih Güllük",
        "poem": "\n\nYorgun  özlemlerimle  yıllara  karşı\nAyrılıklar  kelepçeydi düşlerimize\nSevgiler  umutlar  çıkmaza  yolcu\nBöyle  ayrılacak mıydı  yollarımız\nOysa  ne  hayaller  vardı  hep  yarım kaldı\n\nSen  yine  can örenin gülü\nSen  yine Erzurum un  dadaşı\nBense  dadaşın  aşığı\n\nÖyleydik ya  derya  gözlüm\nÖyleydik ya be  arkadaş\nMertliği kurşun  bozmazdı\nYine  o  dost  bakışlar\nYine  o  amansız  yarışlar\n\nCirit meydanların da savrulurdu gençliğimiz\nUlan Mahmut yine  yaptın  yapacağını\nBak  geliyor  namlı kırat  kavaklım  heyhey \nBir  ciritte sen  salla kadere  be  pala\nNamından  süzülür inan  tüm  kaşlar\nCan örenlim dağ  kokulu çayır  gözlüm\n\nDağ  fırtınaları eserdi  yüreğimize\nSen aldın mı azığı  yanına\nBen  yine  tavşan avına\nKaç  kez yorgun  argın  düşerdik yollara\nDüşerdik dağların  yorgun koynuna\n\nAcı  tatlı  bir  yaz  böyle  geçerdi\nSon  bahar  olunca  donardı  damlar\nNe  yollar  gözükür nede  yolcular\nTilkiler  hovarda kurtlar  cirit  atar\nBirde  olmasa  o  saçlı  kayaklar bide  olmasa\nNice canlar  dizilirdi yol  kenarına\nHer kayıp ın  ardından  yakılırdı ağıtlar\n Şimdi  onlara da  hasret  dilimiz\nŞimdi  ağıtlarımızda yapmacık  gülüm\n\nAma  ben  unutmadım  o  günleri\nHer  anışımda  içerim  sökülür\nHer  dalışımda yüreğim  büzülür\nKolay  değil  hasretleri  içimden  atmak\nKolay  değil  doya do ya  yaşayamadık\nBana  kız  istersen  ister sen  gücen\nDalışlarım  bir  nehir  gibi  boşalır\nKader miydi umutsuzluğu eken yüreğimize\nGurbet miydi hasret  tohumlarını  eken  üzerimize\nGeçtik  ama  o  yollarda  iz  bırakamadık\nDilime  dolaşır  hep  aynı  kelime\nDoya  do ya yaşayamadık\n\nSen  yine  can örenin  gülü\nSen  yine karlı  dağların  beyaz  kekliği\nCeylan  bakışlım zeytin gözlüm\n\nSevdamın  doğduğu  şehir \nAdı  yüreğim  kadar derin\nDadaşım arkadaşım Erzurum um \n\nBu  şiirde Erzurumluya sevdamdır benim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Genciyiz",
        "poet": "Avni Bozkaya",
        "poem": "\n\nErzurum Genciyiz\n\nErzurum genciyiz adımız Dadaş,\nDillerde dolaşır namımız bizim,\nDertliye devayız, yoksula yoldaş,\nEkmeği paylaşır soframız bizim.\n\nPalandöken gibi diktir başımız,\nBurma bıyığımız, hilal kaşımız,\nMertlik, yiğitlikle çarpar döşümüz,\nHak ile buluşur yolumuz bizim.\n\nDostuna sadıktır, sırrına sırdaş,\nVatanın uğruna koyarız can, baş,\nGızlar bacımızdır, erkekler gardaş,\nOğuzca gonuşur dilimiz bizim.\n\nDavul, zurna çalar meydan şenlenir,\nDadaşlar bar ile coşar, eğlenir,\nTey! Tey! sedasıyla yer, gök inlenir \nHançerle vuruşur barımız bizim.\n\nAhlak, iffet ile parlar tacımız,\nBirdir sevincimiz, birdir acımız,\nHainliktir bizim büyük sancımız,\nSoysuza ulaşır kolumuz bizim.\n\nSözümüz senettir, hilafı yoktur,\nHusumet bilmeyiz, muhabbet çoktur,\nGönlümüz zengindir,gözümüz toktur,\nYunus’ la bilişir halimiz bizim.\n\nDadaşa yuvadır güzel Erzurum\nSenin sevdan ile artar huzurum,\nMedar-ı iftihar, güzel gururum,\nTarihle yarışır ilimiz bizim.\n\nEl bastık kur-an’a dönmeyiz asla,\nGeçmesin ömrümüz kederle, yasla,\nDadaş’ım kalbini imanla besle,\nHuzura kavuşur ruhumuz bizim.\n\n\t\t25.12.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Güneşinden",
        "poet": "Turgut Çakır",
        "poem": "\n\nErzurum güneşi daha başka\nO güneşte bilgi\n            bilim\n              kültür var\nO güneşte adalet var\nİnsan bilgiye\n         bilime ulaştı mı kanat olur \nAçar gözler doğan güneşe\nO eşsiz güneşi alınca gözlerine\nGözler olgunlaşır\n           olgun göz özünü görür\nÖzümüz belli\n     sözümüz belli\n          yolumuz belli\nEğer güzelliği göremezsek yolumuz karanlık olur\nKaranlıkta göz göremez\n'Hayatta en hakiki mürşid ilimdir fendir'\nYolumuz bilim yolu\nAmacımız birlik ve dirlik\nÖzümüz belli söylemeye gerek var mı? \nTürk'üz\n'Ne mutlu Türk'üm diyene! '\nErzurum güneşinde adalet buldum\nÇocuk dünyaya gelince ağlar\nAnne onu bağrına basar\nYedirir\n   içirir\n     ninni söyler \nÇocuk gün gelir büyür\n                  okur\n                    okur\n                      okur\nBilim güneşi doğar gözlerinde\nBilim\n   adalet\n     kültür\nVe ardında güneş daha var \nİnsanlık güneşi\nİnsanlık güneşi doğar Erzurum'da\nAnkara alır güneşi gözlerine\n                        büyütür\n                           büyütür\n                              büyütür\nAçar penceresini dünyaya\nYansıtır insanlık güneşini\n                   İngiltere'ye\n                         Fransa'ya\n                             Almanya'ya\nİnsanlık güneşi parıldar \nÖyle parıldar ki \nPırıl pırıl insanlık anıtları doğar\nO güneş ülke ülke dolaşır\nErzurum güneşinde bilimi buldum\nBilim \nAklımızda büyüyen güneştir\nBe o güneşi sevdim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum gülüm",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nDüşenin dostu olmaz diyorlar\nVallahi yalan inanma  gülüm\nBu şehirde yüzlerce insan düşüyor\nHer düşen bedene el uzaniyor\nBurasi nere mi!  Erzurum gülüm \n\nDişarda yürürken çok üşüyorsun\nBir dosta rastlayinca ısınıyorsun\nYüreğindeki sevgiyi hissediyorsun\nBurasi nere mi!  Erzurum gülüm\n\nYazi serin kışı ağır geçiyor\nBaharin yüzünü çok az görüyor\nBu şehirde sicak insanlar yasiyor\nBurasi nere mi! Erzurum gülüm\n\nDim dik ayakta durur asla yıkılmaz\nYalanla dolanla hiç işi olmaz\nYardimi Allah'tan ister kula yalvarmaz\nBurasi nere mi!  Erzurum gülüm\n\nAzla yetinir isyan etmez  şükreder\nSemaya açılır nasırlı eller\nMisafirperverdir bütün yürekler\nBurasi nere mi! Erzurum gülüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum karın bitmezmi",
        "poet": "Mahmut Ali Buluç",
        "poem": "\n\nNe ana kaldı nede bir baba\nTezek kalmadı yanmıyor soba\nDostlarım tükendi her biri oba\nBoranın bitmiyor senin Erzurum\n\nYazmaya başladım gözlerim yaşlı\nBir ahır yapıyorum bitmedi başlı\nBoran çöktü her yana gün dağdan aştı\nBaharın gelmez mi? senin Erzurum\n\nHasret kaldık şimdi toprağa taşa\nUmudum yok çıkmam seneye kışa\nKargalar haber verin bacı kardaşa\nYolların açılmaz mı senin Erzurum\n\nBahar geldi sandım dallarda karı\nÜç beş nöbetim var geceler yarı\nBuz tutuyor ağzımdan çıkan buharı\nBuzdan adam ettin beni Erzurum\n\nMahmut Ali BULUÇ 15 08 20 13\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Güzellemesi",
        "poet": "Mustafa Nihat Malkoç",
        "poem": "\n\nDoğunun kalp gözü, ulu kapısı\nYanık bir türküdür dilde Erzurum\nGüzel Türkiye’min sağlam tapusu\nBuruk bir ezgidir telde Erzurum\n\nDağlar sıra sıra,  sırt sırta vermiş\nAbdurrahman Gazi bir ulu ermiş\nGönül bahçesinden goncalar dermiş\nEmsalsiz ıtırdır gülde Erzurum\n\nŞehir, uykusundan tezden uyanır\nİbrahim Hakkı’sı Hakk’a dayanır\nPalandöken kışın kara boyanır\nBoz bulanık akar selde Erzurum\n\nMoskof’un eli boş döndü kaç kere\nTeslim olur dadaş; Hakk’a, kadere\nGönlünü sürmeler gama, kedere\nBenzersizdir onca ilde Erzurum\n\nDünden yadigârdır Çifte Minare\nSeni özler gönül, gezer avare\nSeslen Palandöken gül yüzlü yâre\nTaşınır gönülde, elde Erzurum\n\nBin yıldır oynanan şirin bar bizim\nErzurumlu Emrah der ki yâr bizim\nDağların koynuna yağan kar bizim\nAkan çayda, esen yelde Erzurum\n\nUlu Cami’mizde okunur ezan \nBu ulu çağrıya uyar kız, kızan\nDürülür defterler gelince hazan \nAk başlı kuğudur gölde Erzurum\n\nAlvarlı Efe’si gönül çerağı\nGül nazarı yakın eder ırağı\nUlu seyyahların en son durağı\nSerap misalidir çölde Erzurum\n\nDadaşlar gece gün dağlara bakar \nAziziye derken, gözden yaş akar\nAna, kuzusuna ağıtlar yakar\nUğruna öleyim öl de Erzurum\n\nYayınlandığı Yer: Somuncu Baba Dergisi/Mart 2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Habip Baba",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nTerk etmiş dünya malını saltanatını\nTellak eder ünlü Osmanlı sultanını\nSırtını keselettirir yıkattırır kendini\nUnutamaz Erzurum Habip babasını\n\nErzurum’u korur kol kanat gerer\nFelaketlere karşı kendini siper eder\nO veliler sayesin de bereket yağar \nRahmetle anar Erzurum Habip babası\n\nHer  kerameti Erzurum da bir efsanedir \nErzurum’u ayakta tutan onların duasıdır\nSadece eskiyen onların mezar kitabesidir\nBen rahmetle anıyorum Habip Babamızı\n\nHalil ÇOLAK 24.12.2008\nANKARA/YENİMAHALLE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Kars Yöresi",
        "poet": "Tarık Torun",
        "poem": "\n\nPalandöken zirvesi güneşin doğduğu yer, \nÇayır çimen üstünde arılar petek petek,\nErzurum yaylaları suları baldan şeker,\nHele gel Ardahan’a yaylalar çiçek çiçek,\nÇoban içli kavalı kayalar keklik sesi,\nKışın en soğuk iklim suda donar nefesi\nTürkiye’nin çatısı Erzurum Kars Yöresi \nMor dağlar dizi dizi yaylada bülbül sesi,\n\nDestandır uzun gece Kars kalesi içinde,\nAni Harabeleri tarihin canlı gözü,\nBeyaz şehadet açar Sarıkamış izinde,\nMikro klima sunar Iğdır’ın geniş düzü,\nTarihler buna şahit destanlaşır öyküsü,\nDillerde dolaşırken Nene Hatun Türküsü,\nKahramanlar vatanı Erzurum Kars Yöresi,\nDuman duman dağlarda Karabekir nefesi,\n\nAras-Kura nazlıca Hazar’ın sevdasında,\nBu dağlar meşe dağlar derelerde buz bağlar\nYitirmiş sevdiğini Sarı Gelin yasında,\nÂşıkların diyarı aşkından dağlar ağlar,\nKınayı getir aney gidiyorum ağlama,\nGurbet kuşu olup da yürekleri dağlama,\nGiderem bu düzünen Erzurum Kars Yöresi,\nDizi dağ peşim sıra dadaş “bura neresi? ”\n\nGeceleri ay düşer donmuş karlar üstüne,\nDamlardan sarkan buzlar, bir ordu edasında,\nMehtap kristalleşir yansır yerde bütüne,\nKorkma soğuk dondurmaz yaşam var havasında,\nGeç gelse de güzeldir umut içeren bahar,\nKafkas’ın sevdasını taşıyan deli rüzgâr,\nDAP burada bir hayal Erzurum Kars Yöresi,\nGel hele yaylalara düğün bayram neşesi,\n\nVuslatına az kaldı hızlı tren gelecek,\nDiyar diyar gurbette gönlü güzel insanlar,\nTarih tekerrür eder senin bahtın gülecek,\nDağların şarkısını çalsın yeni zamanlar,\nBu coğrafya sevdalı gün muhteşem doğacak,\nYeraltı ve yerüstü nice rahmet yağacak,\nTürkiye’nin tepesi, Erzurum Kars yöresi,\nDağlarında bestesi yaylada bülbül sesi,\n\n23.01.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum her yönden vatana can veren toprak",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nErzurum her yönden vatana can veren toprak\nCana canana ruh veren kutsal olan bir toprak\nMüslümanlığı tavizsiz şekilde yaşayan toprak\nAnadolu’ya manevi yönden yön veren toprak\nDostlara güven düşmana korku salan toprak \n\nHalil ÇOLAK 13.11.2009\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Kadınları",
        "poet": "Barış Sevinç",
        "poem": "\n\nEvresini tamamlayamamış\nVe yeşil kozaları içinde hapsolmuş\nBelki de kelebek olmaktan çoktan vazgeçmiş\nYaşlı tırtılları andırıyordu \nErzurum kadınları\nŞeriat yeşili erhamlarının içinde.\nVe kara çarşaflı kadınlar\nKarşı koyamıyorlardı\nSaklamaya çalıştıkları vücutlarını\nŞehvetle okşayan rüzgara.\nSonra da sanki yaşadıklarının utancına varıp\nGünahını inkar eden bakışlarla\nNazlı küçük adımlarıyla\nÖn sıralarından\nYer kapmak için\nKoşuyorlardı cennete.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum kalbimde ayrı değilim",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nErzurum’dan uzakta sanmayın beni\nErzurum gönlümde ondan ayrı değilim\nSıladan uzak, öyle anmayın beni\nErzurum kalbimde ayrı değilim\n\nPalandöken beyaza burunmuş gelinlik kızım\nHasretlik içimde dadaşım dinmeyen sızım\nErzurumlu olmak  kardeş  büyük gururum\nErzurum kalbimde ayrı değilim\n\nDedemin, babamın, anamın yeri \ncanımdır,kanımdır, gözümün feri \nTürkiye’m içimde, bulanmaz eşi\nErzurum kalbimde ayrı değilim\n\nHalil ÇOLAK  28.2.2006 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum iftar sofrası",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nTepsiye endamla oturmuş tatar böreği \nGümüş lengerin içinde bulgur pilavı \nDoyum olmaz tadına hele o çağ kebabı \nÜzerine de yedin mi  kadayıf dolması \nGücüne güç katar Erzurum iftar sofrası \n\nKıymalar, köfteler, sarma sofranın başı \nCanlara can katan hele o bizim ayran aşı \nSofranın başına toplamış fakir ve dostları \nRuhuna güzellik katar Erzurum iftar sofrası \n\nHele demlenmişse semaverde açık çayını \nAcele ile koşar eda eder akşam namazını \nTeraviden sonra konaklarda sohbet faslını \nFikirler edipler sofrası Erzurum iftar sofrası \n\nHalil ÇOLAK Erzurum iftar akşamını özledin \nİftarın habercisi topun sesini az mı bekledin \nYurdundan gelip kendini kardeşim viran etdin \nHayatına anlam katan Erzurum iftar sofrası \n\nHalil ÇOLAK 23.09.08\nAnkara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Lisesi",
        "poet": "Haydar Gezmiş",
        "poem": "\n\nAsırlık lisedir bizim lisemiz,\nOkulda bulunur isim listemiz,\nOnur kattı, ülkemize vardır hissemiz,\nÇocukluk sevgisi serde tertemiz.\n\nNice âlimlerin irfan ocağı,\nÖğrenciye olmuş ana kucağı,\nBize hissettirdi ilgi sıcağı,\nTertemiz, bakımlı köşe bucağı.\n\nErzurum Lisesi yurdun kıymeti,\nÖğrenciye verdi ilim hikmeti,\nHocalardan gördük gerçek hizmeti,\nLisemizde vardır sevgi lezzeti.\n\nEğitim yuvası ta Osmanlıdan, \nErzurum Lisesi oldu sonradan,\nYetişti buradan nice kahraman,\nÜlkemize katkı sunar her zaman.\n\nKimler geldi geçti kardeş ve bacı,\nYuvadan ayrılık tatlı bir sancı,\nBizler konup göçer, Lisemiz hancı,\nMüdürümüz idi Necip Çadırcı.\n\n13.11.2011-G.O. P/Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Lisesi",
        "poet": "Mahir Toksoy",
        "poem": "\n\nVedalaştık ayrıldık\nSeksen beş senesinde\nGüzel günlerim oldu…\nErzurum lisesinde\n\nDün gibi hafızamda\nOkulun ilk günleri\nNasihatle başladı \nÇadırcı’nın sözleri\n\n“Başarının yolları\nDüzen tertip çalışma\nHocalara saygılı\nOl, kimseye karışma”\n\nDisiplin,ilk sırada \nYer alırdı her zaman\nSinirliydi yavuz tan\nMukaddes’ten el aman\n\nSoruyu bilmeyene\nArtı eksi vererek\nMurat TONUÇ tarihi\nAnlatırdı severek\n\nMatematik dedin mi\nİlk sırada gelirdi\nErdoğan sert,ismini\nTüm Erzurum bilirdi\n\nEdebiyat dersleri\nHoş gelirdi bizlere\nLeyla mecnun dedin mi\nKan yürürdü yüzlere\n\n “dilo dilo yaylalar…”\nBütün lise titrerdi\nBeden dersi ayakta\nBaşlar …yerde biterdi\n\nYediğimiz hedikti\nFizikçimiz edipti\nDin dersi öğretmeni\nSıddık keleş …Herifti\n\nResim, müzik bir başka\nHavalarda  geçerdi\nErzurum lisesinde…\nÇok mahirler  yeşerdi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "ERZURUM' LU ASKERiN MEKTUBU",
        "poet": "Binali Kılıç",
        "poem": "\n\nSize meytup yazirem, ben escer ocağında.\nÇıta çimi escerim, tüfencim gucağımda.\nEle bir hoş olirem, ranzali yatağımda.\nCece nöbetlerinde, birahmillar çi yatam.\nBeni merağ etmeyin, rahatam ben, rahatam.\n\nAna,beni düşünme, yemehlerden doyirem.\nMutfağa ben cirirem, soğani ben soyirem.\nGuri yemiş bulanda, ceblerime goyirem.\nBura ele cüzelçi, hancisini anlatam? \nBeni merağ etmeyin, rahatam ben, rahatam.\n\nSabağ iştimasında, en önde cörünirem.\nEğitim esnasında, yatirem, sürünirem.\nAra paydoslarında, cölcede barınirem.\nAtış poligonunda, mermi veriller atam.\nBeni merağ etmeyin, rahatam ben, rahatam.\n\nOnbaşi tokat atir, heyçel çimi durirem.\nÇenara çeçilende, esirem, savurirem.\nCünüz unlar vuriller, düşümde ben vurirem.\nEle cesur olmuşam, yalansa beni batam.\nBeni merağ etmeyin, rahatam ben, rahatam.\n\nAlti yeddi ay sora izin alıp, celecem.\nGomşu gızı Fatmaya, dünürçi cönderecem.\nEle aşığ olmuşam, sanirsan ceberecem.\nBabasi Osman emmi, İnşallahçi gaynatam.\nBeni merağ etmeyin, rahatam ben, rahatam.\n\nAşık Binali celdi, ona dedim derdimi.\nSağlığım çoh yerinde, size heber verdimi? \nMeytubu ona verdim, o size cönderdimi? \nEcer cöndermediyse, cörende ona çatam.\nBeni merağ etmeyin, rahatam ben, rahatam.\n=================================\nBu şiiri Manisa'da askerlik yapan yeğenimi ziyarete gittiğimde,bir Erzurumlu arkadaşıyla yanıma geldiler.Kendi aralarında yaptıkları espirilerden topladığım bilgilere dayanarak,Askerin aşık olduğumu öğrenip bir şiir istemesi neticesi böyle bir eser ortaya çıktı.Sürçi lisan etmiş isem affınıza sığınırım.Öneri ve eleştirilerinize sunuyorum saygılarımla.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Ovaları",
        "poet": "Fethi Siverekli",
        "poem": "\n\nErzurum ovaları\nEğil oy dağlar yıkıl oy daşlar gar yağsın\nYayılır develeri\nHop de yarim ordadır gözü yoldadır\nBu Cumartesi tez gelsin\nOturmuş goyun sağar\nEğil oy dağlar yıkıl oy daşlar gar yağsın\nTerlemiş ağ elleri\nHop de yarim ordadır gözü yoldadır\nBu Cumartesi tez gelsin\n\nErzurum kıştan ağlar\nEğil oy dağlar yıkıl oy daşlar gar yağsın\nKebabı şişten ağlar\nHop de yarim ordadır gözü yoldadır\nBu Cumartesi tez gelsin\nBelini kemer sıkmış\nEğil oy dağlar yıkıl oy daşlar gar yağsın\nAl yanak saçtan ağlar\nHop de yarim ordadır gözü yoldadır\nBu Cumartesi tez gelsin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Radyosu",
        "poet": "Ali Ayçil",
        "poem": "\n\nI.\nEvin dantel işleyeni uyanıyor\nkına ve kuş sesiyle hafifletiyor şilteleri\ngöğe bir ferahlık yayılıyor aralandıkça\naraladıkça ergen kızlar ağustos pencerelerini\n\nII.\nGünü solduruyor bir 'arkası yarın'ın\nodada unuttuğu uzak hayatlar\nne var şu Marry'nin kahkahasında\nboynumda kıldan\nterden ve köpükten yara açacak kadar\n\nNe ağlıyor ne göğsünü dövüyor\nkızıl saçlı 'yurttan sesler korosu'\nçiğnedikçe çürüyor ırlaması ağzında\nkış çarşılarına kar yağıyor\nhani bize yükseklerden seslenip duran huma?\n\nIII.\nKısa dalga\nbin ikiyüz metrede\nbir zangoç çana dokunuyor\n'Demirbank iyi günler diler'\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Olmuş Kar Boran",
        "poet": "Cesaret Berk",
        "poem": "\n\nerzurum olmuş kar boran\nyok gardaşım hatır soran\nkuşuşturup birde yoran\nerzurum olmuş kar boran\n\npalan döken e bakınca\nkalmaz içimde sakınca\ngönüle girmiş yakınca\nerzurum olmuş kar boran\n\nbeyaz örtüsü kalkmasın\ngönülleri mi yıkmasın\nzirvesin den hiç çıkmasın\nerzurum olmuş kar boran\n\ndadaşı merttir onların\ndert görmesin de kolların\nbir bir açılsın yolların\nerzurum olmuş kar boran\n\nbirdir erzurum seçilmez\nüstüne paha biçilmez\ncesaret vatan geçilmez\nerzurum olmuş kar boran\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Sevdası",
        "poet": "Hamza Yaşar Ocak",
        "poem": "\n\nErzurum Sevdası\n\n“Sana dün bir tepeden baktım Ey aziz İstanbul”\n                                       diyor, Yahya Kemal\nBen de sana, seni var kılan \n                  Kale’den bakıyorum\n                                           “Ey aziz Erzurum”\nYa sen beni içine al, ya da ben seni…\n\nİstersen hele dön de bir bak içime\nYa da tabyaları tarayan yaşlı gözlerime\nUlaştıramam asla gözyaşlarımı oradaki şehit kanlarına\nAma onlar senin için yanan yüreğimin sızmasıdır\nYa sen benim gözümle bak sana, \nYada ben  senin gözünle bakayım sana…\n\nKulaklarım geçmiş sevdaları duymak istiyor\nBağrına bir gül yasıyla gömdüğüm\nNeden ses ver miyorsun, \nYoksa sende mi çürüttün..\nYa sen eski sevdalarımı geri ver\nYa da ben sana yenisini haykırayım… \n\nSüzülüyor Palandöken sevdalısına kavuşan gelin gibi\nHasret dolu yüreklerden sızan özlem edasıyla\nHasretini gömmüşüm sevdam ile bağrıma\nYa sen hançerini sapla böğrüme,\nYa da ben yitik sevdalarımı haykırayım sana…\n\n                                  Ramazan Bayramı 2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum sesi davulum benim",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nDavul vuruyor dan, dan\nBen ona hasretim çoktan\nSesi geliyor güzel diyardan\nErzurum sesi davulum benim\n\nHalil Çolak 17.9.2005 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum",
        "poet": "Yunus Tarım",
        "poem": "\n\nErzurum \nFırtınalaın bitkin sesi\nSenden döndün,\nBende sözümüzden\nYalancıyız ikimizde \nNe kadar benziyoruz \nSana ve bana\nSeni depremler \nBeni çileler yıldırmadı\nBelki titredik \nBeraberce geceleri \nAma yüreğimizde sevda\nKavrulduk çöl misali\nSana güneş gülmedi \nBana ise yar \nOysa ne kadar yakındık \nİkisine de\nErzurum \nBeklentilerimiz oldu \nSen denizi düşledin \nGözyaşlarımda \nBense mutluluğu \nAyazlarında\nHep birbirimizi avuttuk \nİki bebek \nSen ve ben Erzurum \nİçimizdeki çocuk \nBüyümeyecek \nErzurum \nFırtınaların bitkin sesi\nBekle hayat güldürecek ikimizi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Şiirleri - Baştanbaşa Enderun ...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nEy Çifte Minareli, Dadaş Yâri Erzurum! ...\nSana yazmak gerekmez, olur olmaz bir yorum,\nSayısız Medreseler, tanıktır tarihine,\nBaştan başa şiirsin, baştan başa Enderun! ....\n\nBaşta olmadın diye, darılma Yakutiye,\nDeğerli bir anıtsın, Erzurum ' a hediye,\nDaha nice yapılar, Palandöken ' e bakar,\nSaymakla bitiremem, bir başlarsak seriye....\n\nUmman üstü kabarcık, Emir Saltuk, Üç Kümbet,\nSelâm edip geçersen, sılaya döner gurbet,\nYaradan ' a okursan, şifa olur Yasînler,\nKalmaz olur içinde, ne sıkıntı ne bir dert... \n\nNevzat  Bilgiç\t\t\nSıla Benim Gurbet Benim\n(Memleketime Şiirler) \nKitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Öğretmenevi",
        "poet": "Mustafa Uğur Alan",
        "poem": "\n\nBir ana bir baba kucağı gibi\nSararsın Erzurum Öğretmenevi\nSımsıcak evimin ocağı gibi\nYanarsın Erzurum Öğretmenevi\n\nArdahan,Edirne,Mersin,Ordudan\nAtatürk yolunda yürüyor yoldan\nStajyer öğretmenleri dört koldan\nToplarsın Erzurum Öğretmenevi\n\nTanıdık yüz arar önce gözleri\nAcemi kuş gibi titrer sözleri\nÖğretmen velinin bir uğrak yeri\nOlursun Erzurum Öğretmenevi\n\nSıladan kopmuştur gurbet kuşları\nÇoğu hasretine çeker taşları\nHer mevsim tabi de hele kışları\nYuvasın Erzurum Öğretmenevi\n\nÖğretim yolunda erkekli kızlı\nEğitir öğretir kararlı hızlı\nUmuda açılan güne yaldızlı\nGecesin Erzurum Öğretmenevi\n\nKulfani gün döner arkası gece\nŞu hayat dediğin gider böylece\nYurdumun bağrından gelen her gence\nAnasın Erzurum Öğretmenevi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Erzurum (Sana Geliyorum)",
        "poet": "Hediye Akçalı",
        "poem": "\n\nÖnce aşkı bulduğum sonra aşık olduğum şehir\nErzurum, sana geliyorum\nKokunu içime çekmeye \nToprağına yüz sürmeye geliyorum\nDünyanın en güzel şehri\nDadaşların cenneti\nErzurum, sana geliyorum\nSende doğmadım sende büyümedim,\nİzin verirsen sende ölmeye geliyorum \nÖnce aşkı bulduğum sonra aşık olduğum şehir \nErzurum, sana geliyorum\nSende Ölmeye Geliyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Şiirleri - Nereye Gitsem Kardaş ? ...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nSizde bulunmaz mı bir kurşun kalem? ...\n\nMescid dağı önünde, pırıl pırıl akar su,\nDadaşlar gibi güçlü, asla yoktur korkusu.\nErzurum insanı bu! ... Paylaşımı bilirler,\nBir yudum aş yemez O, eğer açsa komşusu...\n\nNevzat  Bilgiç\nSıla Benim Gurbet Benim\n(Memleketime Şiirler)\n\nİster Pasinler olsun, isterse Hasankale,\nNe güzel bir adı var, Ilıcalar içinde,\nİster eğlen düşeş at, ister tırman Kale ' ye,\nAsla içinde olmaz, hafta sonu gaile...\n\nÇoğuna isim olmuş, o kırmız al Lâle,\nNereye gitsem Kardaş, Erzurum ' da benimle,\nTaşmağazalar, Lâle, Cami, Çifte Minare,\nHepsi gözüm önünde, koymuş gibi elimle...\n\nNevzat Bilgiç\nSıla Benim Gurbet Benim\n'Memleketime Şiirler'\nKitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Şiirleri - Dadaşlar! ...tey! ...tey! ...tey! ...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\n' Erzurum dağları kar ile boran... '\n\nBayburt ile Erzincan, Ankara ' ya yol almış,\nBingöl, Muş, Ağrı ve Kars, öbür yanını sarmış,\nArtvin, Rize - Kaçkarlar, Horon ile tulumu; \nDavul - zurna sesine, uysun diye saklamış...\n\nBazı gün Atabarı, bazı günler de Horon,\nRenkli camda izlemek, günlerimi dolduran...\nBu güzel Kent ' te beni, yâr hasretidir yakan, \nDadaşlar; ' Tey! ...Tey! ... Tey! ... ' derken, \n\nAsla bölünmez Vatan! ....\n\nNevzat  Bilgiç\t\t\nSıla Benim Gurbet Benim\n(Memleketime Şiirler) \nKitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Şiirleri - Naim Hoca Ve Fatma Ananın Eli ...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nKollarında sıralı, dört telli çifte kaşlı,\nErzurum ilim diyor, yansıtırken topbaşlı,\nGönüllerde eserken, binbir arzunun yeli,\nHanımların dilinde, Fatma Ana ' nın eli....\n\nBir Naim Hoca vardı, Erzurum ' un Dadaş ' ı,\nElinde Rab övgülü, tesbihi Oltu Taşı,\nHalkın sevgilisi O, yitip gitmiş olsa da; \nSevenlerin gönlünde; sevinç dolu gözyaşı....\n\nNevzat Bilgiç\nSıla Benim Gurbet Benim\n'Memleketime Şiirler'\nKitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Terminali",
        "poet": "Seyit Tok",
        "poem": "\n\nDayamışım başımı yorgun duvarlara \nElimde sigaram, \nHasretini doyasıya içime çekiyorum \nSeni düşünüyorum sevdiğim\nErzurum terminalinde.\nErzurum’a kar yağıyor \nYüreğime hüzün\nSeni düşünüyorum sevdiğim \nErzurum terminalinde.\nHayallere dalıyorum o çimen yeşili gözlerin \nCan alıcı bakışların geliyor aklıma \nİçim titriyor ansızın \nSeni düşünüyorum sevdiğim \n            Erzurum terminalinde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum’um",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nErzurum’a lapa lapa kar yağıyor\nGönül her zaman o diyarı arıyor\nDokuz ay beyaz gelinlik giyiyor\nBeyaza boyanmış güzel Erzurum\n\nAğaçlar duvara yaslanmış gelin\nÇeşmelerin etrafı buzla örtülmüş\nYollar kardan  kaybolmuş gitmiş\nBeyaza boyanmış o güzel Erzurum\n\nHalil Çolak 23.10.2005 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum’un pasinler ovası",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nTürkün Anadolu’ya adım atışı\nSeninle başladı pasın ovası\nArkanda yükselir koca kelesi\nAşağında yukarında güzeldi\nSende ayrı bir güzellik var pasin ovası\n\nBir sürü evliya sende yatıyor\nEvlatların dünyaya ışık tutuyor.\nİnsanlar ilhamı senden alıyor\nArayan gerçeği sende buluyor\nSende ayrı bir güzellik var pasin ovası\n\nAşağı pasinde yer alır horasan ilçen\nYukarı pasinde hasan kalesi\nDüşmana korku salan var nişanesi\nÇok zaferler e şahittir yüksek kalesi\nSende ayrı bir güzellik var pasin ovası\n\nAras nehri  toprağın sulayarak  akar\nEtrafına bin bir bereket saçar\nSende her türlü sebzede biter\nGüneş çiçeklerin ayrı güzellik katar\nSende ayrı bir güzellik var pasin ovası\n\nPasinler ovası dadaşım,boz kurt yuvası\nMilliyetçiliğin yıkılmazda çelik kalesi\nKaplıcaların suyu bin bir derdin ilacı\nTürkün yok olmayan yaşayan töre otağı\nSende ayrı bir güzellik var pasin ovası\n\nHorasan ereni  Erzurum yurdun\nKendine erişilmez bir hayal kurdun\nTurnalar ile sılaya haberde saldın\nGurbet ellerini kendine mekanda tuttun\nSende ayrı bir güzellik var pasin ovası \n\nHalil Çolak28.7.2005 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum'un kurtuluşu",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nDoğu Anadolu’nun bağrından kopan Erzurum\nRus demedi Ermeni demedi  her engeli aştı geçti\nBuram buram tarih kokan bu yerlere \nDestanını yazdı geçti\n\nSevin,gül,oyna \nGeç dadaşım bar başına \nNene Hatun  tam karşımda \nGülümsüyor sanki bana\n\nSavaş kazanıldı Erzurum da\nGerek cephede gerek meydan da\nGavur Boğanda, tabyalar da\nDadaşım en önde namlu ucunda\n\nDadaşlar coşar bugün bar başında\nBazen düğün bazen sofra başında\nAşıklar atışır kendi tarzında\nKurtuldu Erzurum 12 Mart’ta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Sanki Yayla",
        "poet": "İsmet Barlıoğlu",
        "poem": "\n\nBu güzel Türkiye 'de Erzurum en büyük il,\nBirçok il onun kadar övgüye layık değil,\nSaygı göstermek için yerlere kadar eğil,\nSaygı bir ruh işidir, elbet değil parayla,\nİstanbul ne ki Zeki, Erzurum sanki yayla.\n\nYüzü aşkın minare; herbiri kalem gibi,\nKavaklar ta göklerde yemyeşil alem gibi,\nGölgeler yere düşer güneşten selam gibi,\nTurnalar geçer gökten bir muhteşem alayla,\nİstanbul ne ki Zeki, Erzurum sanki yayla.\n\nRüzgar masal anlatır Palandöken Dağı 'nda,\nRenkler cümbüş yaparken ayakların altında,\nSes nakışa dönüşür çobanın kavalında,\nDağlar gözü karşılar bir muhteşem ovayla,\nİstanbul ne ki Zeki, Erzurum sanki yayla.\n\nHangi suyu izlesen çıkarsın bir pınara,\nHayranlıkla bakarsın ayna gibi sulara,\nErzurum 'da yaşasan doyamazsın bahara,\nDadaş yay gibi sıçrar Bar tutarken zıpkayla,\nİstanbul ne ki Zeki, Erzurum sanki yayla.\n\nDeğmediyse dudağın hiç Cennet Çeşmesi 'ne,\nSakın 'Ben de dünyada çok su içmişim.' deme,\nDünyalar değerinde yalnız Çifte Minare,\nCamlar gurub altında yarışırlar kalayla,\nİstanbul ne ki Zeki, Erzurum sanki yayla.\n\nRuhlar rahmetler taşır Abdurrahman Gazi 'den,\nÇiçeklere boğulmuş tepelerin üstünden,\nBet-bereket fışkırır toprağın her yerinden,\nÇobanlar türkü söyler kekik kokan abayla,\nİstanbul ne ki Zeki, Erzurum sanki yayla.\n\nDadaş 'a bir konuk ol; aşı-ekmeği senin,\nTek serveti o olsa; yırtık gömleği senin,\nBuz içinde narlanan sağlam yüreği senin,\nDostluk bu Erzurum 'da; bir selam, bir tokayla,\nİstanbul ne ki Zeki, Erzurum sanki yayla.\n\nBir damla bal içinde bin çiçek kokusu var,\nHer kaymak diliminde içine ballar akar,\nSütleri yağ gibidir, kerpiç gibi yoğurtlar,\nDertliler şifa bulur arısının balıyla,\nİstanbul ne ki Zeki, Erzurum sanki yayla.\n\nKekik kokar etleri dana, sığır, koyunun,\nKarpuz-marpuz hep çatlar içersinde suyunun,\nKebabı lezzetlenir ateşinde odunun,\nTike tike etiyle, pilavı, ayranıyla,\nİstanbul ne ki Zeki, Erzurum sanki yayla.\n\nTereyağlı böreği kat üstüne kat olur,\nKadayıf dolmaları yumurtayla yoğrulur,\nErzurum 'dan güzel il dünyada az bulunur,\nEn yoksulu yarışır dünyanın en tokuyla,\nİstanbul ne ki Zeki, Erzurum sanki yayla.\n\nDadaş mangal yürekli doğmuştur anasından,\nDostu için vazgeçer canından, dünyasından,\nDere-tepe geçilmez kekikten, kınasından,\nGökleri yıldızlıdır testekerlek ayıyla,\nİstanbul ne ki Zeki, Erzurum sanki yayla.\n\nHavuzbaşı yüreğin sularda vuruşudur,\nYakutiye tarihin ayakta duruşudur,\nKale sanki Dadaş 'ın bir bıyık buruşudur,\nErzurum boy ölçüşür tarihte her sayfayla,\nİstanbul ne ki Zeki, Erzurum sanki yayla.\n\nFidanlık ve mezbaha ve Seçeme Deresi,\nErzurum 'un yemyeşil, reyhan kokan nefesi,\nNerden baksan görünür eşsiz Saat Kulesi,\nKomesli Hanı bile boy ölçüşür sarayla,\nİstanbul ne ki Zeki, Erzurum sanki yayla.\n\nSaltukiler yaşıyor hala şu Üç Kümbet 'le,\nGümüşlü Kümbet durur Kars Kapı 'da heybetle,\nHasankale dikilir göklere azametle,\nErzurum 'un işi yok köhnemiş kalıntıyla,\nİstanbul ne ki Zeki, Erzurum sanki yayla.\n\nYa Ağa, ya Efendi, ya Paşa her mahalle,\nGeleneği yaşıyor Erzurum elden ele,\nRevadır ki; böyle kent destan gibi söylene,\nAsalet nefes alır Erzurum 'da sırayla,\nİstanbul ne ki Zeki, Erzurum sanki yayla.\n\nKışı tam erkekçedir, bilirsin ki; bu kıştır,\nBakarsın herbir yanda karlar karış karıştır,\nKarlı dallardaki süs güzellikle yarıştır,\nKöylüsü kente iner bıyığında buzuyla,\nİstanbul ne ki Zeki, Erzurum sanki yayla.\n\nSaçaklardan asılır buzların en güzeli,\nKarlara şekil verir rüzgarın  usta eli,\nBöyle kışı sevmeyen ya hastadır ya deli,\nTek bir ressam yapamaz öyle tablo, fırçayla,\nİstanbul ne ki Zeki, Erzurum sanki yayla.\n\nYüreğin en sıcağı çarpar buzun içinde,\nPamuk gibi kar yağar binbir güzel biçimde,\nErzurum 'da güzeldir güzeller de, çirkin de,\nGidenler geri döner küllenmemiş anıyla,\nİstanbul ne ki Zeki, Erzurum sanki yayla.\n\nBarlıoğlu diyor ki; ilime vurulmuşum,\nYaratan 'a şükrolsun; Erzurum 'da doğmuşum,\nSevgiyle, incelikle, akılla yoğrulmuşum,\nKökten Erzurum 'luyum hem anayla, babayla,\nİstanbul ne ki Zeki, Erzurum sanki yayla.\n\n(Hikmet BARLIOĞLU (1933-2003)  'nun\nERZURUM SANKİ YAYLA isimli hece şiirlerinden > 59-64/100)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum tabyalarında",
        "poet": "Nedim Uçar",
        "poem": "\n\nKalenin burcundan ağarırken tan,\nSiperde askerler çelikten bir can,\nTarihin şahidi duvardaki kan,\nAkıyor Erzurum Tabyaları’nda.\n\nKızıla boyanmış kekik yaprağı,\nŞehitler canlanır sıksan toprağı,\nGaziler zirveye şanlı bayrağı,\nDikiyor Erzurum Tabyaları’nda.\n\nKardelen çiçeği yaylada zaman,\nVarolmak tutkusu yaman mı yaman,\nTopdağı’nı saran ince bir duman,\nÇöküyor Erzurum Tabyaları’nda.\n\nOvada ilkbahar, dağ başında kar,\nCephenin önünde Nene Hatun var,\nDadaşlar coşarken Palandöken bar,\nÇekiyor Erzurum Tabyaları’nda.\n\nGökten yere doğru nur yağıyor, nur,\nŞehidi selamlar Tabyada’ki sur,\nBuz kesen havada içimi bir kor,\nYakıyor Erzurum Tabyaları’nda.\n\nTop, tüfek, kan, barut, toz, duman, fişek,\nAl kana bulanmış taş, yastık, döşek,\nYer, gök inilerken binlerce fişek,\nÇakıyor Erzurum Tabyaları’nda.\n\nİsimsiz kahraman mezar taşları,\nBulutlar vadiye döker yaşları, \nYüksek tepelerde huma kuşları,\nŞakıyor Erzurum Tabyaları’nda.\n\nGuruba dalarken akşam güneşi,\nSis çöken dağların Hilal’dir eşi,\nYıllardır sönmeyen sevgi ateşi,\nÇıkıyor Erzurum Tabyaları’nda.\n\nİman dolu kalpler bulurken Hakk’ı,\nCennet Anadolu Türklüğün hakkı,\nAbdurrahman, Emrah, İbrahim Hakkı,\nOkuyor Erzurum Tabyaları’nda.\n\nÇifte minarede ustayla çırak, \nEzan sesleriyle şahlanır Burak,\nAnalar, savaşta yavrudan ırak,\nBakıyor Erzurum Tabyaları’nda.\n\nNedim UÇAR burda arar dengini,\nDoksanüç harbinde bulun kendini,\nÖzgürlük rüzgarı düşman bendini,\nYıkıyor Erzurum Tabyaları’nda.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Ve Sivas Kongreleri",
        "poet": "Nazım Hikmet Ran",
        "poem": "\n\nBiz ki İstanbul şehriyiz, \niste, arz ederiz halimizi\nTürk halkının yüce katına.\nMevsim yazdır, \n919'dur.\nVe teşrinlerinde gecen yılın\ndört düvele teslim ettiler bizi, \ngözü kanlı dört düvele\nanadan doğma çırılçıplak.\nVe kurumuştu\nve kan içindeydi memelerimiz.\n\nBiz ki İstanbul şehriyiz, \nFransız, İngiliz, İtalyan, Amerikan\nbir de Yunan, \nbir de zavallı Afrika zencileri\nyer bitirir bizi bir yandan, \nbir yandan da kendi köpek döllerimiz: \nVahdettin Sultan, \nve Damat Ferit\nve....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Vagonu",
        "poet": "Esra Ocak",
        "poem": "\n\nBu sabah; \n\nAkşamüstü vardı avucumda \ngüneş doğarken.\nDisari ciktim bulamadim \noysa \nAyak izlerini saklamıştım dun  gece avluda\nsen giderken\n\n\n\nBu sevda bitmez demiştin\nAma bak ne oldu sonunda\nNe ben varim nede sevdam simdi\nGittiğin Erzurum vagonunda\n\nBu öğlen; \nDün gece vardı kollarımda\nKuslar cıvıldarken\nSeslendim duyuramadim\noysa\nBana seslenişine boyamistim duvarlari \nsen giderken \n\n\nBu sevda bitmez demiştin ya hani\nBak ne oldu sonunda\nNe ben varim nede sevdam simdi\nGittiğin Erzurum vagonunda\n\n Bu aksam \nOgleden sonra vardi huzursuzlugumda\nYuregime indim iki merdivenle ama kapisini acamadim\nAnahtari  da goturmussun  giderken yaninda\n\n\nBu sevda bitmez demiştin\nAma bak ne oldu sonunda\nNe ben varim nede sevdam simdi\nGittiğin Erzurum vagonunda\n\n\n\nBu gece anladim ki artik yoksun hayatimda\nGünlüğümü  actim son yapragi da doldurdum anılarla\nSensizligi yazayim diye dusunurken yalnizligimla\n\nBiliyorum ki\n\nNe ben varim\n\nNe de sevdam simdi\n\nYürüdüğün  Erzurum yollarinda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Yanıyor...",
        "poet": "İsmet Barlıoğlu",
        "poem": "\n\nŞube: 9-91122-2518\nKonu: Erzurum Yanıyor adlı senaryo Hk.\nHikmet Barlıoğlu\nMalta Akdeniz Caddesi\nŞemseddin Sami Sokak\nŞener Apartmanı No: 7\nFatih - İstanbul\n\n'Erzurum Yanıyor' adlı senaryonuzun filme çekilmesinde bir mahzur olmadığına dair ilgili komisyon tarafından verilen 29/6/1963 gün ve 174 sayılı kararın size tebliğ edilmek üzere 2/7/1963 tarih ve 80843 sayılı yazımızla Erzurum Valiliği 'ne gönderildiği dosyanın tetkikinden anlaşılmaktadır.\nKeyfiyet, mezkur valiliğe yazdığınız 19/6/1963 günlü dilekçenize karşılık olarak tebliğ olunur.\n(İmza) \nSabri Sözer\nMüsteşar Muavini\nİçişleri Bakanı Y.'\n\nHikmet Barlıoğlu 'nun merak edenlere bir küçük not olarak...)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum Yayladır Yayla",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nErzurum yayladır yayla\nKış Aşık olmuş Bahara\nFırsat vermez Yağmur yağa\nYağmur yağar, Kar da yağar\n\nİki mevsim birden yaşar\nÖğlene kadardır Bahar\nHavada yine bir hal var\nYağmur yağar, Kar da yağar\n\nHer dereden sular gelir\nGörülmeye değer ildir\nİlk Bahar burda güzeldir\nYağmur yağar,Kar da yağar\n\n                                          16.4.2007\n                                           Erzurum / zernişan Aydoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum ve Kars Depremi",
        "poet": "Şükrü Toprak",
        "poem": "\n\nSene bindokuzyüz seksen üç yılı \nSayısız yaralı bin üçyüz ölü \nKimi mecnun olmuş kimisi deli \nKadir Mevlam böyle yazmış yazıyı \n\nBüyük bir acıdır, büyük bir tasa \nKoca Türk Milleti büründü yasa \nKime ne diyesin kim kime küse \nKadir Mevlam böyle yazmış yazıyı \n\nErzurum çevresi ve Kars İlleri \nÇok perişan vatandaşın halleri \nYağmur, kar, fırtına tutmaz elleri \nKadir Mevlam böyle yazmış yazıyı \n\nHorasan ilçesi, Narman Bucağı \nYıkılmıştır nicelerin ocağı \nBoş kalmıştır anaların kucağı \nKadir Mevlam böyle yazmış yazıyı \n\nOlay çok acılı hem de karalı \nGönül matemlidir yürek yaralı \nErzurum’dan Kars’dan hepsi oralı \nKadir Mevlam böyle yazmış yazıyı \n\nFelakete maruz kaldı o canlar \nIrmak olmuş akar sel gibi kanlar \nHışıma uğradı nice insanlar \nKadir Mevlam böyle yazmış yazıyı \n\nErzurum, Erzincan, Kars ile Van’ı\nFelaket bölgesi her taraf yanı \nBu topraklar yedi nice insanı \nKadir Mevlam böyle yazmış yazıyı \n\nNe bahçeler kaldı ne de bağları \nDüz ovaya döndü yüksek dağları \nZarar gördü Erzurum’un köyleri \nKadir Mevlam böyle yazmış yazıyı \n\nKarışılmaz hâşa böyle bir işe \nHer zaman çekilir gelenler başa \nBaşımız sağ olsun ey Kenan Paşa \nKadir Mevlam böyle yazmış yazıyı \n\nHey âşık Şükrani uzatma sözü \nTürk Milletinin de kan ağlar özü \nİmtihan eyliyor yaradan bizi \nKadir Mevlam böyle yazmış yazıyı \n\nŞükrani\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzuruma Dair",
        "poet": "Emel Oruç",
        "poem": "\n\nyine kar yağıyor,yine gelinliğini giyiyor erzurum..rüzgar dağıtıyor pervasızca bu beyaz mutluluğu.kimi zaman yıllardır dikilmekten yorgun düşmüş bir çamın tepesine,kimi zamansa hoşnutsuz gönüllere dokunduruyor o beyaz elini.\nyazdan sonra hiç hazan gelmiyor burası direk kışa teslim ediyor kendini.bir de gurbetlik var en derinde hissettiren.iliklerine kadar hissediyor insan hasreti,özlemi,yalnızlığı...hiç başka birşey doldurmuyor bu acımasız eksikliği.yorgun düşüyor bazen sığınacak bir liman aramaktan,mutsuzluktan.herşeye rağmen üşütüyor adamı bu zalım şehir..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzuruma Kar Yağıyor",
        "poet": "Fazilet Özcan",
        "poem": "\n\nKar yağıyor Erzuruma\nHele bakin şu duruma\nYaza girdik derken simdi\nNeşe geldi bak yurduma...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum yurdum",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nYunusların aşkı dadaş sende yaşar \nHacı Ahmet baba Horasana.şan katar \nDuducu köyünde Tapduk Emre yatar \nBenim güzel anayurdum.baba yurdum \nManevi güzellik dolu Erzurum yurdum \n\nAbdurrahman gazi  türbesi paladökende. \nÇifte kardeşler dağın eteğinde.yatmakta \nHabip baba aynı yurtta nazar etmekte \nBenim güzel anayurdum.baba yurdum \nManevi güzellik dolu Erzurum yurdum \n\nErzurum’da evliyalar canım bitmedi \nAbu İsak hatırımdan asla gitmedi \nDumlu baba dağa vermişte adını \nBenim güzel anayurdum.baba yurdum \nManevi güzellik dolu Erzurum yurdum \n\nİbrahim Hakkı Hz.aslen Erzurum yurdu \nAlvarlı Efe Alvar’da manevi otağı kurdu. \nHasan baba o güzel diyara adını verdi \nBenim güzel anayurdum.baba yurdum \nManevi güzellik dolu Erzurum yurdum \n\nÇoban dede arasa tarihi köprüyü kurdu \nTekman’la Hınıs’a tarihi bağlantı kurdu \nToparlak baba toparlak köyünde divanı kurdu \nBenim güzel anayurdum.baba yurdum \nManevi dinamitlerle dolu Erzurum yurdum \n\nKesik baş derler eren senin namına \nBaşın bir yerde yatar,gövden bir yerde \nEvliya Mısri Zinnuni senin yanında \nBenim güzel anayurdum.baba yurdum \nManevi güzellik dolu Erzurum yurdum \n\nRabia hatun kadınları ir şad eden evliya \nÇakır baba Norşen yöresini boğardı nura \nZiyaretli köyü ayrı efsane olan bir yöre \nBenim güzel anayurdum.baba yurdum \nManevi güzellik dolu Erzurum yurdum \n\nHorasan baba yüksek bir yerde \nKaranlık ziyaret merkezi yerde \nÇoban dede arasın üstünde harika yerde \nBenim güzel anayurdum.baba yurdum \nManevi dinamitlerle dolu Erzurum yurdum \n\nNarman yol ortasında yatar Etem baba \nHınıs sahip çıkar Şeyh ev dileli dağında \nÇatlı baba dereli de gitti hakkın yolunda \nBenim güzel anayurdum.baba yurdum \nManevi güzellik dolu Erzurum yurdum \n\nSüleyman efendi karayazıda divanı kurdu \nAlacalı şey iğ Yusuf şeriatta ona da uydu \nŞeyh Abdülkerim,şeyh Resul aynı yolda buldu \nBenim güzel anayurdum.baba yurdum \nManevi güzellik dolu Erzurum yurdum \n\nHorasan ereni de ermişlerle divan kurdu \nHakka giden erenler bu vatanı korudu \nErzurum da erenlerin yurdu mekanı oldu \nBenim güzel anayurdum.baba yurdum \nManevi güzellik dolu Erzurum yurdum \n\nHalil Çolak 9.8.2005 Yenimahelle /Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum yurdu",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nSıla hasreti sardı da kardeşim beni\nTaşı ile toprağıyla özledim o nu\nAyazı, soğuk olsa da severim onu\nSıla denilen güzel Erzurum yurdu\n\nKar yağıpta metreleri bulsa da\nBütün binalar altında da kalsada\nKardan yollarda tünellerde olsa\nÖzledim Erzurum denilen yurdu\n\nSıcaklık eksi kırk değil elliye vursa\nHer anı kar ile karışık boran tipide olsa\nİnsanlar buzlarda kayıp yerlere düşse\nYine candan severim Erzurum yurdu\n\nHorasan ereni Erzurum ak olan diyar\nHer güzellik dadaşım ona da uyar\nKış geldi mi beyaz gelinlik giyer\nBeyaz örtüyü sever Erzurum yurdu\n\nHalil Çolak 20.9.2005 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzuruma Kar Yağar",
        "poet": "Abdulkadir Özdem",
        "poem": "\n\nErzurum'a kar yağar, \nAma her an\nAydınlıktır Erzurum.\nAydınlıktır her zaman\nIşıl ışıl gecelerde \nEtrafım karanlık ama\nGönlüm apaydın.\n\nErzurum'a kar yağar, \nAma her an\nSıcacıktır Erzurum.\nSıcacıktır her zaman\nSoğuk ve sessiz gecelerde\nEllerim üşüyor ama\nGönlüm sımsıcak\n\nErzurum'a kar yağar, \nAma her an\nÇiçekler açar Erzurum’da\nÇiçekler açar her zaman\nYaz kış demeden\nErzurum rengarenk\nGönlüm çiçek bahçesi\n\nErzurum'a kar yağar, \nAma her an\nSular akar Erzurum’da\nSular akar her zaman\nErzurum pınarlarında\nGönlüm dopdolu\n\nErzurum'a kar yağar, \nAma her an\nPalandöken haykırır.\nPalandöken haykırır her zaman\nGece ve gündüz demeden\nPalandöken heybetli\nGönlüm senle Erzurum\n\nErzurum/12 Eylül 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurumda",
        "poet": "Hamza Kaya",
        "poem": "\n\nKurbanım  Erzurum’un  dağına  taşına\nBir  dadaş  sevdim  Eylül  başında\nErzurum  şahitti  aşkıma\nNe  bir  avuç  toprak, ne de  erini  verdi  bana \nBeyazlarla  gönderdi  sılama\nBitti mi  mermerler  Erzurum’da\nŞu  kadarcık  bedenim  sığmadı mı  toprağınıza\nSahipsiz  bıraktınız  mezarımı  Ankara’da\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurumda Sonbahar",
        "poet": "Onur Alan",
        "poem": "\n\nKış mı desem yaz mı bilmem.\nYapraklar sararmış,camlar buğulu; \nKaldırımlar ıslak,palandöken puslu...\nYok yok uzak bu şehire bahar! \nBu gördüğüm sonbahar.\n\nYükseklerde bu şehir,bulut mu bilmem.\nEndamı sert,insanı mert; \nKarından,kışından kaçanı namert.\nYok yok ne kış ne bahar! \nGüzeldir Erzurum'da sonbahar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurumlu Umudum Baba",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nKış ayında Bağdat’tan getirir hükümdara salatayı\nAtları da yemlemek için kış ayın taze verir yoncayı\n Köyün adına verirler ulu veli olan Umudum Babayı\nSultan Murada ikram eder kerametiyle güzel sofrayı\nGit Erzurum da ziyaret et Erzurumlu umudum babayı\n\nHalil ÇOLAK 23.12.2008\nANKARA/YENİMAHALE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurumlu Dumlu Baba",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nBuz dolabından daha soğuk suyudur\nHorasanereni Dumlu Baba suyu bulur\nGökyüzünden suyu yere baba indirir\nErenler dergahını da dağa kurdurur\n\nYanan gönül su içtimi harareti son bulur \nKarasu olur bıkmadan uzun yola koyulur\nTercan’a varınca azgın Fırat’ta yine o olur \nCennet suyu olan gördüğün Dumlu baba \n\nTürbenin etrafına renk,renk çiçek ekmişsin \nKoyunları,kuzuları dağın eteğine salmışsın\nAhmet yasevi dergahından ilham almışsın\nSuyunda içenlere ilham verir Dumlu Baba\n\nKış oldu başından bilirim dumanın gitmez\nBu deli gönül Dumlu Baba asla unutmaz\nYağmurlu karlı havalarda Dumlu görünmez\nErzurum’a sen kol kanat ger Dumlu Baba\n\nYolarım uzak şimdi gelemiyorum ben sana\nEmanet ol yolundan ayrılmadığın yaratana \nSaygım sonsuzdur Dumlu babam hep sana\nVatanı  vatan yapansız atam Dumlu Baba\n\nHalil ÇOLAK 23.12.2008\nANKARA/YENİMAHALLE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurumda bir güzel erzurum bir başka güzel",
        "poet": "Cemil Özdemir",
        "poem": "\n\nDadaş diyarı derler ezelden beri\nPalandöken dağlarında eksilmez karı\nHasankale çermiktedir kaplıcaları\nErzurumda bir güzel erzurum bir başka güzel\n\nOltu taşı tesbihidir sabır duası\nİnci boncuk süslemesi cabası\nTortum da şelalesi varmı acep lalesi\nErzurumda bir güzel erzurum bir başka güzel\n\nGel narman da kanyonları gezelim\nSanki cennet kuşları orda bezeli\nIlıca akdağda patlatalım gazeli\nErzurumda bir güzel erzurum bir başka güzel\n\nTandır ketesi tatar böreği mangal gibidir yüreği\nHangel mantısı çaşır kavurması yer güzelleri\nPıtpıt haşılı ayran aşını içer çoktur aşığı\nErzurumda bir güzel erzurum bir başka güzel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Es Be Rüzgâr",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nEs be rüzgâr başımdan, var git yârin yurduna,\nDuydum ki ağlıyormuş, sor bakalım derdi ne,\nPişmanlık duyuyorsa, bana yaptıklarından,\nGeç kaldı bittim artık, yar arasın kendine\n\n22 Ocak 1991- Salı / Bilecik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurumspor",
        "poet": "Şadan Yenişafak",
        "poem": "\n\nErenlerin dıyarı\nAşığın gerçek yari\nAşk ile söndür narı\nErzurum dadaşları\n\nRenkleri mavi beyaz\nİsmini tarihe yaz\nBaşarını bekliyor\nErzurumlular bu yaz\n\nFutbolun beşiği ol\nBaşarı eşiği ol\nHer maçında atılsın\nGalibiyet için gol\n\nŞimdi daha sımsıkı\nKenetlensin tüm şehir\nDadaşın yüreğiyle\nNice başarı gelir\n\nHaydi Erzurumspor\nHer maçta güzel skor\nRekorları kıracak\nBu yıl Erzurumspor\n\nAnadolum uyandı\nHeyecanla coşuyor\nErzurumspor ile\nZaferlere koşuyor\n\nBankasya Süper ligle\nAçılacak tüm yollar\nSana elbet yakışır\nErzurum şampiyonluklar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Es",
        "poet": "Ruhi Hatunoğlu",
        "poem": "\n\nEsmerimsin\nLeylamsın\nİmgemsin\nFidanımsın güzelim\n                            2004/ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Es Bâd-ı Sabâ",
        "poet": "Ahmet Yüksel Şanlı Er",
        "poem": "\n\nEs bâd-ı sabâ, bağrıma tan vakti çıkarken\nGönlüm neşe bulsun, bu sabah gün doğuyorken\nEs bâd-ı saba, bağrıma gönlüm neşesiz bak\nGönlüm neşe bulsun, bu sabah gün doğuyorken.\n\n(Mef’ûlü & Mefâîlü & Mefâîlü & Feûlün) \n\n16 Kas. 16\nAntalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "** ERZURUMSPOR MARŞI (1) (şarkı - mp 3) **",
        "poet": "Ali Haydar Kırbaç",
        "poem": "\n\nŞeref senin şan senin\nNamağlup ünvan senin\nDoğudan doğar güneş\nBastır Dadaşım benim\n\nMAVİ - BEYAZ- MAVİ- BEYAZ\nAL  DADAŞIMI  TARİHE  YAZ\nMAVİ - BEYAZ- MAVİ- BEYAZ\nCEMAL GÜRSELDE TARİH YAZ\n\nHadi hadi ALLAH aşkına\nRakip dönsün şaşkına\nŞampiyonluk yakışır\nYakışır Dadaşıma\n\nCoşkun sel olup akar\nPalandökenin karı\nLiglerde fırtına var\nEser Dadaş rüzgarı\n\nsöz - müzik\n(1985)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Es",
        "poet": "Ahmet Turan Altunsu",
        "poem": "\n\nes! .. râyihası donatsın da kâinatımı\nseçerek en nadide kokulu çiçekleri\nbir bir okşa, dokun, al ve hiç durmaksızın es! \nrâyihanla onurlandır son saltanatımı...\ndileğimdir senden son bir nefes, son bir heves...\nes! .. ıslığında yankılansın da yârin sesi\nes! .. ayazları ısıt ve baharı kucakla...\nes! .. sevince dönüşsün yasın, efkârın sesi! \n\nes! .. uzakları yakın et; al, getir yanıma\nşehirleri köyleri bırak; yaylalardan gel! \nrenklenirken ufukta kızıl bir gün batımı\nyâr ile yepyeni bir hayat kat hazanıma\nşekillendir yeniden perîşân hayatımı...\nes! .. özgürce ünlesin bülbülün nârin sesi\nes! .. ezginlikleri bırak, vakarı kucakla...\nes! .. ebediyyen kesilsin şu ağyarın sesi! \n\n04. 04. 2009\nAnkara\n\n...ahtual' den...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Erzurumun Dadaşları*",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nKara kaşlı kara gözdür\nEsmer tenli güler yüzdür\nYalan bilmez sözü sözdür\nErzurumun dadaşları\n\nGözü toktur başı diktir\nEli açık gönlü merttir\nBu alemde o hep tektir\nErzurumun dadaşları\n\nHile bilmez yalan bilmez\nSevdiğine sırt çevirmez\nCanı verir sırrın vermez\nErzurumun dadaşları\n\nHaya ön pilanda gelir\nBunu cümle alem bilir\nNamuslu ve iffetlidir\nErzurumun dadaşları\n\n      Erzurum  /  zernişan Aydoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Es Bre Deli Rüzgâr Es",
        "poet": "Zekâi Budak",
        "poem": "\n\nEs bre deli rüzgâr es ruhum sana emanet\nAl götür uzaklara bilmediğim bir yere\nKin burda mihnet burda yine burda ihanet\nİkmâl için bir ömrü ölmek niye bin kere\n\n(Kadıköy / İstanbul - Temmuz 1974)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Es Seyyid Sultanım Kar Yağdı Baba",
        "poet": "Umut Gürses",
        "poem": "\n\nGeldim didarına Yüzümü Sürdüm\nEs Seyyid Sultanım Kar Yağdı Baba\nCanımı Toprağa ben böyle verdim\nEs Seyyid Sultanım Kar Yağdı Baba\n\nİsmim Mehmet Ali Cismin Hak Nuru\nHü deyip Yağdırdın Sen yazın Karı\nFUKARA Dervişin sensin Baharı\nEs Seyyid Sultanım Kar Yağdı Baba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eş'şeklik Bâkî",
        "poet": "Ahmet Refik Tavşanlı",
        "poem": "\n\nPara, Pul:\n...Çâresizliği  Giderir...\n......Eş’şek lik  Bâkî..!          \n\n.........+.........\n\nÇaput, Çul: \n...Çıplaklığı  Giderir...\n......Eş’şek lik  Bâkî..!          \n\n.........+.........\n\nTahsil, Okul: \n...Câhilliği  Giderir...\n......Eş’şek lik  Bâkî..!          \n\n.........+\n\n(Şiirsel leştirilmiş  Özdeyiş)\n\n \nAhretahû\n21.01.2001\n.(14.11) . \nKarşıyaka\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Es Geçiyor",
        "poet": "Halil Kesken",
        "poem": "\n\nHayat kısa gülüm hey\nNefes nefes geçiyor\nMutluluk dediğin şey\nBeni hep es geçiyor\n\nOk ayrılmış ikiye\nHedef beni ya, niye? \nDertler tam onikiye\nMutluluk es geçiyor\n\nAşklar eğreti durdu\nSeven sırtımdan vurdu\nHüzünler beni buldu\nMutluluk es geçiyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Es Es Es Ki Ki Ki Es Ki Es Ki Es--Bir Zamanlar Eskişehirspor",
        "poet": "İsmail Uysal Özden Özgür",
        "poem": "\n\nEs es es    ki ki ki    es ki es ki es\nHop hop hop    güm güm güm\nKırmızı şimşek hey hey hey\nAman es es\nYavaş es\nFener Cim bom Beşiktaş\nEttiler pes\nGöz göz altay trabzon\nHani nerde\nSaklanmışlar bir yerde sereserpe\nBak bak orda biri var\nAdı Fethi gol atar\nŞaşırmaz asla Ender\nFethi Nihat Ender\nFilelere gönder\nTop Burhan'da Burhan şut\nKaleci tut\nUçtu uçtu kaleci uçtu \nEtekleri tutuştu\nLibero Nuri vurdu\nRakip dokuz doğurdu\nBak hele bir şuraya\nMümin de top sürüyor\nDefterleri dürüyor\nAman es es\nYavaş es\nRakiplerin dedi pes\nEs es es   ki ki ki    es ki es ki es\nHop hop hop    güm güm güm\nKırmızı şimşek    hey hey hey\n\nEskişehir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esad'ın Arkasında",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nİki kutuplu dünya, hala gündeme hakim,\nAmerika ve Rusya, eğemenlik peşinde,\nOnlar onaylamazsa, her eylem kalır akim,\nHiç rahat bırakmazlar, Müslümanı işinde.\n\nEsad'ın arkasında, Rusya İran duruyor,\nEsad kendi halkına, zulüm ile vuruyor,\nDiktatörler ölmeden, zulümden vazgeçmezler,\nMuhalefet Esad'sız, Suriye düşünüyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Es-selam!",
        "poet": "Aynur Yazıcı",
        "poem": "\n\nEllerimde güllerin kanatan dikenleri\nYüreğime batan bu kaçıncı iftirak\nBütün bıçaklar dursun, dursun artık hep geri\nYusufu görenlere saplanmalı bir mızrak\n\nSeferin en onulmazı hedefsiz olanıyken\nÇarıksız, kumlar sıcak, gönül kalmış çorak\nSelamsız gitme dur, henüz çok erken\n'Ben'i 'ben'den al artık, sen 'ben'i Ona bırak.\n\n10.08.2006-Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Es geçti",
        "poet": "Tuncay Akdeniz",
        "poem": "\n\nAdım,adım gezdim ben bu gurbeti\nBen bir adam olamadım es geçti\nSarmış dillerini yalan gıybeti\nDoğru sözü duyamadım es geçti\n\nBazıları doymaz mülke paraya\nSıra beklemezler girer araya\nDayısı olanlar girmez sıraya\nBir aracı bulamadım es geçti\n\nAcil gittim bakın dedim hastaya\nBekle sıran gelir dedi haftaya\nDoktor bile düşmüş kara borsaya\nSıra bile alamadım es geçti\n\nYaş geçti evlilik aklıma düştü\nEv araba dedim kızlar yanaştı\nAna baba vardı oda vaz  geçti\nNikah bile kıyamadım es geçti\n\nŞu şehir in bitmez oldu çilesi\nAkşam eve boş geliyor filesi\nKarın doyurmaz ki hazır  çorbası\nBir gün olsun doyamadım es geçti\n\nDertlerimle kader aldı araya\nBoşuna gelmişim yalan dünyaya\nTuncay in gemisi vurdu karaya\nBir ummana dalamadım es geçti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Es geçtik",
        "poet": "Remzi Çakmak",
        "poem": "\n\nGün batımı  güz çatımı \t\t\t\nBirazda serde haylazlık \t\t\t\nVe dönüp yine eski kucaklarda aşkı aradık \t\t\t\nArkamıza bakmadan yürüdük \t\t\t\nDünya yuvarlak bunu  es geçtik \t\t\t\nVe tekrar koşulası istenilen hayata susadık \t\t\t\nYeniden başladık ve geç kaldık  \t\t\t\nİsyanlarda tükettik asırları \t\t\t\nYeniyi bulmakta kaybettik değerleri \t\t\t\n\nKeşkeler çoğaldı  nafile \t\t\t\nZira ne biz aynıyız ne zaman  \t\t\t\n\nSerde serserilik  \t\t\t\nGözde sonsuzluk \t\t\t\nSonsuzluk başa dönmektir bunu  esgeçtik  \t\t\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esaret",
        "poet": "Cafer Orhan",
        "poem": "\n\nBoynumda ipler \nardımda zaman \nzamanla saklambaç nereye kadar \n\nHey zaman! \nyenilmeyen kahraman \ngöbeği gün yüzü göremiş pehlivan \n\nGeri aldın tüm verdiklerini \nne var ki sen de yaşlanmaktasın \nyoksa hüsran, matem bana armağanın mı? \n\nSaçlarımın akı, kırı \nbilmem ne zamanın karı, kışı \niki tel siyahı mı? \nminnettarım sana zaman\nne de olsa kahrımın nişanı\n\nSen de şaşmıyormusun insanlara? \nölüm acı diyorlar \nsanki hayat çok tatlı....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esaret",
        "poet": "Ali Ulvi Tutkun",
        "poem": "\n\nkötülüklerimizin esiriyiz!\niçimizdeki kötülükleri terk ettiğimiz an kardeş olacağız \n           kardeş olduğumuz zaman özgürleşeceğiz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esaret",
        "poet": "Ali Mert",
        "poem": "\n\nTut elimi tut,  ver bana cesaret,\nHapsoldum gönlüme, bitsin bu esaret.\n\nAç kapımı aç, beş boğumludur kilit,\nBen yalnız çıkamam, önümden sen git\n\nVer dosyamı ver elime gideyim,\nBekleyenim var, işte geldim diyeyim\n\nElimi tut, kapımı aç, dosyamı ver,\nGölgemdir esaret benimle kabre girer. \n\n\t\t18/04/2010 PAZAR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esaret",
        "poet": "Ahmet Pekiyi",
        "poem": "\n\nÖlüm ki bana göre Yüce Yaradana kurbet\nSenin için şu yalan cennete sonsuz bir gurbet.\nPişman olacaksın Ey Ebleh bu nasıl cesaret? \nÖzgürlük diye yaşadığın şey; nefse esaret.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esaret",
        "poet": "Bülent Albayrak",
        "poem": "\n\nBedenime hayat veren yüreğimde,\nOrkidelerle kaplı bir bahçe ayırmıştım.\nVe o bahçede sıkıldığında,\nYüzebileceğin bir havuz bırakmıştım \nHafızamda sana.\nGülümsemenin büyüsüyle bozulmuştu,\nDilimin esareti ve titreyen parmak uçlarımın uyuşukluğu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esaret",
        "poet": "Nurten Aktaş",
        "poem": "\n\nÖzgürlük için tutsaklık\nBir devle cücenin selamlaşması\n\nOda dolusu özgürlük\nTutsaklığım\n\nAyrıntısızlığım, ayrıntılarda\nAcılar biriktiriyorum yarınlara\n\nDans\nYaşama duyulan özlem\nSürünme sürecin gölgesinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eş Dost",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nbaşına tüner\nvarlığındayken eş dost\ntaşına süner\ndarlığındayken eş dost\n\naç mısın demez\nsöylemekten kaçınır\nsöylesen yemez\nyarlığındayken eş dost\n\nkarınca üzmez\nyalnız gezmez dosttur hep\nbölüşür varsa\narlığındayken eş dost\n\n 1003106denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esaret",
        "poet": "Arif Karakum",
        "poem": "\n\n\nSen başka bir yerde\nKaranlık bir alemde\nKaranlık bir masada \nSönmeye yüz tutmuş bir mum\nBaşka bir adamla\nAdamın rakısı bitmiş kadehinde\nSenin bardağın ellenmemiş\nAdam mutlumu mutlu. \nAksine sen çatık kaşlı, bedbaht\nAdam neşeyle anlatıyor hayallerini\nAma sen bakıyorsun görmüyorsun\nDuyuyorsun anlamıyorsun \nBakışların karanlıkların ötesinde \nYavaş yavaş doğan güneşin pırıltılarına,\nMartıların lacivert denizin üstündeki\nMeltemin romantik müziğiyle\nÖzgürce danslarına takılı\nİçin kıpır kıpır oluyor birden\nKoşmak geçiyor yüreğinden \nÖzgürlüğüne çılgınca.\nAdamın bet sesi çınlıyor kulaklarında\nHadi hayatım gidelim ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Esarete Cesaret Verdim*",
        "poet": "Sinem Tağa",
        "poem": "\n\nboşver kızım hadi\nsen yine sana kal\nsen yine sende boğul\nhep böyleydi yaşam! \nkim kurtarabildi ki dünlerini\nya da kim kurtarabilir düşlerini\ncesaret ve esarettir temeli\nhep bunlara dayanır bu işler\nsen burda hep hazır asker\nhani\nnerde düşteki o koskocaman  yürekler...\n\ncesarete esaret\nesarete cesaret veren sözler \nhep sende kaldı zaten\ngerçekçi çareler...\nsen burda hep hazır asker\nhani\nnerde düşlerindeki o koskocaman yürekler...\n\ndördü dörtle çarp \neder dört dörtlük sizler\nnedendir bilinmez\niki dört hiç yanyana gelemez\ne ne oldu\nnerede kaldı sonsuz yarenler\n\nbirinden kaş al birine ver\nbirinden göz al birine ver\nbirinden huy al ötekine ver\ne ne kaldı geriye sizden\nhani\nnerede sizdeki o dört dörtlük ilişkiler...\n\nben saf aşık\nburda hep hazır asker\nsiz nerede kaldınız\ncesaretten korkan yarenler..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esamesi Okunakli Fasarya",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nVardigi varacagi yere ham hayallerden  yeryüzünde olmayan dünyalari gösteren\nSahte cennetin tapularini pesin satan düzenbazlari gibi Bop pisikopat\nKitabini kendince yazdigi dinin yahut kanun nizamnamesinin\nUymayanin gazabina ugratip hayatini karatma garantisi vererek \nKullastirip köleledigi kurbanlarina Bop patrontanrisi serbest piyasaci pisikopat\nVardigi yere hani\nBaris hani\nDemokrasi hani\nKardeslik hani\nAnalar aglamasin  babalar gülüp göbek catlatsin filan hani\nHani özgürlük baris demokrasi ve bahar götürecegine kesin kalibini basip\nOlmayan irzini namusunu rehin koyarak ve bir cok yerel usakli dalkavuklu\n Kimi tarikat kimi borsaci kimi medyaci kimi holdingci kimi pekaka kalipli mayin…\nCikti dedi ki Esbaskanliga mikrofon olmus temsili makamsiz müzzik bugün…\nTürkiye`nin dörttarafi kan\nGözyasi\nÖlüm\nSavas\nGerilim\nParcalanma\nYikim\nVahset\nDehset\nAzap\nAci\nGözyasi (analar aglamayacak babalar göbek atip cayda cira edecekti güya)\nBarut\nMayin\nKatliam\n….kimsenin kimseyi duyup görmedigi cehennem kuyusu Türkiyenin bugün dörtbiryani\nTüm yönetilemez aklini vicdanini kaybetmisligin ortasinda tek ülkedir Türkiye\nDedi ve yikim hedefin de tuttuklari Türkiye Cumhuriyet`ne\nGenisletilmis kapsamda Bop memuriyeti`nin hangi yetki profilinden kim olduklarinin\nBizzat kendikendisiyle aciktan iflasini ilan ettigi ….\nHani van van van van van van munutov van van minitovo vov vov…\nOrtaliktaki kendi kendisiyle konusan mikrofonda\nNe baris ne demokrasi ne özgürlük ne refah…\nEsamesi dahi\nOkunmuyordu….\n\nSeyfi Karaca…………….Agustos / 14\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esaretim Özgürlük",
        "poet": "Taha Yaycı",
        "poem": "\n\nAllah’a esaretim bedenime pranga, ruhuma özgürlük\nBir ömürlük huzura yaşadık, bir anlık özgürlüğe öldük\nÖzgürlük Hakk’a esaretten ibaret dediler inanmadık\nYanlış anladık ölmeyi, yaşamayı bile beceremedik\n\n(14.09.2008, Sakarya)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esaretimmisin",
        "poet": "Birol Yiğit",
        "poem": "\n\nDüşünüyorum bir tanem düşünüyorum.\nDostça başlayan bu birliktelikten\nBüyük bir aşk doğacağını hissetmekten\nNihayet bulamayacak bir evlilik beklemekten.\nSana haksızlık ediyorum; biliyorum.\n\nGörüyorum ki..,\nSen; gönül kafesime kapattığım,\nTatlı ürkek bir kuş gibisin.\nAnlıyorum ki..,\nZamanla elimden uçuracağım,\nGüzelim, bir tanem, meleğimsin.\n\nİstemem asla zoraki esaretini.\nLayıksın isterim; özgürce uçmanı, hürriyetini.\nİsterdim zevkle uçmanı gönül bahçemde,\nİsterdim dinlenmeni, uyumanı konup omzumda,\nİstemezdim titremeni, okşarken avuçlarımda,\nİsterdim; doyasıya dinlemek, mutluluk şarkını baş ucumda.\nSevemiyorsan? \nİzin ver kırayım, ellerimle kapattığım kafesini,\nSon kez dinleyeyim, sevinçle uçarken çıkardığın kanat sesini.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esas Bayram",
        "poet": "Bayram Tunca",
        "poem": "\n\n(B) ayram, tüm günahların af olduğu gündür\n(A) llah’ım affederse, esas bayram o gündür\n(Y) aradan affetmezse, o ne de hüsran gündür\n(R) abbim affetmezse, o ne de perişan gündür\n(A) llah affederse, o gün sanki düğün günüdür\n(M) erhamete mazhar olursak bayram o gündür\nB. TUNCA/22.02.2001-10.35\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esasen",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nÖpülerek alınıp başa baştacı edilmiş ömre değer\nMemnuniyetle gözaçılmış bir dünya güzelliğidir şu hayat\nÖpülüp sevilerek tomurcukların balası \n....ve koklanmadık çiçeklerin yavru kuzusu babıyla özlüce bir fasıl\nHerşeyden evvel günaydın olmuş ışıklı bir müjdedir hayat\n Zor ve karanlıklı bir yolculuğun  kendine doğuşuyla herşeyden evvel insansı\nAğıtlar arasında kendini duyuran bir çığlıktır insanıyla buluşan buluşana\nKabul edip kendini sevmekle başlar\nBarışıktır \nEvveli ahirine bütündür\nZamanına erişmiş vakitlice bir demdir \nBütün sevgileri gönlüne sığdıracak kadar dolulukla hayat\nBuradan günalmıyorsa ölüdoğumlu kesattır hayat\nBitmez tükenmez can ve cihan kaybına uğrayarak duruluğunu bir türlü bulamayana\nKendinden bıkmış tiksintilern başıbozukluğunda kabusları uyanıp\nDevamlı yaka paça düzeltme derdiyle boğuşan kirli bakışların kuklasıdır rezil\nKendini harabedenlerin ömrüne beraber\nKabulsüz bir esirlik gibidir aksi halde hayat\n\nSeyfi Karaca.........Ocak / 12\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esas Sorun Nedir?",
        "poet": "Önder Demir",
        "poem": "\n\nEsas Sorun Nedir? \n\nGünümüzde ve geçmişte dünyamızda yaşadığımız ve yaşayacağımız sorunların esas ana maddesi, bazı insanların doymak bilmeyen egosu; yani nefsidir. \nAdamın milyonları var; daha gözü doymuyor ve kendisinden maddî olarak aşağıda olanları görmüyor. Akrabayı, eşi, dostu görüp gözetip korumuyor. \nEl insaf! Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) , evinde iki günün yemeği - erzakı bulunmazdı. Fazla olanı yoksula, garibana kendileri verirlerdi. \n\nHz. Zeynelabidin (R.A.) , vefat edinceye kadar sırtında geceleri fakirlerin kapısına un çuvalı taşırdı ve bunu o, yaşamış olduğu yerde hiç kimse bilmeden, gizlice yapardı. Nitekim vefat edince sırtındaki izlerden anlaşıldı.Peygamberimiz Hz. Muhammed.(S.A.V.) 'in dediği gibi:«Komşusu aç iken kendisi tok yatan, bizden değildir.»Şimdi dünyamızda öyle zenginler var ki, zenginlikten bunalmış ve hayattan zevk bile almıyorlar. \nAyakta uyuyorlar ve kimisi, uyuşturucu batağında. Dünyada maddî olarak tadılacak birçok tadı alan nefisleri, artık hayattan kopma ve iç depresyon geçirme aşamasına geldiği halde ve birçokları doktor kontrolünde ilaç tedavisi görüyor olmalarına ragmen, halen nerede hata yaptıklarını anlayamıyorlar.Neden? Çünkü helal ve haram demeden gece gündüz var olan geçici mallarına daha çok mal katabilmek için bir yarış halindeler. \n\nNe diyelim? Şeytan, onları da bu şekilde kandırmış. Mal ve mülk biriktirme uğruna cimri bir tutum içindeler.Onların başkumandanları, egoları; yani nefisleridir ve her gün, onlara şöyle der nefisleri:«Sen, ölmeyeceksin! Daha çok var! Bu mal ve bu mülk, sana çok az. Biraz daha gayret et ve daha çok mal biriktir.»Tam anlamıyla nefislerinin kölesi olmuşlardır ve nefisleri de Şeytan'ın kölesidir. \n\nYüce Allah, Kuran-ı Kerîm'de şöyle buyuruyor:«Biz onlara zulmetmedik, ancak onlar kendi nefislerine zulmettiler. Böylece Rabbinin emri geldiği zaman, Allah'ı bırakıp da taptıkları ilahları, onlara hiçbir şey sağlayamadı, 'helak ve kayıplarını' arttırmaktan başka bir işe yaramadı.» (Hud Suresi, ayet: 101)\nSadece demek istediğim, bazı günümüz zenginlerine şudur: Yüce Allah, dünyamızda herkese yetecek rızkı vermiştir. Gelin siz siz olun, bu rızkın muhtaç olan insanlara ulaşmasını sağlayın. Bakın o zaman sizin de hayatınız, pozitif yönde değişecektir ve ışık tuttuğunuz yerlerden gönlünüze ışık yayılacaktır. \n\nSelam ve dua ile \n\nÖnder Demir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esas Tehdit",
        "poet": "Abdurrahim Karakoç",
        "poem": "\n\nDert değil kuş gribi, gam değil kuş virüsü\nEsas birinci tehdit Buş oğlu Buş virüsü! \nYerden, gökten, denizden vuruyor ülkeleri\nBertaraf edilmeli saldırgan puşt virüsü! \n\n16 Ekim 2005/Vakit\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esas Olan Helal Olandır.",
        "poet": "Fatih Lütfü Aydın",
        "poem": "\n\nBence esas olan,\nDoğru yoldan,\nSıvını eşinle kullanman.\n\nYok eğer bekârsan,\nDoğrusu spor yapıp,\nKendi kendineyi azaltman.\n\nSonuç olarak esas olan,\nSıvını az ve helalinden kullanman.\n\nHaramı Allah belirler,\nHelaldir haram dışındakiler.\nKendine yapılmasını istemediği şeyi,\nBilmeli insan,\nBaşkasına yapmaması gerektiğini\n\nSaygılar ve Sevgiler.\n27.07.2012\n\nHARAMI BELĠRLEME YETKĠSĠNĠN ALLAH’ A ait OLDUĞUNU \nGÖSTEREN KUR’AN AYETLERĠ\nKEHF-26\nYaşar Nuri Öztürk: De ki: \"Onların ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. O'nun elindedir göklerin ve yerin gaybı. Ne güzel görendir O, ne güzel işitendir. \nOnların, O'ndan başka bir dostları da yoktur. Ve O, hükmüne hiç kimseyi ortak etmez.\"\nMÂİDE-87\nYaşar Nuri Öztürk : Ey iman sahipleri! Allah'ın size helal kıldığı şeylerin temiz ve güzel olanlarını haramlaştırmayın; azıp sınırı aşmayın; Allah azıp sınırı aşanları \nsevmez.\nNAHL - 116.\nYalan düzerek Allah'a iftira etmek için, dillerinizin uydurma nitelendirmeleriyle \"Şu helaldir, şu da haramdır!\" demeyin. Yalan düzerek Allah'a iftira edenler \nkurtulamazlar.\nYÛNUS-59\nDe ki: \"Ne oldu size de Allah'ın size rızık olarak indirdiği şeylerden bir haram yaptınız bir de helal?\" De ki: \"Allah mı size izin verdi, yoksa Allah'a iftira mı ediyorsunuz\".\n\nEN'ÂM\n119. Size ne oluyor da üzerine Allah'ın adı anılmış olanlardan yemiyorsunuz? Zorda kalışınız dışında üzerinize haram kıldığını bizzat kendisi size ayrıntılı olarak \naçıklamıştır. Birçokları ilimsiz bir biçimde kendi keyiflerine uyarak halkı şaşırtıyorlar. Hiç kuşkusuz, senin Rabbin sınır tanımaz azgınları çok iyi bilmektedir.\nIZTIRAR ( ZARURET, ZORUNLULUK )\n145. De ki: \"Bana vahyolunanlar içinde, bu haram dediklerinizi yiyecek birine yasaklanmış bir şey bulamıyorum. Yalnız şunlardan biri olursa başka: leş, \nakıtılmış kan, domuz eti -ki o bir pisliktir- Allah'tan başkası adına boğazlanmış bir murdar.\" Iztırar haline düşen, başkasının hakkına dokunmamak, zorunluluk \nsınırını da aşmamak şartıyla bunlardan yiyebilir. Çünkü senin Rabbin çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.\n151. De ki onlara: \"Hadi gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldığını yüzünüze karşı okuyayım: Hiçbir şeyi O'na ortak koşmayın. Ana-babaya çok iyi davranın. \nYoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin; biz sizi de onları da rızıklandırırız. Kötülüklerin görünenine de gizli kalanına da yaklaşmayın. Allah'ın saygın ve \naziz kıldığı cana, bir hakkı savunmak dışında kıymayın. Allah size bunları önerdi ki, aklınızı işletebilesiniz.\"\nARAF\n32. De ki: \"Allah'ın, kulları için çıkardığı süsü, güzel ve tatlı rızıkları kim haram etmiş?\" De ki: \"Dünya hayatında inananlar için de var. Kıyamet gününde ise \nyalnız inananlar içindirler.\" Bilgiden nasipli bir topluluk için biz, ayetleri böyle ayrıntılı kılıyoruz.\n33. De ki: \"Rabbim, ancak şunları haram kıldı: İğrençlikleri -görünenini, gizli olanını- günahı, haksız yere saldırmayı, hakkında hiçbir kanıt indirmediği şeyi \nAllah'a ortak koşmayı, bir de Allah hakkında bilmediğiniz şeyler söylemeyi.\"\nTAHRÎM-1\nEy Peygamber! Allah'ın sana helal kıldığı şeyi, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek neden haramlaştırıyorsun? Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.\nŞÛRÂ-21\nYoksa onların, dinden, Allah'ın izin vermediği şeyi kendileri için yasalaştıran ortakları mı var? Kesin ayrıma ilişkin söz olmasaydı, aralarında hüküm mutlaka \nverilirdi. O zalimler var ya, onlar için acıklı bir azap öngörülmüştür.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esas Kız ve Esas Oğlanın Aşkı",
        "poet": "Nehir Özen",
        "poem": "\n\nBir nehir varmış, bir de deniz..\nNehir, \nDağların, ovaların güzel kızı..\nDeniz, \nDünyayı sarmalayan hırçın ve asi oğlan..\nNehir, \nDeli kız, bazen de uysal olurmuş..\nDeniz, \nHep aşıkmış kollarına gelen Nehire,\nNehir,\nAşkı yudum yudum yaşarmış..\nDeniz,\nAşkını haykırmış uçsuz okyanusa\nNehir, \nDuyup utanmış, yanakları kızarmış, susmuş..\nDeniz,\nYaralanmış bir kuş misali, biçare.. \nNehir, \nBir sevi sevda taşır, \nİçinde saklar..\nUzun yollar geçer, bazen coşkun, \nBazen sessiz sakin, \nYeşertir ruhları çiçeklerle.. \nBir sevidir sevdadır Nehir, \nUlaşır denize sevecenlikle\nKabulüdür \nDeniz.. \n\n18.03.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esastan Bozma Hizaya Girik Enlemboylam",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nBaska sözümüz yok dedik taburesinde uzanmis yayilmis günese\nBademler tüllenir baldir bacaklar tikir tirir kaldirim\nBaska sözümüz yok dedik kendinden cok kalabaliklari\nSeni  olmadik ernden belleyip öpeyim de iyi olasin servislerinin\nInsan boyu hizasi ve duraklar dolusu \nKunduralanmis ökcelenmis somurtkanliginda yitiklik takasi yapmaya\nYabanciligini keyf haline getirmekle kalmayan\nEllere dillere bataklara bozgunlara halden hallere varip dökülüp\nEsir sefil künyesinden  ayaklar altina düstügünü kactim kurtuldum  sandigi\nKompri kompri kompri kompri vay vay vay….\nAvrupa birligine benzer memleketten uzaga\nKostak bir bir kadin cort curtlatip geciyordu  aksam aksam sabahtan\nKolunda belinde erkek katip arabali pompali dümdüz otoban\nNanik mi nanik yapiyordu acccayip….\nAcccayip dedikce acccccccayip…\nSüslü sinyalli kökünü kurutarak defini dürdügü dünya alame dipsiz tavansiz\nAssap bozup morale damar mamar koymadan\nNo no no nodan baska ingilizceyi kendine cok gören ben\nKalktim yikindim bütün dünya sakinligini cöplestirip keyfine mal  yapan dillere\nBen bundan daha fazlasini anlamam dedim\nTaksi diye bagirmisim…\nTak siii\nTak siiii\nTaksiiiiiiiiiiiiii\nSürdüm siyrildim göctüm gectim kavrayip kucaklastigim kendi kendime\nBir de her tarafi ingiliz alman amerikan fransizdan bozma\nAvrupa birlikci türkiye isbirlikcilerini hatirliyorum\nTabelasi bütün insan sokaklarini en kovulmus yerinden takan tecavüz eden\nÖzenli düzenli\nKüresel köylülügün isgal sehirleri gibiydi…\n\nSeyfi Karaca ………….Mayis / 16\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşbaşkan",
        "poet": "Arif Doğramacı",
        "poem": "\n\nHer şey planlı\nYerli yerinde\nFitiller döşenmiş\nTNT derinde\nOyunda koyunlar\nÇılgın sürüde\nAteşlendi fitiller\nArdı ardına\nKuzey Afrika\nKırılan fay\nGel kuzeye\nMersin \nAntakya  medeniyetler buluşması\nBüyük yalan\nHayat alanı hakmış mı\nDoğrumu söylemiş\nAdolf hitler\nYeni çin seddi oluşuyor\nÇin e karşı\nAdı\nBüyük Ortadogu Projesi\nEşbaşkanı\nÜlkeyi böldürmem diyor\nDiğer yanı kayıp\nElinde kalan\nHaritanın bir parçası\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esecek Bil ki Hazan",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHem Cuma hem Ramazan,\nHer zerredir semazen,\nCumaya gitmeyene,\nEsecek bilin hazan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esef EtmeAy Oğul Geç Kaldı Geceye Kaldı Diye Sevdan",
        "poet": "Mahmut Nazik",
        "poem": "\n\nEsef etme ay oğul\nGeç kaldı \nGeceye kaldı diye sevdan \nÖyle sitem edip durma\nSen büyütedur\nÇiçekleyedur \nGüzelleştiredur yüreğini\nBir sabah elbette\nGelir de bulur sevda seni\nGelir de bulur\nBomboş diye yüreğin\nGelir de \nSevdanın şahıyla doldurur\nSitem etme ne olur\nHem de \nEbemkuşağının yedi rengini\nKuşanıp da yüreğin\nYağmurda yıkanmış baharın \nGüneşe uyanmış sabahın \nKopup da gülün yaprağından\nTakılıp da gelir yârin al yanağına\nTakılıp da gelir \nKaranfil renginde ala şafağın\n\nKirazın kızılından alıp \nBir masum öpücük olur \nDudağında yârin\nEsef etme ay oğul bekle\nDağlardan \nOvalardan inip\nEr geç bulur\nBulur ve doldurur\nBomboş yüreğini\nEsef etme \nSitem etme bekle\nSen güzelleşedur\nBüyütedur\nYüreğini çiçekle\nHani en kızılını\nEn güzelini açsın diye gülün\nEn mavisinde uçsun diye göğün\nBüyüt yüreğini\nSevdanı besle\nSevdanı çiçekle\nSitem etme ay oğul\nSabret \nEsef etme bekle\nGeç kaldı \nGeceye kaldı diye sevdan \n\nÇıkıp da gelir bir sabah \nKızılına takılıp ala şafağın\nYeter ki sen ebrula yüreğini\nDamıtıp güneşin yedi rengiyle çiçekle\nEr geç çıkıp da gelir\nSevdanın dervişi bekle\nTutup da elinden \nLüle lüle saçları belinde\nGelinliği yarı ıslak bir melekle\n\nMAHMUT NAZİK  03.02.2008 MERSİN BOZYAZI  DEREKÖY\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşeği Düğüne Çağırmışlar / anı",
        "poet": "Kâmuran Esen",
        "poem": "\n\nBir yıl kadar önceydi.Öğleye doğru telefonum çaldı. Arayan yakın bir komşumdu: “ Kâmuran! Biz çiftlikteyiz. Sabahleyin biz gelirken sen yürüyüşe gidiyordun, o nedenle sana haber veremedim. Hadi çabuk gel! Seni bekliyoruz.” dedi ve kapattı telefonu. Arkadan bayan sesleri geliyordu telefonda. Demek bizim arkadaşlar hep orada. Sağolsunlar, beni unutmamışlar, gitmemi istiyorlar. \n\nBir sevindim ki sormayın. Çünkü birkaç gündür yorgunum. Dokuz körün bir değneği gibi, herkesin işine koşmaktan bitap düştüm. Dinlenmeye çok ihtiyacım var. Şöyle bir piknik ne güzel olacak! Kimbilir kimler var çiftlikte. Ne zaman ayarladılar bu pikniği, hayret doğrusu. Hıdırelleze üç gün var daha. Hıdırellezi galiba bugünden kutlayacaklar bizim arkadaşlar. Yani şu kadın milleti bir âlem. Gece rüyanızda mı gördünüz? Daha dün hiç piknik miknik lâfı yoktu; ne ara düzenlediniz bu pikniği, nasıl haberleştiniz çarçabuk! “ Kadına gökte düğün var demişler, merdiven nerde demiş.” diye bir atasözü var; ne kadar doğru. Gezmek olunca nasıl da toplanıverirler çarçabuk.Hava da bir sıcak ki, tam piknik havası; sanki temmuz. Oysa Mayısın başı henüz..... \n\nAcele etmeliyim. Arkadaşları bekletmek olmaz. İyi de eli boş gidilmez ki pikniğe. Arkadaşlar nasıl olsa bir şeyler hazırlamışlardır ama benim de hazırlık yapmam gerek. Acaba ne yapsam ne yapsam? Hiç de birşey hazırlayacak halim yok ama yapmasam olmaz. Neden derseniz; “ Size gidelim yiyelim içelim, bize gelelim gülüp oynayalım.” misali olur sonra........Vakit de öğle olmak üzere. Bu saatten sonra ne yapılır! Ne yapacağını düşün, hazırla, atla arabaya git çiftliğe derken, neredeyse dönme vakti gelir. \n\nHemen buzdolabının başına geçtim. Sigara böreği vardı dolapta, onu aldım. Biraz meyve koydum, bir paket de kahve aldım. Çünkü telefon eden arkadaşım sürekli çiftlikte oturmuyor. O da bu sabah gitmiş. Belki evindeki kahve bayattır. Kahvenin bayatı da hiçbir şeye benzemez. Hem, ya orda kahve yoksa? Yemek yemesem olur ama kahve içmesem olmaz. Kahveyi unutmamam gerek. \n\nHemen atladım arabaya ve yola koyuldum. Yolda giderken etrafı seyrettim. Ağaçlar yenice yeşeriyor. Kuşlar ötüyor cıvıl cıvıl. Masmavi bir gökyüzü. Kimbilir çiftlik nasıl güzeldir! Otururuz bir ağacın gölgesine, kahvemizi yudumlarken birer de sigara tellendiririz; çiçek toplarız, sohbet ederiz falan. Geçtiğimiz sonbahardan bu yana piknik yapmadık hiç, nasıl özlemişim....Nihayet bugün piknik yapacağım, dinleneceğim. Birkaç gündür yorgunum dedim ya! Sabahleyin yürüyüşe bile isteksiz gittim zaten. Kısacası bu çiftlik bana ilâç gibi gelecek. Hay Allah senden razı olsun komşucuğum! Dile benden ne dilersen. \n\nDerken çiftliğe vardım. Bahçe kapısından girer girmez bir de ne göreyim! Bizim arkadaşlar başlarına birer şapka, ellerine birer eldiven geçirmişler; kızgın güneş altında kimi ot yoluyor, kimi yolunan otları el arabasıyla taşıyor, kimi çapa yapıyor. Vay benim dertli başım! Meğer piknik için gelmemişler çiftliğe, çalışmaya gelmişler. Şansa bak sen! “ Nereye gittik de sopa yemeden geldik! ” diye söyleniyorum içimden. Oysa kendimi piknik yapmaya, dinlenmeye öyle hazırlamıştım ki. Hiç iş yapasım yok, dermanım yok. Ne yapacağım ben şimdi? Herkes çalışırken ben oturamam ki; ” sürü içinde sarı öküz ” derler adama. \n\nSonra ne mi oldu? Ne olacak; eldiven olmadığı için geçirirsin eline bir poşet, başına emanet bir şapka, başlarsın harıl harıl ot yolmaya. Gölgede oturacağım diye hayal ederken, hummalı bir çalışmanın ortasında buldum kendimi. Şans mı var bende! “Ağustosta suya girsem, balta kesmez buz olur,” dedim içimden. Saatlerce kızgın güneş altında ot yolmaktan beynim pişti; ellerim kabardı, su topladı. \n\nNereye gitsem iş! N’olurdu sanki bu yorgun günümde hazır yemeğe, dinlenmeye çağırsaydınız? Ne gezeeeeer! Bir atasözü der ki: “ Eşeği düğüne çağırmışlar; ya odun lâzımdır ya su demiş. ' Benimki de o hesap. Ben size bir şey söyleyeyim mi: Elinden iş geleni iş, her yerde bulur. Bu, yaşadığım tecrübelerle sabit....Anlamalıydım aslında çalışmaya çağırdıklarını. Hıdırellez öncesi piknik mi olur! “ Düğün değil, bayram değil; eniştem beni niye öptü? ” misali. \n\nBu bana ders olsun. Bir daha, her “ kel ” diyeni “ gel ” anlarsam, bana da Kâmuran demesinler. \n\nAyyyyyy! Kollarım, bacaklarım, ellerim sızım sızım sızlıyor. Bana çabuk bir ağrı kesici verin. Lütfen! \n\n04 / 05 / 2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşek Hikayesi 14",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\n70-Ahır mı yıkıldı, bunlar ölürmüş\nKatırlar mı tepişti, olan bunlara\nSinek de bunlara konarmış, kuşta...\nKurt da bunlara düşermiş! \nKendinden gayrı canlıyı bi idrak görüp\nSavaşta da, barışta da sevabına ölür\nDepremde ölür, günahına ödeşme diye\nDangalaklık gösterirlermiş\nBunlar o kadar  idrakli imişki, \nİdrakleri dağı taşı aşarmış\n\n71-Bir akil eşek ağrı kesici bulmuş\nKunnayan eşeğe acı çekmesin diye uygulanınca\nRuhban eşek: \n“” ilk maya eşek  kunnama acısı çekme cezası aldı””\n“”Bu nedenle dişi eşekler acı çekmeli, kullanamaz,\nCaiz değildir”” diye inanç özgürlüğünü ortaya atmış! \n\n72-Saatte 5 km giden treni, 30 km hıza cıkaracağım \nDiyen diğer akil eşeğe \nBir başka akil! eşek:\n“”Apis ayaklarımızı ne işe yaratmış””\nDiye inanç özgürlüğünü ortaya koyarak\nBilime ve teoriye, bilmsel ve teorisel değilde\nİnançsal karşı durmuş, yetinmemiş...\nZındıklıkla suçladıktan gayri\nÇok da  bilimsel cevap vererek! \n”” Bu hızda eşeklerin gözü yerinde fırlar”” deyip\nHem  inanç, hem bilim adına, \nCan siperane durmuş! \n\n73-Bununla kalmamış; \nHem papaz, hem de  eşek; ortodoks eşek! \nBen uçmayı yaşamca kolaylayacağım diyene\nDesti euzübillah bu, kuş  ve melek şeytan işi deyip\nÖzentinin yanlışlığını haykırdıktan mada\nElindeki taşı yere bırakarak\nHavadan ağır nesnenin, havada uçamayacağını\nGayet bilimsel göstermiş! \n\nSonradan anlaşılmışki Oziris kitabı\nHidayet rehberi, aerodinamik bilmiyormuş\nEşek işte ne olacak, eşeğin eşek hali...\n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşek Hikayesi 17",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\n80-Önce yük eşekleri \nSonra sırayla; besi yapan eşekler\nHatta mürekkep yalamış eşekler \nZiraatte çalışan eşekler, işsiz kalırmış \nKendileri üretmediğinden \nSorunu ile de baş edemeyip\nKör kör parmağım gözüne*\nÜstelik, geçerliği düşmüş\nDemode ve bağımlı kılıcı\nÇevre sorunu olan ithaller\nVizyon kalitesiymiş\n\nArtık üretmeden tüketim\nEşeklerin yeni vizyonu\n\nVizyon eşeklerin alameti farikası\nDikili ağaçlarının bile olmamasıdır.\nDinlilik fakirlik edebiyatı taşırması\nSonra ormanda yolu şaşırması\nBol kese, bol kepçe tarikası.\nBir koyup beş almak\nAnlaşıldığında, soygunda kalmak\nHerkesin göremediğini; \nÜç beş çapulcu görmek.\nKıyameti böylece gaile  örmek\nÇok hesapçı, açık seçik akılcılık! \nNe tarifi mümkün! \nZamları bile bu hesapla \nEkonominin gereği yaparlar\nÜç gün sonrada fazla olmuş diye\nGereklikten, açık seçiklikten, saparlar.\nSevdimi sağlama severler\nZengini, işini bileni dilinde geverler! \nVizyonsuz eşeklerinse hayali bile yetmez\nNe olsa, altın semeri de olsa; eşek eşektir.\n\nAh kül eşekleri, bunlar da olmasa onların\nTüyleri dokunmaz, esameleri bile okunmaz\n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşek İle Semer",
        "poet": "Can Garibi",
        "poem": "\n\nAlıştım artık\nEşek olmaya da\nSemer vurulmaya da\nÂh bir de vuran yâr olaydı.\n\n(13-Mart-2012-Salı-01:56)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşek Şakası",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nbazen\neşek şakası yapmak gerekir hayata\naçlık\nayrılık\nsavaş\nve ölüm olmayıp \nhüküm sürsün ölümsüzlük \n\nEylül 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşek Arılarının Olmadığı Yer Mi Var!",
        "poet": "Lütfi Kireçci",
        "poem": "\n\nŞöyle bir dağ tepesine çıkıp uzaktan seyretmek,\nNe hoş bir şeymiş ovaları nehirleri tarlaları,\nHele birde şu ormanın uğultusu, çam kokusu,\nVay be ne güzel bir memleketmiş bizim burası\n\nYahu birde şu eşek arıları olmasa hani diye düşünüyorum,\nNerden gelirler bellisiz şu dağ başında bile rahat yok,\nŞunun şurasında biraz piknik yapalım dedik altı üstü,\nNe çokmuş davetsiz misafirler hemen çullandılar et üstüne,\n\nYav sahi be gözüm, et üstüne çullandılar dedik de; \nKafama takılan başka şeyler var aslında, bir bu değil ki,\nBir caddede yürürken, ya da dalmışken derin bir uykuya,\nBir kahvede otururken, çay içerken yahut işte o sırada,\n\nBir bakıyorsun eşek arıları çullanmış üstüne, durun, murun,\nYok dinlemezler, ete meraklı bunlar, et dövmeye alışmışlar,\nİllede götürecekler seni, şöyle rahat, kimsenin olmadığı yere,\nBire karşı yüzlercesinin olduğu yere, yorulmakta bilmezler hani,\n\nUlan eşek arıları yaptınız yapacaklarınızı berbat ettiniz pikniği,\nŞunun şurasında kırk yılda bir mangal yapalım demiştik dağ başında,\nDedim ya, nereden çıkıp geldiniz böyle, davetiye mi gönderdik size,\nHadi kalkıp gidelim buradan, eşek arılarının olmadığı yer mi var…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşek Yine Eşektir",
        "poet": "Ahmet Öztürk 3",
        "poem": "\n\nVatandaşın adı yok ne güvence ne işi\nOmzundan kırık kolu yandan dökülmüş dişi\nSiyaside polemik her dönem laf güreşi\nLafazan yeteneği sözü dolaştır sektir\nAltın semer de vursan eşek yine eşektir\n\nHep nadasa bırakmış toprağının hasını\nNerden bulup da versin eşeğin arpasını\nBak mezatta satıyor tarağını tasını\nBelki uysaldır amma sanma bu köylü kektir\nAltın semer de vursan eşek yine eşektir\n\nMarka çaput giyinir terzisiyle övünür\nKıyafeti benzeşir pişti diye dövünür\nHep dünyalık saltanat damat gelin ve dünür\nAhvali tercümeye atalar sözü tektir\nAltın semer de vursan eşek yine eşektir\n\nDeğişir iktidarlar değişmez hiç kaderi\nHer para hareketi muştular bir zaferi\nNiçin bunca iltimas peygamber mi pederi\nKodamanın yandaşın sırtı daima pektir\nAltın semer de vursan eşek yine eşektir\n\nYandaşı ve candaşı menfaat katışması\nEkranlarda salvolar kayıkçı atışması\nYukardan emir gelir sağlanır yatışması\nAydın nerde söyleyin cümlesi sahte feyktir\nAltın semer de vursan eşek yine eşektir\n\nMüzik futbol eğlence saatlerce oyalan\nSakın tanımayasın kimdir senden oy alan\nEzberle sloganı ol partizan boyalan\nHakkı görmeyen göze renkli ekran döşektir\nAltın semer de vursan eşek yine eşektir\n\nAtı ehilleştirdik AB’ye giremedik\nOtuz yıldır terörü hala bitiremedik\nNiçin bu kadar ısrar salipten türemedik\nObama’yla Merkel’le poz ver fotoğraf çektir\nAltın semer de vursan eşek yine eşektir\n\nOzan Hadim milleti destanınla sen çağır\nZaman kısa yol uzun yükün dağlardan ağır\nMideler tıka basa akıl kör vicdan sağır\nNiçin bunca feryadın ha bir kuru emektir\nAltın semer de vursan eşek yine eşektir\n\n23.01.2011\n01.30 Altındağ/Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşekli Tost",
        "poet": "Nurcan Usta",
        "poem": "\n\nkimbilir kaç kez yedim\neşekli tost\nyada atlı\n\nkandırılmışlıklarım\nkimbilir kaç katlı\n\nyapışmış yakama\nihanet ve nankörlük\n\nbuna rağmen\nhayat çok tatlı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşelesem",
        "poet": "Üzeyir Aydın",
        "poem": "\n\nEşelesem\n\nTemmuza ayak bastım, \nyalın ayak, \nbaşı kabak\n\nYanıyor bedeni\nalevsiz,bir köz harlıyor yüreğimi\n\nyanıyor içim \nruhunu kaybetmiş âmâ şimdi bedenim\n\nişte gene geldi temmuz\nsorgusuz sualsiz\n\nKaybedilenler kazançlardan bihaber\nBulunur mu kayıplar annelerin gözyaşlarında\nArasam \nsorsam \n\nyok yok olmuyor \nkaçmak lazım en kolayından\nne mümkün\n\nBir temmuz baktım, \nBir temmuza baktım\n\nÜflense köz kıvılcım ister, \nKöz katı \neşelesin yüreğimi \nvakit ne vakit sevgili bekler\nKöz bir değil, küme, küme\nHançeri yüreğimde temmuza daldım\nİki temmuz bildim, toprağa verdim\nDuygularım, hislerim, ruh beden de dondu\nGözler dolmuş, akmayınca yaş\n\nBir umut mahşere, temmuza daldım\nTemmuz yirmi iki, bir rahmete selamı\nDuyar mı?  Bilmem, sevdayı salsam harmana\nKatar mı tozu dumana,toz bulut, olsa da umut\nGördüm belki duydun, serap mı? Gördün deme, \n\nCan beden de yirmi beş temmuz yolda, \nYuvası yapılı, sevince torunu, gönlü hoş\nBeden başka ister, ruh başka, \nFırsat yok artık aşka, fırsat ister,\nYol ister, gel ister, hastadır ilaç ister\nDoktor ilaç olmuş, ilaç içecek yürek ister\nİlaç beden de, yürek ne bende, ne sende\n\nCebirin Defteri 01,Temmuz,2013 Kütahya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esen Ayrılık",
        "poet": "Sabri Aksu",
        "poem": "\n\nAyrılık olmuşsun ayrılmaz dostum\nSevgilimle aramda esipte durdun\nGözümde artık bir canavar oldun\nAcıklı hikayeye dönderdin aşkımı\n\nSevmedim ayrılık hiç bir zaman seni\nAdını anınca esiyor lodos yeli\nBu gidişle elinden olacağım deli\nAcıklı hikayeye dönderdin aşkımı\n\nKulak ver bana ayrılık,biraz dinle\nYeter artık,ayrılalım seninle\nGit dost ol,birazda başka biriyle\nAcıklı hikayeye dönderme aşkımı.\n\n25.04.1987\n\nSabri Aksu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşeleyen Karga",
        "poet": "Nihat Kuruyer",
        "poem": "\n\nkarı çok yağan dağın - ayısı\nsırtına yük vuran herifin - karısı\nmalını yemeyen dürzünün - damadı\nalın teri silmeyen babanın - çocuğu\nçöp eşeleyen kargaya benzer.\n\nkış-kış demeden,\nleşi bırakıp,\nuç/maz/lar..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esen yelin tadı başka",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nEsen yelin tadı başka\n\nOrhan çapan ozan çağlar\nOzan gezgini kim bağlar\nBaşı bozbulanık dağlar\nEsen yelin tadı başka\n\nOzan mahkumiyi dinle\nHakan dellerle inle\nRüzgar rize emeğiyle\nEsen yelin tadı başka\n\nMecruhi uğur yolunda\nMahmut şimşek gül dalında\nNevzat çelik hayalimde\nEsen yelin tadı başka\n\nCelil taşa taş atmayın\nAli çağana çatmayın\nŞahturnayı unutmayın\nEsen yelin tadı başka\n\nJulide gülen güldükce\nYusuf ziya ses verdikce\nRahim taşa seslendikce\nEsen yelin tadı başka\n\nYusuf ter gibi duruldum\nKul sefiliyle vuruldum\nSoruya cevap soruldum\nEsen yelin tadı başka\n\nKuruldum Dost sofrasına\nSevenlerin sevdasına\nUstaların saygısıyla\nEsen yelin tadı başka\n\nMuhabbet olsun adımız\nDost Şeref der muradımız\nTükenmeden umudumuz\nEsen yelin tadı başka\n\nDost Şeref\n09.09.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşek Para",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nYerinde olmak istemem ne firavunun ne de paranın\nYazık ediyor kendine  para\n\nPara kendini tanrı sanmış\nParaya demiş ki, tanrı\nSen hiçsin\n\nPara kendini tanrı kabul ettirmiş bir zengine\nGünün birinde hastalanmış oğlu  zenginin\nÇare yoktur verse bütün parasını\nParaya demiş ki zengin\nSen piçsin\n\nÖlünce eşeği  fakirin\nDağdan sırtıyla taşımış odununu\nPara demiş ki fakire \" eşeğin olayım\" \nParaya demiş ki fakir\nEşek falan istemem\nTam lazım olunca sen de yok olursun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Esen Rüzgar*",
        "poet": "Ozan Erol",
        "poem": "\n\nBugün estin deli rüzgar \nYine kırdın dallarımı \nFelek sana neyledimki \nHep kesersin yollarımı \n\nİçim yare güldüm ise \nKaderim bu bildim ise \nKimseye kem dedim ise \nKoparsınlar dillerimi \n\nCoşkunoğlu kanma düşe \nHer günün dolar endişe \nYandırdılar bir ateşe \nSavurdular küllerimi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esengül 'ü kim vurdu",
        "poet": "Ramazan Mehmet Tanal",
        "poem": "\n\nfatih\nsergüzeşt\nBir yangının külü\nsebebi\n   Olmaz ilaç ondan\n   sineye sarılmış\n   aile ortamına\n   Hastayım yazıyorum\nPerçeminden kaçan\n\nyolculukları\nkülbastılarıyla\nVe koşmak\nçöküp güverteye\nBaşka kuş kanatları\n     basamadı bu sefer\n    ocağında tözleyip\n     kendi hesabına\n    ince kâgıdına döşeyip\nEvli,güneşle\nbir tür evlendirilmez\nEvli ay'la\nBir tür mehtap\n Esengül niye öldürüldü\n Bir tür evlenilemez\nYetmezmiki\nbirahaneleri zengin ettiği\nimç hak getire\nAşkınada sevdalanılır\nNeden  sen fotoğrafımı istemiyor su\nNeden,imzalı kırkbeşliğimi\nBir tarafa atıyorsun\nSeni sevişiyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esenlik Vahası",
        "poet": "Furkan Selçuk Soylu",
        "poem": "\n\nAllah bizzat bildirmiş, müjdelemiş vesair\nBir esenlik vahası, rahmet gecesi Kadir\n\nTemmuz/2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşen Düşer Bir Gün Eşdiği Câha",
        "poet": "Kağızmanlı Cemal Hoca",
        "poem": "\n\nBine üç yüz yetmiş üç oldu tarih\nBu asrın şerrinden sığın Allah’a\nKimseden meymenet umma sen artık\nUmduğun arz eyle ulu dergâha\n\nBülbülün figânı gül kapısından\nHarâmî vaz geçmez bal kapısından\nKula vefâ gelmez kul kapısından\nDileğin var ise arz eyle şâha\n\nDer ki Cemâl sırrın kimseye açma\nÇekil inzivâya, nâsa karışma,\nKimseye hor bakıp, kuyusun eşme\nEşen düşer bir gün eşdiği câha\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esenler'de Senı Bana Sevdıren Yel Eser",
        "poet": "Hasan Akbal",
        "poem": "\n\nBir zamanlar,\nİstanbul Esenler'de boğazdan gelen ılık rüzgar eserdi. \nAçardım kollarımı iki yana. \nBağrım Anadolu'ya karşı. \nİçtenlikle nefes alırken başını biraz geri tutardım. \nSen orada, terminalde, ben İstanbul'um der gibi dokunurdun saçlarıma. \n\nEsenler'de bir rüzgar eserdi, ben o yüzden rahattım o şehirde. Esenler'den yolcu olurken de o şehri seviyordum. \nSen geçtin ya o terminalden artık soğuk rüzgarda üşütmez beni. Esenler de bir rüzgar eser, seni bana sevdiren yel.\nO şehirde başladı ve hala devam eder. \n\nŞimdi, burada, bu şehirde, bir rüzgar dokunsa saçlarıma. \nBir yolculuk var derim. \nGözlerim seni arar kalabalıklarda. \nBir terminalden yolculuk varsa, İstanbul Esenler diyorum. \nÇünkü o şehir seninle daha güzel, seninle seviyorum. \nİstanbul\nEsenler'de bir rüzgar eser... \nVe hala aynı eser... \nSeni bana sevdiren yel...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esenlikler dilerim-İbrahim Tatlıses’ e Türkiye senle coşar-kurban sendeki sese",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nHoş geldiniz diyorum-siz  I9 Mayıs’a\nRabb’im nazar değdirme-çekmeyesin hiç tasa\nSenle her yer şenlenir-erkek ile kızları\nMeydanı gümbürdetir-tambur ile sazları\nEsenlikler dilerim-İbrahim Tatlıses’ e\nTürkiye senle coşar-kurban sendeki sese\nTürkiye ile dünya-tanıyor hemen seni\nÇalışır çabalarsın-yoruyorsun bedeni\nSesin Allah vergisi-çınlatırsın alanı\nGerçekten sevmiyorsun-yalan ile dolanı\nEsenlikler dilerim-İbrahim Tatlıses’ e\nTürkiye senle coşar-kurban sendeki sese\nDaim seni alkışlar-anne baba dinçleri\nSözün tesir ediyor-adım atmazsın geri\nBinlere ekmek verdin-korursun o canları\nHerkesin nazarında-görürsün itibarı\nEsenlikler dilerim-İbrahim Tatlıses’ e\nTürkiye senle coşar-kurban sendeki sese\nHer yola çıkışında-dikkat et sağlığına\nAna duası aldın-hiçbir şey olmaz sana\nYurdumun dört yanında-sesi duyurmak için\nGerçekten  insan dolu-derdi sormalı niçin\nEsenlikler dilerim-İbrahim Tatlıses’ e\nTürkiye senle coşar-kurban sendeki sese\nŞairler şiir yazar-anlatır ince ince\nDörtlükler yazılıyor-hem gündüz hem de gece\nÇağır programına-dinle bir kez nefesi\nOnlar da almalıdır-mutlulukla hevesi\nEsenlikler dilerim-İbrahim Tatlıses’ e\nTürkiye senle coşar-kurban sendeki sese\nDünya fani bir dünya-iyilikler anılır\nKötüyü kimse anmaz-çünkü o tez yanılır\nFazla düşünme sakın-hayat gerçekten kısa\nHuzur bulsun her günün-sakın kapılma hırsa\nEsenlikler dilerim-İbrahim Tatlıses’ e\nTürkiye senle coşar-kurban sendeki sese\nHasan Sancak öğretmen-geçirdi aylar yılı\nİstediği olmuyor-öne koyarlar çalı\nDuy benim feryadımı-unutma şu adımı\nKitapları çıkmıyor-at ona ilk adımı\nEsenlikler dilerim-İbrahim Tatlıses’ e\nTürkiye senle coşar-kurban sendeki sese\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eser",
        "poet": "Özcan Öztürk",
        "poem": "\n\nİnsan olmakla gururlanan benciller, \nO sizin değil Allah’ın eseri. \nPeki siz, siz hayat süren leşler,\nSizin insanlığa bırakacağınız eser ne? \n\n29 Ekim 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eser",
        "poet": "Yıldırım Kırlılar",
        "poem": "\n\nBeni sevmesini beceremiyorsan\nen azından saygı göster\nçünkü seni sevmek\nbu evrende yaptığım en büyük eser\n\n                     06.07.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eser Yıldız",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nESER YILDIZ\n\nEzberimdesin her halinde\nSeni unutmam ne mümkün ola ki\nEllerinin sıcaklığını taşıyorken yüreğimde.\nRuhuma kelepçe vurduran sen.\n\nYıldız,yıldız yağıyorsun.\n Iğıl, ığıl akan su gibi yavaşça.\n Lütufsa bir tebessümüne nail olmak\n Dünya gözü ile görürken\n Istırabınla yaşarım sorma arama \n Zordur taşımak beni diyorsan.\n\n25-12-2007-Çarşamba\nTuğrul Ahmet PEKEL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "'eser'yağar Yolcu Gider",
        "poet": "Metin Ağca",
        "poem": "\n\nMünkere sor,ahiret var mıdır? \nGirdiğin kabir geniş mi yok sa dar mıdır? \nGidip te bu dünyaya dönen var mıdır? \nÖlümü durduran ne para,ne şöhret,ne şandır\nBaşlamış yolculuk,ey yolcu,vakit kalmadı\n'ESER' yağar yolcu gider...\n\nİstanbul,26-01-2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eserinle Övüne Bilirsin",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nGelip te gör eserini bakıp ta yaşantıma\nNe yana gitsem hep gözyaşı hep yalnızlık\nO sevdadan bir avuç kül kaldı bende\nBen ağlantılar yocusuyum sense mutluluklar durağı.....\n\nHayalin le süsleyip bunca günleri ben\nAcılarımı yüreğime gömüp sabırla bekledim\nTutsaydın yalnızlığımın ellerinden ne olur du \nYalan da olsa seviyorum demek bu kadar zormuy du.....\n\nGelip te gör eserini bakıp ta yaşantıma\nYıkılmış viraneler misali sensiz boş kalbim\nBeddua etmek istiyorum yakışmıyor dilime\nYine de mutluluklar diliyorum sen gibi vefasız birine......\n\n\n\n23 / 10 / 2005   Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esere sahip çıktık-namus hürriyet için Atatürk sevgisiyle-coşarız için için",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nTarih boyu bu millet-çekmiştir nice zorluk\nKötü bir yönetimden-çöktü İmparatorluk\nSıkıntı üzüntüsü-bütün sardı vatanı\nEndişeli bir durum-çok üzmüştür o canı\nEsere sahip çıktık-namus hürriyet için\nAtatürk sevgisiyle-coşarız için için\nÇocuk genç dede nine-hep haykırdı dillerle\nBu sese cevap verdi-köy ilçe ve illerle\nBayrağım dalgalandı-toplandı bütün millet\nBir davranış sesleniş-ağızdan çıktı evet\nEsere sahip çıktık-namus hürriyet için\nAtatürk sevgisiyle-coşarız için için\nAsla çiğnenmez dendi-mübarek Anadolu\nBütün o kahramanlar-ilk doldurdular yolu\nTopluca Türk Milleti-bekledi işareti\nUfuktan Güneş doğdu-coşturdu cemiyeti\nEsere sahip çıktık-namus hürriyet için\nAtatürk sevgisiyle-coşarız için için\nKaranlık bir gecede-Bandırma' ya atladı\nGazi Mustafa Kemal-coşku sevinç patladı\nBütün gözler ve yüzler-döndü o aydınlığa\nHaberi yetiştirdi-il ilçedeki sağa\nEsere sahip çıktık-namus hürriyet için\nAtatürk sevgisiyle-coşarız için için\nYeniden bir can verdi-Ulu Mevla'm çınara\nİnsanlarım ağladı-sular doldu pınara\nÖyle sağlam kök saldı-dal filiz budak oldu\nO aziz milletimin-içi huzurla doldu\nEsere sahip çıktık-namus hürriyet için\nAtatürk sevgisiyle-coşarız için için\nBütünüyle silkiniş-hep dünyayı şaşırttı\nBirlik ve beraberlik-o sisleri dağıttı\nMehmetçik’in kolları-oldu tabanca tüfek\nNamertleri hakladı-vurdu hepsini tek tek\nEsere sahip çıktık-namus hürriyet için\nAtatürk sevgisiyle-coşarız için için\nSelâm binlerce selâm-istiklâli verene\nBu vatan millet için-beden ruhu gerene\nArtık bu günden sonra-koşacağız yarına\nHasan diyor önemli-huzur gelsin vatana\nEsere sahip çıktık-namus hürriyet için\nAtatürk sevgisiyle-coşarız için için\n\n\n"
    },
    {
        "title": "ESERİNE Bakta, ÖĞÜN! ...",
        "poet": "Ekrem Çiçek",
        "poem": "\n\nESERİNE BAKTA ÖĞÜN! ...\n\nBAK TA ÖĞÜN, \nEserine BAK TA ÖĞÜN,\nONLAR ŞEHİT ACISI YAŞIYOR,\nSENSE DÜĞÜN, SENSE DÜĞÜN! ....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "ESERİNLE ÖĞÜN! . Vahşi! ...",
        "poet": "Ekrem Çiçek",
        "poem": "\n\nESERİNLE ÖĞÜN! .\n\nONLARA CEHENNEM, ONLARA KIYAMET; \nSANA; ŞAN, ŞÖHRET, SALTANAT, DÜĞÜN,\nSENİN HANÇERİN, ONLARIN KANINDA,\nEserinle ÖĞÜN EY VAHŞİ, ESERİNLE ÖĞÜN! .......................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esgeçen",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nKimbilir\nHangi yitik geminin yolcusuyuz böyle baharlar  ve kışlar\nBöyle ne kadar kavuşsak \nYine de bir okadar hasrette\n Sılaya dönsek\nBir o kadar her dönüşümüz gene de gurbet\nEngin, dingin, fırtınalı ve daha pekçok\nÖzleyen de biz \nUsanan da böyle\nDalgasında deniz olup çalkanan\nGel gitlerimizin\n\nSeyfi karaca.......Kasım / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eserimizin hamallarıyız",
        "poet": "Mehmet Halil",
        "poem": "\n\n‘’Kader! ’’ bildin, taşıdın sırtına binenleri\n‘’Kader! ’’ dedin akladın kanını emenleri…\n\nHer zaman her yerde var olan tanrı\nDemek ki! Bilerek alıyor canları\nKimine cennet kimine cehennem\nBir katile secde etmenin sonuçları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eser",
        "poet": "Mehmet Şahan",
        "poem": "\n\nCesaret ve azim olsa da serde,\nCehaletle tanzim olmaz eserde!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ser Ve Eser",
        "poet": "Mehmet Şahan",
        "poem": "\n\nSER VE ESER \n\nAkıl ve izanda iz yoksa serde,\nLatif bir lisan da olmaz eserde! \n\nCesaret ve azim olsa da serde,\nCehaletle tanzim olmaz eserde! \n\nGaflet efkârıyla döner ise ser,\nVahmet rüzgârıyla hep poyraz eser! \n\nTefekkürde fendin bulmaz ise ser,\nTevekkülde kendin bilmeden eser! \n\nNe zaman ki kalpte kin yeli eser,\nNe iz kalır sende, ne de bir eser! \n\nRuhun mimarında ne ise eser,\nKalbin imarında o yeller eser! \n\nNe zaman ki başta sam yeli eser,\nZannetme ki taşta bırakır eser!\n\nKişinin kalbinde demlenen eser,\nDilinde canlanır, yön bulur eser! \n\nFikirler, dağında yel olur eser\nZikirler bağında, dil olur eser! \n\nÖzünde \"iman'dan\" yok ise eser,\nSözünde yalandan çok hile eser... \n\nMEHMET ŞAHAN\n26.05.2014-İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eserlere nasıl bize kaldı",
        "poet": "Cuma Soylu",
        "poem": "\n\nŞEHİTTİME SAYGI \n----------------------------\nAtalarımız kazma ile yol yaparmış\nKan dökmüş o toprağını satmamış\nYalın ayak birlikte cebeye yürümüş\nSatmayın şehittim diken üstünde\n -------------------------------------------\nTer tırnaktan su gibi akar şakaktan \nYol alır durmaz gecenin karlığından\nYürüdüler Edirne Ardahan Kars’tan \nSatmayın şehittim diken üstünde\n---------------------------------------------\nYurdumun dört yanı kana boyandı\nKadını erkeği cebede o an yer aldı\nAç susuz uykusuz tozu dumana kattı\nSatmayın şehittim diken üstünde\n---------------------------------------------\nSoylu der bu çilem benim kaderim \nBu toprağı satana namusuz derim\nYoktan var edilmiş güzel vatanım\nSatmayın şehittim diken üstünde\n---------------------------------------------\nHalk Şairi Cuma Soylu.20.12.2008 \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşiğindeyiz 3000 Yılı'nın",
        "poet": "Celal Aksu",
        "poem": "\n\nBugün pazar nerde Attila İlhan\nNerde Duygu Asena nerde Mahsuni\nNerde Ali Ekber yok oldu Turan Engin\nHepsi çekip gitti birer birer\nBeli büküldü türkünün\nDili koptu sazın\nBugün pazar güneş etli ve sıcak\nMapus damlarında susar mı\nÇatlayan dili Nazım’ın\nNe yapsın Necip Fazıl Kısakürek\nDili damağına yapışmış kaldırımların\nBugün pazar gazete okumalı biraz\nBiraz Bild biraz magazin biraz Cumhuriyet\nBiraz temiz hava almalı\nBiraz taze soluk\nPencere’den bakıyor siyahlar giymiş yine\nAk yürekli İlhan Selçuk biraz Hürriyet okumalı\nBir yanda Özdemir İnce\nYüreği kalemi şiirden ince\nVe papyonlu diyojen\nDünyanın en tatlı aklı Doğan Hızlan\nAk kalem ak vicdan\nVe bizler her geminin yolcuları\nBugün pazar tavla oynamalı biraz\nKırık gelse de zar\nDiyorum ki yeniden destanını yazmalı\nAdem ile Havva’nın\nKerem ile Aslı’nın\nAşkları sevdaları sevgileri yaşamalı\nYenibaştan yeniden\nYunus’u almalı çıkarmalı dergahtan\nDenizler’i Pir Sultan’ı almalı indirmeli ipten\nPiknik yapmalı kana kana\nGün çökmeden güneş çökmeden\nAh bugün pazar\nPazartesi acıdır ottan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşik",
        "poet": "Elif Karaoğlu",
        "poem": "\n\nHayatta eksik dediğin şey \nBazen bir resim\nBazen bir müzik\nBazen de başka bir nefes\nİçine çektiğin hayatı\nHuzurla bırakabileceğin bir eşik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşiktekiler",
        "poet": "Arif Doğramacı",
        "poem": "\n\nHep duvarlar ördük \nKalın ve kavi\nBize ulaşmasın diye ırgat yapılanmamız\nKapı eşiklerini yüksek yapıp\nMermer kapladık\nSu olur sel olur diye\nYoksulluklarımız ansızın\nHep iki korkumuz oldu\nCehennem ve yoksulluk\nSoğuktan korkup\nKuru çakıla tezek sıvadık\nKerpiç binaları saray sanıp ta\nMiski amber belledik tezeklerimizi\nKöroğlu’nun\nSevdasını öğrenemediğimizden\nGene eşikte kaldık\nKoskocaman\nEmeğimiz ve yiğitliğimizle\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşim",
        "poet": "Cenk Erer",
        "poem": "\n\nBir işim olsun,\nEşimden arda kalan zamanı alan.\nBir eşim olsun,\nBütün işimi bir anda unutturan.\nBoğazımda düğümlü bir lokma aşım,\nGeride kalan ağlamaklı 26 yaşımla,\nGecelerce çaresiz döktüğüm göz yaşı,\nAşka doyacağıma olan inanışımla,\nYanında hayat bulduğum yoldaşım,\nVazgeçilmez  tek sırdaşım,\nHer şeyim, yârim,  hayat arkadaşımla,\nVe hışımla yaşamak istiyorum hayatı.\n\nCenk ERER djbyeX ®\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esila ma",
        "poet": "Süleyman Ergül",
        "poem": "\n\nElinde çiçeğin gelinciksin adeta,\nSüslü prensesim ne de güzelsin,\nİnsanın içine huzur verirsin.\nLale kadar zarif, gül kadar narinsin,\nAhhh seni bilenler ne güzel bilir,\nEn tatlı düşlerde görünürsün hep,\nRuh dünyan dupduru ve de taptaze,\nGülen yüzünden belli canım meleğim,\nÜzüntü çalmasın sakın kapını,\nLüle lüle saçların dalgalansın hep. \n\n                          Süleyman Ergül          18/07/2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşim yaşı",
        "poet": "Fahrettin Selçik",
        "poem": "\n\nAltmış üç olmuş, eşim yaşı,\nEğilmedi bugüne dek, kimseye başı,\nOynamaz ele güne gözü, kaşı,\nKolay akar, gözünden yaşı.\n\n  Lüksü,ışıklı hayatı severdi,\nBu yıl yaş günü içine sindi,\nKuşadası GRAND da yeni yaşına erdi,\nHoş geçti vakti ve doyasıya eğlendi,\n\nNesrin, kelime ile yaban gülü demektir,\nMeyvesi,bol vitaminli sıcak içecektir,\nBakalım bu şiirime ne diyecektir,\nMuhtemel ki  burnunu bükecektir,\n\nNeticede iyi doğum günü sanırım,\nSonucu, Aslı kızına anlattığında alırım,\nBiliyorum ki kalbinde ben varım,\nAnlarım,o benim 38 yıllık sevgili karım.\n\n1 ocak 2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşime",
        "poet": "Turgay Batır",
        "poem": "\n\nBen olmazdım böyle\nSöyle aşkım,sen söyle\nNe kanun'la,nede ney'le\nGetirdin bana kendimi\n\nDünyaya bakıyorum başka\nGerçekten inandım aşka\nSon verdim kadehe,meşk'e\nGetirdin bana kendimi\n\nAynı yastığa başkoyduk hanımla\nKader birliği yaptık Gökhan'ımla\nBal-kaymak oldu hayat Yağmur'umla\nGetirdin bana kendimi.\n\n2011/ANNELER GÜNÜ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşim Yaşın",
        "poet": "Fahrettin Selçik",
        "poem": "\n\nE Ş İ M   Y A Ş I\n\nAltmış üç oldu eşim yaşı,\nEğilmedi kimseye bugünedek başı\nAkmamıştır hiç bugüne kadar gözyaşı,\nSeviyor en çok mutfak işi ve aşı.\n\nBu yıl Kuşadasında devirdi işi,\nKendisi şatafatı severdi,\nBöylece  GRAND da erdi kemale,\nFahrettin de ısındı bu hale.\n\nNesrin in anlamı yaban gülü çiçek,\nMeyvasından olur kuşburnu içecek,\nBakalım bu şiirime ne diyecek,\nBelki okuyup burnunu bükecek.\n\nİyi geçti doğum günü sanırım,\nBirisine anlatınca rapor alırım,\nBiliyorum kalbinde ben varım,\nO benim 37 yıllık sevgili karım.\n\nFahrettin Selçik\n1 ocak 2005 Kuşadası\n\n1 ocak 2oo5-kuşadası\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşim Meryem Tuna'nın anneler günü kutlu olsun",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nDünyalar güzeli üç çocuk doğurdun,\nSevdiğim anneler günün kutlu olsun.\nOnları kendi özün ile yoğurdun,\nSevdiğim anneler günün kutlu olsun.\n\nSen sevda ile gönül bahçeme girdin,\nDünyada ömrünü bizler için verdin.\nSen çocuklarımıza kol kanat gerdin,\nSevdiğim anneler günün kutlu olsun.\n\nSen bizim gönlümüze su gibi aktın,\nYüreğimize sevgi ateşi yaktın.\nSen çocuklara hep sevgi ile baktın,\nSevdiğim anneler günün kutlu olsun.\n\nHayatın yükünü bu güne taşıdık,\nSeninle kış oldu beraber üşüdük.\nYıllarca ikimiz birlikte yaşadık,\nSevdiğim anneler günün kutlu olsun.\n\nYusuf olarak sensiz hayatta koşmam,\nSen var iken inan sıkıntıya düşmem.\nSeni ben dünyalara bile değişmem,\nSevdiğim anneler günün kutlu olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşime",
        "poet": "Şadan Yenişafak",
        "poem": "\n\nGözümdü gözümdü gözümdü dünya\nSana verilen sözümdü dünya\n\nBiricik kızımız  gül olup açana kadar\nHer yaprağını dökmüş güzümdü dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşime...",
        "poet": "Yasin Büyükdağ",
        "poem": "\n\nAşk girift bir sarmaşık; \nKökü sensin, ucu  ben.\nKaf dağını dolaşık,\nMey içtim özlerinden.\n\nBen bir arı, sen çiçek,\nSarhoşum, gönlüme dek.\nToplayıp, petek petek,\nBal yaptım sözlerinden.\n\nSen benim kış güneşim,\nHayat eşim, ateşim.\nÇiçek çiçek dermişim,\nBaharı, gözlerinden…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşimekara",
        "poet": "Ercan Özcan",
        "poem": "\n\nKara gözlüm, körpe gülüm, sultanım,\nBir buğsenle aşka kandım, solmadım.\nHasretinden yara aldı her yanım,\nAteşinle nara yandım, ölmedim.\n\nIşığın gücüm oldu yol buldum,\nZaman zaman maveranda kayboldum,\nYeri geldi yokluğunda boğuldum,\nFeryat feryat seni andım, yılmadım.\n\nSeni gören güneş doğarmı daha? \nFerini yitirir çıkmaz sabaha,\nadınsız günleri gerdim çarmıha,\nÖnce estim sonra dindim, olmadım.\n\nSevdan içimde durur yasaklı,\nKimse bilemez bağrımda saklı,\nBu işe gönlümün ermedi aklı,\nSordum ettim, bildim sandım,bilmedim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Eşime",
        "poet": "Muharrem Üzümlü",
        "poem": "\n\nEşime\n\nÇekilir mi hiç sensiz hayatın yükü. \nDerdimi ortadan bölenimsin benim. \nAilede yüzümüz bilki, seninle güler. \nEvimiz bil ki, senle şenlenir neşelenir. \nAilemiz bilki, seninle mutlu huzurludur. \nSofralar bilki, seninle tatlı, seninle güzel. \nKırmızı elmanın bir yarısı gibisin sen. \nDiğer yarısı da, sen ben ve çocukların. \nSevgin olmasa acep ne yapardım ben. \nGözlerin olmasa kime bakardım ben. \nYemeğin olmasa ne olurdu ki halimiz. \nSabahları sen olmasan nasıl uyanırdık biz. \nSana sarılmasam hiç olmazdı hayatta yerim. \nSen olmasan dinmezdi sinirim ve öfkelerim. \nSen olmasan doğmazdı güneş ısıtmazdı bizi. \nHep yüzüme gülenim sonsuz güvenim benim. \nİyi bilirsin, sözlüyken evlenmeden önce de, \nDuygusaldım çok güzel şiirler yazdım sana. \nZor severim,sevince, pazara değil, mezara kadar. \nSevdim mi delicesine severim, sonsuz ve ölesiye. \nÖyle içten sevdim, yüreğimdedir hep yerin senin. \nAltın yüzlü, tatlı iki evlat verdin gülüm sen bana. \nOldun sende; sorumluluk sahibi, iyi kutsal bir ana \nAnneler Günün kutlu olsun yaşamın mutlu olsun. \nBöbrek gözlü, altın yürekli, iyi sözlü, karım benim. \nArım balım peteğim, gülüm goncam çiçeğim benim. \n\n12.05.2007 \nAnneler Günü Anısına \nMuharrem ÜZÜMLÜ \nİlköğretim Müfettişi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esin'e",
        "poet": "Ahmet Meydan",
        "poem": "\n\nYüzün hüzün kokardı kokuşmuş,sefil yaz akşamlarında;\nişte ben en çok bu kokunun masumiyetini severdim\nve en çok böyle akşamların gecelerinde mahvolurdum. Ilık yaz\ngecelerinde bir yüzün bir de bu masum hüzün kahretti beni.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esince",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nEkşilerin turuncundan\nNerde ne taşınmaz yükü varsa bende liman eden gemiler\nİşaretsiz ve kuraldışı\nMolasız\nBirşey de dediğim yok susuyor ve gidiyorum\nSanadır bu kaçak ne yapmaya çalışıyorsa\nSebebini ancak kendi bilen \nKendi ifadesini kendi almış\nHamleleri uzaktan görünmeli ve gizli\nAzgın sular çalkantısı şu kalbime sıkışıp kalmış deniz\nSus desen de ne? \nNafile esince\n\nSeyfi Karaca..........Kasım / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esin Duası",
        "poet": "Volkan Gürses",
        "poem": "\n\nbir masanın başında ol, \nyıl\nBin Sekiz Yüz Otuz İki\n\npencerenden içeri\nher şeyin gölgesi\nbir de\nodanda piyano gereksinimi \n\n                           sızıyor olsun\n\ngizle klasik müziği\nki\no\ndaha\nklasik \nbile \ndeğil. \n\nduraksıyor ol ve sürsün gün boyu böyle...bir\nmasanın başında\nhastalıkla\n\nve yalnızlığı kanıtlarcasına yalnız\nve tiksinerek insan ağzındaki dillerden\n\nTarih\nDaha\nTarih\nBile \nDeğilken\n\nyanıltsın seni, \n                  üşü\nve odandan gelip \ngeçenlerin kalabalığı kışkırtsın, \n\ntutup da devirmeye piyano gereksinimini\n\n                                    olmayan bir masayı \n                         ve\n                                    Kurnaz Tarihi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşimin Gözyaşları",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nGel dedin de ben gelmedim pişmanım,\nDinlemedim çok haklıymış ısrarın…\nBundan böyle inadımdır düşmanım,\nKurbanısın beş liralık esrarın…\n\nDört duvarda sen dertleri binlersin,\nBiliyorum inim inim inlersin,\nYüreğinin hep sesini dinlersin,\nBüyük oldu benim sana zararım…\n\nHep ağladım hapishane önünde,\nGöz pınarım kurur görüş gününde,\nYok, böyle suç yârim senin dününde,\nBağışlamak olsun bana kararın…\n\nDelip geçer kara günler hançerdir,\nAklım bu gün sende bizde göçerdir,\nEkin olduk bu suçlama biçerdir,\nUçan kuşa bile oldu yararın…\n\nCantekin der; vurdu bize satırı,\nEsrarkeşin yeni yetme katırı,\nBu âlemde yoktur insan hatırı,\nYükü derttir sırtındaki hararın…\n\n30 AĞUSTOS 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esin Çiçeği",
        "poet": "Yavuz Deniz",
        "poem": "\n\nÇileli kışın bahara hasret çiçeği\nİçmemişti aşk denen kutsal içeceği\nGüzelliğiyle beyaz gelincik misali\nDeniz kadar saf,sanki deniz gelinciği\nEsinlendiriyordu şairi denizi\nMartılar kıskanıyordu o gelinciği\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşin Melekler Yıldız",
        "poet": "Gürsoy Solmaz",
        "poem": "\n\nMelekler Eşin \n\nSen ne kadar güzelsin, \nMelekler eşin yıldız... \nGörenler doğru desin, \nGözlerin kaşın yıldız... \n\nÇok düşündüm gıyaben, \nKüçüktür yaşın yıldız... \nİsterim seni senden, \nDilersen düşün yıldız... \n\nGörünce titrer dizim, \nGönlüme taşın yıldız… \nO kadar da fersizim, \nGörünür kışın yıldız…. \n\nSev dersen seveceğim, \nDuymaz kardeşin yıldız... \nSenin olsun her şeyim, \nOlsam sırdaşın Yıldız…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esin Sunağında",
        "poet": "Funda Gür",
        "poem": "\n\nYedi renk yedi çiçek\nBahçemde büyüyecek\nKendi notalarını bulup\nMüzikle yükselecek\n\nYedi renk yedi çiçek\nBirbiriyle örülecek\nKraliçeme taç olup\nGüzellik yere inecek\n\nYedi renk yedi çiçek\nYerküremizde çelenk\nKaranlık gömülecek\nYıldızlar izlenecek\n\nYedi renk yedi çiçek\nSanatla derlenecek\nSihirli değnek değecek\nCoşku dile gelecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşinden şiddet gören kadınlar",
        "poet": "Tevfik Karınca",
        "poem": "\n\nMücadele yaşam biçimidir ve insanlar cesursa mücadele ederler.Sinmek kabullenmek şiddeti yaşamak adına bir insana yakışmaz.Esaret altında kalan ulusların camilerinde cuma namazı kılınmaz.Şiddetin en yoğun yaşandığı yer savaştır cephedir.Orada ölmemek için öldürmek zorundasındır.Oysa orada bile kurallar vardır.kadın, çocuk ve yaşlılara şiddet uygulanmaz.Mertçedir savaş bile olsa mücadele.Sen kadın, çocuk ve yaşlıysan bunların getirdiği haklara sahipsin demektir.Sinmek ve şiddeti kabullenmek insana yakışmaz.Yüreğindeki korkular güne gelir sevgiyi siler.\nKorku ve nefret en garip duygudur.Bunu zamanla anlar insan daha acısı ise karşındaki insanın vahşileşmesini sadece seyredebilmektir.Canavarlaşmış sevgi yoksunu birini bir birey olarak seyredebilmek sana acı verir.Ama yapabileceklerimiz sınırlıdır.Oysa o bir kadındır annedir, duyguları ile yaşamaktadır.Kırılan gururu onu hayattan kopartmaktadır an be an.Bir erkek olarak gücüme gidiyor hergün şiddete uğramış bir kadını görmek birşeyler yapmam gerektiğini söylüyor bana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşine Sor Dostuna",
        "poet": "Zennehar Yılmaz",
        "poem": "\n\nTren gelir katarım\nNe bulursam satarum\nSevdali yürekleri\nYüreğime atarım\n\nTrenlerin dumanı \nGörünmeyi buradan\nAyrılan gönül gülmez\nİyi olmaz yaradan\n\nEşine sor dostuna\nBak sana ne diyecek\nSevdalım defterinden\nAdım mı silinecek\n\nTren samsuna kadar\nGelemez Trabzon,a\nAlamazsam yarimi\nRuhum girer buhrana\n\nVay başuma gelenler\nHiç dinmeyi ki yaşum\nDenize dere oldum\nAğardı saçım başım\n\nEşine sor dostuna\nBak sana ne diyecek\nSevdalım defterinden\nAdım mı silinecek\n\nTren gelir sesin,lan\nBen gelir um dert ilan\nYanar küle dönerim\nPazarlık Azrail, lan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esinti",
        "poet": "Mehmet Fatih Köse",
        "poem": "\n\nŞükürler, keşkeler yağdı durmadı,\nBazen mesut oldum, bazen de pişman.\nBaşka birisine gerek kalmadı,\nBen bana olmuşum en büyük düşman...............\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Esinti",
        "poet": "Mehmet Ufuk Peker",
        "poem": "\n\nBir çaresizlik akşamında\nEsintinle aralandım\nGözlerinin ışıltısıyla aydınlandı\nYüreğimin unutulmuş kuytuları\nKanım deliliğini anımsadı\nBüyüne çağladı\nKokun damarlarıma karıştı\n\nErken bir sonbahardı\nAkşama korku sökün etmişti\nAy çekingendi\nBulutlar saklamıştı\nGözyaşlarını\nHepsini ama hapsini unuttum\nÖnemsediğim tek korku\nErken yorulmuş yüreğimin\nEn cesur öyküsüne vuruyordu\n\nEsintin havalandırıyordu\nGergin mimiklerimi\nSavuruyordu\nBana zorla sığdırılmış\nHüzünlerimi\nEsintinle sıyrıldım kendimden\nYani o dar elbiseden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esintiler",
        "poet": "Feyzi Kanra",
        "poem": "\n\nİki ben var içimde deli akıllı\nİki yol var önümde kumlu çakıllı\nF.K.\n\nKimseye düşman değilim,ins şeytanlarından başka,\nKimseyle de dost değilim,Allah dostlarından başka.\nF.K:\n\nİslamı yaşamayan ne dost tanır ne düşman,\nFayda etmez son anda olsalar bile pişman.\nF.K.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esintiler",
        "poet": "Elif Gülnur Parmaksız",
        "poem": "\n\nSaksısında bir sardunya kadar eski mazimiz.\nAhşap basamaklarıyla anneannemin evi.\nBüyükbabamın rakısını kucaklayıp koştuğum sokaklar\nVe yine aynı şişeyi sakladığım arka bahçe.\nMuzurluğum için bir yandan övüldüğüm\nVe yine sövüldüğüm günler...\nBurnumdaki yasemin kokusu kadar canlı.\nMuz ağaçlarının arasında kurduğumuz evler,\nÇingene oyun arkadaşlarımız.\nLastik kokulu ayakkabı dükkanında dayım.\nBabaannemin patlıcan turşuları\nSaçımdaki eşek arılarını temizleyen büyükbabam.\nNamaz kılarken Onun üstüne çıkan kuzenlerim...\nBeni kucaklayan halalarım...\nElimizden tutup bizi seyehate götüren amcam.\nOtobüste uyurken biten çikolatalar için ağlayışım.\nBabamın getirdiği süt kaymağına tutkum...\nKızkardeşimle çay tabakları, boy boy kaşıklar ve kavanoz kapaklarıyla\nHer bir tınısını farklılaştırdığımı orkestramız...\nSamur kürküyle heybetli kedimiz Tekir...\nHıdırellez'de ateşlerin üzerinden atladığım Edirne sokakları...\nHerkesin ortasında ''seni seviyorum'' diyen ilkokul arkadaşım.\nİzini bulamadığım arkadaşım Aysel,\nTahta kolilerden yaptığımız apartman,\nOyuncak silah,kurşun asker ve sekiz tren alma hayallerim,\nAnnemle ortak okuduğum foto romanlar...\nKasımpatlarıyla okula doğru yola çıktığım üzgün,soğuk,karlı 10 Kasım sabahı,\nÜç tekerlekli bisikletim...\nKadife çiçekleriyle süslü Seyran bahçeleri...\nDuvardan aşağıya dökülen yaseminler kadar eski mazimiz\nŞimdi anılarımızda saklı...\n\n17.12.2015 Çarşamba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esintiye müebbet",
        "poet": "Celil Taş",
        "poem": "\n\nbu gece, \nserin dağa esintileri \naldı götürdü militanı \nkızıl tepelerin ardına \ngöğsünün sol yanı yara \ngöğsünün sol yanı vurgun \n\nçıplak ayaklarla geçiyor \nşehrin karanlık sokaklarından \nlapa lapa düşen karın altında \nözgürlüğe doğru yol almış yüreği \nomuzlarında barışın yükü \nheybesinde bir sevda \n\nözgürlük, \nak güvercinin kanadında \ngökyüzünün maviliğinde \nözgürlük, \nbalıkların kanatlarında \nokyanusun derinliğinde \n\nmüebbet giydi militan \ndemir parmaklıklar ardında \nsoğuk ranzada uzanmış boylu boyunca \ngözlerinde ufuklar \ngözlerinde şehrin daracık sokakları \ngözlerinde şehrin kenar mahalleleri \ngözlerinde sevda seli \nmüebbeti yedi zıpkın gibi \nvolta sırası şimdi onda \nher adımda bir hesaplaşma \nher adımda bir yargılama \nher adımda yürek kanamada \n\neyyyy... \nyüreği sevgi dolu militan \nindir yumruğunu sorgusuzca \nşimşek çaksın beyinlere....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esintiler (Nostaljik)",
        "poet": "Feyzi Kanra",
        "poem": "\n\nGün\nçoktan\nuyandı\nAlem uykuda.\nHayrola.\nAklıma esti birden,\nsahiden,\nYer \nyatakları bu zaman\ntoplanırdı\neskiden.\nGün \nçoktan uyandı,\nToparla kendini\nkaryola,\nyaşın çok genç,\nDüş yola.\nDüş! .Düş! .Düş! .\nDüşmeeeeeeee! ..\nKar,\nYol’a.\ntrafikkkk.\nfelç.....\nola...\n\n11.6.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esir",
        "poet": "Birol Hepgüler",
        "poem": "\n\nBakışlarım kalbim deler,\nSeven böyle çile çeker.\nBu sevdadan şu başıma,\nBilsen neler geldi neler.\n\nNe elimde kelepçeler,\nAyağımda pranga var\nArtık zulüm etme bana,\nKalbim esir oldu sana.\n\nSavcı sensin,hakim sensin.\nBeni mahkum eden sensin.\nBırakıpta giden sensin.\nSensiz asla yaşayamam,\nBeni öldür acım dinsin...\n\n(19 Mayıs 2001)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esir",
        "poet": "Cafer Orhan",
        "poem": "\n\nBoynumda ipler\nardımda zaman\nzamanla saklambaç nereye kadar\n\nHey zaman! \nyenilmeyen kahraman\ngöbeği gün yüzü göremiş pehlivan\n\nGeri aldın tüm verdiklerini\nne var ki sen de yaşlanmaktasın\nyoksa hüsran, matem bana armağanın mı? \n\nSaçlarımın akı, kırı\nbilmem ne zamanın karı, kışı\n\nSen de şaşmıyormusun insanlara? \nölüm acı diyorlar\nsanki hayat çok tatlı....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esir",
        "poet": "Abdülmuttalip Sezer",
        "poem": "\n\nNefretim esir eden imkansızlıklara\nVe mutlulugu vadeden yalanlara.\nSevinçlerin ısıtıtğı bir akşamda\nDonmak istiyorum acılarımla \n\nAteş gibi isyanlar var yüregimde\nDağılıyor umutlarım her çöküşümde\nKorku düşmanım olmuş gecelerde\nSığınacak bir cesaret yok içimde  \n \n                                     \nNot-Bu şiiri besteleyerek youtube da yayınladım.Dinlemek isteyenler  -esir harika bir amatör şarkı - yazarak dinleyebilirler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "ESİR",
        "poet": "Cengiz Öyke",
        "poem": "\n\nDünyayı başıma yıkıp da gittin\nPüsküllü belalar takıpda gittin\nSeni seven kalbi yakıpda gittin\nSevgilim ben senin esirinmiyim\n\nMektuplar yazdım cevap vermedin\nBekledim seni bana dönmedin\nYüzüme birkere olsun gülmedin\nSevgilim ben senin esirinmiyim\n\nBir gurur uğruna yıktın herşeyi\nMahfettin sen tertemiz bir sevgiyi\nSen sebepsin sevmem artık kimseyi\nSevgilim ben senin esirinmiyim\n\n                            Cengiz ÖYKE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esip Gelir Sevdan Kabul Etmesen De",
        "poet": "Dervişe Güneyyeli",
        "poem": "\n\nFenerini yakmışsın dolaşırken karanlık bir sokakta\nAydınlığa yer vermiş gibi sanki yüreğin\nTenha bir sokakran geçerken sen usulca\nİçinden beni çağırıyor sanki gözlerin\nHiç korktun mu sevmekten bilmem ama\nÇiseleyen şu gökyüzü bulutları avuntun senin\nİstemem düşse de gözlerime diyorsun ama\nÇiseleyen şu gökyüzü bulutları gibi ıslanır hasretin\nEsip gelir sevdan usulcacık yanıma\nKimse bilmez bunu; bir sen, bir ben, bir de yüreğin ve yüreğim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esır",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nBir eV,\nBir TeV,\nBir MeV,\nSivrisineğin kanat \nçırpışlarındaki sinerji,\nEsır bir deniz(Karanlık madde) ,\nKainatın özü,\nGezegenlerin içinde,\nyüzen enerji...........\n\n                    10.06.10/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esip Giden Gençliğim",
        "poet": "Seda Girgin 1",
        "poem": "\n\nGençlik ne çabuk geçmişti\nElimi uzattığımda çoktan gitmişti\nGençlik çayda eriyen şeker gibi\nHızlıca kaybolup gitmişti\nBir sabah vaktiydi\nGüneş yeni doğmuştu ufuktan\nKordonboyuna boylu boyunca bir gemi uzanmıştı\nUmutlarımı, hayallerimi, cıvıl cıvıl benliğimi\nTuttuğu gibi savurmuş gençliğimi\nİçine hapsetmiş bir kuytu köşesine.\nNe bir gitme ne de bir kal dinlemezcesine\nOmuzlamış içten içe\nGiden gençliğime çaylar bu gece\nŞekerler de kapımı çalan emektarlardan bu gece\nYavaş karıştırın dercesine.\n\n(08.09.2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esir İnsan",
        "poet": "Necdet Balcı",
        "poem": "\n\nacının kutsallığını yaşıyoruz\nkim bilmez yalnızlığın önemini\nkök salıyor yoksulluk kalbimize\nsahte kulluklara esir insan\n\ntutup pencereleri kapatıyoruz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esir Mavi",
        "poet": "Yasemin Günay",
        "poem": "\n\nVakit, şimdi artık lâcivert gökyüzünündür\n                                Hapsolan karanlığa, mavi renkli hüzündür\n\n                                Yürüyoruz hep gölgelerimizin izinde\n                                Işıktan soyutlanmış,susuzluk denizinde\n\n                                Sanki birer hayâlet, yanımızdan geçenler\n                                Bu sihirli gecede kaybolmayı seçenler\n\n                                Gözden siliniyorlar bir noktayı geçince\n                                Şarâbını,gecenin kadeh kadeh içince…\n\n                                Maviyi esâretten kurtarmak, arzûları\n                                Bu yüzden uyumazlar, beklerler bazıları\n\n                                Gecenin zincirleri,şafakla kırılınca\n                                Artık özgürdür mavi,ufuklar ağarınca…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esir Olmuşum Gözlerine......",
        "poet": "Tayfun Gökhan Soytan",
        "poem": "\n\nYüreğim avucumda,\nGözlerine mahkum olmuşum.\nYaşarken esir,\nDuruşuna vurulmuşum.\nSensiz aldığım nefes acı,\nSensiz atan kalp, hasta!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esir ol.",
        "poet": "Aydın Çetinkaya",
        "poem": "\n\nİyilik yukarı taş atma gibi,\nDönüşü felaket, siperde sır ol.\nKötülük yukardan taş gelme gibi,\nVuruşu felaket,cana siper ol.\nSevap olan taşa göğüs germektir,\nCennet isterisen her gün esir ol.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esir Kaldı",
        "poet": "İdris Çetin",
        "poem": "\n\nKan soğudu, toprak gözyaşı döktü,\nGözler küçüldü, samanlar kavak oldu.\nGerçekler suya battı, yalanlar sel oldu,\nTerazinin kefeleri, iki yüzlülükle doldu.\n\nNimetler şükürsüz, gözler fersiz kaldı,\nİnsanlar sevgisiz, bulutlar yağmursuz kaldı.\nGüneş ve yıldızlar misafir edilmez oldu,\nAnne ve babalar eşik üstünde yüzüstü bırakıldı.\n\nBilgi çağı dedik, bilmediklerimiz bilgi oldu,\nKitaplar, ekranlar habersiz haberlerle doldu.\nKarıncalar yolsuz, değirmenler susuz kaldı,\nAnne ve babalar, çocuklarına esir kaldı…\n\n                                      09. 10. 2010\n                                      Sazlıdere\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esiralan Boşluklara Kapılanarak",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nKullanılmayan sonsuzluğun\nBoşluğuna ilgisiz bakanıysa insan\nSayısız bilginin \nYapışıp kalsa ne hükmü var ayna yamacına? \nAdı bilgisayar olmazsa \nİsterse yeryüzünde dükkan açanların melek ofisi\nNe konursa konsun adı\nİnsanın aklında kendini bulmak diye bir niyeti yoksa\nDokunduğu an..\nHani böyle...tık..lattırıktığı an..\n Bütün ruhunu bedeniyle beraber yutup götüren\nDerin \nHer esiralan damlası dipsiz bir deniz\nKim neye bakarsa\n görülmez derinliklere karanlık yanını girdaplayan\nTavanı çökük bir sığınak gibi\nKullanımsız virandan\nKupkuru canıyla \nKafası karışık buz gibi sessiz bir cam\nKişiye yük kalan\n\nSeyfi Karaca..........Kasım / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esir Türklere hürriyet",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nBiz her zaman söylüyoruz,\nEsir Türklere hürriyet.\nHerkes hür olsun diyoruz,\nEsir Türklere hürriyet.\n\nHiç bir Türk ceza almasın,\nDünyada esir kalmasın.\nTürkler neden hür olmasın? \nEsir Türklere hürriyet.\n\nAsya geldiğimiz yerdir,\nÖzde bütün Türkler birdir.\nTürkistan neden esirdir? \nEsir Türklere hürriyet.\n\nDünya kimseye olmaz dar,\nOnlar çekiyor ahu zar.\nSovyetlerde Yakutlar var,\nEsir Türklere hürriyet.\n\nYusuf Kırım bak ağlıyor,\nKarabağ yürek dağlıyor.\nKerkük karalar bağlıyor,\nEsir Türklere hürriyet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esiri Oldum",
        "poet": "Osman Garip",
        "poem": "\n\nYanıyor yanıyor da kanıyor benim içim\n                                         Kabahat sende degil bu benim suçum\n                                         Nasıl sevdim yarim seni bu kadar niçin\n                                         Anlamadım güzelim ben sen bilirmisin\n\n                                       Bekli senin güzel gözlerinin esiri oldum\n                                       Beklide gözlerin de yar aşkımı buldum\n                                      Yüzünü gördügümde mecnuna döndüm\n                                       Bu aşkı bu gönüle yar çok görürmüsün\n\n                                      Bu ölümlü dünyada yar üzüntü neymiş\n                                      En güzel şey mutluluk aşk denen şeymiş\n                                      Yanına kar kalacak yar gülmek neşeymiş\n                                      Bütün canlılar ölüyor yarim sen kalırmısın\n\n                                  6 / 2 / 1981\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esirgeyen Bağışlayan Aşk'ın Adı İle Başlıyorum...",
        "poet": "Alperen Karadağ",
        "poem": "\n\nEsirgeyen bağışlayan Aşk'ın adı ile başlıyorum...\n\nİnan ne diyeceğimi bilmez bir haldeyim.Yada ne düşüneceğimi..Kafam karmakarışık sevgili.Sevgiyi bilen nadir insanlardansın.bense değer bilmeyen insanlarından...Benim istediğim aradığımda buydu yıllar yılı.Katıksız sevgi..Ancak nedenini bilmedigim bir nedenden dolayı bundan kaçar oldum.Sevgiden aşktan kaçar oldum.Hem istiyor hemde korkup geri kaçıyorum.Anlayamıyorum inan  ne yapmak istediğimi.Şimdi benden çok uzaktasın.İnan seninle günlerimi geçirebilmek, görüşebilmek için herşeyden önemlisi yanında olabilmek için herşeyimi verebilirim.Ama imkansızlıkları düşündükçe sen orada ben burada...İnan kahroluyorum..Artık uzaklar, uzak sevdalar çok acı veriyor bana.İsteyipte göremediğin yarin uzaklarda ve istediğin zaman çıkıp gidemiyorsun yanına en kötüsü de doya doya göremiyorsun. Dokunamıyorsun. Kokusunu hissedemiyorsun.Dizlerine yatıp tüm dertlerini tasalarını arkanda bırakamıyorsun.Ne kadar acı verici bir olay anlatamam..Seni sensiz yaşamak acı veriyor bana.Neden böyle neden ama diye her düşündüğümde kendi kendimi yer bir durumda buluyorum.\n\nSeni herşeyden çok ister tavırlar sergiliyorum son zamanlarda hele hele de geceleri, yalnızlığımda ancak sana ulaşamamak çekilmez işkencelere dönüşüyor.Telefon avizelerinde kalan sevgi sözlerinin kırıntıları artık beni tatmin etmez oldu.Çünkü konuşmalara doydum.Şimdi istediğim saatlerce susmak karşında.Seni seyretmek seni yüceltmek hoyrat ellerimle.Tek istediğim bu.Saatlerce karşında, sessizce oturup seni seyretmek.Gözlerinde erimek.Ama bu istediğim çok uzaklarda kalıyor.Sen uzaklardasın. Ben uzaklarda.Uzak diyarların sevda bekçileri gibiyiz.\n\nSeni seviyorum.Ancak sevgi yetmiyor.Beraberlikler olmadıkça sevgi bir işkence aracı oluyor.Üzüntüler kederler dalıp dalıp gitmeler beklentiler ümitler...Aklına gelebilecek her çekilmez duyguyla sarıp sarmalanıyor insan.Beklemek zor hasret çekmek ise her yiğidin harcı değil.\n\nAmacım ne seni üzmek nede ikimizi karamsarlığa düşürmek.Birgün bakmışsın her şey çok güzel olmuş.Her şey istediğimiz gibi gelişmiş.Ancak o günlerin geleceğini beklemek bile bana acı veriyor.İçim buruk bir halde beklerken güzel günleri, düşüncelerde kayboluyorum.Hayallerde yitiriyorum tüm güzelliklerimi..\n\n Anla beni sevgili.Seni sevmediğim düşmesin aklına.Sakın kapılma böyle anlamsız düşüncelere.Geleceğim birgün çıkıp geleceğim sana tüm saplantılarımdan tüm umarsızlıklarımdan arınarak geleceğim.! Eğer o gün hala beni bekliyor isen herşey çok güzel olacak.Ama beklemekten vazgeçtiysen ve birine verdiysen gönlünü yanında can dostun olarak kalacağım...\n\n Seni seviyorum.Ancak sevmek bunu söylemek yetmiyor.Konuşmalara doydum.Artık karşında saatlerce susmak istiyorum saatlerce susmak ve hoyrat ellerimle sana dokunmak...Gözlerinde erimek istiyorum..Ne olur sessiz harflerimden sessizliğimden hesap sorma bana ve beni anlamaya çalış..\n\n                                                                                                                                                               Alperen karadağ\n                                                         (7.04.2002)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esirinim",
        "poet": "Çiğdem Selçuk",
        "poem": "\n\nSoframdaki kadehte kalmış ellerin\nYastığımda terini unutmuşsun...\nDudadaklarımda anason kokusunu dudaklarının\nParmaklarını bırakmışsın parmaklarımda\nEşikte ayak izlerini\nYüreğinin med cezirleri kalmış iklimlerimde iliklerime dek\nGülüşünü çivilemmişsin gülüşüme...\nGözlerinin mavisini iliklemişsin gözlerimin karasına\nHüzünlerini hüzünlerime ekleyip kurşuna dizmişsin sonra \nBir kahkaha bırakmışsın sensizliklerime inat\nSaklambaçla körebeyi kardeş etmişsin oyunlarımıza\nBilmem farkında mısın ama\nSen seni bende bırakmışsın kanter içinde..? \nIslak ve karanlık sevda gecelerini bir de..\nBir de beni  kelepçelemişsin  gidişlerine...\n\nÇiğdem SELÇUK/EDİRNE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşit OlsaTerazinin Gözleri",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nEşit OlsaTerazinin Gözleri\n\nÇağlar iken yaylamızın suları\nSuya muhtaç eylediler bizleri\nHangi ipten ağaların yuları\nUtanmıyor kızarmıyor yüzleri\n\nKuruttunuz üzümü bol bağları\nÖldürdünüz yaşayan tüm sağları\nÖnümüze engel dikip dağları\nDüz ovada bak yorulur dizleri\n\nYer altı yer üstü maden kokuyor\nYeteneksiz bizim beyler bakıyor\nSefaletin ırmağı bol akıyor\nKirli suyla yıkıyorlar yüzleri\n\nBozulmuş ayarı ayar mı tutar\nÇakal gölgesin de aslan mı yatar\nDOST ŞEREF im sizi bin sefer tartar\nEşit olsa terazinin gözleri\n\n11-09-2007\nDOST ŞEREF\n\n Kimden: KIRSAÇ (Bay, 64)      \n Kime: Grup: Umudun Türküsü\n Tarih: 17.9.2008 17:40 (GMT +2:00)     \n\n\n Konu: Yn: Eşit Olsa Terazinin Gözleri \n\nDuyarlı bir yüreğin dünyaya serzenişini yansıtan dizeleri yazan dostu kutlarım. Sevgilerimle esen kalın! \n\nKimden: A Abdullah Arslan (Bay, 64)     \n Kime: Grup: Türkiye Cumhuriyeti\n Tarih: 17.9.2008 17:15 (GMT +2:00)    \n\n\n Konu: Yn: [turkiye-cumhuri..] Eşit Olsa Terazinin Gözleri \n\nO TERAZİNİN GÖZLERİNİ, GÖZLERİ HARAMDAN BAŞKASINI GÖRMEYEN GÖZLERLE DOLDURACAĞIZ BİR GÜN! . SAYGILARIMLA.\nKimden: Ahmet Tığlı (Bay, 63)    \n Kime: Grup: Hüzün Limanı Grubu\n Tarih: 17.9.2008 16:42 (GMT +2:00)   \n\n\n Konu: Yn: [huzun-limani-gr..] Eşit Olsa Terazinin Gözleri \n\nŞeref kardeşim çok güzel şiir.Ama sen onların terazisinde tartılamazsın.Seni tartacak terazi çok şeffaf,senin gibi düzgün.Sevgiler kardeşim. \n\nAhmet TIĞLI\nKimden: Serkan Erarslan (Bay, 29)   \n Kime: Grup: Halkın Dostları\n Tarih: 17.9.2008 19:00 (GMT +2:00)  \n\n\n Konu: Yn: [halkin-dostlari] Eşit Olsa Terazinin Gözleri \n\nharika bir anlatım...toplumsal bir öz eleştiri...ve sanırım bu terazide hapimizin payı ve sorumluluğu var...duyarlı yüreğinize ve emeğinize sağlık...kutlarım...yorumum sayfanızda...mutlu akşamlar dileğiyle...\n\n\n Kimden: Şahmaral (Bayan, 44)  \n Kime: Grup: ^^___Atatürkçü Düşünce Grubu __^^\n Tarih: 17.9.2008 18:55 (GMT +2:00) \n\n\n Konu: Yn: [^^-ataturkcu-du..] Eşit Olsa Terazinin Gözleri \n\nBozulmuş ayarı ayar mı tutar \nÇakal gölgesin de aslan mı yatar \nDOST ŞEREF im sizi bin sefer tartar \nEşit olsa terazinin gözleri \n\nYüreğiniz ve kaleminiz hiç susmasın. \nSaygılar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşit Şartlar..",
        "poet": "Eyüp Gergin",
        "poem": "\n\nben sana hastayım ama sen doktor olma! \n\nolacaksan hasta ol; \nbari şartlar eşit olsun..\n\n27.11.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşitlik",
        "poet": "Adsız Ozan",
        "poem": "\n\nNe güçsüz ezilip hor görülmeli, \nNe güçlü haksızca kayrılmalıdır, \nÖyle bir adalet tesis etmeli, \nSağlamlar, çürükten ayrılmalıdır. \n\nVarlığı, sürekli eden dirliktir, \nDirliğin olduğu yerler birliktir, \nBirliğin temeli hep adalettir, \nAdalet vaktine, davranmalıdır. \n\nEşitlik yoklukta, kıtlıkta değil: \nBollukta, varlıkta sağlanmalıdır. \nİnsanlar korkuyla, çıkarla değil, \nGönül bağlarıyla, bağlanmalıdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşitlik 4",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nBurada diyalektik denen bir olguyla, bilincinizin gücü ortaya çıkmaktadır. Nesnelliğin size doğrudan bağıntısı olmamakla, bu ilişki tek yanlı bir gücün sürdürülmesidir. Bu tek yanlı güç BİLİNÇTİR. Bilinç kendi dışındaki varlığa bir çevre olmanın etki sel özelliğini göstererek, nesnelliği; sanki doğal bir çevre şartları nesnelliği altındaymış gibi değiştirip, seçme ayıklamasını yapmaktadır.\n\nŞu unutulmasın çevrenin değişmesi, olay ve olguların durumlarını değiştirir. Ne var ki çevre genel bir bütünlüktür. Yani tek tek durumlarda değişen olgu ve olaylar da çevrenin kendisidirler. Çevrenin etkisi ile değişen bir bitki faunası (bitki varlığı): hayvana göre, hayvanın çeşitliliğinin ve hayvana dek varlığının değişmesini sağlayacak olan bir çevredir. Ya da kurak bir çevre, suyu olmayan susuzluktu bir değişme; çevre olanın da kendisidir. Sulu bir ortam, çevrenin nemli olmasının özel basınç durumudur. \nBununla şunu demek istiyorum bilinç kendi başına bir durum olmayıp çevrenin ilişkisinden çıkan bir konum iken;  bilinç, üretim araçları üzerine ve üretim araçlarına çevre olmanın girişen basıncını uygulamıştır. Toplumsal işleyişte insan bilinci, toplumun nesnel araçlarına, çevre olan etken bir girişmedir. Üretim güçlerini seçerek, üretim güçlerini düzenleyerek; onların yasallıklarından yeni durum yasallıkları ortaya koyarak, üretim güçlerini insanın yararına dönüştürür. Üretim teknolojilerini geliştirir.\n\nBu eylemi ortaya korken bir çevre olan insan bilinci, etkilediği durumlardan kendisi de etkilenerek öğrenir. Çevrenin etkilenen bir olayı boyutuna geriler. Yani etkileyerek çevre olma ve çevrenin bir etkilenen olayı olma girişmesi, tekrar yeni durumlarla çevre olarak, etkileyen olması da aynı andadır.\n\nDiyalektik ya da eytişim dediğimiz bu durum, zorunlu bir yansıma ve yansıtılma yasasıdır da. Ama üretim araçlarını seçme, oluşturma ve üretim ilişki ve üretim teknolojilerini geleceğe doğru akıtma, insan öznelliğinin bu yasaya uyaraktan; yakın geleceği tasarı, plan ve dizayn etmesi; insanın müthiş bir beceri ve başarısıdır.\n\nArtık toplumlarda, sıradan bir kas emeğinin yerine; öznel emeğin, araştıran, geliştiren, buluşçu olan, tasarlayan, plan proje üreten, işleten özneldi bir bilinçli emeği revaçtadır. Çünkü kas emeğinin sağlayışını; bilinçti emeğin, otomatik makina ve robota dek olan, üretme potansiyellerini devreye sokarak, insan kas emeğin hani nerede ise devre dışı bırakmıştır. Bu bilgi süreci birey bazlı olacakla eşitsizliğin ikinci boyutudur. Ama toplumsal gücün paylaşılanı olacakla da eşitlik tidirler.\n\nBöyle bir yaşam düzeni artık toplum da değildir. Buranın ilişki düzen referansları ve paylaşma şekli yaşama şekli, günün istisnası ve tesadüfleri olaraktan şimdiden oluşmalıdır. Ki ortamın seçme ayıklama girişmesi başlasın. Süreç kendi dinamiklerini ortaya koyabilsin. Nasıl sanayi toplumları sıradan bir köleliğin niteliklerini, seçme ayıklama ilkesi ile dışlayıp, sanayi toplumu kölesi dediğimiz, nitelikli, kalifiye emek gücünü ortaya çıkardı ise; şimdiki istisnalarda kendi seçmesini yapmalıdırlar.\n\nVe bu seçme ayıklama ilkesi yeni ilişkin meslekleri oluşturan, gelişmeler dinamiğini ortaya koyarak eski ilişki ve referanslar olan, köleci ve feodal düzeni ortadan kaldırmışsa, yeni sistemde bu süreci ve kapitalist düzeni ortadan kaldıran, sürecin ara geçiş yoğun bakımlarını başlatmalıdır.\n\nKöle kavramına biraz büyüteçle baktığımızda, köleci sistemin kölesi ile feodal sistemin kölesi ve sanayi toplumunun kölesi arasında çok çok; dağlar kadar fark vardır. Her bir dönem kölelerinin referansları farklıdır. Köleci düzende köle, efendisinin deve yularını tutup çekerken şimdi köleci ilişki tutumlu olan 2011 model olmasa da 1995 model deveye (pardon otomobile)  binip, ayağını yerde kesebilen köleler haline gelmişlerdir. O dönemlerde kölenin eşeği, olamazdı. Faraza, olsa bile, binmesi olanaksızdı.\n\nŞimdi de kölenin efendiye şoförlük yaptığını söyleyip, indirgemeci gözle aynı kategoriye konması hiç doğru değil. Söz gelimi şoför köle, maaş alıp, her istediğini değilse de istediği gibi harcamakta. Bu ufak farklar sistemin anormal değiştiricileridirler. Sizi toplumla talep eştirir. Örneğin, otomobil sahipliğiniz yol sağlayışını toplumla sizi giriştirir. Bu da demokrasi denen bir yönü ile bir sınıfın diğer sınıfa hücceti olan; otorite denen, yönetme gücünü, yumuşatır. Unutulmasın, şimdi de emek sömürüsü vardır.\n\nAma şimdiki kölenin kurduğu ilişki biçimleri eskiye göre hayli farklıdır. Tam gerçekleşir olmasa da, deve yuları tutan köle ile deve üzerindeki efendi şimdi trafik kuralları içinde eşit haklara ve eşit uyulması gereken taşımalara sahiptirler. Başlangıcın devinim alanı olan, fendi köle arasındaki Sistemden pay almanın girişmesi, sosyal devlet yaptırımlarının direncini ortaya koymaktadırlar. Bunlar kölenin bilinci ile ilişkili bir durumdurlar. Eskiden köle, bırakın efendisinin toplumsa genel yarara açık olan kullanımdı olanaklarından yararlanmasını, devletin olanaklarından da yararlanamazdı.\n\nOysa bilinçli bir köle, siyaseten güçleri ile otorite ile pazarlık yapabilmekte ve sistemi, normal akışla demokratik addedilecek genel değer referanslarına döndürebilmektedirler. Şimdiki köleler emekçe sömürülmekten daha çok, bilinçsizliklerinin kurbanıdırlar.\n\nEskiden kölelerin hiç bir özel yaşamları yokken, şimdiki kölelerin olabildikçe dokunulmaz, hiç değilse bunu haktı olacakla iddia edebilir, bunu savunabilir; bu alanda haklarını arayabilir formasyonları ve özel bir yaşamları vardır.\n\nYeni kölelerin kurdukları yaşam biçimleri farklıdır. Şimdiki kölelerin eski ile benzerlikleri sadece her iki köle tipinin de emeklerinin aşırı sömürülür olmasıdır. Ve kendi referans düzlemlerinin sağlayıştı lığı olan ve bu sağlayıştı lığa denk düşen yaşamdı olanaklarını, çoğunlukla hiç sağlayamaz olaraktan, göçüp gitmektedirler. Diğer bir açıdan da eski köleler, şimdiki kölelere baksa idiler; 'böyle köleliğe can kurban! ' diyecekleri bile çok aşikârdır.\n\nBu, güncel köleliğe evet demek değildir. Sadece yapıcı olmayan; 'eski zamanda da köle idik, şimdi de köleyiz' diyen indirgemecilerin görmez körlüğüne bir analizdir. Değilse Dünya sömürülmenin en aşağılık rezilliğini ve duyarsızlığını bu bilinçsizliklerden dolayı, ahmakça yaşamaktadırlar.\n\nOysa bu iletişimdi teknik ve örgütlenme çağının referansları, hiç mi hiç; bu rüsva lığı öngörmez bir paylaşımın olanağını, insanın gözüne sokmaktadır. Ama sürüklenen insanlığınızın bir yanı, maalesef sizi de sürüklüyor. Bunun konjonktürse bir dünya emek ve paylaşım konfederatifleri olduğunun, bilinç ve örgütlenme gücünde değildirler. Bu da ayrı bir kanayan yaradır.\n\nNasıl toplumun yeni gücü; planlayan, tasarlayan, yaratıcı, işletmeci olan bir öznel bilinçse; Şimdiki sefaletin nedeni de bilinçsizliktir. Artık gelecekte üretim araçları sahipliği ya da sahipsizliği de para etmeyecektir. İnsanlar gayri bunlar için savaşmıyor. Tabi bunlar bu gün için tam bir devre dışı olmuş durumlar da değildirler.\n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşitlik 6",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nBu da, insansı başarıdır. Yani farklılıklar zorunludur. Farklılıklar, eşitlik anlayışının çelişmesidirler. Ve doğanın dinamik oluşudurlar. Farklılıklardan yoğaltılan, moda mod olmayan; sosyal ve siyasal emek harcanması ve eğitim olanağı; sağlık temini olanağı gibi geçici ve eşitlikçi denkleşmeli olan; kararlı olan; zaman ve zemin düzlemine görece bağlı olan; oluşmalar zorunludurlar.\n\nEşitlikte amaç zorunlu ihtiyacı olan dengeleri gözetir olmaktır. 3 kuruşa ihtiyacı olana, illa ki eşitlikti anlayışla; beş kuruşu ön görmek yanlıştır.  Yine yedi kuruşa ihtiyacı olana da eşitlikçi yaklaşımla illa beş kuruşu ön görmek yanlıştır. Her ikisine de beş kuruş verildiğinde; birindeki fazla iki kuruş o olanakta, kapasitesinin üstüne çıkamamakla verimsizleşir. Diğerindeki eksik iki kuruşta, kapasiteyi kendi sınırları içinde kullandırtamayacak olması ile verimliliği, atıl kalır. Her ikisi de aynı değerde yanlış ve zararlıdır. Ama genel eşitlikti ortalamanız yine 5 kuruştur.\n\nBu da az üstte belirttiğimiz: ‘Doğa eşitliğinin (dengede oluşun kararlılığının)   hemen yanı başında eşitsizliğini de oluşturmalıdır. Ya da eşitsizliğin (kararlı olamamanın)   yani başında da, kararlı olan, dengeli eşit yapıları da ortaya koyup, birbirine dönüşen ikili yapıların da,  kesikli ve sürekli işlekliğini ortaya koyabilmelidirler. Bu da, sosyal ve toplumsal olanın, ihtiyacı kadardan, ihtiyacına göre paylaştırılmalarını insana bilinç ettirir.’ Paragraf anlamın açınımı olur.\n\nYine 30 litrelik yakıt tankı olan araçla, 60 litrelik yakıt tankı olan araca; eğer her ikisine de 500 km yol yaptırılacaksa, şüphesiz ki 500 km yolu sağlayacak olan yakıt enerji karşılanacaktır. Ancak her ikisi de eşit miktar yakıt, eşit miktar zaman ve eşit değerde ödemeyi harcamayacaklardır. Elbette eşitler arası yoğaltım, bir başlangıç eşitliğini ön görürdür. Bunun üzerinde niceleyecek istikrar ya da istikrarsızlıklar farktı eşitsizliği yaratacaktır.\n\nDinamik sistemler, insan öznesine değin düzenlettirmelerle, o düzleme dek, kararlılık alanlarına değin, özne konumlarına değer olanın, sağlayıştı olmasının bir eşitliğidir. Bu eşitlik; aynı anda, aynı oranda, tükettirdik olmayıp, ihtiyacı kadardan, ihtiyacı olandan ihtiyaç kadarla, sağlayış olanakları eşitlikleri sağlamaktır. Herkesin aynı adalete değil,  'adalete' ihtiyacı vardır.\n\nSuçların çeşitliliği ve suçlara dek karşılığının çeşitliliği nedeni ile aynı adalete değil de, suça denk konumlamasına ilişkin hesaplaşması bir olan 'adalet ilkesinin', yürümesine ve bu ilkeden herkesin yararlanmasına ihtiyacı vardır.\n\nAksi halde, aynılık ilkesi saçmadır. Çünkü birinin ihtiyacı olan, söz gelimi tekerlekli sandalye için, diğerinin umuru bile olmazdı. Birinin ihtiyacı olan Kiril alfabesi, diğerinin burun kıvırması olur çıkardı. İhtiyacı olanın, ihtiyacı kadarı ilkesine göre herkes tekerlekli sandalye sahibi olmayacak iken, herkes kendi ihtiyaç konumlamasının dengini talep eder olaraktan, ihtiyacı kadarına sahip olacaktır.\n\nEşitlik ilkesi, toplumsal ve sosyal olanla, eşitsizlik ihtiyacınız ortalamasında bir rezerv sahibi oluşunuzdur. Rezervi, gerektiğinde kullanır olmanızdır. Ki bu düzlemdeki hak tanınırlık ancak toplumsal işleyişin belirmesi ile toplumsal güçle sağlatılırdır.\n\nToplumsal işleyişin bu tür olgunlaşmayı sağlayamadığı dönemlerde insanlık bu sosyal ve toplumsal zorunluluklarını; sadaka, fitre, zekât, bayram gibi araç ve amaçlanmalarla, sağlıyordu.\n\nKi bu da; kimi toplumsal olanın ve sosyal olanın eşitliğidir. İhtiyaçların sosyal ve toplumsal birlikler içlemince, referansça gözetilir olması eşitliğidir. İşte eşitlik kavramında bir referansın alınması söz konusudur. Bu referans değerler etrafındaki olanaklar eşitliği sayesinde eşitsiz olacak gelişmeler var bulunacaktır. Süreç, bu eşitsiz gelişmelerin, yeniden bir referans düzenlemesini yapacaktır.\n\nElbet bu kararlılık alanı da kesikli ve sürekli olanın değişmesi değiştirilmesi, yani reostası (sosyal toplumsal direncin büyüklüğünü artırıp azaltan ayarlamalar)   içinde olacaktır. Değilse böylesi bir eşitlik insanları, bir tarağın dişi gibi eşit olmalarla öngören bir yanılsama, değildir.\n\nEşitsizlikler bir nokta salınımının etrafında, gittikçe büyüyen, farklılıklar yaratan, kaosu dallandırıp, çatallandıran, dinamizmdirler. Her gelişme değişme ve devinmenin olgu ve olayların kendi odak eksenli eşitsizliği vardır. Bu yüzden sosyal ve toplumsal olaylarda sür git olan bir eşitsizlik yoktur. O olayın odak ekseni değiştiği zaman, o olaya ilişkin eşitsizlik ya da o olaya değin geliştirilmiş eşitliklerde ortadan kalkar.\n\nYani sosyal ve toplumsal olaylar, eşitsizliklerin giderilmesini yoksun kılmadan hedefleyen işleyiş ve gelip geçici referans alanlarının sürekliliğidir. Bu yüzden bunlara özgü gelip geçici olacak sosyal yapınız, toplumsal yapınız ve adalet tanımlamalarınız vardır.\n\nOlayların düzenletilmesine ilişkin olacak adalet anlayışı, daima bizde var bulunacaktır. Devinme ve değişmenin olduğu yerde, salt eşitlik, salt adalet, salt sosyal yapı ve salt toplum bulunmazdır. Salt eşitlik ve salt adalet fikri, sırf size dek; gelip geçici olan kararlılık (istikrar)   düzey ve düzlemine ilişkin sürende olanın çek imleyici öznel algısıdırlar.\n\nİlişkindik sisteler bir denge içindedirler. Yani sistemin işler eşmesi için kararlı bir yapının referans edilmesi de gereklidir. Böyle dengede olan yapılar da, zamanla sistem simetrisini, asimetriye kaydırırlar. Sistem rota düzeltme hareketi ile yeniden, referans değerleri üzerinde kararlı hale gelir. İşte toplumsal, sosyal ve siyasal istemlerde bir referans etrafında dengede oluşun kimi öznel eşitlikçi değerlerini tutturmak zorundadır. Aksi halde sistemler dengede olamaz.\n\nSosyal ve toplumsal sistemler, eşitlikçi gözetmeleri yapmadığı müddetçe, çatışmacı olur. Çatışmalar da genelde sistem verimliliğini düşürür. Her denge ve eşitlikçi yapı sonunda, dengesizliğe ve eşitsizliğe gitmek zorundadır. Yani sistemlerin çalışabilmesi ve sistemlerin işleyebilmesi için denge halleri ve eşitlikçi yapıları olmak zorundadır. Aynı sistemler, tıkanmamak, gelişmek, aşama aşmak ve büyümek için de, az çok dengeden ve eşitlikçi yapıdan kayması lazımdır.\n\nGöreceli sistem ve göreceli var oluş, böylesine bir istikrarın ve işleyişin varlığı için dengede oluşun kendi eşitliklerini var bulundurmak zorunda iken, yeni dirençler oluşturmak ve kendisini geliştirmek için de, dengenin, eşitlikçi yapının, biraz bozulması lazımdır. Sistemlerin eşitlikçi yapısına değin ilişkindik yapılaşması; bir tekniğin; bir entegre sistemin uygulanması ile hem yapının denge ve eşitliği bozulur. Burada sistemin iki direnci vardır. Birinci direnç sistemi kararlı tutmaya çalışan bağışıklıktı direnç, diğeri sistemi karrsızlığa sürükleme eğiliminde olan, sistem kararlılığını bozucu dirençtir.\n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşitlik 7",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nHem de bozulan bu dengeden kaçışla sistemler yeni referans değerleri üzerinde dengeye ve eşitlikçi bir yapıya kayarlar. Sistemin denge ve dengesizlik hali, sistemin geliştirici özü olan, çelişkileridir.\n\nŞimdiye değin olan sosyal ve toplumsal insanlığın gelişmesi, eşitsizliklerin çelişmesi, eşitsizliklerin birbirine imrenmesi ve hırslanması esası üzerine olmuştur. Eşitsizliğin sosyaldi öznel yapıya değin nesnel çelişkisini gideremeyen insanlar; inancı ve dinsel söylemli inancı sistematiği, oturtmuşlardır. İnançlar böylece bu gibi bir yönü ile de geçmiş toplumların öznel işleyiş ilişkilerini desteklemiş her iki potansiyelin eğilimini bir katlanma eğilimi olacakla, desteklemiştir. Bugün bile bu hali ile sosyal yaşamda çok etkindir.\n\nDoğada iki eşitsizlik arasında bir akım bir eğilim vardır. Söz gelimi alçak ve yüksek hava basıncı ile eşitsizleşen ortamlarda, hava akımı yani rüzgâr oluşur. Artı ve eksi yönden eşitsizleşen polarmadı kutuplaşmada, basınç farkı; yine bir akımı, elektron ya da boşluk denen akımını oluşturur. Ha keza potansiyel farkı oluşla eşitsizleşen iki su birikintisinde yine su potansiyeli fazla olandan alçak olana doğru bir akım, bir su akımı oluşur.\n\nAkım genelde yüksek basınçtan (eşitsizlikten)  alçak potansiyele (eşitsizliğe)  doğru akar oluşla kendiliğinden eğimledir. Toplumsal eşitsizlikte durum bunun zıddıdır. Mal mülk akmayarak tutumla birikerek ya da bir şekilde (gasplarla- sömürü ilen- haksız elde edişlerle)  biriktirilerek potansiyel oluşur. Ancak bu birikme potansiyel alçak potansiyele göre akma eğilimi gösterir. Böyle bir eğilim varsa da öznel insan bunu önler. Mülksüz insandan, mülke doğru bir eğilim belirir.\n\nToplumdaki mal edinmeye değin eşitsizliğin yani yüksek potansiyelden (varsıldan)  alçak eğimli potansiyele (fukaraya)  doğru olacaktan mal akışını, kısmen dinler sağlamışlardır. Bu kısmi akışın olabilmesi için sadaka, zekât, yardım, hac ziyaretleri gibi kimi kez gönüllü, kimi kez manevi ödüllü ve kimi kez de manevi korkulu olacakla, dinler; inançlar bunu başarmıştırlar. Bu gibi akış ancak bir sistemin beslenmesi olan, geri beslenmeli, sistem sızdırmadır.\n\nGeleceğin yaşantılımı artık standartlar üzerinden eşitlik noktasına doğru teğet eşecektir. Toplumsal güç üretmenin standardını ve kalitesini androiti robotlarla yapar olacağından, standartların bilinir ve planlamayla üretilir olacağından, aşırı potansiyelli mal mülk edinme sağlayışı ortadan epeyce bir kalkacaktır. \n\nGeleceğin yapısı geçmişin toplum mirası üzerine kurulan çok çok farklı bir androiti, standartlaştıran yapı olacaktır. Başlangıcın bir en eşitsiz gelişme şekli, demokrasi kültürü ile şimdilerin özneldi orta eşitsizliğine doğru evirilmektedir. Yani gelişme en eşitsiz uç sınırından dönmüştür. \n\nEşitsizlikler, eksen (ekvator)  çevresindeki tropikal kuşak dediğimiz hemen hemen aynı özellikleri gösterir; eşitlikti özellikleri daha çok belirgin olan, ama çok az eşitsizlikleri içeren devinme alanları gibi bir denge durumları gözetilmelidir, tam bir yüzde yüz eşit eştirmeden, söz gelimi %99,99 gibi bir oranla eşitlik, amaç olmalıdır. Buradaki eşitlik; farklı yetenekte olmanın kendisini belirten kendisine ihtiyaç duyurtan belirmesidir.\n\nBurada eksen, ekvator, çap gibi kavramlar sizin olgu ve olaylara farklı boyut zamanlar katışınızla ilişkin farklılaşırlar ve değişik devinim açılarını sahneye sokarlar. Siz eylem alanını, en az iki veya bir boyuta indirdiğiniz zaman sa bunlar bir ve aynı şey olurlar. \n\nKişi burada bir ya da birkaç yönü ile üstün potansiyel olurken, diğer bir ya da birkaç yönleriyle diğerlerine göre düşük profil potansiyel olacaktır. Bu iki farklı belirme kişiyi ortalama eşitlikçi yapacaktır. Yine kişilerin öznel ve fiziki farklı belirmesi, farklı birey olmanın fonksiyonelliği, ihtiyacına göre olmanın azalan çoğalan tüketimi ve tüketim zenginliği gibi farklılıkların olanaktı eşitliğidir. Bunlar; eşitsizliğin kabaran aktif yapıları iken, aynı anda da denklik eşitliğine giden bir dönüşmenin de dinamikleridirler.\n\nÖnce orta karar bir eşit silikler yaşanacak ki bu günümüzdeki gelişmiş ülkelerin tutumu sanal reel olan demokrasi kültürüdür. Eşitsiz gelişmenin nimeti, karşıt uca doğru; eşitçe gelişme ucuna doğru, yaklaşacaktır. İşte bu standartları belirlenmiş yapı; halkı da (özel yaşamı) , toplumu da (öznel üreteni de) , kendisi olan bir yapıdır. Ara yapı çocuklar olacaktır.\n\nGenel olarak toplumsal sosyal yapılarda eşitlik, farkı farklı yetenek ve özellikti zenginliği olan belirmeli potansiyel niteliği öldürür. Temel sağlayışlar esastır. Temel sağlayışların, ne eşitliği olur ne de eşitsizliği olmaz. Kazanç dediğimiz şimdiki olgu, baştan beri söylediğimiz potansiyellerin sirkülasyonu için önemlidir. Daha fazlasının, sosyal ve toplumsal güçtü baskı kurması için değildir. \n\nİşte demokrasi burada etkindir demokrasi eşitlikler kadar eşitsizliklerin hak eder olan fazlalık (farklılık)  haklarını da sağlamalıdır. Buradaki demokrasi toplumsa demokrasidir. Bunlara değin bir diğer eşitsiz eşitlikti toplumsal sağlayışlar nitelikli de öğrenmedir. Nitelikli öğrenme, eşitsizliğin kaynağıdır. Her farklı nitelik, kendi üretimce sağlayışı ile temel sağlayışları karşılar olma ilkesi bağlamında,  eşitlikçi bir ücretlendirme seviyesi gözetir. \n\nBuralarda birine göre fark olan sağlayıştı yarar diğerine göre alçak potansiyelli gerilemeli bir zarar haksızlık gibi gelmektedir. Oysa diğer yönden bu fark yarar ona araştırmacı bir doktorun çare olan umarı şeklinde çok büyük bir nimet olacakla yansıyacaktır. Yine kendi potansiyeli de doktora göre bir yararın kullanım üstünlüğü olacakla doktora söz gelimi bilgisayara nimeti sunar olacaktır.\n\nEşitlik beliren, potansiyelle nen ve yoğaltılan bir denge akış sürecidir. Her bir potansiyelin polarma gerilimi ve zaman akışı faklı olacağından biraz fark potansiyeli kullanacaktır. Ama bu bir statü üstünlüğü iken statüler arası ihtiyacına göre kullanım eşitlik olanak yararına dönecektir. Toplum böyle bir güçtür. Toplumsal güç, potansiyeli çıkarır ve akıtır. \n\nPotansiyeli çıkarmak için olanakları herkese sağlar. Ama herkes ihtiyacı olmadığından o olanaktan zamanca akamaz olacağından herkesin futbol oynamaması isteksizliği gibi olanağı zaten kullanamayacaktır. Bu yüzden herkesin ihtiyacına göredir. Olanaklar da sınırlı olmak zorundadır. Yol gibi olanaklar kullanımı da geniştir.\n\nYani eşitlikçi seviye, temel ihtiyaçların ihtiyaca göre (emek harcanması ve emeğe dek karşılığının sağlanması ve karşılığının öznel yaşantılımla yoğaltılmasının)  sağlanır oluşular+ nitelikli emek farkıdır. Bu temel ihtiyaç seviyenin üzerine yansıyacak gelir nitelikli emeğin, niteliksiz emeğe olan eşitsizliği iken; nitelikli emeklerin de, görece kendi eşitliği olabilecektir. Bu temel sağlayışların üretime dek organizesi, nesnel ve öznel yararla, gerektirilir. Potansiyel biraz farkla bu nesnel ve öznelliklerle, sağlanır.\n\nEvrende hiçbir şey yüzde yüz kural ve kaideleri içine sığmaz, mutlaka o olgu ve olay aksama ve çelişmelerini yaşar. Olgu olay ya da görece sistemler kısmi bir öngörünüz olan ya da olmayan bir kendi kaide ve kuralını ortaya çıkarır. Ama bu sürekliliğin içinde görece düzenli bir ortalama akışı her zaman tutturur olmak olasıdır. İşte eksen ve teğetçe değinim noktalarınız buralar olacaktır. Diğer noktalar göz önünde tutulmakla kırpılan bir girişmeye uğrayacaktır. Kırpma başlamadı mı sistem potansiyeli alan yaratıp alan içinde kullanımdı akışı başlatamaz.\n\n03.09.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşitlik ve Adalet İstiyoruz",
        "poet": "İsmail Aydoğmuş",
        "poem": "\n\nVekil oğlu askere gidecek mi? \n“Vatana canım feda” diyecek mi? \nHer ilinde vazife edecek mi? \nEşitlik ve adalet istiyoruz\n\nUmarız ki hiç çürüğe çıkmazlar\n“Yapamaz” diye  raporlar almazlar\nVatana hizmet etmekten kaçmazlar\nEşitlik ve adalet istiyoruz\n\nZengin oğlun dağdan aşırmamalı\nYanlış işler yapıp şaşırmamalı\nVatan görevinden kaçırmamalı\nEşitlik ve adalet istiyoruz\n\nAlavere dalavere olmasın\nFakir çocukları aldatılmasın\nŞu paralı askerlik kaldırılsın \nEşitlik ve adalet istiyoruz\n\nİsmail’im ben de bir askeridim\nOn sekiz aylık yaptım piyadeydim\nÇukurova’mızda Osmaniye’deydim\nEşitlik ve adalet istiyoruz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "--Eşitlik ve özgün olmak",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nEşitlik ve özgün olmak\n\nYaratılış olarak insanların kendi aralarında eşit olduğu kabul edilir.Öyledir de… Bu eşitliği özgün olmak bozar mı? Eşitlikten ne anlamalıyız? Aynı kalıptan çıkmışçasına tek düze davranışlar gösteren toplumlar ideal midir? Dinler ve izimler tek tip bireylerden oluşan bir toplum oluşturmak için mıdır? \n\nEvvela eşitliği anlamalıyız, her birey kendi özgün kişiliği ile diğerlerine karşı eşit hak ve özgürlüğe sahiptir. Yani özgün olmak eşitliği bozmuyor, kişinin öz hukukunu diğerlerinin müdahalesine karşı koruyor.\n\nÇoğunluğun kabul ettiği izimler veya dinlerin esaslarına bağlı olarak oluşturulmuş (ideolojik veya cemaat)  gruplarının kendi iç hiyerarşi kademelerinden aldıkları güç ile diğer insanları yönetme, yönlendirme hakkının var sanılması büyük bir toplumsal travma olarak açığa çıkıyor.Yeterli güce ulaşana dek gayet nazik, ılımlı faaliyet gösteren bu gruplar; güçlendiklerine kanaat getirdiklerinde eski nezaketlerini yitiriyor, tebliğ ve telkin yerini azar ve tehdide bırakıyor! Yani aba altından sopa gösteriyorlar. Kendi kalıplarına uymayan özgün insanların kişisel tercihlerine müdahale etmeyi kendilerine vazife ediniyor, başkalarını terbiye etmek üzerine davranış geliştiriyorlar. \n\nBu grupların izimler ve dini söylemleri sıkça kullandıkları; ticaret, siyaset, eğitim, spor, kültür, sanat,vb. Alanlarda söz sahibi olmak ve toplumu kendi görüşleri doğrultusunda sınırlamak için gayret gösterdikleri açıkça görülüyor.\n\nİzim ve dinlerin amacı insanlara yol göstermek olmalıdır. Yani akla kapı açmalı, kabul konusunda zorlayıcı olmamalı, “Ortak akıl” havuzunda yerini almalıdır. Bireyler tercihlerini özgür ve özgün olarak yapmalıdır. Özgün olmayan, öğrenilmiş / öğretilmiş, ezber kaynaklı, hazmedilmeyen bir kanaatin kişinin kendisine fayda vermeyeceği açıktır.\n\nSaygılar\n\nAhmet Bektaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşitsin",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nİnsanı mensub olduğu, kavmi ile suçluyorlar,\nYürekleri yetiyorsa, Allahı da suçlasınlar,\nHiç kimse kendi seçmedi, mensup olunan kavmini,\nAllahın bahşettiğini, almayanlar almasınlar.\n\nFarketmez kimden olduğun, Allah katında eşitsin,\nKavmin ile suçlayanlar, Allahı sorguya çeksin,\nNe Allahı biliyorlar, ne utanma var onlarda,\nNe diyeyim sizin için, Allah sizi ıslah etsin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşitsiz El'in Adil Olması 1",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nEşitsizliği eylemli kılan mana anlayışı; aynı eşitsizlikti nedenle adil de olacaktı. Önce kolektifin emek gücü olan üretim nesnelerini ve üretim araçlarını keyfine göre dağıtmıştı. Sonra da dağıttıklarına rızk diyordu. Rızk dediği hakkı, kimi kişilere vermiş olmasına da, kendi deyimiyle adalet üzerine davranma diyordu. \n\nBöylece El,  kendi öncesinin adaleti olan ortaklaşma denkliği içindeki sürecin eşitliğini, bozmuştu. Bozulanla oluşan eşitsizliğin de sürdürücüsü de El olmuştu.  Yani yeni adalet ya da El’in adaleti kolektif eşitliği bozan ve bu bozulmayı adalet diye sürdüren olmakla, özel mülke meşruiyet, anlaması olmuştu.\n\nEl de öğreniyordu. Çünkü El keyfine göre dağıtma yaptığı sonuçtan önceydi. Ve takdirde bulunduğu süreç sonucun ne olacağını da bilmiyordu. Elbette bilmediği sonuca göre de önceden konuşamazdı. Sonuç yansımalar ortaya çıktıkça konuşacaktı. Önce keyfi takdir iradesini kullanmakla keyfi takdirine ‘ben adalet olana göre davrandım’ diyordu. \n\nTabidir ki bu söylem El mantığı içinde yanlış değildi. El’in adalet dediği şey ilahi sistemin içinde şeytani söylem olmakla çoktandır fikir jimnastiği yapılandı. Fikri söylemler üzerinde algıların oluşmasıydı. İlahi yapı içinde bu türden fikri söylemlerin yapılır olabilme yansıması çoktan oluşmuştu. İlahi düzen ölçeği içinde ortaklığa karşı olanlar, ilahi söyleme göre münafıklardı. El de kendisine karşı olanlara münafık diyecekti.\n\nEl söylemi üreten totem meslekli ortaklaşma yapan gruba göre, genel olana karşıydı. El, kişisel olandı. Gruba göre eylem herkese göre sağlama olmaktı. El düşüncesinde mal mülk kimi kişilere nasip, şans talih kısmet olmakla lütuf olarak verilendi. \n\nYani keyfe göre dağılan kamu malı ve kamu ortaklığı şeyler El’in dilinde rızk, El’in dağıtması içinde hak olandı. Hak olana göre davranma da adaletti. Bu nedenle El dağıtmasına göre adaletliydi. Herkese göre değil dağıttığı kişilere göre adaletliydi. Günümüze kadar kabul ettirilecek görüş El’in herkese göre adaletli olmasıydı. Böyle eşitsiz olmasında bir hikmet vardı biz bilemezdik!\n\nEl sebebi olduğu yansımaların sonuçlarındaki kendi rahatsız olmasıyla; işin ucunun mal mülk talanıyla cinayetlere dönüşmesi içinde köleleri, fakirleri, acı çekenleri, acizleri de görmesi oldu. Keyfine göre olanı değil de, özlüğe göre iyeliğin zorunlu yasa olmasındaki geri bağlanımlarını gördü. Bu nedenle eylemle değil de, sadece herkesi öğüt, vaat ve uyarma içinde görmesiyle adil oldu. \n\nAdaleti özlüğe göre somut eylemle değil de ölüm ötesine vaatleri yoksullara iyelik kılmakla artık El; El Adil olmuştu. El, rahmeti bol olandı. Herkese acıyandı. El şefkatli olmakla çok gürlüyordu; ama şefkatli olması gerekenlere hiç yağmıyordu. El, neden rahmeti bol olan, acıyan olmak zorunda kalmıştı? \n\nEl köleci sistemle ortaya çıktı. Haliyle köleci sistem öncesini kendi iradesi olmakla görmedi. El’in görmezden geldiği şey olan ortaklık eylemi ve söylemi, özel mülk uygulaması içinde El’in en çok gözüne batan şey oluyordu. Sümer El’i aciz feryatlardan rahatsız oluyor en yüce arşa kaçıyordu. Buna rağmen, arşa ulaşan feryatları El, yine de duyup, görüyordu. El’in kaçabileceği uzaklık totem alanla sınırlıydı. El’in gözüne batan rahatsızlık; artık El’in kaale alınması gereken durum olmuştu. \n\nÖnceden beri herkese göre olmakla, herkese yeter olanları El, herkese göre tasarruf etmeyip, rahmeti kısma ısrarı içinde oldu.  Herkese yeter olanı herkese yetmez yapmanın çelişkileri, El’i adil olmaya iten şeydi. El keyfi takdirli somut eylemle rızk verdiklerine karşı rızkı kısılanlara da öğüt verip; vaatler edip; onları doğru yolda (sefaleti olanda) ayrılmamaları için sakındırıp uyarıyordu. \n\nSefalete katlanın deniyordu. Bir zenginin cennete gitmesi, devenin iğne deliğinden geçmesinden daha zor diyordu. El’i rahmet olmaya getiren ve El’i şefkatli olmaya iten neden bu uyuşmaz; zıt çelişkilerin ortaya çıkmasını da; berbat ettiğini de El’in düzenlemek zorunda kalmasıdır. Bu benim takdirimdir diye övündüğü süredurumla, kendi sorumsuz davranışının yansımalarıydı El’in şefkati.\n\nEl merhametiyle, lütfu keremi sonsuz olma vaadiyle vs. şefkatliydi. Bu benim takdirimdir deyip taraf tanımamakla burnunda kıl aldırmayan El; şefkat söylemiyle imanı sözleşme olan iman ahdinin içine El; taraf olmakla katıldı. \n\nBöylece süreç keyfi el takdiri olmasının yanında şefkati olan El ile tek yanlılıktan kurtuldu. Böylece El, her öze ilişkin iyece belirsizlik kavramlarına da şefkati, merhameti, acıması olmayı söylemekle onları da içerir oldu. Gerçeği karartan imanı sözcüklerin altında böylesine bir tarihi geçmişin bilinci vardı.\n\nİttifaklar üreten grup emeği üzerinde totem mesleklerini birbirleriyle takas ediyorlardı. Grup emeği eksenli sahipliğin takasça denkleşmeleri üzerindeki, ilahi ittifak eşitliği; El tarafında bozulmuştu. \n\nEl tarafında bozulan; ittifak ortaklı, dengeler olan eşitlik düşüncesi; El tarafından muhataplık oluşla yeniden ele alınacaktı.  Ön ittifak içinde üreten ilişkileriyle denk olmanın muhataplığını bozan El, ilahi düşünceyi ne kendisine muhatap tanıyordu; ne de kendisine takdirce ortak tanıyordu. El mal mülk sahipliği gücü elinde tutuyordu. Yani sürece bir sıfır önde başlıyordu.\n\nKendisini benzersiz oluşla tanımlıyordu. Ama kendisi vücut bulmazdan önce benzersiz oluşuyla ilahın takdiri vardı. Bu nedenle ilk köleci imanı sözleşme El basınçlı tek yanlı güce boyun eğiş olmakla; El’in bu seslenmesi bir sözleşme olmaktan çok malsız mülksüz olanların “isteyerek ya da istemeyerek” bu çağrıya geldikleri körü körüne bir biatti. Mal mülk sahipliği olanların gücüne biatti.\n\nEl sonraki süreçte yine kendi sahipliği içinde olan mülkten, kullarına eşit (ortak) yararlanma takdirini de ortaya koyacaktı. Çünkü ortaklıklar olmadan ortak tanımazlık ta olmuyordu. Tek yönlü olan adalet ve adil oluş şimdi çift yönlüydü. Adil oluş sırf El adaletini gözetmek değildi. El’in adaletine fren koyan şartlarının içindeki, çift yönlü durumları da gözetmekle en uygun kararı almaydı.\n\nBir ana ve baba sahibi olduğu malını mülkünü miras ederken nasıl çocuklarını birbirinde ayırmazsa; El de kendi mülkü üzerinde kullarının yararlanması konusunda, kulları arasında ayrım gözetmezdi! Pekiyi de El’in bu ayrımı nereden geliyordu? \n\nGruplar bazında her bir totem meslekli gruplar; üreten ilişki yükümlüğü içinde takdiri kararlar almada üreten karşı grupları da kendilerine taraf ortaklar olmakla tanımışlardı. Kararlar ortaklaşması demek, El’in keyfi takdirine karşı takdir olan ortaklar tanıma demekti. \n\nEl birikmiş zenginlik kaynağına göre konuşuyordu. Birikmiş zenginlik kaynağı içinde grupların ölü emekleri ve takdirleri görünmüyordu. Bu nedenle El kendisine muhatap, taraf ve denk olan ortaklar tayin etme işine öyle kızıyordu ki.  “Öfkede arşı titredi” diye bunu mecaz ediyordu. “Her hangi bir delilleri yok” diyordu. Muhatap tanımıyordu ama sorulara verilen cevapla, soru soranları muhatap alıp; onlara muhatap (taraf) olmasıyla kendisinin sorgulanır olduğu ve ortak tanıdığı çok çok açıktı. \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşitsiz El'in Adil Oluşu 5",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nSosyo toplumsa sistemler şurası benim mülküm diye çevirme yapmanın inşası değildiler. Ortak bir çaba ve gayreti ortaya koyabildiği alan üzerinde işbirliği dayanışması yapmıştı. Alanın büyüklüğü göz dikme ya da tapu ile ortaya konmamıştı. Ortaya koyduğu gayret ve çabayla sınırlıydı. Üzerinde üreten emek ilişkileri gerçekleştirebildiği alanla sınırlıydı. \n\nKoyununu otlatmaya götüremeyeceği alanlara sahiplenmeyle uğraşmıyordu. Ekip dikemediği alanı kendisine zimmetlemiyordu. Üreten ilişkisini geliştirdikçe, üzerinde üretim yaptığı alan da gelişmeye büyümeye başladı. Kavga üretim yaptığı ve üretim yapabileceği alanları büyüten emek gücü, bilgi ve teknik gücü sahiplenmeleriyle başladı. \n\nBir Aborjinli’nin bölgesi dışına çıkamaması bu nedenledir. ABD’linin Dünya üzerinde cirit atması da bundandı. Yoksa uzaya ve gezegenlere gidişimiz buraların tapusunun El tarafından bize verilmiş olup olması değildir. Bizim uzaya gidememiş olmamız; El tarafından elimize uzay tapusunun verilmemiş olmasından değildi. \n\nHer şey üreten yeteneklerinizle sınırlıydı. Zengin olup olmama da tembel ya da çalışkan olmanızla alakası yoktu. Zengin olmanız da yeteneğiniz gibi yeteneğinizle sınırlıydı, sınırsız değildi. Sınırsız ve çalışmadan kazanan bir zenginlik sömürüydü. El sömürüyü meşrulaşan sahipliğin mana anlamasıydı. \n\nÜretiyorsanız uzaydasınız. Üretemiyorsanız Ay’a nur diye bakmakla; “sen bunları boşu boşuna yaratmadın” diye acze ve sömürü sahiplikle olan zenginliğin gücüne biat edersiniz.\n\nBurada su niye vardı, elma, ot niye vardı gibi bir tartışma ve düşünme olmaz. Bunlar vardı ve bunlarla bağlantılı biz de vardık. Ne bunlar bizim içindi ne de biz bunlar var diye vardık. Bunlar niçin var değil; bunlar nasıl var? Diyen bir soru doğru bir sorudur. Aksi halde suyu içemeyen, elmayı yiyemeyen, su içinde yüzmeyen bir kayanın neden var olduğu; niçin ile izahı edilen anlayışıyla açıklanamazdı.\n\nTıpkı sistemimizi El’in mal mülk sahipliği içinde; “El mülkünü keyfi takdirle dağıttı” demiş olmamızla sistemi açıklayamadığımız gibi. Bura da niçinse düşünmeli anlayışa sahip bir kişimiz süreci kendisine göre yansıtmasıyla kaya; ev yapmamız içindi! \n\nTaş da bizi kovalayan kaplana taşı fırlatmamız için vardı diyebilir! Hâlbuki eğer korunması için ayıya post, tavşana çevik ayak, öküze boynuz hâsıl ise kayaya gerek yoktu. Ya da ayının hiç korunamayacağı bir mikrop ya da radyasyon niçindi?\n\nKaldı ki sizler doğmakla birlikte yer ve içersiniz. Eğer kaya ev yapmamız için olsaydı doğduk ta ya da doğduktan bir süre sonra da niçinse olan anlayışa göre ev yapmayı bilir olacaktık değil mi? Kaya da; biz de, bir zorunlulukla vardık. Zorunlulukların da bir arada etki ile birbirine denk düşmesi vardı.\n\nKaya bizim taş atıp ev yapmamıza denk düşüyordu. 5000 derece sıcaklıkta sonra soğuma da kayanın var olmasına denk düşüyordu. Ki o sıcaklıkta da var oluşla biz zaten yoktuk. Kaldı ki bir kaya ev yapmak içinse PVC prefabriklere ne oluyordu? Fırlatılmak için se taş namluda çıkan kurşun niçindi?\n\nBu günkü denge koşulları değil de başka denge koşulları olsaydı, bir enerji düzenleşim yasası içinde var oluşuyla akışlı olan bizler; bu zorunluluk içinde yine başka denge koşullarıyla var olacaktık. \n\nEnerji dönüşüm ve enerji düzenleşim yasaları insan olmak zorunda da taş ya da yıldız veya bulut vs. olmak zorunda değil mi? Ya da enerji dağ, magma, çöl, etken, edilgen vs. olabiliyorken illa insan olmak zorunda da değildir.  Böylesi bir at gözlüğü ile takılıp kalmak niye?\n\nYa da enerji dönüşüm süreçleri gelecekte de insanla yoluna devam etmek zorunda değildir. Ne su gemi yüzdürmemiz içindi. Ne de biz suyu içmek içindik. Kendimizin, açlık susuzluk olan algılarımızı evrene bakış skalası yapınca, evrensel var oluşlar yamulur.\n\nBu kez de suya, elmaya ihtiyaç duymayan kaya düzleminde evrene bakarsak; evren yine başka türlü olmakla yamulur.\n\nGenel basınçlı enerji akışı vardı. Tekillik olan bu durum, çokluk olmanın bir niceli ve özellik belirmesi olan durumdur. Basitçe şöyle söyleyelim. Sıcaklık hareket enerjisiydi, hareket enerjisi de bir mekân ve bir zamanla enerji biçimiydi vs. \n\nTekillikte aynı şeyi hareket ya da sıcaklık vs. oluşla birçok durumla söyleriz. Kayayı ev yapma oluşla söyleyip görüp yansıttığımız gibi. Hareket, sıcaklık tekillik içinde homojen durum değildi. Tekillik akıl almaz bir küçüklük olmakla bu küçüklük yine kendi nokta olan, üzerindeki noktaya akıl almaz denli kesirli durumla niceliydi. \n\nNokta olan tekillikte ölçülmesi olanaksız triyonda birkaç kesir olan nicel dalgalanma bütünlüğünde dalga yoğunlukla noktalardan oluşur. Buralar aklın ve teorini girebildiği göz olmakla söylenir.\n\nBu noktayı sıcaklık oluşla söylesek nokta her yerinde yüz trilyon derece sıcaklık okunurken yüz trilyon derece sıcaklık içinde akıl almaz küçüklükteki bir yerler derecenin trilyonda biri, trilyonda ikisi değerle olur. Bize göre hissedilmesi, belirlenmesi olanaksız bir durumla tekillikti, bu yüz trilyon derece.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşitlik ve Adâlet",
        "poet": "Hanifi Kara",
        "poem": "\n\nEŞİTLİK ve ADÂLET\n\nHerkese gerekli bunun ikisi\nHukukta eşitlik, mülkte adâlet.\nBütün insanlığın ortak özlemi\nHukukta eşitlik, mülkte adâlet.\n\nHaklılar hakkını bu yolla alır\nBuna uymayanlar ortada kalır\nBarış, güven, huzur, bunlarla olur\nHukukta eşitlik, mülkte adâlet.\n\nTarttığın her şeyi bu açıdan tart\nO yoksa ülkende, göster “sarı kart”\nOlmayınca olmaz iki temel şart\nHukukta eşitlik, mülkte adâlet.\n\nEn güzel izleri taşıyor dünler\nDaha da karardı bu günkü günler\nHer tür kötülüğü önleyen bunlar\nHukukta eşitlik, mülkte adâlet.\n\nKara, karanlığa bir ışık yaksa\nHer şey mecrasında güzelce aksa\nBaşka şey arama ikisi yoksa\nHukukta eşitlik, mülkte adâlet...\n\n14/06/'99\nHanifi KARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşitsizlik",
        "poet": "Erol Ars",
        "poem": "\n\ngür gür yanmakta ocak\nyayılıp gerinmiş\nkeyfinden bin osuruk atıyor kedi\ndışarısı eksi yirmi derece\nbağırsakları buz tutmus \nsıçamıyor köpek\nbir sağa\nbir sola kuyruk vurmakta\nbonfile yemekte düşünde kedi\nköpekse kediyi\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşitsizlik",
        "poet": "Sibel Öner",
        "poem": "\n\nVicdan azabı duyuyorum\t\t\t\t\nKendimi üzmekle\t\t\t\t\nGurur duyuyorum\t\t\t\t\nAyakta kalabilmekle\t\t\t\t\n\nKim neden ne istemiş belli değil\t\t\t\t\nİsteyipte ulaşabildilermi belli değil\t\t\t\t\nUlaşıpda mutlu olabildilermi belli değil\t\t\t\t\nMutlu olupda yaşadılarmı belli değil\t\t\t\t\n\nSoruyorum kendimi yaşadım mı hiç\t\t\t\t\nMutlu olup da sevinebildim mi hiç\t\t\t\t\nÇevremi kendimi dinletip\t\t\t\t\nİsteklerimi ulaşabildim mi hiç\t\t\t\t\n\nBu eşitsilik niye \t\t\t\t\nKölemiyiz be abi\t\t\t\t\nYoksa özürlü bir çocuk\t\t\t\t\nYada dilsiz bir dilenci\t\t\t\t\nVeya geri zekalı bir yetişkin\t\t\t\t\nNiye bu eşitsizlik niye? ? ? \t\t\t\t\n\n\n\t\t\t\tSibel ÖNER\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esiyor Başımda Sevdam!",
        "poet": "Necati Yıldız",
        "poem": "\n\nVerdiler bana bir karlı dağı\nEsiyor boranı tipisi karı,\nAla ma’dım ki sevdiğim, o yari,...\nBen ağlarım zarı,zarı\nKar tipi, boran bu aylarda! \n\nNeye yarar,\nSensizlik neye yarar,\nİçerimde yaram kanar,\nBilmem ki bende ne arar,\nKar tipi boran bu aylarda! \n\nBaşım da sevdası duruyor,\nKor oldu içerimde yanıyor,\nBana türlü, türlü acı veriyor,,\nOnun hala, bende hatırası duruyor,\nKar tipi boran bu aylarda! \n\nEstirip aşkına bağlatır beni\nDüşürüp Zülfünün aşkına dağlatır beni\nBazen de coşturup çağlatırbeni, \nSessiz sedasız ağlatır beni,\nKar tipi boran bu aylarda! \n\nÇetin’im adım gibi Çetin,\nFırtınası duruyor başımda,\nGülmedim dolu dizgin yaşımda,\nÇağlar durmaz akıyor içimde,\nKar tipi boran bu aylarda! \n\nAdım Çetin soy adım türköz,\nGeleceğim neco baba sana söz,\nYazan necati yıldız,\nAl benden hatıra sus,\nKar tipi boran bu aylarda!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşitsizlik Üzerine Kurulmuş Eşitlik!",
        "poet": "Önder Gül",
        "poem": "\n\nİnsanlar dünyaya birçok etkenlerden dolayı eşit olarak gelememektedirler. Cumhuriyet ve demokrasi sloganıyla yola çıkmış devletler insanların istem dışında oluşan bu eşitsizliği en asgari düzeye indirmek mecburiyetindirler. Halk eşitliği bunu gerektirmektedir. Ardahan’da dünyaya gelen ile İstanbul-Nişantaşı veya Ankara-Çankaya’da dünyaya gelenlere eşit imkânlar sunmaya çalışılmalıdır. Cumhuriyet demek çünkü eşitlik ve bu eşitliği sağlamada dayanışma demektir. \n\nÜlkemizde kuruluşundan bu yana sınıflar arasında ciddi ekonomik ve siyasal eşitsizlikler devam etmekte ve ettirilmeye gayret gösterilmektedir. Gelir düzeyi yüksek zümreler çocuklarını daha iyi okullarda okutabilirken ekonomik düzeyi kötü olanlar eğitim hakkından yok denecek kadar az yararlanabilmektedir. Eşit şartlarda sınava girme hakkı verilerek azda olsa sevindirilen bu ekonomik düzeyi zayıf olan halkın çocukları, bir Halk Partisi sloganıyla yola çıkanlarca (DSP)  tekrar gasp edildi. 28 Şubat döneminde Demokratik Sol Parti iken, Darbecileri Savunan Parti olmayı tercih ettiler. \n\nTürkiye’de ekonomik nedenlerden dolayı fırsat eşitliği bulunmayan aileler, çocuklarını kendileri gibi iktisadi yönden ezilmemeleri için devletin açmış olduğu ve kendi kültürlerine yakın İmam-Hatip Liselerine gönderdiler. Bu okullara çocuklarını göndermek istemelerinin nedenleri klasik eğitimle birlikte dini eğitimi de almalarını istemeleriydi. Bizim okuduğumuz yıllarda Anadolu da eğim seviyesi en yüksek liselerdi. Bunlarında etsi olsa gerek ki ebeveynlerimiz bizleri 11–12 yaşlarında bu okullara kaydettirdiler. Bu okulların açılış amacı ilk etapta sadece ölü yıkayıcısı imamlar yetiştirmek olabilirdi. Açılış amacı buysa bu amacını her geçen gün aşmaya başlamıştı. Hukuk fakültelerine, mühendislik fakültelerine ve tıp fakültelerine hem bay hem bayan öğrenciler göndermeye başlamıştı. Bu alt sınıftan insanlar ekonomi ve siyasal yetkiler almaya başlamışlardı. Kendini üst sınıf seçkinleri olarak görenler, alt sınıftan gelenlerin yükselmesini artık bir şekilde engellemeleri gerekiyordu. Alt sınıftan gelen insanlarla üst sınıftakiler eşit şartlarda olabilirler mi? \n\n11–12 yaşlarında bu okullarda okumaya başlayan bu çocukların niçin eşit olmadığını anladık sanırım. Benim gibi 1999 İmam-Hatip Lisesi mezunu kişiler ÖSS’den ham puan türünden yüksek puan alsalar da eşit hakka sahip olamadıklarından eşit düşündükleri yerlere gelemediler. Başarısı benim gibi biraz iyi olanlar İşletme Fakültesi’ne ancak gidebildiler. \n\nBir hukukçu, “Eşitlik, eşit insanlar arasında olur” diyordu. Bu söz biraz sinirlerimizi gerse de ülkemizdeki o sınıfın gerçeklerini ifade ediyordu. Onlara göre Ardahan’da doğmuş ile Nişantaşı’nda doğmuşun aynı haklara eşit sahip olması eşitliksizlikti. Dağdan gelerek aynı bağın nimetlerinden yararlanılmazdı. Matematik görmediler dediyse, çokta fazla yanılmamış. İmam hatipliler çalma, çarpma ve toplama görmediler. Çarpma ve toplamayı sadece sayılar üzerinde işlem amaçlı gördüler. Kendi menfaatleri için matematik öğrenmediler. Toplumun menfaatleri için matematik ve hukuk öğrendiler. İmam hatiplerin öğrendiği hukukta gece karanlığında bile karıncayı ezmemek için gereken hassasiyet öğretiliyordu. Öğrendiği matematik ona sadece çarpma ve toplamayı değil insanlara eşit bölerek dağıtmayı, vermeyi öğretiyordu. \n\nİmam Hatip’te okuyanlar matematik ve diğer ilimleri belirli bir sınıfı yücelterek diğerlerini ötekileştirmeyi öğrenmek için tahsil etmediler. Onlar eşitliği eşit şartlarda doğmasa da tüm insanlar kardeştir fermanıyla eşit kılma yarışına girdiler. Bu yarışa girenler elbet bir gün bu adaleti ülkemize değil tüm güneşin doğup battığı her yere ulaştıracaklardır. Bu güneşe karşı gözlerini perdeleyenler ancak kendi yarasa gözleriyle dünyayı değerlendirecekler ve asla güneşin aydınlığına gölge oluşturamayacaklardır. 28 Şubat üzerine, kanlı mı kansız mı olacak üzerine bahis oynayanlar kumarda tüm servetlerini inşallah kaybetmeden kumar oynamaktan vazgeçerler. İnsan üzerine oynan hiçbir kumarın ebedi galibi olmamıştır. Gözlerin öz ışığını bularak gerçeklere yol açması niyazı ile…\n\nÖnder GÜL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esiyor Cennet Yeli",
        "poet": "Şadan Yenişafak",
        "poem": "\n\nAdem as ile Havvayla başlıyan  o seferden\nHakkın rızası için yaşıyan her neferden\nTekbirlerle nurlanan her gün doğan seherden\nBuram buram gönlüme esiyor cennet yeli\n\nMusa, harun ve davut hepsine ayrı selam\nBedenlere can olan İsa aleyhisselam\nGüneş misali dogan Ol Muhammed mustafam s a v\nNefes nefes ömrüme esiyor cennet yeli\n\nMümin baş tacı eder tevrat zebur incili\nKur'an ile gönüller ölüyken olur diri\nEhlibeytle süslenir bu  saadet zincir\nİman hakikatıyla esiyor  cennet yeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskáli Zer",
        "poet": "Murat Kayalı 2",
        "poem": "\n\neskáli zer / icimde isigi gezer \ntüter \n\nmeftun gözler / dibinde gizler \ndeser \n\nfiruze denizler / dilime feryat düser \neyler \n\ncanim feryat / aman \ndiler \n\neskáli zer / düsü mahseri \nkevser \n\niftihari sözler / ölü seyrini \nnefesler \n\ngiyabinda cennetler / muarra mevsimler \ngizler \n\ncanim figan / zaman \nkeser \n\neskáli zer / ruhu zembur \nnur \n\nisigindan süzer / kainat kalbur \nsur \n\ntasini deler / yüregi durdur \nvur \n\nkanim ziyan / kaygim yoktur \nolur \n\n\n* zer - altin \n\n* muarra - ciplak \n\n* zembur - balarisi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esiyor yeller yerimden...",
        "poet": "Ali Baksı",
        "poem": "\n\nRüzğarın esintisi vuruyor yüreğime\nBulutlar karşı tepede bakıyorum sessiz\nKaranlık cökünce senler ve benler \nKala kaldım düş sokagımda rüyalarla\n\nKorkuyorum ansısızın sokaklar bom boş\nÜrpekliğimden cekiniyorum penceremden\nSıcak cayım ve nemli ciğaram düş sokagında\nRatyomu acıyorum ikimizin şarkısı çalıyor\n\nSenleri ve benleri düşünüyorum\nUnutuyorum korkularımı senligimle\nDışarda şırıltı sesleri rahatlatıyor icimi\nSanki aşka davet ediyor benligimi\n\nDalıp gidiyorum düş sokağımda yanlızca\nSabahın cıvıltılı sevda türküsü mırıldıyor\nValizimi alıp cıkıyorum yollara yılgınlıgımla\nSeni arıyorum kaybettiklerimle sevdiğim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esiyor Ömrüm",
        "poet": "Asım Kısbet",
        "poem": "\n\nYıllar vefasızmış,çilem bitmedi\nVuslata varmaya,gücüm yetmedi\nSevdamızdan hüzün,çekip gitmedi\nHasret rüzgarında,esiyor ömrüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski",
        "poet": "Şebnem Ezik",
        "poem": "\n\nEğer birgün rastlarsan ona\nSineye çek aldırma\nDalarsa gözlerin semaya\nKayan yıldızı selamla\nMahçup gülümserse sana\nSaçlarındaki kırlarla\nBaşını omzuna yasla \nVe ağla\nRüzgarla giden gençliği anımsa\nOndan bize tek hatıra,\nBirleşen ellerin sıcaklığıdır hâlâ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski",
        "poet": "Tekin Kale",
        "poem": "\n\nBabamdan para istediğim de,paramız yok demezdi.\nElini cebine atar,\nAy başında derdi.\nAy başı gelir; \n''Oğlum'' der,devamını getiremezdi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski",
        "poet": "Tuba Topçu",
        "poem": "\n\nEski satırlar arasında gezindim durdum.\nNeler yaşamışım,neleri kaçırmışım.\nYaşadıklarımla ders kitapları doldurdum,\nKaçırdıklarımla pişmanlıklara boğuldum.\nÇizgide kalıp tereddüt ettiklerim var bir de.\nBazısı için derin bir oh çektim,\nOrada kalmayı başardım diye.\nBazısı içinse ne pişman,ne de mutlu oldum; \nYalnızca çizgideki anlarımın cümlelere dökülüşünü seyrettim.\n\nEski resimlerin görüntülerine daldım.\nKimi sevmişim,kimden nefret etmişim.\nSevdiklerim yanımda hala,onlarla yaşıyorum,\nNefret edilenler benden uzakta,onlara aldırmıyorum.\nTanıdım sanıp çelişkide kaldıklarım var bir yanda da.\nKimisine şaşkınlıkla baktım,\nAyrıntıları kaçırıp nasıl güvendim diye.\nKimisineyse ne güvendim,ne de uzağa ittim; \nAnlamayı başaramadığım için yalnızca hayatıma girişlerini izledim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski",
        "poet": "Gülsüm Kıvrak",
        "poem": "\n\nSeni sevmek Üsküdar’ın dar sokaklarını sevmek kadar eskiydi.\nSenden giderken bir eskiden silkelenir gibi gittim. Bıraktım seni geçtiğimiz sokakların kaldırımlarına. Arkamdan seslenen sen değil, rüzgârdı. Ağlayan ben değil, yüzüme çiseleyen yağmurdu. Hüzün, doğuşunu gözlerime bırakmadan, fırlattım onu yokuşlardan akan yağmur sularına. Çamurlara karışmasını seyretmedim dahi.\nAlışılmış bir günün doğuşuydun. Bilindik bir akşamın ezber bozmayan çöküşüydün. \nBir ağaç devriliyorsa bu şehirde, sendin yüreğimde devrilen. Kurşun sıkılıyorsa bir ölüm mahkûmuna, sendin öldürülen yüreğimde. Bir çocuk ağlıyorsa annesizlikten, sendin gözyaşlarını avuçlarıma bırakan. Yardım isteğiyle elini uzattığında bir ihtiyar, senin elindi tuttuğum. Açtığında ellerini bir yakaran duaya, sen olurdun o dua benden akan. Pencereler kapanırken evlerin, kapanan sendin gözlerimden. Gün doğuşunda güneş ışığını yüzüme değdirdiğinde, senin nefsindi yanaklarıma değen. Ağaçların dallarında şakıyan kuşlar senin hikâyeni fısıldıyorlardı. Derin aynalarımda görünen kahramandın. Sinemde duran laleydin. Devşirdiğin gönüldüm. Gözlerimden akan nehirdin. Ekinler tarlalarda açınca, sen doğuyordun zamanlarımın içine. Kalkanlarım inerdi senin bakışlarının altında. Hürriyetim sen oldun. Mahkûmiyetim sen oldun. Bu kadar sen olmuşken ben, bende yittin sen. Senliği taşıyamadı bendeki bu ben. İlk rastlaştığımız gün gökyüzü en berrak zamanını yaşıyordu. Gidince senden, Üsküdar kızıl bir yağmur bırakıyordu sürüklenerek geçtiğim sokaklara. Ayaklarım denizin kenarlarına değince, iliklerimde bir ayrılık şarkısı çalmaya başladı. O şarkıda sen vardın. Söyleyen sendin. Söz sendin. Müzik sendin. Şarkınla yankılanarak kayboldun denizlerin dibine. Bıraktım seni yüreğimle denizdeki mezarına. Ne zaman değse artık gözlerim denizlere, aklıma gelmez oldun. Sen var mıydın bir zamanlar, düşünemez oldum. Bu kadar mı eskiydin, seni sevmişken anmaz oldum. Bir eflatun ikindisinde yitirilecek kadar mı olmuştun. Ay ışığında dönmemek üzere kaybolacak kadar mı olmuştun. Tutuşan gökkuşağının renklerinde tek gri artık sen mi olmuştun. Taç etmişken seni başıma, tahtımdan indirilen mi olmuştun. Boynu büküklere mi verilmiştin. Bilemedim. Bilmek istemedim. Sana ait tüm kapılar, pencereler kapandı. Kilitlendi. Anahtarlarını kaybettim. Beklide bilerek kaybettim. Mutluluk olacakken sen en kuytu anılarımda, en unutulan oldun. Geceler artık senin yerine yıldızlarla donanıyor. Sahillerdeki kum da su da artık sen değildin. Rüzgâr ve güneş kendisi olmuştu. Gözlerimi kapattığımda, rüyam değildin. Uyurken tutunduğum kol değildin. Yaşamak için umudum değildin. Yitirmiştik onları. Her şey sen hariç bende kaldı. Düşümün karanlık dehlizlerine indin. Oranın sakini oldun. Sarı benizlilere karıştın. Kırmızıyı giydirdim sana. Acını görmemek için gözlerimi kaçırdım.  Denizdeki mezarının yerini unuttuğum gün tamamen öldün. Takvimlerdeki yapraklar düştükçe, hayalinde silikleşti. Her şey iken hiçbir şey oldun.  Mezar taşına tek bir kelimeyi bıraktım. Elveda. Vedalara arkamı dönemedim hiç. \n\nSeni sevmek bu kadar eskiydi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Adı Asitane",
        "poet": "Kadir Duymaz",
        "poem": "\n\nAsisin kendince  cüretkar,\nve bir tanesin adın gibi.\nikiye bölünmüşsün\nBiri Avrupa diğeri Asya.\nzarzor asma köprülerle bağlanmışsın\nAsiliğin ve taneliğin nerde,\nadın gibi asi tane değilsin\nISTANBUL.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski",
        "poet": "Oktay Şahin",
        "poem": "\n\nParmaklarının uçlarından başlamak istiyorum seni yaşamaya çünkü sen yeniden ar oluyordun, farkındaydım ben onların kanatları vardı...\n\nDokunduğum her yerin yeniden şahlanıyordu; gözleri yeni açılan bir kısrak gibiydin, sen koşulmazdın sen yaşanmazdın ancak hayal edilebilirdin...\n\nVe sevdiğim tek renk yeşildi benim, sense yeşilin merkeziydin; seni yaşamak elbet bir kez olurdu yaşayamamak da... \nKışsa sevmediğim mevsim, sen olabilirdin ancak baharım ya da ilelebet karakışım... ki bilirsin...\nama sana dokunamamıştım; korkuyordum...\n\nDokundum mu etin gelmeliydi elime öptüm mü dudakların ve öpüşünü nasıl unuturum ilkdi, bakireydi dudaklarım başka bir dudağa...\n\nGözlerin bahar yüklüydü seninse, doğurmak üzere... çam ağaçları doluydu gözlerinde kış görse de  sararmayan cinstendi yaprakların...\n\nVe olmadınız siz! olmasını çok istediklerim, pişmanlıklarım, yaşayamadıklarım...haketmedim mi sizi bilmem siz terkettiniz beni bir ilkbahar gibi... Aldattınız... \nYaz geçti kışın öğrendim! Vazgeçtiniz hayallerimizden oysa haberim bile yoktu... Oysa bak ben hala sizi sevmekteyim eski sevdiklerim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Aşk",
        "poet": "Aydınlı İbrahim Dikmen",
        "poem": "\n\nKah yasemen kokardı, kah leylak gibi geceler\nSiyah beyaz film gibi, geldi geçti ah seneler\nAşkımızın tek şahidi, mor salkımlar altında\nMasumca yaşanırdı, ah eskiden sevişmeler\n\nIlgıt ılgıt esen rüzgarda savrulan saçlarını\nSeni seviyorum diyen körpe dudaklarını\nKiraz gibi kızaran gamzeli yanaklarını\nNasıl unuturum seni söyle nasıl sevgili\nYine hazan yine yağmur var bugün\nAklımda sen kalbimde hep sen varsın\nİstanbul sen kokmuyor artık\nYasemenlerin boynu bükük kaldı\nLeylaklar sensizliğe ağlıyor şimdi\nVefasız bilmem nerdesin\nHangi yaban ellerdesin\nMor salkımlar kurudu\nSevgili söyle şimdi kiminlesin\n\n20.12.2014  Aydınlı İbrahim DİKMEN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Aşklar",
        "poet": "Karahan Yılmaz",
        "poem": "\n\nDepreşip durdu ruhumda asırlık acılar\nBoşuna yürünmedi elbet bu zorlu yollar\nMasum bir cocuk gibiydi seninle kalbim\nSaklambaç oynarken içinde eski aşklar\n\nOcak 2005 - metz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Anılar",
        "poet": "Hikmet Atiş",
        "poem": "\n\nBakma böyle sessizce kalışıma\n Gün gün içimde çoğaldı duygular\n Engel olamıyorum göz yaşıma\n Aklımdan geçtikçe eski anılar.\n\n Gündüzün çiçek bahçeme çıkarım\n Senin içinde bir kaç gül koklarım\n Gece olur yıldızlara bakarım\n Gönlümden geçtikçe eski anılar.\n\n Seni yaşamak uzaktan çok farklı\n Hasret içimde yürek te meraklı\n Yaşanan o günler içimde saklı\n Özümden geçtikçe eski anılar\n\n Sen olmadan gitti gönül neşesi\n Yanlız olanın böyle yürek sesi \n Belkim son kez vurur akşam güneşi\n Sözümden geçtikçe eski anılar.\n\n 14/01/2012 RİZE/ ÇAYELİ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Aşklar",
        "poet": "Gülhan Özkara",
        "poem": "\n\nOy ben senin bir insan olduğuna inanabilmezdim\nHayatının her bir izi en mukaddes hatıratımdı oy! \nBir parlek zincir gibi devam ederdi çamlı köyü,\nGümüşhane, Erzincan lisesi,  askere gittiğimde \nİşte bu liseyi ayak bastığın yerdir diye gidip gördüm\nSayayım daha \nKazım karabekir eğitim enstitüsü\nAli ağa orta okulu\nŞirin yer Buca\nHep senin ismini yükseltiyordum  burca\nBunları hep kendime bir uğur bir kut yaptım\nCanlı ve erişilmez varlığını bir put yaptım\n\nOysa bir kız  daha vardı\nBeni ilgilendiren\nGeniş omuzlu\nYeşil gözlü\nUzun boyluydu bu kız\nBeyaz tenliydi\nKeşke onu seçseydim\nO belki yar olurdu\nSenin aşkının travmasından\nAdını bile öğrenemedim fıkaranın\n2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Bahçenin Hafızası",
        "poet": "Birhan Keskin",
        "poem": "\n\nYakınında değilim öfkenin\nve uzağında da değilim rastlantının\nkısa ânındayım\nve sonsuzluğun da ardında\nah! öfke için geç vakitteyim\nçölden çıkmak gerek bunun için,\natları denize sürmek...\nOysa kimseden çıkartmadım öfkemi\nsaçlarımı uzatmak için kimseye\nsöz vermedim\nkimseye yakın değilim inan\nsusmaktayım, uzağında değilim unutmanın\nah! öfke için geç vakitteyim\ndurup dururken bir yerde\nkarşıma çıkan rastlantıdayım\nhafızasındayım eski bahçenin\nsarhoş asmaların biriktirdiği\nboğazımı yakan acı bir imgedeyim\ngüneşi anımsamada,\nve orada durmakta\nama orada kaybolmaktayım\nah! öfke için geç,\nçok geç öfke için\ndurgun gölü bulandırmak gerek...\n\nGölde unuttuklarımızı rahatsız etmek! \noysa gölün hafızası var\nve o anımsar içinde unutulanı\nve çürüyüp kendine dahil olanı\nah! öfke için geç\nçok geç artık sahrada unutulan gökyüzü için.\n\nBen seni çoğalttım\nben seni çoğalttım\nsırlarım azaldı böylece.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski bayramlar",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nEski bayramlar\n\nEski bayramlar\nEskimez bayramlardı\n\nBu gün bayram\nEski bayramları arıyorum bayramlarda şimdi\nEskimeyen bayramları arıyorum bayramlarda şimdi\nO bayramlarda\nGörmedim hiç asık surat\nMelek görmekse murat\nÜlkeme gelinsin\nBayram günleri...\n\nGülen çocuk yüzleri vardı o bayramlarda \nKederleri unutturan bayramlar yaşadım\n\nBu gün bayram\nEvler boşalır bir bir\nRüzğarlara yüklü tekbir \nDurulur ışık ışık bayram namazı için huzura \n\nBu gün bayram\nDoğan şafak güzel \nYarınları bekleyiş güzel \nBayramlar çocukluğumun sılası \nBayramlar  şeker... \nŞeker çocuklar için\n\nBu gün bayram\nNerede kaldın güneş \nİçimde ateş... \nO  bayramlar unutulmasın\n\nO rüyalar çıksın gelsin yine \nYer kardeş -gök kardeş \nGece- gündüze kardeş... \nİnsanların yüzünde çiçek...\n\nDostluk şarkısında sular \nGüneşlere gebe uykular...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski bahar….",
        "poet": "Birol İşcan",
        "poem": "\n\nAyrılık ezgilerini çalan yayları\nSonbahar dallarından yaparlarmış.\nVe kanunmuş böyle sarı şaçlar kullanmak..\nDerlerdi aşkı sarı yaşamışlar sonbahar insanları…\n\nVe şimdi arkanızdan ben ne yazsam,\nNe tutsa ellerim, heryer sapsarı.\nBir yanım Atilla ilhan kesilir,\nBir yanım cemal Süreyya…\n\nBak ağzımı bıçaklar açamadı\nŞiirler nihavent buselik değil,\nDedi ki hay ağzını aşk tutsun emi.\nBundan sonra saklamadık kalbimizi \nNe varsa ortada açık şaçık kaldı….\n\nO günlere ait ne hatırlasam keskin\nKömür kokuları gelir burnuma.\nHiçbir şeyimizin olmadığını sandığımız\nO hayatımızın en zengin günlerinde,\nSonbahar dallarından yaparlarmış.\nKanunmuş sarı saçları hatırlayıp,\nSatırlar dolusu şiirler yazmak…\n\nOysa gençken güzelmiş sarı.\nRenk ve renk bereket doldururmuş,\nBaşak tarlaları. Kopardı zaman hasatladı.\nO günlerden bize yadigar, okul yolunda \nYürüdüğümüz sarı sarı yapraklar kaldı…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Bayramlar",
        "poet": "Birol Hepgüler",
        "poem": "\n\nGüneşin doğmasına saatler önce kalkardık. Giyinip abdest alır, yakın akraba ve onların çocuklarıyla Sarıyer merkezdeki camiye giderdik. Ekseri cami dolu olup, bir gece önceden belediyenin sabunlu suyla yıkayıp hasır serdiği eski balıkçıların olduğu yere önce oturur vaaz dinler, sonra bayram namazını kılardık. Namaz bittiğinde güneş denizin karşı tarafındaki Yüşa tepesinden henüz doğmuş olurdu. Fırından sıcak ekmek, şekerciden bayram şekeri alıp evin yolunu tutardık. Biz gelene kadar yanan lamba eve girince adet üzere söndürülürdü..\n\n     Bir gece önceden başucumuza hazırladığımız yeni elbise ve ayakkabılarımızı giyip kendimizi bir an önce sokağa atmak için içimiz içimize sığmazdı, kahvaltı mı bizi, biz mi kahvaltıyı yerdik Allah biliyor.\n\n    Giyinip sokağa çıktığımızda dünyanın en mutlu insanı olurduk. Ben o günlerde yolda yürürken ayağımdaki kunduranın çıkardığı gıcırtının zevkini ilerleyen yıllarda giydiğim en pahallı ayakkabılarda bulamadım.\n\n     Yakın komşu ve istisnasız bütün akrabalarımızı tek tek dolaşıp ellerini öperdik. Dönüşte yiyemediğimiz şekerlerle hediye edilen mendil ve çorapları eve bırakır,aldığımız bayram bahşişleri ile neler yapacağımızı hayâl ederek bayram yerinin yolunu tutardık..\n\n      Neler yoktu bayram yerinde. En başta cıvıl cıvıl çocuk sesleri, salıncaklar, dönme dolaplar, bisikletler, faytonlar, kağıt helva, pamuk helva, şekerciler, turşucular, macuncular sırayla. Sigaralara halka attıranlar, renkli kağıtlara zar attıranlar, çeşit çeşit oyunlar. Havanın nasıl kararıp akşam olduğunun farkına varmadan peş peşe bitiverirdi o en tattlı bayram günleri..\n\n     Her gelen yeni bayramla bir şeyler eksildi bugüne kadar. Bir film şeridi gibi  geçiyor şimdi gözlerimin önünden o, bir daha asla geri gelmeyecek eski bayram günleri..\n\n     Bugün artık bayramlar, imkanı olamayıp güneye veya yazlıklara gidemeyenler için sıkıntılı tatil günleri.\n     Ne gelen var eskisi gibi, ne giden. Adet yerini bulsun diye gelenlerinde ne gözlerinde pırıltı, ne içlerinde heyecan, ne de bayramın çoşkusu ne yazık ki görülmüyor.\n      Böyle devam ederse, ki edecek. Her güzel gelenek gibi bayramlarda her geçen sene yavaş yavaş çoşkusunu, heyecanını kaybedecek. Yeni gelen nesiller eski bayram günlerini hiç bilmeyecek. Zaten daha şimdiden ne el öpmenin tadı kaldı, ne de öptürmenin.\n      Bayramları yaşayabilmek için çıldırmak lazım, malûm. Deliye her gün bayrammış...\n\n    (24 Mart 1993)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Bayram Yeni Bayram Polemiği",
        "poet": "Vecdi Murat Soydan",
        "poem": "\n\nGeçmiş zaman olur ki / Hayali cihan değer/ Bir an acı duyar insan belki / Sevmişse biraz eğer /Anlar ki geçenlerin / Rüyaymış hepsi meğer / Rüya olsa bile o günlerin / Hayali cihan değer... Necip Celal Andel\n\nBen çocukken, geçmiş zamanlardan laf açıldığında rahmetli babam söze şöyle başlardı: “Biz çocukluğumuzu çocuk gibi yaşayamadık, savaş tüm dünyayı etkilediği gibi ülkemizi de etkilemişti” diyerek ikinci dünya savaşının ekonomik sıkıntılarının dünya ülkelerine ve dolayısıyla topluma nasıl yansıdığını anlatır  ve sözlerini şöyle sürdürürdü: “Çay bulsak, şeker bulamazdık. Çayın içine, şeker yerine üzüm katardık da öyle içerdik.” \nBizler de şimdiki nesle 80’li yılları kastederek  şöyle demiyor muyuz “ Bizim zamanımızda cep telefonu yoktu.”  Bırakın onu, evimizde telefon bile yoktu. Jetonla çalışan  kulübeye giderdik. O dönemde  bilgisayar ve internet de yoktu. Sanal oyunların yerini, jetonla çalışan ve “atari “ adı verilen oyunlar almıştı. Paramızı verir, atariciye giderdik. O zamanlar rengarenk ve çeşit çeşit kartpostallar satılır, insanlar  şimdiki gibi mailleşme ve chatleşme yerine birbirlerine kendi el yazılarıyla mektuplar  yazarlardı. O dönemlerde ayrıca video film furyası vardı ve her evde olmasa da mahalledeki üç beş komşuda mutlaka video oynatan cihaz bulunurdu.Hem şimdiki gibi flash bellek yoktu, kasetçiden müzik kaseti satın alır, mono teybe takar dinlerdik.Bir müzik kasetinin fiyatı, o zamanlar  pahalıydı. Abartmıyorum, “Gecekondu’nun Kahvehanesi”nde boğaz tokluğuna günlük üç kuruş yevmiyeyle çalışırken  kafa kafaya gelirdi alacağım kaset.  Televizyon kanalları  şimdiki gibi çeşit çeşit değildi. Devletin televizyon kanalı TRT dışında özel televizyonlar yoktu. \nŞu anda, bu yazıyı hazırlarken, telefonuma bir mesaj geldi. Mesaj çeken kişiyi tanımıyordum. Çocuk olmalıydı ki mesajda şunlar yazılıydı “ bayramın mübarek olsun dede.” Önce espri sandım, bilirsiniz ki gençler  aralarında “ hacım,enişte vb.” konuşur. “ dede” de neydi? ? Dedesi miydi ki? Bunları düşündüm bir an. İşte size canlı bir örnek sıcağı sıcağına. Demek ki günümüzde bayram kutlamaları birinci dereceden yakını da olsa kişinin, mesaj yoluyla oluyor ve olağan karşılanıyor. Sonra da, “Nerede o eski bayramlar” edebiyatı yapıyoruz. Suçu  kendimizde aramalıyız. \nÇocukluğumdaki bayramları hatırladım da,  bir avuç kuru yemiş ve şeker  için mahallenizde çalmadığınız kapı  kalmazdı. Aldığımız şekerleri, kuru yemişleri ceplerimize doldurur, sonra da evimize gelerek ceplerimizi boşaltır ve sıradaki evlere giderdik. Allah bereket versin,  kısa günün karı akşam olunca kendini belli ederdi. En az üç beş ay yetecek kuruyemiş ve şeker. Gerçi yaşımız büyüdükçe, gurur onur meselesi yaptık sonraları da, şeker için kapılara gitmez olduk. \nAnkara’nın yoksul semtinde oturduğumuzdan olsa gerek, genelde herkesin cebinde akrep bulunurdu. Yani kimseden para çıkmazdı. Para çıksa çıksa ne iş yaptığını hala bilmediğim yan apartman  komşumuz, Münip Bey Amca’dan ve karşı komşumuz Ali Bey Amca’dan  çıkardı. Bizler mahallemizdeki komşularımızın  huylarını bilirdik. Kim para verir, kim şeker verir, kimden bir şey çıkmaz, bilirdik. Tedbirimizi ona göre alır, para veren komşular pek çıkmasa da, kaliteli şeker ve kuruyemiş veren komşularımız mutlaka bulunurdu. Ali Bey Amca, bunlardan birisiydi. Yalnız başına yaşar, kapısını öyle pek kimseler açmazdı. Çok sık olmasa da arada  bir, günü birlik çocukları gelir, güya Ali Bey Amca’ya bakarlar  ve giderlerdi. Bayram zamanlarında sanki o da çocuk olmuşcasına sevinir, bizlerle birlikte eğlenir, gülerdi. Aslında normal zamanlarda ciddi bir insandı. Bahçesine topumuz kaçtığında, ceza olarak topumuzu iki gün bize vermemişti. \n Şimdiki  nesil  topladıkları şekerleri ve kuruyemişleri tembellik yapıp eve götürmektense,  birer ikişer poşet alıp ellerine, akşama kadar nevale topluyorlar. Gözlemliyorum onları. Onların da bildikleri bir şey var. Kim ne verir, kim hiç  vermez, çok iyi biliyorlar. Her şey değişir, zaman da mekan da değişir ama çocukların gözlemleri asla değişmez. Çocukların saf ve masum halleri de. \nŞimdiki nesil internet çocuğu. Kendi çocuğunu bakkala zamanında gönderip bir ekmek bile aldıramıyorsun.Söz dinlemiyorlar, dik başlılar.  Akraba  ziyareti ne demektir bilmeden yaşıyorlar. Hal böyle olunca bir sonraki kuşak herhalde bayram denilince bayramın adını resmi tatil olarak hatırlayacak. Değişen bir şey daha var sanırım. Şimdi eskisi gibi yeni nesil, bayramlık giysi, ayakkabı vb. istemiyor. Kendi çocuklarımdan biliyorum istemediklerini. Çünkü eskisi gibi yokluk yok ve her bir şey  dudak uçuklatan fiyatlarla satılmıyor. Bolluk var her üründe. Büyükler anlatır, eskiden herkeste para varmış ama, her istediğin  bulunmuyormuş. \nÇocukluğumuzda  her bayram annem Çarşamba pazarından bizlere yeni giysiler ve ayakkabılar alırdı. Hatta alındığı  gün üzerimizde prova yapar, sokağa çıkar hava atardık. Ben şimdiki durumu, maddiyata bağlıyorum. O zamanlar yokluk içindeydik. Zavallı babam hep bizler için çalıştı. Bayramlarda en kaliteli, marka  giysi ve ayakkabılarımız olmasa da, yeni olması bizim için önemliydi ve mutluluk veriyordu bizlere. Oysa zavallı babam ayağındaki Sümerbank malı ayakkabısıyla bırakın yazı, kışı bile çıkarmıştır. Zavallı, garip babam her aklıma geldiğinde  hep içim yanıyor, kışın buz gibi soğuklarda ayakları nasıl da donmuştur kim bilir?  O zamanlar idrak edemiyordum bunları. Ama ne acıdır ki geçen zaman da geri gelmiyor. Analar, babalar çocukları için kendilerini işte böyle feda ediyorlar. Tabiri caizse, yemezler yedirirler, giymezler, giydirirler. \nAklıma gelmişken, çocukluk hatıralarımın bir köşesinde hep kalmıştır, bahsetmeden geçemeyeceğim. Bayramlarda ayı oynatıcıları vardı. Ayı oynatıcılarının elinde tef bulunur, şarkılarla türkülerle sokak sokak dolaşırlardı. Sürüsüne bereket mahalle çocukları başta olmak üzere, kadın, kız, erkek, yaşlısı genci hep birlikte sokağın başında kalabalıklar ordusu halinde  kapımızın önüne kadar gelirler ve sevimli ayılar sanatlarını  icra etmek üzere meydanlıktaki yerini alırlardı. Tef çalan ayı oynatıcısının (ben buna ayı terbiyecisi diyorum)   bir de değneği vardı. İstediği hareketi yapmayan ayıya karşı değnekle müdahalede bulunur, zavallı ayıcık böğürerek, sağa sola saldırmak ister,  ama burnundaki tasması fazla gitmesine engel olurdu. O vakitler şimdiki gibi hayvan savunucularını ara da bul. Öyle bir şey de bilinmiyordu.. Bırakın hayvan haklarını bilmeyi, insan haklarının esamesi bile okunmuyordu o vakitler. Ayı terbiyecisi, elinde tefi  “Ayşe teyzem hamamda nasıl bayılır? Bayıl bakalım? deyip hayvanı sırt üstü yere yatırırdı. “ Ayılana gazoz, bayılana limon “tekerlemesi eşliğinde ise  ”Ayşe teyzem hamamda nasıl oynar “deyip hayvanı iki ayak üzerinde sağa sola hareket ettirerek zıplattırırdı. Tabii bu işlemi zavallı hayvanın burnundaki halkayı çekerek, hayvana acı verdirerek sağlardı. O sırada sokağa ayının geldiğini haber alan büyüklerimizden bazıları, ayı terbiyecisinden bir istekte  bulunur ve  sırtlarının ağrıdığını beyan ederek, yüzükoyun yere yatarlardı. Ayıcık, terbiyecisinin de yardımıyla, iki ayağını adamın sırtına basardı. Kulunçlara iyi geldiği için yapılırmış bu hareket.Tabi, ayı terbiyecesi bahşişini alırdı, babasının hayrına oynatmazdı ayısını. Gösteri bitince, seyircilere bir tepsi uzatılır ve kimin gönlünden ne koparsa verirdi. Hatta kimi komşularımız, ayının yaptığı gösteriden çok, ayıya acıdıkları için verirlerdi parayı.\n\nBilirsiniz, bayram tıraşı denilen bir gelenek var.Bayram öncesi genelde berbere gider tıraşımızı oluruz.  Bu gelenek aslında çok eskilere dayanıyor. Yokluk yıllarının çok daha olumsuz olduğu yıllarda, insanlar ancak bayramdan bayrama tıraş olabilirlermiş. \n\n Eskiden bu kadar ayakkabı bolluğu yoktu. Herkes ayakkabı alamazdı. İnsanların yeni ayakkabı almalarına, ancak ayakkabılarının  tamiri olanaksız hale geldiğinde rastlanırdı. Aynı durumda terziler de öyle. Şimdiki gibi elbise, pantolon bolluğu da yoktu. Giysiler eskiyinceye kadar kullanılır, yırtılırsa ördürülerek giyilirdi. Ayakkabı tamircileri ve terziler  bayram haftasında iyi iş yaparlardı\n\nÇok iyi hatırlıyorum, bayram ziyaretlerinde  genellikle  akide şekeri, badem şekeri veya lokum ikram edilirdi. Hali vakti yerinde olan modern ailelerin  bayram ikramları  likör ve yanında çikolata olurdu. Çocukluğumda mahalle mahalle dolaşıp  macun satan macuncular vardı.  Eritilmiş ve içinde şekerden başka her şey olan boyalı bir şekerlemeydi macun. Macuncu amcanın yanına gider, bayram harçlıklarımızla doyasıya şeker yerdik. Macuncu amca, ayrıca horoz şekeri ve elma şekeri de satardı. Ben en çok macun şekerini severdim.\n\nBir de hiç unutmam, bayramlarda arkadaşlarla Ankara Ulus’taki Gençlik Parkı’na giderdik. Bayramlarda ana baba günü olurdu gençlik parkı. Dönemin isim yapmış en ünlü sanatçılarından bazıları  özellikle bayram turnesi için  biraya gelirlerdi. Param olmadığından maalesef izleyememiştim bayram programlarını. O vakitler ekmek davasındaydım ve hem okuyup hem de çalışıyordum. Şimdi param var ama, o sanatçılar yok. O dönemler için  “Yokluğun gözü kör olsun”  demek geliyor insanın içinden.     \n\nEskiden bayramlardaki durum buydu. O zamanlar, bayramlarda  çocuklara alınan her yeni giysinin çok değerli olarak görülmesi işte bu nedenledir. Yokluklar içinde yaşanılan bayramlarda  yeni ayakkabı veya elbise sahibi olma sevincinden başka bir şey değildi eski bayramlar.     \nSözün özü, “ değişen bayramlar değil, koşullar ve  değişen bizleriz aslında.”\nBu vesileyle ramazan bayramınızı kutlar, aileniz ve sevdiklerinizle birlikte sağlık, mutluluk ve  huzur dolu yıllar geçirmenizi temenni ederim. \n\nVecdi Murat SOYDAN\n(Yaşanmamış Aşkların Şairi)\n30/08/2011-Isparta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Bayramlar",
        "poet": "Aynur İlkay",
        "poem": "\n\n\tGunlerce ev temizlenir piril piril temiz\n\tDurmadan calisip yorulmustur annemiz\n\tTebessumle karsilanir misafirlerimiz\n\tAh o mazide kalan tatli bayram gunleri\n\n\tCamlar,tahtalar silinir,badana yapilir\n\tCamasirlar yikanir yataklar attirilir\n\tHalilar silinip,bakir mangal parlatilir\n\tAh o mazide kalan tatli bayram gunleri\n\n\tYapilir yemek,borek,tatlilar baklavalar\n\tBizden cikolata sekerleme saklamalar\n\tGelen es dostlari yurekden kucaklamalar\n\tAh o mazide kalan tatli bayram gunleri\n\n\tCocuklar giyinirler cicek gibi rengarenk\n\tMahallede meydana gelir tatli bir ahenk\n\tButun her sey tam manasiyla birbirine denk\n\tAh o mazide kalan tatli bayram gunleri\n\n\tOyun havalari,turkuler radyoda calanir\n\tEl opene vermek icin mendiller alinir\n\tCocuklar kayik salincaklarda sallanir\n\tAh o mazide kalan tatli bayram gunleri\n\n\tBayram namazindan sonra bayramlasilir\n\tKabristana gidilir cantada enam tasinir\n\tHediyeleri bir kac damla goz yaslaridir\n\tAh o mazide kalan tatli bayram gunleri\n\n\tHuzurla donulur eve gerisin geriye \n\tAkrabalara hazir bir kac kucuk hediye\n\tKirginlar barisir cekilir cok sey sineye\n\tAh o mazide kalan tatli bayram gunleri\n\n\tKurban bayraminda kestirilir kurbanlar \n\tYoksulun halinden bazilari cok iyi anlar\n\tIste butun bunlar yapilirdi bir zamanlar\n\tAh o mazide kalan tatli bayram gunleri\n\n\tAynur Ilkay\n\t19 Nisan 1997\n\tToronto,Ont.\n\tKanada\n\n\n"
    },
    {
        "title": "ESKi BAYRAMLAR",
        "poet": "Naime Özeren",
        "poem": "\n\nSanki bir başkaydı eski bayramlar\nBayram yerlerinde cıvıl cıvıl çocuklar\nTahtıravalliler, atlıkarıncalar\nDönme dolaplar, çarpışan arabalar\nBaloncular,kağıt helvacılar\n\nÖnce bayramlıklar giyilir\nÖpülür büyüklerin elleri\nBayram harçlıkları da katmerli\nMerdiven köy’deydi bayram yeri\nEvin en küçüğüydüm ya\nBir isteğimi iki etmezlerdi\nKahvaltıdan sonra, ver elini bayram yeri\nGerçi lunapark gibi modern değildi\nElektrikle çalışmazdı, manüeldi her biri\nTahta da olsalar çok eğlenceliydi\nGörülmeye değerdi çocukların neşesi\n\nPazar sabahları da Süreyya Sinemasında\nWalt Disney çizgi filmleri,\nYa organze mendiller, pamuk prensesli …\nİçindeki paralar yepyeni\nVeya en güzel çoraplar, dantelli\nUnutamadığım bayram hediyeleri…\n\nYeni nesil tatmadı bu güzellikleri\nOnlara yaşam, her gün bir bayram yeri\nTat vermiyor hiçbir şey artık eskisi gibi\nBayramlar mı değişti o günden beri\nYoksa bizler mi eskidik, bilemedim ki…\n\n20 Aralık 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Bir Dost",
        "poet": "Suzan Batmankaya",
        "poem": "\n\nEski bir dostun eli, kırık ve biraz yenik\nEski zamandan kalma, taşıdığım hatıra\nGüçlü yanını sevmiştim\nZayıflığını yüzüne vururken\nYaslanma, ayaklan diyebilenlerdenim\n\nİşte şimdi çıktın karşıma\nYüzünde birkaç çizgi\nVe saçına anlam katan birkaç beyaz telin şaşkınlığıyla\nSana merhaba bile diyemedim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Bir Gün İçin Şiirler",
        "poet": "Arkadaş Zekai Özger",
        "poem": "\n\nVe sevinç güzel bir denizle başladı\nve güneş ipi kalınlaştırıyordu\nsonra ansızın uzayıverdi ip\nbir ucu orda kaldı\nbir ucu bende\nve iki uç arasında sıkışan\nkarışık bir sevgiyi acabayla büyüten \nbir güzelliğin negatifini büyüten\nince bir yüreğe dayanamadı\nip\nkoptu\nsevinç\ngüzel bir denizle kaldı\nve güneş bir bulutla rahibeleşiyordu\n\nsevgilim\nbugün \nhelva yedim şarap içtim göğe uzandım\navuçlarımda hüzünlü bir aşk\nince kemikli bir eli okşuyorum\ngöğü okşuyorum\nyabani bir diken batıyor avuçlarıma\nbir çakıyla parmağımı kesiyorum yanlışlıkla\n\nsanki bilerek yanlışlıkla kesiyorum\nsanki aşkı kesiyorum\naşk parmağımda yanlış bir uçurum\n\ndokunurken bırakır ürkek bir martı gibi \nçünkü deniz orda\n-ben alışkın değilim bir eli martılamaya\nçünkü deniz orda\nçünkü deniz orda\n-heyecan verir bana aşk\nçekilir kuytusuna \nuzar gider gecede \nbırakarak cinsel tortusunu \nsevgi\ndenizin başlangıcı\n\nseni koruyacam\ntamamlıyacam\nseni kazanmalıyım\nistediğim kadar beslerim seni\nbüyütürüm içimde seni\nçok çok çok \nbir şey ver bana\nseni seviyorum\n\n                                    (Eylül 1970)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski bayramlara",
        "poet": "Mustafa İmamoğlu",
        "poem": "\n\nEski bayramlara\n\nBu gün bayram olmuş diyorlar bana ne bundan\nYanımda anne baba çok yakın dostlar olmayınca\nEtrafta insanlar çokça olsa da ıssızmış geliyor bana\nBeni içten sevecek bir anne bir baba bulamayınca\n\nKöyümüze giderdik teyze ve amcalar için ziyarete\nGöç ettiler bu dünyadan kalmadı eskilerden kimse\nÇok arzu lasam da gönlüm gitmek istemiyor köye\n Hüzün veriyor büyüklerin olmadığı bayram günü\n\nBelki yoktu bugün sahip olduğumuz imkânlar eskide\nSımsıcak kucak açıp saran aile bağları vardı o günlerde\nBüyükler aradan çıkınca çözüldü bu eski aile bağlarımız\nBayram olsa ne yazar kalmadı kucak açan sevgi bağımız\n\nGidip gelmez olmuşuz birbirimize artık herkes tek başına\nUzaktan epostalarla bayramlaşıp selamlaşıyoruz artık biz \nHerkes kendini haklı bulurken diğerlerine kem gözle bakıyor\nSevgi bağını koparan kabahatin birazda sende olduğunu gör\n\nOynaşır cıvıldaşır tabiatta her şey bahar bayramı gelince\nBayramları bayram yaban da etraftaki yaşanan bu sevinçler\nÇoluk çocukta olmayınca gönül nasıl duyar bayram sevinci\nBayramdan elbet bizde alırız neşe toplumu huzurlu görünce\n\nM.imaroğlu 16.10.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Bir Bayram Tuttu Elimi",
        "poet": "Ahmet Hakan Yılmaztürk",
        "poem": "\n\neski bir bayram tuttu elimi, bırakmıyor \ngüncel kederler askıya alınmış sevabına \nmendilin naftalin kokusu yine cebimde \nboşluğunu leblebi şekerleri doldurmuş \n\nöpesim gelmiş amber yüzlü müşvik elleri \nhalkalı şeker toplarım, hem de sevgiler \nhavaysa naneli limonata, tadı doyumsuz \nçocuklarımla elele tutuşup, ev ev gezerim \n\npabuçlar bayram üstü alınmış siyah rugan \nçiçekli gömleğim yengemden armağan \nhep bayramda seyranda gidilmiyor dostlara \nherkes aşina yüzlere, elemlere, sevinçlere \n\nşimdi evler adres sormadan bulunmuyor \nmesafeler tuzak, meşgale bahane olmuş \nkendi elimizde pilli bir oyuncak hayatımız \nyönünü kaybetmiş sahipsiz dolanıp durur \n\neski bir bayram tuttu elimi, bırakmıyor \ngüncel kederler askıya alınmış sevabına \nmendilin naftalin kokusu yine cebimde \nboşluğunu leblebi şekerleri doldurmuş \n\n08.11.2004 \n\nAhmet Hakan YILMAZTÜRK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski bir düş",
        "poet": "Ramazan Ateş 2",
        "poem": "\n\nYakut yeşili gözlerinden düşen\nEski bir düş olsa gerek, maziyi sezdiren...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Bir Hanefi Türküsü",
        "poet": "Gülhan Özkara",
        "poem": "\n\n\"Öte get kötü gelin, kemiklerin batıyor\" diyor\nAnladın sen onu\nŞıkır şıkır kemik gibi yani\nAdamın canı et istiyor\nKemik değil\nBence de mazurdur bu adam\nAdını koyamıyor ama\nTıpış tıpış olsun demek istiyor\nO zamanlar daha sıfır beden bilinmiyor\nİyi gelin... Kötü gelin...\nİyi gelin, eline bir şey gelen bir şey\nKötü gelin malum, düz duvar tırmanışı\nKim derdi ki bir gün gelip\nİnsanlar zaif ve sıska olmak için\nBir savaş verecekler\nHer şey bir yana\nZayıf olmak bir yana diyecekler\nSpor kompleksleri, zayıflama okulları\nKim derdi? \nYeni budala estetikçiler\nEski kadın güzelliğini kurşuna dizdi\nKadını kadın gibi yapan\nYüzü ile beraber\nBazuları, basenleri ve dizdi\nAnlatamazsınız bu kapaklı eklem marifetiyle Allah\nNe enstantaneler yaratır\nEn namuslu adamlar gözlerini karartır\nŞubat 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Bir Hikâye",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nO eski bir hikâye, yıllar geçti üstünden,\nYitip gitti anılar, ne kaldı ki o günden? \nKüllendi yüreğimde, yıllar süren ateşin,\nGeçti aşkın mevsimi, ne istiyorsun benden? \n\n23 Eylül 1989 – Cumartesi / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Bir Masalda Saklıyız Biz",
        "poet": "Derin Öger",
        "poem": "\n\naşk diyip \ndalmıştım gözlerinin derinlerine\nve boğulmayı arzulayan bir delinin öyküsü olarak\nkalışım dudaklarında\n\ney yel esip fırtınalar koparan okyanus\nhani boy veren dalgaların hani med cezirlerin\nsanki bir rüzgâr kırıntısına bulanmış şaşkın bakışların\n\noysa gözlerindi seni gönlüme taşıyan\nyüreğimin  yüreğine duyduğu aşkı soluk soluk paylaşan\nanlatabildiklerim ve anlatamadıklarımla\n\niçim böylesine sen doluyken\nkal demek isterdim kal demek sana bakışı özlenen \nprangalara vurmadan aşkı kal demek\nşimdi eski bir masalda saklıyız \ntarih tarih biz....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Bir Sonbahar",
        "poet": "Hüseyin Nihal Atsız",
        "poem": "\n\nSonbahardı... Seninle geçiyorduk o yoldan; \nTopraklardan, havadan bir hüzün taşıyordu\n                 Bize yaklaşıyordu\n\nGönlümüzde yepyeni bir duygu yaşıyordu.\nRüzgarların değildi bu musiki, bu hüzün; \nHatırladın değil mi? Kuşlar ağlaşıyordu...\nHavada bir serinlik... Tatlı bir hayal gibi...\nToprak nasıl meçhuldü tıpkı istikbal gibi? \nO gün tabiat başka bir türlü yaşıyordu.\nKalbin acı, gözlerin yaşla dolmuştu senin; \nYapraklar gibi yere dökülüyordu enin; \nO nağme mesafeyi, zamanı aşıyordu.\nO bir beste değildi: Kuşlar ağlaşıyordu.\nEn hazin şey muhakkak öksüz kalan ocaktır.\nBu ocak hüzünlerle dolup boşalacaktır.\n\nEski bir sonbaharı, küçük kuşları anmak\nBelki veda etmektir sana birkaç satırla...\nYine bir sonbaharda ordan yalnız geçersen\nBeraber geçtiğimiz serin günü hatırla! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski dadı postalandı",
        "poet": "Haşim Koç",
        "poem": "\n\nEski dadı postalandı uzağa\nFarkında değil düştü tuzağa\nNeşe geldi çoluk çocuğa\nÇok beceriklidir Melek dadı\nÇok maharetlidir Melek dadı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski  Bir  Şarkı",
        "poet": "Sibel Koparan",
        "poem": "\n\nEski  Bir  Şarkı\n\nEski bir şarkı söyler rüzgarın sesi\nKaranlık sahillerde gözlerin başka\nDudaklarım özlerken ılık nefesi\nNasıl veda ederim böyle bir başka\n\nSensiz bütün yollarım çıkmaza çıkar\nSanma yüce sevginden bu gönlüm bıkar\nBu ayrılık seni de beni de yakar\nNasıl veda ederim böyle bir aşka\n\nSenden bir haber yoksa her gün ağlarım\nSen istersn gönlüme zincir bağlarım\nGel dersen sel olup da coşar çağlarım\nNasıl veda ederim böyle bir aşka\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Bir Hatıra Değilmiş Meğer",
        "poet": "Murat Demir",
        "poem": "\n\nÖyle bir hasret ki yanmama değer\nİçime vurdukça başımı eğer\nGönül penceremden görülen o ki\nEski bir hatıra değilmiş meğer\n\nŞimdi olsam bile varıp sıla cı\nKim alır miadı dolmuş ilacı\nBu gün yüreğimi kavuran acı\nEski bir hatıra değilmiş meğer\n\nİnsanın beyninde çaldıkça çanlar\nFark etmez en iyi, en kötü anlar\nYıllar geçse bile yaşanılanlar\nEski bir hatıra değilmiş meğer\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Ceket",
        "poet": "Vedat Demirel",
        "poem": "\n\nGurbete gelmişim garibim garip\nDedim hatırını sorayım varıp\nBendemi kabahat bendemi ayıp\nBir hatıra kaldı bir eski ceket\n\nEniştem verdide alda giy dedi\nBiraz eski ama malı ey dedi\nHediyem eskidir yeni say dedi\nMeğer kıymetliymiş o eski ceket\n\nBacım dedi çıkar onu ver geri\nBedava olmaz o deridir deri\nEniştene bakma bonkör serseri\nAma ne hatıra kaldı o ceket\n\nÇıkardı ceketi sırtımdan aldı\nO ceket bir acı hatıra kaldı\nŞimdi söylemenin zamanı geldi\nAklımdan çıkmadı o eski ceket\n\nO ceket kırk yıldır yürekte acım \nBacım üvey değil bacım öz bacım\nZannetmeyin bir cekete muhtacım\nAklımdan çıkmıyor o eski ceket\n\nÇok kem söz işittim hepsini yuttum\nÇok kötülük gördüm çok ta unuttum\nBacımdır deyip te kendim avuttum\nAklımdan çıkmadı o eski ceket\n\nVedat der gözüm de gönlüm de toktur\nSözlerim doğrudur yalanım yoktur\nPintinin cimrinin dostluğu yoktur\nBana öyle dedi o eski ceket\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Bir Yazıdan Gördüğü Gençliğine Ağlayan Yaşlı Adam",
        "poet": "Bircan Şeker",
        "poem": "\n\ninanmak istemediğin bazı şeyler vardır hani,\n\nmesela ölüm gibi,deniz gibi, düşünmek gibi, duygular gibi,nefes almak gibi belkide yaşamak gibi.\n\no duygunun barındırdığı AŞK gibi inanmazsın çünkü imkansızdır ya hani. \n\ndeniz aahhh   deniz, üstü lacivert örtü altı ise bambaşka bir dünya\n\nbinlerce canlı, onlarca hikaye  ve,onun için yazılmış yüzbinlerce öykü . \n\nsanki eski bir yazıdan gördüğü gençliğine ağlayan yaşlı adam gibi. \n\nbir deniz ki uğruna ne canları feda etti......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski bir Okul Şarkısıydı",
        "poet": "Manoli Aksiyotis",
        "poem": "\n\nEski bir okul şarkısımıydı; \nTitrek ve içli,\nKardan adamları bile dirilten.\nBirden sen geldin aklıma.\nSenden öncesi ve sonrası...\nSonra yağmur başladı.\n\nGörünmez tellerinde şimdi gün ışığının\nBen yalnızdım; \nSevmek yasası her zaman aynıdır.\nYazda, Kışta...\n\nBaşaklar var şimdi aşk yorgunluğundan ayrı\nOrada da başaklar vardır;  ermiş olgun.\n\nEski bir okul şarkısıydı galiba; \nTitrek ve içli.\nEski aşkları bile dirilten.\n\nHatırlarım şimdi ogünleri \nalaycı yarım ağız gülüşümle,\nSenden öncesi ve sonrasıyla.\nSevmek yasası her zaman aynıdır \nYazda, kışta...\nHep şarkılarda kalır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Bir Resim",
        "poet": "Halil İbrahim Özdemir",
        "poem": "\n\nKenar dantel kırığı, eskilerden bir resim,\nArkaya not düşülmüş, bu tanıdık bir isim,\nGeçmişini kaybetmiş geleceği muamma,\nKış sıcağı tebessüm ve sadece bir cisim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "** Eski Bir Şairin Not Defterinden **",
        "poet": "Ali Rıza Atasoy",
        "poem": "\n\nŞair Orhan Veli gibiyim,\n'Malda mülkte yoktur gözüm,\nVallahi yoktur'\nAllah'a şükür,\nEşim dostum arayıp soranım çoktur.\nCebeci'de Çamlık'ta mangal yakarız ara sıra,\nKurufasülyeyi ve İncikefali'ni çok severim,\nBend-i Mahi'de yüzerim,\nEl ederim Tendürek dağına,\nVan gölünün kıyısından.\nGündüzleri çalışırım masa başında,\nHocalık yaparım okullarda ara sıra.\nGeceleri bazen efkar basar dolaşırım,\nBazen Arvasi hocayla buluşur,\nTavla atarız Cafe Carambol'de\nVeyahut Emperyal Kıraathanesi'nde.\nAnlamam ne siyasetten ne ticaretten.\nÜç kuruşum bulunursa cebimde,\nPaylaşırım eşimle dostumla.\nGeçmişte benim de sevgililerim oldu,\nÖyle pek muteber olmamakla birlikte,\nBıraktım onları bir bir,\nEdebiyat tarihçisine iş düşmesin diye.\nBurnum değmez havaya,\nYere basar ayaklarım.\nNe sağa ne sola bakarım,\nNe de Maarif Vekaleti'ne yağ yakarım,\nTerfi tayin torpil için.\nDosdoğru yürümektir benim işim,\n'Yürü ya kulum' demiş yüce yaradan.\nYayan seyahat ederim o gün bugündür,\n'Dün dündür bugün bugündür' demiş atalarımız.\nVe halen yürümekteydim mütemadiyen,\nBir gün aniden vazgeçtim yürümekten,\nAldım doksan üç model bir Şahin,\nBorçlanarak Dursun bey hemşehrime.\nVe bindim sihirli seccadeye,\nİn bin şimdi git gel Konya altı saat eder,\nKulu Düden gölünde flamingolar yüzer.\nBen böyleyim işte, \nEski bir şair ve derbeder...\n\n           (Kulu, 17.03.2004)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Dendi",
        "poet": "Kazım Karagöz",
        "poem": "\n\nTerbiye edep haya saygı ar eskidendi,\nBize ait ne varsa hepsine eski dendi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Dost",
        "poet": "Azmi Aytaç",
        "poem": "\n\nHatırlar mısın Yılmaz o eski günleri\nBazen keder, bazen neş'eyle geçen o dünleri\nBu gece yarısında ben\nBilmem neden\nO Kabataş sırtlarındaki\nEvin balkonunda kurulu\nMasayı hatırladım\nGece pırıl pırıldı\nO boğaz manzarası önümüzde açılmıştı\nNe güzellik, ne manzara bu Yılmaz demiştim\nSenin de beğenmeni beklemiştim\nBir cevap gelmişti senden\nGüzel,güzel olmasın ya! \nHer gece aynı şey çekilmiyorki...\nBu güzel manzara\n.................. ki...\nSonra demirtepedeki bekar evinde\nAtlatılan vartalar,\nYatak çarşafında kırılan yumurtalar\n\nAvcunun içini yalayan biri vardı\nSahi neydi onun adı\nSonra kırık bir plak\n'' Mazide hatıram''\nO günler gözlerimde tütüyor buram buram\nBu günse\nPara olmuş bir tavşan\nsen olmuşsun bir tazı\nDuymuyor kulakların\nHatıralardan gelen avazı\nOğlum, yırtma kendini\nNe kadar para, ne kadar altın toplarsın\nİmar mevzuatını,\nO hukuk ilminle ne kadar coplasan\nBir gün suya erecek ayakların,\nBrüksel fuarındaki düğme makinasında ancak\nSoğuyacak\n.....ların...\nBiliyorum\nSeni uyarmanın mümkünü yok\nBirkaç satırla\nİçinden gelsin de ara sıra\nEşi dostu hatırla...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski dostum",
        "poet": "Cebrail Samur ",
        "poem": "\n\nAy ışığı düşer gece üstüme\nYanlızlığa nöbetim var arkadaş\nGüneş doğmaz bu gün benim üstüme\nAy ışığı eski dostun arkadaş\n\nSevdiklerim bir bir çekip gittiler\nDün yanımda olanlar bugün nerdeler\nYanlız çarpar duygu yüklü yürekler\nGöz yaşları eski dostum arkadaş\n\nNöbet yerim yanlızlığın kapısı\nTaştanmıydı yüreğinin yapısı\nHarap oldu şu ömrümün yarısı\nGelip geç.en elin oldu arkadaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski eşe",
        "poet": "Haluk Özdemir",
        "poem": "\n\nBu kadar mı meraklıydın ayrılmaya\nHakimin boşanma kararıyla\nFırsatı ganimet bildin\nYok oldun gittin sen neredesin? \nBizi hiç mi merak etmedin\n\nGelmez mi aklına hiç bir hatıra\nOh ne hoştu keyifler keka\nGüzeldi benimle beraber sürmek sefa\nAman arayıpta bir kere bile sorma\nSana göre sadece İstanbul'da bir semt Vefa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Ev",
        "poet": "Zihni Ozselmanoglu",
        "poem": "\n\nParayla pulla donen dunya\nEski ev yasadigmiz musterek\nPara birsey degilmis guya\nKader bize de guller elbet\n\nYarim kalmis bitmeyen isler\nHersey bagli para ve zamana\nOmur avuclarimin icinden ucup gider\nVakit ilerlerken bugunden yarina\n\nBorclar bir yanda aska zaman yok\nEski bir ev icine durmadan kos\nKimisi acken kimisinin karni tok\nHayat fuzuli gerisi bos\n\nYasayip gidiyorum eski bir evde\nGeciyor aylar yillar mevsimler\nDaha guzel bir hayatim olsa keske\nDemek buymus anlima yazilmis kader\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Ev",
        "poet": "Adnan Barış Ağır",
        "poem": "\n\nyitikti rüzgar bir rüya mı görüyordun\nkırık uykularımızdan gelen su sesi\nhangi yağmurun susması bu kadar uzun\nbeyazdır çocukluğun en güzel bahçesi \n\norada durmadan ağlar bir melek\nalır götürür günleri zamandır \nbir efsane daha geçmek istesek \nyorulur düşler köprüler kırılır \n\nşimdi kağıttan bir gemidir o eski ev\nküçük bahçe incinir en tenha yerinden \nbelki özlemiştir çıkar gelir şirin dev\ntanırım çocukluğumu kirli sesinden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Ev",
        "poet": "Abbas Paksoy",
        "poem": "\n\nEski Ev\nFevzi paşa, Maraş’ta bir mahalle,\nTarihi ev, orda yemiş bir sille.\nBir kapısı kalmış, bozuk bil dille.\nGel de, dertleşelim, tarih senle.\n\n               Adresin, Maraş’ta kalenin altı,\n\tFransızlar bile, yapmış kahvaltı.\n\tYemişler sende, epeyce haltı.\n\tSende, yavaş yavaş, gidiyon gayrı.\n\nAğaçların ardıç, üzerin toprak,\nTahtaların da olmuş, aprak sarpak.\nBu tarihten silinecek, bir yaprak.\nSeninde günlerin,  sayılı artık,\n\n\tElektriğin yanmaz, suyun da akmaz.\n\tHain mirasçıların, sana bakmaz.\n\tFareler tapulamış, senden çıkmaz.\n\tSöyle, üzerinden kaç millet geçti.\n\nKoca Maraş’ta, kiralık ev çoktu.\nBekar olana, kiralamak yoktu.\nYağan yağmurlardan, yatağım koktu.\nKader mi diyeyim, ben bu halime.\n\n\tÖmrümün çoğu da, Maraş’ta geçti.\n\tPaksoy’un hayatı, küçük bir hiçti.\n\tKıymet bileni, ezilerek seçti.\n\tSenin gibi oluyorum, eski ev.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski düğünleri özledim şimdi(Nesir)",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nBenim çocukluğumda eski düğünler bir başka olurdu.Köy yerinde düğün var dendi mi? Millet sel gibi akın akın düğünde heleşenlik görmeye koşardı.Dedikoducu karılar laf ebeliği yapmak için dokuz obayı gezer,obadan obaya ulak gibi söz taşırlardı.Mahalledeki kadınlar ile avrat takımı fıstanı giyer,ayağında şal donu ile başında dastar süslenir püslenir sanki görücüye çıkan kızlar gibi düğün yerine varıp otururdu.Gelinlik çağına gelen genç kızlar ile bıllaları da gözlerine sürme çeker,ellerine kına yakıp iki saat ayna karşısında yanaklarına al süreceğiz diye uğraşırken,anaları oradan bağırır; ’’Hadi gız çabuk olun geç kalacağız ‘’demesine kulak asmadan hala süsleneceğiz diye ölür geçerlerdi.Bazısı da anasına kızar; ’’Tamam ana be! Geliyoz işde.Ne çengireyip duryon? ’’diye analarını burunlarlardı.Genellikle ana kız arasında bu geri söylemeler yüzünden hır gür çıkar kavga olurdu.\nYeni yetme deli oğlanların da bıllalarından geri kalan tarafı olmazdı.Onların saçlarını ıslayıp buzağı yalamış gibi yapmaları,dikleşen saçlarını eliyle bastırıp iki saat uğraşmaları insanı çileden çıkarırdı.Onların bu hallerini geriden izlesen güle güle ölür geçerdin.\nOrta yaş gurubu erkeklerin süslenip püslenmeleri ise daha başka olurdu.Başlarına bir Beşkazanın yedi köşeli şapkası,ayaklarında çakşır,bellerinde bir şal kuşak,içine Osman Usta kaması sokulur ayaklarında körüklü Söke çizmesi gacırt gacırt yürürken hallerini bir göreceksin gülerken çatlarsın valla.İhtiyar gartalozları hiç sormayın zaten.Onların havası daha başkadır.Başlarında yine Beşkaza şapkası,sırtlarında dolma tüfekleri,bıyıklarının uçlarını çam akmasıyla sivriltip yukarı doğru koç boynuzu gibi burarken, süründükleri kara kedi misi elli metre ilerden siğgin teke gibi kokardı.\nTabi ki bu düğünlerde yapılan süslenme boşuna değildi.Herkes kendini göstermek için çaba sarfeder,evlenecek kız ile oğlanlar düğünde birbirlerini görüp beğenirlerdi.Oğlan anaları da bu düğünlerde oğluna kız beğenir daha sonra istemeye gidilirdi.Eğer söz kesilirse ardından nişan ile düğün yapılır, gençler evlendirilirdi.Kız verilmezse bazen kızı oğlan kaçırır sonra düğün yapardı.Pusat alınır,düğün hazırlıklarına pazartesi başlanır,davullu-zurnalı-delbekli bir hafta düğün olurdu.Cumadan yük verme,cumartesi kız tarafında kına gecesi,erkek tarafında Arap Hasan oyunu oynanır,güreşler yapılırdı.Pazar gelin alma,pazartesi de gezeleme yapılırdı. \nŞimdiki düğünler düğün mü? Bir akşam balo yapıp,orkestra eşliğinde dans ederek yapılan düğünün tadı tuzu olmuyor.Eski düğünler balo gibi bir akşam değil bir hafta sürerdi.Gençler atı eşeği çektiği gibi dağa odun etmeye giderlerdi.Kadınlar yufka açar,saç böreği,hamurlu ekmek yapar,yapılan yufkalardan makarna kıyarlardı.Koca karılar ekmek pişireceğiz diye ocakla saç başında ellerinde döndereç domates gibi kızarırlar,yaprak misali gevrerlerdi.Genç kadınlar sabaha kadar donma dökeceğiz,yaprak saracağız diye ölür geçerlerdi.Bir yandan gelenlere sinilerle yemek verilirken,bir yandan da bulaşıklar yıkanır,düğün telaşından bir o yana bir bu yana koşturmaktan insanların tabanı şişerdi.Davul zurna eşliğinde gelen misafirlerin okuları alınır buyur edilip bir yere oturtulup yemek verilirdi.Hele köy ağası gelince göreceksin şamatayı.Ta karşıda iken silahlar atılır.Düğün sahiplerince ağa karşılanır.Baş köşeye oturtulup izzet ikramda bulunulur,gönlü hoş edilmeye çalışılırdı.Davul zurna ve silah sesleri birbirine karışır,davulcular ağadan bahşiş alacağız diye artık çalgı çalarak hünerlerini gösterirdi.\nAkşam olunca şenlik şölen başlar,sipsili sazlı oyun havaları,öbür tarafta davul zurna eşliğinde aheste aheste Muğla Zeybeği yada Fethiye Teke zortlatması oyunu oynanırken,koskoca heriflerin oyunlarını seyretmeye doyamazsın vallahi.Meydana kocaman bir ateş yakılır.Burada yapılan güreşler ile oynanan Arap Hasan oyununu seyretmeye cümle alem gelirdi.Bir erkeğin beline yastık bağlayıp takma sakal takılarak bir elbise giydirilir,elinde kül torbası ile konukların üzerine kül seperdi.Bir erkeğe kadın fistanı giydirilip kadın yapılır.Bir kişinin de yüzü yağlı kara ile boyanarak damat yapılır.Arap Hasan bu kızı kaçırmak için uğraşırken, iki kişiden çul örtülerek yapılan deve onlara saldırır,dede de Arap Hasanın gözüne kül atarak kızının kaçırılmasını önlemeye çalışırdı.Sonuçta kızı Arap Hasan kaçırır ve evlenirler.Bu şekilde Arap Hasan oyunları oynanırdı.Bizler de onlara bakacağız diye ağaçlara çıkar tavuklar gibi tüneşirdik.\nKına gecesi; kız evinde yapılır,delbekler eşliğinde söylenen kına türküleri ile oynanır sonra geline kına yakılırdı.Biz de bazen geline bakacağız diye kadınların arasına karışır,koca karılardan değnek yememek için anamızın eteğine dolanır,gizlice ordan sıvışıp kaçarken bazen çukur düşer sopayı yerdik.Bazen bizi kovalayan karılara kızar taş alama ordan kovalardık.\nEskiden bizim Kargı ile civar köylerde gelin almaya yayan gidilirdi.Güvey evde beklerken,Pazar günü öğleden sonra kız evinden gelin ata bindirilir,güveyin babası atı çekerek damadın evine getirirdi.Hediye almadan gelin attan inmez,yüz görümlüğü almadan da güveye yüzünü açmazdı.Fethiye yöresinde düğünler pazartesi Salı hazırlık,Çarşamba yük verme,Perşembe ev yerleştirme,Cuma ilk eğlence,cumartesi kına,Pazar gelin alma,pazartesi de duvak-gezeleme yapılırdı.\nBazen rahmetli anam bize kendi düğününü anlatır; ’’Ufacık tefecik bi gız çoçuğuydum.Bubam bubana erkenden verdi.Alel acele bi düğün yapıp başıma bi kaç boyalı tavık tüyü takıp bi de üç etek geydirdiler hadi bakalım gelin oldun dediler.Ne yapdığımı ben de bilmeyom oğlum’’der dert yanardı. Şimdiki düğünlere bakıp düğün demeye dokuz şahit ister.Günler gelip geçti.O günler belki mazide kaldı ama mazi olmadan ati yani gelecek olur mu? Şimdiki yapılan düğünler kabak tadı veriyor hani.Ne neşesi var? Ne de düğün havası? \nBu anlattığım şeyler yeni yetme gençlere tuhaf gelebilir ama ben eski düğünlerimizi özledim.Beni tevellütü eski olan kimseler iyi anlar.Gerisi önemli değil.Şimdiki düğünler bana alafıranga yalancı düğünmüş gibi geliyor.Hani bir nevi yasak savmaya benziyor.Ben gelenek ve göreneklerimizi yansıtan tarih ve töre kokan,kültür özelliği olan düğünleri çok seviyorum.Keşke şimdi arada böyle düğünler yapılsa da bizler de özlemimizi gidersek fena mı olurdu sanki? \nBen yeni düğünleri meraklılarına havale ederken,benim duygularımı anlayan kimseleri saygıyla selamlıyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski dostlar",
        "poet": "A. Yüksel Şanlıer",
        "poem": "\n\nBirer, birer, geçip gitmekte yıllar,\nUnuttu beni, dost bildiğim dostlar,\nUnutmaz sanırdım, geçse de yıllar,\nUnuttu beni, dost bildiğim dostlar.\n\nUnutamaz sanırdım dost diyorken,\nHayâl olduk birden, yıllar geçerken,\nBir arayan soran, olur ’ mu derken,\nUnuttu beni, dost bildiğim dostlar.\n\nAyrılık oldu, gönlüm hîcrân doldu,\nDostum bildiklerim, hep hayâl oldu,\nDost bildiğim dostlar, aramaz oldu,\nUnuttu beni, dost bildiğim dostlar.\n\nSır paylaşırken, el olduk sonunda,\nPas tuttu gönül,  hiç soranı yok' da\nDostken herkes ne oldu onlara da,\nUnuttu beni, dost bildiğim dostlar.\n\nGöçeriz dünyadan bir gün gelirde,\nHalin ne soran yok, yıllar geçer de,\nDost bildiğim dostlar şimdi nerede\nUnuttu beni, dost bildiğim dostlar.\n\nA.Yüksel Şanlı er\n16 Ocak 2010-01-16\nAntalya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Eski Ev",
        "poet": "Yusuf Ziya Ortaç",
        "poem": "\n\nKöşede altın oymalı Edirne kavukluğu,\nÜstünde çeşm-i bülbül sürahi\nYıldız Serpintili mavi bir buğu...\n\nBirinde kallavisini dinlendirmiş asırlar,\nÖbürünün ışık göğsünde\nGeceler dolusu sırlar! ..\n\nDuvarlarda iki kılıcın gümüş çaprazı,\nSene 1053 amel-i Şahin Usta\nÜstündeki talik yazı...\n\nÇeliğine su vermiş kral kellelerinin kanı,\nBir vuruşta parçalanmış\nKim bilir kaç şövalyenin kalkanı! ..\n\nRaflarda Beykoz işlerinin ışıl ışıl hevengi,\nVe sedirler üstünde has bahçeler açan\nÜsküdar çatmalarının ateş rengi...\n\nIslak gözlü cariyeler uzanırmış onlara,\nVe kafeslerin ardından bakarlarmış\nYelkenleri zafer dolu kalyonlara! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski düşman, dost olur mu?",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\n'İstisnalar kaideyi bozmaz'\n\nDoğru demiş o büyükler\nHiç domuzdan post olur mu? \nAlır ziyana sürükler\nEski düşman dost olur mu? \n\nSakın ola sen güvenme\nHer sırrını ona verme\nYelkenleri yere serme\nEski düşman dost olur mu? \n\nTilkiden de zeki kurnaz\nİlgisizdir vurdumduymaz\nSu uyur da onlar uymaz\nEski düşman dost olur mu? \n\nMaske takar yüzlerine\nHoş görünür gözlerine\nİnanma hiç sözlerine\nEski düşman dost olur mu? \n\nHer konuda seni ezer\nÇıkar da tepende gezer\nİnsan hayatından bezer\nEski düşman dost olur mu? \n\nSeni yapar salak deli\nBaşında hep kavak yeli\nİki yüzlü karakteri\nEski düşman dost olur mu? \n\nYağcılıkta sanki erir\nGüvenini sahte verir\nSanma ondan hayır gelir\nEski düşman dost olur mu? \n\nKalleşlik hep ister canı\nDostunu ölç öyle tanı\nAratmaz ki o şeytanı\nEski düşman dost olur mu? \n\nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Günler",
        "poet": "Yakup Onat",
        "poem": "\n\nEski günler,eski günler.\nBir of çeksem ne çıkar,ne çıkar.\n\nEskilerde pır pır eden kalbim.\nŞimdilerde cızz cızz eder.\n\nGençlik ateşiyle,\nDaldan dala konan gönlümüzdeki \nSevgililer zamana yenik düşer.\n\n21 Mart 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Ev Ve Yaşlı Adam- Hikaye",
        "poet": "Kemal Bölükbaşı",
        "poem": "\n\nESKİ EV VE YAŞLI ADAM\n\nBir akşamüstü mevsim sonbahardı, yapraklar sararmış, geceler uzamaya başlamıştı. Rüzgârın esmediği nadir gecelerden biriydi, hava çok durgundu, zaman durgundu sanki. Gökyüzünde yıldızlar pırıl pırıl parlıyor, hissedilir bir soğuk insanın içine işliyordu adeta.\n\nİşte böylesine soğuk ve ayaz bir gecede, oldukça yaşlı, saçları bembeyaz ağarmış bir adam, soğuktan boynunu içine doğru çekmiş, hafif kamburunu çıkararak ağır adımlarla şehrin dar ve ara sokaklarından üç tıkırtı eşliğinde yavaş yavaş ilerliyordu.\n\nBu şehrin en eski mahallelerinden,  araçların giremediği,  iki insanın bile zor sığdığı dar sokaklardan geçerek, büyükçe bir ağaç kapının önüne gelince durdu. Hemen yan tarafında eskimiş, sönük ışıklarıyla zar zor aydınlatan sokak lambasının loş ışığında, Yılların yüzüne bıraktığı, derin izleri görmek mümkündü. Bu eski ve artık tarihe mal olmuş evin;  Bakımsızlıktan, yıkık dökük duvarları, çürümeye yüz tutmuş ağaç direkleri, tıpkı yaşlı adam gibi ayakta durmakta zorlanıyordu.\n\nYaşlı adam, büyük ağaç kapının önünde,  gayrı ihtiyari eli kapının tokmağına uzanır gibi oldu, ama hatırladı ki evde kimsecikler yoktu, elini eskimiş ceketinin sağ cebine soktu, cebini yokladı pirinçten yapılmış sarı büyük bir kapı anahtarı çıkardı, anahtarı ağaç kapının anahtar deliğine daldırdı, ağır ağır üç kere çevirdi. O büyük ağaç kapının tam ortasından, içinden ancak bir insanın sığabileceği,  daha küçük ikinci bir kapı, gecenin sessizliğini bozarak büyük bir gıcırtı ile açıldı. Yaşlı adam hafifçe başını eğerek eski evin taş döşeli avlusuna girdi. Ev zifiri karanlıktı ama yaşlı adamın ayakları; Yılların vermiş olduğu alışkanlıkla, yukarı çıkan merdivenleri kolaylıkla buldu. El yordamı ile bir eliyle küpeştelere tutunarak diğer elinde bastonunun yardımıyla, tahta merdivenin basamaklarını tırmandı. Çardak döşeli geniş sofaya geldi, elektrik düğmesini yine el yordamı ile bularak ışığı açtı, elindeki bastonunu her zamanki askısına astı.\n\nBu eski evin her köşesinde bir anısı olduğu, yılların ağarttığı saçlarından belliydi, kör kör yanan sarı lamba, sonbaharın o sararmış ve hüzün dolu halini,  eski evin içine taşımıştı sanki.\n\nSofaya açılan dört ahşap kapıdan en baştaki kapıyı iterek açtı, içeri girdi ve bir an odanın ortasında kala kaldı. Düşündü; -Neydi bu evin eski şen şakrak günleri, eşini çocuklarını ve torunlarını aklına getirdi.\n-Cıvıl cıvıl neşe dolu yaşayan bir evdin, şimdiki haline bir bak! \nSen köhne ben köhne, viraneye döndük ikimiz... dedi, mırıldanarak.\nEskimiş, desenleri solmuş ağaç oyma koltuğuna, yorgun bedenini adeta bıraktı, Ayaklarını başka bir sandalyeye uzatarak gözlerini yumdu.\n\nİlk hatırına gelen, çocukluğunda anne ve babasının kendisine söylediği nasihatler oldu, onların sesi kulaklarında çınladı. Annesinin dizinin dibine oturtarak anlattığı masalları hatırladı. Bu masallarla kendini özdeşleştiriyor doyasıya sınırsız bir özgürlük yaşıyordu. Sonra içinde koşup oynadığı uçsuz bucaksız üzüm bağlarını hatırladı. Envaı çeşit üzümleri dalından kopararak yer ve akşama kadar eve uğramadan bağlarda oyun oynardı. Sonra oturduğu koltukta vücudu iyice gevşeyerek, Büyükannesinin köyü aklına geldi;  Uzun yemyeşil kavaklar, şırıl şırıl akan soğuk sular, tadına doyamadığı bir tabiat harikası dağlar, ormanlar, meyve bahçeleri, birbirinin içine geçmiş toprak damlı evleriyle bir yeryüzü cenneti gibiydi onun için.\n\nHer yaz bu köye mutlaka göçerlerdi, kamyona eşyaları yükleyip, toprak dağ yollarından tepelerden geçerek köye varırlardı. Köye ulaştıklarında komşuların da yardımı ile eşyalar atlara yüklenir patika yollardan geçerek,  taş duvarlı çinko damlı bağ evine varıp yerleşirlerdi.\n\nBağ evine yerleşir yerleşmez bu tek göz evin önüne, ağaçtan dört çatal direk dikilir ve çalı çırpı toplanır, kavak ile zorkun dallarından bir hayma kurulurdu. Çocuktu, bu yapılan meşakkatli işler hep bir oyun gibi gelirdi, oturduğu yerden dudakları titreyerek tebessüm etti. Babasının şehirden gelirken aldığı, kara lastikten yapılmış naylon ayakkabıyı giyer, kesme çalılarından sapan çatalı aramaya koşardı ilk iş olarak. Ağabeyini, ablalarını ve kardeşlerini hatırladı, teyzeler, dayılar ve büyük bir ailenin küçücük parçası olmaktan mutluluk duydu. Oturduğu eski koltuğunda yumduğu gözleri kısılır gibi oldu, dudağında hoş bir tebessümle, kırışmış yüzüne ağarmış saçlarına, bükülmüş beline aldırmadan, yüzünde; Seksen yıl önce yaşadığı çocukluğu belirdi. \n\nDaha pek çok anı; Yaşadığı, yaşayamadığı, yaşamak istediği duyguları hatırladı adeta iç çekti. Başı dumanlı dağların, yemyeşil ormanların buz gibi suların aktığı, ulu çınarların altını tahayyül etti. Yaşadığı yıllara, bedenini yıpratan ama ruhunu yıpratamayan zamana ve mekâna bir mana yüklemeye, anlam katmaya çalıştı oturduğu yerden. Saatin kaç olduğunu, hangi günde olduğunu hatırlayamadı. Eski koltukta ne kadar zamandan beri oturup kaldığını dahi unutmuştu.\n\nEpeyce bir zaman geçtikten sonra, ağaç kapı gıcırdayarak açıldı, tahta merdivenlerden çıkanların ayak seslerini duyar gibi oldu, aldırış etmedi. Üzerine öyle bir ağırlık çökmüştü ki, sanki dünyanın yükü omuzlarına binmiş, kıpırdamaya dahi mecali yoktu.\n\n-Baba, biz geldik! Dedi, içeri ilk girenlerden biri. Çocuklarından biriydi bu sesi tanıdı.\n\nOn beş- yirmi gün olmuştu çocuklarıyla görüşmeyeli. Oturduğu odanın kapısının açıldığını duydu.\n- Baba, biz geldik! Dedi, diğer çocuğu… Hiç ses alamadı.\n\nElleri göğsünün üzerinde, yüzünde hafif bir tebessüm, ayaklarını sandalyeye uzatmış, öylece eski koltuğunda oturan yaşlı babalarına defalarca seslendiler. Yaşlı adam sesleri duyuyor fakat bir türlü kurşun gibi ağırlaşmış göz kapaklarını açıp cevap veremiyordu.\n\n-Baba! Babaaa! Babacığım uyansana! \n\n-Ne olursun bir şeyler söyle baba…\n\nSesler gittikçe derinlere indi, adeta bir uğultu şeklinde dalga dalga eski evin boş odalarında kayboldu gitti.\n\nYaşlı adam oturduğu eski koltuğunda çoktaaan ruhunu teslim etmişti. Yaşlı adamın soğuk ve kaskatı kesilmiş bedenine sarıldı çocukları ve ağladılar, ağladılar…\n\nYaşlı adam ahirete göçtükten bir süre sonra, eski ev de aniden yıkıldı bir gün. Bu eski ev ve yaşlı adam unutulup gittiler. Çok çok eskilerde yaşanan hayatlar ve evler gibi.\n\n                                     -BİTTİ-\n\n                                       25.11.2007/Kahramanmaraş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Günler Ve O Şehir",
        "poet": "Nevzat Bayramoğlu Hürdemi",
        "poem": "\n\nsekiz ekmek fiyatına aldığımız şarabı\nekmekten önce paylaştığımız günlerdi\nmarşlar uzun havamızdı \nmarşlar oyun havamızdı\nmarşlarla dururduk halaylara\nve mendirekte akşam vakti\nseyrimizdeyken yakamozlar\nvazgeçilmezimizdi\nkırmızı şarap “Güzel Marmara”\n\nkantin renginde yani boz duman \nfraksiyon ahengiyle söyleştiğimiz günlerdi\nsöylem içinde\neylemi yaşardık aramızda \nve inadımızdı\nbildik “reno\"nun yanından geçerek\nCumhuriyet Gazetesi'yle okula gelmek \n\nşehirlerarası seyahat tadında gittiğimiz\nİzmiryolu piknik yerinde kaynaştığımız günlerdi\nMayıs'ın 1'inde\npiknik yerinde\nhalaylara taşınırken\nduyguların şahikasında solculuk\n“Ortadoğu’nun dumanı” kadar puslu\nve o kadar buruk bir akşamüstü \nbaşlardı yeniden o şehre yolculuk\n\nkolay sevdiğimiz ama zor sevgili olduğumuz\nsaf bir aşkın beşiğinde oynaştığımız günlerdi\nel ele tutuşmaktan öteye gidemezdik\nhatırına siyasi terbiyenin\nve eleştirmeniydik\niki başlı yaratığa benzettiğimiz\niki günlük lümpen aşk ilişkilerinin\n\nparaya değer vermediğimiz \n(birazda olmadığından)\ngün boyu aç dolaştığımız günlerdi\nen büyük lüksümüzdü\nMeydan Lokantası'nda tavuk suyu çorba\nüstelik çorba beş ekmek fiyatına\nzaten denk gelirse ya çorba içerdik\nyahut akşamları mendirekte şarap\nmendireğe lodos eserdi biz üşürdük\nbiz üşürdük lodos durmazdı\nbu yüzden orada o vakitte\nbizden başka kimseler oturmazdı\n\nşehirlerarası ayrılıkların başladığı\nmemleket yollarına düştüğümüz günlerdi\nbahar gelirdi\nyeşil bir selvi gibi\nyerindeyken Çanakkale\nbiz selvide pamuk misali\nsağa sola savrulurduk\nşehirler ötesinden dalarken hayale\nşarabı kavgayı sevdayı\nbir de tavuk suyu çorbayı\nher gün arar olurduk\n\n12 Ocak 2003 - Susuz Göleti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Eski evlilikler nerde? *",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nBenim anam bir heybeyle\nBir tas ile gelin olmuş\nKilimin yerine dostlar\nHasır üstünde uyumuş\n\nHani nerde dostum nerde\nEski evlilikler nerde\nYeni nesil tahammülsüz\nSaygı nerde sevgi nerde\n\nBir tek göz oda içinde\nÜç tane yavru büyütmüş\nYokluğu kıtlığı görmüş\nBaşı yine dik yürümüş\n\nHani nerde dostum nerde\nEski evlilikler nerde\nYeni nesil tahammülsüz\nSaygı nerde sevgi nerde\n\nNe baba kızmış anaya\nNe ana küsmüş babaya\nSaçını süpürge etmiş\nBizi getirmiş bu boya\n\nHani nerde dostum nerde\nEski evlilikler nerde\nYeni nesil tahammülsüz\nSaygı nerde sevgi nerde\n\nEvlilik kutsaldır dostum\nDeğeri hiç bilinmiyor\nErkek hanımına kızsa\nEvi barkı terkediyor\n\nHani nerde dostum nerde\nEski evlilikler nerde\nYeni nesil tahammülsüz\nSaygı nerde sevgi nerde\n\n                               29.10.2006 /Erzurum\n                                   Zernişan Aydoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Eski Gençlik Yok Bende",
        "poet": "Orhan Dölen",
        "poem": "\n\nDünya felaket olsa içinden çıkıp gelir\nOyuna gelmezdim ya eski gençlik yok bende\nİşlediğin günahlar kaç oldu Allah bilir\nSusup ta gülmezdim ya eski gençlik yok bende\n\nBir nefesinin bile gözüme battığının\nFarkına varmadın mı canıma yettiğinin\nCevabını verirdim bana bu ettiğinin\nAltında kalmazdım ya eski gençlik yok bende\n\nKurt gibi kocasam da düşmez ayak altına\nKavuşturmazdın seni o tatlı mutlu sona\nSen değil de vallahi senin feriştahına\nMaskara olmazdım ya eski gençlik yok bende\n\nSakal tıraş görmemiş saç iki yıldır tarak\nŞimdi tir tir titriyor takatsizce el ayak \nDünyanın kanunu bu yaş kemale erdi bak\nKendimi salmazdım ya eski gençlik yok bende\n\nSitem yüklendi şimdi uçup gitti mısralar\nŞiir değil de sanki geçen yıllar manidar\nŞair olup ta sana şiir yazacak kadar\nİçlenip dolmazdım ya eski gençlik yok bende\n\nGün gitti pencereden vakit geldi akşama\nYavaş yavaş yaklaştı ömür erdi tamama\nEcel Allah ın emri diyeceğim yok amma\nKahrımdan ölmezdim ya eski gençlik yok bende\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski hurmet gerektir",
        "poet": "Nurani",
        "poem": "\n\nGünaha eyledin, bir gün cesaret \n                                                     Cennetten eyledin, topraga hicret \nHimmetin gerektir, bu günki günde \n                                                     Yeniden kazanmak, o eski hürmet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Gömlek",
        "poet": "Ahmet Yozgat",
        "poem": "\n\n1/:\nBen bir eski gömleğim \nBir doğum günü için verilmiş hediyeyim\nSevindirdim bir süre evde babayı\nYıprandı sonunda yakam \nYılların ardından eskidi yenim.\n2/:\nArtık ben bir eski gömleğim\nKüf kokulu depodur yerim \nAma tam paçavra olacağım sıra \nŞükür eriştik bayrama\nSanırım yine iş düştü bana\nBir boş vakitte usta ellerinde annenin \nKocaman bir makas ile biçildim\nDikildim alelacele iğne iplik\nHer şeyimle hazırım artık.\n3/:\nBen bir yeni gömleğim\nKim demiş:\n'bunun vahı gitmiş, kalmış ahı.' \nYarın bayram sabahı\nGaliba yeniden doğuyorum\nOluyorum küçük beyin bayramlığı \nYaşasın bayram \nÇok yaşasın yenilik!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski hatıra",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nYıllardır ruhuma kan ağla saçar\nİçi cananlı bir eski hatıra\nHer gece gözümde uykumu kaçar\nİçi cananlı bir eski hatıra\n\nDünyayı başıma yıkıveriyor\nRuhumda ki canı sıkıveriyor\nDünyamda isyanlar çıkıveriyor\nİçi cananlı bir eski hatıra\n\nBeni sarhoş deli olup ta gider\nKara kış fırtına bulup ta gider\nGözümü yaşlarla dolup ta gider\nİçi cananlı bir eski hatıra\n\nŞarkılar şiirler sezdirir bana\nDünyayı yarayla gezdirir bana\nMektuplar elime dizdirir bana\nİçi cananlı bir eski hatıra\n\nResimler içinden bakıp ta durur\nBağrımda her yeri yakıp ta durur\nEcel ter peşime takıp ta durur\nİçi cananlı bir eski hatıra\n\nSedat hünkar\n(Karamecnun)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Hatıra",
        "poet": "Serap Saylam Şen",
        "poem": "\n\nAşk rüzgarı esiyor yine,\nKalbimde eski bir yara sızladı.\nBir hayal geçti, gözlerimin önünden.\nSoluk, belirsiz bir hayal…\nTanımadım önce,\nSeni düşte bile, beklemeyince.\nSonra….\nSonrası malum.\nSeni yaşadım yeniden,\nBütün gece…\nİlk aşkım\nYine dolup taştı yüreğim\nKaçmak istedim, kendimden delice\nKaçmak…\nKaçabilmek\nDolu gözlerle baktığımda o soluk fotoğrafa \nAnladım ki,\nEski bir hatıra olmuşsun sonunda.\nNefesim kadar yakınım,\nKanımda, varlığının ateşiyle yandığım.\nŞimdi,\nŞimdi…\nTozlu tavan arasında,\nEski bir hatıra olmuşsun\nEski bir hatıra.\n\n                       12/8/1989-Kaman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Karım",
        "poet": "Orhan Veli Kanık",
        "poem": "\n\nNedendir, biliyor musun;\nHer gece rüyama girişin,\nHer gece şeytana uyuşum,\nBembeyaz çarşafların üstünde;\nNedendir, biliyor musun?\nSeni hala seviyorum, eski karim.\n\nAma ne kadınsın, biliyor musun?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski İstanbul",
        "poet": "Yusuf Kemal Çetin",
        "poem": "\n\nBu pazar özlem doluyum,\nBu pazar dolaşacağım Beyoğlu sokaklarını,\nBir başkaydı Eski İstanbul'da çektiğim nargilenin tadı,\nBulabilecek miyim? Bakalım efendi sohbetleri.\nNe kaldıki eskilerden,\nGeçmişle gelecek arasındaki yolculukta.\nNerde? \nO dinlerken düşündüren Türk Sanat Müzikisi.\nSoğuk odamdan dışardaki boş meydanlığa bakarken,\nGramafonumdan dinliyorum Müzeyyen Senar kırkbeşliklerini,\nVe ısınıyorum yüzümdeki,\nYaşayabildiğim sıcak nostaljiyle,\nİSTANBUL.....\n\n(Üsküdar Rıhtım.11.12.2002.çarşamba)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "'“Eski Kafa” Yazım",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nEski Kafa\n\nNesil çatışmasının farklı pek çok nedeni var! Genelde yeni nesil, eski neslin tutucu olmasından; eski nesil ise yeni neslin geleneksel ahlak kurallarını benimsemeyişinden şikayet eder! Ne eski nesil kendi gençliğinde yeni nesilden daha ahlaklı idi, ne de yeni nesil eski nesilden daha tecrübeli değildir! Eski neslin silahı, kendi gençliğindeki halini görmezden gelip “Ahlak” üzerinden (bel altı vuruş)  gençlere vurmaktır! Yeni neslin silahı ise eski neslin yaşadığı güçlükleri göz ardı etmesidir! Yani eskiler kendi gençliklerinde neler yaptıklarını anlattığında bazı hayrette kalıyorum. Şimdiki gençler onlara nazaran çok terbiyeli görünür! Yeni neslin göz ardı ettiği de şudur; eski nesil çok sıkıntılı dönemlerden geçti, baskılar zulümler gördü; daha eskiler savaşlar yaşadı! Refah seviyesi genel olarak düşük idi. \n\nYeni icatları da unutmayalım. Hani şu bir dizide seyyar satıcı var; her şeyi ben buldum diye ortaya çıkan! “Her icadı bizim kutsal saydığımız kişiler buldu! ” diyen klasik “Orta Doğu” söylemi vardır. Her şeyi onlar bulmuştur ama ne gariptir ki hiçbir şeyi yapmamıştır! Avrupalılardan hazır almışlar, o konu da ayrı komedi; şimdilik kalsın… Yeni neslin işini kolaylaştıracak pek çok teknolojik gelişim var! En önemlisi haberleşme alanında olanlar! Hayatı kolaylaştıran ev aletleri de var elbet. Gıdadan giyime ve otomobile kadar hepsi ayrı ayrı nimet! Eskiden ısınmak için soba yakılırdı şimdi bir düğme çevriliyor! Yani yeni neslin işleri görünürde daha kolay! \n\nSosyolojik açıdan, eski neslin isteklerine bakalım; iki unsur ön planda, biri ibadethane diğeri hastane! İkisi tamamsa işlem tamam! Nasılsa fiili olarak üretecek güçten düşmüş, kendini ahrete yakın hissettiği için ibadethanelerde Cennet kovalamaya başlamıştır! Eğer kurnazca konuşturursanız gençliğinde ne naneler yediğini anlatır ama yine de kendi gençliğindeki yaptıklarını yeni nesle hak olarak görmez! Bencilleşmiştir ve anlayışı azalmıştır. İki yapıya önem verir ibadethane ve hastane. Birinde ruhunu arındırır, diğerinde bedenini tedavi eder! Zaten başka ideali de yok genel olarak diyorum. Bu nedenle bu iki yapı üzerinden çok kolay elde edilirler! \n\nYeni nesil ise özellikle haberleşme alanındaki teknolojik gelişmeyi dibine kadar kullanıyor! Klasik bilgisayarlardan çok daha üstün cep telefonlarıyla neredeyse tüm yaşamını şekillendiriyor! Tam gün telefonla meşguller. Uyurken bile başucunda duruyor. Çalar saat olarak, doğum günü hatırlatarak, belediye otobüslerinin saatlerine ve alışverişe kadar kadar her alanda işe yarıyor. Teknolojiyle yatıp teknolojiyle kalkıyor ama bu kolaylıktan bilinçli bir şekilde yararlananları da görüyorum. \n\nEski neslin en önemli sorunu; eski nesilden biriyle sohbete başlayın bazısı “Orta Çağ” daki efendilerinden bahseder! Sanki kendileri gençliğinde o efendilere hakkıyla yaranmış gibi bir de gençlerin o efendilerinin ilkelerine saygılı olmadığından dem vururlar! Zaten bunlar “Orta Çağ” efendilerine köle olmakla övünen ve kendi kişiliklerini de dolaylı olarak reddedenlerdir! Yeni neslin bilinci, onlara çok ağır gelir! \nSon tahlilde; eski nesle diyeceğim ki; “Dayı sen ibadetini gönlünce yap, bak her yerde bolca ibadethane var; hastalığın için de hastaneler var çok şükür! Git tedavi ol sosyal güvenlik de yaygınlaştı! Ama gençlere ilişme, kendi gençliğinde yapmadığın şeyleri onlara öner de zorlama, ayıplama! Kendi bencil ihtiyaçlarınızın peşinde yeni neslin önünü tıkayacak, özgürlüklerini sınırlayacak işlere bilinçsizce yardım etmeyin! Siz gençliğinizde neler yaptınız ballandıra ballandıra anlatıyorsunuz; işte bırakın onların da gençliği olsun, onlar da yaşlanınca ballandıra ballandıra anlatsın. Kendi “Orta Çağ” efendilerinize kendiniz gençliğinizde köle olmadınız sonradan kölelik yapmaya kalkıyorsunuz; gençlere bunu dayatmayın! Gelişmiş toplumların gerisinde kalmalarına dolaylı yoldan sebep olmayın. Yoksa o çok istediğiniz Cennet’i de kazanamazsınız! ” \nYeni nesle de diyorum ki; “Bu eski kafalılara güler yüzle davranın, yaşlanınca ahret korkusundan ibadethanelere hücum etmişler, bedenin yıpranmasından hastanelere koşuyorlar! Doğaldır! Siz yolunuzu kendi kişiliğinize dayanarak çizin! Eski neslin “Orta Çağ” efendileri sizin efendiniz olamaz! Siz Altınçağ’ın Altın nesli olun! İnşallah! ”\n\nAhmet Bektaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Nisan",
        "poet": "Ataol Behramoğlu",
        "poem": "\n\nCanımın yongası, sevdiğim, \nBir kaç gün çaldık ilkbahardan\nGeçtik yıllardır özlediğim\nErguvan ışıklı kıyılardan\n\nAşkı sessizlik tanı....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Karım",
        "poet": "Ceyhun Yılmaz",
        "poem": "\n\nHala sen varmışsın gibi\nİki yastıkla yatıyorum..\n\nKimseye söyleme gidişini, ben söylemedim.\nElimde senin siparişin olmayan torbalarla geliyorum eve..\nAğlaya ağlaya öpüyorum yattığın yastığı yorganı\nSanki beni az önce yolcu etmişsin gibi çıkıyorum sokaklara..\nÜst komşuya hava atarak, bi fiyaka bi görsen..\nNe garip bu insanlar! \nBütün mahalle, hatta alttaki bakkal bile seni geçen kasım öldü sanıyor...\nNe garip bu insanlar! \nHala her sabah bana selam veriliyor..\nSanki yaşıyormuşum gibi..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski İstanbul Kar Altında",
        "poet": "Mehmet Akif Tiryaki",
        "poem": "\n\nYakıtsız arabalarımızı çıkartırdık kömürlükten,\nEskiden kar yağdığında İstanbul sokaklarına.\nBastırırdık son gaz yokuş aşağıya,\nSonrada elimizde çıkartırdık yukarıya.\n\nİşte en zevkli yanı kayarken aşağıya\nAyaklarımız havada, ağzımız kulaklarımızda.\nBir de arkadaşımız olurdu\nArkamızda veya ön tarafımızda.\n\nLimuzin modeliydi bizim araba,\nBeş kişi rahat binerdi yokuş aşağıya.\nAslında o bildiğimiz tahta merdivendi,\nKarlı kış gecelerinde yokuş aşağı iyi giderdi.\n\nHer evin kızağı ayrı ayrıydı,\nBizim limuzin çok seneler kullanıldı.\nKarnaval sonrası ikinci karnaval evde yaşanırdı.\nIslak çorap ve eldivenlerimizi kuruturduk,\nSabah erkenden okula koyulurduk.\n\nServis yoktu o zamanlar bizde,\nTelevizyonda tatil haberi de yoktu.\nAma karlı kış geceleri muhabbet çoktu.\nBizim limuzinin havası boldu,\nAma artık müzelik oldu.\nTıpkı bizim gibi.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Kış Geceleri",
        "poet": "Yüksel Çelik",
        "poem": "\n\nToplanırdı konu komşu \nAçılırdı türlü turşu \nLora sarardık lavaşı\nO eski kış geceleri \n\nÇeviz kanzisini yerler \nDut kurusunu severler \nKalabalık ili köyler \nO eski kış geceleri \n\nDeyiş name arşa gider \nUnutulur gamla keder \nKızlarımız çayı demler \nO eksik kış geceleri \n\nPatatesi kumpir yapar \nOdun ateşine atar \nKüzüm eti közde tüter \nO eski kış geceleri \n\nKurutulur türlü meyve\nPestil açılırdı serme \nKözde pişer köpük kahve\nO eski kış geceleri \n\nNerde kaldı o geceler \nYüksel o günleri özler \nOnu bilmez bizim gençler\n O eski kış geceleri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Sevdalar",
        "poet": "Güven Biçer",
        "poem": "\n\nNe zaman gelse mevsimlerden sonbahar\nBir deli rüzgar eser,dökülür yapraklar\nSahilde martı sesleri hırçın dalgalar\nGözümde canlanır,eski sevdalar...\n\nNe zaman gelse mevsimlerden sonbahar\nBir fıtına kopar,sürgündür artık bulutlar\nYağar içime,inceden bir sızı kaplar\nGözümde canlanır,eski sevdalar...\n\nNe zaman gelse mevsimlerden sonbahar\nBir güneş doğar,ateşini yeniden yakar\nUnuttuğumu sandığım güzel hatıralar\nGözümde canlanır,eski sevdalar... \n\nNe zaman gelse mevsimlerden sonbahar\nBir gemi kalkar,bomboş kalır limanlar\nBir ben kalır,birde mazideki aşklar.\nGözümde canlanır,eski sevdalar...\n\n(Aydın-2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Sevdalar",
        "poet": "Levent Gülten",
        "poem": "\n\nEski Sevdalar            \n\n\nelinde bir tokmak\ntarihi işlemekte nakkaş\nkutlu sayfa yapmakta kendine\nsayısız ilmekle bağlıyor tarihe\nkendi olabildiği anları\naksi bir sada\nişi(Bi) tince tokmağı düştü nakkaşın\ntarih olmak içten bile değildi\nKır çiçeğiydi nakkaşın \nişlediği SON\naksi sadayı duyunca nakkaş\ndüştü yere\ntarih olmak içten bile değilken\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Para mıydı(N)",
        "poet": "Muharrem Çetinkaya",
        "poem": "\n\n..................antalya da buldum,düşürdüm denize\nfalezlerde\nbir kayanın ucunda buldum seni\nsanırım çok kıymetliydin\nya da bana öyle geldi\nalıp avuçlarıma\nhafifce dokunarak\nbakarken resmine\ncuuuppp\ndüşürdüm denize\ndenizin dibine\nyazını okuyamadım \nbile\nkıymetini\nhiç bilemedim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Radyo (anı)",
        "poet": "Hülyalı Gönül",
        "poem": "\n\nESKİ RADYO\n\nSanıyorum yaş ilerledikçe, insan anılarını daha çok hatırlıyor. O günleri yâd ediyor. Bende çok yaşıyorum bu durumu. Arkadaşlarla bir araya geldiğimizde eski günleri anıyoruz. İşyerimde daha önceden çalışıp emekli olan arkadaşlarımız aklımıza geldiğinde, onlarla yaşadığımız komik veya trajik olayları hatırlıyoruz. Sonra da içimizden derin bir şekilde “ Ah o günler ah! ” Diye geçiriyoruz. Bunu sadece ben değil, diğer arkadaşlarımın da aynı şekilde özlediğini hissediyorum. \n\nŞöyle bir geriye doğru baktığımda, hakikaten arıyorum o zamanı. Ne değişti peki! \n\nDeğişen bizler miyiz? Yoksa zamana göre mi değişmek zorunda kalıyoruz? \n\nBiraz daha gerilere gidersem, Annemin ve Babamın hatıralarından bana anlattıklarına…. \n\nOnlar daha farklı geliyor. Yokluğun hüküm sürdüğü dönemler olmalı. Babamın anlattığına göre, fakirlik had safhadaymış. Babamın ilkokula gittiği zamanlar. Öyle şimdiki gibi üç beş çift ayakkabıyı bırakın, tek çift kara lastikleri bile yokmuş. Deriden yapılma “ Çarık “ adı verilen bir tür ayakkabı. Onları, gözlerine bakar gibi itinayla korurlarmış. Ben hiç görmedim. Bir defasında, evin dışında bırakmış, köpekleri de almış ve parçalamış. Tek çarığı da elinden gitmiş. Ayakları yalınayak kaldığı yetmezmiş gibi üstüne de dedemden dayak yemiş. O da sanırım çaresizlikten dövmüş olmalı. Annemi zaten okula göndermemişler. Sırf kız çocuğu olduğu için. Anneannem, evdeki işleri yaptırmak için göndermemiş. Belki de okumanın hazzını bilmediği için ya da öyle gördüğü için. Annem, her defasında bu konudaki kızgınlığını ifade ederdi. Haklıydı da. İki dayımı göndermişler fakat annemi göndermemişler. O zamanlar, okuldan öğretmenler gelip tek tek öğrencileri topluyorlarmış fakat anneannem annemi odanın birine saklamış. Özellikle de bu kısmı hiç unutmamış annem. \n\nBabam, fakirlik içinde kardelen gibi karların içinden çıkarak Adapazarı İline bağlı Arifiye Öğretmen okulunu kazanarak okumaya gitmiş. Bana anlattığına göre, defter alamazmış, bir önceki yıl kullandığı defterleri silerek, ertesi yıl tekrar yazarmış. Bu şekilde bitirmiş okulu. Öğretmen olarak atandığı zaman da, belki de hiçbirimizin görmediği eski radyodan almış ilk maaşıyla. Sevinçle köye getirmiş. O zamanlarda babamın babaannesi sağmış. Tabii ki ilk defa görüyor. Fakirlik diz boyu. Üstelik köy yeri. Elektrik yirmi beş yıl önce geldi ben hatırlıyorum. Yedikleri tarhana çorbası, yanında başına yumruk salladıkları kuru soğan. Ekerlerse yiyecekler, ineğe çanağa bakarlarsa sütünü içecekler. Bu şekilde bir yaşam. \n\nBabam heyecanla radyoyu yerleştirmiş derme çatma evin köşesine. Çalmaya başlayınca, büyük nine heyecanlanmış, belki de korkmuş. Babama, \n\n“ A oğul, bunca insanı eve niye doldurdun. Onlara ne yedirip içireceğiz. Kendi karnımızı zor doyuruyoruz. “ Demiş. Babam, ona radyoyu anlatmış. Durumu kabul etmiş ama garanti aklının bir kenarında soru işareti kalmış olmalı. Nede olsa gavur icadı. \n\nBabam, bunları anlatırken yüzünde hüzünlü bir gülümseme belirirdi. Sanırım bu anılarını özellikle paylaşıyordu bizimle. Ulaşmayı istediği şeylere kavuşmak için çok çaba sarf etmişti. Özellikle de o çarık ile ilgili anısını anlattığında, gözlerinin nemlendiğini ve yüzünde garip bir ifadenin yerleştiğini görmüştüm. \n\nŞimdi diyeceksiniz ki bütün bunlar nereden aklına geldi diye. Nereden mi geldi? Bir dizide seyrettiğim sahneden. Bir taraftan diziyi seyrettim, bir taraftan da bu yazıyı yazdım. (Hanımın çiftliği- Berber Reşit’ in dükkanı sahnesi)\n\nDedelerim, ninelerim, annem, babam, benim kadar şanslı değillermiş. Benim bilgisayarım, televizyonum, cep telefonum, adını saymakla bitiremeyeceğim bir sürü elektronik eşyam var. Fakat onların nesi vardı? Ya da şimdi onlar nerede? \n\nElimizdekilerin değerini bilmek gerek dostlar! Bırakın eşyayı, eşyaların sahiplerinin değerini bilmemiz gerek. Bizden sonraki nesil ise bizden daha şansız. Maddi değerleri en yüksek düzeyde olacak belki ama ya manevi değerler. Hepimizde sanırım büyüklerimizin bize anlattığı gibi bu anıları paylaşmamız gerekiyor. Geçmişimizi hatırlamalıyız ki, geleceğimiz de bizi hatırlasın.\n\nOnlardan geriye bir tek anıları kalıyor. O anıları da unutursak ne kalacak onu bilmiyorum işte.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "...Eski Şarkılar...",
        "poet": "Naime Erlaçin",
        "poem": "\n\nkayboldu say aşkı\nbir koku kalır geride\nbir de eski şarkılar \nruha yapışan\n\nıssız bir kıyıda \naksisedadır bazen\nkumlara sağılır \ngece sesi duyulur derinden \n\ndalga sesi\naşk sesi \nşarkı dilinden\n\n“caddeden sokaklara” inciler dökülür\nsoyutlanır cisminden insanoğlu \nsafi yürek kalır geride\nbazen geçmişten bir ezgi\n“huysuz ve tatlı kadın” diye seslenen\n\n“ayrılık” ne içli söylenirdi bir zamanlar \nşarkılarda vurulup düşerdi insan\n\nsevdada ayrılık olmaz oysa\nayrılık şarkılarda kalır\n\n(03 Temmuz 2003)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Sevdalar",
        "poet": "Hasan Şahin",
        "poem": "\n\nBen eskiden böyle korkmazdım\nAşktan sevdadan.......\nNisan'a inat, yağmura inat\nAlır başımı giderdim....\n\nTitrek akşamlarda\nYıldızları seyreder ağlardım\nBen eskiden korkmazdım\nKorkmazdım aşktan sevdadan.....\n\nŞahittir kaldırım taşları\nYanayakıla çektiklerime, \nSonra gökyüzü bilir \nSevdim mi nasıl severim\nKaç yürek eskitirim, bir sevda boyu.....\n\nÖnceleri başka mı yağardı yağmurlar ki\nSalardı bizi sevdalara doludizgin...\nGökyüzü bir başka alem\nYıldızlar bir başka...\n\nAlabildiğince korkusuz\nAlabildiğince hür.....\nOysa şimdi yitip giden ne ki\nNedir bu korku bu endişe\nVe neden korkutur beni\nGözlerinde ki ışıltı...\n\nNeden hapseder sesin\nBeni duvarlara usulca..\nİnan korkmazdım aşktan sevdadan\nSenden önce, sana dair....\n\n                             98' SUSURLUK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski",
        "poet": "Muhammed Ali Erol",
        "poem": "\n\ntaş yuvarladığım yamaç\nelma çaldığım bahçe\nömürden gidiyor\nne giderse\nanımsamak şimdi\nelverdiği kadar hatıraları\nakşam batan güneşin gölgesini\nanımsamak...\neski gözlerde bir dolunay\neski, ne beter ne afili\nüzerinde gezindiğim okul duvarı\nelveda dediğim dut ağacı\nve yaşlı bir kadın yüzünde hatırladığım\nbostan perçinleri.\nağlamak geliyor içimden\nalçak balkonlu evleriyle\nbaktıkça dünyaya\nağlamak geliyor içinden.\nyürüdüğüm tozlu yollar\nher anıdan bir çocuk sümüğü akar\neski diyorum ne beter ne afili\nyalnızca eski\neski\neski...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Sevdalar ve Viran Evler",
        "poet": "Ersoy Oktay",
        "poem": "\n\nYıkılmaya yüz tutmuş bir binanın, içler acısı hali gibi şimdi sevdalar, iskelet yerinde ama içi boşaltılmış. Ev gibi duruyor ama yuva olamaz. Ne bir yürek barındırabilir içinde, ne bir neşeli kahkahaya ev sahipliği yapabilir. Sadece buruk öylece dışardan seyredilir. 'Kim bilir, ne hatıralar yaşandı bu evde! ' (sevda da) ... diye söylene söylene yanından geçirlir......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski sevgililer",
        "poet": "Zeliha Bekoğlu",
        "poem": "\n\nEski sevgililer\nHep bize gam, hep bize düşman …\nGeçmişte kalan\nAma yine de var olan\nEski sevgililer\nİçimizi yakan\nKıskançlık ateşini soluklayan\nYıllar geçse bile hatırlanan\nHep bize gam, hep bize düşman …\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Şiir",
        "poet": "Tamay Önal Polat",
        "poem": "\n\nEski konaklarda\nEski mi eski\nSevda masalları ve \nBin bir gece aşkları\nMüzik kutusunda kilitli\nKarabasandır kurgunun ismi..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Sokaklarım",
        "poet": "Müjgan Kızıleniş",
        "poem": "\n\nBugün,çocukluğumu yaşadığım semti ve sokakları görmek geldi içimden.'''Oralar tekin yerler değil otur oturduğun yere'''diyenlere '''eskiden de değildi ama ben orada büyüdüm''' diyerek çektim gittim.Bu semt, İzmir'in çok farklı insanlarının yaşadığı bir semttir.Bir zamanlar her türden insan manzarasıyla karşılaşabilirdiniz burada.Her telden çalıyordu yani.Ve bu yönü benim en sevdiğim yanıydı.Çok sesli müzik dinler gibi bir duyguydu bu semtte yaşamak...Basmane'de büyüdüğümü bilenler bazen beni kızdırdıklarını sanarak ‘’’basmane efesi’’’deseler de aslında orada büyümüş olmaktan gurur duyduğumun farkında değiller.Kimsenin beğenmediği basit gördüğü bu semt bir öğretmen anlamı taşır hayatımda.\n   Çocukluğumda en sevdiğim şeylerden biri babamın tüm aileyi  toplayıp izmir fuarına götürdüğü günlerdi.Fuarın (dokuz eylül)       Basmane Kapısı'nın önünden geçerken birden babacığımın o sevgi dolu yüreği geldi aklıma da hüzünlendim şimdi...Güzel insan...Eve dönerken sayım yapardı espri olsun diye.’’’Aman allahım altı kişiyiz bir kişi eksik ‘’’diye telaşlanırdı numaradan.Erkek kardeşim '''beni unuttun mu  baba ben omuzlarındayım bak''' derdi.Basmane Garı'nın içinden geçip,çifte minareli caminin olduğu sokağa doğru ilerlerdik şarkılar söyleye söyleye, bin bir neşe içinde.İçimizde bir kırgınlık olurdu aslında küçücük(lünaparkta istediğimiz her oyuncağa binemedik diye)        ama bilirdik neden olduğunu ses etmezdik. Babamız annemiz üzülmesinler diye,elimizdeki sevinçlerle yetinirdik.\n   Şimdi okul yolundayım.orta ve lise çağlarında, yol üzerindeki esnaf laf atmasın diye,kenardan kenardan gider,başımızı yerden kaldırmazdık.Yine aynı yerlerden geçtim başım dimdik.birçok dükkan yerli yerinde; esnafın kimisi hatırımda hala ama barışığım hepsiyle…Herkesin gözü öylece bir yere takılı boş boş bakıyorlar etrafa.Yaklaşıp tanıtıyorum kendimi; kimi hatırlıyor, kimi de hatırlamıyor mutlaka ama memnun oluyorlar bu yakınlığa.İyi günler dileyip ayrılıyorum.Gözlerim çocukluk sevgilimin turşucu dükkanına kayıyor. Ne garip,sanki o hala orada gibi heyecanlanıyorum.Ve işte köşedeki meşhur tatlıcımız…Şehit Fethibey'de okuyup da orada tatlı yemeyen yoktur.O tadı sanki yeniden alıyorum.\n   İşte nihayet okulum... Hiçbir şey değişmemiş, herşey aynı gibi.Sadece o kocaman demir kapı küçülmüş...Küçülmüş...Okulda en çok görmek istediğim yer defalarca sorguya çekildiğim müdür yardımcısı odası,altı edebiyat b şubesinin manzarası ve koro çalışmalarını yaptığımız müzik odası; herbirini tek tek geziyorum.Müzik hocamız Fevzi Bey'den öylesine korkardım ki,hala da görüşürüz kendisiyle; aslında ne tatlı bir insanmış…Gülüyorum…Altı edebiyat b deki sıramın,hemen yanındaki pencereden,çok ilerilere dağlara doğru baktığımda, orada belli belirsiz bir yol vardı; o yola bakarken sevdamı düşünürdüm.O işi gereği sık sık şehirden ayrıldığında,içimden Orhan Gencebay'ın şarkısını söylerdim’''ufka uzanan yolu sana gelen yol sanıp,kendime güldüğümü nerden bileceksin’’'inanamıyorum...Yolum gitmiş kaybolmuş her yer ev...Ağlıyorum...Ve bu karışık duygularla çıkıyorum okulumdan.Tam karşıda çok eski bir ev; en sevdiğim arkadaşım esma ile, eskimiş ahşap pencere kenarında ders çalışıyoruz...Esmaya el sallıyorum …Ağlıyorum…\n   Şimdi büyüdüğüm sokaklardayım; bir kaç sokak ötede kuşlu camii ve yazlık agora sinemasından anafartalara iniyorum.Nihayet çifte minareli caminin sokağında son durak.Tüylerim diken diken; bu nasıl bir heyecan, kalp atışlarımı sanki herkes duyacak.Nasıl bir duygu sağanağı bu böyle; oracığa yıkılıp kalacağım sanki.Gözlerim herşeyi birden görmek ister gibi aceleci..Değişen pek fazla birşey yok sokaktaki yapılarda.Sadece küçülmüş küçücük kalmış sanki.heryer işyeri haline gelmiş,bazı evler tamamen kapalı. İnsanlar garip garip bakıyorlar; benimse ağzım kulaklarımda '''burası benim sokağım,ben burda büyüdüm diyorum'''.'''eee nolmuş yani'''der gibi bakıp anlam veremiyorlar sevincime.Ve anlatıyorum sokağın eski halini, orada yaşadıklarımızı ve yaşayamadıklarımızı.Yavaş yavaş onlarda da bir heyecan görüyor ve seviyorum bu paylaşımı.Kimisi çok uzaklardan gelmiş '''para versen gidip de görmem,herşey eskilerde kalmış bitmiş''' diyor.Onlara’’’siz de gidin görün içinizdeki çocuğu'''birgün çok isteyeceksiniz eminim,o gün çok uzak olmamalı'''diyorum ve ayrılıyorum.Bu sokaklarda çok acı günler de yaşadım,sanki ziyaretimin amacı güzel günleri de hatırlamak içindi.Ve başardım; şimdi hepsini yineliyorum hafızamda,acıları unutabilir miyim.Hayır unutmamalıyım.\n        Eski evimizin merdiven altındaki penceresinden bana bakan küçük kızın mutluluğunu gördüm.Bana el sallıyordu.İçim bakışlarıyla huzur dolu.Şu an öyle mutluyum ki...Yüreğimde sanki bir kuş kanat çırpıyor…Onu incitmeden avuçlarımın arasına alıp usulca bırakıyorum.Bak özgürsün artık…Aferin sana aferin…Hadi uç daha yükseklere…’’’\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Trenler",
        "poet": "Orhan Kocadağ",
        "poem": "\n\nNerde bir tren görsem\nİçimde belirir sevinç ve hüzün\nBirlikte\nÇocukluğumun çağrışımı\nUmutları taşıyan eski trenlerde\nRaylarda kenetlenirdi\nUmutlar ve sevinçler\nYine raylarda çözülürdü\nSevinç ve hüzün\nBirlikte\nKimi giderdi gurbete\nBakışlar takılırdı istasyon kaldırımlarına\nKimi gelirdi gurbetten \nSevinçleri takılırdı tren düdüğüne\nKiminin vardı gurbete gideni \nKiminin vardı döneni\nHareket memurunun düdüğü\nBaşlatırdı ayracı\nGötürürdü trenler\nSevinç ve hüzünü \nBirlikte.\n\n             (07.06.1989)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Tüfek",
        "poet": "Şahin Ertürk",
        "poem": "\n\nAşk,aşk diye çıktık yola\nAnkara da verdik mola\nAşka aç temiz bir yürek\nAl bu kalbim senin dilek\n\nAşkın bende izleri var\nSadakati,lezzeti var\nTemizliği,önemi var\nAl bu kalbim senin dilek\n\nHayran oldum gözlerine\nHayran oldum yazdığına\nHayran oldum herşeyine\nAl bu kalbim senin dilek\n\nBen aşk ta eski bir tüfek\nSen aşk ta yeni bir yürek\nHerşeyimi sana verdim\nAl bu kalbim senin dilek\n\nYalnızlığa kurdum tuzak\nAcı artık bana uzak\nAşkta Ankara son durak\nAl bu kalbim senin dilek\n\n(Şiirdeki ANKARA ve DİLEK isimleri\n SANALDIR.Gerçek isimler zikredil-\n memiştir.O kendini bilir...?) \n\n(29.08.2005-Yeni)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski ve Yeni",
        "poet": "Nevzat Peskütancı",
        "poem": "\n\nEskiden\nDüğünler düğün, çekilenler halaydı\nAtılanlar Ok, gerilenler yay dı.\nDoğanlar Erkek doğuranlar anaydı,\nŞehitler dede gaziler babaydı.\n\nAvratlar evde erkekler akındaydı\nAna,baba bacı kardeş aile mutlu yuvaydı\nFethedilen Bizans Fatih 21 yaşındaydı\nDevlet-i Al-i osman üç kıtadaydı.\n\nŞimdi\n\nErkekler kız, kızlar oğlanlaşmış\nMazlum merhamet kalpler taşlaşmış\nDüşünce mantık fikir yozlaşmış\nGayesiz yaşamak taklit uygarlaşmış\n\nRakı, şarap, fuhuş,haram helallaşmış\nCesur yiğit mert korkak, korkak kahramanlaşmış\nKartalın mirasına konan kargalaşmış\nYarındanda yakın, yakınlar ıraklaşmış\nBir büyük millete küçüçük ülke kalmış.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski ve bir o kadar da güçlü",
        "poet": "Şair Raif",
        "poem": "\n\nne arkadas ne sirdas ne yoldas\nsadece insan gürültüsü\nsakin bir yasanti kuranlar, saçma islerle ugrasanlar\nsen yoksun iste bu günlerde\nsen benim tek yoldasim tek kardesim\nburada ne riddim var ne gandalf\nne anladim bu isten ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Trenin,yeni Yolcuları",
        "poet": "Sevda Toşur",
        "poem": "\n\nÖvünülecek,gurur duyulacak bir geçmişimiz varken,maalesef kimliksiz bir nesil yetişmekte.Hangi milletin bizimki gibi övünülesi bir geçmişi var? Yeni nesli, geçmişi ile barıştırıp; geçmişi ile gurur duyan, geçmişinden kuvvet alan,hatalarından ders çıkaran,dostunu düşmanını iyi bilen bireyler olarak  yetiştirmek gerek. Kendi etrafımızda döndüğümüz yeter,artık gözümüzü açmalıyız.\n\n   Övünç duyulan tarihimizi öğretmenin zamanı gelmedi mi? Köklerine sahip çıkmak yeni neslin görevi olmalı.Kökü olmayan ağaç neye yarar,bir müddet yeşil kalır ve kurur.Fakat biz yıkılmaz asırlık koca çınarız. Dalları  kıtalara yayılan,kıtalar fetheden  koca çınar. Kollarımız kurusa da kökümüz sapasağlamdır.\n\n Gençlik,geçmişine ait  değelerini; hoşgörüyü,insana nasıl davranması gerektiğini,hatalarını,doğrularını,günahlarını sevaplarını öğrenmeli.Ayrıca geçmişinden güç almalı.\n\n      Hepsini bir kalıba soktuk, tek tip insan yetiştirmeye çalışıyoruz.Sanki domates yetiştiriyoruz.Bu tek düzelik devam etmemeli.Nerde geçmişinden  ders alan,geçmişinin hatalarını sorgulayan nesil? Onlar maalesef bizleri suçlayacaklar öğretmediniz diye.Tarihimizi noktasına,virgülüne kadar öğretmeliyiz.Ne kadar gururluyuz ki başımız dik,şanlı bir geçmişimiz var,neden gururlu olduğumuzu bilmeliler,kuru kuruya gurur olmaz.\n\n     Geçmişte pek çok entrikalara,sömürgeci zihniyetlere  karşı hep uyanık olmuşuz.Uyanık ve dik durmuşuz,inancımızın gölgesinde. Ceddimiz sayesinde bu günlere kadar geldik.Her biri devrinin en iyileriydi.Onlara minnettarım.Onlar akıllıca,adilane bir yönetim sergilemeselerdi,tarihin hangi tozlu sayfaları arasında kaybolacaktık,Allah bilir. Allah varlığımızı daim etsin.\n\n       Geçmişimiz o kadar  eskiye dayanıyor ki,varlığı çok  eski bir  trenin vagonlarıyız.Orta Asya’dan çıktık yola,ne badireler atlattık,sevindik üzüldük, son durağa geldik. Yolculuğumuzun devamı da  yeni nesle bağlı.Eski trenin yeni yolcularına bağlı …\n\n      Günümüzde metaya dayalı,bencil bir gençlik yetişmekte.Manevi değerlerine sahip çıkan,kimlik sahibi bir gençlik yetiştirmek; Adı Türk soyadı Müslüman bir nesil…\nÖzlenen nesil! Adımız ve soyadımızla özdeşleşmeliyiz.Neslimiz maneviyattan yoksun bir şekilde yetişirse hayatla baş edemez, o zaman vay halimize! Nereden geldiğini bilmeyen nereye gideceğini de bilemez.\n\n    Günümüzde özendiğimiz devletlerin geçmişleri ne kadar karanlık olaylarla dolu.Bizimki ise ak pak.Biz gurur duyulası bir ceddin devamıyız ve  hep böyle kalmalı. Tarihin her sah\nnesinde olduk,her sahnesinde varız.Bizsiz tarih sahnesi oynanmaz,tarihte başrolde biz olduk her zaman.Allah’ın izni ile varolmaya da devam edeceğiz.\n\n       Ülkemiz Ortadoğu’nun  en hassas yerinde bulunmakta, aç kurtlar etrafta  kol gezmekte.Bu yüzden tarihteki entrikaları çözebilen  nesiller yetiştirmek gerek.Dünya sömürgecilik uğruna insanlık değerini kaybetmekte.Burada güçlü bir Türkiye şart her yönden güçlü bir Türkiye.Birbirine kenetlenmiş güçlü, köklü bir Türkiye.\n\n    Eskiden Osmanlı zamanında yardım isteyen  Amerika şimdi dünyaya meydan okuyor.\nBiz neredeyiz? Dünyanın şekillenmesinde bizde gereken yerimizi almalıyız.Fakat,sömürgeci zihniyetle değil.Ceddimizin izlediği adalet ve hoşgörü ile.\n    Küçük dimağlar, her türlü çizgi film karakterleri ile  istila edilmekte. İnanılmaz bir kültür istilası içerisindeyiz.Buna karşı çocuklarımıza kendi kültürümüzü aşılamalıyız.Yoksa özbenliğini  yavaş yavaş  kaybeden, yabancı kimlikli nesiller yetiştireceğiz kendi ellerimizle.\n\n     Tarihimizi kulaktan dolma bilgilerle değil doğru kaynaktan öğrenmek,öğretmek gerek tabi,Yabancı ağızlardan değil.El elin eşeğini türkü çağırarak arar misali değil. Ayrıca yanlı tarihle  değil…\n\n (Kayırlı 28.08.2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Zaman Aşığı",
        "poet": "Oktay Rifat",
        "poem": "\n\nBen eski zaman aşığıyım\nSevda çeker düşünürüm ağlarım\nBazen tilki kadar kurnaz bazen akılsız\nBazen çocuk gibiyim bacak ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Yar",
        "poet": "Veysel Kızlarkayası",
        "poem": "\n\nKapattım kurumuş güllü defteri.\nBir daha açamam kokun gelmesin.\nDedirtmem kendime aşka serseri.\nSen yoluna ben yoluma eski yar.\n\nÇok acılar çektim senin yüzünden.\nBir damla yaş dökülmedi gözünden.\nKim dönerse namerdi di sözünden.\nSen yoluna ben yoluma eski yar.\n\nMaziyi unuttu Veysel gelmiyor.\nKöşke saraylara meyil vermiyor.\nGönül hanem dolu seni siliyor.\nSen yoluna ben yoluma eski yar.\n\nVeysel KIZLARKAYASI\n26.Aralık.2007.Çarşamba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Yaram Bu",
        "poet": "İsmail Yücel",
        "poem": "\n\nAh Çekerim Sensiz Vah Dediğime\nZalim Sende Beni Oh Der Anarsın\nErzurum da Ağlar Göz Sevdiğime\nOh Dediğine Sen Kendin Kınarsın\n\nSuvalimi Sormaz Ahval Bilmezsin\nOh Derler Halime Bak Sen Görmezsin\nErzurum da Ağlar Göz Sevdiğime\nAh İle Vah İle Beni Sevmezsin\n\nÇok Eski Yaram Bu Bende Hep Kanar\nDüşman Açsa Kabuk Bağlar İz Kalmaz\nDost Yarası Bu Dost Kapatmaz Ağlar\nYara Bende Yarim Erzurum Sende\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski yüzyılların erkekleri fedakarmış",
        "poet": "Aylin Adıgüzel",
        "poem": "\n\nEski yüzyılların erkekleri fedakarmış.\nBu asrın beyleri kabalaşmış.\nBen rüzgarlı beni üşüten güneşli bir havada\nYazılı kağıtlarını okuyorum kafede oturmuş.\nKağıtlardan biri uçtu denize; \nDerinde yüzüyor,görünce koştum kıyıya\nİki erkek çocuk pantolonları ve spor ayakkabıları,\nÇorapları da hatta vardı.\nOnlara benim kağıdımı denizden alabilirler mi? \nKibarca sordum.\nNasıl alacağız sözleri beni zamane çocuklarını\nTanımama sebepti.\nUkalaca niye benim almadığımı sordular.\nBen kabalaşan erkekleri zamane kızlara...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski  - Yeni",
        "poet": "Mahir Odabaşı",
        "poem": "\n\nEski ev – yeni ev\nEski eş – yeni eş\nEski şehir – yeni şehir\nEski imam – yeni imam \nEski uzman – yeni uzman\nEski müdür – yeni  müdür\nEski muhtar – yeni muhtar\nEski başkan – yeni başkan\nEski bakan  – yeni bakan\nEski başbakan – yeni başbakan\nEski öğretmen – yeni öğretmen\n…………………………………………………\nNiceleri eskidi,\nNiceleri eskiyor\nDaha niceleri eskiyecek.\nBelli ki, sonradan gelenler,\nÖncekilere hep eski diyecek! \nBelki de, vefasızlık gösterip,\nHiç değer vermeyecek………..! \nAma bilinmeli ki, zamanı gelince, \nBugün ki yenilerde, dünkü gibi eskiyecek! \n                               (04.12.2010-06.30)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Zamanlara Dönelim...",
        "poet": "Gürbüz Yalçınkaya",
        "poem": "\n\nEski zamanlara dönelim…\nOkula gidelim, siyah önlükler üzerine naylon beyaz yaka takalım,\nSabahın ilk dersine geçmeden önce ülke haberlerini anlatalım,\nLibya başbakanı ABDULSELAM CALLUT’un ziyaretinden başlayalım…\nSınıf başkanı yazar; okula gelirken 5 parça meşe odunu alalım,\n“ Hanım kızlar, canım kızlar “ olmadan türkü söyleyelim, \nKomünist türküsü olmasın, bir türkü daha söyleyelim…\nOkuldan çıkalım, kimimiz kızakları, kimimiz de  gübre naylonlarını alalım, \nSonra ASHİBENİN çeşmeye doğru çıkalım, \nQOT olmuş kar üstünde, kendimizi dereye doğru bırakalım,\nPantolonlar yırtılsın, bir yerlerimiz kanasın, çalıya, taşa gelelim,\nKöyümüze dönelim; \nKışlar bitmeden, ayazlar lodosa dönüşmeden, \nHaberler magazin olmadan…\n\nEski zamanlara dönelim…\nÇerçi gelsin, “haydi çerçici gelsin” nidaları duyulsun,\nKoyun yünü, biraz da eski naylon ayakkabılar bulunsun, \nBir dondurma alalım, külah içinde leblebi tozu olsun,\nYiyelim birlikte ağzımız/yüzümüz toza bulansın…\nBiraz keçiboynuzu, birazda kırık leblebi alalım,\nKimseler görmeden birlikte yiyelim,\nKöyümüze dönelim; \nDondurma krem olmadan, kutuya girip soğumadan, \nLeblebi şeker olmadan, keçiboynuzu fabrikaya girmeden…\n\nEski zamanlara dönelim…\nBir tırpan alalım; senin ve benim buğdayları biçelim,\nHep birlikte yapalım, harman kaldıralım,\nBizim çalışanımız var, sen gelmesen de ben geleyim, \nKara patos kuralım, tüm ahali sap atalım,\nYağmurlar yağmadan, senin buğday-saman  zarar görmeden…\nTelaş etme karnımız acıktı diye; \nBir bulgur pilavı getir, yanında ayran içelim,\nHarmanın alın terinden, birde  yufka ekmek yiyelim, \nKöyümüze dönelim; \nRadyodaki 19.00 ajansı gelmeden, \nAlınteri, makinaya yenik düşmeden…\n\nEski zamanlara dönelim…\nBir düğün ya da cenazeye gidelim,\nBugünler için sakladığımız  takım elbiselerimizi giyelim,\nAyakkabılarımız İskarbin olsun, üstünü bezle silelim,\nYaşımızın yettiği kadar odanın bir tarafına oturalım,\nKapı eşiğinden girsin evin kadını, çay ikramı alalım,\nBisküvi getirsin bize, çayın yanında şifa bulalım…\nTarladan… İnekten…Kıştan…Yazdan…Sudan…Havadan,\nGözlerimizin samimiyet şahitliğinde yeminsiz sohbet edelim,\nKöyümüze dönelim; \n“Aman boşver adeti”  demeden, bisküviler pasta olmadan, \nSözde medeniyet gelmeden…\n\nEski zamanlara dönelim…\nKalaycı gelsin, “ kalaycı geldi “ nidaları duyulsun,\nKalaylanacak tabak-tencere ellerinde kadınlar sevinsin,\nPazarlıklar olsun, para olmazsa buğday ve yünle olsun,\nİnsanlık trendini aşağıya çeken paranın kirli yüzü görülmeden… \nYenilensin kap-kaçak, kadınlara bir büyük mutluluk olsun,\nKirlendiğinde, evin doğal pak külleriyle yıkansın,\nKöyümüze dönelim; \nMelaminler, porselenler  mutfağa girmeden, \nDeterjanlar, Bulaşık makinaları gelmeden…\n\nEski zamanlara dönelim…\nBir Pazar gününde, köyümüzün pazarı olsun,\nSatıcıların bağrışları arasında  bir alışveriş olsun,\nToka misali el tutuşalım, yukarı aşağı kaldırıp indirelim,\nÜç aşağıdan, beş yukarıdan bir yerlerde anlaşalım…\nSonra bir çerkes kebabı yiyelim! \nBaharatsız, soğansız, bibersiz sadece yağlı et olsun,\nBayat yarım bir ekmek, saçtaki  yağlı ete bandırılsın,\nHAMİT DEDE’nin mekanında kebap ile çay içelim, \nHayvan pazarının kokusu eşliğinde, bir yarım daha yiyelim,\nKöyümüze dönelim; \nFast-foodlar,  Hamburgerler, pizzalar gelmeden,\nÇaylar; kahveye ve  kolaya dönmeden …\n\nEski zamanlara dönelim…\nHayvanlarımız olsun, olmuşken inekler olsun,\nBen bizimkileri, sen sizinkileri al, otlatmaya götürelim,\nKatalım hayvanları birbirlerine, Koruzükte buluşalım, \nDiğer arkadaşlara da haber verelim, kalabalık olalım,\nKalabalık iyi olur, Zingili Zozo oynayalım…\nÖnce BEKİR DEDEN’in çamurlu gölde yüzelim,\nHayvanları onun çayırları/ekinleri üzerine bırakalım,\nSonra DAGAZ uçlu değneklerle Zingili Zozo oynayalım,\nAGEZ  MUSA, MAMO, HACIARSLAN yada ÇONDURA gelsin,\nKaçanlara yuh olsun, bir güzel dayak yiyelim, \nAkşam tarla bahçe yolalım,  yorgun argın eve gelelim,\nKöyümüze dönelim; \nGençler,  çoban olmaktan, köylü olmaktan utanmadan, \nKöylü, medeniyet adına şehirlere kaçmadan….\n\nEski zamanlara dönelim…\nKış gelsin ve  bir güzel grip olalım,\nPenisilin yemeden iyileşmemiş olalım,\nHastane yerine HACO’ya gidelim,\nCam enjektörü çıkarıp kaynatmaya başlasın,\n“İğne yiyeceğim “ diye bize  korkular girsin,\nBir reçete yazsın, borca karşılık şehirden getirilsin,\nHer iğne vurulması için HACO amca aransın, \nİbn-i Sina’ da yatmakta olan hastaya da gitsin,\nKöyümüze dönelim; \nHipokrat yeminli doktorlar! Gelmeden,\nVe; sağlık=Kapitalizm anlayışı gelmeden… \n\nEski zamanlara dönelim…\nYerköy’de Çarşamba pazarı olsun, babalar hep birlikte gitsin, \nSabahın 04.00 gibi hareketle, 14.00 gibi tekrar dönülsün,\nKazım amcanın kahve önünde minibüs bekleyelim,\nBabaların getirdiklerini kapalım, eve doğru koşalım,\nEve kadar ŞHARCAKO ve portakal araklayalım…\nHer mevsimin değişmezi CIZLAVUT lastik ayakkabı giyelim, \nMutlaka olacak dediğimiz ESEM SPORT’u hayallere gömelim,\nPlastik topu futbol topu,  Lastik ayakkabıyı krampon yapalım, \nHarman yeri stadyumunda futbol oynayalım, \nÇiçek yukarı mahalle, Köçek  aşağı mahalleyi yenelim! \nKöyümüze dönelim; \nFutbol  kapital olmadan,\nPlastik top,  futbol topu olmadan…\n\nEski zamanlara dönelim…\nGüz gelsin, birlikte oduna gidelim,\nEşekleri semerliyelim, ipleri ayarlayalım,\nBaltaları KURÇU’ya biletelim,\nOdunlar kalın olur, ARMUTLU KUZEY’e gidelim,\nOdun yanında birazda DAGAZ sökelim…\nDenkleri yapalım, semere vuralım, \nDAGAZLARI ortasına   koyalım,\nOrmancılar yakalamasın, akşamı bekleyelim,\nTürlü yollardan, zafer kazanmış edası ile eve gelelim,\nKöyümüze dönelim; \nKömüre rağmen ormanlar azalmadan,\nBu işi ormancılara/kanunlara bırakmadan…\n\nEski zamanlara dönelim…\nBir Mayıs ayı sonunda GOLAGE’ye gidelim,\nDere boyu çayırlıkların; sarı gülleri ile bezenmiş halini seyredelim,\nAnızların; Kırmızı gelincik ve laci çiçeklerinin cümbüşüne dalalım,\nHer iki yamacın beyaz papatyalarından taç yapalım…\nTomurcuklanmış meşelerin arasından;  dağ eriklerinin çiçeklerine bakalım,\nKOTKOY’a gitmek için emektar koruluğa dalalım, \nMAME’nin tarladan geçelim, Guguk kuşlarını dinleyelim, \nKargadan kuş olurmuş misali PALUT KARGALARINI izleyelim,\nSonra YAĞMUR DEDE’ye doğru bir sigara içelim…\nKöyümüze dönelim; \nKuşlar gitmeden, sesleri kesilmeden, \nÇayırlar kurumadan, meşe ağaçları bitmeden…\n\nEski zamanlara dönelim…\nBir aşk olsa seninle,  sen habersiz olsan, \nSeni, gıyabında utanarak ve gözlerimi kaçırarak izlesem,\nVe ben  haberlerini sohbetlerden alsam… \nSonra bir mektup yazsam,\nYa da kendimi dolaylı sohbetlere konu etsem, \nTavırlarından, olumlu ama  hep olumlu sonuç çıkarsam…\nSende sevsen ama sözlerini gizlesen, bakışlarını kaçırsan,\nSana baksam, sen beni görmezden gelsen,\nKöyümüze dönelim; \nBen sana hep aşık olsam, vuslata cesaret etmeden,\nAşka mantık gelmeden, para  duygulara sahip olmadan…\n\nEski zamanlara dönelim… Eski zamanlara dönelim…\nMedeniyet adına bırakıp gittiğimiz köyümüze dönelim, \n“Ben” olmaktan bizi yoran, modernlikten kaçalım,\n“Biz” diyen köyümüzün geleneğine dönelim…\nSözün senet olduğu alış-verişlere dönelim, \n“Bir fincan kahveyi” kırk yıllık hatıra içelim…\nYumurta, süt, yoğurt, bulgurun hatıra verildiği,\nAşkların sadece bakışarak başladığı ve olgunlaştığı,\nKarların baharlarda yağdığı, çiceklerin Haziranda açtığı,\nMAMOLARIN arabaşı yedikten sonra, kar üstünde güreştiği,\nGençlerin, “ en iyi olmak adına”  sokularda tokmak salladığı,\nFADİGÜLÜ’nün düğün yemeği yaptığı,\nMüdür AFAT’ın;\nİnsanların ümidi olma adına  köy köy mektuplar dağıttığı,\nKurtların sürüye girdiği.. Köpeklerin havladığı…\nPeynirin tulumlara basıldığı, el değirmeninde mısırın öğütüldüğü,\nPatateslerin kuyulara konulduğu, MISIRLARIN közde pişirildiği,\nDüğünlerde okuntuların verildiği, \nKız evinde oğlan tarafına dayak atıldığı, \nDüğünde, gençlerin iki gün boyunca sağdıca  eziyet ettiği,\nKöye gelen isimsiz misafirin evlerde koşulsuz ağırlandığı,\nHAYNAPE’nin toplum yaşamının  her alanında hakim olduğu…\nVe saymakla bitiremediğimiz değerler adına,\nKöyümüze dönelim…\nMedeniyet gelmeden! Sosyete gelmeden! Makinalar gelmeden! \nEn önemlisi dostum, en önemlisi; \nHenüz insanlık ölmeden…Sen ölmeden…Ben ölmeden, \nESKİ ZAMANLARA… TAAA ESKİ ZAMANLARA…\nKÖYÜMÜZE, AKÇAKENT’ E DÖNELİM…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Yel Değirmeninden Notlar III",
        "poet": "Meral Meri",
        "poem": "\n\nBir ay olsam bölünür de gizlerdim senden büsbütün kendimi\nBöyle huysuz bir çocuk gibi mızmızlanmazdım karşında; illaki şeker diye\nSonra biliyor musun? Her sabah işe-okula gider gibi uyanıp \nSenin bir sözünü beklemezdim:\"Bugün acaba ne oldu? Hangi duygu,hangi mevsim oldu? \"\ndemezdim deneseydim eğer \"Bunu bir daha yapma,uyu mışıl mışıl demeyi! \nİçimden içene bir yolculuk edesim geliyor sanki bunu her an yapmıyormuşum gibi,hisleri unutup.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Yel Değirmeninden Notlar Taşın Altı",
        "poet": "Meral Meri",
        "poem": "\n\nİnan öyle şeyler içinde kalıyoruz ki bunlar acı değil, bunlar zavallı değil,\nAsıl zavallı acı olan sapkın kalma olma halidir. \nSapkın bir insanı yola getirmek zordur.\nAma acı çeken gönüllere su vermek hiç de zor değil,\nHatta öyle zaman geliyor ki arınmak karşılıklı oluyor... \n\nEski Yel Değirmeninden Notlar /Taşın Altı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski - Yeni /haiku",
        "poet": "Muzaffer Yıldırım",
        "poem": "\n\nESKİ /..\n\nNaftalin kokar\neski sevgili sende\nçeyiz sandığı\n\n\nYENİ /..\n\nFesleğen kokar\nyeni sevgili tende\nçiçekli bahçe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Yıl",
        "poet": "Dede İrfan Çelik",
        "poem": "\n\nESKİ YIL\nBu gece yılbaşı\nSevgilerimi yolluyorum çokçası\nYeni yıla\nSözcükleri siz seçin\nAçılınca bohçası\n\nSevdamı salıyorum peşinize\nÖzlemlerimi paket yaptım\nYeni yıla\nDurmayın siz geçin\n\nDüşlerimi sırtına bağladım yeni yılın\nSürecine özgürlük çimledim\nÇağdaşlık ektim engellere\nHaydi geçin\n\nBu gece yılbaşı\nBırakın tabularınızı\nUtançlarınızı bırakın \nBırakın eskilerinizi \nBedelini öderim.\n                                          DEDE  İRFAN ÇELİK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskici",
        "poet": "Sefa Sürücü",
        "poem": "\n\nOt bürülü bir bahçe ve\n Yüzü kırışa kırışa akan bir çeşme\n Çeşmenin suyunu akıttığı yosunların içinde\n Kara kurbağa ve kara sinekler\n\n Akan su şakır şakır\n akan bu sudan kirler hemen arınır\n Bir eskici geçer çeşmenin dibinden\n On altı yaşlarında saçları dik ve dağınık\n göğsü bağrı açık\n ve koparıp bir çığlık\n Eskici,eskici diye bağırır derinden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskici",
        "poet": "Arap Kurt",
        "poem": "\n\nbir şehirden aldığı eskileri\nbir başka şehirde satar eskici\nve böylece\nyeni bedenlerde hayat bulur\nhayat\niçindeki adamı öldüren elbise\n\nhatta\nbir garibana bayramlık \nbir başkasının üzüntü kaynağı olur\ncebinde unutulmuş fotoğrafı görünce\n\n(insandançokyaşarkumaşparçası)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskici",
        "poet": "Tevfik Mengüllüoğlu",
        "poem": "\n\nBana başka birşey sorma! \nÖzlemlerimin raylarını döşüyorum kaç zamandır.\nher adımda bir parçasını düşürdüm hasretin.birazdan düşlerimle dolu vagonların sesleri gelmeye başlar.Bacasından tüten özlemlerimi görecek koklayacaksın,yüreğin son istasyonum olacak belkide ve ben farkında olmadığım bir hızla görmediğim güzlere gideceğim,Şu küf ve is kokulu bakışlarımı görüyor musun? yarım kalan bir ressamın resmiymiş meğer,Dona kalmış bakışları resmini çizerken,Bir karayel toplasın raylara takılan hasretimi,Ben gelirken yeni özlemler bestelerim sana yaklaştıkça çoğalır,kuş olur uçar yüreğim,sevdalarla kuşatılmış bir şehrin limanında yelkenli olurum yüreğin deniz soluğun poyrazım olur, ressam uyanır güneşi boyamaya başlar, sen baktıkça yüreğin kabarır dalgalarınla beni sonsuz mavilere taşırsın,Yüreğin okyanusa,soluğun fırtınaya dönüşür,bense alabora olup bir eskicinin rıhtımına savrulurum,benden arta kalan eski püskü anı ve hayal kırıklarıyla geçimini sağlıyan eskici,yüzüne baktığımda bana denizi gösteriyordu denize baktığımda beni bekleyen yelkenliyi! beynimin bilinmeyen coğrafyasında bilmediğim yollara çıkıyorum,çıktığım bütün yollar gök kuşağı nakşeden bir nakkaşın gözlerine gidiyordu,,Kuş olup uçuyorum yine, Özlem damlamaya başlıyor gözlerimden her damla bir kuş olup uçuyor sana; biliyorum gelen bütün kuşlar renklerini senden alacak,sonrada özlemin gölgesi düşecek göklere,sonsuz bir özlem kaplayacak içini,nehir olup akacak gözlerinden,bense sevda yüklü gemiler yapacağım hasretinden,Nice koylara gidecek sevdası olacaklar mavilerin..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskici",
        "poet": "Fatih Çınar",
        "poem": "\n\neskici geldi eskici\nben bir eskiciyim\neski yeni farketmez\nbütün kederlerinizi verin bana\nyerine mutluluk vereyim\nmandal misali\ngönül ipinize mandallayın mutlulukları\nhiç bir rüzgarda düşmemecesine\n\neskici geldi eskici\nben bir eskiciyim\neski yeni fark etmez\nbütün üzüntülerinizi verin bana\nyerine sevinç vereyim\ntas misali\niçi silme neşe dolu\n\neskici geldi eskici\nben bişr eskiciyim\nbende herşey bedava\nkeder getirin mutluluk alın\nüzüntü getirin sevinç alın\nkahpelik getirin dostluk alın\nnasıl olsa mutluluk haram bana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskici",
        "poet": "Ali Fikri Karadeniz",
        "poem": "\n\nGel eskici geel\nSana verilecek bir kalbim var! \nOnda bir asrın,\nBelki de ölümsüz,\nBelki de Sonsuzluğa uzanan bir sevgi var.\nAl götür; kalmasın bu kalpten bir hatıra… \n\nSahi sen kalpsiz insan hissettin mi? \nSen de yaşarken ölen birisini gördün mü? \n\nNeyse şimdi git; \nDur… Gitme! \nBeni de al götür\nHangi Yaban’a satarsan sat,\nHangi Kul’a köle yaparsan yap,\nBir tek… Bir tek \nOnurum, Gururum geride kalsın\nÇünki Onlar benden sonra bir hatıra kalsın! \n\n                                                                          18/09/2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski zamanlardan bir an'dı",
        "poet": "Adnan Deniz",
        "poem": "\n\nBelki gülebilirsin güzel,bu da başarı\nBakışların haşarımı haşarı\nBu sen değilsin inan şaşırdım\nBen seni bakışlarından tanırdım\n\nŞimdi çok boş,gitmiş latifesi sözlerinin\nDiyecek lafı kalmamış gözlerinin\nYaşanmış bir anı varsa eyvallah,saygıyla\nSeni ben kendimden kıskanırdım.\n\nHadi itiraf et değiştim de çok normal\nSeni sen olmaktan çıkaran anormal\nHer şey değişse bile sevgimiz asla\nYa işte, ben bu işi böyle sanırdım.\n\nZamanın cenderesi,kimlerin tenceresi kaynayan\nBir yürek varsa dumanı tüterek yanan\nAh yandım yalnız yandım ben yandım\nBen eskiyen zanmanlardan bir andım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskici",
        "poet": "İlker Gezer",
        "poem": "\n\nEskici,dur da sana vereceklerim var.Ynıma gel taşıyacaklarımız biraz ağır.Bak,bunlar ayakkabılarım,onlarla git onlarla gel,heryerde dolaş,yalnız, birtek şu begonyalı sokağa girme.Neyse,al bak bu da çok güzel bir mont,\ngiç üşütmez,yağmur falanda geçirmez,ne kışlar atlattı bu mont,bir tek ayrılıktan koruyamadı.Neyse,şimdi sana hiç kaybetmemen gereken bir şey vereceğim eskici,al; bu benim neşem,işte bunu hiç kaybetme eskici,bir de o sokağa girme,orası üzer bu neşeyi.\n        Bekle eskici gitme,daha sana gözlerimi vereceğim,al onlarıda güzel olan herşeye heryere bak,ama o sokağa bakma,kör oldu bu gözler o sokakta.Ha birde üzülme ve ağlama,lâkin gözyaşı yoktur,kendime ayırdım onlarıda,Kulaklarım,kulaklarım var birde,onlarıda al,ama sakın herşeyi duyma\nve her duyduğuna inanma,yalan konuşulan o sokaklarda dolaşma.\n        Eskici,al işte bu son,biraz eski,biraz yanık,ben birleştirmeye çalıştım ama,bu kadar oldu,bundan fazlasına dayanamadık.Belki bu yanıklarda geçer eskici,belki yeniden güler.Ama sen sakın bununla geçme o sokaktan o sokak bundan da beter,geçme sen eskici,öldü geçenler.Al,işte bu benim yüreğim,belki sadece sen seversin.Sakın şaşırma eskici,böyle parça parça olmayı,bende istememiştim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eski Zamanlardan Kalma",
        "poet": "Mehmet Serdar Doğan",
        "poem": "\n\nEski zamanlardan kalma bir sevda sanki bu\t\t\t\nTadını bir yerlerden hatırlar gibiyim\t\t\t\nUnutmuşum ya, uzun zaman olmuş\t\t\t\nŞimdi kendime gelmiş gibiyim\t\t\t\nHuzur varmış, bir yerlerde saklı duruyormuş baksana\t\t\t\nBir kıvılcım bekliyormuş bizden\t\t\t\nAnladım, ben aşksız kalmışım uzun bir zaman\t\t\t\nİşte, şimdi uyandım uzun uykumdan\t\t\t\nSen nerelerdeydin söyle bakalım? \t\t\t\nSaklı yerlerden çıkıp sobe mi yapacaktın? \t\t\t\nAh sen, sen yokmusun sen? \t\t\t\nBen de saklı bir ben vardı onu çıkardın benden\t\t\t\nDeniz kokulu saçların ve ağaç yeşili gözler\t\t\t\nİşte huzur bu ya var mı ötesi? \t\t\t\nDinlenmek ne, tatil  ne,  gezmek tozmak ne? \t\t\t\nElini tutunca zaten, gelir gerisi\t\t\t\nHayat çizgisi kısa, şans çizgisi kapalı\nBu adamın yüreğine mum ışığısın\nBir el ver güzelim, ver ne olursun\nBırak bu adam, senin gözlerinle yaşasın.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskici",
        "poet": "Yüksel Önaçan",
        "poem": "\n\nESKİCİ\n\nO yıllar, eskicinin iki eli ve iki eski bisiklet tekerinin taşıdığı arabasında çinko taslar, sahanlar bulunuyordu. Daha sonra çinkoların yanında alüminyum tas, tabak, hamur ve çamaşır leğenleri görülmeye başladı.\nEskici:\n'- Taslar, tabaklar, leğenler! ' diye duyulduğunda kadınlar, ellerindeki işlerini bırakır, daha önceden hazırladığı süvarilikli (dizleri ve kıçı yamalı)  hatta yırtık bir pantolonu, ceketi, gömleği, ya da kalaylanması gereken bakır bir kap-kacağı koltuğunun altına sıkıştırır, eskicinin arabasının başında toplanırdı. \nMutfaktaki kap-kacağını yenilemek isteyen kadınların arasından biz sümüklüler başımızı uzatır, kenarlarında mavi ya da siyah çizgisi olan beyaz çinko sahanların ortasındaki sedef gibi parlayan, başımızı aşağı-yukarı hareket ettirdikçe renkleri değişen gözalıcı altıgen süse bakardık. Henüz oksitlenmemiş alüminyum leğenlerde de tekdüze renkler değişirdi ama çinko sahanların ortasındaki kadar albenisi olmazdı.\nBası-kesi, çelik-çomak, yazı-tura, kütük, beştaş, yakantop, kaçak-polis, hatta çaput bir topla futbol oynayan çocuklar bile oyunlarını bırakır, eskiciyle analarının ya da komşu teyzelerin yapacağı değiş-tokuşa tek tek odaklanırdı.\nDuvarın birisini boydan boya katetmiş sergendeki bakır siniler, 'dilikli' denilen yine bakır sahanlar, kapaklı çorba tasları zamanla kayboldular. Çinko ve alüminyum bakıra galip gelmişti.\n\nÇinko ve alüminyumun bu zaferi fazla sürmedi.\nÖnce naylon tas, tabak, leğenler, kovalar eskicinin arabasında yerlerini aldı. Hemen sonra da melamin tabaklar naylonlara arkadaş oldular.\nSüvarilikli pantolon ve tersyüz edilmiş ceketler çoktan kaybolmuştu. Az rengi atmış elbiseler, yün kazaklar, başka bakır kap-kacak kalmadığından bakır hamur leğenleri eskiciye sunulur olmuştu.\n'- Kız bacım, o hamur leğeni kaynanandan miras; herifin kızmasın sonra? ' diyen komşusuna:\n'- Çok ağır bacım. Fırına gidesiye tepemi deliyor,' diyebilen birileri, yedi-on kilo gelen bakır leğenleri verip karşılığında kırmızı bir hamur, mavi bir çamaşır leğeni alabiliyor olmuştu.\nYandanoyna Hatça, kocasının bayramdan bayrama giydiği takım elbisesini verip karşılığında altı melamin tabak almak istediğinde yan komşusu Topal Eşe:\n'- Kız kocan kızar bak. Adamın yepyeni urbasını niye veriyon? ' diye uyarmasına:\n'- Aman! Senede iki sefer giyiyor; giymese n'olacak sanki,' demiş ve değişimi gerçekleştirmişti. Akşam kocası Gostak Arif eve gelip de duvarda asılı beyaz bir örtünün altındaki elbisesini göremeyince sormuş, Yandanoyna aldığı melaminleri sırıtarak kocasına gösterdiğinde yedi sülalesi ağır hakaretlere uğramış, sırtında tahta bir sandalye kırılmış ve soluğu babaocağında almıştı. Anası olacak Bolkeseden, damadına bayram öncesi yeni bir elbise yaptıracağına söz vermişti de Yandanoyna Hatça evine öyle dönebilmişti.\n\nGünümüze kadar çeşidi az da olsa tahta ve toprak yerini koruyabildi. Cam, kağıt, çelik ve emaye kaplı saçlardan oluşan mutfak araç ve gereçleri diğerlerine savaş açmış durumda. Bu savaşta yavaş da olsa zafere ulaşacakları kesin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiden",
        "poet": "Adem İmdat Kesici",
        "poem": "\n\nEskiden düğünlerde Atma Türki atarduk,\nKadıbağı horona girup neşe katarduk.\nDerelerde el ile alabaluk tutarduk,\nÇay tohumi toplayup, hafta güni satarduk,\nİki kardaş, üç kardaş bi yatağa yatarduk,\nKuspa'nun tepesinde sevdaluğa çatarduk,\nKaragöle yüzerken en derine batarduk,\nYeşil bi leğen ile fafatara tutarduk,\nLağus golivasini çeynemeden yutarduk.\n\n(Rize Ağzı, Şivesi ve Aksanı İle Yazılmıştır)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskici/yim",
        "poet": "Nilgün Akçay",
        "poem": "\n\n\nEn güzel anılar ,\n....Sonsuz mutluluklar,\n.........Kaygısız yaşanmışlıklar,\n..............İçten ve samimi itiraflar,\n..................Candan kıymetli ölümsüz aşklar,\n.......................İhanet, üzüntü ,özlem olmayan \n............................Yalansız sonsuz tüm duygular…\n.................................İşte size sunduğum emsalsiz hazine bunlar..\n......................................Merak ettiniz değil mi acaba kimim ?\n\nBen ESKİCİ/YİM.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiden",
        "poet": "Çağdaş Yıldız",
        "poem": "\n\nanne sütünden yeni kesilmiş\nbir bebek yalnızlığıyla beraber\nyağmurun gelişinden korkan bir çocuktum \neskiden...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiden",
        "poet": "Alperen Biçer",
        "poem": "\n\nDolandım durdum dağların bağrında.\nBİr mânâ olmalı sevdanın sırrında.\nAz dolaşmadım o yârin ardında.\nEskiden âşıktım,yorgumun şimdi..\n\nHaziran 2006/Gebze\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiden",
        "poet": "Can Yıldırım",
        "poem": "\n\nBen bi balıktım eskiden\nEskiden hep içerdik geceleri\nGeceleri deniz kızları düşerdi aklımıza\n\nİçip içip iç olup şişeye düşer\nşişede bi balık olurduk\nsonra..\n\nDeniz kızl....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiden",
        "poet": "Hülya Kaya",
        "poem": "\n\nESKİDEN ÇOK ESKİDEN! ! ! ! \n\nEskiden sevgi taşardı yuvalardan bahçelere,şimdi yorgunluk ve mutsuzluk! İnsanların gözlerinde yıldızlar barınırdı.Neşe saçardı gülüşler,kahkahalar savrulurdu,şebboyları kıskandırırcasına.Sadakat vardı,sevgi vardı,huzur vardı.Şimdi hayata bezginlik ve hep şikayet.Bir kişi çalışır,bin kişiye bakardı.Bolluk ve bereket taşardı yuvalardan.Şimdi bir bereketsizlik,bir fakirlik ve sevgi açlığı.Yuvalardan gelen çocuk sesleri,çocuk acılarına ve çığlıklarına dönüştü.Yuvalarda yetimlik,öksüzlük kol gezmeye başladı! İslam dininin mükemmelliği unutulur oldu! Allah korkusu,peygamber aşkı,kuran sevgisi yaşanır olmalı yuvalarda! Sevgi öğretilmeli çocuklara! Öksüz büyümemeli hiç bir çocuk! Dinimiz güzel yaşanmalı ve yaşatılmalı! Sabır erdem olmalı! Sadakat ve sevgi ölümsüz! Bir kalbe bir sevda sığdırılmalı! Yuvalardan mutluluk ve sevinç çığlıkları taşmalı! Kadınlar ağlamamalı! Dudaklar beddua,için değil,dualar mırıldanmak için aralanmalı! Çocuk şarkıları yayılmalı bahçelere,kuşlar,ağaçlar,çiçekler,bulutlar ve gökyüzü şahit tutulmalı mutluluğa! Aşk ve sevda yaşatılmalı sonsuza dek! Mutluluk var olmalı! ....şair Hülya Kaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiden",
        "poet": "Halil Çalışkanlar",
        "poem": "\n\n07.04.2010\n\nBurada eskiden sular vardı\nHer sabah sesleriyle uyanırdım\n\nBir gece ansızın\nGittiler\n\nGökyüzü alabildiğince mavi idi\n\nBakmaya kıyamazdım\nGri bulutlar geldi kirlettiler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiden",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nHani herkes herkesin derdini dinlerdi, \nhep birlikte birbirlerinin yaralarını sarardı, \nHani birlikte  duvar dibinde sohbet ederdi\nçayırdan,bostandan,bahçeden dönerken, \ntandırlar yanardı evlerde,yemek pişerdi \nçok eskidendi,benim dostum çok eskiden. \n\nHani ayın dolunay olduğu hatırlarmısın gecelerde,\nharmanlarda hatırlarmısın çelik çomak oynerken, \nduvar dilberinde oynadığımız köşe kapmacalarda. \nyorgunluk nedir,ayrılık nedir hiç birimiz bilmezken, \nçok eskidendi,birlik günlerimizdi o günler çok eskiden. \n\nHani birimiz yere düşmüş yerde ağlarken, \nbizde acı çekerdik kolundan tutup kaldırırken, \nHenüz kimse bize ihanet tohumları ekmemişken, \nayrılıklar olmamışken birbirimizi severken, \nçok eskidendi,o güzelim günlerimiz çok eskiden. \n\nşimdi özlüyorum yorgunluktan bitap düşmüş günleri, \nHani Hasan amcamın anlattığı köroğlu hikayelerini, \nhatırlarmısın kızlar bulgur çekerken söylediği manileri, \nyavuklularının onlara türkülerle karşılık verdiklerini, \nçok eskidendi, o güzel riyasız sevgiler çok eskiden. \n\nŞimdi ay eski dolunay gibi olmuyor,çocuk sokakta olmuyor, \nyere düşenleri artık sevgiyle kolundan tutup kaldırmıyor, \ntok yatanlar aç yatan komşusuna akrabasına aldırmıyor, \nyeter kapat mazıyı sus bu olumsuzlukları yüreğim kaldırmıyor, \nçok eskidendi, insani insan yapan değerlerimiz çok eskiden. \n\nHalil ÇOLAK 18.07.2008 ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiden Aşk Vardı, Sevgi Vardı",
        "poet": "Tuncay Demirbilek",
        "poem": "\n\nESKİDEN AŞK VARDI, SEVGİ VARDI\n\nEskiden aşk vardı, sevgi vardı\nGüzel bir bakış ilan-ı aşk sayılırdı\nYar onu yorumlardı kendince \nBakışmalar devam ederdi \nPerdelerin arasından pencerelerde\nEskiden aşk vardı, sevgi vardı\nBüyük aşklar mektuplarla anlatılırdı\nYar onu saklardı göğsünde \nOkurdu günlerce\nBeklenirdi cevaplar binbir sabırsızlık içinde\nEskiden aşk vardı, sevgi vardı\nYardan gelen kuru bir çiçeğe \nYer bulunamazdı\nYar onu koklardı gecelerde \nSabahlara kadar gizlice\nEskiden aşk vardı, sevgi vardı\nYardan gelen bir mendil \nŞimdiki atlara, yatlara, katlara\nFark atardı\nEskiden aşk vardı, sevgi vardı\n\n                                      Tuncay Demirbilek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiden Bilmezdim Yalnızlığı",
        "poet": "Yılmaz Güney",
        "poem": "\n\nEskiden bilmezdim yalnızlığı \nBir ağaç nasıl yalnız değilse ormanında \nBir çiçek kendi dalında \nEskiden bilmezdim yalnızlığı \n\nYalnızlığın içinde \nŞimdi yalnız, yalnız mıyım \nKopuk muyum dalımdan \nUzağında mı kaldım ormanın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiden bir başkaydı sevdalar",
        "poet": "Cihangir Özyürük",
        "poem": "\n\nZamansız sevdanın amansız yolcularıydık biz.\nGözlerimiz Kötümser dünyaya umut saçardı, her şeye rağmen.\nSoğuk havalarda kifayetsiz paltolarımız, üşüyen ellerimiz,\nBir deniz kenarı çaybahçesinde iki çay iki simit öğle yemeğimiz.\nCebimizde üç beş kuruş ama sevdadan zengin, heybetliydi duruşumuz.\nVe bir aşk ateşimiz vardı küllenmesin diye sürekli taze tuttuğumuz.\nSaf, temiz, çıkarsız ama alabildiğine de zor bir sevdamız,\nYılmayan, yıkılmayan, pes etmeyen inatçı aşıklardık biz.\nİstanbulun akşam ayazında eli cepte öğrenci yurdu önünde nöbet tutardık.\nO güzel, o sade zamanların temiz aşklarının kahramanlarıydık biz.\nŞimdi ne kadar da uzak o günler...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiden derlerdiki",
        "poet": "İbrahim Aydın",
        "poem": "\n\nEskiden derlerdiki meyve veren ağaç taşlanır; Şimdi ise gölgesinde oturan bile kan revan içinde kalır...\n                   İbrahim AYDIN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiden bir kahvenin Gaziantepli bestekar-şair Erol Güngör şiiri",
        "poet": "Erol Güngör",
        "poem": "\n\nEskiden bir kahvenin, kırk yıl hatırı varmış\nBu devirde yıllarca, bir şeyler paylaşarak\nYüzlerce hatırayı, gönlünde saklasan da\nBazıları hepsini, bir anda unutuyor…\n\nSevmek ve sevilmekle, hiçbir yol, kısalmıyor\nBilakis zaman zaman, taş doluyor yollara\nDostuz demek fark etmez, hakkını vermek gerek\nDoğum günü kutlayan, bir günde değişiyor…\n\nJeste karşı gözyaşı, dökenleri de gördük\nBizden iyisi yoktu, bu sözleri çok duyduk\nGöklere çıkarıldık, paraşütsüz atıldık\nÇekip giden kendini, ne çabuk avutuyor…\n\nBozuk parayı bile, zevkle paylaşan vardı\nTıpkı çocuklar gibi, sevinmeye yeterdi\nSimitle çay içmek de, artık mazide kaldı\nÖzleyecek ne kaldı, kalmadı sanıyorum...\n\n15.6.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiden bir kahvenin Gaziantepli bestekar-şair Erol Güngör şiiri",
        "poet": "Erol Güngör",
        "poem": "\n\nEskiden bir kahvenin, kırk yıl hatırı varmış\nBu devirde yıllarca, bir şeyler paylaşarak\nYüzlerce hatırayı, gönlünde saklasan da\nBazıları hepsini, bir anda unutuyor…\n\nSevmek ve sevilmekle, hiçbir yol, kısalmıyor\nBilakis zaman zaman, taş doluyor yollara\nDostuz demek fark etmez, hakkını vermek gerek\nDoğum günü kutlayan, bir günde değişiyor…\n\nJeste karşı gözyaşı, dökenleri de gördük\nBizden iyisi yoktu, bu sözleri çok duyduk\nGöklere çıkarıldık, paraşütsüz atıldık\nÇekip giden kendini, ne çabuk avutuyor…\n\nBozuk parayı bile, zevkle paylaşan vardı\nTıpkı çocuklar gibi, sevinmeye yeterdi\nSimitle çay içmek de, artık mazide kaldı\nÖzleyecek ne kaldı, kalmadı sanıyorum…\n\n15.6.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiden Kalan Sevda",
        "poet": "Ferdi Şavk",
        "poem": "\n\nUzun zaman oldu seni görmeyeli\nUzun yollar girdi aramıza\nSen kırmızı bir kranfildin\nEn son bıraktığımda....\n\nHatırlarsan bir gün beni\nYüzünde tatlı bir gülümseme olsun\nBen hiç unutmadım seni\nHala kırmızı bir karanfilmisin....\n\nGözlerine ne zaman baksam utanırdım\nYüreğime beyaz bir kuş konardı\nSevdadan yana ne soylesen dalardım\nGözlerimin önünden kırmızı bir karanfil geçerdi...\nAniden hoyrat bir rüzgar eserdi\nBen korkardım....\nDalına yaprağına zarar verecekler diye...\n\nGülünce tomurcuk açardın...\nYanaklarında yeni yağmur damlaları olurdu\nBen ne soylesem inanırdın\nSen yeni açmıştın....\nDimdik ayaktaydın\nYaprakların yeşildi\nVe sen kırmızı bir karanfildin\nEskide kalan sevdamdın....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiden  Bizimdi  Somali",
        "poet": "Vahdet Mehmet Güneş",
        "poem": "\n\nönce fakirlik ve kuraklık\nyarasını derinden akıttı\nyanık duvarlı kaplarda\nbirde kalpler yanık,bağrı yanık\nbir döğme,bulgur katık altın külçe\nsıcak Afrika boynuzunda\nbir velinimet bekler esmer eller\nher imkan var. Mavi dünyada\ngök cisimler fethedildi.\ndevletim hariç kimse dert etmedi.\nparalı, kredili eller kalpleri kömürden beter\nmodu:Ye, İç, Eğlen  ömür harca\nsevgiyi gecelere sakla\nteranesi hayat garantisi\nAvrupanın,  Amerikanın  haramzadelerin\nrefah altın çağında israf EYFEL tepesinde\nunutmuşlar iblis onlarla meyhanede\nYaşa! Devletü Aliyemiz,İ kbalimiz\nHızırla iksir oldun yetiştin imdadına\nSomali eskiden bizimdi\nyeniden doğdu eski asırlara niyet\nkalp coğrafyasını fethettik\nyüzlerde acı tebessüm vaziyet\nbir katık yavan olsada zengin sofralara diyet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiden kalma bir umut var hala",
        "poet": "Ziya Nizam",
        "poem": "\n\nEskiden kalma bir umut var hala\nBir yudum sen içimde.\nSoranlar oluyor; \nNerededir,nasıldır diye.\nUnuttum ben onu diyorum.\nArtık yok hayatımda.\nİnan sevgilim unuttum seni.\nGözlerimi kapayana dek \nYoksun hayatımda.\n\n\t\t\t16.09.2002-Pazartesi\n\t\t\t22:51 Avcılar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiden Kalma Bir Düş",
        "poet": "Atilla Kızılkaya",
        "poem": "\n\nBir düş büyüttüm bu gece yüreğimde\nÖyle eskiden kalma bir düş işte\nYıldız kayardı görürdük tüm sevgimizle\n\nBu gece bir düş büyüttüm işte\nYarım kalmış ne varsa\nAktı gözlerimden, yüreğime\n\nÖyle bir düştü işte\nEskiden kalma bir aşk, bir sevda\nTamamlanmamış tiyatro gibi\nSenin gibi, yitip giden zaman gibi\nBir düş işte\n\nYarım kalmış ne varsa\nCanlanı verdi benliğim de\nO an eskiden kalma bir söz \nDüşüverdi dudağımdan CANIM diye\n\nYitirmiştik işte tüm sevdaları\nÖksüz, yetim aşklar kaldı geride\nBir düşten ibaret...\n\nBu gece bir düş büyüttüm yüreğimde\nGeçmesini istemediğimiz zamana inat\nYürüdüğümüz yollara\nVe her gün baktığımız mehtaba inat\nBir düş işte\n\nİstemezdik böyle bir dünyada\nBöyle bir zaman da ayrı düşmek\nZamana yenilmekti işte\n\nBu gece \nGeçmişte hapsolduğum gözlerini düşleyerek\nGecenin sessizliğine inat haykırmaktı\nSeni sevmek\n\nBu eskiden kalma bir düştü işte\nBu gece dökülüverdi\nYüreğimden kalemime...\n\n                                           01.05.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiden Kalma",
        "poet": "Özlem Bogner",
        "poem": "\n\nGizli bir sevinç var içimde \nEskiden kalma\nHep içimde sinsice büyümüş\nElimi kolumu bağlayan sevda\n\nBir daha böyle sevemem sanırdım\nHep elele dolaşanlara imrenerek bakardım\nO güzel gözlerine takıldı aklım\nGizli bir sevinç var içimde \nEskiden kalma\n\nBana gelişinle çok mutluyum artık\nHiç kimseden, hiç bir şeyden korkmuyorum\nSen yanımda oldukça varım ben artık\nGizli bir sevinç var içimde \nEskiden kalma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskidendi",
        "poet": "Niyazi Şahin",
        "poem": "\n\nÇok badire atlattım gönlüm bunu da yendi\nİçimde sana ait ne varsa hep tükendi\nGidişine gözyaşı sunduğum sen değilsin\nGidenin arkasından ağlamak eskidendi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskidenmiş",
        "poet": "Demet Kaytan",
        "poem": "\n\nEskidenmiş \nSevgiliye mektup yazmak\nAşkı şarap diye içip\nHisleri kaleme dökmek\nArtık herşey değişti\n\nEski aşklarda bitti\nDünya döndükçe döndü\nNe canlar yandı\nNe ateşler söndü\nİlk bakışta aşık olanlar \nTarih oldu kitaba geçti\n\nEskidenmiş\nUzaklardan olsa da sevmek\nBakışlarla oynaşmak sevişmek\nKışları yaza çevirmek\n\nArtık yazlarda kış oldu\nMevsimlerde değişti\nNe canlar yandı\nNe ateşler söndü\nİlk bakışta aşık olanlar\nTarih oldu kitaba geçti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskidi Sevdan",
        "poet": "Efsun Aydın",
        "poem": "\n\nEskimişti sevdam sen de benim\nYeni yüzler gerekiyordu yanında güzel durması için sana\n\nÜç kuruşluk kıyafetler ile güzel olan uzun tırnaklı kadınların \nVücudunda ki izlerini arıyordu içinde ki şeytan\n\nKorkup kaçmak adetindi senin \nEskimiş Sevdan a yenilikler giydirmek yorardı bedenini\n\nGüzel yüzüme bir de iyi kalp eklenince \nBugün olmazsa yarın mutlaka diyerek erteledin bitişleri once\n\nHesaplamamıştın beni seveceğini kalbinin \nYıldızlar inanmıştı öncelerde, sen inanmasan da sevdana\n\nSonra…\nBir Doğum Günü Öncesinde …\n\nBana verdiğin sözlerini hatırlatacağım gün gelecek sana\nBelki içtiğin bir bardak su yayılacak damarlarına,\n\nSen o zaman başlayacaksın Su yu doldurmaya kovaya\nÖğretmediler mi sana sevdiğim…\n\nAltı olmayan kovada suyun akıp gideceğini? \n\nYaa suya rahmet katmayı? …\n\nSu kadar berraktım oysa ki …\n\nBile bile kıyarken sen eski sevdana \n\nBen de herşey bıraktığın yerde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskidendi",
        "poet": "Hasan Hüseyin Çetin",
        "poem": "\n\nGözler bakıyor görmüyor\nDiller dönüyor konuşmuyor\nKirpikte yaş ağlamıyor\nDuydu eskidendi\nYukarı mahallede pişer yemek\nKokusu aşağı inmez,ne demek\nKokmuyor,mutfakta yanan yemek\nLezzet eskidendi\nTenekeden yapardık dümbelek\nÇalardık yiyene dek kötek\nErkenden eve git ne demek\nÇocukluk eskidendi\nYaramazlık edince sokakta\nTüm kulaklar komşuda\nGörelim şimdi tutulsun da\nSaygı eskidendi\nElbet hata yapılır\nArif dost uyarır\nO yol bırakılır\nBasiret eskidendi\n\nHasan Hüseyin Çetin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiden Dilenciler Tevazu Sahibiydi",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nŞehirlerde büyüdüm onlar gerçek fakirdi,\nKapıya gelirlerdi babam yemek verirdi…\n\nSen kimsin, nesin, derdik anlatırdı fikrini,\nDuygular samimiydi söylerdi sebebini…\n\nYemek yer, çay içerler doyunca kalkarlardı,\nYarım ekmek de versen hep razı olurlardı…\n\nŞimdi bunlar milyarder ekmek filan almazlar,\nTüm evi götürürler yine de hiç doymazlar…\n\nHatta vurup öldürür Rab’den dahi korkmazlar,\nÇoğu bir yere bağlı bir plan oluşturmuşlar…\n\nAç gözlülüklerinden meslek mi edinmişler? \nMafya gibi adamlar kötülük düşünürler…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskidendi",
        "poet": "Mehmet Özcan Yasdıbaş",
        "poem": "\n\nbazı fotoğrafların var\nkitaplarımın arasında kalmış\nokurken ayraç olarak bırakıp\nsonrada orada unuttuğum\n...\nonca zaman hiç solmamış\nsevdanın rengi hala yanaklarında\ngözlerin hala açık yeşil\nsaçların gün batımı renginde\n...\nboş ver tüm bunlar eskidendi\nkelebekler çoktan başka bahara gitti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskidevir",
        "poet": "Cafer İşler",
        "poem": "\n\nNe kötü eski devir\nNe hastane ne revir\nİnsanlar ölürdü bir bir\nAman gelmesin eski devir\n\nŞimdi her yer hastane\nÇok var her yerde  eczane\nİlaç yetiştiremiyor eczane\nPara vermeden giden gidene\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskidendi O",
        "poet": "Mesut Andık",
        "poem": "\n\nYeniden yazın Türkçe sözlüğü\nMerhamet,saygı,sevgi,hoşgörü kelimelerini çıkarın içinden! \nSon sayfasına bir dip not yazın\n''Eskidendi O''\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskidendi çocuk olmak...",
        "poet": "Deme Be",
        "poem": "\n\nHani hayatı daha telaşşsızdaha cıvıl cıvıl yaşadığımız o yıllar....\n\nSiyah la beyazın gökkuşağı renklerine bürünmüş berraklığısaf ve sıcaklığı...\n\nBelki radyolu yılları hayal meyal hatırlıyorumama tv lerin tek kanallı oluşunu ve sabah açılış kuşağından öncetüm mahalleli çocuklarla ekran karşısına geçip istiklal marşını hepbir ağızdan söyleyip çizgi kuşağına daldığımızı dün gibi hatırlıyorum..\n\nEskiye dair herşeyi özler oldum bu günlerdehani dokunsalar ağlayacak tanımlamasındayım bi nevi...\n\nŞimdilerde arkadaşlıklardadostluklardaparklardaparklarda bahçelerde hep yapay olmuş.Yapaylık oakadar büyük boyutlardaki hani ilk okulda başalyan o çocuksu heyacan saflık lise ve üniye gelene kadar bizimle zıtlaşarak kaybolmuş hersene artan sorumluklar sorunlar yüzümüzü germişduygularımızı yok etmiş ve artık iş hayatındaki profilimiz de çok sabit bir hal almış...Sabah kalk işe git asık surat herzmanki inişli çıkışlı tempo evine gel aynı tavırlar......\nBiz böylemiydik eskiden? ? ? ? \n\nŞimdilerde diziler yapay tatlandırıcılı kıvamda..\n\nSüper babayı izler kendimizden bieşyler bulurduk.7 den 70 herkesin gözdesiydi.Mahallenin muhtarlarıyla gülerdikYalan rüzgarına kitlenir entrikalara şaşırırdık(anne ve abla zorlmasıyla izlesekte) \nÇocukluğumdaki bayramaları özler oldum... 1 hafta öncesinden baş ucumdaydılar bile bayramlıklarım... Bayram ziyaretleri ayrı bi tatlıydı..Şeker toplamalar ayrı bi zevkliydi..Kız kaçıranlar vardı bayramların ayrı bi tadıydı onlar kız arkadaşlar biraz kızardı ama napalım çok eğlenceliydi onları o şekilde çığlık çığlığa kaçırmak....\n\nSonra okula giderken servisle değil mahalledeki arkadaşlar gider beraber oynaya zıplaya şakalaşarak dönerdik...\n\nHalı sahalar yoktu topraka sahalar neyimize yetmiyordu..2 ayda bir ayakkabı eskitirdik...Ee tabi evde babayla yakalamaç oynardık bu yüzden\n\nSonra misket olayı varki apayrıydı ''köktümm senii''heytt be ne günlerdi..\n\nGazoz kapağından oyunlar ebelemecelerkızlarla oynanan ses sekler... Eskiden pc oyunaları yoktu yada internet kafelere tıkılmazdık eskiden; çünkü bilgisayar nedir bilmezdik.\n\nDansa davet vardı bir aralar.Fiks ti yalnızdansa davet ettiğimiz değişmezdi\n\nŞimdilerde tv lerdeki evlenme programalrının fikir babası bu oyun desek yanlış olmaz..\n\nBirde saklambaç vardıköye gittiğimizde fasülye sarmaşıklarının arasında arkadaşalr oynanan köy demişkenn hiç tap taze hormonsuz domotesi tarlada ekmekle yemenin ayrı lezzetini. tattınızmı? Yada hemen orada sökülen patatesleri ateşte biber ve patlıcanla kavurup yemeyi? \no ateşte gene tarladan aşırılan mısırları kızartıp yemeyi? \n\nKışın kızağını yapıp bata çıka kaymaya çalışmakpatlayan futbol topunun içine \n\nÇocukluk yıllarımı özlüyorumm...Hormonsuz doğalsaff yılları....\n\nUzun lafın kısasıgün geçtikçe eskiye dair herne yaşanmışlık varsa daha bir özler daha bir arar oldum..\n\nAcaba yaşlanmak denen şey bu mu? Yada sona yaklaşımın verdiği üzüntümü...\n\n23.07.2009 oneoh\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskihisar",
        "poet": "Erdal Çoban",
        "poem": "\n\nKar parlıyor, sokak lambasının sarı cılız ışığında\nBuralarda bir yerdesin biliyorum \nDört bir tarafım sağım solum sobe \nGemi sallanıyor, dengeli dengem bozuluyor \nİstanbul, toprağından düşeli \nHafif saçma kaba bir müzik oluyor\nSislerle karşıyakaya geçiyorum\nKalbim beri yakada kalıyor\nBiraz kötü çokça da öfkeli \nSeni evimizde bekliyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskihisar",
        "poet": "Can Garibi",
        "poem": "\n\nEskihisar\nEski hisar\nBoş bir kale\nHoş bir kale.\n\n(26-Ekim-2010-Salı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskil Bir Aşk Öyküsü",
        "poet": "Lale Müldür",
        "poem": "\n\nboynumda yağmurdan bir kolye...\nıslak taşlara oturuyorum bugünlerde...\nbir siyam kedisi ve ben... pek çok şeyi geriye doğru unutuyoruz...\neski rus bir sevgilim vardı...\nbaşka birisini göze alamam bugünlerde...\nöykü safir aynal....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskil Eskil",
        "poet": "Hasan Tosun 2",
        "poem": "\n\nTuz gölünde tuz kalmamış,\nEşmekaya sazlık kamış,\nBüğete çok var,\nTatilimizi Eskilde yapacağız...\n\nÇöller olmuş safari,\nBizde bu temiz havadan alsak bari\nKındıralar ocak ocak,\nMangalı Eskilde yapacağız...\n\nKırmızı kanatlı flamingolar,\nHer kış havzalar su dolar,\nMacera dolu yollar,\nYarış bayrağını Eskilde kapacağız...\n\nTömekler de durur çevreci Ahmet,\nİçi dolu merhamet,\nTakdire değer Hilmideki gayret,\nKırmızı kurdeleyi Eskile takacağız.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiler Yitti Yenide",
        "poet": "Hasan Salih Küçük",
        "poem": "\n\nNinemin o masalları şimdi yine olsaydı\nTelevizyon,sinema kutusunda kalsaydı\nHafiften bir bozlak,uzun hava çalsaydı\nHarlanıp yanan soba,uykumu getirseydi.\n\nÖzlem ve hasret dolu,geçti gitti seneler\nEskisi gibi parlayıpta,kokmaz kınalar…\nAzar yiyorlar babalar,horlanıyor analar\nEr olsaydı delikanlı,gelinler şen kalsaydı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiler İçimdeki Ses İle Bende",
        "poet": "Şadıman Şenbalkan",
        "poem": "\n\neskiler can yoldaşım\nne eskisi gibi yeni konu komşu\nne peşkir ne de şilte\nborç para sakın isteme\nkarşılıksız sevmekte ne? \nbayramlarda el öpmek eskidi mi\nhadi canım şimdi tatil keyfi\nradyoda ajans dinlerdi babam\nnineme ev önü oldu haram\nkızlara dünür gitmez oldu\ntelevizyon gülleri hayatımızı soldurdu\nyemiş yeme\nmısır patlatma\naman... \nhani amca hani rahat sofa\nevdeki neşe \nnerede hemşeri nerde gülmelerim\nenişteler teyzeler ve yeğenlerim\nözledim sizi eski günlerim\niçimdeki seste olmayın gayrı\neskiyi yad etmekten  bıkmadım inan ki\nses ver eskiye\ngönül koyma bizim şu makbul yeniye\ndesem de \ninanma sen bana\nbenim iç sesim, \nsenin renginle senin renk çümbüşünde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskil Hatırası",
        "poet": "Okan Tuncer",
        "poem": "\n\nhatıralarda kalan bir pazar akşamı\nEskilin tek parkının ortadaki kamelyası\nkamelyada bir masa\nmasada bir tabak\ntabakta sana ait dogum günü pastası\nkadehlerimizde velinin birası\ndudaklarımızda baglılık yeminleri\ngözlerimizde yakalanma kaygısı; \nEskil küçük yer\nherkes birbirini tanır\nbirine görünüpte hava atmak gibi bir niyetimizde yok zaten\nhala heyecanlandırır beni dudaklarının tadı\nşimdi anılarda kalan\nseninle son gecemin Eskil hatırası\n\nkamelyada kilitli kaldı ettiğin yeminlerin\ngittin..şimdi yoksun..\nböylemi bitecekti aşkımızın rüyası\nherkese kavun yedirdin\nbanada kelek\nhey gidi gözünü sevdiğimin dünyası\n\n\n"
    },
    {
        "title": ".............................................Eskilerden",
        "poet": "Mahmut Çiçekdağı",
        "poem": "\n\nBir şiir okudum bir kitap okudum eskilerden \nEn güzelmiş o zamanlar çocukluk ne güzel yaşanırmış\nBüyükler oturur çocuklara  masallar anlatılmış eskilerden \nKomşular gelince  en güzel takımlar konurmuş \n\nBir flim seyrettim aşk sevgi dolu eskilerden \nNe güzelmiş o zamanlarda aşkı yaşamak \nBir aşkı hüzzam şarkısı dinledim eskilerden \nAyrılığı  neşeyi güzelmiş yalnız yaşamak \n\nAkşam toplanırmış büyükler günü anlatırlarmış \nAnneler babalar bir tarafa toplanır sohbete dalarmış \nÇocuklar toplanır ortaya oyunlar oynarmış \nHayaller güldürken  yarınlarda umutlar yeşermiş \n\nGecenin karanlığına kadar oturulmuş \nÇay içilirken bir yandan çekirdek çitlenip \nOrdan buradan bir şey anlatılırmış \nÇocuklar özgürce oynarmış bir kenara çekilip \n\nÖzdemir sefa ne güzel anlatmış şirininde \nNe güzel zamanlar vardı eskiden. \nNe güzel insanlar vardı eskiden. \nGizli gizli el ele tutuşurdu sinemada gençlerde\n\nSevdalar önce gözlerde sonra dillerde \nİhtiyarların her söze ah nelerde o eskiler deyişlerde\nSevgiyi deşerdi yarınların ümitleri kaynardı\nTanıdık tanımadık herkese selam verilirdi \n\nGünün içinde kavga gözyaşı yokmuş \nO zaman uzakmış rüyalardan kâbuslar \nYanık romanlarda bile saadet taşarmış\nMecmualarda  yazarmış aşkların kavuşmalarını eskilerden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskil'de böyle geçer hayat",
        "poet": "Ahmet Sanlav",
        "poem": "\n\nBaşkanlar verir hep boş vaat\nÇekmez bu yükü bu  kağnı,bu at\nMemur ve amirler ne rahat\nİşte Eskil’de geçer böyle hayat\n\nSusam sokağında bestelenir nakarat\nHer hafta mırçınlı çıkarır yeni icat\nTası tarağı sattık kalmadı bir hacat\nİşte Eskil’de geçer böyle hayat\n\nOtobüsçüler çarpışır, sebep bir hat\nYok, kimsede sabır ve kanaat\nİster çalış, ister sen otur yat\nİşte Eskil’de geçer böyle hayat\n\nUcuz iş yapar bizim derviş kırat\nYok, eskilde dört dörtlük zanaat\nHerif nara atar, küser avrat\nİşte Eskil’de geçer böyle hayat\n\nHerkes bir yol tutturmuş, adı menfaat\nEskili düşünen yok durum berbat\nİster çalış, istersen can at\nİşte Eskil’de geçer böyle hayat\n\nYangın çıktı, itfaiyede koptu halat\nMüftü dinler, vaaz verir cemaat\nBu yıl da başladı pancarda hasat\nİşte Eskil’de geçer böyle hayat\n\nHer Ümit ettiğin eskilde olmuş fitne fesat\nHizipleşme için de insanda kalmaz takat\nEline ne geçiyor seninki resmen kuru inat\nİşte Eskil’de geçer böyle hayat\n\nHer yenilgi sonunda alınacak bir nasihat\nAhmed’im memleket bir vasıta, gaye şahsi menfaat\nElbet bir gün sonunda kazanacak hakikat\nİşte Eskil’de geçer böyle hayat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskilerde Kalan..",
        "poet": "Zeliha Bicer ",
        "poem": "\n\nYollarına alıştığınız,taşını toprağını\nGözünüz kapalı yürüdüğünüz\nSokaklarınız olmuştur sizinde.\nManavını bakkalını tanıdığınız simalarınız\nAnahtarı kapının üzerinde bırakıp\nBahçe kapısını kilitleyip\nKomşuya geçeniniz de vardır.\nDeğişen ne oldu bunca zamanda? \nRadyolarımız vardı dinlediğimiz\nSohbetlerimiz olurdu\nKuzine sobalarımızda\nKestane kavururduk\nBozacı geçerdi kapı önlerinden\nGiysilerin kalitesi değildi kıstasımız\nYamalı da olsa elbisemiz\nİnsanı esas tutardık hep birlikte....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskilerden",
        "poet": "Erhan Uzman",
        "poem": "\n\nDurmuş sanki zaman, gitmiyor bir yere,\nSevdam hala aşık, kör gibi sana,\nBir kız görüyorum sende, bir melek sanki,\nDuruyor ileride, çırılçıplak, sere serpe,\n\nBir feryat duyuyor yüreğinde,\nBir haykırış var, bir çığlık, bir çırpınış bana,\nYüreğin sustu susacak, zaman sanki durdu duracak,\nGözlerinde bir ışık, ateşliyor beni.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskilerde....Şimdilerde...",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\neskilerde,\nyağmur gözlümü özlüyordum...\nşimdilerde,\nyağmurun kendisini...\nyağmur gözlüm,\nanıların içinde kaldı...\nyağmur,\nbulutların çok gerisinde...\nkim derdi ki\neskilerle şimdileri\nyağmur birleştirecek diye...\n\nFikret Turhan-Yalova,\n21.02.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskilerden, Kitapların Arasına Düşmüş Dizelerden",
        "poet": "Taha Yaycı",
        "poem": "\n\nYollarımı yollarına yeğledim\nHasreti acıma ekledim\nSen sadece uzaklık zannettin\nBen seni yollarında bekledim\n\n(12.09.2004, Ankara)\n\n-----------\n\nYazında, kışında, baharında\nİlk mi, son mu bilmem\nResimde, şiirde, romanda\nYer mi, yön mü ölmem...\n\n(12.09.2004, Ankara)\n\n-----------\n\nUzaklar, yollar ayrık\nKalpler bir, ayrılık...\n\n(12.09.2004, Ankara)\n\n-----------\n\nÖlü evi kalabalık oludu eskiden\nÖlünün arkasından Kur'an okunurdu\nÖzlediğim ölümler değil, ölüm sonraları\nHasretini çektiğim ağlamaları\n\n(12.09.2004, Ankara)\n\n-----------\n\nDemir tel tel kemerin\nHalkalı küpelerinle\nKalbime girdin\nYolculuk bitti\nÇık artık kalbimden\n\n(06.09.2004, İstanbul)\n\n-----------\n\nHer yolculuk aşk zamanı\nAnkara İstanbul 6 saat\nBir aşk başlar ve biter\nAşklar yarım kalır\nYol biter.\n\n(06.09.2004, İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskilere Dalınca",
        "poet": "Mahmut Kılıçoğlu",
        "poem": "\n\nBeni bir ateş sarar\nEskilere dalınca\nBütün bedenim yanar\nEskilere dalınca\n\nRengim solar sararır\nDuygularım kabarır\nCan bedenden ayrılır\nEskilere dalınca\n\nDilim dönmez tutulur\nHasret öfke savurur\nAkan suyum da durur\nEskilere dalınca\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskimeyen Tek Mısra",
        "poet": "Evren Özcan",
        "poem": "\n\nDönmezse dünya\nBilir misin aslında...\nDönmezse bu dünya \nBilemezsin aslında...\nHer yolun sana çıktığını,\nHer anın sana vardığını,\nHer nefesin seni sardığını,\nBir de şu kalbin senin için attığını.\nDönmezse dünya\nHer şiir aynı cümleyi kuramaz.\n...ve dünya dönüyor,\nBu kalp seni seviyor.\nEskimeyen tek mısra\nDünya döndükçe burada.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskimeyen sufiler",
        "poet": "Mustafa Nuri İnanç",
        "poem": "\n\nO   baharlarda,mistizm   yağdı   bağlara\nYağmurluk   gibiydi   hırkalar\nBizim   baharlarımızda,\nDost  bağrına, kanla   yazılır, mısralar\nSevene   sunulur,  sevilene  okunur\nİki   elde  bir   güzellik   var\nDostluklar   böyle   kurulur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskimeyen Dostlar",
        "poet": "Turan Gökmenoğlu",
        "poem": "\n\nAradan yıllar geçse de\nUfalanıp dökülse anılar\nGümüş teller örülse kuzguni saçlara\nÇökse omuzlar\nGözlerin feri dinse\nGönüllerdeki yeri değişmez eski dostların\nOkul sıralarında işlenen\nBizi birbirimize düğümleyen bağlar\nYılların elinde eskimez\nKardeş gibi\nBaba gibi\nHer gün yeni baştan örülür sevgiyle örgüsü\nEski dostlarımla bir aradaydık\nSanki her şey dün gibi\nSevgi üstüne\nKardeşlik üstüneydi sohbetimiz\nAynı topraklarda doğup\nAynı havayı soluduk\nBirikmiş ne çok anımız vardı \nBir gün, bir geceye sığdıramadık\nYeniden buluşmalara özenip\nAramızda olmayanların hasretiyle\nSık sık bir araya gelmeye sözleştik\nEski dostlar\nEskimeyen dostlardı\nBir zamanlar yapayalnızdık\nArtık çoluk çocuğa karıştık\nYüzümüzdeki çizgiler şahit\nHep biribirimizin gözbebeğiydik...\n\nTuran Gökmenoğlu\nKadıköy, 19 Mart 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Eskileri Arıyorum",
        "poet": "Ferhat Çetin",
        "poem": "\n\nKentlere yabancıyım\nBetonları sevmiyorum\nHavam berbat,suyum yokkk\nEskileri arıyorum.\nÇünkü ben o bilinen hancıyım\nKentlereyabancıyım\nKargaşayı sevmiyorum\nİnsanlar berbat özgürlük yokkk\nİçkileri arıyorum\nÇünkü ben o sarhoş hancıyım\nKentler yabancıyım\nÇirkinleri sevmiyorum\nDört tekerlek üzerine kurulmuş kızağı yokk\nKağnıları arıyorum\nÇünkü ben o ihtiyar hancıyım\nKentlere yabancıyım\nSiyaseti sevmiyorum\nUzlaşma yokkk politika çokk\nDemokrasi arıyorym\nÇünkü ben dağların arasında bir hancıyım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskimez Beyitler 12",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nOsmanlı göçtü Batı'ya.\nBatı'dan gidiyor Doğu'ya.\n******\nNice yeni'ler var, eski'den de eski.\nNice eski'ler var, yeni'den de yeni.\n******\nFenâ için değil, bekâ için sanat.\nÖlmek yokluksa, o sanatı çöpe at.\n******\nHer çirkinlik gebe,\nBir kaç güzelliğe.\n******\nIzdıraptan fışkırır güzel şeyler.\nCennete fışkırır iman edenler.\n******\nEtten toprağa tohum atan ışık, güzellik.\nAtılan tohumu patlatan aşık, güzellik.\n\nBatı Berlin, 1980-85.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskimez Beyitler 13",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nDünya bir gurbet, âhiret ise anavatandır.\nÖlüm yolculuğuyla bu hasret son bulacaktır.\n******\nMeyvedeki tohum, sonsuzluğa gebe.\nToprağa düşen insan meyve vermede.\n******\nİnsana neden gem vurulmamış, neden hayvanlık ediyor insan? \nHayvana neden yular takılmış, neden insanlık ediyor hayvan? \n******\nSoğukta donar, sıcakta yanarsın.\nİnsanoğlu sen, cenneti ararsın.\n******\nYutmak varken yutulur muydu hayvan insana,\nŞükürsüz yutarsa, dönmez mi insan hayvana? \n******\nTonlarca ağırlığı taşır dünya.\nDünya altında insan, üstte güya! \n******\n'Dünya' diyorlar, 'bozulmuş! '\nHayır! insanlar kudurmuş...\n******\nDünya işler tıkır tıkır.\nİnsan işler takur tukur.\n\nBatı Berlin, 1980-85.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskimeyen Eski Cümleler 3",
        "poet": "Elçin Gelir",
        "poem": "\n\nBana ordan sert bir günah verirmisiniz? \nSek içmek istiyorum...\nYıllandıkça güzelleşen tek günahsın içimde...\nGördün mü bak? \nYine seni bir dikişte bitiryorum!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskimeyen Dost",
        "poet": "Lamia Canay",
        "poem": "\n\n\nO kadar derdimi çektin dinledin\nSeni üzmem artık eskimeyen dost\nFevri davranmamı nasıl önledin\nSeni üzmem artık eskimeyen dost\n\nKimi tahrik etti sürdü ortaya\nEzildim büzüldüm döndüm turtaya \nUyardın sanırım gelmem oltaya \nSeni üzmem artık eskimeyen dost\n\nSana çok borçluyum kardeş Lamia\nFarklı insan dolu koca camia \nEmeğin çok oldu doğrusu bu ya \nSeni üzmem artık eskimeyen dost\n\nDostluğun örneği vefanın adı\nGülşene bir daha uğratmam yadı\nBunlarla bozuldu ağzımın tadı \nSeni üzmem artık eskimeyen dost\n\nEğilmem kimsenin önünde asla\nDostun varsa sırtın dostuna yasla\nBazısı dost değil sana kıyasla\nSeni üzmem artık eskimeyen dost\n\nSemahi önem ver asıl dostuna\nUğratma yadları gönül postuna\nÖnemseme artık sırt dön kastına \nSeni üzmem artık eskimeyen dost\n\nErol Duran\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskimez Beyitler 18",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nOtomobil oldu at, at otomobil.\nİstiyorum tezek dökmeyen at/om-obil.\n******\nGöz, görür mü ki gözünü.\nGörsün, gözünün gözünü? \n******\nDoktor ve öğretmenim oruç.\nSüper sıhhat-eğitim sonuç.\n******\nYumurtayı herkes kırar, çok kolay.\nİçerden kırar civciv, yapar olay! \n******\nAvrupa ikidir: Biri kitaplı, öteki kitapsız.\nHesapsızlıktan hoşlanır nedense bizim aydınımız...\n******\n'Yarım doktar candan, yarım hoca imandan'\nYarım aydın eder, insanı insanlıktan...\n\nBatı Berlin, 1980-85.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskimez Beyitler 21",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nErkeği erkek yapan dişidir kadın.\nCennette 'huri' olacak senin adın.\n******\nBu zamanda kimmiş en büyük mütefekkir? \nGösterecek birgün, zaman en büyük müfessir! \n\n(Zaman, onun 'Bediüzzaman' olduğunu gösterdi.)\n******\nKâinat insanın içi, içi dışı.\nHepsi Allah'ın işi, yok bundan dışı.\n******\nKarşı karşıya gelse iki ayna.\nOrtasına giren, gelir oyuna.\n******\nEksi ve artı eşittir aynalı çarşı.\nBu çarşıda herşey birbirine karşı.\n******\nKâinat eksi, âhiret artı.\nBiri birisiz olur mu tartı? \n******\nKâinat büyük insan.\nÜretir küçük insan.\n\nBatı Berlin, 1980-85.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskimez Beyitler 19",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nNe zaman yaratmaya başlarsak biz hürriyeti,\nO zaman bizim olur ellerin cumhuriyeti.\n******\nÜzmez beni dış zayıflık.\nYeter bana iç şişmanlık.\n******\nAydın karanlık olmuş, karanlık aydın; \nMumla aranır oldu, yüz mumluk aydın.\n******\nSefâhatin aşkı gençlik, genç onun soyadı,\nAklı başa getirir, sefâhatin tokadı.\n******\nGençlik, tekrar doğmayacak bir güneş.\nSonsuz  nar ve nur doğuracak bir eş.\n******\nGençliğinde ihtiyar olan çilekeş,\nİhtiyarlığında olacak bir güneş.\n\nBatı Berlin, 1980-85.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskimez Beyitler 7",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nHakikat, niçinin niçini.\nKitap çözer bunun içini.\n******\nHakikatin bulmacası varoluş,\nYok'u var Eden'de ebedî buluş.\n******\nToprak, kustuğunu yutan bir garip hayvan.\nMekân kurmuş midesinde en büyük Sultan.\n******\nÖnsözüne giriş yapmış, kendini okuyan kitap, insan.\nYükselişe iniş yapmış, Bir'den Bir'e dönen hitap insan.\n******\nİnsan; binbir türlü hayvan, bitki, cin ve şeytan.\nInsan olur insan,  olursa kendine çoban.\n******\nKalbimiz bir habbe, arzusu bin kubbe.\nİstiyor istiyor, kubbe kubbe habbe.\n******\nİnsanın beyninden kurtuldu robot.\nBeyinler robot içinde oldu ot.\n\nBatı Berlin, 1980-85.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskimez Beyitler 30",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nÜçüncü dünya savaşını başlattım kendi içimde.\nOlmasın nükleer bir savaş, olmasın benim dışımda.\n******\nBarış iniş.\nSavaş yokuş.\n******\nTek bir kusurum var: Nefs.\nRabbim! Bunu doğra, kes! \n******\nTa ta ta ta ta ta ta ta.\nDışım içimle barışta! \n******\nNiçin kaçıyorsun nefsinle savaştan? \nYağmurdan kaçan, kurtulamaz doludan! \n******\nEy, ilim peşinde koşan genç! \nBuyur, içimdeki tahtta geç...\n\nBatı Berlin, 1980-85.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskimez Beyitler 24",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nÇam gibi devrilirken eski(!)   yıl,\nKadeh kadeh içilir Yeni(!)   Yıl! \n******\nAritmetik Gerçekler\n\nTürk bir, Kürt bir, bir kere bir, bir.\nBir'i on'a bölmek sön mek tir.\n-------------\nNot: Bu beyiti biraz hızlıca okursanız,\ngüzel bir tekerleme elde ettiğinizi\ngöreceksiniz.\n******\nDünya bir, Güneş bir, Ay bir.\nBilmezler hiç bölme nedir! ..\n******\nBir bölü bir, eşittir bir.\n'Sen Türk, ben Kürt' ne demektir? \n******\nEy Türk ve Kürt kardeş! \nOlmayın üç, dört, beş.\nYaşayın kardeş kardeş.\n******\nDünya bir, Güneş bir, Ay bir.\nŞunu der, gökte her bir bir:\n'Bütün yıldızlar kar deş tir! '\n\nBatı Berlin, 1980-85.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskimez Beyitler 35",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nCemiyetin cennetidir sanat.\nSanatsız topluma yoktur hayat.\n******\nEsir olmaktır demokrasi, millete.\nEsir olmayan, eremez hürriyete.\n******\nBir hazine buldum, saadet onda.\nNe ararsan var, Risale-i Nur'da.\n******\nMüstehcenleşir sinema, mideleşir hayat.\nSanatın öldüğü yerde, buna denir sanat! \n******\nKâinat, büyük kitap.\nİnsana eder hitap.\n******\nYenilmez orduları bak biz yedik! biz yendik...\nFethettiğimiz gün kendimizi ah! ne şendik...\n\nBatı Berlin, 1980-85.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskimez Beyitler 44",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nBaşörtüsüz olmaz\n\nKalemsiz kâğıt, kâğıtsız kalem; \nOlmaz başörtüsüz benim annem.\n******\nOnikili aylar\n\nBarışın elinden tutar bizim oylar,\nSavaşa gider hep onikili aylar! \n******\nOlur mu? \n\nHerşey lüzumlu, tek benim Lüzûmsuz.\nOlur mu barış, olur mu 'kuzum'suz? \n---\nNot: 'Lüzûmsuz', benim şairlik lâkabımdır.\n******\nBarış istersen\n\nSavaş yarıştır, yarış barıştır.\nBarış istersen, kitap karıştır.\n******\nBarış kuşum\n\nİşte benim barış kuşum,\nMuhabbed(sav)  e vurulmuşum.\n******\nKorkum\n\nKorkuyorum, yok müessir bir eserim.\nGeliverirse ölüm, ben ne ederim? \n\nBatı Berlin, 1980-85.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskimez Beyitler 26",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nKim istemez hergün bir aya, yıldıza çıkmak\nAya çıkmaktan başka nedir, kitap okumak? \n******\nKorku, sevgi oku.\nGözlerim hep onu.\n******\nAfrika kurdudur AIDS, Afrika kurdu.\nSevmedi açlığı, Batı'da mekân kurdu.\n******\nRisale-i Nur'da AIDS: Ağaç kurdu.\nNursuzlarin içi dışına vurdu! \n******\nNur üstüne nur, Risale-i Nur.\nKendini arayan onda bulur.\n******\nAaa, kar var! Kışın gelinliği kar...\nBu bahar yazla düğünleri var! \n\nBatı Berlin, 1980-85.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskimez Beyitler 42",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nŞair olmak\n\nOkumak! Okumak! : Okuduğunu okumak.\nOkuduğunu okumak: İşte şair olmak.\n******\nYine Şair olmak\n\nYazmak, şiir yazmak! : Kalem oynatmak, kolay...\nOlmak, şair olmak! : Beyin oynatmak, olay! \n******\nHakikatin peşindeyim\n\nMuhabbed'in izindeyim, düşmanlığa vaktim yok.\nHakikatin peşindeyim, sağ'a sol'a karnım tok.\n---\nNot: 'Muhabbed' aynı zamanda Muhammed(sav) e de\nişarettir.\n******\nDünyayı vuran kurd\n\nHudson'u yutan Afrika kurdu,\nBeyaz perdeden dünyayı vurdu! \n******\nAçlık\n\nNerde Afrika nerde? Avrupa'nın karnında! \nFeryad ediyor açlık, insanlığın ruhunda! \n******\nBana yeter\n\nNe mekân isterim, ne zaman; \nBana yeter Bediüzzaman.\n\nBatı Berlin, 1980-85.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskimiş yıllarıma dönüp'de bakdım.",
        "poet": "Zeynep Güdek",
        "poem": "\n\nEskimiş yıllarıma dönüp'de bakdım.\nBugün sitemlerden buket derleyip,\nKor ateş yaktım.\nBir gönül yangınını söküp de attım.\nİsyancı dudaklarımla mırıldanıp,\nİçli bir inkisarın meydan okuyuşunu yazdım.\nGeçici heveslere sitem dolu gönlümle,\nKendimi bulabilmek için,\nBeden çukurunda sonsuzluklara daldım.\nAklı selim işidir düşünmek deyip,\nAhenksiz akışlara dur dedim.\nEskimiş yıllarıma dönüp de baktım.\nHepsine bir çizik attım.\nVe anladım ki her seçim bir vaz geçim.\nBenim gibi delice kim ağlarki,\nBöyle sonsuz bir bilinmeze,\nKimse bilmez nerden geldim nere giderim\nAcılarla gelip geçti senelerim,\nFarkına varmadan yarısı yitmiş ömrümün\nEskimiş yıllarıma dönüpte baktım,\nGeçici heveslere sitem dolu gönlümle,\nDüşüncelere daldım,\nSunmak için Allah'a raporunu hayatın,\nEn zor iş imiş verilen sayfayı dodurmak,\nDüşündüm İçli bir inkizarın meydan okuyuşunu yazdım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskimo köpeği",
        "poet": "Şair Shimalwest",
        "poem": "\n\nsanki yürürken tek başıma \nsürüklüyorum peşimden birşeyleri \nkızağında oturan bir eskimoyu \nçeken köpek gibi \nben koştukca ısınıyorum \no rüzgar vurdukca soğuyor \nsanki o soğudukca \nonunla aramız da soğuyor \nmesafemiz hep aynı \nama önce ben varacağım gittiğimiz yere \nsabırla bekliycem düşsün diye \ndaha hızlı ulaşayım özgürlüğe \nkucak açayım sıcak günlere\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskimiş  zamanlar",
        "poet": "Hüseyin Gülşani Parlak",
        "poem": "\n\nEskimiş zamanlar\n\nAcı ama gerçek; \nÖzlemini çeker olduk,\nEskimiş zamanların,\nHasret kaldık miskokulu ekmeğin tadına.\nSamimi bir merhabaya,\nHal hatır etmeye,\nGülen bir çocuğun yanağını okşamaya,\nŞakalaşan gençlerin kahkaha sesini duymaya,\nBahçe kıyısından bülbül şakıması dinlemeye,\nHasret kaldık, birbirimizi anlamaya.\nBir işin ucundan tutmaya,\nİnsanca  yaşam için üretmeye,\nHak edip helal lokma yemeye,\nHasret kaldık! \nHüzünlenerek özlemle anar olduk,\nEskimiş zamanları.\n\nSilinmiş yüzlerden mutluluk izleri,\nBomboş bakar olmuş güzelim gözleri,\nKulaklarımda çınlıyor, isyankar titreyen sesiyle,\nKurşun gibi sözleri.\nYazar olduk iç çekerek,\nEskimiş zamanları.\nEn büyük  sermaye, Umut ekmek; \nHedef  koymak, çalışmak.\nMenzile ulaşmak\nMutlu, gururlu,\nAlçakgönüllülükle paylaşmak.\nİnsan olmak,İnsan gibi yaşamak.\nAcı ama gerçek! \nözlemini çeker olduk eskimiş zamanların...\nBirbirimize çatar olduk,\nHatır gönül yıkar olduk.\nBiz bizi unutur olduk,\nYozlaştık,uzaklaştık, yalnızlaştık.\nİç geçirip anar olduk,\nEskimiş zamanları...\n\nGemisini kurtaranı kaptan\nKalanı tayfa zannettik.\nBen demekten  benliğimizi  maffettik.\nHer şeyi çıkar; yoksa hiç zannettik.\nKendimize sırça saraylar yaptırıp,\nİçine ruhumuzu  hapsettik.\nAt gözlüğüyle bakıp dümyayı o kadar zannettik.\nOburca tükettik herşeyimizi,\nBu günümüzü geleceğimizi,\nDönemeyeceğimiz,geçmiş zamanlara,\nDiktik gözümüzü...\nRahatlatmak için vicdanlarımızı.\nAcı ama gerçek! \nSuçlu ilan attik zamanı, zamaneyi.\nPek severiz kaçmiş  trende  seyahat etmeyi...\n\nHüseyin Parlak/ ozan Gülşani\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskimonun Çığlıkları",
        "poet": "Şair Berzan",
        "poem": "\n\nOnları genelde İglolar içinde yaşayan, Ren geyiklerinin ya da kutup köpeklerinin çektiği binen, ellerinde mızrakları ile fok ya da balina avlayan, fok yada balina yağını yakıt olarak kullanan, balina kemiklerini iğneden çadıra kadar akla gelebilecek her alanda kullanan, kürklü giysileri olan, balık kokan, çekik gözlü insanlar olarak biliriz.\n\nHatta kimi fıkralarda uyanık pazarlamacıların onlara buzdolabı satmaya uğraşmaları ile de mizahi bir biçimde anılan bir halk.\n\nBeyazların dilinde Eskimo yani “çiğ et yiyen” anlamında kullanılan bu sözcüğün gerçeklikle ilgisi mevcut değil. Çünkü bu da yerli halklar ile ilgili beyazların uydurduğu, ve kendi sömürgeciliklerini haklı çıkarmak için uydurulmuş bir küçümseme edası.\n\nGerçekte onlar kendilerini İnuit ya da Yupik olarak adlandırıyorlar. İlk “kişi” demek, diğeri ise “gerçek kişi”. Muhtemelen Algonikin kabilesinin dilinde bu halkın kendilerinden olmadığını, farklılıklarını ifade etmek için kullandığı bir söz olsa gerek bu. Çünkü Algonikin dilinde kullanılan ve eskimoya yakın olan bir sözcük “farklı dilde konuşan kişi” anlamına geliyor.\n\nVikipedia da bu halklar ile ilgili şu bilgiler veriliyor:\n\n“Eskimolar, yaşadıkları yer Asya ile Amerikanın birbirine bağlı kara parçaları iken, son Buzul Çağı’nın bitimine doğru (günümüzden yaklaşık 12000 yıl önce) , Sibirya’dan Alaska’ya geçen avcıların torunlarıdır. Bununla birlikte bazı iddialara göre de M.Ö. 3000 yıllarında Bering Boğazı üzerinden Amerika’ya geçmişlerdir.\n\nAlaska’da çamur sıvalı dikdörtgen evlerde, Grönland’da taş, toprak ve balina kemiğinden yapılmış kubbeli evlerde, Kanada’da ise igloo denilen buzdan yapılmış kubbeli evlerde yaşarlar. Bununla birlikte modern evlerde yaşayan eskimolar da vardır. Kara ulaşımını köpeklerin çektiği kızaklarla, deniz ulaşımını “kayak” adı verilen kayıklarla ve kadınların kullandığı “umiak” adlı ağaç ve deriden yapılmış botlarla sağlarlar. Ancak günümüzde motorlu taşıtlar, motorlu kızaklar, ateşli silahlar ve modern kamp aletlerini de kullanmaktadırlar.\n\nEskimoların yaşadıkları geniş Tundra bölgesi, yılda sekiz - dokuz ay süren dondurucu kuzey kışından ötürü tarıma elverişli olmayan topraklarla kaplıdır. Bu yüzden Eskimo ekonomisi avcılık ve balıkçılığa (özellikle balina avcılığı)   dayanmaktadır. Temel yiyecekleri balık, ren geyiği ve elktir. Su aygırı ve balina kemiğinden araç ve gereçler yaparlar.”\n\nKısacası Uygar olmayan bir halk İnuit ve Yupik halkı. Günümüzün uygarlık karşıtı anarşistlerinin övgüyle söz ettiği avcılık ve toplayıcılıkla geçinen ilkel halklardı. Dı ekini kullanıyorum çünkü Vikipedia da belirtildiği gibi uygarlık denen şey oralara da ulaşmış bir halde. Beyaz adamın uygarlık dediği dev makine ve onun öğüten dişlileri bu halkları da öğütüyor her geçen gün. Örneğin bugün toplam nüfusu 13 bin olan Inupiaq topluluğunun sadece 3 bin 100′ ü anadilini konuşuyor, bunların çoğu 40 yaşın üzerinde. Yaygın olarak İngilizce konuşan Inupiaqların dillerini çok iyi koruyamadığı biliniyor. Nedeni ise beyaz adamın işgali.\n\nBu konuda bir örnek vereyim. Kutup Ekimoları olarak bilinen Thule halkı, Danimarka ve ABD’nin Gröland da Kurduğu hava üssü nedeni ile 1953 yılında sürgüne gönderilmişler ve bu sürgün esnasında hayli trajik şeyler yaşanmış. ABD üssünün genişletilemesi kararı ile, Thule bölgesi yerli halkı, onların hiçbir şekilde rızası alınmadan zorla 150 kilometre uzaklıktaki Qaanaq bölgesine nakledildi. Bu sürgün sırasında yaşamları köklü değişime uğrayan yerlilerin buraya dönüşüne izin verilmiyor.\n\nHer neyse amacım İnuit ya da Yupik uzmanı kesilmek değil. Amacım iklim değişimini ele almak. Ancak ne medyanın yaptığı gibi felaket kumkumalığı yaparak, ne de İstanbul’da, Ankara’da evinde sabah ve akşam duşunu alamama korkusu içinde kıvrananların kaygılarına hitap ederek barajlarda tükenen su seviyesine dayanarak tartışmak niyetinde değilim. Bu olağanüstü doğa olayının insani ve insani olmayan sonuçlarını bu olayın gerçek mağdurları üzerinden tartışmak istiyorum.\n\nÇünkü iklim değişimine ilişkin geçerli popüler yaklaşım bütünü ile insanlık ve uygarlık merkezli bir yaklaşım.Hatta öylesine ilginç ki sadece medya değil sosyalistler, liberter soyalistler ya da Anarko-Komünistler bile sorunu esas olarak insanlık ya da uygarlık ekseninde ele alıp sorunun faturasını kapitalizme kesiyor.\n\nOysaki sormak lazım kapitalizm insanların işine gelmese kapitalizm varolabilir mi? Ne yazık ki sosyalistlerden Anarşistlerin bir bölümü (Anarko-Komünistler, Anarko-Komünistler’in ekolojist bir türevi olan Sosyal Ekolojistler ve bilumum klasik anarşistler)   Aydınlanmacı-Humaniter geleneğin izlerini takip edenler, tahakküm ve sömürüyü hep dışarıdan dayatılan, insanların talebi ile olmayan dışsal bir şey olarak görmüşlerdir. İşbirliğinin, bile bile ladesin olmadığı bir yerde ne tahakküm olur ne de sömürü. İnsanlar bazı şeyleri talep ettikleri ya da kimi şeylerinden vaz geçemedikleri için tahakküm varoldu ve tahakkümle birlikte sömürü de.\n\nDolayısıyla küresel ısınma olgusunda da aynı saftrik insan anlayışı ve dışsallaşmış suçlu mantığı ile parmakları salt kapitalizme ya da tahakkümcü sisteme yöneltmek asıl olguyu gözden kaçırmak, bu sürece hiçbir dahli olmayan uygar olmayan insanlar ve insan dışındaki canlıların bu felaketin asıl kurbanları olduğu gerçeğini unutmaktır. Küresel Isınma uygarlık ve uygar insan denen kansere karşı Gaia olarak gezegenin bir tepkisinden başka bir şey değildir.\n\nAncak ne yazık ki Gaia ana[*] biz insanlara özgü merhamet, adalet gibi ahlaki değerleri pek umursamadığından kurunun yanında yaşı da harcayarak son buzul çağı sonrası gezegene egemen olan türlerin (uygar insan da dahil)   önemli bir bölümünü harcama hazırlığında. Doğrusu insani değerler düzleminden bakarsak büyük bir bedel bu. Inuitler binlerce yıldır hücrelerine işlemiş bilgelikle bu olguya artık sessiz kalmama kararına varmış durumdalar. Yüzyıllardır sessiz sedasız yaşayıp giden Grönland sakinleri de artık tepkilerini dile getiriyorlar. ‘Dondurma’ adaları gözlerinin önünde eriyip gidiyor. Eskimo çığlığı buz kütlelerini kırıyor.\n\nElbette onların bu çığlıklarını ne uygarlık denen dev makine, ne de bu makinenin dişlisi olan uygar insanlar duymayacaktır. Onlar klimalarından, otomobillerinden vazgeçemezler. Doğanın kararını tartışmak bir fayda vermez elbette ama,ABD’yi Avrupa’yı daha güçlü fırtınaların vurması (özellikle de zengin bölgeleri)   Sanayileşmiş kentlerin kuraklık içinde kavrulmaları ve lümpen küçük burjuvaları yahut sosyolojinin tanımı ile kentli üst orta sınıfların dünyayı kirleten tüketim kültürlerinin akamete uğraması benim gibi sistem karşıtlarını olsa olsa sevindirir.\n\nLütfen Gaia Ana asıl darbeni yaşadığımız tüm olumsuzlukların asıl sorumlusu olan bu salak güruha yani kentli orta sınıfa ve zenginlere vur. Şu uygarlık denen dev makineyi fırtınaların, sellerin ve sıcaklık dalgaların ile ez geç.[*] Gaia Ana elbette bir metafor yani sembol, doğanın Gaia olup olmadığı konusunda kesin emin değiliz. Ancak Gaia hipotezi ile Prigoginin Dağılma (entropi) , Capra’nın eserlerinde geniş yer verdiği sistem teorisi ortak bir noktada birleşir. Sistemlerin karmaşıklaştığı oranda entropiye olan eğilimlerindeki çoğalma, kırılganlık olgusu ile maddesel düzeyde kendini gerçekleştirmesinin bence çok güzel bir biçimde özetlendiği bir hipotez.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskişehir",
        "poet": "Muharrem Çetinkaya",
        "poem": "\n\nAnkara’dan gelirseniz,\nBinlerce kişiye ekmek\nOrganize sanayı yi \nKanlıpınar’ı\nGörürsünüz…\n\nYolunuz Bursa’dan\nİstanbul’dan_sa\nAnadolu üniversitesi’yle kesişir,\nÇevre yolunda yarışırsınız.\n\nKütahya’dan gelenler,\nGörür Osmangazi,Ertuğrulgazi,Ömür\nGideceksen Gara,gözlerin\nMutlaka Tulomsaş’ı görür.\n\nGir şehirden içeri\nBin tramvaya,görürsün\nŞehrin bağrından geçen porsuk”u\nKenarında otur bi-çay iç.\n\nGit Hamamyolu’na\nHerkes orda,\nÇık Odunpazar’a,gör\nBütün tarih orda.\n\nİn çarşıya,gez dolaş\nAlmayı unutma Lületaşını\nHediye götür,\nUnutma arkadaşını\n\nÇankaya’dan seyret \nŞirin Eskişehir’i\nGel tanış,gör\nGüzel insanlar şehri\n                      Eskişehir’i.\n\nAnkara kavşağından ayrılır yolumuz,\nVaktiniz varsa,bekleriz\nKiraz diyarı\nMihalıççık'a düşerse yolunuz...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskişehir",
        "poet": "Nebi Durmazoğlu",
        "poem": "\n\nSeni özledim memleketim\nTaşına toprağına suyuna kadar\nSeni düşünüyorum şimdi\nKasabana bucağına köyüne kadar\n\nYalnız sen varsın içimde\nBütün güzelliğinle\nSana ESKİŞEHİR demişler \nTarih özelliğinle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskişehir",
        "poet": "Vedat Sadioğlu",
        "poem": "\n\nEskişehir’i düşünüyorum Ankara’da\nYunus Emre kulaklarımda \nNasrettin Hoca konuşuyor bir yanda\nBattal Gazi kükrer öbür yanda\n\nEskişehir’i düşünüyorum Ankara’da \nGözleri çekik Tatarları gördüm\nÇerkezler, Arnavutlar bir yanda\nTürklerin yeni başkentini gördüm\n\nEskişehir’i düşünüyorum Ankara’da\nLületaşı işliyor mahir eller\nOdunpazarı, Hamamyolu bir yanda\nPorsuk Çayında yüzer ördekler\n\nEskişehir’i düşünüyorum Ankara’da\nGüzel insanlarıyla canlı şehir\nTramvayın sesi geliyor bir yanda\n Ey kültür şehri Eskişehir!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskişehir’de Bir Evde",
        "poet": "Bayram Tunca",
        "poem": "\n\nİkram edilen bir çay bir pasta.\nYaptı bana yabangülüne hasta.\nO daha çok küçük çocuk yaşta.\nBilirsin akil yasta değil basta. \n25.10.2000-16,37\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskişehir",
        "poet": "Seda İyibiler",
        "poem": "\n\nBir başkadır benim memleketim\nTurgut reisteki bitmeyen bayileriyle\nSakarya da geçmesini beklediğimiz yük trenleriyle\nTunalı da ayağı çıplak çocuklarıyla\nBir başkadadır benim memleketim\n\nHer Çarşamba kurulan Çarşamba pazarıyla\nSabahtan akşama kadar duyulan jet sesleriyle\nAdalarda kapanmak bilmeyen cafeleriyle\nBir başkadır benim memleketim\n\nDoktorlar da duyulan tranvay sesiyle\nKöşesinde duran garip dilencisiyle\nGenel buluşma noktası esnaf sarafıyla\nReşadiye deki güvercin topluluğuyla \nBir başkadır benim memleketim\n\nYenilenmiş odun pazarı evlerinde\nYedilerde hiç susmayan çocuk sesleriyle \nHavasıyla, suyuyla, taşıyla\nBir başkadır benim memleketim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskişehir de Aşk",
        "poet": "İlke Söker",
        "poem": "\n\n8 Mayıs 2012 Salı, 15:30 \n....\nKısa bir tren yolculuğunun sonunda aldığım nefesti sıcacık yüzün\nHüzün kıskandıran neşenin tatlı meltemi gibi\nAnsızın eski bir şehir oldu tamamen hayallerim\n\nElerinde çabalanmış buluşma\no ürkek “Venedik” akşamı, \nYaz yürürken şehrin bilmediğim sokaklarında\nYaramaz bir çocuk gibi kovalarken beni rüzgâr \nAdalardan geçer aşk sonra,\ndoktoru olur kalbin sonunda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskişehir'im",
        "poet": "Fatma Hilal Kavak",
        "poem": "\n\nBuram buram tarih kokar Odunpazarı evleri\nNe kadar güzeldir lületaşı,pipoları,boncukları\nÜlkemde nam salmış şelale,sazova kentparkları\nŞırıl şırıl akar Sakarya ile porsuk çayları \n\nHeryerinden tarih fışkıran Midas Yazılıkaya\nSivrihisar'da fıkralarıyla Nasreddin Hocayla\nNam salmış hoşgörüsüyle Yunusemre hep sevgiyle\nSayısız destanm yazan Seyit Battal Gazi ile \n\nTatarların meşhurdur çiböreği,göbetesi\nTadı damakta kalır,simidin bol susamlısı\nÖnünde kuyruk olur Kara Kedi bozacısı\nHastalara şifa verir hamamları kaplıcası\n\nDört Haziran 1937'de bizi şereflendiren o yüce Türk\nEskişehiri Eskişehir yapan o koca Türk \nTürkiye Cumhuriyetini kuran o büyük Türk\nÖzledik seni Cumhurbaşkanımız büyük önder Atatürk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskişehirli yim",
        "poet": "Muharrem Çetinkaya",
        "poem": "\n\nİner inmez otogarında özlemişsen soğuğunu bu kentin. Rüzgar sana, sen rüzgara üflemişsen sigaranın dumanını. Varmak için şehrine, şehrinin merkezine, merkez artık her neyin merkezsiyse senin için, binmişsen yeni teknoloji ürünü ulaşım araçlarına tüm teknolojiye rağmen halen yanından geçerken kısa sürelide olsa tebessüm ettiriyorsa dudaklarına 'Kılıç Lunapark'. \n\n    Duvarlarında ki reklamlara dayanarak isim veriyorsan apartmanlara hala. Üstgeçit dediğinde aklına tek bir yer geliyorsa şayet. Aydın Arat senin için bir validen öte bir isimse. Ne kadar modernleşse de hala bizim mahalledenmişsin yahu gel bakalım diyebiliyorsan birilerine. Hatta ona birden kanın kaynıyorsa ister istemez. Dur! Deyip eve beraber dönmeyi teklif ediyorsan aniden. \nDolaşmışsan tozlu topraklı yollarında Odun Pazarının. Her defasında iç geçirmişsen ahşap evlerine. Eskişehir dendiğinde Kızılcıklı diye başlıyorsan söze yabancılara. Deniz olamadan da Adalara sahipsen. İlk kız arkadaşını öpmüşsen ara sokaklarında Adaların. Ağaç olmadığından değil sırf kıyamadığından apartman duvarlarına yazmışsan sevdiğinin baş harfini. En imkansız aşkı yaşayıp, her köşe başında hatırasını bulabiliyorsan paramparça kalbinin. 30 dakikaysa senin için en uzak mesafe, yine de dünyanın en uzak yeri oluyorsa bazen bir kaldırım taşıyla diğerinin arası. Hiç eksikliğini hissetmemişsen denizin porsuktan dolayı. Bir gün temizlenir umuduyla beklediysen ömrünce. Her daim kötü gözlerle bakıp onlara yinede sende illa ki bir kere gitmişsen yamacında ki çimenlere. \n\n    Futbol dendiğinde Kahpe Bizans diyerek inadına Eskişehir Sporu savunmuşsan. Çoğunuzun göremediği 70 lerden bahsediyorsam herkese ballandıra, ballandıra. Hiçbir takımın şampiyonluk sevinci yaşamasına izin verilmediğine gizli, gizli destek veriyorsan. Yolları kapatmışsan her galibiyette. Bu takım şampiyon olsa iktidar değişir be diyorsan. Sevmesen de Mithat Körleri takdir ediyorsan yaptıklarını. Sevmesen de eşlik etmeden duramadığın tek şarkısı varsa. \n\n    Mersinliden fazla tantuni, İstanbulludan fazla döner yemişsen ama yinede çiğböreğin tadını değişmiyorsan hiç birine. Nesi meşhur dendiğinde Lüle taşı dışında bir şeyler sayabiliyorsan. İçip, içip nara atmışsan İsmet İnönü'de. En ucuz bira nerede bilmene rağmen. Arkadaş hatrına Areste kazık yiyorsan. Buralı olmasa da bir çoğu her öğrenciyi Eskişehirli sayıyorsan. Hiç dolmasada hektar olarak Türkiye'nin en büyük barı bizde diye böbürleniyorsan. \n\n    Titanik Cafenin daha kaç yıl açık kalacağını düşünüyorsan her önünden geçişinde. Onur İşkembeye gidip mercimek içenlere kızıyorsan. Çok ucuza yemek yediğini fark edip artan parayla kazı kazan oynamak için can atıyorsan. Hangi cafeye gitsen birbirinden güzel kızlar çarpıyorsa gözüne. Her düşünceden gencin aynı masada oturabildiğini görüp. Gelecek için umutlanıyorsan. \n   Adres sorulduğunda elinle koymuş gibi tarif edip birde uzaktan takip ediyorsan doğru mu gidiyor diye. Arkadan eline koluna dokunanın kapkaççı değil de şaka yapan bir arkadaşın olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu biliyorsan. Bahar şenliklerini iple çekip sonrada rock konserlerinde arkadaşlarınla kafayı çekiyorsan gizli, gizli. \n\n   Piknik denince fidanlık. Fidanlık denince uzun eşek geliyorsa aklına. Yaşına başına bakmadan, oynarım be diyorsan. Balık tutmuşsan Musa Özü'nde. İzmirli kadar iyi biliyorsan rakı – balık ikilisinin uyumunu. Deniz kenarındakilerin ömrünce yiyemeyeceği sadece iyi atladığını bildikleri sazanı afiyetle indirmişsen midene defalarca. \n\n   Yağmurdan sonra toprak kokusu alabiliyorsan hala. Kar yağışı senin için çok sıradan gözükse de. Kasım ayında beklemeye başlıyorsan dört gözle yollarını. Geceleri çıkıp bembeyaz bir şehrin üstünde yürürken hem keyif alıp hem canın acıyorsa. Ne zaman eriyecek bunlar diye sızlanmıyorsan. \n\n   En fazla bir hafta sonra burnunda tütüyorsa cıvıl, cıvıl akşamları. Kopamıyorsan bir türlü Doktorların ara sokaklarından. Ne yana dönsen tanıdık biri varsa karşında. Hepsine tek, tek durup selam veriyorsan eğer; \n\n    Sen Eskişehirlisin arkadaş….mcetinkaya26@mynet.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskişehirim.",
        "poet": "Adnan Ayorak",
        "poem": "\n\nEskişehirim benim canım toprağım Eskişehir'im,\n    Sana sevdam sonsuz Eskişehir'im\n    Senin gibi bulunmaz Kent güzeli,\n    Porsukda gondollorın parkların çok özel,\n    Hamam yolunda,dondurma yemek çok güzel.\n    Reşadiye,ihsaniye mamure camin çok özel.\n    ESkişehir'im benim tarihi güzel,Eskişehir'im\n    Tarihcesi çok eski,halkı sıcak Eskişehir'im\n    Polisiyle,Askeriyesiyle halkı bir bütün  Eskişehiri'm,\n    Beş kültürün birleşdiği can Eskişehir'im\n    Öğrenci keti,dosluk kenti Eskişehir'im,\n    ANARŞİ,KİN PİSLİK YAŞAMAZ BU YERDE.\n    Hoş görülü temiz sıcak kanlı Eskişehir'im\n    Burada insan vardır,insanların hası,\n    Seni görenler,sever hayatıı yaşamı,\n    Hasreti güzelliği gönüllerde saklı,\n    Türkiyemin içanadolusunda Eskişehir'im\n    Beş büyük kültürüyle,dimdik ayakta durur.\n    Şifa Arıyanlar sıcak sularına geliyor,\n    Senin sıcak hamamlarında sağlık bulur.\n    Yüreklere huzur veren Eskişehir'im.\n    Seksenbir İlin medeniyet şehri,Eslişehir'im\n    Kültürlü,öğrenci Cumhuriyeti Eskişehir'im.\n    BENİM adım  adnan ÇİFTELERLİYİM,\n    Sevgim aşkım,toprağım Eskişehir'im.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskişehirden Selam Sana Bursa",
        "poet": "Nurşen Şen",
        "poem": "\n\nEskişehir'den çıktım yola,\nBozüyük'te verdim mola,\nVirajlı yollarını katederek geldim,\nEskişehir'den selam sana Bursa.\n\nYüce dağların yeşil örtüsünde,\nKıvrım kıvrım akan serin suların,\nBembeyaz duvak takmış üstüne bulutların,\nKaracabey'de bağların ve soğanların,\n\nŞeftalilerinin tipi akıtır  ağzımın suyunu,\nKestanelerinle yapılır bol şekerli tatlıların,\nİskender Kebapla anılır dünyada namın,\nEskişehir'den selam sana Bursa.\n\nYeşilliklerle örtülüdür Türbelerin,\nTaşhan,Kozahan'dır alışveriş merkezlerin,\nİnsanı ayakta tutuyor Ulu Camii gibi Mabetlerin,\nEskişehir'den selam sana Bursa.\n\nOsmanlının can damarı senin dedelerin,\nKirkit sesiyle dokunuyor tezgahında ilmeklerin,\nAceminden,Avrupasına gidiyor senin ipeklerin,\nEskişehir'den selam sana Bursa,\n\nKızarıyor ağaçta elmaların,narların,\nHavuz başında salınıyor güzel kızların,\nGemliğe tat veriyor zeytin ağaçların,\nEskişehir'den selam sana Bursa.\n                                             Nurşen Şen\n                                             Eskişehir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskisi Gibi",
        "poet": "Fırat Altunyurt",
        "poem": "\n\nDeniz çekmez beni artık, \nKuşlarla kanat çırpamam \nEskisi gibi,\nEskisi gibi gülemem \nOynayan çocuklara..\nKoşamam onlarla\nEskisi gibi..\nDirenemem belki\nHaksızlığa, başkaldıramam..\nAma severim hiç bıkmadan,\nDaha yeni tutulmuşum da ağına,\nÇırpınıyormuş gibi,\nSeni bir tanem, \nEskisi gibi...\n\n04.07.2005 PAZARTESİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskisi Gibi",
        "poet": "Serpil Öztürk 2",
        "poem": "\n\nZaman  gözlerini\n                    gözlerimden  aldı\nAma  dokun ellerime  bak\n     sevmeyecek miyim    seni\n                    eskisi  gibi....\n                                     8.3.97  ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskisi Gibi",
        "poet": "Mehmet Kalay",
        "poem": "\n\nKuş olup uçsam, pencerene konsam...! \nİçeri alırmısın beni? \nSevip okşarmısın? \nSıcacık kucağına alırmısın? \nÖpermisin? \nKuş olup uçsam, mutluluktan taklalar atsam...! \nYine severmisin beni? \n\nEskisi gibi...! \n\n27.12.2003 - İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskisi Gibi",
        "poet": "Mehmet Gülümser",
        "poem": "\n\nNe çok şey anlam taşırdı bir zamanlar...\nDalından koparılmaya hazır bir kırmızı dut,\nBirinin üzerine atlayıp kendisini uzaklara sürüklemesini bekleyen kirli paslı,ufak tefek bisikletim...\nSokaklar...Hele çıkmaz olanları...\nSonra futbol oyunlarımız,çekişmeli tek kale maçlarımız...\nMahallemizin vazgeçilmez siması HALİL DEDE'miz...\nÇıkmaz da olsa tadına doyum olmaz sokağımız...\nKömür ocağının çok sesli haylaz köpeği...\nTenimizden çok yüreğimizi ısıtan güneş...\nBahçedeki ceviz ağacının mis kokulu serin dalları...\nSokak başlarında kısakollu bekleyişlerimiz...\nSaflığımız...\nHani her şeyden habersizliğimiz...\nVe biz....\nBir çocuk yüreğiyle yaşamaya çalışsak da her şeyi,\nAceba olur mu eskisi gibi? \nBabamın eve gelişini her akşam beklesem yine pencere önlerinde...\nBir motor uğultusu işitir işitmez babamın sıcak kollarında bulsam kendimi...\nSonra sabaha açıversem gözlerimi,\nArka frenleri tutmayan açık yeşil bisikletimle,\nAnnemin tenbihleriyle beraber sıkıştırıverip parayı cebime,\nKıvırcık Bakkaleyise'nden iki ekmek istesem,\nHenüz tenine kötülük uğramamış ellerimle... Bisikleti tek kolla sürebilmenin haklı gururuyla yudumlasam,\nSadece sabah kahvaltısına özel az demli,soğuk su katılımış bol şekerli çayımı...\nSonra öğlen oluverse...\nVe Halil Dede belirse iki uçlu dar sokağın ufuklarında,\nEn hızlı koşup O'nun elinden ilk tutan olabilme telaşesiyle adımlasam,\nYarı asfalt,stabilize,patika yolları...\nAceba o zaman her şey eskisi gibi olur mu? \nNe dersiniz? ? ? ? ? ?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskisi Gibi Değil",
        "poet": "Ayşegül Atmaca",
        "poem": "\n\nartık hiçbirşey eskisi gibi değildi\npapatyadan taçlar yapamıyorduk sevgilimize\ngri binalarda sevda tüketiyorduk bilinçsizce\nbuğulu camlara adını yazıyordum siliniyordu\nkimse bilmiyordu seni sevdiğimi\nhiçbir ağaç gölgesinde adın geçmiyordu\nyeşermiyordu sevdamız hiçbir ağaç gölgesinde\ntaş binalar vardı her yerde\nyapma çiçekler takıyordum saçlarına\ntomurcuk güller yerine\nartık hiçbir sevda hiçbir bahar\nhiçbir hayat aynı değildi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskisi Gibi Değil Hiç Bir Şey",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\nÇöktüm diz üstü kuytu bir köşede, dinledigim ıssız bir sessizlik\nNe varsa yaşanmmışlıklarda bir bir gelip geçti aklımdan\nTutunacağım dal kalmamış, solmuş baharlar, kurak yaz\nKutuplara dönmüş içimde mevsimlerden yüzün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskisi Gibi Değilim",
        "poet": "Yiğit Gülcan",
        "poem": "\n\nİlk konuştuğumuz günü hatırlıyor musun sevgilim? \nYa da ilk göz göze gelişimizi? \nCesaretimi toplayıp, yanına geldiğim ilk günü? \n\nBana ilk \"aşkım\" deyişini hatırlıyor musun sevgilim? \nHani yüzün kızararak,\nBelki biraz korkuyla, biraz da heyecanla.\n\nİlk el ele tutuştuğumuz günü hatırlıyor musun sevgilim? \nHeyecandan terlemişti ellerin.\nGözlerimin içine bakarak,\n\"Seni hiç bırakmayacağım\" demiştin.\n\nİlk sevgililer günümüzü hatırlıyor musun sevgilim? \nO gün ilk defa dans etmiştik\nVe ilk defa o kadar çok mutlu olmuştuk,\nİçkiler içip, şarkılar söylüyorduk.\n\nBu saydıklarımı hatırlıyor musun sevgilim? \nBen hiçbirini hatırlamıyorum\nVe şunu artık bilmelisin,\nBen eskisi gibi değilim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskittim",
        "poet": "Altay Taşkın",
        "poem": "\n\nHasretimden beyaz sayfalar ekledim\nYa kandandı ya gözyaşındandı hayat satırları\nHayallerimde çocuk büyüttüm ağlamaklı\nGönüllerde kiracı değil ev sahibiydim\nÖlümüne yaşamaya adayım sincap misali\nDaldan dala atlarken korkusuz tutunuşla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşkıya...",
        "poet": "Şair Serdomanya",
        "poem": "\n\nBir dağ nekadar  yüceolursa olsun  yol verdiği bir yiğidi  vardır,,,, yiğit  ne  kadar  yürekli  olursa  olsun,, uğruna  öldüğü,, bir sevdiği  vardır,,, bir eşkıya  sevdası bu,,,dağları  tanımayan ,,,, eşkıya  yüreği  bu  aşkı  için,,,, gölgesinden  vazgeçenve  onsuz  toprağa  gömülen.....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Eşkiya",
        "poet": "Vahit Aydemir",
        "poem": "\n\nHerkes vatan, millet diyor; \nDillerdeki sözde vatan aşkı ya.\nYetim, öksüz hakkı demez götürür; \nDağda değil, içimizde eşkiya.\n\nMillet sade aşı, işi beklerken; \nO keyfinde, işi almış askıya.\nCep doldurmak için plan yapıyor,\nSoyar memleketi, doymaz eşkiya.\n\nMenfaati için, herşey mübahtır; \nElinde güç varsa başlar baskıya.\nPara akmış, kara imiş farketmez; \nMemleketi bile satar eşkiya.\n\nVatan, namus, dini bile kullanır; \nBilmesen sanırsın sanki evliya.\nFoyası ortaya çıkmaya görsün,\nHemen yurt dışına kaçar eşkiya.\n\n                                     29 ekim 1998\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskısı gıbı degılım",
        "poet": "Yakup Şimşek",
        "poem": "\n\nEskisi gibi degilim Y-AR\nSeni bildikce sevdam sevdalandi\nUmurumda degil cennet bahceleri\nVede cehennem cukurlari\nDusundukce seni\nVardiginda gonlume\nHer yanim cennet Cemalin\nSensizlik her anim ise cehennemden beter\nEy sevdalim son duragin gonlum olsun\nBu gunahkarin bayrami Sen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskisine Göre",
        "poet": "Mine Polat",
        "poem": "\n\nGüçsüzüm eskisine göre. Dik duran omuzlarımın düştüğünü görüyorum aynada. Başkalarına küçük görünen bu sebep neden bana dünyadan da büyük gözüküyor? Gururluyum diye gezinirken ben, evrenin en gurursuzu haline geldim bir anda. Sebep ne, yok olan ne, derdiniz ne ey kötülük? Bu bünyenin dayanmayacağını bile bile içime ne zehri işliyorsunuz? Küçüğüm, küçücüğüm kötülüklerinize karşılık. Güçsüz, her belaya açık bir haldeyim… Kim yardım eder derseniz, kimim var ki arkadaş? Yazıyorum, gözyaşlarımı döküyorum satırlara… Neden bu kadar olumsuz bakıyorum hayata diye soruyorsanız; olumlu bir yanını görmedim ki… İsyan etmiyorum kaderime, isyan etmiyorum Rabbime… Yardım diliyorum, küçük bir umut görmeyi istiyorum… Çok mu, bilmiyorum… \n\n    Ağlamayın ardımdan diyorum ama nasıl gideceğimi bile bilmiyorum. Gurursuzun teki olsam da aynı zamanda korkağım da. Cesaret edipte gidemedim, kalakaldım öyle biçare. Neyi nasıl çözeceğimi soramadım kimseye. Hiç birinin bana sahip çıkmasını istemedim. Kaçırdım herkesi başımdan. Gittiler… Kimsem kalmadı; derdimi açabileceğim kimsem… Dolan gözyaşlarım inadına dökülmedi insanların karşısında. Gurur diye geçinirdim. Oysaki gurur neyi değiştirdi ki? İçten içe daha da yok etmekten başka neyi değiştirebilir? \n\n    Yeni bir çizgiyi çekmem gerekir diye düşünüyorum defterimin arkasına… Ama o ardımda kalan yerlere bakmaya cesaret edemiyorum. Her defasında beynimi kemiriyorlar. Dostça mı yoksa düşmanca mı, bilmiyorum… Kurtarın beni diye haykırıyorum içimden. Kimse duymasın diye içimi sökerek acımı işliyorum adeta kanıma. \n\n    Alacalı hayatım bazen değişir diye ümit ediyorum. Küçük bir umudum olsa da değişmediğine her defasında şahit oluyorum. Dayanabildiğim kadarıyla dayanıyorum…\n\n    Her zamanki gibi çabalasam da hiçbir şey değişmiyor. Dayansam da gücüm yavaşça tükeniyor. Ne yapmalıyım, diye soruyorum ama yanıt alamıyorum. Eskiden olsa ne güzel umursamaz tavır takınarak hiçbir şeyi kafama takmazdım. Ne de mutluydum. Hayatı böyle inadına kötü mü yaşamak gerekiyor? Ben iyiliği deneyim derken hayat bana çelme çaktı. Kötü mü olmalıydım hep en başından itibaren? Neden diye sormalı mıyım acaba? Kendi arzuladığım bir şey değildi bu yürek sızısı, ruh yarası. Ben bunu istememiştim… Eskiye göre değişen sürüyle şey var. Neyi değiştirebilirim diyorum ama bir daha değişime uğrayacak bir şey bulamıyorum. Eskiye dönebilirim diye arzuluyorum, kötü olabilirim; acı çekmemek pahasına. Olabilir miyim ki acaba? Yeniden… Yeniden kalp kanatabilir miyim? Benim kanayan yüreğim gibi diğerlerine de bu acıyı tekrarlatabilir miyim? Hayır… Bende değişen en güzel şey bu olmalı herhalde… Yapamam; kötü olamam… Ne pahasına olursa olsun, neye dönüşürsem dönüşeyim yeter ki kimse artık benim gibi kanamasın… Eskiye nazaran yüreğim değişti ve eminim bu durumdan ziyade ben buna kesinlikle mutlu oldum. Acım yerli yerinde ama bir yandan da gülüyorum nihayet. Eskisine göre güçsüz olmam hiçbir şeyi değiştirmeyecek eminim. Değişen yüreğimle hem acı hem bir nebzede olsa tatlı günler geçireceğim. Eskisine göre huzurluyum ve hayatı inadına kötü yaşayarak asla bir daha kimseyi kanatmayacağım…\n\n \n\nMine Polat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskitmeyelim Değerlerimizi",
        "poet": "Ferah Yılmaz",
        "poem": "\n\nGünümüzde sahip çıkamadığımız ve birer birer kaybolmaya yüz tutan değerlerimiz arasında bayramlarımızda yerini almaya başladı ne yazık ki. \n\n              Toplum kurallarımız arasındaki gelenek ve göreneklerimizden biri olan bayramlarımız;  dargınların barıştığı, komşuların birbirlerini ziyaret ettikleri,  her zaman görüşme fırsatları olmayan, akraba, eş, dost ve sevdiklerimizle yılda bir kez de olsa bir araya gelerek hasretliği ortadan kaldırdığı,  yoksulların, hastaların, kimsesizlerin hatırlandığı toplumsal paylaşma ve mutluluk anından çıkarılıp, özellikle büyük metropollerde yaşayan insanların tatil maksatlı kullanmalarına yönelik, ticari sermayelerin cazip teklifler sunarak, cicili bicili reklamlarla bizleri özendirip, sermayelerini artırmalarına yönelik dinlence ve tatil zamanı haline getirdikleri hepimizce bilinen gerçeklerdir... \n\n     “Komşusu aç iken, kendi tok gezen bizden değildir”,  “Ev alma, komşu al”, “Komşu komşunun külüne muhtaçtır” demiş atalarımız….Toplumsal paylaşımlarımızı bu düşünceleriyle pekiştirmişlerdi. \n\n         Şimdi bu anlayışımıza ne oldu, neler değişti, neden değişti? Çok katlı üst üste kondurulmuş yaşamlar içerisinde bırakın komşumuzun hal hatırını sormayı, aynı kapıyı ve çatıyı paylaşmamıza rağmen karşılaşmalarımızda dahi bir MERHABA’yı  birbirimizden esirger hale geldik… \n\n         Gerek çoğalan nüfusumuzla, gerek sürekli alınan iç göçle, yerel kültürümüzün karışık kültüre dönüşmesi, gerek nemelazımlarımızla, git gide toplum olarak birbirimize yabancılaşmaya başlayıp, paylaşımdan uzak bencilce bir yaşam tarzını benimseyip, tercihimizi bu yönde kullanmaya başladık..\n\n          İçinde bulunduğumuz Zamanı  “Şimdiki zaman” “Eski zaman” diyerek kültürümüzü ve toplum kurallarımızı, paylaşımlarımızı bile parçalara böldük. Ayrımcılık yapmamız daha kolayımıza gelmeye başladı…\n\n          ESKİYEN BİR KIYAFETİMİZ DEĞİL, TOPLUMSAL DEĞERİMİZİN OLDUĞUNU UNUTMAMALIYIZ…, \n\n          Suçlusu bizler iken, şimdiki zaman diyerek zamanı suçlamaktan kaçınıp, bayramlarımızı bile değişen paylaşım anlayışımızla yavaş yavaş erimeye mahkum ettik. \n\n            Bizden sonraki nesillere, bizim aracılığımızla ulaştıracağımız bu toplumsal dayanışmalarımıza lütfen sahip çıkarak, çocuklarımıza bırakacağımız yegane sermayemize bu değerlerimizi eklemeyi görev edinelim.. \n\nDağarcık- İzmit / 20.12.2007-00:35\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşkıya Talan Faslında",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nSanki bir sanat olmuş ülkemde\nAldatıp, haksız yere hep yenme.\nÇakallar ulur yeşil bölgemde.\nCılızlıklara esir direnme.\n\nOkyanuslarda sahil görülmez.\nBu süslü dekor yalan aslında.\nHaya perdesi yırtık, örülmez.\nAzmış eşkıya, talan faslında.\n\n24 Mayıs 2004 Pazartesi, Danimarka-Koge 18.26\n5+5\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşkıya dünyaya hükümdar olmuş",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHangi yöne baksam eşkiya dolu\nEşkıya dünyaya hükümdar olmuş\nEşkıyanın uzar her yöne kolu\nTomurcuklar güller sararmış solmuş\n\nMağdura mazluma sorun bakalım\nGelin eşkıyaya kafa takalım\nHiç olmazsa bir mum bir mum yakalım\nEşkıya dünyaya hükümdar olmuş\n\nBakın Afrika'ya bakın Asya'ya\nEşkıyalar atlı mazlumlar yaya\nİpotek koymuşlar zalimler aya\nEşkıya dünyaya hükümdar olmuş\n\nAmerika denen zalim dümende\nMazlumun sorunu kalmış sümende\nMazlumun takılmış boynu kemende\nEşkıya dünyaya hükümdar olmuş\n\nBirleşmiş milletler eşkıya üssü\nGenel sekreterler bu üssün süsü\nBaşta Amerika olmuş sözcüsü\nEşkıya dünyaya hükümdar olmuş\n\nHer tarafta kan var her evde bir yas\nEşkıyanın kalbi hem kir hemde pas\nBirisi dirense, diyor bunu as\nEşkıya dünyaya hükümdar olmuş\n\nEşkıya yalaka yağcılar bulmuş\nYanında ihanet edenler durmuş\nEşkıyanın sesi hemen duyulmuş\nEşkıya dünyaya hükümdar olmuş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiye Dönüş",
        "poet": "Melih Sular",
        "poem": "\n\nYeni baştan başlanmış bir hayatın içinde buldum kendimi, eskiye bir kırmızı kalem hediye etmiştim. \nYalnız onun şarkısı çalıyordu.ve geçmişin o kısmı karanlığın içinde kırmızı bir aydınlık kalmıştı. Ben hep eskiye dönüyordum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiye ait bir kadın",
        "poet": "Esin Acıman",
        "poem": "\n\nAile albümünde\nSiyah beyaz, hatta kahve ve gri tonlara bürünmüş\nKenarı beyaz tırtıklı bir fotoğrafta\nTanımadığım bir kadına bakıyorum \nSaçları saten bir kurdelenin altından \nMinik bir kıvrımla boynuna dolanmış\nKaşları yay gibi\nDudaklarının sol üst köşesinde belli belirsiz bir ben \nYakası dantelli, beyaz, ipek bir elbise giyinmiş \nDiz altından görünen, ten rengi ipek çoraplarıyla\nKüçük ince topuklu ayakkabılarıyla\n- resimde renk yok ama ben ‘uçuk pembedir’ diye düşünüyorum \nBesbelli altın varaklı bir iskemlede\nYüzüksüz, beyaz ellerini kucağında kavuşturmuş\nBaşı hafif yana kavisli\nYüzünde bence sanki bir hüzün ama aslen bir gülümseme\n- oturuyor\nEskiye ait bu kadında\nBir zarafet\nYaşanmış ve içselleşmiş\nBilgeleşmiş dolu dolu bir yaşam bir öyküsünü\nGizli saklı ve bu yüzden çok değerli\nKibar bir şehveti algılıyorum\n\nEskiye ait bu kadında\nEskimeyen bir şeyler var\nKıskanıyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiye Hasret Gözlerim",
        "poet": "Muhammed Aheng",
        "poem": "\n\nKısık bir lamba ışığında\nBir umut yelpazesi gibi\nRuhumu helecanlara gark eden\nMasallara hasret gözlerim\nTitrer kirpiklerim\n\nAğlayışlarını hatırlarım\nPembe, al yanaklı çocukların\nDehlizlerde yüreği kuş gibi çırpınan\nNice merhamet timsalini bilirim\nAnnelere hasret gözlerim\nKavrulur yüreğim\n\nEteklerinde cıvıl cıvıl kuşların\nÖzlem çiçeklerinin yitiği\nYalnızlığa, müphemliğe diyar\nDağlara hasret gözlerim\nTutuşur hayallerim\n\nHicrandan ırak bir sevgi\nBir parça hasret yumağı\nKelebeklerle bezenmiş\nItırlı, vuslata gebe aşklar\nGerçek sevgiye hasret gözlerim\nNisyana, isyan benliğim\n\n(Mayıs 1996, VAN)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiye özlem",
        "poet": "Mustafa İmamoğlu",
        "poem": "\n\nfertler Görmedik hiç bayram harçlığı yoksuldu ailem\nTatmadık hiç elma şekeri ki tatlarını nereden bilem\nSonraları vermişse de rabbim bitmedi o eski özlem\nZira yıkıldı o eski aile sıcaklığı dağıldı ailede\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiyen",
        "poet": "Murat Kalaç",
        "poem": "\n\nYine gece...Yine gözlerinsiz düşler gelip vuruyor kapıma.\nYağmurlar yağıyor,siyah...Ve saçlarımda eskiyen gümüşi gri.\nSokak kedilerinin bile sığındığı bir yer vardır.Benimse sığınacağım hiç bir yer kalmadı artık bu şehirde.Sen yine de umursama beni.Yolunu değiştir sokağımdan.\nKanat ve bırak sadece.\nYine gece...yağmur yağıyor...ve gri biraz daha eskiyor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiyor Hayat",
        "poet": "Ünal Çağabey",
        "poem": "\n\nEskiyor bir çivi yazsında hayat\nDivit hokkasında,peşmurde,dağınık\ncanlı,cansız\nKimine göre terörist\nKimine göre kahraman\nAdı hep yanlış konulmuş\nHep yanlışlar üstünde ip sallayan..\n\nGeçiyor bir çay tadında\nEskiyor hayat\nCam kırığında,ruhsuz,kimsesiz\nBedeninden muzdarip\nSınırlarda hep kaçak\nResmiyete alışmamış\nResmilerle hep kavgalı\nKadim bir şehirden\nyeni yetme bir uygarlığa geçiyor..\n\nEskiyor hayat eskiyor..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskiyormuş sevgiler..",
        "poet": "Filiz Turan",
        "poem": "\n\nGün gelir \nEskirmiş sevgiler dediler\nİnanmadım..\nSevgi eskir miydi hiç\nSevgi büyürdü,sevgi çoğalırdı \nBenim  bildiğim..\nSevgi  öyle bir duyguydu ki\nDoldurduğu  yüreğe can verirdi\nFiliz  verirdi her yeni gün\nArsızdı dalları uzanırdı her yere\nSarar sarmalardı her türlü acıyı\nSevginin elleri sihirliydi\nDokunduğu ne varsa hayat verirdi\nCan verirdi kurumuş topraklara\nÇağlar akardı yürekler ötesine\nBentleri çiğner aşardı sevgi\nSığmazdı kabına\nSevgi bahardı..\nNe  varsa güzelliğe dair bildiğim\nHepsinin  tohumunda sevgi vardı\nSevgi suydu sevgi havaydı\nSevgi candı..\nOysa \nNe  yazık ki \nEskiyormuş sevgiler \nEskiyen tüm güzel şeyler gibi\nSevgi de eskiyormuş meğer\nGün geliyor acıya bırakıyormuş yerini\nUsulca terk edip gidiyormuş sevgiler\nFiliz veren dalları kuruyormuş meğer\nCan olduğu bedende \nGün gelip ölüyormuş sevgiler\nArdında yerli yersiz iz bırakıp\nYitiriliyormuş meğer..\nSuyuna yalan sızınca\nVe toprağına ihanet karışınca\nEskiyormuş sevgiler..\n\n15  mart 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": ".....ESKiYEN BAYRAMLAR*",
        "poet": "İhsan Gürbüz",
        "poem": "\n\nO eski bayramlardan bir şey yok elimizde...\nO güzel günlerin özlemiyle tutuştuk, yandık...\nBir eski şarkının sözleri dilimizde:\n'Bayramlar mı eskidi, bizler mi yaşlandık? '\n\n****\nBayram gurbet, bayram hasret, bayram gam,\nBayram artık buruk ayrılıkların adı...\nBayramları bilmem nasıl anlatsam,\nDede torunu bekler, baba evladı,,,\n\n****\nBayram yokluk, bayram hüzün, bayram dert,\nBayramların kalmadı o eski tadı...\nBayram ne lokumdur, ne şekerdir, ne de et,\nBayram yoksul ahı şimdi, yetim feryadı...\n\n****\nBayram kahır, bayram zehir, bayram kan,\nBayram yürekleri eriten bir ince sızı...\nBayram tatil yollarında heder olan can,\nBayram  çok uzaklarda şimal yıldızı...\n\n****\nBayram sabır, bayram ağıt, bayram yas...\nBayram yoksul çocukların gözlerinde gözyaşı...\nBayram unuttuğumuz eski arkadaş,\nBayram suyu kurumuş bir pınar başı...\n\n****\nO eski bayramlardan bir şey yok elimizde...\nO güzel günlerin özlemiyle tutuştuk, yandık...\nBir eski şarkının sözleri dilimizde:\n'Bayramlar mı eskidi, bizler mi yaşlandık? '\n\n\n"
    },
    {
        "title": "(Eskizler 4)",
        "poet": "Ozan Durak",
        "poem": "\n\nÜşüştü sakalıma bir bir kan emici kara sinekler\nKara bahtımın üstündeki toz bulutu kadar\nKoşturdular bir bir yolup sakalımı...\nEdirne'den Kars'a, Dünya'dan Mars'a kadar\nKorkuyla cesaret, hürriyetle esaret boğuşurken...\nkanımızda, canımızda,\nve damarlarımızda; \nDamla damla içip, kuruttular kanımızı.\nVakit tamam; \nÇalalım artık kurtuluş borumuzu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eskizler III",
        "poet": "Erdem Kapusuz",
        "poem": "\n\nÇiklet falında\nAşkı arayan\nKız kadar\numutlu olabilmekmiş\nmutluluk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşleme",
        "poet": "Mahir Odabaşı",
        "poem": "\n\nİmam - itikatlı\nCemaat - bilinçli\nVaiz – ihlaslı\nMüftü – etkili\nÖğrenci –istekli\nEğitim – liderli\nVekil – asıllı\nŞoför – sabırlı\nEsnaf – insaflı\nDost – vefalı\nİzdivaç – ahlaklı\nTelevizyon – ayarlı\nYar – kahırlı\nKurban – dualı\nYardım- duyarlı\nTarla – işlemli\nİktisat – iktisatlı\nMemur –terli\nAmir – vasıflı\nMaaş – yeterli\nGelir – bereketli\nSağlık-şifalı\nDoktor-ilgili\nHemişre-merhametli\nUsta – zamanlı\nHukuk – adaletli\nSınav – güvenli\nÇocuk- mutlu\nGençlik – ümitli\nBaba – şuurlu\nYaşlı – huzurlu\nŞair – şiirli\nKöy – nüfuslu\nDeniz – balıklı\nSöz – yeterli\nDilenci – yüzlü\nGarip – güçlü\nKomşu – selamlı\nEmanet – itinalı\nEleştiri – tahammüllü\nSiyaset – seviyeli\nİstek – sınırlı\nZengin – şükürlü\nFakir – sabırlı\nOyuncak – yerli\n………………! \n(25.01.2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eslem",
        "poet": "Celal Sevencan",
        "poem": "\n\nİncidir nur gibi parlar yüzleri\n            Baldan da tatlıdır dilde sözleri\n            Bakanları aşık eder gözleri\n            Gökyüzünde yıldız yerde gül Eslem\n\n            Gölgesinde yatsam servidir boyu\n            Elinden su içsem Kevser’dir suyu\n            Göğsünde uyusam bir ömür boyu\n            Gökyüzünde yıldız yerde gül Eslem.\n\n                               (17.08.2008. Girne/Kıbrıs) \n\n            Dilerim Allah’tan gül yüzün gülsün\n            Aşkın bahçesinde açan bir gülsün\n            Seven canım kader sana hep gülsün\n            Gökyüzünde yıldız yerde gül Eslem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşler Nelerden Çekinir 10.",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nÖğretmen eşleri\nEşlerinin akşamları\nEve gelince\nAile bireylerini\nSınava çekmelerinden\nÇekinirlerken \nHalen öğrenci olanların\nEşleri de\nBu yılda eşlerinin\nSınavlarda başarılı \nOlamayacaklarından\nÇekinirler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşler Nelerden Çekinirler 11.",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nYargıç ve savcı eşleri\nEşlerinin \nAkşamları eve gelince\nAile bireylerine\nSürekli soru sorarken\nAyağa kalkıp oturmaktan\nÇekinirlerken\nPolis eşleri de\nEşleri eve gelince\nHer yeri arayıp\nAile bireylerini \nSorguya çekmelerinden\nÇekinirler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esma-i Hüsna",
        "poet": "Umut Gürses",
        "poem": "\n\nErenlerin Muhabbeti\nEvvel Allah Ahir Allah\nZikirdeki duy Tevhidi\nBatın Allah Zahir Allah\n\nBulut yağmur olup akar\nGöle Irmak dolup akar\nDelilcide Çerağ Yakar\nSamed Allah Gaffar Allah\n\nCümle Cihan Secde Eder\nMümin kullar canın adar\nTalip olan yolun güder\nLatif Allah Cebbar Allah\n\nKün deyince Var Eyledi\nElest de bunu söyledi\nCümle ruhlara payladı\nKayyum Allah Ol Nur Allah\n\nFukarayım ben kuluyum\nYüce Hakk'tan bak doluyum\nGah Veliyim Gah deliyim\nSemi Allah Basir Allah\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esliğindeyken...",
        "poet": "Yücel Terkanlıoğlu",
        "poem": "\n\nSensizlik bile sen-li; bense sensizken... \nSessizlik bile ses-li; bense esliğindeyken...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşlerarası Bir Tabuyu Yıkmak",
        "poet": "Yüksel Önaçan",
        "poem": "\n\nMizah\n\nYıldırım aşk, i-net aşkı, 'bi bakışta vurulmak,' çöpçatanlar ya da bir şekilde sizi evlenmeye ikna edenler işte; bunlar asıl konunun yanında önemi olmayan konular. Evlendiniz ya, asıl önemli konu o zaman başlıyor. \nDaha gerdek gecesinde başlar iki tarafın da sıkıntısı ama birbirlerine söyleyemezler. Öyle veya böyle çok çabuk bir şekilde başlanıp bitirilmesi gereken bir süreç vardır ki, insanı çook kasar. Bu süreç ne kadar kısa zamanda aşılırsa iki taraf için de o kadar yararlıdır. Barsaklar uzayıp da göbek, eskortluk etmez size. \nAyrıca osura osura televizyonda romantik bir film izlemenin doyumsuz hazzı haftalar, aylar, hatta yıllar ötesine sarkıtılır mı? \nSıkıntıdan bir an önce kurtulmanız için yapmanız gerekenler, çektiğiniz sıkıntılar yanında hiç de zor değil.\n\nEvlenmeden önce haydi sağa eğilip tıslattınız, sola eğilip tıslattınız.\nAynı çatı altında yaşamaya başlayınca kıvranıp durursanız ve anasını özlüyor olmaktan canı sıkkın olan eşiniz de kafayı sizin baykuş gibi bir sağa bir sola eğildiğinize takmışsa:\n'- N'o! Kıçında kurt mu var? ' diyebilir ki, saygınlığınız fire vermeye başladı demektir.\nİyisi mi n'edin edin, hangi şehirde oynuyorsa Rus Gelin (Yoksa 'Yabancı Gelin' miydi?)     filmine gidin.  Filmde başrol oyuncusu erkek, olur ya, kaçırıyor. Genç karısına gülümseyerek:\n'- Pırt, dedi,' diyor.\nTüm seyirciler kahkaha ile gülüyor. O sırada hemen eşinizin (canım birlikte yaşadığınız kişi de olabilir,)     yüzüne bakın. Neden mi? O da kahkaha atıyor, hatta gülümsüyorsa ileride bu lazım olacaktır. Sizin o dayanılmaz hazzın vanasını açtığınızda bozuk çalarsa:\n'- N'oluyooo! Rus Gelin'deki osuruğu beğeniyorsun da, …'\nLâfın arkasını getirmeyin; o filmi hatırlayıp, gülümseyecektir. Hatta gelip sana sarılacak belki de özlediği anasını unutturman için senden yardımcı olmanı isteyecektir. Neyse, gerisi sizin yapacağınız, pardon, bileceğiniz iş. \n\nBu filmi arama işini geçelim. Belki size kilometrelerce uzaktaki bir şehirde. Yeni evlendiğiniz için de daha DVD'niz olmadığı gibi bi sürü de borcunuz var. Nikâh ya da düğüne davet ettikleriniz de ne size altın taktı, ne de zarf içinde para verdi; bi guru 'mutluluklar dilerim ikinize de,' diye, geçiştirdiler. \nOnları başınızdan savdıktan sonra, süreci kısa tutmak için, sevdiceğinizi iyice acıkıncaya kadar dolaştırıp, bi 'Guru-Pilav'cıya gitmeye ikna edin. \nKurufasulyeyle birlikte kelem turşusu ve yoğurt istemeyi ihmal etmeyin. 'Guru'ya ilk kaşığı daldırmadan önce:\n'- Ye guruyu salla boruyu, demiş, atalarımız,' diye de espri yapın pişkin pişkin. Bu, aranızdaki utanma duygusunu acık azaltacaktır. Esas derdiniz sevdiceğinizi hazırlamadan osurma utancı çünkü.\nGurucudan çıktıktan sonra kulağınız yanınızdakinden çıkması muhtemel seste olsun. Baktınız ondan ses yok; sizin barsaklarda da Japon toprağı gibi fermantasyon geçiren gurular gizlice eskortluğa soyunuyor ve bu sizi rahatsız ediyor.\nİki yolunuz var:\nCesaretinizi toplayamadıysanız trafik ışıklarına doğru yürüyünüz. Yeşil ışık yanar yanmaz arkadaki otomobil sürücüleri mutlaka kornaya basacaklardır. Rahatlayabilirsiniz hemen.\nAz cesaretiniz var da, süreci kısaltmak istiyorsanız ara sokağa giriniz. Gazı pek de rahatsız etmeyici bir makamla kullanabilirsiniz.\nYüzünüze bakıp bakmadığına bakıp, solo yapıp yapmadığına kulak veriniz. Size katılıp, sonra da birlikte kahkaha attıysanız mesele yok; süreç tamamdır. Yok, hiç oralı değilse duymamıştır ve kendisi de bu arada alçak perdeden bir makam atlamıştır.\nCesaretinizi kaybetmeyiniz. Her canlının, hatta yanan her şeyin doğasında var gaz, duman çıkarmak diye düşününüz. Sevdiceğinizle ızdırap çekmek için değil, sağlıklı ve mutlu olmak için bir aradasınız.  Doğanın kanunu tabu olmamalı. Bu tabuyu bi şekilde yıkmak gerekir. Sıradan ve illegal olmayan isteğiniz dışı bu ihtiyacı gideremezseniz sağlıklı bir temele evlilik de, birliktelik de asla oturamaz.\n\nO gece ya da daha sonrasında yatakta 'kedi öldüye vurup,' inceden bir makam belirleyiniz. Sevdiceğiniz kesin cevap verecektir. Cevap vermese bile muhtemelen:\n'- Üff! Yatağı ibibik yuvası gibi kokuttun,' diyecektir. Siz, numaradan horlayın ve kulağınızı açın. Onun barsakları bütan gazı deposu değil ki gazı sıvılaştırsın; elbette o da bir makam tutturacaktır kendisine özel. Sesi duyduğunuz an doğrulup:\n'- Sanki seninki lavanta kokusu,' deyiverin.\nOsurmanın dayanılmaz hafifliği ve rahatlığı…\nGördünüz mü; tabuyu yıktınız işte. Zaten çiftlerin arasında tabu denilen bir şey olmamalı. Yoksa birinden biri o tabular her neyse, yıkmak için yıkacak birisine yılan gibi kayar gider.\n\nBu taktikler için bana teşekkür etmenize gerek yok. İnsanlık görevimi yaptım zannediyorum.\nArtık sanki üzerlerine vazifeymiş gibi evliliğinizin nasıl gittiğini soranlara:\n' - Sağlam temellere oturttuk; osursak da yıkılmıyor,' diyebilirsiniz.\nKısaca aşk, birlikte osurmaktır. (*)  \n(*)     bkz: Yüksel ÖNAÇAN. -Dünya Bilimsel ve İlimsel Araştırmalar Ansiklopedisi. Cilt: 13 s. 1007. Cildin son cümlesi.-\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşleştirerek Öğrenme 3",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nYanar dağ çevresinde gazın çıkışı; yer içi sismik hareketlerin bir öncü neticesidir. Dolaysı ile ürün artışı ile dağ patlamasının doğrudan bir ilişkisi yoksa da,ürün artışı ile patlamanın geniş zaman içinde,  zamanca eşleşen bir denk düşmesi vardır. Oysa siz, ürünü ekmeseniz de yanar dağ yine patlayacaktır.\n\nEşleşmede bir tekrar edişler vardır. Her tekrar ediş bir kontrol yansımasını verir. Sistemlerin zorunlu bir geri bildirişimi vardır. Buna geri beslenme yasası denir. Geri beslenme (feedback)  bir kendini tekrarlama, bir oto kontrolün oluşmasıdır. \n\nVarlıklar (organizmalar)  kendi üzerilerine, kendileri yansıyarak bir eşleştirme ile kendisini algılarlar. Eşleşme değişik şekillerde bir yansımadır. Bu yansımalardan, karakteristik bir olan durum da, kendisini inşa eşleşmesidir.\n\nYansımanın kendisi bir eşleşmedir. Eşleşmeler bir su yüzeyindeki yansıma gibi zahiri (sanal) , bir halı motifi gibi somut ve orantılıdır. Simetrik ya da asimetriktirler. Kendini eşleyen tekrarlayan yapı büyüyerek, eşleşeceği gibi küçülecekten,  Matruşalar gibi  gittikçe görünmez eş ipte, eşleşebilirler. \n\nSiz kendinizle eşleşerek, yine kendinizi tekrar ederek, tekrar edişin farkı kadar büyürsünüz. Eşleştirme ayrı ayrı, birbirine benzemez durumların, denkleşmesi olduğu gibi yani beş elma ile beş çocuğun eşleştirilmesi gibi benzemezlikler eşleşmesi vardır. Bir modeli örnek almanın bire bir taklit kopyası olan eşleştirmedirler de. A harfi yazımını, aynı örnek, tekrarlamak gibi.\n\nBir kopyayı eşleşme en az, ikizleştirme biçimidirler. Farkı fark etmenin kontrolüdür. Seçme ayıklamanın kontrolüdür. Bir adamla eşleşen evini, ya da evle sokak trafosunu, evle mimari biçimini vs. sini; o evle adamı, o evle trafoyu, o evle mimarisini başka adamlardan ve başka evlerden; böylece fark ederek, seçip ayıklarız. \n\nDenk, eşleşme yani ayrı ayrı olayların birlikte, süredurum olacaktan denk gelen,  bir birinden bağımsız olarak, çevrimsel, eş zamanlı denkleşmesidirler.  Balkon altında geçerken başınıza saksı düşmesi tesadüfi denk eşleşme iken, gibi. Her ektiğinizde 100 dönümlük tarladan bol ürün alıyor olmanız. Bol ürünle 100 dönümüm denkleşen eşleşmesi. \n\nDenkleşen eşleşmeye en iyi örneklerden birisi de yansımanın eş zamanlı süre durumlarla girişmesidir. Ayna yansınız, ne tam sizden kaynaklanır ne tam aynadan. Gölge yansısı, ne tam ağaçtandır, ne tam Güneşten kaynaklanır. İki eş zamanlı durumun girişen konum yansılaşma eşleşmesidir.\n\nEşleşme benzerliklerin bir zıtlaşmasıdır. Maddenin anti maddesidir. Yine özdeğin, artı eksi elektriksel ve manyetik (elektrostatik)  kutuplaşması birer eşlenme var oluş devinmesidirler. Bunu en güzel şeklini mıknatısta görürsünüz. Bir mıknatısı ne kadar parçalarsanız parçalayın, her parça eşleşen (denkleşen)  bir iki tane farklı yeni N ve S kutupla belirirler.\n\nKimyasal bağlarda bu şekil bir farklı benzerliklerle duyarla şan, bir eşleşmedirler. Mevcutlar içinde en başatla şanının eşleşmesinden tutunda, oluşma doygunlaştıkça ters çevrimle, başat olandan daha aşağı diğer birleşme eğilimlerine doğru olacak la, polarma bileşiklerine ve eşleşen tekrarlara giderler. \n\nBu bağlamda adenin timinle; guanin, sitozinle kutuplaşıp eşleşirler. Bir olayı, birbirine göre alabileceği çoklu biçim yansıması olacaktan düşünemez isek, olayları kavramada oldukça yavaş kalırız.\n\nBir durum, kendi içinde, kendisi ile bire bir,  eşleşen kopya durumken, dışla bağıl bir denk düşen eşleşme öğrenim uygulama olmaktadır. Örneğin bir molekül kendisini eşleyen birçok aynı kopyaların bileşke süredurum konumudurlar. Yüz binlerce aynı benzerlik, kesikli ve süreklilikle, birbirini tekrarlarlar. Somut oluşta tekrarlamak sınırsız değildir. Ayna gibi sanal eşleşende, ayna içi ayna görüntüde; eşleşme sınırsıza benzer.\n\nYine bir hacim oksijenle, iki hacim hidrojen aynı eşleşmedi replikasyonu verirler. Bu eşleşmeli kesikli sürekli yapı tekrarları, su damlasını ve su akışını ortaya koyarlar. Bunlar doğadaki en temel ve basit replikasyon girişmesinin ön ve ilk adımıdırlar. Bir kaos da, bir tusunami de; benzer eşleşmelerin kesikli sürekli topaklanmasıdırlar. \n\nOlaylar girişen olaylara döndükçe süreç replikasyonları da akıl almaz seçme ayıklama durumlarına dönüşmektedirler.\n\nBasit bir buhar makinesi modelinin replikasyonu bugün akıl almaz(!)  bir konforun, eşleşen devinimine dönmüştür. Eşleşmenin bir öğrenme(zekâ) , zekânın bir kendini tekrar etme, tekrar eden yapı farkları fazla ve eksikleri; seçen, ayıklayan bir girişme olduğu, sanırım sezilmiştir.\n\n14.01.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esma",
        "poet": "Gökhan Yüncü",
        "poem": "\n\nElem göz yaşına dönüşmeden\nSevda acıya dönüşmeden\nMutluluk mateme dönüşmeden\nAşkını itiraf et senden vazgeçmeden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ i Hûsnâ",
        "poet": "Yaşar Yaramış",
        "poem": "\n\nBizi yoktan var eden\nBize bizi yar eden\nRızkı kesip dar eden\nYa Allah hu Ya ALLAH.\n\nDilde adın her zaman\nBu halimiz pek yaman\nBizi affet Ya Rahman\nYa Allah hu Ya RAHMAN.\n\nAdem insanın ilki\nHer dem kurnazdır tilki\nAlemlerin Meliki\nYa Allah,Ya MELİKÜ.\n\nNamaz mümin'ün süsü\nOruç zırhı örtüsü\nGünahlar da kaktüsü\nAffet ey Ya KÛDDÜSÜ.\n\nOkuduk hep elif lam\nDostça ettik söz kelam\nYa Aleyhi vesselam\nYa Allah hu,Ya SELAM.\n\nDüşmanların şerrinden\nRuhumun kederinden\nDiyelim ta derinden\nYa Allah,Ya MÜMİNÜ.\n\nNamaz direği dinin\nŞükreder gerçek Mümin\nSöyleyelim bin, yüz bin\nYa Allah,Ya MÜHEYMİN.\n\nBütün kullar kardeşiz\nAramızda yok siz,biz\nÇok şanslı bir ümmetiz\nYa Allah hu,Ya AZİZ.\n\nKimi cahil çok gaddar\nKimi havadan atar\nDerde deva sende var\nYa Allah hu,Ya CEBBÂR.\n\nİnsanoğlu,cin, peri\nHepsi Rabb'in eseri\nAzizlerden her biri\nDer,Ya MÜTEKEBBİRU.\n\nHer zaman Kuran oku\nDoysun ona tüm doku\nYaratan varı, yoku\nYa Allah,Ya HÂLİKU.\n\nSeyreyle mevcudatı\nHakkıyla ver zekatı\nYaratan mahlukatı\nYa Allah,Ya BÂRİU\n\nHer zaman getir tekbir\nEşsizdir Allah,tek,bir\nEden en güzel tasvir\nYa Allah, Ya MUSAVVİR.\n\nGözden yağınca yaşlar\nErir hep dağlar taşlar\nGünahları bağışlar\nYa Allah Hu, Ya GAFFAR.\n\nKışın sonu ilkbahar\nYazın ardı sonbahar\nGüneş doğudan doğar\nBunu yapan,Ya KAHHÂR.\n\nİmansız gönül harap\nAç,susuz,çölde serap\nKurtar bizi,ey  Yarap\nYa Allah hu,Ya VEHHÂB.\n\nVerdi bin türlü erzak\nYine de şükürsüz bak.\nKimse çizmesin zikzak\nGörür Allah,Ya REZZAK.\n\nMazluma çektirme ah\nSonra dersin bak,eyvah\nTek edecek eyvallah\nYa Allah hu, Ya FETTÂH.\n\nİmanlı olur alim\nİnançsızdır şu zalim\nCennet benim hayalim\nYa Allah hu,Ya ALİM.\n\nAlim bilir abiti\nZalim bilir zabiti\nTüm kulların mabudu\nYa Allah,Ya KÂBİDU.\n\nİyi ile basiti\nMidedeki asidi\nTenin bütün kesiti\nDer, Allah,Ya BASİTU.\n\nİyi iyiye yordu\nKötü kötüye yordu\nSeni buldum diyordu\nYa Allah,Ya HAFİDU.\n\nSuda yüzer bir kuğu\nÇayır çimende buğu\nHoca giyer kavuğu\nDer, Allah,Ya RAFİU.\n\nDikiş diker hep terzi\nHep yük çeker terazi\nHep boş mal,mülk,arazi\nBize yeter,Ya MÜZZÜ.\n\nGülün bülbüle zülü\nOna yok tenezzülü\nDer ki şair Fuzuli\nYa Allah,Ya MÛZİLLÜ.\n\nDünya derin bir kuyu\nİnsanda var beş duyu\nTerk et artık uykuyu\nSöyle her dem,Ya SEMİU.\n\nSoru içinde soru\nBeladan kendin koru\nYarın ötmeden boru\nDe,Allah,Ya BASIYRU.\n\nNe savcı,ne hakimi\nKâinatın hakemi\nOdur mutlak hakimi\nYa Allah,Ya HAKAMİ.\n\nÖmer de adaletli\nÇok azimli,gayretli\nGerçek tek adaletli\nYa Allah hu,Ya ADLÜ.\n\nHer şeyi bize lütuf\nHer sözü ince,latif\nKullukta bizi aktif\nEtsin Rabb'im,Ya LATİF.\n\nÜstünde kalmasın kir\nTemizlen dergaha gir\nHer yolun sonu kabir\nYa Allah hu,Ya HÂBİR.\n\nEr,erbaş eder talim\nZulüm eder hep zalim\nYa nolur benim halim\nYa Allah hu,Ya HALİM.\n\nKulun nedir ki cürmü\nGörmez mi? Nedir kör mü? \nÇok zor çözmek düğümü\nYa  Allah,Ya AZIYMÜ.\n\nAllah düşmanı kafir\nHa bire eder küfür\nGittiği yol çok zifir\nYa Allah hu,Ya GAFUR.\n\nHer haline et şükür\nNankörsem bana tükür\nİkrama et teşekkür\nYa Allah hu,Ya ŞEKÜR.\n\nBüyü bebeğim büyü\nDaha çıkmamış tüyü\nIslah etsin kötüyü\nYa Allah, Ya ALİYYÜ.\n\nOku Kuranı bir bir\nRabbin huzuruna gir\nO ki! kitab ı kebir\nYa Allah hu,Ya KEBİR.\n\nYüreklerde sızı\nEtkilemez arsızı\nDin kulun muhafızı\nYa Allah,Ya HAFİZU.\n\nKimi giyer mini,tayt\nKimi de doğuştan layt\nİmanda olma lakayt\nDe, Ya Allah,Ya MÜKIYT\n\nGünah yolunu kesip\nMevlaya doğru esip\nDiyelim sonra nasip\nYa Allah hu, Ya HASİB.\n\nKuran,sünnet tek delil\nOna uy olma zelil\nNe oldu Ebu Cehil? \nYa Allah hu, Ya CELİL.\n\nKitap Kuran ı Kerim\nMuhammed(s.a)      peygamberim\nYoluna can veririm\nYa Allah hu, Ya KERİM.\n\nHerkes herkese rakip\nPeşin sıra hep takip\nİnsanoğlu çok garip\nYa Allah hu,Ya Rakıyb.\n\nHer yanı sarmış hizip\nHiç boş durmuyor muzip\nİnsanlık çok muzdarip\nYa Allah hu, Ya MÜCİB.\n\nMabedim cami,mescit\nOlmak gerekmez mucit\nBir gün gibi hep mâcit\nYa Allah  hu,Ya MECİT.\n\nGörülmeyeni gören\nBilinmeyeni bilen\nBaşımızda dikilen\nYa Allah hu,Ya VASİU\n\nOdur gerçek tek hakim\nŞirk koşan densiz de kim? \nÖlüm dinlemez hekim\nDe,Ya Allah,Ya HAKİM.\n\nİman tanımaz hudut\nDar gelir ona vücut\nOnun,ne varsa meccut\nYa Allah hu,Ya VEDÛD.\n\nHer gün oynar hep bahis\nBana Haktan et,bahis\nBitsin artık bu yeis\nDe,Ya Allah,Ya BÂİS.\n\nVatan için git,seyit.\nÖlse de ölmez şehit\nSenin ecdadın seyit\nBilir Allah,Ya ŞEHİT.\n\nNe güzel yaratmış,Hak\nŞu nurlu yüze bir bak.\nİslâm'ın tacını tak\nSevsin Allah,Ya HAKK.\n\nAynı değil her vekil\nYeter aradan çekil\nO ne güzel bir vekil\nYa Allah hu, Ya VEKİL.\n\n Allah tan geldi vahiy\nBu hakikat bu sahiy\nO sallallahi aleyh\nDedi,Allah,Ya KAVİY.\n\nSıtma tuttu çok çetin\nDedi peygamber örtün\nGörür bin bir hacetin\nYa Allah hu,Ya METİN.\n\nGeleceği evveli\nDüşünmeyen deli\nTutar uzanan eli\nYa Allah hu, Ya VELİ.\n\nNe itil ne de it\nZaten her yan pire,bit\nSakın olma parazit\nDe,Ya Allah,Ya HAMİD.\n\nİşin içine sinsin\nNe iğren ne de tiksin.\nBu alemde hep teksin\nYa Allah hu,Ya MUHSIY.\n\nMısırda sapkın kıpti\nKendine ilah yaptı\nGitti ateşe taptı\nYa Allah hu,Ya MÜBDİ.\n\nHer yerde farklı muhit\nHiç bir yer değil sabit\nYıkar,yapar mütâhit\nYa Allah hu, Ya MÜIYD.\n\nZannetme her şey iyi\nŞöyle seyret çevreyi\nİmanla can vermeyi\nNasip eyle,Ya MUHYİ.\n\nHastalık buldu müzbit\nBıktı doktora gel git\nİçirdi soğuk şerbet\nYa Allah hu,Ya MÜBİT.\n\nAteist,sapkın,haydut\nHer türlü insan mevcut\nİkramda hiç yok hudut\nYa Allah hu,Ya MACİD.\n\neElin yıka yüzün yü\nAlim ol çok çko büyü\nİlim dipsiz bir kuyu\nDe,Ya Allah,Ya HAYYÜ.\n\nKıyım üstüne kıyım\nSen anca gözlerin yum\nBir de adı milenyum\nMedet Allah, Ya KAYYUM.\n\nEmanettir bu vücut\nÜşümesin sıcak tut\nHaşroldu Ad,Lut,Semud\nYa Allah hu,Ya VACİD.\n\nKul hep kendi istedi\nHayır dedi,şer dedi\nMevlam da ona verdi\nYa Allah,Ya VAHIDÜ.\n\nGöstersen de keramet\nTürlü türlü alamet\nSabrın sonu selamet\nYa Allah hu,Ya SAMED.\n\nAllah har zaman tek,bir\nNe istediysen verir\nYaratmaya muktedir\nYa Allah hu,Ya KADİR.\n\nGöğe döndüm yüzümü\nGüneş aldı gözümü\nDüşündüm de özümü\nSensin,Ya MUKADDİMÜ.\n\nO kimine çok verir\nKimine de az verir\nÇünkü her şeye kadir\nYa Allah, Ya MUKTEDİR.\n\nMevlam her şeyde mahir\nKimini hemen alır\nKimini eder tehir\nYa Allah,Ya MÜAHHİR.\n\nGel, kim olursan ol,gel.\nGelmeden önce ecel\nOnun şevkâtine gel! \nO,Ya Allah,Ya  EVVEL.\n\nNe şair,ne muharrir\nHem evveldir hem ahir\nKâinatta en tahir\nYa Allah hu,Ya AHİR.\n\nHidayet yoluna gir\nKalmasın üstünde kir\nOlma sakın bakar kör\nDe,Ya Allah,Ya ZAHİR.\n\nOlsa da yatın, katın\nArtmaz senin fiyatın\nOysa her insan altın\nDe,Ya Allah,Ya BATIN.\n\nNolur kulların hali\nİlgilenmezse vali\nHelak olur ahali\nYa Allah hu,Ya VALİ.\n\nMeyveler renk renk,al,al\nGir İrem bağına dal\nO gerçek.Değil masal.\nYa Allah, Ya MÜTEAL.\n\nİbadetten ne haber\nYarap sevabı çok ver.\nKuran,sünnet hep rehber\nYa Allah hu,Ya BERR.\n\nİşle her dem çok sevap\nOlmasın halin harap\nKorusun seni Vahap\nYa Allah hu, Ya TEVVAB.\n\nÜzer kulu keder gam\nZulüme etme devam\nRabb'im alır intikam\nYa Allah,Ya MÜNTEKIM.\n\nYalansız olmaz çok laf\nÇam devirip, yapma gaf\nHer devirde çıkar af\nAf,Ya Allah,Ya AVÜVV.\n\nHakdan her dem dile af\nDökülsün günah raf raf\nİblis olsun bertaraf\nYa Allah hu,Ya RAUF.\n\nO her şeyden önce ilk\nOnundur her şey,mal,mülk\nBaşımıza bir külünk\nVurma,Ya MÂLİKEL MÜLK.\n\nEder sayısız ikram\nHele yemezsen haram \nKapanır dertli yaram\nZülcelâli vel İKRAM.\n\nAşma sakın maksatı\nAlamazsın ruhsatı\nHep adil ol,kaskatı\nO,Allah,Ya  MAKSİTU.\n\nAllah'ın evi cami\nSiler kederi,gamı\nToplanır camı cemi\nDer, Ya Allah,Ya CAMİU.\n\nHalin vaktin çok iyi\nHer gün daha da büyü\nKaçırma hiç ölçüyü\nDe, Allah,Ya GANİYYÜ.\n\nDüşünsene Karun'u\nMısırlı  Firevun'u\nBir sinekle Neron'u\nYa Allah hu, Ya MUĞNİ.\n\nKimi işlere mani\nKimi işte çok gani\nKudret elinde yani\nYa Allah, Ya MANİU.\n\nBu can kafes gönle dar\nHelal olan çok şey var\nBir o kadar da mundar\nVerme,Ya Allah,Ya DARR.\n\nYüklerin en hafifi\nİşlerin en naifi\nYeter bu bana kafi\nYa Allah, Ya NAFİU.\n\nAlim hakkı savunur\nZalim der orada dur\nAlemlere verdi nur\nYa Allah hu,Ya  NUR.\n\nDoğru yola koş haydi\nÇağırır dağ,taş,vadi.\nO güzel Muhammedi\nUlaştırdı,Ya HÂDİ.\n\nKimse değil ebedi\nDünya herkesi yedi\nCehennemi,cenneti\nYarattı,Ya BEDİU.\n\nBir Rabb 'im var,hep baki\nDoğum hak,ölüm vaki\nKâinatın   meliki\nYa Allah hu, Ya BAKİ.\n\nKimi hasta çok bariz\nKimi çok kötü varis \nKimini aldı kriz\nYa Allah hu, Ya  VARİS.\n\nKiminin yaşı reşit\nKiminin işi eşit\nKulak ver,iyi işit\nDe,Ya Allah,Ya RAŞİT.\n\nÖfkelenme et sabır\nNe kız,ne bağır,çağır\nDayanmak çok zor,ağır\nDe,Ya Allah,Ya SABUR.\n\nDünya bir dönme dolap\nDökülüyoruz lap lap\nEtme bize hiç azap\nMedet Ya Allah,Ya RAB...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esma'ül Hüsna",
        "poet": "Mehmet Şahan",
        "poem": "\n\nEşi ve benzeri olmayan bir, tek; \nHar zaman Sen vardın, Sen vardın Allah! \nEl-Evvel, el-Ahir, el-Zahir’de bak; \nEl-Melik, el-Kuddüs; olansın Allah! \nHer zaman Sen vardın, Sen varsın Allah! \n\nEsirger, bağışlar; Rahman, Rahim’sin,\nYumuşak davranan hilmi, Halim’sin,\nİkramı bol, Kerim; hem de Âlim’sin,\nMü’min, el- Müheymin olansın Allah! \nHer zaman Sen vardın, Sen varsın Allah! \n\nHer şeye gücün yeter, galip; el-Kahhar,\nBağışlar, örtersin; Gafur, el-Gaffar,\nAzamet sahibi sensin, el-Cebbar,\nEl-Aziz, el-Azim; olansın Allah! \nHer zaman Sen vardın, Sen varsın Allah! \n\nİçinde, dışında ne varsa bilen,\nEl-Habir, el-Basir; her şeyi gören,\nEl-Rezzak’sın kula rızkını veren,\nEl-Adil, el-Latif; olansın Allah! \nHer zaman Sen vardın, Sen varsın Allah! \n\nÇok yüce, pek büyük; el-Aliyy, el-Kebir,\nUluluk sahibi, el-Mütekebbir…\nTasarlayan Sen’sin, Sen’sin Musavvir,\nEl-Hamid, el-Vahid olansın Allah! \nHer zaman Sen vardın, Sen varsın Allah! \n\nMuiz, aziz kılan ve izzet veren,\nEl-Müzil, zillete kulu düşüren! \nCelil ve Halik’sin, yoktan var eden,\nKadir, el-Muktedir olansın Allah,\nHer zaman Sen vardın, Sen varsın Allah! \n\nDarlık da sendendir, bolluk da senden,\nEl-Basıt, el-Kabıt, Rafi isminden,\nİndiren de sensin; sensin yücelten,\nEl-Fettah, el-Vahhab olansın Allah! \nHer zaman Sen vardın, Sen varsın Allah! \n\nAfet ve kederden emin, el-Selam\nEl-Hakem’sin ya Rab; en yüce kelam,\nEl-Semi isminle son bulur meram,\nEl-Şekur, el-Mucib olansın Allah! \nHer zaman Sen vardın, Sen varsın Allah! \n\nİstediği vakit bulan el-Vacit,\nKadri ve keremi büyük el-Macit! \nŞanı, şerefi çok üstün el-Mecit,\nEl-Bari, el-Hasib olansın Allah! \nHer zaman Sen vardın, Sen varsın Allah! \n\nVarlığın el-Hakk’tır; Vacib’ül vücud,\nMelik’ül Mülk’sün sen, sanadır sücud! \nSevilen, sevene layık; el-Vedud,\nEl-Hayy’um, el-Kayyum olansın Allah! \nHer zaman Sen vardın, Sen varsın Allah! \n\nEl-Muid, el-Muhyi ve el-Mümit’sin,\nYaratan, öldüren ve diriltensin…\nDiriltip çıkaran el-Bais sensin,\nEl-Metin, el-Kaviyy olansın Allah! \nHer zaman Sen vardın, Sen varsın Allah! \n\nEl-Ganiyy, el-Mani olan da sensin,\nEl-Veliyy, el-Mugni olan da sensin,\nEl-Vali, el-Cami olan da sensin,\nEl-Vekil, el-Şehid olansın Allah! \nHer zaman Sen vardın, Sen varsın Allah! \n\nZülcelâl ve’l-İkram, kerem sahibi,\nEl-Vasi, el-Mukit, ikram sahibi,\nEl-Muhsin, el-Muksit, irfan sahibi,\nEl-Bedi, el-Mubdi olansın Allah! \nHer zaman Sen vardın, Sen varsın Allah! \n\nYeter mi hiç kulun muhasebesi,\nEl-Rakib isminde murakabesi! \nÖne alan, getiren el-Mukaddim’esi,\nEl-Muahhir, el-Berr olansın Allah! \nHer zaman Sen vardın, Sen varsın Allah! \n\nAkli nazar ile hükmetsen güce,\nEl-Batın adıyla idrakten yüce! \nEl-Müteali’yle her şeyler cüce,\nEl-Samed, el-Baki olansın Allah! \nHer zaman Sen vardın, Sen varsın Allah! \n\nNefsi şeytandan, şerden koruyan,\nHer türlü afattan, ferden koruyan, \nKulunu günahkâr yerden koruyan,\nEl-Hafız, el-Tevvap olansın Allah! \nHer zaman Sen vardın, Sen varsın Allah! \n\nEl-Rauf, el-Afüvv, el-Muntekim’sin,\nEl-Rafi, el-Hadi, el-Raşit’imsin,\nEl-Nur’sun, el-Darr’sın, el-Varis’imsin,\nŞahan’a es-Sabur olansın Allah! \nHer zaman Sen vardın, Sen varsın Allah!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (Ed - Dârr)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO, elem ve zarar verici şeyleri yaratandır\nHer iki dünyâda ziyân eden günâha batandır\nSen sâdece o yüce Rabb'ine rağbet et dâima\nEn kârlı kul dünyâsını âhiret için satandır\n\n           (2 Ekim 2007/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El - Bâis)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nBir emriyle öldürür diriyi, diriltir ölüyü\nBir bakarsın sapsarıyken yemyeşil olur yeryüzü\nNice peygamber gönderdi yeşertmek için ruhları\nÖlü kalpler dirildi şifa oldu Hakk'ın her sözü\n\n             (24 Eylül 2007/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El - Hakîm)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nHakk'ın emirlerinde ne derin hikmetler saklıdır\nO ne yaparsa ve neye hükmederse hep haklıdır\nHer kim ki aklını Kur'an'ın hizmetine vermezse\nOndan hikmetli işler asla ve asla olmaz sâdır\n\n                (14 Ekim 2007/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El - Evvel)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nYüce zâtı ezeli ve ebedidir sonsuza dek \nÂlemleri yaratmadan evvel ALLAH vardı bir tek \nOl emriyle yarattı tüm canlı cansız mahlukâtı \nOnu candan da öte en sevgili yâr bilmek gerek \n\n                (3 Ekim 2007/İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El- Hâfıd)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO, düşünüp de akletmeyenleri hep alçaltır\nHakk, tefekkür etmeyenleri eder kör ve sağır\nHayvanlar bile hep onlardan katbekat üstündür \nBu gibi kimselere ALLAH vermez hiçbir hayır\n\n             (6 Ekim 2007/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ ( El- Fettâh)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nNice zorlukları o gün gelir kolaylaştırır \nBir adımda kuluna ne zorlu dağlar aştırır \nHer zorluğun da yanında o bir kolaylık verir \nGüçlüğe sabredene yardımını ulaştırır \n\n          (4 Ekim 2007/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El- GAFFÂR)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO, kalpten tövbeleri çokça kabul edendir\nEn bahtiyâr kul hep Hakk'ın yolunda gidendir\nPişman olarak bağışlanma dile Mevlâ'dan\nKalbinde yanan nedâmet ateşini dindir\n\n           (3 Ekim 2007/İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El - Hafîz)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO, kullarını muhafaza eder türlü belâdan\nRabb'imizsin diye sözümüz vardır Kâlû Belâ'dan\nHer çeşit musibetten her an uzak olmak istersen\nVerdiğin sözü tut, ecrini bekle Hakk Tealâ'dan\n\n                (30 Eylül 2007/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El- Ganiy)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nYalnız onundur göklerin ve yerin hazineleri \nKapsar sonsuz zenginliği kim bilir daha neleri\nİhtiyaç duymaz hiçbir şeye herkes ona muhtaçtır\nBütün eksikliklerden uzaktır o ezelden beri\n\n             (5 Ekim 2007/İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ ( El- Habîr)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO herşeyin gizeminden, içyüzünden haberdardır\nHer olaya vâkıfdır, tüm âlemlere hükümdardır\nO kulunun açık gizli her günahını bilendir\nYalnız ona tevekkül et çünkü o hep payidardır\n\n             (6 Ekim 2007/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El- Hâdî)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO'dur dilediği kuluna hidâyet veren \nDilediğine dosdoğru hak yolu gösteren \nKimi gönüller vardır ki asla görmez Hakk'ı\nKimi kalpler vardır varlığın sırrına eren \n\n          (6 Ekim 2007/İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El - Hakk)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO, emsalsiz varlığıyla hiç değişmeden durandır\nHer halk ettiği canlıyı besleyen ve doyurandır\nKullarının her dâim doğru yolu bulması için\nKur'an'ında nice hikmetli emirler buyurandır\n\n            (14 Ekim 2007/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El - Halîm)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO işlenen günahları cezalandırmaz hemen\nKurtulur azabından günahlardan tövbe eden\nO kullarına her zaman yumuşak davranandır\nCennete giren oradan hiç çıkmaz ebediyen\n\n         (18 Ekim 2007/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El - Halîk)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nHerşeyi yoktan var eden, her canlıya can verendir\nBütün yazgıları yazıp, her kadere yön verendir\nÖlümlü yaratılmışken, ölümsüzlüğe eren kul\nHerşeyini fedâ edip, Hakk yolunda can verendir\n\n               (17 Ekim 2007/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El- HAMİD)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO'dur yalnızca hamdedilmeye layık olan\nOnu hakkıyla tanımayan hep olur viran\nHer varlık kendi diliyle yalnız onu över\nBildirir bize bunu Kur'an-ı Azimüşşan\n\n        (18 Ekim 2007/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El - Hayy)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO dâima diridir ve herşeye gücü yetendir\nGünde beş vakit onu yücelterek almalı tekbir\nOnun ilmi sınırsızdır yere göğe asla sığmaz\nOnu hep en güzel isimleriyle etmeli zikir\n\n         (19 Ekim 2007/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El- KAHHÂR)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nDilediği kulunu kahreder sonsuz azabıyla\nCehennemde yakar kül eder anbean gazabıyla\nSen sen ol yalnız ve yalnız Cenâb-ı Hakk'a kulluk et\nYanma kor ateşlerde mahvolmanın ıstırabıyla\n\n             (18 Kasım 2007/İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El- KÂBID)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO dilerse zengin, dilerse fakir kılandır\nSıkan, daraltan herşeye kâdir Yaradandır\nDarlıkta ve de bollukta şükretmezse bir kul\nHem dünyada hem ahirette sonu hüsrandır\n\n             (20 Ekim 2007/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El - Kerim)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nOndaki cömertlik ve ondaki lütuf kimde var\nYaratılan her kul bin bir nimete olur mazhar\nSen her dem şükreyle ki çoğalsın Hakk'ın ihsanı\nHem dünyada hem de ahirette hep ol bahtiyar\n\n             (25 Kasım 2007/İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El - Kâdir)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO, ol dediği takdirde herşey oluverir\nKiminden alır mülkü kimisine de verir\nO, dilediğini yapmaya güç yetirendir\nHiç kuşkusuz onun varlığı ebediyendir\n\n       (26 Ekim 2007/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El- KEBİR)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO pek büyüktür ve de yüceler yücesidir\nOnun yüce kadrini her dem bilmek gerekir\nSayısız nimetlerle donatmış her kulunu\nOna hep şükretmeli olmalı müteşekkir\n\n          (23 Kasım 2007/İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El -Kaviy)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO âlemleri yaratan en büyük güç sahibidir\nHakk'ın eşsiz kudretiyle viran oldu pek çok şehir\nGünahlardan hep uzaklaş sevaplarla sen kucaklaş\nVersin sana Hakk Teâlâ nice nice sonsuz ecir\n\n              (18 Kasım 2007/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El - Hasib)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO her kulunun her yaptığını hakkıyla bilendir \nHerkesin hesabını görecek olununca haşir\nHer kim ki hesabını veremezse Cenâb-ı Hakk'a\nCehennem ateşine atılır olur hor ve hakir\n\n         (18 Ekim 2007/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (EL - LATÎF)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nİhsan ettiği nice iyilik onun şanındandır\nHer an ona itaat etmek Hakk'ın fermanındandır\nYardım eyler her dâim emirlerine uyanlara\nBu ilâhi hakikat Kur'an'daki beyanındandır\n\n         (7 Aralık 2007/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El- MÂCÎD)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO emsalsiz şanıyla yücelerden çok yücedir\nKudretiyle herşeyi yönetmekte o nicedir\nKâinat kitabını açıp okumalı harf harf\nBunu yapmak ALLAH'a kulluğun gereğincedir\n\n          (8 Aralık 2007/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El- KUDDÛS)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nNe hata ne gaflet ne de noksanlık bulunmaz onda\nGörülür kusursuz sanatı evrenin her yanında\nNe unutur ne yanılır ne de bir acz içindedir\nKoskoca evreni hep ayakta tutar Hakk Tealâ\n\n           (25 Kasım 2007/İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El- Muhsi)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nSen bilmesen de o bilmekte herşeyin adetini\nGörür o kulun gizli açık her faaliyetini\nHer daim sen Cenâb-ı Hakk'ın rızasını gözet ki\nVersin sana fazlından iki cihan saadetini\n\n         (13 Ocak 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El - Metin)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO sapasağlam olandır dayanıp güvenilecek\nHakk'ın takdiri kıyamet elbette bir gün gelecek\nDünya hayatı bitmeden, bir avuç toprak olmadan\nALLAH'a hep ibadet et ölüm sana gelene dek\n\n             (12 Aralık 2007/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El - Melik)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO evrenin tek sahibi ve pek ulu hükümdarı\nTüm alemlerin ilâhı ondan başka da yok tanrı\nO her şeye gücü yeten kudreti sonsuz olandır\nBir sevgili arama sen kendine ALLAH'tan gayrı\n\n           (12 Aralık 2007/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El- MUĞNİ)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO, dilediği kulunu eder zengin\nO yüzden olmayasın sakın miskin\nZengin olursan şayet bencil olma\nSen her zaman elinden tut fakirin\n\n     (9 Şubat 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El - Mucib)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO, her duayı işitip, ona icâbet edendir\nEn bahtiyâr kul yalnızca Allah'a rağbet edendir\nYüzyıllarca gönüllerde dâima taht kuran kişi\nİlâhî aşkla dolarak sirkeyi şerbet edendir\n\n           (24 Ocak 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El - Mubdi)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO, mahlukatı örneksiz ve maddesiz  yaratandır\nYarattıklarına pek çok güzellikleri katandır\nDev kâinata ibretle bak gör onun kudretini\nVar ettiği her zerreye o imzasını atandır\n\n            (19 Ocak 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El- Muhyî)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO'dur hayat veren, sağlık veren, can bağışlayan\nKur'an'ında Cenâb-ı Mevlâ etmiş bunu beyan\nSen elinden geldiğince her an Hakk'a kulluk et\nÖmrünü boşa geçirip de etmeyesin ziyân\n\n            (13 Ocak 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El - Mukaddim)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO dilerse öne alan dilerse erteleyendir\nKimisine hemen verir kimisini eder tehir\nAsla olma aceleci kaderinde yazan olur\nHakk'ın hükmüne razı ol kazan tükenmeyen ecir\n\n      (16 Aralık 2007/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El - Muktedir)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nYalnız ve yalnız onundur ki varolan bütün kudret\nKudret sahipleri üstünde o'dur en büyük kuvvet\nKuvveti kendinde görme ki senden büyük Allah var\nKendini büyük sanıp olma sakın ehl-i delâlet\n\n             (14 Ocak 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsna (El - Muksit)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO bütün işlerini denk, yerli yerinde yapandır\nHer iki cihanda da en mutlu kul ona tapandır\nHep adalet sahibidir asla zulmetmez kimseye\nDikkat et bu yalan dünya binbir tuzaklı kapandır\n\n              (7 Nisan 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ ( El- Musavvir)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO, dilediği gibi tasvir eden, sûret verendir\nKullarının önüne nice nimetleri serendir\nBahtiyâr kul, nimetleri Hakk'ın yolunda kullanıp\nSonunda da Cenâb-ı Hakk'ın rızasına erendir\n\n            (9 Şubat 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El- MÜNTEKİM)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO,  suçluları cezalandırıp intikam alandır\nGazabına uğrayan herkesin sonu da hüsrandır\nMevlâ'nın merhameti gazabını geçmiştir kat kat\nO, kullarına ihsan eden pek yüce Yaradan'dır\n\n          (13 Ocak 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El - Mümin)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO, kuluna güven veren ve onu emin kılandır\nHuzura kavuşan kişi, beş vakit namaz kılandır\nEn mesud kul, mümin olup, sonsuz mutluluğa eren\nEn hakir bedbaht kul ise cehennemde yakılandır\n\n             (24 Ocak 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El - Mütekebbir)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO pek büyüktür yüceliği sığmaz kelimelere\nKur'ansa hakikate açılan nurlu bir pencere\nO, yerin, göklerin ve tüm alemlerin mimarıdır\nTaşır silinmeyen imzasını mevcut her bir zerre\n\n            (7 Aralık 2007/İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El - Müteâlî)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO, aklın tasavvurundan pek yüce olan Rahman'dır\nİsyanlardan uzak kalmak belâya karşı kalkandır\nElinden geldiğince sen günâhlara dalıp gitme\nGünâhkârın hazin sonu ateşte feryat figandır\n\n            (25 Ocak 2008 / İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (En - Nûr)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO'dur âlemleri hep nurlandıran\nHer demde her şeye o'dur hükümran\nMümin kullarını karanlıklardan\nÇıkartır aydınlığa o her zaman\n\n  (10 Şubat 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (Er- RÂFİ)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO, dilediğini derecelerle yükseltendir\nİsterse rezil eden, isterse de yüceltendir\nCenâb-ı Hakk'a tâbi ol ki hep artsın derecen\nPeygamberimizi sen örnek al yüksel ahlâken\n\n            (10 Şubat 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (El- MÜZİL)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO, zillete düşüren, hor ve hakir edendir\nHorluktan kurtulansa, hep Hakk yolda gidendir\nHakk yolunu tutmayıp, sapkınlığa düşense\nCehennemi kazanıp, cenneti kaybedendir\n\n        (9 Şubat 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esma'ül Hüsnâ (El - Vâhid)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO'nun hiçbir şekilde asla ne bir benzeri\nNe bir ortağı vardır ne de başka bir dengi \nYegâne mâbudtur o kâinâtı yaratan\nYücedir, en güzeldir ALLAH 'ın her bir ismi\n\nHer yönüyle benzersiz, büyüklüğüyle eşsiz\nHiç bulunmaz onda kir, pek yücedir, pek temiz\nKudreti karşısında her şey kalır hep aciz\nYücedir, en güzeldir ALLAH 'ın her bir ismi\n\nOnun ne bir eşi var, ne de bir tane oğlu\nYaratılan her canlı onun kuludur kulu\nOndan başka ilah yok birdir bir Hakk'ın yolu\nYücedir, en güzeldir ALLAH 'ın her bir ismi\n\nTapılmaya bir tek o layıktır hep ona tap\nHer demde rehber olsun sana o kutsal kitap\nZikret Hakk'ı daima yaklaşmakta bak hesap\nYücedir, en güzeldir ALLAH 'ın her bir ismi\n\n           (23 Nisan 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (Er - Rahim)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nALLAH'ın rahmetini anlatmaya yetmez mısralar \nAsıl merhametini ahrette müminlere saklar \nBu dünyâda müminle kâfiri ayırdetmezse de \nÖte dünyâda rahmetini kâfirlere yasaklar \n\n               (3 Ekim 2007/İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsna (El - Vedûd)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO, çok bağışlayan çok da sevendir\nSevilmeye lâyık pek hoş yârendir\nSev sevebildiğin kadar sen Hakk'ı\nO, dikensiz al al olmuş güldendir\n\n    (30 Mart 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsna (El - Vehhab)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nBedelsiz armağan eden bağışı da çok olandır\nO, sığınılabilecek en emniyetli limandır\nBin bir güzellikler ile o her dem dopdolu olan\nUçsuz bucaksız pek derin nice engin bir ummandır\n\n             (30 Mart 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (Er - Rezzak)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO, kullarına gökten ve yerden rızık verendir\nO, müminlere en yakın, en sevgili yârendir\nSen sen ol her dâim kazan Rabb'inin sevgisini\nÇünkü onun dostluğu, yücedir, ebediyendir\n\n           (11 şubat 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (Er - Rahmân)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nALLAH, uçsuz bucaksız bir rahmet denizidir\nŞüphesiz, şefkatlilerin en şefkatlisidir\nO, yeryüzünde merhamet eder tüm mahlûka\nO, merhametlilerin en merhametlisidir\n\n           (3 Ekim 2007/İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (Er-RAKÎB)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO, herşeyi görüp gözeten kontrol edendir\nEvrenin tümü onun emriyle eder seyir\nKendini sen sakın ha başı boş sanmayasın\nKötülük emreden nefse olmayasın esir\n\n     (10 Şubat 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsna (El - Vekil)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO güvenilmeye değer ne de güzel bir vekildir\nOna sen hep itimat et o en sağlam bir kefildir\nYandıkça yanan her demde parıl parıl parlayan  o\nÂlemleri nurlandıran hiç sönmeyen bir kandildir\n\n            (30 Mart 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (Er - Rauf)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO, kuluna çok acıyan, kulunu çok koruyandır\nMekan ve zamandan arı, varlığı ayan beyandır\nDünyâda ve ahirette mutluluğu tadan kişi\nKatiyen şirk koşmayarak, yüce Allah'a tapandır\n\n             (11 Şubat 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsna (Es - Sabur)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO, mühlet verip cezada acele etmeyendir\nHiddetle, kızgınlıkla muamele etmeyendir\nO her dem sabırlı olan öfkeye yenilmeyen\nSevdiklerini para pula köle etmeyendir\n\n             (9 Nisan 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (Es - Samed)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nHerşey ona muhtaç iken onda bulunmaz ihtiyaç\nKur'an-ı Azimüşşan'dır bütün dertlere tek ilaç\nHer günah, yakan bir kordur tâ yüreklere tırmanan\nSen Hakk'ın cennettine koş cehenneminden de hep kaç\n\n               (12 Şubat 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ ( El - Veli)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO, mümin kullarının tek dostudur her dâim \nOndan pek de uzaktır nankör olan her zalim \nCenâb-ı Hakk'tan başka dost edinme kendine\nBunu emreder bize yüce Kur'an-ı Kerim\n\n            (30 Mart 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (Eş - Şehîd)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO her şeye şahittir, hazır ve nazır olandır\nEn mutlu, huzurlu kul, Allah aşkıyla dolandır\nUslu akıllı insan, sevap güllerini derip\nHer günah dikenini teker teker hep yolandır\n\n        (16 Şubat 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (Es - Selam)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nÇıkarır her tehlikeden kullarını selâmete\nEmin kılıp sıkıntıdan, koyar onları cennete\nSelam verir müminlere cennet-i âlâ'da Mevla'm\nErer bahtiyâr kulları sonu gelmez saadete\n\n        (14 Şubat 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (Eş - Şekûr)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO, şükrün karşılığını katbekat verendir\nHakk'a şükreyleyen kulun yüreği gülşendir\nZikrullahla tatmin olur zikir ehli kişi\nAllah 'ın ismiyle onun gönlü her dem şendir\n\n       (16 Şubat 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (MALİK-ÜL MÜLK)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nCenab-ı Hakk'tır her malın mülkün tek sahibi \nBu dünyanın değil cennetin sen ol talibi\nGerçek hazine yüce Hakk'ın sonsuz rızası\nBunu görmezden gelip olma sen Karun gibi\n\n            (8 Aralık 2007/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (Es - Semî)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO, her şeyi işiten, duaları kabul edendir\nDâima kıl namazın, niyazla ol sen haşir neşir\nBenliğini her dâim erit sen Hakk'ın potasında\nRuhun da arınsın hep, gönlünde hiç kalmasın kibir\n\n          (14 Şubat 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâ-ül Hüsnâ (Et - Tevvâb)",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO, tevbeyi kabul edip, bağışlayandır günâhı \nBin bir isyâna dalarak, unutma yüce Allâh'ı\nGünâhlar perdedir elbet, Mevlâ'yla kul arasında\nKötülüğe batan halkın, bir bak nasılmış sabâhı? \n\n              (9 Mart 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmalar Ve Kamuslar",
        "poet": "Mustafa Yüceer",
        "poem": "\n\nGece ayazlarda saklamış lacivert yağmurları\nYağmurlar ayazlara bırakmış gözyaşlarını\nGözler ki saklanmış gecenin gölgesiz düşlerinde\nDüşler gecenin ayazlarında\nGözlerden uzağa\nFırtına yalnızlığına yollamış beyaz damlaları\nDamlalar ki dağlardan ferman yollamış \nOkyanus sularına: Okyanus suları çıldırmış\nHer damlanın bir namusu var vardır kamusumuzda\nEsmalar içinde bir esmamız\nKamuslar içinde bir kamusumuz vardır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmaül-Hüsna-14",
        "poet": "Reyhan Tataroğlu",
        "poem": "\n\nel-Musavvir\n                Hayran oldum gördüklerime,inceden ince bir sanat\n                Görmediklerim nedir ki? ! ! ...ey! ruhum sen anlat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmaül-Hüsna-15",
        "poet": "Reyhan Tataroğlu",
        "poem": "\n\nel-Gaffar\n             Harman yeri gibidir mahşer,dağ dağ yığılır günahım\n             Bağışlamana sığınırım.Sığınır ahım,sığınır eyvahım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmaül-Hüsna-3",
        "poet": "Reyhan Tataroğlu",
        "poem": "\n\ner-Rahim\n\n                                 Mümin eyle,bayram olsun ahiret\n                                 Değilse,iki cihanı da zehir et\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmaül-Hüsna-7",
        "poet": "Reyhan Tataroğlu",
        "poem": "\n\nel-Mü'min\n\n                            Var iken Sen,yoktur korku\n                            Ölüm,gülbahçesinde bir koku\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Esmaül Hüsna Şiirleri-001/ Ya Allah",
        "poet": "Musa Tektaş",
        "poem": "\n\nYâ Allah, Ya Bismillah\nİsmin yüce “Yâ Allah”\n“Allah” der her mahlukat\nGündüz gece “Yâ Allah”\n\nZâtın her şeyi sarar\nKul senle zevke erer\nKalpler adınla titrer\nHece hece “Yâ Allah”\n\nZikrinde huzur vardır\nBizi hazzına  erdir\n“Celle celâlüh” nurdur\nHer muhtaca “Yâ Allah”\n\nRabbisin mü’minlerin\nİnsanların cinlerin\nSayılmaz ihsanların\nNice nice “Yâ Allah” (17.04.03)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmaül Hüsna",
        "poet": "Abdurrahman Yıldız",
        "poem": "\n\nHalis, muhlis kelamlara, bütün hamd-ü senalara\nALLAH ismiyle başlarız, el açarken dualara\nKuşatmış zaman mekanı, hükm eder arz semalara\nEsmanın tüm hülasası, Lafzatüllah'ta manası\nEn büyük ismin A'lası, ALLAH Azze ve Celle\n\nRahmetini kevne yayan, kul'u gözetip koruyan\nArz, sema ve deryalarda, ni-metini bağışlayan\nAyırt etmeden fertleri, ihtiyacı karşılayan\nEsirgeyen ER- RAHMAN' dır, ALLAH Azze ve Celle\n\nGönderdiği nimetlere, hamd ve şükrü eda eden\nSaltanat tahtı altında, kulluğunu beyan eden\nMerhameti yevmiddin'de, cennetlerine sevk eden\nBağışlayan ER- RAHİM' dir, Allah Azze ve Celle\n\nGörünen ve görünmeyen, bilinen ve bilinmeyen\nArzın ağırlıklarını, dağlarıyla dengeleyen\nUcsuz bucaksız alemi, kudretiğle çevreleyen\nMülk sahibi EL-MELİK’ dir, Allah Azze ve Celle\n\nFakirlik ve yoksulluktan, acizlik ve yorgunluktan\nEndişe ve korkulardan, unutmak ve uyumaktan \nNoksan, eksik her ne varsa, münezzeh olup ayıptan\nBeri olan EL-KUDDÜS' dür, Allah Azze ve Celle\n\nSaadeti arzulayan, olurmu hiç mahrum kalan\nKul'a esenlik veren ' O ', selamette baki olan\nAfetin her çeşidinden, kederlerden emin olan\nES-SELAM ismi HUDA’dır, Allah Azze ve Celle\n\nKullara emniyet verip, zayi etmez şükürlerin\nGönderdiği nebilerin, rasüllerin, velilerin\nSıdkını ortaya koyan, Kur-an' daki delillerin\nEL- MÜ'MİN ismi HUDA'dır, Allah Azze ve Celle\n\nYarattığı alemleri, başı boşmu bırakacak\nHaşa yüzbin kere haşa, hem gözetip koruyacak\nSaltanatında tasarruf, tek HAKK'ı ondadır ancak\nEL- MUHEYMİN olan ' O ' dur, Allah Azze ve Celle\n\nİzzet azamet sahibi, kudreti ayan beyandır\nMağlup olması imkansız, her şeye galip olandır\nMüminlere kudretiyle, izzetini koruyandır\nEL- AZİZ ismi HUDA' dır, Allah Azze ve Celle\n\nYarattığı her ne varsa, mecburen boyun eyecek\nAzameti karşısında, her dü alem titreyecek\nDilediğine muktedir, tüm şerlere dur diyecek\nEL-CEBBAR ismi Huda'dır, Allah Azze ve Celle\n\nHer mekan ve her zamanda, ululuk 'O' na mahsustur\nKibir faniye yakışmaz, yücelik 'O' na mahsustur\nBize yakışan kul'luktur, büyüklük 'O' na mahsustur\nEL- MÜTEKEBBİR ancak 'O', Allah Azze ve Celle\n\nGizli bir hazine idi, bilinmesini istedi\nYarattı ins ile cinni, ubudiyetin istedi\nYedi kat arz ve semalar, 'OL' emriğle oluverdi\nHalk eden EL- HALİK' tir 'O', Allah Azze ve Celle\n\nHer nesneyi birbirine, uygun biçimde yaratan\nMahlükatın eşrefini, ni-met'i akl' la donatan\nAzaların fiiline, beyn'i etmiştir komutan\nEL- BARİ ismi HUDA' dır, Allah Azze ve Celle\n\nMahlükatı tasvir edip, her şeye bir şekil veren\nDişi, erkekler halinde, cinsiyetlere çeviren\nHer insanın kimliğini, parmak ucunda gizleyen\nEL- MÜSAVVİR olan 'O' dur, Allah Azze ve Celle\n\nMağfireti pek çok olan, kul’u affıyla koruyan \nAffın rahmet yağmuruyla, hayatımızı paklayan\nİçten yapılan tevbeyle, günahları bağışlayan\nEL-ĞAFFAR ismi HUDA' dır, Allah Azze ve Celle\n\nHaddi aşan fanileri, nice azmış kavimleri\nYer ile yeksan eyledi, Nemrut, Firavn zalimleri\nEmrine asi olanı, fasık, müşrik, kafirleri\nEL- KAHHAR' dır kahredecek, Allah Azze ve Celle\n\nLutuf ile ihsanı bol, karşılıksız verendir 'O'\nÇeşit çeşit ni-metleri, daim bağışlayandır 'O'\nKul'un hacetini bilip, kapıları açandır 'O'\nEL- VAHHAB ismi HÜDA' dır, Allah Azze ve Celle\n\nYarattığı her mahlükün, şüphesiz rızkını veren\nYerde, gökte, deryalarda, rızık sofraları seren\nKimine geçim darlığı, kimisine bolca veren\nTaksim 'O' nun EL- REZZAK' tır, Allah Azze ve Celle\n\nBinbir türlü zorlukları, müşkülleri sorunları\nçaresizlik, darlıklara, açar derman kapıları\nAsan eder ferahlatır, duaya el açanları\nEL- FETTAH ismi HÜDA' dır, Allah Azze ve Celle\n\nSebep, sonuca bakmadan, herşeyin aslını bilen\nEzel, ebed ilmi ile, kaderleri takdir eden\nHiç bir şeyden gafil değil, kitabında beyan eden\nEL- ALİM ismi HUDA'dır, Allah Azze ve Celle\n\nBilinmeyen bir hikmetle, darlık, yoklukla test eder\nMü-min muhtac olsa bile, sıkıntılara sabr eder\nAsla isyankar olamaz, sabır, sebatta azm eder\nEL- KABIT ismi HÜDA'dır, Allah Azze ve Celle\n\nSıkıntıları bitiren, bolluk bereket getiren\nDarlıklardan kurtararak, genişlikleri gösteren\nDerbeder olan gönülü, huzur, felaha erdiren\nEL- BASİT ismi HUDA'dır, Allah Azze ve Celle\n\nMakam ile mevkileri, şanı ile şöhretleri\nTenzil eder rütbeleri, rezil eder kibirleri\nBaş aşşağı eder başı, yükseklerden gidenleri\nAlçaltan EL- HAFİD' dir 'O', Allah Azze ve Celle\n\nAyak altında kalsakta, sevgi, saygı bulmasakta\nKul'u kaldırıp yüceltir, fakir miskinde olsakta\nDereceleri yükseltir, lutfuyla her basamakta\nNimet veren EL- RAFİ' dir, Allah Azze ve Celle\n\nKimki izzet arıyorsa, secdesine baş koymalı\nTakdirine boyun eğip, kaderine yaslanmalı\nFaniye bel bağlamayıp, yalnız 'O' na kul olmalı\nAziz eden EL- MUİZ' dir, Allah Azze ve Celle\n\nSanmaki bu saltanatlar, kul'un kusurunu aklar\nDünya hırsı kirlerini, paklamaz koca ırmaklar\nZilletini tattırdımı, hor, hakir olur ahmaklar\nZelil eden EL- MUZİL' dir, Allah Azze ve Celle\n\nSesli sessiz her ne varsa, zerresi yok olmaz asla\nKarınca bile yalvarsa, ondan gafil olmaz asla\nGerçek manada işiten, 'O' dan başkası yok asla\nEL- SEMİ ismi HÜDA' dır, Allah Azze ve Celle\n\nHerşey nazarı altında, kul hayasız olmamalı\nİman çemberi içinde, sınırları aşmamalı\n'O' ndan gizli kalan yer yok, bunu iyi anlamalı\nBilelimki EL- BASİR' dir, Allah Azze ve Celle\n\nHangi hayır şerre gebe, hangi şerde hayra gebe\nHikmetini bilemeyiz, yapışırız hep sebebe\nVarlık 'O' nun, hüküm 'O' nun, sual sorulmazki Rabb'e\nYanılmayan EL- HAKEM' dir, Allah Azze ve Celle\n\nSonsuz adaleti ile, kainatı bina eden\nFiil ile davranışta, haksızlıkları men eden\nDoğru ile yanlışları, mizanında ayırt eden\nAdil olan EL- ADL' dır 'O', Allah Azze ve Celle\n\nİnce işin inceliğin, sırlarını iyi bilen\nLutuf ile keremiğle, kul'a ni-metiğle gelen\nGönülden murad dileyen, ber murad olur bekleyen\nİhsanı bol EL- LATİF' dir, Allah Azze ve Celle\n\nMikroların makroların, canlıların cansızların\nKürre-i arz semaların, o karanlık deryaların\nBilinmeyen içyüzüne, sırrına vakıf onların\nEL- HABİR'dir haberdardır, Allah Azze ve Celle\n\nNasılsa af eder deyip, kul haddi aşmayacak\n'Ben en büyük Rabbinizim', diyenler yok olacak\nSınırları yıkmadıkça, kullara çok yumuşak\nEL- HALİM ismi HÜDA'dır, ALLAH Azze ve Celle\n\nZatında ve sıfatında, yücelerin yücesidir \nAkıl ihata edemez, fehimlerden münezzehdir\nAzamet ve celalini, gün gelir gösterecektir\nEL- AZİM ismi HÜDA'dır, ALLAH Azze ve Celle\n\nYaptığımız hataları, günahları kusurları\nTevbe etmekle af eder, boşa gitmez göz yaşları\nĞufranına dayanarak, geçmeyince hudutları\nBağışlayan EL- ĞAFUR' dur, ALLAH Azze ve Celle\n\nİnsan eşrefi mahlükat, iman en büyük mükafat\nHamd ve şükür edenlere, duacı arz ve semavat\nSalih amel karşılığı, bir'e veren yediyüz kat\nEŞ- ŞEKÜR ismi HÜDA' dır, ALLAH Azze ve Celle\n\nYüce Rabb'inin adını, tesbih et der Kelamullah\nA'liyyül A'la Rabb'imi tesbih ederim Billah\nÖlüdür zikr etmeyen kalp, hayat bulur derse ALLAH\nEL- ALİYY' dir çok yücedir, ALLAH Azze ve Celle\n\nBüyüklük ve ululukta, sonsuzları çevreleyen \nCelaline ve şanına, asla hudut çizilmeyen\nAncak Kendisi biliyor, mahlükatça bilinmeyen\nEL- KEBİR ismi HÜDA' dır, ALLAH Azze ve Celle\n\nBütün işleri hıfz eden, afat beladan koruyan\nYaptığımız amelleri, büyük, küçük hep toplayan\nYarın huzuru mahşerde, kitabıyla sorgulayan\nLEVH Sahibi EL- HAFİZ' dir, ALLAH Azze ve Celle\n\nMahlükatın azığını, gıdasını yaratandır\nBedenlerin ve ruhların, açlığını doyurandır\nKalbe tecelli ederek, aşkı ile coşturandır\nHamd Edilen EL- MUKİT' tir, ALLAH Azze ve Celle\n\nBütün teferruat ile, hesabı iyi bilendir\nZayi etmez zerresini, karşılığını verendir\nBilki ''Seri-ül hisabdır, hesabı çabuk görendir\nHesap soran EL- HASİB' dir, ALLAH Azze ve Celle\n\n...../....\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Esmaül Hüsna Şiirleri-1/ Ya Allah",
        "poet": "Musa Tektaş",
        "poem": "\n\nYâ Allah, Ya Bismillah\nİsmin yüce “Yâ Allah”\n“Allah” der her mahlukat\nGündüz gece “Yâ Allah”\n\nZâtın her şeyi sarar\nKul senle zevke erer\nKalpler adınla titrer\nHece hece “Yâ Allah”\n\nZikrinde huzur vardır\nBizi hazzına  erdir\n“Celle celâlüh” nurdur\nHer muhtaca “Yâ Allah”\n\nRabbisin mü’minlerin\nİnsanların cinlerin\nSayılmaz ihsanların\nNice nice “Yâ Allah”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esme Ey Bad-ı Saba",
        "poet": "Mehmet Hanifi Aliosmanoğlu",
        "poem": "\n\nEsme ey saba esme,deyme ki hatırama\nAcı verirsin acı,gönlümde her yarama\nNihan durur kalbimde saklıdır izi amma\nAcı verirsin acı,gönlümde her yarama\n\nEsme ki,Bad-ı Saba bağımda gül incinir\nBir gül için o güzel şeyda bülbül incinir\nGül solar,bülbül ağlar garip gönül incinir\nAcı verirsin acı,gönlümde her yarama\n\nGeçti sevgi demleri,bende bitti o devran\nGül gazel,bülbül mahzun şimdi içimde hazan\nGit burdan uzaklara,başka bahçede uyan\nAcı verirsin acı,gönlümde her yarama\n\nEsme ey saba esme,artık istemem seni\nÖpüp kokladığım o kadife ellerini\nİpek saçların bile teselli etmez beni\nAcı verirsin acı,gönlümde her yarama\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmaü'l Hüsna (Yüce Allah'ın isimleri)",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nHaydi Allah adını okuyalım,\nGönüllere nakşedip dokuyalım:\n\nDünyada Hak'kın sevgisini  güden,\nO'nu sevmelidir yolundan giden.\nAcıyıp onlara merhamet eden,\nCanı can ile Er-Rahman’dır Allah.(c.c)  \n\nSevgisi ile gönüllere giren,\nDünyada insana kol kanat geren.\nMerhamet ederek nimetler veren,\nRızk sahibi Er-Rahim’dir Allah.(c.c)  \n\nGönülde müminlerin yari odur,\nHer şeyin tek sahibi,varı odur.\nBu kainatın hükümdarı odur,\nŞahların şahı El-Melik’tir Allah.(c.c)  \n\nGücü ile hatadan uzak kalan,\nKendini aczden münezzeh kılan.\nHer türlü eksiklikten uzak olan,\nVarlığı temiz El-Kuddüs’tür Allah.(c.c)  \n\nBizi selamete çıkarıp soran,\nHer halükarda gözetleyip gören.\nCennette kullarına selam veren,\nSevgi sahibi Es-Selam’dır Allah.(c.c)  \n\nGönlümüze iman ışığı katan,\nSevgisi ile gönlümüzde yatan.\nKullarını koruyup rahatlatan,\nDüze çıkaran El Mü’min’dir Allah.(c.c)  \n\nŞu dünyada sevgisini arayan,\nİnsanları gözeterek koruyan.\nVarlıkları rahmetiyle bürüyen,\nBu alemde El-Müheymin’dir Allah.(c.c)  \n\nHayatta varlıklar gibi ölmeyen,\nDünyada yoktur gücünü bilmeyen.\nMağlup edilmesi mümkün olmayan,\nEn güçlü olan El-Aziz’dir Allah.(c.c)  \n\nOn sekiz bin aleme imza atan,\nEksiği tamamlayıp değer katan.\nHer şeyi yaptırmaya gücü yeten,\nBizi yaratan El-Cebbar’dır Allah.(c.c)  \n\nGeleceği,zamanı,dünü gösteren,\nSeneyi,mevsimi,günü gösteren.\nHerkese büyüklüğünü gösteren,\nŞu cihanda El-Mütekebbir’dir Allah.(c.c)  \n\nSevgisini müminlere yar eden,\nKötü kimseye dünyayı dar eden.\nHer varlığı,her şeyi yoktan var eden,\nMülkün sahibi El-Halık’tır Allah.(c.c)  \n\nBütün eşyaları dengede tutan,\nVarlığıyla vücuda şekil katan.\nHer şeyi uygun şekilde yaratan,\nYaratıcımız El-Bari’’dir Allah.(c.c)  \n\nTasvir ederek yüze bellik veren,\nÖzüyle insana güzellik veren.\nAleme değişik özellik veren,\nGüzel olan El-Musavvir’dir Allah.(c.c)  \n\nAmel defteri günah ile dolan,\nİnsanlara kurtuluş yolu kılan.\nAffı ve mağfireti pek çok olan,\nAffedici El-Gaffar’dır Allah.(c.c)  \n\nBütün canlarla canı verip alan,\nŞu evrene gücünü hakim kılan.\nDünyadaki her şeye galip olan,\nHer şeyi yapan El-Kahhar’dır Allah.(c.c)  \n\nÇok fazla ihsan ederek canlara,\nBol bol neler varsa verir onlara.\nÇeşitli nimetler verip bunlara,\nHep bağışlayan El-Vahhab’tır Allah.(c.c)  \n\nVarlıkların daima sırrına eren,\nİhtiyacı karşılayıp gören.\nBütün mahlukatın rızkını veren,\nRızık sahibi Er-Rezzak’tır Allah.(c.c)  \n\nBize şu dünyada kol kanat geren,\nSevgiyle önümüzü açıp duran.\nHer türlü zorluğu kolaylaştıran,\nDarlıktan kurtaran El-Fettah’tır Allah.(c.c)  \n\nŞu alemi yaratıp güzel kılan,\nArşta her şeyin üstesinden gelen.\nEbedi,ezeli,her şeyi bilen,\nİlmin sahibi El Alim’dir Allah.(c.c)  \n\nYüreğimize dar ederek bakan,\nGönül bendinin setlerini yıkan.\nDilediğine darlık verip sıkan,\nGönül daraltan El-Kabıt’tır Allah.(c.c)  \n\nKoca alemi genişletip geçen,\nSevgiyle gönlümüze ışık saçan.\nDilediğine bolluk verip açan,\nKerem sahibi El-Basit’tir Allah.(c.c)  \n\nBüyüklük taslayana ceza veren,\nYukardan aşağı indirip seren.\nAlçaltıp dereceleri düşüren,\nYere batıran El-Hafıd’dır Allah.(c.c)  \n\nSevdiği kimseyi yukarda tutan,\nAlemdeki her şeye gücü yeten.\nİnsanın derecesini yükselten,\nYukarı çeken El-Rafi’dir Allah.(c.c)  \n\nİstediğini görüp aziz kılan,\nKalbi sevgiyle karıp aziz kılan,\nİnsana izzet verip aziz kılan,\nİzzet sahibi El-Muiz’dir Allah.(c.c)  \n\nŞükretmeyen kimseyi bakir eden,\nZillete düşürerek fakir eden.\nİstediğini hor ve hakir eden,\nGücün sahibi El-Müzil’dir Allah.(c.c)  \n\nHer şeyi işitip özünü duyan,\nDua edenlerin sözünü duyan.\nArşta kulların niyazını duyan,\nVe kabul eden El Semi’dir Allah.(c.c)  \n\nYaratmış olduğu varlığı tutup,\nCanlıların özüne sevgi katıp.\nKüreden zerreye kadar gözetip,\nHer şeyi gören El-Basir’dir Allah.(c.c)  \n\nHer işte Allah rızasını güden,\nYaptığında hikmet gözetip giden.\nCanla hikmet sahibine hükmeden,\nHikmet sahibi El-Hakem’dir Allah.(c.c)  \n\nYarattığı kulu ele alarak,\nDüzenler her şeyi adil kılarak.\nSon derece adaletli olarak,\nHerkese adil olan El-Adl’dır Allah.(c.c)  \n\nBütün sırları, incelikleri bilen,\nEn ince işi bile mamur kılan.\nTek lütuf ve ihsan sahibi olan,\nHer şeyi bilen El-Latif’tir Allah.(c.c)  \n\nKulun günahını affedip silen,\nSır olanın sırrını bile bulan.\nHer şeyin iç yüzünü görüp bilen,\nHaberdar olan El-Habir’dir Allah.(c.c)  \n\nZalim olanı huzurundan kovan,\nYumuşak davranan kulları öven.\nHilmi çok olup insanları seven,\nAşkın sahibi El- Halim’dir Allah.(c.c)  \n\nBütün haşmetiyle aleme dolan,\nKalbimizden geçeni bile bilen.\nYücelerin bile yücesi olan,\nAzametiyle El-Azim’dir Allah.(c.c)  \n\nO’nu dünyada çok sever kul olan,\nBütün kalplerde sevgisi yol bulan.\nBağışlayan,mağfireti bol olan,\nAffı çok seven El-Gafur’dur Allah.(c.c)  \n\nRızası için yapılanı duyan,\nYapılan iyiliği sevip sayan.\nAmeli ziyasıyla karşılayan,\nVe kabul eden El-Şekur’dur Allah.(c.c)  \n\nŞu koca evrenden daha kocadır,\nO’nu hiç bir kimse bilmez nicedir? \nYücelerden bile daha yücedir,\nYüce Han olan El-Aliyy’dir Allah.(c.c)  \n\nOrda ondan başka yok büyük olan,\nKainattan bile çok büyük olan.\nZatı ile bile pek büyük olan,\nEn büyüğümüz El-Kebir’dir Allah.(c.c)  \n\nYapılan işleri özde arayan,\nTafsilatıyla hıfzedip tarayan.\nBizi afetle beladan koruyan,\nMerhametiyle El-Hafız’dır Allah.(c.c)  \n\nSevgisi ile gönlümüze giren,\nHer şeyi tayin edip onu gören.\nHer yarattığının rızkını veren,\nHer şeyi bilen El-Mukit’tir Allah.(c.c)  \n\nHerkesin hayatını esas alan,\nHatayı teferruatıyla bulan.\nYaptığımızın hesabını bilen,\nKafi olarak El-Hasib’tir Allah.(c.c)  \n\nAzametle arzın velisi olan,\nGönüllerin özde dolusu olan.\nBütün uluların ulusu olan,\nUlu Hünkarım El-Celil’dir Allah.(c.c)  \n\nBir çok işi kolay kılar zor olan,\nVarlığıyla gönlümüzde yar olan.\nÇok ikram edici lütufkar olan,\nİhsan sahibi El-Kerim’dir Allah.(c.c)  \n\nEşyanın tasarrufu katındadır,\nKeramet Allah’ın sıfatındadır.\nKullar murakabesi altındadır,\nDüşünülen Rab, El-Rakib’dir Allah.(c.c)  \n\nHer zamanda gönlümüze giren O,\nİnsanoğluna kol kanat geren O.\nDuamızı kabul edip veren O,\nBoş çevirmeyen El-Mucib’tir Allah.(c.c)  \n\nZikir etmeli ağızda dil olan,\nO’na iman eder esas kul olan.\nLütfi keremi her zaman bol olan,\nİkram sahibi El-Vasi’dir Allah.(c.c)  \n\nAlemdeki tüm sırları bilen O,\nEmri ilahi yerini bulan O.\nBütün işleri hikmetli olan O,\nKelam sahibi El-Hakim’dir Allah.(c.c)  \n\nCanı veren de O,Alan da O’dur,\nİyi kulu sevip bulan da O’dur.\nSevilmeye layık olan da O’dur,\nCümle cihanda El-Vehud’tur Allah.(c.c)  \n\nVar mı başka şöyle  bak üstün olan? \nŞu cihanda başka yok üstün olan.\nŞanı ve şerefi çok üstün olan,\nHer şeye kadir El-Mecid’dir Allah.(c.c)  \n\nYoktan var edip insana veren can,\nAllah’ı ne güzel anlatır Kur’an.\nÖlüyü diriltip yerden çıkaran,\nTekrar yaratan El-Bais’tir Allah.(c.c)  \n\nDarda olan kimseye Hızır olan,\nVarlığının özüyle nazır olan.\nHer zaman her tarafta hazır olan,\nLütfi Keremle El-Şehid’dir Allah.(c.c)  \n\nCennette her şeyi muntazam kılan,\nHer zaman Vacib’ul vücud olan.\nOl varlığı hiç değişmeden kalan,\nArş-ı Alada El-Hakk’tır Allah.(c.c)  \n\nMümin olanın yükünü azaltan,\nSeven insanın işini düzelten.\nTevekkül eden kimselere yeten,\nMüslüman dostu El-Vekil’dir Allah.(c.c)  \n\nHer şeyi ölçüp tartar,kuvvetlidir.\nArşı elinde tutar, kuvvetlidir.\nHer şeye gücü yeter, kuvvetlidir.\nAlem onundur, El-Kaviyy’dir Allah.(c.c)  \n\nMalikil mülk olan bu Hak güçlüdür,\nGücü her şeye yeter çok güçlüdür.\nKimsenin gücü yetmez pek güçlüdür,\nŞanı büyüktür,El- Metin’dir Allah.(c.c)  \n\nHak kelamı kelamların üstüdür,\nHabibinin dostu O’nun dostudur.\nSeçkin kullarının dostu hep O’dur,\nSevgisi ile El-Veliyy’dir Allah.(c.c)  \n\nDünyada rızası güdülür olan,\nAncak kendine hamd edilir olan. \nBütün varlığın diliyle öğülen,\nEn büyük olan El-Hamid’dir Allah.(c.c)  \n\nYarattığının iyisini bilen,\nGöğün ve yerin kıyısını bilen.\nBir bir her şeyin sayısını bilen,\nNamütenahi, El-Muhsin’dir Allah.(c.c)  \n\nKoca dünyayı ayakta tutan O,\nGeceyi alıp gündüze katan O.\nMahlukatı maddesiz yaratan O,\nÖrneksiz olan El-Mubdi’dir Allah.(c.c)  \n\nŞu on sekiz bin alemi şok edip,\nİstedikleri her şeyi çok edip.\nYarattığı varlıkları yok edip,\nTekrar yaratan El-Muid’dir Allah.(c.c)  \n\nYarattıklarına şan bağışlayan,\nBize sağlık verip kan bağışlayan.\nDiriltip,dünyada can bağışlayan,\nİhya eden bir El-Muhyi’dir Allah.(c.c)  \n\nCanlı olan mahlukatı öldüren,\nÖldüğünde gökyüzüne kaldıran.\nAzraile görevini bildiren,\nRuhunu alan El-Mümit’tir Allah.(c.c)  \n\nİlelebet varlığı baki kalan,\nAlemleri yerli yerince kılan.\nMükemmel bir hayat sahibi olan,\nDiri olarak El-Hayy’dir Allah.(c.c)  \n\nİnsan olur mu hiç O’nu bilmeyen? \nYedi gök üstünde nuru solmayan.\nHer işi bilen evveli olmayan,\nİşi çeviren El-Kayyum’dur Allah.(c.c)  \n\nHer şey oluverir dediği vakit,\nMelekler Kur'an okuduğu vakit.\nİstediğini istediği vakit,\nHep hazır bulan El-Vacid’dir Allah.(c.c)  \n\nAkıl sahibi, dehası bol olan,\nKoca alemde sahası bol olan.\nKerem ve müsemahası bol olan,\nŞanı çok büyük El-Macid’dir Allah.(c.c)  \n\nEvveli olmayan sonu gelmeyen,\nZatıyla sıfattan ayrı kalmayan.\nBenzeri ile ortağı olmayan,\nYalnız tek olan El-Vahid’dir Allah.(c.c)  \n\nSevgiyle bağrımıza saplanır ok,\nMuhtaçlığı olan biziz hem de çok.\nO’nun hiç bir şeye muhtaçlığı yok,\nMülkün sahibi El-Samed’dir Allah.(c.c)  \n\nBedenlere ruh üfleyip can kılan,\nİstediğini dünyaya Han kılan.\nCan yaratıp muktedir insan kılan,\nCanları veren El-Kadir’dir Allah.(c.c)  \n\nHer şeyi yaratıp yoktan vareden,\nVahdet-i vücut O’nundur, O beden.\nKuvvet ve kudrette tasarruf eden,\nGüç kaynağı El-Mukdedir’dir Allah.(c.c)  \n\nYüce Rabbim ile huzurlu duran,\nHer şeyi anlatıyor bize kur’an.\nSevdiği kimseyi öne çıkaran,\nÖne alan El-Mukaddim’dir Allah.(c.c)  \n\nDuymadığımız sözleri de duyan,\nKurtuluşa erer sözüne uyan.\nİstediği kimseyi geri koyan,\nTam bırakan El-Muahhir’dir Allah.(c.c)  \n\nKötü kimseye korku salan O’dur,\nEbedde bile mutlak kalan O’dur.\nHer şeyden önce var olan hep O’dur,\nEzelde bile El-Evvel’dir Allah.(c.c)  \n\nHayata nizam verip sahip olan,\nAşkla müminlerin kalbine dolan.\nHer şey helak olunca geri kalan,\nBaki olan tek El-Ahir’dir Allah.(c.c)  \n\nO hep sevgiyle gönüllerde kalan,\nHer şeyi münasip olarak kılan.\nVarlığı delillerle açık olan,\nİlim sahibi El-Zahir’dir Allah.(c.c)  \n\nAklın alır ise haydi kafa yor,\nİlmini akıl idrak edemez zor.\nYüceliği gizli olan biri var,\nŞahların Şahı El-Batın’dır Allah.(c.c)  \n\nVarlıklara sebep olan neden O,\nEzelden gelip ebede giden O.\nBu kainatı idare eden O,\nMuazzam olan El-Vali’dir Allah.(c.c)  \n\nİsmini yazmış kalbimizle ele,\nŞanını anlatmak sığmıyor dile.\nAklın mümkün gördüğü şeyden bile,\nPek yüce El-Müteali’dir Allah.(c.c)  \n\nMesut olur Hak rızasını güden,\nHuzur bulur O’nun yolundan giden.\nİhsanla kullara iyilik eden,\nNimeti bol El-Berr’dir Allah.(c.c)  \n\nO’na sığınıp yalvaranı duyan,\nTövbe edenleri günahsız sayan.\nİnsanın günahını bağışlayan,\nHem affedici El-Tevvab’dır Allah.(c.c)  \n\nAmel defterini tartarak duran,\nAdaleti ile hesabı gören.\nGünahkarlara cezasını veren,\nCelaliyle El-Muntekım’dır Allah.(c.c)  \n\nYaratacağı şeyi murat eden,\nŞekil verip insanı suret eden.\nİnsanları af ve mağfiret eden,\nAffı çok olan El-Afüvv’dür Allah.(c.c)  \n\nRahmeti bol olan,rahmetli olan,\nMerhametliden merhametli olan,\nMerhamet eden,pek şefkatli olan,\nŞefkat sahibi El-Rauf’tur Allah.(c.c)  \n\nHer şeyi yoktan yarattığı gibi,\nMülk O’nun,saltanat O’nundur tabi.\nMülkün ebedi,ezeli sahibi,\nArşın Sultanı,Malik’ül Mülk Allah.(c.c)  \n\nGünü bölmüş gündüzle gece Mevla,\nYarattığı kulu sever nice Mevla.\nFazlı Kerem sahibi Yüce Mevla,\nHem Zülcelali ve’l-ikram Allah.(c.c)  \n\nHer şeyi nizam ile kılan Allah,\nAdaletin timsali olan Allah.\nHer işinde adalet olan ilah,\nBize hükmeden El-Muksit’tir Allah.(c.c)  \n\nİsterse kullarını sokar derde,\nİsterse gözlerine çeker perde.\nİstediğini istediği yerde,\nToplayan O’dur,El-Cami’dir Allah.(c.c)  \n\nÇok mütevazi,engin olan O’dur,\nYarattığına yangın olan O’dur.\nVarlığıyla çok zengin olan O’dur,\nMuhtaç olmayan El-Ganiyy’dir Allah.(c.c)  \n\nCümle varlığın sırrına eren O,\nKulun önüne nimeti seren O.\nDilediğine zenginlik veren O,\nMustagni kılan El-Mugni’dir Allah.(c.c)  \n\nGöklere bakıp ibret kapın diyen,\nGüzel olan şeyleri yapın diyen.\nBazı şeylere müsaade etmeyen,\nEngelleyen O,El-Mani’dir Allah.(c.c)  \n\nDünyada derdimize dert katan O,\nBize dert verip derman aratan O.\nZarar verecek şeyi yaratan O,\nHüsrana uğratan El-Darr’dır Allah.(c.c)  \n\nDertli kimselerin tabibi olan,\nBütün gönüllerin habibi olan.\nHayır ve hasenet sahibi olan,\nMenfaat veren El-Nafi’dir Allah.(c.c)  \n\nYedi göğü doldurup ta donatan,\nHer şeyi idare edip yöneten.\nAlemi nuru ile aydınlatan,\nYüzelere nur veren El-Nur’dur Allah.(c.c)  \n\nHayatta canı tenden O’dur alan,\nİnsanlar ölür O’dur baki kalan.\nKulları hayırla muvaffak kılan,\nHidayet veren El-Hadi’dir Allah.(c.c)  \n\nO,her daim var olan,silinmeyendir,\nO,kudreti sonsuz bilinmeyendir.\nVarlığının sonu bulunmayandır,\nEbedi olan El-Baki’dir Allah.(c.c)  \n\nDertlilerin dermanı,tabibidir,\nO,cümle gönüllerin habibidir.\nServetlerin hakiki sahibidir,\nVarlığı sosuz El-Varis’tir Allah.(c.c)  \n\nHer şeyi hikmeti ile bitiren,\nEvrenin bile sonunu getiren.\nAlemi akibetine götüren,\nNizam sahibi El-Raşit’tir Allah.(c.c)  \n\nŞu dünyada Hak’kı örnek almayan,\nYusuf bizleriz sabırı olmayan.\nİsyankar kuldan intikam almayan,\nSabır sahibi Es-Sabur’dur Allah.(c.c)  \n\n                                        Yusuf TUNA.\nNOT:Fazlı Keremi ile bana ihsanda bulunup ilham veren ve bu şiiri yazmayı nasip eden Yüce Allah'a(c.c)    şükür eder,yanlışlarımız oldu ise affına sığınırım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmeni Sevdim - Güzel sözler",
        "poet": "Önder Çağlar",
        "poem": "\n\nBen senin camları kırık bir ev gibi; rüzgâr alan yanlarını değil? \nBir rüzgâr gibi camlarımı kırmak istercesine esmeni sevdim.\n\n(11/10/2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esme rüzgar esme",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nSon baharmı gelmiş benim ilime\nSararmış yapraklar dönmüş gazele\nSılaya gelenler döner gurbete\nEsme rüzgar esme gönlüm hoş değil\n\n                                               Erzurum / Zernişan Aydoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmer",
        "poet": "Evren Özcan",
        "poem": "\n\nIslak kumlar gibi teni,\nKimler ağlatıyor bu esmeri,\nBir seven kimseyi bekledi,\nDertlerine dertler ekledi.\n\nOrman gibi korkusuz ama korku dolu gözleri,\nİçinde kaybolan binlercesi,\nAncak o aradı bir tanesini,\nDertlerine dertler ekledi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmer",
        "poet": "Bero Cemre",
        "poem": "\n\nEsen rüzgarlarla dağılıyor hırçın saçlarım\nsitem edercesine sana,herşeye...\nUzanıyor esmer ellerim; \nellerini ararcasına hayaline...\nSiyah perçemlerim  kapatıyor geceden karanlık gözlerimi.\nGörmememi istercesine bakışlarındaki ihaneti.\nBu serin AKDENİZ akşamında,\nkapatıyorum gözlerimi; \nÖlürcesine,sensizliğe! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmâül SIFAT",
        "poet": "Mustafa Yaralı",
        "poem": "\n\nRÂHMAN ALLAH,RÂHİM ALLAH,\nHÂYYÜL,KÂYYÛM,ALİM ALLAH,\nHÂLÎK,BÂRİ,EL MÛSAVVİR,\nALİYY,AZİM,HÂKÎM ALLAH.\n\nSEMÎ,BÂSAR,HÂLLÂK,ALLAH,\nKÂÂHİR,BERR HÂK ALLAH,\nHÂFIZ,BEDÎ CÂMİ, HÂBİR,\nFATIR,FETTÂH,REZZÂK ALLAH.\n\nCELÂL,CEMÂL,RÂKÎP ALLAH,\nHÂDÎ,MÛDİL,GÂLİP ALLAH.\nİLÂH,MÛKİT,KERİM,KEBÎR,\nSABIR,KÂVÎ,HÂSİP ALLAH.\n\nSETTÂR,KÂFİ,NÛR,RÂB ALLAH,\nGÂFÛR,GÂFFAR,TEVVÂB ALLAH.\nEL-MÜTEÂL,AFÜVV,NÂSIR,\nŞÂKİR,ŞEKÛR,VÂHHÂB ALLAH.\n\nMELİK,KÛDDÛS,SELÂM ALLAH,\nMÜMÜN-ÜL,MÜHEYMİN ALLAH.\nAZİZ,CEBBÂR,MÜTEKEBBİR,\nMÛHÎT.MÛHYÎ,METİN ALLAH.\n\nGÂNİ,MEVLÂ, HÂMİD ALLAH,\nLÂTİF,HÂLİM,MECÎD ALLAH.\nMÂLİK KÂADİR,EL-MÛKTEDİR,\nVEDÛD,REFÎ,ŞEHİD ALLAH.\n\nVELÎ,VEKİL,VÂHÎD ALLAH,\nKÂRÎB,MÛCİP,SÂMED ALLAH.\nEVVEL,ÂHİR,BÂTIN,ZÂHİR,\nVÂSİ,VÂRİS,ÂHÂD ALLAH.\n\nHÛ,MÜSTEÂN, SULTAN ALLAH,\nBEDENDE CAN,HER CANDA CÂNÂN ALLAH.\nYARALI’YIM BİR CAN NEKİ? \nCANLAR SANA KURBAN ALLAH.\n\n15.02.1988              Mustafa Yaralı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmer",
        "poet": "Adnan Taş",
        "poem": "\n\nGece ve etrafa dağılmış bir dumanla sarı ışıklar\ntenini arıyordu yüzünün\nbir de ben,\nbir de ben soruyordum \ngeceyle ararken karanlıkta gölgeleşen esmer yüzünü\n\nne zaman yanmasa odanın ışıkları \nkaranlık ihbar eder seni\ndokunur içime siren sesleri\ngece telli turnalar kaçırır bir mevsim adını \nbütün mevsimler göç halinde,pencereye fısıldar\nbaşka bölgeye mülteci eder esmer dünyanı\n\nsen uyurken turnalar kaçırır bir göç mevsim adını\nturnaların bir kabahati yok\nmevsimlerin de...\n\nsen zaten kalmak için gelmemiştin bu kimsesiz gecenin\nesmer tenine\ngöze almalı belki en derin yalnızlıkları \nkırık bir sandalın kürek atışlarını\ngöze almalı taşımak için bavullar dolu ıssız yaşamları\ngöze almalı esmer adını bir havin mevsiminin \nkurak noksanlığında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmer Bulutlar",
        "poet": "Ayşım Okudan Kocaoğlu",
        "poem": "\n\nKalıcı mı gidici mi belli değil esmer bulutlar\nMotif mi gerçek mi belirsiz\n\nSokağın grileşen tenhasında\nBinalar insanların kibiriyle yüksek\nSiluetler riyakar kaldırımlar hayasız\nUstaca saklandıklarını düşünerek bu grilikte\n\nGri yüzler acımasız\nGri bedenler umarsız\nKaramsarlıkta yarışan insanlar ortalıktalar\n\nMühürlenmiş yürekler\nKüstürülmüş sevgiler\nAç susuz duygu da sefiller\n\nEller kollar konuşuyor kendi dillerinde\nZafer bizimdir diyor\nBilekler yumruk yumruk\nSaçlar uçuşuyor bu grilikte\nHer teli kederle ümitsizlikle\n\nArtık dayanamıyor bulutlar bu manzaraya\nBaşlıyor gök gürlemeye şimşekler çakmaya\nŞaşırtıcı bir hızla yağıyor sokağa yağmur \n\t                                   damla damla\nEsmer bulut kristal gözyaşları döküyor adeta\nDolu dolu, iri iri, saygısızca\n\nSokak telaşta kaldırımlar şaşkın\n\t                  insanlar korkuda\nSaklanacakları grilik artık yok,\n                                  çok uzaklarda\n\nFarkındalar her şey arınacak\nFarkındalar gerçekler ortaya çıkacak\nHer biri bir köşeye çekiliyor\nHer biri  bir yerlere saklanıyor\nGri bedenlerini korumanın telaşında\nArınmanın korkusunda\n\nEylül 2005\nAlanya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmer Bir Kadın",
        "poet": "Fatih Saraç",
        "poem": "\n\nkarşı kaldırımda esmer bir kadın gülümsedi bana\ngözleri çakmak çakmak\no an\nhiç de zor değildi bir çakmakla dünyayı yakmak\nelleri ellerine bağlı,\nsiyah bir palto üstünde\nüşüyordu\ndalgalı siyah saçları omuzlarına düşüyordu\n\nkarşı kaldırımda esmer bir kadın gülümsedi bana\nyok dedim bana değildir dedim\nbaktım kimse yoktu benden başka durakta\ngülümsedim\nbenim değildi olmayacaktı biliyordum\nben yinede benimsedim\n\nkarşı kaldırımda esmer bir kadın gülümsedi bana\nya da ben öyle sandım\nel sallayacaktım ardından, utandım\nsavurdu saçlarını, döndü bir daha baktı\ninandım\n\nkarşı kaldırımda esmer bir kadın gülümsedi bana\nesmerleşti gözümde tüm şehir\nkaranlıklaştım\no uzaklaştıkça benden adam akıllı bir sevdaya bulaştım\nkarşı kaldırımda esmer bir kadın gülümsedi bana\nbeklediğim tüm otobüsler boş geçti\nşüpheli bir paket gibi kalıverdim\no bana baktıkça\nben derin bir uykuya dalıverdim\n\nkarşı kaldırımda esmer bir kadın gülümsedi bana\ngülünce gülleri kıskandıran kıskanılacak kadın\nben ne tarafa geçsem o hep karşıda kalacaktı anladım \no gülümsedi \nben gülüm dedim\nbenim olmayacaktı biliyordum\nben yinede benimsedim\n\nkarşı kaldırımda esmer bir kadın gülümsedi bana\naramızdaki tüm engeller sanki taştan bir duvardı\niçimde mevsim kış\ndışarıda inadına bahardı\nkoşmalıydım karşıya, karşımdaydı\nvızır vızır otomobiller geçiyordu\nadım atmam ölüm\n                  kalmam intihardı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmer Çocuk",
        "poet": "Serhat Kulu",
        "poem": "\n\nŞimdi ufuklara takılı gözüm, \nGün batımı geçen gemileri seyre daldım\nNice okyanuslar var bizi ayıran\nVe binlerce mil ötedesin sen, \nGeride neler bıraktığını bile bilmeden\nYokluğunun tarifin yok ki bende\nYitirmenin acısı yüreğimin en derininde...\nEy hasretimin kara kıtalısı, \nDaha nice günler var yaşanası...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmer Çocuk",
        "poet": "H Yusuf Şahan",
        "poem": "\n\ndışarıda sağnak yağış \ncamii önüde \nesmer bir çocuk\ndudaklarında \nemmilerim \nbir sadaka \nbir bağış \n\ndışarı çıkanlar\nasık surat \ndofol şurdan \ndilenmeyi bırak \nesmer çocuk zorda \nüşümüş titriyor \niçine düştüğü korda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmer Gül",
        "poet": "Hasan Arıcan",
        "poem": "\n\nBana bol bol tomurcuk gül mü vereceksin? \nBeyaz, sarı, kırmızı...\nOnları başkasına,\nSevgini çocuklarına ver\nVe onlardan al.\n\nİstediğim gül siyahça\nOnu versenize.\nBilirsin o da yalnız sende.\nBen, beyaz, sarı, kırmızı gülü istemem.\nEsmer, esmer gülümü isterim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmer Karanfil",
        "poet": "Adem Tok",
        "poem": "\n\n-gitsem bir fırtına kopar dalından\nkalsam çöl sessizliği-\n\nkandırmam beni\nseni duymayacağım:\ntoprağıma ekilince sen\ndünü getirince dudaklarında\n\nbana seninleyken anlat\nsesin ulaşıyorken yırtıp jiletli telleri\nsızıp demirden\nduvardan\nanlarım ayaktayım\nkonuş...\n\nsen benden ne istersin\nsevgi sözcüğümü; \nbir,bin,her gün...\nafişe boğarım bu kenti\nbakışının düştüğü her yerde\nbir kalp görürsün (AÇAN) \nkonuşan (BİR KALP) \n\nbakışının düştüğü her yer sarsılır\nbeni görürsün...\n\n                                                                   (22.10.04) \n                                                                   f tipi hapishane EDİRNE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmer Meleğim",
        "poet": "Abdulbari Demir",
        "poem": "\n\nKapıldım o gibi parlayan gözlerine,\nBir an gözlerime çarptı o melekler gibi beyaz tenin,\nOysa hep iki dudağına bakıyordu gözlerim.\nSenden, ağzından o iki kelimenin çıkmasını bekledim...\n\nBekliyordum bana 'seni seviyorum' demeni,\nilk görüşte aşk budur dedim ama sana söyleyemedim,\nAdının Asya olduğunu öğrendim,\nSonra sana 'seni  seviyorum' demeye karar verdim.\n\nAma, acaba sen ne diyecektin? \nAşk insanın gözünü gerçekten kör ediyormuş,\nSonra sana 'seni seviyorum' dedim ve,\nDudaklarındaki o minik tebessüm ile....\n\nBu kız da 'Beni seviyor' dedim......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmer Hüzün",
        "poet": "Cemal Süreya",
        "poem": "\n\ney esmer hüznü hicrandan besleyen sevgili kendını bana beni yollara sürgün etmeden bilki mavi düşlerine sardığın o a....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmerim",
        "poet": "Metin Keleş",
        "poem": "\n\nGözlerin bahardan öte bir mevsim\nHangi dağın çiçeğisin esmerim\nSaçların güllerden öte bir resim\nHangi bağın güzelisin esmerim\n\nHer gönülden aşkı alır mı kalbin\nHer gece ay gibi yanar mı tenin\nKaç asırdan kalma saçların senin\nHangi çağın güzelisin esmerim\n\nBakışların aşktan ötesi tutku\nSeninle yüreğim mutlu bir utku\nEllerin kalbimin görünmez ufku\nHangi masal güzelisin esmerim\n\nAşkın bende sonu gelmez bir öykü\nSen sabahla doğan güneşsin çünkü\nHangi şair yazdı ismine türkü\nHangi sazın güzelisin esmerim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmermişim..",
        "poet": "İbrahim Halil Karabacak",
        "poem": "\n\nBugün günlerden pazar...\nMülteci istekler ruhuma dolar.\nBugün doğmuşum anamdan\nBugün yaşamışım,bu gün ölmüşüm\nVe bugün kaybetmişim sebebimi..\nNe desem bugün pazar..\nGelinciklerin en güzeli annemde kokar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esnemek Üzerine Küçük Önemsiz Birkaç Söz",
        "poet": "Alaaddin Emre",
        "poem": "\n\nbir kadın esnerse\nbir kadın daha esner\n\nçünkü her kadın uykuyu çok sever\n\nhaydi \ndanalar girmiş bostana\n\nbir kadın esnerse\nbir kadın ondan daha esmer\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmerlere Sonat",
        "poet": "Mahmut Çetin Zorba",
        "poem": "\n\nBu gönül Esmer Güle düştüğünden bu yana,\nEsmer Gülüm karıştı damarlardaki kana.\n\nEsmer Gülle yatarım Esmer Gülle kalkarım,\nEsmer Gül havam olur Esmer Güldür yaşamım.\n\nGünaydın yerinedir Esmer Gül sabahleyin,\nAkşam yatarken bana yine Esmer Gül deyin.\n\nEsmer Gül hayatımda buram buram kokmakta,\nEsmer Gülüm solarsa bütün dünyam solmakta.\n\nBirçok kadın esmerdir bazıları da güldür.\nYalnız birisi var ki hem esmerdir hem güldür.\n\nEsmer Gül suyum olur içerim bardak bardak.\nHem huzur hem dikendir Esmer Gülle yaşamak.\n\nDenizin dalgaları çıkarır esmer sesler,\nÇetindir duygularım güle bir sevgi besler.\n\nEsmer Gül diye diye yola düşüp gelirim,\nEsmer Gülü bırakıp nasıl geri giderim.\n\nUmutsuz bir sevdanın adı kondu Esmer Gül.\nEsmer Gülün aşkından artandır bir avuç kül.\n\nYeni bir yaşam için Esmer Gülüm solmalı,\nBir bahçıvan makası dalından koparmalı.\n\n10 Ekim 2009     Kayseri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmer Günah",
        "poet": "Özlem Ayşe Çiçek",
        "poem": "\n\nÜşüyordum…Bu kadar basitti işte o büyük günaha yolculuğum…\nSen diyip durdum ve eminim sendin her duraktan inatla aldığım yolcum…\nÜşüyordum her şeyin tek sebebi bu …\nBana neden kızmıyorsun? \nSen hikayemi anlatmadan bilen ilk adam, ben kara duvaklı gelin\nBir esmer günahtır ki tenimde yanıp duran,sorma sana anlatamam. Kırık bir lambamı o elinde ki yapma böyle aydınlanamam, kumral bir gece seyrindeyken sen dudağından mavi mavi öpeceğim seni binlerce edebi metinde anlatıp seni Shakespare gibi seveceğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esmer Gölgelerin",
        "poet": "Yahya Pamuk",
        "poem": "\n\nTanrı seni fısıldadı\nbenim çocuksu yüreğime\nbudadım bütün umutlarımı\nsenliyim sensizlikte\nbenzettim çiçeklere bakışlarımı\ngözlerimde kaldı esmer gölgelerin\niçimdeki yüksek dağlar devrildi\ntürkülerin üzerine  …\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Espirili Şiir",
        "poet": "Tamay Önal Polat",
        "poem": "\n\n'Fast food'*u henüz tanımamış,\n'Fiks menu'* dönemini kapamış,\n'à la carte'* aşkları yaşamaya başlamış\nKart horoza\nEv yemeği lezzetini sunan eller gagalanır... :-)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esperanto ve Türkçe",
        "poet": "Oğuz Düzgün",
        "poem": "\n\nESPERANTO DİLİ\n\nEsperanto’yu geliştiren kişi, Polonyalı Yahudi bilgin Doktor Ludoviko Lazaro Zamenhof’tur..Bu bilgin 15 Aralık 1859’da Polonya’nın Bielestok şehrinde doğmuştur..O bilhassa Hint-Avrupa dillerinden pek çoğunu çok iyi bilmekteydi..Bu dillerin düzensizlikleri, diğer milletlerce öğrenilmelerinin güçlüğü, onu yeni bir dil arayışına itmiştir..Ona göre bu dil yeni dünya dili olacaktı..Zaten Zamenhof’un imzası olan “Esperanto” kelimesi de anlam itibariyle “ümit eden doktor” anlamına gelmekteydi...Daha sonra oluşturduğu yeni dilin ünvanı olacak olan bu kelime grubu “tüm dünyanın ortak ve düzenli bir dilde buluşması ümidini” içinde saklı tutan bir isimdi..Şimdi biz bu çalışmamızda Esperanto namıyla anılan yapma dil ile Türkçe’mizi karşılaştıracağız..Çalışma sonucunda görülecektir ki, Esperanto, Hint-Avrupa dillerini ve bilhassa Avrupa’nın kutsal dili Latince’yi tüm dünyaya egemen kılma çabasının bir aracıdır.Bir bilgin tarafından oluşturulan ve dünyaca rağbet görmüş bir dil olan Esperanto’nun, doğal süreçler içinde, tesadüfen oluştuğu öne sürülen dilimiz Türkçe ile girdiği yarışta nasıl geride kaldığını da gösterecektir bu çalışma..Sonuçta ise Türkçe’nin hem doğal bir dil hem de düzenli, mantıklı bir dil olarak dünya dili olabilecek tek dil olduğu ortaya çıkacaktır..Eğer bir Türk olmasaydım, başka milletten hakperest bir bilgin olsaydım yine de Türkçe’nin üstünlüğünü söylemekten çekinmeyecektim..Yani bu söylem milliyetçilikten çok öte bilimsel bir savdır..Zaten Jean Deny gibi yabancı dilbilimciler bile Türkçe’nin düzen yönünden diğer dillerden üstünlüğü gerçeğini tüm dünyaya ilan etmişlerdir.Ben de bir Türk olarak, elbette yüreğimde, zihnimin kıvrımlarında saklı bu mücevheri ve onun güzelliklerini tüm dünyaya gösterme aşkıyla yanıp tutuşuyorum..Yaradan’ın Türklere ve onların şahsında tüm Müslüman milletlere verdiği bu güzelliği, yine bu dili oluşturan Yaratıcı’ya bir teşekkür edasıyla, tüm dünya insanlarıyla paylaşmak gibi bir davanın içinde buluverdim kendimi..Türkçe’nin güzelliklerine ulaşılmasını engelleyen yapay surlardan birisi olan Esperanto yapma dili, Türkçe’nin dünya dili olmasını engelleyemeyecektir..Çünkü Türkçe, tüm gücüyle bağırmaktadır.. “Ben şu bilgi ve mantık çağının tek dili olacağım” demektedir.Biz naçizler ise sadece ona tercümanlık yapmaktayız..Konuşan yine Türkçe’dir.\n\nZamenhof tarafından uzun uğraşlar ve düşünceler sonucunda oluşturulan Esperanto yapma dili, doğal süreçler içinde, kendiliğinden oluştuğu iddia edilen Türkçe’ninkine benzer kurallara da sahiptir..Zaten Esperanto dilini Hint-Avrupa dillerinden ayıran özellikler de bu kurallarda gizlidir çoğunlukla..Peki neden Türkçe gibi harika ve de doğal bir lisan varken bu bilgin gitmiş yeni bir dil oluşturmuştur? Üstelik bu oluşturulan dil pek çok yönden Türkçe’ye benzemektedir..Neden insanlar hemen yayılabilecek, canlı bir dil varken onun değişik bir versiyonunu, tüm dünyaya yayılması oldukça zor olan bir dili yeniden oluşturmuşlardır? Bizce bu araştırılması gereken bir konudur..Zamenhof’un Türkçe’yi bilmediği öne sürülebilir..Ancak 1880’li yıllarda, hem de Avrupa’nın gelişmiş bir bölgesinde pek çok dili ana dili gibi bilen bir bilgin, Türkçe ile ilgili hiçbir bilgiye sahip değildi iddiası gülünç bir iddia değil de nedir? On küsur dili bilen bir adam herhalde merak edip, Türkçe’yi de incelemiştir..Böylelikle o, bu dilden de ilham almış olabilir yeni dil oluşturma çalışmasında.Bazıları “Zamenhof Türkçe ile ilgili bir şey kesinlikle bilmiyordu diyebilirler” ve bunu da belgelerle ispat edebilirler..O halde şöyle bir sonuç ortaya çıkmaktadır..Zamenhof’un uzun çalışmalar sonucunda geliştirdiği dil, onunla pek çok benzer yöne sahip olan Türkçe kadar, en azından bazı kurallar yönünden düzenliyse ve bu dil ancak 19.yy’ın sonların oluşturulabildiyse, binlerce yıldır matematiksel bir düzene sahip Türkçe’nin üstünlüğü ispat edilmiş olur..Çünkü bin yıl önce de düzenli olan bir lisanın benzeri daha dün oluşturulmuşsa, elbette önce var olan yarışmayı kazanmış demektir..Türkçe’nin Esperanto’dan üstün tarafı bu çalışmamızda göreceğiniz gibi onun eskiden beri düzenli olması değildir sadece..Bu yönleri, ilerleyen yazılarımızda incelemeye devam edeceğiz..Şimdi şu birinci maddeyi açıklayalım..\n\nEsperanto’da da kelimeler yapılarına göre üç gruba ayrılırlar..Basit, türemiş, birleşik..Bu durum bilindiği gibi Türkçe’de de böyledir..Yine bu dilde kelime yapımı Hint Avrupa dillerinde olduğu gibi “bükümlüleşme” yoluyla olmaz sadece eklerle yapılır..İşte burada Türkçe’nin bir üstünlüğü fiili olarak ispatlanmış olur..Türetme eklerle yapılır ancak bu ekler Esperanto’da başa da eklenebilir..Burada bir mantık bölünmesi vardır..Türkçe bu yönden de Esperanto dilinden üstündür.. “Bütün ekler sondadır” kesin mantığı Türkçe’yi Esperanto dilinden daha mantıklı bir konuma getirir..Bu yönüyle Türkçe öğrenilmesi daha kolay bir dil olmaktadır..Zira bu dili öğrenmeye çalışan bir kişi en azından “hangi ek başta, hangi ek sonda? ” şeklinde bir kaygı taşımaz..Bütün eklerin sonda olduğunu bilir..Böylelikle Türkçe’nin ek bölümünü kolayca öğrenir..Türkçe’de kelime bazındaki bütün iş eklere düştüğüne göre “ek” meselesi kolayca öğrenilirse Türkçe de öğrenilmiş demektir.İşte bu özellik Türkçe’ye bariz bir üstünlük verir.. \n\nÖrnek:\n\nSan Sağ\nSan-a Sağ-lam\nSan-eco sağ-lık\nSan-ı sağ-al\nSan-ıg-a sağ-lık-lı\n\nÖrneklerde görüldüğü gibi Esperanto Türkçe’nin kelime yapımı özelliğini almıştır..Bu da Türkçe’nin bu dilden üstün olduğunu ispat etmektedir..\n\nEsperanto’da bazı örneklerde ekler başa gelmektedir…\n\nMal-san-o sağ-lık-sız-lık (hastalık) \n\nBu örnekte de görüldüğü gibi Esperanto dilinde olumsuzluk bildiren –mal eki Türkçe ma- ekiyle bağlantılı olabilir..Bir de bilindiği gibi Proto Türkçe döneminde bazı kavramlar için bir önek kullanılmaktaydı..En azından günümüze ulaşmış bazı kelime örneklerinden bunun böyle olduğunu anlamaktayız..\n\nİn- b-in\n\nİt(yit)  b-it\n\nEsperanto’nun Türkçe’nin bu dönemlerdeki özelliği ile bir bağlantısı var mı bilinmez ancak Farsça’nın etkisiyle Osmanlıca’da oluşmuş bir bi- olumsuzluk öneki vardır ki Esperanto’nun bundan etkilendiği söylenebilir.\n\nBi-çare çare-siz\n\nBi-hude boş\n\nBi-nihayet nihayet-siz\n\nBi-can can-sız\n\nBo-patr-ıno kaynana\n\nBu dildeki kök kelimeler de Türkçe’deki gibi eksizdirler..Ancak kelime isimse sona “o” eki, sıfatsa “a” eki, zarfsa “e” eki, fiilse “i” eki gelir…Pek çok kelime de isim olduğuna göre bu “o” sesi adından da anlaşılacağı gibi bu dile hakim durumdadır..Bu da bu yapma dilin müzikal boyutuna indirilen büyük bir darbe olmuştur..Türkçe’de ise her ses yerli yerindedir..Pek çok farklı ses, bir bestedeki notalar gibi arda arda gelerek, cümlede bir ahenk oluşturmaktadırlar..Aslında Türkçe’de de bir kelimenin isim mi, fiil mi ya da başka tür bir kelime mi olduğunu anlamak çok kolaydır..Mesela: “-mak” mastar eki isimle fiili birbirinden ayırt eder..İsimlere eklenen yapım ekleri de fiillere eklenmez..Örneğin bir “+lık” eki fiillere eklenmez…Zarf ve sıfatların oluşumu da eğer kelimeler Türkçe ise eklerle kolaylıkla gerçekleşir…\nEsperanto dilinde İngilizce’deki gibi kelimeler başkalaşmaz…Hangi eki alırlarsa alsınlar köklerini muhafaza ederler Türkçe’de olduğu gibi..Bu dilde kelimelerin çoğullaştırılması da kurallıdır Türkçe’deki gibi..Sona gelen bir “j” (“y” sesine karşılık gelir)  kelimeyi değişime uğratmadan başkalaştırır..\n\nBaba-lar patro-j\n\nÖrnekte de görüldüğü gibi bizim Hint Avrupa dillerinde gördüğümüz düzensizlikleri bir Avrupalı bilgin de görerek düzeltme yoluna gitmiştir..Kelimelerin düzensizleşmesi önlenilmeye çalışılmıştır..Bu da bizim tezlerimizi ispat etmektedir..Demek ki Hint-Avrupa dilleri bizim de iddia ettiğimiz gibi gerçekten düzensiz dillerdir..Türkçe ise Esperanto’daki bu özelliğin benzerini binlerce yıldır üzerinde taşımaktadır..Bu yönleriyle Türkçe ile hiçbir Avrupa dili yarışamaz..\nEsperanto dilinde de ismin –i hali vardır..Bu dilde de –i nesne eki kelimenin sonuna eklenir Türkçe’de olduğu gibi..Bu ek “n” sesiyle ifade edilir..\n\nÇikolata-(y)  ı cokolado-n\n\nÇay-ı teo-n\n\nBu örnekler Türkçe’de binlerce yıldır var olan ve Hint-Avrupa dillerinde bulunmayan –i nesne hali ekinin aslında çok önemli ve akıllıca bir ek olduğunu göstermektedir..Bu yönüyle Türkçe Hint-Avrupa dilerine yine fark atmaktadır..Esperanto’da Türkçe’deki gibi diğer haller de eklerle ifade edilir..\n\n-in hali(genetiv) :\n\nEsperanto’da bu hal “De” önekiyle oluşturulur..\n\nDe -bırdoj kuşlar-ın\n\n-e hali:\n\nBu dilde yönelme hali “al” önekiyle Türkçe’deki gibi muhakkak gösterilir..\n\nAl-mı ben-ebana\n\nAl-kıu kim-e\n\n-de hali: “en” ön ekiyle yapılır..\n\nEn -kiu kim-de\n\nEn -la cambro oda-da\n\n-den hali: “el” öne ekiyle yapılır…\n\nEl -kio ne-den\n\nEl-stono taş-tan \n\nBütün bu örnekler Türkçe’nin üstünlüğünü ispat eden örneklerdendir.. i hali eki olan “n” yi sona alıp da diğer hal edatlarını başa alan Esperanto bu yönüyle Hint Avrupa dillerini çağrıştırır..Belki o bu oyunla Hint Avrupa dilini konuşanları kendi diline çekmeyi amaçlamıştır..Ancak görünen bir şey var ki bazı ekleri sona bazı ekleri başa getirmek de mantıksızlıktır..Mantıklı bir dil oluşturduğunu iddia edenler bile böyle mantıksızlıkları sahiplenebilmektedirler..Bu da Anglo-sakson dillerinin şuuraltına tesirleriyle izah edilebilir..Demek ki bu dillerin mantık tahribatı bu denli fazladır..Mantıklı bir dil oluşturanlar bile anlamasız ve gereksizce bazı mantıksızlıklar yapabilmektedirler..Türkçe ise hiçbir bilgin tarafından geliştirilmediği halde pek çok mantıksızlığı kendiliğinden tasfiye eden bir dildir..Bu da onun ayrı bir üstünlüğüdür..\n\nMantıklı bir dil olduğu iddiasında bulunan Esperanto bir başka mantıksızlık örneği daha gösterir..Sıfatları belli eden “a” eki ile aynı zamanda sıra sayıları, şahıs zamirleri ve dil adları oluşturulur..Türkçe’de ise bütün bu özelikleri ortaya koymak için farklı farklı ekler kullanılır..\n\nBir-inci unu-a\n\nİngiliz-ce Angl-a\n\nBüyük Grand-a\n\nÖrnekte görüldüğü gibi Türkçe’de farklı şekillerde gösterilen bir çok görev Esperanto dilinde aynı eklerle ifade edilmektedir ki bu da bu dilin ileri de diğer Hint-Avrupa dilleri gibi düzensizleşebileceğinin bir göstergesidir..Elbette şu andaki Türkçe’nin tamamen istisnasız düzenli bir dil olduğunu söylemiyorum..Ancak düzenli bir dil olarak oluşturulduğu iddia edilen Esperanto dilinden daha düzenli yönleri var, diyorum..\n\nEsperanto dilinde Türkçe’deki “ki” zamiri benzeri görev ifa eden bir ek vardır..Bu ek “cı” ekidir..\n\nTıo-cı beri-ki\n\nEsperanto dilinde Türkçe’deki “Sayın” kelimesine benzer bir şekilde “mosto” kelimesi kullanılır..Bu kelime dişi ve erkekler için değişmez.. Türkçe’deki gibi kelime önüne gelir genelde.\n\nBazı Hint-Avrupa dillerinde olduğu gibi Esperanto dilinde Tekil kelimeler için bir ek yoktur aynen Türkçe’de olduğu gibi..Ancak Esperanto Türkçe’ye benzememek için tüm düzenlilik iddalarına rağmen bir artikel alma gereği duymuştur..Bu “la” artikeli aslında Arapça “el” harf-i tarifinden bozma bir ektir..Ve de hiç lüzumu olmadığı halde bu ek Esperanto’da kullanılmaktadır..Türkçe’de ise bu konuda da bir istisna yoktur..Belki de Zamenhof bu kullanımında haksız da sayılmaz..Zira Almanca, Fransızca gibi artikel mevzuunu abartmış Anglo-Sakson dillerinin düzensizlikleri aşikaredir..O en azından dişi ve erkek ayrımını ortadan kaldırmış, bir yerde artikeli pasifleştirmiştir..Onu adeta Türkçe’deki bu, şu işaret sıfatları konumuna getirmiştir..Demek ki bu artikel olayı da şuuraltından silinmesi zor bir olaydır..\n\nBilindiği üzere Türkçe’mizde bir kelimeyi soru yapabilmek için –mi soru edatı kullanılır..Esperanto da soru yapımında aynen Türkçe’deki gibi “cu” soru edatını muhakkak kullanır.Demek ki bir dil düzenlileştirilmek isteniyorsa Türkçe’ye benzetilmelidir..\n\nEsperanto dilindeki sayı mantığı da aynen Türkçe’deki gibidir..\n\nÜç yüz seksen(sekiz on) \n\nTrı cent okdek\n\nOn beş bin iki yüz altmış\n\nDek kvın mil du cent sesdek\n\nAncak görüldüğü gibi bu dildeki pek çok kelimede olduğu gibi sayılarda da köken olarak Latince esas alınmıştır..Bu da bu dilin, tüm dünyaya Avrupa kültürünü bir okus pokus yöntemiyle yayma amacı taşıdığını açıkça göstermektedir..Madem bütün dünyanın ortak bir dili olacaktır, neden Türkçe, Japonca, Çince, Arapça gibi dillerden de kelimeler yoktur Esperanto’da? Neden genellikle Latin kökenli dillerden kelimeler vardır? Böyle bir dilin tüm dünyaca benimsenmesi herhalde Avrupa’nın ve de Kilise’nin işine yarardı..Çünkü bu dili öğrenen insanlar Latince’yi ve Latin kültürünü, dolayısıyla Anglo-Sakson kültürünün tahakkümünü asla reddedemezler..Belki de o dönemde oluşturulan bu dille Osmanlıca Türkçesi karşılaştırılsa daha anlamlı sonuçlar da çıkabilir..Türkçe gramerine giydirilmiş, Türkçe, Arapça, Farsça, Rumca vb dillerden gelme kelimelerden oluşan Osmanlıca, bir dönem tüm Türk İslam aleminde hatta tüm İslam coğrafyasında, edebi ve resmi yazılarda ortak dil olarak kullanılmıştı..Zaten Esperanto’nun ortaya çıktığı 1800’lü yıllarda da Osmanlı Devleti vardı ve onun dili Osmanlı Türkçesi idi..Osmanlıya karşı çeşitli tarihi sebeplerden ötürü antipati duyan Avrupa’da, Esperanto gibi tüm Avrupalıları ve de Hıristiyanları birleştirmeyi amaçlayan bir dilin ortaya çıkması daha da anlamlı olmaktadır..İslam alemini birleştiren bir Osmanlıca ortak diline mukabil, Avrupa’yı ve de Hıristiyan alemini birleştirecek bir Esperanto dili…Bunu pek çok Avrupa devletinin de destekleyeceği aşikardır.Bu da bu yapma dilin nasıl bilhassa Avrupalı milyonlarca insanca benimsendiğini ve de tüm dünya insanlarına dünyanın ortak dili olarak nasıl dayatıldığını açıkça göstermektedir.Ay adlarında, sayılarda ve pek çok kelimede Anglo-Sakson dillerinin ortak kelimeleri hakimdir..Bu da bu dille birleştirilmek istenenin kimler olduğunu göstermektedir.Birleştirilmek istenenlerin Türkler ve Müslümanlar olmadığı açıktır.\n\nEsperanto dilinde Türkçe’deki gibi şahıs zamirleri farklı şekilde çoğul yapılırlar..\n\nBen-biz mı-nı\n\nSen-siz cı-vı\n\nFakat bu örneklerde de görüldüğü gibi mı-nı ve de cı-vı kelimeleri arasında anlam kökendaşlığı olmakla birlikte kelime kökendaşlığı gözükmemektedir..Yani burada da bir düzensizlik göze çarpmaktadır.. Mı neden nı, cı neden vı olmuştur? Türkçe’de ise bu kökendaşlık oldukça açıktır.. Ben kelimesinin aslı “bi” dir.. “n” tekil ekidir.. Bi-n(Ben)  “z” ise çoğul ekidir bi-z..Sen kelimesinin de kökeni “si” kelimesidir..Tekili Si-n (Sen)  çoğulu ise Si-z kelimesidir..Şimdi Türkçe’nin buradaki mantıksal üstünlüğü de oldukça açıktır..\n\nEsperanto dilinde zamanlar muzari(şimdiki ve geniş zaman) , gelecek zaman, geçmiş zaman olmak üzere üçe ayrılır..Bu zamanlar için sırasıyla “AS”, “OS”, “IS” son ekleri kullanılır..Emir kipi için de “u” eki getirilir.Fiiller asla düzensizleşmezler..En azından bu böyle öngörülür..Bu yönüyle bu dil Türkçe’nin fiillerini ve onların zaman durumlarını hatırlatır..\n\nO oku-r Lı leg-as\n\nTürkçe’de 3. tekil ve çoğullar hariç fiillerde şahıs ekleri de kullanılır…Aslında Proto-Türkçe döneminde bu şahıs ekleri yoktu..Yani ilk dönem Türkçe’sinde insanlar Ben okur-um demiyorlardı..Sadece “Ben okur” diyorlardı..Zamanla şahıs zamirini daha da güçlendirmek gereği hissedildi ve bu ben, sen, o zamirleri kelime sonunda da söylenmeye başlandı.. “Ben okur ben” eski şekliyle “Mın okur mın” daha sonra bu fiilin sonundaki “mın” ekleşti..Diğer şahıs zamirleri de böyle oluştu..Esperanto Türkçe’nin ilk zamanlarını andırmaktadır..Tabiri caizse bu dil Türkçe’nin en ilkel dönemlerindeki şeklini taklit etmiştir..Böylelikle düzenli olmuş görüntüsü vermiştir..Ancak Esperanto’daki eklerin sesleri bizce uygun seçilmemiştir..AS, OS, IS sesleri kelime içinde çok da ayırt edilememektedir..Türkçe’deki gibi birbirlerinden farklı ekler aslında daha da mantıklıca olurdu..Daha kolay akılda kalırlardı bence..Üstelik zamanla bu seslerin telaffuzları birbirlerini andırabilir..Bu durumda halk, farklı ekler geliştirmek zorunda kalabilir..Yine dilde çoklukla tekrar edilecek olan bu eklerdeki “s” sesleri dile adeta Latince ya da Yunanca boyası sürmüştür…Bu da bilinçli bir seçim olmalıdır..Dilin müzikalliğini baltalayan seslerden birisi de bu “s” seslerinin çoklukla tekrarı olacaktır.. \nBildiğimiz gibi Hint-Avrupa dillerinde sıfat-fiil, zarf-fiil gibi fiilimsilerden ziyade “ki” anlamına gelen zamirler kullanılır ve tüm cümle değiştirilir..Esperanto’yu geliştiren Zamenhof bu eksikliği fark etmiş olmalı ki, Türkçe’deki fiilimsi eklerine benzer ekler geliştirmiştir fiillere eklenmek üzere.Bu da Türkçe’nin bu özelliğinin çok haklı bir özellik olduğunu göstermeye yeten bir delildir.Bununla ilgili karşılaştırmalı örnekler verelim:\n\nGeç-en sene Pas-inta jaro / Gel-ecek yıl Ven-onta jaro\n\nDüş-en adam Fal-inta homo\nÖrneklerde görüldüğü gibi fiillere eklenen inta, inte, into, onta vb. ekler sayesinde Esperanto dilinde fiilimsiler oluşturulmaktadır.Bu diğer Anglo-Sakson dillerinde oldukça farklı olmaktadır.. \n\nMan is coming who he is crying\n\nAdam geliyordur ki o ağlıyordur.\n\nİşte Esperanto bu mutat kullanımı ortadan kaldırmış ve yerine Türkçe’dekine benzer mantıklı bir sistemi ikame etmiştir..Bu da Türkçe’nin gayet mantıklı bir dil olduğunu gösteren bambaşka bir örnek olarak önümüzde durmaktadır..\n\nEsperanto’da edilgenlik eklerle yapılmaktadır Türkçe’ de olduğu gibi..Bu da Türkçe’nin bu kuralının ne kadar mantıklı bir kural olduğunu göstermektedir..Ancak burada Esperanto bir yardımcı fiil kullanma gereği hisseder Anglo-Sakson dillerinden kalıntı olarak..\n\nTeo estas trink-ata varma Çay iç-il-ir-dir sıcak/ Çay sıcak iç-il-ir\n\nGörüldüğü gibi Türkçe’de edilgenlik bir –il ekiyle halledilebilecek kolaylıkta bir meseledir.Fakat Esperanto ortaya bir de “estas”(Farsça’da est, İngilizce’de is, Latince’de est “olmak” yardımcı fiili)  bırakmıştır..Bu estas…ata şimdiki zamanı ifade eder..Geçmiş zamanda estis…ata, gelecek zamanda estos …ata…vd..\n\nTürkçe’nin Esperanto dilinden pek çok yönden üstün olduğunu ispat eden daha pek çok delil sayılabilir.Ancak dikkatinizi bir başka mevzuya çekmek istiyorum..Esperanto’nun diğer dillerden düzen yönünden üstün olduğunu iddia edenler aslında Türkçe’de de var olan özellikleri üstünlük vesilesi olarak görüyorlar..Binlerce yıldır bu ince düzenlere ve mantıklı yapılara sahip olan Türkçe, asıl üstün olarak anılması gereken dildir bize göre..Aslında bu gerçeği mantık da haykırmaktadır.Esperanto dilini yaymaya çalışanlar Türkçe’nin bu güzelliklerini neden görmezden gelirler anlamıyorum? Madem dünyada bir barış tesis edilmek isteniyor, o halde Avrupa tarafından binlerce yıldır “öteki” kabul edilen Türklerin düzenli ve mantıklı dili olan Türkçe, ortak dünya dili olarak kabul edilmelidir..Yoksa “işte alın size ortak dünya dili, bakın ne İngilizce, ne Fransızca yepyeni bir dil” denilerek önümüze fırlatılan dilin aslında Latince ve diğer Anglo-Sakson dillerinin farklı bir düzlemde önümüze sunulması olduğunu görmezden mi gelmemizi istiyorlar? \n\nOğuz Düzgün\n\nKaynaklar:\n\n1) Dünya Dili Esperanto-Hayreddin DURAL-Kardeş Matbaası-1965-ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esra can",
        "poet": "Ömer Sevim",
        "poem": "\n\nEy kendini kaybetmiş insan\nSanmaki sefan sürecek\nRazımıdır hiç düşündünmü senden rahman\nAn gelir seninde göç vaktin gelecek\nNe zaman geleceği bilinmezdir ölümün\nUyan artık dünle aynı olmasın bu günün\nRahmana yakın ol odur senin tek dostun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esra   Akrostiş",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\nESRA\n\n (E)  Esrarengiz bakışın, büyüledi beni\n (S)  Sevgi ve şevkat ile bakarken yüzüme\n (R)  Rüzgârla savrulan, o ipek saçların\n (A)  Acıyla saplandı, seni seven kalbime\n\n\nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esra ceyhan diyorki",
        "poet": "Haşim Koç",
        "poem": "\n\n11 yıldır evliyim\nÇok ta mutlu biriyim\nEvlilik çok güzel bir şey\nEvlilikte sevmek sevilmek var\nMutluluk dolu bir şey\n\n7 yıldır adan z ye\nNerede başladık geldik nereye\nSevgi mutluluk saldık her yere\nBaşardık çıktık zirveye\nÇok sevdi beni TÜRKİYE\n\nSevenlerimin övgüsü\nKıskananların yergisi\nİzlenmek sevilmek belgesi\nÇok sevilen biriyim\nTürkiyenin Gülüyüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esraaaaa",
        "poet": "Haşim Koç",
        "poem": "\n\nSırma gibi siyah saçlar\nBoncuk boncuk kara gözler\nYalansızdır bütün sözler\n\nÇok özelsin sen ESRA\nÇok güzelsin sen ESRA\n\nALLAHIN NURU var yüzünde\nHer derde çare var doğru sözünde\nRiyaya yer yok senin özünde\n\nÇok özelsin sen ESRA\nÇok güzelsin sen ESRA\n\nİzlemektan alırım haz\nO anlar hem bahar hem yaz\nBazan duygulanır çalarım saz\n\nÇok özelsin sen ESRA\nÇok güzelsin sen ESRA\n\n29-10-2001-pazartesi-saat-14-30-istanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esra Erol İle İzdivaç",
        "poet": "Şahin Ertürk",
        "poem": "\n\nBazen göbek atıyor\nBazen fala bakıyor\nEsra koca buluyor\nİşte size izdivaç\n\nBekar zengin kolluyor\nDullar saçı yoluyor\nEsra malı topluyor\nİşte size izdivaç\n\nErkek yalan söylüyor\nKadın riya kokuyor\nEsra nabız yokluyor\nİşte size izdivaç\n\nHakan kıza köpürdü\nHale dudak öptürdü\nEsra malı götürdü\nİşte size izdivaç\n\nBazıları azıtmış\nBazıları sapıtmış\nEsra fena dağıtmış\nİşte size izdivaç\n\nKadın Botoks yaptırmış\nErkek evi kaptırmış\nEsra yolu şaşırmış\nİşte size izdivaç\n\n(29.12.2008) \n\nNOT: ESRA EROL’LA İZDİVAÇ\nProgramını bilmem izlediniz mi? \nESRA EROL Kütahya da\nZaman,zaman YEREL TV LERDE\nPrograma çıktığım,şahsen tanıdığım\nİyi bir şiir yorumcusu\nBenimde pek çok şiirimi yorumlamıştı\nŞimdilerde STAR Televizyonunda\nESRA EROL LA İZDİVAÇ programı\nKelimenin tam anlamıyla\nAşka indirilen bir darbe \nVe evlilik müessesesine saygısızlıktır.\nBöyle İZDİVAÇ MI OLUR? \nBöyle İzdivaçlardan mutluluk mu çıkar?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esrarlı Aşk (İsa mucizesi)",
        "poet": "Yılmaz Öztürk",
        "poem": "\n\nBir haziran ayının cuma sabahı saat sıfır dokuzda\nMerhaba dedik yeni hayata özendiğim eski masallara\nYenisini yazmak umudu ile selam verdik sırlı bakışlarla\nEsrarlı bir günün manevi atmosferinde merhaba tüm aşıklara\n\nYılmaz gasavetten kurtulurmu bilinmez amma içinde bir umut\nBir yirmi üç haziran sabahında heyecan ile okunur dualar kunut\nİsmail'in koçu gibi teslim olduk teslimle hürriyete kalbim sanki uhut\nDağı gibi nurlu bir heyecan taşıyor heyecan ile masalsı aşka umut\n\nUmudumdur Uludağın eteğinde dağ yolunda bir tebessüm\nSeyredilen manzara değil yeşil Bursa sanki seyrediyordum\nBen esrarlı aşkın sırlı kelimelerini okudum yıldızlarında gecenin\nHer canlı şahitlik etmek için hüzünlü kalbinde aşkına Yılmaz'ın\n\nSarıldı dört bir yanımıza bize tebessüm eder gördüm yıldızları\nBursa'ya serin akan su veriyordu gözlerim heybetinden Uludağ'ı\nKıskandırırda bilinmez aşkımıza bir tebessüm varmıdır ellerimi\nTutacak mucizelere hasret gönlüm gariptir yaşar hayali aşkı\n\nEbu Bekir gibi sadık Ömer gibi adil Osman gibi tevazulu\nOlmasın Ali gibi yiğit bir tebessüme feda ettim mutluluğumu\nSevgilinin başka ellerde mutluluğuna razıdır kesmeyin soluğumu\nBen ağlarken Allah'tan dilerim esrarlı imkansız aşk olsun huzurlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esrareniz Şiir",
        "poet": "Yahya Harbalioğlu",
        "poem": "\n\nKar fırtınasındaki bir serçeciğin\nAyak iziydi bizim o sevgimiz\nKörlüğünü göremeden gecenin\nSolup giden zamansız bir mevsimiz\n\nOysa kimi sevgiler vardır layık\nTertemiz güne kar gibi beyaz saf\nRüzgardan sarhoş günde kalpler ayık\nKar tanelerininse cümlesi gaf\n\nAnlatmaz hiçbir şey özlemi bazen\nHer kar tanesi bir sözcük olsa da\nBazen ilaçtır söz çok zaman üzen\nKar okyanusunda sudan bir ada\n\nGün değer sessizliğe bir de göğe\nUçlarını döker karlı dalların\nCümle varlık dile gelse her öğe\nVazgeçmez yine de gelmeye yarın\n\nGökkuşağına küs bir beyaz esir\nEder yeri göğü bütün dünyayı\nHayatın tam ortasında bir ayaz\nGizler beyaz karanlıkta sevdayı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esrarengiz Yolculuk",
        "poet": "Sebat Mercek",
        "poem": "\n\nDünyaya tertemiz, beyaz geliriz. \nTertemiz beyaz sayfa alırız.\nBeyaz sayfayı doldurur gideriz.\nGeliriz, alırız, gideriz, veririz.\n\nBaşa gelen sıkıntılara isyan mı? \nGelen\tsıkıntılara güçlü sabır mı? \nSıkıntılara güçlü olunca gurur mu? \nİsyan mı, sabır mı, gurur mu, şükür mü? \n\nKâinatı Yaratan bilinir, zikredilir.\nYaratan bilinir, yaratılanlar\tfikredilir.\nBilinir \tyaratılanlar, Yaratan’a şükredilir.\nZikredilir, fikredilir, şükredilir, kaydedilir.\n\nDünyaya …tertemiz, …beyaz ……geliriz. \nTertemiz …beyaz …….sayfa …….alırız.\nBeyaz ……sayfayı ……doldurur …gideriz.\nGeliriz, …...alırız, ……..gideriz, ….veririz.\n\n01.08.2006 Salı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esrarlı düşlerim",
        "poet": "Doğan Şahin",
        "poem": "\n\nUzunca bir süredir birlikteydi\n(denilebilir) \nKadınla, o\nHep hayal kurardı bir sonraki \nKapıyı nasıl yakalayacak\nHiçbir zaman o kapının arkasını\nGöremeden.\nVe halı temizlikçisi geldi bir gün\n(çağdaş beden köleleri diyelim; batıdan temsilen) \n9 donlu bir kel adam\nAldı temizlikçi adam:\nKazanırım bu gurbette\nDin adamı\nÜniversite mezunuyum ben\nLakin çocuklar çok para kazanmaktan\nGeldiler on beşine\nÜniversiteye giremeden para bol\nAma kazanırım binlerce doları bir anda”\n\nGevşedi parayı hep babasının cüzdanında gören kız kadın\nYanında kocasının, dedi \n“ Bana da öğretsene \nKazanmak için para \nParladı gözleri paramparça\nO parada” bebeli memelerinin arasından.\nKoca, adam,\n“Para değildir önemli olan dedi”\nAdam, son bir çabayla, \nAğzını bıçak açmıyordu oysa! \n“Sen şairsin” dedi kadın “ne anlarsın paradan”,\n“oysa ben istiyorum onu \nBilir bunu yaradan\nSen hep korkuttun beni\nKorktum senin bu sevgisizliğinden\nBen de faydalanmak \nİsterim\nDedi\nBilir yaradan\nDünya nimetlerinden\n“çok gençtim ben” dedi\n“Sendin o benim hayatımı karartan”\nBaştan beridir mimliydi dul adam:\nAkrabalar da demişti ona ya\n“Dikkat et! ” \nYakar seni bu adam.\nKadın yanmıştı oysa \nBilemezdi kösnül babası\nÇoktan bilmekteydi yaradan\nBir sınıftan diğer sınıfa atlamak mı? \nAman, aman\nDikkat edin\nYapmayın aman\nDavul bile çalar dengi dengine \nSakının seveni paradan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esrarlı gidiş",
        "poet": "Alper Özyurt",
        "poem": "\n\nRuhumu saran bir kurt bana haykırıyordu                                karanlığın içinde yalnızlık bekliyordu                                     birşeyler söylüyordu anlamaya çalıştım                                    kulak verdim derinden sabah oldu diyordu                            gecelerin öyküsü dilindeki şarkımı                                     yağan yağmurmu yoksa gökyüzü isyandamı                       ayrılık bitmeyecek bilirim geri gelmez                                       kaf dağına sürgüne yolladım ben aşkımı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esraya...",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nİşte Osmaniye Bahçeden bir gül ki bahçedeki çiçeklere bedel\nBir güzel ki Allaha dua için eller uzansa göklere  değer\nBeyazlığı teslim bayrağı beyazlığında sanki havaya der eller\nOnu görmeden geçen günler harmanlanmış sanki hebaya gider\n\nYıllar sonra ona rastlayıp görmek bir kısmet bir tesadüf oldu\nBir beyaz ki  yıldız yıldız parlayan sanki aya bir denk oldu\nGeçmiş oldu tüm ömrüm  yıllarım yandı bitti kül oldu\nVe bu kız solmayan açan beyazlığıyla gerçek bir gül oldu...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esrarlı Şiir",
        "poet": "Halil Oral",
        "poem": "\n\nÜç öğün yedi şiir ekmeği\nKaranlığa doğdu gül yüzlü ay\nAcılar öğrendi sabır çekmeyi\nDiller konuştukça doğdu dolunay.\n\nSevgiler büyüttüm şiirli dilde\nKardelen yetişti vahada çölde\nSazımın telleri ötünce bir de\nDağların ardından doğdu dolunay.\n\nGönül tonajının yükü yerinde\nBemolü diyezi saklı telinde\nSevdayı bellerken ben de birinde\nGözüme dikildi doğdu dolunay.\n\nSevgiye denir mi sözden ibaret? \nGönülden gönüle eder sirayet\nŞiire esrardır göze keramet\nDedikçe sevince doğdu dolunay.\n\nBu dil kuru nesne şiiri yoksa\nMarangoz çivisi kibiri çoksa\nSevmenin yanında sevilmek haksa\nSevdayı belleyip doğdu dolunay.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşref Paşa",
        "poet": "Abdullah Odabaş",
        "poem": "\n\n(Merhum Orgeneral Eşref BİTLİS'e) \n\nEşref BİTLİS şanlı Paşa,                \t\t\nYanıp kül oldun ateşe,                  \t\t\nVarsa evladı çok yaşa,                  \t\t\nHaktan geldi sabır gerek,               \t\t\n\nYanında var komutanlar,                \t\t\nKadri Al-i kutlu canlar,                \t\t\nBeşi bir anda yandılar,                 \t\t\nHaktan geldi sabır gerek,               \t\t\n\nVatan şehidi vatandaşlar,               \t\t\nYandı kavruldu duyanlar,               \t\t\nSivil, asker, komutanlar,               \t\t\nHaktan geldi sabır gerek,               \t\t\n\nFeci oldu gayet kazayı uçak,\nSöndü bir anda beş tane ocak,\nHuri kılman açtı onlara kucak,\nHaktan geldi sabır gerek,\n\nBüyük komutanlar devlet ricali,\nBir anda gördüler bu acı hali,\nAğlıyor Türk milleti ehli eyali,\nHaktan geldi sabır gerek,\n\nTaaziye eylerem millet devlete,\nŞehitler yakını el hükmü lillah,\nBu sefil Meftuni yanıyor billah,\nŞehitler ruhuna şad eyle yarab,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Türkü  1 oktay avcı",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nKar yağıyı, kar yağıyı\nİki gözüm kar yağıyı\nKar yağıyor kar yağıyor\nHer yanımda kar yağıyor\nElim yüzüm kar yağıyor\nKaşım gözüm kar yağıyor\nKar yağıyor donuyorum\nDört yanımı asker sarmış\nKanadım yok  kar yağıyor\nBen kuş muyum uçamıyom\nKar yağıyor kar yağıyor\nHer bir yanım polis sarmış\nGaçamıyorum kar yağıyor\nNamlular bana doğrulmuş\nVuracaklar kar yağıyı\nSuçum nedir bilmiyorum \nSöylesinler kar yağıyı\nÜzerimde ceketim yok\nCeketsizim kar yağıyor\nBizim ellere kış gelmiş\nOdunum yok kar yağıyor\nEssah diyom kar yağıyor\nKimse bana aldırmıyor \nPerişanım kar yağıyor\nSel almış evimi vurmuş\nGeçemiyom kar yağıyor\nBenim gözüm kar yağıyor\nAnam babam kar yağıyor\nSevenim yok kar yağıyor\nNamlular bana doğrulmuş\nVuracaklar kar yağıyı\nSuçum nedir bilmiyorum\nSöylesinler kar yağıyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşref Baba",
        "poet": "Eşref Boyraz",
        "poem": "\n\nNedir, perme perişan, bu halin\nYoksa, feleğin mi, sillesini yedin\nSanki  yaşayan, bir ölü, gibisin\nGel kendine artık, Eşref Baba\n\nBilirsin baba, nankördür dünya\nSevginin karşılığı, saygıdır güya\nKahpeliğe tutmaz,hiç bir maya\nGel kendine artık, Eşref Baba\n\nSevgiye yapılana, eşeklik denir\nİnsanlığa, hiç kar, getirmeyecektir\nDöndükce dünya, insanoğlu dönecektir\nGel kendine artık, Eşref Baba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşşek   Olmak",
        "poet": "Yüksel Gider",
        "poem": "\n\nİnsancıklar! ..\nAslan denince gurulanırlar.\nEşşek denilince neden kızarlar.\nŞu dünya'da insan diye böyle gezerler.\nAslan'da hayvan,eşşek'te hayvan değilmi? \n\nİnsacıklar! ..\nİşte böyle düşününce insancık olurlar.\nHayvanlar arasında bile,ayrım yaparlar.\nHayvanların hepsine aynı saygı duyduğunu derler.\nİşte insan diye geçinen,insancıklar.\n\nİnsancıklar! ..\nHayvan isimleri ile bazen guru duyarlar.\nBazen kızar isyan ederler.\nBazende çok hayvanca davranırlar.\nİşte bu tip insanlar,insancıklar.\n\nİnsancıklar! ..\nYa aslanı kabul etmeyeceksiniz.\nYa da eşşekliği de kabul edeceksiniz.\nNeden bu çifte standart,bilmem neden? \nİşte bu tip insanlar,insancıklar.\n\nİnsancıklar! ..\nOrman kralı olmaksa amacınız.\nOrmanda yaşamalısınız.\nEşşek gibi çalışkan olmaksa amacınız.\nEşşek olup insanlar içerisinde yaşayacaksınız.\n\nİnsancıklar! ..\nNefsi ile yaratılanları ayrıştıranlar.\nHayvan isimlerine bile merak salanlar.\nİnsanlar içinde hayvandan da hayvan olanlar.\nEşşek'i örnek alıp, insacık'lıktan çıkmalıdırlar.\n\n                          (İstanbul,05.12.2000) \n                              Yüksel Gider\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşref Deniz Bir Yaşında",
        "poet": "Eşref Boyraz",
        "poem": "\n\nAltı Mayıs, İkibin On, yılında\nBebek, Eşref Deniz, dünyada\nHer şey, güzel olur, o Ay'da\nEşref Deniz, bugün bir yaşında\n\nHz.Hızır a.s.'la, Hz.İlyas a.s'da\nBiraraya gelmiş, bugün onlarda\nBugündür,Hıdırellez Bayramı'da\nEşref Deniz, bugün bir yaşında\n\nGül ve çiçekler, açar bahar'da\nGeldin sevgiyle, Mayıs başında\nGelip geçmiş, hemen oniki ay'da\nEşref Deniz, bugün bir yaşında\n\nSağlıklı günler, olsun yaşamında\nBütün kötülükler, senden uzakta\nİnşallah, mutlu olursun, dünyada\nDeden Eşref'den,olsun dualarda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esselâmüâleyke",
        "poet": "Ali Rıza Ünal",
        "poem": "\n\nEsselâmüaleyke, o deryayı gönül püryânına\nEsselâmûaleyküm, o sırrı lêdünün üryânına\nVessêlâmu esselâm, o dürü lisanın sultanına\n\nKalmadı gözümde nur\nGölümde gurur\nDilimde ferman\nDizimde derman\nCan bulmuşum bu tende candan içeri\nSen bulmuşum bu bende senden içeri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşsiz Atam",
        "poet": "Ethem Altan",
        "poem": "\n\nSeni unutmak mümkün mü? \n29 Ekim bugün\nBütün millet eleleyiz\nCumhuriyet kutlu olsun.\n\nKongreler,antlaşmalar\nYaparak kurtardın bizi\nGece,gündüz uyumadın\nSavaşla kurtardın bizi.\n\nSeni unutmak mümkün mü? \nDevrimlerin de var senin\nSeni unutmak mümkün mü? \nİlkelerin de var senin.\n\nPeçeyi kaldırdın o gün\nŞapka giyiyoruz bugün\nEy Türk! \nAta'nla sen övün\nCumhuriyet verdi bize.\n\nDini alet etmişlerdi\nYurdu ele satmışlardı\nBizi bize takmışlardı\nAtamız kurtardı bizi.\n                                  Ankara 1983\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşsiz Alem İstanbul 3",
        "poet": "Kamber Bal",
        "poem": "\n\nEşsiz Alem İstanbul\n\nKendini cihana aşık edersin\nBir gecene bin ömür İstanbul\nKalbine sığmaz, nicelerini gizlersin\nHer çabana bin şükür İstanbul\n\nMahmur gözler sevdalı bakıyor\nBir kubbeni gören kalbini yakıyor\nTam göğsünde alların kokuyor\nHer buramına bin tac İstanbul\n\nEserler, sanatlar sana bakıyor\nHarabeler, kitabeler seni okuyor\nBak, gelin anne halısında dokuyor\nBir nursun bin göze İstanbul\n\nŞad oldu, tüm gören gözler seni\nDövmem gayri diyor, ben de sinemi\nDinle çalıp söyleyen şu ozanı\nBir ilhamsın bin tele İstanbul\n\nKamber bal\nwww.kamberbal.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esseyyid Hulusi Efendi",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nMalatya Darende'de Es Seyyid Hulusi Efendi Hazretleri,\nO Peygamber torunu, Esseyyid Hulusi Efendi Hazretleri,\nSomuncu Baba'nın çilesi, halvethanesi, ervahı hazretleri,\nMalatya Darende'de Es Seyyid Hulusi Efendi Hazretleri...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşsiz Değer ÖĞRETMEN!",
        "poet": "Halil Erdihan",
        "poem": "\n\nÖğretmenler siz geleceğe ışık tutan! \nHiçbir Fedakarlıktan kaçmadan okutan,\nMilletimizi Hakettiği çizgiye ulaştıran! \nEşsiz bir değere sahip olan...\n\nAlnı ak! Yüzü pak! \nGeleceğe emin adımlarla koşarak! \nYılmadan, Bıkmadan, Usanmadan, Çalışan..\nBir Güneş gibi Hergün Yeniden Doğan! \n\nBize Şaheserler Bırakan, Saygıdeğer Öğretmen ve Öğretmen adaylarının Bu Güzel Günlerini Canı Gönülden Kutluyorum...\n\nHalil ERDİHAN\n24-11-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşsiz Güneşler",
        "poet": "Şadan Yenişafak",
        "poem": "\n\nGüneşler güneşinden\nYarının güneşleri\nYer yüzünde bulunmaz\nOnlara denk eşleri\n\nBirine tutunanın\nBoşa gitmez emeği\nBirine sarılanın\nFeth olur yürekleri\n\nPeygamberi zişanın\nVarisi Gavsı sani\nYetişen evlatları\nÜmmete oldu bani\n\nSuyunu dağıtacak\nCennetteki Kevserin\nBaşımıza tac olan \nSeyyid Saki eserin\n\nPeygamber torunudur\nO güzelin nurudur\nSeyyid sakiyi gören \nElbet kurtuluş bulur\n\nGönüller feth olacak \nHerkes huzur bulacak \nSeyyid Muhammed Fettah \nBaşlara tac olacak \n\nPeygamber torunudur\nO güzelinin nurudur\nSeyyid Muhammed fettah\nBir kurtuluş yoludur\n\nŞimdi biz bu deryanın\nKıymetini bilelim\nBize eller uzatan\nDostları dinleyelim\n\nPeygamber torunudur\nO güzelin nurudur\nSeyyid mübarek Erol\nSadatın gururudur\n\nBir daha böyle kısmet\nÇalarmı kapımızı\nO dostlar dileyecek\nAllahtan affımızı\n\nPeygamber torunudur\nO güzelin nurudur\nSeyyid Muhammed Masum\nBu yoldaki uludur\n\nNakşibendi yolunun\nBu güzide zatları\nArşa arza yazıldı\nŞeref ile adları\n\nPeygamber torunudur\nO güzelin nurudur\nSeyyid Muhammed Emin\nSadatın Muştu'sudur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşsiz Değerler Öğretmenlerimiz",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nSanatın bu bir tek alanına edebiyat gelişen \nOzan yürekler, aşıklarımız, iyi ki varsınız\nMuhabbetleriniz doyumsuz bir güzellik, tat veren... \nŞairlerimiz, solmayan sevgiyi bitmeyen şiir kılan \nEşsiz değerler öğretmenlerimiz, ebedi yaşanan\nİyi ki varsınız yaşamı umut koruyanlar…\n\nDüşünce tarihimizin kök verdiği güzellik, bu yeşeren...\nAtatürk başöğretmenimiz! Dahi önder! Değer izleyen! \n\nGüç birliğine kelebek kanadında huzuru inanç kokan\nTürk ulusu bu önderlik, insanlığı uygarlık yücelten\nVatan varlığı ve bütünlüğüne sanat çiçeği aşkını açan\nİyi ki varsınız yaşamı bahar koruyanlar…\n\nDüşünce tarihimizin kök verdiği güzellik, bu yeşeren...\nAtatürk başöğretmenimiz! Dahi önder! Değer izleyen! \n\nEşsiz değerler öğretmenlerimiz, ebedi yaşanan\nYaşam doğmayı heyecan coşan toprağı yeşeren \nHer canlı bebeğin her coğrafyasına her iklimleri\nYeryüzümüze bahtiyar kılan berhudar ol dualar…\n\nKasım 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşsiz vatanım",
        "poet": "Hasan Demirci",
        "poem": "\n\nYedi bölge dörtte mevsim\nEşsiz vatanım Türkiye m\nGüz ayındır ekim kasım\nEşsiz vatanım Türkiye m\n\nFabrikası yolu suyu\nŞehir kasabası köyü\nOğuzlardan gelir boyu\nEşsiz vatanım Türkiye m\n\nCami ezan kitap kuran\nKabe yönün namaz kılan\nMüslüman a rehber olan\nEşsiz vatanım Türkiye m\n\nSancak bayrak kutlu vatan\nŞehitlerin sessiz yatan\nKurdu seni yüce atan\nEşsiz vatanım Türkiye m\n\nŞair gerçek olanı yaz\nKış dolanır gelir bak yaz\nToprak kutsal vatandır yaz\nEşsiz vatanım Türkiye m\n\nHasan der ki hoş bir alem\nGönlüm kağıt dilim kalem\nBenden olsun size selam\nEşsiz vatanım Türkiye m\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Estâfirullah estâfirulah,estâfirullah",
        "poet": "Ali Rıza Ünal",
        "poem": "\n\nAlemi tahrir eyleyledin ya Allah,\nYa Allah Ya Allah estâfirilullah,\nHalini zahir eyledin Ya Allah,\nYa Allah Ya Allah estâfirullah,\nAşkına mahir eyledin ya Allah,\nYa Allah Ya Allah estâfirullah,\nYa Hannan Ya Mennân ya el êmân,\nYa Hayy-ül ya Kayyum ya el êmân,\n\nEtâfirullah estâfirullah,estâfirullah,\n\nMusâ dedin isâ dedin Ya Allah,\nYa Allah ya Allah estâfirullah,\nİbrâhimi ne eyledin ya Allah,\nYa Allah ya Allah etaâfirullah,\nMuhammedi kul eyledin ya Allah,\nYa Allah ya Allah estâfirullah,\nYa Hannan ya Mennan ya el êman,\nYa hayy-ül ya kayyum ya el êman,\n\nEstâfirullah estâfirullah,estâfirullah\n\nDöküldü türlü fitneler Ya Allah,\nYa Allah Ya Allah etâfirullah,\nZülfünden tane taneler ya Allah,\nYa Allah ya Allah estâfirullah,\nNe güzelmiş bu hileler Ya Allah,\nYa Allah ya Allah estâfirullah,\nYa Hannan ya Mennan ya el êman.\nYa Hayy-ül ya kayyum ya el êman\n\nEtâfirullah estâfirullah,estâfirullah,\nEstâfirullah estâfirullah,estâfirullah,\n\nTahrir: yazmak yazılmak,yazdığını ortaya çıkarmak,\n\nNot bu bir ilâhi güfte ve bestesidir.\n\nAliyül Razân …\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşsiz Ve Mavi",
        "poet": "Serap Atay",
        "poem": "\n\nPuslu bir akşamüstü bakarsın ya gün batımına\nHayran kalırsın gökyüzüyle denizin aşkına\nGüneşiyle ısıtır gökyüzü denizini\nSevdalıların aşklarıyla ısıttığı gibi kalbini\n\nDeniz ile gökyüzü gibidir aşklar\nGöğün sonsuzunda kaybolmak\nDenizin derinlerinde boğulmak \nAkıntının içerisinde yok olmak gibi\n\nDeniz ile gökyüzü gibidir aşklar\nUzaktan bakınca tek bir çizgi\nTek yürekte sevda gibi\nErişilmez eşsiz ve mavi\n\nGökyüzüne bakarsın\nBulut olur uzaklaşır\nDenizlere ses verirsin\nDalgalara karışır.\n\n21-12-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Estas Tonne",
        "poet": "Hasan Çeliker",
        "poem": "\n\nAdama bak sokakta nasıl çalıyor gitar?\nAdalet mi sahnede Tarkan ise popstar!..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Estetik,Teorik,Pratik\\Eğitim Üzerine",
        "poet": "Hekim Coşkun",
        "poem": "\n\nEğitim üzerine\nGünümüz toplumu en cahili ve en aydını ortak bir kanıya varmış bulunmakta. Bu kadar geniş bir; EVET sorunumuz EĞİTİM diyen bir toplum da yaşıyoruz ve hala neden EĞİTİM üzerine projeler üretilmez ve hala neden EĞİTİM diye CAHALET okutulur.\nÇünkü egemenler ÇOBANDIR ve toplumları sürü mantığıyla YÖNETİR.\nKoyun gibi, DAVAR gibi toplulukların, ETİNİ,SÜTÜNÜ, EMEĞİNİ limon gibi sıkarak sömüre bilmek için EĞİTİMSİZ YIĞINLAR gereklidir. \nToplumca ortak kanımız; TÜM SORUNLARIN BAŞ SORUMLUSU eğitimsizliktir.\nHer olayda, her toplumsal rahatsızlıkta ve hatta,hırsızlık,tecavüz,gasp, kapkaç vs. gibi her adli olayda bile, mağdurun  neye göre MAĞDUR sayıldığı belli olmayan zamanlar da bile tüm kahramanlar suçu EĞİTİMSİZLİĞE yorumlarlar..\nOysa yasa koyucu SUÇ kavramına; Bilmemek MAZARET değildir der ve CEZAYI BASAR.\nVe biz de toplum olarak; GEL GÜNLERİM GEL DE DOL. deriz ve mutlu, aydınlık, barış ve kardeşlik dolu yarınları şarkılarda söyleriz.\nBunu elbette bireyler olarak tek-tek mırıldanırız. Birden çok kişi söylediğimizde ORGANİZE OLMUŞ TERÖR ÖRGÜTÜ iddiasıyla Yasa koyucunun karşısında HAZIR OL da bekletiliriz. Birden fazla kişinin ortak olarak düşüncelerini ifade etmesinin SUÇ sayıldığı bir toplumsal YAPTIRIMLA karşı karşıya kalırız.\nYinede arada ÇIRTLAK sesler çıktığında, ya anarşist, terörist yada DIŞ MIHRAK KAYNAKLI ODAKLARIN MAŞASI  sayılırız.\nOysa; dışa bağımlı ve DIŞ MİHRAKLARIN MAŞALARI kendilerini yasalarla korur, EFENDİLERİNİN tavsiyelerinin dışına çıkmazlar..\nEğitim; tam da bu noktada her bireyin (ÖZGÜR BİREYİN)  sorumluluk hissederek üzerinde önemle durması gereken sorundur.\nBize (Toplum’a)  eğitimsizliği (çözümsüzlüğü)  dayatan anlayışa karşı; bizde eğitim için çözüm yollarını dayatalım.\nİlle de ALİ BABANIN ÇİFTLİĞİNDE eğitim görün toplumumuza aydınlar sokakta öğretmenlik yapsın.\nEğitim sisteminin hazır müfredatlarla DİKTE edildiğinden tutunda SÖMÜRÜ SİSTEMİNİN İNSAN ÖĞÜTEN fabrikaları durumuna dönüştürüldüğünden tutun da,KAR  GETİREN TİCARETHANELERE DÖNÜŞTÜREN yaptırımlara karşı tüm ezberlerimizi bozarak yeniden düşünelim derim.\nKısacası hazır eğitim sisteminin; İNSAN yetiştirme diye bir sorunu olmadığını çıplak gözle görmeliyiz.\nBiz yinede çözüm üretip İNSANLARIMIZIN dikkatlerine sunalım\nŞimdi:\nEğitimin; ESTETİK- TEORİK ve PRATİK olmak üzere üç ana görevi vardır.\n1-Eğitimin birinci görevi; tüm topluma, insanın yaratmış olduğu tüm sanat-müzik-edebiyatı tanıtıp bunlardan zevk almasını öğretmektir.İnsanın duygusal olarak incelmesine olanak sağlaya, sanat, müzik ve edebiyat, insanın hem kendisini ve hem de birlikte yaşadığı toplumu daha iyi tanımasını ve daha duyarlı bir insan olmasını çalışmaktır.\n2-Eğitimin TEORİK görevi ise:şimdiye kadar bilim alanında elde edişmiş bilgileri. felsefe alanında,üretilmiş düşünceleri aktarmak.Ve insanlara DÜŞÜNME özelliği kazandırmaktır. Doğruyu ve yanlışı biri birinden ayırt etmesini düşünce süzgecinden geçirip, ŞÜPHECİ ama her düşünceyi tartışmaya açık insan yetiştirmektir.\n3-Eğitimim PRATİK görevi ise; toplumun, ortak paylaşımlarını artırmak, daha mutlu bir toplum olmasına çaba göstermek. ÖZGÜRLÜK, BARIŞ ve KARDEŞLİK temalarını sindirmiş ve bu özelliklerini toplumuna taşıyan olmalı.\nİnsanların biri birine yaklaştıran ve EVRENSEL İNSANİ DEĞERLERİ taşıyan bireyler olunması yönünde eğitilmeli.\nSonuç olarak: Şimdiki eğitim sisteminin aksine SÜRÜ değil ÖZGÜR BİREY yetiştirmeyi programa koymak gerekir.\nYoksa; SÜRÜ mantığıyla yetiştirilmiş toplumlar LİNÇ edecek malzeme bulamadıklarında biri birlerini YERLER.\nİnsan olmaktan Bİ-HABER, sadece EFENDİLERİNE sağılmış, ETİNDEN, SÜTÜNDEN, DERİSİNDEN,KEMİĞİNDEN, EMEĞİNDEN yararlanılan, sömürülen,sisteme entegre olmuş ve TORNA TESVİYE görmüş bir eğitim sistemi yerine; ve programına ÖNCE İNSAN’ ı koyan bir eğitim sistemini önümüze hedef olarak koymalıyız.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esti Ayrılık Rüzgarı",
        "poet": "Baki Ortak",
        "poem": "\n\nEsti ayrılık rüzgarı\nKırıldı kolum kanadım\nAyırdılar seni benden \nBen sensiz nasıl yaşarım\n\nTutuştu evim ocağım\nViran oldu gönül bağım\nBizi bizden ayıranlar\nAllahtan  bolsun belanı\n\nEsti ayrılık rüzgarı\nSavurdu yar ikimizi\nKuru yaprak gibi daldan\nAyırdılar  ikimizi\n\nEsti ayrılık rüzgarı\nYel eyledi ikimizi\nSen orada ben burada \nYaktı kül eyledi bizi\n\nEsti ayrılık rüzgarı\nDağlara savurdu bizi\nYüreğimiz köz köz oldu\nAteş oldu  yaktı bizi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Estikten Sonra",
        "poet": "Cuma Soylu",
        "poem": "\n\nESTİKTEN SONRA \n******************\nDağlar perde çekmiş gözükmez\nSeslen semde sesim duyan olmaz\nBu can yaşıyorsa umut kesilmez\nGönlüme bu ateş düştükten sonra\n*****************************\nO yürek feryadına can dayanmaz\nBenim kadar sana kimse yanmaz\nKime söylemem derdimi inanmaz\nBu gönül divane olduktan sonra\n***************************\nGözlerimde yaş akar yürekte sızı\nAşkına düşeli unuttum baharı yazı\nVücudumu sardı şu zemheri ayazı\nBeynimde fırt tanlar estikten sonra\n****************************\nSoylu der kurudu bir dala döndün\nHer gün için ben bu sineni dövdün\nSevgim gönül dinlemedi dil övdü\nBeynimde fırt tanlar estikten sonra\n****************************\nHalk Şair. Cuma. Soylu.20.12.2010\nESTİKTEN SONRA \n******************\nDağlar perde çekmiş gözükmez\nSeslen semde sesim duyan olmaz\nBu can yaşıyorsa umut kesilmez\nGönlüme bu ateş düştükten sonra\n*****************************\nO yürek feryadına can dayanmaz\nBenim kadar sana kimse yanmaz\nKime söylemem derdimi inanmaz\nBu gönül divane olduktan sonra\n***************************\nGözlerimde yaş akar yürekte sızı\nAşkına düşeli unuttum baharı yazı\nVücudumu sardı şu zemheri ayazı\nBeynimde fırt tanlar estikten sonra\n****************************\nSoylu der kurudu bir dala döndün\nHer gün için ben bu sineni dövdün\nSevgim gönül dinlemedi dil övdü\nBeynimde fırt tanlar estikten sonra\n****************************\nHalk Şair. Cuma. Soylu.20.12.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esti yine",
        "poet": "Aylin Kalayciyan ",
        "poem": "\n\nBazen bir meltem gibi ılık ve yumuşacık, \nBazen poyraz gibi güçlü ve mert \nTüm sararmış sonbahar yaprakları uçuştular,\nNehrin üzerinde süzüldü bazıları son bir kez \nTekrar ağaç köşelerine kümelenmeden önce\nBu esinti başlarını döndürdü onların\nNereden gelmişti, nasıl bir esintiydi bu\nYoktu bir adı,\nYoktu tarifi\nKüçük böcekler, ağaç kurtları tanırlardı onu\nHoşlarına giderdi \nZaman zaman bu esintiyle okşanmak\nBazen korkarlardı sert esişinden \nAma beklerler, özlerlerdi onları yollarından çevirmesini\nPeşinden sürüklemesini…\n\nİstanbul 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esturman",
        "poet": "Zikrettin Karaca",
        "poem": "\n\nBeraber türkü çalsak,kara gözlüm ağlama,\nEdirne keman çalsın,Ardahan da bağlama..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Esti Yazdim Bir Seyler",
        "poet": "Ebru Ünver",
        "poem": "\n\n\n\n\nBir sonbahar havasi var Agustos’un son günlerinde bu sehirde, bu sehir  durgun ve Serin! \nBelkide sen gittin diye üsüdü, senin yokluguna agliyor benimle birlikte bulutlar, akitiyor üzerime gözyaslarini yagmur niyetine! \nÜzüldüm, cok üzüldüm sen giderken. Icimden birseyler kopup gitti ardindan, sevdam degildi, sevgim degildi, giden sadece sendin… Seni icimde yasattim sen gittiginden beri. Sabahlari beni uyandirmani hayal ettim, yemek yaparken sana yaptigim tatlilari. Arada yemeklerim olmazdida disarda yiyelim deyisini… Seni hayal ettim, kazidim kalbime seni, kalbim attikca sen diye atti, sen diye canimi acitti. Sevdim seni, hem sevdim hem nefret ettim.\nGiderken bu Sehirden, giderken benden sendin sadece giden, sevgin, sevdan degil ki. Ardina bir kere dönüp bakmadin, gözyaslarimi göremedin. Bu Sehirde bir kösedeyim simdi, hickira hickira geziyorum seninle dolastigimiz sokaklarda. Sen ise bilemedigim alemlerde….\n\nBen ask dedim daim ask dedim\nSen ise mantigi sectin\nYoksun iste gördünmü sen bende, ben ise sende\nAnlayamadin sevgimi\nMantigi sen sectin\nMantikta yoktu belki yalnizlik  belkide yoktu gözyasi\nAma gördünmü bak yalnizsin ve agliyorsun \nSen sirf mantikli sevdigin, mantigi sectigin icin\n\nHatira defterime seni tanidigim günden beri yazmaya baslamistim\nHarf Harf, hece hece seni yaziyordum\nSeni anlatiyordum, en cokta beni yakan gözlerini\nYillar sonra bilemeyecektim o gözlerinin benim gözlerimi aglatacagini\nSimdi Hatira defterime kallesligini yazar oldum ve serefsizligini\nHatira defterim bile bana küser oldu ismini Serefsize diye degistirdim diye\nDefterleri bile küstürdün ey vefasiz sevgili….\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Estin Bu Gece",
        "poet": "Erol Duran",
        "poem": "\n\nAğaçlar sallandı yapraklar güldü\nTamamen kırıldı testin bu gece\nKâbuslar kendini düşlerde böldü\nRüzgârla tersine estin bu gece \n\nLanet mi okundu toprağa yere\nGök gürledi şimşek çaktı kaç kere\nSağanak yağmurdan oluştu dere\nAktıkça bulandın pistin bu gece\n\nSanki hiç doğmadı güneş bir anlık\nEtrafa yayıldı gerçek karanlık\nGönül bir olsa da seyran samanlık\nGözlerim görmedi sistin bu gece\n\nKulağımdan eksik olmadı sesin\nGeceye ışıktı verdiğin esin\nSevdaydı aşktı bu inancım kesin\nHasretle yolumu kestin bu gece\n\nSemahi sen varsın yüreğimde sen\nBulutlarla yağan rüzgârla esen\nKalbimi durduran nefesim kesen\nKulağıma gelen sestin bu gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eşyanın tabiatı",
        "poet": "İbrahim Yalvaç",
        "poem": "\n\nEvde ton balığı yiyemedim\nDvd  izleyemedim\nUskumru vardı bir de sex filmi \nUskumru’nun ne günahı var, işte gönül\nSex filmi de istemiyorum, seni istiyorum\n\nKent bu kent değildi istediğim, izmir\nİzmir atnalı gibi, Ankara’ya dönük sırtı\nBornova, karşıyaka ve balçova’ da insanlar mıh gibi\nNalın ne günahı var ki, işte teşbih\nMıh olmak istemiyorum, at’ ı istiyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Et Pazarı",
        "poet": "Mustafa Cıngıl",
        "poem": "\n\nSokaklar  et pazarı\nGözler alışverişte gerek\nAhiret var ey ahali\nHer bakan hesaba çekilecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Et Kokusu",
        "poet": "Hande Yılmaz",
        "poem": "\n\nE tler çürüyor \nT ek tek çürüyor... \n\nK iralık sokak adresleri \nO da başı satılıyor,.. \nK imimiz insan, kimimiz hayvan, \nU lu orta kanıyoruz! \nS essiz geceleri ala boyayarak \nU zun bir uykusuzluğa dalıyoruz (!)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Et-sen",
        "poet": "Emin Karakaş",
        "poem": "\n\nİlkleri hep zordur yaşamın\nKan çekilir iliklerinden vuslata\nİki adım ötende ten\nAz cesaret\nETSEN! ! \nSevişmek; \nİki parmaklık alanda esaret\nAğrısı ağır yaşamdan öteye taşınırken beden\nAz sabret; \nBi gün elbet \nRuh ruha değecek..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Et’ten Bir Kalkan**",
        "poet": "Şeyhmus Sevilmez",
        "poem": "\n\nDünden sonra, \nYarından önceki zaman diliminde, \nYani boşlukta! \nSuçlar kovalarken suçluları… \nKullar ifa eder alın çizgisindeki yazılan komutları.. \n\nKiminin gözünü kan bürümüş, \nKimisi de belaların gölgesinde yürümüş…. \n\nKucaktaki bebeğe bile acımayan, \nAlın teriyle biriktirilen birkaç kuruş \nVe hayat arkadaşını sevindirmek için alınan \nEvlilik yıl dönümü kolyesine göz dikmiş canilik… \n\nTartaklanan, \nKucağındaki bebeğe zarar gelmesin diye, \nYavrunun üstüne kapanan \nEt’ten bir kalkan, \nYere çullanan bir annenin ciğeri yanar.\nKolye kimin umurunda.. \n\nHani nizam? \nNerde denge? \nİlla her gün soyulmalı mı? \nBir ana, bacı, ya da yenge… \n\nGülüyorum.. \nGülüyorum yaşadığım tasaya.. \nEmeği çiğneyen, rüşvet düşmüş kasaya.. \nEn komiği ne bilir misiniz? \nSuç oranlarını artıran, \nSözde parmak kesen(!)   hediyelik yasaya gülüyorum.. \n\n22.08.2005/ batman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Et Tırnaktan Ayrılmaz",
        "poet": "Basri Turan",
        "poem": "\n\nKıbrıs’ta yaşanan vahşet Türklere ibret oldu,\nKan ağladı Anadolu, gözler yaş ile doldu.\nBin dokuz yüz altmış üçte başlayan bir soykırım,\nBarış harekâtı ile yetmiş dörtte son buldu.\n\nBarış var tam otuz yıldır, Kıbrıs Türkü hep mutlu,\nAkmamıştır bir damla kan, gelecekten umutlu.\nBir lütuftur O bizlere, Atatürk gibi lider, \nSanmayın Denktaş sevgisi Kıbrıs ile hudutlu.\n\nSana merhem olmamıştır Avrupa hiçbir zaman,\nSinsi olan bir zalimden beklenmez asla aman.\nTürk Milleti uyan artık! Avrasya senin yerin,\nDaha tezi yok bugünden, belle safını hemen.\n\nBir Avrupa sevdasına kurban etmeğe değmez,\nİçi boş bir balon, anla! Bu hayal bize sığmaz.\nKıbrıs, Türkiye demektir! Et tırnaktan ayrılmaz,\nSanma akşam batan güneş bir daha asla doğmaz.\n\n26/02/2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etik",
        "poet": "Fuat Eriçok",
        "poem": "\n\niyi ile kötüyü araştırır etik\n\nen üst kademesi\nestetik ile matematik\n\nen aşağı derecesi ise\npolitik kritik\nve\ntetik \n\n(17 eylül ’06)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Et Tırnak Meselesi",
        "poet": "Fuat Eriçok",
        "poem": "\n\nsana âlemde yakın kaç kişi var bi’ düşün! \nbir anan bir de peder.. bi’ kardeşin bi’ eşin! \nas’lolan elbet evlat! o başta gelen peşin! \nhaydi bir de “gölgem” de.. böylece bitsin işin! \n\n(aralık '04)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eteğindeki sevdayı dök",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nbiriktirdiğin \neteğindeki sevdayı dök de\nbirlikte paylaşalım\n\nAğustos 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Et veda",
        "poet": "Seyit Uysal",
        "poem": "\n\nEcel nişanı düştü bana\nGötürüyor beni o yana\nZamanın doldu diyor bana \nEt veda son güne bırakma\n\nDönüşüm yok geriye daha\nSayılı saatler kaldı aha\nYapacak çok işim vardı daha\nEt veda son günü bırakma\n\nSayılı gün ne çabuk bitti\nNefesimi verdim ben gitti\nDaha da geri gelmem dedi\nEt veda son günü bırakma\n\nDaha iflah olmaz Seyit te\nDünyaya geldim çileli de\nDoldu bitti birden çilem de\nEt veda son güne bırakma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ethem Sarısülük'e",
        "poet": "Ali Dost Aydın",
        "poem": "\n\nKatili kahraman yaptık \nMazlumu zalim\nMeşru müdafa olabilir  demiş \nVicdanı gözünden kör \nBir  Hakim\nGerçek balçıkla sıvanmıyor lakin\nHalklar bilir \nTarih yazar bir gün\nSuçlu kim\nKatil kim.\nKahraman kim.\nSen rahat uyu\nEthem’im\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etiketini",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHiç kimseye Rabbim sormaz, kavmini memleketini,\nHesabı verecek sensin, bilmez misin ettiğini,\nHala ısrarın sürüyor, günahına günah katıp,\nKavmi duyguyla yaklaşıp,ararsın etiketini.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etinizdeki Acı",
        "poet": "Veysel Çolak",
        "poem": "\n\nHangi an'a dokunsam, avuçlarımda \nsesinin yeşeren içi. Su unutur belki \nsildiğin kelimeler kadardır anlam \nkonuş ki bölüneyim, yarıl ki \nanlatabil kendini. \nKaosu başlat, \nözenip durma taşın yalnızlığına, hadi \naramıza iki uçlu bir mızrak koyalım \nboğucu bir yakınlık olsun akşam \naşklara öğret bunu; su, terlediği için sudur. \nVe ölmekten yorulan dünya \nbiriktirdiğin yüzlerle bir korku odasısın \nbirazdan Amerika, birazdan Afganistan \ngöle düşen ut sesi \nherkesin boynunda ipten bir yasa. \nÖpüşülen kızların kardan yüzü uzakta \nkusturuldu küçücük çocukların içindeki gökyüzü \ndüşeceklerini bile bile sarkıp durdular karanlığa \nkördünüz birbirinize \nsağırdınız ormanların sesine. \nOysa kentler başka görünürdü dağlara bakınca \ngöz incinirdi bu yolculukta. Deniz \nkaynadığı zaman, ilk işim kandırmaktı kalbimi \nince hüzün, keskin yalnızlık ve sen \nbu geceyi deneme; suçun tarihini anla \nonun parmak izi korkudur sana. \nHer şey ölüdür zaten kandan yoğun değilse \nyankılanan sesiniz etinizdeki acı. \n\nKum, Ocak 2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etki",
        "poet": "Mükerrem Yılmaz",
        "poem": "\n\nTohum, topraktan\nToprak havadan,su ve güneşten,\nTel tezeneden nasıl etkilenirse\nYüreğim öyle etkilenir senden. \n\nNe karanlık, ne kavga,\nNe açlık,ne yoksulluk, korku salmaz yüreğime.\nAncak; senden gelecek olumsuzluk,\nÇatılmış kaşların,kararmış solgun yüzün,boş bakışların\nİşte o zaman, işte o zaman\nHançer saplanır yüreğime.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etiraf",
        "poet": "X&#601zangül Hüseynova",
        "poem": "\n\nMen qalmışam bu meydanda tekbetek,\nÖmrüm ele çalxalanır nehre tek.\nGözümdeki ayranımı Küre tök,\nKüre sığmır aşıb, daşır Ay Allah! \n\nDaş ağacın tilişkesi sevincim,\nYorulmuşam tükenibdir lap gücüm.\nHazan ayı senden yaman incidim,\nİncikliyim göy dolaşır ay Allah! \n\nO uzağın yetemmirem  ününe,\nMen vuruldum gülüm, günler gününe.\nHeyif buğda o yetişen denine,\nZir-zibile tay qarışır ay Allah! \n\nÖlüm tez-tez diriliyme pay verir,\nVüsal desem hicran mene pay verir.\nSınıq qelbi üreyime tay bilir,\nOd qelbimle od yarışır ay Allah! \n\nKeçemmerem körpüsü yox o çayın,\nBir yer ola bu dünyadan qaçaydım.\nMümkün işe asan yollar açaydım,\n Dağ qemimden dağlar çaşır Ay Allah!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etki",
        "poet": "Uğur Demircan",
        "poem": "\n\nNe zaman seni görsem rüyada,\nbir tuhaf olur sabahlarım.\nSanki, doğa üstü bir bağlantıdır seninle.\nTüylerim diken diken...\nÜrkütücü sabah ezanları gibi...\nNe olur ,\nbir daha girme rüyama !... \n\n(24.11.1999 07.30 Seydişehir/KONYA)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etkileşim",
        "poet": "Kemal Tekir",
        "poem": "\n\nİçimizdeki enerji kadar,\nDışımızdakilerden de etkileniriz.\nHayatta kullanacağımız en temel enerji,\nGayretlerimiz ve dualarımızdan sonra.\nRuhumuz yardımıyla, bedene gönderilir.\nİkinci bir enerji alanı da vardır,\nÇevremizdeki insanların duaları veya bedduaları,\nSevgi veya nefretleri,\nGıpta veya kıskançlıkları.\nBu dalgalar lehimize olduğu gibi,\nAleyhimize de olabilir.\nHakaretten etkilenip cinayet işleyenler,\nŞefkatten etkilenip yardımlaşanları görürüz.\nBir kişinin sizi,\nDualarıyla desteklediği ortamda,\nBin kişi kadar,\nGüçlü olursunuz.\nNefret fırtınasının doğduğu kaynaktan,\nSevgi ve şefkatte doğar.\nYalnız kendini seven,\nDışarıya nefret yayar.\nSevgi her değeri,\nSevenin hücrelerine işler.\nİnsanın kendine fedakarlığı,\nDışarıdan bencillik olarak görülür.\nDoğadaki güzellikleri,\nBencilliğimizle kuşatarak çirkinleştiriyoruz.\nİyilik karşısında kötülüğü,\nTakdir karşısında kıskançlığı.\nÜreten ne yazık ki insandır.\nEvrendeki sevgiyi size bağışlayan,\nYaratıcıdan aldığımız gibi,\nBozmadan çevreye dağıtmalıyız.\nO zaman içimiz ve dışımız aydınlanacaktır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etkileşim",
        "poet": "Fikret Esmerok",
        "poem": "\n\nİşte doğa, \nİşte ben, \nİşte biz, \nİşte ellerimiz...\nBirbirinden ayrılmayan\nBir bü....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etkiler Durumu",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nSanatlarıyla ayıltısı,\nBalyoz belirtileri\nÖylece artmış.\nOluşan çağa...\nCanlanan başvuru\nBaşarı başarmak; \nKuşak umursanır.\nBaşından arayıcısı\nSonsuz aşırdılar...\nKanunu olduğun\nBasamak; kadarıyla.\nGeçirmek; harekete\nAyrıntısı diğerinden.\nUyuşu ayıklaf...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etki-Tepki",
        "poet": "Akın Akça",
        "poem": "\n\n“Bize şarap ve sevgili, size cami kilise. Sizler cenentliksiniz, cehennemliğiz bizlerse. Kader böyleymiş neylersin, kimsenin suçu yok. Kim ne karışır ezel nakkaşının işine? ” -Ömer Hayyam\n\n*-\n\nI.\n\nAğaçlardaki yaprakları alıp\nYere atmış çöpçüler\nYarın eğitim alıp\nBakteriyolojiden çakacaklar; \nSonbaharda sararmış düşmüş\nYaprakları alıp şehirden \nkaçırmaktan gayrı,\nyeni kızarmaya başlamış\nsarmaşıkları da yolan.\nYanaklarımız kızarıyor mu; \nFark edemeden doğayı,\nGömülürken hisse senetlerine …\nGömülürken hisse senetlerine,\nPi’yi bulmaya alet edinilen\nBir borsa’da olmayacaktır –\nO da başka,\nBu sefer başka ama; \nBağlantılar önemlidir sayılardan önce, sonuçta\n- Cohen’in tavırlarında, olur a (!)\nÇünkü bir Atatürk, \nkolay olmaz.\nNeden yaprakları alıp\nAniden kaçırıyorlar \nKarga.. sabahı idil-erken’\n      -ken? \nBu çöpçüler\nHala mı bazı subaylar\neve dönünce, eş döven? \n\nBir kere gidip\nArabadan teyp mi çaldı\nCam kırıp; \nYa da otoyolda mı yalan yanlış sollama? \nBir kere verirsin cezasını, ama tam; \nA, tüm ya yarım ne kazanırsın şişe şehir dışına çıkartmakla? \nYok, amaç gene belli; \nKülahıma anlat,\n80%’si içkiden gidiyormuş arabada –\nDenilenlerin tarafımca ama yukarıda ışığında! \nÇünkü önceden yanlış önlemler ürettiğin\nBir gelişmeye, gene yanlış\nNirengileri kullanmak niye,\nDüzeltmek için kör yanılgamaları? \nDüzeltilemez, bir yanlış diğer\nHemtarz yanlışını götürü,\nGeriye kalmaz sen de.\nAlt dudağı aşağı düşmüş\nAma tepkide değil üst dudağı büst buna, bile! \nÜst dudak sabit, kararlı değil ne var ki.\nYa da yanlışlarında kararlı, pek bir eblekçe.\nHiperhin olduğu sanılır; \nKendisi için öngörü tabi edili, kendisince..\nVe bunu dışa ifadeleriyle yanılsamasıyla; \nAydınlara yanlış intibasını bunun\nVerebileceğini de ah, sanır …\n‘Başka inek bakışlarda mı yok kendi öküzlüklerinde,\nAlt dudakları düşmüş\nVe üst dudakları da, \nşaşıramamış –olan- buna’? \nGenel geçer olduğu her\nBir kötü cins olan ‘ne var ki saf muamma’\nCanım Türkiye’mde bile,\nTabi var.\n\n۞ , Düz evrende çarklar işliyor\nHareketsiz, dişliler.. fır dönerken; \nAma dümdüz için, sarf,\nŞüphesiz, çarklar dönüyor:\nDişlilerse dönmüyor; \nVar korku onlar için, onlara umut yokken.\nYani ¶ aydınlatıyor; \nOh, Denizfeneri! \nHer bir tarz içinde,\nDönük ama sola; \nAltı, altı, üç ve üç artı üç …\n“private eye” ‘n a “perfect circle”; \nA golden ratio, [#pi ], as holy.\n\nII.\n\nYabancı müzikle çıkıyor tesettürlü\nModel-hesap haspaları -\nEkonomik bir mutluluk geleceğinin,\nOnların ruhları, dışa vurumları\n- mutlu, ılıman; nem dolusu! \nAkılları bağlı başları gibi aynı! \nSersemler! Ve kahpe.. felek,\nGörünebilir de, Tanrı’ya sırt dönenler! \nBen o müziği duydum \nve soyundum.\n(Kazak giyebildiğin soğuktan daha çok,\nFazla sıcakta terlemeyi hiç sevmem; \nBu yüzden spor yapmalı ve zinde kalmalı –\n“Ben sporcunun zeki, çevik ve \nayni zamanda ahlaklisini severim', **\ndaa.. bazı başkaları da az futbol oynamış ya; \n*** ltüm aik, az daha oynasa belki olur idi,\nter atıp rahatlayamamış fazla,\nbence yeltenmeye kalkma düzene fazla\n- En azından yürüyüş,\nAkıl, baş da kaybetmemek için, şuur)\nFarklı bir holigan, arkasına dönebilir\n(parası sonradan ve ‘zorunlu ufalanılmış, terkedilmiş’,\nayakkabı boyacısı çocuğu-olası-ama ütücü gibi değildir)\nKitle güruhla yüz yüze, stadyuma\nVe arkasını gösterir -Bush yerleştirildiği, karalere…\ngörmez- bilmez aymazlık-bilinçli sıkıştığı umarsızlığı! \n- Bakış yönü olan yüze, sahaya, az öncesinde.\nAşık olan aşıktır,\nSevgi bilen, sevgi yüceltir! \nYoz; sense ah, ılıman! \n(kanıksamanın tarifiydi ta seneler öncesinden,\nboşveriş, boşvermeden; \nşimdi görüyoruz ortalıkta anlamlı yaygarasını, \nsaçma suratlarda; \nantimadde roketleri ihtiyacı sanki,\nbiraz daha dolaşabilmek için yıkık antik kentler üzerli; \numut için hiç umut yaratılır mı,\nvarlık boşluktan, ölçeğe sığmazken değerleri kainatın?)\nÖğrenmen gereken çok şey var, çok daha! \nOrman ve ağaç\nSoyundurur..\nDudak dudağa ki yanak yanağa\nYanak yanağa ki …\nVeya,\nDaha hep içe enjekte olmaya! ! \nHep bir ivme, gibi; \nSoğuk soluk dağ\nDa ve açan bizleri çiçekler tıpkı.\nBelli istedikleri:\nHer şey ılıman olsun.\nBelki öğlen on iki, yazın.\nGüneş mi ha içini ısıtsın? \nTek ki, molla, orta yerde,\nİçi sıcak,\nKalsın rehavet.\nİçki yok, soyunmak, \nSevişmek uluorta bazen yok, her daim paylaşmak! \nYok da, yok.\nÇünkü gitmez, gidemez, \nBilerek belki bazen; bile ama ilerleyemez\nBilmez ilerlemek.\nKuşku değil,\nKorkmak ve yenememek korkusunu; \nCesaret almayı ele, bilemez! ! \n\nArtık, kapalı fikirlilik girdi çağımızda çıkmaza,\nHem de kendi eliyle kestiği dalda; \nÇağdaşa –onun- çıkışı yok, belli oldu (\nfarkındalık! \ndışkı gibi, gübre\nama hiç değilse hayat verebilseydi -\nkendini kurtarmak için, kendisini,\nbenden umut olmayacak ona çünkü\n- Bu –kelt şafağı)   olmayan; *\nKeşke toprağa.\nAma o ölü soluğun\nVitamin kötücül bakterileri \nbir de ılıman; \nasla ama enerji değil, kodaman.\n(Bebesi kodaman, ulema bebesi hutbeleri)   ****\nDebelenemez,\nGeçinir gider, ılıman; \nYasak üstüne yasak, diğer yandan, diğer tarafa.\nEksi kutupta bir sıra dışı holigan\nSancak dikmeli sinek uçuşturan öbeğe –\nyoksa başkaları gelecek\nölü sinekleri yemeye\n- kocaman, kocaman! ! \n\n`,,,`,`, Artçı şoklar ceplerinde,\nAz beklemede –\nyine de, başları açık; molla olması gerekliler\n      ‘deyse sarık yok- yakında kavuşacaklar.\n\nÇünkü bir yolda gidiyor, ter atanlar `,,,`,`,\n\nSavunan ise fakat, sıkma baş Emre Kongar’ca, \nbir de içki yürürlük kaldırım yeltenenler.\n(Fiyonk, yeni doğmuş bebeğe; \nDeğil bir avuç paçavra beze, akıl almayan)\nMehter gibi iki geri, hızlı-geri bile değil! \nDurmazlar bile damızlıklar; tamamen aksi, geri giderler! \nAlt dudağı sarkıyor, patlıcan-pörtlemişi-moru –\nmor bile bazenleri coşkunken hem oldukça\n- Yorgunluktan mı? \nYorgunluk ne, bilirler mi? \nRahatken o diğer ruh, ruh huzur içindeyken\nVe bir yandan da durmak ne bilmez iken? \n- vermiş güzel ama şemal, ilikli yakası kravatlı da. (!)\nDubai ikiz gökdelenlerine terfi etti,\nÇıkardı Pakistan peştamal.\n\nTutuklayın tüm şairleri, edebiyatçı ve ressamları\nVe müzik yapan müzisyenleri, kaldı! ! ! \nDoludur, dopdolu,\nYapıcı cesaretin temeli duygular ile\nVe ince zekasını buna aklı fikriyle yöneltmekle; \nEvrenin olmayan dışı\nVe içi evrenin! \n\n(yılbaşı geliyor, gene yılbaşı; \nışıltılı çam ağacı dikecek Anadolu’dan kah Fin, kafalara Noel Baba yeniden! \nRen geyiklerinde ise, nal)\nVe hatta\nDenge olsaydı kuşkusuz, yanlış etki ile duyulan buna tepki; \nAit oluşu kısa erim zihinler’in, ‘sırf ancak’, duaya …\nVaroluş kılamazdı kıyıp gözyaşına, sizi; \nSunmak, ortaya çıkacakları şuraya …\nYin ve Yang çıkmazdı ortaya baki! ! \n\n-*\n\n“Ekmek yemelisin Enkidu/ Çünkü yaşamak için gereklidir bu/ Bira iç/ Memlekette adettir bu/ Enkidu da yemek yedi/ Doyuncaya kadar/ Ve bira içti/ Yedi büyük bardak/ Rahatladı/ Ve hoşlandı/ Ve bir sevinç kapladı ki içini/ Yüzü/ Aydınlandı”- Gılgamış Destanı’ndan …\n\na bölümü açıklama:\n3 aralık 2005 Nihat Genç konuşması üzerine …\nİdil: cenentin kapısı, ide, ya da kısa pastoral yazı\nÇift tırnak içleri alıntı\n1.\tHaspa: paspal zıttı \n2.\tayaş ve yöresinde anneler çocuklarına yemek (oğlum yesene yemeğini!)   sebebiye kızdıklarında şöyle bir şey söylerler: haspanın pekini ye emi! \nanlamı hala bir muammadır benim için.. \n(kadinlara takilmak icin kullanilan bir unlem. hafif mesrep ya da.. olarak nitelendirilebilir ama saka yolludur.)   eksisozluk\n-\nB bölümü:\n* eski bir şiir adı alıntısı (W.Butler Yeats)\n** bir Atatürk sözü\n*** Tüm Laik (kendi açımdan, yanlış anlaşılmaya yer vermemesi açısından; zaten bu olgu “tüm”olmaz, aynı “umut” gibi. Çünkü zaten vardır. Ama şiir içinde bir konuyu netleştirmek için, güçlendirme amaçlı kullandığım için öyle kullanmak zorundaydım)\n**** eski bir türetme (orta okulda lakaplar koyup komik şiirler yazarken türetilen –u. Bebeleri. Yani yeni bir türetme değil. Her çağda var.)\nBaşlangıç ve sonlanış lafları, Milliyet Pazar ekinde rastladığım iki yazıydı, konulara anlamı babından, olaylara, gelişmelere daha açıklık getirme anlamından… (27 Kasım ’05)\n\nSevgiler herkese dostlar\n\n3.12. 06’ya doğru\n\nBir link: http://www.biltek.tubitak.gov.tr/merak_ettikleriniz/index.php? kategori_id=4&soru_id=1685\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etkinliğe Davet....",
        "poet": "Dursun Elmas",
        "poem": "\n\nİstanbul Gaziosmanpaşa Karadeniz Mahallesinde gerçekleştireceğimiz' \nKaradeniz Mahallesi Dostluk ve Dayanışma Etkinliğimize' davetimizdir.\n\nSanatçılarımız:\nHasan ÖZTÜRK........Salim IŞIKLI..........Kadir TURAN\n\nSunum: Dursun ELMAS\n\n'Gönül Düğün Salonu.'. Karadenzi Mahallesi... 9 Ocak 2010 cumartesi akşamı saat 18.00 dan itibaren.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etkisiz Eleman",
        "poet": "Ali Rami Karaca",
        "poem": "\n\nGece gözümden akan sabah yarım kalan \ndoyamadığım uykumsun \nsusadığımda bir damla akmayan \nkanamadığım suyumsun \n\nkafam güzelse dilimde gazelsin\nçok güzel sevdimse de hepsinden özelsin,\ntövbe ettiğim tütün gibi burnumda tütersin\nazad ettiğim bülbül gibi düşümde ötersin \n\nben kah bir ahlat ağacıyım kah söğüt gölgesi \nsen kah ceylansın kah yırtıcı bir Afrika kedisi \nıssızlığında meyvemden yer gölgemde dinlenirsin \nansızın büyülersin beni sonra lime lime edersin \n\nsen yanan bir cigara ben izmaritiyim \nbütün zehrini içimde biriktiririm \nsen karargahta bir paşa ben emir eriyim \nkör aşıklar mangasının şafaksız neferiyim\n\nkalbim ayaklarının altında bir mesire yeri \neğlenir gidersin senden kalır çel çöp öte beri\nodana sinmiş bozuk peynir kokusuyum belki de \no da yeter bana hatırlıyorsun ya beni bir şekilde \n\nartık sildim seni defterden desem de \ngöz yaşlarımdan suretin damlar zerre zerre\nher damla yaşta biraz daha kururum \nayaklarının altında paspas oldu gururum\n\nah beni bir sevsen sevmek nedir bilsen \nbelki seversin beni kalsak dünya da bir ben bir de sen\nah ben bir sen olsam sen de ben \nsen boynumda ki  çıban olsan ben ensende ben\n\nK.Maraş/2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etkinlik ve Kitap Duyurusu",
        "poet": "Ayşe Keskin",
        "poem": "\n\nKayıp Dağ - Ayşe Keskin/ Şiir Kitabı\n\n(Kül Sanat Yayınları) \n\n21 -24 Şubat Ankara A.K.M. 'Her Yönüyle Trabzon Etkinlikleri' inde Trabzonlu şairlerin şiir dinletisi ve İmza günü yapılacaktır.\n\nŞiir severler ve dostlar davetlimizdir. :)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etme",
        "poet": "Şeyda Kaya",
        "poem": "\n\nEtme sevgili nefesine karışır pişman liklarim seviyorum desem yalan olur etme can yanginlarindan aşk a düşman im etme sen varsın dye başka yar sevemiyorum etme\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etkisinin Oluşturduğu",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nBeynime spor; \nKilolarına göre\nGirdikleri kategori...\nUyku gelmek; \nAğır bir hava,\nUyuşukluk ve gevşeklik...\nBelli oranda \nTanınan değer.\nYavaş yavaş,\nOrduda bir birliğin\nYer çekiminin\nBezgin neferlere...\nSessizlik oluşmak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etiketi Artır Dokuzları Sonuna Diz İzdiham Yaşansın",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nİnsan görgüsüz ise on lira yetindirmez,\nDokuz eklemelisin yan yana ve iki kez…\n\n19,99 gibi yazarsan hemen koşulacaktır,\nSürü modeli gereği hepsi satılacaktır…\n\nOn lira, dersen olmaz kurallar bozulacak,\n19,99 tuzağıyla kullar hep aldatılacak…\n\nİşimiz ki aldatma merhamet öneren yok,\nAldat, kandır, kazıkla, engelleyenimiz yok! \n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etme",
        "poet": "Uygar Yeni",
        "poem": "\n\nNe bir teşekkür et ne bir beddua\nUzak kalsın benden tüm hüsniyetler  bu kış soğuğunda\nTüm art niyetler de uzak kalsın\nEtme…\n\nSen ettikçe acı çekiyor bu kış ayazında ellerim, \nGözlerim ve içerim…\n\nSenden gelen nasıl da acıtıyor bu kış günü üşüyen ellerimi \nVe titreyen yüreğimi\nEtme\nN’olur sen bana hiçbir şey etme \n\nN’olur etme.\nNe bir beddua ne de bir selam\nGörmeyeyim seni, \nUzak kalsın senden gelen ne varsa\n\nGit evrenimden\nSen bana hiçbir şey etme\nArtık kar yağdırma, etme.\nÜşütüyorsun, çek git kafamdan! \n\nEtme!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etme",
        "poet": "Kenan Kerim Yavuz",
        "poem": "\n\nÖmür Geçip Gidiyor Zaman Denilen Yolda\nGönül İstiyor Seninle Yaşayalım Kol Kola\nNe Acı Olsun,Ne Keder, Ne De................. Tasa\nSeninle Baş Koyalım Bir Yastığa, Hatta Mezara\n\nGel Üzme Beni Ele Muhtaç Etme\nYeter Bukadar Naz Beni Terketme\nSon Ver Ayrılığa Fitilimi Tüketme\nYeter Bukadar Naz Beni Terketme\n\nÖmür Merdiveni Dikenle Dolmasın\nBoş Anlarımız Keder İsyan Olmasın\nBu Deli-Derbeder Saçlarını Yolmasın\nGönül Bahçesinde Asin Solmasın\n\n29.07.1999\nDERBEDER\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etli Ekmekçi Açıldığı gibi Kapanmıştı",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHamur yoğuruluyor yani hazır değilmiş,\nBir başka zaman uğra henüz yeni girmişiz…\n\nKıymalı pide, yokmuş oturmadan çıkarız,\nSonra özür dilerler yanlış anlaşılmışız…\n\nErtesi gün uğrarız eleman bir yerdeymiş,\nBeklemek de gerekir az geç gelinecekmiş…\n\nDeriz, eve gönderin işte ev ta orada,\nMinarenin dibinde mezarın yakınında…\n\nEv şu an uzaktaymış bu olmaz hocam, derler,\nAradan üç ay geçer işi yürütemezler…\n\nÜste satılık yazmışlar müşteri çok eksilmiş,\nGelen yok diyorlardı iş yürümeyecekmiş…\n\n(2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etli Ekmekçide Çalışanlar Şahsımı Beklemişler",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nSabah saat dokuzda her cuma uğruyordum,\nBu cuma uğramadım başka yerde bulundum…\n\nHava soğuk olunca erkenden çıkmamıştım,\nBu erken vakit için gerek de duymamıştım…\n\nKar tatilimiz vardı, biraz rahat davrandık,\nPideciye gitmedik başka yere uğradık…\n\nİçeri girer girmez şahsımı özlemişler,\nÇok güzel laflar edip bir de çay getirdiler…\n\nÇayı tazelediler buna bizzat şaşırdım,\nDerken yemeğim geldi yanında tekrar çayım…\n\nEvvelden laf vurmuştuk çay gelmeli diyerek,\nUmursamamışlardı belki düşünmeyerek…\n\nSonradan düşünmüşler şahsım çok ilginç gelmiş,\nBiraz etkilenmişler hâllerimiz sevilmiş…\n\nDaha üç ay olmadı şahsıma alışmışlar,\nMutlak uğrayacağım zaten ihtiyacım var…\n\n(2014)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etme beni deli yavrum",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nETME BENİ DELİ YAVRUM\n09.01.1982   Cumartesi\n\nYaktın beni ateşinle\nEtme beni deli yavrum\nBirgün kavuşuruz senle\nEtme beni deli yavrum\n\nHasret ile yanıyorum\nGün az kaldı dönüyorum\nDinle bak neler diyorum\nEtme beni deli yavrum\n\nAyrılık ölümden biter\nAkılım başımdan gider\nDert yüklendim dağlar kadar\nEtme beni deli yavrum\n\nHüseyin'im hasret kaldım\nNazlım senden de ayrıldın\nGurbet ellerin de soldum\nEtme beni deli yavrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etme Bulma Dünyası",
        "poet": "Selim Temiz",
        "poem": "\n\nBen,insanları ben gibi,'Adam gibi Adam'bilirim\nBen,yalansız yaşamı asalet,efendilik bilirim\nHaklının hakkına hâk,demeyi adaletli bilirim\nEden bulur; kendi bulmazsa,çocuklarında bulur.\n\nGeciken adalet,adalet değildir,zavallılıktır\nGörmez,duymaz ve konuşmaz olmak,resmen zavallılıktır\nKazanan aslında kaybetmiştir,kazanan zavallılıktır\nEden bulur; kendi bulmazsa,çocuklarında bulur.\n\nYazılı yazısız,tüm bildiğin yasalara baksana\nSağlık,eğitim ve adaletli yaşamaya baksana\nTabiatın dengesi kesindir,neticeye baksana\nEden bulur; kendi bulmazsa,çocuklarında bulur.\n\nYalansız yaşam,korkakların işi değildir arkadaş\nYalana seyirci kalmak da,yalancılıktır arkadaş\nHaklısın,iyisin,doğrusunlarla beslenme arkadaş\nEden bulur; kendi bulmazsa,çocuklarında bulur.\n\nBazen,kazanan kaybetmiştir; aslında o kaybetmiştir\nKaybettiği,kaybedilmeyecek değeri kaybetmiştir\nBilimsel adalet,ilâhi adalete kaybetmiştir\nEden bulur; kendi bulmazsa,çocuklarında bulur.\n\nKonuşacaklar,susmak hakkını kullanırsa,ne olur\nİcraatçılar,susmak hakkını kullanırsa,ne olur\nRiyâkarlar da,susmak hakkını kullanırsa,ne olur\nEden bulur; kendi bulmazsa,çocuklarında bulur.\n\nİster fakir,ister zengin; yaptıkların senin dengindir\nYa,adaletsiz çok fakir; ya da,kalbinden çokça zengindir\nYapma yaptırma,susma susturma,onlar niteliğindir\nEden bulur; kendi bulmazsa,çocuklarında bulur.\n\nBen dahi olsam,art niyetli; bulayım karşılığını\nMakam,mevki,ayrıcalık dahil,bulur karşılığını\nGün aydın olsun,insansa aydın bulsun karşılığını\nEden bulur; kendi bulmazsa,çocuklarında bulur.\n\nİyi yapan iyidir,kötü yapan kötüdür,kardeşim\nBedeli,senin kalbinde taşıdığın sırdır,kardeşim\nGerçek adalet,yapılanın karşılığıdır,kardeşim\nEden bulur; kendi bulmazsa,çocuklarında bulur.\n\nSana yapılmasını istemediğini,sen de yapma\nYa göründüğün gibi ol,ya da olduğun gibi görün\nSaygılarım saygılıya,sevgilerim sevginindir\nEden bulur; kendi bulmazsa,çocuklarında bulur.\n\nYürekler temiz; sağlık,eğitim,adalet selim olsun\nSizin temiz duygularınızı,uyandırmak istedim \nKatkıda bulundum ise selim,mutluluklar da benim\nEden bulur; kendi bulmazsa,çocuklarında bulur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etme Bulma Dünyası",
        "poet": "Fatih Lütfü Aydın",
        "poem": "\n\nAdil paylaşmalı,\n\nSevgiyi, düşünceyi ve malı\n\nRabbena hep banacı olmamalı.\n\nBir gün yaptığının yanlışlığını anlayasın diye,\n\nOturturlar seni de, iskelet halinde o iskemleye.\n\nSaygılar ve Sevgiler.\n05.03.2014\n\nEtme Bulma Dünyası ve Bir Adıma 10 Adım\n\nNİSÂ-79\n\nYaşar Nuri Öztürk: İyilik ve güzellikten sana her ne ererse Allah'tandır. Kötülük ve çirkinlikten sana ulaşan şeyse kendi nefsindendir. Biz seni insanlara bir resul olarak gönderdik. Tanık olarak Allah yeter. \n\nBir Kötülüğe Tıpkısı Bir Kötülük.\n\nŞÛRÂ-40\n\nYaşar Nuri Öztürk: Bir kötülüğün cezası, tıpkısı bir kötülüktür. Fakat affedip barışmayı esas alanın ücretini bizzat Allah verir. O, zalimleri hiç sevmez. \n\n\n\n\nEN'ÂM-160\n\nYaşar Nuri Öztürk: Kim bir güzellikle gelirse ona, getirdiğinin on katı var. Kötülükle gelene ise yaptığının kadarından fazla ceza verilmez. Onlar, haksızlığa uğratılmayacaklardır. \n\n\nSelamlar! Facebook'da gördüğüm bir resim üzerine bu şiiri yazdım.\nResimde Papa şatafatlı bir şekilde altın bir taht üzerinde oturuyor. Yan tarafta da iskelet halinde bir Afrika'lı çocuk bir iskemlede oturuyor. Saygılar ve Sevgiler.16.08.2014 Fatih Lütfü Aydın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etme Derbeder",
        "poet": "Meziyet Ak",
        "poem": "\n\nGülmekten korkar oldum ağlarım güldüğüm gün,\nSevmekten korkar oldum ayrılıklar geldiği gün.\nNe zaman güldürdüysen ağlattın kader o gün,\nMutluluktan korkar oldum yağdırdın bana hüzün! \n\nGeldiğim günden beri dünya hiç güldürmedin,\nGözümden yaşı sildim gönlümden silemedim.\nUmutlarımı neden tükettin kader benim,\nSevgiler çiçek açsın gönlü gülsün kaderimin! \n\nYeter kader etme artık hiç kimseyi derbeder,\nKorkmayalım yaşamdan sevgi dolsun gönüller.\nİstemiyorum artık yeter olsun kederler,\nGülecek günler gönder huzursuzluklar yeter! \n\nGönüller hep gülmeli kederi yenmeliyiz,\nDertleri birlik olup el ele silmeliyiz! \nFiliz versin umutlar mutluluk biçmeliyiz,\nDemet demet sevgiler saygılar görmeliyiz!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etme Eyleme",
        "poet": "İzzettin Coşkun",
        "poem": "\n\nEtme,\neyleme...\nBu şehir nasıl can çekişir.\nBir bilsen ülkemsizliğim nasıl tutulur\nDi'li geçmiş bir masal öfkelenir\nİçi geçmiş bir nehir kuruyuverir.\n\nTerk etme \nFukaralık nedir bilir misin\nSen otuz üç kurşun\nBen Mengene dağı \nVe Nemrut'a karşı newroz ateşi yanar\nKüllerinden ısınmayı düşle\nTenimde son Bahar hüznü çöküşür\nÇırılçıplak sarıl ki\nSağanak bir ter yağsın yurduma\nNadasa bıraktığım son sınır ihlallerime\nSonra son isyan da biter bedenimde\n\nTerk etme...\nYoksa Diyarbakır nefessiz kalır\nYarsız yurtsuz bırakma eylemlerimi.\nEn yasak sloganları sana sakladım.\nÖğrendiğim ilk Türkçe cümlemi bile\nAvuçlarımda kifayetsizce koruyorum.\nYediğim ilk asimilasyon dayağının utancıyla.\nOysa ne hayaller sakladım kumbaramda\nBozuk bir düzenin militancısıdır sözcüklerim \nOHAL'den ne hallere düştük sevgilim...\n\nTerk etme\nYoksa küserim\nYoksa üzülürüm ha\nBelki şiir yazmamam bir daha\n\nEtme.\nHeftan köyüne ikinci bir tufan iner\nAkşam üstlerinde güneşin Gabarsızlığı.\nCudi bir daha diz çökemez bilirsin. \nYoksa \"Mem û Zîn\", \n\"Rizgan u Nurê\" anlamsızca derinleşir\nŞırnak ikinci bir seli kaldıramaz\nSeni kana kana taşıyacam yüreğime\nSeni Dicle nehri kuruyana kadar,\nBekleyeceğim....\nNesli tükenmesin sevdaların\nElini bulama ayrılığa.\nGitme.\nEyleme...\n\nAx kurdistana min\nCand u huneramin\nHelbesta nava dilêmin\nEz li benda te mame\nJi min re bibêje\nTu li ku mayî? ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etme yar",
        "poet": "Bayhan Kaplangiray",
        "poem": "\n\nFeryat figan dualarım peşin sıra\nCan dayanmaz bu ayrılığa\nGitme yarim kal yanımda\nGeceler yüreğim kör kuyularda\nEtme yar gitme yar beni bırakıp buralarda\nGönül duvarlarım param parça\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etme Ne Olur?",
        "poet": "Şair Hilaloğlu",
        "poem": "\n\nBunca çektim senden neydi günahım? \nİstemem merhamet etme ne olur? *\nSecde kıldım amma bil kıblegahım,\nDönmek için niyet etme ne olur? \nTayfur** gibi ricat etme ne olur? \n\nNaz edip her zaman öldürdün beni,\nGül idim bağında solddurdun beni,\nCevrinle namerde yoldurdun beni,\nDönersen şikayet etme ne olu? \nGelip de şekavet etme ne olur? \n\nHer gidiş, gelişin felaket gibi,\nTarumar etti ki bir afet gibi,\nKetum ol sevdiğim fazilet gibi,\nSevdamıza gıybet etme ne olur? \nSevip sevip berbat etme ne olur? \n\nKıyamam ben sana hiç tasalanma,\nİster yad et bir gün, ister hiç anma,\nKor ateşte piştim benimle yanma,\nVelakin eziyet etme ne olur? \nCan yakıp cinayet etme ne olur? \n\nMecnun etti beni ayrılık çok zor,\nHala cehennemdir aşk ateşten kor,\nSevmiştim dilberi gitti gidiyor,\nKalbime sıyanet etme ne olur? \nTabibe emanet etme ne olur? \n\nGirmesin başkası benim yerime,\nHançer olur nazar değer yarime,\nNeler geldi neler garip serime,\nGel rakiple ülfet etme ne olur? \nSon olsun seyahat etme ne olur? \n\nSöz verdim ya sana sadığım sadık,\nHala yanar canda alnım da açık,\nGülme öyle bakıp keçiler kaçık,\nSon darbeyle külfet etme ne olur? \nYeni zulüm icat etme ne olur? \n\nFelekle bir ol çal yerden yere,\nTarihe göm aşkı sen ah Tamara,\nKervan gelir birün uzun sefere,\nÇıkarsam ihanet etme ne olur? \nGidersem hıyanet etme ne olur? \n\nVakit gelir şaha gider Gülfemi,\nKadı mısın güzel kırma kalemi,\nEl çekip aşkımdan verdin elemi,\nSaçlarını kement etme ne olur? \nBeyhude tutma bent etme ne olur? \n\n24.10.2007-Ovacık\n\n*Allah; merhamet etmeye merhamet etmez, affetmeyeni affetmez, özür kabul etmeyenin özrünü kabul etmez.\n**Tayfur: kardeşimin kedisi. çok vefalıdır. kediler, bir evde fazla durmazlar, en çok 2-3 yıl. Tayfur ise 6-7 yıldır evin emaktarı gibi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etmedim ki",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nSırtını da döndün diye, bana \nSitem etmedim ki ben Sana \nAşkın da beni yaktı diye, \nSana hiç sitem etmedim ki \n\nGönlüm de sana küskün diye \nGonca çiçeğimi soldurdun diye \nAşkın bana hicran oldu diye \nSana hiç sitem etmedim ki \n\nGerçek aşkta kalp yanılmaz \nSeven sevene darılmaz \nHatıralar da hiçte unutulmaz \n Sana hiç sitem etmedim ki \n\nBensiz devam et hayatına \nSokma sakın rüyalarına \nHesabımız Allah huzurunda \nSana hiç sitem etmedim ki \n\nHalil hatıraları unut gitsin \nNasıl olur akıbetin senin \nAllah’ım herkese huzur versin \nSana hiç sitem etmedim ki \n\nHalil ÇOLAK 24.04.2005\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etmem",
        "poet": "Sedat Sözen",
        "poem": "\n\nsabrımı sınayan kısmete sözüm,\nsanma ki yoruldum, asla pes etmem,\ntutmasa ellerim, görmese gözüm,\nyine de beklerim, ölsem ses etmem...\n\n9/1/12 Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etna nın Zaferi",
        "poet": "Orhan Ayar",
        "poem": "\n\nEtna ya ne oldu ağlıyor\nGözlerinden gül yerine ateş fışkırıyor\nEtna anla ne olur beni\nYanacak dünyanın dibi\nİz bırakmadan geç sırattan\nSırattan düşen nedir? Yıkılıyor Avrupa feryattan\nEtna ya bir hal olmuş anlayan yok dilinden\nEtna, dünyaya nam saldın ateşinle\nBir gürledin mi Avrupa endişe içinde\nEtna nın ateşine karşılık verecek yok cephede\n\nŞimdi Etna cehennem gibi yanmakta\nKırdı kıracak zincirini insanlara ateş topu fırlatmakta\nÖfkeli Etna parçaladı zincirini\nKim tutacak Etna yı\nKim ateşini söndürecek Etna nın\nSüper güçler, \nKüreselleşenler nerede\nFüzeler, atomlar, silahlar\nHükümsüz kaldı artık bütün putlar\nAllahın askeri Etna zaferin kutlu olsun\nDünyanın uyduruk sistemleri kahrolsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etnik Ve Kültürel Özgürlük 4",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\n4-]Yukarıdaki söyleme göre, ‘eyleme geçmeden söyleş ilme bir özgürlük müdür, yoksa deli saçmalığı mıdır? İcraatı olmayan laf kalabalığı mıdır? İçsel düşünmeler, oluştuğu kaynakta kalabilen garip mutasyonlar olabilirler. Ama bir düşünce söylendiği zaman da, bir anlamı olmalı. Söylem,  anlamaya ve düşünceye de hitap etse, devinmesi ile ve bir eylem oluşturması ile ancak bir bütündür. Yoksa iletiş meniz olamaz. Sırf siz, bir düşünce söylemi eyleme geçmedi diye; bu bir fikir özgürlüğüdür diye; anış ve anlatışla, bir söylemin, iletilme sağladığını veya iletiş meye açık olmadığını, anlayamazsınız! \n\nŞöyle bir örnek vereyim. Size, bir istek olarak acıktım diyen birine, yiyecek vermediğiniz zaman, yani sözün iletimine değin oluşla eylemi sağlama oluşmadığı zaman dahi; düşünce veya fikrinizi veya söyleminizi gerçekleme özgürlüğü oluşmuş olacak, ama kişi acıkmamış mı olacak? \n\nSırf söyleminiz karşılık bulmadı, ya da karşılığı bulmak için eyleme geçmedi diye açlığın sağlanış biçimi, üretim biçimi, yok bir özgürlük mü olacak? Sözler eğer birilerine söylenme ihtiyacında ise eylem ve pratik için vardır.  Düşünmeyi söyletmeme ve düşünceyi gereksinmeler durumunda serbestlikle giriştirir sınırlı sorumlu bir çığlama yaptırmayı özgürlükle karıştırmamalıdır.\n\nToplum olan her yerde, özgür eşme vardır. Özgürlük bağıntılı olanın bilincine varmaktır. Özgürlüğün bilincine varış ve özgürlükle muktedir olunuş ve özgürlüğün kullanımı, toplumsa olan güçledirler. Toplumlarda özgürlüğü herkes, çeşitli anlamayla ve muktedir olmanın ilgi ve yönelimlerin, eğimine göre kullanabileceği gibi, kıt kullanımı da olur. Ya da özgürlüğü hiç kullanamama gibi köleci durumlar da söz konusudur. Bu rejiminize bağlı bir durumdur, benim konum da dışıdır.\n\nOysa serbestlik dediğimiz tutumlar kişi kendi kendine iken, girişmemektedir. Ya da kişilerle tikeldi, karmaşıkça olmayan basit sağlamalar için geçici elbirlikleri ile bir girişmedirler. Yalın girişmedirler. Bu girişmeler, kişi benliği üzerine cevaben döndürülürler. Serbestliğin ilk çek imleyici adımı; olayın kişiye umulan olumlulukta yansıyan cazibesiyledir. Serbestliğin girişen bağlılık adımları giderek yapılaşan bir karmaşıklığı ortaya koyar ki, bu yeni bir sistemin dönüşünü ortay çıkarır. \n\nOysa özgürlük girişmesinde, serbestlik yoktur. Aksine bağıntılı olanın bilinci vardır. Serbest insanlar tekildi bağdı durumlarda kaldığı zaman, özgürlüğü oluşturamazlar. Serbest olanın, geri düzlemde keyfe keder olmanın bir hazzı vardır. Bazen serbest girişmede, karşıdan dönüt bile, beklemezsiniz. Serbest giriştirilen bir durumda ortaklaşa olanın basit yararı gözetilebileceği gibi ortaklaşa olmayanın bencilliği de vardır. Oysa toplum özgeciliğin ortaya koyduğu muktedir oluşun yapabilirlikti bağıntılı özgürlüğü ile davranır. Artık serbestlik özgürlükle yapılabilen zaman zemin düzlemi içine transfer oluşla, daha çok halksa olan ve sosyal öznel yaşamın içinde olan bir tutum, olmuştur.\n\nEsasen toplum serbesti olan tutumlarla devinmez. Toplumun sekansları birbirine göre zorunlu bağdı bir işleyiştir. Toplumun öznel etkimesi, nesnelin bilincini edinirken ve bu düşünsel bilinci pratik ederken etkileşme başlatmak için serbestlikle oluşursa da, pratiğe konuşla toplumla bağıtlanışla ve zorunluluğun bilinci olmakla,  serbest oluşumdan çıkar. Söz serbestliği de, zaman ve zemine değin düzlemin konjonktür selliği ve düzlem ilişkin ligi içinde olmalıdır.  Özgürlükte zorunlu vardır. Yıldırım zorunlu düşüyorsa, toplumsal gücünüz de bunu, toplumsa olan özgürlüğün kullanımı ile zorunlu olarak savuşturacaktır.\n\nBir kere özgürlük, bağıntılı zorunlu bir üretim biçimidirler. Kolektif ilişkilenişle sağlanan süreç sel ilişkilenmeli bir toplum girişmesidir. Özgürlük kişilerin tek tek üstesinde geleceği, bir beceri ve başarı ve akıl koyuşlar değildirler. On binlerce kişinin o alana değin tekil tikel deneyimlerinin, binlerce yıl içinde oluşan birikim imbiklenmesinin yine o alana dek bir arada tekilleşmiş toplum hafızasından bilinç olacakla, kişilere aktarılması ile kişi hafızası oluşturulmasıdır. \n\nUçağı uçurma özgürlüğü, böylesi bir kolektif birikime ve kolektifçe üretim aşamalarını paylaşma sekanslarına denk düşen,  zorunlu ve bağıntılı oluşlarla, binlerin deneyim birikimli aktarımına çok uygun oluşla denk düşen, bir anlama olabilir. Toplumunuz olmasa idi ne uçağınız olurdu, nede uçağı uçurma özgürlüğünüz olurdu. Ne uçağınızı tek başınıza serbestlikti oluşlarla oluşturabilirdiniz, ne de etnikti serbestiyle böyle bir düzleme gelebilirdiniz. \n\n Etnikliğin en az 40 en fazla 150-200 gibi bir nüfus çevresinde dönen bir sağlayıştı sosyal birlikler dönemi olduğunu unutmayınız. Bu gün toplum içinde kendisini etnik duyuşla tanımlayan yüzbinlere veya milyon nüfuslara siz etnik gözle bakmayınız. Arada toplumun sürecini ve damgasını yemiş bir insan öznel duyuş tanımlıları vardır.\n\n Bu tanımlıktaki muktedirliklerin hiç biri, ama hiç biri etnik beceri, etnik başarı ve etnik yaşamsallarla kazanılmış değildirler. Sadece aktarımsa olan ve zaman içinde o da özgün olmayan etki eşmiş bir özgün kalıba dönüşmüş, insanlık malı, töreci sosyal bağladı duyuşları vardır. Bu da halksa yapı içinde, kişi ve kişiler serbestliği içinde yaşanan, oluşturulan; sosyal yaşam devinmesidir. Kişilerin hakkıdır. Ancak, öznel taleplerinizle, toplumun olmayan bir öznel anlamalı yapıyı; toplumsa yapı içine koymamanız kaydıyla.\n\nYine bu uçak örneğimizi ele alalım.  Uçağın kalka bilmesi için; bir piste ihtiyaç olması gibi, meteorolojik hava koşullarını iletişime gibi pilotun sağlık kontrolü yaptırma gibi uçağın yer ve hava kontrolü koordinasyonunu sağlama gibi uçağın elektronik donanımının kontrolü gibi bir yığın iç ve dış bağıntılılıklarını var etmeden, bağıntıları zorunlu iletiş irmeden, uçağı uçuramazsınız (özgürleşemezsiniz) .\n\nİnsanın düşüncesini anlatması da bir haktır. Söylemleriniz toplumsa olanla girişip bir sonuç var ediş sağlamadan özgürlük belirmez.  Bu yüzden özgürlükler az ve sınırlıdır. Ama ağzınıza geleni söylemek sizi uçurmadıktan başka, sınırsız ve çoktur. Eğer böylesi bir sınırsızlık (la neden söyleme ihtiyacı hissedilir bu da bir muammadır ya)  özgürlükse, sınırsız özgürsünüz! \n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etnik Ve Kültürel Özgürlük 3",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\n3-] Zaten geçmiş süreçler içinde bu sentezler gerçek eşmiştir. Şimdiki etniktik görünüşler, sosyal yaşam düzeyine doğru gerilemiş tutumlardır. Toplumsa olanla uyumsuz gerici kalıntı posalardır. \n\nYani etnik aitleşme, etnik kült ve kültürleri özgürlükler bağlamında, bir insan hakkı değildirler. Çünkü etniklik toplumda giriştirip özgürleştirebileceğiniz bir ilişkilenmenin tutarlılığı olamayan öznelliktirler. Etnikler, şimdiki ilk toplumsa, nesnel girişmelerin, ittifakıdırlar. Hiçbir etnik yapı, bugünkü düzlemde, izole oluşla ne bir insan haklarını sağlamaya muktedirdirler, nede toplumsal ilişkilenmenin, işlevsel olmasına etkin ve katkın birer ayrı bulunuştu unsur olamazlar.\n\n Etniklik, zorunlu olacakla çevredeki oluşmalara zorunlu bir bağdı katışma ile entegre olurlar. İnsanlar, etnik düzlemi çoktan geride bırakmışlardı. Buşmanlar, Piğmeler, Pirahalar (zaman ve sayı kavramları dahi yoktur)  gibi etnik topluluklar tecrübelerini giriştirip birleşerek örgütlenebilen toplumu ortaya çıkaramadıkları için, etnik topluluğun, en ilkel gelişmesi ile diğer Dünya toplumlarına göre, teknik üretim ve deneysel bilgi oluşla, bilim teknolojileri üret işçe, içlerinde tutulu kalmışlardır. \n\nVe hiçbir etnik yapı, tarihte Buşmanlar, Aborjinler gibi belli bir iz bırakan uygarlaşma işlev yapı görmedi iseler, kürsüleri kurulur bir inceleme olamaz. Ancak bir merakın, bir ilk sosyal var oluşun genel incelemesi içinde kategorize edilirler. Sümerler, Akadlar, Medler, Romalılar vs. günümüze dek çeşitli kültür ve etnik birleşmeleri, toplumlara dek kültürlerin içinde zaten her bir etnik yapı oluşla birleşmeli sentezin girişme hizmetini vermiş bir övünme ve var oluş olarak bulunup anılan bir sürüş ve toplumsa berdevamdırlar. Siz bir Osmanlı kültüründe, tek bir etnik yapının uygarlık izini bulabilir misiniz? Bırakın toplumsa olanı,  buna halksa öznel bir kültür olan dinler de, dahildir.\n\nSiz istediğiniz kadar başka bir ırki adla uygarlığı anın, İstanbul surlarını döven top, teknik toplumun donanımlı gücü olan Urban ustadır. Toplumun gücü de etnik oluşlardan bağımsızdır. Birey oluşlardan bağımsızdır. Ama birey ellilikle toplumun gücünün girişimlerinin somutlandığı bir harmonidir\n\nOsmanlı uygarlığı taşıya geldiği kültürü Avrupa'da Avrupa kültürleriyle, Anadolu'da Anadolu kültürleriyle, Kuzey Afrika'da Kuzey Afrika kültürleriyle (etnitiseleriyle)  giriştirip, hem her bir oluşma alanı birbirinde çok farklı yapı nicelenilmesine tabii oldular, hem ana öğeye benzeme çek imlemesi ile görkemli kılınmıştırlar. Osmanlının girişerek geldiği düzey, ilk taşıya geldiği çekirdek kültür olmayan, yepyeni çok güçlü bir toplumsal uygarlık girişmesidir.\n\nToplumlar bu birleşen unsurlar girişmesi sayesinde diğer toplumlar karşısında rekabet edebilirdirler. Var olan, ayakta kalan siyasi özgür, örgütlü girişimlerdirler. Toplum içi unsurlar, toplumuna göre ha keza özelleşen bir uyum ve işlevsellik kazanmasından ötürü ayrı ayrı örgütlenip, siyasi birlik olabilme potansiyel güç, bilgi ve enerji birikim girişmesinden, hep yoksundurlar. Bağlantısız göl gibi kururlar.\n\nÖzgürlük bilincine varılmış bir zorunluluktur. Bu da; toplumla bilinç edinilmiş bir bağıntılı birliğin zorunluluğudur. Yeryüzünde toplumların adı ne olursa olsun; Ehli olan bilir ki, toplumlar; kendi birlikti geçmiş zaman aidiyet unsurlarını, kilometre taşı kılışlar yapar olmasalardı, ancak; ilk insanlık sosyal birlikti yapı temel devinme mekanizması gelişmesinde kalırlardı. Oysa toplum, bu yapıların birleşen girişen güç birliğidir. Bu ittifakın üzerine yücelen harmonidir.\n\nEtnik yapılar ittifak içine girdiklerinde tek tek etnik yapılarda bulunmayan farklı ve yeni düzlemli bir dil, bir kültür ve bir söylem, bir düşünüş ve bir muktedir oluş ve yeni bir meşrulaşma aktarımı içine girerek, etnik yapılar kendi demini bu sürece vererek uzun erimde kendiliğinden erime doğal ömür akışını yaşar. İttifaka göre her bir etnik yapı, toplumun adeta ilişkin bir organ eli gibidir. Bu organ el yan yanallık, tarihin uzun süreci ile ve toplumla, girişecekle bağıntılı bir bütünlük olmuşturlar.\n\nİşte içine girilen bu yeni ittifakı toplumsal yapı sizin etnik yapılarınızın aykırı oluşla toplumsa olan çalışmasına hiç uygun düşmez ve etnik yapılarınız toplumun yeni temel sekansları ile uyuşamadığı için de, ayrı oluşla verimli ve yetkin çalışamaz da. Yani yeni ittifak boyutu ile etnik boyutunuz, hemen topluma göre ve toplumsa zamana göre, geri düzleme düşmüştür zaten.\n\nArtık etnik özellikler, alışma ve aidiyeti tutumlar  halk alanın, kişiler düzleminde muhafaza edileceği bir kişilerci olmaktan öte gitmeyecektir. Çünkü artık gelişmeci değil posa, fosil kalıntıdırlar. İşlerliğini zaten dem olarak toplumsal yapıya, hem biyolojik hem sosyolojik yetilerini, aktararak seçme eleme sonunda, posası ölümü hak edip tarih sahnesinde çekilmek zorundadır. Yeni cenin yola devamdır.\n\nToplumun bireyleri etnik muhafazalı olabilirler. Ama üretimin özgürleşmesi toplum içindir. Toplumun yeni kültür ve yaşantı oluşturma nesnel ve sosyolojik girişimleri toplumun yeni aidiyeti ve kültürüdür. Halk içinde bir Çinli, bir Afgan gibi, kültürünü tüketip yaşayan kişiler; toplumsal ilişkilenme gereği toplumuyla ve yani aitlik tutumu ile davranacaktır. Sadece ona manevi haz dışında bir şey vermeyen toplumu dışındaki öznel etnik duygudaşlıklarını taşıyacaktır. \n\nSözgelimi Çindeki bir Çinli’nin gönenci, Amerika toplumu içinde yaşayan bireysel Çinli’ye hiç bir getirisi olmayacaktır. Ha keza Amerikada ki bir Çinli Amerikalı yurttaşın  rafahı da, Çin toplumuna yansımayacaktır. Toplumun eğitimi, yeni üretim ilişkilenmesine değin ve toplumsal işlevin sürmesi bağlamında olacaktır. Bunun dışındaki özlemler zümre çıkarsal, feodal ve gerici akım olmaktan öte gitmeyecektir.\n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etnik Yapılaşma Halk ve Toplum 05",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nHalk, sosyolojik değişmeleri, sembolik somutlamalarla, ritüelleştirip  ayin ve ibadet hali, biçimine dönüştüremeden anlayıp hazım edemiyordu. Bu, olayın kökeninde, İki farklı etnik yapının birleşip; toplumlaşmanın gereği vardır. Geçiş ritüelleri, ya da  geçişme sebolleri üzerinden yeni birlikler kurallaştırılıp kurumlaştırılıyordu. Yani ittifaklar düzeni sıklıkla geçiş ritüelleri düzenlenen bir sosyal toplumsal yapı idi.  Birkaç totem aidiyetli etnik yaplar karışıp etnik ata totem, sosyal yapılanışlar enteğre edilip halklaştırılıyordu. Halk yeni kurallarını, toplumsal yansımadan icbarla, riayet ve ağırdan sindirimle, ancak benimsiyordu. \n\nİki gereklilik, yapıları ittifaka zorlayacaktı.Toplumsal ekonomik biçimlenişlerin diğer grup yapılarla girişip, gelişir, büyür, organize olur olmanın takas ve işbölüşümü yapmaları. Ve tarımcı çoban toplumların, kısmen savunmada pasif kalmasıyla, bu tür yapıların savunma güç birliği içinde bir araya geleceklerdi. İki farklı totemist etnik kültür. Kendi içindeki meşru  evliliği yasaklayıp, karşı toplumdaki kız ve oğlanlarla  evlenmeyi yüküm etmişti. İlk meşruti kurumsallaşma kararlarından birisi budur. İki ayrı ata totem, etnik aidiyet; belkide ilk kez sosyolojik gen karışma zenginliğini ve kültürler etkileşimini gerçekleştiriyor olmalıydılar. Hem birbirini benimseyip kabulleneceklerdi (hiç kolay olmuyordu) , hemde yeni kırma bir etnik yapılar karışması, halk feno tipi doğuyordu. Şimdi olası ilk ittifaki kural kararlarına biraz daha yakında bakalım.\n\nYani bu tarafın üyesi kız ve oğlanları karşı tarafa, karşı tarafın üyesi kız ve oğlanları bu tarafa kaderdi. Kutsal kılma söyle idi: meşru olmayan, yasaklanan ve lanet olan, kendi topluluğunun içinde evlenme tutumuydu. Bu bir ittifaklık anlaşması ve toplumsal ilişkileniş sözleşme düzenlenmesidir. Böylece karşı tarafla evlenerek, kardeşleşme kuralı getirilmişti. \n\nKardeş deyince, karşı taraftan evlenebilmek için kardeşleşmedir. İlk ata totem sistem kendi aralarındaki ata totem kardeş evliliği idi. Yeni aidiyetlik evlenmeside, yine kardeşlik geçiş ritueli üstünde yapılacaktı. Ama iki ayrı ata toteme ait üyeler arası karşılıklı evlenmesiydi.\nKardeş olmak demek; kendi ata totem kardeş kutsallığında addediş yaptırımıdır.\n\nTabi süreç girişince bunların kendi kendisine organizeside sizin düşünüp geliştirdiğiniz bir şekilleniş olmayacaktı. Sorunlara siz cevap aradıkça her cevabın sürtüşen, aksayan, ya da süreci işleten çelişmeleri oarganizeyi biçimleyen şekillenişi alacaktı. Tabiki işin içine çıkarcı bukelemun vari öznelliklerde, katılmayacak değildi hani! \n\nİlk sürtüşen çelişme sorunsal, çocuk velayet ata totem etnitise kimliği olacaktı. Yani çocuk hangi ata totem, bağla, yetişecekti. Etnik yapılar genelleşerek toplumsal yapı ile organize biçimlenirken, özel tutumlarlanda halksal dokularını oluşturuyorlardı. Yani halk biyolojik olarak ata totem etnik gen karışımlı dokudur. Sosyolojik olarak ata totem bağıllı üyeler  kapalı devre, izole kalmış etnik birimlerdir. Ve bunların özel anlayışlarından hareketle, girişip birleşen, ayrışan, sosyo birim ritsel birlikleridir halk. Bu anlamda halk, hem etnik kalıp, hem etnik kalamamanın çelişkisidir. Toplumsal bağlamda da, toplumda üretemeyen ama geri hizmette toplumun bireyinede hizmet üreten bir emek sanat, varoluştur.\n\nİlk etapta çocuk ana yerli olmakla  sorun aşıldı.  Gelin baba evinde damat gelip gidiyordu. Ama burada doğurtan kişi ile doğuran kişi çocuğun velayetine sahip ana ve baba değiller. Şimdiki dayılar baba idi.\n\nBu biçimleniş zamanla çok karmaşık ilişkilerden ve yüz yılar içindeki süreçle, doğurtanın babalık sorunsalını ve mirasını cocuğuna aktarabilmeyi ve yine bu statüye göre yeni evlilik hakkı edinebilmesi gibi, birçok hukuki ahlaki sorunsalları insanlara cebelleştirtir oldu.\n\nBunuda doğuranın ilk erkek çocuğa süt vermemesi, doğuranın sütünün ilk erkek çocuğa haram kılınıp, damat tarafındaki halalar tarafından emzirilmesi benimsenerek aşıldı. Yani yeni bir geçiş ritüeli oluşturuldu. Sütkardeşlikle oğullaştırma kural ve kurumu oluşturularak bu sorun aşıldı.  Burada doğurtan kişi baba iken, çocuğun annesi haladır. Halalar annedir.\n\nBuradada çetin bir sorun baş göstermişti. Anayerli kadınlar  bu tarafa geçen çocuğa helal olmuştu. Anayerli tarafta k3endisini doğuran ve kız kardeşleride vardı. Özel ata totem anlayış, ilk toplumlar arası ittifakla, bunu yasaklamıştı! Sorun çetindi. Böylece olaylar bin yıllarla sürüp gitti. Bugünkü hale, ancak M.Ö 1900'lü yıllara doğru kısmen uygulanan bir anlayış olarak gelebilmişti.\n\nBaşka etnik grup ve yapılarda bu ilişkiler başka başka Ya da benzer olabiliyordu. Örneğin bu tür ittifaklarda bazılarında oğul baba yerli, yani ananın gelin bulunduğu topluluğun aidi sayılıyordu. Kız anayerli, yani ananın ata totem halkı aidi idi.  Kız ananın geldiği topluma gidiyordu. Böyle iken de, kızın bu günkü anlamdaki biyolojik babası,  bu taraftaki toplum kadınlarının (bu tarafa  geçmiş olan kızınında)   kocası oluyordu. \n\nBurada ki değişkenlik, çocuk velayetinin ana yerli (ananın geldiği yer)   mi?  Yoksa, baba yerli (kadının gelin olarak bulunduğu yerli)   mi?  Buna göre; ana baba ile çocuklar arası evlilikler değişiyordu. Baba  aidi  toplumdaki kız, erkek kardeşin, ana yerli toplum aidi kız evlat (tabii ki bu günkü anlamda kızı)   babanın meşru karısı idi. \n\nBu günkü kardeş, ve ana baba anlaması ile, o günkü kardeş ana baba anlaması, asla aynı değildi. İkinci olaraktan da, bu evlilikler, kardeşim diye evlendiği karısı Ya da kocası için başkası ile cinsel yasağı pek içermiyordu. Özellikle kadın eşler çocuğu olmadığı zaman kocasına kendi kadın kölelesini (cariyeleri)    verip, doğan çocuk kocasının çocuğu, yasal olaraktan, onunda çocuğu oluyordu.\n\nÖrneğin Tevrat'ta Sara, kocası Abraham'a, kölesi cariye Hacer'i sunmuştu. Abraham'da kız kardeşim diye tanıttığı Sara'yı, bir Fravuna ve kral Abimelek'e karı olarak vermekte. Bunlar geçiş döneminin izlerini taşıyan geçişme ritüel ve sembolik, totemik, ittifaksal aidileştirme yansımaları ve yansıtılmalarıdır. \n\nBu aidileşme, zaman içinde evrile evrile, bugünkü  karı koca; kardeş ve zina gibi ahlaki hukuki anlayışlarımızın anlamına dönüşecek  ve evlilik yasakları buna göre meşruiyet ilişkisine dönüşecekti. Kardeşler arası, ebeveyn arası evliliği yasaklar hale gelecekti. \n\nÜstelik bu eski ittifak düzenleniş biçiminde bir taraftaki kadın, beşikte de olsa, kadın sayılıp  yani karşı tarafın evlenilebilir karısı idi. Kuşak farkı gözetilmezdi. Sözün gelişi, üç yaşında bir kadın! (çocuk kavramı yok)   karşı taraftaki, 80 yaşında bir kocanın doğal  karısı idi. Bu kültür M.S'ki zamanlarda dahi azalmış olmakla birlikte Samiler içinde yaygınca sürüyordu.\n\nEski ittifaksal düzenlenme biçimleri, ayin ve inançlara, kavli sünnetlere dönecekti. Bugün dahi, analık sorumluluğu üslenmeyi bilmeyen, cinsel ve öznel değer yargıları oluşmamış kız çocukları; 6 ila14 yaş arasındaki kız çocuk kuşağını, kadın sayan mantık; 60 -80 yaş aralığındaki erkekle evlendirilebiliyor! Eski, değişen bir kültün, geçiş ritüellerinin eski meşru zeminleri unutulmuş, kendileri işlevsiz kalmış, ama günümüze bu geçişme ritüelleri kutsal sünnet ya da ilahi emir gibi  yansımaktadır. Bu türlerin, günle çeliştiğinin çoklukla farkında bile olmayız. Alimi cahili, bunların bugünde dışlanmasını bin dereden bin su getirip, akıl almaz bir zırvalıklarla anlatarak, bunu yapabiliyorlardı! Yani o geçmiş günlerin arkaik bir çok meşruiyetli geçiş ritüelleri, bugünün meşruiyetsizliği idi, bu görülemiyordu.\n\nHem de;  “”geçen geçti””  denecekti. O günkü meşrulaştırmayı ikame edecekti. Bu ikameyi de benimsetmek için, temeldeki nesnel sosyal zorunluluk değişmiş, unutulmuş oluyordu. Bazen, düzenle çatışmıyorsa, sadece kült olarak benimsiyordu. Bu duruma bilmeyerekten de olsa, olayları bağıntılı kavrayamayan halk kitleleri, sade içini sanılarla doldurarak bu geçiş ritüellerini koruyup, kollayıp; ona  yöneliyordu. Ritler bu tür yalın anlamalara, geçiş ritüellerini benimsemelerine çok uygundu. İbadet ve sünnetlerle de, mahrem edildiğinden, asıl mahremiyet anlaşılamadığından, ayin tören ve sünnetler sevap ve kutsal kılınıyordu. Hemde temel var oluşları hiç bilinmez olarak.\n\nUnutturma, toplumsal nesnel ilişkiye yönelik bir hedef olmayabilecekti. Ana babayla ensest ilişki evliliği, konjonktürde bir gerek evlilik olmaktan tamamen çıkmıştır. Yeni konjonktürel düzenlenişimize göre, önceki kimi meşruiyetlilerin, çok çok acil şekilde vahametsinilip, tiksinti veren günahkarlık ata totem mantığı ile silinmek istenmesi hala vardı. Bu işin temeli de, geçiş ritüel araç yaptırımını otorite kılma çalışmasıdır. Oysa artık  bu tür uygulamaların yerini nesnel bilimsel ilişkiler almıştır. Elbet bunlardanda inançlar çıkarılabilirdi.\n\nEtnik yapılara, halka; yeni durumu benimsettirmek için, yapılacak geçişme sembollerini inançlaştırma eğilimleri bu eski adeti unutturmayı da beraberinde getirdi.  Sonuçta bu durum, etnik yapılara, etnik guruplara, ve halka; temeli Hiç bir zaman  sorgulanamayacak ilahi bir emir (otorite)   olarak yansıtacaktı. \n\nHalk, yada etnik yapı içindeki bu değişip dönüşmeler; toplumsal yapı kadar hızlı ve çabuk olmuyordu. Toplumsal yapı değiştiği halde, halksal ve etnik yapı uzun süre, aynı biçimde kalabiliyordu.  Bu bir zamane düzlem içindeki ilişkin alanların (toplum ve halk alanları) ,ayrı ayrı davrandırtıp, bir birine ilişkilenip, referans bağıntısı yapılamaması demekti.\n\nHalk Ya da etnik yapı, ne zamandan beri değişmiş, ama simdi ihtiyacını duyduğu bir öznel yaşantı durumla karşılaşınca, bunu toplumdan isteyecekti.Bu tür ilişkin bir özel durumunun çözülmesi için, toplumda çözüm istemesi durumu ile,  toplumun çözümü, halkın tutumuyla çatışan bir hal alıyordu. \n\nHalk toplumsal değişmeyi bilmediğinden, bugün bile, bu iletişim ortamında dahi, değişen yasaların hemen hemen hiç birini ve nedenlerini, gerekçelerini bilmeyiz. Ta ki başımıza bir iş gelip derman arayana değin, bunlara uyulamadığından bunlar oluyordu. Bir istek talebin, çözümünü istemek ile, cevabi karşılanması,halkın aidilik totem etnik yaşamı ile çatışıyordu. Bu çatışmalar halkın istemleri olarak zamanla arttıkça, ortamı, sosyal reformlara iyice hazır kılar. \n\nBunun toplumlardan toplumlara değişen çözümleri, halksal alanın kendi içinde oluşan kural seçeneklerini, işletir. Bu kurallardan bir tanesi, orta doğu toplumlarında en yaygın işletilen kural olacaktı. Bu, bilgilendirici, öğreten, belleten halk mesleğini öne çıkarır. Etnik yapı Ya da halkın, toplumdaki bu isteğini, her iki tarafla töre koyucu uzlaştırır. Bu uzlaşmanın aracı da, var olan süren yapı ile değişen yapının, olumlanıp, olumsuzlanan verileri ile aşılırdı. \n\nHalkın, etnik yapıların inanç alanıdır.  Yani değişik kurulumların üzerine uygulanabileciği bir sosyal öznel yazılımdır. Yani bir anlamda da, aslında var olanlar yapının üzerinde ya olumlanır ya yadsınır veya karışım bir yeni anlayış oluşturulur. Böylece,din yada inanaçlar ilişkisinin, girişen bir yönü ortaya çıkar. Bu hal, çatışmaların sonunda ortalama  bir ortak kanı anlayışla, inançlaşır.Halkın geriden gelen, değişmeye direnme tavrı, yasa koyucuların yasa (din-inanç)   koyması ile değişebiliyordu. Dini anlayışlar, eski sosyolojik gelenekle ve kutsal ata totem aidiyetlik anlayışı ile, pek iyi örtüşüyordu.\n\nİnançlar en temelde, büyük toplumsal sarsıntılarda, halkı değiştirmeye bir motive aracı olurlarken, zamanla kendilerinin değişememesi sonucunda, değişmemenin ağır direnci olmaktaydılar. Etnik tutumlar: sistemleşen, kendisini büyüten dini yapılarla su yüzüne çıkıp tezahürleşirler. Yine halk yapıları yeni inançların, işlerlikle, ilişkisel bağlılık oluşturmasını ödevsinir. Halk kristalize olan çekeylenmesini, toplumsal ilişkilerden kaparak kendi yaşayış zaman ve düzlemine de dönüştürür. Burada ödev ve yükümlülüğün bariz farkları görülmeli.  Yükümlülük değişime temelli, karşılıklı bir gerektirme bağıntılılık iken, ödev tek taraflı buyuran doğru kabul edilen töresel süreklilik algısına boyun eğiştir.\n\nSürecek\n\na href='http://www.ozgurlukicin.com' mce_href='http://www.ozgurlukicin.com' target='_blank'img border='0' alt='Pardus... Özgürlük İçin...' title='Pardus... Özgürlük İçin...' src='http://www.pardus.org.tr/banner/bts01.png' mce_src='http://www.pardus.org.tr/banner/bts01.png'/a\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etnik Ve Kültürel Özgürlük 7",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\n7-] Etnik yapılar gelişemediğinden evrensel olamazlar, güdük kalırlar. Elbette ana dilini bilen bir toplumsal birey toplumun önünde bir sorunsaldır. Üstelik zaman içinde aşılacak bir olgunlaşmadır. Etnik diller klan içi iletişmenin, itaati, geleneksel söylem ve anlatımlarıdı kültür koşullandırmaları vardır. Örneğin, feodalizmin en büyük sosyal zemin kaynağı etnik yapılardı birlikler gücüdür. Aynı soy oluşa tabiiyet ve tabiyetin getirdiği boyun eğiş, birlikte kalkıp birlikte oturma kültüdür. Tabiidir ki u kült şimdiki güncel toplum sal olana, çok çok aykırıdır.\n\nEtnik davranma (serbestlik) , hiç bir suretle, özgürlük ve özgür eşilme değildir. Aksine özgürlükler bağımlaşılarak kullanım rahatlığı ve kullanım doygunluğu sağlayışla, zorunlulukların üztesinde gelebilme muktedirliğidir.  Yaşamı toplumsa muktedirliklerlen çekici kılmanın süreçleşmesidir. Oysaki etnikti serbestlik, öznel haktı kullanım olup; topluma dek uzanmakla yani yeni toplumsal yapı ile uyuşamamanın bir uyumsuzluğu, özgürleşememe sorunsalıdır. Çünkü etnik yapı, günümüzde o eski kendisine ait, zaman ve zemine değin olan oluşma ilişkisel bağlamlarını kaybetmiştir. Bu yüzdenle de öznel etnik serbesti bilmezliklerle, topluma taşınışlarla, serseri bir mayın gibi toplum içinde yüzerler.\n\nEtnik yapılar, yeni olgu ve olay ve gelişmelerle girişmeyen ve bu yüzden değişme ve yeniye dirençli olan sosyolojik bir atıllıktır. Bunun siyasi çevrisi de; o etnikti toplum yöresini, o feodal oligarşik yapı içinde tutmayı hedefleyen, toplum dışı, bir gerici anlayıştırlar. Bir toplum içinde, onca mücadlesi verilen etnik yapılar, ileri dogru güncelin süreğinde bir akışla verilen mücadele olmayıp,  eski olanı tutucu olmanın hoşlanması ile verilen bir mücadeledir.\n\nTarihteki övgü dolu etnik dirençler, günümüzdeki gibi bir karmaşıklaşan toplum ve bu topluma dek üretim teknolojilerinin oluşmadığı dönemlere ait tutumudurlar. Günümüz gibi tükettiğinden fazlasını üretebilen toplumsal yapının oluşmadığı imparatorluklar dönemidir. Emperyallerin, apaçık etnik emek  sömürüsüne karşı, benliğini olumluca ve insanca korur olan, bir esir olmamanın tutkalı olan aidiyet  direncidir. \n\nOysa  günümüzde etnik bilgi, etnik tecrübe ve muktedirlikler ve etnik kültürlerlen emek gibi güçleri mevcut girişimlerle birleşen ve yepyeni bir düzlemse olan toplumu yüceltmiş, bir etkin girişmedirler. Bir toplumun siyaseten geri kılınmış sosyolojik bölgeleri varsa, bu bölge uygarlaşamayan ve oligarşik yararcı oluşla, toplumunu hıfz edememiş, asi ve geri sosyolojik düzlemli, sosyal birimleri; birbirleri ile anlaşıp girişemeyen toplulukları; bir örf ve telkin içinde yerel otoritenin baskısı altında, etnikçe ajite içinde tutulmaktadırlar. \n\nGüdük güncel siyasetler de buralara değin olan egemen örfi otoritesinden daima oy deposu olarak yararlanmanın ikbalini sürdürmüşlerdir. Toplumun huzuru ve toplumun geleceği bu basit oligarşik yapılanmalı muktedir oluşun hevesine, heba edilmiştir.  Çünkü bunların eylemi ve kontolü; itaati, kitlesel bağı olan örfleridir.\n\nEtnikti öznel anlayış, yerel olacakla,  kısır bir kültür ve dil, olacaktan halksa sosyal yaşamın içindedir. Tüm soyal yapıya göre, gevşek bağdı;  o sosyal yapının cemaatine göre, oldukça vaz geçilemezcesine sıkı ve kuvvetli bağdı  bir serbestlikle  oluşmadırlar. Daha  toplumlar oluşurken, topluma katılamayan insani süreçlerle,  bireyin toplumdan üretim yaptıktan sonraki, özel yaşantılımlı olmasının ortaya koyan süreçti kılınmadırlar. \n\nÖzgürlük, toplumsa bir kuramla, yani bincine varılan bir zorunlulukların; eylemleri sonunda söz gelimi antibiyotik yapımını içeren doğa karşısındaki bir zorunluluğa karşı bağımsızlaşmalı muktedir oluşun, ilişkisel somut bir gerektirmesidir. Özgürlük toplumun doğa içindeki bağımlı oluşlarına karşı, bağımsız oluşun (bilinç edinme muktedirliğinin)  dikilmesidir.\n\nÖzgürlüğü savunsanız da, savunasamız da bir zaman ve düzleme değin toplumsa muktedirliklerin davranışıdır.  İnsan hakları savunucuları etnik tutum aşmayı, kişidi kültürel özgürlük (serbestleşilme olacak)  saymaktadırlar.  Bu tutum, öznel yaşantılıma da uygundur. Öznel yaşantılımın bir ucu kişi serbestliği ile oluşmayı içerdiğinden bu tutum doğru ve makuldür. Ancak bunlar, iyi yapılaşamamıştır. Toplum olmaya dek kültürü benimseyip, benimsettirilememiş toplumların bir meselesi haline getirilir olmaktadır. \n\nBir kere böyle bir toplum içi etnik unsurlar, toplumla bütünleşip toplumsu yapıyı gereği biçimde bilinçli kavrayamadıklarından dolayı, toplumsal güçten de (kültür ve birikimden de)  yoksun olacakları için, girişen bir kültür oluşturup; dönüşen yapı mantığı ile kültür üretemezler de.  Kültür üretmeye  dek girişme nesnesi (toplum nesnesi)  kendi içlerinde yoktur. Kendi etnik alanları sığ, dar ve gericidir. Ve şimdiki halde de, etnik oluşlarının ilişkin yapısı olmadığından, yeni yapı içinde, hiç devinemezler.\n\nBu türde toplum içine monte oluşlarla özgürlük dileyişler aslında halka; tam bir sefihlik, yoksunluk, yoksulluk içinde kal, demenin soslaşmış üstü örtük oluşla bir burjuva öğretisi olan söylemidirler.\n\nBilimsel bilgi ve bilimsel felsefeden yoksun zıpır bir söylemdir. Yoksulluk ve yoksunluk ne zamandan beri bir özgürlük ve hak etme olmuştur. Bütün hak ve özgürlükleriniz, temel insan gereksemelerinin karşılanmasından sonrası üstüne kurulan bir süreç zaman durumudurlar. Toplum da ilk önce: bu gibi oluşlarla temel gereksemelerin sağlanış yapılaşmasıdırlar. Toplum, etnik yapıların aşılmasıdır ve etnik yapıların süreç içinde toplam özellikli güç birliğidirler. Yine toplum, etnik yapıların zaman içindeki görece konumlanmış olan bir zaman mekân işleyişidir.\n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etraflıca",
        "poet": "Necip Altundaş",
        "poem": "\n\nne kadar acı varsa bana verin şimdi.emziği ağzından düşen bebeğin gözyaşını verin bana,sek sek oynarken düşüp elini kanatan kız çocuğunun sesini verin,okula gitmeyip pamuk toplayan çocukların düş kırıklıklarını da bana verin,yolum vatan deyip 15'inde giden ve bir daha dönemeyen yiğitlerin hasretlerini de bana verin.kör kurşuna, kör sevdaya kurban gidenlerin acılarını da ben isterim,bakmaması gerekirken bir çift göze bakıp yıllarca içinde hapis yatanların bekleyişlerini de bana ayırın,onlar da benim,ben üzüleyim isterim en çok.en çok ben ağlayayım arkası olmayan yürekler önünde.kırılan kalpte varsın benim olsun,kırılsın ki artık koşamasın.kırılsın ki en çok beni dinlesin.ben olurum ağalar beyler sizin yerinize de işten kovulan,ekmeği elinden alınan.varın siz üzülmeyin,gözyaşınız sırtınızdan akmasın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etrafında Kimse Kalmıyor",
        "poet": "Emre Seher",
        "poem": "\n\nVe bir zaman sonra anlıyorsun ki etrafında kimse kalmıyor? Kardeş dost dediğin insanların çevrende sadece çıkar amaçlı durduğunun farkına vardıktan sonra yalnızlığı seviyorsun. Sevgili muhabbettini hiç katmıyorum ortaya ne yaptıysak yüzümüze vurulmadı mı hep,kime değer verdiysek gitmediler mi hep?  Ben yanındayım diyenler hangi rantlarda kimle konuşuyor bilemezsin. Hayat o kadar acımasız ki şekilden şekile,acıdan acıya sokar seni. Eger ki güçlü değilsen bataklığa çakılır kalırsın ve tutunacak bir dalın,bir el gelmez sana. Acılara bürünmüş bir insanı yıkmak zordur lugatında siktirleri hayatında ha siktir ettikleri vardır. Kimsenin gidişi koymaz ona canına kanına işlememişsen. Çok düşünüp az konuşurlar. Susarak anlatmak istediklerini bi kaleme kağıda  dökerler. Bunun adınada sevişme denir. Bir çift göz yaşına bırakırlar acılarını. Gündüzleri susar geceleri ölürler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etrafım Karanlık!",
        "poet": "Atakan Koçak",
        "poem": "\n\nEtrafım karanlık, ney sesleri yankılanıyor.\nGönlüm simsiyah, yüreğim yanıyor.\nEtrafımda ki herkes üstüme geliyor.\nDünyam karanlık, çığlık sesleri yankılanıyor.\n\nYüreğimde bir acı, aşktan beter\nAşkımdan kast edilen, yaradandır.\nGönlümü mesh eden, bana can veren\nKalbimi dindiren, etrafımdaki karanlık! \n\nNey sesleri kalbimi okşuyor\nAklıma yaradan geliyor.\nKalbim konuşmaya başlıyor\nAllah birdir diyor\nEtrafım karanlık, acılar içinde yanıyor\n\nKişiliğim, acıdan ibaret\nŞiirim, dertten ibaret\nAtakan, yanandır elbet\nGönlüm, etrafım karanlık!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ettiğine Bak",
        "poet": "Güner Kurt",
        "poem": "\n\nköpeğin kediyle dost olduğu dünyada \ninsanın insana yaptığına bak \nhayvanın başka hayvan yavrusuna\nbaktığı dünyada\ninsanın insana ettiğine bak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etrafta Kedi Yoktu",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nİhbar edilmekten mi etrafta kedi yoktu,\nYoksa araçlardan mı, şehir tamamen boştu…\n\nEvler mi çok yüksekti dışarıda yoklardı,\nYoksa soğuk hava mı onları yok saymıştı…\n\nŞahsımın ki endişe inan üzülüyorum,\nYüreğim elvermiyor, biraz da umutsuzum…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Etrafım sarı renge dönerken gel",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nSonbahar oldu yapraklar dökülür,\nEtrafım sarı renge dönerken gel.\nSensiz gurbet elde boynum bükülür,\nEtrafım sarı renge dönerken gel.\n\nGüneşin feri söndü ışık saçmaz,\nEtraf bulutlandı havalar açmaz.\nKışın soğuğu sen olmadan geçmez,\nEtrafım sarı renge dönerken gel.\n\nGurbetin yükü sırtımıza bindi,\nKışın ucu artık buraya indi.\nGöçmen kuşlar bile geriye döndü,\nEtrafım sarı renge dönerken gel.\n\nSensiz olan gönül yere devrilir,\nSensiz yüreğim acıyla kavrulur.\nSelvinin yaprağı gökte savrulur,\nEtrafım sarı renge dönerken gel.\n\nYusuf sevda ateşi yakar teni,\nBenim gibi hasret yakmaz mı seni? \nHaydi daha fazla bekletme beni,\nEtrafım sarı renge dönerken gel.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ettiğine bak",
        "poet": "Ahmet Ekici",
        "poem": "\n\nSahte bezirgânın sattığına bak,\nAyarsız karganın öttüğüne bak,\nBizim karabaşın ettiğine bak,\nYalına kızdı da bize saldırdı.\n\nHep güzel geçer mi insanın günü,\nHani çözecekti bu kör düğümü,\nOnu damat bildik ettik düğünü,\nGeline kızdı da bize saldırdı.\n\nHerkesin yaptığı olursa sanat,\nBende sanat yaptım onlara inat,\nGörünüşe baksan tam asil bir zat,\nMalına kızdı da bize saldırdı.\n\nHep havadar olur sonradan görmüş,\nSanatı ne kadar bilenler varmış,\nCazı sanat diye ortaya sermiş,\nTeline kızdı da bize saldırdı.\n\nBenim bu sözümü onayan var mı? \nYoksa yaraları kanayan var mı? \nAhmet çağlayan mı yoksa pınar mı? \nGölüne kızdı da bize saldırdı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev",
        "poet": "Zafer Bağdaş",
        "poem": "\n\nEvlerde savaş var\nMeydanda hile var\nMasada ihanet var\nGönüllerde ihanet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Euzu Besmele İle",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nBilmeyen varsa bilsin, son Peygamber Muhammed(S.A.V.) \nAllah azze ve celle, lem yelid velem yuled,(Doğmamış Doğurulmamış) \nVahyi ilahi olan, Kuran hayat kitabı,\nEuzu besmele ile,Kül hüvallahü ehad.,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev",
        "poet": "Rüya Aygen",
        "poem": "\n\nEskimiş bir ev \nGüneş batarken,\nYıkılıyor,\nGözümün önünde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev",
        "poet": "Attila Şanbay",
        "poem": "\n\nEv, \nBüyük umutlarla sefere çıkıp\nbütün gemilemizi batırdığımızda,\nIslak elbiselerimizle dönebildiğimiz\nTek yerdir...\n\nVe ev,\n'Neden' yaptığımızın değil,\nsadece 'nasıl' olduğumuzun \nsorulduğu yerdir.\n\nAttila Şanbay\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev",
        "poet": "Adulera Ayza",
        "poem": "\n\nBir ev aldım sensiz \nYuva kurmak amaçlı\nAma kapı kör\nPencere dilsiz\nTavan LaL\nKoridor sessiz\nMutfak penceresiz\nKapılar kilitsiz\nTavan kuşsuz\nBalkon hissiz\nDiğerlerini  saymıyorum bile\nEvin tamamı bizsiz\nEv aldım \nYaşamak gerekiyor \nGerdeksiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev",
        "poet": "İsmail Topkaya",
        "poem": "\n\nev dediğin\nbir yanı güneye\nbir yanı kuzeye \ndönük olmalı\n\ngerektiğinde sıcacık\ngerektiğinde sepserin olmalı\n\nev dediğin \naçtığında kapısını\nbir yanından girilip\nöbür yanından çıkılmalı\n\nev dediğin\nyaz kış yaşanılmalı\niçindeki insanlar gibi\no da mutlu olmalı\nmevsimine göre\nbalkonlarında binbir çiçek bulunmalı\nama ne olursa olsun\nakşam sefaları\nsardunyalar\nbir de fesleğenler mutlaka olmalı\n\nev dediğin\ndoğuya da\nbatıya da açık olmalı\nvelhasıl ev dediğin \ndört bir yanı açık olmalı\n\nbir de \nev dediğin bir kadının sesiyle dolmalı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev",
        "poet": "Fatma Özçelik",
        "poem": "\n\nEv boğardı beni eskiden\nŞimdi sanki aşk yuvası\nBir darbeyle kıymet bilir oldum\nKalmadı\nNe uzak diyar hevesi\nNe sevda tantanası...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nEv üstüne, ev olmaz.\nFul bardak, suyla dolmaz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev",
        "poet": "Seyyid Burhaneddin Kekeç",
        "poem": "\n\nEv dediğin\nBir çatı altı değildir\nSahibi olduğun bir gönül yoksa\nBu dünyada evin ancak kabirdir…\n\n06-01-2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev",
        "poet": "Muammer Çakır",
        "poem": "\n\nKurulmazmis kim demis ev ustune ev kurduk\nAkrabayi kusturduk komsuluktan dem vurduk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "' Ev Alma, Komşu Al '",
        "poet": "Aynur Uluç",
        "poem": "\n\nKadıköy'de ev arıyorduk bir buçuk yıl önce. Pek çok evi dolaştıktan sonra bir eve geldiğimizde hemen ısındık ama karar vermek için bir şeyler daha düşünür müyüz telaşı ile emlakçı önemli bir sırrı verir edasında bir ses takınarak şöyle dedi...: Gelin siz bu evi tutun. yukarda bir adam var. Evi kitap dolu. Eninde sonunda tanışırsınız siz. Bu evi tuttuğunuza sevinirsiniz o zaman. Evi tutmamızda gerçekten de sevimli ve merak uyandırıcı bir bilgiydi bu. \n\nTaşınmamızın üzerinden bir yıl geçtiği halde hayat koşturmasında yukarıdaki adamın kim olduğunu öğrenemedim ama nasıl kitap dolu olmalı ki bir ev, emlakçı bile bunun sözünü ediyor, o evi kitapla tanımlıyor'un merakını hiç kaybetmedim. Sonra arkadaşım Mehmet Tekirdağ bir gün ondan söz etti. Turgut Çeviker çok önemli bir insandır bu ülkede, der demez anladım kitaplı adamın kim olduğunu. Beni tanıştır dedim nolur, eskiden komşularımızla kendimiz tanışırdık ama şimdi çekinir olmuşuzu şaşkınlıkla tespit ederek kendimde. \n\nSonra mizah, mizah tarihi ve Turgut Çeviker konuğumuz Nehirmuhabbetler'de. Onunla tanıştığıma, hatta oturup sohbet ettiğime nasıl mutlu olduğumu bilemezseniz, kitaplara sorun siz. Henüz o kitaplı evi göremedim. Ama görenlerin, bilenlerin anlattıkları yeter. Sen ne güzel kitaplı komşumuzsun Turgut Çeviker. :) \n\nAynur Uluç\n\n\nhttp://nehirmuhabbetler.blogcu.com/karikatur-tarihcisi-turgut-ceviker/9081324\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EV ADAMLARı",
        "poet": "Onur Bilge",
        "poem": "\n\nEskiden ev kadınları \nDizi seyrederdi\nŞimdi ev adamları...\nVe ev, adamları...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev bizim bahçe bizim",
        "poet": "Barbaros İrdelmen",
        "poem": "\n\nEV BİZİM      BAHÇE BİZİM \n\nNe iyi ettik\nBulaşmadık ata, ite…\nCeviz kabuğu içinde \nBir dünya yarattık seninle müstakil\n\nGüneş  ay  yıldızlar\nDeniz  dağ  ova,\nBizim\n\nKüçücük dünyamızda\nKavruluyoruz \nKendi yağımızda\nMenfaat beklentimiz yok\nYaşıyoruz mutlulukla\n\nBabamızdan kalmadı bir şey\nHaram karışmadı rızkımıza\nÇalışarak ve emekle oldu her şey\n\nRahat uyku bizim\nEv bizim\nBahçe bizim…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Bekçileri ve Diğerleri",
        "poet": "Gülhan Özkara",
        "poem": "\n\nKır bekçisi, kırı bekler\nKarakol bekçisi, vatanı bekler\nFutbol bek, kale önünü bekler\nMahalle bekçisi, mahalleyi\nAvantalarını almak hakları olan\nMekan bekçileri var birde\n\nSite bekçileri, siteyi\nİnşaat bekçisi demirleri falan\nKantar bekçileri kamyon ve römorkörleri bekler\nPara kazanacak yani...\nDağ bekçileri, memleketi bekler\nSu bekçileri, suyu\nGenel ev bekçileri, orospuyu\n\nEv bekçileri, karısının eteğinin içini bekler\nİmparator olamaz\nEğer üreterek beklemiyorsa\nFakirlik alıcı kuş gibi kiremitlerine tüner\nBütün değerleri yok eden fakirlik,\nTavadaki yağı bitirir\nKarısının gözünden de düşmüştür zaten\n\nBurjuvalara gelince,\nOnlar bütün kıtalara bakarak\nParayı nerede daha fazla çoğaltırım diye\nTeşebbüsler silsilesi halinde aktiftir\n\nBir de mütekallibe vardır\nKoskoca bir memleketi\nBir değirmen hunisi gibi\nYandaşlarına akıtmak isterler\nMemleketi, çarşıları, limanları, bahçeleri, kırları\nÖyle beklerler\nAynı bir akbaba,\nAynı bir şahin gibi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Çiya Rûspî Ne",
        "poet": "Arjen Arî",
        "poem": "\n\nDi qada şer de pişta me negihişt erdê.\nTe şahid bivê, va Herekol.\nMiradkar, bi bext û ol\nVa Cûdî\nÛ va ye ev ax! \n\nKîj wextî bêleheng ma? \nKî gavê bêkêr? \nEv axa bi xêr û bêr\nJi bakur ve serejêr\nGebar,\nSîmal,\nBêxêr...\nHer yek şêrko\nAngo,\nYek yek Êzdînşêr.\n\nLi piştekê bigerî, va ne:\nEv Nemrûd e\nEv Agirî ye\nEv Sîpan e.\nKîjan e nerûspî\nHeyran\nBêrûmet kî ji van e? \n\nRonakê lêda çûrisî\nKirasê l'bejnê qerisî, qelemsiltan e.\nEnîmêr e û Dêrsimî,\nEv çiya Tûjik e, heyran! \n\nHeyran,\nEv çiya destbirakê Sîpan e.\nKu di bin berfê de mane.\nBa hûû dike,\nMûnzir pûç î pûç dike,\nZivistan e! \n\nBi pilingê pêşî re şîyar dibin.\nTêhn vedide l'lûlan ji teqînê.\nStran dikevin pêlên xuşînê,\nŞer dîne, şervan dîne\nÇarmêrkî rûniştî di bin berfê de\nEv çiya rûspî ne, heyran! \n\nMe, lome nekir ji wan.\nNa na, û ne ji yekî! \nNavê lawê xwe kiribe Sîpan, kurdekî,\nMe lîland,\nLoma, bi Sîpan in stranên me\nKa bistrê, heyran!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev apartman ve hane Dolsun o kütüphane",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nIşık oldun yoluma\nHemen girdin koluma\nKörpe bir fidan iken\nKalem verdin elime\nEv apartman ve hane\nDolsun o kütüphane\nSen beni dillendirdin\nSu verdin çillendirdin\nSıcaktan bunalmıştım\nO anda yellendirdin\n Ev apartman ve hane\nDolsun o kütüphane\nHuzuru sende buldum\nNeşe huzurla doldum\nUzattım kollarımı\nSenin yanında kaldım\n Ev apartman ve hane\nDolsun o kütüphane\nKâh ağladım kâh güldüm\nSöylenen sözü bildim\nİnan güzel yolunda\nDağ ve taşları deldim\n Ev apartman ve hane\nDolsun o kütüphane\nAydınlattın yüzümü\nHep sen açtın gözümü\nHuzura kavuşturdun\nSana verdim sözümü\nEv apartman ve hane\nDolsun o kütüphane\nRuhuma neşe kattın\nDüşmanlara sen çattın\nBen istedim verdin hep\nSen de kolumda yattın\n Ev apartman ve hane\nDolsun o kütüphane\nÇevirdin hep bülbüle\nZevk verdin tatlı dile\nGülümsedin daima\nSeninle gitti çile\n Ev apartman ve hane\nDolsun o kütüphane\nŞu canlara faydan çok\nSende sıkıntı dert yok\nOkumazsa bu nesil\nAzıcık batır bir ok\n Ev apartman ve hane\nDolsun o kütüphane\nRoman masal ve şiir\nAnlatır bizi bir bir\nDal içeri bir kere\nYüreğinden çıksın kir\n Ev apartman ve hane\nDolsun o kütüphane\nHasan hep sever sizi\nSakın unutma bizi\nÇocuk gençler okuyun\nSiz önleyin krizi\n Ev apartman ve hane\nDolsun o kütüphane\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Deyip Geçmeyin",
        "poet": "Fikri Kayabaşı",
        "poem": "\n\nEtrafında binlerce insan binlerce hayat \nAkşamları evlerden ışıklar vururken gökyüzüne bazılarında umut bazılarında hüzün yayılıyor etrafa\nEv deyip geçmeyin o metre kare yerlerde ne hayatlar başlıyor ne hayatlar bitiyor\nO göz göz odalarda ne sevdalar ne sevinçler başlıyor geceden sabaha \nHep hayallerdedir pembe panjurlu bahçesinde güller karanfiller olan\nHep hayallerdedir bir evim olsun \nGecelerin buz gibi duvarları nelere şahitlik ediyor kim bilir \nO köpek uğultuları arasında garibanın tek gözlü odası\nO ay ışığı altında zenginin havuzlu villası\nBir çatı altında ne hayatlar yaşanıyor kim bilir….\nEv deyip geçmeyin….\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Dinya Pir Xweş e",
        "poet": "Cigerxwîn",
        "poem": "\n\nPir xweş e pir xweş e\nEv dinya pir xweş e\nYar paldaye ser min\nRû wek gula geş e\n\nDev likenin sorgul\nSer dihejin sunbil\nXurxur ji avê tê \nHilm û sirra bê tê\n\nPir xweş e pir xweş e\nEv dinya pir xweş e\nYar paldaye ser min\nRû wek gula geş e\n\nDestê yar bi destim\nEz serxweş û mestim\nKûpik dev û lêvin\nMêze herdû sêvin\n\nPala xwe da ser min\nBê fehêt û şermin\nGelek xweşe ev jîn\nEm bûne wek Mem û Zîn\n\nPir xweş e pir xweş e\nEv dinya pir xweş e\nYar paldaye ser min\nRû wek gula geşe\n\nEm zava û bûk in\nPêwan li me çûk in\nPal dane ser şînî\nKesek me nabîni\n\nHawir me zennar in\nPerde pel û dar in\nGuldestê evûnê\nDaxwaza vê jînê\n\nPir xweş e pir xweş e\nEv dinya pir xweş e\nYar paldaye ser min\nRû wek gula geş e\n\n(…) \n\n(Cegerxwîn, Dîwana 4a, Ronak)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Dınya Pır Xweşe ",
        "poet": "Mehmet Yunus Aytek 2",
        "poem": "\n\nPır xweş e pır xweş e \nEv dınya pır xweş e \nYar paldaye ser mın \nRû wek gula gêş e \n\nDev lıkenın sorgül \nSer dıhejın sünbıl \nXür xür jı avê tê \nHılm û sırra bê tê \nPır xweş e pır xweş e \nEv dınya pır xweş e \nYar paldaye ser mın \nRû wek güla gêş e \n\nDestê yar bı destım \nEz serxweş û mestım \nKûpık dev û lêvın \nMêze herdû sêvın \n\nPela xwe da ser mın \nBê fehêt û şermin \nGelek xweşe ev jîn \nEm bûme wek Mem û Zîn \n\nPır xweş e pır xweş e \nEv dınya pır xweş e \nYar pel daye ser mın \nRû wek güla gêşe \n\nEm zava û bûk ın \nPêwan lı me çûk ın \nPel dane ser şînî \nKesêk me nabîne \n\nHawır me zennar in \nPerde pel û dar ın \nGüldestê evûnê \nDaxwaza vê jînê \n\nPır xweş e pır xweş e \nEv dınya pır xweş e \nYar peldaye ser mın \nRû wek güla gêşe \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev  Emekçileri",
        "poet": "Vahit Varol",
        "poem": "\n\nGüneş doğmadan kalkar,\nEkşili ekmek yaparlar.\nHer gün sarıkıza bakar,\nSütünden yağ çıkarırlar.\n\nHesap bilmez ev emekçileri, \nÇalışır durur köy güzelleri.\n\nEvden tarlaya koşar,\nPatoza sap atarlar.\nBağlarda üzüm toplar,\nSuyundan pestil yaparlar.\n\nHesap bilmez ev emekçileri,\nÇalışır durur köy güzelleri.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Göründü",
        "poet": "Nurhan Özgel",
        "poem": "\n\nYorgun bir akşamdan sonra \nEv göründü. \n\nSürprizi sevmezsin ama \nMangal yakmışsın balkonda \nBir şişe de şarap açmışsın \nŞiir gibi geçecek gece \n\nKömürde çay ve kahve \nLezzeti \nDehşetli \n\n\"Ekmek \nŞarap, \nSen ve ben \nBir de sabahın dördü.\" \n\nEv göründü...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Hali",
        "poet": "Yaşar Karaman",
        "poem": "\n\nGün iyi geçmişti, memnundunuz, \nAkşama neler umuyordunuz\nBeklenmedik bir sitem, çatık bir çift kaş\nKüçük bir taş suyu bulandırdı.\n\nGeceler soğuktu ya da sıcaktı\nBir mazeret mutlaka olacaktı\nBaşımız ağrıdı bazen\nFazla naz usandırdı.\nÇocuklar halâ  yatmadınız mı? \nBıkkınlık verirdi masal\nHep kendimiz uyuduk.\n\nVe özel günler, yıldönümleri\nTam mutluluğa hazırlanıyorduk\nBazen birisi geldi, bazen de biz yorgunduk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Erkeği",
        "poet": "Hakan Yükün",
        "poem": "\n\nev erkeği yaratmaya çalışıyoruz benden,\nen ufak bir malzemesi yokken.\nh.y.mucizelere ve daha bir çok şeye inanmıyorken ben......\nkurt tan süs köpeği gibi davranmasını bekleyen sen....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Hanımı Oldun",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nYıllarca okudun, mezun oldun, ev hanımı oldun,\nNeden bu kadar emek verdin ev hanımı oldun,\nBu iş kolaydı evde otursaydın, neden yoruldun,\nYıllarca okudun, mezun oldun, ev hanımı oldun.\n\nEvde oturmak için mi okuttular annen, baban,\nGüzel bir işin olsa da herkese olsaydı faydan,\nBir türlü anlamadım böyle akılla neden çaban,\nYıllarca okudun, mezun oldun, ev hanımı oldun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev İşçisi",
        "poet": "Vedat Sadioğlu",
        "poem": "\n\n16 Haziran 2011’de kabul edildi\n‘Ev İşçileri İnsanca İş Sözleşmesi’\nILO(Uluslararası Çalışma Örgütü) \nEv İşçisi’ni ‘işçi’ olarak gördü\n\nEvlerde, apartmanlarda, iş yerlerinde\nGündelik, haftalık, aylık işlerde\nBirçoğu zor koşullar içinde rahatsız\nEv İşçisi’ne her yerde rastlarız \n\nTürkiye’de 1 milyon ev işçisi \n%99 ’dan fazlası sigortasız kişi\nSosyal güvenlik hakkından yoksun\nEv İşçisi, her haktan mahrum\n\nTürlü hastalıklara yakalanabilen\nHer çeşit tehlikeyle karşılaşabilen \nİş kazaları en çok korktukları\nEv İşçisi, güvenceye alınmalı\n\nEmeklilik hakları mutlaka tanınmalı\nGeriye dönük hakları unutulmamalı\nOnlar,bizim annemiz,eşimiz,bacılarımız\nEv İşçisi, bizim insanımız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Kepazeliği",
        "poet": "Gülhan Özkara",
        "poem": "\n\nAdamın evi varmış \nHerşeyi bir tamam \nSüslü püslü duvarlarmış\nHiç bir eksiği yok \nYıkanan çamaşırlar asılan çamaşırlar \nTemizlik on \nPeki bir araba  varmı araba\nYok.. Ehliyet yok..\nSeyahat yok...\nYayla yok...\nİçme ılıca kaplıca yok \nDeniz yok \nPiknik miknik hak getire\nKöylü kültür ile fakirlik el ele vermiş\nTürkiyenin en az yarısı alında gebermiş\n2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Kiralayana Allah Sabır Versin",
        "poet": "Adnan Şahin",
        "poem": "\n\nEmlaktan  kiralıktır yazıyor evin penceresinde\nKomisyon vermeden  birşey alınamıyor gayri\nBir aylık fazla  verecek para yok ki cebinde\nNeden ev sahipleri bunları hic anlamıyor oy\n\nKamyona verecek taşımak için  bir sürü para \nDaha da para gerek temizlik boya ve badanaya\nHesapta olmayan bir cok parada gidecek araya\nAllah sabır versin bu devirde ev kiralayana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev li",
        "poet": "Şerife Göksel",
        "poem": "\n\nev uyandi serince, \nsuya degdi bembeyaz yüzü, \nkirpikleri islak islak, \nbakislarinda gøkyüzü, \nbakindi aynalara, \nzaman geciyordu usul usul, \nev kalkti, \ngezindi odalarda, \nküpelerini takti, \ngeceye az kalmisti, \ngace yakardi piril piril, \nküpeleri degerdi bembeyaz boynuna, \ndegerdi sehrin isiklari, \no güzel saclarina, \nyagmurlar gelirdi sIk sIk, \nevle aglasir giderlerdi, \nhüznü cøkerdi saclarina  sislerin, \ngizlice bakardi ay gøzlerine, \nev susardi, \nay'in suskunluguna, \nev siirler okurdu \nher gece, \nyildizlara, \nsayfalarca, \ndefalarca, \nyildizlar dinlerdi, \nevin gøzlerinde erirdi yildizlar, \nhayat dalardi kalabaliga, \nev søzlerini cizerken, \nbembeyaz duvarlarina, \nsIkIsIrdI ruhu, \ndaracik bedenine, \ndiyemezdi kimseye, \nevi severdi cicekler, \ngülüp dururlardi gøzlerine, \nkuslar konardi saclarina, \ncirpinirlardi heyecanla, \nkaranfiller eteklerinde, \nve tüm yollar acilirdi ønünde, \nev, \nmutluydu kendi kendine oysa, , \no amansiz gün günes dogmasaydi\nyüregini ezenler olmasaydi, \nüzenler olmasaydi,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Kediye Uygun Olsun",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nEv kediye uygunsa,  bu işe başlamalı,\nUygun değil diye de, sokağa salmamalı…\n\nSekizinci kattasın, artık besleyeceksin,\nHiç başlama isterdim, geriye dönemezsin…\n\nO artık senin canın, ailenden birisi,\nHiç edinmeyeceksin, terk etme düşüncesi…\n\nKedin çıkabilmeli, nefsi istediğinde,\nCadde bulunmamalı, kapısının önünde…\n\nBahçeli ev uygundur, bol toprağı bulunur,\nHem özgür hayatı mutluluğu da bulur…\n\nEvimi dönüştürdüm, düzenimi bozmadım,\nKedi tavuk değildir, ruhunu da anladım…\n\nEvin uygun değilse, sokaktakini besle,\nMerhamet Rabbin emri, sen pekiştir sevginle…\n\n(2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Pidesi Tadından",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nev pidesi tadından\nkaybolur üzüntüsü\nne bulur süzüntüsü\nve gidesi kadından\n\nçenesi düşer yerde\ndağılsa bulamazsın\nyığılsa dalamazsın\ntat bırakır değerde\n\nyaka bile silkesin\nanlasan için rahat\nkopar kopacağı hat\ndoldurası helkesin\n\ntatil temizliğin var\nhalıların döverken\nçalıların geverken\namanı çabuk kovar\n\nozan efem erkenci\nakşamı olur olmaz\nyaşamı alır almaz\ndevesinde dikenci\n\n130112çiğdem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Kızı Hayriye",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nEv Kızı Hayriye\n\nEvvelden ev kızıydın,\nSiyah beyaz rüyaları olan.\nŞimdi el kızısın renkli ve sinemaskop,\nBir dünyada yaşayan.\n\nBeyoğlun’da çalışıyormuşsun,\nİstiklal caddesinde miymiş ne işin.\nEtek boyun diz üstü kısalmış.\nTopuzunu bozmuşun saçların,\nOmzuna dağılmış\n\nEvvelden ev kızıydın\nBütün dünyan evde yaşamak.\nKırdın zincirlerini aştın kendini.\nGözün açıldı şimdi değişti dünyan.\n\nAh be Ev kızı Hayriye________\nYıktın bütün hayallerimi. \nEn sonunda kaçtın kendin gibi bir deliye. \n\n11.12.2009.Cuma\nTuğrul Ahmet Pekel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev ödevi",
        "poet": "Nazlı Arman",
        "poem": "\n\nYaşamın iyi çalışılması gereken\nBir ev ödevi olduğu düşünüyorum\nSıkılmamak için sevdiğiniz\nBir kaç arkadaşınızıda çağırabilirsiniz\nArada şarkı,şiir\nAŞK 'ı da atıştırarak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Sahibi",
        "poet": "Nizamettin Özel",
        "poem": "\n\nBenim dünyada gözüm yok, bildiğin gibiyim; \nSorarsan, göklerin ortasında bir ev sahibiyim...\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Sahibi",
        "poet": "Ethem Altan",
        "poem": "\n\nİnan olsun bıktım ondan\nSokak sokak dolaşmaktan\nİstedim bir evim olsun\nVermedi bize yaradan.\n\nÜç ay burda,beş ay orda\nYolcu oldum sanki handa\nNakliyeci biraz bekle\nMasa kalmış arkaamızda.\n\nEv sahibi nere dedi? \nHanımı da kira dedi\nİki evli ev sahibi\nBiri gitti biri geldi.\n\nAy başında verem dedim\nVallahi beklemem dedi\nBırakayım dedim rehin\nNakit lazım olmaz dedi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Sahibi",
        "poet": "Sezai Güler",
        "poem": "\n\nNe kiracı kontratı gerek ne kira mühleti\nKefaletin de teminatın da Yaradandır \nYâr, kalbimdeki yerin her daim ev sahibi...\n\nS.Güler-29.12.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Sahibi",
        "poet": "Şevki Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nMal sahibi, mülk sahibi\nVicdan eyle ev sahibi\nHani bunun ilk sahibi? \nVicdan eyle ev sahibi\n\nYol yordamı bilmez misin? \nGörmez, duymaz aciz misin? \nHiç acımaz kalpsiz misin? \nVicdan eyle ev sahibi\n\nPara ile dost olunmaz\nİyi insan tez bulunmaz\nDünyada bâki kalınmaz\nVicdan eyle ev sahibi\n\nFiyatta pahacı olma\nKirayı hep peşin alma\nParayla baş başa kalma\nVicdan eyle ev sahibi\n\nGurur, kibir kötü olur\nBir gün ölüm gelir, bulur\nMalından hesap sorulur\nVicdan eyle ev sahibi\n\nMala, mülke gel aldanma\nİnsanları bilmez sanma\nKiracıyı kötü anma\nVicdan eyle ev sahibi\n\nÇobanoğlu kendin yorma\nAnlamaza soru sorma\nSu içilmez yere varma\nVicdan eyle ev sahibi\n\n(29.11.1998)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Sahibi",
        "poet": "Abdurrahman Özdemir",
        "poem": "\n\nYâ Rabbi! \nSenin Yarattığın iki ev,\nBiri cennet, biri cehennem.\n\nİki evin de sahibi sensin,\nİster cennet, ister cehennem,\nDilediğinde misafir edersin.\n\nYine de senin evindeyim,\nYine de sana misafirim,\nEvinde rahmet beklerim.\nÖzdemir. 27.10.2009 Torul.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Sahibi",
        "poet": "Ömer Bayhan",
        "poem": "\n\nMevsimler dönüyor..\nYerinde durmayan sarışın rüzgar, \nbirazdan ağarıp, kar yağacak..\n\nİnsan yaşamın içinde geçici..\nKendisi misafirken, mevsimler ev sahibi..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Sahibim",
        "poet": "Ahmet Altan Ekşioğlu",
        "poem": "\n\nŞu benim zavallı ev sahibim, \nDelirmiş. \nAyı, günü karıştırmış, \nŞaşırmış. \nBugün henüz daha ayın otuzbeşi, \nKirayı almaya gelmiş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Sahibi Evden Çıkartsa",
        "poet": "İsmet Barlıoğlu",
        "poem": "\n\nErzurum ‘lu der ki; ‘Pıhart, çıhıram…\nDar dünyada ben evsiz mi galiram? ..\nToto vurdi, ben de bir ev aliram,\nBaşan parçalansın evin itoğlit…’\n\nTrabzon ‘lu der ki; ‘Öıkayrum itmaaa…\nNe vuriysun tekmalari cotume…\nDa, cideyrum, celay misun Fadime? ..\nKaldi evin kapisunda bir çilut…’\n\nAğrı ‘lılar der ki; ‘Çıhmiram ola…\nHalo bene artıh nerden ev bula? \nYöri erkek isen, get garagola,\nHa evin gappısi, ha bizim hudud…’\n\nKayseri ‘li der ki; ‘Norüyon aga? \nEv dedin mi ben oluyom tosbağa,\nGabuğum sırtımda, varmam ırağa,\nGayri artık pastırmayı sen unut.’\n\nAydın ‘lılar der ki; ‘Bas git, çorbacı,\nEvden çıkmam gaari, va mı ilacı? \nDeşerim gannını ulen yağmacı,\nFidyei necatı kirana pay tut.’\n\nİstanbul ‘lu der ki; ‘Ayol çıkarım,\nHemen Kalamış ‘ta bir ev ararım,\nBulur bir pansiyon dolmuş yaparım,\nCin diyo ki Tarabya ‘ya git Davud.’\n\nHamedan ‘lı der ki; ‘Nedarem hane,\nPencüşenbe imruz, olmaz bahane,\nO ki senin evin olmuş karhane\nMenden hayli kar alupsan, be haydud.’\n\nHalep ‘liler der ki; ‘La hevkla ve la…\nBan Erab, ban ma’sum, tahliye emma,\nSenin arzu meçhul, mutlak muamma,\nDegil burada ganun, la degil mahdud.! \n\nRoma ‘lılar der ki; ‘Mio çielo…\nİo çıkamam ki, olmaz ciorno…\nVenedik ‘ten gelsin mio folio\nO zaman görürsün; sen sana ev tut.’\n\nLondra ‘lılar der ki; ‘Etenşin mistı,\nNerede iz it dir kiranın üstü? \nKam hir Ilezıbıt, dis bed men küstü,\nÖnceden deseydi ben çoktan ay kud.’\n\nPekin ‘liler der ki; ‘Vang, benimle cenk? \nAniden olur mu çung çara çang çeng? \nVung, çıkarım yarın, zorlama inek,\nBen çıksam kim sığar bu eve, armud? ’\n\nParis ‘liler der ki; ‘Se mon batiman,\nLojman u batiman u kompağtoman,\nKış günü emposibl, asla çıkamam,\nZaten ev değil ki, en pötét kuğüt.’\n\nBerlin ‘liler der ki; ‘Es ist unmögliyh,\nBu evde oturmak bana gulükliyh,\nEvden çıkarırsan vir zind geberdiyh,\nBunu nur temizler ancak das bulut.’\n\n(DAT DARA LİLLİM isimli Şiirsel Gülmeceler 'inden > 26-28/100)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev sahibi bize kızdı",
        "poet": "Ahmet Söyler ",
        "poem": "\n\nDünya denen eve misafir geldik,\nEv sahibi bize kızdı gardaşım.\nGünah deryasının dibine daldık,\nEv sahibi bize kızdı gardaşım.\n\nSahibi dururken,dünya kızamaz,\nO'nun nizamını kimse bozamaz.\nHakkı yoktur,kiracılar azamaz,\nEv sahibi bize kızdı gardaşım.\n\nYaramazlık edip,tepişip durduk,\nBir sağa bir sola,itişip durduk.\nEzanı duydukça,apışıp durduk,\nEv sahibi bize kızdı gardaşım.\n\nVerdiği niğmete şükür etmedik,\nNeden buradayız,fikir etmedik? \nNefsimizi ezip hakir etmedik,\nEv sahibi bize kızdı gardaşım.\n\nAdaletin terazisi bozuldu,\nMilyonlarca mâsum,boşa üzüldü.\nİnananlar ezim ezim ezildi,\nEv sahibi bize kızdı gardaşım.\n\nKur'an-ı Kerim'i astık duvara,\nKanunla yasak ettik çocuklara.\nTokat yedik yanağımız marmara,\nEv sahibi bize kızdı gardaşım.\n\nŞarkılar şiirler hepsi bahane,\nÇalanın çırpanın keyfi şahane.\nDolup dolup boşalıyor meyhane,\nEv sahibi bize kızdı gardaşım.\n\nFilistin kanağlar,sesimiz çıkmaz,\nZenginler acıyıp,fakire bakmaz.\nKiracılar evin sahibin takmaz,\nEv sahibi bize kızdı gardaşım.\n\nÇıplaklık sebest,örtünmek ayıp,\nBoşa geçen zaman en büyük kayıp.\nTaşları bağladık,itlerse seyip,\nEv sahibi bize kızdı gardaşım.\n\nFelaketler katmer katmer geliyor,\nKızlarımız kapılarda meliyor.\nAhrazoğlu'm  affı Hüda diliyor,\nEv sahibi bize kızdı gardaşım.\n\n                Ağustos-1999\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Sahibi Ev Sahibi",
        "poet": "İsmail Tanrıverdi Ercişli",
        "poem": "\n\nMisafir olduk bir eve                   \t İkramları baldan tatlı\nKarşıladı seve seve                      \t Evi vardır iki katlı\nMuhabbetle girdik eve                  \tKüfre karşı pek inatlı\nMutlu etti ev sahibi                       \tMüslüman dır ev sahibi\n\nGelen gidenleri sever\t\t    \tHatim kuran bol okunur\nAllah resulunu över                      \t Zalimlere çok dokunur\nGünah olsa dizin döver                 \tAllah diyen ferah bulur\nGünnahbilmez ev sahibi                \tAllah diyer ev sahibi\n\nSohbet muhabbetle bakar\t   \t Allah diyen gelsin bize\nAllah diyip yürek yakar\t\t  \t Çaylar ikram edem size\nNefis şeytan olmuş bakar\t\t Dua edin sizler bize\nNefsi yener ev sahibi\t\t\t Dua eder ev sahibi\n\nMuhabbetin sonu olmaz\t\t\tTarikat yolunda giden\nAllah diyen hiç yorulmaz\t\tNefisleri köle eden\nKardeşini yolda koymaz\t\t\tAllah diyip zikir eden\nYol kardeşi ev sahibi\t\t\tYol yolcusu ev sahibi\n\nSemaverde çay kaynıyor\t\t\tGüzel olur Allah yolu\nMisafirler allah diyor\t\t\tGönlümüz Allah la dolu\nDünya alem hep biliyor\t\t\tNakşibendicin bir kolu\nBunu bilir ev sahibi\t\t\tTasavvuf cu ev sahibi\n\nMuhabbetsiz çay kaynamaz\t\tMuhammed in Ümmetisin\nDervişler yerinde durmaz\t\tİbrahim in milletisin\nMisafirsiz hiç ev olmaz\t\t\tİyi huylu niyetlisin\nCandan sever ev sahibi\t\t\tHuyu güzel ev sahibi\n\nİsmail der gül açacak\t\t       \nNefis şeytandan kaçacak\t       \nArkasından hep bakacak\t       \nKovalıyor ev sahibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "“Ev Sahibimiz Halı Çırpıyor”",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHakkı var ev sahibim, halısını çırpacak,\nÇamaşırlarım var ki hiç de aldırmayacak…\n\nLaf mı söyleyemeyiz hocam, çık deyiverir,\nŞükür halime şükür Rab sabrımı vermiştir…\n\nDesem, şunu hiç çırpma evi hemen boşalt, der! \nKimse bize ev vermez aç kalır tüm kediler…\n\nOnlarla yaşamakla Rab’be şükür ediyoruz,\nŞerefsiz dahi dense itiraz etmiyoruz…\n\nTüm hayvanlarım doysun mamadan faydalansın,\nÖncelik merhamet ki iyilik aksamasın…\n\nBaşka türlü yaşanmaz garibiz, garibanız,\nRab’den başka dostum yok böyle yaşayacağız…\n\n(2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "“Ev Sahibimin Arıları”",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nKüçük bir mahallede, iki buçuk katlı ev,\nEv şahsımın değildir, çünkü yüreğimiz dev…\n\nBunu niçin diyorum, dev olduğumdan değil,\nZaten zerre gibiyim, sen şahsımı bir hiç bil…\n\nAsıl sorun bu değil, bir arıcılık işi,\nBahçemde kovanlar var, onlar için kâr işi…\n\nŞahsım için bir zulüm, anlatılmaz bir şeydir,\nAnlatsam kovuluruz, her türlü zarar gelir…\n\nKatlandıklarım vardır, kimseler katlanamaz,\nAnlatmak istesem de, şahsım inandıramaz…\n\nSokak kedilerinin, geçitleri bir yoldur,\nÇok kimse düşünemez, düşünmesi de zordur…\n\nArılarca sokulur, sokuluruz bütün gün,\nKedi geçitlerinden, yok ediliriz tüm gün… \n\n(2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Sahibine Ev Dar Geliyor, Denilir mi?",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nOnlar, çık diyebilir süre dahi tanımaz,\nDışarıda kalırsın kalanın hesaplanmaz…\n\nEv güzel, diyeceksin ya da hep susacaksın,\nİşin bitene kadar ondan hep kaçacaksın…\n\nCaddeden mi geliyor hemen bir yere gizlen,\nCami de mi rastladın çık git tespih çekmeden…\n\nÇünkü o ev sahibin seni hiç sevmeyendir,\nKafası estiğinde alaşağı edendir…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Sahipleri Mucize mi Beklerler?",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nEvleri kiralıksa, kiralamak isterler,\nHer istediklerini, mislisiyle öderler…\n\nSanki eskimeyecek, paslanmaz çelik midir? \nOn yıldır oturulmuş, evin altın değildir…\n\nHâliyle yıpranmıştır, temiz dahi kullansan,\nHer ev eskiyecektir, otursan, oturmasan…\n\nMucize mi beklerler, anlayışlı olsunlar,\nOturdukları yere, dikkatle baksınlar…\n\nHer ev eskiyecektir, dışarıdan da olsa,\nAz çok yıpranacaktır, içi boş dahi olsa…\n\n(2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Senin Sultanım",
        "poet": "İsmail Dinçer",
        "poem": "\n\nKapı senin, eşik senin\nYorgan senin, döşek senin\nMutfak senin, banyo senin,\nEv zaten senin, Sultanım.\nBen ise eşiginde köpek\nBazen içeri alır beslersin\nBazen kızar döversin\nHoşt hoşt der kovarsin\nBen yine de kapında köpek.\n\nMutfak senin, tencere senin\nSofra senin, ekmek senin\nSen hazırlar sen yersin\nBana ister verir, ister vermezsin\nBazen bir parça atarsın\nBir söz ile boğazıma düğümlersin\nGözyaşlarımla boğar\nBaşka kapilara sürüklersin.\n\nPencere senin, perde senin\nHalı senin, divan senin\nÇatı senin, baca senin\nEv zaten senin,Sultanım\nBen ise kapında köpek\nHep eşiginde beklerim\nHoşt hoşt deyip kovalasan da\nDöner dolaşir\nYine beklerim..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Türküsü",
        "poet": "Cahit Koytak",
        "poem": "\n\nşairim ben, varlığın evinde oturuyorum,\ndüzgün ve temiz tutuyorum onu,\nher gün silip süpürüyorum,\nhavalandırıyorum yeni esintilerle.\nbuna karşılık, Ev Sahibim de\nkira almıyor benden.\n\nerken kalkabiliyorum her sabah; \nneden mi, çünkü, güneşin doğacağı saate\nben kendim karar verebiliyorum bu evde.\nkalkıp önce yıldızları topluyorum\ngece ortalığa saçılıp dökülen; \nsonra tarlaları suvarmaya gidiyorum,\nçayırları biçmeye,\nkendi küçük göğümde; \n\nikindi üzeri, serin gölgeleriyle\nperçemlerinizi, yüreklerinizi yalayan.\ngöçmen kuşlarla dolduruyorum nefesimi,\nve karışıp onların arasına—\nalçak uçuşlarla, sizin göklerinizde\nkendi küçük kanatlarımı deniyorum\n\nbelki takıp peşime bir turna sürüsünü,\nbir sözcük katarını,\nbir gün geri getirebilirim diye\nonlarla birlikte,\nçocukluğunuzu, geçmişinizi,\nyaşlandıkça alçalan, daralan,\ngit git mezara benzeyen evlerinize.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Yapmak  Mezereye",
        "poet": "Kemal Alkurt",
        "poem": "\n\nBen mezereye bir ev yapsaydım\nİki odası olsun isterdim\nSeherde kuşları konuk ederdim\nOrman tarafında penceresi olsun \nAy ışığı odama dolsun isterdim\n\nBen yaylaya bir ev yapsaydım\nAltına ahır koymazdım \nNefret ederim yaş mayıs kokusundan\nKuzeyine cam açmazdım\nÜzülürüm dumanın gelmesini görmekten\n\nen ziyade maviyi birde güneşi sevdim\n\nVe ben İstanbul a bir ev yaptım\nOdaları geniş, güneşi kirli   kuş sesi yok!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev sokak cadde ve köy-mahalle ilçe belde Bu ışık sönmemeli-tutulmalıdır elde",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nBir titreme sarsıntı-kısa bir baş dönmesi\nNe oldu ne oluyor-ışıkların sönmesi\nYıkıldı yıkılacak-ilk donup kalıyorsun\nAkla kaçmak geliyor-altlara dalıyorsun\nEv sokak cadde ve köy-mahalle ilçe belde\nBu ışık sönmemeli-tutulmalıdır elde\nNere nasıl ne biçim-merdivenler asansör\nŞuursuz koşuşmalar-baş dönüyor gözler kör\nYıldırım hızıyladır-o akıldan geçenler \nKader çizgisi ayrı-yerlerini seçenler \nEv sokak cadde ve köy-mahalle ilçe belde\nBu ışık sönmemeli-tutulmalıdır elde\nÖlüm gelip bulacak-bugün olmazsa yarın\nYerlere yıkılanın-yanına hemen varın\nİnsanoğlu demişler-ondadır mücadele\nDeniz ırmak barajlar-yaparak çekmiş çile\nEv sokak cadde ve köy-mahalle ilçe belde\nBu ışık sönmemeli-tutulmalıdır elde\nKale bina saraylar-apartmanlar anıtı\nİnsanın eseridir-ortadaki kanıtı\nNice sarsıntı görmüş-camiler minareler\nHepsi dimdik ayakta-hep bulunmuş çareler\nEv sokak cadde ve köy-mahalle ilçe belde\nBu ışık sönmemeli-tutulmalıdır elde\nDeprem kuşağındayız-korku sıkıntı kuşku \nBir şeyler olmaz deriz-böyle değişir doku \nAfyon Sultandağı Çay-Bolvadin'de zelzele\nÖldü onlarca insan-düştük kötü bir hâle\nEv sokak cadde ve köy-mahalle ilçe belde\nBu ışık sönmemeli-tutulmalıdır elde\nİnsan değerli varlık-zayiat fazla bizde\nÖğrenmeli bilmeli-görevler bütün sizde\nYapılan o işlerin-hemen hakkı verilsin\nSöz ve davranış ile-yapmayanlar yerilsin\nEv sokak cadde ve köy-mahalle ilçe belde\nBu ışık sönmemeli-tutulmalıdır elde\nYazan Öğretmen Hasan- biz kurban olmayalım \nBana olmaz demeyin-kaybolur yeşil dalım \nBu durum çok önemli-hiç savsaklamamalı\nSonra vakit geç olur-hep kalırız yamalı\nEv sokak cadde ve köy-mahalle ilçe belde\nBu ışık sönmemeli-tutulmalıdır elde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev üstüne ev",
        "poet": "Nedim Uçar",
        "poem": "\n\nNe de güzel söylemişler zamanla,\nBir kurşunla iki düşman vurulmaz.\nAnladım ki bu yalancı dünyada,\nEv üstüne yeni bir ev kurulmaz.\n\nHüzünleri içerine atarsın,\nKahırları lokma diye yutarsın,\nOlanları düşündükçe batarsın,\nEv üstüne yeni bir ev kurulmaz.\n\nÇıkarırlar sığıntıya adını,\nAlamazsın yaşantının tadını,\nDökemezsin kimselere derdini,\nEv üstüne yeni bir ev kurulmaz.\n\nKilitlenir duvarların kapısı,\nTaşa döner tahta damın yapısı,\nOnun olsun sarayların hepisi,\nEv üstüne yeni bir ev kurulmaz.\n\nHayallerin suya düşer sel olur,\nUmutların uçar gider yel olur,\nYakınların uzaklaşır el olur,\nEv üstüne yeni bir ev kurulmaz.\n\nKalp dayanmaz böyle mutsuz yaşama,\nHüzün verir çekilen her aşama,\nEzik durma yere doğru düş, ama,\nEv üstüne yeni bir ev kurulmaz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evcilik",
        "poet": "Nizamettin Özel",
        "poem": "\n\nÇocukluğumuza dönelim hadi,\nFakirliğimize.\nOn kuruşa aldığımız, tap taze,\nEkmeğimize...\n\nHatırlar mısın, denize girerdik ya; \nDenize.\nYaklaştırmazdık kimseyi, kumdan\nKalemize...\n\nKarı koca olurduk, evcilik oynardık,\nBiz bize.\nGördün ya, ayrı evlilik yaramadı işte\nİkimize...\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Zamanı",
        "poet": "Abdülkadir Budak",
        "poem": "\n\nBüyük istasyonlardaki büyük vedalar için\nTrenler uzun bekler güzel bir gelenektir\nBüyük istasyona benziyor artık bu ev\nTren bir yolcu daha edinecek demektir\n\nBulunduğum ruh halinden şöyle bir bakıyorum\nŞu odanın biçimini alan ben değilim sanki\nŞu mutfağın çeşmesinden akmamışım su yerine\nSofrayı donatmamış oturmamışım balko....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evcik",
        "poet": "Valide Sultan",
        "poem": "\n\nHatıralara takılıp kalmış ruhum.\nYemek ocakta,\nÇocuk kucakta.\nBense hala tadındayım,\nEvcik kurduğum zamanlar,\nTenekelerde pişirdiğim\nTomurcuğun.\n\nvalide sultan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ev Yok, Diyorlardı",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nBir süre yerleşecek sonra ayrılacaktım,\nKira ne isterlerse rakam kırmayacaktım…\n\nFakat şahsım bekârdı, ev vermeyeceklerdi,\nNamusumuz var, deyip güvenmeyeceklerdi…\n\nHiç kimse ev vermedi, kefil bulamamıştım,\nBelde uzak yerdeydi dönüp arayacaktım…\n\nTekrar geriye döndüm, aktarmalı şekilde,\nKandil Kasabası’ndan, Yozgat’ın ilçesine…\n\nÜç kez tekrarlanınca sonunda ev verdiler,\nEv ev gibi değildi, rakamı yükselttiler…\n\nKasabadan kefilim bize arka çıkmıştı,\nBir yıllık peşin para kapıları açmıştı…\n\nDaha doğrusu kiler, ev gibi düzenlendi,\nTuvalet banyo ile su kanalı döşendi…\n\nDöndük ve de yerleştik sıkıntılar başladı,\nÇünkü tek başınayız şahsımız tam yalnızdı…\n\nHoş geldin diyen de yok hoşnut karşılanmadım,\nSuratlar asılmıştı daha henüz yalnızdım…\n\nNe zaman gelecekler, diye soruyorlardı,\nYalnız değilim deyip, şahsım oyalamıştı…\n\nGelenim olmayınca, Hocam çık diyorlardı,\nKira çok yükseltilmiş, bizi zorluyorlardı…\n\n(2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evarkadaşı",
        "poet": "Küçük İskender",
        "poem": "\n\nÖlü kuşlara attığın yem\nsuladığın kırık dal\nhatırlayamadığın telefon numarası\n\nNedendir bilmem\nzamanın keskin yüzünde vücut bulan o ihmal\no yabancılık merakı, o ihanet ihtirası\n\nağladıkça temizlenip parladılar mutfakta seni bekleyen bulaşıklar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evcilik",
        "poet": "Burcu Erten",
        "poem": "\n\nKuklalarla\nağlardı o zamanlar çocuklar\nkendi duygularını söylemeye uzaktılar\nne zaman\nbir evlilik konuşulsa \nevcilik konuşurlar\nduyguların arasında kaybolmuş\nbüyüyememiş çocuklar..\nSonra el ele tutuşarak döner\nşarkılar söylerlerdi\nsözlerini kendileri uydurur\nuydurdukça eğlenirlerdi\n\nÖzgürlerdi; \n\nAnneleri çağırıncaya kadar..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evcilik Oyunu",
        "poet": "Nurcan Bingöl",
        "poem": "\n\nevlilik iki ayrı kişiliğin, iki ayrı ruhun ve bedenin \nbir evde bütünleşmesi gibi; \nne kadar zordur halbuki\nbir evcilik oyunu...\nbaşkasıyla bir evi paylaşmak \nzevkler ayrıyken, istekler de farklı olabilirken\nyattığın yatakta bir başkası olması, \nbanyoyu bir başkasıyla paylaşma zorunluluğu,\n yemek saatini kendine göre değil de \nortak bi saate alınması, wc de bile sıra bekleme gerekmesi, \ndiş macunu artıklarını lavaboda görmek \nve hiç bişeyi istediğin, bıraktığın şekilde bulamamak \nözgürlüğün bitimi mi evlilik \nbelki ewt ama; kötü mü asla...\n\newlilik paylaşmak, yalnızlıktan sıyrılmak bütünleşmek, \ntamamlanmak, aşk varsa evlilikte en güzel rüya \nherşeyin tadı başka \nyemeğin, oturduğun koltuğu paylaşmanın, \nyatağında sıcacık bir bedene sarılmanın \nve hep seni özleyen birinin olmasının güzelliği...\nhele ki bu evlilik ağacı meyve verdiyse\nçoğaldınsa iki tenin birleşmesinden bir aşk daha doğduysa \nişte bu evliliğin en güzel rüyası \nmucizevi varlıkla tanışma hissi; \nonu kendine benzetmek \nya da bak  kızımızın burnu da sana benziyor demek \nişte o an için daha güzel bişey yok...\newlilik aşkla başlar, bağlılıkla devam edermiş\nmeyvesini verir hayranlıkla sürer gider; \nsonra alışkanlık olur adı, aşk gider saygı kalır geçmiş adına...\nbazısı ilerler, bazısı körelir yok olur \nkurur işte bir ağacın dalları gibi, \ntek gerçeğin o ewlilikten sana kalan\naşk meyvesi olur seni bağlayan\n o yoksa aşkta senden gittiyse evlilik çatırdar, \nkökleri artık sağlam değildir... \nİlgidir evlilikte ki en önemli besin kaynağı, \nilgiyi, heyecanı yitirdin mi vay haline \nsıkıcı bir hayat hikayesine döner evciliğin... \nYa alışılmışlıklarla yaşamak, \nyaşanmışlıklar hatrına sabretmek\n kendinden ödün vermek\n ya da yaşandı bitti deyip \nyaşanmışlıklara teşekkür edip \nherkes kendi yoluna deyip sabretmeyi değil,\n kendi isteklerini yaşamayı seçmek... \nevlilikte aşk biter evcilik devam edebilir...\nsevgi azalmış boyut değiştirmiştir olabilir...\nalışkanlık olmuştur sürer gider...\nama; saygı gitti mi herşey biter!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evde Bıraktın",
        "poet": "İzzet Selçuk Cumaoğlu",
        "poem": "\n\nBenimle yaşanmışı bir gün anarsan,\nSilme göz yaşlarını, bırak aksınlar,\nBir daha gelir sanma o hatıralar, \nEski evde bıraktın geçmişimizi.\n\nGün batımı aklımdan hep sen geçersin,\nNe acılar çekerim kederim sensin,\nMazi bende yaşarken sen neredesin,\nEski evde bıraktın geçmişimizi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evcioğluna Destan",
        "poet": "Abdullah Odabaş",
        "poem": "\n\n(Sami EVCİOĞLU'na) \n\nMektubunuz can tazeler,                 \t\t\nSelam sefa size kardeş,                 \t\nGönlümü şad fetheyledi,                 \t\t\nSelam sefa size kardeş,                 \t\n\nHep bir şaha köle gurban,               \t\t\nMevlam bize kıldı ihsan,                \t\nSaf gönüle dolar irfan,                 \t\nSelam sefa size kardeş,                 \t\t\n\nKalem alet dil tercüman,\nKalb hazineyi kenzi rahman,\nNazargahı arşu rahman,\nSelam sefa size kardeş,\n\nMürşid kamil üstadımız,\nDünya ukba iftiharımız,\nKurban ona hep varımız,\nSelam sefa size kardeş,\n\nMeftuniyi görün mazur,\nÇok kusuru diler özür,\nİlyas mısın yoksa hızır,\nSelam sefa size kardeş,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evde Fırtına",
        "poet": "Emine Güllüoğlu",
        "poem": "\n\nBiz ne deniz\nNe dalgalar gördük güzelim\nBazen fırtınalara dönüştü\nAldı götürdü kumları\nBilinmeyen yerlere,\nBazen dalgalar geri getirdi.\nBazen fırtınalar korku saldı içime\nMavi deniz siyahlara dönüştü.\nO azgın dalgalar dağlara dönüştü.\nSanki kıyametler kopuyor gibi.\nFırtınalar ardından sükûneti getirdi.\nDeniz yine bildiğimiz o mavi deniz\nDalgalar sahile vuran bir müzik\nİşte yine mutluluk, işte evimiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evde Pazar",
        "poet": "Hüseyin İrfan Kıbrıslıoğlu",
        "poem": "\n\nYine günlerden Pazar bu gün\nUykudan geç kalktım ama\ntelaşım yok nasılsa hiç.\n\nPorselen demlikte demleniyor çayım\nBirazdan tüter kokusu.\nTost makinesinde eriyor\nKarışık tostumun kaşarı\n\nÖnümde bol renkli, bol ekli\nPazar gazeteleri,\nRadyomda  sıradan bir müzik.\nDerdim,tasam tatile girmiş sanki\nNe güzel şeydir,\nşu pazar miskinliği.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evden Uzak",
        "poet": "Abdulhakim Öztürk",
        "poem": "\n\nŞu gurbet ellerinde kaldım yapayalnız\nHasret kaldı yüreğim çırpınışlara çaresiz\nBedenim duygularım hasret kaldı aciz\nKonuşamıyorum, anlatamıyorum yalnız\n\nGözümdeki hüzün söyleyemediğim sözlerim\nGünlerim hasret anılarım hasret oldu benim\nHasret noktalanmış gelmiyor ilhamım\nToprak yağmura, ağaçlar meyve’ye gözlerim umuda benim.\n\nKimi hasret kalmış anasına, kimi babasına\nKimi çiçeğine kimi bağına, kimi dağına\nKimi tandırda pişiren ekmeğine aşına\nKarakıştaki zorluklara değil hasretim umutlarıma\n\nGidiyorum kimselerin bulamayacağı yerlere\nGözlerimde hüzün yüreğimde umutlarım\nDöştüm yapayalnız gurbet ellere\nGözlerimde hasret, yüreğimde çocuklarım\n\nUyku tutmayan gecelerimin adını hasret koydum\nGözlerim tavana takılı kaldı yıldızları saydım\nHasretim düşlere, özlemim duygulara,\nKalbim, hislerim hepsi umutlarıma kaldı\n\n\t\t\tAbdulhakim ÖZTÜRK\n\t\t\t   Mayıs 2007 Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eve Doğru Adımlar",
        "poet": "Ali İhsan Öztürk",
        "poem": "\n\nGün batımı yalnız bir adam ben\nYürüyorum masumca, usulca,sessiz\nEve gidiyorum kendimden habersiz\nBir ev ki o; hatıralarla dolu\nAma içi bomboş.\n\nVardığımda beni kimse karşılamayacak\nKapıyı kendim açacağım\nYemeğimi kendim hazırlayacağım\nTelevizyon en iyi dostum olacak\nYatakta kim  bilir hangi yastıkla uyuyacağım\nBelki düş bile göreceğim.\n\nSabah alacağım bir duş\nBüyük bir zevkle hazırladığım\nO enfes kahvaltı\nHiç kimse uğurlamayacak beni çıkarken\nYine kendimle başbaşayım işte.\n\nBu duygularla dolu olan ben\nYürüyorum evime doğru\nYürüyorum umutsuz adımlarla\nYürüyorum kendimden, emin ama kararsız\nYinede yürüyorum ya işte.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evdeyiz Pazar gününde",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nEvdeyiz Pazar gününde\nKimse kalmasın dününde\nZalim pişmanlık duyacak\nCehenneme sürgününde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eve Dönen",
        "poet": "Necati Cumalı",
        "poem": "\n\nDolandım dolaştım boşandı yağmur\n....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eve  Gitmek  Istiyorum 1. Bölüm",
        "poet": "Zeynep Şekerci",
        "poem": "\n\nGittigimde cocuksu gözleri isil isil olmustu.Uzun süre elini tuttum o da elime yapismis gibi  birakmiyordu. Ona destek verircesine tutuyordum elini kolunu.Gözlerinin ici gülüyordu.Umut edercesine, medet umarcasina eve gitmek istiyorum. Yetmisbes yasina iki gün kala yaslilar evine gitmek zorunda kalmisti. O zamanda cocuk gibi agzini büzerek aglamisti.Caresiz gitmek zorundaydi.  Kocasi felc  gecirmesine ragmen en az on yildir  karisinin tüm sorumlulugunu  üstlenmisti. Simdi her sey gözüne geliyor bu büyük sorumlulugu devam ettirmege cesareti yoktu. Tek elle ona yetemiyordu. Her seferinde kadinin kalkip oturmasina yardimci olurken  caresizlikten aglayacak gibi oluyordu. Karisinin düsmesinde korkuyordu. Gücüde yetmiyordu. Cok iyi bir esti. Sabah kalkip Kahvaltisini hazirliyor kadinin bir dedigini iki etmiyordu. Bir gün onun karisini tuvalete gidebilmesi icin tekerlekli sandalyeden  nasil tek elle kaldirdigina sahit olmustum. Ona cok büyük bir saygi duydum,  elini kadinin sirtina koymus tek elle yukari dogru kaldirmaya calisirken yüzü gözü kafasi kipkirmizi olmustu.. \n\n13.11.2016  Bad Hersfeld\n\nZeynep Sekerci\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eve Gitmek Istiyorum 2. Bölüm",
        "poet": "Zeynep Şekerci",
        "poem": "\n\nGecen gün bana bir  haber göndermis konusma haberi; ama ses yok. Cünkü konusamiyor telefonda,sesiz bir haber gönderiyor; anla iste sana ihtiyacim var der gibi, beni unutma! … Onu hic unutmuyorum.Yaslilar evinin önünde her gectigimde onuda aniyorum. Ona sesli bir haber gönderiyorum. Sakin seni unttugunmu düsünme islerim cok yogun en kisa zamanda seni ziyaret edecegim. \nBu ikinci ugrayisim di. Iki kisilik bir oda da kaliyordu. Nasil alistiniz mi dedim. Burdakilerin hepsinin Kafasi karisik diyordu. Bir tek kafasi düzgün olan kendisiydi anladigima göre. Bir kilo almisim dedi. Cok güzel bunu diger is arkadasina  da söyleyecegim o da cok sevinecek. Yemek zorundayim. Tabiiki  yemeginizi yiyin, yoksa gücünüz kalmaz.Koltuk cok alcakti orada ne zamanda beri oturuyorsunuz. Saat Onbesten beri. Fazla yükünüz yok yaslilar evine. Gülüyor gözleri bayram yeri. Ama aksamlari korkuyorum. Kolunda bulunan cagri ziline bakiyor cok mu caliyorsunuz evet diyor.ikimizde gülüyoruz. Bende kapiniz kitli burda size bir sey olmaz diyorum. \nEve gitmek istiyorum. Eve gitmek istiyorum derken gözlerimin icine bakiyor. Bende o karari ailenizin vermesi  gerekiyor dedim. Ona  bos umut vermek istemiyorum. Umutlarinida kirmak istemiyorum. Oglu bekleyelim önce demisti.  Bende bir süre beklemeniz gerekiyormus diyorum.  Soruyor:  Ne kadar? Aileniz size bilgi verecek yakin zamanda.  Ona bakarken icim eziliyor. Aglamamak icim büyük caba sarfediyorum. Ona cesaret vermem gerekiyor. Tuttuyorum  kendimi asansöre gidene kadar. Ondan sonra gözlerimde düsen yaslara engel olamiyorum. \n\n14.11.2016 bad Hersfeld \nZeynep Sekerci\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Everek",
        "poet": "Hayri Çağlayan",
        "poem": "\n\nPüse gideriz kartına\nAşkı değişmeyiz altına\nŞahlanırda gireriz \nBiz Allahın sıratına\n\nEverek amman everek\nGavgayı hiç bilmeyiz\nBizim işimiz severek severek\nGadan alayım gadan alayım\nDüğününde dümbelek def çalayım\nAşkı bilmez gızları\nMerayada salayım\nAşkı bilmez adamı\nSultan saza salayım\n\nBay Ali Dev Aliyiz biz\nKin tutmaz yüreğimiz\nCoşar akar içimizde\nBuz gibi köşkpınar elbiz\n\nEverek amman everek\nGavgayı hiç bilmeyiz \nBizim işimiz severek severek\nGadan alayım gadan alayım\nDüğününde dümbelek  def çalayım\nAşkı bilmez gızları\nMerayada salayım \nAşkı bilmez adamı\nSultan saza salayım\n\n(29 ekim 2012 ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evereka da Avurupa Evereka",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nHas yüzüne hasret miyim.? ... der gibi\nÖzüne sözleşip\nCanına koyarak\nBağrına basamıyorsa bizi Avrupa\nNe biçim sevinmek şunun şurası ciğer parçamızdan bizi yolan koparan\nYerinden kımılda demedikçe müsade yok sana \nNe ışıkla görüşmeye, ne gölgeyle tanışmaya, ne de dünyanın aynasıyla bakışmaya\nDersem ki otur...\nDiken de olsa oturup yıkılacaksın, dersem ki çakıl\nMı olacaksın mı\nDersem ki görme geceyi\nKaybolup gideceksin karanlıktan daha keskinlerin uğruna düşüp\nDersem ki çıkma sabaha...\nÖleceksin hiç itirazsız adsız bir mezar gibi\nDer ve dayatırsa bize bizsizliği etrafı tel örgülerle kapalı kutu kıta\nAvrupa\nAvrupa\nAvrupa\nBulduk gittik dese ya belasına razıysak eğer,\nKi...Evereka....ne Evereka...! \n\nSeyfi Karaca.........Ocak / 12\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Everest",
        "poet": "Nizamettin Özel",
        "poem": "\n\nHatıra oldun zaman tünelinde; \nVarlığım ve yokluğum bütünüyle elinde.\nSöyle zalim, kaç santim yer düşer bana,\nEverest gibi yüksek gönlünde...\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eve gitmek istiyorum 3. Bölüm",
        "poet": "Zeynep Şekerci",
        "poem": "\n\nBu gün günlerde 14 Subat.  Cicekciye ugradim. Gözüme hos gelen acik eflatun renginde acan bir saksi cicegini begendim.  Kime aliyorsun? Kendime dedim. Bir de hosuma giden beyaz uclari kirmizi bir gül´ü sectim onu da beyime hediye edecegim. Sonra Cicekci  güzeli cok kibar bir jest yapti. Bana da bir gül paketledi. Yani hediye. Tesekkür ettim.Gülümsedi.\nEve giderken  keske bir cicek daha alip yaslilar evinde kalan hastama götürseydim diye icimde gecirdim. Neyse ki  yolumun üzerinde bir cicekci dükkani  daha vardi. Oraya gittim. Tek gül mü alsam? yoksa saksi cicegimi diye düsünürken, saksi ciceginde karar kildim. Onun cicekleri cok sevdigini biliyordum.Bir parca sevindirmek istedim. \nGüzel bir tasarim di. sanki bahari yumurtayi  civcivleri de cicege eklemisler gibi. Kirik yumurta kabugu Bir iki kus tüyü kahverengi beyazimsi  sonra kuru dallara asilan cicekler asagiya bakan zambaklar gibi,yesil ana cicek asagi dogru  tel tel sarkan cinsten;  bir de bahari andiran sari acan bir lalesogani…. saksiyi sardirip aldim. Odasinin degistigini biliyordum. Sordum söylediler. Gittigimde hala yemek masasindaydi.Beni  gördü sevindi. Nasilsiniz?  dedim. Yine yüzünü burusturup aglamaya basladi  katila katila sesli sesli,cocuk gibi. O öyle katila katila aglarken;  dayanamadim benimde gözlerimde  sesiz yaslar ona eslik  etmege basladi. Sonra  tamam o zaman  birlikte aglayalim  dedim. Bu sefer ikimiz birden güldük. Tam orta yerde cok komik oldu.\nTabakta kalan yemegini yedireyim mi? diye sordum yok dedi. Pudingine hic dokunmamisti. O nu yemek ister misiniz?  hayir anlaminda kafasini salladi. Odaniza götüreyim sonra yersiniz. Yine hayir anlaminda kafasini salladi. Tamam o zaman sizi odaniza götüreyim mi evet dedi. Etrafima bakindim orda duran hemsireye odasini acmasini rica ettim. Hemsire bizimle birlikte geldi.Onun tekerlekli sandalyeden koltuga oturmasina yardim ettik. Hemsire  kim seviliyormus belli oluyor dedi saksiya bakarak. \nOturup uzun uzun konustuk. Bazen onu anlamiyordum. Agzindan cikan kelimeler bazen anlasilmiyor.Bir kac kere tekrar edip hala ne demek istedigini anlamadigim bir kelimeyi  yazmasini istedim. Yazdi megerse torununun adiymis. Ona da birlikte güldük. \nOdasi cok güzel  genis ve havadar di. Bir tane de balkonu vardi. Hic arkadasiniz varmi? dedim. Var dedi. Bende yaslilardan birini adini verecek diye beklerken…Kim dedim? Bir bayan ismi söyledi. Hangi katta kaliyor.  Yaniniza gelip gidiyor mu? diye sordum. Bir de baktim biraz önce bize kapiyi acan hemsireyi anlatiyordu.  o  idi arkadasi. Cok iyi biri dedi, sevindim. Odasini begenmem onun hosuna gitmisti.Konusmamiz esnasinda  esinin kendisine bakacak durumu olmadigini anlattim. O yüzden kendisini  üzmemesini istedim. Gitmek üzere vedalasmak istedigimde  zamani biraz uzatmak istercesine kolunda bulunan hemsireyi cagirma ziline  basmayi uzatti. Sonunda gitme zamani gelmisti. zile basin hemsire gelsin sizde dinlenin dedim.  Ve onu onlara teslim ettim. Üzgün degildi.\n\n18.02.2017 Bad Hersfeld\n\nZeynep Sekerci\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evet",
        "poet": "Beyazit Bestami Yaran",
        "poem": "\n\nBiliyoruz niçin, niye\nEvet “evet” diyeceğiz.\nÜlke bütünlüğü diye\nEvet “evet” diyeceğiz,\n\nFikrimizde yoktur fire\nAdalet erkine göre\nHukuk çıkmazına çare\nEvet “evet” diyeceğiz.\n\nHaktan eşitlikten yana\nDoğru bildiğimiz yöne\nSokak sokak, hane hane\nEvet “evet” diyeceğiz.\n\nÇetelere sormak için\nYansız karar vermek için\nBir sonuca varmak için\nEvet “evet” diyeceğiz.\n\nİnsanlığın has emeli\nAdalet mülkün temeli\nHerkes adalet demeli\nEvet “evet” diyeceğiz.\n\nErgenekon inadına\nCümle mazlumlar adına\nDemokrasi muradına\nEvet “evet” diyeceğiz.\n\nBalyoz defteri dürülsün,\nKafes hesabı görülsün,\nHortumun beli kırılsın,\nEvet “evet” diyeceğiz.\n\nHortumcu varsın dövünsün\nAziz milletim övünsün\nAşık Bestami sevinsin\nEvet “evet” diyeceğiz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evet de",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nEvet de\n\nKoymuş olduğun tabuları\nYıkıyorum tek, tek.\nDokunamazken parmak uçlarına. \nİnat sarılıyorum bütün ruhumla ruhuna..\nSenden beklediğim, sadece bir tek kelime; \nBana Evet de.\n\nAlfabemin son harfine___________\nSeni seviyorum suskun kız\n\n02-09-2009-Çarşamba\nTuğrul Ahmet Pekel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evet Demek",
        "poet": "Bayram Tunca",
        "poem": "\n\nEvet demek, neleri neleri kabul etmek\nHatta kefensiz gömleği baştan giymek\nHayatın çeşitli cilvelerini kabullenmek\nBu yolda, ölmek var, ama yok dönmek\n\nKolay mı sanıyorsun, sen evet demeyi\nEğer evet diyebildiysen, kutlarım seni\nÇünkü, evet demek, büyük cesaret işi\nBu aht-ı peymanı imzalayanlar iki kişi \n\nBiri erkek, diğeri dişi ne mutlu onlara\nYerdeki ve göktekiler alkışlıyor onlara\nDeste deste türküler bestelenir onlara\nResul, Cennet bile vaat emekte onlara\n\nO ümmetimin çokluyla övünürüm diyor\nHelal dairesi de keyfe kafidir deniliyor\nBayram da, övgüye lâyık olmak istiyor\nAma hayat şartları iki de bile zorluyor\n\nB. Tunca/13.01.2003-13.01\n\nDip Not: \nEvlilik kötü olsaydı, hiç Nebimiz evlenir miydi\nHem ümmetimin çokluyla övünürüm der miydi\nB. Tunca/13.01.2003-13.01\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evet Artık Kar Yağıyordu..",
        "poet": "Özdener Güleryüz",
        "poem": "\n\nHayır,kar yağmıyordu..\n\nİçim titriyordu,ellerim buz gibiydi,ama kar yağmıyordu..Yağsaydı bu denli üşümezdimki..\nYağan, hafif bir rüzgarla dahi dallarında tutunamayan,savrulan yağmura dönüşen kuru yapraklardı..Lapa lapa yapraktı yağan..\nFazla değil az aşağıda ise,hızla akan rengi Türkuaz a benzeyen bir akarsu vardı..Yamacın başlangıcında yaprakları kurumuş ağaçlardan, aşağıda akan su, bölüm bölüm saklanıyordu..\n\n                    Hayır kar yağmıyordu..\nÇok dar olan yürüme yolu ise iyice kayalara yaslanmıştı..Ordan yürürken suyu göremiyordum..Bastığım yer yapraklarla kaplıydı..Daha önce gelip geçenlerin çiğneyip üzerinden yürüdüğü\nYapraklar ezilmişti..Burnuma hoş değişik bir ezilmiş ve kokuları karışmış daha önce hiç duymadığım bir yaprak kokusu geliyordu..\nDerin nefes aldım..Kayaların arasında bir hareketlenme vardı hızla akan bir şey..İnce ve kaya renginde gözümle takip ettim..Durup başını kaldırmış zarif vücuduyla,incecik kuruğuyla güzel gözlü bir kertenkeleydi..\n\n                   Hayır kar yağmıyordu..\n\nYürüdüm öndeki insanlar gibi..Bir kanyon içindeydik..Bazı bölümler çok dardı..eğilip elimle kayalara tutunmadan geçemiyeceğim yerler vardı..Bir köprü çıktı önümüze..Demirden yapılmıştı..Yürüdük üzerinden..Ulaşmak istediğimiz yer,vatandaşımız ama bizlerden çok önce,köle bir anneden doğan,bir süre köle olarak yaşamış ve azad edilmiş bir şairin Epiktetus un şimdi yürüdüğümüz kral yolundan yürüyerek önünde durup\nÜzerine yüz yıllarca önce, ‘’Hür İnsan’’ başlıklı şiiri yazdığı kayayı görmek ve şiiri okumak..\n\n                  Hayır kar yağmıyordu..\nİkinci köprüyü de geçtik..Yol daha da dikleşti..Daraldı..Artık yol da yoktu..Sadece kayalar vardı..Dikkatlice yürüdük..Görmek istediğimiz kaya yı artık görüyorduk..Tam önüne geldik ve durduk..\n\n                   Evet artık kar yağıyordu..\nTıpkı terk edilmiş yüreğin duyduğu soğuğu,ayazı yiyordu şimdi yüreklerimiz..Okumak istediğimiz şiir,anlıyabileceğimiz bir yazı türünden değildi..Ama biz yüreği titreşenler Epiktetus un oraya ne yazdığını biliyorduk..Orası kesin..Bilemediğimiz,anlayamadığımz\nşey o şiir üzerindeki kazma darbesi idi..Artık karın yağma nedeni de oydu..Terk edilmiş yüreğe yağar gibiydi..\n\n               Evet artık kar yağıyordu..Yüreklerimize.. Yüreğim yemişti o kazma darbesini kanıyordu..\n\n‘’İnsan insanın efendisi olamaz..Kader eninde sonunda şöyle veya böyle günahlarımızın bedelini önümüze koyar..Bunu bilen insan,\nkimseye kızmaz,gücenmez,aşağılamaz,itham etmez,nefret etmez,\nkin gütmez’’  EPİKTETUS.\n\nÖZDENER GÜLERYÜZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evet Denir Arkadaş",
        "poet": "Abdullah Ramazan",
        "poem": "\n\nAnadolu sevda kokan türkiye\nİşte buna evet denir arkadaş\nSınırları aşmış güçlü Türkiye\nİşte buna evet denir arkadaş\n\nGüçlü Türkiye’ye kalpten inansak\nEcdadı minnetle şükranla ansak\nBirde boşa geçen günlere yansak\nİşte buna evet denir arkadaş\n\nÜlkemizde güzel bir iş yapılsa\nDüşmanlıklar bitse kardeşlik gelse\nİnsanımın asık yüzü hep gülse\nİşte buna evet denir arkadaş\n\nYamuk işler bitip bir bir düzelse\nMillete hizmeti ibadet bilse\nCumhur başa geçse ülke yücelse\nİşte buna evet denir arkadaş\n\nHelalden kazanıp helal yemektir\nHer güzel iş elbet kutsal emektir\nGüçlü millet güçlü devlet demektir\nİşte buna evet denir arkadaş\n\nKişisel çıkarı kenara atsak\nGelecek günlere güzellik katsak\nBaşını koyunca huzurla yatsak\nİşte buna evet denir arkadaş\n\nBir çift söze iplik gibi dizmeye\nAlışmış batılı bizi ezmeye\nVar mısın yeniden sınır çizmeye\nİşte buna evet denir arkadaş\n\nTürk ulusu ilim bilmez demişler\nBüyük lokma yutup nane yemişler\nBilmezler ki yer gök bizim ermişler\nİşte buna evet denir arkadaş\n\nÜlkem için feda olsun emeğe\nHelalden kazanıp helal yemeye\nYeter artık söz milletin demeye\nİşte buna evet denir arkadaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evet ben NAZIM/SABAHATTİN/MUMCU'yum....Yani VATAN HAİNİ...",
        "poet": "Atiye Danış",
        "poem": "\n\nEvet ben Nazım'ım /sabahatti'im/ Mumcu / Deniz ve diğerleriyim..onlar gibi düşünen yazan okuyan/konuşan bir vatandaşım o halde Vatan hainiyim....Ama M.Kemal den öğrendik bütün bu Vatan Hainliğini.Çünkü o da tüm dünyayı ayağına gettirtti,Çanakkale'yi geçilmez kıldı ve bizlere bayrak-hürriyet-Cumhuriyet armağan etti.O bir hain.Bizler de o nun gibi çalamadık gönlümüzce ahlaksız olamadık /satamadık topraklarımızı masonlara-haclı torunlarına-satamadık on binlerce Türk kimliği edinerek Urfa-harran-Diyarbakır ve tüm Doğu/G.Doğuda gelip te çocuklarını doğurup; Türk nüfusuna kaydeden o İsrail Yahudilerine/İngiliz soysuzlarına işgalcilerine/kaçamadık düşman şerrinden sığınmadık AB ve ABD ye Şu kutsal Vatanı beklemek hak diye/ Bankaları boşaltıp Milleti dolandırıp isveç bankalarına aktaramadık/Dubaili şeyhlere istanbul'un gözbebeği sahalarını biz satmadık/Telekomu italyanlara da vermedik/Yoksul-işçi kitleleri de yaratmadık/ bu fuhuş batağını-uyuşturucu alemlerini/ticaretini de yapmadık.Kıyamadık fidanlarımıza ama birileri hep kıydı çıkar uğruna.Daha nice yazılacaklar var....ben ve biz vatan hainiyiz ÜLKE ÇIKARLARINI / ÇIKARLARIMIZ ÜSTÜNDE TUTTUĞUMUZ İÇİN...Hepimiz Nazım'ız... hepimiz Vatan hainiyiz.... \n\n-*Bundan ders alanlar / yiğitler haykırmalı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evet Diyeceğiz ki Çatlasın",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nReferanduma evet diyeceğiz öyleyse yürekliğinde\nYıkım gör diye bir gösteri dikmeye s’inekliğinde\nÇomağı sokacağız insanlık değerlerine diye\nHuysuzluk kayayı bile hep yardı, çatlattı, patlattı da\nİnsanlık  bu inatlığa ne der acaba? \n\nReferanduma evet ‘diyeceğiz’ki çatlasın lafıyla \nBir cemaat itirafı olduğunu ötüşen kargalığa\nYanıt olduğu bu gerçeğin kanıtına daha \nCemiyet olma özelliğinde insafa dayanmaya\nBilgi yoksulundan insanlık usanır mı acaba? \n\nKaba güçle 168 ülke ağlıyor diye mi sevinmedir? \nİnsan yaşamına bönce havlamak mı heveslendirir? \nHayvanlar koklaşıyor, insanlar konuşuyor diye bilinir\nDoğa kendini hep tazeliyor hikmetine hep sevinilir\nDoğa edebine sırnaşandan insanlık daralır mı acaba? \n\nİnsan yaralanır mı acaba saldıran varsa kuduzca? \n……………………..At ürker, hınç diner, hinlik siner\nKorumaz mı kendini birazcık, tehlike karşısında? \nAkıl bilmiyor olsa bile hisettirir ruh, tüm varlığıyla\nÇocuklar, Allah aşkı bu dürüstlüğü böyle tadarlar\nİnsanlık fazileti hiç ürperir mi acaba? \n\nEkim 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evet Hayir Basitlemeli Toplumsal Dekor",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nNeymis demek ki…dogdugu dünyasina günaydin oldugu hayati ayni hosgelmislikle karsilayip büyütüp besleyip barindiran degerlilikle akil fikir düsünce tutum davranis sorumluluk aidiyet onur ar namus sevgi saygi amac  gaye kalp ve gönül birlikteligi olmayan rastlanti saplanmisligina tek gecelik veya tek gündüzlükmis gibi icinde her türlü iliski bozuklugunun villa saray kösk hane kondu siginak derme catmaligini yapip donatsa da insan, saglik dirlik birlik huzur buldugu evcillesmeye asla bir türlü erisip kavusamamakta.\nBütün azgin amansiz gayret hirs ve cabalari sonucu sadece basari grafigine veyahut beklenti saplanmisligina göre hayati varligini sekillenip konuslandiran sabit soyutluluk, ulastigi kasilip kibirlenen muhtesem görünümlü erk güc donanim cepecvrelenmisligi olsa bile, cogu zaman insanligi elden avuctan gitmis makina düzenekliligin zora dara endiseye  baskiya korkuya sehvete dehsete salginakavgayagürültüye hasede fesada yalnizliga yabancilasmaya sevgisiz saygisiz hukuksuz onursuz  temel dayanikliliklarla akilsizligi bilgisizligi bagnazligi karanligi bunalimi övüp kutsayan yollardan kamcilanip kiskirtilarak kendini örüp bina etmis canavarlasmanin bizzat kendisidir….\nBöyle bir dibi delik temeltavansizligin kisiyi kusatip kontrolüne aldigi beklenti ve basari bagimisi güdümlülük esaretinde,  insani bütün degerleriyle birlikte hiclige hortumlayip götüren basibozuklugun yersiz yurtsuz ilgisiz iletisimsiz ucsuz bucaksizligina yorulup üzülen bütün akil bilgi samimiyet sorumluluk özgürlük ilgi sevgi emek caba yakinlik fedakarlik sahipliligi yine cogu zaman her türlü cöküs cürüyüs bozuklklarini göze alip hayati varligina yedirmis savruluslar karsisinda tipki kimi kolon kiris yön ayaklari yikik köprüler gibi yasamsal deger dengesini bulamayacagindan zayifa ve yorguna sarsilip sekteye ugrayacaktir.  \nInsandan insana ugragi iliskisi ulasimi iletisimi olmayan silik soyut kasilip kalmisligin icine düstügü yalnizliga yabancilasmis kör karanlik kusatma  kuyulanisinin, kedini hic yerine koyup akil fikir paylasim sevgi saygi sorumluluk güven özgüven  yokluguyla cevrilmis donatilmisliga azat eden dengesiz durumsuz savrukus sarsintilarinaysa asla yasamin hakki hukuku huzuru sagligi dirligi birligi fedakarligi samimiyet  sakinligi ve kaynagi tükenmez güvencesi yerlesip oturmasi mümkün ve müsait olmayacaktir.\nBu tür körlük darlik zorluk zorbalik zorunlulklarina serpilmis savrulmus insan piyasa dolasimi, soran sorgulayan anlayan bilen gören farkeden gelisip büyümesini temeli tümden ucuk göcük soygun vurgun kacak korku baski siddet nefret yilginlik bikkinlik yorgunluk kültürsüzlük akilsizlik düsüncesizlik hukuksuzluk  haram hurda harabesiyle düse kalka sivriltip kabuklastigi sebebiyle, timsahlarin köpeklerin yilanlarin sansarlarin insanla hicbir ayirdimi omadiginin sürekli heran herseyin DEGiSIME ugradigini ve her degisen seyin en az insanla yerdegistiren dengede hatta insandan daha yükseklikte üstün degerde oldugunun algisini bulanip bunayarak, git gide iliskisi bozuk karakter tapinmisligini evine odasina minderine sofrasina yatagina yerlestirip yayip tasiyacak kadar (hizla bütün insani iliskilerinden kacarak kendi saplantisina uyar ahlak inanc iliski iletisim bozuklugunu her canli cansiz varliga kendine dahi ilgisi yakinligi omayan soyut sahte yapilmis uydurulmus insanlik giydirip donatmaya kalkisarak)  hastalikli illetli sapkin asosyallesme dürtülerine egilir ve bükülür.\nKabaca bilinen seydir ki hic kimse dogustan ne seytandir ne melek. Onu bu tanimlara yaklastiran yahut uzak tutan sey, dogustan insanligiyla birlikte özelliklestigi ve yasami boyunca hicbir zaman tümüyle kökten kazinip varligindan siyrilamayacagi duygu his duyum algi ve duyarliliklarini nerde ne zaman hangi amac niyet güdüm egilim yöneim ve maksatlara yogunluklu kullandiginin yaklasim sonucudur. Yine kabaca ayan beyan  bilinen seydir ki, siddet nefret hirs  bencillik hasetlik keder tasa özlem sadakat sevgi saygi ilgi merak nispet zorbalik tiksinti dislama horlama kayirma fedakarlik gibi tüm olumlu olumsuz egilimler hickimseyi temelden kutsayacak veya lanetleyecek sekilde kacinilmaz kesinligi olan kisiye has zimmetli belirginlikler degildir. Her kiside zaten dogustan varolan bütün bu insani özellikleri her  kim ne kadar azaltip kontrol altinda tutarak veya cogaltip hayatinin tüm cogunuguna yayip yogunlastirarak git gide gelisip olgunlasan aliskanliklara karakterlestigi iyi kötü; yahut melek seytanliga cagristirir kendini. Gerek edinip kazanirken veya umursamayip kaybederken takindigi tutum tavir durus fiil ve eylemlerinde elbetteki her durumda yönetip yönlenduren akil ve vicdan otoritesi etkin ve belirleyici olacaktir.\nEn az anne baba ve cevrenin egitip ögrettigi kadar, eger saglikli bir bünyenin bütün birbirini önemseyen ve birbiriyle kacinilmaz surette ilgili dengeli dayanakli sorumlu bagli doku ve organlari gibi insanin icinde ve insana hakim SiSTEM devir daimliligi beyin-kalp (akil-vicdan)  otoritesinin denetim ve yönetimine sorumlu-yükümlü kilindigi gibi, saglikli duyarli huzurlu birlik beraberligi olan toplumlarin da bütün hayati güvenini sorumlulugunu yükümlülügünü üstüne emanet alan DEVLLET`de ayni düsünsel ve bedensel bütünlügü olan sistemin akla vicdana dayali OTORiTE sahibidir.\nZahmetsiz gayretsiz ilgisiz kaygisiz düsüncesiz sorumsuz hazir ve kolayciliga cullanip cöreklenmeden yilip yorulmaksizin emek ve yükümlülük isidir saglikli bünyede isleyip calisan sistemi yönlendirip yöneten akil vicdan sahibi kalp ve kafa sahipliligi. Sevgiyi hukuku ahlaki kültürü özgürlügü paylasimi onuru samimiyeti güveni ve özgüveni yolu yordamiyla kisiliginin hayat alanina yogunlastirmis karakterle olgunlasip büyümüs breyler ki  mutlaka, sorup sorgulayan duyarliliklariyla karsiliginda kendilerini birebir bulduklari devletin bütün güc ve otoritesini hakki hukuku ahlaki kültürü egitimi sagligi üretimi paylasimi dayanismayi bilimi ilimi ulasimi iletisimi sanati sporu kuran saglayan koruyan kurgulayan güvencede yasamasiyla yürütmesiyle yargisiyla  hirsiza ipsize haramiye saldiriya isgale ihmale ihanete soyguna sömürüye talana gammaza yikima üsengeclige yalana yanlisa birakmaksizin almistir…eger alamamissa bütün bu haddi hukuku sapkinliga askin olumsuzluklari günün gündemin alisarak karakterlesmesine öne cekerek yerlesip yayilan herkesi ve herseyi tepkisiz kimiltisiz abluka altina alici kusatmalarla önce toplum cöker cürür bozulur, sonra bozulan toplumsal cöküsten ona denk ve dengeli devlet makinasi bütün hassasiyeti ölü toplumun yiden güdencisi kalibiyla mezar tasi olarak tepesine dikilir.\nDünyanin bu manada tepesine yakan yikan üzen öldüren devlet globaligi halindeki Yuroamerikan-israil ortak haydut haramiligi, ikiz kuleleri kendi kiralayip kiskirttigi tetikcilere vurdurarak sagladigi bahaneden `ya bizimlesiniz veya emrim esaretine isyankar terörist sayilacaksiniz ` lafiyla azip kudurarak, yeryüzünün her yasanan dakkasini her adimlanan cografyasini her nefes alip veren hayat unsurunu korkuya kabusa kiyima katliama felakete ve kiyamete sürükleyip sürgün ettigi egilim ve yaklasim böyle bir mezarlik zebaniligidir.\nBenzer durum, vincle ancak römorka konan kabak üreticiligi, ürettigi zeytine ayakkabi boyasi bandirarak simsiyah ve uzun süre piyasa parlagi gözükmesini saglayan elma armut domates büber pulbübergiller tezgah tüccarciligi…\nAklini fikrini niyetini izini yolunu yöntemini ahlakini hukukunu dinini imanini bilgisini bellegini kisiligini karakterini insan olmanin disinda  ve her türlü kolayciliga ve her cesit soygun vurgu  sahtekarlik hukuksuzluk haksizlik olumsuzluklarina bozup berbat etmis; ve yarini saydigi ve hic halini gidisini eninde sonunda felaketin büyügüyle sonlandiracagi cocuklarina da kendi kitlik kiyametinden insanlik artirip nasiplendirdigi basina buyruk basibozukluluk, ayni cöküs cürüyüsün azgin sapkin otorite boslugu ve insanlik devletinin durdurak bilmeyen yikilisidir.\nAlisarak kabullendigi yozlasma soyutlasma cürüme kokusma dayatma zorbalik hiclik caresizlik yokluk yolsuzluk acimasizlik kusku kaygi endise soygun vurgun sömürü kin nefret bozgun bunalim bencillik sorumsuzuk duyarsizlik dengesizlik bagnazlik darlik zorluk haksizlik gecimsizlik güvensizlik iradesizlik sorumsuzluk basinabuyruklugu otoritesizligi yasaya yasaya yelesik düzen halini alarak, esaretine girip  iflahi kesik salginlarla dibine tabanina korkunun siddetin haramin talanin sehvetin sevgisizligin saygisizligin insanliktan ilgisini bagini iletisimini idrakini aklini mantigini vicdanini bilgisini bellegini kesmis koparmisliga esir düstügü ÖLÜM-ZULÜM adanmisligini siginip barinip besleyip doyurmak icin gecesini gündüzünü varini ve yogunu piyasasi serbest azgin amansiz topyekün tükenmislige harcayan bir yikilis carpikligidir.burasi.\nKutsadigi kendini hicbir degere koymayan ve bütün insani sayginligini yitirmis  yilmis yorulmus yenilmis korku nefret cöküs cürüme bagimlisi cinnet gecirimlerinin kir kavga hirs gürültü kin bunalim haset fesat hemsericilik tarafgirlik ayrisma catisma karanlik üretimsizlik doyumsuzluk haksizlik hukuksuzluk zorbalik diktalik yikim artiklarina istahi kabarikliligin kiskirtilip özendirilmisligini omuzlayip yüklemekten baska hayatla hicbir ilgisi tepkisi yetkisi özgürlügü iradesi bagi paylasimi olmayan dalmis uyusmuslugun oynatip kurgulayanlarinca yedirildikce doyumsuzluk artirmaya korku kabus lanet ve kahir agirlikli yazilmis yasam hikayelerinin aciya sekilcilige korkuya siddete gerilime kargasaya ayrismaya bölünmeye bunalima dürtülüp uyandirilan rol kesim-bicimlerinin kulu kölesi özellikli toplumsal carpikliktir sözkonusu bütün insani degerlerini elden avuctan akildan ve vicdandan cikaran azgin amansiz yikim.….\nSaglamasi aklini fikrini onurunu haysiyetini algisini bilgisini ilgisini iletisimini tutumunu tavrini duyumunu duygusunu hissini hakkini hukukunu bilincini idrakini iradesini izini yolunu özünü katkisini kazanimini katilimciligini kisacasi dogustan hakki hukuku olan bütün yasama hakkini ve insani degerlerini kabaca, toptan ve kabala bagimli oldugu soygun sömürü korku kabus yokluk hiclik güdümlü dürtüsel yaklasimla,  alaladelige bayatliga basitlesmeye asagilanmaya kücülmeye yokluga yitiklige hirsa itilmislige bencillige acimasizliga harama zehire bunalima kovulmusluga dislanmisliga cöküse cürümeye caresizlige duyarsizliga tepkisizlige paylasimsizliga yilginliga horlanmisliga sinmislige suskunuga ezilmislige  kulluga kölelige dayanip dösenerek, bütün yasam yetki ve yeterliligini sorup sorgulamasi yorulmus yilmis akil fikir düsünce katilimcilik yoksunu neyi nicin dahi bilmediginin (konusup danismaktan bezmis bikmis bogulmus bunalmisliga hicbir itirazi ve tepkisi olmaksizin kosullandirildigi günlük gündemlere nasil kurgulaniyorsa o tezgah düzenekte donanip sekil ve bicim alan)   EVET-HAYIR oyun oyuncagina deren catan bu yikim, ölüsünü kendi mezarinda sürekli bekleyen uygun uyusumlu ve kaynagi kazanci  bereketi artirimi bol devridaim toplumsal bir dekor gibidir.\nKalan vakit..hayatin ciddi ve yasam degerlisi olgu olay  olus bitislerini hice sayarak, buna karsin yasam adina hicbir anlam ve deger ifade etmeyen cevrim calkantilarinin pesisirasinda günlük gündemler sürüklemenin itirazsiz tepkisiz kapilip gitmisligini dolup tasan toplumsal bozulus, hinca hin birbirinden esirgedigi sevgiyi saygiyi ahlaki ilgiyi yakinligi sorumlulugu duarliligi dayanismayi katilimciligi güveni paylasimi akli fikri emegi huzuru samimiyeti durmaksizin birbirinden özenip birbirine tasiyip aktaran kin nefret kavga gürültü bulasik salgin sorun aci caresizlik kokusmusluk cöküs cürüme sogukluk soyutlasma yozlasm yilginlik bezginlik korku endise ve güvensizliklerle üzen bogan bogazlasan cevrilmis kusatilmis ACI CEKTiRMELERi erisip bulmadikca kimse kimseyi kendi haline koyup birakmamaya adanmis tapinmis gibi…\nBütün inancini alabildigine kusku kaygi güvensizlik sevgisizlik zor bela hasimlik kin ayrisma calkati gerilim bunalim basibozuklugun esaretine tarumar etmis hal yol ve gidiste, birbirinden esirgedikleri ve ufak bir üfürük dahi olsa  paylasip dayanismamak adina birbirini bogup bogazlayan tutum tavir takintilarinda, soguk sinsi sahte karanlik cagrilara pürtetik bagli hadi gel evet hayir oyatalim diyenlerin yapip yidip güdükleyip güdümledigi ve nerde ne zaman kim nasil hangi maksat cikar yahut niyete dürtülüp uyandirilmak üzere afyonlanip uyusturuldugu yerden hir gür kir gürültü kavga kargasa korku kusku karmakarisiklik kabuslari ortasinda kim nasil kosulayip sartlandirdiysa misli misliyle ve hic sektirmeden kabullenip hucumlayan kulluk kölelik üstlenilmisligini  ancak hic degilseden birseye sayan ve bunun disinda hicbir  algiya anlayisa duyuma iletisime ilgiye iliskiye  yahut  degerler bütününe duyarlilik uyaniklik yeterlilik idrak izan irade gösteremeyen yikim devriyesidir toplum adina gezen yürüyen devran.\nBirbirinden paylasima dayanismaya sevgiye hukuka saygiya özgürlüge güvene onura üretime egitime sorumluluga ahlaka bilgiye kültüre ulasima samimiyete hakka hukuka dönük tüm toplumsal ortaklasmaya fayda saglayacak zerre tane akil fikir mantik emek zahmet yorgunlugu ble kiyasia esirgeyip kinli nefretli kiskirtilip kamcilanmisligin korku ürkü siddet nefret sarmallarini birbirine örüp örgütlenerek, kapatildiklari büyüdükce büyüyen zifir zindanligin kusatmis kilitlemis tüketim esareti olma pahasini fitne fesatta ödesip doyurmaya durmadan ören evler, yagma yigma sorunlar,  kimsesizlik haneleri ve bütün insanligi harcanip harabeye dönmüs nufus artirimlariyla uyusturup avutmaya calisan kavrayis tutuslarla….\nHadi kalk yikin simdi bu zamana böyle oyun oynattirip insani basite alan, önemsize sayan, degersize kilan, ahmaga derleyip toparlayan evet hayir oynatma ve oylatma vaktidir  diyenlerin bosalttigi cekip cevirmelikten saniyesinde devrilip ökülen ucurum akintilari gibi, katilligi katliamciligi yagmasi yikimi serbest piyasadan alipgötüren Bop tesekküllü teskilat kurulumuyla sekillenip dürtülp uyandirildirilarak  kendine kesilip bicilen poza eksiksiz gediksiz bicim rol tarz kilif özenti gerilim bunalim durum vaziyeti alma bedeline kendinden esirgedigi iradeyi akli ilgiyi emegi mantigi ahlaki fikri inanci güvenci düsünceyi idraki özgürlügü kazanimi birikimi evi sokagi nufusu soyu namusu dürüstlügü duyarliligi sorumlulugu hakki hukuku yuvayi ve yurdu, hadi kalk evet hayir degisikligi oynattiralim`cilarin bosverip birakan bayagilik örgütleyip günlük-siradanlik teslimiyeti kamcilayip kiskirttigina herseyini topyekün teslim etmesi, ne tesadüftür, ne de kendiliginden olup biten gelisim.\nHemen hemen her toplumsal olus bitiste bütün  ilgimizi merakimizi davranisimizi tutumumuzu  algimizi aliskanliklarimizi yolumuzu yönümüzü egilimlerimizi nerde ne zaman nasil durup durmayacagimizi yahut yapilip bozulacagimizi incesinden ipligine  kadar mahrm namahrem demeden kurgulayip yönlendiren düzen ve düzenek sahibi Yuroamerikan-Israil ortak atölyeciligi, bugünlerde tezgahlanip vitrine sunulan `Evet-Hayir` oyun oylatma piyasa pazarcisi olarak hicbir itirazi ve umurunda olmayarak (ki, diger zamanlarda her firsatta hayatimizin her hususuna cullanip musallat olduklarinin tam aksine ve bizzat kendi kurgulari oldugunu ayan beyan tesvik pirimleyerek)  ister muhalif ister taraftar olsun bütün yasamsal agirlikli sorunlarini bir kenara koyan ve birdenbire Bop günlügünün öteden beri hesap kitabinda olan hayati ablukaya hic cekingesini ve ihtiyatini koymadan kendi hayati varlik yoklugunu Evet Hayir oyununa nasil sahnelenip kurgulandiysa harfi harfine sekillenip sürüklenmek, zaten tezgah tezgaha kaybedilmis bir yenilgiyi toplumsak irade diye tanimlamaktan baska bir sey degildir.\nReferandum etiketiyle sisirilip kalibi büyütülen evet yahut hayir basitlemesinin tüm toplum hayatini en üfürükten anlik tercihle hakkinda zerre kadar ilgisi ve bilgisi yoga kördügümlendirilmis insan caresizligini (her kandirilip aldatildigini idda ederek kendini her durumda üste cikaran tanrisal dokunulmazlikla ödüllendirircesine toplum hayatini ufak kücük mecbur yetersiz yenik muhtac gördügü yaklasimla)  kosulsuz sartsiz itaatli kalabaliklar bütünü sayip, `ya beni keyfim nasil diliyorsa ona göre servetler sarayla düzenler donatirsiniz yahut karsi cikan taraf olmus olarak terösrist damgasi yemislige ilan olursunuz `….Bop günlügünden borclusuna bagli ve bagimli; hali yolu cöküntü cürüme yagma talan soygun vurgun isgal bunalim hukuksuzluk kavga kargasa iflas haksizlik eksik gediklerine adayali döseli Türkiye  gündemliligi de, ayni oterite boslugu ve toplumsal bozulmuslugun yikim yönetimi güdümüne dairdir.\nKendisiyle birlikte ayni yokluk yitiklik nufusuna tutsak ettigi kilitlenmis kafeslesmis hayvanseverliligini arasina hicbir mesafe koyadan adeta yoklugunu yenilmisligini sogulmuslugunu carsizligini yalnizligini sevgisizligini ara acigi kapatan son derece donanimli oyuncak gibi görerek yatagina minderine koltuguna tezgahina sofrasina kendinden dha yer vererek sözgelisi kusunu kedisini köpegini kendi yerine ve hatta kendinden bile daha kaplayip kapsayan degerlilige karistirip kurcalayan zavalliligin ögün gidücü sofra sahibi olursa insan, zincirlendigi sagi solundan yoksun yaftalanma ve kaliplasma kundaginda `biz bu felegin cemberinden ne cileler cekerek buralara geldik `mahkumiyetinin yagmaya soyguna sömürüye yesil isik yakarak ettigi kogus meydanciliginin sefillik madurluk bagnazlik yobazlik mirasini kalici ve sürekli kilan korkuyu kabusu laneti kahiri kavgayi kargasayi gerilimi bunalimi kalici hale getirip kadrolastirma yalakaligini ve yardakciligini yiler güder. \n\nSeyfi Karaca…………….Subat / 17\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evet Evet",
        "poet": "Charles Bukowski",
        "poem": "\n\nEvet Evet \n\ntanrı aşkı yarattığında çoğu insana yaramadı\ntanrı köpekleri yarattığında köpeklere yaramadı\ntanrı bitkileri yarattığında eh işte idare ederdi\ntanrı nefreti yarattığında standart bir hizmete kavuştuk\ntanrı beni yarattığında beni yaratmış oldu\ntanrı maymunu yarattığında uyuyordu\nzürafayı yarattığında sarhoştu\nuyuşturucuları yarattığında kafası kıyaktı\nve intiharı yarattığında bunalımdaydı\n\nsenin yatakta uzanmış halini yarattığında\nne yaptığını biliyordu\nsarhoştu ve kafası kıyaktı\nve sonra dağları ve denizi ve ateşi\naynı anda yarattı\n\nbazı hataları oldu\nama senin yatakta uzanmış halini yarattığında\ntüm Kutsal Evren' in üzerine boşaldı.\n\n                                   Charles Bukowski\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evet Madam Gözleriniz",
        "poet": "Emre Gümüşdoğan",
        "poem": "\n\nbaşı boş tomurcuk sağanağı ile başlamıştı \nıhlamur uykulara uzandığım yaz \nmaviye dönüşürken gök - deniz \nevet madam gözleriniz \nbir darbesi ile kesip içimdeki düğümleri \n-aşk deyip de alıp başımı gittiğim- \nyaza hakim renk gözleriniz \nve kırlangıç fırtınası kirpikleriniz \nsür atını demişlerdi \nsür sevda dağlarına \nkaç aşka sığar ki bir ömür \n\nmine çiçeklerine sığındığım anlardı \ngöğsümdeki durağan ağrılardan \nyaz ökselerle doluydu / geceler de... \nsiz de öyleydiniz \nevet madam öyleydiniz \nkirpiklerinizin çevikliği fırtına kuşlarıydı \nbal köpüğü / eflatuni / ıslak \niçimdeki müzik kutusuna sakladığım gözleriniz \nusumun acıyla irkilişi / ya da \nçeliğin akkor çekilişi yürekte \nşakaklarımdaki turuncu sıcak \n\ngözlerim madam gözlerinize adak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evet, uslu bir karar",
        "poet": "Güngör Uslu",
        "poem": "\n\nSelamünaleyküm dost, yıl iki bin on bir,\nOn iki Haziran Pazar, “Evet” der şair.\n\nEvet,  babalar günü, Evet, düğünü oy,\nEvet, sefalar günü, Evet, öğünü toy.\n\nEvet, gülüm kokun ver, yer ve gökte zuhur,\nEvet, gülüm dokun fer, temasın gül huzur,\n\nEvet, söz bittiği an, vakit eylem vakti,\nEvet, köz tüttüğü an, akit söylem akti, \n\nEvet, yeni bir sayfa, amel defteri ak,\nEvet, yelkenler fora, emel seferi pak.\n\nEvet, Rahmet yağdır Hak, lütfün ve kahrın hoş,\nEvet, zahmet verme Hak, kulun hali nahoş,\n\nEvet, ay yüzlü dosta, öz, dışı ak bildik,\nEvet, ay izli posta, gözyaşı pak bildik.\n\nEvet, arık söz bitti, közün yandığı yer,\nEvet, surda bir gedik, özün sandığı ser.\n\nEvet, irademiz hür, ağa ve çoban bir,\nEvet, demokrat fikir, şehir ve yaban bir.\n\nEvet, medeni devlet, vekil ve asil bir,.\nEvet, adil bir hukuk, temsilde nesil bir.\n\nEvet, Uslu bir karar, ahiri gül bahar,\nEvet, hakikat ikrar, ahiri gül Nehar.\n\nZ.G. Uslu 07.06.2011-13:29 Samsun\nwww.ayyildizfm.com  0542.4230056\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evet, Uslu gül seyri",
        "poet": "Güngör Uslu",
        "poem": "\n\nSelamünaleyküm dost, yıl iki bin on bir,\nOn Haziran Gül Cuma, “Evet” sözüm şiir.\n\nEvet, haydi az kaldı, “Evet”, bayramı var, \nEvet, yâdı gül cemil, Evet, meramı kâr.\n\nEvet, tılsımlı kelam, ak günlere Evet,\nEvet, diyene selam, ak dünlere Evet.\n\nEvet, dertler son bulsun, ak yaraya merhem,\nEvet, Aslı yaşın sil, vuslat bulsun Kerem.\n\nEvet, Mecnun çöl geçsin, Leyla serin vaha,\nEvet, Ferhat yolu aç, şirin kaynar saha.\n\nEvet, Fatih fethe çık, ak meydana yürü,\nEvet, Yavuz atın sür, Hak fermana sürü.\n\nEvet, Süleyman hünkâr, kanuni namı hür,\nEvet, Osmanlı silkin, devrini tekrar sür.\n\nEvet, Cuma gülbahar, Evet, kararı ak,\nEvet, dimağ gül Nehar, Evet, ikrarı Hak.\n\nEvet, yananı gör Hak, ak şafaklar söksün,\nEvet, cananı ver Hak, pak uşaklar döksün, \n\nEvet, Uslu seyre koş, gül devrine selam,\nEvet, ulu devran hoş, Evet akça kelam.\n\nZ.G. Uslu 07.06.2011-11:32 Samsun\nwww.ayyildizfm.com  0542.4230056\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evet Mi Hayır Mı",
        "poet": "İsmail Çiftci",
        "poem": "\n\nÜlkesini seven bütün canlara\nEvet mi hayır mı çok iyi düşün\nAklı fikri kalbi hür olanlara\nEvet mi hayır mı çok iyi düşün\n\nÖn yargı yapmadan nefse uymadan\nOku analiz et kemlik olmadan      \nSenin hürriyetin zeval bulmadan\nEvet mi hayır mı çok iyi düşün\n\nBu bir anayasa nesline özel\nDededen toruna aslına özel\nHuzur barış vatan aşkına özel\nEvet mi hayır mı çok iyi düşün\n\nEdirne Ardıhan Trabzon Konya\nİstanbul İzmir Urfa’dan Kars’a\nDemokrasi insan hakları varsa\nEvet mi hayır mı çok iyi düşün\n\nOn sekiz maddeyi oku karar ver\nYeni mi eski mi nere gidiyor\nBirlik saygı sevgi bak kim ne diyor\nEvet mi hayır mı çok iyi düşün\n\nÇiftci İsmail’im bu vatan bizim\nBirlik köprüsünü yapalım gözüm\nKutsal bir reyin var sendedir çözüm\nEvet mi hayır mı çok iyi düşün\n\n12 04 2017 ÇARŞAMBA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evet mi Hayır mı Söyle Bana Nedir Senin Cevabın",
        "poet": "Ahmet Zeytinci",
        "poem": "\n\nKamuran Akkor'un geçmişte söylediği güzel de bir şarkıydı aslında. ''Evet mi Hayır mı söyle bana nedir senin cevabın.'' Geçmişte sevgililerin birbirine bu şarkıyı çok söylediği rivayet edilirdi... Oy oy oy ki oy. En son eveti nikahınızda mı demiştiniz eşiniz ile evlenirken? Yok, yok ondan sonrada bir dolu evet ve hayır kelimelerini kullanmışsınızdır mutlaka da hatırlamazsınız nerelerde evet nerelerde hayır dediğinizi. Biz de dileyelim bu referandumun sonucu ülkemiz için hayırlara vesile olsun. Her şeyin hayırlısı... Yanlış anlamayın ülkemiz için, ülkemiz için... Yoksa ben size ne evet deyin kesinlikle, ne de hayır deyin diye bir fikri empoze etmem, etmeye de çalışmam asla...\n\nBakıyorum çeşitli İnternet platformlarında anketler düzenliyorlar arkadaşlar. Yok hayır şu kadarmış, evet bu kadarmış. Sakın sakın ola bu aldatmacalara kanıp da oralarda oy kullanma gibi bir eylemde bulunmayın. Hem bunların bir geçerliliği yok, hem de o anketi düzenleyenler bundan, yani havadan para kazanıyorlar. Hiç gerek yok, hiç lazım değil...\n\nEski Türk Filmlerinin unutulmaz fragmanlarından da birisiydi şu meşhur ''Nayır nolamaz.'' zamanında mizah dergilerinin ağızlarına sakız olmuştu bu kelimeler, cümleler. Öyle birilerinin dediği gibi hiç de bu milletin yüzde doksan beşi aptal filan değil, gerektiği zaman gereken zeminde kendini çok akıllı zanneden siyasilere de sandıkta gereken cevabı verecektir mutlaka, bundan hiç kimsenin en ufak kuşkusu olmasın.\n\nBazıları da rengini belli etmemek için ben ''Havet'' diyeceğim diyor. Önce hayır sonra evet gibi yani. Ben hiç kimseye sormuyorum. Kendi yakınlarıma bile, ne gerek var böyle bir şeye. Kimse geri zekalı değil çok şükür ki yalnız evet dersek nasıl bir durum ortaya çıkacak, hayır dersek nasıl bir durum ortaya çıkacak iyi analiz etmek lazım. Bu gün başkanlık sistemi ile yönetilen çok az ülke var dünyada bunu göz ardı etmemeli... Krallıkları ve diktatörlükleri saymaz isek dünya ülkelerinin büyük çoğunluğu cumhurbaşkanı ve başbakanın birlikteliği ile devam ediyor siyasal yaşamına...\n\nMilletin kafasında ki senaryolara da fazla kafayı takmayın derim. Dedikodular spekülasyonlar çok fazla şu sıralar ki bence çok yersiz ve saçma sapan bunların alayı, itibar etmemeli... Yok efendim hayır çıkarsa Türkiye geri gidermiş... Niye geri gitsin? Bu ülke de doksan küsur yıldır başkanlık sistemi yok, her şeyimiz de var çok şükür. Evetçiler de hele bir evet çıksın Türkiye uçacak uçacak hem de kanatsız uçacak diye tavır takınıyorlar. Ben de onlara pembe hayaller kurmayın, hayatımızda çok da değişen bir şey olmayacak, en azından ekonomik olarak, diyorum. Amerika başkanlık sistemi ile yönetiliyormuş, Fransa'da da yarı başkanlık varmış. Mış mış da mış mış. Bana ne, her ülkenin siyasal, sosyal, kültürel yapısı farklı farklı, onlara uyar da bize uymaz. İyi okuyup, iyi araştırın derim. Elinizi de vicdanınıza koyup kararınızı verin öyle verin. Hepinize en derin sevgi ve saygılar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evim",
        "poet": "Fulden Söğüt",
        "poem": "\n\nİçi dışı tertemiz, \nBahçe var orman gibi, \nHer tarafa ayrı bölüm var, \nSay say bitemez.\n\nÇocuklara bir yuva, \nÇok güzel olur, \nSeni çok severiz, \nCanım evim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Evi Ekelim-sevgi Biçelim",
        "poet": "Durak Yiğit",
        "poem": "\n\nSevgi dest,sevgi sumak,\nsevgi sevmek,sevgi sevilmek\nAramadan,öbek öbek\nSevgi ekek,sevgi biçek\n\nSevgi hatır,sevgi hece,\nHem yürekte,hem kalbimde.\nKanda,hücrede,canda bile.\nSevgi şiir,sevgi beste.\n\nSevgi yumak,sevgi celep,\nSevgi çile,sevgi ilmek,\nHem ağlamak,hemde gülmek.\nDuyguların başı sevgi..\n\nSevgi yeşil,sevgi mavi.\nHem sağır,hemde dilsiz\nKiimi açık,kimi gizli\nAşkımızın özü sevgi..\n\nSevgi ipek,sevgi saten,\nSevgi denklem,sevgi kuram.\nKokar daim buram buram,\nİnsanlığın özü sevgi..\n\nSevgi emel, sevgi dilek,\nSevgi ekek,sevgi biçek.\nSevgi dağıtalım kucak,kucak,\nHülyaların başı sevgi..\n\nDuvar, duvar sevgi örek,\nSevgi alak,sevgi verek.\nHep birlikte sevinerek,\nHem ağlayıp,hemde gülek..\n\nSular akar argın,argın,\nSevgiler döndürsün çarkım.\nYeter DURAK bunca çıkın.\nBOHÇA,BOHÇA SEVGİ VEREK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evi Yakalım Anne Isınırız Hem",
        "poet": "Rabia Bulduk",
        "poem": "\n\nbu ev acı çekmeye hiç müsait değil.\nşimdi erken uyusam annem anlar.\nönce endişelenir sonra üzülür.\nannem üzülürse hiç uyuyamam.\nbu ev acı çekmeye hiç müsait değil.\nevi yakalım mı anne ısınırız hem\nne ünlem ne soru işareti\nbir ton üç nokta.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evet yarın bizimdir-acı yok artık Türk’e Canımızı borçluyuz-o kemal Atatürk’e",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nBugün bir güneş doğdu-hür ve eşsiz vatana\nSevinç duydu bu millet-ışık saçtı her yana\nBu aydınlık güneşin-ismi Cumhuriyettir\nBölmek ve parçalamak-biliniz ihanettir\nEvet yarın bizimdir-acı yok artık Türk'e\nCanımızı borçluyuz-O Kemal Atatürk'e\nDevleti kuran kimdir-gerekir sevgi saygı\nVatanımın üstünden-artık kalkmalı kaygı\nNice kanlar döküldü-nice canlar verildi\nVatan ve bayrak için-düşman yere serildi\nEvet yarın bizimdir-acı yok artık Türk'e\nCanımızı borçluyuz-O Kemal Atatürk'e \nDoğan güneş vuruyor-karşıdaki yamaca\nYürüyoruz birlikte-hep bir uçtan bir uca\nSabahın aydınlığı-uyanıyor Türkiye\nCumhuriyet rejimi-Türk ve Türk'e hediye\nEvet yarın bizimdir-acı yok artık Türk'e\nCanımızı borçluyuz-O Kemal Atatürk'e\nBu bir bayram günüdür- el ele çocuk yaşlı\nRengarenk elbiseler-daima uysal başlı\nGüneş demek Türk demek-türkümüz söylenecek\nTürk Milleti birlikte-her zaman eğlenecek\nEvet yarın bizimdir-acı yok artık Türk'e\nCanımızı borçluyuz-O Kemal Atatürk'e \nAkıyordu gözlerden-boşanıyordu yaşlar\nAcı ve ıstıraplar-eğikti bütün başlar\nOn altı Mayıs Günü-İstanbul'dan Samsun'a\nHaykırdı Atatürk'üm-milletime dört yana\nEvet yarın bizimdir-acı yok artık Türk'e\nCanımızı borçluyuz-O Kemal Atatürk'e \nGözleri ileride-başı dik haysiyetli\nHerkes O'nu bekliyor-görüntüsü heybetli\nKabiliyeti vardı-sarsılmayan imanı\nAttığı temel sağlam-ruh kalbi heyecanı\nEvet yarın bizimdir-acı yok artık Türk'e\nCanımızı borçluyuz-O Kemal Atatürk'e \nBizlere nuru saçtı-gözleri aydınlattı\nBeden gönül ve ruhu-yürekleri çınlattı\nDüşünerek yarını-çocuk gençler ileri\nHasan size seslenir-dönmek yok asla geri\nEvet yarın bizimdir-acı yok artık Türk'e\nCanımızı borçluyuz-O Kemal Atatürk'e\n\n\n"
    },
    {
        "title": ".Evililk Hali Aşk",
        "poet": "Hediye Şahin",
        "poem": "\n\nBizim aşkımızda papatya falları yoktur.\nSana aşığım, sensiz yaşayaman gibi sözler yerine\n ben ona pijama, terlik,televizyon o bana dırdırcı kadın diyor.\n\nBizim aşkımızın nehrinde su berraktır\nÇakıl taşları çok net görünüyor.\n\nBizim aşkımız etle tırnak aşkı, \nEt tırnağı keser ama söküp atmaz\nTırnak ete kırılsada bırakıp gitmez\n\nBizim aşkımız cesur yüreklilerin aşkı; \nNice saldırılarda sırt sırta verdik \nBirbirimize kalkan olduk.\n\nBizin aşkımız evlilik hali aşk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evim",
        "poet": "İbrahim Özdemir 2",
        "poem": "\n\nE V İ M\n\n                    İçinde  barınırız,\n                    Akşam yatıp,sabah kalkarız,\n                   Tüm aile mutluluk paylaşırız,\n                    Evim benim can evim\n\n \n                    Soğuktan  yağmurdan korur,\n                    Evin  içi sıcacık  durur,\n                    Aile eşrafı sohbetler kurulur,\n                    Al kiremitli güzel evim.\n\n                    Atalarım doğup büyümüşler,\n                    Bizi burada yetiştirmişler,\n                    Annemi bu eve gelin getirmişler,\n                    Anıların istiflendiği güzel evim.\n\n                  Onu yürekten severim,\n                  Ömrüme ömür eklerim,\n                  Kainata kök  salarım,\n                  Varım yokum   güzel evim.\n\n                                                          (DEMYANLİ)  İBRAHİM  ÖZDEMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evim",
        "poet": "Ali Aslan 2",
        "poem": "\n\nKuru ayaz\nKaranlık sokaklar\nHerkes gitti\nKahve kapandı\nİyiki ev var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evim olacak? ? ? ? ? ? ? ?",
        "poet": "Navruz Kaplan",
        "poem": "\n\nMahalede kıra uçuk ev vardı\nKomşular sabır et evin olcak\nYavaştan başladım temeli atım\nOğlum var oynaycak önünde\n\nYavaş yavaş taş getrdim ev biti\nKurtulduk kıradan ev kendimin\nNasip oldu gidecektim uzağa\nAlmanıya çıktı kalmadık burda\n\nTelfon ederdim annam evdeydi\nBıraktık çocuk var yaramaz olmuş\nAyrılık olmuyor annam da gelsin\nYaptım kağıtları geldi çocuklar\n\nKüçük geldi evim büyuk aradım\nAnnam çok darıktı ben de yalvardım\nAğladım olmadı yalvardım annam\nOğlum çok büyüdü ayrı durmuyor\n\nAnnamı anası bilse ne yazar\nGidecek o annam durmadı burda\nSekiz yıl burada ne çabuk geçmiş\nAnnam ayrılırken çok ağladı gör?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evimin Arkası Dağ Olmalı",
        "poet": "Kalender Sever",
        "poem": "\n\nEvimin arkası dağ olmalı \nÖnü deniz\nDağda yüzyıllık çınarı\nDeniz de deniz\n\nEvimin arkası dağ olmalı\nKapıda nar ağaçları\nDağda dört mevsim kar\nYere deymeli narın saçları\n\nEvimin arkası dağ olmalı\nÇat kapı baharı\nÇiçekleri bin bir renk\nÇiğdemleri mutlaka sarı \n\nEvimin arkası dağ olmalı\nBahçede al al elmaları\nTepelerde şafak sökerken\nMartı çığlıklarından sabahları\n\nEvimin arkası dağ olmalı\nÖnü deniz\nDenizinde bir yelkenli\nDağdan gelen kekik kokulu rüzgar\nMavi bir türkü söylerken\nSeni bana getirmeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evimde Bir Kilo Odun",
        "poet": "Aşık Zülali",
        "poem": "\n\nEvimde bir kilo odun kömür yok\nKorkarım aklımı çıldırır bu kış\nHak saklasın böyle giderse soğuk\nİhtiyar anamı öldürür bu kış\n\nDeli poyraz çıkmış çekiyor kürek\nDurmadan çalıyor bir yandan düdük\nDağ taş ormanlar bembeyaz bir kürk\nNe sanatlı dikmiş giydirir bu kış\n\nYetime yoksula yürek dağlatır\nFakir kadınlara kara bağlatır\nEvsizleri acı acı ağlatır\nKanlı kanlı yaşlar döktürür bu kış\n\nBizleri bu kıştan kurtar ilahi\nAsumana çıktı masumlar ahi\nFakirin başından kapar külahı\nZengine iki kürk aldırır bu kış\n\nDini imanı yok bak bu kafire\nYolunu yitirmiş gitmez kafile\nSuyun derecesi indi sıfıra\nHamamı külhanı dondurur bu kış\n\nGetirmiş bembeyaz kefenimizi\nEllere verecek definemizi\nMart nisana giren sefinemizi\nKorkarım bir yere çaldırır bu kış\n\nDer Zülali elden gitti tutarım\nOduna kömüre kalmadı varım\nYalan değil bu günlerden korkarım\nTabut teneşire bindirir bu kış\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evimiz  1",
        "poet": "Müfit Aksakal",
        "poem": "\n\nÇok güzeldir evimiz.\nOnu pek çok severiz.\nHer tarafı tertemiz,\nBurda rahat ederiz.\n\nKüçük bir bahçesi var.\nİçi ağaçla dolu.\nAğaçların meyvesi,\nDoldurur sağı,solu.\n\nDört tane odası var.\nEn güzeli benimki,\nOdamın duvarında,\nVardır Atamın resmi.\n\n(Öğretmenim,Başarı Yay.İstanbul 1993)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evimiz 2",
        "poet": "Müfit Aksakal",
        "poem": "\n\nBu ev bizim evimiz.\nBurda rahat ederiz.\nEvi temiz tutalım.\nRahatça oturalım.\n\nŞükür eve kavuştuk.\nAynı evde buluştuk.\nBu evden iyisi yok.\nİçinde huzuru çok.\n\n(Öğretmenim,Başarı Yay. İstanbul 1993)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evimi Özledim",
        "poet": "Ümit Kilislioğlu Özger",
        "poem": "\n\nAntalya'dayım\nBir otel odasında.\nDışarıda müzik sesleri....\nGençler dansediyor\nİçlerinde bütün hevesleri.\nHem onlara uyamıyorum,\nHem denizi duyamıyorum.\nOn ikiden sonra\nNasılsa ses kesilir,\nDalgaların şarkısı yine gelir.\nKalkıp aynaya bakıyorum bir hışım,\nAmma kilo almışım! \n\nÖzledim evimi, balkonumu.\nMusluğumdan akan kireçli suyu,\nHuysuz komşuyu.\nKasaba, manava uğramayı\nVe soğan doğramayı.\nFakültedeki odamı,\nKantindeki yaşlı adamı.\n\nBakmadan dinine, milliyetine\nHer küçük çocuğa sarılır oldum\nTorunum niyetine.\n\nEvidir derler ya insanın sarayı,\nBen de işte, özledim Ankara’yı\nAntalya’nın deniz kokan rüzgârı \nNe kadar güzel esersen es,\nBen bülbül olurum ancak,\nSen altın kafes.\n\nDinlendiğim yeter, fazlası zarar\nEvimi özledim\nZaten tatil dediğin\nBu işe yarar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evimize neşe geldi",
        "poet": "Mustafa Yazka",
        "poem": "\n\nİki muzur birden gitti,\nYuvamıza huzur geldi,\nAllah birde bebek verdi,\nEvimize neşe geldi.\n\nAnne,babanın bir tanesi,\nNine, dedenin  nurtanesi,\nHala,emminin nartanesi,\nEvimize neşe geldi.\n\nGündüz yatar gece ağlar,\nAnne nine kalbin dağlar,\nBaba dede yatar horlar,\nEvimize neşe geldi.\n\nÇildir çildir durmaz bakar,\nEtrafa gülücük  atar,\nÇok tutana çişin yapar,\nEvimize neşe geldi.\n\nAllah sağloklı ömür versin,\nVatana millete hizmet etsin,\nAnanın babanın kadrin bilsin,\nKazasız belasız ömür sürsün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evimin penceresinde yine karlar beyaz değil",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nEvimin penceresinde yine karlar beyaz değil\n\nKar yağıyor dışarda\nEvimin penceresindeyim  yine karlar beyaz değil\nUnutulmuyorsun Sarıkamış\nSarıkamış buz tutmuş\nŞimdi üşüyen şehidim gülüm\nKar beyaz değil\nKışları sevemiyorum hiç\n\nBen kışları çocukluğumdan beri hiç sevmem\nBabam çocuklarının rızkı için çalışıyordu\nSıcak ev haramdı babama\nBaba beklenen\nEvimin penceresinde  karlar beyaz değildi\nBaba beklenen bu ev sıcak değildi\nHavlıyor babasız evler çocuklara\nBabam üşüyor babam uzakta\n\nHavlıyor soğuk evler insanlara\nSıcak ev haramdı babama\nKöy evinin penceresinde  baba beklenen\nAç kurtların köylere indiği o kışları unutamıyorum\nKar beyaz değildi\n\nÇocukluğumdan beri\nRüzğarı havlıyor kışın bana\nKışları sevemiyorum hiç\nFakir -fukaraya havlıyor soğuk evlerde\nEvimin penceresinde yine \nKarlar beyaz değil \nŞimdi de savaş var  kardeş ülkelerde\nSavaş da havlıyor kış gibi\nÜşüyenlerim var yine\nŞimdi üşüyen minik eller\nŞimdi üşüyen güller\nAç- susuz uykusuz\nO savaş ülkesinin çocukları\n\nKarların beyaz değil kış\nKarların kara\nKarlar toprağa düşen yara\nEvimin penceresinde yine\nAç kurtlar gibi uluyor rüzğar...\n\nÇocukluğumdan beri havlıyor bana kış\nKışları sevemiyorum hiç\nPeşimdesin hep \nTüm vahşilik\nCanımdan bezdirdin \nYaralayan savaş haberleri kara kışa benziyor şimdi de\nKardeş ülkelerden gelen\nKardeş ülkelerden gelen savaş haberleri  kıştan beter\nMedet Allahım\n\nÇocukluğumdan beri\nBana havlıyor kışlar\nKışları sevemiyorum hiç\nNerede beyaz karlı kışlar\nPeşimde hep \nVe tüm vahşiliğiyle\nCanımdan bezdirdi \nKara kış gönülde şimdi de\nNeşe gitmiş gönlümden \nYaşlılık bükmüş gönlün de belini\nAhir zamana benziyor yaşlılık da\nAtom yemiş gibi şehirler  öyle ölü...\nÖyle sessizsiniz şimdi...\nAtomlara benziyor ahir zaman fitneleri de ve gönülde şimdi\nMedet Allahım\n\nAğrıda vurulmuş yiğidim\nKarlar beyaz değil yine evimin penceresinde\nKışları sevemiyorum yine\n\nRüzğarın havlıyor kuşlara kış\nVe cılız dallara\nMayın döşenmiş  sevgiliden haber gelen yollara\nYaşlanmışım öyle\nYaş yetmişe geliyor\nKış seni sevemiyorum hiç\nÇocukluğumdan beri\n\nKış seni sevemiyorum hiç\nEvimin penceresinde yine \nKış savaş haberlerine benziyorsun \nKardeş ülkelerden gelen\nDondurucusun öyle\nYaş yetmiş olduğu günden beri...\n\nPeşimi bırakmadı kara kış ömrümce..\nNerede beyaz karlı kışlar\nKardan adam yapan çocuklar...\n\nŞimdi üşüyen kendi ölüm\nKarlar beyaz değil\nTüm vahşiliğiyle\nBir ömür\nKarşımda kara kış\nSavaş kılığıyla  çıktın karşıma kara kış\nYaşlılık oldun çıktın karşıma \nAhir zaman fitnesi oldun gah gönlüme\nGönlümdesin karasın kış şimdi de\nYolları  kar tutmuş gibi\nVe yine savaş haberleri  kardeş ülkelerden gibi\nMutsuzum öyle\nYaş yetmiş olduğu günden beri...\n\nKarlar beyaz değil \nNerede beyaz karlı kışlar\nHavlıyor evimin penceresi yine\nEvimin penceresi evimin pençesi\nEvimin penceresini ağlatıyor  kış\nEllerim dua için açılın\nÇocukluğumu rüzğarlarında sürüklüyor kışlar \nBabamı üşüten kışlar \nŞimdi gönlüm bir kuş  pençesinde  vahşidir  kış ve savaş\nKışları sevemem havlıyor rüzğar...\nSavaşı sevemem\nAhir zaman fitneleri pek yaman\nCan yakıcı kurşundan beter\n\nNerede beyaz karlı kışlar\nKışları sevemiyorum yine\nKışlar hep peşimde\nTüm vahşiliğiyle\nEvimin penceresinde yine kara kış\nKarlar beyaz değil\n\nKara kışlar hep peşimde oldunuz\nTüm vahşiliğinizle\n\"Zaman ahir zaman diyor\" gönlüm\nO kışlara benziyor gönlümdeki kış...\nŞimdi\n\nKara kış savaş mısın öyle vahşisin ki...\nAç-susuz kuşlar..\nGönlümün penceresinde yine vahşisin kış\nKışlar hep peşimde oldunuz\nTüm vahşiliğinizle\n\nYaş yetmiş olduğu günden beri\nKarlar beyaz değil yine\nNerede beyaz karlı kışlar\nÇocukluğumdan beri\nKışları sevemiyorum hiç\nHavlıyor bana kışlar hep\nEvimin penceresinde kirli kar\nGönlümün penceresinde \nSavaşın en kış olanı şimdi...\n\nKarlar beyaz değil \nKardeş ülkelerde savaş var\nRüzğar korku taşıyor\nAçlıktan öldü kaç kuş\nEvimin penceresinde şimdi vahşi bir kış\nVe vahşi bir savaş bu sadece kuşlara gelmiyor\nÜşüyor çocuk eller...\nSoluyor aç-susuz güller\nBir kardeş ülkede\n\n\"Zaman ahir zaman diyor\" gönlüm\nO kışlara benziyor gönlümdeki kış...\nTüm vahşiliğiyle\nKışları sevemiyorum yine\nHavlıyor soğuk kış gibi zaman\n\nNerede beyaz karlı kışlar\nKışları sevemiyorum\nÇocukluk günlerim havlıyor kuşlarım ölü\nGönlümün penceresinde şimdi vahşi bir savaş\nAğlıyorum\nKardeş ülkeden savaş haberleri geliyor ağlıyorum\nKış ve savaş elele vermiş kardeş ülkede\nÜşüyor çocuk eller\nÖlüyor kelebekler\nBütün pencereler vahşi bir kışın pençesinde\nÖlüyorum korkulardan\nBoğuyor hüzünlerin elleri...\nEylül böyle soldurmaz gülleri....\nHavlamıyor eylül\n\nNerede beyaz karlı kışlar\nÇocukluğumdan beri\nKışları sevemiyorum hiç\nHavlıyor deniz şimdi\nİşte deniz kışa teslim\nHavada uçuşuyor kar taneleri gibi martılar\nÇığlık çığlık haykırıyorlar açlıklarını\nBana -sana\nKışları sevemem\n\n\"Zaman ahir zaman diyor\" gönlüm\nO kışlara benziyor gönlümdeki kış şimdi...\n\nSarıkamış gibi buz tutmuş\nŞimdi üşüyen gönlüm\nGönlüme havlıyor fitneler\nEvimin penceresinde yine vahşiliği kışın\nKarlar beyaz değil\nYollarımı kapamış karlar\nÇığlar düşmekte\nBir yaştan beri\nGönlüme girilmiyor\nGönlüm esir ahir zaman fitnelerine\nGünahım dağ olmuş\nNerede beyaz karlı kışlar\nÇocukluğumdan beri\nKışları sevemiyorum hiç\n\nKış ahir zamana benziyorsun tüm vahşiliğinle\nDeniz kışa teslim\nŞefkat kışa teslim\nSevgi kışa teslim\nNasıl bir dünya bu\nKuşlar bile ağlıyor\nEvler karlara bürünmüş ölüler\n\nNerede beyaz karlı kışlar\nÇocukluğumdan beri\nKışlar hep peşimde oldunuz\nTüm vahşiliğinizle\n\"Zaman ahir zaman diyor\" gönlüm\nO kışlara benziyor gönlümdeki kış...\nŞimdi\n\nNerede beyaz karlı kışlar\nŞimdi üşüyen minik eller\nEvimin penceresinde yine vahşisin kış\nSavaş haberleri hep vahşisiniz\nSoluyor güller\nAtom gibi vahşisin ahir zamanın fitneleri...\nHavlıyor ahir zamanın fitneleri...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evimin Üstüne Konan Güvercin",
        "poet": "Ayhan Yavuz Açıkgöz",
        "poem": "\n\nIsınmak zor değil, belki bir adım\nBîçâre titreyip donan güvercin\nZikreyle, dilinden düşmesin adım\nEvimin üstüne konan güvercin\n\n(Adana - 30.10.006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evimizin direği",
        "poet": "İhsan Hasan Kaya",
        "poem": "\n\nEVİMİZİN DİREĞİ…\n\nBabam bir ay önce evden ayrılmıştı.\nŞofördü, nice memleketleri  aştı.\nBu yüzden gözlerden akan yaştı.\nBabam bizler için her türlü zorluğu aştı.\n\nEvden ayrılışında bizleri öper koklardı.\nHarçlığımız var mı diye cebimizi yoklardı.\nBaktı yok hemen cebimize harçlık koyardı.\nYüreğim babam için küt küt atardı.\n\nŞimdi yine yollarda, uzak yerlerde.\nBabam olmayınca sessizlik olur içerde.\nHemen bir ıslaklık oluşur gözlerde.\nBabamın çok ayrı yeri var bizlerde.\n\nBizleri her an düşünür arar, sorar.\nBizler için çalışır, çok çaba harcar.\nBizim iyiliğimiz için alır doğru  karar.\nAilesini düşünür, devamlı sorar babalar.\n\nBabalar evlerin yıkılmaz direği,\nKaya gibi sert olsa da yumuşak yüreği.\nÇocuklarını,ailesini  mutlu görmek ereği.\nHiçbir  ev yıkılmaz  sağlam  olursa  direği.\n\nİşte bu direk evi ayakta tutan babadır.\nKimi zaman kupkuru çölde vahadır.\nKredisi sonsuz, faizsiz batmaz bankadır.\nBabalar sayesinde evler mutlu ve başkadır.\n\n          17.04.2013\n        Hasan KAYA\nEğitimci-Şair-Yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evin Halleri",
        "poet": "Müfit Aksakal",
        "poem": "\n\nÇok güzel bir ev yaptım.\nİçine pamuk kattım.\nEvi gören bayıldı.\nSu dökünce ayıldı.\n\nEve müşteri çıktı.\nSatarken rüzgar yıktı.\nBu evde uçtu gitti.\nYeter canıma yetti.\n\nEvden artık yok hayır.\nDersine zaman ayır.\nEmekler boşa gitti.\nMevlam beni sen kayır.\n\n(Dil Bilgisi 3,Başarı Yay. İstanbul 1994)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evimizin Direği...",
        "poet": "İhsan Hasan Kaya",
        "poem": "\n\nEVİMİZİN DİREĞİ…\n\nBabam bir ay önce evden ayrılmıştı.\nŞofördü, nice memleketleri  aştı.\nBu yüzden gözlerden akan yaştı.\nBabam bizler için her türlü zorluğu aştı.\n\nEvden ayrılışında bizleri öper koklardı.\nHarçlığımız var mı diye cebimizi yoklardı.\nBaktı yok hemen cebimize harçlık koyardı.\nYüreğim babam için küt küt atardı.\n\nŞimdi yine yollarda, uzak yerlerde.\nBabam olmayınca sessizlik olur içerde.\nHemen bir ıslaklık oluşur gözlerde.\nBabamın çok ayrı yeri var bizlerde.\n\nBizleri her an düşünür arar, sorar.\nBizler için çalışır, çok çaba harcar.\nBizim iyiliğimiz için alır doğru  karar.\nAilesini düşünür, devamlı sorar babalar.\n\nBabalar evlerin yıkılmaz direği,\nKaya gibi sert olsa da yumuşak yüreği.\nÇocuklarını,ailesini  mutlu görmek ereği.\nHiçbir  ev yıkılmaz  sağlam  olursa  direği.\n\nİşte bu direk evi ayakta tutan babadır.\nKimi zaman kupkuru çölde vahadır.\nKredisi sonsuz, faizsiz batmaz bankadır.\nBabalar sayesinde evler mutlu ve başkadır.\n\n         16.04.2013\n        Hasan KAYA\nEğitimci-Şair-Yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evin Halleri",
        "poet": "Birhan Keskin",
        "poem": "\n\nSen evden de benden de gidersin bazen\nYol seni bekler, yola koyulursun üşenmeden.\nSusar derinden ev, ıssız halidir.\n\nBen sana, ev bana, sen eve, ev sana\nKara kara bakar ya bazen\nAh kıyamaz hani kimse kimseye.\nEvin içerlek halidir, boynu eğilir.\n\nMutfakta çayın sesi demlenir\nSabah, benim sesimde sonbahar\nSenin sesinde bir çocuk\nEv mutludur halinden, pötikarelenir.\n\nBen sana, sen bana soyunursun bazı geceler; \nsen kendinden sarkarsın, ben kendimden.\nBenlerimi saysın sabah Şerife teyze\nEvin dağınık halidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evin Caran Welate Caran Yare",
        "poet": "Mehmet Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nEvîn bi dil de hebe ew dil gire\nTu tiştek wek evînîyê negire\nEvîn caran welate caran yare\nRastî tunebûna wê jî  agire\n\nMin qijikê ez hez dikim hez dikim\nDilê xwe yar û welat re vedikim\nEşqa dilan her dem eşqeke xweşe\nYar ba min tune ez li vir bar dikim\n\nBi êş û evîna min bi tev hev bû\nLo dilo roja min çima venebû\nYar li min xeyîdî yar li ba min çû\nEz bendê welat im welat çênebû\n\nEv dilê min dilê evînyê ye\nDi nav de hesrata yara min heye\nJi welat pêştir tiştek min haş nake\nBêyar û bêwlatî mirinayî ye\n\nYar tu sebra minî tu bêhna minî\nDildara min evîna dilê minî\nLo ev çi haye ev derd min re maye\nAx welatê min tu pir durî minî\n\n19.05.20186 \nİstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evin sigortası kadındır",
        "poet": "Navruz Kaplan",
        "poem": "\n\nBir kadın tanıdım adını yasemin dedi\nÇok çabık ısındım konuşmak istedim\nOnunu için ben de evde bekliyorum\nOnu bilmiyor ki görmrdim bekliyorum\n\nEvet demedi ki arkadaş olabilir dedi\nGörmeden kararı verdim mükenbeldi\nSevimli sözleri zor şartlar ben evet dedim\nSanki tanıyorum çabuk ısındım görmeden\n\nSabırına hayran kaldım kadın başkadır\nÜç çocuğu vardı iki kiz bir oğlan var ya\nMutludur şikayet etmedi ki isiyan da yok\nBu kadın  çekmiş yaşayacak sonuradan\n\nÇok mutlu olacak bekleyecek  tekede\nDemişler tekeyi bekle de çorbadan iç\nBende diyorum ki alahın sevimli kulu ol\nGülecek zamanın da gelecek sabır gerekir\n\nYasemin anlatı bana etkilendim buradan\nBen yalan demem sana adam ol yeterki\nOtur evde sev çocuğunu yetmezmi sana\nUnutma  güleceksin en sonunda bu evde\n\nYaşamak güzel ağlamakta var bu yolda\nÇok insan var ya önce yada sonura gülüyor\nSeninki geç kalmışsın güleceksin sonuradan\nMutlu sen olacaksın ben diyorum yaz sen şura\n\nCemalını görmedim nasıl birisın  akılısın sen\nVerdiyin cevaplar güzel kalsın  sakla kendine\nGülmeye sıra gelecek  unutma gül ağlama sen \nYasak koy kendine evlilik kalsın 5  yıl sonuraya\n\nÇocuklar küçük bıraz meyva ham güneş doğsun\nTerlesende sen oyna mecbursun bu ortamda\nHem erkek hem kadınsın çaktırma sen etrafına\nSıra gelecek sana o zaman sen güleceksin ya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evin Uzaklarinda",
        "poet": "Zihni Ozselmanoglu",
        "poem": "\n\nYakin mesafe evin uzaklarinda\nDogudan batiya yavas akan nehrin\nUzerinden gecen parcali bulutla\nSisli doruklari asma koprulerin \n\nDesen desen dalgalar sahil boyunca\nOkyanus avuclarinda sanki demin\nMesafesini olcerken uctan uca\nEbedi mahkum oldugumuz bu yerin\n\n\nSahaneydi cikarken daglara\nSelvi agaclari esliginde serin\nBir kus bakisi gozlerinde manzara\nRuyasiyla demir almis gemilerin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evin Reisi Çok Zalim",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nEvin Reisi çok zalim,\nİçer, içer Hanım döver,\nEvin Reisi çok zalim,\nHep çocuklarına söver.\n\nEvin Reisi çok zalim,\nÖz çocuklarını döver,\nEvin Reisi çok zalim,\nHep elleri metheder.\n\nEvin Reisi çok zalim,\nO Kızına bile  söver,\nEvin Reisi çok zalim,\nPara, para, para der. \n\nEvin Reisi çok zalim,\nBilmez iyiyi ve kötüyü,\nEvin Reisi çok zalim,\nHaram bütün yediği.\n\nEvin Reisi çok zalim,\nBitmez yaptığı, ettiği,\nEvin Reisi çok zalim,\nBirgün bulur hakettiği....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evin",
        "poet": "Şair Mem6",
        "poem": "\n\nEşqa te ye ez helandîm\n              Berdayim nav çol û beyara\nBejna te ye serxoş kirîm\n              Kevtîm rêlêt van aqara\nDengê te ye bo min awaz \n              Ez rakirîm digel sihara\nDilê te ye xozî û mirad\n              Mendehoş bûyim li nav wara\nHilo esmer da bi çîne \n              Serê zîrka ligel bihara\nDa vegêrîn wan narîna\n              Liser kanîya û li bin dara\nKevne warêt xo ava keyin \n              Da evîndar li êvara\nBiçne nav û bi xo bêjin\n              Emîn dildar hemî cara\nDê rizgar keyin evan wara\n              Ji bin destêt van neyara\n.......berwari\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evin Yolu",
        "poet": "Bektaş Bekdemir",
        "poem": "\n\nBizim sokağın ötesi sevgi\nHemen yakınında terbiyesizlik\nAz ilerisi tutku\nBen bizim mahalleye girmeye korkuyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlada Hasret",
        "poet": "Ahmet Keleş",
        "poem": "\n\nUğurladık oğul seni bir yolcu gibi,\nKuruyan pınarlarım yeşerdi yeni.\nGözlerimden akan su ıslattı teni,\nÇıkar mendilini sil ıslanan yeri.\n\nDağların omzumda olduğu gündü.\nNefesim kesildi, belim de büküldü.\nHasretiyle üzüldüğüm günler oldu.\nGururuyla yaşadığım anlar oldu.\n\nDüşünüyorum hep sessiz gecelerde\nHasret acısını tadarken gönlümde.\nVurularak tabutta dönen askerlere\nOcaklarına düşen ateşi, kendimce.\n\nEvlat, asker, vatan, şehit, gazi, hasret.\nKarışıyor duygular sanki bir şerbet.\nHer şeyin üstünde geliyor vatan elbet.\nVuslatı Allah’a bırak gönül, sabret.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evin Yolunu Bulan Kasket",
        "poet": "Ahmet Zekai Yıldız",
        "poem": "\n\nOrmanda çalışırken yorulduğunda dinlenmek için, en irisinden bir çam bulup sırtını ona yaslardı.”Sırtını yasladığın ağaç senden kalın olmalı, evlat! ..” derdi. Sonra da orman muhafaza memurluğu üniforma aksesuarından olan kasketini çıkartıp dizine birkaç kez vurarak tozunu silkelerdi. Cebinden çıkardığı büyük bez mendille başının terini silerken, kasketin içindeki vesikalık fotoğrafına uzun uzun bakardı. Nasıl bakmasındı ki? Fotoğraftaki Ormancı Yakup henüz 23 yaşında,askerliğini yeni tamamlamış, iri çimen yeşili gözleri, kaytan bıyıkları, dığandaki tereyağ gibi kırışıksız yüzü ile genç kızları peşinden koşturan, Hazreti Yusuf kopyası bir delikanlıydı. \n\nO gün, Ormancı Yakup şiddetli baş ağrısıyla uyandı. Kalkmaya davrandı fakat başaramadı. Evin ahşap tavanı dönüyordu çünkü. Neler olmuştu? Evine nasıl gelmiş, yatağına nasıl yatmıştı? Hiçbir şey anımsayamıyordu. Bir ara“Hatun! ”diye bağırdı. Fakat uykusu oldukça ağır olan Zarife Hanım uyanmamıştı. Saate baktı. 23.30’u gösteriyordu. “Sabaha daha çok var.Şimdi yatıp da sabahı nasıl bulacaksın? ” diye söylendi.Tekrar kalkmayı deneyince karyoladan düştü.Emekleyerek ve acı içinde karyola demirlerine tutunarak ayağa kalkabildi.Sesini biraz daha yükselterek bir daha bağırdı hanımına. Güçlükle yattığı yerden doğrulan Zarife Hanım:” Ne oldu, adam? .Neden kalktın ki? Daha yeni yatmıştık” deyince, gittiği düğünde söylenen bir türkünün sözlerini mırıldanmaya başladı.\n'Bal yapmayan arıdan, / Çuval doldurmayan darıdan, / Adamdan sonra kalkan karıdan, / Hayır gelmez, hayır gelmez.' \n\nBu alaycı türkünün sözlerine çok sinirlenen Zarife Hanım “Eeh! .”diyerek yorganı başına çekti ve tekrar yattı. Ormancı Yakup odadan dışarı çıkarak, soğuk suyla bir güzel başını yıkadı. Bu baş ağrısına bir miktar iyi gelmişti işte. Derin bir oh çekti. Fakat karın bölgesinde yanma ile karışık kaşıntı hissi vardı.Göbeğini açtığında nokta nokta koyu kırmızı lekeler olduğunu görünce telaşlanarak, yatak odasında uyuyan hanımını kaldırdı ve: “Bak hatun şunlara! Nedir ki bu lekeler? ” diye sordu. Zarife hanım ikinci kez uyandırılmanın kızgınlığıyla,”Ben ne bileyim be adam? Her Allah’ın günü zil zurna içersen her musibet gelir başına. Akşam dört kişi zorla getirdi seni. Git doktor Şerif kadına göster, ona sor.”diyerek tekrar yattı. (Şerif kadın tıp eğitimi görmemiştir. Fakat bilimsel olmayan yöntemlerle tedavi yaparak pek çok hastayı iyileştirdiği için kendine doktor diye hitap edilmektedir.)  “Bu saatte Şerif kadın rahatsız edilir mi hiç? ” diyen Ormancı Yakup göbeğini açarak tekrar bakar. Fakat hiçbir anlam veremez bu lekelere. Bir ara askıdaki ormancı üniforması ilişir gözüne.Giysileri tamamdır tamam olmasına da, beylik tabancası kılıfında yoktur. Hemen telaşlanarak yatak odasına yönelir. Zarife hanımı yatağından kaldırarak sorar. Zarife Hanım akşam eve tabancasız geldiğini söyleyerek uykusuna kaldığı yerden devam eder. \n\nOrmancı Yakup’u alır bir kaygı. İçi yanmaktadır. Göğsü daralmaktadır. Eliyle epeyce uzamış olan kır sakalını karıştırarak, akşam gittiği düğünde neler olduğunu anımsamaya uğraşır. Fakat başaramaz. Yalnızca Yenice Mahalleye düğüne davet edildiğini ve çokca da alkol aldığını anımsayabilmektedir. Film sanki burada kopmuştur.\nDüğünde çok sarhoş olduğu için sızan Ormancı Yakup’u cemiyet sahibinin isteği üzerine Ormancı arkadaşı Cin Ali ile Kel Hakkı evine götürürlerken yolun yarısında yorulurlar. Dinlenmek için oturdukları yer, Yeni Mehmet derler yaşlı ama genç karısından dolayı da oldukça kıskanç olan bir çiftçinin evine ait avlu kapıların önüdür. 90 kilo ağırlığındaki Ormancı Yakup’u taşımak istemeyen Cin Ali, Kel Hakkı’ya evi göstererek; “Var mısın Ormancıyı burada bırakalım? ” der. Kendisi de çok sarhoş olan Kel Hakkı, bu ağır sonuçları olabilecek şakaya önce karşı çıktıysa da sonra kabul eder. Ve Ormancı Yakup’u Yeni Mehmet’in avlu kapısından içeriye sokarak oradan uzaklaşırlar. Bir süre ev kapısının önünde sızmış bir durumda uyuklayan Ormancı Yakup, yatırıldığı soğuk betonun etkisiyle bir miktar kendine gelir ve “Hatun” diye bağırmaya başlar. Bağırtılara uyanan Yeni Mehmet, elinde öküzlerin örendiresi(sopa)  olduğu halde dışarı çıkar. Yerde boylu boyunca uzanan ormancıya,” Ülen pis sarhoş sen ne arıyorsun benim evimde defol git şuradan, benim başımı belaya sokma” deyince.. ormancı Yakup gülerek: “Heh! heh! he! adama bak yahu! Kimin evinden kimi kovuyorsun? (Belindeki beylik silahını çekerek)  Ev benim, silah benim, at benim avrat benim, sen defol git,”diye karşılık verir. Şuuru yerinde olmayan ormancı Yakup tabancasını Yeni Mehmet’e doğru ve düzgün bir şekilde tutamamaktadır. Yeni Mehmet bu durumu farkederek, kendisinden beklenmeyen ani bir hareketle elinden tabancasını alır ve başlar ucu çivili örendiresini ormancının göbeğine sokmaya. Yeni Mehmet, yediği dayağa daha fazla dayanamayarak bayılan Ormancıyı sürükleyerek avlu kapısının dışında yola koyar ve evine girer. Daha sonra da yoldan geçmekte olan ve Ormancıyı tanıyan bazı kişiler evine götürerek hanımına teslim ederler. Hanımı binbir güçlükle sürükleyerek yatağına götürdüğü kocasının üstüne beyaz geceliğini, başına da kukuletasını giydirip yatırır. \n\nKopmuş olan filmin bu bölümü sansür edilmiş ve kesilip atılmıştır sanki.Tüm enerjisini geceyi anımsamak için harcadıysa da sonuç vermez. Şiddetli baş ağrıları geri dönmüş, vücudu derin bir pişmanlık sızısıyla kavrulmaktadır. Ruhsatlı silah bu.. Bulunmazsa belki de memuriyeti bitecek. Ne yapardı sonra? Kim ekmek verirdi? Hem bu yaştan sonra nerden iş bulunurdu ki? Bu düşünceler içersinde her yerde tabancayı aramaya koyulur. Atının heybesinde olabilir düşüncesiyle ahıra gider.Heybeye bakarken her zaman yanında taşıdığı bir şişe kulüp rakısı geçer eline.Tabancasını bulamayacağına kanaat getirerek,aramaktan vazgeçer ve açtığı rakıyı içmeye başlar. Üçüncü bardağı doldururken baş ağrısı geçmiş; fakat sarhoşluğu yine nüksetmiştir. \n\nEski yaşantıları geçer gözlerinin önünden. En çok da rahmetli Bekir arkadaşı aklına gelmektedir. Çünkü pek çok sırrını paylaştığı bir insan olan Bekir’i her geçen gün daha fazla özlemektedir.Yaktığı sigarasından derin bir nefes çeker.Özlem ve acıyla inleyerek dumanını bırakırken (Bekir’i kastederek) , ”iyiler fazla yaşamıyor bu dünyada”, diyen Ormancı Yakup derin bir of çeker.Ardından 'Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır./Bugün bayram benim canım sıkılır./Ellerin mektubu gelmiş okunur... 'türküsünü' mırıldanırken; ansızın türküyü keserek yüksek sayılabilecek bir ses tonuyla 'Ama sarhoşun mektubunu okuyan yok! Neden kimse sarhoş Yakup kulunu dinlemiyor bu dünyada? 'diye bağırırak ayağa kalkar. Her zamanki alışkanlıkla askıdaki ormancı kasketini başına geçirir. \n\nTabancasını aramak düşüncesiyle Yenice Mahalledeki düğün evine gitmek üzere, çeyreği içilmiş kulüp rakısını ve hanımının çocukları için hazırladığı nohut kavurgalarını alelacele heybesine koyarak hızla evden ayrılır. (o yıllarda düğünlerde alkol almak isteyenler içeceğini kendileri getirirlerdi.)  Kıl heybesi omzunda olduğu halde ilçe merkezine gelir. Gelir gelmesine de Allah’tan etrafta kimseler yoktur. Çünkü evden ayrılırken başına kasketini giymiş fakat üniformalarını giymeyi unutmuştur. (Orman Muhafaza Memurları mesai saatleri dışında da üniformalarını giymek zorundadırlar.) Tekrar eve dönmeye erinir. Düğün evine bu şekilde gidemeyeceği için buraya kadar gelmişken yakın olan Bekir’in mezarını ziyaret etmeye karar verir. \n\nCebinden güçlükle çıkardığı sigarasını sert esen rüzgar nedeniyle yakmayı başaramaz. Çarşı ortasında park edilmiş, çırçır diye çalıştığı için kendisine Çırçır Ramazan denmesine neden olan sahsın kamyonunun altına girerek benzini tükenmiş muhtar çakmağıyla yakmaya çalışır. Birinci, ikinci, üçüncü yakma denemesi derken; kamyonun yan tarafında bulunan ve Hacı Kandır’a ait olan evin penceresi açılır.Hacı Kandır, kamyonun benzin deposunun altında çakmak çakan Ormancı Yakup’a yangın çıkarabileceği endişesiyle ağzına geleni söylemiş fakat hiç oralı olmadığını görünce evde eline ne geçerse atmaya başlamıştı ki; durumun vahametini kavrayan Ormancı Yakup Yenice Mahalleye doğru koşmaya başlar. \n\nMezarlığa gelen Ormancı Yakup, yaktığı muhtar çakmağı yardımıyla güç bela bulabildiği Bekir’in mezarının baş ucuna oturdu. Önce bildiği birkaç duayı okudu. Sonra da oldukça duygusal bir durumda olduğundan yaşadıkları güzel günlerin anısına birkaç damla gözyaşı akıttı. Bir sigara yaktı. Eliyle mezarın üzerindeki otları okşayarak,”Ah ülen Bekir! Ne diye erkenden göçtün bu dünyadan? Şimdi sen olacaktın ki; ne biçim içerdik ha…değil mi? ” diye söylenirken elinin altındaki heybe gözüne ilişti. İçinden çıkardığı rakıdan susuz bir yudum içti. Koluyla ağzını silerek, 'Ya arkadaş ölmeseydin şimdi bir yudum da sen çekerdin” dediği anda rahmetli Bekir, “bana da biraz ver” demişti sanki. Bu paranoya onu çılgınlık derecesinde bir eylem yapmaya yöneltmişti. Elindeki şişeden bir miktar rakıyı Bekir’in mezarının üzerine döktü. Bu ilginç sohbetin; bir yudum kendine, bir yudum mezara sırasıyla devam ettiği sularda Yenice Mahalleye kına eğlentisi için giden bir gurup kadın, Cuma mahalleye, evlerine dönüyorlardı. \n\nBazı çok korkutur insanı. / Yok olmak duygusu bu, tanı. / Damarında aşkla akanı, / Buz gibi dondurmakmış ölmek. /// Ağlayarak doğan insanlar. / Ağlatarak ölür uçarlar. / Ölüm yoktur desem kim anlar? / Aslında doğmamakmış ölmek. \n\nKınadan dönen kadınların yolu, Ormancı Yakup’un içki içtiği mezarın da bulunduğu iki mezarlığın arasından geçmekteydi. Kadınlar tam iki mezarlığın arasındaki yoldan geçerlerken, içlerinden biri korku ile çığlık attı. Dehşet içinde kekeleyerek konuşamayan kadın, ne olduğunu merak eden diğer kadınlara yalnızca eliyle mezarlık içersinde hareket eden ve ay ışığında çok belirgin olarak seçilebilen beyaz objeyi gösterebilmişti. Yanındaki kadın elini geri çekiştirerek,” Parmakla gösterme sakın! Çok günahmış,” diyerek uyardı. Bir başka kadın,” Hortlak bu hortlak! .. Bir diğeri,” Evet biri mezarından çıkmış. Bakın bakın hareket ediyor.”diye bağırınca, bütün kadınlar feryat figan ağlaşmaya başladılar.Oysa mezarlıktaki obje, üstünde beyaz geceliğiyle içki içen Ormancı Yakup’tan başkası değildi. Bu sırada içlerinden en yaşlı olanı korkusuz ve babacan tavırlarla korku ve panik içinde bağırarak kaçışan kadınlara:” Durun! Kaçmayın! Topluca düğün evine geri dönelim. Durumu adamlara söyleyelim. Onlar bir çaresini bulurlar.” diye seslendi. \n\nBunun üzerine kadınlar düğün evine geri dönerler. Kadınların feryadından Yenice Mahallede herkes düğün evine toplanmıştır. Konuyu anlayan erkekler camii imamına haber verirler. Çünkü ölen insanları son yolculuğuna uğurlayan kişi imam ise böyle bir krizin aşılmasında ancak bir imamın rehberliği gerekliydi. Evinde uyumakta olan imam, yatağından kaldırılarak sorun anlatılır. Önce böyle bir şeyin olamayacağını söyleyen imam, ısrarlara daha fazla dayanamayarak topluluğun başına geçer ve mezarlığa doğru harekete geçilir. \n\nBaşta Yenice Mahallesi camii imamı Karaköy’lü (Pınarcık)  İzzet Hoca olduğu halde, Yenice mahallesi sakinlerinden Reşat Bey, Kır Lütfü, Con Hamdi, Dıbır Talip, Efe Aliosman, Kopuk Mustafa ve Uzun Galip gibi şahısların da bulunduğu topluluk mezarlık kapısına geldiğinde duraklar. Mezarlıkta beyaz bir obje olduğunu onlar da görmüşlerdir. Fakat kadınların söylediği gibi hareket etmemektedir. Çünkü Ormancı Yakup aşırı alkolün etkisiyle mezarın başında uyuyakalmıştır. İzzet Hoca peşindeki topluluğa dönerek sessiz olmaları gerektiğini söyleyince, mezarlıktan bazı sesler(horlama)  geldiğini fark ederler. Bu garip sesler topluluğu daha bir ürkütmüştür. \n\nİzzet Hoca tekrar guruba dönerek abdestli olmayanların mezarlığa girmeyerek yolda beklemeleri gerektiğini, olanların da mevtayı ait olduğu yere geri gönderebilmek için hangi duaları okuyacağını açıklamasıyla içeri girerler. Ve İzzet Hoca’nın sesli bir şekilde okuduğu Arapça dualar eşliğinde mezarlıktaki beyaz objeye doğru yürürler. Hortlak olduğu düşünülen Ormancı Yakup’a beş on adım kala sesini yükselten İzzet Hoca Türkçe olarak, “Ya mevta gir yerine” şeklinde telkinlerde bulundu. Bunu yaparken daha yavaş adım atıyor ve bir şekilde herkes birbirlerine tutunuyordu. Çünkü konuyla ilgili duydukları bazı söylentilere göre hortlak kendi çıktığı mezara bir başkasını sokabilirdi. Beyaz objeye iki üç adım yaklaştıklarında İzzet Hoca titrek korku dolu bir sesle, “Ya mevta! sana söylüyorum! Haydi gir mezarına! ” diye bağırınca aniden hareketlenen Ormancı Yakup esneyerek, “Ne oluyor burada? Kimsiniz siz? Ülen adama mezarlıkta bile rahat huzur vermiyorsunuz. Şunun şurasında rahmetli arkadaşımla biraz sohbet ettik. Ne var bunda? ” diye sitemler eder. Beyaz objenin Ormancı Yakup olduğunu gören İzzet Hoca ve arkadaşları gergin geçen dakikaların ardından rahatlamışlardır. \nİzzet Hoca: ”Yahu ormancı! Hiç bu yaptığın Müslümanlığa sığar mı? Çok ayıp. Bu düpedüz zındıklıktır. Size yakıştıramadım.' \nReşat Bey: “Bu yaptığını amirin duysa, seni görevden atarlar, vallahi..' \nUzun Galip: “Rezil herif! . Haydi kalk oradan da burada yatan mevtalar huzur bulsun.' \nCon Hamdi: “(Elindeki sopayı kaldırarak)  Sopa garibi bunlar. Vereceksin odunu. Bak o zaman böyle şeyler yapabiliyorlar mı? ' \nKır Lütfü: (Con Hamdi’nin elindeki sopayı tutarak)  'Haydi Ormancı! Tüyün kuruyken terk et burayı..' \n\nBu sözleri duyan Ormancı Yakup yerinden güçlükle kalkarak mezarlığın arka kapısından çıkarken, Reşat Ulu arkasından “Doğru evine git ve yat. Bu iş aramızda kalsın.” diye seslenir. Efe Aliosman, “Neden aramızda kalacak yahu? Söyleyelim müdürüne, bir hal çaresi bulsun. Bu kepazelik cezasız kalamaz,” diye karşı çıkarsa da diğerlerinin “Yazıktır, çoluk çocuğu sefil olmasın” şeklindeki iyi niyetli yaklaşımlarıyla Reşat’ın görüşünde birleşilir. Mezarlıktan çıkan İzzet Hoca ve arkadaşları yolda bekleyen meraklı topluluğa, mezarlıktaki beyaz objenin sadece bir köpek olduğunu söylemesiyle dağılarak evlerine giderler. \n\nMezarlığın arka kapısından çıkan Ormancı Yakup ise evine gitmez. Kafasına takılan tabancasını sormak için düğün evine gitmeyi düşünür. Fakat oraya ulaşamaz. Düğün evine yakın olan Avdan suyu kaynağına oturur. Hiç elinden bırakmadığı şişenin dibinde kalan rakıyı da tükettikten sonra orada sızar kalır. \n\nAvdan suyu Keles ilçesinin ilk yerleşim noktasıdır. Bir rivayete göre (1200’lü yıllar)  Yörük Çoban keçilerini Akçaalan mevkiinde otlatmaktayken; sürü lideri olan en iri tekenin ortalıkta görünmemesi üzerine aramaya başlar. Tam hava kararıp da obasına geri dönerken teke gelir ve sürüye katılır. Ertesi gün aynı şekilde kaybolan tekenin, döndüğünde sakalının ıslak olduğunu fark eder. Üçüncü gün tekeyi gizlice takip eden çoban, Avdan suyunu keşfetmiştir. Obasına haber verir. Buraya yerleşme kararı verilerek, bu güzel suyu bulduğu için Yörük Çoban’a oba reisi tarafından at hediye edilir. \n\nOldukça soğuk olan Avdan suyu ile son rakısını içerek sızan Ormancı Yakup’un kasketi suyun aktığı kanala düşmüş ve sürüklenerek suyun birleştiği Keles deresine gelmiştir. Derede bir süre yol alan kasket sabah olduğunda, Ormancı Yakup’un evinin bulunduğu Çukur Mahalle yakınlarında oynayan çocuklar tarafından bulunur. İçinde bir kişiye ait fotoğraf olduğunu gören çocuklar, kasketi doğruca öğretmenlerine götürürler. \n\nÖğretmen fotoğraftaki şahsın Ormancı Yakup olduğunu görünce hemen evine giderek kasketi eşine verir. Zarife Hanım, eşi Ormancı Yakup’un nerede olduğunu sorduğunda öğretmen, “Bilmiyorum, bana da çocuklar getirdi bu kasketi. Dere kenarında bulmuşlar.” yanıtını verir. Zarife Hanım, eşinin çok sarhoş olduğunu, suya düşebileceğini söylemesiyle muhtara haber verilir. En son mezarlıkta görülen Ormancı Yakup komşuları ve sevenleri tarafından mezarlıkta, dere kenarlarında ve dağlarda aranır, ama hiçbir ize rastlayamazlar. \n\nMuhtar Batakçı Mehmet, Belediye Başkanı Ragıp Rıfkı’ya; Ragıp Rıfkı da orman müdürüne haber iletir. Belediye ve köylerin camii hoparlörlerinden anonslar yapılır ama nafile.. Ormancı Yakup yoktur. Yer yarılmıştır da içine girmiştir sanki. Halk arasında ölmüş olabileceği konusunda tahmini konuşmalar ağırlık kazanmaya başlamıştır. Çünkü Ormancı Yakup mezarlıkta içki içmiş ve bunun sonucu olarak da mevtalar onu lanetleyerek yanlarına almışlardır. \n\nNeden sonra öğleye doğru yatmakta olduğu Avdan suyu kaynağında uyanan Ormancı Yakup, elini, yüzünü ve başını yıkar. Şapkasını arar fakat bulamaz. Üstünde gecelikler olduğu için kimseye görünmeden tarla ve bahçelerden dolaşarak evine gelir. Kendisini arayan hanımı evde değildir. Eve girerek üniformalarını giyer. Mesai saati geçtiği ve kasketi de bulunmadığından dairesine(Orman İşletme Müdürlüğü)  uğramadan, yine aynı yoldan ormanda damga yaptıkları maktaya(bölme)  gider. Burada çadırda kalan işçilerle çalışmaya başlar. Olanlardan haberi olmayan işçilerden birinin kasketi ne yaptığını sormasına kızarak “Yaktım.” diye yanıtlayan Ormancı Yakup, silahının nerede olduğu sorulunca da iyice zıvanadan çıkarak “Sattım! Sattım ülen! var mı başka sorunuz? Adam gibi çalışın. Yoksa keserim mesainizi(yevmiye)  ha,”diye bağırmasıyla orman işçileri arasında soğuk bir hava estirmişti. \nBir süre sonra hem çalışanları denetlemek, hem de son bir ümitle Ormancı Yakup’u bulabilmek amacıyla orman işçilerinin kampına gelen Orman Bölge Şefi Şaban bey, Ormancı Yakup’u burada görünce sevinçle haykırarak; ” Vay! Yakup bey! Siz burada mıydınız? Tüm Keles seferber olmuş sizi arıyor.” deyince bu sözlere hiçbir anlam veremeyen Ormancı Yakup gülerek:”Allah Allah! .nereden icabetti acaba? ” diye sorar. Şaban bey:”Çocuklar sizin evin yakınındaki dere kenarında kasketinizi bulmuşlar. Öğretmenlerine götürmüşler. Öğretmen hemen evinize giderek eşinizi haberdar etmiş. Oda ne yapsın biçare? Muhtara söylemiş. Muhtar Orman İşletme Müdürüne, Müdür Belediye başkanına derken tüm Keles sizi konuşuyor şu anda. Haydi toparlanın da sizi ilçeye götüreyim,”der. \n\nOrmancı Yakup, elini şefin omzuna koyarak: “Eee şefim! Bak siz gençsiniz şimdi.. Bu sözlerimi unutma emi? . Evinize gidemeyecek kadar içkiliyseniz ve içinde fotoğrafınız bulunan bir kasketiniz varsa; sakın ola ki, su başında veya dere kenarında uyuklamayınız. Bu sözlerle ne demek istediğini soran Bölge Şefine: “İşe bak! Benim bile bulamadığım evin yolunu şuncağız kasket nasıl da bulmuş, değil mi? Aferin ona..” deyince gülüşürler. \n\nOrmancı Yakup emekli olduktan sonra, Bursa Altıparmak caddesinde bir tekel bayiini işletirken; işyerine geldiği bir günün sabahında, kimliği bilinmeyen bir aracın çarpmasıyla yaşamını yitirir. \n\nAradığım dost söyleşilerdi. \nAk saçımın her telinde, \nHer akşam acılar bulduğum, \nGönlümün mayhoş gülüşüne aldanarak.. \n\nAylak boğuntularda, \nİhtiyar olmadan tükenirken; \nRakı bardağında yüzdüğüm meyhanelerin, \nSoğuk mezeleri tadında, \nİki yüzlü tanışlarıydı: \nSelamları sayısınca unutulacak insanla, \nSarhoş yaşamak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evinin önünde ip atlayan çocuk...",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nEvinin önünde ip atlayan çocuk...\n\nEvinin önünde ip atlayan çocuk...\nEvinin önünde gül toplayan çocuk...\nÇocuk bu hayata neşe pınarı \n\nÇocuk gül gibi \nBen çocuksuz evler gördüm\nÇocuksuz sokaklar gördüm...\nBu hayata neşe pınarı çocuk\nPapatyalı tepelerde uçurtma uçuran çocuk\nEvinin önünde ip atlayan çocuk...\n\nGül çocuk papatya dişlerin görülsün\nHayatımıza bahar gelsin gül\nÇocuk gül\nÇocuk gül\n\nEvler sizin \nSokakalar sizin olsun\nNeşeniz bitmesin çocuklar\nEvler bize çöl olur\nSokaklar  çöl olur...\nÇocuk sesi gül\nOyunlar gül\nOyuncaklar gül....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evinde O kadar Çok Mobilya Var ki",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nFare fark edilmezmiş, eşya fazlalığından,\nMobilyanın faydası, merhametten, vicdandan…\n\nHayvancıklar yerleşmiş, soy sülale sürdürmüş,\nEv sahibinin hâli, fareleri güldürmüş…\n\n(1996)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evladı Kerbela",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nOkulda on altı yıl aldım sandım dersimi,\nMeğerse hiç kimse anlatmamış dersimi.\nYazık günah evladı kerbelayız dedi,\nKimse duymadı Seyid Rızanın sesini.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlat",
        "poet": "Cuma Soylu",
        "poem": "\n\nEVLAT\n*************\nTaş üstündeki taşlar yere dökülse\nYeryüzü kaynayıp kökten sökülse \nDamarlarımdaki kanım çekilse \nSen cennet bağımın gülüsün evlat \n***************************************\nTemel sağlam olsa bina çöker mi \nYıkılmış yuvada bülbül öter mi \nViran olan bağ da hiç gül biter mi \nSen cennet bağımın gülüsün evlat\n***************************************\nSOYLU der ki bunlar gökteki melek\nCanlarım tadını tutar mı bal ile petek \nBenim İki evladım var kız ile erkek\nSen cennet bağımın gülüsün evlat\n****************************************\nHalk Şairi.Cuma.Soylu.01.03.1986\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlat",
        "poet": "Sinan Bayram",
        "poem": "\n\nYol dediğin bir davadır evlat\nİstersen git istersen kal\nYoldan çıkmadığın sürece\nAttığın adım davana ihanet sayılmaz\n\nİhanet geceden karadır evlat\nİhanet çıkmaz sokakların karanlık yoludur\nÖnce kaybolursun sonra kaybedersin\nKaybolmadan kaybetmezsin evlat\n\nGül olan aşka barışa davettir\nDiken olan toprağını incitir evlat\nSu ol da ırmağına yarınlara ak\nSevdaya ulaş sevda ol evlat\n\nZor olan bilinse de imkansız yoktur\nİnanç içinde umutsuzluk olmaz evlat\nHakikat iman ve inanç bağında yeşerir\nSırra ermeden hakikat bulunmaz evlat\n\nHakikat gönüllere yol arar\nYol dediğin sadakat ister evlat\nDuvarlardan geçip gökyüzünü bulmalısın\nUmuda ulaş umut ol evlat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlat",
        "poet": "Şahin Alıcı",
        "poem": "\n\nkurma hayal yıkar geçerler\nyolda bırakıp çeker giderler\nbilmesinler düştüğünü gülerler\nbu dünya böyle kötüdür evlat\nkırılmış kalbin bin parça şimdi\nsöyle seni üzenler kimdi\nçıkar olmuş hep milletin derdi\nbu dünya böyle kötüdür evlat\nkötülere olmuş dünya bir mekan\ndostların mı seni bu hale sokan\nyanarmış herşeyi kafaya takan\nBu dünya böyle kötüdür evlat\nŞahin sığındı yaradan rabbine\nbirgün dönecektir felek tersine\nkötülük girmesin temiz kalbine\nbu dünya böyle kötüdür evlat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evladır",
        "poet": "Durdu Şahin",
        "poem": "\n\nAkıl, akıldan her daim üstündür,\nFikirsizlik, insanlara belâdır.\nİlim, sanat, edebiyat, gülistan,\nDünyadaki çok değerden evlâdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evladıyız Biz",
        "poet": "Salim Şengül",
        "poem": "\n\nDünyayı titreten Türk ünvanımız\nSancağımız ise bizim şanımız\nVatan millet dersen bizim canımız\nAsil bir Milletin evladıyız biz\n\nSayfa sayfa koca tarih yazdıran\nBastığı toprağı kanla yoğuran\nNice akınları tek tek durduran\nAsil bir Milletin evladıyız biz\n\nAta binmesini doğuştan bilen\nKılıcı kuşanıp akına giden\nGittiği akından zaferle dönen\nAsil bir Milletin evladıyız biz\n\nTürkün bayrağını dalgalandıran \nTürk ismini altın harfle yazdıran\nToprağın altında kefensiz yatan\nAsil bir Milletin evladıyız biz\n\nTaarruza geçen bir an durmayan\nMasmavi denizi kana boyayan\nŞanlı ordusuyla hasmı yıldıran\nAsil bir Milletin evladıyız biz\n\nKorkmadan yılmadan mertçe, savaşan\nTürk,islam uğruna seferler yapan\nHak,İslam dinini dünyaya yayan\nAsil bir Milletin evladıyız biz\n\nSalim bey'm Türk adı çıksa tarihden\nGeriye ne kalır tarih denilen\nYeniden yazacağız! Tarihi yen'den\nAsil bir Milletin evladıyız biz...\n\n4-Mart-2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlat Acısı",
        "poet": "Selim Temiz",
        "poem": "\n\nAnadan üryan doğmayan var mı ki tek bebek \nEbe tarafından kesilir kanlı her göbek\nEvlat gibi evlat isterken ana babalar\nKan kokusuna gelir leş yiyen ak babalar.\n\nGelirken kul ağlar, giderken sevenler ağlar\nAnalar evlat acısına karalar bağlar\nHer iki gözünü sakınmaz iken budaktan\nBir şehit haberi döküldü titrek dudaktan.\n\nBeslenir tüm dallarım toprağa bağlı kökten\nRüzgâr sert eserse sakın korkma hain dükten \nMustafa Kemal Atatürk ebedi söz aldı\nAnadolu bizlere O’ndan yadigâr kaldı.\n\nCan bu arkadaş, can benzemez başka bir şeye \nBunu ilan et, bulduğun her kul ile beye\nToprakla başlar toprakla biter kutsal yaşam\nCan, artık kan ile bedel ödemesin paşam.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlat Acısı",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nAnalar ağlarken, gözyaşları iner özlerine,\nBabalar ağlarken, bir bir yansıtırlar sözlerine,\nDenizi taşırır, ağlarken damlalar gözlerine,\nYüreği yananlar, bu hali anlamakta gecikmez,\nEvlat acısını, bilen bilir bilmeyen hiç çekmez.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlat Acısı Gibi",
        "poet": "Hasan Çoban",
        "poem": "\n\nÇoban baba ne kadar da sevinmişti oğlu olduğuna. \nKimse inanmamıştı çocuğunun tarlada doğduğuna. \nBüyüsün adam olsun diye yelden bile sakınırlarken. \nİnanamadılar çocukluk çağının elden uçtuğuna. \n\nGönderdiler okula beyaz kazakla elinde çantası. \nÇocuk gördüklerinden, yoktu üzerinde siyah forması. \nÖğretmen, “bu çocuk küçük, büyüsün de getirin” deyince. \nAnnesi fısıldadı “evde bakacak yok, bakar hocası”. \n\nGöz açıp kapayıncaya kadar nasıl da bitti ilk okul. \nYoksul Anadolu köyünde yoktu gidecek başka okul. \nİlla uzak yerlere gitmek gerekirdi okumak için. \nDerekeden kurtulma yolu, bitirmekti bir yüksek okul. \n\nÖğretmeni: “bu çocuk okumalı bir çaresi bulunur”. \nUnutma ki, kaçırılan fırsatlar için pişman olunur”. \nBabası: “cahilim, hor görme, ben de bilirim pişmanlığı. \nOğlum için ölürüm, lakin, geçim yolu nasıl bulunur”. \n\nİlim için, öğrenmek için nice dağlar, iller aşılır. \nKola yastık diye yatılır, açlığa bile alışılır. \nFakat! , kaf dağı gibi engel var yoksul ailenin önünde. \nBu yoklukta yol ve okul masrafları nasıl karşılanır. \n\nÇocuk yalvarır gibi bakar babasına, gözleri yaşlı. \nKarşı gelemez, umutsuzca bekler, biraz da çatık kaşlı. \nÇaresiz kalan baba, uzaklaşıp kuytu yere çekilir. \nAğlar sessizce, görünmek istemez kimseye gözü yaşlı. \n\nSonra, sanki suç işlemiş gibi, çekinerek geri gelir. \nÜzüntü, sıkıntı ve bitkinlikten başı öne eğilir. \n“Ne kadar sevinmiştim oğlum olduğuna yıllarca önce. \nBu acı ise evlat acısı gibi” diye mırıldanır.\n\nÇoban kardeş: “bak, üzülme belli ki ağlamışsın sözüme”. \n”Yok hocam, erkekler ağlamaz, toz kaçmış olmalı gözüme”. \nDeyip ekledi baba “çocuğu okula gönder dersin ya, \nYoksulluk ve çaresizlik bıçak gibi saplanır göğsüme”. \n\n29.05.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlat çalmaz kapıyı demez ana ben geldim öpmez elimi 2",
        "poet": "Çetin Akyıl",
        "poem": "\n\nEvlat çalmaz kapıyı\ndemez ana ben geldim öpmez elimi\nellerim soğuktur benim siz bilmezsiniz\nsiz bilmezsiniz ne ateşler yanar içimde ne ağaçlar kurur çiçek üzeri\nne denizler kara çamur bataklık olur bilmezsiniz\nbir evlat nasıl gömülür yüreğe\ntoprak derine daha derine nasıl kazılır her gün\nçaldığında her kapı nasıl ölünür tekrar tekrar siz bilmezsiniz\nsiz bilmezsiniz maviyi kuşları bilmezsiniz\nben de maviyi mavi bilirdim sizin gibi kuşları kuş \nönceleri ben de maviyi mavi bilirdim kuşları kuş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlat Düşmanmısın",
        "poet": "Abbas Paksoy",
        "poem": "\n\nBu ettiklerin, nedir böyle. \nDertlerini, açıkça söyle. \nDansöz gibi, kıvırma öyle. \nEvlat, sen bana düşman mısın? \nDoğduğun gün’e, pişman mısın? \n\nSeni, bir çiçek gibi sevdim. \nKötülükleri, senden savdım. \nAllah'ım verdi, bende aldım. \nEvlat, sen bana düşman mısın? \nDoğduğun gün’e, pişman mısın? \n\nYedirdim, içirdim, doyurdum. \nSuçlu bile olsan, kayırdım. \nHakkını, her zaman ayırdım. \nEvlat, sen bana düşman mısın? \nDoğduğun gün’e, pişman mısın? \n\nGönlün, yükseklerde geziyor. \nHep, kötülükleri seziyor. \nVarlığın, bizleri üzüyor. \nEvlat, sen bana düşman mısın? \nDoğduğun gün’e, pişman mısın? \n\nPaksoy'umun, umudu sendin. \nŞeytan’ın, cilvesine kandın. \nTepemden, ayağıma indin. \nEvlat, sen bana düşman mısın? \nDoğduğun gün’e, pişman mısın?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlat Hasreti",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nBitmez kan damlayan yürekte evlat hasreti\nAyırmak hiç mümkün mü acep tırnaktan eti\nBağrı yanık ana için evlat hep kıymetli\nGönlü kavurur hoyratça esen hicrân yeli\n\n           (10 Mart 2007/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlat Olabilmek",
        "poet": "Abdulcelil Güven",
        "poem": "\n\nBir yıl kadar önceydi.\nAnneler gününde ona bir çeyrek altın aldım.\nYine herzamanki gibi sevindi kucakladı...\nGüçlükle oturduğu yerden kalktı.\nOdasına gitti.\nDiğerlerinin yanına sessizce bıraktı.\nDiğerlerinin yanına! ! ! \n\nHiç bir farkı yoktu aldığım altının diğerlerinden.\nAnlamıştım.\nÜzülmüştüm.\nAma düşünmüştüm de.\nZaman ve emek harcamalıydım.\nOnun için çaba sarfetmeliydim.\n\nŞimdi yine bir anneler günü.\nBir öykü yazdım anneme onu anlatan.\nYaşadıklarını, çektiklerini anlatan,\nKöylü çocuk olarak doğmayı,\nKöylü kız olarak yaşayıp evlenmeyi,\nKöylü olarak göç edip şehirliymiş gibi yaşamanın,\nGüçlüğünü anlatan...\nHerşeyden önemlisi ona sevgimi anlatan.\nOnun nekadar özel,\nOnun nekadar güzel olduğunu anlatan.\nBir öykü yazdım anneme.\n\nŞimdi bu satırların sonunun geldiğine kanmayın.\nSiz öykünün daha başındasınız...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlat ve torun sevgisi",
        "poet": "Fuat Eriçok",
        "poem": "\n\nEVLAT VE TORUN SEVGİSİ\n\nkavram bulamıyorum eşit yarışılacak\nne evlat sevgisine ne torun sevgisine\nsanmam bulunsun biri gidip danışılacak\nyanıtı kanıt olsun o derin bilgisine\n\n21 ekim 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlat mı  Ana Baba mı?",
        "poet": "Hanifi Kara",
        "poem": "\n\nEVLAT MI, ANA/BABA MI? \n\nKarşılık beklemeden, evlâdına sevgiyi\nHer nefeste o solur, ana/baba sevgisi.\nO öyle bir sevgi ki, yeri geldiği zaman\nYoluna kurban olur, ana/baba sevgisi.\n\nÂşığı mâşûkuna, öyle ki hayrân eder\nOnsuz hayat zindandır, her canlıyı o güder\nEvlat, eş, dost benzeri, bütün sevgiler gider.\nEn sonunda o kalır, ana/baba sevgisi.\n\nBağlamışım gönlümü, her teline sazının\nFarklı bir yeri vardır,  siteminin, nazının\nFıtratının gereği, oğlunun ve kızının\nKadir/kıymetin bilir, ana/baba sevgisi.\n\nUzayın çekiş yönü, yukardan aşağıya\nŞimşeğin çakış yönü, yukardan aşağıya\nSevginin akış yönü, yukardan aşağıya\nEvlattan sonra gelir, ana/baba sevgisi.\n\nAna/baba öyle ki, fedâkârlıkta öncü\nKutup yıldızı gibi, yön gösteren bir yöncü\n\"Dört ata\"dan ikisi, \"dört kapı\"dan dördüncü (*)\nKalplerde mâ’kes bulur, ana/baba sevgisi…\n\n15/12/’12\nHanifi KARA\n\n(*)   Dört ata: Ana, baba, öğretmen ve usta…\nDört kapı: Allah, peygamber, ulu-l emir ve ebeveyn…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlat ve Torun",
        "poet": "Suat Tutak",
        "poem": "\n\nBir insanlara bakıyoruz \nBir yaşadıkları yaşama \nEli hamur, karınları aç \nGamı, kederi taç yapmış taç. \nDüzgün neresi kaldı diye \nSorası geliyor insanın. \n\nKış mevsimi gelince telaş \nOkul dönemi gelse telaş \nEvlilik çağı ballı telaş \nTorunlar doğar yine telaş \nDolmayacak mı çilem diye, \nSorası geliyor insanın. \n\nGelin eşikten geçer para \nGelin yüzünü açar para \nÇocuk dünyaya gelir para \nDüğün dernek kurulur para \nPazasız yaşam yok mu diye, \nSorası geliyor insanın. \n\nİlk atılan adım çok güzel \nMahsun bakar, boynunu büker \nİlk sözleri ömürler değer \nHele gülüşü ballı şekir \nHani arkası yok mu diye, \nSorası geliyor insanın \n\nİlk anlarda çevreyi tanır \nKonuşmasa da seni görür \nHak dilerse seveni bilir \nCanı isterse yatıya gelir \nTorunlar badem içi olur \nÖmrü tazelenir insanın. \n\n05.07.2005 - Söke\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlat Tadında Bir Yaraydı Bu Aşk",
        "poet": "Kerem Yüce",
        "poem": "\n\nEvlat tadında bir yaraydı bu aşk,en ücrasına en derinine sıkışmıştı yüreğimin.Isıtmıyordu tenimi devrim kokan o yeşil ceketim,üstelik kaybolmuştu bir karanlıktan diğerine koşarken yıldızlı berem.Solumdan geçiyordu sana giden yollar ve hep çevirme vardı sol şeritte.Mahirdi deniz; tıpkı gece gibi karanlığı örtmede,yüreğimse özgür; bir yanı deniz kokardı bazen bir yanı şarkışla gibi tedirgin.Bize düşerdi her zaman kılıcın keskin tarafı,bıçağın sivri dili,namlunun soğuk dudağı; kan damlardı kalemimizden mendilimizin üstüne.Pusuya sinmişti aç kurtlar karlı tepelerde ve kan kokuyordu hava tanrının azabı inerken gökten.Vurulduk belki adaletin silahıyla ama o mermiler göğsümüzde hep bir madalya.Uyanırken bir sabah başka bir sabaha,ay güneşe devrederken nöbeti taşınıyordu yüreğim başka devrimlere...Okurken son mektubunu gördüm ki kurumamış mürekkebin hala taptaze,toprağın altına uzansa da bedenin,biliyorum; yakamozları barındıran ruhun hep sen gibi düşünenlerin yüreğinde...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlatlar Günü",
        "poet": "Mevlüt Yanar",
        "poem": "\n\nSevgililer günü var\nAnneler ve babalar\nYılda bir kere olsun \nTopluca anılırlar\n\nCanımız ciğerimiz\nGözlerimizin nuru\nOnlar için yaşarken \nEvlat unutulur mu\n\nDoğrusu  evladımız \nHerşeyden önemlidir\nDünyadan çok sevgimiz \nOnca bilinmelidir\n\nDünya evlatlar günü\nÜç temmuz olur uygun\nGüneş en yakın çünkü\nO gün Dünya çok memnun\n\nÜç temmuz günü Güneş'in Dünya'ya en yakın olduğu gündür.\n Anne ve babalar evladını hiç ayırımsız ve karşılıksız  ısıtan Güneş   gibi  olmalıdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlatlar",
        "poet": "Muhsin Aktaş",
        "poem": "\n\nYağmur yağarken yollara\nDamla damla ağlar yüreğim sana\nSorar,nerede Gül Sıla'm\nAnlatamam kanayan aciz yarama\n\nÖzlemez mi babalar evlatlarını\nSolan bir çiçektir,inan bahtları\nKurumuş hazan olmuş tahtları\nYanında olsaydı evlatları.......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlatlarım ve ben",
        "poet": "Hafize Kılıç 2",
        "poem": "\n\nİki evladım var, ben anneyim.\nBiri dünyanın bir ucunda, diğeri bir ucunda,\nDünya küçük derler ama yok çok büyük,\nUlaşamıyorum, birine gidersem, diğeri kalıyor. \nBu gün anneler günü, birinin yanındayım, ya diğeri? \nCanımın diğer yarısı çok uzaklarda.\n'Üşüdüm, üstümü örtsene anne' diyor Zeki Müren şu anda, \nBenim yavrumda öyle uzakta ki, içim üşüyor. \nYıllar öncesini düşündüm gece, uykum kaçıp gitmişti de,\nNeler düşündüm neler, anneler gününde fısıldaşarak hazırladıkları minicik hediyeler,\nSabah çok erken kalkıp, yüzüme kondurdukları öpücükler, hazırladıkları kahvaltı masası,\nYanıma gelmeleri, o küçücük elleri, sıcacık nefesleri... \nNede beceriklilerdi, bir keresinde erzak torbası dikmişlerdi benim için, \nUyuyormuş gibi yatakta onları bekleyişim daha dün gibi,\nHayat orda dursaydı keşke dedim dün gece.\nBen yaşlandım, onlar büyüdü ve dünya küçüldü! \nHerkes dağıldı, sevgilerde bölündü ve azaldı, her şey gibi.\nHerkesin bir orjinal annesi var, işte hayat böyle bir şey.\nÖzlüyorum yavrularımı, özlüyorum yıllarımı, geçmişimi.\nŞimdi minik bir torunum var, henüz küçük, \nOnların yaptığı gibi kutlamayı filan bilmiyor ama\nSıcak ve küçücük ellerini boynuma dolayınca, geçmişe döndürüyor beni.\nNede küçük, oda büyüyecek ve kim bilir nerede olacak, \nAnnesi ve dayısı gibi, \nBen görür müyüm ki? Sanmam ama hayatın çarkı işte dönmekte, \nBir şarkı var ya, 'ben bu hayatın tekerine çomak sokarım' diyor. \nVe biz sadece seyrediyoruz, yıllar elimizden uçup gidiyor.\nSeneye anneler gününde birlikte olmamız dileğimle, \nyavrularım sizi çok çok seviyorum! \n\nGurbet Meleği\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlen Benimle Kız",
        "poet": "Ali Kaybal",
        "poem": "\n\nBir şarkı tuttururdum, her yerde söylerim ben,\nŞeytan diyorki evlen, gönlünce kız bulursan, \nKalbimce bulduğum kız hoşlansa iltifattan,\nTeklif eder sorardım, ten yandı ıstıramdan.\n\nAkşam gezip tozardım, yandıkça intizardan,\nArzum çoğaldı, bir dans pistinde ihtirastan,\nBir od düşürdü sandım, yandıkça ıstırabdan,\nEvlen benimle sen kız, evlen düğün edersin.\n-  - v  /  - v – - /  - - v  /  - v - -\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlen",
        "poet": "Nazım Yılmaz",
        "poem": "\n\nEvlen\nCan atıyorsun\nEvlenmeye\n\nEvlen \nÇırpınıyorsun\nEvlenmeye\n\nEvlen \nMutluluk sanıyorsun\nEvlenmeyi\nDurma evlen\n\nEvlen\nBildiğin evlenmekse eğer\nÇoluk çocuğa kavuşmaksa\nEvlenmek\nEvlen\n\nEvlenin evlenin demiş\nSokrates\nİyi bir eş bulursanız mutlu\nBulamazsanız da filozof\nOlursunuz\n\nFreud\nAmerika büyük bir yanılgıdır demiş\nEvlilik de öyle.\n\nBursa, 1 Mayıs 2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlendiğin Gün",
        "poet": "Serkan Ökçe",
        "poem": "\n\nCaddelere düşmüş akşam\nPencereme vuruyor sensizlik,\nDuydum ki evlenmişsin\nGiymişsin beyaz bir gelinlik...\n\nAcıyla yanıyordum,\nCehennem ateşi gibi düştü; \nBir gün kalbime keder \nO  gün; o gün...\nEvlendiğin günmüş meğer\n\nSen “evet” diyor muşsun\nBen hayata haykırırken,\nSen gülüyor muşsun\nBen iki elimin arasına kafamı alıp ağlarken...\n\nAradığım kalbe keder\nElini tutuşum yok mu o son sefer\nTam buldum sanırken birini sevmeye değer\nO gün...\nO gün evlendiğin günmüş meğer\n\n....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlenme teklifi",
        "poet": "Hakkı Kaya",
        "poem": "\n\nAkıllı çoğunluk,\nDeliye hasretken.\nNe mutlu bana ki,\nAşkı yaşıyorum! \n\nBir deli ile...\nMantık akıl irade tıp,\nEdemediler ki ifade! ..\nAktarlarda arasak mı çare? ! .\n\nAstral boyutlarda ki,\nSanatsal birlikteliğimizi! .\nSomutsal neticelerle,\nSüslemeliyiz bir an önce...\n\nÜç günlük dünyada,\nKaç günün kaldı? \nMenapozda misafirliğe,\nUzun bir tatile! ,,\n\nÜçüncü boyutta emanetimiz,\nİflas etmeden önce! ..\nKirlenmeden çevre,\nİnce ince güzellikle! ..\n\nBen çare,\nSen biçare! ..\nEş dost kanser olacak,\nNe çare? ..\n\nHakkı KAYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evleninceye Kadar",
        "poet": "Hüseyin Kurt",
        "poem": "\n\nSizin sesinizin çıkacağı\nEvleninceye kadar\nÇevrenizin ilginizi çekeceği\nEvleninceye kadar\n\nGencim güzelim dersiniz\nHer bilgiçliğe varsınız\nO havanız forsunuz\nEvleninceye kadar\n\nKiminiz yükseklerden uçtunuz\nUlan bu sevilir mi dediniz\nO kibirli kurumunuz\nEvleninceye kadar \n\nKimi sizi tanrı yapar\nSabah akşam size tapar\nİlgi biter apar topar\nEvleninceye kadar\n\nKimi bakmaz tapına tipine\nMakyaj yapıp döner boya küpüne\nBirgün ağlarsınız geçmişe bakına bakına\nEvleninceye kadar\n\nNice yiğidin anasını ağlattınız\nKimlerinin hayallerini yıktınız\nYüz ekşiliğiniz turşunuz\nEvleninceye kadar\n\nVar her yokuşun bir inişi\nHer kervanın bir dönüşü\nSiz cahillerin nazlanışı\nEvleninceye kadar\n\nHüseyin’im bunlara tanrı demem\nTanrı deyip secde etmem\nGüzelmiş deyip dönüp bakmam\nEvleninceye kadar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlenme teklifi",
        "poet": "Aslan Özçelik",
        "poem": "\n\nKaç gündüzler kaç gecelerde tam sokak ortasında\nKaldırım tallarına mesken tuttum\nYolunun ortasına beyaz bir tebeşirle kocaman bir kalp çızdım\nPembe bir ttebeşirle (SENİ SEVİYORUM)  yazdım kalbınnın tam ortasına\nAşkımızı anımsataçak beyaz bır gül bırakıyorum seni seviyorum haykırıyorum tüm dünya ya\nLeyla ıle mecnun onlarda aşkımızı kıskansın\nSana sokak ortasında diz çoküp benimle evlenırmıısn\nYüreğııne bır gül bırakıyorum kanla yaşla adını yazıyorum kalbıme\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlendik Senle",
        "poet": "Soner Aldemir",
        "poem": "\n\nBir bahar akşamı tanıştık senle,\nMutlu musun şimdi, evlendik senle,\nMazimiz temizdir, aşkımız gerçek! \nBir rüya gibisin, evlendik senle.\n\nYaşantımız senle güzel olacak! \nBir hayal misali, dertsiz geçecek,\nMutsuzluk bizimle gün görmeyecek! \nBir rüya gibisin, evlendik senle.\n\nAyrılmak yok artık, bugünden sonra,\nYaşarız seninle, ömür boyunca,\nKarşıyız bu aşka karşı olana,\nBir rüya gibisin, evlendik senle.\n\n                 (26-07-1990-İzmir)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlenme Teklifi",
        "poet": "Şevket Boyacıoğlu",
        "poem": "\n\nEVLENME TEKLİFİ\n\nSeni seviyorum,hemen evlenelim dedim,\nSen ise,hiç düşünmeden hemen,olmaz dedin, \n\nNeden olmaz dedin,benim güzel Van kedim, \nEtraflı düşünmeden kararını verme dedim, \n\nNişan,düğün bir olsun dedin,2 yılımızı yedin,\nGereksiz, beklemeyelim,benim güzel Van kedim,\n\nHadi gel,hadi gel,hiç beklemeden evlenelim,\nÖmür boyu birbirimize delicesine sevelim.                                                                     \n\n                              Şevket Boyacıoğlu  21/08/1955\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlenmem",
        "poet": "Ayten Çıkrıkcı",
        "poem": "\n\nEvlenmem evlenmem asla evlenmem\nTek kişi sevdim, başka sevemem\nEvlilik oyuncak değildir bilirim\nBir erkek gördüm, bir daha görmem\n\nO beni hiç sevmese bile\nÜstüme kaç kişi severse sevsin\nBenim ruh ikizim sensin bilirim\nTektir tek kalacak asla evlenmem\n\nTek kişiyle toprağa gireceğim ben\nMaymun iştahlı değil, namusluyum ben\nKalbine beynine kazımak değil\nRuhunu tanıyıp,bilmelisin sen\n\nİki tane yavrum görüyor bizi\nOnlara hiç üvey baba gelir mi\nAklı olmayan arasın bulsun\nBulduğu da tırnağım olamaz  şimdi\n\nEvlenince sanki namuslu oluyor\nBu yaştan sonra bilmem, neler buluyor\nBir ayağın çukurda, toprak bekliyor\nOturda günahını affettir şimdi\n\nKızımla torunlarımla çok mutluyum ben\nOnlarla  avunur sevinirim ben\nAnneanne oldum, ne isterim hem\nCanlarım yavrularım asla evlenmem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlenmeyi düşünen bekarlara mesaj",
        "poet": "Feyzi Kanra",
        "poem": "\n\nAdamcağızın bekarlık canına tak etmiş,sokakta sarı saçlı,uzun kirpikli,inci dişli bir hatunla tanışmış,şansının açıldığına sevinen adam bu güzel kadınla evlenmeye karar vermiş.İlk gecenin yorgunluğu ile uykuya dalan adamcağız bir ara gözlerini aralayıp uykulu uykulu bakınırken masanın üzerinde bir şeyler görmüş dikkat le bakınca neler mi görmüş.? \n1 adet uzun sarı saçlı peruk iki adet simsiyah takma kirpik,bir takım protez takma diş.Kırmızı ojeli 10 adet takma tırnak 1 adet içi silikon dolu südyen...Adamcağızın uykusu bir daha toplanmamak üzere dağılmış. :))\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evler",
        "poet": "Behçet Necatigil",
        "poem": "\n\nİnsanlar yüzyıllar yılı evler yaptılar.\nİrili ufaklı, birbirinden farklı, \nAhşap evler, kagir evler yaptılar.\nDoğup ölenleri oldu, gelip gidenleri oldu,\nEvlerin içi devir devir değişti\nEvlerin dışı pencere, duvar.\n\nVurulmuş vurgunların yücelttiği evlerde \nKalbi kara insanlar oturdu.\nGündelik korkuların çökerttiği evlerde \nO fukara insanlar oturdu.\n\nEvlerin çoğu eskidi gitti, tamir edilemedi,\nEvlerin çoğu gereği gibi tasvir edilemedi.\nKimi hayata doymuş göründü, \nBazılara zamana uydular.\nEvlerin içi oda oda üzüntü,\nEvlerin dışı pencere, duvar. \n\n"
    },
    {
        "title": "Evlenmezdim",
        "poet": "Zeki Çalar",
        "poem": "\n\nBen hiç sinirlenmezdim,\nDert yanıp, söylenmezdim.\nŞimdiki aklım olsa,\nVallahi evlenmezdim.\n\nHep benimle uğraşır,\nBir küser, bir barışır.\nBöyle yâr olmaz olsun,\nHer işime karışır.\n\nDert gırtlağı aşıyor,\nEvli olan şaşıyor.\nKarının en kötüsü,\nTam yüz sene yaşıyor.\n\nDedemiz hep coşarmış,\nHer sefere koşarmış.\nKarı dırdır edince,\n'Boş ol! ' deyip boşarmış.\n\nAşk yürekte bir kordur,\nEvlilik de dekordur.\nEvlenmek kolay değil,\nBoşanmak daha zordur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlenmeyen Gençler",
        "poet": "Eyup Şahan",
        "poem": "\n\nErmez oldu aklım gençlere benim,\nGönüller elinden bizar oldular.\nYaşları geçse de bundan eminim,\nEvlilik denince bezer oldular.\n\nKimi işsiz güçsüz gezer divane,\nHer şeye evvelden hazır bahane! \nKendine güven yok kurmuyor hane,\nAtanın yolundan azar oldular.\n\nVefayı arama artık yârine,\nHer gün yeni gelir eski yerine.\nKurup da yuvarı yetmez birine,\nHileyi kendinde sezer oldular.\n\nMesuliyet deme kesilir nefes,\nSorumlu olmayı addeder kafes.\nBildikleri tek şey geçici heves,\nUygunsuz giyinip gezer oldular\n\nSevgiden sorarsan akıl yerinde,\nAkil düşünmüyor yara derinde.\nDizine vursa da günün birinde,\nGölgesinden fazla uzar oldular.\n\nSarmaş dolaş parklar utanmak bitmiş,\nİffetli yaşamı kenara itmiş.\nBunları eğiten yanlış eğitmiş,\nDünyadan bir haber gezer oldular.\n\nBüyüyün ettiği sözü dinlemez,\nKutsal bir evlilik nedir bilemez.\nEyüp’ü kırarda özür dilemez,\nArtık atasını üzer oldular.\n\nEyüp Şahan \nAnkara 4.9.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evler",
        "poet": "Adil Sevim",
        "poem": "\n\nEvleri düşünüyorum akşamları,\nBazısı boyalı diğeri yıkık.\nBirinde hayat kavgası,\nYanındakinde ekmek davası,\nDiğerinde sosyete rüyası,\nYakındakinde aşk palavrası,\nEvleri düşünüyorum akşamları.\nAlacakaranlıkta sokak lambası\nve altında yoksul aile babası.\nEvini düşünüyor genç adam\nAltı aylık yavrusu,\nYıkılmak üzere gecekondusu\nEvleri düşünüyorum mutlu\nAna,baba çoçuklar\nDiğerinde yetim yavrular\nBabalarını düşünüyorlar besbelli\nBir sabah evden çıkmış\nDönmemiş geri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlerde İçki İçin",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nAmerikan bar,\nAmerikan İngilizcesi,\nAmerikan salatası.\nLokanta, otel veya\nAyrılmış köşe.\nAmerikan. Amerika Birleşik\nDevletlerinde kullanılan İngilizce,\nAmerikan İngilizcesi.\nBu dille \nYazılmış olan.\nAmerika hayranı\nOlma durumu.\nAmerikanca. Amerikan tarihi ve\nKültürü ile\nUğraşan bilimci.\nAmerikancılık. Rus salatası.\nAmerikan usulü.\nAmerikaya yakışan biçimde,\nAmerikalı gibi\nBüyük afişimiz Amerikanvari\nBir gazetecilik sistemiyle\nBütün memlekete yayıldı.\nKemiricilerden, arka ayakları\nÇok uzun,\nKüçük bir \nMemeli kürk hayvanı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evleri Var Hana Hana",
        "poet": "Fikret Emirov",
        "poem": "\n\nEvleri var ay aman hana hana\nMen kül oldum ay aman ay aman yana yana\nYaylığının yanı buta\nMeni saldın ay aman ay aman yanar oda\n\nObaları ay aman oymag oymag\nYalan sözdür ay aman ay aman yardan duymag\nÖzü gül leblerin gaymag\nYalan sözdür ay aman ay aman yardan duymag\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlerimizin evrimi",
        "poet": "Zahit Güney",
        "poem": "\n\nOturduğumuz evler\nSaptandı, samandandı önceleri\nAltı yaprak üstü bulut\nNe kapıları vardı\nNe pencereleri; \n\nArdılları Anadolu’yu doğurdu ebesiz\nGündüzleri güneşler\nGeceleri sağanak yıldızlar yağdı üstümüzü\nBalta ağaca yürüdü\nÇekiç taşa; \n\nBizim eller\nDuvar duvar sıcacık kerpiçti\nBeş kıtadan nice tanrı konukları\nSofralarda kuş sütüyle karın doyurdu\nKahveler içti; \n\nBetonarme sığınaklarımızda şimdilerde\nHer sokak kapısında bir asma kilit\n“Dikkat! Köpek var”\n\nKöpeğimiz var. Anladık\nEvlerimiz nerde?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlerimin Önü Pazar",
        "poet": "Ignac Kunos",
        "poem": "\n\nEvlerimin önü pazar\nİçinde yosmalar gezer\nFesin eyri perçem döker\n\nVay bala böyle dem olmaz\nPaşam öyle dem olmaz\nBen gülü deste ba(ğ) ladım\nDeste-beste ba(ğ) ladım\n\nDün gece yar hanesinde\nO söyledi ben a(ğ) ladım\nBen söyledim yar a(ğ) ladı\n\nVay bala böyle dem olmaz\nPaşam öyle dem olmaz\nBen gülü deste ba(ğ) ladım\nDeste-beste ba(ğ) ladım\n\nEvlerimin önü kuyu\nKuyudan çekerler suyu\nSevgilimin eski huyu\n\nVay bala böyle dem olmaz\nPaşam öyle dem olmaz\nBen gülü deste ba(ğ) ladım\nDeste-beste ba(ğ) ladım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlerinin Önü Marul",
        "poet": "Muharrem Ertaş",
        "poem": "\n\nEvlerinin önü marul\nSular akar harıl harıl\nİnce belden sıkı sarıl\n\nYanıyorum yanıyorum\nYanıyorum hele\nMail oldum gonca güle\nAcem şalı ince bele\n\nBahça duvarından aşdım\nSarmaşık güllere dolaşdım\nÖptüm sevdim helallaşdım\n\nYanıyorum yanıyorum\nYanıyorum hele\nMail oldum gonca güle\nAcem şalı ince bele\n\nEvlerinin önü (uğru)  kuyu\nKuyudan alırlar suyu\nBu güzelin pek tatlı huyu\n\nYanıyorum yanıyorum\nYanıyorum hele\nMail oldum gonca güle\nAcem şalı ince bele\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evli Şiir",
        "poet": "Tamay Önal Polat",
        "poem": "\n\nBay ile bayan limonilermiş\nAna\nBaba \nKardeş\nPara\nİsterim \nİstemem\nNe senden vazgeçerim\nNe seninkileri isterim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlerine Vardım Akşam",
        "poet": "Hüseyin Karatürk",
        "poem": "\n\nEvlerine vardım akşam\nSofraya goydular davşan\nSofraya goydular davşan\nBugün değil yarın ağşam\nBugün değil yarın ağşam\n\nAy gelin ay gelin gınan gutlu olsun\nAy gelin ay gelin uğurlar olsun\n\nPardı başı pardı başı\nPardı başı pardı başı\nAğşam geldi düğün aşı\nAkşam geldi düğün aşı\nÜç oğlanın gız gardaşı\nÜç oğlanın gız gardaşı\n\nAy gelin ay gelin gınan gutlu olsun\nAy gelin ay gelin uğurlar olsun\n\nHaber verin anasına\nHaber verin anasına\nHaber verin babasına\nHaber verin babasına\nPasa bassın kınasına\nPara bassın kınasına\n\nAy gelin ay gelin gınan gutlu olsun\nAy gelin ay gelin uğurlar olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlerinin Önü Üç Ağaç Üzüm",
        "poet": "Muzaffer Sarısözen",
        "poem": "\n\nEvlerinin önü de oğlan\nÜç ağaç üzüm yeri\n\nEvlerinin önü de oğlan\nÜç ağaç elma yeri\n\nEvlerinin önü de oğlan\nÜç ağaç armut yeri\n\nEvlerinin önü de oğlan\nÜç ağaç kiraz yeri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlerin Damındaki Kiremit Rengi Duygular",
        "poet": "Erhan Erbil",
        "poem": "\n\nBak ağaçlar yemyeşil gökyüzü masmavi sokaklar tertemiz\nAma neye yarar evlerin damındaki kiremit rengi gibi duygularımız\nSanki solmuş bir çiçek kurumuş bir ağaç yaprakları sararmış bir dalız\nHepimizin ab-ı hayata ihtiyacı var yoksa yok olan bir varız\nBak ağaçlar yemyeşil gökyüzü masmavi sokaklar tertemiz\n\nBulutlar bembeyaz kuşlar cıvıl cıvıl toprak buram buram\nAma ne kıymeti var ki niyetlerimiz bozuk düşüncelerimiz kötü ve ham\nGözlerimiz güzel görmeyi unutmuş tek isteğimiz hayattan almak kam\nBen için yaşıyoruz bizin esamesi yok ben salmış ortalığa nam\nBulutlar bembeyaz kuşlar cıvıl cıvıl toprak buram buram\n\nGül kokusu leylak kokusu zambak kokusu lale sümbül erguvan\nO kadar güzel ki arıyor gözlerimiz bunu fark edecek insan\nNe kaybedeceğiz mutlu etmek faydalı olmak için çalışsak zaten geçiyor zaman\nGeriye dönüp baktığımızda yaptıklarımızla keşke diyeceğimiz olmasa hiçbir an\nGül kokusu leylak kokusu zambak kokusu lale sümbül erguvan\n\nBak ağaçlar yemyeşil gökyüzü masmavi sokaklar tertemiz\nAma neye yarar evlerin damındaki kiremit rengi gibi duygularımız\nSanki solmuş bir çiçek kurumuş bir ağaç yaprakları sararmış bir dalız\nHepimizin ab-ı hayata ihtiyacı var yoksa yok olan bir varız\nBak ağaçlar yemyeşil gökyüzü masmavi sokaklar tertemiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evliliği Zorlaştırmayın!",
        "poet": "Tahsin Koç",
        "poem": "\n\nİnsanoğlunun, ihtiyacı sınırsızdır\nKarşılandıkça, yeni ihtiyaçlar çıkar\nİnsan sonunda, bu istekten bıkar\nOnun için, evliliği zorlaştırmayın\n\nBir insan, kendinden bahsetmez\nEşyadan, bahsederek öne sürerse\nO insanın, vereceği bir şey yok\nOnun için, evliliği zorlaştırmayın\n\nEvlilikte, hayırlı evlat yetiştirmek\nHaramdan, kendini korumak\nHayatta, mesut olmak varsa\nOnun için, evliliği zorlaştırmayın\n\nHayatın, tüm yükünü paylaşmak\nYalnızlık, ızdirabın dan kurtulmak\nÇevreyle, hem hal olmak varsa\nOnun için, evliliği zorlaştırmayın\n\nPeygamber Efendimiz(sav)  buyuruyor ki; \n\n“Ya Ali, şu üç şeyi geciktirmeyiniz? \nVakti gelen namazı, hazır olan cenazeyi\nDengini bulan bekâr kimseyi, evlendirmeyi! \nSakın, bunları geciktirmeyin? \n\nYukarıdaki hadis’ten de anlaşılıyor ki,\nEvliliği, zorlaştırmamak gerekir! \nHerkeste, haddini bilmesi gerekir! \nOnun için, evliliği zorlaştırmayın\n\nYok, efendim; Bilezikler, gerdanlık\nYok, efendim; Koltuklar, perdeler\nYok, efendim; Mutfak takımı, fincanlar\nDünyalık için, evliliği zorlaştırmayın\n\nGençlerin, karşısına bunları yığılınca! \nGençlerde, bir hesap yapar ve yıkılır! \nBizde deriz ki, bu gençler niçin evlenmez! \nÜç beş eşya için, evliliği zorlaştırmayın\n\nGençler, başlar aylak aylak dolaşmaya\nBekarlık, sultanlıktır gibi safsataya\nNerede kaldı, ümmetin evlenmesi\nGösteriş için, evliliği zorlaştırmayın\n\nPeygamber Efendimiz(sav)  Buyuruyor ki; \n\nNikahın en hayırlısı! \nKolay ve külfetsiz olandır! \nEee! nerede kaldı bu emir? \nNefsiniz için, evliliği zorlaştırmayın.\n\nGünümüzde, evliliğin ve nikahın,\nEhemmiyetine, inanmayan gençler,\nArtık batıda, gördüğümüz flört(arkadaşlık) \nYapmaya başladı, bu git gide yaygınlaşıyor.\nBizim aile yapımıza ve kültürümüze uymayan\nBir durumla karşı karşıya kalıyoruz? \nBu duruma, düşmemek için sakın evliliği\nZorlaştırmak, gerekir çünkü dediğim gibi\nGençler kendi, ihtiraslarının yanında\nÇulu, çaputu da bahane ederek \nEvlilikten vaz geçiyor! \nBütün gücümüzle, evlilik müessesini çalıştırmak\nVe bunun kutsiyetini, gençlere anlatmak gerekir\nÇünkü nikahta hayat vardır, neslin korunması vardır\nYozlaşma ve her türlü bozulmaya karşı,\nNikahlı evlilik en büyük ve güçlü sigortamızdır.\nAllah sonumuzu hayretsin Amin.\n\nAnkara - 27.11.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilige Adım Attı bizim yeğen",
        "poet": "Özay İşcan",
        "poem": "\n\nYağmur bereket derler bereketli geldi\nÇok sevdirdi herkeze kendini bizim gelin\nSaygısı anlayışı tam derim\nAlmak istiyorsak ondan verim\nŞefkat hoşgörü tavsiye ederim\nÇok hoşuna gitti bu düğün\nTüm sevenlerin boşa gitmez emeklerin\nDünya evine girdi Bizim Yeğen\nBöyle eş bulamaz benim diyen\n23 05 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evliliğin Gerçekleri",
        "poet": "Azime Gürlek",
        "poem": "\n\nsevgililer yaşar bitmeyecek aşkla\ntozpembe hayat sürsün bir imzayla\nfalcı masalı bitirir nikâh masasında\nevlilik sandığın kadar kolay değil gülüm\n\nhayaller gerçek oldu bir gelinlik birde damat\ndans ettin kollarında mutlu gözlerine bakarak\nhasret bitti zannetme başlıyor yüreğini yakarak\nevlilik hiç bitmeyen acı bir filmdir gülüm\n\nsakladı benliğini biter diye sevgiden\nbilmem ne bekledi sahte beraberlikten\nçekildi dalgalar çakıllar kaldı denizden\nevlilik coşan derya değildir gülüm\n\nbir gün olur çatırdar mutlu yuvanın çatısı\nartılar bitti çıktı eksi kutup yıldızları\nköşe başından duyulurdu mutluluk kahkahaları\nevlilik dudaklarında gamze değildir gülüm\n\nokuyun satırlarımı düşüp de şaşırana\naşk olsun bu zorlu yolu bulup ta başarana\nalnından öperim yenilmeden hayatla yarışana\nevlilik hayatın kendisidir gülüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik 1",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nevlilik \narada kalmaktır\ngeceyle gündüz \narasında\n\nevlilik\nçok istenildiği düşünülen\nbir beraberlikte\nyalnız kalmaktır\n\nevlilik\nbaş edememektir\niçindeki hayvansı dürtüyle\n\nevlilik\nbir çatışmadır\nsilahların hiç susmadığı\n\nevlilik \nsinsi bir oyundur\nkimsenin kaybetmek\nistemediği\n\nevlilik\npaylaşım adı altında yapılan\nbir paylaşımsızlıktır\n\nevlilik \nmutlu olma oyunudur\nmutsuzlukların içinde \n\n25.12.03\n\nMERSİN\n\nRıza ASLAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik - 11",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nsilah bırakırsın bazen\ngörünmez bir anlaşmayla\nsonrası daha kanlı bir savaş\ndaha kanlı bir çatışma\n\n11 Şubat 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Mustafa Aslan 2",
        "poem": "\n\nHersey bir anda baslar,\nGençligini yasamak istersin,\nSokaklarda gezer, av pesindesin,\nZamani gelir rakini içersin,\nAma is evlilige geldimi bunlarin hepsini terk edersin.\n\nKüçük bir sevgiyle baslar hersey,\nEvlenirsin,\nBazen güler,\nBazen dertlenir aglarsin,\nGençligimi yasayamadim dersin,\nKendi kendini yersin,\nAma yinede karini seversin,\nIsin içine birde çocuk girdimi,\nGençlik gitti ben evlendim dersin,\nYuvani korur,\nYikilmasini istemezsin.\nNe yaparsan gençliginde yap,\nEvlilik degistirir insani dersin.\nYine yuvansiz edemezsin.\n\nBak bu siir yazar gerçekleri,\nDeRTLi-SaiR dinler söylenenleri,\nBazilari vardir, evlenir hala eski hayat,\nGerisi bayat der.\nBazilari vardir, evlenir degisir hayat,\nBeni yakti evlilik der.\nBazilari vardir, evlenir eskileri sildim,\nEvlilik herseyi degistirir der.\nBak milyonlarca insandan,\nMilyonlarca degisik düsünce,\nKimin sonu ne,\nSöyleyin bunu kim bilecek,\nAllah büyüktür,\nHerkeze laik olani verecek.\n\nTarih Ve Saati: 01/08/2005\t03:55\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Mehmet Akay",
        "poem": "\n\nönce \ndüzen için mekan gerekliydi\nbulundu\nfazla çaba sarfetmeden\nelektrik ve su tesisatı onarıldı\nbütün odalara\nmeyve kasası büyüklüğünde\nklima asıldı\nkış için bir sorun kalmamıştı.\nsıkıcı geceler için de\nmüzik seti,video\nve 12 megabaytlık bilgisyar da alındı.\nfaturaların ödenmesi için de\ngüzel bir iş\nsorun gözükmüyordu\nhayat sabun gibi\nkayıyordu elimden.\n\n10 yıl dayanabildim\nimgelerle kurulu bu dünya da\nne tembellik\nne pasaklılık\nne'de kaos kalmıştı\nelimden alınmışlardı\nama isyan\ngeçte olsa nüksedecek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Muammer Baydere",
        "poem": "\n\nDinle beni arkadaş\nHiç sevmemek delilik\nSevdiğinle bir savaş\nVermek değil evlilik\n\nYa zayıftır ya şişman\nHerkes halinden pişman\nBirbirinizi düşman\nGörmek değil evlilik\n\nDüşsen de bir batağa\nArzun kalkar atağa\nBeraberce yatağa\nGirmek değil evlilik\n\nBitince aşk oyunu\nCüce dersin boyunu\nNerdeyse tüm huyunu \nYermek değil evlilik\n\nGörünce bir dilberi\nBoşa dökme o teri\nİmzalanan defteri\nDürmek değil evlilik\n\nSöndürsen de korunu\nGörmelisin torunu\nGöz önüne sorunu \nSermek değil evlilik\n\nBaşlayınca bir döküm\nAzalır mı hiç yüküm\nKral gibi bir hüküm\nSürmek değil evlilik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nEvlilik insan ömrünün en önemli olayıdır\nEvlilik saygıdır sevgidir.hoşgörüdür\nEvlilik yalansız.riyasız.çıkarsız bağlılıktır\nEvlilik hayatı.iyiyi.kötüyü paylaşmaktır\n\nGel gör ki insan oğlu değişiyor zamanla\nKimi eşini vezir ediyor kimiside rezil \nBir yastıkta  iki baş oluyor biri kadın biri erkek\nAma bir yastıkta ap ayrı iki dünya oluyor \nBiri hayal biri gerçek.hayat ne garip değilmi?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik-2",
        "poet": "Selahattin Ölmez",
        "poem": "\n\nEVLİLİK  -2\n\nEvlilik hakkında, söyleyecek sözüm var, \nGönülde yaşanır evlilik, sürmez bir bahar, \nHer yüzüne gülen, insana olmaz sana yar, \nGönül eğlencesi sanmak, asla evlilik değil. \n\nGüzel söyleyen dilberleri kaile alma\nÖzüne bak, cemali güzeli dostundur sanma, \nYer ver ip’te yüreğinde, aşkın narına yanma, \nBir yatakta yatmanın adı,  evlilik değil. \n\nKolay değildir biline ki, bir yuva kurmak, \nİnsanlık gereğidir, yârine hal hatır sormak, \nDoğru olmaz her hatayı yüzüne vurmak, \nEşini el yanında yermek, asla evlilik değil. \n\nEvlilik işi kutsaldır, hafife almayasın, \nHaricen, zevki sefaya, âlemlere dalmayasın \nHabersizce evine, sakın geç kalmayasın, \nTek başına fink atmak, asla evlilik değil. \n\nOyuncak sanma evliliği sahip çık ona\nİçinden çıkılmazsın sonra,  işler açar başına, \nBaşına çok dert alırsın,  düşersen aşk oyununa\nYalan girerse bir eve, bu o zaman evlilik değil. \n\nOlmalısın hem sevgili, hem yar hem de sırdaş, \nKazanda olmayabilir tatlı, bazen soğan bazen aş, \nMutlu ol eşinle daima, onunla kalbini paylaş\nTek taraf hükmün evde adı, asla evlilik değil evlilik.\n\t\t\t\tSELAHATTİN ÖLMEZ\n\t\t\t\t\t27.05,2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Güneş Davenport",
        "poem": "\n\nher şey gelip geçerken\nzaman/mekan penceresinden,\nve dokunup kaçarken herkes\nkendi yaşamının arayışında,\nbirinde kalma çabasıdır evlilik.\nbir garanti arayışı, sevgiye dair\nve bir özlem, ikide birliği kutsayan.\n\nbelgedeki soğuk damga değil de\nyüreğin mührüyse candaşlığı onaylayan,\nve ruhun özgün akışını\ntutsaklamazsa bağlar,\nyola beraber düşmek...\n... denemeye değer! \nola ki ortak bir öykü yaratırken\nkendi öyküsünü yitirmesin bireyler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik  2",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nkolay olandan vazgeçip\nzoru seçmek\nhem de bunu yaşamı düzene sokma\nadı altında yapıp \nyaşamı daha da zorlaştırmak\n\nyaşamı düzene sokma \nçabası ve hevesi ile uğraşırken\nkendinden vazgeçmek\n\nişte bunun adı evlilik\n\nkendin dışında bir kendin\ntanıdığını zannettiğin eşin\nevim dediğin\nçoğu zaman dört duvardan\nbaşka bir şey ifade etmeyen \no anlamsız yapı\n\nişte bunun adı evlilik\n\nuyumu yakalamaya çalışırken\nher defasında ayağına dolanan\nbir uyumsuzluktur evlilik\n\nevlilik bu uyumsuzluğun \ndizginlenmiş hali\nevlilik bu uyumsuzluğu \nkontrol edebilme çabası\n\nevlilik + uyumsuzluk = mutluluk (?) \n\n04 / 11 / 2003 \nMersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Gürkan Kaya",
        "poem": "\n\nEvlilik \nİki Kişilik \nÜçüncü \nGirince \nOlur \nMahkemelik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik.",
        "poet": "Kamil Çağlar",
        "poem": "\n\nHayal etmek  gerek. \nGeceler boyu düşünmek onu.. \nGözlerinde canlandırmak \nRenklerini seçerek, \nAramak,  özlemek  doğru  olanıdır.\n\nBazen ağlamak gerekir onun için\nYalvarmak dizlerine kapanmak gerekir. \nMavi düşler kurup pembe nutuklarla \nSüslemek  güzeldir kendince.\n\nBazen  tercih ediliştir evlilik. \nBazen  terk ediliş. \nBazen de sevgi dolu bir serzeniştir. \nBazen kahrediştir ah’tır. \nBazen nefrettir kindir acımasızca.\n\nKaybetmektir. \nTekrar başlamaktır umutla. \nRüyaların yeniden parıldamasıdır. \nGüneşin açmasıdır tüm dünyaya. \nYağmur gibi ince ince \nİşler saçlarının arasına.\n\nKardır!  Buz gibi havanın sıcaklığında,\nDondur evlilik! \nÇocukların sevgisine inat \nKızağa binmemektir korkuyla. \n\nSallanan bir urgan gibidir; \nDar ağacında acımasızca.\nKurbanını bekler her defasında.... \nBir de sana uzanmayan \nEller bırakır arkasında....\n\n06.05.2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Elif Ay",
        "poem": "\n\nBir yastıkta yıllarca,\nAynı yolda omuz-omuza. \nTek canda iki ömür,\nBir çatının altında.\n\nYıllar geçer bu yolda,\nYorgun düşer hayat'ta.\nYa beraber yürürsün,\nYa girersin mezara.\nYa severek,sevilerek geçer,\nYa kinle,ızdırapla...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Zeki Çalar",
        "poem": "\n\nNikâhlar kıyılır ezelden beri,\nKıyamet gününü görür evlilik.\nKavga evliliğin tuzu, biberi,\nDozunu bilirsen yürür evlilik.\n\nBirini seversin, yanıp tütersin,\nCanım, cicim, tatlım, sevgilim dersin,\nNikâh masasında ayvayı yersin,\nBazen süründürür, sürür evlilik.\n\nAşk ne yağmur dinler, ne kar, ne tipi,\nNişan yap, düğün yap, göğüsle ipi.\nBazen de mutluluk ilacı gibi,\nHer türlü marazdan korur evlilik.\n\nİki başı bir yastığa koyunca,\nYaşamak güzeldir sevip sayınca,\nDünyalar senindir bebek doğunca,\nYürekten sevene gurur evlilik.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Ekrem Acar",
        "poem": "\n\nruhları koklamayı bilseydi eğer\nsizin nasıl olup da kapıdan içeri\nalındığınızı sorarlardı\nkontak sesi duyduğunda\norgazm olan güzel kadınlar\n\nsiz ter içinde uyanırdınız\nzar zor daldığınız uykudan\nbiraz ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Adem Karagöz",
        "poem": "\n\nArı gezer koklar her bir çiçeği.\nÇalışır doldurur bala peteği\nİşte budur tabiatın gereği\nÇiçek yoksa arı bal yapmaz imiş.\n\nTabiatta çiçek petek ve arı\nBir mucize aşkla yaparlar balı\nİnsan oğlu arı çiçek misali\nBir başına işe yaramaz imiş. \n\nEvlilik kutsaldır dinin yarısı \nÖrnekler meydanda çoktur sayısı\nAsıl olan yuvadır yalan gerisi\nYoksa Adem Havva bilinmez imiş.\n\nAdem Karagöz\n10/04/2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nBirbiriyle konuşmayan çiftler,\nSanal alemde tanışan gençler,\nSıkıntıya gelmeyen,\nparaya önem verenler,\ndoyumsuz ve açgözlüler,\nsabırsız ve sadakatsizler,\nalkol ve şiddet bağımlıları; \nBURAYA YAZIYORUM.\nEvliliğiniz pamuk ipliğine bağlı,\nDüşünüyorumda; \nYa taşlar yerinden oynuyor,\nya da yerine oturuyor.\nGeçmiş olsun,\nEvlilik boşanma erezyonu yaşıyor.\n\n                                  25.01.07/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Sadullah Celik",
        "poem": "\n\nEvlilik,\n Nikah akdini bilmeyenlerin\n Elinde oyuncak oldu.\n\n Görücü usulüne karşıyız\n Bizim ki yıldırım aşkı\n Ya da biz tanışmadan\n Evlenmeyiz diyenlerin\n Temiz ve pak gönüllerine\n Gerçekten de yıldırım düştü\n Sevdaları daha açmadan\n Bir gül gibi soldu.\n\n Bakmışsın; \n “Evleniyoruz, mutluyuz”\n Duymuşsun; \n “Boşanıyoruz, umutluyuz”\n Kimse hatayı almaz oldu üstüne\n Herkes haklı baştan ayağa.\n\n Dışarda ne güzel geçer zaman\n El-ele, göz-göze\n Bir kuş gibi hafifler kanatlanır insan\n Hayat ne kadar kolay olur\n Mutsuzluk kelimesinin yanından bile geçilmez\n Hatalar ise görünmeyen adam olur.\n\n Utrecht şehrinin ışıkları\n Serin ve tatlı akşamları\n Kanalları, yeşili bitmeyen ağaçları\n Bir başka güzel olur.\n\n Giyilen elbise, yürünen sokaklar\n Müzikler, diziler ve arkadaşlar\n Yani yaşamla ilgili her şey\n Ama her şey bir başka özel olur.\n\n Dört duvar arasına girince aşklar\n Hayallerden uzak gerçekler başlar\n Dışarda hemfikir olan ruhlar\n İçerde iki ayrı ruh olur, bazen o ruhlar\n Birbirini tanıyamaz hale gelir.\n\n İki ayrı tabiatlı insandan elbette iki ayrı\n İstek, arzu meydana gelecektir…\n Ufak tefek problemler olacaktır\n Problem evliliğin olmazsa olmazıdır\n Önemli olan problemin çıkması değil\n Güzel bir şekilde\n Saygı ve sevgi içinde çözümüdür\n Yoksa küçük şeyler zamanla\n En sarp en dik dağlar haline gelir\n Böyle dağlara dağcılar bile tırmanamaz.\n\n Şimşeklerle örülü, gök gürültülü\n Bağları koparan yıldırım çarpmadan\n Etrafı kara bulutlar kaplamadan\n Gereken tedbiri almak\n Takdiri ise Allah’a bırakmak…\n\n Keşke, evlilik sınırları belli\n Karşılıklı hak ve hürriyetin\n Saygı ve sevginin \n Allah’a ve Peygamber’e verdiğimiz\n Sözün ifadesi olan\n Bir hayat tarzı olabilseydi! \n\n Keşke, okulu olsaydı evliliğin\n Eşyaya verdiğimiz değer kadar\n Evlilik hakkında yazılanlara\n Çizilenlere değer verseydik\n Bütün hanımlarıyla gül gibi geçinen\n Güllerin efendisini örnek alabilseydik! \n\n Keşke, Rabb’in çizdiği sınırlar içinde\n Hem kadın hem erkek birbirine karşı\n Görevlerini tam olarak bilebilseydi\n Öğrenip uygulamak için\n Varını yoğunu ortaya koysaydı! \n\n Allah günah hususunda kadın ile erkeği\n Eşit tuttuğu halde; \n Keşke, erkek ihanet ederse sıfır hata\n Kadın ihanet ederse hayatına, namusuna\n Mal etmeseydik her şeyi! \n\n Keşke, boşanmak isteyen ailelerin\n Problemlerini işiten, çözen\n Onları özenle birleştirmeye çalışan\n Kurumlarımız olsaydı! \n\n Çünkü; \n “Bir milletin varlığını sürdürmesi,\n Varlığını sürdüren ailelere bağlıdır.”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Bayram Yelen",
        "poem": "\n\nNikahın sevgi dağı doruğunda tahtı var.\nKimi yar bahtsız çıkar, çoğununda bahtı var.\nNeşe, elem, haz, keder, ömür bile ortaktır.\nHerşeyi paylaşmaya resmen, dinen akti var.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Gülçin Şahin",
        "poem": "\n\nSevgilimi bekliyorum\nAçıyorum perdemi,ışık bekliyorum\nKapımda bir tıkırtı\nİçimde pırpır eden bir yürek\nEllerimde bir ateş,kapıda bekliyorum.\n\nHer evlenende var mı acaba bu duygular\nBu sayfalar açık mı yoksa çoktan mı kapandı\n\nEvlilik çalmalı kapıyı\nİçeri girmeli derinden\nSüzülmeli akan bir sıvı gibi\nÇarpmalı insanı\n\nSevmeyince evlilik mi olur\nSevmeyince neye yarar iki insan\nBirbirine hergün dırdır eden\nSevgiyi saygıyı yitiren\nNe yapsın sevgiyi\nKapının gerisinde kalsın\nÇalmasın kapımı geri kalsın\n\nEvlilik aşkla güzel\nEvlilik sevgiyi bir meşale gibi yansıtmalı\nAydınlatmalı sevenleri\nRuhları birleştirmeli\nSevgiyi aşkı aşılamalı\nÇalınan kapılara konmalı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Erdoğan Mert",
        "poem": "\n\nKısacık ömrün çilyavrusu günlerini\nbildik gözler bildik sözlerle muhatap.. kalanı\nelde edileni evde edilenle paylaşarak.. böleni\nher sabah aynı dudağı öperek.. artanı\nhergün aynı kıyafeti giymek gibi.. çıkanı\nezber bedende dolaşarak geçirmek olası\nEvlilik.. erkeğin tek ve en uzun molası\n\n1993\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Şuayip Atay",
        "poem": "\n\nEvlilik...\nBir papazın,patriğin,imamın...\nkutsamasıyla.\nYa'da...\nBir kabile reisinin tütsüsüyle,\nYa'da...\nBir belediye başkanının...\nMührüyle olmaz.\n\nEvlilik...\n\nRuhun ve'de bedenin,\nBirleşmesiyle olur.\n\nBe gülüm.\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Şahabettin Yalaş",
        "poem": "\n\nEvlilik ölüm korkusu gibi; bir başlangıç veya yeni bir alem\nYeni yıllarda sen prenses bense bir prens\nDüşler hayaller hayal edemeyeceğin bir alem\nBaşında gezdireceğin kutsal bir varlık\nSeneler geçtikçe  gözlerin olur,dünya hoş görünür\nGördüklerin hayallerinden farklı gelir,düşler gerçek\nGözlerin görür gerçeği gerçekler yeniden gerçekleşir\nYeni alemde herşey farklılaşır sonsuzluk gerçekleşir\nKoku olur mis gibi burnumuzda koktukça gönüller hoş olur\nBeden mesut olur gönül bağ olur bağban olur\nTat olur ağzımızda gönül lokması gibi\nTarumar olur  eski hayaller eski alışkanlıklar\nYavaş yavaş tat belli olur yayılır dalga dalga \nBir deniz gibi engin,billur ve temiz\nBedeni sarar hepsi bir olur.Sonra yavaş yavaş \nEski tas eski hamam \nGörünen farklı, koku farklı, tadı farklı\nKendime gelemeden başka bir alem,o da farklı\nYaş geçer düşler farklı,gerçekler daha farklı\nYaşanan gerçekler düşlere ulaşmadan \nHerşey farklı farklı \nÖlüm korkusu sarar tekrar bu sefer \nGerçek gibi bir sona doğru \nYaşam farklı ölüme gidiş farklı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Ahen Aton",
        "poem": "\n\nÇok alışmışım varlığına\nBir an olsun ayrılsan özlüyorum seni\nÇok şey istiyorum galiba\nEvlilik şımartmış beni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Sinan Oğuzhan",
        "poem": "\n\nEVLİLİK\n\nEvlilik güzel şeydir evlenmiş olabilene,\nEvlenmek başını bir yere sokmak değil,\nGâvur inadıyla sımsıkı nura sarılmaktır\nÖmür boyu başını dostuna yaslamaktır.\n\n11.01.2005\t12.45\nMALKARA EVİM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nEvlilik\n\nKavga evliliğin tuzu biberi\nDerdi annem\n\nİnanmıyordum bu söze...\nHaklı çıktı annem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Ali Nihat Özer",
        "poem": "\n\nEmin olabilir misin-şu zamanda ne demek? \nO dudakların mührünü, önce sen açacaksın\nYalnız sana nasip olacak onu, öyle sevmek\nSevinçten kanat açacak, sonsuza uçacaksın\n\nBilmem anlatabildim mi? Bu evlilik ne demek\nAyni gönül-ayni göz, ayni duygu-ayni sevmek\nAyni çatı altında bölünür-bir dilim ekmek\nVelhasıl her şeyini-onunla paylaşacaksın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Ayşe Okur",
        "poem": "\n\nEv var iki kişilik\nEv var dört, beş kişilik.\nOynanan oyun bir komedi,\nBir dram\nAdına demişler: 'EVLİLİK'\nDıştan baktığında\nO iki kişi evlidir\nO ev içinde acaba\nYakınlık ne derecedir?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Mehmet Yücel",
        "poem": "\n\nİki şahit ile bir memur ile.\nResmiyete düşüp solan evlilik.\nRekabetler ile kavgalar ile.\nKağıt üzerinde kalan evlilik.\n\nAyrı cinsten iki insan bulunur.\nYalandan yanlıştan medet umulur.\nBiri yolar iken biri yolunur.\nAynı ev içinde talan evlilik.\n\nSevgiyi kullanır, aşkı bitirir.\nBaşa nice nice işler getirir.\nGeçerli olmayan evlat yetirir.\nHuzur evlerine salan evlilik.\n\nKadın bir şeytandır erkek sahtekar.\nEvlenme peşine düşer her bekar.\nKıvılcım düşünce ömürler yakar.\nCenaze namazı kılan evlilik.\n\nDuygular hükmülü, mantık hükmüsüz.\nErkeklik yok olmuş artık hükümsüz.\nGöz ile görülen batık hükümsüz.\nYerlerde sürünen yılan evlilik.\n\nSeçen kadın olmuş seçilen erkek.\nAllah'ın emrini yok say diyerek.\nKuran hükümleri olması gerek.\nToplumlar yok eder yalan evlilik.\n\nYücel der ki özden çıkınca insan.\nKör olur, sahteye bakınca insan.\nUmut dünyasını yakınca insan.\nAyrı ayrı teden çalan evlilik.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Nurcan Tepecik ",
        "poem": "\n\nYaşım on dokuz\nGeldim evlilik çağına\nDemişler bekarlık sultanlıktır,\nZaten beni isteyende yok,\nDevir değişti artık.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Halil Cibran",
        "poem": "\n\nYeryüzüne birlikte geldiniz ve sonsuza dek birlikte yaşayacaksınız, \nÖlümün ak kanatları günlerinizi bölene dek birlikte olacaksınız, \nTanrı'nın suskun anıları katına eriştiğinizde bile birlikte olacaksınız, \nAma bırakın da bunca beraberliğin arasında biraz boşluklar olsun, \nVe Tanrısal alemin rüzgarları esip dolanabilsin aranızda, \nBirbirinizi sevin, ama sevginin üzerine bağlayıcı anlaşmalar koymayın, \nBırakın yüreklerinizin sahilleri arasında gelgit çalkalanan bir deniz olsun Sevgi \nBirbirinizin kadehini onunla doldurun ama aynı kadehe eğilip içmeyin, \nEkmeğinizi bölüşün, ama aynı lokmayı dişlemeye kalkmayın, \nŞarkı söyleyin, dans edin, eğlenin birlikte, ama ikinizin de birer Yalnız olduğunu unutmayın, \nÇünkü lavtadan dağılan müzik aynı, ama nağmeleri çıkaran teller ayrıdır, \nYüreklerinizi birbirine bağlayın ama biri ötekinin saklayıcısı olmasın, \nÇünkü ancak Hayat'ın elidir yüreklerinizi saklayacak olan, \nHep yanyana olun, ama birbirinize fazla sokulmayın, \nÇünkü tapınağı taşıyan sütunlar da ayrıdır, \nÇünkü bir selvi ile bir meşe birbirinin gölgesinde yetişmez....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Zafer Özcan",
        "poem": "\n\nKimi zaman  ruhsal bir boşalmadır\noduna çevirir insanı, sonrası bu işte\nöyle de olmak durumunda, yadsımıyorum\nkütük gibi kalıba sokmalıdır ki seni\niçine sığmalı- dışına katiyen taşmamalısın\n\nodunsuluğun teferruatlarına gelince:\ntiksintiyle baktığın üzerindeki yosunlar\ndışarıyla yegane bağın, \nderin nefes alışlarındır\n\numut etmeyi öğrenirsin\nçokça yaptığın şeydir bu\n\npolitik bir anlaşmaya dönüşür birden her şey\numduğunu bulamadığın an\n\nyetinmeyi öğrenir\nöğrendikçe daha beter odunlaşırsın\n\netçili otçula dönüştürür\ndişlerinle değil\ngaganla yaşamaya başlar\ndidiklemekte ustalaşırsın\n\ndaha da odunsu olan\ntüm bunların farkında olman\nbuna rağmen gaganı bilemendir\n\nbu yüzden evlilik ayrıca ömür boyu acıya mahkum etmektir kendini\ninsanın insana müebbettidir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik 6",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nevlilik dediğin \nbir kumar\nsalladın yine zarları\nbir umut \nbir bekleyiş\n\nevlilik dediğin \nbir kumar\nsalladın zarları\n-  geldi yine hep yek -\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Mehmet Fatih Balta",
        "poem": "\n\nEVLİLİK\nGündüz çifte hırlayıp gece çifte horladık\nUzun geçen bir ömrü böyle hoyladık\nBoyumuzu aşan gölü boyladık\nVe yüzmeyi bildik çıktık karaya.\n                              Serhat GÜLÜ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Mehmet Çelik",
        "poem": "\n\nNasıl bir hayatmış bilemiyorum.\nNeden bu dünyayı sevemiyorum.\nHayat bir kez güldürmemişken.\nNeden i.…….. edemiyorum.\n\nEVLİLİK  kutsal deyip girdik bu  yola\nMutluluk bulacağım diye vermedim mola\nBu hayatın çilesini  çekenler.\nUmduğunu bulamazsın çıkma dedi bu yola\n\nEVLİLİKLE  yıprandım kafam rahat etmedi.\nSomurtmakla kalmadı bir gülücük vermedi.\nEvliliktir deyip bu normal diyeceksin.\nDoğrudur ama ne zaman güleceksin.\n\nBal tadında bir EVLİLİK hayalim,dileğimdi.\nBunun için  dünyada ne yapıp ne edeyimdi.\nZeytin dalını uzattım yine uzatırım ben\nBilmiyorum eksiklik neremdeydi nerdeydi.\n\nBekarlık sultanlık mı onu bilemem.\nEVLİLERE sultanlıktır diyemem.\nHangi suda kulaç attığımı.\nBilir misin gerçekten onu da bilemem.\n\nSöyleyin dünya söyleyin bana.\nİnsan yaşarken ÖLÜR  mü de bana\nŞan şöhret para mal mülk HAŞA\nBir zerrecik  mutluluğu ver bana\n\nHayattan yorulmak acep bumuymuş.\nİnan ki bu hem de mutsuzluğun koruymuş.\nNe olur mutsuzluğu sök at içimden.\nAtmaz isen bu hayatının sonuymuş\n\nÇELİK’im diyor ki bu kaderi çekerim.\nHatun inat olursa gıdım gıdım  biterim\nGülmesine gerek yok somurtmasın yeterki\nHUZUR ile birlikte seveceğim inan ki\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Selahattin Ölmez",
        "poem": "\n\nEVLİLİK\n\nNikâhlar kıyılır Âdem’den beri, \nBir ömür boyu yürür evlilik. \nNizalar evliliğin güzellikleri \nHaddini bilirsen yürür evlilik. \n\nBir canan seversin, yanıp tütersin, \nCanım der, ona methiyeler dizersin, \nNikâh masasında yüreğinden gülersin \nBazen üzse de, daima sevindirir evlilik. \n\nAşk ne yağmur dinler, ne ayaz, ne kar, \nNişan, düğün, nikâh ise, cebini yakar \nBu yakışın ardından mutluluk kokar \nÇember olur sevgiyi korur evlilik. \n\nİki baş mutlulukla bir yastığa konunca, \nEvlilik güzeldir karşılıklı sevip sayınca, \nHaneler öylesine şenlenir ki bebek doğunca, \nGönülden sevenlere, abu hayat olur evlilik.\n\n                             SELAHATTİN ÖLMEZ\n                                    27.05.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Fikret Gürsoy",
        "poem": "\n\nBirbirini sevenler, ister evlenelim \nBazısı ise, ister bunu bir deneyelim \nNikâh masasına, bir an evvel gidelim \nSonra derler, geçinemiyoruz ne edelim \n\nEvlilik oyuncak değil, çok dikkat et \nEvliyken, çek gözüne daima bir set\nNefsine uyup, yapma bilgisayarda çet \nEvlilikte hata olmaz, mutlaka sabret \n\nEvlilik kutsaldır, bir ömür boyu sürer \nBilmeyenlerin defterini, mahkeme dürer \nEvliliğin kıymetini bilenler, evini düzer \nBilmeyenlerin akıbeti ise, gözlerini süzer\n\nEğer eşin iyi ve güzelse, olursun vezir \nBirde eşin huysuz ise, o zaman olursun rezil \nAşkın sana seslendiğinde, kalbinde çalar zil \nİşte O çaldığı zaman, eşinin kıymetini bil \n\n11.06.2015 \nFikret GÜRSOY      www.fikretgursoy.com\nARAŞTIRMACI-YAZAR-ŞAİR-RADYO VE TV PROGRAMCISI \nİSTANBULDA BULUNAN BÜTÜN ADLİYELERDE ON DALDA \nUZMAN BİLİRKİŞİ- TÜRKİYE FAHRİ TRAFİK MÜFETTİŞİ\nKUR’AN TEDAVİ MERKEZİ MÜDÜRÜ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik 7",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nevlilik dediğin\nbir çalıya dolanmaya benzer\nkurtulmak için çırpındıkça\ndaha çok yaralanır\ndaha çok kanarsın\n\n05.12.2012\nBatıkent / ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Evlilik..\n\nYüce rabbin en önemli farzıdır \nBir yuva bir hane kurmalı insan\nKutsal bir müessesedir evlilik\nKendine yakışanı seçmeli insan..\n\nİlk adımı atmalı zamanı geldiğinde\nMesut olur sevdikçe sevildikçe\nSaygının sevginin çerçevesinde\nKutsal bir müessedir evlilik..\n\nAile saadeti gibi, yok bir saadet\nEvlilikte her zaman vardır keramet\nÖnce gözlerde başlarki davet\nKutsal bir müessesedir evlilik..\n\nEvlilik çağına gelen her erkek dişi\nYerine getirmeli kutsal görevi\nDünyada vardır herkezin bir eşi\nKutsal bir müessesedir evlilik..\n\nBirbirini tamamlar kadın ve erkek\nKadınlar hûri kadınlar melek\nBu farzı yerine getirmek gerek\nKutsal bir müessesedir evlilik..\n\nTarih:10.03.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nEvlilik\n\nEvlendi \nSapla saman\nAdı balya oldu\nDamın içinde bir boşluk vardı\nO boşluk da doldu\n\nYa çocuk\nÇocuk nerede\nBoş kaldı dünyada\nKocaman bir boşluk\n\nEvlendi ağaçla bulut\nÖpüşmeye doyamadılar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik....",
        "poet": "Aşık Mahmut Çelikgün",
        "poem": "\n\nŞu hayatta ömrü olan herkese\nArzuların bir balıdır evlilik...\nNe kadar da  gem vurulsa nefise\nAşkın, saran bir koludur evlilik...\n\nErgenlik çağında çatılır kaşlar\nKalplerde hafif bir kıvılcım başlar\nBir çağrıdır, karşı cinse bakışlar\nGönüllerin bir dilidir evlilik...\n\nDemet demet gonca güller derilir\nYanaklara mis kokular sürülür\nO, tatlı doyumsuz düşler görülür\nBekârların emelidir  evlilik...\n\nGenç kızlar süslenir saçını tarar\nErkekler kur yapar sevgili arar\nAileler sonunda verirler karar\nBekârlığın son halidir,evlilik...\n\nParmaklara birer yüzük takılır\nNişan olur çeyizlere bakılır\nAk ellere al kınalar yakılır\nAşk bağının bir gülüdür evlilik..\n\nYuva kurmak hem kolaydır,hem zordur\nEvlenmem diyenler etse de dırdır\nDemişler,nikâhta  kerâmet vardır\nHem kutsaldır, hem uludur evlilik...\n\nBirleşir tohumlar çiçek,gül açar\nGök yüzünde kuşlar bile çift uçar\nNeslin devamı da bu yoldan geçer\nSoy kütüğnün bir dalıdır evlilik...\n\nBulur bir birini can ile canân\nLezzet alır paylaşmaya inanan\nHak'kın emri ile bize uzanan\nKutsal aşkın bir elidir evlilik...\n\nEvlilik binadır, temeli saygı\nEğer güven yoksa duyulur kaygı\nDuvarı hoş görü,çatısı duygu\nİnsanlığın temelidir evlilik...\n\nVar ise seninde namusun, arın\nBir medeni birlikteliktir kârın\nTürlü çeşit cinsi hastalıkların\nAşılmayan  engelidir evlilik..\n\nHuzur bulur yalnızlıktan ağlayan\nYoldaş olur bir yastığa baş koyan\nİnsanları bu hayata bağlayan\nAşk sazının bir telidir, evlilik...\n\nEşler evlenince çekse de darlık\nOlmamalı hiç bir zaman dargınlık\nİnsanlar dünyada en yüce varlık\nDoğamızın sembolüdür evlilik...\n\nMahmut Çelikgün'üm; söyler bir anlık\nAşkın gözü kördür,sonu aydınlık\nKim demiş ki bekârlığa sultanlık\nMutluluğun bir yoludur evlilik.....\n\n1993.Aşık Mahmut ÇELİKGÜN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Sevim Çiçek Karadeniz",
        "poem": "\n\nBir odun sobası misali evlilik,\nYakıtıysa sevgi ve şirin güftâr.\nHep özen ve ilgi ister hep tımar.\nAt ona sevgini, olsun evin nevbahar,\nSöndürme ateşini sakın, ısıtsın bir karar.\n\nBazense borusuna, kapkara kurum dolar.\nÜşenmez temizlersen, soban daha iyi yanar.\nÖyle olur ki, kimileriyse atar da atar, \nArdı ardına doldurur odunları, ev yakar,\nTutuşturur bacaları, her yanı alev sarar.\n\nÇaresizce koşturur, alevlere su arar.\nBir de bakar ki her şey olmuş târumâr.\nBilseydi evlilik, bir siyaset, bir ayâr,\nHep özen ve ilgi ister, hep tımar.....! \n\n13.Şubat.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik 8",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nevlilik, \nbir adamın çaresizliği\nboğaza her geçen gün \nbir yenisi atılan bir düğüm\n\nevlilik,\nküçük bir kız çocuğunun\n\"baba\" deyişindeki esaret\n\n18 Ekim 2013 \nBatıkent / ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik 9",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nherkesin bir başka yöne gitmek istediği\niki kişilik bir yolculuktur\nevlilik\n\nadına düğün dernek edilen\nbir yas evidir\nevlilik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "Mahmut Çiçekdağı",
        "poem": "\n\nEvlilik\nBir adamın umuda seslenişi \nFeryatların hak’a varışı \nDüğümlenen sözlerin bağdan kopuşu \nSarılışın beraberliğin  tam oluşun \n\nKız çocuğunun \nVaroluşu gönül esaretine girişi \nYağmurda ıslanışın ferahlığın \nDeğerin anlam katışı \n\nSesleniş deki ferahlığın \nGözlerdeki yaşın sevgisi\nGönüllerdeki bir oluşun saygısı \nAna babanın anlamı adresi evlilik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Anonim Şirkettir",
        "poet": "Önder Karaçay",
        "poem": "\n\nAslında en karşılıksız alışveriş evliliktir. \nNe aldığının, ne de verdiğinin hesabını bilirsin... \nVefa, fedakarlık, aşk, yalnızlık, ayrılık özlem\nKatlanmışlık ve benzeri o kadar çok duygu, \nAcı veya sevinçle bedeli ödenir \nPayın meyvelerin kadardır...\nÇocukların meyvedir \nBüyüdükçe acıların azalır sanırsın...\n\nKimilerine göre evlilik bir limited şirkettir,\nİki kişiyle kurulması gibi bir benzerliği dışında,\nÇıkar amaçlı değilse, \nDenk düşen bir benzer yanı yoktur. \nEvlilik bir ailenin başlangıcıdır,\nToplumun en küçük \nEn sağlam olması gereken birimidir. \nÇocuklarla birlikte anonim bir geçişe hazırlıktır,\nİlle de evlilik bir şirket olarak kabul görecekse; \nSayı beşi bulursa evlilik bir anonim şirkettir...\n\nDerdim de budur işte. \nBiraz düşünmek biraz düşündürmek... \nMemlekette düşünmek, düşündürmek, \nMizah yasaktır. \nBeş çocuk serbesttir, \nAnonim şirket kurmak için servet gerektir. \nİnsanı servet yerine koyanlara \nBilmem ki bu ne demektir? \nEğer evlilik bu ise gerçekten şirkettir\n\nEvlenemeyen insanlar çoğaldı\nBoşananlarda\nİflas ediyor şirketler \nEvlilikler evlilik olsaydı \n\nÖnder Karaçay \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik aşkı öldürmez",
        "poet": "Ali Aksoy",
        "poem": "\n\nEVLİLİK AŞKI ÖLDÜRMEZ\n\nGönül vermek istiyorsan\nHer an umut besliyorsan\nSen gönülden seviyorsan\nEvlilik aşkı öldürmez.\n\nAşkta kusur etmiyorsan\nSıkılınca gitmiyorsan\nHer söze inanmıyorsan\nEvlilik aşkı öldürmez.\n\nAşka değer veriyorsan\nMutluluğu görüyorsan\nSeven gönül buluyorsan\nEvlilik aşkı öldürmez.\n\nKusura göz yumuyorsan\nGerçek bir aşk umuyorsan\nİnan saygı duyuyorsan\nEvlilik aşkı öldürmez.\n\n                  Ali AKSOY\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik aşkı öldürüyormuş",
        "poet": "Serdar Nacar",
        "poem": "\n\nSeni tanımak çok zormuş\nBiraz sevda tatmak çokmuş\nGözlerimde yollar hep yokuş\nEvlilik aşkı öldürüyormuş\n\nAkşam işten gelince\nKapının zilini çaldım\nSenin açmanı bekledikçe\nSokakta direk gibi kaldım\n\nCanım sevgilim dedikçe\nKapıyı neden açmadın\nEğer beni sevmediysen \nNikah masasından niye kalkmadın\n\nSevenin gözü yüksekte olursa\nHaylar huylar değişirmiş\nZaman biraz geçtikten sonra\nEvlilik aşkı öldürüyormuş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik  aşkı öldürürmüş.",
        "poet": "Taha Mehmet Telli",
        "poem": "\n\nEvlilik  aşkı öldürürmüş.\n\n Yalan \n\nBu cinayetin sebebi de failide erkek ve kadın...\n\nBiri sebebi diğeri faili..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Aşkımızı Öldürdü",
        "poet": "Nihat İlikcioğlu",
        "poem": "\n\nDilin ne güzel.\nŞeker, bal bal diyordu.\nNe olur beni bırakma.\nYanımda kal kal diyordu.\nSeni seviyorum sevgilim.\nNikah kıy beni al al diyordu.\nSenden ayrılırsam vur beni.\nYerden yere çal çal diyordu.\nEvlendik.\nCici bici ayları.\nSen her şeyimsin.\nTutunduğum dal dal diyordu.\nGünler ayları kovaladı, aylar yılları.\nKıskançlıklar, kavgalar.\nAl aşkını başına çal çal diyordu.\nBağırmalar, çağırmalar.\nGökten düştü yıldızlar.\nBaşından beni sal sal diyordu.\n\nAnladım ki; \n Evlilik aşkımızı öldürdü.\nSeni ayrı, beni ayrı süründürdü.\nÇocuklar hem anasız,\nHem babasız büyüdü.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Bence..",
        "poet": "İnsaf Caner",
        "poem": "\n\nEvlilik,evlilik diye,çırpındın bunca sene.\nBuyur sana evlilik,başın erdi mi göğe? \nİyi olsaydı adı,gonca olurdu diyen,\nDoğru söylemiş meğer.\nNe goncası be canım,\nIsırgan otu bile hafif kalır yanında.\nDeneyenler bilirler,isteğine yok dersen,\nSenden kötüsü yoktur.\nAdın ya eksik etek, ya da kaşık düşmanı.\nParasal özgürlüğü,kazanmamışsan eğer,\nCep delik,cepken delik,\nBir de dayak üstelik...\nGitmek istersin kaçmak,\nEteğine yapışır gözü yaşlı bebeler..\nGidersen git bakalım,için alırsa eğer.\nNedir kadının yeri,şu kısacık hayatta? \nBazen süpürge olur o güzelim saçları,\nSadık,sevecen olmak onların tek suçları.\nBabanın iki gözü,anasının kuzusu.\nUcuz olur yanında,ne de olsa eloğlu.\nHep bana,rap bana der.\nOkumuşu cahili.\nDoğasında bencillik ağır basar her zaman.\nAğzınla kuş tutsan da,\nEv de, iş de, sokakta,\nHatta yatakta bile,\nHep ikinci planda kalırsın hayatında.\nHatırlanmazsın bile,\nEn özel zamanlarda.\nCivan gibi olsa da,netice de eloğlu.\nAratır köşe bucak,babanın ocağını.\nKarışmaz orda kimse,ekmeğine aşına.\nÜstelik,\nYatak keyfi yapma zorunluğu yok.\nSen sen ol güzel dostum.\nEkmeğin elindeyse,\nGelin de ol, ana da.\nO zaman, horlanmazsın.\nGitmek istediğinde,engel de bulamazsın.\nPara el kiriymiş ha,\nKim demişse halt etmiş.\nKadınlık neymiş dersin.\nHazzını unutursun,sevgi çiçeği iken\nSıradan ot olursun..\nBulamazsın huzurun tek damlasını bile.\nÖnce verdiklerine,\nSonra geçen zamana,\nHatta sevgine bile hayıflanıp durursun..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Bir Koalisyondur",
        "poet": "Şakir Alimoğlu",
        "poem": "\n\nEvlilik bir koalisyondur\nİki liderli\nKriz çıkar zaman zaman\nLiderler arasında\nİrili ufaklı\nKrizden çabuk çıkmanın tek yolu,\nÖnce romantik bir yemek\nElele, gözgöze \nŞarap ve tabii müzik\nVe çılgınca bir aşkla koyulan \nSon nokta.\nKrizden çıkacaktır evliliğiniz güçlenerek\nEn dorukta\n2001                                                       Âlimoğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Böceğim",
        "poet": "Osman Türkmen",
        "poem": "\n\nBir kelimeye bin anlam yüklesem,\nüstüne mutluluk, altına umut eklesem,\n                           yine de anlatamaz seni.\nYüreğimin içinde çoğalıp,\ngünden güne büyüyeceksin.\nve dönüp baktığında yalnızlığıma,\ngülümseyeceksin.\nAcıların içinde bulduğum, \ntatlı peteğimdin.\nHülyalarına göz koyduğum,\nevlilik böceğimdin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Bağı",
        "poet": "Şahbettin Uluat",
        "poem": "\n\nBelki de biz uydurduk\nEvlilik denen akıl bağını.\n\nÖncesinde, tamamında ya da sonrasında\nKalp bağının ardına düşerek, kazanarak, ya da kovalayarak\n\nDerip çattığımız evlerin çatlaklarını onarıp durduk pek çoğumuz yıllarca\nBirimiz kırıp dökerken\nBirimiz topladık. \n\nİkimizin de yıkıp \nSözde özgürlük limanlarına çıktığımız da oldu.\n\nSonrası \nPişmanlık olanları da vardı\nHuzur olanları da.\n\nYalnızlığın bıçak gibi kestiği vakitlerde\nBirlikteliklerden kalma güzel zamanları\nŞeker diye koyduk çayımıza\nŞarap diye koyduk kadehimize. \n\nİki tarafın da sık sık yeni renkler, yeni tatlar eklediği evlilikler yok mudur? \nVardır mutlaka bir yerlerde. \n\nBelki de evlilik eski, kutsal bir kitaptı\nYanlış çevirdi dilimize çevirenler. \nOndandır çekilen çileler\nOndandır evlilikle gelen\nGerçek dışı sevinçler. \n\nBelki bir kral,\nUçarı kızının \nBaşına buyruk oğlunun\nAyağını bağlamak için uydurdu evliliği. \nUydurdu ve ulufe gibi dağıttı tebasına. \n\nEvlilik\nKıskançlığı, ihaneti, acıyı getirdi. \nKavgaları, kırgınlıkları, yıkımları getirdi. \nYanlış anlamaları getirdi.\nBir cinsin ötekine tahakkümünü getirdi. \n\nEvlilik,\nDayanmayı, güvenmeyi, \nDestek olmayı,\nOkşamayı, okşanmayı getirdi. \n\nBirlikte çocuklar büyütmenin telaşını,\nBebeklerin \nKorkutan bilinmezleri,\nKaranlık ve acemi yürekleri \nAydınlatan masum bakışlarını getirdi. \n\nÇocuklara bakıp çiçekleri\nHatta dikenleri sevmeyi getirdi. \n\nHaklısınız, uydurmadık.\nİyisiyle, kötüsüyle,\nAydınlık ve karanlığıyla,\nKucağımızda bulduk.\nEvliliği. \n\n02 Temmuz 2013 Salı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Bu Dur Düşün",
        "poet": "Mustafa Sarı",
        "poem": "\n\nEVLİLİK BU DUR DÜŞÜN\n\n beyim iki gözüm hele bi dinle\nİdamın fermanın kesilir günle\nOturturlar masaya çıkar bir cümle\nBekarlık sultanlıktır etme eyleme\n\nBelikli evlilik aklını çelmiş\nSöyle bu işden kaç kişi gülmüş\nAnladım yaşantın sonuna gelmiş\n Bekarlık sultanlıktır etme eyleme\n\nBak iyice düşün öyle evet de\nKadınlar kazanır hepde son sette\nHadi son kez düşün bir hata etme\nBekarlık sultanlıktır etme eyleme\n\nTamam anladık Abazalık ziyade\nMotorize sevkiyat olur piyade\nFilimler böyle başlar öyle biterde\nBekarlık sultanlıktır etme eyleme\n\nBak demedi deme ilk ay cicim cumağa\nİkinci aydan sonra çumak çomağa\nKırk gün demeden pişman olunur ama\nBekarlık sultanlıktır etme eyleme\n\nAltı ay demeden biter efelik\nGece bir sabah on olur delik\nOnbeşinci gün cepte biter metelik\nBekarlık sultanlıktır etme eyleme\n\nMumla ararsın geçen eski günleri\nKatırlar kırar tüm güğümleri\nBaşına toplarsın şeytan cinleri\nBekarlık sultanlıktır etme eyleme\n\nEvlilik dediğin olur cesaret\nİdere etmektedir bütün maharet\nBu ibadettir olmaz kefaret\nBekarlık sultanlıktır etme eyleme\n\nAşık Mustafa ya bakarsın haşin\nŞimdi gülümsüyon zor valla işin\nAllah mesut etsin benim kardeşim\nSon bir kere söylüyom etme eyleme\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Daveti",
        "poet": "Bayram Bölücek",
        "poem": "\n\nSensizlikten dinmiyor,gönlümün titrek sesi,\nAyrılıklar zulümdür,hasrettir sermayesi,\nArzu ve istek dolu,kalbimin ifadesi,\n  Seni istiyor seni,sendedir iradesi,\n   Gel benim ol ne olur, gelecek cumartesi.\n\nYıllardır arzulanan, istenen tek gerçeksin.\nSen,gönlüme diktiğim,tertemiz bir çiçeksin.\nKurduğumuz yuvayı,beğenip seveceksin.\n   Güler yüzünle güldür, sana bakan herkesi,\n   Gel benim ol ne olur,gelecek cumartesi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Bir Masal,",
        "poet": "Fahri Bulut",
        "poem": "\n\nEVLİLİK BİR MASAL; \nAşk ve sevda ikliminden beslenerek yapılmadıysa, \nHele de maddi ve manevi çıkara dayalı ise, \nMutlu evli çiftler örnek alınıp, \nNasıl mutlu olduklarının dersleri alınmadıysa, \nAşksız, sevgisiz çiftler, \nGençlik yıllarında, cinsel ihtiyaçları için katlanırlar. \nÇocukları olduğunda, onlar için katlanırlar, \nYaşlılıklarında yalnız kalmama korkusu için katlanırlar. \nEğer buna evlilik deniyorsa ki \nSon yıllarda örnekleri hayli çoğaldı, \nKarı, koca biri birilerinin zebanisi olurlar. \nEv cehennem, yaşam mutsuz, \nGünler ay, aylar yıl olur bitmez, \nDoğan çocukları evliliğe soğuk bakar, \nZoraki evlendirilenlerse, \nAnne ve babalarını örnek alırlarsa, \nOnlarında evlilik hayatları cehennem olur, \nEvlerine giderlerken, \nO sımsıcak yuvanın özlemiyle değil, \nDosttan, düşmandan utanır, \nDışarıda kalmamak için giderler. \nBen geneli ve yaşanan gerçekleri yazıyorum, \nİstisnalar elbette kaideyi bozmaz. \nKökenlerinde asalet varsa insanların, \nTuzlar kokar o insanlar asla kokmazlar. \n-17- KASIM- 2012 - \n*****FAHRİ BULUT RIZAZADE*****\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik duası   Düz yazı",
        "poet": "Mehmet Halil",
        "poem": "\n\nBizim hocanın 5 kızı olduğu için her ramazanda iki veya üç defa teravi namazından önce \n‘’evlilik duası’’ okurdu şimdikiler fazla çocuk yapmadığı için ve evlilik masrafları da artık \nkız babalarına yıkıldığı için, ‘’evlilik duası’’nı okumuyorlar. Bari ben okuyayım da gençlerin duasını alayım. \n\nEvlilik duası \n\nHer şeyden önce 30 yıldır bu çatı altında tedavi edildiğim halde kurtulamayan biri olarak, bana söz veren bu müessesenin yetkililerini cesaretlerinden dolayı kutlamak istiyorum. \nŞimdiye kadar başarısızlıklarını gizleyen, gizlemeye çalışan yetkililerden sonra, bu gün bir ilke imza atarak, tedavi edilemeyen birine söz vermiş bulunuyorlar. Onlara teşekkür ederim. \n\nYeni evlenen genç arkadaşlarım, gecikmemden dolayı sizlerden özür dileyerek, ‘’Aşk hastanesi’’ne hoş geldiniz demek istiyorum. Her bağımlılıktan kurtulmak için önce insanın kendisinin istemesi gerekir. Hastaneye yatmak tek başına çözüm değildir. Hastanemize gelip de kısa surede tedavi olup taburcu olanlar olduğu gibi, uzun yıllar, hatta hayat boyu tedaviye tepki vermeyen hastalarımız da vardır. \n\nAma karşınızda benim gibi tedaviye yanıt vermeyen birini görünce umutlarınız kırılmasın. Hastanemizin başarı oranı %65-70 arasında değişmektedir. Bu da önemli bir orandır. Sizler için sonucu şimdiden kestirmem mümkün değil… Sizlere sağlık mı dilesem, yoksa hastalık mı dilesem, ondan da emin değilim. Ne yalnız kalmak istiyorum bu çatı altında, ne de uzun sure aynı insanlarla yaşamak zorunda olmak… Her ikisi de zor. \nEn iyisi, gönlünüzce yaşayın demek geliyor içimden… \nGÖNLÜNÜZCE YAŞAYIN!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Derler",
        "poet": "Süleyman Saylan",
        "poem": "\n\nEVLİLİK  DERLER\n\nBir eve sığmayan iki yabancı; \nSabahtan akşama kavga ederler.\nİkisi de olmuş birer yalancı; \nCan verirler ama, hiç sır vermezler.\nSorarsan adına evlilik derler,\n\nBirisi dünyada, biri aydadır,\nZevkleri uyuşmaz, başka başkadır.\nVarsa, çocukları ortak paydadır...\nCan verirler ama, hiç sır vermezler.\nSorarsan adına evlilik derler,\n\nBirine bakmaya görsün birisi; \nKıskançlık kabarır, tutar krizi,\nSinirler gerilir, susmak en iyisi...\nCan verirler ama, hiç sır vermezler.\nSorarsan adına evlilik derler,\n\nİçleri kan ağlar, dışa gülerler,\nAnaya, babaya yalan söylerler.\nMutluyuz diyerek sahte severler.\nCan verirler ama, hiç sır vermezler.\nSorarsan adına evlilik derler,\n\nVermeden isterler, vermek görevin,\nSevmeden beklerler, hep sevmelisin.\nHer isteğine boyun eğmelisin...\nCanlarını verir, hiç sır vermezler,\nSorarsan adına evlilik derler.\n\nKuru soğan gibi, acı, kat kattır; \nKatları açınca gözler yaşlanır.\nAğlaya, sızlaya insan katlanır...\nCanlarını verir, hiç sır vermezler,\nSorarsan adına evlilik derler.                          \n\nİnsanlar bekarken tutulmak ister,\nTutulmuş olanlar, kurtulmak ister,\nFarenin düştüğü kapana benzer...\nCanlarını verir, hiç sır vermezler.\nSorarsan adına evlilik derler,\n\nAnlatmak nafile, çekmeyen bilmez; \nBir kör döğüşüdür, yıllarca bitmez. \n“Eller ne der? ” diye boşanıp gitmez...                       \nCanlarını verir, hiç sır vermezler.\nSorarsan adına evlilik derler,\n\n  Süleyman SAYLAN                             \n  Ankara, 03.06.1993  Saat: 14.00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Evcilik belli değildir",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nEVLİLİK EVCİLİK BELLİ DEĞİLDİR\n28.11.2010\n\nBu ne alamettir hep boşanırlar\nEvlilik Evcilik belli değildir\nEvlenip boşanmayı şeref sanırlar\nEvlilik Evcilik belli değildir\n\nAyrılık acısın çocuk çekiyor\nOlur olmaz şeyden yuva yıkıyor\nMilletime kimler fitne sokuyor\nEvlilik Evcilik belli değildir\n\nAnayı babayı verdik huzura\nKavga ettik daim hep dura dura\nNesilden ayrıldık gidiyok nere\nEvlilik Evcilik belli değildir\n\nAcaba sonumuz böyle nolacak\nBu sokaklar hep sahipsiz dolacak\nBizden sonrakiler ibret alacak\nEvlilik Evcilik belli değildir\n\nÜçbeş koca değiştirip yaşadık\nİşimize gelmedi hemen boşadık\nNerden geldin dönde bir soyuna bak\nEvlilik Evcilik belli değildir\n\nİslamda yoğudu zina çoğaldı\nSuçsuz masum yavru ortada kaldı\nCan milletim kimden örneğin aldı\nEvlilik Evcilik belli değildir\n\nBatı batı dedik hep batırdılar\nÖrfümü adetim hep götürdüler\ntelevizyona fuhuş evi kurdular\nEvlilik Evcilik belli değildir\n\nArıdan beteriz hep çiçek gezdik\nRefah çoğalınca durmadık azdık\nGüzeli çirkini sıraya dizdik\nEvlilik Evcilik belli değildir\n\nHüseyin Gördükçe yanar içerim\nYeter kendimize gelelim derim\nYanlış yapanlara benim sözlerim\nEvlilik Evcilik belli değildir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik fırtınalı bir denizdir",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nEvlilik fırtınalı bir denizse,\nBekarlık çamurlu bir bataklıktır.\nHayat dünya içinde bir anızsa,\nYaşamak için çaba ataklıktır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Günümüz",
        "poet": "Bayram Tunca",
        "poem": "\n\nBugün hem gündüz hem gece güzel\nÇünkü bugün her şey bizim için özel\nİlkleri iliklerimizde hissettik en güzel\nRuhaniler tarafından alkışlandık özel\n\nZira, bugün bizim evlilik yıl dönümümüz\nOgün yapıldı, dillere destan düğünümüz\nAtılmıştı aramıza o gün kör düğümümüz\nBizi anca ayırabilir mukadder ölümümüz \n\n11.07.2005-07:11\n\nBin dokuz yüz seksen yedi on bir temmuz \nOgün yapılmıştı dillere destan düğünümüz\nOgün atılmıştı aramızdaki kör düğümümüz\nBizleri anca ayırabilir mukadder ölümümüz\n\nOgün gündüz ve gece bizim için lâl-u güherdi\nÇünkü o gün her şey bizim için özel mi özeldi\nİlklerin hazzını iliklerimizde tatmamız güzeldi\nYer ve gök ehlinin alkışları çok mu çok özeldi\n\nHarama giden yolların önünü set çektik o gün\nBu yolda ölmek var, dönmek yok dedik o gün\nBozmadık bozmayacağız o ahd-ı peymanımızı\nÇünkü Allah yazmış hakkımızdaki fermanımızı\n\n11.07.2005-07:11\n\nNot:\nİsteyen ilk iki dörtlüğü, isteyen son üç dortlüğü\ntercih edebilir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Güzeldir",
        "poet": "İkram Gökhan Akcebe",
        "poem": "\n\nAllah her insana bir eş nasip eder de,\n Eş, eşe destek verirse, hayat güzeldir.\n İki insan bir yastığa başını koyar da,\n Baş başa saygı duyarsa, hayat güzeldir.\n\n Evlilik Dünya'mıza diktiğimiz ağaçtır,\n Dalından meyva toplanır, hayat güzeldir.\n Meyvadan meyvalar almak nasip işidir,\n Allah nasip buyurmuşsa, hayat güzeldir.\n\n Farkında olursak, çok sevildiğimizin,\n Yüzümüzde güller açar, hayat güzeldir.\n Otuz dokuz yıl göz açıp kapayınca geçer,\n Gam, keder unutulur, evlilik güzeldir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Hakkında",
        "poet": "Ali Gözütok",
        "poem": "\n\nEvlilik Hakkında\n\nEvlilik hakkında, bir çift sözüm var,\nGönülde yaşanır, hem yaz hem bahar,\nHer yüzüne gülen, sanma sana yar,\nOna gönül vermek, evlilik değil.\n……….Rezalet diz boyu, her söze kanma,\n……….Önüne çıkanı, dostundur sanma,\n……….Girerek koynuna, narına yanma,\n……….Yatağına girmek, evlilik değil.\nHiç kolay değildir, bir yuva kurmak,\n İnsanlık gereği, hal hatır sormak,\n Ayıptır hatayı, yüzüne vurmak,\n Olur olmaz yermek, evlilik değil.\n……….Evlilik işini, hafife alma,\n………. Barda pavyonda, aleme dalma,\n………..Her gece evine, sakın geç kalma,\n………..Böyle safa sürmek, evlilik değil.\nÇocuk oyuncağı, sanma sen onu,\nNeler gelir başa, aşar boyunu,\nBaşına dert açar, aşkın oyunu,\nDefterini dürmek, evlilik değil.\n……….Hem sevgili ol, hem de bir sırdaş,\n……….Bazen bal baklava, bazen yavan aş,\n……….Her gün didişip, açma bir savaş,\n…….....Aşkta hüküm sünmek, değil evlilik.\n\n                     Ali GÖZÜTOK\n                    28 NİSAN 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Kapanı",
        "poet": "Celal Kabadayı",
        "poem": "\n\nçatal kaşıksa evlilik\nsevgi beyaz eşyayla ölçülüyorsa\nyatak odası takımının rengi\naşktan önce düşünülüyorsa\nbir hiçsek bir şeylerimiz olmadan\nve yuva kurmadan sevişemiyorsak\nbile bile giriyorsak içine\nbize dayatılan bu kapanın\ndüşlerimizse kanayacak olan\ndoyurulmamış gizli yalnızlığımızda\nadı mutluluk olacaksa bildiğimiz yalanın\nvarsın uzak olsun hepsi benden\nne anlamı var böyle mutlu olmanın\n\nsevenler evlenmez evlidir zaten\nyürek hattında buluşmuştur o tren\nher anı düğün gibi geçen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik hali",
        "poet": "Adnan Yılmaz",
        "poem": "\n\nEvlilik hali\n\nÇılgın düşüncelerime bir yenisini ekletme! \nDeli poyraz sanki yüreğim, yine şahlanmış; \nBal dökülen dilimden kan kusturtma! \nBuğulu gözlerim sanki damar, damar dağlanmış.\n\nKaç asır saydım bilinmez; tevekkül ettim,\nKırdım inat zincirimi hep sabır dedim,\nYeter gayrı ne olur! Ben bende bittim,\nSevda bağıma gül yerine diken ektirtme.\n\nAk bildiğime kara dedin gülüp geçtim,\nNice dilberler içinden ben seni seçtim,\nYedi cihan dolandım önünden kaçtım,\nGençliğimi yedin, güçlüğüme söz etme.\n\nKeramet nikahta sanıp avundum durdum,\nKalmadı mecalim, kalmadı hiç umudum,\nOlmasın razıyım ne evim ne yurdum,\nBiraz mola ver de, ne olur söyletme.\n\nŞikayeti acizlik bilip, hiç dile getirmedim,\nGece gündüz çalıştım da yine yetiremedim,\nDertler biter sandım ama bitiremedim,\nVır, vır edip bir yenisini daha ekletme.\n\nGayrı yolun sonuna geldik sayılır,\nBiz ayrılamadıksa da ecel elbet ayırır,\nMutluluk yerine ak kefen giyilir,\nSon nefesimde bari ne olur inletme.\nAdnan Yılmaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik hakkında dünya ve Ahiret evliliğini çok sağlam yapmak isteyenler bunu okusun",
        "poet": "Mehmet Asa",
        "poem": "\n\nDünyada evlenmeğe niyet edenler yasin suresini okusunlar\n\nCennette sıkı evlilik yapmak isteyenler ise böyle yapmamılar\n\nÜç sey veya bunlardan biri kimde varsa, \ndiledigi kadar Huri kizi ile evlendirilir: \n1- Gizli ve kiymetli emaneti sahibine veren, \n2- Katili affeden, \n3- Her namazdan sonra On defa iHLAS okuyan. \n\nNot. Bu 2 islami bi site ve bazı yerlerden destekli bi tarzdır hörmetlerimle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik mi, Bekarlık mı?",
        "poet": "Hasan İyigün",
        "poem": "\n\nSordular bana dün gece, bir dost meclisinde\nEvlilik mi güzel, bekarlık mı hoş diye\nSordum onlara evlenmek için sevgi şart mıdır? \nBekar kalmak, sevgiden mahrum olmak mıdır? \nNice evliler gördüm; sevgiden, aşktan yoksun \nNice bekarlar tanıdım aşkı ve sevgiyi yaşayan\nSordum onlara: Evlisin, aşık mısın? \nBekarsın, aşktan mahrum musun? \nEvliler başını salladı ah çekerek\nBekarlar ah çekti gülümseyerek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik İlanı",
        "poet": "Ahmet Yumuşak",
        "poem": "\n\nGülizar’dı ilk kadınım\nÖzlem’le evlenip yandım\nYasemin gibi kokacak\nYeni bir aşk arıyorum\n\nSevgi’yi sevdim de aldım\nHülya’nın gözüne kandım\nDerya’yı unuttum çoktan\nYeni bir aşk arıyorum\n\nGülay beni fena çarptı\nMünevver biraz pasaktı\nMehtap’la bir gece kaldım\nYeni bir aşk arıyorum\n\nPervin maaşıma geldi\nGanime bir nankör kedi\nİkisi birbirini yedi\nYeni bir aşk arıyorum\n\nSelma beni anlamadı\nSerpil desem tam bir cadı\nMelek, melek değil şeytan\nYeni bir aşk arıyorum\n\nMuazzez aşkımı tepti\nOya’yla hayatım kepti\nArzu’yla eridim soldum\nYeni bir aşk arıyorum\n\nGül’le kızmaya başladım\nNuran’ı çayla haşladım\nCemile doğumda öldü\nYeni bir aşk arıyorum\n\nAlev’in yüzünü yaktım\nGülşen’i tavana astım\nAyşe’ye bir kibrit çaktım\nYeni bir aşk arıyorum\n\nZeynep’i havuzda boğdum\nGizem’e zehir sundum\nAynur’u balkondan attım\nYeni bir aşk arıyorum\n\nAdını unuttuklarım\nHasta diye attıklarım\nSayısına hiç saymadım\nYeni bir aşk arıyorum\n\nKümeste bir hindi gibi\nAlışmış kudurmuş gibi\nHer gece rüyamda bile\nYeni bir aşk arıyorum\n\nŞimdi tutmaz ayaklarım\nAh etmişler kadınlarım\nYatağımda sayıklarım\nYeni bir aşk arıyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik kutsaldir",
        "poet": "Hüsamettin Güven",
        "poem": "\n\nmutlu olun cocuklar yuvanizi kurun\nbirbirinizin kadrini kiymetinizi bilin\nsaygi ile sevgi ile hayati surdurun\nevlilik kutsaldir mahseredek goturun\n\nevlenmek farz dir birkez olmali\nsevenler karsilikli sevgi vermeli\nkurulan yuvanin kiymetini bilmeli\nevlilik kutsaldir mahseredek goturun\n\nne olur yer vermeyin aci gunlere\ndostunuzum  diyerek arkadan gulenlere\nguvencim sonsuzdur benim sizlere\nevlilik kutsaldir mahseredek goturun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Kutsaldır",
        "poet": "Eminnur Acar",
        "poem": "\n\nEvlilik kutsaldır, saygılı olmalı\nEş demek, eşit demek, kimse kimseye köle olmalı\nEşler uyumlu dans etmeli, birbirlerinin nasırlarına basmamalı\nEvlilik dediğin, iki ayak, iki bacak, uyumlu adımlarla yürümeli\nElbette hangisi doğru ve mantıklıysa, haklıya vermeli hakkını\nTek ayakla yürümek zordur doğrusu, \nKangren olmuşsa, kesilecek yok çaresi\nEşler de, aynı ideal, aynı kültür, ve saygı olmalı\nAnne karnında, eş besler, bebeği,\nEşlerin, görevi sarmak, eksik yönlerini gidermek olmalı\nEş demek eşitlik demek, köle demek değil ki\nSaygı yoksa, kalmaz sevgi\nSevgi, saygı yoksa, eşin, leşten var mı farkı\nEş’e saygın yoksa, say, Yaratanını\nYazıklar olsun, emanet te, ettin ihaneti\nEvlilik kutsaldır, saygılı olmalı.\nEşler uyumlu dans etmeli, birbirlerinin nasırlarına basmamalı\nEvlilik dediğin, iki ayak, iki bacak, uyumlu adımlarla yürümeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Mutluevlilikspor",
        "poet": "Muammer Baydere",
        "poem": "\n\nDinle beni arkadaş Hiç sevmemek delilik\nSevdiğinle bir savaş Vermek değil evlilik\n\nYa zayıftır ya şişman Herkes halinden pişman\nBirbirinizi düşman Görmek değil evlilik\n\nDüşsen de bir batağa Arzun kalkar atağa\nBeraberce yatağa Girmek değil evlilik\n\nBitince aşk oyunu Cüce dersin boyunu\nNerdeyse tüm huyunu Yermek değil evlilik\n\nGörünce bir dilberi Boşa dökme o teri\nİmzalanan defteri Dürmek değil evlilik\n\nSöndürsen de korunu Görmelisin torunu\nGöz önüne sorunu Sermek değil evlilik\n\nBaşlayınca bir döküm Azalır mı hiç yüküm\nKral gibi bir hüküm Sürmek değil evlilik\n\nMutluevlilikspor\n\nKalede: Aşk\nGeri Dörtlü: Sabır, Güven, Nezaket, Anlayış\nOrta Saha: Hoşgörü, Bakım, Uyum\nİleri üçlü: Para, Seks, Çocuk\nTeknik Direktör: Mantık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik, Kutsal Hayat Birliği",
        "poet": "Kasım Kaplan",
        "poem": "\n\nEvlilik bir kutsal hayat birliği,\nSevgi, saygı, güven onun bağları.\nMantık ve anlayış sağlar dirliği,\nEl ele verince aşar dağları.\n\nİnsandır, her kesin var kusurları,\nKüçük hataları görmemek gerek.\nÇok devam ederse haksızlıkları,\nEn güzel anlarda söylemek gerek.\n\nAçık bulmak değil, kapatmak için,\nKişi sevdiğini ikaz etmeli.\nEşine derdini anlatmak için,\nBirkaç güzel sözden sonra demeli.\n\nEski hataları yığıp beklemek,\nDostlara yakışmaz kalır izleri.\nTam kızdığın anda ortaya dökmek,\nEn kötü arkadaş eder bizleri. \n\nEn iyi arkadaş her birimize,\nHatayı en mutlu anda söyleyen...\nBirazcık hoşgörü sevdiğimize,\nKaybeder kızanlar, bulur dinleyen.\n\nÇok görevler düşer her birimize,\nKimse gizli günah araştırmasın.\nÖyle laf demeli birbirimize,\nBarıştıktan sonra yüz kızarmasın.\n\nHayat hep tozpembe geçer sanmayın,\nElbet evlilikte olur tartışma.\nKüçük kavgalara hiç aldırmayın,\nSonrada çok güzel olur barışma.\n                              Kasım KAPLAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik mi?",
        "poet": "İlhan Koruyucu",
        "poem": "\n\nEvlilik mi? \nSanki can atıyorum\nBelki de istemeden kaçıyorum\nBak şu an bekarım\nOdam karışık olsa da\nAklım berrak huzurluyum\nTencerede lapa olsa aşım\nNe derler bir kaşık aşım kaygısız başım\nDüşünmekten bile ürperti duyarım\nKorkarım mutlu olamamaktan\nBirlikte anlaşmak hayatı paylaşmak\nHataları bazen tartmadan\nHoş görmektir evlilik birlikte\nYürümek gerektir aynı adımla\nSevgiyi eklemeli aşa\nBelki de en mutlu neşe\nUyumlu olursa\n1993 İlhan Koruyucu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Nasihatı",
        "poet": "Şevket Boyacıoğlu",
        "poem": "\n\nEvlilik Nasihatı\n\n30 yaşıma geldim,gerinip,sünüyorum,\nNe olacak benim halim,artık bilmiyorum,\nAnam,Babam,Kardeşim,halimden hiç anlamıyor,\nBu gidişle benim kocaya kaçmam mı? gerekiyor,\n\nAğabeyim evlendi,çoluk,çocuğa çoktan karıştı,\nBenim sevdiğim,güvendiğim beklemekten bıktı sıvıştı,\nSevgilim bekler,asla beni terketmez demiştim,\nOysa beklemedi,gitti,gittiğinde zokayı yemiştim,\n\nBen artık evlenmem,evlenemem,bu iş burada biter,\nÖlesiye sevdiğim,güvendiğim,Aliciğim gitti gider,\nArmudun sapı,üzümün çöpü var diye,Alileri kaçırmayın,\nEvleneceğim diye de,sevmediğiniz kişiyle evlenip şaşırmayın.\n\n                                                    Şevket Boyacıoğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik",
        "poet": "İsa Şeker",
        "poem": "\n\nElinin hamuruyla desem, \nHamur yoğurmayı bilmez.\nSaçı uzun diye alay etsem, \nBir tutam saçı var zaten.\n\nKahvaltı yapmayalı aylar oldu, \nGömleğimin yakası kirle doldu.\nGündüzleri yorgun, geceleri....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik  otomobile benzer!",
        "poet": "Hüseyin Varyeter",
        "poem": "\n\nOtomobili tekerleri  gezdirir.ön tekerleri eşleri,arka tekerleri de eşlerin ailelerini anlatır.Teker hava basıçları karşılıklıdır.Eğer karşılıklı basınçları farklı ise direksiyon rahat dönmez,yumuşaklığını özelliğini kaybeder,rahat yönetilmeye engel olur. Yakıtı ve bakımı sahip oldukları geliridir.Konforu,markası ve özellikleri her iki ailenin ve de evli olan eşlerin nasıl bir aile olduklarının işaretidir.Hatta nasıl para kazandıklarını ve nasıl harcadıklarının göstergesidir.\n16/40\n14Ekim2010\nPerşembe\nMustafakemalpaşa/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik nedir sizce? (Hayata Dair Bir Yazı)",
        "poet": "Canan Uncu",
        "poem": "\n\nEvlilik nedir sizce? \nBeklide bazılarımız için sadece yalnızlıktır ne dersiniz? Bu yola çıktığımızda hiç yalnız kalmayacağımızı sanırız ama tam aksine asıl yalnızlık başlar.Cicim ayının sonlarında yavaş yavaş yatağınızda sadece yastıklar vardır.Yalnızlığınızı paylaşacağını sandığınız insan bir bakmışsınız sizin yerinize televizyon kumandasına sarılıp spor kanallarıyla cilveleşir olmuş.Hatta spor yorumcuları bile sizden çekici gelir olmuş.Başlarda, kıskançlık yapar.Yeterince televizyonla paylaştığınızı düşündüğünüz kocanızı bir hışımla onun elinden kurtarmak için sırtlanırsınız güya yalnızlığınıza son verdiğinizi düşündüğünüz adamı.Seneler boyu siz taşırsınız onu yalnızlığınızın mekanına.Ama bazı kocalar inatçı çıkarlar değil mi? Dünya başına yıkılsa uyanmayan adam gene uyanır biraz sağa döner biraz sola gene uykusu kaçar’’benim uykum kaçtı biraz televizyona bakayım gelirim der ve baş kumanız olan sevgilisi televizyonuna ve koltuğuna döner.Size ise gene tavanı izleyip uyumak kalır.\n      Bazen daha farklı gelişir olaylar.Sizi aşkından ölerek alan adama 51 kağıtlarında ki kupa kızı sizden daha çekici gelir.Hata yanına eşantiyon.Karı dırdırından kaçtıklarını söyleyen keyif arkadaşları da varsa. Ohhh,vur gözüne 51’in,batağın,papazkaçtının.Ne akıp giden zamanı umursar karşındaki,nede senin kaybolan hayallerini.Gene sana yalnızlık kalır camların önünde yada hayallere dalmak için kullandığın kitaplar ve korkularının şahı karanlık.\n       Tabii başka türlüde gelişir bazen olaylar.Mutluluk sarhoşuyken, kadeh tokuşturduğun adam.Sonradan sonraya seni unutur başka alemler açmaya başlar onu.’’Ahh ahh bekarlığım.’’diyip.Başlarını duvara vurmaya çalışan bir toplulukla yarı dertleşip yari yeni hatunlar keserken.Size gün boyu umut edip de  heyecanlanarak hazırladığınız,mum ışıklı masanın başında yalnızlığınızla oturmak kalır.\n         Gülerek çıktığınız  bu yolun dikenleri her gün daha çok acıtır canınızı. Belli bir zaman sonrada hissetmez olursunuz.Hatta o kadar alışırsınız ki yalnızlığa onun sizin yanınızda olduğu zamanlar sanki sizin kendinize kurduğunuz dünyayı bozuyormuş gibi gelir.Yada boş yatakları yadırgamaz olursunuz.Hayat böyle geçer gider işte…   \n        Siz ne dersiniz? Evliliğin anla yalnızlık olsa gerek.\n\n                                                                                                           11.10.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik oyunu",
        "poet": "Hatice Eser",
        "poem": "\n\nhep anlatılardı\nzordur evlilik diye\nzor olan insanlar evlilik değil\nroller zordu belki ama \nbiz başardık\nbelki zor kavuştuğumuz için\nbirbirimizin kıymetini\niyi bildik.\niki ayrı insanın\naynı evi paylaşması zordur\niki farklı insanın ortak \nhayat yaşaması \nhayli güçtür\nbiz başardık \nevliliği oyuna dönüştürdük\nçok fazla yormadık birbirimizi\nbu evlilik oynunda \nsen baba ben anne oldum.\n\n13 10 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Programları Canlı Hayvan Pazarı",
        "poet": "Şahin Ertürk",
        "poem": "\n\nEvlilik programları\nCanlı hayvan pazarı gibi\nSeç beğen al\nYaşından başından\nÇocuğundan torunundan\nUtanmayanlar sıkılmayanlar\nEdebi bilmeyenler\nAr damarı çatlamışlar\nYağlayanlar\nBallayanlar\nSallayanlar\nRiyakarlar\nOn sekizinde\nBeş eş eskitenler\nKart zamparalar\nİçi geçmişler\nPili bitmişler\nToplanmışlar\nTelevizyon stüdyolarına\nPardon mal pazarına\nKendilerini sergiliyorlar\nSözde eş arıyorlar\nKutsal evlilik kurumuyla\nDalga geçiyorlar\nAşkı hafife alıyorlar\nAşağılıyor horluyorlar\nBöylelerinden tiksiniyorum\nEvlilik programları\nCanlı hayvan pazarı gibi\nHer keseye uygun mal var\nSeç beğen al\nTiksiniyorum\nTiksiniyorum\n\n(21.05.2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Sözleşmesi",
        "poet": "İkram Gökhan Akcebe",
        "poem": "\n\nAdı, evlilik sözleşmesi,\nUzun vade belirlenmiş! \nÖlüm bizi ayırana dek! \nOlması gerekmez miydi, \nAşkımız bitene dek? \nŞekil şartına uymuşlar da,\nÖlümü tanımlamamışlar! \nAcaba, sözleşmelerin,\nFeshine bu mudur sebep?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Sözleşmesi",
        "poet": "Ahmet Emer",
        "poem": "\n\niki çıplak bir hamamda\nikisinde de ne mal ne mülk arama\ngel demiş evlilik sözleşmesi yapalım biri\nne yazacağız demiş öteki\niki çulsuz..!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Teklifi",
        "poet": "Cuma Yüksel",
        "poem": "\n\nonca işim gücüm yetmezmiş gibi kalktım bir de seni sevdim\nportakal kokusunu ilkbahar kokusunu aniden es geçerek\nben kalktım ten kokunu deli gömleği gibi üstüme giydim\nhikayeler anlattım sen sustun ben susmayı hiç bilmeyerek\nbilmiyorum belki ben konuşurken senin susmanı beğendim\nbilmiyorsun belki sen bana git dediğin zaman ben giderek \nben giderek yarım kalmışlığına daha çok daha beter benzedim \nbugün umutsuzluğu rengarenk boyayıp ve kasveti yok ederek\nve gönlümün altındaki gelinliğini çıkarıp sana hediye ederek \nzira bekarlığın sultanlığı kalmadı o yüzden çarçabuk söyleyeyim\nsevgilim ben bu gece sana apansız evlenme teklifi edebilirim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Teklifi",
        "poet": "Bülent Arkan",
        "poem": "\n\nVar mısın benimle bir yolculuğa\nTopuk çatlasa da gelecek misin \nOlurya ilerde düşersem dara\nBir lokma bir hırka diyecek misin \n\nVar mısın bahçemde çiçek olmaya\nAçarak meyveye dönecek misin\nDertlenip başlarsam ben ağlamaya\nElinle göz yaşım silecek misin\n\nVar mısın benimle ihtiyarlığa\nYıkılsa duvarım örecek misin \nUzanırsam bir gün kara toprağa\nOcağımda yanıp tütecek misin \n\nVar isen benimle bütün bunlara\nAllah yazmış seni diyecek misin \nOlurya kapansa kalbim kapkara\nAralayıp kalbime girecek misin \n\nVar mısın her şeye fani dünyada\nGeliyorum seninle diyecek misin \nGün olur kalırsak aç ve açıkta\nEkmeğe tuz döküp yiyecek misin \n\nVar mısın gönlümün tacı olmaya\nEvlenelim senle diyecek misin \nBeraber erelim biz mutluluğa\nGelinlik tacını giyecek misin .....\n\n03.11.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Perisi - 008-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nEvlilik  Perisi - 008-\n\nBiliyormusun...\nEvlilik  Perisi..\n\nSonsuza kadar..\nSana  gelmek istedim.... \nSeninle evlenmek...\nSenin olmak istedim...\nTutmadin elimden... \n\nAnlıyormusun beni...\nEvlilik  Perisi..\n\nMersin-21.07.1979-Bilal Genis\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik teklifi",
        "poet": "Mehmet Gündoğdu",
        "poem": "\n\nEvlilik teklifi\ngözeller, güzelim.\nolurmusun, benim eşim\nben bu tatlı, canimdan.\nsenin için,vazgeçmişim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik teklifi",
        "poet": "Ali İhsan Dilek",
        "poem": "\n\nHayal ile yaşarken fani dünyada \nAydınlık ufuklar penceremden \ndoğdu\nSabahları sen olmayınca yanımda\nİnan açan güllerim birden soldu\nBen sensiz yaşarken deli divane\nEllerim elinde kalbim seninle\n\nDilersen benden sevgi al senin olsun\nİstersen canımı hatıram olsun\nLeyla mecnun gibi olmasın sonumuz\nEğer beni ararsan dergahımda bulursun\nKarar verelim artık ayrılmaz günümüz evlilik olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Töresi  Yazı Dizisi 1",
        "poet": "Salim Gülbahçe",
        "poem": "\n\nGörücüler gelir görürler kızı\nKızı beğenirse uzatır sözü\nÇünkü kız evinin çok olur nazı\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nAllah’ın emriyle dünür olunur\nSöz kesimi için kavil alınır\nMakul ölçülerde başlık konulur\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nKızın başı yemeniyle örtülür\nYüksük almak için parmak ölçülür\nYüksük takılınca şerbet içilir\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nSiniler pullanır  dürü dönderir\nOğlan kıza kız oğlana gönderir\nSini getirene bahşiş ödenir\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nİmam gelir dini nikah kıyılır\nYüksüğün peşinden nişan yapılır\nGeline damada takı takılır\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nEğricede mesireler kurulur\nBayram gelir bayramcalık alınır\nKurbanda geline kurban salınır\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nÇehiz tamamlanır liste yazılr\nDüğün başlar davul çalınır\nKız evine gidilip gelin alınır\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nGülbahçe’ de bunu yaşadı gördü \nKırkbin lira başlık parası verdi\nMevlaya çok şükür murada erdi\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nSalim  Gülbahçe\nYozgat Şairler Yazarlar Birliği Derneği Başkanı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Töresi  Yazı Dizisi 2",
        "poet": "Salim Gülbahçe",
        "poem": "\n\nAllah’ın emriyle dünür olunur\nSöz kesimi için kavil alınır\nMakul ölçülerde başlık konulur\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nKızın başı yemeniyle örtülür\nYüksük almak için parmak ölçülür\nYüksük takılınca şerbet içilir\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nSiniler pullanır  dürü dönderir\nOğlan kıza kız oğlana gönderir\nSini getirene bahşiş ödenir\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nİmam gelir dini nikah kıyılır\nYüksüğün peşinden nişan yapılır\nGeline damada takı takılır\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nEğricede mesireler kurulur\nBayram gelir bayramcalık alınır\nKurbanda geline kurban salınır\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nÇehiz tamamlanır liste yazılr\nDüğün başlar davul çalınır\nKız evine gidilip gelin alınır\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nGülbahçe’ de bunu yaşadı gördü \nKırkbin lira başlık parası verdi\nMevlaya çok şükür murada erdi\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nSALİM  GÜLBAHÇE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik  Töresi Yazı Dizisi 3",
        "poet": "Salim Gülbahçe",
        "poem": "\n\nEVLİLİK TÖRESİ\n\nGörücüler gelir görürler kızı\nKızı beğenirse uzatır sözü\nÇünkü kız evinin çok olur nazı\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nAllah’ın emriyle dünür olunur\nSöz kesimi için kavil alınır\nMakul ölçülerde başlık konulur\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nKızın başı yemeniyle örtülür\nYüksük almak için parmak ölçülür\nYüksük takılınca şerbet içilir\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nSiniler pullanır  dürü dönderir\nOğlan kıza kız oğlana gönderir\nSini getirene bahşiş ödenir\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nİmam gelir dini nikah kıyılır\nYüksüğün peşinden nişan yapılır\nGeline damada takı takılır\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nEğricede mesireler kurulur\nBayram gelir bayramcalık alınır\nKurbanda geline kurban salınır\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nÇehiz tamamlanır liste yazılr\nDüğün başlar davul çalınır\nKız evine gidilip gelin alınır\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nGülbahçe’ de bunu yaşadı gördü \nKırkbin lira başlık parası verdi\nMevlaya çok şükür murada erdi\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik  Töresi Yazı Dizisi 4",
        "poet": "Salim Gülbahçe",
        "poem": "\n\nEVLİLİK TÖRESİ\n\nGörücüler gelir görürler kızı\nKızı beğenirse uzatır sözü\nÇünkü kız evinin çok olur nazı\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nAllah’ın emriyle dünür olunur\nSöz kesimi için kavil alınır\nMakul ölçülerde başlık konulur\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nKızın başı yemeniyle örtülür\nYüksük almak için parmak ölçülür\nYüksük takılınca şerbet içilir\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nSiniler pullanır  dürü dönderir\nOğlan kıza kız oğlana gönderir\nSini getirene bahşiş ödenir\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nİmam gelir dini nikah kıyılır\nYüksüğün peşinden nişan yapılır\nGeline damada takı takılır\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nEğricede mesireler kurulur\nBayram gelir bayramcalık alınır\nKurbanda geline kurban salınır\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nÇehiz tamamlanır liste yazılr\nDüğün başlar davul çalınır\nKız evine gidilip gelin alınır\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nGülbahçe’ de bunu yaşadı gördü \nKırkbin lira başlık parası verdi\nMevlaya çok şükür murada erdi\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Töresi  Yazı Dizisi 5",
        "poet": "Salim Gülbahçe",
        "poem": "\n\nGörücüler gelir görürler kızı\nKızı beğenirse uzatır sözü\nÇünkü kız evinin çok olur nazı\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nAllah’ın emriyle dünür olunur\nSöz kesimi için kavil alınır\nMakul ölçülerde başlık konulur\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nKızın başı yemeniyle örtülür\nYüksük almak için parmak ölçülür\nYüksük takılınca şerbet içilir\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nSiniler pullanır  dürü dönderir\nOğlan kıza kız oğlana gönderir\nSini getirene bahşiş ödenir\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nİmam gelir dini nikah kıyılır\nYüksüğün peşinden nişan yapılır\nGeline damada takı takılır\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nEğricede mesireler kurulur\nBayram gelir bayramcalık alınır\nKurbanda geline kurban salınır\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nÇehiz tamamlanır liste yazılr\nDüğün başlar davul çalınır\nKız evine gidilip gelin alınır\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nGülbahçe’ de bunu yaşadı gördü \nKırkbin lira başlık parası verdi\nMevlaya çok şükür murada erdi\nYozgat’ta evlilik töresi böyle\n\nSALİM  GÜLBAHÇE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Üstüne",
        "poet": "Boris Vian",
        "poem": "\n\nKadınlar aynı anda güzel, zeki, genç ve bekar olamazlar...\nGenç ve güzel bir kız, güzelliğini farkettiği anda zekasını kaybeder.\n\nKadınlar bilinç altlarındaki hinliğin su yüzüne çıkmaması için büyük mücadele verirler.\nKadın genç ve güzel ise bu mücadeleyi gençlik yıllarında yapmaya gerek duymaz.\n\nKadın genç, güzel, evli ve mutlu ise zekice bir yalan söylüyordur.\nKadın çirkin ve evli ve de mutlu ise bu doğru olabilir\n\nKadının bütün düşüncesi güzelliği üstünedir, erkeğinki ise güzelliğin peşinden koşmak üzerine.\nHep bu ikili nedenden ötürü birbirlerini neden anlayamadıklarını hayatlarının sonuna kadar sorup dururlar.\n\nKadınlar yaşlandıkça erkeğin gözünden dünyaya bakmaya başlar.\nErkekler yaşlandıkça kadını anlamaya başlarlar.\nAma her şey çok geçtir artık.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik ve Evlat",
        "poet": "Mahmut Çiçekdağı",
        "poem": "\n\nSonbaharın Hüznüne Sevinç Dolduran Serçe Cıvıltısı \nBahçenin Ahengini Mutluğun Busesini Nergislerin Doldurması \nKulakları Döven Rüzgârın Uğultusu Matem Hüznünü Son Buldurması \nYirmi Dokuz Ekim De Atılan İmza İle Kanatlan Hayallerim \n\nKalbimden Sevdanın Yükünün Hıçkırması Yarınlarımı Yakması \nGözlerimden Akan Yaşla Kararması Nefesimin tıkanması \nAkşam Olunca Hasretlerin Giyinip Kuşanıp Umutlarıma Dalması \nOn Ekim De Yeşerdi Bedenimi Yıkan Yaşayamadığım Sevdanın Yücesi Evlat Çığlıkları \n\nToza Bulanan Unutulan Heyecanlandıran Tebessümlerim Çırpınışları \nNazarı Kıran Mavi Boncukların Gamzelerine Dolması Çaresizliklerin Kırılması \nHayatın Küreğini Özgürce Cesaretle Sandalla Dalgalara Baş Koyması \nYirmi Dokuz Nisanda Kulaç Açtım Gün Batımına Yaşanmamışların Pişmanlığına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik ve felsefe",
        "poet": "Mustafa Sarı",
        "poem": "\n\nEVLİLİK VE FELSEFE\n\nAşk denilen şey başağrısı\nÇaresi aspirin bir bardak da su\nEvlilik öylemi inan çok farklı\nYazmakla bitmez bitmez doğrusu\n\nEvlenirsin ilk ay kucak kucağa\nGizli saklı aşklar köşe bucağa\nYeni çıkmış civciv gibi düşmüş sıcağa\nGözlerini açamaz açmaz doğrusu\n\nYavaş yavaş başlar dırdır şamata\nİlerleyip hayata hep çıka bata\nZannetmeki kavuşursun rahata\nBir çiledir başlar başlar doğrusu\n\nİlk ay bağırsanda hanımın güler\nİkinci ay hanımda dır sendeki cinler\nÜçüncü ay bir ağızda komşular dinler\nEvde fare barınmaz kalmaz doğrusu\n\nBirde bebek gelirse eve haneye\nBed bereket gelir rızka taneye\nHer şey eskisi gibi olur seneye\nKaldığı yerden gider doğrusu\n\nEvlilik farzdır ibadet sayıp\nBırakıp gidemezsin inan çok ayıp\nBi bakmışsın geriye gençliğin kayıp\nYaşlanır gidersin işin doğrusu\n\nAşık Mustafa yım bu mu evlilik\nGüzel şeydir ama biraz delilik\nFelsefi yaklaştık bu seferlik,\nSadakatli yaşanırsa güzel doğrusu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Yıl Dönümü",
        "poet": "Tarık Fikirli",
        "poem": "\n\nEvlilik yıl dönümü yalnız geçiyor\nSensizlik benim içimi yakıyor\nAnladım mutluluk haramdır bana\nVerdiğin acılar bayram olsun sana\n\nKutlamak için sana geliyorum\nAldığım cevapla yıkılıyorum\nArdıma baka,baka dönüyorum\nHayalinin alnından öpüyorum\n\nEski mutlu günlerimiz aklıma geliyor\nYüreğim kan ağlıyor\nGözlerim o günlere dalıyor\nBu günler aklıma geldikce kalbim ağlıyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Yıl Dönümü",
        "poet": "Ahmet Mansuroğlu",
        "poem": "\n\nKırk yıl önce,\nSen babasız\nBen babasız,\nBizi analarımız everdi.\nİkiside bizi canı gibi severdi.\nİkimize bir oda verdiler,\nOdamıza bir de halı serdiler.\nÇok sevdik odamızı,\nBöylece kurmuş olduk yuvamızı\nÜç çocuğumuz oldu\nMutluyduk biz,\nKalmamıştı babasızlıktan bir iz\nBirimiz anne, brimiz baba olmuştuk biz\nSen azımı çok ettin,\nÜzüntülerimi yok ettin\nDağ gibi sorunları omuzladık beraberce\nBeraber güldük,\nBeraber ağladık,\nHayat çabuk geçiyor\nŞimdi anladık\nÇocuklarımızı uçurduk yuvadan\nBirer birer\nŞimdi bir sen bir ben kaldık\nGeçmiş günlerin hayaline daldık\nDizlerimizde eski güç,\nGözlerimde fer kalmadı.\nKulaklarımızda duymuyor artık \nEskisi gibi\nBir sevgimiz var bitmeyen tükenmeyen,\nYine göz gözeyiz,\nEl eleyiz ilk günkü gibi.\nBize kırk yıl yetmedi\nİçimizdeki sevgi\nHiç bitmedi\nBitmeyecek\nİnanırmısın karıcığım,\nBize nice kırk yıllar yetmeyecek.\n\nAntakya - Hatay\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Yıldönümü",
        "poet": "Ramazan Gerek",
        "poem": "\n\nHani ne oldu bize\nBöylesine savrulduk\nSen ayrı ben ayrı\nGeride ne kaldı gayri\n\nBugün evlilik yıldönümümüz\nSessiz sensiz bekleyişim\nİçimde garip bir hüzün\n Telefon kadar uzak bekleyişim\n\nSevemedin  kahrolası\nBirazcık olsun  kalbimi\nKalbim boş içim buruk\nBir titreyiş içindeyim\n\n9.Ağustos.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Yıldönümü",
        "poet": "Cemal Yaman",
        "poem": "\n\nSeni tanımadan önce\nYoktu bilmece \nSabah kalkar akşam yatardım\nUyur uyanırdım\nAya bakmazdım \nEllerimi yakmazdım\n\nNe olduysa, gözlerim\nGözlerinle buluşunca oldu.\nBütün boşluklar doldu.\nAnlam kazandı yaşam\nÇözüldü bilmece\n\nKader seni bana yazdı\nGece beyazdı\nMevsim yazdı\nKader beni sana yazdı\n\nYazıldık çizildik\nEzildik büzüldük\nBüyüdükçe büyüdük\nCeylan gibi koştu\nKaplumbağa gibi yürüdü yıllar\n\nİki idik üç olduk\nÜç idik dört olduk\nKeder olduk dert olduk\nSevinç olduk neşe olduk\n\nSeni tanıdım ya\nÇözüldü bilmece\n\nŞimdi her an, her gece \nDilimde hece hece\nSevgin var, aşkın var\n\nSeni seviyorum, seveceğim\nSon nefesime kadar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Yıldönümü",
        "poet": "Alper Kürük",
        "poem": "\n\nDört dörtlük bir eşimsin,sevgi dolu evimiz\nKırk dördüncü yılına bastı evliliğimiz.\n\nMutluluğun sırrını artık ifşa edelim\nYeni evli gençlere anahtarcık verelim:\n\nBen,sen değil biz varız,biz böylece yaşarız\nKenetlenip elele hep ileri koşarız.\n\nİki eşittir bire,gelin bizde görünüz\nGeçip giden yıllarla siz de taçlar örünüz.\n\nBirlikten sevgi doğar,saygı doğar,güç doğar\nTek kalan güç kaybeder,ateş yakar,su boğar...\n\nGönlümüzün tahtında kraliçe,kral biz\nGönlümüze hükmeder,hep saltanat süreriz...\n\nAllah'a boyun eğer,bir ona eğiliriz\nBaşımız dik yürürüz,değilse eziliriz.\n\nKendimizle öğünür,biz bize güveniriz\nTanrı izin verdikçe yılları deviririz...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Yıldönümü",
        "poet": "Mehmet Akif Tiryaki",
        "poem": "\n\nKarımın gelin olduğu gün\nBen doğmuşum..........\nEvlendirme dairesinde.\n\nAcayip olan bunun neresinde,\nikinci hayatı herkesin evlilik\nBenimse ilk hayatım\nSevgilim\n\nİlk beraberlik,\nEvet hecesi ve alkışlar,\nDostlar, akrabalar, arkadaşlar...\nİşte o an bir hayat yeni başlar\n\nTanışmalar,dostluklar,aşklar\nSon noktamı ilki mi bilinmez,\nKalplerden o an hiç silinmez.\n\nYirmibirinci senesi evliliğimizin,\nKarımın gelin olduğu günün, ilk evimizin,\nTeşekkür ederim, minnettarım ona,\nDevamlı saygılı oldu bana.\n\nMutluluğun böylesi\nGelsin çocuklarımında başına.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Yıldönümü",
        "poet": "Hafız Osman Saraç",
        "poem": "\n\nBu gün evlendik hatun, dokuz yıl önce bugün,\nNasıl da geçmiş yıllar, daha dün gibiydi dün...\nÇok ağladı, az güldü, senin o güzel yüzün; \n\nDokuz mutlu-mutsuz yıl,yaşandı gitti işte,\nÖlüme doğru yolda,dokuz yıl bitti işte...\n\nYüzük taktık, hayata selam verdik beraber,\nKaç türlü sıkıntıya göğüs gerdik beraber,\n“Yağmur” adlı bir murada, şükür, erdik beraber,\n\nDokuz mutlu-mutsuz yıl,yaşandı gitti işte,\nÖlüme doğru yolda,dokuz yıl bitti işte...\n\nBiraz boynumu büküp, bir işte kalamadım,\nŞahsi çıkarım için el avuç yalamadım,\nO yüzden bu gün sana bir çiçek alamadım,\n\nDokuz mutlu-mutsuz yıl,yaşandı gitti işte,\nÖlüme doğru yolda,dokuz yıl bitti işte...\n\nSevgim dünya malına, ya da bir yâre değil,\nHakkı gören insanın gönlü yekpâre değil,\nDokuz değil, doksan da yaşasak çare değil,\n\nDokuz mutlu-mutsuz yıl,yaşandı gitti işte,\nÖlüme doğru yolda,dokuz yıl bitti işte...\n\nBak hatunum kaç kişi aç yaşıyor şu anda,\nMazlumların kanı sel, bak taşıyor şu anda,\nÇiçek almak Osman’ı çok aşıyor şu anda,\n\nDokuz mutlu-mutsuz yıl,yaşandı gitti işte,\nÖlüme doğru yolda,dokuz yıl bitti işte...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Yıldönümü",
        "poet": "Serdal İnce",
        "poem": "\n\nevlilik öyle yıl da bir kurulmuş saat gibi değil her gün aklında çınlamalı.evlilik öyle sene de bir gül yaprağına muhtaç değil. her gün ilk gün ki aşkın heyecanı gibi yaşanmalı.evlilik öyle yılda bir festival gibi davul zurnayla değil.yeni düğün olmuş havasında her gün kutlanmalı.Evliliğin kurtulduğu her gün evlilik yıl dönümüdür evliler bu duyguyu her gün doyasıya yaşamalı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik yıldönümü",
        "poet": "Teoman Temel Süer",
        "poem": "\n\nEVLİLİK YILDÖNÜMÜ\nGümüşten,altına,\nDeniz kenarında el ele dolaşıp,\nBakıştık birbirimize,\nSamanyolu ile başlayan,\nAşkımızın üzerinden,\nUzun yıllar geçsede.\n\nMaziyi sorgularcasına seninle,\nKim demiş,\nZamanla azalırmış duygular diye,\nBaharları,mevsimleri,\nUzun yılları,geçirdik birlikte.\n\nSevgimizin meyvası,\nHatta,torunumuz bizimle,\nDaldı gözlerimiz,\nBir süre, bakıştık sessizce.\n\nSevgimiz eksilmedi,\nDoyamam seni sevmeye,\nSıkıca sarıldık birbirimize,\nBir süre kaldık öylece.\n\nsaçlarımıza aklar düşsede,\nGeçen yıllarda,\nZaman zaman çatılan kaşlar,\nKısa süreli darılmalar,\nKırgınlıklar olsada.\n\nUnuturduk hepsini,\nYaptığımız espiriler,\nTatlı bakışlar,\nGüzel sözlerle.\n\nBenim için,\nDalından koparılmış,\nTaze bir çiçek gibi kalacaksın,\nGelecek yıllardada,\n\nEvlilik yıl dönümümüz,\nKutlu olsun,\nDaha nice,\nSevgi dolu zamanlara25.07TEOMAN2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik yıldönümü...",
        "poet": "Ercan Eyvaz",
        "poem": "\n\nSıcak bir havada, buz gibi suyumsun\nMeşrubatım, sıcak bir çayım, umudum\nGözlerinle rahatlatan ruhumu\nTek sırdaşımsın, hayat arkadaşımsın \nTanıdım, İyi ki tanıdım seni.\n\nEvlilikten bugüne... \nBunca zaman, yalnız bırakmayışın \nHastalıkda sağlığımda,ağladığımda,güldüğümde \nTek destek verenim sen oldun bana\n\nBüyüdü çocuklarımız, ak düştüde saçlarımıza\nDöküldü tek tek, her kes gitti kendi yoluna\nBiz yine değişmeyen iki küçük odada\nKaldık seninle ilk günki gibi baş başa.\n\nİyiki sen varsın karıcım \nSen iyiki yanımdasın \nSen olmasaydın \nNe yapardım tek başıma …\nSeninle nice yıllara …\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilik Yıldönümümüz",
        "poet": "Gülsen Yüksel",
        "poem": "\n\nGittiğim an anlarsın, yittiğim an.\n\nEn çok ne koyar içine biliyor musun? \n\nKaranlık bastığında,\nEvimizin kapısını açtığında,\nHani hep ben karşılardım ya seni,\nYanaklarına kondururdum ya,\nHoş geldin öpücüğümü.\n\nSakın, sakın içinden\nBen ne yaptım diye haykırma.\n\nİkimizi görürsün, baktığın aynalarda\nSen tıraş olurken, ben saçlarımı tararken\nTakılıp kalırsın,\nDudaklarına masum bir öpücük kondurduğum anda.\n\nİşte o anda, o dakikada\nZaman durur bir anda.\n\nZamanı geriye döndürmek istesen de,\nMümkün değildir ama! \n\nResmimiz duvarda asılı kalır mı bilmem? \nResmimi taşır mısın, cüzdanında? \nNe bileyim, yırtıp atar,\nYakar mısın kül tablasında? \n\nYa da ya da bakar mısın gece yarılarında? \n\nHatırlar mısın? \nEylül’dü nişanlandığımızda.\nEvliliğimizse Haziran’da.\n\nNe bileyim,\nEylül’ü, Haziranları çok sevmiştim,\nUğurlu gelmişti bana.\n\nUnutursun olur ya! \nYarın kızımızın doğum günü,\nArarsın değil mi? \n\nBeni aramasan da olur,\nKızımızı ihmal etme ama! \n\nHani havalara uçmuştuk, kızımız doğduğunda.\n\nO kadar çok sana benziyor ki,\nDiyorlar ki, tıpa tıp baba.\nÇok da gururlanırdın, bunları duyduğunda.\n\nİçine en çok ne oturur biliyor musun? \n\nGece yarıları başını yastığa koyduğunda,\nYastığında,\nSaçımın bir tek telini bulduğunda,\nÖzlem fırtınası içini yakıp kavurduğunda\n\nAz değil, çeyrek asrı paylaşmıştık bir arada.\n\nOf! Özledim, özledim seni galiba.\n\nYarın evlilik yıldönümümüz,\nArasana! \n\nÖzledim deyip, eskisi gibi sarılsan bana.\n\nKızımızı her aradığında,\nÖzledim seni der gibisin, yanılıyor muyum yoksa? \n\nBağışladım seni,\nGel ne olur yarın akşama.\n\nEvlilik yıldönümümüz kutlu olsun bu arada.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilikler",
        "poet": "Kemal Tekir",
        "poem": "\n\nEvlilikler\nKadını ve erkeği,\nAynı çatı altında,\n Bir araya getiren,\nÖnemli bir kurumdur evlilik.\nÖnceden tanışıp, anlaşan,\nAralarında aşk olan,\nBir erkek ve bir kadın,\nNikah akdiyle bağlanıp,\nBirbirini benimseyerek,\nBazı görevleri paylaşarak,\nDayanışma ve yardımlaşmayla,\nBir ömrü paylaşarak,\nBir arada yaşıyorlar.\nZaman içinde kuruma,\n Sevginin meyvesi çocuklar,\nKatılıyor ara sıra.\nKadının ve erkeğin,\nGörev ve beklentileri,\nİçinde yaşanılan,\nKültüre göre belirlenmiş.\nKadının mesleği yoksa,\nEvin iç işleri kadının,\nDış işleri erkeğin.\nSorumluluk alanına bırakılmış.\nEvlilik müessesi,\nBiyolojik açıdan,\nSoyun devamı için,\nÖnemli bir olgudur.\nEvlilik aynı zamanda,\nToplumsal kuralların,\nDeğer yargılarının,\nGelenek ve göreneklerin,\nYeni kuşaklara aktarıldığı,\nÖnemli bir müessese.\nEvliliğin temelinde,\nÖnemli güvenceler var.\nBunlardan en önemlisi,\nEkonomik güvence,\nToplumda itibar kazanmanın,\nGetirdiği toplumsal güvence,\nİnsana yalnızlığını unutturan,\nHayatın zorluklarına,\nBirlikte göğüs germenin,\nAcı ve sevinçleri paylaşmanın,\nGetirdiği psikolojik güvenceler.\nAra sıra yakınmalar,\nUfak tefek tartışmalar,\nYanlış anlaşılmalar,\nİşin tuzu, biberi,\nDiye geçiştirilir.\nGörev ve sorumluluklar,\nÖn plana geçince,\nYükümlülükler, yük oluyor,\nSorumluluklar,soruna dönüşüyor.\nEvlilik kurumunda,\nSarsıntılar yaşanabiliyor.\nTartışmalar, suçlamaya,\nHakarete, şiddete,\nYönelmeye başlayınca,\nİyi niyetle kurulan evlilikler,\nBoşanmayla bitiyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evlilikte Oda Arkadaşlığı",
        "poet": "Mahir Odabaşı",
        "poem": "\n\nEvlilik bazen mutluluk kaynağı\nBazen de sadece oda arkadaşlığı\nBu durum getirir birçok yanlışlığı\nÖmür tüketir her dakka\n\nOturup iki kelam edilmezse\nTarihin derinliklerine gidilmezse\nGönüller oda arkadaşı şeklindeyse\nÖmür tüketir her dakka \n\nSabah el ele tutuşup güneşin doğuşu,\nÖğle vakti çarşı pazar alış verişi,\nGece yıldızların dansı seyredilmezse\nÖmür tüketir her dakka \n\nAilede ortak bir yön kalmamışsa,\nKurulan hayaller yerini bulmamışsa,\nMuhatapta bunu bir türlü anlamamışsa,\nÖmür tüketir her dakka,\nMutluluğu arar sokakta\n\nMAHİR der, sözümü yabana atma\nSakın ha, mesajımın dışına çıkma\nTuttuğun eli, bir ömür bırakma\nHuzur gelir, her dakka\nMutluluk aranmaz sokakta\n\t (Mahir Odabaşı /2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evliya Çelebi",
        "poet": "İsmet Can",
        "poem": "\n\nBabası gibi Derviş Mehmet Zilli idi; asıl künyesi\nDünyayı dolaşmaya odaklıydı; sürekli bünyesi\n\nMedrese okudu; tezhip, hat, musiki ve nakış\nSeyahat gözlüğüyle inceledi, her nazarı bakış \n\nResulallah’a rüyasında diyecekti, ya şefaat\nDilinden kaçıverdi; demiş bulundu seyahat \n\nİstanbul’dan başladı geziye, sonra gitti çok uzak\nSavaşlara katıldı; bazen oldu; name taşıyan ulak\n\nSeyahatname’yi kaleme aldı; gezdiği yerler gibi\nTarihi gezi rehberi bıraktı; gezgin Evliya Çelebi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evliya Çelebi",
        "poet": "Mehmet Ali Var",
        "poem": "\n\n-Evliyâ Çelebi’nin doğumunun 400. yılı hâtırasına, yetmiş yıllık ömre yetmiş mısra-\n\nBin altı yüz on birde gelip fânî dünyaya,\nYetmiş yıl yaşayarak vâsıl oldu Mevlâ’ya. \nHoca Ahmet Yesevî, soyundan kutlu soyu,\nBaba Mehmet Zıllî’den verâset nice huyu.\nKütahya’dan hicretle, yerleşmiş dedeleri,\nUnkapanı’nda açmış hayata dîdeleri. \nEvlerinde her zaman konuk seçkin ulemâ, \nKâh kıssalar söylenir, kâh anlatır üdebâ. \nKuyumculuk sarayda, pederinin mesleği,\nKâbe oluklarını tamirde tam desteği.\nHem Kıbrıs’ın fethine, gitmiş bir keresinde,\nSüsü, Sultan Ahmet’in kapı-penceresinde.\nİlmini ikmal etmiş Evliyâ, küçük yaşta,\nBirçok ilmin yanında, hâfızlık tâcı başta.\nGözdesidir sarayın, vakar ve nüktesiyle,\nGönüllere sükûnet bahşeder bestesiyle.\nPadişahlar ki onu zirvede anıyordu,\nFakat Çelebi, sefer aşkıyla yanıyordu.\nNebî tavsiyesiydi, sağlıklı olasınız,\n«Siz seyahat ediniz ki sıhhat bulasınız! »\nBir gece rüyasında, görünce Peygamber’i,\nÂhi Çelebi’de bir coşku kaplar her yeri.\nNihayet toparlanıp, varır ulvî huzûra,\nHeyecan girdabında, yaşlı gözle O Nûr’a:\nSürçüp; «Ya Rasûlâllah, bana eyle seyahat! »\nDiyecekken aslında; «Ey Efendim şefâat...»\nGül yüzünde güllerle, müjdeyi verir Rasûl,\nDuânın keremiyle diyarlar görür o kul.\nDer ki rüyasındaki ashabdan yüce biri:\n«Yazmalısın gezdiğin, seyrettiğin her yeri»\nBu ihsanla Evliyâ; deniz, deryayı aştı,\nYetmiş yıllık ömründe, kırk yıl dâim dolaştı.\nİlk önce İstanbul’u semt semt eyledi seyran,\nGördüğü mekânları temâşâ etti hayran.\nSonra Bursa, Kütahya; derken İzmit, Amasya,\nArdından Samsun, Ünye, Trabzon ve Kafkasya. \nKırım’dan gelip Girit Seferi’ne katıldı,\nHanya Kalesi fethi için, hasma atıldı.\nErzurum’un kışını, bir yıl yaşamış ama,\nDonarmış kara kedi, atlarken damdan dama. \nŞâhit olmuş birtakım fütursuz isyanlara,\nAcıyla bakmış yurda zarar ve ziyanlara.\nÜnlü seyyah not etmiş, ne gördüyse han, hamam,\nCami, saray, manastır, ev; bahseder tastamam.\nAhbap olmuş geçtikçe uzayan kıvrık yollar,\nYudum yudum gurbeti hissetmiş uzun yıllar.\nPek çok olay anlatır gidip her seferinde,\nPek kıymetli bilgiler bulunur eserinde.\nİstanbul’a kızıl bir gün, huzmeler saçarken,\nGörmüştü Hezarfen’i, Galata’dan uçarken.\nMuhtelif kıtalar ve beldeler gezip yazdı,\nÖnündeki hedefi artık kutlu Hicaz’dı.\nTavaf edip mübârek Kâbe’ye yüzler sürdü,\nRavza’da Peygamber’i gönül gözüyle gördü.\nArabistan gezisi tamamlandıktan sonra,\nPiramitler ülkesi, Mısır’a geldi sıra.\nSudan ve Habeşistan illerini kat etti,\nDönerken İstanbul’a ânîden vefat etti. \nÖmrünce evlenmedi,  belki vakti olmadı,\nSeyahatnâme hariç, hiç mîrâsı kalmadı.\nSavaşlardan ganîmet düşse biraz payına,\nHarcardı varlığını seferlerde boyuna.\nEvliyâ,  eserini sâde dille anlatmış,\nBazen de sözlerine, mübalâğalar katmış.\nOn ciltlik hazineyi hece hece işlemiş,\nGezerken sanki meşhur o rüyayı düşlemiş.\nKaynaktır, günümüzde her müdekkik insana,\nTarihten insanlığa ışık tutan bir ayna.\nVaroğlu, dâim çalış, ermek için felâha,\nEvliyâ’nın rûhuna, okuyalım Fâtiha.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evliyaları bilmemiz gerek",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nŞol evliyadan hizmet görenleri,\n             Allah yoluna gönül verenleri.\n             Şeyh Şaban Veli gibi erenleri,\n             Güzel yurdumuzda bilmemiz gerek.\n\n             İslamın özüyle fikri gürleşip,\n             Kur’an aşkıyla kalpleri birleşip.\n             Türk İslam ülküsüyle bütünleşip,\n             Mevlanayı örnek almamız gerek.\n\n             Satuk Buğra Han bizim ecdadımız,\n             Dede Korkut ise ağız tadımız.\n             Akşemseddinden sonra üstadımız,\n             Molla Güraniyi bulmamız gerek.\n\n             Ariflerle Anadolu sathında,\n             Sevap alacaksak Allah katında.\n             Hacı Bektaş Veli dergahında,\n             Dervişlere mürşid olmamız gerek.\n\n             Yusuf ile gönül bendini aşıp,\n             Gönül dostlarıyla kucaklaşıp.\n             İslam adına küffar ile savaşıp,\n             Sultan Murad gibi ölmemiz gerek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evliyalar Yurdu Anadolu",
        "poet": "Hamiş Mustafa",
        "poem": "\n\nAnadolumun hangi köşesine varsan,\nBu toprakların dört direği olsan,\nMevlana celaleddin-i rumiye can kurban,\nEvliyalar yurdu anadolu.\n\nUnutulurmu gönül dostları,\nHacı bektaş-ı veli canları,\nKalplerine koyar onları,\nEvliyalar yurdu anadolu.\n\nGül gibi açan Hacı bayram-ı veliler,\nKastamonuda yatar hazreti pirler,\nHisar altında duva ederler,\nEvliyalar yurdu anadolu.\n\nGönlünü verdi peygamber yoluna,\nGirerdi geceleri rüyasına,\nRehber oldu Süleyman hilmi tunahana,\nEvliyalar yurdu anadolu.\n\nAğaçların başında zikir ederdi,\nGelen insanları severdi,\nAğlayan gözler onu arardı\nEvliyalar yurdu anadolu\n\nMustafa aşık oldu onlara,\nAnlatır onları soranlara,\nKurban olsun gittiği yollara,\nEvliyalar yurdu anadolu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evra’ya",
        "poet": "Servet Alkan",
        "poem": "\n\nGönül Cidarlarında\nSalınan hüzün\nBir kuş ukdesinde pelesenk\nPencerene konan \nGüvercinlerin\nSenfonisi\nMübah vakitlerin habercisi….\n\nUçsuz bucaksız\nGökyüzü:Mavi\nGökyüzü: Çivit\nMestane gözlerinde…..a Gelin.:\nUmut umut biriktir Beni….\n\nDeğilmi ki? \nDudak kıvrımlarında\nGizli sırlar\nDökülmez etrafa\nSen Belengaz\nBir Makamken\nGökyüzüne\nKapılarında\nGümüş \nEksik paha,noksan zaman….\n\nUçsuz bucaksız\nGökyüzü: Mavi\nGökyüzü: Çivit\nMestane Gözlerinde….a Gelin:\nUmut Umut biriktir beni….\n\nBir Gece\nYıldızlar saçılmışken\nRüyalarına\nBiriktir anı\nNur-i Kamer \nDolunay iken yüzünde\nSeslen dağlara\nalacakaranlıkda\nGönül şahit değilken\nSırların çetelesine…..\nYosun tutmuş kinayeli Aşklar\nMeyler Bade’yi yanaklarında…..\n\nUçsuz bucaksız\nGökyüzü:Mavi\nGökyüzü:Çivit\nMestane gözlerinde….a Gelin…\nUmut umut biriktir beni…\n\nKimseler bilmesin\nYolunu,\nMekanın: uğrak yerim\nSığınağım\nGümüş Rengi Sinende\nSakla beni\nPakla Beni\nYedi başlı ejderhalar peşimdeyken…\nGönül Mabedim Evra’m……\n\nUçsuz Bucaksız\nGökyüzü:Mavi\nDudakların titrek\nGökyüzü:Çivit\nEllerin utangaç\nDağlar:Gümüş renginde\nGözlerin  Ceylan\nKızıl saçların kekik kokulu\nMestane Gözlerin a Gelin:\nUmut Umut biriktir beni….\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evren",
        "poet": "Ali Cengiz Turan",
        "poem": "\n\nDonmuş bir kış günü evren yıldız kaynıyordu,\nHer yıldız gelinlik giymiş dünyada,\nVarlığını kanıtlarcasına kendi resmini kazıyordu.\nAyak seslerim ayak seslerimi çağırıyordu.\nYürüdüm,yürüdüm......\nYürüdükçe ve düşündükçe,\nEvrenin içinde KAYBOLDUM! ! ! ! ! ......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evliya Çelebi gibi çıkarak dünyayı dolaşmalı",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nEvliya Çelebi gibi çıkarak,\nBütün dünyayı dolaşıp gelmeli.\nTemaşa ile cihana bakarak,\nBütün dünyayı dolaşıp gelmeli.\n\nGünümüzden ta o zamana dönüp,\nGeçmişimizi yad ederek anıp.\nŞimdi eşek yok arabaya binip,\nBütün dünyayı dolaşıp gelmeli.\n\nDiyarı Ruma doğru yola düşüp,\nNerde insan varsa oraya koşup.\nYedi kıtayla üç denizi aşıp,\nBütün dünyayı dolaşıp gelmeli.\n\nTuna'dan su içip Bükreş'te durup,\nBurgaz'daki Türk ahaliyi görüp.\nNemçe'den başlayıp Roma'ya varıp,\nBütün dünyayı dolaşıp gelmeli.\n\nYusuf ile cümle alemi süzüp,\nGördüğü önemli şeyleri yazıp.\nAvrupa, Afrika,Asya'yı gezip,\nBütün dünyayı dolaşıp gelmeli.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evren öfke kusacak",
        "poet": "Mahmudiye Düzkaya",
        "poem": "\n\nGün ışığı kirlendiyse,\nGüneş öfke kusacak.\nToprak kavrulacak,\nToprak susacak.\nÖfke kusacak evren,\nKıyamet bizden kopacak.\nLanetlenecek sayemizde evren,\nEvren bizi yutacak.\nToprağın kokusunu,\nÖzleyecek ruhlarımız.\nBurnumuzun direği sızlayacak,\nGün ışığı kirlendiyse,\nGüneş öfke kusacak.\n\nİŞTE BİZİ BEKLEYEN HAZİN BİR SON,\nÖC ALMA ZAMANIDIR EVRENİN\nVE! \nYAKLAŞTI KIYAMET SAATLERİ.\n\nMAHMUDİYE DÜZKAYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evrenin Uyum Yasası",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nBir \nBal arısı\nBir çiçek\nYıldızlar\nAy\nBir kadın\nVe\nBir erkek\nDoğa\nAktıkça akan\nGüzellikler\nSonra\nBirdenbire\nŞimşekler\nEvrenin\nUyum yasası\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evren ahretin içindedir",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nYıldızlar gezegenler güneş ay dünya Ahretin içindedir kulun gözündeki perdeden ahreti görmesi yok gibidir\nYıldızlar gezegenler güneş ay dünya ahretin içindedir kulun gözündeki perde kalktımı ahreti görmesi çok gibidir\nSedat hünkar\n(Karamecnun)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evren yolcusu",
        "poet": "Bilal Yaşar",
        "poem": "\n\nBulanık bir gece daha dokunuyor şakaklarıma,\ninadına sessiz ve lacivert,\nşöylece uzanıyorum \ntakvimsiz çocukluğuma,\nsabrım kelebek, dilim nedensiz nasırlanıyor durmadan...\n...............\n...............\nuzak bir yabancıydı babam,\nannem peçeli,\nyol bilmez kervancı uşağı yani,\nmanzumun evren yolcusu olmaktı\nhikayede bana kalan,\nkuş kanadına şiir yazmak bir de,\nkuş gider \nşiir biter\nve kalakalırım en orta yerinde \nçocukluğumun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evren Ölümlülere Dardır",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nDünya’yla yakınlaşır, farkına varmaz bile, \nDoğduğuna inanır, ölümü anmaz bile. \n\nRab’biyle uzaklaşır, bunu hiç umursamaz. \nÖlenleri seyreder, hazırlığını yapmaz. \n\nKorkmadığını söyler, niçin korkayım ki der. \nDoğmuş, ölmüş, fark etmez, sadece merak eder. \n\nÖlümsüz yalnız ALLÂH (c. c.)  yarattığını alır. \nYaratıklar ölümlüdür, yalnız Rab’bimiz vardır. \n\nALLÂH (c. c.)  ki ölümsüzdür, ahiret vardır, \nEvren sonsuz da olsa ölümlülere dardır. \n\n(2000)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evrendeki Tüm Canlılar Rab’bimizi Bilirler  3",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nSanki hep muhalifiz, pek anlayamamışız,\nGayret edenler ki var, daha kavramamışız…\n\nRab’bim birletilmeli, birlik hakikattendir,\nKargaşalarda sebep, yine cehalettendir…\n\nRab’bimiz ki anlatır cennet ne cehennem ne,\nAhiret neresidir, yaşam da ki amaç ne…\n\nBunlar hiç bilinmeden, hakikat yaşanır mı? \nBaşıboş düşünceyle, Rab’be ulaşılır mı? \n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evrensel Aşık",
        "poet": "Ali Taşkıran",
        "poem": "\n\nher ne yaptımsa\niçimden geldiği gibi yaptım...\n\nkendiliğinden oldu her şey\nolduğu gibi...\n\nkim ne bilebilir\nve de ne söyleyebilir ki\nbana dair benden başka...\n\nşimdi artık mevsimler değişti\nhepsi o kadar...\n\nben yine bildiğin gibi\nhep özgürüm...\n\nevrensel aşık ve aktör olarak\nyaşama sevdasına \nkaptırdım gönlümü gidiyorum...\n\nsevgi ve anlayışımla\nolayların akışını olabildiğince\netkilemeye çalışıyorum...\n\nmutluluk ve başarı\nhepimizin malı olup\npaylaşılsın diye...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "^^ Evrensel Acılar 1 ^^",
        "poet": "Mehmet Safi Sarı",
        "poem": "\n\nTüyleri ürperten sesler geliyor kulağıma\nEzilen inleyen halkların sesini duyarım\nZorbaların attığı kahkahayı duymam ama,\nAfrikada aç çocuğun nefesini duyarım\n\nÇekilmiyor şehirlerde hayat pahalılıktan\nÇaresiz insanlar için, farkı yok bataklıktan\nŞehrin kalabalığında hastalık ve açlıktan\nSokakta kimsesizlerin öldüğünü duyarım\n\nÇocuk sesi duyarım, barış şarkısı söyleyen\nEl ele gönül gönüle, tüm insanları seven\nKurşunlanan genç oğluna yanıp bağrını döven\nFilistinli anaların feryadını duyarım\n\nPostal sesleri duyarım, Coni ayaklarında\nİşgal için bir ülkeye adım attıklarında\nAsker olsun, sivil olsun; yurdumun dağlarında\nVurulan gencin toprağa düştüğünü duyarım\n\nAçlık sefalet dizboyu, işkence var dünyada\nBarış can çekişiyor, insan hakları komada\nAtom bombası yüzünden hâlâ Hiroşima'da\nÇocuğu kolsuz doğanın acısını duyarım\n\n19 Mart 2006\nMersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "'“Evrensel Enerji Dengesi” Yazım",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nEvrensel Enerji Dengesi\n\nHiçin potansiyeli sonsuz, evrenin enerji dengesi de sıfıra eşit! \nNe kadar pozitif var ise o kadar da negatif var! Negatif olmadan pozitif tek başına işlemiyor! Pozitif toplamak amacıyla yapılan ritüeller ve çalışmalar konusunda farklı metotlar, yollar ve öğretiler geliştirilmiş! Bu metotların çoğu maksadının aksine bir sonuç doğurmuş. Ya da maksadını karşılamıyor ama bunun farkına varılamıyor! Bir yanılgı girmiş araya! Pozitif çekme işi aslında bireyseldir! Bu bireysel çekimdeki metot da bireyseldir! Yani genel bir kural aransa da bu yine özelde açıldığından sonuçta bireysel alandan dışarı aslı bozulmadan çıkamaz! Birey evrendeki pozitife talip olurken açığa çıkan negatifi de hesaplamak durumunda olacak! \n\nEvrende bir pozitif aktive edildiğinde onun birimi kadar negatifi de aktive olacaktır! Yani bir iyilik aktive olmuş ise o ölçüde bir kötülüğe karşılık gelecek! Bir kötülük aktive olduğunda ise yine aynı miktarda iyilik aktive olacak!  Pozitif el de etmenin atığı olarak negatif de elde edilecek! Bunun işleyişindeki ayrıntılar çok müthiş! Pozitif elde etmek için iyilik yapmak öğretilir! Bu uygun şartlar için geçerlidir! Uygun şartlar neler? İyiliğin karşılığında açığa çıkacak negatif nasıl dengelenecek yani iyiliğin yapılmasına karşı gelen negatif nasıl dengelenecek? Bütün mesele burada! Uygun şartlar olmaz ise zaten iyilik yapmakla açığa çıkan negatif, ters teper! “Uygun şartlar nedir? ” sorusunun asıl amacı şu; pozitif ve negatif nasıl dengelenecek? \n\nAslında evrensel denge açısından pozitif ve negatif dengesi önemli, tek başına biri iş yapmaz bu 3. boyutta! İyiliği pozitif, kötülüğü negatif olarak sadece bu boyut için, 3. Boyut için düşünebiliriz! Bir kötülük-negatif açığa çıktığında ona mukabil bir iyilik-pozitif de açığa çıkacak! Bu durumda yapılan kötülüğün açığa çıkardığı pozitifi kim kapacak? Bazı kötülüğü yapan bunun neticesi olan pozitifi de alır! Yani kötülük eder doğan karşılığı pozitifi de alır! Oysa kötülük açığa çıkaranın pozitifi kapması uygun şart değildir! Neden böyle olur? Zalimler,  zulüm ile aslında pozitif üretirler; mazlumlar ise zalimlere sınırsız itaat edip, köleliğe razı olduklarından evrensel mutlak adalet gereği bu şirklerinin ve hatalarının karşılığında hem zulme uğrar hem de zalimin zulümle ürettiği pozitifi zalime hediye eder! Öğretilerle insanlar bin yıllar boyunca hatta daha öncesinden ilahlar dönemine kadar gider, bazı kabuller edinmişler! Öğretilerle şekillenen insanların çoğu, köleliği doğuştan kabul etmiş olurlar! Zalim adaletsiz olanları kast ediyorum, egemenlerin pozitif kapma şekli zulüm ile olur! Yani zalim, zulüm ettiğinde açığa çıkan pozitifi de alır! “Uygun şartlar! ” olmadığı için zalimler pozitifi alabilir! Eğer mazlumlar olmasaydı yani mazlumlar zalimlere fırsat vermeseydi zaten zalimler de olmayacak idi! Burada da denge var! Evrende boşluk olmaz! Mesela bir firavun bir yerde açığa çıkabilir ise  o firavunun mazlumları da vardır! Aslında o firavunu mazlumlar çıkarmıştır. Ve mazlumlara yapılan zulümden doğan pozitifi de firavun alacaktır! Çünkü mazlumlar öğretilerin kurbanı olarak Firavunu ilah bellemiştir! Bu çok önemli bir ayrıntı! \n“Uygun şart” konusunu açayım, evrensel eşit insan prensibi gereği herkes ürettiğini alabilir! İnsan topluluğunda sınıfsal ve kutsal bir üstünlük kabul edilmediğinde herkese kendi çalışması vardır! Zaten uygun şartı bozan da “Evrensel eşit insan prensibi” haricinde davranmaktır!  Sınıfsız ve eşit insan toplumunda şayet bir zalim, zulmüyle pozitif üretmiş ise onu alamayacak! Çünkü mazlum sınıfı yok! “Evrensel eşit insan” prensibi var! Zalim bile olmayacak! Sınıfları da denge doğuruyor aslında! Öğretiler ile köleleşen insanlar kendi mazlum sınıfını oluşturunca diğer sınıf da denge gereği oluşuyor! İyiliğin saklı tutulması sadece ahlaki bir şey değildir! İyilik yapan eğer bunu saklamaz ise bu iyiliğinden doğacak olan negatifi üstlenir bilmeden! İyilik yapanın, iyilik görenden beklentisi olur ise uygun şart oluşmaz! Karşılık olarak sadece minnet alır! Bu da pozitif sayılmaz! Eğer gizli olur ise karşılık almadığı için bu iyiliği bizzat kendi kötülüğüne karşılık gelecek! Karışık gibi ama değil. Yani bu iyiliği kendi kötülüğüne karşı kullanmak yerine minnet alır ise bir yama iki yerde kullanılmaz! Kötülük yaparsa zaten açığa pozitif çıkacak bu yaptığı kötülükten alacaklı olanlar öğretilerle zihinsel olarak köleleştirilmiş ise yine kötülüğe karşılık pozitifi onlar hak etmedikleri için kötülüğü yapan kapacak! Bu boyutta denge böyle sağlanıyor! Tabi ki mutlak adalet evrensel bir hakikat; evrenin önceliği denge ve adalet! “Haklı hakkını alacak ahirde! ” denmesi ise bu boyuttaki denge sağlamakta görülen adaletsizliklerin de giderileceği bir ahirin olduğuna işarettir! Bu boyutta öğretiler yüzünden zalimlere hediye edilen pozitifler asla alınamaz! Ama zalimlerin bu haksız kazançları ikinci boyutta anlamsız olacak ve geri alınacak o da denge! Yani mutlak adalet gereği her boyutta bir denge var! \n\nMazlum sınıfı olmasa zalimler de olmayacak idi! Bu çok mühim evrensel eşit insan için sınıf olmaz! İnsan vardır ve insan sadece ürettiğinin karşılığını alabilir! Uygun şartlarda elbet! Öğretilerle köleleştirilen toplumlarda uygun şartlar, zulümle dengelenir; bu da evrensel adalete zıt değildir! “Günahların affı var ama şirkin affı yok! ” denir. Tam da buna işaret edilir aslında yani evrensel adalet onurlu insanın günahını iyilikleriyle bir şekilde dengeler ama şirkini zalimlerle dengeler! \n\nBu enerji dengesinin ayrıntılarında çok şeyler var! Mesela cinci hocalar muska ve büyü yaparken bu enerji dengesini kullanırlar! Kendilerine başvuranlar ondan pozitif bir değer ister! O da pozitif değeri oluşturacak negatifi onlara yaptırır! Mesela idrar ve benzeri pislikleri, çeşitli hayvan organlarıyla karıştırtır ya da iğrenç iksir yaptırırlar; bu negatif işleme karşılık gelecek olan pozitif de kişinin şikayetine merhem olur! Yani bu negatif işlerden doğan pozitif, geçici de olsa iş görür! Prensibi buna benzer! Daha kötüsü şirktir! Bu işleri maksadına şirk olarak kabul ederse muhatap, zaten şirkin negatifinden doğan pozitif, onun 2. Boyutunu mahvedecek ama 3. Boyuttaki menfaatine yardımcı olacaktır! Bu da  “Dünya için ahretini satmak! ” olarak düşünülebilir! 2. Boyuttan 3. Boyuta çalmak gibi. Takas! \n\nBu pozitif-negatif dengesi kullanılarak yapılan işler saymakla bitmez! İdeolojik, ırksal ve kutsal menfaat mücadelelerinin hepsinde bu denge işler! Öğretiler ile şirke düşen toplumlar,  zalimlerin eline geçer! Bu yüzden kısır döngüden çıkamazlar! Çünkü öğretiler ile zihinleri köleleşmiştir ve kendilerine yapılan zulümden doğan pozitifi dahi alamazlar! Oysa mazlumun hakkıdır, hakkını alması; neden alamaz? Yukarıda bahsettiğim nedenden dolayı alamaz! “Uygun şart” oluşmaz. Öğretilerle kendisi kabul etti köleliği de ondan! Konuyu uzatmayayım, inşallah anlaşılmıştır! \n\nBurada en büyük sıkıntı şu; hem pozitif olacağız hem de bundan doğan negatifi bir şekilde dengeleyeceğiz! Bu denge, eski zamanda çilehanelerde ve ibadethanelerde yapılmış. Saraylarda ise zevk-sefa ve bazı halka açık olmayan eğlenceler ve özel ritüellerle yapılmış. Yani negatif işler yaparak dengelemişler.\nBenim tavsiyem; insanlara faydalı olmak için çalışmak, bu durumda denge sağlanabilir çünkü herkese çalışmasının karşılığı var ve çalışmak da zahmetlidir. Yani insanlığa fayda vermek aslında başlı başına bir zahmettir. Bu zahmet daimi pozitif talebine karşılık gelebilir ve ne çilehaneye ne de özel ritüellere, ayinlere; şirki çağrıştıran riyakar davranışlara ve ibadet şekillerine gerek kalmaz! Zaten şirk ve riya negatif olduğundan pozitif enerji açığa çıkarır bunu şirk ve riya ile elde edenler, iyice bu şirk ve riyaya dalarlar! Kısır döngünün nedeni iyi analiz edilmemesidir! Bu şirk ve riya ile yapılan kutsal ritüellerin bu boyutta kazandırdığı pozitif menfaat, 2. boyuttan çalmaktır! \"Dünya için ahretinden vaz geçmek! \" veya \"Riya ve şirk ile yapılan ibadetlerin yüze geri atılması! \" olarak anılır! \n\nBurada iki dengeden söz edilebilir; biri insanın bizzat kendi iç dengesi, diğeri evrensel denge! İç içe olsa da insan pozitif toplamayı hedef edinmiş olduğundan aslında yanılır veya hırs eder. Hırs ise hasara sebep olur! Bu şöyle \"Her şeyin iyisine bak kaidesi! \" işler insanda bu nedenle pozitif avcılığı yapar! Evrende aslen kötü yoktur, yani iyi kötü ayrımı sadece 3. boyutta görünür. İşleyiş vardır ve hepsi bir esmaya karşılık gelir! Yani işleyişte pozitif ayrımı yok denge bu işleyişin de özü! Her isim açığa çıkacak ama bir tek isim gölgesinde açığa çıkmayacak! Esma arasında bile açığa çıkış açısından bir denge korunmalı. İşte insanlar \"Düğünde eğlenip, cenazede üzülür! \" bu da doğal bir dengedir! Müdahale edilince denge bozuluyor zaten. Bu boyuttaki pozitif kapma savaşları yüzünden hem denge kurulur hem de bozulur! Yani seçilmiş olmak, vaat edilmiş toprakları hak görmek dengeyi bozar ve savaş başlar savaştaki olumsuzluklar da yeni bir dengeyi kurar! Pozitif kapma savaşı o kadar masum sonuç vermez! Eski tapınaklarda da bu durum var tapınak rahipleri halkı uyutur ve sunaklara devamlı hediyeler isterler ilahlar için. İlahlar bu hediyeleri sunaklardan alamayacaklarına göre bu tapınakçılar servetine servet katar, bu da yazıda bahsettiğim denge durumuna zıt olur! Fakat bu boyutta bunu dengeleyen yine bir savaş olacaktır! Bir de şu akıldan çıkarılmamalı görecelilik var. Kim kime göre düşman konumunda. Kalede içeride olanlar dışarıdakine \"Düşman\" der! Dışarıda olan içeridekine \"Düşman\" der! Dışarıdaki içeri girince de o dışarıdakine \"Düşman\" der! Denge konusunda konumlar bu boyutta yanıltıcı olur! Mazlum bazı zalimin dengelenmiş halidir! Yani zalimdir ama zulüm yapacak gücü olmadığından mazlumu oynar! Evrensel denge de bunu zalim mazlum ikilisinde dengeler! Hep pozitif kapma mümkün görünmüyor! \"Ben\", insan benliğinin ikili yapısı; “Ego” ve “Ene” diyebilirim buna. Olumsuz yanı \"Ego\", olumlu yanı \"Ene\". Ben bu ikili sistemde işliyor! Yani hep olumlu olması mümkün değil! Olumsuz olmaz ise olumlu da görünemez! Gecenin gündüzü gösterdiği gibi, yani evrende olumlu-olumsuz göreceli olduğu için tercih devrede. Tercih edilenlerin tamamı zaten büyük resimde olumludur. Şeytanların icadı da olumludur, büyük resimde; küçük resimde, tercih yüzünden denge sağlanmak durumu var! \n\nCehennem, bir açıdan da şöyle; kişinin maddi ve manevi öz potansiyelini kutsal saydığı kişilere vermesinin sonucunda kendini iflas halinde diğer boyutta bulması. Yani kişinin kendisini unutup, potansiyelini başkalarına hem bu boyutta hem ahir boyutta hediye etmesinin sonucu olarak, derin bir iflası yaşaması gibi.\n\nSaygılarımla, \n\nAhmet Bektaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evrensel Din",
        "poet": "Mustafa Erol",
        "poem": "\n\nEvrensel Din\n\nKıyaslanmaz hiçbir rejimle,\nEvrensel bir dindir İSLAM.\nHer şeyi içeren hacimle,\nEvrensel bir dindir İSLAM.\n\nIşık kaynağıdır,her bir ayeti.\nKuşatır çepeçevre,ölüm ve hayatı,\nÜzerimize olsun,Rabbin Hidayeti,\nEvrensel bir dindir İSLAM.\n\nBir kavme gelirken,her Peygamber,\nHz.Muhammedi,kainata rehber.\nHer bir ayet,en güzel haber,\nEvrensel bir dindir,İSLAM.\n\nAydınlatan Güneş’tir,şarkı ve garbı,\nUçsuz bir deryadır,doldurur her arkı,\nOnunla kırılır,küfrün her çarkı,\n Evrensel bir dindir İSLAM.\n\nKalplere huzurdur İslam’a iman.\nDertli gönüllere dermandır,Kur’an.\nİnsana insanca hayat sunan,\nEvrensel bir dindir İSLAM.\n\nAyrı değil,bir ol sende.\nYürekten coş,ER OL sen de,\nKalma geri koş, EROL sen de,\nEvrensel bir dindir İSLAM.\n\n   MUSTAFA EROL\n MANAVGAT\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evrensel Kardeş",
        "poet": "Ali Yüce",
        "poem": "\n\nTarar saçlarını\nÖrer anam\nBütün çocukların \nAnası anam\n\nKucaklar babam\nŞu koca dünyayı\nBütün çocukların \nBabası babam\n\nÇarpar yüreğim\nBütün göğüslerde\nEn uzak ülkenin\nKomşusuyum ben\n\nHaydi artık\nDoğsun güneş\nBatsın karanlık\nBütün çocukların\nKardeşiyim ben\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evrensel Manipülasyon!",
        "poet": "Teoman Özgün",
        "poem": "\n\nModern zamanlar boyunca,\nAvrupa düşüncesi kendini evrenselleştirerek,\nEvrenselliği dayatarak,İslam’ı, \nİslam düşüncesini,\nToplumlarını taşralaştırdı. \nModern Avrupa bunları yaparken, \nKuşkusuz sahip olduğu politik,\nEkonomik gücü kullanarak yaptı. \nİslam dünyası toplumları tarihten \nÇekildikleri için bu taşralaştırma, \nSüreçlerini gereği gibi sorgulayamadılar, \nSüreçlere meydan okuyamadılar, \nİtiraz edemediler. \nTaşralaştırılan düşünceler,\nKültürler,\nToplumun bilinci ciddi şekilde kontrol edildi, \nBaskılandı ve sömürgeleştirildi. \nSömürgeleştirmeyle birlikte \nİslami bütünlükler de parçalandı. \nBilincin,bütünlüğün parçalanmasıyla birlikte \nİslam’ın dünyevi sorumluluklar alması yerine, \nUhrevi sorumluluklar alması düşüncesi gündemde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evrim",
        "poet": "Dinmez Er",
        "poem": "\n\nÖnce renkler öldüler \nArdından mevsimler\nPastel renklere büründüler\nKırmızı karanfiller, güller\nMor ötesi lavantalar\nAh biçareler! \nO güzelim flora, yeşil orman\nYa fauna! \nMor siyaha, siyah griye\nKalan ne geriye? \nMasumiyet \nKirli beyaza\nSonunda olanlar oldu \nKırmızı kar yağdı\nÜlke al kana boyandı.\n\nDinmez ER Çeşme / 2013. 11 22 /\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evrim",
        "poet": "Ergin Erol",
        "poem": "\n\nBebektim ağladım\n.............Emzik verdiler\nÇocuktum oynadım\n................... Şeker verdiler\nGenç oldum düşündüm\n....................... Parmaklığı gösterdiler\n\n                              Ankara/1985\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evrim neyimize?",
        "poet": "Mehmet Halil",
        "poem": "\n\nDevlet, ‘adil paylaşmak’ içindi\nİnsanlar kırmasın diye birbirini\nAdalet az, insan da çoğaldı…\nBölünce tatmin etmeyecek kimseyi\nÖyleyse, ya nüfusu azaltmalı\nYa da hoca gibi\nadaleti göle çalmalı…\ntutmadı mayası bozuk! \nDevlet değiştirdi kılığı\nMüze olarak açıldı\nAdalet bakanlığı…\nİnsanlar paylaşıyor \nGeriye kalanı…\n\nZatı-ali’leri ishal olmuş\nRütbe döküyor habire\nGörev yeri doğuymuş\nTalip olanların rütbeye\nKış çok sert oluyormuş\nYakıp ısınsınlar diye…\nEvrim neyimize? \n\nSelam! İnsanlığa\nDevam! sosyal selesyona…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "A-evrim Teorisi!",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nEvrim Teorisi!\n\nAslım maymun, neslim maymun diyene\nHayvan oğlu hayvan desem kızar mı? !\nBizi taklit edip urba giyene\nBir kuyruğu var mı, varsa uzar mı?\n\nEvrime yeter mi zaman ya mehil\nVahşi maymun konuşur bak çok ehil\nİşkembeden atar durur bu cahil\nPeygamberi bir İngiliz yazar mı?\n\nHep saçmalar bitmez onun hatası\nKahrolası çamurlara batası!\nKazılarda bulunmuş mu atası\nKitabesi tarihten bir mezar mı?\n\nBilmiyor ki ne kader ne kazayı\nFitneleri dolduruyor uzayı \nKesip biçer çirkin diye azayı\nİnsan olan hilkatini bozar mı?\n\nİnsanlığa kesin savaş açmıştır\nHayvanlığı rızasıyla seçmiştir\nÇok alçalmış onları da geçmiştir\nİnsan olan sapıtarak azar mı?\n\nDer Mikdadi insanlıktan mı bezdi?\nDört ayaktı, nasıl dikilip gezdi?\nSahip çıkın, şu hayvanı kim çözdü?\nHayvan olan öyle gezer tozar mı?\n\nŞair Mikdat Bal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evsiz",
        "poet": "Ülker Karademir",
        "poem": "\n\nKuşlar gibi özgürsün \nHava, deniz, güneş, kum…\nAç ve evsiz özgürsün\n\nYetmez manzara sana\nRahatlatmaz gökyüzü\nEkmek kavgası derdin\nDüşünürsün mideni \nKazanacağın aşı \nDoyurmaz hava seni \n\nKuşlar gibi özgürsün \nYağar lapa lapa kar\nEvinde yok donarsın\nSevemezsin soğuğu \nIsıtmaz hava seni \n\nŞu denize bakarsın \nBakar bakar durursun \nDurdukça da düşersin \nKayar kayar gidersin \nSen yemişsin ayvayı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evrim Olmazmı Kurt",
        "poet": "Kamil At",
        "poem": "\n\nKöpek evrim geçiren kurttur\nDünya döndükçe değişir bu\nDili zehirli kafa kemikli carttır\nİnsan bunu çözdü, it bilemez.\n\nİnsanlar giydirir süsler ipekle\nYavaş yavaş kurtulur köpekle\nDünya öyle dönmüş az bekle\nBin yıllık iştir evrim it bulamaz.\n\nDünya döndükçe sırlarda olur\nİnsanı bilemez ki kırlarda olur\nBazen utanmaz barlarda olur\nMilyon sene evrim, it ulumaz.\n\nKamil sırt çevirsem ısırır köpek\nCesaret alır sinsice varır köpek\nSıkışınca korkak yalvarır köpek\nİnsanlık sebebi kurttan ölemez.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evsellik,Evlilik",
        "poet": "Hayrettin Taylan",
        "poem": "\n\nFelsefi  Tinler-11\n\nHegel:'Evlilik özsel olarak tekeşliliktir, çünkü bu ilişkiye giren ve kendini ona teslim eden dolaysızca dışlayıcı bireysellik olan kişiliktir; ilişkinin gerçekliği ve içtenliği (tözselliğin öznel biçimi)  böylelikle yalnızca bu kişiliğin karşılıklı ve bölünmemiş olarak teslim edilişinden doğar; kişilik başkasında kendi kendinin bilincinde olma hakkını ancak bu başkası da kişi olarak, e.d. atomik tekillik olarak bu özdeşlikte olduğu sürece kazanır.'\n- Evliliğin   tözsel  yönüne baktığımızda  özsel bir teslimiyetin  atlası  görünür. Bireyler  kendi   özel  yaşamlarını   daha yaşanır hale getirmek için   yaşam   haritasında  en  yeşil, en sulak, en  özel olan doğru kendi özlemlerinin  teslim bayrağını diker.  Özerk olarak yaşamaktansa  kendi devletini kurmak düşüdür evlilik.\n- İki  kişinin  kurduğu tek eşlilik  merkezine dayalı bu  devletin erkleri  kendi etik  düzleminde devam eder.\n\n- Bu törel belirlenim altında  tek eşlilik özsel istençlerin  merkezi sayılır. Aslında eşeysel   ilişkişini     tinsel   amaçların uğruna sunar.\n- Her şey tinsel  duyunçların dilinde  seslenir. Evlilik aslında sevgi üzerine bina edilir.\n- İki  kişinin birbirini sevmesi,  ya da birbirine seveceğine inanması,  ya da   iki  kişinin  sevme denemesinde  yaşamı birlikte sevmeyi  dengelemesidir.\n\n - Bedensel-duygusal,  tensel- hazsal, içsel, dışsal,annelik, babalık,  soy-sop,  gelecek  merceği  gibi  kavramların  sultası altında   bir  ruhun  çatısına  giren dünyayı  emzirme  güdüsüdür evlilik.\n\n'Sözleşme tüzel Kişiler arasında olur, Sevgililer arasında değil. Sözleşme bir Mülkiyet ilişkisidir. Sözleşmenin yanları iye oldukları Mülkiyetler üzerine bir özdeş istenç oluştururlar. Evliliği bir sözleşme olarak görmek onu Kişiler arasındaki bir Mülkiyet ilişkisi olarak görmek demektir ve Kant Evliliği böyle görür. '... Evlilik (matimonium) , e.d., ayrı eşeylerden iki Kişinin eşeysel özelliklerinin yaşam boyu karşılıklı iyeliği için birliği' Kant\n-İşte aslına  rucü eden  yaşam  boyu  birlikte  yaşama  uyumun temel dinamikleri vardır. \n\nYalnız  erotik sevgi ilişkisi üzerine bina etmek yanlıştır. Evet, evliliğin  en içsel merkezi  erotik sevgiler olsa da  sonra başka  renklerini  oluşturur. Sevgi yağmurundan sonra  gökkuşağı oluşur, renk renk   hayatlar sunar.\nEvliliğin  dinamiği  her  zaman  erotik sevginin sürekliliğinine can olur. \n - Hiçbir şey yolunda  gitmese de bu   erotik sevgi  kendi sürecini  sürdürür, dahası eşler    bazı şeyleri  yadsıyarak  bu   vazgeçilmez   hazları   doyurmakla   evsel bir    dem olur.\n- Bazı özgürlüklerin kapısı kapandığında   ortak dille, ortak özsellere oluşan  sevgiler  bir bağ oluşturur.  Aslında evlilik ortak bağların bağlamından oluşur.\n-  Sadakat sevginin önüne geçer. Güven aşkı da esir alır.  Ortak  bağların    çoğullanması, sonra aynı  duyguların   oğullanması  evsel bir   huzur  getirir.\n- Mutlu çift yokturi  mutlu olmayı bilen   çift vardır. Evlilik  tamamen   bilinç üstüne kurulu  sevi   yumağıdır.\n- \nBaşkalık kapısı açıldığında,başka kapılar açılır.  Oysa evin tek kapısı vardı en başta. Sevgi. Ya da sevmeyi sevmek.  Bu kapı  da hislere dayalı,akla dayalı. Sevgiyi kadın değil erkek   dengeler. Çünkü kadın özsel istençlerin  yumağıdır. İlgi, güven, sürpriz, şımartılmak,hediye, sahiplenme, basit ama  onure edici  şeyler gibi kendi dünyasını  kapsayacak şeyler bekler. Evlilik  erkeğin omzunda,erkeğin omzuda  kadının omzunda, kadının  omzuda   kaderin omzunda,  omuzları  tutanda  yüce sevgidir. \n\n-Kadına  düşen tinsel  istençlerini  dengelemektir.  İstençlerinin sonu olmayan kadın  bilinç dünyasını   geliştirmek zorundadır.\n\nTinsel dünyanın,  doğal dünya ile kesiştiği  istençlerin  duyunçların merkezine aktığı  bu özel sözleşmenin  psiko-sosyal bağında  bağıl olarak kalmak en mutlu olaydır. Ki bütün bireylerin  tek amacı  bu   özel  sözleşmeye adım atmaktır. Hayat bunun üstüne kurulmuş, süreç  kendi erinçlerini böyle   büyütmektedir.\n- Öncül olan bu  bağların  nefesinde  hep aynı nefesi solumaktır. Dünyada aynı nefesi  paylaştığın kaç insan vardır. Gece boyunca, aynı  yastıkta, aynı nefeste, aynı bedende çok özsel şeylerin yaşandığı  bu ikili   bağın kopuşlarından oluşuyor  hayat.\n-  Yaşamak sevmektir, sevmek   güzel bir evliliktir.  Meyvesi her şey, her duygu olan bu  bağların   güçlenerek, yenilenerek,  bilinçle    büyümesi  gerekir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evsiz Kelimeler (Öykü)",
        "poet": "Aydın Demirkan",
        "poem": "\n\nİncirler değmese de çiçek doluymuş ağaçlar. Kelebekler uçuyor, kuşlar ötüyor, ilkbahar tüm ihtişamıyla gösteriyormuş yüzünü. Geceler serin olsa da pek bir sıcakmış gündüzler. Kelimelerin içi içine sığmıyor, birbirlerine aşık olanlar ise el ele geziyorlarmış aşk diyarında. Bu diyar evleriymiş onların.\n\nFakat bir B varmış ki aralarında, aşk diyarına girmesi orada yaşaması yasakmış. Çünkü sevgilisi yokmuş B'nin, bu diyarda yalnızlar yaşayamazmış.\n\nB bir gün yalnızlar diyarında gezerken K'yi görmüş. Gözleri gök mavisi, saçları altın sarısı güzel mi güzel bir kızmış K; bir yürüse güller açarmış bastığı heryerde. B, boyuna posuna, yürüyüşüne endamına tutulmuş K'nin, aynı şekilde K'de hoşlanmış B'den. Arkadaş olmuşlar...\nZaman geçmiş iki kelime sevmişler birbirlerini ve sığmaz olmuşlr yalnızlar diyarına. İki sevgili Tutku ırmağının kıyısında otururken birgün, Aşk perisi çıkmış birden karşılarına.\n\n- B ve K, birlikte görüyorum sizi hep, yüzünüz gülüyor, söyleyin aşık mısınız birbirinize? \n\nAşk perisini görünce gözleri parlamış iki sevgilinin. Çünkü aşk perisini görmek, aşk diyarına girmek anlamına geliyormuş yalnızlar diyarında.\n\n- Evet aşığız, seviyoruz birbirimizi, diye cevap vermiş her ikiside.\n\n- O halde ispatlamanız gerekiyor aşkınızı, bunun için de gurbet diyarında yaşayacaksınız bir süre...\n\nİki kelime bihabermiş böyle bir sınavdan. Fakat sevdikleri ve birbirlerinden ayrılmak istemedikleri için kabul etmişler aşk perisinin bu teklifini.\n\nGünler günleri kovalamış gurbet diyarında, su gibi akıp geçmiş zaman.\nGel zaman git zaman K'nin sevgisi azalmış B'ye karşı. Trtışmalar başlamış günün birinde ve daha az görüşür olmuşlar. Günün birinde hiç görüşmemeye kadar varmış işin sonu.\n\nGurbet diyarında tek başına yaşamak istemeyen B yalnızlar diyarına dönmeye karar vermiş sonunda. Bir ev yaptırıp orada, tüm yalnızları birleştirmekmiş amacı. Bundan böyle hiç bir kelime yalnız yaşasın istemiyormuş.\nHemen başlamış ustalar çalışmaya ve kısa bir sürede yapmışlar evi. Fakat öyle muhteşem, öyle büyükmüş ki bu ev, binlerce kişi yaşayabilirmiş içinde...\nNihayetinde ev bitince haber salmış diyarın dört bir yanına B, 'tüm yalnızlar toplansın' diye. Günü saati gelince diyar meydanına toplanmış yalnız ve evsiz kelimeler. Herkesin kendisini rahatlıkla görebileceği bir yere çıkıp konuşmaya başlamış B,\n\n- Biz ki dostlar, ağaç kovuklarında, kaya diplerinde yalnızlıklarımızla yaşayan kelimeleriz. Dertlerimiz tasalarımız, sevinçlerimiz üzüntülerimiz hep içimizde. Bundan böyle gelin bir olalım, yaptrdığım evde birlikte yaşayalım...\n\nŞaşırmış herkes. 'Nasıl olabilir böyle birşey? ' diye konuşuyorlarmış kendi aralarında. Kelimelerden biri dayanamamış sonunda,\n\n- Ey B, burası yalnızlar diyarı; biz kelimeler burada yalnız yaşamak zorundayız, bu bizim kaderimiz. Nasıl olur da birlikte, üstelik aynı evde yaşarız? \n\n- Yalnızlık senin, benim, hepimizin içinde. Dostlarım! \nBirlikte yaşarsak yalnız olmayız... Yalnız olmamak dertleri, sıkıntıları,üzüntüleri, kederleri, neşeleri, mutlulukları paylaşmak demektir. Gelin paylaşalım herşeyi, gelin paylaşalım hep birlikte...\n\nB'nin söyledikleri aklına yatmış tüm kelimelerin ve kabul etmişler bu teklifi. O gün bugündür hep birlikte yaşamaktan mutluymuş kelimeler ve evsiz değilmiş artık hiçbiri...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evsizlik Çilemiz Bitsin! ..(05 Ekim; Dünya Konut Günü)",
        "poet": "Naim Yalnız",
        "poem": "\n\nDiliyorum; \nKendi mülkümüz bir evimiz olsun.\n\nNe ev eşyalarımız\nEvden eve,\nSemtten semte,\nKamyonla taşınırken örselensin; \n\nNe ev sahiplerimiz,\nAy başlarında kira; \nYılbaşlarında zam istesin.\n\nVe ne de yeni komşular,\nİğreti gözlerle bakarak:\n'Kiracı mı geldiniz? ' desin.\n\nRabbim; \nDar gelirli olan bize de,\nTOKİ'den,\nTaksidini gücümüzce ödeyebileceğimiz\nKuradan bir ev nasip etsin.\nArtık; \nEvsizlik çilemiz de böylece bitsin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evsizlik...",
        "poet": "Ulvi Ziya",
        "poem": "\n\nAcabâ kaç kul çıkar şu yoksul memlekette\nDoğumdan ölüme dek kirâcı kalmış kişi...\nDâimâ birine esir benzeri sûrette\nYaşayıp da,zamlarla yaralar almış kişi? ...\n\nKânunlar vız gelir eve mâlik olanlara\nKirâyı artırır,düşünmezler kirâcıyı\nNe olursa olsun belâsını bulanlara; \nÇeksin yuvasız kuşlar,her sancıyı,acıyı...\n\nArayan soran yoktur,serbesttir ev mâliki...\nKeyfî zamlar yapar da vergisini ödemez...\nKirâcıyı korkutan bir sestir ev mâliki\nKirâcı mahkûm,gidemez; îtiraz edemez...\n\nBâzen gaddar mâlike kinli kirâcı düşer\nKaderin cilvesidir,paylaşırlar kozları...\nHarâbeye döner ev; kirâcı deler,eşer\nBiriktirir o yerde,çörü çöpü,tozları...\n\nVah o ev mâlikine; kirâcı nâmert ola...\nGaddar kirâcı,uysal sâhibin karşısında\nNormal ücreti bile ödemeyen fert ola...\nParayı yiye içe kalleşler çarşısında...\n\nKirâcı muhâcirdir; yarı açtır,muhtaçtır\nYetersizdir geliri,belki kışın üşüyor...\nEvi mekân sanmayın sanki başlarda tâçtır\nHer kimin evi yoksa; o,gözlerden düşüyor...\n\nHangi yiğit çözerse evsizlik sorununu\nOlur en büyük insan,târihe geçer adı...\nAydınlatır toplumun gününü,yarınını\nBil o şahsı,bu yurdun en hayırlı evlâdı...\nBu çileli milletin; evdir,büyük murâdı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evvel ahir dünya Türklerin olacak",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nBir gün mutlaka Turan kurulacak,\nEvvel ahir dünya Türk'ün olacak.\nElbetteki hedefe varılacak,\nEvvel ahir dünya Türk'ün olacak.\n\nTürkler elinde bayrakla koşacak,\nÖnünde olan engeli aşacak.\nBir gün dünya Türkleri birleşecek,\nEvvel ahir dünya Türk'ün olacak.\n\nTuran olunca düşmanlar napacak? \nİşte o zaman kıyamet kopacak.\nCümle Türkler güç birliği yapacak,\nEvvel ahir dünya Türk'ün olacak.\n\nElbette olacak yazdıysa kader,\nO zaman Türkte olmayacak keder.\nAdriyatikten Çin Seddine kadar,\nEvvel ahir dünya Türk'ün olacak.\n\nYusuf biz mücadele ediyoruz,\nTuran için çaba sarfediyoruz.\nAdım adım Turan'a gidiyoruz,\nEvvel ahir dünya Türk'ün olacak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evvel Allah, Ahir Allah",
        "poet": "Karacaoğlan",
        "poem": "\n\nEvvel Allah, ahir Allah\nAndan ulu gelmemiştir\nHak Muhammed'den sevgili\nHakk'ın kulu gelmemiştir\n\nSah-ı merdan idi adı\nCömert sofrasın kim kodu\nAli'ye aslanım dedi\nUyruk Ali gelmemiştir\n\nPir olmayan aşka gelmez\nKoç olmayan kurban olmaz\nEcel gelse derman olmaz\nHakk'tan rıza gelmemistir\n\nOd düştüğü yeri yakar\nDeğme dalda gül mü biter\nKo dört dilin, çok kuş öter\nBülbül ünü gelmemistir\n\nKarac'oglan Hakk'a yalvar\nVerdiğine günah ol dar\nSol alemde eksiksiz yar\nKimse bulup gelmemistir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evvel Zaman İçinde",
        "poet": "Oktay Rifat",
        "poem": "\n\nher ağacın arkasından karşıma siz çıktınız\nöylesine çoktunuz ki bunaldım yalnızlıktan\nrüzgarınız esiyordu dağ taş deli gibi\nsavru....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evvel Bahar Yaz Ayları Çatıldı",
        "poet": "Karacaoğlan",
        "poem": "\n\nEvvel bahar yaz ayları çatıldı\nParalandı bulut göğe atıldı\nAkan sular kar buz oldu tutuldu\nDalgalanıp göller ağlamasın mı\n\nYaz gelir de yazı yaban yurt olur\nHer yerde bir alıcı kurt olur\nOn beşinde kızlar gonca gül olur\nVakit geçen güller ağlamasın mı\n\nHey der Karac'oğlan bahar erişti\nMeyvasın dermeden gazelin düştü\nYüklendi barhanam kervanım göçtü\nTozu kalkan yollar ağlamasın mı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evveli Hüsran",
        "poet": "Refik Şenol Çetin",
        "poem": "\n\nÖyle derin bir hüzün ki yaşadığım \nİçime vuruyor gölgesi saçlarının \nDüş kuruyorum çocuklar gibi \nBüyümeyen adamlar olur bazı \nBen onlardanım işte,\nAma oyunlarına almıyorlar beni \nSırf yeterince acım yok diye \n\nGüz bile çekti gitti \nYaz bile geldi kollarımıza \nSarıldık hasret giderdik \nBitip bitip başlayan \nDönüp dönüp çalınan \nVe efkarın yanına en yakışan meze gibi \nÖptüm dudaklarından \nÖptüm kim olduğunu bilerek \nVe isteyerek öptüm inan \nSanki hiç öpülmemişim \nSanki hiç kimse dokunmamış saçlarıma \nEvveli hüsran içinde \n\nÖyle derin bir hüzün var ki içimde \nİçime vuruyor gölgesi ellerinin \nTutuyorum yoklar \nParmakların yüzümde dolanıyor oysa \nSakallarımda parmak izin \nAma gözlerine almıyorsun beni \nSırf gereğinden fazla acım var diye \n\nÖyle derin bir hüzün var ki içimde \nİçime vuruyor gölgesi şairliğimin \nVe sanki ilk kez farkındayım sensizliğin \nEvveli hüsran içinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evvel Zaman",
        "poet": "Cahit Külebi",
        "poem": "\n\nAsardın okulu her sabah\nSen de aşıktın bir zamanlar,\nGeceleri sokak sokak gezerdin\nEllerin ceplerinde, yıldızları sayarak.....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evvelim Ahirim",
        "poet": "Ömer Sevim",
        "poem": "\n\ngünaydın tan vaktindeki ışığım\nSüreyya yıldızım\nGünaydın demli çayım\nEkmek arası peynirim\nGünaydın Sultan Ahmet'te ezan sesim\nAyasofya'da hüznüm\nGünaydın kubbe-i aşkta kahvem\nSeyrine doyamadığım Haliç'im\nGünaydın Okyanustu üşüyen yüreğim\nAyağıma dolanan kedim\nGünaydın Balatta sigaram\nNev-i de utangaçlığım\nGünaydın Edirne kapıya çıkan yolum\nEdirne kapıda suskun cığlığım\nGünaydın çığırtkan martı kanadım\nİstanbul semalarında dolanan adım\nGünaydın tophaneden yükselen nargile kokum\nCiğerlerime sen diye çektiğim dumanım\nGünaydın Galata'dan seslendiğim\nEminönü'nü adıyla titrettiğim\nGünaydın Eyyup'te Ellerimi açtığım\nyüreğine sevgimi yolladığım\nGünaydın Piere lotide gözlerine daldığım\nSevdayı muhabbeti gözlerinde gördüğüm\nGünaydın Evvelim\nAhirim\nGünaydın dünüm bu günüm\nYarınım\nGünaydın gülüm çiçeğim\nKaranfilim\nGünaydın Nefesim hevesim\nUmdum\nGünaydın günaydını anlamlı kılan Kadın\nKadınım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evveli Rahmet",
        "poet": "Salih Yıldız",
        "poem": "\n\nİlk on günde Rahmet bu ay, ikinci on da Mağfiret,\nÜçüncü on Cehennemden azat! Çok büyük maharet! \n\nRahmet bulutları gökten, damla-damla yağmur döker; \nHer bir damla birleşerek, bağa şefkatiyle çöker.\n\nBillur gibi akan dere, yıka gönlümdeki pası; \nBir değil binlerce kere, dolsun senden Rahmet tası.\n\nBirkaç dere birleşerek, olur kocaman bir nehir; \nNehre inip su dermeyen, arar döne-döne bahir.\n\nVe nehirler umman olur, kocaman pazar kurulur; \nBu pazarı göremeyen, bahçe bağ arar yorulur.\n\nDamla, günler ve saatler; dere, nehir üç on elbet; \nUmman, bir ay; pazar bayram, agâh rahat ilelebet.\n\nVerimli, has, güzel toprak, damlayı da ziyan etmez; \nHazmeder ve yeşillenir, gonca, güle hasret gitmez…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evvelsabahaha",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nEvvel sabahki yerinde durmuyor gün\nDolaniyor akrebin koynunda bal süzen baglari seyran ediyor devran\nCicek cagla bahce bostan\nSafagin söküldügü sisli perdelerden tadi damaginda kalan sofralar kurarak\nGeciyor gölgeler arasinda yagmur yel yazi ve yaban\nEskiyor iklimin ömrü agustos temmuz bahar…\nYazi güze yoran\nTaaa ki uzak ufuklarin günasirisina usuul usul kalkip giderek\nKonar göcer  elvedalarla yarinki dünden\nÖmrü misafir yelkovan\n\nSeyfi Karaca……Temmuz / 15\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Evvel Aşk",
        "poet": "Zafer Zengin Etnika",
        "poem": "\n\nKanatma içimi\ngülen yüzünün\nIhlamur yangınlarıyla\nEvvel aşk\nEvvel aşk\n\nSöyleme sancını yüreğe\nBilmesin kimse\nÇürümesin gölge\nEvvel aşk\nEvvel aşk\n\nKorkutma ayrılığı\nSakla yüzüne\nGülümse\nEvvel aşk\nEvvel aşk\n\nSelam de karşındakine\nBak gözlerinin içine\nBu benim de\nEvvel aşk\nEvvel aşk\n\nKin gütme mecburiyete\nAnla halini dinle\nBir öpeyim öl de\nEvvel aşk\nEvvel aşk\n\nSaklan derin gövdesine\nBenimsin benimsin de\nİsmini söyle\nEvvel aşk\nEvvel aşk\n\nKadınsın\nEvvel aşk\nSonra kadın\nSonra aşk\nSonra kadın\nEvvel aşk\nSonra sevda\nSonra kadın\nSonra aşk\n\n10 Nisan 2004  ' İçimin Kitabı '\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ew Xezal E",
        "poet": "Uygar Yeni",
        "poem": "\n\nŞev e şilehiyek a qilêr e navsînga şevê de\nAwazên heviyê ku afirandina tirsê ye.\nEwr nêzîkî erdê \nÛ birûsk lê dixe li dilê min\n\nŞivanekî şilbûyî ya dilê min\nDi nav çiyayekî ser bilind û serxwe de\nNotla tîrêjên tavê yên nû\nBihêle bila evîn têkeve dilê min\n\nDengekî bêhempa û qirêj\nKu te bihîst wî dengî\nPerçe perçe bûbû dilê te\nDest piyên te û laşê te tim belaw bû ye\n\nDilê min dîsa bû eşqiyayekî bê xwedî\nHey Xwedê ma ev çima û dîsa\nDilê min perçe perçe li ber çavên te\nWekî berê wekî doh û pêr\n\nWekî li Dersîmê wekî li Zîlanê\nWekî li Agiriyê Wekî li Qoçgiriyê\nHey Xwedê ev dê kengê bisekine\nZarokekî 13 salî laşê wîê13 perçe\n\nGulebaranek çêkirin li ser zarokekî 13 salî\nHey Xwedê ma ev çi hal e û edelet e\nTe kir dilê Kurdan eşqiya te kir hey Xwedê\nEdê bila yar bin kesên ku tên ba dilê Xezalê\n\nLi ser dilê Xezalê di bin siya çar daran\nLaşê wê çel perçe dilê Kurdan bê deng e\nBê xwedî û bê yar e\nJiyanekî 13 salî û bi dawîbûna neyarî\n\nXezal e lê 13 salî\nDelal e lê 13 salî\nDijmin li paş daran de \nBombe kirin di nav pezan de\n\nDengê ku te bihîst\nEw ji destên neyaran de\nDilê te kirin perçe perçe\nRihê me pûç e li ser kuçe\n\nÊdî bila dawî be\nBila Xezal yê dawîn be\nÊdî Kengê bidî sekinandin\nHey xwediyo ew Xezal e\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ewren   Çav  Hesir",
        "poet": "Dinçer Çankaya",
        "poem": "\n\nEWRÊN    ÇAV  HÊSIR\nBazara  diln  tevliheve\nYekîra  éş   é  dinra  şahî\nÛ   coşî\nBirîne   xem firoşe  jîyan\nTinabûna  demén  aramîyé ye\n\nÎske   iske   mal  wéranî ye\nEşqa  evîndaran\nBé  bave  cegera  xvinda mayî\nÛ   sewî ye  welat…..\n\nEwrén  çav  hésirin  dilé  bé  yar\nMirineke  bé  nav\nAxek bé gul   şilîyek  bé ave\nHezkirin……..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ew çı derdı...........Bu ne Derttir",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nVez bandıkım, kırrıkamın kelışi,...........Çağırmaktan, boğazım yarıldı,\nDıkeherım, kezebamın helısi,...............Üzülmekten ciğerlerim ezildi,\nMıra dıbên, derdı te bı dermanı,...........Bana derdinin dermanı yok diyorlar,\nDıla düjmün, veka cemed kerısi,.........Düşmanların yürekleri buz gibi soğudu,\n\nKes jı mıra, nabı çıyê derdımın,............Kimse bana derdimi söylemiyor,\nVeka ara, dışevıti dılımın,......................Ateş gibi yüreğim yanıyor,\nEw çı derde, hatıye ser serımın,...........Bu ne derttir başıma gelen,\nHekim dıbê, hındık mayı ömrımın,........Dokltor ömrün az kaldı diyor.\n\nEz zanım kı, mırın emra xedıye,...........Biliyorum ki ölüm Allahın emri,\nHele bıjın, ew gırinave çiye,..................Hele söyleyin bu ağlamaklar niye,\nGotınamın, belı jı vera heye..................Size elbet söyleyeceğim vardır,\nHun bızanın, xedı heye, gem tüneye....Siz bilin Allah vardır, gam üzüntü yoktur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ew çı barane,................Bu ne yağmurdur",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nEw çı barane ew çı berfe, dıbarı ser serı te,................Bu ne yağmurdur, ne kardır, üzerine yağmakta,\nÇawımın wekıriye delalamın, ez nabinim bejna te,.....Gözlerim açık olduğu halde boyunu göremiyorum,\nAgır ketiye ser dılımın, vez şevıtime ber çawı te,.........Yüreğime ateş düşmüş, gözlerin yaktı beni,\n\nNabı nabı bı te nabı, baxtımınu reş bı te nabı,..............Olmuyor sensiz olmuyor, kara bahtım sensiz olmuyor,\nGelo rabı gelo rabı, düxazım te bıbinım rabı,...............Kalk artık kalk, seni görmek istiyorum kalk artık,\n\nGrinamın grinamın, bona teyı ev grinamın,...................Ağlamam, ağlamam senin içindir ağlamam,\nBrinamın brinamın, pır kur buye ev brinamın,..............Yaralarım yaralarım, derinleşmiş yaralarım,\nDermanamın dermanamın, tu dermana ser külamın,..Dermanım, dermanım, sensin yaralarıma  derman,\n\nNabı nabı bı te nabı, baxtımınu reş bı te nabı,..............Olmuyor sensiz olmuyor, kara bahtım sensiz olmuyor,\nGelo rabı gelo rabı, düxazım te bıbinım rabı,...............Kalk artık kalk, seni görmek istiyorum kalk artık,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ew Dünyayı,...Bu Dünyada",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nEw dünyayı, ew dünyayı,........................Bu dünyada, bu dünyada,\nDünya lı serı çiyayı,.................................Dünya dağın üzerinde,\nLı naw wi dünyayı meda,.......................Dünyanın içindekiler,\nİnsan,hayvanü giyayı,.............................İnsan, hayvan bitki vardır.\n\nDünya dünya tü derevi...........................Dünya dünya sen yalansın,\nTuyu xan ez bume revi...........................Sen hansın ben yolcuyum,\n\nEw dünyayı, ew dünyayı,,........................Bu dünyada, bu dünyada,\nZozan lı berı çiyayı,..................................Yayla dağın önündedir,\nLı ser çiyayı berbıjır,.................................Dağdan aşağıya doğru,\nJımera ba çıma nayı,...............................Bize rüzgar niçin gelmiyor,\n\nDünya dünya tü derevi...........................Dünya dünya sen yalansın,\nTuyu xan ez bume revi...........................Sen hansın ben yolcuyum,\n\nEw dünyayı, ew dünyayı,,........................Bu dünyada, bu dünyada,\nDıbın dünya lı ser ba'yı,............................Dünya rüzgar üstündedir,\nNızanım ez ki pırs bıkım,.........................Kime soracağımı bilmiyorum,\nMıra bıje dayı dayı,...................................Söyler misin annem annem.\n\nDünya dünya tü derevi...........................Dünya dünya sen yalansın,\nTuyu xan ez bume revi...........................Sen hansın ben yolcuyum,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey ...!",
        "poet": "İsmet Bulan",
        "poem": "\n\n..! \n\nEy  yağmuru müjdeleyen şimşek\nEy  sevgiyi  haber veren yürek\nEy  meyve'ye  namzet  çiçek\nDünyanızda  dikenler  yeşermesin\n\nEy  alın terinden  süzülen kazanç\nEy  yüreklerde ki gerçek  inanç\nEy  güzele  götüren sevinç\nDünyanızda  mantarlar  yeşermesin\n\n                        İsmet Bulan\n                        15,12,2005\n                          Malatya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Adalet",
        "poet": "Mehmet Yaş",
        "poem": "\n\nDili olun Münevver’in,\nBu olayın izi derin; \nŞu katili ele verin! \nNeredesin ey adalet? \nBir an önce tecelli et! \n\nAilesi kan ağlıyor,\nDuyanlar kara bağlıyor,\nDramı yürek dağlıyor! \nNeredesin ey adalet? \nBir an önce tecelli et! \n\nTanıklarda yok mu vicdan,\nBiri çıksın aranızdan..\nYol mu kesti şişkin cüzdan? \nNeredesin ey adalet? \nBir an önce tecelli et! \n\nCesur bir adım atılsın,\nDelile, delil katılsın! \nBilinenler anlatılsın, \nNeredesin ey adalet? \nBir an önce tecelli et! \n\nKaçıp durma köşe, köşe,\nİhbar et 155’e,\nSu serpelim bu ateşe,\nNeredesin ey adalet? \nBir an önce tecelli et! \n\nHayvan değil insandı O! \nTestereyle doğrandı O! \nAcılarla kıvrandı O! \nNeredesin ey adalet? \nBir an önce tecelli et! \n\nOlan varsa suça alet,\nHakka etsin de delalet,\nAydınlansın bu rezalet,\nNeredesin ey adalet? \nBir an önce tecelli et! \n\nKafaları çok yoruyor,\nAkılları durduruyor,\nBu katili kim koruyor? \nNeredesin ey adalet? \nBir an önce tecelli et! \n\nTehditlerden, yılmamalı; \nSuç, cezasız kalmamalı; \nİnsanlık bu olmamalı! \nNeredesin ey adalet? \nBir an önce tecelli et! \n\nYAŞ’ım der ki; evvel ALLAH, \nSonra Celalettin CERRAH; \nYerde kalmaz böyle bir ah! \nNeredesin ey! Adalet? \nGeç de olsa tecelli et! \n\n              02.04.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Afrika Afrika",
        "poet": "Ahmet Atik",
        "poem": "\n\nSen ve ben\nBir çanakda çorbayız\nSen bir kaşık\nBen bir kaşık\nBen aşkı ararım çorbada kaşık kaşık\nSen seni ararsın bir bulunmaz bulaşık\nGene de bir bulaşıkta buluştuk\nSen bir kaşık\nBen bir kaşık\nBir gün geldi imam dedi seni hatırladık\n\nEy Afrika Afrika\nSen ve ben\nBir kucakta torbayız\nÇinik çinik\nSen bir çinik\nBen bir çinik\nBu çölde çok kurudun sen yanık yanık\nSen bir kara\nBen bir kara\nSen yurdunda kurak kurak\nBen duygumda kurak kurak\n\nEy Afrika Afrika\nSen ve ben\nBir kaderde yazgıyız\nSen bir nasib\nBen bir nasib\nSen yoklukta yok olma\nBen varlıkta yok olma\nBu demde çok zahmetli olsan da\nSeni anca hatırlattılar duymayan kalbime\nAh şu kalbim ah\nNe menem işleri duyar da seni senin acının göklere Çıkan sesini duymaz\nDaha önce neleri sana tercih etmişim ben kimbilir aymaz\nGözyaşım akmaz mı senin için\nKalbim ağrımaz mı acına\nYetmez\nİşte bir fırsat yarana merhem için\nAçlığına da\nBiraz biraz biraz\nTembelin işi yarın biraz\nBelki çok, az çok az\nEllerim sana bu yaz\nCeplerim sana biraz\nHepimiz ayaktayız bu yaz\nYaz, yaz, 5 de benden yaz\nBu bir öğrenci piyaz\nBu kadar bu kadar daha yaz\nNasılsa oruçtum bu yaz\nBir tabağımı seninle yaz\nBiraz da gönül yaz\nBirlikte gül-i naz\n\nŞimdi 1’im 5 oldu\nHaydi uç biraz\nSevgimle birlikte kabul et biraz\nTekrar bakarım ceplerime ne naz\nDelinmiş cepken ne yumurtlarsa bu yaz\nİşte insan ve insanlık şarkısı bu saz\nEy kul ahmed sanatın yerini bulsun\nSen bir insan iken sanatın gül-i naz\nSen bir hayvan iken duymadın davul saz\nİşte duy biraz\nDuydukça insan ol biraz\n\n\nAfrika sen de gül biraz\nBiliyorum gülşen değil çöllerin\nSana sana gülmedi onca zaman\nSenin kavgan bitmez bir yılgınlık\nYanında olmayacak asla kalıcı bir dostluk\nElle gelen öğün olmaz\nO da vaktinde bulunmaz\nHa bir var ha bir yok sofrası hep kurulacak\nSenin için bir kader çizgisi hep olacak\nÇekilesi çekilesi\nLevhinde yazılmış olmalı\nSana biraz ağıttan yana\nBana biraz seyirden yana\nSenin şükründeki kolaylığın adı\nBende kırk bin tokattan yana\n\nEy Afrika Afrika\nSen bir ölüm\nBen bir ölüm\nSen cesette\nBen manada ölüyordum\nBir gün gelir\nAzlar azar azar çok biraz\nSenin derdine çare olmaz biraz\nYetmez bilirim sana az\nSen çok kabul et biraz\n\nEy Afrika Afrika\nSen ve ben\nYanyanayız senin çöllerinde\nSen bir serap\nBen bir serap\nSen bir kervan serabı düşlersin aç bi ilaç\nBen israfımla mutluluk ararım kucak kucak\nSen  önünde aradın umduğunu\nBen ardımda bıraktım yemediğimi\nSonsuz iştahın kapadığı gözlerim\nZevkimle perçinlenen düşlerim vardı\nYa sen\nİsyanın bile yoktu çaresizliğine\nBiraz bağırsaydın senin de varlığını anlardım belki\nSenin kanını emenler bugün yoklar\nVampir kılıklı batılılar soyguncular emiciler\nArtık islam müslim müslüman her ne varsa bir Allah’a tapan\n\nBizim imamla ayakta senin için bugün\nHaydi tut elimi Afrika biraz\nPamuk eller cebe\n5 kuruş 5 lira 5 milyona\nOturup masamda benden de bir kaç damla\nHer gün bu ağıtla\nGel git, aç tok, gül ağla\nNasıl bir düzen ki hep uçlarla\nEy Merkez Efendi, Merkez Efendi\nNe olur aynısını ben de demeseydin de\nBiraz zulme tokat\nToklara biraz açlık deseydin ya\nDoğrusu oruç müslümandı ya\nSen de oruç kal şarkısı yüreğine işlemiyor mu hala\n\nEy İman\nSensin beni duyarlı hassas kılan\nDin merhametti aslında bilen\nDemek ki kamil iman\nBeni sana salan\nİmam demezse vermez cemaat kalan\nSen hem ver hem ağla\nHem yaz yüreğine verilen manayı\nBir ince merhamet sözüne çevir semayı\nDamla damla merhamet yağsın çöllere\nKurak toprakta bile merhamet biter\nSen ol onun rahmeti bereketi\nVesile olanlar da haketsin üç beş huri\nKalbur dolusu sadakanın aynısı\n\n\nEy ahi ahmed hakikatli kulsun\nGayen halis ise yerini bulsun\nMerhametli kullar vesile olsun\nEy Afrika seninle insan olduk\n\nEy İmam-ı Tayyip ne gözel ettin\nBağırıp çığırıp cümleyi kattın\nİmam-ı Görmez’e hutbeyi saldın\nDinler bu imamı milleti gördük\n\nEy Afrika biliyorum yetmez bu\nAzımızı çok kabul et artan bu\nKaderine bırakamam olmaz bu\nDinler bir imamı ümmeti gördük\n\n\nEy yediğinden kesen koç yiğitler\nYemediğinden veren şöyle dursun\nHey dediğinden dönmez er yiğitler\nDinler bir rahmanı kulları gördük\n\nBağı bostanı gülşendi bozduğum\nBir merhamet şarkısı bu çaldığım\nİnsan olmak bununla yazdığım\nDinler bir yürekli Tayyibi gördük\n\nSelam ile selam ile Tayyip bey\nSelam saldım bunlar ile Tayyip bey\nCümle kullar hayra vardı Tayyip bey\nDinler bir ahmed-i fakiri gördük\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Adalet Adalet Kalalım ilelebet",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nBen düştüm akıntıya\nÇıkamadım çatıya\nGel gidelim sevdiğim\nSenin ile Batıya\nEy Adalet Adalet\nKalalım ilelebet\nCanın isteği akmak\nSana  güzelce bakmak\nYanında durduğunda\nHemen türküler yakmak\nEy Adalet Adalet\nKalalım ilelebet\nAkmeşe karameşe\nSaat geliyor beşe\nTemel sağlam olmalı\nKat çimento kirişe\nEy Adalet Adalet\nKalalım ilelebet\nAkraba olalım mı\nBirlikte kalalım mı\nYetişecek olana\nBir haber salalım mı\nEy Adalet Adalet\nKalalım ilelebet\nAksamasın işimiz\nSağlam olsun dişimiz\nYükseklere çıkmalı\nEğilmesin başımız\nEy Adalet Adalet\nKalalım ilelebet\nAkşamın ışıkları\nSaklıyor âşıkları\nOynamak istiyorum\nTıngırdat kaşıkları\nEy Adalet Adalet\nKalalım ilelebet\nAktepe karatepe\nKar yağar sere serpe\nHerkes zıplasın coşsun\nUn sermeyin o ipe\nEy Adalet Adalet\nKalalım ilelebet\nAk yaka kara yaka\nKirlendi bütün yaka\nSevgililer geliyor\nIşığı yaka yaka\nEy Adalet Adalet\nKalalım ilelebet\nAkyel çıktı yol tozar\nGezerim azar azar\nHavamız berrak olsun\nGüzel durumu sezer\nEy Adalet Adalet\nKalalım ilelebet\nSularda alabalık\nGezerim alık alık\nHasan el kaldırıyor\nBizi kurtarsın Halik\nEy Adalet Adalet\nKalalım ilelebet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EY Adem oğlu..",
        "poet": "Selami Tıraşlar",
        "poem": "\n\nİlk Adem'i kandırdı  kafir kör şeytan\nSonra Havva'yı bulup  çıkardı baştan\nİkiside elmayı aldı ağaçtan,\nİbret alın bunlardan ey Adem oğlu.\n\nOnlar peygamber idi bizlerse fani\nHergün haram yiyorsan imanın hani \nHayvan bile öldürsen olursun cani\nUzak durma canlardan ey Adem oğlu.\n\nHaram ile geçinir bulmuş yolunu \nDedesi yerse bile çeker torunu\nBelki yaşıyor ama bitmez sorunu\nDers çıkartın onlardan ey Adem oğlu.\n\n         Elazığlı- Selami Tıraşlar\n           8. 8.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Ağaç",
        "poet": "Mehmet Demirkapı",
        "poem": "\n\nEy ağaç! \nKüçücüktün.\nŞimdi büyüdün.\nBeş katlı apartmanla yarışa girdin…\nSen kazandın! \n\nŞimdi ben; \nBeşinci katın balkonunda, sana bakarken\nSen büyüdün.\nNe için ha,\nNe için! \n\nBetonların arasında,\nHer şeye inat! \nYeşilini göstermek için mi? \nHer şeye inat! \n\nEy ağaç! \nKüçücüktün.\nKaç kere budadık seni? \nHatta bir keresinde,\nKöklerinden kestik kollarını…\nSen her şeye inat büyüdün…\nAl sana yeşil der gibi,\nGözlerimize sokar gibi,\nDimdik haykırıyorsun…\n\nEy ağaç! \nSeni büyüten kim? \nSana bakan kim? \nYaz geldi, kış geldi…\nBiz kâh yandık, kavrulduk! \nKâh üşüdük, donduk! \nSen kavrulmadın mı? \nSen donmadın mı? \nKim baktı sana? \nKim büyüttü seni? \n\nEy ağaç! \nGölge ettin,\nRüzgâr ettin, serinlettin.\nYetmedi,\nKargalara yuva oldun…\n\nEy ağaç! \nGüzel ağaç,\nEvime komşu olan ağaç! \nGece ay ışığında,\nBana gölge olan ağaç! \n\nSeni bana yakın kılan nedir? \nBeni sana yakın kılan? \nKöklerinden dallarına,\nHer şeye inat var olan,\nEy ağaç! \n\nİzmir 21.06.2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Ahali Ey Millet",
        "poet": "Hayrettin Keren",
        "poem": "\n\nEy ahali, Ey millet\nHele bi' tık durunuz\nNedir bu koşuşturma\nKendinize sorunuz\n\nBir ev aldık taksitle\nYanında bir de araba\nBu ikisi yüzünden\nOlduk valla maraba\n\nTaksitler bittiğinde \nYaşınız kaç oluyor\nKalanını bilmem de\nSaça beyaz doluyor\n\nTaksitleri öderken\nAz kaldı falan derken\nGençlik gitti gidiyor\nTatil özlemi sürerken\n\nBak bu günden tezi yok\nHesapları çıkarın\nYitip giden günlerin\nArtık farkına varın\n\nTatil için denize\nGerek yok gitmenize\nBulun sakince bir yer\nBakın ülen keyfinize\n\nDağlara çıkarsanız\nAvaz avaz bağırın\nFazladan yeriniz varsa\nGelirim beni de çağırın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Alamancı!",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nEy gurbet diyârlardaki Alamancı! \nSen oldun misafir, el oldu hancı\nOnların gözünde sen bir yabancı\nVatan hasreti yüreğinde bir sancı\nNe zaman biter bilinmez bu acı\n\nGurbet elde toprak kokar acı acı\nYaban ellerde herşey sana yalancı\nMemleketin havası, suyu derdin ilacı\nVatanın her bir karışı başının som tâcı\nSılaya kavuşmak gönlünün tek ihtiyâcı\n\nBinlerce kilometre ötede ana, yâr, bacı\nOnlardır her dâim senin için duacı\nBir gün sana kavuşmaktır amacı\nGurbet davalı, sense bir davacı\nNe zaman biter bilinmez bu acı\n\n  (30 Kasım 2006/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Ey Akdeniz",
        "poet": "Yılmaz Tosun",
        "poem": "\n\nEY AKDENİZ\n\ney akdeniz,hırçın,deli,ucu bucağı belirsiz ey en deli deniz,\nsana bir şişe içinde benim için çok değerli bir not gönderiyorum.\ney akdeniz eyy en güzel sahile sahip mavilik,\ney en güzel sevdalara sahip derya,\nüzerindeki yakamozlardan saçına yıldız yapmış deniz,\nhırçın dalgalarının,sahile her vuruşunda beni benden alan,\nen mavi deniz.\nbugün senin yüreğinin orta yerine,benim için yaşam demek olan,\nsevdamı yüklüyorum,iyi bak ona,onun gözlerine benden daha çok sahip olan,\nyağmur olupta saçlarına yağan eyy akdeniz,\nbugün tüm dualarım seninle,sen benim yapamadığımı yapıp,\niçine aldın sevdamı,dokundun,okşadın onun bedenini.\nbense tek tesellim sesiyle sabahı ettim.\ney en güzel deniz,\ney en mavi deniz\neyy akdeniz bugün tüm şiirlerim senin için.\nsenin için ve sevdam için dualarım,\nsana emanet ediyorum yüreğimi ey en hırçın deniz\nsana emanet ediyorum bedenimi ey en deli deniz sanaa emanet sana.....\n\nYILMAZ TOSUN\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Ey Amerika",
        "poet": "Nev-i Tecessüs",
        "poem": "\n\nEy Amerika, sanma ki sonsuza dek burada kalacaksın,\nGün gelecek sen de çektirdiklerinin cezasını alacaksın…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey ALLAH'ım",
        "poet": "Yusuf Kemal Çetin",
        "poem": "\n\nDilimde duamsın sevdiğim,\nGözlerimde yaşımsın bebeğim.\nBeden bana ait sen bende cansın,\nALLAH'ım Onu Bana Helal Et......\n\nGelinlik ne çok yakışır tenine,\nOlursun bembeyaz güller gibi.\nSenin olmak sana kavuşmaktır,\nEy ALLAH'ım İzninle Birbirimize Yazılalım.....\n\n05/06/2002\nçarşamba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey ALLAHIM",
        "poet": "Fedai Günaydın",
        "poem": "\n\nEy ALLAHIM ne zaman unutsam seni\nBakar gözüm bakmaz olur\nTutan elim tutmaz olur\nAtılmış bir köpek gibi\nGarip gönlüm ulur durur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Anadolu",
        "poet": "Rıza Usta",
        "poem": "\n\n\tEY ANADOLU\nYurdum Anadolu adım Türk oğlu\nRuhum özüm vatan aşkıyla dolu \nHer karış toprağın emanet bana\nCanım feda olsun ey Anadolu\n\nBaşımda eserken kavak yelleri\nBize düşman oldu urum ellei\nBir santim toprağın bile veremem\nSenin için ölürüm Anadolu\n\nYedi düvel orduları saf olmuş\nAğzında salyalar sanki kudurmuş\nFıransız'ı İngiliz'i olsada\nVermem Anadolum seni onlara\n\nAdım Mehmet olur Mehmet'çik olur\nBu vatan toprağı mezarım olur\nDiye bunu söyler yemin ederim\nDuy bu sözlerimi ey Anadolu\n\nSınırları gece gündüz bekleri\nAtanın izinde durmaz giderim\nGelecek günlerin aydınlık olsun\nDiye yaradana dua ederim\n\nDalgalan sen al sancağım ben varım\nBu vatan toprağı benim al kanım\nEcdadımın yadigarısın bana\nSınırları bekliyen al sancağım\n\nÖlsemde vaz geçmem asla sözümden\nAtam ayrılmadım senin izinden\nHer karış toprağın sahibi oldum\nŞimdi korkmuyorum gayrı ölümden\n\nHudutları gurur ile gezerim\nSevinç yaşlarını gözden silerim\nTürk noğluyum Türküm diye söyleyip\nEmaneti teslim edip giderim! ! \n                         Rıza usta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Anadolu",
        "poet": "Mehmet Ali Yılbaşı",
        "poem": "\n\nSen mi yıkılacaksın, sarsıl ey Anadolu! \nHeybetlice sarsıl ki yaprakların dökülsün! \nDallarını kesip de kıvılcımlandır yolu! \nBil kolsuz kalacaksın fakat evlâdın gülsün…\nDuman mı var ilerde orman mı alevlenmiş? \nBaşımıza derd aldık karşıt ateş şart oldu…\nDur kesme dallarını, Vah! İkisi de gitmiş..! \nSenin çakmağın da yok, bize yakması kaldı\nAl bur’dan tüttür kardeş, yandı gençliğim yandı…\n“Ben” yandım Anadolu “senin kolların” yandı…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey  Anam!",
        "poet": "Celal Sevencan",
        "poem": "\n\nKarnında taşıdın verdin sütünü\n      Son nefeste gördüm nurlu yüzünü\n      Yaşattın bizlere acı hüzünü\n      Son durağın Cennet olsun ey anam! \n\n     Gözün açık bakar gibi durmuştu\n     Hiç konuşmayışın bağrım yakmıştı\n     Yaş gözümden değil kalpten akmıştı\n     Son durağın Cennet olsun ey anam! \n\n     Şimdi evde yoksun ışıklar sönmüş\n     Her taraf karanlık, zindana dönmüş\n     Sensizlik dünyada meğer ne zormuş\n     Son durağın Cennet olsun ey anam! \n\n     Hayalimde taşır unutmam seni\n     Çileyle büyüttün ben yaptın beni\n     Yolculuğa çıktın gidiyor gemi\n     Son durağın Cennet olsun ey anam! \n     Peygamber’im komşun olsun ey anam! \n\n(27.04.2009.İst.)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Anadolu; YİNE SEN KAZANACAKSIN! . = 000.004 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n\"Fedailer Mangası\" Adlı Kitapta \"Kemalgiller\" Tanımını Yapan Yazarımız Var! \n\nFerhat TUNÇ; ustalarını vuran bir sanatçıdır! . Ben ise; ustamla paylaşan biri! .\nFerhat TUNÇ kendi ikliminde yaşayan biri! Ben ise; ustamla aynı çizgi safta! .\nFerhat TUNÇ; piri ile, dünyayı gören biridir! . Ben ise; kendi gibi gören çırak! .\nFerhat TUNÇ; kemalistler birliğini karanlık görür! . Yalnızım ve yalnızlıklar ışık! .\nFerhat TUNÇ; organizedir! . Ben; organize değilim, hakkımı kendim ararım! .\nFerhat TUNÇ organize olduğu arkadaşları ile anlatır! Ben ise yalnız anlatıda! .\n\nFerhat TUNÇ; sadece kendisinin düşündüğünü sanan ve düşündükçe, kültürleri susturduğuna inanan biridir! . Ben ise; her kültüre, daimilikte kazanç sağlayacak makamın arayışı içerisindeyim! . \n\nKendimce; Karadeniz Fıkrası Yazmaya Çalıştım! . Karadeniz Şivesi ile Türkçe Konuşanlar Gibi De Konuşmak İstedim! . Kültürleri Susturmayı Değil, Kültürleri Zenginleştirebilmeyi UMUT ETMELİYİZ! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Antalya",
        "poet": "Ülkü Sarıoğlu Okyanus Yürek Mavi Melek",
        "poem": "\n\nEy Antalya\nGözlerim kara\nYüreğim yara\nCebimde yok para\n\nEy Antalya\nGülümse bana\nYelken açalım aşka\nİnelim kumsallara\n\nEy Antalya\nAkdeniz şahit sevdama\nGözyaşlarım yağdı sokaklarına\nKüstüm sana\n\nEy Antalya\nHayallerimi harcama\nSarıl bana\nTac ol başıma\nBu sabah doğ dünyama\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Aşk",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\nGün gectikce uzaklasmaktasin ara ara, ey ask! \nBir kere sevdim diye mi bunu  y a p i y o r s u n? \nSeni bana güzellikler köyünde, sihirli ve büyülü anlattilar! \nDünkü sevdigimi senin felegin rüzgari,\nHoyratca savurdu ikimizi kumtaneleri sehri cöllere.\nBen yanarim, sevdigimde yanar senin yüzünden ask! \nSana gel demek hakkim,\nSenin benden kacman hak mi ASK? \n\n(22.10.2005)         02.14 Cumartesi\nMelle-Almanya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey arkadaş",
        "poet": "Yahya Balcı",
        "poem": "\n\nEy arkadas kendine gel artık.\nYatma miskin miskin \nHayat devam ediyor \nNiçin üzülürsün ey arkadaş\n\nGiden gitsin sen boşver \nSen hayatına devam etmeye bak.\nBian olsun düşünme artık ölümü\nDaha yasacak gzel günlerin var ey arkadaş\n\nGideni düşünüpte kendine eziyet etme\nZindana çevirme su güzel günlerini\nAç bi kendine yeni bi sayfa\nUnut geçmişte olanları ey arkadaş.\n\nSeni seven insanlar varken\nNeden hep seni sevmeyenleri düşünüyorsun.\nÜzme artık seni seven insanları\nBoşver gitsin be arkadas.\n\nNasıl ki kışın arkasından bahar gelir\nSeninde yüreğindeki kışın ardında gelir bir bahar\nYeter ki sen baharın gelmesini iste\nO zaman göreceksin ki baharın güzelliklerini\n\nSen o saf ve temiz sevgin içinde sakla hep\nElbet birgün çıkacak o sevgini hakeden birisi\nO zaman sevgini istesende içinde tutamazsın\nSenin sevginle büyüsün askınız\n\nHer seyi boşver arkadas \nGeçmişi yaşama geleceği yaşa\nO zaman gerçek mutluluığu bulacaksın.\nÜzülme ey arkadas gülümse artık... :)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey aşk",
        "poet": "Satılmış Turgay Karabacak",
        "poem": "\n\nEy aşk\n\nEy aşk\nsen yokken acıydı hayat\nEy aşk \nsen yokken kabustu hayat\nEy aşk \nsen yokken yaşamak zor zanaat\nve Ey aşk \nsen yokken ızdıraptı hayat\n\nEy aşk \nSen varsın artık\nEy aşk\nkarşımdasın\nEy aşk\nhayatımdasın\nve Ey aşk\nişte tam buradasın\n\nama Ey aşk\nbu hayat bana niye hala ızdırap\nama Ey aşk \nbu hayat bana niye hala acı\nama Ey aşk\nbu hayat bana niye hala kabus\nve Ey aşk\nbu hayat bana niye hala pervasız\n\nEy aşk \n\nsatılmış turgay karabacak\nsaturka73@hotmail.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Aşk",
        "poet": "Mustafa Çelebi Çetinkaya",
        "poem": "\n\nseni tanımadan yazdık çoğu zaman,\nseni tadamadan ağzı yandı çoğunun,\nkah bir Eylül sonu oldun \nkah Cumartesi sabahı \nKimisi şiire kattı seni sualsiz. \nkimisi kaşlarını çizdi seni görmeden! \nVe sen hep yanılttın bizleri \nki hep seni kovaladı; sana koşuyor asrın şairleri...\n\nGörmeden sevdiğimiz\nduymadan hissettiğimiz oldun\nOysa hep cefa verdin gönüllere\n\nEy Aşk; Aşkolsun\nne keşmekeş şeysin öyle \n... yazılmıyorsun...\n\n25 Kasım 2004 Pazartesi 13:10\nGazi Mahallesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Aşk",
        "poet": "Oktay Çekal",
        "poem": "\n\nEy Aşk…\n\nSonsuzluğun kapısını, \nAçsana gece, \nKaybolmak istiyorum, \nBoşluğa tutunarak…\n\nGözlerin bulamasın gözlerimi.\nBakamasın da…\nGecenin karanlığın da,\nKaybolmak istiyorum…\n\nEndişe etme seven yüreği mi? \nAsla üzülme, düşünme bile.\nSadece hayatı, yaşa gönlünce, \nHuzur bansın ruhuna…\n\nBen sevdim, yüreğim de sevdam,\nSuskunluğum bundan ibaret.\nYüreğimle geldim yüreğine, dokunmadın\nYüreğimle de gidiyorum, ey Aşk…\n\n\tOktay ÇEKAL\n\t29.07.2014-23.01\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Aşk",
        "poet": "Hamza Taş",
        "poem": "\n\nEy aşk bu sözlerim sanadır sana\nSakın ha bir daha kapımı çalma \nYeter bunca zaman zulmettin bana\nTükettin ömrümü, sebebim olma…\n\nBırak yakamı da nefes alayım,\nAçtığın yaraya merhem bulayım,\nBırak beni ey aşk, sensiz kalayım\nKapıyı çek ve git… Bir daha gelme.\n\nSenin için çektim zalim kahrını\nŞerbet sandım engereğin zehrini\nYıktı, viran etti gönül şehrini\nAhım o zalime, git benden bulma.\n\n\t\t\t26.08.2008/Trabzon\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Aşk! 4",
        "poet": "Turgay Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nKaç gecem daha uykusuz sensiz geçecek\nKaç günüm daha karanlıklara girecek\nUmut tükendi dertler üstü üstüne geldi\nAcep bu beden ne zaman seni saracak...\n\nKaç zamandır kördüğüm oldu duygularım\nKaç defadır sensiz ağladı gözlerim\nUmut tükendi sensizlik yakıp geçti\nAcep bu kalp ne kadar dayanacak...\n\nKaç yıl olsa aklım da kalbim de kalacaksın\nKaç mevsim geçse de hiç solmayacaksın\nUmut tükendi ölümden başka çare kalmadı\nAcep bu ruh ne zaman sensiz kalacak...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Ask",
        "poet": "Gassan Satar",
        "poem": "\n\nAsk ruzgardir\nNe zaman sicaklasam \nGelir vurur tenime serinlerim\nAsk sestir \nNe zaman boslukta olurum \nNe zaman unuturum benligimi\nBir ses gelir uzaklardan \nO zaman varligi bilirim \nKendime dokunurum\nAsk sicakliktir\nNe zaman ususem gelir sarar beni\nAsk dostluktur\nNe zaman ozlesem paylasmayi \nGelir bir yandan dinler beni\nBir yandan anlatir yasami\nAsk en guzel turkudur\nNe zaman sila hasreti yakar beni\nSarar bildik ezgileri ile yuregimi\nUcarim memleket topraklari ustune\nEllerimle dokunurum koyumun yollarina\nInsanlarimin gulumsemesine dolarim\nAsk bir sise sarabin son damlasidir\nSarhosluga ceyrek var\nSarhoslugu yuklenen son damladir ask\nSozlerle yanaklara vuran sicakliktir \nYanaklardaki cicegin ozudur ask\nYuzdeki sevilmenin saskinligidir ask\nEy ask\nDogumum senden oldu\nOlumum de senden olsun\nKoynun cennetimdir benim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Aşk Diriltme Beni",
        "poet": "Hakan İlhan Kurt",
        "poem": "\n\n“Ne kör ile gören eşit olur, Ne de karanlıklar ile aydınlık, Ve ne de gölge ile sıcaklık.” Sûre-î Fâtır, 19’uncu, 20’inci ve 21’inci ayetler \n\ney aşk diriltme beni böyle çürümüş vekil \nböyle üryan nefeste ateştendir bedenim \nşeytana kanan benim akıbetiyle sefil\nalasulu meyveden bilir rengimi zemin\ney aşk diriltme beni havva ise nedenim\nhükmünü havva verir içimdeki adem’in\n\ndiriltme beni ey aşk gizli kalır kimliğim\nzamanın metrelerce altında durur saf saf\nörter mabetlerimi servetim kadar yetim\ngüneşe tapanların yurdundaki mabetler\ndiriltme beni ey aşk neşelensin dört taraf\ntutar yasımı belkıs ben süleyman’sam eğer\n\ney aşk beni diriltme suretim fersah fersah\nzindanda yanar mısır nil nehri’nde bir kıyam\nbana yüzsüz düşleri anlatılır her sabah\nzambağın karanfilin menekşenin reyhanın\ney aşk beni diriltme tanır elbet yusuf’sam\no yırtık gömleğimden gözleri züleyha’nın \n\ney aşk diriltme beni koyuver gider serap\nkum zerreleri ağar damarlarıma çil çil\nasra ant kitabedir yarı çıplak bir hitap\nilim irfan dağıtır levha levha yanan nun\ney aşk diriltme beni verme yeniden mehil\nvâdem leylâ’dır zaten ben isem eğer mecnun\n\ndiriltme beni ey aşk darmaduman bir inat\nfelah harcı uğraşta santim santimdir zulüm\nkayaya vurur hasret sızar kedere ferhat\nöfkem taşımaz olur sırt sırta verir dağlar\ndiriltme beni ey aşk nice dil derer gürzüm\nnice bahar doğurur şirin’in ömrü kadar\n\ney aşk beni diriltme beyaz gül kırmızı kil\nve büyü ülkesinde kör bir dikendir bahtım\ndolanır ayağıma durmadan bir çift çitil\ncellada uğrar fasıl katle ferman bir sebep\ney aşk beni diriltme zühre’de kalır tahtım\ntahir’i ben olurum hırçın bakışların hep\n\ney aşk diriltme beni vakti değil boşanır\nüvezlerden yemişler ruhuma doludizgin\nve inleşir keşişler yanar göğsümdeki sır\nhaleb’e kahrım ağar yüreğim ışık ışık\ney aşk diriltme beni külleridir kerem’in\naslı’nın saçlarını tutuşturan sarmaşık\n\ndiriltme beni ey aşk dur demekle durulmaz\nkırdığım zincirlerle döner durur bir semah\nbasra sürgünüm olur susuzluğum imtiyaz\nlacivert gecelerde çağlarım mevsim mevsim\ndiriltme beni ey aşk asuman olmuş günah\ntürkülerle zeycan’da buhurdur tövbelerim\n\ney aşk beni diriltme toprakta mervan benim\nbaşak başak boy veren sere serpe saltanat\nkâlû belâ’dan beri basılan kervan benim\nher seher eser durur ervahtan misk û amber\ney aşk beni diriltme arzu’dandır bu san’at\narzu’dur tek mimarı ben isem şayet kamber\n\ney aşk diriltme beni sal bütün hazzı bir bir\nmutlak ağyâr kuşanır yarı baygın bir fecir\nne gamdır tebessümü dolar divân-ı kebir\nne gam levhi mahfuz’u kıyametim bitirir \ney aşk diriltme beni benzime çöken ecir\nbende aşkları bulur bende aşklar yitirir\n\nonüçaralıkikibinsekiz-tarsus\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EY AŞK; İyi Ki Sen Varsın! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nMANADA SENİ YAŞAMAK ve DÜŞÜNEBİLMEK; RENK AHENK IŞIKLARLA! .\n\nEy Aşk; Sensiz Manadan Uzak Nasıl Yaşayabilirim Ben İzsiz? .\nEy Aşk; İzin Bari Olsa: Gün Işığından Daha Kuvvetli Olsan! .\nSeni; Renk Verirken, Seni; Mavi Umutta, Seni; Sarı Işıkta! .\nSeni; Duraksız Kırmızı Ahenkte, Seni; Gökte Değil, Kalpte! .\n\n{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 12 Aralık 2011 Pazartesi 06:59:01 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Aşk! Güzel ve Kısasın",
        "poet": "Volkan Bingöl",
        "poem": "\n\nAşk yalnız bir vücudun güzelliğine ve cazibesine kapılmak değildir. Kainattaki güzelliklerin, tabiattaki genel ahengin, hayatın, ruhun ve bunları var eden Allah'ın esrarına kalbi bağlamaktır. Nereden geldiği, nasıl geldiği, ne olduğu bilinmez. Öyle bir meyvedir ki; lezzeti muz gibidir. Yiyenin niyetine değil, kaderine bağlıdır. Allah'ın sıfatıdır. Saltanatı yıkılmayan bir saltanattır.\n\n     Aşk her şeyin başlangıcı, kainatın mimarıdır. Aşk tüm evrenin ufalıp bir varlıktan ibaret kalması, tek bir varlığın  genişleyip Allah'a kadar erişmesidir. Bizde bulunanların en ilahisi, hislerin şiiri, ölümden kuvvetli, sabrın suyu ve ekmeği, en büyük mürebbi, kalbimizin saygısız misafiri, insanlarda bulunan hassaların en yükseği,yalnız kendini düşünen bir tutku, ihtirasların en korkuncu ve aynı zamanda en cömertti, dünyanın en tatlı mutluluğu ile en derin acısı, cennetin dilinden bize kalan tek anı.\n\n     Allah'ın dünyayı aşkla yarattığına kainim. Her şey aşktan doğar. Aşkı çıkartığımız zaman hiçbir şey kalmaz. Ezeli ruh aşktadır. Aşkın tabi olanı asla yanılmaz. Aşk her şeyi açar; ona boyun eğin...\n\n \nKAYNAK: Victor Hugo, Dante, Heredot, Hunore de Balzac, Virgil, Oscar Wilde, Turgenger, Cenap Şahabetti, Fricdrich, Van Schilfer, Mdam de Scudery, F. Osgood, Elif Naci, Mevlana, Refik Halit Koray, Chomfort, Bular, Salih Zeki Aktoy, Bailey.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "***Ey! Asker",
        "poet": "İsmail Tıkıroğlu",
        "poem": "\n\nfont face='Comic Sans MS'color='black'size='1'\n..............................(Kuzey Irakta on askere silah bırak  dedirten  ve  başına çuval taktıran zihniyete isyanımdır) .\n\nBaşındaki çuval kefen olsaydı\nAl kanlar çuvala akıp dolsaydı\nDik olan başımız  hep dik kalsaydı\n....................Oracıkta ölüp kazsan bir makber\n....................Bu Millete yazık ettin Ey! Asker.\n\nConi yi Toni yi tek tek vursaydın\nSon kurşunu kendin için sürseydin\nSarılıp hilale öyle  dursaydın\n....................Oracıkta ölüp kazsan bir makber\n....................Bu Millete yazık ettin Ey! Asker.\n\nTÜRK oğlu başını  eğmesin öne\nEcdadım zaferle  geldi bu güne\nBu makuz tarihim böylemi döne.\n....................Oracıkta ölüp kazsan bir makber\n....................Bu Millete yazık ettin Ey! Asker.\n\n09 /  06 /2009\nSoma    saat 14.00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey asker",
        "poet": "Ilyas Sener",
        "poem": "\n\nEY ASKER\n\nEy bu toprak için,\nCanını feda eden asker\nRüzgar gibi estin sel gibi coştun\nKırıldın eğilmedin ölüme koştun\nRuhun şad olsun mekanın cennet\nCennette seni bekliyor \nHazreti Muhammed\n\nEy bu vatan için,\nGözünü kırpmadan ölen asker\nDöşeğin toprak yorganın bayrak\nAnt içtin ölmek için atana bakarak\nRuhun şad olsun mekanın cennet\nCennette seni bekliyor \nHazreti Muhammed\n\nEy bu bayrak için,\nKanını sel gibi akıtan asker\nSensin bu vatanın umudu\nSensin dalgalanan bayrağın gururu\nRuhun şad olsun mekanın cennet\nCennette seni bekliyor \nHazreti Muhammed\n\nİLYAS ŞENER  2007-12-27\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Avrupa",
        "poet": "Ramazan Gökce",
        "poem": "\n\nSiz daha bizi tanımamışsınız beyler,\nBizi en iyi Avrupalılar bilirler,\nKarşımızdayken yüzümüze gülerler,\nAnca arkamızdan ecdadımıza söverler...\n\nEY Avrupa; \nEy tuvaleti bile bizden öğrenen aciz millet,\nSakın gaflete düşüpte, aklınızı kaçırmayın,\nTÜRKİYE'de TÜRK'ün, sabrını taşırmayın...\n\nBizim size katılmak gibi bir amacımız yok.\nBakmayın siyasilerin A.B masallarına,\nBugün A.B derler yarın C.D...\nTÜRK MİLLETİ olarak size muhtaç değiliz,\nGün gelecek siz bizi çağıracaksınız,\nAma o gün de biz gelmeyeceğiz...\n(tabii ki siyasilerin aklı başına gelirse)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Aşk Sensiz Şarabı Neyleyim",
        "poet": "Fatma Özçelik",
        "poem": "\n\nGoncalar gül mü olmuş? \nBende niye arzu yok...\nHiçbirşeyi neden göremiyorum\nSönmüş yüreğimin o harlı ateşi...\n\nOndan bana kalan acı hatıralar\nAm yine de onu yaşarım\nBen ona ölürüm..\n\nAşksız yaşayamam o benim ilacım\nAcıları bana haz olur\nYoluna ben ölürüm...\n\nİncinmem incinmem\nYarimin yanında incinmem\n\nEy aşk sensiz şarabı neyleyim\nİçsem sarhoş olabilir miyim? \nŞimdi durmak üzere yüreğim\nSensiz ben yaşamayı neyleyim....\n\nFatma Özçelik-Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EY AŞK SEN HİÇ MERT DEĞiLSiN",
        "poet": "Reyhan Altaş Şairler Dünyası Grubu",
        "poem": "\n\n******EY AŞK SEN HİÇ MERT DEĞİLSİN ******  \n\nAşk sen her gönüle giren başı boş bir yel gibisin \nBazen gönüllerde durgun sular gibi de sessizsin \nSen istediğinde her gönüle rahatça gider gelirsin \nNeden bazen duvarlarını yıkan taşan seller gibisin \nEy aşk sen ne zaman gönüllere giripde seversin \nSen izinsiz gönüllere girer sessizce firar edersin \n\nEy sen aşk gönüllerle oynamayı neden seversin \nSeviyorum aşkım dersin gönül dalganı geçersin \nDuygu yüklü yürekleri sen aşk hemen seçersin \nEcel gibi değilsin süründürmekle ömre bedelsin \nAşk senin yenildiğin olmaz ki sen hep yenersin \nSen izinsiz gönüllere girer sessizce firar edersin \n\nEy aşk sen hiç mert değilsin nedense namertsin \nAşka boyun eğilmeyeni sen hep önünde eğersin \nAcı çeksek bile aşk sen yine sevilmeye değersin \nSen canın isterse sever istemezsen vaz geçersin \n\nReyhan Altaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Atam (10 Kasım)",
        "poet": "Hatice Kundakçı",
        "poem": "\n\nSene 1938,kasımın 10'u\nKalpler 'Atam' diye  çarpıyordu\nDolmabahçede saat dokuzu beş geçe\nTürk milleti,gözyaşına boğuldu\nOn iki general omzunda\nGidiyordu Atamın tabutu\n\nO gün sonbaharın en hüzünlü günüydü\nSoğuk mu soğuk\nHüzünlü mü hüzünlü\nGençi,yaşlı,Türk'ü\nSenin için ağlamış\n'Atam' diye diye haykırmış.\n\nÖyle bir gitmişsin ki aramızdan\nGidişin bir tek Türk milletini değil,Dünyayı da sarsmış\nSen, tüm dünyayı yasa boğmuşsun Ey Atam! \nBu mısraları yazarken yaşıyorum o günleri sanki\nBen bu vatanı bizlere emanet ettiğin,bir Türk gençi\n\nİtiraf etmeliyim ki,senin gibisi gelmedi\nSenin yerini kimse dolduramadı\nHiçkimse hiç kimse sen olamadı.Olamazda\n\nSeninle gurur duyuyor bu vatan\nSeni çok özledim... Atam! \nBir tek ben değil.Tüm Türk milleti\nYıl 2009, on kasım şimdi\nBu millet seni,hiç öldü bilmedi\nYokluğundan bu yana herşey çok değişti.\nKardeşlik neredeyse yok oluveriyor,\nTeknoloji insanlığı satın alıyor,\nSavaşlar  hala devam ediyor,\nŞehitlerimizin ardı arkası kesilmiyor.\nHangi gazeteyi açsam,okusam; bir can daha gidiyor\nBir toprak bir mal uğruna nice yuvalar dağılıyor\n\nBir 'Dur' desen keşke,Bu olup bitenlere\nBir tek senin gölgen var Atam! Bir tek sen varsın yüreğimizde \nBirde o şanlı bayrağımız göklerde\nBiliyorum,Bu Vatan yasla değil\nAzimle,ümitle büyüyecek\nTürk milleti,asla düşmana yenik düşmeyecek.\n\nYüreğimizdesin ey Atam! yüreğimizdesin\nSen bizim ulu önderimissin.\nHerşey uçup gitsede,Bir tek sen kalplerden silinmeyeceksin.\n\nBayrağımız dalgalanacak hep göklerde\nAy yıldızımız,hep yükseklerde\nSen de buradasın ey Atam,işte tam (yüreğimde) buradasın.\nBu Türk gençi biliyorki,hiç ordan çıkmayacaksın\nHiç ordan çıkmayacaksın...\nEy Atam! \n\nHatice KUNDAKÇI  (10 kasım anısına)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey avrupa birliği",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nEy avrupa birliği insan hakları\nSeslenişimiz sadece  size\nSusturamazsınız müminleri\nKaranlığa bulanmış yüzlerinizle\n\nYüreğimiz  filistinde bir çocuğun elleri\nYüreğimiz ırakın kan kokan sokaklarında\nÇaresiz savunmasız bir annenin telaşı\nNedeni belli değildir ölümlerinin\n\nMezarları yok tabutları da\nEsamesi yok ki özgürlüğün\nSebebi varsa yaşamanın \nÖlümün de vardır elbet ama! \nSiz Allah korkusu nedir \n\nBilmezmisiniz hiç?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Aziz İstanbul",
        "poet": "Hacer Şahin",
        "poem": "\n\nUygarlıklar barındıran\n                     Çağ açıp çağ kapattıran\n                     Şarkılara ilham\n                     Aşıklara mekan olan\n                     Taşını toprağını altın kılan\n                     Asya’ ya Avrupa’ ya kucak açan\n                     Ey aziz İstanbul! Söyle seni nasıl anlatsam? \n                     Sana geleni hayran bırakan\n                     Senden uzakolanı hüsran kılan\n                     Dünya harikalarından bir yer olan\n                     Milyonlarca insanı barındıran\n                     İş,aş,ev sahibi yapan\n                     Asya’ ya Avrupa’ya kucak açan\n                     Ey aziz İstanbul! Söyle seni nasıl anlatsam? \n                     Toprağındaki ağaçlar kağıt \n                     Denizindeki sular mürekkep olsa\n                     Benim buna gücüm yetmez\n                     Gönlümdeki sevgin bitmez\n                     Asya’ ya Avrupa’ya kucak açan \n                     Ey aziz İstanbul! Söyle seni nasıl anlatsam?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Bebek",
        "poet": "Osman Demircan",
        "poem": "\n\nbir dalın kırılmasından üzülmüyorsan ormansın demek\nyaprakların yerlerde sürünmesinden dert yanmıyorsan\nsimsiyah bulut olup bozkırdaki çocuklara ağlamıyorsan\ndoğal olarak büyüdün ey bebek sana kim oyna diyebilir\n\ngüneş olup yanmışa da üşüyene de aynı davranıyorsan\nellerini bir başkasının suratına vuruyorsan tokmak gibi\nherkes senin için bir davuldur hadi oyna büyümüş çocuk\nyok say yüreğini gözlerini yum istediğin gibi şarkıyı çal\n\nkasırga altında kalmış bir rüzgar gülünü anlayamıyorsan\nbir mezarın önüne konulmuş ölüyü bekleyen taş misali\ndünyadaki sevgilerin her birini yüreğinde çürütüyorsan\nben kum değil çöl değil fırtına olurum diyebiliyorsan eğer\ndoğal olarak büyüdün ey bebek sana kim oyna diyebilir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Bebek",
        "poet": "Salih Akbey",
        "poem": "\n\nDün yoktun ey bebek,bugün\nVarsın işte kollarımda\nKollarımda sana düğün\nUmutlarla yollarımda\n\nSenin dilin annen bebek\nTuzun tadın annendedir\nSenin elin annen bebek\nCanın adın annendedir\n\nDoğmuş güneş doğmuş gece\nGökte yerde farketmiyor\nNinni belki ilk bilmece\nMevsimlerde farketmiyor\n\nEmek emek emeklersin \nSoğuk sıcak odalarda\nGünlere hem gün eklersin\nSoğuk sıcak odalarda\n\nKem gözlere karşı surum\nÖptüğümde gülsen yavrum\nNe kadar çok seviyorum \nBir bilsen bir bilsen yavrum \n\nHani sütün hani emzik\nDüşeceğini düşünmeden \nTıpış tıpış yürü minik\nGün demeden çağ demeden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Azizye'm!",
        "poet": "Mehmet Yaşar Genç",
        "poem": "\n\nSana yakışır akşam; senle kalkışır sabah\nGeçmişten geleceğe yol tuttuğum izimsin\nHasta ruhlar kapında sesinden dinler segâh\nHer yeni güne çıkan onur saçan yüzümsün.\nEy Azizye'm! Sen benim gecemsin, gündüzümsün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Balçık Dünya",
        "poet": "Mevlana Celaleddin Rumi",
        "poem": "\n\nSeni bildim bileli,\ney balçık dünya,\nbaşıma nice belâlar geldi,\nnice mihnet, nice dert.\nSeni sırf belâdan ibaret gördüm,\nseni sırf mihnetten, dertten ibaret.\n\nİsa'nın yurdu değilsin sen,\nyayıldığı yersin eşeklerin.\nNerden tanıdım seni bilmem ki,\nnerden parçası oldum bu yerin,\n\nBana vermedin bir yudum tatlı su,\nsofranı yaydın yayalı.\nElimi ayağımı bağladın gitti,\nelimin ayağımın farkına varalı.\n\nBırak da bir ağaç gibi\nyerin altından çıkarıp ellerimi\nsevgilinin havasıyla sarmaşdolaş olayım,\nuzayıp gideyim bâri.\n\nEy çiçek, dedim çiçeğe,\ndedim, bu küçük yaşta sen,\nneden ihtiyar oldun bu kadar,\ndedim, nasıl oldu bu böyle?\n\nÇocukluktan kurtuldum, dedi çiçek,\nsabah rüzgârını tanıyalı,\nhep yukarlara doğru çıkar\nyukarlardan gelmiş bir ağaç dalı.\n\nŞunu da söyledi çiçek:\nMadem aslımı tanıdım,\nmadem yersizlik âlemi aslım,\nartık bana tek bir şey düşecek:\nYücelip aslıma gitmek.\n\nSus yerter artık,\nvar git yokluğa haydi,\nyoklukla yok ol.\nGit, yokluklardan tanı\nyokluktan var olanı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey aziz vatan",
        "poet": "İhsan Şahin",
        "poem": "\n\nEy aziz vatan\n\nBaşımıza kalkma, ey aziz vatan\nSev dedin de bize, biz sevmedik mi\nHer karış toprakta, şehit var yatan\nÖl dedin de bize, biz ölmedik mi\n\nBaşın dara düştü, ey aziz vatan\nGel dedin de bize, biz gelmedik mi\nSenin için kurşun, yiyende atan\nÖp dedin de bize, biz öpmedik mi\n\nHırsızlar koynunda, ey aziz vatan\nGör dedin de bize, biz görmedik mi\nOmuz üstünde baş, haince duran\nSer dedin de yere, biz sermedik mi\n\nBunca çile sende, ey aziz vatan\nBöl dedin de bize, biz bölmedik mi\nDerdimiz üstüne, onca dert katan \nÇek dedin de bize, biz çekmedik mi\n\nÖyle mahzun durma, ey aziz vatan\nGül dedin de bize, biz gülmedik mi \nKurşundan ziyade, sözlerdir batan\nBil dedin de bize, biz bilmedik mi\n\nSitemlerim sana, ey aziz vatan\nSöyle dedin de bize, söylemedik mi\nBaşına taç oldu, toprağın satan\nSöv dedin de bize, biz sövmedik mi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Bağımsızlık-Özgürlük",
        "poet": "Taki Örs",
        "poem": "\n\nNe bedeller ödedik ne bedeller sana\nEzilen tüm halklarım direnişten yana\nKavuşmak zor değil sana\nEy bağımsızlık-özgürlük…\n\nİşgal kabul edilemez \nDenizlerden biliriz\nÇanakkaleden \nDolmabahçeden biliriz\nHak verilmez alınır \nYoldaşlarımızdan biliriz\nKavuşmak zor değil sana\nEy bağımsızlık-özgürlük…\n\nTam bağımsız ve özgür bir ülke için\nDarağacına giden yoldaşlarımız gibi\nDirenmeyi de ölmeyi de biliriz\nBirimiz gidersek mutlaka birimiz \nDeniz olup Mahir olup geliriz\nKavuşmak zor değil sana\nEy bağımsızlık-özgürlük...\n\nTadını çıktığımız dağdan aldık bin kere\nHasretini hasret çektiğimiz yardan aldık bin kere\nYeminliyiz yar gibi yüreğimize saracağız bin kere\nKavuşmak zor değil sana\nEy bağımsızlık-özgürlük…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey babam yazgıyı bahane sayma",
        "poet": "Şükran Beşışık",
        "poem": "\n\nŞu duran genç adam\nO benim babam\nElektrik akımları gibi \nVermiş olduğu sinyaller\nMücevhere şekil verecek\nEy babam yazgıyı bahane sayma\nAyna gibi ol ki  aksinde\nKendimi göreyim.\nBaşkasında iyiyi arayıp\nKendi içinde ki kötüyü güçlendirme\nSayılmak istiyorsan saygılı ol\nSevilmek istiyorsan sevgi dolu ol\nYargılama \nAcısı geçmeyen söz söyleme\nAnnem in göğsünü emerken\nOnun ne kadar sakin olduğunu\nSenin gözlerinden anlardım\nSenin gözlerin mavi gökyüzü gibi ise\nIlık gün ışığını hissederdim\nSenin ne kadar iyi biri olduğunu düşünerek\nYaratıcıya teşekkür  eder\nAnnemin kollarında gözümü kapardım\nDünyaya güzel bir ağaç dikki\nGölgesinde barınacak yerin olsun\n\nTüm babaların babalar günü kutlu olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Ben!",
        "poet": "Erencan Algün",
        "poem": "\n\nKimi insanlar vardır\nAklından iyilik geçince\nZalim olup kötülük yapan.\nBazı insanlar vardır; \nGönlünden kötülük geçince\nİyi kalmaya çalışan.\nSen, sen ol ey ben! \nSen, sen ol ki; \nDüşmeyesin bu hallere,\nKapılmayasın dünya hayallerine…\nSen, sen ol ki; \nEnder bulunanlardan olasın,\nKumaşın belli olsun.\nSen, ben gibi olmaya çalış ki; \nKim olduğumuz belli olsun!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Benim Güzel Memleketim",
        "poet": "Yusuf Özerol",
        "poem": "\n\nEy benim güzel memleketim\nNasıl metedeyim senin güzelliğini; \nDağlarında açan sümbülleri,\nYaylalarındaki koyun sürüleri,\n\nOvalarındaki pamuk,buğday,ayçiçekleri,\nHavalarda uçuşan çeşit çeşit  böcekleri,\nDenizlerinde balıkları,karettaları,\nKöylerinde al yeşil giyinmiş güzel kızları,\n\nObalarda sürüyle dolaşan tavukları kazları,\nDüğünlerde çalan davulları,zurnaları, sazları,\nDertli dertli sazını çalan aşıkları ozanları,\nBiryanda Avrupa biryanda Asya kıtaları,\n\nİkisini birbirine bağlayan köprüleri yolları,\nKendini memeleketine adayan güzel kulları,\nBir uçtan bir uca bağlanan karayolları,\nMeyveyle bezenmiş ağaçların dalları,\n\nYediye ayrılmış bölgelerin yerleri,\nİçinde barındırır tüm medeniyetleri,\nDünyaya ün salmış kaysıları gülleri,\nFındığı, fıstığı, kuru yemişleri,\n\nHerderde devadır kaplıcaları. \nPeri bacaları Avanosları,\nAğrı dağı, Süphan dağı,Torosları,\nDoğudan batıya katar olmuş yolları,\n\nMedeniyet denen yere açılmış kapıları,\nÜçtarafı ile çevrilmiş denizleri,\nDaha daha sayamadığım özelliklerini,\nNekadar metetsem azdır memleketimi,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey benim kır çiçeğim,",
        "poet": "Ahmet Bekteş",
        "poem": "\n\nBana kastın ne felek, soldurdun gül yüzümü \nDertlerim bir kördüğüm bulamadım çözümü \nSanki yardan uzakta yumacağım gözümü \nEy benim mor menekşem hoş bakışlım nerdesin\n\nAğlarım köşelerde senin için gizlice \nHayalini düşümde sarıyorum her gece \nAdını mısralara yazarım bin bir hece \nEy benim biriciğim su akışlım nerdesin\n\nYüreğimde gizlisin taşıyorum ismini \nÖperek kokluyorum ahu gözlü resmini \nSanma unutacağım sonsuza dek cismini \nEy benim karakaşlım, kor yakışlım nerdesin\n\nEy benim kır çiçeğim, gül nakışlım nerdesin \nEy benim mor menekşem hoş bakışlım nerdesin \nEy benim biriciğim su akışlım nerdesin \nEy benim karakaşlım, kor yakışlım nerdesin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey benim kır çiçeğim",
        "poet": "Ahmet Bekteş",
        "poem": "\n\nBana kastın ne felek, soldurdun gül yüzümü \nDertlerim bir kördüğüm bulamadım çözümü \nSanki yardan uzakta yumacağım gözümü \nEy benim mor menekşem hoş bakışlım nerdesin\n\nAğlarım köşelerde senin için gizlice \nHayalini düşümde sarıyorum her gece \nAdını mısralara yazarım bin bir hece \nEy benim biriciğim su akışlım nerdesin\nYüreğimde gizlisin taşıyorum ismini \nÖperek kokluyorum ahu gözlü resmini \nSanma unutacağım sonsuza dek cismini \nEy benim karakaşlım, kor yakışlım nerdesin\n\nEy benim kır çiçeğim, gül nakışlım nerdesin \nEy benim mor menekşem hoş bakışlım nerdesin \nEy benim biriciğim su akışlım nerdesin \nEy benim karakaşlım, kor yakışlım nerdesin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Beyaz Ela",
        "poet": "Mehmet Akif İnan",
        "poem": "\n\nBir on yıl öncesi uzakta diye \nbu yanlış düzeni sürdürmek neden \n\nSanma mesafeler koparır beni \nve yıllar eskitir birliğimizi \n\nBir gecelik bir uyku gibidir zaman \nyıllarca sürse de ayrılığımız \n\nManiolunmuş bir adam direnir durur \nutanır ve korkar kefenlenmekden \n\nZamanımı çalan bir kara ekmek \ndurur yüreğimde bir kurşun gibi \n\nBir adım atarsak kafes kırılır \nBelki birden erir zincirlerimiz \n\nEy uyku ey anne gel kurtar beni \nEzildim aklımın hesaplarında \n\nEy anne ey uyku ey beyaz ela \nBir çılgınlık bulsam kurtulsam yahut \n\nSazdan bir yapıya dönüştü birden \nçürüyen bu kentin apartmanları \n\nBütün vakitlerim sana ayarlı \nİşte hesabını rüyalarımın \n\nYokluğun içime duvarlar örer \nNasıl kan toplanır gülüşlerinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Benlik",
        "poet": "Abdullah Yaşar Erdoğan",
        "poem": "\n\nEY  BENLİK! \n\nEy benlik! \nSabra karşı da sabrediver sen,\nSabır çaresizler azığıdır.\nNe gerek dünya için sevinmen,\nBil ki sabır demir bir kalkandır.\n\nEy benlik! \nSana sabırla öğüt vermeli,\nSabrı sermaye diye bilmeli,\nSabırlının öfkesinden sakın,\nSabırla gelenleri görmeli.\n\nEy benlik! \nSeni sabır ile vuruyorum,\nVarlığı sabırda görüyorum,\nAllah korkusu içime dolsun,\nSeni yenip gazi oluyorum.\n\nEy benlik! \nSabır acı ama sonu tatlı,\nSen, sonda olacaksın kanatlı,\nVarsın dünya başkasının olsun,\nHer zaman bulursun mükafatı.\n\nŞair: Abdullah Yaşar Erdoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey benim",
        "poet": "Afer Engel",
        "poem": "\n\nEy benim tatlı canımın acı sevdası\nEy benim gönül sazımın eğri mızrabı\nEy benim yaramda kanayan acı sızı\nEy benim gönül gülümün sivri dikeni\n\nEy benim ak anlımın karaca yazısı\nEy benim gülmeyen kaderimin sebebi\nEy benim onmaz yaramın siyah merhemi\nEy benim kara gözümün siyah perdesi\n\nEy benim aşk mabedimin yek prensesi\nEy benim dertli sevdamın kuru pınarı\nEy benim yüz yerimden yaralayan ahu\nEy benim umutlu gönlümün umtsuzu\n\nEy benim merhametli gönlümün celladı\nEy benim muhapbet gönlümün pan zehiri\nEy benim akan derelerim şelalesi\nEy benim gönül gölümde tek manolyası\n\nEy benim gönül tahtım vefasız kraliçe\nEy benim ak yazımın siyah,kara sevdası\nEy benim duygularımı kemiren nazlı kurt\nEy benim dut ağacımda maharetli ıtır\n\nEy benim yaz günümün yağmur yüklü buludu\nEy benim kara kışımda kuru,soğuk ayaz\nEy benim baharımda asi kar asi dolu\nEy benim son baharımda yaprak döken,iklim\n\nEy sevgili:hala koyduğun süre dolmadımı,hala beni sevmeyecekmisin,hala seni seviyorum demiyecekmisin,daha nekadar  acı çekeceğim ben,daha nekadar bekliyeceğim,bu siğnemdeki aşk ateşi daha nekadar yanacak,bu hasret nezaman bitecek,ellerimle ellerini nezaman tutacağım,o siyah saçlarını nezaman okşayacağım,yeşil gözlerini nezaman doyasıya bakacağım,alev dudaklarını nezaman dokunacağım,gül yanaklarını nezaman koklayacağım,ak siğnelerin düğmelerini nezaman çözeceğim,gel artık gel,daha fazla bekletme gayrı tahammülüm kalmadı,hasretin siğnemde zehirli bir ok,her an sol yanımda bir ağrı,senden başkasını düşünemiyorum,senden başkasını göremiyorum,senden başkasının isminide,esgalinede seçemiyorum ne olur gel artık gel.\nYarabbi:eğer vuslat hasıl olmayacaksa,ya benden bu canımı,yada benden bu sevdayı al,yada sevdiğimin gönlüne merhamet ver,muhapbetimi koy,\ntek çıkış noktam sensin yüce Allah-hım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey cahil aklıyla ömrü bitmez zannedene",
        "poet": "Mehmet Kemal Işık",
        "poem": "\n\nEy cahil aklıyla ömrü bitmez zannedene,\nEy sol yanından ameli defteri verilene,\nEy imanını kurtarmadan bu alemden gidene,\nEy gaflete dalana, mala mülke güvenene,\nEy helalı haramı kul hakkını bilmeyene,\nEy mizan terazisine ahiret gününe inanmıyana,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Büyük Türk",
        "poet": "Hamiş Mustafa",
        "poem": "\n\nBaban Ali Rıza annen Zübeyde \nDünyaya geldin 1 ocak 1881 Selanik te\nKaranlıklar aydınlanıyordu pencere de\nAnadolu bekliyordu o yiğidi günlerce \n\nBugünlerde gözlerim seni arar\nKonargöçer Türkmen aşiretlerine sorar\nO yiğit Selanik te anadoluya bakar\nGözleri ateş olmuş şimşekler çakar\n\nNice milletler Rumeli de yaşar\nSarı Saltuk Geyikli Baba sana koşar\nKızıl Oğuz Kocacık Yörükleri kucak açar\nSoyun türkmendir sana yakışır şanlar.\n\nİzmir yanıyordu işgal etti yunanlar \nAnalar bacılardan yükseliyor feryatlar\nGözleri Kuvayi milliye yi çağırıyorlar\nSanki biliyordu Mustafa Kemaller\n\nSamsun sana dar geliyordu.\nAnadolu alev alev yanıyordu.\nAntep i Maraş ı Fransızlar koruyordu\nGözler Mustafa Kemal i arıyordu.\n\nKartal pençelim şahin gözlüm \nSanki Sakarya daydı gönlüm \nİşgal edilmiş Anadolu çöktü günüm \nFırtınalar kopuyordu üzerinde anadolum \n\nÇanakkale yi sorarım gözlerim ağlar\nKilit bahir kalesinde ki o tabyalar\nMehmetçik can verir nice Yahya çavuşlar \nMustafa kemal in emriyle ölüme koşarlar\n\nYurdum parçalanmış yürekler ağlar \nFatihler yavuzlar sana hayranlar\nBüyük ilah seni kollar\nAydınlık olacak elbet sabahlar\n\nMustafa anlatır o büyük Türk ü\nGözleri ağlar sever Atatürk ü\n10 kasım 1938 her şey biter \nYaşar hasretin içimde benimle gider\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey, Büyük Atatürk! (10-16 Kasım; Atatürk Haftası)",
        "poet": "Naim Yalnız",
        "poem": "\n\nGönlümüzdeki tahtta,\nAşımızdaki tatta\nYaşadığımız hür hayatta\nSen varsın.\n\nİşimizdeki huzurda,\nİçimizdeki gururda,\nGözümüzdeki nurda\nSen varsın.\n\nTarihimizdeki şanda,\nAğzımızdaki lisanda,\nDamarımızdaki asil kanda\nSen varsın.\n\nDuyduğumuz sevgide,\nYaptığımız övgüde,\nYazdığımız öyküde \nSen varsın.\n\nOkuduğumuz kitapta,\nDinlediğimiz hitapta,\nUygarlık yolunda\nYarıştığımız her etapta\nEy büyük Atatürk; \nBize rehber,\nSen varsın! ..\n\nAŞAĞIDAKİ RESİMLER:\n(Bir Doğa Harikasıdır)     \n\nDoğuda,Ardahan İlimizin \nDamal İlçesi'nde,Karadağ\nsırtlarına,her yıl 15 Haziran -\n15 Temmuz tarihleri arasın\nda saat 18'den itibaren yan\nsıyan ve net olarak 20 daki\nka izlenebilen Atatürk başı\nsilüeti(gölgesi) ,bir doğa ha\nrikası olarak bilinmektedir.\n\nBu tarihler arasında,güneş\nbatarken,dağın yamacında \nbulunan dere yatağının bir\ntarafının gölgesi,diğer tarafa\nyansımakta ve tamamen do\nğal olarak,Atatürk'ün başının\nsilüeti(gölgesi)        oluşmaktadır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Bozkurtlar!",
        "poet": "Nilufer Ucuk",
        "poem": "\n\ney bozkurtlar! daldınız mı uykuya? \ndağlar eğildikçe, kar iniyor kuytuya...\nyürekleriniz nasıl dayandı, davutun yıldızına? \nsabır sabır derken bölündü gitti, TÜRKİYE! \n\nbarış diye uydurulan bir garip hikaye...\nnereden nereye geldi baksanıza, TÜRKİYE! \ngerçekten barışsa amaç bölücülük niye? \nfedarasyon -özerklik derken bölündü, TÜRKİYE! \n\nkurt kocayınca olurmuş çakala maskara...\nTÜRK olmazsa yöneticin, işte duymaz böyle tasa...\nvatan aşkı nedir bilir misin, ey besleme eşkiya? \netnik kimlik-Mozaik derken bölündü, TÜRKİYE! \n\nElin piçi,maşa varken, uzatır mı, elini ateşe? \nsiyonist-emperyalist şölen kurmuş göhsüme...\ney TÜRK MİLLETİ! sizde çektiniz mi sineye? \nTÜRK-KÜRT-LAZ derken bölündü,TÜRKİYE! \n\nyüreğim kan ağlar,damarlarımdaki ülküye.\nadım nilüfer, varlığım armağan olsun TÜRKLÜĞE! \ndost-düşman hançerini dayamış, sırlı bağrıma\nyangın yerine döndü yüreğim,EY TÜRKİYE! \n\n(16-11-2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Can",
        "poet": "Turhan Şahin",
        "poem": "\n\nSen bir dağ servisi, ben toprakta su,\nKökünden gövdene yürüdüm ey can.\nSözün hem kısası hem de doğrusu,\nGönlünde ısındım eridim ey can.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Can",
        "poet": "Nebiye Toprak",
        "poem": "\n\n\"harf hece kelime. \nbir türlü kuramaz cümleyi çaresiz. \nmahkum etmiş vicdan kırmış kalemi, \noysa ne çok şey var yazacak? \nşimdi sessizlik vakti midir? \nEy can, diline sabır ,kelâma ağır müebbet verilmiş,\" \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Can!",
        "poet": "Naime Erlaçin",
        "poem": "\n\ngiden \nyazgıdan gidiyor\n\ndestursuz gecenin \nboynuna ilmektir sevgi\n\nkalbimi yaran bir gidiş bu\nruhun beni izliyor ey can\nne onarıyor aşkın gözleri\nne ayrılık onduruyor\nkalbim eksik kalkıyor sabahlara\naşina bir kıpırtı \ntanıdık bir koku arıyor odalarda\n\nev ıssız \nyürek cayır cayır\nsevgiyi öğretensin sen\nsustu ayak seslerin uzun zamandır\nbıkmazdın oysa \ndolanırdın ardımda\n\nkızmayın bana ey şuara-yı aşk! \nböylesi vurduğunda karayel \nköpeğimi özlüyorum ben\nölüyormuş gibi\nölmüşüm gibi hatta \nhani diyorum ki\nsevgi ebedidir kitabımda\n\nalt tarafı on beş yıl istedim \nne olurdu paylaşsaydık hayatı\nyaşamak o zaman\nadam gibi yaşamak olurdu işte\nduy sesimi ey can! \neksiliyorum \nsen çoğalırken anılarda\n\nilk gün gibi seviyorum seni\n\ndoğum günün kutlu olsun\nsevgi bir ilmektir boynumda \n\n(*)     Bugün Buruşuk Boxer’ın doğum günü (6 Mart 1989 – 8 Kasım 2000) . Gideli neredeyse 3.5 yıl oluyor.  Ama ne önemi var ki! Unutulmazlarımdan biriydi o…\n\n(6 Mart 2004)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Can Saydığım",
        "poet": "Behçet Elcik",
        "poem": "\n\nEy can saydığım cismim! \nSadece bir nefessin! \nNefeslerin adım,adım.\nölüme gidersin, \nÖlüm bir uyku,\nAhiret bahçesinde goncalanmış çiçeksin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey can gellllll",
        "poet": "Semih Tek",
        "poem": "\n\nEy kalbimin yüreğimin aynası\nSen içimde bitmiyecek sevdamsın\nGözlerim hep sende, beklerki nasıl\nSensizlik gam hüzün, ey can artık gel\n\nHasret kaldım nasıl özlerim seni\nHer gün ümit ile gözlerim seni\nSenden başka anlamaz kimse beni\nSensizlik gam hüzün, ey can artık gel\n\nDerdimin dermanı sen, onlar değil\nOnlar vucudumdan, bir uzuv değil\nSenden başkası bana çare değil\nSensizlik gam hüzün, ey can artık gel\n\nSen sanki ben oldun, ben zaten senim\nYapayanlız kaldım,mutsuz yüreğim\nSenden başka bitanem yokki benim\nSensizlik gam hüzün, ey can artık gel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Çanakkale",
        "poet": "Atanur Savaş",
        "poem": "\n\nEy Çanakkale! \nArı Burnu, Anafartalar, Conkbayırı! \nDuydu yedi düvel destanını.\nBiliriz bağrında yüzbinlerce can,\nBiliriz toprağında tonlarca kan var.\nAnalar ne yiğitler doğurmuş,\nGöğüslerinde iman, \nAnadoludan koşup gelmişler,\nMustafa olmuşlar, Kemal olmuşlar,\nÖlüm emrini almışlar,\nİstiklâl yolunda şehit olmuşlar.\nSeksen yedi yıl sonra,\nBiz de gördük şehitlerimizi,\nEllerinde süngü, \nEllerinde bayrak,\nUzanıp Gelibolu sırtlarında \nNöbet tutarlar.\nDünya'yı titreten sesleri semalarında:\n'Çanakkale...Aynalı Çarşı...'\nYurdumda gözü olanlar iyi bilsinler:\nÇanakkale \nDün de geçilememişti,\nBugün de geçilemez,\nYarın da geçilemeyecek! ..\n\nAtanur SAVAŞ\nHaziran 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Çanakkale",
        "poet": "Cemile Düzgün",
        "poem": "\n\nDüzenbaz bulutlar sarmış dört yanı\nGüneşe peçedir, bakın şu hale! \nGelinciklere can Mehmet’in kanı\nRuhuyla yücedir ey Çanakkale…\n\nHer ahhla ağarır, şu kutlu şafak,\nGöklere yükselen nidalara bak,\nBu sayfa lekesiz, bu sayfa pir pak,\nToprağın nicedir ey Çanakkale...\n\nDönmeli bu devran, tütmeli ocak\nYurdunu koruyan yücelir ancak\nDereler, tepeler ay yıldız sancak\nHaçlıya gecedir ey Çanakkale…\n\nKimin vatanında çizersin serhat\nSağır sultan duydu, duysana heyhat! \nHakk’ın yardımıyla haklı bir cihat\nDevasa pençedir ey Çanakkale…\n\nMavzer şimşekleri dağları delmiş \nKim bilir kaç civan şaha yükselmiş? \nNusret-i ilahi yardıma gelmiş\nKutlu bilmecedir ey Çanakkale… \n\nSalyalı ağızla koşmuş hepisi\nÇılgın canavarın korkunç yapısı\nSanıyorsa Türk’ü ezme kapısı\nGörsün, işkencedir ey Çanakkale…\n\nTek bir makineli yok ellerinde\nÖlüm kokusu var mart yellerinde? \nŞükür, zikir, tekbir var dillerinde\nSon sözdür, hecedir ey Çanakkale…  (Cemile DÜZGÜN – 14/03/07)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey ÇANAKKALE'm",
        "poet": "Fevzi Okumuş",
        "poem": "\n\nBüyük zaferinden sarhoştu alem\nSeni anlatacak elimde kalem\nSeksensekiz sene nerde sülalem\nGöğsümü kabartan ey ÇANAKKALE'm\n\nBir metrekareye altı bin mermi\nGökte yağmur bile olsa düşer mi\nBu savaş yurduma ehven mi şer mi\nDestanlar yazdırtan ey ÇANAKKALE'm\n\nToprağında ağaç olsam kök salmam\nŞehidimi üzmek riskini almam\nYeşeririm ama derine dalmam\nYeşilllerle yatan ey ÇANAKKALE'm\n\nBen senin kadrini bilmez değilim\nCehalet zulümdür,ne güzel ilim\nİmkan olsa her ay sana gelelim\nŞanına şan katan ey ÇANAKKALE'm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey can alan vampirler",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nEy can alan vampirler\nCan veren alan Allah\nEy kendini ilah görenler\nYaptığınız her şey günah, her şey günah.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Çiçek",
        "poet": "Mustafa Korkut Dede",
        "poem": "\n\nNeden ağlıyorsun ey çiçek\nYapraklarında gözyaşın var\nDal budak sarmışsın toprağa\nSenden mutlusumu var\n\nGüvendiğin dalın mı kırıldı\nUmmadığından canın mı yandı\nTopraklarına karmı yağdı\nNeden ağlıyorsun ey çiçek\n\nSuyundan eksik mi kaldın\nGüneşten uzak mı oldun\nSadece yalnız mı yaşadın\nNeden ağlıyorsun ey çiçek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Çanakkale Şehitleri",
        "poet": "Adnan Bal",
        "poem": "\n\nBu vatanın has evlatları\nAdınız var soyadınız yoktu\nİçinizde aşıklar diyarının yiğitleride çoktu\nUşağın kınalı kuzuları\nKoçlar gibi kurban oldunuz vatan için\nBin üçyüz ondörtlü muratoğlu murat\nBin üçyüz beşli ferhatoğlu ahmet\nYirmi yaşındaydı henüz\nKarahasanlı mehmetoğlu mehmet\nDaha nice adsız kahraman\nİkiyüz elli dörtbin kişi\nCanınız pahasına göğüs gerdiniz düşmana\nÇanakkale geçilmez dediniz\nEmperyalizmin vampirlerine\nTürkün kanı içilmez dediniz\nDüşmanı dize getirdiniz\nPis emellerini bitirdiniz\nYedi düvele karşı koydunuz\nVatan millet uğruna şehit oldunuz\nBaşınızda Mustafa Kemal paşa\nSilinmez bir zafer yazdınız toprağa taşa\nSon karargah Çanakkaleyi seçtiniz\nŞahadet şerbetini orda içtiniz\nUşak ın kınanı kuzuları kınalı koçları\nBu vatan bu millet size minnettardır\nRuhunuz şad kabriniz cennet olsun\nAziz Çanakkale şehitlerimiz.\n\nAdnan Bal \nUşak-17 mart -2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Çanakkale",
        "poet": "İbrahim Yasar",
        "poem": "\n\nEy  tarihimin eşsiz destanı,\nUnutmadık seni, unutmayacağız,\nBinlerce yıl geçse de hatırlayacağız o anı,\nÇünkü orada aktı binlerce şehidimin kanı.\n\nEy Çanakkale, oldun zaferlerimize bir güneş,\nBu dünyada var mı ki sana başka bir eş? \nDumlupınar, Sakarya oldular sana kardeş,\nTarihimiz bir daha bunlarla şerflendi ey kardeş! \n\nEy Çanakkale, var mı ki cihanda biri sana benzesin? \nDüşmanların derslerini unuttularsa yine gelsin,\nTürkün azmi, şeceati neymiş, bir daha denesin,\nAnadolu ebediyyen bizimdir cümle alem bilsin.\n\nEy Çakkale, binlerce şehidim sana emanet,\nİncitme onları, hoş tut,duymasınlar minnet,\nKahraman ecdadım uyusun orada, kıyamete dek,\nOnların gerçek yeri burası değil ebedi cennet.\n\nGök kuppe onlara oldu bir türbe,\nKefen giyemediler Rabbim mahçubum tövbe,\nPerişandı dünyadaki  halleri, işte böyle,\nEy Çankkale, dualarımızı onlara söyle! \n\nÇanakkale anıldı mı hale gözlerimiz dolar,\nHer zaman acısı tazedir, yüreklerimizi dağlar,\nHatıraları var, taptaze duyanlar karalar bağlar,\nŞehitlerimizin ebedi halini anlayamaz sağlar.\n\nÇankkale ışık oldu geldi günümüze,\nAnlayanlar uyandı kanmıyor boş söze,\nEy bu vatan için ölen mubarek şehitler,\nMirasınıza sahip çıkmak vazifedir bize.\n\n                                15.03.2009   Yıldırım/Bursa\n\nÇanakkale Geçit Vermez \n\nDört bir koldan sarmış ahtapot gibi kefereler, \nÇanakkale’ye girip; İstanbul’a geçecekler. \nYetmiş iki buçuk millet birleşmiş, bizi ezecekler, \nGeçit vermez, vermeyecek Çanakkale’deki Şehitler. \n\nArıburnu, Seddülbahir, Conkbayırı, \nDiren askerim diren, sizleri Allah kayırı. \nŞehitler siper olur, gaziler yaralı, \nDüşman neylerse eylesin, alamaz vatanın bir karışını. \n\nEbu Akîl gibi yüreğe sahip, Yüzbaşı Kemal, \nYarbay Hasan’ın yanına Efendimizle gelen ecel. \nCephede Mehmetçiklere siper olan“ O” el, \nSahipsiz değildir bu vatan, işte o büyük zafer. \n\nVız gelir bize İngilizler’in yenilmez Armada’sı, \nTürk yapımı 26 mayına dahi dayanamadı. \nZavallı İngilizler yenilgiyi hazmedemedi. \nHadisenin ardındaki sırlı rüyayı nereden bilebilirdi. \n\nSeyit Onbaşı’ya 250 kg’lık gülleler vız gelir. \nFransızların Ocean zırhlısını devirir. \nTürk toprakları keferenin mezarıdır. \nÇANAKKALE GEÇİLMEZ bütün dünya anlamalıdır. \n\nÜmmügülsüm Hasyıldırım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey canım yavrum",
        "poet": "Muzaffer Uzunkaya",
        "poem": "\n\nBir türlü hayalin gitmez gözümden,\nAdını anarım, düşmez dilimden.\nYa Rab (C.C.)    anıları silme gönlümden,\nMekanın cennet olsun,\nEy canım kızım,\nEy canım yavrum.\n\nGezdiğim yerlerde seni ararım,\nAğaçtan, yapraktan haber sorarım.\nHatam var mı diye kafa yorarım,\nMekanın cennet olsun,\nEy canım kızım,\nEy canım yavrum.\n\nBundan sonra nasıl yaşarız sensiz,\nYeni ölmüşsün gibi,ağlarız sessiz.\nKor ateşlerde yanar yüreğimiz,\nMekanın cennet olsun,\nEy canım kızım,\nEy canım yavrum.\n\nHiç tadı kalmadı sensiz hayatın,\nYaşadığım sürece hep duamdasın.\nGözlerimden süzülen gözyaşımdasın,\nMekanın cennet olsun,\nEy canım kızım,\nEy canım yavrum.\n\nYavrum senden sonra her gün hastayız,\nYavrum senden sonra her gün yastayız.\nYavrum senden sonra her gün duadayız,\nMekanın cennet olsun,\nEy canım kızım,\nEy canım yavrum.\n\nMuradın almadın fani dünyada,\nHiç göremedim yavrum seni rüyada.\nBelki kavuşuruz öbür dünyada,\nMekanın cennet olsun,\nEy canım kızım,\nEy canım yavrum.\n\nİlk: 04.09.2012\nSon Değişiklik: 16.09.2012\nŞebinkarahisar-Giresun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Çocuk",
        "poet": "Osman Demircan",
        "poem": "\n\nOyuncak bebeği kanlı olan çocuğun, masallarındaki kurtlar insanlardır artık. Bir acının sesidir kulaklarda. Feryarlar ve figanlar küçük gözlerden boşalan iri gözyaşlarıdır. Duvarlara vursa sesin ey çocuk, sıvaları dökülür. Niçin işitmez feryadını insanlar ey çocuk, bir oyun bozandır hayat diye mi? Ey çocuk, kaç kez döverse dövsün kıyılarını dalgalar, kayalıklarında yine de kuş yavalarına izin ver. Martılar anlar derdini belki. Bir başkasının çocuğu, senden hep değerli olur. Bir başkasının çocuğu, babasının kara köküdür ey çocuk. Köküne kiprit suyu dökmeye çalışman, matematiksel bir hatadır ey çocuk. Başkalarının çocukları parmaklarıyla hesaplar yaparlarken, babalarının elleri hep tetiktedir. Senin ağlaman ey çocuk, onlar için bir ziyafettir. İpek yastıklar, kadife yataklar onların yatak odalarını süslerken, senin evin onların kan içtiği bir meyhanedir. Ey çocuk, onların babalarını tanırsın, anneleri kim bilir nerededir? Tankı üzerine süren, namluyu sana çeviren, arabayla üzerinden geçen bir erkek, karısına ve çocuklarına ne anlatır ey çocuk bilemezsin. Dünyada aldatmaktan dolayı nice kadınlar ve erkekler boşanırken, Irak'ta kadınlara tecavüz edenler, çocukları kurşuna dizenler hala eşleriyle sevişmekteler. Yalandır bu dünya ey çocuk, sen de yalansın. Çünkü dünyada her gerçek, doğru değildir. Seni öldürenler, gerçekten şeytanın evlatlardır. Sen ise ey çocuk doğru bir çizgisin, her kesin yamuk çizdiği bu dünyada. Ey çocuk, sen büyüklerinin bir oyuncağısın. Çocuk oyunlarının bozulduğu bir dünya, çocuk parklarının hiç olmadığı ya da az bulunduğu bir şehre benzer. O şehrin kapılarını ise, zulüm açar sadece. Ey çocuk, büyüklerin nokta olduğu dünyada çocuklar acı bir hikayedir. Bu hikayenin altına imza atanlar, hiç merhamet bilmeyenlerdir. Merhamet bilmeyenler, dünyanın en büyük cahilleridir. Ey çocuk, iki gözün, iki nehirdir. Ey Dicle'nin ve Fırat'ın çocuğu! Senin diğer çocuklardan ayrılan yanın, gözlerindeki petrol rengidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Çocuk",
        "poet": "Bilal Gönülalçak",
        "poem": "\n\nEy çocuk\nElindeki eşyaya,\nCebindeki paraya\nSahip ol.\n\nEy çocuk \nGeçen zamanın\nKısacası her \"an\"ın\nFarkında ol.\n\nEy çocuk,\nVatana ve millete\nYüce, kutlu devlete\nBağlı ol.\n\nEy çocuk,\nHer işinde, her gününde\nAldığın her nefeste\nAttığın her adımda\nTutumlu ol.\n\nEy çocuk \nTutumlu ol ki\nDaha bereketli olsun yarınlarımız\nUmutlarımız daha cömert olsun\nSen geleceğimizsin ey çocuk\nDikkatli ol.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Çocuk!",
        "poet": "Hanifi Kara",
        "poem": "\n\nEY ÇOCUK! \n\nNolur sende gel bu yaz, Kur’an-ı gönlüne yaz\nYazmakla da yetinme, güzelce zihnine kaz…! ! ! \n\n12/07/’16\nHanifi KARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Çocuk Sen Hangisisin?",
        "poet": "Muhittin Çiftçi",
        "poem": "\n\nTarih nedir bilirmisin? \nTarih bazı insanların\nÇakal\nBazı insanların sürünün zayıfı \nVe  çoban olduğu\nBir afrika sahrasıdır\n\nYa o sürünün enzayıfı olarak \nÇakallara yem olacaksın \nYada nehiri geçirten lider\n\nSeç tarihin seni\nNe ile anmak isteyeceğini\nYa enzayıf yada lider\n\n15.10.20014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Deli Gönül",
        "poet": "Bayram Tunca",
        "poem": "\n\nAllah şahit bu ateşten gömleği giydim giyeli\nGören dostlarım dahi, sandılar sanki de deli\nYeter deli gönül yeter çektirdiğin bunca çile\nAğaçlar kalem olsa, getiremezler çilemi dile\n\n29.03.2005-03:29\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Çocuk",
        "poet": "Ömer Dasdan",
        "poem": "\n\nSevdanın içinde kavrolurken masum yüreğin\nSessizce ağladığın masumiyetin seni hep kaybeden yapıyorsa\nUmut deryana polyanna süslemesi hakimse\nHer gördüğün acıya kalpten yanıyorsan\nGözlerindeki yaş sevda için insanlık için akıyorsa\nÜzülme çocuk üzülme\nKaybeden görünürken kazanan olacaksın\nMecnun,Leyla olacak destanlara karışacaksın\nİnsanıın için ağlarken de acımakendi haline\nSana acıyanlara acı ey çocuk\nSeninle dalga geçen cahillere gül geç \nOnlara aldırma onları dinleme\nDüşünsene Deniz olacaksın insanın için\nDalgalanacaksın dünyaya inat\nTsunami olacak dünyaya kafa tutacaksın\nAcı verenlere acı olacak\nToplumuna sevinç olacaksın\nEy çocuk düşündüğün zaman hiç korkma\nYa da korkmaya başla \nÇünkü artık insan oldun\nKoskocaman hayvan aleminden bir kişi daha eksildi\nGeçmiş olsun eyçocuk\nArtık aferin almayacaksın\nArtık kimse gülmeyecek gözlerine\nHyavanlar sana selam vermeyecek\nÇünkü artık insan oldun\nDünya kararacak sevdiğin kaybolacak\nAnnen baban sensiz sen onlarsız kalacak\nGeçmiş olsun\nArtıksen de insan oldun\nGeçmiş olsun ey dünya\nBir hayvan daha kaybettin\nGeçmiş olsun ey dost milyarlarca hayvanı kaybettin\nGeçmiş olsun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Deli Sevdam",
        "poet": "Metin Arifoğulları",
        "poem": "\n\nŞimşekler çakıyor beynimde hergün, \nTufanlar kopuyor yine gönlümde.\nYıldızlar kayıyor gökyüzünden, \nBir tek sen varsın benim gözümde.\n\nÇekil önümden ey deli sevdam, \nYıkıl karşımdan kahpe gurur, \nÖyle bir sevdaki bu, \nHiç şakası yok senide vurur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Çocuk",
        "poet": "Mustafa Acıoğlu",
        "poem": "\n\nSen bosnada anasi ölen\nSen kamplarda babasi ölen\nMeydanlarda çabasi ölen\nEy çocuk\n\nAh o pamuk ellerini\nYüzde açan güllerini\nInce narin kollarini\nKaldir gel kaldir gel\n\nYeni dönen dillerini\nEstiriver yellerini\nMazlum Islam ellerini\nGüldür gel güldür gel\nEy çocuk\n\nSen filistinde sapan atan\nÇeçenyada daga çatan\nAmcalarla asik atan\nEy çocuk\n\nAh o pamuk ellerini\nYüzde açan güllerini\nInce narin kollarini\nKaldir gel kaldir gel                                                           \n\nYeni dönen dillerini\nEstiriver yellerini\nMazlum Islam ellerini\nGüldür gel güldür gel\nEy çocuk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Çinli Dinle!",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nEy Çinli dinle! Bizler zeki Rab kullarıyız,\nÜstelik de ölümlü ruh taşıyanlarıyız…\n\nYapılarımız narin et kemik ve kan gibi,\nDuygularımız da var üzüntü, sevinç gibi…\n\nKimimizde kuvvet var kimimizse çok aciz,\nHayvanlar ve çocuklar onlar daha çaresiz…\n\nVicdanlı davranalım acı çektirmeyelim,\nAç varsa doyuralım ya da öpüp sevelim…\n\nLaflarım milletlere ya da şahsıma karşı,\nİçinde merhamet var üstelik zulme karşı…\n\n(2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EY DELİ GÖNÜL-Ömer Hançeri Ekinci",
        "poet": "Ömer Hançeri",
        "poem": "\n\nYüreğim kabarık,titriyor sesim,\nAklım yine alabildiğince sen dolu,\nHani tutunmak istersin ya,\nÖyle bir hâldeyim ey deli gönül! \nFeryat sayma bu sitemi feryat edemem,\nSensiz yüreğime ben ses veremem,\nAl,\nAl götür beni uzaklara,\nHani anlattığın yer var ya işte ta oraya,\nSöyleme ama bilmesinler yerimi,\nBu garip adam bu dünyadan göç eylemiş desinler,\nAlsınlar Hançeri’yi okusunlar,\nAnlasınlar feryadımı ey deli gönül! …\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Darbeci Hain",
        "poet": "Selçuk Akyüz",
        "poem": "\n\nSöyle, nedir bu ihanet? Darbe, darbe, darbe! ! ! \nBilmez misin? Bu milletle tutuşulmaz harbe! ! ! \n\n \n                                                                              (Van. Temmuz 2016)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Çocuk",
        "poet": "Hıfzı Özbekmez",
        "poem": "\n\nEY ÇOCUK\n\nAyrılık vakti diye, ey çocuk sen ağlama\nUnutma ki koyundan, ayrılıyor kuzular \nBoşuna hüzünlenip, yüreğini dağlama\nBaşa geliyor elbet kaderdeki yazılar\n\nHalimize şükretmek en baştaki görevdir\nİnsanları sev önce, sonra kendini sevdir\nNe gerek var bunlara, deme sakın ey çocuk\nUnutma yalan dünya, sana geçici evdir\n\nAyrılık hüzünlüdür, acı veriyor elbet\nKimlere mekan oldu, çekilmeyen o gurbet\nSonsuz bir hayatı, arıyorsan ey çocuk\nUnutma ki ahreti, o sürer ilelebet\n\n04 OCAK 2005 \n\nSAMANYOLU GRUBUNUN 2 KELİME  1 ŞİİR AKTİVİTESİ İÇİN YAZILMIŞTIR \nKELİMELER: AYRILIK / ÇOCUK\n\n'Aşağıdaki isim linkini tıklayarak, bu haftanın aktivitesine katılan diğer bir arkadaşımızın şiirlerini okuyabilirsiniz.' \n\n Tülin Şen Altınlı  \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey deniz",
        "poet": "Engin Tunca",
        "poem": "\n\nEylül de Deniz mi olur? Derseniz,\nTadına doyum olmaz, yaşamak gerek.\nEylül de Denizi gelip görseniz,\nBir daha görmeye kaçamak gerek.\n\nKızım, Eylül Deniz’ im\nHoş geldin…\n\n22.01.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Deniz",
        "poet": "Burhan Kamalı",
        "poem": "\n\nEy deniz \nMavini bana ver\nDalgaların suların senin olsun\nMavini bana bırak yeter\nBak martıların var birde deniz fenerin\nÜzerinde yüzen gemilerin\nSeni çoşturan rüzgarın\nHer şey her şey senin olsun\nŞimdide yağmur yağıyor....\nBulutlar, damlalar  hepsi senin olsun\nBana mavini, ver yeter\nGök yüzünde de mavi var\nAma onu benden çalmışlar\nBari sen esirgeme\nEy deniz\nMavini bana ver\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Çocuk",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nEy çocuk\nErim çocuk\nBeşiği elimde\nNinni çocuk\n\nEy çocuk \nGüzel çocuk\nHasretliği yakar\nAcul çocuk\n\nEy çocuk \nCan çocuk\nSen içre \nBen çocuk\n\nEy çocuk\nYan çocuk\nGüneş ufukta\nKan çocuk\n\nEy çocuk\nOyun çocuk\nKitabı elinde\nDoyum çocuk\n\nEy çocuk\nFal çocuk\nAçtır ister \nMama çocuk\n\nEy çocuk\nNadim çocuk\nSözü var dilinde\nKadim çocuk\n\n26.07.2009\n\nKan: kanmak-doygunlaşmak-doymak\nNadim: Yaptığından pişman\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Deniz Ey Gökyüzü",
        "poet": "Mehmet Uğur Sayğan",
        "poem": "\n\nEy deniz ey gökyüzü\nDinler misiniz derdimi anlatsam\nAnlar mısınız bu derin kederimi\nÖzler misiniz her gece benim gibi acı çekmeyi\n\nEy deniz ey gökyüzü\nBulurmusunuz derdimin çaresini\nBekler misiniz beklediğim gibi her gün beni\nBilir misiniz her gece hasret çekmeyi\n\nEy deniz ey gökyüzü\nSöyler misiniz neden bu kadar sonsuzsunuz\nİstemez misiniz hiç birleşmeyi\nEy deniz ey gökyüzü\nBende ki aşk bir sizde var\nAncak gökyüzü denize bu kadar ağlar\nDeniz de hep dalgalanmalar…\n\nMehmet Uğur SAYĞAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Diyarbakır",
        "poet": "Canan Kadar",
        "poem": "\n\nEy Diyarbakır! \nSana emanet ediyorum aşkımı \ngideceğim! \nhiç kullanmayarak şansımı\nNe o duyabilsin sesimi,nede hissedebileyim yüreğimde nefesini\nBen ağlamadan giderim \no üzmesin kendini \nBağlar sokaklarından son kez geçeceğim belki de \nsorma bana aşkımı \nbir sen varsın gönlümde \nhep söylemek isterim bunu son nefesimde:\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Dost",
        "poet": "Yavuz Ağır",
        "poem": "\n\nSeni senden koparmışlar\nUzak yere aparmışlar\nHoşgörü pınarını kurutmuşlar\nSen sende değilsin dost\n\nBaharın kışa döndürmüşler\nDuyguların hislerin söndürmüşler\nGönül pınarın kurutmuşlar \nSen sende değilsin dost..\n\nŞair içinden geleni söyler\nHak edilmiyen sözü neyler\nHele hakkında ilanen yazılan şeyler\nSen sende değilsin dost.\n\nGün gelir gonca iken gül olursun\nDöner dolaşır gülşeni bulursun\nBakarsın aslına döner pir olursun\nSen sende değilsin dost, değilsin dost...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey deniz Kızı...",
        "poet": "Hasan Yıldız",
        "poem": "\n\nGözlerinin deryasında vurgun yemiş\nbu yüreğim,\ngayrı iflah olmaz Ey deniz kızı,\n\nHazan mevsimi bulutları, sürükler gözyaşlarımı,\nşaçlarının bukleleri arasına\nSahillerini döver hırçın dalgalarım,\nyosun tutmuş, seni bekleyen arzularım...Ey deniz kızı\n\nSaçlarım deniz köpüğü bayalı, bir tek; \nbıyıklarım bozar bu ahengi.\nBen, alırken bedenime ağır ağır çapayı\nsen martılarla oynaşırsın gün boyu..Ey deniz kızı\n\nKızılca kıyamet kopar gönül körfezimde\nsen batan güneşle el ele tutuşur gidersin \nben yakamozum, kaybolan gölgen de..Ey deniz kızı\n\n2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Dost",
        "poet": "Binali Özdemir",
        "poem": "\n\nEy dost, nedir derdin çok derin inlersin? \nAşk kurşunuyla yaram,  yar vurdu beni.\nEy dost, derman kılayım yarene senin? \nSağ olmaz yaram, gönülden vurdu beni.\n\nEy dost, aşktan düşman kıyar mı yare? \nİç aşk badesini dost düşman ne çare,\nDaldım aşk deryasına kaldım biçare,\nKöpüğe sarılmışım sel vurdu beni.\n\nEy dost, Kundikli'ninde sevda yarası,\nİlim, derman kar etmez yoktur çaresi, \nSargıyla  sarılmaz o, gönül yarası,\nRuhum ki yaralandı dil vurdu beni.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Dost",
        "poet": "Atilla Kızılkaya",
        "poem": "\n\nEy dost bildiğim\nHangi havayı soluyorsun bensiz\nHangi gülü kokluyorsun\nDikenini eline sürmeden\nHangi gün çıkıp geleceksin de\nBen mutlu olacağım\n\nEy dost bildiğim\nYokluğunda şehir karanlık geliyor bana\nKaldırımlar yine suskun\nTaş duvarlar üstüme geliyor sanki\nKurtar beni\n\nEy dost bildiğim\nAnılması en güzel dost\nKalk gel bu şehre\nBen senin için \nBir kere daha yeminimi bozdum\nVe bir kere daha yazdım seni satırlara\nKalk gel bu şehre\n\nEy dost bildiğim \nAnılması en güzel dost...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Dost",
        "poet": "Tamer Duran",
        "poem": "\n\nYazdım gerçekleri dünden bu günden\nGördü dokuz köyden kovdular ey dost\nYoldaş bulamadım candan gönülden\nÇölde yapayalnız koydular ey dost\n\nKimi sürüklendi devran arkından\nKimi hançerledi vurdu sırtımdan\nBilsen neler çektim kendi ırkımdan\nBeni halden hale koydular ey dost\n\nKimse birbirine güven duymadı\nSaygı unutuldu seven olmadı\nTaşı taş üstüne koyan olmadı \nYurdu pazarlara koydular ey dost \n\nDostu dostlarına düşman ettiler \nSevip sevdiğine pişman ettiler \nTembel miskinleri hışman ettiler \nNefret tohumları koydular ey dost \n\nArif doğru yoldan zerre ayrılmaz \nKessen bile tırnak etten ayrılmaz \nÖlüm SERHATİ’ye uzak sayılmaz \nCanım yerden yere vurdular ey dost\n\n\n Tamer DuranKayıt Tarihi : 20.8.2007 00:01:00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Dost",
        "poet": "Yakup Öztürk",
        "poem": "\n\nSandım  ki  mutluluğa, giden tek yolum,\nFeleğe bağlanmış,hem elim hem kolum,\nBen fani dünyada,bir aciz kulum,\nKaderden mutluluk,dilendim ey dost,\n\nMevsimler tek bende,hepside hazan,\nTebessüm şikardır,içime sızan ,\nBana benden yakındır,yazgımı yazan,\nKaderden mutluluk,dilendim ey dost,\n\nÖmrüm ecele doymadan yakalandı,\nYüreğim közlendi,ciğerim yandı,\nNefsim şeytanını,benden kıskandı,\nKaderden mutluluk,dilendim ey dost,\n\nGülmenin ağlamaktır,bilki can dostu,\nAzmin mermisi deler,en kalın zırhı postu,\nGölgem bile kinini,bana ölürken kustu,\nKaderden mutluluk,dilendim ey dost\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Dost",
        "poet": "Furkan Yavuz",
        "poem": "\n\nBazen düşman olarak bildiklerin yaparlar sana en büyük fedakarlığı\nBazen nefret ettiklerin ölünce dökersin en çok göz yaşını\nİşini yarına erteleme ey dost\nKim bilir, gün doğmadan neler doğar?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey dost",
        "poet": "Osman Aktaş",
        "poem": "\n\nkorktuğum leyladır sevdiğim mecnun\nkeremin yaktığı közdeyim ey dost\nferhatın deldiği kaya yüreğim\nemrahın elinde sazdayım ey dost\n\nbir dost dostu dergâhında ağırlar\nher dost dostu hak yoluna uğurlar\nyüreği körelmiş duymaz sağırlar\npir sultanla gören gözdeyim ey dost\n\nkıyı bucak gezemedim dünyayı\nben çıkrığım hayat ise bir kuyu\nkimin okumakla değişmez huyu\nkaygusuz abdalla özdeyim ey dost\n\nönümde bir kur'an bir de sünnet var\necel güneş bizler ise bir buhar\naltta kara toprak üstümüzde kar\naşık sümmaniyle gözdeyim ey dost\n\nkimi aşık kimileri meşayık\nkimisi sarhoştur kimisi ayık\nkiminin dünyada yüreği oyuk\nkarac'oğlan ile sözdeyim ey dost\n\nmemleketi ekranlarda dolaştım\nnice ova geçip nice dağ aştım\nkırk yıl bu sevdanın peşinde koştum\nhem sünnet hemi de farzdayım dostum\n\nhüseyin fizâhî dolup taşıyor\nyar yüzünü ayna sanıp şaşıyor\ninsan ölse bile aşkı yaşıyor\nkendime mümasip tarzdayım dostum\n\n4 Şubat 09\n  Nilüfer\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Dost.........",
        "poet": "Mehmet Özparlar",
        "poem": "\n\nGönül yarası bu kapanmaz ey dost,\nSenelerce yazdım dinmez acımı,\nYıllara gizlemek istedim seni,\nKalbime senden başkası şifa olmaz ey dost.\n\nYalan oldu kokunun sindiği o mekan,\nYalan oldu elinden tutup dolaştığım sokaklar,\nİsmimizi kazıdığım bir o ağaç kaldı geride,\nKalbime senden başkası şifa olmaz ey dost.\n\nYanan yüreğime sular serptim sönmedi,\nBu gözlerle nice güzeller gördüm yaram onmadı,\nMaziye kazısam da geçmişi,\nBana senden başkası şifa olmaz ey dost,\n\nBu ateş sensiz sönmez ey dost.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey dost yenilgiler yıpratır Gaziantepli bestekar-şair Erol Güngör şiiri",
        "poet": "Erol Güngör",
        "poem": "\n\nFutbol maçlarında sürekli yenilen takımlar, küme düşer\nİnsanlar iyi bilmediği oyunların hepsinde mağlup olur\nKumarda sürekli kaybedenler er geç iflas eder\nDurmadan konuşan insanları, gün gelir kimse dinlemez…\n\nYeteri kadar galibiyet alan takımlar kümede kalır\nUzun süre maç yapmayan takımlar yenilgi yüzü görmezler\nHatta hep galip gelen takımlar gibi huzur duyarlar\nSık sık ortalarda görünmeyen, kendini özleten insanlar gibi…\n\nArada pas geçmek, her oyuna girmemek lazım\nÇok konuşmamak, her etkinliğe katılmamak lazım\nHerkesten selam, her tanıdıktan ilgi beklenmez\nBu duyarsız ortamda zaten kimse kendini, mecbur hissetmiyor…\n\nSevgi ve saygı azlığı, başını almış gidiyor\nKim kiminle gerçek dost, asla belli değil\nÇünkü dostluk, “eski dostlar” şarkılarında kaldı\nSen birilerinin dostu isen, onlar da senin dostundur zaten\nYeni birilerini aramak, mevcut dostları kaybetmeye yol açabilir…\n\nHerkesin çevresinde, bulunduğu topluluklarda\nYalan dolan içinde, sahtekâr, nankör ve küstah insanlar olabilir \nBu gibiler sürekli onur kırarlar ve hassas insanları küçük düşürürler\nOnlarla hiç karşılaşmamak, çamura bulaşmadan geçip gitmek gibidir…\n\nİnsana en büyük kötülük insandan gelir.\nYine de insanın insana ihtiyacı vardır diyor, filozof Alain…\nİşte konuşacağımız, çay içeceğimiz, dost seçeceğimiz insan konusunda\nDikkatli ve tedbirli olmamız gereken husus budur…\nYoksa durmadan ayıkla pirincin taşını…\nVeya yediğin pilavda, ağzına gelen taşlarla dişlerini kır….\nEy dost, mutlu olmak istiyorsan bunları da düşün…\n\n25.4.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Dostum",
        "poet": "Hamdi Öztürk",
        "poem": "\n\nNedir bu yalnızlık,bu üzüntü,bu keder,\nYaşantına ışık tutmuyorsa kader,\nBugünün dünden oluyorsa daha da beter,\nBunlardan bir ders almamız bile yeter! \n\nDost,arkadaş,sırdaş ne verdi felek,\nİyiyi bırakmazlar,bize kalır acı kelek,\nGaribe düşer yalvarıp,aman dilemek,\nGeçmişten ders almamız bile bize yeter! \n\nSen,ben,keloğlan birer garibiz,\nAna yok,baba yok birer yetimiz,\nHiç bitmez  derdimiz,üzüntümüz,\nNefes almamız bile bize yeter! \n\nNereye gitsek bize derler sefil,\nAğzınla kuş tutsan görürler cahil,\nGezmediğimiz ne ova kaldı,ne sahil,\nBaşımızı kaşımamız bile bize yeter! \n\n                              \t          (Ankara - 1984)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey dost ey dost can dost",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nGönül derde düşmüş\nVefasız yara düşmüş\nDermansız derde düşmüş\nEy dost ey dost can dost\n\nDost yaralarım kanıyor\nGönül cananını arıyor\nO yardan ayrı düşüyor\nEy dost ey dost can dost\n\nGülerdel elimi kanatıyor\nYar da bana gülmüyor\nBaharı bana çok görüyor\nEy dost ey dost can dost\n\nGonca gülüm tomurcukta\nGönül olmaz hiç boşlukta\nSevgim donmuş buzlukta\nEy dost ey dost can dost\n\nDost diye candan oldum\nYaz baharda kışa döndüm\nDermanı ben dosta buldum\nEy dost ey dost can dost\n\nHalil ÇOLAK 26.02.2011\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Dostlarım",
        "poet": "Nurullah Muslu",
        "poem": "\n\nEy benim gibi doymaz nefis taşıyan dostlarım,\nMana denen hayatı yaşıyoruz biz yarım yarım…\nMeyletmeyin dünyaya sırtını dönmüş gidiyor,\nGiderken aslında bana siz meyletmeyin diyor…\nOysa ahiret hep bize doğru doludizgin geliyor,\nO da ne yapacağını çok iyi bir şekilde biliyor…\nNerde benim o civan mert delikanlı hallerim,\nNeden kırış kırış oldu o pürüzsüz tenlerim…\nSen ki, cemalin aya ahu gibi gözlerin varken,\nYay misali kaşlar ok kirpikler sırma saçla yaşarken,\nSelvi boylum ceylan misali sek sek diye koşarken,\nAk mı düştü saçlarına yoksa belin mi büküldü? \nSeninde mi başına Fatiha yazılı bir mezar taşı dikildi..? \nDesene sende bize katıldın gidiyoruz bir meçhule,\nYolculuk mu başladı bizimle yoksa başka bir aleme..? \nDesene hesap günü yaklaşıyor bu mana diyarında…\nRabbim şaşıtma bizi Mahkemeyi Kübrada\nDoğru dos doğru yaşamak varken dünyada,\nNeden hesap gününden korkuluyor ki burada.\nMeylettik yalan olduğunu bile bile dünya denen alemin… \nİşte bak yanaştı ahiret deryasında ki limana benim de senin de gemin…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Dünya",
        "poet": "Diyarbakırlı Şair Hüseyin Acar",
        "poem": "\n\nTam beş milyar senedir durmadan dönüyorsun \nBaşın hiçte dönmez mi senin ey fani dünya\nBunca ağır yükleri o günden taşıyorsun\nSen hiç yorulmaz mısın söylesene Ey dünya\n\nÇok aşılmaz dağların bitmeyen şu yolların \nDeniz göl okyanusların sayısız yıldızların \nBüyük gezegenler güneşin gelgiti yapan ayın \nDaha sayamadığım çok şeye sahipsin dünya\n\nNice ülkeler devlet imparatorluklar ağırladın \nBunlar gibi nicesini hep koynunda yatırdın\nAma onlara eser olacak hiç bir şey bırakmadın\nSende vicdan yokmudur söylesene ey dünya\n\nHem zalim hem mazluma nasibini verensin\nO zalime sefayı mazluma cefa çektirensin\nSöylesene ey dünya bumudur adaletin\nBildiğin başka şeyse onu bilemem dünya\n\nSenin geniş sinenden kimler gelip te geçti\nKimi zaman dolduysa o ölüm şerbetinden içti\nHani nerde o kişi onunla kestin ilişki\nArkadaşlığın bu mudur senin vefasız dünya\n\nBeni de bir gün silersin o dostluk defterinden \nBunu bildiğim için sana itimat edemem \nGüvenmediğim biriyle ben yollara düşemem \nSana bel bağlayanın sonu ortada dünya\n\nKendine gel dünya sana neler oluyor \nBize kızdın diye mi küresel ısınma başlıyor\nSahiller genişliyor buzular her gün eriyor\nYoksa buna tek sebep şu insanlar mı ey dünya\n\nSende mi yaşlandın yoksa ecelin mi yaklaştı\nSöyle bu zıtlık neden aynı yerde eksi artı\nVeya kıyamet dediğimiz azaplı gün yakın mı \nSöylesene ey dünya açıklık getir ey dünya\n\nSen fani sen yalancı sen güvenilmez olsanda\nKimse kopmak istemez niçin bilmem bağrında\nBinbir dert olsa başta; çocukluk yaşlılıkta\nYine en çok sevilen sen olursun ey dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "***Ey  Dünya!",
        "poet": "İsmail Tıkıroğlu",
        "poem": "\n\nTa baştan  yazar iken, alın denen  yazımı\nÇile  dolu harcınla,  kardın beni ey dünya\nYüzüstü bırakarak,  yaşam denen haz’ımı\nTürlü, türlü dert verip, yardın beni ey dünya\n\nArdı yok arkası yok, derdim kaynar gözede\nIstırabım ortada hacet yoktur söze de\nHer kes neşe saçarken, elem düştü bize de\nKahrın artık çekilmez, yordun beni ey dünya\n\nHangi yöne dönsem, dert kıbleme oturdu\nÇile dolu ummanda, salım vardı batırdı\nGönül bahçem gülsüzdür olanı da yatırdı\nNere gitsem peşimden sordun beni ey dünya\n\n Elim açtım  havaya, dilimse hep  niyazda\nGünlerim hep karadır, gözüm kaldı beyazda\nEller bahar yaşarken, benim gönlüm ayazda\nAba diye  hep gamla sardın beni ey dünya\n\nYıllar yılı çalışıp,  emeğe ter  katardım\nTencerede pişirip, kapağında kotardım\nMillet hep döşeğinde, bense kırda yatardım\nDiyar, diyar gurbete  sürdün beni ey dünya\n\nOtuz yıldır okurum, bilmem ki ben ne derim\nBir baltada sap değil  orta yerde hederim\nSıfat ilme ölçüymüş, cehaletmiş  kaderim\nHer  mecliste durmadan yerdin beni ey dünya\n\nTıkır der ki boş verip, su dünyanın işine\nDüşme sakın aldanıp, sen nefsinin peşine\nVazgeçme hiç sabırdan, sarıl hakkın beşine\nLime olmuş her harem, derdin beni ey dünya\nBir mürşide post diye serdin beni ey dünya\n\n01 /01 / 2009\nSoma\n\n**********DOST KALEMLERDEN********\n\nYıllar su gibi aktı bir gün yüzü görmedim \nHiç bir dostun sırrını başkasına vermedim \nÇile çektim kimseyi bir kez olsun kırmadım \nSen benim defterimi çoktan dürdün ey dünya....\n.............................................................İsmihan Erdoğmuş\n\nOkudum hal kitabı, kaybettim hep kendimi \nBeyhude makamları, yıktım her dem bendimi \nYarıp gösümü bakın, yanarım “Hak” dendi mi \nBülbül edip güllere saldın beni ey dünya…\n................................................................... Güneri Yıldız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Dünya!",
        "poet": "Adem Kaçar",
        "poem": "\n\nEy Dünya! \n\nYalansın sen yalan  hayâlim  gibi,\nBilmem ki neyine kanayım dünya? \nYaşayan  ölecek,   yetmiş  takribi,\nDaha da mı  bâki  sanayım dünya? \n\nGençlikte tomurcuk çiçeksin dalda,\nTat  dahi  kalmıyor  zamanla balda,\nDönersin!  Taşınır  bedenim  salda,\nNiye  aldanıp  da   yanayım  dünya? \n\nİblis'le tebessüm ederek durdun,\nNefsimle birlikte  tuzaklar kurdun,\nÖlüm vakti geldi,  tokadı  vurdun,\nHangi  bir  yanını  anayım dünya? \n\nGönlümle  keşfettim   bendeki  beni,\nEsmâ-ül    Hüsnâ'ya     âyine     teni,\nSen terketmeden ben terkettim seni,\nHakk  yansıtır  ayna  rânâyım  dünya..\n\nMâhiyetin    iki   kapılı    duy   han,\nNefsin yemi idi  mal, makamla şân,\nAdem der habire   Hakk'ı Aşkla an,\nÇün insandan öte mânâyım dünya...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Dünya",
        "poet": "Mehmet Şeref",
        "poem": "\n\ndünya  neymişsin..anlayamadım.sevip gibi görünüpte..yılan gibi sokanlardan usandım..yiğenim dir  deyip te sevgilisi çıkanlardan bıktım..sevecek gönüle uçmak istiyorum..kalbimde bir beyaz güvercin besliyorumm..sevenlere .sevenlere..sevilenlere..ama  affetmiyorum sever gibi görünüpte  sokanları..kalbimize acıyı  dolduranları..beni bir mum gibi  söndürenleri..affetmiyorum..yüce  divan..hakkın divanında  bekliyorum..ben orda  konuşacağım aldatmak neymiş.ben orda cevap  vereceğim..bana yapılan haksızlıklara..soracağım menekşe  gözlüme..hani tren nerde..dünya  nerde..hakkımı  alacağım kuşkusuz..ama  menekşe  gözlüm duygusuz..anlamaz..beni  asla..sende  gideceksin  dünyadan üç metrelik  çaputla.....bende  gideceğim  belki  çaputsuz..belki  senin mezarın  görkemli..benimki  bellisiz...ama  orda  görüşeceğiz....menekşe  gözlüm..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Dostum Sen Atine",
        "poet": "Şadan Yenişafak",
        "poem": "\n\nRabt  etmeden  gönlünü\nRabbinin hakikatine\nRabıtasız yolculuk \nYapanın dikkatine\n\nBirbaksa  gönül  gözün\nNefsinin hilkatine\nNekadar  muhtaç olduğunu  anlarsın\nEy dostum sen atine\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Dünya!",
        "poet": "Kerim Baydak",
        "poem": "\n\nEY DÜNYA! \n\nÇok şeyler yaşadım, dünya denen han’da,\nEy dünya nedir bu, senden çektiklerim! \nDüşmanlık bir yanda, dostluklar bir yan’da,\nEy dünya nedir bu, senden çektiklerim! \n\nYedim içtim senden, almadım hiç haz’ın,\nKarıştı her zaman, zemheriyle yaz’ın,\nUsandım bilesin, çekmem artık naz’ın, \nEy dünya nedir bu, senden çektiklerim! \n\nÖlüp gidenlere, gelenler hep ağlar,\nSevenler sevenlere,  hep karalar bağlar,\nÇok tatlıdır dünya, vazgeçemez sağlar, \nEy dünya nedir bu, senden çektiklerim! \n\nGelen gitmez sanır, nedir senin derdin,\nNiceleri aldın, murada mı erdin,\nKahır, kaygı, keder, başka ne verdin,\nEy dünya nedir bu, senden çektiklerim! \n\nÇoluk, çocuk, aç, tok, çok günler yaşardık,\nGarip, yetim hakkı, yiyene şaşardık,\nHamd olsun Allah’a, doğruyu başardık,\nEy dünya nedir bu, senden çektiklerim! \n\nNe kadar yaşarsan, bir gün öleceksin,\nHuzurlu, mutlu ol, bir gün güleceksin,\nKerim ektiğini, bir gün biçeceksin,\nEy dünya nedir bu, senden çektiklerim! \n\nTemmuz-2010-Adıyaman-Kerim BAYDAK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Efendim",
        "poet": "Adem Kızılkula Ferikoğlu",
        "poem": "\n\nEy Efendim...\nGelirmisin bir teheccüd vakti,\nRabbime el açıp isterken seni,\nGelirmisin bir Cuma gecesi,\nGirermisin rüyalarıma Ey Sevgili...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Erenler Çün Bu Sırrı Dinledim",
        "poet": "Pir Sultan Abdal",
        "poem": "\n\nEy erenler çün bu sırrı dinledim\nHuzur-ı mürşide vardım bu gece\nHakikat sırrını andan anladım\nEvliya merdanın gördüm bu gece\n\nMürşidim Muhammet buldum yolumu\nRehberim Ali'dir verdim elimi\nTiğbend ile bağladılar belimi\nErenler sırrına erdim bu gece\n\nErenler rahına eyledim iman\nKalmadı gönlümde şek ile güman\nNe bilir bu sırrı Yezid'le Mervan\nKüll-i varım Hakk'a verdim bu gece\n\nAndelip misali avaz ederek\nKati sema üzre pervaz ederek\nYedi aza ile niyaz ederek\nAyn-ı cem güllerin derdim bu gece\n\nPir Sultan'ım Hakk'a niyaz ederim\nErenler rahına doğru giderim\nKüll-i varım Hakk'a teslim ederim\nHakk'ın cemalini gördüm bu gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Felek ",
        "poet": "Mehmet Yunus Aytek 2",
        "poem": "\n\nOcağımı söndürdün\nKalbimi küle döndürdün\nAçtın gönlüme yara\nSapladın hançeri bana\n\nAcıma yok mu sende felek\nSeven kalpleri ayırmaya ne gerek\nSevgi var kanımın her damlasında\nHer ne kadar keleklik yapsan da \n\n10 Şubat 2016\nÇarşamba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey esfeli safilin",
        "poet": "İhsan Şahin",
        "poem": "\n\nEy esfeli safilin \n\nKula kulluk eyleyen, ey esfeli safilin\nAmerika sizinle, mutlak gurur duyuyor\nOyununa gelmeyin, şu edepsiz katilin\n…Müslüman Türk milleti, sizden bunu istiyor\n…Biraz daha haysiyet, milli duruş bekliyor\n\nİslam coğrafyasında akan Müslüman kanı\nBu büyük cehaletin, yoktur pişmanlık yanı\nEy esfeli safilin, düşmanını gör tanı\n…Müslüman Türk milleti sizden bunu istiyor\n…Biraz daha haysiyet, milli duruş bekliyor\n\nTürk İslam düşmanıdır, bunu iyi belleyin\nAmerika katildir, dostlarını sevmeyin\nAçık bütün kapılar, haydi tövbe eyleyin\n…Müslüman Türk milleti, sizden bunu istiyor\n…Biraz daha haysiyet, milli duruş bekliyor\n\nŞer ehli ittifakta, yeni haçlı seferi\n“Şu atanmış memurlar”, bundan daha beteri\nBir bakın acep neymiş, bedbahtların hüneri\n…Müslüman Türk milleti, sizden bunu istiyor\n…Biraz daha haysiyet, milli duruş bekliyor\n\nSıra sana geliyor, uyansana ey millet\nZalimleri titrettin, haydi bir daha titret\nKan ağlıyor insanlık, adaletine hasret\n…Müslüman Türk milleti, sizden bunu istiyor\n…Biraz daha haysiyet, milli duruş bekliyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Şiirler 62 - ey dünya",
        "poet": "Recep Akıl",
        "poem": "\n\nhayatımdan sildim attım seni bir tek kalemde\nyeter artık sahteliğin seni gidi ey dünya\nyalan dolan haram talan her kötülük var sende\nbırak beni günahımla bir başıma ey dünya\n\nrızkı veren yüce Rabbim elbet bilir her şeyi\nben kulunu sana etmez rezil rüsva ey dünya\nbilir isem can verendir yaratandır her şeyi\ndüşmem senin tuzağına çöplük yurdu ey dünya\n\nahirettir asıl yurdum sen gelip de gidensin\nbunu bilmek bile yeter kanmam sana ey dünya\nyaratılmış her bir kulu heder edip silensin\ntüm varlığın yok olsa da yanmam sana ey dünya\n\nsana zerre sevgi yoktur yüreğimde bunu bil\nsevgiliye kavuşmaya tek engelsin ey dünya\nkararlıyım sensizliğe beni defterinden sil\nkavuşurum elbet bir gün sonsuzluğa ey dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey eşkiya",
        "poet": "İnayet Koçak",
        "poem": "\n\nTuturmuşlar..! \n Özgürlük,özgürlük diye\n ulan çocuk yaşta evlenen\n çocuk gelin hangi ülkede\n var? \n 4+4+4'le bunun önünü\n açtık\n Al sana özgürlük...i.koçak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Fakir Aziz Genclik",
        "poet": "Mevlüt Gültekin",
        "poem": "\n\nSoruyoruz biz kimiz.\nBiz insan değil miyiz? \nBizim hakkımız yok mu? \nBu yurtta bu vatanda.\nBizde aynı soydanız.\nBuna şahittir hakda.\nKimimiz evlenir ev ve yuva kurarız,\nÇocuğumuz ac kalır azap acı duyarız\nKimimiz beker gezer gece yatarız yerde,\nKimimiz ölür gider dayanamaz bu derde.\nSiz apartmanlarda lüks ve konfor yaşayın,\nEğlence toplantıda her günün her ayın,\nBinlerce liralar dökün zefv ve eglencenize.\nPinekleyip duralım sıra gelınce bize,\nNe adalet ne kanun tatbik edilmez size.\nHem fakir hem aziz kanunlar hepsi bize.\nUfak bir suç işlesek affedilmez birimiz,\nÜç beş sene yatar beş on sene kimimiz\nYaşanmaz bu hayatta hak adalet arama\nYine kendim dokunuyorum yıne kendı yarama.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Fani Dünya..",
        "poet": "Durak Yiğit",
        "poem": "\n\nDikenli yolların giderim bitmez.\nBaşımdan çileler dertlerin gitmez\nOnca acı çektim şu vadem yetmez\n,,,,,Ben sana ne ettim ey fani dünya? \n,,,,,Umutların yalan hepsi bir rüya\n\nAşılmaz dağların görünmez ardı\nBenim'de düşlerim hayalim vardı\nŞimdi bak yollarım yokuşa sardı\n,,,,,Ben sana ne ettim ey fani dünya? \n,,,,,Umutların yalan hepsi bir rüya\n\nZamanın çarkında döndürdün durdun\nHep bana boş yere hayal kurdurdun\nBir vefasız yâr'den vefa umdurdun\n,,,,,Ben sana ne ettim ey fani dünya? \n,,,,,Umutların yalan hepsi bir rüya\n\nDüşenin halinden kimse bilmiyor\nAkar gözlerimden yaşım dinmiyor\nDertler yüze çıktı gayri inmiyor\n,,,,,Ben sana ne ettim ey fani dünya? \n,,,,,Umutların yalan hepsi bir rüya\n\nYaklaştım menzile bak adım adım\nSilinir dünyadan böylece adım\nSevgiye muhtacım saadete açım\n,,,,,Ben sana ne ettim ey fani dünya? \n,,,,,Umutların yalan hepsi bir rüya\n\nDuyulmadı bir'gün figanım ahım\nNazlı yar gönlümde sultanım şahım\nDer DURAK'ım artık yok eyvallahım\n,,,,,Ben sana ne ettim ey fani dünya? \n,,,,,Umutların yalan hepsi bir rüya\n\nDurak YİĞİT\nGönüllerin Şairi\nKOCAELİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey fıtratı çiğneyen",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nEy fıtratı çiğneyen\nEy kötülük dileyen\nKötülük yapmak için\nEy dişini bileyen\nHer kötülük deneyen\nİblisle ortak mısın\nEy iblise baş eğen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey! Garip Vatanım",
        "poet": "Metin Beyazlı",
        "poem": "\n\nSeni çok üzdüler örselediler\nSoydu bankaların bir bir yediler\nArkada enkazın koyup gittiler\nAh garip  vatanım ey Anadolu\n\nBiz çalıştık onlar sefa sürdüler\nHazineyi soyup talan ettiler\nÜlkemde çıkmıştı bütün çiviler\nEy garip vatanım ey Anadolu\n\nDini kurumlara yasak koydular\nBacıların baş örtüsün soydular\nSeni hiç sevmedi bu vicdansızlar\nEy garip vatanım ey Anadolu\n\nImefeye  muhtaç  olmuştu  millet\nMaaş  ödeyemez  olmuştu  devlet\nKuyruklara mahkum olmuştuk fert fert\nEy  garip  vatanım  ey  Anadolu\n\n                                      19.03.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gazi Vatan",
        "poet": "Mehmet Cıngır",
        "poem": "\n\nEy gazi vatan! \nSevilmeseydin uğruna bu kadar kan akar mıydı? \nAnalar kurbanlık kuzulara kına yakar mıydı? \nBatar mıydı uğruna bunca güneş? \nKınalı kuzular koynunda yatar mıydı? \n\nEy gazi vatan! \nSevilmeseydin yağar mıydı gökten\"çene,kol,el,ayak...? \"\nSevilmeseydin hiç kırmızıya boyanır mıydı bayrak? \nSevilmeseydin kıvrım kıvrım akar mıydı Sakarya? \nAl kana boyanır mıydı Kızılırmak...? \n\nEy gazi vatan! \nÜzerinde özgür ve başı dik gezerim,\nSana benim gözümle bakmayanın başını ezerim.\nDünyayı verseler,vermem bir karış toprağını; \nYemin ederim! \n\nEy gazi vatan! \nSenin düşmanın benim düşmanımdır; \nBunu bil.\nYerin altı da üstü de seni sevenlerle doludur; \nArtık göz yaşını sil! \nMavi göklerde uçan şahinler,\nHepsi birer ebabil...\n\nEy vatan haini! \nBen yaşarsam toprağın üstünde; \nÖlürsem toprağın koynunda...\nSenin bir mezar taşın bile olmayacak\nBu vatanın bağrında...\nBak,vatanın tapusu,\nBayrağın üstündeki kanda! ..\n\nKim dedi vatanım giyinmiş karalar? \nGördüm bir bayram günü; \nEdirne'den Van'a kadar\nkırmızı-beyaza büründüğünü...\n\nEy gazi vatan! \nDünyayı madalya diye boynuna takacağım,\nDursun kıyamete dek boynunda.\nİstemem ne bir mevkii ne de bir makam,\nBir köşene uzanıp yatacağım; \nBana da,bana da yer ver koynunda.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey garip gureba..",
        "poet": "Hüseyin Demircan",
        "poem": "\n\nseç beni efendi noele bey gir\no gece yumul hep iyi şaraba\nherkese gücünde ikiyüz beygir\ney garip gureba bir ev araba\n\nbol yardım çuvalı içleri hep et\nsana don hatuna parfüm ile pet\noğluna kızına hediye paket\ney garip gureba bir ev araba\n\nhaybeye maaş al yetmesin hasat\nkurbana koyunla bıçağı masat\nister kiraya ver ister ise sat\ney garip gureba bir ev araba\n\nbeleşe kömürün üşüyüp buyma\nişsiz olma gibi kaygıyı duyma\ngörecek makarna mutlaka kıyma\ney garip gureba bir ev araba\n\nhuriler gözüne bakacak baygın\nülkede düzeni bitecek soygun\ndört kişi omuzda taşımak uygun\ney garip gureba bir ev araba\n\nyasal düzenleme bir imar afı\nkaldırış bedava dosyaya rafı\niyi yer karaca ahmet tarafı\ney garip gureba bir ev araba..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gece",
        "poet": "İsmail Özabacı",
        "poem": "\n\nYar olup\nYaramı deşme ey gece\nNice yarlar geçtim\nYardan öte\nSen kendini karanlık san\nSen kendini yalnız\nBahtım karadır senden\nYalnızlığım en az senin kadar\nBak yine gece\nEkliyorum acımı yine\nNe senin haberin var bundan\nNe de yıldızların\nEy gece\nBir o biliyor yandığımı\nBir o anlıyor beni\nİnan gece bahane\nEy gece\nSen de bekle benim gibi güneşin doğuşunu\nHadi sıyrıl karanlığından ve\nAyağa kalk artık\n Haykır dünyaya\nYıldızları sevdiğini\nEy gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gece",
        "poet": "Nima Yusiç",
        "poem": "\n\nEy gece\nEngin karanlıktan bir gece.\nKocamış bir incir ağacının dalı üstünde\nBir kurbağa vıraklar dur durak bilmeden,\nDuyurur gelen fırtınayı, tufanı,\nve ben korku içinde boğulurum.\n\nEy gece\nVe geceyle görür dünya\nmezardaki bir ceset gibi; \nVe korku içinde derim kendi kendime:\n“Ne olur tufan yağmurları kaplarsa her yanı? \nNe olur dinmezse yağmur\nyeryüzünden çekilinceye dek sular\nküçük bir kayık gibi? ”\n\nBu gecenin korkunç karanlığı içinde\nKim diyebilir hangi nitelik bizi\nkavuşturacak gün doğumuna? \nGün ışığı kurtaracak mı\nyitip giden fırtınanın \ndehşet saçan yüzünden? \n\nÇeviri: Askar Tarık BENDER\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Genç Kadın!",
        "poet": "Enis Behiç Koryürek",
        "poem": "\n\nSiz ki bir başkasının sevdiği kadınsınız, \nSiz ki benden çok uzak, ona pek yakınsınız, \nKabul eder misiniz bu şâir, hasta kalbi, \nPür şiir hüsnünüze bir kırık ayna gibi? \n\nBen ki bir hülyası çok kafiye avcısıyım; \nBen ki aşkın müçahhas, yaşayan açışıyım; \nMâ-cerâ rüzgârına kaptırarak başımı \nGelirim koncanıza takdîme gözyaşımı. \n\nSanmayın, çiçeklere vurulmuş kelebeğim; \nBen, güzel sînelerde kurumuş bir çiçeğim. \nNe ipek eller beni okşadı, göğse taktı... \nSonunda yere attı, yol üstünde bıraktı. \n\nGeçtiler mini mini ayaklar üzerimden... \nEzdiler beni... Fakat, ben yine o şâir ben! \nHem, o şûh ayakların altında çiğrıenirdim; \nHem de. o zâlimleri ne kadar beğenirdim! \n\nŞimdi ben, ağlayarak, sevgisiz kalan kalbi \nVeririm hüsnünüze bir kırık ayna gibi. \nSiz ki bir başkasının sevdiği kadınsınız, \nSiz ki benden çok uzak, ona pek yakınsınız. \n\nBakınız kendinize bu kırık aynada siz; \nSonra onu büsbütün parça parça ediniz! \nBari sizden sonra hiç bir güzel bu kalbimin \nTalihsiz aynasında kendini seyr etmesin!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey gençliğim",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nEy gençliğim\n\nNeredesin ey gençliğim\nSana sesleniyorum gel\nBir kerecik sesimi duy\nKulak ver de gel.\nSessizce bir gece yarısı\ngidiversen de gel                                   \n\n06.13.2012.Çarşamba\nTuğrul Ahmet pekel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gidi Çocukluğum",
        "poet": "Osman Şahin",
        "poem": "\n\nEy gidi çocukluğum-1\n\n40 yıl önceki köyüm şimdiki köyüm değil\nElektriği suyu yok,yoluda asfalt değil\nAma şimdiki gibi çocuklar mutsuz değil\nEy gidi çocukluğum neredesin gençliğim.\n\nHolayisam gururlu ama pek fakir idi\nEkmeğini topraktan,BLEKİ den çıkarırdı\nKAFEKASI KUKUMİ LENGER 'i bakır idi\nEy gidi HALKO KREMUL nerdesin pirostim..\n\nÜç sınıf bir arada okuduk ilk mektebi\nPantolon yok BAPUÇ yok,yoktu önlüğün cebi\nKalem silgi çalardık yokluk idi sebebi\nEy gidi kumkum hocam nerde öğretmenlerim\n\nOrtaokul yılları çocukluk macerası\nKara lastik naylon top,toprak futbol sahası\nBayram ederdik o gün yendiysek ĞORĞORAS'ı\nEy gidi Holaysaspor ey rahmetli Mustafa'm\n\nOkul biter çıkardık kısa süre KOM'lara\nAnam Babam git derdi rahmet olsun onlara\nSağardım bir BAKRAÇ süt götürmeye onlara\nEy gidi KURÇ'lar Sütler nerde HANEKA'larım\n\nGazyağı ALAS ve un yüklendinmi sırtına\nEVOŞKA'dan yukarı alır da bir fırtına\nİşte o günler tüter,hala benim burnuma\nEy gidi KUKUVAKA nerde VİRKAPA'larım\n\nYaylacılık bir başka onun tasviri pek zor\nFENKULA aksi inek onu zaptetmek de zor\nHele de şu ahırı temizlemek daha zor\nEy gidi HÖR HÖR ĞARKA nerede BUZAK'larım\n\nÇAYIROKOPS geldimi herkese dert alırdı\nKOBANİĞMA sesleri ahenk ile gelirdi\nKimi de KERENDİ'yi KALAK ile bilerdi\nEy gidi KUKUL'larım nerde ZAKOTALARIM\n\nHaçan inerdik köye başlar yeni bir hayat\nTarla belle mısır biç,yok öyle yan gel de yat\nFinans kaynağımız o,MARMANDENA ÇİKİT sat\nEy gidi SALI'larım kalabalık pazarım\n\nSTEYAS'ı bol lahana temel gıdamız idi\nMakarna sütlaç pilav büyük sevdamız idi\nLokum bisküvi satan KULA atamız idi\nEy gidi MALEZ HAŞİL nerde KOLİVA'larım\n\nDer bedinomuş Osman artık bu kadar yetti\n40 sene gurbet elde canımıza tak etti\nMemleket hasretliği beni de şair etti\nEy gidi of boğazı neredesin VUSLAT'ım,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gidi Eski Günler",
        "poet": "Adem İmdat Kesici",
        "poem": "\n\nKöydeki evimizin tutmaz oldu ocağı,\nEski sevdalıkların kapandı gitti çağı.\n\nO bizim Serender’in açan yok kapısını,\nHerkes yaptı şehirde betondan yapısını.\n\nGiderdik değirmene, kurardık düzenini,\nAhırda Kınalının hazırlardık yemini.\n\nEğratlıklar ederdik ateşliğin başında,\nNe hatıralarım var o Tomele Taşı’nda...\n\nEskiden düğünlerde atma türkü atardık,\nKadıbağı horona girip neşe katardık...\n\nAllı pullu olurdu deredeki balıklar,\nYürekten yaşanırdı köydeki sevdalıklar...\n\nÇeşanın, peştamalın çözüldü gitti bağı,\nKöyüne hasret kaldı Karadeniz uşağı...\n\nNe mutlu o günlere, o eski adetlere,\nHabu dertli baş ile nere gideyim nere?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gönlüm Hazırlan",
        "poet": "Seyit Ayvaz",
        "poem": "\n\nEy gönlüm, hazırlan! \nEn güzel gecelerini giy, en güzel yıldızlarını ku-şan, tozlu sandıklarda saklı kalmış, unutulmaya yüz tutmuş kullanmadığın kullanamadığın en güzel duygularını çıkar bu gece. Ve başla en güzel gönül yaşlarıyla bağrında yeşeren sevda ağacını sulamaya. Bu gece, sırlarla yoğrularak yaratılan dünyaya, teşrifleriyle daha da bir sır katan Sevgililer Sevgilisi (s.a.v.)  konuk olacak sana.\nYüzyıllar öncesinde varlığıyla dünyayı şeref-lendirenin gelmesiyle, yüreğin de şereflenecek. Ve bir özlemin bittiği yere doğan güneş, her yeri-ni, her hücreni ve her odanı ayrı bir ısıtacak bu gece. Bir özlem dinecek asırlar öncesinden yola çıkan. Bir özlemin sancılı ayrılığı düşecek yüreği-ne ve tüm hücrelerine yayılacak damarlarından. Ve bir soğuk özlem terk ederken yüreğini, yerine sıcacık sevgiyi, Sevgili (s.a.v.) 'yi bırakacak. \nBir kutlu karşılamaya hazırlan ey benim güzel gönlüm. Konuğun büyük, bu gece.\nİnanıyorum bu gece O (s.a.v.)  gelecek rüyala-rıma. İnanıyorum bana dostum diyecek. İnanı-yorum ki ellerimden tutup, beni yıldızlarıyla ta-nıştıracak. \nEy benim gönlüm! Aç gözyaşı musluklarını gözlerinden ve doyasıya akıt mutluluk veren töv-be gözyaşlarını. Bırak yıkasın yüreğindeki kirleri. Bu gece, misafirimizi kirli duygularınla, kirlenmiş hücrelerinle karşılama. Tertemiz aşka uzatarak ellerini, Sevgiliyle beraber yeşert düşlerini. Aç gönül pencereni, bırak içerisi Sevgilinin ko-kusuyla dolsun. Aç gönül pencereni, can kuşun özgürce sabaha kadar yıldızlarla raks etsin. Bak yıldızlar daha bir güzel, daha bir canlı bu gece. Bak, bak sana göz kırpıyor, şu karşında duran se-her yıldızı. Bak, daha bir sıcak bu gece, daha bir yakıyor. Her taraf kızıl. Her taraf coşkulu. Her bir canlı yüreklerinden akıp sana gelen sıcacık se-lamlarını gönderiyorlar. Bak Sevgili (s.a.v.) 'nin emriyle bir yanını batıya, bir yanını doğuya dön-düren ay, bu gece güneşten fazla yakıp kavuru-yor. Ne de olsa nurunu Sevgili'den alıyor.\nGece de aya ve yıldızlara eşlik etmiş raksa ka-tılmış. Kendimi bilerek ya da bilmeden, bir şekil-de vuslata doğru adımlarımı atarken, içimden geçen adını koyamadığım beni sarhoş eden duy-gularımı, heyecanımı saklama derdindeyim. El-lerim titriyor, dizlerimin dermanı yok. Gözlerim kamaşıyor, damarlarımda dolaşan kanım, duy-gularıma olan yenilgisini kabullenip nereye gide-ceğini bilmeden beynime hücum ediyor. Aklım almıyor olup bitenleri, anlatamıyorum. \nNerdeyim? Nasıl geldim? Ne haldeyim? Saat kaç? Bilmiyorum. Bildiğim tek şey beklemem ge-rektiği. Biraz daha beklemek damarlarımdaki ka-nın beynime olan hücumunu biraz daha sertleş-tirirken aklımı kaçırmamak için dualar ediyo-rum. Akrep tüm zehrini yelkovana kusmuş, yel-kovanda mecal kalmamış ilerleyecek. Zaman mı? O da ne diyesim geliyor. Yüreğim küçük do-kunuşlarla dürtüyor yelkovanı, 'ne olursun, kalk! ' diye. \nVe ümitlerimin dermanı kesiliyor. Kâinatın Sahibi'nin önünde diz çöküp yaşlı gözlerle bek-lerken umulmadık bir zamanda beklenen Sevgi-li görünüyor, hayalini bile tasavvur edemediğim ufukta. Ve O (s.a.v.)  geliyor, Sevgililer Sevgilisi, yaratılanların en değerlisi, en şereflisi, en hüzün-lüsü geliyor.\nÜmitlerim bitmedi Efendim (s.a.v.) . Bir pazar günü seni beklerken yaşayacağımı düşündü-ğüm duygularımı paylaştım kendimle. Seni umutla bekliyorum Efendim (s.a.v.)  ve inanıyo-rum bir gece vakti, benim de konuğum olmayı kabul edeceksin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gidi Sonbahar",
        "poet": "Müjde Uzun",
        "poem": "\n\nBir sonbahar daha,\nYapraklarını döke savura bir koşuşturma da,\nBir kez daha ömrüme esintisiyle iz bırakmakta.\nBir gün donduruyorsun düşüncelerimi,\nAnsızın karamsarlık çörekleniyor yüreğime.\nSevdiğim yönlerin yok değil,\nHele o yağmurla gelen toprak kokusu,\nYazdan kalma güneş kırıntıların yok mu! \nTenimdeki soğukluğa verdiği o sıcaklığın tadı bambaşka.\nEy gidi sonbahar kimi zaman kasvetlisin,\nKimi zaman eşsiz bir mevsimsin.\nSonbahar çocuğuyum bende bilir misin? \nEylül ayında dünyaya gelmişim.\nBana kırılma ama şimdi gözlerim yazda.\nYazı hep sevdim,\nÇünkü herşey o zaman canlanmakta.\nKuşlar şakısın yine,\nÇiçekler açsın.\nYeter ki yaz gelip yüreğime can versin.\nDostum olmasa da olur.\nYaz bana dost olur.\nAma ne sonbahar ne kış dostsuz olmuyor.\nAslında aradığım dostta değilki,\nDoslarım var niye hak yiyeyim ki,\nSevemiyor ya gönlüm kimseyi,\nDerdim ondandır,\nEy gidi sonbahar.....\n\n                                                                                       24 Ocak 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gönül",
        "poet": "Yiğit Metin Sevindik",
        "poem": "\n\nManayı anlamak...\nve o ruhu hayat bilmek bütün mesele,\ney gönül! \nKadir'i bir gecede aramaktan vazgeç.\nHer geceyi kadir bil kullukta ve merhamette,\nsusma zalimin zulmüne,\nyak isyan ateşlerini, mutlak adalet için.\nuzat yüreğini mazluma, sustur akan kanı,\nzulmün tepesine inen yumruğu anla\nve o geceyi sen yenile, yenile ki,\nmutlak adalet hakim olsun,\ney gönül! \nHer gecen kadir olsun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gönül",
        "poet": "Salih Şahbaz",
        "poem": "\n\nBu gün merhametim hasta\nGüvendiğim vicdanım yasta\nAlacak verecek çatık  Kaşta\nKıracak nen kaldı ey gönül\n\nHelali haramı bilmez oldun\nİyiliği sevgiyi  zincire vurdun\nZalimliğinde  söyle ne buldun\nKıracak nen kaldı ey gönül\n\nPaylaşmayı diline dolardın\nEğitim der umutlar sunardın\nGönlünde sevgiyle yanardın\nKıracak nen kaldı ey gönül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gönül",
        "poet": "Elif Batur 3",
        "poem": "\n\nNeden ağlarsın ey gönül\nNeden feryat fügan edersin\nNeden gülmezsin\nSöyle ey gönül seni bu kadar üzen neydi\nBeni üzen Allah'a iyi kul olamamak ey gönül\nBeni üzen Rabbimin sevdiği kul olmamak ey gönül sus \nNe zaman Allah'ın sevdiği kullardan olurum \nNe zaman Rabbime layık kul olurum o zaman gülmek yakışır bana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gönül",
        "poet": "Şerafettin Yıldız",
        "poem": "\n\nİyi dinle sözümü, İyi dinle ey gönül \nHelâl olur o zaman, Belki akan kanlarım\nGül biter toprağında, Hem baba ocağında\nO zaman rahat uyur, Hakka eren canlarım\nHuzurla ve vakurla, Vatanın kucağında\n\nİyi dinle sözümü, İyi dinle ey gönül\nSakın ağlamayasın, Ağlanacak gün değil \nBak halâ av kırıyor, Amerika köpeği\nNeyi çözmüş ağlamak, Ağlamak çözüm değil\nAğlayıp sevindirme, Köpek oğlu köpeği\n\nİyi dinle sözümü, İyi dinle ey gönül\nAkıl iz an şuurla, Yiğitçe ve gururla\nÜstesinden gelerek, Bedelin ödeterek\nBurnunu sürttürerek, Bir olduğu gâvurla\nİt oğlu it ödleği, Köpek oğlu köpeği\n\nİyi dinle sözümü, İyi dinle ey gönül \nŞeref’inle oynatma, Sen, sen ol ki itleri\nSaydır, sevdir Ülkeni, Kaybetmeden ilkeni\nDevlet, Millet birlikte, Beraberce el ele\nEz başını güldürme, Köpek oğlu köpeği\n\n24 / 10 / 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gökyüzü",
        "poet": "Şule Ersöz",
        "poem": "\n\nYağdırsan da yıldızları gözlerime \nDerme çatma gönül köşküme \nİstemem\nBir mum yansın usul usul \nYeter bana \nEy  gökyüzü \nGüneşin sende kalsın \nYüreğimdeki mumun alevinde \nUmutlarım da yansın \nEy gökyüzü \nSelası çınlasın maviliğinde \nMumun ışıgı söndüğünde \nÖlümüm düğünüm bayramım olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gönül",
        "poet": "Hikmet Atiş",
        "poem": "\n\nÇektirdiğin çileler yetmedimi\n  Birak yakami gideyim ey gönül\n  Her gün acı izdirap bitmedimi\n  Kendi yolumu çizeyim ey gönül\n\n  Uzun geceler sonu güneş doğar\n  Benim bu bağrımı yaktıkça yakar\n  Gençliğimi sonsuz bir yola sokar\n  Kaderim neyse bileyim ey gönül.\n\n Sevipte sevilmeyi yaşıyayım\n Huzuru ve mutluluğu bulayım\n Neşe sevinçten dörtköşe olayım\n Şu hayata hep güleyim ey gönül.\n\n 22/08/2012 Rize Çayeli.   Hikmet Atiş\n-------------------------\nDost kalemlere teşekkürlerimle.\n\ngönül sevdi bir kere,acı çekti bin kere. \nzalimin biriymiş,hasret kaldı gülmeye. \nsitemim ne,kadere,nede feleğe,. \nisyanım,gönlün,çektiği,çileye,değmeyene........Sevda Güney\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey  gönlüm",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nGün batmış çekilmiş tepelerin  ardına\nbaktım akşam olmuş  gönlüm  gönlünde\n\nne  oldu da    Halep  Şam olmuş  gönlünde\ngiden ağan  gelen  paşam olmuş gönlünde\n\nnasıl oldu ey  gönül\nsen böyle yanıp  yanıp sönmezdin\nneler  oldu  nasıl  oldu\n\nböyle  bir  ihtişam oldu gönlüm gönlünde\n\nYüksel Nimet Apel\n\n10/Nisan/2014/Perşembe/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gönül",
        "poet": "Engin Namlı",
        "poem": "\n\nBu gün ne kadar durgunsun ey gönül\nGün akşam etti güneş uğurluyor\nO tatlı hazza takılıp kalalı\nGözlerin hala bir düş ağırlıyor\n\nSırra kadem mi bastın bugün böyle \nAşk mıdır seni düşüren bu hale\nYaşanmış nice aşklar dursun şöyle\nGözlerin hala bir düş ağırlıyor\n\nAsırlık bir taş misali ağırsın\nEvveli duyan,şimdiye sağırsın\nYana yakıla kim nasıl çağırsın\nGözlerin hala bir düş ağırlıyor\n\nBoy pos çakılmış durduğun o yere\nDerman ummuştur kimbilir kaç kere\nYorulmuşsa da göğüs gere gere\nGözlerin hala bir düş ağırlıyor\n\n22:48 17.02.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gönül",
        "poet": "Şadan Yenişafak",
        "poem": "\n\nEy Allahım Şifanın sen dermanın aslısın\nZikirle geçen zaman sen miracın faslısın\nBu keder tasa niye diye sormam ey gönül\nCemale gideceğin güne kadar yas'lısın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gönül",
        "poet": "Hasan Katip",
        "poem": "\n\nDeğerin nedir ki tpraktan başka? \nİçinde bir umman taşımıyorsan....\nÇöl olan bedene nisan damlası\nYağdırıp,baharı getirmiyorsan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gönül",
        "poet": "Abdil Yıldırım",
        "poem": "\n\nZihnimde sorular dolaşır düğüm düğüm,\nNerden geldin, nereye gidiyorsun ey gönül.\nHasret midir, vuslat mı musallada gördüğün,\nIstıraplar ruhunda inleyen bir ney gönül.\n\nDünya gurbet ahiret, bir ukde içimizde,\nSermayemiz hiçliktir, yok elde bir şey gönül.\nGünleri tesbih gibi zaman ipine diz de,\nŞu gurbete geleli kaç yıl oldu say gönül.\n\nGökyüzü akşam kızıl, gece lacivert olur,\nGurbet akşamlarını yüreğinde duy gönül.\nSolmuş bir çiçek görsen, içerine dert olur,\nO çiçeğin yerine yüreğini koy gönül.\n\nEmeller uçar gider, elemler bâkî kalır,\nSırtındaki ihtiras libasını soy gönül.\nDünyayı parsel parsel paylaşsalar ne olur,\nElbet sana da düşer bir mezarlık pay gönül.\n\nHayatın yollarında hem diken var, hem de gül,\nDikenlerini hoş gör, derdi derman say gönül.\nİşte gam, işte sevinç; ister ağla ister gül,\nNe kedere doyarsın, ne sevince ey gönül.\n                                          Abdil Yıldırım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gonul",
        "poet": "Emrah Korkmaz",
        "poem": "\n\ngel dost elinden ayri dusmeyelim gonul,\nistenmeyen yerde durma, aci cekme artik ey gonul,\nuzuntu birikiyor artiyor gunler gectikce ne olacak halin ey gonul,\nyaralar gittikce derinlesiyor, aglamak bile zorlasiyor artik ne yapacagiz ey gonul, soguk ecel terleri dokmeye basliyorum zormus hayat cok zormus ey gonul, eyyy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey gönül vazgeç hevesten, hevanın her çeşidinden!",
        "poet": "Mustafa Cilasun",
        "poem": "\n\nBiliyorum neler hissettiğini\n\nAh u zar ettiren en sıkıntılı halleri, boyun büktüren vakti\n\nO vakit akıl kar etmiyor, irade zafiyete meylediyor, izan sukut ediyorsanki\n\nÇekimser bırakan, endişeye yol açan, acabalar sokağında yalnız bırakan vehimlerdir diyelim, velev ki\n\n\nDüşlemek bile bazen yetiyor\n\nDüşünmek için fikir ve görgü kim bilir neler istiyor\n\nMerak neden sürur ve huzur bahşeden latifliğe sükûnet içinde sevketmiyor\n\nNiçin Nefs korku ve paniğin içine çekiyor, asılsız bir macera yaşatmak için neden bu halimi icbar ediyor\n\n\nAkıl, kalbin sezgisi, ferasetidir\n\nİdrak, dimağın vazgeçemediği, onun için ceht ettiği şirazedir\n\nAhlak kalbin ve vicdanın saadet bulduğu ahenktir, inanç konusunda çaredir\n\nUmut, aklın ve idrakin muvazenesinden neşet eden taleptir, emel ömürden biçilen ve zor edinilen bir istektir\n\n\nHer nefes hesabıyla makbuldür\n\nVaktin sultanı, üşüten lahzalar içinde gönülden ne bekler, o an dürülür\n\nAlnının şakından ter gelmeden, damardan kan çekilmeden, korku kalbime düşmeden panik görülür\n\nNe kadar vehmetsen, keş keleri derleyip neşretsen, en yakınlarını gözünün önünden geçirsen bile, artık zaman kadrine yürür\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gül",
        "poet": "Sezai Güler",
        "poem": "\n\nEy gül; \nEy rengi davet sevdaya \nEy mührü sevda, al gül.\n\nEy gül; \nÖnce bir sor\nKaç kez batmış dikenlerin\nKaç kez tüy dökmüş dikenlerine\nKaç kez ağlamış sana bülbül. \n\nEy gül; \nÖnce gamlına bir sor\nBir yüreği kaç kere durdurur bir gül\nDön birde sol yanına sor\nSor ki ondan sonra gül…\n\nS.Güler-25.4.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gönül Gel Sabreyle Her Derde Dermandır Sabır",
        "poet": "Noksani",
        "poem": "\n\nEy gönül gel sabreyle her derde dermandır sabır\nÇaresiz dertler devası şahi Lokman'dır sabır\n\nGel tefekkür eyliyelim dert nedir derman nedir\nDerdi Hü dermanı Hü bir sırrı süphan'dır sabır\n\nCenabı Haktan sana bin türlü dert gelse eğer\nAh edip incinme canım elde burhandır sabır\n\nArifler kavlince dert içinde derman gizlidir\nHerkese derdini açma haktan ihsandır sabır\n\nHer ne denli zarı kılsan derdini Hak arttırır\nŞükredip razı olursan rahatı candır sabır\n\nNice yıllar derde düşüp sabreden Eyyüb'ü gör\nKatlanır cevri belaya bildi iymandır sabır\n\nNoksani dedi Resul (El sabır muftahul ferah) \nCahi derde kıl tahammül Mısır'a sultandır sabır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gözlerim Ne Olur",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nEy gözlerim ne olur siz beni yanıltmayın\nKarşımda sevgilim var gönlümü uyutmayın\nHayal mi bu gördüğüm söyleyin rüya mıdır\nBırakın konuşayım onu siz korkutmayın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gül",
        "poet": "İbrahim Sağır",
        "poem": "\n\nTutsa ahım âfakı, az mı zârından ey gül,\nAyrı düşmeyen bilmez aşkı yârından ey gül.\nAkif’in, bülbülünün figânı var gönülde,\nSöylemeye varmıyor dilim ârından ey gül.\nRuhsuz kelimelerin eline rehin duygum,\nGül dilince söyleyim sun esrarından ey gül.\nBaykuşlar yaygarada, bülbüllerin dili lâl,\nDertliyim nâmertlerin ihtikarından ey gül.\nBir amansız kâbusun girdabında mahkumum,\nMedet ver ceddi pakın iftiharından ey gül.\nSisler sardı çevreyi, mekanlar netameli,\nEzildi omuzlarım kahrın bârından ey gül.\nBu dolaşan bulutlar hayra alamet değil,\nGeçmedeyiz bir garip can pazarından ey gül.\nMahzenlere kilitli şanlı günlerin yâdı,\nNe bekleyim bu devrin nevbaharından ey gül.\nKurulmuş kavşaklara iblisin tuzakları,\nIşık ver yollarıma şavkı nârından ey gül.\nHâyal miydi kurduğum sevgi medeniyeti,\nMevlânâ’nın, Yunus’un hoş nazarından ey gül.\nDönüyor tennureler, neyzen mecruh, ney kırık,\nGeçti mefahirim hep kin hızarından ey gül.\nKardelence ak paktı, temizdi duygularım,\nÇığ düştü düşünceme, bak efkârından ey gül.\nFesat anaforunda boğuşmak düştü bahta,\nUsandım umudumun intizârından ey gül.\nBir şafağa hasretim karanlığı yırtacak,\nKurtulmak için ruhun inkisarından ey gül.\nDilimi budadılar, düşüncem kelepçeli,\nBir cılız ışık varsa göster yarından ey gül.\nTüm ulvi bağlarımı kopardı haramiler,\nVar mı nişan Fatih’in Rehgüzârından ey gül.\nSefalet sergilendi vicdan coğrafyasında,\nHicran düştü payıma devrin kârından ey gül.\nTutsa ahım âfakı az mı zârından ey gül,\nGeçmedeyiz bir garip can pazarından ey gül.\n\n                                       İbrahim Sağır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gül",
        "poet": "İlyas Memiş",
        "poem": "\n\nSeninle başlar mevsim, açılır bahar ey gül.\nSeninle son bulur kış, tabiat coşar ey gül.\n\nÇiçek açar hayaller, yeşerir aşk, umutlar;\nSeninle hayat bulur, mest olur nazar ey gül.\n\nSensiz nebatat diken, sensiz ağaçlar çalı...\nSensiz bahçeler harap, köşkler tarumar ey gül.\n\nKopsa da kış, kıyamet dumanlı zirvelerde,\nBir küçük goncan ile şenlenir dağlar ey gül.\n\nHicranından yas tutar, hasret çeker bülbüller,\nSensiz kör olur gözler, gönüller kanar ey gül.\n\nDeryadır yaprağının dalından damlayan su,\nBir rahmettir kokunu taşıyan rüzgâr ey gül.\n\nDolsa da park, bahçeler rengârenk çiçeklerle,\nSensiz şehirler ancak süslü bir mezar ey gül.\n\nAçtığın her yer cennet, solduğun yer cehennem…\nDöner kızıl çöllere sensiz her diyar ey gül.\n\nKasım 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Ey Gül",
        "poet": "Yusuf Bulduruç",
        "poem": "\n\nKıskanma ey gül benden güzeli var diye,\nKıskanma ey gül benim goncam yok diye,\nKıskanma ey gül artık mevsim hazan diye.\nHerkese kısmet değil, al sana olsun hediye.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey gönül sana akıl erdirmek zor",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nSen hayatımı bana dar ettin dar,\nEy gönül sana akıl erdirmek zor.\nSana karşı gelsem ar ederim ar,\nEy gönül sana akıl erdirmek zor.\n\nSen beni aşk ateşi ile yaktın,\nDertler ile beni dünyada yıktın.\nBen seveyim desem sen karşı çıktın,\nEy gönül sana akıl erdirmek zor.\n\nSen beni ellerin yerine saydın,\nSen bana değil kör nefsine uydun.\nHer işimde önüme engel koydun,\nEy gönül sana akıl erdirmek zor.\n\nYaptığıma karşı çıkıp oyladın,\nBana olmayacak sözler söyledin.\nBenim yüreğimi viran eyledin,\nEy gönül sana akıl erdirmek zor.\n\nYusuf hayatımın değişti seyri,\nİnan hiç bir şeyin kalmadı hayrı.\nBen artık gönül senden bıktım gayri,\nEy gönül sana akıl erdirmek zor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gül,",
        "poet": "İshak Özlü",
        "poem": "\n\nEy gül, dalında bir gül'dün,\nŞafakta açıp,gün batımı soldun.\nBülbülü kendine aşık edip,\nAşkın destanını yıllarca yazdın.\n\nKelebek kadar ömür sürdün,\nAsırlardır gönüllerde yer buldun.\nAglayangelinde isyanlarım,\nKırmızı gülde aşkım oldun.\n\nGün oldu,gönüller aldın,\nGün oldu,hülyalara saldın,\nAşıgın dilinde söz olup,\nYüreklere sevdalar yazdın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gül!",
        "poet": "Bilal Özcan",
        "poem": "\n\nEy gül! Gülsün gülsün, sen ki gülsün,\nSen gül ki, açılsın güller, gülsün,\nEy gül! Gül yolluna güler dökülsün,\nÖz can aşkınla dara çekilsin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gül",
        "poet": "Ethem Vayvaylı",
        "poem": "\n\nŞimdi sularda sürgün\nPembe övgünün resmi\nEy gül! \nSenin sesin bu ses mi? \n\n(03 Ocak '98, İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gül Gül Bana",
        "poet": "Erdal Şabahat",
        "poem": "\n\nGül yanınla gül bana..\nGülün düşmeden hasrete ayrı desteden..\nŞu hasta gönlüm çeker ızdırabını besteden..\nTeller bile seslenir sesine nağmeden..\nYüreğim zarı zarı sen diye çekmeden..\nO yüzden gül yanınla gül bana..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gül Güzelim",
        "poet": "Mustafa Erşahin",
        "poem": "\n\nDikenler arasında yaşar en güzel çiçek \nBana aşkı sevgiyi anlatırsın sen çiçek \nKaybolan yıllar içinde var mı başka güzel gün\nSeni karşımda görüp kokladığım,öptüğüm\n\nEy gül güzelim,gül güzelim, güneşim\nEy gül güzelim,gül güzelim, güneşim\n\nYalnızlık ne zor gülüm, kalabalık arasında\nBilmez misin uyku haram, senden yoksun karanlıkta\nVuslat oldu hayalim, yüreklerde pranga\nKurtulup kaçmak hem de,hissettiğin gerçek aşka\n\nEy gül güzelim,gül güzelim, güneşim\nEy gül güzelim,gül güzelim, güneşim\n\nÖmür dediğin kısa, çare değil ağlama\t\nBana sırtını dönüp, yüreğimi dağlama.\nYüzüme bir kez gül, karşılık ver sevdama\nHaykırayım coşkuyla,aşkımızı dağlara\n\ney gül güzelim,gül güzelim, güneşim\ney gül güzelim,gül güzelim, güneşim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gurbet",
        "poet": "Cebrail Samur ",
        "poem": "\n\nHem anasız hem babasız büyüdüm\nAnammısın babam mısın ey gurbet\nYol bilmeyen iz bilmeyen cahildim\nGözüm müsün kulak mısın ey gurbet\n\nGözü yaşlı bekler nice sevdalar\nOcağna düşenin yüreği yanar\nSılam bir yaradır içimde kanar\nİlaç mısın doktor musun ey gurbet\n\nYıllardır çekerim senin kahrını\nElimden gelse silerim adını\nHaram ettim sana bu göz yaşımı\nÖmür müsün ecel misin ey gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Gül peygamberim Gül",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nEy Gül peygamberim Gül\n\nBaharı şimdi gönlümün\nEy gül peygamberim Gül\n\nGül peygamberim gül\nAhir zamanda izindeyiz\nGül mevsimlisin\nBaharındayız yazındayız...\n\nEy gül \nEy gül resul \nBen ufkuma güneş değil gül isterim\n\nEy gül \nEy gül resul \nYaşım Altmış oldu \nBeni gül kokun çarptı şükür \nYa sıfırla çarpılsa idi bu altmış\n\nBen ufkuma güneş değil gül isterim\n\nAnlamadım neden döner bu devran\nSen varlık bahçesinde gülsün \nHer bir sözün \nKutsaldır hırkan gibi \nAçar zaferin kapılarını\nHırkan hırkaların en kutsalı\nNerede Ebu Hureyrelerin şimdi\n\nBen ufkuma güneş değil gül isterim\n\nEy gül \nEy gül resul \nBen ufkuma güneş değil gül isterim \n\nGül \nEy gül resul \nYaş altmış oldu yaşlandım \nGül sevgin var gönlümde diye \nKaç taif’te taşlandım.\n\nBen ufkuma güneş değil gül isterim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Güvercin",
        "poet": "Salih Şanlı",
        "poem": "\n\nBir haber ver sevdiğimden ey güvercin gül bana\nMüjdeler ver neş’e saç gönlüm sevinsin gül bana\n\nHoş haberler söyle kıldan ince boynum Hak Söz’e\nSen kanat aç gel şu gönlüm hep esîrin gül bana\n\nMâviliklerden uçup gel aşk muhabbet şevk getir\nNevbahâr gelsin şu mahzûn gönle ilkin gül bana\n\nVarsa müjden Son Nebî’den bend olur âlem sana\nSen nazar kılsan boyun eğmez mi şâhin gül bana\n\nHak Rasûl söyler inen son vahyi gel ondan oku\nBir huzûr sal gönle ummanlarca engin gül bana\n\nRahmetinden bir bahis aç Rabb-i Rahmân’ın bana\nGönlü kılsın mutmain cennetçe sâkin gül bana\n\nGurretülaynım güzel yüzlüm Habîbullâh için\nÖvgüler düz pek lâtîf pek tatlı nârin gül bana\n\nGel selâm olsun o dosttan misk ü amberler getir\nCennetin ıtrıyla gel âsûde dingin gül bana\n\nGel selâm olsun o cândan inci mercânlar getir\nLâ’l ü yâkûtlar saçıp mes’ûd edip in gül bana\n\nBir selâm mektûbu yazsam sen de sunsan yârime\nBir haber ver sevdiğimden ey güvercin gül bana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey   güneş",
        "poet": "Yusuf Korkmaz",
        "poem": "\n\nEy   güneş \n\nsen bulutlardayken de \nbüyüksün\nözgürsün hürsün\nkaranlıklara ışık\nyarınlara aydınlıksın\nbağla beni\nözgür yarinlara\ngüneş…..\n\nYusuf  korkmaz  (kizilkale)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Güzel Bebek",
        "poet": "Ali Uydurucu",
        "poem": "\n\nHoş geldin dünyaya\nEy güzel bebek\nHoş geldin hayata\nEy tatlı melek\n\nÖyle günler görecek, yaşayacaksın\nKimi anlar gülecek,ağlayacaksın\nYıllar çabuk geçecek, yaşlanacaksın\nŞimdiden bu kadar,ağlama bebek\n\nHoş geldin yuvama\nEy şirin bebek\nNe olur ağlama\nEy küçük melek\n\nHoş geldin dünyaya\nEy güzel bebek\nHoş geldin hayata\nEy tatlı melek\n\nSende birgün sevecek, sevileceksin\nPara herşey diyecek, değişeceksin\nYaşam bir gün bitecek,tükeneceksin\nDünyaya bu kadar, bağlanma bebek\n\nHoş geldin yuvama\nEy şirin bebek\nNe olur ağlama\nEy küçük melek...\n                               (1994)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Güzel İnsan  5",
        "poet": "İbrahim Halil Demir",
        "poem": "\n\nEy güzel insan,\nUyarsan zalim nefsine,\nİşlerin gider tersine.\nGitme şeytanın ardından\nKulak ver vicdanın sesine.\n\nEy güzel insan,\nUyarsan onun bunun lafına,\nMazhar olmazsın Allahın affina.\nDinini diyanetini iyi bilirsen,\nGirersin velilerin safına.\n\nEy güzel insan,\nUyarsan dünyayı tapanlara,\nUlaşmazsın gönül yapanlara.\nElindeki gonca güllerin,\nVerilir tali yola sapanlara.\n\nEy güzel insan,\nUyarsan haram yiyenlere,\nAkibetin benzer müflislere.\nAklını başına devşirmezsen,\nMeramın söylersin kelplere.\n\nEy güzel insan,\nUyarsan kendini bilmezlere,\nYolların götürür seni gür ateşlere\nİnce eleyip sık dokumazsan,\nDüşersin halden hallere.\n\nEy güzel insan,\nUyarsan kıblesi belirsizlere,\nMisafir olursun zebanilere.\nTefekkür et ki o daracık kabri,\nGirebilesin sevdalı gönüllere\n10/Kasım/2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Güzel Arkadaş...",
        "poet": "İbrahim Halil Demir",
        "poem": "\n\nYa söz verme, ya da söz verdiğinde, sözüne sahip ol! \nŞeytani duygularla değil, rahmani dıugularla dol! \nHelal sütle emzirilmiş, fikri güzel, gönlü güzel, insanları,\nYorulup üşünmeden, fellik fellik ara bul! \n\nEy Güzel Arkadaş! \n\"Bugünün yarını da var\" deyimini derinden düşün, yabana atma! \nNe pahasına olursa olsun, dostum dediklerini menfeatin için satma! \nSayılı ömür miadını yaşarken,şeref,namus,muhabbet ve sevgi abidesi ol! \nElinden geldiğince kolaylaştır ama asla ve asla zorlaştırma! \n\nEy Güzel Arkadaş! \nNeyin var neyin yok,bırakıp gideceksin, sadece ve sadece, amelin senle kalacak \nGünü ve zamanı geldiğinde sayılı ömür miadın istesen de istemesen de dolacak.\nYaptığın iyilikler de, kötülükler de, işin kolayına kaçılmadan yazılacak birer birer,\nZalimler cehennem ile, şerefli ve namuslu mazlumlar ise cennet ile müjdelenecek.\n\nEy Güzel Arkadaş! \nBir gün mutlaka, sende ölüm şerbetini içeceksin, zira ölmemenin yoktur çaresi,\nBu üç günlük fani dünyada, veli zatlara komşu olmanın, adam gibi adam olmaktır reçetesi.\nYerinde olsaydım, kılı kırk yarar,ince eleyip çok sık dokurdum,\nYerin göğün sahibi, şanı yüce Allah'a, kul olmaktır fani dünya hayatımızın ana gayesi.\n\nEy Güzel Arkadaş! \nTarih sayfalarına altın harflerle yazılmış, atalarımın yaşam şekillerinden hayatını ziyalandır! \nSen sen ol, asla ve asla unutma, bu dünyadaki herşey boş ve kadar da yalan dolandır.\nKuru ekmeğini,koyun yoğurdundan yapılmış ayranını, başkasının kebabına değiştirme! \nBuradaki görevin bittikten sonra, arkadan konuşulacak, güzelliklerin, mert ve yiğitliğin, sana kalandır.\n\nEy Güzel arkadaş! \nNefsin şeytani heves ve arzularına, kulak verme, zira kulak verenlerin berbat olur akibeti,\nŞartlar ne olursa olsun, elinden ve dilinden bırakma uhuvvet ve muhabbeti! \nYazın Temmuzunda, güneşin altında karın tokluğuna çalışıyor olsan bile,\nTevessül etme tembelliğe,dünyalara değiştirme helal alın terindeki zahmeti.\n\nEy Güzel arkadaş! \nYufka gönlünü doldur rahmani sevgilerle, şeytani sevgilere yer bırakma! \nGönül tarlalarını sulayan berrak bir pınar ol ama sakın ha sakın bulanık akma! \nSen dost bilenler için, şirin uykularından ferağet et! \nBu emanet canın bedeninde olduğu müddetçe, başkalarının namusuna kem gözlerle bakma! \n\nEy Güzel arkadaş! \nBu ay yıldızlı bayrağımızın kadri kıymetini kanının son damlasına kadar kıymetini bil! \nAsil ve yufka gönlünde kalmasın, husumet adavet ve kin,kökünden sil! \nAsırlık ceviz ağacı gibi ol, herkes gölgelensin gölgende, yorgunluğunu gidersin! \nGerektiği gibi sahip olmazsan eline diline beline, muhacir olur gezersin il be il.\n\nEy Güzel Arkadaş! \nÇok oku, okuduğunu anla, anladığını da içtimai hayatta, yaşamaya çalış! \nMalayani işleri bırak bir kenara, doksandokuz esması olan Allah'ı zikretmeye alış! \nKimsesiz dul ve yetimlere, himmet elini aşk ve şevkle uzat, günü güne satmadan,\nAşkın dağlarında muhabbet fedaisi ol, din dil ırk ayrımı yapmadan, dağıt sevgi ve barış! \n\nEy Güzel Arkadaş! \nÇalış çabala ahsenel takvim ol, Esfele safiline düşürme kendini! \nGönül gözlerin açık olsun, Veli zatlarının önünde diz çök otur,yıkma edeb bendini! \nDin gününün sahibi, şanı yüce yaradanın, ipine sımsıkı tutun! \nBasiretli ve ferasetli ol kendi elinle yıkma kendi evini! \n\nEy Güzel Arkadaş! \nArkadaş seçimine dikkat et, etmezsen şayet, mutlu yuvana incir ağacı dikilir! \nEmri-bil maaruf neh-yi münkeri işin kolaına kaçmadan yaparsan, defterin sağdan verilir.\nHer şeye Kadir olan Allah'tan başkasına kulluk yapıp önünde eğilme! \nUnutma ki samimi ve içten olmak aklı selim düşünenlerin indinde her daim sevilir.\n05/Şubat/2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Güzel İstanbul",
        "poet": "Hidayet Tuncay",
        "poem": "\n\nEy Güzel İstanbul\n\nİsmin dillerde, hayalin zihinlerde,\nSevgililer sevgilisi oldun gönüllerde.\nTarihin göz bebeği, medeniyetler beşiği,\nAsya ile Avrupa’nın buluşup, birleştiği,\nNebiler Nebi’sinin övüp, vasiyet ettiği,\n“Bu şehir elbet bir gün fetholunacaktır” dediği,\nUlu hakan Fatih Sultan Mehmed’in fethettiği,\nLaleler şehri ey güzel İstanbul! Sensin göz bebeği.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Güzel İstanbul",
        "poet": "Kasım Kaplan",
        "poem": "\n\nEy güzel İstanbul sakın övünme\nŞairler hep seni övmüşler diye\nGüzelliğin gider sakın güvenme\nBir kuru laf kalır senden geriye.\n\nEy İstanbul gururlanma o kadar \nBilsen o güzellik sana nerdendir\nZannetme şairi bu boğaz yakar\nO güzellik sana Efendimdendir\n\nEy canım İstanbul sendeki efsun\nBilmem kaç sevdanın değerindedir.\nŞiirler yazdıran bu eşsiz füsun\nEfendimin seni sevdiğindendir.\n\nEy övülmüş şehir bu ülfet sana\nHazreti Eyyubun geldiğindendir.\nBu lütuf, iltifat, bu izzet sana\nEfendimin seni övdüğündendir. \nKası KAPLAN\n01.06.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey! ...Güzel İstanbul",
        "poet": "Zekeriyya Bican",
        "poem": "\n\nEY! ..GÜZEL İSTANBUL\n\nEy! ..güzel İstanbul, inkar edilmez güzelliklerin var,\nBütün beldelere bedel, nice güzel özelliklerin var...\nSeni her görenin yüreğini, onulmaz sevdalar sarar,\nAtalarımın da  yüreği senin için çarpardı, senin için,\nHasretinle uykuları kaçardı, o muhteşem fethe kadar...\nSenin fethini beklerdi, yüce peygamber...\nBir bilsen, senin fethini nasıl müjdeler,nasıl metheder,\nVe der ki; “Seni fetheden kumandan ne güzel,\nSeni fethedecek asker, ne güzel asker...”\nÖyle bir asker ki, bastığı yerlerde titrerdi zemin,\nKorkanlar tanıyıp şaşırırken, olurdu kendinden emin...\nEy! .. şanlı asker, her canlıya merhametti senin eserin,\nEy! ... şanlı kumandan, sana layıktı o cennetmekan askerin...\n\nFatih Sultan Mehmet Han, der ki bir sabah; Ak Şemsettin’e,\nİsterlerse bin set çekilsin sevdamıza, bağlansınlar setten sete...\nSevgili peygamberim, öyle bir hedef koymuş ki önümüze,\nKostantiniyye’den, senden başka hiçbir şey görünmez gözümüze... \nSevdalara dair ne varsa; silip, attım, ne varsa gönlümüzden,\nBir başka vuslattı ki, dün gece ırmak olup aktı gözümüzden...\nMüjdeler bekliyor bak! ..en yüksek burçta sevgili peygamberim,\nEy! ...İstanbul senin için, ceddimle beraber bin yıldır seferberim...\nİnşallah,  29 Mayıs sabahı, bu aziz askerle topyek ün seninleyim.\nBilirim asırlardır gönlüne düşmüşsün, bu  cennetmekan erlerin, \nBir ucu İstanbul’da, bir ucu Bedir dedir bu mukaddes seferin... \nİstanbul bizim olacak ve ebediyen kalacak, bu büyük zaferimiz,\nSanırım en geç yarın, Sultanlar başına taç Eyüp’le beraberiz...\nNe güzel nasiptir hocam, şükür ki, çıktık bu mukaddes sefere,\nBöylesi sunulurdu ancak, Eyüp sultanıyla, sevgili Peygambere...\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Güzel İstanbul",
        "poet": "Ahmet Turan Aksoy",
        "poem": "\n\nFatih'le bütünleşmiş anın\nTarih kokuyor her yanın\nNe anlatırdı,olsaydı canın? \nCanlarınla güzelsin İstanbul,\n\nBir yanın Karadeniz,bir yanın Maramara\nBoğazda buluşmuşlar açmışlar ara\nŞimdi gemiler geçiyor, sıra sıra\nBoğazdan geçişleri bir hoştur İstanbul,\n\nOrmanların, denizlerin\nBize yol gösterir izlerin\nBir cennettir yazların\nAdallarınla bir başkasın İstanbul,\n\nKöprülerin hangisinden geçeyim? \nVapurun güvertesinde bir çay içeyim\nBilmem hengi yakayı seçeyim? \nHepsi biribirinden güzel İstanbul,\n\nYüksektedir Çamlıca'nın tepesi\nBakınca, görünür Kızkulesi\nBir harikadır manzarası\nManzaralarınla muhteşemsin İstanbul,\n\nEyüp Sultan'dan baktım Haliç'e\nTemizlenmiş deniz, Olmuş derince\nDuygulandım, O Sultan'a varınca\nSultanlarınla dolusun sen İstanbul,\n\nSultan Ahmet, Ayasoyfa,\nYakındır gidilir yaya,\nBitmez turistlerin, saya saya\nTuristlerinle çok özelsin İstanbul,\n\nİnsanları hep besliyorsun,\nGelene git demiyorsun\nMilyonları bağrına basıyorsun\nSen ne cömertsin İstanbul,\n\nAksoy'um varsın hep gönülde, hülyada,\nSeni tanımayan yoktur, bu dünyada,\nKöyde büyükanam'da görüyordu rüyada\nHayalerde çok başkasın İstanbul......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Güzel Kadın!",
        "poet": "Şükrü Soyarslan",
        "poem": "\n\nDilimde hecemdi dudakta adın\nSeni çok severdim, ey güzel kadın\nGönle taht kurmuştun, bitmez sevdaydın\nSeni çok severdim, ey güzel kadın\n\nGözlerimde nur’dun, gönülde ok’tun\nBilsen ne tatlıydın, bana sen çok’tun! \nMuhtaç olduğumda yanımda yoktun\nSeni çok sevmiştim, ey güzel kadın\n\nUnutmak mümkün mü, tatlı buseni? \nHer an yüreğimde özlerim seni\nNe olur birazcık anlasan beni\nHala seviyorum, ey güzel kadın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Güzel Kuş! ...",
        "poet": "Hasan Ayar",
        "poem": "\n\nEy güzel kuş...\nBugün Filistin'e uç..\nTemiz yüreklerden \nSelam götür onlara..\nBiliyormusun..\nÇok ihtiyaçları var\nÇocuklara kalem yerine \nDefter yerine\nSevgi ve barış götür..\n\nEy güzel kuş..\nAğzına bir kırmızı gül al..\nGökyüzüne çık \nBırak Filistinli çocukların üzerine\nTüm yaprakları umut olsun, sevgi olsun\nBarış olsun\n\nEy güzel kuş..\nAnaların nasırlı ellerine\nSabır taşına dönen\nKocaman yüreklerine\nÖlümü görmeden \nBir gül tanesi de \nOnlara ver...\n\nEY  GÜZEL KUŞ..\nBenden de selam götür \nFilistinin her karış topragına..\nAğlayan analara, ağlayan çocuklara\nÇünkü onlar cennetin varisleri\nÇünkü onlar......................\n.............................................\n....................................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Güzel Öğretmenim",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nİstiklal savaşında hep sen öncüydün\nCehalet savaşının sen en genciydin\nMutluluk savaşında sen bir inciydin\nSenin hakkın ödenmez ey güzel öğretmenim\n\nHocaydın, muallimdin şimdi adın öğretmen\nGeçmişten geleceğe sensin yön veren\nÖyle bir gülsün ki hep yedi veren\nSenin hakkın ödenmez ey güzel öğretmenim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey güzel vatan...",
        "poet": "Ercan Eyvaz",
        "poem": "\n\nBir uzanayım ölmeden boylu boyuna\nÇıkayım yollarına yeşilliğin çeşitlerini göreyim\nNefesim yeterse tırmanıp engin dağlarına\nKoklayıp  sarılayım al bayrağına.\n\n\nYola çıkayım yollar bitmeden derman biterse\nSelam götüreyim bir başka köyünden başka köyüne\nKonuştururlar mı benim için sazlarını dağlara karşı\nNe güzel olur kuşlar kurtlarda karşılık verince\n\n\nMevlana yı görsem heveslenip dönsem etrafımda\nHer köşendeki yatırlara ulaştırsam dualarımı\nDilek kurdelesi bağlayıp kuru ağaç dallarına\nBirleştirsek tüm Türkiye min sevdalılarını\n\nSinop da oturup ayaklarımı Akdeniz e soksam\nSaçlarımın Karadeniz de dağılsa suyun içinde\nKollarımı yaslasam birini doğuya, birini batıya \nYavaşça esen rüzgârınla beni sallar mı bağrında \n\nRüyamda atışsam âşıklarınla Veysellerinle\nKanat çırpıp bir baksam sana yukarıdan \nTarlalarının sarısını, dağların yeşilini, mavisini denizlerinin\nBeyaz bulutların arasından baksam sana\nDoyar mıyım anıyorsun ey güzel vatan sana …\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Güzel Vatan",
        "poet": "Sadullah Celik",
        "poem": "\n\nKim ister parlayan yıldız olmanı\nAta yadigarı, ey güzel vatan.\nNazlı duruşun kızdırır şeytanı\nDüşmanın maskeli, ey güzel vatan.\n\nUfkumuzu ısıtan güneş sensin\nAsya ile Avrupada dengesin\nÖpülmesi gereken üzengisin\nÖzlenen sevdasın, ey güzel vatan.\n\nNamahrem eli hiç değmedi sana\nYıllarca boyun eğmedin düşmana\nDaim yiğitlik yakıştı şanına\nAdı yiğit olan, ey güzel vatan.\n\nEğer yere düşerse şehit kanı\nTopunuzu boğar her bir damlası\nBütün kainat inler, tutar ahı\nSen moralin bozma, ey güzel vatan.\n\nPeygamberi görmek insanı yormaz\nBu mertebe herkese nasip olmaz\nŞehit kokulu çiçek asla solmaz\nHer karışı şehit, ey güzel vatan.\n\nTerörü destekleyen vekilleri\nİnsanlığı yok eden katilleri\nVatanı hiçe sayan hainleri\nToprağına alma, ey güzel vatan.\n\nTürk, Kürt kavgası değildir, yaşanan\nKardeşliği bitirmektir yapılan\nHaydi kalk, gözyaşını sil ve inan\nSaadet yakındır, ey güzel vatan.\n\nZarar verenin bakılmaz boyuna\nDört çapulcunun bakıp da soyuna\nSakın kardeşler, gelmeyin oyuna! \nSabırla hep yürü, ey güzel vatan.\n\nŞimdi kenetleşme, birlik zamanı\nElleri kaldır, bırakma duayı\nHakkın gazabı bitirir azanı\nÖzüne sahip çık, ey güzel vatan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Hamdi,",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nEy Hamdi, \nDünya makamı geldi geçti\nAhiret yurdu için Rahmanın huzurunda eğilmektir \nEğilmek\nSeccadeler, rahleler olmasa\nGönül yaraların dinici değil.\n\nEy Hamdi,\nDünyaya gelen ölür\nDünya malı dünyada kalır...\nÖlümsüz olmaktır bu\nŞükret Rahmana.\nDünyaya tapardın aşk gönüle dolmasa.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey hayal",
        "poet": "Muhittin Sönmez",
        "poem": "\n\nDüşer uykularıma bir nisan akşamı\nGözlerine tutsak olduğum hayal\nİçimde hep buruktur bu hayal akşamı\nHep zamansız gelip\nElifin oldular\nNisan akşamlarında yıldızlar\nO yıldızlar ki hep vardılar\nVe hayal güldüğü vakit\nGelip gözlerinde durdular\nDüşer uykularıma bir nisan akşamı\nGözlerine tutsak olduğum hayal\nAkşamlarıma doğar gül cemali\nHilalin mahzun ve masum yüzü gibi\nSızar içimden bir ikindi vakti\nGenç hayallerimin ürkek buğusu\nDüşer uykularıma bir nisan akşamı\nGözlerine tutsak olduğum hayal\nSunar ruhuma mukaddes suyu\nAlır benden bir cemal\nSızar içimden bir ikindi vakti\nGenç hayallerimin ürkek buğusu\nBeklerim karanlığı\nHülyalarıma dokansın\nTatsam bile ölümü ben\nEy hayal\nSen ruhumda yaşayansın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Hayat",
        "poet": "Ömer Faruk Gözoğlu",
        "poem": "\n\nEy hayat bir gün ellerini\nYakamdan çekerken\nEllerini öyle bir silkeleki \nRuhuma işleyen \nSevgisinide al benden..\n\nEy  hayat bir gün\nSenden vazgecersem\nHayatında artık benı yok saysın\nDüşlerinde bile yasak olsun adım \nHayalinde bile  bana dokunamasın..\n\nEy hayat söyle ona\nAdımı andıgında\nSesinde çığlık olurken\nAdımı anmasın bağıramasın\nAnlasın artık yokum ben\nOnun hayatında\nonun hayat oyununda senaryosunda\nRolüm  bitti sona geldık\nRuhuma işleyen sevgisini \nSöküp gidecegim  yüregimden\nBunu öyle bilsin hayat...\nöyle bilsin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Hayat",
        "poet": "Turgut Baki",
        "poem": "\n\ney hayat\nbana çocuksu yürek sesimi geri ver\ndostluğun \npaylaşmanın \nsevginin\ninsanı çoğaltan\nbüyüten\nyücelten \no gönül zenginliklerinin\nsahipsiz kalmasın sevda türküleri\ney hayat\nbana çocuksu yürek sesimi geri ver\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey hak; aşkın vecdine, firkatin feyzine muhtacım!",
        "poet": "Mustafa Cilasun",
        "poem": "\n\nNe vakit tefekkür etsem\nBaşımı iki elimin arasına koyup, derinliğin izlerini sürsem\nİçimde nükseden figanı ve feryadı hakkıyla sahibimeanlatabilsem\nRuhum rahatlayacak, kalbim bizar olmaktan kurtulacak,tasavvur başkalaşacak\n\nHangi rengi elime alsam\nBin bir düşünce içinde bocalayan nefese inansam\nArkamı dönünce hiç endişe yaşamasam, kalbi sükuneti hakkıylakavrasam\nAğlayan her kim varsa, derin bir kederle kalbininhıçkırıklarını duysam ve halime acısam\n\nKim saçını yolar, yırtınır kan ağlar\nHakkı gasp edilen, ciğeri gözler önünde serilen hangi cansusar\nZulme kayıtsız kalan, insanın derd-i gamını hiçe sayan,tuğyan içinde yaşayan har\nBilmem ki neye inanır, hırsı ve tamahkarlığı ne sanır, hevaiçin nefsine sarılır, akıl için ne büyük bir ar\n\nKim hukuku katleder ve çiğner\nİnsanlıktan ibret almaktan imtina eden nice zavallı beşerler\nSıfatı ve gücü nefsi için ikame etmeye gayret eden sefiller,riya içinde ki cemiyetler\nDüşünmeyi bir kenara atan, sanal bir yaşantıyı hedef sanan,varlığının hesabını unutan, her fırsatta çaka satan reziller\n\nİnsan, beşer kalmaktan kurtulmalı\nAkıl ve azimle hakka kul olmak için yarışmalı\nNefsi köleliği taliplerine bırakmalı, heves uğruna hakikatten kaçınmamalı\nSuallerin muhatabı olmak için say eymeye çalışmalı, ruh vekalbini kirlerinden arındırmak için bilgiyi ikmal edip, ihlas içinde aranan olmalı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Hayat",
        "poet": "Yılmaz Odabaşı",
        "poem": "\n\nEy hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın.\nAslında yokum ben bu oyunda, \nömrüm beni yok saysın...\n\nYaşam bir ıstaka; \ngelir vurur ömrünün coşkusuna.\nHani tutulur dilin,\nkonuşamazsın…\n\nTırmandıkça yücelir dağlar.\nSen mağlupsun sen ıssız\nve kalbinde kuşların gömütlüğü; \ntutunamazsın! \n\nEloğlu sevdalardan dem tutar,\naşk büyütür yıldızlardan; \nsenin ise düşlerin yasak, \ndokunamazsın...\n\nBirini sevmişsindir geçen yıllarda.\nAçık bir yara gibidir hâlâ.\nHâlâ ne çok özlersin onu,\nağlayamazsın…\n\nYolunda köprüler çürür.\nSesin, sessizlik sanki bir uğultuda.\nSavurur hayat kül eyler seni,\ndoğrulamazsın! \n\nYapayalnız bir ünlemsin\ndünyayı ıslatan şu yağmurlarda.\nHer şey çeker ve iter,\nanlatamazsın...\n\nYaşam bir ıstaka,\ngelir vurur işte ömrünün coşkusuna.\nSesinde çığlıklar boğulur ama,\nbağıramazsın…\n\nSonra vakt erişir, toprak gülümser sana; \nupuzun bir ömrün ortasında\nne hayata ne ölüme\nyakışamazsın…\n\nYazdırmalısın mezar taşına:\nEy hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın,\naslında hiç olmadım ben bu oyunda\nömrüm beni yok saysın…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Hayat",
        "poet": "Şahin Cahit Yanık",
        "poem": "\n\nDaha dün eğlencenin içine girdim dostum\nMalımla mülkümle ben herkese yârdım dostum\nEy hayatım her şeyim sana doyamadan tez\nBaktım ışıklar sönmüş mezara vardım dostum\n\nHaziran 2005 Bartın\nŞAHİN CAHİT YANIK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Hayat!",
        "poet": "Başak Oya Korap",
        "poem": "\n\nEy hayat üzerime varma benim\nGözlerimi dolduruyorsa eğer\nVe boşa geçmişse her biri bırak\nYanağımdan süzülsün bu yaşlarım\n\nEy hayat üzerime varma benim\nZaman sürtünerek geçiyorsa ki\nYaralar armağan ediyorsa gün\nSatırlarla yüzülsün derilerim\n\nEy hayat üzerime varma benim\nTitrek dudağıma saklanıyorsa\nYıkmaktaysa ömrümü tüm sözleri\nBırak koparayım sürünsün dilim\n\nEy hayat üzerime varma benim\nGeçmişim hafızamı unutmuşsa\nYoktur hiç bir anlamı geleceğin \nEy hayat! varma gözünü seveyim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Hayat",
        "poet": "Bilal İzgi",
        "poem": "\n\nDertliyim her zamanki gibi\nOmuzlarım çöktü çökecek\nHayat ağır gelmeye başladı \nDerdim çağlayan bir nehir gibi\nDurdurabilene aşk olsun\nHayat gözlerimin önünde\nSöndü sönecek \nDert rüzgarım yüzünden\nAğlamak geliyor içimden\nİçim kan ağlıyor\nNe yazık gözlerim ağlayamıyor\nGöz pınarlarım\nKaç gündür suya hasret\nBağıramıyorum isyanım çaresiz\nSes tellerim koptu nedensiz\nEy hayat neden karasın\nGel gül yüzüme desem gelemezsin\nGidiyorum bu bu acımasız arzdan \nKazandın sanma \nBenim gibi kahraman çok bu hayatta...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Günahkâr",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nAşkımla alay edip, gül istediğin kadar,\nBilmelisin ki er geç, her zulmün sorgusu var.\nBakalım Mahşer günü, nasıl hesap verirsin,\nBana bu yaptıkların, soruldukça günahkâr.\n\n1 Mart 1986-Cumartesi/Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey hayat bir kere de bahar ol",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nEy hayat bir kere de bahar ol\n\nEy hayat bir kere de bahar ol\nYaş kırk oldu\n\nKış olduğun yetmez mi\nEy hayat bir kere de bahar ol\n\nEy hayat bahar ol artık\nYaprak açan dallar gibiyim\n\nYeter kış olduğun bahar ol artık\nYaşım kırk oldu\nMekkeye dönen yollar gibiyim\nGönlüm bir yangında güller gibiyim\n\nEy hayat şimdi öz annem ol\nBir gül kelime ile sula beni\nBen de çiçek açayım\n\nHayat bir pazarsın\nVerdim-aldım\nGüller bana kaldı\nHakka giden yollar bana kaldı\nŞükür\n\nKırk yaşımda\nYeni yaprak açan dallar gibiyim\nAman kış olma ömrün bu son demi\nBaharım  gitme kal emi\n\nSavuracağın kadar savurdun külümü\nKış rüzgarı\nYaş kırk oldu\nEsme artık\nBahar olsun ömrün son anları...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Hayat Hayatım ve Onsuz Hayat Berbat",
        "poet": "Ömer Sevim",
        "poem": "\n\nEy hayat\nOnsuz hiçsin\nOnsuz berbat\nOnsuz hüzün\nOnsuz bayat\nOnsuz kerbela\nOnsuz berbat\nEy hayat\nOnsuz cekilmezsin\nOnsuz sevilmezsin\nOnsuz dönersin\nVe\nonsuz döneksin\nEy hayt\nOnunla varsin\nOnunla cansin\nOnunla an/sin\nOnunla aşk/sin\nOnunla sevdasin\nEy hayat\nO varsa degerlisin\nO varsa çekilirsin\nO varsa tebessümsün\nO varsa gözbebeğimsin\nEy hayat\nO varsa\nOnun sayesinde varsın\nO var diye hayatsın\nEy hayat\nSen\nBen ona muhtacsam\nSende ona muhtacsın\nEy hayat\nHayatım.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Hayat",
        "poet": "Kemal Gündüzalp",
        "poem": "\n\nBaran'a\nEy hayat,\ney hayat\nseni seviyorum\nağlat beni.\n\nAnnem yoktu\nbabam ağlamadı\nsevgilim yitik\nben ağladım.\n\nAyrıldım\nağlamaklı oldum\nağlayamadım,\noturup şiir yazdım\ngözyaşlarıma bulayarak.\n\nEy hayat,  ey hayat\nalacağın olsun! \nDağıttın yine beni\nyine yalnız kaldım.\n\nBir kız nasıl öyle bakabilir\nanlamlı, derin\nsessiz suskun\nama ölesiye bakarak? \n\nŞaşıp kalıyor insan...\nAyaklarım geri geri gidiyor\ngözlerim arkada\nben buyum işte\nhep yenilmiş, boynu bükük\nhasretlerin babası.\n\nEski sözcükleri kullanıyorum artık\nhayat ve hasret gibi \nyaşlanmak gibi bir duygu bu\nbelki de ölüm...\n\nGörmek bir umuttur artık\nbirlikte yaşamak zor! \nBunun gibi bir şey mi\nyılların ardında tükettiğim: \n\nHayat ve hasret...\n\nEy hayat, ey hayat\nbeni hiç sevmedin mi?     \n\nKaç ayrılık yaşadım bilmiyorum\nayrılık hep zordu zaten\nölüm de...\nöldürümlerde yitikler de.\n\nSu ile gözyaşı arasında ne var\ntuz ve gözyaşı arasında\ngözyaşı ve deniz\ndeniz ve tuz\ntuz ve gözyaşı\ntuz kalır...\n\nŞarkılar, gazete haberleri\nhani “az önce” sözleri\nve yokluk ve yalnızlık.\n\nEy hayat, ey hayat\nyalnız koydun beni\nhasret koydun,\nterminal masalarında\nçaylara mahkum ettin beni\nsigaraya\nbaşağrısına.\n\nEy hayat, ey hayat\nsevince hasret koydun beni.\n\nHaydi kalk\nyolcu yolunda gerek \nver elini Ankara\nkent ve yabancılaşma\nve dönüş\nnereye ey hayat? \n\nYinelenmiş sözdür:\nölüm beni çağırıyor! \n\nSöyle usta\nduble çay şöyle\nkalkıp gitmenin vaktidir’i\nsöyle\ngidemiyorum işte’yi söyle...\n\nEy hayat, ey hayat\ngözün kör olsun\nçok güzelsin ama\nben yokum seninle birlikte.                             \n\nHasretlere kaldım yine\nbelki de ölüme.\n\nEy hayat, ey hayat\nseni seviyorum\nağlat beni\nalacağın olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Hüzün",
        "poet": "Rafet Akdere",
        "poem": "\n\nEy hüzün bırak yakamı\nTatmak istiyorum tüm boyutlarıyla yaşamı\nBak rakı içiyorum müzik dinliyorum say mutluyum\nBir sevdiğim yoksa da birgün olur bekliyorum\n\nEy hüzün bırak yakamı yaşamak istiyorum\nSenin yolların yol değil ben gidemem\nSolup yokolup gitmek çözüm değil ben ölemem\nBak yağmurlar güneşler beni bekliyor\nÇocuklar sevinçler beni bekliyor bırak yakamı\n\nÇiçeklerim soldu güneşim doğmadı beklediğim gelmedi\nAma sen hüzün hep yanıbaşımda göz kırparsın bana\nYine de yaşamak inat olmuş bir kere ben de\nYaşayacağım ey hüzün sana inat seninle birlikte\n\n                                            1984\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Heri!",
        "poet": "Perihan Pehlivan",
        "poem": "\n\nAk dağın, bitmez karı.\nEser, bağrıma soğuk rüzgarı.\nBuz gibi, abu hayat suları.\nKapaklı; piknik alanı, yamaçları.\nNe zaman görsem, o  yari.\nSitem eyler bilmem niye.\nGel otur derim, neriye? \nDer bana, aman heri! \nSuluova’nın tozlu yolları.\nYine kırılmış elmanın dalları.\nKuş cenneti yedi kır barajı.\nDolanırım bahçeyi barı.\nNe zaman görsem o yari,\nSitem eder, bilmem niye.\nGel otur derim, nereye? \nDer bana, aman heri! \nSıra sıra ekili, şekerpancarı.\nDerledim, ayvayı, elmayı, narı.\nArada bir gel, gönlümün sitemkarı.\nNeyleyim sensiz zararı, karı.\nGel otur derim, nereye? \nDer bana, aman heri! \nAlıp başım gideyim.\nAsya, Avrupa gezeyim.\nGönlüm, gurbette eyleyeyim.\nBeni, sevmeyeni neyleyeyim.\nDerdim çok,kime diyeyim.\nNe zaman görsem o yari.\nSitem eyler, bilmem niye.\nGel otur derim, nereye? \nDer bana, aman heri! \n\n                                           20 EYLÜL 2008 İST\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Hüzün",
        "poet": "Ali Aldemir",
        "poem": "\n\nKaçıncı bahar yüreğimizde, hep talan\nKaçıncı kırgın, bir düş âlemindeyiz\nBin yıllık köhne avuntular\nHep yangın yeri yürek, hep kül, \nBildik ağıtlarla kirletilmiş usumuz \nSözde suret insan, unutturdular utanmayı da tümden\nEy arsız ölüm \nKeselim senle selamı sabahı\nYakışmıyorsun çocuk yüzüne, \nEy hüzün,\nDüş artık yakamızdan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey İnsan",
        "poet": "Müslim Avcıoğlu",
        "poem": "\n\nKaybolan yıllarına bir dönüpte baksana\nNasıl geçirdin ömrü, muhasebe yapsana.\n\nBir tartıya koyarak yaptıklarını düşün.\nİyilik, kötülük mü, hangisindesin bu gün.\n\nEtrafına neşe ver, iyilikle canla dol\nAhirete birikim, belki bu en güzel yol.\n\nÖmür nasılsa biter. Ölüm elbet gelecek.\nDünyada yapılanla, ahiret şenlenecek\n\nBunca yaşadığımız, ömür bize emanet.\nŞenlik sonu marifit, ya cehennem ya cennet.\n06/10/2006 23,15 Gantep\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey İlahi!",
        "poet": "İdris Koşaca",
        "poem": "\n\nEy İlahi! Senin kudretine hayranım;\nŞu gördüğün arş-u aleme gıpta eyleyen\nBir nebze senin kudretinden kenarda olsam yanar kül olurum, kalmaz dermanım\n\nHala; gaflete gözüm dalmış hülyaya,\nSıcak olur oflarız, soğuk olur üşürüz,\nBir tutku ki, gönül dalmış rüyaya,\nOysa biz aslında, kör kütürümüz.\n\nEy Nefis! Uysallaş artık, kendine gel!\nYırtıcı olma sakinleş ki körlüğün gitsin,\nAkıbetin bir hiçtir, sonun perişan,\nBu bedbaht yokluğun iyilikle bitsin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey İnandırılanlar, Kibirlenmeyin!",
        "poet": "Alper Gencer",
        "poem": "\n\nİnanmak, okun kalbe saplanmasıyladır. Aklımızın herhangi bir inancı onaması, inanmak için kâfi değildir. Bir başka elin devreye girmesi ve sizi kendine ait kılması gerekir. Gidip görmeyi çok istediğiniz bir yeri düşünün ve cebinizde beş kuruş yok. Tüm gayretinizle bilet parasını bütün etseniz dahi, o yere gitmeniz size bağlı/dair bir şey değildir. Bileti kesen, sizi bir vesaitin içine koyan, gideceğiniz yere sağ salim varmanızı sağlayan bir başka eldir. Evet, Allah dilediğine inandırır! \n\nHal böyleyken, bileti kesilen ve gideceği yere varan kardeşlerimiz de, karşılaştıkları bahçenin güzelliğiyle mi ilgili bilemem, çok geçmeden bir kibir başlıyor. Bazılarında, bu güzel bahçeyi herkesle bir an evvel paylaşmak isteğinden oluyor bu. Bazılarında ise, bu bahçeden gayrı bir yer olmadığı, olmaması gerektiği duygusu, birdenbire putperest bir düşünceye dönüşüveriyor. Peşi sıra, “bahçenin sözcülüğü”, “bahçenin sahipliği” gibi, durumdan olmadık vazifeler çıkarmaya başlıyorlar. Öyle ki, sürekli olarak bir bahçede olduğunu savlayan bu insanlara baktığınızda, bir bahçede olduklarını düşünmeniz neredeyse imkânsız! \n\n“Elhamdülillah Müslüman’ım! ” deniyor! Elbette, Allah’a bu bahçe için şükretmekte hiçbir beis yok. Lakin bahçeyi tamamen gezip tozmadığımdan, ömrümün sonuna kadar bu bahçede kalıp kalmayacağımı henüz bilmediğimden, ben “İnşallah Müslüman’ım! ” diyorum. Yunus’un dediği gibi, her şeyin yarın Hak divanında belli olacağını son nefesime kadar unutmak istemiyorum.\n\nMüslümanlık, bir süreçtir. Bu süreç, vardığımız bahçeyi gezdiğimiz zamana ve orada tattıklarımızla imtihan edildiğimiz her ana tekabül ediyor. İnsanın, mütemadiyen Müslüman olması, bu yakıcı kulluğun merkezinde ne kadar da güç! Gayretimiz galip gelirse bu bahçenin içinde, elhamdülillah öleceğiz. Bana kalırsa yaratılan herkes bu bahçenin içinde ya… Körün istediği bir göz misali, dolanıyoruz.\n\nPeki, bu kadar elimizde olmayan bir inancın, kibri nasıl vaki oluyor? Acaba o bahçenin içine girip, sonra çıkarılanlar; gözlerini bürüyen ve hareket etmeyen bir bahçe resmini, sakın bahçe sanıyor olmasınlar! Öyle ya, o bahçenin içinde olsalar, oraya varmalarının sadece kendi gayretleriyle mümkün olmadığını görür, o bahçeyle ilişkisini kuvvetlendirmekten gayrı bir amaç gütmezlerdi. Ama bunlar, bahçenin içine girmeyenleri nasıl da kendi dünyalarının dışarısında bırakıyorlar. Sanki o bahçede doğmuş da, bir zamanlar kendisi de dışarıda değilmiş gibi! \n\nBenim şahit olduğum bir başka şey de şu… Ömründe hiç o bahçeye girmeden, sadece bahçe resimlerine bakanlar var. Aileden ve çevreden duyduklarıyla, aldıkları tariflerle kendi çizdikleri resimleri anlatanlar var. Ve bütün bunları yaşayıp, bunlardan geçerek, o bahçeye hak kazananlar var. İnanmak, bu kalabalığın ortasında putları kırmakladır. Lakin bütün putları ortadan kaldırsak da, yine de biletimizin kesileceğe vakte kadar beklememiz gerekiyor.\n\nHer ne şekilde inanıyor, daha doğrusu inandırılıyor olunursa olunsun, bu inancı kendisi için güzeller güzeli bir bahçe gibi görenler, bunun için asla kibre düşmemesi lazım. Herkesin Allah ile hiç kimseninkine benzemeyen biricik bir ilişkisi vardır. Aldığımız her nefes, yeni yollar devşiriyor. Herkes kendi bahçesini layıkıyla yaşasa, hepimizin aynı bahçenin farklı farklı köşelerinde olduğu ortaya çıkacak. Aynı bahçede birbirini göremeyen insanlar gibi olmayalım. Herkesin kendi yolu, kendi macerası vardır. Kendi inanma biçimlerimizi, kendi yolumuzu başkalarına dayatmayalım, sonra bir bahçede olduğumuza hiç kimseler inanmaz! \n\nDünyaya Yeni Söz Gazetesi, 23.06.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey İnsaf, Neredesin Yetiş!",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nGökler korku ile sararıp çöker diz.\nİnsanın insana yaptığı zulümle.\nŞu toprak bile hep yalvarmada sessiz.\nÇağdaşlık mazeret, yalandan tek cümle.\n\nBir ses yankılanır beyaz buzullardan…\nİnceden inceye bir sızı, can çekiş.\nÇok çekti doğamız  bu zalim kullardan.\nEy insaf çabuk ol, neredesin yetiş! \n\n31 Mayıs 2004 Pazartesi, Danimarka-Køge  23.03\n6+6\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey İnsan",
        "poet": "Ahmed Özer",
        "poem": "\n\nBaş olduğunu unutan\nÖrümcek ağında \nCan verene dönmüş insan\nKavgalar vermişsin lezzetler uğruna\nHırslarla oyalanmışsın varmadan farkına\nDalmışsın gölge ferahlığına\nDüşmüşsün  tuzağına\nSinek kanadından ucuz\nBir barakadır aslında\nAhiret yurdunda dünyan...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey İhbarcı Münafık",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nEy ihbarcı münafık! \nİnancın inanç değil, \nSen cehenneme yerleş, \nCennet dergâhın değil… \n\nSen samimi olsaydın, \nBu şiiri yazmazdım! \nCennet veya cehennem; \nSana hatırlatmazdım! \n\n(1995)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey İnsan",
        "poet": "Enis Önder",
        "poem": "\n\nEy Kahraman! \nAvaladığın olsada aslan\nEğer kalbinde varsa iman\nO zaman olursun insan!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey İnsanoğlu",
        "poet": "Salih Altıntop",
        "poem": "\n\nEy insanoğlu kafanı iki elinin arasına alda düşün. Ölüm aklımıza geliyor mu? \nÖlümü düşünebiliyor muyuz? \nEğer ki bu fani dünyada ölmeyecekmiş gibi yaşarsan aldanırsın.\nBu fani dünya kimseye baki değil? \nÖlüm aklına gelmiyorsa mezarlık yanından geçerken lütfen gir gez, bak gör, sende bir gün kuşkusuz öleceğini anlarsın.\nSözün özeti şudur:\nÖlümü düşünen bir insan, kötülük, küslük, buğz, garez, kin biz insanların neyine İyi bir iş mi yapmış oluyoruz? Tabi ki hayır. Bin sefer hayır, öyle değil mi. Ölürsen cenazeyin arkasından “öldü de kurtulduk” dedirtmemeye gayret gösterelim. İşin doğrusu da bu değil mi? \n\n“Bu muhteremde iyiydi mekânı cennet olsun, yattığı yer nur olsun”  diye dualar edilirse Cenabı Allah Huzur-u Mahşer beratını verir inşallah, âmin. \n\n23.12.2008 Salih Altıntop\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey İnsanoğlu",
        "poet": "Meçhul Aşık",
        "poem": "\n\nEy insanoğlu artık bak etrafına bak artık yeter bu kadar aşka verdiğin zarar yeter artık artık sahte yüzünü bırak aşkı karalama onun gururuyla oynama bırak kendi haline bırakki doğru insanlara güvensin onlara yandımcı olsun onları mutlu etsin nedirki senin aşkla veremediğin hesap onun suçu nedirki bu kadar zulüm işkence ediyorsun sana ne kötülük yaptıki aşağılıyosun onu aşk illa iki cinsiyetin birbirine duyduğu hisler deildir aşk anneyede duyulur babayada duyulur taşada,böceğede,dağada.kuşada yani sonsuzluğa duyulan bi sevgidir duyulan güzelliktir.Aşk insanın içindeki sır gibi güzel olan duygularıdır,aşk dünyanın bütün güzellikleridir,Şimdi iyi düşün aşk olmassa aşk seninle olmassa peki sen nasıl ulaşakcaksın bu mutluluk mertebesine nasıl elde ediceksin ogüzel sevinçlerini güzel olan inaçlarını söyle çekinme eğer aşk bana bişi ifade etmiyor diyorsan buyur kapı,çık git bu aşk dünyasından onunla oynama ona zarar verme yada aşk benim için azda olsa mutluluk veriyor diyorsan buyur bütün güzel kapılar açık hadi bi daha düşün aynaya bak ve deki iyiki varsın aşk iyiki varsın mutluluk iyiki varsın sevgi ve iyiki varsınız Teşekkürler sizlere.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey İnsan Ol İnsanoğlu",
        "poet": "Cuma Soylu",
        "poem": "\n\nEY İNSAN OLİNSANOĞLU \n*********************\nBu gün varsın yarın yoksun dediler\nBarbarca kazanıp egoistçe yediler\nSen çaldıklarını zekât vitre verdiler\nBaşınız da peşinizde hep fitnelik\n***************************\nÖlüm gelmeyecek sandılar cana\nYoksul çocuğu aç kaldı ağladı ana\nBu cihan kalacak mı sandın sana\nBaşınız da peşinizde hep fitnelik\n****************************\nYetim hakkına iştahını kabartmış\nArını onurunu namusunu satmış\nPis dilin kopa atamada laf atmış\nBaşınız da peşinizde hep fitnelik\n****************************\nFelek Senden zalim, tanımaz seni \nGörürsün o an cennet cehennemi\nGene şişe elimde göreceksin beni \nBaşınız da peşinizde hep fitnelik\n****************************\nCuma soylu bu gün gafil şaşarsın\nYediklerinin mi dokundu kaçarsın\nSarmış sırtına imam birkaç arşın\nBaşınız da peşinizde hep fitnelik\n****************************\nHalk Şairi. Cuma. Soylu.10.11.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey İstanbul",
        "poet": "Elvan Sarım",
        "poem": "\n\nYedi  Tepe  Üstüne  Kurlmuş\nBir  Cevhersin Sen  İstanbul\nPeygamber  Efendimizin  Müjdesi\nFatihin  Hediyesisin  Ey  İstanbul\n\nTarih  Kokar  Her  Bir  Yerin\nKalplerdedir  Senin  Sevgin\nAsya  İle  Avrupanın\nKöprüsüsün  Sen  İstanbul\n\nDünya  Alem  Gıpta  Eder\nHayranlıkla  Seni  İzler\nTarihler  Hep  Seni  Söyler\nCennet  Sensin  Ey  İstanbul\n\nSana  Gelen  Gitmez  İnan \nHuzur  Bulur  Sende  İnsan\nBenim  Canım  Türkiyemin\nİncisisin  Sen  İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey İstanbul",
        "poet": "Bayram Selek",
        "poem": "\n\nYıldızlar kıskandıkları için denizinde ışık olmadılarmı                                Sevgililer senin için sevdasından geçip gelmedilermi\nBütün mimarlar seni süslemek için kendini vermedimi\nTarih bile senin koynunda yatmadımı ey İSTANBUL\n\nGüzelliğin için Fatih gemileri karadanmı yürütmedi\nNice Koçyiğitler uğrunda vurulup koynunda yatmadımı\nYedi Tepene inat gökkuşagı yedi renge boyanmadımı\nSenin için cennetin dünyadaki şekli denmedimi EY İSTANBUL\n\nTüm topraklar güzelliğine kanıp sende buluşmadılarmı\nSular büyüne kapılıp senin koynuna doğru akmadılarmı\nMedeniyetler uğrunda mezarlarını kendileri kazmadılarmı\nFethin için Fatihine Muhammet şefaat etmedimi EY İSTANBUL\n\nDuyulan hayranlıkla Tanrıların divanında en büyük olmadınmı\ntadına varanlara ömür boyu tahliye olmama cezası vermedinmi\nToprağın için ölenleri ilelebet çennetle ödüllendirmedinmi\nHerşeye Tüm ihtişamınla Gögüs germedinmi sen EY İSTANBUL\n\nGüzelliğinle Kadının çekiciliğine bürünüp kalmadınmı ey İSTANBUL\nAna gibi evlatlarına kolkanat gerip onlara can vermedinmi EY İSTANBUL\nDenizlere Dağlara gemvurup DünyayaSefir olmadınmı EY İSTANBUL \nEY İSTANBUL Seni Senden başka kim kıskanır Tabiki İSTANBUL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey İstanbul ey mazimiz",
        "poet": "Mehmet Uğur Sayğan",
        "poem": "\n\nEy İstanbul sen ne hatıralar verdin toprağının her zerresine\nEy İstanbul sen ne canlar yakıp kimleri sevindirdin \nGökyüzü hiçbir yerde güzel değil sendeki kadar\nAyağını yere basınca kimse mutlu olamaz İstanbul'daki kadar\n\nEy İstanbul ne savaşlar edildi uğruna \nNice yiğitler yok olup gitti uzak diyarlara\nMedeniyeti sende öğrendi tüm dünya\nİstanbul deyince yer gök inledi\n\nYokluk bilmedi bu ümmet sende\nTaşı toprağı altındır dedi geldi\nKimse kıymetini bilemedi İstanbul\nKimse seni senin kadar sevmedi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey İstanbul",
        "poet": "Çiğdem Kaya",
        "poem": "\n\nHerkes seni görmek için,\nAltın olan taşına toprağına basmak için,\nKoşar, koşarda sana varmak ister,\nBense seni sevmekten,\nSana gelmekten korkuyorum.\nBu korku ki, beni senden uzaklaştırıyor,\nSanıyorum ki, sana gelsem,\nSana bassam beni o yüceliğin,\nO büyüklüğün yok edecek,\nBeni taşında toprağında bir zerre yapacak,\nİşte bu korku beni senden uzaklaştırıyor,\nBu korku seni gözümde devleştiriyor.\nSen güzel, yüce, görkemli, aziz İstanbul,\nSana gelsem, senin olsam,\nBeni taşında, toprağında bir zerre yapar mısın? \n\n\t\t\t(10/06/1985)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey İstanbul",
        "poet": "Tolga Madan",
        "poem": "\n\nTaş yollarında,\no eski ruhunda,\ngüzelim toprağında,\nyitiriyorum kendimi ey İstanbul.\n\nYokuş yollarında,\ntenha sokaklarında,\nbizim dediğimiz mahâllelerinde,\nyitiriyorum kendimi ey İstanbul.\n\nTepelerinin arasında,\no durmaz sesinde,\ndumanlı kafanda,\nyitiriyorum kendimi ey İstanbul.\n\nGururlu suratında,\nçizikler düşmüş, bazen üzgün duygularında,\ntoprağında yürürken, denizinde,\nyitiriyorum kendimi ey İstanbul.\n\nHiç unutamadığım gecelerinde,\nyıkılmaz kişiliğinde,\no güzelim insanlarında,\nyitiriyorum kendimi ey İstanbul.\n\nSende senliğinde,\ntepelerinde dalgalanan,\nkanımızla ısıttığımız bayrağımızda,\nsavunduğumuz gururunda,\nyitiriyorum kendimi yüce İstanbul.\n\n(Kopenhag - 2010)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey! İşci Kardeş",
        "poet": "Orhan Tamtürk",
        "poem": "\n\nGidiyor  ekmeğin  siyaset  güdersen\nEylemin  olur da  eyleme  gelmezsen\nKendin  inanmaz  da  davana  gülersen\nSuçlama  hiç  kimseyi, EY! İŞCİ KARDEŞ\n\nKar  yağdı  damımıza  22 şubatta\nFabrikana  sahip  çık  sakın  uyuma\nKoymaz  isen  elini  taşın  altına\nÜzülürüz  sonra  çok, EY! İŞCİ KARDEŞ\n\nKurdular   darağacını   her şey  hazır\nBeğenmezsen  C4  patlayıcı   sardır\nKazdıralım  yoksa  büyükçe   bir  mezar\nGirelim  diri, diri, EY! İŞCİ KARDEŞ\t\n\nEmekler  birdenbire  yok  oldu  gitti\nTerörist’e  yapmadıkları  bize   edildi\nKış  ayında  insanlar  sokağa  döküldü\nDüşünürüm;  çocukları, EY! İŞCİ KARDEŞ\n\nBu  dava  bizim,  hepimizin  yarını\nDuymalıyız   hepimiz   aynı sancıyı \nVarlıktan  yokluğa  zordur   alışması\nYoktur   düşenin  dostu, EY! İŞCİ KARDEŞ\n\nYok  mu  hiç  bunlarda   ALLAH’ın  korkusu\nSöyleyin  az  mı  yoksa? işsizler  ordusu\nYeter  ki  aç  kalma  sen  vız  gelir  toplusu\nÇok  fırınlar  yıkarız, EY! İŞCİ KARDEŞ\n\nArpalıktı  zaten  her  gelen  doldurdu\nTEKEL’in  temeline  dinamit  konuldu\nÜlkesini  sevenler  birdenbire  yok oldu\nFaturası  bizlere, EY! İŞCİ KARDEŞ\n\nMeydanlardan  siyasiler  bağırdı\nGözler  kör  oldu  kulaklar  tıkandı\nGelmez  bize  sıra  diye  sanıldı\nBiz  verdik   fırsatı  EY! İŞCİ KARDEŞ\n\nİşçinin  emekçinin   hakkı  yenildi\nHortumcular  ülkede  baş  tacı  edildi\nGelen  gideni  arattı  malı  götürdü\nGidiyor  toprağın, EY! İŞCİ KARDEŞ\n\nYastadır  deli  gönlüm  yine  yastadır\nYazmaz  isem  içimde  hep  ukde  kalır\nKaranlığın  birde  aydınlığı  vardır\nÇıkacağız  İnşallah, EY! İŞCİ KARDEŞ\n\n                                              (26/02/2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey İstanbul",
        "poet": "Engin Kaya",
        "poem": "\n\nAşkla yazayım seni\nDestanım ey İstanbul\nDüşte gezeyim seni\nVatanım ey İstanbul\n\nSeni feth eden Fatih\nMeth edilmiş bir salih\nTarih kokuyor tarih\nHer yanın ey İstanbul\n\nEcdadın izi sende\nSilinmez mazi sende\nBelliki gözü sende\nDünyanın ey İstanbul\n\nAsaptan Eyyüb Ensar\nSenin bağrında yatar\nDaha nice bahtiyar\nMihmanın ey İstanbul\n\nModa Bebek Üsküdar\nKanlıca güzel diyar\nBeykozda bir can yatar\nCananım ey İstanbul\n\nBakınız şu Haliçe\nMavi yeşil içiçe\nİllede yaz gelince\nHayranım ey İstanbul\n\nTükenmeyen aşına\nŞu dik duran başına\nToprağına taşına\nKurbanım ey İstanbul\n\nMarmarada gemiler\nMilyonlar iner biner\nEn son sende demirler\nLimanım ey İstanbul.\n\n31 Mart 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Kader",
        "poet": "Ülkü Sarıoğlu Okyanus Yürek Mavi Melek",
        "poem": "\n\nYalanların oyunların tuzakların ihanetlerin olduğu bu yalan adaletsiz sağır dünyada\nEy kader bana verdin keder\nEy kader bu kadar acı yeter\nEy kader yüreğim çeker gider\nEy kader gözlerim güler geçer\n\nÇok yüzlü yüzsüz narsist çıkarcı yalancı insanların dolduğu bu yalan adaletsiz sağır dünyada\nEy kader hayatta kalabilme çabası veriyorum\nBedenim ayakta yüreğim pusuda direniyorum dayanıyorum savaşıyorum\nEy kader senden saklansamda kaçamıyorum\nSırtımdaki kanlı bıçakları atamıyorum\nKüstüm sana aynalara bakamıyorum\nEy kader\nBaştan yarat ellerimi\nBaştan yarat gözlerimi\nBaştan yaz şu kaderimi\nTanrım beni baştan yarat ve resimler hayaller paramparça şarkıları dilimde yaralıyım aslım özüm olan kara toprak al sar beni yazdım yaralı yüreğim kalemim\nEy kader kaderimi baştan yaz !\nHey kader kaderimi güzel yaz !\nYaz kader kaderimi ak yaz !\n\nÜlkü Mavi Melek Sarıoğlu \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Kader",
        "poet": "Muhammed Said Demir",
        "poem": "\n\nEy Kader bilirim belki sabrımı sınarsın belki de aslında sabrım kadarsın\nancak ey Kader senide YARATAN var, YARATANA sığındım gayri ne yaparsın\n\n06.01.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey kadın!",
        "poet": "Enes Ateş",
        "poem": "\n\nİçime koyup da can devasını,\nBeni ummanlara gönderen kadın! \nBuldurup imanın haritasını\n'Heves' yalanını gördüren kadın! \n\nŞahlanan içimde bir toynaktır ki,\nMenzili belirsiz, hududu yoktur! \nBir kadın gönlüme öyle değdi ki\nÖzümde, gayrı can haydudu yoktur! \n\n----\nİfrat gecelerin izdüşümünde\nAklımı beladan kurtaran kadın! \nİrinden cinlerin can güdümünde\nKanlı gözyaşımı güldüren kadın! \n\nGün nasıl doğarsa, can öyle doğar,\nMutluluk, insana biçilen paha! \nFâni sûretleri bilir aynalar\nOysa çok iz vardır, çıkar Allah'a! \n----\n\nKayıpken şahsımın tek mihenk taşı,\nAslıma 'aslımı' dokuyan kadın! \nKalemim dilsizken, kesikken başı,\nBeni şiirimle okuyan kadın! ! !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Kader",
        "poet": "Berkay Kur",
        "poem": "\n\nSabahlarım yok benim geceler dostum oldu\nYine dertliyim dertli her günüm dünden beter\nBoynum öne eğildi içim kederle doldu\nNasıl yaşanır böyle ey kader bıktım yeter\n\nTerk etti birer birer beni saran tüm kollar\nÖmrümün takviminden gün gibi düştü yıllar\nHem gözyaşı hem özlem diyor hep bütün fallar\nNasıl yaşanır böyle ey kader bıktım yeter\n\nYenik düştü yüreğim hasretlere yarışta\nKirpiklerim ıslanır hep adını anışta\nAlev alır küllerim aşkına her yanışta\nNasıl yaşanır böyle ey kader bıktım yeter\n\nSokağımın üstünde ağlar kara bulutlar\nTerk etti birer birer kahrolası umutlar\nDört bir yanımı sardı hep çakallar hep kurtlar\nNasıl yaşanır böyle ey kader bıktım yeter\n\nAh olup saçlarıma üzülüp yağdı aklar\nBağrıma her vuruşta isyan ediyor vahlar\nKabus olur geceme uyandıran eyvahlar\nNasıl yaşanır böyle ey kader bıktım yeter\n\nFeryadıma ahlarım karıştı hep zamansız\nGönlümde binbir sancı haykırıyor amansız\nGelmeyecek o gamsız o arsız o imansız\nNasıl yaşanır böyle ey kader bıktım yeter\n\n01/ 05/ 2013.....Berkay KUR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "***Ey Kadın",
        "poet": "İsmail Tıkıroğlu",
        "poem": "\n\nDerdin mi var diyerek, sordun mu hiç halimi\nTenhada ben ağlarken, bakan sendin ey kadın\nDerman medet umarken, tabip sandım zalimi\nHançerin zehre banıp, kakan sendin ey kadın\n\nKayda değmez hayattan, beni çekip sıyırdın\nMundar beden içinden, sen ki ruhu ayırdın\nMazim hep günah dolu, tek sevap tek hayırdın\nMahşer günü gelmeden yakan sendin ey kadın\n\nSuç saydın kahpe felek, aldığım her nefesi\nPeşim sıra hep geldin, sanki koydun kafesi\nBen garip kul sen çoban, elinde hak kefesi\nTartar iken sol yana, akan sendin ey kadın\n\nHayat verdin toprağa, yağmur gibi sel gibi\nKuru daldım savurdun, poyraz gibi yel gibi\nDilbaz oldu bu gönlüm, nağme gibi tel gibi\nBu sazı bu düzene, sokan sendin ey kadın\n\nNe laf bitti ne de söz, bende çıktım çileden\nTorbam delik harf düşmüş, elimdeki fileden\nNe dersem hepsi doğru, ben anlamam hileden\nTıkır der ki burnuma, kokan sendin ey kadın\nGönlüme şimşek gibi,  çakan sendin ey kadın\n\n27 /09 /2010\nSoma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Kadın!",
        "poet": "Yusuf Bozkaya",
        "poem": "\n\nCennetten kovulsan da yanıma gel ey kadın \nCenneti al ayaklarına ve yüksel ey kadın\n\n12-01-2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Kadın",
        "poet": "Abdullah Doğann",
        "poem": "\n\nAy gibi ışıldayan gözleriyle, \nYüreğimde yuva kuran kadın.\nGülümseyen gamzeleriyle, \nAhriman ruhla karşi duran kadın.\n\nBeni günaha dave....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Kalbi Sağır",
        "poet": "Selçuk Akyüz",
        "poem": "\n\nMazlum gözün feryadı duyulurken ta arştan,\nKalbinin kulak zarı delinmiyorsa utan! ..\n\n                                                                          (Van. Temmuz 2016)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Kahramanmaraş",
        "poet": "Hasan Kocamanoğlu",
        "poem": "\n\nEy Kahramanmaraş, Sen neler gördün neler\nSavaşlarla, acılarla geçti seneler\n\nHitit, Asur, İran, Roma, Bizans, Araplar\nTürkün damgası hepsini de birden paklar\n\nİlçendir Pazarcık, Elbistan, Nurhak, Afşin, \nGöksun, Türkoğlu, Çağlayancerit, Andırın,\n\nCeyhan nehri bağrından çıkar, nazlı akar\nAksu koynunda yatar, baygın baygın bakar\n\nKeşfedildiği günden bu yana, madenin\nŞekli verilir Maraş’ta, Bakır, çeliğin \n\nElindeki silah, Kahraman yaptı seni\nAnadolu kaplanı, sen de al hisseni\n\nTohumdan toprağa, topraktan da pamuğa\nPamuktan ipliğe, iplik durdu kumaşa\n\nBinboğa, Hazanlı, Engizek, Ahır dağın\nHala bin bir çeşit üzümler verir bağın \n\nÇam, kayın, sedir, gürgen ve meşe ağacın\nKeklik, üveyik, toy ve turaçsız en acın\n\nGöksun, Tekir, Fırnız ve Başkonuş dinlencen\nPınarbaşı, Kapıçam ve Kırksu eğlencen\n\nZeytin Ilıcan ise Ekinözü içmen\nFirik, Tarhana ile meşhurdur dondurman\n\nBezdirme, sıkma, bükme ile hoştur yufkan\nKeçe, sırma, bakır, çelikle eştir burman\n\nHer üç kapının, ikisi şair bilinir\nÜçte bir Türk senin kumaşınla giyinir\n\nSevdanın kıyısındandır sözün, destanın\nSeni Maraş’a Kahraman yapar, unvanın\n\nKM - 200305\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Kadın Görmedinmi",
        "poet": "Ali Koca",
        "poem": "\n\nEy kadın görmedin mi? \nSana sevgimi sana saygımı \nSenin için nelere katlandığımı\nNeleri senin için terk ettiğimi, en önemlisi şu hayatımı\n\nEy kadın görmedin mi? \nSana ne kadar bağlı olduğumu\nOnca olaylardan sonra seni umduğumu\nHer seferinde de yalanlarını bulduğumu\n\nEy kadın görmedin mi? \nElerimdeki sıcaklığı, gözümdeki ateşi\nBedenimin seni arzuladığını o katledişi\nSenin yanında mutlu olduğumu bilerek terk edişi\n\nEy kadın görmedin mi? \nBeni bırak hayatın  nerede\nNe hale koydun herkesi bunu da bilsen de\nKendini rezil etmek istemesende yüzsüzlüğün her yerde\n\nEy kadın görmedin mi? \nHayatı bu hale getirene kadar yanlışlarını anlamamış\nŞimdi ahlayıp, vahlasanda her şey bitmiş nefretim yerini almış\nSen istedin bu durumu katlanmaksa sana kalmış\n\nEy kadın görmedin mi? \nEvet, bazen gördün bazen de görmezlikten geldin\nNeleri kaybettin ah bil bilsen \nİçin sızlar dı, şu an bile sen bundan ders alabilsen\n\n\nEy kadın görmedin mi? \nSana emanet değerlere sahip çıkmadın\nBuyur işte sonuç bu oldu anladın\nGözlerindeki her bakış hatta gözyaşın yalandı bana anlattın\n\nEy kadın görmedin mi? \nBir gün hesap vereceğini işte bu anı\nCezanın da çok ağır olacağını\nÖmür boyu mutlu olamayacağını \nEY KADIN GÖRMEDİNMİ?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Kalbim",
        "poet": "Tuğşah Bilge",
        "poem": "\n\nO tatil nedir bilmez.\nAtar durur hiç dinmez.\nKanla kasılı durur.\nKanı sıkar kudurur.\n\nAsla yoruldum demez.\nGücü hiçbir an bitmez.\nAşk ile hızla vurur.\nDamarları doldurur.\n\nBu değil asıl konu.\nAmaç öğrenmek onu.\nDürüstlük ve içtenlik.\nAşka verir öncelik.\n\nAşkı tadarsa kalbim.\nSu aş nedir der içim.\nPaydos yapmak hiç olmaz.\nKalbim asla yorulmaz.\n\nSevdi mi kalpten kişi.\nDeğişir tepinişi.\nOnunkiyle benim ki.\nBir an ayrı atamaz ki.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey kalbimin hicranpayesi, sürur neşesi!",
        "poet": "Mustafa Cilasun",
        "poem": "\n\nKaç zamandır soramadım\nİçime attım, meşguliyet adına kandım evet, aldandım\nMütehassis olan bir kalbin incinmesi, hiç söz etmeden edebi nefeslenmesi ne latif\nVe fakat bu hakikati anlamak için hissiyatım, naifliği terennüm ederek, tefekkürün ikliminde inşa edilerek ayılması lazım\n\nNe vakit zarif birnezaket görsem\nSeni hatırlarım, sabrı vekana atını imrenerek hal-i aczi yetime yanarım\nKelam etmek içindüşünmenin ve eftaliyetiyle nefeslenmenin feyzine ne kadar hasretim\nBu bakımdan çekingenlikhasıl oluyor, içimde bir endişe uyanıyor, sessiz çığlığım nedense duyulmuyor\n\nBirkaç resim karesi geçtielime\nMazinin en ülfetli veşevkli günlerinden, şimdiki halimle irkildim birden\nNe olmuştu bize, oncasancılar, sızılar niye, niçin mefkuremiz değişti, fikrimiz kesişti, zikrimizmuhabbeti terk etti\nGünü geçirmek, keşkelerle nefeslenmek, ah u zar eylemek şimdiye kadar kime ilham ve esin verdi,deva bahşetti\n\nArtık inanıyorum ki bizkaybettik\nAzimeti, kemali yeteteslim ederek nefsimizi ihya ettik\nBaşkalaşmayı farklılıksandık, riyadan güya kaçındık ve fakat onunla yol aldık\nİlgi ve iltifatısamimiyete değiştik, cezbeden olmak için ne kadar gayret ederek kendimizdengeçtik, kalbimizi hiç dinlemedik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Kalem",
        "poet": "Ali Özbek",
        "poem": "\n\nBeni de yaz ey kalem! Ali diye yaz beni.\nBir garip buharalı,deli diye yaz beni.\nMuhammed ümmetiyim,duysun dost düşman,alem,\nHakkın garip yolcusu,kulu diye yaz beni.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Kara yıldız",
        "poet": "Berkan Şahin",
        "poem": "\n\nArasa karadeniz fırtına, aramasa dert ızdırap,\nDuysam yıldızım titrer, duysa kim bilir ne der.\nYıllardır beklemişim, gönül meskenim harap,\nGörsem ne şükreder, görse kim bilir ne der.\nİsmin dilimde pelesenk, okuya okuya aşındı,\nNe Keremler dağlardan,kayalardan açıldı,\nBitmeyen bir yangının cürmu kadar yanmışken,\nGünahım yığın yığın,seninle aydınlandı.\nAb-ı hayat olsa gidişin, varlığın hala serap,\nGelsem yıldızlar titrer, hele yıldız bir gelse,\nÖmür yoluma rehber, kara yıldız bir gelse,\nSevsem yangın olurum, sevse,  bir sevse.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey kardeş!",
        "poet": "İbrahim Halil Demir",
        "poem": "\n\nEy kardeş,\nDüşün her şeyi derinden,\nKaç şeytanın şerrinden.\nDilerse yüce yaradan,\nDağları oynatır yerinden.\n\nEy kardeş,\nYaradanı asla unutma,\nİyi ile kötüyü bir tutma.\nÇalış kazan alın terinle,\nBir lokma bile haram yutma.\n\nEy kardeş,\nRahmani yollara sap,\nKulluğun huşuyla yap.\nHangi makamda olursan ol,\nSadece yüce mevlaya tap.\n\nEy kardeş,\nGönül kapını herkese aç,\nÇevrene hayırlı ziyalar saç.\nÇelikten gem vur nefsine,\nHer daim kemliklerden kaç.\n\nEy kardeş,\nMusibetler gelmeden başa,\nYardım et dosta kardaşa.\nOtur sofraya doyur karnını,\nSoğuk sular katılmadan aşa.\n\nEy kardeş,\nUzak dur her türlü hileden,\nOlgunlaşır insan çektiği çileden.\nİnce eleyip sık dokumaz isen,\nHayırların dökülür filenden\n\nEy kardeş,\nYaşadıkça verme kimseye eza,\nTasa ve gamı görme insana seza.\nKim kime zulmetmiş ise,\nZamanı geldiğinde görür ceza.\n\nEy kardeş,\nYaşamadığını anlatma,\nDuyduklarına bir de sen katma.\nToprak misali mütevazı ol,\nYürürken yolda çalım satma.\n17/Nisan/2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Kalem",
        "poet": "İrfan Özcan",
        "poem": "\n\nYazma artık ey kalem, anlayan yok ki seni,\nNiye feryad edersin, duyan yok ki sesini.\nHalâ güneş doğmazken simsiyah kaderinde,\nAllah şahit olsun ki, haram yokken terinde\nKıymet bilmek de ne ki? Kestiler nefesini…\n\nİsyan etme boşuna, günün geçti bir kere,\nKimse bakmadı düne, tükendin nahak yere.\nKulaklar kurşun oldu, gözlere perde indi,\nSırtındaki bıçaklar söylesene kimindi? \nHalâ iflâh olmadın, belki başka sefere…\n\nÇelik duvara döndü dün geçtiğin kapılar,\nErimedi ne çare yollarındaki karlar.\nYıllar var ki omzunda dağlar taşıdın durdun,\nYıllar var ki kalbinde sevgi yoğurdun durdun,\nBilmem ki hangi eldir huzurunu yasaklar…\n\nHarflerinde gözyaşı, yazdıklarında elem,\nMısralara sığındın, gülüp geçti el âlem.\nHangi mürekkep seni susuzluğa kandırdı,\nHangi hayalin seni hakikate döndürdü,\nYetmedi mi çektiğin? Yazma artık ey kalem…\n\n06.01.2015/Edirne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Keder Ayağa Kalk",
        "poet": "Kağan İşçen ",
        "poem": "\n\ngece \naklımdaki sorunun katili\nkorkunun oruspusu\ngece\nuzak köpek sürüleri\nkafka'dan can alıcı bir satırın\nırgalaması karabasanlarımı\nduyguların en şehvetli \nkatran karası bataklığı gece\n\ngece\nkorkak ve güçsüz şair\nfilozofların basit ucuz sığınağı\npahasını vakitsiz ölümlerle anladığımız\ngece\n\ngece\nçocuk ufukların yağmur öncesi\nbulutluluk hali\nacımasız eflatunî\nkızıl\ngece\n\nyoksan \nkar rengi düş yatağında\narzularımın\ngece teslim almış demektir \nömrümün sonuna kadar\naydınlıklarımı\n\nyoksul bir mahalle ağıtıydın sen\ney keder ayağa kalk\nayrılığa sürgün halkı yüreğimin\nayağa kalk\ndağılsın toz bulutları\nşu lanetin\nsen en eski oğlu evrenin\ntüm iyiliklerin yaratıcı kudreti\nbabildeki meçhul sonsuz sancı\nbelkıs'ın aşkı\nbir akşam vakti omuzları çöken kölenin eşitlik düşü\ney keder ayağa kalk\nayrılığa sürgün halkı yüreğimin\n\ngece \nkedere eş asık yüzü güneşin\nbinbir biçimde konuşmak ihaneti\nbeni anlayamayacağın gerçeğinin \nevrene yıldızsız dökümü \ngece \nbeni unutacağın sokağa götürecek \nzamanın zifiri kanı\nboşluğun gözlerime senin yerine bakan gözleri\ngece utancımın örtüsü olmamalıydı\ney keder ayağa kalk\nyalnızlığımla başbaşa kalmak istiyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey  Kış",
        "poet": "Semiha Türkmen",
        "poem": "\n\nEy kış çalmasan yine kapımı\nKim olduğumu hatırlatmasan olmaz mı? \nNiye estiriyorsun umutsuzluk rügarlarını? \nBense unutmaya çalışırken kim olduğumu\nÇare yok geldim gene diyorsun\nOysa zamansız açan çiçeklerimle \nDallarım yeniden yeşerir sanmıştım\nPeki niye şimdi canımı acıtıyorsun? \n\nEy kış çalmasan yine kapımı\nNerden geldiğimi hatırlatmasan olmaz mı? \nNiye savuruyorsun yarım kalmış anılarımı? \nNiye vuruyorlar yüzüme birer birer? \nBeni koparır,  alır ve götürürler.\nOysa onlar çiçeklerime renktiler.\nPeki niye şimdi solduruyorsun? \n\nEy kış çalmasan yine kapımı\nO derin yaramı tekrar kanatmasan olmaz mı? \nNiye yakıyorsun soğuğunla o gizli sevdamı? \nNiye hızlandırıyorsun kalp çarpıntımı? \nAslında o hep yalancı bahardı.\nGüneşiyle aldatır \nBeni Aşk'a mahkum bırakırdı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Koca Çanakkale",
        "poet": "İsmail Özabacı",
        "poem": "\n\nakşamlardan 18 Şubat akşamı\ngecenin ikisinde ışıklar yanıyor evlerde\nvatan, vatan diye çarpıyor bütün kalpler\nbir korku var gözlerde\n19 şubat sabahı kara bulutlar dolaşıyor Çanakkalede\nve vatan başlıyor söze\netraf kan kırmızı,her yer alev alev yanıyor\ngüneş üşüyor, toprak ağlıyor\ney koca Çanakkale\ntarihe adını ' Çanakkale geçilmez' yazdırdın\ndüşmana kendi mezarını kazdırdın\n\nbu ne savaştı bu\nbu Türklüğün yeniden doğuşuydu\nbu insanlığın onuruydu\nbu Çanakkalenin düşmana mezar oluşuydu\ney koca Çanakkale\ntarihe adını ' Çanakkale geçilmez' yazdırdın\ndüşmana kendi mezarını kazdırdın\n\nkimler yoktu ki Çanakkalede kimler\nliseden sırasından kalkıp glenler mi? \nyoksa ellisinde ki dedeler mi? \nsırtında çocuğu mermi çekenler mi? \ney koca Çanakkale\ntarihe adını ' Çanakkale geçilmez' yazdırdın\ndüşmana kendi mezarını kazdırdın\n\nconk bayırında bir asker vardı\ndaha çocuk denecek yaşta\nelinde bayrak, gönlünde vatan vardı\nilerliyordu en başta\narı burununda bir yiğit\nheybetinden düşman ölüyordu\nbakışları kartal,elleri pençeydi\nvurduğu yeri parçalıyordu\nanafartalarda bir aslan vardı\nvurulmuş alnından yatıyordu\nson nefesinde kükredi o aslan\n'Çanakkale Geçilmez' diyordu\n18 mart sabahı ezanlar daha bir gür okundu\nezanlar daha bir çoşkulu\nişte Türklüğün adını\nÇanakkale duyurdu\n\ney koca Çanakkale\ntarihe adını ' Çanakkale geçilmez' yazdırdın\ndüşmana kendi mezarını kazdırdın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Koca Dünya",
        "poet": "Kuzey Pb",
        "poem": "\n\nEy koca dünya,\nSustum, susturdun sandın...\n\nEy koca dünya,\nAğladım, ağlattın sandın...\n\nEy koca dünya,\nÖldüm, öldürdün sandın...\n\nEy koca dünya, bilemedin; \nNe yaşadıysam, hep ondan bildim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Koca Dünya!",
        "poet": "Serhat Uzunkök",
        "poem": "\n\nEy koca dünya! \nİkimiz de yalnızız...\nİkimizi de gerçekten seven yok...\nİkimizi de insanlar öldüresiye tüketiyor ve kirletiyor...\nİkimiz de günah keçisiyiz...\nİkimizin de içi yangın sonu yangın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Koca Seyit",
        "poet": "Engin Namlı",
        "poem": "\n\nÇanakkale zaferi,taçlandı senin ile \nYiğitlik destanını yazdın Ey Koca Seyit\nÜç katın top mermiyi indirerek menzile\nZaferi gönüllere kazdın Ey Koca Seyit\n\nTarihte görülmüş mü diyerek böyle yiğit\nSeninle gurur duydu Kars Çanakkale Girit\nO kadar arzulayıp, olamasan da şehit\nBütün düşman güçleri ezdin Ey Koca Seyit\n\nKilitbahir'de,elden gittiyse de tabyalar\nAslına rücu etti tüm hayaller rüyalar\nZafer coşkusu ile senin oldu dünyalar\nGönüllerde doyulmaz hazdın Ey Koca Seyit\n\nKaderidir; ille de ülkem diyen her Türkün\nVatanından başka bir şeye olmazmış düşkün\nŞu yalan alemde ne malın oldu ne mülkün\nYarı aç yarı tokça  gezdin Ey Koca Seyit\n\nİade buyurduğun madalyalar,ihyalar\nHiç görmediğin kadar toz pembeli hülyalar\nSeni bekliyordu hep büyük küçük dünyalar\nZafer gölgeler diye sezdin Ey Koca Seyit\n\nENGİN NAMLI  12/02/2008   22:13\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Kur'ansız Müslüman",
        "poet": "İhsan Şahin",
        "poem": "\n\nEY KUR’ANSIZ MÜSLÜMAN\n(Afganistan’da, şehitlerin üzerine işeyen ABD li şerefsizlere ve bi cümle Amerikan uşaklarına cevaptır)\n\nYeter be aç gözünü, ey Kur’ansız Müslüman\nAmerika katildir, katillerden dost olmaz\nKula kulluk eyleme, Allah’a eyle iman\n…İslam düşmanlarının, sana faydası olmaz\n…Amerika katildir, katillerden dost olmaz\n\nBize çuval giydirdi, Afganlı’ya bevletti\nIrak’ta da bir milyon, Müslüman’ı katletti\nİsraili koruyan, dünyada tek devletti\n…Mışıl mışıl uyursan, elbet sabahın olmaz\n…Amerika katildir, katillerden dost olmaz\n\nConi’ye biad etmiş, besmelesiz Müslüman\nUyuma yeter artık, uyan Müslüman uyan\nSıra sana geliyor, yok mu sesimi duyan\n…Bu ne büyük cehalet, Müslüman cahil olmaz\n…Amerika katildir, katillerden dost olmaz\n\nDialogcu mürtedler, işbirlikçi hainler\nAmerikan uşağı, doğuştan şerefsizler\nMüslüman’ı satanlar, nesepsiz edepsizler\n…Peygamber ümmetine sizden halife olmaz\n…Amerika katildir, katillerden dost olmaz\n\nAkan Müslüman kanı, akıtan Amerika\nSömürülen Müslüman, sömüren Amerika \nUyuyanlar Müslüman, uyutan Amerika \n…Bu büyük teslimiyet, böyle gevşeklik olmaz\n…Amerika katildir, katillerden dost olmaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey,Koca Sinan..! (09 Nisan; Mimar Sinan'ı anma ve Mimarlar Günü)",
        "poet": "Naim Yalnız",
        "poem": "\n\nTürk mimarlığının büyük mimarı,\nHerkes sana hayran,Ey Koca Sinan; \nEserlerin,Türk’ün tüm iftiharı\nHerkes sana hayran,Ey Koca Sinan..! \n\nKayseri Ağırnas Köyü’nde doğdun,\nYavuz zamanında yeniçer(i)   oldun; \nAcemioğlanken çok dersler aldın\nİmarda yüceldin,Ey Koca Sinan..! \n\nAfrika,Avrupa,Asya’yı gezdin,\nGördüğün yerlerden ilhamlar sezdin; \nŞaheserlerinle, tarihler yazdın\nHerkes sana hayran,Ey Koca Sinan..! \n\nYavuz,Kanuni ve Murat devrinde,\nGittiğin birçok harp seferlerinde,\nYaptığın eserler,kaldı abide\nAşılmaz mimarsın,Ey Koca Sinan..! \n\nYapıtlarındaki o inceliğin,\nMucizeleridir mimariliğin; \nEn büyük camiin Selimiye’nin\nHayranıdır herkes,Ey Koca Sinan..!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Kutlu Peygamber Derviş 2",
        "poet": "Ahmet Kemal",
        "poem": "\n\nDERVİŞ 2\n\nVe dervişler aya bakarak \nSecde izleri bırakarak indiler yeryüzüne \n\nYürüdüler aya karşı \nYeni doğan çocuğa \nBismillah diyerek \nYürüdüler aşka \nTaştı rahmet denizi \nAcının ve bağışın denizi \n\nDoldu ufuklar \nVe içimizde bir sevinç bir sevinç\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Kutlu Peygamber Mağara",
        "poet": "Ahmet Kemal",
        "poem": "\n\nMAĞARA \n\nGiz bakışlı şahin \nSen anne acısını \nYatak yapışmasını \nNe bilirsin \nBir kapı açılır kapanır \nŞimdi siyah tek renktir \nSaldırı başlamıştır \nHey dağa yaslan \nŞeyh şamil kıyafetinde \nDağ mağara ve peygamber \nDostluğu orda belledi \nZamanı orda öğrendi \nÇömlek ve taş ikilemi \nDünya bir cifedir içimize \nİnanan ey insanlar \nO kutlu çocuk gelecektir \n\nVadini arkasından \nMekke ile Medine arasından \n\nPeygamber vadisinden \nKudüs’ten Şam’dan Hicaz’dan \n\nBağdat’ı kardeş yapan \nİstanbul’u çağırsan gelecektir \n\nKahire’yle birleşecektir inanç yolu \nNinovadan bir armağan \nAşk bir bahara kaldı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Kul  9",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nEy kul Rab’bi dışlama o, her ne derse inan! \nHakikat lehimize o, bize lazım olan…\n\nİster duada bulun istersen hiç bulunma,\nRab daima Rab’bimiz, ayrılma, uzaklaşma…\n\nYarınımız ahiret, sorgusu suali var,\nRab’bine tevekkül et, edinirsin büyük kâr…\n\n(2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Kutlu Peygamber Ellerin",
        "poet": "Ahmet Kemal",
        "poem": "\n\nEllerini tavaf ettim \nMiraç bu \n\nEllerimi tut açelya bebek \nBen uyanırım \n\nEllerinden başlıyor \nHayatımın rüzgârı \n\nEllerinden açılır sonsuzluğa kapılar \nBen ordayım \n\nEllerinden içtim doyasıya \nAşk şarabı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Kutlu Peygamber  Bürüyen şiir",
        "poet": "Ahmet Kemal",
        "poem": "\n\nKALK EY PEYGAMBER\n\nKalk ey peygamber\nEy örtünen peygamber\nEy bürünüp sarınan\nMüjdele ve korkut\nCennetle ve ateşle\nBen ki severim\nTövbeyi en çok tövbeyi\nBen ki affederim \nVe severim affetmeyi\nHira’da gördüğün neydi\nSana görünen kimdi\nSana ‘oku, dedi\nOku ve anla evreni\nSen bilmem dedin\nBen okuma bilmem\nAma o yineledi\nOku Rabb'inin adıyla \nKi o\nKalemle yazmayı öğretendir\nKalk ve korkut\nKorkut ve müjdeli\nTanrının bağış ülkesinden\nHaber ver\nTanrının müjdesinden\n\nRahmeti gazabını geçen\nÜmitsiz olmasın kimse\nMümin inanır ve umar\n\nBu yeni bir aruzdur \nSöyleyemediğimiz \nDilimizin altında gizli\n\nBize bizden belgeler gerekli\nAyın parçalanışına dair\nİkiye bölünüşe dair\n\nAyı böl ve inandır diyene\nAyı böl ve inandır bizi\nAyı böl ve parçala ikiye\nAyı ikiye böl ortasından\n\nAy şakıd\nGün doğdu\nAy bir zaferdir \nGelecek zaman çağıltılarına\nDeveler yeni bir depreme ayarlı\nRoma uçurumun kenarına yaklaştı yaklaştı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Kutlu Peygamber 1 Allah",
        "poet": "Ahmet Kemal",
        "poem": "\n\nALLAH\n\n  -Bu şiir şiirlerimin çoğunu bilgisayar ortamında yazan öğrencim Kader AKYÜZe  adanmıştır-\n\nGüneş doğar ufuklardan\nEy büyük Allah\n\nSular boşalır göklerden\nOluk oluk\nEy büyük Allah\n\nEkinler boyverir\nBaşak başak\nEy büyük Allah\n\nTohum çatlar topraktan\nÇatlatan sen\nEy büyük Allah\n\nÇocuklar uyanır uykularından\nUyandıran sen\nEy büyük Allah\n\nİnsanlar taşar sokaklara\nYaşatan sen\nEy büyük Allah\n\nKuşlar ötüşür dallarda\nCan veren sen\nEy büyük Allah\n\nGemiler yüzer okyanuslarda\nYüzdüren sen\nEy büyük Allah\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Kutlu Peygamber Mahyalar",
        "poet": "Ahmet Kemal",
        "poem": "\n\nMAHYA\nDağ kuşlarımıdır onlar\nGelir göğsümüze konar\nMahyalar\n\nPuslu gecede yıldızlar\nKi onunla ulaşırız\nAllaha\n\nAshabım yıldızlar gibidir\nBuyurdu peygamber\n\nAshab, yıldız ve peygamber\nMahyalarımızdır onlar\n\nDağ kuşlarımızdır onlar\nGelir göğsümüze konar\nMahyalar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Kutlu Peygamber",
        "poet": "Ahmet Kemal",
        "poem": "\n\nEY KUTLU PEYGAMBER\n\nEy kutlu peygamber\nNe mutlu bize\nSeni bildik ve tanıdık\nNe mutlu bize\n\nSen bizim ayımızsın\nKaranlık gecede\nSen bize müjdecisin\nÜzüntü günümüzde\n\nSen bizim güneşimizsin\nKıyamet saatinde\nEy kutlu peygamber\nNe mutlu bize\n\nEy kutlu peygamber\nNe mutlu bana\nÜlfet ettin sen\nBu kölenle\n\nEy kutlu peygamber\nGözettin ümmetini\nEy kutlu peygamber\nNe güzelsin sen\nO eşsiz tebessümünle\n\nAhmet KEMAL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Meçhul Sevgili",
        "poet": "Yakup Onat",
        "poem": "\n\nKömür karası gözlerle\nÜrkek kaçamak bakışlarla\nGönlüm hülyalara salan salınışla\nAğlattın beni ey meçhul sevgili.\n10.10.2016\nPazartesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey mana",
        "poet": "Salman Cigdem",
        "poem": "\n\nSes senin kulağında mefta o an\nSen sesten öncede varsın sonrada\nUnutma kardeşliğini, sesle olan\nSeste sessizlik,manada\n\nEy mana...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Mermerci...",
        "poet": "Mahir Toksoy",
        "poem": "\n\ney mermerci...bir mermer yaz\nzaman ile silinmesin\ngüller ile... süsle biraz\ngaripliğim bilinmesin\n\naşk şarabı aldığımı\nara ara daldığımı\ntıkanıp da kaldığımı\nyaz da...(mey)   den bilinmesin\n\nyaşlar ile dolduğumu\nzaman ile solduğumu\nsaçlarımı yolduğumu\nyaz da... (güz)   den  bilinmesin\n\ntrabzon da doğduğumu\nçaykaralı olduğumu\ngurbet elde solduğumu\n yaz da...(yar)   den bilinmesin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey memleketim Erzurum bekle geliyorum",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nYollarımız uzun dönemeçli gardaş olsa da\nMemleketimde şimdi ayrılık bizi bulsa da\nVatanım Sevgilim senden uzakta olsamda\nEy memleketim Erzurum bekle geliyorum\n\nCan vatanım ikimizi ayıran da yollar olsun\nKalbim senin sevdanla, hasretinle dolsun\nBenim son yolculuğumda can sılayı bulsun\nEy memleketim Erzurum bekle geliyorum\n\nHalil ÇOLAK 08.12.09\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey milletim",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nEy milletim vakit tamam, uyanmanın zamanı\nVatan için alkanlara boyanmanın zamanı\nBirbirine destek olup dayanmanın zamanı\nBirlik olsun dirlik olsun seferberlik kolaydır\n\nBir olmamız gür olmamız hür olmaya vesile\nBöyle gördük böyle bildik biz nesilden nesile\nBen de varım bu birlikte söyle gür bir ses ile\nİttihatta hayır vardır mübarek bir olaydır\n\nKendine dön, senden başka dostumuz yok bilesin\nAtan gazi deden şehit vatan için ölesin\nBir aslansın, kahramansın sen düşmana silesin\nNecip ırksın düşman ürksün savaş sana halaydır\n\nKur’an dilde, bayrak elde şehadete koşarak\nAllah Allah nidasıyla şahlanarak çoşarak\nBu imanla, bu duyguyla her engeli aşarak\nBöyle ruha sahip olan, bir manga bir alaydır\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Millet Daha Uyanmayacakmısın",
        "poet": "Hayrullah Ertekin",
        "poem": "\n\nBakmışın Leş Kargaları Gibi Diline Bayrağına Huzuruna Üşüşmüşler\nBakıyorumki Bu Milletin Geçmişini Çok Çabuk Unutmuşlar\nSessizliklerimizi Vatanımızda Üstünlükleri Saymışlar\nEy Köpek Sürü Dile ve Bayrağa Millete El Uzatmanın Hesabı sorulur\n\nDüne Kadar Titreyen Köpek sürüleri bugün aslan kesilmiş\nKendi Ülkende Diline Bayrağına iç Huzuruna Dil uzatır olmuş\nTarihte Nede Görülmüşki Bu millet Değerlerinden Taviz vermiş\nEy Millet Devir Uyanma Bayrakta Dilde Gönülde Birleşme Devri\n\nEy Millet Göstermişler Sana Modernnik Diye Yozlaşmayı\nGloballeşme Var Deyip içindeki Etniği Deşelemeyi \nE Hani Madem Avrupada Türçe Nerede\nEy Millet Dilinde Ve  Bayrağında Gönülde Birleşme Devri\n\nSanmaki Bu Devran Böyle Sürer Bi it sürüleri Böyle ürer\nBayrağına,iç huzrunu kardeşliğine uzanan kelller bir bir gider.\nYarın Bu zillet içindekilere bir bir Fatirler Türer\nTürkiyemde birlik olmalı Ayyıldızda Toparlanmalıyız.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Millet`im..",
        "poet": "Seyfeddin Karahocagil",
        "poem": "\n\nEy Millet`im! her milletten ulusun. \nSahibisin kaç cihangir Ulusun...\nTarihim'den çıksın gene Bozkurdum, \nDağdan dağa koşsun, dursun, ulusun.\n\nAllah Aşkı, yurt sevgisi; içten gönül veriver, \nHediyedir; bir Türk'ten al diğer Türk'e geriver.\nBağlan ona sen Yiğidim; yaşa, yaşat Millet'i, \nÇağlar boyu Tarihim'in esrarına eriver.\n\nÜç kıtada dolan,   dolaş,   bak;   Şahamet Devrinden, \nKalma izler,   taş mektepler,   minareler görüver.\nYol,   köprüler;   han,   hamamlar;     sıra  sıra,   sayısız, \nŞehidlerin kanlarından bitmiş güller;  deriver.\n\n'Allah Allah ”  sedaları;   hâla  çınlar ufuklar,\nDal maziye,  savaşlara  şehidlerle giriver.\nKılıç  elde  bir süvari,   önde Başbuğ gidiyor, \nArkasından sen de yetiş   Kır Atını sürüver.\n\nAş Alpler'den,   geç Tuna'yı,  Altaylar'a selam sal, \nÇin Şeddi'nin önlerinde  bir molalık duruver.\nGeç  Hazer'den,   in Basra'ya,   var Mısır'a,   Tunus'a, \nCezayir'de Türk Gücünü, dalgalardan soruver.\n\nVatanıma,  Milletime,   Tarihime,   şanıma, \nUzanacak dili kopar,   kalkan eli  kırıver.\nAl Bayrak ki: kanımdandır,  taşı  onu  başında, \nTazelensin o  al rengi,   şehidime  sarıver.\n\nMilletime  Bayrağıma candan gönül veriver, \nEmanettir;   bir Türk'ten al,   diğer Türk'e geriver.\n\n                             30 Ağustos  1966  Çamlıbel- Oltu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Nefsim",
        "poet": "Hüseyin Benli",
        "poem": "\n\nEy nefsim,\nDoymayan, \nDurmadan kulağıma kötülük fısıldayan nefsim,\nEy benim pis nefsim\nBir gün, bir gün,\nSırtına bineceğim.\nBir gün, Rabbime, \nSana tertemiz geldim diyeceğim,\nBil ey nefsim, \nBir gün susmayan sesini keseceğim, \nSeni hayatımdan sileceğim,\nBil ey doymayan nefsim!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Müslümanlar, Kardeşlerinize Sahip Çıkın!",
        "poet": "Songül Toprak",
        "poem": "\n\n\"Kudüs ve Mescidi-i Aksa, Haçlıların işgalinde olduğu müddetçe, ben nasıl olur da gülebilirim, sevinebilirim, istediğim gibi rahat yemek yiyebilirim ve hele gözüme uyku girebilir? ! \" \nBu sözler o büyük komutanın sözleri… \nHaçlıların işgali altında olan Kudüs’e dayanamayan İslam komutanın sözleri… \nAtını diyardan diyara sürerek koşturan, Kudüs’ün fethi için cihada davet eden komutanın sözleri... \nYerinde duramayan, hüzünlü ve dünya kaygısı olmayan, İslam komutanın sözleri... \nMescidi Aksa’yı haçlıların elinden kurtarıp, İslam sancağını Kudüs semalarında dalgalandıran, büyük fethi bu ümmete yaşatanın sözleri… \nRahat bir nefes almış ve emir olarak ilk Cuma namazını o mübarek topraklarda kıldırarak, tarihte eşine az rastlanmaz bir destan yazan Selahattin-i Eyyubi’nin sözleri…\nŞimdi ise Ey Selahattin, sana bir sır vereyim mi? Zalime, Facire ve Kâfire emanettir Kudüs’ün; bilesin…\nİlk kıblemiz olan mahzun ve çaresiz insanlığın diyarı Kudüs… \nŞanlı komutanın fethi ile izzetine kavuşmuşken, zayıflığıyla vakur Kudüs… \nSon asrın en hüzünlü günlerini yaşamaya mecbur bırakılan mustazaf Kudüs… \nBir avuç İsrail torunlarının elinde kurtarılmayı bekleyen, acı çığlıklarını dünyaya ulaştıramayan, çaresiz Kudüs... \nKadın erkek demeden, çocuk yaşlı demeden, İsrail kurşunuyla cennete uçan yavrucakları bağrında büyüten Kudüs… \nEy Kudüs! Bilirim bağrında neyi beslersin. Sen, yeniden Salahattinler bekleyen, Müslümanlar nerede diyen, evlatlarını feda eden, çocuklarını kurşunlara hibe eden, Hanne gibi Meryemleri adayan, sokaklara sapanıyla genç Davutlarını salan, intifada ile feda olmayı bekleyen, ölsün diye bu topraklar için çocuk doğuran, susarak ve zamana canıyla meydan okuyan, can taşıyan anneler yetiştirirdin\nEy Kudüs, sen 8 aylık bebeğini bağrına basan ve cennete uğurlayan, gururlanan, izzetli ve şerefli Faisal anneler yetiştirdin.\nEy Kudüs, senin beldende yolculuklar ülkeden ülkeye yapılmaz, senin beldende kurşunlara hedef olan Danialar ve Beyan’lar Rahman’a çıkar, senin beldende acının, hüznün, öfkenin feryadı arşa çıkar, suskun ve arsız yöneticilerin timsah gözyaşları ifşa olur. Küfrün çirkin yüzü aşikâr olur. \nBatı Şeria… Ümmetin utancının aynası... Oraya bakan her genç; yiğit ve azimli gençler ve suskun koca bir ümmet görür. Oraya bakan her genç; tutuklanan, tartaklanan, kendisinden korkulan, zindana atılan, ailesinden koparılan cevval gençler ve buna umur etmez bir ümmet görür. \nBatı Şeria… Ona bakan her kimse; kınayan, kınamaktan başka bir şey yapmayan aciz ve çelimsiz, hain yöneticiler görür. Oraya bakan her kimse; aşağılık, kindar ve menfaat düşkünü zalim yöneticiler görür ve oraya bakan her göz; Müslüman yöneticilere sesini ulaştıramayan, ağlamayı utanç sayan, ‘’Hilafet istiyorum’’ diyen babalar ve anneler görür. Eşini ağlar görüp Yahudi sevinmesin diye susturan, canları acıyan, ateşin düştüğü yeri yaktığı anneler görür.\nEy Müslümanlar! Kadınları kurşunlamaktan zevk alan, bütün dünya Müslümanlarıyla alay eden, zalimleri bağrından atamayan Kudüs’ü görüyorsunuz değil mi? \nEy Müslümanlar! Beyaz atlarıyla Yahudi’ye diz çöktürecek Muttasımların, Selahattinlerin yokluğunun farkındasınız değil mi? \nEy Müslümanlar! Size şikâyet ediyorum bu zehirli hançeri… Bu pervasızca kardeşimi öldüren, bu alçakça her zulmü yanına kâr kalan İsrail varlığını… \nOnları kurtarın. Onları kurtarın. Onları kurtarın. Onları kurtaracak güç ile kurtarın. Onları kurtaracak yegâne güç olan, Hilafet ile kurtarın…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Mutluluk..!",
        "poet": "Abdulvahap Yıldız",
        "poem": "\n\nuçma ey mutluluk..! \nuçupta gitme\nardına bırakıp hüzünleri\nyorgun bedenime sinsin kokun \ndüşlerim uyansın\n\ney mutluluk..! \ngökyüzüne yayıl \nbulutlar sana özlemle sarılsın\nkaranlık çökünce \nyıldızlar da payını alsın\n\ney mutluluk..! \naç bembeyaz kanatlarını\ngir gönüllerin kapısından\nikliminde yeşersin umutlar\ndinsin feryatlar\n\ney mutluluk..! \nsıcacık bir tebessüm \nuçur benden sevgiliye\nekmeğini sana banıp yesin\naş daha bir güzeldir seninle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Nefsim",
        "poet": "Süleyman Ergül",
        "poem": "\n\nEy nefsim,\nBırakta yoluma gideyim\nBana yön verme\nYol verme bana, beni yönlendirme,\nBen beni korurum,\nBana yeterim,\nSen ki benimleyken inan beterim,\nDüş artık yakamdan,\nÇık hayatımdan,\nKimler azapta yalan, saltanatından.\nEy nefsim sen varken,\nDüşman gerekmez,\nEmin ol aklı olan \nSana el vermez,\nBırakta beni benle,\nBana yeteyim\nBen kendimdeyim,\nDüş yakamdan düş artık \nHakka gideyim. \n\n\n Süleyman Ergül    21/7/2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Nefsim",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nEvren öylesine büyük, öylesine muhteşem ki,\nKainatın karşısında, insanın cürümü ne ki,\nEy sorumluluk sahibi, dönüp te kendine de ki,\nEy nefsim, düşün ki sen, ala külli hal öleceksin.\n\nSen kendini tanımaz da, bir şey oldum sanıyorsan,\nİnsan olma nimetinin, hiç farkında olmuyorsan,\nBu manzara karşısında, diyebilmeli her insan,\nEy nefsim, düşün ki, ala külli hal öleceksin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Nefsim  7",
        "poet": "Hasan Fahri Tan",
        "poem": "\n\nEy nefsim\nparlak bir gökyüzü, kısa vâdeli gökkuşakları ve yıldızların elle tutulacak kadar yakın olması sevindirmesin seni. Ölüm öcesi iyiliğine benzer bu durum; depreme hazırlıklı ol...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Oğul - 1",
        "poet": "Hasan Kocamanoğlu",
        "poem": "\n\nEy oğul; \nMalını kaybeden insan,\nBir şey kaybetmiş sayılır…\nOnurunu kaybeden insan,\nÇok şey kaybetmiş sayılır…\n… \nEy oğul; \nİnsan olan insan da,\nCesaret en önemli erdemdir…\nTüm diğer erdemler için ise,\nCesaret elzemdir…\n…\nEy oğul; \nCesur insanlar da,\nAsla sonsuza kadar yaşamazlar…\nAma korkaklar ise,\nHiç yaşamış sayılmazlar…\n…\nEy oğul; \nYürekten uçmayı istiyorsan,\nDüşmeyi de bileceksin! \nRiski göze alamıyorsan,\nBaşarıyı nideceksin? \n…\nEy oğul; \nEn büyük başarı,\nHiçbir zaman düşmemek değildir…\nBaşarı, düştükten sonra,\nTekrar ayağa kalkabilmektir…\n…\nEy oğul; \nKaybedecek kadar,\nBüyük değilsen! \nKazanacak kadar da,\nBüyük değilsin…\n…\nBrs–150410\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Nefsim, Dinle Beni...",
        "poet": "Mehmet Şahan",
        "poem": "\n\nEy nefsim, dinle beni! Boş işlerle uğraşma,\nBaharım güze dönmüş, kış dayanmış kapıya! \nBırak artık yakamı, hep benimle oynaşma,\nBaharım güze dönmüş, kış dayanmış kapıya! \n\nEy nefsim, dinle beni! Sana içim dökeyim,\nEcel kapım çalmadan, tohumumu ekeyim! \nEngel olma, izin ver; ben cezamı çekeyim,\nBaharım güze dönmüş, kış dayanmış kapıya! \n\nEy nefsim, dinle beni! Zorlaştırma durumu,\nYalan, yanlış demeden yapıştırma yorumu! \nHarama, helal diye cevaplama sorumu,\nBaharım güze dönmüş, kış dayanmış kapıya! \n\nEy nefsim, dinle beni! Bilir isen haddini,\nAkl’edip unutmazsın, Yaratan’ın akdini…\nHer anını ömür bil, bitmez sanma vaktini,\nBaharım güze dönmüş, kış dayanmış kapıya! \n\nEy nefsim, dinle beni! Her çukuru kabir bil,\nGünahı küçümseme, her kusuru kahir bil,\nÖmür akıp giderken, her durumu nehir bil,\nBaharım güze dönmüş, kış dayanmış kapıya! \n\nEy nefsim, dinle beni! Girme n’olur arama,\nHuzur bulsun şu ruhum, çekme beni harama! \nİlaç sürmen zamansız, merhem olmaz yarama,\nBaharım güze dönmüş, kış dayanmış kapıya! \n\nEy nefsim, dinle beni! Bırak artık haybeyi,\nCehennemi duyduysan, helal doldur heybeyi! \nEngel olma Şahan’a çokça yapsın tövbeyi,\nBaharım güze dönmüş, kış dayanmış kapıya!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Oğul",
        "poet": "Ercan Demirci",
        "poem": "\n\nMektubunda sen sormuşsun ben deyim\nViran oldu köylerimiz ay oğul\nAysız gece, bir güneşsiz gündeyim\nArşa çıktı vaylarımız ay oğul\n\nOkumuş adamsın akıl ver bize\nYolu nedir, nasıl çıkarız düze\nAkşam bitmez, gece varmaz gündüze\nYıla bedel aylarımız ay oğul\n\nBültenler kanlı haberden geçilmez\nNe tuhaf mümin gavurdan seçilmez\nZehir tadındadır sular içilmez\nKan kokuyor çaylarımız ay oğul\n\nBilir misin gazeteler ne derler\nTerzi müsteşarmış, başmüdür berber\nBizi sorma, oralardan haber ver\nSıhhatte mi beylerimiz ay oğul\n\nKapıda davul çaldık saz belledi\nGeçen yıl oy vermedik naz belledi\nDüşün ki muhtar bile kaz belledi\nYolunuyor tüylerimiz ay oğul\n\nSen gideli tam on iki yaz geçti \nYirmi yıldır evde kalan kız göçtü\nKarakaçan inadından vazgeçti\nDeğişmedi huylarımız ay oğul\n\nEfendiyiz, efendilik yetiyor\nHizmetçisi efendiye çatıyor\nGelen madik, giden kazık atıyor\nAlıştı be, şeylerimiz ay oğul\n\nBirkaç yıla varmaz düzelir dersin\nŞu bizim adaylar meclise girsin,\nGayrı, Allah sana da akıl versin\nFayda etmez reylerimiz ay oğul\n\nTâkâtimiz, dermanımız yok dünkü \nİstiâb haddimiz aşıldı çünkü \nBu treni, bu vagonu, bu yükü \nTaşımıyor raylarımız ay oğul\n\nHay bu aklın direğine, kirişine\nYahu burda salyangozun işi ne\nŞaştım durdum ben Allah'ın işine\nDevrilmiyor boylarımız ay oğul\n\nsöz-müzik:\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Oğul",
        "poet": "Abdullah Yaşar Erdoğan",
        "poem": "\n\nEY  OĞUL\n\nÜzme hiçbir Allah kulunu.\nBüyüklenme, bırak gururu.\nVar her gün beş vakit duyuru.\nKulağın onda olsun ey oğul! \n\nOkul bitirmekle, \nAdam olunmaz ey oğul! \nEğilip bükülmekle,\nOnur kırılmaz ey oğul! \n\nDünya malına hiç aldanma.\nBoş şeyle sakın oyalanma.\nAllah’tan başkasına dayanma.\nBenliğin onda olsun ey oğul! \n\nOkul bitirmekle, \nAdam olunmaz ey oğul! \nEğilip bükülmekle,\nOnur kırılmaz ey oğul! \n\nAbdullah Yaşar Erdoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Ey Oğul",
        "poet": "Şair Lazrail",
        "poem": "\n\nkendini beğenmişler çoğaldı oğul,\ndikkat et onlardan uzak dur ey oğul.\nbırak onları kendi başlarına,\nsen kendin gibi ol ey oğul.\n\nşimdiki gençlik çok havalı,\nsen onlarla takılma oğul.\nvarsın yollarına,\nsen onlara benzeme ey oğul.\n\nşimdiki gençlik ne yaptığını bilmez,\nkendini bir nimetten sayarlar.\nbilmezler yolun sonunu,\nsen onlardan olma bil yolun sonunu ey oğul.\n\nşimdiki gençlikte terbiye kalmamış,\nbüyüklerine saygı gösterecek yerde,\nbağırıp çağırıyorlar.\nsen onlardan olma saygıyı bil ey oğul.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Oğul",
        "poet": "Mehmet Çelik Erses",
        "poem": "\n\nEy oğul, bıraktın beni bir başıma \nÇare bulamadım akan gözyaşıma \nGenç yaşta düştüm dünyanın kahrına \nHayat güldürmedi, yaz mezar taşıma.\n\nBüyüttüm everdim söz geçti hanıma \nBir gün olsun çıkıp gelmedin yanıma \nSebebim gelindir hasretim yavruma \nBu dertle ölürsem yaz mezar taşıma.\n\nBabanız ölünce bırakıp gitmedim \nSizlere bakmakla hiç sitem etmedim \nFeleğin çarkında direndim düşmedim \nDüşüren sen oldun yaz mezar taşıma.\n\nGöz pınarlarımda yaşlarım kurudu \nTükendi bedenim can halsiz yoruldu \nEvlat hasretiyle yüreğim kavruldu \nYokluğun öldürdü yaz mezar taşıma.\n\n-Genç yaşta eşini kaybeden, yaşları 01 ile 10 arası değişen 5 çocuğuna\nhem annelik hem de babalık yapan, anneye hitaben yazılmıştır bu şiir.\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey oğul",
        "poet": "Oktay Çekal",
        "poem": "\n\nEy oğul; \n\nBu ülkede hiç kimsenin malı değildir.\nİçinde barınan milletin evidir.\nVatan namustur, Türk bayrağı ise onurumuz.\n\nEy oğul; \nKim evini hele tırnağıyla, etiyle canıyla inşa ettikten sonra,\nEcdadının, kanıyla zor şartlarda savunup,\nTemellerini attıktan sonra, \nBırakıp, teslim eder.\n\nEy oğul; \nYüz yılardır, Türk’e, Kürt’e, Alevi’ye, Laza, Çeçene, birçok azınlığa Türk birliği ve beraberliğinde yuva olmuş,\nVe hat ta,\nÖzgürce yaşamış, bu ülke bu bayrak ve bu dil için,\nÖlümüne savaşmış, atalarımız mutlu ve birlik içinde iken…\nNeden her türlü hak özgürlük varken,\nBizi çekemeyen ülke, topluluk ve kişilerin çıkarına,\nBölücülük yapıyoruz,\nVe bundan kim kazançlı çıkacak… Kendini üç kuruş için\nKullandırma,\nYarınımız olan çocuklarımız, torunlarımız için…\n\nEy oğul; \nBu ülke öle kâğıt üzerinde üç kuruşa alınmadı.\nİnanmıyorsan Çanakkale’ye git, Dumlupınar’a git,\nGerçek tarihini araştır, duyduklarına göre hareket etme…\n\nEy oğul; \nBu ülke, yoktan, imkânsızlıktan, hatta ölümüne bir mücadelenin sonunda, bugünlere geldi. En önemlisi de bu mücadelede düzenli bir ordudan ziyade, büyük önde Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde birlik ve beraberlik içinde olmayı bilmiş \nKuzeyinden güneyine, batısından doğusuna bir milletin top yekûn mücadelesinin eseridir. Ata toprağına sahip çık. Kanma\nÜlkeni elinden alacaklara… Geçmişe bak başka milletlerin düştüğü durumlara bak… Tarih gerçeklerin perdesidir.\n\nŞunu da unuma Ey oğul; \nTürkiye Cumhuriyeti sadece, bir kurtuluş savaşının sonucunda kurulmadı. Tüm dünya kıskanarak izledi milli mücadelemizi, imrenerek… Savaş sadece bir yönüydü olayın, Atatürk ne dedi; \n\nÇok çalışmalıyız… İnanç olmasa bu kadar kısa sürede birçok şey olur muydu? İlke ve inkılaplar tüm milletin ortak arzusunda cereyan etti. Bunun için Dil, Irk, Millet, mezhep ayrılığını ortaya atıp, insan zenginliğinin  bir örneği olan milletimizi birbirine düşüren ülke, topluluk, örgüt ya da kişilerin oyunlarına gelmiyelim… Uyanık ol oğlum, Çocukların için…\n\nBu Anadolu’da kurulan 17 Türk devletinin sorumluğu ve onuru için…\nŞimdilerde bakıyorum da bu ülke o kadar güçlü ki; İçten dıştan yıkmak isteyenler bir türlü başaramıyor. Demek ki hala ülkesini seven insanlarımız çok, at gözlüğü ile bakmayıp çıplak bakarak gören insanlarımız çok…\n\nBu düşüncelerle, Tüm milletimin mutluluk,başarı, savaştan uzak bir barış içinde, müreffeh ülkeler seviyesine çıkıp hatta geçmek dileği ile, birlik ve beraberlik ortak çıkarlar ve milli bir siyaset, eğitim doğrultusunda ilerlemek dileği ile…\n\nTüm milletimin 29 Ekim Cumhuriyet bayramını kutlarım…\n\nOktay Çekal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Oğul! .",
        "poet": "Hanifi Kara",
        "poem": "\n\nEY OĞUL! \n\nYaşa, yaşat her zaman; 12 Şubat rûhun\nSakın sözüne kanma, kendin bilmez gürûhun…! \n\n 12/ Şubat/’17\n Hanifi KARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Oğul Boşuna Bekletme...",
        "poet": "Salim Şengül",
        "poem": "\n\nEy oğul! Boşuna bekletme, yoktan gelecek Âlimi,\nOku! Sen kendin Âlim ol! Aydınlat! Hem arşı, hem Âlemi.\n\n31-08-2013 Cumartesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Ölüm Dostumsun",
        "poet": "Serdar Arı",
        "poem": "\n\nÖlümüne sabretmek kalır bazen insana,\nBana düşer bir vuslat o gün...\nNe korku ne endişe o an,\nKavuşmak sevgiliye o gün...\n\nVe bir gün öleceğiz o gün kurtulacağız bu yalan düzenden! \nYaşasın ölüm iyi ki varsın ya olmasaydın?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Okul Hademesi",
        "poet": "Rahman Fidan",
        "poem": "\n\nBirinci vazifen okulun kapısını açmak öğrencileri içeri almak ve sobaları yakmaktır.\nUnutma bu süpürge senin en kıymetli hazinendir.\nOkulda dahi seni bu süpürgeden mahrum etmek isteyecek bir nübetçi öğretmen olacaktır.\nBir gün kendini müdafaa mecburiyetine düşersen kavgaya başlamak için memuriyetini düşünmeyeceksin.\nBu kavga her an kafa kırmaya dönüşebilir.\nKanun ve krallığına kastedecek öğretmenler bütün okullarda emsali görülmemiş bir dövüşün galibi olabilirler.\nCebren ve hile ile size iş yaptıramazlar.\nBütün bu kavgalardan sonra sokakta olmak üzere onları dövebilirsiniz. \nHatta bu öğretmenler kendi menfaatlerini düşünebilirler.\nHademeler bu hal içinde yorgun ve argın düşmüş olabilir.\nEy Türk Okulunun Hademesi\nİşte bu durum içinde muhtaç olduğun kuvvet elindeki süpürgenin sapında mevcuttur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Oruç",
        "poet": "Mehmet Salih Cemo",
        "poem": "\n\nBen seni hep tuttum,\nŞimdi sıra sende,\nSözüm yok,\nGücüm yok,\nHalim yok,\nYetiş pirim, yetiş,\nBırakma ellerimden,\nKaydırma beni,\nEy Oruç,düşüyorum\nTut beni...\n\n       (''kanayan güller''kitabından) \n              07,12,2005\n                 ERZURUM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Özgürlük! ...",
        "poet": "Adnan Özkan",
        "poem": "\n\nMührünü vurduk çağlara.... \nAdını yazdık dağlara.... \nSenin ile yarınlara, \nKoşuyoruz ey özgürlük! ... \n\nÇağların çok ötesinde... \nAy-Yıldızın gölgesinde, \nMehmetlerin sinesinde, \nBüyüyoruz ey özgürlük! ... \n\nYoldaşımız şahin kuşlar... \nSırdaşımız dağlar,taşlar... \nGururla, yüksekte başlar... \nYürüyoruz ey özgürlük! ... \n\nDünyada var mı bir eşi? \nKalplerde iman ateşi, \nYarın doğacak güneşi, \nGörüyoruz ey özgürlük! .... \n\nGiydik mertlik hırkasını, \nHürriyetin sevdasını, \nMazlumların davasını, \nGüdüyoruz ey özgürlük! ... \n\nSen bir dava başlara taç, \nKörelmiş ruhlara ilaç, \nTüm mazlumlar sana muhtaç, \nBiliyoruz ey özgürlük! ... \n\nAdına şiirler yazdım, \nAşkını kalbime kazdım, \nBen ki sensiz olamazdım, \nOlamazdım ey özgürlük! .... \n\nAdnan Özkan (Yanık sevdalar)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Özgürlük",
        "poet": "Zülfü Akar",
        "poem": "\n\nEy özgürlük; \nYanaklarını avuçlayıp \nİlkyaz çiçeğini koklar gibi\n\tKoklamak istiyorum seni\n\nGözlerine sarılıp\nBaharı hisseder gibi tenimde \n\thissetmek istiyorum seni\n\nEy özgürlük; \nBir nehir çoğalıp \nNasıl akıyorsa dağları dolanarak\n\töylece ulaşmak istiyorum sana\n\nEy özgürlük; \nUfkunu gözlüyorum\n\tKaranfil giyinmiş geceler ötesinden\nKırılmış dökülmüşüm\nÜç okyanusun suyu akmış damarlarımdan\nÖlmüşüm\nDirilmişim\nHaykırmışım seni\n\tEeyy Özgürlük! \n\nBulursam seni şafağın en güzel vaktinde\nYaralarımda kızıl gelincikler açacak.\n\nEyy Özgürlük; \nDurma\nGel...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Özgürlük",
        "poet": "Selçuk Yılmaz",
        "poem": "\n\nAdım adım yaklaştım sana ey özgürlük\nMutlak bir gün kavuşacağım;\nKollarımla sımsıkı saracağım elbet seni,\nHiç bırakmamacasına;\nŞimdi geçiyorum bu engebeli yoldan\nMola verdim bir süre,\nDüşünüyorum başımdan geçenleri;\nZorlu da olsa geçti yaşam\nAlnımda boncuk boncuk ter\nDizlerimde derman kalmadı; \nÇok yorgunum çok\nEsaretin yorgunluğu bu,\nSiz beni hiç beklemeyin\nBelki hiç görmemecesine,\nTatmamacasına o duyguları;\nSen benim yarınım\nEsenliğisin yurdumun, Anadolumun,\nNe olsa da ,sana ulaşmak zorundayım,\nEşikten dışarı adımımı atmak\nVe sana kavuşmak istiyorum, ey özgürlük\n                                                                         1989\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Para",
        "poet": "Talip Tekin",
        "poem": "\n\nİnsanlıgı yobazlaştıran\nCahil aklı karıştıran\nAhrette karşılıgı olmayan\nEy para sen degilmisin.\n\nServet peşinde koşan kula\nŞeytan ile girip kana\nSonra yalvartan ALLAH'a\nEy para sen degilmisin.\n\nKimi ocakları söndüren\nKimini bu alemde güldüren\nGüçlüye zayıfı ezdiren\nEy para sen degilmisin.\n\nDolaştırdın hep gölge gibi\nYarıştırdın hep cümlemizi\nUnutturan bize geçmişimizi\nEy para sen degilmisin.\n\nSıgmadın bir kumaş keseye\nDüşürdün kardeşi kardeşe\nŞükrettirmeyen soğan ekmege\nEy para sen degilmisin.\n\nTALİP TEKİN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Özgürlük!",
        "poet": "Erdoğan Bakar",
        "poem": "\n\nEY ÖZGÜRLÜK! \n\n35.\n\nSensiz gülmez yüreğim.\nEy özgürlük! \nHer gün. \nBin bebek ölür.\nBin çocuk ağlar.\nİçimde.\nBazen sessiz sessiz...\nBazen çığlık çığlığa! \nSınırsız, sorumsuz...\n‘Yeni Dünya Düzeni’nde\n\nTemmuz 2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Para! ! !",
        "poet": "İsa Yılmaz",
        "poem": "\n\ney para sevmiyorum seni\nvarlığın azdırır köhne bedenleri\nkudurtur açgözlü zalimleri\nyokluğun süründürür alnı terli işçileri\nkudretin titretir alemleri\nama yoktur vicdanının adaleti\n\ney para sevmiyorum seni\nyüz sorudan doksan dokuzunun cevabısın\nkapıları açan sihirli bir anahtarsın\nsabah akşam peşinden koşulansın\ndüşlerde bile rahat bırakmazsın\nmerdi namerde muhtaç edensin\noysa tek içimlik mutluluk etmezsin\n\ney para sevmiyorum seni\ninsanlar birbirine girdi icad oldun olalı\nbir veba gibi sardın, ayarttın akılları\nseni kazanmak için sattılar silahları\nçıkarttın savaşları, aldırdın canları\nşimdi kan gölü dünya\nbir işe yaradığını sanma\nsadece havlattın sokaktaki köpekleri\n\ney para sevmiyorum seni\nbeş kuruşluk namusun vardı\nonu da kirletti üç kuruşluk yosmalar\nve gözü dönmüş pezevenkler\nve yüksek katlı plazalardaki hırsızlar\nve borsalardaki açgözlü Soros’lar\nve aşkı satın almaya kalkan görmemişler\n\ney para sevmiyorum seni\naldanma ceplerim boş diye\ncebi dolu boşlardan iğreniyorum diye\nsana güvenip, sensizleri horluyorlar diye\nsömürgecilerin kucağına oturdun diye\nsömürülenleri yollara düşürdün diye\ntoplumu sınıflara ayırıp, böldün diye\nhepsinden öte\nyüreği yanık sevdalıları ayartıp\nyatlara, katlara kandırdın diye\n\ney para sevmiyorum seni\nWall Street sokaklarında tanrı gibisin\nkralın başında taçsın\nAmerika’da başkansın\nonurlu her adamdaysa bir hiçsin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey özgürlük",
        "poet": "Arif Doğramacı",
        "poem": "\n\nÖzgür adam denişi\nlafın gelişi\nVe sanal\nDin dersin\nkaç koldan geçerler\nİbadetlerde içinden\nVatan dersin\nölüme gönderirler\nÖzgürlük dersin\nkovulursun her ikisinden\nBir türkü çığırırsın\nözgürlük adına\nTutuklular\nAcır sana\nMeydanlarda tek ses yükselir\nEy özgürlük\nAnlamını bilmediğimiz\nBuzlar su olur\nGünün nakaratlarında\nVe kaybolur\nDolara yemin eden apoletler\nTürkü kendini bulur\nEy özgürlük\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey RAHMAN",
        "poet": "Şadan Yenişafak",
        "poem": "\n\nÖlümler ölümlere imrenecek bir Zaman \nDoğanla ölen için zaman içinde zaman \nTahta at üzerinde belkide tek yolculuk \nBirtek sana benim gelişim gelişim  Ey RAHMAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Poyraz",
        "poet": "Miyaser Gülşen",
        "poem": "\n\nEy poyraz esip durma ruhumu azat eyle\nRuhum gibi sancılı başka ruh var mı söyle\n\nEy poyraz esip durma mahzun gönül bağımda\nSavurmuş ağlatmıştın beni gençlik çağımda\n\nEy Poyraz esip durma zaten ağrılı başım\nHasretler ekmeğimdir, katıklarım gözyaşım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Rahmet Nebisi..!",
        "poet": "Abdulvahap Yıldız",
        "poem": "\n\nEy Rahmet Nebisi! \nOlamadık sana ümmeti ümmeti! \nŞefaat eyle bizlere\nPür nur olsun gönüllerimiz.\n\nSana mahçubuz Alemlerin Efendisi\nYolunda yürüyemedik affet bizleri\nKapına düştük acizane sana muhtaç\nRuhlarımız arar sendeki güzellikleri.\n\nTacısın mü'minlerin, sultanısın gönüllerin\nEtrafında dört dönerdi sahabilerin\nHatırlamaz olduk seni affet bizleri\nMerhametin deryalardan engindir senin.\n\nEy Hakk'ın Habibi sonsuz nur\nBütün güzellikler sende bulunur\nKur'andır rehberin, Hakk'tır hukukun\nGönüllerimize İslam Sancağı kurulsun.\n\nEzanlar haykırır seni alemlere \nNurun dolar kainata, göklere\nBizler bilememişiz seni\nŞefaat eyle bizlere, şefaat eyle.\n\nSevgi tohumları ekilsin kalplerimize\nAşkın taht kursun gönüllerimize\nGafletten uyansın cümle insanlar\nGönüllerdeki kirler son bulsun böylece.\n\nEy Hakk'ın Elçisi, Hakk'ın Emiri\nBir damla olsun ıslansın gözlerimiz\nYeşersin gönüllerimizde güller\nİslam Fedaisi olsun cümlemiz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Ramazan, Şehri Ku'ran,",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nDündü geldin gidiyorsun, zaman nasıl geçti bilmem.\nBir dahaki yıl ne olur, belki Ramazanı görmem.\nGeliyorsun nurun ile, benziyorsun gonca güle,\nKuran okunur her yerde hafızlar rakip bülbüle. \n\nSen Ey ayların sultanı, Ey Ramazan, şehri Kur’an,\nŞeytanlara büyük korku, mümin kullar sana hayran.\n\nGönülleri feth eyledin, kovdun sen şeytanı nefisi,\nGaflet içinde yaşarsak,  boşa gider ömrün hepsi.\nDün yolunu gözlüyorduk, geldi çattı veda vakti,\nOruç tutan imzaladı, Ol Rahmanla cennet akdi.\n\nSen Ey ayların sultanı, Ey Ramazan, şehri ğufran,\nŞeytanlara büyük korku, mümin kullar sana hayran.\n\nNe mutlu kadrin bilene, tastamam oruç tutana,\nNe yazık mideye hamal, şehvete köle olana.\nArındırdın günahlardan, korudun sen haramlardan.\nBiz senden çokça razıyız, sende razı git dünyadan.\n\nSen Ey ayların sultanı, Ey Ramazan, Hakka burhan,\nŞeytanlara büyük korku, mümin kullar sana hayran.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "...Ey Râna",
        "poet": "Ömer Faruk İlhan",
        "poem": "\n\nGülüyorum seninle yollar ırak olsa da\nBeklediğin duygular hep yanında olacak\nRuhundaki suskunluk benliğini sarsa da\nGül kokulu heybene hep güzellik dolacak\n\nÜmit yükselen yıldız açılan ellerime\nDualarım ruhuna bir kıvılcım salacak\nGün ışığı sözlerin dolansa dillerime\nDönerim Kâbe gibi, yatırlar boş kalacak\n\nLeylaklar açılmıştı bahara müjde geldi\nTane tane iniş var rahmetin diyarından\nBu kasvetli anımda alnıma secde geldi\nEbedi bir yükseliş sızıyor  kenarından\n\nAy nedir ki,  yüzüne bakamam güneş gibi\nIşıklı yollarına kırlangıçlar dizilmiş\nYastığın arasında düşünceler sel gibi\nKöpüren volkanlarda billurluklar sezilmiş\n\nYolların kestirmesi demir halatlı köprü\nBir ucu bastığın yer bir ucu kaf dağında\nZulmetin üzerine örtüldü atlas örtü\nSüslenmişti uçları nurun altın çağında\n\nKatlandı yüreğinde sonsuzluk sevgileri\nDamaklarım kurudu kevsere yaklaşmışken\nHatıralar canlansa söylese ezgileri\nHayaller aleminde okyanusa dalmışken\n\nAyrılık olmayacak güzellik ikliminde\nAzrail seferinden dönüp de gelse bile\nYorgun bakışlar görsem zamanın diliminde\nTahammül edeceğim üst üste gelse çile\n\nYakınsın uzaklara gönül süzgecindesin\nEl sallanan yolculuk bitti artık ey Râna\nTutunduğun dalların serin gölgesindesin\nSevgi dolu ruhunda hayat en ince manâ\n\nAra ara hüzünler geçse de yollarından\nHep ümitli bakış var  ışıklı gözlerinde\nŞefkatin abidesi açılmış kollarından\nSardığın sinelerin mutluluk yüzlerinde\n\n07/07/2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Rasûl",
        "poet": "İlyas Özkan",
        "poem": "\n\nHem şakâyıkısın Sen, dağımızın\nHem gülüsün, ey Rasű l, bağımızın\n\nZaman bizi çok uzaklara attı\nHicranlara saldı, acılara kattı\n\nBir bilsen, hâlimiz ne de yamandır\nZaman, bize acınacak zamandır\n\nDertler ezer, zaman öğütür bizi\nNe perişan durum bekler hissizi\n\nHis lazım... kalemi söyletmek için\nHisiz olunca; ağlar için için...\n\nBu dil, adını anmakla usanmaz\nSensiz, gönül yâr ateşiyle yanmaz...\n\n(14.03.2001\nÇarşamba)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Resûl",
        "poet": "Senem Yoldaş Demirkal",
        "poem": "\n\nNe tahtım kalsın ne bahtımNe dermanım olsun nede takatım Güneşim ayım hayatım Sana feda ya Resûl  AllahBir garip anam bir dertli babamBir kaç kardeş birde birde yuvamAciz bedende var olan canan Oda sana feda ya ResûlDerdime çare bulunmaz Sensiz derdim deva olmaz Çağlar gönlüm hiç durulmaz Kavuşalım ya Resûl Allah Gölge olup gelir isem izinden Ne söylersen söyle çıkmam sözünden Aktı durmaz kanlı yaşım gözümden Huzuruna kabul et beni ey ResûlHayalimde gelde görün Nur içinde beyazlara bürün Cennet kokusundanda sürün Banada ver ya Resûl Allah\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Şair",
        "poet": "Yılmaz Aybar",
        "poem": "\n\nBoş yere hayeller kurma ey şair\n      Düşlediğin dünya değil bu dünya\n      Uyanıkken rüya görme ey şair\n      Yozluklardan yana sebil bu dünya\n\n      Herkes çıkarına olmuş müşteri\n      Kimsede kalmamış özeleştiri\n      Sarmış ortalığı kördöğüşleri\n      Sandığından daha sefil bu dünya\n\n      Ayyuka çıkmış toz-duman-is-kir-pas\n      Dirlik-düzenliğe eyleme heves\n      Sözü daha fazla uzatmak abes\n      Ummadığın kadar rezil bu dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-''''''EY RUHUMU  BEN DEN ALıP GÖTÜREN",
        "poet": "Ayşe Özdemir",
        "poem": "\n\nEy ruhumu  benden alıp götüren \nAh kalbimi hasret ile bitiren \nBir çift gözle beni dize getiren \nMutlu musun döktürdüğün yaş ile \nKardeş midir duyguların taş ile \n\nSevmemek mi bilmem senin inadın \nBırak alsın ah şu kalbim muradın \nÇok çekersin sonra benim günahım\nMutlu musun döktürdüğün yaş ile \nKardeş midir duyguların taş ile\n\nGözlerim kalbine beni sev derken \nBakmadın yüzüme  gücendim sana \nAşkından tutuştum ben yana yana \nBir kıvılcım yakmadın gücendim sana \nMutlu musun döktürdüğün yaş ile \nKardeş midir duyguların taş ile\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sabır Kapısı",
        "poet": "Fatih Güler",
        "poem": "\n\nBu can yoruluyor artık \nEy sabır kapısı yoruluyor\nAçılsan da \nDağlara başımı koysam olmuyor mu\n\nErmeyen  murat isyan ediyor artık\nEy sabır kapısı ediyor \nÇözülsen de \nBulutla sevişsem olmuyor mu\n\nZincirim çürüyor artık \nEy sabır kapısı çürüyor\nZincirimi kırsan da\nGünden güne erimesem olmuyor mu\n\nMahkum ettiğin ömrüm doluyor artık\nEy sabır kapısı doluyor\nTahliye etsen de \nSon nefesimi toprakla versem olmuyor mu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Saki",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nEy saki, ne bekliyorsun.\nSardı gönlümü gam ve keder.\nDoldur kadehleri aşk şarabıyla,\nSevgilinin hayali sarhoş olmaya yeter.\n\n15/03/2010/Pazartesi\nTuğrul Ahmet Pekel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Şair",
        "poet": "Arzu Yıldırım",
        "poem": "\n\nEy Şair,\nVazgeçişlerin boşunadır\nTutunamazsın\nNe kaçabilirsin\nNe kurtulabilirsin\nKelimelerle oynarsın\nDüşler kurarsın\nSonra döner dolaşırsın\nDüşler kurarsın\nKelimelerle oynarsın...\n\n28.02.2006/Salı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sanem",
        "poet": "Mustafa Tanrıkulu",
        "poem": "\n\nSânemâ sevd eyledin bahtım  ki billah dûn ettin\nAşkı aldın bende bir meşakkat-ı derű n ettin\nBen değilken sâhib-i dert u keder dehrde ki\nEy leb-i cânan dil-i mecrûhumu meftûn ettin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Şâki...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nEy bu dünyayı bâki sanan şâki,\nUnutma yaratılışın toprak sâkî,\nAncak Allah Hâydır Allah Bâki,\nEy bu dünyayı bâki sanan şâki.\n\nİstediğin kadar tilki çakal ol,\nİstediğin kadar öfke nefret dol,\nİslamda yok ne sağ ne de sol,\nEy bu dünyayı bâki sanan şâki.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Şair Kültür Okut",
        "poet": "Nihal Mirdoğan",
        "poem": "\n\nŞiir besin kaynağımız\nBendi aşar toynağımız\nDeryalara vurur iken\nAk sakallı değneğimiz,\n\nYunus Emre,Dede Korkut\nGöktürk'lerde dağımız Kut\nDestanlarım diye diye\nEy şairim... Kültür okut\n\nUral dağı yer kuşağı\n\"Yeşim yeşim taşı dağı\"\nKaf dağına uzanırsan\nGüneşle sar sıcak ağı\n\n\"Yedi iklim yedi bölge\"\nBöyle sunmuş destan,belge\nYeşil zümrüt okyanusda\nYüzemezsen olma gölge\n\nGölge sevmez Türk bedeni\nKi \"Manas\"'ı hiç edeni\nBir de Volga kıyısından\nÇadır topla,al gadanı\n\nBugün Geyik Avı değil\nTürk'üm diyen sav'a eğil\nOl Yesevi dergâhında\nHorosan'ı bul da, dağıl\n\nSarı Saltuk gibi bay ol\nDobruca'da ünle.. hey ol\nSeyahat ya Resulallah\nDe...Çelebi gibi bey ol\n\nYaz yaz bitmez Türk şairi! \nŞi're katma vesairi\nMalazgirt yaz,Alparslan yaz\nKüçük değil, iri iri\n\nDevlet deyip Millet deyip\nAtatürk'ü düstur sayıp\nBirliğini ister isen\nBu tezimde olma kayıp...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Şanlı Gazi",
        "poet": "İlhan Koruyucu",
        "poem": "\n\ney şanlı gazi gök kubbe senin\naltında yattığım yer üstümdeki bulut senin\nşehit kanıyla sulanan vatan toprağında\nbir bildiği var elbet al yıldızlı bayrağımın \nnazlı nazlı dalgalanır esen rüzgarla sesin\nşehidim bayrağım toprağım sancağım\nbelli ki adın şanın bu vatan ebedi toprağın\nseni bir gün değil bin ömür anacağım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey şanlı baytrak",
        "poet": "Ömer Göktan Akkaya",
        "poem": "\n\nEY ŞANLI BAYRAK\n\nSana bakan dosta güven düşmana korku verirsin\nSavaşta bile çok merhametliydi seni taşıyan \nSeninle şereflendi her zaman gölgende yaşayan\nİstiklal marşındaki şanlı hilal diye anılan\n\nAsya da Avrupa da hatta Afrika da\nÜç kıtada dalgalandın İslam adına\nNerde bir inleyen görsen yetiştin imdadına\nŞarkılar türküler söylendi adına\n\nYedi düvel geldikleri zaman seni Çanakkale de seni boğmaya\nBinlerce vatan evladı şehit oldu dediler can feda\nCanımız dan çok seviyoruz seni şahittir Huda\nNakış, nakış işlenmişsin vatanımın bağrında\n\nÇanakkale de düşman denizde değil şehit kanında boğuldu\nKurtuluş savaşında imkansızlık içindeki milletim seni yanında buldu\nBu kadar savaş kan gördün insanlık ibret alsa ne olurdu\nGörseler, Hilalin merhamet kollarını nasıl uzatmış yıldıza ey mazlum un umudu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sarı Gök Bulutu Ey Izdırap Gülşeni",
        "poet": "Nurullah Genç",
        "poem": "\n\ndön kendine, gözlerimi yüzünde\nvur kendini kimsesiz yolara ömrünün\neysarı gök bulutu, ey ızdırap gülşeni\nzaman definesini taşı dagarcığında\nyoksa aşkı bir belelı vadiye çekersin\n\neline geçince ruhun dizginlerini\numudunu imkansız çöllere taşır ölüm\nkumların dehşetine salar gezginlerini\nefsunlu bir vahanın bağrına düşer ölüm\n\neteği neden yaslı keremsiz kalan dağın\nhangi rüzgar kuruttu duygular tarlasını\ney sarı gök bulutu, ey ızdırap gülşeni\ndokundur ellerini şiirin alevine\nyoksa aşk, bir köşede ansızın yakar seni\n\ndön kendine, anlarsın; yıllar boyu çaresiz\nolmak ne kadar acı karanlık bir kuyuda\nbirer birer kapanır güneşin perdeleri\nkaybedersin bir daha dönmemek üzere geri\nriyakar neş’eyi de, budala uykuyuda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sarı",
        "poet": "Mustafa Çetinkaya",
        "poem": "\n\nEy sarı! \nSarı kardeşim\nNedir bu kırgınlığının aslı astarı? \nCenazeleri bile önemsemeyecek kadar büyük mü?\nGönlünün acıları.\nEy sarı! \nSarı kardeşim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sefil",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nYüreğimi demir sanma ey gafil,\nUçan kuş esen yel etkiler beni…\nSabrın sınırına varma ey sefil,\nTan vakti gelen tel etkiler beni…\n\nGün batımı ufuk görün der beni,\nYaban elde garip sorun der beni,\nCanından bıkanlar vurun der beni,\nGözlerden akan sel etkiler beni…\n\nGariple yaşarım acı gurbeti,\nHüzünle kararım sözü sohbeti,\nAyrılık zor iştir tuttum nöbeti,\nArşa açılan el etkiler beni…\n\nSevgiyle dopdolu derya sol yanım,\nSolsa tek bir çiçek yanar bu canım\nNakış nakış dostluk örer her anım,\nDertten bükülen bel etkiler beni…\n\nCantekin der; tanrım çıkarım değil,\nPazarla özünü sen güce eğil,\nHırsıza ortak ol şeytana kefil,\nBoynu bükük bir gel etkiler beni…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Şehid",
        "poet": "Behçet Elcik",
        "poem": "\n\nEy şehid, kanında ilahi vuslat,\nKokunda Muhammede as salavat,\nVücudunda her tahribe, ayrı mükafat,\nŞanlı başın dik, meluna inat\n\nEy şehid, sarındığın bayrak, \nDüştüğün toprak, \nCan bulur sende, can suyu sen,\nSen ile filizlenir, vatan\nKanında kutsal bayrak.\n\nEy şehid, seyyidin Hamza,\nMakamın, ilahi iltifat\nYa Şehit Nuru, sana Hak,\nDeğmezmi? Şehid olmaya bu kutsal bayrak.\n\nEy şehid, sana ölüm, olmaz\nKutsal bedenin, olmaz ki toprak,\nCüret etmez, sana dokunmaya, toprak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Şehit!",
        "poet": "Türkçü Beytuğ",
        "poem": "\n\nEy Türk oğlu ŞEHİT! \nBir bak gidişin'de gelişin gibi ne şanlı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Şehit",
        "poet": "Latif Batı",
        "poem": "\n\nSen ey şehit, o gün Çanakkale’de,\nAmansızca  çarpıştın her yerde.\n\nKanını akıttın, canını verdin,\nBu cennet  yurdun kurtulması için.\n\nBütün dünya yığılmış da topluca,\nSavaştın sen onlarla kahramanca.\n\nDenizden saldıran bir sürü gemi,\nDolu gibi yağdırmaktalar mermi.\n\nYüzlerce uçak havada uçmakta,\nHer biri tonlarca gülle atmakta.\n\nDüşmanlara göğsünü siper ettin,\nÜstün silahlara karşı direttin.\n\nEllerde Kur’an, gönüllerde iman,\nBuna karşı durabilir mi düşman? \n\nSen şehit oldun güzel vatan için,\nBu ülke bize senin emanetin.\n\nCanını vererek şehit düştün de,\nElde ettin sen, en büyük bir rütbe! \n\nSen ölmedin, yaşıyorsun şehidim; \nKutluyor ve övüyor seni Rabbim! \n\nVatan için şehit düştünüz sizler,\nYürüyeceğiz izinizden bizler.\n\nSen rahat uyu, hep yattığın yerde,\nVatanı koruyacağız bizler de.\n\nNot: Mehmet Akif ERSOY'un hayatı ve şiirleri ile ilgili yapmış olduğumuz hemen aşağıdaki videoları izlemenizi önemle tavsiye ederiz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Şehit.",
        "poet": "Arif Bilgin",
        "poem": "\n\nSen cennet, bahçesinin sümbülüsün\nBinbir renkli, sümbüllerin morusun\nPeygambere ulaşmanın yolusun\nŞefaat et; Tanrı Türk'ü Korusun\n--\nSenki peygamberin cennet komşusu\nSen bu dinin Muhammed'i ordusu\nEhl'i Salib'in en büyük korkusu\nŞefaat et; Tanrı Türk'ü Korusun\n--\nSen ölmedin, yeni diriliştesin\nTanrı'ya bir ikram veriliştesin\nBayrak için yere seriliştesin\nŞefaat et; Tanrı Türk'ü Korusun\n--\nSen Tanrı'nın sevdiği bir kulusun\nŞehadetle göğ'e dolan nurusun\nÇocukların bu havayı solusun\nŞefaat et; Tanrı Türk'ü Korusun\n--\nDivaneyim,Tanrım bizede nasip\nEyle şehadet, bir aciz kulunum\nSen her şeyden, ezel-ebed ulusun\nDuamdır bu; Tanrı Türk'ü Korusun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Şehit Oğlu Şehidim",
        "poet": "İlhan Koruyucu",
        "poem": "\n\nGökten ecdadına varabildinse\nBir cana bin can katabildinse\nVatan, millet, bayrak uğruna,\nDim dik hudutta göğüs gerdinse\nEy şehit oğlu şehidim,\nZafer bil ki senindir\nCanından aziz bilip bu vatanı\nÖzüne, öz katıp doğabildinse\nAnanın ak sütü gibi helal olsun\nBu vatan,millet, bayrak üstüne\n\nDağı döşek yapıp, taşı yastık\nKarış karış eşkiya peşinde\nUykusuz gözlerinde yaş misali\nKorku nedir bilmez soylu soyun\nEr oğlu, er doğarsın sancak üstüne\nYedi düvele meydan okuyan millettin\nHarbe koşar kısrak üstünde\nNe top,ne cephane işler\nYıkılmaz bu yürek\nBin yıllık Türküz erlikte\nDalgalanırız al bayrak üstüne...\nİlhan Koruyucu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Şehr-i Rize",
        "poet": "Sinan Yazıcı",
        "poem": "\n\nSen misin ey şehr-i Rize\nBeni atan kör dehlize\nYar boynumu eze eze\nHuzurunda geldim dize\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Şerefli Güzel İnsan 5",
        "poet": "İbrahim Halil Demir",
        "poem": "\n\nEy şerefli güzel insan,\nSen sen ol yaradanı unutma! \nLüzumsuz bilgileri heybene doldurma! \nHelal çalışan bir ırgat ol! \nGönül bahçene baykuşları kondurma! \n\nEy şerefli güzel  insan,\nSen sen ol bugünün işini yarına bırakma! \nEnaniyet ve kibirlik tacını başına takma! \nİnce ele çok sık doku ki! \nNazik bedenini narlarda yakma! \n\nEy şerefli güzel insan,\nSen sen ol kulluğunu gerektiği gibi yap! \nSadece doksan dokuz esması olana tap! \nÖmrün sayılı günleri henüz bitmeden,\nHayırlı ve güzel işlerle cennette bir yer kap! \n\nEy şerefli güzel insan,\nSen sen ol alçak gönüllülüğü bırakma elden! \nAriflerin meclisinde çalma her telden! \nAz ile kanaat edenlerden olursan,\nMutluluğun en alasını yaşarsın seherdeki yelden. \n\nEy şerefli güzel insan,\nSen sen ol tefekkür et her daim kabri! \nYaşadıkça düşürme dilinden sabrı! \nRahmani yollardan birine baş koy ki, \nŞeytanın askeri olmayasın cebri.\n\nEy şerefli güzel insan,\nSen sen ol yiyip içtiğin olsun helal!\nAksi takdirde sual melekleri geldiğinde olursun lal\nEline beline diline sahip ol ki,\nNaçar kaldığında elinde kalsın tutunacak bir dal!\n\nEy şerefli güzel  insan,\nSen sen ol ne oldum deme ne olacağım de!\nAcından ölecek olsan bile helalinden ye! \nHer nefis ölümü tadacaktır demiş yüce Allah,\nGötürüleceksin omuzlarda bir gün sen de!\n29/Ekim/2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sevgili",
        "poet": "İlknur Arslan",
        "poem": "\n\nAŞK yok diye cümleler,geçerken içimden; \nKızıyorum kendime! ! ...\nMadem AŞK yoktu,,bu halin neden? ? ..\nBir anlık öfke ile söylenmiş sözden,,\nPişmanlık duya,duya,af diliyorum yüreğimden....\n\nÖfke siler mi bunca yaşananları! ! \nGidişinin ardına akıttığım göz yaşlarımı..\nGiydirmişken yüreğime AŞK ın libasını,,\nSenden nefret etsem,gönlüm bana darılmaz mı! ! ...\n\nSerzenişlerimi hoş gör be sevgili! ! \nGörmemiş ne bilsin,bu mecnunu deli,,\nGözlerinin kuytusunda,yaşarken elemi,\nİnan ister oldum,sensiz makberi...\n\nBir adı varsa ayrılığın,istemem,benden uzak dursun...\nYangın yerine döndü yürek,söyle ne ile avunsun? ? \nAnlıma yazılmadın,kaderim değilsin,beni bir tek Allah duysun...\nSusarsam,susarsam EY SEVGİLİ,cennette benim olurmusun? ? ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sevdamın Çiçeği",
        "poet": "Adnan Özkan",
        "poem": "\n\nSen ki güzeller güzeli, sen ki eşi görülmemiş, \nSarp dağların bakir süsü, namahrem eli değmemiş, \nHakk'tan gayri hiç kimseye secde edip, baş eğmemiş, \nEy yüce dağbaşlarında açan nadide çiçek! \nSenden ayrı durdukça, baharım gelmeyecek... \n\nSeni seven şu gönlüm hayalinle avunur. \nSana nasıl varayım, nasıl bir yol bulunur? \nAşkına mübtelayım, anla beni ne olur, \nEy yüce dağbaşlarında açan nadide çiçek! \nSenden ayrı durdukça, baharım gelmeyecek... \n\nBağrında yeşerdiğin dağlar sana sevdalı, \nÖzleminle tutuşan çağlar sana sevdalı, \nBülbülü, kelebeği, bağlar sana sevdalı, \nEy yüce dağbaşlarında açan nadide çiçek! \nSenden ayrı durdukça, baharım gelmeyecek... \n\nİçimde yanık sevdam, gönlümün bilmecesi, \nSana hasret kokmakta sözümün her hecesi. \nŞanına layık mıdır, dağların en yücesi, \nEy yüce dağbaşlarında açan nadide çiçek! \nSenden ayrı durdukça, baharım gelmeyecek... \n\nHangi çiçek doldurur kalbimdeki yerini, \nHangi sarraf bilir ki,aşkımın değerini. \nHangi BAD-I SABA''dan alayım haberini? \nEy yüce dağbaşlarında açan nadide çiçek! \nSenden ayrı durdukça, baharım gelmeyecek... \n\nSana ulaşmak için aşıp yüce dağlardan, \nYağmur olmak isterdim, boşalıp bulutlardan. \nSana koşmak ne güzel,sevda yüklü yollardan, \nEy yüce dağbaşlarında açan nadide çiçek! \nSenden ayrı durdukça, baharım gelmeyecek... \n\nTüm gönül dostlarına iyi akşamlar dileklerimle selamlar....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sevgili",
        "poet": "Zeki Dağlı",
        "poem": "\n\nEy sevgili, seçkin peygamber,\nSen getirdin bize müjdeler.\nGönül, nurunla tehlil eder,\nSen getirdin bize müjdeler.\n\nSeninle kullar hep şah oldu,\nBak yer, gök ışık ile doldu,\nKalplerimiz huzuru buldu,\nSen getirdin bize müjdeler.\n\nEbedî nurun kaynağısın\nKenz-i mahfiden nişansın,\nŞanlı günlerin şafağısın,\nSen getirdin bize müjdeler.\n\nGeldin bize bizi bildirdin,\nBize Rabb’imizi bildirdin,\nSen en doğru izi bildirdin,\nSen getirdin bize müjdeler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sevecen!",
        "poet": "Gülümhan Tunger",
        "poem": "\n\nYarabbim neden elimden bir şey gelmiyor? O kadar azimliyken, bir o kadar da dirençliyken, neden böylesine tükendim? Neden şu üç günlük dünyada hayatıma yön veremiyorum? Ve neden ben seni seviyorum, seni istiyorum? \n         Bu güne kadar beynimin içinde dönüp dolaşan soru işaretlerinin cevabını buldum. Ama şimdi ruhumu, benliğimi kemiren ve beni günden güne yitip bitiren bir tek soru işaretiyle başım dertte. Cevabı kimde ve nerede? \n         Kendimi bir labirentin ortasına atmışım farkında bile değilim. Dönüp dolaşıp hep aynı yere geliyorum.ve neden ben seni seviyorum, seni istiyorum? \n         Sana bir tek sözüm var eysevecen.Duymazsın biliyorum\nsevmezsin biliyorum. Sen bana aldırma bırak ve git. Yolun açık olsun ey sevecen...\n\n30/04/2002 Salı 15:35\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey sevgi",
        "poet": "Ahmet Naci Çoğaltay",
        "poem": "\n\nNe kadar oldu sevmeyi, sevilmeyi bilmeyeli \nNeredeyse sekiz yıl \nOtuz iki mevsim sevgi haberlerim sunulmamış \nBilmem kaç bin an, sessiz ve suskun büyüttüğüm özlem \n\nTüm adımlarımı biriktirmişim sevgi defterime \nDokunmayın sakın \nAçarsam içimi, patlarsam kelimelere \nDeprem olur sevgiye susamış gönüller \nSekiz yıldır toprağım beklemede \nEy sevgi \n\nEy sevgi bilsen, keşfetmez miydin? \nKalbimin susamış sevgi tarlasını \n\nEy sevgi, bağışla lütfen \nBir an özlemişim seni...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sevgili",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nEy Sevgili\n\nSana olan sevgim\nYa ruhundadır\nHamdı pişmekte\nYa da ruhumdadır\nDerdi derdest etmekte.\n\nAlfabemin son harfine________\nYüreğime vurulan son mühürsün.\n\n19-09-2009-Cumartesi\nTuğrul Ahmet Pekel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Şehit Oğlu",
        "poet": "Sinan Özvarlık",
        "poem": "\n\nKalkta gel her neredeysen\nEy şehit oğlu\nSeninle kalbimiz baharı\nÖmrümüz vatan aşkını yaşadı\n\nEy şehit oğlu\nBilirim ki\nYattığın yer cennet kokar\nNurun kabrini aydınlatır\n\nBilirim ki\nSonsuzluğun sahibindesin\nÜşüdüğün yerler cennet bahçesi\nTertemiz alnından vurulmuş yiğitlerlesin\n\nÖpülesi ellerin\nVatan Aşkıyla yanarsın\nEy şehit oğlu\nYeşerttiğin fidanlar büyüdü\n\nÖmrünü adadığın\nDavana sahip çıkmak için \nHazır bin fedai\n\nKalkta gel her neredeysen koca şehit\nHilal bayrağının altında seni bekler yiğitlerin\nİsteme bizden sensizliği\nAnalar ağlar, vatan ağlar, bayrak ağlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sevgili",
        "poet": "Ramazan Er",
        "poem": "\n\nAy yüreğime doğardı seninleyken\nGarip bir hüzün eşlik ederken sevgime\nAma sen yaşanmalıydın benden gidesiye\nÖyle bitmez bir ateşsin içimde sen diye\nSensizlikle oluşan kızgın sahrama\nBir damla yağsan şükür olurdun dilimde\nSenle olmanın o kutsi hazzı akardı iliklerime\nHiç bitmesin isterdim gönlümce içten içe\nNe acı acıtması yüreği seven yüreğin\nKahrolsun tüm kötülükler bu gidişinle\nYerle gök birleşmeli ki unutulsun o çehre\nBizden ötesi yok ey sevgili nereye böyle\nBir isim koyamam benden gidişine\nÖyle sonu olmayan bir çaresizlik işte\nSabır dinlemeyen azgın bir endişe\nGözler harap gönül bitap ey sevgili gitme\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey sevgili...",
        "poet": "Yusuf Ziya Leblebici",
        "poem": "\n\nGönlümün yağmur duası\nTarlamın filizlenmiş başağı.\nÇorak toprakların hasreti kadar\nhasretim sana su misali.\nZıtlaşan gündüz ve geceyle\npaylaştığım ey sevgili! ..\nSen, lacivert akşamlarda yıldız,\nmavi göklerde tenimin kokusu.\nAvuçlarımda hissettiğim sıcaklık\nyüreğime oturan sevdanın tortusu.\nDilenci gönlüm sana muhtaç\nsadakan, sevgime ihtiyaç.\nEy sevgili! ..\nAna sütüm kadar helalsin bağrıma\nkesilsen de sütten\nderman olmuşsun ayaklarıma\nister koş,\nister yürü ahenginle..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sevgili!",
        "poet": "Muhammed Gacar",
        "poem": "\n\nEy sevgili! Yetmiyor mu bana yaptığın bu eziyet? \nYa gönülden sev beni ya da şimdi veda et! \nİster ölümlere at beni istersen insaf et\nYa çık gel tut ellerimi ya da şimdi veda et!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sevgili",
        "poet": "Selahattin Ölmez",
        "poem": "\n\nEY SEVGİLİ\n\nEy sevgili yürek sana çarpar her dem aşk ile \nSensin gönül hanemi dolduran nur,ateş paresi \nEy sevgili onur bahtiyarlığını bana sunansın\nKanar yokluğunda hasretinle yüreğimin yaresi., \n\nGüneş yakmaz tenimi hak gölgesindedir can \nAkıl ermez yürek yangınıma sendemidir çaresi. \nEy sevgili can evime düşen tek sevgili tek insan, \nYaksan da gönlümü, seni ister can sensin gayesi.\n\nEy sevgili bu bir çile değil aşk, sana yakışan, \nBir tek gülde vardır güzelliğinin her bir karesi. \nSen bendesin yüreğimde ben oldun her zaman, \nSöyler dillerim olalım tek ruh tek baş tek beden, \n\nSenin sevgin varken, tarumar olmaz bu gönül \nTek arzumdur, ömrümüzün beraber sona ermesi.\nEy sevgili ilk seni, yegâne seni sevdi bu gönül,\nBoz kır gibiydi yürek, seninle oldu güller bahçesi.\n\n\t\t\t\t\tSELAHATTİN ÖLMEZ\n\t\t\t\t\t\t14,02,2012\n                                                      Sevgililer Günü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sevgili",
        "poet": "Fethi Yıldız",
        "poem": "\n\nEY SEVGİLİ\n\nSen gittin gideli gönüller yasta\nEy sevgililer sevgilisi nerdesin? \nŞikayetim sana, ümmetin hasta\nEy sevgililer sevgilisi nerdesin? \n\nBozulmuş nesiller,selamsız dostan\nErkeklerimiz giyer olmuş fistan\nGözükmüyor ufuklar kirden,pastan\nEy sevgililer sevgilisi nerdesin? \n\nAyşe,fatma,ali fikirler haçlı\nMünafıklar seçilmiyor altın taçlı\nEsir almış hisleri uzun saçlı\nEy sevgililer sevgilisi nerdesin? \n\nMedet aramışız paradan puldan\nGaflete düşenin umudu kuldan\nHevası kılavuz çıkmış yoldan\nEy sevgililer sevgilisi nerdesin? \n\nKüfrün top gülleleri geçti yarışa\nYüreklerin feryadı dayandı arşa\nHasret kaldık biz, huzura barışa\nEy sevgililer sevgilisi nerdesin? \n19.06.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sevgili",
        "poet": "Hasan Azkıran",
        "poem": "\n\nBu gün çıktığın yolculuğun,\nİnanıyorum ki muvakkat gidişti\nKaramsardın, suskundu her soluğun,\nBelki de bu gidişin, sonsuza gidişti.\n              Ama ben ümitliyim geleceksin\n              Hep kuvvetli bir iraden vardır senin.\n              Beni bırakıp nereye yolculuğun,\n              Bekliyorum, biraz sonra döneceksin.\nYalnızlığın pençesine ezik düştük…\nBazen gülüp oynadık, bazen dövüştük.\nVe fakat gördük ki boşluğa düştük.\nHer şeye rağmen yine el ele tutuştuk.\n              Birlikte yaşadık gam ile gasaveti,\n              Fakirlik yaşadık, hiç görmedik serveti.\n              En büyük zenginliğimiz sevgimizin şerbeti,\n              Geleceğe ümitle bakacağız ey sevgili\n\n                                                   03 Ağustos 2012 Cuma\n                                                     Saat 12,30 PTT.Hastahanesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sevgili",
        "poet": "Bünyamin Boy",
        "poem": "\n\nBenden şiir yazmamı istiyorlar.\nZahir beni şair sanıyorlar.\nEsinde sensin... Edipte sen.\nBak işte bunu bilmiyorlar....! \n\n15.Temmuz.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sevgili",
        "poet": "Nuran Baydar",
        "poem": "\n\nEy sevgili,\nBol bol dua edelim...\nKaderinde varsam,rabbim uyutur nasılsa dizlerinin dibinde beni.. \nŞayet yoksam bile, ahiret sevdası olmalı \nKi cennet şarkıları karşılar bizi. \nÖzünü sevdiğim, sözünü sevdiğim sevgili,\nRabbim ömrümü yoluna sersin.\nAhiretime 'sen'i mükafat eylesin\nVe daha..\nYüreğimin ucuna gelip de yazamadıklarımı kalbine ilham etsin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sevgili",
        "poet": "Sümran Uymaz",
        "poem": "\n\nNeredesin ey sevgili? Yokluğuna daha ne kadar katlanırım bilmiyorum? Kıyaya vuran dalganın, kumları yok ettiği gibi yok oluyorum gün be gün yokluğunda..Bana ulaşman için ayak izlerimi bırakıyorum ıslak kumlara.Nerdesin,bilmiyorum...Seni çok...Ama çok özlüyorum. Dudaklarından öpüyormuş gibi öpüyorum denizin mavisindeki gözlerini..En uzakta ki ufuk çizgise köprüler kuruyor. Ve birgün rüzgarlarla bana gelmen için dualar ediyorum..Ey sevgili.Sensiz geçen her günümde, gökyüzüne çığlıklar bırakıyorum.Sensiz geçen hergün, güneşe küsüyorum..Yıldızların olmadığı gecelerde,gözyaşlarımdan yıldızlar yapıp serpiyorum gökyüzüne, geri dönerken sana yol göstersin diye..Dallarında birtek yaprağı kalmayan ağaç gibiyim..Sensizliğin rüzgarında üşüyorum..Gel,gel sar kollarınla kuruyan dallarımı..Dök gözyaşlarını kirpiklerime..Yeşersin yediveren gülleri eteklerimde..Seni çok özledim sevgili.. Ne olur beni sensiz bırakma..hadi çık gel.Birlikte bırakalım sahile,ayak izlerimizi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sevgili",
        "poet": "Ahmet Çelik",
        "poem": "\n\nBu can aşka düşeli ekseninde dönerim\nKalbimi hasret yakar nerdesin ey sevgili? \nRüzgârda yağmur yemiş mum misali sönerim\nKalbimi hasret yakar nerdesin ey sevgili? \n\nDoğduğum andan beri bir kovukta yaşarım\nCana sultandır deyip ömür dağı aşarım\nGördüğüm her güzele hayret ile şaşarım\nKalbimi hasret yakar nerdesin ey sevgili? \n\nUmutlarım peşinden coşar gider sel gibi\nSavurdu gurbetlere çok sert esen yel gibi\nBana mecnun diyerek baka kaldı el gibi\nKalbimi hasret yakar nerdesin ey sevgili? \n\nTek bir gülüşün için sana köle olayım\nİstersen ateşe koy yalnız senle dolayım\nSeherlerde öterek aşk bağında solayım\nKalbimi hasret yakar nerdesin ey sevgili? \n\nAyrılık bu tendedir benden bana uyarsan\nVuslatın acı verir gün doğmadan kayarsan\nÖlüm bayramım olur feryadımı duyarsan\nKalbimi hasret yakar nerdesin ey sevgili? \n\n20.02.2013\nAhmet Çelik\nCeyhan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sevgili!",
        "poet": "Neriman Gök",
        "poem": "\n\nBilirmisin ki kalp, bir Elif miktarınca bile düşünmeden sever... Cennet, gözlerinde yudumlanan ab-ı hayattır.. Adım adım koşarken sevdaya, çırpınışlarıdır nazlı nazlı.. Hayat, Seninle anlamlaşır, Sensizlik ıssızlıktır...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey sevgili 4",
        "poet": "Serpil Maglicoglu",
        "poem": "\n\nGözlerinle konusmaya geldim\nSen sus, konusma nolur, dilinden degil\nGözlerinden duymaliyim o sözü\nSon bir kez, yesil yesil.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sevgili",
        "poet": "Mustafa Önder",
        "poem": "\n\nKadehimdeki rakısın; \nNe kokuna doyabildim,\nNe tadına,\nNe de sarhoşluğuna...\n\n12.04.2006/İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey sevgili",
        "poet": "Şair Karasin",
        "poem": "\n\nBedenim musallaya konmadan önce \nDiyeceğim var sana lütfen dinle\nAnmak istemiyorum seni son nefeste\nŞeytan oyun oynamasın bana hayalinle\n\nYalnızlıkta seni sevmek nereye kadar? \nBende sana dair sensizlikten başka ne var? \nAramızda yüksek dağlardan yüksek bir dağ var,\nBilinen mesafelerden uzak bir mesafe.\nEn derin vadilerden derin bir yarık var,\nBir boşluk ki sahralardan ziyade.\n\nBir baksan! \nGökte bulut olur aşardım dağları,\nKuşlara kanat olur geçerdim sahraları.\nSularda köpük olur akardım sana doğru,\nOkyanuslarda yelken açar gelirdim sana doğru.\n\nHesabı verilemez dizeleri senin için dizdiler,\nBoynu bükük yürüyen beyaz saçlı şairler.\nGüzel, sessiz kalma lütfen bu sefer.\n(Çünkü) Sessizlik tüm manaları ihtiva eder.\n\nSessizlik demet demet hayalleri besler\nSessizliğin kadar anlamlı değil sözler.\nSükun, bir hal olur ve kesilir sesler.\nHazin bir ders olur,  kalanlara makber.\n\nBen seni gördüğüm günden beri \nBen divane, laf anlamaz bir deli\nNe Kerem ne de Mecnun misali\nSevmeyeni sevmenin var mı emsali? \n\nSen sen diye dipsiz kuyulara dalan çocuklar,\nBir zaman gelir olurlar birer ihtiyar\nMusallaya konmadan önce son bir söz var\n\nÇocukların sokakta boynu bükük yürüme nedeni\nSenden başkası değildir anla ey Sevgili.\n\t\t\t\t14.02.2006 Salı\n\t\t\t\tEDİRNE\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sevgili Babalar",
        "poet": "Şükrü Öksüz",
        "poem": "\n\nBıkmadan, usanmadan, sıcak, soğuk demeden\nÖmür boyu çalışır, boşa gitmez çabalar\nEvladını düşünür, içmeden ve yemeden\nGününüz kutlu olsun ey sevgili babalar.\n\nKimisi şarkı dinler, kimisi türkü, gazel\nErkek kız ayırmadan hepsi de size özel\nYılda bir defa olsun, hatırlanmak da güzel\nGününüz kutlu olsun ey sevgili babalar.\n\nKim hayırlı, hayırsız araştırarak sordur\nBabalar içimizde sönmeyecek bir nurdur\nHakkınızı ödemek biliyorum çok zordur\nGününüz kutlu olsun ey sevgili babalar.\n\nSizden özür dileriz, ihtiyar, moruk dedik\nKapınıza koşarız, kapanmayınca gedik\nBiz evlatlar olarak daima sizden yedik\nGününüz kutlu olsun ey sevgili babalar.\n\nBizdeki hakkınızı sizler helal ettiniz\nGelin surat asınca evinize gittiniz\nBizlerin iyiliği, tertemiz niyetiniz\nGününüz kutlu olsun ey sevgili babalar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sevgili",
        "poet": "Birol Hepgüler",
        "poem": "\n\nEy sevgili\nBirinci vazifem seni çok sevmek.\nİkinci vazifem uğrunda ölmek.\nSenin vazifense,uğrunda ölen,\nVefakâr sevgilini kalbine gömmek...\n\n(23 Aralık 2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sevgili Deniz",
        "poet": "Edip Çakı",
        "poem": "\n\ney sevgili! \ndenizi taşı içime\ndenizin mavisini\nyosunlara tutulmuş kendini\n\ney sevgili! \ntanrının adını an\nki deniz asıldığı zaman\nsendin maviliğimden\nkızıl kan damlatan...\n\ney sevgili! \ngözyaşlarımı sil\nsana aldanan\ngözlerimde deniz kızı yatan\n\ney sevgili! \ndeniz sendin\nben ise pulsuz bir balık\ndenizi terkeden....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sevgili Güzel Çocuk!",
        "poet": "İsmail Sağır",
        "poem": "\n\nEy sevgili güzel çocuk! \nNe analar, babalar var…\nSenin için bir dünya kurmuşlar,\nGeleceğim, uğruna öleceğim,\nBir tanem diye hayaller kurmuşlar.\nSenin için var olmuşlar,\nSeni sımsıkı basmışlar bağırlarına,\nSevgi sunmuşlar boncuk boncuk,\nDünyanın en güzel varlığı, sevimli güzel çocuk! \n\nEy sevgili güzel çocuk! \nNe analar, babalar var…\nSeni aramışlar evlilikleri boyunca,\nGezmişler doktor doktor, diyar diyar,\nHer şeyi denemişler oyunca,\nBulsalar seni, olacaklar çok bahtiyar,\nAma bulamayıp seni ağlamışlar boncuk boncuk,\nDünyanın en güzel varlığı, sevimli güzel çocuk! \n\nEy sevgili güzel çocuk! \nNe analar, babalar var…\nKaranlığa ekmişler tohumunu,\nSapıtmışlar yolunu,\nUygunsuz bir anda,\nBilinmez bir mekânda,\nÇaresiz gelmişsin dünyaya.\nBırakmışlar seni, ya bir hastane kapısına,\nYa da bir cami avlusuna…\nSoğuktan, açlıktan\nNe halde olduğunu bilmeden,\nAğlamışsın boncuk boncuk,\nDünyanın en güzel varlığı, sevimli güzel çocuk! \n\nEy sevgili güzel çocuk! \nKimi kucaklarda meleksin,\nKimi kucaklarda aç ve sefilsin,\nKimi yurtlarda kimsesiz,\nKimi sokaklarda yetimsin,\nOysa sen bize en büyük nimetsin.\nDizilirsin her yere boncuk boncuk,\nDünyanın en güzel varlığı, sevimli güzel çocuk!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sevgili Nebat",
        "poet": "Mustafa Nuri İnanç",
        "poem": "\n\nCan  gözlerinden fışkırır\nHayat sureleri\nSizinle  kaybolur sevgisizlik\nSizinle  anlam bulur  sebepsizlik\nVe şekillenir  hayat\nSen sevgisin\nSen herşeysin\nEy sevgili  NEBAT\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sevgili Kardeş...",
        "poet": "İbrahim Halil Demir",
        "poem": "\n\nEy sevgili kardeş! \nSen sen ol ömür miadın bitinceye dek unutma Yaradanı! \nİncitme Viyana kapılarına kadar giden asil ve şerefli atanı! \nNe pahasına olursa olsun,\nkoru gerektiği gibi dört mevsimin de yaşandığı bu bereketli vatanı! \n\nEy sevgili kardeş! \nAyırım yapma, deme bu çerkez, ,bu kürt, bu türktür! \nRahmani yolların dışındaki yollar talidir, ,her daim işe yaramaz yüktür.\nunutma sen sıradan bir insan değilsin! \nSenin ataların yedi düvele varlığını ispatlamış büyük oğlu büyüktür.\n\nEy sevgili kardeş! \nKucaklayalım  birbirimizi muhabbetle canı gönülden! \nBu üçgünlük fani dünyada doyuralım karnımızı her şeyin helalinden! \nHazan girmeden gönlümüzün Muhammedi gül bahçelerine,\nBaşımızı önümüze eğip de utanmayalım perişan halimizden! \n\nEy sevgili kardeş! \nSayılı ömrün günlerini değerlendir yüce Yaradana giden yollarda! \nMuhabbet ve sevgi bayrağını dik dalgalansın gönlün ulu dağlarında! \nGüle sevdalı bülbüller yuvasını yapsın aşk ve şevkle şakısın! \nRengarenk güllerin yetiştiği gönlün bereketli tarlalarında.\n\nEy sevgili kardeş! \nAl başını ellerinin arasına, tefekkür et derinden olup biteni! \nBaşına taç et seni sadece Allah rızası için ziyaret edeni! \nGönül otağında ağırla ağırlayabildiğin kadar! \nKin,nefret, adavet ve husumet fidelerini kökünden sökeni.\n\nEy sevgili kardeş! \nKüçükleri sev, büyüklere saygılı ol işin kolayına kaçmadan! \nSuyu berrak bir pınar ol sula aşkın bahçelerini bendini yıkmadan! \nAl eline gönül testisini doldur buz gibi suları! \nTakdim et muhabbet fedailerine içsinler terleri soğumadan.! \n\nEy sevgili kardeş! \nEzberle ruhu güzel veli zatların birbirinden manidar uslarını! \nKılavuz et kendine barış ve özgürlük simgesi bembeyaz kuşlarını! \nAl nasırlı ellerine küreği, kar kardeşlik harçalarını! \nMahir bir usta gibi inşa et gönül dünyasının dürüstlük duvarlarını! \n\nEy sevgili kardeş! \nSon cümleyi başta söyleyip rencide etme insanları! \nKesik uclu kalemlerle yaz günlüğüne yaşadığın iyi kötü anlarını! \nUnutma cennette peygamberlere komşu olmak istiyorsan,\nYap yapabildiğin kadar insanların gıyabında  hüsnü zanları! \n\nEy sevgili kardeş! \nYapılması gerekeni yap, ,iş işten geçmeden güçlü belin bükülmeden! \nSadece tapılması gereken yüce Allah'a tap, simsiyah gür saçların,  ağarıp  dökülmeden! \nAklıllı ol hemen celallenip şimşek gibi çakma! \nSeni cehennem narından kurtaracak sevgi fidanların sökülmeden.\n13-15/Şubat/ 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey sevgili bir sor bana",
        "poet": "Yusuf Girgin",
        "poem": "\n\nEy güzel! \nBir sor bana deniz neymiş? \nNeymiş dalganın getirdiği:\nDERİM Kİ deniz senin gözlerin, \ndalgalarsa hasretinin gözyaşları\nEY SEVGİLİ! \nBİR SOR BANA NEYMİŞ KARANLIK NEYMİŞ SESSİZLİK:\nderim ki karanlık sensiz geçen bütün anlar\n gündüzün gece kuytuluğunu yaşamak \ngeceleriyse uçsuz bucaksız mağara duvarlarına adını yazmak,\nsessizlik sensizken konuşmak ayışığı ile arkadaş olmak\nve dilsiz bir kemancının notalarına ezgi olmak,seni yazmak gecelere,\nberaber olamadığımız her dakikaya bunun hesabını sormak\nbu da sessizlik ve bu da sensizlik.\nYİTİP GİDEN KOYU AKŞAMLARA SENİN GÖZLERİNİ ANLATMAK\nNELER KAYBETTİĞİNİ TATTIRMAK BU DA NİSPET İŞTE,\nTATLI DÜŞLERE GERÇEKLERİ ANLATMAK\nSENİN GÜZELLİĞİNİ SÖYLEMEK\nBU DA GÖZYAŞI VE SİTEM.\nGİDİŞİNE GELİŞİNİ ANLATSAM\nBİR DAHA HİÇ GİDEMEZDİN\nO KADAR GÜZELDİ Kİ..\nBAHAR GİBİ GELDİN.\nhep saklayacağım o anı\nOLMADIĞINDA BAKMAKİÇİN.\n03/04/2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sevgili Yar 5",
        "poet": "İbrahim Halil Demir",
        "poem": "\n\nEy sevgili yar,\nSen, nazik tenimde can,\nSen, unutulmayan mutlu an,\nSen, damarlarda dolaşan asil kan,\nVe sen, manidar şöhret ve şansın.\n\nEy sevgili yar,\nSen, mevsimlerden bahar,\nSen, şeref namus ve ar,\nSen, yazın Temmuz’unda kar,\nVe sen, insanı yakmayan narsın.\n\nEy sevgili yar,\nSen, sevda yarasına merhem,\nSen, çöl sıcaklığında en serin gölgem\nSen, her dere deva olan zemzem\nVe sen, firakları bitiren gecemsin.\n\nEy sevgili yar,\nSen, hayat memat meselem,\nSen, severek çektiğim elem,\nSen, havsalamdan çıkmayan düşüncem,\nVe sen, Muhammedi güllerle dolu bahçemsin.\n\nEy sevgili yar,\nSen, seni gören ferli gözlerim,\nSen, sana olan sevdamı anlatan sözlerim,\nSen, aşkın mangalında sönmeyen közlerim,\nVe sen, ben yaşadıkça değişmeyecek özlerimsin.\n\nEy sevgili yar, \nSen, aşkımı şakıyan gönül kuşum,\nSen, yarınlara dair en güzel umudum,\nSen, uçmaktan yorulmayan kanadım kolum,\nVe sen, seni vazgeçmeyen inadımsın.\n\nEy sevgili yar,\nSen, başı dumanlı karlı dağların zirvesi\nSen, sevdalı gönlümün sevinç ve neşesi,\nSen, bu fani dünyada yaşama hevesi,\nVe sen, cenneti alada visal müjdesisin.\n\nEy sevgili yar,\nSen, henüz yazılmamış bembeyaz defterim,\nSen, rızkımı kazanırken döktüğüm alın terim,\nSen, aşkın pazarında en şerefli müşterim,\nVe sen, gönül yaramı iyileştiren neşterimsin.\n\nEy sevgili yar,\nSen, bayramlardaki sevincim,\nSen, şanı yüce Allah’a olan inancım,\nSen, sana meftun gönül sancım,\nVe sen, beni cennetlik eden helal kazancımsın.\n\nEy sevgili yar,\nSen, mutlu yuvamın sıcaklığı,\nSen, sevda yolunda saçlarımın aklığı,\nSen, gönül pınarlarının berraklığı,\nVe sen, gönlü güzel, fikri güzellerin saflığısın.\n\nEy sevgili yar,\nSen, dostlarım için şirin uykularımdan feragatim,\nSen, sana olan en ulvi sevgi ve muhabbetim,\nSen, aşk ve sevdana olan sadakatim,\nVe sen, zalimlerle yaptığım kavgalarımdaki cesaretimsin.\n\nEy sevgili yar,\nSen, deliksiz en şirin uykularım,\nSen, cevaplarını bulamadığım sorularım,\nSen, sana karşı tarifsiz duygularım,\nVe sen, yad ellerdeki kaygılarımsın.\n29/Ekim/2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sevgili Yarab",
        "poet": "İbrahim Halil Demir",
        "poem": "\n\nEy Sevgili Yarab,\nGün görüp de menzil murad almayacak mıyım? \nİnsanlık nehirlerinin berrak sularına dalmayacak mıyım? \nSevdiklerimle Muhammedi Gül bahçelerinde dolaşmayacak mıyım? \nGöründüğü gibi olmayanların şerrinden emin olmayacak mıyım? \n\nEy Sevgili Yarab,\nNamuslu ve şerefliler ne zaman hor ve hakir görülmeyecek? \nBabayiğitler ne zaman er meydanında mertlik naraları atacak? \nŞeytan zihniyetliler ne zaman pınarların başından def olacak? \nYetim ve öksüzlerin başları ne zaman sevgiyle sıvazlanacak? \n\nEy Sevgili Yarab,\nİşler ne zaman ehillerine verilecek ve amirler adaletli olacak? \nGönüller ne zaman Allah’a ve onun Resul’üne olan aşk ile dolacak? \nKuran-ı Kerim ne zaman biz insanaların hayat nizamı olacak? \nZalim oğlu zalimler ne zaman Kehhar esman ile kahrolacak\n\nEy Sevgili Yarab,\nDul ve yetimler ne zaman mutlu olup yüzleri gülecek? \nKörelmiş bıçaklar ne zaman sevgiyle muhabbetle bilenecek? \nYüreği taşlaşmış insanların gönül tarlaları ne zaman aşk ile bellenecek? \nRahmet ve mağfiretin hatrına huşu ile ne zaman secdeye gidilecek? \n\nEy Sevgili Yarab,\nİnsanlar ne zaman güzel görüp güzel düşünecek hayatından lezzet  alacak? \nBulandırılmış coşkun akan sular ne zaman berrak akacak? \nSevgin ve aşkın ne zaman işin kolayına kaçmadan yürekleri yakacak? \nİnsanlar ne zaman nurunla nurlanıp birbirine muhabbetle bakacak? \n\nEy Sevgili Yarab,\nHusumetler kin ve nefretler ne zaman muhabbetle yer değiştirecek? \nGönül bahçelerinde yedi veren Muhammedi güller ne zaman yeşerecek? \nRahmani yollarda yolcu olup da ne zaman gereken zekatlar verilecek?\nAşkın uğruna yalçın kayalar ne zaman delinip gönüllere girilecek\n16-17/Mart/2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey sevgililer sevgilisi (şiir değil düz yazı)",
        "poet": "Yılmaz Öztürk",
        "poem": "\n\nSize EY diye hitap edememki siz bende bana benden yakınsın İLK Sizi Yarattı Kendi nurundan Sizin Ruhunuzu Senin Runuzun nurundan bizlerin ruhunu yarattı ki sizi kendimize Önder bilelim diye Size Öyle muhtacızki anlatamam kifayet etmiyor 800 bin kelimelik  Türk lugati. Sizdedir Sizi anlatacak her sirayet ve basiret yüzümüz yok Sizden himmet istemeye ama Siz Rahmet Oldunuz Aleme Rahmetel lil aleminsiniz yaratılmışların en merhametlisi Sizsiniz Sizden bu aziz ulvi şanınızdan haddimiz olmadanda olsa kerem istiyoruz. Ey sevgili Güneşin kaynağı Cennetin Sırrı Alemi berzah tan atiye kadar gelmiş ve gelecek olan tüm yaratılmışların Umudu Asil insan Sizi Sevmenin Manasını lezzetini taddıkça İnsan olmanın ne olduğunu ve Sizi sevdikçe Yaratılmışa Sevgi manasını anlıyoruz.bizim gibi basit sıradan birinin Asil Şahsınızda yüzü kara ama biliyoruzki ki Sizin pak ve nur kalbinizde bizim gibi birinede sevgi az da olsa vardır. bu yüzden saygısızlığımızın Af umuduyla bir kez daha Sizi rüya yoluylada olsa görmek ve Şanınızdan bu aciz biçare dudaklarda nasiplensin isteriz Ey Allah sevgilisi alemlerin Efendisi haftada birde olsa E ba cehlin bile  bile azabının hafiflemesine sebep olan Pak ve Nur Sülalesinin En değerlisi Rahmetellil alemin bir kez daha bu fakiri ve tüm Senin Allah tan getirdiklerine iman edenleri Rüya yoluylada olsa Sevindirirmisiniz ve bu biçare Ümmeti; Nur-u Şahsiyetinizle şereflendirirmisiniz Ey sevgililer Sevgilisi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sevgili Yaz",
        "poet": "İrfan Karapınar",
        "poem": "\n\nEserken ruhumda hafif bir poyraz\nYaz sevgili hikayemi \nSonuna dek yaz\nYarım kalmış düşlerimle\nYalan yanlış gülüşlerimle ben\nYıkılmış bir divaneyim\nSen yaz hikayemi bu fasılda\n Ben söyleyeyim\nGarip garip,içli içli inleyeyim\n\nSırra kadem basar efkarlı geceler\nPeriler gözüme gözükmez bugün\nNe varsa geçmiş gelecek toplanmış\nSükutum bir başka dağılmış bugün\nEllerim başka yıldızlar toplar\nGözlerimde ayrı bakış\nBir farklı niyaz\nUnutma sevgili,gözlerimi de yaz\n\nSunar mana alemi bir dizi inci\nBen söylerim şiirler gaipten gelen\nEy sevgili ne gazeller büyür içimde\nNe şarkılar gezer ruhumda bir dinle\nŞafaklar bekler gözüm kanla bezenmiş\nYaradan ruhumuza ne de özenmiş\nSen sevgili sen yaşarsın damarlarımda\nYediğim her yemekte,içilen her suda\nBir tatlı letafettir yaşamak denen\nSesimde duyulur sazende bir avaz\nAyinlerde dağılan nağmeleri yaz\n\nSebepsiz ayrılıklar tufanından gelmişim\nSabâ makamında dolaşmışım yıllardır\nKendimi ararken ruhumu çalmış anılar\nKasvetli rüyaların sırlarına ermişim\nHazanında ömrün baharını arar gönül\nOyunu bozan lekeli bulutlar vardır\nHava ağır sis çökmüş hafif bir ayaz\nDermansız dertlerimin ilacını yaz\nYakarışlarımı yaz,felaketimi yaz\n\nSeherinde başka ufuklar ağlar\nSeferinde kemale erer umutlar\nDünya odur ki bilinmezler diyarı\nBaharı bir başka,kışı bir başka olur\nReddedilmeye gelmez,nâmümkündür inkârı\nZamana karşı aman okunmaz\nGeçmişe her dem ağıt yakılmaz\nUğruna ömür verilen aşklarımı yaz\nGeçen senelerle tükenen hülyaları yaz\n\nKimsesizler aleminde ses yok,gölge yok\nErenlerin sohbetinde dert yok,gaye yok\nCihana değer anlatılmaz nakaratlar yazarım\nHiddetlidir yaşamanın gamlı tezahürleri\nBir garip terazide tartarım benliğimi\nUzaklardan duyar dostlar,başlar nihavent\nKulaklardan akar akar keman,kanun,saz\nDilersen gel meclise,lütfet endamınla\nDilersen bu meşk divanının kıvamını yaz\nDinle yaz,anla yaz,ağla yaz\n\nSahte kılıklarla,sahte sevgiler sunmuş nigârı\nAldatmış yıllarca gönlümü sefasıyla efkârı\nBir elde ney,bir elde mey dolu sagarı\nDolaşmış meyhaneler feryat feryat üstüne\nAnlaşılmaz figanım,söylenmez ahım\nAşktan da geçmez gönlüm etse de şikayet\nÇözemem bu kördüğüm nicedir savaşırım\nCılız cesaretimle büyür azraille yarışırım\nBir tebessüm saklarım,içten fakat az\nYaz sevgili hikayemi\nSonuna dek yaz\nDinle yaz,anla yaz,ağla yaz\n\n                                           Eylül 99\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Siyasi Partiler",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nEy siyasi partiler\nGençlik elden gidiyor\nBakın şimdi katiller\nDüğün bayram ediyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey sevgilim 1",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nEy sevgilim 1\n\nHayat bahçem\nAşkların en güzeli\nHani her zaman derdin ya\nBenim yüzüm kırışmasın\nSenin saçların ağarmasın\nGönül bahçemizde sevgi gülleri açsın\nUmudumuz\nSevdamız\nYarınımız\nBaharımız hiç bitmesin derdin\nYüreğimizde büyüttüğümüz sevgimizin\nSevdamızın, aşkımızın hatırına, \nbeni öperken yumma gözlerini\nNolur\nGönlünün coşuşunda yüreği haykırmış bu yaşlı ihtiyara bak ve gör\nSeni sevdama sardım\nSeni sevgimle büyüttüm\nSeni dört mevsim gibi sevdim\nEy yüreğimin zeytin gözlü bacısı\nAnların içinde büyüttüğüm zamanımsın\nSabahımsın\nGüneşimsin\nYarınımsın\nBaharımsın\nSen benim doğamsın tabiatımsın\nSen aşksın, aşk sensin\nSana sevdam var, sevdama sorum\nSenin bende kaldığın kadar ben de sende kalayım\nYüküm sevgidir\nSevgimde sevdam sensin\nKaranlık dünyama ışık gecelerimi süsleyen\nYüreğimin gök yüzüne asılı yıldızım oldun\nSen sevda rüzgarım\nSen can içinde can besleyen can, doğum günün\nkutlu olsun\n\nDost Şeref\n\nHayat bahçeme doğum günü hediyesi bu şiirim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sultanım (Satranç)",
        "poet": "Celalettin Tokmak",
        "poem": "\n\nNot: Poyraz Edebiyat dergisinin 3.sayısında yayınlanmıştır.\n\nDeryalardan – şu gönlüme – bir parçacık – damla getir \nŞu gönlüme – görülmemiş – duyulmamış – gamla getir \nBir parçacık - duyulmamış – aşk çayını - demle getir \nDamla getir - gamla getir - demle getir – ey sultanım \n\nKaybolmuşum – sensizlikte – al da beni – senle getir \nSensizlikte – atan şafak – doğan güneş – tanla getir \nAl da beni – doğan güneş – ağaran şu – günle getir \nSenle getir – tanla getir – günle getir – ey sultanım \n\nCelâli’nin – şiirinin – ilhâmını – bul da getir \nŞiirinin – hecesini – gönüllerden – çal da getir \nİlhâmını – gönüllerden – sevgi ile – al da getir \nBul da getir – çal da getir – al da getir – ey sultanım \n\n                                    2 Eylül 2009 Sivas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sultan-ı Enbiya 'NA'T-I ŞERİF'",
        "poet": "Ahmet Turanoğlu",
        "poem": "\n\nEy “SULTÂN-I ENBİYÂ”! ... \n         ********************* \nEy Muhammed Mustafa! .. Sen doğacaksın diye! \nEbabiller, filleri... Kâbe’mize sokmadı...\nİbrahim’den İsmail! ...Hak’tan kurban hediye; \nUtancından kızardı; gül, gül gibi kokmadı! ...\n\nBeş Yüz Yetmiş Bir yılı,  kutlu Yirmi Nisanda! \nMübarek pazartesi  nurlu doğum  müjdesi...\nYeni bir milat oldu, dünya denen zamanda; \nYetim-Öksüz  büyüttü; amcaları , dedesi! ..\n\nEy Server-i Kâinat! . Ne zaman dedin anne! ...\nAmine’ye yol oldu... Cennetin toprakları...\nMekke artık mükerrem; münevverdir Medine; \nKadın, köle, yoksula  geldi insan hakları! ...\n\nYirmi beşinde evli, kırk yaşında peygamber! \nMirâç - İsrâ  sonrası  Akabe  biat  yeri...\nHicret eder Sıddık’la Bedir’deki muzaffer; \nUhut, Hendek  gazası; Hudeybiye  eseri! ..\n\nEy Allah’ın Resûl’ü! .. Yirmi üç yıl dâvette! \nEnsar-muhacir olmak; sahabilik büyük şan...\n“Yarın ölecek gibi! ” hazırlansak, ahrette; \n“Ümmetim! ” demedikçe  ahir nesil perişan! ..\n\nAltmış Üç yaşlarında  Ehl-i Beyt'e,ümmete\nVEDÂ'sı Pazartesi Yirmi İki Şubattı...\nRuhu,Yedi Haziran Pazartesi Cennet'e\nVâsıl olan son elçi, kainâtı ağlattı! ..\n\nEy Emîn-i Vahy-ullah! ... Ravza-i Mutâhhare; \nSana sahip çıkınca; sahipsiz kaldı dünya...\nKitabın ve sünnetin sûr’a kadar tek çare; \nBize şefâat eyle! ... Ey “SULTÂN-I ENBİYÂ”! ...\n\n::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::\n         ŞEHİTLER BİZİMLEDİR! ..\n        ''''''''''''''''''''''''''\nDESTANLARI YAPANLAR  BİZE VATAN  BIRAKTI! \nNE KADAR ŞİİR YAZSAK; OKUSAK DA  YETMEZ Kİ..\nDEVLET İÇİN GÖZYAŞI, ALIN TERİ, KAN AKTI; \nŞEHİTLER  BİZİMLEDİR  YURDUNU TERKETMEZ Kİ! ...\n\n:::::::::AHMET  TURANOĞLU www.edebiyatdefteri.com::::::::::\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Tanrı",
        "poet": "Nimet Köse 1",
        "poem": "\n\nEy Tanrı! \nYalnızlık sana mı \nYoksa\nBana mı vaadedildi\nEy Tanrı! \nKötülük bende mi\nYoksa \nSende mi kaldı\nEy Tanrı! \nCehennemler şarapla mı doldu\nYoksa\nKanla mı boğuldu\nEy Tanrım! ! ! \nBeni kim yarattı?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Tanrı",
        "poet": "Mehmet Çobanoğlu",
        "poem": "\n\n‘‘İnsani \nCezalandırmak adına \nTanrı bela yollar! ’’ derler ya \nİnsani sınava tabi tutup \nİmtihan edip not verirmiş \nTanrı öylesi bir Tanrı! \nKimilerine zelzele, dalga, tufan,\nKimilerine ateş, volkan \nKıtlık, açlık, sefalet peyda eder, \nBazen de soysuzlara \nSaltanat, taht,\nHükümdarlık verirmiş. \n\nTanrı! \nBazen sağlık, sevinç verir,\nBazen alaz, alev yürekler yakar! \nKurban ister kan dökülür.\nKullarını,\nCennet ve hurilerle; \nBağ, bahçe, tuba ile ödüllendirir\n\nEy Tanrı yüce Tanrı! \nBüyük güce sahip Tanrı,\nYıllar oldu başımızda,\nHâlen o verdiğin bela,\nHalihazırda! \nKardeşi, kardeşe öldürten \nBizi aç, perişan, melül eden \nO tok o rahat, o çıkarcı,\nKovuyor işçiyi, köylüyü...\nDehleyerek huzurunda. \nTanrı onu bela verdin bize,\nGitmek de bilmez.\n\nTanrı! \nO bir ekip kurdu kendi çıkarına,\nTaallukat ve dostlarına; \nDamatları Karun gibi zengin,\nYediler, yuttular, tükettiler bizi,\nBirde şu yaşlı Anadolu’muzu,\nYatı, katı, tacı, tahtı, apoleti…\nYazlığı, malikânesi, şatosu… \nNice limanları, han, hamamları,\nBir o kadar da bilinmeyenleri var. \n\nEy Tanrı! Büyük Tanrı! \nOnun oğlu,\nUmmanda, denizlerde \nArmatör, kaptan…\nYelkeni, yatı, şilepleri var,\nBiz ki aç, perişan…\nBir avuç umudumuz var. \n\nEy Tanrı! \nÇalıp çırpan, sömürenler,\nHep zengin oluyor! \nBiliyorum, anlıyorum ama\nKızgınsın, dargınsın bize \nSolcuyuz, dürüstüz diye.\nDüştüysek senin bahtına,\nEğer kudretin varsa \nGüç ver biraz bize. \nKurtulalım şu düzende. \nAğa, patron, padişahlardan. \n\nEy tanrı! \nYolladıkların hep yoldu bizi, \nAçız, perişanız biz çıplak; \nSoğuk bir karakış, \nÖmür boyu bir Zemheri,\nAcılar verdin sen bize.\n\nEy tanrı! \nBizi bize bırak, seninkilere bak,\nOnlar sömürü düzenin ustaları! \nBey, ağa, patron, paşa…\nDış güçlerin yandaşı, maşaları,\nDemokrasi, halk düşmanları, \nOnlarda, yat, kat! \nYelkenler, gemiler,\nPetrol kuyuları…\nOnlar \nKirletiyorlar şu Dünya’yı\nŞimdi Marsa el atmışlar,\nYada hepsi Cennete yolcular. \n\nEy tanrı! \nKurudu çaylar, boşaldı kuyular \nAkmıyor sular, çeşmeler \nParamparça yürekler, \nArş, toprak…\nDünya susuz kaldı,\nÖlüyor canlılar, bitkiler! \nKöylülerin tavukları \nVebalıdır diye öldürüyorlar,\nBunu fırsat bilen fırsatçılar; \nBakanlar, vekiller çiftlik kuruyorlar.\n\nEy büyük tanrı! \nEt, yumurta yemek, hayal şimdi,\nBizde kaz, ördek de kalmadı. \nKöyleri keneler sardı! \nPiknik alanları korku yeri,\nZenginler, yönetenler, \nSaray bahçelerinde,\nVilla havuzlarında,\nŞatafatlı, görkemli yaşam içinde\nO güzelim deryalar, göller \nDenizler bize toz oldu. \n\nCan yakıyorsun ey Tanrı! \nCan üstüne can istiyorsun bizden,\nZengine mal veriyorsun,\nBiz işçi-köylü, emekçiler\nHava, cıva…\nAçız, ölüyoruz işte \nBir lokma ekmek yok mu bize? \n\nYolladığın başkan haydut oldu! \nEmir ferman veriyor sanki general,\nZor bir dönem önümüzde,\nBirde bitmeyen kirli savaş var.\nBarış hayal oldu gayri! \nDemokrasi düşmanı o şimdi. \n\nÇıkarlar pistinde yalnız o! \nLaf ebesi, birde despot ki sorma,\nŞeytana ters giydirir pabucu,\nCahillerimizi güder olmuş şimdi o \nKömür, makarna dağıtıyor,\nMeğerse işi o! \nOy simsarı oy avcısı,\nDüşmandır bilgeliğe \nÇağdaşlığa, kardeşliğe \nZül ediyor devrimleri \nO irtica istiyor, oda yalanda.\nTurban sorunu yok diyor. \nUSA, Birtanya ’lılara \nİncirliği, GAP’ı satı, \nO bir zorba halkları bitirdi.\n\nEy Tanrı ne oldu? \nEski simitçin,\nDüşman oldu bize, \nEruh yanıyor! \nŞemdinli kanıyor,\nHalklar ölüyor,\nHak, hukuk, adalet…\nBunun neresinde? \nHeyhat nice gözler kör,\nGerçekleri gören yok,\nDizi dizi tabutlar! ! \nAğlayan anneler, bacılar,\nYanan yürekler, \nYıkılan yuvalar var.\n\nHani? Tanrı hani? \nBarış gelecekti, \nSavaşlar bitecekti! \nDağda ki evlatlar dönecek,\nBayram olacaktı.\nKışlada askerler… \nSokaklarda insanlar ölmeyip \nMutlu olacaktı! \nBoş laflar, hepsi yalanmış, \nO çıkarcı…\nBazen, sağcı bazen solcu, \nİşçi-köylüyü azarlayan o \nBaşörtülüyü harcayan o\nDindarı sömüren o. \nHep Amerika, Paris’te \nGezip tozarken o \nÜlkeyi kan götürüyor. \nDoğuda “Kürtler var diyor” \nAnkara’ya gelince ağız değiştiren o. \n\nEy tanrı! \nNe pirinç, \nNe mısır, \nNe mercimek kaldı! \nHer gün mazota, benzine zam var\nÜlke yanıyor kimseler görmüyor. \nYaşam düşmüş ayakaltına.\nHırsızlık, arsızlık artı,\nNamus sıfır dayandı \nYükünü alan köşe,\nİşçi-köylü ise yoksul kaldı. \nŞimdi anlar oldum? \nDevrimci yiğit halkları \n\nEy Tanrı! \nYine mağdurlar mağdur,\nDespotlar egemen! \nErgenekon,\nSusurluk,\nÇok şeyler gördük,\nEskisi de o yenisi de \nKontrgerillası da o \nDevlet baba işte bu\n\nBir savaş bir kargaşadır! \nGüçlü öldürüyor, \nGüçsüz ölüyor, güçsüz yok oluyor,\nGüçlü almış başını gidiyor…\nBu düzende \nYalan, vaatler çıkar olmuş \nEmekçiler köle,\nKöylü naçar kalmış.\n\nEy Tanrı! \nAnladım şimdi,\nSeni, beni bu onları\nMülksüz olan tüm halkları; \nMülkün temeli olan şu adaleti! \nBirde şu olanları? \n\n03.06.2008 \nİstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Tanrı",
        "poet": "Abdullah Oral",
        "poem": "\n\nKimdir seni senden çok\n       kendisi kadar sevmeyi beceren \n              Kırığımı marangozun\n\n        EY TANRI\n\nYaratmışın derler koca evreni\nİnsana geçerimi sözün ey tanrı\nKula kul olmadık yeni bir dünya\nKurmaya yete,mi gücün ey,tanrı\n\nRahip Haham derken çektik imamdan\nKurtulmuyor halkım kederden gamdan\nMollayı sofuyu güzel yurdumdan\nSürmeye yeter,mi gücün ey tanrı\n\nYer batsın dünya dinler töresi\nGelmez ağlayana gülme sırası\nBaksana kanıyor halkın yarası\nSarmaya yeter,mi gücün ey tanrı\n\nDüşünene neden sofu ecirl\nKırılmıyor zulmün paslı zinciri\nZalimin bağından üzüm inciri \nDermeğe yeter,mi gücün ey tanrı\n\nOturmuş sermaye senin mülküne\nGüç yetmez bağında bir tek salkıma\nZenginden alıp ta yoksul halkıma \nVermeye yeter,mi gücün ay tanrı\n\nYoksa güçsüz müsün paradan puldan\nGörünmezsin neyi saklarsın kuldan\nGerçeği görmezsin sapmışsın yoldan\n  Görmeğe yeter,mi gücün ey tanrı\n\n                  Vurgun i umutlar çıktı kaçağa\n                   Kurbanlar veririz paslı bıçağa\n                   Sende yüreğini bizle ocağa\n                   Sürmeğe yeter,mi gücün ey tanrı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey! Türk",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nYol arkadaşım Refik; \nnerde Nazif,\nnerde Nazife\nNaibim ol, Kerime\nAllah kerim,\nEy! Necip TÜRK Şefik \nseni bekler,\nAhlasta\nÜsküdarda sabah oldu.\nuyansana.........\n\n                             11.06.10/Bursa.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Türk! ...",
        "poet": "Kemal Yavuz",
        "poem": "\n\nMeçhul asker geçiş töreninde tek yürek, \n\nUygun adımlarla Dumlupınar’dan gelerek\n\nBaşı dik, alnı açık, çelik göğüsler gergin, \n\nGeçti Cumhurbaşkanı vekiline selam vererek...\n\nSil anneciğim gözyaşlarını, ağlama\n\nŞehidinin kanı yerde kalmayacak,\n\nGün gelecek, saf dönecek, \n\nİşbirlikçi hainler hesap verecek,\n\nHer biri kaçarak sıçan deliğine girecek...\n\nEy Türk, 30 AĞUSTOS 2012’Yİ UNUTMA! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Ey Türk Askeri",
        "poet": "Aşık Erhan Gündoğan",
        "poem": "\n\nTürk askeri cebhe cebhe dolaşır,\nDüşman eline gelişiverir\nTürk askeri gece gündüz silah başındayken,\nDüşman tuzak hazırlıyordu.\n\nMillet koşmuştu Hakkari, Tunceli, Şırnak,\nSevinmişti türkiye gibi insanlar,\nAsker kendini ciddi savunmuştu kendini\nDüşman bu yana şu yana saklamıştı.\n\nTürk askeri gülmeye başlarken,\nDüşman şu saatte bile ağluyordu\nTürk askeri düşmana baka baka,\nDüşmanın göz merceği düşmüştü bile.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Sonbahar",
        "poet": "Gülçin Şahin",
        "poem": "\n\nSiyah gözlüm nerdesin? \nHangi mevsimde hangi şiirde benimlesin\nYüreğime,sonbahar ayazı vurdu\nYüreğime gelip bir sevgi verirmisin? \nSonbahar kokuyor şiirlerim\nBenimle,aşkımı yapraklarına seçermisin? \nGerçekleri gözlerim görmez oldu\nMutluluk rüzgarı,hayalimde,beni kendine çekermisin\n\nDuygularıma gem vurdum\nYüreğim ıslandı yağmurda\nGözyaşlarım,ıslandı yüreğinde\nGönül geminde sevgilim olup beni taşırmısın? \n\nSonbahar,neden elem yüklüsün\nSonbahar,neden duygularım yapraklarında\nSonbahar,neden savruluyor duygularım\nBazen yeşil bir yaprağım\nBazen sarı bir yaprağım\nKalbimde sıcacık kırmızı bir ateş var\nGelip,yapraklarını üzerime örtermisin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Türk Evladı",
        "poet": "Kâzım Özgür",
        "poem": "\n\n\tEy Türk evladı, kutsal bu toprak! \nBu Vatan, bu Millet size emanet.\nZikirler ortamında her türlü yaprak.*\nBu Vatan bu Millet, size emanet.\n\nDüşmanla savaşan dedeme sordum.\nMerakım mucibi bir hayli yordum,\nOnun karşısında saygıyla durdum,\nBu Vatan, bu Millet size emanet.\n\nBirlik beraberlik Kur, an da yazar,\nŞer olan odaklar huzuru bozar\nİmanlı orduma değmesin nazar,\nBu Vatan, bu Millet size emanet.\n\nHuzurla uyuyun şehit atalar,\nYıllarca sahiptin bunca kıtalar,\nMaazallah dikkat yapma hatalar,\nBu Vatan, bu Millet size emanet.\n\nBölücü odaklar huzur bozuyor,\nİmranlı haini her gün azıyor,\nHapis hanesinde ferman yazıyor,\nBu vatan, bu Millet size emanet.\n\nAçılım adında yeni bir konu,\nÇatlak sesler var susturun bunu,\nİdam kararı var asın tez onu,\nBu Vatan, bu Millet size emanet.\n\nHAYRETİ unutmaz hatırdan çıkmaz,\nGerçek bu konuyu yazmaktan bıkmaz\nBir pire içinde bir yorgan yakmaz,\nBu vatan, bu Millet size emanet.\n\n           Kazim ÖZGÜR 01.01.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Türk Milli Takımı",
        "poet": "Yıldırım Deniz",
        "poem": "\n\nEY TÜRK MİLLİ TAKIMI\n\nBirinci vazifen \n\nAvrupa kupalarında gururla oynamak\nDamarlarındaki Türk kanını unutmamak\nTakım olarak rakipleri bozguna uğratmak\nNeler yapacağımızı tüm dünyaya haykırmak\n\nDünya üçüncülüğü’nü yaşattınız gururla\nNice başarılar bekliyoruz bin bir umutla\nYetmiyor Türk milletinin şanına \nYaşatın mutluluğu tüm Türk ulusuna\n\nGurur duyduk göğsümüz kabardı\nBütün mesele işte bu kadardı\nTürk milli takım artık şahlandı\nDamarlarındaki kan asil Türk kanıydı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey türk milleti",
        "poet": "Adem Balcı",
        "poem": "\n\nEy TÜRK evladı kendini tanı\nUnutma topraklarda kefensiz yatanı\nSatılan her toprak dedenin kanı\nKoyma yerlerde al intikamını\n\nGeceleri yıldızlar soluk soluk  parlıyor\nVatansızlar vatanımı satıyor\nYavaş yavaş üstümüze hain eller çöküyor\nKır o elleri yoksa vatan elden gidiyor\n\nBu vatan için döküldü kanlar\nBir nefes için verildi canlar\nBu vatana ihanet içinde olanlar\nOnlarada birgün hesabını sorarlar\n\nTitre artık gel kendine\nBu vurdum duymazlık niye\nBak sonra gelemezsin kendine \nVatan elden gidiyor\n\nDalgalanan albayrak gururumuzdur\nBu vatan bizim namusumuzdur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Türk Gençliği! ...",
        "poet": "Mehmet Halil Arık",
        "poem": "\n\nAtatürk’ün  “gençliğe hitabesi”nin bugünlerde daha çok önem\nKazandığı düşüncesiyle, gençliğe asli görevini birkez daha\nAnımsatmak istedim.\n      Yüce Ata’ya en büyük saygı ve minnetlerimle! ..\n\n                            EY TÜRK GENÇLİĞİ! …\nSana görev vermiştim; \nKoru Cumhuriyeti; \n               Her durumda demiştim…umarım unutmadın…\nBirgün, bağımsızlık ve Cumhuriyetin düşerse dara; \n               Ne beni, nede bana benzer birini ara…\nİzle beni; ben nasıl düştümse yola; \n               Çareni kendin yarat; \n               Önce kendine sor, sonra  millette ara..\n'Çaresizim! ' deme sakın….  çaresiz değilsiniz…\n                Ç a r e;   s i z s i n i z! …\nB i l i y o r u m …Toplum sağır; \nYüklendiğin görev ağır; \n                 Hele bu günlerde işin zor,  çok daha ağırl.\nF a r k ı n d a y ı m… Sabrın taşıyor! …\n                 Ülkendeki hain sayısı, kontenjanı aşıyor\nUnutma…;  görev senin, sende şimdi bu sancak; \n                 Bu sancak; senden sonrakine; kusurzuz ulaşacak…\nAnamızsa bu toprak; namussa bu vatan,\n                 Görev devri bitmeyecek; \n                                         Sonsuza dek sürecek! …\nŞunu bil! …\n            Hiç bir durum, benimkinden çok daha kötü değil..\nYeterki, 'sol memenin altındaki cevher kararmasın'\n            Yeterki umut, bu gençlikten mahrum kalmasın\nGün gelirde; gerekirse yine bir 19 Mayıs; \n                                         korkuyu yen; kuşkuyu at! ..\n Haine ve düşmana inat; \n            'Söz konusu Vatan'sa gayrisi teferruat! ..' \n Mazeret kabul etmem çağdaş Cumhuriyet adına\n                                        Durma gel.. hemen şimdi\n             Sen de katıl bağımsızlık safına.\n'Özgürlük, bağımsızlık benim karakterimdir.'\n  Eğer uymuyorsa bu kalıp  senin yapına; \n             Helal etmem hakkımı; \n                   El pençe divan durup gelme kapıma! …\nDahilde ve hariçte; zafere ulaşırsa \n                                         Kötülük sahipleri; \nİçinde bulunduğun  şartı-şurtu düşünme,\n                   Özgürlüğün uğruna, durma! .. atıl ileri..\nDesem ki.. Daha beteri; Düşman girdi yurduna,\n                  Orduların dağıldı, kaleler düştü bir bir…\n                  İş başında olanlar, aymaz, sapkın da olur,\n                  Hatta, daha kötüsü, hayınlık bile yapar,\n                  Üç beş dolar uğruna, vatanı da satarsa….\n                   Şahsi çıkarlar için işbirliği yaparsa..! .\n                   Hele bunlarda yetmez, sultanlığa kalkarsa! ..\nAteş sarar her yanı,\n                 Fakirlik sarar halkı... Yüreklere kor düşer...   \nGörevini unutma, tarihte olmaz yoktur; \n                 Her ülkenin haini sanılandan da çoktur! .. \nGerçeği görmelisin, durum gerçekten acı! ..\n                 Birincil görev senin; \n                Çare sende:Yüreğinde kurtuluşun ilacı! ..\n\nEy Türk genci! ; \n                 “Bağır bağır bağırıyorum! ..”\n Koru emanetimi, Sur borusu çalıyorum! ..\n D e k i! … Daha  umut yitmedi\n                  Terketmedi sevda.. \n                 'Kararmadı sol memenin altındaki cevahir.'\n Deme ki bitti herşey! …Çaresiz durum yoktur! …\n                                       Çare uzakta değil,\nDamarlarındaki, asil kanda mevcuttur! …\n                                                                  Mehmet Halil ARIK\n                                                      mehmethalilarikgmail.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Türk Milleti",
        "poet": "Harun Tokucu",
        "poem": "\n\nNe güzeldir senin cesurca ve zengin tarihinle altyapın\nSavaşcı ruhunla mücadelenle nice zaferler kazandın\nMazlumları korudun ayırt etmedin topraklarında aydın\nUyan Türk milleti koru bayrağını düşman ele geçirmeden\n\nFatihlerin fethini Osman gazi soyuna oynananan düşman oyununu\nHaçlı sefer masonlar dört bir yandan saldırır kaptırma koyununu\nTürk kürt gardaşdır kaynaştık kız verip aldık unutma sakın soyunu\nUyan Türk milleti koru toprağını düşman ele geçirmeden\n\nDin dil ırk ayrımı yapmadan doğu ve batı yurdunun köprüsü\nGüçlü ırkıyla korku saldı düşmana haksıza karşı oldu süngüsü\nSilenmedi tarihlerden zaferleri dilden düşmez Türk'ün övgüsü\nUyan artık lazı göçmeni alevisi sunnisi düşman ele geçirmeden\n\nAtatürk'e düşman diyen düşmanındır anlamadın mı eyy hain\nAnnesi özbe öz Türk oğlu türktür başkası yapamazdı bil neferin\nCephelerde göğüs gerdi hani kaldımıki şimdi böyle bir askerin\nUyan artık timsah pususunda vatanı düşman elde geçirmeden\n\nEYY BEDBAHT DÜŞMAN SANA MEYDAN OKUMADA ASKERİM\nTÜRK'ÜM KANIMDANDIR FÜZELERİNEDE GÖĞÜS GERERİM\nBİR TÜRK CİHAN DEMEKTİR UNUTMADIM HALA ÖZÜMDEYİM\nUYUMADIM AYAKTAYIM ŞANLI VATANIMI ELE GEÇİRMEDEN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey türkoğlu türk",
        "poet": "Elvan Sarım",
        "poem": "\n\nEy türkoğlu türk\nSen osmanlı torunusun\nYedi düveli birden \nTitretensin\nİman dolusun cesursun\nYüreklisin\nSen bu mukaddes vatanın için\nCanını feda edecek\nCesur bir nefersin\nSöyle sana kimlerin gücü yeter\nKimler senin karşına çıkmaya\nCesaret  eder söyle\nSende bu iman dolu yürekle\nSende bu cesaret varken\nKim bu cennet vatana\nYan gözle bakmaya\nBir çılgınlık yapmaya \nSöyle kim cesaret eder\nSen yedi düveli titreten\nÇok büyük bir güçsün\nSen osmanlının torunu\nTürkoğlu türksün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Türk Oğlu",
        "poet": "Yusuf Doğdu",
        "poem": "\n\nEY TÜRK OĞLU\nKalk ayağa ey Türk oğlu! \nSilkin şöyle bir yerinden.\nSenin atan öksürünce\nCihan titrerdi derinden.\nBütün kıtalar inlerdi, \nAtının nal seslerinden.\nKılıcı kalkanı bırak, \nkorkarlardı miğferinden\nBağlamıştık Düşmanları\nÇıkamazdı inlerinden.\nAsya Avrupa titrerdi\nGümbür gümbür mehterinden.\nÖyle bir nesildi ki o, \nŞan fışkırırdı terinden.\nOrdular dize gelirdi, \nKan damlardı ciğerinden.\nNice hanedanları sildik, \nBiz tarihin defterinden.\nÇağ açıp çağ kapattık, \nBir İstanbul seferinden.\nKalk ayağa ey Türk oğlu, \nDoğrulsana kalk yerinden.\nUfkumda Güneş gibi doğ, \nŞu gecenin seherinden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey uğruna baş koyduğum vatan",
        "poet": "Hasan Yarıcı",
        "poem": "\n\nEy benim canım vatan\nKim derki uğruna verilmedi can\nBak toprağını sulamış kan\nEy uğruna baş koyduğum vatan\n\nFatihlerin Yavuzların varisisin\nRabbimin lutfettiği eserisin\nSen benim herşeyimsin\nEy uğruna baş koyduğum vatan\n\nSana gözkoyan varsa şunu bilsin \nBizi anlamaları için tarihimize insin\nFatihlerin torunları cihanı titretir bilinsin\nEy uğruna baş koyduğum vatan\n\nseninle severim sevdiğimi\nSeninle yaşarım dinimi\nhazırım senin için ölmeyi\nEy uğruna baş koyduğum vatan\n\nbizimledir yüce rahim\nsana can vermeye hazır yiğitlerim\nBağrında yatıyor şehitlerim\nEy uğruna baş koyduğum vatan\n\nSınırda bekliyor yiğitlerim\nDüşmana göz açtırmıyor yiğitlerim\nbir ölür bin doğar şehitlerim\nEy uğruna baş koyduğum vatan\n\nSeni sevmektir imanım\nYazmıştır bunu allahım\nHasanım veririm uğruna canım\nEy uğruna baş koyduğum vatan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Ulu Çınar",
        "poet": "Tarık Torun",
        "poem": "\n\nKalenin burcunda bayrak oldun mu? \nÜç kıtaya yayılıp hayat buldun mu? \nKosova’da hançer yiyip soldun mu? \n\n          Kimleri gördün söyle ey ulu çınar? \n          Dallarına binlerce garip kuş konar.\n\nSaraylara divanlara vardın mı? \nYoksulların yarasını sardın mı? \nKızgın güneş altında karardın mı? \n\n          Kimleri gördün söyle ey ulu çınar? \n          Dallarına binlerce garip kuş konar.\n\nGökyüzüne çıkmak mıdır muradın? \nŞirin’ini gördün mü aşık Ferhat’ın? \nEn uzun yaşayan ağaç mı adın? \n\n          Kimleri gördün söyle ey ulu çınar? \n          Dallarına binlerce garip kuş konar.\n\nFatih’in ordusu buradan geçti mi? \nDibinde bir tas soğuk ayran içti mi? \nAğaçlar içinde seni seçti mi? \n\n          Kimleri gördün söyle ey ulu çınar? \n          Dallarına binlerce garip kuş konar.\n\nSelçukları, Osmanları gördün mü? \nNemrutların defterini dürdün mü? \nYavuz Sultan Selim’le hayat sürdün mü? \n\n          Kimleri gördün söyle ey ulu çınar? \n          Dallarına binlerce garip kuş konar.\n\nGaripler için kol kanat gerdin mi? \nSultan Süleyman devrine erdin mi? \nŞaha kalkmış orduya yön verdin mi? \n\n          Kimleri gördün söyle ey ulu çınar? \n          Dallarına binlerce garip kuş konar.\n\n                                25.05.1999\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Ümit!",
        "poet": "Vecdi Murat Soydan",
        "poem": "\n\nŞİİR: Muhip Erdener SOYDAN (babam) \n          Doğum tarihi: 29 Ekim 1943 \n          Ölüm tarihi   :15 Ekim 1986\n\n\n\n\nÇırpınan kuş gibisin bıraksam uçacaksın\n\nBende merhamet varken nasılsa kaçacaksın\n\nYine içimde sızı, kalbimde elem olup,\n\nGönlüme el sallayıp yine çağıracaksın.\n\n\n\nÇok düştüm yollarına, kapandı kapıların\n\nArdınca acı oldu günler, aylar, yılların.\n\nElimde soğan ekmek, kabımda su gibisin\n\nAdın mihrabım oldu, bende huşu gibisin.\n\n\n\n\n\nEy ümit! söyle bana diz çöküp dinleyeyim,\n\nSen bana yaklaştıkça sevinçten inleyeyim\n\nN’olur bırakma artık 'an'ları günleyeyim\n\nEy ümit! söyle bana diz çöküp dinleyeyim.\n\n\n\n\n\nDenizde yakamozum, sahilde ince kumum\n\nÇok dolaştım ardında, artık şimdi yorgunum\n\nKanatlarım kırılmış, bir güvercin gibiyim\n\nYine içimce sızı ve sen yüzümce solgun.\n\n\n\nMuhip Erdener SOYDAN\n20 Ocak 1975 Kazan-Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Umut Terk Et Beni! !",
        "poet": "İbrahim Halil Karabacak",
        "poem": "\n\nyağmurda yağar...\n\n                            inançlardır şimdi yitirilmiş olan,\n\n \n                                                      benim içimde,herşeyin dışında kalan...\n\n \n\n \nbir dağ başı yalnızlığı eliyor zaman\ngün bin sene önceki gibi bitiyor telaşsız\nbir kedi geçiyor sokaktan\nbirde kendini arayan sarhoş...\n\nacuze bir kadın konuşuyor televizyonda hayat diyor ki ne hoş.\n\n \noysa bu saatte zeus bile unuturken kendini bir tapınakta,\nırzına geçiliyor afrika ve asyanın.\naç bir coğrafyadan bakışlar düşüyor hafızama,\nardından afrodit dürtüyor en erkek olduğum bir anda...\n\nacuze karı hala televizyonda sırıtmakta.\n\nunutulan saatler yaşanıyor şu anda\nbir ana çocuğuna uyanırken\ntadıyor birileri en büyük zevkleri bir kucakta\nbir sinek insan olmayı düşlüyor tam şu anda...\n\nacuze karı bu sefer el sallamakta..\n\n \nparayla satın aldığımız zamanlar geçiyor şu anda\nzihnimde insan yığınlarının sesi,\nbağırıyorlar:devrim-özgürlük,sakarya-vatan...\nideoloji kokuyor her tarafım kandan.\n\nsallanan el yumruk olup havaya kalkmakta..\n\nyağmurlara karışan zamanlar geçiyor aydan\nvar olmak değil kendini unutmak bu saatte aslolan\nkeskin bir kahkaha bıçaklıyor şimdi geceyi her taraftan\ninsan kardeşlerim işte bileğimdeki kan lekeleri bundan......\n\n \nacuze karı kendi yanlızlığında boğulmakta....\n\n \n\n                                                                                     İ.HALİL KARABACAK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Uyku",
        "poet": "Ismail Saritas",
        "poem": "\n\nBir ben kaldim uykusuz ve yorgun\nGözlerim süzülüyor yine sensiz ey uyku\nKavusmaliyiz ikimiz gecenin karanliginda sessiz\nRüyalarim sen yoksan biz hiciz\nTekrarliyor bir film seridi gibi\nBeynimin yari lobu\nKapanmiyor yari dünyasi gözlerimin\nKalkip dolasasim geliyor\nDört duvar arasinda tutsak gibi\nOysa ben sana tutsagim\nEy uyku\nGir iceri penceremden korkma\nSar sarmala kucakla\nAl beni baska diyarlara götür\nNe ezen, ne ezilen\nNe ac,ciplak, ne issizlik\nNe yoksulluk,ne savasin olmadigi yere\nIste orda ben hep mutlu\nHem rüyada olacagim\nYildizlarin üzerinde bir veli\nMavi okyanusta bir gemi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Ümit, Tut Elimden...",
        "poet": "Ahmet Levent Ay",
        "poem": "\n\nEy ümit, tut elimden... Yoksa mahvolacağım...\nKeder, keder, değil kader.. Allah’ım, çıldıracağım! \nNasıl sabah olacak? Nasıl gün ağaracak? \nGeceden çalabildiğim bir an telaşındayım...\n\nDuman duman dalalet, perde perde gaflet.\nDüşün, düşün ve inat et... Deliliktir nihayet.\nNasıl düzelir dünya, nasıl biter cehalet? \nBen inanmış bir adam bulma telaşındayım.\n\nKafalar çok, akıl yok, nasıl çıkarız düze? \nEndişe çok, gayret yok, ya da çarpmaz göze.\nIslak barut yanmaz, atsan bile ateşe...\nKaranlığa bir mum yakma telaşındayım.\n\nDur genç adam, dik dur ki, gayretin açılsın.\nİçinde dolu cevher... Kus ortaya saçılsın...\nEy genç, bul! Ruhunda bir kahraman taşırsın.\nBense sıradan bir kul olma telaşındayım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Umut",
        "poet": "Yavuz Aydın",
        "poem": "\n\nEy Umut\n\n Ey umut demedin neden naçarsın,\n Beni görüp köşe bucak kaçarsın,\n Ele okyanusta, yelken açarsın,\n Beni bir tas suda boğdun be umut,\n\n Tutmadın elimi hep uzak kaldın,\n Senle yaşadığım ne varsa aldın,\n Elin menüsünde her öğün baldın,\n Banada zehrini, yığdın be umut,\n\n Yıllardır ardından, koştğumu gör,\n Birgünde tadtından azda bana ver,\n Ne çare bırakrın, ne gidecek yer,\n Her daim aşılmaz dağdın be umut,\n\n Ne gençliğim bildim ne sefa sürdüm,\n Hayelini bile, karamsar gördüm,\n Yüzüme tebessüm yok dedi derdim,\n Başım hep önüme, eğdin be umut,\n\n Yavuz gülmedide, ne oldu kârın,\n Baktımki bir bana yaman ikrarın,\n Dörtmevsim gönlümde erimez karın,\n Ağustosta hazan, yağdın be umut......Yavuz AYDIN\n\n 10.06.2011: SARIKAMIŞ\n\nZehrini akıttın,gonca gülüme \nBakmadın yüzüme,ittin zulüme \nYolluyorsun bu genç yaşta ölüme \nBen ölürken hala sağdın be umut____Bülent Cürül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Uslanmaz Kefere!",
        "poet": "Mustafa Hoşoğlu",
        "poem": "\n\nAvrupa kuduruyor\nKüfrünü kusa kusa \nDaha da kuduracak \nBakarsak susa susa.\n\nKüfürde birlik dedi \nHem kardinal hem papa\nTurkiyeden sana ne? \nEy imansız Avrupa.\n\nEy uslanmaz kefere! \nEy imanı kit kavur! \nDehditler bize sökmez \nGit de babana savur.\n\nEy kuduran Avrupa! \nNe de çok havlıyorsun\nSalyan hiç kurumuyor \nSinek mi avlıyorsun? \n\nEy avrupa, rahat dur! \nGit de geber ininde\nBu kadar hırçın olma \nBoğulursun kininde.\n\nÜlke bizim, köy bizim\nSistem bizim oy bizim\nEn şerefli din bizim \nŞanı yüce soy bizim.\n\n25.03.2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Ümmedi Muhammed",
        "poet": "Kıymet Sönmez",
        "poem": "\n\nGeçmiş zamanlarda \nHelak olan kavimleri gördünüzmü\nKimi Allah’a şirk koştu\nHelak oldu\nKimi zulüm yaptı\nHelak oldu\nKimi zenginliği, haşmeti ile övündü\nBir sivrisinek ona yetti\nKimi kadınlar yerine\nErkekleri tercih etti\nHelak oldu\nKimi inkar etti\nHelak oldu\nKimi verilen nimetleri hazmedemedi\nHelak oldu\nŞimdi bakıyoruz günümüze\nBunların hepsi fazlasıyla var\nEy ümmedi Muhammed\nNeden helak olmuyoruz neden? \nAh bir kavrayabilseniz bunu\nBir anlayabilseniz\nÜmmetini Rabbine \nŞikayet etmeyen tek peygamber o\nBütün hatalarına rağmen\nOnlara sahip çıkan tek peygamber o\nNe bekliyoruz biz \nAllah’ın \nEy Muhammed\nÜmmetin için yaptığın duayı kabul etmiştim\nAma onlar haddi aştılar\nSeni yaratanda benim\nSende benim kulumsun\nSen ümmetin için herşeyi yaptın\nAma onlar sana layık olamadılar\nMusa, Nuh, Ad, Semud.....\nKavimlerine yaptıklarımı yapayım mı\nDemesinimi bekliyoruz.\nBöyle bir şey olsa\nNice olur halimiz\nEy Ümmedi Muhammed\nSilkinin biraz\nKapayın gözlerinizi bir an\nHatalarınızı bir kez daha görün\nVe dönün Rabbinize\nHenüz vakit varken\nBir tövbede siz edin\nUnutmayın\nRabbimizin merhameti\nAzabından daha güçlüdür\nBaşka yollarda arayacağınıza\nAllah yolunda arayın mutluluğu\nÖnümüzde her türlü nimet varken\nTadın o nimeti\nYapışın Kur-an’a\nHatalarınızıda orda bulacaksınız\nİyi yaptığınız şeyleri de\nÇok güzel bir rehber var \nÇok yakınınızda\nEy Ümmedi Muhammed\nSahip çıkın kendinize\nSahip çıkın dininize\nSahip çıkın Peygamberinize\nKarşılığını mutlaka göreceksiniz\nHaydi bir kere daha düşünün\nBen inanıyorum\nDoğruyu bulacaksınız......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey vallah dost",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nVolkan gibi ta derinden ses verdin\nEy vallah dost, sağol, var ol, çok yaşa\nDostlar için nice çiçekler derdin\nEy vallah dost, sağol, var ol, çok yaşa\n\nDost deyince akan dereler durur\nDostluk sevgi, nazdır değildir gurur\nKalpten kalbe yolda, hoş görü yürür\nEy vallah dost, sağol, var ol, çok yaşa\n\nSevgi yoksa gurbette yok, olamaz! \nSevmiyenler selam sabah yollamaz\nSevmeyenler, doğru yolu bulamaz\nEy vallah dost, sağol, var ol, çok yaşa\n\nSeven selam sunar, anar ve yanar\nSeven her an kendini dostla sanar\nSeven dostu ne yerer, ne de kınar\nEy vallah dost, sağol, var ol, çok yaşa\n\nMikdat’ım ben dostlar için ölürüm\nGerçek dostun ben kurbanı olurum\nBöyle bir dost başka nerde bulurum\nEy vallah dost, sağol, var ol, çok yaşa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Umut",
        "poet": "Kadir Turan",
        "poem": "\n\nDört mevsim de hazan oldu\nSensiz olunca ey umut\nAğzımın tadı bozuldu\nSensiz olunca ey umut\n\nÇile çekmekle bitmiyor\nSeni düşünmek yetmiyor\nHasret içimden gitmiyor\nSensiz olunca ey umut\n\nSoruyorum yaza kışa\nSoruyorum kurda kuşa\nHasret dağı çöktü başa\nSensiz olunca ey umut\n\nGönlüm yok Gül'de, Ayşe'de\nGözüm yok zevkte neşede\nÇöktüm kaldım bir köşede\nSensiz olunca ey umut\n\nBir an sandım bahar geldi\nYanılmışım kahır geldi\nBu can bana ağır geldi\nSensiz olunca ey umut\n\nSen ekmeğim sen aşımsın\nSen sevincim, gözyaşımsın\nDiyorlar ki; “alışırsın”\nSensiz olunca ey umut\n\nYola bakan göz olurum\nAnlaşılmaz söz olurum\nYanar yanar köz olurum\nSensiz olunca ey umut\n\nSensizlik bir başka zulüm\nBu zulme dayanmaz halim\nHer an beni yoklar ölüm\nSensiz olunca ey umut.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey VAN!",
        "poet": "Hikmetullah Yetkin",
        "poem": "\n\nGözlerin ferrah olsun? \nYüreğin ırak olsun\nHiç arkana bakma...\n.\n.. Kayıp şehir...\n\nSenden başkası yalan\nSenden başkası nafile..\nSen büyüksün! \nSen dayanırsın\nSeN VAN sın...\n\nHiç\nKorkma\nBizler yanındayız....\nEy kayıp şehir..\nVAN...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey vah",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nEy inancımın kaynağı, nuru\nEy hayatımın, varlığımın huzuru\n\nVah çekişlerim biter seninle\nVah çekişlerim döner sevince\n\nEyvah pişmanlıklarım tövbeye\nEyvah tecrübelerim döner sevgiye \n\n08.08.2011 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Van",
        "poet": "Meryem Erden",
        "poem": "\n\nÇok mu geldim ben sana,\nNeden bastığım her toprağın acı kokuyor? \nBu ayrılık havası'da nedir...\n\nSöyle bana VAN! \nGökyüzünde ki yıldızlarım niye kahverengiye boyanmış,\nPenceremde ki çiçeklerim artık neden eskisi gibi kokmuyor? \n\nDur VAN.\nGözyaşlarınla boğma beni\nBırak ta unutayım bütün dertlerimi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Van",
        "poet": "Abdullah Akar",
        "poem": "\n\nEy van, ey van,ey van\n   İçinde yar dolanır ey van ey van\n   Unutmam seninle geçen günlerimi\n   Eller bilmesin ey van ey van\n\n   Dünyada varmı senin bir eşin\n   Tarih yazılı her bir taşın\n    Kutladığım, senin bu kaçıncı yaşın\n    Söyle bana ey van ey van\n\n     Varmı ki senin bir benzerin\n     Bu tarihler hep senin eserin\n     Tarihe gümülmüş tüm şehitlerin\n     Öyle deyilmi ey van ey van\n\n     Gölüne baktım ummana benzer\n     Üstünde vapur kayıklar gezer\n     Kızların al gerdana inciler dizer\n     Bak hele bak ey van ey van\n\n     Her dostunu bağrına bastın\n     Kubatoğluda senin bir dostun\n     Bize gelendemi böyle sustun\n     Ne susarsın ey van ey van\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Vatan",
        "poet": "Necmiye Sarpkaya",
        "poem": "\n\n\nNe gönlümde takat \nNe kalemimde mecal \nEy vatan Fatihler gönderdim senden \nOrhanlar emanet ettim topraklarına \n\nNice dostlar bıraktım yarınlara \nBir akşam vakti aniden biten hikayemizden \nBiraz hüzün biraz gurur \nBiraz sen biraz ben biraz da dostluk kaldı geriye \n\nKaderimiz gitmek olunca \nYarınlarımızı umutlarımızı alıp düştük yollara \nAştık anlı şanlı torosları \nUlaştık uçsuz bucaksız ovalara \n\nGeriye dönüp baktık bir arpa boyu yol /Gidilen \nMeğer hep dönmüşüz kendi etrafımızda. \nHangi yöne dönsem aşinalık/ bir hatıra\n\nUykusuz yorgun bitkin / Vakti gelmiş vedanın ne çare \nUzun yolculuk başlamış bir kere \nGözyaşları zoraki tutulan \nBizim payımıza yine hicran yine hasret \n\nNe gönlümde mecal \nNe kalemimde takat \nBu hikayeyi bitirmeye\nYazgımız gitmek olunca\nNe mecal ne takat \n\nNecmiye Sarpkaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Vatan",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nGönül vermek desem,acaba ne ki\nUğruna gönlümü katıpda serdim\nToprakda toz olsam,can değer mi ki\nEy vatan ben sana tenimi verdim\n\nAğlasam sesimi,duyarmısınız\nDokuna bilsem de sayarmısınız\nŞehidim desem de kıyarmısınız\nEy vatan ben sana canımı verdim\n\nBilmezdim cenneti,bu kadar güzel\nOlan sözler yetmez,her şeyi özel\nŞahadet şerbeti,var ise ezel\nEy vatan ben sana canımı verdim\n\nHer yer aydınlıktı,düşmeden önce\nAskerlik bir yoldu,cana güvence\nDünyaya doymadan,giden her gence\nEy vatan ben sana tenimi verdim\n\nAllah’a yaklaştın,bak duyuyorum\nHakikat uğruna,can uyuyorum\nSevdalı bayrağa,al koyuyorum\nEy vatan ben sana tenimi verdim\nBahattin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Vatan",
        "poet": "Caner Kara",
        "poem": "\n\nTanrı’nın adıyla Türk ad alarak\nSevgisini tek bilip ve doğduğum ey vatan\nÖnce toprağına avuç açarak\nÜstünde emekleyip diz vurduğum ey vatan\nAdı için Allah’a yakararak\nSecdede hak bilip baş koyduğum ey vatan\nNeden toprakların yiğitten çorak\nDaha dün sefer açıp toy kurduğum ey vatan\nSeni kime bıraktım uyuyarak\nUyanıp bin parçadan,bir bulduğum ey vatan\nYaban elin yabanına kanarak \nTükenip umudunu kuruttuğum ey vatan\nNasıl geri döndük,neden durarak\nSır değil,yaram benim,bu sorduğum ey vatan\n\n \nYiğitler her yerden fışkırarak \nSel olsun,çekilip de sığındığım ey vatan\nBiri çıksın,”TÜRK” desin haykırarak\n“TİTRE VE KENDİNE DÖN”dayandığım ey vatan\nErimeyen dağı taşı kırarak\nÇıkalım,bayrağına boyandığım ey vatan\nSenden çıkıp,yine sana vararak\nKoşalım,yetmedi mi ağladığım ey vatan\nSenin olsun dünya denen yuvarlak\n1 metre yer,koynun olsun uzandığım ey vatan……………………\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Vatan",
        "poet": "Özdemir Burun",
        "poem": "\n\nBeş temmuz bin dokuz yüz seksen iki,\nDavul zurnalı düğün sana vatan.\nTopkapı’da akşam saat on iki,\nSenin ne büyük sevgin var ey vatan. \n\nBindik bir otobüs dolusu asker,\nSevinçten ağlayan gözyaşın siler\nKimisi vatan türküleri söyler,\nBu sevdalılık sanadır ey vatan. \n\nAyrıldı herkes en çok sevdiğinden,\nKardeş, bacı, çoluk, çocuk, eşinden, \nAna, baba ve de nişanlısından,\nSenin sevgin bir başkaymış ey vatan. \n                                   17.07.1982\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Vekiller",
        "poet": "İbrahim Şık",
        "poem": "\n\nTezkereyi onaylayan ey vekiller \nHiç düşündünüz mü ne dedi diller \nHep garibanın oğlu şehit oluyor \nBaşından düşünün yanmasın eller \n\nSoruyorum oğlunuz hiç gittimi doğuya \nHiç katıldımı operasyona veya pusuya \nSizlerin rahatı iyi keyfe denecek yok \nAma bakın şehit anaları hep kan kusuyo \n\nOrada müslümana mı sıkacağız mermiyi \nBakmaya gideceğiz İsrailin yaptığı sergiyi \nTezkereye oy veren tüm vekillere diyorum \nSizin değil Anadolu’nun çocuğu her biri \n\nŞIKOĞLU’yum sorarım şehit olan askerin \nSöyleyin kaçtanesi var. Yokki asla vekilin \nBu millet hep böyle uyumaz elbet sorarlar \nÖlenler hep yabir köylünün yada bir garibin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Yafes Soylu",
        "poet": "Batur Nafiz Tançağlar",
        "poem": "\n\nEy Yafes soyundan Turan oğlu Türk,\nGeleceğinden tasalan, kork ve ürk.\nAyağın yalın, baldırın çıplakken,\nBaşın açık, eline geçer mi kürk… \n\n31 Temmuz 2006 - Güneşli/Bağcılar/İst.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Vicdan..! ..Çağrı..",
        "poet": "Hasan Ceylan",
        "poem": "\n\nBir Sessiz çoğunlık\n\tBir sessiz Çığlık…! \n\t\tOkutmak istiyoruz Çoçuklarımızı\nSüt veren Dana gibi\n\tSaat başı sağmak\n\t\tSoymak istiyorlar bizi..bizleri…\nEn güzel yalanları uydurarak…\nYarı kışlaydı\n\tCamilere çevirdiler adeta\nDemokratik ve Milli Eğitim\nEzberci,hatipçi,papağan\n\tKopyacı,fotokopici…\nKüheylan,kabadayı…\nKayıt çilesi,Şartlar,şurtlar silsilesi…\nNerede kaldı.Tüyü bitmedik yetim hakkı\n\t\t\t\t\thakları…\nGünümüz bilim ve teknik imkanların\n\tHer derse uyarlanması,\nVar olanlarının \n      CD,VCD,DVD tüm okullara çoğaltılarak dağıtılması\n\tVe kullanılmasının sağlanması…Şart.! .Şart  efendiler\n\tBeyler,beyefendiler…\nVermeden almak\n\tCenab-ı Allaha mahsustur,efendiler,beyler,beyefendiler..\nİyisi,iyileri bizim\nKötüsü ki; \n   Eğitemediğimiz,yetiştiremediğimiz,ilgilenemediğimiz…\nTu kaka,tu kaka  olamaz,olamaz efendiler,beyler,beyefendiler\n\tNe cevherdir benim gençlerim\n\t\t           Benim gençliğim…! \nHorlanan,itilen,kakılan\nAzarlanan,çoçuklar,gençler,insanlar…\nNe zamana kadar,nereye kadar…\nEvet,daha iyi yetiştirmek adına; \n\tTürk Eğitim,modası,inkişafı..\n\tEtüd çalışmaları\n\t\tYetiştirici kurslar soygunluğu\n\t\tYaz kursları çılgınlığı..! \nBunlar eğitim sistemimiz içinde verilmelidir..! \nVe gerçektende\nÖğrenciye bir şeyler verilmeli,kazandırılmalıdır..\nEğitim pahalı ve lüks \n\tBir süs ve zevk aracı\nboşa geçirilen zaman,hayat dilimi değildir,efendiler,beyler,beyefendiler..\n\tHanımlar,hanımefendiler\nBir sessiz çoğunluk..\nBir sessiz çığlık…Çığlık..! \t\nYa yaşam boyu eğitim..? \nSürekli öğretim..? .,kendini yenileme,geliştirme..! Çığlık..!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Varlıkları Var Eden",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nEy varlıkları var eden varlığından haberdar eden gücün ve kudretin sahibi yüce Allah\nİnsanlığa vazettiğin emirlerine uymayı nehiylerinden de sakınmayı nasip eyle\nİnsanlara da hayvanlara da insanca davranmayı davranabilmeyi ne olur nasip eyle\nEy akıl sahiplerine akıl ikram eden diğer canlıları da fıtratla donatan Allah'ım\nEy kainat sistemini\" sümmesteva alel arş\" ayeti ile onurlandıran yüce Allah'ım\nIrkçılıktan uzak kalmayı tercihin olan kavmi kimliklere saygıyı nasip eyle Allah'ım\nİnsanlar arasında insan olmanın dışında hiç bir unvana iltifat etmemeyi nasip eyle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Yağmur Kalbimize Yağ",
        "poet": "Adem Özbay",
        "poem": "\n\nYağmur yağıyor.\nIslanan çocuklar var, kimsesiz ve çaresiz.\nAnneleri toprak olmuş, babalar savaşta belki de.\nVe yağmur yağıyor.\nSarılıyoruz doyasıya çocuklarımıza.\nÖpüyoruz, kokluyoruz.\nVe yağmur yağıyor.\nUfak bir dilim ekmeğe razı çocuklara inat,\nBallı börekli sofralardayız.\n\nEy yağmur,\nKalbimize yağ ve insan eyle bizi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Yafes Soylu",
        "poet": "Nafi Çağlar Hacıömerli",
        "poem": "\n\nEy Yafes soyundan Turan oğlu Türk, \nGeleceğinden tasalan, kork ve ürk. \nAyağın yalın, baldırın çıplakken, \nBaşın açık, eline geçer mi kürk… \n\n31 Temmuz 2006 - Güneşli/Bağcılar/İst.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Yar",
        "poet": "İmren Çelik",
        "poem": "\n\nvurgunu olduğum tarifi imkansız acılarımın kahramanıydın sevgilim..\nferyat figan içinde kalan düşlerimin en sesli susuşlarıydın..\nşafakta beliren senin yüzündü..\nsadık olmayan saatler bir bir akıp giderken yalnızlığın kollarına; \nkömür karası gözlerine tutuştuğumdun..\nyüreğimi yüreğine teslim ettiğim; \nsesime ses katan aşk'ına yüzümü sürdüğümdüm ey yar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey yar!",
        "poet": "Savaş Çakır",
        "poem": "\n\nNe hasta bekler sabahı\nNe gece ölüye doyar \nDuyulmaz ruhun eyvahı \nVakit tam olmuşsa ey yar!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Yar",
        "poet": "Ahmet Aka",
        "poem": "\n\ney yâr / sevgili yâr \nkırdım yine yokluğunda kalemi \nastım umutları darağacına \nbir haziran sabahı, aynalı çarşı şarkılarıyla.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Yar",
        "poet": "Ahmet Türkkan",
        "poem": "\n\nAşk denen esaretten bir çığlık... \nKırıkmı tüm gönüllerimiz kırık.... \nUzun geceler onu beklemekteler... \nHicranımıza hicran eklemekteler.. ﻿ \n\nÖmür dediğin fedadır sana ey yar...\nBu günülde senden hep bir sen var..\n\nSuretlerde gördüğüm bir sen var...\nGelmesende dünyada bir ahiret var...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey YAR**",
        "poet": "Tevfik Can",
        "poem": "\n\nEy hatırasıyla kaldığım YAR! \nArtık aramızda bir cihan var.\nSen orada İlahi güzelliği seyretmenin sefasında.\nBense bıktırıcı ayrılığın azabında.\nBütün nağmelerin kulağıma bir feryat gibi gelmesi bundan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EY Yalnızlık, Yurdum yuvam yalnızlık, Vahşi gurbetteki yalnızlık",
        "poet": "Mehmet Deli",
        "poem": "\n\nEY YALNIZLIK! YURDUM YUVAM YALNIZLIK \nVAHŞİ GURBETEKİ YALNIZLIK...\nEy gurbet O kadar uzun ve vahşi yaşadım ki senle \nGÖZYAŞLARIMLA DÖNMEK MÜMKÜN DEĞİLDİ SANA\n\nEy yurdum! .Şimdi beni bir ana gibi parmaklarınla korkut; bir ana gibi bana gülümse..\nVe deki bir zamanlar bir kasırga gibi benden uzaklaşan kimdi\n\nEY temiz berrak gök, ey ışık uçurumu sen beni kuşattıkça ben sana geliyorum.\n\nEy yalnızlık,yalnızlık benim asalet-imdir ey üstümdeki mahcup parlak gök! ,\n\nEy güneş doğmadan önceki bahtiyarlığım ey temiz ve içten bakışlı ben.....\nGündüz oluyor onun için gel bir yalnız birleşelim\n\nEy yalnızlık yurdum gibi yalnızlık,sesin bana ne mutlu ne içten sesleniyor... \n\nEy etrafımdaki mutlu sessizlik ey huzur veren yağmur ey temiz kokular her sessizliğin ve sakinliğin ne temiz nefes alışı var sessizlik beni ne temiz ne umutlu dinliyor...\nEY yalnızlığım Kendi kalbine baktığın zaman orada kötü bir şey görmezsen, ürkülecek ve korkacak ne vardır?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-Ey yar",
        "poet": "Nuray Ülker",
        "poem": "\n\nEY YAR\n\nEy yar ben seni\nSakinliğin için seviyorum\nEy yar ben seni\nSuskunluğun için seviyorum\n\nEy yar ben seni\nHuyun için seviyorum\nEy yar ben seni\nUfkun için seviyorum\n\nEy yar ben seni\nYolun için seviyorum\nEy yar ben seni\nAklın için seviyorum\n\nEy yar ben seni\nSahib’in için seviyorum\nEy yar ben seni\nHabib’in için seviyorum\n\nEy yar ben seni\nDoğruluğun için seviyorum\nEy yar ben seni\nSen olduğun için seviyorum\n\nEy yar ben seni\nHayatı paylaştığım için seviyorum\nEy yar ben seni\nSeninle anlaştığım için seviyorum\n\nEy yar ben seni\nYokluğunda özlediğim için seviyorum\nEy yar ben seni\nVarlığında bile özlüyorum.\n\nNuray Ülker\nDeğerli eşime ithaf olunur\n\n\n\ney yar attın bizi dünyaya \ndaıldırdın hülyalara \nyüreği sevgi dolan \numut dolu kuluna \ngönlüne eş tutan \nsevgili yaranına \nbeslettiğin sevgiyi \ndağıt tüm kullarına \nsonsuz sevgi bahçesi \nsosyal aile içi \nbirlik beraberlik \nahenkli bir evlilik \nnasip ola yarabbi. \nsenin sevgini \nbesleyip büyüteni \nhem seni \nhemde seni sevenleri \nbende severim \nYARABBİ. \n\nteşekkürler \netkili ifadenize \nyüreklerinizi dolduran \nsaygılı sevginize \ntüm kainatın üzerine \ninsin inşallah bu gece..... \n\nışığımız diler her an \nsevgi saygı hürmetle \nışık olalım kalplere. \n\nIŞIĞIMIZ \n\nrumuzlu kardeşime teşekkürler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey yar hüzün sarmış halini, solan cemalini…",
        "poet": "Mustafa Cilasun",
        "poem": "\n\nBir vakitler\nNe kadar şevk ve \nMuhabbetliydin\nSanki yalnızca \nKonuşan ümittin, \nSürur adresiydin\nHer zaman çocukluğunu \nİçinde yaşatan, \nİmrendiren nazardın\n\nSonraları\nBirbirimizden \nUzak kaldık\nFarklı vilayetlerde \nYaşamaya şartlanmıştık\nÇare yoktu, \nAile kararıydı, \nRızk kaygısıydı \nVe biz vedalaşmıştık\n\nBir zaman\nMektuplaştık \nVe haberdar olduk\nSonra her ne sebep \nVe saiktense \nBir daha buluşamadık\nBilsen ne çok \nÖzlemiştim seni, \nBizlere tebessüm \nEttiren latif halini\n\nDuydum ki\nAile kararıyla bir \nAkraba ile evlenmişsin\nO an ve halime \nİşleyen zamanda \nİçimin titrediğini hissettim\nÇünkü sen zaten \nAile baskısı altında \nİnleyen bir garip \nKuş gibiydin\n\nBaban \nÇok sertti\nAnnen çaresiz ve \nBizar bir haldeydi\nBazen aile tartışmanız \nSokaklara yansırdı, \nSen utanırdın\nGeçen yıllarda \nBabana çok kızardım, \nAnnene zavallı \nNe yapsın diye acırdım\n\nSen ise\nRuhun ve kalbinden \nÇok uzak bir nefese\nKurban edilmişsin, \nOnunla yalşamaya \nMahkum edilen hicrandın\nHasret ve sevda \nSenin halinde \nVe melalinde ne kadar \nZarif duruyor bir bilsen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey yavru vatan",
        "poet": "Remzi Timar",
        "poem": "\n\nVarlığın her TÜRK'e bir gurur katar\nCanım sana kurban ey yavru vatan\nBeşparmak dağında şehidim yatar\nCanım sana kurban ey yavru vatan\n\nAkdeniz'de canlı bir köprü kurduk\nYa Allah Bismillah deyipde vurduk\nUğrunda dünyaya hep karşı durduk\nCanım kurban sana ey yavru vatan\n\nGüç birlikten doğar sanma çökeriz\nBeşparmak dağını kökten sökeriz\nUğrunda biz yine çok KAN dökeriz\nCanım sana kurban ey yavru vatan\n\nHiç korkma boşuna çatma kaşını\nTÜRK HALKI arkanda dik tut başını\nRemzi der ki vermem tek bir taşını \nCanım sana kurban ey yavru vatan\n\n17-11-2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Yezit Sen Neden Yeldin",
        "poet": "Pir Sultan Abdal",
        "poem": "\n\nEy Yezit sen neden yeldin kastıma\nErdebil'de Şah Safi'den buyruğum\nİlettin Urum'a çoban eyledin\nSırtımdaki alet midir çağlığım\n\nMağripten de çatal nurlar doğarsa\nMümin kula Hak rahmeti yağarsa\nHasan Hüseyin bana sahip olursa\nYanımdakine çok olur eyliğim\n\nOl İmam Zeynel'e merdan uyarsa\nİmam-ı Bakır'dan içer ayarsa\nİmam Cafer buyruğunu duyarsa\nAnın için Hak yanında baylığım\n\nMusa Kazım ciğerimi yakıyor\nIrmaklar Cennet'te kevser akıyor\nAslımız İmam Rıza'ya çıkıyor\nMuhammet Ali'ye vardır soyluğum\n\nTaki Naki'ye iradet getirdiğim\nDüldül oldum Şah Ali'ye götürdüm\nYöğrük oldum üç yaşında satıldım\nKimseler de bilmez benim taylığım\n\nPir Sultan Abdal'ım alır satarım\nAskeri Mehdi'ye meyil katarım\nMansur olup şu cihanı atarım\nHer ağaçta olmaz benim yaylığım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey yıldız",
        "poet": "Berkan Şahin",
        "poem": "\n\nGözleri yıldız,kara çarşafta bir çığlık\nYırtıyor karanlığı gözlerinden akarak\nNe olur ey yıldız gelip gözlerime ak\n\nGözleri yıldız,kara elmas saçları dağınık\nHırçın bir deniz gibi, tıpkı karadeniz gibi\nDerin bir sessizlik,fırtına koptu kopacak\nNe olur boğ beni, tıpkı bir deniz gibi\n\nGözleri yıldız, gonca gonca tebessümler\nsensiz gelmez bahar, kar hiç kalkmayacak\nNe olur bende aç,bahar olsun her bir yer\n\nGözleri yıldız, bense zifiri karanlık\nBu ebedi gece hiç mi son bulmayacak\nGözleri yıldız, kara çarşafta bir çığlık\nNe olur ey yıldız, de ki sabah olacak.......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Yiğit Mehmet...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nHep kalleşçe, kahpece ve alçakca vururlar,\nSonra da kaçar, birilerinin ardında dururlar,\nDünya onlara da kalmaz bir gün def olurlar,\nHep kalleşçe, kahpece ve alçakca vururlar,\n\nSen, Allah peygamber vatan millet dersin,\nSen vatan için, seve seve ölüme gidersin,\nBu cennet vatan için cân feda, cân dersin,\nHep kalleşçe, kahpece ve alçakca vururlar.\n\nSen, bu cennet vatanın için, cânını verirsin,\nHayvanda akıl var mı var mı bunu ne bilsin,\nEy Yiğit Mehmet, kahpeler önünde eğilsin,\nHep kalleşçe, kahpece ve alçakca vururlar.\n\nSen hep alnından vurulursun, şehit olursun,\nHesap günü o Arş'ın, gölgesinde durursun,\nBir bakarsın peygamberi yanında bulursun,\nHep kalleşçe, kahpece ve alçakca vururlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Yigit",
        "poet": "Ozan Telli",
        "poem": "\n\nvoltalarin düsman kovalar gibi\ntürkülerin bizim havalar gibi\nsen nasil mahpussun bre kardesim\nnar yüregin sonsuz ovalar gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey, Yarim!",
        "poet": "Ozgur Karatekin",
        "poem": "\n\nEy, yarim! \nSen de sorguladın aslında\nCennet nerede diye! \nSorguladın değil mi? \nOysa cennet çok yakında.\nCennet sen\nCennet ben\nCennet, ikimizdik.\nElin tutunca elimi\nCennet orasıydı işte.\nVe hatta yine o sihirli\nBeyaz ellerinle\nDokununca yüzüme\nOrasıydı kesinlikle\nOrasıydı cennet.\nOrası cehennem olamaz elbette.\nCehennemin ateşi kızıl\nKıpkırmızı yanar.\nSenin de yanakların al, al\nAma beyaz ateş dökülüyor\nElma yanaklarının altından.\nSen kalbimi böyle ısıtırken\nKiraz dudaklarından\nBal yüreğine\nUğrunda yanan gönlümden\nYangın, yangın sevgimi akıtıyorum ben de.\nEy, yarim! \nİşte seni böylesine bir tutkuyla seviyorum.\nVe soruyorum:\nBenim sana olan bağlılığımla\nSen de bana sarılacak mısın? \nÖyle sımsıkı sarılırsan bana\nVe gülersen ebediyen\nBen de hiç üzülmem zaten.\nVe tüm acılarımızı sileriz ezelden.\nSileriz bitanem.\nEy, yarim!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey zal",
        "poet": "Yeşilin Kızı",
        "poem": "\n\nEy zalim hayat\nBizim gibi zavallılara\nNe gibi oyunlar oynadında\nBizi böyle anlaşılmaz\nBöyle dostlarımızdan\nSevdiklerimizden \nUzaklara bir kar tanesi\nGibi savurdun\nAramıza kilometre taşlarını\nNasıl kıydında \nDiktin \nEy zalim hayat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Yüce Râbbim",
        "poet": "Şebap Teker",
        "poem": "\n\nYaratığın alemin, seyrine bak\nHer şey, nizam içinde ve hak\nFakir hularının, kısmetini aç\nHer şeye kadirsin, EY YÜCE RÂBBİM\n\nYoldan sapana, göster doğru yol\nMuhtaç kuluna, biraz sabır,biraz pul\nKimine kanat verdin, kimine de kol\nHakikat sendedir, EY YÜCE RÂBBİM\n\nBiçare düşmüş, hasta yatana\nYaşlısına sabırla, iyi bakana\nHak için sineyi, kalkan yapana\nSabır dirayet ver, EY YÜCE RÂBBİM\n\nKullarına göster, gerçek hakkikat\nYolundan gidenlere, iman ittikat\nHasta kuluna, biraz şifa, biraz takat\nDirayet sendedir, EY YÜCE RÂBBİM\n\nŞebap kulunun, sende bulur hikmetti\nHelal kıldın bizlere, bunca Niğmeti\nSana biyad etmiş, cümle ümeti\nCenetinle şad eyle, EY YÜCE RÂBBİM\n05.03.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey yoksulluk",
        "poet": "Birsen Budak",
        "poem": "\n\nEy yoksulluk\nne kadarda çıplaksın\nve okadarda gerçek\nseni o yüzden çok ama\nçok seviyorum\ntıpkı sevdiğim gibi\nzenginliği yürekteki sevgi\nvede paylaşınca benle\noluyoruz\ndünyanın ve evrenin \nEN ZENGİNi\ney yoksulluk\ntattırdın bana güzelliği\nsahip olmak istemiyorum\nbende artık hiçbirşeye\npaylaşacak bu yürek\nsevgisini sonsuza dek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Zalim Gurbet",
        "poet": "Ayhan Gündür",
        "poem": "\n\nBitmiyor kederin, tükenmez gamın \nÖldürecek misin, ey zalim gurbet? \nUfaktan ufaktan esiyor samın \nSolduracak mısın ey zalim gurbet? \n\nÖyle bir seraba bağlattın beni \nHasret ateşiyle dağlattın beni \nOtuz dort senedir ağlattın beni \nGüldürecek misin ey zalim gurbet? \n\nUmutlarım vardı yok ettin benim \nSana ilenmemi hak ettin benim \nSimsiyah saçımı ak ettin benim \nYolduracak mısın ey zalim gurbet? \n\nİstikbal adına kazdın kuyumu \nSinir küpü ettin bozdun huyumu \nİnsafa gelip de artık suyumu \nKaldıracak mısın ey zalim gurbet? \n\nMikdatî der ettin gönlümü viran \nİyileşmez artık derindir yaran \nİnsafın mı yoktur her dakka her an \nSaldıracak mısın ey zalim gurbet?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Zalim Hayat",
        "poet": "Yeşilin Kızı",
        "poem": "\n\nEy zalim hayat\nBizim gibi zavallılara\nNe gibi oyunlar oynadında\nBizi böyle anlaşılmaz\nBöyle dostlarımızdan\nSevdiklerimizden \nUzaklara bir kar tanesi\nGibi savurdun\nAramıza kilometre taşlarını\nNasıl kıydında \nDiktin \nEy zalim hayat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Zalim",
        "poet": "Alev Yavuz",
        "poem": "\n\nitmeyecek mi iblisin barutu\nkan, büyük küçük herkezi boğdu.\nYaşanacak sevgi kalmamış gibi\nbarut kokan eller sevgiyi soldurdu.\nBu kadar kin nereye kadar\nsöyle ZALİM! \nsatılacak daha çok silahın mı var? \nDoğayı katlettin yetmedi sana\ninsanı kirlettin az geldi sana\nbunları seyretmek zul artık bana\nKötülük üredikçe maneviyat son buldu..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Zâlimler!",
        "poet": "Hanifi Kara",
        "poem": "\n\nEY ZÂLİMLER! \n\nKendin medenî sanan, kefere-i fecere\n“Bahar”ınız böyleyse, sizin “kış”ınız nasıl? \nÖzgürlük/demokrasi, hepsi birer bahâne\n“Bahar”ınız böyleyse, sizin “kış”ınız nasıl? \n\nAnaların yüreği, için için kanıyor\nŞuursuz Müslümanlar, bunu cihat sanıyor\nHama/Humus, Halep/Şam, gece/gündüz yanıyor\n“Bahar”ınız böyleyse, sizin “kış”ınız nasıl? \n\nDünden kalma kin ile, siz intikâm aldınız\nSavaş çıkarmak için, bir bahâne buldunuz\nTüm kurum/kuruluşlar, niçin sus/pus oldunuz? \n“Bahar”ınız böyleyse, sizin “kış”ınız nasıl? \n\nSıra sana gelecek, kemâle erdi yaşın\nÇakır keyfin yerinde, şimdilik tatlı aşın\nÖlenler varsın ölsün, ne dindaşın/soydaşın\n“Bahar”ınız böyleyse, sizin “kış”ınız nasıl? \n\nSâde uzaktan baktı, melek maskeli zâlim\nTüm dünya senden bıktı, melek maskeli zâlim\nFoyan ortaya çıktı, melek maskeli zâlim\n“Bahar”ınız böyleyse, sizin “kış”ınız nasıl…? ? ? ! ! ! \n\n18/02/’13\nHanifiKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyle",
        "poet": "İbrahim Çiçek",
        "poem": "\n\nDerman arayanlar bulur\nSabır eyle gayret eyle\nYaradan dan ilham alır\nSabır eyle gayret eyle\n\nÖnce sen kendinle barış\nHep can dost bulmaya çalış\nİyilik yapmak için çalış\nSabır eyle gayret eyle\n\nYalnız benim nefsim deme\nSözünü büyük söyleme\nKimseyi mutsuz eyleme\nSabır eyle gayret eyle\n\nEmpati yap zihnini yor\nBazen kendine hesap sor\nBöyle düşün kararı ver\nSabır eyle gayret eyle\n\nİbrahim’ce son kararın\nKendine verme zararın\nHerkese olsun yararın\nSabır eyle gayret eyle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey zaman",
        "poet": "Mehmet Yaşar A",
        "poem": "\n\nvarsıl bir kapıda feleğin mührü\nyalnızlıktan içeri girmektir\ndingin sularda\n\nyüzünün  kıvrımında  gülümseyiş\naşka davettir\nderin uykularda\n\nkaranlık korkutur insanı\nölüm bir inceliktir\nkalabalık yollarda\n\ney zaman sen de geç git\nkaranlık sokaklarda\nkaranlık sokaklarda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eydost",
        "poet": "Fahrettin Selçik",
        "poem": "\n\nE Y D O S T\n\nGelen kurban,asrın son bayramıdır,\nYapılacak seçim ise,parlamentoya uyarıdır,\nBizlere düşen görev,uygun ve uygar seçim,\nNeticesinde hedeflenen,yeterli geçim.\n\nUmutluyuz çünkü çağ değişiyor,\nYavaş dahi olsa, ülkemiz gelişiyor,\nİnsanların yapısı değişecek elbet,\nMemlekete gelecek bolluk,bereket.\n\nELKİMA gelişime ayak uyduracak,\nSektöründe,rakipleri aşıp lider olacak,\nDiliyorum işiniz bol aşınız tatlı olsun,\nBu vesile ile bayramınız kutlu olsu\n\nF.Selçik  20 Aralık 1999 İzmir\n,\n\n.\n\nUmutluyuz çünkü çağ değişiyor,\nYavaş dahi olsa, ülkemiz gelişiyor,\nİnsanların yapısı değişecek elbet,\nMemlekete gelecek bolluk,bereket.\n\nELKİMA gelişime ayak uyduracak,\nSektöründe,rakipleri aşıp lider olacak,\nDiliyorum işiniz bol aşınız tatlı olsun,\nBu vesile ile bayramınız kutlu olsu\n\nF.Selçik  20 Aralık 1999 İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyledik Günah",
        "poet": "Ramazan Ateş 2",
        "poem": "\n\n\"Dertsiz başımıza dert açarak,\neyledik günah\nAşkın yelesine tutulup savrulduk, ahu vah...\"\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyle - 2",
        "poet": "İbrahim Çiçek",
        "poem": "\n\nDerman arayanlar bulur\nSabır eyle gayret eyle\nYaradan dan ilham alır\nSabır eyle gayret eyle\n\nÖnce sen kendinle barış\nHep can dost bulmaya çalış\nİyilik yapmak için yarış\nSabır eyle gayret eyle\n\nYalnız benim nefsim deme\nSözünü büyük söyleme\nKimseyi mutsuz eyleme\nSabır eyle gayret eyle\n\nEmpati yap zihnini yor\nBazen kendine hesap sor\nBöyle düşün kararı ver\nSabır eyle gayret eyle\n\nİbrahim’ ce son kararın\nKimseye verme zararın\nHerkese olsun yararın\nSabır eyle gayret eyle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylem - 2",
        "poet": "İlhami Güneyler",
        "poem": "\n\nEngebeli bir yol hayatım\nYoruldum bitmeyen çilelerden\nLatifelere sarıldım\nEğlendim ağlarken\nMutluluk maskesine saklandı gözyaşlarım\n2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey zalim gurbet?",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\n\n..........Okuyan: Ozan Fedai Koç.......\n\nBitmiyor kederin, tükenmez gamın\nÖldürecek misin, ey zalim gurbet? \nUfaktan ufaktan esiyor samın\nSolduracak mısın ey zalim gurbet? \n\nÖyle bir seraba bağlattın beni\nHasret ateşiyle dağlattın beni\nOtuz dort senedir ağlattın beni\nGüldürecek misin ey zalim gurbet? \n\nUmutlarım vardı yok ettin benim\nSana ilenmemi hak ettin benim\nSimsiyah saçımı ak ettin benim\nYolduracak mısın ey zalim gurbet? \n\nİstikbal adına kazdın kuyumu\nSinir küpü ettin bozdun huyumu\nİnsafa gelip de artık suyumu\nKaldıracak mısın ey zalim gurbet? \n\nMikdatî der ettin gönlümü viran\nİyileşmez artık derindir yaran\nİnsafın mı yoktur her dakka her an\nSaldıracak mısın ey zalim gurbet?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylem",
        "poet": "Akın Akça",
        "poem": "\n\nözgürlüğünü seç! ! ! \n-\n\nBaşı bulutlarda,\nayakları yere sağlam basılı\nher zaman için yavru çalı.\nHiçbir şey sen saklamazsın\nkendini salıverdiğin kendinden.\n\nRanzada birkaç nöbet; \navcunda,\nbuzdolabı kapağından\nalınma süs uğurböceğin,\nkafanda aklın …\n\nYan yan yürüyen yeni yengeçler varet,\nkurumasını engelleyeceğin\ngöller ile.\nÇık ranzaya, doluş; \nmerdivenin kısa mesafe.\n\nNiye\nhakça zamanlarda\nyargısız infaz? \nGiyotin gibi bıçak da tereyağında\nşerbeti aşkın …\n\nDiyelim\nküçük Karamürsel’de \nyeni, New York bir kuyruk; \nKuyruğa girdi yolluk.\nKaç jenerasyon beklenebilir\nbir çay\n\nBir haber, \ntelefonda bir gece.\n“Niye yok yüzük.”\nGece uyunulan zor bir gece.\nSabah, \nfır.. kuyumcu.\n\n*\nRaptiyeler ovasında,\nyere çakılı da hepsi.\nAşk, şanlı uğurlu\nkanatlanmış raptiyeler ama,\nmetal kenarları yukarı bükülü.\n\nHele koşmalı! ! \nBelki bir rüyadır hepsi.\nRüyayı ortaya çıkaracak bir rüya\ngene,\nher zamanki …\n\nNasıl böyle olmuş? \nKanatlanmış raptiyeler.\nDikenler\nher yere doluştu dikilmeyenler\nselamsız davetsiz.\n\nGeçtiğimiz kan okyanusunda\nenerji var, yılgınlık var.\nKurtulmak var, kaybetmek var.\nSevmek var, ve sevilmek:\nAma az da sana bıraktım:\n\nSanma ki bir kötürümdür\nbezeleşmişliği bezdirilmemiş sevgilinin\nki sevgilinin, onun\nsevdiceğe bıraktığı özgürlüğün.\nVar aklın, fikrin var; \nolmaksızın panik karar işe ancak yarar.\n\n9:56, bir sabah daha; \ndeh! dün gece sabaha vardı.\nAma yazı da dileriz\nilkbahardan sonra.\nAma sonsuz olsun.\nYollar bulunsun, km taşları da dursun.\n\n*\n\nÇiçek okyanusu,\nartsın varoluşta hep arıların.\nRenkli çiçek tozları, polenler\nhavada uçuşup dursun,\nkeyif versin.\n\nAğaçlarla bezensin ormanlar\nkaybolan ama erkek peri bulunsun\nVe saklanmış kızberi\nne kadar çetrefilsin, karışıksın, adının\nne denli olduğuna yansıttığı gibi.\n\nYoksa değil misin? \nKarmaşık değil misin.\nSaat 10:05\nkuşlar cikliyor şehirde dışarıda.\nBilgisayar yazıda.\n\nOtomata takılmış \nhislerin beşiği; \nhissedebiliyor musun, yanda, \ntahta çekmecelerin üzerindeki yeşile fildişi\nkültablasından başını uzatan kaplumbağayı…\n\nAklın kuyruğuna asılmış merak\nzeka kuyusundan çıkar iken,\nen dip bir ışık,\nduygularımız\nbirleşikliği göklerin,\nyıldızların nezaketi …\n\nŞehirde misin,\nokulda? \nKoşup oynuyorsan neşelisindir.\nKötü, korusun Tanrı, hasta isen.\nYan gelip yatıyor isen, düşünceli…\nYa yastaysan.\n\n*\n\nDalgaları dövüyor da\ndenizin\nkıyıları; \naltın kumsal bağırıyor,\ndövünüyor -bir nevi…\n\nKumda da fırtına başladı.\nSanki hayat da\nkendini katmaya çalışıyor\ndirenenlere zamana.\nHayatla zaman farklı şey mi ki ama? \n\nYükseldikçe\nrutubet derecesi,\npatlak veriyor arzın nefesi\n-poyraz-\ndüne kadardı ve her zaman.\n\nDamla damla yağdırılan yağmur,\nemek fidanları ki şimdi ağaç oldu diken bahçelere,\nkurumuş bir sonbahar seviyesince\nçıkmaz sokaklara,\nsüzülmüş ama hissedilmemiş\n\nvampire gecelerinden birinde\nki ıssız tuğla sokak\nbela örtünüyor şafağı sivri dişlerinde\ngüz seviyesince\naldığı mevsimlerin ölümü’nden.\nAmasla! ! ! \n\nRockfeller dağa çıkmış, çıkmış ya da kaçmış; \nVirgin Records’la Rich Richie \nbalonla yolculuk yapmış. ‘Ya bizim? ’ derler ha\n‘..bizim bunlardan eksik neyimiz…’\nCanım, canım, canımmmmmm,\nbirbirimizin herşeyiyiz.\n\n*\n\nSoralım pergele \nçizdiği çizgiyi, ne demiş:\n‘Ben, kurşun üzerinden\ndüz çizdim; ama dersek,\niğneli taraf biraz esnek battı.\n\nKağıda batan iğneli bacak,\ngiderse eğer sorup, sorup duracak; \nyaparsa aksini, mutlu olacak.\nKağıda batan iğneli bacak,\ntahta masaya değin batmadın mı? \n\nHoş, bir tren var Karayip’e; \niyi de, kaç kişi olacak içinde.\nİki dersem armut, bir dersem elma\nçünkü iki vücut bir yürek’te olur asıl sevda\nama ‘bir sevda’, ‘tek’ de sen o vagonda olama! \n\nSessiz bir kondüktör \ngeziniyor aramızda.\nVarolmayan aralıklar\nzorlanıyor oluşturulmaya.\nOlan bir şey bundan sorumlu olamaz! \n\nKonamaz bilekler baltaya.\nzarf olamaz mektuba, ayrılık gibi…\nYoramaz çift taraflı emeği,\nsapan bir tepkisizlik hüneri! \nBunun adına\nsilinmek denemez! \n\nKi tren mi silinmiş? \nDefterin kendisi, defter! tren de…\nYa trendeki sevgili? O neden silinsin? \nGamalı haca İsa mı çaktı ki! \nSu içip de içmedim mi dedi ki! \nSevdip de terk edicem mi dedi! \n\n*\n\nKonuşunca algılayan insan\nkonu ettiğini,\nkonu komşu “iyi..” deyip \ngeçse de bundan,\nsen bilirsin …\n\nKonuşmak,\nbir nefes alıp söze başlamak\nkadar bile zor değil\nher gün yaptığımız bu şey\nolanca basit,\n\nDüşündüğümüz, ya aşk, sevgi  ya nefretsi asit; \nbir seferlik …\nkuruntular,\nkomik.\nKomik, ama acı…\n\nNe anlayabilir insan\ndüşünmeyi reddederse,\nfarkına neyin varabilir\nkendinden aykırı olmayan hakkında\nkonuşmazsa, tek kızarsa, onla.\n\nBu tarafında\nakıl işlemeli, aşkın.\nDiğer her yer, duygu dolsun.\nÖyle de zaten.\nÖyle de zaten…\nDiğer her yer! ! ...\n\nSaatin yelkovanında yaratacağımız\nbirkaç zamansal kırışıklık\nbile gelecektir üstesinden\nkuyruğuna akrebin, ahtapotun kollarının.\nYola çıkmadan önce\nvardığımız yola çıktığımız yere varabileceğiz.\n\n*\nOklu kirpinin içinde\niki taraflı inançlı aşk.\nAkşamın sekizbuçuğu ile sabahın dörtbuçuğu.\nAkşamın dokuzbuçuğu ile altısı sabahın.\nAkşam daldayız, sabah kuş…\n\nKurusun sevgiler\nki rüya bir kabus değildir\nve asla da olmayacaktır! \nÇölden geçirilen kablolar\ntrafosudur anayurdun vahasının! ! ! \n\nTanıyanlarca bilinir,\nvaha ve anayurt:\nBir kişi değil, tümden …\nBütünden varolandır, yaşayan.\nYoka, yoksa ölü olmak kolay.\n\nÖlüm nedir? Yoksa ölü müyüz? \nÖleceğiz diye birgün\nvazgeçilmez bugünden! \nOnurun ayaklar altına alınmaması\nesas, cesaretin ibresi.\n\nAma yani: “Bak, gördün mü.”\ndiyebilesi bir tanıdık ses\naldıysa ders sürüyle tecrübeden; \nkorkup da kaçması,\nbundan kendisini suçlaması \ngerektiğini sanmasından mı? \n\nHalbuki ne ak pakım ya.\nHerkes tecrübelendi a canım.\nDeğer veren konuşur.\nBak, laf ettim, laflar…\nKov bakalım, “istersen..” niyetli başlayan…\nSayfiyedeki sivrisinek değilim. \n\n*\nÇıkmaz keyfi bu Tunalı’nın,\nçıkmaz,\nçıkmaz! \nCan çıkar huy çıkmaz.\nÇıkmaz! \n\nHer şey bir karar arefesi\nkadar uzak şafağa,\ngecenin üstüne bindirilmiş\nve soluk alış verişlerinde gündüzün.\nZor, kolay.\n\nZannı şu sessizliğini \ngecenin\ndinleyen kulak, ağaçlar; \nfırtınasını biçiyor\ngörünmez cellat aszrailin, Zs anna …\n\nYaz memleketinde, aşktan nem kapmış\narsız sevgilerin yoğunluğunda; \nneden bunca sessiz kalası,\nbitirilmemişlik! \nKalpte yaşatılan.\n\nBir öpücük\nbinbir buse\nçehrelerde,\nsürüyle gönül, gülücüklerde; \nbir el tutuş\nbinbir buse çehrelerde:\n\nCan çıkar, huy çıkmaz. Varmaz\nbu beşik şehir alan sellere! \nGerekirse hep baharda kalırız.\nGerekirse yaza varmayız.\nAsla ama ayrılmayacağız.\nUğurböceğini bile salmayacağız.\n\n*\nHayat,\nkaradelik sınırı olay ufku.\nDaima ışıklı ve ama netlik çok da net mi? \nTekilliğe düşen parçacık\nkaçan eşini etmiyorsa da kopya:\n\nsarf buna tersinme\nama sırf bu sebepli olmayan,\nbir şey çıkaralım dışarı o halde\nihtivalarımız usulü.\nAh, bak ne olacak! ! ! \n\nAğızda sıkılan kemik dişler\nya da 44lüğü Callahan’ın\niçerdeyken debelenen yumağın,\nSur çekilen kayaç setler ile.\nSabırtaşı ve öfke ayrı şeyler mi? \n\n‘Tut şunu Sensei! ; \nverdiğim bu eli, vermiş olduğum da.\nVe ne vardır diye sorma.\nSadece konuş! \nKonuş! ! \n\nEy ses tellerine anonim getirilen makas,\nmakas yanacıklardan almaya \nçalışıyorsun sen hala\nVe bu hepsi\naynı yumak! \nAynı yumak! ! \n\nLes Revenants:\nGöze görünür, ebedi nefrit,\nuğursuz çapulcuları sessizliğin; \nbitkileri rahat bırakın! \nSarmaşığın hüneridir Ahtapotun suçlu kolları \ndeğil kör gözlü masumu oynamak! ! \n\n*\nToprakta esen kısık ama \nşiddetli rüzgar,\ntüm mızraklarını düşür istersen\ngürlemeyecek olmaların’dan ve hepsi hedefini bulsun isterse\nve dilerse yaksın o, yıldırımlar! \n\nTüm sokakları geçilmeye\nodak içine girilen kurgu mitos labirent.\nBir fare bir sivrisinekten az farklıdır\nama insan \nda insanüstüdür! ! \n\nKöşelerden susulan ayna,\nne dendiğini sanıyorsun ki ne yansıtıyorsun! \nYalanı olmayan\nbiri kandırıyor (seni)\nyalancıktan, tüm bu yüzeyleri! \n\nİşte amazon kraliçesi leydim! ! Size ayrılan \nsadık bukle şu karşıki dağlarda\nya da onların kendisi o, ve ben\ntitrek şövalyenizse\no dağı buradan izliyorum, yönetiyorum.\n\nYeterince zaman geçmeksizin,\nulaşmak o karşıki dağlara istiyorum.\nBurada ‘burada olan şey’ o sadıklık:\nSadakat demiyorum, onun olmayışı\nbilirsiniz yok. Cesaretse, yok dağda bile.\nDağa katmalı cesareti, almalı ordan sadıklığı.\n\nBelki de dağın kendi anayurt da,\ncesaret avurtlarda halihazır o zaman da. \n13,5 milyar Kuasar,\nyıl-zaman ve ışığın dansında…\nPlanck Duvarı ortadan tüme denklendi\nve ama ikiye parçalanan olmadı…\n\n*\nBekçisi olduğu Freddy’nin,\nkızarmış bir fırın gibi kabuslarda \nkızıl bir gezegende\nbirileri bekliyor\nderin depo kaldırımlarda.\n\nBu yüzden asfalta çıktım gene.\nkaldırımlarda fazla\npark ediyorlarmış canım.\nZor oluyor yürümek…\nİşte, buradayım.\n\nİşte ordayım.\nBir kanca attım depoya\nama rüya’dan, değil kabuslardan.\nKaldırımdan değil, asfalttan …\n“Dağdaki kim, oraya bakan kim” deme! \n\nGeçen arabalar hep içinden\ngeçiyor, değil mi? \nZaten içimizden geçiyor\nenvai dalga boyu ışık.\nVe enerji, ve madde …\n\nHep içinden değil mi? …\nNe kadar görünmezsin sen sevgili.\nKavrarım ben seni,\nbırakmayacağıma değin! ! \no nasıl şiddetli! ! ! \no nasıl şiddetli,\n\nYeterince sarsıcı evrenini ve \nartan da…\n“Kudurdum” mu sanma\nçünkü kudurdum.\nŞımarmak kim biz kim,\nBen sen o yok\n\n*\n\nFena bir bıcı yapmalısın,\nüstüne bir de çehre\nyıkamalısın. Musluğu \navuçlayan sen Suya kendini verirsin\nalmaya olurun’u.\n\nÇok parlak bir öğlen yaz güneşi\ntüm dünyayı kundak gibi sarmaladı.\nParçalasın tüm hücrelerimizi! ! \nSonra sağnak bir yağmur,\n‘süren ‘aylarca’ ‘yüzlerce yıl’’…\n\nUyandığımda \nher tarafı kar kaplamıştı.\nUyuduğunda uyanmıştın \nsevgili.\nİlkbahar hiç bitmiyor.\n\nBahar hiç bitmiyor sana\nçünkü hep kış.\nKış, kış kış yapmaz ki\nkarının altında yatan\ndirilmeye doğaç ot örtüsüne.\n\nHiç sorma\nneler yaşadı tükenmeyiş.\nSera etkisiyle sararan ortam\ngeçti sanki bize de; \ntersinmesiyle vuku buldu, \nbuhar gidiş ve yağmur dönüş-geliş.\n\nZar kaplamalı bir som saati\nbüken boyutsal bilek,\nNehri akıtmaya muktedir ol\nbir süre.\nSonra yeniden kendin olursun,\nsaygında kusur etmezsin.\n\n-\nHaziran 08 ‘07\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylem - 6",
        "poet": "İlhami Güneyler",
        "poem": "\n\nEn büyük özlem\nYurdun kokusudur tüten\nLal olur dilim gurbet türkilerine\nElleşmen derindir vatan yaram\nMücadelem var döneceğim anam \n\n2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylem - 5",
        "poet": "İlhami Güneyler",
        "poem": "\n\nElmanın iki yarısı\nYaşanan çilenin adı\nLatife bir aşktı\nEn büyük tutku\nMutluluktan ıraktı\n\n2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylem",
        "poet": "İlkay Coşkun",
        "poem": "\n\nEylem\n\nköşe başlarında umarsız oturman\nneyin mücadelesidir bilinmez\n\nyaralar açılır atlasında \nhışımla dolaşır kavga\n\nkarartma gecelerinde eylem\nışığa yüktür bilesin\n\nher girilen savaşın aynasında\nboy vermişliğin olsun yeter ki\n\nİlkay Coşkun\n05.05.2013\n\nLacivert Edebiyat Dergisi\nTemmuz Ağustos 2013, Sayı 52\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyleme",
        "poet": "Arslan Yılmaz",
        "poem": "\n\nMerhamet bahrında abdan mahrum eyleme\nNergisin bağında gülden mahrub eyleme\nKapında kul eyle beytinde köle \nYeter ki kalbinden aşkım mahzun eyleme\n\nEbr-i nisan baharında lebden buseleri sun\nAşıkın çöle salsan namerhamet eyleme\nSahibi hayranının tenden sakıt eyleme\nCelili cemalinle odlara kul eyleme \n\n21.2.1984 SİVAS\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylem - 1",
        "poet": "İlhami Güneyler",
        "poem": "\n\nElleme yaralarıma\nYüreğime dokunma\nLallaşsın sevdaya\nEskisi gibi nasır tutsun hayata\nMutluluk sessizlikte saklı nasılsa\n\n2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylem Barış Kardeşime",
        "poet": "İbrahim Kılınç",
        "poem": "\n\nSözleriyle neşe katmış guruba\nÖzü güzel, sözü güzel kardeşim\nArayı soğutma, daha sık uğra \nÖzü güzel, sözü güzel kardeşim\n\nTek tek tüm canlara merhaba demiş\nO güzel gönlünden güzellik vermiş\nDavetim kırmayıp iyi ki gelmiş \nÖzü güzel, sözü güzel kardeşim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyleme koştuk duru",
        "poet": "Adnan Deniz",
        "poem": "\n\nElem bahçesinde hazza soyunduk,\nGelecek zamanlara genişçe serdik çulu.\nİnanç yağmurlarında yıkandık yunduk,\nYorduk yarını dünle, eyleme koştuk duru.\nSessizliğin sedası, ses verdi uzaklardan\nAçtık gönülden perde, dedik bizden buyuru.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylendiğim Sıla Sevdası",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nEy sevgili gönlüm\nSen işini bilirsin ya\nEğer temennisi bize kalmışsa \nHarmanından sevgi öğüten değirmenin\nSucu benim\nYağmurcu sen...\nİnsin gitsin yola bizi kafasınca esen yel\nÇavan gün yoldan yola serilip\nEy sevgili gönlüm\nNasıl olsa her yer sevgili\nBini birinden birini\nBen karışmıyorum orasına artık\nÇünkü sen\nİşini benden sormayacak kadar\nEmin ve eylendiğinde ehil\nElinle koymuş gibi desem az\nSevda sılasını bilirsin\n\nSeyfi Karaca........Kasım / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "~~Eylemez~~",
        "poet": "Özay Karakuş",
        "poem": "\n\nuğruna canın versen\n\nkes damarın kanın versen\n\ndaha her bir yanın versen\n\nkal eylerde dil eylemez\n\nyüzüne bakıp gülsen\n\nyüceden çağlayıp gelsen\n\ndağı taşı bile delsen\n\nyol eylerde sel eylemez\n\ngonca gonca çiçek açsan\n\nmiskü amber koku saçsan\n\nkanatlanıp göğe uçsan\n\nbülbül eylerde gül eylemez\n\nnurdan cemalini görsen\n\nsevda bağına aşk örsen\n\ncanı yoluna sersen\n\ndel eylerde el eylemez\n\nsaçın başın yolsan\n\nçiçek çiçek solsan\n\nrezil rüsva olsan\n\ntal eylerde bal eylemez\n\nMAHRUMİ sen halın bilsen\n\ngözün yaşınıda silsen\n\nonun için her gün ölsen\n\nkul eylerde kül eylemez\n\nÖzay Karakuş\n\n~~münhasıran~~\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyliyalar",
        "poet": "Kürşad Kalay",
        "poem": "\n\nOnlar bir şimşek fırtına gibi\nİslam uğrunda cihad eden\nDünya hayatından ahiret hayatını seçen\nDünya'nın ayakta kalmasını sağlayan\n\nGerçek evliyalar \nYeryüzünün aslanlarıdır onlar \nÇünkü evliyadır \nAllah dostudur onlar\n\nYeri geldiğinde keskin bir kılıç\nYeri geldiğinde sessiz bir kaplandırlar\nVe Allah'a her daim yakındırlar\nÇünkü evliyadır \nAllah dostudur onlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Şenol Mersin",
        "poem": "\n\nEylül de başladı bu düşler,\nBenimde düşlerim vardı zamansız,\nDün bugün ve yarın! \n\nBeklemekten usanmadım,hasretle,\nBir bebek düşler,\nUykumda uyuturdum! \nHoş geldin derdim,bir kız çocuğuna rüyalarımda,\nSonbahar rüzgarlarında savrulan yapraklara benzetirdim,hayallerimi,\nSürüklenirdi düşlerim zamansız,\n\nArzumdu! \nKızım diye sarılıp koklamak,\nOnunla ağlamak,onunla gülmek,\nArzumdu! \nEylül den beri,\nEylül de düşlemiştik kızımızı,\nEylül de istemiştik,\n\nHoş geldin aramıza, buğün senin günün,\nEylül den önce geldin,\nAltı mayıs doğum günün,\nHoş geldin gülüm..\n\nBiricik kızıma\n06/05/2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül 1",
        "poet": "Mustafa Nihat Ağacıkoğlu",
        "poem": "\n\n1\nEYLÜL\n\nve hayat bir şarkının\nnağmelerinde\neylül oldu\nbir şiirin mısralarında\n\neylül umuda adanmış kız\neylül bir şiirin dokuduğu aşk\neylül iki kalbin tek duayla dileği\neylül henüz yaşanmamış zamanın adı\neylül doğmadan adı konulmuş dünya güzeli\neylül aşkı efsaneleştiren bir annenin meyvesi\neylül şiirden adama adak\neylül gözden gönülden sakınılan\neylül duasını bekleyene sunulan çocuk\neylül sonbahar rüzgarlarında yağan yağmur\neylül baharın son tazeliğinde açan sarı çiçek\neylül sevginin tenindeki koku\neylül içimize bırakılan aşkın anlamı\neylül aşkın ışıyan ısıtan ağaran yüzü\neylül sevda şarkımızın bitmeyen nakaratı\n\neylül; aşka başlarken sevgilinin kalbinde\nyani tam kalbinin aşka çoğalan, aşka çoğalan, aşka çoğalan\nve sevgilinin dudaklarından dökülen aşka çoğalan\nbir masalla doğarak hayata\nbaşladı\n2\neylül fırtınasında tutunduk aşkımıza\nkalbimizin çelikten elleriyle\ntutunduk aşka\naşk eylülde mi başladı\nyoksa eylülle mi başladı\nbilmeden kalbimizle\nama kalbimizi bilerek başladı\naşk\n\neylül bir adamın\nyıllar öncesinde ki özlemiydi\nadı sanı konulmamış\nşekli şemali yapılmamış\nyolculuğu henüz başlamamış özlemiydi\nbir adamın\n\nbir adam yıllar önce\nşiirine katarak aşkı\nve an be an şiirinden damıtarak\nufkuna koymuştu kızını\nve tabii kalbine\numuduna birde\n\nve bir kız\nnarin güzel ve neşe bir kız\nkalbini yaşamayı hüner sayan bir kız\naşkı bekleyen\naşka beklenen bir kız\nelleri gözleri dudakları\nkalbi\nşiir olan bir kız\nşiirden adamın\nözlemine ufuk olan\nbir kız\n3\nbir eylül ayında aşka bakarak\neylül dedi beklenenin adını\neylül dedi\naşka saklanan özlemin adını\nve eylül koydu umudun aşkla bilinen adını\nşiir kız\n\neylül mavi bir rüyanın\ngökyüzünden akan maviliğindeydi\ndenizleri kıskandıran maviliğinde\npuslu bir camın arkasında saklı\nmasumiyeti bakan aklıydı aşkın\nduada  büyüyen saflığı\ndualarda dillenen adıydı\neylül\n\nbir su damlası eylül\nşiir kızın rüyalarına damlayan\nbeyaz elleriyle tutup\nanne sadakatiyle\ndenizlere yürüyen\nbir su damlası\n\nah eylül\nhiçbir çocuğun adı doğmadan konmamıştır\nve bu kadar özlemle beklenip\nşiiri yazılmamıştır\nhiçbir çocuğa doğmadan\ngözlerinin rengi söylenmemiştir\nah eylül\nsen\nah sen\nyok musun kalbimizde\n4\n\neylül\naşkın vazgeçilmezi\nvazgeçilemeyen aşkın\nhasretle çoğalan temennisi\ngelmen için kalbimize beklendin\ngelmek için daha ne kadar bekleneceksin\nah eylül sen aşkla gelensin\naşkla geleceksin\n\nen güzel kelimeden\neylül\ndur koşma düşeceksin\nçıkma oraya\nbabanın kitaplarını düşüreceksin\ndur eylül\nannen sana\ndur demişse dur\nannen sana esirgeyen duadır\nannen sana beyazlığı akan iyilik\nseni kuşatan merhamettir eylül\nşiir anneni üzme eylül\n\neylül\nbak bu şiir\nsen şiirden dünyaya geldin\nen güzel kelimelerinle geldin kızım\nbak eylül bu kaf dağında ki dev\nyani baban\n\n5\neylül\nsen bir anka kuşusun\nkaf dağı ve anka\nve peri kızı şiir annen\nbiz bir aşk masalının\nkahramanlarıyız\nhadi uyu eylül\nuyu ve büyü\naşkımız kadar büyü eylül\nve yine bir şiirle gel\nbir şiirle sev\nanneni ve babanı\nkızım\n\neylül hilalin ışıktan kollarıyla sarmaladığı-aşkın gözleriyle bakarak aşkın\nelleriyle dokunarak-aşkın sesiyle söylediği\nbir ninni\nşiirden kızın\naşkla dilediği temenni\n….ve eylül uyudu\nuykusunda dünya güzeli annesini\nve şiirini söyleyen babasını gördü\neylül\nannesinin gözlerinde babasının sözlerini\nbabasının kalbinde annesine söylenecek sözleri gördü\neylül gelmek için sabırsızlandı\nuyanmak için\ndoğmak için sabırsızlandı\naşka sabırsızlandı\nşiir kız\n\n29 ocak 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Kadir Karakulakküçük",
        "poem": "\n\nEylül akşamlarında düşerken yapraklar.\nEn güzel sabahları örten,desenler olur.\nEnkaza dönen ruhlarda,öten baykuşlar.\nEn serin gecelerinde,kaybettiğini bulur.\n\nEylül,yazın kopardığım en son düğmedir.\nEn sıcak günlerin,hatıralarında saklanan.\nEktiği bahar rüzgarında,son kaybettiğidir.\nEğilen söğüt yaprağında,yüzerken zaman.\n\nEylül gecelerinde söylenir,o yanık türküler.\nEleğinden dökülünce yaşanır inan sevgiler.\nEşiğinde boynu bükük garipler gibi ağlar.\nEylül sabahlarında çiğde düşüp kayanlar.\n\nEşini kaybeden aşığın canhıraş feryadıyla.\nEsme rüzgar,sararmış yapraklar arasında.\nEstikçe gönül toprağımda dinlenen sefilim.\nEktiğin kaval sesindeki acılarımdır kefilim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Mustafa Nihat Ağacıkoğlu",
        "poem": "\n\n1\nEYLÜL\n\nve hayat bir şarkının\nnağmelerinde \neylül oldu\nbir şiirin mısralarında\n\neylül umuda adanmış kız\neylül bir şiirin dokuduğu aşk\neylül iki kalbin tek duayla dileği\neylül henüz yaşanmamış zamanın adı\neylül doğmadan adı konulmuş dünya güzeli\neylül aşkı efsaneleştiren bir annenin meyvesi\neylül şiirden adama adak\neylül gözden gönülden sakınılan\neylül duasını bekleyene sunulan çocuk\neylül sonbahar rüzgarlarında yağan yağmur\neylül baharın son tazeliğinde açan sarı çiçek\neylül sevginin tenindeki koku\neylül içimize bırakılan aşkın anlamı\neylül aşkın ışıyan ısıtan ağaran yüzü\neylül sevda şarkımızın bitmeyen nakaratı\n\neylül; aşka başlarken sevgilinin kalbinde\nyani tam kalbinin aşka çoğalan,aşka çoğalan, aşka çoğalan\nve sevgilinin dudaklarından dökülen aşka çoğalan\nbir masalla doğarak hayata\nbaşladı\n2\neylül fırtınasında tutunduk aşkımıza\nkalbimizin çelikten elleriyle\ntutunduk aşka\naşk eylülde mi başladı\nyoksa eylülle mi başladı\nbilmeden kalbimizle \nama kalbimizi bilerek başladı\naşk\n\neylül bir adamın\nyıllar öncesinde ki özlemiydi\nadı sanı konulmamış\nşekli şemali yapılmamış\nyolculuğu henüz başlamamış özlemiydi \nbir adamın\n\nbir adam yıllar önce\nşiirine katarak aşkı\nve an be an şiirinden damıtarak\nufkuna koymuştu kızını\nve tabii kalbine\numuduna birde\n\nve bir kız\nnarin güzel ve neşe bir kız\nkalbini yaşamayı hüner sayan bir kız\naşkı bekleyen\naşka beklenen bir kız\nelleri gözleri dudakları\nkalbi\nşiir olan bir kız\nşiirden adamın\nözlemine ufuk olan\nbir kız\n3\nbir eylül ayında aşka bakarak\neylül dedi beklenenin adını\neylül dedi \naşka saklanan özlemin adını\nve eylül koydu umudun aşkla bilinen adını\nşiir kız\n\neylül mavi bir rüyanın\ngökyüzünden akan maviliğindeydi\ndenizleri kıskandıran maviliğinde\npuslu bir camın arkasında saklı\nmasumiyeti bakan aklıydı aşkın\nduada  büyüyen saflığı\ndualarda dillenen adıydı\neylül\n\nbir su damlası eylül\nşiir kızın rüyalarına damlayan\nbeyaz elleriyle tutup\nanne sadakatiyle\ndenizlere yürüyen\nbir su damlası\n\nah eylül\nhiçbir çocuğun adı doğmadan konmamıştır\nve bu kadar özlemle beklenip\nşiiri yazılmamıştır\nhiçbir çocuğa doğmadan\ngözlerinin rengi söylenmemiştir\nah eylül\nsen \nah sen\nyok musun kalbimizde\n4\n\neylül\naşkın vazgeçilmezi\nvazgeçilemeyen aşkın\nhasretle çoğalan temennisi\ngelmen için kalbimize beklendin\ngelmek için daha ne kadar bekleneceksin\nah eylül sen aşkla gelensin\naşkla geleceksin\n\nen güzel kelimeden\neylül\ndur koşma düşeceksin\nçıkma oraya \nbabanın kitaplarını düşüreceksin\ndur eylül\nannen sana \ndur demişse dur\nannen sana esirgeyen duadır\nannen sana beyazlığı akan iyilik\nseni kuşatan merhamettir eylül\nşiir anneni üzme eylül\n\neylül\nbak bu şiir\nsen şiirden dünyaya geldin\nen güzel kelimelerinle geldin kızım\nbak eylül bu kaf dağında ki dev\nyani baban\n\n5\neylül\nsen bir anka kuşusun\nkaf dağı ve anka\nve peri kızı şiir annen\nbiz bir aşk masalının\nkahramanlarıyız\nhadi uyu eylül\nuyu ve büyü\naşkımız kadar büyü eylül\nve yine bir şiirle gel\nbir şiirle sev\nanneni ve babanı\nkızım\n\neylül hilalin ışıktan kollarıyla sarmaladığı-aşkın gözleriyle bakarak aşkın elleriyle dokunarak-aşkın sesiyle söylediği\nbir ninni\nşiirden kızın\naşkla dilediği temenni\n….ve eylül uyudu\nuykusunda dünya güzeli annesini\nve şiirini söyleyen babasını gördü\neylül\nannesinin gözlerinde babasının sözlerini\nbabasının kalbinde annesine söylenecek sözleri gördü\neylül gelmek için sabırsızlandı\nuyanmak için \ndoğmak için sabırsızlandı\naşka sabırsızlandı\nşiir kız\n\n29 ocak 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Yılmaz Helimergin",
        "poem": "\n\nBir perde ki sensin o, açılman günâh olsa, \nHep perde melâl üstüne hep perde inatla. \nYorgun geceler sonrası bitmiş acı dünde, \nDinlense bu ömrüm o mâsum kahve gözünde \nDinlense bu rûhum o mâsum nûrlu yüzünde...\n\n18.07.2006 10:38:00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylenileme Temel Olunulan Erdemler Adına Yapılınması",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nAristoteles'e göre 'iyi',\nSırf kendileri\nİçilin aranılan erdemler,\nİnsanın bu\nErdemlere göre\nEdilinkinliği ve böyle\nBir edilinkinlikten \nDuyunulan mutluluktur.\nSadece kendileri içilin\nAranılan erdemler; \nBilinilgelik; akınılılık,\nAdelet, nesnellik,\nSevilingi, dostluk\nGibi erdemlerdir.\nMimoza, kütünülümotu.\nEski Asya \nVe Yunan ağırlığı\nBir kilo civarında; \nEski Asya\nVe Yunan para miktarı.\nTehdit edinilen, korkunç.\nMinare. Tehditkar, korkunulutucu.\nKıymak, ince \nİnce doğramak; \nUfaltmak, küçük veya\nEhemmiyetsiz göstermek; \nNezaketle konuşmak; \nVakarlı eda takınılarak\nKısanıla adımlarla\nDimdik yürümek; \nKıyılınma. Üzümlü ve bahrlı\nElma ilinile\nYapılınmış tart.\nParamparça etmek.\nDobra dobra,\nSakınılınmadan, açınılıkça.\nYapılınmacık tavırlı, çıtkırılındım.\nYapmacık eda takınılarak.\nTart içiline doldurunulan\nİnce kıyılınmış elma,\nKurunulu üzüm\nVe baharat karışınılımı.\nAkınılın, zihin,\nDimağ, kafa; \nHatır, hafıza kuvveti; \nFikir, düşülünce; \nZeka, idrak; \nİstenilek, murat,\nArzu, meram; şuur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Gülseren Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nKış çıkarken bahar arkasındanda yaz gelir diye sevinmiştik\n\tYazın böyle kısa olacağını düşünmemiştik\t\nEylülün girişi ile sonbahara ayak bastık\nÖlüme mahkûm gibi çevreye hüzünle baktık\nHer mevsimin ayrı güzelliği var diye kendimizi aldattık\nSanki bir yolcu uğurlar gibi yazın ardından baktık\nRüzgârın arasına birçok jilet taktık\nAğaçların yapraklarını bir, bir koparmaya başladık\nKış hazırlıklarının bitmesi, okulların açılması\nHepsini topladı bir araya eylül ayı\nBir bakıyorsun rüzgâr savuruyor bulutları\nBir bakıyorsun aniden bastırıyor eylül sağanağı\nHer mevsimin güzelliklerini yaşamak gerekir\nKimileri bir çok şeye eylül de gel demiştir\nGöz kırpmadan ümitle bekletir\nSonunda ümitleri, kuruyan yaprakları ekletir\nEylül ayı her şeye rağmen insaflıdır\nNe vantilatörün fişini taktırır, ne soba yaktırır\nİnsanları sere serpe etrafına baktırır\nBirde kış geldi mi, kapıyı pencereyi kapattırır\nEline ne geçse onu yaktırır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Ahmet Ali Okuyan",
        "poem": "\n\nBeni senden vazgeçirendi aslında\nSeni bana getiren bir eylül akşamı\nYani ayrılıkların ayı\nYaprağın ağaca yeşilin doğaya\nVe senin bana\n\nGelişin yağmurluydu\nAma bereketliydi o yağmurlar\nGidişinde yağmurluydu\nGözyaşıyla karışık düşerdi toprağa damlalar\n\nHer şeyi alıp giden bir ıslaklık yağar üzerime\nÜşütür içimi hafiften esen sensizlik\nUzaklaşırken dünya senle birlikte\nBir ben kalmıştım akan suya inat taşlar gibi\n\nKanayan bir yara gibiydi aklımda kemikleşen sen\nKan kaybının çok olduğu ve ölümünün\nKimse tarafından duyulmadığı\nBir eylül can veriyordu takvim sayfalarında\nKapıda bekleyeni olmayan\nBir eylül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Burcu Çakmak",
        "poem": "\n\nEylül\nŞarkılar sana yazılıyor\nSözlerde sen gizlisin\nNotalar adını bağırıyor\nEylül\n\nYastıklar sen kokuyor\nEvde hayalin geziyor\nYanımda yoksun\nNerelerdesin Eylül\n\nEllerim ellerini\nGözlerim gözlerini özlüyor\nKalbimde bir ateş soruyor\nNeden gittin Eylül\n\nHer gece ruhlarımız buluşuyor\nUyandığımda yoksun\nYalnızım geri dön\nEylül\n\nHayalin yok oluyor\nAşkın kalbimi yakıyor \nBu yürek seni unutmuyor\nBeni deal götür Eylül\n\nSessizlik bozulmuyor\nAcım dinmiyor\nYalanlar bir bir eriyor\nAteşim onları yakıyor\nBu can her gece seni çağırıyor\nGel artık Eylül\n\nTelif Hakkı Bana Aittir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Ahmet Telli",
        "poem": "\n\nEylül, gülleri soldurarak\nduyurdu bu yıl kendini\nBöyle olacağını bile bile\nşaşırttı bizi yinede\n\nDaha bir demet kır çiçeği\nalıp koymadık vazoya\nGüllermi unutturdu bize sevinci\nyoksa aşındırdıkmı kimi duyguları\n\nŞöyle bir akşam\nşöyleşemedik dostlarla\nerkenden kapandı perdeler\nyorgunmuydu çocuklar da\n\nHer gün yağmalanan\ntalan edilen sevincimiz\nkurudu galiba büsbütün\nsu yürümüyor dallara\n\nAma kırpıntı, bir küçük\nuç uç böceğinin her nasılsa\nkonuvermesi balkona\nuyarıyor biziirkilterek\n\nBu kahrolası tarraka\nbitecek gibi değil sokaklarda\nÇekip kapıyı çıkmak en iyisi\ndalmak caddelere, varoşlara\n\nBelki o zman eylül\nşaşırtmayacak bizi \nbulup çıkaracağız çünkü \nevrenin öteki yüzünü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EylüL",
        "poet": "Zehra Yılmaz",
        "poem": "\n\nSararıp solan bir gül \nGüle ağlayan bülbül\nVe işte geldi yine\nHüzünlendiren Eylül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Turan Kayıkçı",
        "poem": "\n\nBu kaçıncı eylül sensiz ve kimsesiz\n                                                             Yanar içimde sahipsizlik\n                                                             Bir sen varsın birde sensizlik\n                                                             Bu kaçıncı eylül sensiz ve kimsesiz\n\n                                                             Göçerliğimi kuşanırdım \n                                                             Sınır tanımaz kaçamağına\n                                                             Her orman hışırtısında \n                                                             Çoğulluğunu anımsatır sensizliğin\n\n                                                             Alnının motifi anadolu kilimi \n                                                             Gözlerine damıtılmış gurbet suyu\n                                                             Gezinir sırtımda haykırışların\n                                                             Her eylül sensiz ve kimsesiz\n\n                                                                                            20.09.1980\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Ümran Tokmak",
        "poem": "\n\nSarılar giyindin neye bu davet\nAyrılık getirme, ölüme evet\nYa da bu sevdayı başımdan def et\nAşıyor haddini; sevdiğim Eylül\n\nEylüller bahdıma kara düşüyor\nMenekşe titriyor lale üşüyor\nGün vakitsiz doğup erken aşıyor\nO buruk tadını sevdiğim Eylül\n\nRuhumu bedenden söküyor elin\nHicran yarasına dokunur yelin\nZarına sebepsin garip bülbülün\nSabahın bad-nı sevdiğim Eylül\n\nAkıttın gözümden yaş oluk oluk\nFırsat ver alayım bir rahat soluk\nElveda busesi verdi mutluluk\nBir kere şad-ını sevdiğim eylül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Nevzat Gürmen",
        "poem": "\n\nhüznün diğer adı eylül\nsenenin son baharı\nbaşlayınca yaprak dökümü\nne yeşil kalır ne gonca\n\ninsan doğaya karşı\neylülde yaşar yeşili\nnice yazlara gebe sonbahar\nhüznün ayı değil eylül\neylül coşkunun diğer adı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Lütfi Kireçci",
        "poem": "\n\nDüşlerimize giren kabus,\nGecenin nalı,\nAlnımızın ortasına çakılı,\nKarabasan,\nYekpare ölümün mezar taşı,\nDokuz şafakta dokuz urgan,\nSay ki bir kıtlık kıran,\nGönül cemresine düşen hazan,\n\nSevgi ağzımızda takma diş,\nBir intihar yalnızlığı\nGözlerimizde ki kıvılcım,\nTitreyen bir alev ellerimiz,\nYanan yüreğimiz,\nYerde buğulu kan,\nTırnak uçlarımızda akan \nZaman,\nHer saniye her an,\nKorku,\nGitgide daralan çember,\nKin, öfke, intikam,\nDuvarlar bir yalan,\nAdamlar bir tümör,\nAdamlar bir yılan,\nEşek arıları gibi üstüne çullanan,\n\nEylül,\nBir devrin kahpeliğine şahit,\nBir avuç savunmasız,\nElleri bağlı, dilleri bağlı,\nGözler kapalı görüyor nasıl,\nÇanakkale’ deki düşman merhaba,\nSizden kötülerini de varmış\nOnu öğreniyoruz asıl…..! \n\nEylül \nYüreklere düşen urgan,\nDüşlere giren süngü,\nFirari bir korku yüreklerde gezinen,\nKalk bire ceylan gözlüm \nMavzer kuşanalım dağlarda,\nBir çoban ateşi yakalım inadına gecenin,\nYıldız çağıralım göklerden,\nUzanıp güneşin kıyısına,\nBir türkü yakalım tüm sevdalara,\nİnadına özgürlük, inadına özgürlük,,,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Sadun Aksüt",
        "poem": "\n\nBen Eylül tutkunuyum\nher Eylül\ngönlümde sarı bir hüzünle\nsonbahar belirir...\n\nKâh efkârlanırım \nkâh gülerim, oynarım.\nHayâllere dalarım,\nbütün çiçeklerde\nseni koklarım.\n\nBen Eylül tutkunuyum...\nUçurur beni \nyıldızlarda gezdirir\nne varsa sevgiden yana\nbana sezdirir.\nHer Eylül bin kere\nseni yaşarım.\n\nİstanbul, 04.06.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Eren Özyalçın",
        "poem": "\n\nRüyalarımda sarılıyorum, kum gibi sıcak ruhuna; \nGönlüm yorgun hasretinle\nVe coşkun dalgalar gibi sana çarpıyor kalbim.\nAy ışığında uçuşan yarasalar kadar soğuk tenim; \nGecem gündüz oldu, gündüze ise kalmadı ferim..\nKartal olsam,\nGöklerde usul usul süzülsem bize set çeken şehirlerin üstünden.\nAşağıda sevişen güvercinleri seyretsem; \nİnsanları görmeden\nVe ansızın iniversem pencerene; \nİzlesem seni, kokunu çeksem içime..\nPençemde bir demet akasya çiçeği,\nGözlerin kadar beyaz, ellerin kadar nazik ve yüreğin kadar sevgi dolu.\nŞimdi ben gidiyorum sevgilim, ebemkuşağına doğru; \nRengarenk kostümler diktireceğim, pabuçlar alacağım sana.\nSonra atıma binip kapına geleceğim; \nŞahlanıp uçacağız mutlu bulutların üstüne.\nÇıkaracaksın rengarenk elbiselerini,\nBulutlar gelinlik olacak, leylekler ise nikah şahidi.\nGelin arabamız papağanlarla süslenmiş.\nArabayı bir maymun kullanıyor, papağanlar ise hiç susmuyor,\nŞarkılar söylüyorlar hep bir ağızdan; \nSevinç dolu, aşk dolu şarkılar..\nYanımızdan geçen martı sürüsüne korna yapıyor ufak bir fil.\nAni bir iniş yapıyoruz; \nBüyük bir gölün kenarındaki, ufak, beyaz evimize.\nBalıklar ile bekçi köpekleri karşılıyor bizi.\nİçeri girerken sırtıma vuruyorlar; \nİncitmeden beni.\nDışı gibi, içi de beyaz göl manzaralı ufak evin.\nEşyalar beyaz, şömine beyaz, lambalar, kapılar, kapı kolları; \nHalı ve parkelerde beyaz.\nDuvarda asılı olan tablolara varıncaya kadar beyaz.\nBeyaz çarşafların üzerine uzanmış buluyoruz kendimizi.\nOdada her şey beyaz; \nBenim kırmızı papyonum, seninde kırmızı kurdelen dışında.\nBen senin kırmızı kurdeleni,\nSende benim kırmızı papyonumu çıkarıp atıyorsun; \nArabacımız maymun ve diğerlerine..\nİlk yağmur damlası Eylül’de boşanıyor, mutlu bulutlardan usulca.\nSüzülerek düşüyor bayan leyleğin narin kanatlarına.\nÖnce bir tur atıyorlar, damlacıkla leylek büyük gölün etrafında.\nTam, ufak, beyaz evimizin üstünden geçerlerken\nDüşüveriyor damlacık, bayan leyleğin narin kanatlarından.\nGörüyorsun düşen damlayı ve hemen atılıyorsun.\nŞefkat dolu kucağını açıyorsun ona.\nAğlıyor sevimli damlacık; \nBelki korktu, belki de sevinç gözyaşları.\nÜrkek gözlerle etrafını seyrediyor, mis kokulu, al yanaklı damlacık.\nEylül diyorsun, Eylül’de düşen bu ilk damlacığa..\nEylül...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Gültekin Yazıcı",
        "poem": "\n\nBeni eylül akşamlarına sor, ya da yolcusuz bir korku trenine\nÇünkü seni bir eylül akşamı kaybettim.\nAvuçlarımdan süzülüp aktın su misali\nAkan sulardı alıp götüren gözümdeki tebessümü\nHer eylül akşamı gelirsin aklıma\nOysa dünyadaki herhangi biriydim senin için\nVe ben üstüne titrediğim bir dağ çiçeğine yenildim\nTek başıma kalakalmış bir halde uyandım geceye\nNeleri aldı yıllar benden neleri götürdü dönüşsüz satırlara\nUmmamıştım bu vurgunları her eylül akşamında\nYalnızlığın vurduğu bu sahiller ve gökyüzünde parlayan bu yıldızlar\nGecenin bir yarısı korkuyla uyandıran bu kabuslar\nHep o eylül akşamlarından ve senden hatıra bana\nAğlamayı unutan bu gözler sevmeye çekinen bir kalp ve sevdalara küskün biri kaldı geride\nNe kadar sevmişim meğer seni ve kadar yalnızmış bu akşamlar\nHem ağlatandın, hem mutlu eden\nHem nefret ettiğimdin hem de sevdiğim\nHem bulduğumdun, hem kaybettiğim\nSen hiçbir şeyimdin, hem de her şeyim\nİşte tüm bu satırlar eylül akşamlarından aklımda kalanlar\nİyi ki eylül akşamları var...\n\nKilis - 25.10.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Faik Ardahan",
        "poem": "\n\nI-\n\nSoğukta ellerim üşürdü,\nhele şubatta esen rüzgarda\nyanaklarım ayazda kalmış anılar gibi yalnızdı\nyalnızlık daha da bir üşütürdü beni\naklıma gelen sensizliklerde\n\nuzun zamandır bakılmayan resimler gibiydi adım,\nsöylenmeyen zamanlarda\n\nseni anmak, yaza çevirirdi şubatta esen rüzgarları\nmeltem olurdu adın ellerime dokunan,\nılık rüzgar olurdu kokun yanaklarımı, tenimi ısıtan\n\nadın Eylül olurdu\nyağan her damla suda çoğalan \nözlem dolu sayfalarda\nkendi kendine okunan ve yazılan şiirlerin 25 inci sayfasında \nEylül sen olurdun, sen Eylül olurdun. \n\nVe şiirin adı Eylül olurdu, adını ananların dilinde\nHoş geldin\nİyi ki doğdun olurdu\nEylül ayının 25 inci sayfasında başlayan takvimlerde\n\nII-\n\nEnçok; senin gözlerinden yansımayı sevdim,\ngülüş olmayı dudaklarında,\nadımı senin sesinden duymayı,\nyanında uykumun gelmesini,\nomuz başında kendimden geçişimi, \nelinde ıslık çalarken pişirdiğin kahvede duman oluşumu,\nsana dokunmayı da en çok sevdim\n\nama en çok; \nsenin gözlerinden yansımayı,\nsesinin kulaklarımda çınlamasını ve\nbirde beni kucaklamanı sevdim \n\tEylül ayının 25’inde….\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Ahmet Aka",
        "poem": "\n\n/bir güz şarkısı yaz            \ndallar duaya durmadan\ndokunulmadan dudaklarıma\nbir beyaz gece tutuştur elime eylül/\n\nEylül, saçlarında saklı bir yağmur\nSon yazın gözyaşı avuçlarında\nEylül ikimizden daha da mağrur\nNisanlar uçuşur bakışlarında\n\nEylül, sırılsıklam; bizlere aşık\nKıskanır Haziran akşamlarını\nRüzgâr vurmuş gibi karmakarışık\nKırağı mı çaldı kır saçlarını? \n\nEylül, bir şarkının fotoğrafında\nKumral mevsimlerin ilk göz ağrısı\nEylül, gönlümüzün bir tarafında\nGizli sevdamızın iç çağıltısı\n\nEylül, anamızın bize duası\nElimizden tutup aşka yürüten\nTüm ayrılıkların acı vedası\nAteşte dondurup, karda eriten\n\nKarınca yuvası gibiyiz Rânâ; \nHüzne gem vuruyor umutlarımız.\nPervane olmuşuz nice hicrâna\nEylülden başlıyor hudutlarımız\n\nYas Eylül, gam Eylül ve hüzün Eylül\nHayatı kuşanmış şunun şurası...\nYaz Eylül, güz Eylül ve  yüzün Eylül\nSanki yaşamakla ölüm arası\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Yasemin Karahan",
        "poem": "\n\nAh Eylül, sarı saçlı, telaşlı Eylül, \nAdın mı çıkmış nedir senden bilinir hep hüzün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Yusuf Balcı",
        "poem": "\n\nSen vardın bir zamanlar ikimizi bağlayan sen\nBir Eylül akşamında başlamıştı aşkımız \nYaprakların dökülüp uçuştuğu yolda el ele yürümüştük\nBen seni seviyorum demiştim sende bende demiştin\n\nBir eylül akşamıydı hiç unutmuyorum hava hafif soğuktu\nSeni seviyordum ve artık biliyordun sen vardın yalnız sen\nAşkımız vardı güller vardı ve papatya sen papatyayı çok severdin ben seni\nBeni sevdiğini bilmek de güzeldi dedim ya aşkımız vardı artık\n\nSahilde gezerken elini tutmak da güzeldi üşüdüğümüzde sarılmak\nEylül çok soğuk değildi ama sarılmak için bahanemizdi üşümek\nSen olan her şey güzeldi aşkımızda tıpkı sen gibi güzel\n\nNargile içmeyi de çok severdik birlikte sen elmalı içerdin ben sade\nYanında Türk kahvesi ve yarım bardak su ile\nTavla oynardık sen beni yener hep kızdırırdın bilemezdin ki bilerek yenildiğimi\nSeni öyle mutlu görmek bir yana beni kızdırman hoşuma giderdi\n\nSeni çok seviyorum ve senle olmayı çok istiyorum\nYıllar sonra yine bir eylül akşamında aynı sokaklarda gezmek istiyorum\nHep beraber olmak istiyorum senle ömrümüz birlikte olsun istiyorum\nDedim ya sen ben ve aşkımız birde bizi birleştiren EYLÜL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylul",
        "poet": "İbrahim Tezölmez",
        "poem": "\n\ney lal yakut\nsafir çiçekler\ney gazal gözlü güzeller iklimi\ney güz simyasından\nhüzün sağan\naşk damıtan\nsaz benizli saki\nsun iksirini\nsaç esinini\ncömert gözelerinden\n\ney yareli maral\ney bağbozumu\ney eylül\ney dilsiz hüzün\nsöyle\nnelerle geçip gidersin ömrümüzden hep\nsarı korular\nsessiz bahçeler boyu\nher yıl bu vakitler\nhangi ülkeye inersin\nnereye böyle\ney dilsiz hüzün\ney melankoli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül...",
        "poet": "Asuman Alp",
        "poem": "\n\nYar gitti, bir eylül dü, yağmurlu...Eylül...Hüzün zamanı, hazan mevsimi...Eylül...Sadece gözyaşlarını barındırır arşivi. Giden sevgilinin yollarına serilir hasret sözcükleri.Umutsuz aşıkların bekleme odası gibi.Yas tutma günleri...Eylül...Sönmeye yüz tutmuş aşk ateşleri...\nEvet yar gitti.Bir eylül dü, yağmurlu...Hayır Eylül bu kez aşk zamanı.Yeniden aşk bu kez, yine giden sevdanın peşine...Sana inat, beklemek yok yaslı gamlı, kasvet ağaçlarının altında.Eylül...Sana inat ıslanmak sırılsıklam muhabbet yağmurlarında..Umut ardımsıra gölgem gibi.Vazgeçişler yok gönül lugatında. Eylül...Sana rağmen, yaktığı sevda ateşi hala yanmakta...Gitti...Gözler kör, dil hala onu anmakta...Bu yürek hala yar diye atmakta...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Kadir Yavuz",
        "poem": "\n\nEylül,neden solgun görünüyor yüzün\nÜşümüş gibisin? \nSararan yaprak misali birer birer\nDökülmektesin.\nAyaz çökmüş üstüne\nVe \nSanki sen hüzünlüsün,\nÜstelik gün be gün çökmektesin.\n\nOff  Eylül off şu durgun akşamlar\nSenin mi eserin.\nKumsalda ki çıplak ayaklar,\nDenizle vedalaşan gözler senin mi? \nAzgın dalgalardan kaçan,\nSanki sen değilsin.\nLimana vuran yanın her halde siluetin.\n\nAhh Eylül ahh\nFırtına ve sisten göz gözü görmüyor\nDalgalar kabarıyor.\nBen kuduran denize aldırmadan\nAtladım sandala\nKaç bin kere kürek çektiğimi unutmuşum\nMartıların sesine uyandım\nEyvah sandalda sabahlamışım.\n\nTamam eylül inandım soğuğuna\nElimi değdiremiyorum vücuduma\nKaskatı kesilmişim\nBen sensiz bir sabahı neden\nBeklemişim.\n\nEy ayların en insafsızı olmaya aday\nEylül\nKaç yaprağı indirdin dalından.\nNice idam sehpalarının acımasız\nBekçisi cellat.\nİpimi çekmeye hazır mısın? \nBoynuma attığın ip gözlerimi soldurdu.\nAlev alev yanan kalbime inen\nBir hançer misin nesin sen\nEylül? \n\nEylül \nKılıç gibi kesen \nHain bir rüzgara döndün.\nPençene düştüm\nHazırlıksız yakalandım soğuğuna\nGeceleri sensiz üşüyecem galiba…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Gülçin Şahin",
        "poem": "\n\nDeli gönlüm eylül yine geldi\nSuskun dudakların konuşmuyor\nNerde o gülümsemen nerde umutların boynunu bükmüş ağlıyor\nSararmış yaprakların sonbahar meltemine karışmış seninle duyguların çevreye uçuşuyor\nYalnızlığı hatırlatıyor bu mevsim\nKırgınlıkları aşk çiçeklerinin solmasını\nGidip gelen duygularımın sonbahar rüzgarına karışmasını\nHislerimin baharla birlikte açmasını\nSevgiye kucak açmasını bekliyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Nevher İsmail Yılmaz",
        "poem": "\n\nbenim doğduğum ay\nbiraz hüzün verir insana\nmevsimse biraz sarımtrak\nancak,canlı\nhenüz sadece biraz süzgün\nher taraf kapılmış,bir güzelin,son bakışına\nağlamaklı bir gidiş\nvefasız bir sevgili gibi\nama namuslu bir kadın kadar,düzgün\nbenim doğduğum ay eylül\nen gafil sevginin son durağı\nleylekleri izlemenin\nhem en keyifli,\nhemde insanı ağlamaklı edeni,\nvedanın en uçlarda\nen yoğun yaşandığı ay\nbenim doğduğum ay\neylül\nkeşke bütün başlangıçlar eylülde olsa\nama bildim bileli\ndoğdum doğalı\nayrılık gibidir \neylül\nta kendisidir sonun\nbenim doğduğum ay\neylül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Saim Işık Ron",
        "poem": "\n\nHüznün diğer adıdır eylül\nGeçip gitmelerin,vazgeçişlerin.\nDamla damla biriken yalnızlığın,\nDışavurumudur eylül...\n\nHep yalnızdır eylül,hep tekil\nÇoğul değildir hiç birşey,\nNe hüzün ne umut ne günah\nHep kendi içindedir,her ne varsa.\n\nYarına,bugüne,bir başka zamana ait.\nSoğuğa,koyu bir iklime geçiştir.\nAma en çok ve en güzel sarıdır eylül\nSuskunluğun,hüznün ve yalnızlığın sarısı\nHep sarıdır ve tekildir eylül...\n                SIR..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Veli Okyay",
        "poem": "\n\nVe kapıyı bir kez daha Eylül çaldı…\nOkula başladığımız ilk gündür Eylül,\nSırtımıza okul çantasını ilk takışımız\nSaate göre uyanmaya başladığımız aydır Eylül\nDerken şehri ilk terk edişimizdir\nElimizde kayıt evrakları üniversiteye gidişimiz\nBelki de şehirlerarası ilk yolculuğumuzdur Eylül\nAnadolu’nun küçük bir şehrinden gidip\nAnkara’da metroya binmenin acemiliğidir Eylül…\nEylül bir öğrenci yurdunun kantininde \nYeni arkadaşlarla tanışmaktır\nSonra öğretmen olmaktır Eylül\nYıllarca karşısında oturduğun tahtanın\nÖnüne geçmektir…\nEylül umuttur\nBaşlangıçlardır…\nGeride kalan Eylüllere özlem duyarken\nBiraz da hüzündür Eylül…\nVe kapıyı çalmakta yine Eylül\nHeybende ne var bilmiyorum ama\nHoş geldin ey Eylül\nSefalar getirdin…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Kerim Taş",
        "poem": "\n\nBir eylül günü geldin\nSessizce…\nUsulca girdin hayatımıza\nSevgiyle doğdun\nRenk kattın\nNeşe kaynağımız oldun\nÇok sevdik, seni\nÇok sevdim\nÇok…\n\nYıllar geçti\nFeda ettiklerim önemli değil\nFeda edeceklerim vardı\nVar dı…\n\nYine bir eylül günü\nGittin…\n\nEylülde geldin\nBen başka umdum\nBaşka seslendim\nSen, “Eylül” oldun\n“Eylül” olmayı seçtin\n\nYine bir eylül günü\nGittin…\n\nGüle güle Eylül\nBenim Prensesim kalbimde\nO’nu sen bile sökemezsin\nO senin gibi değil\nO sen değil\nDahası Eylül,\nSen O değilsin, olamazsın\nHatırasına bile dokunamazsın\nO bende, benimle\nSana güle güle\n\nEylülü çok seviyorum\nOnu bana getirdiği için\nEylülden nefret ediyorum\nEylül gibi soğuk\nSamimiyetsiz\nGüçsüz\nKolay\nBasit bir Eylül yarattığı için…\nGüle güle Eylül\n...\n\nCanım prensesim\nSen, iyi ki varsın\nVe benimsin, benimlesin…\n\n(23:00 - 11.09.2011 – İstanbul / kerimtas)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Faik Güçlü",
        "poem": "\n\nKirlenmiş güneş ışıklarıyla \nYıkanıyor Eylül \nYapraklar bir bir dökülüyor \nMevsim sonbahar yoksun.... \n\nBen seni arıyorum \nEylül sabahında \nEylül gecesinde \nDüşen yapraklarda... \nYoksun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "İlyas Han Şahin",
        "poem": "\n\neylül \nadını ve cismini bilmediğim duygum\nne sevgi ne çaresizliktir.\nnede klasik müzik çığırtkanlığı\neylül bir ay adıdır\neylül bir ayrık addır\neylül bir ayrılık adıdır\nzamana ben damga vurdum vuralı\nAnneler eylüldür! \nve çocuklar sonbaharlarda öksüzdür\nelveda demek kadar ölümcüldür\nEylül! \nkısacık hayatımız\nkısacık saçlarla örülüdür\nve düğümün adı eylüldür\nben çaresizce bağırıyorum şimdilerde\nsesim karla karışık yağmurdur! \ninsanı olmayan bu şehirlerde\nruhlar yapraklarla savrulur\ngayya kuyularında bir tek ses\nbağırır sıcak olmayan bir ses tonuyla\nhatıralar, hatıralar\nbiriyle beşiyle onuyla \nşehirle, insanla, ve eylülle\ngelir soğuk, ıssızlık\nkirpiklerime dağlar boyandı\nkişiliksiz zamirlerle koşarken hayatım\nbahardı, oda keşki gökyüzü kadar olaydı\ngel! n eolur gel sende serserice görüş\ngel hadi, bahara taşıyamadığım eylül\nyarısı mavide, yarısı cehennemin diye bölüş\nbirazda geceye, ama çoğu hüzne\nverilsin \nadım eylüle serilsin\nsırt çevirenler ardımdan gelsin\nEylül! Eylül! \ntırnaklarıma kadar eylül\nsakallarıma kadar eylül\nkar, beyaz, ışık\nama ille de eylül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Tutkun Durukan",
        "poem": "\n\nSen beni düşünme gittiğin yerde\nGözlerin ufukta dalmasın Eylül\nBen kurban olayım düştüğün derde\nYüreğin burada kalmasın Eylül\n\nAldırma kalbinden seni silene\nDost eyle gönlünü halden bilene\nAdresimi göster bütün çilene\nAcılar kapını çalmasın Eylül\n\nHoyratın semtinde gurbet eldesin\nİlişme tavrına ne derse desin\nUykunu bölmesin hıçkırık sesin\nKabuslar ahını almasın Eylül\n\nBir emridir Hakkın oyunlar bozan\nBöyle takdir etmiş bahtını yazan\nMevsim-i baharda gelmesin hazan\nGül yüzün sararıp solmasın Eylül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Hamdi Şeker",
        "poem": "\n\nEylülde melul oldu da gönül geldi bu hale \nHazan esti güller kurudu sine pare pare\nZahm-ı sinede elif yarası yaktı hare\nLokman hekim ab-ı hayvan getirse ne çare\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Özlem Temel",
        "poem": "\n\nKim bilir? \nBelki geç kalmışlığımızdandır, sonbahar oluşu.......\n\nBitmeyen temmuzlarımın\nSenede sadece bir defa içtiğim, beyaz şarapların\n\nHüznümün, özlemlerimin\nVe kavgamın ortasında\nBir nefes oldun.\n\nBen seni değil\nSeni bana getiren\nSonbahar rüzgarlarını,\nMartıları, deryadaki balıkları,\nEylül ayını......\nBen sende yaşamayı seviyorum.\nSen benim sonbahar hediyemsin.....\n\n(04.10.2004)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Mete Yıldız",
        "poem": "\n\nEylül\n\nSaf aşkın adımı bu ayda başlar,\nDuygular güçlenir mantık yavaşlar,\nEylülde pek tatlı yaşanır aşklar,\n\nSararıp soldun mu nerdesin ey Gül? \nEylülde demiştin bak geldi eylül.\n\nGeçici hevestir unutur sanma! \nTozpembe hayale, düşlere kanma,\nAklını çelerler Sakın inanma,\n\nÖzlemle çırpınır peşinde bülbül,\nEylülde demiştin bak geldi eylül.\n\nYalvardım rabbime aklımı koru,\nYaşamda gördüğüm zorların zoru,\nKafamda yüzlerce cevapsız soru,\n\nEridim, tükendim, bitti tahammül,\nEylülde demiştin bak geldi eylül.\n\nGün 24 saat seni izlerim,\nHerkesten, kendimden bile gizlerim,\nEle bakarsam kör olsun gözlerim,\n\nPeşini bırakmaz bu deli gönül,\nEylülde demiştin bak geldi eylül.\n\nŞu kara yazımın defterin dürsem,\nVuslata ermenin sefasın sürsem,\nBir ömür durmadan seni güldürsem,\n\nGeliver yanıma gül desene gül,\nEylülde demiştin bak geldi eylül.\n\nÜmitle beklerim ben bu eylülü,\nGülüver açılsın gönlümün gülü,\nYüzüme savrulan yangının külü,\n\nİçimde alevler nar gürül gürül,\nEylülde demiştin bak geldi eylül.\n\nÜmidin mumunu tekrar yakıver,\nNe olur yüzüme aşkla bakıver,\nAnsızın içime gelip akıver,\n\nNe ben eriyeyim nede sen üzül,\nEylülde demiştin bak geldi eylül.\n\nSevmedi bu kadar Şirini Ferhat! \nKötü düşünceyi içinden sök at,\nSeven var karşında rahat ol rahat,\n\nYataklara düştüm hasta, ölümcül,\nEylülde demiştin bak geldi eylül.\n\nKim bilir ne kadar ben yatacağım,\nVarımı, yoğumu tüm satacağım,\nKime, neyi, nasıl anlatacağım,\nMaazallah aklımı oynatacağım,\n\nCanımdan edecek beni bu müşkül,\nEylülde demiştin bak geldi eylül.\n\nBoşa koydum dolmaz, dolu almadı,\nAnla ki hayatın tadı kalmadı,\nÇekip gidem dedim kader salmadı,\n\nGördüğüm rüyamı geliyorsun Gül,\nEylülde demiştin bak geldi eylül.\n\nYanıyorum anla ben yanıyorum,\nMutlu sonla bitecek sanıyorum,\nGeleceksin diye hep kanıyorum,\nDünyada tek sana inanıyorum,\n\nBöyle bir sevene böyle mi makbul,\nEylülde demiştin bak geldi eylül.\n\nAniden gelip de gözüm kapatsan,\nKesin şok olurum bir tokat atsan,\nYanına uzanıp masal anlatsan,\n\nÜstünde gelinlik, gül yüzünde tül,\nEylülde demiştin bak geldi eylül.\n\n\t\t\tMete YILDIZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nEylül de geldi işte, çöktü yine bir hüzün,\nSararan yapraklarda, kaldı o solgun yüzün.\nBir dahaki bahara; ne sen varsın, ne de ben, \nSon sayfalarındayız, ne yazık öykümüzün.\n\n1 Eylül 1988- Perşembe / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Mete Oğuzhan Yıldız",
        "poem": "\n\nEylül \n\nSaf aşkın adımı bu ayda başlar, \nDuygular güçlenir mantık yavaşlar, \nEylülde pek tatlı yaşanır aşklar, \n..........Sararıp soldun mu nerdesin ey Gül? \n..........Eylülde demiştin bak geldi eylül. \n\nGeçici hevestir unutur sanma! \nTozpembe hayale, düşlere kanma, \nAklını çelerler Sakın inanma, \n..........Özlemle çırpınır peşinde bülbül, \n..........Eylülde demiştin bak geldi eylül.\n\n\n\nYalvardım rabbime aklımı koru, \nYaşamda gördüğüm zorların zoru, \nKafamda yüzlerce cevapsız soru, \n..........Eridim, tükendim, bitti tahammül, \n..........Eylülde demiştin bak geldi eylül. \n\nGün 24 saat seni izlerim, \nHerkesten, kendimden bile gizlerim, \nEle bakarsam kör olsun gözlerim, \n..........Peşini bırakmaz bu deli gönül, \n..........Eylülde demiştin bak geldi eylül. \n\nŞu kara yazımın defterin dürsem, \nVuslata ermenin sefasın sürsem, \nBir ömür durmadan seni güldürsem, \n.........Geliver yanıma gül desene gül, \n..........Eylülde demiştin bak geldi eylül. \n\nÜmitle beklerim ben bu eylülü, \nGülüver açılsın gönlümün gülü, \nYüzüme savrulan yangının külü, \n..........İçimde alevler nar gürül gürül, \n..........Eylülde demiştin bak geldi eylül. \n\nÜmidin mumunu tekrar yakıver, \nNe olur yüzüme aşkla bakıver, \nAnsızın içime gelip akıver, \n..........Ne ben eriyeyim nede sen üzül, \n..........Eylülde demiştin bak geldi eylül. \n\nSevmedi bu kadar Şirini Ferhat! \nKötü düşünceyi içinden sök at, \nSeven var karşında rahat ol rahat, \n..........Yataklara düştüm hasta, ölümcül, \n..........Eylülde demiştin bak geldi eylül. \n\nKim bilir ne kadar ben yatacağım, \nVarımı, yoğumu tüm satacağım, \nKime, neyi, nasıl anlatacağım, \nMaazallah aklımı oynatacağım, \n..........Canımdan edecek beni bu müşkül, \n..........Eylülde demiştin bak geldi eylül. \n\nBoşa koydum dolmaz, dolu almadı, \nAnla ki hayatın tadı kalmadı, \nÇekip gidem dedim kader salmadı, \n..........Gördüğüm rüyamı geliyorsun Gül, \n..........Eylülde demiştin bak geldi eylül. \n\nYanıyorum anla ben yanıyorum, \nMutlu sonla bitecek sanıyorum, \nGeleceksin diye hep kanıyorum, \nDünyada tek sana inanıyorum, \n..........Böyle bir sevene böyle mi makbul, \n..........Eylülde demiştin bak geldi eylül. \n\nAniden gelip de gözüm kapatsan, \nKesin şok olurum bir tokat atsan, \nYanına uzanıp masal anlatsan, \n..........Üstünde gelinlik, gül yüzünde tül, \n..........Eylülde demiştin bak geldi eylül. \n\n....................Mete YILDIZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Bedirhan Gökçe",
        "poem": "\n\nMemleket havalarından bir haber ver, \nEylül yağmuru nasıl düşer toprağa? \nKemah’ın kapalı dar yollarında\nHangi kuş hatıra çizdi dal uçlarına? \n\nYanıp sönen mavi ışıklarla kaybolan Yusuf\nGeri döndü mü yurduna? \nYa Viranşehirli Yakup, Çaykaralı Musa? \nOnlarda döndü mü yurduna? ...\n\nHani sen; \nAşkı bir üveyikten satın almıştın Sadri.\nNe oldu ona? \nBıçak kesmez oldu ağzını...\nSusar oldun, yazmaz oldun daha...\nOysa yüreğimizi koymuştuk ortaya.\nHani, taşırdı be usta! \n\nBak yine bir Eylül havası var Sadri, \nİkibin’e doğru 97 Mart’ında.\nO gün doğan İsmail bugün delikanlı çağında\nİlkbaharda sonbahar, bu nedir usta? \n\nMaltepe cigarasının adı mı var bugün? \nÜç bardak çayın hatırımı kaldı? \nTornacının yanında çıraktı dayın, \nO günlerden yüzünde eser mi kaldı? \nGel yine bir gurbet türküsü uçuralım.\nMunzur’dan İstanbul’a\nFırat’ın suyundan  bulgur aşına\nSerin göze başından Eylül ayına.\nÜç gurbet türküsü tutturalım\nDostluk adına...\n\nBilirsin sende de bende de\nEylül’ün acı bir tadı vardı.\nŞiire Eylül dediysek\nElbet; \nBir maksadı vardı.\nElbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Emine Usta",
        "poem": "\n\nGüz bakışlım; \nEylül yağmış saçlarına\nUmutlarına yağmış hüzün\nSonbahar mı oluyorsun? \nEylül koşuyor,\nEylül yaşıyorsun sen...\nGözlerinde yaşlar eylül yağmuru,\nYüzünde güz güneşinin sıcaklığı,\nGönlünde göçmen kuşların neşesi, \nEylül koşuyor,\nEylül yaşıyorsun sen.\nSonbahar mı oluyorsun sen? \nEylül akşamlarının kasveti yüreğinde\nTutunduğun teselliler yok sen de,\nBöyle akşamların sesizliğinde, \nEfkârın büyür yavaş yavaş\nHüzün denizleri içinde,\nEylül koşuyor,\nEylül yaşıyorsun sen...\nSonbahar mı oluyorsun? \nSonbahar olacak ne var sanki? \nYaşamak harşeye değer inan ki\nBelli ki yine üzmüşler seni,\nSonbaharı içinde duyuyorsun sen...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Ferzan Güney",
        "poem": "\n\nEylül gün dönümü\nGönüllerin hazin hüznü\nEylül bitimidir sıcaklığın\nÜrpermeye geçişi sevdaların\nGözlerin arkaya hasretle dalışı başlar\nBaşlangıcı olur hep vedaların\nEylül...Kimine veda,\nKimine hüzn-ü seda...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Murat Tali",
        "poem": "\n\nEylül karadeniz fırtınası, \nEylül dalgaların çığlığı, \nEylül yıldız kayması, \nEylül gece alazı, \nEylül yangın yeri, \nEylül hazan mevsimi, \nEylül yaşama çığlık çığlığa katılma, \nEylül kavuşmak, \nEylül özlemek türküsü, \nEylül zamansızlık mefhumu, \nEylül aşk, \nEylül özlem, \nEylül varmak, \nEylül adressizlik, \nEylül yitiklik, \nEylül varmak, \nEylül sınırsızlık içinde sevmek ve ait olmak ezgisi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "...Eylül",
        "poet": "Sinem Tağa",
        "poem": "\n\nEYLÜL 1. Can kırıklığıyla karşıladım seni sonbahar. Huzursuzluk adım attı gönlüme. Belli oldu, bu mevsim çok sert geçecek. Hazır mıyım buna dersin. Ben hiç emin değilim. Dallarım güçlenir mi yoksa yavaş yavaş kırılır mı bilmiyorum.\n\nEYLÜL 2. Ağlayamadım.Düğüm düğüm gecede nefes alırken,yağmur yağdı İzmir e.Ben ağlayamadım... Gecenin köründe özlerim seni daha çok....! Elimde telefon bekledim saatlerce,aramadın...Ağlayamadım... Ben seni çok özledim! Sensizliğime İzmir ağladı, ben ağlayamadım.........\n\nEYLÜL 3. Serin bir geceydi... Titrek sessiz... Yolculuk nasıldı... Yalnız gidişler...Yalnız bırakıp terk edişler...Adı bu. Sonbahar işte... Kimbilir kaç köşede gidenlerin arkasından sırılsıklam olanlar var...Adı bu işte.Sonbahar....\nAlış... Daha çok giden olacak...\n\nEYLÜL 4. Gün mavi.. Gün deva... Gün yorgun...Gün sevda... Gün Özlemdi... Gün bir anaya Ağlamaktı... Sırf gözyaşı akmasın diye yalvarmaktı Tanrı'ya... Gün bahar... Gün sonbahardı... Gün güz-yaşlarının zamanıydı... Gün kapında bekleyen hüzün misafiri... Dikkat et, ağlama sen...\n\nEYLÜL 5.  Kalp atışlarından yoksun, aşktan huzurdan yoksun sözcükler. Aşk mı bitti? Kaldı sevgi...  Aşk heyecanda sevgi mantıkta kaldı. Kalbim özlerken atmıcaksa, mantık da olmasın istemiyorum. Ey bahar, ey sonbahar beğendin mi yaptığını? \n\nEYLÜL 6.  Sonbahar gönlüme et veda. Yaprağın olamam  lütfen uğraşma... Beni al sen serin sabahlarına. savrulmak istemiyorum,  lütfen yalvarma... Ben güçlüyüm, atamayacaksın beni kor yalnızlıklara,boşuna çırpınma... Ben kazanırım sonbahar, lütfen ağlama....\n\nEYLÜL 7. Dur durak bilmeyen bahaneler yaratma. Sen kendin inan bunlara ben inanırım sanma. Ben hüzne yenik düşmedim, kandırırlar seni kanma...\nDost dedin düştü yaprakların... Aşk dedin terk etti rüzgarların... Yel dedin sel götürdü tutundukların... Ey sonbahar sen beni ne sandın....\n\nEYLÜL 8. Özledim özledim özledim... Geleceksin diye yollarını gözledim. Seni sevdim sevdim ve sevdim.... Bülbüle aşk güle aşk  dünyaya aşk saldım adına... Ben seni sevdim sevdim ve sevdim..... Duyuranın olmaz bilmezsin... Düşünenin olmaz düşlemezsin... Anlarsın bir gün ben seni sevdim sevdim ve sevdim........\n\nEYLÜL 9. Durup durup vurur oldu sessizlik. Gökyüzü biraz daha karanlık. Aile parçalandı gözümün önünde. Bu nasıl adaletsizlik.... Sen bilirsin gönül... Kaybeden bir anaysa, sen de bittin bende gönül...\n\nEYLÜL 10. Kırılır mı dallar rüzgarınla sonbahar.... Sarsar mısın kendini kaybetmişleri... Dal kırma ne olur bu sefer.... Git uyandır yalanları, yalancıları.... Savur onları doğrulara.... Bir gün doğruluk kazanacak biliyorum... Sen de yardım et bana sonbahar....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*-*Eylül*-*",
        "poet": "İlker Ünlü",
        "poem": "\n\nEylül; hüzünlü esen rüzgar…\nEylül; parlak yağmur damlası...\nEylül; Yılın her ayından öte ay...\nEylül; Güvercinlere atılan yem…\nEylül; Yürekleri titreten güzellik...\nEylül; Annenin gözlerinden akan nehir...\nEylül; Kaderi kadersizlikten gelen şaheser...\nEylül; Uzaklardan gelen serin bir vapur sireni…\nEylül; Güçlü Türk Kadını'na duyulan hasret ışığı...\nEylül; Haykırarak söylenemeyen bir hasret türküsü…\nEylül; Sonbahar akşamında esen yelin savurduğu can...\nEylül; Gelecek güzel günleri müjdeleyen sonsuzluk...\nEylül; Kalplerimizin bir attığı sebepsiz hıçkırık...\nEylül; Bir kara resimdeki büyük aydınlık...\nEylül; Babanın çektiği hüzünlü hasret …\nEylül; Dostların kardeşlerin simgesi...\nEylül; Muhteşem bir aşkın adağı..\nEylül; titreyen narin güvercin...\nEylül; Gizemli bir tılsım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Nesrin Bitgi",
        "poem": "\n\nBir eylül fırtınasıyla bırakıp gitmiştin\nYalnız özlemlerimle bir başıma beni\nBak yine geldi bir eylül daha ömrümde\nSen hala yoksun yağan yağmurlarda\nBen ise hala bekliyorum umutsuzca\nArtık kış gelmek üzere kapıma\nBilmiyorum geçecek böyle kaç eylül daha\nSana hasret bu gönül bitip gidecek\nKaç baharlar,yazlar geldi ve de geçecek\nSaksımdaki kimsesiz çiçekler hep boynu bükük kalacak\nNihayet birgün bu sevdada perdesini sensiz indirecek\nSevda masalım da hazin son diye bitecek..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Hüseyin Özdemir",
        "poem": "\n\nMavi gözlü eylül\nDoğdu doğacak bir kız çocuğu\nİçimdeki ateşin tam ortasına\nBütün patikalar kesişir eylülün ortasına\nKavgamız genç isyankar ve asi\nDöşenir demir bir yol gibi\nepeyce zor epeyce uzun\nToprak sonsuz dünyamızda\nYediverir bolluğu\nAçılsın saçlarında \nGüneşin iri tenli varsıllığı\nBuzdağları bekliyor güneşi\nBeyaz elleriyle rüzgarlar\nAğarsın gün beklerken geceyi\nDaha çok var şafağa \nHepimiz içmeliyiz kavganın suyunu\nOmuzlarımız omuz başlarına kadar doluyken\nEylül gelecek\nGelecek çiçek bahçelerine\nekilecek başaklar o gün\nYeşerecek karakıştan sonra\nUmut olacak toprağın kıtlığına\nMavi gözlü eylüller\n\n\n12    EYLÜL  2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Nurhan Göktürk",
        "poem": "\n\nHazan mevsiminde, \nNe hüzünlüdür Eylüller.\nDökülen yaprakların içinde yürümek, \nToprakları avuçlarımda dinlendirmek.\nSabahları çiğ olup, yapraklarla oynaşmak, \nEylül'ün yakıcı sıcağında, \nSırtımı duvara verip uyuşuk uyuşuk oturmak, \nKarıncaların gayretini, \nAğustos böceklerinin kayıtsızlığını, \nNe inanılmaz, doğadaki bitişi, gözlemek.\nŞimdi seri zamanı gelmiştir, bağlarda.\nÜzüm toplama, bağ bozumu, \nPekmez, Köfter kokuları doluşur, \nKomşu evlerden.\nBaşak toplamanın zevkini, \nBenden iyi kim bilebilir ki,! \nBöyle bir Eylül sabahında\nGeldim dünyaya, \nVe inanıyorum ki; \nYine bir Eylül de hüzünlü olacak gidişim.\nKızım olursa adını Eylül koymalıyım.\nAdını her söyleyişimde, \nDaldan düşen yaprak gibi titresin içim.\nEylül hüznüm, terk edilmişliğim, \nEylül düşlerim, geçmişim, \nEylül tüm ayak dirememe karşın, \nÇaresizce gidişim.\n\nNurhan Göktürk\n(29 Ocak2003Antalya)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Nezaket Toraman",
        "poem": "\n\nEylül deyip geçmeyin.\nGizemli sırları var \nBen eylülde doğmuşum\nSonbaharın ilk ayı,\nAyın şavkı vururken yer yüzüne!\nDünyaya gelmişim bir EYLÜL sabahı\nNe günler göreceğim \nNe acılar çekeceğim bilinmez\nEylül deyip geçmeyin gizemi başkadır \nDeniz bir başka çoşkulu.\nYüreğim gibi hüzün taşımıyor \nAkşamları yalnızlık kafesinde bekler \nEylül de beklemiştim \nGelecek diye sevilen\nGelmeyeceğini bilerek \nGözlerde fer kalmamış umutlar kırık \nHarman kalkmış eylül boşta, \nRuzgar farklı esiyor,bitirmiş tüm işlerini\nEylül deyip geçmeyin \nFarklıdır gazelin kokusu \nÇimenin solgunu,ağacın yorgunu \nSuyun durgunu! \nEylül’ü seviyorum ben\nBu mevsim acı versede hüzün olsada \nAcıyı çektim ilkbaharda \nYazı yaşadım kavrularak \nEylül de dindi tüm dertlerim. \nSonbahardır güz ayı yaprak dalda sarı.\nGül solmuş bülbül ötmüyor yok figanı\nGönlüm diyor ümitsiz bekleme\nGelmeyecek besbelli \nYüreğim sargıda,ruhum bedenim yorgun \nUnuttum ben onu o efsane olacak \nÇok eylül’ler geçecek   \nSorma dostum aşık olamam artık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Hayrettin Türk",
        "poem": "\n\nCansız ay yansıması gözlerinde\nUzaklaşan güneşe bakar eylül\nSanki sevda masalı sözlerinde\nAşkın sırrı gönlüme akar eylül…\n\n20/3/03\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Hüseyin Celep",
        "poem": "\n\nyel vurur mazimden yırtılmış sayfalar uçar \n\nkasırga vurur tutunduğum dallar uçar \n\nsavrulur ömrümden sarı yapraklar \n\nEylül değmez cana,bende can Eylül\n\nAnkara/2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Ali Utku",
        "poem": "\n\nEylül Manifestosu\nvahameti kesif \nince bir hastalık gibi\napan....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Soner Keskin",
        "poem": "\n\nBir eylül ayında,\nDünyama bir ay doğdu\nGönül bahçemde zamanla kırmızı güller açar oldu\nBu gönül zamanla, zamana küser oldu\n\nYollar uzak\nSensiz ise zaman geçmez olurdu\nKalbim bir kez daha ağlıyordu\nSensiz dünyama ay doğmaz oldu\n\nBir eylül ayı daha bitiyor\nGözlerimdeki yaşlar sel oluyor\nEylül ayları hüzün olsada\nGözlerin gözlerimden silinmez oluyor\n\nAğlıyor yine kalbim peşinden\nUzaklara gidişinden\nGitme dayanamam\nBu kalp olur perişan\n\nNiye gidersin öyle uzak ellere\nYinede inadına sever bu kırık kalp\nDayanamaz olur ay'ın gidişine\nBir gün gelir yenik düşer\n\nEylül akşamlarında\nSensizliğe ağlamak istedim\nTüm duygularımı dökmek\nVe sadece seni yazmak istedim sadece seni...\n\nSoner Keskin\n23.9.8-Tekirdağ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Arif Doğramacı",
        "poem": "\n\nKalem kağıda deydi\nBen tükendim\nKaç bin gecelik kurgum\nEylül\nBir ay değil\nÇağların kapısını sorgulayan\nSevimli bebeğim\nBaba Mardin li\nAnne Dikili den\nBölsek parçalasak vatanı\nAsıl sorun\nEylül \nNasıl paylaşılacak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Kemal Tağa",
        "poem": "\n\nEylül'ün on beşinde\nBir sonbahar mevsiminde\nÇırılçıplak doğmuşum\nGözümdeki yaşlar\nNe içindir bilinmez\nBelki onlar ilk günden\nBu hayattan korkuşum\n\nEylül'ün on beşin de\nBir sonbahar mevsimin de\nKüçük bir çocuk olmuşum\nAğlamışım,gülmüşüm\nGün gelmiş üzülmüşüm\nBazen karanlıktan korkup\nYatakta büzülmüşüm\n\nEylül'ün on beşinde\nBir sonbahar mevsiminde\nYapraklar savrulurken\nBir gün aşık olmuşum\nYemeden içmeden kesilmiş\nBir çiçek gibi solmuşum\nAteş basmış tenimi\nSanki yaşamadan yok olmuşum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Ümmehan Şahin",
        "poem": "\n\nSessizlik...\nSoğuk, donuk, çaresiz...\nHer şey durmuş,\nHerşey donmuş...\nSadece tik-tak, tik-tak, tik-tak....\nZamanı hipnotize etme çabasından vazgeçince yelkovan,\nYeniden hatırlamaya başlıyorum..\nTam da unutmaya başladıklarımı.\n\nKafamı kaldırıp göz göze geliyorum,\nSessizlik üzgün,\nYelkovan üzgün,\nAkrep, o da üzgün...\nHatta,\nAklımda pas tutmuş hayalin bile üzgün.\nZaman geçmiş...\nÜstelik,\nEylül bir kez daha senden önce gelmiş...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Ali Özkan Asafoğulları",
        "poem": "\n\nBeklenen mevsimdir ömrüme sümbül\nSavrulmuş bir aşkın resmidir gönül\nZamansız ötersin a deli bülbül\n\nSolup hüzne dalar dökülür her gül\nKapıyı çalıp da gelince eylül\n\nGözlerin elaydı saçların lüle\nDüş renginde döner gönlüm hep küle\nKaç kere söyledim arsız bülbüle\n\nDalında sararıp solar bezm-i gül\nÖlümcül yaradır aşka her eylül\n\nBursa, 30 Ağustos 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Ersoy Oktay",
        "poem": "\n\nEylül ağlıyor.\nbilinmez hangi hayatlar akıyor, \nçamurlu gözyaşlarında.\n\nSağ gözünden akanlar,\ninsanlığı boğuyor.\n\nSol gözü \nİstanbul'u çaresi bırakıyor.\n\nKarşıyakaya, nazire ediyor.\nBu yakaya hüzün döküyor.\nGeçmişe bakıyor, Şaşırıyor.\nGeleceğe bakıyor haykırıyor.\n\nBirden iki doğuyor.\nEt tırnaktan ayrılıyor.\n\nNice kırmızı, ay yıldızlı\nFidanlar dikiyoruz toprağa\nToprak kana doyuyor.\nİki canlı tazelerin, annelerin \nyaşı yarışıyor, Eylül'le\n\nEylül ağlıyor\nAnneler ağlıyor.\n\nNe olacağını biliyor Eylül.\nSu değil, kıpkırmızı kan ağlıyor.\nGökler kapkara ama, \nbulutlar güneşe Açılım yapıyor.\n\nSağırlara gök gürüldüyor,\nKörlere şimşekler çakıyor.\nNemrutları Çaresiz bırakıyor.\nİntikam alıyor.\nEylül Ağlıyor.\nAğlıyor, ağlıyor,ağlıyor.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-Eylül-",
        "poet": "Orhan Ateş",
        "poem": "\n\nEllerim ve dudaklarım bıraktı aşkı\nYağışlı göz iklimlerinden geçtim\nKaranlığın ardında titremeli bir beden yalnızlığına büründüm\nKimsecikler yok yanımda\nKaranlığın sırıtkanlığıyla körler ülkesi Eylül\nHansız bir bahardan geldim\nDizlerimde kaldıramadığım bir Yaz sıcaklığı\nBeyin damarlarımda pıhtılaşmış bir hayal\nVe sen…\n\nÇöllerde yedi iklim kuşağı\nHiçbir renk sahici değil\nSerap sevincinde umutlar\nKösnül bir cazibe fırlar ansızın\nEylül’e boğulur uyduruk şehvet\nKadınsı bir dokunuş sanı kalır tende\nTer bezleri ıslanır\nEş güdümlü zamana yayılır hayal ve gerçek\n\nHer ses beyin kıvrımlarımda hayat buldu\nDilsizliğe gömülü aklımı bıraktım ardında\nEylül sancısını ben buldum sana\nÇiçekler daha filizlerindeyken sararmıştı\nBaharın sahte bir yanı hep vardı zaten\nİlk o zaman düştü dalda ki ilk yaprak\nEylül diyordu şarkılar\nNotasına ilham veren bahar aldatıcıydı\nEylül kokuyordun sanki\n\nKırık demir parmaklık gibi dişlerim\nİçimdeki tüm duygular firarda\nAğız dalaşında hep mağlup oldum kendime\nBir sorsan \nKaç sonbaharda topladım baktığım pencereleri\nKaç Eylül bozumu iz bıraktı \nBir tarafım ana, bir tarafım çocuk\nKim kimi sahiplenecek \nBabasız bir Eylülde sığındım diğer yarıma\nDul bir mevsimde ağladım soluma\n\nYattım kalktım \nYetim bir mevsim tütsüleniyor\nEylül gibi bakıyor zaman\nHazırlan Ey! Çürümüş vakit\nKış eşeliyor eşiğini\nÖtesi dilsiz ayaz artık biliyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Eylül",
        "poet": "Kemal Tağa",
        "poem": "\n\nEylül'ün on beşinde\nBir sonbahar mevsiminde\nÇırılçıplak doğmuşum\nGözümdeki yaşlar\nNe içindir bilinmez\nBelki onlar ilk günden\nBu hayattan korkuşum\n\nEylül'ün on beşin de\nBir sonbahar mevsimin de\nKüçük bir çocuk olmuşum\nAğlamışım,gülmüşüm\nGün gelmiş üzülmüşüm\nBazen karanlıktan korkup\nYatakta büzülmüşüm\n\nEylül'ün on beşinde\nBir sonbahar mevsiminde\nYapraklar savrulurken\nDelice aşık olmuşum\nYemeden içmeden kesilmiş\nBir çiçek gibi solmuşum\nAteş basmış tenimi\nSanki yaşamadan yok olmuşum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Nizamettin Özel",
        "poem": "\n\nAylardan eylül, günlerden cuma; \nKız haydi gel, gel otur başucuma..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Serkan Bol",
        "poem": "\n\nEylül; \nİçimde tarifi imkansız bir fırtınasın,\nBeklentimsin,\nGeleceğimsin,\nYaşama dair hevesimsin.\n\nEy eylül! \nBekliyorum seni,\nGörmeden; \nHissederek tutuyorum seni.\nKalpten seviyorum seni.\n\nEylül; \nİçimdeki hayatsın sen,\nsevgisin,\nsevilensin,\nBeklenen coşkusun,\nİçimdeki coşkunun zirvesisin.\n\nKaranlık,\nÖyle bir şey olsa ne olur,\nEy eylül! \nSen ışıksın,\nParlıyorusun gözlerimin derinliklerinde,\nDoyumsuzca Yaşıyorum seni. \n\nMamak/Ankara \n29/10/2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Uğur Benek",
        "poem": "\n\nGölgeler firarda, gece zifirî...\nGömülmüş efkâra, üşüyor eylül.\nİhtilâl misâli hırçın rüzgârlar; \nMısrâlara çarpıp düşüyor eylül.\n\nGüz mevsimi dâvet ederken kışı,\nKalbimde mâzinin gamlı yakışı...\nSüzülüp semâya yorgun bakışı,\nVuslatın peşinden koşuyor eylül.\n\nZamânın nabzına vurursa hasret,\nBir ateştir, bir kül, hayâle hicret.\nAhvâlimi târif edemem, hayret! \nBu hazin aczime şaşıyor eylül.\n\nSükûta dalmışım, gönlüm derbeder.\nCismimi meçhûle savurdu kader.\nDolarken içime, usulca keder,\nSancıyan sînemi deşiyor eylül.\n\nEylül ki, rûhumu saran âh-u zâr...\nÂh eder yüreğim, hicrânım uzar.\nHâtırâlar birden kılınca nazar,\nNemli gözlerimden taşıyor eylül.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Şair Syilmaz",
        "poem": "\n\nHer eylul \nBir kirmizi yaprak tanesi \nYuregimden yere duser\n\nYere duser savrulur, \nSavrulur bilinmezlere \n\nKah ruzgara karisir alir gider basini \nKah bir koseye takili kalir \nSeyre dalar dunyayi \n\nHer eylul bir kirmizi yaprak tanesidir \n\nYuregimin sesi, gonlumun nefesidir...\nBir yaprak tanesi \nKirmizi\nBir\nYaprak\nTanesi....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Şevki Kayaturan",
        "poem": "\n\nEylül, yazarın romanının adı\nEylül, sonbaharın o müthiş tadı\n\nEylül, gazelin yerde savruluşu\nEylül, ağaçların çıplak kalışı\n\nEylül, o gönüllerde gökkuşağı\nEylül, yüreğimin tek dert ortağı\n\nEylül, kış habercisidir sonbahar\nEylül, senle yaşanılan aştır kâr \n\nEylül, nadide aşklarının başı\nEylül, sevda çekenlerin gözyaşı\n\nEylül, adını kazıdım beynime\nEylül, söz geçmiyor ki yüreğime\n\nEylül, cemaline hayran olunan \nEylül, bir ömür yanında kalınan\n\nEylül, bazen bir ay bazen de sevgili\nEylül, aşıkların son bahardaki dili\n\nEylül, Kayaturan sensiz yalınız\nEylül, belki her güz bur’da kalırız.\n\n(06.01.2010 Saat: 00.02)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Bayram Gökmen",
        "poem": "\n\nAyrılığın takvimleşmesidir eylül.\nGöz pınarına hasretin yürüdüğü mevsimin,\nAyrılık bulutuna takılı ismidir eylül.\nÇocukların çınlayan sesi,\nAyrılığın hasretleşmesidir eylül.\nAna yavrudan yavru yuvadan ayrılır.\nGöz yaşlarında yıkanır güneş ve loş akşam.\nKızıllıklarda yanan aydır eylül.\nYapraklarının sararması ondandır.\nSessiz dudakların titreyişinde yürek,\nAçılmış kurşun kalem kokusudur eylül.\nYarin kokusunda kalem kokusu,\nUyumaz gönüllerin uykusu,\nEylül çınlasın kulağında yarin.\nEylülde gider bir zaman dönerim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül...",
        "poet": "Olcay İşbilir",
        "poem": "\n\nMevsim sonbahar\nAylardan Eylül\nSararmış yaprakların dökülme zamanı \nHer sonbahar da bir hüzün basar içimi\nBeklerim o ağacın altında \nBu sonbaharda gelmedin...\nGözyaşlarım karıştı dökülen\nsararmış yaprakların düşüşüne..\nBir Eylül'de gelsen diyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül...",
        "poet": "Safiye Ünlü",
        "poem": "\n\nEylül, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 9. ayı olup 30 gün çeker. Arapça eylûl, Süryanice 'üzüm' anlamındaki aylûl'den (üzüm ayı)  gelmektedir. \nHristiyanlar bu aya 'İstavroz ayı', 'Haç ayı' ya da Karadeniz'de değiştirilerek 'İstavrit ayı' derler. Avram Galanti Bodrumlu yaptığı araştırmalar ile Türklük İncelemeleri kitabında Akadlıların altınca ayı olduğunu ve sevinçten haykırmak anlamına geldiğini savunmuştur. \nEylül adının İngilizce karşılığı olan 'September', Latince 7 anlamına gelen 'septem' den gelir. Eylül, M.Ö. 153 e kadar, eski Roma takviminde 7. ay idi.\n\nBilimsel bir giriş oldu doğrusu..  \nhani bilinse de olur bilmese de, ayrıntıları severim ben. Bakın Eylül sevinçten bağırmak anlamına da geliyormuş, belki istavrit ayı da olması nedeniyle sevinçten bağırıyorlardır aynı zamanda eskiden ne dersiniz? \n\nüzülüyorum ben eylüle Sonbaharın gözdesi bu ay, yaz bitti, okullar  başladı, kışa hazırlıktı derken gümbürtüye gidiyor, Kimsenin güneşin doğuşunu, batışını, martıların süzülüşünü  ve rüzgarda yaprakların sallanışını seyredecek zamanı yok. Kışa hazırlıklarla,  turşu kuralım, reçel yapalım, dondurucuya paket paket yaz bereketi sebzeleri dizelim derken kaynayıp gidiyor bu güzel mevsim..\n…\n\n Eylül serin, Eylül hüzün. \n\nNe çok yazı yazılmış Eylül e, ama en çok da hüzün ile yan yana... ve ayrılık. \nGemiler daha hüzünlü salınır Eylül denizinde, gözler daha dalgın, her an ağlamaya, boşalmaya hazırdır bu mevsimde ademoğlu. Nedensiz bir hüzün derinden,\nBir senfoni oluşturur doğa, güneş ile bulut, rüzgar ile yaprağın, yağmur ile gözyaşının bestelediği, buruk, hüzünlü bir senfoni! \n\nHer ayak sesi gideninkidir. Eylül’le gelinmez Eylül ile gidilir.\n\nCamları buğu tutmaya başlar evlerin, cadde asfaltlarında ıslak yalnızlık rüzgarları.\nErtelenir aşklar bir başka bahara,,\nAkşamlar buruk, eller soğuk,\n\nHer ne kadar Eylül, biten aşkları, ayrılıkları çağrıştırsa da, Oysa yaz aşklarının aksine, kalıcıdır sonbahar aşkları. \n\n Ayaklarımız daha bir yere basar, başımızda kavak yelleri esintisi fırtınaya dönmüş, melankolik bir ifade almıştır yüzümüzde yerini. Coşkularımızı bavullarla birlikte kaldırmışızdır dolaba. Ruhumuzu da kapalı mekanlara almışızdır farkında olmadan..\nAma güzeldir yinede Eylül.. \n…\nHer mevsimin ayrı bir tadı  vardır, tek gerekli donanım farkındalıktır aslında. Etrafımızdaki tüm güzellikleri fark edecek kadar yaşam sevincine sahip olmak yeterlidir kanımca. Ekstra şemsiye taşımak gerekir belki evet ama yağmurda ıslanıp bir yere sığınmanın keyfini düşünsenize, paltolar, kazaklar fazla geliyor belki ama dışarıda üşüyüp sonra ısınmanın tadı, karpuzu, kirazı bir süre yemeyeceksiniz belki  ama mis gibi  kurufasülye, kestane kebapta aratırmı bu tatları..\n\nNe eylülü! ne sonbaharı ! demeyin, tamam hepimizin hayata dair kaygıları var şüphesiz. Okul taksitleri, ne pişireceğim derdi, bizim takımın durumu bu sene ne olacak, faturalar, ödemeler, trafik, dırdırlar, vırvırlar...\n\nEylül kışı karşılama komitesi bir nevi.. telaşlarımızla harmanlayıp, Eylül ün keyfinide çıkartalım hani biraz!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül! ...",
        "poet": "Serpil Erdim",
        "poem": "\n\nNasıl anlatsam seni Eylül\nYaprak yaprak döktüğün gözyaşlarını mı? \nSerin serin esen yüreğini mi? \nMağrur ve ağlamaklı bakan gözlerini mi? \nSeni nasıl anlatsam Eylül! ...\nBir başkasın kalbimde tıpkı sevdam gibi\nBir farklısın sen\nAnlatamadığım yanımsın\nYalnızlığımsın, \nGülüşlerimde saklanan tatlı hüzünlerimsin\nRuhumu okşayan sıcacık esintim\nDaha nasıl anlatsam bendeki seni Eylül\nİçimdeki bulamadığım en güzel kelimelerimsin....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül...",
        "poet": "Enes Ali Sevgi",
        "poem": "\n\nSöylesene eylül \nNeden ateş rengisin\nYüreğimden mi aldın, \nDoğuştan mı böylesin? \n\nHüzün kokun nereden? \nGözlerime mi değdin? \nYürüyüşün kahırlı\nBeni mi takip ettin\n\nEylül saçların soluk\nGözümden düşen gazap\nSana mı değdi acep? \nAkti mi oluk oluk\n\nTitriyor bak ellerin\nSözlerin acı dolu\nAşktan mı mahrum kaldın\nBenden mi kaptın bunu\n\nBana mı acıyorsun\nDönde bir haline bak\nİki büklüm olmuşsun\nGölgem mi anlamadım\nHayattan kaybolmuşsun\n\nNerede öptün beni\nNefesin de zehirden\nHer derin alışında\nCan sökülüyor yerinden\n\nSesine ne demeli\nRitmi sönük kalbinin\nAşktan mı yorgun düştü\nBu mudur ilk yenilgin? \n\nSöylesene eylül\nNeden böyle soluksun\nHer hüzünde varsın da\nSevinçlerde hiç yoksun\n\nGülüşün bile külfet\nZehir dolu bir aştan\nDurma da itiraf et\nSenin yüreğin taştan! \n\nSen benim aynam mısın\nSen bensin ben sen miyim\nSen benim dünyam mısın\nAsıl solan ben miyim? \n\n2 Eylül 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": ". Eylül",
        "poet": "Turgut Uzdu",
        "poem": "\n\nİşte bir eylül daha kirpiklerime asıldı\nİşte yine yağmur bulutları kasvetine hazırlanıyor\nGüneş mahzunlaşıyor her geçen gün\nGeceler bir başka yorgun\nBen kırık\nRüzgâr kırık\n\nYel değirmenlerini okşamıyorum artık\nSayısını unuttuğum çekirdekler yüreğimde\nKaç kurşun patlamasına esir oldum\nKaç ayrılığı taşıdım yıllarca sırtımda\nDuygularımda yaşlanmış bir hal\nBen üzgün\nBen ancak kendini taşıyan bir hamal\n\nBana mı kalmış beklemeye kelepçelenmek\nBir çift dost göze hasret bakışlarım\nBir aşka muhtaç\nMısralara sahip aramak haddim değil\nAnahtar yok\nKilit harap\n\nSarılmak bir kol ile bir omuza\nBir saç tanesinin yüzüne dokunması\nBir tebessümün değiştirdiği bir dünya\nSeviyorum kelimesine saklanmış yeni bir kâinat\nKaos benim\nDöngüler kısır\n\nNeden eylüller hep aynı renktedir\nDamlalar neden hürriyetine burada kavuşur\nBen neden hüzne mağlup olurum her eylül\nHer bulanık birikintide kendimi görürüm\nHangi sözlükte cevabı var\nBen neden ağlayacak kadar hürüm\n\nEylül, ah! Eylül\nGidenlerin gelmediği\nGelenlerin kalamadığı yerdesin\nNe renginde renk var\nNe bende sana uygun ahenk\nÇılgın dalgaların ortasındayız\nHer yan bizimle kaplı\nÇırpınışların aksedişindeyiz\nAlabildiğince umutsuz\nOlabildiğince üzgünüz\nİnkâr etme boşuna be eylül\nİkimiz de aslında eylülüz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Abdullah Ercan",
        "poem": "\n\nKapındayım Eylül\nSon fasıl hüzzâm geçiyor zamana\nZaman erme vakti sûzâna\n\nÇıkardım\nRuhumun yaşlı esvaplarını\nBahara soyunmuş kış üryanlığında gönül\nYetim başı okşar gibi\nSevindir\nGiydir\nBeni Eylül\n\nRüzgarın sarı ritminde raks eder\nNâzenîn yaprakların\nBenim kırmızıyla dansım\nVe... dansım sen\nBir bayram sabahı\nElimde bir gül\nKapındayım Eylül\n\nSonbahar yağmurlarını bekler,yanaklarım\nÇölünde; \nGözyaşlarımın kuruduğu pınar\nAl başımı göğsüne\nSımsıkı sarmala,sar...\n\nKapındayım Eylül\nSon fasıl hüzzam geçiyor zamâna\nZaman erme vakti sûzâna\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Nagihan Karadağ",
        "poem": "\n\nFırtına dindi, sular çekildi.\nYine hep o tanıdık manzara.\nDeniz, aynı deniz; \nkumsal, aynı kumsal.\nYalnızca kumların üzerinde\nkurumuş deniz yıldızları,\nfırtınadan arda kalan.\n-Bir de gözü yaşlı analar-\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "İsa Erkol",
        "poem": "\n\nBen seni Eylül diye sevdim\nGarip bir sonbaharı hatırlatırdı saçların\nSolgun yaprakların çırpınışı gibi olurdu yüreğim\nHayalde olsa, avuçlarımın arasındayken avuçların.\n\nHazanın uğultusuyla dalga dalga olurdu\nDipsiz kuyular gibi, sonu olmayan sevdalar beni bulurdu\n\nBen seni Eylül diye sevdim\nAyazdı geceleri ruhumu üşütürdü\nDar ve karanlık... Kapkaranlık sokaklarda haykırırdım sevdayı\nAncak bir Eylül beni bu hale düşürürdü\n\nSense baygın bakışlarımın sevdalısı olurdun\nHer açtığında gözlerini bu divaneyi bulurdun\n\nBen seni Eylül diye sevdim\nYağmurları iliklerime kadar ıslatırdı\nVe bir hayal... Simsiyah gökyüzünün sonsuz derinliğinde\nSen... Eylül... Haykırışlarım dağlarda yankılanırdı\n\nKimbilir... Belki bu sevdayı hiç bilmeyeceksin\nBir daha gözlerimin içine bakarak gülmeyeceksin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylul",
        "poet": "Ercan Otaci",
        "poem": "\n\nAma herkesin icinde bir eylul vardir...\n\nSokaklari olesiye yalniz\nYagmurlari biteviye yorgun\nAsklarin ve savaslarin geride biraktigi sehirler gibi\nYenilmis ordularin agirliginca\nAma butun geckalmisliginca\nAma herkesin icinde bir eylul vardir\n\nHatta su kizkurusu kule\n'Camlarinda her aksam yangin cikan uskudar'\n'Kavun tasiyan kamyonlar'\nRizkini unutan marti\nTurkuler, sarkilar...\n\nFiruze eyluldur mihriban eylul\n\nGocmen kuslar gibi gecer adamin icinden\nBir yandan cizilir bir yandan silinir\nHuznun her tonuyla suya\nBir garip masaldir eylul\nTesaduf bu ya! \nGelmez beklenen\nEn guzel eylulde usur ask\n\nVe bir gazel gibi duser ikindileri eylulun okul yollarina\ncaresiz bir gecistir cildirmanin kenarindan\nDag deviren cumlelerle ayaklanir sehir\nBir yurek dokumudur baslar\nAl iste...\nBir polenin olumu kadar sessiz ve kimsesiz\nYakamoz tapinagi halic'te\nBir omur bozumudur eylul\nAma herkesin icinde...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Meltem Çiloğlu König",
        "poem": "\n\nYaprakların sararıp döküldüğü demdesin\nHüzünlerin gözlere bıraktığı nemdesin\nUmutsuz yüreklere şifa veren em’desin\n_______Senden geriye kalan ateş değil simdi kül\n_______Kasırgada yüreğim artık ömrümde eylül\nYollarında meşakkat sıra dağlar misali\nSeninle hayal eder aşık kalpler visali\nMevsimlerin son mührü acının yalın hali\n_______Bak yine hazandayım aşk bağımda soldu gül\n_______Kasırgada yüreğim artık ömrümde eylül\nÇile müdavim sana bu hayat yarışında\nCan yakar nidaların hakka yakarışında\nSevdalı gönüllerin menzile varışında\n_______Karanlıkta kalmışım bahtıma bir kere gül\n_______Kasırgada yüreğim artık ömrümde eylül\nSen sevdalı bulutun dağılan beyazısın\nSonbahar günlerinin en çetin ayazısın\nSessiz haykırışların iç burkan avazısın\n_______Yağmur ol gözlerimden damla damla sen dökül\n_______Kasırgada yüreğim artık ömrümde eylül\nBir saba makamında en güzel şarkı sensin\nYaşanan dört mevsimin en bariz farkı sensin\nAyrılık cümlesinde şiddetli korku sensin\n_______Umutlar bitti ben de hiç kalmadı tehammül\n_______Kasırgada yüreğim artık ömrümde eylül\nMeltem ÇİLOĞLU\nMünchen den\n6.12.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Bayram Eser",
        "poem": "\n\n“bir filizin yeşerdiği günlerden beri\nhazan mevsimim eylül çok geride kaldı\nne bir pişmanlık duydum ne de baktım geri\nhüzün zamanım eylül çok geride kaldı\n\nherkes ömründe hüzünlü bir eylül yaşar\neylül geçip gidince eylül bile şaşar\nbirini sevince hayat yeniden başlar\nkayıp zamanım eylül çok geride kaldı\n\nzaman eylüldü biz de eylülü yaşadık\nmutluluk bitti birbirimizi boşadık\nyollar ayrıldı yeni hayata başladık\nayıp zamanım eylül çok geride kaldı\n\nara sıra yaşanan aklıma gelse de\nkendi payımı yaşadığımı bilse de\nyaprak dökümü eylül kahrından ölse de\nacayip zaman eylül çok geride kaldı…” 03.03.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Abdullah Tekmen",
        "poem": "\n\nÜzünç dolu,\nMutsuzluk dolu,\nTas tas gözyaşı dolu...\nBöyle mi gelecektin eylül? \n\nAcılı günler,\nTedirgin geceler,\nBitmeyen yalnızlıklar...\nYazgımı kara mı yazacaktın eylül? \n\nDüşünceler,\nYiten sevgiler,\nBoşa akıp giden yıllar,\nKursakta kalan güçtü istekler...\nBozulmuş bağlara mı döndürecektin eylül?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Güngör Tayfun Erkal",
        "poem": "\n\nIçimden eylül geçiyor\nVe ben ne zaman bu ismi hatırlasam\nBir kadın canlanıyor zihnimde\nHayallerden öte bir şehir varsa eğer\nŞimdi orada yağmur vardır\nAdım gibi biliyorum! \nIçinden soluk soluğa geçiyordur\nEylül...\nArdında parmak uçlarında mutluluklar\n\nÇıt çıksada bölünse diyorum sessizlikler\nOcağa bir çay koyup\nSigara yakıyorum\nBöyle olması gerektiği için mi ne\nKarşımda bir deniz\nSokaklarımda insanlar geziyor\nEylül gidiyor\nBir ben kalıyorum geriye\nBütün hesaplardan öteye\n\nAyaklarını sürüyerek geliyor\nÖtelerden hazin yalnızlık\nTamlamalar eksik\nVe yarım tüm şiirler\nEylül bulutlardan gülümsüyor\nAklımda bir kadın\nSislerin ardından bakıyor\n\nEylül gidiyor\nPusu kurmuş acılar\nCanımı yakacaklar ya\nGülüşümü koparaklar ya\nYerli yersiz yere adımı fısıldıyor\nNe yana çevirsem başımı\nKırılıyor aynalar,kanıyorum\nEylül gibi sararıyor gözyaşlarım\nO hayal kadın son bir kez öpüyor\nEn mahrem yerlerimden\nSon bir kez sevdiğini söylüyor\n''Ben şimdi gidiyorum,\nSeneye kısmetse yine gelirim''diyor\n\nGidiyor...\nYerle yegzan mısralarından\nEllerimde solmuş bir gül\nÖtse bundan sonra bülbül\nEğer yoksa Eylül\nNasıl büyüsün bu adam\nSersefil,kirli kadeh diplerinde\nYudumlarken adını\nRüyalardan önce eylül\nGeceden ellerimde kalan bir avuç kül\nAh Eylül ah\nGeleceksen eğer bir daha\nKal burda\nKatlanamam bilesin\nBu acıya bir yıl daha\nEylül...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Mehmed Sarı",
        "poem": "\n\nEYLÜL\n\nSapı kanlı \n    bir bıçağı\n        anımsatır eylül bana, \nYaşamın acıklı karanlık  yollarında,\nBir zebani üniformalının elinde kabzası\nnamtısı emekçilerin sırtında saplı! \n\nÖyküsü Berlinden yola çıkar bu zulmün, \nSofyada bıçak biler tütüncü kızların kanıyla\nDolaşır Balkanları, uzanır Volga boylarına\nve daha sonra Ant dağlarına, Anadoluya. \nKanla yazdırılmıştır tarihe \nellialtı milyon canla yazdırılmıştır, \nYapılsaydı ülkeler alamazdı anıtlarını, \nSığmazdı kitaplara\n    eylül kurbanlarının destanları...\n\nEylül akan kanımızdır \nve karartılan sabahımızdır \nsevdalı yaşamın yaz baharında, \nYarasalar kesmiştir yollarımızı \nDağlarımızda kara kondorlar \nCan verir aydınlık yağlı urganda... \n\nEylül karanlıklarıdır korkak geleceksizliğin\nbütün ışıkların düşman bilindiği, \nSövülen aydınlıklara apolet sürülerince, \nCellatların utku gösterisidir \nKanlı kasaların şişkin göbek zılgıtları, \nTırpanlanmasıdır ülkelerin gül fidanlarının \nAnkaralı, Santiagolu, Berlinli kasapların elleriyle\nOnbirli, onikili ve daha niceli gecelerde...\n\nEylül hazan değildir romantik ve sarı \ntatlı bir hüzünle düşlere salmaz insanı, \nEylül bahar değildir çağıl çağıl yeşeren \ncoşturmaz yürekte sevdaları, \nEylül denince  benim sırtıma \nkalleş bir kurşun saplanır \ndünyanın bütün emekçileriyle birlikte\n          kanar geleceğimizin bağrı!\n\n                              23 Eylül ‘07\n                                    Melbourne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül...",
        "poet": "Yusuf Mescioğlu",
        "poem": "\n\nSabrıma kahırlar ektin bak yine,\nSen hangi yürekte neşesin Eylül…\nBahçemde güllerin saçı ak yine,\nHicrette iç çeker, lâl oldu bülbül…\n\nBen seni yâr bildim gurbet yurdunda,\nSen beni kışlara terk ettin Eylül…\nBen hep boynu bükük kaldım ardında,\nGönlüme hasreti zerk ettin Eylül…\n\nKahrım da sendeydi mutluluğum da,\nHer yıldönümünde sen vardın Eylül…\nÖyle ki şen şakrak çocukluğumda,\nYaprak döktün diye sakardın Eylül…\n\nYâd’ına tutundum geçen günlerin,\nSen yâd’ı yad ettin ömrüme Eylül…\nTeessürle geçti hüsn-ü zanlarım,\nGirdim yalnızlığın emrine Eylül…\n\nSırrına erince ben son baharın,\nKarıştın gözümün yaşına Eylül…\nKaçıp kurtulurum diyorken yarın,\nYazıldın sen mezar taşıma Eylül…\n\nOndokuzeylülikibinonbir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Akdağ Ersoy",
        "poem": "\n\nEylülü seviyorum.\nHüznün içime çöküşüdür.\nDalından ayrı,\nSarımsı yeşil \nKuru yapraklar gibi\nSus-pustur yüreğim...\n\nEylülü seviyorum\nEylül:Benim yüreğimdir...\nEylül:Hüznün içime çöküşüdür...\nEylül:Seni yaşamaktır...\nEylül:Sensin...\nÇünkü; \nEylülü\nSende gördüm, hissettim ve yaşadım.\nBunun için\nEylülü seviyorum,\nEylül sensin\nEylülü seviyorum. \nSeni seviyorum.\n\nEylül’00 / Gelibolu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Tarık Çıtak",
        "poem": "\n\nGüneşin ardından yağmur gelse de\nSevdanın mevsimi sona erse de\nElemler seninle geri dönse de\n\nSarsa da ruhumu simsiyah bir tül\nBen senin hüznünü severim Eylül...\n\nO pembe gülleri soldursan bile\nYeşili sarıya döndürsen bile\nKalpteki ateşi söndürsen bile\n\nSarsa da ruhumu simsiyah bir tül\nBen senin hüznünü severim Eylül...\n\nKahrından dallarda ağlasa bülbül\nEn sıcak duygular,olsa da bir kül\nBaharı arayıp,dursa da gönül\n\nSarsa da ruhumu simsiyah bir tül\nBen senin hüznünü severim Eylül...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Hümeyra Gün",
        "poem": "\n\nKuşandı sarılara geldi eylül.\nVedaları yanına katarak.\nYaprak dalla,\nKuş yuvasıyla\nVedalaştı son kez.\n\nHepsi helallik istedi yavaşça.\nKalmasın diye kimsenin kimsede hakkı.\nHadi yüreğim, sen de vedalaş hüzünlerle.\nKapılma eylül sarılarına.\n\nUnutma her veda bir kavuşmadır.\nÜşümesin yüreğin.\nAldanma eylül sarılarına.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Remzi Zengin",
        "poem": "\n\nYağmurlar başladı artık\nBugün eylül bir.\nEylül, hazan güzelliğinin başladığı günlerdir.\nHazan, yani sonbahar güzel midir dersiniz? \nBiliniz ki şüpheniz çok yersiz.\nBu mevsim herkes için güzel olmayabilir\nLakin eylül benim için öyle değildir.\nİşte yağmur, yağıyor, yağıyor.\nTıpkı gözyaşları gibi tek tek yuvarlanıyor.\nAkla ilk gelen gözyaşlarıdır.\nÇünkü hazan hüzün ayıdır.\nYağmurlu havalarda bir yanık sevda,\nBir yanık gurbet türküsü uzanır, yayılır, gelir kulaklara:\n\t\tGiderim giderim de yolum yan gelir\n\t\tAh ettikçe ciğerimden kan gelir\n                                Mezarımı kazın dört yol üstüne\n                                Yar gelip geçtikçe bana can gelir\nGönüllere dolan hüzün\nKim bilir hangi dağların üzerinden aşıyor\t\t    Ve karanlık dar yollardan gönüle ulaşıyor.\nİstemiyorum eylülü artık, çünkü bana hüzün taşıyor.\n\n                                                   (1 Eylül 1972) \n                                              (Turhal Şeker Fb.)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Haydar Ergülen",
        "poem": "\n\nKadın gider ve bunun şiir olduğu söylenir \nkadın gider ve bir şair doğar bundan \n(Ben hangi kadından şair olduğumu bilirim)\n\n\"Yazın bittiği her yerde söylenir\"se \nkadının gittiği de her yerde söylenir \nkadın gittiği her yerde şiir diye söylenir: \nKadının gittiği yazın bittiğidir, her yerde \nyaz biter kadın giderse, bunun sonu şiirdir, \nyazın sonu şiirdir, şiirdir aşkın sonu... \nŞehir her semtiyle yazın peşine düşse \nyaz uzar bundan ve aşklar da nasiplenir, \nyazın peşinde şehir, kadının peşinde şiir \neylülün semtine kadar böyle gidilir \nbir gecede gittimdi hazirandan eylüle \neylül yazdan terkedilmişti, şiirse haziranda \nkadın tarafından terkedildi o söylenceye: \nBütün oğullar anneyi bir şiire terkeder! \nO kadın beni terkederse şair olurum \noğul olduğum kadın sakın beni terketme, \nşiirdir söylenir, yazdır biter, kadındır gider \n\nBütün kadınlar şiiri bir kadına terkeder!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Emel Seyhan",
        "poem": "\n\nEylül aşkın vazgeçilmezi \nvazgeçilmeyen aşkı\nhasretle çoğalan temennisi..\nGelmen için kalbimde beklendin \nGelmek için daha ne kadar bekleneceksin? \nAh eylül sen aşkla gelensin \nAşkla geleceksin…\nYine bir Eylül \nYeni bir Eylül \nKimse sevemez Eylül ayını benim kadar \nVe kimseyi üzemez Eylül beni üzdüğü kadar \nGeldin mi yine gözyaşlarınla \nSarı yapraklarınla…\n\n(Emel Seyhan 01.09.2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Sıdıka Emek",
        "poem": "\n\nDolu bir buğday başağı gibi kafam\nBüyük bir fırtınada sanki yere akacak tanelerim\nOlgunlaştım sanki dökülecekler bir, bir\nBu yüreğimdeki acı nedir, sızı nedir? \nNedir bu bitmek bilmeyen dertlerim.\n\nEylül senle geldi bana bu yaprak dökümü\nDökülen yapraklar içimdeki sızıyı söktü mü? \n\nNeredesin ay dedem\nSen olmazsan ben ne edem\nBak yürüyor bulutlar sana doğru\nŞimdi kapatacaklar önünü \nBak gözüme gör içimdeki kör düğümü\n\nİplik yumağı gibi sardım hüzünleri, hepsini sakladım yüreğime \nEylül neredesin niye gelmedin? \nGörseydin halimi baksaydın sen de herkes gibi seyrime\n\nGitme bulut, yağma yağmur ne olur ıslatma başımı\nDolu bir buğday başağı gibi kafam\nKafama vuran her damla yağmur dökecek tanelerimi\nBeni kimse tutamayacak yağmur, eğer senin gibi boşalırsam \nSen git yağmur ben tek başıma kalam\n\nYapma Eylül dokundurma yüreğime dokundurma\nBen sana hep inandım sen sakın bana inanma\nDolu bir buğday başağı gibiyim ama\nBaşımı öne eğsem de ayaktayım bak bana...\n\nEylül, getirdiğin acılarını hadi geri alsana!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Mehmet Gazi Yıldırım",
        "poem": "\n\nBir ay değil eylül\nBir aylık\nKoca bir mevsim\nBir eliyle\nAğustosun sarı sıcağını tutar\nÖbür eli ekimde\nYağmura çamura\nBatar\nBir ay değil eylül\nBir aylık\nKoca bir mevsim\nGündüz Güneş\nKavurur yakar\nGeceleyin Ay\nBulutların ardına saklanıp\nBuzlu camdan bakıyormuş gibi bakar\nBir ay değil eylül\nBir aylık\nKoca bir mevsim\nGöçmen kuşların cıvıltısı yerine\nOkul çocuklarının\nSevinç çığlıklarını koyar\nSanatçıdır eylül\nO yemyeşil yaprakları\nSarıya turuncuya kızıla boyar\nBir ay değil eylül\nBir aylık\nKoca bir mevsim\nBir olgunluk çağı\nBir hasat zamanı\nBir yandan ağır ağır\nYazın ürünlerini toplar\nDesteler\nBir yandan için için\nHüzünlü türküler besteler\nBir ay değil eylül\nBir aylık\nKoca bir mevsim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Mehmet Özden Biçer",
        "poem": "\n\nEylül, niçin bu kadar acımasızsın eylül,\nBozuldu bak bahçeler, virane oldu gönül.\n\nNiçin sen geldiğinde, bir hüzün çöker bana,\nNiçin kopar içimde bu delice fırtına.\n\nBirkaç sıcak hatıra kaldı içimde yazdan,\nOnlarda fırtınada savrulacak birazdan.\n\nBulutlarsa kan rengi, akşam bir garip akşam,\nBir efsuna bürünmüş, hangi tarafa baksam.\n\nMavi bir hüzün bazen alıp gider gönlümü,\nAh bu düşen yapraklar törpülüyor ömrümü.\n\nYa sen biricik gülüm, niçin büktün boynunu,\nBu kadar mıydı vefan, geldi mi yolun sonu.\n\nO yaz akşamlarından kalan bir tek sen vardın,\nNiçin uydun eylüle; niçin sen de sarardın.\n\nHani sen değil miydin, umut saçan yarına,\nNiçin kapılıp gittin bir eylül rüzgarına.\n\nHazan oldu bak her şey, tüm bahçemiz har oldu,\nBirkaç kırık hatıra şimdi bize kar oldu.\n\nAldırmazdım ya eylül, gelseydi inan ölüm,\nYeter ki solmasaydı daha açmadan gülüm.\n\nEylül, niçin bu kadar acımasızsın eylül,\nBozuldu bak bahçeler, virane oldu gönül.\n\nBirkaç kırık hatıra kaldı içimde yazdan,\nOnlarda fırtınada savrulacak birazdan.\n\n(03.05.2001)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Vedat Telhan",
        "poem": "\n\nBak geldim işte,\nEllerim boş,\nYüreğimde bir acı,\nDilimde yarım sözler,\nCebimde eski bir sinema bileti,\nKaçırdığımız son otobüsler,\nBatan gemiler,\nYarım kalan şarkılar,\nSolan çiçekler,\nBak geldim işte,\nYok dilimde sana bir şiir,\nYok güzel cümleler,\nYok işte bir demet gül,\nBende mevsim hala sonbahar,\nAylardan eylül,\nYüreğimin dökülen yaprakları yeşermedi henüz,\nÇoktan soldu dilimde cümleler,\nHayatın bizi sobelediği yerdeyim,\nBeni bıraktığın o şehirdeyim,\nKaçırdık bütün otobüsleri,\nBattı bütün gemiler,\nBir ben varım şimdi,\nBir de eylül,\nBir de solan cümleler var,\nSen hangi mevsimdesin şimdi? \nBiliyorum, gözlerin hala ilkbahar,\nAma yok işte dilimde sana bir şiir,\nYok güzel cümleler,\nYok işte bir demet gül,\nBende mevsim hala sonbahar,\nAylardan eylül…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "İlker Murat Çinitaş",
        "poem": "\n\nİlkbahar gözlerinde kaybolmuşum \nYine de bir yanım hazan benim \nBütün isimleri yoğurmuşum\nEylül olsun adın senin. \n\nBaka baka soldu o güzel resmin\nHer hücreme işledin olmasa da cismin\nHer şey sensin bende,varsın olmasın ismin\nEylül olmuş Ekim olmuş ne kadar mühim. \n\n.cinitas.07092016/mamak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Nalan Uzer",
        "poem": "\n\nİşte yine eylül \nyapraklarda yine bir korku\nyine bir telaş \ntitremeye başladı dalında\n\nToprağa düşen her yaprak\nbiliyor ki yeşermeyecek bir daha\n\nEylül dökecek saçları\nEylül bakan gözler\neylül sarısı yüzler\ncanlandıracak toprağı\n\nEylül kurutacak ağaçtaki dalları\neylül bitirecek bitmeyen  sevdaları\n\n08.08.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Nazlı Altan",
        "poem": "\n\nEn çok eylül üşütür insanı..\nYere düşen, sararmış bir yaprak çarpar gözüne,\nO yapraktan farksız olduğunu anlarsın..\nGöçmen kuşlarda kimsesizliğini hatırlarsın..\nEn çok eylül üşütür insanı..\nSonra, her aşkı eylül sanırsın..\n\n\n"
    },
    {
        "title": ".. Eylül",
        "poet": "Turgut Uzdu",
        "poem": "\n\nEylül peçesini kaldırdı bugün\nYuvasına dallar getirdi serçe\nGülümsedi bir gül dalında sürgün\n\nGözüne damladı çiyleri şıp şıp\nGecikmişim dedi şafağa bakıp\n\nNe gonca olurum ne bülbül öter\nKader bu talihim ya mevsim suçlu\nBütün bu kış belki sakince biter\n\nBaharda olmuşum güzel bir gonca\nGönlümce açarım en beyazından \nBülbülle inatlık böyle olunca\n\nKapadı gözünü taptaze sürgün\nSabret dedi bülbül, sonbahar üzgün\n\nGeciktik sevgili bak ufukta kış\nBahara dönüş yok, koş bata çıka\nYaşandı de hayat, hepsine alkış\n\nVarlığın yokluğu yaz uykusunda\nVe gözler sevgili kış korkusunda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Mehmet Pehlevan",
        "poem": "\n\nEylül geldi ya\nGözlerim dolar umarsız\nGenzimde yanık bir koku\nHüzne aşık yüreğim \nBir yıl daha yaşlandı ya\nTakatsiz şimdi\n\nEylül geldi ya\nGidiyorum işte\nGidiyorum tanrıçalar kentinden\nArkama bakmaya mecalim yok\nYarım yamalak aşklar ardımda\nKuruyacak şüphesiz\nKurumaya mahkum\nMayasız ya\n\nBiliyorum sevgili \nSuç sende değil \nEylül geldi ya \nHazan şimdi yüreğim\nYaprakların yaz heyecanları \nYorgunluklarına dökülüyor \nŞırıltısı içime inecek yağmurların \nRüzgarlara karışacak seslerimiz\nYıldızlar da yalnız bırakacak bizi\nUzak istasyonların kimsesizliğinde \nKaybolacağız belki de\nSuç sende değil sevgili \nEylül geldi ya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Gülayşe Delen",
        "poem": "\n\nYeniden dirilişim\nKendime gelişim\nBedenimden ruhumdan\nÇok şeyler götüren\nBir o kadar katanım.\n\nEylül benim yokluğunla\nHüznüm Acım, kederim \nPul pul dökülüşüm\nYağmur olup yağışım. \n\nDeli deli esen poyrazına\nSafran sarısı yaprağına \nDönüşüp savruluşum.\n\nEylül! Yoksun ya\nCesaretimin kırılışı\nUmudumun lime lime parçalanışı\nGüvenimin yıkılışı\nYalnız kalışımın ikinci adresi.\n\nİşte; Eylül benim\nVarlığınla \nYeniden bahar olup \nÇiçeklenip açışım…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Senem Aygül",
        "poem": "\n\nHazan kapıda kapkaranlık \nGündüz geceye güneş bulutlar\nŞimşek ve yıldırım ortalık tozduman\nGökyüzünde sanki kıyamet kopuyor\n\nYağmur yağdı yağacak tepemize\nRüzgar esmek için kuvvet topluyor\nYerde ne varsa süpürüp götürüyor\nKurumuş çimler dua eder gibi bekliyor\n\nEylül kapıdan merhaba diyor\nYaza veda ediyor kendince\nHüzünlü çok hüzünlü bir veda\nİçinde huzur olmayan bir hava\n\nSalkım söğüt nazlı nazlı\nBegonviller uçuşuyor rüzgarla\nYüreğimde sıkıntılı bir boşluk\nArtık güle güle diyor yaza\n\nKapıyı araladı  eylül\nŞen şakrak bir edayla \nÖnümüzde altısarısı ekim var\nYağmur ve rüzgarla artık sonbahar\n\nYine bende birşeyler eksik\nDerin bir yalnızlık ve yeis var\nRuhumda sonsuz bir boşluk\nSararan yapraklarla kapıda hazan\n\nGiden mevsim değil aylardan eylül\nGiden zaman değil sanki bir ömür \nİlkbahar ve sonbahar sadece mevsim\nElveda kum deniz güneş ve dalgalar\n\nŞikayet etsemde havadan rüzgardan\nBereket gelir yağan yağmurdan\nTabiatın devamına,alemin sağlığına\nYaşamaya değer umuttur eylül\n\n16.09.2014 Alanya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül..",
        "poet": "Elvan Meral",
        "poem": "\n\nHazan değdi güle, yastadır bülbül\nDile susmak düştü, zalime ödül\nBu ayrılığın diğer adı ölüm\nSebebi sonbahar, sebebi eylül..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Ahmet Altan",
        "poem": "\n\nBeni bu eylül öldürecek\nBir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.\nZina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.\nSabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren\neski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.\nÖğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.\nAkşam rüzgarları; tene dokunan bir kamçı kadar şehvetlidir.\nBen her yıl ölümü ve aşkı bu ayda beklerim.....\n\nVe eylülün çıplak ayakalrına bir yazı bırakırım.\nEylül sabahları; kılıçlar kadar keskin ışıltılarıyla\ntenimi kanatarak uyandırır beni.\nBen eylüle akarım.\nBir hüzün gibi akarım ben eylüle kanayan bir aşk gibi,\nsiyah şallara bürünmüş,genç bir ölüm gibi akarım.\nSevişerek,ağlayarak ve ölerek akarım ben eylüle.\nHer yıl,hep aynı vakitte,geniş bir ırmak gibi\nbütün hayatı berrak sularında yıkayarak gelir,\nbeni ve herşeyi koynuna alarak,\nbir meçhule hüznüyle emzirerek götürür hep.\nKadınları ve hüznü eylülde severim...\n\nKeman konçertolarını,\nakşam saatlerinde bir bir ışık yangını ile kıpkızıl tüten\nyalnız ağaçları,ürkek tebessümleri ve edepsiz kahkahakarı severim.\nLacivert bir deniz benim ellerimde oynaşır.\nSahiller,yaşlı bir kadın gibi kendine terkedilir\nŞarkılar,incecik bürümcükten acılar vaad eder her dinleyene\nBitenin başlayana dokunduğu yerdir eylül...\n\nOnun için yanık yanık tütsü kokar,\nOnun için değdiği yeri kanatır.\nEylülde aşk,eylülde acı,eylülde yalnızlık zordur,\neylülde herşey zordur,ben eylülü onun için severim.\nEylül  ışıklarında çırılçıplak ruhlar yıkanır\nHerkes herşeye kapısını aralar 'bir aşk oluverir aşinalık'.\nÖlüm kıvırcık saçlarını hayatın göğsüne dokundurur.\nAşkı ve ölümü ben hep bu ayda beklerim.\nNasıl da mahsun ve nasıl da tehditkardır.\nBen eylülde bütün aşklardan ve ve kadınlardan korkarım...\n\nBen her yıl eylülün çıplak ayaklarına bir yazı adarım.\nVe ben eylüle akarım\nBir hüzün gibi akarım ben eylüle,\nkanayan bir aşk gibi akarım,\nSiyah şallara bürünmüş bir genç ölüm gibi akarım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Arzu Eylem",
        "poem": "\n\n“Hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka…”(Cemal Süreya) \n\nEylül\n\nFuruğ Ferruhzad’a\n\nSaatlerce masanın üstündeki telefona baktı. Elleri koynunda… düşündü… düşündü… ve nihayet düş/ürdü… koynundan… ellerini… Bir de sıkı sıkıya tuttuğu yeşillerini.\n\n“Olması gereken”, dedi… ”Çünkü güz geldi.”\n\nTüm sabahlara gölge düş-tü… ”Eylül düştü… Düş-tüüüüüüü! ” diye bağırdı Güneş ardından. Eylül de anladı… Hiçbir şey artık aynı kalmayacaktı. Düş-enleri toplasa, düşmemiş gibi yapabilir miydi? Boşluk… \nKendisine sarılan her şeyi sımsıkı tutardı. Bitti. O ana kadar başlamış olan her şey bitmişti. Başlayacaklar henüz düşmemişti ellerine. Bundan böyle yalnız yüreğin hükmü geçerdi gözlerine… Eylül! Ona düşen susmaktı bundan böyle.\n\nSusmak; söylenmemiş sözcükler diyarı…\n\n— Pencereye bak, Eylül! Gazel rengi gökyüzüne bak, dedi Güneş.\n\n“Düştüğüm yerden hiçbir şey göremiyorum Güneş! Sesini duyuyorum yalnızca. Pencereyle görmek arasında ayrılık var, Güneş.”\n\nAyrılık: En ağır kelime…\n\nKavuşmak bile onun ardından koştu. Beklemek geldi. Beklenti vakti… Güneş, şaşkınlıktan donup kaldı. Eylül’ün yerde yatan bedenine baktı.\n\n— Eylül? Hadi kalk! Senin zamanın şimdi. Korkuyorum. Lütfen sesini aç… Gözlerini aç! Eylül! \n\n“Sarsma beni Güneş! Duyuyorum seni, derinden gelse de sesin… Konuştuğumu sanıyorum, yalnız kendime varıyor anlattıklarım. Ne yapayım? Kalkamam ki Güneş! Bu kez yürüyemem eskisi gibi. Dahası dağılmaktan korkuyorum aslında. Varlığım ağrıyor anlıyor musun? Var olduğu yerler kanıyor…”\n\n— Beni telaşlandırıyorsun, Eylül! \n\n“Gölge etme Güneş! Çık doğ sen sabahlara! Beni eskisi gibi kalkmaya özendir.”\n\n— Yoksa ağlıyor musun Eylül? Ağlama! \n\n“Güldürme beni, Güneş! Eylül ağlamak için gelmiş dünyaya. Kaç ay oldu? Sulanmayı bekleyen ağaçlar var. Ben, sonsuzluğun caddesinde, üstelik gece, yürüyorum. ‘Gerçeğin türleri’ demişti biri… Gerçeğin kendinden başka kimi var ki… Biliyorum şu aralar gerçek de kimsesiz, benim gibi. Yapayalnız ve üşümüş. Bu yüzden sakladı ya yüzünü ebediyete dek. Ben de terk ettim gerçeği. Artık kendi gerçeklerim var. Ve ardımda yarım kalmış aşklar var, Güneş! Onlar da benim gerçeklerimin bir nevi türleri oldular. Onlar da yarım kaldı diye avuttum kendimi. ‘Değiller’ dedi yalan, bir buçuk oldular. Bana sabahlarımı ver, Güneş! Sadece sabahlarımı… Sen iyisi mi bat ya da git yat Güneş! ”\n\n— Eylül! Kalk hadi. Bak daha yeni başladı güz. Arınacağız, soyunacağız üstümüzde ne varsa.\n\n“Hala buradasın, Güneş! Buradasın da neden yalnızmışım gibi geliyor bana. Hadi git sen, kalkarım ben hazır olduğumda. Bırak beni şiirimle baş başa. Cümlelerim devrik, Güneş! Onları bile koyamıyorum sıraya.”\n\n— Eylül! Kar yağıyor.\n\n“Öyleyse Güneş, ne işin var senin hala burada? Sana doğmanın sakıncalarını öğretmediler mi? ”\n\n— Eylül! Soluğun inip çıkıyor göğüs kafesinde ama…\n\n“Öyle uzaktayım ki…”\n\nEylül, bir ay kadar düş-tüğü yerden kalkamadı. Penceresine her gün boş bakan aydınlıklar uğradı. Eylül! Düş-en düş-lerini gecenin yatağına taşıdı. Zaman yürüdü… Saatler eskidi. Eskiyenin yerine yeniler geldi. Sonra Güneş doğmanın sakıncalarına inat, Eylül’e bir sabah verdi. Eylül o gün ayağa kalktı. Zamanın tozlarını silkeledi üstünden.\n\n— Eylül! Seni görmek ne kadar güzel? \n\n— Hoşçakal Güneş! Bir günüm kaldı, gidiyorum ben. Öğrendiğim her şey şu defterde yazılı. Yarın Ekim gelecek. Ben geçmişin tüm artıklarını yüklendim. Ona bâkir bir güz bıraktım. Güzel saçlarını seninle örsün her sabah. Ya da ne bileyim savursun rüzgârın şarkısında. Bundan sonra düşüncenin önünden gitsin düşler… Düşmeden nasıl yaşanacağını öğrensinler.\n\n— Eylül! Seni dimdik karşılayacağım gelecek yıl. Üstüme yağmur düşmeden, gezeceğiz seninle sonsuzluğun caddesinde. Bu kez aydınlığın dolu dolu baktığı yerlerde. Özletme Eylül! Zamanında gel…\n\n— Sen de Güneş! Islanmış ağaçları yeşillendireceğim diye yorma kendini. Onlar, bilirler işlerini. Soğuk bir mevsim geliyor Güneş! Üşüme sakın! \n\n— Sen beni merak etme Eylül! \n\n— Sağ ol Güneş! Bak, artık cümlelerim devrik değil… Dimdik! Düş-ler gözlerini dört açtılar… Unutma! Ne kadar safsalar, o kadar yüksekten düş-erler.\n\n— Nerede kaldın, Eylül! \n\n— Geliyorum Takvim! Bir pencerenin kıyısında, Güneş ile sohbet halindeyim, batmasını bekliyorum. Yoksa mevsimsiz yağan kar gibi, zamansız olmaz mı benim de çekip gidişim, olmaz mı? \n\nEliz Edebiyat Mart 2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Yasin Mortaş",
        "poem": "\n\neylül\nki kelimelerin\nhazan mevsimi\nbütün lügatlerden düşmüş\nsarı kağıtlara\nüşümüş bir kitap gibi\naşkı gönenmiş\nyaprakları çıkarılmış\nyalnızlığa dair\n\neylül\nbütün baharları\nşimdiden dökmüş\nüzerinden\n\n(güz'96)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Hekim Coşkun",
        "poem": "\n\neylüller ürkütür herkes gibi beni de\neylül de gel şarkıları eski tadında değil\nve eylül denince\neylül söylenmesin isteriz\nne suçu varsa takvimlerin\nne yalanlarla doldurduysa insanoğlu\nnice canlara mal olduysa \nkim bilir\nbelki kışın habercisi\nmevsimlerde değişti ya neyse\nartık hiç bir şey eski tadında değil\ndört mevsimden de vazgeçtim\nçünkü artık\nya soğuk olacak zamanlar\nya da sıcak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Tamer Kayıkçı",
        "poem": "\n\nBir eylül sabahı\nTüyleri hafiften diken eden\nSabahın tatlı serinliğinde\nÇiğ kokulu otların üzerinde gezmek istedim.\n\nBir eylül sabahı\nYapraklarını dökmeye yüz tutarak, \nYerlere sarıdan halı döşenmiş\nErik ağaçlarının altında\nDoğayı koklamak istedim.\n\nBir eylül sabahı \nSoğuk inciri dalından koparmak,\nSalkım salkım üzümleri\nKucağıma doldurmak istedim.\n\nBir eylül akşamı,\nGüneşin batışındaki kırmızı şemsiyenin altında\nYeryüzünün berraklığını,\nSessizliğini,\nDuymak istedim.\nEylülde…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Kader Demir",
        "poem": "\n\nEylüldü artık,\nAma sıcaktı inadına,\nGüz de gelmiyordu tıpkı sen gibi.\n\nSen eylüldün,\nTıpkı eylülün sen olduğu gibi...\n\nEylül ayımdın artık sen benim,\nTıpkı temmuz ve ağustosum olduğun gibi...\n\nDaha önceki aylar kadar uzaktayken,\nEylül kadar içimde hissediyordum seni.\nEylül gibi kalbimdeyken aşkın,\nSen de içimdeydin benim tıpkı eylül gibi...\n\nBiz eylüldeydik.\nHazanı yaşıyorduk ne yazık! \nEylül yaz kadar sıcakken...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Ayşe Yücel",
        "poem": "\n\nYine bir Eylül\nYeni bir Eylül\nKimse sevemez Eylülü benim kadar\nVe kimseyi üzemez Eylül beni üzdüğü kadar\nYine hayatımdan geçip giden\nBir mutluluk karesine asılıyım\nVe havada Eylül kokusu var\nEylül yağdı bana\nEylül döküldü bana\nSarı Eylül\nMasum Eylül\nMerhametsiz Eylül\nGeldin mi yine gözyaşlarınla\nSarı yapraklarınla\nAh Eylül\nAhh Eylül...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Yusuf Coşkun",
        "poem": "\n\nBeş harflik bir hece,\nMemleket sonbahar,\nAşklardan eylül.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\nher akşam uzaklaşıp giden güneş,\nayrılığın ağırlığına kızarmış.\ntadı kalmış bir lezzetin üzüntüsü sanki\niçimin eylül rengi..\n\neylül…eylül…eylül  geldi bize\nbir güz mevsimi daha aktı içimize.\nbu kadar mı güzel durur hüzün,\nbir çınar ağacının yapraklarında sararmış.\nve hüzün,\ngüzelleştirir mi..? bir insanı\nbir eylül sabahın da.\nsararmış renginde okurum kendimi\neylül benim ufkum yeni adresim.. \nve kimse anlamaz eylül ü\nsiz bana sorun o sarı hüznü.\n\nçok mevsimler var \nkonuşulmadan kalan.\noysa eylül günleri, \nsoylu sözlere benzer\nve eylül günlerine bürünür acılarım,\nsarı ve tedirgin gittikçe..\nbir güz gülü olur yaralarım\neylül gözlerini gezdirdikçe..\n\n\n                                                                    03.09.2005 /  emirgan\n                                                                     Mustafa kaya\n                                                                      www.mustafakaya.net\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Sinem Mete",
        "poem": "\n\nkırılan eylül' lerdik\nboynu bükük başaklardık\nyamaçlarda tutuşan\ngelinciklerdik filizlenen\ndağların doruklarına sevdalı\nbüyütemedik çocuk yüreğimizi\nyinede içimizde cam kırıkları\nbasıp kaçtığım komşu zilleri geldikçe hatrıma \nözlüyorum çocukluk zamanlarımı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Zafer Mutlu",
        "poem": "\n\nsen güneş ol..\nbütün bir yaz\nyakıp kavur....\nsonra da çek git.\n\nardında,\nakarı kurumuş\npınarlar...\n\nhava puslu\nhavada gri,gri\nbulutlar...\n\nartık bol,bol\nrahmetler yağar..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Nilgün Sezer (Rüzgar Meleği)",
        "poem": "\n\nYa eylül de gel, yada seni bana eylül getirsin.\nBir sabah güneş doğduğunda penceremden seslensin.\nBen eylül sabahıyım ve işte sana sevgilini getirdim desin.\nYaz bitmeden karşılasın bizi bu mutluluk kolyesi boynumuza dizilsin.\n\nNe senin saçlarındaki beyazlar nede benim saçlarımdakiler çekinsin.\nEllerimi tutarken ellerin gözlerindeki yumuşak çizgiler gibi kalbim ezilsin.\nBir eylül sabahı doğarken güneş, bu bir hasretin bitişidir bilsin…\nTüm eylüller kıskansın böylesi bir eylül ün doğumunu tarihlerden silinsin.\n\nYa eylülde gel bana.\nYada seni eylül getirsin…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Mehmet Marşan",
        "poem": "\n\nBir dağ yamacına dökülür eylül\nBir ömür tükenirken kenarında akşamın\nSen öyle hep uzaklarda gül\nKirlenmiş zamanlardan kaçarak\nBir dağ yamacına dökülür eylül\n\nRüzgarın eteğini tutunca\nGüngörmemiş sevdaları sor\nVakit diriliğince gül-gonca\nEllerin serilir şafaklara\nRüzgarın eteğini tutunca\n\nSerçeler taşır ölümsüzlüğü\nGirdabına yalnızlığın\nSevdalar taşır turna bölüğü\nUfacık kanatlarında\nSerçeler taşır ölümsüzlüğü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "İrfan Tansel Turhan",
        "poem": "\n\nEYLÜL\n\nAnısı vardır elbet yüreğimizde\nDökülen yaprakların hüznü\nHangi yağmur sularına kapılıp gittiler\nTitrek rüzgar uğultusu sesleri\nEylül saçlı, eylül bakışlı anılar.           \n\n1994\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Veysel Koşar",
        "poem": "\n\nMatemli yas mı tutar sıra selvi ağaçlar,\nSoldurmuşsun güneşi  hazan alamet Eylül. \n\nVurgun mu yedi yaprak  kızıla döndü yanar, \nAyrılığa yol vermek nelere niyet Eylül? \n\nGasleden bulut bile  şimdi hüzünden naçar,\nYağmur mu gözyaşına  olmuş veraset Eylül? \n\nBülbüllerim perişan  güllerim harabezar, \nDalına küs çiçekler kime emanet Eylül? \n\nDüşkünler ki çaresiz ediyorsa ahu zâr. \nFiganı kim kesecek  yok ki metanet Eylül. \n\nSen böyle sıkar mıydın sen kılar mıydın bîzâr? \nHaydi söyle kalkar mı bu neye diyet Eylül? \n\nİnayeti nerede, hani  hikmet medet Yar! \nKaldırıver perdeyi görünsün necat Eylül. \n\nAkıl yanıyor gayri sinede sersemlik var. \nSoyundu can bedenden muhtaca rahmet Eylül.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Oğuz Abadan",
        "poem": "\n\ngelirsin diye çok bekledim son günlerde\naklım raylarında kaldı demiryolunun\ndönersin sandım\nmilyon kere yıldız olup \nseni gözledim uzun gecelerde\nzamanın karekökünde eridim\neylül yine eylüllüğünü yaptı\nsen yoktun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Halil İbrahim Keçebaş",
        "poem": "\n\nEylül,hüzünlendirir beni her seferinde\nNeşe dolu yaz mevsiminin bitmesi…\nRengarenk ağaçların ayrılık gözyaşı dökmesi…\nBir matem rüzgarı eser eylül günlerinde\n\nFakat bir başkadır eylül akşamları\nŞiirler ve şarkılar söylenir ay ışığında\nBir de sevgilin oldu mu yanı başında\nBu anı değişmezsin,verseler dünyaları\n\nAslında beşinci mevsimdir eylül\nDört mevsimi koynunda barındıran\nSadece hüzün değildir eylülden kalan\nSonbaharda açan farklı bir gül\nİşte eylül…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Cem Veysel Gül",
        "poem": "\n\nİşte yine hüzün bastı geceyi\nSevgiye dostluğa aç\nBir eylül gecesi sessizliği\nYüreğim ürperiyor ansızın\nOldukça bir ruhi çöküntü\nHer saniyesi bir kahır\nHer çığlık bir ölüm sanki\nBir sonbahar sızısı\nEylül telaşı ve çöküntüsü\nGüneş tan'a inerken\nSanki kızıl bir top gibi\nİşte kızıl bir ölüm gibi doğuyor\nYada insanı o hüzne bürüyor\nYeni gün daha ilk doğuşuyla\nİnsanın içine kızıl bir ok gibi giriyor\nGüneş kızıllığı kadar ısıtmıyor artık\nSoluk ve benizsiz bir yıldız\nHer ölüm artık beklenir\nHer beklenti bir çöküntü\nIssızlığın, hüznün adı oluyor eylül\n\nant./beldibi\n02.09.2001\nmontana beach hotel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül",
        "poet": "Burcu Aksu",
        "poem": "\n\nAğaçla bir bütün olan yaprağın ayrılma vaktidir\n                                                                  Eylül\nYavaş yavaş doğa ananın elini eteğini bu kirlenmişlikten\nÇekip arınma, yaralarını onarma, yeniden doğuma hazırlanma vaktidir\n                                                                   Eylül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EylüL 980",
        "poet": "Cemil Yurtseven",
        "poem": "\n\nbir sabah.? ? ? \ngünü selamladık\n12 09 980\nne canlar giti o güne\nne canlar döndü o günden\nselamladık hayatı\nhiç görmediğimiz pencerelerden\nsevdaların bulut olduğu\nsevdaların kör kuşunlara siper olduğu\nişte öylesine gri bir eylül akşamı\n19 09 980\nhayata merhaba dediğim an\nsevdamın bir kalemde birleştiği \nve umutlarımın yıkılış anlara\nsisli gri bir ankara gecesi\nhalaylar çekildi\ngeleceğe \nve düşlere\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül 980 (!)",
        "poet": "Cemil Yurtseven",
        "poem": "\n\nbir sabah.? ? ? \ngünü selamladık\n12 09 980\nne canlar giti o güne\nne canlar döndü o günden\nselamladık hayatı\nhiç görmediğimiz pencerelerden\nsevdaların bulut olduğu\nsevdaların kör kuşunlara siper olduğu\nişte öylesine gri bir eylül akşamı\n19 09 980\nhayata merhaba dediğim an\nsevdamın bir kalemde birleştiği \nve umutlarımın yıkılış anlara\nsisli gri bir ankara gecesi\nhalaylar çekildi\ngeleceğe \nve düşlere\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Ağaçları",
        "poet": "Akdağ Ersoy",
        "poem": "\n\nEylül ağaçları sarımsı yeşil,\nDerinden derine ağlar gibi\nSis pırıltısıyla sokak lambası,\nEylül ağaçları sarımsı yeşil...\nEylül ağaçları sarımsı yeşil...\n\nSessizlik içinde hüzün bir şarkı,\nHer kimsen -ne olur hatırla beni-\nVe bitti bitecek üç-beş nöbeti,\nEylül ağaçları sarımsı yeşil...\nEylül ağaçları sarımsı yeşil...\n\nBoğazım kurudu, içim yanıyor.\nGece susuzluğu; sular akmıyor.\nSessizliğe inat, içim ağlıyor.\nEylül ağaçları sarımsı yeşil...\nEylül ağaçları sarımsı yeşil...\n\nDurgun ama vurgun esiyor rüzgar,\nEylülse aşk; bildim: Mevsim sonbahar! \nEylülü eylülde yaşamak da var! \nEylül ağaçları sarımsı yeşil...\nEylül ağaçları sarımsı yeşil...\n\nBe hey seni hain posta kutusu,\nGeri ver yuttuğun üç mektubumu.\nİki hafta oldu umudum soldu.\nBir cevap ver nolur posta kutusu.\nEylül ağaçları sarımsı yeşil...\n\nYalnızlık içinde hazin bir anı; \nHer kimsen -ne olur unutma beni-\nBitti bitmesine üç-beş nöbeti,\nEylül ağaçları sarımsı yeşil...\nEylül ağaçları sarımsı yeşil...\n\nEyl99 / Balıkesir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EYLÜL Ağlar...",
        "poet": "Abdullah Ercan",
        "poem": "\n\nveda ederken mevsime eylül\nyalnızlaşır konduğu dalda bülbül\ngül ağlar\n\neylül; \n sana söyleyemediğim ne çok şey...\n hükmedemediğim duygular var yüreğimde\n ve\n suskunluğum seni dinler\n düşerken denize içimin sararmış yaprakları\n esmerliğimde saçlarında sararır\n dökülür omuzlarımdan\n gün batımlarında\n ufuk ağlar\n marmara ağlar\n\nokşa\n şefkatine yasladığım başımı\n eylül sıcağınla kucakla\n bahardan kalma şarkılar var dilimde\n çocuklaştığım bundandır\n buruk tebessümlerde\n gülüşüm ağlar\n\neylül\n hep senmisin sararan solan\n sana ağladı mı hiç denizler,oturup kıyında\n cümlesiz kelimelerde ıslatıp muhabbeti\n buğulu gözlerle\n sular ağlar\n\nbenimle dalgalanır güz esintisinde marmara\n güvertesinde efil efil saçların\n adalar vapuru süzülür gözlerinde\n bir yâr gelir\n dokunur yüreğime\n kınalı şiirler ağlar\n heybesinde aşıkların büyük aşklar ağlar\n adalar ağlar\n\nsorma; \n elim değmedi eline\n dudaklarım tenine\n gözlerim döküldü sadece üzerine\n gönlüm döküldü\n yaz bitti güz geldi\n gün ağlar\n güneş ağlar ufukta\n mevsim ağlar\n\n.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Akşam Güneşi Batıyor",
        "poet": "Hanım Gemici Üzel",
        "poem": "\n\neylül\nakşam güneşi batıyor\nyüregime  acı akıyor\nhazan oldu aşk aglıyor\nsolan yapraklar dökülüyor\n\neylül oldu  mevsimler soldu \nbaharlar  yazbiti bitti  gönlümde \nsoluyor gnüldeki aşkı sevgiyi \ndaha bahar gelmez gönlüm\n\ngönlümde son eylül benim \nbu mevsim de tek tek dökülüyor \nsolan yapraklar topluyor çöpçüler\nbiten aşkları sevgileri artık bekleriz çoooooook baharları\ngiden gelirse bekleriz  malesef  gelmez  artık bahar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Akşamı",
        "poet": "Sedat Kocabey",
        "poem": "\n\nGönlüme umut ver yarına dair\nHasret dağlarını yıkıp da gelsen\nBirazcık sevinsin şu garip şair\nBir eylül akşamı çıkıp da gelsen\n\nAdını söylüyor her kalp atımı\nBir sana ayırdım gönül katımı\nYa öğleden sonra ya gün batımı\nBir eylül akşamı çıkıp da gelsen\n\nYıllardır içimde dinmedi sızı\nYine umutlarla bitirdim yazı\nUnut diyor bir ses o vefasızı\nBir eylül akşamı çıkıp da gelsen\n\nDağların ardına diktim gözümü\nHala söndürmedim gör bak közümü\nAşkınla besledim her gün özümü\nBir eylül akşamı çıkıp da gelsen\n\nİnan ki seninle bozdum aklımı\nEl alem öğrendi gizli saklımı\nYoksa içimde ki o ses haklımı\nBir eylül akşamı çıkıp da gelsen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Akşamı",
        "poet": "Mustafa Bilen",
        "poem": "\n\nKokunu taşıyor buralara lodos rüzgarı \nKahkalarını hatırlatıyor martıların çığlıkları \nHer alacakaranlık vakti yeniden canlanır \nYokluğunun içimi yakan sancıları... \n\nUnutamıyorum o veda eden bakışları \nHâlâ prangalı yüreğime dilsiz acıları \nHâtıradır gözlerimde bir mağrur hüzün \nO pırıl pırıl eylül akşamının bıraktığı... \n\nParçalardı gülüşünde sevincinin yakamozları \nÇaresizliğimin aşılmaz karanlığını \nİki ela alevin hükümranlığındadır \nKalbimin uçsuz bucaksız diyarları... \n\nCanımı acıtıyor mehtabın masum beyazlığı \nKabusum oluyor her gün batımı \nEflatun özlemlere kucak açıyorum \nKapkara bir belanın yerini aldığı... \n\nTek başıma geçirdim koca bir yılı \nYine İzmir'deyim bir eylül akşamı \nYalnız dökülen sarı yapraklar anlar \nHer damla gözyaşımda seni ağladığımı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Akşamı",
        "poet": "Erhan Güleryüz",
        "poem": "\n\nBu eylül akşamında \nO güzel deli gözlerini \nGörebilmek için \nCanımı verirdim\nNerdesin nerdesin\nNerdesin nerde\n\nİçim dışım ızdırap \nBir çıkış yolu bilmiyorum\nBana dönmen için \nCanımı verirdim\nNerdesin nerdesin \nNerdesin nerde\n\nHer akşam fırtına kar yağmur\nGezdiğimiz yerlerde\nHer akşam uğruna ağlıyorum\nSen hiç bilmesen bile\nRuhumdan ayrılığını koparıp\nUnutmak istiyorum seni\nUnutamıyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Akşamı",
        "poet": "Nurcemal Öztürk",
        "poem": "\n\nBir eylül akşamında ayışığı altında\nOturmuş seyrederken şehrin ışıklarını\nYalnızlığı farkettim,bankın öbür ucunda\nBana çevirmiş ürkek,sinsi bakışlarını.\n\nİçimdeki acının tek faili yalnızlık\nGönlümün,sığındığı tek sahili yalnızlık.\n\nBir bu katil duygudan,bir gurbetten çektim ben\nBu ikisi yüzünden genç yaşımda çöktüm ben\nFırtınaya tutulmuş bir sandal gibi gönlüm\nİçimdeki acıyı gözlerimden döktüm ben.\n\nGözlerimdeki yaşın tek sebebi yalnızlık\nBeni mahzun eyleyen,geberesi yalnızlık.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül akşamından",
        "poet": "Hakan Şengün",
        "poem": "\n\nKim derdiki dökülecek sevdalar dudağımdan\nKaderim gülecek kadar düşkün değilki bana\nHele hele yapraklar sararmışken sonbahardan\nEsintin vurdu yüzüme o Eylül akşamından.\n\nBana yabancı değildin, toz tutmuş anılardan\nFazla toz pembe değil, karanlık rüyalardan\nTam olarak sihirini çözmek yetmezken bana\nKokunu duydum yayılan o Eylül akşamından.\n\nİnat ettim, istedim, bekledim gelmeni bana\nKuşlar gibi kanat çırpıp uçarak uzaklardan\nÖyle beyaz, öyle temiz, arınmış günahlardan\nDoğuşuna şahit oldum o Eylül akşamından.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Ağacı",
        "poet": "Lidya Jenska",
        "poem": "\n\nBir sonbahar rüzgarı sürükledi yaprağını ağacın,\nBir kuru yaprağın kokusudur dolaşıyor genzimde.\nNe var ki koparmış çaresizlik tüm parçalarını hayatın,\nNe var ki ben hala soysuz bir adam peşinde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Akşamıydı Sen Benden gittin",
        "poet": "Saadet Kılıçaslan",
        "poem": "\n\nEylül yaprakları gibi döküldüm yerlere\nSararan yüreğimden göçmen kuşlar gitti\nMavi gökyüzünde uçmuyor sevdam\nGri bulutlar çaldı güneşimi\nŞiirlerim hüzün yazıyor \nGözyaşlarım sayfaları siliyor \nKulağıma vuslat yolcusuyum \nDiye çalıyor kemancı \n\nHep aynı nakaratı dinliyorum \nYürek sancıları sol yanımda yerleşti\nMevsim sonbahar eylül akşamları\nPoyraz esiyor gönül penceremden \nYürek sesimi duyuramıyorum \nÖzledim seni hasret duvarlarını yıkıp\nBu gece gelecek diye bekledim bu gece\n\nSarhoş kadehlerimin son damlasını\nYudumlarken anılarımı içtim\nYokluğun hasretin ve sevgin\nSadece seni sevdim \nEylül akşamıydı sen benden gittin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Akşamları",
        "poet": "Ali Topcuoğlu",
        "poem": "\n\nYanlış aşklar kadar yakıcı\nYalnızlık gibi can sıkıcı\nTerkedilmiş kadar acı\nBeni eylül akşamları bitirdi\n\nSabah serinliği içime dolarken\nSolgun yüzlü insanları gördüm\nSoluk konuşmaları ürpertici\nBeni eylül akşamları bitirdi\n\nEylül rüzgarına aldırmam \nTeni okşayan kamçı gibi\nDokundukça içimi yakıyor\nBeni eylül akşamları bitirdi\n\nİnsanları eylülde tanıdım\nOnlardan eylülde ayrıştım\nKendim olma savaşımını eylülde kaybettim\nBeni eylül akşamları bitirdi\n\nBen aşkı ve yaşamı \nEylülde sevdim eylülde nefret ettim\nDudaklardaki o ahlaksız gülümsemelerden \nBeni eylül akşamları bitirdi\n\nHer yıl bu mevsimde \nYakarak yıkarakgelir eylül\nAlır koynuna götürür hüzünlere emzirerek avutur beni\nBeni eylül akşamları bitirdi\n\nBir hüzün gibi akar eylül içime \nKanayan bir aşk gibi \nİçli bir şarkı gibi vurur\nİşte buyüzden eylül bana dost \nBen eylüle düşman bakarım\n\nEylülde aşkmı? Sevene sor\nEylülde yalnızlıkmı? Ben bilirim\nAyrılık zordur eylülde\nİşte bu yüzden ey6lül bana dost\nBen eylüle düşman bakarım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Akşamları",
        "poet": "Saadettin Güven",
        "poem": "\n\nOldum olası sevemedim bir türlü\nHazan Mevsimini.\nİçimde kol geziyor hüzün, yine bu \nEylül akşamı.\nSapsarı olmuş, yere düşmüş yapraklar.\nHüzünlü gözlerle bakıyor onlara\nDallarda kuşlar..\nBilmiyorum; kim bilir, ne düşünüp,\nNeleri anımsıyorlar.\nBelki de bir gün, bizde, bu dallarda\nOlmayacağız diyorlar.\nKuş dilini bilmek, öğrenmek geldi\nBir an içimden.\nKuşlar niye hüzünlü, ne düşünüyorlar\nBilemem. \nAma her hazan mevsimi geldiği zaman\nBenim İçim acıyor.\nEylül akşamlarını sevmemem belki de ondan.\nHer hazan mevsimi, her Eylül akşamı,\nBana;  ayrılık ve ölümleri hatırlatıyor.\nKorkular, bu gece yine kol geziyor odamda.\nNasıl korkmayayım,\nNasıl sevebilirim Hazan mevsimini,\nEylül Akşamlarını! \nKafeslerinden çıkmış, yırtıcı canavarlar gibi, \nAyrılık ve ölümler,\nYine üstüme üstüme geliyorlar.\nSanki bana saldıracaklar..\n\nİstanbul\n20.09.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül akşamları",
        "poet": "İbrahim Etem Ekinci",
        "poem": "\n\nBırakma ellerimi üşümesin yüreğim,\nBuz tutmasın gözyaşım Eylül akşamlarında.\nBu gidiş veda olur kal gül yüzlü meleğim; \nBudur bütün telaşım Eylül akşamlarında.\n\nHani bir şarkı var ya ömrümüzün son demi,\nİşte şimdi tam bu an mahrum etme kademi.\nSen inan yeter bana başkası etsin zemi; \nHayatla son savaşım Eylül akşamlarında.\n\nGidersen nidam titrer bütün arşı ala da,\nSitemlerim duyulur en son an son sala da.\nBoynu bükük bir yetim misali musalla da\nGarip kalır naaşım Eylül akşamlarında.\n\nÖmrümün gonca gülü sen zehirli sarmaşık,\nAnlamaya çalışma duygularım karmaşık.\nMutlu görünen bedbaht murat almayan aşık; \nYazarsın mezar taşım Eylül akşamlarında.\n\nHilal kaşını yıkıp kirpiğine değdirme,\nCanımdan bir parçasın el yerine saydırma.\nZül sayarım gidersen yüzüm yere eğdirme; \nBırak dik kalsın başım Eylül akşamlarında.\n\nSevmiyorsan hakkım yok merhamet dileyemem,\nEtem-i ye ağ yarsan asla irdeleyemem.\nYok illa gideceksen seni engelleyemem; \nZehir olmasın aşım Eylül akşamlarında.\n\n12.04.2014.ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Akşamları",
        "poet": "Serkan Ökçe",
        "poem": "\n\nÜstünde mavilerini eskiten\nBir çocuk gibiydi eylül akşamları\nSürüldü gözlerime\nDudaklarımı ıslattı gözyaşları\nPeltek, peltek…\nNasıl bırakıp gittin beni eylül akşamları\n\nSokaklarındayım\nKimsesiz, çırılçıplak ağaçlar\nBağrına almış gece\nToplayıp gökten tüm yıldızları\nHayallerimi ver bana\nHayallerimi, eylül akşamları\n\nÖlümün şafağında dans ediyor rüzgâr\nBir cenaze mi ne! \nBu örülmüş duvarlar\nBu yola döşenmiş mezar taşları\nSeni arar gibi,  gün kurusu gibi\nTenin gibi dokunuyor eylül akşamları\n\nYağmurlardan sonra hep\nToprak kokuyor, hüzün kokuyor\nBiraz da çekingen, biraz da yabani\nUzun uzun gemiler geçiyor sonra\nVe şehre öyküler anlatıyor denizin martıları\nHer gece… Her gece\nGünahıma giriyor eylül akşamları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Akşamları",
        "poet": "Ayhan Altay",
        "poem": "\n\nEylül akşamları düşer anılarımdan,\nEylül akşamları dolu hüznüme.\nO bıçak sırtı eylül akşamlarıdır,\nİçimde donmuş bir bulut oluşturan\n\nSevdamdır, eylül akşamlarında\nUmuduma harman edip sardığım.\n\nYılkı tayı prangası Eylül akşamları,\nKızıllıkları komaz ufuk ötelerine.\nŞimdi eylül akşamlarında yüreğim\nYangına direnen kitap; \nKızıl alev içre bir kızıl düş; \nKaradeniz yağmurunda, \nAvgarda bıldırcındır.\n\nSorma eylül akşamlarında neden üşür,\nZulamda sakladığım sevda.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Akşamları",
        "poet": "Ömer Özyurt",
        "poem": "\n\neylül akşamlarının hüznü\n                                var içimde\nkasvetli ve ağır ve karanlık\n                                loş ve ıslak\nkalleş kör kurşunlar\nkaranlık kuytularda pusular                              \neylül akşamlarında\n\nbir eylül akşamı çekip gitmiştin \n             ardına bakmadan\n                         hatırlıyor musun\nkasvetli ve ağır ve karanlık\n                        loş ve ıslak\nyine bir eylül akşamı çıkagelir diye bekledim hep\n                        biliyor musun\n\nyıkılası eylül akşamları\nrüyada bir gelin\n                        kanlı yaşları\nacımasız\nve kasvetli\nve ağır\nve karanlık kuytularında kalleş \n                        pusular                                                                                    \n                           eylül akşamları\n\nbir eylül akşamında yitirdim      kemal agayı\n                    insandı\n                    adam gibi adamdı\n                                   kemal aga\nkurardık dünyayı yeniden\nbulut meyhanesinde\n                  kafaları çekerken                               \nhain kamyonun altında       \n                         kalmasaydı eğer\ndaha çok satardık anası\n                                    dünyanın\nkasvetli ve ağır ve karanlık\n                     eylül akşamlarında\n\nbir eylül akşamı ağladım \n                        kahrımdan            \n                                    ilk kez        \nbir eylül akşamı küfrettim\n                         kaderime \n                                   ilk kez\nbir eylül akşamı içtim \n                                   ilk kez\nkadehleri duvarlara \n                                         vura vura\n\nbir eylül akşamı gülümsedi\n                                     ilk kez\nsıcacık güz güneşi gibi\n                     mavi gözlü sarı kız \n\neylül akşamları\nkasvetli ve ağır ve karanlık\n                                 loş ve ıslak\nkuytularda kalleş pusular\n                             kör kurşunlar\n                             kalleş \neylül akşamlarında son kez\n                             ölürüm belki\n                                 kim bilir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül aksamları",
        "poet": "Ebru Yılmaz",
        "poem": "\n\nof koklamalıyım seni bugün\nsana dokunmalıyım\nbugün içimde olmalısın yar\nbugün seni istiyorum yanımda\niçmek sarhos olmak askınla\nsaraba gözlerinde bogulmak istiyorum\nbugün bütün sarkıları sana söylemek istiyorum\nbu şehir seni bekliyor dört gözle\nbir gelsen bir sarılsam sevgine\nbu şehir seni özledi yar\nbekledim de seni geceden beri \ncalmadı kapım \nacılarım büyüdü yoklugunda\nhani gelecektin\n....sesinle sevişecekti sözcüklerim\noysa sen yoksun \nyoksun \nnerdesin yar\nözlemin yakar oldu tenimi\nsaniyeler gecmez oldu... soguk rüzgar saclarımı dagıtıyor\nellerin nerde... ellerin sacımı oksamalı\nsıcaklıgın beni yakmalı\nsen baska bir sehirde sesim senden uzak\nben cıglıklar atarken sen nerdesin \neylül aksamları sen kokuyor \neylül aksamları seni bekliyor\nah bu eylül aksamları\nsensiz geçmiyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Akşamları",
        "poet": "İlyas Kırlı",
        "poem": "\n\ndün gece resmine bakıp\nusulca okşadım saçlarını\nsoğuk yatağımda\nyastığımın bir yanı boştu\nkaranlığı çekince üzerime\nyalnızlığım hayalinle konuştu\n\nhala o bakışların duruyordu\ngitmeden önceki gözlerinde\nve rüzgar dalgalı saçlarına vuruyordu\nbir eylül akşamının titreyen dizlerinde\n\nbir vakit senin gidişindi\nbedenimi çarmıha geren\nzamansız nutuklarınla veda edişindi\nbir eylül akşamına efkarımı seren\n\nşimdi zincire vurulmuş gibi\nellerim ve ayaklarım\nsaatler ecele kurulmuş gibi\nsilinecek kalmış ıslak yanaklarım\n\nson çare mektuplarını yakmaksa\nönce seni atarım ateşe\ndönüşünü beklemek yollarına bakmaksa\neşkiyası olurum eylül akşmlarının\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül aşkı hüzün.",
        "poet": "Hakan Özüçelenk",
        "poem": "\n\nAh Eylül aşkı hüzün.\nTutmadın hani sözün.\nHayallerde kaldı düğün\nAşkımla artık öldün.\n\nAh Eylül acı bir ay.\nGönlüm zamanı say.\nKalbim nefretimi yay.\nAşkım elveda bay bay.\n\nAh Eylül sarı yaprak.\nŞimdi saçlarım ak.\nArtık mektubumu yak.\nAşkım sana çok uzak.\n\nAh Eylül kurudu gül.\nÖtmüyor artık bülbül.\nAyrılık acı ödül.\nAşk içimden git sökül.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Ayrılığı",
        "poet": "Mustafa Çifci",
        "poem": "\n\n\tGün ışığının  solgun renkleri karşı yamaçlara yaslandığında, kapı önünde oturur, uzakları seyrederdim. Gün tutunmaya çalışır gibi ağaç dallarına düşer, ağır ağır kaybolur, yok olurdu. Her yer  toprak rengine bürünüp, güneş bir başka diyarlara göç ederken,  gökyüzünde aydede görünür, sanki bana gülümser, göz kırpardı. Uzaktan gelen çocuk seslerini duyardım. Ağlayan bebelere seslerine üzülürdüm. Sessizlik kapladığında çevreyi tatlı bir huzur dolardı sokaklara. Ben eylül akşamlarını çok severdim. Okulların açılmasına az bir zaman kala, kitaplarımın tozunu alır, şiir defterimi tekrar kaplar, yeni çekilip henüz yaptırılmayan fotograf makinasındaki filmi çıkarır, çantamın en dip köşesine yerleştirirdim. \n\tEylül benim için biraz fotograf demekti.\n\tKimi geceler uyku tutmaz, yatağımın içinde dönüp dururdum. Bazen sıkıntıdan ne yapacağını bilemeden pencereden bakar, evin içinde gezinir, balkonda oturur, ay ışığında hayallere dalardım.\n\tEylül benin için  ayışığında  yalnızlık demekti.\n\tYaprak dökümüydü eylül.\n\tAnıların sarıp sarmalanıp hatıra defterinde saklandığı, yeni hatıra defterlerin satın alındığı dönemdi eylülün bir diğer adı. \nBir başka şehre göç demekti eylül.\n \tBabamın bir başka kente tayin edilmesi demekti. \nSevdiklerimden ayrılmaktı eylül.\n\tÇocukluğumun geçtiği o şehirden ayrılmadan bir gece önce, yine birlikteydik sevdigim kızla.\n\tİsmi  Eylül’dü. Ben kendisine ‘Eylül Kız’ derdim.\n\tEllerime sarılmış, yalvarır gibi “gitme” diyordu. “Unuttun mu sözlerimizi? Hayallerimizi unuttun mu? Her şeyi olduğu gibi bırakıp nereye gidiyorsun? ”\n\tHer şeyi yüzüstü bırakıp gidiyordum.\n\t“Gelirim bir gün”, demiştim. Gitmek zorundaydım. Kendim de inanmıştım bir gün geri döneceğime.\n\t“Yalan” demişti. “Bu eylül ayrılığıdır, bir daha geri dönmezsin. Ayrılık olmayacak diye birbirimize söz vermiştik. Okul bitiminde ben çalışacak sen okuluna devam edecektin. Hani bir de kızımız olacaktı, unuttun mu? ”\n\t“Hayır unutmadım”, demiştm. “Unutur muyum hiç? ”\n\t“İsmi ne olacaktı? ”, diye sormuştu gözlerime bakarak. Gözleri ağlayacakmış gibi doluydu. \n\t“Yaprak” demiştim. “Adını yaprak koyacağız. Sen Eylül, kızımız ‘Eylül Yaprağı’ olacak.”\n\t“Evet”, dedi sözlerimi onaylarcasına. “Yoksa dönecek misin? Bir gün kaldığımız yerden devam edecek miyiz? Bu hayat bizim olacak mı? ”\n\tHiç bir şey söylemeden  uzaklara bakmıştım. \nGüneş batmak üzereydi. \n\tDünyanın diğer yanında aydınlık başlıyordu.\n\tEylül biraz inanmaktı yaşamın büyüsüne. Hayallere dalmaktı.\n\t“Daha büyümedik bile”, dedi hüzün yüklü sesiyle. “Daha evlenmedik, çocuklarımıza isim bulduk. Torun veremedik anneme. Sevişemedik bile. Daha bir araya gelemedik. Ve şimdi de gideceğini söylüyorsun. Nasılda kolay söylüyorsun.”\n\tKolay olmadığını ikimizde biliyorduk. Hiç bir şey kolay ve basit değildi.\nGitmekte zor, kalmakta imkansızdı.\n\t“Seni öpmek istiyorum” demiştim  neşe olsun diye. “Öpüşmekte sevişmektir bana göre bilirsin.\n\t“Olmaz” dedi. “Günlerdir saatlerce yalnız başbaşa kaldık ama beni öpmek istediğini hiç söylemedin o zamanlar. Elimi tutman yetiyordu sana. Oysa ben de öpüşmek istiyordum.”\n\tUtanmış gibi başını öne eğmişti. \n\tEylül biraz çocuk olmak demekti.\n\tUtanmaktı biraz.\n\tO akşam el ele tutuşup, büyük binaların gölgelerinden şehrin bütün sokaklarını dolaşmıştık. O şehrin bütün sokakları  güzel anılarımızla süslenmişti. Kentin uzak mahalle araları, gecekondu  evleri, çay kahvehaneleri, sokak araları, ağaç gölgeleri  sevgimizle dolmuştu. Sahile inmiş, ayaklarımızı deniz suyuyla yıkamıştık. Çıplak ayakla kumların üstünde yürümüş, koşmuştuk. \nUzaklarda martılar çığlık çığlıktı. Sanki martılarında kapılarını çalmıştı eylül ayrılığı, hepsi ağlıyordu sanki. \n\tEylül biraz çığlık atmak gibiydi, sessiz de olsa.\n\tBiraz da ağlamaktı. \n\tBir başka kente yerleşip ayrılığın  acısıyla uyumanın zor olduğu gecelerdi eylül.\n\tGeceleri bir türlü uyku tutmuyordu. \n\tAşkların en güzeli de olsa, vedalaşmanın adıydı eylül.\n\tİlk yaz çiçeklerinin, bahar çoşkusunun mevsim dökümüydü.\n\tSonbaharın adıydı eylül. \n\tEylül yaprak dökümüydü.\n\tÇoşkunun, sevdanın, duygunun,heyecanın yaşanıp, ayrılık anlarında susmanın adıydı.\n\tDudakların sustuğu anlardı  eylül.\n\tBir adım yalnızlığa gitmekti.\n\tSusmaktı eylül. \nHüznün yürekte çoğalmasıydı.\n\tAcıydı, gözyaşıydı eylül. \n\tYaşamışsan eğer bahar aşklarını, eylül acı çekmenin zamanıydı. \nSanki bir şeylerin bedelini ödemek gibiydi.\n\tRüzgarın saçları dağıttığı rüzgarın adıydı eylül.\n\tEylül sevdiğim kızın adıydı.\n\tVe eylül ayrılık demekti.\n\tKimi zaman bir çıkış gibi gördüğümüz yol aslında bizi bir uçurumun kenarına götürebiliyordu..\n\tYüreğimizin tamamını dolduran sevdamız gün geliyor yerlerinde yeller esebiliyordu.\n\tİnsan bir çok şeyi kazanıp sonrada kaybedebiliyordu.\n\tYok olanların yerlerini yenilerle doldurabiliyorsak yitirmeyiz yaşama sevincimizi, ellerimizin sıcaklığını.\n\tZaten geriye ne kalıyor ki, koskoca bir yalandan başka.\n\tBu gerçek insanlığın tarihine bakıldığında anlaşılıyor ama bizler hayatın bu gerçek yanını göremiyoruz.\n\tBir zamanlar delicesine sevdiğim, onun herşeyine aşık olduğum insanı kaybetmiş olsamda yine hayatımda vazgeçemediğim sarı saçlı bir dostum var…\n\tKimi zaman cep telefonunu ofisinde unutup,  geri alması için saatlerce kapının açılmasını beklediği için beni de bekletmiş olsada… \n\tKarşısındaki eczacı çocuk her gün ona çikolata göndermiş olsada….\n\tBende sanırdım ki sadece eczanelerde ilaç satılıyor..\n\tVe pahalı araçıyla hava atan gencin gül göndermesi..\n\tHiç biri umurumda değil, önemli değil o kadar…\n\tÇünkü çikolata alerji yapıyor sevdiğimi, yapmıştai kaşımaktan kolları, elleri kızarmış..\n\tÇiçeğe gelince, onun zaten kendisi çiçek…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Aşkları",
        "poet": "Osman İnci",
        "poem": "\n\nEtraf yavaş yavaş, solar sararır,\nDüşen her yaprak, ayrığı anlatır,\nDoğaya bile yazılır, hep satır satır,\nHüzünlerle doludur, Eylül aşkları…\n\nSevdaların içinde, en çok sevilen,\nAyrılık vakti gelince, veda edilen,\nSararmış parkta, banka dökülen,\nGözyaşıyla doludur, Eylül aşkları…\n\nHiç bitmez sanılır, gözde başlarken,\nLimanda kalkan gemiye, el sallarken,\nYüreğiniz sökülür, içiniz kan ağlarken,\nSancılarla doludur, Eylül aşkları…\n\nSevdiğinden ayrılıp, yalnız kalınca,\nOnsuz bir günde, yine akşam olunca,\nEllerindeki çiçekler, bir bir solunca,\nÖzlemlerle doludur, Eylül aşkları…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Bahar",
        "poet": "Mahir Toksoy",
        "poem": "\n\nBahar aylarında güller solar mı\nEylül bahar ise bu poyraz niye\nİnsan sevdiğine söyle kıyar mı\nAğlamıyor isem bu yaşlar niye\n\nBahar aylarında dolu yağar mı\nKırılmış dallarım tutmuyor  niye\nYar dediğin sultan köşkü yakar mı\nYanıyor saraylar bu yangın niye\n\nBaharın ırmaklar susuz kalır mı\nDereler kurumuş akmıyor niye\nBülbül,gülden ayrı söyle yaşar mı\nÖtmüyor bülbüller,bu matem niye\n\nBahar dediğiniz ayaz yapar mı\nBuz tutmuş ellerim sızlıyor niye\nEylül bahar ise bağlar açmaz  mı\nGönlüm hazan olmuş bu tufan niye\n\nBaharın kuzular sütten kopar mı\nEylülün dağlarım sararmış niye\nSevgili dediğin böyle yapar mı \nBaharın bu surat söyleyin niye \n\nOlmaz olsun böyle Eylül baharı\nMenekşe sümbüller açmıyor niye\nYürek pare pare, doğmaz  baharı\nGönlümü sarmıyor bu bahar niye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Bir Sabah Getirecek Seni",
        "poet": "Gökay Çiftçioğlu",
        "poem": "\n\neylül bir sabah getirecek seni…\ngeçen günlere inat aşk aynı aşk\nsevda aynı sevda\n\neylül bir sabah getirecek seni…\ngeçen bir yıla inat hasret aynı hasret\nözlem aynı özlem\n\neylül bir sabah getirecek seni\nsen yirmi yaşımın hasreti\nsen de benim gibi sararıp soldun mu yokluğumda \nsen de benim kadar yoruldun mu \nbu gece nöbetlerinden\nansızın sızlamaya başlayan bu yaradan\nbu sessiz gidişten\nbu sensiz gidişten…\n\neylül bir sabah getirecek seni\nsen işgale açık ömrümün en sevdiği işgalci\nsen de usandın mı sahibini arayan o gözlerden akan yaşlardan\nsen de sustun mu \nözledin mi gözlerimi benim seni özlediğim gibi\nbekledin mi bu günlerin bitmesini\nuyandın mı geceleri gözyaşlarıyla\nsen de çektin mi bu acıyı\nsen de yaşadın mı\nbir türküde beni hatırladın mı \nbirini ben sanıp sarıldın mı \nbeni kaybettiğin her yerde geri bulacağını düşündün mü \nbenim de seni sevdiğimi hissettin mi \nen sonunda beni unutamayacağını anladın mı\n\nsen yirmi yaşımın hasreti\nsen açtığın yaranın tek ilacı\nsen işgale açık ömrümün en sevdiği işgalci\nbil ki \neylül bir tutkuyu geri getirdiğinde \nkapıda aşk, zili çalmanı bekliyor olacak...\nbu tükeniş, bir bakışını bekliyor olacak\nbitmek için…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Bana Hüzün Verir",
        "poet": "Şahin Ertürk",
        "poem": "\n\nEylül bana hüzün verir\nKalem elden düşmez olur\nDalar gider duygularım\nAnılarla dertleşirim\n\nEylül bana hüzün verir\nYağmurlarda ıslandığım\nRüzgarlarda savrulduğum\nO günleri düşünürüm\n\nEylül bana hüzün verir\nAklıma hep sen gelirsin\nGidişini düşünürüm\nBitişimi düşünürüm\n\nEylül bana hüzün verir\nAcı verir,dertler verir\nDuygu verir,şiir verir\nEylül bana çokşey verir\n\nEylül bana hüzün verir\nEylül bana herşey verir\nON EYLÜLÜ geri vermez\nZEYCANIMI vermez,vermez\n\n(10.09.2005)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Ayında",
        "poet": "Mahir Başpınar",
        "poem": "\n\nTatilin bittiği günler başlıyor\nÖnlükler dikilir eylül ayında\nHayat devam edip zaman işliyor\nKemerler sıkılır eylül ayında\n\nYapraklar sararıp daldan düşüyor\nSanki yeryüzüne resim döşüyor\nSıcak değil artık insan üşüyor\nYorganlar çekilir eylül ayında\n\nZengin, fakir hepsi Allah'ın kulu\nFakirler bulamaz sermeye çulu\nKıt kanaat yaşar yetimi, dulu\nBoyunlar bükülür eylül ayında\n\nOkul masrafları, kışlık telaşı\nOlmazsa bulguru kaynamaz aşı\nYakacak almaya yetmez maaşı\nÖmürler sökülür, eylül ayında\n\nMahir çok çalışır, üstü başı kir\nGaribi kimseler görmesin hakir\nGeçim derdi düşmüş ne yapsın fakir\nSaçları dökülür eylül ayında\n\nMahir Başpınar\n\n__________________________\nDOST KALEMDEN\n__________________________\n\nCepler boşalır eylül ayında, \nYürekler daralır eylül ayında, \nZengini sorma keyfi rayında, \nEyllüller memurun kahır ayıdır.\n____________ ümüt güngör \n\nSığınacak tenha yer arar kuşlar \nOnlarda da ayrı bir telaş başlar \nHüzüne boğulur dağlar ve taşlar \nEl ayak çekilir eylül ayında.\n_____________Ahmet şener\n\n'Eylül: nice dert ki,. hüzün ayıdır \nPir seven insanın çile payıdır \nMutluluk kaldıysa aşkın kârıdır \nSevenler ayrılır 'eylül ' ayında.\n________________yaşar akbaş \n\nKem bellemen gardaş, ayı haftayı,\nEylül mü kudurtur, kuru softayı,\nMehmedçik takarken şanlı nefteyi,\nMevlaya çıkılır, eylül ayında.\n\nNice yiğit gördü, gönül gözümüz,\nNice `çok` devirdi, iman `az`ımız\nUkba`da olmasın kara yazımız..\nAğıt mı yakılır, Eylül ayında\n__________________Bülent Kaya\n\nEylül ayı hüzün ayı\nÇekilir ömrümün yayı\nOniki eylül sabahı\nDonarız eylül ayında\n______________Dost Şeref\n\nCepler boşalsada Eylül ayında, \nKış kapıda korkar memuru,emeklisi de \nAma bir sevinç var anne,baba da \nBen doğmuşum Eylül ayında.\n______________nilüfer gümüş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Çağındayım",
        "poet": "Halil İbrahim Yıldız",
        "poem": "\n\nDurulmadım henüz gürüm\nSepken eylül ayındayım\nRahatladım biraz hürüm\nKızan eylül çağındayım\n\nNe aşklar gördüm kıyılmaz\nGençlik çağına doyulmaz\nKuruyan güller sayılmaz\nHozan eylül çağındayım\n\nSevgi olmaz mı bu yaşta\nAkıl kalmadı ki başta\nÜç beş ak kıl’ım var kaşta\nHazan eylül çağındayım\n\nTipi değil meltem esen\nYaş değil aşk takat kesen\nUtanç değil ardır susan\nBozan eylül çağındayım\n\nÇare sende gelmez elden\nKorkum yok fırtına selden\nBeste beste çalan telden\nOzan eylül çağındayım\n\nHalilim içip kandınız\nSevilmek sevmek andınız\nDaha gencim ne sandınız\nTozan eylül çağındayım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül beni ağlatır.",
        "poet": "Necla Kurt Kardelen",
        "poem": "\n\neylül beni ağlatır her daim yapraklar savrulunca.\nişte düştü bir yaprak daha  işte düştü bir ömür daha\nhışırtılar keman sesi tınlar kulaklarımda.\niçin için ağlarım...\n\ngüneş bazen bulutların ardından peçeli gelin gibi.\nansızın yağmur süsler penceremi camdan bakarım arap kızı misali.\nbir kuş konar yüreyime cik cik cik.\neylül beni ağlatır..\n\nhem doğum günüm bu eylül anam öyle diyo.\nyazdan kalan kırıntılar sevdanın son demi gibi...\nağaçlar kel aynak kuşuna benzer:(\nkumsallar yanlız çiçekler ölmüş \n\nben ağlıyorum eylül habersiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Bakışlım",
        "poet": "Mehmet Akif Baltutan",
        "poem": "\n\nSana ben ağlamadım gökte ay vardı\nYüreğimde hazan eylül bakışlım\nEğilen bulutlar yalvar yakardı\nDuâ'lara sızan eylül bakışlım\n\nEn ücrâ köşemde kalbimde saklı\nSeviyorum seni gizli yasaklı\nMecnun'dan farkı yok gönlümün aklı\nO bunları yazan eylül bakışlım\n\nCanıma can oldun ömrüme ışık\nKalbime dolanan aşkın sarmaşık\nİçimde duygular karma karışık\nÇözülmez hiç bir an eylül bakışlım\n\nYıldızlar dökülüp gider geceye\nAkıl sır ermez hiç bu bilmeceye\nTutunur duygular birer heceye\nMutluluğa uzan eylül bakışlım\n\nHasret sana gönlüm yıkık bir yanım\nAyrı olsak dahi senin dünyanım\nDellenip duruyor damarda kanım\nGerisi suizân eylül bakışlım...\n\n14.Mayıs.2011/Maraş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Bir Başka",
        "poet": "Zeki Akdoğan",
        "poem": "\n\nAylardan Eylül,mevsim sonbahar\nEylül bir başka,hazan bir başka\nHer mevsim kalpte bir yara açar\nEylülün yeri bende bir başka\n\nBu mevsimdir beni benden alan\nVirane gönlüm koşar her aşka\nAşk mevsimidir artık yaşanan\nEylülün yeri serde bir başka\n\nBucu burcu, başak başak gelir\nNazlı yarimin, miskler kokusu\nVolkan olur,lav olur da erir\nEylülün yeri tende bir başka\n\nAcı,tatlı ne varsa Eylülde\nSevgi bir başka,keder bir başka\nİşte böyle bir Eylül gününde\nMerhaba dedim,sonsuz bir aşka...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Çarptı Yine",
        "poet": "Evina Berfin",
        "poem": "\n\nbir ezgidir her soluk \nyürek işidir ustam\ndirenişin alacasına bulanmıştır her kızıl gül \ndağlarımda feryat figan \nfirari sevdaların göç zamanı\nözgür suskunluklardır zamanı vuran\n\nbir başına vurulmuş eylül güvercini \nkanadında kar kızılı barış....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül çekiyor beni",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\ndenize doğru çekiyor\neylül\nkoşuyorum sonbaharın renkleriyle\nalaycı soğuklar\nçiçekleri ağlatıyor\nağaçların savaşı boşuna\ngörkemli çınar direniyor\nsevgiyle açılan kolları\ndenize doğru.\n\nkonuşmadan bakan gözlerini düşünüyorum\neylül’ün kızıl ufkunda\nhiç sevinmemiş gibi.\nşehrin sessizliğini alıyor yüzün\ntılsımlı çizgiler görüyorum\neylül yağmurları serinletmiş.\nkırılan bir güneş ışığı\nnasılsa gölgesi düşmüş\nadını verdiğim eylül sabahı\nbana şiirler yazdırıyor.\nsaçlarında sevgilimin\nçiy damlacıkları vardı\nyürüyorum\niçimdeki çocuk seviniyor\nşu derin mavi boğaz\neylül olup \ntarifsiz bir tat bırakıyor.\n\nMustafa kaya\n14.09.2006 / Üsküdar\nwww.mustafakaya.net\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Çeşitlemesi",
        "poet": "Kağan İşçen ",
        "poem": "\n\nsesimi yıkadım işitmende beni\npir ve pak dökülüyor artık aşk tanecikleri\nhüzün göletine gözlerimin\nbakışlarımda şırıl şırıl bir sonbaharın göğü\nbu sensin sesimin tertemiz zerreciği\ndeğeri sonradan anlaşılan bir eski zaman klasiği\ntekrarı mümkün olmayan bir öğle sonrası durgunluğu\nve bir eylül hıçkırığı ağaçlarda duyuyor musun\nduyuyor musun anlaşılmazlığımı\nanlıyor musun ağaçlar gün ışığına nasıl böyle küskün\nneden gücüne gider doğmak güneşin sarı deryalar deryası\nağlamak mıdır bu ey yer ve gök\ney sonsuzluğun ölümü andıran neşesi\ney maviye çalan bu melankoli\nsarhoş olmak isteği\ney uykularımın katili eylül\n\nşehir emin değil akşamı kaldıracağından\nyarı köylü aydın umutsuzluklarında \nşiirsel tebessümleriyle bir şairin çaresizliği\nmimozaları özlemenin ceremesini\nöder en ağır bedellerle \nyalnızlığın vefalılığı \nve ölümün bağlı olması bu kadar yaşama\n\nusandım veresiye aşklardan\nyerine eylül geçsin ömrümün\nbir yağmur damlasına kansın dudaklarım\nellerim dolaşsın saçlarının yerine\nkümülüslü serinliğinde sonbaharın\n\nağaçların döküldüğü yerde\nhırkam oluyor hüzün\nüşüyorum sapsarı\nuzak adam gölgeleri çekiliyor evlerine\nayak sesleri de yok artık\nsadece hışırtılar, ağaçların ağlaması\nsevmek şimdi tüm geniş zamanların harcı\n\nyalınca akşamı bekleyişini sevdim bakışlarının\ngüneş bile dargın çocuklar gibi tedirgin dokunurken\n yeni bir güne hazırlanışına kaygılarının\nbu kuşların amansız göçü\nbu sulardaki mahmurluk\nmağrurluğu öğle saatlerinin\nçare yok\nyaz çekip gitti\ntüm beyazlarda bir kapanma hazırlığı\nakışlarda son telaş\nsakince ölelim mi sevgilim\nkadehler sonbaharın şerefine\neylül kuşatmış bak hayallerimizin şeffaflığını\nbiçim biçim bulanığız artık\nyokluğun daha bir samimi uçuk kaçık\n\nuykusuzluk\nsararmış yapraklardan yastığım\nannemin elleri değil\neylülün ıslak bakışları geziniyor saçlarımda \ngün görmüş bir orkestra sanki bu sessizlik\nbu sessizlik\nbitişlerin azgın tekrarı\nömre suskun bir hüzün ayarı bu eylül\nuzak ışıklardan medet ummak\ndile dolanmaktan yalama olmuş tüm şikayetler\n\nsitemler anlamsız\nanla\nvarlığıyla yokluğu bir ilk yazlarımızın\nşansını sadece ölmekte dene\neylül en büyük örtüdür yok oluş tutkularına göğsünün çeperinin\n\nkalbindeki herhangi bir odaya sığmaz ki eylül\niçindeki  ritimsizlik dengesiz denge\nçıplak dallar yırttıkça gırtlağını \ngözlerine ihanet etmez hiç ahmak ıslatan yağmurları\n\naynı bile bile sevdiğimiz gibi\nhiç bilinmeyecek bir bilinmemişliği\ndedim ya henüz eylül\nve o kadar uzağız ki ölüme\nah ne yazık dedirtecek kadar\nbu gülüş senin değil ey güz\nbu belki tanrının son gözyaşları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Çiçeğim",
        "poet": "Nevzat Güzeldere",
        "poem": "\n\nEylül ayının tam yirmiüçüydü\nHiç  unuturmuyum eylül çiçeğim\nYıllar sonra seni bulduğum gündü \nDünyam değişmişti eylül çiçeğim\n\nDostça selamlaşıp sohbet etmiştik\nAnıları bir bir yad eylemiştik\nGönül aşk uğruna düşman kesildik\nDüşmanın benmiydim eylül çiçeğim? \n\nİçli bir şarkının son mısrasında\nBu aşkın kaderi yazılı orda \nHer eylül ayının son haftasında \nSana kavuşurum eylül çiçeğim\n\nEylül mevsimlerin en sevdalısı \nYürekten sevene yoktur vefası\nEylülde başlayan gönül yarası\nSevgiyle kapanır eylül çiçeğim\n\n02.10.2004 TAKVİM DE YAYIn..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül  Çiçekleri",
        "poet": "İsmet Aci",
        "poem": "\n\nDökülürken hazanda yapraklar, gönül bahçeme,\nKöşeden göz kırpar, hayata döndürür Eylül çiçekleri.\nİçimde anılar yumağı bırakıp, yıllar geçip gittikçe,\nUzatırım arakasından ellerimi, içinde Eylül Çiçekleri.\n\nNe baharlar yaşamışım kadir kıymetini bilmeden,\nFarkına varmamışım ömür son demine gelmeden,\nHiç zaman kalmıyor geriye gözyaşını silmeden,\nBu son teselli, gözyaşında yeşeriyor, Eylül çiçekleri.\n\nMazi terk etmiş beni yaşanmadık sevdalara yanıyorum,\nDışta sakin sessiz olsam bile, içten içe kanıyorum.\nUmut etsem boştur, geçen gün geri gelmez biliyorum,\nElimde tuttuğum tek sevdam, işte bu, Eylül Çiçekleri.\n\nBu son şarkıdır, kim bilir bir daha hiç çalmayacak,\nHerkesin gıptayla baktığı halimi gözler kıskanmayacak,\nNafileymiş bunca çaba bunca uğraş, kim anlayacak,\nŞimdi elimde kalan birkaç tane, Eylül çiçekleri.\n\nDuygular yoğunlaşır, bakarım yaşadıklarıma, heyhat,\nNe acılarla yoğrularak tükenmeye başlamış bu hayat.\nŞair olurum, birkaç satır yazarım istersen kaldır at.\nBeni yaşama tutunduran anlıyorum, Eylül çiçekleri.\n\nİnsan ömrü, başladığı gibi sonunda günü gelip bitecek,\nSenden geriye kalan birkaç yazı varsa onu da silecek,\nİçindeki acılar bittiğinde seninle bir yerlere gidecek.,\nİyi bak solmasın eğer solarsa sonun olur, Eylül çiçekleri.\n                                                                        Son Yaz adına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Çöktü Yüreğime",
        "poet": "Zeki Ergin",
        "poem": "\n\nakşam hüznü çöktü içime \nayaklarımızın altından kayıp giden \nbir hüzün yumağı yıllar \nsaçlarımızda\nyüzümüzdedir\n\nhüzzam bir şarkı dinlemenin zamanıdır\neylül dinginliğinde\nsessiz kalan kumsallara \nuzanmanın zamanıdır\n\n_erenköy 16 ara'05\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EYLÜL bu muydu?",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\neylül,\nokul yollarım\nsenden önce bitmişti...\nve de\ngeçen yıl\nekimde annem\n35 yıl önce\nkasımda babam gitmişti...\n\neylül,\naşklarım senle\nhüzünlerim benle\nyaşadıkça sürüp gidecekti...\n\neylül,\nyağmurlar senle\nbezginlikler benle\nkatbekat\nkatlanıp gidecekti bu gidişle...\n\neylül,\nardında ekim\nötesinde kasım\nüçünüzündü sonbahar\ndepresyon bizde depreşirken\nunutmayın ki\ntek çare,\nsevmekti dostlar...\n\nFikret Turhan-Yalova,\n30.09.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Bak Biraz...",
        "poet": "Mustafa Bay",
        "poem": "\n\nHadi giy de çık üstüne sonbaharı\nYanmadan üşümeden yürüyelim biraz\nYağdı ilk yağmurlar bitti kızgın yaz\nBana eylülü anlat eylül bak biraz…\n\nKatışıksız maviye mahmurluğun düşsün\nÇiy kokulu saçını ellerime bırak\nUnut bütün mevsimleri unut biraz\nÜrpersin hasretin göğsümde yaprak yaprak\nEylül şarkı olsun dudaklarında\nKirpiklerin arasından biraz eylül bak…\n\nKarartma aydınlığını sakın umudun \nIşıklı akşamların da mutlaka olur\nDüşünce karanlık sokağına ayaz\nSıcaklığım seni eliyle arar, bulur\nAç pencereni aç sonuna kadar\nBana eylülü anlat eylül bak biraz…\n\nGünler geçip gidiyor unuttular adını\nİstersen sen de unut, ne sor ne ara\nKopart eylüllerden takvim yapraklarını\nNasılsa senli rüyaların bini bir para,\n\nGel artık akşamıma sanadır niyaz\nBana eylülü anlat eylül bak biraz…\n\n24.09.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Çocukları",
        "poet": "Cem Veysel Gül",
        "poem": "\n\nEylül çocukları onlar.\nAşklarını yarım bırakıp gittiler.\nÖğrenciliklerini yarım bıraktılar, \nÖğretmenliklerini yapamadılar, \nHatta aşık bile olamadılar.\nEylül çocukları onlar; \nHem özgür insan olamadılar, \nHemde özgür ve çoğulcu bir ülke kuramadılar.\nEmek düşüncesini topluma veremediler.\nDaha özgür daha güzel ülkeyi kuramadılar.\nEylül çocukları onlar.\nOnlar aşklarını ve umutlarını yarım bıraktılar.\nYada yarım bıraktırıldı onlara, \nOnlar 68 li, onlar 78 liler, \nOnlar eylül çocukları.\n\nCem Veysel Gül\n\n16.09.2000/saat: 18.00\nİstanbul/taksim.motif cafe.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül çocuklarıydık...",
        "poet": "Ömer Töme",
        "poem": "\n\nSu sattık,simit sattık olmaz dostu satmamız,\nVefasızlıktan dertli eylül çocuklarıydık…\nGökyüzümüz yoktu ki uçsundu uçurtmamız,\nElimizde ondörtlü eylül çocuklarıydık…\n\nPusulara düşerken çürüktü hep arkamız,\nMamak kadar yeşildi sırtımızda parkamız,\nGecenin ayazında savrulurken hırkamız,\nBelimizde ondörtlü eylül çocuklarıydık…\n\nRamazan düştü yere yiğitlerin en hası,\nYusuf İmamoğlu’nun biter mi söyle yası? \nVerilirken erkekçe fikrimizin kavgası,\nDilimizde ondörtlü eylül çocuklarıydık…\n\nBir ölür bin oluruz çok’a bedel azımız,\nGülmez bizim yüzümüz,kara kara yazımız,\nAcı söyler türküler,hüzün çalar sazımız,\nTelimizde ondörtlü eylül çocuklarıydık…\n\nSorgusuz ve sualsiz hücrelere konarken,\nPuştluğun sehpasında Mustafa’ya yanarken,\nBir tutam sevdamızı muhannete sunarken,\nGülümüzde ondörtlü eylül çocuklarıydık…\n\nHikayemiz kesittir bu yirminci asırdan,\nTaş duvarlar yastıktır,döşeğimiz hasırdan,\nTabut izi kazılı omuzlar da nasırdan,\nÖlümüzde ondörtlü eylül çocuklarıydık…\n\nÖMER TÖME/KAYSERİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül damlaları...",
        "poet": "Hasan Esat Heptunalı",
        "poem": "\n\nnamussuz bi akşam daha peydah olup ilişiverdi pencereme \nen arsız halleri ile\neylül damlalarıydı sızım sızım sızlayan\nbir başka insan gördüm o pencerede \nbenden bi parça ve benden  en uzak\neylül damlalarıydı içime çağlayan\nve bir taş gibi soğuk\nve öylesine mağrur\n……………………….\neylül damlalarıydı kendi yatağını arayan…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül'de",
        "poet": "İhsan Dinibütün",
        "poem": "\n\neylül, aşk'tır yalnızlara\nsevdadır, kederdir\nbazan ayrılıktır eylül\nsel sel gözyaşıdır, \nbazan bir sarı hüzündür\n\nbazan mutluluktur eylül\ntatlı bir tebessümdür,\nheyecandır, kahkahadır\ntertemiz aşk'ların mevsimi\nbazan gurbettir eylül\n\nyalnızlar,\nen güzel eylül'de sevdalanır,\nen güzel eylül'de ağlarlar\nen güzel eylül'de ayrılır,\nen güzel eylül'de yalnızdırlar\n\neylül, aşk'tır yalnızlara\nsevdadır, kederdir\nbazan ayrılıktır eylül\nsel sel gözyaşıdır, \nbazan bir sarı hüzündür\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül'de.",
        "poet": "Ali Uydurucu",
        "poem": "\n\nEylül'de üzümler,kemali bulur\nKütük de salkımlar,benek benektir\nBağ bozumu bu ay sonunda olur\nBütün köy halkına,düğün dernektir...\n                                                             (Rıza Tevfik)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül'de...",
        "poet": "Reşide Coşkun",
        "poem": "\n\nSen hiç sarılarak dalamadın uykulara benle.. \nGök gürültüsünün bir çığlık olduğu,ıslak eylül gecelerinde.. \n\nVe sen hiç göremedin eylül sabahlarında, \nTuruncu bir güne açılan kömür gözlerimi benim.. \n\nEllerimin üstünde ellerin açamadı pencereleri, \nVe içimize dolamadı,eylül toprağının kokusu... \n\nSensiz bensiz; öksüz doğan güneş, \nAydınlatamadı sarı eylül öğlelerini... \n\nVe bu öğlelerde sen hiç göremedin, \nBeni terk eden eylül leyleklerinin,üstümdeki gölgelerini... \n\nVe sen hiç yetişemedin, \nYalnızlığın beni esir aldığı,lacivert eylül akşamüstlerine...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül'de Gelene IX",
        "poet": "Okan Savcı",
        "poem": "\n\nNe kadar çabuk yumarsam gözlerimi gönül çukurunda\nİşte o kadar yakınız İstanbul sabahına\nCeketimin üstüne astığın hırkan Eylülü beklesin. \nCumartesi kahvesi Üsküdar'da...\n\nUyuyalım...\n\nPerdeyi aç yine de\nHayretine, şahit yazıldı Uludağ geçen kıştan..\n\nGüzden...\n\nO güzel gözlerinden bir selam getirdi Mayıs...\n\nBen seni saklayacağım\nBunu başka türlü anlatamayız....\n\nCemal Abi öpmüş ilkin bir kadını yüzüğünden.\nKi ben,\nParmaklarına kıyamam senin..\n\nBu konuda büyük konuşmuşluğum vardı, kabul... \nDokunmamıştınki daha? \nBeni anlayışını ve susuşunu çok sevdim\n\nAma kalemin kirlendiği konusunda haklıydın Ela...\n\nYarın \nCumartesi...\n\nSen beni bir kez daha dünyaya getireceksin Üsküdar'da...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EYLÜL de.",
        "poet": "Nevzat Uçar",
        "poem": "\n\nEylül'de nedense mahsunlaşırım, \nBir garip olurum Eylül'de. \nGözlerim buğulanır,yüreğim üşür, \nHüzünlenirim... \nEski Eylül ler gelir aklıma \nKaç Eylül e aşık oldum kimbilir? \nAcı üstüne acı çektiğimde olmuştur, \nYinede severim Eylül'ü \nGidişin... \nDönmeyişin \nSeni hala çok sevdiğimi bilmeyişin. \nBaşka bir elem verir Eylül gelince \nEylül'de isyan eder sol yanım, \nTenimi yakar yokluğun. \nVe...bir çocuk gibiyimdir Eylül'de \nSensiz,sevgisiz... \nBen yaşayamam Eylül'süz.... \n\nA.Nevzat Uçar. \n17/Eylül/1997 \nKadıköy-İstanbul \n-\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül'de Sonbahar",
        "poet": "Arzu Aktürk",
        "poem": "\n\nSonbahar,  sonu kış başı bahar\nRenk cümbüşü yapraklar\nBir bir dökülüyor dallardan\nAh nasıl dayanılır, ayrılık var.\n\nDönüş yok sıcak günlere,\nYağmur da karışıyor gönüllere. \nSonbahar, Eylül ile adını koyar\nSarı sarı gülümser yüzüyle.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Eylül'de Hüzün",
        "poet": "Abdülkadir Güler",
        "poem": "\n\nEYLÜL’DE HÜZÜN \n\n\nAh kaç bahar geldi, geçti\nOn, yirmi, otuz hatta kırk\nKaç nisan daha yaşadık\nYel gibi, rüzgâr gibi esti\nGelip geçen ömrümüzün\nVah kaç bahar geldi, geçti\n\nİlkbahar, yaz, dingin sonbahar\nElli, altmış ilerde yetmiş\nLapa lapa kışta bir hüzün\nEl, ayak yorgun, ömür kısa\nKaranlık sarar gündüzün\nİlkbahar, yaz, dingin sonbahar\n\nEylül sonu kar yağıyor\nYaş yetmiş, iş bitmiş derler\nYaprak döker, mevsim güzün\nUnumuzu eledik,  eleği astık\nMevsim sonu, ağıt düzün\nEylül sonu kar yağıyor\n\n     Abdülkadir Güler\n\n   21 Mart 2010. Söke.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül dikimli elbiseler giydim",
        "poet": "Mahmudiye Düzkaya",
        "poem": "\n\nEylül dikimli elbiseler giydim \nÖmrüm yaprak söküğündeyken\nLakin eylül söküğü başladı tenimde\nBahar gelse de nafile dikiş tutmaz oldu ömrüm\n\nMahmudiye düzkaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül’de Aşk",
        "poet": "Ahmet Aksoy",
        "poem": "\n\nsaat gecenin üç buçuğu\ngariptir bir şarkı takıldı kafama,\ndurup durup geiyor aklıma,\n“eylül’de aşk başkatır diyor\n……...eylül’de aşk başkadır” \n\nve çıkmazım sen\ndüşüyorsun aklıma\ntekrar düşmek için\nazimle kalkarak an an\n\nve ben yalnızım,\nbu kaçıncı eylül geçirişim sensiz,\nsoruyorum içimdeki sese,\nacaba kaç\n…….aşk yaşamış\n..…………olabilirsin\nbunca geçen eylül akşamlarında\nbensiz,\n“eylül’de aşk başkayken”\n\n(Bir Eylül Gecesinden)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül de  hüzün olur yüzün",
        "poet": "Bilal Yalçınkaya",
        "poem": "\n\nSenin katilin olmak isterdim \nEylül\nSararmış yapraksı hüzünler arasında\nSonbaharın en kuytu yerinde\nSeni boş bir anında pusuya düşürüp\nAlnının tam ortasından................\nGerisi  söylemeye gerek var mı \nSen anlarsın  Eylül\n\nSenin celladın olmak isterdim\nEylül\nDöktüğün yapraklar  kadar\nMahşeri bir kalabalıkta\nVe bütün sevdiklerinin önünde\nDiz üstü çöktürüp \nBoynunun tam ortasına........................\nGerisi  söylemeye gerek var mı \nSen anlarsın  Eylül\n\nAma şuna inan sen yine\nBir kuşu bile incitmeyen yüreğimle\nSana bunları yapmak istediğime  göre \nSenin benden aldıklarının  yanında\nLafı bile olmaz bu yaptıklarımın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül dizisi (...3)",
        "poet": "Şair Duygusalada_m",
        "poem": "\n\neylül dizisi (......3)\n\neylül dizisi 3 kaybettiğim şiirler arasında olduğu için anımsatma baskıya sunulamadı…\n\nonlarca yıldız topladın gökyüzünden benim için \nama birisini bile koyamadın yerine…\naşkı eskittikçe değil \naşk ile eskidikçe büyüdük…\n\naşk\nKavmim göç eyledi\nbir gece vakti \nSamanyolu sen içimden geçtin\nZaman yolu sürgün eyledi \nhüzün ilk ayrılıkla \nYalnızlık ellerin eylülle geldi…\nYaralım memleket\ndöşümde düşün\ndöşümde hasret…\n\nsevdik denizleri \nyaraladıkça sevda\ngöç kavmimde sis pus\nsus\ngöç kavmimde kan ter\neskimeden aşk\nkatıl bir bulutun canına\nkurtul intihar kurmacalarından\nkan uzak yar koynunda\newel ölüm gider yolları\nsen peşisıra…\ndökül katre ter\nemeksiz açmaz kardelenler\nve gülmez aşk ay\nyüzünsüz yüzüm hüzün\naslol, göç gurbet içimden\nsis pus ve sus\ngöç dün, ki umut büyü/yorum… \n\nben Hasret sana aşk \nyürüyorum yol ağırken \neğme, dik tut başını\nvurmuştuk intiharları\nilkgün ellerinde doğmuştum\nyenigüz değil ömrüm\nilk değil son.\ndostum diren,\nustam diren,\nyumma gözlerini,\nhüzün mevsimlerinde \ntutunduğun bulutlardan,\nyağmurlardan aşk içmenin zamanıdır şimdi.\n\nyumma gözlerini \nki şafak gözlerinde, \nbüyüyorum…\n\nekleme: 03-09-2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül dizisi (...3)",
        "poet": "Hasret Murat Yıldız",
        "poem": "\n\nonlarca yıldız topladın gökyüzünden benim için \nama birisini bile koyamadın yerine… \naşkı eskittikçe değil \naşk ile eskidikçe büyüdük… \n\naşk \nKavmim göç eyledi \nbir gece vakti \nSamanyolu sen içimden geçtin \nZaman yolu sürgün eyledi \nhüzün ilk ayrılıkla \nYalnızlık ellerin eylülle geldi… \nYaralım memleket \ndöşümde düşün \ndöşümde hasret… \n\nsevdik denizleri \nyaraladıkça sevda \ngöç kavmimde sis pus \nsus \ngöç kavmimde kan ter \neskimeden aşk \nkatıl bir bulutun canına \nkurtul intihar kurmacalarından \nkan uzak yar koynunda \newel ölüm gider yolları \nsen peşisıra… \ndökül katre ter \nemeksiz açmaz kardelenler \nve gülmez aşk ay \nyüzünsüz yüzüm hüzün \naslol, göç gurbet içimden \nsis pus ve sus \ngöç dün, ki umut büyü/yorum… \n\nben Hasret sana aşk \nyürüyorum yol ağırken \neğme, dik tut başını \nvurmuştuk intiharları \nilkgün ellerinde doğmuştum \nyenigüz değil ömrüm \nilk değil son. \ndostum diren, \nustam diren, \nyumma gözlerini, \nhüzün mevsimlerinde \ntutunduğun bulutlardan, \nyağmurlardan aşk içmenin zamanıdır şimdi. \n\nyumma gözlerini \nki şafak gözlerinde, \nbüyüyorum…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Dokunuşları Sevdalısı:Işın Ergüney-5",
        "poet": "Münevver Düver",
        "poem": "\n\n“EYLÜL DOKUNUŞLARI SEVDALISI… ”\n\nIŞIN ERGÜNEY\n\nIşın Ergüney…\nHenüz kitabı olmamasın rağmen, şiirseverler tarafından çok iyi tanınıyor ve çok seviliyor.\nYazdığı her şiir dünyasında günün moda deyimiyle hit oluyor.\nŞiirseverlerle bu kadar içten ve yakın diyaloğu kurabilen şiar çok azdır.\nŞiir dostlarının “Eylül Dokunuşları Sevdalısı” olarak tanıdığı Şair Işın Ergüney’in şiirle tanışması yıllar öncesine dayanıyor.\nTaa Trabzon’da okuduğu orta öğrenim çağlarına gidiyor.\nLise son sınıftayken katıldığı şiir yarışmasında “Kısa Şiir” dalında 2.oldu. Şiirlerini gençlik ve olgunluk dönemi olarak iki grupta derledi. İnternetin gelişimine paralel olarak bir çok şiir sitesinde yer aldı. www.siirkolik.com’da editör olarak görev yapmakta olup kendi şahsi sitesi olan www.eyluldokunuslari.com’da  Nisan 2006’da yayın hayatına başladı. Ayrıca “Radyo Eylül Dokunuşları” da internet üzerinden yayın yapmaktadır.\n\nSen Kokan Papatyalar, La Minör Çırpınışlar, Pardon Şarkınız Düşmüş, Vokaldeki yalnızlık, Eylül Dokunuşları…. adlı şiirleri bir anda Şiir sitelerinin en çok okunan şiirleri arasında yer aldı. İnternette yayın yapan bir çok site izinli-izinsiz şiirlerine yer vermekte olup bazı kişiler  bu şiirleri kendi adlarıyla da yayınlamaktadırlar! ! ! \n\nYakın dönem şiirlerinin geniş kitlelerce beğenilmesi ve okurlarının yoğun baskısı nedeniyle nedeniyle artık bir Şiir Kitabı çıkarma zamanının  geldiğine karar verdi. “Eylül Dokunuşları” adını vereceği ilk kitabını bir aksilik olmazsa 2006 Eylül’ünde yayınlamayı planlamaktadır.\nIŞIN ERGÜNEY\n16 Ağustos  1954 günü Karadeniz hırçın dalgalarını sûkunete dönüştürdüğünde; Trabzon’da Vali İsmail ve Emine Ergüney’in 5.erkek çocukları dünyaya gözlerini  açıyordu. Babasının Türk tarihine olan yoğun ilgisi nedeniyle ismi eski Kaanlardan birinin adı olarak belirlendi.\n\n1956’da babasının ölümü sonrasında 27 yaşında 5 erkek çocukla dul kalan annesinin filmlere konu olacak, hakkında yüzlerce kitap yazdırabilecek muhteşem mücadelesi başlamıştı.\n\nİlkokulu Trabzon Kurtuluş İlkokulunda bitirdikten sonra ortaokul son sınıfının ilk yarısına kadar  Trabzon Karma Orta Okulunda öğrenimini sürdürdü. \n\nÜç abisinin İstanbul’da üniversitede okuması nedeniyle annesi İstanbul’a yerleşmeye karar verdi. Böylece 1968 yılının karlı bir Ocak gününde doğduğu şehirden ayrılmak zorunda kaldı.\n\nDoğduğu eve, sokağına, mahallesine, şehrine, arkadaşlarına veda etmek çok çok zor gelse de önünde yeni bir hayat ve İstanbul’un var olması içinde tarifsiz heyecanlar oluşturmuştu…\n\nKuleli Askeri Lisesinde okuyan abisi her yaz tatile geldiğinde yeni bir şarkı öğretirdi. “Bak bir varmış bir yokmuş, Her yerde Kar var, İstanbul İstanbul…”\n\nSakin, sevecen, herkesle sıcak ilişkiler kurabilen, bıyıkları yeni yeni terlemeye başlayan Işın ERGÜNEY; İstanbul’a ilk ayak bastığında şaşkın şaşkın boğazda kuğu gibi dolaşan deniz hatları gemilerini seyrediyordu.\n\nVefa lisesi orta kısmı ve ardından Vefa lisesine devam etti. 1972 de 100.yıl şeref mezunu olarak liseden ayrıldığında tek ideali gazetecilik okumak ve gazetecilik yapmaktı.\n\nOkul bitince çalışmak zorunda olduğundan sene sonuna doğru Çapa Tıp Fakültesi Göz Kliniğinde işe başladı.\n\nİşin dışında kalan zamanlarda küçük pilli radyosunda Türkçe sözlü hafif batı müziği dinlemeyi çok seviyordu. Bir gün radyo istek programlarına kart attı. İşte o gün onun yaşamının dönüm noktalarından biri oldu… \n\nİstekler birbiri ardına çığ gibi çoğalmaya başladı. Nilüfer, Edip Akbayram adına Fan Clubler kurdu. Grup Barış Çocukları Radyo İstek ve Gençlik grubunun kurucu Başkanlığını yaptı. Kısa bir süre sonrada Yeliz ve Ali Kocatepe’nin Fan Clubleri de bu kervana eklenmişti. 1972-76 döneminin tüm pop sanatçılarıyla sıkı dostluklar kurdu.\n\n1975 yılında tek tercih olarak seçtiği Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okuluna girdiğinde her şey yolunda gidiyor diye içten içten seviniyordu. Okul bitince hemen İstanbul Üniversitesinde Master eğitimine başladı.\n\nBu arada 1975 yılı Nisan ayından itibaren SSK İstanbul Eğitim Hastanesine naklen tayin oldu. 1975-1988 yılları arasında Tahakkuk Şefi, Personel Şefi, Hastane Müdür Yardımcısı ve Hastane Müdürü olarak görev yaptıktan sonra SSK’nın İstanbul’daki tüm sağlık tesislerinin bağlı olduğu SSK Sağlık İşleri Müdürlüğüne Personel Müdürü olarak atandı. 1998 yılında kendi isteğiyle emekliye ayrıldı.\n\n1998-2003 yılları arasında kendi işini kurdu ancak 2003  krizinden etkilenerek iş yerini kapatmak durumunda kaldı. 2004 yılından beri Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneğinin (OHSAD)  Dernek Müdürlüğünü yapmaktadır.\n\nİş hayatının yanı sıra Şiir ve Müzikle hep iç içe oldu.\n\nEYLÜL DOKUNUŞLARI \n\nBir Eylül girse düşüme\nGözlerinde ay ışığı asılı olsa\n\nİşte o an\nKalkar\nTüm sokak lambalarını\nSöndürürdüm.\n\nPenceremi de açardım ardına kadar ki\nGecenin esintisi \nEylül dokunuşları olsun.\n\nSonra\n\nHer gece teninde titrediğim\nAşkıma seslenirdim\n\n'Yak mumları sevdam üşüyor...' \n\nIşın ERGÜNEY\nÖzellikle 60’lar – 70’leri kapsayan özel bir  şarkı arşivine sahiptir. “Nostalji” şarkılarını radyo eylül dokunuşları kanalıyla sevenlerine iletmektedir.\n\nArkeoloji ve fotoğrafçılığa olan merakı yüzünden fırsat bulduğunda seyahatlere çıkmayı çok sever. Türkiye’nin tüm sahil kesimini adım adım gezmiş olmanın keyfiyle gözünü GAP’ çevirmiştir .\n\nEvli olup Umut  ve Barış adında iki oğlu vardır.\n\nZİRVE GAZETESİ YAZI DİZİSİNDEN\nTEMMUZ-10-07-2006-ADANA\nGÜNEYİN KIZI\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Düşleri",
        "poet": "Esel Arslan",
        "poem": "\n\nEylül düşlerine dalacağım,\n                    Üzerimi örtsün çınar yaprakları,\n                    Yeşilin kızılımsı sarısı,\n                    Kucaklasın sarsın her yanımı,\n                    Toprağın ana kucağı.\n\n                    Ellemeyin beni dostlar,\n                    Eylül düşlerine dalacağım,\n                    Yarınlarımın matemini tutup,\n                    Hıçkırıksız ağlayacağım.\n\n                    Sevdiğime haber vermeyin,\n                    Bilmiyor ne çok sevildiğini,\n                    İstedim, söyleyemedim,\n                    Üstelik düşlerimde bile sevişemedim.\n\n                    Üç beş kişi görür nasılsa,\n                    Dürtüp durmasınlar beni,\n                    Öldüğümü sanarlarsa hani,\n                    Biriniz desin ki,\n                    Ellemeyin,\n                    Eylül düşleri.\n\n \n                                                           2006 - Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül'e",
        "poet": "Serkan Doğan",
        "poem": "\n\nbir eylül parmağı var bu işte\nbiliyorum\ngelmeyecek ama\nhatırlamayacak da\n\ngölge oyunu muydu bu yaptığı\neylülün bana\nkıyasıya kanayarak\nkarşılıklı çatışmalarda \nölmüştü penceremden\ndoyasıya izlediğim\nbulutlar ve dolunay\n\nsarıkamıştan dönüşüm\ndokuzu beş geçe, eylülün başı\nsavaş bitmiş, sakın şaşma\nmahmurlar garında karşıla \nikilemelerin tesadüfleriyle\nsıkışık hayatlar yaşıyoruz\ndaha sona tam erişmeden\nyeni baştan başlıyoruz\ndarılmasın şehrim ankara\nkarsa kıyasla yakındı bana \n\nhava bozdu bozuldu \nkarardı darıldı \nbir boran bir sağanak\ngönlüm ta ortadan yarıldı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül'e İsyan...",
        "poet": "Sezen Çoban",
        "poem": "\n\nHani Eylül başında gelecektin? \nBu gelmediğin kaçıncı Eylül? \nYine güneş ışıkları penceremden içeri vurmaya başladı\nPapatya kokularını duyuyorum\nAğaçlar yeşillerini açmış,bayram çocukları gibi süslenmiş\nYine,bahar geliyor\nBir Eylül daha geçti sensiz\nVe ben bu Eylül de soruyorum yine sana\nAklımda ki tek soruyla:\n\nHani Eylül başında gelecektin?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül'e İsyan 1",
        "poet": "Barış Üner",
        "poem": "\n\nDurup durup seni düşünüyorum,\nÇünkü hep seni hatırlatıyor bana EYLÜL.\nÖmrümü tüketen gözlerini,\nHer dokunuşunla,içimdeki ateşi körükleyen,\nVe içimi titreten ellerini.\nŞimdi yoksun...\nBomboş kaldı ölümü kucaklayan bedenim,\nPembe zakkumlarla çevrili bu bahçe,\nAltına serilip yıldızları seyrettiğimiz kiraz ağacı,\nGözlerimi tavana dikip,çaresiz beklediğim bu ev,bu oda,\nVe hiç gelmesin istediğim,\nAma hep hazırlıksız gelen bu EYLÜL,\nVe bu BEN,bu SEN ama bu BİZ değiliz.\nSEN yoksun...\nBİZ eksiğiz! \n\n14.02.2005 / Tekirdağ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül'e",
        "poet": "Hayrullah Paşalıoğlu",
        "poem": "\n\nÇiçekler sevdalıdır\nSonbaharın hüzünlü şarkılarına\nVe en güzel sonbahar şarkısıdır eylül\nVe bir eylül sevdasıdır \nGül tohumunda sakladığım.\n\nVe bir eylül akşamında\nBedirden kalma bir ay ışığıyla\nAydınlandı yüreğim.\n\nVe sen sonbahar akşamının gözüyle\nUfuklara son bakışımsın \nSütten beyaz martıların kanatlarında\nEylüle yazdığım son bestemsin\n\nSon kez yankılandı eylülün nakaratlarında\nO ipeksi kadife sesin\nVe nefesin\nEylül akşamının son esintisiydi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül'e Sitem",
        "poet": "Nazlı Arman",
        "poem": "\n\nEylül\nİşte \nÖylece  gidiyor\nDaha oturup  dertleşemedik  bile\nBunu da  yaptı ya\nSararttı  soldurdu\nArdına  bile  bakmadan\nGidiyor  işte ha\nEylül  bunu  yaptıktan  sonra\nEkim den\nHiç  bir  beklentim  kalmadı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül’e Veda",
        "poet": "İsa Yılmaz",
        "poem": "\n\nkedi’ye…\n\nEylül'e veda.. tam da sonbahar başladığında\nbu bir rüya.. ne ruha, ne de kalbe sığmaz asla\n\nsen sarı yaprak gibi iğreti halinle\nayrılığın rüzgarına kapıldığında\nben yediveren güllerimi serdim baharlara\nsavrulan sen oldun aşkın hazanında\n\noysa.. neler düşlemiştin küçücük aklınla\nhani çok gördün ya iki damla gözyaşını bana\nüzeni sallar keyfime bakarım, demiştin ya\n\nbak işte bin kapı vurdum yollarına\nbir daha çözmek mi kilitleri, ne kelime! \n\nEylül'e veda… daldan düşmem asla\nbir gün yaprak yaprak dökülsem bile hayatın yollarına\nçiğnensem de ayaklar altında, hunharca\nyine de düşmem senin kollarına\n\nEylül'e veda, tam da sonbahar başladığında\nevet, bu bir rüya… sen göremezsin asla...\n\n26.vııı.09\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül'e Seslenişte Sevcan",
        "poet": "Vedat Koparan",
        "poem": "\n\n(O sarı hüznün karasında eylül şafaklarından geliyorum \nEllerimde ateşler yüreğimde kırılmışlıklar \nBilincimde ölen nice yoldaşlar gözlerimde yıldızlar \nUsum geleceğe bakar o güzel günler doğar elbet doğar) \n\nSalmış güneş yanığı sarı saçlarını\nO ne eylül buradamısın hala \nMerhaba acılar sağanağı\nNerde bırakmıştım ben seni \nSen beni bırakmamıştın hani \nŞu ağrı yok mu belimi kilitleyen \nBirde yüreğimin sancısı\nSen bedenimde ayrılmaz parçam\nEski zaman tutsaklığımda işkence izim\n\nHoş gelmişsin sarı hüznüm \nHüzün denizlerinde yüzdüğüm \nUnutamadığım eski zaman ağrım\nEylülüm yaprak kırılganım \nMerhaba mavilerine tutunduğum ülkem \nKara şafaklar sapağında güneşim\n\nSen yok musun Eylül yontucum\nBeni hep vurur durursun\nKaram geceler boyu \nYaşadığımız o kan gölü \nVurgun acılardan doğan \nBir eylülden çıkıp gelmişim \nEllerimde savaş kurtuluşu\nYanık kitapların kokusu\nDilimde kırk türküler\nBoynu bükük  parlak çiçeğimin \nBir yetim duruşu\nBen seni nasıl unuturum \nUnutamadığım kanayan acım\nGencecik yaşlarında yitirdiğim yoldaşlarım\n\nKara eylülden kızıl şafak doğanda \nHala ölmemiş yaşıyorsam \nMavilerle yine bir eylül şafağında \nOlacak sende yeniden doğuşum\n\nVedat Koparan 22.06.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül'e Sarılmak",
        "poet": "Recep Altun",
        "poem": "\n\nEylül'e dokunmak istiyorum\nŞiir olmuş, şarkı olmuş Eylül'e\nHüzünlerinde gezmek istiyorum\nKör düğüm olmuş yüreğimle...\n\nEylül hazandır, Eylül hüzündür\nRengine gül olmak istiyorum\nOnun en güzel rengi güzündür\nBen Eylül'ü çok seviyorum.\n\nSarısına sarılmak istiyorum\nÜşüyen bedenime örtü olsun \nBen Eylül'ü çok özlüyorum\nVarsın her ay bir Eylül olsun.\n\nTüm hüzünlerin adına\nEylül'e dokunmak istiyorum\nTüm ayrılanların inadına\nEylül'e sarılmak istiyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül'e Veda...",
        "poet": "Emirhan Bala",
        "poem": "\n\nZaman Fukarası ömrüm,\nBir eylül'ü daha tükettin.\n\nAdamlık yolunda dirsek çürüttüm,\nBeynimdeki nasırla rampa çıktım,\nSırf yürek sesimi dinlemek için...\nYasak resimler çekti gözlerim,\nTitrek kareler eylül de hep nettiler.\n\nHafızamı sorguya çektim \nEylül de işlediğim suçlarımı \nYüreğimin şahitliğinde af diledim.\nYaşadığım şehrimin sokakları dar gelir\nEylül'ün her saniyesinde\nBedenim bendemi\nBenmi bu bedendeyim eylül de,\nBilemedim elli senede...\n\nZaman Fukarası ömrüm,\nBir eylül'ü daha tükettin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Ekim derken",
        "poet": "Şifa Şeyda Dinler",
        "poem": "\n\nEylül Ekim derken \nbak Kasım geliyor \nbir sen gelmiyorsun\nbe adam..\nAylardan da mı yavaş \nadımların..\nAyaklarının altında yumurta mı var \nbe mübarek..\nGeliyorsan gel..\nSeviyorsan gel..\nbAK Yoksa \nbiz \ngönlü aşk ile geleni \nsevmesini bildiğimiz gibi, \naşkımızı ezip gideni unutmasını da biliriz..\n\n27 Ekim  2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Gecesi",
        "poet": "Emin Çelimli",
        "poem": "\n\nYıldızlar inci tanesi gibi doğarken\nBir Eylül gecesinde seni düşündüm\nÜzerime nemli nemli çiğ yağarken\nBir Eylül gecesinde seni düşündüm.\n\nSemadan parlak güzel yüzünü\nSimsiyah saçlarını, kömür gözünü\nNazlı yürüyüşünü, gamzeli gülüşünü\nBir Eylül gecesinde seni düşündüm.\n\nKalbimi hançerleyip, gittiğin günü\nGözyaşlarının yanağından süzülüşünü\nEllerini baplayıp nasıl üzüldüğünü\nBir Eylül gecesinde seni düşündüm.\n\n                           16.07.2002\n                         Emin ÇELİMLİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül geçti",
        "poet": "Abdullah Oral",
        "poem": "\n\nEYLÜL GEÇTİ\n\nİhanet içinde yaşanan günler\nÖlüm sessiz gelir geçer kapımdan\nİsyan çığlığında dillerim aman\nSeninde,mi eylül geçti kapından\n\nSeller gibi coşup çağlayan gelin\nAk üstüne kara bağlayan gelin\nSırtında çocuğu ağlayan gelin\nSeninde,mi eylül geçti kapından\n\nVurgun i der telef olmasın emek\nZehrolmuş yoksulun tattığı yemek \nNeden gülüşlerin üşümüş bebek\nSeninde,mi eylül geçti kapından\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül geldi nerdesin.",
        "poet": "Hakan Özüçelenk",
        "poem": "\n\nOkul yolu sensiz boş.\nSokaklar ışıksız loş.\nSeni sevmek çok hoş.\nEylül geldi nerdesin.\n\nOkul açıldı sevin çoş.\nHasret bitti ona koş.\nSensiz ben sarhoş.\nEylül geldi nerdesin.\n\nYaz bitti Eylül umut.\nAcın yetti elimi tut.\nBensiz olmayı unut.\nEylül geldi nerdesin.\n\nŞarkıların içindesin.\nAşkımın sahibisin.\nBana artık gelmelisin.\nEylül geldi nerdesin.\n\nBu okul yolu hüzün.\nSen bir halimi düşün.\nSensiz her yer sürgün.\nEylül geldi nerdesin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Geldi, O Gelmedi",
        "poet": "İhsan Dinibütün",
        "poem": "\n\nO'nu hep Eylül'de bekledim\nEylül geldi, o  gelmedi\nEylül'ü sırf o'nun için seçtim\nEylül geldi, o gelmedi\n\nYorgun düştü ahh yaşlı kalbim\nHiç bilmez ki nasıl sevdim\nBen Eylül'de gönül verdim\nEylül geldi, o gelmedi\n\nBu kaçıncı Eylül, kaçıncı senfoni\nKaçıncı dansı yaprakların\nRüzgarla sevişerek\nBilmiyor gönül aşk'a kaç Eylül gerek\n\nBilirim kaç Eylül bekledim\nKaç senfoni çalındı bilirim\nKırkaltıncı dansı yaprakların\nKırkaltı Eylül geldi, o gelmedi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül geldi bak",
        "poet": "Davut Yeşilyurt",
        "poem": "\n\nBak eylül geldi gözlerimize,\nSarardı gönlümüz. Sarardı sevda.\nYemyeşil saçlarım dökülüyor bak\nAsla bitmez demiştik gönlümüzde yaz\nEylül geldi ansızın gözlerimize.\n\nSert bir rüzgâr okşadı taze tenini\nÇatladı dudakların, kanıyor sevdan\nÇiçekli bahçemize uzatmadın elini.\nHiç mi ibret almadın geçen bahardan.\n\nBen sana eylül dedim\nSen bana gelmez dedin\nKardelense aşkımız\nBu sevda bitmez dedim.\n\nAnsızın oldu evet,\nBir anda geldi eylül\nUsulca sarardı benzin\nHissettirmeden dondurdu ellerimizi,\nDökülen yapraklara aldırmadan sen\nBaharı bekle yine yağmura sarıl.\n\nGiden benden gitsin \nSarıl yağmura\nRüzgâra beni bırak\nBeni bırak ayaza.\n\nKoş eylülün üstüne asla korkma koş\nÇam ağaçlarına sarıl,\nSarıl yağmura…\nAynı yerde eylülde, yağmurda beni bekle.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül-Fazıl ve Ahmet Say'a...",
        "poet": "İhsan Arı",
        "poem": "\n\nEYLÜL\n\nAnavatanımsın\nKöyümsün birbaşıma boşalttığım\nSende anamı bıraktım\nKuş deyince uçmak gelir aklıma\nGöç deyince…\nGitmekle göçmenin şiiri farklı\n\nKancasız tırmanıyor dağa çocuk\nKurşun ki\nAtmacadan hızlı\n\nCanım kızım\nÖlülerle eğitildik biz\nAnatomi sizin dersiniz\nBizim ki ölü çocuk Deniz\nHala ve her akşam evimizde\nÖlüler sergisindeyiz\n\nOkunmalı diyorum kitaplar\nHer şey okunmalı\nUyutuyorsunuz\nYaşanmalı diyorum \nHer şey yaşanmalı\nSemirtiyor yasaklarınız yasalarınızı\nAvutuyorsunuz\nNarkozlu, yarıuykulu \nBir yarım dil yaşadığımız\n\nSaygısını yitiriyor tarih ölüme\nDaimada ezik bir mahcubiyet\nAn(ı) larımız vardı hayata dahil\nZamana kafa tutan ki\nAşklarımızdı\n\nBir barikatım zamanın ortasında\nBir yanım ölüm\nÖzgürlük bir yanım\nKurşun ağır yar(a) dan\n\nGüz düştü\nZaman eylül ki\nSoğuk kokuyor yoksulun nefesi\nHala ve daima \nBir çuval kömüre teslim demokrasi\n\nBir şair gibi seviyorum sizi çocuklar\nMemleketimden de çok\n\nİki sınıftır insanlar\nÖlümlerle yaşayanlar\nÖlüleriyle yaşayanlar\nÖlüler ki\nGençti(r) ler çocuktu(r) lar \n\nEylüller yaşadım\nDenizlerin yürüdüğü\nGüneşin büzüldüğü\nNe yiğit olabildim \nNe de kahraman\nKorkular değildi\nKorkularımdı\nBüyüktü gölgemden \nEvrenden ve gölgesinden\nÖlümü gözlerimize taktık ki\nSür(ül) memizdi\nNe faşist sevmekti bu\nUtandım ölmemekten\n(arkadaşlarım ölüyken) \nDarlığımızın ağaçları\nEylül gülüyken\n\nAdam asmaca oyunuyla büyüyen çocuklar\nHala ve daima tedirgin güvercinleri vuruyorlar\nKahraman(!)  oluyorlar\n\nİhsan Arı  2007 eylül                      www.art-arinim.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Filizi",
        "poet": "İsmail Türkmen",
        "poem": "\n\nEylül hüzün çağrıştırır yüreklere.\nHazana yenilmiş umutlar, gözlere\nBakış olur, dudaklardaki gülmelere.\nİşlenir, dönülür hüzünlü gölgelere.\n\nBakmadan, eylüldeki filizlenmelere,\nZeytin rengi gözlere gelen düşlere,\nEylül zeytin gözlerde, sevgilere\nUmut olur, ıssız, yalnız düşüncelere\n\nBakışlarını yükleyerek gecelere.\nTaşır beni; yaşanması zor düşlere\nGüz rüzgârları güzelliğinde seslere\nCan verdirerek sevgi dolu dizelere.\n\nUmut verir yüreğimdeki güzelliklere.\nEylül ulaşılmaz bir tattır, hayallere.\nZeytin gözlerdeki bakışlarıyla sevgilere,\nCan vererek büyüttüğüm filizlere,\n\nMutluluk dolu yarınları yaşatan çiçeklere,\nEylül, umut verir, yüreğimdeki güzelliklere.\nSöz olur dökülür duygular dizelere.\nSevgiye, dostluğa umuttur eylül.\n\nSon vermek için yaşanan hüzünlere.\nSevgiyle dolu çiçeklere, gebe filizlere\nHayattır eylül, gelecek mutlu düşlere.\nYüreğimde kurulan sevdalı hayallere,\n\nYarendir, eylülde boy atan filizler,\nToprağın, iklimle dostluğunun bizlere\nYaşattığı candır, can dostluktur eylül\nYürekte sevdayı meyveleyecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EYLÜL FIRTINALARı",
        "poet": "İbrahim Şahin 2",
        "poem": "\n\nEYLÜL FIRTINALARI\n\nYine bir Eylül fırtınası esiyor\n                 Bir Eylül fırtınası….\nYüreğimde bir sızı\nAzıyor kabuk bağlamış yaralar\n                 Yeni yeni yaralar…\n\nYine bir Eylül fırtınası\nKaç dalım kırılacak\nKaç hasadım talan…\nKaç köküme kibrit suyu dökülecek\nYine yastayım, yine yasta…\nYasım bayram olur \nKurdun, kuşun gözü hasadımdadır\nHasadım talan, yasım bayram, kurda kuşa\n\nBir Eylül fırtınası\nGüz yağmuru esir\nDamla damla akan kana\nBir Eylül sabahı\nYine gölgelenecek göklerin mavisi\nPerdelenecek güneşin kızılı\nKararacak dünyam, azacak yaralarım\nDüşlerini kuracağım mavi göklerin\n                          Güneşli günlerin \nYine bir Eylül sabahı karacak dünyam\n\n                                   İbrahim ŞAHİN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Fırtınası",
        "poet": "Fatma Hamarat",
        "poem": "\n\nKızıllığında kaybolan gözler yine kızıllığında açar\nGün batmış, gün doğmuş hangi arada\nGüneşe çarpılmış gönüller geceye avuç açar\nGündüz karada, gece sularda İstanbul\n\nMaviliğine serpilen hayaller yelken açar\nToprağına dikilen filizler umut\nSöndürme kandillerini İstanbul ufukta yansın\nVarsın gönüller biraz daha oyalansın\n\nRenkler açsın her nefesinde beyaz, kırmızı, sarı\nSarıda demlensin al, çözülsün alev akta\nDile gelsin bülbüller coşsun gülizarında\nGülsün bahar, gülsün kış, hep güldür İstanbul\n\nDillerde ah hep o eski İstanbul\nÖyküleri, romanları titreten kahraman\nİstanbul zamanda yitmiş ya da İstanbulda zaman\nSıla mı gurbette yoksa gurbet mi sılada şu an\n\nIslak kirpiklerinin gölgesi yanağında çukur açar\nDüşen her çiğ tanesi yollarını balçıklar\nBir eylül fırtınsı bu aşıkları sarsar\nSöyle İstanbul bu kaçıncı sonbahar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Geldi, Sen Yoksun",
        "poet": "Ahmet Ünal Çam",
        "poem": "\n\nAnlamıyorsun\nSen yokken\n  bir parçam eksik daima\nSevincim, öfkem bile yarım\nNe hırçınlığımı dindiren, sözlerin\nNe hüzünlerimi bitiren gülüşün\nYoksun\nYoksun işte...\nİnanmak istemesem de! ..\n   *        *       *       *\nEylül sensiz başlıyor\nBilirsin; kolay hüzünlenir,\n  kolay ağlarım\nEylülde sonbahar gasveti\n  elimi,kolumu kıran yalnızlık.\nMevsim hüzün, yediğim-içtiğim hüzün\nSonbahar.. sonbahar.. sonbahar\nAyrılık...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Gelince",
        "poet": "Zeki Ergin",
        "poem": "\n\nkuşlar\nkışlaklarına kanat çırpar\nsarı hüzün sonbahar geldi\ndingin eylül\nyorgun eylül\n\nsevdalar \nyüreklerde kanat çırpar\nhayın kabuslar düşlerimi böler\ndelik deşik olur uykularım\n\neylül gelince\ndolar gözlerim\nbir seni\nbir de yağmurları beklerim\n\n_erenköy 14eyl05\n_dağlara ver sırtını yt:haz09\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül geliyor eylül..",
        "poet": "Hacı Öztürk",
        "poem": "\n\nRüzgar  eserde, yağmur  yağarsa, \nKaranlık  gecede  şimşek  çakarsa, \nSana  geldiğim yollar şimdi çamursa, \nDerim ki can  eylül geliyor   eylül...\n\nSavrulan  yapraklar  düşünce  yere, \nUmutlarım  yine kapıldı coşkun sele, \nBiliyorsun vaz geçemem ki bile, bile, \nİnanın  ki can  eylül geliyor  eylül.......\n\nYıldızlar  kayıp, ayda  görünmez, \nBu  sevda garip bir hikaye  bilinmez, \nGelirken öyle gelirki  kimse sezemez, \nBilirim ki can   eylül  geliyor  eylül...\n\nBenim  gözlerim ela, onunkide ela, \nÖyle  bir sevdası varki dost başa  bela, \n“Hacım, usanmadın  bitmedi bu sevda, \nÖlürüm ki can  eylül   geliyor   eylül....                        \n\nHacı   Öztürk                            11/09/2003\n                                                    LİBYA\n\nKAYDEDEN                          Hacı  Öztürk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Geceleri - Şarkı",
        "poet": "İbrahim Yılmaz",
        "poem": "\n\nEYLÜL GECELERİ - şarkı\n\nAşkın zamanı yokmuş kalbim seni özlüyor\nHicran dolu gözlerim yollarını gözlüyor\nKaç geceyi üstüme örtüp seni düşündüm\nRuhumda yalnızlık var, sar beni iki gözüm.\n\nKaderimde sen varken, nasıl sevmem ben seni\nTutuşan hazan değil, aşkın eylül geceleri\nUnut diyen dilime, inanma sen, sev beni\nTutuşan hazan değil, aşkın eylül geceleri.\n\nSensiz çok kederliyim, derdimi sen anlarsın \nHazanda aşk Eylüldür, kalbin yanar ağlarsın\nSaçların altın rengi gazellere boyanmış\nAsude bakışlara, gönül inanıp yanmış.\n\nKaderimde sen varken, nasıl sevmem ben seni\nTutuşan hazan değil, aşkın eylül geceleri\nUnut diyen dilime, inanma sen, sev beni\nTutuşan hazan değil, aşkın eylül geceleri.\n\nNisan 2014 - Akçay\n\nSÖZ: İBRAHİM YILMAZ\nBESTE: EYLÜL GÜNEY\nDÜZENLEME: ERSİN KAYIŞLI\nSESLENDİREN: MUSTAFA AÇIKGÖZ\n\nNot:bu şarkının yasal telif hakları mevcuttur.\n\nBestekar saygıdeğer Eylül hanıma, şarkının düzenlemesini yapan bestekar saygıdeğer Ersin Kayışlı hocama ve şarkıyı okuyan saygıdeğer Mustafa Açıkgöz kardeşime sonsuz teşekkürlerimi sunarım.\n\nİbrahim Yılmaz\n\nŞarkıyı dinlemek isterseniz:  http://dai.ly/x1sm3mp\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Gelmiş Dediler",
        "poet": "Ahmet Çelik",
        "poem": "\n\nYağmursuz karsız halle serinleten şu yazı\nMevsimlerin güzüyle eylül gelmiş dediler\nEvsiz yurtsuz mahlûkat tespih eder niyazı\nYaprağın filiziyle eylül gelmiş dediler.\n\nSabah öten kuşların kulağımda sedası\nKiminin şişinerek mağrurlanan edası\nTemmuz ve ağustosun boynu bükük vedası\nYuvada tüy iziyle eylül gelmiş dediler.\n\nCan vermeye değecek kalp içinde bir yarsa\nYaşadığın bölgeyi kara bulutlar sarsa\nÖlesiye sevdim de aşka fırsatın varsa\nYanan yürek közüyle eylül gelmiş dediler.\n\nEkinlerin hasatı eski düvenle başlar\nYüzler tuzla yıkanır terle dökülür yaşlar\nHizalanır takımlar yerine konur taşlar\nAtaların sözüyle eylül gelmiş dediler.\n\nEllerde defter kalem duygu hüzün beklenir\nAçılır bir bir lalem sırasına eklenir\nŞiir kendince alem işte bazen teklenir\nŞairlerin gözüyle eylül gelmiş dediler.\n\n02.09.2014\nAhmet Çelik\nCeyhan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Gelecek",
        "poet": "Ozan Türk",
        "poem": "\n\nEylül gelecek camların yarısından ansızın\nEylül gelecek\nBağdaş kurup oturacak\nBaharın yeşiline\nHüznüyle birebir olacak ağırlığı\n\nGök gürleyecek \nKevgirden geçerek aşağıya inecek\nAcıtacak damlalar,\nÖyle parlak bağıracak\nÖyle gösterecek ki kendini,\nYetmişlik sokak kemancısının \nGenç parmaklarından alarak gücünü\nEylül gelecek\nTakarak siyah fötrünü akşamdan…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Gibiyim",
        "poet": "Aysel Gülmez",
        "poem": "\n\nEylülde döker ağaçlar yapraklarını\nDeli eser hazan rüzgarları\nGüneş saklanır bulutların arkasına\nBırakır gökyüzünü eylül yağmurlarına\nKuşlar göçer gider uzak diyarlara\nBir hüzün mevsimidir yaşanılan\nSanki beni anlatır Eylül\nEylül ben, ben Eylül\n\nDöküldü tüm yapraklarım\nBir hüzün bulutu üstümde\nYağmaya hazır yağmurlarım\nDeli gibi esmekte rüzgar\nŞimdi soğuk kşlara gebeyim\nBütün renklerim çalınmış\nÖyle renksiz, öyle soğuk\nEylül gibiyim,\nNe ağaçlar çiçek açar bende \nNe meyve verir\nKupkuru bir dal şimdi bedenim\nGüneşim ısıtmaz öyle solgun\nÖyle yorgun\nGöç  eder bütün kuşlar içimden\nKuş cıvıltıları duyulmaz \nNerde o baharın coşkusu, sevinci\nYüreğim susmuş, konuşmaz\nŞimdi soğuk kışlara gebeyim\nBaharları özlerim \nEylül gibiyim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül, Git Benden",
        "poet": "Şair Mimra",
        "poem": "\n\nYine bir ayrılık mevsimi, yeni bir yürek sancısı. Eylül'de koptu canımın en kutsal parçası..! Ve yine Eylül götürdü yüreğimden geriye kalanları..! \n\n     Ağaçlar bir bir ölüyor mu ne? Yapraklar çatırdamaya başladı; sen gelince. Sonbahar da tatlı bir telaş, senden en az zararla kurtulma çabası içinde. Yağmur kokuyor, toprak kokuyor, Sen kokmuyor...!  İçim ölmüş, hislerim körelmiş bir halde geldin yine, hayatımın son baharı. Eylül'de ölmek, ne acı..! \n\n     Hem ne istersin ki benden anlayamam. Denim dünyam gri, gökyüzüm kızıl... Ve Siyah'a boyadım tüm Martıları..! Yok ki senin renklerin ben de; istemem de artık..! \n\n     Batıyor, acıtıyor yüreğimi sevdan. Çıkartıp atabilmek nafile... Seninle de olmuyor, Sensiz de..! Yine de; \n     Yine de; \n     Eylül, Git Benden..! \n     Taşıyamazsın yoğunluğumu, kaldıramazsın göz yaşımı... Hadi, Git Benden..!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Gibiyim",
        "poet": "Mine Türk Ay",
        "poem": "\n\nEYLÜL GİBİYİM\n\nEylül gibiyim…\n\nBir bir dökülür umutlarım,\n\nSararıp dökülen yapraklar gibi.\n\nYorgunum, dilim suskun,\n\nKolum, kanadım kırık… \n\nGöçmen kuşlar terk etmiş,\n\nViran olmuş yuvaları,\n\nFırtınalara maruz kalmış,\n\nIssız limana benzer gönlüm.\n\nSensizliğe öksüzüm! \n\nAğlarım yalnızlığıma.\n\nEylül gibiyim...\n\nHüzün çöker akşamları,\n\nSanki ömrümün son demi,\n\nAğır bir ölüm sessizliği! \n\nNafiledir bütün çabalarım,\n\nSilkinip kurtulamam ki! …\n\nHer gün, yavaş yavaş ölürüm,\n\nDüşen yapraklara gömülürüm.\n\nSonra bir gün fark ederim ki,\n\nBen, ben eylül de değilim…\n\nEylül  içimde benim...\n\n1985\nMine Türk Ay\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Gelince",
        "poet": "Ayşe Tural",
        "poem": "\n\nEylül gelince...\nTüm dizelerimi\nGözlerine diziyorum \nİnci inci...\nŞiir oluveriyorlar...\n\nEylül hınzırdır...\nAcımasızdır\nSonbahar yağmurları \nRuhumu yıkarken\nSen \nÇağsayıcı mevsimler yaşatmalısın bana...\nDolunaylı gecelerde...\n\nEylül kıskançtır....\nGecelerin kolsuz kanatsız sevişmeleri\nYarasa gözlerinden uzak\nBir sana bir bana döner durur...\n\nEylül derbederdir...\nDağıtır ortaya saçar isyanlarımı...\nVurgun bir yürek \nDelice \nOrtasına ortasına vurur\nAşkın\nAh! \nŞu eylül yok mu\nDeli eder adamı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül gibi",
        "poet": "Arzu Karademir",
        "poem": "\n\nGülümseyerek dolaşır aramızda\nBir yaprak düşer ağaçtan\nŞimdi-azsonra-hiçbir zaman olur\nÖlüm eylül gibi gelir/güneş batınca....\n\nTarihi acıdır/krallık ona verilir\nBinlerce masala kapı açılır\nBir varmış bir yokmuş diye yazılır\nÖlüm eylül gibi gelir güneş batınca....\n\nIlık bir aydınlıkta/saatler denize dökülür\nBiter gönlünün haylaz çırpınışları\nŞimdi-azsonra-hiçbir zaman olur\nÖlüm eylül gibi gelir güneş batınca...\n\n                                                       arzu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Giyinmiş Güz Kızları",
        "poet": "Murat Kapkıner",
        "poem": "\n\nya durursa\nbir gün bu kasırga\nşafak sökerse\nkar kalkarsa ülkemden\ngün herkesin bildiği yerden doğarsa\nyarasalarım kaçışır\nmağaramdan çıkmaya zorlanırsam\nçay\nsigarayla çalışmışsa makinam\nleş yemişsem bir ömür\ntaze et koyarlarsa ağzıma\nbir gün\nâyet hadislerle konuşmaya\nkonferanslar vermeye başlarsam\nyahudi\nhristiyan\nyahut müslümancılık yaparsam....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Gözlüm",
        "poet": "Turan Tuncer",
        "poem": "\n\nEYLÜL GÖZLÜM\n\nGitme! \nArdından yollara akar gözlerim,\nSana aşık bir eylül kanar içimde.\nİmkânsız ölümler alır yüreğimi,\nSevişirken ölürüm, \nToprağına karışırım ölürken.\nEylül bakışlarında asi nehirler,\nYaslı sallara kundaklanırım,\nGenç ölümler tadarım yorgun bedenimde.\n\nGitme! \nEylüller ağlar içimde, \nGözlerimde siyah hüzünler birikir,\nCan tende dururken ölümü yaşarım.\n\nGitme yaşanmaz buralarda,\nSus ama gitme şiir sözlüm.\nBensiz yapamazsın oralarda,\nGitme seni sevdim eylül gözlüm.\n\nAlkadraz_Kuşçusu\n17 Mart 2008  İst\nwww.turksiirmektebi.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Gözlüm",
        "poet": "Yüksel Önaçan",
        "poem": "\n\nEylül Gözlüm,\nBu saatler öldürecek beni, \nHani gözlerine benzettiğim, \nŞu grup vakti \nVe \nYüzüme yüzüme rüzgârın çarpması yok mu? \nDüşüverir gözlerime gözlerin de \nİşte bu saatlerde \nEn kahpe düşlerin ozanı olurum...\n\nBu saatler öldürür beni, \nSessiz, sensiz kaldırımları yürüyüşüm, kırık dökük. \nYarım şarkılarım, lanetli haykırışlarım, parça parça dağılır da, \nBulamam kendimi kaldırımlarda eylül gözlüm. \n\nÖpülesi ellerin, bu saatlerde hangi kadını okşuyordur \nNimet bildiğim seni kimler paylaşıyordur!\nPişman duyguların tomurcukları var, içimden atamadığım eziklik.\nOysa seni öyle seviyorum ki sevdam, \nYetmez bu kelimeler \nAdını koyamadım eylül gözlüm.\n\nArtık ucunu bıraktım, beni bu saatler öldürür diyorum ya, \nAtın ölümü arpadan olurmuş. \nBenimki de bundan olsun eylül gözlüm... \n\nŞ. Ünver'den(Nur içinde yatsın)  Yüksel Önaçan'a\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Günü Kuşluk Vakti",
        "poet": "Necmiye Sarpkaya",
        "poem": "\n\nBilmem hatırlar mısın  tanışmıştık eylül günü kuşluk vakti\nHeyecanlı umutlu sevinçli biraz da mahcuptuk. \nEritmişti yüreğimi bakışların kumsalların yakıcılığı gibi\nKüçücük  umutlar mutluluğun büyüğünü biriktirirse \nÖylesine mutlu umutluyduk\n\nSaklanmıştı  bulut perdeleri ardına dolunay\nYapraklar nazlı nazlı  terk ediyordu ağaçları \nEylül şehzade görünümlü ayıydı yılın \nEteklerinde köpürttüğü heyecanlarla yüzümde dolaşan\n\nUçuk kaçık duygulara kapılırım kırılgan eylüllerde \nGüneş geceye daha hızlı koşuyor benim sana koştuğum gibi\nGündüzü bulutsuz gecesi pürüzsüz göklerden kayan yıldızlar gibi \nDoluverdin gönlüme eylül kuşluk vakti\n\nGözlerin heyecan hasret umut içinde ışıl ışıl \nOysa hüzünler  akıyor içime şimdi oluk oluk \nKaldırımların sonbahar vurgunu sarı yaprakları gibi \nTitriyorum ayrılığın zemherisinde\n\nErken göç eden kuş sürülerinin kanat seslerinden oluşan \nSenfoniyi dinliyorum düşüncelerden arınarak\nBir pelikan hüznüyle yürüyorum eylüllere\nMetropollerin gurbet kokan ıssız sokaklarında yürüdük el ele\n\nYol alındı sessiz beyaz geminin memleketine \nSenin biran bile yokluğun eylül sabahı benim için \nGönlüm günlerin gecelerin serinliğine rağmen \nYaşıyor çöl kumları sıcaklığını \n\nÖzlemler bitmiyor  bitmiyor kavuşmanın hazzına rağmen \nEylül günü kuşluk vakti tanışmıştık bilmem hatırlar mısın\nEl ele umut ağacından taze bir meyve koparalım\nher şeye rağmen eylül günü taze bir meyve \n\n\nNecmiye Sarpkaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül gülüşlerimi savur gökyüzüne",
        "poet": "Ebru Ertaş",
        "poem": "\n\nEylül gülüşlerimi savur gökyüzüne\n\nEylül gülüşlerimi savur gökyüzüne\nSavur ki sendeki matemi alsın\nGülüşümü as ki gökyüzüne \nHer yeri aydınlatsın\n\nAdın neden hüzün ki senin\nNeden coğrafyanda yağmurlarla hüzünler yağıyor\nŞimdi gülüşümle geliyorum sana\nDöktüğün her yaprağa bir buse konduruyorum\nRüzgara aşkı öğretiyorum\nKapılıp giderken yapraklar aşkla yansın diye\nHüznü mutluluğa çevirsin diye\n\nEylül\nSen artık hüzün değilsin benim için\nİlk defa seni bu kadar çok seviyorum\nYağmurlarında ıslanmak için gün sayıyorum\nBu sefer kaçmak yok\nİnadına ıslanacağım\nİnadına yağmurda aşka yürüyeceğim\nSenden çaldıkları aşkı sana yeniden öğreteceğim\nArtık eylül ayrılıkların değil\nGüzel aşkların habercisi olacak\nArtık senin adın hüzün değil mutluluk olacak\n\nHaydi eylül gülümse \nGülümseki çiçekler açsın yüreğinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül güneşleri...",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\neylül...\n güneşin\n bedenimde terlere...\n gecen...\n bedenimde\n titremelere dönüyordu...\n\n eylül...\n sevdan\n okul önlerinde\n ılık heyecanlara....\n hasretin\n otogarlarda\n soğuk gözyaşlarına dönüyordu...\n\n eylül...\n sevdan\n bedenimde ataşlara...\n hasretin\n gönlümde\n yangınlara dönüyordu...\n\n eylül...\n terlerimde de...\n titremelerimde de...\n seninleyim...\n böyle bileydin....\n\n 03.09.2012 Yalova,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Güllerim",
        "poet": "Uğur Aktaş",
        "poem": "\n\nEylül Güllerim\nKan ağlıyor dünya\nKan ağlıyor kentlerimiz\nYeminlerimiz körpe,yeminlerimiz şaha kalkmış\nŞehadet rüzgar olmuş eritiyor yüreklerimizi\nMızrağınız olsun ay ışığı \nEllerinizde dolunay\nGönlünüzde kor ateş\nKabaran bir fırtına olun\nAşka susamış,aşka merhamet\nKutlu öndere er Eylül Güllerim\n\nAdınız Mücahit olsun,Muhammet olsun\nEylül’de doğan güller gibi\nBir fasıl olun Hicaz’dan\nGül dostuna yar,gül dostuna ağıt\nMaveradan bir beste\nÇiçekler devşirin Mekke diyarından\nDeste deste\n\nEylül Güllerim\nÜmidimizi baharlara değil sizlere verdik\nMerhameti sildik taşlardan\nAşk bir kurşun,dua bir kurşun ve sevda\nBir kurşun olsun yüreklerinizde\nAdınız Muhammet olsun,Mücahit olsun\nEylül Güllerim\n\nBeklemekteyiz sizi\nIslanırken seccademiz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Günleri",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\nbu eylül günleri,\ngök yanıyor...\ngeceleri bile\ninsanı serinletmiyordu...\noysa ki\nağustosun \nyarısı yaz-yarısı kış\ndeniyordu...\n\nbu eylül günleri,\ngök parlıyor...\ngeceleri bile\nay buluta girmiyordu...\noysa ki\neylülün\nhasretleri ve rahmetleri çok\ndeniyordu...\n\nbu eylül günleri,\niçim; \n doğaya \nve de sana\nağlayıp geçiyordu... \n\nFikret Turhan-Yalova,\n13.09.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Güzeli",
        "poet": "Kazım Doğan",
        "poem": "\n\nRüzgar gibi estin,,kastın canıma,\nYüreğimi yaktın, Eylül güzeli,\nNadastaydı yürek,,girdin kanıma,\nÇaldın yüreğimi, Eylül güzeli...\n\nAşık ettin beni, çıktın karşıma,\nDertler açtın benim,dertsiz başıma,\nMeftun oldum sana, kirpik,kaşına,\nGönlümün dermanı, Eylül güzeli...\n\nDalgalandı gönlüm, seni görünce,\nÇarpar kıyılara, döver iyice,\nİşvenle, nazınla, bakıp gülünce,\nSanki durur kalbim, Eylül güzeli...\n\nYaktın beni gülüm, sende mi yandın \nÇaktın şimşek gibi, muradın aldın,\nYüreğime girdin, sevdalar saldın,\nSevdalandım sana, Eylül güzeli...\n\nKazım DOĞAN\n03.09.2008\n\nVe sen Karadeniz’in hırçın dalgaları gibi\nGelip kıyılarıma vurdun \nHoş geldin sınırlarıma hoş geldin Eylül güzeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Hazan",
        "poet": "Soner Keskin",
        "poem": "\n\nEylül hüzün\nEylül hazan\nAnılar canlanır belki yine\nKızarsın geçmişine \nArtık var mıdır sevgiyi bilen\nYalnız bir gönüle giren\nGözleri aşkla gören\nVar mıdır insana değer veren? \n\nSK 09 EYLÜL 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Hali",
        "poet": "İhsan Dinibütün",
        "poem": "\n\nEylül... Hoşgeldin\nHüzünlü şiirlerimin ilhamı\nGizemli aşk'larımın isyanı Eylül,\nHoşgeldin..\n\nGecelerdir yatmıyorum bak\nGündüzleri kendimde değilim\nSarhoşum, çok yorgunum\nDüşecek gibiyim, \n\nYalnız kalmak istiyorum \nKonuşmuyorum, konuşmak istemiyorum\nAşk'ın, Eylül halindeyim belli\nZaten beni bitiren hep Eylül değilmiydi\n\nEylül.. Hoşgeldin..\nHüzünlü şiirlerimin ilhamı\nGizemli aşk'larımın isyanı Eylül; \nHoşgeldin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül: Güz'lü Yörünge",
        "poet": "Ali Tekmil",
        "poem": "\n\neylül; \nbir tomurcuk dil içinde çürüme.\n\nbir sarıya el edip\nkırmızıya serilme.\n\neylül; \nserin bir poyrazla vitesi boşa alıp\nzemheri sırtlarından\nhamsin hamsin yürüme.\n\nhüzünlü yüzler yörüngesi; \nelimi uzatan da ben, tutan da\nbütün düşük kur'alarda kısa'yı çekmişim; \nbütün güz'lere yağ satarım, bal satarım.\nçapayı çifte atmışım; \nbütün giz'lere serseri sürüklenme.\n\neylül; \nbir kırlangıç kanadına göçebe.\n\neylül,\nsür ağzıma teleklerini! \nki incelsin ıslığımın notaları.\nbir bozlak baharından devşirilmiş,\nkavuşma senfonisi olsun,\no kadim dönüşüme! \n\nAli Tekmil / 20.09.2006 - Urla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Günlüğüm",
        "poet": "Figen Gönülver Yarar",
        "poem": "\n\nAy gözlerimden geçerken\npervasız ve gamsız\nyıldızlar konuyor saçlarıma\ndenizin derinliği çekerken\ngecenin karanlığını koynuna\nyakamozlar atıyor anın cakasını yalnızca\n\nhalim pek bir hoş şimdilerde\nhoş…Eylül de bir garip bu yıl\nikimizde de bir medcezir hali\nan keder…an neşe…an suskunluk bende\nan poyraz…an lodos…an yağmurlar Eylülde\n\nbelki de doğrusu bu\nyaşam nehri akıp gitmekte\nanların değerini bilmek\nşu kısacık ömürde\n\nsahi kaç mevsim devirdik seninle\ndevirme öyle sarhoş gözlerini yüzüme\nsürme  serseri gülümsemelerini\nyaprak-yaprak düşen hüzzam sözlerime\nsızlatma hazan kavruğu yüreğimi\n\nah kaç mutluluk yaşadık seninle \nkaç acıya şahit olduk\nkaç sevdayı şehit verdik de\nyinede yorulmadık\nyıkılmadık vazgeçişlerden\n\nsöyle Eylül\nkaç imkansız aşkı sakladın \nsarı heybene ki\nonlarca şiir yazılır \nşarkı söylenir de \nyine de ağlar kemanlar\nen içli sesiyle hüznün mabedinde\n\nbiliyor musun Eylül\nsen bizim lirik sarhoşluğumuzsun \nsende ıslanmadıkça\nsönmüyor ateşimiz\nışıldamıyor hüznün kuruttuğu gözlerimiz\nsende inziva eder incinen yüreklerimiz\nve ikinci bahara döllenir başı boş ümitlerimiz\n\nhaydi sırala bu mevsimde\nsarı saçlarına asılsız ama asil ayrılıkları\nbitir az yağmurlarını\nparçala göğündeki bulutları\nkaldır güneşin gözlerindeki buğuyu\nki ısınsın ayaza vurmuş düşlerimiz\nşunun şurasında kaç şiirlik\nkaç şarkılık nefesimiz kaldı ki\nve kim bilir daha \nkaç kez geçer gözlerimizden Ay\nbelki de bu son\nkim bilir\n\nunutma Eylül\nsen ölümsüzlüğünün farkındayken\nbiz soluduğumuzu da solacağımızı da \nsusacağımızı da biliyoruz\nbu nedenledir şiire duruşumuz\n\niyi sabahlar Eylül\ntüm ateş çiçeklerini alarak  göğsüne\ngir gecenin koynuna…uyut \nki doğsunlar yine yılın dokuzuncu Ay’ına\n\nbeni düşünme\nbırak efkarım tütsün dursun\nbir sigara dumanında\nve tüm özlediklerimin hasretini yudumlayayım\nanılar kadehinden\nbilirsin…yaşamanın da bir bedeli var değil mi\n“ÖLÜM “gibi…\n\n10/Eylül/2008\n\nAvşa/Eylül Günlüğüm\n\nFigen Yarar\n\nFigen Yarar'la AdaVapuru\nsevgi denizinde şiir ve müzik yolculuğu.\nwww.radyoerguvan.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül - Haiku 1",
        "poet": "Bahadır Özdemir",
        "poem": "\n\nSonbahar serper, yorgun mavilikleri kireç duvara...\n\n(the Fall spreads \n  a weary blueness\n  to the whitewashed wall.)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Hüznü",
        "poet": "Muzaffer Yıldırım",
        "poem": "\n\ngünler kısalır\nhüzün ekler sonbahar\ngölgeler uzar\n\nsararır yaprak\nrengi hazân kokusu\nmis gibi toprak\n\nsolar tüm güller\nsûkut içinde bahçe\nötmez bülbüller\n\n\n\n*haiku\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Kahpesi",
        "poet": "Ersin Poyraz",
        "poem": "\n\nmelekler cehennemde yanarken\nşeytanların olmuş cennet...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Hüznü",
        "poet": "Ahmet Beltekin",
        "poem": "\n\nSararan  yapraklarla  sonu  geldi  ilkbaharın,\nSoğuk  topraklarda  başlayacak, bir  hayâl  yangın.\n\nBundan  sonra  günlerimi  sonbahar  süsleyecek,\nKan  ağlayan  yüreğim  hep  seni  düşleyecek.\n\nEskiden  ağaçlar  altında  hayâller kurardık,\nUmutla  başlayan  yollarda  hep  biz  vardık.\n\nHasretini  duyardım, esen  rüzgârların  sesinde,\nMektuplar  dolusu  sevinç  olurdum, her  nefesinde.\n\nIslak  menekşe  gözlerini  nerde  görsem  tanırdım,\nGecenin  en  güzel  yerinde, geceden  utanırdım.\n\nÇünkü  ayrılığı  düşündükçe  ağlar, üzülürdüm,\nBir  gün  sensiz  ne  yapacağımı  düşünürdüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Kadar Acısın Sen",
        "poet": "Oyhan Hasan Bıldırki",
        "poem": "\n\nMevsimlerden sonbahar\nEylül yaprakları düşerken dallardan\nÇiçekler bir alımlıydı\nBir güzeldi, çalımlıydı\nÜstelik sen de güzeldin\nSeni tanımazdan önce yaşamadım inan\nSeni seviyorum\n\nÇiçeğim, güzelim, bir tanem\nBak mevsim yine sonbahar\nYine mahzun çiçekler\nEylül yaprakları düşüyor dallardan\nGörüyor musun\nAğaçlar uyumakta\nGözlerine vurgun olduğum\nEylül kadar acısın sen\nEylül kadar \nBildim\n\nBen eylül günlerinden birinde\nSeni çılgınlar gibi sevmeye başladım\nSen eylül günlerinden birinde\nÇiçeklerin mutluluğunu ezdin\nMevsim sonbahar\nEylül yaprakları düşerken dallardan\nGittin, yine gittin\nSözlerine kandım, yandım\n\nCeylan gözlüm bak mevsim sonbahar\nHaydi ne olur gel artık\nBırak nazı, seviyorsun beni biliyorum\nAğlayışın, mutsuzluğun eylül kadar\nHaydi ne olur gel artık\nDinsin bu acılar!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Kelebekleri",
        "poet": "Kadir Turan",
        "poem": "\n\n'12 eylül filizkıran fırtınasında can veren yiğit vatan evlatlarımıza ithaf olunur.'\n\ngözlerime değdiğinde kanatları,\nellerim mosmordu.\noysa üşüümüyordum,\nalevler içindeydim,\ndiriydim ve kendimdeydim.\nbir eylül kelebeği \navuçlarıma düştüğünde\ngüneş üşüyordu alevleriyle.\ncemseler ateş kusuyordu gözlerine özgürlüklerin\nve c5 sonsuzluğunda işkenceler raksediyordu\ngül kuruyordu gönüllerde\nyıkılıyordu duvar duvar\nkelebeklerin konduğu vatan sevgisi.\naşk eylül kelebeklerine sığınmıştı\nkardeşlik iki ranza bir pisuvarlıktı\nkorku imparatorluğunda eylül kelebekleri\nhiç konmamıştı göz bebeklerine apoletlilerin\nmotor seslerindendi şarkılar\nsecdeler bir canlık ölümlere eşitken\ntekbirler kusmuklara sebepti kara yüzlü cellatlarda.\neylül kelebekleri allı beyazlı\nellerinde yürekleriyle\ndik başlarıyla\nhilal kaşlarıyla\nve genç yaşlarıyla\nuçuştular sehpalardan maveraya.\n\neylül kelebekleri\ngözlerime değdiğinde kanatları,\nellerim mosmordu.\nve gözlerim ağlıyordu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Kavgası 3",
        "poet": "Aykut Başaran",
        "poem": "\n\neylül kavgasında rüzgarlar\ndarmadağın gece uykularım yarım\nsuskunluğum bu yüzden\nbu yüzden yalnızlığım\ngel gör ki\neylül de susar bu şehrin yağmurları\nben ağlarım.\n\nsen kokuyor sarmaladığım hayaller\nher yürek atışım sana bileniyor\nsana dileniyor tüm güzellikler inan\nama sen yoksun\nsuskunluğum bu yüzden\nbu yüzden yalnızlığım\nrüzgarlar eylül e eser\nsen geliyormuşsun sanırım.\n\nyorgun nöbete uzanıyor tüm sabahlar\nuykusuzluğum senin adından geçiyor\nsenin adından geçiyor\nkirpiklerime takılan yaşlar\nsenin adından geçiyor\nkırık dökük zamanlar\nsuskunluğum bu yüzden\nbu yüzden yalnızlığım\nben sana rüzgarlarla eylül yolladım\nbir çığlığa uyandı yalnızlığım.\n\n“aşkına dirildi eylül de rüzgarlar,şimdi bir yürek çarpımı kadar tüm korkularım.”\n\n(05.09.01/Ezine)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylul Kizim",
        "poet": "Bulent Tamer",
        "poem": "\n\nUzaklardan,\nOkyanuslari asip\nMemleketten gelmisti Gul annen\nBrooklyn de\nBir yaz gecesi tanistik\nElimde Kardelen dosyasi ile\nNereden bilirdim ki o zaman\nEylul de kizimiz gelecek diye\nHos geldin aramiza  Eylul  kizim\nAtesin dustugu yer\nEylul de meyvesini verdi\nHayatin carklari cok keskin\nOnlara gogus geren bir annen-baban\nAylardan  ocak, sene 2008\nSiirini yaziyorum sana\nHosgeldin aramiza Eylul kizim\nGokteki yildizlari sayiyorum her gece\nBu ay isigi altinda\nDaytona beach te\nBulutlar saklasalar da onlari\nAydede gosteriyor gelecegini bana\nRenkler \nRuhun aynasidir\nHosgeldin aramiza Eylul kizim\nBir yalan dunyada yasiyoruz\nKelimelere\nBenim gibi yabanci  kalmiyacaksin\nRenkleri bildin mi\nBeni de anliyacaksin\nKalem ile silgi hediye edecegim sana\nOzgurce yaz\nHaksizliklari sil diye\nHos geldin aramiza Eylul kizim\n\nBulent TAMER  23 Ocak 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Kapanında Bir Eylül",
        "poet": "Mehmet Sercan Tezcanoğlu",
        "poem": "\n\nBaşlangıçlar, \nZor elbet tutunması. \nKısmi mutluluklar saklı olsa da perde arkalarında; \nBekleyen acılar, püskürtür insanı. \nDüşer şehrin Eylül’e tutsak. \n\nHep böyle olagelmiştir yirmiüç sene dile kolay. \nAy başında bir kapan \nAyın sonunda \nKapanda bir insan \n\nHer yer toz duman \nGörüp görebileceğin, kendindir, \nBulup bulabileceğin \nTutup tutunabileceğin. \n\nKendinle imtihanındır, \nİlk saldırı senden gelir. \nEylül çekilir, \nÇağırır üstüne. \nSen gidersin, kaybeden, \nEylül bir tuzak olur \nAtılır üstüne. \nYirmiüç yıldan beri böyledir hayat. \n\nAma insan pes etmez, \nFütürsuzdur, utanmaz. \nYenildikçe örselenir, \nAsılır kentine. \nYenildikçe sever, \nBağlanır Eylül’e. \n\nYazlarını verdiğin sonbahar kantarı, \nKaybettiğin evlilik yüzüğün, \nEn sevdiğin kitabın, \nÖmrünü adadığın kadındır/erkektir Eylül. \n\nVe sayılar değişir, günler kısalır... \nArtık yirmidörtsün. \nBir sonraki umuduna, \nEngelin Eylül. \n\nKapanı sen kurarsın; \nÇağırırsın Eylül’ü, \nGelir. \nYazlarını, evlilik yüzüğünü, en sevdiğin kitabını ve aşkını \nSavurursun Eylül’e, \nSon bir hamleyle. \nEylül tuzağa düşer. \n\nElinde Eylül kapanı \nKapana bir Eylül düşer.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Kapıda..",
        "poet": "Mehmet Kesici",
        "poem": "\n\nSular çekilmeye başlar yakındır\nyeşillerim sarıya boyanacak\nrüzgarlar kalkmıştır okyanuslardan\ndağlar eğilecek şimdi\nserilecek umuttlarım ayak altına\nkan kızılı damlalar yürüyecek\nve büyüyecek hüzünlerim öylesi\nzaman kısa, gün yakında\neylül kapıda can\neylül kapıda\n\nToz dumana karışacak birazdan\ntek bir çiçek kalmayacak bu yazdan\nyağmurlarla oluşacak balçığım\nanılarım yıkanacak çamurda\nmumyalanacağım bilirim\nçivileneceğim bir tabuta\ngücüm yok dayanmaya\nkorkuyorum yar\nürküyorum yokluğunda\neylül kapıda\n\nDüşlerime düşmüyor ki baharlar\nuçuşurken üzerimde çiçek tozları\nkuşlar sıra sıra yürürken sana\nasamadım ki kanatlarına\nyüreğimi yar\ndileklerim bile savrulur şimdi\nkavrulur gül,  gün hazan\nömrüm uçurumlarda\nbir umit yok yarından\neylül, kapımda\nbuzlarına düşeceğim,\nilk adımımda\neylül kapıda.\n\nBaşıma da dolanacak bulutlar\ndağlarıma kar\nbağlarıma hazan kızılı\nyüreğimi çığ vuracak bilirim\nyıkılacak umutlar\nyükselecek ağıt\nsevdalarım çığlık çığlığa\nuçmuş olacak bütün kuşlar\ndüşlerim kanatlarında\ndudaklarımda mührün\nömrüm,  yakında\neylül kapıda can, \nEylül kapımda........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-*Eylül karası günler ve Kız çocuğu",
        "poet": "Sevginaz İnal",
        "poem": "\n\nSimli Resim\n\nEylül karası günler düşer hüznüme\nakbaba olur deşer yüreğimi...\n\non iki yaşında bir kız çocuğu\ngülbeyaz düşlerini bırakır uçurtmanın kanadına\nEylül gölgesi boyar üstünü\ntuhaf bir korkudur Eylül\nçocuk yüreği kanar\nanlayamadığı bir el dokunur...\n\nmarşlar coşkulandırmaz artık,korkutur\nayak sesleriyle yüreği üşür\nçiğli bir sabah,radyoda türküler ölür\nyetmiş dörtlü yıllardan kalma uçağın sesi\nürpertirken bir yanını...\n/hani babasını alıp götürecekler diye\nbuğday anbarına sakladıkları/\ndüşer aklına\nbir de bu korku...büyür....büyür\n\non iki yaşında bir kız çocuğu\n...............................düşünür\nbunca çıra varken yakacak\nbir çok kitap neden ölür? \nfidanlar filizlenir yeşerir\ndelikanlı çağında fidanlar\nfiliz yürekleri vurulur...\n\non iki yaşında bir kız çocuğu\ntütün sarısı ellerinden emeği öğrenir\nyokluğunda ekmeğin ederini...\nyamalı çoraptan utanmamayı öğrenir\ngizleyebiliyorsa dora papucun uçlarında\nhayalleri,yıldızlar kadar çokken\nyıldızların yasaklanması\nEylül karası günlere denk düşmüştür.\n\n10.09.2007-Yerkesik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül kokulu kadın Anaç yüreğinin saklı kenti",
        "poet": "Mahmudiye Düzkaya",
        "poem": "\n\nEylül kokulu kadın\nAnaç yüreğinin saklı kenti\nYüreğimin son limanı, son sığınağım\nYetim kalan şiirlerimin, lisanı aşkına sar beni\n\nBu gün sana uğradım yüzlerce turna ile\nKanat kanat sarıldım her cümlene\nDamıttım tüm şiirleri avuçlarıma\nEylül kokulu kadın sen yoktun\n\nBuğulu bir pencerede yüzünü gördüm\nBana kırgın bakan gözlerini\nBuruk bir tebessümdü dudaklarının kıvrımlarında\nYetim kalan şiirlerimin, lisanı aşkı \nSar beni eylül düşlerine\n\nKaç kez tekrarlayacağım bilinmez bu sana gelmelerim\nHer geldiğimde farklı iklimler farklı imgeler öptü beni\nBen senden asla vaz geçemediğimi anladım\nSen ise hala eylülde kalmışsın \nHaydi, gel eylül kokulu kadın \nBaharı birlikte karşılayalım\n\nMahmudiye  düzkaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül(ler)",
        "poet": "Oğuz Bulut Yakupoğlu",
        "poem": "\n\nYılların yapraklarındaki eylül\nkoyu turuncu bir bakır tepside\nruhumda sarı\ngöz eriminde gökkuşağı\ndoğada kızıl kahve\nbirer \ngörkemli\nyangın görünümünde...\n\nDarmadağın yaşamın yaprakları\nüst üste yığılmış bulutlarda gazeller\nbakır tepsi örtündükçe\ncan alıyor renkler...\n\nBaharlardan tek tek düşen takvim yaprakları\neylülde sararıp kızarıyor birer birer\ndiplerini bezeyen gazellere\nsuskun gölgeler sunuyor selviler...\n\nAnılardan buyana\nmuhteşem bir tablo\nyaşanmış günler\ngök yüzünde yeşermiş dallarda\nsarı, turuncu, kızıl kahve renkler...\n\nEylül\nşu anda \ngölgelenen sularda yüzen \nbir ayna gibidir\nbulutlardaki bakirenin eteklerinde\norman perilerinin pelerinlerinde\nbir de yaşamımda \nsonsuzluğun sihri\nsessizliğin sesidir...\n\nEylül\ndünya döndüğünden buyana\nbulutlarda yüzen kıpkızıl bir tepside\n\neylül\nyaşanan mevsimlerin doğasında\nfilizlenen gazellerin tonunda\n\neylül\ngöbek bağımda \neylül \nyaşamımda\neylül\ntüm renkleri ile\nyitirdiğim yıllarda...\n\n16-22/ 10/2007\nSa: 18.55-18.\nMarmaris\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül olanda",
        "poet": "Abdurrahman Koç",
        "poem": "\n\nEylül  olanda\n\n                                       (yetmiş sekizliler’in anısına) \n\nbakışlarım saplanıp kaldı\nvesikalık karede\neylül on iki diyor\nalabora olan yürekte\n\ncansız dudaklar acır\ndipsiz bakışlarda\nsimsiyah efkar gezinir\nkalem çekilmiş kaşlarda\ngülümsemeler donmuş\ndemirlerim bakışlarımı\nvesikalık tek karede\n\neylül on iki diyor\ntahta sandalyeler\nportatif amerikan yatak\nbakır karavanalar\nsidik\nkan\nve ıslak beton zeminler\ndolar içerime\nbir gözetim evinde\n\nbakışlarım saplanıp kaldı\ntam doksan üç gün\niçerde\nbıraktığım civan gençlikte\nömrüm darda\nparam parça gövdemi görürüm\nkırık aynada\n\nbir sedyenin üstünde kaldı\ndüşlerim muş’un soğuk revir koridorlarında\nbir de iyi sakladığım\ntek karelik siyah beyaz\nvesikalık beynimde\n\nbakışlarım düşer\nyılgın ayak bileklerime\nkan tutmuş beyaz topuklar\nfilistin askı\nelektrot uç\nkayış\nıslak döşek\ntek karelik kör oda\nreçetesiz muayene\n……………..\n\neylül acı hasat eder\nbu yıl da yüreğimde\nbakışlarım saplanıp kaldı\nsararmış tek kare\non iki eylülde kalmış\nsiyah beyaz resimde\n\n                        eylül   2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Kızları",
        "poet": "Erdoğan Alkan",
        "poem": "\n\nÖlüm uzak balkonundan yıldızların\nAğarırken Edirne eteklerinde\nAyışığı çizerdi eylül yüzüne\nDalgınlığı, kan tutan ince kızların.\n\nGüz yağmur....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül küçüktü",
        "poet": "Zafer Zengin Etnika",
        "poem": "\n\neylül\nküçüktü\n\nbizde\n\n| onların çocukları çalışkan\n  herşeyi aldılar..bize direnmek ve umut kaldı |\n\nbilmezdik\n\nneden\nölür\n\nablalar\nabiler\n\nneden\ndüşer\nkaranfiller\n\nbir\nyerimizde\n\nkurşundan\nişkenceden\nizler\n\nkarabulut\neylül\nküçükken\n\nüstümüze\ndüşer\n\nyüreğimizde\nkaranfiller\n\n12 Eylül 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Ne Yapsın…",
        "poet": "Hüseyin Yanmaz",
        "poem": "\n\nDoğma güneş istemem \nNeylerim seni bundan sonra,\n\nGökyüzün de kara bulut çok\nHava çok sıcak yağmur yağmıyor\nDallarda yaprak kurudu \nGüller açmıyor,\n\nSevdiğin bana \nNedense hiç gelmiyor,\n\nBende bin bir dert var \nTabip derdime çare bulmuyor\nAllah yüzüme hiç gülmüyor\nBundan sonra gülse neylerim, \n\nYağan yaz yağmur suları \nDerelerde akmıyor,\n\nDeğirmen taşı \nSu olmayınca dönmüyor\nBundan sonra dönse neylerim,\n\nDönüp baktığımda\nYıllar akıp gidiyor\nBugün geldi eylül\nYarın çekip gidiyor,\n\nOlan oldu artık\nBir anı bile yok,\n\nHayat bu işte acımasız\nGeldi ve gidiyor,\n\nBugün var yarın yok\nİşte hayat bu,\n\nBir eylül sabahı uyandığım da\nBelki çok geç olmuştu \nPaslı gözlerle duvara baktığım da\nHayalini göremedim\nSana bile dur diyemedim, \n\nSevdiğim yanında gidiyor\nElim kolum bağlandı birden\nYalvarıp ta sana gitme diyemedim\nKapıyı çekip çoktan gitmiştin,\n\nSokaklarda yalnız ve tek başına \nResmine baktığım zaman\nKuytu bir köşede ağlayıp durdum\nYanıma gelip sen ağlama demedin,\n\nSabahlara kadar \nGüneşin doğmasını bekledim\nSensiz üzerine güneş doğmadı\nSöyler misin bana\nEylül ben sana ne yaptım,\n\nHey gidi dostum söyler misin\nGüneş doğmuyorsa \nEylül ne yapsın...\nHüseyin yanmaz\n01/09/2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Oldu Sensizliğin Adı",
        "poet": "Murat Akcan",
        "poem": "\n\nEylül olsun ayrılığın adı \nSararan yapraklar \nHüznün rengini yansıtıyor sanki \nYürekte solan sevda gibi \n\nEylül olsun gidişinin adı \nSakın dönüp bakma arkana \nRüzgâr uğulduyor buralarda \nYağmur yağdı yağacak. \n\nEylül olsun sensizliğin adı \nSenden kalan,sararan bir resim \nBir de yüreğimdeki sızı \nEylül oldu sensizliğin adı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Olmak Lazım",
        "poet": "Ali Rauf Tankal",
        "poem": "\n\nSararmışlığın verdiği,  yeşilin kaybolmaya yüz tuttuğu mevsimde; \nSonbaharı tazelemek, sarı renklere biraz daha sarı renkler katmak için,\nDallarında ağaçların dökülesi yaprakları olmak için,\nVe onu yaşamak için eylül olmak lazım,\nYüreklere gömmek için bu aşk gibi baharı,\nEylül olmak lazım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Olursun",
        "poet": "Umut Beylik",
        "poem": "\n\nEylül olursun\nGünün ilk ışıklarında\nEsen bir yel dağıtınca saçlarını \nÇakır gözlerinle bak eylül sabahına \nBir damla suda boğulmak istesen bile\nGün gelir o damlalar bir deryayı andırır.\nO deryada unutulmuş bir gül olursun\nSararmış yapraklaryla\nEylül olursun.\nBen sana can demedim ki\nSaçlarına yağmur taneleri düştüğünde\nSenin için türkü tutturayım.\nBen sana dava dedim,\nDirenmek dedim\nBırakta ağustos sıcağında\nSana canımı adayayım\nİnsanlık için insan elinden yargılanayım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Olsun da Gör Beni",
        "poet": "Ayşe Tural",
        "poem": "\n\nBir\nEylül olsun da gör beni\nNasıl dökeceğim yaşlarımı\nNasıl dağıtacağım sırna saçlarımı\n\nBir\nEylül olsun da gör beni\nDize gelecek sevdalar\nİnciler gibi dizeceğim\n' Hazırol' a geçecek tüm sözcükler...\n\nBir\nEylül olsun da gör beni\nTutup tutup yere savuracağım\nYalancı aşkları\nSen\nSevda masalı görmedin\nHele bir \nEYLÜL olsun da gör beni....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül On Sekiz",
        "poet": "Fatih Bacak",
        "poem": "\n\nEylül on sekiz\nYakınlığın kadar uzaksın bana\nBütün lisanlar suskun seninle aramızda\nO kızıl saçlarında eriyen her yağmur tanesi\nVe sonbaharın sana kattığı tasvirsiz güzellik\nBütün kuşlar yasta ve sürgün şimdi\nDaha başlamadan hüsranda tutsak kalan aşkımıza\n\nKoskoca bir yaz senin hayalini yaşattım\nSana benzetmeye çalıştığım \nUçurtma sevdalarda\nVe takvim eylül on sekizdi\nSeni gördüm \nAteşten çiçekler koynunda\nBen  tutsak senin avuçlarında\nEylül on sekizdi\nGömdüm bütün benliğimi\nKuşlar sürgün \nBen tümüne hayatın küskün\nEylül on sekizdi \nSen başkasının dallarından güldün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Özlemesi",
        "poet": "Gül Ozan",
        "poem": "\n\nbu sabah\ncam açıktı\nuyandım\neylül geldi\nsabah\nserin\ndiri\nyeni\n\nve kafiyesi şiirin\nözledim seni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Rondosu",
        "poet": "Gönül Duranoğlu",
        "poem": "\n\n-Çiğdem’e-\n\nYine bir eylül bozgunu yüreğim\nYağmur saçlım gider olmuş bu ilden\nOdalarda kokusu dolanır hala\nDuvarlarda resimleri\nBakışlarında nedensiz bir parça sitem\n\nHüznün rengi hep paslı bir kapıdır\nKapanır acımasızca yalnızlaşmış akşamlara\nÖzlemse sayısız ilmikleridir yüreğimin\nİki ters bir yüz uzayıp gider sonsuza\n\nBir çiçeği gizlice öper koklarsam eğer\nBil ki senleştirmişim bütün demetlerimi\nDüşle gerçek arasında gidip gelmeler\nVe delik deşik olmuşsa kan uykularım\nFidanım, hasret türküm, gelin çiçeğim\nYorganın kaymış, usulca örtüyorum üstünü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Pazarı",
        "poet": "Kazım Çetin",
        "poem": "\n\nGünlerden pazar, aylardan eylülse\nBirde ıslanmışsan önce dolu sonra yağmurda\nVe ben geçmişsem gönlünün hücrelerinden\nogünü hatırlamışsan bir iç çekerekten\nDön ardına bile bakmadan eylül pazarı\n\nİçinde ufakta olsa bir umut kalmışsa\nO günü bugün gibi yaşıyorsan\nVe ben zannettiysen herşeyi\nGönlün delicesine atıyorsa andıkça o günü\nDön ardına bile bakmadan eylül pazarı\n\nÇıkmışsan yağmurda doluda dışarı\nIslanmışsan iliklerine kadar sırılsıklam olmuşsan\nVe bana sokuluşunu hatırlamışsan o an\nGözlerini kapattığında beni görmüşsen\nDön ardına bile bakmadan eylül pazarı\n\nGünlerden pazar, aylardan eylülse\nBirde ıslanmışsan önce dolu sonra yağmurda\nSaçların bembeyaz olmuşsa doludan\nAdamakıllı ıslanmışsan ve üşümüşsen\nDön ardına bile bakmadan eylül pazarı\n\n           09/02/2001 ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Perisi-17-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nEylül Perisi-17- \n\nBiliyormusun....\nEylül Perisi...\n\nŞu anda....\nSeni bekliyorum..\nBurası....\nMelek pastahanesi...\nMasamda...\nDoğum günü pastam...\nMumlar yanmış...\nBardaklarımızda...\nKırmızı şaraplar.....\nHer şey tamam...\nBir sen yoksun...\nBir şarkı....\nHançer gibi saplandı....\nSeninle dolu  yüreğime....\nÜmit Besen söylüyor....\nBiz ayrıldık diyemedim...\n\nAnlıyormusun beni..\nEylül Perisi....\n\nMersin- 20.11.1979-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Perisi-16-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nEylül Perisi-16- \n\nBiliyormusun....\nEylül Perisi...\n\nBu gün...\n10 Eylül....\nBenim doğum günüm...\nHer yıl olduğu gibi...\nYine gözlerim yollarda...\nSeni bekliyorum....\nBelki gelirsin diye....\nHatırlarmısın bilmem...\nMadem gideceksin....\nHiç olmazsa....\nSenede bir gün gel....\nDemiştim sana...\nAma nedense...\nGeçen yıl gelmemiştin....\nUmutlarımı bu yıla sakladım...\nBekliyorum seni....\n\nAnlıyormusun beni..\nEylül Perisi....\n\nMersin- 19.11.1979-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Sabahının Serinliğini...",
        "poet": "Ataol Behramoğlu",
        "poem": "\n\neylül sabahının serinliğini\nYaprakların serinliğini\nCiğerlerime dolduruyorum\n\nSessizlik ve serinlik\nBirleşiyor\nYı....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Saçlarınızdaydı",
        "poet": "Atilla Birkiye",
        "poem": "\n\nSonbahar düştü birden\nYapraklar sararmamış\nRüzgar, yağmur, bulutlar\nAkşamdı\nHüznü söylüyor Pera\nEylül hazırlıksızdı\n\nSaçlarınızdaydı yağmur\nSaçlarınızdan yağmur aktı\nSaçlarınız yağmur gibi damlıyor\nGözleriniz bir masalı taşıyordu\n\nAkşamdı\nHüznü söylüyor Pera\nEylül hazırlıksızdı\nEylül aşkı anlatıyor\nEylül saçlarınızdaydı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EyLüL SaBaHı..!           A.T.",
        "poet": "Aysel Tarcan",
        "poem": "\n\nSahur şafağında közünle yaktın\nYaşamaktan bıktın ölüme taktın\nSessizce süzüldün cennete aktın\nKöze attın babam, Eylül sabahı..! \n\nKırıldı kanadım, öksüz hallerim\nKan revan içinde geçiş yollarım\nDöküldü elimde, hüzün güllerim\nBize nettin babam, Eylül sabahı..! \n\nEcel koğuşunda yatmaz olaydın\nYakardım Rabbime şifa bulaydın\nBen öleydim babam sen sağ kalaydın\nEza tattım babam eylül sabahı..! \n\nMübarek bir günde yumdun gözünü\nVadeni belirttin tuttun sözünü\nKıbleye çevirdin nurlu yüzünü\nGöze battın babam eylül sabahı..! \n\nMahşerde dilerim seni görürüm\ncennet mekanından seslen girerim\nBu ızdırapla ben, tez can veririm\nToza kattın babam eylül sabahı..! \n\nYalvarırım beni tez al yanına\nBöylesi yakışır bilki şanına\nAzrail süratle kıysın canıma\nİzi tuttun babam, Eylül sabahı..! \n\nGece dörtonbeşte saatler sustu\nÖlümün rüzgarı başında esti\nRabbim biletini mahşere kesti\nBuza yattın babam Eylül sabahı..! \n\nAysel Tarcan\nSevda Şairi\nKırklareli-Babaeski\n18.eylül.2010\n\nDOST YÜREKLERDEN.....\n\nİnsanın sonudur ahret bilmeli \nÖlüme çare yok nasıl kalmalı \nHakkın huzurunda haklı olmalı \nBizi ittin baba eylül sabahı...............................................REFİK KUTLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Sancısı",
        "poet": "Bahadır Karaağaçlı",
        "poem": "\n\ngitme bugün\niçimde bir his..! titreme gibi\nhüzünlü  eylül gibi..\ngün gün eksildi bir yanım ağlayamamak gibi.\n\ngitme bugün\niçimde bir suskunluk\niçimde bir endişe\nölesiye can sıkıntısı ardı sıra peşimde\n\ngitme bugün\ngünümü kana bulama bugün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Sancısı",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\neylül sancılı\nve soğumağa başla\nsıcaktan kaçıp\nbir kuş vur iki taşla\nhem sevinç hemi hüznü\n\natı silkinir ya\nıslandığında hani\nürperir tenin\neylül akşamlarında\ngez dolaş isteğince\n\ndudağında iz\ngülücüğün tortusu\nkopup gider ya\nne olduğunu bilsen\nanlamadığın anda\n\neylül düşünce\nyaprağın döker hüznü\nsular taşınca\nsaçlarım terde değil\nsevincim yerde değil\n\nkucakladıkça\nseni kollarımda ah\ndedikçe derim\nözlemin dolusunda\nbekletir havlusunda\n\nbir kuş vurur\nhem üzülür sevince\niki taşında\nbahar dolar yüreğe\nat bağlanmaz direğe\n\n020910denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Sancılarındayız: Seni Bırakamam ki-2",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nsevda kına kokulu\ngöz yaşında okulu\nyüreğime sokulu\nseni bırakamam ki\n\nayak altı ezildi\ngörülenler sezildi\nkurşunlara dizildi\nseni bırakamam ki\n\nkırdın dalımı zalim\nyalnız kimsesiz kalım\nsus oldu yürek dilim\nseni bırakamam ki\n\neylül kanatıyorken\nçevre donatıyorken\ngülüş yetim kalırken\nseni bırakamam ki\n\ndeniz kokusu gelen\nkıyılarını çelen\ngözü orman gidilen\nseni bırakamam ki\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Sanrısı",
        "poet": "Esra İclal",
        "poem": "\n\nHislerin gizlendiği\nDostlukların tükendiği\nGözyaşının zamansızlaştığı\nUykuların ağırlaştığı\nAnaların hırçınlaştığı\nCanların hoyratlaştığı\nMananın arandığı\nBir Eylül geride kalan...\nSonrası\nMerhaba\n\n01.10.01\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Sanrısı",
        "poet": "Çağlar Bedenli",
        "poem": "\n\nardında kalan yıkımdan habersiz yürüyorsun \nsenden uzak bir hayatın köpükler arasından görünen yüzüne doğru. \nparmak uçlarında adımların. \ndolu dolu baktığın beyaz duvarlar hatıralarını bir kaç kat boyanın altına gizlemeye hazırlanıyor. \nçekip kapıyı, son kez bakarken ömrünün korunağı,\n adına bir zamanlar yuva dediğin o yere, \naklında yılbaşı ağacının paketini bantlayıp bantlamadığın...\n\nböyle olur hep.\nyani umarsız. \nbilinçaltının dehlizlerine mahkum edilmiş anılar mutlulukla ilintili. aklına gelmekte ayak direyen güzellikler, \nkaygılı senelerin, kederlerin yancısı.\n\nböyle oldu bak. \nyani acısız. \ndaha fazla uyku, alkolün haplarla kesiştiği geceler.\nkesik bileklerden sızan kan. \nyeniden şekil vermeye çalıştın o yarı kurumuş heykele. dokundukça yapış yapış; \navuçların çamur doldu.\n\nartık aşık değilsin. \nsevgili ya da daha ötesi. \ngeçmişin yüklerini atmış omuzların. \nsaçların daha gür, gözlerin olması gerektiği kadar parlak. gülümseyen fotoğraflardan tanıyorum yüzünü. \nyüz yıllık yalnızlığımı. \nbirlikte izlenen ilk film gibi. \niçilen ilk şarap. \nbuz mavisi pantolonun beyaz gömleğe yakışması gibi. \ntek taşı düşmüş kalpten kolyenin anlatamayacağı kadar büyük cümleler aslında. \ngevelemekten yorulup anlatmak istediklerini, \ntuttuğun nefesi özgür bırakmak gibi. \nilk defa, \nson kez.\n\naslında,\nbirini son kez gördüğünde, bunun onu son görüşün olduğunu bilemezsin.\nöldüren sen değilsen eğer.\n\nhikayenin sonuç bölümü, merakı artırmak adına yarım kalan kelimelerden oluşabilirdi. sanattan payına düşeni almış ağır cümlelerin takla attığı panayırlar da kurulabilirdi hatta bu işgalci harf öbeklerinin talan ettiği yerlerde. \n\nbir yılı on bir ay yaşamanın bahanesi olmalı. \ntakvimden düşmeyen yaprakların hatırına, \ndaha asil susmalı belki de. \n\nbak; gör; gurur duy.\n\ngeride bir eylül sanrısı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Seramonisi",
        "poet": "Kerem Muratoğlu",
        "poem": "\n\nÖzlüyorum \nHer sabah sana açıyorum gözlerimi\nSeni aralıyorum yorgun sabahlara\nPenceremden efil efil sen esiyorsun\nSen gelince aklıma Afrika oluyorum \nÖylesine aç,öylesine sefil\nUmutlarım çöl gibi çorak \nGözlerim okyanusya gibi dibsiz \nKutuplar gibi hissizleşiyor  hücrelerim\n\nAdım adım ölüyorum \nBiliyor musun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "..Eylül Sesizliği..",
        "poet": "Yeliz Atbaş",
        "poem": "\n\nNe zaman sen desem! \nbir eylül çıkagelir.\nİlk işgal,\nilk cemre\nilk sessizliğim\nilk hediye kitabın ''eylül''\n           İşte bundandır benim eylül deyişim..\n\nilk güzel ''düş''ümüzdü bahar.\nBahar gelmeliydi artık\nbaharın kokusu dedik aşk'a\n\nBahar'a ait kaç renk varsa \nSiyah'a çalar oldu şimdilerde\nBaharın yerini alan (gri)  likler\nDüşleyişin yerini kurgular \nKurgularda ise akla gelen sadece\niki harf (E)   ve (S) ..\nNerede konakladın ki? \nİşgale kapalı artık\n              Eylül 'de Bahar' da...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Sehpaları",
        "poet": "Ali Karataş",
        "poem": "\n\nKızıl Eylül sabahlarında\nparça parça astınız beni\nadım; \nMustafa,Selçuk,Halil,Fikri,Cengiz,Cevdet,Ahmet ve Ali\nsıkı yönetim var\nçatık kaş,mağrur baş ve paça pileli\nsehpaların herbiri dörder köşeli\nimam okumakta, cellat beklemekte\nöyle ya\ndua biter bitmez tekme inmeli.\n\nKızıl Eylül sabahlarında \nparça parça astınız beni\n\nRadyolar anos ediyor\n''Ülkücüler şehit edildi''\nbir kaç kelime sadece \nne kadar da kolay söylendi\n\nSiz kahrolası eylül sehpalarını devirenler\nbir kere asılmak yetmez bize\nsekiz kardeşiz \ncan alıp can verip tekrar asın bizi\nTarih haklı çıkaracak ne de olsa bir gün bizi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül sevdam.",
        "poet": "Hakan Özüçelenk",
        "poem": "\n\nAh Eylül aşkı hüzün.\nTutmadın hani sözün.\nHayallerde kaldı düğün\nAşkımla artık öldün.\n\nAh Eylül acı bir ay.\nGönlüm zamanı say.\nKalbim nefretimi yay.\nAşkım elveda bay bay.\n\nAh Eylül sarı yaprak.\nŞimdi saçlarım ak.\nArtık mektubumu yak.\nAşkım sana çok uzak.\n\nAh Eylül kurudu gül.\nÖtmüyor artık bülbül.\nAyrılık acı ödül.\nAşk içimden git sökül.\n\nEylül sevdam yaram.\nSenden başkası haram.\nHep yaşattın gam.\nSensiz karanlık Dünyam.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Eylül Sonbaharı",
        "poet": "Şair Oldman_55",
        "poem": "\n\nBir Sonbahar günü Geleceğim  kapına.\nEylülde\nHaziran  1982 Fenertepe-İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Sokaklarında",
        "poet": "Haluk Mahmutoğulları",
        "poem": "\n\nEylül sokaklarında\nGüneş yorgunu yapraklar\nBütün savaşlarını kaybetmiş\nBir komutan gibi yürüyorum\nHani nerde o ilk yaz şafakları\nO sevgi dolu, umut dolu çocuk nerde? ...\nHangi caddelerde bıraktım gençliğimi.\nHangi bulvarda kırıldı kristal kürem? ..\n\nEylül sokaklarında\nGüneş yorgunu yapraklar\nBir sokak, bir sokak daha\nYa sonrası çıkmaz sokaksa\nYa güneş battığında\nAy doğmazsa\nYa ışıklarım önceden çalınmışsa\n\nEylül sokaklarında \nGüneş yorgunu yapraklar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Sonrası",
        "poet": "Abdülkadir Güler",
        "poem": "\n\nEvren üstünde çaba\n  Bir kışın korkusu var\n  Karınca yollarında\n  Müthiş kalabalık var\n\n  Kağnılar gıcırdıyor\n  Eylül akşamlarında\n  Yorgunluk ağır ağır\n  Sararan sonbaharda\n\n  Kuşlarda  göç başladı\n  Yarının  tutkusunda\n  Ve dallarda her yaprak\n  Kaybolmak  korkusunda\n\n  Kıldan daha incedir\n  Hayat ölüm arası \n  İnsana zor geliyor\n  Ah bu Eylül  sonrası.! \n\n ('  Eylül Sonrası ' şairin yakında yayınlanacak olan şiir kitabının adı olacak)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül (sen bir ustasın)",
        "poet": "Serhat Ayan",
        "poem": "\n\nen insancıl savaşımı veriyorum yokluğuna karşı \nrezil-rüsva olmuş bir eylül akşamı \nki eylül akşamları suskundur \n______sarıdır hüznü \n____________benimse hüznüm \naynalardan yansıyan suratım\n__________________nar ekşisi \n\narabesk kokan hastahane duvarları \nve duvarda duran masum hemşire portresi \nhafifçe dayamış parmağını kalın dudaklarına \nyani diyor ki \n______susun \n____________pusun \niçiniz dışınıza taşıncaya değin \n___________________kusun \nben de kusuyorum şimdi \nboğazımda birikmiş paslı-metal suskunluğumu \n\nah! eylül \nsen bir ustasın \nustasın uzun tırnaklarını etime geçirmede \nkanatmada beni \n\nsana yalan söylemeyeceğim eylül \nsen beni kanattıkça \nben de seni boğacağım kendi kanımda \n\n-işte bu sonbahar(ın)        da-\n.\n.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül; sonbahar",
        "poet": "Galip Kemali Günay",
        "poem": "\n\nEylül..............................................................................................................................koptu süzüldü dalından..............varmak için.............bir yeni bahara.................kondu şurama..............................................................................kahverengi sarı, bir altın varak, koptu süzüldü dalından kondu aramıza................................................haydi arkadaşlar mı dedi.. yoksa kim itti beni..............................................................................................................................koptu süzüldü dalından kondu aramıza...............................................................en duygusalı mı yoksa en yüreklisi mi idi..önce dalına, sonra göğe mi baktı atladı.. tartışılır da; ..düştü aramıza.......................................aldığım selam yeşilimsi sarı..............duydum sonbaharım diyen fısıltısını.....................sonbahar.......... aynı dallar...........aynı mı yapraklar....................dilerim ki sana..kış ardında  yeni baharım ben demiştir..................bir altın varaktı. aldım şurama koydum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Sonu",
        "poet": "İlyas Altuner",
        "poem": "\n\nEylül ki\nHüzün akşamlarının tapınağı\nAşkların benzi soluk yari\nEylül ki\nSönmeden yanan çerağ\nFirakın can evinde\n\nYine bir eylül sonu\nYine, düştün\nKırağı gibi, gönül zülüflerime\n\nYandı resmin\nParmaklarımın arasından\nDüşerek dudaklarıma\nVe.. yandım\nBuğusu çöktü üstüme\nSensizliğin hâle olduğu akşamlarda\nDağlarca yandım\nYine bir eylül sonu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Sonu",
        "poet": "Yahya Kemal Beyatlı",
        "poem": "\n\nGünler kısaldı. Kanlica'nin ihtiyarları\nBir bir hatırlamakta geçen sonbaharlari.\n\nYalniz bu semti sevmek için ömrümüz kısa...\nY....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Sonu Bursada Bir Gün",
        "poet": "Akdağ Ersoy",
        "poem": "\n\nNe kadar da güzel olurdu,\nEylül sonu Bursada bir gün.\nGözüne bakıp düşünürken,\nEylül sonu Bursada bir gün.\n\nYeşili sarıya bürüdün,\nMaviyi siyaha bürüdün.\nSen sonbahar, sen de üşürsün\nEylül sonu Bursada bir gün.\n\nSarı-yeşil kuru yapraklar,\nDüşer yitik, ölgün zamanlar.\nBeni bir tek yalnızlık anlar,\nEylül sonu Bursada bir gün.\n\nKaldırımları adımlarken,\nSuya düşen yaprak sen olsan.\nNe kadar da güzel olurdu,\nEylül sonu Bursada bir gün.\n\nEyl 00 / Gelibolu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül'ü SEVMEK...",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\neylül; \ngecelerin serin\ngündüzlerin derindi...\nne anlam yüklesem\ntaşır giderdi...\n\neylül; \nyıldızların ıraksı\ngüneşlerin sarımsıydı...\nne yöne yürüsem\nşaşar kalırdı...\n\neylül; \nçiçeklerin manalı\nkokuların anlamlıydı...\nne kadar çeksem\ngelir giderdi...\n\neylül,\nne etsen de\ngönülüm hep seni severdi...\n\nFikret Turhan-Yalova,\n07.09.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül'ü Sevelim...",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\neylül,\nyağmurlarıyla...\neylül,\ngüneşleriyle...\neylül,\nhüzünleriyle de güzel...\n\neylül,\nbahara inat\nkırmızı sardunyalarıyla...\neylül,\nyaza inat\npembe gülleriyle...\neylül,\nşaire inat\nşiirleriyle de güzel...\n\neylül, \nsarılarıyla... \neylül,\nbulutlarıyla...\neylül,\nsevdalarıyla da güzel...\n\neylül,\nsen onu sevdikçe\nseni daha da çok sever...\n\n\n26.09.2012 YALOVA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Tutsaklığı",
        "poet": "Özlem Bogner",
        "poem": "\n\nSana koşardım ellerimde güller \nEylül akşamlarında\nGüneşin hoyrat parmakları \nOkşamaklı alev saçlarında\nYürürdük sonsuza el ele\nIssız sokaklarda\nDüşen sarı yapraklar kıskanç\nTakılırdı ayaklarımıza\n\nSana sevgilim derdim\nEylül akşamlarında\nDemir tavı pembelikler \nÇökerdi yanaklarına\nSırdaş aramak için aşkımıza\nUzak köşelerde\nGözlerimde nem, \nMaviden bakardım bulutlara\n\nSen yoksun artık \nEylül akşamlarında\nEllerin yok ellerimde tutsak\nIssız yollar boyunca\nSusmuş\nYok dudaklarından düşmeyen şarkımız\nIslak anılarda kaldı \nEylül tutsaklığımız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül ve Sen",
        "poet": "Yavuz Mehmet Ertürk",
        "poem": "\n\nEylül ve Sen\n\nBahar seyrek adımlarla ilerliyor\nMaziye doğru kayıyor zaman\nGünler yeni doğmuş birer bebek gibi\nSaf ve günahsız\n\nVe yağmur\nHala terk etmedi bu şehri \n\nKaç eylül unuttuk biz\nKaç eylül erittik sinemizde\nKaç eylül içtik yalnızlığı\nVe kaç eylül vakitsiz uyandık gündüzlere\n\nBilirim hüznünü dondurmadı kış\nBahar güldürmedi yüzünü bilirim\n\nAğlamak sana mı düştü\nKör sabahları beklemek sana mı\n\nRüzgar mı oynadı\nBakışlarınla bu kadar\n\nSaçların dedi kız\nNeden ağarmış\n\nDurdu düşündü adam\nBir tel daha ağardı saçlarından\n\n(16 Mayıs\nİş Bankası 4. Levent Şubesi’nde)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Ve Aşk",
        "poet": "Mevlüt Kılınç",
        "poem": "\n\nşiir okur, şiir yazar,\ngezer, dolaşır dağ, bayır, cadde, sokak, çarşı pazar.\naşk arar, meşk arar,\narar, aranır, kadın erkek, börtü böcek.\nböyle geçer günler,\neylüldeysek eğer.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül...Uzağım Sana",
        "poet": "Arzu Gülücüdür",
        "poem": "\n\nEylül....\nUzağım sana...\nHemde çok...\n\nHazan doldu gündüzüme\nYaprağım! \nHerbir karem çatlak\nUğultusuna kandım rüzgarın\nYolunu bilmediğim \nİzini kaybettiğim\nİsimsiz diyarlardayım şimdi\n\nEylül....\nUzağım sana...\nYaprağım! \nİnce... \nNarin...\nNazenin...\nKabuk  kabuk dalım\nDokunsan ağlarım \nAğlarım eylül...\n\nBir yanım soğuk\nBir yanım ateş\nOrtası kor\nBaşı yok \nSonu yok\n\nEylül....\nUzağım sana...\nYaprağım! \nÇelimsiz....\nKimsesiz...\nSolgunum\nKorkuluklar içinde yalpalanıyorum\nSavuruyor lodosun, bir o yana bir bu yana\n\nKorkmuyorum! \nDireniyorum! \nSarhoşluğuna...\n\nBen yaprağım eylül....\nİnadına yeşilim\nSonuna kadar ayakta\nSavursa da rüzgarın\nKavursa da bendimi\nDöner dolaşırım toprağa\nAğaç olurum\nYeşillenirim dalında\n\nEylül...\nUzağım sana...\nBana bulaşma\nEylül dokunma\nSakın ha! ! ! \nSakın....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül ve Nisan",
        "poet": "Mehmed Aksu",
        "poem": "\n\nBir eylül yakışır şiire,\nBir de nisan.\nEylül bağ bozumudur gözlerinde\nNisan akmaya hazır damladır göz pınarlarından.\nBir eylül yakışır şiire\nBir de nisan\nBir de sen yakışırsın\nCanıma can olan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "* Eylül Ve Hazan *",
        "poet": "Gülşen Şenderin",
        "poem": "\n\nEy hazan ömürle girme arama\nAltın yapraklarda gözüm var benim\nÖmrün hüzün rengi, deyme yarama\nGençlik rüzgârına sözüm var benim\n\nYitiklerin o kor cengine inat \nSevda ateş rengi, ipekten kanat\nAşk bahçesinde gül topla gül koklat\nGençlik rüzgârına sözüm var benim.\n\nYıllar  geçip gitsin sevgi hiç solmaz\nHer umut doğasız güneşsiz  olmaz \nHazanı bilmeyen eylülde gülmez \nGençlik rüzgârına sözüm var benim.\n\nGülşen bile solar hazan değince \nSev sevil aşk yaşa sen de gönlünce\nÖmürler de biter zaman gelince\nGençlik rüzgârına sözüm var benim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Vurgunu",
        "poet": "Fesih Çelik",
        "poem": "\n\nEylül vurgunu yemiş yüreğim,\nAvuçlarımda,çaresiz,teselli arar.\nHüzün kokan eylül rüzgarları,\nVe eteklerinde,hala yaz yaseminleri.\n\nEylül bu; \n --Ayrılık kokar,\n ----Yalnızlık kokar,\n---- --Sensizlik kokar...\n\nEylülde vedalı,vedasız gitmelerin... \nBilsen nasıl harmanlıyor hüzzamları \nMevsim sürgünü gurbet akşamlarında.\n\nBir başka oldu bu yıl eylül; \n----Gidişin eylül,\n------Yokluğun eylül,\n---------Saçların eylül...\n\nSözcükler sığmaz olur kalıplara...\nAnlatılamaz gün batımların yalnızlığı\nEylülde,hele şu dolunay var ya;\n--- Bozkır kokar\n------Gurbet kokar\n----------Türkü kokar...\n\n                                          Fesih Çelik\n                             Antalya-05.09.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Vurgunu",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nYıldızım yoktu\nSoramayacak kadar\nZamansız değilim artık\nŞafak yıldızım mısın\nYoksa\nÇoban yıldızım mı\nAnlat gözlerinide ki alevle\nYüreğimi yakarak\nAdını Eylül vurgunu koydum\n\nHasret düşünce yüreğime\nKızıl saplı bir bıçak gibi\nUğultusu kulaklarımda yankılanır\nYanlızlığın\nVe kalan solgun bir güldür\nEllerimde\nAdını Eylül vurgunu koydum\n\nKara üzüm salkımı gözlerine\nBir küçücük umut kuşu\nKondurdum\nÖyle güzeldi ki ipekten kanatları\nUmudun gök kuşağı renkleriyle\nAdını Eylül vurgunu koydum\n\nYalındık\nVe sevişirken/yanlız\nSevginin kutsallığına inandık\nÖlüm uzak bir ülkeydi\nO gün\nDudaklarında\nAdını Eylül vurgunu koydum\n\nEy ömrüme sığmayan\nDağ kekiği kokan kadın\nBen sana bu kara üzüm gözlerinde\nArsızca yanıp sönen\nApaydınlık fenerin ışığı\nSen kavrulduğunda\nGörünecek demiştim\nSen usulca gülmüştün\nKara kipriklerini indirerek\nDemiştin ki\nBak bu fenerin ışığı sensin\nYüreğimde Eylül rüzgarları eserken\nAdını Eylül vurgunu koydum\n\nŞimdi\nBir yitik yıldızın en kayıp köşesindeyim\nYüreğim şafakta asılacak darağacına\nKör karanlıklar\nDipsiz kuyular\nZindan alacası\nKüf kokusu\nBembeyaz gülümün günyüzünde\nDinecek\nDinecek belki bir bayram sabahı\nOkul yolundan geçerken\nElifbamı unuttum anne\nAdını Eylül vurgunu koydum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Vurgunu",
        "poet": "Levent Kayahan",
        "poem": "\n\nO  sahil yolunda boynu   büküğüm\nYüreğime    düştü    eylül   vurgunu\nArtık dikiş  tutmaz gönül söküğüm\nGözlerimde    yaş.tı   eylül vurgunu\n\nGüzel   bir   haziran   günü  tanıştık\nGüneşli   ve   sıcak sevda yaşadık\nİkimizde   harika bir aşk  başardık\nBeklenen   telaş.tı   eylül   vurgunu\n\nGöz    açıp    kapadık   geçti koca yaz\nBirde  baktık ömrümüzden gitmiş haz\nŞimdi günlerim  hüzün kokuyor  biraz\nHasretle    arkadaştı    eylül    vurgunu\n\nZorunlu   bir    merhaba      hazanımıza \nYaz     mevsimi     ş ahit   her    anmıza\nDerin  bir  iz   bıraktı    sol      yanımıza\nYavaşça       yanaştı    eylül    vurgunu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Ve Yaprak",
        "poet": "Mehmet Akif Tiryaki",
        "poem": "\n\nEylül ve yaprak,\nBaşak ve toprak,\nŞarap ve bardak,\nAşk ve ızdırap,\nNeşe ve hüzün,\nİşte benim yüzüm...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül yağmurunda..",
        "poet": "Fuat Eriçok",
        "poem": "\n\neylül yağmurunda yürüyorum\nhafif hafif ıslanacağım\nolsun\neski  sağlam çelik bir bıçak gibi \npaslanacağım\n\neylül yağmurunda yürüyorum\nhüzünleceğim\nsisleneceğim\nkötü yapılmış kaldırım taşları su sıçratacak\npisleneceğim\n\neylül yağmurunda yürüyorum\nülkemi\nhalkımı düşünecek\nyaslanacağım\neşini yitirmiş kadınlar gibi karalar giyinip\nsüsleneceğim\n\neylül yağmurunda yürüyorum\nkoşacağım\nduracağım\nyorulup dinleneceğim\nfırsatçılar\nsoyguncular\nbölücüler geçecek zihnimden\nkinleneceğim\n\neylül yağmurunda yürüyorum\ndüşüneceğim\ndüşüneceğim\ndüşüneceğim\ngeçmiş hatalarımı hatırlayıp ard arda\nzihnimin kovuklarında\neşineceğim\n\nbitip gidecek eylül yağmurları\nayaz gelecek..\nboran gelecek..\ndertleneceğim\nbuz gibi soğuyacağım soğuk siyasilerden\ngoygoyculardan..\nyandaşlardan.. \nyalakalardan..\nkılıç kesilecek sözlerim\nsertleneceğim\n\n1 eylül 09\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Yağmurları",
        "poet": "Selma Güneş",
        "poem": "\n\nIlık bir Akdeniz gecesinde,\n\nKadehimi ay'a, yıldızlara,\n\nSevdama kaldırıyorum.\n\nEylül yağmurlarında umutlarım,\n\nHer damlada can bulsun,\n\nÇorak gönül topraklarım,\n\nDinsin suya hasretim.\n\nAğır ağır yağmalı eylül yağmurları,\n\nKavruk gecelerin,\n\nFırtınalı yalnızlığına inat,\n\nO yağmurlar da yürüyeceğim,\n\nBu şehrin ıssız sokakların da,\n\nTenime değen her damlaya\n\nEllerin diyeceğim ıslanırken,\n\nO yağmurlarla sevgimi,\n\nAvuçlarındaki sevda tohumları ile,\n\nHarmanlayıp ekeceğim...\n\nHer eylül de, her yağmur da,\n\nSen yanımda olmasan da,\n\nBen seni sevdiğimi hatırlayacağım,\n\nYağmurla beraber ağlayacağım...\n\nSensizliğime...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Yağmuru Gelsin",
        "poet": "Ahmet Çelik",
        "poem": "\n\nYeni sezona değin sona ersin sıcaklar\nAşk nağmesi dinleten eylül yağmuru gelsin\nTeker teker açılsın yari saran kucaklar\nKalpleri serinleten eylül yağmuru gelsin.\n\nCandan emekle büyür sevda denen bu varlık\nSaltanat sonsuz değil yıkılır cümle çarlık\nİki gönül bir olsa çekmez dünyada darlık\nYalancıyı terleten eylül yağmuru gelsin.\n\nMevlâ’mın himmetiyle kurdu kuşu doyuran\nKötüleri cezayla doğruları kayıran\nBir benlik gafletiyle bahçeleri ayıran\nHendekleri körleten eylül yağmuru gelsin.\n\nNe kadar yıkansan da toprak kokulu tensin\nYürek güm güm atarken sahici bahar densin\nGonca sessiz dururken içimdeki hep sensin\nBarış çöksün yurduma düşman inine sinsin\nBülbülleri inleten eylül yağmuru gelsin.\n\nBirçok şair şiirle katılsın aramıza\nGözler ile dökülen em olsun yaramıza\nRenge ırka bakmadan  selam ver karamıza\nŞairleri söyleten eylül yağmuru gelsin.\n\n06.09.2014\nAhmet Çelik \nCeyhan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Yağmurları Gamzelerine Değmesin Yarim",
        "poet": "Ali Cemal Ağırman",
        "poem": "\n\nSeviyorum seni canımın içi, eylül yağmurları gamzelerine değmesin\nAsaletin, özün, cesaretin, fazilettin, medeniyetinle muhteşemsin\nBeşeri dünyama, duygularıma, hayallerime, düşlerime doğan güneşsin\nBulunmaz asla ve asla eşin, Aslım, şirinim, Leylam, aşkım sevdam sensin\nHur-i perim, yangın yüreğim, tasam, heyecanım, kederim, sevincimsin\nSeviyorum seni bebeğim, hur-i meleleğim, tek dileğim eylül yağmurları \nHilal kaşlarına, elma yanaklarına, bal misali, ateş dudaklarına değmesin\n\nVuslatımın adı, adresi, tılsımı, hikmeti, himmeti, inanın gülüm sende\nCennetim sensin, ayım, yıldızım, güneşim, yazım baharım sensin\nAyazlı gecelerimde, yüreğimi, tenimi, terimi, ruhumu ısıtan sevgilimsin\nYalnızlar limanında, beni alı koyan, sevdanla sarıp, sarmalayan sensin\nKarşılıksız, seviyorum aşkım, bitanem, seni, karartma ne olur güneşimi\nCiğerlerime giden oksijen-im, güzellikleri gören gözlerim, soloğum ezberim\nSabrım, sebatım, yüz akım sensin,, haykırıyorum işte, kimsede yok, gizlim saklım\nEylül yağmurları, kızıl ötesi zülüfleri ne, kadife tenine değmesin\n\nAşk deryasında, döner dururum, sensiz firarda aşkım, inan uykum\nLaf aramızda güzelim, bu aşktan biraz kırılgan umudum,\nÖmrümde böyle bir aşk, bir sevda görmedim, hilal kaşlım, kömür gözlüm\nHatırladıkça seni aşkım, sevdam tutuluyor inan nutkum, tükeniyor sözüm\nGecelerim gündüzlerime, gündüzler im, mevsimlerime mevsimlerim yıllarıma gebe\nViraneye dönmüş gönül bağım, zifiri ötesi sensiz gezindiğim sokağım\nSeni benden uzaklaştırdıkça uzaklaştırıyor sanki hoyrat zalim zamanım\nSensiz, sevginsiz, ne varım, nede yaşarım, bitanem, yürek aşkım\nEylül yağmurları değmesin gamzelerine gönül çiçeğim, damarlarımdaki kanım\nCanımın içindeki canım\n\n______Şair 67_______\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Yanıyor...",
        "poet": "Nevin Akbulut",
        "poem": "\n\nGökyüzü sıkıntıyla ağlıyor…\nMavi’ler gri’ye bürünmüş, \nToprak Kan’a bulanmış,\nEylül Yanıyor..\n\nGünahlar Kül Rengine dönmüş,\nHavada uçuşuyor..\nGökyüzü Kan’a bulanmış,\nEylül Yanıyor..\n\nYollar Yasa bürünmüş,\nKent ak saçlı nineye.\nBeli bükülmüş, yıkıldı, yıkılacak,\nEylül Yanıyor..\n\nÜlke’m böyle mi kuraktı,\nMutluluk bu kadar mı Irak’tı? \nÖlüm böyle kapıdayken,\nEylül yanıyor..\n\nKafiyesi gitmiş Şiir’lerin,\nGöz yaşı dinmez yetimlerin,\nYokluğu büyüyor evlerin,\nEylül yanıyor..\n\nKirlendi toprak, kirlendi gömleği,\nEylül kana bulandı! \nHem Son’u, Hem Evveli..\nEylül K/Yanıyor..\n\n(Onİki-Eylül-İkiBinOnBir*17:30)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Yaralım",
        "poet": "Murat Aydın Doma",
        "poem": "\n\nSaklı mabedinde aşkla besledin,\nSırlarımı eşme eylül yaralım! \nEylül bakışında gökçe süsledin,\nYanağıma düşme eylül yaralım! \n\nBuzul düş giyince mevsim saçağı,\nBağrımda kanıyor hüzün kaçağı; \nKabuklu yaramda hasret bıçağı,\nDertlerimi deşme eylül yaralım! \n\nUtangan gamzene gülücük takın,\nHarami yellerden zülfünü sakın; \nGöçmen ufuklardan sılaya bakın,\nHazanıma koşma eylül yaralım! \n\nVirane göllerden göklere ağma,\nÇiğdem dudağına gücenik yağma; \nHayal bulutundan urağan sağma,\nDeryalarda taşma eylül yaralım! \n\nZeybek diyarının vurgun efesi,\nŞakıyan bülbülün gönül kafesi; \nSuskun dergâhımın soylu nefesi,\nSemahlarda coşma eylül yaralım! \n\nŞiryanına dolan kanında kandım,\nSon sevda durağın canında candım; \nÇaresiz ayrılık gününde yandım,\nKüllerimde pişme eylül yaralım! \n\nYorgun kanatlarım karar tutmadı,\nNemrut’tan Süphan’a gücüm yetmedi; \nKaçkar’dan Ilgaz’a sözüm bitmedi,\nDağlarımı aşma eylül yaralım! \n\n08 Şubat 2010 İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Yorgunu",
        "poet": "Tarık Çıtak",
        "poem": "\n\nYar yağdırdı üstüme\nHasret denen yağmuru\nYanaklarım ıpıslak\nGönlüm Eylül yorgunu..\n\nAnladım ki ayrılık\nAşkın zalim kanunu\nYüreğim çırılçıplak\nGönlüm Eylül yorgunu..\n\nMızrapta gam,telde gam\nYaktım udu,tamburu\nNağmeler sırılsıklam\nGönlüm Eylül yorgunu..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Yorgunu",
        "poet": "Mehmet Cihat Üstün",
        "poem": "\n\nYosun tutmuşken çaresiz ellerim\nBedenimi sardı baharda ateş\nBin düğümle bağlanmışken yollarım\nEylül yorgununda doğdu bir güneş\n\nGözyaşım ekmeğime oldu katık\nDerde müptela bir yüzüm var artık\nDört bir yanımı sararken yalnızlık\nEylül yorgununda doğdu bir güneş\n\nŞimdi çok uzakta güller renginden \nAhını alamaz fakir zenginden\nHayat taviz verirken ahenginden \nEylül yorgununda doğdu bir güneş\n\nAnlamsız tutsaklığımın sebebi\nŞimdilik yok bu savaşın galibi\nTüm karanlığı silecekmiş gibi\nEylül yorgununda doğdu bir güneş\n\nKüsmüş yıldızlar düşmez gözlerime \nGölge düştü efsunkar sözlerime \nDerman ararken yorgun dizlerime\nEylül yorgununda doğdu bir güneş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Yirmi 9",
        "poet": "Şükrü Kaya",
        "poem": "\n\nHerşey eylül yavaşlığında gelişti aslında\nGüneşin eylül hüznünde doğduğu gibi\nYavaş yavaş ve çok uzaktan\nEylülde dalından ayrılan, küçük bir yaprak gibi...\n\nNe sıcaktı gün ne de soğuktu gece\nEylül serinliğindeydi yaşananlar\nBiraz yağmur, ardından bir parça gün ışığı\nSadece yapraklar değildi sararanlar...\n\nEylülde doğmuştu isyanlar, kaçmalar\nSEN DOĞMUŞTUN eylülde, küçük sessizlikte\nRenksiz hayatın cıvıltısıydı işte bu! ! \nSenin doğman gibi bahar oğmuştu eylüle...\n\n                                                                             Ş.K.R.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül yolcusu",
        "poet": "Murat Gevrek",
        "poem": "\n\nnereye gidiyorsun eylül yolucucu \ngün daha yeni başlıyor \ndaha sokağından Neslihan geçecek \nboyalı gözleriyle dönüp camlarına \nsaçlarını savuracak \nsenden derin bir nefes alıp gidecek \ndaha gün yeni başlıyor \ndaha kapından Halil amca geçecek \nyine geç kalmış hızlı hızlı \nservisine yetişecek \nbirazdan bak okulun zili çalar \nöğrenci çığlıklarına boğulur buralar \nbak İsmail abı bakkalı yeni acıyor \ndaha gün yeni başlıyor \nnereye gidiyorsun Eylül yolcusu \ndaha İzmir \nhomurdanan sesiyle sabah; \ngürültüsüne başlamadı \ntrenler suskun vardiyalı işçiler uyuyor \nakşamcıların mesaisi yeni bitiyor \nradyoda sabah haberleri bile başlamadı \nnereye gidiyorsun eylül yolcusu \n\nhem; \n-*gidecek sinde ne olacak \n-*senin yüz hatların aynalara takılmış \n-*ömrün yağmalanmış \n-*sevgilerine suikastlar başlamış \n-*her giden bir şeyler götürmüş \n-*bir yalnız şairsin şimdi \n-*şiirlerin hep yarım kalmış \n-*hep isimsiz kalmış \nnereye gidiyorsun eylül yolcusu \ndaha gün yeni başlıyor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Yorgunu",
        "poet": "Hasan Akçay",
        "poem": "\n\nRüzgar mı getirdi yoktu az önce\nDağlardan yürüyen suskun akşamı\nAkşam ki, etrafı sarıp örtünce\nEritir ufukta donuk zamana\n\nVicdanım dünlerden gel yap sorgunu\nKafeste kuş gönlüm/eylül yorgunu\n\nResimler çizilir gözleri yaşlı\nSilinir bulutlar göğe değince\nSevinç bir içimde, hüzün on başlı\nKanatır yüreği yere eğince\n\nDağlarda çimenler yağmur vurgunu\nYürümez topraklar/ eylül yorgunu\n\nHaykırış küçülür varmaz kulağa\nGönül seslerini duyan mı olur\nBakışla da gidemezken uzağa\nYıldızı geceden sayan mı olur\n\nMuştular yağmursuz bulut durgunu\nGecede esen yel/ eylül yorgunu\n\nSessizlik hükümdar gece tahtında\nAdımlar kısaldı, tutuk nefesler\nBir sarı yaprak var umut bahtında\nGirmiş damarına endişe eser\n\nYalnızlık, gün senin çevir burgunu\nŞiirler, şarkılar /eylül yorgunu\n\nEylül mü sen misin büken boynumu\nUçuşan yapraklar,göçen kuşlar mı\nSildirmez gözümden ömür sonumu\nEy bahar bir daha çağın başlar mı\n\nYalan baharların gönlüm dargını\nKavuşmak ümidi... Eylül yorgunu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Zamanı",
        "poet": "Abdullah Oral",
        "poem": "\n\nÖyle uzak duruyor ki yaşan bizden\nGeceler uyuyor acıların içinde\nHayat ormanları kurşunlanıyor\nYıkılmış korkunun kirli yanları\nKalleş ölüme gönüllü koşuyor çocuklar\nkurşun eriterek körpe yüreklerinde\n\nYağmurdan yine eser yok\nDirencin çığlığı yağıyor çağımıza\nSevdanın isyanın\nBoyun eğmek döneklikti zulme \nEylülde kanatılmış dağların yüreği\nEylül yürekliler\nDökülüp gitmekte  namluların içine\n\nYılan hikayesi bütün düşler\nTüketmeye çalışırken acıları \nBaşlıyor kanamaya gözler \nEylül geçiyor kapılardan\n\nBakmayın martın baharı örgütlediğine\nDolu vurmuş dallarına \nGöy ekin biçiliyor şimdi\nPaletler altında kalmış kardelen\n\nUnuttuk kiloları \nBir işçi iki baş soğan eder\nYada üç patates\nDuymak kolay olsa duyardı herkes\nAç çocukların sesleri tırmalıyor  kulağımı\nŞimdi eylül zamanı\nOkşayan ölüm yanakları \n\nSen ey baldırı çıplak\nYaşama duyarsız insan \nSen kulak asma bunlara \nSevda türkülerinin söylendiği bir gecede\nBölünmemişse uykuların\nYürümemişsen yalın ayak \nÜstüne üstüne korkuların \nÜrkütmemişse direncim\nÜrkütmemişse açlık seni \nBilemezsin eylülün getirdiklerini\n\nBizimkilerde \nAcının baharı yaşanıyor şimdi \nGeriye kalanlar bilir işkencelerden\nDağları nasıl kuşatılır yalnızlığın\n\nYeniden doğurmaya\nAht etmiş kadınların\nŞarapnel dökülmekte rahimlerinden\nAnalar şallarını örtüyor\nÖlü çocukların üstüne\nDudaklarında paramparça sevdanın çığlığı\nÇıplak namluya sürülmüş ekmek \nDün gibi taze yarına yüklenmiş acılar \nKim duyuyor kim görüyor\nKapılardan eylül geçiyor\n\nEylül  geçiyor\nSarkık memeler annenin utancından\nAç bebenin gözlerinden\n\nEylül geçiyor\nEkmeği çalınmış soframızdan\nİşçi yutan fabrikalardan\nYorgun iş dönüşünden \n\nEylül geçiyor\nSokaktan mahpustan hücreden\nTüketildikçe yaşam \nDireniyor insan\nŞimdi eylül zamanı\nEylül geçiyor kapılardan\n\nAldanmayın sakın ha\nTakvimlerin gösterdiği tarihe \nMayıs temmuz aralık yok\n\nŞimdi eylül zamanı \nYaşamın yüreği hançerlenen\nGençliğin sevdası\nGelinin tel duvağı\nİşçinin emeği \nAnnenin özlemi \nVarlık anlamını  yitiriyor her şey\n\nYaşayıp yazamadığım şeyler gibi\nMutluluğun resmini çizmek ne kadar zorsa\nMutsuzlukta aynı zorlukta\nHenüz yazılmamış türküler misali\nSöylenmemiş sözlerle, öpülmemiş yüzlere\nOtuz marta yazılmış ezgiler okunur şimdi\n\nGözlerimde yağmur başımda bulut\nDağlar uzağında güneşin \nNe zaman başımı kaldırsam \nBaksam gökyüzüne\nGözlerime yıldızlar yağar\nO zaman anlarım \nYıldızlaşmış umutlar\n\n                                                                            Şubat  2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Yüreğin",
        "poet": "İbrahim Düşkün",
        "poem": "\n\ndeniz mavi\ngök sonsuz ve mavi\nakıpta gidiyor her şey\nmutlak olana\nadını eylül yazdım zamana\nruhumu ruhuna\nyaşamak birazda tanımlamaktır şimdi\nseni,beni,sürüpte gideni\nyüreğin eylül\ntanımsız duruşlara direniş gibi\nyüreğin ah yüreğin\nolmasa bu eylül yüreğin\nolurmu anlamı hiç\nufuklara büyür umudun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül yüzlü küçük kız",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\nyolculuğuna nereden başladın\ngünlerden, aylardan, yıllardan…\nyağmurlu ve karanlık\nbir  kış günü veya aydınlık\nveya \nbir güz mevsimi…\n\nağlayışın\niçindeki doğum sevincindi\naylardan eylül\nminnacık kalıyorsun bu dünyada\nCennet’ten gelen bir gül\n\nkötü bir efsane gibi değil\ntuzlu bir dünya şehri\nkıyıların birinde doğdun belki \nbelki görünmeyen yalnızlığın\nen sevdiğim kelimeler gibi\ninsan mezarlıkları kadar tuhaftı\ndoğduğun dünya\nbinlerce saatlerin\nısırılıp bırakılan ekmekler gibi \nve rüzgarlar eserdi\nüşürdün…üşümezdin\nbir güz mevsiminde gülerdin\n\neylül...eylül senin eşik taşın\nbir güz rüzgarı vurur şehre\nakşam  sabah serinliğinde\nbalkonda düş süzer çehren\n\nbugün doğum günün\nyakama taktım geldim bir güz gülü\nher güz çiçek açacak\nher güz doğumlarında açarsan sen\ndoğum günlerin bayram olacak\nve doğum günün \neylül ün  onbir in de  başlayacak…\n\n                                                                            Mustafa kaya\n                                                                             11.09.2005           \n www.mustafakaya.net\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylülce",
        "poet": "Hayrettin Türk",
        "poem": "\n\nuzak baharlar ardında\ndizilmiş topçu bataryaları\nyüreğimde hüzünlü atışın var\nve; \ngün batımı sahillerde\ndenize eylülce bakışın var...\n\nGözlerine eylül dedim\nonlarda eylül dalgaları\nkumsalda izlerin var\nve; \nhangi şarkıyı dinlesem\nsevgi anlatan sözlerin var...\n\nYağmurlu bir gündü\ngittin, mevsim hazandı \nardından hala bir bakan var\nve; \ndenizi gözlerin bilip\neylüle eylülce yazan var...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylülde Hüzün",
        "poet": "Zeki Akdoğan",
        "poem": "\n\nHüzünlü bilirdim ben Eylül'ü\nSavrulan yapraklarda bir sonbahar\nSen oldun ömrümün,solmayan gülü\nHüzün,keder bu mevsimde ne arar\n\nHazanda yaşarım artık baharı\nKalbime Eylül'ün kokusu dolar\nŞu deli gönlümün yok ki ayarı\nHüzün,keder bu mevsimde ne arar\n\nVarsın gelmesin bahar,açmasın güller\nBir tatlı sözünde çiçekler açar\nOnu tanıyınca sustu şeyda bülbüller\nHüzün,keder bu mevsimde ne arar\n\nYaşarken ölürüm,merhabayı kesersen\nSeninle  hazan da en güzel bahar\nGönlümden bir demet gonca gül versem\nHüzün,keder bu mevsimde ne arar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül19 ve 2011 pazartesi..",
        "poet": "Mustafa Aksoy",
        "poem": "\n\nIşıklar sönüyor yine\nYüreğimden parça parça düşen yıldızlardan \nBirini daha\nGömüyorum şehrimin sol mezarlığına..\nHayalini kurdukca yoklugundaki acı sarılıyor bedenimi,\nMevsimlerden hazan oluyor,aylardan eylül ve bu pazartesi,\n                                                                   Mustafa aksoy  \n                                                         19 eylül 2011 pazartesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylülde GÖK",
        "poet": "İbrahim Gök",
        "poem": "\n\ndünya gökte dönüyor,\nmevsimler gelip geçiyor,\nher mevsim; sonbahar,kış,ilkbahar,yaz\n-bir güzellik taşır içinde.-\n\nkimisi için; \n-kasım çürümektir,kendi içinde.\n-ocak bembeyaz bir örtüdür,kendi yüzünde.\n-mayıs diriliş canlılıktır,rengarenk biçimde.\n-eylül  bambaşka bir aydır,GÖK'te mevsim içinde.\ndeğil mi Eylül,kendi rûhum içinde.\ngökte,Rauf biçimde.\n\neylülde Gök; eylül gülünü verir,kendi kili içinde.\nEylül,eylül gülünü alınca...\nşaşırır,şimarır,kahkahalar atar kendi içinde.\nsaçmalar,boşluğa boş şeyler fısıldar.\n\nçünkü; \nbir asi necip vardır,Eylül bendi içinde.\nNecip kendi içinde,bir yasak âşk biçince.\nGök kükrer,Eylül gülünü görünce.\nşimşekler çakar,kendi içinde.\noysa Eylül,\nusul usul ağlar, kendi biçimde.\n\nneyse Eylül dokunuşları,içimi yakar.\nrast gele, birden bire değince.\nve eylülde GÖK, sessizce ağlar.\ngözyaşlarım âb-ı hayâttır,EYLÜL gülünce...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylülde Biter Suskunluğum",
        "poet": "Selahattin Yetgin",
        "poem": "\n\n\nBir masal devinden masum bir dilektir seni sevmek,\nSeni sevdikçe, seni yazdıkça kalemim sonsuzdur hep.\nGörkemli bir bahçe, uzak bir ülkedir belki de yüreğin,\nGözlerin, saçların, ellerin, dudakların ve Eylül’dür sözlerin…\n\nAylardan Eylül. Ve ben sana suskunluğumun kapılarını açıyorum gül goncası. Çünkü, aylardan Eylül ve bitti benim suskunluğum. Elimdeki çiçekler hep gül, bahçem gül, yüreğim gül ve şimdi Aylardan Eylül.\n\nAçtım kapımı ardına kadar, yüreğim mavi, ellerim yıldız ve saçlarım aya tutkulu. Bakışlarım mağrur yüreğin gibi. Gözlerin hüzünlü şarkıları çağırıyor, ellerin soğuk Eylül geceleri gibi, anıların kayıyor arada bir yıldız gibi.\nVe şimdi hüzün vakti gül dudaklım. Zehir zemberek sözler yoktur yıldız tepesinde. Burada sevda, burada aşk ve ihtiras yaşanır alabildiğine. Binlerce resim, binlerce gözyaşı ve bir o kadar da hüzün ihtilali gerçekleşir burada. Dudakların kilitleri kırılır, gözlerin mili akar, yüreklerin rotası hep sevişmeye çıkar.\n\nSevdalarımdan öğrendiğim ne varsa anlattım bir bir sana. Bir ağaca tırmanıp içimdeki coşkuyu anlattım. Coşkuyla konuşmam bundandır, bundandır bulutları kızdırması sevdalarımın. Seni sevdikçe ben, bir masal kahramanı farz ederim kendimi. Az giderim-uz giderim dere tepe sana gelirim.  Bu kafesini zorlayan ozan yüreğimi ayaklarının dibine atar, yalnız senin ülkende kalmak isterim.\n\nYürekleri yangınlara dalan, üşüyen bir parmaktır sevdalarım. Sımsıcak merhabalar dökülür dilimden. Yüzüm asıktır, yüreğim çocuktur ve ben her çiçeğe dikenimle sevdalanırım. Yüzümdeki ışıklar geceyi aydınlatır, bir yıldız denizinde aşk’a yelken açarım. Ondandır yıldızlara sevdalandığım, ondandır gezegenlerden sözcük topladığım. Bazen uzun süren bir fırtına sonrası ölümü düşlerim, sonra toprak olur, yine ülkeme dönerim.\n\nBataklıklardan çıkardığım tüm umutları sevinç sayarım. Gülüşlerini, öpüşlerini, kokunu ve sarılışlarını anımsayarak gizlice dudaklarına değerim. Ansızın başlar dünyayla ilintisizliğim. Ben gökyüzü olurum, yıldız olurum, rüzgar ve güneş olurum, seni bulurum. Düşlerindeki göllere dalarım, sofranda bir peri olurum, saçlarına değer, saman yolunu bulurum.  Sen ki ey acıların, sevinçlerin, gizemin kraliçesi, ben seni görmeden de, bilmeden de, dokunmadan da sevdalın olurum.\n\nDuvar gibi örülürken içimde bekleyişler, bembeyaz bir gül demeti büyür bahçemde. Belki sesini duyarım uzak ülkelerden. Belki gittikçe ağırlaşan bir sis olursun ülkeme yol alan. İçimde artar aşkının ağırlığı ve kilitlenir zaman, donuklaşır gülüşlerin, öfkem olursun, mavi denizlerimde yüzemez balıkların, belki de boğulurum upuzun çöllerinde. \n\nSen ki, bir avuç su olursun yüzüme çarptığım. Her şafakta seninle uyanırım, güneşinin ışıltılarından görkemli bir sofraya otururum. Eylül olur bağdaş kurarım sevdana. Bir türkü olurum, dağlara yürürüm, ormanlarında bir çam kozalağı gibi ayaklarının dibine düşerim. \n\nAnlayacağın gül dudaklım bu rengarenk elmalar yetişen yaşam bahçesinde içimizdeki ışık seliyle birbirimizi arayışımız hiç bitmez. Çiçeklere açmayı, kirazlara olgunlaşmayı, elmalara renk vermeyi ve dağlardaki isimsiz çiçeklere isim koymayı biz öğrettik. Bu güleç yüzlü dünyanın, bu lekesiz yüreklerin rotası hep bizdedir. \n\nSevda uğruna yıkıp, yakıp içimdeki tüm kentleri sana yürüyüşüm de bundandır. Yosun gözlerin yerle bir etse de içimdeki tüm çadırları, bir yankı olur bulurum seni. Baktıkça hiçbir yeri göstermeyen haritalar, rotasız ilerleyen gemiler gibidir yaşam. Bu yıldız denizlerinde dünyayı seyre dalmışken, gizemiyle sönmüş birçok gezegenin tam orta yerinde evrenin yüce ruhunu arıyorum seni sevdikçe. Ölüm uzunca esen bir fırtına sonrasıdır belki. Belki de Ramses’in gözleridir. Ölesiye sevmeden, sevdayla yaşamadan ölmek onu bile kızdırır. Tüm gövdeni yıldızlarıma çevirdiğinde tanrıların altın oklarını bekle. Gül ve ipekten yüreğinle, Eylülde gir şu masalsı düşlerime…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylül Zemherisi",
        "poet": "Selahattin Yetgin",
        "poem": "\n\nDudağındaki gülücükler, yüreğinin rüzgârları \nEllerimi üşüten zalim bir Eylül zemherisi. \nGün doğarken içimin ovalarına, aşka düşerim \nSormadan, sorgulara açıp içimin bentlerini \nAcıya tutkun tüm yerlerimi okşamanı isterim... \n\n\tNafile sarılışlarımızdan, zoraki öpüşmelerimizden bir tutam kül kalacakmış geriye. Kollarımın kelepçeleri senden bir gün çözülecek, birgün bu sevdadan sayfalar dolusu şiir kalacakmış, neyleyim. Yılların uçarı kanatlarında bir kez bile geriye bakmadan koşmuş, sırılsıklam kalışlarımızın alevli kucağında bir kez bile birbirimizi anlayamadan geçirmişiz şu kahrolası geçmişimizi.\n\tSevginin litaratürlerinde yıldızlar ışıdıkça yağacak sandım bu yağmur. Sevginin ne başı, ne de sonu belliymiş, acıları getirdi. Bir fırtına sonrası yağan ilk yağmur, yağmurun içindeki buğu ve gözlerin karanlıklarındaki ışıktı. Kimi zaman bir kelebeğin kanadında, kimi zaman arının iğnesinde dolandı durdu. Çiçekli bahçelerde gizlenmiş bir kır menekşesiydi o, dağ başlarında bir başına açan, karlar altından fışkıran bir kardelen'di.\n\tKuralları önceden belirlenen tüm oyunlardan sıkıldığında, içinin enlem boylarında kendini kaybettiğinde, yüreğinin kapsüllerini patlat içerinde. Darmadağın kelimeler tuzağından kurtulmak için çıktığın tüm kapıları ardından kapatmayı becerebilmelisin. 'Sen, kozandaki tutsaklığı bitmeyen nazlı dağ çiçeği'! . Bir gün bu denizleri aşınca, kendini dinlemeye karar verdiğinde ve bana tutsaklığın sona erdiğinde özgürlüğünün şerefine kadeh kaldıracaksın. Ruhunun anlamsız müziklerinden sıkılınca uzaklardan gelen bir ney sesiyle irkilecek, başını ellerinin arasına alıp, ağlayacaksın.\n\tYıllardır seni taşıdığım gönül tahtım  sökülünce eklemlerinden, ruhunu taşıyacak yeni hedefler arayacaksın. Yaşadığın ikilemler sona erecek, benliğindeki sorular cevap bulacak, kahkahalar atacaksın son kez yanıbaşımda. Kırık ikindilerde asaletini darmadağın eden gün batımlarını bekleyeceksin. Gün gelecek bütün anıların kıyıda kalacak. Geleceğinin dalgaları un ufak edecek onları. Benim içimdeki volkanlar ise bu köpüklü suların gelgitinde, her iç çekişimde tuzlara dönüşecek.\n\tYaşanmamış hiçbir sevgi acıları döllemez içinde. Sevginin inciten iksirlerinde uzunca tutabilirsen soluğunu içinde, nefesini zorlayıp dalabilirsen en derinlere uzanırsın inciye. Hüzün suskunluğu beler beşiğinde. Masalda geçmiş zamanlar bir avuç böğürtlen gibi burar dilini insanın. Bir dağ başına tırmanmak, ya da bir deniz kıyısında yürümek yorar bazen insanı. Pastil kelimeleri her sıraya dizip niyet ettiğinde konuşmaya, beceremezsin.\n\tDudağındaki gülücükler, yüreğinin rüzgârları ellerimi üşüten zalim bir Eylül zemherisi. Gün doğarken içimin ovalarına, aşka düşerim.  Sormadan, sorgulara açıp içimin bentlerini acıya tutkun tüm yerlerimi okşamanı isterim. Tufan sonrası bir kasabanın küflü kilitlerini açıp, küçücük sevgilerimden büyük aşk'lar doğururum ben.\n\tVe bütün geçmiş zamanları gözlerine yükleyip yeni bir aşkın, her sabah günaydın demek mutluluklara, ne güzel. Hiç konuşmadan, bir kayığa binip kürek çekmek aşka, anıları kıyıda bırakıp uzaklaşmak gibi. Sırtıma saplı bıçak öldürmez beni, her ağlayış yeni gülüşler doğurur bunu bilirim bir tek. Gözyaşı sevinçle körebe oynarken, kuşlar mavi çiçekler getirir gagalarında. Denizler köpükten kuleler yapar her gelgitlerde sevdalara. Martılar gizli gizli öpüşürler gün inerken denizlere. Yakamozlar titreşir, güneş küsünce maviliklere.\n\tSusunca öyle kolay oluyor ki herşey, kelimeler inine çekiliyor ve gözlerinin uçurumlarında sesim yitiyor. Mavi denizler görüyorum ellerin ellerime değince. Başka yüzyıllara ışınlanıyorum yüreğine dalınca. Ezgili sözlerin unutkan yapıyor şu usumu. Belki aşk, belki tutku, belki de içinin saydamlığı beni benden çekip alan. Eylül zemherisinde bir serçeyim pencerende kanat çırpan, bir yaralı kuşum, yüreğinin müziklerine tutkusunu haykıran...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylülden Kalanlar",
        "poet": "Fahrettin Köseoğlu",
        "poem": "\n\nVe yandı zaman\nEylül’den geçerken...\n\nEğilip su içerken aynadan\nAğzımın içine düştü Deniz\nBu yüzden Mavi ağlarım haberin ola...\nEy hayalime uykusuz giren\nTuruncu renkli bir elbiseden soydum seni\nSıcaktır diye Eylül’dür diye\nBuzluğa kışlık anılar koydum\n\nSaman sarısı Zamanlar düştü Kestanelerden\nMevsim normalleri diye seslenmedik\nDerken kestanelerde düştü\nPay düştük zamandan ayrılığa\nAdını Eylül koyduk\nNur topu gibi bir Eylül kaldı bize bu aşktan\nEylül’e doydu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylülde Umut",
        "poet": "Burak Göğebakan",
        "poem": "\n\nBir sonbahar güneşinde\nÖylesine umut dolu bak ki ufuğa\nSararmış eylül yaprakları\nHayat bulsunlar umutlarında..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylülde Karadeniz",
        "poet": "Saffet Akkaya Sancak",
        "poem": "\n\nKaradeniz…\nZümrüdü anka, \nVe en derini mavinin…\nYosun yosun çağlayan,\nIlgıt ılgıt ağlayan güzel,\nSöyle,\nSen değil misin, ruhumun miraca çıktığı anın şahidi..? \n\nSamanyolunun gümüş yorganını sen çektin üzerime,\nIşık ışık mavi mavi sen yağdın bedenime,\nSöyle; sen çalmadın mı yokluğun suskun bestesini\nSessizliğin damla damla süzülürken gözlerime..? \nSen ki; her anıda bin zerre… \nVe ben, tek solgun nokta kaldım, \nO güzelim bindallı yeşil bestende…\n\nSen bilirsin içimdeki volkanı,\nDeli poyrazında tek gülüşle yaktığım… \nSöyle bana dinmez mi hasret yağmurum bir nebze? \nÖlü canlar gibi yollarına baktığım..? \nVe her Eylül koynunda gonca gonca,\nHasret hasret açtığım…\n\nÇıktı mı tek şikayet dilimden \nYa da gördün mü tek sitem solgun halimde…? \nSevişirken çoban yıldızının vuslatıyla ben,\nKör sabahın seherinde, buza kesmiş tunçtan sahilinde..? \n\nAnlat hadi, \nSen aşkım, sen dostum, \nSen ki tek durağım benim,\nSen büyülü çılgın deniz…\nRuhumun turkuaz türbesidir\nEylül’de Karadeniz…\n\n(Çakraz-Eylül 2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylülden Sonra",
        "poet": "Mahir Özel",
        "poem": "\n\nBenim hüzünlerim elem dağları oluştursun\nSen neşe ırmaklarınla coş bakalım\nHer dem özlem benle arkadaş olsun\nSen gönlünce daldan dala koş bakalım..\n\n ekim-2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylülden solmuş aşk ç/ekimleri",
        "poet": "Ali Bülent Şafaklarağartan",
        "poem": "\n\nyar, ömrümün en sıcak çağı,\ngidişinle ayrılığı ‘soluyor yapraklar’…\neylülün burnunu sızlatıyor ekim, \nfırtınaya tutacaklar güllü-bülbüllü bağı\nince yağmurlar, seni soruyorlar\nsöyle ne diyeyim yar? \n\nyar, unuttun mu ellerini kesen bıçağı\ngittin.. şimdi bizi, hangi darb-ı mesele nasıl sığdıracaklar? \neylül işte gidişine ağlayacak nitekim\nsolgun sabahlara açılıyor ayrılığın şafağı\ntavana dikilmiş gözlerimin rüyasını yoruyorlar..\nilk kabahatini işlemiş çocuklar gibi kısılıyor sesim yar! \n\nyar.. nasıl özledim gözlerinde ki sağanağı\neylül gözlerini sağıyor, gözlerim çıldıracaklar..\nbiliyorum isyanı çağıracak, eylülden ekime birikim\nyıkılmış burçlarıma dikiliyor ayrılığın bayrağı\nbakışların yağmur tanelerine sığınıyorlar\neylülü gözüm kesmiyor.. çekilmez soldurduğun ekim yar! \n.\n.\neylül! ekime kurban edilmiş aşk sunağı\nekim.. aşkın solmuş yapraklarına düşen kırağı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylüle Gazel - 2 -",
        "poet": "Bahaettin Karakoç",
        "poem": "\n\nŞükür ki sevgiliyle beraberiz \nBirlikte kotarır yer ve içeriz. \n\nEl-ele gezeriz sahil boyunca \nMartı olur, turna olur uçarız. \n\nDenizi dinleriz dolunay vakti \nUzak ufuklara yelken açarız. \n\nBiz yıldız toplarken hava bozulur \nYağmur başlar, yuvamıza kaçarız. \n\nBir toprak kokusu siner yuvaya \nRenk renk hülya kumaşları biçeriz. \n\nBiz bize yaşarız maziyi, hâli \nAnılarla geleceğe göçeriz. \n\nGülümser dünyaya güz çiçekleri \nGülümser, çevreye ışık saçarız. \n\nBahçelerden yansır eylülün yüzü \nFasl-ı hazan der de fasıl geçeriz. \n\nEn olgun, en tatlı meyve sorulsa \nMeyveler içinde aşkı seçeriz. \n\nKARAKOÇ, firkatten davacı olma \nSübut delili az, dilde nâ-çarız! ... \n\nBahaeddin KARAKOÇ (Ben Senin Yusuf’un Olmuşum - Dolunay Yay. Nisan 2006 / ANKARA)  Bahattin Karakoç\n\nBahaeddin KARAKOÇ  (Ben Senin Yusuf’un Olmuşum - Dolunay Yay. Nisan 2006 / ANKARA)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylüldür Yüreğim",
        "poet": "Gözde Hatiboğlu",
        "poem": "\n\nEylül\nSağanak yağmurlarda ıslanıyor beden \nÜşüyen tene alınan hırka \nFonda hüzne yakışır şarkılar var \nBu şehir en çok bu mevsimde ağlar \nGökyüzünde dağılıyor şimdi bulutlar \nAkşam yazı kapatacak şarkılarda Sezen var \nEski zaman olmuş yaşantılar \nFotoğraf karelerindeki anılarla damlıyor gözden yaşlar \nYazık ki tövbekâr olmuş yürek \nBir daha sevmez, geçmişte yaşar\n\nEylül\nDeğiştiğim yerde başlayan gücüm\nYaprağın savrulduğu sokaklar\nToprak kokusuna alışır duyumlar\nAttığın adım ileri gider sanırsın ya\nİşte bu mevsimle anlarsın başladığın yerde oluşunu\nYalnızlığından geçer sevdan\nDuyguyla mantık ayrılmıştır sadece\nBu haline alışırsın herkes gibi sende \nVe gelir yine sevgili en tutkulu haliyle\n\nEylül\nSonbahar başladı gri gökyüzünde selam vermeye\nSıcak kahve eşlik ederken serin akşamüstüne\nGülüşün eksik desen değil, tam desen eh işte\nYeni aşka yakın olur mu ki yürek, keşke\nZaman geçmiş bak yıl olmuş nerdeyse\nSonbaharmış en son tenimin tenine değişi\nİşte aynı zaman hoş geldin yüreğimin sahibi\nDirendim, dayandım, biraz da değiştim \nAşkı yine sana eşitledim\nTanrı biliyor ruhum sesleniyordu gel diye\nÇekiniktik, belki biraz da tutuk\nGideceksen git yine önemi yok artık\nAşk sensin içimde, bu değişecek değil\nHer daim eylüldür yüreğim bekler bıraktığın yerde   \n\n(8.eylül.2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylüldür Bu Ay",
        "poet": "Osman İnci",
        "poem": "\n\nDallardaki yapraklar, sarıya döner,\nDurulur damarda kan, hareket diner,\nGözlerde mutluluklar, usulca söner,\nHüzün ayıdır adı, Eylüldür bu ay…\n\nAyrılır çok sevgili, gözlerde yaşla,\nHer şeye burun büker, çatılan kaşla,\nKalır yalnız başına, bağrında taşla,\nHüzün ayıdır adı, Eylüldür bu ay…\n\nKavak yelleri eser, dertli başlarda,\nKeyif lezzet aranmaz, yenen aşlarda,\nİsyanlar destan olur, düşen yaşlarda,\nHüzün ayıdır adı, Eylüldür bu ay…\n\nDertler gelip huzuru, kalbinden alır,\nGönül çöllerde yanar, hasret çoğalır,\nÇok aşklardan geriye, gözyaşı kalır,\nHüzün ayıdır adı, Eylüldür bu ay…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylüle Gecikmiş Bir Özlem Şarkısı",
        "poet": "Kağan İşçen ",
        "poem": "\n\nsarı sapsarı eylül\nhazin öykümüz\nsabahları sisli sokaklar mahpusluğum gözlerine\nyok yüzünün anlamı eylül var yaprakların hazin serenatı\nodamda göğe varan bozlak yorgunluğu yalnızlığın eylül\nuykularımın arasında serçe sürüleri kesik atardamarım\nuzak yolların yankısı avuçlarımda buz tutmuş yaprakların eylül\ndışım yüreğimle özdeş çocukların neşesi\niçim eylül\ngidebileceğin kadar gitmendir sensizlik\ngönül bu sevdadır eylül\nesmer tenli asker ağıtları\nşimdi yanık havalar olmalı dudaklarda\nbuğdaya çalan ağustos sonu akşamı düşlerimde\ndinmez bir yarada oynaşan kırlangıç kanadıdır\neylül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylüle Hasret",
        "poet": "Fatih Dumbay",
        "poem": "\n\nSensiz ne baharın tadı var ne yazın\nGözlerim yağmura gönül sana hasret\nYapraklar dökerken usul usul güzün\nBen eski eylüle eylül sana hasret\n\nYaşamanın inan sendin tek gayesi\nMeğer aşktan yana yokmuş bir payesi\nBöyle mi bitecek bu aşk hikayesi\nBen eski eylüle eylül sana hasret\n\nNe gurbet bellidir sensiz ne sılası\nNe gözde karası kaldı ne elası\nÖlmeden okundu garibin selası\nBen eski eylüle eylül sana hasret\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylüle kış düştü",
        "poet": "Hacı Ali Kılıç",
        "poem": "\n\nBir eylül bana gelişin muhteşemce sevgiyle sonbahara inat..\neylüldü bana gelişin eylüldü baana benliğini yaşatan..\neylüldü senliğini paylaşan..\nne kadarda masum ne kadarda neşe dolu bir eylüldü bana gelişin..\nve biliyormusun yine eylüldü benden kopuşun..\nbak yine hazan mevsimi yapacağını yaptı..\nyine eylüldü bitişim yine eylüldü gidişin..\nbir eylül (1)  eylüldü bitişin bir eylüldü bitişimiz..\noysa sonbaharı sende sevmiş senle sevmiştim..\neylülüde sevmiştim ama değişmez mevsimi bende değiştiremedim..\nsararan yaprakların arasında muhteşem gelişine inat..\nama gidişin muhteşem olmadı..\neylül ahh eylül bundan sonrası baharda değil..\nne ömürde ne mevsimde..\neylüle kış düştü ömüre kış düştü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylüller Gelmesin",
        "poet": "Yunus Isikoglu",
        "poem": "\n\nEtraf yemyeşil di\nÇiçekler açmış\nKelebekler uçuşuyor\nKuşlar ötüşüyor\nTam gülüp oynayacaktık\nÖzgürce koşacaktık\nBir sabah uyandık\nNe çiçekler kalmış\nNe kelebekler\nNe kuşlar\nEylül gelmiş eylül\nNe kötüdür şu eylüller\nBaharı yasatmazlar insana\nTam baharı yaşıyorum sanırsın\nBir sabah\nAnsızın \nBakarsın\nEylül gelmiş eylül\nAma beni için eylülün önemi yok artık\nÇünkü eylülde de baharı yaşamayı öğrendim\nÇocuklar\nSiz dikkat edin\nBaharı özümseyin\nEylülleri de bahara çevirin\nHer sabah her sabah\nÜçyüz altmışbeş gün her sabah \nVe tüm bir yaşam \nBahar olsun sizin için\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylüllerde",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nEYLÜLLERDE\n\nBen hep böyle Eylüllerde, hüzünle dolar taşarım,\nRuhumdaki depremlerden, yaşadığıma şaşarım,\nUmutlarım sallanmakta, karamsarlık çöktü bana,\nGökler üstüme gelirken, korku içinde yaşarım.\n\nNisanı dört gözle bekler, ben de ya Sabır çekerim,\nUmut kırıntılarından, yeniden umut ekerim,\nBen sevgiliye hasretim, sevgilim ise habersiz,\nBedenim evli olsa da, ruhumla hala bekarım.\n\nBen hayata bağlanmadım, hayat tutmuş bırakmıyor,\nGözlerimde yaş kalmadı, bilin ki artık akmıyor,\nUmut biçarenin aşı, her an onu yemekteyim,\nAteş ateşi yakar mı, acılar beni yakmıyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylüllerde Bekle Beni…",
        "poet": "Hasan Kocamanoğlu",
        "poem": "\n\nYorgun yüreğimin\nUmutsuz her bir tekleyişinde,\nEylül rengi görünürsün\nVefasız aynalarda naçar\nDüşerken gönül takvimimden\nSararmış yapraklar\nYine de içimde güller,\nSümbüller, karanfiller açar…\n…\nBelki de birilerine hüzün yılıdır,\nHüzün ayıdır eylül… \nBelki de düşlerin sonudur,\nYalnızlıkların başıdır \nBelki de tüm hüzünlü ayrılıkların\nTohumudur eylül…\nBelki de bütün sevinçlerin\nEn buruk sonucudur eylül…\n…\nBelki de biri eylül’de mahkûm,\nBiri eylül’de sürgün\nKimileri ağlarken,\nKimileri yerde sürüklenir her gün\nUmudun tükendiği an,\nBelki de birilerinin güldüğü an \nBelki de duygusuz,\nBir alın yazısıdır birilerine eylül…\n…\nYüreğimde ki umudu,\nGözlerimde ki baharları göreceksin\nYine de sen umutla\nBütün eylüllerde bekle beni…\nBilirim ki daha çok söz var\nKonuşulmadan kalan\nBu kadar güzel mi durur hüzün,\nBu kadar güzel midir hazan? \n…\nBilsen seni anmadan geçmiyor\nHiç bir gün, hiçbir anım\nArdından ne ben eriyip durayım,\nNe de sen üzülesin\nSen de bilirsin ki, biz eylüllerde doğduk,\nEylüllerde sevdik\nMevsimler eylülü gösterse de,\nBir ömür boyu gülmek için evdik\n…\nBekliyorum seni bir gün mutlaka\nAma mutlaka geleceksin\nDüşmüşüm aşkın girdabına,\nSen halimi nerden bileceksin\nNe çıkar ağlıyorsam,\nHüzünlerden biraz umut sağıyorsam\nEylül yasımdır, eylül ölümümdür\nYine sen gülüp eğleneceksin\n…\nBursa - 250809\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Öykü - Eylüllerden Her Hangi Bir Eylül",
        "poet": "Recep Akıl",
        "poem": "\n\nEzan sesi ikindi olduğunu haber veriyordu. Bu da artık yavaş yavaş evlere doğru dağılma zamanının gelmesi demekti. En azından kendilerini bir göstermeliydiler ki evdekiler merak etmesinler. \n\n“Ben eve gidiyorum” diyerek oyundan ayrıldı Koşarak eve doğru yöneldi. Bir solukta evinin sokağa açılan bahçe kapısına vardı. \n\nBahçesinde ve içinde oyun oynadıkları, kendi aralarında ona “bozuk ev” dedikleri metruk bina ile evlerinin arası elli altmış metre ya vardı ya yoktu. Bahçe kapısından içeri girdi. Annesi evde değildi. İki kardeşi bahçede ağaçların altında oynuyordu. En ufak kardeşi de içeride beşiğinde olmalıydı. \n\nGeri dönüp yeniden sokağa çıktı ve kapının yan tarafına çömeldi. Bütün gün koşturmaktan yorulmuştu. \n\nBir ara caminin olduğu taraftan beyaz bir minibüsün geldiğini gördü. Üzerinde yanıp sönen mavi bir lamba vardı. İtfaiye arabaları kırmızı olurdu. Polis arabalarının rengi de siyah. Öyleyse bu ambulans olmalıydı ama sirenini çalmadan geliyordu.\n\n Meraklandı, acaba kim hastalanmıştı? Öyle ya mahallede birileri hasta olmasa ambulansın burada ne işi olacaktı?\n\nAmbulans giderek yaklaşıyordu, derken bozuk evin önüne geldiğinde yavaşladı, hatta durur gibi oldu. O ise çömeldiği yerden merakla arabayı takip ediyordu \n\nBir anda sol tarafında bir tangırtı koptu. Başını sesin geldiği tarafa çevirdiğinde sekiz on metre ilerde annesinin boylu boyunca yerde yattığını gördü. Elindeki bakır su kovaları yola doğru yuvarlanmış içlerindeki sular yerlere saçılmıştı. \n\nEvlerinde çeşme olmadığı için annesi günde birkaç sefer caddedeki mahalle çeşmesinden su taşırdı. \n\nAni bir fırlayışla annesine doğru koştu, bütün sesiyle feryat ederek. Onun bu feryadına yan komşuları hanım bir anda yanında bitiverdi ardından da komşu kadının kayın validesi… Ve diğer komşular… \n\nBir dakika dolmadan annesinin başında beş altı kadın birikmişti bile. Kimi annesinin üzerini başını düzeltmeye çalışıyor, kimi bileklerini ovuyordu, kimi başını yere vurmasın diye ellerinin arasında tutuyordu.\n\n“Kolonya bulun,” dedi birisi heyecanlı bir sesle. “Ambulans… Ambulans geliyor onda vardır her şey,” diye bağırdı. \n\nHepsi birden ambulansın geldiği yöne doğru baktılar. Beyaz minibüs geldi tam da evlerinin önünde durdu. Merakla “Neler oluyor?” diye düşünürken ambulanstan dedesinin indiğini ve o koca gövdesiyle onlara doğru koştuğunu gördü. \n\n“Kızım! Kızım!” Diye feryat ederek. \n\n“Dede ne oluyor? diyerek yolunu kesti dedesinin. \n\n“Yok, bir şey oğlum, yok bir şey. Annen nasıl? “\n\n“Bilmiyorum, birden düştü bayıldı.” \n\nBu arada annesi de kendine gelmeye başladı ama onun aklı ambulansta kalmıştı. O tarafa doğru baktı. Ambulansın çevresi anında mahalleli tarafından sarılmıştı adeta. Bir hareketlilik vardı ama anlayamıyordu. \n\nİki kişi annesinin kollarına girip yan komşuya götürdüler. Annesinin düzeldiğini görünce rahatladı ve yeniden dikkatini ambulansa verdi. \n\nBu arada iki kişi bahçenin büyük kapısını açmışlar ambulansın geri geri bahçeye girmesini sağlamışlardı. O da koşup ambulansın arkasına doğru geçti. Kapılar açılmış içeriden bir sedye çıkartılıyordu.\n\nSedyede üzeri beyaz bir çarşafla örtülmüş bir şey vardı. İlk anda algılayamadı ama sonra sedyenin kenarından sarkan eli görünce bunun bir insan olduğunu anladı. \n\nBoğazından midesine doğru bir ılıklığın aktığını hissetti. Kalbi şimdi daha hızlı atmaya başlamıştı.. \n\nKendi bahçelerine bir ambulans gelmişti, içinden çıkartılan sedyede biri vardı ve bu sedye onların evinin kapısından içeri sokuluyordu. Üstelik annesi de bu ambulansın kendi evlerini önünde duracağını anlamış gibi elinde su bakırları düşüp bayılmıştı. \n\nNeler oluyordu? Bir ara dedesinin ağladığını gördü bir anlam veremedi. Tam yanına gidip soracakken dedesi de sedyenin ardından eve girdi. Kendisi de girmek istedi ama içeri bırakmadılar. \n\nÇocuk aklıyla meseleyi çözmeye çalışmasına rağmen bunda başarılı olamıyordu. Neden sonra birden idrak etti. Kendi evlerine sedye üzerinde birisini getirmiş evin içine taşımışlardı. \n\nAnnesi yan komşudaydı. O halde bu babasından başkası olamazdı. Ama nasıl olurdu? Daha birkaç saat önce annesinin eline verdiği ihtiyaç listesini dükkâna götürmüş biraz oyalanıp eve geri gelmişti. \n\nHastalanmış mıydı acaba? Ama hastaysa niçin hastaneye değil de eve getirmişlerdi? İçeride sedyede yatan gerçekten babası mıydı? Ama başka kim olabilirdi ki? \n\nEvlerinde kardeşleri kendisi annesi ve babasından başka kimse yaşamıyordu ki. Demek ki sedyede üzeri çarşafla örtülü kişi babasıydı?  Sonra bu insanlar niçin ağlayıp duruyorlardı böyle ne olmuştu? \n\nBir anda bütün dünya dönmeye, kulakları uğuldamaya başladı. Her şeyi anlamıştı. Evet, babasıydı sedyedeki. Ölmüştü! Onun için insanlar üzgündüler ve ağlıyorlardı ve onun için hastaneye değil de eve getirmişlerdi. \n\n“Peki, ama ya annem, nasıl olmuştu da bayılmıştı durup dururken?” \n\nÇok sonraları anlatmıştı bu olayı annesi ona Ambulansı gelirken gördüğünde bir şeyler olduğunu hissetmiş. Yavaşlamasından ambulansın onların kapısında duracağını tahmin etmişti.\n\nİçeriye aldıkları sedyeyi alt katta bahçe tarafına bakan odaya alıp babasını boylu boyunca yere uzattılar. Üzerinde örtülü çarşaf açılmıştı onu babasının yüzünü de kapatacak şekilde yeniden düzeltip üzerine de tam göbeğine denk gelen yere bir de makas koydular. Kendisini içeriye almadıkları için tüm bunları pencereden izlemişti. \n\nBir ara kim olduğunu hatırlamadığı biri onu pencereden uzaklaştırıp biraz ilerideki dut ağacının altına doğru götürdü. Birkaç arkadaşı da çevresine toplanmıştı. Şaşkındı ve ne yapacağımı hiç bilmiyordu. O arada iki kişi annesi getirip evden içeri soktular. Bahçe gittikçe kalabalıklaşmaya başlamıştı. Giren, çıkan, ağlayan… Bir hengâmedir sürmekteydi. \n\nDutun altında oturmuş şaşkın şaşkın etrafı izlemeye başladı. Bir yandan da düşünüyordu. \n\nDaha birkaç saat önce sapa sağlamdı babası. Gülüyor şakalar yapıyordu. Ne olmuştu böyle birden? Yaşlı insanlar ölürdü. Oysa babası gençti daha. Hasta da değildi üstelik. Bütün bunlar yoksa bir oyun muydu? Ama koca koca adamların başka işi yoktu da akşam vakti bir de oyun mu oynayacaklardı?\n\nAmbulans gitmiş olmasına rağmen kanatlı büyük kapı kapanmamıştı. Oradan mahallenin muhtarının girdiğini gördü. Gayri ihtiyari ayağa kalktı. Göz göze geldiler bir an. Birkaç gün önce muhtarın bahçesindeki şeftalilere dalmışlar muhtar da onları kovalamış, yakalayamamış ama arkalarından bağırarak tehdit etmişti yakalarsa eğer kulaklarını kesecekti. Bu yüzden kaçmaya hazırlandı ama baktı ki muhtar gözlerini ondan kaçırıp eve doğru yöneldi o da kalktığı yere oturdu yeniden. \n\nKapıda amcasıyla karşılaştılar. Sarıldılar, bir birlerine. Muhtar içeri girdi. Amcası da dışarı çıkıp evin arka tarafına doğru giderken cebinden bir sigara çıkartıp yaktı. Sigarayı ağzından alırken bir eliyle de gözlerini siliyordu. Amcası da ağlıyordu.\n\nBulunduğu yerden geleni gideni izlemeyi sürdürdü bir süre daha. Şaşkındı ve ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Arkadaşları da pek bir şey söylememişler zaten bir süre sonra da onu yalnız bırakmışlardı.\n\nKimle göz göze gelse insanlar gözlerini kaçırıyordu ondan Niçin böyle davrandıklarını anlayamıyordu. \n\nHer şey bir anda bütün anlamını yitirmişti. Bir boşluğun içindeydi sanki. Sesler mi kesilmişti, yoksa hiç kimse mi konuşmuyordu? \n\nBabasını öyle boylu boyunca yatarken gördüğünde gelip kulaklarına yerleşen uğultudan başka hiçbir şey duymuyordu. Ne yapmalıydı, onu da bilmiyordu? \n\nO ara yaşlı muhtarın evden çıktığını gördü. Ama bu sefer yerinden kalkmadı. Yine göz göze gelip bir kaç saniye bakıştılar. Sonra muhtar ona doğru yürümeye başladı. İster istemez ayaklandı ama kıpırdamadı. Kaçmayı da düşünmedi. \n\nNe olacaktı, dayaksa dayak… Hem sonra böyle bir durumda iki tane şeftalinin hesabını mı soracaktı? Ama yine de tedirgindi. Yaşlı adam yanına yaklaştı. Başını iki elinin arasına alıp kendine doğru çekti. Bir süre başı muhtarın göbeğine yaslanmış durumda öylece dikildiler. Bir süre hafif hafif saçlarını okşadı muhtar. Neden sonra\n\n“Gel bakalım şöyle biraz yürüyelim,” diyerek elinden tuttu. Arka bahçeye doğru yürümeye başladılar. \n\nMuhtar amcası uzun boylu biri değildi ama yine de ona göre uzundu. Ona bakarken başını epey bir yukarı kaldırması gerekiyordu. O ise ileriye doğru bakmayı tercih etmişti. Mademki ona bakmıyordu öyleyse onun da muhtara bakmasına gerek yoktu. Önüne dönüp ileriye, tarlalara doğru bakmaya başladı.\n\n“Bu durum bir çocuğa nasıl anlatılır? Bilmiyorum ama şimdi beni iyi dinle evladım,” diyerek söze başladı. Sonra sustu. \n\nYürümeye devam diyorlardı. Birden durdu muhtar. O da muhtara uyup durdu. Yaşlı adam çocuğun omzundaki elin alıp ikisini birden arkasında bağladı. Hâlâ ileriye doğru bakıyordu. \n\n“Bak evladım bunu sana nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum.” \n\n“Babamın öldüğünü mü?” \n\nHiç beklemediği bu soru karşısında birden çocuğa döndü muhtar. Bir süre baktı. Sonra bir eliyle başını okşayıp.\n\n“Nereden biliyorsun? Kim söyledi?”\n\n“Hiç kimse, ben anladım.”\n\n“Doğru anlamışsın. İlahi takdir denir buna. Allah böyle istedi ve böyle oldu. Biz insanların yapabileceği bir şey yok, dua etmekten başka. Ecel gelmişse bir şey sebep olur her şey biter. Baban da kalp krizi geçirmiş. Hastaneye gidene kadar… Ambulansta… Öğlen yemeğini biraz fazla mı kaçırmış ne. Zaten şişmandı da… Dedim ya ecel… Gerisi hep bahane... \n\n“Ama niçin? Babam ihtiyar değildi ki.”\n\n“Yalnız ihtiyarlar mı ölür? Bazen böyle senin baban gibi genç insanlar ve hatta çocuklar, bebekler bile… Allah yanına alır onları, çok sevdiği için… İşte böyle... Babanı da çok sevmiş, yanına çağırdı. \n\n“Peki, biz ne olacağız şimdi?” \n\n“Ulan oğlum bu da nasıl soru böyle be?” Diye dertli dertli söylendi muhtar. Gözlerinden belli belirsiz bir hüzün bulutu geçti. Sesi titredi. Ağlamaklı bir sesle. \n\n“Hiçbir şey olmayacak, hayat devam edecek. Bir tek... Artık babanız… Ama bak amcanız var, dedeniz var, biz varız… Değil mi ya? Yalnız olmayacaksınız ki… Yani…” diye devam etti kesik kesik, sesi titriyordu.\n\n“Babam olmadıktan sonra… Muhtar amca sakın Allah bana ceza vermiş olmasın senin bahçene, diğer bahçelere de girip meyve aşırıyoruz diye.”\n\n“O da nereden çıktı şimdi?”\n\n“Hiiç sordum öyle.” \n\n“Yok, oğlum olur mu öyle şey? Elbette başkalarının malını izinsiz almak günahtır, doğru değildir ama… Allah çocuklara ceza vermez. Dedim ya babanı çok sevdiği için yanına aldı onu. Beni ne kadar anlıyorsun bilmiyorum ama üzülmemelisin. Elbette kolay değil bu. Bir taraftan da evin büyük erkeği sensin artık. Ha? Annene yardımcı olmalı onu yalnız bırakmamalısın. Değil mi? Sen güçlü olmalısın ki… Bunlar şimdi konuşulacak şeyler mi? Onu da bilmiyorum ya neyse… Haydi, şimdi dönelim bakalım,” dedi muhtar ve onu beklemeden geldiği yöne doğru yürümeye başladı. “Ama sen bundan sonra hiç kimsenin hiçbir şeyini habersiz olarak sakın ola ki alma. Yoksa babanın ruhunu çok üzmüş olursun,” derken.\n\nSonunda ağlamaya başlamıştı o da. Ağladıkça içinin boşaldığını, o kulaklarına gelip oturan uğultunun kaybolmaya başladığını hissetti. Yanaklarından aşağı süzülen yaşları avuçlarıyla silmeye çalışırken muhtar amcasının dediklerini düşünüyordu. Haklıydı, artık babası yoktu ve artık evin erkeği oydu.\n\nPeki, ama babasının yaptığı işleri o nasıl yapacaktı? Daha o kadar büyümemişti ki…\n\nAkşam oluyordu. Hava ağır ağır kararmaya başlarken evin ışıklarının teker teker yandığını gördü. Eve gitmeliydi. Gitmeli ve babasını hiç değilse bir kere daha görmeliydi, son bir kere daha… \n\nBu sefer onu hiç kimsenin engellemesine izin vermedi. Hırsla ve kendisini engellemeye çalışanları gücü yettiğince itekleyerek sinirli tavırlarla ve bağırarak daldı eve.\n\n*** *** ***\n\nEylül ayının ortalarına gelinmiş. Havalar nispeten daha ılık. Akşamları ve sabahları serin bile oluyor. Bugün yeni eğitim yılının ilk günü. İkinci sınıfa başlayacak. \n\nSıra oldular bahçede, bütün sınıflar. Müdürün kürsüden konuşmasını dinliyorlar. Arkalarında da veliler… Onu annesi getirdi okula, kardeşlerini yengesine bırakıp. Oysa geçen yıl babasıyla birlikte gelmişlerdi. Artık bundan böyle hep bu şekilde olacaktı demek? Veli toplantılarına da annesi katılacaktı. Öyle ya artık bası olmadığına göre? \n\nNe çabuk geçiyordu günler. Daha dün gibi... Oysa on gün olmuştu bile, babası vefat edeli. Ve onlar artık buna bile alışmaya başlamışlardı. Alışmayıp da ne yapacaklardı? \n\nMuhtar amcanın dediği gibi hayat yaşayanlar için devam ediyordu ve ölenle ölünmüyordu. Ama öyle de olsa insanın yüreğinin derinlerinde bir yerlerde hiç dinmeyen belli belirsiz bir sızı yine de hep kalıyordu, kendisini her daim hissettiren. Hele bir de çocuksan…\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylüllere Tutsak Kaldim",
        "poet": "Özenç Yaşar",
        "poem": "\n\ngeceye karanlik düsünce\nkalkar kanatsiz umut\navuclarima bir damla su düsünce\nIcinde acilarla canli\neylül  iklimi askida  dargecit \neski bir bicakla bekliyordu\ngözleri tutulan okyanusun yirtilisini\ngünü bekler yirtik perdenin acilisi\nsokaklarin yalnizligina \niskal ediyor sehir ayak izlerini \nsaklamis sandim yillar\nbekledigim zamani \neylüller  ciceksiz bahcelerde\nbüyüyor habersiz ülkesiz yüregimde\ntopraga dokunur uyanisi kavganin\nKimsesiz mezarlarda\nsahipsiz solmus gül neylesin\nGömülmüs Eylül umutlarinda \nBaktigin yer degilsem sirtimda gezdigin yol\nEzik kalmis yaninla direnmeyi unutmussam\nmaviyi tutan gökyüzüde ciplak \nEylül gül kalsin geride karanliksiz\nAnilari gelsin gidenlerin geriye \nparcalanmis yasamin sirtinda yesersin\ncocuk olsun kossun umutlara\nSuda yanar bizim yandigimiz gibi\nbilinmez yarali kalmis gencligimde Eylüller\nHep ayni sesler  dolasiyor \nCigliginda uyanisin\nEylüller\nYarim kalmis asklarin ayriligi\nBahar hep kokusuz gelir kucagima\nrüyalarda sevdalarim hic olmadi\nEylül kadar\nAgir \nEylül kadar acimasiz\nIskenceler ekildi bas egikliginde katillerin\nIki metrelik dünya kaldi bize\nEylül  kadar dar \nizi hep kaldi hafizamda\ndikeni gül ayirdi eylülse beni\nyagmurdan baharda kavgamdan\nartik terketsin düsümde  eylüller \nbeni bana biraksin özgür \n\n12. 10. 2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylülleri Sevmiyorum",
        "poet": "Celal Özdemir",
        "poem": "\n\nEn sevdiğim aydı Eylül,\nEn sevdiğim renkti Eylül,\nEn sevdiğim kokuydu Eylül,\nEn sevdiğim şarkıydı Eylül...\nBen şimdi Eylülü hiç sevmiyorum..! \n\nNe elini tutabiliyorum,\nNe yüzünü görebiliyorum,\nNe de tenini koklaya biliyorum.\nBen on iki eylülden bu yana.\nEylül ayını hiç mi hiç sevmiyorum......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylülleri Sevmiyorum",
        "poet": "Savaş Yavuz",
        "poem": "\n\nSeni benden aldı diye,\nEylülleri sevmiyorum.\nMutluluğum çaldı diye,\nEylülleri sevmiyorum.\n\nVeda bile edemedik,\nNeden böyle diyemedik,\nSevdik amma gülemedik,\nEylülleri sevmiyorum.\n\nSeni bana hatırlatır,\nAnıları canlandırır,\nİçin için ağlattırır,\nEylülleri sevmiyorum.\n\nAyrılığın adı eylül,\nSensiz bana acı eylül,\nHüzünlerin ayı eylül,\nEylülleri sevmiyorum.\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylülmü Geldi",
        "poet": "Osman İnci",
        "poem": "\n\nYapraklar bir bir düşer gönül dalımdan,\nFayda gelmiyor bana, dünya malımdan,\nSoluk renkler çıkıyor, mevsim falımdan,\nEtraf hüzün kokuyor, Eylül mü geldi? \n\nKalbim buruk durumda, tebessüm etmez,\nDertler bana yapışmış, kovsam da gitmez,\nKader keyfince yazar, hiç gücüm yetmez,\nEtraf hüzün kokuyor, Eylül mü geldi? \n\nDost dediğim insanlar, kalbimi sökmüş,\nGözlerim usanmadan, çok yaşlar dökmüş,\nTomurcuk al güllerim, boynunu bükmüş,\n Etraf hüzün kokuyor, Eylül mü geldi? \n\nÖmrüm mutlu olmadan, bitti bitecek,\nAşk görmeyen gözlerim, açık gidecek,\nMezarımın üstünden, duman tütecek,\nEtraf hüzün kokuyor, Eylül mü geldi?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylülüm Olurmusun?",
        "poet": "Alparslan Çolakoğlu",
        "poem": "\n\nSiyahtır günlerim gözlerin gibi.Siyahtır kederim saçların gibi.Uzağım kendime senin gibi.Koşmak yetmedi kendime kavuşamadım.Tutundum yüreğime hergün yeniden.ıslak yanlarımı kuruttum kendimde.Bir yer var bedenimi aşan taşan içime sığmayan bir yer. İşte orda çoğaltıyorum kendimi ve seni.En naçar zamanlarda çarelerimi orda buluyorum.Gülüşünü alıp giden yar yüreğim aşkın öyküsünü yazıyor sensizliğin gizinde bize.Ve senle dolu yüreğim yokluğunda sığınağım oluyor.Günün kelepçesini kırıyor beni yarına taşıyor.Sana ağır gelen bu baş eğmez yüreğim beni var ediyor seni yar ediyor.Kendime umudum artık kendime yoldaş.Uzak yerlerin adımını sana en yakın yerimden atıyorum.Bana en yakın yerimden yaşattın gitmelerin hüznünü.Hüzün yoldaşım eski yaram izim geçmişim sevdiğim..Kaçakçı yetimim benim.Serde ne asi fırtınalar var bilirmisin.Ayva gibi sarardım nar gibi kızardım Yine yokluğuna olgunlaşamadım.Ham meyvayım yokluğunda dalımdan koparılıyorum.Çöl ortasında susuz kalmış gibiyim.Takatsızım sabırsızım kanakana yudumlamak istiyorum seni...Beşinci mevsimi taşı ömrüme.Gözlerini getir gözlerime.Yüreğini kat yüreğime.Gel ve birdaha asla gitme.Kalsın ayrılık zamanı dünlerin anısında.Eski yaramız kavuşmalarımızda kabuk bağlasın.Benim ceylan bakışlım seni seviyorum.Bir türküyü sevdiğim gibi seviyorum seni.Ekmek gibi su gibi güneş gibi seviyorum seni.Benim elleri nasırlım gözleri çapaklım  tezek kokulum sac ekmeğinin kokusunu sevdiğim gibi seviyorum seni.Seviyorum seni gül gibi,gün gibi ömür gibi seviyorum.Sana tapulu bir ömür sana sevdalı bir gönül var bende.Sunaklarımda berraktır payın..Siyahları kendime sakladım mavilikleri yeşillikleri sana.Gögümde senin yağmurların sularımda senin suların.Deliyiz dicle gibi enginiz deniz gibi.nisan yağmurlarından bıktım artık.Kaç zaman daha bekleyeceğim eylül'ü.Yüreğimin bitmez bekleyişi eylülüm olurmusun?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylülün Vuslat Gecesi",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nbu gece eylülün vuslat gecesi \nben mavi giyindim \ngözlerin mavi \ngök en mavisinden bu gece \ndeniz en mavisi \nve gökteki ebem kuşağında \nyanlızca mavinin tonları var \nve piyanoda \nmavi tuna valsi çalıyor \nve yüreğimde \nmavi kalpaklı süvariler \nmavi özgürlüğe koşuyor \nbu gece eylülün düğünü var \neylül yekpare mavi \ntitriyor \naldatılmaktan \nve mavi çökmüş eylülün dizlerine \nsevinçten ağlıyor \nankara çoktan ölmüş \nve eylülün düğünü bu gece \nmavi ağlıyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylülün bittiği yer",
        "poet": "Eyüp Selahattin Dalkıran",
        "poem": "\n\nBir gece vakti\nBir eylül vurgunu gibi\nUmutlarım Kaynıyor\nParamparça olurcasına.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eylülün Çocukları…",
        "poet": "Şiyar Buzcu",
        "poem": "\n\nOnlar Umudun Çocukları...\nÖzgürlüklere susamış yüreklerine tek tesellidir dünyanın bi yerlerinde bir çift gözün gülümsemesi,gökyüzüne uzanan ellerin BARIŞ diye haykırması,ÖZGÜRLÜK diye coşması...Yarine,sevdalısına kavuşmayı,anasının babasının elini öpmeyi,kardaşlarını bağrına basmayı hep umut ederler...Tadını hiç almadıkları bir meyvenin tadı gibidir onlar için \nYAŞAMAK...Onlar yaşadı,inadına yaşadı...Teslim etmedi hiç biri Namusunu,Onurunu...\n\nOnlar Savaşın Çocukları...\nYer,mekan fark etmez onlar için,dünyanın herhangi bi yerinde hep aynı gülüş ve öfke ile veda ederler tadına varamadıkları yaşamlarından...Onurlu insan uğruna,özgürlükler uğruna feda etmekten çekinmediler canlarını...Dört bi yana savurdular isyanlarını, Sevdalarını hep dul bıraktılar.İşkenceler yıldırmadı onları ama Kahpece öldürülmeyi haketmedi hiç biri...\n\nOnlar Tarihin Çocukları\nDirenç çiçekleri onlar,halepçe kokulu,amed kokulu,ırak kokulu,filistin kokulu,deniz kokulu,güney kokulu,kaya kokulu,nazım kokulu,ibo kokulu...Herbiri ayrı koku...Mezopotamyanın kaçak gülümseyişi onlar,kendırlere bağlı yaşamları,dimdik duruşları,onurlu yaşamları...Bedenlerini,yüreklerini ezdirmedi hiç biri hain postallara,çelikten joplara...Destursuz Ölümlere bağrı açıktılar...\n\nOnlar Eylülün Çocukları\nYürekleri acılarda sınanmış,hayalleri ertelenmiş,yaşamları kısıtlanmış,onurları kırılmış...İdam sehpasında son dilekleri hep aynıdır Barış,Özgürlük,Eşitlik...Son bulsada yaşamları darağacında onlar sizin kirlenmiş dünyanızda tekrar dirilecek...\nOnların EYLÜL ün çocukları,Eylül de doğdular,Eylül de öldüler,Eylülde Dirildiler...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eynime Giymişim Sinem Uruşan",
        "poet": "Derviş Muhammed",
        "poem": "\n\nEynime giymişim sinem uruşan\nHak için çekerim namusu arı\nDinle bahar olur açılır güller\nÇağrışır turnalar gelir Ali'den\n\nSökün kuşu her dem havalı uçar\nArş yüzüne çıkmış kanadın açar\nHuma kuşu nurun aleme saçar\nAyırma sevdiğim gözü karadan\n\nAkdeniz yüzüne asmış borayı\nMevlam ona ırak etmiş havayı\nAkdeniz üstünden sultan ovayı\nMevlam nasib etsi konsak oradan\n\nAkdeniz üstüdür sultan korusu\nEşiğin bekliyor kırkın birisi\nEzel uslusuyduk şimdi delisi\nİsterim muradım vere Ali'den\n\nArştan aşağıya bir ışık yandı\nGökte melekler hep semahın döndü\nDerviş Muhammed' im aşka uyandı\nİçip sermes olduk biz bu doludan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyüp",
        "poet": "Atilla Birkiye",
        "poem": "\n\nMistik semt, üsküdar ile bakışımlı, varlık nedeni ana rahmine düştüğü gece, can veriyorlar, kim büyümek ister oynamak varken pek oynayacak yer de yok ya, sonra cennetine gidecek, cennetime gideceğim sonra ama gözümü açtığımda, köşebaşı manavı, cirozlar asılı, bir demet maydanoz, anne unutmuş, usul usul kaldırımdan gidip alacak, her şey kocaman, şimdi ise küçücükmüş meğerse diyorum ya da limon, salata hep olmalı babanın en sevdiği, benim de, hemen arkası bostan, istanbul’un bostanları, büyümek kolay mı, kasap bakkal manav, küçük kardeş gelmiş, bir sabah ayak ucunda, kıskanıyorum galiba, başka türlü olamazdı, daha tek hanelerdeyim, dokuz bile olmamışım, sonra ne çok bakacağım ona, sanki oğluma alışıyorum.\n\nHep ölümlere geliyor, bu kez büyük amca, tabutun ardında, kızıyor kendine; yetişemiyorum amcamın son nefesine, pişmanlık, çok severdi beni, tevazu, babamla birlikte ikisi ne çok şey öğretmiş.\n\nEn son ne zaman geliyor, eski istanbul, doğduğum semt, zaman dört nala giden beyaz at, beyaz ölüm olmalı belki beyazlar içindeki bir kadın, aile mezarlığı, en son kim için gelinecek, bencil soru, en son gelinen kendisiyse bilemeyecek; hiç bilemeyeceğim! \n\nBir tabutu taşımak için dört adem olmalı.\n\n(İstanbul’da Beklenen Devrim, Özgür yay. 2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvah",
        "poet": "Aşık İsmeti",
        "poem": "\n\nBaşım belalıdır canım cefada\nDileklerim kabul olmuyor eyvah\nZadeler zindanda Zalim sefada\nAğlıyan ağlıyor gülmüyor eyvah\n\nİnsaf sahipleri görünmez nerde \nGaripleri yıkılmış sürünür yerde\nNefsini düşünen yaşıyor görde\nKul kulun halini bilmiyor eyvah\n\nİSMETİ' yi böyle etmiş Yaradan\nSaygılar sevgiler kalkmış aradan\nİyiler göç edip gitmiş buradan\nKadir kıymet bilen gelmiyor eyvah\n\nYaz.Tarh. 1973 Âşık İsmeti Sivas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvah!",
        "poet": "Abdurrahim Karakoç",
        "poem": "\n\nKorkaklardan hak talebi suç olacak galiba\nTenekeler başımıza taç olacak galiba\nMazlumların, elleriyle diktikleri heykeli\nYıkıp da yol açmaları güç olacak galiba..\n\n31 Aralık 2004/Vakit\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvah",
        "poet": "Recai Gören",
        "poem": "\n\nGençlik dediğin, bir su misali..\nSellere akıp, gidiyor eyvah..\nDoğruyu yalnışı, her ne varsa..\nYellere katıp, gidiyor eyvah..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvah",
        "poet": "Ali Aksoy",
        "poem": "\n\nDÜŞMANLARDA GÜLÜYOR ÇARESİZLİĞİMİZE \n                  EYVAH\n\nÖyle bir hale düşmüşüz ki kör olmuş gözler\nGörmemekteyiz çaresizliğimizi eyvah.\nSonu olmayan hayallere bırakılmışız\nKurtulalım bu bataklıktan yazıktır günah.\n\nDüşmanlar da gülüyor çaresizliğimize\nHerkes seyirci, aldırmaz acizliğimize\nGaflet uykusundan uyanıp gelmeliyiz kendimize\nYazıktır bu halimize yazık ve günah.\n\nTutarken elimiz ayağımız çığlıklar\nOlmamalı, sönmemelidir tüten ocaklar\nÇalış, doğacaktır huzurlu, mutlu yarınlar\nYazık kendimize gelelim beklemek günah.\n\nBu gidişle hüsran görmekteyim sonumuzu\nCesaret eden yok kapatmışlar yolumuzu\nBağlamışlar da ya elimizi kolumuzu\nOlsun kıralım zincirleri yazıktır günah.\n\nKapalı değil ki mutluluk yolları durmayalım\nHızlı adımlarla ilerleyelim koşalım\nSon olsun, bir daha hüzünü yaşamayalım\nTüm hayatımız mahvoluyor yazıktır günah.\n\n                                  Söz: Ali AKSOY\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvah",
        "poet": "Ferhad Küpcü",
        "poem": "\n\nGördüm onu dün yine ah! \nKolunda vardı benim olmayan eller vah! \nAyaklarıma hakim olamadım oldu seyyah! \nYar bizi gördü çevirdi kafasını eyvah! \nBana yapıyorsan yap amma...\nSenin için ağlayan gözlerime bari yapma be günah!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvah",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nNe düne \nne bu güne \nbakma\nümitsizlik \nrehaveti \nçökmesin üzerine\nsürüklenirken \nfar-ı maceraya\ntek kelime  ile \neyvallah\ndemek gerek eyvaha......\n\n                            16.10.12/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvah",
        "poet": "Burak Sucu",
        "poem": "\n\neyvah ki eyvah \nyine faka bastık \ndört k....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvah",
        "poet": "İbrahim Halil Demir",
        "poem": "\n\nEyvah,\nKalmışım yar ile nar arasında,\nGönülden vurulmuşam.\nSevdalı gözlerinin karasına.\nSevdamı yüklemişim,\nAşkın darasına.\nİflah olmamış sevmeyi şiar eden gönlüm,\nYalın ayak,üstüm başım yırtık,\nMerhem aramışım,\nTek taraflı sevdamın yarasına.\n\nEyvah,\nPejmürde olmuşam,\nYar muhabbetiyle dolmuşam,\nKanatları yorulmuş güvercin misali,\nYar kokusunun geldiği yöne uçmuşam,\nBen kendi kendime gelin güveği olmuşam,\nYanmış tutuşmuşam ama söndürenim yok,\nŞaşırmış kalmışam.\nEkmeğimin, aşımın tadı tuzu kaçmış,\nHer şeyim yavan olmuş,\nAma yine de yarin varlığıyla,\nEn güzel mutluluğu tatmışam.\n\nEyvah,\nNe yapmışsam yine de kalmışam naçar,\nDuyulmadık dertlere olmuşam düçar,\nAdam gibi sevmişem.\nAdının geçtiği mekanlarda toz kondurmamışam,\nOna olan özlemlerimden dolayı,\nYazın ağustosunda buz misali donmuşam.\nKanadı kırık,çok dertli şakıyan bülbül gibi,\nYar visaliyle daldan dala konmuşam.\nSönmemiş hararetim,\nYandıkça yanmışam.\n\nEyvah,\nDüşmüşüm yollara yalınayak,\nSayıklamışam yar yar diye.\nGörenler deli sanıp gülmüşler,\nAnlamışlar birine abayı yaktığımı.\nGüllerden Muhammedi gülü uzatmışlar,\nYar kokmaz diye dönüp de bakmamışam.\nYine gülmüşler,\nBen aşk ve şevkle devam etmişem yoluma.\nÇünkü nasıl bir sevdayla yaşadığımı bilmemişler,\nAğlamaktan kurumuş didelerim.\nCan sularını verdiğim halde,\nYeşermemiş aşk fidelerim.\nGirmişem aşkın girdabına,\nÇırpına çırpına bitap düşmüşem...\n19/Mayıs/2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvah",
        "poet": "Melek Tiryaki",
        "poem": "\n\nDünya bir okul.\nBizler öğrenci...\nDers zili çaldı.\nAhiret ve mahşer dersinden imtihan var şimdi; \nEyvahhh biz dersimize iyi çalışmadikki.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvah",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nGün battı bizim için, kaldı yıldızlar ve mah,\nBaşka birinin hakkı, yarın olacak sabah.\nGeçti sevdanın vakti, anla artık be gönül,\nGiden geri dönmüyor, desen bin kere eyvah! \n\n31 Mart 1990- Cumartesi / Konya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvah Dersin",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nZaman zaman dizlerine vurur eyvah dersin,\nDümdüz yolunda giderken birden dönersin,\nO Gül masum gözler ile bakar bilmezmisin,\nZaman zaman dizlerine vurur eyvah dersin.\n\nKâlbinden eyvah dersin eyvah ki ne eyvah,\nÖyle bir ah çekersin ki, dökülür hep günah,\nGitti gelmez o sevgili, o gül, o çeşmi siyah,\nZaman zaman dizlerine vurur eyvah dersin....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvah",
        "poet": "Ersin Kayışlı",
        "poem": "\n\nAklıma hiç gelmedi bu aşkın biteceği,\nNe umudum var ise bir gün tükeneceği,\nSenden sonra ardından dilimin diyeceği,\nBitmeyecek bir isyan ve de acı bir eyvah…\n\nSanma ki gönlüm artık mutlulukla barışır,\nYüzümdeki her gülüş gözyaşıma karışır,\nBilirim ardı sıra birbiriyle yarışır,\nBitmeyecek bir feryat ve de acı bir eyvah…\n\nGömülecek her şeyim birer birer maziye,\nYaşanan o günlerden ne kalır ki geriye,\nŞunu bil bu sevdada senden bana hediye,\nBitmeyecek bir hüzün ve de acı bir eyvah…\n\nGözlerim gözü açık uykulara dalacak,\nO upuzun geceler kâbuslarla dolacak,\nBıkmadan usanmadan hep yanımda olacak,\nBitmeyecek bir hasret ve de acı bir eyvah…\n\nHayallerim yıkıldı hayatım darmadağın,\nİnsanlığa sığar mı senin bana yaptığın,\nGidişinle ardında ömrüme bıraktığın,\nBitmeyecek bir çile ve de acı bir eyvah…\n\nMART 2007 / ADANA\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvah",
        "poet": "Kazim Öztürk 2",
        "poem": "\n\nAsumana çıkıyor ahlar,\nİniltiler, ağıtlar, günahlar,\nGöz yaşları boğuyor zalimi,\nYer gök sesleniyor; “eyvahlar”\n\nKazım Öztürk 01 HAZİRAN 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvah Eyvah",
        "poet": "Nizamettin Özel",
        "poem": "\n\nAçmış saçlarını, siyahtan daha da siyah; \nHer telden gelen ses aynı: “eyvah, eyvah! ”.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvah Gençliğime",
        "poet": "Mustafa Ayar",
        "poem": "\n\nGeçti gençlik deli dolu sevdalı.\n           Akıldan geçmezdi yaşlılık hali.\n           Uçtu gitti aynı bir kuş misali.\n           Çabuk uçtu gitti eyvahlar olsun. \n\n           Hep böyle kalırda bitmez diyordum.\n           Gerçekleri asla göremiyordum.\n           Nasihat sıkardı dinlemiyordum.\n           Uçup gitti gençlik eyvahlar olsun.\n\n           Deli kanlı çağı mazide kaldı.\n           Çabuk geçti ama bir iz bıraktı.\n           Bitmiyecek diye umudum vardı.\n           Hani nerde gitti eyvahlar olsun.\n\n           Kısa geçti benzedi bir geceye.\n           Sanki sokakta gezen bir devriye.\n           Baktı geçti daha gelmez geriye.\n           Çabuk uçup gitti eyvahlar olsun.\n\n           Kapandı böylece gençlik sayfası.\n           Sarsıldı ömrümün güçlü kalesi.\n           Sızlanmanın olmaz daha faydası.\n           Uçtu gitti gençlik eyvahlar olsun.\n\n           Kısa ömrün vardır birkaç safhası.\n           Gençliktir bunların en harikası.\n           İhtiyarlık Yaşamın son noktası.\n           Uçup gitti grnçlik eyvahlar olsun.\n\n           Bel bağlama sayılı güne geçer.\n           İyi yaşanmışsa her safha güzel.\n           Yaşlılık ve gençlik insana özel.\n           Uçup gitti gençlik eyvahlar olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvah! Hafızalarda Artık İzmihlal Kaldı",
        "poet": "Recep Odacı",
        "poem": "\n\nEyvah! Hafızalarda artık izmihlal kaldı,\nOkunmayan kitap da yitik ilmihal kaldı...\n\nBağ sahibi terk etti harab oldu gülistan,\nBülbülünki kem talih ona gülden lâl kaldı...\n\nÇekilip de kurudu eski aşk deryaları,\nSahillerinde şimdi; köhneleşmiş sal kaldı...\n\nNerde tatlı hülyâlar hani parlayan gözler? \nBezgin hayâl çekildi kapkara bir şal kaldı...\n\nUfku kaplamış gazel dört mevsim dördü hazan! ..\nİnsanların elinde cansız kuru dal kaldı...\n\nDönen var  mıdır diye bekleme şafakları,\nDönmez giden, geriye; dövünecek hal kaldı...\n\nGelir mi hiç kim bilir geçen ikbal günleri? \nGün, ay eskiyip gitti gökteki hilâl kaldı...\n\nEy Recep şükret  halâ; arşa  çıkar avaze! \nMinarelerde seda hazreti Bilâl kaldı...\n\n19 / Mayıs / 2011\nGölcük / Kocaeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvah Nafile",
        "poet": "Hasan Güzel",
        "poem": "\n\nDört duvarı aşar günah\npis bir beden vah,vah\nyolculuk kaçınılmaz oldu mu,\nneye yarar eyvah,eyvah\n\nKalp hasta,dertte\nKorkaklık hasılsa mertte\ndeyil isen farz sünnette\nvah ki ne vah,ey vah\n\nZamansız eyvah boşa\nher şey gelir başa\nolsanda bey paşa\nvakit varken adam gibi yaşa\n\nVah Hasan vah,sana da vah\nŞuurlu şuursuz günah\nyığıldıkca beladır başa\nSenide kurtarmaz eyvah\n\nVakit varsa adam gibi yaşa\nNutukla yürümez işler paşa\nÖnce kendini düzelt kendini\nEcel geldi mi boş,başı vursan taşa.\n\nHasan Güzel \nGünah dosyası: 02.03.2015 ALANYA 13: 57\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvah ihaneti bitmeyen sanat Anlayan kaldımı bu ozanları",
        "poet": "Cemal Divani",
        "poem": "\n\nAnlayan kaldımı bu ozanları\n\nKültür diye yıpratmışlar canları\n\nMesken etmiş kahveleri hanları\n\nGözü kan çanağı yatmayan sanat\nEyvah ihaneti bitmeyen sanat\n\n\n\nKendi ölmüş derler yine var adı\n\nOk yemiş kırıktır kolu kanadı\n\nSütü bozulunca kalmamış tadı\n\nIsıtsanda maya tutmayan sanat\nEyvah ihaneti bitmeyen sanat\n\n\n\nİçi is bağlayan bacaya dönmüş\n\nYazısı okunmaz heceye dönmüş\n\nGöz gözü görmeyen geceye dönmüş\n\nGünmü doğar şafak atmayan sanat\neyvah ihaneti bitmeyen sanat\n\n\n\nKapısı var kilidi yok açılmaz\n\nTarla çorak tohumu yok saçılmaz\n\nAltın bakır karışmıştır seçilmez\n\nMücevheri para etmeyen sanat\nEyvah ihaneti bitmeyen sanat\n\n\n\nDarına gelmeyen pirine kırgın\n\nÇırak ustanını beyenmez dargın\n\nDizinde derman yok ustası yorgun\n\nBir adım ileri gitmeyen sanat\nEyvah ihaneti bitmeyen sanat\n\n\n\nZaman böyle devreylemiş çağları\n\nZalim beyler örmüş çelik ağları\n\nSarsağanlar iskan etmiş bağları\n\nBülbülü lal olmuş ötmeyen sanat\nEyvah ihaneti bitmeyen sanat\n\n\n\nSorsan ömrü ermiş beşbin yıl yaşa\n\nAşığın gözünü koyarsın yaşa\n\nCemal Divani'yi öldürde yaşa\n\nBizi kervanına katmayan sanat\nYazık ihaneti bitmeyen sanat\n\n\n12.10 2011 Cemal Divani\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvah Ki, Ne Eyvah! ! (Kendimin Yeni makalelerim)",
        "poet": "Suat Tutak",
        "poem": "\n\nSürekli güncelliği olan bir konu olduğu için, haberle ilgili yorumlarımı sizlerle paylaşmak istiyorum. 09 Mayıs 2008 tarihli TAKVİM Gazetesi’nin birinci sayfasından bir sür manşet bir haber verilmişti… Haberin başlığı şöyle: “ GENÇLİĞİM EYVAH “\nGazete haberinin verdiği bilgiye göre BM’ nin “TÜRKİYE’ de GENÇLİK RAPORU” da; “ 12 milyon gencin 5 milyonu ne iş sahibi, ne de öğrenci olmadığı, bir milyonunun iş aradığı, 300 bini işten umudunu kesmiş durumda olduğunu belirtmiş,” tespit etmiştir. \nRaporun da, “ Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip Türkiye’nin durumunun, içler acısı olduğunu ” kaydetmiştir. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı çerçeve-sinde;  “ Türkiye’de Gençlik “araştırması yapan B.M. sonucu “ FACİA “ olarak duyurmuştur. \nBu raporun verilerine göre; 15 – 24 yaş arası 12 milyon gençten 5 milyonu hem okula gitmiyor, hem de bir mesleği olmayan grup, umutsuzca ortada dolaşan genç kesim, Bir milyon gencin ise 300 bininde iş bulma umudu çoktan yok olmuş durumda… daha da acı tespit ise; 2 milyon yarışmacının sırada beklemekte olması. \nBu tespite göre; okumayan ve hiç çalışmayan 2.2  milyon genç kadın var olduğu, 22 bin çocuk ve gencin bir kısmının cezaevine girmiş birer hükümlü olduğu, gençlerin kolay yoldan para kazanmak istediği, bunu için TV yarışma programlarına başvurdukları, bu şekilde kolay para kazanmak isteyen 2 milyon genç, “ZENGİN OLMAK İÇİN” sıra beklediği bildiriliyor. \nTürkiye’deki avare gençlikle ilgili Birleşmiş Milletler Raporunda madde madde şöyle diyor; \n*** Türkiye’de okumayan, ya da çalışmayan 2,2 milyon genç kadın bulunuyor, \n*** Yaklaşık 22 bin çocuk ve genç de hükümlü olarak cezaevlerinde bulunu-yor, \n*** Gençlerin eğitim seviyesi giderek düşüyor. Her yıl 1 Milyon 800 bine yakın genç, üniversite kapılarını zorluyor fakat bunların üçte biri(1/3)   bile yüksek öğretim fırsatını yakalayamıyor, \n*** Devlet kapısında iş bulmak için önşart olan KPSS sınavlarına başvuran-ların sayısı ise 2 milyonu buluyor. \nTakvim Gazetesi’nin yazarı Nergis DEMİRKAYA’ nın haberindeki B.M Raporuna göre; “ÇÖZÜM YOLU İSTİHDAM” olduğu belirtilen vahim durumun sonuna göre: “Türkiye’nin genç nüfusu 10 – 15 yıl içinde daha da büyüyecek, çalışma yaşındaki nüfus Türkiye’de her yıl 800 bin artacak. Türkiye, gençlere daha çok ve daha iyi iş imkanı sağlayamazsa, geleceğin gençliği, ülkede bir kriz kaynağı haline gelebilir,” şeklinde belirtilmektedir. \nŞimdi bu gerçek ve vahim tespit raporunu önümüze koyup düşündüğümüz zaman, insanın uykularını kaçıran bir huzursuzluk içine düşüyor. Bu gençler ileriki yıllarda ne yapacaklar? Nasıl geçinecekler? Çoluk çocuğuna nasıl sahip çıkıp, bakacaklar?  Gerçekten büyük dert; başımızı daha çok ağrıtacak olan sorunlardan bir budur.  Hele gelecek her nesil çocukları borçlu olarak doğacak olduğuna göre, onların dönemindeki yaşam nasıl olacak tahmin etmek zor değil amma, düşünmesi bile korkutucu. İyimser olmak istiyorum. Fakat çözümü şimdiden bulmak zorunda olduğumuzu da hatırlatmayı bir görev biliyorum. Lütfen biraz onların yaşamını da bugünden düşünelim, diyorum. \n¬__________________________________________________________\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvah Sevdam Ağlıyor",
        "poet": "Mustafa Baş",
        "poem": "\n\nKimi zaman gururuma\nKimi zaman onuruma\nKimi zamanda son duruma \nBakıpta söyleyemediğim\nEyvah, Sevdam ağlıyor! ...\n\nKimi zaman çekindim\nKimi zaman itildim\nKimi zamanda \nKahredip söyleyemedim\nEyvah, Sevdam ağlıyor! ...\n\nKimi zaman çevreme\nKimi zaman kendime \nKimi zamanda\nÖnüme bakıpta söyleyemediğim\nEyvah, Sevdam ağlıyor! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvah Para Etmez",
        "poet": "Kasım Kol",
        "poem": "\n\nCahilsin güzel kız kolla kendini\nKurtlar etrafında yıkar bendini\nSonra diyemezsin asla derdini\nEyvah para etmez anla güzelim\n\nÇakal sırtlan tilki döner peşinde\nBunlar her yerdedir evde işinde\nSon bulursun birisinin dişinde\nEyvah para etmez anla güzelim\n\nKendine güvenme tedbiri öğren\nSığın Yaradana takdiri öğren\nKim dosttur kim düşman hepsini öğren\nEyvah para etmez anla güzelim\n\nKasım der ki nasihatım sanadır\nDüşüncelerim hep senden yanadır\nBir iş gelir başına kalbi kanatır\nEyvah para etmez anla güzelim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvah Yine Yaz Geldi",
        "poet": "Mahir Odabaşı",
        "poem": "\n\nHer mevsimin kendine has güzellikleri var. Hele  bir yılda dört mevsimi  yaşamak her ülkeye nasip olmayan bir nimettir. Efendim başlığa bakıp ta yaz mevsimini sevmediğimi sakın düşünmeyiniz. Büyüklerimiz sıcaklıkla, zenginlikten zarar gelmez demişler.Bu  yüzden bende yaz mevsimini kış mevsiminden daha çok severim.Çünkü yaz mevsiminde yakıt parası olmaz.Pazar masrafı daha azdır.Çocukların eğitim masrafı yoktur.Bu nedenle ailenin geçim  yükü sırtında olanlar için yaz aylarında biraz soluklanma, rahatlama  vardır.Romatizma ağrılarında inine çekilmesi işin cabası. Bu haliyle nasıl sevilmez ki mübarek. İşin diğer bir yönü var ki esas rahatsızlığımız bu yüzden. Havaların sıcak olmasına şehir hayatının getirdiği bir takım olumsuzluklarda eklenince sinirler iyice gerilir.’’ Öfke gelir göz karatır, öfke gider yüz kızartır’’ hesabı İnsanlar eften, püften diye tabir edilen küçük şeylerden bile rahatsızlık duyar. Karşınındakinin kalbini incitiverir. Hatta işi  bazen daha da büyütür…\n\n     \tEfendim, eviniz merkezi cadde üzerinde olup; hafta sonu 10-15 tane sünnet, düğün konvoyu geçiyorsa veya evinizin yakınında bir kaç tane düğün varsa ve bunlarda da davul, zurna veya diğer çalgı aletleri cuma akşamından başlayıp, Pazar akşamına kadar üç gün çalınacaksa ve siz de rahatsızlığınızdan dolayı sese, gürültüye duyarlıysanız Allah kolaylık versin.  Ben davulun sesini seven ve birazda duygusal çalınırsa hemen ağlayabilen birisiyim. Eğer bende çevrede düğün olacakmış ve davul zurna varmış diye duyunca ‘eyvah ne yapacağız bu hafta, köyümüz yakın değil ki köye gitsek, bağ evimiz yok ki orada kalsak’ diye düşünüyorsam bunun irdelenmesi lazım. Dedim ya çocukluktan beri seviyordum diye…\n\n     \tHavalar çok sıcak; evinizde klima yoksa kapıyı pencereyi açmak zorunda kalıyorsunuz.Eğer bu arada da  çevrenizde düğün varsa ve sabah 09.00 ‘dan itibaren kontrolsüz olarak yüksek  ses gelmeye başlamışsa, sesten rahatsız olmamak için hemen kapıyı pencereyi soğuğa karşı kapatır gibi iyice kapatıyorsunuz.Tatili değerlendirmek adına sınava  hazırlanan çocuklarınız varsa, çalışma düzenleri bozuluyor.Bazen de  sınav yükü stresinin de eklenmesiyle bu kadar da neymiş, yeter artık deyip defteri, kitabı fırlatıyor ve Off….. be!  Adama ders çalıştırmıyorlar diyor.\n\n    \tBilhassa hastaysanız, başınız ağrıyorsa veya migren türü bir rahatsızlığınız varda, sese gürültüye karşı aşırı duyarlıysanız tabiri caizse canınızdan beziyorsunuz… Biraz sonra da içerde sıcaktan bunalıp, kapıları pencereleri mecburen açmak zorunda kalıyorsunuz. Ve inşallah haftaya bu kadar rahatsız edecek düğün olmaz diyorsunuz. Köyde yaşarken düğünler davullu- zurnalı olsun diye arzularken, şehir hayatının yoğun stresi içerisinde bu temennimiz tamamen ters istikamete dönüştü desek yalan söylemiş olmayız. Çünkü bu fikrimi destekleyen onlarca tanıdık var.\n\n      \tNetice olarak, eğlenmek, hoş vakit geçirmek elbette hepimizin en doğal hakkı.Ama bu hakkımızı kullanırken diğer insanları da hesaba katmak  ve onları rahatsız etmemek  yani ‘’ben sadece  beni düşünürüm demek yerine, ben benimle beraber başkalarını da düşünmek zorundayım.! ’’ diyebilmeliyiz. Bu bağlamda, güzel yaz aylarının çekilmez hale gelmemesi için, düğünlerdeki ve konvoylardaki ses düzeyin biraz daha kontrollü olması birçok insanın arzusudur. Ayrıca, araçtaki müziğin sesini çok açmayalım. ‘’Müziği kendimiz dinleyelim, başka ortaklar aramayalım! ‘’ Mecbur kalmadıkça kornaya basmayalım. Özellikle sabah erken ve gece geç saatlerde araç içerisinden çıkmayarak, eve haber vermek için, kornayı haberleşme aracı olarak asla kullanmayalım. İnip kapının ziline basarsak daha uygun olur.İnsanlarla vedalaştıktan sonra, birde araç içerisinde kornaya basarak vedalaşmayalım.\n \t‘’ Unutmayınız; siz mutluluktan uçarken başkaları hasta yatağında yatıyor, hastalığın etkisiyle bir türlü uyuyamıyor veya yeni uykuya dalmış olabilir. Sizin bilinçsizce aşırı şekilde kornaya basmanızdan dolayı uyanmış ve sabaha kadar bir daha uyuyamamış olabilir. Böyle bir insanın sizin hakkınızdaki düşüncesi acaba ne olabilir  ‘’\n\n‘’ Şoför evladım, ne olur gece keyfi kornaya basarak veya müziğin sesini çok fazla açarak beni rahatsız etme. Çünkü yaşlıyım ve hastayım, uyanınca bir daha uyuyamıyorum. Bunu şimdi sana anlatamam zamanı gelince anlarsın  ‘’\n\n’’O halde, kendimize yapılmasını istemediğimiz bir hususu bizde başkalarına yapmamaya özen gösterelim. Sorunlu değil, sorumluluğunu bilen bir toplum olmak daha güzeldir  ‘’\n\n NE OLUR,\n EYVAH YİNE YAZ GELDİ, DÜĞÜN MEVSİMİ BAŞLADI, GÜRÜLTÜDEN ÇEKECEĞİMİZ VAR DEDİRTMEYELİM! ÇÜNKÜ, YAŞLISI VAR, HASTASI VAR, ÇOCUĞU VAR, SINAVLARA HAZIRLANANLARI VAR,  EVET VAR, VAR, VAR   Saygılarımla  (28.07.2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvahlar olsun",
        "poet": "Savaş Yanık",
        "poem": "\n\nbir bahçe fideyi nasıl reddeder\nyeşeren yapraklar meyve vermezmi\nsen ona bir çiçek atarsan eğer\ngül bahçesinden güller dermezmi.\n\nsen bin acı çekdin biz sızlanmadık\nsen gözyaşın sel ettin biz damlamadık\nsevdim seni dedik hiç ağlamadık\nsevmeyen gönüllere eyvahlar olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvallah",
        "poet": "Taha Gürkan",
        "poem": "\n\nBir yolculuk,\nbir hüzün bir giden.\nelveda gidenin arkasından söylenen bir söz olsada,\nbazen bir başlangıçtır,imtihandır..\nsabır işidir beklemeler,yalnızlıklar...\n\"eyvallah\" bir serzenişten çok gidenin yalnızlığa bıraktığı bir merhabadır aslında...\n\nKonya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvallah - 2",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nne eyvah demenin bir anlamı kalır\nne de son bir pişmanlığın\nhayat dediğin uçurumun kenarında yürümeye benzer\nkimi çabuk düşer\nkimi ise sallanır\n\nhayat dediğin istemeden çıkılan bir yolculuk\nve bir gün gelir biter\n\n28 Nisan 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvallah",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nEyvallah\n\nÖnce sen olman için\nEvvel Allah\nBu boy bu bakış bu endam\nBu zarafet bu yürüyüş\nİnce sülün\nGüvercin boyun\nVişne çürüğü bakışlar\nBu süzülmeler bu akışlar\nHer şey sensen sen her şeysen \nEyvallah ama önce \n\nAma evvel Allah\n\nBu bir sunuş bu bir aldatış\nBu bir yalan\nAsla gerçek olamayan\n\nSen her şeysin\nHer şey sen kabul eyvallah\nNazarlardan korusun seni \nEvvel Allah bismillah\nÖnce sen olman için evvel Allah\n\nSonra benim sana bakışım\nSonra benim duyuşum\nEvvel Allah o büyük o yüce aşkım\n\nYüksel Nimet Apel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvallah",
        "poet": "Mehmet Gedikoğlu",
        "poem": "\n\nKimseye eyvallahımdan başka sözüm yok\nNe sevene ne gidene, ne dosta ne düşmana\nNe gülerim ne ağlarım artık...hayatın ardından...\nEyvallah güzelim sevmek güzel şey eyvallah\nEyvallah güzelim beni bırakıyor musun? Eyvallah...\nEyvallah dostum iyiliklerin için eyvallah\nEyvallah dostum! sırtımdan mı vurdun? Eyvallah...\nAğlarım gülerim; istersen bekler,istersen çeker giderim\nAma bir tek söz söyle dersen sadece eyvallah derim\n\n                                                                              (31.01.2007  çarşamba)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvallah",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nDönüş yok bu raddeden, ne çare desek eyvah! \nArtık o mah yüzüne, bakmam bile bir günah.\nMutluluk senin olsun, gurbet çilesi benim; \nKalasın sağlıcakla, hadi bana eyvallah!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvallah Etme",
        "poet": "Müzeyyen Akçalı",
        "poem": "\n\nYüksekten uçanlara boyun eğme\nBüyüdüm diyeni artık sevme,\nYanında alçalıp; kendini üzme\nEyvallah etme arkadaş erkek ol! \n\nNazım geçer diye küçülme,\nÖksüzler gibi yanında süzülme,\nHakir gösterip; kendini küçültme,\nEyvallah etme arkadaş erkek ol! \n\nSemalarda da güneşin gezerken\nAydın günlerinden, bir gün yüzerken,\nGelir bir gününde de yükselirsen,\nEyvallah etme arkadaş erkek ol! \n\nO hiç yılmayan sinen taş iken,\nDüşmana siper edip, ateş iken,\nO yırtıcı kuşlar gibi varırken\nEyvallahetme arkadaş erkek ol! \n\nHiç bükülmeyen bileklerin vardır,\nArdın yıkılmayan karlı bir dağdır,\nMağlup olursan şan büyük bir andır,\nEyvallah ete arkadaş erkek ol! \n\nEllerin malında gözün olmasın,\nMalın melalin isterse olmasın,\nAlıp da onu gözün kızarmasın,\nEyvallah etme arkadaş erkek ol! \n\n(Şairi: Hacı Doğanülkü)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvallah II",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nBen Mecnûn, ben Kerem’im, nâm-ı diğerim İzzet,\nEtmedim senden başka, billâh kimseye minnet.\nSeversen baş tâcımsın, sevmezsen de eyvallah! \nBir Tanrı’ya borcum var, o da candan ibaret.\n\n28 Nisan 1986 – Pazartesi / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyvallah Etme",
        "poet": "Yaşar Yaramış",
        "poem": "\n\nÖnüne gelene, etme eyvallah,\nSana da akıl,fikir vemiş Allah.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eywalla",
        "poet": "Fatih Yiğit",
        "poem": "\n\nSen gittik ten sonra aklıma bir kaç soru takıldı? birincisi bana ilk tanıştığmızda merha ba dediğinde  soğuk bir tebesüm yollayışın.İkincisi bir zaman sonra seni seviyorum deyişin.Ve üçüncü soru? veda bile etmeden cekip gidişin.Hani gitmek yoktu olsada vedasız gidiş yoktu unutma sen demiştin bana ama sen ciğnedin bu kuralı olsun eyvalla.Ama bir veda yı bana cokmu gördün.Çokmu acı çektırdım sana yada sevgimimi esirgedim senden.Söyle bana susma bakma gözlerime işte buldum seni şimdi soruyorum sana neden? hani sana bir mektup yollamıştım cevabını yollamadığın mektup.Bazı yerleri ıslanmıştı ve bazı yazıların murekkebi dağılmıştı.Ağladığımı sanma yüreğimin isyanı yaşlarımın dökülmesine sebeb oldu.Ağladığımı sanma onlar yorgun bir pınarın isteksiz catlaklarından dökülen sızıntı damlalarıydı.Adanıpta ardından ağladığımı sanma:\n\n\n"
    },
    {
        "title": "** Eyvallah Gül Hoca **",
        "poet": "Güngör Uslu",
        "poem": "\n\n**\nSağolasın Gül Hoca, amin Gül duaya,*\nDilde zikir Hak Bâki, başla dön semâya.*\n**\nSiz gül olun gülşende, bülbül şakır elbet,*\nGülistan mâmur olur, bülbül bekler nöbet.*\n**\nBence pek Muhteşem gül, çiçeklerin hası,*\nKoku ve endamı hoş, özden döker pası.*\n**\nDilim sağ oldukça der, gül aşkına söyler,*\nYüreğimde gül aşkı, gül meşkini eyler.*\n**\nAşık Uslu neylersin, gülün dikeni var,*\nYüreğin dayanmaz hâ, gül ok çekeni var.*\n**\nAşık Uslu Niksari (Zübeyir)   Güngör Uslu\n08.05.2010- 12.18 Samsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "...Eyvanda Uyanış...",
        "poet": "Naime Erlaçin",
        "poem": "\n\ngönlün görkemli konağında\nbir eyvanda dolaşıyorum\ndağlanıyor açık yaram\nkabuk tutuyor cerahat\n\nsağalarak çamurdan arî\nyaşamla barışıyorum\n\nsessiz bir çığlıkta bileniyor düşlerim\nusul usul uyanıyor yazgının terkisinde \nyaşam çekirdeğim\n\nköpek sadakatinde kendimi \nkapağı açılmamış kitapça okurken \nbir kez daha\nbuzkıran düşlerin buzkıran yamaçlarında\nkardelenleri beklemekteyim\n\nsıcak esen rüzgârdır kefilim\neyvanın dilsiz taşları şahit\naynanın sırrından kadim \nesmer koyaklarda paralanan ruhuma \ntaze mühürler basarak selam vermekteyim\n\nyeni bir anlam bağışlanıyor yaşama\n\n(08 Ekim  2003)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyy Gece",
        "poet": "Hacı Ali Kılıç",
        "poem": "\n\neyy gece sende beni anlamadın\nsende beni duymadın ben sana karanlıkta demedim.\nardından sabah geleceğini biliyordum..ama sen sabahı gizledin benden\ngeceler bitmedi ama bu ömür bu kelimeler titremeye başladı..\neyy gece senin sabahın varsa ben görebilecekmiyim..? \nama ufukta imsak bile görünmüyor..\nsabahın senin olsun artık yoruldum sabahı beklemekten..\nya göster güzel tarafını yada sabaha yetmeyecek bu can..\ngöm artık karanlığına..artık söylenmemiş kelimelerde kalmadı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyy, dost",
        "poet": "A. Yüksel Şanlıer",
        "poem": "\n\n***\n\nYolda görüp de, geçip gitmiş isen,\nGönül almakla, hal hatır bilmezsen,\nYolda görüp görmezlikten gelmişsen,\nNe fark eder ki, sen dost bile olsan.\n***\nBeni görmüş de, yüzün çevirmişsen,\nHasta halimden, utanç da görmüşsen,\nSana dost denmez,öyle düşünmüşsen,\nBir hasta ol da, dost ne görürsün sen. \n***\nHal hatır sorma, dinden ve imandan,\nHiç değilse sor, gördün mü yalandan,\nDostum var diye,söylenme durmadan,\nDüştün’ mü kaçar, o dost dediklerin.\n***\nEy dost bildiğim, kaçma artık benden,\nBir tek selamın, hep beklenen senden,\nBeni gördün mü,  kaçıp durman neden,\nBu gün ben hasta, yarın sen hastasın.\n***\nÇok insan gördüm, sağlıkla / övünen,\nÇok insan gördüm, ağlayıp / dövünen,\nBenden kaçıp da ey! sağlamım diyen,\nHasta olunca, dost gerek mi gör sen.\n***\nYüksel’im der ki, dost kara gün/ için,\nDost hatır sorsun, sevinç /dolar için,\nYok hiç sormazsa sen hep ah çekersin,\nÇünkü pişmansın, dost tuttuğun için.\n\nAhmet Yuksel Şanlıer\n16 Ağustos 2009-08-20\nAntalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyy Geri Dönmeyenim",
        "poet": "Arman Marazyan",
        "poem": "\n\nEyy geri dönmeyenim.\nNasıl gittiysen artık,\nYakama yapışıp kaldı kindar bi yalnızlık...\nNe nefes almamı engelliyor,\nNe de yaşadığımı hissettiriyor.\nÖzlemini bile adam akıllı yaşatmıyor.\nSana koşup gelmeme hele hiç müsaade etmiyor...\n\nEyy geri dönmeyenim.\nNasıl bi yalnızlık bıraktıysan ardında? \nPişmanlık duyduğumda silkelediği gibi,\nUmursamadığımda da ağzımı burnumu kırıyor.\nAğladığımda gözyaşımı sildiği gibi,\nBiraz tebessüm ettiğimde kaşlarını çatıyor...\n\nEyy geri dönmeyenim.\nNasıl bi ayrılık hediyesidir bu yalnızlık? \nİsyan etmeye kalksam ağzıma biberi dayıyor.\nYüzümü döksem şebeklik yapıp neşelendiriyor.\nZaman geçtikçe samimileşiyor,\nAma asla arkadaş olmuyor...    \n\nEyy geri dönmeyenim.\nNasıl bir intikam şeklidir bu yalnızlık? \nÖnce bi şarkı mırıldanıyor,\nSonra beni yedi kat notaların dibine gömüyor.\nEfkarın serin sularına kafamı bastırıp çıkarıyor.\nBoğar gibi yapıp öldürmüyor...\n\nEyy geri dönmeyenim.\nHangi vapurun limanı bu yalnızlık? \nNe gitmeme izin veriyor,\nNe de kalmamı istiyor.\nRıhtımında çay içirtmediği gibi,\nMartıları simitle besliyor...\n\nEyy geri dönmeyenim.\nKimden öğrendin bu çin işkencesi yalnızlığı? \nYüreğimi lime lime doğruyor,\nYokluğunla pansuman ediyor.\nSenden başkasını sevdirmediği gibi,\nSeni bana unutturmuyor...\n\nSöyler misin eyy geri dönmeyenim,\nNereden satın aldın bunu? \nKaç para böyle bi yalnızlık? \nGidip kendime yeni bir tane alacam.\nBana hayır gelmez ondan artık.\nÇünkü şiir oldu bıraktığın yalnızlık...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyy Vefasız",
        "poet": "Doğan Erdağ",
        "poem": "\n\nBugünde unuttunya beni\nSeni sımsıkı saran ellerimi\nSevginle yanan şu kalbimi\nKırdınya \nEyy vefasız\n\nŞimdi ben burada neylerim\nSabır, sabır diye inlerim\nHaberini şimdi beklerim\nÖlmeden önce \nEyy vefasız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyyûb’un Gözyaşları, Tesbih Olabilir Mi?",
        "poet": "Seyhan Erözçelik",
        "poem": "\n\nYağdım Allah! \nYağdım Allah! \n\nKandım Allah! \nKandım Allah! \n\nÇektim Allah! \nÇektim Allah! \n\nYand....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ez Beni Kader",
        "poet": "Ekrem Yiğit",
        "poem": "\n\nAnadan doğuşta,yapıştın bana,\nSanki ağı oldun,karıştın kana,\nBedeni emanet,eyledik sana,\nAklına düştükçe,ez beni kader.\n\nİster kağıt eyle,istersen kalem,\nİster keder yükle,istersen elem,\nÇektikçe eksilmez,artıyor çilem,\nSam yeli estikçe,ez beni kader.\n\nSanki bir dağım ben,tonlar yükledin,\nBaşka kulun yok da,beni bekledin,\nKalbim oldun,gün geçmeden tekledin,\nVampir olup kanım,em beni kader.\n\nPınar edip,sularımı bulandır,\nSevği bitti,gönlüm harap,talandır,\nTebessümün bile sahte,belki yalandır,\nDertler deryasına,sal beni kader.\n\nMutluluk denince,benden uzak et,\nSanki yer,yurt bitti,hergün benle yat,\nBak aşım pişiyor,gel soğuk su kat,\nAlnıma çileler,yaz benim kader.\n\nİster taş eyleyip,denize yolla,\nİster aciz,düşkün,halimi kolla,\nİster fermanımı,dost ile yolla,\nİşte kağıt,kalem yaz beni kader.\n\nYiğit defterini,dürdü bu sene,\nBilmem neler yazdın,garip bedene,\nİltimas geçiyon,isyan edene,\nŞu naçiz canımı,al benim kader.\n          04.04.2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyyüp Aleyhisselam Sabır Ederdi Allah Diye",
        "poet": "Hamit Ciftci",
        "poem": "\n\nZekeriyya aleyhisselam zikir ederdi Allah diye\nEyyüp aleyhisselam sabır ederdi Allah diye\nAbdulkadir’i Geylani zikir ederdi Allah diye\nİsmail aleyhisselam baba kes beni Allah içindir diye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyyubi Gardaş",
        "poet": "Sabit İnce",
        "poem": "\n\nAvrupa hayrına üç beş serseri\nVar diye üzülme Eyyubi Gardaş\nBu milletin kalsa bir tek neferi\nBayrağı indirtmez Eyyubi Gardaş\n\nGençliğim sımsıkı sarılmış hakka\nİman kalesini koruyor gardaş\nMuhammet nurunu kaybetme sakla\nİnce’ler o nura yürüyor gardaş\n\nSabit İnce Kayseri Türkü olarak bestelenmiştir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eyyühennass...",
        "poet": "Mehmet Arslan 3",
        "poem": "\n\nYaratılmış, nasıl yaratır, aklı,\nAklında yaratanın gücü saklı,\n“Dünyada kibirlenerek yürüme! ” \nÖğünmek yalnız O’ Allahın Hakkı! \n\n                                             19 mayıs-1993\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ey Deli Gönül",
        "poet": "Fahri Bulut",
        "poem": "\n\nEY DELİ GÖNÜL\n\nDünyadaki benim tek dostum derken, \nSende mi küs oldun, ey deli gönül!\nİçimdeki yangın yakıp küller ken, \nSende mi küs oldun, of deli gönül! \nAhlarla, oflarla bitecek ömür. \n\nGördün mü şad olup, gülerken bir gün, \nSeherlerde başlar nefret dolu kin. \nBu günümden mutlu geçti gitti dün, \nSende mi küs oldun vay deli gönül!\nAhlarla, aylarla bitecek ömür. \n\nAnadan yetimken, babadan öksüz, \nDost olduk sanmıştım gece ve gündüz. \nBağım gazel döktü bülbüller sessiz, \nSende mi küs oldun hay deli gönül! \nAhlarla, haylarla bitecek ömür. \n\nRızaoğlu, hani can içre candı? \nSarmayan kolların boynumda dondu, \nBöyle küs yaşamdan usandı, kandı, \nSende mi küs oldun, oy deli gönül! \nDostsuz mu geçecek, şu kalan ömür? \n19  OCAK 2009 \nFAHRİ BULUT RIZAOĞLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezan",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\nsabah ezanları \nbu şehir İstanbul\nmümin kalplere\nölü hüviyetlere\nboğazın lacivert tenine\ndüşüyor\nduyulmamış dualar\nokur\nseherlerin dudakları\nçözülünceye kadar\nkırağılar..\n\nMustafa kaya \n06.02.2008 / Üsküdar \nwww.mustafakaya.net\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ez Jıte Hezdıkım",
        "poet": "Siyami Selimefendioğlu",
        "poem": "\n\nEz bejim  azadiyamın jı mın dur ketiye\nEz ne bejim ev mıriye ev eşka dılane\nEz bıçım teji bığura bıbım \nDe bıbım hewler de bıbım kurdistan\nDı kehramana dılani dı azadiya gulani\nDı hemu bajari dı hemu parastina geli\nDı biji bıratiya gelani ey roniya çewan\n\nSiyami selimefendioğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ez Nizanım Dijmin Ki Ye",
        "poet": "Şair Reber",
        "poem": "\n\nEz nizanım dijmin ki ye\nXwinmi ji ü dostani çi ye\nReya rasti winde kiri me \nReber were ez nizamın\n\nEz nizamıke gundi me\nCivanek nexwendi me\n....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ez im Dost û Yar",
        "poet": "Kazim Özdemir",
        "poem": "\n\nBin erda min dewlemend e, kanîyên cewherê niftan \nSer axa min wek zêr e her derman heye bo miletan \nVan neyaran anîn serê min gelek xirabî û sosretan \nMehrûm hiştin jin û xort û keçên min ji van nametan \n\nLi ser min zilim xilaz nabe bê bext û bê îmanin zilimdar \nDewlemendîya min ji xwe ra bir, gel bin dest hişt koledar \nMin perçıqandin di bin solên xwe da dilê min tim birîndar \nJi zarokên xwe lêvîya xilazkirina xwe me bi dilek hêvîdar \n\nDestên xwe bidin hev gelê min, ewladên minê xebatkar \nWin tim dijî hev bûn niha dema azadîyê ye bibin yek ev car \nRoj roja we ye min azad bikin ji bin destên zalim neyar \nEz, welatim, ji bo we her ezim dayîk, bav, kal, dost û yar. \n\nElmanya: 21. 12. 2007 / 01.45 û 17.00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ez çı bıkım",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nEz çı bıkım, ez çı bıkım,\nRo bu tari, ez çı bıkım,\nBaran bari ez çı bıkım,\nNabê erı, ez çı bıkım,\n\nBıbên gelo, ez çı bıkım,\nGelo kürban, ez çı bıkım.\n\nEz nızanım, ez nızanım,\nTe ne go, ez nızanım,\nMı tera go, ez nızanım,\nRo bu niwro, ez nızanım,\n\nTera dıbêm, ez nızanım,\nGelo kürban, ez nızanım.\n\nDıkım gazi dıkım gazi,\nKes tünneye dıkım gazi,\nEz güneme, dıkım gazi,\nEz bı kesım, dıkım gazi,\n\nEz dıkirım, dıkım gazi,\nEz bıkesım dıkım gazi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ez im Dost û Yar",
        "poet": "Kazım Özdemır",
        "poem": "\n\nBin erda min dewlemend e, kanîyên cewherê niftan \nSer axa min wek zêr e her derman heye bo miletan \nVan neyaran anîn serê min gelek xirabî û sosretan \nMehrûm hiştin jin û xort û keçên min ji van nametan \n\nLi ser min zilim xilaz nabe bê bext û bê îmanin zilimdar \nDewlemendîya min ji xwe ra bir, gel bin dest hişt koledar \nMin perçıqandin di bin solên xwe da dilê min tim birîndar \nJi zarokên xwe lêvîya xilazkirina xwe me bi dilek hêvîdar \n\nDestên xwe bidin hev gelê min, ewladên minê xebatkar \nWin tim dijî hev bûn niha dema azadîyê ye bibin yek ev car \nRoj roja we ye min azad bikin ji bin destên zalim neyar \nEz, welatim, ji bo we her ezim dayîk, bav, kal, dost û yar. \n\nElmanya: 21. 12. 2007 / 01.45 û 17.00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezan",
        "poet": "Mehmet Çağdaş Küçükduman",
        "poem": "\n\nEzanı duyar bir kuş gökte\nKanatsız uçar uzun bir menzilde\nFeryat figan yırtılır gökler\nYağmur ezana karışır,ezan buluta\nÇölde kumlar dinler bu hoş sadayı\nOkyanusta bir dal parçası ona akar\nKutup’ta buzlar çatırdar en sağlam yerinden\nGül ekilen saksı uçsuz bucaksız toprak olur\nFırıl fırıl dönen girdap uslanır\nEn deli yıldırım ıska geçer güdümlendiği ağacı\nBir kuş gibi vurulur kalbim derinden.\n\nEzana bulanır bir nehir gide gide\nSuda ay yıkanır doya doya\nGüneş eksi bin derece soğur damarından\nKar gürül gürül dökülür denize\nEzanı duyar bir kuş gökte\nBu kuş gibi kıpırdanır kalbim içimde\nSütten kesilen çocuk kadar masumlaşır\nEzanı duyar bir kuş gökte. \n\n                  08.02.2011\n      Antalya/Gazipaşa/Ilıcaköyü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eza ver",
        "poet": "Sezai Efiloğlu",
        "poem": "\n\nAllahım yok imanımdan bir korkum\nAmelimde eksiklerm dağ gibi\nHer nerede ve ne zaman adını\nDuyduğum da eriyorum yağ gibi\n\nHer ne vereceksen bu dünyada ver\nAhiret korkusu yaşatma bana\nEza ver ceza ver bu dünyada ver\nAnadan doğmuş gibi geleyim sana\n\nBirliğine elim şahitlik eder\nVarlığına aklım delalet eder\nEyy yüceler yücesi hesap gününde\nGünahlarıma kim keffalet eder.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezan",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nKaranlık  gecelerinde felah müjdesi\nMinarelerden  haber verir ezan sesi\nGül bahçesinde öten bülbüller nidası\nMümine mutlululuk verir huzur verir\n\nHalil Çolak 31.1.2006 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ez- N&#257; tık-ı Kâr-ı Rast-ı Zâkir-i Esâtîz ü Mak&#257; mat",
        "poet": "Osman Nuri Özpekel",
        "poem": "\n\n“Makamları ve üstâdları zikreden Rast Kâr-ı Nâtık’dır”\n(Atmış altı makam, seksen altı bestekâr ve müzisyen ile iki devlet adamı ismi zikredilmiştir) \n\n Kâr-ı Abdülkā dir ile Rast getirdim ben sözü\t\t                                   Abdülkā dir Merâgî (1360 - Mart 1435) \t\nSonra Pencügâh’e Hâfız ile çevirdim yüzü\t\t\nHâfız Post (1630 -  1694) \n\nOl mübârek tekbîr-i Itrî’de kıldım da Segâh\t\t\nBuhûrîzâde Mustafa Itrî Efendi (1640 -  1772) \nMâhûr oldu nağme döndü Bekîr Ağa’ya nigâh\t\t\nEbûbekir Ağa  (1685 -  1759) \n\nKadrî-i Âmâ Efendî’den Nevâ aldım hemân\t\t\nKadri Çelebi ( ?   -   1650) \nBir Bayâtî söyledim Tab’î’ye geldiğim zaman\t\t\nTab’î Mustafa Efendi (1705 -  1770) \n\nBûselik faslı Recep Çelebî’siz olmaz deyû\t\t\nÇömlekçizâde Recep Çelebi ( ?   -   1701) \nEyledi Şehnâz’da Nazîm Çelebî hây ü hûyu\t\t\nYahyâ Nazîm Çelebi (1650 -  Şubat 1727) \n\nMustafa Çavuş ile Şehnâz Bûselik gelir\t\t\t\nTanbûrî Mustafa Çavuş (1689 -  1757) \nSûz-i Dil Abdülhalim Ağa ile şûle verir\t\t\nAbdülhalîm Ağa (1720 -  1802) \n\nKara İsmâil Ağa’yla oldu Hüseynî temam\t\t\nKara İsmâil Ağa (1674- 1724) \nZencîr-i Nişâburek Enfî Hasan’la pür-makam\t\t\nEnfî Hasan Efendi (1670 -  1729) \n\nDem gelir yol Mehmed Ağa ile Hisâr’a düşer\t\t\nÇiroz Mehmed Ağa ( ?   -   1850?) \nBir Muhayyer yâr sevip de Hacı Sâdullah şaşar\t\t\nHacı Sâdullah Ağa (1730 -  1801) \n\nKim Bayâtî Arabân’la göz koyar Mihribân’a\nSûz-i Dilârâ düşer Sultân Selîm Sâlis Han’a \t \t\nIII. Sultân Selîm Han (24 Aralık1761 - 28 Temmuz -1808) \n\nSazkâr eyledi elinden çıktı İlya Hû dedi\t\t\t\nİlya (1718  - 1799) \nTanbûrî İsak gelip işte Gül’izâr  bu dedi\t\t\t\nTanbûrî İsak (1745 - 1814) \n\nDerviş İsmâil hemân Sultânı olmuş Yegâh’ın\t\t\nİsmâil Dede Efendi (9 Ocak 1778 -  29 Kasım1846)\nVardakosta mübdi- i makamı Ferah-fezâ’nın\t\t\nVardakosta Ahmed Ağa (1728 -  1794) \n\nÖnce Şâkir Ağa Enderûn’da Ferâh-nâk bulur\t\t\nŞâkir Ağa (1779 -  1840) \nSonra Dellâlzâde arar fasl-ı Yegâh’da huzûr\t\t\nDellâlzâde İsmâil Efendi (1797 -  1869) \n\nDilhayat Kalfa’ya koştum fasl-ı Evc-ârâ deyüb\t\t\nDilhayat Kalfa (1710 -  1780) \nZâvîl eyler şimdi dil Mehmed Ağa’ya meyledüb\t\t\nMehmed Ağa ( ?   -   1800) \t\t\n\nRahat’ül ervâh’a Derviş Mehmed’im bir yol bulur\t\nDerviş Mehmed Efendi (\t  ?   -   1680?) \t\nMustafâ’ya Evc’i göstermek de  İzzet’le olur\t\t\nKazasker Mustafâ İzzet Efendi (1801 - 15 Kasım 1876) \n\nFennî Ertuğrul makamı hayli Irak eyledi\t\t\t\nİsmâil Fennî Ertuğrul (1856 -  29 Ocak 1946) \nÇârgâh’da buldu Kutb’ün’nâyi Hakk-ı ebcedi\t\t\nKutb’ün’nâyî Osman Dede (1652 -  1730) \t\t\n\nMedhiyeler ile Hâşim Tarz-ı Nevîn söyledi\t\t\nHâşim Bey (1815 -  1868) \nNâyî Emin Dede Şîve-nümâ ile inledi                             \nNeyzen Emin Dede Efendi ( ?   -   1745) \n\nOl Muhayyer-Kürdî’de Rif’at Bey’in hikmeti var\t\nRif’at Bey (1820 -  1888) \t\nNikoğos Ağa ile Acem-Kürdî dili sarar\t\t\t\nNikoğos Ağa (1836 -  9 Eylül 1985) \n\nDede Zekâî Hicâzkâr ile bülbül yâd eder\t\t\t\nZekâî Dede Efendi (1825 -  24 Kasım 1897) \t\t\nHacı Ârîf Bey’le Kürdî’li-Hicâzkâr şâd eder\t\t\nHacı Ârîf Bey (1831 -  28 Haziran 1885) \n\nBimen Efendi’yle Selânik’li Ahmet Bey’ler\t\t\nBimen Şen (1873 -  9 Ağustos 1943) \nFahriyâne(1)  tarz ile bu makamı çok sevdiler \t\t\nSelânikli Ahmet Efendi (1868 -  4 Aralık 1927) \n\nTanbûrî Ali Efendî Nihâvend’le pey-â-pey\t\t\nTanbûrî Ali Efendî (1836 -  1902) \nŞedd-i Arabân’la coştu Tanbûrî Cemil Bey\t\t\nTanbûrî Cemil Bey (9 Mayıs 1871  -  4 Ağustos 1916) \n\nNeveser’le takdîr uydu ol Âfet  Efendî’ye\t\t\t\nÛdî Âfet  Efendî-Hapet Mısırlıyan - (1850 - 14 Ocak 1922) \nHacı Fâik Bey Dügâh’ı etdi dosta hediye \t\t\nHacı Fâik Bey (1831 -  Ocak 1891) \n\nSûzinâk oldu cihânda nağmesi ol Râsim’in\t\t\nAhmet Râsim Bey (1864 -  22 Eylül 1932) \nŞevkî Bey Uşşâk’a dâvet eyledi dîvânesin\t\t\nŞevkî Bey (1860- 20 Temmuz 1891) \n\nRahmi Bey’de Müsteâr oldu makam âh eyleyüb\t\t\nRahmi Bey (27 Aralık 1865 -  29 Nisan 1924) \nÛdî Nevres vurdu mızrâb Isfahan’ı söyleyüb\t\t\nÛdî Nevres Bey -Orhon- (1873 -  21 Ocak 1937) \n\nVerdi gönlün Bestenigâr’a Ziyâ Bey aşk ile\t\t\nBestenigâr Ziyâ Bey (1877 -  1926) \nKıldı Bürhân-ı (2)  halef kim emr-i Bülend  ile \t\t\nBülend Gündem (16 Şubat 1929) (B. Ziyâ Bey’in yeğeni) \t\n\nRâuf Yektâ muzafferdir Zafer Darb’ı (3)  ile\t\t\nRâuf Yektâ Bey (27 Mart 1871 -  8 Ocak 1935) \nEyledi irâe râhı Ezgi ile Arel’e\t\t\t\t\nSubhi Ezgi (1869 -  12 Nisan 1962) \n\nBuldu hem-cân Dil-keşîde Ahmed Avni Bey ile\t\t\nAhmed Avni Konuk (1871 -  19 Mart 1978)\nMûsikînin ilmini yazdı Arel Lâlegül’e\t\t\t\nHüseyin Sâdeddin Arel (18 Aralık1880 - 6 Mayıs 1955) \n\nKarcığar’la Lem’î Bey karşımda pür-hande durur\t\t\nLem’î Atlı (1869 -  25 Kasım 1945) \nDilkeşhâverân’la Ârif Ataergin dem vurur\t\t\nZeki Ârif Ataergin (1896 -  4 Ocak 1964) \n\nMustafa Kemal Atatürk Gâzi asker hem edîb \t\t\nSevdi mûsikîyi san’atkârı baş tâcı edip\n(19 Mayıs 1881- 10 Kasım 1938) \n\nBir Refik Fersan gelir Sultânî-Bûselik çalar\t\t\nRefik Fersan (1893 -  13 Haziran 1965) \nFâhire Fersan’la hem-dem Selmek’e nağme arar\t\t\nFâhire Fersan (1900 -  3 Ocak 1997) \n\nUzzâl’e âb verdi Kaynak makamım gül doludur\t\t\nSâdeddin Kaynak (1895 -  3 Şubat 1961) \nOl Münir Nûreddin ile Pây-i taht Hicâz olur\t\t\nMünir Nûreddin Selçuk (1900 -  27 Nisan 1981) \n\nSöyledi Fâize Ergin Nikrîz’i tanbûrdan\t\t\t\nFâize Ergin (1894 -  21 Şubat 1954) \nAğladı Hüzzâm Salâhaddîn Pınar’a dûrdan\t\t\nSelâhattîn Pınar (22 Ocak 1902 -  6 Ocak 1960) \n\nVakt erişdi inledi semt-i Sabâ’dan Âsımâ\t\t\t\nYesârî Âsım Arsoy (“1896”1900 - 19 Ocak 1992) \nDost gelir hem Acem-Aşîrân’la İsmâil Bahâ\t\t\nİsmâil Bahâ Sürelsan (19 Kasım 1912 -  12 Nisan 1998) \n\nTilmizânı çokdur ânın analım âlâ ile\nEtdi Altmış dört mısrâ necm-i Süheylâ ile\t\t\nSüheylâ Altmışdört (4 Mayıs 1924 -            ) \n\nSavt-ı Dâvûd’u cihânâ saldı aşk u şevk ile\t\t\t\nKim Recep Birgit pîr gitti cihandan fevk ile\nRecep Birgit (1 Nisan 1919  - 17 Ocak 2005) \n\nŞevki efzâ etdi Çağla bir elîm derd söyleyüb\t\t\nCevdet Çağla (1900 -  22 Şubat 1988) \nCân-fezâ’ya  cân verir Ongan Hoca cânân deyüb\t\t\nEmin Ongan (14 Eylül 1906 - 4 Şubat 1985) \n\nSalâhaddin İçli düştü şimdi birden hâtıra\t\t\t\nHem Majörle hem Minörle söyledi tenni tenâ \nSelâhattin İçli (6 Ekim 1923 -               ) \n\nMutribân hemân beğendi Doktor Alâeddin’i\t\t\nAlâeddin Yavaşca (1 Mart 1925 -         ) \nBir gece geldi Pesendîde tutup illiyini\nAlâeddin Yavaşca (1 Mart 1925 -         ) \n\nNevzat Atlığ Ender Ergün’le Koro yönettiler\t\t\nNevzat Atlığ (14 Ekim 1925 - )  Ender Ergün (18 Nisan 1945 -) \nCemil’i Mes’ûd edip hem Fâtih’e el verdiler\t\t\nMes’ûd Cemil (1902 - 31 Ekim 1963)  Fâtih Salgar(22 Şubat 1954-) \t\n\nNey’de Niyâzi Sayın Tanbur’da da Necdet Yaşar \t\t\nNiyâzi Sayın (12 Şubat 1927- )\nNağmeler sanki kanatlanmış uçar fevkal beşer \t\t\nNecdet Yaşar (1930-    ) \n\nÇaldı Kemençe’yi Orhon Kanun’u Cüneyt Kosal \t\nCüneyt Orhon (25 Temmuz 1926 -          ) \nVerdiler bir ömrü mûsikiye çıktı mâhasâl \t\t\t\nCüneyt Kosal (30 Kasım 1931-      ) \n\nMûsikinin tarihini yazdı Yılmaz Öztuna\t              \t\nYılmaz Öztuna (30 Eylül 1930-        ) \nOl Murad Bardakçı takrîz eyledi hasbî-gûnâ                 \t\nMurat Bardakçı  (1955-           ) \n\n\nGörmedi bir gün cihanda gülmedi rû-şen-velî \t\t\nOlmadı Kânî Karaca kimseye muhtac belî\nKânî Karaca (1930- 30 Mayıs 2004) \n\nSadun Aksüt yazdı kurb-ı mûsikîşinâsânı                        \nSonra hâtıratla derc eyledi cümle yârânı\nSadun Aksüt (26 Ekim 1932-        ) \n\nBir ilâhî savt idi hem bestekâr-mevlîd-hân                       \nSıdkı Sezgin seb’a- kıraât ile Kur’an-hân\nBekir Sıdkı Sezgin (1 Temmuz 1936- 10 Eylül 1986) \n\nDevr-i *Bedreddin Dalan’la mûsikî bulsun huzûr           \nEhl-i san’at Yeditepe’den hemân duysun gurûr\nBedrettin Dalan (18 Temmuz 1942-                  ) \t\n\nDüştü Ferâhnâk-Aşîrân Doğan Ergin kuluna\t\t\nKal’a-yı Çan’dan yürüdü gitti Hakk’ın yoluna\nDoğan Ergin (23 Ocak 1941- 29 Haziran 1998) \n\nVecd-i Dil Ayân olundu şimdi Rûhî şerîf’e\t\t\nRûhî Ayangil (12 Aralık 1952 -\t) \nFeyz-i Yektâ buldu Hakkı ol mübârek harîfe\t\t\nİsmâil Hakkı Özkan (15 Nisan 1941 -       ) \n\nCinuçen Tanrıkorur Şedd-i Sabâ’yı söyledi\t\t\nGül-bûse’yle yalvarıp Mevlâ’ya pervâz eyledi\nCinuçen Tanrıkorur (20 Şubat 1938- 28 Haziran 2000) \n\nDoğrusöz Şehpûs-Sultan kıldı Hakk’a meyledip\t\t\nİrfan Doğrusöz (5 Şubat 1927 -  3 Temmuz 2003) \t\nDil-Niyâz’la Tolga Bektâş arşa çıktı inleyip\t\t\nTolga Bektâş (1 Ekim 1976  -      ) \n\nDedi Nûr-efzâ’yı (4)  Osman Kâr’ı itmâm eyledi\t\t\nOsman Nuri Özpekel (3 Mart 1957 -   ) \nSâye-i Ayşe ile Raksân-ı dü-hayr (5)  eyledi \t\t\nAyşe Nur Özpekel (11 Mayıs 1959-   ) \n\nRûh-ı eslâfa bu Rast’la duâ-yı hayr eyledi\t\t\t\nRûh-ı eslâfdan bu Kâr’la hayrı niyâz eyledi\n\nFâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün\t\t\t\n\n(1) Kürdî’li-Hicâzkâr makamına aşırı sevgisi ile bilinen yaylı tanbûr sanatçısı Fahrettin Çimenli.\n(2) Bestenigâr makamına aşırı sevgisi ile bilinen amatör müzisyen ve iş adamı Burhan Tuncel. \n(3) Darb-ı Zafer:  Rauf Yektâ Bey’in bulduğu beş zamanlı bir usûl.\n(4)   Nûr-efzâ: Ayşe Nur Özpekel’in teşvikiyle bulunan, yerinde Mâhûr ile Hüseyni Aşîran’da Bûselik makamlarından meydana gelen ve kendisine ithâf olunan şed makam.\t\n(5)  On beş zamanlı“ Kâr Raksânı” usûlü, bestekâr tarafından bulunmuş ve ilk defa bu eserde kullanılmıştır.\nYirmi dört, yirmi yedi, otuz iki, otuz üç, otuz yedi, otuz sekiz, otuz dokuz, kırk, kırk bir, kırk iki, kırk üç ve kırk dördüncü beytlerle doksan yedinci mısrada makam ismi olmadığından bu beyitler besteye alınmamıştır.\n*Bu Kâr-ı Nâtık; san’at ve san’atçıya duyduğu yüksek saygı ve sevgisi dolayısıyla Sayın Bedrettin Dalan’a  ithâf edilmiştir.    \nKâr-ı Nâtık’ın şiir ve bestesi için fikir sorduğum bütün dostlarım ve hocalarımla; tarihçi Murat Bardakçı ve müzikolog İsmâil Hakkı Özkan’a teşekkürlerim sonsuzdur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezan",
        "poet": "Sedat Şanver",
        "poem": "\n\nKimdir bu, cesaret savurur sokaklara\nkimdir bu, cesaret savurur sokaklara\n\nMescit, minber, kıble ve dam altı\nşefaat ya resulallah, kimdir bu\ncesaret savurmakta sokaklara\nallahuekber, allahuekber\n\nElbet dönüş vardır, döner\ninsan\nelini koynuna koyduktan sonra\nelbet kullanacağı bir silah bulur\neğer yürek keserse damarı\neğer yürek kesmezse damarı\nallahuekber, allahuekber! ...\n\nKim bu cesareti savurdu sokaklara\nkim bu sokakları cesaretle yıkadı? ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezan Dinmez",
        "poet": "İbrahim Şık",
        "poem": "\n\nVatan aşkı dolaşıyor benim kanımda \nBu ülke bir candır. Benim canımda \nBu lafı herkes bellesin dinelsin artık \nEzan dinmez bayrak inmez vatanımda \n\nBu şiirimi seksen milyon kişi dinlesin \nHer yer. Ne Mutlu Türküm diye inlesin \nBilmeyen duymayan varsa böyle bilinsin \nEzan dinmez bayrak inmez bu vatanımda \n\nSoyunu bilmeyen soysuzlar var aramızda \nBu ülkede herkes belli akımız, karamızda \nBak şehitlerim şahadetle giderler omuzda \nEzan dinmez bayrak inmez bu vatanımda \n\nNice gençlerim bekler hazır kıta evinde \nNice analarım var hepsinin kuran elinde \nSadece bir kelime var milletimin dilinde \nEzan dinmez bayrak inmez bu vatanımda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezân Sesleri",
        "poet": "Önder Çağıran",
        "poem": "\n\nEy ezân sesleri, ezân sesleri\nEzânların kalbe sızan sesleri\n\t\tEzân sesleri! \nGüller allanır\nEzân sesiyle; \nGönül ballanır\nBir nefesiyle\nRamazanların.\n\t\tEy ezânların\nTomurcuk gülleri seren sesleri\nGönüllere sevinç veren sesleri\n\t\tEren sesleri! \nKalp oyuldukça\nMağara gibi; \nSu koyuldukça\nGörünmez dibi\nO kazanların.\n\t\tEy ezânların\nPaslı gönülleri kazan sesleri\nKalplere şehâdet yazan sesleri\n\t\tEzân sesleri!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezan saatlerinde gönlüm şimdi",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nMürşidim Yunus ve aşk oldu\nEzan saatlerinde gönlüm şimdi\nAlnım için ağlıyorum\nAlnım çiçeklenecek\nAğlamak gül bu yusuf gönül için\nKışı var bu dünyanın ey gül \nAğlamak gül bu sevgisiz dünyada\n\nMutluyum şimdi\nMürşidim Yunus ve aşk olmuş\nAğlıyorum bulut gibi bir gül gönül için\nGüller sevinsin\nGül kullar sevinsin\n\nAğlamak gül bu yusuf gönül için\nMürşidim olmuş Yunus Aşkı tattım\nAğlarım bulut gibi gül gönül için\nPeygamber şehrinde\nAğlamak gül yusuf gönül için\nBulut ağlasın bahçe için  gül için...\nDost ağlasın düşman ağlasın bulut ağlasın \nAhir zaman seveni ağlatmayı seviyor\nAğlamak gül bu yusuf gönül için\nSeccademdeyim seccadem  gül\nKokuşmuş bu  hayat en çok ağlatmayı seviyor\nAhir zaman bu ağlatır\nHavaya suya baktım \nMekke görüldü gözüme\nDizim yok diye ağladım\nAğlamak gül\nVe ağlamak gül bu yusuf gönül için\nYolcuya tuzak var bu dünyada\nTuzaklar bozulsun diye ağlamak gül\n\nMürşidim Yunus şimdi\nAğlıyorum\nGözlerim çiçeklenecek...şimdi\nPeygamber şehrinde ağlıyorum \nÖmrüm çiçeklenecek...şimdi\nMavi gök sevinsin mavi gözleri görecek bir gün çiçeklerimi\nAğlamak gül bu yusuf gönül için\nKabili var taşı var bu dünyanın\nAğlamak gül bu ölümlü dünyada\nÖlümü öldürür ağlamak gül\n\nKorksun benden ahir zaman\nAhir zaman bu gülü soldurmayı seviyor\nAğlamak gül bu yusuf gönül için\nKula zulmü  var bu dünyanın\nAğlamak gül bu dünyada\nZulme gülme ağlamak gül\n\nMürşidim yunus şimdi\nYanıyorum Beytullah'a özlem ile\nGül Mekke sevin\n\nMürşidim  Yunus şimdi\nKorksun benden ahir zaman\nAğlamak gül bu yusuf gönül için\nAhir zaman bu gül gönlü  öldürmeyi seviyor\nAhir zamandayım  zindan günlerim bu\nAhir zamanda \nSeversen gülü\nAğlansın gül için\nGül solmasın \nGül vakti\nSeher vakti\nAğlarım\nAğlamak gül bu yusuf gönül için\nGüle zulmü  var bu dünyanın\nAğlamak gül bu zulümlü dünyada\n\nMürşidim Yunus şimdi\nGül gül dolaşıyorum gül bahçelerini tarihin\nGül gül \nSözüm yok diye ağlarım \nAğlamak gül bu yusuf gönül için\nGüle yazı var bu dünyanın\nAğlamak gül bu dünyada\nGülü soldurur bu dünya ağlamak gül\n\nAhir zaman ağlatmayı seviyor\nAhir zaman bu\nKış oldu ömrüm \nTadım-  tuzum yok diye ağladım\nAğlamak gül bu yusuf gönül için\nBaharı çağırırken ağlamak gül\n\nMürşidim Yunus şimdi\nKavgalıyım geceyle\nGeceyi yıldız yıldız siliyorum\nSeherlerde oldum bülbül\nYazım yok diye ağladım\nAşk haritasında izim yok diye ağladım\nAğlansın gül için\nGül vakti\nSeher vakti\nGül gül diye\nAğlamak gül bu yusuf gönül için\nZindandan çıkarır ağlamak gül\n\nAhir zaman bu\nBir sarı zaman bu en çok ağlatmayı seviyor\n\nBen gül için ağladım...gülüm\nBana gül oldu ölüm\nAğladım\nAğlansın gül için\nGül gönül için\nGül vakti\nSeher vakti\nPeygamber şehrinde ağladım\nAğlamak gül bu yusuf gönül için\nAğlamak gül bu güneşsiz dünyada\nAşkı çağırken gönle ağlamak gül\n\nMürşidim Yunus\nGül vakti\nSeher vakti\nAğlıyorum bulut gibi gül gönül için\nYakubun yusufa ağladığı gibi\nAhir zaman ağlatmayı seviyor Mısır şehri  gibi\nAğlamak gül bu yusuf gönül için\nSevenin gözünde göz yaşı var bu dünyada\nAğlamak gül bu dünyada\nHasreti dindirir ağlamak gül\n\nMürşidim Yunus şimdi\nAğlarım bulut gibi gül gönül için\nAğlanır\nZamanın  gül bahçelerinde\nAğlamak gül bu yusuf gönül için\nGülü soldurur çölü  var bu dünyanın\nAğlamak gül bu dünyada\n\nAhir zaman bu ağlatmayı sever\nKış gibi...hazan gibi zalim güle\nSeversen gülü\nAğlarsın\nAğladım bulut gibi\nGül gönül için\nGül vaktinde\nSeher vaktinde\nPeygamber şehrinde\nAğlamak gül bu yusuf gönül için\nSonu var başı var bu dünyanın\nAğlamak gül bu dünyada\n\nAğlansın gül için\nAğladım bulut gibi\nGöğüslerde güller açar\nGül göğüslerde\nPeygamber şehrinde\nAğlamak gül bu yusuf gönül için\nGurbet var mısır var bu dünyada\nAğlamak gül bu dünyada\n\nZaman ahir zaman bir  zalim gözüm yaşlı\nGönlüm güller açsın\nGönlüm güneş olsun gül olsun\nGül vaktinde\nSeher vaktinde\nPeygamber şehrinde\nEy mürşidim Yunus\nAğlamak gül bu yusuf gönül için\nKardeşin atıldığı kuyusu var bu dünyanın\nAğlamak gül bu dünyada\n\nAhir zaman bu ağlatmayı seviyor\nAğlamak kaderim oldu\nAğladım bulut gibi seccadelerde\nIşık istedim karanlığıma\nAy olsun güneş olsun karanlığıma\nÖmrüm güneş olsun gül için\nGül vakti\nSeher vakti\nAğlıyorum\nPeygamber şehrinde\nAğlamak gül bu yusuf gönül için\nGece var karanlık  var bu dünyada\nAğlamak gül bu dünyada\n\nNasip olmadı bana gül zaman\nBaşımda bir dikenli zaman...\nAğlıyorum bulut gibi\nBir gül için\nGözüm güneş olsun o gül için\nGül için ağlıyorum\nPeygamber şehrinde\nAğlamak gül bu yusuf gönül için\nZehri var dikeni  var bu dünyanın\nAğlamak gül bu dünyada\n\nAhir zaman\nFitneli zaman \nİğneli zaman\nAğlıyorum gül için\nElim güneş olsun gül için\nGül gönül için\nAğlanır peygamber şehrinde\nAğlamak gül bu yusuf gönül için\nFitnesi var iğnesi var bu dünyada\nAğlamak gül bu gülsüz dünyada\n\nBulut olunur seccadelerde\nMavi zaman\nGül vakti\nSeher vakti\nPeygamber şehrinde\nAğlamak gül bu yusuf gönül için\nGülü var bu dünyanın eylülü var\nAğlamak gül bu dünyada\n\nEy mürşidim Yunus\nİllallah ahir zamandan...\nAğlatıyor\nAğladım gül için\nGül gönül için\nHasretten ağlamak gül\n\nBu ahir zaman \nAğlatır bulut gibi\nÖz ağlar göz ağlar\nDostlar\nAğladım gül için\nGül gönül için\nGül vakti\nSeher vakti\nPeygamber şehrinde\nAğlamak gül bu yusuf gönül için\nGönlü yıkan dili var bu dünyanın\nAğlamak gül bu dünyada\n\nMürşidim Yunus şimdi\nAğladım gül gönül için\nEllerim çiçeklenecek...\nMürşidim Yunus şimdi\nÇiçeklenmek için ağlamak gül\n\nBu ahir zaman\nAnne şefkati unutmuş\nEvlat vefayı\nİşte şimdi hayat en çok ağlatmayı seviyor\nAğlanır gül için\nDilim güneş olsun gül için\nGül gönül için\nAğlamak gül bu yusuf gönül için\nHayat bitti diyen zili var bu dünyanın\nAğlamak gül bu zalim dünyada\n\nFotoğraflarıma baktım\nÖzüm yok diye ağladım\nÇöllerde ağladım bulutlarla...\nÇölüm güneş olsun gül için\nGül vakti\nSeher vakti\nAğlamak gül bu yusuf gönül için\nGöl var çöl var bu dünyada\nAğlamak gül bu dünyada\n\nAhir zamanın karanlığında bu hayat...\nKör bu hayat en çok ağlatmayı seviyor\nAğladım gül için\nAğlanır gül için\nGül gönül için\nAğlamak gül bu yusuf gönül için\nAkıllısı var körü var bu dünyanın\nAğlamak gül bu ahlaksız dünyada\n\nMavidir göklerin gözü \nMavi bakar insana\nGöklere baktım\nUçurtma gibi \nGözüm yok diye ağladım\nAğlanır gül için\nGül vakti\nSeher vakti\nAğlamak gül bu yusuf gönül için\nGurbet var şerbet var bu dünyada\nAğlamak gül bu gurbet dünyada\n\nMürşidim Yunus şimdi\nÇiçeklenecek gözlerim\nNursuz bu hayat en çok ağlatmayı sever\nSeversen gülü\nAğlarsın\nKan ağladım\nYasaktır vuslat\nGül gül diye ağladım...\nAğlamak gül bu dünyada\n\nAğlansın gül için\nBu zaman en çok ağlatmayı seviyor\nGül gibi  güle hasretim\nEy mürşidim Yunus\nAğlamak gül bu hasretli dünyada\n\nAğlıyorum\nGünahım çok\nGüle yüzüm  yok diye ağladım\nAğlamak gül bu yusuf gönül için\nAteşi var buzu var bu dünyanın\nAğlamak gül bu fitnesi bol dünyada\n\nAteşim yok közüm yok diye ağladım\nPeygamber şehrinde\nAğlansın gül için ağlamak gül\nPeygamber şehrinde\nAğlamak gül peygamber şehrinde\nHasreti dindirir ağlamak gül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezan ve Bayrak",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nAllah'ın Resulü dini öğretti,\nMehmet Akif Ersoy marşı dinletti,\nİmam, müezzinler vakti iletti,\nEzanlar dinmesin, bayrak inmesin.\n\nTürkiye devletim Müslüman ülke,\nSaygı duyulmalı kahraman Türk'e,\nMuhammet Kabe de giymişti hırka,\nEzanlar dinmesin, bayrak inmesin.\n\nHutbede, kürsüde bunlar söylenir,\nDüşman barınamaz korkar yaylanır,\nHuzur ve güvenler böyle sağlanır,\nEzanlar dinmesin, bayrak inmesin.\n\nŞehitlerin kanı onda izlenir,\nAy yıldız sembolü gökte gizlenir,\nKelamı duydukça gönlüm hızlanır,\nEzanlar dinmesin, bayrak inmesin.\n\nZekinin onuru, gururu oldu,\nİl, ilçe, kasaba, köylere doldu,\nCami, minareler semaya daldı,\nEzanlar dinmesin, bayrak inmesin.\n\n3-1-2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezan sesi,saygı duruşu,İstiklal Marşı",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nBizleri durduran üç değer vardır,\nEzan sesi,saygı duruşu,İstiklal Marşı.\nBizim üçünden vazgeçmemiz zordur,\nEzan sesi,saygı duruşu,İstiklal Marşı.\n\nOnlar dünyada bizlerin hazıdır,\nOnlar gönülde mukaddes yazıdır.\nHayatımızın vazgeçilmezidir,\nEzan sesi,saygı duruşu,İstiklal Marşı.\n\nBayrak ülke içinde arşımızdır,\nİstiklal Marşı milli marşımızdır.\nOnlar ülkede temel taşımızdır,\nEzan sesi,saygı duruşu,İstiklal Marşı.\n\nÜçünden yoksun olan yer laşkadır,\nSevdası yüreğimizde aşkadır.\nÜçünün de değeri bir başkadır,\nEzan sesi,saygı duruşu,İstiklal Marşı.\n\nOnların sevdası yüreğimde yar,\nÜçüne bu koca dünyaya gelir dar.\nÜçünün gönülde ayrı yeri var,\nEzan sesi,saygı duruşu,İstiklal Marşı.\n\nYusuf bundan başka değer aramaz,\nYiğit olan başka şeye duramaz.\nYiğitleri başka şey durduramaz,\nEzan sesi,saygı duruşu,İstiklal Marşı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezan susmaz, bayrak inmez,",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nBiri kanımdan olan rengim\nDiğeri yoğrulduğum toprağım\nBunlar benim yaşam kaynağım\nGölgesinde hür yaşamak amacım\nSağ oldukça şu benim bedenim \nVar oldukça Allah’a şu imanım, \nEzan susmaz, bayrak inmez, \n\nVurulsak ta kahpece de, \nVazgeçmeyiz bu davadan da\nKorkumuz yok saltık köpekten de\nKöle gibi yaşamaktan da\nBu Uğurda ölmekte olsa da \nVar oldukça Allah’a şu imanım, \nEzan susmaz, bayrak inmez, \n\n\nUfuklarda haykırır bir ses. \nSınırda nöbet sanma heves, \nAskerin sesini duysun herkes\nDüşmanın arkasındadır nefes\nBu cenneti sevmek enfes, \nVar oldukça Allah’a şu imanım, \nEzan susmaz, bayrak inmez, \n\nHalil ÇOLAK 29.06.2008\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezan Hoş Musikidir",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nİşitilen ezanlar Rab, hatırlatıcılar,\nHakk’a, hakikatte ve Rab’be vardırıcılar…\n\nEzan hoş musikidir sanat müziği gibi,\nMüezzin efendiler hatırlatır habibi…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezan susmaz,bayrak inmez diyorum",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nEzanla kendimi Hak'ka dayadım,\nEzan susmaz,bayrak inmez diyorum.\nBayrağı al kanım ile boyadım,\nEzan susmaz,bayrak inmez diyorum.\n\nOnların sevgisi kalmasın sözde,\nHer ikisinin yeri ayrı özde.\nEzanla bayrak mukaddestir bizde,\nEzan susmaz,bayrak inmez diyorum.\n\nBenim yolum erenlerin yoludur,\nEzan dinin bayraklaşmış halidir.\nBayrak ise Türklüğün sembolüdür,\nEzan susmaz,bayrak inmez diyorum.\n\nMüslüman olan sesini kısmasın,\nBayrağın kimse üstüne basmasın.\nEzanımız hiç bir zaman susmasın,\nEzan susmaz,bayrak inmez diyorum.\n\nYusuf bu memleket bizlerin mülkü,\nRabbimiz korusun müslüman Türkü.\nHer ikisi benim gönlümde ülkü,\nEzan susmaz,bayrak inmez diyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EZAN Ve İNSAN",
        "poet": "Onur Bilge",
        "poem": "\n\nZifir gecelerin sabahlarında\nYankılanır, yanık ezan sesleri.\nGafiller, para pul tamahlarında\nKoşarken çıkıyor, son nefesleri.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezanı dinlemek mutluluk verir",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nİnsanın yüreğini serinletir,\nEzanı dinlemek mutluluk verir.\nEzan sesi yürekleri inletir,\nEzanı dinlemek mutluluk verir.\n\nEzanın manasını bilen anlar,\nEzan sinede sıkıntıyı önler.\nEzanı kurt kuş tüm canlılar dinler,\nEzanı dinlemek mutluluk verir.\n\nEzanı duyunca kalbimiz vurur,\nGönlümüzü sevgi ile yoğurur.\nEzan kulu kurtuluşa çağırır,\nEzanı dinlemek mutluluk verir.\n\nEzan sevgiyle gönüllere ışır,\nEzan bize Hakkın nurunu taşır.\nEzan yedi gök semaya ulaşır,\nEzanı dinlemek mutluluk verir.\n\nYusuf ezan gönüllerde payedir,\nBilal-i Habeşi’den hediyedir.\nEzan namaz için davetiyedir,\nEzanı dinlemek mutluluk verir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezanlar",
        "poet": "İdris Çetin",
        "poem": "\n\nİslam ne güzel ne güzel dindir,\nİbadetler sarsılmaz enerjimdir,\nAğlayan kalbimin ilacıdır…\nTüyü bitmemiş yetimi,\n En ücra köşede koruyandır,\nİslam, ben sana teslim oldum,\nİmanın tadını sende buldum,\nEnaniyeti ruhumdan kovdum,\nKardeşliği kanımla canımla\nEş değer kıldım…\nRenkleri altüst ettim,\nTek bir renge boyandım,\nKanatlarımı yıldızlara kadar açtım,\nBen Müslümanlardanım diye,\nYıldızlara haykırdım…\nRabbim beni İslam üzere öldür diye\nGece gündüz, dualar yaptım…\nBen İslam’a teslim olanlardanım,\nMaddi ve manevi putları yıkanlardanım,\nDünyayı elinin tersiyle itenlerdenim,\nSünneti hayatına uygulayanlardanım.\nRabbim beni ve sevdiklerimi,\nİki dünyada da aziz kıl.\nRabbim! kabrimizi,\nCennet bahçelerinden bir bahçe kıl.\nRabbim, sorguyu kolay verenlerden eyle,\nRabbim, rahmetine erenlerden eyle.\nRabbim sen büyüksün sen yücesin, \nSen, affedersin, affı seversin,\n Biz aciz kullarına merhamet edersin…\n\n                               25.06.2012\n\t               Çekerek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezanlar",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nEzanlar milletin can damardır\nHaykırsın her zaman susmasın kimse\nDüşmanı tanısın pusmasın kimse\nMilleti koruyan ar damarıdır\n\nEzana bayrağa saldırır hain\nEzan susmaz bayrak inmez bilsinler\nŞeytanla eşdeğer olmuştur lain\nHakkın gür sesini unutmasınlar\n\nHakka tapar elbet her aklı olan\nDoğruyu haykırır söylemez yalan\nDilsiz şeytan olur elbette susan\nİstiklal uğruna şehittir yatan\n\nİstiklal ezandır, bayrak ve namus\nOkuyun söyler en büyük kamus\nHakkı bulur elbet çalışan her us\nÇiğnetmem kimseye unutmasınlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezanlar Bayrak Oldular",
        "poet": "Mehmet Hanifi Sarıyıldız",
        "poem": "\n\nBir Cuma vakti,\nEzanlar, hutbeler durdu.\nHerkes neden, niye diye birbirine soruyordu.\nUlu Cami de,\nİmamdı besbelli,\nAğır ağır,vakarla çıktı kürsüye.\nKonuştu konuştu…\nKelimeleri, bulutları yarıyor, gökleri deliyordu.\n-Hür olmayan insanlar için,\nCuma namazı farz olmaz,\nKale burçlarında,düşman bayrağı varken,\nNamaz kılınmaz.\n\nKelimeler balyoz gibi,\nSokakları, evleri…Ezer gibi gezdi.\nBu ses dağlara, ovalara…\nOmuzda yaprak gibi sallanan başlara,\nBir çırpıda ulaştı,\nDöndü dolaştı,\nKale burcunda sallanan,\nGavur paçavrasını aştı,\nVe bir köşeye atılan,\nAl bayrağımla kucaklaştı.\n\nİşte o gün,\nBir Cuma vakti,\nEZANLAR,\nBurçlarda birer bayrak oldular.\n\nVe ipek kanatlarında meleklerin,\nŞehitlerle buluştular.\n      2005.K.Maraş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezber",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nAdını ezber ettim, dilimden düşürmedim,\nSayıkladım yıllarca bir kere şaşırmadım,\nHer dalgaya set çektim, bu sevda denizinde,\nSezdirmedim kimseye, boyumdan aşırmadım.\n\n26 Eylül 1988-Pazartesi/Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezanlar susmamalı okunmalı yurtta",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nEzanlar susmamalı okunmalı yurtta\nBayrak inmemeli dalgalanmalı gökte\n\nHalil ÇOLAK 04.02.2012\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezanlar; CUMHURİYETİMİZDE DE OKUNUYOR! . ERDEM HAYIRLA ANIYOR! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nEzanlar; CUMHURİYETİMİZDE DE OKUNUYOR! . ERDEM HAYIRLA ANIYOR! .\n\nAyrılık ve Hasretlik; ERDEME YOĞUNLAŞIR ve ERDEMİ ANAR KALBE! .\nVUSLAT OLSA ŞU AN; UNUTMAZ İNSANI, HASRETLİĞİN KAZANIMLARINI! .\nO Da Her Garip Gibi; ÇARE ARADI İNSAN DERYASINDA AŞKLAR İÇİN! .\nO Dediğin; YETMİŞ DÖRT MİLYONUN BAĞRINDAN ÇIKAN SEVDA GÜNEŞİ! .\n\nYİNE; BİRLİK İÇİNDE, YETMİŞ DÖRT MİLYONLUK DİRLİK İÇİN VAR O! .\nERDEM TANINDI; ADANAN İÇİN; YETMİŞ DÖRT MİLYON HEP BİR YERDE! .\nOSMANLI HATIRASI; OSMANLISINDAN BEŞİ BİR YERDE HAZİNEMİZDE O! .\nCUMHURİYET HATIRASI; CUMHURİYETLİSİNDEN BEŞİ BİR YERDE AŞKLA! .\n\nREŞAT HATIRASI; REŞAT’LISINDAN, BEŞİ BİR YERDE DE YİNE O VAR! .\nTRABZON BİLEZİĞİNİN İNCE SANATINDA; BEREKETTE YİNE O VAR BAK! .\nBİR KUYUMCU DEĞİLİM Kİ; OSMANLI HAZİNESİ GÜLLESİNDE DE O VAR! .\nALTINDAN GÜLLE DÜŞSE DİYARBAKIR’A: CEHALETİN KARANLIĞI MIDIR? .\n\nVAKTİ ZAMANINDA; AVRÜPA MİLLETLERİ: ALTIN GÜLLE ile UYARILDI! .\nMAZLUM HALKLAR; “OSMANLI YETİŞTİ İMDADIMIZA! .” DEDİ, GÜLLEDE! .\nTARİHİ; ÇIKARIM ADINA OKUYAMAM! . MAZLUM HAKKINI ERDEMLE ALIR! .\nCUMHURİYETİMİZ ERDEMLİ! ve CUMHURİYETİMİZ GÜRLEYECEK ŞAFAKLA! .\n\n{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 13 Ocak 2012 Cuma 06:31:24 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezanları özlüyorum",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nEzanları özlüyorum\n\nÖzlüyorum o ezanları\nBuz gibi kaynak suyu sanki\nEzanları Beyazıtta dinleyeceksin...\nBir yaz gününde\n\nŞu Beyazıt meydanında\nTaşlar dile gelir\nOkunurken ezanlar\n\nDünyanın neresine gitsem \nO ezanları özlüyorum\nBeyazıt meydanında\nBir melek kanadı gibi\nEn korkulu günde\n\nEzanları Beyazıtta dinleyeceksin...\nNur nur   gönle\nO ezanları özlüyorum\n\nEzanlar Beyazıtta bir başka güzel...\nUfukta şefkatin atı\nO güneşleri özlüyorum\n\nUykularımda kat kat karanlık\nKaranlıkların en zalimi\nOku müezzin kardeş oku\nGönlümü ışık ışık doku\n\nBir yolcu gönlüm\nDelik heybesi\nBin kere bozulur karanlığın tevbesi\nMüezzin kardeş haydi\nO güneşleri özlüyorum\nEzanlar Beyazıtta bir başka güzel...\n\nEzanlar Beyazıtta bir başka güzel...\nOku müezzin kardeş oku\nÖğle ikindi akşam…\nGünlerimi ışık ışık doku\n\nEzanlar Beyazıtta bir başka güzel...\nMüezzin kardeş haydi\nGüller taşı zamana\nGünde beş ezan\nGünde beş aşı  zamana\n\nMüezzin kardeş haydi\nGüller taşı zamana\nGünde beş ezan\nBeyazıt meydanında\nTaşlar dile gelsin\nEzanlar Beyazıtta bir başka güzel...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "eZber boZan",
        "poet": "Gazi Sarı",
        "poem": "\n\naz şekerliyim kaç zamandır\nbildiğin tadsız tuzsuz\ngecelere dargın\ngözlerim uykusuz\n\nbu masalın elmaları olgunlaşmadı daha\ndüşmedi dalından\ndöneceğin günü bekliyorum göç yolundan\nilk gün gibi aynı\nyüreğimde aynı heyecan\nhaydi acele et ezber bozan\ngeç olmadan\n\n29.06.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezanlarla Birlikte",
        "poet": "Şadan Yenişafak",
        "poem": "\n\nHer ezanla başlar yepyeni bir yolculuk\nSende tekrar ederek bu sefere bir yol tut \nEzanlarla birlikte o sesler yükseldikçe\nŞahit olur melekler sen şahitlik ettikçe\n\nDolaşırken alemi arşı ve semaları\nMeleklere haz verir kulların nidaları\nEzandaki ikrarı namazla tastik eder\nSeccadeden yolculuk Miraca devam eder\n\nTek bir ile birliğe dirliğe davettir bu\nSalahta Felah verir sen dedikçe Mevlam Hu\nEbedi alem için nimet olan kulluğu\nNekadar kolay etmiş Rabbim bu yolculuğu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezbere Değil",
        "poet": "Özgür Bekiroğlu",
        "poem": "\n\nBirileri söylemişti sanki, \nhatırlıyorum...\nezbere olmaz iklimler, \nyanıbaşında buluverirsin \ngrilik tonajındaki günleri.\nDüşlerle yolculuk ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EzberimDEsin Hayat",
        "poet": "Zehra Şentürk Yavuz",
        "poem": "\n\nEzberim(de) sin Hayat \nKaçamazsın, ipin elimde! \n...\n\nDetaylarınla ilgiliyim\nUfak şaşırtmacalarınla\nSansasyonların ardından\nŞirin tadlandırıcılarınla\nAdrenalin kaynaklarınla\nVe... ve bana da aşıladığın\nO deli megalomanlığınla\n....\nNe kuzey, ne orta, nede güney Atlantikle\nAfrika kıyılarınla ilgiliyim, \nHint okyanusunla degil de\nMuson rüzgarlarınla ilgiliyim.\n\nDetaylarınla ilgiliyim\nKorunamadıklarından\nÖlen çocuklarınla,\nÇağdaş yaşamcıların\nKendi yağlarında kavrulup\nTosladıkları duvarlarla,\nAyrımcı zihniyetlerin ana babalarıyla\nİlgiliyim....\n\nSonra ölümüne üç cümle kala\nBaşı ağır, gönlü ağır, susuz kalmışlarla ilgiliyim\n\nEzberim(de) sin Hayat – kaçamazsın, ipin elimde!  ;) \n\n19.12.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezberledik, Yaşam Dersini",
        "poet": "Dursun Tombul",
        "poem": "\n\nÖnceleri,\nAile, ev bark \nÇoluk-çocuk telaşı.\n\nSonra,\nHeyecanların tavan yaptığı\nTorun-torba nüfus artışı.\n\nDaha sonra,\nDünya malına mahkumiyet \nUnutturur zamanı..\n\nEn sonda da,\nYaşlılık kapıya dayandığında; \nRenkler-seviler-hayaller,\nHüsranın kucağında.........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezde Geç Beni",
        "poet": "Hıfzı Özbekmez",
        "poem": "\n\nSevda yollarında olsam da kömür\nYar senin yoluna versem de ömür\nAyaklar altında olayım çamur\nHer gün üzerimden ezde geç beni\n\nGüzel gözlerinden aldım ilhamı\nAşkınla unuttum kederi gamı\nSorarsam vuslatın var mı zamanı\nHer gün kaderine yazda geç beni\n\nLatifi yanıyor sevda yolunda\nMurada erer mi bilmem sonunda\nEllerim bağlıdır gurbet dalında\nHer gün kollarımı çözde geç beni\n\n13 KASIM 2003 PERŞEMBE SAAT: 04:00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezdi Ana! ! !",
        "poet": "Fatih Bilgin",
        "poem": "\n\nYavrularına sarılmış korku dolu sessizliğin\nFarkında mı hiç kimse düştüğün çaresizliğin\nYa pala ile bir kasabın elinde can vereceksin\nYa yalçın dağların kuraklığında tükeneceksin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezberler",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\n“İncir çekirdeği küçüktür” içine ne doldurabilirsin? \nMecazi anlamlarla insanları güldürebilirsin\n\n“Kaybeden zaman mı, kaybolan zaman mı? ” bilemedim\nÜç köşeli dünyada, çokça boş yere gülendim\n\n“Evimin önünde bahçe varmış kime ne? ” desem de\nGerçekten anlamı yok, bahçe yoksa içimde \n\n“Hayatın en güzel yanı, insanın insanla birlikteliğinde”\nPek işe yaramıyor işte, buna herkes evet dese de\n\n“Gözler kırmızıya takılı kaldıysa” diğer renkler havaya \n“Duygular maviye boyandıysa” çıkamazsın davaya \n\nGökyüzü yeryüzünden beter oldu bilir misin? \nYeryüzü pisliklerini gönderdi gökyüzüne ne dersin? \n\nİnsanlar gökyüzüne çıkarken, kuşlar yeryüzüne düştü\nİnsanlar doğayla barışmak isterken, doğa insanlara küstü\n\nYeryüzünde cennet arama boşuna, o senin hayalin \nİnancın varsa Allah’a, eyleminle kuruluyor cennetin \n\n“Zıvanadan çıkmış cümleleri kurmak çok basittir” bilirsin\nBil ki aklı zıvanadan kurtarabilirsen gerçeği görebilirsin\n\nDuygularında oluşan gerçek senin, onu göremezsin\nİçindeki gerçekle, dışındaki gerçeği çözemezsin\n\nİçin değişir, dışın değişir, kalırsan aynı yerde \nOlduğun yerde kalırsın, bir adım gidemezsin ileriye\n\n“Gerçeğe değişimi, gelişimi, dönüşümü olmayan” düşünce\nYerinde sayar, ezberlerin gölgesinde\n\nEzberler akıl dışıdır, ah bir bilsen \nÖzgür olamaz insan,  kurtulamazsa ezberlerinden\n\n12.10.013 – İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezdirmem",
        "poet": "Oğuzhan Taş",
        "poem": "\n\nEzemezsin güzelim bu nadide gönül bahçesini,\nOradaki her çiçek özünü sevgiden almaktadır,\nÖzenle büyütülür tüm çiçekler, aşkla sulanır, \nGerekirse bu bahçe yakılır ama kimseye ezdirilmez buradaki çiçekler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezberlerden",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nBen kendime kardeşler aradım\nHiç kimseye kardeş olmak istemeden\n\nBen kendime dostlar aradım\nHiç kimseye dost olmak istemeden\n\nBen bana ihanet etmeyenleri aradım\nİhanetlerime asla ihanet demeden \n\nPenceremdeki dünyaya dünya dedim\nBaşkalarının dünyasına karanlık derken\n\nSonra döndüm, hani kardeşlerim? \nSürekli kardeşlikten söz ederken\n\nYanılgıyı itiraf edemeden kendime\nSoyundum, dökündüm, ben kardeşliğe\n\nKardeşi, kardeş kılmak kardeşçesine\nBütün bilgileri, bilgi kılmak bilgecesine\n\nAkıl edip düşünmektir, bencillikten öte\nBelki o zaman varılır insanca kardeşliğe\n\nÖzleriyle kardeşi kardeş bilmek varken\nKardeşler aradım kendime ezberlerden\n\n17.08.2008 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezda Araratan",
        "poet": "Bahri Deniz",
        "poem": "\n\nmasmavi bir gökyuzusun sen,alır benı bende ta....uzaklara ufuksuzluguna tasırsın.her dogan gun seni bıtırmez gece ve gunduzun vacgecılmezı.hep bır sevdayı andırır ufuksuz mavının gorkemı, hele bırde o guzelım sarı ve sıcak gunes yokmu ıste o an tum guzelıkler bır ahenge donusur,yeryuzu,gokyuzu bır cennet olur tum benlıklerde.renga renk cıcekler,cıvıl cıvıl kus seslerı ve ucusan kelebekler,senı andırır,sevgın her kosulu dogar o anda.mavıde salınann beyaz bulutlar tıpkı okyanusa yelken acmıs gemılere benzer,ozlemı tasır gıbıler ama hıc bırı gelıp onumde durmaz,benı sana getırmeye cesaret etmez.bır fırtına kopar o dem...yeryuzu cehenem,gokyuzu mahser,anlatılmayan her an ıste bu ana sıkısır,ozlem sevgı ve hasret,yurek fırtınasıdır bu.gokyuzunden sen bır mahser,yeryuzunden ben bır cehenem olurum.anlatılabılınırmı,bızı bızden baska hıc kımse.....ne yangın mavısındekı senı,nede su yesılınde kı benı.bır karanlık gece parlar,gozlerın lacıvertımsı gokyuzunden,bense seyre dalarım,omerımsı bır gonul gozuyle,ulasmaya cabalarım gece sabaha evrılene dek....şafak vaktı son kez gozlerınle bulusur,gozlerımve artık yuzun mavı bır bulut olur,gunesle yuzumu ve yuregımı aydınlatırsın.bır baska sen olur yaşam,tum cırkınlıklerı gerıde bırakır,mavı bulut olur akarsın yuregıme.avaşin buluşur basya ıle el ele tutuşur akarsın fırat ıle diclesine,zap dıcle ıle fıratına kavuşur arap deryasına kavusur nıl ıle hepsıde gonul bagıyla baglıdırlar bırbırlerıne.çunku sevdaları,ruyaları buyuktur hayelerıyle,buyuk sevdadır onların kı mavı okyanuslardır sevdaları.tum ozlemlerıyle sevdalarıyla SEHID EZDA ARARAT IN GUNLUGUNDEN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "****Ezel",
        "poet": "Yıldırım Yorulmaz",
        "poem": "\n\nEzelden ebede sevda vardır\nMasal olur asırlarca anlatılır\nHayvan dürtüyle salya akıtır\nAradığım ezeldeki sevdadır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezel-Ebed",
        "poet": "Seyyah Saidoğlu",
        "poem": "\n\nGözü veren görür baştan\nSır içinde sır var iken\nKullar korunur ateşten\nNur içinde nur var iken\n\nAdemin devrinden beri\nİman-küfür çatışıyor\nAteşperest iblisleri\nYanıp yanıp tutuşuyor\n\nŞeytan aklına uyanlar\nDinsizlikle anıldılar\nKendini ilah sayanlar\nBir sineğe yenildiler\n\nNuh’un gemisine koştu\nBiadını bildirdiler\nTufan girdabına düştü\nİnadını sürdürenler\n\nFiravun’un zulmü varken\nMusa kerim gençti henüz\nKoca dünya ona darken\nMezar oldu Kızıldeniz\n\nİsa’yı taklit edenler\nHaç nişanıyla öldüler\nMesih izinden gidenler\nİncil’i dörde böldüler\n\nFetret devrinde atıldı\nŞu cehaletin temeli\nPut yapıldı put satıldı\nBöyle putları yemeli\n\nCahiliyyede kurudu\nDamarlarda dönerken kan\nMücadeleyle yürüdü\nDoğdu güneş battı zindan\n\nİslam güneşi coşmuştu\nİnsanlığa sele suya\nEbu cehiller düşmüştü\nKendi kazdığı kuyuya\n\nOrta çağın zifirinde\nMüşriklerin vardı izi\nŞarkta,garpta,yer yerinde\nGeçti son nebinin sözü\n\nGüneşin doğduğu zaman\nKurudu sava çölleri\nSöndü ateş,kalktı duman\nÇöktü kisra temelleri\n\nAhir zamanın güneşi\nBulunmaz bir tane eşi\nHizmet yolunda yoldaşı\nGittiği yerden dönmedi\n\nAshap menzilini aldı\nŞarka garba çöle saldı\nİlmiyle deryaya daldı\nBu meş’ale hiç sönmedi\n\nEvet ortaçağ zindandı\nDinsizlerin devri döndü\nİslam geldi zindan söndü\nBir daha sancak inmedi\n\nERZURUM-EYLÜL-2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezelden Seyyahım",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nGün başka yerde\nAn başka yerde\nSevgilim bildiğin iştir şu canım aşktan emanet\nHal öyle olunca aşka fedakar\nTarlalar başka yerde\nYollar evler dün başka yerde bugüne\nElenmiş incelmiş sümbülün kokusu kendi baharından muhacir\nYayla çiçekleri bildiğin pınarbaşlarında allar karalar delisi susuz değirmen\nHal bu dur ki sevgilim\nSu gibi akıp giden zaman almış götürmüş seni de beni de\nUykularına habersiz girdiklerimiin düşlerine\nDağların önü başka\nIrmakların sonu başka sevgilim...\nHal bu ki hasretten, hal bu ki arzudan, hal bu ki\nHayata hayranlıktan... ebrular mavisi, kara üzümler sergeni\nBakıyorsun birden yine dolunay\t\nYine çocukluğn getirdiği konaksız illerden,\n Ezel ezelden\nSevgilim sen kadar tanıdık ve aşina bakıyorum ki yine dolunay\nSevgili kalbim, sefilim, \nÖtesini ne demek isterim ey kendi benden beter seyyahım\nHalbuki, benden ziyadesiyle bilensin\n\nSeyfi Karaca........Mart / 11\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezelden Samsun'umsun Güzeldir boyun bosun",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nEv caddeler sokaklar\nHele de sahil yolun\nHerkese uzanmakta\nGörünüşün ve kolun\nEzelden Samsun'umsun\nGüzeldir boyun bosun\nTarihler söyler seni\nUnutamaz adını\nÜzerinde yaşayan\nBilmektedir yâdını\nEzelden Samsun'umsun\nGüzeldir boyun bosun\nSabah güneşin başka\nSanki 19 Mayıs\nBu ruhlarda görülmez\nNe sıkıntı ne de hırs\nEzelden Samsun'umsun\nGüzeldir boyun bosun\nTarihlerin beşiği\nHürriyet başlangıcı\nAtamla erdi sona\nÜzüntüler ve acı\nEzelden Samsun'umsun\nGüzeldir boyun bosun\nDiğer bütün illere\nGeçişler senden olur\nEsenlik mutluluğu\nO  canlar burda bulur\nEzelden Samsun'umsun\nGüzeldir boyun bosun\nFabrika işyerleri\nYan yana sıra sıra\nİşleri çeşit çeşit\nYakındır evet ara\nEzelden Samsun'umsun\nGüzeldir boyun bosun\nSokakları limanı\nGerçekten dolu dolu\nOtobüsler kamyonlar\nGider doldurur yolu\nEzelden Samsun'umsun\nGüzeldir boyun bosun\nAtatürk at üstünde\nBilin bekler görevi\nİstemekte bizlerden\nYapmalıyız ödevi\nEzelden Samsun'umsun\nGüzeldir boyun bosun\nGeçmişte gelecekte\nDaim sen olacaksın\nCanlara ilham olup\nBizlerle kalacaksın\nEzelden Samsun'umsun\nGüzeldir boyun bosun\nŞerefimsin şanımsın\nSamsun'umsun sen benim\nHasan Sancak söylüyor\nSeninle güler tenim\nEzelden Samsun'umsun\nGüzeldir boyun bosun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezgiler Çalarken Huzura",
        "poet": "Hayrettin Taylan",
        "poem": "\n\n'şiir dostunun   gönül kızına doğum günün anısına'\n\nEngin bir bakıştan arta kalan gelmelerin söz gemisindeyim\nMasallar anlatır ruhlar sen doğdun ben büyüdüm mutluluklara\nİzledim büyümeni bin dünya verdin hep başarı aynalarında tarandım\nNazlarına sonsuz özlemler ekledim ekilmiş huzurum oldun\nEskimez senli hiçbir şeyim sen güzellilere hasatken\n\nErtelenmiş mutluluklar uçtu seninle gagaladı hayat yeniden\nZaman seni bana nimet,ruhuma güneş kıldı hep çalındı ezgin\nGüneşe gerek yok, güzelliğin ve güzelliklerin ilmi ırmaklarda akarken\nİsmin ömrüme vatan oldum yavrum vardırın kalp atanısın huzur sensin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezeli Düşman",
        "poet": "Ali Ertürk",
        "poem": "\n\nEzeli Düşman\nŞu bizim kedi çakır,\nBir garip ev kedisi,\nMahalleli ve yoldan geçenler \nOnu iyi tanır, konuşur,\nHatta şakalaşırlar bazen.\nMuhabbeti sevgisi benledir keratanın.\nHer hafta sonu spor yaparım,\nOda  parka gelir benimle,\nKendisiyle oynamamı ister, önce.\nYorulmadan beni rahat bırakmaz.\nYine bir sabahtı,  kapıda bulamadım onu,\nMerak ettim, aradım birçok yeri,\nBaktım bir mazgalın üstünde,\nDikkatle bakıyordu  aşağıda bir yere.\nÇakır hadi, parka gidiyoruz  dedim \nOralı değil bakmıyor yüzüme.\nMerak ettim,\nBende baktım göremedim bir şey,\nDurumu bilen nalbur,\nFareye bakıyor dedi…\nO fare nedir bilmez dedim.\nAtalarından kalma ezeli düşmanı! \nTanımaya çalışıyor dedi….\nBursa 23 aralık 2014 Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezgim",
        "poet": "Serdinç Çalışkan",
        "poem": "\n\nKoca bir umut dünyası senle yaşadığım\nDilimden düşmeyip, değişmeyen  tek EZGİ\nBitmek tükenmek bilmeyen\nKoca bir sevda nağmesi…\n\nNe yıllara sığdırılır hasretin\nNede hasretini anlatmaya yıllar yeter\nİki saat,iki gün,iki ay,ve işte iki yıl\nBizim sevdamıza zaman mı  yeter…\n\nEn özel sevdayı sende tattı yüreğim\nSevgisini, sadakatini,saygısını içinde pekiştirdi\nBulmak istediği o yüreği sende buldu\nO ki şimdi koca bir sevda tutkunu…\n\nEzgi yârim sevdiceğim \nSevdamızı o küçük yüreğinde \nKocaman onurla taşıyan yârim \nBen seni tanıdıkça bir başka (deli)  sevdim..\n\n28 kasım 2009’ dan 2011’e doğru giderken her an yanımda olduğun için teşekkür ederim varlığım,anlamım.28 kasım 28 kasım 28 kasım…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezgi'nin Seyir Defterinden...",
        "poet": "Aynur Uluç",
        "poem": "\n\nArtık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek isteyen bir grubun seslendirdiği Sabah Türküsü, gözlerimize dolmuştu bir gün, güneşten önce. Sonra o ılık senfoni, gençliğimizin gölgesi gibi izledi başka başka ezgilerle günlerimizi. İsmini taşıdı, 'Ezginin Günlüğü' oldu hep gönül günlüklerimizde sesi. İçindeki hüzün, esir aldı duyargalarımızı. Bir Azeri türkünün nağmelerinde döküldü duygular bir gün, başka bir gün bulutların asfaltında uçan martı olduk onlarla. Ağzımıza yaklaştırdığımız kadehten seslendi bir ses; 'içme sakın o şaraptan'. Yağmur böyle başladı, ince bir sızıya kavuştu yüreğimiz. Zeytinlikler içinde uzattık ellerimizi. Döndü dünya. Biraz düşlerimize eğilince, o gün çiçeğe su vermeyi unutunca, kalbimizdeki rengi büyütünce, içimizde bulduğumuz 'sen'deki sevecenliğe bayıldık. Bir kuş kondu badi parmağımıza, bir gece vakti. Ceplerimizden hacıyatmazları boşaltıp elimizi aşka uzattık ritimlerinde şarkılarının. Mor mor mor leylaklar doldu parmaklarımıza. Aldırmadık, 'sevdadandır' dedik. Elimizdeki anahtar boşunaydı çünkü, ışığımız kilitlenmezdi ki bizim.\n\nÇeyrek asırlık bir süredir yaşamımızda olan Ezginin Günlüğü, ezgilerle dolu bu 25 yılı simgeleştirmek adına, tam da onlara yakışır bir incelikte hazırlanmış Çeyrek isimli albümleriyle gündemimize girdi, bugünlerde. Uzun süredir grubun çıkaracağı albümü merakla beklerken, bir kitabevinde gördüğüm resme takıldı gözlerim. Bir bölümü alınmış elmanın içinden bana gülümseyen kulak resmi, kime ait olduğunu henüz algılamamışken meyvenin olgunluğundan yola çıkıp müziğin davetine dek ne çok şey söyledi bana. Ancak resimden gözlerimi ayırıp da, satıcıya Ezginin Günlüğü'nün albümünü sorduğumda, 'bir süredir incelediğiniz albüm ya' cevabını alınca algıladım, elmanın altında yazan ismi. Bu doğaçlama test, yıllardır onların peşinde geçen gönüllü sürüklenişimin hiç de haksız yere olmadığının ispatı gibiydi. Albümü edinmenizi şiddetle tavsiye ederim. Dinlemeye başladığınızda Ezgi'nin seyir defterinde başlayan yolculuğunuzda Candan Erçetin'den Fuat Saka'ya, Yavuz Bingöl'den Bulutsuzluk Özlemi'ne kadar kimler eşlik etmeyecek ki size... 25 değerli yorumcunun kendi ses ve müzik tarzına uygun şekilde Ezginin Günlüğü şarkılarıyla birebir buluştuğu albümde kendini artırmış bir merak ve bir sonraki şarkıda sizi bekleyen sürpriz yorumlarla günün yorgunluğu uçup gidecek üstünüzden. Sezen Aksu, 'Gitme gitme, el olursun sevdiğim' derken, Bülent Ortaçgil'in parmakları dokunmak isteyecek sevdiğine. Barış Akarsu'nun da bir şarkıyla katılmış olduğu çalışmada Vokaliz, Ayşe Tütüncü ve Hüsnü Şenlendirici'nin yorumları, özellikle ilgiye değer. Albümdeki diğer isimler arasında, Aşkın Nur Yengi, Sabahat Akkiraz, Gürol Ağırbaş, Göksel, Grup Gündoğarken, Mirkelam, Vasiliki, Yaşar ve Levent Yüksel bulunuyor. Sunay Akın, albüm finalinde grup için hissettiklerini dillendirdiği şiirinde hisse senetleri ile değil, hissi senetlerle buluşmaktan söz etmiş. Ben de, Feridun Düzağaç 'Mutlu olmak varken bu dünyada' diyerek şarkısını seslendirirken sözleri kendime uyarladım: 'Ezginin Günlüğü'nü dinlemek varken bu dünyadaaaaaa.' \n\nRadikal İki\n16-09-2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "EZGİ",
        "poet": "Filiz Angay",
        "poem": "\n\nMüzik Arkadaşım Önder’e\n\nEzgi doludur yüreğin\nGeçmişten birikip gelen, \nVolkan gibi fışkırtmak istediğin\n\tAma sadece parmaklarınla tınıya dönüştürdüğün\n\t\tYarım ezgi...\nDenizin enginliğinde kaybolmak istersin, \nSonra bir dalga gibi şahlanmak, \nBir sürgün gibi atılmak belki yaşama\nYa da bir kuş gibi uçmak...\nKayboluşun, silkinişin, coşkunun, yaşama sevincinin\n\tBestesi yazılıdır yüreğinde, \nKarmaşa girdabında boğulursun, \nAma yine de yükselir çığlıklarının\n\tYarım ezgisi...\nSen bestesin dost, \nGüven, dostluk, barış temalarını işleyen...\nSen özlemlerin ezgisisin...\n\nF. A.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezik",
        "poet": "Zeki Tüyen",
        "poem": "\n\ntozlu tavan arasında usun gereği\nbilinmezliğe gömü zamanın elinde\nözdeksele sığıntıdır tüm yürekler\nkimi suskun umarsızlıklar içinde\n\nçiçek gibi güzel yaşam salt simgesel\noysa içtenlikte kocaman bir çizik\ngerçeğe yönelimde yadsınmaz körlük var\nkimi yürek büyümüş, kimi ezik\n\nbursa; 29.08.1974\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezgime",
        "poet": "Talat Tirkes",
        "poem": "\n\nBen dem’e hasret, ezgime hasret,\nSuya hasret ekmeğime hasret,\nKaç nefesim kaldı ki? \nKim verecek bunların hesabını bilmem,\nŞefkate hasret, merhamete hasret.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezik bir sevda",
        "poet": "Nazlı Arman",
        "poem": "\n\nEzik \nBir Sevdanın \nSimsiyah \nKesilen \nÖzlemindeyim\nBüyüklüğünden \nGurur \nBile \nTelef Etti \nKendini\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezik Bozuk Çift Firikik",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\n Papaza kızıp da\nOruç mu bozalım şimdi şu kaymaklıkta, şöylecene dut yemiş bülbülce kıyakta? \nDiyorsa birileri\nAbdülabdul-sarı liralı irecebül azabenna gibi birileri\nBirileri sakak vaziyetleri sigortasına alarak gazabın fenna gibi\nEgemenük kuşaklılar silsilesinden aldığı kontrollü güçsüzlükle\nMemleketin taşını toprağını yerinden yurdunda silip süpüren birileri\nBirileri ki,\nEkümenik-ekonomik bağımlısı babasının bağını bağışlar gibi bahşişci bağışçı\nEgemenliksiz Egemen...\nÇıkıyor da ne bileyim hani  papaza kızarak Avrupa tapınaklı bağülamdan oruç mu\nBozup dağıtıp harcanalım...? ...derse\nEspirisi bile yoktur bu sırıtıp somurtan\n Lafa söze hacet bırakmayan ezik bozuk karikatürün\nŞark kurnazlığı filan hey Davudo davudooooooo\nBişekil bişekil melo-dişik solfej avangart\nBozulmaz mı...? Bozulur elbet ey davudo davudoooooo\nSen tutar da yiyim içim \nVe bedava beleşten geçime ithal edersen aklı fikri zikri ve inancı\nVe gayru minen-cinnetin...\nAvrupa kıblesinden abdestlenir..\nOrucunu aç ve susuzluğun yoksullluk pahasına Avrupaya peşkeşlenerek tutarsan...\nYutarsın hapı zokkayı\nYakarsın motorunu contasını canı oracıkta acın yatıp gücün kalkan Türkiye adlı\nSana bel bağlayan memleketin...\nVe papaz...\nNe buyurursa tıpış tıpış ondan\nOrucu da bozarsın baaaaaaal gibi...\n İmanı da \nİnsanı da\n........\n.........\n........( !) \n\nSeyfi Karaca.........Aralık / 11\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezik Büzük Asilsiziga Sahtekarlanan Dayali Döselilikler",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nYoksunluk yitiklik yabancilasma yilginlik yipranmislik bezginlik bikkinlik cöküntü cürüme yozlasma ihmal kayitsizlik karamsarlik kararsizlik siddet kusku körlük karanlik korku kabus kiyim yikim sarmallari icerisinde bogulmus bunalmis soygun talan vurgun taciz kiskac sömürü ölüm zulüm carkina kusatilan kulluk kölelik kilitlenmisligi, kelepcesine kundaklandigi esareti özgürlük esitlik  ve insan haklari olarak bilip görmenin afyon akintilariyla bilenir beslenirken, harami hirsizligi hukuksuzlugu haksizligi rezilligi onursuzlugu helal kilip din-imandan sayan sekilsel gösterisliligin MARKALASTIRDIGI bagnazliktan gecim kaynakli hüner, tezgah,kilif, örtü, paravan, maske marifetliligi SAHTEKARLANIR…\nBu sebepten dolayi  nasilki VIYANA önlerinden geri dönen hizli cöküsün tüm altyapisinda mevcutlu yozlasma korku karanlik kirim desise entrika bencillik haram harami eskiyaligini neredeyse günübirlik PADISAH HANCERLEME suikastciligiyla dilediklari yagmayi ganimetciligi haksizligi bozgunu haydutlugu yoksullugu caresizligi adaletsizligi sefilligi itaati kullugu köleligi devamli ve daim kilan asiretler agalar beyler esraflar ayanlar  umumlar hinlik hainlik ortakcikarcilari, eldeki `padsahim cok yasa ` harami helal saydirtan sorgusuz sualsiz dokunulmazlik  zirhiyla adeta kendilerini erisilmezin en erisilmeszi yetki kullanim kutsiyetine TANRILASTIRMISCASINA ve osmanli diye diye….(sorun sarmalinin dibine inip kökünden halletmeye kalkisan yenilikci  padisahlari bile diledikleri uygun ortam adami oldurtma hancerlemeleri sayesinde)  Osmanli`nin mahfini hazirlayip sonunu getirdi…\nSimdi….\nSimdi hesabi kitabi seri sayisi belirsiz üretmeden tüketen ve egitim, güvenlik, sevgi, ahlak, onur, ilgi, ilim, bilim, inanc, özgürlük, paylasim, ulasim, imar, sanat, düsünce, fikir, huzur, aile, brey, toplum katinda inanilmasi güc büyük yikim yagma kokusma kirlilik ve cöküslerin yasandigi yere gecmisin bütün hazir yiyiciligini sürükleyip getiren ve bütün kanun nizam düzen korunakli dokunulmmazliklara ISTANBUL model BOGAZiCi sarayli villali kösklü yalili kayigi ve kaymagi kiyakliligi dengeleyip tartan MILYARDER sevicilik… \nSanat tarih kültür onur özgürlük huzur hak hukuk Türkiye Cumhuriyeti mirasini ADNAN MENDERES her mahallede bir milyoner yaratma hayranligiyla yagalayip yerle bir ede ede….\nDemirel takma kafali her mahallede bir kücük amerika yapip yaratma vurgum sömürü gasp harami haydutlulugunu ekonomiklenip endüstrilestirmenin sürsavrum celsesinden  evirip cevirerek…\nÖzal aile boyu halayikli usakli seyisli dalkavuklu yagci yalakaciligin havalandirip ucurdugu HANEDAN HEVESLILiLiGiNi (bütün bölgesel- küresel BOP isgalcilik sömürücülük basbayisi olma paha borcuna)  Türkiye´ye imar ve iskan etti…\nSimdi bu denli onursuz haysiyetsiz densiz dengesiz ihanet israfinda  her türlü ülke, devlet, millet yikim yagmalarinin getiri karsiligina servetli sarayli malli mülklü saltanatli bosalarin bankalarin mafyalarin tarikatlarin etnik mezhepsel HEMSERICiLIK BÖLGECiLIK yüklü bagnaz-YOBAZ tüm kirli köhne karanlikli TOPLUMSAL bozulmuslugunu hak huzur hukuk özgürlük esitlik balgami olarak yedirip yutturup yalatip yerlesik sapkinliklarda yasataya calisan TÜRKIYE CUMHURIYETI özeli BOP yikim ihaleciligi…\nIftar vakti  caddelere sokaklara salonlara mahlelere sigmayan masrafi devletten milletten sofralarini bir yozlastirma yobazlama ve bagnazlik kirli karanlikli piyasa pazari MARKASI olarak servisleyip sunan devri daimliligi kendine en kolayci sahtekarlilk kaynagi saymakta…\nBol pirimli bütün kültür fikir düsünce ve sanat Akil adamlilik tasinmaz malciligi yine ayni piyasaya ayni uyusturma etkinlikli MARKADAN…\nFutbol spor cemaat camia yüz surat suret langirti tezahürat acik kapali oturm seansliligi ayni niyete ayni MARKADAN…\nDizi furya fuhus model müzik moda sehvet siddet nefret catisma endise süphe güvensizlik caresizlik sefillik yolsuzluk yoksulluk  süper hiperlik zincirlesmesi ayni MARKADAN….\nAraba telefon kart bankomatik borc harc haciz taciz tehdit tecavüz rehin alip verme INSANLIK kul köle pazarliligi ayni MARKADAN….\nFasulye büber portakal zeytin bugday süt yag darbogaz gezi kelek kamci kiskirtma köpürtme gaz süs sütyen selüloz ayna cimbiz tarak tarz yüz balddir bacak boya badana avans avantaj ajans tüy yitmac kulp kuyruk….evlenir evlenmez bosanma derdiyle kivranip bogusan avukatlik doktorluk felaketler facialiligi ayni MARKADAN…\nHerkese bakip kendine ceki düzen veren ve herkese bakip kendini ancak adam yerine koydurtma gecesini gündüzünü sapip sasirma dangalagi ÖREN VERANLASMA güldür güldürcük kafa bosaltim baz istasyonculugu ayni MARKADAN…\nYazin sayisiz kayboluslar arasinda hice sayilmaya gevsedikce gevseyip güzden sonra hizla ve heryerde heran yenilip soguyup yittigi hayatla daha  büyük katmanlasmis dertler sorunlar bataginda kendini  bulan bulusturan YENI TÜRKiYE Bop Anayasama siparisciligi ayni MARKADAN….\nSayisi yüelli adayi gecmis, Topcu Kislasi`ni her türlü toplumsal tarihsel ekonomik siyasi felsefi dini ahlaki cöküntüler üstüne programlayip güncelleme gündemleriyle Yeni Osmanlicilik oynayarak  tüm devlet millet iradesizliginin PEKAKA acilimlari BOP kafadarlik ortakligiyla FETHULMETAL tutkalindan yapip yapistirip kaybettikce kazandigini sanan sarayli villali BOp Esbaskanlik tesisatinin yunanlilara verip yükünden kurtulmayi marifet bildigi EGE sahillerindeki TÜRKIYE CUMHURIYETi topraklari…\nAyni marka BOP sürsavrum  uluslsrarasi ve yerli yagma talan rant haram hirsizlik yolsuzluk vurgun soygun sömürü isgal ve yikim cok ortaklik tasaronculugu, OSLO´dan Dolmabahce`ye gerek kin yüklü Ermeni`lere yahut gerek ayni kirli iin ve yikim katilligine kirali Kürt etnik kafa tasciligina veyahut bin türlü özgürlük hukuk haksizlik inanc güven özgüven adalet huzur sevgi saygi ilim bilim dayanisma paylasim katilimcilik cesaret fedakarlik degerleriyle topragini nsanini yurdunu yuvasini kurmus kurtarmis TÜRKIYE CUMHURIYETi yikim ajan eleman unsurlari namina en azgin BOP ESBASKANLIGI ortagi durumundaki Fethul-Metal hinlik hainlik cetesine `ne istediniz de vermedik ` mayin imha tünel hendek makam mevki mevzi dayatip döserken, PEKAKA devlet Yuro-aerikan emrine tabi koridorunu bizzat kendi eliyle esrar eroin ticaret masulü silahlanip ayaklanmaya  yetmedigi yerde özel Belediye ödenekleriyle egitip donatip örgütlemeye göz yummayi saglama alirken; ve  milyonlarca Suriye`li mülteciyi tüm toplumsal belirsizlik ve geleceksizligiyle Türkiye Cumhuriyeti yikim esabina ve Bop plan projeler kazanc karina basa bela diye sardi…\nBu bakimdan nice ve sayisiz kirmizi cizgilerini özgürlügü onuru cesareti fedakarligi devlet iradesini yurt askini ve millet sevgisini topragiyla bulusturan `yurtta sulh cihanda sulh ` Atatürk, Türklük ve Türkiye Cumhuriyeti degerler  toplamina karsi  güdüklendikleri düsmanliklarini hemserilik yobazlik yoksulluk yolsuzluk yitiklik etnik ve mezhepsel kirli kanli karanlik ayagindan  hizmetine kiralandiklari bütün hinlik hainligin her türlü ahlaki siyasi kültürel felsefi  dini iktisadi dengeleri cökerten yozlastiran ve cürüten SAHTEKARLIGA kaliplastirip kusatip, bu statikocu kafayla bu devirde (yurtta sulh cihanda sulh)  hicbiryere varilamayacagini alip satan `ver kurtulcu` veya `yetmez ama evetci ` yerel ve küresel harami helal diye kutsayan BOP ajan piyon tasaronlariydi…\nSonuc olarak eger bütün zamanlar boyunca ülke kirmizi cizgilerini önce tespit edip sonra üc koyup bes alma ugruna banka mafya holding borsa müsiad tüsiad arsa arazi soygun avanta sanal - sivil kisiliksiz karaktersizlikler  sahsi cikarina silip süpüren (devleti milleti hakki hukuku ilimi onuru özgürlügü ahlaki hukuku hice sayan ve herzaman devleti  yagmalayip her firsatta milleti toplumu yikan)  irade yoksunu yazbozculuk;  servet saltanat  esasli  BASKANLIK SiSTEMI denen bütün BOP ihale emirvakiligini Türkiye Cumhuriyeti yikim Anayasalamaciligina israrla dayattigi sürecte, karsiligi her zaman devletin milletin toplumun ekonominin özgürlügün onurun bagimsizligin üretimin güvenligin cesaretin hakkin hukukun huzzurun egitimin iletisimin ilimin bilimin aklin düsüncenin kültürün sanatin emegin paylasimin sevginin saygini kültürün inancin  deger can kan toprak varlik birlik dirlik ve insanligini kaybettigiyle beraber yerine ardi arkasi kesilmedik  yalani talani hinligi hainligi tükenmisligi korkuyu siddeti nefreti caresizligi karanligi bölünmeyi parcalanmisligi öreni verani haksizligi hukuksuzlugu sürgünü sefaleti koyup yerlestirip alisilmis ögretilmis HAYAT TARZI seklinde kulluk köleige imar ve imal eden cehennen calkantilari olacaktir.. \nHukukuna hakkina kültürüne duygusuna düsüncesine aklina fikrine ahlakina inancina özgürlügüne ilgisine iletisimine bellegine bilincine irzina namusuna sorumluluguna duyarliligina egitimine izine yoluna soyuna asaletine onuruna huzuruna ailesine devletine milletine ülkesine yurduna hor bakarak yalnizca terkettigi insanlik yikimlarindan kulluk kölelik sadakatliligi kadar kirinti kopardigini hayatin özü esasi herseyi sayan VERIP KURTULMALAR  yorgun yilgin bitkin bezginligi, zaten kodlanip disipline edildigi azmis sapmisligin bütün OLUMSUZ eksik gedik ekseninde kin nefret ayrisma hirs yaris catisma siddet küslük korku karanlik calkantilari kurtarip kotarma zindan zehir kuyulasmasinda berbat, batak, mutsuz, umutsuz  ören veran MARKALASMASI kapisip tüketmektedir…\nBu bakimdan PEKAKA kiralik katilligi temelinde gün evirip ceviren  Mehepe bir markadir..\nBankalar bir markadir…\nHedepe bir markadir…\nKarakterindeki alti oku silip süpürten PEKAKA özerkcisi Cehepe bir markadir…\nBop dayali döselisi Akepe bir markadir…\nTüsiad bir Markadir…\nGüldür güldüs schow bir markadir…\nYemek mutfak takim tezgahlatma bir markadir…\nDoktorculuk otculuk baharatcilik tanzim danismanciligi bir markadir…\nFikirsiz fikir yürütme tarafgirlik acik oturumlasmasi bir markadir…\nAkil adam-kadinlik bir markadir…\nRoky bir markadir…\nTerminatör bir markadir…\nChe guara cocokola bir markadir….\nAfyon gevisi gettirtiren toplum tecavüzcüsü diziler bir markadir…\nSütyen saat terlik corap don kolye blezik bir markair…..\nIsid bir markadir….\nKibleyi konusup söyyleyen seccade bir markadir…\nApartuman pahasina esarp turban bir markadir….\nKibris dahil ver de kurtullara ayni ihanet MARKA mahsülü gibi hormonlandirilip Birlesik Milletler keyfine küresel isgal yagmaciligin elkonulmus GASP ünitesi yapilmak istendigi KIBRIS….\nBalkanlar Kafkaslar ARAPLAR dahil, sözde YENi OSMANLICILARIN ümmet hayrani  BOP özel kilifinda sanki bizdenmis gibi tarz giyip sekilden sekillere bürünerek her türlü yozlasmayi soguklugu bagnazligi bilgisizligi caresizligi yabancilasmayi yedirip yalatip yutturup aliskanlik haline getiren degersizlestirme kirli akintilarindan sinip  saldirarak Atatürk`ü silip, Türkiye Cumhuriyeti`ni yikip ve Türklügü geldigi tarihin ezeli göcerligine yeniden savip sürgün etme köktenciligine eslik ve refakatcilik edercesine   hicbirinin devlet diye tanimadigini(yuro- amerikaya karsi ve yuroamerika dahil) , tek basina savasini verip DEVLET diye (halen henüz ayni onurla ayakta durup yasayan fakat Bop Esbaskanligi`nin israrla ver kurtullara yüzelli Ege adasinin üstüne üstlük kiyagimiz olsun diye eklemek istercesine tavir  durum ve tutum takindigi) ilan etmisti KIBRIS´i Türkiye….\nBu bakimdan tüm güvenlik güclerimizin hayatini hice sayma  pahasina ülke varlik yokluguyla esdeger tüm uluslararasi oyun kurgu isgal sömürü soygun yikim yagma bölme parcalama plan projeler kiralik katilligi odakli PEKAKA´ya karsi verilen onurlu mücalele, Baskanlik sisteminden vazgecilmedigi sürece ve Yepege baglantili Suriye kuzey sinirboyu Kürt Kafatascisi devletlesmeye en az  Türkiye Cumhuriyeti sinirlari icerisinde yürütülen mücadele yogunlugunda derhal dolaysiz ve hemen devreye sokulmadigi müddetce, ne yazikki ESBASKANLIKTAN tek baskanliga servetlenip saltanatlanma hacizi, yahut Bop isi rehin takasi, veya delikten süpürülmemesantaj noktasinda kilitlesmis ` kirmizi cizgi silme süpürme `  tanzim teslimiyet dayali döseli borsa banka medya mafya siyaset tarikat holding sahsi cikarina ülkeyi devleti milleti soyup sömürüp satip savuran ihanet ihaleciligine kalite artirip,  süreklilik saglayacaktir.\n\nSeyfi Karaca……………Haziran / 16\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezilenler",
        "poet": "Niğmetullah Uçar",
        "poem": "\n\nYalnız şahsım değil benim meselem\nBütün bir toplumu düşünüyorum\nKainat evimdir insanlık hanem\nEzilenler için üzülüyorum\n\nHatır gönül ile yapılır işler\nAdamını bulup kazanır güler\nToplumun sırtında var parazitler\nÜmit ışığımı söndürmüyorum\n\nAskerlik yapmazlar vergi vermezler\nAçlığı tanımaz yokluk bilmezler\nMahkemede bile söz söylemezler\nMaske taksalar da ben görüyorum\n\nUyanıklar neden her zaman haklı\nEzilen insanın yok mudur aklı\nBorçlu kalmaktansa ol alacaklı\nDevran böyle gitmez döner diyorum\n\nDünyada işiniz olmasın varsın\nParazite düşman vatana yarsın\nBüyük mahkemede haklı çıkarsın\nHaksızlığa taraf olamıyorum\n\nDünya hizmet yeri ücret alınmaz\nİnsan olmayanlar dürüst davranmaz\nHaklıların hakkı haksızda kalmaz\nKutsi adalete güveniyorum\n\n                           Niğmetullah UÇAR\n                                Antalya\n                                     26.10.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezilen Ümitler",
        "poet": "Necati Ülker",
        "poem": "\n\nBir hançerdi sanki söylenen her söz,\nBilmem nedendir bu sitem,\nKader bu…\nDeğişmesi güç,\nHançerin bıraktığı derin yaralar,\nOyuk oyuk oldu,\nAçıldı bir çift göz,\nAkıp giderken ümitler,\nUzaklara, çok uzaklara,\nPeşi sıra yeraltı petrolleri misali,\nAkıyordu damarlarda kan,\nBilmem damar kalmış mıydı vücutta,\nYoksa erimiş miydi her biri,\nGözlere bakarak söylenenler,\nHiç anlam taşımıyordu meğer,\nİtham eden sözler haykırdıkça,\nSıcağın karşısında kar durmaz ya,\nKarlar gibi akıyordu vücut hatları,\nGözlerden o an kan gelmiş yaş yerine,\nKim düşünür…\nBen demir yolu muyum…? \nBütün hızıyla ekspresi geçiriyorsun.\nBende can taşıyorum,\nYeter bu kadar sitem,\nEkspres değil…\nVagona razıyım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezim Dost û Yar",
        "poet": "Kazım Özdemır",
        "poem": "\n\nGul û kulîlk, sosin û beybûnên min li devê çeman\nMêrg û çîman, bax û bostanên min li deşt û banîyan            Berfa zozanên mim avên cemidî dertîne ji kanîyan             \nWek bûka xemilandî kesk û sor û zer ezim ey can\n\nBin erda min dewlemend e, kanîyên cewherê niftan\nSer axa min wek zêr e her derman heye bo miletan\nVan neyaran anîn serê min gelek xirabî û sosretan\nMehrûm hiştin jin û xort û keçên min ji van nametan\n\nLi ser min zilim xilaz nabe bê bext û bê îmanin zilimdar\nDewlemendîya min ji xwe ra bir, gel bin dest hişt koledar\nMin perçıqandin di bin solên xwe da dilê min tim birîndar\nJi zarokên xwe lêvîya xilazkirina xwe me bi dilek hêvîdar \n\nDestên xwe bidin hev gelê min, ewladên minê xebatkar\nWin tim dijî hev bûn niha dema azadîyê ye bibin yek ev car\nRoj roja we ye min azad bikin ji bin destên zalim neyar\nEz, welatim, ji bo we her ezim dayîk, bav, kal, dost û yar. \n\n                          Elmanya: 21. 12. 2007 / 01.45 û 17.00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eziyet",
        "poet": "Halil Aksoy",
        "poem": "\n\nIslık çalarak gelen bombalar,\nBir hançer gibi saplandı,\nŞehrin kalbine.\nKıyameti andıran patlamalar.\nKulakları sağır eden gürültü,\nGözleri kör eden ışık demeti.\nOrtalıkta koşuşturan,\nÇaresiz insanlar.\nBu savaş değil bir kıyamet.\nAyırmadan alıyor canları.\nİhtiyar,çocuk,yaşlı, genç.\n\nRüyalar bitmiş.\nHayaller darmadağınık.\nÇiçek kokuları gitmiş.\nKaplamış her yanı,\nBarut ve kan kokusu.\nHer yana ölümün kokusu sinmiş.\n\nSavaş demişler adına.\nDeğil onun adı savaş.\nİnsanın insana vahşeti.\nİnsanın insana,\nKini nefreti.\nİnsanın insana,\nEn büyük eziyeti.\nBitsin artık insanın insana,\nEziyeti.                                        03.04.2003   (Bağdat bombalanıyor.)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eziyet",
        "poet": "Birhan Keskin",
        "poem": "\n\nAğaç duruyor.\nYol da, ot da.\n\nDuran bir şey var bende,\nağaç gibi.\nOnu ayaklandırıp, oradan oraya\ngitmem zor.\n\nBende bir ağaç duruyor, bir ot\nEserse arada rüzgâr\nAğacın saçlarını o tarıyor.\n\nAşk ayaklandırmıştı bir kere\nhatırlıyorum, ama…\nŞimdi rüzgâr şimdi güz\nAğacın dallarını zorluyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eziyet; agacın ve çiçeklerin...",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nUmutlar düşerken yaprak yaprak tek tek sonbahar hüznünde\n\nAçılmayı bekleyen, kasımpatı,mor menekşe, laleler\n\nAşığın nutkunda kalır kurur söylenmeyi bekleyen nağmeler\n\nAçmayı unutan ağaç yapraklarını gizler umutlarla gel bahara\n\nHüzünü inletir tek tek damla damla gözyaşı ile yağmurlara\n\nAmacına ulaşmaktır ağacın göğsünü gerer sabırla yağmur yangın ve yıldırımlara...\n\nVe bir bahar görmek için aç çıplak kavuşmak ister güzün kaybettiklerine...\n\nGecedir artık bahar gelene kadar tüm ağaçlara,\n\nVe her ağaç sarı yapraklarıyla benzer gece lambası; abajurlara...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezineli Yahya Çavuş",
        "poet": "Ekrem Şama",
        "poem": "\n\nSol taraf harabe, sağ Ertuğrul Tabya,\nOrtada imandan seksen tane kaya,\nKartalların gözü hakimdi deryaya\nŞehit takımıyla Ezineli Yahya...\n\nZırhlılar kusuyor, yağmur gibi gülle,\nKim çıkabilirmiş, denizden sahile? \nYiğide emanet, şanlı Çanakkale,\nŞehit takımıyla Ezineli Yahya.\n\nYahya askerlerin başında ser idi,\nDüşman alayları kar gibi eridi.\nSeksenin tamamı er oğlu er idi...\nŞehit takımıyla Ezineli Yahya.\n\nŞarapnel yağmuru, yerler delik deşik,\nŞehitlik kokuyor, havalar değişik,\nYücelen ruhları, millete bir ışık,\nŞehit takımıyla Ezineli Yahya.\n\nSanki bir orduyu gizler küçük siper,\nKuşlar getirmişti, makamdan bir haber,\nAlınlarını öptü yüce Peygamber,\nŞehit takımıyla Ezineli Yahya....\n\n(İstanbul:06.03.2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eziyet",
        "poet": "Muhammed Onur",
        "poem": "\n\nHadi beni zorlayan esaret,\nHayır, olamaz bu bir felaket,\nBiraz daha gayret cesaret,\nAma bu tam bir eziyet..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ezop",
        "poet": "Şair Uşunoğlu",
        "poem": "\n\nAkşam içmiştik Ezop'un meyhanesinde\nLafonten gülmüştü halimize \nÇağrılıydık periler sofrasına\nZalim özgürlük adına....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "F A R K I N  D A L ı k",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nKansev derneğiyle diyalog kurduk,\nSağlıklı yaşasın bütün insanlık,\nMeme kanserinin üstünde durduk,\nSağlık meslek lisede farkın dalık.\n\nÖğrenci, öğretmen bilgi edindi,\nÇünkü görselden konu gösterildi,\nSağlık meslek lisede farkın dalık.\n\nDoktor uyarmakta elbette haklı,\nErken teşhis için erdirin aklı,\nEkim ayı bence buna odaklı,\nSağlık meslek lisede farkın dalık.\n\nIsparta Toki evler tepe bir yer,\nOkul müdürü de gerçekleri der,\nBilemediğini hocamıza sor,\nSağlık meslek lisede farkın dalık.\n\nProgram akışı çok güzel oldu,\nBilmeyen gerçeği yakından gördü,\nZeki de şiirle mesajı verdi,\nSağlık meslek lisede farkın dalık.\n\n14-10-2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "F a r k l ı  H İ S  v a r",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nYürekten tutkunum açılamadım,\nSırrımı ortaya saçılamadım,\nGaliba onada aşılamadım,\nSeviyorum ama kardeş biliyor.\n\nKüçükte değildir yaşa uygunum,\nBeyinden,gönülden ona vurgunum,\nCevap alamadım biraz durgunum,\nSeviyorum ama kardeş biliyor.\n\nDiyalok kursakta gülüm uzakta,\nKalbim heyacanlı kaldı kızakta,\nİyi niyetlidir kalmam tuzakta,\nSeviyorum  ama kardeş biliyor.\n\nAnladım yıllardır yalnızlık çeker,\nAşkın deryasına dönmüyor teker,\nSözleri çok güzel bal ile şeker,\nSeviyorum ama kardeş biliyor.\n\nSaygıd a kusuru göremiyorum,\nZeki'yim  kararı  veremiyorm,\nEvlilik  riskine  giremiyorum,\nSeviyorum ama kardeş biliyor.\n\n10-1-2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "F A T M A   H A S t a",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nDayımın üç kızı biri Kezi ban,\nDepresyon yaşıyor, çekiliyor can,\nVeririm ben ona gerekliyse kan,\nBir deri bir kemik bekliyor ana.\n\nBir gün öncesinden acile girdin,\nŞarkikaraağaç da gece durdun,\nIsparta ya acillik oldun,\nRabbım dan şifalar dilerim sana.\n\nFatma diyerek de tanırlar seni,\nAğabey olarak bilirsin beni,\nPazarda yıprattın bütün bedeni,\nBırak dediğimde kızardın bana.\n\nÇevrende toplandı oğlun ve kızlar,\nMonitörden baktık yürekler sızlar\nAllah'a duacı oluruz bizler,\nHenüz hayatınız ermedi sona.\n\nSeni de aldattı yalancı dünya,\nYaşam serüvenin oluyor rüya,\nZekinin hizmeti şiirli dua,\nEnerji, gül gelsin emanet cana.\n\n30-8-2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "F E S T İ V A L e  D A V E T",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\n*****  FESTİVALE DAVET   *****\n\nGülün güzelliğini göreceksin,\nKoklayıp gönlüne haz vereceksin,\nKonserler dinleyip eğleneceksin,\nGel halı,gül,turizm festivaline.\n\nTürkücüler,ozanlar yarışıyor,\nParaşütçü göklere karışıyor,\nKonuklar ortama da alışıyor,\nGel halı,gül,turizm festivaline.\n\nMevcut defileler,renkli güzeller,\nAlkışlamaktan usanmıyor eller,\nHer ülkeden talep var artar diller,\nGel halı,gül, turizm festivaline.\n\nYeşile bürünmüş kırları çayır,\nGüzel gün için zamanını ayır,\nCaddeler dükkan,çevre panayır,\nGel halı,gül,turizm festivaline.\n\nHer türlü spor var bakar doyarsın,\nDavraza çıksan karlar da kayarsın,\nTüm hayranlığı çevreye yayarsın,\nGel halı, gül,turizm festivaline.\n\nMobilya çeşidi karşına çıkar,\nHavası mis kokar,suyu yüz yıkar,\nTurist akın eder hayretle bakar,\nGel halı,gül,turizm festivaline.\n\nCumhuriyet alanı bayramı yaşar,\nÜnlü sanatçıyla seyirci coşar,\nIspartalı zengin sorunu aşar,\nGel halı,gül,turizm festivaline.\n\nYabancı konuklar oyun sergiler,\nOndan bahseder gazete,dergiler,\nOrtaya çıkıyor hüner, görgüler,\nGel halı,gül,turizm festivaline.\n\nMayısın sonudur,haziran  başı,\nMemleketi sev sembolü taşı,\nDavet et eşi,dostu arkadaşı,\nGel halı,gül,turizm festivaline.\n\nGeceyi süsler havai fişekler,\nOrtaya çıkar bilinen gerçekler,\nTreni ışıkla süsleyecekler,\nGel halı,gül,turizm festivaline.\n\nYöreyi gezer misafir konuklar,\nOlumlu yönde olacak yanıtlar,\nGeçen yılı bilen bizi kanıtlar,\nGel halı,gül,turizm festivaline.\n\nHizmet için toplanır protokol,\nFestival bayrağıyla süslenir yol,\nİnsanlar mütevazi, ikramı bol,\nGel halı,gül,turizm festivaline.\n\nBura da farklı dır baharın tadı,\nDünyaya yansıdı esansın adı,\nGelmeyen,bilmeyen anlatamadı,\nGel halı,gül turizm festivaline.\n\nSinema,tiyatro,kitap fuarı,\nGül ile kaplanır çevre duvarı,\nŞair,yazarın artar duyguları,\nGel halı,gül,turizm festivaline.\n\nZekiler şanslıdır şirin ilimiz,\nTürk oğlu Türküz  Türkçe dilimiz,\nSaymakla bitmez  etkinliklerimiz,\nGel halı,gül,turizm festivaline.\n\nIspartalı Zeki Çelik TÜRKİYE İLESAM il temsilcisi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Eziyet Etmek Haramdır",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nİster bir kobay olsun, isterse hamam böceği,\nALLÂH(c. c.) yasaklamıştır, eziyeti etmeyi…\n\nÇünkü her zulüm haram, bir kötülük deneme,\nMerhamet etmek varken, Rabden azap bekleme…\n\n(1996)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "F e s a t s ı n",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nYıllardır sürüyor nefretin, kinin,\nİnan ki belirsiz mezhebin,dinin,\nBirbirine tutmaz sözün,yeminin,\nAnladım sen beni çekemiyorsun.\n\nNereye gidersem edersin takip,\nTicaret yaparken olursun rakip,\nSeni  kovalıyor  zabıta,  ekip,\nAnladım sen beni çekemiyorsun.\n\nHısım, akrabamla atışıyorsun,\nAile  ferdime  sataşıyorsun,\nAğaçtan, meyvama utaşıyorsun,\nAnladım sen beni çekemiyorsun.\n\nAldığım, verdiğim gözüne  battı,\nGözlemci dostların pusuya yattı,\nHakkın da bekci de raporu tuttu,\nAnladım sen beni çekemiyorsun.\n\nNiyetin  kötüdür  işlerin  kesat,\nCimrisin,gambazsın içinde fesat,\nZeki  kaldırıyor çok şükür  hasat,\nAnladım sen beni  çekemiyorsun.\n\n15-2-2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "F i d a n",
        "poet": "İsmet Tahtacıoğlu",
        "poem": "\n\nBütün gemileri yakmıştın ya giderken,\nYangın külleri arasında bir fidan yeşermiş,\nSimsiyah öfke.\nDüşürdüğün bir damla yaş,\nTohumu olmuş terkedilmişliğin.\nBüyüyüp meyve verir mi bilmem,\nDahası,\nUmut olur mu?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "F  Beyaz Kardesime Siir...Poeme a Mon Frere Blanc",
        "poet": "Hasan Karahisar",
        "poem": "\n\nBEYAZ KARDEŞİME ŞİİR\n\nSevgili beyaz kardeşim,\nDoğduğum zaman siyahtım,\nBüyüdüğüm zaman siyahtım,\nGüneşe çıktığım zaman siyahım,\nHastalandığım zaman siyahım,\nÖldüğüm zaman siyah olacağım.\nSana gelince beyaz adam,\nDoğduğun zaman pembeydin,\nBüyüdüğün zaman beyazdın,\nGüneşe çıktığın zaman kırmızısın,\nÜşüdüğün zaman mavisin,\nKorktuğun zaman yeşilsin,\nHastalandığın zaman sarısın,\nÖldüğün zaman gri olacaksın. \nO halde, ikimiz den,\nRenkli olan kim? \n\nPOEME A MON FRERE BLANC\n\nCher frère blanc,\nQuand je suis né, j'étais noir,\nQuand j'ai grandi, j'étais noir,\nQuand je suis au soleil, je suis noir,\nQuand je suis malade, je suis noir,\nQuand je mourrai, je serai noir.\nTandis que toi, homme blanc,\nQuand tu es né, tu étais rose,\nQuand tu as grandi, tu étais blanc,\nQuand tu vas au soleil, tu es rouge,\nQuand tu as froid, tu es bleu,\nQuand tu as peur, tu es vert,\nQuand tu es malade, tu es jaune,\nQuand tu mourras, tu seras gris.\nAlors, de nous deux,\nQui est l'homme de couleur? \n\nLéopold SEDAR SENGHOR\n(1906 – 2001)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "F li Geçmiş Zaman",
        "poet": "Hamit Akçay",
        "poem": "\n\nUslu uslu biniyorlar trenlere bu adamlar\nsapır sapır dökülüyor yol boyunca tarlalara\nayıp şeyler oluyor gündüzleri apaşikar\nhahambaşı bizi bekler  iskelede  allasen\n\n\n\nama tuttu kör bıraktı metafizik bir gerilim\ncop söyletir feylosofi  izbelerde zihin açar\nkantincinin emekçisi dikiz eder bacısını\nzengin olmak zor zanaat bu yılbaşı kar yağmazsa\n\n\n\nekmek arasında kitap apış arasında şiir\nsürte gerisinde hayat patlatılmış çıban başı\ntanrılara ne oluyor patır patır ölüyorlar\nfakültenin bahçesine apar topar gömüyorlar\n\n\n\n\n\nbenim yarim ipek dokur boğazıma kement atar\nkandillerde lokum yapar alır satar lokma yapar \narka sıralarda durur gizli gizli bana bakar\nbildiriler hazırlarken içlerine çiçek takar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "(F) İstanbul",
        "poet": "Ebubekir Mücevher",
        "poem": "\n\nİstanbul esrarıyla severken beni..\nBütün gizemli caddelerinde arıyorum ben seni..\nİstanbul eski..\nSen İstanbuldan yeni..\n\nAh İstanbul Ah..\nAçılmışsın saçılmışsın..\nEsrarını kaybetmiş soyunmuş,soyutlaştırılmışsın\nAh istanbul Ah..\n\nBuluşlar sende bulundu..\nOrtaçağa senin adın konuldu..\nİstanbul mazbut bir kadındı soyundu\nBütün çirkeflikleri göründü..\nO tertemiz yüzüne istanbulun..\nBetondan allıklar sürüldü..\n\nİstanbul kendi özbenliğinden sürüldü..\nAyasofyasına kilit vuruldu..\nİstanbul artık yaşlandı ve yoruldu..\nİnsanlar yaşadıkları İstanbulu kendileri öldürdü..\n\nAh istanbul Ah \nEsrarıyla severken beni ve seni..\nİstanbul eski şehir,içinde yeni fikir\nEsrarını yitirmiş istanbul herşeyini yitirir..\n\nÇirkefliklerin Görünüyor Ey İSTANBUL\nKendinde bir FİSTANBUL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "//  F i l i s t i n- a ğ l a- f i l i s t i n//",
        "poet": "Besir Demir",
        "poem": "\n\ntaş atıyor koskoca tankın üzerine,\nbakmıyor koşuyor ölümüde katıyor önüne,\ndaha yeni girmİş on iki on üçüne,\nyardım allahım mağdur mazlum filistine,\n\ninim inim iniliyor gazze ve sayda,\nalem dünya seyrediyor bunu ne fayda,\nyazıyorum çiziyorum alın bunu kayda,\nbitmez işkence islam demezse hayda,\n\ngaddar israil koymadı taş taş üstüne,\nbomba yağdırıyor,köy kasaba yerine,\nanalar babalar ağlaşır dövüne dövüne,\nzılgıtl eşliğinde taşınır şehitler el üstünde.\n\nfilistinde kanlar oluk oluk akarken,\nduyarsız müslüman buna bakarken,\nkılı kıpırdamaz koltuğunda rahatken,\nbulurlar birgün seni sende ağlarken,\n\nisrail yakıyor yıkıyor ölüyör bebekler,\nzalimlerde sızlamıyor taş yürekler,\ntoplanır herdefa islam müslüman ülkeler,\nbol bol temenni kınama ve iyi dilekler,\n\nbunları seyreder utanırım kendimden,\ndaha ölmeden hesaba çekilmeden,\nşeytanın yılanın başı ezilmeden,\ntekrar osmanlı bayrağı dikilmeden,\n\nşiirim dua olsun filistinin halkına,\nzalim israil dur yeter allah aşkına,\nbak şair beşir demir in yazdığına,\ngark olurum her daim göz yaşına.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "F Tipi Hayaller",
        "poet": "Tuğrul Özdemir",
        "poem": "\n\nF tipi hayallere mezar oldu yüreğim \nBölücü aşk kamplarında yatar sevdam\nGerilla direnişler var isyanım mor dağlara\nYüreğim direnir mahpuslara\nDar gelir hürriyetim dünyaya\nEmperyalist güçlere zindan olmuşum\nAyrlıkçı aşk tarlalarında açar gelinciğim\nÇocuk yürekli militanlar isyanım mor dağlara\nYüreğim direnir savaşlara\nDar gelir barışım dünyaya\n\nTuğrul Özdemir\nGGGG\n13/03/2013 Saat: 00.13\n\n\n"
    },
    {
        "title": "F U H U ş",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nGüzelim diyerek cilve satarsın,\nPezevenk, zalimi neden tutarsın? ,\nErotik giyinip çirkef,  betersin,\nSenin niyetinde fuhuş yatıyor.\n\nDürüst bir aile katlanmaz sana,\nNişanı, nikahı yapsa da ana,\nBoşanma davası erdirir sona,\nSenin niyetinde fuhuş yatıyor.\n\nTelefon elinde susmak bilmiyor,\nYuva düzenine aklım ermiyor,\nDoğruyu, yanlışı gözün görmüyor,\nSenin niyetinde fuhuş yatıyor.\n\nBabasız kalınca özgürlük arttı,\nSeverim diyenler ellere sattı,\nAile çevren de dışarı attı,\nSenin niyetinde fuhuş yatıyor.\n\nZekiden uzak dur günaha sokma,\nTövbe et, af dile, bir ömür kokma,\nŞeffafça söyledim kusura bakma,\nSenin niyetinde fuhuş yatıyor.\n\n10-9-2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "FA Kokulu KADAVRALAR",
        "poet": "Nil Alaz",
        "poem": "\n\nKayıtlara geçmiş “kimsesiz bir kadın” \n“adli kovuşturmayla ilgisi olmayan bir erkek”\nFA kokusu sarmış etrafı\n\nİlk kimsesiz kadının göğsünden açtılar \nSöyleniyor yüreği; \n\nKadın:\n\nAyıptır \nAyıp \nAçıp da kimseye gösteremiyorsun \nYavrucağın … yarası\n\nErkek:\n\nBirikim serzenişler\nGece yanığı \nÖnce ruha\nsonra tüm vücuda yayılır\nİnatçı ateş \nKızarık ve \nŞeffaf su kabarcıkları\nAcısı hiç çekilmez\nOrada burada \nNe gizli çiçekler açar\n\nKadın:\n\nSevgisiz açan çiçeklerin boynu bükük\nBordoya çalıyor tüm renkler\nGürül gürül aksın isterse nehir\nUzun zamandır çok kederliyiz \nİçimize sinmiş yanık kokusu \n\nErkek:\n\nO yanık kokusu \nGeceden kalmış sarhoş\nParlayan yıldızlara bak \nÜflesen sönmez \n\nKadın:\n\nGülün kalbi bi hassas\nHAYAT işte\nİyi kötü \nBi terzi\nHeykeltıraş\n\nErkek:\n\nKışlalarda dolu erat \nOtlar da yemyeşildiler\nKişneyerek \nTırıs koşardı \nTek boynuzlu atlar \nBeyaz atlar\nSiyah Atlar\nYabansı atlar \nSimsiyahlar \n\nKadın: \n\nBalıklar\nAh balıklar \nGümüş pullu\nUçan balıklar \nAzgın suları \nYararak aşardılar \n\nDenizler dar geldi\nKaçamadılar \nAğlara yakalandılar\nTopluca gemiye çekildiler\n\nErkek:\n\nSevdanın omurgası\nAh kılçıklar \nAh Kılçıklılar\nİnsanlarrrr \nİnsanlardı \n\nKadın:\n\nMavi mühürlüydü gözleri \nDeğirmentaşı ömrü öğütür \nKapının arkasında asılı duran torba\nZulada hazır ol da bekleyen ölüm \n\nSaklı umutlar pek sahipsizdi\n\nErkek:\n\nAh FA\nSonbahar yağmuru \nMühremin damlalar \nMübayenetten \nHer zerremize işledi \nGözlerimiz sulandı \nBurnumuz, boğazımız yandı\n\nKadın:\n\nKapat gözlerini sıkıca kapat \nGörmeyeceksin, duymayacaksın \nSokmayacaksın burnunu sağa sola\nBu dünyada bitarafsan bertarafsın \n\nToprağı özledim…\nÇoluk çocuk çiçekleri \n\nErkek:\n\nAcar iken de kalbini deşerler \nSahipsiz isen de makûs kaderin \nKaçamazsın, bırakmazlar \n\nÖzlemin ardışık kapıları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Facebook",
        "poet": "Uğur Demircan",
        "poem": "\n\nYılların muhasebesini yaparım\neski okul resimlerini her gördüğümde\nve arkadaşlar, birer hesap adı,\nDefter-i Kebir' de...\n\nTop oynadığımız toprak bahçe\nasfaltlanmış şimdilerde\nama okul\nhâlâ pazar yerinin dibinde\nve hâlâ perşembe günleri\nmandalina kokuları girer\nsanırım pencerelerinden...\n\n87' ydi mezun oluşum\nHülya öğretmenimden\nAlıç tadı gelir ağzıma\nhatırladığımda hâlâ...\n\nve arkadaşlar\nbeden bulan hayaletler gibi\nDefter-i Sima' da...\n\n(13.10.2007  15:04)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fabrikada Öğle Tatili",
        "poet": "Volkan Hacıoğlu",
        "poem": "\n\ntavanlar sarkmış tahtalarla sıcak\npencereler çok uzaklarındaydı yemekhanenin\nnereye baksak çatı ve baca\nve siyah bir sis ki evren kadar derin\n\nişçilerden önce elbiseleri gözükür\neski, huysuz ve ağlamakta\nmerdivenlerden çıkan beyaz, kemikli ayaklar\nkırık taşlara biçimsiz çizgiler bırakmakta\n\naşçı kadının çabuk ve kirli elleri\ndağıtırken siyah yemekleri\ngözlerde yanan parıltılar\nandırıyordu çılgın kelebekleri\n\ntozlardan çizili, imzasız ve güneşsiz\ngarip resimler vardı masalarda\nkimlerin gelecekleri, umutları bilinmez\nki kilitlenmişti camdan kasalarda\n\nkorkmuş bir hayvan sürüsü gibi\nuğultuyla bitirildi yemekler\nbitirildi mavi yumaktan önce\nacılar, sevinçler ve emekler\n\nnereye baksak çatı ve baca\npencereler çok uzaklarındaydı yemekhanenin\ntavanlar sarkmış tahtalarla sıcak\nve siyah bir sis ki evren kadar derin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "F- De Muse -05-Holland",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nF- De Muse -05-Holland\n\nVolgend.. \nTim jullie zullen zich draaien.. \nJullie zullen tijdperk zoeken.. \nGeloof in ik weet niet.. \nDe Muze..\n Ik te wachten staan op de wegen.. \nVoor de dagen uitgekekene naar de jullie.. \nOngepaste gooi ze de jullie vroeg..\n De daytimes naar de bewolking op het weer.. \nZe vroeg ster geformeerd op de lucht avonden..\nDe Muze.. \nDag ze kwam ik schreeuwde.. \nDe opkwam kwam dag.. \nIk zit waas plaats bedroeg een boord dag..\n Dag ze kwam ik voelde opgewonden voor de om haar na mak gedeprimeerd.. Jullie niet gekomen diverse.. \nDe Muze.. \nMijn daytimes zijn nighttime.. \nOk op daytime ik breng avond door... \nEen daling gelaten kwam na alsof wordt... \nJullie verstoken laatste ik mak dag gedeprimeerd... \nWel komt jullie zullen komen.. \nDe Muze\n\nMersin 05.05.2005    Bilal Genis\n\n\n"
    },
    {
        "title": "F - Fazıl Hüsnü Dağlarca -Sweden",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nF - Fazıl Hüsnü Dağlarca -Sweden\n\nVet ni... \nKära min herre.... \n\ndin dikter, att jag växa,... \nDin dikter, att jag leende... \nDin dikter, tror jag.... \nDin dikter, att jag beklagar... \n\nJag läste era dikter... \nJag älskar, mina turkiska... \nJag älskar mitt land... \nJag älskar, mitt baner.... \nJag älskar,, min republiken... \n\nTa ta, min herre..... \nDina vägar, öppna bli..... \nDin själ, gärna bli.... \nDitt hus, Paradise blivit..... \n\nMitt huvud, kronan få... \nKäre min herre....\n\nMersin 16.10.2008 - Bilal Genis\n\n\n"
    },
    {
        "title": "FACEBOOK’ta Bazıları",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nYaşını yazıyor on sekiz yirmi! \n Hem yüksek okuldan diploması var\nİşçinin statüsü patronla bir mi? \n Ben patronum derken diplomasi var! \n\nPatrondur çalışır kendi işinde\n Hatta doktor bile olur düşünde\n Acaba bu kişi neyin peşinde? \n Meslekten mesleğe zıplaması var! \n\nPatron olmuş ancak bu ona yetmez\n Çünkü bu herkesin hoşuna gitmez\n Hobileri çoktur saymakla bitmez\n Antika eşyayı toplaması var\n\nKumaşı mahveder ölçmeden biçen\n Bütün gün saçmalar sabahtan içen! \n Değerli bir silah almıştı geçen! \n Gerçeği yoksa da kaplaması var\n\nÇok büyük sporcu oluyor birden\n Futbol, yüzme atış bilir her türden\n Attı mı atıyor yattığı yerden! \n Hepsini hedefe saplaması var\n\nKeyfi yerindedir böyle giderse\n Biri onu eğer tebrik ederse\n Bravo çok beğendim, güzeldi derse\n Sevinçten havaya hoplaması var\n\nDer Mikdadi böyle gezer facede\n Kendi çukurdayken aklı yücede\n Bu nasıl kişilik aynı gecede\n Her çeşit insanı tiplemesi var! \n\nOzan Mikdadi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Facebook tan Alıntıdır",
        "poet": "Dilşade Güngör",
        "poem": "\n\n19 Mayıs 1919 \n\n-Yav bırak Mustafa abi yaa, sen mi kurtarıcan memleketi Allah aşkına! \n\n- Ama işgal zırhlıları... \n\n- Boşver şimdi sen işgal zırhlılarını filan.... Gün gelir, memleketin \nmalını mülkünü tapusuyla İngiliz'e satar bunlar. \n\n- Yok canım! \n\n- Yeminle söylüyorum, İngiliz vatandaşı bakan bile getirip koyarlarsa \nşaşma. \n\n- Ama ahval ve şerait... \n\n- Güzel abim yaranamazsın... Bak şimdi binicez bu dandik gemiye, taaa \nSamsun'a gidicez, savaş, boğuş, kendimizi paralayacağız, diyelim \nbecerdik, devrim mevrim, anlata anlata dilinde tüy bitecek, sonra sen \nkahırdan ölücen, önce biraz ağlıycaklar, sonra gene 'Son Osmanlı \nPadişahı' diye pankart açacaklar, mezarında dönücen. \n\n- Saltanat kalsın diyosun yani... \n\n- Alışmadık kıçta don durmaz abi, egemenlik megemenlik vereceğine, iki \nçuval kömür ver, daha iyi... Aha buraya yazıyorum, açlıktan nefesleri \nkokarken padişahlarına saltanat uçakları alırlar, bu gemiyi de jilet \nyaparlar, söylemedi deme. \n\n- Efkarlandım be... \n\n- Yakma o cigarayı gözünü seveyim, yarın öbür gün belgesel yaparlar, keş \ngibi gösterirler seni haberin olsun. \n\n- Hal çaresi nedir peki? \n\n- Al padişahın kızını, yırtalım. \n\n- Millet ne olacak? \n\n- Onlar da ulemaya sorsun artık ne olacaklarını, bize ne, kendi düşen \nağlamaz. \n\n- Laik olmasınlar mı, birey olmasınlar mı, kendi lisanları olmasın mı, \nşıhlara şeyhlere mi bırakalım kaderlerini? \n\n- Bak ne güzel söylüyorsun, kader der geçerler, takalım takkemizi \nbakalım dalgamıza, iş çıkarma başımıza... \n\n- İyi de, yazık olmaz mı? \n\n- Asıl bu yaptığını yaparsan yazık olur... Bazıları sana inanacak, \netkilenecek, senin fikirlerini yaşatmaya kalkacak, hayatları kayacak, \nevleri basılacak, içeri tıkılacaklar, kimine saçını örtmediği için \nfahişe diyecekler, kimine milletin malını Arap'a satmayın dediği için \nkomünist diyecekler, kimine Ne Mutlu Türküm Diyene dediği için faşist \ndiyecekler, darbeci diyecekler... Yorma ahaliyi, kula kulluk edelim, \nrahat edelim. \n\n- Yok arkadaş, ben bi deniycem. \n\n- E sen bilirsin abi..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "***Facebook tan Alıntıdır",
        "poet": "Dilşade Güngör",
        "poem": "\n\n19 Mayıs 1919 \n\n-Yav bırak Mustafa abi yaa, sen mi kurtarıcan memleketi Allah aşkına! \n\n- Ama işgal zırhlıları... \n\n- Boşver şimdi sen işgal zırhlılarını filan.... Gün gelir, memleketin \nmalını mülkünü tapusuyla İngiliz'e satar bunlar. \n\n- Yok canım! \n\n- Yeminle söylüyorum, İngiliz vatandaşı bakan bile getirip koyarlarsa \nşaşma. \n\n- Ama ahval ve şerait... \n\n- Güzel abim yaranamazsın... Bak şimdi binicez bu dandik gemiye, taaa \nSamsun'a gidicez, savaş, boğuş, kendimizi paralayacağız, diyelim \nbecerdik, devrim mevrim, anlata anlata dilinde tüy bitecek, sonra sen \nkahırdan ölücen, önce biraz ağlıycaklar, sonra gene 'Son Osmanlı \nPadişahı' diye pankart açacaklar, mezarında dönücen. \n\n- Saltanat kalsın diyosun yani... \n\n- Alışmadık kıçta don durmaz abi, egemenlik megemenlik vereceğine, iki \nçuval kömür ver, daha iyi... Aha buraya yazıyorum, açlıktan nefesleri \nkokarken padişahlarına saltanat uçakları alırlar, bu gemiyi de jilet \nyaparlar, söylemedi deme. \n\n- Efkarlandım be... \n\n- Yakma o cigarayı gözünü seveyim, yarın öbür gün belgesel yaparlar, keş \ngibi gösterirler seni haberin olsun. \n\n- Hal çaresi nedir peki? \n\n- Al padişahın kızını, yırtalım. \n\n- Millet ne olacak? \n\n- Onlar da ulemaya sorsun artık ne olacaklarını, bize ne, kendi düşen \nağlamaz. \n\n- Laik olmasınlar mı, birey olmasınlar mı, kendi lisanları olmasın mı, \nşıhlara şeyhlere mi bırakalım kaderlerini? \n\n- Bak ne güzel söylüyorsun, kader der geçerler, takalım takkemizi \nbakalım dalgamıza, iş çıkarma başımıza... \n\n- İyi de, yazık olmaz mı? \n\n- Asıl bu yaptığını yaparsan yazık olur... Bazıları sana inanacak, \netkilenecek, senin fikirlerini yaşatmaya kalkacak, hayatları kayacak, \nevleri basılacak, içeri tıkılacaklar, kimine saçını örtmediği için \nfahişe diyecekler, kimine milletin malını Arap'a satmayın dediği için \nkomünist diyecekler, kimine Ne Mutlu Türküm Diyene dediği için faşist \ndiyecekler, darbeci diyecekler... Yorma ahaliyi, kula kulluk edelim, \nrahat edelim. \n\n- Yok arkadaş, ben bi deniycem. \n\n- E sen bilirsin abi..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Facia",
        "poet": "Abdullah Odabaş",
        "poem": "\n\nAmerikan gemisinden atılan füze,      \nEn büyük darbe oldu devletimize bize,   \t\nKaza oldu diyor hele şu soysuza,        \t\nKahrolsun o kafir bize dost olamaz,     \t\n\nBir anda yok etti şanlı muhribi,        \t\nDinsiz, kafir veya mığrıbi,             \t\t\nNice düşman var hep bunun gibi,         \t\nKahrolsun o kafir bize dost olamaz,     \t\n\nKıymetli komutanlar şerefli erler,      \t\nBuna kaza dersek bize gülerler,         \t\nUtanmadan gelip özür dilerler,          \t\nKahrolsun o kafir bize dost olamaz,     \t\n\nBir de biz yapalım aynı kazayı,        \t\nBakalım Amerika olurmu razı,            \t\nBaşımıza uçuşur horuzu, kazı,           \t\nKahrolsun o kafir bize dost olamaz,     \t\n\nLaf yapma sayın devlet ricali,         \t\t\nSorulsun şu kafirden anın suali,        \t\nYoksa ağır olur bize vebali,            \t\t\nKahrolsun o kafir bize dost olamaz,     \t\n\nGüneydoğudaki vahşi canavar,\nEmin ol bu kafirin anda eli var,\nKadın, çocuk, genç, ihtiyar demez vururlar,\nKahrolsun o kafir bize dost olamaz,\n\nBizde bellemişiz bir demokrasi,\nGeliyor üstümüze o zalim asi,\nHaddini bildirmenin geldi sırası,\nKahrolsun o kafir bize dost olamaz,\n\nUçaklar toplar ne güne durur,\nEşkiya zalim köyleri vurur,\nDüşmanlar şadıman eyliyor sürür,\nKahrolsun o kafir bize dost olamaz,\n\nO saatte ne işi vardı topun başında,\nYoksa düşmanmı vardı acep karşıda,\nKorkarım ki Barboros Paşa eşide,\nEyvah eyvah derde ağlar paşamız,\n\nMeftuni dut dilini belki keserler,\nVeyahutta dar ağaca asarlar,\nAmerikan dostumuzdur küserler,\nEyvah eyvah derde ağlıyor yazar.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Facebook'un Taşakları!",
        "poet": "Ömer Dalman",
        "poem": "\n\nLan madem kendine yakıştırıp\nşu Facebook'a dahil oldun; \nhala neyi yediremiyorsun da kendine,\nresmini koymamışsın? ! \n\nSana sorsak dersin ki; \nayağa düştük be istemeden...\n\nKral yüzünü öyle herkese göstermez her dakka,\nama irtibat için bilgiler, adresler ortada ha? ! ..\n\nTam bir kemiksiz politika! ! ! ..\n\nLan profiline bakınca\ntaşak gibi koskoca 'soru işareti'\nçok mu iyi! ? ..\nDaha beter gülünecek haldesin! \n\nDaha fazla taşak oğlanı olma; \nkoy bir resmini de\nherkes şereflensin, sevinsin,\nkoltukları kabarsın! ! ! \n\nMadem facebook'a dahil oldun; \nbu onuru ve şerefi\nbizlerden eksik etme! ! ! \n\n(Kasım 2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fadime Nine",
        "poet": "Sadiye Özhan",
        "poem": "\n\nO yüzündeki derin çizgilere\nKurban olurum Fadime Nine\nBiliyorum en çok sen yandın \nHasibe Gelin'in ölümüne\nDaha senesi dolmadan döküldü\nAğzında kalan sızılı birkaç dişinde\nBostanını talan eden yaban otlarıda \nGörmez oldu gözlerin\nSen gün yüzüne \nBiz gül  yüzüne hasret kaldık Fadime Nine\nSensiz köyün bütün sokakları sessiz\nKadınlar kapı önlerinde oturmaz oldu\nDavul zurna çalınmıyor artık düğünlerde\nÇoban Recep'in sürüsü de küsmüş birbirine\nHayvan pisliğine hasret kaldı bahçe duvarları\nYakacak tezek kıt bu sene\nMeğer\nNe çok severmiş bu köy seni\nHele çocuklar\nHele de ben\nHani sen\nEn çok beni severdin ya\nAyağım aksak diye\nGöremez olunca yüzündeki o derin çizgileri\nTadamaz olunca da\nGri yeleğinin cebinde taşıdığın şekerleri\nDaha çok aksıyor\nFadime Nine\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fadime",
        "poet": "İkram Gökhan Akcebe",
        "poem": "\n\nLokum gibidir yanağun\nSıkmadan duramam.\nO kadar güzelsun ki,\nSevmelere doyamam.\n\nÇok güzeldur gözlerin,\nGözlerimi alamam.\nAllah canumi alsun,\nBaşkasına bakamam! \n\nSar beline kuşağını,\nSev Karadeniz uşağını.\nEğleme sabırsız aşığı,\nBeni, deli etme Fadime!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fahişe",
        "poet": "Habib Karasakallı",
        "poem": "\n\nVatan elden giderken duyar mı hiç endişe\nMahallesi yanarken saç tarayan fahişe...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fadlı Doğan",
        "poet": "Fadlı Doğan",
        "poem": "\n\nFeryat Figanlarım Susuşlarınadır.\nArşı Alaya Sığmayışım İnan Aşkınadır.\nDeli Divane Oldum Gel de Beni Uslandır.\nLimanına Sığındım Ne Olur Umutlandır.\nIlgıt Ilgıt Es De! Beni Hayata Kazandır.\n\nDoğayım Kalbine! Orada Yaşlandır.\nOrtasındasın Yüreğimin! Dağlandır.\nĞ Harfi! Aşk Edebiyatımı Daraltandır.\nAzılı Sevdam! Seni Bana Kazandırandır.\nNazlı Gülüm Gelde Aşkımızı Somutlandır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fadime çimdur, Zeynel kim?",
        "poet": "Fevzi Günenç",
        "poem": "\n\nFadime çimdur, Zeynel kim? \nFEVZİ GÜNENÇ\n\nGünlerden, haftalardan beri nehir kitaplarını okuyorum Heyemola Yayınlarının. Kalbimin Kuzey Kapısı Trabzon, Temel Kimdir, Fadime kim? ... Üç ayrı kitap.\nKaradenizli uşaklar yazmış. Bir kaç yıl önce de okumuştum. Dönüp dolaştım yeniden okuma gereği duydum. \nOkudukça yüreğimi kanatıyor bu kitaplar, bu kitaplarda yazılanlar, Karadeniz insanına layık gördüğümüz kara kader.\nÖzellikle de elimdeki şu son kitap. +Fadime Kimdir+ yüreğimden vurdu beni.\nFadimeler üzerine ağıtlar dizmiş Temeller, Ayşenur Kolivar’lar, Leyla Çelik’ler, Özlem Doğuş Varlı’lar, Şehvar Başiroğlu’lar, daha bir çokları…\nNeden içimi kanatıyor bu Karadeniz uşaklarının yaşamı? Ne diyordu hani Trabzonlu bir türkücü:\n+Antepte bir Mehmet ölse\nBenim içim kan ağlar…+ \nOnun şu günlerde üst üste düşen Antepli Mehmet’lere içi kanar da benim Kardeniz uşaklarına içim kanamaz mı? \n*\nHeyemola Yayınevi bir güzel yayınevidir. Karadeniz’den başlamış işe, yayınevinin sahibi, Ömer Asan bey, her kentten bir kadın bir de erkek yazara kitaplar yazdırarak sürdürmüş kentler dizisini. \nMalatya’yı yazdırmış bir insan güzel güzel yazar; Necati Güngör dostumuza; Hatay’ı yazdırmış güzel insan, güzel yazar Burhan Günel dostumuza.\nGaziantep’i yazmak da Lütfiye Aydın kardeşime nasip olmuş. Bir de bana nasip olacaktı, Sözleşme tarihimizin üstünden yıllar geçti, ben daha kotaramadım “Gaziantep Yolunda+ kitabımı. \nBen çalışmayı sonlandırabilmek için çabalayıp duruyorum ama hâlâ geçerli mi sözleşmemiz, bilemiyorum. İçinize sinecek bir kitap birkaç yılda bitmiyor…\nHeyemola, benim yayınevim bir bakıma. Sözümde durabilmiş olsaydım ikinci kitabım olacaktı o yayınevinden yayınlanan “Gaziantep Yolunda+ adlı çalışmam.\n*\nLafı uzattım, Leyla Çelik’in +Kırmızı Elbisesi”nden söz edecektim aslında bu yazımda. Karadenizli Çernobil kurbanı bir küçük Fadime kızın düşlerinden söz ediliyor +Fadime Kimdir” kitabındaki bu yazıda.\nKırmızı renk kanın simgesidir bilirsiniz. Bunu aklınızdan çıkartmayın son sözümü söyleyinceye kadar.\nKüçük kızın düşlerini kasaba panayırında gördüğü kırmızı bir elbise ile kitapçı vitrininde gördüğü kitaplar süslüyor. \nFadime’nin ailesi yoksuldur. Kızlarına alamazlar bu pahalı (!)  şeyleri. \nTek çözüm kızın ürünü toplanmış olan fındık bahçelerinde +başak yapma”sındadır. Başak yapmayı bilirsiniz. \nBen bir zamanlar Gaziantep yöresini yeşile kesen, şimdi yerini beton yığınlarına terk eden bağlarımızdan bilirim başak toplamayı. \nBiz de o bağlarda başak yapardık çocukken. Tiyeklerde kalan tek tük üzüm tanelerini toplardık. Kırmızı elbiseler, kitaplar almak için yapmazdık başağı. Pis boğazımıza tıkınmak için yapardık. \n*\nKaç yıl önceydi… Çernobil’de nükleer bir patlama olmuştu, aklınızdadır. Sızıntıların Karadeniz toprağımızı etkisi altına aldığı söylenmişti.\nToprağın zehirlendiğinden, bu toprağın ürünlerini yiyenlerin kansere yakalanarak öleceğinden söz edilmişti. Buna karşı çıkmıştı zamanın iktidarının bakanları. \n+Korkmayın, hiçbir şey olacağı yok. Bakın ben o topraklarda yetişen çaydan içiyorum…+ demişti, ince belli çay bardağındaki kan rengi demli çayı höpürdeterek içerken. \nO bakan hâlâ yaşıyor. Karadenizli bir çok insan kanser olup öldü ama o ölmedi. Demek ki içtiği çay, Çernobilli çay değilmiş. \n*\nFadime Kimdir’deki +Kırmızı Entari+ anlatısı kendine kitaplarla kırmızı renkteki entariyi alabilmek için başak toplayan küçük Fadime’nin ölümüyle noktalanıyor. \nMezarının başında sağlığında erişemediği kitaplar ile sadece düşlerinde estirerek giydiği o ölüm renkli entari vardır.\nİçim kanıyor kitabı okurken Karadenizli bu küçük kız için. Lanetler yağdırıyorum +bir şey olmaz+ diyerek gerekli önlemleri almayanlara… \nKim bilir daha kaç Fadime kanser kurbanı olacak o eski Çernobil patlaması yüzünden. Gerekli önlemleri almaya gerek görmeyen sorumsuz sorumlular yüzünden…\n*\nYarın bir cenazeye katılacağım. \nBir mayın tuzağına düşen Mehmetçik Zeynel’i son yolculuğuna uğurlamak için… \nBu görünen ölümlerden, anaların bağrını parçalarcasına feryatla ağladığını gördükten sonra: \nHâlâ davul zurna eşliğinden halay sekerek +En büyük isker bizim asker+ diyerek sevinçle hoplayıp zıplayabilecek miyiz acaba? \nÖzellikle de maindar istifalarıyla gündeme gelen Genel Kurmay Bakanı ile Kuvvet komutanlarının istifalarından sonra…\nTrabzonlu Fadimelere bizim yüreğimiz nasıl kanıyorsa, kuşkum yok Karadenizlilerin de yüreği kanıyordur Gaziantepli mayın kurbanı Zeynel’lere.\nBu kader bizim kaderimiz değil.\nOlmamalı!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fahişe Neşe",
        "poet": "Merve Ceylan",
        "poem": "\n\nBir anlık neşedir yaşam.\nHer neşe ile yatışta gebe kalıyor Neşe\nBir diğer neşeye.\n\nNeşe'nin de suçu yok aslında,\nTek suçlu; \nHer saniye biraz daha dönen dönme dolap.\nBulandırmasa Neşe'nin midesini,\nDüşmeyecek ceninler karnından.\nBir neşeye daha gebe kalmayacak Neşe.\nSerzenişe ihtiyacı kalmayacak en azından.\nHer neşe gibi,\nNe biraz olgun hissettirecek, ne de biraz fahişe.\n\nMercey.\n20sekiz9 | 20:09\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fado, Fiesta ve Futbol",
        "poet": "Fatih Lütfü Aydın",
        "poem": "\n\nMüzik,eğlence ve futbol.\nUyutulur  millet bunlarla  bol bol.\nAtarlar 3 Y ile,\nMillete gol üstüne gol,\n\nArttıkça yasaklar, yoksulluk ve yolsuzluk,\nArtar dökülen kan, çöküş ve mutsuzluk.\n\nSaygılar ve Sevgiler.\n27.08.2015\nF.L.A.\n\nNot:Evlilik ve müzik yarışma programlarıyla ve futbol ile insanlar depolitize ediliyor (siyasetten uzaklaştırılıyor) . Yeri geldiğinde müzik yarışma programları izlenip, müzik ve futbola da yer verilmeli (futbolu ve müziği ben de severim)  ama bunlar sorgulayıcı ve  gidişatın bilincinde olarak oy kullanıcı olan toplum olmamızın önüne geçmemeli.\n\nKITLELERI UYUTMAK | 3F (FADO, FIESTA, FUTBOL)   (Paylas)\nKITLELERI UYUTMAK | 3F (FADO, FIESTA, FUTBOL)\n\nPortekiz'de, Coimbra Üniversitesi'nde Ekonomi Profesörü olan Oliveira Salazar, 1928'de Maliye Bakanlığı'na atandı. Daha sonra 1932 - 1968 arası Portekiz'in diktatörü, \"Light Faşist\"i oldu.  Daha sonra yerine gelen Caetano muhalefet başta olmak üzere bir çok şeye izin verince, 6 yıl yönettiği Portekiz'den \"Karanfil Devrimi\" ile sürgüne gönderildi ve rejim de çöktü zaten.Peki, Caetano bu kadar başarısızken 36 sene diktatör olarak nasıl kaldı Salazar? Halkı ne ile idare etti? Salazar, kendi söylediği üzere 3 şey ile idare etti halkı, 3F ile. Fado, Fiesta, Futbol.\n\nFado: Portekiz geleneksel müziği, genel anlamda müzik demektir.\n\nFado Fiesta: Portekizce'de eğlence, kutlama demektir.\n\nFiesta Futbol: Portekizce'de şu demek desem inanmazsınız. Bildiğimiz futbol la işte.\n\nFutbol İşte bu 3F, Franco'nun 36 yıl diktatörlükte kalmasının sırrı. Toplumu uyutarak nasıl istediğinizi yapabileceğinizin kanıtı.\n\nGünümüze uyarladığımızda bu 3'lü hala geçerliliğini koruyor desem yanlış mı olur? Hiç sanmıyorum.\n\nGünümüzde müzik dinlemeyen insan var mıdır, sanmıyorum. Üstelik müzikle beyin yıkamak, duyguları değiştirmek o kadar kolay ki. \"Ne alaka yaa biz rahatlamak için dinliyoruz bi kere.\" diyebilirsiniz. Peki, düşünün bakalım önce. Sevgilinizden ayrıldığınızda hüzünlü müzikler dinleyip neden üzüntünüzü 10 katına çıkarma eğilimindesiniz? Neden Fatih Ürek'ten Haydi dinlemezsiniz? Sokakta duyduğunuz bir şarkı dilinize dolanıp 2 sene önce ayrıldığınız sevgilinizi hiç mi hatırlatmadı? Mehter marşı dinleyince tüyleriniz diken diken olup hiç mi milliyetçi damarlarınız kabarmadı? Gördüğünüz üzere müzik, insanları etkilemek için harika bir yol.\n\nGelelim Fiesta, yani eğlenceye. Buna kimsenin itirazı yoktur diye düşünüyorum. Adam bunu 1932'den beri uygulamış. 2013'e az kaldığı şu günlerde, o tarihten itibaren eğlence seçeneklerimizin ne kadar çok geliştiğini düşünün. Eğlenmek için derslere gitmediğinizi, yarın aç kalmak pahasına delice eğlendiğinizi, yapmanız gereken bir çok şeye rağmen nasıl da herşeyi bırakıp konserlere koştuğunuzu düşünün. İnsanların, özellikle de elit kesimin nasıl delicesine eğlendiklerini, eğlenirken herşeyi unuttuklarını, o büyük çaplı partilerde yapılanları bir aklınıza getirin. Fiesta, Fado ile birleştiğinde çok daha büyük çaplı bir toplum uyutma aracına dönüşüyor.\n\nVe son olarak, Futbol. Kimseye laf etmeden önce kendimin de futbol hastası, bağımlısı olduğunu söylemem gerekir. En yakınımdan örnek vereyim, Fenerbahçe veya Galatasaray'ın Avrupa maçlarında zaten stadlar hep dolu oluyor. Şükrü Saraçoğlu da, TT Arena da 52.000 seyirci kapasiteli stadlar. Sayı küçük gözükmesin, 52.000 kişinin aynı anda, aynı ortamda o sahayı izlemesini düşünün. Nasıl da oynanan oyuna senkronize, hipnotize olmuş şekildeler öyle değil mi? Bunun yanında kaç ülkede verilen canlı yayınlarla 52.000'den milyonlarca fazla kitleyi de düşünün. O anda, aslında şimdi de yapılan, yapılabilecek olan milyonlarca şeyi. İnsanlar o 90 dakikayı izlerken bir ülke bir ülkeyi bombalayabilir, ne çok zararlı yasalar yürürlüğe girebilir. Aslında olay 90 dakika ile de sınırlı değil. Maç öncesi, maç sonrası yorumlar, okula gittiğimizdeki tartışmalar, iş yerindeki konuşmalar... Diğer maça kadar o maç konuşulmuyor mu? \n\nFado, Fiesta ve Futbol'u birleştirirsek bir toplumu kontrol etmenin ne kadar kolay olduğunu anlamak zor değil. Salazar sadece kimsenin göremediği bu olayı gördü ve 36 yıl dikta rejimiyle ülkeyi yönetti. Bunu beceremeyen Caetano ise 6 yılda devrildi. Biraz zekanın yanına öngörü de eklenince koca bir ülkeyi nasıl tek başınıza yönetebildiğinizi, nasıl koca bir ülkeyi kontrol altında tutabileceğinizi görmenizi istedim. Bunları yazarken ben de daha aklı başında oldum.\n\nBir dahaki yazıda görüşmek üzere.\n\nAlıntı.. https://www.facebook.com/notes/tek-affedici-allaht%C4%B1r/kitleleri-uyutmak-3f-fado-fiesta-futbol-paylas/513397298715306? pnref=story\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fahrettini Gök Börü Hazretleri",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nÖzde Hak sevgisi olan hükümdar,\nFahrettin-i Gök Börü Hazretleri.\nPeygamber aşkıyla dolan hükümdar,\nFahrettin-i Gök Börü Hazretleri.\n\nDüşkün olanlara kol kanat geren,\nMevlit okutup yetimleri gören.\nPeygamber için her yıl şölen veren,\nFahrettin-i Gök Börü Hazretleri.\n\nPeygamber aşkı ile ona varan,\nBinlerce deve kestirip toy kuran.\nSelçukluya davetli yemek veren,\nFahrettin-i Gök Börü Hazretleri.\n\nHorasandan Reyden ışıyan sultan,\nDini sorumluluk taşıyan sultan.\nPeygamber aşkıyla yaşayan sultan,\nFahrettin-i Gök Börü Hazretleri.\n\nYusuf onları rahmet ile ansa,\nMümkün olsa da şimdi geri dönse.\nTürklerin gönlünde taht kuran kimse,\nFahrettin-i Gök Börü Hazretleri.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faili Firar",
        "poet": "Seyit Altun",
        "poem": "\n\nTerkediyorum bu diyarı\nSensiz ve sessiz\nCeketimi bile almadan\nSana bir hatıra bile bırakmadan \nÇekip gidiyorum bu sehirden\nSeni surekli anımsatan caddelerden\nGidiyorum ey! Faili firar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fahri Trafik Müfettişi",
        "poet": "Fikret Gürsoy",
        "poem": "\n\nFahri Trafik Müfettişi olmak için, on yıl bekledim\nEğitim alırken, Polis evinde hep yemekleri yedim\nNasıl ceza kesilir, Emre komiser’ in sayesinde öğrendim\nAman arkadaşlar, ne olur birbirimize ceza kesmeyelim\n\nEsprili ders anlatışıyla, Halil bey, dikkatimi çok çekti\nDerste konuştukça, ehliyet verme cezasını üzerime ekti\nEğitimde, gördüğüm kadarıyla Oğuz han bey, kibarlıkta tekti\nBeş günlük eğitimin sonunda, müfettiş kimliklerimiz geldi\n\nEy İstanbul bizi bekleyin, bin iki yüz Fahri Trafik Müfettişi geliyor\nKeseceğimiz trafik cezalarıyla, sürücülerin cebini daima deliyor\nİşte bu müfettişler İstanbul’da, gerçek sürücüyle sahtelerini eliyor\nMüfettişlik bize imtiyaz sağlamaz, bakarsın postacı elimize cezayı veriyor\n\nEğitim veren, Emre şen, Halil Çoban ve Oğuz han bey’den, Allah razı olsun\nPolis kardeşlerimiz bizim meslektaşlarımız, onlara ceza kesenlere aşk olsun\nTrafikte sürücüler saygılı olabilmesi için, kalplerine hep insan sevgisi dolsun\nYeni Fahri Trafik Müfettişi olan, Fikret Gürsoy’dan herkese selam olsun\n\n13.09.2012\nFikret GÜRSOY\nARAŞTIRMACI-YAZAR-ŞAİR-RADYO VE TV PROGRAMCISI\nİSTANBULDA BULUNAN BÜTÜN ADLİYELERDE SEKİZ DALDA\nUZMAN BİLİRKİŞİ- SÜRÜCÜ KURSU MÜDÜRÜ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faili Meçhul",
        "poet": "Şeyda Kaya",
        "poem": "\n\nYutup  bana braktigin acıyı yoluma devam edemiyorum'sen sebebi ol herşeyin'yarınim sebebi olma sakın birak faili meçhul kapatayim gözlerimi' can deva bulmaz belki ama' bir cesaret  teselli bulurum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fail Mevsuf HU ALLLAH",
        "poet": "Mehmet Ali Semizoğlu",
        "poem": "\n\nDe Allah Allah Allah\nGayriden gönlün et pak\nGönül hakla dolacak\nFail mevsuf hu Allah\n\nHalk etti çün âdemi\nÖğretti isimleri\nİsimlerin hikmeti \nFail mevsuf hu Allah\n\nMelekler bile bilmez\nBir daha sıra gelmez\nYaşamsız kemal olmaz\nFail mevsuf hu Allah\n\nHalifesin bilirsen\nHak gani fakirsin sen\nSemi, basar hak iken\nFail mevsuf hu Allah\n\nMehmet Ali ol fani\nBul sen yoklukta varı\nBudur tevhidin sırrı\nFail mevsuf hu Allah\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faili Bellimbelirsiz Küresel Katillikteki Suikast",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nKendine hic ara vermeden gecmisinin bütün öldürücü soyucu sömürücü yagmaci yikici bölücü üzücü kahredici zulmedici ezici isgalci baskici silici soyucu talan tarumar ve katliam karakterli batakcilari, huyu yönelimi egilimi algisi aliskanligi hic degismeksizin  günün genislik yahut derinligine göre güc, zorbalik, zalimlik, usaklik, piyonluk, arac, gerec, olgu, olay, kurgu veya bilimsellik artirarak Ortadogu odakli küresel büyüklükte Fransiz Alman Ispanyol Isvec Kanada Avusturalya  Norvec Ingiliz  Japon Cin Rus Amerika vesair, (dünya capi büyüklükte)  tüm SÖMÜRÜ nedenselli cikmazlari sebebiyle STALIN-HITLER cehennem ittifakini dünya insanligina kazzik atarak devreye soktuklari gibi bugün; OBAMA- PUTiN anlasmasi olarak islerlige bayilendirdiler  bizzat kendilerinin tetikleyip kundaklayarak kosulsuz teslimiyetini sagladiklari hali harabeler beteri Suriyede…\nCünkü insan…\nCünkü insan sinir uclarina basarak birbirlerinin durmaksizin asabini ahlakini hukukunu huzurunu aklini beynini aliskanliklarini tabiatini dogalligini hakkini kültürünü inancini iradesini idrakini güvenini özünü benligini düsüncesini direncini dayanikliligini bagini kökünü dilini anlayisini tarihini tutumunu tavrini telasini hassasiyetini tutarliligini duygusunu duyarliligini sözünü kararliligini topragini bilgisini ilgisini becerisini yurdunu yerlesimini kurcalayip bozarak yasamini dengesiz tutarsiz kuskularla kapli kaypak, sinmis, susmus, gerilmis, yalnizlasmis, yabancilasmis iletisim bozuklugu kabugu altinda dehset verici birlikteliklerin sayisiz zorbelalarla isaret yahut sembollerle ancak anlasabilen küs,hin,  dargin, yorgun, bezgin, kindar, hileli, arizali, kirgin, yilgin, bikkin, bitkin birbirinden kopmus ayrismis büzgün ve pörsük aile ici toplumsal bencillesme cinnetini özenip bezenerek, seksenli yillar iz takibinde özellikle üstüne basa basa dünyaya ilan edildigi (Türkiye´de de sözümona Atatürk inkilap veÜlke  idaresini kurtarmak bahanesine Kenan piyonlu yuro-amerikan özel cuntalarin `bizimoglanlar` hassasiyetinden bugünlerin dününün titizlikle kurulup, devamla  Bop haline kurgulandigi devreyle) Serbest Piyasa Küresel Dünya Esir Pazarlama`ciliginin kusursuz icat edilmis TEZGAH MALI konumuna kosullandirildi.\nNe eli ne ayagi ne kalbi ne bilinci ne birikimi ne tecrübesi ne cesareti ne cömertligi ne paylasimi ne özü ne sözü ne bilgisi ne ilgisi sokagindan gecip dünyasina ugramayan yasamin her hassasiyetini soguyup soyutlasmis haliyle böylesi aile ici iletisimsiz iliskinlik esiretine ezilmis büzülmüs bencil bunaklik küresel büyüklügün KUSURSUZ  iTAATKAR tezgah mali insanlik, kendi kemigini yem diye yiyen azip kudurtulmus antibiyotik hormone hayvanasmasinin etini, sütünü, yagini, yogurdunu, yumurtasini, kayagini, peynirini….tipki daha alimli göstersin diye parlakligina zehir püskürtülerek Pazari ayarlanmis raflara piyasalandigi HORMON HARMANLI yerlerden yiyip, icip, azip kuduran canavar ruhlulugu özendi bezendi giydi ve donandi bugünün SURiYE merkezli mezalimine yeni dünya savasi provasindan poz veren insanlik.\nEli ayagi kalbi akli fikri özü niyeti eylemi egilimi Aydan habersiz yildizlardan yoksun yurttan yuvadan silinmis sogulmus bikkinlik bezginlik bezgin bencilligi kalibinda kapsamlastigi sebebiyle, iradesi ve itibari topraginda yürüyüp gezmedigi dünya yoksunlugunun hayatindan silinmis sönmüs susmus uzak ara veren mesafelrine donup buzullasmis kisiliksiz kimliksiz kifayetsizligine tasmasinin ucunda mutlak bir kul köle yahut köpeklestirme sahipliligi yapanin yal yalakaliligina hususi kuyrukculuk yapan MEDYA magazali super marketli müzik, moda, siyaset, sanat, ilim,icat, tav. av, kuyu, kumpas, olay, olgu, algi, olusum, kurgu, kurulus, kurulum, kimilti, hareket, dans, kivrak, zikzak, firildak, ucurum, pusu, pustluk, kaltaklik, kir, köhne, gürültü, kapisma, catisma, his, haz, sehvet, rüsvet, peskes, kabül, teslimiyet, caresizlik, kin, hirs, cözülme,yozasma, azgin, bagnazlik, körlük,  kopukluk ve ANGUTLUK yapip donatip yöneterek, yerinden hic kimildamayan bütün hayati yeteneklerini yitirmis ve birbirini desip dagitan siddet bagimlisi gerilimlerde sürkli her bahaneye catisip ayrisan sessizlige suskun, etkisiz tepkisiz tembellesmeye itilip depoladi kendi kendini hayatindan cöllestirip coraklastiran insanlik.\nHayata yürüyüp dokunmayan insan,  ormanlarin koynunda ekinlerin bagrinda baglar bahcelerin izinde cicegin cimenlerin ikliminde suyun gözünde adalet ve hukukun akil vicdan özünde her türlü yasamsal duyum ve duyariliklari (iyiyi kötüden kaypagi cüretkardan kararliligi hinlik hainlikten ayirdedip eleyip süzecegi)   kisilikli karakterlesmeye hele hele oynayarak eylenmeler sayesinde cocuklugunu bütün insani degerlerde yorup büyüteceginin toplumsal kaynasma yahut kazanimlarindan da en az akli fikri duyumu bellegi bilinci kökü bagi kültürü kadar yoksun birakacak; düsünmeyecek, kör bakacak, ruhsuz sezecek, kimini kimsesini bilmeyecek, hukukunu hakkini duymayacak, varini yogunu yagmalanmis yenilmisin haczinden hice sayacak, özünü itibarini hadsiz hudutsuztecavüzlerin talan mülkü diyetine önemsemeyecek, yasamindan bikmis bezmis bunalmiscasina  haz alip kendi idrak ve iradesince hicbir olus bitisi ören veranliktan baska algilayip sagligi dirligince görüp hissetmeyecek ve nihayet insan onuruna yarasan yakiskanlikta tavirlar takinip tutumlar sergileymeyecek KUL kostümlü; KÖLE kilikli; Serbest Piyasa Patrontanrilari esaretiyle kurtuldugunu sanan yanilsamalari özümseyip kaniksamis KULKURBAN haliyle kendini dürtüp güdüleyen ahmakliga yasamini feda eden fedailikten elbette ki hic de gocunup yüksünmeyecekti, tüm bir hayati  dünya capinda pazarlanip, aile ici siddetli bogazlasip bozusan toplumsal parcalanmalarla breysel savrulmus sacilmis ANGUTLULUGU sorgusuz sualsiz tecavüzlere piyasalasmis insanlik….\nBu yüzden artik hicbir derin tahripli talan tarumar  mahrumu birakan her türlü zulüm savas vurgun onursuzlastirma etkisizlestirme kisiliksizlestirme sömürü  soygun ihlal yahut isgalleri dokunusuna hicbir kosulda en ufak bir tepki veremeyeceginden kesinlikle ve kesintisiz süreklilikte emin olan yikici ve yagmacilar insanin kendisiyle hayati arasindaki bütün ilgi uyandiran kopardiklari bosluga kini, karanligi, acilimi, uzaklasayi, cüzülmeyi, parcalanmayi, catismayi, savasi, sürgünü koyarak, yerlerini degistirdikleri degerler tersyüzlülülügüyle her uygun usaklik buyruguna akil fikir yoksunlugu kostüm yahut profil bagimliligi kaibindan hizmet edip yalaka ahut yandaslik yapmayi özgürlükle, esitlikle, barisla, inan hak-hukukuyla esdeger saymayi yasamin asli ve esasi yerine koydu. Bu bozgun ayar bozulmus dengeler tutsagi küresel kafesleme insanlik esareti, gittikce siradanlasan aciktan aciga talan ve hak-hukuk ihlalllerini dibine düsürüldügü düsünemez danisamaz göremez bilemez etkin ceset harcanmisharciyla git gide kendini devletlestirip yargiyi yasamayi tek elden yürüten talancinin hinin hainin yolsuzun tecavüzcünün soyucunun sömürücünün katilin heryeri kendine bagladigi ve herseye kayitsiz kosulsuz hükmettigi kendine göre kanun yapip itabina uydurmalara boyunegdi.\nHal böyle olunca kurdugu insanlik izdiham ve intihari maliyetli YENI DÜNYA DÜZENi`ni herkese heryerde hicbir karsiligi olmayan insanlik degri ezilmis bozulmus cökmüs cökertilmis cürümüslügü kusatmasinda devamli sefaleti, korkuyu, karanligi, kini, yalnizligi, yabancilasmayi, yoksullugu, köleligi, bilgisizligi, körlügü, yozlasmayi, yitikligi daima acligi derinlesip azginlasan boyutta dinc ve diri tutarak DÜNYA MARKASI haline getirmeye calisanlarin basindaki HITLER OKULLU ve EKOLLÜ ALMANYA, tipki kendi benzer diger dünya sömürücüleri gibi insanligin ortak paylasim alani ve durum düzeni dengesiz olusumlari olabildigince ahlaki ve adaletli kurumsallasmaya sagiltip diriltme yükümlülülügü olan SOSYAL DEVLET düsmanligini pazarlayip piyasaya sürerek ulastigi acimasiz vampire doyumsuzlugunun bedeli olan tepeden tirnaga ruhu bedeni cökmüs cürümüs düzen kuklasi hastaliklarla bogusan sarapla ve uyusturucuyla avunup susup sessizlesip sizakalan tepkisizligi (kendince öngördügü soygun-sömürü yolsuzlugunda günden güne artip azan doyumsuzlugunun bedeli olarak her türlü  küresel kimyasallik terziliginden  uydurulmus kilifla insanlik degeri yokedip keyfince harcama  katliamini külliyen  yetersiz görerek)  durmaksizin kan kusturan kosturma yahut kovalamalara kirbaclayip ölüsünün derisinden daha cok nasil ilik yagi cikartilir toplumsuzlugu kiyiminda ÖGRETiM BURSU (BAFÖG)   dahil bütün hayati alanlarda kesintiye gidip, yüksek ögrenim görenleri dahi `bunlardan bizde cok `diyerek gözle görülür ahlaki-hukuki cöküse meydan saglayan piyasasi serbest zulüm pahalisi paylasimsiz üretim carkinda bedavadan ölüler olarak küresel esir pazari yövmiyecileri niyetine  kisitladigi kesintileri düzenin PATRONTANRI konumundaki vampirlerine ciroladi.\nAyni Almanya Krisal Nacht denen kendi sarayini kendi eliye atese verip, düzenini HITLER PIYONUNA dikta eden MADUR cigirtkanligiyla GOBELS manyak makinasini kendinde olan TERÖR, linc, lanet, zulüm, kin, kiyamet cehennem zebaniligini bir baskasina yamayan ve kendinde olmayan hak, hukuk, esitlik,baris, sevgi, adalet, huzur, paylasim,kültür, medeniyet…gibi insanlik meziyetliligini kendi imal edip dünyaya satarmiscasina üste gecen ve üstün olma gayreti güden sinsi sinnek  bitlesmeye yahut asalakliga (tipki anadolu topragindan sökerek Berlinlestirdikleri Efes harabeleri gibi kaliplasmis karaktrden)  deyyuslanip desiselendi.\nYani ülkedeki dengesiz ve tek tarafli yagma esasli üretim-tüketim  köleligini devami ve daim kilmak icin sürekli IS PIYASASI kizistirip emek gücünü mümkün oldugunca ucuza getirme derdinde olan almanya YALTA paylasimindan sonra ugradigi isgali dünya piyasasindan (icinde en cok emek gücüyle Türkiye en cok kayitsiz kosulsuz sürgün irgat veren ülke olarak)  disine gözüne kadar bakilip (tipki kurulu tezgah Pazar esirleri gibi)  temin ettigi isgücüyle bugünlere yükleyip tasimasina ragmen, hala yükü yüklenen insanlar özel ve ayrimci Hitler yasasiyla (sözkonusu insanlar yerli ahaliden daha cok ezen üzen kendi kaderine terk uyuma ve asimilasyona zorlanarak)  halen, insandan sayilip esdeger konumda vatandastan sayilmamaktayken…\nHer yil artan ihtiyaci oranina tam da yüksekögretimden nüfus eksiltip üretim piyasaasina defolamayia aki,yorup fikir yürütürken Almamn Lokomotifli Yoro-merikanya…\nBir de bakarsin dünyanin herhangi bir petrol, madn,su, toprak, orman, mineral, baharat, cevher, muz,nar, incir ve taze insan gücü bakimindan zengin cografyalarinda sanki kendi kendiliginden ateslenip kiskirtilmis havasinda hic yoktan sebeplere ve ISID, PEKAKA, TALIBAN, FETHUL..gibi gibi karakteri ve kalibi uygun ESBASKANLIK cinsi ve gayet kullanimi elverisli unsur birim tetikci yahut elemanlar sayesinde amansiz catismalar kavgalar gürültüler savaslar yikimlar cikmis….\nHer yikilana` ESKiDi` ve hükmüne son verildi YENi kavramli YENI DÜNYA DÜZENI`ni her kosulda cagrisrtirip dillendiren bagimlilik ve sadakatlilikle cerrahi operasyonlari yapilmis…\nYerinden kopartilip dünya sokaklarina serpilip sürgün edilen kimsiz kimsesizlikler bir de bakmissin ki, umdugu Arap Baharlari cennet hayaliyle kendi elleriyle ugradiklari ihanetin cehennem cenderesinden özgürlük baris huzur rahat refah diye zügürtlügün ta kendisini, kendilerini kiskirtip lkarmakarisik eden bogazlasmanin asil azmettiricilerinin kapisinda ölü bulduklari MUHACIRLIK haczinde yepyeni insan gücü kaynagi olarak Alman Lokomotifli küresel esir pazari piyasasina serge ve sunum yapmakta.\nYani her yerüstü ve yeralti yasam zengini kaynaklarina cografyalik eden topraklarda özel kundaklanip kiskirtilmis tetikci katillik eden Pekaka, Boko Haram, Isin, Taliban, Yepege gibi gibileri olan özel usaklik örgütlülügünü hem olagelen bütün yikim ekipmanigini yerine getirmekte kendilerine onur ve itibar kazandirirken diger taraftan ilac, gida,ayna, tarak silah vesairlerin ölüm bedelli tüketimini saglama almaktalar,ki bu kurguyu, yani artik Rus, Amerikan, Alman, Japon, Cin,Kanada  gibi en son dünya savasi sirasinda yenenlerin yahut yenilenlerin ayni dünyayi birbirine danisanlik yaparakyerle bir edip yeni paylasin düzenegi sagladiklari BOP merkezkarakollu ortaklik sahasinda bizzat kendileri degil, kendilerince ayarlayip uyarladiklari PEKAKA, YEPEGE, ISID; BOKO HARAM gibi piyonari veya masalarla savasip insanlik degerleriyle girgir gecmekte. Ki, PUTIN dikta sultasindaki RUS, simdiye kadar hep geri plandan kolladigi pususunu CIN –IRAN idarelik ittifaki refaketiyle resmen ayyuka cikarrak dünya yagmaciliginin en basaktörlerinden biri oldugunun SURIYE caresizligi baglaminda gazin petrolün toz duman oldugu savas sarmalina atomize etttigi sirada….hersey yikildigi enkaz mimarlariyla isbasinda ayan beyan ortaliklarda cinnet cinayet ciritleri topuklatirken..\nDüsünmek ve düsünerek hayati yorup davranmak insan iradesine özgürlgüne cesaretine becerisine birikimine bilgisine yurduna yuvasina hakkina hukukuna  ilgisine iletisimine dair en tanimlayici ve belirleyici sosyal ihtiyacini karsilayip doyuran duyan gören bilen zenginlik mülküyken..\nAciktan aciga algilanip aliskanlik haline ve daha sonra kurtulusu adeta mümkünsüz tüm hayatinin her halini kapsayip kusatan bagimlilik dirayetsizligine getirdigi hak hukuk ihlalleri tecavüzcülügünü yasal kilip akli fikri bellegi tutumu tutarliligi yasadigi bütün insani degerleriyle beraber  kacaga yilgina azada sürgüne  mutsuz huzursuz mahrumiyet mahkumlugu tarumar yoksulundan muglak  mechul sorunlu bunalimli karanlik karmakarisik bütün basi bozukluguyla  kendi kemigini yem diye yalayip yutup tüketen piyasalara küresellesmis Süpermarket ambarli  insan sofralanip gidalasmasindan azip sapip cildirdikca cildiran kuduz salgini samimiyetsiz sohbetsiz nesiz huzursuz yitmis kaybolmus yüksekkatli insanlik abidelesmesinde otura kalka bütün yikimlari olagan, bütün kirlilikleri dogal, bütün zulümleri vahsetleri katillikleri haksizliklari hukuksuzluklari piyonluklari ve hainlikleri onurlu itibari özgürlügün barisin hukukun ve hakkin basbayiciligi yerine koyarak…\nPEKAKA`nin kankasi YEPEGE ayni Suriye`de, Yuro-amerika`nin firlatip firildaklandirdigi CIA`nin yüz milyarlarca dolar harcamasini Bop´tan sonra iki Katina cikrdigi ajan, piyon, oyun, hile, atisma, medya, pusu,tuzak, patlama, catisma, kacak,usak, soygun, vurgun, katil, kanunsuzluk, hin ve hain ayarlayip  uydurdugu avansla koordineli ÖZEL ORDU konumundan silahlanip bütün bölgesel piyonlar halinde HITLER STALIN ittifakini bugünlestiren Putin-Obama icraat ve girisimiyle durumun netligini bildirmek icin, Türkiye´ye ucak kaldirip bülten gündemlerken Alman Lokomotifli Merkel memure… \n Türkiyede gittikce hizasini akil vicdan dengesinden yitirdikca yitiren kargasa ve ölümler girdabinda, yikimla hertarafi kusatilmis devlet yoksunlugunun dengesine Acilimdan umdugunu bulamayan Bop kurgulu ve Yuro-amerikan kurulumlu PEKAKA kiralik katilligi konarak, ayni kurglayanlarinca Hedepe icadini hükümet edip BOP esbaskinliginin yeni muhatabi kilma yolunda bizzat Yuro amerikanin ferman edip `secimden acilim cikmazsa türkiye sehirleri havaya ucacak `tehditkar buyrugunun yol boyundan günü  gündemi bomba yüklü  faili bellimbelirsiz mechul tezgahlar köpürtüp kizistirmakta.\n\nSeyfi Karaca………..Ekim / 15\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faili Meşhul",
        "poet": "Murat Tali",
        "poem": "\n\nfaili meçhul kişiliklerin varlık nedenidir dünya, özüne dönen için ne beden vardır, ne de dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faili meçhul sevda",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nfaili meçhul sevdalardı\nbaşlamadan biten\nbilinmeden yiten\ngelmeden giden\n\nHaziran 2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faili Benim, Sebebi Sen",
        "poet": "Şahin Yenilmez",
        "poem": "\n\numutlarımı isyanlara sattığımdan beri\nnefret ediyorum yaşamaktan...\nyalancı bakışlara müsade yok artık\nartık tüm gözler kan çanağı olacak! \nsevgi ağır yaralı\naşk felç kalacak,\nsadece isyan ve nefret olacak\nnereye kadar giderse\nölüme kadar gidilecek..\n\ntoz duman karışıklığın ortasında\nhenüz kundakta olan\nbir bebek bulunacak\naydınlığın son ümidi,\ntüm mezarlar kazıldıktan sonra\ntüm umutlar yakıldıktan sonra\nkesilecek gözlerini daha açmamış bebeğin sesi,\nyıllar sonra anlaşılacak ki\ngözümüzü kırpmadan kundaklamışız\nyüreğimizi..\n\nsevmek hiç bir şeyi düzeltmiyor\nsevmek yaşamak için yetmiyor\nçünkü\nkimse sevgiyi sevmiyor! \n\nağlama artık yalancı bakışlarınla\nşimdi git istersen\nardına bile bakma\nbu cinayetin faili benim, sebebi sen..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fairy-0001-Of Turk - 5014 -Galician",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nFairy-0001-Of Turk - 5014 -Galician\n\nVostede sabe...\nFairy turco....\n\nSaltuk Ebulkasım, foi para a guerra...\nConquistaron Erzurum e arredores..\nBayburt.Kars.Oltu.İspir Trabzon e tamén...\nSaltuk, Emiratos para definir, estaban dentro dos límites...\n\nTi me entende...\nFairy turco....\n\nGenís Mersin-14.01.2010-Bilal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fairy-0001-Of Turk - 5014 - Portuguese",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nFairy-0001-Of Turk - 5014 - Portuguese \n\nVocê sabe...\nFairy turco....\n\nSaltuk Ebulkasım, foi para a guerra...\nConquistaram Erzurum e arredores..\nBayburt.Kars.Oltu.İspir Trabzon e também...\nSaltuk, emirado para definir, estavam dentro dos limites...\n\nVocê me entende...\nFairy turco....\n\nGenis Mersin-14.01.2010-Bilal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fairy of Dreams Hollandaca",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nFairy of Dreams Hollandaca\n\nWeet je... \nFairy of Dreams... \n\nIk was op zoek... \nGisteravond... \nMijn Studio... \nAlleen.. \nIk zit... \nKnight naar de top van.. \nIk neem fica... \nViolet tot paars.. \nIk begon... \nFoto's naar... \nVond inktachtig doek... \nIk neem een beetje wit... \nIn het midden van het doek... \nIk begon te trekken cirkels... \nNeem je.... \nBig een maand.... \nVan links naar rechts een paar... \nSterren schieten dat ik heb... \nDonzig wolken.... \nFoto's worden omgezet in een nacht... \nPlotseling waren de twee kussen in de wolken... \nDe stam dan mij... \nDroom kwam opeens... \nIk was het gooien op mijn... \nIk had eens een kijkje... \nEen zwarte wolk in de... \nZoals ik.. \nIk werd onmiddellijk opgenomen in de voorzijde van je.... \nWe hebben sluit je ogen... \nIk kuste de lippen van... \nWat moet ik doen... \nU heeft niet hebben... \nLast Night... \n\nU begrijpt... \nFairy of Dreams... \n\nMersin-20.07.2009-Bilal Genis\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fairy van de regen -12 - Hollandaca",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nFairy van de regen -12 - Hollandaca\n\nWeet je... \nFairy van de regen... \n\nEen wolk Ik ben alleen... \nIk ben een kracht in een zin... \nIk ben niet in deze wereld... \nIk huilde... \nDe aarde... \nOnze liefde eindigt.... \nPlaats gezicht terug naar de woestijn... \n\nU begrijpt me.. \nFairy van de regen... \n\nMersin-24.07.1978-Bilal Genis\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fairy van de regen -14 - Hollandaca",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nFairy van de regen -14 - Hollandaca\n\nWeet je... \nFairy van de regen... \n\nMaar zonder dat je... \nHoewel een instant... \nIk niet aangeraakt je.... \nIk kan niet leven... \nIk heb niet sterven..... \nIk was een wolk... \nU regen... \nIk kan niet vertellen je ooit... \nIk kon nooit zeker, maar... \nIk hou van je... \n\nU begrijpt me.. \nFairy van de regen \n\nMersin-29.07.1978-Bilal Genis\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fairy van de regen-13 - Hollandaca",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nFairy van de regen-13 - Hollandaca\n\nWeet je... \nFairy van de regen... \n\nDe witte katoen is zoals.. \nAls u een wolk.. \nSmalle pikzwart toen... \nIk zou verzamelen lightnings.... \nNiemand niet van me houdt.... \nWant.... \nIk heb gebruikt ter dekking van de zon... \nIk heb crash land.... \nMensen op de.. \nBliksem is de glans.. \nIk moet doen ziek thuis....... \nIk wilde dood... \nIk was erg jaloers.. \nHet spijt me dan... \nIk wil niet sterven... \n\nU begrijpt me.. \nFairy van de regen.. \n\nMersin-27.07.1978-Bilal Genis\n\n\n"
    },
    {
        "title": "***- Fairy van die Nuwe Jaar-001-African -03",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\n***- Fairy van die Nuwe Jaar-001-African -03 \n\n Weet jy....\n Fairy van die Nuwe Jaar....\n\n Nuwe Jaar..\n Happy geword...\n Groot God...\n Eerste, Health..\n Na, geluk...\n En nou..\n Kuns, vol van..\n Pragtige gedigte..\n Baie mooi skilderye..\n Skryf en teken...\n Oorvloedige winsgewende...\n Lekker dag...\n Ek wens..\n\n Jy verstaan my...\n Fairy van die Nuwe Jaar....\n\n Mersin-2011/01/01-Bilal Genis\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fairy van de regen -15 - Hollandaca",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nFairy van de regen -15 - Hollandaca\n\nWeet je... \nFairy van de regen... \n\nIk kon niet houden het een dag... \nNet als de katoen, je handen.. \nIk kon niet kijken, ik was niet tevreden.... \nIk heb niet halen inspiratie uit de ogen... \nIk keek altijd vallen.... \nIk heb altijd verbergen het vuur in mij. \nPlaats uw aarde in de regenval... \nJe gaf in de natuur leven.... \nIk voelde de warmte.... \nMaar ik kon niet komen... \nIk was in de brand... \nDe steile kliffen ik nu... \nIk hield van je... \nIk hou van je.... \nIk hou van je.... \n\nU begrijpt me.. \nFairy van de regen... \n\nMersin-30.07.1978-Bilal Genis\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fairy van de regen-16 - Hollandaca",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nFairy van de regen-16 - Hollandaca\n\nWeet je... \nFairy van de regen... \n\nVergeef me, wat er gebeurt.... \nIk kan niet zeggen dat ik hou van je.... \nIedere keer dat u uw handen... \nMensen zouden niet net als ik... \nZou het niet wonen in... \nOmdat ik van je hou razend. \n\nU begrijpt me.. \nFairy van de regen... \n\nMersin-23.07.1978-Bilal Genis\n\n\n"
    },
    {
        "title": "***- Fairy van het Nieuwe Jaar-001  -Flemish -22",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\n***- Fairy van het Nieuwe Jaar-001  -Flemish -22 \n\n Weet u dat....\n Fairy van het nieuwe jaar....\n\n Nieuw jaar..\n Gelukkig worden...\n Grote God...\n Eerste, Gezondheid..\n Na, Geluk...\n En nu..\n Kunst, vol van..\n Prachtige gedichten..\n Zeer mooie schilderijen..\n Schrijven en tekenen...\n Overvloedige winstgevende...\n Leuke dag...\n Ik wens..\n\n U begrijpt me...\n Fairy van het nieuwe jaar....\n\n Mersin-1.1.2011-Bilal Genis\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faiz",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nİlk kez sevdim.\nPişman değilim.\nKredimi kullandım.\nDün gece rüyamda; \nazar azar, içten içe,\nyanıyordum.\n\n          25.11.06/BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faiz",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nKur’an’ı Kerim ile kullara açıklandı, \nAlış verişler helal, faiz haram kılındı… \n\nALLÂH(c. c.)  dedi, terk edin faizden kalanları, \nAçıkça lanetledi, faizi alanları… \n\nFaiz, zekâtın zıddı, garantilenmiş para, \nAlın terinle kazan, düşürme kulu dara… \n\nİnanana yakışmaz, kirli ve haram para, \nHuzursuzluk verici, imanı alan para... \n\nSen de ölçülü davran, orta yolu takip et, \nZekât ver, sadaka ver, faiz yemeyi terk et! \n\nHelal ile çakışır, faiz denilen para, \nVerseler dahi alma, karşılıksız on para… \n\nEnflasyona sebeptir, paranı koruyamaz! \nFaiz malı eritir, seni kazandıramaz… \n\nSonunda döneceğiz, Rab’bin ahiretine, \nŞahsını bulaştırma, faizin illetine…\n\n(1995)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faiz  Lobisine Nefer Oldular",
        "poet": "Şahin Ertürk",
        "poem": "\n\nTayyip  gitsin diye hayal kuranlar\nTeröristle aynı safta duranlar\nHalkçı söylemiyle halkı yolanlar\nFaiz lobisine nefer oldular\n\nTaksim meydanında yatıp kalkanlar\nYavuz adına kafayı takanlar\nTopçu kışlasında bayrak yakanlar\nFaiz lobisine nefer oldular\n\nTimsah göz yaşı döküp ağlayanlar\nMüftü eşiyim deyip sallayanlar\nHalkı sokağa döküp hırlayanlar\nFaiz lobisine nefer oldular\n\nAyakkabıyla camiye dalanlar\nLaiklikle bu milleti bayanlar\nMilli iradeyi hiç yok sayanlar\nFaiz lobisine nefer oldular\n\nAğaç sökerek çevre koruyanlar\nAraç yakarak esnaf haşlayanlar\nPolis taşlayıp nefret soluyanlar\nFaiz lobisine nefer oldular\n\nEmekçiden nema alamayanlar\nDevlet denizine dalamayanlar\nHoş görü dilinden anlamayanlar\nFaiz lobisine nefer oldular\n\n(23.06.2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fakir",
        "poet": "Oğuz Bulut Yakupoğlu",
        "poem": "\n\nAşk fakiriyim\nbir kucak bir dudak\naşk dileniyorum\nkoy kalbine \nsun gönlünle  ver elinle\nşu fakire\nyalvarıyorum...\ngönül yaymışım\nyürek açmışım sevgilere\nanlık olsun\nömrümce sürsün\nadım düşsün dillere! ..\n\nAşk sarhoşuyum\nher gün her gece\nsun şu garibe\nçıplak bir şişe\ngünlerce, aylarca, senelerce\nher an yaşanacak\naşk diliyorum...\n\naşk fakiriyim\naşk sarhoşuyum\naşk topluyorum\nözlem dolsun, yangın olsun\nnasıl olursa olsun\nbir aşk atmadan \ngeçme gönlümden\nher aşka bir ömür\nödüyorum ben!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fakir",
        "poet": "Hakverdi Erşan",
        "poem": "\n\nÇok sefil olmuş çocuklar aç susuz\nYalın ayak uzak kalmış medeniyet den\nSokaklar dolmuş kalmış evsiz yurtsuz\nAnalar ağlarken kan gidiyor yürekten\n\nKuş değil kanat çırpıp uçsun daldan dala\nSihirli değnek yok elinde girsin halden hale\nZengin daha zengin faiz dönmüş bala\nBir dilim ekmek zeytin yeter der yoksul fakire\n\nRuh hali herkes farlı farklı düşünür\nEkseninde döner dünya doğudan batıya\nZenginde kibir makam övünür de övünür\nFakir şükür edecek yoksulluk düşmüş bahtına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faiz yemek haramdır",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nSakın faiz yemeyin,\nFaiz yemek haramdır.\nNe olacak demeyin,\nFaiz yemek haramdır.\n\nFaiz birer ifrittir,\nElle kenara ittir.\nAyet ile sabittir,\nFaiz yemek haramdır.\n\nFaiz yiyenler gülmez,\nÇoğu bunları bilmez.\nHaramdan hayır gelmez,\nFaiz yemek haramdır.\n\nFaiz öze aşıdır,\nFaiz küfrün başıdır.\nFaiz şeytan işidir,\nFaiz yemek haramdır.\n\nYusuf Hakkı analım,\nGünahtan arınalım.\nFaizden korunalım,\nFaiz yemek haramdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fakir Çocuk",
        "poet": "Gökmen Sekin",
        "poem": "\n\nBiliyormusun güzel çocuk\nSana hiç bir göz bakamaz HAKİR\nSenin ayıbın değilki yanağındaki KİR\nEğer adalet, eşitlik olsaydı bu ülkede\nNe senin yüzünde KİR olurdu\nNe de ailen FAKİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fakir Çocuk",
        "poet": "Gündüz Polat",
        "poem": "\n\nAvuç açmış insanlığa \nDilenir bir fakir çocuk\nİsyan eder yoksulluğa\nDilenir bir fakir çocuk\n\nİçin için yanıp tüter\nKimsesizdir hali beter\nGarip bülbül gibi öter\nDilenir bir fakir çocuk\n\nHayat sana bir bilmece\nSen yaşa dur o halince \nHer anında yaşar gece\nDilenir bir fakir çocuk\n\nCan Gündüz'üm yüz güldürür\nKötülükten yüz döndürür\nBu dertler beni öldürür\nDilenir bir fakir çocuk\n\n                           25.10.2010 Saat:16.47\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fakir çocuk",
        "poet": "Hakan Karaduman",
        "poem": "\n\nOyuncak dükkanın önünde bir kediydi çocuk,\n\nKasapların önünden gitmeyen inat: oyuncak ve çocuk.\n\nGeceleri plastik kırmızı kamyonete binerken düşleri,\n\nUzanıverdi kamyonete eli.\n\nO gece, \n\nsille tokat babası ve bitmeyen gece…\n\nBaba işsiz, amele pazarlarında başı öne eğik,\n\nYarım ekmek, su, beş boğaz bekler evde\n\nÇocuk kamyon sesi, düşlerini sürerken bir köşede,\n\nSaklayamadı anası onu kurumuş memesine.\n\nErtesi gündü, \n\nBaba, çocuk ve oyuncak, dükkanında; çocuk yarı adım kapıda, \n\nYüzü kırmızı, kendine alaysı gülümseme ve korku, kapıda durdu,\n\nyerin dibi, en dibine toprak yarılıp içine alsa onu… \n\nDükkan sahibine, boş cebin blöfüyle babası; \n\n“Benim çocuk yanlışlıkla almış bunu...” \n\nDükkan sahibi, adamın omuz boşluğundan bakıp çocuğa, \n\nÇocuğa hırsız derken bir yandan ince ince baktı oyuncağa \n\nÇocuk ve adamın midesinden gelen fakir kokulara, \n\nBöbürlenen anlayışla:\n\n“Söyle ona \n\ngelecek sefere, \n\nattırırım kodese! ”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fakir Çocuk",
        "poet": "Menderes Maden",
        "poem": "\n\nKundağa bezin olmaz\nEmziğin sütle dolmaz\nAğlarsan kimse duymaz\nSen fakir doğma çocuk\n\nÜstüne dolu yağar \nAy sana erken doğar\nSana vermezler değer\nSen fakir doğma çocuk\n\nGörürsün kendini ezik\nDayıma yiyersin kazık\nPostun yüzerler yazık\nSen fakir doğma çocuk\n\nOlamazsın bey paşa\nAyağın değer taşa\nBaharın döner kışa\nSen fakir doğma çocuk\n\nNe içer ne yiyersin\nİşin olmaz bezersin\nTez hayata küsersin\nSen fakir doğma çocuk\n\nYaşarsın hergün kaçak\nTaşırsın belde bıçak\nYaşamak sana yasak\nSen fakir doğma çocuk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fakir edebiyatı (ben ağlamam)",
        "poet": "Yakup Yıldız 2",
        "poem": "\n\nÇal be gırnatacı çal,\nMutluluğun zillerini takıp oynayacağım.\nAşım olmasada ekmeğim var,\nben ağlamam ağlarsa pollyanna ağlar.\n\nFakir doğdum diye ağlamadımki doğduğumda..\nPopoma vurdular diye ağladım.\nCamekanda gördüğüm oyuncağı alamadığımda çocukluğumda..\nAğlamadımki ben ağlamam polly ağlasın.\n\nKızma be ev sahibesi, veririm ev kirasını,\nKeşke sende yaptırabilseydin gönlünün sarayını.\nPapuçta istemez, yalınayak gezerim dünyayı,\nBen gülerim siz ağlatmayın pollyannayı.\n\nSevme sende beni köyün güzeli,\nTepeden bak sende bana köyün ağası.\nSeviyorum işte doğayı, insanı, hayatı..\nBen ağlamam, ağlatmalarınıda istemem pollyannayı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fakir Gönlüm",
        "poet": "İbrahim Halil Demir",
        "poem": "\n\nBu fakir gönlüm,sevdana  oldu hamile,\nBaksana! Seni gördükten sonraki halime,\nDua ediyorum,Allah düşürmesin insanı zalime! \nİflah olurmu hiç, gören varsa söylesin? \nGerek yok çok konuşmaya, yeter sadece tek kelime.\n\nBu fakir gönlüm sevdanla ezildi oldu köle,\nDüşmemek mümkün mü aşkın çöllerinde ıssız çöle,\nUmmanlar varken,düştüm ben suyu bulanık bir göle,\nNe kulaç atabiliyor ne de yüzebiliyorum,\nBenzedim, solmaya yüz tutmuş,yaprağın dökmüş güle.\n\nBu fakir gönlüm.çok gördü zulüm üstüne zulüm,\nUnutma ki bende etten kemikten yaradılmış aciz bir kulum,\nKör etmeye mi niyetin var,zira bırakmıyorsun yolum bulum,\nNe geçecek eline,  sen kendini sen sanıyorsun? \nBen çok evlilik yaptım sevdalarla,gözüm tok.Aşklarda dulum.\n\nBu fakir gönlüm,sevdanla çok uykusuz kaldı,\nDayalı döşeli mutlu yuvamı yıktı beni perakende hayata saldı\nGönlün mahir bir hırsız olup tertemiz ve saf aşkımı çaldı,\nOysa aynı yolun yolcusuyduk,bu yola birlikte baş koymuştuk,\nYine bıraktın beni yarı yolda, istemeden gözlerim daldı.\n12/12/2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fakir ekmek bulmak için zengin sindirmek için yürür",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nNe tuhaf değil mi yoksul yemek bulmak için,\nMetrelerce dolaşıp yürümek zorunda kalır.\nZenginler ise yediği yemeği sindirmek için,\nMetrelerce dolaşıp erimek zorunda kalır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fakiri sefalet!",
        "poet": "Gürcan Kırım",
        "poem": "\n\nFakiri sefalet! \n\nHobbes’a göre; Şey, çoğu zaman insanlar tarafından ne ortak bir şekilde kullanılabilir ne de paylaşılabilir bir şeydir. Bu durumda bu şeye en güçlü olan sahip olabilir ve en güçlünün kim olduğuna kılıç karar verir.\n\nG D O Nedir? \n    Bir canlının gen diziliminin değiştirilmesi ya da ona kendi doğasında bulunmayan bambaşka bir karakter kazandırılması yoluyla elde edilen canlı organizmalara 'Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar', kısaca GDO adı veriliyor.\n\n   Canlılar üzerinde yapılan bu değişiklikler; canlı sağlığı, biyolojik çeşitlilik, çevre dengesinin bozulması, ekonomik bağımlılık, canlıların yaşam hakkının elinden alınması ve canlılar üzerinde mülkiyet hakkı tanınması açısından önemli tehdit ve riskler taşımaktadır.\n\n   GDO ile ilgili araştırma sonuçları daha geniş kapsamlı olarak internetten bulunabilir. Basın organlarında da kıyısından köşesinden her gün bahsedilmektedir. Ama biz bu gün son paragrafta anlatılan canlılar üzerinde ki mülkiyetten bahsedeceğiz. \n\n    Bugün ekonomik olarak belirleyici güç olan petrol ün kendi bitmese de değeri bitecektir. Onun sinyalleri verilmektedir. Aküyle çalışan arabalar yavaş yavaş 1970 yıllardan beri pazara girmeye başlamıştır. Ani değişim dünyanın iflasına neden olacağından şu anda sadece İngiltere kraliçesi ve bazı Hollywood yıldızları kullanmaktadır. Geçiş tamamlanınca ne olacak? Petrol zengini ülkeler karınlarını nasıl doyuracaklar? Tabi ki soruların cevapları çoktan verilmişti! \n\n   Manhattan’da Yahudi bankalarının yanında Arap bankaları da yükselmeye başladı. Yani faizcilikle daha doğrusu amiyane tavırdır, tefecilikle adı kar paylaşımı da olsa bu gerçeği değiştirmez.\n\n   Peki ya emperyalizm, Asya’da ‘’çoban köpekliğini’’ yapanlar ne olacak? \n\n    Elbette ki onlarında kendi karınlarını doyurması için büyük bir gücü elinde tutmaları gerekiyor.\nGörsel düşünceye sahip birine dahi sorsak vereceği cevap bellidir, gıda.\n\n   Bugün ‘GDO’  bilinmektedir. Çevreyle ilgili bitki türleri yok edilerek az sayıda canavar bitkiler sayesinde ülkeler işgal edilmeden zaptı rapt edilecektir. Bunun için yaşamsal zorluk çeken ‘’çoban köpekliği’’ görevini üstlenmiş, Asya’da küçük devletler sayesinde hem onların yaşamlarını idamesi hem de onların sayesinde bu pazarı ellerinde tutarak, gelişmemiş ülkelerin dışa bağımlı tarım ülkesi olmasıdır. Bunları yaparken dışa bağımlı acenteler(Komprador)   ile olabileceğinden her ne kadar, gelişmemiş ülkelerde şirket holding adı altında oluşumlar var ise de bunlar dışa bağımlı acentelerdir. Sermaye ve teknolojik destek almadan yaşamaları olanaksızdır. Peki, neden bu uygulamalar? Şu artık bilinmelidir gelişmiş devletler nicel bir güçtür, çünkü ellerinde enerji kaynakları yoktur bu  da demek oluyor ki Asya nitel bir güçtür. O zaman yapılması gereken dışa bağımlı tarım ve sermayeyi, işbirlikçileri ile köleleştirmek. Bu nasıl yapılabilir? Çevredeki sermayeyi merkeze taşıma garantisi verilerek sağlamak hayal olmasa gerek. Refah seviyesini artırmaktır bu sav! \n        Bugün doğal işsizlikle ve her gün yeni kanıtlarla merkezi korumacılık, değişimden korkanları muhafazakârlıkla suçlayarak, demokratik muhafazakârlık savı ile göstererek çevreyi merkeze taşımak, gelişmemiş ülkelerde bayrak yapılarak kitleler yönlendirilmektedir. Hele kendilerini müceddit ilan edenlerin iş birliği ile neler başarıldığını tüm dünya görüyor.\n\nOsman Nuri Koçtürk'ün dediği doğru çıkmıştı! Yazık ki yerli pazarımızın en değerli ürünlerinden biri olan zeytinciliğimiz de emperyalizmden beslenen margarincilerin rekabeti karşısında geriliyor, kan kaybediyordu. Öyle zaman geldi ki, yeni nesil Türk insanı, margarini 'leziz', zeytinyağını 'ağır' bulmaya başlamıştı (hâlâ da bu durum aynı) . Osman S.Orolat'ın anılarında da bahsettiği gibi, halk 'zeytinyağlı yiyemem aman, basma da fistan giyemem aman.' şarkılarıyla yönlendiriliyor, zeytinliklerimiz sökülmek isteniyordu. Üstelik beklenilenin tersine, kalp hastalıkları riski beklenildiği gibi azalmamış, ciddi bir biçimde artmaya da başlamıştı\n\n   Dünya finans kurumlarının nifaklar sokarak ‘’buğuz’’ ekini ile çeşitli etnik’’ kavgalar’’la bu gerçeğin önünü kapatmaktadır.\n\n   Ruhlarında sahip olmak, hükmetmek yani Tanrıyı oynamak isteyen finans kurumları aç, doymamış, istekleri olan ülkelerde siyasi zevatlara sağladıkları imkânlarla çok rahatlıkla bu politikalarını uygulamaktadır.\n\n    Evet, çevre merkeze taşındı. GDO ticaretini yapan çevreler zenginleşirken, toprağı, sanayi gübresi ile fakirleşen, tohum alabilmek için bütçesinden hayli pay ayıran yığınlar, dış kapının dış mandalı olmayı içlerine sindirirken, biz kadınlar‘’zeytinyağlı yiyemem aman, basma da fistan giyemem aman...' şarkısını söyleyerek, onların çanaklarını yalayarak mı varlığımızı sürdüreceğiz? yoksa kendi aşımızı kaynatmak için mücadele mi vereceğiz?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fakire Sorun Bayram da",
        "poet": "Ali Şahin 7",
        "poem": "\n\nHep çürür yokluktan fakirin özü\nDikişli yarayı söker Bayram da\nDoğunca koymuşlar bağrına közü\nBuğlu buğlu yaşı döker Bayram da\n\nYoksulun halini eyledim seyran\nYırtıktır üzeri anadan hüryan\nÖlsede açlıktan etmez ki isyan\nKadere boynunu büker Bayram da\n\nAsla çıkar için dönmez sözünden\nBir baksan tanırsın onu gözünden\nDertleri okunur solan yüzünden\nHanesine hüzün çöker Bayram da\n\nTek geçim derdini aklına takar\nSesin duyurmadan ağıtlar yakar\nYaşlar gizli gizli gözlerden akar\nKatmerli ızdırap çeker Bayram da\n\nAldığı aylığı beş başa yetmez\nÜst üste gelir dert katlanır bitmez\nAcı sinesinde oturur gitmez\nAğıtları arşa çıkar Bayram da\n\nHayınlık düşünmez milletin över\nVatanı herkesten daha çok sever\nGöz diken zalimi ahıyla döver\nGönlüne bayrağın diker Bayram da\n\nBakın bu düzenin bozok yapısı\nOburlar düşünür dünya tapusu\nGaribin itilmez tahta kapısı\nSüğügünde baykuş öter Bayram da\n\nGel kayıtsız gönlüm bir çare öner\nŞu dilimde ancak bu kadar döner\nYoksulun gözünden ışıklar söner\nO tatlı canından bıkar Bayram da\n\nYokluk hançer gibi durur sinede\nŞükür eder eti görse senede\nİçi kan ağlasa güler yinede\nŞahin böylesine bakar Bayram da\n\nAlmanya\n\nAli Şahin (Elbistanlı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fakirin Aşkı",
        "poet": "Davut Taşkan",
        "poem": "\n\nBiz aşkı Orhan GENCEBAYdan öğrendik ve aşkı Orhan GENCEBAYdan öğrene kızlarla beraber olduk.\nOnlarla buluşmaya giderken abilerimizin çamurlu ayakkabılarını cami çeşmelerinde yıkayıp öylece giderdik.Onlarla konuşurken çaycı Zekiden, simitçi Kadirden, boyacı Abdiden evdeki çekyatlardan vede amcalarımızın ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fakirlik",
        "poet": "Kazim Özdemir",
        "poem": "\n\nFakirlik, yoksulluk \nAlabildiğine boldur \nŞu insanların sevgisi \nGetir gönlüme doldur \nFakirlik bahçesinde acı acı ötme \nBaşı dertli bülbül \nÖylesine boşuna uçup gitme \nBak, behçen dolu güldür. \n\nTatvan, 06.08.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fakirliğin anma adını",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nFakirliğin anma adını\n\nYakın bir sokakta girdim bir eve\nSoğuk bir kış günü\nYok yakacak kömür\nSadece bir kucak odunla geçecek koca kış\nBeş çocuk uyuyorlar\nAltlarında yok döşek\nÜstlerinde kirli,ince bez\nNe yer ne içerler\nYok gözüme çarpan bir şey...\nFakirliğin gözü kör olsun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fakirin hali 4",
        "poet": "Erol Boyunduruk",
        "poem": "\n\nKış gelince hergün akar\nOsandırdı dam fakiri\nFakirlik bağrını yakar\nÖldürecek gam fakiri\n          ******\nDoğalı yoksulluk çeker\nÖmrünü hastalık söker\nEve alamıyor şeker\nAğlatıyor zam fakiri\n         *******\nMevlam acısını dindir\nNolur tekerini dödür\nİçtiği çay katırandır\nZehirliyor dem fakiri\n         *******\nKimin kapısına varsın\nYüzünü süveye sürsün\nParası yok ilaç alsın\nİyi etmez em fakiri\n        *******\nErol karardı düşleri \nTersine gider işleri\nKurumuyor göz yaşları\nÇürütüyor nem fakiri          14.08.2006     Erol boyunduruk(Giryani)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fakirim, Diyor ama Dört Dairesi Var",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nBizlerde adet olmuş herkes malını gizler,\nŞer bulaşmasın diye hakikati engeller…\n\nÇevre fakir sanınca etraf buna üzülür,\nMal toplamaya başlar, başladıkça sömürür…\n\nAcındırmak ki kulu sömürü düşüncesi,\nDavranış bozukluğu sahtekârlık ilkesi…\n\n(2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fakirin gücü yok affedecek",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nVaroluşun yokluğunda dünya,\nbir lokma ekmeğe,bir yudum suya \nmuhtaç olduğu zaman,\nyoksulluk sevimli geldi bir an.\nYürüyorum derin bir umutsuzluk içinde,\n'Seni sonsuza dek seveceğim'sözleri,\naşk sarhoşu kalbimin sesi.\nAyrılık içimi acıtıyor tutku olmazsa,\numutsuzluk düşer içime,\nHerkes muhtaç havaya suya,\ndüşer bir gün ölümün çukuruna.\nSonsuza muhtaç olan sonsuz fakir,\nzehir kadar acıda olsa gerçek.\ngücü yok affedecek.\n\n                                        17.08.10/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fakirlik",
        "poet": "Kazım Özdemır",
        "poem": "\n\nFakirlik, yoksulluk\nAlabildiğine boldur\nŞu insanların sevgisi\nGetir gönlüme doldur\nFakirlik bahçesinde acı acı ötme\nBaşı dertli bülbül\nÖylesine boşuna uçup gitme\nBak, behçen dolu güldür.\n\n     Tatvan, 06.08.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fakri Pirhâni",
        "poet": "Nurhayat Nalçacı",
        "poem": "\n\nFakr-i Pirhâni \n\nGünahlarımla- - geldim kapına, - - Şefaat- - - Ya ResulAllâh \n\nGeldim kapına- - merhametini- - umarak,- - Ya Rahmân Allâh \n\nŞefaat- - umarak- - secdeye vardım Rahıym - - Ya Rahıym Allâh \n\nYa ResulAllâh- - Ya Râhman Allâh- - Ya Rahıym Allâh- - Ya Allâh (C.C)\n\nİlim paylaşıldıkca - - büyüyen- - bir deniz,- - Ya Aliym Allâh \n\nBüyüyen- - senin sevdan,- - gönüllerimizde- - Ya Vedûd Allâh \n\nBir deniz- - gönüllerimizde,- - kudret-i aşk- - Ya Hâlik Allâh \n\nYa Aliym Allâh- - Ya Vedûd Allâh- - Ya Hâlik Allâh- - Ya Allâh (C.C)\n\nHer zerre seni- - zikreder ancak- - Ya Kâdir- - Ya Bari Allâh \n\nZikreder ancak- - insan-ı kamil,- - Sübhandır- - Ya Hadî Allâh \n\nYa Kâdir- - Sübhandır,- - akıllı insan bilir- - Ya Hâkim Allâh \n\nYa Bari Allâh- - Ya Hâdi Allah- - Ya Hâkim Allah- - Ya Allâh (C.C) . \n\nArar Can'da- - ism-i azamın- - fakir,- - Lâ ilâhe illallâh \n\nİsm-i Azamın - - fakir- - gönlünde Muhammed- - Ya ResulAllâh \n\nFakir,- - gönlünde Muhammed- - sevdasıyla yanar- - Bism-i Allâh \n\nLa ilahe illallah- - Ya ResulAllâh- - Bism-i Allâh- - Ya Allâh (C.C) . \n\nYa Râb- - çok şükür- - Hamd-ü senâ sana ancak- - Elhamdülillâh \n\nÇok Şükür,- - Hamd-ü senâ sana ancak,- - Muğni- - Ya Muğni Allâh \n\nHamd-ü senâ sana ancak,- - Muğni- - Ya Gâniy- - Ya Aziyz Allâh \n\nElhamdülillâh- - Ya Muğni Allâh- - Ya Aziyz Allâh- - Ya Allâh (C.C) .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fal",
        "poet": "Celalettin Algan",
        "poem": "\n\nTaşa baksan taş görürsün\nAğaca baksan dal görürsün\nYaprak-yaprak, çiçek-çiçek\nAma dal\n\nGözlerime baksan\nGöz mü görürsün?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fakirlik (varlıksız olmak)    Övüncümdür,Ben Onunla Övünürüm.",
        "poet": "Nihat Gülle",
        "poem": "\n\nFakirlik Övüncümdür..Hadisi şerif\nİki türlü fakirlik vardır.Birincisi her kesin bildiği dilenme halidir ki bu övülecek tarafı olmayan maddi bir yoksulluk halidir.Bu nedenle dinimizde zenginlik fakirliğe üstün tutulmuştur.Zengin insan,şayet çevresiyle paylaşıyorsa bu makbul bir zenginliktir aksi taktirde hesabı çok ağır olur ahret aleminde.\nFakirlik iki cihanda yüz karasıdır hadisi bu sözümüzü destekler.\nİkinci tür fakirlik ise bu hadiste konu edilen ve kast edilen fakirlik halidir ki; \nBurada anlatılan fakirlik hali Allahın zatından gayri herşeyi terk edip,tüm ihtiyaçlarını ona arz etmek,fatihada bahsedilen yalnız ona sığınmak ancak ondan yardım bekleme halidir.Bu hale erişen kişi Allahın zatında kendi zatını yok etmiş,sonradan yaratılmış her şeyden elini umudunu çekmiş kişidir.\n'Ben semaya arza yani yere göğe sığmam ancak mümin kulumun kalbine sığarım' hadisi kutsisinde bahsedilen manaya ermiş kişi gerçek fakr haline erişmiş kimselerdir.\nYüce Allahın semaya ve arza sığmayıp mümin kulun kalbine sığması akla hayale muhal bir iş olarak görülebilir.Burada zikredilen mana aklını ruhunu tüm varlığını sonsuzluğa açan ve tam bir fena halini bulanlara has bir manadır.Ancak bu sır ehline açılır ve ehline malumdur.Fakat bu makam ayakların kaydığı bir makamdır.Mesela Hallacı Mansur bu makamda Enel Hak diyerek sırrı faş etmiş,daha sonra bu uğurda başını vermiştir.Aslında Hak benden tecelli ediyor demek olan bu sözün aslını insanlara izah edememiş,mutlak fena halini yaşadığı anda ağzından çıkan söze ayık olduğu halde bu sözü ben söylemedim Allah söyledi,kim söylediyse sözünden geri dönsün diyerek sahiplenince bizzat kendi şeyhi İmam Şibli hz.leri tarafından hem şeriaten hem de hakikaten öldürülmesi caizdir şeklindeki fetva karşısında ölüme mahkum edilmiştir.Bu konuya başka bir yazımızda değineceğiz konu hem uzun hem de zor anlaşılır olduğundan burada bu kadar bilgi vermekle iktifa edelim ki Allah kuldan ben Allahım da der ama kul buna sahip çıkamaz.manevi sarhoşluk tam fena halindeki kul o anda Rabbinin hükümranlığı altındadır ve söylediğinden mesul tutulamaz.Şunu belirtmek gerekir ki aynı hataya düşen bir çok kişi idam edilmekten kurtulamamıştır.Bu sözü Allah söyledi dese niceleri ölümden öldürülmekten kurtulabilirdi.Beyazıd i Bestami hz.leri ise işin bilincinde ve vehametini idrak etmiş biri olarak ben o sözü söylediğimde beni öldürün demiş,bir kez daha aynı hal zuhur ettiğinde' sübhanım şanım ne yücedir.'sözü zuhur ettiğinde kılıçlarıyla darbe üzerine darbe indiren müritleri şeyhlerinden bir damla kan dahi gelmediğine şahit olunca bunun manevi bir zevk ve hal olduğunu anlamakta gecikmemişlerdir.\n'Fukara ile sohbet en büyük cihaddır.' hadisi şerifte bahsedilen mana fakirleri yani Allahtan başka kimi kimsesi olmayanlardır.Bu manada Beyazıdı Bestami hz.leri benim ne anam var ne babam,ne eşim ne çocuğum ne yerim ne göğüm var diyerek Allahtan başka hiçbir şeyi kalmadığını yegane fani varlığının Allahın zatında yok olduğunu anlatmak istemiştir.\nBu seçilmiş ve sevgili kulları bulup,onlarla sohbet eden kişi yarin ahiret günü inşaallah onlarla beraber olacaktır.Zira onlarla yapılan özel ve çok gizli sohbetler sonucu nefsin iblisin hakimiyetine son verilir.\n    En doğrusunu Allah bilir.Hidayet onun elindedir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fakülteli cahiller",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nFAKÜLTELİ CAHİLLER\n\n23.11.2015\n\nİleri geriyi görmez\nKimselere yardım vermez\nOlanlardan ibret almaz\nFakülteli cahiller\nTürkiyem de pek çok kardeş\n\nKardeşlerini satarlar\nDüşmanlar dan da beterler\nAlnı doğrusuna giderler\nFakülteli cahiller\nTürkiyem de pek çok kardeş\n\nKimi hoca kimi ajan\nKimi hamsi kimi sazan\nÜlke yararına kızan\nFakülteli cahiller\nTürkiyem de pek çok kardeş\n\nDoğruya yanlış diyenler\nFaiz helel deyip yiyenler\nİki ayaklı hayvanlar\nFakülteli cahiller\nTürkiyem de pek çok kardeş\n\nYüksek koltukta oturan\nKoltuğu boşa dolduran\nYanlışı doğru bildiren\nFakülteli cahiller\nTürkiyem de pek çok kardeş\n\nHüseyin der yanlışmıyım\nCahillere ben ne deyim\nAlanlara ben söyleyim\nFakülteli cahiller\nTürkiyem de pek çok kardeş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fal",
        "poet": "İbrahim Sirkeci",
        "poem": "\n\nGüzel bir sabahta \nözlediðim renktesin\ntadýn, bir esmer üzümsuyu tadý\nGülüþün, Akdeniz sýcaklýðýnda\nalý al, moru mor\ngüzel bir sabahta\n\tözlediðim renktesin\n\n"
    },
    {
        "title": "Fal",
        "poet": "İrfan Kayagil",
        "poem": "\n\nGün batımı aştım son dağımı\nSevda kurarken ipekten ağını\nDilerim Tanrı dan yitirmem\nGençlikten kalan son çağımı\nBu ağlamam belki ilk değil\nSon da olmayacak aslında\nGeçerken ömrün son faslında\nKader diyor gerçek bir aşk\nYaşanacak falcı  biliyor  falımda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fal",
        "poet": "Cemil Aygen",
        "poem": "\n\nKısmetse seneye \nyeni bir program yapacağım\nAntalya sahillerine\nTatile çıkacağım\nHan, piyangodanmı Lotodan mı\nYüklü para çıkacak ya\nBorç harç birşey kalmayacak\nÇocukları da alıp\nTatile gideceğim\nGeriye baktığımda\nUçan kuşa bile borcum olmayacak\nHepsini ödeyeceğim\nSahilleri dolaşıp\nTerde atacağım streste\nGelsin müzk gelsin deniz\nBu tatilde çılgınca eğleneceğim\nDur dur dur...Tamam moruk dur\nZamanı durdurdum\nKriz geçirip bir yerine inmesin\nSen gene sıkıntınla borçlarınla burda kal\nÇok çok istersen, yine sahile in bu yaz\nZira değil seneye Antalyaya gitmek \nÖmür boyu beklesen bu fal tutmaz....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fal",
        "poet": "Mehmet Önal",
        "poem": "\n\nortada bi çiçek, kırılan iki kalp,sarılmayı bekleyen bi adam..bi kahve fincanında gördüklerim..adı aşk soyadı yalnızlık...!                            (08.10.2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fal",
        "poet": "Enis Batur",
        "poem": "\n\nEşiğine dayanıp seyirdiğim\ncansız doğa: Bir çingene geldi\ngece, ellerimi açtı ve uzun,\ndi....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Falan filan",
        "poet": "Hüseyin Durmuş 3",
        "poem": "\n\nYalayıp yutmanın astarı yalan,\nDoğruya yönelmez eğriye dalan.\nŞatafata gıpta eden beşerden,\nİbretlik örendir geriye kalan.\n\nEndişe çoğalıp başlar sa çile\nGönülde gelişen düşermiş dile\nKavgacı maksadı olmasa bile\nAcı sözdür seni şeriye kılan. \n\nYerine konul sa herşeyin hak kı\nGönüller kaldırıp atacak şek ki.\nTevbeden başka da çaresi yok ki\nSorumluya denmez, beriye dolan.\n\nDersen ki bu işler böyle yürüyor,\nBaşka bir şekli var, alem görüyor.\nGafil yüreklerde vicdan çürüyor\nÖlüye olur mu? Diriye olan.\n\nDurmuşoğlu görür dertler müşterek\nBirlikte hisseder acıyı yürek.\nBazanda diyorlar, neyine gerek\nO zaman dönerim sürüye falan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fal Baktım da",
        "poet": "Avni Temiz",
        "poem": "\n\nPapatyadan fal baktım, orda da sevmiyorsun,\nNe zaman seveceksin, söyle hele ne zaman? \nKahve falında bile yoluma çıkmıyorsun,\nNe zaman seveceksin, söyle hele ne zaman? \n\nŞarkılardan fal baktım, orda da hicran çıktı,\nŞiirlerden şans tuttum, bana ayrılık çıktı,\nNe yapsam bilmiyorum, bu işin cılkı cıktı,\nNe zaman seveceksin, söyle hele ne zaman? \n\nHerkeste talih varda, bendeki mi kör çıktı? \nBana amorti yokken, ele hep bonkör çıktı,\nAnlamadım bu işi, hayatta nankör çıktı,\nNe zaman seveceksin, söyle hele ne zaman? \n\nEl koklarken gülleri, ben tuttum hep dikeni,\nLodos bile bu aşkta, şişirmiyor yelkeni,\nEl seni üzer iken, ben sevdim bak gölgeni,\nNe zaman seveceksin, söyle hele ne zaman? \n\nKağıt falına baktım, önce maça as çıktı,\nKızlar karşıya geçti, bana hep papaz çıktı,\nBen fallara inanmam, bunlar bana has çıktı,\nNe zaman seveceksin, söyle hele ne zaman? \n\nYıldızlara baktım da, gökyüzü kara çıktı,\nKabuk bağlamış iken, kaşıdım yara çıktı,\nDüşler bile değişti, hayırdı şer’e çıktı,\nNe zaman seveceksin, söyle hele ne zaman? \n\n14.06.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Falcı kadın",
        "poet": "Erhan Ekmekçi",
        "poem": "\n\nFalıma baktı falcı kadın: 'Yarınlar güzel olacak' dedi. Nedense inandım. Sevdiğim dedim; 'üzülme oda olacak' dedi. Mutlu olacakmışız, çok sevecekmişsin beni, tabi ben de seni. mavinin kıyısında yeşil bahçeli ve yine mavi renkli bi evimiz olacakmış. Tam inanmaya başlamıştım senin öldüğün aklıma geldi. Tutamadım kendimi söyledim.  'Biliyorum fazla ayrı kalmıyacaksınız, hazırlan yakında yolculuk var' dedi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Falanmış Filanmış Meğer Aşk Yalanmış!",
        "poet": "Caner Karagil",
        "poem": "\n\nYatağımdan irkilerek uyandım. Saat ilk kez bu denli, geç olmuştu. Gece olanlar neyse ki bir kabustu. Dört yıllık aşk son bulacak bizi satın alacak para bulunacak değildi ya! Bu gün yaşadıklarımdan farksız bir kabus, bunu nereden bilebilirdim ki.\n\nYüzümü yıkadığımda sular bir gözyaşı gibi aktı tenimden, ıslaklık gitmeyecek gibiydi, biliyordum ben ağlamazdım ağlamadım da! Havluyu yüzüme dokundurduğum anda telefonun sesi... Neşe ile çalıyordu, bir veda busesi getireceğinden habersiz! Titrek bir ses ve düş kırıklıkları ile dolu kalbe zararlı sözcükler, meğer filmin son perdelerini oynamış, falanmış filanmış, para aşka sahip olmuş, sözler yalanmış, tutunacak dalım kalmamış. Bedenim sessiz sedasız yere yığıldı. Dudaklarım susmak bilmedi ve ‘’ Seni sevdim diye beni üzme. Yoksa mutsuzluklarımın bedeli kalbimde idamın olacaktır. Cezamı aşk tanrısı aşk kitabından değerlendirse de, senin idamın zaten benim ölüm marşımdır. Seni sevdim diye uzakları mekan belleme, duygularım kaçtığın yerlerde dolaşacaktır. Sakın kimseye sevdiğini söyleme, oda sana kanıp benim gibi yanacaktır. Kalbimde idam etsem de, damarlarıma gaddarca aşıladığın bağımlın yaptığın o sevgini temizleyemem ki. Hayatımdan çıkartsam da başkaları ile tanışsam da, başka eller ile vicudumu ısıtsam da, ben seni unuttuğumdan bahsedemem. Bahsettiğim tek şey, yine sen olursun yine sen! \n\nUnutmaman gereken, yere yıktığın bu bedenin faturasını ağır ödemeye mahkumsun. Yüreğin yetmedi sevgime, sen, sen değildin değiştin. Ama ben hep bendim, doğarken de tektim. Şimdi ise yekim. Kahrımı da çekerim, yarınlarına bulaşmam yemin ederim, ama şunu iyi bil ki sevgilim; Yine gün doğacak, akşam olacak. Sen maçı kazandın ama gör bak şampiyon kim olacak!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Falcı",
        "poet": "Necdet Cemal Ocak",
        "poem": "\n\nŞöyle iyice kontrol ortadan,kenardan.\nEnine,boyuna ölçüldü fincan.\nOna pek çok söz söylendi,içinde duruyor kahvesi.\nLakin bende az,en çok sevdiğim kısmı telvesi.\n“İnce bir yol,uzak yol,epeyi uzun olmalı.\nŞimdilik seyahat yok,önü kapalı.”\nBu yüzden bekledim zaten,heybem elimde\nUnuttum artık özlediğim seyahati,yıllar önce.\n“Bir dost,biraz zayıfça,birazda uzun.\nİster  misin sana bir iyiliği dokunsun.\nFakat öyle değil,önemli ve uzun mesele anlatacak.\nDinledikten sonra epeyi canın sıkılacak.”\nHer zamanki gibi,hani dost acı söyler ya.\nKadere bak,hiç düşman denk gelmez ki bana.\nBiraz tatlı konuşup,neşe katsa kederime.\nBazen bıkıyorum dostlardan acı dinleye dinleye.\n“Bak kalabalık,burada neşeli bir kalabalık.”\nÖnemli bir mesele konuşuyorlar,biraz karışık.”\nŞaşırtıcı,neşe kelimesi geçti falımda,\nEvet, evet bu falcı çıldırdı galiba.\n“Göz yaşı görünüyor,biraz üzülüp ağlayacaksın,\nAma sonunda ışık parlıyor,ferahlayacaksın.”\nTıkanmışken boğazına hıçkırık,mümkün mü? \nAğlamadan iyice hiç gülünür mü? \nBilsem aydınlanacağını sonunun ağlamakla,\nDünlerimi düşünmek kafi,hıçkırırdım bir hafta.\n“Yüksek bir yer,çıkmışsın yüksekçe bir yere,\nEvet yükseleceksin daha büyük mevkilere.”\nNerden bilsin ki en büyük mevki yi falcı,\nOna göre,bir fincana en çok söyleyen olmalı.\nVar.Var ama şimdilik elim yetmez,\nOraya yetişmek için pek çalışmakta gerekmez.\n“Bir düşman,canavar görüntüsünde bir düşmanın var,\nAyaklarının altında ama, sana zararı var.”\nYazık desene,bu defada kavgayı kaybettim.\nDüşmanı ayak altına alıp ta,ne halt ettim.\nBelki acı dostlardan sonra,o güldürecekti beni,\nKim bilir? Belki de formül sunup gösterecekti gidişi.\n“Haberci var,iyi haber,üç zaman içinde,\nÜç gün,üç ay,yahut ta üç sene.”\nNe kadar beklediğimi,nereden bilsin falcı,\nYoksa on üç yılın üzerine eklemezdi üç zamanı.\nEvet falcı,bunu bildin,bekliyorum.\nHem de üç zaman değil,çok zamandır gözlüyorum.\nEğer gelirse,yoksun olacağım belki sana koşmaktan.\nAma habercimin geldiğini,sana söyleyecektir bir insan.\n                                             7.1.1983/İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Karalamalar 67 - Fal ve İnanç",
        "poet": "Recep Akıl",
        "poem": "\n\nİlahi inanç zafiyeti içinde olan insanlar bazı şarlatanların çok eski zamanlardan beri sırf maddi çıkar elde etmek için ortaya atmış oldukları kahve falı gibi, tarot kâğıtları gibi bir takım şeylerden, burçlardan ve oklardan gelecek okuma gibi uyduruk ve düzmece söylemlerden medet umarlar ve hayatlarını bu inanmış oldukları şarlatanlıklara göre düzenleyip yönlendirir, kendilerine yol gösterici olarak alırlar.\n\nİslam dini gelecekten ve gaipten* haber vermeyi din dışı kabul etmiş, ‘günah’ kavramı içinde göstermiştir. Bu gibi şeylere bulaşanları da dinden çıkmış sahtekârlar olarak kabul etmiştir. \n\nSırf eğlence olsun diye bile bu işlere bulaşanlar için de hüküm aynıdır. Çünkü gaipten ve gelecekten haberdar olmak ve haber vermek yalnız ve yalnız Cenabı Allah’ın uhdesindedir.\n\nBu sebeple gelecek okuduğunu söyleme ve gaipten haber verme iddiasıyla ortaya çıkanlara ne olursa olsun asla kanmamak, inanmamak gerekir. \n\nHiçbir fani her hangi bir araçla gelecekten ve gaipten haber veremez. Verdiğini iddia eden kimse de ne yazık ki kendisini İslam dairesi dışına iter. \n\nÜç kuruşluk maddi menfaat için ve birkaç dakika eğlenceli vakit geçirmek için Ahiretini yıkan insan ne akılsız insandır.\n\n_________/\n\n* GAİP: Göz önünde olmayan, hazır bulunmayan, nerede olduğu bilinmeyen. T.D.K. Sözlüğü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fallara Sitem",
        "poet": "Gürsoy Solmaz",
        "poem": "\n\nSeni sevdiğimi bilirsin doğru,\nHaber beklediğim, yollara sitem…\nÖmürlük sevdama sen oldun korku,\nÖmürsüz sevdamda, fallara sitem… \n* \nBahtımla küskünüm, kırgınım şansa,\nYüreğim sevginle yunsa, yıkansa\nBedenim yanında, sana yakınsa,\nVadilerden akmaz, sellere sitem…\n.* \nGönül mabedinde dua desteğin,\nAldı benliğimi, ruhuma değin,\nVar ise sen söyle, var mı isteğin,\nSana şiir yazan, ellere sitem…\n* \nSevdanın gönlünde kulaç atanım,\nSevgilim diyerek ilaç satanım \nSen bende zamansın, ben sende anım,\nBağda yeşermeyen, güllere sitem…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fan",
        "poet": "Cafer İşler",
        "poem": "\n\nOtomobilde fanlar otomatik oldu\nMotorlar buz gibi soğur oldu\nRampalar şöför acemiymiş aramaz oldu\nFan çıktı şöförlük tarih oldu\n\nFan çıktı herkes şöför oldu\nŞöförlük mesleği tarih oldu\nHerkes bir numara şöför oldu\nFan çıktı şöförler pilot oldu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Familyaca!",
        "poet": "Ömer Dalman",
        "poem": "\n\nLan siz nasıl bir zırvasınız? ! \n\nEn büyük potu kırarsınız,\nhata besbelli sizdedir familyaca...\nalınma hakkımı kullanır,\nçaresizce yaparım sitemimi,\nsonra sesler kesilir,\nkuyruğunuzu kıstırır gidersiniz\nsanki bizmişiz gibi suçlu\nne selam kalır, ne sabah\nfamilyaca! ..\n\nBaşka bir gün\ndelirtircesine başka bir hata yine\nsizden...\nBu sefer dayanamam\neser miktarda kalmış onurumdan olsa gerek\npatlatırım lafı en ince yerinden.\nhaa! bu sefer fırsat geçti ya elinize; \nsanki bizmişiz gibi suçlu\nyine kesilir selamlar, sabahlar\nfamilyaca! ..\n\nAma bize gelince sıra\nen ufak hatada bile\nözüre zorlanırız\niğrenç bir politika desteğiyle! ? \n\nyani size karşı\niyilikte, kötülükte,\nhatada, jestte, mimikte,\ndil sürçmesinde,\nhayatta-ölümde\nhep suçlu biziz\nezilmelerde\nfamilyaca! ..\n\nE o zaman biz ne yapalım\nbi deyin bakalım? ! \n\nÇoktan damgalamanın ince amacındasınız bizi\n\nfamilyaca! ..\n\n(Eylül 2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fanatik",
        "poet": "Ahmet Demirel",
        "poem": "\n\nMutluluk; \nSavaş sonrası,\nZafer.\nMutluluk; \nAçlık sonrası,\nDoymak.\nMutluluk,\nMaç sonrası,\nGalibiyet.\nMutluluk,\nKazanmak be kardeşim. (07.03.1999 Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fanatik",
        "poet": "Cevat Çeştepe",
        "poem": "\n\nderler ki; \nkainat yaratılırken tek renk kullanılmıştır, \no da mavidir …\n\nonun için vapurlar üzerinde yüzebilmek için \nmaviyi  seçmişlerdir\nve gene bu sebeptendir mavi akması Boğaziçi ‘nin \nher akşamüstü Kadıköy sahillerinden başlayıp \nsebebi bir başka sevdaymış laciverde dönmesinin.....\n\ngene derler ki; \nmilyonlarca yıl hiçbir renk çıkamamıştır gün yüzüne\ncesaret edemedikleri için belki\nmeydan okumayı laciverde\nama günlerden bir gün\nhoşgörü meltemleri esmeye başlamış  her yerde ……\n\nrenkler aşk denizinde yakamoz gibi dağılmışlar\nsoluğuna yeryüzünün.\nlacivert bunlar arasından bir eş seçmeye karar vermiş\nbütün renkleri birden karşısına dizmiş.\niçlerinden sadece sarıyı beğenmiş \nve sarı da bindokuzyüzyedi de lacivert e gelin gitmiş.\n\nkimse bir şey diyememiş..\nonlar ermişler muratlarına ama\nyıldızlar dolusu kerevete hala kan çanağı gözlerle\nbakanlar sindirememiş içlerine.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fani",
        "poet": "Ahmet Safa",
        "poem": "\n\nİnsan var\niyilikler altından\nkötülük çıkarır\ninsan var\nkötülüklerin altından \niyilik çıkarır\ninsan var Vezir\ninsan var rezil\nbu yol ki iki şerit\nbiri iyilik\nbiri kötülük\nkarar senin\nunutma hayat fani\nister insan ol \nister isen melun\nyaz kafana\nsonra ismin ile\n.....anacaklar seni.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fani bu dünya",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nbu sevda yolunda izimiz kalsın\nGeliver güzelim fani bu dünya\nSen benim gözümde şekersin balsın\nGülüver güzelim fani bu dünya\n\nbaş tacı eyledim gönül verende\nNice güller aldım bağın derende\nGönlüm ateş doldu sevgin girende\nBiliver güzelim fani bu dünya\n\nAh çekip karalar bağlıyor musun? \nSen de benim gibi çağlıyor musun? \nGözlerin nemli mi ağlıyormusun? \nSiliver güzelim fani bu dünya\n\nHer türlü nefretten arınıp da gel\nSevgiyle bürünüp karınıp da gel\nGelinlikliğin kefen sarınıp da gel\nÖlüver  güzelim fani bu dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fani Dünya",
        "poet": "Funda Şengül",
        "poem": "\n\nDünya kimsin nesin parçamısın hayattan\nBelkide sen yaşandıkça anlaşılansın\nKimi barınır kimi konar göçer üstünden\nDünya sen gerçekte sahte olansın\n\nDünya senmisin mezar olan sevaplara\nNesin ki sen bir toprak parçasından başka\nSana yüz çevirende var ilah diye tapanda\nAdın gibi yalansın sen yalan dünya\n\nDünya kendine oyuncak edinmişsin ben piyon olmam\nBir avuç toprağın için umutlarımı sana bağlamam\nSeni vareden ve beni YARADAN'ı asla unutmam\nSen üç günlük dünya sen mi beni yıldırıcan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fanatik Taraftar",
        "poet": "Ali Saçak",
        "poem": "\n\nDöner bıçağını almış eline,\nBir savaşa gider gibi yürüyor.\nKaptırmış kendini hırsın seline,\nRakibini düşman gibi görüyor.\n\nBöyle ligde hiçbir maça gidilmez,\nHer maçta çatışma,her maçta terör.\nBir avuç dolusu kendini bilmez,\nGerçek taraftarın içinde tümör.\n\nYenerse; vur patlasın,çal oynasın,\nYenilirse; dünya battı batacak.\nHemen sorar sana:''Kimden yanasın? ''\nYenildi ya birisine çatacak.\n\nSiyah,beyaz,sarı ya da kırmızı,\nDeğişir mi bizde sevginin tonu? \nPişmanlık verirken ince bir sızı,\nNereye varacak bu kinin sonu! \n\nİnsanlara saygı,karakter sıfır,\nKardeş kardeşine kızıp söver mi? \nYendiniz diyelim yirmi bir sıfır,\nRakibine küfretmeye değer mi? \n\nBelki Fenerbahçe belki Trabzon,\nDiyelim ki Cimbom ya da Beşiktaş.\nKim olursa olsun lider,şampiyon,\nYaren olmak en güzeli arkadaş,\nEdirne'den Kars'a herkes bir dadaş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fani bu Dünya",
        "poet": "Mehmet Hulusi Reyhan",
        "poem": "\n\nyaşa dilediğin kadar\ndertli yıllar katar katar\nbenden alır sana satar\nfani bu dünya bu dünya\n\nvardığın yer kara torak\nolursun ecele korkak\nya sel sarar yada yaprak\nfani bu dünya bu dünya\n\nher ozan dökmüş kaleme\nterçümelenmiş aleme\nzülümü hakmış belleme\nzanlı bu dünya, bu dünya\n\nçürmün kadar atıp şahlan\ngöçmeden düşünüp vahlan\nmuteber neyse nikahlan\nyalan bu dünya,bu dünya\n\ntam çağim dediğin anda\nbilmen ne dert bekler yanda\ntüm nankörlükler insanda\nfani bu dünya,bu dünya\n\nnice ağalar ne beyler\noku ki tarih ne söyler\nkabir para pulu neyler\nhabu bu dünya,bu dünya\n\nsanırsın uçtum uçarım\ntorpilim var hep kaçarım\nistediğim yer içerim \nani bu dünya,bu dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fani dünya",
        "poet": "İlhami Arslantaş",
        "poem": "\n\nÇok çektim cefanı taç edip başa,\nSen kraldın tahtta ben ise maşa,\nOynatıp  benimle  ettin temaşa,\nGözümden suratın al fani dünya. \n   …………………. Belayım başına ol kani dünya.\n\nDiline dolayıp, başına sarma,\nTaş oldum benimle başını yarma,\nGözlerine dursun diktiğim hurma,\n    Bu gece beratın al  fani dünya.\n   …………………. Aldın bal özümü hal hani dünya.\n\nKekiğin  reyhanın güllerini aç,\nMecnun eyle bana çöllerini aç,\nBana muhtaç olup ellerini  aç,\nHadi be süratin al fani dünya.\n…………………..Mustaripsen benden sal cani dünya.\n\nDer ilhami sende kalmadı murat,\nKuma kadında yok sendeki surat,\nSen kendine yeni kurbanlar yarat,\nSen kendi muradın al fani dünya.\n……………..Benim muradımı çal yani dünya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fani dünya",
        "poet": "Nihat Tüzün",
        "poem": "\n\nGözümü gönlümü büyüleyen yar,\n                                              Ruhum benden bizar intizarı var,\n                                              Bir ömür kapında köleliğim var,\n                                                    Vefama karşılık sal beni dünya,\n                                                    Artık defterinden sil beni dünya.\n\n                                              Ömrüm yaz kış derken nasıl güz oldu,\n                                              Daha anlamadan baharım soldu,\n                                              Belki bir nefeslik zamanım kaldı,\n                                                     Kalan nefesime izin ver dünya,\n                                                     Emreden nefsime hüzün ver dünya.\n\n                                              Yüzünü gösterme alevlenirim,\n                                              Ne Kerem’ler yaktığını bilirim,\n                                              Göz kırparsan dayanamam  gelirim,\n                                                    Aslının gözünde sürmesin dünya,\n                                                    Mil çek gözlerime görmesin dünya.\n\n                                              Bir hayalsin ancak hoştur nefesin,\n                                              Ne aslanlar yuttu süslü kafesin,\n                                              Bin yıla çağırır efsunlu sesin,\n                                                    Hırsımı hançerle söneyim dünya, \n                                                    Beni yolda indir döneyim dünya.\n\n                                              Ne günler yaşadık seninle ne hoş,\n                                              Bir Leyla sunardın olurdum sarhoş,\n                                              Meğer bir serapmış kaldım başıboş,\n                                                    Elini üstümden al artık dünya,\n                                     Leyla’nı başına çal artık dünya.                                      \n\n                                              Sanki sermayemi harcadım boşa,\n                                              Sonunda korktuğum geldi ya başa,\n                                              Uzanmış kalmışım bir soğuk taşa,\n                                                    Benden hayır yoktur bakınma dünya,  \n                                                    Bari namazıma dokunma dünya…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fani Dünya -2",
        "poet": "Muzaffer Uzunkaya",
        "poem": "\n\nBir kuş gibi uçtu ömrüm,\nNasıl oldu anlamadım.\nHain nefsim aldattı beni,\nİbadeti yapamadım.\n\nFani dünya,fani dünya,\nSevdiklerim hani dünya.\nToprak oldu bedenleri,\nYalansın sen,fani dünya.\n\nHaram-Helal'i bilmdedim,\nKötü yoldan hiç gelmedim.\nHasta ziyaret etmedim,\nÖlümden ibret almadım.\n\nFani dünya,fani dünya,\nSevdiklerim hani dünya.\nToprak oldu bedenleri,\nYalansın sen,fani dünya.\n\nGünahım çok,nasıl edem,\nHak'dan başka kime gidem.\nÜmidimi hiç kesmedim,\nBelki affdersin diye.\n\nFani dünya,fani dünya,\nSevdiklerim hani dünya.\nToprak oldu bedenleri,\nYalansın sen,fani dünya.\n\nDünya malına aldandım,\nÖlümü hiç düşünmedim.\nŞimdi artık çok yaşlandım,\nHer şey bitti,fani dünya.\n\nFani dünya,fani dünya,\nSevdiklerim hani dünya.\nToprak oldu bedenleri,\nYalansın sen,fani dünya.\n\nUzunkaya derki ümit kesilmez,\nAllah'ın rahmeti hiç eksilmez.\nYeterki sıtkile yalvarın,\nSonunda cennetin yoluna varın.\n\nFani dünya,fani dünya,\nSevdiklerim hani dünya.\nToprak oldu bedenleri,\nYalansın sen,fani dünya.\n\n01.08.2005\nBulancak-Giresun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fani Dünya",
        "poet": "Zeliha Ural",
        "poem": "\n\nFani dünya nasıl kandım yalanına\nBaki kalır sandım geldim oyununa\nNice koç yiğitleri bastın  da bağrına\nAldanıp durduk yalansın dünya\n\nNicelerinin kıyametini kopardın\nSen bu dünyada boşa oyaladın\nAzrail bana gelmez mi sandın \nAldanıp durduk yalansın dünya\n\nAlmadık gidenlerden dersi\nBağlamıştı gözümüzü dünya hırsı\nYetmedi bize bir gün, hep daha fazlası \nAldanıp durduk yalansın dünya\n\nYalanmıydı anılarım\nOnları yaşayan benmiyim\nHani nerede sevdiklerim\nAldatıp durdun yalansın dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fani Dünya",
        "poet": "Salih Oğuş",
        "poem": "\n\nokyanus misali o sisli gözleri\nal rengi gamzeleri ve inci dişleri\ngülüşü cihana bedel sanki bir huri\naldanma ey serseri dünya da fani...\n\nnefse değer bu dünya eseri\nne fark eder olmuş herşey inci\nkime kalmışki gençlik madeni\naldanma ey serseri dünya da fani....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fani dünya",
        "poet": "Muzaffer Uzunkaya",
        "poem": "\n\nFani dünya,fani dünya,\nYalansın sen fani dünya,\nBoş işlerle oyalayıp,\nAhireti unutturan dünya.\n\nSana geldiğimden beri,\nGüldürmedin fani dünya,\nMuradımı alamadan,\nBeni benden alan dünya.\n\nGenç yaşıma doyamadım,\nSevdiğimi alamadım,\nMutluluğu bulamadım,\nHer şey bitti fani dünya.\n\nToprak oldu benim tenim,\nYok fazla gidip gelenim,\nÜzerimde otlar bitti,\nDuacım yokmu fani dünya.\n\nAhirette şikayetim var,\nSuçum neydi hain canavar,\nİki elim iki yakanda,\nYoktur adlin fani dünya.\n\nMizan terazi kurulunca,\nGerçek adalet sorulunca,\nHakkımı alacağım o gün,\nSen fanisin fani dünya.\n\n12.06.2005-Bulancak-GİRESUN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fani Dünya",
        "poet": "Cihat Şahin",
        "poem": "\n\nÂşık olma ona boşa; \nMahiyeti; fani dünya! \nEvli isen derhal boşa; \nNeticesi; mal-i hülya! \n\nHubb-u dünya büyük kusur; \nSen sevgini döndür Hu’ya! \nSever onu; dinde kasır; \nAşk-ı dünya; kem bir rüya! \n\nOlmayasın ona esir; \nZira o bir; yalan dünya! \nFazla etse sana tesir; \nEder ruhu talan dünya! \n\nTart edecek bir gün seni; \nBilmelisin ani dünya! \nAlsan bile tam hisseni; \nKılmaz seni gani dünya! \n\nMatlubunsa baki âlem; \nOlur, buna mani dünya! \nKansan ona verir elem; \nDostun değil yani dünya! \n\nOlma onla hiç alude; \nİflah etmez seni dünya! \nMuhibbine; “zır deli” de! \nZira dünya; şeni dünya! \n\n                            Cihat ŞAHİN\n                        03.05.2011-İZMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fani Dünya",
        "poet": "Nurettin Sevim",
        "poem": "\n\nBu fani dünya yalanmış meğer.\nSen de fanisin insansan eğer.\nİnan bu hayat kulluğa değer.\nFanidir dünya. Fanidir, fani.\n\nHayat kısadır, tez gelir geçer.\nNe yaşlı, ne genç, ne çocuk seçer.\n“Ecel şerbetin her nefis içer.”\nFanidir dünya. Fanidir, fani.\n\nDünya yalandır, sakın inanma.\nZevke, sefaya, şöhrete dalma.\nNefsine uyup, sakın aldanma.\nFanidir dünya. Fanidir, fani.\n\nAllah’ı unutup, paraya tapma.\nHak yolu bırakıp, batıla sapma.\nGüçsüzün elinden ekmeği kapma.\nFanidir dünya. Fanidir fani.\n\nİnsan dünyada buğdaya benzer.\nDünya değirmen durmadan ezer.\nİnsanlar gafil, boşuna gezer.\nFanidir dünya. Fanidir, fani.\n\nŞu kısa ömür geçmesin boşa.\nSonunda vurursun başını taşa.\nİstersen bin yıl bir ömür yaşa.\nFanidir dünya. Fanidir, fani.\n\nGençlik bir çiçek, güldendir solar.\nSimsiyah saçın, beyazla dolar.\nKimisi göçer, kimisi konar.\nFanidir dünya. Fanidir fani.\n\nAhiret yurdun, dünya ekenek.\nSen de oyalan ölünceye dek.\nKim ne ekerse onu biçecek.\nFanidir dünya. Fanidir, fani.\n\n“Fani dünyada insanın hali:\nGölgede bekler, yolcu misali.”\nVuslata ermek, asıl visali.\nFanidir dünya. Fanidir fani.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fani Dünya",
        "poet": "Bahattin Hamşioğlu",
        "poem": "\n\nGüvenim yok,fani dünya.\n\nAlem çıkmış bakar seyre,\nDüş gördüm yoramam hayra,\nAç gözünü kim doyura? \nCan düşmanı cani dünya,\nGüvenim yok fani dünya.\n\nEvvelini,ahırını,\nÇekiyorum kahırını,\nKimse bilmez yarınını,\nCan düşmanı cani dünya,\nGüvenim yok sana dünya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fani Dünya Ortak şiire yazılan dörtlükler.",
        "poet": "Seyfeddin Karahocagil",
        "poem": "\n\nHükmettik sananlar güneşe aya \nÖmür boşa geçti gün saya saya \nGönül bağlayanlar fani dünyaya \nGaflet çukuruna daldı gittiler. \n\nEl bebek, gül bebek doğanlar hani \nDağ gibi dünyalık yığınlar hani \nŞahlar, padişahlar kağanlar hani \nBoş seleyi suya saldı gittiler. \n\nBugün geldi geçti ne ola yarın \nElbette bir kışı vardır baharın \nSorun şu mevtaya 'nerde dostların'? \nCenaze namazın kıldı gittiller.. \n\nHergün sabah akşam rızk için koştun \nBirden uçup gittin sanki bir kuştun \nKayıttan, kütükten, nüfustan düştün \nVelhasıl defterden sildi gittiler... S. Karahocagil\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fani Dünya'ya",
        "poet": "Ajda Meşeli",
        "poem": "\n\nBilirim, ölüm baş ucumda.\nHer an yitip gidebilirim.\nÇok cefanı görsem de dünya,\nSana güler yüzle veda edebilirim.\n\nGülüm solsa da şu genç yaşımda,\nÇileni çekiyor olsam da bir başıma.\nUmurunda mı sanki? Yaşamım altüst olsa da,\nSana güler yüzle veda edebilirim.\n\nÖmrümün sayılı günleri gelir aklıma,\nAcılarıma acı kattığın her anda.\nBir tebessümlük yaşamdır, bu anlar aslında.\nSana güler yüzle veda edebilirim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fani dünyanın sonu",
        "poet": "A. Yüksel Şanlıer",
        "poem": "\n\nSarıp sarmaladılar, çığlık atıp dururken,\nSibekli beşiğe koydular, ninnilerle uyurken,\nKarnı ağrıyor diye,verdiler eğiri bebekken,\nNeler çekti anam, neler çekti büyütürken.\n\nÇarçabuk büyüdük, ana kucağı yarken,\nÇok da mutluyduk, baba evinde çocukken,\nNe güzel oynardık, okul yolunda giderken,\nŞimdi büyüdük, dünya yükü sanki sırtımda,\n\nAldım başımı gidiyorum, uzun ince yoldan,\nNe engeller çıkıyor, karşıma sağdan soldan,\nSaldırıyor düşmanlarım, dört bir koldan,\nMeğer engel aşarak, gitmek ne de zormuş.\n\nHayat yolu dikenmiş, batar ayaklarıma diken,\nMeğer ne güzelmiş, gülüp oynamak çocukken,\nBilmedik ana baba kıymetini koşup oynarken,\nBaba dede olduk da, öyle öğrendik kıymetini.\n\nHazır’ mıyım bilmem ama, vuslattır beni üzen,\nÇalınmakta her gün kapı,Cebrail’ dir o gelen,\nYüce Allah’tır, bu tatlı canı bana  veren, \nEmanettir üzerimde, alacaksa alsın üzülmem.\n\nGöründü uzun ince yolun sunu incecikten,\nBir ışık süzülür gelir yüzüme doğru dibinden,\nAğlar durur etrafımdakiler, belki de yürekten,\nOkunur dualar, yaklaşır fani dünyamın sonu,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fani Hayat",
        "poet": "Bedri Hüseyin Çiftçi",
        "poem": "\n\nFani Hayat\n\nNe istersin nedir bilmem telaşın\nYetişecek menzil yolunmu vardır\nKalacak dünyada tek mezar taşın\nBilmezmisin hayat fanidir dostum.\n\nHiç giden geldimi bir bak yerinden\nKulak ver sesleri dinle derinden\nDünyalık istekler vamı birinden\nBilmezmisin hayat fanidir dostum.\n\nDeyermi bu kadar meyil dünyaya\nKanaat olmazsa çatlar ar haya\nİnsanoğlu bazan çıksada aya\nBilmezmisin hayat fanidir dostum.\n\nBazı ikindiye bazı öğleye\nDizilmişler sıra sıra kıbleye\nHiç mecal kalmamış halin söyleye\nBilmezmisin hayat fanidir dostum.\n\nÇalışıp kazandın yığdın malını\nSormadın mazlumun yoksul halını\nGör işte mezara vermiş yanını\nBilmezmisin hayat fanidir dostum.\n\nSon pişmanlık fayda vermez bilesin\nKalmaz dizde takat kalkıp gelesin\nAna baba bacı kardaş nerdesin.\nBilmezmisin hayat fanidir dostum.\n\nKim siler ağlasan gözün yaşını\nHüseyin dertlere salma başını\nGün gelir dikerler mezar taşını\nBilmezmisin hayat fanidir dostum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fanidir Hayat",
        "poet": "Sefer Kurt",
        "poem": "\n\nGünler gelip geçsin deme\nUnutma ki dostum fanidir hayat\nHer geçen saniye ömürdendir\nUnutma ki dostum fanidir hayat\n\nNe ekersen o gelir seninle\nÇok değer vermelisin geçen günlerine\nBu dünya büyük bir misafir hane\nUnutma ki dostum fanidir hayat\n\nYaptığın her işte hayır olsun hayır\nEn hayırlısı elbet helal kazançtır \nSeninle gelecek olan hep onlardır\nUnutma ki dostum fanidir hayat\n\nBiz misafiriz bu dünyada fanidir hayat\nGelir geçer ömür kısacık bir seyahat\nCennet köprüsünün adıdır sırat\nUnutma ki dostum fanidir hayat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fânifesto",
        "poet": "Alper Gencer",
        "poem": "\n\ntunca hamdolsun! şehirlerin kara böğürlerinde soluyan aydınlık adamlar için söylenen kızıl şarkılara da... gözyaşıyla restleşen rimel ve öpücükle restleşen ruj ve namluyla dertleşen kurşun sürülsün geceye. ölüm ne kadar da hazır duruyor yaşadığımız her şeye! bıraksam, tutuşmuş sayılır mı ateş? kavuşsam, ayrılık sayar mısın öncesini? hepimiz sanki sonbaharda çocukluğunu yitirmiş ergen hayaletleri gibiyiz. üzerine beton dökülen cesetlerin cinneti bu soğuyan çimento, bu kimsesiz bırakılan çocuklarlı sokaklar, bu her gün tazelenen ihanet... ihanet bu alemin harcı! zaten bakırıp duruyorum hayatın kalayına. bir tunç kızılına çalsın cevrim ki gökten çinkolar yağsın. seni bekliyorum ama seni değil beklemeyi seviyorum ben. hatta sen o beni boş ver sana. sen, ben beklemesem, ol’mazsın ki bana! \n\nkimiz bilmiyorum. sofralarda rastlaşan, yürürken yalnız... ellerim ellerinden ne istiyor, ne isteyebilir ki! elini tutsam mazlumlar kurtulacaklar mı zulümden? zalimler kahrolacaklar mı uzanıp seni öpsem? utandır tesellini, unutarak avunanlar katında değiliz. hiç iki kişilik biz olur mu, ya haricindeyiz o şerefin, ya da tam merkezindeyiz! düş işte, düş bile düş. düş işte, düşün içindeki düş de, düşün dışındaki düş de, düş! kim uyumuş? kim kalmış uyanık? kimiz bilmiyorum bu kadar... güneşliyken berrak, yağmurluyken bulanık...\n\nbana yağ hiç bilmediğim bir gökten. ötelerime uzan, beni de yağdır sokularak göklerime. dokun bak orada yokum. körlüğünü gör, sağırlığını duy ve konuş dilsizliğini. büyük trenlerin son sürat durduğunu sür. büyük uçakların apansız konduğunu uç. var olan, var olmuş bir kere. devrilmiş boşluğa bolluk. payımıza düşmüş kımıltısız bir yokluk! \n\nyansı kavuşmayı, ümit duvardan ayrı bir çivi değil ki çakasın. yansı gözlerin bu dünyayı şöyle kaldırıp başka yana fırlatsın. yansı sözleri, sükutun kelimelerini gürültüye bıraksın. yansı kalbin duyularını hep asılsız, hep asılsız çıkarsın. yansı kendini kendine göstermeyene dek, yansı! ne sen buraya geldin, ne ben kalacağım burada! seni bekledim ve sevdim seni beklemeyi. hatta sen o seni boş ver bana. sen, ben beklesem de ol’mazsın bana! \n\ntunca hamdolsun! \nve tuncun eriyişine...\nve tuncun tekrar dirilişine...\nve tuncun tunç olarak tunç kalışına...\ntunç ölüşüne...\ntunca...\ntunç!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fanilik",
        "poet": "Mehmet Ak",
        "poem": "\n\nNe güzeller vardı, şimdi topraktalar\nKadere boyun eğmiş, orada yatmaktalar.\nGençlik,güzellik,mal mülk dediğin ne ki,\nElden çıkmaya görsün bir, uzaklaşmaktalar.\n\n(16.05.1984)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faniler İçin",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHastalık faniler için, \nDiri olan yalnız Allah. \nKabul etmezsiniz niçin, \nBundandır işlenen günah.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fanilikten Baki'ye",
        "poet": "Hikmet Baştan 2",
        "poem": "\n\nBiz Allah’ın hem kuluyuz hem askeriyiz\nEzanla içtima eder tekmil veririz\nAllahuekber diye tekbir getiririz\nArdımız dünya önümüz ahiret deriz\nFanilikten Baki’ye il(r) tica ederiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fantastik",
        "poet": "Can Ceylan",
        "poem": "\n\nYosun yosun yamanıyor anılarıma\nElem yeşili en acılı sitem kadar mağrur\nSevilecek ne varsa tutuklu düşlerimde\nEn serin rüzgarlarda bunalıyorum\n\nNe sizin gücünüzü izleyen sevimli mabut\nNe sade sizin için doğmayan güneş\nDaha ne kadar şiir varsa mutluluk üstüne\nBen şimdi sizin kavramınızda yoğum\n\nDeniz yeşili\nÇağla yeşili sizin olsun\nBen şimdi yeşil gözlerden\nZehir içiyorum\n\nÖlmezsem\nSize döneceğim\nYahut yoğum\n\n(Şairi:Zeki Ceylan)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fantezi",
        "poet": "Tahsin Dağlı",
        "poem": "\n\nGörüyor musunuz, \nDenizin ortasında\nKumsaldan hayli uzakta \nAdacıkta,ağacın altında bir ev var. \nTek pencereli bir ev. \nİçerde bir iskemble, \nÜzerinde gençliğim, \nBir yatak,bir yorgan,bir de kırık masa. \nBir ip sallanır boynumda... \nOdama sımsıcak iklimlerde geldiniz. \nGönüllerimiz karalıysa,sevmeye,sevilmeye \nBu gece, \nSabaha dek ipi siz çekeceksiniz... \nSımsıcak deniz, \nGidip yüzemediğimiz....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fantasia",
        "poet": "Adem Akpınar",
        "poem": "\n\nHani diyorum eskiye dönüş olsa\nÇocukluğumuza dönsek.\nSokaklarda oyunlar oynadığımız zamanlara\nDizimi dirseklerimizi kanatsak.\nKafasını yarsak taşla karşı komşunun piçinin\nGüzelce bir sopa yesek sonra annemizden yine...\nYapacak bir şey yok; tek sığınağımız olan\nannelerimize gitsek geri; söz versek bir daha üzmemeye.\nDışarda oynarken üşensek de yine \ntuvalet yerine ya bir ağaç yahut bir duvar\ndibine ya da altımıza işesek.\nBir dayak ve bir sığınak daha...\nBüyüsek... Değişmesek...\n\nOkula başlasak \nEvde yine o telaş olsa.\nBiz ağlasak, okula gitmesek; \nDoktorumuz, psikoloğumuz, beslenme \nuzmanımız annelerimiz yetişse ilkokul öğretmenlerinin imdadına\nelma şekeriyle, patates kızartmasıyla ikna etse bizi\nNeden sonra yine, evden okuldan kaçsak\nOyun sadece \nSadece oyun oynasak\nTek derdimiz çorumuz\nKanattığımız dizlerimiz olsa\nBüyüsek... Değişmesek...\n\nOlduğu gibi olduğumuz yerde\nDertsiz tasasız yaşasak\nUmursamaz olsak.\nİkiyle ikiyi çarptığımızda çıkacak sonuç \numrumuzda olmasa mesela.\nBüyüsek... Değişmesek...\n\nSigaramızın bittiğine üzülsek de \nYeniledim mi cepteki sigarayı \nKeyiften dört köşe olsak.\nBir nesef daha çeksek derinden\nTa derinden hissetsek sevgilimizi, \nSigaranın tanık olduğu anları geçirsek içimizden\nBu bize büyük mutluluk verse.\nGüvende hissetsek kenidimizi\nSırf sigaramız var diye..\nBüyüsek... Değişmesek...\n\nBiz Türkiye'nin Brezilya'ya yenilmesine \nKadınlarımız fasulyanın neden hala \npişmediğine üzülse.\nBiz tavla atsak, \nKadınlarımız dedi-kodu yapsa.\nBiz politika konuşsak, \nKadınlarımız doğacak bebeklerine \nPatikler örse...\nBüyüsek... Değişmesek...\n\nBoş versek hayata.\nBilluriye dükkanında \nKırılan kristallerden bize ne desek\nMelkisedek.\nÖlenlere mesela: 'İnsanlar ölür...' \ndeyip geçiştirsek.\nUğraşmasak parayla pulla; hayatla! \nHayat da bizimle uğraşmasa...\nBüyüsek... Değişmesek...\n\nGülsek.\nYapmacık değil ha, \nİçten, samimi bir kahkaha \npatlatıversek iki laf arasında.\nBüyüsek... Değişmesek...\n\nÇok zengin olmasak\nFakir de olmasak hani\nKarınca kararınca olsa herşey\nEşit olsak.\nEşit çakırkeyif olsak mesela.\nİçtiğimiz rakı aynı oranda yaksa genzimizi.\nEşit içsek ardından suyumuzu...\nBüyüsek... Değişmesek...\n\nŞarap tadında bir şarkı olsak yıllanmış\nBirbirimizin dilinde birbirimiz\nGittikçe güzelleşen...\nBüyüsek... Değişmesek...\n\nGüller hiç solmasa \nSoluncaya kadar değil de \nBiz ölünceye kadar sevsek gülleri\nOnların da dili olsa \nAşk şarkıları söyleseler bizim dilimizde \nBüyüsek... Değişmesek...\n\nYalnızlık lügâtimizde olmasa.\nHep olsa yanımızda sevdiklerimiz, \nYarimiz, dostumuz, ailemiz...\nBüyüsek... Değişmesek...\n\nAğlamasak hiç.\nHep gülsek.\nÖldüğümüzde bile şarkılar söylense\nAlkışlarla, gülen suratlarla yollasak\nCesetlerimizi o güzelim, o toprak gibi\nToprak kokan ebedi yolculuğa.......\nTadına varsa cesedimiz toprağın\nToprak da cesedimizin...\nBüyüsek... Değişmesek...\n\n24/tmmz/2002\nAdem Akpınar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fantazi",
        "poet": "Burcu Karakaya",
        "poem": "\n\nYine güzel bir gece istiyorum \nŞarap, müzik ve sen. \nYemek mi? \nDert etme, ben sana yaparım. \nÖnce şarap, \nSonra yemek, \nTekrar şarap, \nSonra müzik, önce müzik, hep müzik... \nVe gözlerin, \nGecemizi sabaha bağlayan zamanda, \nAşk bahçemizin çiçeklerini sulasın \nVe sen sabaha kadar dokun bana, \nSev beni, seviş benimle... \n\n24/05/2000 \nİzmir \n\nC.Burcu Karakaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fantiri Fitton",
        "poet": "Metin Eloğlu",
        "poem": "\n\nAkşam üzeri balkona kuruldumuydu, \nBacak bacak üstüne atıp cıgarayı da yaktımıydı, \nŞeytan diyor git saçlarını dola eline, \nBir sille bir tarafına, bir sille öteki tarafına.\nPiyango vurduysa vurdu, \nKelleyi kulağı düzdünüzse düzdünüz, \nA şırfıntı cakan kime.\nAma olmuyor işte, Zeynep Hanımın hatırı var.\nBaksın Fatma'ya, baksın Muazzez'e, \nReci yollarında kırılıyor zavallılar.\nBu hayat....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fare Deliği Bin Altın",
        "poet": "Mehmet Akif Tiryaki",
        "poem": "\n\nBirkaç çelebi\nhasta hocalarını ziyarete gitti.\nHoş beş edip,\nuzun uzun konuştular,\nvakit bir hayli geçti.\nLaf lafı açtı hava karardı,\nHoca’nın da hafif ağrıları vardı.\nÇelebilerden en genci; \n“-Hocam hasta ziyareti nasıl olur.” Deyiverdi.\nTop hocaya vardı,\nHoca yakaladı ve doksana yapıştırdı:\n“-Evladım hasta ziyaretinin kısa olanı makbuldür.”\nBunu duyan çelebilerin \npembe yüzleri nurlandı, \no anda fare deliği bin altın.\n“-başını ağrıttık hocam\nbiz kaçalım.” Der demez\nsoluğu dışarıda aldılar.\nSiz siz olun; \nHastaları usandırmayın, yormayın,\nonlara da çok soru sormayın.\nHoca efendinin dediğini hatırlayın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fare Fil Ayağı Ezmede",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nYabancı bir bunalımda bozuk kişilik.\nGöz iğreti, gözlükler maddeyle kirlenmiş.\nSarıvermiş kalabalıkları ikilik.\nDingin ruhlar ayakta, kıyamla birlenmiş.\n\nKasvet saçan cüzamlı yüzler kol gezmede.\nFitne tozu dumana katar bu arada.\nMeydanlar boş, fare fil ayağı ezmede.\nKayırmalar haksızlığa mihenk darada.\n\n24 Mayıs 2004 Pazartesi, Danimarka-Køge  18.43\n4+6+3\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fareler ve İnsanlar",
        "poet": "Funda Gür",
        "poem": "\n\nDeğil mi ki dünyada\nHayvan da var insan da\nHayvanların savaşından\nMutsuz olmalı insan da\n\nHayvanların atalarıyla\nHesabı görülmediyse\nİnsanlar bir yere gidemez\nDünyamız büyümediyse\n\nFareler akın ederken\nYarasalar gelecek yerden\nİnsanlar ilerleyemeyecek\nDünyada savaşı varken\n\nHayvan tecrübesini aşmış olan\nGeçmiş formuna dönerken\nKibrinden kurtulmalı o an\nTanrılar nasıl oldu insan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fareleri",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHer zaman kediler fareleri yiyemezler,\nFareler kedi yemese de onu öldürür,\nKediler farelere anlaşalım diyemezler,\nDediğinde fareleri kendine güldürür.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fani Dünya",
        "poet": "Abdullah Odabaş",
        "poem": "\n\nBir zaman koşup herkesi geçtin,       \nAşılmaz dağların başından aştın,        \t\nŞimdi de çifte bastona düştün,          \t\nAyaklar dört oldu hamdü senalar,       \n\nBir zaman saf kan atlara bindim,        \t\nMisafir olup dostlara gittim,           \t\t\nBu aziz vatanı pervane döndüm,        \nAyaklar dört oldu hamdü senalar,       \n\nİstanbul, Adana bir hayli gezdim,\nErzurum şehrinde kuşağı çözdüm,\nŞimdi de Samsunda denizde yüzdüm,\nAyaklar dört oldu hamdü senalar,\n\nBu fani dünyanın cilvesi nazı,\nGeçti ömrümün baharı, yazı,\nÖlürsem yadigar kalsın bu yazı,\nAyaklar dört oldu hamdü senalar,\n\nMeftuniyem kaderime boyun bükerim,\nŞifa buyur ihsanım. Ey Rabbül Kerim,\nÇifte bastonla hızlı gezerim,\nAyaklar dört oldu hamdü senalar,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farenin Çizdiği Karikatür 7",
        "poet": "Ahmet Karaoğlu",
        "poem": "\n\nCephede asker mecbur olmuş,\nÇamaşır yıkayıp kurutan.\nEy batılı demokrasi adına,\nZulmettiklerinden biraz utan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farenin Çizdiği Karikatür 2",
        "poet": "Ahmet Karaoğlu",
        "poem": "\n\nAile Boyu\nAnne nerede yavru da orada \nTakıldı anaya zalim olta da\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farenin Çizdiği Karikatür 3",
        "poet": "Ahmet Karaoğlu",
        "poem": "\n\nErzurum olimpiyat logosu\nHuma Kuşu kayağı sever.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farenin Canı Çok Yanmıştı",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nSığıntı eve girdi, ağzında bir fareyle,\nAcı çığlıklar vardı inleme sesleriyle…\n\nAğzında iri fare karnından yakalanmış,\nVicdanımız sızladı, farenin canı yanmış…\n\nÇığlıklar azalmadı, kurtarmak istiyordum,\nKedi bıraksa iyi diye düşünüyordum…\n\nNeyse koştum peşinden, kedi yan odadaydı,\nÇığlıklar azalmamış, değişmez tonlardaydı…\n\nFare şahsıma bakıp yardım dileniyordu,\nRab’bim yardım et, derken gözüm yaşarıyordu…\n\nDinmeyen bu çığlıklar yürek sızlatıyordu, \nKedi dışarı çıkmış, ses de azalıyordu…\n\nMutlaka ölecekti fare için üzüldüm,\nYaralı vaziyette, ölümünü düşündüm…\n\n(2014)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fark",
        "poet": "Yılmaz Aybar",
        "poem": "\n\nİlk gençlik dönemimin birkaç yılını\nBir taşra kasabasında yaşamış\nVe farketmiştim ki,\nHem bir dindarlık görüntüsü,\nHem de dine ve ahlâka aykırı nice haller vardı orada.\nYani manzara tam bir kargaşaydı.\nO arada bir genç kızla bir delikanlının\nBir yerde oturup konuşmaları da,\nBirlikte gezip dolaşmaları da hiç hoş görülmez,\nAhlâksızlık sayılırdı adeta.\nAma hiç değilse o dönemin Başbakanı böyle düşünmezdi.\nBugün ise\nHem tüm ülkemiz o dönemin bir kasabasını andırmaktadır genellikle,\nHem de Başbakanımız Osmanlı Padişahı gibi\nHarem-selamlık meraklısıdır..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fareyi Tanımayan Kedi Yavrusu ya da Tamirci",
        "poet": "Hayri Sarı",
        "poem": "\n\nkülüstür  arabalar canlanır\nemekle yakınlaşır \n Diyarbakır  Sivas’a\nAnkara  Diyarbakır’a\nİnat çağındayız\nkuşlar, ağaçlara değil\negzoz borusuna tüner \nsevda, gönülde değil\nmotor sesinde  tüter\n kedi caddede yavrular \nyavrular uyur araba altında\nsel olur, lağım patlar\n fare çıkar dışarı, çalımla yürür\nuyuşuk  kedi yavrusu\nşaşkın şaşkın bakar tipik kardeşe\nkendine akıyor su\nsusuz dere kıyısında kıvrılan kavak\nkağnı sesiyle irkilir düşünde\nsevda, gönülde değil\nmotor sesinde  tüter\n boş tekere çiçek eker\n gönül çeker tamirci\nürperirken sevgi\niçimde miyavlıyor\nfareyi tanımayan kedi yavrusu\n                                                          (05. 10. 2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fark",
        "poet": "Zekâi Budak",
        "poem": "\n\nBalıklardan farkımız ne\nOnlar ümman içinde yüzer\nBizler zaman içinde\n\n(Kadıköy / İstanbul - 25 Ocak 1976)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fark",
        "poet": "Adnan Büyüksoy",
        "poem": "\n\nZengin ile fakirin kefende farkı azdır.\nMusallada herkes er, rütbeyi taşa yazdır.\nAhirette, geçmiyor ne mevki, ne de para.\nHesap günü görülür kim aktır, kim de kara.\n\n\t\t\t\tHaziran 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fark",
        "poet": "Doğan Ümit Aksel",
        "poem": "\n\nİnsanla hayvan arasındaki fark\nAz uyuyup çok çok okumak\nBir çelişki içindeyiz akıl sır ermez\nSilahlar serbest kitaplar yasak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fark!   (4'lük)",
        "poet": "Hasan Korkut",
        "poem": "\n\nAslı aynı olan; bir olur sanma,\nAsalet de mutlak ilim bildirir.\nEhilde cesaret canlar kurtarır, \nCahil cesareti insan öldürür.\n\nAksaray, 02.04.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fark oktay avcı",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nKadın yaşlıydı\nKadın aşıktı\nErkekse hiç sevmedi\nOralı olmadı\nYüzde vermedi\nsözde demedi\nGençti\nYakışıklıydı\nYine de sevmeli miydi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fark",
        "poet": "Can Garibi",
        "poem": "\n\nFarkı bulmalı\nFarkı\nYalnızca aramakla kalmamalı\n\nOnu görebilmeli\nSâdece bakmamalı\n\nDinleyebilmeli\nDuymakla yetinmemeli\n\nFarkı bulmalı\nFarkı\nBulunca anlamalı.\n\n(16-Nîsan-2011-Cumartesi-12:19)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fark",
        "poet": "Nurettin Bozgeyik",
        "poem": "\n\nyaşlı bir adam, derin bir iç çeker.\nerimiş, solmuş gözleriyle uzak ufuklara dalar\nve ömrünün geri kalan kısmına savurur,\ntütününün dumanını\nölürüm..\n\nakşamüstleri ve kuşluk vakitleri\nbeyaza döner akdenizin mavi suları\ngünışığıyla dans eder küçük dalgaları\nbalıklar uyanırken\nölürüm..\n\nokul çağında bir sokak çocuğu çöpleri karıştırır\nokul önlerinde ve zengin mahallelerinde\nsokak köpeğinden farkı yoktur açlığının ve sahipsizliğinin\nokul, sokak, çocuk, köpek..\nölürüm..\n\nküçük bir kız çocuğu\nbulutların üstüne çıkar salıncakla\nkahkahalar atarak, coşarak.\nbin yıllık buzları eritir gülüşüyle,\nölürüm.\n\nölüm yaşamın içinde varoldukça,\nkeskin bıçak gibi avucumda durdukça\nöbür taraf olsa ne, beri taraf olsa ne.\nben daha, \nçok ölürüm…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fark Edilir Aşk.",
        "poet": "Seyfullah Öztürk",
        "poem": "\n\nAğustos böceğinin şarkısının kesildiği ânda fark edilir aşk.\nBak ateşe atlayan pervaneye, sükut dolu hüzündür hikâyesi.\nHüzne müptelâ olan duygular gibi, özlem bulanmıştır eylüle...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "fark",
        "poet": "Ahmet Uslu",
        "poem": "\n\n-kontesin 'daisy gel kızım' dediği köpeğidir-\n\nbilmem hangi barda hangi danslar yapılırken\nbizim evde proleter iftarlar yenirdi\nve biz dansetmezdik, bilmezdik çünkü\n-bir buçuk metre kazmanın sapında bir metre çocuk-\ngönlümüz tarla başında eğlenirdi!\nve buna, bunlara rağmen\n'buna da şükür' denirdi\nbilmem hangi barda hangi danslar yapılırken!\n\nsopalar itler içindi, polo oynayamazdık\nvarsa hovardalığımız o da keyif cigarasıydı\nşöyle yemek üstü, bir elin karnında\nve biz bunu keyiflerin en güzeli sanırdık\ndaha fazla eğlenmeye utanırdık\nbilmem hangi barda hangi müzik çalınırken!...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fark etmez",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nyüklemi \nacı ve ızdırap olduktan sonra\nne fark eder öznesi\nya da tümleci\n\nEkim 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fark Etmez Dersen Eğer",
        "poet": "İlhan Keskin",
        "poem": "\n\nBen hüzünler diyarının garip şairiyim\nTenha sokaklar da başıboş gezmekteyim\nBenliğimi küskünlük sarmış, kırgınım \nÜstelik hiç güzellik yaşamadım \nMutlu olmadım ki, hiç\nVe bilmem süslü kelimeler \nHep şiir yazarım, hüzünlere dair\nBir yalnızlığım arkadaş, muhabbetim onunla\nBir de deniz kenarına giderim, bazen\nDalgalara bakarım derinden, derinden\nDüşünürüm, mutlumuydu geldiği sahiller\nDenizkızı masalları gelir aklıma, ardından\nUzaklara takılırım, mutluluk ararım \nTepemde uçup duran, martının kanadından\nBir şarkı sesi geliyor uzaktan, ayrılığı anlatan\nAslıma dönüp hüsranlarla, uyanmaktayım\nYaşanası hayatım matemlerle eş değer\nBuna rağmen, el uzatıp, fark etmez dersen eğer\nAlıp götüreceksen, hüzün şehrinden \nVe de, mutluluk adına şiirler yazacaksam \nMutluluk ile tanışacaksam, al götür gittiğin yere\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farkediş",
        "poet": "Betül Nur",
        "poem": "\n\nVarlığımızı hîbe ettiğimiz o tutkuydu \nbeklentilerimizi dev dalgalarla çarpan\n\nistesek çözülebilirdi ellerimiz\ngitgide artan bir ihtirasla sarıldık oysa ki \nrazıydık tadıp durduğumuz acıya\n\nyakamozların ışıltısı yetmese de\nyürek darlığını inceltmeye\nmaruz kaldığımız tehdidin\nrengi atmış\nateşten gözlerini dağlamış \nkahraman tutkumuz\nölümle aramızda duruyor hala\n\neskisi kadar dost görünmese de \nağlıyorum tam kalbinden aldığı yaraya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fark/sızılık",
        "poet": "Mehmet Halil",
        "poem": "\n\nKızılderililerin ilkesi\nİnsanla ağaç arasında\nFark görmezler... \nSeverler ağacı insan gibi…\n\nBeyazların ilkesi\nFark görmezler\nAğaçla insan arasında,\nBiçerler insanı ağaç gibi…\n\nKonuşur özgürlükler ülkesi\nAramızda fark var mı ki?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farketmez 1",
        "poet": "Gülseren Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nHerkes çevresindekilere gıpta edermiş\nKimse kendi elinde tuttuğunu fark etmez\nKendisinden yukarı bakan hiç mutlu olamaz\nAşağıya bakan hep huzurlu olur biliriz\nDiyeceksin ki hiç mi mavi görmeyelim\nHa bulutun ha denizin mavisi fark etmez\nDiyeceksin ki hiç mi yeşil görmeyelim\nHa ağacın yeşil ha çimin yeşili fark etmez\nDiyeceksin ki hiç mi duman görmeyelim\nHa bacanın dumanı ha sigara dumanı fark etmez\nDiyeceksin ki hiç mi kuş görmeyelim\nBaksana aç olarak aşağıda gezen kuş da var o da kuş fark etmez\nDiyelim ki hiç mi uçak görmeyelim\nFark etmez güzelim fark etmez\nSen aşağıya bak, zaten mutluluktan uçacaksın\nO zaman görürsün fark etmez\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farkediş (Düzyazı, Deneme)",
        "poet": "Sevda Toşur",
        "poem": "\n\nAslında herşey moraldir.İç huzurdur.Huzuru bulmak için O’nu keşfetmek gerek.Keşfetmek ise hissetmekle başlar.O’nu bulunca kalp ferahlar,huzur bulur. \n       O’nunla başlar yeni bir gün,günün batımı da O’nunladır.Adını zikrederek koyarız başımızı yastığa huzur ve güvenle.O yağan yağmurda, açan Güneş’tedir, içimizi ısıtır, güvenle.\n    O aslında yarattığı her şeyle buradayım kulum,der.Bazen bize verdiği kuvvetli bir hastalıkla hatırlatır kendini. Ben buradayım, şifa bende, der.Bazen de imkansız gibi görünen  bir olayla hatırlatır kendini.\n\nGerçek göz yaşı O’nadır.O dindirir  içimizdeki fırtınaları; gönüldeki hırsları.Hüzüntüler O’nunla son bulur.\nO gerçek sevgilidir.Hakikat  O’dur. Sevgilerin kaynağı O’dur. Tüm sevgiler O’nda birleşir..Yaradan deryasında …\nOnu bilmekten çok O’na varmak önemlidir.O’na varınca tüm beden huzur bulur.Aslında O’nun varlığını biliriz fakat fark edemeyiz.Önemli olan fark etmektir,fark edersek farkediliriz.\nKendini keşfetmemiz  için bizi en güzel şekilde  yaratmış, akıl ve kalp vermiştir.Akıl ile bulup kalp ile tasdik edelim diye.Aslında içimizde O’na karşı gizli bir aşk vardır.Yunus’u Yunus Mevlana’yı Mevlana yapan bu gizli aşkı keşfediştir.O’nu bulmak için dünyanın öbür ucuna gitmeye gerek yoktur. O her gün ritim içinde atan kalptedir. Kalpten ona uzanan gizli bir köprü vardır. Bu köprüden geçip O’na  ulaşmak için farketmek, basamaklardan  en sağlam olanıdır.\n\n O’nu bulmada peygamberdir klavuz ve nihaye O’nu bulunca biz kendimiz oluruz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farkettim",
        "poet": "Gazi Sarı",
        "poem": "\n\nbu gece farkına vardım\nyaşlar kurumuş çoktan gözlerimde\nçoktan kapanmış perde\ngeç olmuş\ngece olmuş\nhafızamda tutmaya çabaladığım seni\nkalbim çoktan unutmuş\n\nbu gece farkına vardım\nhiç sevmemişim seni\nsevseydim unutmazdım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farkı Ne",
        "poet": "Halil Aslan",
        "poem": "\n\nDışarısı buz kesmiş camlar buğulu,\nSokaklar bomboş,\nParkeler cam gibi buz,\nSert soğuğa meydan okumuş,\nKöşe başında oturmuş bir sarhoşa emanet..\nSaçı sakalı birbirine karışmış\nKirden rengi değişmiş bir pantolon\nSırtında eskidende öte bir parka..\nDuyarsız ve umursamaz\nMutsuz ve umutsuz,\nYalnız ve kimsesiz..\nBeklide bütün varlığı; \nBir elinde boşalmaya yüz tutmuş şişesi,\nDiğerinde üç beş izmarit.\nHemen ötesinde,\nNeon lambalarla adı yazan bir mekan,\nGece kulübü bar yada pavyon ne dersen de\nDışarıya kadar sızan müzik.\nBelli ki içerisi sıcak,\nBelli ki keyifler tıkır,\nAra ara müzik sesini bastıran kahkahalar\nSaatler gece yarısını çoktan geçmiş,\nDışarıya çıkan kalabalık bir grup,\nAyakta durmakta zorlananlar,\nBelli ki onlarda sarhoş; \nTıpkı köşe başındaki gibi\nAma kıyafetler düzgün\nKeyifler yerinde,\nSon model arabaların kumandayla açılışı\nArdın sıra lastik sesleri\nVe geriye kalan soğuk havada\nBuğulu egsoz dumanları\nBirde onları seyreden bir çift nemli göz\nGidenler mi şanslı,\nArdından bakan mı bahtsız\nNe demeli yada neye isyan etmeli…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farketmez",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nBu ömür bitecekmiş\nVarsın bitsin\nYaşlanacakmışım \nFarketmez\nÖlünecekse  onun yolunda öleyim\nYeter ki\nBir kere olsun sevildiğimi bileyim...\n\n11 / 11 / Antalya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farkım Yok",
        "poet": "Ahmet Türkkan",
        "poem": "\n\nBir benim derdim var sanıyorum\nÖyle ya sanki bir ben yanıyorum.\nNe hayatlar var sarsılan derinden\nVar mı ki, bir yıldız kaymasın yerinden? \nSözde adalet var sorarsan\nAğlamak adalet mi? İnsanlar gülerken..\nDemeye bile fırsat olmaz göçüp giderken\nGittin ya,\nBenim de farkım yok bir ölüden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farkı Yok",
        "poet": "Müptela Saygın",
        "poem": "\n\nFARKI YOK.\nBir yanım mutluluk,\nBir yanım keder.\nSen yanımda yoksan,\nİkisi de benim için birdir,\nNe fark eder?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farkımdır Benim",
        "poet": "Mehmet Cihat Üstün",
        "poem": "\n\nTanırsınız beni tarihe bakın\nBen Türk’üm gururum ırkımdır benim\nKaşlarım çatıksa aldanma sakın\nMerhamet en büyük farkımdır benim\n\nVardır her ulusta tarihimden pay\nİstersen oturup teker teker say\nAnlatmaz beni taş duvar han saray\nÖzgürlük bitmeyen türkümdür benim\n\nTürklüğümdür beni ayakta tutan\nGözlerime fer ruhuma can katan\nAdımla eş değer olmuş bu vatan\nUğrunda öldüğüm korkumdur benim\n\nTürkiye’m tadımdır tuzsuz aşımda\nTürkiye’m en güzel şarkımdır benim\nYıldız gözümdedir hilâl kaşımda\nAnadolu evim barkımdır benim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farkımız",
        "poet": "Sadi Atay",
        "poem": "\n\nBiz\nMutluluğunu yaşamaktayız,O’na kulluğun.\nÖzgürlük denen aldatmaca ayağımızın altında,\nKanlar içinde ve cansız.\n\nSiz\nOyuncularısınız özgürlük denilen düzmece                            \n                                                        oyunun.\nAltın tasmalar var oyunun sonunda,\nAh... artık anlasanız.\n\nBiz\nYalnızken de kalabalık.\nSiz\nKalabalıkta da yalnız.\nİşte farkımız.\n\n                                      02.11.1996\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farkımız 2",
        "poet": "Mustafa Acıoğlu",
        "poem": "\n\nBenim sizden farkım\nBeni sizden ayıran\nİsmim değildir \nCismim değil\nMemleketim değil\nDeğildir Milliyetim\nDişim değil\nDeğil derimin rengi\nKafatasımın çapı\nÖnemli değil\nSaçımın rengi\nDeğil gözlerim\nBeni sizden ayıran\nProtest duruşumdur\nKahraman sözlerim\nYalanmayan\nYakalanmayan\nYılışmayan\nVe yavşamayan\nKaynayan\nCoşan\nÇağlayan\nVe Fışkıran\nDizelerim\nHer yanı fırtına\nHer yanı çöl\nHer yanı kum\nBir olumsuzluklar kervanına\nYemyeşil bir vaha gibi\nDuran şiirlerim\nDoğrudur sizden çok farlıyım\nAma sizden hicrette\nBen haklıyım..!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farkında Değilsin",
        "poet": "Süleyman Topcan",
        "poem": "\n\nSevgi dolu yüreğin\nBir ömür saklı her bakışında\nHayat dolu gözlerin\n        Farkında değilsin…..\n\nCemre düşse de tenine\nSönmeyecek olsa da bu ateş,ebedi\nSevilmenin en yücesine layıksın\n       Farkında değilsin……\n\nİçin titrer biliyorum; tutsam ellerini\nGözlerim kalsa,gözlerinde\nGüneşim olsan,ve sonunda gün batımı\nSeninle başlayan ömür,seninle bitse\nSeni çok seviyorum\n       Farkında değilsin……\n\nAdın,dilimde bir başka\nDüşün gönlümdeki fırtınaları\nSevmek yetmez sadece\nSen ancak yaşanırsın; tenin tenimde,kalp kalbe\nDağ gülümsün,İnci tanem\n        Farkında değilsin……\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farkında mısın-1",
        "poet": "Levent Şen",
        "poem": "\n\n19.10\n\n02.12.2010\n\nUzun siyah saçlarında\nSeyre dalmışım\nSiyah gölgelerinin dansını saçlarının\nFarkında mısın? \nDeğil! \nOlacak mısın? \nKim bilir? \nBir sahibi var mı,\nSenden başka saçlarının? \nDokunmak bir teline\nNeye mal olur? \nGözlerinin cezalandırıcı bakışlarına mı? \nDudaklarının iğneleyici bükülüşüne mi? \n\nUzun siyah saçlarında\nSeyre dalmışım\nSiyah gölgelerinin dansını saçlarının...\nLütfen önüne dön! \nArtık 'evet'..\n\n(bir Melek'e...)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farkımız Vardır",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nFARKIMIZ VARDIR\n\nÜlkemizde demokrasinin gelişmesinden rahatsız olan karanlığın rutubetinden beslenen bir takım asalak geçinenler türk- islam sen tezinden sonra şimdide sol -islam sentezini gündeme getirdiler tamda bu sırada kaleme aldığım  FARKIMIZ VARDIR   başlıklı şiirim\n\nFarkımız Vardır \n\nİnsanı merkeze alan insanda\nÖzgürlük eşitlik kardeşlik vardır\nYaşadığımız bu koca dünyada\nİnsanın özüne saygısı vardır\n\nMaddeciler allah vergisi deyil\nİnsana saygı duy insana eğil\nKendinden yukarda keramet deyil\nİnsana ibadet gerçeyi vardır\n\nBireysel durumu iyi anlarız\nDünyaya evrene bakış farkımız\nSınıfsız bir toplum için kavgamız\nHedefe varacak araçlar vardır\n\nAmacını iyi bilmeyen körler\nBunlar tehlikeli sorunlar beyler\nCüzdanıyla aramıza girenler\nVijdan dediğimiz bir erdem vardır\n\nBizi zorlamayın zora koşmayın\nSiz siz olun boyunuzu aşmayın\nSoldan islam olmaz siz uğraşmayın\nTanrıya bakışta farkımız vardır\n\nTuzak kurup solu oyalamayın\nDemokrasimize engel olmayın\nDOST ŞEREFi böyle boşa yormayın\nVijdan denen büyük yargımız vardır\n\nDOST ŞEREF\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farkında mısın?",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nBu sene son senemiz, birlikte bu bahçede,\nSeneye ayrılık var, sardı içimi yasın.   \nNeylesem bilmiyorum, çırpınışım beyhude, \nİçin için ağlarım, bilmem farkında mısın? \n\nZor olacak katlanmam, biliyorum hicrana,\nNasıl avutacağım, yokluğunda gönlümü?                  \nBelki köz olacağım, aşkından yana yana,\nSavuracak rüzgârlar, ardın sıra külümü.\n\n1 Haziran 1983 – Çarşamba / Ödemiş Lisesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farkında mısın?",
        "poet": "Metin Yaltı",
        "poem": "\n\nKapama gözlerini \nUnut bir geceliğine bütün üzüntülerini \nDünyayı kurtarmış bir kahraman ol \nÖyle duyumsa kendini \nÖyle algılasın Türkiye seni... \nYada olduğun gibi görün \nÖyle geç karşıma.. \nKorkularında olsun gözlerinde \nMasalsı sevinçlerinde \nBelki olmayacak kimse \nTürkiye bile farkında senin \nUzat ellerini tut ellerimden \nHissedeceksin ki \nFarkındayım senin \n\n1/1/06\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farkında mısın?",
        "poet": "Hatice Kübra Tığlı",
        "poem": "\n\nİnsanlar yoksul, çocuklar aç.\nİnanın bir lokma ekmeğe muhtaç.\nYalvarırcasına bakıyor bize,\nKocaman açılmış simsiyah gözleriyle.\nFarkında mıyız bu sessiz çığlığın? \nFarkında mıyız inleyen dudakların? \nKuruyan, çatlamış, mecalsiz ellerin.\nDokunsan düşecekmiş gibi duran,\nBir deri bir kemik kalan bedenin,\nTitreyen incecik bacakların.\nİçecek bir damla suyu yok,\nSusuzluktan çatlamış toprak.\nHayvanlar ölüyor, insanlar ölüyor.\nKalmamış yeşil bir tek yaprak.\nBurası Afrika, burası Sudan, burası Etiyopya.\nTeni de talihi gibi kara insanların vatanı.\nAçlık ve sefaletle boğuşan,\nYaşamını tadamadan hayata veda eden,\nAkbabanın arkasında ölümünü beklediği,\nMinik yüreklerin vatanı.\nAyrı olsa da fark etmez dini,\nOnlar bir can, onlar insan! \nNe olur farkında ol onların.\nNe olur uzat yardım elini.\nBir lokma ekmek de sen ol sofralarında.\nBir yudum su ol bardaklarında.\nUmut ol yarınlarına.\nUnutma onları!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farkında mısın?",
        "poet": "Yavuz Bülent Bakiler",
        "poem": "\n\nAnneciğim bilmem farkında mısın? \nSöylenmemiş en mübarek en aziz\nDuygularla çepe çevre çaresiz\nSana yöneldiğimin farkında mısın? \n\nDemeden yakın ırak\nBulutlarla savrulup, ırmaklarla akarak\nSana 'Anne' diyen dilleri kıskanarak\nKapına geldiğimin farkında mısın? \n\nBütün anneleri düşündüm tek tek\nSensin benim için en güzel örnek\nSeni dinleyerek, seni severek\nNasıl yüceldiğimin farkında mısın? \n\nSeni göremedim diye bu bahar\nİçimde bin türlü duygunun isyanı var\nTurnaların gökyüzünü sevdiği kadar\nSeni sevdiğimin farkında mısın?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farkındalık",
        "poet": "Tarık Erkutlu",
        "poem": "\n\nAzgın bir köpek gibi sana kudurunca,\nİsyanlar kalkar sevda kınından,\nVurulunca şehvet beyninde ki duvara \nÇıkarım içinden tutsaklığına nefret \n\nYok başka bir yol kalbinden uzak,\nAşkı bu şehirde benle bırak \n\nKolumda yırtıkları var tırnaklarının \nBedenimde kanatları var bir ejderhanın \nKanayınca hiç durmaz acısı ayrılığın\nÇıkarım içinden tutsaklığına nefret \n\nYok başka bir yol kalbinden uzak \nAşkı bu şehirde benle yaşat \n\nZaman saçlarımla kır, içim güneşle sararmış\nTenim sensiz ilaçsız, acım geceyle kararmış..\nKırınca ben zincirlerimi, sevişince yalnız,\nSen gelirsin aklıma, akıllı akılsız….\n\nŞüphem yok farkındasın… \n\n05.09.06 - Tarık Erkutlu - Üsküdar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farkındalığın ışığını görmek..",
        "poet": "Selma Şengören",
        "poem": "\n\nYaşamanın farkındalığında, her günün mavi perdesinden yüzünü gösteren Güneş’in ışıklarıyla  uyanmak ne güzeldir. Gözlerimizi açtığımızda bugün de yaşıyorum, hayattayım düşüncesiyle,  kendimizce keyfin tatlı sinsi gülümsemesinde günü karşılamak hayatın değişik görünmeyen tatlarından biri..\n\nHer insan, üstü kayalarla, topraklarla ve  çiçeklerle kaplı ayrı bir Dünyadır. O Dünyanın rüzgarında, yağmurunda, toprağında çekilen acılar ve bazen tomurcuklanıp açan çiçeklerin renklerinde, kokularında, bazen de dalından kopmuş yaprakların vedasında kimbilir ne hüzünler? ne anılar saklıdır. Bilinenler var birde sandık kokusunda gizlenenler..\n\n- Hayat bir köprü,\n- Hayat yaşanmamış iklimlerde yaşanacak bilinmeyenlerin sonsuzluğu,\n- Hayat eski ile yeninin harmanlandığı başak yığını..\n- Hayat tekrarı olmayan çile yüklü kervan..\n\n ve  evet, hayat bir sahne.......\n\n- hayat bir sahne, rolünü iyi oynayan alkışlanıyor.! \n\nİnsanları katıksız, olumlu-olumsuz tüm yönleriyle karşılık beklemeden ve yakamozların pırıltısında güçlükleri biraz unutarak, nar çiçeği kırmızısında sevebilmek. Bazen de karşımızdaki kişilerin mutlu olması adına, kendimizden ödün vererek, prensiplerimizi yıkarak ördüğümüz duvarların enkazında sıkışıp yok olmak….sonuç mu? yaşatanlar ve yaşayanlar bilir …\n\nHepimizin hayat çizgisinin karelerinde  dışa yansıyan ve yansımayanlar vardır. Bilinmezliklerin içinde iç hesaplaşmaların verdiği kavgada duygular ölümle dans eder gibi yön değiştirirler.\n\nHayatın mutlu an’larının gamzesindeki noktalara dokunduğumuzda  mutlululuğun telvesi tadında uzaklara dalarız.O andaki hatıralarda dolaşma keyfinin demi tarif edilemez. Düşünce yumağında anı’lardaki an’lar  sarıldıkça sarılır..Ya yaşanan acılar? ya üzüntülerin kor damlalarındaki çaresiz an’lar? Kimbilir kaç kez ağrıların çiğleri kalbimizi delercesine üşüttü? kimbilir kaç gün gecenin bir yerinde fırlayarak yatağımızdan ateşler içinde kalktık.Bu manevi üzüntülerin kırıntılarında olmayacağını bile bile umut denizine kimbilir kaç kez yelken açtık?  Kimseye anlatamadığımız dertlerimizin düşüncelerini duygu okyanusuna bırakıp acaba hangi taraftan yüzersem kurturulum veya  nasıl fırtına gelecek de nerelere sürükleneceğim...işte o kördüğümde alfabemizdeki tüm harfleri sıraya dizeriz sabır dalgalarıyla başbaşa kalarak çaresizliğin çaresizliğinde örümcek ağına takılmışcasına yapışkan zamana takılırız. Düşündükçe aynı noktaya geri döneriz.\n\n.......ve benliğimizde iz bırakan yaşanmışlığın mavi-siyahlığında kaybolma hissi...sonbaharın sarı hüznüyle uyuyan sarmaşıkları kim uyandırabilmiş ki? \n\nMaddiyat olarak, para bugün vardır yarın yoktur, bir anda konumumuz maddi olarak en iyi durumdadır, her şeyi iyi yaşarsınız ancak gün gelir bilerek-bilmeyerek yapılan hataların veya bulunduğumuz ortamın şartlarına göre bir lokma ekmek yiyecek paramız kalmaz. Maddiyat her konuda ölçüt değildir.İyilik ve maddi olarak yardım yaptıysanız bıçak saplarcasına fedakarlık ve iyiliğin faturasını çıkarmayınız.Yapılan iyilik ve yardımlar gönülden ve gizli olduğu müddetce kutsaldır.İyilik ve yardım söylendiğinde, kişinin başına kakıldığında hiçbir anlamı kalmaz.Para her ne kadar birçok kapıyı açar diyorlarsa da, para olmadığında, özümüzde kalan maneviyatın zenginliği kadar değerli değildir. \n\nVefa benim için kutsaldır, tıpkı annenin evladını doğurup yetiştirdiği ve baktığı  gibi… Kişi ne olursa olsun ne yaparsa yapsın şayet o kişiden ufacık da olsa iyilik görüldüyse, affedilmese ve bazı yaşananlar bağışlanmasa bile insani görevlerimizi mümkün olduğunca yapma gayretinde olmalıyız..bu yapılabilmeli.Karşımızdaki  kişi/kişiler hasta olduğunda veya kötü duruma düştüğünde, olumsuzluğun içinde kıvrandığında yardımına yine içimiz acısa da, ateşten gömlek giyip koşmalıyız. Ama her insan öyle değil işte, yapabildikleri kadar üzüntüleri karşındakine verebiliyorlar, anlamamazlıkta ısrar edip olumlu bir hareket gösterip sizden bin kez yine uzaklaşabiliyorlar. \n\nSevgi/sevmek/sevilmek  içtikçe hazzı azalmayan, tükenmeyen bir pınar gibidir..…..Anlamak-anlatabilmek-anlaşılabilmek ve güvenmek bu bütünlük sağlandığında oluşan sevgi ve saygı çemberi sonsuzdur.Bir söz okumuştum; ” İnsanlar sevmekten önce anlaşılmak istiyordu belki de”..evet, bu düşünceye kesinlikle katılıyorum.Anlaşılmak sevmekten önce gelir, her işin başı sağlık dercesine, adaletli anlaşılma duygusunun gelişmesi her şeyden önemlidir.Karşımızdaki kişi/kişileri anladığımız zaman tartışmalar, çözümsüzlükler yaşanmayacaktır.Ayrılıklar olmayacaktır. “Anlama” kavramı olmayınca kişi itham altında kalabiliyor, yapmadığı olayları söylemediği sözleri “yapılmıştır” kesin hükmü ile  kişilikler idam edilebiliyor. Önyargıdan uzaklaşıp kişileri gerçeklerin tüm çıplaklığı ile ölçüp tartmak ve anlamak gerekir, sonra kişisel yorumumuzu yapmalıyız. Karşımızdaki kişi/kişileri her yönüyle tanıdığımızda oluşturduğumuz kişilik portresi ile  özgün görüşlerimiz doğrultusunda hareket etmeliyiz.Tanımadan, bilmeden, duygu-düşüncelerin amacını öğrenmeden kişi hakkında  söyleyeceğimiz her söz  ve verdiğimiz kararlar yanlış adım atmamıza neden olur.\n\n İzin verin, karşınızdaki kişinin özgürlüğüne, kişinin hayallerine izin verin, bırakın yaşantısının okyanuslarında yüzsün, arkadaşlarıyla dostları  ve sevdikleri ile olmalarına izin verin, kısıtlamalar yalanlara neden olur.Yasaklar her zaman yapılması için sanki ısrarlı bir dürtüdür. Karşımızdaki kişilere gerektiği sınırda özgürlüğü tanımazsak yalan sözler ve olaylarla karşı karşıya geliriz. Çünkü, kişi yaşanmak istenilen bazı olumlu olayları öne sürse de,  izin verilmemiştir, hoş karşılamayacaktır ve ne söylense yanlış anlaşılacaktır, işte isteyerek veya istemeyerek de olsa bu durumda yalan devreye girer. Üzücü ve yanlış olmasına rağmen kişiler zorla yalancılığa sevk edilir.Karşınızdaki kişiye güvenin, güven sevgi ve saygıyı beraberinde yaşatır.Şüpheci olmayın.Şüphe ve güvensizliğin girdiği pencereden sevgi ve saygı dışarı çıkar. At gözlüğünden bakıp sabit fikirler doğrultusunda kaleminizi kırmayınız.  Kişinin ruhsal dengesini bozucu, yaralıyıcı manevi ezikliği yükleyerek kişi/kişilerin  özünde iyi olan bilinçlerini kötülemeyiniz. Daha fazla olumsuzlara zemin hazırlayarak tekrarlanacak yalan ve yaptırımlara neden olmayınız. \n\nHayatı kendi ahlaki ve gelenek-göreneklerin aynasında, kültür mozağinizin çerçevesinde ve yaşamsal prensip etiğinize ters düşmeyecek şekilde özgür yaşayın/yaşatın. İnsanları olduğu gibi kabul ederek sevin, karşınızdaki kişi sizi seviyorsa ve siz sevmiyorsanız o kişinin sevgisine saygı gösteriniz, siz sevmek zorunda değilsiniz.Duyguların devinimi zorla asla olamaz.Ancak  gönül bir çekim kuvvetidir, hangi kişinin kimi sevdiğini dışarıdan gözlememiz biraz zordur, iç/sel duyguların odak merkezinde yatan aşk-sevgiyi ancak kişinin kendi yüreği tanımlar.\n\nSiz de seviyorsanız, sevginizi karanlığa gömmeyin,  yalnız bırakmayın, sahiplenin ve benliğinizdeki mertliğin, aşkın, duygu selinin  şahlanmasına müsaade edin, sevginizi hissettirin.Sizi seven kişiye benden sana yar olmaz git başkalarıyla mutluluğu yaşa vb. sözler ve hareketlerle sevginin değerini sıfırlamayınız.Sizi seven kişi sizi sevmediğini anladığında zaten başka sevgi ve mutluluklarda olacaktır.Bunu sizin hatırlatmanız ve sevgiyi paramparça etmenizin bir anlamı yoktur.\n\nSevmek ve sevilmek kavramını hiçbir nesne ve değerle karşılaştırıp sentez yapmayın. Karşınızdaki kişiye açık ve dürüst olun, sevmiyorsanız sevmediğinizi mertlikle söyleyin,  başka insanlarla aşkı yaşayıp sevileni yanıltmayınız.. Aldatmacalar ile sadece kendinizi kandırırsınız, gerçekler mutlaka bir gün  Güneşin ışıklarıyla her yere yayılır. Kendi vicdanınız ile karşınızdaki kişinin vicdanı arasında sıkışıp kalmayın, bir yüreğe bir sevgi sığar.Küçük mutlulukları gönlünüzde büyüterek yaşayın.\n\nKatıksız sevgileri kaybedince yeniden kazanmanın ne kadar güç olduğunu ve yeni tanıdığınız kişilerde o sizi gerçekten seven kişinin tadının olmadığını anladığınızda ise,  zaman çoktan geçmiş olacaktır.\n\nUnutmayın! Hayat, insanlara şansa açılan gülen yüzünü bir veya en fazla iki kez gösterir.\n\nDoğru kişilikler bencillikten uzakta yürüdükleri zaman değerini yüceltirler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farkındalık",
        "poet": "Hüseyin Mavice",
        "poem": "\n\ntahta boşluğa bir ölüm düşer \nhayal et derim korkar çocuk yanım \ndüşlemekten ve düşmekten \nkuşlar çırpınır küçük yüreklerde \nuçamaz yanarken diğer yarım \nbütün değil hayat tüm değil \ntam değil kendi sesimi duyanım \n\nçoklu ölüm tahta boşluğa düşer \naz kalmışımdır zaten yıllarca \ntükenirim tükettiğim kadar \nverdiğim çoktur aldığımdan \nzarardır hep ziyanım \nyaşamak hevesi kursağımda kalır \nher uyku ölümdür \nuyku uyumak değil \neksik farkındalık \ndüşük bilinç \nbilmeme kendini \n\nöfke \nöfke \nöfke \n\ntam değil kendi sesimi duyanım \nfarkında olduğum tek şey \nfarkında olmadığım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farkındalık",
        "poet": "Ayşin Uluğ",
        "poem": "\n\nben lacivert suların hayalini kurdum\n\nlacivert akşamların değil\n\nben bilmeden yüreğimden\n\nsana akan bir nehirdim de\n\ngöremedim\n\nsenin denizlerinde başka nehirler de vardı\n\nben lacivert suların hayaliyle yaşadım\n\nzifiri karanlık aysız geceler istemedim\n\nbir umut dedim\n\nbir gün bir yer\n\nbelki de o yerde\n\nbizim çağladığımız \n\nçocukluğumuzun oyun bahçesinde\n\nya da orda bir yerde\n\nbir umut dedim\n\nellerini tutabilirim belki yeniden\n\no saf o güzel duyguları\n\nyeniden yaşarım belki hesapsız\n\n\n\noysa büyüdüm büyüdük\n\nne hesapsız sevdalar kaldı \n\nne de oyun bahçeleri yüreğimizin\n\nyüreğimin tam orta yerinde\n\nbir yerde çağlıyor şimdi o nehir\n\nhiçbir denize kavuşamadan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "...Farkındamısın?",
        "poet": "Hamit Durmaz",
        "poem": "\n\nSağ salim bitirdin günlerden bir günü\nSalı yada çarşamba arkası önü\nSanırsın ki gün bitmez,ibret al dünü\nÖmür bitiyor ömür, farkında mısın.? \n\nGün biter ay biter yılbaşı kutlanır\nHalbuki insan bir yıl daha yaşlanır\nİyilik, ihsan, ibadet et, tatlanır\nKabrin acısı beter, farkında mısın? \n\nDiline dolama yalanı dolanı\nDürüst ol, kıvırma oranı buranı\nBilki kandıramazsın sual soranı\nO senden önce bilir, farkında mısın? \n\nHarama bakma sakın kolla gözünü\nHakkın yolunda esirgeme sözünü\nSen doğru ol kolay bulursun yönünü\nYerin altı karanlık, farkında mısın? \n\nAnaya babaya aman isyan etme\nİnsana yakışmaz, kimseye kin gütme\nRızkına razı ol, kul hakkını yeme\nHelallik zor alınır, farkında mısın? \n\nUyan ey gözü kararmış cahil uyan\nRehber diye gönderildi sana Kur an\nŞaşırdınsa oku, var seni yaradan\nAteist cehennemlik, farkında mısın? \n\nÖlüm sahi,kaçınılmaz, bunu bilki\nŞeytana uyma, ömür bir nefes sanki\nBu Dünya yalan Dünya kim kalmış baki\nGerçek olan ahiret, farkında mısın? \n\nSık sık ziyaret et atanın kabrini\nÇıkarma aklından hazırla kendini\nBilesin, görevli meleğin kalemi\nBir anda nokta koyar, farkında mısın? \n\nHor görüyor olunca başı kapalı\nAydın geçinen dünkü eli yabalı\nİnancı düşman bilmiş akmın kafalı\nAtaların nasıldı, farkında mısın? \n\nSözümüz akıl vermek değil, haşa\nNasip alanlar ağa, almayan paşa\nHak yolunu bilmeyen ola ki şaşa\nUyarmak görevimiz, farkında mısın.?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farkındayım",
        "poet": "Sıdıka Emek",
        "poem": "\n\nBabasına, anasına saygıyı unutup onların yaptıklarını unutabilen\nMal, mülk, çıkar davasıyla kardeş kardeşi hiç düşünmeden kıyabilen\nDost dediklerin bile gün gelip fırsat bulduğunda sırtından vurabilen\nArkadaş, dost, kardeş ve evlat olmayı unuttuğumuzun FARKINDAYIM\n\nBurnu bir karış havada karşısındakini hiçe sayan ve küçük gören\nKendi çıkarları uğruna elindeki avucundaki her şeyi ortaya seren\nHer şeyini kaybedince ne olduğunu anlayan,,aklı başına geliveren\nKeşkeleri, pişmanlıkları olan bir sürü insanın olduğunun FARKINDAYIM\n\nSadece kendini seven, kendi yaptıklarının doğru olduğuna inanan\nİki yüzlü insanların, yalancıların dalaverelerine birden bire kanan\nAklı başına geldiğinde dünyası kararan, yaptıklarına pişman olan\nYanlışlarının farkında, geç kaldığını bilen insanların FARKINDAYIM\n\nAklımız başımızda değil, gözümüz kör oldu, gülmeyi çoktan unuttuk\nPara verdilermi elimize, bacı kardeş ana baba diye kendimizi avuttuk\nHer şey maddiyata bağlı olduğu için, anladım ki sevgiden zaten yoksunduk\nTevazuyu, tebessümü, sevgiyi unutan insanların varlığının FARKINDAYIM\n\nGünümüzdeki sevgilerin, evcilik oyunu gibi yalancıktan olduğunun\nSevgi için mücadele verilip, sahte olduğu anlaşılınca kaybolduğunun\nSevgi olmayınca insanların bir gün, bir gül gibi mutlaka solduğunun\nSevgisiz yaşayarak ’meyvesiz ağaca benzediğimizin’ FARKINDAYIM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farkında mısınız?",
        "poet": "Mahmut Nazik",
        "poem": "\n\nFARKINDA MISINIZ\n\nHey ey İlericiler gericiler ortadakiler\nHey ecikler böcükler erkecikler \nEy bizimkiler \nYAKINDA MISINIZ? \n\nAnamızın dizinde\nBabamızın gölgesinde \nÇolumuza çocuğumuza\nKadınımıza kızımıza ettiğimiz\nTıpkı beğenmediğimiz babamızınkiler \nFARKINDA MISINIZ? \n14 şubat 2014 Mersin (sevgililer günü)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farkını",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nAltınla bakır arasındaki farkını\nSarraf anlar arasındaki farkını\n\nHalil ÇOLAK 03.12.2009\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farklı Başkanlar",
        "poet": "Yılmaz Aybar",
        "poem": "\n\nEski köye yeni âdet bahsinde\nKimse yarışamaz Atatürk ile\nYenilikçidir o karizmatiktir\n\nKimileri yeni âdet yerine\nEski âdet dayatırlar yeniye\nHurdacıdır onlar kerizmatiktir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farklı Bir Eylül",
        "poet": "Mehmet Dumanlı",
        "poem": "\n\nEylülde gel demiştin\nYine bir eylülde geliyorum.\nGeçen sene, daha önceki senelerde olduğu gibi,\nYine bir eylülde geliyorum.\nRüzgârın kovaladığı yapraklar gibi,\nKaçarak.\nYağmurun ıslattığı insanlar gibi,\nKoşarak,\nİçimdeki tüm sitemleri bir kenara bırakıp,\nYazdan kalan güneşleri\nKucaklayarak.\nEylülde geliyorum.\nBu eylül diğer eylüllerden biraz farklı,\nSiyahlar beyazlara tutulmuş,\nBeyazlar siyahlığı unutmuş.\nBu eylül diğer eylüllerden biraz farklı,\nUmutlar hayalê vurulmuş,\nBedense dünden yorulmuş.\nBu eylül, ah bu eylül \nDiğerlerinden çok farklı\nDaha başka eylüller olur mu? \nBir daha eylülde gel denilir mi bilinmez.\nBilinen bir şey varsa eğer,\nOda bu eylül diğerlerinden çok farklı\nFarklı bir eylül. \n\nEylülde doğanların doğum günü kutlu olsun\n\n20.09.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farklı Bir Şey",
        "poet": "Derya Cengiz",
        "poem": "\n\nFarklı bir gün gerek bize.\nfarklı bir güneş,\nfarklı bir akşam.\nFarklı bir yürek gerek; \nsevecek,\nsevilecek..\n\nkaranlık bir sokakta koşmak gerek bize,\nkoşarken de kaybolmak.\ngitmek gerek bize,\ngitmek bu diyardan.\ncesaret gerek bize.\ncesaret; \nsevgiyi dile getirebilecek..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farklı Bir Son",
        "poet": "Muharrem Güney",
        "poem": "\n\nYine bir sondayım.\nBirkaç defa daha sondaydım.\nDaha önce endişe ve şüpheyle karşıladım.\nBu sefer tebessümle karşıladım.\nNedendir çıkaramadım.\nBu defa yüzümde bir gülümseme bıraktı.\n99’dan beri 17 sene sonra,\nKarne alacak gibiyim.\nMerak da yok.\nO kaç gelecek? \nBu kaç gelecek? \nMerakı yok? \nSadece bir tebessüm var.\nSebebini merak da ettim.\nAma bulamadım bu aralar.\nDesek mutlu son,\nAma ucu açık bir son,\nBelirsiz olsa da,\nSebep oldu doyumsuz mutluluğa.\nOkulun son günleri gibi,\nYok teşekkürü, takdiri.\nBıraktı yüzümde gülümsemeyi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farklı bir sabah",
        "poet": "Mürsel Münevveroğlu",
        "poem": "\n\nİslâm şeriati içinde, bir çok kutsal günler vardır. Bayramlar da, bunlardan biridir. Muhammedi’lerde ve de Türk’ler de ise; bayramın yalnız adı değil, kutlanışı bile, diğer din ve milletlerin bayramlarından çok farklı, çok daha edepli ve çok daha  vakârlıdır.\n         Bilhassa; BAYRAMI bir gün önceden  karşılamak için bile, ayrı bir heyacan ve ruhen arınmanın zirveleri yaşanır! .. Bayramın gecesi ise; tam bir metafizik gerilim terennüm edilir ve ilave ibadetler, hayır ve hasenetler yapılır, en mühimi de uyku uyumadan sabahlanmaya çalışılır...\n     Şafak vakti; metafizik gerilim zirve yapar ve apayrı duygular yaşanır, apayrı ruhani zevkler Arş’a yelken açar! ..(ekbette ki; bunu kalbiyle, vicdanıyla, aklıyla ve mantığıyla, gönlü ve duygularıyle.. yaşayanlar için.) \n     Sabah namazından sonra ise; diğer günlerden ayrı bir sabah, her yönü ile kendini hissetirir. Bu; tam tarif edilemeyen ve algısı, terennümü, yaşayışı.. çok farklı, metafizik gerilimi yüksek bir sabah’tır. “BAYRAM günlerindeki, o “BAYRAMA ÇOK ÖZEL SABAH’ların! ..” \n     Hiç unutulmaz, “bayram günlerine rastlayan bu mübarek sabahlar! .. ” Her sabah’tan, çok farklı bir sabahtır; şu bayram günlerindeki sabahlar! .. Ve bir de; yılbaşı gecesi ile çakışan, “BAYRAM’daki  O, SABAH” var ya! .. O sabah! .. İşte, insanı ah-vah ettiren o sabah! .. O, belki bir ömür boyunca; ancak, bir defacık yaşanan o sabah! ...\n     İşte, o  yılbaşı gecesinin sabahı! .. Bilene, ne büyük bir yol ayrımını.. ve ne büyük bir seçimdi, O,  BAYRAM’daki  SABAH..  Beni, defalarca bütün zerrelerice; ahhhh ettiren,  o sabah! \n     Acaba; hayat boyu, hem de birkaç nesile, bir defa daha rastgelir mi? ..\nYa! .. Böyle bir  bayramda; sabahı namazını kaçıran, kendisini affedebilir mi?  Evet. Affedilir mi? \n\n     BAYRAMDA   SABAH\n\nsurprizsite.com *** ŞİİR NO: 77 *** 05-12-2008\n\nYeryüzüne, müjdeyle gelmişti.. ERVAH! \nKimi, hiç farkında değil; onlara, VAH! ..\nKimi, vuslatı kaçırdı.. etmekte, AH! ..\nNe, büyük bir lütûf’tur.. “BAYRAM’DA, SABAH...”\n\nRamazanda; NUR’dan, kanat takanlara,\nKİR’den kurtulup, NUR’la yıkananlara; \nSaf-saf, olup.. RUH’ları coşturanlara,\nNe, büyük bir kazançtır.. “BAYRAM’DA, SABAH...”\n\nGüneş’in şuaları, o gün, başkadır,\nO sabah, bütün KÂNİAT ayaktadır; \nBunları gören, şeytan’larsa yastadır,\nNe, büyük bir coşkudur.. “BAYRAM’DA, SABAH...”\n\nÇocuklar; bayrama, çok bayramlar katar,\nBayramda sabahlar, misk’i anber kokar; \nUykudan uyanmayan, bedeva satar,\nNe büyük sevap yağar... “BAYRAMDA, SABAH...”\n\nDün gece, yılbaşı; kimi, balo yaptı,\nİçti, kustu, sızdı ve kendinden geçti; \nYol, iki; o, kendisi yanlışı seçti,\nAlana, “bir ölçüdür..” “BAYRAM’DA, SABAH...”\n01-01-2007           SAAT:04:45        Konak/İZMİR.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farklı Dünya",
        "poet": "Barış Erdoğan",
        "poem": "\n\niki dünya iki değersiz beden\ngörüyor insan\nşiddet savaş kin nefret\ngöremiyor insan benim dünyamı\nsevgi barış umut eşit\ndünyalar çarpışacak birazdan\naralarında sıkışıp parçalanacağım\nsizin kaç dünyanız var\nsiz hangi dünyadansınız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farklı Değildim",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nİnsanı kardeşim bildim,\nOnlardan farklı değildim,\nİnsanları kardeş yapan,\nYaradanıma eğildim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farklı insan",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nZor zamanlarda,\nFarklı insanlar,\nDünya'ya gülerek doğarlar.\nYerini dolduracak,\nKahraman insanı,\nHer ana doğurmaz.\nYaradan özel gönderir.\nDoğumu farklı,\nBakışları farklı insanı.\n\n                        20.11.06/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farklı Gece",
        "poet": "Şükrü Topallar",
        "poem": "\n\nSevgili adı nice,\nAğızda hece hece\nSöyleniyor bu gece\nBu gece farklı gece\n\nHem yaşlı, hem de gence\nÇalsın sazlar bu gece\nDoya doya eğlence\nKutlu olsun bu gece\n\nSevgililer gün, gece\nÖpücükler binlerce\nHiç bitmesin eğlence\nSürsün gündüz ve gece\n\nAşk sözcüğü her dilce,\nSöylenmekte bu gece\nSüprizler var haylice\nBu gece özel gece\n\nHer kişiye gönlünce\nMutluluklar bu gece\nHer sene aynı gece\nTarihe geçen gece\n\n(14/02/2007 - Izmit)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farklı Hüzün",
        "poet": "Cengiz Özkan",
        "poem": "\n\nher zaman farklı hüzün \nneden görünmez yüzün \nsanma ki unuturum \nbu muydu, söyle sözün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farklı Kişiler-2",
        "poet": "Kadir Tozlu",
        "poem": "\n\nYıllar geçti aradan. Bu gün bir elektronik mühendisiyim. İş yaşamında emekliliğim yaklaştı. İnternette Türk Telekom’un rehber sayfasına girmiş bakınıp dururken çocukluk arkadaşlarım geldi aklıma. O değerli arkadaşıma yıllardan sonra bir tatlı sürpriz yapmayı düşünerek ismini tüm Türkiye’de aradım, yok. Muhtemelen numarasını gizlemiş olabilir veya telefonu eşinin üzerine almış olabilir diye düşündüm. Pek de ümitli değildim ama orta okulun veda gecesindeki piyango çekilişinde kendisine balon çıktığı için sevinçle balonunu almaya koşan müdürümüzün kızı, tabi ki o değerli sıra arkadaşımın da kız kardeşi, o zamanlar 8-9 yaşlarında olduğunu sandığım o sempatik hanım kızın ismi aklımdaydı. Rehberden ismini buldum. Telefon etmekte bir süre tereddüt ettim. Hanımlar evlenince soyadı değişeceği için bir isim benzerliği olması kuvvetle muhtemeldi. Buna rağmen telefon ettim. Oydu! .. O değerli sıra arkadaşımın kız kardeşi. Hemen kendimi tanıttım ve tabi ki öncelikle arkadaşımı sordum. Çok üzücü bir haber aldım. Arkadaşım, yaklaşık 6 yıl önce Giresun’da bir trafik kazasında yaşamını yitirmişti.\n\nÇok üzüldüm. Bir an ne söyleyeceğimi bilemedim. Sonra arkadaşımın ağabeyi –ki bizden bir sınıf önde okurdu- oradaymış. Onunla görüştüm. Babaları, yani müdürümüz de yaşamını yitirmiş. Anneleri olan Türkçe öğretmenimiz de evdeymiş. 9 yıl önce ayağı kırıldığı için koltuk değnekleri yardımıyla yürüyen öğretmenimle de görüştüm. Çok duygulandı, tabi ben de. \n\n- Sizlerin sadakatiniz beni yaşatıyor oğlum dedi.\n\nZaman zaman düşünürüm o iki farklı kişi ve karakteri. Biri kendisini ele vermemek için suçunu kendim üstlendiğim halde olaya umursamaz bir tavırla yaklaşan bir arkadaşım, diğeri belki de hiç suçu yokken öğretmen karşısında zor durumdan kurtulmak için kendisini ele verdiğim, öğretmen ve sınıf karşısında mahcup duruma düşen, çok ama çok değerli arkadaşım. Öyle ki bunu hangi koşullarda yaptığımı çok iyi kavramış ve olayı hiç sorun yapmamıştı orta okul yaşının henüz olgunlaştırmadığı bir yaştaki o arkadaşım. Ve şimdi bu çok ama çok değerli arkadaşım hakkın rahmetine kavuşmuş... Nur içinde yatsın. Mekanı Cennet olsun.\n\nKadir Tozlu\n09/01/2002\nÜmraniye\n\nGüncelleme; 25/02/2002\n\nBu gün kurban bayramının dördüncü günü. O değerli Türkçe öğretmenimi eşimle birlikte Etiler’deki evinde ziyarete gittik. 35 yıldır görüşemediğimiz öğretmenimiz yaşlı ama yine 35 yıl önceki sevecen ve konuşkan tavırları aynen duruyor. Oturduğum sırayı, numaramı anımsıyor. Daha birçok kişiyi. Numarasını ve ismini anımsadığı bazı kimseleri ben bile anımsayamadım.\n\nEskilerden, oğlundan, kızından, eşinden ve tabi ki en çok da merhum, oğlundan, o değerli sıra arkadaşımdan söz etti. Öğretmenlerden söz etti. Bu değerli öğretmenimi ziyaretimde yaşadığım bu heyecanı defalarca yaşamak isterim. Orada sözünü ettiği diğer öğretmenlerimi de bulabilirsem onların da değerli ellerini öpmek isterdim. \n\nAllah nasip ederse.\n\n25/02/2002\nÜmraniye\n\nRamazan bayramında da bu değerli öğretmenimi evinde ziyaret etmeyi ihmal etmedik. Yine çok duygulandı. Yaklaşık bir yıl önce getirdiğimiz çicek masasının baş köşesinde duruyordu. Çok değer veriyormuş bu çiçeğe. O çiçeği kendi oğlundan armağan gibi düşünüyormuş. Bana 'Sen de oğlumsun! ' derken benim de onun da eşimin de gözlerimiz yaşarıyordu. İzmir'li hemşehrisi olan eşimi çok sevdi. Çok sıcak sohbetler ettiler. Ayrılırken çok duyguluydu. 'Sizleri hep bekliyeceğim, burası sizin eviniz' diyordu.\n\n10/12/2002\nÜmraniye\n\nBugün yılbaşı arifesi. Tüm dostlarımın yeni yıllarını kutluyorum. Kimisine e-kart gönderiyorum, kimisine cep mesajı ve kimisini de telefonla kutluyorum. Artık eskisi gibi tebrik kartı göndermiyoruz.\n\nEski öğretmenlerimi unutmuyorum bu arada. Yine o Türkçe öğretmenim. Yine çok duygulandı. İlk sözü 'Oğlum! ' oldu. 'Çiçeğiniz yine baş köşede. Sen benim oğlumsun. Allah ne muradın varsa versin...'\n\nEli öpülesi öğretmenlerimiz. Allah bunların muradını bizden daha önce versin.\n\n31/12/2002\nÜmraniye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farklı Kişiler",
        "poet": "Kadir Tozlu",
        "poem": "\n\nOrta okul sıralarıydı. Tabiat Bilgisi öğretmenimiz beni sözlüye kaldırmıştı. Çiçeklerin tozlaşmasına yardımcı olan faktörleri sordu. Üç faktörden ikisini söyledim; “rüzgar” ve “böcekler”. Bir tane daha olduğunu biliyorum ama bir türlü aklıma gelmiyor. Sınıftan birçok arkadaşım sessiz ağız hareketlerinden oluşan işaretlerle bana yardımcı olmaya çalışıyor. Onlardan mı gördüm, kendim mi hatırladım bilmiyorum ama “kuşlar” cevabını verdim.\n\nSınıfın en arka duvar dibinde ayakta durmasına karşın öğretmenimiz işaretleri sezmişti. Yanıma kadar geldi. \n\n- Kim söyledi? diye sordu bana\n\nÇok zor durumda kalmıştım. Biraz kıvırtmak için \n\n- Bir şey söyleyen olmadı hocam. Yalnızca ağızlarını şöyle yaptılar. diyerek dudaklarımı sessizce “kuş” der şekle getirdim. Aynı anda sınıfta uğultu şeklinde gülüşmeler oldu. \n\n- Kim yaptı? diye sordu öğretmen. Aslında işaretin kimden geldiğini bile bilmiyordum. İçimden dışarıya ateş vurmuştu sanki. Buram buram soğuk terler döküyordum. Kendi rengimi göremiyordum ama sanırım kıp kırmızı olmuştum. Aklıma ilk gelen ismi söyledim. Yanımda oturan arkadaşım.\n\nÖğretmen arkadaşımı tahtaya kaldırdı. Arkadaşımın boynu bükük olduğu halde öğretmenle aralarında şu diyalog geçti; \n\n- Ona yardım etmekle ne kazandın? \n\n- Hiç bir şey \n\n- Ne kaybettin? \n\n- Not kaybettim.\n\nÖğretmen biraz nasihat çektikten sonra ikimizi de yerimize gönderdi. Utancımdan kıp kırmızı olmuştum. Kimsenin yüzüne bakamıyordum. Özellikle o arkadaşımın. Tenefüs olduğunda yine kimsenin yüzüne bakamıyorum. Arkadaşlarımın kimisi beni küçümser ve kınarken, daha olgun davranan bir başka arkadaşım \n\n- Böyle bir durumla tekrar karşılaşırsan, “Bilmiyorum, sınıfın içinden bir yerden ses geldi” dersin diye öğüt vermişti. Başka bir arkadaşım da yaptığım hareketi eleştiriyordu. Aslında yaptığım hareketin savunulacak tarafı da yoktu. Bu nedenle beni eleştirene kaçamak cevaplar verdim. Ben asıl kendisini sattığım o sıra arkadaşıma ne cevap vereceğimi düşünüyordum.\n\nDers zili çaldı, yine utanarak, kafam önümde sırama oturdum. Yüzüne bakmaya çekindiğim arkadaşım da yanıma oturdu. Tabi ki ben ondan yana bakamıyordum. Ders başladı. Yanımda o dersin kitabı yoktu. Arkadaşım, açtığı kitabını önüme yaklaştırdı. \n- Şuradan bak! ” dedi. Hiç bir şey olmamış gibi. Vereceği tepkiden en fazla çekindiğim o değerli arkadaşım, belli ki hangi şartlarda olduğumu en iyi anlayan kişiydi. Ne o gün, ne de o günden sonra, olaydan hiç mi hiç söz etmedi.\n\nBu arkadaşımla bir yıl sonra yine aynı sırada oturduk. Arkadaşımın babası okul müdürü, annesi de Türkçe öğretmenimizdi. O yıl başka bir olaya tanık oldum. Arka sıralardan bir arkadaşım gürültü mü yapmış, konuşmuş mu ne, öğretmen bir öğrenciyi suçluyor. Öğrenci ayağa kalktı ve kendisinin bir şey yapmadığını söyledi. Öğretmen ısrarla, \n\n- Öyleyse kim yaptı? diye sordu. Öğrenci şöyle yanıtladı; \n\n- Hocam, arkadaşımı ele veremem, ben yaptım kabul edebilirsiniz. \n\nTabi ki öğretmen kızdı ve biraz nasihat verdi ama o arkadaşım, bir yıl öncesi benim yaptığım türden bir hatayı yapmadı.\n\nO yıl sonunda müdürümüzün tayini çıktı ve başka şehre taşındılar. O tarihten sonra değerli arkadaşımı hemen hemen hiç görmedim.\n\n***\nLise sıralarıydı; Dersimizin boş geçtiği bir sırada, koridorda dolaşıyorduk. O yıl yanımda oturan bir arkadaşım, ders yapan bir sınıfın aralık olan kapısından içeri hoş olmayan bir hareket yapmış ve dersteki öğretmen tarafından görülmüş. Kaçarak boş sınıfa sınıfa girdi. Olayı görerek arkasından ben de sınıfa girmiştim. Ders yapan sınıfın öğretmeni gelerek, \n\n- Sen gel bakayım! diyerek beni çağırdı. Aldı beni idarenin kapısına kadar götürdü. \n\n- Neden yaptın? diye sordu. İdare odasından, müdür yardımcısı \n\n- İçeriye getir onu! diye sesleniyordu. \n\n- Ben bir şey yapmadım! dedimse de, \n\n- Öyleyse neden kaçtın? diye sordu. Yine o yıllar önceki heyecanı yaşıyordum. Buram buram soğuk terler döküyordum. Ancak bu defa deneyimli idim. Bir arkadaşımı ele vermemek için sağ duyulu davranmam gerekiyordu. Suçu üzerime almaktan başka yapacak bir şey yoktu.\n\n- Ben yaptım hocam. Özür diliyorum. Bir daha yapmam dedim. \n\n- Oğlum, bir hatayı bir daha yapmamak için önceden bir kere denemek mi gerekiyor? diye sordu. Söyleyecek bir şeyim yoktu. \n\n- Ne derseniz haklısınız hocam dedim. O sırada olayı duyan, duymayan bir öğrenci kalabalığı koridoru doldurmuştu. İçlerinden bir arkadaşım, ceketinin yakasını ilikleyerek geldi, bu sırada öğretmen beni salmıştı. Gelen arkadaşım, gecikmiş olduğunu bilmeden beni kurtarmaya gelmişti. Olayı benim yapmadığıma tanık olduğunu söylüyordu. Ancak, öğretmenin \n\n- Kendisi itiraf etti oğlum. Sen ne söylüyorsun? sözü karşısında o da özür dileyerek oradan ayrılmak zorunda kalmıştı.\n\nBu olay birkaç yıl önceki olay gibi değildi. Şimdi bir arkadaşımı ele vermemiş olmanın rahatlığı içindeydim. Suçlu olmadığımı yalnız ben ve yanımda oturan arkadaşım biliyordu. O ceketinin yakasını ilikleyerek beni kurtarmaya gelen arkadaşım ise, \n\n- Ben senin yapmadığına emindim ama nasıl odu da sen itiraf ettin? diye soruyordu bana. \n\n- O hareketi yapan senden daha uzun boyluymuş, filanca görmüş diyenler de oldu ama ben hiç kimseye gerçeği söylemedim.\n\nDers zili çalıp içeri girdiğimizde bu defa ben rahattım. Kafam dikti. Arkadaşımın yanına oturdum. “Bir şey söylemeyecek misin? ” dercesine yüzüne baktım. Arkadaşım çok normal bir olay olmuş gibi \n\n- Ne olmuş yani, söyleseydin diyordu. Daha önceki olayda arkadaşımın hiç bir şey olmamış gibi davranarak beni hiç suçlamamasına nasıl şaşırmışsam, bu olaydaki arkadaşımın bu kayıtsız tavrına da çok daha değişik hislerle şaşırmıştım. Kendisini sanki söylesem de olurmuş gibi göstermeye çalışan o arkadaşım, acaba yakasını ilikleyip te \n\n- Hocam, o yapmadı, ben yaptım diyebilir miydi? . Hiç sanmıyorum. Üstelik bu fırsat eline geçmişti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farklı mekânlar.....",
        "poet": "İbrahim Tetik",
        "poem": "\n\nFarklı mekânlar,\nFarklı insanlar,\nOluşturuverir bir deeğişim sizde,\nHep aynı mekânlar,\nHep aynı sîmalar,\nSıkar biraz da ruhumuzu,\nHep aynı olan dünya mekânından,\nFarklı olan âhiret mekânına göçmek,\nBambaşka bir hayatın başlangıcı,\nRuhumuzu da rahatlatacak,\nBir terapi olacaktır,\nNe dersiniz? ,\nAynı şeyleri düşünmüyormuyuz? .....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farklı Melodiler",
        "poet": "Elif Kerenciler",
        "poem": "\n\nalışagelmişin dışında şimdilerde\nzaman kavramlarımız\ngök gürlerken güneşin doğmaya çalıştığı\ngörülmezdi sanki\nyanılsama mıydı gülüşlerim\nkulagımda farklı melodiler\nve mutluluk oyunlarını oynamadığımız bir sahneydi\nbize sunulan...\noysa\ngövdemle yaşıyordum epeydir\naklım hayatın en kirli kıvrımında yer almamalı\nses beklediğim kuyuya insem ip bulabilir miyim? \nya da seni? \n\n15.01\n04.02.2003  Salı\nİSTANBUL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farklı Öğretmen Olmak",
        "poet": "Tarık Torun",
        "poem": "\n\nYurt aşkıyla yoğrulmak onun ana fikrinde,\nDağlar yürüten sevda buluttan gözlerinde\nAnadolu baharı çiçekli sözlerinde,\nFarklı öğretmen olmak güzellik defterinde,\nHer gönülde yaşayıp izleri en derinde.\n\nKaranlık geçeklere nur akıtan bir hale,\nİlme hasret olanı ulaştırır visale\nTabiat kitabını sığdırır her misale\nFarklı öğretmen olmak asırlara meşale,\nO tükenmeyen memba bilgi akıtan şelale.\n\nMum misali erirken aydınlık yarınlara,\nEsin yüklü yürekler barıştan akınlara\nGeceyi gündüz kılar uzağı yakınlara\nFarklı öğretmen olmak iz düşmek zamanlara\nZamanı sarmallayıp yâd etmek insanlara\n\nHer gönülde yeşeren sevda bahçelerinde,\nŞakıyan bülbül gibi aşkın lehçelerinde,\nÜmit ışığı yanar gülen çehrelerinde,\nFarklı öğretmen olmak hayat sahnelerinde,\nGeleceğe yatırım bütün zerrelerinde,\n\nMesleğiyle özleşmiş ayrı ayrı asalet,\nHerkese nasip olmaz, bu kadar güzel haslet\nYaptığı külfet değil ne mukaddes nimet\nFarklı öğretmen olmak dünya da büyük devlet,\nİnsana hizmet etmek hikmet içinde hikmet\n\nO gönüller mimarı sevdanın mihmandarı,\nİkbali müjdeleyen umut yüklü rüzgârı,\nFeraset ve sadakat insanlığın medarı,\nFarklı öğretmen olmak peygamber yadigârı\nRumuzu güller olan o gülşenin diyarı...\n\n24.11.2011\n\nTarık TORUN/AŞKOĞRAFYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farklı Olarak",
        "poet": "Zahid Berke Aygin",
        "poem": "\n\nSaf bir gönül\nHiçbirşeye hayır diyemiyor\nSenin o temiz gönlün\nBeni baştan çıkarıyor\n\nTemiz bir yüz\nGönlüne bir gül daha katıyor\nYüzünü de temizliyor içini de\nSenin o güzelliğin\nRüyalarımı süslüyor\n\nEtrafındaki doğa\nKuş, böcek, bitki, arı\nSenin içindeki doğa\nKıvanç, saflık, duygular, güzellik\nSen farklısın\nSen diğerlerinden farklısın\nÇünkü sende\nKıvanç, mutluluk, arılık, güzellik var\n\n(15 Aralık 2006 / Adapazarı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farklı Yağıyor Sanki",
        "poet": "Yusuf Bozkaya",
        "poem": "\n\nKimselere yağmıyor bu yağmur.\nGençlik anılarından başka,\nFarklı yağıyor sanki şu yağmur.\nKalbim yine düşünce aşka.\n\n07–08–2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farklı Olacak",
        "poet": "Şule Solakoğlu",
        "poem": "\n\nBüyük bir sessizlik içinde\nBir gül, bir çiçek\nBütün herşey sanma ki yerinde.\nSessizlik içinde bile olsa\nHerşey zaman karşısında çaresizce\nBirden büyür, birden yok olur.\n\nŞu anda geçmiş olacak\nYine istesende yaşayamayacaksın.\nAcılarında, sevinçlerinde\nHepsi tekrardan ibaretse de\nHergün hergünden farklı olacak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farklı Olmak için Egoistçe Spor",
        "poet": "Ömer Dalman",
        "poem": "\n\nYıl 2007; \ndünya bir yere geldiğini sanıyor.\niklimler kudurmuş bir yandan\nırgalamıyor hiç kimse; \nherkesin gözleri kapalı\nkucaklarda patlamak üzere ateşler\nama ne gelir elden\nson alarmlar çalana kadar\nyola devam...\n\ndüzenli sporla yıkıyoruz ruhlarımızı bazılarımız.\nbeden tam anlamıyla eğitiliyor\no da yüceliyor ruha doğru\nve ruha el veriyor\nona yükselme rampası oluyor\ntabii amacı aydınlıksa kişinin...\n\ndüzenli spor yapanlar\nbir şekilde daha güçlü\ndaha zinde\ndaha dinamik gerçekten\nbunu kendileri herkesten iyi biliyorlar.\nşimdilik bunun meyvelerini\nortama göre bir farklılık\nbir irade gücü\nbir orijinallik olarak algılıyorlar.\nherkes öyle bir batmış ki zamanın bataklığına\nazıcık ritmik zindeliği yakalayınca insancıklar\nkendilerini uzaydan inmiş Griler gibi güçlü görüyorlar.\nparmakla gösterilen soylular psikozuna giriyorlar.\nve sporun ruhu da törpülemesi gerekirken\nçoğunda bu da tersine işliyor; \negoistleşiyorlar! ..\n\nbir zaman var ki sözü edilen; \ngelecek...\naz kaldı...\no zaman\nheryer zaten aydınlanacak\nışığa doyacak madde.\nsular sadece su gibi\nyapraklar pırlanta gibi parlayacak.\nçevremizi saran madde\ninsana tatlı bir uyuşukluk verecek.\nadına huşu denen kendinden geçme hali...\n\nişte o zaman herkes zaten zinde olacak\nbedenlerde ne bir fazlalık,\nve akıllarda ne egoistçe\nfazladan mal edinme tutkusu,\nbaşkalarının kuyusunu kazıp\nüzerlerine basıp yükselme güdüsü olacak.\nherkes\nya da şöyle diyelim\n-kalan herkes- zaten düzenli sporda olacak\nçünkü buna zamanları da olacak.\n\nişte o zaman zorunluluktan değil\nzevk için ve ritm yaratmak için spor olacak.\nbakalım\nbugünkü spor meraklılarından kaçı yine spor yapacak? \negoistçe iyi hissetmek\nfarklı olmak için olmadığında spor\nve heryerde, herkeste olduğunda\nbakalım\nkaç kişi yine sporu sevecek...\n\n*****\n\nYıl 2007...\nbazılarının beklediği noktaya daha da yakınız.\nhala dünyada bazı insancıklar\nbelki severek\nbelki farklı olmak için spor yapıyor.\n\n(Ocak 2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farklılığı ayırtedebilme sanatı",
        "poet": "Hüseyin Kara/united States",
        "poem": "\n\nÖğretmen yüreği hassastır canım\nO yürekte gece arama sakın\nCahili eğitmek esastır canım\nIşık gölgeliyse  karanlık yakın\n\nToplumun mimarı gerçek öğretmen\nZülası doludur aklı etmez men\nVakaya çok yönlü nüfuz et hemen\nGeceden ışığa akın var akın\n\nAydın fikirlidir gerçeği söyler\nGünümüzde hepten boşaldı köyler\nNasıl bir toplumuz gelir hey heyler\nİşte meydan burda etrafa bakın\n\nİnsanı değerler bitiyor  canım\nAhlaki erozyon kanıyor kanım\nVicdani edebim yandı sol yanım\nNeferim  hiç durma tavrını takın\n\nÖğretmen merkezli saygınlık artar\nÖğrenci merkezli saygınlık sarkar\nÇevre merkezli de saygınlık sokar\nOrtak paydaları olsun velakin\n\nFarklılığı ayırt etme sanatı\nÖğrencinin olur kolu kanadı\nSözüm meslektaşa onu anladı\nDilinde yücelsin sadaktan okun\n\nAdalet timsali ölçü mizanı\nSes ver toplum görsün güçlü hızanı\nÇevre okul ve ev  üçlü  izanı\nGörev kutsal görev olmasın fakın\n\nÇiçekleri sula bahçıvanlık yap\nGeceleri bile gündüzüne kap\nLanettayin tutma sen özüne sap\nBildik yolda yürü olmasın korkun\n\nHüseyin Karayım mahlas kördüğüm\nÖğrendim eğittim kırk yıl gördüğüm\nOkul ev arası mekik ördüğüm\nHiç fark eder mi  ki din dil renk ırkın\nHüseyin Kara 24.11.2011 Çayeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farklılıklı yaz..",
        "poet": "Hüseyin Demircan",
        "poem": "\n\nkaza yaptı araç eviniz önü\nama sen olayı farklılıklı yaz\neserin edebi ve sanat yönü \nkaygıdan dolayı farklılıklı yaz\n\nsığmıyor aşırı sürat hız dine\nehliyetsiz olma hem ne haddine\nmillet etse bile yedi ceddine\nsinkafı kalayı farklılıklı yaz\n\nşoför orda firar arzu kıvradı \nkimi taş kimisi sopa kavradı \nardı sıra küfür ana avradı\nsavrulan palayı farklılıklı yaz\n\naşk ve sevgi ile şiire bakıt\neritip içerde yağları akıt\nyine parlatarak ışığı kakıt \nçekerek cilayı farklılıklı yaz \n\nmerhamet edipte derde bul deva\ndetaydır gerisi hava ve civa\nsararak yarayı merhemi sıva\nkap kürek malayı farklılıklı yaz\n\nbir sanat eseri yeni yetmeden\nzor çıkar ise de erken ömeden\nve kati surette tercih etmeden\nbasiti kolayı farklılıklı yaz\n\nnasıl insan onlar polis engeli\nyok henüz orada davran dengeli\nyardım et çocuğa dayı yengeli\nteyzeyi halayı farklılıklı yaz \n\naraçı hafifçe yana devirin\nal yaralıyı ko önü revirin\nolmuyor eğer ki taksi çevirin\ncepte ki zulayı farklılıklı yaz \n\nbilakis pek iyi geldi kulunca\nhafif sıyrık ile vuku bulunca \nortalık yatışıp sükun olunca\nedilen alayı farklılıklı yaz..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farklısın",
        "poet": "Halil Erten",
        "poem": "\n\nCesaret edemiyorum \nEskiler gibimi olacak diye \nRastgele biri olmadıgından eminim\nEtrafıma bakıyorumda şöyle\nNe kadarda farklısın \n\nSanma sakın beni bir kazanova \nAramızda uzun bir yol olsada\nNasıl durduracaksın ki çarpıyor işte\nAnladın sen anladın nasıl olsa.............\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farklılıklarımız",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nkıl kadar ince\nuçurum kadar derindir\nfarklılıklarımız\nsirke gibi keskin\n\nEylül 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farklıydı ",
        "poet": "Mehmet Soysal",
        "poem": "\n\nSen giderken yağmur yağıyordu bu Şehre\nAma öyle alışılmış bi yağmur değildi\nHani gökyüzü kararır \nBulutlar bardaktan boşalırcasına ağlarya\nİşte öyle değildi\n\nGözlerim kan çanağı gibiydi gidişini seyredeken\nYağmur bu kez farklı yağıyordu\nGökyüzü gözlerim\nYanaklarım gökyüzü olmuştu sanki\n\nDamla damla yağıyorgu yaşlar gözlerimden\nSakallarım şimşekler yaratıyor\nSuratım bulutlar gibi karmakarışık bi haldeydi\n\nSen giderken yağmur yağıyordu bu Şehre\nBu kez farklıydı herşey\nYağmur yeryüzünden gözkyüzüne yağıyordu gözlerimden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farklısın İstanbul",
        "poet": "Fatımatüz Zehra",
        "poem": "\n\nBir fısıltı duyuldu birden,\nÇıktım baktım İstanbul! \nBir haykırış duydum sokakta; \nGeri döndüm İstanbul! \n\nBir hüzün duydum gözyaşında\nBaktım yine İstanbul\nBir sevinç duydum bayramlarında\nSeyrettim İstanbul\nBir güzellik gördüm ormanlarında\nGezdim,gördüm İstanbul\n\nBu nasıl fısıltı,bu nasıl haykırış\nBu nasıl bir hüzün,bu nasıl bir sevinç\nBu nasıl bir güzellik\nAnladım ki bu İstanbul! \n\nİstanbul görülmeye değer,\nİstanbul sevilmeye değer,\nNeden diye sorarsan; \nÇünkü o İSTANBUL!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farksız farklar",
        "poet": "Ersin Başeğmez",
        "poem": "\n\nMesai bitiminde çalan zil\nHürriyeti verir.\nMesai başlangıcında çalansa\nEsaret.\n\n27 OCAK 1989   10:30 - Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farklısın - (İki taraflı akrostiş)",
        "poet": "Perinur Olgun",
        "poem": "\n\nFena tutuldum duygularıma yok aF\nAşk iliklerimden geçiyor damla damlA\nRazıyım kirpiklerinden gelecekse cezalaR\nKelebekler uçar geçer gözlerinden ak aK\nLacivert geceler verirken yıldızlara birer birer eL\nIlık bir şeyler değer okşar yanaklarımI\nSen Samanyolu’m sen düğün çiçeğim saçlarıma eS\nIşığım ol sabahlarıma tenim ister ısınI\nNe olur gel desin tutsun ellerimden çiçekten elleriN\n5.10.2007\n.......\n\n “Farklısın” dedi sen\n“Dünyadaki her şeyden”\nTitredi telden yüreğim\nBuruk makamdan çaldı inceden bir “si”\nSızlattı içimi hazindi sesi \n“Farklısın” diyordu “Onun için Seviyorum Sizi….”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faroz",
        "poet": "Davut Arkan",
        "poem": "\n\nŞu farozun limanında, kayıklar yüzüyor kayık\nŞu farozun kolbastısı,oynanmaz uşaklar ayık\nŞu farozun limanında,her gece yanıyor fener\nKolbastı başlayınca,farozda ışıklar söner\n\nŞu farozun limanında,horon oynuyor uşaklar\nEllerinde piştofları,bordo mavidir kuşaklar\nŞu farozun limanında,balık tutacağım balık\nŞu farozun sahilleri,gece gündüz kalabalık \n\nŞu farozun limanında,benim kayığım hangisi\nŞu farozun havasından,namlıdır  deli kanlısı \nFaroz ile sotka dostlar,trabzonumun incisi\nBellerinden eksik olmaz,parapenli öndörtlisi\n\nYan yana kuruludur ,bizim  sotkanın evleri\nKolbastısız yapılamaz,farozlunun düğünleri\nŞu farozun limanında,rüzgar eser serin serin\nFarozlunun dostluklatı,derindir uşak çok derin\n\nŞu Farozun limanında,kolbastı  gel oynayalım\nGirelim bizde horona,Trabzon ile çoşalım \nŞampiyonluk bekliyoruz,trabzonumdan bu sezon\nKıskanmasın bizi kimse,bize  tüm dünya  Trabzon \n\nŞu farozun ışıkları,horon oynar uşakları\nAyağında çapulasi,bordo mavi kuşakları\nŞu farozun kayıkları,peşpeşe balığa gider\nKusura bakmayın dostlar,bu şiir burada biter\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faroz Türküsü",
        "poet": "Yaşar Miraç",
        "poem": "\n\ndalga göz balıkçılar\noy Faroz'da Faroz'da\nışıklar karşımellim\ngöz kırpışır Yoroz'da\n\nFaroz sokakları ay\nkedi kuyruğu yavrum\ndaracık mı daracık\nerikler mandalinler\nbahçeleri küçücük\nak çiçekleri canım\nbıçkın esince yeller\nsuya yollar öpücük\n\ncan balıkçı evleri\noy Faroz'da Faroz'da\nsalınır güzelleri\neteği yakamozda\n\noy kız onyedili kız\ngözleri yıldız yıldız\ngel otur çakıllara\nsenle konuşacağız\neğer baban vermezse\ndağlara kaçacağız\nyedirenk martı gibi\ngöklere çıkacağız\n\nyel uçurur ağları\noy Faroz'da Faroz'da\nkaçamayan kızları\nkuruturlar çirozda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faruk Akbaş",
        "poet": "İbrahim Akbaş 1",
        "poem": "\n\nOn dört ocak çarşamba,\nDoksan sekiz yılında,\nFaruk geldi dünyaya\nSevindi ana baba.\n\nÇarşamba on dört ocak,\nŞehir köy ilçe bucak,\nDolaştım müjde verdim\nDedim geldi yumurcak.\n\nDokuz yıl önce doğdun, \nBizi sevince boğdun,\nŞükür Allahım sana\nKalbime neşe koydun.\n\nYaşa Faruk'um yaşa,\nBastın onuncu yaşa,\nKurbanım doğurana \nHayranım karakaşa.\n\nİbrahim Akbaş\n20 12 2006 Çarş.(3)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faruk Nafiz Çamlıbel",
        "poet": "Ümit Yaşar Oğuzcan",
        "poem": "\n\n'Bir zaman lale de sendin bize peymane de sen'\nAz mı sular içtik o Çoban Çeşmeleri'nden\n\nBir zaman senden esti şiirin rüzgarl....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farz......",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nIslak hava içime işliyor\nKoyu havanın gölgesi yok\nHer taraf pus, nem çok \nPencereler buharlı \nHavanın ardı kapalı \nUzaktaki dağlar karlı\n\nBir kedi sinmiş \nGözlerinde hayat silinmiş \nIslak vücudu titriyor \nMiyavlarken sesi çıkmıyor\nAz ileride bir köpek \nOna dikkatle bakıyor\nKin ve öfkeyle hırlıyor\nKedi köpek düşmanlığı\nZor şartlarda devam ediyor\n\nDuvar kenarında \nSokağa atılmış\nBir yarım ekmek\nEskiden kızardım \nSokağa atanlara\nŞimdi diyorum\nİyi ki atmışlar \nYağmur altında \nAç köpek yiyor \nKarnını doyuruyor\n\nYerdeki su göllerine\nGirmemek için çabalarken\nYaşamı düşünüyordum\n\nİnsan \nBaşını sokabilecek \nBinalar evler yaparken\nDiğer canlılar \nDoğanın acımasızlığında\nOrtalıkta yaşarlarken\nBir insan eli uzanmazsa onlara\nOnların hayatı acı bu zamanda\n\nBir kırıntı kuşlar için\nBir yarım ekmek hayvanlar için\nBir sıcaklık hava için\nBir düş insanlar için \nKurabilmek bu dünyada \nFarzdır insanlar için\n\n01.02.2010 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farsça Kıt‘a Ve Müfredler 3",
        "poet": "Aziz Mahmud Hüdayi",
        "poem": "\n\nEy ilâh-i men û ilâh-i heme\nVey penâh-i men û penâh-i heme\nRahmetet râ çû hadd û gâyet nîst\nAfv kon yâ Kerîm gunâh-i heme\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farzet",
        "poet": "Ömer Faruk Yüksel",
        "poem": "\n\nAçtığın yarayı çoktan kapattım; \nDağında bir ceylan olmadım farzet.\nEllerim elinde hiç tutuşmadı,\nGönlümü ateşe salmadım farzet.\n\nFarzet hiç açmadı gonca gülümüz.\nDilde yetim kaldı garip türkümüz.\nSen çekip giderken böyle sebepsiz,\nArdından ağlayıp yanmadım farzet.\n\nBir masal diyelim bunca hatıra.\nUnuttuk, gelmesin artık hatıra.\nGözümün yaşıyla onca satıra,\nŞiir diye seni yazmadım farzet...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farz-et",
        "poet": "Haydar Demoğlu",
        "poem": "\n\nÖlüm hak vatan uğrunda,\nİster canlı, ister mevta,\nBir bedel vardır, her cana,\nPara, kimi kör kurşunla,\n*\nYoksulsan bedelin rahmet,\nZengine bedel selamet,\nBedel onayı, siyaset,\nNerde HAK, nerde ADALET…\n*\nAdalette ayar kaçmış,\nHuk… Terazisi bozulmuş,\nParalı can, ağır imiş,\nYoksula; tabut reva imiş.\n*\nHak ile adalet bitmiş,\nDemo; hükmünü yitirmiş,\nBenlik, çıkar öne geçmiş,\nEvren adaletsiz-leşmiş.\n*\nMülk; varlığa eder remiz,\nElit evi şehit görmez,\nAvam; bedelli üzülmez,\n(Fakir)  yoksul ölmeyle tükenmez.\n*\nKime gerek hak, adalet,\nİltimas, pul, haklı elbet,\nAdalet; mülklüye hizmet,\nŞehitlik; yoksula “farz”-et.\n*\nBir ordu yok karşısında,\nYoksul; ölen-öldürende,\nDüşün; bunun nedeni ne,\nKardeş; ölen öldürende.\n*\nDemoğlu; zengine ömür,\nYoksul; vatan borçlusudur,\nMülk; adalet temelidir,\nHakk’ın temeli, de! Nedir?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farz",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nFarz\n\nCuma hür insana farz\nDuanı et Hakka arz\nCuma bir ibadettir \nOnu sanmayın bir tarz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farzet Ki Yaşam Hızla Geçiyor.",
        "poet": "Mustafa Yılmaz 4",
        "poem": "\n\nYangınla yanışımı, yanıp da düşüşümü sevdim \nakşamlarda açan gülü sevdim, \nkanamalarındaki acılarını sevdim, yangın yerindeki oynayışlarımla…\nSen sevgili, kendimi sende unutuşumdu yaşamda gölge oyunlarına düşüşüm…\n\nKaranlığın sessiz hışırtıları kulağımda, adımlarımda bir ürperti kararsızlığı, gözlerim garip bir durgunlukta, ara sıra elektrik direğindeki lambaya üşüşmüş ışık böceklerine, ritimli dönüşlerine ve dalgın bir düşünce çaprazı ile adımlarımı zoraki her atışımda, aklıma gelenlere cevap vermeye çalışırken, kendi kendime durup durup arkama bakıyorum acaba ruhlarımızla birlikte peş peşe art arda mıyız diye…\n\nÇok garip bir solgunluk bu düşüncelerde aklımdan çıkmayan yüzündeki o derin görünüştü “ koyu ben’in” ile sanki konuşma arzusundayım…\n\nNe kadar çok dokunma arzum vardı o siyah kahverengi karışımı alacasındaki o noktasal ben görüntüsüne…\n\nNe çocukluğumdaki heyecanlar, ne de sevinçler umurumda değil, bir birçok yaşam heyecanlarım, hani hiç unutulmaz dediklerim hiç usumda değil ve umarsız adımlarla sadece zamanı kendi kendime çiğniyorum...\n\nSustum artık, baharın boğuk çiçek kokusu genizlerimde, dalgın bakışlarla görmeden yeşilin rengini adımlarımın kayganlığı sanki düşlerimden geliyor ve unutulmuş yalnızlık kokusu bu baharda kendini yine beynime vuruyor ve ardından acınılası yalnızımsı duyguların peydahlanışıyla güneşe bakışlarımdaki gözlerimdeki ıslaklık hisleri ile yaşamın gelecek zamanlarının artık huzurunu özlercesine beynimde uğulduyor sanki dün gibi kalmış geçen yıllar usumda, gözlerinin bakışı eski baharlardaki hızı ile dolanıyor hafızamın kuytularımda mı, aslında belki de şu an belki de seni cidden özlemişim demek geliyor içimden ama o sert öfke tüm geçmişime hükmediyor artık… \n\nKatıksız bir saflık bu bahara bakışlar içinde patlayan tarifsiz yangınların kızıllığını ta içinde, yüreğinin dibinde ki yanışlarla hissetmek bu çıkmazların tarifi…\nBelki de suçsuz bir sevginin arda kalan tortuları olsa gerek ki kendi kendine utangaç hislere doluşması sanki bir boran fırtınasına kapılmış bir yüreğin zavallılaşmış titreyişleri, oysa o ayrılık onun kadar yakışıyordu o yüreğime…\nSonu görünen belki de bir yolculuktu bu yüreğe düşen öfke yağmurlarının son serpintileri… \nBelki de yüreğimin bu zamanlarda yüreğimin çaresizleşmiş son halinin ağır bedeli ödeniyordu gururla, hayatımın bu son kısımlarına gururla bakan sevgiliye…\n\nBu sevdaya yanaşmak, yanaşabildiğince yanaşmak, yakın olmak, bu kadar acıya doğru koşar adım yükleyebildiğince acılanarak yakınlaşmak bir hata mıydı? \nSevgide pişmanlık yoktur dedikçe, acılarımı çoğaltım içimde…\n\nGidenle kalan arasındaki acı tarifinin yapılamadığı bu yaşam da ne kadar yanıldık? \n Hangi şartları gereksiz yere yükleniyorduk bu bedenle? \nBazen ruhumuz bizi terk ederek sevgimizin yanına gider…\nKalan ruh yoksunluğuyla önce gözlerimdeki bakışlar dikleşir, sonra da mahzunlaşır, garipleşir, kimsesizleşir ve bir utanç batağındaki sıkıntıya dolanır sevgide…\nBunun adı kalan aşk ruhla buluştu olur…\nBu bir tekliktir, yalnızlıktır sevgide…\nBir başıbozukluğa dönüşür sadece ruhsuz bir beden, özlem o sevginin ardına saklanarak kalır…\n\nBir zamanalar seninle yaşamın güzelliğinin çokluğunu düşünemiyordum bile ama bu acılara sen sebebiyle bulaştıktan sonra, bu günlerde o yaşamın sadece kâbus olacağını hissetmek bile çok farklı bir acılanmaya atıyor beni…\nHoş kal ve sevgili, sensizliğin acılanmaları bile bende çoğu zaman güzelleşiyor…\n\nFarzet ki yaşam hızla geçiyor, \nfarzet ki ben her gün sen düşleri ile uyanıyorum, sabahın erkeninde ismini sayıklarken açıyorum gözlerimi, farzet ki sesin hep beynimin kuytularında ve farzet ki seni ölesiye devam eden sevgi ile yaşamak istedim ama olmadı, olamadı belki de olmasını istemedik, böylece geçti yıllar ki, ben seni hâlâ böylesine sevmişim...\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farzet ki",
        "poet": "Kader Demir",
        "poem": "\n\nDe ki biz bir rüya gördük,\nDe ki içinde ikimizdik sevdalı,\nFarzet ki mutlu sonla bitecekti,\nAma uyandık!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farzı Mahal",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nGeleni geçeni olmayınca\nHan hanlıktan çıkar...yol yolluktan\nYolcusu olmadıkca yol kıyısındaki çınarlar\nDaha bir yalnızı gölgelenir, daha bir kuytu düşer uzağa\nGeleni gideni olmayınca çiçeklerin bahar olduğunu kim göre\nKimin haberi ola\nGeleceği olmayınca gidilmiş bütün çığırlardan \nÇimenlikler...\nEli değmeden ne rüzgarın\nNe de güneşin\nNedendir bilmiyorum sordum yani\nBura final\nKopya yok burda kopya yok...bu final..\nEğer sevgiliden bir yerden\nTaaa yüreğinin incesinden laf edecekse gelen müjde\nÜste düşen fafı bize yakışır\n..... giden gelen hasretin...\nHer gelen gideniyle,  herşeyden çok biz bize\nSonra gitsin gene kendinin olsun dünya\nBizden sonraki kim  kime\n Farzı mahalse\n\nSeyfi Karaca.........Kasım / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farzet Ki",
        "poet": "Metanet Yazıcı",
        "poem": "\n\nFarzet ki, hayâldir gördüğün, \nHayâldir aklını firar ettiren; \nDeli-Divâne, Mecnuna döndüren! \nDağlar deldirten... \n\nFarz-et ki, gerçek değil; \nRuhâni bir Leylâ-dır \nYüreğine düşen… \nFarz et ki,\nSeraptır gördüğün!.\nAzalır mı? \nBiter mi? Sevdan...\nO hâlde nedir meselen? \nNedir içinden çıkamadığın? \nGüneşin cisminden kime ne? \nVarlığını bilmek,\nHissetmek değil midir aslolan...\n\nGönlün hasreti, beklentisi; \nDuygu deryasında “boğulup yitmek” değil mi? \n\nAldığın her nefes anlamlanıyor,\nRuhun kanat çırpıyorsa,\nVarsın hayâl olsun Leylâ; \nOlmasın cismi ne çıkar...\n\nHayâli, varlığından öte varlık değil mi; \nÇoğaltıyor-sa seni yalnızlığında..\n\nMavi derinliklere yelken açmışsan; \nİstemezsin düşlerinden uyanmak? \nKarabasanın olur kalabalıklar \nArz, ufalır\nHayâllerinin sınırsızlığında,\nSığmazsın! Sığamazsın...\nBir kapı açılır Semâ’ya,\nBecerin olur astral seyahat...\n\nİçinde en güzel ırmakların aktığı,\nDenizlerin en mavisinin kucak açtığı,\nMartılara karıştığın bir âlem; \nMutluluğun zirvesine erdiğin...\n\nCennet-i Âlâya döner mevsimler\nÇekersin içine misk-i amber\nDolar zerrelerine, bahar...\n\nSarılırsın yağmura sımsıkı; \nSarmaşıklara nâzire...\n\nYaşarsın, ÂN içinde bir ASIR! \nZaman içinde ZAMAN...\nGüneş seninle zâten\nGönlüne ayân...\nSus! Kal öylece,\nDağılmasın rüyân...\n\n28.08.2011/ Metanet Yazıcı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Farzet Ki",
        "poet": "Zennehar Yılmaz",
        "poem": "\n\nFarz et ki ben bir anayım ya babayım\nEvladım şehit düşmüş bırakında ağlayayım\nAteş düştüğü yeri yakar cehenneme düşeni de Allah yakar\nEvladımın katilini vurup parçalamayın\nYaratana saldım verir bir gün o cezayı\n\nFarz edin ya eşim ya bacı yanar yüreğim\nErim şehit düşmüş bırakında ağlayayım\nSilmeyin akan yaşımı yaradan bilir işini\nVeren Allah alan Allah sevinmesin leş alayı\nŞehidim toprak olmaz bekçisi olur yine toprağın\n\nFarz edin ben evladım yâda amcayım\nŞehit düşmüş babam bırakın dimdik durup gururlanayım\nBelki zor gelecektir baba seslenişlerini duymak sancılı gelecek\nTutmayın ellerimden bırakında Allaha dua ile yalvarayım \nŞehit düşmüş vatan evlatlarına kendi dilimle bir Fatiha, okuyayım\n\nFarz edin bende bir şehidim farz edin ya da gazi\nDüşmedim toprağa sarıldım al kanlı sancağa\nGelir mi bu beden daha dünyaya şahlanmış dağlar\nSonum olsa dünya yardan ayrı kalmak ne anadan\nEn yüce duygudur yaratandan feyiz alıp şehit olmak\nBırakmayın başınız öne düşmesin şehitler üzülmesin\nBu vatan ana kucağı ölümdür dört bucağı vatanı canla korur \nÖLMEZ VATAN İÇİN KANI AKAN ŞEHİTLER\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fasa...Fiso...",
        "poet": "Ferhat Gülacti",
        "poem": "\n\nHep fasa fiso güzelim\nDikis,nakis,dantel,oya...\nHa bugün ha yarin derken\nBosa gecmis yillarin bosa...\nGözünü ac birazcik\nDevir hesap devri yavrum\nKoca aslanin agzinda...\n\n1994,Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fasa Fiso...",
        "poet": "Ali Efeoğlu",
        "poem": "\n\nHer Yıldız kayışında\n              Tuttuğun birşey varsa\n              Derler ki gerçek olur\n              Kayan Yıldızdan sonra\n\n              Her Yıldız kayışında\n              İstedim seni daima\n              Dileğim gerçek olsun\n              Kayan Yıldızdan sonra\n\n              Her Yıldız kayışında\n              Yine yoksun yanımda\n              Hepsi fasa fisoymuş\n              Başlarım Yıldızına\n\n                  30.MART.02\n                       İZMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fasa fiso",
        "poet": "Recai Gören",
        "poem": "\n\naşk, keder ve gözyaşı,\nyürekte bitmeyen sancı...\naşk başa bela demekmiş,\nyalanmış herşey...\ngönülmüş sevmekmiş,\nhepsi fasa fiso.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faş Olacak",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHer şey birbirleriyle öyle bağlantılı ki,\nHer olayın ardından, Amerika çıkıyor,\nÇıplak gözle bakınca, halk yapıyormuş sanki\nYapıyor görünse de, ta dibinden yıkıyor.\n\n\nYerel feodal güçler, küreselde de aynı,\nDeprem etkisi yapar, kırar kültür fayını,\nNe mahrem bırakılmış, ne aynanın sırrını,\nBeyinlere döşenmiş, Amerikan mayını.\n\n\nİnsan hakları falan, onlar için paravan,\nAğızda süslü laflar, bakışları hep yavan,\nSakın arkanı dönme, ona asla güvenme,\nNe yeraltı güvende, ne de üstteki tavan.\n\n\nBizlere okunanlar, bin bir gece masalı,\nDüşünen beyinlerin, duruşu hep tasalı,\nO kâğıttan bir kaplan, diyelim ki Firavun,\nFiravun karşısında, Musa vardır asalı.\n\n\nBulalım Musa’mızı, bulalım İsa’mızı,\nBilelim nerededir, bulalım ağrımızı,\nEbu cehile karşı, Muhammed’i bulalım,\nAlalım müşriklerden, birlikte hakkımızı.\n\n\nArap baharı dendi, inandınız mı sizler,\nNe zaman açılacak, uyuyan mahmur gözler,\nAmerika kendini, ilah gibi görmekte,\nHer olayın altında, ona gidiyor izler.\n\n\nO da bir gün ölecek, bütün canlılar gibi,\nOna da kalmayacak, Firavun Nemrut gibi,\nKendini ilah gören, kim varsa mezardadır,\nOnun da faş olacak, düşecek bir gün dibi..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fasa  fiso.",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nsanmayın  önemsiz  bir  merci/mek\ndüşer  en çok ta  garibana  yemek\n\ncezası  vardır  suçtur  cürüm\niçine  bakılmadan  yenir mi  dürüm\n\ngele gele  gele geldi  zarıma\ndokunmayın  benim  ahu/zarıma\n\nyeme dedim  sana yeme patlıy/can\nher gün  ot  kök  buna  dayanır mı  can\n\n23/Eylül/2010/Perşembe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fasıl",
        "poet": "Tülay Bilgin",
        "poem": "\n\nSegâh makamındayım\nTaş plak sefasındayım\n\nBoğuk çıksa da sesi\nİlhamındayım\n\nBestesin de ben güftesi sen\nSolist Zeki Müren\n\nGözyaşlarındayım\nHangi hatıra son\n\nHangi mutluluk hüzün\nKapatmadı perdeyi makber\n\nSegâh makamındayım\nHayatın son faslındayım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fasılalı bir veda bu",
        "poet": "Ali İsar Turan",
        "poem": "\n\nFASILALI BİR VEDA BU\nyavaş yavaş oldu ayrılık\nyüreğimi parçalayarak\niçime kan oturtarak\nferyat figan içinde\noldu bu ayrılık\nönce ellerini aldın\nsonra yüreğini aldın\ngözlerin kaydı gözlerimden\nbedenin kaskatı kesildi\nolmaz dediğim yaşandı\nölüm sana sevda hiç yakışmadı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faşizm",
        "poet": "Mehmet Karabulut",
        "poem": "\n\nFaşizm bir gece azdı da\nİstanbul'u didik didik aradı tek ev atlamadan\nO gece ve ertesi gün\nSabahtan akşama\nCemseler dolusu, cipler dolusu\nKitap ve asker taşıdı kışlalara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fasıla-i Saltanat",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nTam on bir yıl süren\nFetret Devri 1402-1413\nFasıla-i Saltanat\nOsmanlı İmparatorluğunun \nSultan Yıldırım Beyazid\nZamanında\nBeş oğlu arasında oluşan\nParasal güç ve taht kavgası\nSonucunda çıkan\nİç savaş kışkırtmalarıyla\nBaşlayan Gerileme Devri\nGelelim\nGünümüzdeki 2002-2013\nArasındaki \nİleri Demokrasi değil de\nYolsuzluklar Devrimize\nAynı taht aynı koltuk oyunları\nYolsuzluklar sahtekarlıklar\nAyrıca\nHalkımızı korkutmak için \nİç ve dış savaş çığırtkanlıkları yapan\nProvokatörler\nTarihleri bile birbirlerini tutan\nBir mucize sanki\nBu her iki on birer yılın\nAralarındaki böylesine benzerlik\nFasıla-i Saltanat kadar\nDünyada görüldü mü acaba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faşist",
        "poet": "Nesrin Asena",
        "poem": "\n\nHiç acıması yoktu \nİnsafsız duyguların \nNe senden yana \nNe benden yana \nKırbaç kırbaç can yaktı \nAdı hasret zaman \nSevgi değilmiydi özgürlük...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faşizme inat",
        "poet": "İnayet Koçak",
        "poem": "\n\nne kadar asi\n ne kadar inat\n ne kadar inatcı\n bu gençlik\n faşizme karşı dim dik...i.koçak\n (Eylülüme)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fast Food Kültürü",
        "poet": "Evren Özcan",
        "poem": "\n\nKarnım çok aç ve vaktim çok az.Koştur, koştur; sonunda bir burgerci bulabildim.Fazladan hardal sos olsun, mm biraz marul ekleyin lütfen ve bir de ranch sos...Teşekkürler.\n\nGünlük koşuşturmalarımız arasını da geçin beri yana gelin şöyle.Artık ne zaman acıkırsanız acıkın, yeri de ne olursa olsun, yemek yapmaya hiç vaktiniz yoksa, yemek yapmayı becerememek ile üşengeçliği çift kaşarlı ısmarlıyorsanız ya da hergün dışarıdan yiyecek kadar zenginseniz, kapısını mutlaka çaldığınız, aradığınız bir büfeci, burgerci, pizzacı vb. vardır.\nDoğrudur, pek vaktimiz yok bunca dosyanın, raporlamanın, evrakın arasında Kızarmış Pekin Ördeği yapmaya ya da şişleri mangala dizip yanına çoban salatası ekleyip afiyetle yemeye.Bu şartları biz yarattık.Deli gibi koşturmanın gereksiz haz verdiği ve görünürde çok iş yaptığı izlenimi ve etiketi veren, sakız gibi uzayan mesai saatleri ve sonunda ortaya hiçbir şey yapılmadığı ya da bir türlü tamamlanamadığı durumunu ortaya çıkan çalışma hayatının yanı sıra yahu biz niye debelenip duruyoruz, önce sağlık deyip spor salonlarına koşuşturan güruhun en sadık artçısı fast food gıdalardır.Büyük bir iddia ile söylüyorum.Yahu kardeşim sen ne atıp tutuyorsun öyle de diyebilirsiniz.Haklısınız! Ben sadece elime geçenler fazla ağırlık yapmasın diye atıyorum, tutabilene acı vermez.Niyetim kafa göz yarmak değil.\n\nİnsan hali acıkıyoruz.Gerçi ramazan ayının henüz başında pes etmiş izlenimi vermek istemiyorum.Bedenen tokum, ruhen tokum ama beynim biraz tarifleri karıştırmak istedi.Son yıllarda o kadar çok yiyecek mekanı açıldı ki, yakında bir apartman dolusu restoran ya da cafe sahibi insan olacak.Düşünsenize konu-komşu birbirine yemekleri ile hava atıyor, caka satıyor, dedikodu yapıyor.\n\n-Kız, Berkerler'in mutfağında at çıkmış, duydun mu? \n-Hülya, geçen Tufan'ın Yeri'ndeydim.Anam, adam bir yakışıklı bir yakışıklı, yaptığı berbat makarnayı bile bayıla bayıla yedim.\n-Olm, bizim mantının içinde edson arantes de nascimento sosu var sen ne diyosun.Kayseri halt yemiş, Nikaragua mantısı bu..\n\nÖzellikle ekonomi ne zaman kötüye gitse, bizde köfte şaklatmak, mantı kapamak, yufka açmak, dolma sarmak moda oluyor.Her yanda cafeciler, kahveciler, coffeeciler türüyor.Ortalık restorandan geçilmez oldu.Bir de hepsinin şubesi olunca, değmeyin keyfime.Oh oh...Dört bir yanda gırtlaklar, yemekler, tavuğun şekilden şekile girişini büyük bir onurla izlemek.Türküm, binbir surat tavuğum, ilkem müşteriyi kandırmak, bir tabak yemeği 20 TL'ye kakalamak...E nomal tabi.Her işletmeci mekan kirasını, hava parasını çıkarma derdinde.Gece 1'lere kadar açık bir mutfak ne kadar salim olabilir.Olsun bana doughnut ile geçen kahvem yeter.\n\nHepsi bir yana, fast food bizi çok bencilleştiriyor.Paylaşımcılığımıza büyük darbe vuruyor.Normalde evde olsak, çok acıksak bile nereden baksanız bir yemeğin önünüze konma süresi 30 dakika.Açlığımızın yarısı haybeye gidiyor.Yani hem açlık eşiğimiz düşüyor hem de kendimizi tam anlamı ile tatmin edemiyoruz.Oysa bir burgercinin önünde olsak ve desek ki bana bir şakşuka menü, hoop mideye...O süreçte de şakşukamız bol patlıcanlı olsun, sosu bol olsun, işte tam ağzıma layık bir yemek dedikten sonra, tüm paylaşımcı yanımızı hatıralar sarmış oluyor.Çünkü o an kim kanka ne yiyorsun, ooh götürr kanka derse, ağzımızdan çıkan en samimi sözcük sağol kanka oluyor.Yani kanka buyur, kanka gel yemek yiyelim diyen yok.Çünkü o şakşuka bizim.Belki de Tarık Mengüç'ündür bilinmez.\n\nOysa bir kuru ekmeğimiz olsa şimdi, bir  baş 'sovan'ımız, biraz peynir ve domates de benden olurdu.Çayı kim demliyor acaba? \n\nMp3 playerlar ile otobüslere biniyoruz.Şöyle bir bakıyorum, evladım nerede okuyorsun diyen o teyze yok, adres soran o rockçı ama efendi, büyüklerine saygılı genç yok.Yemek yiyoruz, ekmeğin o bölünme sesi yok.Halk ekmek bile bölünesi değil, hatta altınçörek çıktığından beri hakgetire...Televizyon izlerken bir kumanda kavga meselesi dahi olsa yeterdi, şimdi ikinci televizyonlar evde, ofiste, işte, heryerde...\n\nKişiselleştirme çağındayken tabi böyle gereksiz, eski düşüncelere sahip olmak anlamsız. Kendi ayakkabılarımızı tasarlattığımız firmalar varken, aslında ne kadar da memnun olmamız gerekiyor değil mi? Peki bu memnuniyetsizliğimiz neden? Neden Algida, paylaştıkça artan tat reklamı yapıyor? Neden ayrı düşmek zorundayız, iki kırık kalple geçmez bir ömür, değil mi Serdar Ortaç? \n\nFast food bencilleştiriyor.Benim sandviçim bana özel sos, benim menüm, istediğim kadar köfte, salam, kaşar vs. O an çok ama çok mutlusun ama istikrarsız mutluluklar ne kadar mutlu etmiş ki..Tamam sürekli deliler gibi mutlu olmak zorunda değiliz.Ancak başını yastığa koyduğunda mutlu musun? Tüm gayen bu değil mi? \n\n90'ların başında Taksim'de başlayan bu kültür, gün geçmiyor ki hayatımızı sarmasın. Her yanımızı esir almış vaziyette...Kumandanın kapama tuşu tümden kapamıyor üstelik. Stand-by...\n\nEvren Özcan 12.08.2010 Prş 10:21\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faşit Dünya Devleti",
        "poet": "Feyzi Kanra",
        "poem": "\n\nBu günlerde acaba demokratik bir dünya devleti kurulabilse dünyada AÇ insan kalır mıydı? \nGoogle den araştırmak niçin tıkladım.Doğrusu dehşete kapıldım.Meğer dünya devleti kurmak isteyenler harıl harıl çalışıyorlarmış.Beni dehşete düşüren dünya devleti kurmak isteyenlerin  demokratik, sosyal ve hukuka bağlı bir dünya devleti değil (Faşist veya komünist veya kapitalist)    bir dünya devleti kurmak istemeleri.\n\nDünya devleti kurmak isteyenlerden birisi şu önemli soruyu soruyor.Diyor ki ’’Önemli olan bu devleti zorla mı yoksa insanların rızaları ile mi kuracağız? \n\nVe şu kanaata vardım.Bazı yerlerde zorla,bazı yerlerde rızayla bu devleti kurmaya karar vermişler.Kurmak istedikleri gerçekten demokratik, sosyal ve hukuka bağlı bir dünya devleti olsaydı ve rızaya dayalı kurmaya çalışsalardı belkide çoktan dünya devletini kurmuş olurlardı.\nYaşananlardan çıkardığım sonuç faşist veya komünist,veya kapitalist bir dünya devleti kurma çabasıdır.\nAkan kanların ve açlıkların sebebi bu çabalardır.İşleri pekte kolay değildir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fasulye",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nOlur mu hiç demeyin, fasulyeye de şiir! \nHerkesin malumudur, nimetten değil midir? \nYaşını pek sevmem ya, kurusuna sözüm yok,\nYeseydim pilav ile, soğan kırıp şöyle bir.\n\n10 Ağustos 1987-Pazartesi / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fasulye",
        "poet": "Perihan Pehlivan",
        "poem": "\n\nSohbet\n\nFasulye\n\n        Hayatımızın önemsiz bir objesidir o. Ama hemen hepimizin zevkle yediği bir yemeğin ham maddesi, toprağın harika bir ürünü, bereketli, çeşitlidir.  Ve çok besleyicidir, mevsime göre şekillenip giriyor evimiz, neşe katıyor soframıza. Fasulye; Fakirin eti, proteince de çok zengin.\n      Yeşil fasulye türlü çeşit yapılır ve yenir bahar ve yaz boyunca genelde ucuzdur ilk çıktığında pahalı olsa da. Kışın kurutularak  tüketilir yada yaş konserve olarak. Konserve dedim de, konserve bu kadar ucuz değilken kadınlar Ağustos sonunda ucuzlayan fasulyeden bolca konserve yaparlardı. Şimdilerde yapan çok az. Şişeler alınır, kapaklar alınır ve konserve günü belirlenirdi. Bazen imece usulü olurdu. Küçük kasabalarda kuruluklu evler vardır oralarda yapılır ve kocaman kazanlarda konserveler kaynatılırdı.\n  Sonra soğumaya bırakılır ve kapağı atanlar yeniden sıfır kapak takılıp tazelenirdi. Kış ortasında afiyetle yenmek için sofrada yerini alırdı. Bazı yörelerde de salamura yeşil fasulye konur kışın sıkılıp kavrulup yenir. Bu arada fasulye turşusu da pek bir güzel olur. Sirkeyle adeta uysallaşır fasulye ne uzun dayanır.\n Kuru fasulyeler türlü türlüdür. Mavi renkli boncuk Ayşe, kırmızıçizgili barbunya, beyaz renkli çalı fasulye ve şeker fasulye. En pahalısı da Şeker fasulyedir. Gerçekten de şeker.  Küçük yuvarlak amma lezzetidir.  O bir harika. Şimdilerde çömlek fasulye restoranları var. Karadeniz de ayrı bir tattır. Tere yağ ve yörenin eti ile baharatı ile nefis.\n                   Evet, evet fasulye harika bir şey.  Eskiden bu kadar kırtasiye yokken hepimizin birer fasulye torbası vardı.\n                  Hem sayı sayardık onlarla hem de yazı yazardık yanı okumayı sökerdik, matematik öğrenirken yanımızda hep o vardı. Şimdi naylondan çubuk ve harfler çıktı. Fasulye dostluğu bitti. Tabii sıcacık  o sevgilerde yok. Sonra çimlenme yapardık fasulye, nohut mercimekten, mısırdan. Ama en çok fasulye çimlendirilirdi.  Nasıl sevinirdik ilk yapraklar çıkınca. Pencere kenarında çimlenmiş fasulyeler olurdu sıcacık sobalı evlerde. Atasözü bile vardır. “ Fasulye gibi kendini nimetten sanma”. Kim bizim fasulyemizin yerini alabilir ki.  Ya da uzun konuşmaları kesmek için; “ gelelim fasulyenin faydalarına”\n                  Ah be fasulye hayatımızın her noktasında sen varsın. Bazen çok kızınca birine\" Fasulye sırığı ne olacak\" desek te. O şarkılarda, şiirlerde bile o. \n \"Amman fasulye yedi bucuk lira hem oynasın hem kaynasın” der çalar oynarız. \n\n                                                                               P.Pehlivan 4.08.2013 İST\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faşizmi Özlüyorum -düzyazı-",
        "poet": "Şerif Erginbay",
        "poem": "\n\nFaşizmi özlüyorum.. Evet gerçekten özlüyorum. Klasik faşizmi özlüyorum.\n\nBenim bildiğim faşizm bütün dehşetiyle karşımdaydı. onunla savaşacaksam savaşabilirdim, kaçacaksam kaçabilirdim, sinerdim, uyum sağlardım, kaybolurdum vb. Onu görürdüm, bilirdim, tanırdım; ayak seslerini duyardım. Dosta düşmana gösterebilirdim, görünce, anlatınca onlar da tanımakta güçlük çekmezlerdi.\n\nGünümüzde bambaşka bir faşizm var: Post-modern Faşizm, Örtülü Otorite, Mikro-Faşizm vb. binbir türlü ad konulabilir -bu kuramcıların işi-. Reklam diliyle Gizli-Süper-Faşizm de diyebiliriz. Ya da daha önceden de epey kullanıldığı gibi İçimizdeki Faşizm; evet bunu içeriyor ama dışımıza o kadar taştı ki sanırım bu adlandırma da karşılamaz.\n\nFaşizm2000 diyeyim ben. 2000 li yılların iyice belirgin kıldığı faşizm; en azından Türkiye'de karşılar bu adlandırma bence. F-2000'nin gönüllü ya da resmi temsilcileri her yerde; yanımızda, yöremizde. Öyle ki çoğu zaman içimizde. Sıklıkla bastırmaya çalışıyoruz onu. Bazen bir parçası olduğumuzu bile farkediyoruz. Kısacık bir uyuklamamızda benliğimizi ele geçirebilir, bu nedenle uyanık olmak durumundayız.\n\nÖğretmen sınıfındaki öğrencileri biraz saygılı, hoşgörülü, hanımevladı formatında hissedince hemen faşist soluğunu bütün boşluklara solumaya başlar. Öğrenci iki arkadaş bulunca beş güçsüzün üstünde terör estirir.\n\nYıllarca demokratlığını tescil ettirmiş görünen proğram yapımcısı radyoda ya da televizyonda sigara karşıtlığını duman avcılığı kelime oyunuyla dolayımlayarak 'kelle avcılısı' hazzıyla kendinden geçerken; karbon salınımı konusunu es geçer: 4x4'ü kutsaldır çünkü.\n\nHer yerden ırkçılık, militarizm, kaniçicilik fışkırıyor. Sözcüklerin o inanılmaz gücüyle ideolijiler allanıp pullanıyor. Yalnızca çıkarların, sömürünün el değiştirmesi, belli bir gruptan, örgütlenmeden alınıp başka bir çıkar gurubuna aktarılmasının aracına dönüşmüş durumda ideolijiler. Bunu bir devletin, grubun, ya da feodal yapının kendi aralarındaki savaşımın argümanı olarak da düşünebiliriz.\n\nDemokratik haklar, kültürel talepler ve benzerleri bu savaşımın yüceltilmiş argümanları sadece. Coca-Cola'yı anadilinde istemenin, kredi kartı, otomobil reklamlarını anadilinde duymaya indirgenmiş bir kültürel talep için kan dökmenin uçuculuğunu ancak post-modern bir ideoloji başarabilirdi.\n\nYeni bir dil, yeni bir şiir, yeni bir dünya algısı, umudu içermeyen her yargı beni korkutuyor. Arkasında 2000'lerin faşizmi bazen maskeli bazen açık seçik duruyor çünkü.\n\nBir araya gelişlerde hep güç dengeleri, hesapları var. Üç kişinin bir arada olduğu ofislerde bile biri mutlaka faşist adayı, eğer gönüllü olmazsa diğer ikisi oraya taşıyor onu. Sevgililer bile ezen-ezilen çelişkisini seven-sevilen ilişkisinin üreten, çoğaltan yanıyla değil, aşk sandalını bir an önce devirmek için ego-faşizminin modern salınımlarıyla sallamaktalar.\n\nFaşizmi özlüyorum.. Çünkü 2000'li yılların gizli faşizmi soluduğumuz hava gibi her yere giriyor, herkesi kuşatıyor. Post-modern Faşizm'den kaçabileceğimiz hiçbir sığınak yok, hiçbir gölge yok.\nAhh, nerde o eski faşizmler.. nerde görsek tanırdık, hiç olmazsa kurtarılmış bölgelerimiz olurdu.. omuz omuza durabileceğimiz omuzlarımız olurdu.\n\nYine de bütün umut dilde.. Yeni bir dil, yeni bir şiir... ancak sözcükler yeniden yaratabilir sözcüklerle kirlenmiş dünyayı..\n\nhttp://seriferginbay.blogspot.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fasulye",
        "poet": "Kağızmanlı Mehmet Kesen",
        "poem": "\n\nBiz onlara fasulye diyorduk\nHani şu iki Karadeniz kızına\nBazen de hamsi derdik\nBilirsiniz Karadenizde\nHamside boldur fasulyede\nİyiydiler hoştular ikisi de\nHamsi derken kızarlardı\nFasulye derken de\nGevrek gevrek gülerlerdi nedense\nHoşlarına mı giderdi ne bilmem\nPek güzel değildiler\nAma ikisi de hoştular\nOnlara neden fasulye dediğimize gelince\nKendilerini kuru fasulye gibi\nNimetten sayarlardı da ondan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatih'in Portresi",
        "poet": "Mesut Sav",
        "poem": "\n\nBir martının gözüyle,\nİstanbul'u seyretsem.\nYelkenlinin direğiyle,\nKız Kulesi'ne selam versem.\n\nHezarfen Ahmet Çelebi olsam,\nGalata Kulesi'nden \nDoğancılar Meydanı'na,\nKuş gibi süzülüp konsam.\n\nAltı mavi üstü mavi,\nYeditepeli yeşil kubbe.\nBir martının gözüyle,\nAyasofya'yı,Sultanahmet'i seyreyle.\n\nEy İstanbul! \nSanma ki \nBu senin manzara resmindir.\nBellini'nin çizdiği\nFatih'in portresi\nİstanbul'un ta kendisidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatih'in Bize Emanetisin İstanbul",
        "poet": "Muzaffer Uzunkaya",
        "poem": "\n\nYüce Peygamberin müjdesisin,\nBütün dünyanın gözdesisin,\nEkonominin merkezisin,\nFatih'in bize emanetisin İstanbul.\n\nSenin uğruna ne şehitler verdik,\nGeçit vermeyen surları deldik,\nSavulun düşmanlar işte biz geldik,\nFatih'in bize emanetisin İstanbul.\n\nEy İstanbul! sen ne güzel şehirdin,\nŞairlerin dilinde en güzel şiirdin,\nŞimdi kapkaççılarla doldun,\nFatih'in bize emanetisin İstanbul.\n\nBuram buram Tarih kokuyor her yanın,\nFatih'ler,Kanuni'ler,Yavuz Selim'ler,\nHer yanını eserlerle doldurmuş,\nFatih'in bize emanetisin İstanbul.\n\nFatih'ten sonra seni koruyamadık,\nOrmanlarını bir bir yaktık,\nSeçimlerden önce ev yapıp keyfimize baktık,\nFatih'in bize emanetisin İstanbul.\n\nToğrağın altın deyip her yandan geldik,\nÇarpık kentleşme oldu her tarafın.\nDeprem olacak dediler hiç aldırmadın,\nFatih'in bize emanetisin İstanbul.\n\nSendedir dünyanın gözü,emellerde hep sen,\nSeni seviyorum,uzakta da olsan,\nAncak,yaşanmaz oldun aziz İstanbul,\nFatih'in bize emanetisin İstanbul.\n\nSeni bizden almaya kimsenin yetmez gücü,\nDamarlaımızda dolaşır Türk'ün büyük gücü,\nPeygamberimizin müjdesisin İstanbul,\nFatih'in bize emanetisin İstanbul. \n\nŞebinkarahisar-25.04.2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatih Bal'a",
        "poet": "Metin Ağca",
        "poem": "\n\nYavru şahin iken uçtun yuvadan\nHiç ayrılır mı insan\nAnadan,babadan birde bacıdan\nYaz gelsin de Fatih, gidelim Kapuzbaşı’na \t\n\nDuyduk ki hastaymışsın\nDertliymişsin ne gelir elden\nDuamız eksilmedi sıtkı kalpten\nYaz gelsin de Fatih, gidelim Kapuzbaşı’na\n\nİlaç verdiler melhem olmaz acına\nKıran girdi kirpiğine kaşına\nFelek acımadı da genç yaşına\nYaz gelsin de Fatih, gidelim Kapuzbaşı’na\n\nKaderin yaşamak değil\nÖlmek miş meğer\nGözünden kan değil yaş gelirse eğer\nYaz gelsin de Fatih, gidelim Kapuzbaşı’na\n\nZehir kattı felek ekmeğine aşına\nAzrail acımaz mısın\nŞu genç yaşına\nYaz gelsin de Fatih, gidelim Kapuzbaşı’na\n\nİntizar eden varsa şimdi sevinsin\nİntizarım tuttu diye hergün övünsün\nGün gelsin de kendi dövünsün\nYaz gelsin de Fatih, gidelim Kapuzbaşı’na\n\nSen benim için her zaman BAL dın\nDeli ettin bizi ummana saldın\nDerdin neydi de bıraktın gittin\nYaz gelsin de Fatih, gidelim Kapuzbaşı’na\n\nAbin Metin bunları sıtkı kalpten söyledi\nSen aklına düşünce hergün ağladı\nBir civan a kahpe felek neyledi\nYaz gelsin de Fatih, gidelim Kapuzbaşı’na\n\n(İstanbul 06-07-2002)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatih Akrostiş",
        "poet": "Şahin Karataş",
        "poem": "\n\nFatih’te doğdun FATİH oldun\nArefe günü geldin ârif oldun\nTakvim 30 Aralık 2006’da\nİki aile Karataş ve Akdağ’da\nHayatımızın bayramı oldun.\n\nKalbin her zaman zengin olsun.\nAlim dostun, ışığın olsun.\nRuhun hep sâfi engin olsun.\nAhlâkın güzel örnek olsun.\nTertemiz yüzün aydın olsun.\nAsil duruş ikbâlin olsun.\nŞan ve şeref makamın olsun.\n\n(30 Aralık 2006 – İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatih'in Sekreteri",
        "poet": "Mehmet Şükrü Baş",
        "poem": "\n\nGüncel taşlamalar…\n\nAkıl sır ermese de, memleketin gerçekleri,\nOtuz beş milyar pirim alır, Fatih'in sekreteri.\nYa otuz beş yıllık, eli öpülesi öğretmenim,\nYa pazarda limon satar, ya da nane şekeri. *\n\nYirmi dört Kasım'da başa taçtır öğretmen.\nYirmi yedi Kasım'da coplanandır öğretmen. **\nSakın gam çekme, olma meyus, ey eğitim neferi,\nOnlar utansın sana sattırdıkları için nane şekeri.                     \n\n \n  *  30 Kasım 2005 tarihli Hürriyet gazetesi\n**  29 Kasım 2005 tarihli Hürriyet gazetesi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatih'in Torunu",
        "poet": "Ali Rıza Erdoğan",
        "poem": "\n\nGüzel yurdumdan kaçan\nAş, iş ekmek arayan\nSüpürge kapan kahraman\nSen Fatih’in torunu musun? \n\nKahramanlık türküleriyle gezdin at üzerinde\nMatbaayı motoru 275 yıl inkar ettin \nİlerleyemedin çok geri gittin\nSen Fatih’in torunu musun? \n\nDemeç veren büyüklerim\n“Ülkem kalkınmıştır” diyor\n“Karşılıklı sınırlar açılsa\nülkemde adam kalır mı? ” demiyor\n\nMecliste seçilirsin \nAdam döver dövdürürsün\nKanun yapar kanunsuzluk yaparsın\nSen Fatih’in torunu musun? \n\nOtobüste uyumaktayız\nDuraklarda donmaktayız\nMinibüste ayaktayız\nBiz Fatih’in torunumuyum?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatih'in Ruhu Rahatsız...",
        "poet": "Seyfeddin Karahocagil",
        "poem": "\n\nİslâm diyarında ahlak buhranı\nNe zillettir ya Rab, ne zillettir bu? \nEy îslâm çocuğu, nettin Kuran`ı? \nNe zaman bitecek, bu menhus uyku? \n\nBir tarafta okunurken Ezanlar, \nBir tarafta çırılçıplak gezenler, \nBir tarafta sefahatta yüzenler, \nKim tedavi eder, Yurd'u mecruhu? \n\nNe için can verdi binlerce adsız? \nBu ne sokaklarda; Erkek, kadın, kız? ...\nKubbeler üstünden bakın, rahatsız\nİstanbul ufkunda, Fatih'in Ruh'u..\n\n                          1972    İstanbul \n\n.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatih'in Şehri",
        "poet": "Herdem Ankara",
        "poem": "\n\nFatih'in Şehri\nKüçük hayallerin büyük şehri\nFatih'in uğruna savaş yaptığı\nTaşı toprağı altın olduğu söylenen\nFatih'in şehri İSTANBUL\n\nKimi rüyaları süsleyen büyülü şehirsin\nSılaya özlem sevgiliye hasretsin İSTANBUL\nDertlerin birikimi güzellikler şehri\nÜlkemin incisisin İSTANBUL\n\nİpek yolunun merkezisin \nHaclı seferinin nedenisin\nBinbir türlü insanı beslersin\nFatihin şehri İSTANBUL\n\nSeni öyle bir günde tanımak mümkün mü? \nToprağında bu ülkenin nefesi\nKimi uygarlıkların değeri\nFatihin şehri İSTANBUL\n\nHerdem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatih Kürsüsünde Seçmeler",
        "poet": "Mehmet Akif Ersoy",
        "poem": "\n\nBirinci zumreyi teskil eden zavalli avam,           AVAM: Halktan ilmi irfani\nBiraksalar devam edecek tatli uykusuna devam.             az olan kimse\n\nBugun nasibini yerlestirince kursagina;          \n'Yarin' nedir? Onu bilmez, yatar donup sagina.   \n\nYikilsa ars-i hukumet, tikilsa kabre vatan,         KABR: Mezar\nVazifesi degil; cunku 'hepsi Allah'tan! '         \n\nNe hukmu var ki, esasen yalanci dunyanin?        \nOlurse, yan gelip yatacak cennetinde Mevla'nin.  \n\nFena kuruntu degil! Ben derim, sorulsa bana:     \n'Kabul ederse cehennem ne mutlu, amca, sana! '    \n\n..........                                       \n\nikinci zumreyi teskil eden cemaat ise,           \nHayata kuskun olandir ki: saplanip ye'se,           YE'S: Umitsizlik\n\n'Selametin yolu yoktur... Ne yapsalar bosuna! '   \nDemis te hirkayi cekmis butun butun basina.      \n\nBu turlu bir hareket mahz-i kufr olur, zira:        MAHZ:  Sirf, katiksiz\nTalepte amir olurken bir ayetinde Huda;          \n\nBuyurdu: 'Kesmeyiniz ruh-u rahmetimden umid;        NEFHA: Guzel koku\nKi musrikin olur ancak o nefhadan nevmid.'          NEVMiD: Umitsiz\n\nBu bir; ikincisi: ye'sin ne olsa esbabi,            ESBAB: Sebebler\nOnun atalet-i kulliyedir ki icabi,                  ATALET: Tembellik\n.............                                       KULLiIE:Tamamiyle\n\nOsmanli(yok olusununun hemen oncesi)   'daki 4 zumreden 3.cusu\n..........\n\nBu zuppeler acaba hangi cinsin efradi? \nkadin desen, geliyor arkasindan erkek adi; \n\nHayir, kadin degil; erkek desen, nedir o kilik? \nDemet demetken o saclar ne muhtasar o biyik? \n\nSadasi baykusa benzer, hirami saksagana; \nHulasa, zuppe demistim ya, artik anlasan a! ...\n\nFakat bu kukla herif bir buyuk seciyye tasir, \nKi, haddim olmiyarak, 'Aferin! ' desem yarasir.\n\nNedir mi? Anlatayim: oyle bir metaneti var, \nKi en savulmiyacak ye'si tek birayla savar.\n\nSinirlerinde teessur denen fenalik yok, \nTabiatinda utanmakla asinalik yok.\n\nBilirsininiz, hani, insanda bir damar varmis, \nKi yuzsuz omak icin mutlaka o catlarmis, \n\nNasilsa 'Rabbim utandirmasin! ' duasi alan, \nBu arsizin o damar zaten eksik anlindan! \n\nCebinde gordu mu uc tane cil kurus nazlim, \nTokatliyan'da satar mutlaka, gider de calim.\n\nEger dolandirabilmisse istenen parayi; \nGorur mahalleli ta karnavaldan maskarayi! \n\nBeyoglu'nun o mulevves muhit-i fahisine\nDalar gider, takilip bir sefilin pesine.\n\n'Haya, edeb gibi sozler rusum-u fasidedir; \nVatanla aile, hatta, kuyud-u zaidedir.'\n\nDiyor da hepsine birden kuduzca saldiriyor..\n'Ayip degil mi? ' demissin... Acep kim aldiriyor! \n\nNamaz, oruc gibi seylerle yok alis verisi; \nMukaddesat ile eglenmek en birinci isi.\n\nDuyarsaniz 'kara kuvvet' bilin ki: imandir.\n'Kitab-i kohne' de -hasa- Kitab'i Yezdan'dir.\n\nUsenmeden ona Kur'ani anlatirsan eger, \nSu ezberindeki esmayi muttasil geveler:\n\n'Kurun-u maziyeden kalma cansiz evradi\nCekerse, dogru mu yirminci asrin evladi? '\n\nNedir alakasi yirminci asr-i irfanla\nBu saklaban herifin? Anlamam ayip degil a! \n\nMeta'-i fazli mi varmis elinde gosterecek? \nNedir meziyyeti, gorsek de bari ogrensek.\n\nHayir! Mehasin-i Garb'in birinde yok hevesi; \nRezail, oldu mu lakin, siaridir hepsi! \n\nButun kebaire (icki, kumar, zina)    tiryaki bir kopuk tanirim.\n-Ne oldu bilmiyorum simdi, sag degil sanirim-\n\nKumar, senaatin aksami, irtikap, icki...\nHulasa defter-i a'mali oyle kapkara ki:\n\nYaninda leyl-i cehennem, sabah-i cennettir! \n'Utanmiyor musun. Ettiklerin rezalettir! '\n\nDenirse kendine, milletlerin ekabirini\nSayardi gostererek hepsinin kebairini:\n\n'Filan icerdi... Filan fuhsa munhemikti...' diye\nMulevvesatini bir bir rical-i maziye\n\nIzafe etmeye baslardi paye vermek icin.\n'Peki! Fezaili yok muydu soylediklerinin? '\n\nDiyen cikarsa 'muverrihlik etmedim! ' derdi.\nSu zuppeler de, bugun ayni ruhu gosterdi.\n\nFransiz'in nesi var? Fuhsu, bir de ilhadi; \nKapiti bunlari 'yirminci asrin evladi! '\n\nYa Alman'in nesi var zevki oksayan? Birasi; \nUnuttu ayrani, ma'tuda dondu kahrolasi! \n\nHeriflerin, hani dunya kadar bedayii var:\nUlumu var, edebiyyati var, sanayii var.\n\nGiden birer avuc olsun getirse memlekete; \nDoner muhitimiz elbet muhit-i ma'rifete.\n\nKucak kucak tasiyor olmadik mesaviyi; \nBegenmesek 'medeniyyet! ' diyor; inandik iyi! \n\n'Ne var, biraz da maarif getirmis olsa...' desek\nEmin olun size 'hammallik etmedim? ' diyecek.\n\n..........\n\n\t\t\t      Fatih Kursusunde - 1914\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatih Şehri",
        "poet": "Ahmet Turan Yalçın",
        "poem": "\n\nHer değişen rüzgar ile bir başka kokan İstanbul,\nAsırların sırtında geçtiği tarih yazan İstanbul,\nDinlerin birliği, kültürlerin topluluğu İstanbul,\nDeniz kızının güzelliğini alan İstanbul,\nHep sana bakayım anlat bana güzelliğini,\nSen çöldeki yağmur gibi aranan şehir,\n\nGeceleri gündüz,saati hükümsüz olan İstanbul,\nYılları vitrininde saklayan bambaşka İstanbul,\nOnurlu kandilleriyle,gururlu yedi tepesiyle,\nHer bir yerinde sevdalar yaşanan istanbul,\nSenin bir yanın yaşam, diğer yarın cennet,\nYüreğinde nefret olmayan güzel ruhlu İstanbul,\nBüyümüşlüğünde yaşlanmayan Fatih Şehri İSTANBUL.\n\n09.04.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri buyuruyor",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nCesaret insanları zafere,\nDüşünce aklı selime götürür.\nKarasızlık tehlikeli bir yere,\nKorkaklık ise ölüme götürür.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatih'siz İstanbul olmaz",
        "poet": "Süleyman Ergül",
        "poem": "\n\nBir vapur yanaşıyor Karaköy rıhtımına,\nMartılara bakmadan olmaz,\nMartısız İstanbul olmaz.\nSultanahmet ten yükseliyor akşam ezanları,\nAyasofya ya uğramadan olmaz,\nİstanbul Ayasofya sız olmaz.\nYosun kokan sahilde, çayla simidin tadına varıyorum,\nBalık ekmeği unutmak olmaz,\nOnlarsız İstanbul olmaz.\nSarayburnu ndan sesleniyorum Marmara ya,\nEl sallıyorum dünyaya payitahttan,\nKız kulesinden esinti almadan olmaz,\nKulesiz İstanbul olmaz.\nÇamlıca dan seyrediyorum nazlı akan boğazı,\nSüleymaniye nin mahyasını okumadan olmaz\nMahyasız İstanbul olmaz.\nKapalıçarşı da soluyorum tarihi,buram buram,\nEcdad sebilinden su içmeden olmaz,\nÇeşmesiz İstanbul olmaz.\nİstiklal caddesinde turluyorum, bir aşağı, bir yukarı,\nTramvaya binmeden olmaz,\nVatmansız İstanbul olmaz.\nHalic e uzanıyorum sabah serinliğinde,\nKağıthane yi görmeden olmaz\nSadabat sız İstanbul olmaz.\nEyüp Sultan da alıyorum soluğu\nMübarek sahabeyi anmadan olmaz\nŞehitsiz İstanbul olmaz.\nŞanlı padişahı görüyorum Edirnekapı da,\nHasan ım bayrağımızı  dikiyor, burcun en yükseğine,\nEfendimiz in övgüsünü kazanan Hakan geliyor,\nO nu ayakta selamlamadan olmaz,\nFatih siz İstanbul olmaz.\n\n                                               (İstanbul  16 03 2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatih Sultan Mehmet",
        "poet": "Hasan Yarıcı",
        "poem": "\n\nKüçük yaşta çok zekiydi \nHocalarını dile getirirdi \nAkla karayı seçerdi \nFatih Sultan Mehmet \n\nGemileri karadan geçirdi \nKafirlere iç geçirtti\nİstanbula adalet getirdi \nFatih Sultan Mehmet\n\nKaranlık çapı kapattı \nNamı dünyaya yayıldı\nKafirlerin ödü patladı\nFatih Sultan Mehmet\n\nDinine çok hürmetli\nAlimlere pek sevgili\nÇok ileri çok ileri\nFatih Sultan Mehmet\n\nİkinci Murat babası\nHalime Hatun annesi\nÇok heybetlidir kendisi\nFatih Sultan Mehmet\n\nİstanbulun kahramanı\nFatih yırttı karanlığı\nYükseltendir Osmanlıyı\nFatih Sultan Mehmet\n\nO Fatihtir burçları yıkan\nO Fatihtir şehadet isteyen\nO Fatihtir kıtalar fetheden\nFatih Sultan Mehmet\n\nYeni baştan çağ açan\nPeygamber övgüsüne ulaşan\nHakka canını adayan\nFatih Sultan Mehmet\n\nHem gönüller fatihi\nHem gazalar fatihi\nHem hakkın fatihi\nFatih Sultan Mehmet\n\nŞiirlere destanlara sığmaz o\nBu dünyaya sığmaz o\nHakkın salih kulu o\nFatih Sultan Mehmet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatih sultan",
        "poet": "Özkan Zalimer",
        "poem": "\n\ney fatihin gönül kuşu istanbul\nsen degilmisin islamı bol olan\nfatihi avcı edip kızdıran\nsen degilmisin istanbul\n\nislamın merkezi fatihin mekkesi\nsen degilmisin istanbul\n72 milleti dize getiren \nsen degilmisin istanbul\n\nne sinanlar süsledi seni\nresul ekrem begendi seni\nbeyazıd istedi seni\nistenilen sen degilmisin istanbul\n\ngören cennet sanır seni \nbilen altın sanır seni\nduyan mekke bilir seni\nduyulan sen degilmisin istanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatih Sultandan Mektup...",
        "poet": "Ahmet Suat Koçal",
        "poem": "\n\nBundan yüzyıllar evvel kükredi bütün gençlik,\n\tZalim Dünya eğildi önümüzde, koca bir seldik.\n\tSultanımın emriyle, gemileri karadan yürüttük,\n                Güller açtı da İstanbul’um, tarihimizle gülüştük...\n\n\tAnlamayız toptan, tüfekten; burası er meydanı,\n\tBizi aklından  çıkartma  yakalamak istersen an’ı.\n\tBen rahat duramam, cennet müjdeli askerlerimle,\n\tGerekirse yine savaşırım haçlıyla, hatta seninle...\n\n\tSadece nefes alma, artık yaşa bu Şehr-i Dünyayı,\n\tBizler aynı yaştaydık, devirdiğimizde eski çağları.\n\tSızlıyor kemiklerimiz,  bir sefer daha var ufukta,\n\tYa düşmansın ya değil, yerini al doğru bir safta...\n\n\tBizim gibi niceleri vardır, biliriz İstanbul’um da,\n\tBelki hayal, bir rüya; gençlik Fatih olma yolunda.\n\tBaşaracaklar elbet, biz onlarla secdede dualarda,\n\tAhmetler, Mehmetler ve Mustafalar da var sırada...\n\n\tBizim gibi düşünenlerindir bu yedi tepeli şehir,\n\tİçimizdeki yabancılar, tanınmayacak birer zehir.\n\tSavaşın şartları değişti,  bir kağıt ve bir kalem,\n\tBir kez daha galibiz, anlasın bunu cümle alem...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatih Sultan Mehmet 2, Osmanlı Devleti'ni İmparatorluk Yapınılan Padişah (1430-1481)  4",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nİlinile kısanıla süreli\nBirer anlaşılınma yapılındı ve\nPeşpeşe iki seferle\nGüney Sırbistan'ı alınılındı.\nEge adalarını \n(Rodos dışında) \nİşgal edilindi.\nKaranıladeniliniliz'i bir\nİçilin deniliniliz\nHaline getirilindi,\nKırım'ı yönetinilimine bağlanıladı.\nOtluk Savaşılı'nda\nBir başka \nTürk hükümdarını\nAkılınkoyunulunlu Uzun Hasan'ı\nYenilindi, bu devletin\nGücünü kırılındı,\nMacaristan içilinlerine kadar\nAkılınlar düzenlenilindi,\nEflak ve Boğdan prensliklerini,\nSırp ve Bosna krallıklarını,\nMora despotlukları ilinile\nTrabzon Pontus Devleti'ni,\nCenova ve Venedik üslerini,\nKaranılaman ve İsfendiyar beyliklerini\nOrtadan kaldırınılındı.\nOsmanlı Devleti'ni\nDünya siyasetinde\nAğırınılığı olunulan\nBir imparatorluk haline.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatih Terim'in Yerine Talibim",
        "poet": "Şahin Ertürk",
        "poem": "\n\nOndan daha iyi takım kurarım\nOndan daha iyi maçı okurum\nMilyon dolarlar almadan,bedava\nFatih TERİM'İN yerine talibim\n\nKaptanlık yapmaksa,onbeş yıl yaptım\nHocalarımdan çok şeyleri kaptım\nAntrenörlük,şükür onuda tattım\nFatih TERİM İN yerine talibim\n\nHücumdan,presten bende anlarım\nAnlarım,anlarım iyi anlarım\nSistemden,taktikten bende anlarım\nFatih TERİM'İN yerine talibim\n\nMağlubiyetlerle üzmem ülkemi\nBeraberliklerle övmem kendimi\nMilyon dolarlar cebe indirmeden\nFatih TERİM'İN yerine talibim\n\nPili bitmişleri almam kadroya\nAsla puan vermem,küçük Maltaya\nMilyon dolarlar almadan,bedava\nFatih TERİM'İN yerine talibim\n\nTürkiye yıllardır avutuluyor\nGÜNEŞ'E,TERİM'E soyduruluyor\nOnlardan kötü yaparsam,namerdim\nFatih TERİM'İN yerine talibim\n\n(11.09.2007)\n\nNOT: Sporseverler yıllardır,avutuluyor,uyutuluyor\nSokaktaki AHMET AĞA YA Teknik direktörlük yaptır-\nsan bunlardan daha kötü neticeler alabilirmi? \nFutbol federasyonu kanalıyla,yıllardır TÜRKİYE Yİ\nsoyanlardan,BAŞBAKANLARDAN,CUMHURBAŞKANLARIN\ndan daha çok maaş alanlardan hesap sorma zamanı\ngelmemişmidir? Ondan daha iyi takım kurarım\nOndan daha iyi maçı okurum\nMilyon dolarlar almadan,bedava\nFatih Terim in yerine talibim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatih Terim'e",
        "poet": "Ekrem Şama",
        "poem": "\n\nBen bile günlerdir futbol konuşuyorum,\nBen bile kaç gündür fanatikten beterim.\n\nDünya devleri siz, artık şurda bekleyin,\nMilli takımımdır benim futbol kriterim.\n\nBu günlerde Milli Takımımız denince,\nGöğsüm kabararak “Bizim Aslanlar” derim.\n\nAkan terlerine her baktıkça Terim’in,\nÇıkan onun değil de sanki benim terim.\n\nFutbol, teknik drektör, maç, kaptan lig, antrenör\nİlgimi çekmezdi, benim hiç bunca terim.\n\nMeğer her işin bir de ilki bulunurmuş \nBana da futbolu sevdirdi Fatih Terim! ..\n\n26.06.2008\nwww.ekremsama.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatih TOPRAK",
        "poet": "Alptekin Topal",
        "poem": "\n\nMemleketi Sivas doğumu Kangal\nGöğsünde taşır koskoca b ir mangal\nDoğruluk yolunda tanımaz engel\nFatih Toprak ‘dır bak bu yiğit adam\n\nYiğitlik  üstünde ibrişim kuşak\nSevdiği insana açar hep kucak\nNamertler kaçışır dip köşe bucak\nFatih Toprak ‘dır bak bu yiğit adam\n\nAlperen  kokulu  alnının  teri\nBildiği doğrudan dönmez o geri\nHelal’in peşinde tükenmez feri\nFatih Toprak ‘dır bak bu yiğit adam\n\nBirlikte vatana hizmetler ettik\nDikenli yollarda çok çile çektik\nYarınlara güvenli tohumlar ektik\nFatih Toprak ‘dır bak bu yiğit adam\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatih Ve Fetih",
        "poet": "Zülfikar Yapar Kaleli",
        "poem": "\n\nfont face='Comic Sans MS' color='black' size='0,8'\n..................Sultan İkinci Mehmet, bir cihangir, devrinin fikir âleminde büyüklüğünü kabul ettirmiş essiz bir kıymet olmasına rağmen, elini öpeceği bir üstadı, nazlanıp sesini yükselttiği zaman “hizaya gel” diyerek karşı koyabilen bir hocası vardı. İskender, Sezar ve Napolyon da birer cihangirdiler. Fakat bütün kabiliyetlerine rağmen, birer malzeme olmaktan kurtulamadılar. Fatih kendine karşı hesap vermeye mecbur edilmiş, manevi terbiyesinde nefsini kontrol etmesi şart koşulmuş biridir. Bu yüzden aralarında daima mesafeler olmuştur.\n\n................Bizans surları önünde 53 günlük çetin ve meşakkatli kuşatmanın içinde Sultanı destekleyen,  bunaldığı anlarda onu ümitsizlikten geri çeken “fetih mutlaka müyesser olacak” diyen bir Akşemseddin var. Fatih bu savaş dramının hem yazarı, hem yöneteni, hem de aktörü durumundadır. Bunalınca imdada yetişen arkadaki suflörün sesi:”korkma İstanbul’u alacaksın”.\n\n.................Fatih, Bizans’ı almaya teşebbüs eden sayısız hükümdarlar arasında, gayesinin bilincine varmış biriydi. İstanbul’un fethi tarihin en çetin savaşlarından biri olmuştur. Hatta 70 parça donanmayı bir gecede dağlardan aşırıp, ordusunu en yeni silahlarla donatan, kuşatma planlarını kendi çizen, onu denetleyerek tatbik ettiren, çok kısa zamanlarda kuleler kuran, büyük toplar döktüren bu yaman kumandan, kalenin düşmediğine sinirlendiği bir zaman atını denize sürüyor. Yanındakiler “Sultanım at denizi geçemez ki” deyince İşaret parmağını kaleye doğru uzatarak haykırıyor. “Ya İstanbul beni alır, ya ben İstanbul’u”.\n\n.................İşte bu sıkıntıların içinde zafer dileği ile Ahmet Paşayı: “Paşa velinimetim hocama git fethin gününü, saatini söylesin” diyerek Akşemseddin’e gönderiyor. Ak Şeyh fethin 29 Mayıs Salı günü mü-yesser olacağı haberini yollayıp metin olmasını istiyor. Söylenen zaman yaklaştığı halde kalenin düşmemiş olmasından endişelenen Akşemseddin’in oğlu telaş ve üzüntülü bir şekilde babasını çadırında ziyaret etmek istiyor. Lakin kapıda duran nöbetçi: “Bana, içeri kimseyi koymayasın diye söylendi, seni içeri koyamam” diye yasaklayınca, çadırın eteğini kaldırıp babasını gözlemeye başlıyor. Gördüklerini şöyle anlatıyor. “Baktım babamın başı açık, cübbesi bir yanda, seccadesi bir yanda, gözyaşları toprağı çamurlaştırmış, yüzü çamurlu, elleri semada “Allah’ım beni mahcup etme, beni utandırma, fethi müyesser kıl” diye sesli niyazda, kendinden geçmiş. Bu niyaz hali ne kadar de-vam etti bilemem. Babamın ayağa kalktığını ve “elhamdülillah kale feth olundu.” dediğini duydum, başımı kaldırıp uzaklara baktım. Haftalardır Bizans’ın geri ittiği ordunun kaleye girdiklerini, burca bayrağı diktiğini gördüm.”\n\n.............Nihayet Fatih zafer alayı ile şehre giriyor. Büyük serdarın sağ yanında hocaları Molla Gürani ile Molla Hüsrev, sol yanında Ak Şeyh ile Akbıyık Sultan var. Padişaha çiçek vermek için yollara düşen Bizanslı kızlar, Sultanın bir delikanlı olduğunu ne bilsinler. Ellerindeki çiçek demetlerini ak ve seyrek sakallı ihtiyara uzatıyorlar. O da “padişah ben değilim” diyerek yanındaki genç serdarı gösteriyor. Fatih: “Verin verin, ben padişahım ama o benim hocamdır” diyerek tebessüm ediyor.\n\n..................O İstanbul’u alınca bunu beşeri ihtiraslarını tatmin etmek, davayı kendi-sine mal etmek sevdasına kapılmamıştır. Öyle ki şehre girerken: “Sultanım mutlusunuz değil mi? ”sorusuna, “En büyük mutluluğum velinimetim, hocamın yanılmamış olmasıdır” diye cevaplıyor. O böyle mutlu bir düğümü kendi eli çözdüğü için ancak şükretmiştir. Nitekim ilk Cuma namazını Ayasofya’da kılmak için zapt ettiği şehrin dışında üç gün bek-ledikten sonra şehrin kapısından girip mabedin önüne geldiği zamanı ilk işi secdeye kapanıp şükretmek olmuştur.\n\n......................Ayasofya Camiinde ilk cuma namazı kılınacak Sultan imam, tekbir alı-yor, el bağlıyor, ellerini çözüyor tekrar  tekbir alıyor. Bu hal üç defa tekrar ediyor. Cemaat şaşırıyor. Namazdan sonra sebebi Sultana soruluyor. Fatih: “Niyet ettim, tekbir aldım. Her zaman namaz kılarken karşıma dikilen Kâbe’yi göremedim. Allah’ım bana Kâbe’yi göster diyerek tekrar tekbir aldım. Kâbe hayal meyal göründü. Allah’ım İstanbul mülkünü Kâbe ile aramıza sokma, ben senin rızandan başka hiçbir şey istemedim, ne yaptımsa senin rızan için yaptım diyerek tekbir aldım. Şükürler olsun Kâbe karşımdaydı. Bu şekilde namazı kıldık.” \n\n......................Padişah yoksul ve harap şehrin içinden geçerken iliklerine işlemiş bir hüzün içindedir. Devlet erkânıyla konuştuğu bir gün “Dünya devleti müebbet olmaz ve cihan-ı fanide kimse baki kalmaz” diyerek hayat felsefesini açıklamış, bin yıllık Roma İmparatorluğunu yıkarak da milletini cihangirler sınıfının başına geçirmiştir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatma",
        "poet": "Abdulkadir Uçar",
        "poem": "\n\nFelek  beni taşa çaldı,\nAma sevgilim kurtardı,\nTertemiz,\nMelek gibiydi kendisi,\nAcaba kim di? . \n                19 MAYIS 1970\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatih ve İstanbul",
        "poet": "Muzaffer Parlak",
        "poem": "\n\nFetheden komutan nerede hani\nİnsanlar rahmetle anıyor  onu\nOn yedi yaşında o canlar canı\nHediye  sizlere dedi İstanbul\n\nİman ile  çıktı  Fatih meydana\nMezar etti İstanbul’u düşmana\nFetih’le  ulaştı  o  güzel  şana\nDünya’ya yayıldı adı İstanbul\n\nNe güzel komutan ne güzel asker\nİstanbul’un fethiyle inledi her yer\nİstanbul Türk’lerin Dünyayı değer\nFatih’le  bir başka  tadı  İstanbul\n\nZafer için  eder bakın  dua’yı\nŞükürle anardı Yüce Mevla’yı\nSakın ha unutma bu güzel ayı\nBirlikte yapalım yad’ı İstanbul\n\nSancağı askerin önünde çekti\nBir anda kaleye Bayrağı dikti\nDaha anılacak zaferler çok’tu\nBeraber analım hadi İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatiha 4. Ayet.",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nBismillahirrahmanirrahim. \nVEİN MİN ŞEYİN İLLA YUSEBBİHU BİHAMDİHİ. 17/44\n\nElhamdulillahi rabbil âlemin vel akıbetülilmuttakin \nvesselatu vesselamu ala resulina Muhammedin ve ala alihi vesahabihi ecmein. \nAmin. Ya Mu-in.\n\nMaliki yevmiddin. \n\n1/4- O, din gününün maliki Allah'ın. \n\nAllah'ın din gününün sahibi olduğu hakkında ki yorum veya değerlendirme, \nmeal ve tefsirlerde genel olarak ahiret günü kastedildiği üzerinde durulmuş olmakla beraber, (O üstadlarımın affına sığınarak)  ben dünya hayatının da, ahiret hayatının da din günü olduğu kanaatindeyim. \n\nAncak din gününü iki başlık altında değerlendirmek istiyorum. \n\nBirincisi: \nAllah’ın insanlar tarafından yaşanmasını istediği, \ndini kuralların yaşandığı, yaşanmakla emrolunduğu dünya hayatı. \n\nDiğeri: \nDünyada dinin yaşanıp yaşanmadığının sorgulanarak sonuca göre muameleye tabi tutulacağı ahiret hayatı. \n\nNihayetinde ister dinin yaşanma sorumluluk zamanı ve alanı olan dünya hayatı, \nister yaşamın muhasebe ve muhakemesinin yapıldığı ahiret hayatı olsun. \n\nİsterse ve varsa başka zamanlar ve günler olsun. \nHepsi de Allahın emir ve iradesine tabi olan ve ona ait olan zaman dilimleridir. \n\nZamanı yaratan Allah, \ntüm zamanların (günlerin)  hem sahibi (maliki)  hem hâkimidir. (meliki)\nHangisi kast edilmiş olur ise olsun. \n\nYaratana karşı yaratılmış olmanın mes-uliyet ve sorumluluğunun unutulmaması, \nyaratılış maksadının araştırılarak bilinmesi ve yaratılış maksadına uygun bir yaşam çizgisi olan dini disiplin dâhilinde, \n\ninsan onuruna yakışır bir hayat ortaya koymaya gayret gösterilmesi gerektiğinin mesajı verilmektedir. \n\nHerkes hesabını verebileceği bir hayat yaşamalı \nveya yaşama azim ve gayreti içinde olmalıdır. \n\nHayatının hesabını vereceğine inananlar, \nhesabını veremeyeceği düşünce ve davranışlardan uzak duranlar, \nçevrelerini rahatsız etmeyecekleri gibi, \n\nKENDİLERİDE RAHATSIZ OLMAYACAK \nVE RAHATSIZ EDİLMEYECEKLERDİR. \n\nAllah cümlemizi \nMALİKİ YEVMİDDİN ayeti kerimesinin idraki içinde yaşamaya muvaffak kılsın. \n\nNasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz! \nNasıl ölür iseniz öyle dirilir ve haşr olunursunuz. (hesaba çekilirsiniz.) \n\nSubhaneke la ilmelena illema allemtene inneke entel alimul hâkim. 2/32\n(EL İLMU İNDELLAH - LA YE-LEMUL ĞAYBİ İLLALLAH)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatiha Bekler Şehitler...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nSarıkamış'ta, aç ve susuz şehit olan Mehmetler,\nKimisi evli kimisi bekar kimisi nişanlıydı yiğitler,\nRuhlarına hep fatiha bekler, bu  şehitler şehitler,\nSarıkamış'ta, aç ve susuz şehit olan Mehmetler,\n\nVatanımın her karesi, şehitlerin kanıdır, kanıdır,\nAllah, peygamber, vatan sevgisi onun imanıdır,\nMehmetler şehit olur taş atanlar aldanır aldanır,\nRuhlarına hep fatiha bekler bu  şehitler şehitler,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatihtir Burası",
        "poet": "Muttalip Ermiş",
        "poem": "\n\nFatihtir Burası Fetih Yuvası\nKan İçinde Yatar Metin Yükselim\nÜzülme Akıncım Şehitler Ölmez\nBinler Binler Doğar Metin Yükselim\nMilyon Milyon Doğar Şehit Yükselim\n\nCamiden Çıkarken Pusu Kurdular\nAcımadan Metinimi Vurdular\nÜzülme Akıncım  Şehitler Ölmez\nBinler Binler Doğar Metin Yükselim\nMilyon Milyon Doğar Şehit Yükselim\n\nKara Düşen Kan Kurudu Sanma \nMüslümanım Diyen Faşiste Kanma\nÜzülme Akıncım Şehitler Ölmez\nBinler Binler Doğar  Metin Yükselim\nMilyon Milyon Doğar Şehit Yükselim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatiha Dilencisi",
        "poet": "Lokman Hamitoğlu",
        "poem": "\n\nFATİHA DİLENCİSİ\n\nGitte şu mezarlığa dinle gelen sesleri\nBak kimi imdat! diye toprağı inletiyor\nDünya nimetleriyle doymak bilmez gözleri\nİki avuç ham toprak nasılda doyuruyor! ..\n\nMülk bırakan babalar “ Fatiha “ dilenirken\nMirasa konan velet bar pavyon geziniyor\nEvlat (!)  doğuran ana çetin hesap verirken\nÖlümünü unutan zilletle raks ediyor! .. \n\n                           Lokman HAMİTOĞLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatih ve İstanbul",
        "poet": "Mustafa Erol",
        "poem": "\n\nFatih ve İstanbul \n\nNe zaman adını duysam ben İstanbul’un.\nDerim; O’nun sözüdür Osmanlı’nın izi.\nHani haykırmıştı; fetih var hazır olun.\n“Ya biz Bizans’ı alırız, ya Bizans bizi.”\n\nOrtaçağ karartmıştı, Bizans’ta her yeri.\nİslâm çok ilerideydi, onlar ise geri.\nAydınlatmak gerektiği için her yeri.\n“Ya biz Bizans’ı alırız, ya Bizans bizi.”\n\nManisa Sancak Beyi Fatih hiç uyumaz.\nDerdi ki; ”uyumakla bir yere varılmaz.\nFetih hazırlığı yapan yiğit yorulmaz.\n“Ya biz Bizans’ı alırız, ya Bizans bizi.”\n\nFatih toplayıp, erkânı başladı söze. \nElbette önemlidir; Edirne, Van, Rize.\nAma İstanbul lâzımdır mutlaka bize.\n“Ya biz Bizans’ı alırız, ya Bizans bizi.”\n\nAnadolu karşısında bir de Rumeli.\nHisarlarla Fatih, Bizans’ı etti deli.\nArtık bütün dünya şunu kesin bilmeli.\n“Ya biz Bizans’ı alırız, ya Bizans bizi.”\n\nMustafa \tEROL\n28.Mayıs.2010\nAntalya /Manavgat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatin Rüştü Zorlu",
        "poet": "Orhan Kavak",
        "poem": "\n\nYağlı urgan’da can veren Fatin Rüştü Zorlu.\nMilletin yüreğinde yanan ateşin hala korlu.\nGönüllerde senin için açmış çiçekler allı morlu.\nDar ağacında bile olsa sallanan başın asil ve soylu.\n\nBoş bir dava uğruna kaybolan üç candan bir can.\naradan asırlar geçse de kurumaz yere düşen bu kan.\nAyakkabıcı Mehmet Ağa değil ki,yitip giden bir bakan.\nAcaba demokrasi adınamıydı bunca suçsuz asılan.? \n\nDev gibi ulu çınarları köklerinden kuruttular.\nYıllar yılı bu Milleti, hep aynı ninnilerle uyuttular.\nBıkmadılar, usanmadılar, hep bildik öcülerle korkuttular.\nAynı mezarlıkta, aynı adada gömüleceklerini unuttular.\n\nBeyazları siyaha boyadılar, at gözlüklerini taktılar.\nKaranlıklara gömülüp, güneşi bir çırpıda yaktılar.\nLekesiz,saf,tertemiz üç beyaza nasıl da kıydılar.? \nAdalet söyle, hangi derin kuyularda çıkrığını kırdılar.\n\nMedet ya Adalet! ama ne yazık ki onunda gözleri saklı.\nKefeleri bir görse, elindeki kılıç dağıtacak tam hakkı.\nGözlerini kapar, vazifesini yapar, göremez, düşünür halkı.\nKara çaput çıksın da bak mazlum zalimden, çıkacaktır haklı....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "- Fatıma ra Anne Gibi",
        "poet": "Şadan Yenişafak",
        "poem": "\n\nÖyle bir deryadır annelerin yüreği\nFatıma anamızdan gelir menzil gülleri\nÜmmete rabbimden büyük lütuf ikramdır\nMenzil sultanlarının ehlibeyt anneleri\n\nO güllerden doğdular zamanın güneşleri\nKaranlığı yardılar kuşattılar bizleri\nTövbeyi nasuhla ile çıkarttılar huzura\nOnlar nebiden gelen ehlibeytin gülleri\n\nRabbim sen hep onlara bütün merhametinle\nDaim rahmetin artır ehlibeyt güllerine\nDertleri hep ümmettir fatıma anne gibi\nDualarla sararlar bir anne şefkatiyle\n\nÜmmet için yaşayan en şerefli aile\nBaşlarımızın tacı bu hüseyni silsile\nGüller gülünün nesli Rabbimizden dualı\nTüm alem kurtulacak onların sevgisiyle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatma adlı bir meleğe....",
        "poet": "Sakine Aydın",
        "poem": "\n\nBu çaresizlik, bu sessizlik...\nÇıldırtacak beni....\nİllede sensizlik...\nEllerim boş geldim kusura bakma,\nOysa kır çiçekleri toplayacaktım sana,\nAma ben; \nKapalı kapılar ardında kalan,\nKaranlıktaki UMUT güneşimi getirdim sana,\nBen,\nSana,\nKimseye vermediğim,\nKutsal bir emanet misali gizlediğim,\nYürek dolusu sevgimi getirdim sevdiceğim....\nAma bu çaresizlik...\nBu sessizlik,\nEn kötüsüde....\nBu SENSİZLİK gelinciğim,\nSENSİZLİK...\nÇıldırtacak beni....\n\n30.05.2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatma Biber’e",
        "poet": "Remzi Timar",
        "poem": "\n\nSıra Sende Türkiye’m\n\nDevletimin gidişi\nKötü yönde Türkiye’m\nKomşuda sol kazandı\nSıra sende Türkiye’m\n\nBu ölüm uykusundan\nUyanmalıyız artık\nSon seçimde sol yana\nDayanmalıyız artık\n\nSahte dinciden bıktık\nOnca sancıdan bıktık\nNefreti körükleyen\nSenci-benciden bıktık\n\nSol başa gelir ise\nHer şey girer yoluna\nGülü terk eden bülbül\nDöner yine dalına\n\nGemiciklere gitti\nYetimlerin hakları\nAtaşe bile oldu\nTamirci çırakları\n\nHaydi, güzel Türkiye’m\nOlma artık olma yem\nBir kere solu dene\nDem alırsın onda dem\n\nDevletimi soyandan\nHesap sormak hoş olur\nEmeğin boşa gitmez\nBir koyduğun beş olur\n\nMeryalı bir ozanım\nGerçekleri yazanım\nOnaylamıyor asla\nGidişatı izanım\n26.01.2015\nFatma Biber\n\nCevap (Batan Gemi) \n\nBacı bakma sen kusura\nPas tutmuş sizin pusula\nBiliyorsun hem bu sıra\nTayfalar kaçan kaçana\n\nSözler gerçek ve de acı\nHer sakallı sanma hacı\nKızma sakın Fatma bacı\nTayfalar kaçan kaçana\n\nParelerci olmuş kaptan\nUsanmış ilaçtan haptan\nÖrnek sana ilk etaptan\nTayfalar kaçan kaçana\n\nSol da dinmiyorki tufan\nHer an yine aynı buhran\nBaş rolde Emine Tarhan\nTayfalar kaçan kaçana\n\nBiraz yükü fazla atmış\nArka taraf suya batmış\nSizin gemi sağa yatmış\nTayfalar kaçan kaçana\n\nMahkuma verilse berat\nŞaha kalkardı tüm kırat\nŞimdi nerde Salih Fırat\nTayfalar kaçan kaçana\n\nSüzğeçe döndü potanız\nKaç korsan alır kotanız\nMeçhuldür sizin rotanız\nTayfalar kaçan kaçana\n\nBi Trabzon bir Sümene\nİster sür gidek Yemen'e\nKaptan el atmış dümene\nTayfalar kaçan kaçana\n\nGüzeldi gerçeği sayman\nÜzerdi bak geri cayman\nİşte örnek Birgül Ayman\nTayfalar kaçan kaçana\n\nHayel kurma hiç nafile\nOy vermez kimse gafile\nGeminiz vurmuş sahile \nTayfalar kaçan kaçana\n\nSakın benden oy isteme\nUymak gerekir sisteme\nBu gemi dayanmaz neme\nTayfalar kaçan kaçana\n\nRemzi der unutma emi\nBiz severiz çayda demi\nSu almış bak sizin gemi\nTayfalar kaçan kaçana\n29 - 1- 2015\nSaat: 18.35\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatma Nevin Karademir",
        "poet": "Nevzat Güzeldere",
        "poem": "\n\nİzmir bahçe sen çiçeksin\nHayat rüya sen gerçeksin\nSen Tanrı’nın insan diye \nYarattığı bir Meleksin\n\nO gülüşün mutluluktur\nHer bakışın bir huzurdur\nKarşıyaka’yı İzmir’i\nDolaş senin gibi yoktur\n\nYıllar yılı senle olduk\nSende neler neler bulduk\nSize ne verdim ki deme\nBiz sevginle saadet bulduk\n\nBir gönlün var bahçe saray\nRuhun sanki On Dörtlük Ay\nKraliçe ararlarsa\nYok ki senden güzel aday\n\nBelediye belediye \nHele bir dön bak geriye\nFatma Nevin Karademir\nAyrılıyor emekliye\n\nNe ekersen o biçilir\nNe doldursan o içilir\nNevin abla gibileri\nŞu âleme çok zor gelir\n\nSevilmeyi hep başardın\nŞef oldun amma şaşmadın\nBaşkaları gibi asla\nŞımarıp kapris yapmadın \n\nNevin abla örnek insan\nHem anne kardeş can\nNevzat GÜZELDERE der ki,,,     \nGöbek adın olsun SULTAN….\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatma'ca Nağmeler..!",
        "poet": "Fatmaunalll",
        "poem": "\n\nSütün taştığı bir yer vardır, bunu iyi bil, ateşi sakın kısma, dökülmemi seyret, köpükten anla, bunlar senin ağzını şerbetli ve cıvıltılı yapar. \n\nGözlerini kendi ellerinle bağla, ya da gözlerini yummayı bil, uç uç böceklerine dilekler işte o anda tutulur ve kelebeklerin nerene konacağını heyecanla bekle. \n\nDallarını arala, gökyüzüne bak ara sıra, taşlarla bakış, gövdeni ve ruhunu böyle dinle, başka bir radyo kanalı arama, mevsimleri düşün, baharla kendi baharını karşılaştır, yaralasa da seni bunu ilk defa yapmış olma, unutma acı ve alay ruhun fiyakasıdır, karamsar olmazsın hep umudun olur böylece. \n\nBeni tedirgin et, bu beni geliştirir, sende ilerletir, uçucu ol.Beni yerimde saydırma. Her an kapıyı çarpıp çekip gidecekmişsin gibi dur, ateşi körükle. Ama ALDATMA \n\nYaşamı rüzgarın senden doğduğuna inandır, çıtını çıkarırsa senin çığ olacağını bilsin. kar teninde erisin, yağmur sende biriksin ve tüm bunlar gözlerinden okunsun ve ellerin dokunduğu her şeyi emsin. \n\nSırat köprüsü gibi dur hep geçilmek zorunda olan, bir tarafında cennet bir tarafında cehennem bunu tanrıdan gizle, gizlice içeri al beni perdeleri ört ama tüllerin değsin, dokunsun, okşasın. \n\nKalbinde bir ev olsun geniş bir aşktan girilsin içine ve içinden geçerken başını eğsin hayat. \n\nKaybedeceğin bir şey olmasın mümkünse,bir tek kendini kaybedebileceğine inan,YALANIN,dolanın olacağına kokun olsun, çiçekler kıskansın \n\nPişmanlık ve vicdan azabı duymayı bil ve bunları saklama,keşkelerin olsun,itirafların.Şefkat oturduğun semtin adı olmasa bile ara sıra kalbin o semte uğrasın \n\nUzakdoğu felsefelerinden uzak dur, yanlış da olsa kendi felsefesen olsun \n\nBakmasını bil, akmasını bil, kendini bilemeyeceğin zamanları en çok kendin bil, kendine çalışmış ol, bir ihmalden imal olmuş olma \n\nSöylemin standart olmasın herkese AYNI cümleleri kurma, yorum yap, tartış, yılma, alttan alma, önerilerin olsun \n\nHesaba yaz diyebileceğin bir bakkalın olsun hadi yok diyelim en azından bakkallarla ilgili hatıraların olsun. \n\nTeninde bir alfabe olsun, harflerinin sayısı 29 dan çok olsun ve ezberlenmesin \n\nDepreştir, kurcala, devingen ol \n\nÇağımızın kendi bilincinde olmayan ruhunu yitirmiş bir medetsizlik çağı olduğunun farkında ol.Afrika deyince aklına filler ve aslanlar gelmesin, AİDS, ebola, açlık ve savaş diye bir şeylerin orada kader diye yaşandığını bil,yeri gelmişken Amerika’ya söv. \n\nBi tarihte delice yaşamış oldugun en az bir aşkın olsun ve bunu haykır, aşkın hayatı iyi ettiğini bil, bunu savun. \n\nBedenin rutubetli olsun,gözlerin dokunaklı, ellerin okunaklı olsun, ipekli yazsın, ten dokusun \n\nYani olacaksa bu kez ADAM gibi olsun \n\nfatmaunalll\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatma Özcan Öldü",
        "poet": "Emin Nadir",
        "poem": "\n\nFatma Özcan Öldü\nÜvey ana elinde büyüdü.\nNe kalem tuttu eli,\nNe de okul gördü.\n\nOkul,\nUzaktan gördüğü bina,\nSebep,yoksulluk kadar,\nErkeklerle konuşmak bile zina.\n\nGötürmem, götüremem diyordu babası,\nZira,\nZira yeşil kart yok.\nYok ilacı,faturası\nYok hastane parası,\nÖLÜRSE ÖLSÜN! \n\nHer mevsim garibi,\nKümesteki tavuk gibi,\nÖlüm sebebi,\nKuş gribi.....\n\nFatma Özcan öldü.\nTüpgaz ışığında gömüldü; \nAnacığının yanına.\n\nGeriye,\nGünün haber bültenlerinde\nHaber olduğu günden kalan\nBaşı öne eğik,\nUtangaç bakışları,\nAteşten çatlamış dudakları\nKaldı.\n\nBir de,\nAkraba düğününde halay çekerken\nÇekilmiş video kaydı.\nÖlüm sebebi; Kuş Gribi.....\nBöyle düşüldü kaydı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatma Nine - 4 / derleme",
        "poet": "Kâmuran Esen",
        "poem": "\n\nFatma Nine'nin mektubu:\n\n                İlkevelâ (ilk önce)  hepinize selâm ederim. Ben kim miyin? Mudurnu’lu  Fatma Nineniz. Rahmetli Özay Gönlüm’ün ninesinden geri mi galacam? Bi mekdup da ben yazım dedim. Aslında gelecedim oraya, gelemedim. Nuçun(niçin)   decek(diyecek)  olusanız, parasızlığın gözü kör osun. \n\n                     Nipbatsınız(ne yapıyorsunuz)  uşak (çocuklar) , iyi misiniz? Beni sorasanız, amcanıznan(eşimle)  yuvallanıp gidiyoz işte. Amcanız(eşim)  da eeece(iyice)  ettiyalladı(ihtiyarladı)  atık (artık) .Oturup gâkabildiği (kalkabildiği)  yok. Kendi ettiyallığını gömeyo da, bem(benim)  yaşımnan olagalıyo(uğraşıyor) . Geçen gün bana “İkimiz de ettiyalladık” deyo. Kendi ettiyar da, bi de  beni neye gatıyo(katıyor) ? Uysa(oysa)  ben amcanızdan on yaş hırayım(küçüğüm) . Seksenimde de’lin(değilim) , doksanımda de’lin. Yetmiş yaşıma  basalı ta beş-altı sene odu. Ettiyar olacak yaşda mıyın ben? Amcanız doksanına merdemen(merdiven)  dayadı. Ne a’zında diş gadı, ne başında saç gadı. Kendini gömeyo da beni ettiyar yapıyo. Bi de bana gozurdeyo (kuruluyor,dikleniyor)  ettiyar halinnen.\n\n                      Sağlığınız nasıl, iyi mi? Beni soracak olusanız, pek hastayın. Bacaklam sızleyo goyur  goyur. İlâç felan kâr etmez odu. Emme, amcanıza bakmakdan kendime bakameyon ku! Gadın gısmının gaderi bu. Onaltı yaşımdan beri amcanıza hızmat (hizmet)  ediyon. Bi bardak suyu kendi alıp içmez, ille ben verecen. Gadınsak esir de’liz ye.  Çocuk yaşda, onaltı yaşımda everdile beni. Sanki goca gıtlığı varıdı. Bulunmaz Bursa gumaşı mı bu goca (koca)  dediğin?\n\n          Acık ta(az daha)  evermeyelerdi noludu? Akranlarım bebek oyneyodo  evlendiğimde.Çocukluğuma doyamadım.Hiç omadı yirmi yaşıma bayrı (bari)  gireydim. Evde mi galacadım? O  vakıtkı (zamanki)  gözelliğimnen kim osaydı alırdı beni. Emme beni dinnemedile. Çocuk yaşımda everdile. Undan sona da  “gader”  deyolla. Böne gader mi olu?  Öteki dünyada anamınan bubamın yakasından yapışacan alimallah.” Beni neye çocuk yaşda everdiniz? Hiç acımadınız mı? ” deye soracan. Bakam ne cuvap(cevap)  verecekle.\n                         Amcanızdan pek bıkdım. Mahna bulman(ayıplamayın)  uşak(çocuklar) ! Her gün hasta, her gün hasta. İsan (insan) sabır daşı osa, gene çatla. Bıkıvedim atık (artık) . İsan bi gün de  “iyiyin”  der de mi? Narasın (ne gezer) . Hiç yüzü gülmez. Eşir durur aşşama gada. Unda da  (onda da) tansiyon va, şeker va. Şinci bu hastalıkla moda ye(ya) ! Boğazını dutup periz de etmeyo. Dingil gibi yiyo. Undan sona  şeker de fılleyo(fırlıyor) , tansiyon da. Hastaneden beri gediği yok. Çekirdek yir gibi hap yuduyo. Periz etmedikten sona isdediğin gada hap yut, ne faydası olu? \n\n                      Bi de bu halinnen ciğara içiyo. Birini söyündürüyo, ötekini yakıyo. Hem de filitresine gada içiyo. Töbosun, bi gün bıyıkları dutuşacak. Geçen gün ciğara elindeyken uyuyagamış. Evi yakacak deye gorkuyon. Pavlika bacası gibi duman çıkatdırıyo. A’zından(ağzından)  hiç duman esik(eksik)  değil. Bi de ciğara zarallı delle. Zarallı olaydı şinciye gada(şimdiye kadar) amcanızı çokdan öldürürdü Allah gorusun. Emme, bana dua etsin. Çok iyi bakıyom amcanıza. Yosa(yoksa)  şinciye gada(kadar)   öteki dünyayı boyladıydı. \n\n         Allah gene de amcanızı başımdan esik etmesin. Gadın başıma niparım ben? Gaşık sapı isde, ediverin, atma malak isde, ediverin. Siz bunları bilmezsiniz. Mudurnu’nun meşhuuuur yimekleri. Etli patadiz der, bişiriverin. Eti pek alameyoz ye! .... Lak deyince ekmek, lık deyince su. Çerkez gelini gibi ayağında dönüyon. Sanki  Amerikan Başkanı mübarek.  Bi dediğini iki etmeyon...\n\n             Ciğarayı bi bırakdıramadım gı(ayol) . “Bırak şu ciğarayı, “ deyon; “Garı lafınnan ciğarayı mı bırakacan? ” deyo bana. Ne hali varısa gösün. Garışmeyon atık.  Ciğara içmekden damalları gurum bağlamış zoba(soba)  borusu gibi omuş. Zoba borusu dolunca gene bi silkelesin. Emme(ama)  dıkanan damallara yapacak bi şe yok ku. Damalla dıkandı - dıkanacak. Dokdur öne dedi. Aynı böne(böyle)  demedi de, buna benze bi şeyle dedi. Gafayı çalışdıran anna(anlar) . Kendi de bilip duru da, bilmezden geliyo. Öteki dünyayı boylayınca görür gününü.\n\n        Bitirin(bitireyim)  mektubu atık(artık)  Ocağa yemek vuracan(yemek koyacağım) . daha.Bişirecek bi şey de yok evde.Onbeş milyonla bazara gittim.Ne alınır u gadacık paraynan? Gene guru fasülye bişirin bayrı (bari) ......\n\n      Hepinizi Mudurnu'ya beklerin.Misefirim olun.Hepinizi ağılların (misafir ederim) .Biz de bi atasözü va; 'Misefir ev sahibinin kuzusudur; nereye bağlasan, urda durur,' deye (diye) .......Ben de sizi oturtacak bi yer, yidirecek bi yemek bulurun.Başımın üstünde yeriniz va......Şincilik hoşcagalın.Sona gene yazarın.\n\n                   Çileli Fatma Nineniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatma    İle     Mehmet",
        "poet": "Osman Adıgüzel",
        "poem": "\n\nDavet  ediyorum  seni,   Cumhuriyet   Balosuna.\nSüslenelim,  sen  gelin  gibi  ol,  bende  damat  gibi.\nOturalım,  birlikte  bir   masaya.\nOlalım   TEK   kalp,  birleşsin   gönüllerimiz.\nKaldıralım   kadehlerimizi,  tanışmamız, aşkımız   şerefine.\n\nAnımsayalım, eski  Cumhuriyet  Balolarımızı.\nBaksın,  herkes  bize  gıpta   ederek.\nDansedelim,  yıyelim,  içelim, coşalım.\nTatlandıralım   şovlarımızla,  Cumhuriyet  Balosunu.\nKıymetini,  değerini  bilelim   CUMHURİYETİMİZİN.\n\nNasıl   birleşiyorsa,  toprak   ile   su.\nBirleşelim  bizde   öğle,\nBen  su  olayım,   sen   toprak.\nMeydana  gelsin  çamurumuzdan   nesillerimiz.\nOlsun,  birinin  adı  Fatma,  diğerinin   Mehmet.\n\nAtatürkcü   nesillere   ihtiyacımız   var.\nEğitelim,  öğretelim,demokrasiyi, Atatürk   ilkelerini,  Hak   yolunu.\nYardımcı  olalım,  yeteneklerinin  gelişmesi,  meydana  çıkması  için.\nBırakalım   emin    ellere, bu  cennet    VATANIMIZI.\nKalmasın  gözümüz  arkada,  rahat   uyuyalım  mezarda.\n\n                            ŞAİR   KURBAN    OSMAN     ADIGÜZEL\n                                     29 /EKİM/  2010  TAKSİM-İSTANBUL\n                             (Farklı  kokular  şiir  kitabımdan) \n                            (sokakkitapları  yayınevinden  çıktı) \n                            TEL: 0216 405 10 88-FAX: 0216 540 46 14\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatma Nine'nin Günlüğü-2",
        "poet": "Kâmuran Esen",
        "poem": "\n\nSevgili Yavrım Günnük; \nBiliyo mun sevgili günlük senden başka derdimi dinleyon yok. Kimsenin beni ıslayıp gazıdığı(ciddiye aldığı)    yok. İyi ki sen varsın. Dert ortağım benim.\n\nHani geçen gün bizim Adem, - Sızma Adem yani - kümese giren sansarları yakalayım derken sansar parnağını kapmışdı, nasıl oldu ku? İyi ki başka bir yerinden dutmamış, söylemek ayıp olmasın. Sansar bu, nerenden dutacağı belli mi olur! Valla dötünü de gapar, gözünü de.\n\nMektup yazdım Adem’ e. Aycık akıl verdim. Dili, olmuş bi fırıncı küreği. Başına iş açacak o sivri dili yüzünden. Mektupta şöyle dedim Adem’e:\n\n' Adem gardaşcavazım! \nGusura galma ama Adem gardaşcavazım, senin dilin de eece uzamış. Amarıka’ ya gezmeye gidecek olan bizim hemşeri Abdılla`yı öğredibatısın. ' Amarıka` ya gidincesi Buş`un yüzüne tükür benim yerime. ' deyibatısın. O da senin aklına uyup gidip tükürecek herifçi oğlunun yüzüne. Ondan sonra al başına belâ. Adam zatı nankı ülkeye saldırsam kı, nereyi garışdırsam kı diye düşünübatı, Abdılla` ya gızıp Türkiye` ye savaş açacak. O lâkırdılarınızı savaş sebebi sayacak. Sonacıma, Abdılla` ya senin akıl verdiğini öğrenecek, bilgisayarına firüs yollayacak. Senin cp` yi Allah bilir Buş` un dalkavukları mı bozdu ne yaptı? Bu Amerıka`dan herşey bekleyecen gardaşcavazım...Senin pantulun üstünde dururken; gözünü uyudur da içinden donunu alır, ruhun bile duymaz alimallah. Allahdan belânı mı isdeyon sen? Eceli gelen köpek, cami duvarına işermiş. ' hesabı....Cık cık cık! \n\nBuş için ' Anacığını bellediğimin deyusu! ' demişsin bi de. Biri bunu Buş` a okuyuverirse, o vakıt görürsün kimin anası bellenir. Bak gardaşcavazım, sen Buş`nan felân baş edemezsin. Bu iş, kümesde löbet tudup sansar yakalamaya benzemez. Sansarı yakalarken bile parnağın gitmiş, alimallah Buş` un esgerleri bi gelirse, artık neren gider bilemem. Parnağının acısını duymazsın bile.....Senin akıl verdiğin Abdılla Amarıka` da yelbir yelbir gezerken, asıl sen gününü görürsün. Ona göre, demedi deme.\n\nGözlerinden öpübatırın, herkeşlere selâmlar edibatırın. Memet Efendi de selâm ediyo. Hani bizim Dikkuyruk Hüseyin` in pikabına atlayıp yanına varacadık ya, varamıyoz. Amanin bi gış yağdı bi gış yağdı; yola çıkacak gibi değil. Bi büçük metiro gış va dışarıda. Şu gış bi kalkıversin de yanına varacaz.\n\nGeçen bilgisayar gamarasında senin goca gızı gördük. Bizim torun pek beğenmiş. Bubanne, bu gözel gızı bana alalım deyo. Bi hayırlı iş uçun yanına varacaz senin anlayacağın. Bizim torun tahsilli değil emme, elinden herbi iş gelir. On parnak bilgisayar gullanıyo, taaa Uganda’ daki arkadaşınnan çet yapıyo. Bilgisayar mühendisi min be mübarek çocuk! Dört tene üniversiteye gitti, hiç birini beğenmedi, gerisin geri geldi... ' Benim gideceğim üniversite daha açılmadı bubanne. ' deyibatı bana. O gadar ' asil ' senin anlayacağın.\n\nAllah nasip eder de gızınızı alırsak; sıra sıra altınlar takıverin, dirseklere gadar bilerzik, on parnağına yüksük vs vs vs alıverim. İsdemediğiniz gadar metiro metiro gumaş kestiriverin. Gadife mi istersiniz, çiftlik sattıran mı; artık nankısını derseniz.\n\nAdem gardaşcavazım, öteki odadan benim herif bağırıbatı. Garnı acıkmış, yimek isdiyo. Bu dingil boğazlı adamı doyuramadım. Belediye fırını gibi, ne versen alıyo. Kalkayım da şu adamı doyurayım.\n\nHerkeşlere selâm ediyom.\nHoşcagal Adem gardaşcavazım. '\n\nBakalım ne cuvap gelecek mektubuma. Demem o ki Sevgili Günlük, Ademnen dünür olacaz yakında. Bi düğün yapacaz ki torunuma uuuhhh, eğlence dedin mi kütleyecek anasını satdımın.\n\nnot: Mudurnu şivesiyle yazılmıştır.\nKâmuran ESEN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatma'ya",
        "poet": "Şair Engelliyasamak",
        "poem": "\n\nBir şiir yazılırken, \nGiriş nasıl olsun diye düşünmez hiçbir şair.\nKimi şair yazmak için yazar, \nKimi şair ise okunsun diye yazar\nBen ise, ne yazmak için yazarım ne de okunsun diye\nYazarım yalnızca...\n\nHikayeler eklerim şiirin içine\nKimsenin bilmediği veya bilip de yazmaya cesaret etmeği hikayeler\nBilmezler çünkü, hayatı incelemezler, görmezler.\nŞiir onlar için, çiçeklerle böceklerle bezenmiş dört duvardır\nOnlara lafım yok, lafım bilipte yazamayanlaradır.\nOkunma kaygısı vardır o tipte olan şairlerin\nVe yeni bir akım oluşturmaktan korkarlar.\n\nBenim hiçbir zaman öyle bir kaygım olmadı\nÇünkü ben Efsane şairim\nŞunu iyi bilirim ki, bir gün onların devri bitecek\nEfsaneler devam edecek\nKavuşamadığı aşkı efsane olduğu için...\n\nSevdiğim şimdi uyanmışsındır, yüzünü yıkamış\nKahvaltı yapmak için ekmek almaya dışarı çıkacaksın\nKapının demirlerine koyduğum \nBir gül ve sana yazığım bu şiiri bulacaksın\nYine hikaye ile bezenmiş.\n\nÜniversitede hocanın biri sınav sorusu olarak tahtaya neden diye yazmış\nÖğrenciler şaşırmışlar ve ne yazacaklarını bilememişler, zaman akıyormuş.\nBir şeyler karalayıp hocaya vermişler fakat bir tek öğrenci 100 puan almış\nO öğrencinin verdiği cevap ise; Neden Olmasın? \nYine aynı hoca ikinci sınav yapar sorar der ki; Risk nedir?\nAynı öğrenci bir tek ismini yazar ve boş kağıdı on saniye içinde teslim eder\nYine en yüksek puanı o öğrenci alır.\nBir sonraki sınavda, yine aynı soruyu sorar hoca “Risk nedir? ” diye\nYine aynı taktiği uygular öğrenci, boş kağıdı verir, bu sefer sıfır alır.\nHocasının yanına gider neden sıfır aldığını sorar\nHocanın cevabı şu olur; \nAynı şartlarda ikinci bir riske girmek aptallıktır der.\n\nŞimdi sen o hocasın benim gözümde\nBen ise o öğrenciyim fakat onun kadar aptal değilim\nÇünkü ben Efsane şairim.\nŞimdi sana diyorum ki; \n\nEfsaneler devam edecek\nKavuşamadığı aşkı efsane olduğu için...\n\n24 Temmuz 2012\n\nEfsane Etrafoğulları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fato",
        "poet": "Mustafa Göl",
        "poem": "\n\nSeninle açılan sevda gülleri\nBoyunların büküp soldu mu Fato\nNe çabuk unuttun büyük aşkımdın\nAyrılsak demiştin oldu mu Fato\n\nHem seni kaybettim hem de sılayı\nGetirdin başıma türlü belayı\nUnutulmak elbet bunun kolayı\nKerem  Aslı’sını buldu mu Fato\n\nEfkarlıyı yaktın küle çevirdin\nYaprağı kurumuş güle çevirdin\nTaştan taşa çarpan sele çevirdin\nBağışlasan çilem doldu mu Fato\n\n\t\tSivas-1971\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatma ! akrostiş",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\n“Beni kalbinden atma! ”\n\n(F)    Fısıldarken kulağına o tatlı sözleri\n\n(A)    Anlatırdım benim, sana olan sevgimi\n\n(T)     Taş ettin sen bu seven kalbimi\n\n(M)    Mazide bırakıp giderken beni\n\n(A)    Anlamadın bu garip halimi\n\nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatoş Kadın Bilir",
        "poet": "Ömer Dalman",
        "poem": "\n\nAaah ah! \nBiliyorum...\n\nEğer Cumartesi-Cumartesi\no alışveriş merkezindeki güruhun,\ntür-tür, ırk-ırk, nesil-nesil birbirine karışmış\no kalabalığın içine dalıp\nkafayı dellendirip,\nkarıyı, çocuğu -itekler vaziyette- eve gelmişken; \no ufacık Hollanda Puromdan -bir tane- yaksaydım\nşimdi böyle olmayacaktım! \n\nFatoş Kadın denizaşırıdır ama\nbeni bilir adı gibi; \no purolardan –bir tane- yaksaydım\nbugün şiirlere ‘kafa-göz’ dalmayacaktım! \n\nama oldu olan\nyine ellerimi kana buladım.\n\nen iyisi, biraz ara verip\nvahşet bir korku filmi seyredeyim.\n\n(Haziran 2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatoşum",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nFatoşum\n\nBaşımı sabra dayadım\nSevgiyle aşktır muradım\nSeher yeliyle uyandım\nSabahım oldun FATOŞUM\n\nDamlaya damlaya doldum\nSevgiyle seveni buldum\nÖfkemi masaya koydum\nSabırım oldun FATOŞUM\n\nBen yağmurum sende toprak\nSen ağaçsın bende yaprak\nMevsimleri toplayarak\nUmudum oldun FATOŞUM\n\nDost Şeref’in sevdasında\nSevgi denen ovasında\nYüreğimin yaylasında\nBaharım oldun FATOŞUM\n\n05/04/2010\nDost Şeref\n\nBu şiirim Sevgiyle aşk ile yaptığımız mutluluk pastamızı kestiğimiz günün yıldönümü olan evlilik yıl dönümümüzde yüreğimde üç karanfil yetiştiren sevgili eşime armağanımdır\n\n\n\n Kimden: barış can (Bay, 54)     \n Kime: Dost Şeref\n Tarih: 05.04.2010 09:06 (GMT 2:00)    \n\n\n Konu: Yn: Bu bir toplu mesajdır yeni Şiir \n\nsevgili hocam önce mutluluk diliyorum daha nice nice evlilik yıldönümlerini burada birlikde kutlayacaz. \nuzun yıllar evlilik yıldönümüzü kutlamanız dilegiyle \ndostca sevgiyle kalın\n\n\n\n Kimden: uzakkıyı (Bay, 41)    \n Kime: Dost Şeref\n Tarih: 05.04.2010 21:02 (GMT 2:00)   \n\n\n Konu: Yn: Bu bir toplu mesajdır yeni Şiir \n\nnice mutlu yıllar sizinle olsun üstadım. mutlulukların en güzeli siznle olması dileğimle. \n\nsaygılarımla..\n\n\n\n Kimden: kizkulesi_ist (Bayan, 31)   \n Kime: Dost Şeref\n Tarih: 05.04.2010 22:39 (GMT 2:00)  \n\n   Konu: Yn: Bu bir toplu mesajdır yeni Şiir \n\n  Nice yıllara.sevgi ve saygıyla sürer mutlu evlilikler.Şiirinizi çok beğendim. \n\nhatice\n\n\n\n Kimden: Çiğdem Kılıç 1 (Bayan, 39)  \n Kime: Grup: Sairlerkahvesi\n Tarih: 5.4.2010 14:14 (GMT 2:00) \n\n\n Konu: Yn: [sairlerkahvesi] FATOŞUM \n\nNE MUTLU SIZE VE ESINIZE. MEVLAM BOZMASIN; MUTLULUGUNUZU DAIM ETSIN, SAGLIKLI UZUN ÖMÜRLER NASIP ETSIN \n\nSEVGI DOLU YÜREGINIZE SAYGILAR EFENDIM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatsa",
        "poet": "Fatih Yağcı",
        "poem": "\n\nMavi ve yeşil...\nMaviden karaya çalan\nSensiz deniz,\nGözlerinin dimağıma\nBıraktığı yeşil iz.\nMavi yeşil bir dehliz.\n\nFATİH YAĞCI\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatsa'm",
        "poet": "Tahsin Serdar",
        "poem": "\n\nNerede,solmuş bir gül bahçesi,\nbaşını eğmiş bir başak,\ntoprağını geri almak için,\nkıyıları öfke öfke döven bir dalga görsem,\nsen düşersin aklıma,\neşsiz memleketim Fatsa! \n\nTarihine not düşmüş elbet de Makedonyalı İskender,\nama,bilirsin ki,\nasıl tarihi yazmıştı sevdaları uğruna can verenler.\nPontus devrinin izleri,\nsilnmeye yüz tutmuş Çıngırt Kaya'da,\noysa,\nharman olmadan bonu vurulan başaklar misali yiğitlerin,\naslanların ayak izleri hep kalacak Fanizan'da.\n\nSakın,\nhüzün selki akmasın Çullu Tepesi'nden sahiline,\nbakma sırtında kambur gibi duran yüklerine,\nsuların yeniden yatağına dönecek elbet sellerin çekildiğinde,\ndün,\nülkemin dört bir yanına yaydığın ışık,\nve\no ışığa koşan milyonlarca aşık,\nyarın yine seninle aydınlanacak,\nseninle yanacak.\n\nMasmavi gözlerin,\nyemyeşil urbanla,\ndilden dile dolaşacak yakın tarihin.\n\n\"Dön gel\" dercesine sesini duyarım derinden,\nsesini sesime katmak için gün sayarım Fatsa'm içimden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatura",
        "poet": "Şeyhmus Canbegi",
        "poem": "\n\nRuhlarda bedenlerde bu dünyada kiracı\nKurulmuş çalışıyor işte ömür sayacı\nİlk endeks doğum yazar son endeks ise ölüm\nEcel faturasının bedeli ölüm acı\n\nFaturalar kesilir hep isimlere göre\nDeğişmez hiç tarihi verilmez asla süre\nO ne bir yasa tanır inan ne de bir töre\nEcel faturasının bedeli ölüm acı\n\nTahsilatını ise yalnız azrail yapar\nYapınca da ayrılır oradan apar topar\nArkasından bir feryat bir figan hemen kopar\nEcel faturasının bedeli ölüm acı\n\nİcra ya gönderilmez kesilen bir fatura\nUnutulur bu dünya kimse gelmez hatıra\nO an anlatılamaz sığmaz üç beş satıra\nEcel faturasının bedeli ölüm acı\n\nKabir olur bedenden çıkan ruhun adresi\nAzap çeken ruhların asla duyulmaz sesi\nTek ölümle son bulur nefsin arzu hevesi\nEcel faturasının bedeli ölüm acı\n\nKesilmeden faturan hazırlan bedeline\nSöyle uysan şeytana ne geçecek eline\nGel sahip ol eline beline hem diline\nEcel faturasının bedeli ölüm acı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faun",
        "poet": "İmge Kaçmaz",
        "poem": "\n\nrüya,bir rüya ama\nuyandığında satire dönüştürecek olan bir rüya\ntek kurtuluş yolu\nkuyudaki merdivenden çıkmak olan bir rüya\nkurallar okutup\nNuhu balığı da gemiye almaya zorlayan bir rüya\nkendinden taviz vermeyerek\nbalığı da öldürmeye çalışan\nsatire haksızlık eden bir rüya\ndünyanın var oluşunda tek düzelik yok iken\nbunu zorunlu kılan bir rüya\nnormal bir insandan tek farkın\nkılların ve boynuzların olacak iken\nbunu günah gibi göstermeye çalışan bir rüya\ninsanı kendine ve karşısındakine\ndüşman edecek katılıkta bir rüya\nrüya,bir rüya ama\nuyandığında satire dönüştürecek olan bir rüya\nöleceğini bile bile\nen azından istediğini yaşamayı zorlaştıran bir rüya\nseni,senliğinden\nseni,sen yapandan soğutan bir rüya\ngülüyor olsan da\nkirpiklerini ıslatan bir rüya\nhayatı bir oyun gibi gösterip\nhile yapmaya zorlayan bir rüya\nriya,bir rüya ama\nuyandığında satire dönüştürecek olan bir rüya\n2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Faturada Hatalarım",
        "poet": "Mert Özel",
        "poem": "\n\nKaybettiğim\nAşklarım, zamanım, hayatım\nKariyerim, dostlarım\nFaturada; hatalarım! \n\nBen bir hiç adamım\nTutkuyla sever ağlatırım\nGöklerde uçurur batırırım\nFaturada; hatalarım! \n\nDoğruları götüren yanlışlarım\nİyi niyet kazası aldanışlarım\nHükümsüz saçmalıklarım\nFaturada; hatalarım! \n\nÇocukluğumdan bu muhtaçlığım\nSperm hatası hastalıklarım\nSarmalarım, takıntılarım\nFaturada; hatalarım! \n\nGönülsüz sizi kırışlarım\nBilinçsiz fevri çıkışlarım\nÖzürlerimi sunarım\nAffınıza sığınırım\nZavallı bir insanım\nFaturada; hatalarım! \n\nDepresyon ilaçlarım\nKadehlerde çare ararım\nBulduğumu da kırarım\nFaturada; hatalarım! \n\nBağışlanır mı artık isyanlarım? \nSever misin yine yüce Tanrım? \nSana hep derinden inandım\nFaturada; hatalarım! \n\nDaha 29 yaşındayım\nÖbür dünya yolundayım\nHepinize yalvarırım\nBeni anlamaya çalışmayın\nAffedin, aklayın\nHatıralarınızda saklayın…\nFaturada; hatalarım! \nAğır gelir bu yüzden hesabım!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Favori",
        "poet": "Mehmet Duran",
        "poem": "\n\nParayı sevmezdi\nSığırlarıda\nBalıklarıda\nPara tuzaktı ya\nÖbürüde pis kokardı\nDiğeri hiç kouşmadığı halde\n\nFavorisi kitaplardı\nBelkide kalem\nAnlamadığı\nSiyah mürekkepli...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fayda getirmez",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\n'İyilik yap, denize at, o seni mutlaka bulur! '\n\nGelin insanları, sevin yürekten\nKötülük insana, fayda getirmez! \nEğer dürüstsen, hakkın yolunda\nYaradan kuluna, bela getirmez! \n\nAcılar içinde, aksede yaşın\nHaksızlığa karşı, dik olsun başın\nDoğruluk yolunda, sürsün savaşın\nKötülük insana, fayda getirmez! \n\nBir gariban görürsen, git elinden tut\nYaralı o kalbini, teselli et avut\nGönlü huzur dolsun, binlerce umut\nKötülük insana, fayda getirmez! \n\nŞeytanın önünde, boynunu eğme\nHaram olan şeylere, elini deyme\nDoğruluktan başka, bir yolu seçme\nKötülük insana, fayda getirmez! \n\nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fayda",
        "poet": "Rabia Can Ulaş",
        "poem": "\n\nuzaklarda bir kadın uyuyor belki şimdi\nbelki yorgun düşünmekten \nduygu fırtınalarından..\nhasta belki boğazı yanıyor\nsevdaya dair ettiği sözlerden..\niçi ağrıyor ateşi var..\nuzaklarda bir kadın var, \nkirpikleri dolaşık hüzne\nbana kilitliyor belki gözkapaklarını, \nkimbilir belki, \nsulanıyor düş kapakları her anışta\nyorgun ve hasta belki \no canımın içi canı, \nbense burda dumana sarıp hayatı, \nşiir yazıyorum gözlerine, \nellerim yanıyor alnını düşündükçe, \nher yutkunuşta canım yanıyor, \nnemleniyor bakışlarım, \ndedimya o yorgun ve hasta, \nbense oturmuş\nmısra tasarlıyorum, \nüşüyor belki titriyor, \nbulanıyor içi..\nacıkmış.\nbenimse hayrım yok: bir tas sıcak çorba kadar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faunal Tümetanım Bildirgesi",
        "poet": "Akın Akça",
        "poem": "\n\nI.\tBOŞVERMEYEN BACAKLI: KANATLI …\nII. BİRLEŞİR GIDILAR\nIII.BİLİN ADAMLIĞI’NIN HALK SUSKUNLUĞU GİBİ BİR ŞEYLER(BİLİNÇLİ UYGULANAN\n         YANLIŞLARIN GÖBEĞİNDE SERPİLİRSE…) \nIV. KATILAŞAN GİBİ BİR SIVI’DAN SOĞURULARAK SADELEŞMEYE, ‘BERRAKLAŞARAK DİNGİNLEŞMEYE’ (SANKİ) ÇALIŞAN …\nV. KARARSIZ ORTALAMALARDA ‘SANA YAĞI-GRİZU’ (’:EVİN ANA, AŞÇIBAŞI) \nVI. KARANLIK DEĞİLDİ: ÇİZGİ FİLMDEN IŞIĞA …\n\n-\n\nI.\n\nBOŞVERMEYEN BACAKLI:KANATLI…\n\nKorktuğun, uçamayan\nkanatlı olduğundan mı? \nKanatlanıp  birden\ntepene çıkar da,\nyemini yer orda,\nseni gagalamaksız.\nKanatlı diyene bak,\nçıkıyor televizyona,\nspiker belgesini\nönceden vermişlermiş.\nİşi sanıyor yaptığını:\nEn çok para alsan da; \npeh, işin yapamamışsın işini.\n(böyle sorumluluk,\ninsan yapmaya, az seni) \nUçmaya çalışana\n'kanatlı' diyorsun hala,\nvarken bacakların senin.\nBilinçli ya da şuurlu; \nhala kıskançsın,\ninsan orta beyni'nden.\nÜstelik, senin de\nbebekken vardı kanatların -\nparmaklıklı karyolanda,\nmüzikli döner\nçıngırakların altınca\n- Ve şanslıysan, çabadaysan,\nileri de de...\nÖyleyse, derdin ne? \nAldığın, fazla paraysa; \nya da, kuş yolan köylü ise:\nne olacak yakıp\naçtığın tarlayla,\neline ne geçecek; \nya da diktiğin gökdelenle? \nBir arkadaşım vardı\nbenim de, korkar\nkaçışırdı güvercinler\npır pır edince.\nİnsanlarla kuşlar\nbu açıdan benzeşmiyor,\nama sadece bu açıdan.\nOnların ani hareketleri\nkorkutmasın seni.\nHorozun Fransızından,\nkork tavuğun öcünden.\nKümese girer bir tilki,\nbir daha sokulmaz\no aynı kümese o tilki.\nUyanışlar ciddidir,\nakıllanırsa eğer bir insan.\nEn güzeli bu olmalı,\nhayatı geliştiren.\nTecrübelenmek, bir de\nhata yapmadan akıllansa.\nNe güzel olur\ntekrar kümese dönmek\nbir çiftçi için,\nen önceden oynadığı\nuçamayan -ama çaba eden- kuşları\nsonradan yolmamış,\ncanlı canlı yakıp\nhendeklere, çukurlara atmamış\nolacağı bir düzlemde.\nNaapar sana güzel telli turna,\n11 tane terk etmeyen\nheyecanlı çılbır kaldı şimdi.\nGidip artık orlarda yaşamalı,\ngidenleri geri çağırmak,\ngeçmeli var'dan var'a,\nçıkmalı varlık içi yokluk'tan.\nHer ne kadar,\nkanatlının, insan mı olacakları\nolsa idi zekaları\nbelli belirsiz\nbir ufuk olsa bile:\nakılsız bir kuştan\nçok daha fazlacasına\noynak bir insan denen,\nkalıbını basabilir\nşiddetlerin körüklüsüne,\nzeka denen alaşımıyla -\nsavaşlar başlatabilir\nsavaşlar bastıran.\nKendinsen, dök güneşi kendine; \nbir Xanadu yap, edinimden.\nİsen, kork kanatlıdan,\neğer kanatlı dersen.\nİngilizin trompeti,\ndavulu zurnası Türk'ün; \nne istersiniz yavrucaktan? \n\nIi.\n\nBİRLEŞİR GIDILAR\n\nBirleşir ibiği horozun\nİle gıdısı bir tavuğun; \nbir İbiş yaratırlar\n(Bam! Bam bam bam, Bam Bam; \nCav! Cavcav da cacav,\ntribünde kol kalkmış\nİlhan Cacaw -\nbaşındaki oyunun, Hacicavcavcı; \nsondaki, Karagözcü) \ngölgelerden sorumlunun\nparmakları ucunda.\nTanrı kimdir diye sorulur,\ninsan da kimdir\ndiye sorulur, bu aynı'da.\nGeçilen korkutucu gerçekler,\nferaha ulaştırmak için ise; \nbiter sorular, rahatlar gelir:\nİbiş gene İbiş kalacaktır -\nkorkuları kaldırılan ama\n- ama artık tedirginlik\nbitecektir onun sıfatında.\nKümese yönelir bu ikisi.\nYem yer, su içer:\nİnsanlar da içer su, yemek yer.\nİnsanın yemeği, yem'ek; \n“yem” yerine “yemek”:\nÖn ek mi, son ek mi? \nya da belki orta? ? \nOrta beyin mi yoksa\ninsan mevzuu? \nHer ne olursa, \nlinguistikel bir 'ek'; \nbiz sonsuz barışı \ngerçekleştirmedikçe.\nNeden ama? çünkü şöyle:\nŞu anda hem barış var,\nharp hem de; \ndönüyoruz işte -\nöngörülemezdi\n- aklımızla, deli divane.\n\nMEVSİM ZENGİNLİKSİZ\n\nHacicavcav, kim oldu\nfilmlerde, lüks evlerde? *\nEyalet sistem\ngetirmek isteyenler kim\nAnkara Merkez Bankası’na? \nYok yok; tapusunu\nda veremez ya düşmana \nKonstantnopl’un Damat Ferit:\nSormak lazım meraktan(sa) \ndahi; nedir bunun adı\ndeğilse hainlik? ? :\n“11. Gökyüzü”nde* Telli Turnalık,\nkelaynaklıktan 11 adet fazla.\nUmarım, küsmemişlerse dönecekler.\nFındık faresi gibi\nağaçtan ağaca seğirtili \naçık kahverengi\nsincap ki peynir kemiriyor; \nTom’un huzurunda,\nJerry, fareciğin duvara yapışık\ndelikten doğru evi açılıyor -\niçinde, tek, bir yatak barındıran.\nTom, oraya girip uyuyacak.\nYatak kırılacak; gene, yatacak…\nGökten başımıza taş yağacak.\n“Mickey & Minnie’ler “\na la  “Mouse” da gelse …\nCivciv çıkak kuş çıkacak.\nKurbağa yağmışmış gökten eskiden.\nMeşe palamutları yağıyor –\npeynirci meraklı sincabın\n- Gökten, yağmur gelecek mi? \nKar gelecek mi? \nDört mevsim pizzamız …\n:Margarita olsa olur -\ntedrici değil ama tercihan,\n- tek ki ama olmasın \nmevsim zenginliksiz.\nOlmasın kuşsuz..\nolmasın protozoansız! ! ...\n\nIii.\n\nBİLİN ADAMLIĞI’NIN HALK SUSKUNLUĞU GİBİ BİR ŞEYLER (BİLİNÇLİ UYGULANAN YANLIŞLARIN GÖBEĞİNDE SERPİLİRSE…) \n\nİhtiyacı olan “bilin adamlığı”,\nbilim adamlığından yarı- kör\nsırıtıyor doğaya ihtiyaçlı.\nEvet, her bitki\ndoğadan bulduğumuz,\nzehirlidir oldukça bazıları\nAma bilimin elinde\ngene rafine olur \nGüzel çabalar sayesinde.\nŞimdi ise, “bilin bakalım”\ngibi bir şeyler diyor\n“Bilim adamlarından\nSilah sanayii’ye uzantıları”.\nOlsa bile bir derece daha iyi\nbu çeşit tepksizlik\nsilahı yasal kılanlardan; \ngene de kötüdür.\ngiyotindekine sessiz kalan –\n“çimendeki salıncak\n‘Marie Antoinette\nZaman çekmeceleri’”\n- hazırlar Salem Mahkemelerini.\nKötü olanı savunma insan,\nAma değildir de kötü\nelbet, her öldürülen.\nAyrımını yapabilmeli.\nİnce ince serumlar,\nAyaktan tedavi ünitesine; \nNerden geldiyse akla,\no Adanalı gibi kalın baş hemşire\nhala orada olacak mı? \n(Bazı lösemililer var \nki herkesten çok hayat dolular.) \nYardımsever ve yürekliydi.\nYeni gelecek bazıları:\nAh, nasıl gelişecek, olacak,\nTDK 2007 sözlüğü,\n“zenne hemşire Hipokrat yemini”:\nÖyle yanlışlar yapılıyor\nki suçtan beter.\nCahillik desen değil,\neğitimin suçu desen hiç değil.\nLaf dönüp dolaşıp\ngene bazen genetiğe yıkılıyor:\n(Atatürk Samsun’a çıkıyor,\n2007 gelmiş, kalkınmış Samsun\nkalkıyor; diyelim \naklı evvel bir belediyesi\nTüsiad’ı övüyor … Beethoven \nMoonlight’tan parçalıyor.\nAmadeus, “öğrencimdi,\nama ben de varım” \ndiyor Requiem’i ile, \nkah da kızlar ile\nsaraydan kaçırılan …\nOynamayın bilinçli,\nburnu ile, gözüyle; \nyamuk asmalarına izin vermeyin\nM. Kemal’in fotosunu duvara!) \n“İyi olmalı insanın içi”\ndiyor o bir ses gene …\n\nIv.\n\nKATILAŞAN GİBİ BİR SIVI’DAN SOĞURULARAK SADELEŞMEYE, ‘BERRAKLAŞARAK DİNGİNLEŞMEYE’ (SANKİ) ÇALIŞAN …\n\nKoşuşuyor gvercyn …\nOluyor Mumcu, Ecevit oluyor, \nHrant oluyor, Cem oluyor, \noluyor da oluyor.\nAyrıyeten, vatanhainliği \nSeksapelli fotojenitel zenginliği\nzaman zaman çıkışa geçse de,\nbereketli topraklarda da\nolay vuku bulmuş oluyor.\nO halde neden\ntelli telli turnam yurdum\ninsanını terk ediyor …\nYakılan, diri gömülen, bıdaklar; \ntavuklar, horozlar, hindiler\niçin mi yas tutuyor …\nSokaktaki güruhlar,\nAnıtkabir’e Kocatepe\nüzerli laiklik yürüyen\nEcevit’ten beri değişmedi\nki hemen hiç; \nolsun “Biz Ermeniyiz”:\nHangi polemikler \nsokaklara çıkan\nen güzel duygularda\nbizzat çıkartılıyor sokaklara,\nhangi bilinçsizlik bunları yapıyor \nIrağı bölenler kim\nSaçma bir çabayla\nçözmeye çalışıyor Doğa’yı? \nSonu zamanın gelmez.\nGelse, doğa sezmez\nkendi ölümünü,\nrahatçacık kıvrılır ölür.\nEvren ve zaman\nçatırdadığı gün\nsonu gelir anca zarif ülkenin.\nİşte, anca o zaman ki\nTC de sona erer.\nKendi kanı şehidi \nMehmetçikler muzaffer! \nNamütenahi zarafetler.\nBarış ordusu,\ndışa da barış zerkeder,\n(dış demekle dış olunmaz:\nBatı’yı yenmek,\nbilimini almanı engellemez; \nAlt/üst asla denmez,\nBu ölçüde) \nOlmaz silahı öldürümek\niçin kullanan mantaliteler.\nAkılları iyiliğe ermiyor mu? \nGüvercin uçtu,\nşimdi hemen\nkullanmaya kalkacaklar:\nStar, Mıtar gazeteler; \nhangi halka hizmet ediyorlar? \nGüvercin sürüsü uçtu,\ngeri konmak üzere.\nAma denmez adına\nJesus Crayst’ın Crysler,\nana oğul baba tripleksinde\nya da üç tanrıdan biri,\nkutsallığını bereketsiz\nılımlılıklardan almak\nyerine çabasıyla kendi\nkanıyla kardeşçe yüceltmiş\nbu topraklar üzerinde.\nKardeşliğin bile sözü\ngeçmez ya bir olan\nbir elmanın iki yarısı değildir.\nSorarım ki,\ntarihteki iyicil \nkahramanlıklar ortadadır,\ndünyada bunu kim bilir? :\nkim ki yaşatmıştır! ! ...\nUçuyor güvercin.uçar güvercin.\nÇok, ürkek; çok da “göz”.\nYönleri kontrol “Maksadı”; \naraç ama, dünyadan …\nErmeniler vardır, Ermeni Ermenileri vardır,\nTürkiye Ermenileri vardır,\nTürküm diyebilecek\nöngörüye sahip Ermeniler de vardır,\nVatan vardır, Düşman vardır,\nvatanhainleri vardır, Dost vardır,\nVardır düşman, Vatanseverler vardır! ! ! ...\nNerde denirse densin,\nHalklarca bir şey denilecekse,\nAğızdan bir laf çıkar, bilinmeli.\nBilinmeli ki; kuş, uçar.\nÜzülür de ama uçar, konar …\nKoşar durur …\nGittiği gibi gelir telli turna; \nyeter ki hizmet babında\nzeminler hazırlayalım hep ona.\n(Hap değil, hepp! !) \nSevgi dolu yuvalar,\nbulununca gelir …\nUygun ortam, elverişli koşul; \ntemiz bir çevre, çerçeve; \nsağduyulu fab five fabrikler\n\nİskoç musun, İngiliz misin,\nİskoçluğun İngilizliğimisin,\nİngilizin İskoçluğa.. mısın? \nYoksa Celtic’in G. Rangers’a\nKatalanı mısın, ya da belki\nRangers’ın Celtic’e protestliğisindir? \nSünnetli hali misin Tayibin, sarıksız? \nBunlardan sana ne …\n(Zararı faydasından çok bazı) \nYapılmış, denenmiş\nyalan alaşımlara ihtiyaç çekilmez,\nihtiyaç çekilmez.\n(kendini bilenin kendisini biliriz,\ntanırız)  (Misal) \nAntalya’da bir laz bulup, bilip,\nkenara çekmek, sormak; \ngene Temel, gene Dursun,\ngene Fadime, gene Kemençe.\n(fıkralar, fıkralar Kdz. Ereğli..\nYa da Solomon fıkraları\nne fark var –\nSalomonisch in German; \nSüleymanca, bilgece) \nSazlı sözlü,\n(coşkun, \nbireysel antrenörler,\nve gene –de- çok sesli, \nnasıl? \nhayret, \nçok güzel –ama) \nSerçeler şıp şıp,\ndamlaya damlaya göl oldu, olur.\nŞimdi fırladı serçeler, \nGüvercin oldu; \nPır pırr, but ain’t brr …\nBir şey varsa var olmaktadır..\n:Gerçekleşmiş olanlar\ngerçekleşmiştir, kalıntı yerine,\nkalıt yerine\nbu ülkede.\nFora olan Pupa ‘Pepe’ değil,\norman Bakan; \nhaydi horonlar fora ….\nZangır zangır, yerler –\nkısrağa kımız telli duvak,\nah telli turnam,\nyağız zengini.\nO halde kendinle derdin ne; \nderdi olan, sadece derdi olan! \n\nV.\n\nİyi şeydir narsist kerata,\nama kararında.\nEğer bir de korkuları, \nendişesi varsa; \nsen de korkmalı\nve/ ama önlemler almalısın\nbu koşulda. Eğer sessizdeyse:\n“Eyvah, n’aapmalıyız” ya –\naslında biliyoruz\ngerektiğini ne yapmamız …\n\nHuzur’unda hayvan’ın,\ndaha aşağı bir yerlerde yaşıyoruz.\nCanlılarını:\nŞanslıysa eğer değil,\ngörüyorsa gönül gözü -\nve kendiliğinden,\nyapmacıksız serpilerek gelişen\n- Ve bilimin sağlamlık temeli; \ndüze, yukarı çıkartan.\nyukarı çıkınca,\nfaunada dolaşmaya başladık -\nşu eskiden, kırmızı bilim insanlarının\nçölde bir yerlerde\nyapay bir biyosferde\nkaldıkları yer\naman ha! burası olmasın …\n- Ve başlarız, ki başlardık da.\nBöyle olunca ancak,\nçıkmak (olur)  bulutlara da…\n\nKARARSIZ ORTALAMALARDA ‘SANA-GRİZU (’:EVİN ANA, AŞÇIBAŞI) \n\nUzaktan şahit olmuştum birini.\nAnsızın geceden toplamış bavulunu,\natlayıp otobüsüne \nikinci katında Varan’ın,\nManyas’a gitmişti.\nBir de “battalite aksi,\n“anca ‘az görüşü’” ise geri kafalı\nama sakin giden” biri vardı ki; \no da topladı bavulu geceden,\no da gitti cennetine ‘uçanlar’ın.\n[ Kuş gribi mi vardı eskiden; \ntopla topla, anca bir kuş vebası çıkar.\nEv-paçalı tavukları, yaşar kutuda,\nsüs bebekleri, vebalandıklarında -\nveballerin\n- bile bulaştırmamışlardı tribi, neden? \n(Deprem olunca, \ndünya dönüyor dersin,\nama işte bazen de\nsığamaz kabına; \nbu dünya kaplumbağada mı\ndiye düşünüp dalabilirsin:\nTek ki, ebedi olmasın uykun,\n‘Zodiac yldızların’\naklında olsun olsun ‘bilimin’; \ntıpkı kapsayan sancağı gibi milletin,\ndoğan olsun hayvanların, bitkilerin) \nEskiden hiç böyle şeyler var mıydı.]\nBir masa, bir sandalye attılar; \nbiri bir sahilde; \ndiğeri, gölün diğer yakasına.\nİlk bahsi geçen; \nKurtlar Vadisi’ni izlermişmiş her gün,\nsonra çıktı “biz Ermeniyiz”dedi –\nsuçu yoklardı aslında,\nheyecanlarının kurbanı.\nO ya da bu ya da şu ya da vs.\nTürküm de Ermeniyim de demeyi bilemedi –\nhem ikisi birken.\nİkisi de çaylarını yudumluyordu -\nKuş Cenneti sahillerindeki adamlar.\nİkincisi, “Ben Türküm de\nAma Ermeniyim de” dedi.\n“Dünyada yaşıyoruz.”\n-Yok hayır, Güney Rum’um dese; \nmaksat Eliot’un\nRus olam/ayıp\nLivvanyalı oluşu. --ironyal-.\nAtalarım Türk,\nemme öncesi Bulgur bulgur kus kus \nBulgar Çavuşesku –\nçavuş, çavuş eski; \nHepisi de bir gün Türk’tü,\nKızılderililer de…\n- Ve Selanik ki \nRomanya üzerli \nTTC’ye KKTC, TC-TR gelindi\n(GB’nin UK benzerliği,\nİngilizin ama Skoça\ngizli hükümran düşmanlığı) \nBiz? hiç andırmaz.\n(aslında ortada benzerlik bile yok; \ntam tutarlılık, var; Tevhit.) \n“Anneanne tarafı \nTatarağası Rus Kıpçak”\ndiye devam etti: \n(Neden ama, çünkü) \n“Hepsi birden Pangaea’den -\n200 milyon yıl önce tutarlılığı’ndan \n- ‘Tek kapı Kamil Koç’la çıkmışlar” dedi.\nBir yerli bir kazan hazırlamış,\nHerkes onun içine düşmüş.\nYüzen bazıları geri çıkmış.\nEvrim devam etmiş.\nİnsan Doğu Afrika’dan mı çıkmışmış.\nDünya eskiden tek kıta mıymış.\nÇayırlara saldı tüm bunları –\nve kuş, uçmaya devam etti\n- ve ‘Sessiz, derinden yaşamış ikincisi’.\nHaklı olan kendisi,\ninadına haklı olmayan da kendisi.\nBir süre sonra,\nkuşlar havalandı.\nFarklı farklı yerlere,\ngeri tekrar kondular kuşlar.\nHavalandı kuşlar.\nGöz gözü görmedi bu sefer.\n(ve kuş havalanmış’tı,\nve aslan da kükrüyor hala) \n(Ama) Ortalık durulduğunda; \ngüneş tepedeydi(gene) , vakar.\n\nVi.\n\nKaranlıklar çöküyor\nsaatler bittiğinde\nyanındaki yanında olmayacaksa.\n\nAma suçlayabilir miyim kendimi,\nki tüketemediğim için umudu? \n\nKaranlıklar çöküyor\nmevsimler yoksa; \nTwenty yrs,protege moi Br. Molko.\n\n*\nNe kadar çok yol katetmişiz\nTibetliden Arizonalıya; \nZaman geçerken\nmekan da eleveriyor\nsanki kendini…\nHayret eden\nKızıl Sakal Barbaros Hayrettin –\nReis Temel Popeye ile \nKabasakal’ın\nmübadele mücadelesi’nde, sigarayı\nbırakan Red Kit miydi? \n- ve tahta bacaklı Safinaz’a\nçıırdı ‘iş’.. Ve Mir Çariçe, ‘Piri (Reis) ’; \nhaykırdı: “İbni Sina, Ermeydanı\nKılı Kırkpınar, Peşrev; \nkah Veliefendi Paşabahçe…”\n“Soydaşınız,\nTürkmeniniz ve KKTC’niz; \ngiderse, hepiniz, hepiniz! …\nEge’den başlayarak, sapır” ….\n\nKARANLIK DEĞİLDİ: ÇİZGİ FİLMDEN IŞIĞA …\n\nKafadan çatlak yemiş çentik\nve karavanı arabasının Goofy’nin; \nkoşarak süzülüyorlar\nuğultusunda, yılbaşı\narefesi bir noel yol yolculuğunun.\nEski tanım bir kumpanya denilesi –\ntarımı yedirir, ormanı anımsatır\n- Avrupalı’nın ya da \nEski Transilvanya söylencelerinin –\nBáthory Erzsébet\nVeya “Vlad, Vlad the Impaler\n“Vanpiri yampiri \nyarım yengeç Heike Samurai Japon\ngeceyarılarının’ \nvampir Kazıklı Voyvod”\n- Kontu Kontesleri Baronalleri\nMacar Salamı’nın,\nEflak Boğdan’ın …\nFazla acıma Lehistan’a, di mi; \n(yoksa)  yakar genzini soluk-boğazı,\n(Panzer korkusu\nnedir, bilmiş olsa da –\n“’ich,ich, Deutsch’,\n ve zavallı bebek\nVe çukurun çıkrık içi,\ncelse cesetlerle …” ***\n- sindirebilmiş midir bazıları\nmazlumluğu içine, \nakıllanabilmiş midir ya da? ? \nRap rap Cem Karaca\nsonraların sağcı\nnakşedilmek çalışılanı\nHafızalara “süper star, mega star.. \nEdirneden sonra kim sıtar”** Rapunzel\nveya Geceyarısının balkabağı\nCinderella,,\nperilerin himayelisi\nkorksa da \nçocuk-yel’in kırmızı slayt gereçlerinde,\nejderha düşkünü \nSleeping Beauty harici? ?) \nSırtını dönersin; \nağır ağır Malmut, \nClementine’den, üfleyen körük; \nÖyle bir şen \ntahta at arabası,\n870’lerin Kurtuluş Savaşlı\nAmerika’sı.\nGider de gidiyor, (daha) \nmitosları köhnememiş\nbir toprak üzeri\nalışverişi …\nAt arabası,\ntiyatrocular taşıyor,\n(tekerlekler sandalet, tahta) \nÜstünlük satıcı, Avrupalı; \nİngiliz, çıkık dişli\nbüyük dişli, düşecek gibi dişli,\nkorkutucu, gerzek görünüşlüsü\nkırmızı urba; Fransız tavşan eti,\nşaraba yatırılmış ördeği\npişiren incelikli aşçıbaşı\n(İngiliz garnizonuna servis edecek; \nsözde, Çelik Bilek kurtulacak:\nsonra Bush gelip \norasını burasını yağma edecek.) \nCitroen’den Lou De Funes,\nkomedik vrak Fantoma; Mahatma..\nya da Hollandalı..\nparşömen-Çelik Bilek’te.\nVe araba hala gidiyor.\nCitroen ya da Rolls (Royce) ,\nVeya tek beyaz kapı tek kapı Anadol,\nBaşkasını bilmez \ntek yolu doğruluk, dürüstlük\n-SDK, Java Microprogramming değil; \nSKD sonuna kadar (dürüst) …\nGiriş var, çıkış virgül.\nZaman zaman virajlanır yollar,\nöyle de oluyor bazen.\nAraba Karaburun \nyoluna düşüyor (kuburunun) \nPatikalara sapıyor; \nuçurumlardan aşıyor hıpdahızlı,\ndengedeki bisiklet, ağır siklet.\nÇentik, ha çetele; matematik.\nKesişim kümesi; \nHem araba, hem karavan.\nKaravanı uzatan araba,\nçentik üzerinden.\nVirajlı yollarda,\nyaprak gibi savruluyor karavan.\n(Çentik tutuyor.) \nYoldan çıkıyor,\nah havalarda gidiyor,\nama gene yola giriyor\nzamanın saatinin\nşahit oldu\ngeleceklerde.\nSonunda,\nuzaktaki orman ev’e varıldı.\nSıkı kar yağmış,\ngece otomobilden inince.\nHer yer kar tutmuş\nmavi-beyaz pembe patik.\nPencereden içeri bakıyor Goofy.\nHırsız papağanı kovalamaya\nalışmış ‘Mickey’ Mouse’u,\nkoltuğu kanepeyi\nters yüz etmiş,\naltına onların, içine sığınmış\nsanki kendine\nbir ebedi koza örmüş.\nHoştur aslında böylesi,\nama napa, \nduramayız,hayat da akıyor.\nKoca fil tüfeği\nsaçma sapan \nateş alıyor bazen –\nsaçmalar sıkıyor\nkocaman, kesik kesik.\nKarışık yılbaşı ağaçlı ev.\n(gecenin zifirisinde, \nsaat bilmemkaç) \nBelarus banliyöleri\ngibi Detroit –\nBakmayın siz ona,\nsonradan olma \nMuse Underground Loveparade.\n- Basamak çıkışların\nRocky 1, Rocky-2, …\nŞerafettin Sylvester kedisi:\nMazlum musun hala,\nseni evde bekleyen\nMasum, iş sahibi \nOkadına \nıssız banliyö yürüyüşündeki? \n:Malum, Ermeni meselesi.) \nHırsızı yakalayabilecek mi.\npapağan da \nçok şakacı canım.\n“Arnold Schwarzenegger’in,\n‘eski kaleci, \n‘Kıvırcık Ali\nSchumacher’e dönüşümünün\nF1ci Michael Schumacher’e\ndöndürülüşü”nün,\nArnie ’nin\nAvusturya eski, tozlu\nkasabalarından\nbirinin\ntanık olduğu gibi; \nbir vücut geliştirmeci\nşampiyon,\n“Şampiyon” filmindeki,\n(erkek)  çocuğu’nu kollayan baba\ngibi, doğuyor\n‘Last Action Hero\n“Jack Slater/Himself”’,\n(Ne himselfi; elf gibi bu ya, elf :)) \nAynı; “Spy Kids 3D”.\nTürkiye, senle, sana, sende, senli.\n(Kuş, kuş ya da papağan en son; \nkonuşmayı da öğrendi) \nHiç ölmez karakterler; \nya da ölür dirilir, ölür dirilir…\nBu işler, çizgi film gibi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fayda Etmez",
        "poet": "Aşık İsmeti",
        "poem": "\n\nZalim ettiğinden çok hicap duymuş\nFayda etmez fırsat geçenden sonra\nEn sonunda Hakkın emrine uymuş\nCan kuşu cesetten uçandan sonra\n\nİnsanın ettiği gelince başa\nKılıcı değermiş granit taşa\nSonradan olunan pişmanlık boşa\nAyrılık şerbetin içenden sonra\n\nİSMETİ' ye kimse değmesin gayrı\nRüzgar esip yağmur yağmasın gayrı\nŞafak söküp güneş doğmasın gayrı\nSevdiğim dünyadan göçenden sonra\n\n1957 Âşık İsmeti Sivas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fayda Vermiyor",
        "poet": "Gülseren Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nDışarıda rüzgâr var\nİçeri ne faydası var\nDünya dolusu malın var\nAhrette neye yarar\n\nYenilemeyen aşından\nİçilemeyen suyundan\nSevilemeyen yârinden\nVazgeç bari huylarından\n\nKötüler imanla göçmez\nSeven gönlün yardan geçmez\nSosyeteler tastan içmez\nÖbür dünyada fark etmez\n\nSüt içtim ağzım yanıyor\nYârim yanımda ağlıyor\nAğlama fayda vermiyor\nBenim yüreğim kanıyor\n\nYaramı tabip sarıyor\nDerdim nedir hiç sormuyor\nSarmakla kanı durmuyor,\nAh tabip, fayda vermiyor\n\nTahsilin ne yararı var\nDerdime ilaç olmuyor\nDiplomayı yırtsın diyor\nDerdime çare bulmuyor\n\nPara var çare var denir\nPara derde derman mıdır? \nPara doktorlara gider\nDertler ta mezara gider.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fatura",
        "poet": "Mehmet Akif Tiryaki",
        "poem": "\n\nArtık dükkanına kadar girmiş vatan hainine\nBir fatura kes evladım\nFirma kahpe düşman \nİlgili vatandaş\nMiktar birlik\nBirim savaş\nCinsi hürriyet\nBirim fiyatı kan\nTutarı ise özgür ve hür bir vatan olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faydasız",
        "poet": "Mustafa Özdem",
        "poem": "\n\nYıkıldı zevkim gururum \nVirane gibi dururum\nAşktan sevgiden mahrumum\nArtık sevsende faydasız \n\nBirgün sormazsın halimi\nGörenler diyor delimi\nHerşeyden çektim elimi\nDünyayı versen faydasız \n\nNe evim var nede köyüm \nYok içecek birtas suyum\nBen ahiret yolcusuyum \nArdımdan gelsen faydasız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faydalı Programlara Fazla Süre Ayrılmıyor 16",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nSpor ki güzel bir şeydir, bıkılıncaya kadar,\nBinlerce yorumcu var hiç tükenmez tekrarlar…\n\nYa bir bilim konusu, harf bile konuşulmaz,\nHatta örtbas içinde, yorum dahi sunulmaz… \n\nUsul bu alışmışız, süre ayrılmayacak,\nGerçek veya hakikat hiç konuşulmayacak…\n\n(2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faydasız Feryat",
        "poet": "Serhat Kulu",
        "poem": "\n\nArkamdan gözyaşı döküp ağlamayın,\nuçanda kuşlar haberim vermez\nsöyleyin anama ağlamasın\nbeklesede kanlı göleğim gelmez\n\nmezarım başında ağıt yakmayın\nyaksanızda gidenler geri gelmez\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faydalı Programlara Fazla Süre Ayrılmıyor  5",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nŞahsıma da hitap et, hiç spor yayımlama,\nKavga dövüş bıktırdı, şahsımı da kınama…\n\nÇünkü maçların argo, kavga dolu, taş dolu,\nYakılıp yıkılıyor, kapanır kara yolu…\n\nZaten izlenilmezsin, magandaların çoktur,\nİşe yarar tek şey yok; maneviyatın yoktur…\n\nOysa spor yaparım, elimden top hiç düşmez,\nKüfür konuşamayız; aklımıza da gelmez…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fayton",
        "poet": "Ece Ayhan",
        "poem": "\n\nO sahibinin sesi gramofonlarda çalınan şey \nincecik melankolisiymiş yalnızlığının \nintihar karası bir faytona binmiş geçerken ablam \ncaddelerinden ölümler aşkı pera'....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fazilet-i Cuma",
        "poet": "Abdullah Odabaş",
        "poem": "\n\nCumadır mümin bayramı,           \t\t\nEderler anda seyranı,                   \t\t\nHafızlar okur Kur'an'ı,                 \t\t\nNe bahtılu erenlere.                    \t\t\n\nCumadır mü'minler cem'i,            \t\t\nMünafığın sağır sem'i,                  \t\t\nDuymaz mı salat-selamı,               \t\t\nNe bahtılu erenlere.                    \t\t\n\nCemaat dinler hutbeyi,                  \t\t\nHalikım verir rütbeyi,                  \t\t\nGiyerler yeşil cübbeyi,                 \t\t\nNe bahtılu erenlere.                    \t\t\n\nCumaya verelim canlar,                 \t\t\nHutbe okuyor imamlar,                 \t\t\nMelaike çok saf bağlar,                 \t\t\nNe bahtılu erenlere.                    \t\t\n\nCuma günü mü'minlere,\nHakkın ihsanı anlara,\nMüjde gider hurilere,\nNe bahtılu erenlere.\n\nCumanın çok fazileti,\nKılanların var beratı,\nSelamet geçer sıratı,\nNe bahtılu erenlere.\n\nCuma namazı nazlıdır,\nEsrarı Hak hem gizlidir,\nKılanlar bedir yüzlüdür,\nNe bahtılu erenlere.\n\nGel Cumaya kalma geri,\nCan bedende varsa diri,\nSoyun günahtan ol ari,\nNe bahtılu erenlere.\n\nMeftuni sende kıl cuma,\nBu günü yarına koma,\nNasip mi? gelecek cuma,\nNe bahtılu erenlere,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faydasız İlaçlarla Yirmi Yıl",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nKorku veya endişe suç işlemesek dahi,\nTedbirleri artırıp olmuş olsak da dahi…\n\nYıpranmamış iken dökülmeler başladı,\nFaydasız ilaçlarla elli yaşı aşıldı…\n\nYirmi yıl evvelinden birden göz tansiyonu,\nÇok yerden tetikleyip yaklaştırıyor sonu…\n\nÜst üste birleştirdi farklı lezyonlarıyla,\nYenileri eklendi sonsuz ilaçlarıyla…\n\nAstımı, bel fıtığı hiç birisi gitmedi,\nİlaçlar davet etti rahatımız tükendi…\n\n(2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fazıl Hüsnü Dağlarca..........Çocuk Kuş",
        "poet": "İsmail Uysal Özden Özgür",
        "poem": "\n\nBir kuştu\nAllı allı bir kuş\nHer tüyüne çiçek bağladılar\nUçmadı o\n-\nBir kuştu\nMavili mavili bir kuş\nHeer tüyüne boncuk bağladılar\nUçmadı o\n-\nBir kuştu\nYeşilli yeşilli bir kuş\nHer tüyüne çocuk kordelası bağladılar\nUçtu o\n\nFazıl Hüsnü dağlarca\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Faytoncu Baba",
        "poet": "Serkan Ökçe",
        "poem": "\n\nNe deniyordu sen gittikten sonra bu şehre\nAlın yazımı nakış ettim kaldırımlara sıra sıra\nSahi ne deniyordu\nYarım kalan şarkıyı başka birinin dudaklarında aramaya\nYağan yağmurda ağır ağır şemsiyesiz yürümeye\nEtrafa avanak avanak bakınıp, sebepsiz gülmeye \nne deniyordu…\n\nSonra, kahvehanelerde baygın baygın insanlar\nPencerelerde menekşeler, sokaklarda çocuklar\nYa O çocuklar kim gibi kokar acaba\nNe deniyordu ay çıkmayınca geceye\nDenizin suskun çığlıkları katran karasına bulandığında\nYa gelmezse diyordum Çarşamba, ya gelmezse…\n\nÇarşamba gittim adaya, bir fayton kiraladım\nBekle dedim biraz daha bekle faytoncu babaya\nOğul dedi sen bilirsin de, az kaldı sabaha…\nSen birini hiç çok sevdin mi diye sordum faytoncu babaya\nAsıldı dizginlerine atın,\nSavurdu dumanını derin derin çektiği sigaranın\nBir söz etseydi ya bari…\nSahi neden kavuşamayanlar hep ağır susar faytoncu baba\n\nNe diyordu atın dizginleri\nSigaranın dumanı\nGecenin bir yarısı\nİsmi neydi, sahi ne deniyordu bu yürek acısına\nSür bizi, sür baba!\nBu aşktan başka bir aşka…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fazıl Giderse Ben de Giderim",
        "poet": "Nurcan Usta",
        "poem": "\n\nanahtarın sol'üyüm\nturuncunun suskusu\nakasyalarıma talip oldu şef\nAfrika portede zılgıt \n\nbir yanı talih bir yanı tarih \nortasıyım atlasın\niçimde bir meltem\nyarı baygın yarı ılgıt\n\nkahpe bir düzenektir \neş zamanlı öfkeler \nöfkeler zamanı \ntoprakla örseler \n\ndün gece bir düş gördüm\ntüm yeşiller pasaport almış \nkırmızı ülkelere\npeş peşe yürüyordu\ntek bacaklı piyanolar...\n\nsiyah tuşlarına pişmanlık ezberlettim\nbeyazına güvercin gülüşleri\nMozart'tan selam getirdi\nasker bakışlı piyonlar...\n\nkuşlara son durak tellerim! \n\ndüşününce\nküçük bir köy dünya\ndokuz kere kovulduk güya\nonuncu kayıp\naramak ayıp\n\nFazıl giderse ben de giderim! \nparmaklarımı yok say(ıp)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fazla İstemek",
        "poet": "Nuriç Varhan",
        "poem": "\n\nFAZLA İSTEMEK\nHerkes etrafta güzellik ararken \nBirçok güzellik toplanmış sende\nSeninse durumu fark etmeyişin\nAynaya bile uzun bakmayışın\nBu durumun anlaşılmaz oluyor \nHerkes kendini beğenir sen değil\nAnladım çok daha fazlası istediğin\nAbartma gibi bir huyun var biliyorum\nAma hiç güzelliği olmayanları bir düşün\nNasıl şansız olduklarını onlar ne yapsın\nSenin yerinde insanın tanrıya şükretmesi,\nLüzumluyken senin görmezden gelişin\nHayret edilecek bir tavır olmuyor mu? \nAma sen her şeyin en fazlasını isteyen\nBu defa yine en güzeli olmak isteyişin\nMutsuzluğu kendin arar ve getirirsin\nMeziyetin çok bunu bilmekten yoksun\nNe kadar çok olsa fark etmeyeceksin\nZaman geçiyor sende olanlar ziyan olacak\nKorkarım yaşlandığında daha da azalacak\nYine korkarım daha da karamsar olmandan\nÇünkü gençlik gidiyor gücün daha azalacak\nO zaman daha az güzel görüneceksin haliyle\nNe olacak o zaman düşünmek bile istemem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fazıl'a  Kapılar  Hep  Açık",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nSen neymişsin be Fazıl neye yararsın\nTürkiyemin havası hep İslam kokar \nFrenkistanda elbet yaşayacaksın \nTürkiyemin havası hep İslam kokar \n\nBuranın kültürüne sen yabancısın \nKabrini dışarıda bak kazmalısın \nDini tören yok diye hem yazmalısın \nTürkiyemin havası hep İslam kokar \n\nSen zaten yabancısın Mozarta devam \nAslında senin için değmez hiç kelam \nMillete ters bakana verilmez selam \nTürkiyemin havası hep İslam kokar \n\nFazıl sen kimliğini bak kaybetmişsin \nKuran okuyup dini öğrenmelisin \nİslam’ın şartını da hem bilmelisin \nTürkiyemin havası hep İslam kokar \n\nBizler bu ülkemize olmuşuz aşık \nSenin gibiler gitse oynarız kaşık \nGidenlerin yolları hem de dolaşık \nTürkiyemin havası hep İslam kokar \n\n30.12.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fazla pişmiş pide",
        "poet": "Neslihan Ülkü Gül",
        "poem": "\n\n(Hep hayalet olan adama) \n\nHayalimdeydin,\nSİMSİYAH TENİNLE.\nBEYAZLAR GİYDİRDİM\nELLERİMLE DOKUNDUM,\nHİSSETTİM SENİ.\n\nBEN İSTEDİM GÜLÜMSEDİM,\nO EN ÇOK SEVDİĞİM AYDINLIĞINLA,\nSİMSİYAH GÖZLERİNLE.\nBAKTIN, SEYRETTİN BENİ UZUN UZUN.\nVE OMUZLARIMDAN TUTUP,\nÇEKTİN BENİ YÜREĞİNİN YAKININA\nBİZ SAATLERCE DÖNDÜK,\nDÜNYA DURMUŞTU.\n\nAPTALCA GÜLÜMSEDİĞİMİ FARKETTİM,\nDÜNYA HALA DÖNÜYORDU,\nBİZ İSE MASADA OTURUYORDUK.\nSEN KARŞIMDA, GÖZLERİM SENDE,\nSENİN GÖZLERİN YEDİĞİN PİDEDE.\nŞİKAYET EDİP DURUYORDUN,\nPİDENİN FAZLA PİŞMİŞLİĞİNDEN.\nBEN GÜLÜMSÜYORDUM.\nSANA DOKUNMAK KAKTÜSE DOKUNMAK GİBİ BİRŞEY,\nSENİNLE AYNI MASADA OLMAK,\nÇİVİLERİN ÜZERİNDE UYUMAYA ÇALIŞMAK GİBİ BİRŞEY\nDİYE DÜŞÜNDÜM.\nSEN HALA YEDİĞİN PİDEDEN ŞİKAYET EDİYORDUN,\nOYSA AÇ DEĞİLDİN, KARNINI DOYURUYORDUN ÖYLE DEĞİL Mİ? \n\nKONUŞAMADIM, KONUŞMADIM SENİNLE.\nHER AN ACITABİLİRDİN CANIMI,\nKALBİM YİNE SIZLAYABİLİDİ,\nEVE GİDİP SAATLERCE AĞLAYABİLİRDİM.\nSENİNLE KONUŞMAK,\nDÖRT DUVAR ARASINDA YALNIZ KALMAK GİBİ BİRŞEY,\nDİYE DÜŞÜNDÜM.\n\nSENİ HAYALLERİMDE SEVİP,\nO MASADA NEFRET ETTİM,\nETTİM İŞTE.\nTÖRELERİNDEN, İNADINDAN, ERKEKLİĞİNDEN,\nBİZİ AYIRAN HERŞEYDEN…\nDİYARBAKIR-TRABZON ARASI YOLLARDAN,\nDAĞLARDAN, IRMAKLARDAN\n\nEVİMDE SEVDİM SENİ\nHAYAL ETTİĞİM YERDE\nHAYALLERDE\nSEVDİM İŞTE\n16.10.1999- TRABZON\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fazla Sana",
        "poet": "Fırat Çandır ",
        "poem": "\n\nDeğil ki seni sevmek\nYüzüne tükürmek bile fazla sana\nDeğil ki uğruna ölmek\nDurup geriye dönmek fazla sana\nDeğil ki sana ağlamak\nTek damla gözyaşı fazla sana...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fazlası Bana Fazla",
        "poet": "Feyzi Kanra",
        "poem": "\n\nBaşımı sokacak ka/dar bir ev\nAyağımı yerden kesecek bir binek\nMidemin alabileceği kadar yemek\nFazlası dertsiz başıma dert\nFazlası bana fazla \nFazlası felaket demek F.K.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fecre İz Düşer",
        "poet": "Ahmet Aksoy",
        "poem": "\n\nbir düş gibi çökerken damıma fecir\nsöz olur engin çıban kanatır yalnızlığım\noysa hüzün aslımda benden yanadır\nüstümden geçen tren zamanın ayak izleri\n\n10 Mart 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fecir Saati",
        "poet": "Arslan Yılmaz",
        "poem": "\n\nŞahlanma vaktidir islam erinin\nDoğ artık ey güneş\nYok ol kuytu gece\nVe sen üzülme fecir saati\nYakındır görülecektir hesabı zalimin\n\nCoşma zamanıdır islam erinin\nBükme boynunu ey sümbül\nDefol ovalardan sürüngen\nSakın sen kederlenme hakanım\nGürleşecektir ormanları bu yerin\n\nKasım 1988 İSTANBUL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feda!",
        "poet": "Ali Lidar",
        "poem": "\n\nKaç zamandır aklımdaydı çocukluğumun Beşiktaş’ıyla ilgili bir yazı yazmak. Bugüne kısmetmiş..\nAz önce Beşiktaş Tv.de başkan Fikret Orman’ı dinledim. Feda’dan bahsetti yine. Beşiktaşlılık duruşundan, değerlerinden, taraftarın biraz daha dişini sıkması gerektiğinden vs. bahsetti..\nYazdıklarım muhtemelen sana ulaşmaz sayın başkan. Olsun. Ben içimi dökeyim yine de. Küçücük bir çocuğun feda öyküsünü anlatayım sana..\n\n89-90 sezonu. 10 yaşındayım. Beşiktaş’ım şampiyon.. Ezbere sayarım hala kadroyu (Engin,Recep,Kadir,Gökhan,Ulvi,Rıza,Feyyaz,Mehmet,Mutlu,Ali,Metin)  Farkettiniz mi hiç yabancı yok. Neyse, ertesi gün Sabah gazetesi şampiyon kadronun posterini verecek. Büyük boy. Kuşe kağıt. Gazete şimdiki elli kuruş civarı bir para. Tam bir simit parası. Günlük harçlığım da o kadar. Öğle yemeğim yani. Elbistan’da oturuyoruz o zaman. Ben dahil üçü okula giden dört kardeşiz. Babam işçi, tek maaş, ev kira, bize verebileceği günlük harçlık da malum. Bir simit parası. Evimiz ilçenin kenar mahallelerinden birinde ve mahallede gazete bayisi yok. Çarşıya gitmem lazım. Erkenden gitmem lazım yoksa gazete biter. Evimiz çarşıyla okulun ortasında. Ders yedide başlıyor. Okula gitmezsem babam oyar, o posteri alamazsam da kendimi öldürürüm. Çalar saat bile yok evde, annemin refleksleriyle uyanıyoruz. Ne olur ne olmaz diye sabaha kadar uyuyamadım. Beş gibi evden çıktım. En az kırk beş dakika yürümem lazım. Cebimde bir simit parası, babam kızar diye kimseyi uyandırmadan çıktım evden. Güneş bile doğmamıştı daha.. Korka korka yürüdüm. Tek ve son paramı adama uzatıp gazeteyi aldım. Poster içinde. Attım gazeteyi bir kenara. Posteri açtım, hiç unutmuyorum ilk iş uzun uzun kokladım niyeyse. Baktım sonra bir süre. Sonra kat yerlerinden katlayıp koynuma soktum. Yağmur başlamıştı hafiften. Bir saatten fazla yürüyüp son anda derse yetiştim. O öğle bir şey yemedim. Her tenefüs posteri çıkarıp tek tek Metin’in, Ali’nin, Feyyaz’ın yüzlerine baktım. O gün hiç acıkmadım..\nVelhasıl sayın başkan, ben yirmi küsür yıl önce yapacağım fedakarlığı yaptım. Ve biliyorum ki bu ülkede hala on yaşında çocuklar son paralarını verecek kadar seviyorlar takımlarını. Yeter ki siz işinizi yapın. Futbolu kirletmeyin. Futbol en çocuk çocuk gözüyle güzeldir ve masumiyet gerektirir unutmayın..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feda ettim bilesin anne",
        "poet": "Bilal Altuntaş",
        "poem": "\n\nHangi gündüz hangi gece,\nYaşamışım seninle anne? \nUnuttum dünü dünden önce,\nSen varmıydın yokmuydun anne? \n\nBir resmin kalmış duvarda,\nOda solmuş sana benzemiyor anne.\nSenden başka ne varsa,\nTek tek sildim attım bilesin anne! \n\nBak büyüdü bu oğlun,\nBüyüdüde ne oldu anne? \nSimsiyah saçlarını,\nBir bahar yeline,\nSenin hayaline,\nBir gün gelmene,\nHer gece yaş dökmeme\nGünden güne erimeme\nVe sensizliğe,\nFeda ettim bilesin anne! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fazy",
        "poet": "Vedat Okkar",
        "poem": "\n\nKimler doğmuş bu gece\nSöyle hadi adını\nKalp gibi kırmızı\nFazy\nFazy\nFazy\n\nKimler doğmuş bu gece\nİçimdeki nefesle\nMutluluksun içimde\nFazy\nFazy\nFazy\n\nKimler doğmuş bu gece\nŞirlerim seninle\nHecelerim sessizce\nFazy\nFazy\nFazy\n\nKimler doğmuş bu gece\nSaygı sevgi hep sende\nTebessümsün yüzümde\nFazy\nFazy\nFazy\n\nKimler doğmuş bu gece\nGözlerimin içinde\nGülümserim neşeyle\nFazy \nFazy\nFazy\n\nKimler doğmuş bu gece\nMelek gibi gözümde\nSevgimişsin sözümde\nFazy \nFazy\nFazy\n\nKimler doğmuş bu gece\nRuhumun derininde\nİyiki varsın sevginle\nFazy\nFazy\nFazy\n\nKimler doğmuş bu gece\nNice yıllara senelere\nVaralım biz birlikte\nFazy\nFazy\nFazy\n\nKimler doğmuş bu gece\nMasalların içinde\nTatlı bir kız yaşarmış\nFazy \nFazy\nFazy\n\nKimler doğmuş bu gece\nSevinçliyim sayende\nİlk kutlayan benim işte\nFazy\nFazy\nFazy\n\nKimler doğmuş bu gece\nNeşem yerine gelince\nSayende bak yüzümde\nFazy\nFazy\nFazy\n\nKimler doğmuş bu gece\nŞakırım hecelerde\nŞairim dizelerde\nFazy\nFazy\nFazy\n\nKimler doğmuş bu gece\nÇok tatlı bir kız işte\nYaşıyoruz seninle\nFazy \nFazy\nFazy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fedakar",
        "poet": "Abdullah Konuksever",
        "poem": "\n\nkimi vardır cananı için canını feda eder\nkimi de vardır canı için cananını feda eder\nne kadar da çok fedakar varmış şu dünyada...\n\n4-ocak-2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fecir Saklı (Gülce-Sonem)",
        "poet": "Feyzullah Kırca",
        "poem": "\n\nFECİR SAKLI (Gülce-Sonem) \n\nBin cahil ve bilgisiz, dostun olacağına\nOkumuş ve kültürlü, bilen düşmanın olsun\nDostunla paylaşacak, özel zamanın olsun\nVarlıklı zengin olup, tekil kalacağına.\n\nEndişe ve elemde, kalsan da tahammül et\nHer karanlıktan sonra, mutlak bir fecir saklı \nÇıkar ortaya bir gün, hakkını alır haklı\nEdene kâr kalmaz ki, ceza bulur musibet.\n\nAcılara göğüs ger, sınav ki sabır ister\nÂlemlerin rabbine, kulak ver sahibine\nŞükrü eda gerektir, Muhammed Habib’ine\n\nEcel milyarlarca sır, yolcu çekti bu yola\nDünya han ve hancıdır, bilsen ey garip yolcu\nBilsek biter bu sefer, yalancıdır her falcı\n\nFeyzullah Kırca\nAkbaşlar Köyü / Dursunbey\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fazla Yüklerinizden Kurtulun.",
        "poet": "Emine Genç",
        "poem": "\n\nİşimi ancak bitirebildim. Kahvemi aldım ve geçtim klavyenin başına. Yazıp yazmamak arasında, geldim, gittim epeyce.  Ama yazmazsam, içime dert olur. \n\nBen gündüzün bir kısmında uyur,  gece genelde uyanık gezerim. Bu nedenle dışarı pek çıkmam, işim haricinde. Bu gün yine, bir işim dolayısı ile dışarı çıkmam gerekti. İkindiyi kılıp, hazırlandım ve çıktım. Hava bunaltıcı. Mecburen az serinlemesini bekledim. \nNeyse. \n           Metroya bindim. Aslında her zaman gördüğüm bir manzara ile karşılaştım.  Bir türlü görmeye alışamadığım türden. Zaman o kadar çok değişti ki, insanlar da. Bakıyorum yaşlılar ayakta, gençler koltuklarda (!)  Yer yoktu tabi,  ben de ayaktaydım. Hiç de sorun olmadı bu zamana kadar, benim için ayakta durmak. Derken önümde bir koltuk boşaldı. Eh yaş itibari ile az bir şey kıdemli olduğumdan önceliği bana verdiler.  Oturdum. Teşekkür ettim. Yanımda da 25 yaşlarında, genç bir hanım oturuyor. Pek çevresiyle alakalı değil, bu belli oluyor. Bir durak sonrasında, orta yaşlı bir hanım bindi metroya. Elleri epeyce doluydu. Biz zaten kapının yanında oturuyoruz. Gençler hiç oralı bile olmadı. Kimi takmış kulaklığı müzik dinliyor, kimi kitap okuyor (buda nasıl bir adetse sanki sırf gösteriş için kitap ellerinde)  Tabi ben 35 yıldır herkese yer vermeye alışkın olduğumdan dolayı, kalkıp yer vereyim diye aklımdan geçirdim. Fakat madalyonun diğer yüzü de var. Kadın ben senden yaşlı mıyım ki, diyebilir.  Bir an olsun kendimin onun yaşında olabileceğimi düşündüm. Yanlış anlamasından çekindim doğrusu. Fakat, hiç kimse yer vermeyince de üzüldüm. Ben böyle yer vereyim mi, vermeyeyim mi, diye düşünürken, diğer duraktan, daha genç fakat elleri kolları, epeyce dolu, ayakta durmakta zorlanan, bir hanım daha bindi metroya. Dayanamadım, hemen kalktım. Dedim, \n - ikinizden biri otursun sizin yükleriniz var.. Kadıncağız ister istemez, bir nevi de utanarak oturdu. Yanımda oturan genç hanım hafif bozulur gibi oldu. Suratının rengi değişti birden, ama fazla bozuntuya vermedi. Başka şeylerle ilgileniyormuş gibi yapmaya başladı. Hatta bir ara bize arkasını döndü. Cama yapıştı, dışarıyı izledi. Benim burada dikkatimi çeken şey ise, benim yer vermemin o hanımı rahatsız ettiği oldu. Bilemiyorum belki bir an oda yer vermek istemiş, sonradan vaz geçmiş olabilir. Vicdanen öyle rahatsız oldu ki, bu her halinden  belli oluyordu. Bir ara tebessüm ettim o hanıma. Ikına sıkıla, yola o şekilde devam etti. \n\nKoltuk mu onu taşıdı o mu koltuğu taşıdı bilinmez.\n\nBize ne oldu da tüm insani vasıflarımızı kaybettik bilmiyorum. İyilik yapmak neden bu kadar zor geliyor bize. Mahallede bir çocuğu bakkala gönderemiyorum, gitmiyorlar ki. Toplu taşıma araçlarında, çocuklar oturuyor yaşlılar, hastalar hep ayakta. \nBen yolda yürürken, ağır yükü olan birine denk gelsem, eğer aynı yöne gidiyorsak\n-taşıyabilir miyim.. diye sorarım. Bu tür davranışlar,  aslında ufak gibi görünen ama büyük detaylardır. İnsanı insan yapan özelliklerdir. Yardımlaşmak, sevmek, iyilik yapmak vs. \nO hanım o kadar huzursuzluğa katlanacağına, kalkıp yer vermiş olsaydı, vicdanının yükünü hafifletecekti. Yani o koltuk onu dinlendirmedi. Daha da yordu.’ Keşke’ dememek için, lütfen iyiliği öncelikleriniz arasında tutun. Hatta göreviniz bilin ki, öyle zaten. En ağır yükleri vicdanlarımıza yükleriz ve daha sonra da huzursuz, asabi, fevri, yalnız insanlar oluruz. Bu sadece bu gün gözlediğim bir kişi. Her gün milyonlarcası inip, biniyor toplu taşıma araçlarına. İyiliğin bir erdem olduğunu,  her insanda bulunduğunu unutmayın. \nÇocuklarınızda ki erdemi ortaya çıkarmaları için, onlara bir fırsat verin. Çocuklarınıza iyiliği emredin ve siz de iyi bir örnek teşkil edin ki, sizin izlerinize basarak ardınızdan dosdoğru yürüsünler. \n\nEğitim Ailede başlar.\n\n18 ‎ Temmuz ‎ 2012 ‎ Çarşamba\n\nDil-ruba Emine Genç\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fazlaca Malı Sevme",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nFazlaca malı sevme, dünyan seni aldatır,\nKitabı unutturur, Rab’den uzaklaştırır…\n\nİbadetten soğursun, ahiret önemsenmez,\nMalın mülkün birikir, hakikat düşünülmez…\n\n(1996)\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Fedakar Bir Anne",
        "poet": "Hilal Kumaş",
        "poem": "\n\ngecenin vaktinde adam uyurken ansızın bir telefon çalar.bu annesinin sesine aittir.adam 'ne oldu anne gecenin köründe bir şeymi oldu' der.kadın 'hiç oğlum nasılsın iyimisin diye soracaktım' der.adam  'anne bu saate mi? ' der.kadın \n' rahatsız mı ettim oğlum' der.adam'evet anne rahatsız ettin.kadın'sende 30 yıl önce bugün beni bu saatte rahatsız etmiştin oğlum.doğum günün kutlu olsun' der ve telefonu kapatır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fazla Uyanıklığın Lüzumu Yok",
        "poet": "Ahmet Zeytinci",
        "poem": "\n\nBu günkü gazetelerin birinde bir haber bir vatandaş alelade bir araba almış ama arabaya istediği fiyat beş yüz bin lira. Arkadaş plakasından dolayı 06 RTE 53 yani açacak olursak (Ankara-Recep Tayyip Erdoğan-Rize) arabaya beş yüz bin lira para istiyormuş. Bir dangalak iki yüz otuz beş bin lira vermiş ve de vermemiş. Haberi görünce önce güldüm, sonra dişlerimi gıcırdattım, sonra küfrettim. Sonra da şu cümleyi kurdum ''İnsanlar bu kadar salak olabilirler, bundan daha fazla bir salaklık olamaz, mümkün değil.''\n\nArkadaşım velev ki o plakayı ya da o plakalı arabayı aldın, o kadar parayı verip de, hayır sonra ne olacak? Ne zannediyorsun sonrasında olacak olayları? Sana bütün devlet kapıları ardına kadar açılacak filan mı zannediyorsun? Ya da Recep Tayyip Erdoğan seni arayıp ''Aman birader bana o plakayı altı yüz bine satar mısın filan mı diyecek? '' Kızın devlet dairesinde genel müdürlüğe mi yükselecek, oğlun devletten ihale mi alacak milyon dolarlara...\n\nYazının tamamını okuyunca arabanın değerinin aslında bin lira olduğunu ve adamın plakaya bakarak arabaya dokuz bin lira verdiği de yazıyor. Sen salaksan, bir şey demiyorum ama başka salaklar da var demek ki? Yine altta ki açıklamalarda çok yüksek paralar teklif edildiği hatta iş adamlarının ve bürokratların aracı almak için sıraya girdiği de yazıyor. Demek ki devlet de yalakalığın da sınırı yok eğer doğruysa...\n\nBunlar herhalde insanlar ile dalga geçiyorlar. Ya sayı saymasını bilmiyorlar ya da ömürlerinde hiç temiz bir sopa yememişler. Velev ki o arabayı bir enayi aldı diyelim. Sayın Cumhurbaşkanının yanına gelip de ''Ooo koçum benim nereden buldun bu arabayı yahu biz de yıllardır böyle plakalı bir araba bulabilmek için Türkiye'nin altını üstüne getirmiştik helal olsun sana.'' filan diyeceğini zannediyor galiba...\n\nMilyonlarca insanın açlık sınırı altında yaşadığı, bir o kadarının da asgari ücret ile çok zor geçindiği bir ülkede yaşarken bunları gazete sayfalarında görmek hakikaten insanın ruhunu da daraltıyor, midesini de bulandırıyor. Ve ben böyle saçma sapan insanların saçma sapan davranışlarını gazetelerde hem de ciddi denilebilecek gazetelerde gördüm mü umudu mu keser gibi oluyorum bu ülkenin insanlarından. Bırakın kardeşim araba plakalarını millet geçim derdinde fazla uyanıklığın da lüzumu yok... \n\nNOT:Gazetenin çıktığı tarih 17 Ağustos 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feda Kuşakları",
        "poet": "Murat Kılıc",
        "poem": "\n\nOnlar feda kuşağının insanları \nOnlar Deniz’ler, Hüseyin’ler Yusuf’lardı \nÜlkemizin bağımsızlığı uğruna\nVerdiler canlarını \nKimi zaman anarşist damgası yeseler de \nKimliği belirsiz alçaklardan\nHain cellâtlarına bırakmadan \nKendileri çekmişlerdi darağacında iplerini \nÖlüme meydan okudular \nAtatürk’ün çocuklarıydı onlar \nGitmeden darağacında dinlemek istedi \nRodrigo’nun gitar konçertosunu \nYanında demli bir çay üstüne \nBir sigara yakacaktı Deniz\nYaşları tomurcuk bir gül’dü \nBurcu burcu kokarken yüreklere \nSon sesti haykırışları \n\n“YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE” \n\nBedenim zaten ölecekti\nDüşüncemi öldüremeyeceksiniz\nDemişti Deniz \n\nBu günde ölmedi \n\nSesini öldüremediler feda kuşaklarının….\n\nKahrolsun leş kargaları…\n\n“YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE”! \n\nDeniz GEZMİŞ ve arkadaşlarına İthaf en \nRuhları Şad olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fedakar Öğretmenler",
        "poet": "Metin Duran",
        "poem": "\n\nÖnce  kalem tutmayı öğretirler\nSonrada okumayı yazmayı\nAnlatırlar yılmadan usanmadan günlerce\nÖğretirler bize düzgün konuşmayı...\n\nKoşarlar bize bilgi vermek için\nAydından Afyondan ankaradan\nToplum için yurt için dünya için\nBilgiyle doldururlar beynimizi hiç durmadan\n\nAnamız  babamız olurlar ayrıysak yuvamızdan\nBir arkadaş olurlar bizimle bazı zaman\nBaşlar öğretmenlişkleri  derse girince\nAnlatırlar bize fenden matematikten kimyadan\n\nBir güneş gibi aydınlatır öğretmenler bizi\nGörmeyen gözlerimizi açarlar\nSevgiyle donatırlar  gönül bahçemizi\nSizlere minnetdarız fedakar öğretmenler\n\n09.10.1983 (ekleme tarihi 21.03.2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fedakarlık",
        "poet": "Cafer İşler",
        "poem": "\n\nFedakarlık yürek ister\nFedakarlık cesaret ister\nFedakarlık iman ister\nFedakarlık adamlık ister\n\nHerkes yapamaz bunu\nAllah herkese nasip etmez bunu\nAllah boş koymaz fedakar kulunu\nÖbür dünyadada bulur o bir yolunu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fedakar olan muma",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nSelam saldım umuma\nDedim ki bu gün Cuma\nGıpta ile bakalım\nFedakar olan muma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "FeDeSen",
        "poet": "Feriha Deniz Esen",
        "poem": "\n\nGitmekten öte\nGelmekten beri\nDağ kızılı elleri\n\nTopraktan diyar\nYosundan yeşil\nBağ bozumu gözleri\n\nKaftan masal\nVurgundan deniz\nKurşun asker yüreği\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fedakârlık",
        "poet": "Burakhan Mahioğlu",
        "poem": "\n\nKlişeleşmiş cümleler işitmekten bıktım,\nTıktım kulağımı otodidakt yan sanayi aşıklarına.\nDuymam gereken hatalarını gizlemek için yolda yapılan tembihler, ne hakla? \nAynada ki ile uzlaşmak yetmez, evvelden sevgilim diye hitap ettiğin delikanlı ile yorgan altında çektiğiniz, yeni yetme veletlerin izlemesinin uygunsuz olacağı filmin telif hakkı en azından onun arkadaşlarında da var.\nŞimdi beni kandırmaya etme cürret.\nHoşuna gitmeyen göbek adını bilenlere karşı kamufle ettiğin sürtük yanını ayağının kabı farzet ve yalın ayak konuş benimle.\nSakın susma ve pusma zamane aşklarına açtığım savaşta gazi düşen sol yanımın yollarına.\nDağıldı dikkatin tanımadığın insanların üzerine doğru kaçırdığın gözlerinden anlayabiliyorum.\nGene de kulağın bende olsun; ailene bile çok gördüğün bir fedakarlık isteyeceğim senden, anlatacaklarında dürüst olur musun?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feke",
        "poet": "Nafi Çağlar",
        "poem": "\n\nFeke, Feke,\nYaylasında yaşar teke.\nBu güne geldi, tarihi,\nEserleri eke eke...\n\n11 Eylül 2015 Cuma.10:34\nSefaköy Lisesi /K.Çekmece / İst.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felah Yolu",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nKuran hazinesinden, gel gerçekleri öğren\nEğitim yuvaları, hem ıslah edilmeli\nKaçma Hak’a tabi ol, batıldan her an iğren\nFelah için Kuran’ın, yolunda gidilmeli\n\n28.11.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felâhiye",
        "poet": "Kadir Acı",
        "poem": "\n\nDayamış sırtını Safrantı’ya bak\nBu diyarın adı Felâhiye’dir\nÖzenip bezenerek yaratmış Hak\nBu diyarın adı Felâhiye’dir\n\nBir sevda ataşı kor olmuş ise\nBindiğin küheylan dor olmuş ise\nBodur meşelikler gür olmuş ise\nBu diyarın adı Felâhiye’dir.\n\nİlkbahar mevsimi açınca çiçek\nÜstünde gezinir bin türlü böcek\nTarlalar yemyeşil, olunca göcek\nBu diyarın adı Felâhiye’dir.\n\nTırtıllar gezerse söğüt dalında\nIrgatlık koymazsa kendi halında\n“Yoksulluk beratı” zaten elinde\nBu diyarın adı Felâhiye’dir.\n\nBir özlem şarkısı söylerse sular\nHırçın poyrazları çayırın yalar\nKır atın yelesi, ellerde yular\nBu diyarın adı Felâhiye’dir.\n\nKut-ül Ammare’den bergüzar adı\nGöğdere olmuşsa her dem muradı\nGurbet ellerinde hasretin yâdı\nBu diyarın adı Felâhiye’dir.\n\nGüzeli çeşmenin nazlı sunası\nYiğitleri yurdun ana vanası\nSıtmapınarında çimip yunası\nBu diyarın adı Felâhiye’dir.\n\nNe yazmalıyım destan, şiir, mani? \nNasıl tarif etsin bu Kadir seni\nAnlatılmaz derler, yaşanır hani\nBu diyarın adı Felâhiye’dir\n\nKadir Acı\n19 Mayıs 2016\nKayseri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felah’ a Gel Kardeşim",
        "poet": "Tunahan Ermihan",
        "poem": "\n\nAdım adım geliyor üzerimize her yandan gökkuşağı\nAnlayana her demde mana her demde feyzi ilahi geliyor\nBir silkinsek de şöyle kendimize gelsek\nRahman ve Rahim olan Allah tövbe bekliyor\n\nMübarek Peygamber (Sav) hediyesi gelmiş bizlere namaz\nBorç değil mükafat desek de az\nHer vakitte ezan kulaklarımızda ayrı bir haz\nGel kardeşim huzur başka yerde bulunmaz\n\nNafile dünya için bunca çaba\nHangimiz ulaştık hem maddeye hem manaya\nSon nefesi verirken belki yatağımızda\nHepimiz ararız Peygamberi (Sav)  yanı başımızda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felaket Getiren Zenginlik   Ümmü Sa'lebe",
        "poet": "Salih Kozan",
        "poem": "\n\nMedineli ashaptan biri Ümmü Sa'lebe\nPeygambere gelerek başlamıştı talep e\n……………Dua etseniz bana malım çoğalsa yine\n……………Hem böylece daha çok hizmet ederim dine\nAlemlerin Sultanı onda hırsı görmüştü\nŞükrün edası gerek deyip öğüt vermişti \n……………Düşünmüştü Sa'lebe hadisin manasını\n……………Hırsı birazcık dindi, kırdı ihtirasını\nAradan zaman geçti, geldi huzura durdu\nEy Allah’ın rasulü zengin olsam diyordu\n……………Rasulullah kızmıştı demişti evvelinden\n……………Ben kafi değil miyim vazgeç bu emelinden\nEvimde yemek yokken istemiyorum mal mülk\nDiyorduki fazla mal müminlere ağır yük\n……………Sa'lebe düşünerek boynunu yana büktü\n…………..Yine olmadı dedi ihtirasıyla çöktü\nZengin olsam fakire ulaşırım her yerden\nYine dua istedi o yüce Peygamberden\n……………Bu sefer kıramadı tutulmuştu nefesler\n…………….Dua etti peygamber gerçekleşti hevesler\nKoyun aldı Sa'lebe otlatmaya başladı\nKoyunları arttıkça ibadeti boşladı\n……………Çöllere sığmıyordu malına oldu esir\n……………Cumalara gelmedi kusur üstüne kusur\nİslamı bırakarak kendi derdine düştü\nKoyunları otlatmak ona çok büyük işti\n……………Rasulullah salebe nerde diye sormuştu\n……………Çöllerdeki sürüler salebeyi yormuştu\nAyet nazil olunca, fakire yardım biraz\nSa'lebe karşı çıktı ediyordu itiraz\n……………Haraççılık diyerek nedenlerini saydı\n……………Münafık listesinde salebe öne kaydı\nSa'lebe pişman oldu peygambere ulaştı\nReddolunmuştu artık durumuna çok şaştı\n……………Peygamber veda etti öbür aleme gitti\n……………Bütün ashabı Güzin salebeyi reddetti\nSa'lebe de ölmüştü söndü gözünün feri\nDünya sahnesi perde oynamıştı hederi\n……………Helal olsun az olsun şükredersen ziynettir\n……………Şükürsüzsen çok malın hayırsız bir nimettir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felaket Senaryosu",
        "poet": "Şahin Cahit Yanık",
        "poem": "\n\nCehennem tez bekler emir\nRuh kanacak lav akacak\nZebâni’nin eli demir\nCan yanacak can yakacak.\n\nİştah kalmaz zehirden tat\nÇığlık atar hem yedi kat\nFeryâd eder tüm mahlûkat\nCan yanacak can yakacak.\n\nYüzler kara eller günah\nSözler yalan diller günah\nBoşa geçen yıllar günah\nCan yanacak can yakacak.\n\nBüyük mizân kurulunca\nHayrın şerrin sorulunca\nDefter soldan verilince\nCan yanacak can yakacak.\n\nYüce Rabb’im bizi koru\nAkla sığmaz mahşer yeri\nOdun oldu kemik deri\nCan yanacak can yakacak.\n\n\n15.08.2009 İst.Kozyatağı\nŞAHİN CAHİT YANIK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felaket Sebebi",
        "poet": "Mehmet Şahan",
        "poem": "\n\nFikir yürümüşse kulun yüzüne,\nFelaket sebebin uzakta değil! \nKibir bürümüşse onun özüne, \nFelaket sebebin uzakta değil! \n\nKalpteki od’unda har ise gurur,\nÖzünde, ruhunda nar ise gurur,\nAttığın adımda var ise gurur,\nFelaket sebebin uzakta değil! \n\nTohumu atarsan fazla derine,\nKış günü yatarsan taşa, serine! \nÖfkeni katarsan aklın yerine,\nFelaket sebebin uzakta değil! \n\nPeşinde koşmamak aşkı bitirir,\nGönülde dışlamak meşki bitirir, \nCimriyle yaşamak şevki bitirir, \nFelaket sebebin uzakta değil! \n\nAşırı mal ile ahkâm sevgisi,\nParayla, pul ile rakam sevgisi! \nAklını almışsa makam sevgisi,\nFelaket sebebin uzakta değil! \n\nBir kere girmişse beynine fesat,\nKıskancın adına dense de haset,\nSağ iken bedenin olmuşsa ceset,\nFelaket sebebin uzakta değil! \n\nKör eder gözleri fazla aş hırsı,\nSaptırır sözleri fazla eş hırsı,\nSararsa özleri fazla iş hırsı,\nFelaket sebebin uzakta değil! \n\nSöylenen o sözler değilse riya \nŞahan’ım gerçekse gördüğün rüya,\nFazla söz yalansız olmazmış güya\nFelaket sebebin uzakta değil!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felaketim Olacak",
        "poet": "Alptekin Topal",
        "poem": "\n\nGözümdeki bu yaşlar, senden bana hatıra \nKorkarım ki bu hasret, felaketim olacak\nGam kederle doluyum, sığmıyorum satıra\nKorkarım ki bu hasret, felaketim olacak \n\nGözlerim dalar oldu, dağa, taşa, bayıra \nDerdimi bilen turnam, inmez oldu çayıra \nKasvet dolu rüyalar, yorulmuyor hayıra \nKorkarım ki bu hasret, felaketim olacak\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felç...",
        "poet": "Soner Demir",
        "poem": "\n\nbir zamanlar duygularım vardı\nbeni ben kılan....\n\nörnegin arzularım vardı; \nkuşluk vakti umutlarla sulayıp,\ngün batımı dallarından avuntular topladığım..\n\nkorkularım vardı; \nakşamın karanlığından akıp gelen\nbattaniyemin altında saklandığım....\n\naşklar vardı yüreğimde; \nbelli belirsiz, anlı ansız tutuldugum..\ntazecik umutlar yüklü..\nyada; \nhabersiz, sahipsiz, platonik..\nkoca yüregimin içindeki,\nminicik dünyama özel...\n\nsen\nkötü bir kazaydın\nduygularımın omuriliğini zedeleyen\nbeni hissizleştiren..\nduygularımı felç eden...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felaket tellalı kırmızı vosvos",
        "poet": "Mert Caner",
        "poem": "\n\nGünahlarımızdan arınabilmişliğimiz vardı hepimizin.\nDünyaya inen her cellat bana uğramaya kararlı gibiydi.\nGeç kalmışlıklar sarıyordu aslında tüm hayatımı yada yapılan yanlışlıklar.\nİnsanlar neler neler derler, evet makbul biri hiçbir zaman olamadım..\nO şaşılacak şey, o mucize, bu duyguların belkide tanrısıydı karşıma çıkan.\nYirmiüç Ocak, Evet doğum günümdü o gün benim.\nHayatımın en güzel doğum günü hediyesini almıştım tanrıdan.\nKarla karışık yağmurun altında yorganın altına uzanıp mutsuz kadını oynayandı belkide.\nTanrılar her meleklerini savurduğunda bedenimde süzülüyordu Troya..\nTüm aldatmışlıklarına rağmen adım adım tüm cesaretimizle şehirin karelerini kirletiyorduk. Ağlıyorduk içten içe kirlettiğimiz duygularımız adına.\nPiç olan ne varsa ürkek insanoğluna bırakmıştık belkide yada tüm piçliğimizle kuyuların dibine tırmanıyorduk.\nSancılandığım gecenin doruğunda. Yaşamışlıkların altında kirlenmiş tüm dudakları çekiyordu beni.\nSeninle tanıdım penceremin altında ki tanrıları, Karla kaplı kristaller şehrinde..\nHayatımı boyadığın her anına şerefe \nSüzülürdün gecelerim boyu, kısa mesafelerin uzak kadını olana kadar.\nDans ettiğin kumar masaları gibi benimle kumar oynuyordun, yer yer sarılıp yeryer gecelerini doyuruyordun.\nAldıramıyordum içimde ki çocukları, hissediyordum kadınlığıma her biriktirdiğin küfürlerini.\nNe istedin benden? Biliyorum tadımızı bulduğumuz şaraplar bahaneydi..\nKırmızı giy kadın, felaketim ol \nTüm öpüşmelerimizin altında şarkılar sadece tahrik çabasındaydı. Hani sus derdin ya, hastahanelerde ki hemşireler gibi..\nSevdiğim şehri sevmiştim seninle, karlı geceler ısınıyordu bacak aranda. Sevişmişliklerimiz de varmı bizim, kaldırım taşlarında.\nAldıramıyordum aklımı, Sabahları gelişin, anahtar sesinin ardından parselleyen kapı gıcırtıları, sessizce yanıma uzanıp.\nBurada mısın, yoksa hiç olmadın mı? \nSeni bana götürecek sokakları arıyorum, tanrım kayboluyorum artık. Adını her dua ile zikredişimde bile köşe bucak kaçacak delik arıyorum.\nKöşe bucak deliklerde bile kulağımı arındıran ıslık seslerinle uyanıyorum.\nYüreğimde ki kerhaneler artık birbir yok oluyordu, belkide bir kaçış yoluydu bu..\nÜşümüştü kadınlığın seni bulduğumda, yorulmuştun, yalnızlıktı tek derdin. Bir sen olmuştum sanırım. En azından öyle düşünüyordum.\nBembeyaz bir sabaha uyanmıştım, sen vardın nefes gerekmezdi artık bana. Ben sana değil kıvırcık saçlarına var oldum..\nAh Troya, Sadece seni sevdim. Bizi canlandıran tanrılar değildi, hapis düştüğümüz bu tımarhanelerdi.\nSavurup atılması lazımdı bir kenera seni unutmam gereken herşey. Unutulması gereken herşey kıyamacağım kadar uykularında mutlu mesutlardı..\nHadi bir taş al eline kır herşeyi kirlettiğin o geceyi, unutuyorum piç olan ne varsa..\nSoğuk odamda oturduğum anlarda birtek sen telaşı vuruyor bedenime. Bir elbise gibi geçirdiğim sen.. Artık çıplağım duyuyor musun Troya? \nArtık tek bir nefes gerek bize,\nfelaket tellalı kırmızı vosvos..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feleg Yazdın Yazimi...! ! !",
        "poet": "Salih Zeki Fettahoğlu",
        "poem": "\n\ne garadağ garadağ\naşdi mi çiçeglerın\nsenın da benım gibi\nhiş bidmez mi derdlerın\n\nha bu benım derdlerım\nayni gışın ayazi\nsildım da silinmei\nboyle da gara yazi\n\nhangi gara galemla\nfeleg yazdın yazimi\nyalauz yaşairım\ngimse çegmez nazımi\n\ngar yaanda dağlara\ngörunmez yer garasi\nander galsın sevdalug\nhiç savmai yarasi\n\nyaramun açisindan\ngan dolar yireıme\nhem yazar hem soylerım\ngendi gendiçuume\n\nszf_68 Trabzon \n9 Mayıs 2013_19:48\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felaketler Zinciri",
        "poet": "Muammer Baydere",
        "poem": "\n\nSözde şiir adına yapılan toplantıda\nÇoğu ayva yese de kimi de yer inciri\nBiri ayrı havada biri bir saplantıda\nEşe dosta verilen plaketler zinciri\nBence sanat adına felaketler zinciri\n\nİki şiir okunur tepinmeye başlanır\nGerçeği söyleyenler bir güzelce haşlanır\nMaddiyat kucaklanır maneviyat taşlanır\nEşe dosta verilen plaketler zinciri\nBence sanat adına felaketler zinciri\n\nYa büyük bir adamdır! ya muhakkak ünlüdür\nYa bir ensesi kalın ya başkan ya da müdür\nKimi dünden el-etek öpmeye gönüllüdür\nEşe dosta verilen plaketler zinciri\nBence sanat adına felaketler zinciri\n\nDanışıklı bir dövüş sürer gider böylece\nRiyakar davranışlar tekrarlanır o gece\nHiç bir yerde bulunmaz böyle kolay bilmece\nEşe dosta verilen plaketler zinciri\nBence sanat adına felaketler zinciri\n\nHep de aynı kişiler doluşurlar yanyana\nHepsi de bir maskeyle buluşurlar cancana\nYeter artık dostlarım sorup durmayın bana\nEşe dosta verilen plaketler zinciri\nBence sanat adına felaketler zinciri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feleğe Sitem",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nSen yok musun sen felek! Ne diyeyim ki sana,\nSöze gerek var mıdır, şu halime baksana! \nAşk dedin, âşık oldum; cefa dedin, katlandım,\nNe var ki hicrandan hiç, bahsetmedin sen bana…\n\n18 Şubat 1991-Pazartesi / Bilecik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felce Uğradı Beyin",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nFELCE UĞRADI BEYİN\nHanginizin evladı, öldürüldü söyleyin,\nOnlar kadar acıyı, anlarız hiç demeyin,\nGidin sorun anaya, gidin sorun babaya,\nYürekler paramparça, felce uğradı beyin.\n\nOnlar düşünemiyor, onlar konuşamıyor,\nYönetenler onları, belki de anlamıyor,\nEvladı ölmeyenler, bari empati yapsın,\nMadem öyle bu savaş, neden sona ermiyor.\n\nHer gün bir veya birkaç, eve ateş düşüyor,\nBedenler ateş gibi, yürekleri üşüyor,\nHangi yürek dayanır, deyin Allah aşkına,\nAnalar ve babalar, yaşamaya küsüyor.\n\nAmerika bu işin, bilin ki odağında,\nKuklalar ateş kustu, zalim kandil dağında,\nBir onlardan bir bizden, deyin devam mı etsin,\nFukaralar kavrulur, olmayan yağlarında.\n\nBıçak kemiğe değil, sinire dayanmakta,\nBeyinle bedendeki,bağlantılar kopmakta,\nSizi anlamasam da, empati yapıyorum,\nBu acı kalbimizi, bilin ki dağlamakta.\n\nSaygılar sunuyorum, analar ve babalar,\nHeba olsun istemem, gösterilen çabalar,\nBu acı hepimizin, bilin ki acısıdır,\nBin misline uğrasın, zulüm yapan zorbalar.SİNAN KARAKAŞ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feleğin Çarkı",
        "poet": "İbrahim Bayraktar",
        "poem": "\n\nHayat durmuş sanki, insanlar yaşamıyor, \nEserler yaşasa ebediyete kadar neye yarar.\nNeşe yok neşe, insanlar gülmeyi unutmuş, \nGiden bir can, giden bir gün, \nBir daha geri gelmiyor ki.\n\nBir ömür boyu çalışıp didinsen de\nKâh üzülüp, kâh gülsen de, \nDünyanın acımasız çarkında dönsen de, \nGiden bir can, giden bir canan, \nBir daha geri gelmiyor ki.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felek",
        "poet": "Mehmet Cemalettin Akbaş",
        "poem": "\n\nFELEK\n\nBir dert bitmeden diğeri başlar\nDinmiyor gözümden  akan şu yaşlar\nÖnüne gelen hep beni taşlar\nNe kötülük yaptım felek ben sana\n\nBir ömür boyu mutlu olmadım\nSevgiyi şefkati bir kez tatmadım\nDerdimden anlayan dost bulamadım\nNe kötülük yaptım felek ben sana\n\nBin türlü dertleri verdin sen bana\nNe yaptımki felek  söyle ben sana\nBir dost arıyorum ben yana yana\nBir dostu bana çok gördün  felek        M CEMALETTİN  AKBAŞ\n                                                                       İSTANBUL    17-11-1991\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felek",
        "poet": "Müfit Aksakal",
        "poem": "\n\nAnnemi küçükten aldın elimden,\nUsandım dedemin acı dilinde.\nBahçede açılmış mor sümbülümden,\nUsandırdın beni artk be felek? \n\nDaha yeni goncaydım açılamadım.\nEllerin yanında saçılamadım.\nYarimi alıpta kaçıramadım.\nNedir çektirdiğin bana be felek? \n\nBıktırdın beni tatlı canımdan.\nKimseler geçmiyor artık yanımdan.\nElleri güldürdün ahü zarımdan,\nNedir çektirdiğin bana be felek? \n\n(Trabzon,Nisan 1962)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felek",
        "poet": "Servet Koroglu",
        "poem": "\n\nHic bitmezmi senin ile kavgamiz\nAza koydum almadin coga dolmadin\nGocmen kus gibi vatandan ayirdin\nSen utanmadin ki kader utansin\n\nOgul usak,hepimizi dagittin\nEsimden dostumdan ayri biraktin\nDostu birak dusmanimi arattin\nSen utanmadin ki kader utansin\n\nHep gurledin bir gun olsun yagmadin\nKuruttun hep dal budak birakmadin\nHer kaba koydun merakin almadin\nSen utanmadin ki kader utansin\n\nServet derki duzelmedi aramiz\nTerki diyar ettik gulmez yuzumuz\nCostu yurek kurumaz ki gozumuz\nSen utanmadin ki kader utansin\n\n Servet KOROGLU/23.11.2003/London\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felek düşman olur",
        "poet": "Sadi Mert",
        "poem": "\n\nEle günler bayram olur\nSeni gören hayran olur\nBakam desem bir güzele \nZalım felek düşman olur\nDüşman olur düşman olur\nZalım felek düşman olur\nVurur seni yerden yere \nZalım felek düşman olur\n\nOnun için yandım bilmez\nBakar gözü beni görmez\nAkıl almaz derdim bitmez\nZalım felek düşman olur\nDüşman olur düşman olur\nZalım felek düşman olur\nVurur seni yerden yere \nZalım felek düşman olur\n\nSadi mertim gönül verme\nSeviyorum sakın deme\nVurur seni yerden yere\nZalım felek düşman olur\nDüşman olur düşman olur\nZalım felek düşman olur\nVurur seni yerden yere \nZalım felek düşman olur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Felek*",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nAkıl ermez şu feleğin işine\nTürlü türlü hal getirdi başıma\nZehir kattı baldan tatlı aşıma\nNe istedin benden ey zalim felek\n\nMecnun gibi alemde.beni gezdirdin\nYürekteki sevdamı hergün ezdirdin\nGülmedi giti bahtım beni bezdirdin\nNe istedin benden ey zalim felek\n\n                              Erzurum /zernişan Aydoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felek Gösterdi Aşkın Acı Yüzünü",
        "poet": "Bayram Dokgöz",
        "poem": "\n\nÖldürdü kahpe felek yetim bıraktı aşkı\nKalmadı yüreğimde artık o eski coşku\nŞu bağrıma bastığım öylesine bir taş ki\nOnunla yaşıyorum aşkın acı yüzünü\n\nSevdiceğim gidince yıkıldı gönül tahtım\nKral değildim amma aşkına padişahtım\nOnu şu yüreğimde yüceltmekti tek ahdım\nŞimdi de taşıyorum aşkın acı yüzünü\n\nAdeta yüreğimden kopardı yâri felek\nSırtımıza geçirdi ateşten birer yelek\nOysaki sözü vardı etmeyecekti kelek\nGösterdi şaşıyorum aşkın acı yüzünü\n\nArtık daha inanmam şu feleğin sözüne\nİki gram mutluluk diken oldu gözüne\nYaktı aşk ateşiyle kattı beni közüne\nSineye basıyorum aşkın acı yüzünü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felek",
        "poet": "Rasim Köroğlu",
        "poem": "\n\nBir ok attı felek kirişsiz, yaysız\nSaplandı yaralı döşüm üstüne.\nGeçirdim ömrümü güneşsiz, aysız\nNice bulut çöktü başım üstüne.\n\nDöndükçe yönümü bir yüce dağa, \nÇevirdi yeniden beni koyağa,\nRazıydım düşmanım baksa ayağa,\nDostum güldü gözüm, kaşım üstüne.\n\nMeyvesiz ağacı, dalı sulattı,\nBülbülü gelmeyen gülü sulattı,\nLeylasız toprağı, çölü sulattı,\nDöktürüp yaşımı yaşım üstüne.\n\nÇile olsun dedi bütün gördüğün, \nNe bayram gösterdi ne de bir düğün,\nÇöktü de soframa her gün üç öğün,\nBoşalttı zehrini aşım üstüne.\n\nRasim der dünyaya geldiğim tarih,\nOlmadı dünyada güldüğüm tarih,\nDoğumumdan evvel öldüğüm tarih,\nNe yazsın mezarcı taşım üstüne.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felek İçin",
        "poet": "Mehmet Mutafoğlu",
        "poem": "\n\nYaşamaya geldim bu dünya'ya,\nGam, keder çekmeye değil.\nBen gülünce felek ağlarmış,\nAğlasın, umurumda değil.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felek vurdu gam yükünü",
        "poet": "Haşim Koç",
        "poem": "\n\nFelek vurdu gam yükünü\nTaşıyorum gurbet elde\nMenzilim yok durağım yok\nKoşuyorum ara yerde\n\nBahtımdaki siyah perde\nAçılmadı hiç  bir yerde\nGünden güne türlü derde\nDüşüyorum gurbet elde\n\nKör gezerim göre göre\nDüşe kalka elli kere\nKimsem yokki yol göstere\nŞaşıyorum gurbet elde\n\nHaşimkoç derki  bağrım taşlı\nDoğmuşum belalı başlı\nHiç gülmedim gözüm yaşlı\nAğlıyorum gurbet elde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felek İle Şu Cihanı Bölüştük",
        "poet": "Aşık İsmail Daimi",
        "poem": "\n\nFelek ile şu cihanı bölüştük oy oy\nSaray aldı hanı bana bıraktı oy oy felek\nYeryüzünü karış karış dolaştık oy\nZevki aldı derdi bana bıraktı oy\n\nŞehir aldı yayla aldı dağ aldı oy oy\nMor sümbüllü bahçe aldı bağ aldı oy oy felek\nTaksim etti her hisseden çok aldı oy\nHile yaptı azı bana bıraktı oy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felek sana ne ettim",
        "poet": "Bilal Sili",
        "poem": "\n\nÖmür verdim yetmedi\nİsteklerin  bitmedi\nNe desem kar etmedi\nAttın gurbet ellere\n\nAteş görür dumanı\nSen yazdın bu romanı\nOku şimdi zamanı\nAttın gurbet ellere\n\nBana kaldı mı yüzün\nVar mı diyecek sözün\nDüşer bağrıma közün\nAttın gurbet ellere\n\nBıraktım ben Allaha\nGirmem asla günaha\nSarıp sarıp bin aha\nAttın gurbet ellere\n\nGülüp geçtim ölüme\nHasret kodun gülüme\nÇıkma sakın yoluma\nAttın gurbet ellere\n\nBulamadık orta yol\nNe yen kaldı nede kol\nDedin saçlarını yol\nAttın gurbet ellere\n\nCandır elbet çok yanar\nBeni böyle kim sınar\nAlem seni hep kınar\nAttın gurbet ellere\n\n& Aşık Alemi  &\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felek yener",
        "poet": "Hasan Yıldız",
        "poem": "\n\nBir ömrü iki satırda etme heder\nNasıl olsa geçecek,etsende keder\nBaki kimse kalmamış dünyada fener\nKavuşmak üzereyken hedefe, felek yener.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felekle Oyun",
        "poet": "Serdal İnce",
        "poem": "\n\nBİZ.. hayatta ayakta kalabilmek için ne cenklerden çıktık, felekte bize akıl almaz ayak oyunlarını gösterdi yine de karşısın da dik durmasını bildik,sevmeye çalıştık sevdirmedi,gülmeye çalıştık güldürmedi,sonuçta hayatın karşısına sonucu belli olan maça çıkar gibi çıktık,yenile yenile yenmesini öğrendik,feleğin her hamlesini boşa çıkardık,o bizi yıkmadan biz ona çelmeyi taktık...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felekler Zuhur Olalı",
        "poet": "Pir Sultan Abdal",
        "poem": "\n\nFelekler zuhur olalı\nArttı derdim fizahım var\nGünahım çoktur gamım yok\nMehdi gibi bir mahım var\n\nGayettir Ali'nin demi\nİmam Hasan gevher kanı\nŞah İmam Hüseyin gibi\nMuallakta dergahım var\n\nİmam Zeynel leyl ü nehar\nİmam Bakır kırdı küffar\nMehr içinde İmam Cafer\nŞemsi gibi bir mahım var\n\nMusa-yı Kazım'a düştük\nAli Rıza'ya eriştik\nMuhammet Taki'den içtik\nTürlü türlü kadehim var\n\nPir Sultan'ım Naki candır\nAskeri dindir imandır\nMehdi sahib-i zamandır\nMürvetli padişahım var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felek",
        "poet": "Ahmet Hani",
        "poem": "\n\nOldun ecel can alasan ay felek? \nBaşımdan el çek solasan ay felek.\n\nÖyretmeyib atan sene mürüvet,\nOna göre pıs balasan ay felek.\n\nXoş günleri el obadan apardın,\nGörmeyim ki xöş olasan ay felek.\n\nGözelerin sularını qurutdun,\nİplere yox day döl asan ay felek.\n\nSındırıbsan çox qıçları,çox başı,\nBoynuna çoxdur qol asan ay felek.\n\nToyuqların altında laqq olubsan,\nFikr etmeki sen falasan ay felek.\n\nAyrılığın bir dadasan dadını,\nTa bilesen ne belasan ay felek.\n\nAyrı saldın el obadan sen meni,\nAyrı düşüb tek qalasan ay felek.\n\n1992\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felimiz",
        "poet": "Aşık Yanari",
        "poem": "\n\nBen ne aleviyim nede sunniyim\nYaradana kulum edna insanım\nYetmiş iki millet yaşar kalbimde\nDünya halklarının hepsi canımız\n\nMadem ispat olmuş adem babamız\nDünyaya getirmiş havva anamız\nNeden birbirine uymaz kanımız\nHor görülmüş yoksul halkımız\n\nSeçilen büyükler bizi ayırdı\nSuç işleyen bir şekilde sıyırdı\nBaşlar kendi yakınını kayırdı\nBazı sağırımız bazı kelimiz\n\nBir olay bitmeden birisi başlar\nKime güvenirsen o seni taşlar\nAmerika çıkarıyor savaşlar\nYanarıyım belli değil felimiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felekten bir-kaç gün çaldım",
        "poet": "Turan Yükseloğlu",
        "poem": "\n\nGençliğin hakkını vermekte geç kaldım,..\nGeç olsa da felekten bir-kaç gün çaldım..\nİçimdeki keşkelerin hepsini sokağa saldım,..\nÖnünü alamadım, geri de toplayamadım.\n\nKumkapı, Tepebaşı Nevizade Sokak, Ortaköy,\nAdalar, Bostancı, Kalamış, Moda Kadıköy,\nEminönü, Boğaz turu, akşam Arnavutköy,\nGeç kalmış olarak bir türlü zevk alamadım\n\nGünlerden cumartesi, her taraf insan seli,\nÇoğu da gençler, her mekan onlarla dolu…\nAlmanmış sordu; bu insanların işi yok mu?\nBu soruya cevap vermekten zevk aldım.\n\nToplum olarak gezmeyi, eğlenmeyi severiz,\nCumartesi-pazar, gezip-eğlenerek dinleniriz,\nSİz de tatil günü,bizim gibi gezip eğlenseniz;\nAnlayamadı, şaşırdı, adama acıdım kaldım.\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felekten Gün Çalmak(?)",
        "poet": "Cihat Şahin",
        "poem": "\n\nFeleğin mülkü yok çalarsın neyi? \nMevla’dır âlemin sahibi, beyi! \nOnadır evrende herkesin say’i! \nGünleri lütfeden; Allah’tır kardeş! \n\nO, günler bir fırsat bil kıymetini! \nİdrak et fıtratın, tam hakikatini! \nKurtarmak istersen şayet atini? \nBir günü boş yere harcama kardeş! \n\nYılların uçmasın doldur içini! \nDoldurdun hayırla acep kaçını? \nNe yolda ağarttın söyle saçını? \nHer yılın hesabı var sana kardeş! \n\nMa’dud’tur seneler tükenmez sanma! \nSen, sen ol gençliğe fazla aldanma! \nŞeytani telkine asla inanma! \nSınavı kaybetmen kor sana kardeş! \n\nÇalmayı, çırpmayı tez elden bırak! \nHer türlü memnudan, oluver ırak! \nDüşünme Rabbine sığın sen direk? \nHer günü yazdırsın kar sana kardeş! \n\n       Cihat ŞAHİN\n  08.12.2010-İZMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felinda",
        "poet": "Murat Uyan",
        "poem": "\n\nBedeninde soğuk bir diyanijoz yaşarda göremezsin sıcaklığını\nKırmızıda ve beyazdasındır, \nAynasız bir fahişe gibi...\nBelki sakız patlatırsın, iyi kıvırtırsın ama....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felekten Bir Gün",
        "poet": "Münevver Erilmez",
        "poem": "\n\nİstanbul’dan çıktım yola\nDoğru Karamürsel’e\nBüyükleri ziyarete,\nOralara gidip te\nSapanca’yı görmeden olur mu? \nRuhumu aydınlatan\nTüm sevdiklerim orada\nDoktorum, ressamım ve dostlarım\nHepsini bulamasam da,\nYine felekten bir gün çaldım\nEşimle, yoldaşımla; \nBeraber temaşa ettik,\nTuruncu akşamları.\nDenizin üstünde ak martılar,\nYüreğimde tozpembe düşler.\nKeşke daha çok çalabilsek,\nFelekten güzel günleri.\nBu kısacık hayatta,\nAramayalım dünleri.\n\n\n14.02.2007 \n14:30\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felluce",
        "poet": "Metin Dilek ",
        "poem": "\n\n.........................................\nalsam hürriyetin bayrağını \nsarsam bedenime\ney! felluce\nözgürlük benim özgürlük bedenim\nhadi bir çakmakla yak beni\nküllerim aksın sokaklarından desem\nbilrim hememn yakarsın beni\nyanan bedenim olur\nbiten hürriyetim \n...........................\naşksa iki kaya arasında\naçıl desen açılmaz\noysa yakalyıp yıldızları\nbir demet çiçiekle süsleyip\nyüreklere bir bir\nbırakmak vardı\n............................\nburası felluce bilrim\nhürriyet\nturnaların kanatları altında.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felluce",
        "poet": "Haluk Yolsal",
        "poem": "\n\nFelluce\n\n                     Bir sabah uyandım anne\n                     Kuşlar suskun göklerde\n                     Kan renginde çiçekler\n                     Bulutlar kan renginde\n\n                     bir   sabah uyandım anne\n                     tozlar dumanlar içinde\n                     Felluce’de çocuk olmak\n                     Ne kadar zor şey anne\n\n\n                     Sokaktan askerler geçiyor anne\n                     Postalları toz içinde\n                     Yüreğim acıyor anne\n                     Yüreğim başka biçimde   \n\n                     Felluce kara bir şehir anne\n                     Gündüzleri gece olmuş\n                     Dalında çiçekler  solmuş\n                     Geceler ne  korkunç anne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felsefe – 1 (12)",
        "poet": "Yılmaz Aksoy",
        "poem": "\n\nGez, gör, yaşa, yaşat\nSev, sevil\nÖl, öldür, hepsi boş\nBir gün, hepsinin\nBiteceğini bildikçe…! ! \n\n(7 Ocak 1967 Site Talebe Yurdu- Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felsefe  -2 (45)",
        "poet": "Yılmaz Aksoy",
        "poem": "\n\nMutlu mutsuz geçen yıllar gibi\nUnutuluyorsa insan da eğer\nBir gurur uğruna\nMutsuz yaşamak neye değer\n\n(15 Ocak 1971 Koç Talebe Yurdu- Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felluce, Kandahar ve Atlas",
        "poet": "Yaşar Bedri Özdemir",
        "poem": "\n\nFELLUCE, \nKANDAHAR ve ATLAS\n\n-1.\n\nbaştan başa gökyüzü… kırılmış aynadan\ndağılan yüzümdü tenha fotoğraflara.\nsaklamıyor âh’ını ö l ü m! .. uzaklar… vedâ! ..\n\nçocuklardı fotoğrafın kırıklarından bakan.\n\nkuşatıldı odalar; mücrîm, münkîr, Kahdahar! ..\nkanıyor dudağım çölün rüzgârına\ndağıtsanız alevden saçınızı! .. acıdan; \n\nne kalır akşama? kaç yerinden vurulmuş babalar! \n\ngaz odasında soğutulan vehim! .. işte o an\ntevellüdüm  Felluce! .. oğlum ‘mum’dan yontudur\nakrebe tırmanan gökyüzü; …daha dur! ...\n\ndökülmekte kül odalarına cenin ve safran!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felsefe-î Düşman",
        "poet": "Can Garibi",
        "poem": "\n\nDüşmanını ayırt edemeyen insan, hayvan ile mukâyese edilecekse, hayvanın bile düşmanını anlayabildiği göz önünde bulundurulmalıdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felsefe-î Ayna",
        "poet": "Can Garibi",
        "poem": "\n\nAy aynadır, sen dünyâ\nPêki güneş kimdir ya? \n\n(22-Mayıs-2014-Perşembe)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felsefe Alarga",
        "poet": "Fuat Eriçok",
        "poem": "\n\ntelevizyon giren eve\nfelsefe girmez \n\nkurtlar vadisi nin izlendiği ortamda\nkant goethe nietzsche marx\nçekilmez \n\n(mart '06)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felsefe",
        "poet": "Ünal Çoban",
        "poem": "\n\nBugün Kasım ayında üçüncü Perşembe,\nFelsefe Günüdür UNESCO’ya göre,\nİnsan zihnidir savaşların çıkış noktası,\nBütün Dinlerde o mudur inanç kıstası.\n\nİnsanın varlığı, yaşamı, doğanın evresi\nBilimsel ve eleştirisel düşüncedir temeli,\nOrtaçağ karanlığından kurtarmıştır insanı,\nİnsanoğlu bilmelidir Felsefi kavramları. \n\nİnsanlığı geliştirip özgürleştiren,\nAraştırma ruhunu etkinleştiren,\nErdemli ve mutlu yaşamayı özelleştiren,\nFelsefedir insanı Bilgeliğe kavuşturan.\n\n21 Kasım 2013 Perşembe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felsefe",
        "poet": "Hikmet Tunç",
        "poem": "\n\nBir felsefedir aslında,\nGece yarısında sessizlik.\nRuhlar arılır gürültüden.\nDüşler ayrılır umutsuzluktan.\nAşk sarar her yanını insanın.\nYücelir insan, gecenin huzurunda.\n\nBir felsefedir aslında,\nGece yarısında sessizlik.\nTersine döner hayat,\nÖlü gibi uyurken insan.\nDimdik ayaktadır gece\nSeyre durur durgun insanı.\n\nBir felsefedir aslında\nGece yarısında sessizlik.\nBir hesaplaşmadır belki.\nBakarken camdan gökyüzüne,\nGünün özetini izlemektir,\nGecenin seyrinden habersiz.\n\n(Ankara/ 27 Ocak 2004)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felsefê-i Hak",
        "poet": "Can Garibi",
        "poem": "\n\nHak etmeyen insana hak etmediği gibi davrananlar, hak ettikleri şeyleri hak etmezler.\n\n(22-Mayıs-2014-Perşembe)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felsefe-î İyi - Kötü",
        "poet": "Can Garibi",
        "poem": "\n\nBütün kötüler iyidir  = Kendinden kötülere göre\nBütün iyiler kötüdür = Kendinden iyilere göre.\n\n(31-Ocak-2015-Cumartesi)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felsefe-î Sevmek",
        "poet": "Can Garibi",
        "poem": "\n\nBir insanın istemediği şeyleri yapıyorsanız, o insanı sevmekten söz edemezsiniz.\n\n(31-Ocak-2015-Cumartesi)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felsefe Oyalıyor",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nO akıl şunu dedi, bu akıl bunu dedi,\nFalan akıl, destekler, filan, desteklemedi…\n\nİnan ki oyalıyor, kestirmeden gitmiyor,\nÇoğunlukla Hakk’a ters, Rab’bi desteklemiyor…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felsefe Sohbetleri",
        "poet": "Rahmi Vidinlioğlu",
        "poem": "\n\nGözkapaklarıma yapışıp gözbebeklerimden içeriye akan \niflah olmaz paranoyaya teslim ederken bedenimi, \nyağmur çiseliyor kısacık saçlarıma… \nVe kısacık etekleriyle dört dönüyor etrafımda küçük kız çocukları… \nHepsinin de saçlarına yapışıp kalmış yaklaşan fırtınanın korkusu…\n\nİnce ince damıtılıyor karanlık, atmosferin ücra köşelerinde \nve birdenbire dökülüveriyor her akşam Dünya’nın üzerine… \nOysa ideoloji sanılıyor içimizdeki büyük nefret \nbazı felsefe sohbetlerinde! \nİdeoloji sanılıyor içimizde biriken ezilmişlik \nve kaygı ve o büyük endişe:\n              Kim bilir ne zaman asacağız kendimizi? ! \n\nBu mudur ideolojisi yalnız bırakılmış küçük oğlan çocuklarının,\ndört dönerken etraflarında bembeyaz elbiseli küçük kız cesetleri… \nBir kara delik gibi durmadan içine çökerek güçlenen, \niçimize yaklaştıkça acıya gömülen çocuklarız biz…\n\nİnce ince damıtılıyor üzüm her seher vakti paslı imbiklerde \nve birdenbire dökülüveriyor her akşam bomboş kadehlere… \nBazıları ideoloji sanıyor \nbitmiş şarap şişelerinden molotof kokteyili yapmayı, \nbense her kadehte biraz daha geciktiriyorum intiharı…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feministler",
        "poet": "Mustafa Acıoğlu",
        "poem": "\n\nŞimdi de beni feministler dinlesin\nAğlayan timsahlar senaristler dinlesin\nBu boşluğa çeken makinistler dinlesin\nEşitlik diyorsanız eyvallah derim ben\nBağcı dövmekse gaye kalkar giderim ben\n\nİnsanlar konuşa konuşa anlaşır ancak\nKadın da konuşacak erkek de konuşacak\nEşitlik bu mu açmak mı bağır bacak? \nEşitlik diyorsanız eyvallah derim ben\nBağcı dövmekse gaye kalkar giderim ben\n\nBöyle eşitlik hürriyet görülmedi arzda\nHem hürriyet ispat olunamaz bu tarzda\nPazara düşecekse eğer namus ve ırz da\nEşitlik diyorsanız eyvallah derim ben\nBağcı dövmekse gaye kalkar giderim ben\n\nFeminizmmiş Allah aşkına söyleyin\nNe darılın bana ne de kıyıp paylayın\nBu –izm erkeğe düşmanlık yalansa deyin\nEşitlik diyorsanız eyvallah derim ben\nBağcı dövmekse gaye kalkar giderim ben\n\nAmazonlar varmış feminist hasreti bu\nDirliğimiz düzenimiz bunların kasveti bu\nTemelimiz aile kabartan şehveti bu\nEşitlik diyorsanız eyvallah derim ben\nBağcı dövmekse gaye kalkar giderim ben\n\nAile bozulsun ki toplum dağılsın\nBey hanıma, hanım beye tutunmasın boğulsun\nBu denize düşen garip, bu şekilde sağılsın\nEşitlik diyorsanız eyvallah derim ben\nBağcı dövmekse gaye kalkar giderim ben\n\nBenim anlamadığım neden illa eşitlik\nEşitlik derken de neden bunca çeşitlik\nBunların yaptığı ehl-i küfre çaşıtlık\nEşitlik diyorsanız eyvallah derim ben\nBağcı dövmekse gaye kalkar giderim ben\n\nMustafa de feminizm bir boş fikirdir\nBelki birilerine gayet hoş fikirdir\nAma bana göre çirkin, nahoş fikirdir \nEşitlik diyorsanız eyvallah derim ben\nBağcı dövmekse gaye kalkar giderim ben\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fena Çocuk",
        "poet": "Orhan Veli Kanık",
        "poem": "\n\nmektepten kaçıyorsun,\nkus tutuyorsun,\ndeniz kenarına gidip\nfena çocuklarla konuşuyorsun,\nduvarlara fena resimler yapıyorsun\nbir şey değil,\nbeni de bastan çıkaracaksın,\nsen ne fena çocuksun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Felsefenin Doğuşu 3",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nKısaca köleci sistem kendi öncesinin servetini bölüşürken ve inşanın korunan sağlasan yapısını, grup (sistem)  üzerinde ortaklaşmakla değil de, özel mülkiyet üzerinde çevrimlerken yapıyı aynen korudu. \n\nÖn ittifakın sağlasan adaleti ve adaletçi düşünce felsefesi; sistem ve tüzelini oluş üzerinde ortaklaşan çevrimleri ile inşa oluyordu. Oysa köleci sistemin sağlasan adaleti ve adaletçi düşüncesi ise özel mülk üzerinde özel çevrimlerle sağlanma şartı malı mülkü olmanın adaleti özel mülke temel yapmakla inşa oluyordu. Bu adalete göre ya malınız mülkünüz olacaktı. Ya karın tokluğuna efendiye çalışacaktınız.\n\nMamon bu özel mülkiyetçi adalet anlayışıyla meşru ve inşa oluyordu. Köleci dil ve mana aktarımı, özel iktisabı temel almakla; anlamca ön ittifakı yapılardan çok farklıydı. \n\nÖn ittifaklar içinde olup biten nesnel ve somut olduğu için söyleşiler hep olup bitene göre söylenmesi ile ittifakı mana anlayışı ve ittifakı imanın temeli bu türden mana anlaması oluyordu. Bu nedenle ön ittifaklar bir Mamon icat edemediler. Etselerdi, Mamon köleci sisteme göre çok farklı konuşurdu.\n\nFakat motif ve figürler kendi öncesinin, nişti alan devinmesi içine doldurulmuştu. Gören gözler için iğreti duruyordu. Kıyafet ön ittifakındı ama içindeki farklıydı. İşte uzluk burada kendisini ele veriyordu.\n\nÖn ittifaklar içinde totem mesleğine göre ve totem grup emeğine göre olan ortaklaşma yapan adalet; köleci sistemle mülke göre ve takdirle göre adalet olmuştu. Bu, yeni bir düşünme felsefesi olmakla ilk kez insanlık karşısına çıkıyordu. Köleci sistemin yeni kuşağına göre ön ittifaklı geçmişi, anlaşılmaz olmuştu. Yükümlersen olan toplumsal işleyişte Mamon’du takdirle iş görülmeye başlandı. \n\nKöleci sistemde Mamon’du takdirle iş görülmeye başlanınca; Mamon’cu takdir fitne, fesat ve fücur olmanın tohumlarını da serpmişti.  Ama Mamon’du mana anlayışı kendi ektiği tohumları da tersten okuyuşla ortaklaşmayı, servet düşmanlığı sayıp; fitne, fesat, fücur ve kalplerde olanı bilen, şeytanlık oluşuyla gösterecekti.\n\nMal mülk ve karar almadaki ortaklığa karşın; malda, mülkte ve karar alıcılıkta ortaklığı tanımayandı, köleci yapı. Ön ittifaklar gruplar arası temasın girişmesini başlatan ilk süreçlerdi. Girişme demek karar alma demektir. Girişme demek; en az iki şeyin karşılaşma girişmesi içinde ortak karar alması demekti.\n\nOysa köleci dönem kendisini bir girişme oluşla görmez. Girişme oluşla görmediği için kendisini ortak bir karar almanın sonucu oluşla da görmez.  Ama girişme ve karar alıcılığın nesneli zorunluluk oluşunu da, reddedemez. Öyleyse ne yapar? Sistem dışındaki osilasyon kaynağındaki senkronluma (eşzamanlı devinme)  olan bir mana anlayışı içindeki süreci efendi ve köleler,  ezelden beri Mamon’du takdire göre aitlikle efendi ve köle oluşla girişmeliydiler. Felsefe buydu. Aitlik, Mamon aitliğiydi.\n\nBöyle olunca takdiri olan bir taşla, üç kuş birden vuruluyordu. Takdir hem efendinin kendisini açıklıyor. Hem efendinin edindiği malı mülkü rızk taksimi oluşla açıklıyor. Hem de efendi konumunun; muktedir, mutlak yönetici olmasını da meşruiyet ilikle açıklıyordu. \n\nÜstüne üstlük takdir; sürecin değişerek gelen bir süreç olmamasını açıklamakla süreci, insanlar ya da sınıflar arası bir girişme olmayıp kaderler olan tekil takdirdi.  Şimdiki efendi köle ilişkisinin olması tekil takdir böyle istendiği için bu böyleydi.\n\nZorunluluk yoktu. Olup bitenin temelinde istek vardı. Bu istek Mamon’du istekti. Bu istek takdir olmakla sorgu sual edilemezdi. Takdir içinde takdire göre olan vardı. Girişme de yoktu.  Takdirle ol deniyordu ve her şey oluyordu. \n\nOluyordu olmasına da yine de bu olup biteni düzeltmek için kendi takdirine karşın; merhamet, acıma, bağışlama, karşılığında ecir (ödül)  verme gibi bir yığın kavramlar getiriyordu kendi felsefeye. İstekle iş bitmiyordu! \n\nTakdir etmede işinde başka girişiciler olmadığı için girişmenin karakterine göre olan “ortak kararlar alma” yerine mülkiyetin ele geçiriliş şekli olan köleci süreç, tekil olanın ortak tanımaz oluş karakterine bürünüp; takdir edenin ortak tanımaz lığını da mülkiyetin ele geçiriliş şekliyle; açıklamış oluyordu.\n\nKöleci takdirce olan anlayış; kendi öncesinin girişmesi olan totem ve ittifaklar kültürünü bu tekilce takdirle yok saymak istedi. Bu nedenle köleci sistem içinde totemi ve ittifakı kimliğin meşruiyet ligi ve totemi ittifakı kimliğin meşruiyet nesnelliği yoktu. Ve bunlar birer puttu.\n\nHaliyle köleci sistem ve inşası oluşla köleci sistemin felsefi mana anlayışı; totemi ve ittifakı sistemi desteklemiyordu.  Köleci sistemin, mülkiyeti ele geçirişti mana anlayışı ve köleci uygulamaları nedenle totemi yapı ve ön ittifakı sistemler, tümden köleci anlayış içinde boşluğa (açığa)  düştü. Mitoloji oldu.\n\nBoşluğa ya da açığa düşen totem kimlikle, ilahi kimlik; köleci kültür ve köleci mana anlayışlı uygarlık içinde hiç bir mesaj, hiç bir bilgi iletimini ve anlamı ifade etmez oluşuyla; o aktarımlar birer kafa putu; birer mit; birer efsane ve ütopya olan sapıklıklardı! \n\nKöleci sistem kuşaklarına; totemdi dönemden ve ön ittifaklardan bahseden anlatımlar; bir masal, bir hayal dünyası, anlatımını zımniden mitoloji tanımı oluşuyla görünüyordu. İşte bu türlü birçok düşünce kırılmaları köleci sistemde felsefeye sokulan yeni bir düşünce boyutu olmakla, köleci idealist felsefeyi daha bir ivdirecekti. Çünkü köleci dönem, kendi mana anlamasını; pek çok idealize etmişti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "--Felsefe üzerine",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nFelsefe üzerine\n\nAğaç olgunlaşmadan meyve vermez. \n\nÇocukluk döneminde algı araçları gelişir.\nGençlik döneminde algı araçlarının kullanımı öğrenilir. \nOlgunluk döneminde fikir üretilir.\n\n“Hamdım, piştim, yandım.”\n\nSoyut ve somut ilişkisini iyi anlamak gerek.\nSomut görünen varlıkları anlamak ve bunun üzerine fikir üretme sanatıdır aslında felsefe.\nSoyutu biz üreteceğiz.\nBu ürettiğimiz bizim felsefemiz olacak, buna isterseniz “inanç” diyebiliriz.\nBu durumda kainattaki insan adedince felsefe ve inanç olacaktır! \nBuraya dikkat ediniz.\nBazı aklı evveller, kendi kanaatlerini, felsefelerini, inançlarını; sınıflamışlar, başlıklarla sunmuşlar ve dar akıllarınca sınırlamışlar.\nYadırgamıyorum! \nAma “beni kimse sınırlayamaz” demeden olmaz. Dini veya felsefi görüşlerle sınırlanan insanın üretimi eksik olacaktır.\n\nAkıl ile zekâyı ayırarak işimizi kolaylaştırabiliriz.\nAkıl; hayrı ve şerri ayırmaya, sebepten sonuç çıkarmaya yarayan hususi bir kuvvet. \nZekâ ise anlama kabiliyeti.\nÖrnekler bizim dürbünümüz gibidir; nasıl ki dürbün kendi maddi varlığını göstermeye değil de uzağı göstermeye yarar. Dürbünün maddi, plastik, cam yapısına bakmakla uzağı göremeyiz … Biz de örneğe değil, gösterdiği hakikate bakarız.\nZekâ aklın emrindedir. \nAkıl mesuliyeti üstlenir. Fayda/zarar deveranındadır. \nZekânın ise kendi başına sorumluluğu yoktur. Araçtır, diyebiliriz.\n\nİnanç denince sadece dini inançlar anlaşılıyor, oysa inanç insanın kendine inanmasıdır son tahlilde! Kendi kanaatine inanmadan olmaz. Taklit olur, yapmacık olur, rol olur...\n\nİnanç, iman: Bireyin kendi çabası ile yeteneklerini (akıl, zekâ, v.b.)        kullanması sonucunda vicdanın süzgecinden geçirerek vardığı kişisel bir kanaattir. Varlıkları sorgular, inceler; neden, niçin, nasıl? Sorularına cevap arar. Nakil yoluyla gelen (onu etkileyen tüm birikimler nakil dâhilindedir; ebeveyni, öğretmenleri, kutsal kitaplar, ozanlar, peygamberler, filozoflar, bilginler, v.b.)        bilgileri akıl süzgecinden geçirdikten sonra vardığı kanaattir. Bu kanaat her bir insan için farklı olabilir. Çünkü her insan ayrı bir âlemdir.\nİnanç olmadan aksiyon da olmaz, fiil inanca tabidir… İman ile oluşturulan bu kanaatin günlük yaşama geçirilmesini “din”veya “felsefi görüş, ideoloji” olarak görebiliriz. Yani kişi kendi kanaatine uyan prensipler çerçevesinde yaşamayı arzu edebilir.\n\nSıkıntının kaynağı müdahaledir.\nEvet sadece müdahale, başkalarına kendi fikrini dayatma. Yüzyıllardır yapılagelen yanlış... \n\nDayatma bazen din adına, bazen ideoloji, töreler, hatta bilim adına olmakta.\nSınırlama arzusu bireyin kendisini sınırlamasının bir sonucudur. Kendini dar algılarıyla vardığı kanaate sıkıştıran birey toplumun da bu kalıplarda olmasını ister. Gücü nispetinde bunun için çalışır. Toplumda fikirlerini bazen güzellikle bazen de güç kullanarak kabul ettirir. Buna biz ideoloji diyebiliriz. Hatta din dahi bu şekilde toplumda akis bulur. Güzellikle kabul görmesi idealdir. Zorla fikir kabul ettirme dönemi eskide (Firavun ve faşist Avrupa döneminde)        kalsa da, zor oyunu her dönem bozar. Günümüzde aklı iptal ederek kabul ettiriliyor görüşler. Bunun çok metodları var. İnsanları her türlü aldatmanın metotları gelişti...\n\nBakın benim özgün sözlerimden bir kaçı:\n\n'Okyanustaki balık sürüleri gibi oradan oraya küçük bir ürkütmeyle yönlenen bir toplumun şu an hangi yönde olduğunun ne değeri olabilir ki.'\nAhmet Bektaş\n\n'İnanç algıdır, özgündür. Bu nedenle başkasına dayatılamaz, insanlar algılarında özgür olmalıdır.'Ahmet Bektaş\n\n'Materyalistler inançsızlıktan, dindarlar ise nakilden kurtulmadıkça özgün kanaat edinemezler.' Ahmet Bektaş\n\n'Sevginin ihtimali bile kovalamaya değer.' Ahmet Bektaş\n\nSaygılar\n\nAhmet Bektaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fenalık",
        "poet": "Küçük İskender",
        "poem": "\n\ncan almaya devam eden masumiyet\nboşluğa yağan yağmur\ntahminleri boşa çıkartan sürat\nhangi kalıba sığar his\n\nyeryüzüne yönelik en tehlikeli tehditken gökyüzü\nben terketmeye müsait misiniz?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fener",
        "poet": "Arif Doğramacı",
        "poem": "\n\nAdalet\nElimde fener\nKimine yanar\nKimine söner\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Femen",
        "poet": "Gülhan Özkara",
        "poem": "\n\nFemen kızları\nYıkamazlar bu devleti\nGeziciler de\nAçık saçıklar da\nDekolte giyinenler de\nPantalon giyenler de\nDöpiyes giyenler de\nKemalisler de\nYıkamazlar bu devlet\nHatta yıkamazlar\nKenan Evren de\nTansu Çiller de\nMehmet Ağar da\nAbdullah Çatlı da\nAli Yasak da\nAteşten köz maşa ile alınır\nBu devleti ancak\nBu devletin işleyişini\nDurduranlar yıkar\nHudutsuz bir silaha garik\nHudutsuz bir\nSuçlu nüfusu yıkar\nBu milleti\nErmeniden araba\nKürtten süryaniye\nYahudiden nasraniye\nUçaklar hava sınırlarında\nİt dalaşı yapar yunanla\nGemilerini gönderir putin\nGözünü oymak ister şia\nAmbargo tatbik eder ABD\nSilah talimi yaptırır Yahudi\nBomba talimi\nMayın talimi\nBaşı poşu dolalı çocuklar\nAsker bıçaklar yollarda\nHiçbir adli merci\nKarışamaz en önde gidenlere\nYalama olur parlamento\nPolisin zırhlısına ateş atar\nKriptolar\nMemleketin yetmiş bin yerinde\nSavaş naraları atılır\nMüşrik tamtamları çalınır\nHoy hoy diye\nTerör ölülerine ağlarlar\nSonra kahramanlığa dökerler işi\nSeni nasıl yok edeceklerini\nTürkü yaparlar çalgılarında\nZılgıt çağrışırlar\nSen düğün yapıyorlar sanırsın\nTehdit ediyorlar gökyüzünü\nTehdit ediyorlar arzı\nNe kadar çıkarırlarsa avazı\nAnlamadığın bir dilde olur\nHep bütün bunlar\nKuru sıkı silahlar\nHakiki silahlar, kaleş\nHadsiz hudutsuz sıkılır\nEn günahsız vatandaşlar\nKedi görmüş fare gibi\nDeliklerine tıkılır\nNe asker gider\nOralara ne polis\nBizim memleket Teksas oldu cilis\n(Cilis: Hepten, tamamen manasına) \nİşte bunlar yıkarlar yıkılırsa bu devleti\nBaşka kimse değil\nBunlar Mersin’i de alır\nAdana’yı da İstanbul’u da\nKorkarım işimiz Allah’a kaldı\nAz kalsın bu işe el koyuyormuş\nAyşen Gruda\n“Belediye başkanını\nBaşbakan yaparsan\nOlacağı bu\nAdamda siyaset fikri var\nAma devlet fikri yok\nFutbolcu akıllı” diyormuş\n29 Ekim resepsiyonu veriyor\nSayın Şanlı Başkomutan\nAmanos ormanına\nGirmeye korkuyor millet\nBari Allah’tan utan\n2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "** Fen ve Yâsin bilsin **",
        "poet": "Güngör Uslu",
        "poem": "\n\nSelamünaleyküm can, iki bin on sene,*\nYirmi Eylül gül hafta, Pazartesi yine.*\n**\nDers başı yapar canlar, coşkundur yurt, yuva,*\nBiraz mahsun valideyn, ıssızdır ev, ova.*\n**\nÜzülme can annecik, yavrun emin yerde,*\n“A” diyecek sonra “B”, gül açacak serde.*\n**\nHer gün yeni heyecan, Nur serper her şafak,*\nCıvıldaşır binler ruh, çınlıyor yer, afâk.*\n**\nİlim tahsili âli, irfanı gonca gül,*\n“Kaleme yemin olsun”, kalkar gözlerden tül.*\n**\nMinik eller, el çırpar, güz sanma bahardır,*\nGönül gülistan olur, harf talim nehârdır.*\n**\nCehalet zâil olur, aydınca us parlar,*\nDünyayı tanır insan, yürekte Nur harlar.*\n**\nArı, su ve çiçek mess, ağızlar bal döker,*\nYılanda sı içer ya, zehrini âl döker.*\n**\nMerak etme gül anne, duanı makbul say,*\nÜzülme gül babacık, fermanı kabul say.*\n**\n“Bilenler üstün elbet”, ilim tahsili hoş,*\nBilmeyen yolda kalır, enerji pili boş.*\n**\nTek kanatlı olmaz bak, bilim ve din bilsin,*\nİki kanatlı uçsun, fen ve yasin bilsin.*\n**\n“Aklın Nur'u fenlerdir, vicdan ziyası din,*\nHimmetler pervaz eder”, hayat deryası din.*\n**\n“Din hayatın hayatı, hem nur'u esası,*\nİhyâ-i dinle olur, yurt, sur'u ihyâsı”.*\n**\nAşık Uslu ayık ol, kanma mülk ve câha,*\nDünya cennet tarlası, gönül ver Hak Mâh'a.*\n**\nAşık Uslu 20.09.2010–06:32 Samsun\nZübeyir Güngör Uslu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fener bahçem",
        "poet": "Demet Akkoyun",
        "poem": "\n\nGüneş sarısı renklerin ışık saçar yeşil sağlara\nGök mavisi renklerin türbünlari doldurur taraftarların\nHuzur verir renklerin seyircisine\nYeşil sahalarda koşar futbolcuların gol atınca çoşturursun\n\nTaraftarlarını sevince boğarsın fener bahçem\nYürüyorsun elele taraftarlarınla\nYürüyorsun şanpıyonluk yolunda \nTaraftarın çok sever seni\n\nSenin sarı lacivert renklerin huzur verir\nFutbolcuların sagların güneşi\nŞanpiyon fener bahçem\nGollerin türbünleri inletir fenerbahçem \nBu sene  şanpiyonsun fener bahçem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fener'li Tümer",
        "poet": "Fuat Eriçok",
        "poem": "\n\nne demişti\nbeşiktaş kaptanı tümer \ntürkiye cumhuriyeti'nde başka takımda oynamam\n\nnerede oynayacak şimdi \nfenerbahçe cumhuriyeti'nde \n\nkınayamazsınız tümer'i\nadam sözünün eri\n\n(mayıs ’06)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fenerbabçem 1",
        "poet": "Rıdvan Yamuç",
        "poem": "\n\nBaşkanımız başımızda \nYönetimimiz yanımızda\nBayrağımız ellerde \nMarşımız dillerde\n\nAntıranörümüz içimizde\nFutbolcularımız sahada\nMasörümüz mesaide\nToplarımız havalarda\n\n Taraftarımız  maçta \nBereler başta \nKaşkollar Omuzda\nSıkorlar tabelada\n\nMutluluk galibiyette\nBaşarı şampiyonlukda\nKutnama hertarafda\nYergök sarı lajiverde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fenerbahçe",
        "poet": "Vedat Dağlıoğlu",
        "poem": "\n\nFedakardır her koşulda taraftarı\nEze eze alırız kupaları\nNice nice şampiyonlukları\nEl ele kutladık yüz yılları\nRakip tanımayız alırız puanları                                                                                 Birlik beraberlikle aşarız yolları\nAzizi başkanla coşar kanaryaları\nHepimiz estiririz sahada fırtınaları\nÇok yakışır sarı lacivert formaları\nEl ele yazacağız şanlı destanları\n\nsöz:Vedat Dağlıoğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fenerbahçe",
        "poet": "Nazlı Arman",
        "poem": "\n\nBir sarı,mavi rüzgar esti\nİçimin en kuytu yerlerinde\nEstide gürledi geçti\nKasırga'larındaydı\nRenklerin sevinci\nAlevlerin dansıydı\nBir ateş\nBir kasırgaydı\nYa ateş\nSarı Lacivert'ti\nYada\nSarı Lacivert\nAteşin rengiydi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fenerbahçe",
        "poet": "Cengiz Damar",
        "poem": "\n\nsarı kanaryam \nartık bu suskunluk yeter \nsana yakışmıyor bu keder \nhani nerde o eski neşen \nsarı,lacivert rengin \nher türkün kalbinde yerin \n\nşan senin şeref senin \ntürbündeki her ferdin \nşanpiyonluk şarkısı söylüyor \nşanlı tarihin \n\nkupalarla dolu müzen \nyok sen değilsin,bizi üzen \nsarı renk’ten olmaz kefen \nkaranlık geceleri aydınlatan \nfener,fener,fener.\nCengiz Damar.\nWWW.MUVATTALİ BLOGCU.COM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fenerbahçe 12. Adam Fenerbahçe Marşı",
        "poet": "Muhittin Sudi Yıldırım",
        "poem": "\n\n\"12'nci Adam\"dır, namı değer adımız.\nAziz Başkan duruşlu, adam gibi adamız!  \nTürkiye'nin en büyük, dünyanın en tutkulu! \nSarı-Lacivert renkli, Fenerbahçeliyiz biz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fenerbahçe",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\n-1.Kıta- \nFenerbahçe’nin adı, sevgi yoludur\nTârihimiz zaferle, şânla doludur                             \nCentilmenlik adresi, her bir koludur\nGönlümüzde sen varsın, Sarı Kanarya\n                -NAKARAT-\nTürkiye’nin incisi, Sarı Kanarya\nLiglerin birincisi, Sarı Kanarya                               \nŞampiyonluk öncüsü, Sarı Kanarya\nGönlümüzde sen varsın, Sarı Kanarya\n                 -2.Kıta-\nBin dokuz yüz yedinin, mîlâd yönü var\nLogosunda renklerin, asil tonu var                         \nŞampiyonluk denince, bir tek konu var\nGönlümüzde sen varsın, Sarı Kanarya\n\nNOT: Bu şiir 21.10.2011 tarihinde Av.Ali Güngör ÇAKMAKÇI bey tarafından FENERBAHÇE MARŞI olarak bestelenmiştir.\n* Fenerbahçe Marşı, gerek Ud ile gerekse BANDO eşliğinde icra edilerek i YouTubede video olarak yer almaktadır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fenerbahçe",
        "poet": "Memet Baydan",
        "poem": "\n\nSarı lacivert rengimiz\nFedadır sana ömrümüz\nSen solmayan tek gülümüz\nCanım Fenerbahçemizsin\n\nSen  kanaryam güzel kuşum\nÜlkemizin yüzakısın\nDeli poyraz gibi esen\nBizim Fenerbahçemizsin\n\nDelidir sana sevdamız\nBitmeyecek bu kavgamız\nYüreğimizde saklarız\nCanım Fenerbahçemizsin\n\nEsin benzerin bulunmaz\nSelsin  önünde durulmaz\nTürkiye nin şampiyonu\nBizim Fenerbahçemizsin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H. Fenerbahçe 100 yıl marşı",
        "poet": "Enver Ertürk",
        "poem": "\n\nSarı ile lacivert, senin asil renklerin\nBaşarılarla dolu, tam yüz yıllık geçmişin.\nNe zaferler yaşadın, muhteşem hayatında\nBöyle nice asırlar, görecek sevdiklerin.\n\nTürkiye'min gururu rakiplerin korkusu\nTaraftarın coşkusu sarı kanaryam benim\n\nSensin en çok şampiyon, sensin kâlpten sevilen\nHer zirvede göndere, bayrakları dikilen\nKazandığın her maçla, her yeni başarınla\nDoğan her yeni neslin, kâlplerinde yer eden.\n\nTürkiye'min gururu rakiplerin korkusu\nTaraftarın coşkusu sarı kanaryam benim\n\nSen yüzüncü yılında, şampiyon olacaksın\nBu başarı altına, imzanı atacaksın\nHer geçen gün, küçülen ezeli rakiplere\nEbediyete kadar, yukardan bakacaksın.\n\nTürkiye'min gururu rakiplerin korkusu\nTaraftarın coşkusu sarı kanaryambenim\n\nFenerbahçeli olmak, ne büyük mutluluktur\nEşsiz stadımızda, taraftarın korodur\nUyumla bir ağızdan, haykırdığı marşlarla\nİçten tezahüratı, kuvvet veren duygudur.\n\nTürkiye'min gururu rakiplerin korkusu\nTaraftarın coşkusu sarı kanaryam benim\n\nSeni candan çok seven, Yıldırım bir başkanın\nKan ter ile savaşan, Ümit Önder Tuncay'ın\nBütün dosta düşmana, hayranlıkla baktıran\nApiah'la Aleks'in, Orelyo'yla Serkanın\n\nTürkiye'min gururu rakiplerin korkusu\nTaraftarın coşkusu sarı kanaryam benim\n\nKaledeki efsanen, Rüştü Reçber kaptanla\nNöbete hazırlanan, Serdar ve Volkan'ınla\nKemal ile Selçuk'un, Semih'in Mehmed'inle\nHaydi şanlı kanaryam, nice başarılara\n\nYa geçmişe bir baksak, savaşlara katılan\nVatan için ölürken, gözlerini kırpmayan\nOnlarca evladın var, şehadete erişip\nİsimleri tarihe, altın harfle nakşolan\n\nTürkiye'min gururu,rakiplerin korkusu\nTaraftarın coşkusu sarı kanaryam benim\n\nZeki Rıza Sporel, küçük büyük Fikret'ler\nCihat Arman, Şeref Has, Can Bartu, Koca Lefter\nMücahit Basri ile Yılmaz, Alpaslan, Nedim\nHepsi senin formanı gurur ile giydiler\n\nTürkiye'min gururu rakiplerin korkusu\nTaraftarın coşkusu sarı kanaryam benim\n\nCemil Selçuk ve Şenol, bu takımda parlayan\nBirer yıldız oldular ışltısı solmayan\nSüren hizmetleriyle taraftarın gönlünde\nHepsi birer efsane sevgiler azalmayan\n\nTürkiye'min gururu rakiplerin korkusu\nTaraftarın coşkusu sarı kanaryam benim \n\nAykut taçsız bir kral senin vakur evladın\nİmparator Oğuz'sa başındaydı takımın\nYiğit namla tanınır şeytan Rıdvan bir dahi\nTam yüzüç gol rekoru o şahane yılların\n\nTürkiye'min gururu rakiplerin korkusu\nTaraftarın coşkusu sarı kanaryam benim\n\nÖzürlerim ismini, saymakta zorlandığım\nGelmiş geçmiş yüzlerce, seyrine doymadığım\nSenin başarın için, terlerini akıtan\nTüm sporcularına, bitmeyen şükranlarım\n\nTürkiye'min gururu rakiplerin korkusu\nTaraftarın coşkusu sarı kanaryam benim\n\nİşte şanlı kanaryam, böylesine yücesin\nKâlbimizde yer ettin, dilimizde hecesin\nHizipler unutuldu, tüm camia kol kola\nSınırları zorlayan, emsalsiz efsanesin\n\nTürkiye'min gururu rakiplerin korkusu\nTaraftarın coşkusu sarı kanaryam benim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fenerbahçe",
        "poet": "Burhan Akbaş",
        "poem": "\n\nSeni seviyorum mazinle\nAşkıma karşılık beklemeden\nRüyalarım seninle dahabir güzel\nIrak değilsin gözümden gönlümdesin her dem\nLokman ne anlar sana olan sevgimden...\nAşkınla dünya derdim yok oluyorken\nCansın canımda kansın damarlarımda\nİlmik ilmik dokumuşum adını ruhuma\nVarmı senden başka derdimi unutturan şu dünyada\nEller ne derse desin sen benim yüreğimdesin Kanaryam\nRüyalarımı süslersin \nTabiki sarı lacivert renginle sen Fenerbahçem.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fenerbahçe",
        "poet": "İbrahim Özdemir 2",
        "poem": "\n\nFENERBAHÇE\n\n     1907 de   başladı   aşkımız\n      Artık sarı lacivert olacak şarkımız\n      Futbol klasmanında işte bu şanımız\n       2007 yılında bak sana dorukda aşkımız\n\n \n      Cim-bom kıskançlık dan çatlama\n      Fenerim sende bu kadar can yakma\n      Rakiplerine inat rekorlara rekor kırma\n      Nice yüzüncü yıl şampiyonluklarına  emi doyma\n\n      Yüzüncü yıl özlemi şampiyonlukla bitti,\n       Fenerbahçeli olmak şanımıza yetti,\n       Galatasaraylar,beşiktaşlar küme dibine gitti,\n       Fenerbahçeli olmak maziye şerefle ekildi\n\n       Fener bahçe forması tutkulu aşk gibi\n      Bize aşıladıgın kalplerimize ekilen çiçek gibi\n      Ligde reytinkleri altüst ettin gönül taht misali\n      Nice dertleri unutturdun çiçek yaptın vatanı\n\n      Anadolu da  yer gök sarı lacivert\n      Fenerbahçe aşkıyla yurdum bir cennet\n      Başka takım tutsanda fenerbahçeyi seyret\n      Şampiyon fenerde istediğin varsa emret\n\n     Fenerbahçeli olmak millli bir mesele\n     İzmirde mutluluk oldu zenzele\n     Birdaha anlaşıldı fenerbahçe aşılmaz kale\n     İzmir sokaklarında kuruldu düğün halayı\n      İşte yine şampiyon fenerbahçe\n\n     Biz fenerbahçeliyiz  beşikten  beri,\n     Türkiyeyi fethettik artık şampiyonlar ligi yeri,\n     Avrupa yı titretecegiz Beşiktaş,galatasaraylılar izleyin bizleri,\n     Fener rotasını çizdi artık,hedef daima ileri\n\n\n     Edirne den kars'a kadar herkes fenerli olacak artık,\n     Şampiyonluk kupasını tek yürek yirmi beş milyon olarak kaldırdık,\n     Şaibelerle dolu denen ligi bilegimizin hakkıyla  bitirdik,\n     Bu işe baş koyan menfaatcılara en büyük dersi verdik.\n\n \n\n     Artık kimse durduramaz bu fenerbehçeyi,\n     En kısa zaman da fenerli yapacagız her Avrupalıyı,\n     Dünya semalarında dalgalacak fener ve Türk bayragı,\n     Tüm avrupa da top koşturacak fenerde yetişen Türk ayagı\n\n\n     Gel arkadaş gel sende fenerli ol,\n     Fenerli olmak ayrıcalıktır,bu en iyi bir yol,\n     Takım tutmanın sevdasını gel fenerde bul,\n     Fenerli olda takımım yenilecek diye  ne üzül nede kahrol.\n\n     Şampiyonluk kutlamaları yapılıyor ülkemin her tarafında,\n     Aziz yıldırım gibi biri var bu büyük ordunun başında,\n      Zigo gibi antranör bu dahi evlatların saffında,\n     Şanlı fenerbahçe taraftarı var bu oyuncuların arkasında.\n\n     Yeni takım tutmak isteyenler buyrun fenerdeki saflarımıza,\n     Kavuşuruz tatlı eglencenin bol oldugu mutlu yarınlarımıza,\n     Yeni  taraftarlarımızla kavuşacagız dört ve beşinci yıldızlarımıza,\n     Artık kavuşacagız Türkiye ile birlikte avrupadaki yıldızlarımıza.\n\n     Beşiktaşlı,galataraylı... gönlümüz fenerli olabilir\n     Bu gün geç degildir her fenerli sizi kabullenebilir,\n     Her insan dogaldır mantıgına elbet yenilebilir,\n     Belkide bizden daha koyu taraftar olabilirsiniz kimbilir? \n\n     Ölümüne beşiktaş,galatasaraylılar kutluyor bu şampiyonlugumuzu,\n     Galataraylılar bize güvenin hissettirmeyecegiz sizin avrupa yoklugunuzu,\n     Türkiyenin gururu olarak getirecegiz avrupadaki şampiyonlugumuzu,\n     Şampiyonlar şampiyonu olunca ülkemin sokaklarında  atacagız yorgunlugumuzu\n\n     Süper lig kılasmanında artık büyük bir markayız,\n     Türkiye  borsasını tepe takla attırarak yukarı tırmandırırız,\n     Fenere kötü söz söyleyeni biz böyle utandırırız,\n     Şampiyonluk kupasını düşmanımıza alkış tutturarak kaldırırız.\n\n     100.Yılda her bir oyuncu bıkılmaz isimler oldu dillerde,\n     Türkiyeyi ayaga kaldırdı firikik ve kişisel beceri golleriyle,\n     Mutevazi ve fair-play kişilikleriyle renk verdi süper ligimizde \n     Yetişen her genç olmak istiyor alex Tuncayın klasmanında,\n\n     Bıkılmaz bir eglencedir bu fenerbahçe,\n     Degişilmez degerdir verilse bile yıgınla akçe,\n     Fenerde yapılan her yenilik sevgiyle ve kardeşce,\n     Fenerli olunda görün her yapılan insanlıga barışca.          \n\n                                                              (DEMYANLİ)  İBRAHİM ÖZDEMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fenerbahçe Cumhuriyeti",
        "poet": "Recep Atak",
        "poem": "\n\nFenerbahçe Cumhuriyeti  bindokuz yüzyedi de kuruldu\nO tarihten bu yana,gönüllerde taht kurdu\nSarı lacivert renkler,insana bir haz verir\nBu hazzı  yaşayanlara Fenerbahçeli denir\nTüm spor branşlarında daima  faaliyettedir\nBu branşlarda lider, yine Fenerbahçe dir\nİşgal kuvvetleriyle karşılaştı ve yendi\nİşgale direnmeye ayrı bir kuvvet verdi\nSaraçoğlu Stad ı Fener in mabedidir\nBu mabetde rakiplere, futbol dersi verilir\nBu sefer yeneceğiz  diye gelenler çoktur\nAma orası  Kadıköy dür, oradan çıkış yoktur\nBağdat Caddesi Fener in adeta kalesidir\nMaç günleri orası çok başka bir alemdir\nHer çocuk anasından Fenerbahçeli doğar\nBazıları kandırılıp başka yollara sapar\nBir gün bu gerçeklere kulaklarını  tıkayanlar\nSilkinip  uyanarak,gerçeği anlayacak\nİşte o zaman da herkes ‘’Fenerbahçeli ‘’ olacak…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fenerbahçe Adımız",
        "poet": "Murat Haydaroğlu",
        "poem": "\n\nKadıköydedir bizim statımız\nFutbol oynarken acıdır tadımız\nÇok sağlam bizim karekter yapımız\nŞampiyon Fenerbahçedir adımız.\n\nTürkiye cumhuriyeti tapumuz\nDostlarımıza hep açık kapımız\nBil kupalarla ölçülür çapımız\nŞampiyon Fenerbahçedir adımız.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fenerbahçe'li Sevgilim",
        "poet": "Adem Özcan Duyguların Orjinali",
        "poem": "\n\n***   Fenerbahçeli Sevgilim  ***\n\nBen senin için fenerbahçeyi sevdim\nKendi dünyamda bir bütün olmuştuk \n                 Sen sarı,ben lacivert.\n\nİlk defa seninle bir futbol maçına gittim.\nSeninle doğdu içimdeki dava\nSeninle büyüdü içimdeki sevgi...\nTa ki o gün,o maça kadar.\n\nO gün sen yoktun yanımda\nSensizlik bu kadar mı acıydı? \nAltmış bin kişi türibindeymiş banane…                                         \nHangisi sen,hangisi sen olabilirdi ki? \nBenim gözlerim senin yolunda takılı kalmıştı.\n\nHerkes mutluluktan uçarken,\nBenim kolum kanadım kırıktı.\nÇünkü; sen yoktun\nGünün tek tesellisi fenerbahçe’nin galibiyetiydi.\nBunu sevdiğimle,seninle paylaşmalıydım! \nHeyecanlı bir şekilde hemen seni aradım.\nBen atılan gollerden,sarıyla lacivertten bahsederken\nSen hiç bunları umursamadın.alay ettin benimle.\nAdeta küfür eder gibi konuştun,\nBu mutluluğu paylaşmadın benimle.\n\nSanki benden sakladığın bir şey vardı\nYaralamıştın artık beni.\nKızmıyorum; belkide hayat sana bunu öğretmişti.\nNe kadar çok yaralarsan, o kadar çok sevilirsin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "FENERBAHÇE – haiku 220",
        "poet": "Ahmet Aksoy 2",
        "poem": "\n\nsarı laleler\nyolların kenarında\nhani lacivert?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fenerbahçe'li Sevgilim",
        "poet": "Adem Özcan",
        "poem": "\n\n***    fenerbahçeli sevgilim    ***\n\nBen senin için fenerbahçeyi sevdim\nKendi dünyamda bir bütün olmuştuk \n                 Sen sarı,ben lacivert.\n\nİlk defa seninle bir futbol maçına gittim.\nSeninle doğdu içimdeki dava\nSeninle büyüdü içimdeki sevgi...\nTa ki o gün,o maça kadar.\n\nO gün sen yoktun yanımda\nSensizlik bu kadar mı acıydı? \nAltmış bin kişi türibindeymiş banane…                                         \nHangisi sen,hangisi sen olabilirdi ki? \n\nBenim gözlerim senin yolunda takılı kalmıştı.\nHerkes mutluluktan uçarken,\nBenim kolum kanadım kırıktı.\nÇünkü; sen yoktun\n\nGünün tek tesellisi fenerbahçe’nin galibiyetiydi.\nBunu sevdiğimle,seninle paylaşmalıydım! \nHeyecanlı bir şekilde hemen seni aradım.\nBen atılan gollerden,sarıyla lacivertten bahsederken\nSen hiç bunları umursamadın.alay ettin benimle.\nAdeta küfür eder gibi konuştun,\n\nBu mutluluğu paylaşmadın benimle.\nSanki benden sakladığın bir şey vardı\nYaralamıştın artık beni.\nKızmıyorum; belkide hayat sana bunu öğretmişti.\nNe kadar çok yaralarsan, o kadar çok sevilirsin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fenerbahçe'li Sevgilim 2",
        "poet": "Adem Özcan",
        "poem": "\n\nBen senin için fenerbahçeyi sevdim\nKendi dünyamda bir bütün olmuştuk \n                 Sen sarı,ben lacivert.\n\nHalbu ki ben seni leyla ile mecnun gibi sevmiştim.\nNe kadar acı çeksemde,ben seni sevmeyi seviyorum.\nSeninse beni sevebilme ihtimalini.\n\nYapımızda vardır,değersizleri yüceltmek\nBende seni, paha biçilmez yaptım.\nSeni bir an aşkımla karıştırdım.\nSenin gibi bir balondan karşıma,\nŞaheser uçak çıkaran aşkımla karıştırdım.\n\nBelkide seni fenerbahçe sandım\nSarı gibi masum,lacivert kadar asil.\nSevdasına ölümüne bağlı.bu tutkununda ötesiydi.\nBazen kendimi kutup ayısına benzetiyorum.\nSenide post avcısına:\n\nAvcılar,ayıların postunun daha değerli olması için\nDelici aletler yerine,buzulların arasına jilet kadar keskin\nBaltaların ucuna,balıkların kanını sürüp beklerlermiş; \nZavallı ayıysa olanlardan habersiz, diliyle baltadaki kanı yalarken,\nO an kanın tadından ne kendi dilinin kesildiğini ne de kana kana emdiği,ona o kadar\ntatlı gelen kanın, kendi kanı olduğunun farkına bile varmadan yere yığılıp kalınca,\nAvcılar etrafını sarıp savunmasız ayının derisini yüzerlermiş! \nArtık avcıların işi kolaydı.hayatsa o kadar acı\n                         Acıdır. hayat ne acıdır ki:\nBiz yıllardır hep yüzümüze karşı küfredenleri sevdik.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fenerbahçe Marşı",
        "poet": "Murat Akbaş",
        "poem": "\n\nYaptıklarımızla varız.\nMilli mücadeleye selam,\nYola devam…\n\nGönüller sarı,\nAklımızda lacivert\nHep bir ağızdan; \nFenerbahçeliyiz…\n\nSaraçoğlu`ndan bugüne,\nŞen geldik, Aziz olduk…\nFormanın hakkı alın teridir…\nTakım, bir tek can ise takımdır…\n\nKimler geldi, kimler geçti…\nLefter gönüllerde taht kurdu…\nCemil ile gol olduk…\nSağnak, sağnak…\nSelçuk olduk…\nRıdvan olduk…\nŞeytanı bile dize getirdik…\nAlex olduk…\nAkıl oyunlarıyla coştuk…\n\nBu oyun on bir kişi değil,\nOn iki kişiyle oynandığını; \nBütün dünyaya gösterdik…\n\nHer türlü cezaya, cefaya,\nTek yürek olduk…\nHiç eğilmedik…\nBaşımız dik…\nGönlümüz huzurla doldu…\n\nGönüllerde sarı,\nAklımızda lacivert…\nHep bir ağızdan; \nFenerbahçeliyiz…\n\nVar mı bundan ötesi? \nİstikbalimiz özgürlüğümüzdendir…\nAtaya hürmet,\nŞehidimize ve gazimize\nDik duruşumuzla gösterdik…\nSağnak, sağnak…\nGol, gol olarak,\nGönüllerde taht kurduk…\n\nKişiliğimiz atamızdan,\nGözlerimiz gönülden bakar…\nSen kimle mücadele ettiğini bilmiyorsun…\nO da mütevazilimizden,\n\nGönüllerde sarı, \nAklımızda lacivert…\nHep bir ağızdan; \nFenerbahçeliyiz…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fenerbahçe-Galatasaray  Rekabetindeki Asalet",
        "poet": "Ünal Beşkese",
        "poem": "\n\nBu hafta sonunda, spor camiamızın merakla beklediği bir futbol müsabakası var, Fenerbahçe ile Galatasaray arasında...Bu iki güzide kulübümüz, 100 yıllık bir rekabet içinde defalarca karşı karşıya gelmişler futbol sahalarında ve defalarca yenmişler birbirlerini. Ne var ki, ikisi de, yenildikleri zaman da büyüklüklerinden hiçbir şey kaybetmemiş ki, bugün hâlâ Türk Sporunun en büyük iki çınarı olarak şerefleriyle ayaktalar...\nBen, bu yazımda, son zamanlarda, toplum yaşamımızın her yönünde olduğu gibi sportif alanda da yaşamakta olduğumuz yozlaşma döneminden önce, bu rekabetin ne kadar asil duygularla bu günlere geldiğini gösteren iki anımı nakledeceğim.\n\n1-\nBizzat yaşadığım bir anı; \n\n1940 lı yılların ikinci yarısıydı, henüz ilkokul 3. sınıftaydım. Babamın, inşaat malzemeleri satan bir işyeri ve bunları nakleden bi kamyonu vardı.\nO gün, öğleden sonra, Kadıköy'de, Fenerbahçe'nin o zamanki ahşap tribünlü stadyomunda, Fenerbahçe ile Galatasaray bir kez daha karşılaşacaklardı. Babam, beni, işini yoluna koyduktan sonra o maça götüreceğinden, sabah evden birlikte çıktık.\nŞimdiki Moda Camii'nin olduğu yerlerde bir inşaata, kamyonla tuğla nakledildi. O zamanın tekniğinde,tuğlalar kamyondan elle boşaltıldığından, epey bir süre bekleyecektim. Bu arada, inşaatın hemen yakınındaki çayırda, top oynayan birilerini gördüm ve yaklaşıp izlemek istedim. Biri esmer, biri sarışın iki delikanlı, taşlardan yapılmış bir kalede duran bıyıklı ve çok şakacı bir başka delikanlıya şut çekiyorlar, onu çalıştırıyorlardı.O günlerde futbol 18 parçalı, dikişli ve içinde ucu memeli lâstik bir iç olan meşin toplarla oynanırdı. Lâstik iç şişirildikten sonra, meme, ayakkabı bağcığı gibi karşılıklı delikleri olan bir dilimden içeri sokulur ve sırım bağcıkla bu parça sıkıca kapatılırdı. Bu topa, değil sahip olmak,bir kere vurabilmek bile biz çocuklar için büyük bir hayâldi.\nBir ara top, benim izlediğim yere doğru gelince sevinçle koşup topu aldım ve şut çeken ağabeylere yaklaşarak onlara doğru vurdum. Ve işte yaklaştığım zaman gördüğüm ağabeyleri hemen tanıdım. Bunlar, şekerleme kâğıtlarından resimlerini görüp ezberlediğim kişilerdi.\nFenerbaheli sağaçık Erol Keskin ve santrafor, rahmetli Suphi Ural'dı bunlar.\nFakat anlamındaki yüceliği sonradan idrak ettiğim olay, Fenerbahçe'nin bu iki unutulmaz forvedi, öğleden sonraki maça, taşlar arasındaki kalede duran o bıyıklı delikanlıyı, Galatasaray kalecisi rahmetli Osman İncili'yi hazırlıyorlardı...\nİşte, Fenerbahçe-Galatasaray rekabetindeki ölümsüz asalet, buralardan geliyor. Tribünden atılan şişeler bile kirletemez bu büyük dostluğu.\nTabii Fenerbahçe'liliğin ve Galatasaray'lılığın ne büyük değerler olduğunu idrak edebilenler için....\n\n2-\nBirinci elden dinlediğim bir anı; \n\nLig şampiyonluğunu etkileyecek çok önemli bir Fenerbahçe-Galatasaray maçı için, her iki takım da kampa girmişti. İşin ilginci, iki takım da aynı otelde, Yeşilyurt’daki “Çınar Otel”de kamp yapıyorlardı.\nMaçtan önceki gece Fenerbahçe’nin o zamanki başkanı rahmetli İsmet Uluğ (Yavuz İsmet) ,hem bir ziyaretle moral vermek, hem de takımın son durumu hakkında bilgi almak için otele geldi. Saat on buçuk civarıydı. Kapıdan girdiğinde, lobide, kendi aralarında kâğıt oynayan Galatasaray’lı futbolcuları gördü. O an, sanki top oynadığı dönemlerin “Yavuz İsmet”i gibi       gürledi:  “—Siz ne biçim Galatasaraylısınız? Saat 11’e geliyor, sizin yarın Fenerbahçe maçınız var ve siz hâlâ burada kâğıt oynuyorsunuz. Uykusuz kalacaksınız. Çabuk çıkın odalarınıza ve iyi uyuyun, yarın sahada dinç olmalısınız...”\nBunu Fenerbahçe başkanıydı söyleyen ve Galatasaraylı futbolcular da, hiç itiraz etmeden kalktılar oyundan ve odalarına gittiler...\nO zamanlar, Fenerbahçe Başkanlığı, Galatasaray Başkanlığı, parayla, kulisle değil, şanla şerefle gelinen mevkiler idi ve o başkanların şahsında, bu iki büyük camianın onuru temsil edilirdi...\n\nÖmrümün 40 yıllık bir diliminde, bir Fenerbahçeli olarak, tüm Fenerbahçe-Galatasaray maçlarını, yanımda Galatasaray'lı arkadaşlarımla beraber, nerede yer bulursak, bazen Fenerli taraftarların yoğunlukta olduğu bir bölümde, bazen de Galatasaraylı taraftarların arasında izledim. Fenerbahçe kazanırken ben edebimle coşkumu sergiledim, Galatasaray kazanırken de Galatasaray'lı arkadaşlarım sevinçlerini gösterdi. Ne biz birbirimize kötü bir söz söyledik, ne de başkaları bize sataştı. Çünki o zamanlar, bu iki İstanbul takımının maçlarını seyreden İstanbul’lulara, taşradan gelme bir arabesk kültürü henüz bulaşmamıştı, holiganizm denen çirkin ve aptal hastalık bilinmiyordu bile... Fenerbahçelilerin, rakibi kızdırmaya yönelik en etkin tezahüratı, tribün liderleri olan Manol’un yönetiminde “Bir baba hindi” tezahüratıydı.\nGalatasarayın tribün lideri ise, “Karınca Ezmez” lâkaplı, Şevki adında gerçek bir Galatasaray âşığı idi ve her maçtan önce, tepeden tırnağa sarı-kırmızı renkli giysileri içinde ve elinde koca bir Galatasaray bayrağı ile, Fenerbahçelilerin bulunduğu tribüne giderek Fenerbahçe taraftarını selâmlarlardı ilk olarak...Ve küfür veya darbe değil, sadece alkış alırdı Fenerbahçelilerden...\n\nZaten o zamanlar, sarı-kırmızılı klübün adına, şanıyla, şerefiyle Galatasaray denirdi, ne yayın organları ne de spor camiası, bu şerefli adı “Cim-Bom”a çevirecek kadar banallaşmamıştı ve en önemlisi de, insanlarımızın “kazanmak” tan daha üstün tuttuğu bazı değerler vardı...\nSaygılarımla...\n\n                                                                          Ünal Beşkese\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fenerbahçe Marşı",
        "poet": "Gazanfer Sanlıtop",
        "poem": "\n\nBin dokuz yüz yedide bir güneş gibi doğdun\nHalkımızın gönlünde yüce tahtını kurdun\nKurtuluş Savaşında Türk'üme ümit doldun\nDünyanın her yerinde ismimizi duyurdun\n\nFenerbahçe denince ürperiyor her yerim\nSarı kanaryam benim, şampiyonum, Fener'im\n\nSenin üstünlüğünü seyretti bütün cihan\nRakipleri titretti, Bekir, Cihat, Lefter, Can\nKlas nedir öğretti Cemil, Oğuz ve Rıdvan\nNice yiğitler geçti onların arasından\n\nFenerbahçe denince ürperiyor her yerim\nSarı kanaryam benim, şampiyonum, Fener'im\n\nYüzlerce golü buldun, rekorlara doymadın\nGol yemeyen şampiyon, tarihe geçti adın\nYüzyıllarca sürecek senin başarıların\nHalkın içinden geldin, gönlündesin halkımın\n\nFenerbahçe denince ürperiyor her yerim\nSarı kanaryam benim, şampiyonum, Fener'im\n\n                                                            İstanbul, 15.02.1998\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fenerbahçe Şampiyon",
        "poet": "Mahir Toksoy",
        "poem": "\n\nYıldırım… hakemlere \nÇok dürüst…edepliydi\n(Fener bahçe şampiyon…) \nOynanmadan  belliydi\n\nTrabzon  kaybedecek! ….\nKapanacak fark dendi\nYarı,başlar başlamaz\nDokuz puan fark  yendi\n\nHakemler sağ olsunlar! ...\nAdaletli oldular\nTrabzon-u tutarken \nAcayip yoruldular\n\nHele hele yıldırım…\nDüdüklerden, çok çektik\nÇim sahada bitirim\nMasalarda  kaybettik\n\nOda bastı yıldırım\nBizim başkan utandı…\nBu sezon da bu şekil\nOyunlarla kapandı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fenerbahçeli misin?",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\n“Yandın o zaman! ALLAH başka dert vermesin! ”\n\nOn altı mayıs’tı, güzel bir gündü\nYanlış bir anonsla, kandı o takım\nEşekten düşen bir, karpuza döndü\nKendini şampiyon, sandı o takım\n\nTarihte yaşandı, bu komik olay\nHerkesin dilinde, oldu bir alay\nSanma ki o kupa, o kadar kolay\nKendi ateşiyle, yandı o takım\n\nNedense çok deydi, gözün nazarı\nŞaşırdı ne yazsın, spor yazarı\nKadıköy ne yazık, oldu mezarı\nYaşarken öldü, candı o takım\n\nBir zaman öyle ki, hava atardı\nTaraftar üstüne, taraf katardı\nTransfer ederek, adam satardı\nEridi mum gibi, söndü o takım\n\nKimi si diz çöküp, dertli ağladı\nKimisi kalbini, yaktı dağladı\nTrabzon şansını, kötü bağladı\nÇılgından deliye, döndü o takım \n\nO akşam ne yazık, vezir olmadı\nDüşkündü o kadar, sefil olmadı\nTarihte bu kadar, rezil olmadı\nKadı köye kendini, gömdü o takım\n\nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fenerbahçe Sevgisi",
        "poet": "Osman Demircan",
        "poem": "\n\nKana susarken yaz akşamında kırmızı lale bahçeleri\nSarhoş ederken aşk şarabınla bedenleri yürekleri\nBu yolda seni alıkoymaya, hiçbir takımın gücü yetmez.\nDaima sen yak fenerlerini gel, bizde karanlık bitmez,\n\nKan ağlayıp gurup vaktinde bülbül denizi kızıla boyar\nFenerbahçe sevgisi bütün ihtişamıyla gün gibi ağarır\nAlevde sapsarı denizde lacivert bir doğa harikasısın \nSen kelebek rüyasında kanarya sesinde şiirimdesin \n\nAçar gönlümün gül goncası bu virane sensiz gülmez\nCan yoldaşımsın yüreğimde nabzımda nefesimdesin \nBu yolda seni alıkoymaya, hiçbir takımın gücü yetmez.\nDaima sen yak fenerlerini gel, bizde karanlık bitmez,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fenerbahçem",
        "poet": "Fatma Caglayan",
        "poem": "\n\nFenerliyim fenerli \nYerim ve yurdum belli \nYanal´ile  Salih´li\nFenerbahçe’m ileri! \n\nRengim lacivert sarı \nAldıkça kupaları\nSaraçoğlu Stadı \nHep sevinçten ağladı \n\nBiz bu yola baş koyduk \nTam on ikiden vurduk \nBekle bizi Avrupa \nBizim olacak kupa \n\nBaşkan Aziz Yıldırım \nAdım adım geliyor \nFener’in camiası \nDaha da ilerliyor \nİşte büyük efsane \nBöyle sürüp gidiyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fer",
        "poet": "Hüseyin Arık",
        "poem": "\n\nUmutlar mı tükendi, yoksa aşklar mı? \nSitemler arttı, sabır kalmadı.\nGözyaşları tükendi, fer´de kuru bir damla,\nBoynumda şahdamarım isyan ediyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fenerbahçeli Olmak",
        "poet": "Alper Gencer",
        "poem": "\n\nFutbol, şu fani dünyada vademizin dolmasına yardımcı olan eğlencelik bir seyirdir benim için. Koyu bir Fenerbahçeli olmak, bana ait gibi görünen diğer birçok şey gibi, benim isteğimle gerçekleşmiş değildir. Takım tutmanın, rasyonel bir izahı da yoktur zaten. Takım tutmak, bildiğin, gönül işidir. İnsan, hangi kıza âşık olacağını seçemediği gibi, hangi takımı tutacağına da karar veremez.\n\nFenerbahçeli olmak, kanserojen bir hayat deneyimidir. Hiç zannetmiyorum, tuttuğu takımdan dolayı bizim kadar acı çeken olsun! Son maçlarda kaybettiğimiz şampiyonluklardan, ikinci lig takımlarına kupa maçlarında elenmeye… Yirmi küsur senedir Türkiye Kupası’nı alamamaktan, Avrupa sahnesinde bir türlü boy gösterememeye… Türkiye futbol ligi tarihinin hemen her sayfasına kazılı şike hadiselerinin, bizim başımıza patlamasına kadar… Acı çektik, acıları hep bize fatura ettiler, bizim hesabımıza yazıldı bütün olan bitenler! \n\nBizi belki biraz Galatasaray taraftarı anlayabilir. Onlar da, sürekli Fenerbahçe’ye mağlup olan bir takım olmasından dolayı empati kurabilir. Galatasaraylılık da, Fenerbahçe’ye sürekli mağlup olmaktan ötürü sabrı zorlayan bir iştir. Ama dedim ya, takım tutmanın rasyonel bir izahı yoktur. Gönül işidir bu, gönül…\n\nAcıya endeksli bir fanatik olmak, dünyanın çetinliğini de tanımlar. Çocukken her şey güllük gülistanlıktır. Ama ergen halinizle dünyaya şöyle bir bakmaya başladığınız zaman, müşahhas duvarlara çarparsınız. Gerçeklerin, kurulan hayallerle kurduğu bağıntı başka bir şeye evrilir. Hayatta kalmak için, mücadele etmek gerektiğine şahit olmanın o ağır yükü tebelleş olur birden. Ama işte hayat, yani bir can sahibi olmak, bir canı taşıyor olmanın şahitliği; bir emaneti kollamanın aidiyetine dönüşürse, o cana musallat olan hemen her şeyi, bir istifade alanı olarak görürsünüz.\n\nHoliganlık, bu bahsettiğim aidiyetin putlaştırılmasıdır. Holiganlık; sizin bir takımı tutmanız değil, bir takımın sizi tutmasıdır, yani bir tutulmadır. O vakit siz, tuttuğunuz takımın bir aidiyetine dönüşürsünüz ki, bir takım tarafından tutulmanız size ne kazandırır bilemem ama birçok şeyi kaybettireceğini daha en baştan savlayabilirim.\n\nFenerbahçeli olmak, dünyalı olmak gibi bir duygudur. Çok güçlü olduğunuzu düşündüğünüz bir an, en güçsüz takım tarafından mağlup edilebilirsiniz. Başınıza o kadar çok gelen bir şeydir ki bu, özgüveniniz çoktan iğdiş edilmiş ve her maça [Galatasaray maçları hariç] çıktığınızda, sonuçtan hiçbir zaman emin olamayacağınız bir süreç başlar sizin için. Barcelona’yı tutmak çoğu kez böyle değildir mesela. Fenerbahçelilik, aczimizi gözler önüne serer. Bunca acıya rağmen hala Fenerbahçeliyseniz, bu teslimiyetinizin derecesini gösterir. Gücün -ister şans deyin buna, ister “kahpe felek”! - her daim size ait olmadığını anlar ve O’na teslim olursunuz.\n\nHerhangi bir şeyle olan ilişkinizi, dünya sathında yaşıyorken, kedere gebe kalır ve durmadan onu doğurursunuz. Bu sizinle yahut ilişki kurduğunuz şeyle ilgili bir durum değil, bizatihi dünyanın yaşamak istediklerinizle sürekli çatışmasından ileri gelir. Bir şeyle kurmuş olduğunuz ilişki, mesela %95’inde sizi kedere gark etmişse de, geriye kalan o %5 için onu yaşamaya devam edersiniz. Çünkü o %5, her maça, galip geleceğiniz zannıyla çıkacağınız ümidini bahşeder size. Bırakın %5’i, insana %1 bile yeter bana kalırsa. Çünkü ihtimali çok düşük olsa da, bir mümkünün kıyısında yaşamak, nefes almak demektir! Bu açıdan Fenerbahçeli olmak, “bütün mümkünlerin kıyısında” yaşamak gibi bir şeydir! Mağlup olacağınız hissi, özgüveninizin paramparça edildiği bir yerden neşet etse de, galip geleceğiniz ihtimali bütün karanlığı bastıracak denli kuvvetlidir.\n\nMalumunuz, birçok takımı ilgilendiren bir şike operasyonudur yazıma vesile olan. Bir zamanlar, benzerini İtalya’da “temiz eller” operasyonu ile duyduğumuz, bir yerden temizlenmeye başlamakta karar kılmanın, Fenerbahçe camiası için makûs talihi… Futbol kritiklerini akşam yemeklerine meze yapan halkımız şunu çok iyi bilir ki, senelerdir futbol ve şike neredeyse iç içe geçmiş kavramlardır. Hangi maçta şike yapıldığı, bazen pozisyon tekrarlarına gerek duyulmaksızın, herkes tarafından anlaşılır.\n\nGalatasaray, futbol tarihinin en kötü sezonlarından birine imza attığından, her şerrin de hayra gebe olduğu taraftan izliyor olan biteni. Fenerbahçe ise, tarihinin en iyi ikinci yarı performansını göstererek şampiyon olduğu bu şanlı zaferinden ötürü, en ön sırada ve dolaysız olarak tahakküm altında! Benim gibi bütün Fenerbahçeli taraftarlar da, “haklısınız ama bu iş niye bizim başımıza patladı” isyanında… Ama bu isyan, elbette sahici bir isyan değil! Bir taraftar, takımı gol kaçırdığında ne kadar isyan ediyorsa, o kadar işte! \n\nKendi adıma, takımımın küme düşmesi pahasına, adaletin yerini bulmasını arzu ediyorum. Hatta mümkünse bütün şike yapanların futboldan men edilmesi; yönetici, futbolcu, hakem, antrenör demeksizin, futbolun bu ayıptan ve kirlilikten arındırılması ne güzel olur! Kendi takımımın varsın vursunlar boynunu, ama adalet duygumuz incinmesin. Tamam, Fenerbahçeliyiz ama ondan daha mühimi; adaletin, merhametin, vicdanın taraftarıyız biz. Kirli bir şampiyonluktansa, şerefli bir sonunculuk yeğdir! \n\nFutbol maçlarında, siz de şahit olmuşsunuzdur, takımınızın bir oyuncusu gol kaçırırsa yahut kaleciniz yenmeyecek bir golü yerse, hemen yapıştırırlar “şerefsiz! ” küfrünü. Oysa gol kaçırmak yahut yemek şerefsizlik değildir, o golü bilerek kaçırmak yahut bilerek yemek şerefsizliktir. Bu yaptığınız işin ahlakına tecavüz etmeniz, daha da beteri, ihanet etmeniz demektir. Futbol deyip geçmeyin, ihanet ihanettir! Futbol da, diğer hemen her şey gibi, bir imtihan vesilesidir işte! \n\nFenerbahçeli olmak, zorlu bir maratondur. Koşarken sürekli kurşun yersiniz. Takımınız, diğer bütün takımların ortak düşmanıdır. Türkiyeli her taraftar kendi takımını tutar ve hemen akabinde Fenerbahçe’nin rakibini. Başarılarınız ve başarısızlıklarınız mercek altına alınır. Sürekli göz önünde olur ve en çok siz konuşulursunuz. En antipatik takım olmanız ile en kıskanılan takım olmanız at başı gider. Bu kadar büyütülecek bir şey yoktur halbuki, altı üstü bir takım işte! \n\nSuçu işleyen, cezasını çekmeli! Açık konuşmak gerekirse, ben bu işin içinde futbolla sınırlayamayacağımız kadar büyük pislik olduğunu düşünüyorum. İşin içinde mafyöz bağlantılar, silahlı çeteler, bu iş için tesis edilmiş örgütler olduğu söyleniyor. Ki bunları duyup da, “hadi oradan! ” diyenlerin sayısı oldukça az! Milletçe bildiğimiz bir şeyle yüzleşiyor gibiyiz. Öte yandan, yığınla paranın döndüğü bu sektör, “rant el değiştiriyor olmasın? ” şüphesini de edindirtiyor bana. İzleyip göreceğiz! Bu kadar paranın döndüğü bir yerin tümden temizlenmesinden yana, doğrusu pek de ümidim yok. Meğer mahalle maçlarındaki samimiyet, orada paranın hiç olmamasındanmış! \n\nFener taraftarı, acı çekmeye alışıktır. Hatta neredeyse bütün Fenerbahçeliler, acı çekmeye bağışıktır. Türkiye futbolunun kirini temizlemek bize düşmüşse, temizleriz. Öyle ya da böyle, birçok insanın ekmek yediği büyük bir endüstridir futbol. Yarattığı istihdam, İspanya gibi ülkeleri omuzluyor! Ülke ekonomisine getirdikleri açısından, yabana atılır bir tarafı yok. Ama sırf bu yüzden de, haksızlık sümen altı edilmemeli. Bazı şeyler olmazsa olmaz! Ama futbol bunlardan biri değil bana kalırsa! Yazımı, Turgut Uyar’ın “Geyikli Gece”ye başladığı yerden bitiriyorum. Bu iki muazzam mısra, ne demek istediğimi daha iyi anlatacaktır bence.\n\n“Hâlbuki korkulacak hiçbir şey yoktu ortalıkta\n  her şey naylondandı, o kadar! ”\n\n Dünyaya Yeni Söz Gazetesi, 17.07.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fenerli",
        "poet": "Ali Kınık",
        "poem": "\n\nBir yanda sevgi var bir yanda sitem \nBir yerde sevinç var bir yerde matem \nFenerli doğmuşsam benim mi hatam \nO cimbomlu ben fenerli \nBu nasıl kıskanmak bu ne rekabet \nAşkların kuralı böyledir elbet \nBir an bak kavga var bir an muhabbet \nO cimbomlu ben fenerli \nKırmızı lacivert ayırdı bizi \nSarıda bekledik birbirimizi \nBir maçı kaybetmek yıkar mı bizi \nO cimbomlu ben fenerli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feodal ilişkiler...",
        "poet": "Mehmet Arslan 3",
        "poem": "\n\nSakın girmeyin araya,                                                                                                            Sizler bakın işinize,                                                                                                            Efkârlıyım yanık gönlüm,                                                                                                          Dilimde Orhan’dan bir dize,                                                                                                               “Kul vefasız, dünya fani”                                                                                                               İsyan ettim çaresizce hani,                                                                                                               Kime şikâyet edeyim seni,                                                                                                               İsyanla da teselli bulmadım yani…\n\nNaci söylemişti;                                                                                                     “bunlar feodal ilişkiler”,                                                                                                       Çağımız sosyal devrimler çağı,                                                                                                               Boşa! Sevgililer, sevişler,                                                                                                         Devrim olacakmış,                                                                                                     Dünyayı yönetecekmiş işçiler,                                                                                                            Bizim yaşadığımız duygular boşmuş,                                                                                                         İnsan tesadüfen doğar, yaşar yok olurmuş…\n\nYürüyorken sensiz, gece sahilde,                                                                                                          Arsız fikirler üşüşüyor beynime,                                                                                                        Umutsuz, çaresiz zamanlarım,                                                                                            Arşa çıkarken isyanlarım,                                                                                                     Kurulmuş her köşe başında bir tuzak,                                                                                                             Kana susamış insanın, para olmuş ilahı,                                     Kandırılmış bunlarca yazık ki Naci,                                                                                                              Sorsan bu hinler adalet ve özgürlüğün silahı…\n\nDeğişik düşünceler,                                                                                                    Dans ederken aklımda,                                                                                                         Kim bilir neler konuşur,                                                                                                          Arkadaşlar hakkım da,                                                                                                                                                                                                                                     Kovarım hepsini kapımdan,                                                                                                      Aklımı başıma aldıkça,                                                                                                          Gerçek sevgilimi bulurum,                                                                                                   Onunla baş başa kaldıkça…                                                                                                                                                                                                              \n\n                                Samsun-1977\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ferace 4",
        "poet": "İbrahim Çelikli",
        "poem": "\n\ngel gelelim\ntam o son çiviyi çakacakken,\n…..\nyeşil feraceli bi hatun, \n\tkarşıdan geçiyordu\nister-istemez gözüm ona takıldı\no arada çiviyi kaydırmış olmalıyım\nsağlam olsun diye çok çivi kullandığımdan\nbaşka da çivi kalmamıştı\n\no yeşil feraceli hatun; \n\tyeşil feraceyi giymeseydi\no gün, o saat, oradan geçmeseydi\nçivi yanlış çakılmayacaktı\nbalkon korkuluklarında da\n\t bir gusur olmayacaktı\nvatandaş düşüp\n\tayağını kırmayacaktı\no yüzden bir suçlu varsa\no da o yeşil feraceli kadındır”\n\n“-tiz bulun o yeşil feraceli hatunu\n\tne menem bir şeydir”\nkoşmuş zaptiyeler alıp gelmişler \nyeşil feraceli hatunu\nkadı efendi ona da esmiş yağmış\nsuçunu usulen anlatmış\n\n“-… bak yavrum, nur-a aynım\nşayet\nsen bu göz gamaşdırıcı yeşil feraceye bürünüp\nAziz Ağanın konağının \n\toradan geçmeseydin\no çivi sağlam çakılacaktı\nvatandaş düşüp sakatlanmayacaktı\nşimdi ben kendi elcağızımla\nseni demir parmaklıkların arkasına \n\t\tnasıl göndereyim\nbu bana yapılır mı,\n\tbenim ne günahım var\nne edeyin ben hinci”\n…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feracemi Al İsterim",
        "poet": "Hasan Büyükçoban",
        "poem": "\n\nFeracemi al isterim (aman) \nYenlerini yandım dar isterim\nSevilmedik yar isterim (aman) \n\nAl yemeni yemeni bidanem mor yemeni\nFaydasız güzeli yandım neylemeli\n\nFeracenin yeni yünlü (aman) \nBenim yarim yandım gümüş tenli\nSevdiğimin yüzü benli (aman) \n\nAl yemeni yemeni bidanem mor yemeni\nFaydasız güzeli yandım neylemeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feracemin Al Yakası",
        "poet": "Sadi Yaver Ataman",
        "poem": "\n\nFeracemin al yakası aman\nTerziler vurdu makası\nGidi eli kırılası aman\n\nAl feracem mor feracem\nYakamdan düştü feracem\n\nFeracemi al isterim aman\nOrtasında dal isterim\nBir cilveli yar isterim aman\n\nAl feracem mor feracem\nYakamdan düştü feracem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feracemin Al Yakası",
        "poet": "Ignac Kunos",
        "poem": "\n\nFeracemin al yakası\nTeftişler vurdu makası\nEli dibinden kopası\nAl ferace mor ferace\nYakamdan düştü ferace\n\nFeracemi giyemedim\nKadhaneye gidemedim\nBen yarimi göremedim\nAl ferace mor ferace\nGözümden düştü ferace\n\nFeracemin ard eteyi\nYahudinin mor ipeyi\nTeftişler çarşı pahteyi\nAl ferace mor ferace\nBoynumdan düştü ferace\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feragat",
        "poet": "Fernando Pessoa",
        "poem": "\n\nAl beni, ey ezeli gece, kollarının arasına\nve oğul de bana, kralım ben\nkendi isteğiyle terk etmiş \ndüş ve yorgunluk tahtını.\n\nkılıcımı, yorgun kollarıma ağır gelen,\nyiğit ve serinkanlı ellere teslim ettim; \nasam ve tacım, bekleme odasında,\nun ufak edip bıraktım.\n\nörme zırhım, tamamen yararsız,\ntıkırtılı mahmuzlarım öyle işe yaramaz,\ncilalı merdivenlerde bıraktım hepsini.\n\nçıkarıp attım, bedenimden ve ruhumdan, krallığı,\nve yeniden kavuştum antik ve sakin geceye,\ngün batımı manzarasına.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feraye",
        "poet": "Servet Kocakaya",
        "poem": "\n\n“ Köyde bir başkadır sevgililer günü”\n\nÇeşmenin başına gel\nDurma tek başına gel\nEkmeği koy tandıra gel\nGülleri tek başına gel Feraye\n\nÇeşmenin başı dolu\nDeğiştir hemen yolu\nGörmesin elin oğlu\nDeli dolu Feraye\n\nBugün ayın ondördü\nSeni öptüm kim gördü\nSaçlarını kim ördü\nSelvi boylu Feraye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ferasin Kokuyor Dag Cicegim",
        "poet": "Vahit Agir",
        "poem": "\n\nSana kavusmak olsun adin, ferasin\nSeninle bulusmak, mayis ayinin yirmisinde\nKato yeni yesillendi, bahar yeni geldi\nSana benziyor buralar, seni andiriyor, yar\nFerasin kokuyor dag cicegim \n\nGevdan yaylasinda gezinir sevdam\nSiyah sacli, selvi boylu berivan\nAt sirtinda küskün lale gibi duran\nBenden uzaktir belki, iraktir ama\nFerasin kokuyor dag cicegim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "'\"Ferdiyet\" Yazım",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nFerdiyet\n\nKimseden ders almayan ve terbiyesine girmeden yolunu bulan kişi, “Ferdiyet” halindedir! Buna “Birey” de denir ama ayrıntısı şu; her birey, “Başkalarından ders almayan veya başkalarının terbiyesine girmeyen! ” kapsamını vermez! \n\nFerdiyet, vehbidir; Allah vergisidir! Nihaidir! Bir sürecin tamamlanmasına dairdir! Sadece çalışıp çabalamakla elde edilemez! Ferdiyet, doğrudan birey ile ilişkilidir! Ferdiyet, “Ben” boyutu ile alakalı ve 1. Boyuta dairdir! 1. Boyutun ikili yapısından da kısaca bahsetmek gerekir! “Delilik, ikilik, ikillik” 1. “Ben” boyutunda ikili bir yapı işler bunu “Eril-dişil, artı eksi” şeklinde düşünebiliriz! Bazı deliler, 1. Boyutta tekliği bilerek veya bilmeyerek yakalamış olabilirler! “Rab” boyutu olarak da düşünebiliriz, yani kişinin “Rab” algısı “Rabbulalemin” algısıyla kişiye izafi olarak örtüştüğünde mümkün olabilir!  Ferdiyet, bu ikiliği teke indirmeyi başarmak gibidir! Yani 1. Boyutun ikili yapısını aşmaktır! Geometride bir nokta, diğeriyle bir boyut kazanıyor, 1. Boyutta ikilik olmasının nedeni bu aslen! Fert, bunu kendi iç aleminde aştığında ferdiyetten söz edilebilir! “İkiyi bir etmek! ” \n\nFerdiyeti, bir makam olarak ele alıp sadece “Din anlayışına güncel bakış getiren! ” kişilere vermek de mümkündür ama ferdin alanı, sadece bir din veya bir öğretinin kapsamı ile daraltılmamalı! Din anlayışına güncel bakış sağlayanlara, “Ferdiyet” atfetmek mümkün elbet! \n\nFerdiyet, tüm evren ve işleyişe dairdir! Aslen evrenin işleyişi de tek bir elden oluyor! Ferdiyet, evrenin işleyişinin bireyde çözümlenmesidir! Bu çözümlemede tüm kaynaklar ve tüm mevcudat ve işleyiş gözleme tabidir! Zaten bir sürece dair açığa çıkar! Gözlem süreci ve aşamaları ferdiyete kaynak olur! \n\nFerdiyet halinde olan bir birey, tüm evrensel kaynakları, geçmiş bilgileri, öğretileri ve kabulleri, hatta işleyişin esaslarını gözlemek durumundadır! Ferdi bir gözlem yapabilmek için bir sürecin yaşanması bu yüzdendir. Hatta bu süreci ilk “Başlangıç” aşamasına dek götürmek gerekir! \n\nNedir başlangıç? \n“Başlangıç yazımda bahsettiğim gibi; Allah için “Başlangıcı olmayan ve sonu olmayan! ” diyoruz çünkü bunu kimse bilmiyor! Yani bir şey bilindiğinde ancak “Başlangıç ve son” hakkında bir fikir oluşabilir! Mahiyeti meçhul olanın, tüm zaman ve mekanlardan münezzeh olması gerekir! \n\nAllah'ın ilmi ve işleyişi en temel ilim konusudur! Bu ilme dair başlangıcı, herkes kendince anlar ve herkes aslında buna dair bir \"Başlangıç\" oluşturabilir; bilerek ya da bilmeyerek “Şirk” de söz konusu. Yani bu ilmi dilediği zamandan başlatır, dilediği kişiye de hamleder. Aslında Allah'ın ilmi herkese bakar ama insanlar kendi anlayışına göre birilerine hamleder ya da bir zamandan başlatır. Hani tarihin başlatılması konusu; kimi \"Sümerler\" den başlatır, kimi \"İsa\", kimi de \"Hicret\" ile başlatır ama nereden başlatılırsa başlatılsın veya kime atfedilirse edilsin Allah'ın ilmi, sınırsız ve herkes içindir. Burada sahiplenmek, bir \"Başlangıç\" gibi! Ve aslen sorunları çıkaran da bu izafi başlangıçlardır! \n\n“Evrenin başlangıcı” konusu; bu da bilinmiyor elbet! Bu konuda pek çok fikir beyanı söz konusu; mesela; “Büyük patlama ile bir noktadan başladı! ” denir. Buna dair fikirler ve ispatlar sunulur! “Evrenin genişlediği” konusunda da pek çok gözlem ve ispat sunulmuş! Galaksilerin birbirinden uzaklaştığı gözlenir! “Evrenin çöküşü” bu genişlemenin kritik bir noktadan sonra durması ve tekrar ilk “Nokta” haline çökmesi gibi düşünülmüş! Bunların tamamı gözlem elbet! Evreni bir noktanın patlamasından başlatmak bilinen en eski “Başlangıç teorisi”! Pek ala o nokta, nereden geldi? Elbet hiçlikten ve sınırsız potansiyelden geldi! Yani “Boyutsuzluktan” tercih edildiğinde 1. Boyuta çıktı! \n\n“Evreni bir noktadan başlatmak! ” fikri güzel de ilmi hangi noktadan başlatacağız? İlim de bir “Nokta” insanlar onu çoğalttıkça çoğaltır, aynı evrenin patlaması ve genişlemesi gibi! İlmi, belli bir asır diliminden başlatmak kişiyi ferdi olmaktan çıkarabilir! Nedeni şu; mesela tarihi ilk yazılı kaynak açısından değerlendirip “Sümerler” ile başlatmak, tüm süreci gözlemek için yeterli değildir! Takvimi, milat yani “İsa’nın doğumu” ile başlatmak veya “Hicret” ile başlatmak da tüm zamanları kapsamaz! Bu nedenle “Sümerlerden Önce, Sümerlerden sonra; Milattan (İsa’dan)  Önce, Milattan Sonra; Hicretten Önce, Hicretten Sonra” gibi bir tanımlama yapılmak durumundadır! \n\nİlmi bir noktadan başlatmak bile ferdi olan için yeterli olmaz! İlmi bir noktadan başlatmak 1. Boyutun gereğidir! 3.Boyuttaki insanlar için bu bile büyük başarıdır! İlmi, bir bilge kişiden başlatan, o dönem ve o kişinin algısına kendisini sınırlamış olur! Bu çok önemli eski zamanda yaşamış bir bilge kişi ya da filozof ya da din adamını ilme başlangıç yapmak geleceğe dair tüm ilmi gözlemleri o zaman ve o zamanın algısına sınırlamak olur! İşte ferdiyet bunlardan bağımsız gözlem yapmaktır! Fert de bu gözlemi yapandır! \n\nBaşlangıç noktasını kişi dilediği “Fert” olan kişiden alabilir! Bu tercihe dairdir! Kimi bir “Fert” den ders alır ve terbiyesine girer, kimi de kendisi “Fert” olmayı seçer! Çoğunlukla sıkıntı buradadır! Başkalarının öğretisine girip ders alanlar, kendi tabi oldukları “Fert” kabul ettikleri kişiyi diğerlerine de kabul ettirmek için kendince iyi niyetle, insanlara faydalı olmak için çalışır! Oysa “Fert” kabulleri bir tane değildir, birden fazla kabul vardır ve bu kabuller üzerinden kıyasıya mücadele verilir! Bu mücadeleyi yapanlar, kendileri “Fert” olmayı seçmemiş olanlardır! Çünkü fert olsa, bilir ki insanlar adedince fikirler olacak ve her insanın fikri kendine izafi “Doğru” kabul edilecektir! Başkalarının fikirlerini “Doğru-yanlış” olarak nitelememek başka onları kabul etmek başkadır! Ferdiyette tüm insanların kendilerine izafi fikir ve kabulleri anlam ifade der! Nasıl kendi fikri, kendince doğru ise başkalarına da o hakkı ferdiyette vermek vardır! Kabul başkadır! Herkes kendi fikrini kabul eder! \n\nHerkes kendi fikrinde olur ise adalet nasıl sağlanacak? \nZaten tüm adaletsizliğin gerekçesi de budur! İnsanları egemen olan kabullere sıkıştırıp güya adalet sağlamak fikri! Bu fikirden üretilen ideolojiler, ırksal ve dinsel kabuller bu nedenle herkese dayatılmak istenir! Böylece tek tip insan ve görüş olacak ve herkes o görüşe göre hayatını tanzim edecek ve adalet sağlanacak! Pek ala bunu başarmış kabul edilen toplumlarda “Adalet” sağlanmış mı? Hayır! Çünkü blok kabul, adaletin sağlanmasını sağlamaz aksine insanların yaşam alanlarını sınırlayarak adaletsizliğe sebep olur! Adalet konusunda, “Evrensel eşit insan” prensibi çalışır! Yani bir insanın hak ve hukuku ile çoğunluğun hak ve hukuku aynı değerde olduğunda adalet mutlak manada işlemiş olur! Burada da bir çarpıtma yapılır; bazıları ırksal, dinsel ve ideolojik ayrım ister “Seçilmiş ırk, vaat edilmiş toprak, fethi övülmüş yerler” üzerinden insanlar kıyasıya kavgaya tutuşur! İşte sorun da bu zaten! “Evrensel eşit insan” prensibinde bir insanın hakkı diğerinin hakkının önüne geçemez! Yani bir insan, sadece ırkı, ideolojisi ve dinsel öğretisi ile başkalarından üstün olmaz! “Evrensel insan hakları” biliniyor ve güya uygulamada! O halde sorun insanları bir öğreti veya ideolojiye ya da ırksal ve dinsel alana sıkıştırarak çözülmez, aksine bu sınırları kaldırarak çözülür! “Evrensel insan hakları” işletilir ise zaten kavgaların asıl nedeni olan sınırlamalar da kendiliğinden kalkar! Aslında kolay olan çözüm belki kasten zorlaştırılır ki insanlar üzerine kurulu egemenlikler devam ettirilsin.\n\nFerdiyette alınganlık da olmaz! Çünkü her fert, nasıl ki kendi fikrine dair bir “Doğru” inancına sahip, aynen diğer ferdin de kendi fikrine dair bir “Doğru inancı olmasına tahammül gösterir! Yani “Doğru” kabulü, mücadele ve kavga nedeni olmaktan çıkarılır ise sorun kalmaz! “Evrensel insan hakları” çerçevesinde “Evrensel eşit insan! ” kabul edilir ise “Adalet” böylece sağlanabilir! Kişinin özgürlük alanı bir başka kişinin özgürlük alanına kadar olduğunda aslen sorun olmaz! Kavgacılar uzun vadede kavgalarının kötü karşılıklarıyla muamele görecek ve bu hakikati anlayan, anlayacak! Anlamayanlar da yukarıdaki kavga konuları ve ayrıcalıklar üzerinden birbirlerini yiyecekler! Aklıselim olanlar, “Evrensel eşit insan” prensibinde huzurlu yaşayabilir! “Herkese çalıştığının karşılığı! ” bu prensip tüm sorunları çözebilir, çözecektir! Zaten alınganlıklar ve kavgaların nedeni de “Fert” olamayanların bağlılıklarından gelir! Bağlı olduğu, ideoloji veya ırksal, dinsel aidiyet üzerinden kavga ediyor insanlar! \n\nSon tahlilde; ferdiyet, insanın nihai hedefidir! Bu süreçte insanlar, pek çok deneyim ve gözlem yapar! Tercihlerinin sonuçlarını değerlendirir! Tüm insanların “Fert” olduğunu düşünelim; muhteşem olur! \n\nSaygılarımla,\nAhmet Bektaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ferdi Tayfur (Akrostiş)",
        "poet": "Mehmet Cengiz Özenç",
        "poem": "\n\nFarklısın sen herkesten\nErişilmez bir tutku\nRiyakar bu Dünya'da\nDertlerimin umudu\nİnanılmaz derecede\nTeselli kaynağımsın\nArabesk müziğinde\nYetmişlerden bu yana\nFerdi Tayfur dinlenir\nUlusum dışında bile\nResimlerin boy gösterir\n\n(Mayıs 1993)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ferhat",
        "poet": "Erdal Ceyhan",
        "poem": "\n\nDağlar dağlar zalim dağlar\nDiyarbakır üstü Ergani\nErgani üstü dağlar\nDağlarda bir Ferhat ağlar\nNe ana var,ne ata\nBir Ferhat bir de altı kardeş\nAltı kardeş altı canavara eş\nAçmış ağızlarını ağlarlar\nFerhat'a boyacı kutusunu kapmak düşer\nYollara düşmek de var.\n\n'Allahım neydi günahım! '\nFerhat artık İskenderun'da\nParkta Hezaran çiçeklerinin dibinde\nBaşında dumanlı dağlar\nFerhat ağlar Ferhat ağlar\nBoşuna değil,altı kardeş\nNe ana var,ne baba\nDenizde balıklar\nİskenderun Park'ında Ferhat\nDenize bakar\nNe ayakkabı boyatan var\nNe de halden anlayan\nAltı kardeş,altı canavara eş\nÇalış,çalış,çalış\nÇalışsana be Ferhat kardeş..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ferdi Tayfur  (anı)",
        "poet": "Vecdi Murat Soydan",
        "poem": "\n\nİsteseniz de herkesi aynı ölçülerde\nsevemezsiniz. Sevmek bir gönül işidir ve o gönüle çok özel kişiler girer. Her şeyi elimin tersiyle bir kenara attım. Ben bu alemde tüm kalbimle onu sevdim ve daima seveceğim dediğim adama Ferdi Tayfur derler.\"\nVecdi Murat SOYDAN\n\nBende Ferdi TAYFUR hayranlığı 1984 yılında başladı. O zamanlar 15 yaşındaydım. Çocukluk ve gençlik yıllarımda kendisinden etkilenmiş ve model olarak seçmiştim. Rahmetli babam iki kefil, 8 ay taksitle küçük bir kasetçalar alıp eve getirdiğinde kasetçalar için aldığım ilk kaset de Ferdi TAYFUR’un aynı yıl çıkan YAKTI BENİ isimli kasetiydi. Babam bu hayranlığıma hayret eder “Bu çirkin burunlu adamda ne buluyorsun?” diye sorardı. Evimizin her yanını posterlerle donatmıştım. Gazete bayiinde önce tüm magazin gazetelerini tarar, içinde Ferdi TAYFUR resimleri olanlarını satın alırdım. İki F’nin hayatımda hep ayrı bir yeri olmuştur. Birisi Ferdi Tayfur, diğeri tuttuğum futbol takımım Fenerbahçe idi. Hiç unutmuyorum, Ferdi TAYFUR’un yeni bir kaseti çıksa kasetçilerde tanıtım afişleri asılır, ayrıca gazetelere yeni kasetin tanıtım ilanları basılırdı. Kasetin dağıtımının yapılacağı gece gözüme hiç uyku girmez, kasetteki şarkıları merak eder dururdum. Sabah erkenden doğruca kasetçiye gider yeni kaset gelmişse satın alırdım. Gününden önce gittiğim zamanlar da olurdu. İşte böylesi zamanlarda boynum bükük kalır, çok üzülürdüm. Bir keresinde ise yaz tatilinde kahvehanede işçi olarak çalışırken o günkü yevmiyemin tamamını yeni çıkan kasete vermiştim. Çoğu zaman ise param yetişmez kasetçiye borçlanırdım.Yeni kasetteki tüm parçaları en kısa zamanda ezberler ve sesimi Ferdi’ye benzeterek şarkılar söylerdim. İki kefil ve 8 taksitle aldığımız kasetçaların sesini sonuna kadar açar, arka bahçeye komşu kızının gelmesini bekler ve ona dinletirdim zoraki olarak. Evlerimiz bitişikti, çıt olsa duyulurdu ses.Teybin sesini sonuna kadar açardım, hasta varmış, uyuyan varmış dikkat etmezdim. Çünkü mevzubahis Ferdi’nin yeni aldığım kaseti olunca akan sular dururdu. 1986 yılının 15 Ekim’inde babam rahmetli olduğunda aklım başıma gelmiş, çocuksu ve saf duygulardan istemeyerek de olsa vazgeçmek zorunda kalmıştım. Çünkü evin en büyük çocuğu bendim. Annenim tabiriyle evin aynı zamanda babasıydım. 17 yaşında küçük bir baba! Acımasız hayatın çileli yollarında yıllarımız geçti. Ailemiz parçalanmıştı. Ben o tarihlerde lise öğrencisiydim. Şimdi ilçe olan, ancak o tarihlerde Yenimahalle ilçesine bağlı Kazan’da yatılı olarak öğrenim görüyordum. Biricik kız kardeşim Dilek tüm engellememe ve karşı gelmeme rağmen henüz daha 15’inde evlendi. En küçücüğümüz Hakan ise o tarihlerde 7 yaşındaydı. Annem ise 1990 yılında ikinci evliliğini yaptı ve bizler bir sığıntı misali üvey bir babanın bizler için yabancı olan evinde yaşamak zorunda kaldık. Artık sinemada seyrettiğimiz filmleri özel yaşantımızda canlı canlı oynuyorduk. Hayatın gerçekleri karşısında yapılabilecek çok da bir şey yok. Sabırlı ve kararlı olmak ve inanmak gerekiyor.\n\nBiz yine dönelim 80’li yıllara. O zamanlar renkli televizyon yeni yeni çıkmıştı. Ancak bizim hiçbir zaman renkli bir televizyonumuz olmadı.Televizyonumuz gibi hayatımız da siyah beyaz geçiyordu. Ta ki ben mesleğe atılana dek. Yani 1991 yılının Eylül ayında devlet memuru olarak Eskişehir ilinin Han İlçesine atandıktan 2 ay sonra ilk kez bir renkli televizyon satın almış oldum. 80’li yıllarda gözlemlediğim bir şey vardı: İlk video kaseti furyası o yıllarda çıkmıştı ve bizler renkli film seyretmek için mahallemizde bulunan mobilya dükkanının vitrininden video seyrederdik. Ceki Çenk’in , Brush Lee’nin, Cüneyt Arkın’ın, Ferdi Tayfur’un filmlerini sırasıyla seyrederdik. Mağaza görevlisi video bittiğinde kaseti değiştirir, ara vermeden izlememizi sağlardı. Bazen de kasetin devamını koymaz, film yarım kalırdı. Homurtular ve küfürler eşliğinde bulunduğumuz mekânı terk ederdik. Cadde boyunca Ulus-Yenimahalle- Şentepe hattında çalışan minibüslerdeki yolcular zamanla kanıksadılar bu durumu. Çünkü, öyle bir kalabalık olurdu ki sanırdınız şehir stadyumu.\nKomşumuz Halim amcalarda video kasetçalar vardı. Kasetçiden video filmi satın alır, akşamları seyretmeye giderdik. Mahallemizde ayrıca bir tane sinema salonu vardı. Ferdi TAYFUR’un vizyona giren filmlerini bir kaç kez seyrederdim. Zaman zaman bu sinema salonunun dış kısmında bulunan çöplüğüne gider, atık ve kopuk film karelerinde Ferdi TAYFUR’un resimlerini arardım. Bulduğumda ise bir servete konmuş gibi mutlu olur, kopuk film karelerini özenle makasla keser ve saklardım.\n\nAilemle birlikte 3 katlı eski Yenimahalle evlerinde kiracı olarak otururken küçük bir odayı kendime mahsus odam yapmış, tüm duvarlara da Ferdi’nin resimlerini yapıştırmıştım. Yoldan geçenlere hem resim ziyafeti hem de müzik ziyafeti sunuyordum. Filmlerde Ferdi’yi kendimle özdeşleştiriyor, birlikte gülüyor, birlikte ağlıyorduk. Böyleydi bizim Ferdi aşkımız. TRT’nin katı kuralları gereğince televizyona çıkıp şarkı söylemesi yasaktı. Ayrıca şarkı türünün arabesk olması nedeniyle TRT yönetimince veto yemiş ve şarkıları yasaklanmıştı. Şarkılarını radyoda dinlemek de yasaktı. Yeni Yıl olduğunda yılbaşı gecesi bir kereye mahsus bu katı kurallar yıkılırdı. Bu yasakçı ve katı kurallar diğer arabeskçiler için de geçerliydi. Sonra nasıl olduysa TRT ‘de Mobil reklam filminde “Mobil’e Güven, Gerisini Merak Etme Sen” sloganıyla izlemeye başladık Ferdi TAYFUR’u. Tüm Ferdi hayranları bu reklam filmini seyretmek amacıyla kendilerini evlerine atarlardı. Hele k mahallemizdeki MOBİL akaryakıt tesisinde reklam filmindeki dev Ferdi resmini gördükçe sevincim kat kat artardı. Sonra herkes gibi çoluk çocuğa karıştık. Hayat şartları yıllar öncesinin o çocukça ama bir o kadar da safça duygularımızı köreltti. Hayatımızın gerçek filmini canlı canlı oynuyoruz şimdi. Ferdi TAYFUR eskisi gibi yine saygı ve sevgi duyduğum bir duayen olmaya devam ediyor. Çünkü gerçek yıldızlar ve sanatçılar kolay kolay yetişmiyor. Gerek karakteri ve insanlığı ve gerekse sanatsal yönü her zaman bir numara olmaya devam ediyor.Şunu belirtmeden geçemeyeceğim, dünya gözüyle bir kez olsun Ferdi TAYFUR’u görebilmeyi ve onunla sohbet edebilmeyi o kadar çok istiyorum ki. Bir türlü bu hayalim gerçekleşmedi. Hayat şartları, iş, güç, çoluk çocuğun bitmek tükenmek bilmeyen ihtiyaçları derken bir türlü zaman ayırıp şöyle rahat rahat başımı alıp da Ferdi Tayfur’u bulmak için yollara düşemedim. Ne vakit niyetlensem aksilikler beni buldu. Bir kere, tek bir kere dünya gözüyle görebilseydim, konuşabilseydim ve sonra da huzurluca ölebilseydim başka da bir şey istemezdim. Siz ister bunun adına hayranlık deyin ister delilik. Bunun adı kısaca sevgidir. Çünkü isteseniz de herkesi aynı ölçülerde sevemezsiniz. Sevmek bir gönül işidir ve o gönüle çok özel kişiler girer. Aynı duyguları rahmetli babam için de taşıyorum. Ancak giden geri gelmiyor maalesef. Sevgileri gönüllerde yaşatmak, karşılık beklemeksizin sevmek, değer vermek yeryüzündeki tüm servetlerden ve her şeyden daha önemlidir benim için. Çünkü böylesine yüce ve kutsal sevgilere hiç bir kuvvet paha biçemez.\n\nSaygılarımla.\n\nVecdi Murat SOYDAN\n04 Ekim 2010-Isparta\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ferhat ile Şirin",
        "poet": "İbrahim Tezölmez",
        "poem": "\n\nDağıdır\nDağ Bisütun dağıdır\nDevran Şirin'e şeker\nVe Ferhad'a ağıdır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ferhat",
        "poet": "Serap Davarcı",
        "poem": "\n\nNe vakit Mayıs 19’u gösterse takvim\nBeyaz bir gemi kalkar içimde.\nYükü yok, tek bir tayfası var içinde,\nYüzünü hatırlayamadığım, Ferhat isminde\n\nNe vakit yola çıksa beyaz gemi\nHep aynı yere demir atar sanki \nVe…\nSelamlar kıyıdaki 29 genci\n\n19 Mayıs 1998\n29 genç fidan iken çınar olduk biz\nFerhat Tayfa bilmem duyar mısın beni? \nSana selam gönderirim her 19 Mayıs’ta\nÇığlık çığlığa uçuşan martılarla…\n\nDüzce 1998\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ferhat... Benim Adım",
        "poet": "Erdal Koca",
        "poem": "\n\nFerhat, benim adım… Kerem de benim\nDağları delen ben… Çölü geçen ben…\nKavruldu ateşte… Yandı bedenim…\nHer geçtiği yolu ölü geçen ben\n\nFerhat’ın… Kerem’in… Adları çıkmış\nHangisi ruhunu ateşte yakmış\nKimi yolda dönmüş… Kimi bırakmış\nDikene sarılıp gülü geçen ben\n\nTüm dağları deldim yarıya kadar\nKızıldan… Karadan… Sarıya kadar\nTükendi takatim… Buraya kadar\nAzgın derelerden seli geçen ben\n\nDağlarda inleyen benim feryadım\nDillerde dolaşan tek benim adım\nGüneşte eridim… Kar da susadım\nBir damla su diye zehir içen ben\n\nVe lakin aşkımı Züleyha gibi…\nAçmadım… Büyüdü ejderha gibi\nHer yanım yanıyor bir sahra gibi\nAlevler içinde seni seçen ben\n\n19 Mayıs 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ferhad Dediğinin Dağları Bitmez İşgal Altındaki İnsanın Diyalektiği",
        "poet": "Adnan Durmaz",
        "poem": "\n\nFerhad Dediğinin Dağları Bitmez \n\n                                                 İşgal Altındaki İnsanın Diyalektiği\n\n1- İNSANIMIZ TÜRKÜLERİMİZ GİBİYDİ\n\nDUYGULARI ÖZENLE KÖRELTİLME İŞLEMLERİNDEN GEÇİRİLİP, YÜREĞİ DÜZENİN ÇARKLARINDA YENİDEN YONTULMAMIŞ OLANDI İNSAN. BİZİM TÜRKÜLERİMİZ GİBİYDİ; ANA SÜTÜ GİBİ ARI DURU VE PAK... SEVMESİ BEDELSİZ VE KİLİMLERİMİZ KADAR DERİNDİ. DAĞ SULARINA VE ORMANLARA BENZERDİ, TURNALARDI, KARAC’OĞLAN’IN SES VERDİĞİ GÖKLERDE KANAT AÇAN. KARINCALAR KADAR DÜNYAYA AİTTİ. YÂRDİ, DOSTTU, YOLDAŞTI, HALDAŞTI. HEPİMİZ ONU ARADIK ÇARK DEĞMEMEMİŞ YONTULMAMIŞ YERLERİYLE KALBİMİZİN; YOKTU.\n\n         Bize mutluluğun ulaşılınca sürekli yaşanan bir büyü olduğunu gösterdiler. Olmayan cennetler gösterdiler. Hasan Sabah’ın şeytanlıkları hiç kalır, bize bu oyunu oynayanları icat eden şeytanlığın yanında. Her yolu denediler. Hayal bile edemeyeceğimiz, evlerde yaşayan, hayal bile edemeyeceğimiz arabalara binen, hiç görmediğimiz mobilyalar kullanan, uçaklara binen, babasının yurdu gibi her istediğinde yabancı ülkeleri gezen adamlar ve kadınlar gösterdiler, yazdılar, çizdiler. Adamlar hep yakışıklı, kadınlar hep güzeldi. Ne sokakta rastlardık onlara, ne de başka bir yerde. Mert, delikanlı, dürüst, mutlaka silah kullanan, okumuş adamlardı; güzel, zeki, ince ruhlu kadınlardı. Bizim yaşamımızda olmayan her şey vardı yaşamlarında. Birbirlerine dünyayı yıkacak kadar âşık olup, her zorluğu yeniyorlardı. Onlara bakıp bakıp ağlıyorduk. Onlar kavuşunca mutlu oluyorlardı, hep mutlu oluyorlardı.\n\n          Bize gelince, kira evlerinde, gecekondularda oturuyordu çoğunluğumuz. Çoğunluğumuz beş bin yıl önce Hititlerin de oturduğu kerpiç evlerde oturmaktaydı binlerce köyde. Kentlerde babadan kalma evi olanlarımızın evleri de onların evlerine hiç benzemiyordu. Dar sokaklarda, geçim sıkıntılarında, bin bir güçlük içinde büyüyorduk. Toprağımız bizzat acıydı, mutsuzluktu. Ne eksek, çileden geçiyordu yolumuz. Çevremizde birileri hep hastaydı, birileri ölüyordu sürekli. Hastalık, ölüm, trafik kazası, iflas, işsizlik günlük işlerdendi.’Nasılsın’ diye sorunca,’iyiyim’ diyen insan yoktu. Bütün “İyiyim.” ler yalandı. Yüzü asıkların dünyasında yaşıyorduk.\n\n           Bütün savaşlarda kurbanlık koyun gibi birbirine kırdırılan kalabalıklar, diğer yandan bir avuç vampiri harcı kan saraylarında beslemek için, bu bataklığa atılmıştı işte. Televizyonlarda kirli çamaşırları serilen “artizlerin” ilişkilerini konuşmak, kendi sorunlarını tartışmaktan daha ön plana getirilmişti. Futbol maçlarında birbirine girip tanımadığı insanları öldürüyordu kalabalık. Kalabalık sevgi yerine nefretle dolduruluyordu. Yaşam bir savaştı. Karşımıza mutluluk diye, başarı diye, aşk diye, varsıllık diye, ün diye bir şey koyuyorlardı. Bunlardan hangisini istiyorsak, yanı başımızdakini tekmelememiz, önümüzdekini iteklememiz ve bizim gibi aynı şeye ulaşmaya çalışanların kafalarına basa basa hedefe ulaşmamız gerekiyordu. Düşenin kolundan tutmaya kalkan, bir saf geride kalırdı. Acıma duygusu, vicdanı olanlar arada her gelenin tekmesi tokadı altında şaşkına dönüyorlardı.                             Hayvanca bir yarıştı bu. Sahte hayatları, sahte mutlulukları yakalamaya çalışanların bu sistemde, tam da sistemin istediği gibi acıması olmamalıydı. Bize gösterilen mutluluk hedeflerine ulaşmak isterken, insanlığımızdan çıkmamız zorunluydu. İnsanlığımızdan çıktık! .Kapitalizm kalabalıkların insanlığını söküp aldı, hayvanlaştırdı. İnsanlığı sökülüp alınanların aşkı nasıl olursa, işte o türden aşklar yaşanmaya başlandı. İnsana derinliğine bakmayan, daha çok bir eşyaya bir arabaya sahip olmak gibi, karşısındaki insanı şeyleştiren ve hep düş kırıklığına dönüşen bencil ilişkiler yaşanıyordu. Birbirini kullanabildiği kadar kardeştik, arkadaştık, dosttuk karşımızdakiyle. Sınava giren öğrenciler nasıl ki yanındakine yardım ederse, kendini hedefinden alıkoymaya yarıyorsa, giderek, başkalarının iyi olması kötü olması umurunda olmayan, hayal cennetlerine koşan kalabalıklar.657 ye tabii memurlar, sayısal lotaya haftalığını yatıran yoksul kalabalıklardık. Bir Arap atasözünde olduğu gibi\n\n“Kardeşime karşı ben\nYeğenime karşı kardeşim ve ben\nYabancıya karşı, yeğenimiz, kardeşim ve ben “ dik\n\nSadece biraz anarşist bir tavırla, kendisine sunulan hedefi reddeden küçük burjuvanın iyi niyetli aydınları, o hedefi bir yana bırakıp, bulundukları yerde düşenin elinden tutmaya çalışırken tekmelenen, yaralanan, amaçsız ve korkak, bir o kadar da şaşkın, birliktelik duygusunu yitirip yalnızlığına gömülmüştür. Halkından uzak yaşar, bir türlü ulaşamaz çoğu zaman değerlerinden haz almadığı kalabalıklara. Birlikte yola çıktığı meslektaşları patron olmuş, daha iyi koşullarda ve son derece güleçtir. Düpedüz burjuvalaşmıştır. Ama o hala aynı yerde kendi mutsuzluğunun kıramadığı çemberi içinde dolap beygiri gibi döner durur. Hiç bir yere ait hissedemez kendini. Hep anlaşılamadığından yakınır.\n\n2-  “DİSCONNECTUS ERECTUS ” ADLI HAYVANLAR\n\nSEN DİYE, IŞILTILI GÖRÜNTÜLER İÇİNDE\nSEN DİYE, TAKMA GÜLÜŞLER, ÇALINTI BAKIŞLARLA KARŞIMA ÇIKANLARA ULAŞTIĞIM ANDA, SEN OLMADIĞINI, SENİNLE HİÇ İLGİSİ OLMADIĞINI GÖRÜYORDUM. OYSA ONA ULAŞMAK İÇİN NE ZORLUKLAR YAŞAMIŞ VE YOLLAR TEPMİŞTİM.\nSEN DİYE KARŞIMA ÇIKANLAR DA NEYİ ARADIĞINI BİLMEDEN ARIYORLARDI, YARALI, YORGUN VE TEDAVİ EDİLMEZ MUTSUZLUKLARA YAKALANMIŞLARDI.\n\n          Kim nasıl yorumladı Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ını pek bilmiyorum. Bildiğim şu ki, bu nihilist yazarın bu kitabını okuyan pek çok insan, Oğuz Atay’ın Tutunamayanının kendisi olduğunu söylemiştir. Nedir Oğuz Atay’ın Tutunamayan’ı:\n\n“Tutunamayan (disconnectus erectus) : Beceriksiz ve korkak bir hayvandır. İnsan\nboyunda olanları bile vardır. İlk bakışta, dış görünüşüyle, insana benzer. Yalnız, pençeleri ve özellikle tırnakları çok zayıftır. Dik arazide, yokuş yukarı hiç tutunamaz. Yokuş aşağı, kayarak iner. (Bu arada sık sık düşer) . Tüyleri yok denecek kadar azdır. Gözleri çok büyük olmakla birlikte, görme duygusu zayıftır. Bu nedenle tehlikeyi uzaktan göremez.”  Küçük burjuva aydınlarını tanımlıyor sanki. Beceriksiz ve korkaktır, suya sabuna dokunmaya korkar. İş bırakma eylemine arkadaşlarını çağırıp, onların katılmasına ve sonra sürülmesine zemin hazırlar ama kendisi o gün hasta raporu alır, gelmez. Üç beş kişi bir aradayken mangalda kül bırakmayan garip bir korkak türüdür küçük burjuva. Sanatçısı üç beş kişilik grupların arasında düzene sıkı muhalif kesilip, naralar patlatır ama yazdıklarında suya sabuna dokunamaz; hatta sanatın siyasa dışı olduğunu savunur. Bu haliyle “Hitler iktidara geldi. Önce Yahudileri götürdüler, ben sustum. Karşı çıkamadım. Sonra komünistleri götürdüler. Ben yine sustum karşı çıkamadım. Sosyal demokratlar, demokratları götürdüler yine sustum. Hıristiyan demokratları götürdüler yine sustum. Ben bir din adamıydım, politikayla ilgilenmiyordum, karşı çıkamadım. En sonunda beni götürmek için geldiler, kimse karşı çıkmadı; çünkü karşı çıkacak kimse kalmamıştı.” diyen Rahip Niedermeyer’e benzer. Küçük burjuva son çözümlemede kendine dair olanın dışını görmez, hiçbir eylemde bulunmayacağı için, kendi dışındakinin hali, ancak onun bunalımını çoğaltır.\n\n   “ Erkekleri, yalnız bırakıldıkları zaman acıklı sesler çıkarırlar. Dişilerini de aynı sesle çağırırlar. Genellikle başka hayvanların yuvalarında (onlar dayanabildikleri sürece)   barınırlar. Ya da terkedilmiş yuvalarda yaşarlar. Belirli bir aile düzenleri yoktur. Doğumdan sonra ana, baba ve yavrular ayrı yerlere giderler. Toplu olarak yaşamayı da bilmezler ve dış tehlikelere karşı birleştikleri görülmemiştir. “Geleneksel aile biçimini reddederler. Kendi ailelerinden kalan değerleri cilalı özgürlük, cilalı eşitlik gibi kavramlara karşı terk ederler. Terk eder ama ilişkilerine başlamadan önce savunduğu değerlerini bir türlü yaşama geçiremez. Geleneksel olanda var olan dayanışma da ortadan kalkar. Özgürlük adına sürekli ayrılıklar yaşarlar. Yakınma ve hayaletlere saldırma yazar çizer takımının ürettiklerinin zeminini oluşturur. Yaptığı şey, toplumsal değerler açısından ne kadar iğrençse, onu mutlaka süsleyip estetize ederek, genel doğrularmış gibi sunar “\nBelirli bir beslenme düzenleri de yoktur. Başka hayvanlarla birlikte yaşarken onların getirdikleri yiyeceklerle geçinirler. Kendi başlarına kaldıkları zaman genellikle yemek yemeyi unuturlar. Bütün huyları taklit esasına dayandığı için, başka hayvanların yemek yediğini görmezlerse, acıktıklarını anlamazlar. (Bu sırada çok zayıf düştükleri için\navlanmaları tavsiye edilmez) .” Taklit, burada tek başına çok şey ifade edebilen bir sözcük.\nBaşta belirttiğim gibi kendisine sunulan yalancı cennetlerin mutluluklarını yaşayan kadınlar ve erkekler gibi olmak isterler. Giderek konuştukları sözcükler değişir. Arkadaşlarının konuşmalarını onaylarken, gözlerini pörtleterek “Yaanii” derler örneğin. Konuşurken cümlelerin arasında “artı” demeye başlarlar. Telefon konuşmalarında “Ben Ali” demezler artık “Ali ben” derler. Bir süre sonra hepsi aynı yanlışlarla konuşmaya başlar. Görünümleri de birbirine benzemeye başlar; bir bakarsın hepsi çeneden sakal bırakır veya alt dudağının altında bir topak kıl. Taklit yaşamaklara başlarlar. Sevgililerine hep birden “Yaa aşkım! ”  veya “aşkım yaa! ” demeye başlarlar. Bakışları birbirine benzer benzeri durumlarda. Yaşamları taklittir. Onlar kendilerini bir daha bulamamak üzere kaybettikleri noktada, hayvanlaştıklarının, daha doğrusu insanlıktan çıktıklarının farkına bile varamazlar. Sanatçı kesiminde de taklit, çalıntı ve hırsızlık, akıl almaz megalomanilerin koltuk altında yapılır.\n\n       “İçgüdüleri tam gelişmemiştir. Kendilerini korumayı bilmezler. Fakat –gene taklitçilikleri nedeniyle- başka hayvanların dövüşmesine özenerek kavgaya girdikleri olur. Şimdiye kadar hiçbir tutunamayanın bir kavgada başka bir hayvanı yendiği görülmemiştir. Bununla birlikte, hafızaları da zayıf olduğu için, sık sık kavga ettikleri, bazı tabiat bilginlerince gözlemlenmiştir.(Aynı bilginler, kavgacı tutunamayanların sayısının gittikçe azaldığını söylemektedirler) .” Sistemin yapboz tahtasına çevirdiği insanlarda alışılmış görüntüler sürekli değişir ve tüketilince tekrar değiştirilir. İnsanlıktan çıkan insan, mutlu olamaz. İnsanlıktan çıkan insanın dostluğu dostluktan, aşkı aşktan çıkmıştır. Özverisi, karşılığını alacağı orandadır.\n\n    “Din kitapları, bu hayvanları yemeyi yasaklamışsa da gizli olarak avlanmakta ve etleri kaçak olarak satılmaktadır. Tutunamayanları avlamak çok kolaydır. Anlayışlı bakışlarla süzerseniz hemen yaklaşırlar size. Ondan sonra tutup öldürmek işten bile değildir. İnsanlara zararlı bazı mikroplar taşıdıkları tespit edildiğinden, belediye sağlık müdürlüğü de tutunamayan kesimini yasak etmiştir. Yemekten sonra insanlarda görülen durgunluk, hafif sıkıntı, sebebi bilinmeyen vicdan azabı ve hiç yoktan kendini suçlama gibi duygulara sebep oldukları, hekimlerce ileri sürülmektedir. Fakat aynı\nhekimler, tutunamayanların bu mikropları, kasaplık hayvanlara da bulaştırdıklarını ve bu sıkıntılardan kurtulmanın ancak et yemekten vazgeçmekle sağlanabileceğini söylemektedirler.” Zararı kendine olan tutunamayanın zararı, tutunamamasıdır. Tutunamamak, aile yaşantısını ve ilişkilerini bozar. Tutunamayan, sistemin kalıplarına uyamadığı için tutunamayandır; ama bu uyumsuzluğun nedeni onun sıkı bir muhalif olmasından değil, beceriksizliğindendir. Belli bir kesimin kendi içinde bitmez ve çoğu zaman mantıksız hesaplaşmaları, mutsuzluğu, onlar için bir yaşam biçimi durumuna getirir. Sorgulamamalar, ama belli bir dairenin etrafında dönercesine, gelişme oluşturmayan, kişiye yeni ufuklar açmayan sorgulamalar, kasvetli bir yüz, kendine güvensizlik duygusu vb getirir. Anlaşılan o ki, bu tür insanların başkalarına mutsuzluktan başka bulaştırmaları bir şey yoktur. Bu yazının çerçevesi içinde Oğuz Atay, tutunamayan türlerini ele almıştır  “ Hayvan terbiyecileri de tutunamayanlarla uzun süre uğraşmış ve bunları sirklerde çalıştırmak istemişlerdir. Fakat bu hayvanların, beceriksizlikleri nedeniyle hiçbir hüner öğrenemediklerini görünce vazgeçmişlerdir. Ayrıca birkaç sirkte halkın karşısına çıkarılan tutunamayanlar, onları güldürmek yerine mahzun etmişlerdir. (Halk gişelere saldırarak parasını geri istemiştir) .” Bu bölümde sisteme uyum sağlayamayan ama bir yandan da onun bir parçası olmak zorunda olanlar anlatılıyor. Eğer bu sistemde bir cıvata olmazsan seni söküp atarlar ve yerine başka ve daha iyi bir cıvata takarlar. Becerikliler vardır. Sistem sürekli yalaka üretmektedir. En üst düzeyden en alt düzeye kadar yalakanın da, yalakası vardır. Yalaka kendisi yalakasız yapamaz. Bir başka deyişle, kendi yalakası olan bir yukarıdakinin yalakasıdır. Geri bırakılan ülkelerin eğitim sistemleri, insanı hayvan eğitenler gibi eğitir. Bir gerizekalılaştırma, insani yanlarını silme operasyonudur bu. Dağdan yakalanıp gelen yabanıl hayvanların hafızasından dağlardaki yaşamını tümüyle silmezseniz, bir gün mutlaka geriye dönecektir. Gerçi sakatlanmış hayvanlığıyla dağa uyum sağlaması zor olur. Eğitim sistemleri, mutlak itaatli robotlar ürettiğinden, robotlar astlarını ezer, üstlerine yalaka olur. Geri bırakılmış ülkelerde en önemli kurumlardan birisidir yalakalık kurumu ve yaşamın her alanında vardır. İleri kapitalist ülkelerde ast üst ilişkisi, daha robotik ve yalakasız olmalıdır. Sistem tüm yalakalığa fırsat tanımaz.\n    “Filden sonra, din duygusu en kuvvetli hayvan olarak bilinir. Öldükten sonra cennete gideceği bazı yazarlarca ileri sürülmektedir. Fakat toplu, ya da tek gittikleri her yerde hadise çıkardıkları için, bunun pek mümkün olmayacağı sanılmaktadır.”  Küçük burjuva tutamayanı, tutunmaya çalıştığı her ne varsa, ona dinsel bir içerik yükler. Futbol maçlarının halkı uyutan birer aldatmaca olduğunu bilir ama kendisi tuttuğu takıma, onca kültürüne rağmen dinsel bir eda ile bağlanır. Gerçek anlamda bir dinsel kuvvet söz konusu olsa idi, tutunamamışlığını yazgı kabul eder ve razı olurdu. Dünyanın başına yağan zulüm bombalarını bile dua ile savmaya çalışan zihniyetten farklı olarak, dini bağları zayıf biridir küçük burjuvanın en dindarı bile. Kuşkusuz kapitalist sistemin dini ve maneviyatı yoktur; bu bağlamda da onun ürettiği dindar, feodal dönem dindarından farklıdır. Başına türban geçirirken daracık kot giyebilen bir dindardır veya faizin adını kar payı olarak değiştiren dindardır. Bu açmazı yaşayan temiz yürekli inanmışlar, tümüyle düzenden kopmayı ve kendi kabuklarında yaşamayı seçmektedir. Bir anlamda onlar da tutunamayanlardır. Ancak yaşadığımız çağdan kopmak asla mümkün değildir. Oğuz Atay  “Filden sonra, din duygusu en kuvvetli hayvan olarak bilinir.” diyor ama Prof.Moissej Kagan öyle demiyor\n         ” Geçmişten mal edilmeye çalışılan dinsel - mitolojik ve etik-poütik ideallerin yerini tutacak aynı değerde şeyler ortaya kona¬mamıştı burjuva toplumda, çünkü burjuvazinin eylemlerini ha¬rekete geçiren tek «ideal», kâr peşinde koşmak ve bencil çıkar¬larını doyurmaktı.\n            Bunun için burjuva toplumda, sarı şeytana, altına tapma, Gorki'nin de dediği gibi, burjuva insanın biricik «dini imanı» haline gelmişti. «Yahudi Meselesi» adlı yazısında şunları söyler Marks, «İsrail'in Tanrısı paradır, bu kıskanç tanrının yanında başka hiçbir tanrı tutunamaz. Para, insanın bütün Tanrı'larını tanrılıklarından indirerek, birer meta haline getirir... Bundan ötürü, bütün dünyayı, hem inşanı, hem doğayı, kendi özgün de¬ğerinden soyup atar. Para, insanın işinin ve insanın varlığının kendine yabancılaşmış özüdür; bu yabancılaşmış öz, onu ege¬menliği altına alır ve insan ona tapar.»\n                    Marks, daha sonra, Shakespeare'in «Atinalı Timon»undan söz ederek, paranın tüm gerçek insan ilişkilerini «tersine döndürücü» gücüyle ilgili alıntılar verir:\t \n« Karayı ak, çirkini güze1, haksızı haklı, alçağı soylu, yaşlıyı genç, korkağı yiğit yapmaya yeter bunun bu kadarı...»  (Prof.Moissej Kagan, Güzellik Bilimi Olarak Estetik ve Sanat,)   Sanıyorum başından bu yana yazılanların tümünü anlattı, Moissej Kagan.\nYeniden Oğuz Atay’a dönmeden önce, Marks’tan bir alıntının bir bölümünü buraya, tümünü ise bu çalışmanın sonuna ekliyorum. Şöyle diyor Marks; \n\n” (5)   Yabancılaşmadan bağımsız olarak özel mülkiyet duygusu, gerek tad alınacak nesne, gerekse etkinliğin nesnesi olarak, insan için özsel nesnelerin varoluşudur. \n\nDolayısıyla para, her şeyi satın alabilme özelliğine, bütün nesneleri kendine mal edinme özelliğine sahip olduğu için, en yüksek mülklenme nesnesidir. Özelliğinin evrenselliği, varlığının her şeye kadir olmasıdır; dolayısıyla her şeyden güçlü bir varlık olarak görünür. Para, gereksemeyle nesne, insanın hayatıyla besini arasındaki aracıdır. Ama benim hayatımın bana sağladıklarını, başka insanların varoluşları da sağlar bana. Benim için öteki insandır. \n\n' Vay canına! Eller de, ayaklar da, gerçekten \nBaş da ayrıca, eril güçler de, hepsi senin. \nAma yeni yeni almaya başladığım zevkler, \nDaha mı az benim oluyor bu yüzden? \nDiyelim ki altı yörük at var ahırımda, \nBenim olmuyor mu güçleri bu atların? \nGidiyorum dörtnala, en eksiksizi insanların, \nSanki yirmi dört bacağım varmışçasına.' \n(Goethe: Faust-Mephistopheles. (1) \n\nShakespeare Atina'lı Timon'da şöyle yazıyor: \n\n'Altın! Sarı, pırıl pırıl, halis altın! Yok tanrılar... \nŞu kadarı yeter bunun çevirmeye karayı aka; eğriyi doğruya, \nKötüyü iyiye; soysuzu soyluya; kocamışı gence; yüreksizi yiğide. \n......İşte, bu \nRahiplerinizi, kölelerinizi çeker alır elinizden; \nKoca adamların yastıklarını alır başlarının altından; \nBu sarı köle \nBağlar, çözer dinleri; günahkarı kutsar; \nCüzzamlıya bile taptırır insanı; alır hırsızı, \nÜnvan verir, nişan verir, şan verir, \nOturtur senatörle yan yana: budur \nKocamış dulu yeniden gelin eden; \nHastanenin, çıbanlarını görse kusacağı kadını \nAllar pullar da bu, ilk yazına kavuşturur. \nÇekil karşımdan, kahrolası çamur, \nİnsanlığın orta malı orospu, sen, \nUlusları birbirine düşüren.'(2) \n\nVe daha ilerde: \n\n'Sen ey kral katili, ve ayıran \nPiçinden babayı! Sen kirlettin parlaklığınla \nHymen'in tertemiz yatağını! Sen Cesur Mars! \nSen her dem taze, sevimli, zarif zampara, \nYanağının pembeliğiyle eritirsin sen \nDiana'nın kucağındaki kutsal karıları! \nOlmayacakları birbirine yaklaştırıp \nÖpüştüren onları! Her dilde konuşup \nHer anlamda laf eden, sen göze görünür tanrı! \nSen, yürek yakan, düşün, \nKölen insan baş kaldırıyor; kullan gücünü, \nBirbirine ver onları, öyle ki hayvanlar \nYeryüzünde imparatorluk kursun.'(3)   “(Karl Marks, 1844 El Yazmaları)\n\nBu uzunca alıntıdan sonra, Oğuz Atay’a dönüyorum. Oğuz Atay, şöyle sürdürüyor Tutunamayan anlatımını.\n “Başları daima öne eğik gezdikleri için, çeşitli engellere takılırlar ve her tarafları yara bere içinde kalır. Onları bu durumda gören bazı yufka yürekli insanlar, tutunamayanları ev hayvanı olarak beslemeyi denemişlerdir. Fakat insanlar arasında barınmaları -ev düzenine uyamamaları nedeniyle- çok zor olmaktadır. Beklenmedik zamanlarda sahiplerine saldırmakta ve evden kovulunca da bir türlü gitmeyi bilmemektedirler. Evin kapısında günlerce, acıklı sesleriyle bağırarak ev sahibini canından bezdirmektedirler. (Bir keresinde, ev sahibi dayanamayıp kaçmışsa da, tutunamayan, sahibini kovalayarak, gittiği yerde de ona rahat vermemiştir) .” Tutunamayan küçük burjuva aydınına has özelliklerden söz ediyor burada da. Belkemiksiz bir yere tabii olamayan, arada kalmış, iyi bir eş, iyi bir aile babası, iyi bir dost, iyi bir cıvata olamayacak kadar düzene uyumsuz. Düzenin yamukluklarına karşı olanlarla birlikte yürüyemeyecek kadar korkak.\n\n   “ Şehirlere yakın yerlerde yaşadıkları için, onları şehrin içinde, çitle çevrili ve yalnız tutunamayanlara mahsus bir parkta tutarak, sayılarının azalmasını önlemeyi düşünmenin zamanı artık gelmiştir.”\n\nOğuz Atay’ın Tutunamayan’ı küçük burjuva aydınıdır bu nedenle genel küçük burjuva özelliklerini taşır;   ancak mensup olduğu kalabalıkların arasında onlardan kopuk yaşar. Başka seçeneği yoktur. Tutunduğu anda iki şey olabilir: ya düzenin karşısına dikilir ve ona karşı savaşır veya düzene tutunup bal tutup parmağını yalama sevdasıyla kalabalığa karışır. Zaman zaman tutunamamaktan kurulmuş gibi görünse de, aslında vardığı hiçbir yerde mutlu olamaz. Kendi Tutunamayanları için gelişmiş kapitalist ülkelerde  barınaklar, kalacak yerler, yemekhaneler yapılmıştır.\n\n3-SAVAŞLARI SAVAŞLARDA KIRILANLAR ÇIKARTMAZ\n\nKAYBETTİKÇE DAHA DA HIRSLANIYORDU İNSAN\nDAHA ÇOK ZENGİN OLMAK, HER ŞEYİN EN’İNE ULAŞMAK İÇİN ÇIRPINIYORLARDI\nEN GÜZELE\nEN ZENGİNE\nEN İYİ ARABAYA\nEN İYİ EVE\nEN ÇOK ÜNE\nTRUVA SAVAŞINA SEBEP OLAN, ÜZERİNDE “EN GÜZELE” YAZILI BİR ELMA DEĞİL MİYDİ? YUKARIDA TANRILAR OTURURDU, KISKANÇ, HASET, KAVGACI VE ACIMASIZDILAR. AŞAĞIDA İNSANLAR YAŞARDI. İKİ KATLI BİR TİYATRO SAHNESİ GİBİYDİ YAŞAM VE TANRILAR İNSANLARA CEZA VERİRDİ SÜREKLİ. KAVGA TANRIÇASI ERİS'İN,   HERA, AFRODİT VE ATHENA'NIN OTURDUĞU ŞÖLEN SOFRASINA, ÜZERİNDE 'EN GÜZELE' YAZILI BİR ELMA ATMIŞTI. SAVAŞ 9 YIL SÜRDÜ. TRUVA SAVAŞINI OLİMPOS TANRILARI ÇIKARTTI, İNSANLAR KIRILDI. İNSANLARIN BİRBİRİNİ YEDİĞİ TÜM SAVAŞLARI HEP YULARILARDA OLANLAR ÇIKARTMIYOR MUYDU ESKİ VE YENİ ZAMANLARDA…\n\nHIRS KİŞİSEL İSTEKLERİNE OLAŞMAK İÇİN, BAŞKALARINI YEMEYİ GETİRİYOR.\nHIRS İNSANLIKTAN ÇIKARTIYOR.\n\n“Başkalarıyla bir olmak, birlikte olmak, birlikte çözmek, birlikte yürümek” gibi kavramlar bir dönem bireyin özgür davranmasını engelleme gerekçesiyle kaldırılıp atıldı. Bunu en çok savunan tabii ki küçük burjuva devrimcileri ve yazarçizer takımı oldu. Bir zamanlar,\n\nHep beraber türkü söyleyip\nhep beraber sulardan çekmek ağı\ndemiri oya gibi işleyip hep beraber\nhep beraber sürebilmek toprağı\n\ndiyen küçük burjuva devrimci grupları, eski ayları kırpıp yıldız yaptı, leyleğin gagasını ve ayaklarını kesip kuş yaptı; eski solculardan kırpıp sosyal demokrat yaptılar. Bireyselleşmek adına başladı bu heyelan. Herkes kendi mecrasında gelişip büyüyeceğim derken, herkes kendi yalnızlığının bataklığına düştü. Her şeyden önce kapitalist sistem bireyin özgürce gelişimine olanak tanımazdı. Ona birbirine benzeyen, istediği yöne çekebileceği sürü gerekliydi. Birbirinden habersiz sürü bireyleri, giderek hiçbir şeyden tatmin olamıyor. Kendisinden çıkıp sürünün parçası olanın ilişkileri sahici değil. Oradaki derin yalnızlığında kendine acımaya başlıyor. Oğuz Atay anlatıyor:” Ne kadar acıyorum kendime; bu yüzden başkalarına acımaya fırsat bulamıyorum. Bütün acımamı kendime harcadım. Dilencilerden kaçıyorum. Biri yüzüme bakıp acıklı şeyler anlatacak diye titriyorum. İnsanlık dışı oldum. Yüzümü yerden kaldıramıyorum. İşim gücüm başkalarına haksızlık etmek. Bu yüzden tutunamayanların arasında hakkım olan yeri alamıyorum.”\n\nİtilip kalkıla, kendinde kalan, mecali tükenen insan Tutunamayan. '....küsme eğilimi: Ne çok insan kendini boşluğa kaptırıp ne olup bittiğini anlamaktan vazgeçmiştir. Ne çok insan etraflarındaki dünyanın nüfuz edilmez, düşman, insan yiyici, aklini kaybetmiş, şeytani olduğuna bir kere karar verdiği için evrensel kültüre yapacağı katkısından vazgeçmiştir.” diyor Amin Malouf - Ölümcül Kimlikler’de devam ediyor:\n“Ne çok insan kurban rolüne sığınmaya istek duymuştur.-Amerika’nın kurbanı, Bati'nin kurbanı, yeni teknolojilerin kurbanı, medyanın kurbanı...- Bu insanların kendilerini gerçekten de haksızlığa uğramış hissettiklerini ve bu yüzden acı çektiklerini hiç kimse inkâr edemez; bana talihsiz gelen onların tepkileri. Saldırıya uğramışlık zihniyeti içine kapanıp kalmak, kurban için saldırının kendisinden de yıkıcıdır. Üstelik bu bireyler için olduğu kadar toplumlar için de geçerlidir. İçine kapanır, aramaktan vazgeçer, gelecekten, şimdiki zamandan ve ötekilerden korkar”\n\n4-ATEŞ KOMŞULARININ HAZİN SONU –AYDININ SÖNMEYEN ATEŞİ\n\nARTIK HER ŞEYİN “EN” İNİ KENDİSİ İÇİN İSTEYEN BENCİLLİKLERİN DOYURULMASI İMKÂNSIZDI. AŞK DİYE, VAHŞİ HAYVANLAR GİBİ İNSAN ETİ YENİLİYORDU.\nEN İYİ\nEN GÜZEL DEDİĞİ ŞEYİN DOYURMADIĞI İNSAN YENİDEN AVLANMAYA ÇIKIYORDU.\nBÜTÜN BUNLARA BAKIP DA İNSANCA OLANI ARAYAN İSE BOŞLUKLARA DÜŞE DÜŞE YÜRÜYEN BİR DERVİŞTİ\n\n“Başkalarıyla bir olmak, birlikte olmak, birlikte çözmek, birlikte yürümek” gibi kavramlar bir dönem bireyin özgür davranmasını engelleme gerekçesiyle kaldırılıp atıldı, dedim. İnsanlar birbirinden kopartıldı. Depresyon icat oldu.  Feodalitesi kapitalist kirlenmeye uğramamış zamanlarda, köylerde, evlerin bir duvarı ortaktı. Zorunluluktan, yoksulluktan doğan bir ortaklık, birbirine yaslanmadan ayakta durmak zordu. İnsanlar “Ateş Komşusu” derlerdi birbirine. Duvarlara oyulmuş toprak ocaklarda yanan ateşten bir kürek kor verilirdi, kibritsiz çakmaksız yoksulluklarda. Feodal koşullardaki insan ilişkileri  kapitalist-emperyalist çağdan daha insancaydı. En yoksul damlarda emperyalizmin bayrakları gibi çanak antenler dikili şimdi ve ne yapıp edip araya  duvarlar çekilmiş evlerin. (hala ülkemizin bir yerlerinde,bir duvarı ortak yan yana kerpiç evler,kağnılar,karda ayakkabısız gezen çocuklar,ipten köprüler var; ancak farklı olarak çanak antensiz ev yok.)     Gayri ne geceleri ayışığında türküler söylenir hep bir ağızdan,ne de komşu kızına aşık olunur,dizi filmlerdeki kızların hayalini kurmaktan.Yoksulluk hâlâ yoksulluk ama aynı insanlar değil onu yaşayanlar.Birbirinden uzak,imeceyi ve acıyı bölüşmeyi unutmuş, birbirine düşmanca gözlerle bakan darmadağın olmuş   bütünün zıtlaşmış  parçaları.Büyük kentlerde devasa kalabalıklar yalnızlıktan kırılıyor.Komşusu ölenin umurunda değil yan tarafta ağlandığı.Biraz daha açıyor televizyonunun sesini.Bize gösterilen sahte mutluluklara aşklara ulaşmak için sayısız nedenle parçalanıyoruz. Millet, ırklara, ırklar,boy ve aşiretlere bölünüyor.Din, mezheplere hoşgörüsüzlükle bölünüyor; mezhepler,birbirine düşman tarikatlara.Renkler birbirine giriyor.Siyah beyaza düşman sarı maviye.Daha iyi sömürmek adına,dünya halklarını insanlıktan çıkartıp,birbirine kırdıran  cellatlar kendileri çoktan insanlıktan çıkmıştı.Dini,milliyeti,rengi ne olursa olsun her çağda vardı ezen ve ezilen,asıl çelişki buydu.Ateş komşuluğunu öldürdüler.Kapitalizm ve onun aşamaları,çürümeye dayalı egemenliğin aşamaları  çürümenin ayyuka çıktığı dönemlerdi.Çürüme bataklığın yaşam biçimidir.İnsan düşünen hayvansa,Yalçın Küçük’ün benzetmesiyle “Aydın yalnızlığa dayanıklı olan hayvandır”. Okaliptüstür aydın, bataklığın can düşmanıdır.\n               Bize mutluluğun  ulaşılınca sürekli yaşanan bir büyü olduğunu gösteriyorlar. Olmayan cennetler gösteriyorlar bize.Hasan Sabbah’ın şeytanlıkları hiç kalır, bu oyunu oynayanların şeytanlıklarının yanında.O halde iki türlüdür mutluluk, aşk, dostluk, dayanışma, vicdan her ne varsa insani olan iki türlüdür.Birincisi bizi yozlaştıran,uyutan,kendimizden çıkartan,kargaya kekliği taklit ettireceğim diye kendi yürüyüşünü unutturan; bir de insan doğasına ve gerçeğine uygun olan mutluluk,aşk,dostluk,özgürlük vb. Mutluluk sürekli değildir bir kere,anlıktır; ve özgür olmayan kitleler mutlu olamaz.Özgür olamayan bireylerin akılları da ilişkileri de zincirlidir.Çağımızda tüm çocuklar zincirleriyle doğuyor.Aydın kendini sağaltabilmek için iç dünyasında barınaklar,sığınaklar kuruyor.İnziva kimi zaman büyüme oluyor.Demir parmaklıkların arkasında hapishane bahçesinde güneşe karşı oturan Nazım tam da bu noktada, 938’de Ankara Merkez Komutanlığı Cezaevi’nde,\n\n“Bugün pazar.\nBugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.\nVe ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak\n                          bu kadar mavi\n                           bu kadar geniş olduğuna şaşarak\n                                       kımıldanmadan durdum.\nSonra saygıyla toprağa oturdum,\ndayadım sırtımı duvara.\nBu anda ne düşmek dalgalara,\nbu anda ne hürriyet, ne karım.\nToprak, güneş ve ben...\nBahtiyarım...” \ndiyebiliyor. (Dört Hapisaneden)   Çünkü o \n\n“Zincirin zulmün kar etmediği,\nKırbacın kar etmediği\nBüyük tahammül! ” \ndür(Enver gökçe,Dost Dost İlle Kavga) \nOysa aynı konuyu Schopenhauer şöyle açıklıyor\n\n'... Verdiği sözü tutmuyor hayat; tutsa bile, özlediğimiz şeyin özlenilmeye değer olmaktan ne kadar uzakta bulunduğunu göstermek için yapıyor bunu. Kimi zaman umut, kimi zaman da umulan şey aldatıyor bizi. Bir eliyle verdiğini öteki eliyle alıyor. Uzaklığın büyüsü, cennetler gösteriyor bize. Ama büyülenir büyülenmez, bu cennetlerin uçup gittiğini görüyoruz. Demek ki mutluluk ya gelecekte ya da geçmişte; şimdiki an, güneşli ovanın üzerinde dolaşan bir küçük buluta benziyor; önü arkası pırıl pırıl bu bulutun; ovaya yalnız onun gölgesi düşüyor.'\n\n diyor. Pek çok insanın okuyup beğenerek altını çizdiği bu saptamalarda,tüm benzeri burjuva yazarları,düşünürleri,şairleri gibi sözcüklerle kandırmaca yapıyor.Hayat bize tutmadığı bir söz vermemiştir.Onun ‘hayat ‘ dediği şeye Kapitalizm veya Sömürü Düzeni demek gerekiyor.Kapitalizm kitlelere söz verir ve asla tutmaz.Cümleyi düzeltiyoruz:” Verdiği sözü tutmuyor KAPİTALİST SİSTEM; tutsa bile, özlediğimiz şeyin özlenilmeye değer olmaktan ne kadar uzakta bulunduğunu göstermek için yapıyor bunu.” niçin böyle yaptığına dair  getirdiği gerekçeye de katılmıyoruz bu arada.Paragrafı tekrar okursak:” Kimi zaman umut, kimi zaman da umulan şey aldatıyor bizi..Bir eliyle verdiğini öteki eliyle alıyor. Uzaklığın büyüsü, cennetler gösteriyor bize. Ama büyülenir büyülenmez, bu cennetlerin uçup gittiğini görüyoruz. “ Sorumlu olan sistem yerine konulunca bu cümle doğru oluyor” Demek ki mutluluk ya gelecekte ya da geçmişte; şimdiki an, güneşli ovanın üzerinde dolaşan bir küçük buluta benziyor; önü arkası pırıl pırıl bu bulutun; ovaya yalnız onun gölgesi düşüyor.'\n'... Gün batımının, bir saray penceresinden ya da bir hapishane parmaklığı ardından görülmesinin önemi kalmaz.' (Aşkın Metafiziği,Schopenhauer)\n bu son cümle ile \n“Bu anda ne düşmek dalgalara,\nbu anda ne hürriyet, ne karım.\nToprak, güneş ve ben...\nBahtiyarım...” \ndizeleri arasında hiç bir benzerlik yok.\n\n            Aydın tarih boyunca hapishanelere tutundu, sürgünlere, müebbetlere,yağlı urganlara; tecrit edildi ama her koşulda umuda tutundu.Üzerine kaya konulmuş bitkiler gibi direndi umudunda.Aydın aşka tutundu.İçinin derinlerinde sakladı umudunu,ateşi,direnme duygusunu.Yakıldı ama çelik oldu yana yana demiri.Tutunamayan pas bağladı,çürüdü.\n\nNamuslu olmak, onurlu olmak da tıpkı mutlu olmak, aşık olmak gibi zordu  vampirler imparatorluğunda.Namuslu olanlar,onurunu dimdik tutanlar,yüreğini satmayanlar dışlandı.İmparatorluk yasaları kesindi bu konularda; doğru:onun tanımladığı ve gösterdiğiydi yalnızca,tıpkı güzellik,aşk,dostluk gibi namusun da onurun da doğrusu,onun söylediğiydi.Buna uymayanlar,yalnız kalacak,dışlanacaktı.Yazılmamış kurallar çoğu zaman yazılanlardan daha kesindi.Sistemin dışladıkları,cezalandırdıkları Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ı değildir.\n\n\n5-“HER DEM YENİLENİRİZ; \n    BİZDEN KİM USANASI? ”\n\nBOŞLUKTAN YAPILMIŞ DUVARLARA ÇARPIYORUM YİNE..YİNE KAPATTIM KAPILARIMI..NE GİDECEĞİM YERLER BENİ TESELLİ EDER,NE DE KONUŞACAĞIM İNSANLAR AZALTIR YALNIZLIĞIMI..İÇİNİN YAYLALARINDA DEĞİL Mİ EN GÜZEL ÇİÇEKLER..İÇİNİN DENİZLERİNİN DALGALARI  SÖYLEMİYOR MU EN GÜZEL ŞARKILARI..İÇİMİN,BÜTÜN TRENLERİ KAÇMIŞ SON İSTASYONUNDA BİR RÜZGAR ESMEKTE..HAZAN YAPRAKLARI ARASINDA UÇUŞAN KAĞITLAR DOLUSU ŞİİRLERİM..ONLARI SANA VEREMEDİM..YOKTUN..BOŞLUKTAN YAPILMIŞ DUVARLARA DOĞRU YÜRÜMELERDİ YAŞAMAK..YOKTUN..HİÇ YOKTUN..HEP YOKTUN..OLMAYANDIN..OLMAYACAK OLANDIN..RÜZGAR ŞİİRLERİMİ GÖTÜRDÜ YOKOLUŞA..\n\nOlmayacak olanı, olanda yaratmaktı doğru çözüm.Bu bataklıkta yaşayanlar olarak,birbirimizi arındırmalıyız.Birlikte okaliptüs olmalıyız bataklığı kurutmak için.Umutsuzluk ne beter şey,sesine ses olmayan yerde.Anlaşılamamak ne berbat,sevgisizlik ne kötü.Akıl  Felci getirenlerin dünyasında,herkes kendisini sevecek olanı aramaya başlıyor,kendisini anlayacak olanı arıyor.Bizi KENDİmize tutsak kıldılar.Canımızda sancı varken,yalnızca kendimizin derdine düşmüşüz.Biri bizi anlasın,bunca zaman aşk,mutluluk diye yaşadığımız hayal kırıklıklarımızın açtığı hasarı onarsın birisi.İşte o birisi yok.O birisi de biz gibi ve o da aynı beklentilerin uçurumlarında darmadağın ola ola yaşıyor.O da sevecek birini,sağaltacak,arındıracak birini arıyor.Hadi birer kova su dökelim birbirimize.Olmayana şiirler yazmaktan bıktık.Olanı var edelim birbirimizin hamurunda.\n         İnsan değişmez olandan bıkıyor. Robot değişip gelişmez.Her gün aynı kalmayan göğün altında,her gün aynı kalan insandan bıkılmaz mı.Bize at gözlüğü takılmışsa onu çıkartmalıyız önce.Güdümsüz yaşayamayan insan, kafes kuşuna dönüyor; özgür bırakınca yaşayamıyor.Emekli olanlara diyorlar ki; ”Yahu nasıl vakit geçireceksin,eli boş yaşanır mı? ” Adam çöpçüydü oysa, 25 yıldır çöp toplardı.Emekli olduktan kısa zaman sonra da önce ruhsal olarak çöktü; hastalık hastası oldu,evinde geçimsizlikler yarattı; sonra da öldü. Akmayan sular kirleniyor.\n\n'Her gün bir yerden bir yere göçmek ne iyi. \nHer gün bir yere konmak ne güzel. \nBulanmadan, donmadan akmak ne hoş. \nDünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait. \nŞimdi yeni şeyler söylemek lazım.'\n\nMevlana bir gün sonraki insanın bir gün öncekine göre daha ileri bir yerde olması gerektiğinin altını çizmiyor mu bu dizelerde.Yeni şeyler söylemek, mevcut söylemleri sorgulamaktan geçer. Gelişmesi durmayandan bıkılır mı.Yunus ne diyor:\n\n“Her dem yenileniriz; \nbizden kim usanası? ”\n\nBirbirini arındırmaktır aşk. Başkalarını arındırandır aydın. Dünyayı ezilen,sömürülen kalabalıkların lehine aydınlatma mücadelesi veren aydın en büyük aşıktır.\n\nBirbirini yeniden var etme ve sağaltmadır aşk; emek ister. Akıl Felcine uğramış sömürge halkları,kendi değerlerini yitirdikleri,kendi acılarında bencilleştirildikleri için olmalı,Hasan Sabbah’ın müritlerinin tevekkülüyle uçurumlardan atlaya atlaya sahte cennetleri aramaya devam ediyorlar.Hasan Sabah,Alamut Kalesi denilen,yere 90 derece dik,yüzlerce metre yüksekliğindeki kayalıkların üzerine kurmuştu sahte cennetini ve cehennemini.Başına topladığı insanlara “Muhammet size cennetini göstermedi; ama ben gösteriyorum “ deyip,önce haşhaş karıştırılmış bir içki sunuyor ve uyutuyordu.Sonra da,uyutulan kişiyi,cennetine taşıttırıyordu.  Uyandırdığında, Hasan Sabah’ın dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilen cennet bahçesindeydi.Hurilik görevi yapan güzel kadınlar ona hizmet için yarışıyor,içkiler seller gibi akıtılıyor,çalgılar çalınıyordu. Bir süre sonra aynı yöntemle uyutulan kişi, ilk uyutulduğu yere bırakılıyordu.Yeniden uyandığında,dünyanın en gerçek rüyasını görmüş olan bu insan,sürekli o cennetteki yaşama kavuşmak için,Hasan Sabbah’ın ölümüne kulu oluyordu.Alamut Kalesi’nin bir atlının gireceği  kadar dar,aşağısı uçurum tek girişi  vardı.Orduların yenemediği Haşhaşilik adıyla bilinen bu mezhebin  kurucusu Hasan Sabah,zaman zaman müritlerine “uçurumdan atlamalarını “ buyuruyor,onlar da gözlerini kırpmadan atlıyorlardı,tadı damaklarında kalan cennette yaşamak için.İnsanlığa sahte mutluluklar,aşklar vadedenler,asıl mutluluğu,aşkı,diğer tüm insani yanlarımızla birlikte içimizden kopartıyorlar. İnsanların bildiği ve kendi toplumlarının tarihsel olarak geliştirip,gelenekselleştirdiği her tür değer’in değersizlik olduğunu topluma şırınga ediyorlar.”Senin ‘Güzel’  dediğin güzel değil,’güzel’ işte budur” diyorlar.”senin ‘iyi’,’doğru’ dediklerin  ‘yanlış’ ve ‘kötüdür’,ama bizimkisi daha ‘iyi ve doğrudur’,al onu kullan” diyorlar.”Senin dilin bilim dili,sanat dili,hukuk dili,eğitim dili olamayacak kadar işlevsizdir,yetersizdir; sen al bizim dilimiz daha güzel,onu kullan “ diyorlar.Bunları söyleyen emperyalistlerin yerli uşakları büyük bir coşkuyla  her noktada onların söylemini savunuyor.Lise düzeyi İngilizce ders saatinin,Türkçe Ders saatinden iki üç kat bazen dört kat fazla olması bir rastlantı mıdır? Üniversitede öğretim görevlilerinin Türkçe makalelerinin puanının 1, İngilizce yazarlarsa aynı makalenin puanının 15 olması bir rastlantı mıdır? Her alanda Türkçe yerine İngilizce konuşmanın teşvik edilmesi bir rastlantı mıdır? Kamu Görevlileri, örneğin öğretmenler derslerinde hiç İngilizce konuşmayacak olsalar bile, \n İngilizce seviye sınavına girip yeterli düzeyde İngilizce bildiklerini kanıtlarlarsa onlara fazladan dil tazminatı verilmesi bir rastlantı mıdır? Oysa Türkiye Cumhuriyeti okullarında ana dilde eğitim yapılmaktadır ve aslında o tazminatın, Türkçeyi iyi konuşanlara verilmesi gerekmez mi? Sokaklarda İngilizce kelimeler tabelalardan günlük dile kadar sürüler halinde dolaşırken Türk Dil Kurumu Başkanı’nın MORGIÇ’ a YAPSAT diye   Türkçe karşılık bulmak gibi basit işlerle uğraşması, abes değil midir? RTÜK’ün dil konusunda en büyük yozlaştırma aracı olan Tv’ lere bu konuda ses etmemesi bir rastlantı mıdır? Peki, şu haber bir rastlantı mıdır? \n\n“Hani bir söz vardır ' Tasımız yok su içmeğe '\n           Prof. Dr. Erbuğ Keskin, AB’nin Türk kimliğini \n           yabancılaştırma projesini kundağa taşıdı. \n           Bebekler İngilizce ninni dinleyecek. \n\n           Kültür emperyalizmi\n   Çukurova Üniversitesi’nde görevli Prof. Dr. Erbuğ’un geliştirdiği “Ninni ile Dil Eğitimi Projesi” ne AB, 320 bin euro verdi. Projeye göre Türk bebekler, uykuya yabancı dildeki ninnilerle dalacak. Rumlar destekliyor Prof. Erbuğ, Türk kimliğini erozyona uğratacak projeye Rumların ortak olduğunu da açıkladı. \n\nNot: (Bu haberin tümünü yazının sonunda ek olarak sunuyorum.)\n\nKültürler de  yerli işbirlikçiler, satılmış yazarlar, seçmece hainler olmadan emperyalizmin işgaline uğrayamıyor. Değerlerini yitirenlere yanlış değerleri yüklemek kolay oluyor çünkü.Beyin yıkama dedikleri bu olmalı. İllüzyonu gerçek gibi sunup insanlara hayal kırıklıkları yaşatıyorlar.\nAma insanların aşka ve mutluluğa; herkesin hakkı olan tüm insani şeylere olan açlığını yok edemiyorlar. Bu nedenle,sürekli yenilenen imajların,’karizma’ modellerinin,putların,cilalı değerlerin peşinde,mutsuz,düşe kalka,ağzı burnu kırıla kırıla,açlığını  susuzluğunu gidermek için aramaya devam ediyor beyni yıkanmış bireyler.\n\nHer düzen kendi kendine özgü katiller, deliler, kurbanlar ve cellâtlar büyütüyor. Her düzen kendi şeytanını,meleğini,yardakçısını,politikacısını ve sanatçısını büyütüyor. Ormanın  ve dağın ve suyun kendi bitkisini büyütmesi gibi büyütüyor. Çamurun ve pisliğin kendi bünyesine uygun canlılar yetiştirmesi gibi çoğaltıyor. Leş kurtçuklar üretiyor,kurtçuklar önce leşi,sonra birbirini yiyor.Fazla üretilince bir kısmı diğerlerine yediriliyor.Düzenin günümüzdeki sanatçı modeli muhalif maskesini takıp kendini pazarlıyor.Pazarlama ve tüketim bataklık sisteminin  ana ilkesi çünkü.Oysa yazdıkları,çizdikleri ya anlaşılamaz oluyor ya da var olan hayvanca sömürüye karşı tek söz etmiyorlar.Oğuz Atay’ın söz ettiği Tutunamayan tiplemesini oynayıp,yaşadıkları günübirlik,haftalık aşklardan çıkarttıkları sonuçları aşk diye sunuyorlar insanlara.Onların aşk dedikleri aşkın karşıtıdır,onların umut dedikleri ise karanlığın tellallığı.Bir kere söz cambazlıklarının arkasına sığınıp sözcük oyunlarını şiir diye yutturmaya kalkarak,tıpkı düzenin bireylerin ruhunda yaptığı yağma ve yozlaştırma hareketini,ülkelerin sanatına yaparlar. Tutunamayan azınlığın, daha doğrusu kendisinin aşkıdır anlattığı Egemen sınıfların “çağdaşlık”,”uygarlık adı altında  Emperyalist efendilerinden aldıkları değeri topluma kabul ettirmek için,sanat bir araçtır.Halkından yana gibi görünüp,halkını kirleten holding sanatçıları ise,olsa olsa halk düşmanı olur.\n\n.\n\n\n6-EN BÜYÜK SEFALET:İNSANIN SEFALETİ\n\nÖNCE KENDİ ÇEVREMİZDEKİLER SEYRİMİZE ÇIKTI BİZİM.\nHAYAT BİZİ DÜŞÜP DÜŞÜP TIRMANDIĞIMIZ,\nTIRNAKLARIMIZ SÖKÜLÜP DİZLERİMİZ YARALANARAK TIRMANDIĞIMIZ,\nCANIMIIZ DİŞİMİZE TAKARAK TIRMANDIĞIMIZ,\nAMA HER DEFASINDA YENİDEN TIRMANDIĞIMIZ UÇURUMLARIN EN DİBİNE ATTIKÇA,\nVERDİĞİMİZ BU MÜCADELEYİ İZLEDİ ÇEVREMİZDEKİLER. YOKSULLUKLARLA, SİYASİ SIKIŞTIRMALARLA, KÖTÜLERLE, İMKÂNSIZLIKLARLA, HASTALIKLARLA, YALNIZLIKLARLA YAPTIĞIMIZ SAVAŞTA DOSTLARIMIZ, SEVGİLİLERİMİZ BİZİ TAKDİRLE KARŞILAYARAK ALKIŞLARLA İZLEDİ. AMA BİRİ DE TUTMADI KOLUMUZDAN. HER DİBE DÜŞTÜĞÜMDE İZLEDİKLERİ LOCADAN KALKIP GİTTİLER, KÜSTÜLER YENİLGİLERİMDE, EN ZOR ANLARIMIZDA; TEKRAR TURMANMAYA BAŞLADIĞIMIZDA YENİDEN AŞKIŞLADILAR. İşte bu nedenle HER ŞEYİ BU KADAR BERBAT HALE GETİRENLERE DAHA ÇOK DÜŞMAN OLDUK. BU YÜZDEN AŞKLARIN DOSTLUKLARIN YENİDEN İNSANCA YAŞANMASI İÇİN MÜCADELE ETMEK YAZGIMIZ OLDU..\n\nBİZ O SONU GELMEZ DÜŞMELERİMİZDE, DİPLERDE YAZDIK ZİRVELERİN ŞİİRİNİ\nDÜŞERKEN YAKALADIK TÜRKÜLERİN UCUNDAN, SARILDIK ONLARA\nTIRNAKLARIMIZ KATALIKLARDA SÖKÜLÜNCE YARAMIZI PAYLAŞTIK,\nDOST VE YAR OLDUK BU YANGINLAR İÇİNDE…\n\nOysa kalabalıklardan çok azı varabiliyordu önlerine konulan hayallere. O yoksulluklar ki onurluydu. O tarihsel yoksullukların bahçesinde türküler, sevdalar yeşermiş orman olmuştu. O bir duvarı ortak evlerde yaşayanlar,acıyı katık etmeyi bilmişti ekmeğine.\n“Yoksulluk ayıp değil, bu bir gerçek, hem içkiye düşkünlüğün de bir erdem olmadığını bilirim ben, hem de daha iyi bilirim bunu. Ama sefalet, sayın bayım sefalet ayıp. Yoksullukta yaradılışımızdaki soylu duygularınızı koruyabilirsiniz ama, sefalette hiç kimse, hiçbir zaman koruyamaz bunu. Sefalete düşmüş bir kimseyi sopayla bile kovalamazlar, süpürgeyle süpürürler toplumun içinden. Bunu da sırf onu daha çok alçaltmak için yaparlar. Bunda haklılar da, çünkü sefalete düşerken ilk kez ben kendimi aşağılarım.” (Dostoyevski, Suç ve Ceza)   “\n\nİnsanın Sefaleti;   “ Hayvan terbiyecileri de tutunamayanlarla uzun süre uğraşmış ve bunları sirklerde çalıştırmak istemişlerdir. Fakat bu hayvanların, beceriksizlikleri\nnedeniyle hiçbir hüner öğrenemediklerini görünce vazgeçmişlerdir. Ayrıca\nbirkaç sirkte halkın karşısına çıkarılan tutunamayanlar, onları güldürmek\nyerine mahzun etmişlerdir. (Halk gişelere saldırarak parasını geri “\n“Onları bu durumda gören bazı yufka yürekli insanlar, tutunamayanları ev hayvanı olarak beslemeyi denemişlerdir”\n\nDeğerleri işgal edilip yok edilen kitleler yaşar insanın sefaletini. Türkülerini bırakıp başkalarının verdiği saçmalıkları söyleyen, dilini unutup tuhaf bir dil konuşan,sınıf atlamak için yakınlarını sömüren,bireysel özgürlük diye şirketsel evlilikler kuran,görünümünü kılığını  televizyonlardaki tiplerden alan benliğini kaybetmiş uluslardır.Para en büyük puttur ve sürekli ona tapılır.\n\nYalçın Küçük’ün söylediği şu manzara, İnsanın Sefaleti: “- Roma'da aşk yoktu, kıskançlık yoktu, sadakat hiç yoktu; cinsel oburluk vardı. Roma'nın milattan sonraki birinci yüzyılını, şimdi milenyumun ilk yüzyılı olarak İstanbul'da yaşıyoruz. Kadın ve özellikle genç kız olmanın 'ayartma' kapasitesiyle ölçüldüğünü görüyoruz. Genç diziciler, dizi yapmadıkları zamanlarda göbekli zenginlerin yataklarına girmek için birbiriyle yarışıyor. Bu imkân bolluğunda, 'azgın teke sendromu' ortaya çıkıyor.”(Sabah Gazetesinden röportaj)\n\nCemil Meriç diyor ki:” İntelijansiyayı teşkil eden insanlar, hareketin dışında boşlukta bırakılmışlardır. Böyle olunca da burjuvazinin yozlaşmış birer üyesi olmaları mukadderdir. Onlardan istenen aydınlatmaları değil,ayna olmalarıdır...” Bu nedenle mi Mehmet Akif:\n“Sizde erbabı tefekkürle avamın arası\npek açıktır; budur bence vücudun yarası” \ndiyerek,ezeli yaraya parmak basıyor. Halkından kopmuş aydın; tutunamayandır.\n\n         Oysa bizi birileri aydınlatmalıydı, sefalete düşmüş onurumuzu ayaklar altından almak için.Bunu yapmaya çalışanlar bizim içimizden çıktı ve bütün zamanlarda onları taşladık,yakaladık astık,zındanlara attık.Birileri düğmelerimize basınca,istediklerini çılgın bir iştahla yapıyorduk.Bize hedef göstermeleri yetiyordu.Hayvanlarda asla olmayan vahşetlerle,insanları yakabiliyorduk.Bizden sonra gelen kuşaklar bizi lanetleyip,katlettiklerimizin heykellerini dikse de,onlar da aynı davranışı göstererek kendi çağdaşları olan aydınları,şairleri boğmaya devam ediyordu.Yalçın Küçük’e göre ise; ” “Aydın, yalnız kimsedir. Yalnızlıktan korkan fakat yalnızlığa katlanabilen kimsedir. Aydın için yalnızlıktan kurtulmak amaç; yalnızlıktan kaçmak ise ölümdür. Yalnızlığa dayanmak aydının yaşam sınavı, daha uygun bir deyimle, Darwinist geçididir. Darwinist sınavdan başarıyla geçemeyen aydın, ölüme mahkûmdur. Ölü aydın mücadele edemez; toplumuna ve insanlığa hizmet veremez”.”(Yalçın Küçük, Bilim Ve Edebiyat)  \t Topluma ve insanlığa hizmet ve mücadele aydının tutunma yolu oluyor bu durumda. Egemen ideoloji tüm tanımları değiştiriyor. Değiştirmek zorunda. Değişen ve yozlaşan değerlerle birlikte tanımlar ve inançlar da değişiyor. Yalçın Küçük diyor ki:” “…aydınımızda eksik olan bilimdir ve bilimden daha çok ise, ‘kurgu’ eksikliği duyuyoruz; ikisi birden ‘kurgu-bilim’ oluyor, çok eksiktir ve bizim iklimimizde yoktur. Belki de doldurmaya çalışıyorum. Ütopyası ve kurgusu olmayan bir aydınımız var. Reddi ise hiç bilmedi; peki öyleyse nasıl aydın diyebiliriz, asıl sorun buradadır. Belki tarifler üzerinde daha çok çalışmak zorundayız. Tariflere karşı, postmodernist ve aynı anlama gelmek üzere, en cahil, ilaveten en hoyrat savaşların düzenlendiği bir zamanda, tariflerimizi bileği taşına vurmak ve yeniden-kurmak durumundayız. Aydın, herhalde, tariflerinde, tutucu olandır. Tarifi olmayana aydın değil ‘sürü’ diyoruz. Eskileri tartmak ve taşa vurmak bir yana, yeni tarifler peşinde koşuyoruz”   Yalçın Küçük, İsyan (1) ,)\n\n            Ama diğer yandan Yakup Kadri’nin Yaban Romanındaki saptamasıyla; “Her memleketin köylüsüyle okumuş yazmış zümresi arasında, aynı derin uçurum var mıdır, bilmiyorum. Fakat okumuş bir İstanbul çocuğu ile bir Anadolu köylüsü arasında fark bir Londralı İngiliz’le bir Pencaplı Hintli arasındaki farktan daha büyüktür.” Yalçın Küçük’e göre ise Aydının hastalığı evrensel üne kavuşmaktır. Yalçın Küçük,“Teorik geleneği olamayan aydın bukalemun özelliği gösterir.”diyor.Aynı kitabın bir başka yerinde, “Türkiye entelektüelinin en büyük tatmin objesi, ün’dür. ‘Ünlü’ olmak, bilemediğim bir yolla, her aydın adayına, ilkokul yıllarından itibaren içeriliyor, bu nedenle, enternasyonal toplantıları çok seviyor ve enternasyonal kimselerle buluşmaya çok yüksek bir değer biçiyor. Bu artık, Türkiye entelijansiyası için bir ‘toplumsal içgüdü’ durumundadır.”(Küçük, Yalçın; Bilim Ve Edebiyat.)\n\n Buradan çıkan sonuç, Bu ülkede kültürü, dili yağmalanırken, aydını da yağmalanmıştır; yok denecek kadar azdır artık, kırılmıştır. Aydın olanı kırıyor sistem; tutunamayana dokunmuyor. Düzen tam bir tutunamayanlar cenneti. Ancak can korkusu olursa içlerinde virüs saydığı aydını ve aydınlık düşünceyi yok etmek için, kitleleri toplu kırıyor.\n\nVe…\n\n         'Ne yazık o ulusa ki bir urba giyer kendi dokumaz, bir ekmek ver kendi hasat etmez Ve bir şarap içer ki kendi testisinden akmaz.'Ne yazık o ulusa ki zorbayı kahraman diye alkışlar ve gösterişi fatih cömertliği sayar.\nBir ulusa ne yazık ki rüyasında küçümsediği tutkuya uyanıkken boyun eğer.'Ne yazık o ulusa ki bir cenaze töreninde yürürken sesini yükseltmez, kendi yıkıntıları içindeyken bile öğünür ve ensesi kılıçla kütük arasında uzanmışken ayaklanmaktan geri duracaktır.'Devlet adamı bir tilki, düşünürü bir hokkabaz ve sanatı yamama ve taklit olan o ulusa ne yazıktır.\n        'Ne yazık o ulusa ki yeni yöneticisini borazanlarla karşılar ve yalnızca bir diğerini yine borazanlarla karşılamak için, yuhalarla uğurlar.\n        'Ne yazık o ulusa ki bilgeleri yıllardır dilsizdir Ve güçlüleri beşiktedir henüz.\n        'Ne yazık ki o ulusa parçalara bölünmüştür, her parçası kendini bir ulus sanır.'\n                                                                                                                Halil Cibran\n\n7- BİR AĞLAMAK VAR; KENDİNE ACIMAK\nBİR AĞLAMAK VAR; ARINMAK\n\nOLMAYAN BİR ŞEYİ ARAYANA DELİ DEMEZLER Mİ? AMA O TÜRKÜDE “ÖLÜRÜM VAZ GEÇMEM SEVDİĞİM SENDEN” DİYEN KİŞİ YÜREĞİNİ KOMAMIŞ MIYDI NÂMELERİN ARASINA “AŞAN BİLİR KARLI DAĞIN ARDINI “DİYEN DAĞ AŞMAMIŞ MIYDI? “BEN HERKESTE SENİ ARAYACAĞIM” DERKEN HERKESLEŞMEK İSTEMİYORDUM. KALABALIKLARDAN KOPTUM AMA DÖRT YANIM BATAKLIKTI. SEN DE BU BATAKLIKTAYDIN. “DOSTLUKLAR BİTTİ”,“AŞK YOK” DİYORLARDI.”SEVİ GEÇER YALAN OLUR /SONRA KÖR BİR YILAN OLUR.”  DİYORLARDI.    BATAKLIKTA TEK BAŞINA ÇIRPINDIKÇA BATILMAZ MIYDI? HER KOPUŞ KENDİNE BİRAZ DAHA VARMAKTI; HER KENDİNE VARMAK,TAŞININ ALTINDAN DIŞARIYA DALLAR SÜRMEKTİ AMA AĞIR ÖDENİYORDU BEDELİ. RİCHART BACH’IN MARTI JONATAN’I YALNIZLIKLA ÖDESE DE İSTEDİĞİNE ULAŞMAYI BAŞARAN MARJİNAL BİR AMERİKALIYDI; AMA BEHRENGİ’NİN KÜÇÜK KARA BALIK’I İRAN’DA EVRENİ TANIMAYI KAFAYA KOYDUĞU İÇİN BEHRENGİ’NİN KELLESİNİ KOPARTMIŞLARDI. OSMANLI ŞEYHİ’NİN MİSKİN HAR’ININ KUYRUĞUNU KULAĞINI KESİYORDU. PİR SULTAN’I, BEDREDDİN’İ ASTILAR. AMA KALABALIKLAR İÇİNDE KOPTUKÇA AĞLARDI YÜREK. KENDİNE ACIMANIN BİR İFADESİ AĞLAMAKTAN FARKLI OLARAK,İNSAN OLMANIN BİR BAŞKA HALİYDİ AĞLAMAK, ÖFKEYLE, HINÇLA. AĞLAMAK ARINMAKTI. \n\n8- “İNSAN KÖPEKLER GİBİ YALAMALI YÂRİNİN HER YARASINI”\n\nGERÇEĞİ ARAYAN İNSAN\nSENİ YENİDEN İNSANLIĞINA KAVUŞTURACAK OLAN DOSTLUKLARI, ARKADAŞLIKLARI, PAYLAŞMALARI, AŞKI ARAYAN İNSAN, ARADIKLARINI, BAŞKALARIYLA BÜTÜNLEŞTİKÇE BULACAKSIN. BAŞKALARIYLA BAĞLAR KURDUKÇA, BİR TAŞI BİRLİKTE YERİNDEN KALDIRIRKEN BULACAKSIN AŞKI, SENİNLE AYNI SAFTA YÜRÜYENDE. BİRBİRİNİN YARASINI YALAYAN KÖPEKLERİ GÖRDÜN MÜ? İNSAN KÖPEKLER GİBİ YALAMALI YÂRİNİN, DOSTUNUN YARASINI. AĞAÇLAR TAŞLARA TOPRAKLARA TUTUNARAK NASIL BÜYÜYOR. AĞAÇSIZ TOPRAĞIN DERİNLERİNDE SU DA YİTİYOR. ORMANLAR PINARLARI DA BARINDIRIYOR. BÜYÜK VE YILLARDIR ORADA DURAN TAŞLARIN ALTINDA DA BİR YAŞAM VAR. ORADAN ÇIKMAYA ÇALIŞAN, GÜNEŞSİZ, NEFESSİZ; AMA DİRİ. BÜYÜK TAŞLAR ÇOĞU ZAMAN ALTINDA HAŞERELERİN ÇOĞALACAĞI BİR DÜNYA YARATIYOR; AMA MUTLAKA IŞIĞI ARAYAN VE BULMAK İÇİN, TAŞI PARÇALAMAK DA DÂHİL HER YOLA BAŞVURAN BİTKİLERİ DE BARINDIRIYOR. KIRLARDA YÜRÜRKEN BAKIN, TAŞLARIN KIYISINDAN KABARAN OTLARA\n\n9- “FERHAD DEDİĞİNİN DAĞLARI BİTMEZ.”\n\nBU DAĞI AŞACAKSIN; AMA BURADA DA DİKENLER VAR AYAKLARINI KOLLAYAN. LAKİN GÜLLER DE OLACAK, İLK KEZ SENİN GÖRECEĞİN. BU DAĞI AŞACAKSIN, GECELERİ ÇAKALLAR ULUYACAK, TEMKİNLİ OLMALISIN. YATTIĞIN ÇALI DİBİNDE YILANLAR, AKREPLER DE OLACAK; FAKAT YUKARIDA YILDIZ BAHÇESİ GÖK, YAR YANAĞI GİBİ AY, BELKİ FIRTINALAR DA ÇIKAR YOLUNA, AMA SENİN İŞİN DAĞ AŞMAK. BAŞKA DAĞLAR DA OLACAK HAYATINDA BAŞKA GÜZELLİKLERİ VE ZORLUKLARIYLA. FERHAD DEDİĞİNİN DAĞLARI BİTMEZ.\n\n10-HEP BERABER\n\n“HEP BİR AGİZDAN TURKU SOYLEYİP\nHEP BERABER SULARDAN CEKMEK AGİ,\nDEMİRİ OYA GİBİ İSLEYİP HEP BERABER,\nHEP BERABER SUREBİLMEK TOPRAGİ,\nBALLİ İNCİRLERİ HEP BERABER YİYEBİLMEK,\nYARİN YANAGİNDAN GAYRİ HER SEYDE\nHER YERDE\nHEP BERABER! \nDİYEBİLMEK…”\n\n                                                               NAZIM HİKMET\n\n11- SAYIN SEYİRCİLER\nÖRÜMCEKLERİN KENDİ KEMENTLERİNİ KENDİLERİ ÜRETTİĞİ SÜRECE\nBU YAZI BİTMEZ\n\nKAYNAKLAR:\n\n1-Oğuz Atay, Tutunamayanlar, İletişim Yayınları 11. Baskı 1997\n2-Prof.Moissej Kagan,Güzellik Bilimi Olarak Estetik ve Sanat,Çev:Aziz Çalışlar,Altın Kitaplar,İst,1986, \n3-Ölümcül Kimlikler, Amin Maalouf, Yapı Kredi Yayınları,ist,2000\n4-Nâzım Hikmet Toplu Yapıtları (26 Kitap, Adam Yayınları, 1988-1992)\n5-Enver Gökçe, Bütün Şiirleri Dost Dost İlle Kavga / Panzerler Üstümüze Kalkar, Evrensel Basım Yayın, Ekim 2001\n6-Arthur Schopenhauer,Aşkın Metafiziği Schopenhauer'in Felsefesi, Çeviren: Selahattin Hilav, Sosyal Yayınlar,ist, 1997 \n7-Bugünün Diliyle Mevlana,A.Kadir, Say Yayınları,ist,2002\n8-'Yunus Emre', S. Eyuboglu, Cem Yayinevi,Istanbul, 1980\n9-Vladimir Bartol,Fedaîlerin Kalesi Alamut, Çeviren Atilla Dirim,,Yurt yay,ank, 1984'\n10- Dostoyevski,Suç ve Ceza,çev.Engin Altay,iletişim yay,ist,2006 \n11-Cemil Meriç,Mağaradakiler, İletişim yay,13.Baskı, İst.,2006\n12-Emin Erişirgil, İslamcı Bir Şairin Romanı Türkiye İş Bankası Yay. Ankara,1986\n13- Yalçın Küçük, Bilim Ve Edebiyat, İthaki Yayınları, İstanbul, 2004. 527\n14- Yalçın Küçük, İsyan (1) , İthaki Yayınları, İstanbul, 2005,\n15-Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yaban, 8. Baskı, İstanbul: Remzi, 1968\n16-Halil CİBRAN, Ermişin Bahçesi (The Garden of the P. ophet) , çev. R.Tanju SİRMEN,Anahtar Kitaplar Yayınevi, İst.1998\n17- Karl Marks, 1844 El Yazmaları, Çev: M. Belge, Birikim Yay, Haziran-1969\n18- Homeros,İlyada,Türkçesi:Azra ERHAT -A.KADİR,Sander Yay.,İstanbul 1975\n19- (http://www.sabah.com.tr/cp/rop105-20070401-102.html)\n20-(http://www.aktueldergi.org/modules.php? name=News&file=article&sid=243)\n\nEKLER:\nEK-1\nBURJUVA TOPLUMUNDA PARANIN GÜCÜ \n\nKarl Marks \n\nİnsanın duyguları, tutkuları, vb., yalnızca dar anlamda antropolojik tanımlamalar olarak kalmayıp da, aynı zamanda insan yaradılışının gerçekten varlıkbilimsel (ontolojik)   olumlamalarıysa ve yalnızca nesneyi duyularıyla algıladıkları için olumlanıyorlarsa, demek ki: \n\n(1)   Olumlama tarzları hiçbir zaman aynı ve eşit olamaz; tersine, olumlamanın farklı tarzı varoluşlarının, hayatlarının ayrı özelliğini meydana getirir; nesnenin onlar için varolduğu tarz, doyumlarının karakteristik tarzıdır. \n\n(2)   Duyusal olumlama, bağımsız şekliyle nesnenin (yeme, içme, bir nesne üzerine çalışma, vb.)   dolaysız olarak yok edilmesi olduğunda, bu, nesnenin olumlanmasıdır. \n\n(3)   İnsan ve duyguları, vb. insani olduğu sürece, nesnenin başkası tarafından olumlanması da aynı şekilde onun kendi doyumudur. \n\n(4)   Endüstri gelişinceye kadar, yani özel mülkiyet ortaya çıkıncaya kadar, insan tutkularının varlıkbilimsel özelliği ne insanlığını ne de bütünlüğünü gerçekleştirebilir; böylece insanın bilimi de insanın pratik etkinliğiyle kendini kurmasının ürünüdür. \n\n(5)   Yabancılaşmadan bağımsız olarak özel mülkiyet duygusu, gerek tad alınacak nesne, gerekse etkinliğin nesnesi olarak, insan için özsel nesnelerin varoluşudur. \n\nDolayısıyla para, her şeyi satın alabilme özelliğine, bütün nesneleri kendine mal edinme özelliğine sahip olduğu için, en yüksek mülklenme nesnesidir. Özelliğinin evrenselliği, varlığının her şeye kadir olmasıdır; dolayısıyla her şeyden güçlü bir varlık olarak görünür. Para, gereksemeyle nesne, insanın hayatıyla besini arasındaki aracıdır. Ama benim hayatımın bana sağladıklarını, başka insanların varoluşları da sağlar bana. Benim için öteki insandır. \n\n' Vay canına! Eller de, ayaklar da, gerçekten \nBaş da ayrıca, eril güçler de, hepsi senin. \nAma yeni yeni almaya başladığım zevkler, \nDaha mı az benim oluyor bu yüzden? \nDiyelim ki altı yörük at var ahırımda, \nBenim olmuyor mu güçleri bu atların? \nGidiyorum dörtnala, en eksiksizi insanların, \nSanki yirmi dört bacağım varmışçasına.' \n(Goethe: Faust-Mephistopheles. (1) \n\nShakespeare Atina'lı Timon'da şöyle yazıyor: \n\n'Altın! Sarı, pırıl pırıl, halis altın! Yok tanrılar... \nŞu kadarı yeter bunun çevirmeye karayı aka; eğriyi doğruya, \nKötüyü iyiye; soysuzu soyluya; kocamışı gence; yüreksizi yiğide. \n......İşte, bu \nRahiplerinizi, kölelerinizi çeker alır elinizden; \nKoca adamların yastıklarını alır başlarının altından; \nBu sarı köle \nBağlar, çözer dinleri; günahkarı kutsar; \nCüzzamlıya bile taptırır insanı; alır hırsızı, \nÜnvan verir, nişan verir, şan verir, \nOturtur senatörle yan yana: budur \nKocamış dulu yeniden gelin eden; \nHastanenin, çıbanlarını görse kusacağı kadını \nAllar pullar da bu, ilk yazına kavuşturur. \nÇekil karşımdan, kahrolası çamur, \nİnsanlığın orta malı orospu, sen, \nUlusları birbirine düşüren.'(2) \n\nVe daha ilerde: \n\n'Sen ey kral katili, ve ayıran \nPiçinden babayı! Sen kirlettin parlaklığınla \nHymen'in tertemiz yatağını! Sen Cesur Mars! \nSen her dem taze, sevimli, zarif zampara, \nYanağının pembeliğiyle eritirsin sen \nDiana'nın kucağındaki kutsal karıları! \nOlmayacakları birbirine yaklaştırıp \nÖpüştüren onları! Her dilde konuşup \nHer anlamda laf eden, sen göze görünür tanrı! \nSen, yürek yakan, düşün, \nKölen insan baş kaldırıyor; kullan gücünü, \nBirbirine ver onları, öyle ki hayvanlar \nYeryüzünde imparatorluk kursun.'(3) \n\nNe güzel anlatıyor Shakespeare paranın özünü. Bunu anlamak için, Goethe'den alınan bölümü çözümleyerek işe başlamalıyız. \n\nPara yoluyla elde edebileceğim şey, satın alabildiğim, yani paranın bana satın alabildiği şey, paranın sahibi olarak, ben kendimim. Gücüm, paranın gücü kadar büyük. Paranın nitelikleri para sahibi olarak benim niteliklerim ve potansiyelimdir. Ne olduğum ve ne yapabileceğim, bu durumda, benim bireyselliğim tarafından belirlenmiş olmuyor. Çirkinim ben, ama en güzel kadını satın alabilirim. Demek ki çirkin değilim, çünkü çirkinliğin etkisi, iticiliği, para karşısında yok oluyor. Ben-bireysel yaradılışıma göre-topalım: ama para bana yirmi dört bacak veriyor; öyleyse topal değilim. Ben kötü, namussuz, her türlü alçaklığı yapabilecek, kafasız bir adamım, ama saygı gösterilir paraya-dolayısıyla sahibine de. En iyi şey paradır, dolayısıyla sahibi de iyidir: para benim dürüstlükten uzaklaşma zahmetine girmemi önlüyor, onun için dürüst sayılıyorum. Kafasızın biriyim ben, ama madem para her şeyin gerçek ruhu, para sahibi hiç ruhsuz olabilir mi? Üstelik para sahibi en akıllı kişileri de satın alabilir; insan, akıllılardan daha güçlü olunca onlardan daha akıllı olması da gerekmez mi? Ben ki, para sayesinde, insan yüreğinin isteyebileceği her şeyi yapabilirim, bütün insan erdemlerine sahip değil miyim? Bu durumda para benim bütün yeteneksizliklerimi karşıtlarına dönüştürmüyor mu? \n\nBeni insan hayatına bağlayan, beni topluma, doğaya, insana bağlayan şey para olduğuna göre, bütün bağların bağı değil mi para? Böylelikle aynı zaman da ayrılmanın da evrensel aracı değil mi? Bir araya getirmenin gerçek aracı olduğu kadar, asıl ayrılma akımı da odur, toplumun galvano-kimyasal gücüdür. \n\nShakespeare paranın iki özelliğini öncelikle vurguluyor: \n\n(1)   Bütün insani ve doğal nitelikleri karşıtına çevirebilen göze görünür tanrı, nesnelerin evrensel dönüştürücüsü ve değiştiricisidir; 'olmayacakları birbirine yaklaştırır.' \n\n(2)   Evrensel orospu, insanların ve ulusların pezevengidir. \n\nBütün insani ve doğal nitelikleri dönüştürmek ve değiştirmek, olanaksızlıkları birleştirmek-paranın tanrısal gücü, insan türünün yabancılaşmış, yalıtılmış (tecrit edilmiş) , dışlaştırılmış özelliği oluşunda yatar. Para, insanlığın yabancılaşmış yeteneğidir. \n\nBir insan olarak yapamadığımı, yani, bütün bireysel yetilerimin başaramadığı şeyi, para sayesinde yapabilirim. Onun için para bu yetilerimin her birini aslında olmadığı bir şey yapar, yani onu karşıtına dönüştürür. \n\nAcıkmış, yemek istiyorsam ya da yürümeye gücüm yetmediği için arabaya binmek istiyorsam, para yemeği de sağlar bana arabayı da, yani, isteklerimi imgelem (muhayyile)   dünyasından dönüştürür, onları düşünülmüş, imgelenmiş, istenmiş varoluşlarından gerçek duyusal varoluşlarına çevirir, imgelemden hayata, imgelenen varlık durumundan gerçek varlık durumuna aktarır. Bunun gerçekleştirilmesinde para gerçek yaratıcı güçtür. \n\nParası olmayanlarda da vardır istek, ama onların isteği benim, bir üçüncü kişinin üzerinde hiçbir etkisi olmayan bir imgelem ürünüdür; bu isteğin varoluşu yoktur, bu yüzden gerçekdışı, hedefsizdir benim için. Paraya dayanan etkili istekle benim gereksemelerime, tutkularıma, dileklerime dayanan etkisiz istek arasındaki ayrım, varlık ile düşünme'nin, yalnız benim içimde varolan düşüncelerle, benim dışımda benim için varolan gerçek nesne biçimindeki düşüncelerin arasındaki ayrımdır. \n\nGeziye çıkacak param yoksa bir gereksemem de, yani, maddeleşmiş gerçek bir geziye çıkma gereksemem de yoktur. Bilimsel çalışmaya yatkın bir yeteneğim varsa, ama yeterli param yoksa, o zaman hiç çalışma yeteneğim, yani gerçek ve etkili bir yeteneğim yok demektir. Öte yandan, gerçekten hiç bilimsel çalışma yeteneğim yoksa, ama gerekli istek ve param varsa, demek ki etkili benim yeteneğim. İnsan olarak insandan ve insan toplumu olarak toplumdan doğmayan, evrensel bir dışsal araç ve yeti olarak para, imgelemi gerçekliğe, gerçekliği de boş bir imgelem ürününe çevirebilme gücüne sahiptir; aynı şekilde, gerçek kusurları ve fantezileri, yani yalnızca bireyin imgeleminde varolan gerçekten güçsüz yetileri, gerçek yeti ve yeteneklere dönüştürebildiği gibi, gerçek insani ve doğal yetileri de katıksızca soyut fikirlere, dolayısıyla kusurlara, acı veren fantezilere dönüştürebilir. \n\nBöylece, bu karakteristiğiyle, genel olarak bireysellikleri dönüştüren, onları kendi karşıtları yapan, kendi özellikleri yerine çelişik özelliklerle donatan şey paradır. \n\nBu dönüştürücü güç olarak, bireye karşı, toplumsal bağlara ve öz olma iddiasında bulunan başka bağlara karşı gösterir kendini. Sadakatı sadakatsızlığa, sevgiyi nefrete, nefreti sevgiye, iyiliği kötülüğe, kötülüğü iyiliğe, serfi lorda, lordu serfe, saçmayı akla, aklı saçmaya çevirir. \n\nEtkin ve varolan değer kavramı olarak para her şeyi değiştirdiğine ve dönüştürdüğüne göre, her şeyin evrensel değiştiricisi ve dönüştürücüsü, dolayısıyla dönüştürülmüş dünya, bütün insani ve doğal niteliklerin dönüştürücüsü ve değiştiricisidir. \n\nCesareti satın alabilen kişi, korkak da olsa, cesurdur. Para, para sahibinin görüş açısından, belirli bir nitelik, belirli bir şey, ya da insani yetilerle değil de bütün insani ve doğal nesneler dünyası ile takas edildiğine göre, bazı özelliklerin yerine, aralarında çelişik özellikler ve nesneler de bulunan, başka özellikler koyar; olanaksızlıkların birleşmesini temsil eder, çelişik ögeleri kucaklaşmaya zorlar. \n\nİnsanı insan olarak, dünyayla ilişkilerini de insani ilişkiler olarak kabul ederseniz, sevgiyi yalnız sevgiyle, güveni yalnız güvenle, vb., değiştirebilirsiniz. Sanatın tadına varmak istiyorsanız, sanat kültürü almış biri olmalısınız; başkalarını etkilemek istiyorsanız, başkalarını gerçekten canlandıran ve yüreklendiren biri olmalısınız. İnsanla -ve doğayla- ilişkilerinizin her biri, gerçek bireysel hayatınızın belirli bir şekilde kendini göstermesi olmalı, isteminizin nesnesine uymalıdır. Karşılığında sevgi uyandırmadan seviyorsanız, yani sevgi olarak sevginiz karşılığında sevgi yaratmıyorsa, seven bir kişi olarak dışavurumunuzla kendinizi sevilen bir kişi yapamıyorsanız, sevginiz güçsüzdür, bir talihsizliktir. \n\nNOTLAR \n(1)   Goethe, Faust, Bölüm 1.-Ed. \n(2)   Shakespeare, Atinalı Timon, Perde 4, Sahne 3. (Marks'ın alıntısı Schlegel-Tieck çevirisinden.)   -Ed. \n(3)   Aynı yerde. \n\n1844 El Yazmaları, Haziran-1969, Çev: M. Belge \n\n\nEK-2\n“Hani bir söz vardır ' Tasımız yok su içmeğe '\n           Prof. Dr. Erbuğ Keskin, AB’nin Türk kimliğini \n           yabancılaştırma projesini kundağa taşıdı. \n           Bebekler İngilizce ninni dinleyecek. \n\n           Kültür emperyalizmi\n   Çukurova Üniversitesi’nde görevli Prof. Dr. Erbuğ’un geliştirdiği “Ninni ile Dil Eğitimi Projesi” ne AB, 320 bin euro verdi. Projeye göre Türk bebekler, uykuya yabancı dildeki ninnilerle dalacak. Rumlar destekliyor Prof. Erbuğ, Türk kimliğini erozyona uğratacak projeye Rumların ortak olduğunu da açıkladı. \n\n         Sağduyulu uzmanlar, AB eliyle sürdürülen kültür emperyalizminin \nönlenmesini istedi. \n\n          Beyin yıkama beşiğe kadar indi...\n         AB parasıyla Türk çocuklarını kültürüne yabancılaştırma projesi geliştiren Prof. Dr. Keskin, bebeklere Türkçe yerine yabancı dilde İngiliz ninnisi dinletecek Çukurova Üniversitesi Dış İlişkiler Birimi Başkanı Prof. Dr. Erbuğ Keskin’in geliştirdiği “Ninni ile Dil Eğitimi Projesi” ne Avrupa Birliği  de para verdi. \n\n         Projeye göre bebekler uykuları gelince ninnileri CD’lerden başka bir dilde dinleyerek önce yabancı dil öğrenecekler. Amaçlarının yabancı dil kavramını beşikte geliştirmek olduğunu söyleyen Prof. Erbuğ’un projesine Kıbrıs Rum kesimi de ortak oldu. Sağduyulu uzmanlar AB desteği ile gerçekleştirilen kültür emperyalizminin engellenmesi gerektiğini söyledi.\n\n         AB destekledi...\n\n         Türkiye’nin altını oymaya çalışan, kültürümüzü, geleneklerimizi yozlaştırmaya çalışan her projeye bolca kaynak aktaran Avrupa Birliği, Çukurova Üniversitesince (ÇÜ) , hazırlanan “Ninni ile Dil Eğitimi Projesi” nden de desteğini esirgemedi! İhanet projesine birlik fonlarından 320 bin avro destek sağlandığı bildirildi. Yabancı dil eğitimine başlama konusunda çok sayıda bilim adamı önce ana dili, sonra yabancı dil eğitimini savunurken, ÇÜ’nün hazırladığı  projenin, çocukların yabancı kültürle  beyinlerinin yıkanmasını amaçladığına dikkat çekildi. \n         İhaneti savundu...\n\n         ÇÜ Dış İlişkiler Birimi Başkanı Prof. Dr. Erbuğ Keskin, yaptığı açıklamada, Türkiye’nin AB fonlarına diğer ülkeler gibi parasal katkı sağlamasına rağmen havuzda biriken fonlardan proje yetersizliği nedeniyle yeterince yararlanılmadığını, birim bünyesinde yapılan çalışmalarla bu sorunu aşmaya çalıştıklarını söyledi. Keskin, birimlerinin önderliği, ÇÜ Yabancı Diller Merkezi (YADİM)   koordinatörlüğünde gerçekleşecek projedeki amacın, yabancı dili öğretmekten ziyade bu kavramı beşikten itibaren geliştirmek olduğunu, bu nedenle çalışmanın olumlu sonuçlar vereceğine inandığını bildirdi.\n         Rum ortaklığında...\n\n        Proje koordinatörü YADİM öğretim elemanı Dr. Figen Yılmaz ise AB’nin, “Lingua” (dil öğrenimi ve öğretimi)   programı kapsamında hazırladıkları projedeki amaçlarının, ninniler sayesinde bebekler ve küçük çocukların yabancı dillerle tanıştırılması olduğunu söyledi. Yılmaz, AB komisyonuna sunulan 139 proje arasında ilk etapta “tam teklif” hakkını kazanan 30 proje arasında yer alan ve ardından “en iyi ilk 8” arasına giren çalışmaya, İngiltere, Danimarka, Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi, Çek Cumhuriyeti ve Romanya’nın ortak olduğunu ifade etti.\n        İngiliz ninnisi dinletilecek...\n\n        Proje kapsamında, çalışmalara ortak ülkelerin ninnilerinin derleneceğini ve veri tabanı oluşturulacağını ifade eden Yılmaz, “Bunun yanı sıra bir de web sayfası hazırlayacağız. Bu proje, çocuklarda yabancı dil kavramının erken başlamasını sağlayacağı gibi yetişkinleri de dil öğrenmeye teşvik edecek” dedi.” (http://www.aktueldergi.org/modules.php? name=News&file=article&sid=243)\n\nAdnan Durmaz\n20.04.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ferhat’ın Yaşam Sevgisi’nin Hikâyesi",
        "poet": "Münevver Düver",
        "poem": "\n\nFerhat’ın Yaşam Sevgisi’nin Hikâyesi  (Öyküsü) \n\nYıl 1973 bir güz dönemi. Yaprakların rengârenk şekil aldığı bir dönemdi. Sararan yapraklar duygu dolu ifadeler sergiliyordu. Öyle bir mevsimdi ki ileriki günlerde kışın gelişini haber veriyordu.  Güneydoğu’nun göl kenarında küçük bir köy vardı. Bu köydekiler genellikle akrabalardı. Erkekler hep askere gitmeden evlendiriliyordu ve Mehmet dayı da askere gitmeden evlenmişti. Dört çocuğu vardı. Karısı Halime Teyze yine hamileydi. İşler çok ağırdı köy hayatında. Yoksulluk bir yandan, derken Mehmet dayının askerlik günü geldi. Bir taraftan çocuklarını düşünüyor, içine oturan bir kaygısı da eşinin hamileliği. Dört çocuk nasıl bırakırdı. İş vatan borcu olunca göğsümü gere gere giderim, vatana canım feda diyerek kendini teselli ediyordu. Köydekiler askere gidecek gençlere her gün bir evde yemek veriyor dualar okuyorlardı.  Son gün köy meydanında, tüm köylüler toplandılar. Köyden askere giden beş genç vardı. Kurbanlar kestiler, sac kavurmaları, pilavlar yapılıp herkese sofra açıldı. Yenen yemeklerin ardından, yemek duası okundu ve askerlere halay eşliğinde eğlence yapıp moral verdiler.\nErtesi sabah erkenden köyden ilçeye giden askerler ayrı ayrı yerlere birliklerine teslim olmak için yola koyuldular. Mehmet dayı hem gidiyor hem de hamile olan eşini düşünüyordu. İçinde bir burukluk vardı. Çocuklarının ailesiyle birlikte olduğuna da seviniyordu. Beni aratmazlar diye içinde düşünerek gidiyordu. Yol kenarlarında gördüğü çocuklar hemen içini hoplatıyor, yavrularını gözünün önüne geliveriyordu.\nGeride kalan Halime teyze için için ağlıyordu. Gözyaşlarını evdeki kayın pederi ve kayın validesi görmesin diye evin bahçesinde oyalanıyor, çocuklarına bakıyordu. Zor geçen hamileliği onu epeyce yıpratmıştı. Üzüntülerini içine saklıyordu büyüklerinden utandığından. Mehmet dayı daha yirmi iki günlük askerken bir gece Halime teyzeyi doğum sancısı tutmuştu. Ne yapacağını şaşırdı. Evdeki büyüklerden de utanıyordu. Uzunca bir çabadan sonra görümcesi Ayşe’yi dürttü. İşaret ederek bebek geliyor dedi. Ev halkını uyandıran Ayşe, yakınlarda ebe anaya haber verdiler. Çabucak gelen ebe ana, “koşun hazırlık yapın bebek geliyor” diyordu. Bir müddet sonra bir ağlama sesi duyuldu. Gelen bebek ağlıyordu. Bir erkek çocuğu dünyaya gelmişti. Diğer dört çocukların üçü kız biri erkekti. Çocuk sayısı beşe çıkmıştı.\nHalime teyze doğum yaptığı günden beri bebeğin ağlaması hiç durmuyordu. Sürekli ağlayan bebek ailede herkesin huzurunu bozmuştu. Çünkü bir odalı evde oturuyorlardı. Günler geçiyor bebeğin ağlaması hiç durmuyordu. Doktora götürmeye karar almıştı aile fakat köyden kente gitmek çok zahmetli bir işti. Loğusa bir anne ne yapsın? Havalar soğumaya başlamıştı. Yol uzaktı ve tek seçim trenle gidilecekti. O vakitler kara tren vardı. Halime teyze kayın pederiyle yola koyuldu. Hem utanıyor hem de ağrılarından dolayı acı çekiyordu. Yol epeyce uzundu. Nihayet yol bitti, hastaneye vardılar. Bir müddet sıra beklerken bebek hiç durmadan ağlıyordu. Dışarıda sesi duyan doktor durmadan ağlayan çocuğu alın içeri demişti. Doktor muayeneden sonra bir takım tetikler istedi. Bu tahliller yapılıp sonuçlar alıncaya kadar akşamüstü olmuştu. Bir yandan geri eve dönememenin kaygısı diğer yandan bu yirmi günlük bebekten bu kadar işlemler. Ne oluyor diye Halime teyze kaygı edip duruyordu. Sonunda sıra onlara geldiği zaman doktor hiçte iç açıcı şeyler söylemedi. “Hanım çocuğunuzun doğuştan kalbi delik” derken Mahmut dede ve Halime teyze sanki tepelerinden sıcak su dökülür gibi oldular. “Peki, doktor bunun tedavisi nasıl olacak bizim ailede hiç kalp rahatsızlığı yok”...\nFerhat, üstüne titrenip bakılan bir çocukluk dönemi yaşıyordu. Askerde olan Mehmet dayı aldığı bir mektupta görmediği bebeğinin hasta doğmasına çok üzülmüştü. Yüzünü tanımadığı yavrusu hastaydı. Günler günleri kovalıyordu. Derken izine gelme zamanı gelmişti ailesine kavuşma hayaliyle günler gelip geçiyordu. Askerliği on dört ay olmuş izin kâğıdını almış ve Edirne’den güneydoğuya epeyce yol vardı. Saatler geçmek bilmiyordu. Derken yol azalmış hasta çocuğunun hayalini kuruyordu. Oysa Ferhat bebek hasta olmasına rağmen boyu diğer çocuklardan daha uzundu. Aile onun üstüne titriyordu. Mehmet dayı yolu bitirmişti. Köye gitmek için bir araç yoktu. Pazara gelen biri var mı diye bakındı. Sonunda bir traktör buldu. Havada çok soğuktu ama ailesine kavuşma isteği soğuğu fazla umursatmıyordu. Nihayet köye vardı. Ev halkının haberi yoktu. Evden sevinç çığlıkları yükseliyordu. Mehmet dayı gözleri hiç görmediği hasta bebeğini arıyordu. Kız kardeşi Ayşe’nin yanında elinden tutmuş yürüyerek biri belirdi. Bu Ferhat olmalı diye düşünen Mehmet dayı iyice yaklaşınca onu kucağına alarak koklamaya başladı. “Oy oy bu benim bebeğim mi”? Diyordu. İçi özlemle onu kucaklarken bir yandan da içi sızlıyordu.  Ailesiyle olmaktan mutu olan Mehmet dayı bir yandan da içi buruktu. Çocuğunun hastalığı içinden çıkmıyordu derken sayılı gün doldu geri dönmek günü gelmişti. Köydeki gölün kenarına varan Mehmet dayı eline aldığı küçük taşları göle atıyor suya düşen taşların çıkardığı halkalara dalarak hayal kuruyordu. Döndüğü zaman buraya bir ev yapmalıyım diye hayaller kuruyordu.  Ferhat’ın okula gitme yaşı gelmişti. Sekiz yaşındaydı okula ilk başladığı gün onun tanıyan çocuklar yanına gelerek senin kalbin delikmiş diyerek daha ilk günden Ferhat’ı üzmeye başlamışlardı. Bir taraftan da üst sınıfta olan ağabeyi onu koruyordu. Ferhat yaşıtlarından çok daha iri yapılıydı. Çokta akıllı bir çocuktu. Yıllar yılları kovaladı. Ferhat liseyi bitirdi. Ailede çocuk sayısı on üçe yükselmişti. Dokuz kız dört erkek. Halime teyzeye de bir kuma getiren Mehmet dayı ondan çocuğu yoktu. İkinci eş olan Sultan teyze, diğer çocuklara çok iyi bakmıştı. Bir ev köyde diğer ev ise ilçedeydi. Sultan teyze ilçede oturuyordu. İlkokulu bitiren okumak için ilçeye geldiğinden Sultan teyzenin yanında çocuk sayısı daha fazlaydı. Onlara kendi çocuğu olmadığı için öz evlatları gibi bakıyordu. Ferhat’a ayrı bir düşkünlüğü vardı. Ferhat arada kendi annesine ben diğer annemi senden çok seviyorum diyordu. Çünkü Sultan teyze onu çok seviyordu ve onun hastalığından dolayı farklı değer veriyordu. \n      \tFerhat 25 yaşına gelmişti. Askere gidememişti. Bir taraftan da ben evlenmem diyordu. Gelecekte yaşamımda neler olurdu geriye gözü yaşlı çocuklar bırakmak istemiyorum diyordu. Aile onu evlendirmek istiyordu o taraftar değildi ama çok zorluyorlardı. Nihayet onu görücü usulüyle evlendirdiler ama o evlendiği eşiyle sanki yabancı gibiydi. Çünkü Ferhat gezmeyi tozmayı çok güzel giyinmeyi seven uzun boylu yakışıklı bir delikanlıydı. Aile sorumluluğu ona göre değildi. Nihayet daha kırk yaşında altı çocuk sahibi olmuştu. Çocuklarından beş kız üst üste olması ve eşinin erkek çocuk hevesi altı çocuk sahibi olmasını sağlamıştı. Ferhat hep hayatında boşluk hissediyordu. Mutu bir yuvası yoktu. Onun için yurdun her yerini karış karış geziyordu. Kendini öyle mutlu etmeye çalışıyordu. Maddi durumu da iyiydi evdekilerin de eksikleri yoktu. Onlara iyi bakıyordu ama ailede sevgi yoktu. \nFerhat yıllar önce sanal ortamda birini tanımıştı o zaman iki çocuğu vardı. İşte evleneceğim kadın böyle olmalıydı diyordu. Onu yakından takip ediyordu, hiç sesini duymadan hayatında ona çok yer açmıştı. Her gün onu düşünüyor, onun hayaliyle mutlu oluyordu. Onunla yazışıyor ama Mehtap hanım’ın aklına gelmiyordu, onun içten içe âşık oluşu. Diğer arkadaşları gibi görüyordu. Yıllar geçti birkaç kez bir toplantıda görüştüler daha sonraki yıllarda Mehtap hanımı her gün arar olmuştu. Aramadığı gün kendinde boşluk hisseden Ferhat bir gün onu özel ziyaret edeceğini söylüyordu. Mehtap hanımda Ferhat’tan yaşça büyüktü. Hayat dolu bir hanımdı. Oda hiç mutlu olmamıştı. Her şeye sahip olan Mehtap Hanım, aşkın tadını bilmiyordu. O da içinde boşluk olan ama kimseye taviz vermeyen değerli bir insandı. \n    \tGünler geçti Ferhat ile Mehtap görüşmeye karar verdiler ama Mehtap’ın aklında hiçbir şey yoktu. Çünkü Ferhat evli bir adamdı. Görüşme gününü iple çeken Ferhat, nihayet Mehtap Hanımla bir araya geldiler. Epeyce bir sohbetten sonra Ferhat ona olan yıllarca içinde yaşattığı aşkını anlattı. Bu arada şaraplarını yudumlarken, Mehtap yıllardır kaybettiği birini bulmuş gibiydi. Bana neler oluyor diyordu. Kendi kendine şaşırmıştı. Sonunda olanlar oldu elini tutan Ferhat mutluluktan uçuyor gibiydi. Sonunda başardım ona sevgimi açıklayabildim diye içinde sevinçten uçuyordu. Mehtap şaşkındı, düş gördüğünü düşünüyordu. Birde baktılar ki sanki yıllardır birbirlerinin gibiydiler. Her ay kalp için kontrole giden Ferhat, son gittiğinde doktorunu şaşıştan bir durumla karşılaştı. Doktoru olamaz dedi. Bu nasıl olur? Ferhat senin kalbin benimkinden daha iyi diyordu. Bir yanlışlık mı var diye düşündü, yeniden tüm tetikler yapıldı, bir tıp mucizesi diyen doktor diğer doktorlara da durumu anlattı. Toplanan heyet doğuştan kalbi delik olan birinin nasıl olur da tüm tahlil ve analizlerin sonucunda sağlam çıkabilir diyorlardı. Ferhat’ı içeri aldılar. Sekiz doktor bir bir Ferhat’ı tetkik ettiler.  Başladılar sorgulamaya. \n-\tSana çok güzel bir haberimiz var ama bizde şaşırdık, kalbinde hiç delik yok, yok olmuş nedenini biliyor musun? \n-\tBilemiyorum ama benim delik olan kalbime bir ilaç buldum diyordu sakince Ferhat. \n-\tNedir o? diye soran doktora \n-\tKalbimin deliğini kapatacak sevgiyi buldum, aşkı buldum \n-\tDoktorlar yüksek sele güldüler “bizle alay mı ediyorsun sen” dediler \n-\tHayır, hayır ben doğruyu söylüyorum Mehtap hayatıma girdi benim ilacım oldu diyordu. \n-\tBu hikâyedeki isimler değiştirilmiştir. Gerçekten alınmıştır.\n\nMünevver Düver\n28.03. 2013- Adana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ferhat Yıldız Bey Abimiz",
        "poet": "Ender Akyüz",
        "poem": "\n\nYıldızların en çok parlayanısın\nTrafiğin kalbi siyasetin canısın\nİyiliğini,herkes bilsin  tanısın\nBaş komserdir F YILDIZ  ABİMİZ\n\nİstanbul un  trafiği ondan sorulur\nYanlış yapan olursa elbet vurulur\nO yüzden sevgi ve saygıyla dur\nSaygı değerdir Ferhat yıldız abimiz\n\nGörünce onu hal sor selam ver\nKorkma o bütün herkesi sever\nBence o bütün güzelliklere değer\nGönlü hoştur F.YILDIZ ABİMİZ \n\nPartinin il meclis üyesidir\nBu ülke hepimizin ülkesidir\nArsaparkın tükenmeyen sesidir\nSiyasetçidir F.YILDIZ ABİMİZ\n\nYanında her zaman oğlu yiğithan\nBoş durmaz çalışır günlerce her an\nSaçı beyazlamış geçiyor zaman\nTorun sahibidir F.YILDIZ  ABİMİZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ferhat Tüle Türkmendağında şehit düştü",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nCan gardaşımız Esenyurt'un yiğit Bozkurdu,\nFerhat Tüle Türkmendağında şehit düştü.\nTuran ellerinde korumak için yurdu,\nFerhat Tüle Türkmendağında şehit düştü.\n\nYaptığı her işte Hak rızası gütmüştü,\nO Allah rızası için cihat etmişti.\nKızıl Ruslar ile savaşmaya gitmişti,\nFerhat Tüle Türkmendağında şehit düştü.\n\nDüşmanın Türk'e ettiğini görüyordu,\nTürkmenin halini gördükçe eriyordu.\nCephede Allah Allah diye yürüyordu,\nFerhat Tüle Türkmendağında şehit düştü.\n\nTürkiyeden gidip Suriyeyi gezmişti,\nCephede düşmanın oyununu bozmuştu.\nSilah ile savaşta destanlar yazmıştı,\nFerhat Tüle Türkmendağında şehit düştü.\n\nYusuf onun adına destanlar söylesin,\nTürkmenler yetim kaldı Ferhatsız neylesin? \nYüce Rabbim gani gani rahmet eylesin,\nFerhat Tüle Türkmendağında şehit düştü.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feride",
        "poet": "Tacettin Karagöz",
        "poem": "\n\nYİRMİBİRİNCİ YÜZYILIN MOMINDISİ\n\n      Kefeninin yüzü daha yeni yırtılmıştı Gever dağlarının,  bu coğrafya ilk yağmurlardan sonra hiç böyle gülümsememişti ve hiç bu kadar diri ve ihtişamlı değildi. Tabiat yeniden canlanmış uzun bir uykudan sonra doğa ile beraber umutlar ve yarım kalan sevdalar, daha yeni tomurcuklarını açmış, çiçekler ilk defa bu denli doyasıya su içiyorlardı. Her yer taptaze, canlı ve diri kısacası her şey insanı umuda sevdaya ve yaşama biraz daha bağlıyordu.\n       Bu güzellik ve canlılık içinde bırak ölmeyi, ölümü düşünmek bile istemez insan. Gever; ters lalenin anavatanı. Her canlı tüm yaşamı boyu başı dik yaşamak ister. Ancak ters lale törelere yobazlığa kendisinden başka kimsenin değer ve sevdalarına kıymet ve itibar etmeyen bin yılların kokuşmuşluğuna ilk isyandır. Zifiri törelere geriliğe eskiye ilk karşı duruştur. Momındı ve sevdasına sadıktır ve sıkıca bağlıdır. Ters lale Momındı ye yapılan haksızlığı dünyaya ve yaşama yüzünü çevirerek adeta küsmüş ve insanlığa kırılmışlığını böyle yansıtır. Onun duruşu Momındının cellâtlarına verilmiş en büyük cezadır. Törelerin aşiretlerin yobaz hukuklarına son kurban olsun diyedir. Yıllardır insanlığın, gökyüzünün ve tabiatın yüzüne bakmayışı. Oysaki ne ilkti Momındı ne son oldu, sadece isimleri değişti yazgısı değişmeyen töre kurbanı Kürt kadının.\n      Yaşamının en verimli çağıydı aylardan mayıs, umutların dirildiği yarım kalmış şarkıların, tamamlanmamış sevdaların alanı düğünler. Altı aylık kışa katlanmanın, sabır taşı olmanın tek gerekçesidir düğünler. Kokuşmuş köy düzenin ve kendisinin varlık nedeni olan törelere başkaldırının tek sistemsiz örgütlü alanlarıdır düğünler. Bin yıllardır nice kutsal aşklara sevdalara ve dostluklara mekân olmuş düğünler. Yine böyle bir geleneği yaşamaya ve yaşatmaya çalışıyordu. Ancak bu gün diğer günlerden farklıydı. Köydeki düğün, istenmeyen davetsiz bir misafiri ağırlıyordu. Tüm karalık ve çirkinliklerini beyaz sakalı ve renk uyumu içerisinde olan abasının altında ustaca saklayan, imamlık kurumuna ve misyonuna yakışmayan bir pratiğin sahibi bir imamdı bu misafir. Teknoloji çağında orta çağı yaşatmaya çalışan ve bu yaşamı din, Allah, şeriat korkusuyla topluma dayatan bir kişilik, hiçmi hiç sevdiremedi kendisini ne bu köyün genç erkeklerine nede genç kızlarına. Oysaki düğünlerin doğası gereği halaylar tutulmalı şarkılar özgürce söylenmeliydi. Olmadı olamazdı çünkü en ufak bir özgürlük yaşanılırsa imam ve duygudaşlarının biten saygınlıklarıydı. Bu da onlar gibi düşünenler için yağmurun bir daha yağmaması bereketin kalmamasıydı. O kirli elleri kutsal ağızları susturmalıydı. İhtiram ve saygı görmeliydiler, bununda tek yolu Feride ve Feride gibilerinin erkeklere görünmeden köşe ve kuytularda sınırlı eğlenmeleri ve sevinmeleri ile olanaklıydı. \n        Feride karşı duracak ve onları köyden çıkaracak kadar güçlü olmadığını biliyordu. Bir dağlara baktı, birde duyguları gibi hırçın akan Xorekan çayına, töreler yeni bir kurban istiyordu. Özgürlük ve Kürt kadının yaşam hakkı için. Uzunca düşündü bari benden sonraki hemcinslerim daha özgür yaşasın dedi, bedeli can olsa bile başka çarem yok dedi kendi kendisine. Bırakıverdi kendisini Feride Xorekan deresine, Xorekan çayı onun sevda kanlısından daha merhametliydi. Kıyamadı almadı canını, oysaki yardım etmek isterdi Feride ye Xorekan çayı, ama daha temizleyeceği çok kirlilikler vardı, bekleyemezdi Feride yi, alacağı uzunca bir yol, bu vahşeti ve zulmü duyuracağı epey kent, köy, mezra ve canlılar vardı. Onun için akıp gitmeliydi. Feride burada başaramamıştı ölümü. Tekrar köyüne döndü bütün sırlarına sevdalarına ve acılarına ortak olmuş evinin odasının tavanına asmakla denedi ölümü ve başardı.\n       Götürülmediği düğünün geçtiği yoldan, daha kalabalık bir konvoyla getirildi cenazesi, onu anlamayan onun özgürce köyde yaşamasından korkan İmam ve mürüdleri orda da boş durmadı. Yaşamına müdahale ettikleri Feridenin ölüsünü boş bırakamazlardı. Feridenin Ölüleri örgütlemesinden korktukları için mezarını mezarlığın dışına kazdırdılar. Ve oraya gömdüler. Utanacak yüzü kalmayan ar damarı patlamış ölümüne sebep olmuş imama okuttular son yolculuk fetvası olan telkinini. Artık Xorekan çayı berrak akmıyordu. Çiçekler yastaydı, ters lale (guldexwun)  bir kez daha akıtıyordu gözyaşlarını ve bükmüştü boynunu. Gece her zamankinden daha karanlıktı. Gökyüzünde yıldızlar sökülmüştü “ İŞTAR ” kaygılıydı anneler ise suskun, yalnız iki annenin dışında,  biri özgürlük sevdalısı ve bunun için canını vermekten çekinmeyen Feridenin onurlu annesi, diğeri ise anneliğinden utanan, varlık gerekçesine bile saygı duymayan bir oğul dünyaya getiren imamın annesi…\n      Güle güle teknoloji çağının son momındisi… Güle güle FERİDE…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feridun Fikri",
        "poet": "Gökhan Demirsoy",
        "poem": "\n\nAğlatan keder değil kalbimi\nBir damla kadar küçük yüreğimi.\nAynı yerdeyim besbelli,\nBin dokuz yüz seksen ikiden beri.\n\nDüşünürken sensiz günleri\nÜzen cümleler belli kalbimi\nNerde biri kullansa ismini\nGelir aklıma esmer birisi.\n\nDüşünsem esen poyrazda seni,\nDaha da özlerim Mersin'i.\nNedense daha çok aşılar sevgi\nGeçen yılların tarifsiz özlemi.\n\nAğlatan keder değil kalbimi,\nBir damla kadar küçük yüreğimi\nHakan ve Gürkan’dır teselli\nVarsa yoksa Feridun Fikri.\n\nAralık 2006 - İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ferman",
        "poet": "Ümit Zeki Soyuduru",
        "poem": "\n\nBir anda rüya oldu; masal oldu geçmişim,\nBen seni kafesimde saklıyorken ey bülbül! \nVız gelir nazın bana ben kendimden geçmişim,\nDermanım sen değilsin ister dil ol ister gül.\n\nGül niye ağlıyor ki? Çileyi çeken bülbül,\nGözümde yoksun artık ister ağla, ister gül.\n\nBilmem ki ne ararsın başka saraylarda sen? \nGönlümdeki saraylar sana açık dururken.\nNe yapalım sen geldin ben dünyadan giderken,\nBen ölünce kabrime koyarmısın beyaz gül.\n\nNiye ağlıyor ki gül? Çileyi çeken bülbül,\nGözümde yoksun artık ister ağla, ister gül.\n\nKonuşmaz artık sustu bana da lâl oldu dil,\nFermanınla tutuklu şimdi hal’ oldu gönül,\nSevgi dedikleri şey sevgiliye tahammül,\nSabır kalmadı bende ne olursun bunu bil.\n\nNiye ağlıyor ki gül? Çileyi çeken bülbül,\nGözümde yoksun artık ister ağla, ister gül.\n\nÜmit’im umutların umudu olamadın,\nO yarin bahçesinde gül olup solamadın,\nVefalı bir dost bulup gönlüne dolamadın,\nYar deyip yandıkların ahdine sadık değil.\n\nGül niye ağlıyor ki? Çileyi çeken bülbül,\nGözümde yoksun artık ister ağla, ister gül.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ferman",
        "poet": "Veysel Kızlarkayası",
        "poem": "\n\nAkrep kendi çarkında \nzaman yaşadığın an \nsen boş ver yelkovanı\nzaman işte bu zaman\neyvah sevgilim aman böyle giderse eğer \nsonumuz senle duman\nsöyle de padişah bize çıkarsın ferman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ferigamın",
        "poet": "Hikmet Feridun Demir",
        "poem": "\n\nFerigamın sar sıvıge ye\nAz kurbana ve Ferige\nDa vara Feriganın  da vara\nDılem sava ta naçara\nAz kurbana ta Ferige\n\nLa sari sivige la sari sivige\naz kurbana ve ferige\n\nDa vara Feriganın da vara\nŞave dırejın na ravırına\nFerigamın sar dılımıne\nAz kurbana va ferige\n\nLa sari sivige la sari sivige\naz kurbana ve ferige\n\nSöyleyen ve Yorumlayan: Şıllo 1957-1959\n\nDerleyen: Hikmet Feridun Demir\nYöre: Malatya/Akçadağ\n\nFerig = Bir yaşındaki tavuk yavrusu\nköyün kadınları bize türkü söyle derler şıllo bakar damın üzerinde alımlı bir köy kadını duruyor ondan aldıgı ılhamla kürtçe başlar benim ferigim sivigin üzerinde ben o ferige kurban olam. Gel ferigim gel gönlüm senin için naçar kalmış. Gel ferigim gel. Geceler uzun sensiz geçmiyor. ferigim gögsüme uzanmış. Ben kurbanım bu ferige.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ferişteler Alemi",
        "poet": "Tacettin Fidan",
        "poem": "\n\nSağım toplar sevabı\nSolum sayar günahı\nHakem buna ne hacet\nHaktır işin ilacı\n\nBiri der istirahat\nÖteki der kabahat\nBunlardır meleklerim\nMarifettir seyahat\n\nBiri sever her şeyi\nÖteki hep ecnebi\nGünden uzak kal Nefret! \nİflas etme sevgiyi\n\nKuluçkaya yatana\nAzgın horoz varırsa\nTerk eder yuvasını\nYumurtlar sokaklara\n\nGünaha aşk diyenler\nNefse nefret dikenler\nOrda varsa sahtekar\nSahtedir faziletler\n\nŞu insan çok hatalı\nHaram hile tadalı\nBeddualı eksiğe\nIslah olmaz tamahı\n\nBen zavallı bir kulum\nYoktur hariçte yurdum\nKatmak dahile ahenk\nYasam, gayem ve arzum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ferman Dinlemiyor",
        "poet": "Mehmet Soysal",
        "poem": "\n\nBiliyormusun.? Beş para etmezsin aslında\nAma gönlümün itliği işte Ferman Dinlemiyor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ferman (Her Gece)",
        "poet": "Hüseyin Demir",
        "poem": "\n\nKapı baca aradılar\nDağı taşı taradılar\nYollarını kapadılar\nAy ışığında her gece\n\nAy ışığı seyre durmuş\nS....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ferman Ver Aşk",
        "poet": "Ahmet Aksoy",
        "poem": "\n\nferman ver aşk\n....çalmasın bir daha \n.............ayrılık çanları\nbas turanı yüreklere\nbir kere birleşen\n......kopmasın bir daha\ngariple olmasın\n...sıkışmış ömür hücrelerinde\nferman ver aşk\n....çalmasın bir daha \n.............ayrılık çanları\nsolmasın bir kez açan çiçekler\nartsın fakat eksilmesin sevgililer\nkavuşmaya dair \n.........seraplar yok olsun\n................ayrılık olmadığından\ngönüller bir, sevgiler bin olsun\nferman ver tüm zangoçlara\n.....çalmasın bir daha \n..................ayrılık çanları\n.....ey koca kardenal.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ferman padişahındır",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\neğitim cahilleşti\nsağlık kanıyor\nsiyasiler din öğretiyor\ndin adamları siyaset\nenerji dersen karanlıkta\nçocuklar \naçlık ve soğuktan ölüyor\ngüvenlik Allaha emanet\nşiddet kol geziyor\nyargı infaz edildi\nferman padişahın\nülke bizimdir\n\nNisan  2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryad",
        "poet": "Vasfi Okur",
        "poem": "\n\nFERYAD\n                                                                                                                     25.04.2007\n\n\tŞu sıralarda komşu ülkemizde birçok insanlık dışı dramlar yaşanmakta, eski yöneticilerin yerini başka yöneticiler işgal etmekte, o yöneticilerden bir kısmı ise çok kısa zaman önce Türkiye cumhuriyetinin vermiş olduğu diplomatik pasaportla seyahat edebiliyorlardı. Hatta o zamanlar dostlarımız, kardeşlerimiz, dindaşlarımız… Abi dediler mi bir daha demiyorlardı.                                                                                                                            Şimdiler de abisine kafa tutar oldular. \n\tNeydi bu değişikliğin sebebi.\n\tHerhalde eski ağabeylerinden daha büyük, daha kuvvetli bir abi bulmuş olsalar gerek.\n\tİnsanoğlu ne kadar unutkandır.\n\tYıl 1990.\n\tMuş’ta vatani görevimi yapmaktayım. Saddam’ın zulmünden kaçan dostlarımız! ! ! Sınırlarımıza dayanmış aman diliyorlar. Kadınlar ve kızlar ön saflarda. Türk yetkililerden gelecek geçiş iznini sabırsızlıkla bekliyorlar. Ağlama, feryat hat safhada. Beklenen emir çok kısa sürede geliyor. Nede olsa dostlarımız. Zor günleri, hayat memat meselesi! ! ! \n\tSonra nemi oldu diyorsunuz.\n\tHiç merak etmeyin. Anlatacağım.\n\tBüyük devletimiz onları şefkatli kollarına aldı ve öyle bir sardı ki, kendi memleketleri bile onları öyle sarmamıştı. Bu büyük devlet onlara birçok vilayette konutlar yaptırdı, bütün ihtiyaçlarına kadar tedarik etti. \n\tBu konutlardan bir bölümü de Muş’taydı.\n\tMuş etrafı dağlarla çevrili, bu dağların ortasında meşhur Muş Ovası, bu ovaya da hayat veren Murat nehri, yeşil ve düz araziyi ikiye bölmektedir. Bu verimli ve düz arazinin ortasına yaklaşık bin kişilik konut yapıp meşhur dostlarımızı yerleştiren devletimiz. Onların her ihtiyaçlarını da karşılıyordu. Bizde abi konumundayız ya. Artık meşhur! Dostlarımızın rahatı için elimizden geleni yapıyoruz. Gün geldi ki herhalde bu rahat fazla gelmiş olacak ki Meşhur! Dostlarımız ağabeylerine baş kaldırdılar.\n\tBir Pazar günü alarm verildi. Bizler zaten hazırız. Olay yerine intikal ettik. Yine kadınlar ve kızlar ön saflarda. Kısa süreli bir çatışma. Olay sükûnet budu, asileri evlerine kadar götürüp gözetim altına aldık. Bir hafta on gün başlarında kaldık. Olay iyice sakinleştikten sonra durum aydınlandı. Asilerin başkaldırmalarının sebebi şu idi; \nT.C.Hükümeti neden çocuklarına süt vermedi. Öyle ya ağabeylik, ağalık yapacaksan tam yap! ! ! Olur mu öyle yarım yamalak ağabeylik, ağalık! ! ! \n\tNihayetinde devlet baba onların çocuklarının sütlerin de temin etti. \n           ………………………………………\n           ………………………………………\n\tHer feryat edene bu büyük devlet meme verdi. Kol kanat gerdi. Hiçbir şey yapmadığına dal oldu, yaprak oldu. Onları gölgesinde gölgelendirdi.\n\tGel gör ki hiçte ektiğini biçemedi.\n\tDaha dün Ermenistan’a aç kaldılar diye on bin ton buğday yardımı yaptı. Bugün Ermenilerin yaptığına bakın! ! ! Yüzyıllardır da aynısını yapıyordu. Sonuçta ne oldu? Hep ihanet. Her zaman kin ve garaz gördü.\n\tBu gün ağabeylerine baş kaldıran sözde kardeşlerimiz, hiç düşünmezler ki “su giderde kum kalır.” Bu gün onlara ağabeyliğe soyunanlar, yarın terk ederler. Yine kalırız baş başa.\n\tHerhalde biz millet olarak çok merhametliyiz. Millet olarak çok bonkörüz. Bu merhametimizden de maraz doğuyor.\n\tAma bu millet, bu Devlet insan olmanın gereğini yapıyor. Bütün Dünyaya insanlığın nasıl bir şey olduğunu öğretiyor. Hem de bütün Dünyanın gözlerinin içine baka baka. Damarlarında ki asil kan; bunu yaptırıyor. Bizlere de ancak asalet yaraşır. Bizde bunu yapıyoruz. Her feryadın geldiği yöne kulak kabartıyor, biz buradayız diye haykırıyoruz, Dünyada ki bütün zalimlere karşı.\n\tNe diye biliriz ki.\n\tAnlayana sivrisinek saz…          \n\n\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tVasfi OKUR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryad 2",
        "poet": "Ali Muhtar Tiftik ",
        "poem": "\n\nSanmaki bu feryad sana değil\nGayrı varmı ki feryad edeyim\nFer seni yad etmede her an bil\nDuyduğun senden sana sitem değil\n\nAlmuti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fertler Ölür,Millet Yaşar/Kemal Bey",
        "poet": "Dursun Elmas",
        "poem": "\n\nFertler ölür,Millet yaşar'\n........'Kabir taşım,hamiyetli Türk ve Müslüman kardeşlerim tarafından dikilmeli ve üstüne şöyle yazılmalıdır:Millet ve memleket uğrunda şehit edilen Boğazlıyan Kaymakamı Kemal'in ruhuna fatiha! '\n...........................................................(.Kemal Bey'in vasiyeti) \n\nSaygıdeğer okurlar bu bir şiir değildir.Şiir gibi girmemin sebebi vardır elbette...10 Nisan tarihi Millî şehidimiz Boğazlıyan kaymakamı Kemal Bey'in şehadetinin 84.yıldönümüdür...Birçoğumuzun konuya vakıf olmadığını bildiğim için,antolojiye girdim...ve bu Milli kahramanı tanıtmak ve rahmet okumanızı arzulamamdandır.\n.....Birinci Dünya Savaşı'nda Boğazlıyan'da Kaymakam olarak bulunan Kemal Bey,mütareke olunca,Ermenilere zulüm yaptığı iddiası ve işgalci İngiliz-Fransız makamlarının baskısı ile haksız yere idam edilimiştir (10 Nisan 1919) .Ermeni azınılığına ve komitacılığına kurban edilen Kemal Bey'in\naziz hatırası,aradan yıllar geçtikten sonra,bugün daha fazla yüreklerimizi sızlatmaktadır......Daha sonraları 50'ye yakın diplomatımızın kanını döken kirli eller,her yılın 24 Nisanını intikam günü ilân ederken,biz de Ermeni zulmünün pençesinde şehit olan Kemal Bey'in ve diğer şehitlerimizin hatırasını yurdun dört bir yanında yapılan toplantılasrla bugün anmış bulunuyoruz.\n...Her Türk evladının Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey'i öğrenmesi gerekmektedir.Çünkü; Son zamanlarda 'soykırım'yasasının gündeme alındığı ve meclisimizde kabul edilmesi hassasiyetimizi daha da artırmıştır.\n....Aziz şehidimize rahmetler dileyelim...\n.....mekânı cennet olsun.(amin)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fersiz gözlerime yine doğmadı sonbahar",
        "poet": "Önder Öztürk",
        "poem": "\n\nFersiz gözlerimde yine doğmadı sonbahar \n\nAhh be ahh \n\nÖpüşsem mihrabınla \n\nGeceboyu nağmeler söylense \n\nMahyalar tutuştursa, kandiller kavursa \n\nBir tek sesine ciğerim parçalansa ahh \n\nFersiz gözlerimde yine doğmadı sonbahar \n\nYıkayamadım bile gözyaşlarımı \n\nAğlasam başımı okşarmısın \n\nOkyanuslar gibiyim şu an \n\nBir dokun yeter ki \n\nDünyalar başıma yıkılsın \n\nFersiz gözlerime yine doğmadı sonbahar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryadım size dağlar",
        "poet": "Hakan Şengün",
        "poem": "\n\nSolmuş resimlerde kaldım sen nerelerdesin\nİsyanım size dağlar başkası ne söylesin\nTutsak etmiş beni hasret yüreğim ne hissetsin\nTutsak olmuş bir yürek kime kimi özletsin\nGünahın esiriyim Allah beni affetsin\nİsyanım size dağlar başkası ne söylesin.\n\nZaten kırık kanadım o yok yanımda\nFeryadım size dağlar durmayın hiç yoluma\nHasret bu beni bulmuş, uçup konmuş omzuma\nHasret geceye karışıp gelip girmiş koynuma\nİçtiğim suya akmış su karışmış kanıma\nFeryadım size dağlar durmayın hiç yoluma..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryadı Figan",
        "poet": "Mustafa Ulaş Toktay",
        "poem": "\n\nDeniz karanlıktı deniz soğuktu\n                            Boğulmaktaydı feryadı figan\n                            Ayrılık şarkısı çalınmaktaydı\n                            Ayrılık üşüyor yalnızlık büyüyordu\n                            Sanki yalnız bir adam benim içimde yürüyordu\n                            Bir şeyler söylüyordu\n\n                             Dört bir tarafım çelişki\n                             Dört bir yanım gurbet\n                             Kan çanağı gözlerim \n                             Gözlerine hasret\n\n                             Karanlık deniz \n                             Soğuk deniz \n                             Yürüyorum kıyından masum bir bakış \n                              Soluk bir beniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fertik Fetret Fıkırtı…",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nFertik fetret fıkırtılarda tehdit dozajıydı\nYine mi ayrışıyoruz sorusu ağlatır ahlakı…\nÜlkeyi 60-70 bölükle bu hayal sapıklığı \nBoğazlamaya iştah oynunun da gönüllüleri…\n\nHiçbir ülke, diğer ülkeye ne maddi, ne manevi müdahale edemez. Sadece, gel müdahale et denilirse ve bu müdahaleyi karşılayacak bir kadro varsa, elbette seve seve yapılır. Bedava değildir bu hizmet. Kredinin fırsatçılık çarkı veya krediye muhtaçlık döner durur böyle de… Alış-veriş merkezlerinin yükselişi bu andır. Esirlikten kurtuluş olanaksızlığı rahat kurulur geleceğe. Ortak çıkarlar kadroları her ülkede zarar da verebilir bu çapta, zararlı da çıkabilir kadroları...  böylesine bir dönemdir yine bu başlamış olan. \n\nMilletler, ülke varlığının korunma değerini taşıyacaktır her bedeli ödeyerek, insan toplulukları yaşamının refahı ve huzuru için sorumluluk bilincine vicdanı olduğu ile. Bir ülke değil, hatta bir kıta (Afrika)  yok edildiyse, yok oluşlarının belirtisidir bu ülkelerde. Zira, ülke varlığıyla değil de, masa başı kadrolarıyla yönetilen ülke olduklarıyla, çıkmazlığın bu acısını engelleyemiyor, Yahudiliğine teslimiyeti sürüyor onu hep savaşa… \n\nAKP bile bile ve böylesine düpedüzlükte kapatılmaya niye acele ediyor?  Kriz yönetimi için ipi başkasının elinde bu haliyle, vahşete iştahlılığı ne büyük tehlike… \n\nAyakların, başları yönettiği yerde kıyamet kopar diyorsa, davet ediyor kadrosunu saldırıya bu Başabakan. Türkiye tatiller ülkesi. Böyle diyor. Evet, 24 saat açık dükkanlar, aile ile birlikte dayanışmalar bu mutluluk göstergesiydi. Ama başabakan haklı, tatiller olmasın, masraf olur, seyahati için harcama hesabı sorulmasın, şıklık bozulur! Dayatma acıtıyor demiyor bununla… \n\nFillerin bile ayakları, ölü bıraktıkları yere götürüyor onları. Taksim, gece ve gündüz ulaşıma uyarlı çok şükür. Aşırı güç nerede kullanıldıysa, orada huzurun kurulması ümittir, bu şans yok edilmez kolayca… \n\nBaşabakan yine de haklı, milletin dayanışması engellenmeli, milleti uyuşturmaya devam edilmeli, ilerleyemez yoksa yol haritasını: Bize uy veya öl dayatması... Fertik fetret fıkırtı işte...\n\nTicari şov ile islamı katletmeye\nBir resim ki, defile diye...\nSiyasal olarak ümmet toplumu işine\nSosyal olarak günah kadın malzemesiyle...\n\nPsikolojik hareketle yandaş kazanmaya\nDini şov sunarak içini boşaltmaya...\nKıyametten konuşuyor kınama karşısında\nBatılının katliam iştahına bu soysuz irtica...\n\nMasum bir din amacı diye bu kuşatma\nVarsılları sahiplenmenin öteleyen devamıyla \nİnançlarının çelişkisi bu gel-git arasında\nBir ahlaksızlık yozluğudur savaş sırtarmasına...\n\nNisan 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryadını Aldım!",
        "poet": "Bedrettin Keleştimur",
        "poem": "\n\n“Feryadını aldım, ey güzel gazi \nHasretinde kaldım, el şanlı mazi \nEzel türküsünde, yavru vatan’ım \nHakk katında, koca Türk’ün niyazı! ”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat",
        "poet": "İsmet Bora Binatlı",
        "poem": "\n\nSen mizrap vurursun sazın teline\nBenim içimdeki tel feryat eder\nGötürürsün beni gurbet eline\nGönül sevdiğine itaat eder.\n\nZamanı koşturup durma boşuna\nSonunda kalırsın bir tek başına\nİndirim yapmazlar geçen yaşına\nAltmış dakika hep bir saat eder.\n\nBen söyler dinlerim kimin umrunda\nÇok çileler çektim senin uğrunda\nEbedi mahkümum gönül yurdunda\nÇağırsam sesime kim imdat eder? \n\nBen beni bileli bitmedi çilem\nHer günüm karmaşa her gün ikilem\nBir türlü dolmuyor saadet filem\nAklım yeni baştan feryat ediyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat",
        "poet": "Nizamettin Özel",
        "poem": "\n\nBin bir türlü rezaletten geçtim: Kadın, kumar; \nBir feryat etsem, feryadımı şu kainat duyar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "FERRARİ Sahibi Olsan, İlk Beş Yüze Giren Olsan ve ERDEM İÇİN, SEN; BİR OLSAN! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nFERRARİ Sahibi Olsan, İlk Beş Yüze Giren Olsan ve ERDEM İÇİN, SEN; BİR OLSAN! .\n\nMANEVİYAT İÇİN ÖNDE OLMAK İSTEYEN; FERRARİSİNİ SATIYOR BİLGE OLUYOR, BAK SEN! .\nSINIRSIZ GÜÇ SAHİBİ OLMAK İSTEYEN; İŞ ADAMLARI SIRALAMASI İÇİN İLK BEŞ YÜZDE! .\nNEDİR ERDEMLİLİK HALİ; Kendi Bakış Açımızın, Görüş Güzelliği Midir? . BAK SEN! .\nFerrari’ni; İnsanlığın Kazanımına Sun! Kullansın ve Alsın Hevesini Herkesler! .\nİLK BEŞ YÜZ LİSTESİNDE ADININ GEÇMESİ İNSANLIK MI? . FAKİRİN ÖZGÜRLÜĞÜ; KİMDE? .\n\n{ Metin Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 23 Ocak 2012 Pazartesi 04:54:52 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat.",
        "poet": "Mehmet Yılmaz 6",
        "poem": "\n\nŞu ahir ömrümün son baharında\nGönül bahçemde açan gülümsün benim\nSenin güzelliğini seyretmekle \nGeçiyor artık Ömrüm benim\n\nSana dokunamasam da\nSeni koklayamasam da\nTa ezelden aşığım ben sana\nFeryat edrim ben bülbül ler gibi yana yana\nNe olur sende kavuştur artık beni sana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat       ((      ))",
        "poet": "Mevlüde Demir",
        "poem": "\n\nUzat sen kollarını bu kalbim aşka muhtaç\nBir tek sen çal kapımı bir tek sen bana kaç\nGönlüme sultan eder, seni şu başıma taç\nGözlerim görüp sevdi, gönlüme gel laf anlat\nBen sus gönül dedikçe o ediyor hep feryat\n\nSeni sevmek bir ömre bedel yeni anladım\nNereye gidersen git peşinde adım adım\nBaşkasını istemem benim sende muradım\nGözlerim görüp sevdi, gönlüme gel laf anlat\nBen sus gönül dedikçe o ediyor hep feryat\n\nAlmam kalpden içeri hiç bir aşkı sevdayı\nBir daha asla yapmam  ayrı sensiz kalmayı\nSaç teline değişmem verseler bu dünyayı\nGözlerim görüp sevdi, gönlüme gel laf anlat\nBen sus gönül dedikçe o ediyor hep feryat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat",
        "poet": "Halit Yıldırım",
        "poem": "\n\nNe zaman eriyecek başıma yağan  karlar\nGönül öyle muzdarip öyle bezgin Allah’ım\nNe mevsimi var kalksın ne ayı ne de günü\nBu kulun çok perişan öyle üzgün Allah'ım\n\n\nGeçtim artık her şeyden bitsin bu acı yeter\nHer günüm bir ıstırap her gün ölümden beter\nKapkara bir bulut gibi başıma yağan  karlar\nSöyle Allah’ım söyle bu çile nasıl biter\n\n25.01.2011 Salı\n11:30 Çorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat",
        "poet": "Mehmet Ali Keleş",
        "poem": "\n\nNe soran var gönlümün kapısını ne çalan\nFeryat edip ağlasam çağırsam olmaz duyan\nBakmaz kimse yüzüme sel olup aksa yaram\nFeryat edip ağlasam çağırsam olmaz duyan\n\nBin hüzün bin gözyaşı hicran kalbime dolan\nDost diye bildiklerim unuttular hep yalan\nBakmaz kimse yüzüme sel olup aksa yaram\nFeryat edip ağlasam çağırsam olmaz duyan\n\nGülmez artık kaderim yok oldu bitti rüyam\nSoldu gülü ömrümün yıkıldı yandı dünyam\nBakmaz kimse yüzüme sel olup aksa yaram\nFeryat edip ağlasam çağırsam olmaz duyan\n\n *ŞAİRİ TARAFINDAN BESTELENMİŞTİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat",
        "poet": "Osman Demircan",
        "poem": "\n\nBeni dostluksuzlukla korkutmayın. Bütün dostluklarım bıçaklar gibi elimi kesmiştir. Kimse de yarama merhem olmamıştır. Şimdi ben nasıl sevgi adına, dostluklar adına insanlara el uzatayım. Bırak karanlık sokaklara gireyim. Gölgem bile vurmasın duvarlara. Tüm duvarlar bile yalpaladığın ve ellerimle onlara yaslandığım saatlerde beni yok saysın. En büyük dostum sigara iken bile her gün canımı yakar. Simsiyah bir bulut olarak dudaklarımdan çıkar. Pencerelerde eski bir perdeyim ve pencerelerin kenarına çekilmişim. Kim beni tekrar yıkayıp da pencerelerine koyar. Dünya manzarasında kenara çekilmişim. Ben yıllardır beyazlığımın içinde kirler biriktirmişim. Aylarca, senelerce çöplerde yatmışım. Kim bu çöpteki insan ve kimler bu çöpleri buraya atmıştır dememiştir. Her gelen yanımdan türküler söyleyip geçmiştir. Kimseye gidemeşimdir. Tüm yollardan yürek mazgallarıma sokak suları akmıştır. Yüreğim ayak izleriyle dolmuştur. İçimde biriktirdiğim tüm suları ellerimle tutarım bu yüzden. Eğer ellerimi uzatırsam sizlere tüm sular, setlerimi aşar. Taşkınlık bana yakışmaz. Bırakın içimde kalsın tüm gözyaşlarım. Bana ağla demeyin. Göz kapaklarımın içinde bana şiir yazdırmayın. Her göz kapayışımda rüyalarım mısra yalnızlığına dönüşmesin. Bırakın cesedim gül dalı gibi toprağa düşsün. Kırmızı güllerim cehennemim, dikenlerim günahım olsun. Ateşten güllerim gözyaşlarımı kurutsun. Acılarım köpek havlaması gibi kulaklarımı tırmalasın. Yalnızlığım kuyruğu kıstırılmış bir köpek gibi olsun ya da yanlışların kapısını zorladığı bir odada anne diyerek ağlayan bir çocuğun feryadı olsun. Bırakın ben hala çocuk kalayım. Sizler büyüyün çınarlar gibi. Hem gökteki yağmurlar hem de yeraltı suları sizlerin olsun. Bana da bunca büyüklüklerinize rağmen bir salıncak kurmayın. Beni gölgelerinizle serinleterek avutmayın. Bir çocuk edasıyla da olsa ya emekleyerek ya da tıpış tıpış yanınızdan uzaklaşırım. Beni büyüklüklüğünüzle korkutmayın. Beni yalnızlıkla korkutmayın. Elbette ben kendime yeterim. Yeter ki bugüne kadar saçlarımı hiç okşamadığınız halde, bana altından tarak armağan etmeyin. Saçlarımın en kirli olduğu vakitlerde, bir yağmur gibi saçlarımdan akmayın. Akşamın en serin vaktinde, gün boyu yalnızlık çektikten sonra sımsıcak gülüşlerinizle bana bulaşmayın. Bari yalnızlığıma saygı duyun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat",
        "poet": "Serhat Yapcacık",
        "poem": "\n\nFeryat-ı figan etse gül dalında bülbülüm\nDerdim çok olsa.elemle geçse ömrüm\nBedenime acı çökse,ecelsiz gelse ölüm\nYeterki sevdim de; ben razıyım sevgilim.\nÖmrüm geçse binbir türlü çlileyle\nÖlüm gelip dokunsa, o soğuk eliyle\nArkadaş olsam azrail denilen,faniyle\nYeterki sevdim de, ben razıyım sevgilim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat",
        "poet": "Hamiş Mustafa",
        "poem": "\n\nÇıkmaz bir sokak içindeydim,\nSağa,sola çarpılı verdim,\nKaranlıklar içerisinde önümü göremedim,\nGök yüzüne bakıp feryat edi verdim.\n\nBir gün elbette sonun yolu geleçekti,\nYaşadığım günler birden biteçkti,\nKurduğum düşler anında bitti,\nMustafa karanlıklara kayıp olup gitti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat",
        "poet": "Umman Gönlüm",
        "poem": "\n\nSarma sarma dolanan saçların,\nIşığın yansımasıyla, güzelliği hissettiren gözlerin.\nKapısını açar, küsmüş kalbin ve aşkın\nDoğrusu can alıcıdır sözlerin.\n\nSusma gülüm, ömrün kısa.\nFeryat edişlerim başlar…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat",
        "poet": "Muhammet Nacaroğlu",
        "poem": "\n\nYüreğimde bir feryat acısı koptu yine\nSebebini bilemediğim acımasızlıkla\nHiç arzu etmediğim bu derde\nBaş üstü düşüş bu kısır döngü atmosferinde\n\nYarabbim bir ümit sıcaklığı ver bana\nGirdabın içinde soluksuz kalıyorken\nDuadaki o samimi dost sevdasıyla\nBu vurdumduymaz soğukta\n\nM.N.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat...!",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\nsessizlik...\n sen demekti...\n sensizlik ben..! \n ikimiz de,\n feryat ediyorduk..! \n\nFikret Turhan-Yalova,\n09.08.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat",
        "poet": "İsmail Avcı",
        "poem": "\n\nBir yıldızlı geceydi çocukluğum\nBulutlar sardı dörtbir yanımı\nVarlığıma düşman oldu yokluğum\nBinbir kurşunla aldı canımı.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat**",
        "poet": "Tevfik Can",
        "poem": "\n\nYa ömrüm gibi geçip git ansızın! \nYahut da fezanın derinliklerinde kendini bir göster,\nUfuklarımı parıl parıl aydınlat.\nYürekten kopan binlerce feryat içimde çoşarak,\nDehşete düşmüş bir halde geldim bu ıssız yurda.\nFeryadıma yok mu bir kulak verecek? \nYa Rab bu nasıl suskun bir dünya? \n''Yok'' diyecek bir ses bile yokmuş!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat",
        "poet": "Fuat Doğan",
        "poem": "\n\nFERYAT\n\ngece karanlık can pazarı\nkızıl alevler yükseliyor\nşimşekleri çakmıyor kara bulutların\nyanıyor...\nbir gezegenden geriye\nkan kırmızımsı sabahlar\nyanık kokan kül renginde toprak\n\nbir feryat yükseliyor\nbir ağıt\nboğazımda düğümlenen sözcüklerle\nönce ben boğuluyorum\nsonra da sen...\n\n              Fuat  DOĞAN\n                  2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat",
        "poet": "Baycan Kacaroğlu",
        "poem": "\n\nFeryat ediyorum Allah’ım sana,\nİnsan insan olsun kıymasın cana.\nAlem-i Kuran’a inanan ümmet,\nKatıksız adasın kalbini sana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat",
        "poet": "Bayram Özbek",
        "poem": "\n\nFERYAT\n\n“Kalem feryat eder: der ki mürekkeb”\nİman feryat eder: nerdesin ey edeb? \nKabir feryad eder; nedir bu azab? \nMücrim feryad eder; medet Ya Rab! \n\nAman Allah aman Allah, kalpte daim iman Allah,\nEğer Rahmetin olmazsa; halim benim duman Allah! \n\nRahman nida eder; “vedhuli cenneti”(*) \nNebi feryad eder; “ ümmeti ümmeti! ”,\nNefis yalvarır: bırakma şehveti,\nZenginin tek sermayesi serveti.\n\nAman Allah Rahim Allah, her kuluna Kerim Allah,\nİnayetin olmaz ise; halim benim vahim Allah! \n\n(*) : Girin cennetime… (Fecr Suresi Ayet:30)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat",
        "poet": "Esel Arslan",
        "poem": "\n\nNerede benim zeytin ağaçlarım,\n                 Turunç, şeftali, zerdali bahçelerim,\n                 Tahta iskelesinden ekmek attığım,\n                 Binbir çeşit balıklarım.\n\n                 Hangi yöne baksam,\n                 Görebildiğim tertemiz deniz,\n                 Utanmadınız,\n                 Onuda mı betonla perdelediniz.\n\n                 Oynaşan martılarım,\n                 Neşeli çığlıkları ile,\n                 Deniz kuşlarım,\n                 İstridyeler, midyeler,\n                 Deniz yıldızları, kestaneler,\n                 Bunları da mı yok ettiniz.\n\n                 Bütün yaz şarkılarını dinlediğim,\n                 Ekâbir ağustos böceğim,\n                 Göç etmiş, yok artık ada da,\n                 Anladım ki,\n                 Doğa, Kuşadası'nda yas da.\n\n                 İnsanım diyen insanoğlu,\n                 Yazık, yazıklar olsun sana,\n                 Acıdır doğanın intikamı,\n                 Sakın unutma,\n                 Şimdi otur tek başına,\n                 Betonlar arasın da.\n\n                                                     Esel Arslan\n\n                                         Ağustos-2006-Kuşadası/ İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat",
        "poet": "İsmet Öztürk Ankara",
        "poem": "\n\nMecnuna dönmüş bir garip gördüm \nAh çekip feryat edip ağlıyor \nYaklaşıp yanına halini sordum \nSöylemedi derdini feryat ediyor. \n\nAma ben anladım aşka tutulmuş \nKara savda,gönülden vurulmuş \nOda kadere çoktan darılmış \nAğlıyor,sızlıyor feryat ediyor. \n\nTek başına kalmış düşmüş çöllere \nBülbül gibi figan eder güllere \nMekan kurmuş gurbet ellere \nDönemem diye feryat ediyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat",
        "poet": "İbrahim Özdemir 2",
        "poem": "\n\nFERYAT\n\n             Dinmiyor bu acı,\n             içimdeki  sızı,\n             çare yok,\n             ne ilaçta,ne tabiatta,\n             günler, aylar bir bir geçiyor,\n             bu feryat geçmiyor,\n             mızrak gibi saplandın bedene,\n             ve erişemediğim sen,\n             dinmiyor yürekteki feryat,\n             biter mi bu acı gurbet,\n             bunu bil,\n             bu gönül sana hep olacak, \n             hasret...\n                                                                                    (demyanli)  İBRAHİM  ÖZDEMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat",
        "poet": "Adnan Ergün",
        "poem": "\n\nGözlerimde yorgunluk, ruhumda feryat.\nUykusuz gecemi yırtıyordu, gönlümdeki ızdırap.\nİnleyen bir kalbin sevgisiz kalışıydı bu.\nHani neredeydi vaadettiğin, ölümsüz hayat.\n\nNihayet dört kalın duvardı etrafımı çeviren.\nYorgun bir ustanın ellerinden yükselen.\nZannetmeki mahkumdu bu odaya ruhum.\nSığmıyordu bil, gökkubbesine bile arzın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat",
        "poet": "İsmail Kök",
        "poem": "\n\nÖmrümün baharı zından oldu bana\nGeçmiş yıllarım,yalnız hatıra oldu bana\nDaima dert çektim,ermedim ki muradıma\nÇırpındım didindim, çevremdeki vefalı vefasızlara. \n\nDüşünme fısatı bulamadım ki bu fani dünyada\nGel deseler bu dünyaya,bir daha gelmem asla\nBelki günakarım,belkide günahsızım ama,\nİnanın,varki bir derdim bu kadar feryatlıyım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat",
        "poet": "İdiris Anarat",
        "poem": "\n\nDostum\nBu belki son feryat,\nGüzele,Aşk'a\nSegiye,sevgiliye\nDosta,arkadaşa\nSevmiş ve sevilene\nSevecek olana\nUfkumdaki sonsuzluğa\nKalbimdeki umutsuzluğa\nGönlümdeki boşluğa\nDostum\nBu belki son feryat...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat",
        "poet": "Hasan Hüseyin Özak",
        "poem": "\n\nSen bir demet çiçekle mezarıma geldiğinde\nEbedi mabedimde kıyametler kopacak\nYatak odam böceklerle ağzına dek dolduğunda\nÜstümdeki otlardan feryat fışkıracak feryat\n\nÇiçekleri koklayıp da baş ucuma koyduğunda\nÇiçekler boyun büküp yaprakları solacak\nElveda deyip de yanımdan gittiğinde\nMezarımdan derin derin bir inilti duyulacak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nSus hiç bir şey söyleme, mazerete gerek yok,\nEcelim olsan bile, razıyım kabulümsün.\nGel de saplan bağrıma, hançer ol veyahut ok,\nCanımı al istersen, beklediğim ölümsün.\n\nEllerini ver bana, uzat haydi usulca,\nBu rüya alemini, gezelim uçtan uca.\nBülbülüm figandayım, duy bu feryadı gonca,\nSen benim yüreğimde, hiç solmayan gülümsün.\n\n14 Şubat 1984 – Salı / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat",
        "poet": "Erdoğan Yılmaz",
        "poem": "\n\nYine hüzün yine baksana feryat\nNe huzur bıraktın bende ne bir tat\nİnsaf eyle ne bu aşkına inat \nHadi gel doldu zaman geçti saat\nHadi gel canım son olsun bu feryat\n\nAçtım kollarımı gözlerim yolda\nHasretle bekliyor kalbim şu anda \nVazgeçmem dünyamsın aşkım dünyamda \nHadi gel doldu zaman geçti saat\nHadi gel canım son olsun bu feryat\n\nO kadar çok zor geldi ki özlemin \nBaka baka yıprandı cepte resmin\nAlev alev yanan bu kalbim senin\nHadi gel doldu zaman geçti saat\nHadi gel canım son olsun bu feryat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat",
        "poet": "Kemal Kaf",
        "poem": "\n\n\tyenilen biz miyiz,\n\tyoksa hatıralar mıdır; \n\tbir karabasan gibi,\n\tyüreğimizi badstıran.\n\n\tbaksana yüzüme; \n\tyüzüme bakıp \t\n\t\t    anlasana.\n\tgözlerimi okuyup,\n\t\t        duysana; \n\tferyat feryat,\n\tiçimdeki can feryat...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat",
        "poet": "Mehmet Kaya 2",
        "poem": "\n\nFeryat\n\nFeryadım\nKılıç gibi keskin\nDersim gibi kinli\nFırat gibi deli\n\n1998\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat",
        "poet": "Fulya Uludağ",
        "poem": "\n\nArtık hicran dolu bu gönül seni neylesin\nBırakıp gittin beni ey zalim gönül acı söylesin\nSen yoksun yanımda üşüyorum her gece hasretinle\nDeli boranlar eser başucumda gecem dolar sensizlikle\nSus yüreğim sus feryat etme\nDuymaz seni dağlar denizler \nBu gökyüzü,bu tepeler\nDuymaz seni artık yalan olmuş eller\nYarim yok yanımda bu gönlüm bitap düşer\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat",
        "poet": "Şevket Boyacıoğlu",
        "poem": "\n\nFERYAT\n\nYetti Artık, birbirimizle cepheleştiğimiz,\nOy için Vatan Cephesiyle başlamıştı cepheleşmemiz,\nSiyasetçi çek elini, dinim, imanım üzerinden,\nDinli, dinsiz yaşıyorduk biz, en güzelinden.\n\nTürk, kürt, Sünni, alevi diye, bizleri ayrıştırdınız,\nTürbanlıydı Türbansızdı diye ülkeyi karıştırdınız,\nBirlik, beraberliğimizi bozdunuz, Cumhuriyetin altını oydunuz,\nMutsuzuz, huzuru, sükûnu, güveni ülkeden kovdunuz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat Eder",
        "poet": "Orhan Acar",
        "poem": "\n\nBu dünyayı var eyledi mevlam\n Bir dem yok ol dese yok olur gider\n Akmaz olsa hayat veren o sular\n Toprak dile gelir kul feryad eder.\n\n Birbirine muhtaç dünya varlığı\n Bir an kıyasla ölüm ile sağlığı\n İnkar eden olsa yüce kuranı\n Ayet dile gelir cüz feryat eder.\n\n Ahiret bakidir bu dünya fani\n Hani atan ceddin ashabın hani\n Toprağa verirsen taze cidanı\n Gözler dile gelir dil feryad eder.\n\n Bülbül aşıktır gonca güle\n Arzusun söyledi esen yellere \n Aşık dokunursa sazın tellere\n Mızrap dile gelir tel feryat eder.\n\n Vatandan ayrıyım yamandır halım\n Aşka ihanet büyük bir zulüm\n Ona lanet olsun kalpten diyerim\n Günler dile gelir ay feryat eder.\n\n Orhan bu dünyaya geldi gülmedi\n Neden bir zalime gönlünü verdi\n Ben aşkımı satırlara söyledim\n Aşklar dile gelir kalp feryet eder.\n\n      Orhan ACAR..25.06.1986\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat Edendir",
        "poet": "Nuran Karaca",
        "poem": "\n\nAcı çekmeyen yürek olmaz...\nKimisi ağır acıyı; çabuk hazmedendir:\nKimisi küçük acıların; \nAltında ezilendir...\nKimisi sesli ah çeken\nKimisi sessiz feryat edendir.\n\n17:29 17.10.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat",
        "poet": "Hayati Çavdar",
        "poem": "\n\nFeryat etme gülüm\nNazar değmesin\nAşka itiraz yok ki\nÇekip gitmesin\n\nBu can tenden ayrılmaz ki\nSenden ayrılsın\nAğlamasın sızlamasın\nSevdam solmasın\n\nFeryat etme acılara\nFeryat etme sancılara\nSitem etme bu sözlere\nFirar olmasın\nSinem delik deşik olmuş\nCanım çıkmasın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat Ederim",
        "poet": "Aydın Gürz",
        "poem": "\n\nFeryat eden oldum.\nEn tatlı günlere bile,\nReva bile göstermedin\nYaralı gönlüme,\nAnlayamadın sen beni,\nTatlı olan sevgiyi.\n\n\t\tAydın GÜRZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat Ediyor Vatan",
        "poet": "Serdal Erdoğan",
        "poem": "\n\nFeryat ediyor vatan,\nKan fışkırıyor topraktan...........\nToprak şehitlerine aglıyor\nSallanıyor yeryüzü\ninsanın yüzsüzlüğünden.......\nKan aglıyor gökyüzü\nİnsanın sessizliğinden..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat ediyor gençlik",
        "poet": "Hasan Yarıcı",
        "poem": "\n\nZina fuhuş batağında\nFeryat ediyor gençlik\nİçki kumarın başında\nFeryat ediyor gençlik\n\nAnne baba sefasında\nKafa yormazlar evlatlarına\nBatı sarmış kucağına\nFeryat ediyor gençlik\n\nYarınlarımız ölüyor\nKimse ses çıkarmıyor\nAydınlığı karanlık sarıyor\nFeryat ediyor gençlik\n\nÇiçekler soldu erken\nYürekler dolu sitem\nMidem bunaldı midem\nFeryat ediyor gençlik\n\nCazlarla mazlarla gençliği\nAyırdılar çoktan  benliği\nKaybediyor kimliğini\nFeryat ediyor gençlik\n\nKahpe batı oyununu oynar\nŞeytanlar kinini kusar\nEtten tırnağı koparırlar\nFeryat ediyor gençlik\n\nSöyle Aşık Hasanım söyle\nYek elden ne gelir be\nAllah’a ne hesap vereceğiz be\nFeryat ediyor gençlik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat Ederim",
        "poet": "Nuri Özoğlu",
        "poem": "\n\nBen sevgiye, dertler bana susadı,\nKoşturdu peşinden, feryat ederim.\nEn sonunda felek aklımı aldı,\nAkılsız başıma feryat ederim.\n\nÖzoğlu, bırakma gönlün başıboş,\nBakarsınki, olacaktır daha hoş,\nDolana dolana eylerse sarhoş,\nSallana sallana feryat ederim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat Ediyorum Kaderime",
        "poet": "Hamiş Mustafa",
        "poem": "\n\nToprağına sahip çıkmayan \nÖlülerin değeri olmayan \nGözyaşlı analar ağlayan \nKaranlık günlerimizi sormayan \nFeryat ediyorum kaderime \n\nGönlümdeydi termik santralı \nKömür fışkıran toprakları \nDeğeri olmayan insanları \nHal hatır sorulmayan vatandaşları \nFeryat ediyorum kaderime \n\nÖlür canlarım toprak altında \nYanlış haber verilir televizyonda\nHaber verir başka ilçe basında \nHabersiz yaşarlar kendi toprağında \nFeryat ediyorum kaderime \n\nSeçimlerde sandıklara koşanlar \nBirbirleriyle küs duranlar \nBaşlarına gelir büyük olaylar \nSonuç olur hüsranlar\nFeryat ediyorum kaderime \n\nHani yiğit dediğimiz dostlar \nBol keseden konuşanlar \nÖrnek olur yaşananlar \nUzaklardan bakanlar \nFeryat ediyorum kaderime \n\nBiz Afşin diye haykırırken \nBizlerle alay ederken \nNeşelerinden gülerken \nMecbursunuz der oy verirken \nFeryat ediyorum kaderime \n\nKim soracak ölen yiğitlerimi \nYetiştirdiğim güllerimi \nToprak altındaki sümbüllerimi \nKor eder kaderimi \nFeryat ediyorum kaderime \n\nToprak kayan altında yatar \nAnası yok çocuğu var \nHaklarını kimler arar \nÇağırıyorum sizleri Ankara \nFeryat ediyorum kaderime.\n\nNerede şanı büyük insanlar \nTermik santralında hüzünlüdür dumanlar \nSeyrediyor bulutlar \nAfşinimin üstünde karanlıklar \nFeryat ediyorum kaderime \n\nMustafa doğruyu söyler \nAfşinindir Termik santraller \nTopraklarıdır Çöllolar \nOnundur kömür havzalar \nYaşanan yer Afşin… Afşin… Afşin… \nFeryat ediyorum kaderime\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat etme be gölüm",
        "poet": "Ramazan Kayak",
        "poem": "\n\nFeryat etme be gölüm...\n          Giden geri gelmiyor\nAğıtlar bitse bile…\n          Yürekler hep kanıyor\nYaşamanın anlamı ne…\n           Bunu kimler biliyor\nDost deyip sarıldıkların…\n           Sonra nankör çıkıyor\nAnla be göz bebeğim…\n           Biz istemesek te hayat\n               Böyle geçiyor \n                   Böyle geçiyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "FERYAT - EROL BÜYÜKBURÇ - Âlimoğlu",
        "poet": "Şakir Alimoğlu",
        "poem": "\n\nBir seherde uyanınca uykudan\nKara haberini aldım sıladan\nHer taraf kesildi kapkara zindan\nFeryat, feryat, feryat\n\n...............Kara yazmış yazımızı yaradan\n...............Kopardı gencecik gülü dalından\n\n..............Ağıdıma seda verir mor dağlar\n..............Nazlı yarim sardı kara topraklar\n..............Feryat, feryat, feryat \n\nÖtmez oldu bülbül sevda bağında\nBöyle yaşaması zulüm dünyada\nBoğuldu bu gönül dert ırmağında\nFeryat, feryat, feryat\n\n...............Kara yazmış yazımızı yaradan\n...............Kopardı gencecik gülü dalından\n\n...............Ağıdıma seda verir mor dağlar\n...............Nazlı yarim sardı kara topraklar\n...............Feryat, feryat, feryat\n\nSöz: Âlimoğlu, Müzik: Erol Büyükburç, Söyleyen: Erol Büyükburç\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat ettim deli divane oldum ben",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nBilemedim hayatın boş olduğunu\nAnsızın hazan mevsimini geldiğini\nYaprakların sararıp yere düştüğünü\nFeryat ettim deli divane oldum ben \n\nHayat yolu hep basamak basamak\nİster insanoğlu gönlünce yaşamak\nDertlerim oldu hep yumak yumak\nFeryat ettim deli divane oldum ben \n\nBazen coşkun sular gibi çağladım\nYaz sıçacağında su diye de ağladım\nDertlerime de hiç derman bulmadım\nFeryat ettim deli divane oldum ben \n\nHalil ÇOLAK 31.03.2013\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat ettirme",
        "poet": "Ferit Battal",
        "poem": "\n\nKulu derde salıp merhem aratan \nGüllerden ayırıp feryat ettirme \nSensin bize canı verip yaratan \nGüllerden ayırıp feryat ettirme \n\nBana sonsuz rahmet et şanı yüce \nİsmini kalbime yazdır çift hece \nSana şükr edeyim her an her gece \nGüllerden ayırıp feryat ettirme \n\nHikmetin yoluna başımı serdim\nKudretin içinde kuvvete erdim \nBu çelimsiz canı yoluna verdim \nGüllerden ayırıp feryat ettirme \n\nSen şahlar şahısın ey yüce şahım \nNefse sitem ettim çevirme ahım \nGönlüme sevda koy nurlandır mahım \nGüllerden ayırıp feryat ettirme\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Feryat figan*",
        "poet": "Sibel Koçarslan",
        "poem": "\nKılıçlar çekilmiş, ortalık feryat figan\nFatihalar okunmuş millet toz duman\nAziz ömürler duman dumanSızlanmalar, göğe aman\nKervan bekçisi uyur mu uyur\nTopraklar, mallar, dumur mu dumurYetim malına tamah eden\nCehenneme merdiven dayayan\nŞeytana Yasin okutan\nAkıl kendinden geçmiş el aman.\n\n Sibel KoçarslanKayıt Tarihi : 19.6.2005 18:02:00\n\n\nKılıçlar çekilmiş, ortalık feryat figan\nFatihalar okunmuş millet toz duman\nAziz ömürler duman duman\n\nSızlanmalar, göğe aman\nKervan bekçisi uyur mu uyur\nTopraklar, mallar, dumur mu dumur\n\nYetim malına tamah eden\nCehenneme merdiven dayayan\nŞeytana Yasin okutan\nAkıl kendinden geçmiş el aman.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat Figan",
        "poet": "Tülay Sustam",
        "poem": "\n\nbugün\ngözleri çapaklı bir sabaha günaydın dedim\n\nyüreğimde çevre kirliliği\nyağmurun dizleri dibine oturup\nkuru kuruya yandım\n\nmasamda siyahla beyazın çaresizliği\nbir yudum suyla doydum\n\nAllahısmaladık diyerek eşikteki gölgeme\nevimle, iskele arasına bağdaş kurdum\nyüreğimde bir yangından arta kalan is kokusu\n\niki mavinin arasında kalmanın vebaliyle\nmartıyla göz göze geldim\nöyle yeşildi ki gözleri \nbütün sözcükler boğazıma düğümlendi\nsus pus oldu mavi\nçaresiz bir kaçış düştü köprünün ayaklarına\nben ona maviyi emanet ettim\no bana bu şehrin sokaklarını\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat Figan Arşa Çıkar",
        "poet": "Aşık Sefai",
        "poem": "\n\nFeryat figan arsa çikar\nGarip daglarda bu gece\nBülbülün dili tutulur\nViran baglarda bu gece\n\nKurtla kuzu güden yolcu\nGelen yolcu giden yolcu\nBiliyonmu neden yolcu\nöÖüm saglarda bu gece\n\nZincirmi vurulmus kola\nKonussaydi biraz ola\nYasanmismi acep ola\nEski çaglarda bu gece\n\nNanay dedi nanay dedi\nToy kuruldu nanay dedi\nHerkes deli diyor amma\nO herkese nanay dedi\n\nSEFAI gitmem yurdumdan\nGitsem ölürüm derdimden\nDaha gitmeden ardimdan\nNazlim aglarda bu gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat figan ettim nerelerdesin",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nFERYAT FİGAN ETTİM NERELERDESİN\n\n20.03.2013\n\nKaderim çilemmiş benim çektiğim\nFeryat figan ettim nerelerdesin\nAğlayıp ta göz yaşımı döktüğüm\nFeryat figan ettim nerelerdesin\n\nVefasızsın bir halimi bilmedin\nAkan göz yaşımı birgün silmedin\nBağırdım çağırdım geri gelmedin\nFeryat figan ettim nerelerdesin\n\nÖmrümün boyunca çektirdin çile\nAttın ataşına düşürdün dile\nKin garaz eyledin sen bile bile\nFeryat figan ettim nerelerdesin\n\nGelmez yola gittin gelemiyesin\nDertlerine derman bulamıyasın\nDağıran çağıran ölemiyesin\nFeryat figan ettim nerelerdesin\n\nHüseyin'im derki düşen feryada\nAğlayasın gülmeyesin dünya da\nBen gülmedim sende erme murada\nFeryat figan ettim nerelerdesin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat Figan Ediyorsun",
        "poet": "Feyzullah Kırca",
        "poem": "\n\nFERYAT FİGAN EDİYORSUN\n\nBen sana gülüyorum\nOyuncağı alınmış çocuk gibisin\nBağıra bağıra ağlıyorsun\nFeryat figan ediyorsun\nHakaretler yağdırıp ortalığı ayağa kaldırıyorsun\n\nBen sana üzülüyorum\nDünyanın sonuna gelmiş gibisin\nHaykıra haykıra inliyorsun\nFeryat figan ediyorsun\nTrilyonluk bileti kaybetmişçesine çıldırıyorsun\n\nBen sana şaşırıyorum\nŞiddet üreten teröristler gibisin\nDurup durup harlıyorsun\nFeryat figan ediyorsun\nKöşeye sıkışmış bir kedicesine saldırıyorsun\n\nBen sana geliyorum\nSense benden kaçar gibisin\nUzak uzak duruyorsun\nFeryat figan ediyorsun\nSevgi ve hoşgörü mefhumundan kaçıyorsun\n\nBen sana taşıyorum\nSense sevgimi istemiyor gibisin\nKaçak kaçak güreşiyorsun\nFeryat figan ediyorsun\nHedefine ulaşacakmış gibi vurup kaçıyorsun\n\nBen sana söylüyorum\nHakikatlerden ürker gibisin\nAllah Allah demiyorsun\nFeryat figan ediyorsun\nEmeline ulaşmaya Müslüman davranıyorsun\n\nBen sana yazıyorum\nTüylerini dikmiş kirpi gibisin\nGülümsemek nedir bilmiyorsun\nFeryat figan ediyorsun\nSevmesen de kimseyi, yaratan için seviliyorsun\n\nFeyzullah Kırca\nAkbaşlar Köyü / Dursunbey\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat-figan",
        "poet": "Fahri Bulut",
        "poem": "\n\nFERYAT-FİGAN\nBülbül güle,ben de sana vurgunum,\nÇok vefasız çıktın biraz dargınım,\nAhımı duymazsan bil ki yorgunum,\nBir gün gel de feryat,figan nasıl gör.\n\nAşk ateşi yaktı küllendi beden,\nAcı çığlığımı duymazsın neden.\nGönül mü çevirdin,sultanım benden? \nBir gün gel de feryat, figan nasıl gör.\n\nDepreştirme derdim sardı her yanım,\nDonmuş damarımda akmıyor kanım.\nBurnumu sıksalar çıkacak canım,\nBir gün gel de feryat,figan nasıl gör.\n\nEl aman sultanım carın-a düştüm,\nAşkın şarabını zehirle içtim.\nNarın dan kaynadım,sevdandan piştim,\nBir gün gel de feryat,figan nasıl gör.\n\nRızaoğlu,derin bir kabir eşti,\nHasretten,özlemden,çok bitkin düştü.\nGünahı boynuna,sevgisiz göçtü,\nBir gün gel de feryat,figan nasıl gör.\nSana da ayırdım sol yanımdan yer.\n05.02.2009\nFAHRİ BULUT RIZAOĞLU\n\nCan dostlarım,güzel insanlar,nasıl ki ay güneşten aldığı ışınları yansıtıyorsa, ben de sizlerin dostluk, güzellik ve sevgisinden ilham alarak,şiir yazmaya çalışıyorum.\nYürek sıcaklığında,sevgiler...Selamlar....Dilleriniz den şiirler, yürekleriniz den sevgiler,yüzlerinizden gülücükler hiç ama hiç eksilmesin dileklerimle. Limitsiz saygı ve sevgilerimi yoluyorum... \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat Figan",
        "poet": "Mehmet Büyükdağ",
        "poem": "\n\nSevilmeye ihtiyacım yok! \nGelecek bir telefon için umuda ya da.\nSesli feryat -figanı geçtim\nGecelerce uykusuzluğuma içtim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat Figan Zamanlar",
        "poet": "Merve Demircan",
        "poem": "\n\nFeryat figan zamanlar; \nYıllar, aylar çeker ah\nVarsa duyan insanlar; \nHer an söyler, bin eyvah.\n\n                    Merve Demircan \n                    13.01.2012-İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat Göz  Yaşı",
        "poet": "Suadi Işık",
        "poem": "\n\nKonuğu  olduğum,feryat  gözyaşım.\nPeşine  düştüğüm,  aşk feryattadır.\nDüşmüş el diline  yalan  aşklarda.\nGezer mecnun misali  feryatlardadır.\n\nKonuğu  olduğum  feryat  göz  yaşım.\nAklımı alanda gezer  gözlerim.\nDerin  bir, yaradır. Bendeki  sevda\nSevmesini  bilmeyen, garip  aşktadır.\n\nDerviş gibi görünüsün  gözüme.\nGözüm  kör  olaydı. Bakmayaydım resmine\nResmin şiir,gözün  öyküm olaydı.\nRuhum,bir köşede öksüz kalaydı\n\nSuadi der tesirsizdir, kemendin, sözün\nYoktur özün, sözün hepsi  fasarya.\nDönersen  özüne,sözüm  söz  sana.\nBu  can, kurban, gene kurbandır, sana\n\n20,10,2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Feryat Ki ",
        "poet": "Mustafa Cilasun",
        "poem": "\n\nFeryat ki...\nBu nasıl feryat\nVicdanlar suskun duyulmaz imdat\nFigan eden mazluma şöyle ibretle bir bak\nBölünüp, parçalanmış kan revan içinde nice millet nedir tuzak\nEy akıl ve irade sahibi olan, hakka kul olmak için yarışan bu minval üzere cennet hülyasını bırak\n\nEy...\nŞehnaz edalı yar\nHer tarafta solmuş Gülizar\nNeden zafiyet hali bu kadar yorar\nGaflet içindeyken aşk benim için elbetteki ar\nNereye baksam acı karşıma çıkar, vicdan sızlar silinmez yaralar\nAzim tutkuya, ukdeye, zaafa değil, marifete, hikmete, irfana kurtuluş sunar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feryat Nafile",
        "poet": "Hadi Önal",
        "poem": "\n\nEyvah! Gitti gençlik, söndü umutlar\nŞimdi başka hava çalıyor udlar\nYağmur değil,kar serpiyor bulutlar\n\nYetmedi sermaye, hala boş file\nYok başka bir bahar, feryat nafile\n\nBen ki sevgiliye aşkla tutsaktım\nHayata hep sıcak renklerle baktım\nBitmez sanıp zamanı boş yere yaktım\n\nİşte geldim; ihtiyaç yok kefile\nYok başka bir bahar, feryat nafile\n\nDarılıp küsse de bahçedeki gül\nSes veremez artık sevdalı bülbül\nUsandı nihayet şu arsız gönül\n\nToplandı dost yaren hazır kafile\nYok başka bir bahar, feryat nafile\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fesleğen",
        "poet": "Ahmet Kılıcarslan",
        "poem": "\n\nKara kaşlı kara gözlü fesleğen \nO gülüşündür gönlüme değer\nSaçları ki geceye yeğen \nBeyaz mı beyaz bir ten fesleğen\n\nÜstüne bilmezden ömrümü giyen \nKırk ömrüm olsa istediğini beğen \nHepsini saçının teline fede eyleyen\nBenim yine ben, mis kokulu fesleğen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fesleğenin İntiharı",
        "poet": "Hakan Bintepe",
        "poem": "\n\nSiyah bir pencerenin önündeyim \nEllerim kirli, kirli ellerim \nBir fesleğen kokusuyum siyah bir pencerenin önünde \nBir sardunya yaprağı yağ tenekesinde \n\nSiyah bir pencerenin önündeyim \nDüşerim diye korkumdan içeri bakıyorum \nOysa zaten içerdeyim \nAlazlanmış sactan bir sobanın gölgesiyim \n\nSiyah bir pencerenin önündeyim \nSoyundum çırılçıplak sana geldim \nYitirdim buldum, buldum yitirdim \nSonra kırılan bir camın sesi oldum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Festival Oldun",
        "poet": "Hikmet Nazlı",
        "poem": "\n\nAdına aşk denen sanat namına\nOn kez kullanılmış pis tuval oldun.\nBaşardın nihâyet düştün dillere\nHer gece kutlanan festival oldun…\n\n16.06.2008\nHasanoğlan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fesleğen İnadına",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ngözlerin boşta\ndüşümde koktum seni\nmor akasyaya\nfesleğen inadına\n\nsense başkasın\nhiçbirini tutmuyor\nsardunya bile\nfesleğen inadına\n\nayaz düşmeden\nöp dudağımdan hemen\nkanıma doluş\nfesleğen inadına\n\nleylak gülüşün\nmor salkımlardan yıldız\nşavkaracak hep\nfesleğen inadına\n\nkara gözlerin\ndefne kokusunda renk\naçabilsem bir\nfesleğen inadına\n\n070310-1denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fesleğen Sokaktayım",
        "poet": "Reyhan Sur",
        "poem": "\n\ndüze dolandığında dağlar\ngecenin yoz karanlığıydı\nkatlayıp kalın giysisini gözlerimin\ngünü serdim ışığına/ ipeksi..\n\ndaha önce de geçmiştim bu yollardan\nsessizliğin mahşerine katlayıp kilometreleri\n\nkaç şafak saydığımı unuttum şimdi\nkubat kalyonunda yüreğimin\n\nfesleğen sokaktayım şu an\nve yağmur yağıyor hıncahınç\nkent suskun.. uykuda henüz\nsaatler günaydın vakti\n\nkim bilir...\nsen ne yapıyorsun şimdi\n\ntemmuz.2004 susankent-silifke\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fesleğenime Güler",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nsana baktıkça\nyüreğimi yaktıkça\nsuya aktıkça\nfesleğenlerim güler\ndemlenmiş gece seher\n\nbaldıran tadı\nbaldan tatlı sözlerin\nözüm budadı\nfesleğenime güler\ndemlenmiş gece seher\n\nsana dokundu\nkırlangıçlar çığırır\nyazı okundu\nfesleğenime güler\ndemlenmiş gece seher\n\nsaçını topla\nkakülleriyle kalsın\nakşam sefası\nfesleğenime güler\ndemlenmiş gece seher\n\nkabuğu kırık\nparlayıp durur inci\ndenize güldü\nfesleğenime güler\ndemlenmiş gece seher\n\nışığı sende\nmaviliği gönlümde\nsen de gelende\nfesleğenime güler\ndemlenmiş gece seher\n\n0305103denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fesat Felsefelerle...",
        "poet": "Kazım Karagöz",
        "poem": "\n\nFesat felsefelerle hep çalkalandı dünya,\nOynanan oyunları bilmedi, kandı dünya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Festival ve doğa göz altında",
        "poet": "Yusuf Korkmaz",
        "poem": "\n\nFestival ve doğa göz altında\n\nBana sormayın..\nNe var ne yok diye\nFestival ve doğa göz altında\nHava puslu ve kapalı\nGün kavgalı\nDil tutuklu\nBoğaz tıkalı\nFestival sanki sürgünde\nTüm güzelliklere el konulmuş\nZorbalık,hainlik hakim\nBölgeye \nMunzur vadisi suskun\nGöğsümde bir ağrı\nFestival ve doğa göz altında\n\nYusuf korkmaz (kizilkale 08.08.2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fethi Özalp anısına...",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nOrta boylarda orta yaştadır kendisi\nHizmet için adamıştır kendini benliğini\nYüzünden gözünden saçından bellidir\nDünyadaki yaşamının mizanı düzeni! ! \n\nEvveli vardır kabul ederiz onun bilgisini\nKalbi açıktır sever tüm tüm çevresini\nHata ettiklerinde yüze gelmez düşünür\nSıfıra indirmez kalplerdeki var olan sevgisini...\n\nİnsanla ilgilenen bir karakterde güzel huyludur\nŞahsen tanırsanız bakın orta boyludur\nİyiliğini bilenlerin kalbine girmekten olsa gerek\nYüce Allah tarafından orta boyludur\n\nFikrini alırız ufak bir takındığımızda\nHoşgörüsüne dayanıp bakındığımızda\nGöremeyiz beklemeyiz belkide\nFethi beyden gördüğümüzü aile yakınımızda..\n\nBize hep öyle bakar sevecendir\nBazen aile büyüğü herzaman resmidir\nBen şimdi fethi beyi tanıtıyorum\nFeyhi beye ve tanıyanlarına saygı duyuyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fethi Paşa Korusunda Yalnızlık",
        "poet": "Hakan İnanç",
        "poem": "\n\nFethi Paşa Korusunda şekersiz çay içmek gibi bir şey sensizlik.\nVapura rehberlik eden martılar eşliğinde simit yemek gibi bir şey Aşk.\nÇayımın şekeri tatlı muhabbetin,\nNazik omuzlarının yeri kaba omuzumun hemen yan tarafı.\nYa çayıma şeker ol, gel al yanı başımdaki yerine\nYada martılara attığım simit ol,\nHavaya savurduğumda kimin kaptığı belli bile olmayan..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fethin Gülü İstanbul",
        "poet": "Hanifi Kara",
        "poem": "\n\nFETHİN GÜLÜ İSTANBUL\n\nYüzerek karadan Haliç’e doğru\nRakseden geminin yolu İstanbul.\nNice şühedânın Eyüp Sultan’ın\nFâtih’in gönlünün gülü İstanbul.\n\nUlubatlı’m boşa akmadı kanlar\nEzanlar yükseldi kesildi çanlar\nCamiler, çeşmeler, saraylar, hanlar...\nTarihî eserle dolu İstanbul.\n\nDünyaya açılmış bir bab-ı âli\nOna duâ etmiş Şeyh Edebâli\nÖyle bir devler ki, Devlet-i Âli\nBaşkentler başkenti ulu İstanbul.\n\nYüzünü çevirmiş güneşe, aya\nKapısını çalan kalır mı yaya? \nAçmış kollarını iki kıtaya\nFakir, fukaranın eli İstanbul.\n\nO karşılar seksen ilin aşını\nAltın eylemiştir Rabb’im taşını\nBir yanlışlık görse çatar kaşını\nKimsesize kimse velî İstanbul.\n\nÖyle bir devir ki her şeyi farklı\nAcze düşürüyor bu günkü aklı\nKim bilir bağrında ne sırlar saklı\nŞu dertli dünyanın dili İstanbul.\n\nZaman oldu yâdellere katıldın\nZaman oldu altın ile tartıldın\nZaman geldi Kostantin’den kurtuldun\nEn hayırlı günün Salı İstanbul.\n\nSonunda kavuştun müjdeli üne\nIşık saçıyorsun dünden bu güne \nMânâ güzelleri Mekke, Medîne\nZâhir güzelliğin şalı İstanbul...\n\nHanifi KARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fethin Sadâsı",
        "poet": "Zehra Nur Topal",
        "poem": "\n\nKaradeniz'in kıyısını döverken dalgalar,\nTrabzon'un göğsüne gömülmüştü sadâlar,\nDalgalara eş, kaledeki bayrağı sökercesine esen rüzgâr,\nİstanbul,kardeşini bekliyor, mevsim sonbahar...\n\nFırtına öncesi sükût idi belki de bu,\nİzlemekteydi kıyıdaki yeşil, ufuktaki gurûbu,\nTrabzon Fatih'ini bekliyordu,\nAy ve yıldızın semadaki eşsiz uyumu...\n\nKaranlık; bir ziya umuduyla, hâlâ zifirî,\nO sıra yeni düşünceler içinde İstanbul'un Fatih'i,\nUfukta doğacak güneşin habercisi\nYeni bir sayfa açmış, bekleyişte Türk tarihi...\n\nVe sükûtun puslu camına inen hançer, \nİşte geliyor tüm ihtişamıyla şanlı er,\nCam kırıkları arasından yansıyan fer,\nÂdeta müjdeliyor:\"İşte zafer! \".\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fethiye`de Akşam",
        "poet": "Ramazan Öncel",
        "poem": "\n\nFETHİYE’DE AKŞAM\n\nUfukta \nKızıl bir elma\nŞavkı vurmuş denize\n\nÖnümde şarap\nHayyamlaşan akşamda\nEfkarım basmış\n\nİsyanlarım\nSesiz bir çığlık gibi\nSinmiş\nDurur içimde\n\nEylül 03\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fethin Kronolojisi",
        "poet": "Salih Yıldız",
        "poem": "\n\nMucizevî miraçta başlayan yüce fetih; \nNar etti sineleri, çıkardı birçok fatih.\n\nFırsat bulan her sultan, çalıştı çabaladı; \nBu hasretin sevdası, gönülleri dağladı.\n\nAma nasibi olan, methe layık olacak; \nGayret ve sadakatle, yüce gönle dolacak.\n\nİşte bu minval üz-re zaman geldi ve çattı; \nHeves Muhammet Han’da, taşmıştı kat be kattı.\n\nBin dört yüz elli iki, Boğazkesen inşası; * \nBaşladı yapılmaya, oldu fethe ilk aşı.\n\nBin dört yüz elli üçte, bahar ile beraber; \nDonanma yola çıktı; Bizans’a kötü haber.\n\nYüz kırk yedi gemiyle, Süleyman bey göründü; \nKostantin’in üstüne, kesif bir sis büründü.\n\nDokuz nisan toplandı, Bizans’ın gemileri; \nTopların namlusuna, sürdüler mermileri.\n\nOn dört Nisan surlara, top ateşi başladı; \nÇok umutsuzca Bizans, ordumuzu taşladı. \n\nOn sekiz Nisan günü, büyük adaya hücum; \nOn dokuz yirmi Nisan, şaşırdı gökte nucum.**\n\nSüleyman Bey bu ara, azledildi ordudan; \nHamza Bey donanmaya, tayin oldu komutan.\n\nVe yirmi bir Nisan da, umulmadık şey oldu; \nDağdan aşan gemiler, kitli halice doldu. \n\nYirmi üç Nisan ise, Bizans’ın kara günü; \nAğır şartlara razı, ilk kez çizildi ünü.\n\nÜç Mayıs Perşembe de, kayıplarımız çoktu; \nİki büyük top bizi, birazcık zora soktu. \n\nDokuz, on iki, on dört, Mayıs da hücum büyük; \nOn altı Çarşamba da, gemiler zincire yük.\n\nYirmi Mayıs da ise, surlar perişan halde; \nYirmi iki Mayıs da, artık yanıyor belde.\n\nYirmi dört Mayısın da, kaçma telaşı vardı; \nBizans imparatoru, perişan ve naçardı.\n\nYirmi sekiz Mayıs da, surda gedik açıldı; \nDüşmanın hatlarına, bir tutam toz saçıldı.\n\nYirmi dokuz Mayıs da fetih tamam oldu ve; \nManevi fetihlere, başlandı seve-seve.\n\nO ne güzel komutan, onlar ne güzel asker; \nÖvgüye mazhar olup, oldular yiğit erler.\n\nBizlere düşen ise, emaneti korumak; \nOnlar gibi çalışıp, ihya için yorulmak.\n\nMübarek Cuma günü, cümlesi bulsun Rahmet; \nEvladı Fatiha’na Rabbim eyle Merhamet…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fethiye bizim cennet bağımızdır",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nGüzellikleri anlatmakla bitmez,\nFethiye bizim cennet bağımızdır.\nAnlatsan anlatmaya ömür yetmez,\nFethiye bizim cennet bağımızdır.\n\nOnun güneşi ayı başka güzel,\nÇadırda Yörük Beyi başka güzel.\nMendos'la Baba Dağı  başka güzel,\nFethiye bizim cennet bağımızdır.\n\nMevsimi anlatmakla mevsim bitmez,\nSoğuk olsa Fethiye'de buz tutmaz.\nKışı inanın baharı aratmaz,\nFethiye bizim cennet bağımızdır.\n\nGörenler Fethiye bir başka diyor,\nİnsanlar kışın bile sebze yiyor.\nHer türlü sebze meyve yetişiyor,\nFethiye bizim cennet bağımızdır.\n\nYusuf Fethiyeliyiz biz kutluyuz,\nYarınlar için daha umutluyuz.\nFethiye'de yaşamaktan mutluyuz,\nFethiye bizim cennet bağımızdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fethiye'de Baba Dağı'nın Ereni",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nGece olunca ateş olup yanıyor,\nFethiye'de Baba Dağı'nın Ereni.\nZikir ile Yüce Allah'ı anıyor,\nFethiye'de Baba Dağı'nın Ereni.\n\nSevgi ile bakan kimseye göz kıpar,\nİman ile Müslümana nur seper.\nİnsanlara manevi bekçilik yapar,\nFethiye'de Baba Dağı'nın Ereni.\n\nAllah dostları Allah yoluna gider,\nYaptığı görevde Hak rızası güder.\nZorda kalan kimselere yardım eder,\nFethiye'de Baba Dağı'nın Ereni.\n\nOna zarar veremez dağların seli,\nDua ederek Hakka uzanır eli.\nBaba Dağı'ndan sorumlu olan veli,\nFethiye'de Baba Dağı'nın Ereni.\n\nYusuf onun varlığı mekanı aşar,\nOnlar ölse de ruhaniyeti yaşar.\nDarda kalan olursa yardıma koşar,\nFethiye'de Baba Dağı'nın Ereni.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fethiye adını şehit Fethi Bey'den aldı",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nİlk havacı şehit pilotlarımızdan olan,\nFethiye adını şehit Fethi Beyden aldı.\nTeyyaresi ile Akdağa düşerek kalan,\nFethiye adını şehit Fethi Beyden aldı.\n\nBizim töremiz Teke Yörüklerinden kaldı,\nYöremiz beş tane sancakla kendini buldu.\nBeşkaza Fethi Beyden sonra Fethiye oldu,\nFethiye adını şehit Fethi Beyden aldı.\n\nFethiye yörüktür Türk tarihi değer bulur,\nÇoğu Fethiyeyi Beşkaza olarak bilir.\nFethiye fethedilen yer manasına gelir,\nFethiye adını şehit Fethi Beyden aldı.\n\nBeşkaza halkının hizmet etmek gayesidir,\nSevdası ile yörüklük onun payesidir.\nFethiye Menteşe Beyliğinin üyesidir,\nFethiye adını şehit Fethi Beyden aldı.\n\nYusuf Fethiyeyi yazmazsa olur mu hayrı? \nOnu gören insan ondan yaşayamaz ayrı.\nŞimdi Muğla ilinin bir ilçesidir gayri,\nFethiye adını şehit Fethi Beyden aldı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Fethiyede Dolunay",
        "poet": "Mehmet Soykırlı",
        "poem": "\n\nBugün çok güzel bir gün oldu\nAkşam olunca parlak bir dolunay doğdu,\nAyın yanında güzel bir yıldız\nSanki dolunaya eşlik ediyordu.\n\nUzaklardan gelen bir muğla havası\nGecenin sessizliğini bozuyordu,\nAy'ın her dakika artan güzel ışıkları\nİçime senin özlemini dolduruyordu.\n\nKimbilir belki sende şu anda\nGökyüzüne bakıp dolunayı izliyorsun,\nBenim onda seni gördüğüm gibi\nAy'ın gülen yüzünde beni görüyorsun...\n\n10.06.2006/23,55\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fethiyeli Ülkücü şehit Sadettin Dirgen",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nKomünist kimselerce vurulup öldürülen,\nFethiyeli Ülkücü şehit Sadettin Dirgen.\nCenazesi ülkücü gençlerce kaldırılan,\nFethiyeli Ülkücü şehit Sadettin Dirgen.\n\nOnun yurdumuza hizmet etmekti maksadı,\nGönlümüzde yaşayacak ebediyyen adı.\nGenç yaşta olan yiğit bir delikanlı idi,\nFethiyeli Ülkücü şehit Sadettin Dirgen.\n\nKomünistler onu kendisine düşman saydı,\nZalim eller hayatına acımadan kıydı.\nAy gibi yüzü parlayan güzel birisiydi,\nFethiyeli Ülkücü şehit Sadettin Dirgen.\n\nVatan düşmanı olanlar ona kurşun attı,\nHayatının baharında iken ömrü bitti.\nSırtından vuruldu genç yaşında ölüp gitti,\nFethiyeli Ülkücü şehit Sadettin Dirgen.\n\nYusuf ülkücüler onun yolunu tutuyor,\nHer zaman üzerine güneş doğup batıyor.\nŞimdi Karayolu Mezarlığında yatıyor,\nFethiyeli Ülkücü şehit Sadettin Dirgen.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fethiyeli şehitlerimizi unutmadık",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nTürkmenistanda şehit olan Gürcan Akan var,\nFethiyeli şehitlerimizi unutmadık.\nŞehit Mehmet Ali Yanatmayı anlatmak zor,\nFethiyeli şehitlerimizi unutmadık.\n\nBu vatanı kutsal bilip göğsümüzü gerdik,\nBizler vatan millet için ne çileler gördük.\nErgün Kızılkayayı teröre kurban verdik,\nFethiyeli şehitlerimizi unutmadık.\n\nAsker oldum deyip silahı eline aldı,\nVatanını kendi canından kıymetli bildi.\nFidan gibi Fevzi Bekarımız şehit oldu,\nFethiyeli şehitlerimizi unutmadık.\n\nÖmrü boyunca hep memleket sevdası güttü,\nTürk vatanını temsilen Cenevreye gitti.\nMehmet Savaş Yergüzü Ermeniler katletti,\nFethiyeli şehitlerimizi unutmadık.\n\nDünyada gonca bir gül idi kokumuz gitti,\nGenç yaşında delikanlı yüz akımız gitti.\nAskerde şehit oldu Selim Fakımız gitti,\nFethiyeli şehitlerimizi unutmadık.\n\nFakirlik içinde yaşadı çileyle pişti,\nVatan sevdası ile varıp askere koştu.\nAskerde Ünal Daka vurulup şehit düştü,\nFethiyeli şehitlerimizi unutmadık.\n\nGece karanlığında karakola saldırdı,\nHainler doğuda memlekete baş kaldırdı.\nYılmaz Çelgini vatan hainleri öldürdü,\nFethiyeli şehitlerimizi unutmadık.\n\nYirmi yaşına vardığında bir ömür bitti,\nAskerde iken Türk vatanına kurban gitti.\nAdem Şimşeki hainler vurup şehit etti,\nFethiyeli şehitlerimizi unutmadık.\n\nÖmer Faruk Çoban askerde düşerek öldü,\nGözü yaşlı annesinin boynu bükük kaldı.\nBilmem Fethiyenin kaçıncı şehidi oldu? \nFethiyeli şehitlerimizi unutmadık.\n\nYusuf ile dua edip rahmet olsun dedik,\nŞehitlerimizin ardından destan söyledik.\nÖzgür Eldemiri vatana kurban eyledik,\nFethiyeli şehitlerimizi unutmadık.\n\nNot Fethiye,Muğla iline bağlı bir ilçedir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fetih",
        "poet": "Hüseyin Benli",
        "poem": "\n\nFETİH\nYıl 1453 hadisi şerif’e mahzar olmak isteyen bir genç\nNede heybetli görünüyor öyle\nAdı sultan Mehmet fetih den sonra fatih sultan Mehmet\nKolay değil di bu fetih\nDüşman çetin fatih ise yürekli\nFetihin temelleri erken atılmıştı\nEbe hatun fatihin doğumunda fetihi fısıldamıştı kulağına\nHacı bayramı veli parmağıyla işaret ederek\nBu çocuk istanbulu fethedecek demişti\nHocaların hocası akşemseddin görmüştü fatihdeki azmi ve inanmıştı\nAma bir türlü gelmiyordu gecikiyordu fetih\nFatih daralıyor sabırsızlanıyordu\nOrdusuna nasıl savaş bu çarpışın ve ölün diyordu ordusunun önünde\nBu duruma Bizans gülüyor ama fatihde vazgeçmiyordu inandığından\nTopladı vezirlerini çadırına \nHararetli geçen istişarede\nBir yol olmalı diyordu fatih\nFetihi istiyor ve hissediyordu\nEvet kararını vermişti fatih\nGemiler gizlice halice sürüklenecek büyük toplarda namluya sürülecekti\nVezirler olmaz diyordu\nFatih sesini gürleştirerek ALLAH isterse olmazlar oluverir diyordu\nGerekenler yapıldı ALLAH istedi ve oldu\nUğruna nice kanların döküldüğü İstanbul fethedilmişti\nHem de ne fetih\nFetihin işareti ulubatlıdan gelmişti\nSancağı dikmişti bizansın kalbine ulubatlı\nNe şerefti o\nMelekler o sancağı dikmek için neler vermezdi \nO günahsız melekler\nBir gün mutlaka İstanbul fethedilecek \nOnu fetheden komutan ne güzel komutan\nOnu fetheden asker ne güzel asker demişti peygamber\nO sancağı dikmek için nelerini vermezdi melekler\nSecdeden başını kaldırmayan o nurdan melekler\nEvet İstanbul fethedilmişti\nTarih yazılmıştı Rumeli hisarının önünde\nİstanbulun fatihi ayasofyada\nAlnı ayasofya bahçesinde secdede\nO da biliyordu vesile olduğunu \nALLAH fatihin eliyle fethetmişti istanbulu\nOlmaz denilene ALLAH istedi ve oldu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fetih",
        "poet": "Ökkeş Yüksek",
        "poem": "\n\nSene bindörtyüz elli üç, bir bahar sabahı, \nBir genç vardı atının üstünde pür sevdalı, \n\nMüjdelemişti peygamber bir fetih olacak, \nDikilmeliydi Bizans'ın surlarına sancak, \n\nPeygamberin ismini surlara dokumuştu, \nGece dualarda, gündüz cephede coşmuştu, \n\nYa ben, ya Bizans diyordu geri dönmek olmaz, \nCan, baş koymuştu bu yola azmi asla yılmaz, \n\nİşte o gün, o sabah dualar gerçekleşti, \nŞanlı hilal Bizans'ın surlarına dikildi, \n\nEy şanlı Fatih, ey büyük insan kalplerdesin, \nBayraklaşan şahsınla her daim ellerdesin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fethiyeyi fetheden sultan Menteşe Bey",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nFethiyeyi fetheden sultan,\nŞehit kumandan Menteşe Bey.\nFethiye kalesinde yatan,\nŞehit kumandan Menteşe Bey.\n\nMuğla ilinde meşhur olan,\nBeşkazayı düşmandan alan.\nBaşı kesilip orda ölen,\nŞehit kumandan Menteşe Bey.\n\nCümle küffara karşı duran,\nHak için mücadele veren.\nMenteşe Beyliğini kuran,\nŞehit kumandan Menteşe Bey.\n\nİman ile kılıcı kapan,\nÖzde fırtına gibi kopan.\nFethiyeyi Türk yurdu yapan,\nŞehit kumandan Menteşe Bey.\n\nYusuf Türk ve İslamın eri,\nOdur tüm gönüllerin yari.\nTürkün medarı iftiharı,\nŞehit kumandan Menteşe Bey.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fetihe Doğru",
        "poet": "Mustafa Bağcı",
        "poem": "\n\n  Fetihe doğru gitmeden atıldı bütün temeller,\n  Sonra yola koyuldu; askerle toplar gülleler,\n  Edirne'den İstanbul'a hareket etti her nefer\n  O anda hiç susmaz tekbir sesleriyle mehter..\n\n  Sultan Mehmed dedi: ileri aslanlarım i....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fetih",
        "poet": "Kasım Kaplan",
        "poem": "\n\nFetih ile dünya da bir devir kapanarak,\nBizans dere beyleri yer ile bir olmuştu.\nKapatıp orta çağı, yeni çağı açarak,\nAltın sahifelerde tarihte yer bulmuştu.\n\nO muzaffer komutan, o Fatih Sultan Mehmet\nDaha çocuk yaşında, fethe mazhar olmuştu,\nNe mutlu o sultana, müjdeledi (Hz.) Muhammed\nBir kutlu ordu ile İstanbul feth olmuştu.\n\nO yalnız savaş değil, açılmaktı dünyaya,\nOsmanlının sarığı dünyada tanınmıştı.\nİnanmadı Bizanslı, erken biten rüyaya,\nİstanbul’un surları, toplarla sarılmıştı.\n\nDağlardan kalyonları, çekerek indirdiler\nFatih o gemileri karadan yürütmüştü,\nYıllarca yürek yakan acıyı dindirdiler\nBizanslının burnunu topraklara sürtmüştü.\n\nİstanbul alınmadan, bir hisar Rumeli’ye,\nBir kaç ayın içinde, süratle yaptırmıştı.\nKonstantin sarılınca, Rumlar döndü deliye\nArzın göz bebeğini, Türklere kaptırmıştı.\n\nBu savaş Osmanlının ölüm kalım davası,\nAvrupa haçlı sına haddini bildirmişti.\nTükendi haçlıların, indi artık havası,\nBizanslının adını tarihten sildirmişti.\n\n Bitirdi bütün zulmü, getirdi adaleti\nBütün azınlıkların haklarını vermişti.\nÖğretti insanlığı, kaldırdı adaveti\nAdalet kılıcıyla zulmü yere sermişti.\n                              KASIM KAPLAN\n                         (Belirli Gün ve Haftalar)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fetih",
        "poet": "Serkan Yıldırımoğlu",
        "poem": "\n\nSevmek gibidir Fatihe İstanbul\nNazlı yarin gözleridir boğaz\nNarinliğidir Marmara’nın suyu\nVe vuruluş anıdır altın boynuz\nSevmek gibidir Fatihe İstanbul\n\nEfendisinin müjdesi mi emri mi? \nNe büyük komutandır fethin komutanı\nNe güzel askermiş fethin askeri\nSurlara dikilen nazlı sancağı\nEfendisinin müjdesi mi emri mi? \n\nGece uykularını böler hükümdarın\nHalice giremiyorken gemiler\nSurlarda dalgalanırken küfrün bayrağı\nDefalarca bozulan kuşatmalar\nGece uykularını böler hükümdarın\n\nDuasını almış gönül dostunun\nSen alacaksın demiş Hacı Bayram\nGeceleri uyuyamamış Akşemseddin Hocası\nHacı Bayramın sözü, kendi hocası\nDuasını almış gönül dostunun\n\nYıkmak lazım bu surların taşını\nDök o zaman büyük topu kalıba\nAdına Şahi de Macar usta Urban\nHavanı çizsin müjdelenmiş olan\nYıkmak lazım bu surların taşını\n\nAh gemiler, bütün dert gemiler\nGirebilse halice, geçse paslı zinciri\nYürüsün o zaman gemiler karada\nŞimdi ağlasın Bizanssın hükümdarı\nAh gemiler, bütün dert gemiler\n\nKim bu yiğit, göklere fermanını salan\nSurların üstünde sancağı dalgalandıran\nAk kısrağı azgın dalgalı sulara süren\nHocasının yanında İslambola giren\nKim bu yiğit, göklere fermanını salan\n\nSensin müjdelenmiş komutan, sensin o asker\nBinlerce yıl hükmün sürecek yedi tepede\nSeni anlatacak dedeler torunlarına\nCuma hutbelerinde bahsedilen Fatih\nSensin müjdelenmiş komutan, sensin o asker\n\n\t\t\t01.06.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fetva-yı Veda",
        "poet": "Huriye Karnap",
        "poem": "\n\nşimdi veda zamanıdır\ngeldik gideceğiz, gündelik telaşımızla\ndost gölgeleri vaktimize dolacak\nacı- tatlı ne varsa hepsi geride kalacak\n\nyıllanmış muammalarla\nyakınlığı demlenmemiş dostlukların\nçıkacak ihaneti sürmeli zamanlardan\nşimdi veda zamanıdır,\nbir mendil ya sallanır ya sallanmaz ardından\n\nyıllar sonra duyulur mu bilmem çığlığı anıların\natlaslarda yeri yok, bu muhabbet diyarının\ncanı arzeyleyen... \nkıymetini bilir bu son dakikaların.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fettah’ın Kızı -3",
        "poet": "Eyup Şahan",
        "poem": "\n\nSeğmenler oynuyor hava duruldu,\nDavul zurna coşkun, vurdu Makbule,\nFettah’ın kızına düğün kuruldu,\nDerdim Binboğa’yı aştı Makbule.\n\nEfsus mahallesi düğün ediyor,\n Yâr diye sevdiğim ele gidiyor,\nDeli gönlüm artık yaşama diyor,\nDüğün günü bana koştu Makbule.\n\nAldım terkime de sevdiğim kızı,\nKaçarken gördüler seğmenler bizi,\nKurşun yarasından sarardı benzi,\nYoncalıkta yere düştü Makbule.\n\nAtının üstünde gidiyor gelin,\nSızlıyor yarası tutuyor belin,\nIslanmış duvağı akıtır selin,\nKaderine böyle küstü Makbule.\n\nSen gelin giderken geçtiğin yola,\nPusu kurdum kurşun sıktım fodula,\nZaptiye kelepçe vurunca kola,\nEttiğim gayretler boştu Makbule.\n\nGezdim kırk beş yılı gurbet elinde,\nÖmrümü akıttım sevda selinde,\nMezarın başında gönül dilinde,\nEyüp dertlerini deşti Makbule.\n\nEyüp Şahan \nAfşin 13. 6. 2011\n\nDost kalemler\n\nmakbule geçermi makbule hanım\naşkla bakan gözlerine hayranım\nhasretle özlemle suskun bu canım\nhüzün duvarına döndüm makbule___Dost Şeref\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fetö Darbe Girişimi",
        "poet": "Sezayi Tuğla",
        "poem": "\n\nUzaktan kumandalı Pensilvanya nahibi.\nHaçlı ittifakının şeytan ruhlu rahibi.\nMillet iradesine darbe yapmak isterken,\nÜlkesini kurtardı yurdun gerçek sahibi.\n\n(16 Temmuz 2016 Cumartesi)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fetih Marşı",
        "poet": "Arif Nihat Asya",
        "poem": "\n\nYelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek; \nDağlardan çektirilen, kalyonlar çekilecek; \nKerpetenlerle sûrun dişleri sökülecek! \n\nYürü; hâlâ ne diye oyunda, oynaştasın? \nFâtih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın! \n\nSen de geçebilirsin yardan, anadan, serden\nSenin de destanını okuyalım ezberden\nHaberin yok gibidir taşıdığın değerden\n\nElde sensin, dilde sen; gönüldesin, baştasın\nFâtih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın! \n\nYüzüne çarpmak gerek zamânenin fendini! \nGöster: kabaran sular nasıl yıkar bendini! \nKüçük görme, hor görme, delikanlım kendini! \n\nŞu kırık âbideyi yükseltecek taştasın; \nFâtih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın\n\nBu kitaplar Fâtih'tir, Selim'dir, Süleyman'dır; \nŞu mihrab Sinânüddin, şu minâre Sinân'dır; \nHaydi, artık uyuyan destanını uyandır! \n\nBilmem, neden gündelik işlerle telâştasın\nKızım, sen de Fâtihler doğuracak yaştasın! \n\nDelikanlım! işaret aldığın gün atandan! \nYürüyeceksin! Millet yürüyecek arkandan! \nSana selâm getirdim Ulubatlı Hasan'dan! \n\nSen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın; \nFâtih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın! \n\nBırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin! \nÇelebiler çekilip haremlerde kışlasın! \nYürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın\n\nYürü, hâlâ ne diye kendinle savaştasın? \nFâtih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Üstad Fevzi Şahingöz",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nHisleri pınar gibi, dostluğu çınar gibi\nUsta bir mîmar gibi, üstat Fevzi ŞAHİNGÖZ\nHer mevsimde nev-bahâr, hep mesut ve bahtiyar\nGüler yüzlü âşikâr, üstat Fevzi ŞAHİNGÖZ\n\nGönüllerde atabey, kadim bir dost, ağabey\nHer zamân saygın birey, üstat Fevzi ŞAHİNGÖZ\nAsla yoktur kibiri, tevâzudur takrîri\nO, şâirlerin piri, üstat Fevzi ŞAHİNGÖZ\n\nVefâsı hiç bitmeyen, dostluğu hiç yitmeyen \nKimseye kin gütmeyen, üstat Fevzi ŞAHİNGÖZ\nDürüstlükte âbide, sözleri öz ve sâde\nSevgi şefkatte önde, üstat Fevzi ŞAHİNGÖZ\n\n16 Mart 2013 - ISPARTA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fey(i) z Alırsın Çekerek Derd-ü Gam-ı Dünyayı",
        "poet": "Nihat Gülle",
        "poem": "\n\nFeyiz alırsın çekerek derd-ü gam-ı dünyayı \nTekkeyi bekleyen elbette içer çorbayı                \n                                                                          Şinasi \n\nDünya bir mihnet ve çile yurdudur.Burada çekilen çile ve sıkıntılar,ıstıraplar aslında.tekamülümüz için gerekli imtihanlardan ibarettir.Her acı hayatımız için bir feyz kaynağıdır \nHikmet gözüyle baksak her musibette bir nasihat,her şerde aynı zamanda gizli bir hayır olduğunu görür,yüce Allah’a şeksiz,şüphesiz teslim olurduk.Zira,iman şek,şüphe götürmez.Kaza-kader taktir-i \nilahi bahsine aşina olanlar bilirler ki mutlak kaza değişmez.Bu gibi durumlar da tabiri caizse kul bir iman atlayışı yapmak,yani sabır ve teslimiyet göstermek  zorundadır..Başına gelen bela-musibetin,\nAllah tarafından taktir edildiğini ve kimsenin,hiçbir gücün bunu değiştiremeyeceği gerçeğini bilen kul,bu gibi durumlarda şeytanın itiraz, isyan ve tuğyan tuzağına düşmez.Şeytan,insanları neden,niçin,nasıl \nsorularıyla bunaltır,bu gibi durumlarda çeşitli seçenekleri düşünerek 'şöyle yapsaydım böyle olurdu diye kendimizi haksız ve boş yere yargılayıp, inanç  ve itikadımızın sarsılmasını ister.\nHalbuki Hz.peygamberimiz; (S.A.V.) bu konuda; \nKeşke sözünden sakınınız,keşke sözü şeytanın kapısını açar.'buyurmuştur.Ayrıca bu konuda mü'minin söyleyeceği sözler yüce kitabımız Kur'an-ı Kerimde açıkça bildirilmiştir.\n        “Bu azim ve yüce olan Allah’ın taktiridir hepimiz,ondan geldik ona döneceğiz” Kul bu ilahi sözlerle hemen Rabbine iltica ederek teslimiyet göstermekle hem huzura kavuşur, hem de dünya gamı çekmez.Bu sayede de Rabbine karşı halis kulluk imtihanını başarıyla geçer.\nZaten,yüce Allah’ın insanı yaratma sebebi de bu değimlidir.Kimin,hangi kulun daha iyi amel işlediğini görmek…\nAcıyı bal şerbeti edip yudumlamak.Zor ama imkansız değil.İşte,kulluk şiarı,işte ilahi kazaya Teslimiyet…Hakiki Kul  bu şuurla hareket eden ve olaylar karşısında inanç  ve itikadını bozmayan kişidir. \nYüce Allah'a olan bağlılığını hiçbir şekilde bozmadığından dolayı,,sabır ve metanetinin mükafatını hem dünyada hem de ahiret hayatında mutlaka görür ve  muradına erer.Tabii,hak ve hakikat yolcusu bir derviş can yemeği \nyer,Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin dediği gibi.; Tarhana çorbası içmem ben,Can yemeği yerim ben can,Yani; hikmet çorbası içmek için bekler tekkeyi, Şinasi  bu şahaser beyitle aynı manaya işaret ederek; \nÇekmiş olduğun,dünyanın binbir çile gam ve  dertleri ilahi aşk ve feyz alman içindir.\nGönül tekkesini sadakatla bekleyenler sabır ve sebatının mükafatı olan can yemeğini,hikmet çorbasını içer,yani her muradına erer sonunda.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feysah",
        "poet": "Feysah Can",
        "poem": "\n\nFeryat etsem duyarmisin beni...\nEn güzel duygularini verirmisin..\nYalan bile olsa(!)  SENİ SEVİYORUM dermisin? \nSevginde sevgimi, kalbinde kalbimi gormeyi..\nAşk ikliminde sevginin kucaginda benimle olmayi..\nHayal bile kabul edermisin? \n\nCama zoraki tutunmus bir yagmur damlasi gibiyim, , \nYasamaya mahkum ama öluümünde bir güneş ışıgı kadar yakında.\nhayati anlamak guc geliyor bana, \nsebebini hicbir zaman bulamayacak gibiyim..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feyyaz Camcı Hocama",
        "poet": "Ali Karaca",
        "poem": "\n\nNasıl anlatayım bilmem ki sizi,\nİnan sayfalara sığmazsın hocam.\nNeşeye boğardın her birimizi,\nBir kez olsun bize kızmazdın hocam.\n\nMasanın başına birikince biz,\nHerkesten çok bana kızardınız siz,\nNöbetçiye kızdığımı bilseniz,\nDört gözle hep zili beklerdik hocam.\n\nŞu içeri zili çalarsa erken,\nMahvolurduk sınıflara girerken,\nBitmiyor bu okul bitmiyor derken,\nYedi yılı birden bitirdik hocam.\n\nAslında sizleri anlatması zor,\nKafiyeler birbirini tutmuyor,\nHer şeyi de tutup yazmak olmuyor,\nÇok zorlandım bunu yazarken hocam.\n\nBirkaç yönünüzü sayayım gene,\nBazı şeyler anlatılmaz cümleyle,\nDiyeceksin gene yazmayı dene,\nDuygulara kelam yetmiyor hocam.\n\nHer sözün sonunda kafiye gibi,\nHep patlatırdınız aman yarabbi,\nGaliba her sözün buydu nasibi,\nBu sözleri bol bol dinlerdim hocam.\n\nŞu evet sözcüğü tesbihti sizde,\nSöylerdiniz her cümlede her sözde,\nBir dersten takmıştık biz sayenizde, \nDirek geçmek nedir bilmedik hocam.\n\nHep mesuttan açardınız konuyu,\nÇok sorardım gereksizce soruyu,\nAffedin Ali’nin böyleydi huyu,\nBaşka türlü günler geçmezdi hocam.\n\nAslında bu şiir iyi olmadı,\nAklımda yazacak birşey kalmadı,\nBahanemse hazır sayfa almadı,\nAli’den hediye bu şiir hocam.\n            1989 okul biterken........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feyza 2(ebr_ç)",
        "poet": "Mehmet Salih Cemo",
        "poem": "\n\nEy gözleri ile serinlik veren yar,\nHer bakışında ayrı bir özlem var,\nAşkın ile dağlanan yüreğime bir bak,\nEy gözleri ile serinlik veren yar\n\n                                 (''Dervişin günlüğü'')    \n                                      24,03,2007\n                                           ağrı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feyza.....,.",
        "poet": "Huseyin Işık",
        "poem": "\n\nFırtınadan önceki sessizlik çökmüştü o gece.\nEriyen kardan dökülen damlalar AŞK’a çarptıkça,\nYükselmeye başlamıştı tanımlayamadığım ses.\nZulmetmeye başlamıştı içten-içe kalbten-beyne\nAsiydi çünkü damlalar AŞK’a \n\n(Unutma ki ilk aşklar KİN ve NEFRET ten doğar)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feyzam 1(ebr_ç)",
        "poet": "Mehmet Salih Cemo",
        "poem": "\n\nFeyza,\nGitme,\nBaygın gözlerle bakma,\nÖlü ebabiller toplar avuçlarım,\nAğlama,\nAğlatma,\nGölge gibi üzerimde gözlerin,\nTitrek ellerimde hayali resmin,\nFeyza,\nGitme,\nTut ellerimden,\nKapatma gözlerini,\nfeyza,\nAşka susamış dudaklarım,\nZehir saçar dudakların,\nAğlama,\nAğlatma,\nVe kal... feyza...\n\n                (''kanayan güller''kitabından)     \n                         14.12.2005\n                             erzurum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feyz'e..",
        "poet": "Mavi Yağmur",
        "poem": "\n\nöpebilirim, beni boğduğun denizlerde seni\nve öpmendir dileğim acımla bekliyorken seni..\n\nsevebilirim, sensiz batan bu turuncu günesi\nve sevmendir dileğim, her gün sana doğan beni..\n\nöldürebilirim, bu gereksiz ayrılık kelimesini\nve ölmektir dileğim, kavuşturacaksa bu durum bizi.. \n\na.g.t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feza Mehmet  5",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nMazlumdur, güvenilmez Rab’den yana olsa da,\nDavranışları bozuk diye tanıtılsa da…\n\nZerre kötülük bilmez vicdansızlığı da yok,\nRab’bin yoluna köle; nefreti, kini de yok…\n\nSözünün tam eridir lafı güven sağlamaz,\nNedense güvenilmez sermaye bağlanılmaz…\n\n(2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feza Mehmet  4",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nYanlışları çok fazla, şahsını eğitmedi,\nKendi çabalarıyla, şükretti ve yetindi…\n\nNefsi tek düşmanıydı, ona pek yenilmedi,\nYasaklanan ne varsa, merak dahi etmedi…\n\nÇevre edinemedi, şahsı anlaşılmazdı,\nKırıcıydı lafları, hoşta karşılanmazdı…\n\nZerre kin duymuyordu, hiç kimseye küsmedi,\nŞahsına herkes küstü, bencil dahi değildi…\n\n(2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fezana Düştüğümden Beri",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nGüllerin  üstündekini  sanma,\nSabah  çiğidir   diye! \nHer  seherde  damla-damla,\nDökülen  gözyaşımdır  biteviye.\n\nDolunay  gecelerimin  feneri,\nYıldızları  bahçeme  serptim.\nFezana  düştüğümden  beri,\nDünyayı  kara  deliklere  teptim.\n\n24 Şubat 2004 Salı, Danimarka-Køge  23.20\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fıçı",
        "poet": "Hüseyin Poyraz",
        "poem": "\n\nAdem'e benzer yüzün\nHayvandır senin özün! \nMilcen'den beter gözün\nKör Fıçı, nankör Fıçı! ..\n\nAldığını koymazsın\nHaram yersin doymazsın\nSen insana uymazsın\nKör Fıçı, nankör Fıçı! ..\n\nCiğerinden yan, kahrol! \nKerbela'da sarar sol! \nHüseyin'den beter ol! \nKör Fıçı, nankör Fıçı! ..\n\nEylül 2005 - Sivas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fidan",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nAfiş olur ton ton ağaç,\nKel kel olur dağ - taş, yamaç,\nHer yer bak çöl her yer kıraç,\nTek bir fidan dikmez aday…\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Fidan",
        "poet": "Eren Candan",
        "poem": "\n\nsen ilk önce gönlümde açan bir fidan din sonra büyüdün öyle büyüdün ki  bütün benliğimi kapaladin  bir sarmaşik gibi esirin oldum senin sen bana sultan bende sana  köle oldum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fidan Dikelim",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nBugün yirmi beş nisan, iki bin on üç\nYeşersin ülkemiz, fidan dikelim\nYavru Tema Vakfı, bize verdi güç\nYediden yetmişe, fidan dikelim\n\nSaat on üç gibi, mc donald’stayız\nYavru Tema Vakfı tüm öğrenciler\nBir gaye uğrunda, şanlı gaziler\nGazilerim gelin, fidan dikelim\n\nAhmet Yılmaz beyle, güzel ekibi\nHizmet sahasında, yoktur rakibi\nBizlere hizmette, bizlerden biri\nMc Donalds ekibi, fidan dikelim\n\nMuharip Gaziler, örnek oldular\nTema Vakfı için, aşkla doldular\nÖğrenci elini, tutan koldular\nHaydi, öğrenciler, fidan dikelim\n\nŞehrin havasından, çabucak bıktık\nİki otobüsle, Gölcük’ten çıktık\nKarbon dioksiti, ciğere tıktık\nBol oksijen için, fidan dikelim\n\nNeşeyle, sohbetle, geldik mekâna\nElimizde fidan, geldik yan yana\nVatanın toprağı, kutsal bir ana\nBu vatan bizimdir, fidan dikelim\n\nElimizde çapa, diktik fidanı\nYaşadıklarımız, büyük bir anı\nTemiz hava alıp, temizle kanı\nVatanı sevelim, fidan dikelim\n\nAğaçlar büyüsün, yeşersin dağlar\nSellerden kurtulsun, ovalar bağlar\nSusuz kalır her yer, analar ağlar\nÇevre güzel olsun, fidan dikelim\n\nEmeği geçenler, Nermin Tol hanım\nİbrahim Bayram’sa, Tema’da kanım\nAhmet Yılmaz beyle, ağrımaz yanım\nMukadder Varol der, fidan dikelim\n\n25.04.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fidan boylum",
        "poet": "Uğur Aydin 2",
        "poem": "\n\nyüzünde tebessüm kaybolup durdu \ngözlerin bu akşam neden mahmurdu\nsesinde ki hüzün derinden vurdu\ngel gitme bu akşam kal fidan boylum \n\nyeşil  gözlerin  yaşlarla  dolu\nsöyleyen  dilin  söylemez  oldu \nsesinde  ayrılık  saklanıp  durdu \ngel gitme bu akşam kal fidan boylum\n\nayrılık bu akşam beni 'de' vurdu\nbeni bensiz bırakma kal fidan boylum \nruhum bedenimden kopup kayboldu \ngel gitme bu akşam kal fidan boylum \n\nellrin elimden kacıversede\nayrılık saati geliversede..\nbedenim ayrıysa ruhum seninle\ngel gitme bu akşam kal fidan boylum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fidan Dik Kardeşim",
        "poet": "İbrahim Sağır",
        "poem": "\n\nFİDAN DİK KARDEŞİM\n\nOrmandır toprağın ciğeri,canı,\nFidan dik kardeşim şenlensin vatan.\nGözün gibi koru yakma ormanı,\nFidan dik kardeşim şenlensin vatan.\n\nDallarında serçe bülbül ötüşür,\nGölgesinde koyun kuzu yatışır,\nSinesinde lale sümbül yetişir,\nFidan dik kardeşim şenlensin vatan.\n\nErozyonu önler toprağı korur,\nAmansız rüzgarı keser,gem vurur,\nSellerin önünde yiğitçe durur,\nFidan dik kardeşim şenlensin vatan.\n\nYaz baharda türlü renge bürünür,\nBörtü böcek sinesinde barınır,\nKirli hava kirlerinden arınır,\nFidan dik kardeşim şenlensin vatan.\n\nOrman bizim ortak kutsal malımız,\nOndan gelir en şifalı balımız,\nOnsuz n’olur düşün bir kez hâlımız,\nFidan dik kardeşim şenlensin vatan.\n\nSağır der gelecek nesle armağan,\nBırakmak istersen yeşil bir vatan,\nŞimdi işte öyle güzel bir zaman,\nFidan dik kardeşim şenlensin vatan.\n\n     İbrahim SAĞIR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fidanım",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nFidanım\n\nGençlik çağın güçlü haykırış içindir\nDiktim seni toprağa\nBüyüdün, artık meyveye dur fidanım\nGöklere sesini duyur fidanım\n\nGüneş doğacak şimdi\nDurmak yok \nMaviliğe yürü fidanım\nBitti lise yılları\nAçıldı üniversite yolları\n\nBu bahar mevsimidir\nKuşların olsun sürü sürü fidanım\nKuşlar uçsun sen büyü fidanım\n\nMaviliklere hep yürü fidanım\nBu toprağı sev yürekten\nHaydi ağaç ol bal üret tezekten\nDiriliği yaprak yaprak haykır\nMaviliğe bayrak bayrak haykır...\nFidanım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fidan ve yaşlı insan",
        "poet": "Tülün Ceylan",
        "poem": "\n\nTaşıyorum oradan oraya\nArdından bir fidan sürükleyen yaşlı bir insan\nNasıl sürüklerse tazeliği işte öyle\nBeni takip eden bir küme şimşek\nHer an çakmaya hazır\nSahip olduklarım\nBir çift güvercin \nHer an uçmaya hazır\nMüjdeci falcılara inat\nKararttım tüm sabahlarımı\nEvimde kök saldı kestane ağaçları\nYatağımı bahçeye taşıdım\nBir tufan, bir fırtına\nMeydanlara fırladım\nArjantin’in şehvetli tangolarında\nDansetti oklarını eskitmiş bir kirpi ile bir sincap\nSen üzerinden bulut geçen dolunay gibi\nBir görünüp bir kayboldun\nÖdünç aydınlığınla yetindim\nTüm gecelerden alacaklıyım kovuldum\nTaşıyorum oradan oraya \nCilt cilt sıralanmış bir ansiklopedi sevdam\nHer harfinde sen\nKarıncaların titizliğiyle taşıyorum\nBilmiyorum \naşkını nereye gizlesem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fidan Dikey",
        "poet": "Uğur Musab Şahin",
        "poem": "\n\nFidan dikey, insan yatay gömülür toprağa \nRuhlar sonsuza hamile, toprak ruhlara\nBitki gömülünce yaşar, kul ölünce gömülür. \nRahat uyusun diye, üstü toprak örtülür. \n2011 \n\nMelek günah bilmez, şeytan sevap \nBu Alemde, sorudan da fazla cevap \nTerazi denkse adalet, hak haklı rafta \nCezası ve mükâfatı da, diğer tarafta \nGönül açık yol açık, yolcu yorulmaz. \nSu yolunu bulur, yolda yol sorulmaz. \nEdebin bittiği, edepsizin o gittiği yer. \nFare her deliğe girer, sen peynir ver. \n2011\n\nDostu düşmanı iyi bilen yüce milletiz. \nEmanete riayeti, adalete hıyaneti biliriz. \nÖfke şerre gebedir, cahilin cesaretinde \nFeda da veda olmaz, af Allah'ın elinde \n2011\n\nBedensel olarak ölen ölmüştür, \nYa yaşarken ölenlere ne demeli\nGül yerine, kül savurur yürekler \nNefes alsam da, serinle yemem. \nNe yürek, ne baş, kaldırır sancıyı, \nVicdanımız esir olur nefsimize. \nBizi bizden uzaklaştırır, ne varsa, \nVe uzaklaşırız, kaça bildiğimizce \n2012\n\nAynada görünmeyen diğer yüzün\nAklın bilip, nefsin bilmediği ölüm\nAyağımızın altındaki şu çiçekler, \nBaşımız üstünde açacaklar gülüm. \n2010\n\n\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fidan",
        "poet": "Erzurumlu Emrah",
        "poem": "\n\nSabahtan uğradım ben bir fidana\nDedim mahmur musun, dedi ki yok yok\nAk elleri boğum boğum kınalı\nDedim bayram mıdır, dedi ki yok yok\n\nDedim inci nedir, dedi dişimdir\nDedim kalem nedir, dedi kaşımdır\nDedim on beş nedir, dedi yaşımdır\nDedim daha var mı, dedi ki yok yok\n\nDedim Erzurum nen, dedi ilimdir\nDedim giderm misin, dedi yolumdur\nDedim Emrah nedir, dedi kulumdur\nDedim satar mısın, söyledi yok yok\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fidel'e Şarkı",
        "poet": "Ernesto Che Guevara",
        "poem": "\n\nHaydi gidelim, \nateşli peygamberi şafağın, \ngizli patikalardan ulaşalım \no yeşil timsahı kurtarmaya, aşkla sevdiğin. \nHaydi gidelim, \nisyankar ve marslı yıldızlarla dolu \ncepheyle aşağılanmayı bozguna uğratarak \nzafere erişmeye ya da ölümle buluşmaya yemin edelim. \nDuyulduğunda ilk atış sesi ve uyandığında \nçalılıklar bakirelere yaraşan bir şaşkınlıkla, \norada, yanıbaşında, olgun savaşçılar olarak, \nbulacaksın bizi. \nSaçıldığında sesin dört rüzgara doğru \nadalet, ekmek, özgürlük, tarım reformu, \noradai yanıbaşında, aynı vurgularla, \nbulacaksın bizi. \nVe yerini bulduğunda bunca emeğin sonunda\nzalime karşı doğruluğun uğraşı, \norada, yanıbaşında, bekçilik edeeken mücadelenin sonuçlarına, \nbulacaksın bizi. \nYaralı böğrünü yaladığı gün canavar \nmilliyetçi bir mızraktır onu orada vuran, \norada, yanıbaşında, gururlu yüreklerimizle, \nbulacaksın bizi. \nSanma ki bozabilirler bütünlüğümüzü \nrüşvetle kuşanmış yaldızlı bitler, \ntek istediğim bir tüfek, mermiler ve bir siper. \nBaşka hiçbir şey. \nVe şayet engellerse yolumuzu demir, \nAmerika tarihine geçen \ngerillaların kemiklerini örtmek için \nbir mendil isteriz Kübalıların gözyaşlarından. \nBaşka hiçbir şey.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fidyas'a Mektuplar",
        "poet": "Rahim Zor",
        "poem": "\n\nÇocukluğumuz ah o çocukluğumuz yok muydu Fidyas.Hani ilkokulda çizdiğin kızların kazaklarını pembeye boyarmışsın.Çingene pembesine.Sonra eflatun renklerini çok kullanırmışsın.Kızlar pembe kazaklı,çiçekler eflatun renginde olurmuş hep.Şimdi neden o renklerden kaçıyorsun Fidyas? Yoksaa korkuyor musun? \nBiriktirdiğin yalnızlıkları çoban kavalıyla emziriyormuşsun Fidyas.Seni hiç kimseye benzetemiyorum. Bir tek uzaklara benziyorsun, çok uzaklara Fidyas.Her gece çözmek için kördüğümlerini hafakanlar bıçaklarmış seni de yine de çözülmezmiş avuçların ta ki şafak sökene kadar.Şafak vakti üzerine bir ikindi serinliği düşer ay perçemlerini tararken,yaralarını sararken uykunun kollarına uzanırmışsın Fidyas.\n\nOnu diyordum Fidyas.Başağrılarıma iyi gelen Yıldız çiçeğidir.Diğer bir adın da Dalya çiçeği diyorlar Fidyas.Unutma beni,pembe krizantem benim çiçeklerimdir.Hislerime dokunurlar,sırlarıma dokunurlar,düşlerime dokunurlar. Ah Fidyas, dağları mavi,sabrı kepez,çiçekleri mor Fidyas.Çocukluğun neşe içinde geçmiş.Şimdi asık surat oldum diyorsun.Büyüyorsun Fidyas.Olgunlaşıyorsun.Acı çekerek olgunlaşıyoruz Fidyas bilmiyor musun? \n\nDüş artık kitapların yakasından Fidyas.Gittikçe yalnızlaştırdı okumak seni.Okuduğun kahramanlar yok çevrende görmüyor musun? Sevdiğin yazarların ya bir kasaba istasyonunda ya da bir kulübede yalnızlık ve sefalet içinde ölmüşler Fidyas.\n\nAma yazarlar içinde Tolstoy’u ayrı bir yere koymuşsun Fidyas.Onun mistik yanını Dostoyevski’nin ahlakçılığını öve öve bitirememişsin.Raskolnikov mahkemesini vicdanında kurmuş,sonra cezasını çekerek azaplarından kurtulmuştur.İnsanlar cezalarını isteseler de istemeseler de çekerler Fidyas.Vicdanımın verdiği azaptan çok korkuyorum demişsin Fidyas.Cehennemdeki azabın böyle bir şey olduğuna inanıyormuşsun.. Ne de çok ortak yanımız varmış.\n\nDostum! Biliyorum herkes dünyaya erken gelmekten şikayet ederken sen geç geldiğinden yakınıyorsun.Kadim zamanların hikayesini,edebiyatını,sanatını,tabiatını ruhunla örtüştürüyosun.Mistizm,doğa,yalnızlık ve hep hüzün! ve içinde sakladığın pembe ve mor! Sus Fidyas sus...\n\nŞimdi şehirlere kirli yağmurlar yağıyor Fidyas.Ağızlarında galiz küfürlerle caddeleri kirleten kalabalıklarda seni duyamıyorum.Kem gözlerinde ateş taşıyan insanlar, ah o maskeleri altında korkunç ruhlarla dolaşan insanlar hemen yargılanmalı Fidyas.Mesela şu kibirli dul,ağır cezada yargılanmalı.\n\nMaskeli yüzler çok tehlikelidir Fidyas.Ay ışığının yakıştığı,eşyanın gürültüsünden uzak yüzler de vardır.O yüzleri sen de tanırsın Fidyas.Onlar çekip giderken aynalarda,camlarda kalıyor resimleri.Ben görüyorum Fidyas.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Figan",
        "poet": "Nesrin Naz",
        "poem": "\n\nDağlar ardından bir figan\nYükseliyor arşa duman duman.\nBu acı\nBu feryat niye\nAcep yarinimi kaybetmiş ki \nFigan eyleye.\n\nOy…. Dağlar..\nGeçit verin bir bakayım\nYoksa benim sevdiceğim mi\nHaberini alayım.\nFeryat figan eyleme ey yar,\nDağlar banada geçit vermez değil ya.\n\nKartal olsam göklerde \nYükselsem.......\n...................Yükselsem\n......................................Yükselsem\nÇıksam bulutların üstüne\nSeyretsem bulutlardan seni.\nSüzülsem özgürlüğe \nYavaş……..\n…………..yavaş\n\nAlsam seni pençelerimle\nYükselsek......\n..................Yükselsek\n...................................Yükselsek  birlikte\nBulutların üstüne \nBulutlar olsa bize yatak\nOysa ne ben kartalım\nNede sen tutsak\nTutsak olan benim \nÇünkü Bana aşk yasak.\n\nYükseldim baktım \nDağlar ardına..\nFeryat figan eyleyen\nBenim yârim değilmiş \nİnleyen benim kalbimmiş\nMeğer..\nGözyaşlarına boğuldum\nBir kez daha \nÖlmeden..\nCan evinden vuruldum.\n\n30.05.2008\nBornova/İZMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Figan",
        "poet": "Ulvi Koçu",
        "poem": "\n\n\"benim sana ağıtlarımdan başka verecek neyim kaldı ki Sevgili! kör bir isyanın arifesinde, kanla bulanmış boynumu sunuyorum huzuruna. susuz bir Anadolu köyünde, etrafımda koşuşan soluk renkli, yırtık elbiseli çocuklar üzerine and içerim ki,yalnızlığına şikayet eden ben değilim. kimsesiz bırakılmış evlerin garip hüznüyle aralıyorum hayalimde ağlaşan ıssız yüzünü. sol cebimde yaralanmış bir delik, sağ cebimde yetim bir el. ey şafak vaktimin ürkek alacası, her yanımda rihtere meydan okuyan bir deprem, nehirden taşan sel...\n\nhangi dağa anlatsam, 'git' diyor 'ona anlat derdini'\nbenim sana verecek yalnızca ağıtlarım var sevgili! ' \"\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fifti Fifti",
        "poet": "Mahmut Küçük",
        "poem": "\n\nFİFTİ FİFTİ\n                                                                          İST.-09.05.2001\n                                                                          02.35\n\n                              Hiçbir mutluluk ya da kederimi\n                              Ömrümce dolu dolu yaşayamadım! ? \n\n                              Bir gözümde, ilkbahar’ın coşkusu; \n                              Öbüründe, Nisan sağanak yaş’ı…\n\n                              Ne zaman şu işim olacak desem; \n                              Tam tersi oldu da, hep oldum mağdur! \n\n                              Bir yüzümde, bayramların coşkusu; \n                              Öbüründe, mutlak endişe hakim! .\n\n                              Emekleyip, tam kazanca koşarken; \n                              Bilmem, kaçıncı kez tökezledim! \n\n                              Mevla’m ölümsüz aşk’ı bile verdi; \n                              Onun da mürüvvetini göremedim(?)\n\n                              Herkes, beni sandı; asık suratlı,\n                              Severken gördüler, o şen dünyamı! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Figan",
        "poet": "Zülfiye Uçar",
        "poem": "\n\nGönül penceresinden izliyorum dostlarım,\n Günlerin geçişini devranın dönüşünü.\n İnliyorum derinden bir ah çekiyorum,\n İnsanlığın batışına gölge hükümranlığına.\n\n Ağlıyorum gördükçe artan kin ve elemi,\n Dayanmıyor yüreğim kabul etmiyor dimağım,\n Kenetlenmiş kötülük sarmış tüm bedenleri,\n Yok etmiş aşkları dağıtmış sevgileri...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Figan",
        "poet": "Ayşe Manav",
        "poem": "\n\nSessizliğinde boğuluyorsa bir kadına\nFeryat etmek ağır gelir\n\nFigan düşen yüreğe\nNazende sus pus gelir\n\nEfsunlanmış gönül\nBir tatlı niyaz bilir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Figan Feryat Olmuşsa",
        "poet": "Naim Dural 2",
        "poem": "\n\nGelmişti vaktimiz \nDolmuş naktimiz \nArtık toparlanma zamanımiz \nYollarimiz ayrılacakti \nArtık ayrı dünyaların insanıyidik biz\nToparladık valizimizi \ndöndük sırtımızı birbirimize \nÜç dört adım gittik, döndük gözler çarpıştı birbirine \nDört gözde bir damla göz yaşı \nİki gönülde bir feryat,figan yakıyordu \nDur gitmeyin dercesine\nBen ona,o bana koşmak istedi \nAma artık ayrılma zamanımız gelmişti \nKader çizmişti olası çizgisini \nAyaklar artık bırakmıyordu birbirimize koşalım \nYürek yanıyordu, feryat yakıyordu \nFiganim feryadım oldu \nBen seni böyle mi bırakacaktim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Figan Faslı",
        "poet": "Bülent Güldal",
        "poem": "\n\nÇile ve çarmıhı baştacı edenler  ey\nyaşamın kımıltısını  görmezden gelenler\nel birliğiyle çoğaltıyorsunuz kamburunuzu\n\nYıldızlara giden yolda ayak izleri\nırzına da geçiyor güzelliklerin\ntüketiyor ömrümü bu çelişki\n\nYürek serinliğiyle geçene aşkolsun\ndoğumla ölüm arası bir zaman\nadım başı diken bahçelerinden\n\nKuşlar bombalar terketti gökyüzünü\ndirekleri yıkılıyor insanlığın\nyaşadığımız an salt faslı figan\n\nYüzyılın bağrı ateşten bir tarla\nkan damlıyor eteğinden dünyanın\ninim inim inliyor şimdi Babilonya\n\nÇocuk katillerinin yarattığı tufan\nalnının çatına yazıldı uygarlığın\nbu hangi hayvan? Bu hangi hayvan? \n\nŞakaklarım karıncalara yuva\nfosforunu okşuyorum ateş böceklerinin\nyaşıyorum işte,uç veren filizlerin aşkına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Figanferyat",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nTerazideki kefenlesmis kefe egik yamuk yirtik sökük\nAh merhabam ah der demez bir feryat\nDuyup duymayan evladi insanin\nHicbir seyi degilse bile hic yokluguna yitikligine\nDurup dayanamayip kendi dizlerinin üstüne\nKaval kemikleri inleyip sizliyordur…\n\nSeyfi Karaca……….Bisan / 16\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Figüran Duygularla Yaşıyoruz",
        "poet": "Hamit Kunt",
        "poem": "\n\nBöcekleri bilmem ama kuşlar ayaktalar Çamlıca’nın İstanbul’un adalarına,ve ta Yalova’nın dağlarına bakan sırtlarında.Ay nöbeti Güneşe teslim etmek üzere.Rüzgar serin,bulutlar çekilmiş cepheden.Şehir uyuyor.Sanki bir ben uyanık,bir de kuşlar.Vardiya çalışanlarla,ekmek tekneleri çöp kutuları olanlar bir de.Beton yığınlarının üzerine bir başka doğuyor Güneş parlak bir Pazar sabahında.Şehir uyuyor...Ayaktayım.yüreğimde neler yaşadığımı,bir yolla iletebilsem yüreğine, ve sen de aynı şeyleri duysan yüreğinle…o zaman diller sussun varsın. Tarih yürekleriyle konuşanların öyküleriyle dolu.gönüllerin hep kasvetli olduğu bu çağda masalsı aşklar olamaz mı? Her yürek bir masal kahramanı aslında.Şu arzuların çılgın ateşinden kurtarabilsek yüreklerimizi.Figüran duygularla yaşıyoruz hep.Kahramanlarımızı zindana attık.Elleri bağlı,ayakları zincirli,gözleri bağlı,ağızları bantlı…Kendi zindanımızın gardiyanlığını da kendimiz yapıyoruz maalesef.Kendi hapisliğimizin hakimi de,savcısı da biziz.Gönül kuşumuzu beden zindanlarında çürütme kararı dışımızdan bir düşmana ait değil.\n(bitmedi)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fiili dua",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nDille yapılan dua yetmez,\nicraata dökmek gerek.\nAçılan elleri çalıştırmak,\naklı kullanmak gerek.\nNeticeye sebep olmak,\nrahmet kapısını çalmak,\nbaşarı için çalışmak gerek.\nSabır et yazılan bekle,\nacele edip günaha girme.\n\n                             14.09.10/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Figüran Kız",
        "poet": "Vecdi Murat Soydan",
        "poem": "\n\nŞİİR: Muhip Erdener SOYDAN (babam) \n          Doğum tarihi :  29 Ekim 1943 \n          Ölüm tarihi     : 15 Ekim 1986\n\n\n\nVarmışın, varlığında yok olduğum yıllar\n\nÜç duvarlı odanın katlarına varmışın\n\nKulaklarımdaysa hala kahkahaların çınlar\n\nBilmem yine anılarımızda yaşar mısın? \n\n\n\nNasıl unuturum seni figüran kız? \n\nDüştüm gurbete senin yokluğunun acısıyla\n\nOralarda senin için neler neler yazmadım\n\nİnlemeler  şiir oldu orada senin için\n\nLamba ışıklarında seni yaşadım, andım…\n\nGazı biten lambanın fitili için için\n\nSönerken bile varmışın gibi yandım…\n\n\n\nKaç yıldır başkentteyim, yanına gelemedim,\n\nBak, ben geldim diyerek elimi değemedim.\n\nHaberini hep aldım, mutsuzmuş güzel yüzün\n\nİnan ben de sen gibi mutsuzum, gülemedim…\n\n\n\nNasıl olsa ayrılık işlemiş içimize,\n\nHangi ayrılıkları gönüller kaldırmamış? \n\nSadece sen ben değiliz, gitmesin gücümüze,\n\nNice nice sevgiler, sevenler aldırmamış…\n\n\n\n\n\nMuhip Erdener SOYDAN\n\n24 Mart 1971 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fıkır",
        "poet": "Cahit Aybar",
        "poem": "\n\nTey dostêt mın fıkrêt mının,\nBên fırehya dılê mının,\nDılê mı tey pê van xweşe,\nJıyana mın van dımeşe,\n\nBelê sed heyfı mıxabın,\nÇıhê fıkrêt baş zindanın,\nLevka başi maye bê kes,\nDıny bu me buye qefes.\n\nHa bu gefes ha seyrangah,\nHa feqirbım ha vezirı şah.\nAqubet hêlanı çone,\nYêt mıhım fıkrêt mırune.\n\n\t\t2002.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fikir Atatürk",
        "poet": "Yılmaz Aybar",
        "poem": "\n\n“Gaye zafer değildir,\nGaye fikirdir.”\n\nKaç asker diyebilmiştir bunu dünyada? \nKaç asker dile getirebilmiştir? \n\nÇünkü bir gerçeği söyleyebilmek için\nO gerçekle bir olmak gerekir.\n\nSavaşa savaş için girmemiştir Atatürk,\nBarışı barış için istememiştir.\n\nBoştur bir fikre varmayan eylem O’nca,\nAnlamsız bir masal, gereksiz bir hikayedir.\n\nBir fikir adamıdır Atatürk her şeyden önce,\nBir fikirdir..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Figuran Olmam",
        "poet": "Şahin Ertürk",
        "poem": "\n\nBen aşk larda hep başrolde oynadım\nBir kez olsun kötü adam olmadım\nAşka mezar kazanlardan değilim\nAşka hiç gözyaşı döktürmedim ben\nSenin aşkında bir figuran olmam\n\n(25.08.2005-Yeni)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fikir Bağlanamaz",
        "poet": "Haydar Demoğlu",
        "poem": "\n\n-*- Fikir Bağlanamaz -*-\nBiz,  nice karlı dağlar aştık biz…\nUlaşmak için aydınlık yarınlarımıza,\nBiz, yıllarca ölümüne savaştık biz…\nUlaşmak için amaçlarımıza.\n\nÖzgürlük içindi yaptığımız her şey,\nHürriyet içindi, düşe kalka gidiş,\nÖlüm dahi yıldıramadı bizi, yıldıramaz...\nEbediyete varacak mücadelemiz.\n\nNe zindanlar, nede idam sehpası,\nBu demokrasinin, özgürlüğün kavgası,\nYarınlara, umut doğurma çabası,\nYüreklere, fikirlere; hürriyet amacı.\n\nKola kelepçe, dile mühür vurulsa,\nFikir bağlanamaz, ölümede susansa,\nTenler dahi, bu uğurda yokta olsa,\nİzler kalır, miras gibi taşınır yarınlara.\n-\nOlur mu hiç? Hürriyet vatansız,\nÖzgürlük bayraksız, fikir amaçsız,\nİnsan olmanın onuruna varamaz,\nMücadelesi olmayan hayat, anlamsız\n-\nBağımsızlık, hürriyet, özgürlük…\nHiçbir mücadele, kolay kazanılamaz...\nKara gözlü yürek ister mücadele\nAşk ister, sevda ister, hem de karasından…\n-\nFikre, düşünceye gem vurulmaz,\nBir kısrak gibi her gem'i bir kamçı hisseder\nŞahlandıkça şahlanır, kim zapt eder.\nFikre hürriyet, düşünceye özgürlük…\nSabır, zamanla her şeyi halleder.\nHaydar DEMOĞLU//1987\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Figan iste",
        "poet": "Ümit Işıkdağ",
        "poem": "\n\nFigan iste feryad iste gönül\nŞehrimdeki yedi tepe de siste...\nAy akiste,ve zihnim kimbilir hangi hapiste\n\nTuba iste,ırmak iste gönül\nSen yalvar cennet iste, bunca günah üste\nDiken dolu gül,ve kırık kalpler deste\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fikir Dengim",
        "poet": "Mustafa Duyar",
        "poem": "\n\nFikir denğim buldum Bursa ilinde,\nMemlekti sorsan sıvas tır gardaş.\nSevgi sözünü duyarsın dilinde,\nMemlekti sorsan sıvas tır gardaş.\n\nDeğerli biridir sevdiğim Nevzat,\nYaşadığın hüznü esen yele at,\nYüzünü güldürüp muradına tat,\nMemlekti sorsan sıvas tır gardaş.\n\nGüvenen biriyim denen sözüne,\nHayranı kaldığım ela gözüne,\nHasret bıraktırma melek yüzüne,\nMemlekti sosan sıvas tır gardaş.\n\nFirsatiyim derim neşeli yaşa,\nBelalar getirme hüzünsüz başa,\nSevgi duyguların gönlünde çoşa,\nMemlekti sorsan sıvas tır gardaş.\nYöremiz hep aynı sıvas tır gardaş.\n\nTARİH:04 OÇAK 2015\nSAT:13.34\nÇOK DEGERLİ ARKADAŞIM NEVZAT KAYA'YA HİTABEN YAZDIĞIM ŞİİRDİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fikir Hürriyeti",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nHürriyet aleminde,\nFikre zincir vuramassın.\n'Fikir Latif' der. Mevlana,\nDüşünceler ruhta,\n'Gökyüzünde kuşlar kadar özgür'der,\nMevlana\nDünya aleminde,\nFikir dilde dolaşır,\n'O zaman hüküm ver' der:Mevlana\n\n                               13.12.06/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Mecra",
        "poet": "Furkan Selçuk Soylu",
        "poem": "\n\nSonsuz'a seyr hâlinde, fikirler ulvi mecra\nOnu da Büyük Doğu Mefkûresi''nde ara\n\nKasım/2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fikirlerin üşütmesin",
        "poet": "Mehmet Fatih Balta",
        "poem": "\n\nEy doktor geleceğin pek karanlıktır senin\nGönlü hasta mı olur doktor olan kimsenin? \nKalemini beynine bandırıver de biraz\nFikirlerin üşütmesin çıkıverince ayaz. \n\nSerhat GÜLÜ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fikir Özgürlüğü 001 (şiir)",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nSöz var ağı ola                                                         \nSöz var bağı ola                                                       \nSöz var çağı ola                                                       \n\nSöz var yaslanacak dağı ola                                   \nSöz var zamanda zeminde duyula                           \nSöz var ilişkinlik deminde uyula\n\nSöz yok, ağı dağı olmaya\t \nSöz yok, bağı olmaya \nSöz yok, çağı olmaya solmaya \n\nSöz yok, yaslanacak dağı olmaya \nSöz yok zaman ve zeminde dolmaya\t \nSöz yok, ilişkinlikle deminde olmaya \n\n  21.12.2008 \n\na href='http://www.ozgurlukicin.com' target='_blank'img border='0' alt='Pardus... Özgürlük İçin...' title='Pardus... Özgürlük İçin...' src='http://www.pardus.org.tr/banner/bts01.png'/a\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fikir Özgürlüğü 04",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nBu soru birçok düşünmelerle sorgulanabilir. Bu bir durumu anlamak isteyiş olabilir. Bu bir şaşmanın dışa vurumu olabilir. İlişkin bir konuşmanın duruma yatkınlaştırdığı kişileri heyecan birliğine çağıran, son cümlesi olabilir. Bu bir sanki olmaması gereken bir durumda ayıplı bir durumda, bu ayıplılığın açık ediliyor olması gibi bir ifadeyi içerebilir. Konu anlaşılsın diye birkaç olası anlam içermesi, burada sayıldı. Konu bağlamında, fikir özgürlüğü diye ifade edilir gibi kabul edip, irdelersek; söylenebilir son anlamı ele alalım.\n\n“Amerika'nın Irak'ta ne işi var? ”sanki olmaması gereken bir durumda, ayıplı bir durumda, bu ayıplılık açık ediliyor gibi bir ifade içertilebilir. Elbette ülkeler arası ilişkiler toplum ve kişi vicdanları, bir işgali mahkûm kılar. Yine elbette fikir özgürlüğü bağlamında yukarıda birinci bölümde belirttiğimiz örnekler gibi gem almaz düşünmelerin, yalansı durumları, söz konusu olacaktır buradan da.\n\nUluslar bu tür işgallere karşı ittifak içinde olurken, en ufak bir durumda kendisi karşı olduğu fiili bizatihi yapar olacaktır. Hem işgale karşı olacak, hem kendisi işgal edecektir. Hem hukuku savunacak, hem hukuksuz davranabilecektir. Yani; yalanarak, yediği canlıya acıyıp, gözyaşları döken timsahın durumu burada söz konusudur.\n\nAmerika'nın Irak'ta ne işi var? Eğer bu soru, bir maksadı matufluğu formüle etmiyorsa, “”sanki olmaması gereken bir durumda, ayıplı bir durumda, bu ayıplılık açık ediliyor gibi bir ifade içertilebilir “”  bir şaşmanın ifadesi gibi ise; soru o kadar ters ve anlamsız ki. Bir kere Amerika'nın işi bu. Amerika Dünya zenginlik kaynaklarının hiç değilse bir kısmını; üretip, ürettirip (sömürüyle)   vatandaşlarına refah olarak, yansıtmaktadır. Toplumlar ortaya çıkalıdan beri, talan; bir yaşam tarzının ortaya çıkış biçimidir. Menfaat sağlamadır, sömürüdür.  İnançlar bile bunu, helal kılarak, ele geçirmeyi onamış,  ganimetin nasıl pay edileceğini bir güzel sayıp dökmüştür! \n\nElbet tavrımız barış ve huzurdan yana olacaktır. Ancak, barış ve huzurun toplumsal üretiş ve paylaşım, ilişkileniş boyutları, nesnel üretimsel temellere dayanır. Refahı, herkese iş edinme hakkını vs.yi; tüm özne birey ve halk boyut birimlerine taşırsak, barışı büyük oranda koruruz. Aynı zamanda da, refahınızı, herkesin yaşamını idame olanaklarını, sağlar bir çalışma düzenlenişini, dünya ölçeğine de yayabildiğimiz oranda, bu tutumlar, gerileyen, asgariye inen durum olur. İşte o zamanki durumda, bu sözünüz şaşma yapan bir keyfiyet olacaktır.\n\nMevcuttaki Amerikan toplumsal ilişkisi ve düzenlenişi; sürekli emperyal bir getirim paylaşım üzerine ilişkileniş pragmasıdır. İşte bu çıkarların gözetilmesi nedeni iledir ki, Amerika; nerede ise, her gün ve sıklıkla değişken, bir bakıma günü birlik, uluslar arası ilişki ve dengeler ortaya koymaktadır. Tabiidir ki, uluslararası ahlak ve hukuk anlayışları da, buna göre şekillenmektedir Ama nedense (biz buna uyamadığımızdan, değişemediğimizden olsa gerek)   değişmeyen ölçülerimizle, değişen yaşantılaşan düzenlenişe bakıp, ya vuruk geçiriyoruz, ya da fikir özgürlüğünü ifade diye “”Amerika'nın burada ne işi var”” demenin şaşmalarını belirtebiliyoruz! \n\nTıpkı köleci, yerel egemenlikli ilişkileniş biçiminin, site devletlerine dönüşmesi; site devletlerinin de, köleci ulus devletine dönüşmesi ve sonrada yine köleci feodal imparatorluklarına dönüşmesi gibidir. Feodal ulus ve imparatorlukların bir zaman Dünya'nın ve çevrelerinin, dört bir yanında ne işleri varsa, ABD' de o işi, bir emperyal ve sömürgeci güç olarak (!)   yapmaktadır! ABD yüz yıldır, dünya üretimini ve Dünya kaynakları paylaşımını, kısmen elde edip, toplumuna pay dağıtımını bu şekle göre yapıp, üretmekte ve tüketmektedir. Bu şekle göre, dünyadaki ilişki düzenleri, sizin gücünüz oranda ilişkileniyor. Bu böyle işliyor. Asıyor, kesiyor (!)   Irak'ın kaynaklarını ve körfezin sermayesini ABD'ye akıtıyor. Hem de uluslar arası hukukla! \n\nBöyle olunca; “”Amerika'nın Irak'ta ne işi var? Sözü anlamsız olup, muallâkta kalan, aymaz bilgisizce bir cümle. Eğer soru konuyu anlamak isteyen, ya da bir kendine gelişin uyanması maksatlı bir soru değilse bu böyledir. Hiçbir şekilde fikir özgürlüğünü açıklar değildir. Tıpkı hayali bir ABD başkanı olup, sihirli bir elle; Dünya'yı kurtarmanız gibi; temelsiz, soyuttur. \n\nSoru fikir özgürlüğüne ve bunun dile getirilişi hüviyetine bürünmektedir. Sürekli, kesikli, değişken, toplumlar arası İlişkilerinden koparılmış, bir soru olmakta! Hem de fikir özgürlüğü diye. Yani ifade ve anlatım özgürlüğü diye! Bilmiyorum ama aşılmış (bilinen, aşina olunan, tecrübe kılınan)   konularda, sürekli ve yeniden dünyayı keşfetmek, sizi; ”herkes aya biz yaya” mesabesine düşürmez mi? \n\nBöyle şaşma içinde olduğumuz içindir ki; güncel, aktif, aktüel, plan, program proje, siyaset politikaları oluşturamayıp, hep; düşünsel soyut fikir özgürlüğü patinajı yapmaktayız. Bir avara kasnak işlevi yüklenmekteyiz! \n\nABD, krizi yarara çeviriyor (çünkü atıl kapasiteyi çevrime sokmak için, atıllığını Dünya'ya ihraç ediyor) , kendi bunalımını ve açmazını Dünya'ya fatura ediyor. Örneğin kendi batan kurumlarından Citi Bank'ın hesaplarını garanti ederek, kendi vatandaşlarının zararını karşılıyor. Ama daha çok dış Dünya'nın, örneğin 150 milyar dolar Rusya'nın ve 600 milyar dolar körfez ülkelerinin ve muhtelif miktar diğer devletlerin parasını batırıp, körfez devleti sermayesini iç ediyor. Yani Lehman brothers bankasını kurtarmıyordu. \n\nEllerini ovuşturarak ne yapayım kırız işte dercesine bakınıyor, timsah gözyaşı döküyor. Ne yapayım dercesine, ne idüğü belirsiz (!)   kriz var diyordu! Bizde de hani teğet geçecek olanı! \n\nSiz bu bağıntıları düşünmezseniz, güncelin iç dış sürekli değişen politikalarını üreten denge ve düzenlemelere atıl kalırsanız:  “”Amerika'nın burada ne işi var”” demeyi bir fikir ve kanaat açıklama özgürlüğü sayarsınız. Ne kanıt üretirsiniz, ne tepki verirsiniz, ne de bu durumun ilişkilerinden hareketle, ülke yararına yeni denge ve düzenlemelerle, yepyeni politikalarını oluşturursunuz. \n\nSadece bu soru köküyle cümleyi kurar, fikir özgürlüğü diye ifade edersiniz. Yani bir arpa boyu yol yürümemiş olursunuz, o kadar. Burada Irak'ın işgali, aslan payı olaraktan Amerika’nın hakkı, gibi bir anlam çıkarılmamalı. Sistem anamalcı kapitalizmdir. Kapitalizm bir üretim şekli olurken, kendisini; sömürerek tröst kılarak büyütür geliştirir. Üretim yaptırdığı çalışanlarına daha az vererek, daha büyümek gibi bir handikapı vardır. İşte bu realiteye dair ilişkileniş, ABD'nin asıl konjonktürünü oluşturmaktadır. Bunun karşı önlemleri, konmaz ise, bu soru ile oyalanırız.  Kurt (kapitalizm, emperyalizm)   huyundan vaz geçmez...\n\nTarihi gelişimde kapitalizm başlangıçta üretimi öylesine artırdı ki, bu hem tüketimi ve lüksü zorladı; hem devasa bir iş istihdam olanağı yaratarak, tarım yerleşikliğini sanayi işçiliğine pompaladı. Tarımın boşalan işgücünün yerine teknolojiyi soktu. Bu çok çok iyi idi. Ne var ki yeni ilişkileniş ve teknoloji 200 sene içinde öyle karmaşıklaştı ki başlangıcın iyi olayı tersine döndü. Artan nüfusla, işsizleşme oranı ile katmerli arttı. İkinci olaraktan; aynı işi daha az insanla yaparak, sistemde otomatlaşırdı. İşsizleşme başladı. Kapitalistin kar marjı azaldı. Tüketim en aza indi. Artan sürüm tüketimi, yavaşladı. Paylaşım kendisini eskisi gibi kalmaya zorluyor, ama üretim- tüketim ilişkiniz değişmişti. Uzlaşamayan iki karşıtlık.\n\nAmerika'nın neden Irak'ta olduğu apaçık, nesnel, zaman ve zemin temelli, aktüel, kesikli, sürekli bir yapıdır. Biz bu yapıyı anlayıp bilip ona göre politik siyasi ekonomik ilişkinlikle değişken ve bu temele, bu realiteye uygun düşünmeleri var eder, eylem ifade edersek, fikir özgürlüğü dediğimiz olgu gerçek olur. Soru sizi eyleme yöneltmişse, bu ilişkin bağıntılı aktüel temele yönelen çabalar, ortaya konmadıkça, fikir özgürlüğü olamaz. Savaş bu halin kaçınılmaz sonucudur.\n\nDünya bu hal ilişkileniş üzerinedir. Üretimini, kendi gelişme ve çözümünü de, bu ilişki içinde oluşturmaktadır. Avrupa birliği bu konjonktüre, sadece pazar payını önceleyen, yepyeni bir cevaptır. Sınırlı olan kaynaklar ve emperyalistlerce sürekli ve yeniden ve yeniden paylaşım aracı olan Dünya kaynaklarını paylaşmaya yönelik, yeni bir ittifak düzenleniş biçimidir. Tek tek, ABD'ye sataşmayı göze alamayan, gelişmiş söz sahibi ülkeler, farklı ama benzeşen üretim ilişkilerini korumak kaydı ile üretimin pazar olarak dolaşımını, ülkelerin ittifaksal birleşmesi ile garanti edip, bir karşı duruş argümanı oluşturmaktadırlar \n\nBizim gibi uluslar, bu oluşum felsefesini tam anlamadan,  Dünya'nın her yerinde işsizlik artmasına rağmen, bu ittifaklarda buralara da serbest göç ve iş bulma aldanmasını hayalleşmektedirler. Oysa artan teknoloji yoğun üretimle, insanlar buralardan da işsiz kılmakta. Bunun, üretimin, yeni paylaşım ilişkilenmesi, oralarda da yapılaşmadığından, sorunu yumak ederek büyüten bir yapıyı da, aynı şekilde büyütmektedirler. Durum, sadece kapitalist efendilerin! Şimdilik ürettiklerinden, pazarda alacağı payı büyütme çabasıdır. Değilse paylaşımın düzenlenmesi değildir. Bu da savaşı zorunlu kılacak, yeterince fazla ve derin bir çelişkidir. Bir nüfus kırımı da kaçınılmazdır! \n\nHer fikir özgürlüğü birey bazında olmayabilir. Yukarıda bir toplumun gen teknolojisini kılgı bazında ve bilgi bazında bilmez oluşu örneklendi. Gen teknolojisi bilmekle ilgili, fikir üretme ve fikri açıklama özgürlüğüne ilişkin örneğimiz, toplumun yapabilirliğini tartışmak, toplumsal bir fikir ve kanaat açıklama olmakla o toplumu kapsar. Çünkü fikir özgürlüğü, fikrinizi ortaya açıklamanın yanı sıra, o fikrin yapabilirliğini de sürükler. Gen teknolojisini bilip, üretemeyen toplumlar, bu konuda, gen teknolojisi lak lakını yaparlar.\n\nBunlar dehşetengiz fikir üretseler de, yapabilirlikleri olamayacağından, atıl kalırlar. Böyle uygulaması olmayışta tartışması olan ülkeler, birde paradoks biçimlerler. Bu bilimsel gelişmeye karşı sadece fikrini üreten ülkenin, bu alandaki üreteceği fikri anlatımları, gen teknolojisini uygulayan toplumların mühendislik harikalarını anlayamamalarıdır da. Çünkü gen mühendisliği olmayan ülkelerin konuyu tartışmaları bir gülünçlüktür de. Çünkü gen uygulamalarına ilişkin davranışları sergileyen ülkelerin, deneyimsel fikirlerinin ifadesini, sanki biz kat kat aşmışız da,  konuyu sanki biz onlardan, daha da iyi bilirmişiz gibi, bir ukala çelişkiyi de bize kuşkular olmalıdır.\n\nSürecek 4\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fikir Özgürlüğü 03",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nYukarıdaki saptamalar, konunun daha iyi anlaşılma, argümanları olacaktır.\nBir düşünce, ilişki alanları ile belirlenecekti. İlişki alanlarının bitimi, bilginin zorunlu sınırı oluyordu. Bu sınır, o düşüncenin de, parçalı sınırlı oluşudur. Ve yeni koşul ilişki girişimi de o bilginin ikmal edilen sınırlı süreklilik yapısını oluşturuyordu. Yani her zaman ve şartlarda süren, değişmeyen; anlayış, inanış, davranış, ne fikirdir; ne inançtır, ne de fikri anlatım, özgürlüğüdür.  Haydi, dolaylı deyimle, düşünce (Fikir)   özgürlüğü bile değildir. Bunlar burjuva ideologlarının allayıp pullayıp fikir özgürlüğü diye ortaya sürdüğü dezefarmasyonlardır. Unutmayın ki inancın kendisi toplumsal işlev değildir.\n\nHalkın ve toplumun insan yanının uyanmasını istemeyen, propaganda işbirlikleridir.  Bilmesinlercilik yapan uygulamasıdır. Bunlar Dünya krizini, Güneş ve Dünya'nın manyosferindeki patlaklardan dolayı olduğunu açıklar işbirlikçilerdir. Endirekt, ya da; psikolojiklik olan, temel olmayan, basit tek yanlı, iç ve dış ilişkilerinden soyulmuş anlatımların, demagoglarıdırlar. Oligarşik bilmesincidirler.\n\nDüşüncenin, bilim ve bilginin, bu sınırlı ve sürekli yapısı zorunlu idi. Bu zorunlulukta; yani fikir açıklama özgürlüğü de: nesnelin, toplumun, toplumsal yapının, toplumsal düzenleniş, toplumsal ilişkileniş ve toplumsal ittifakların; yani, üretim paylaşım tutumlarının, zaman içinde, anlamlarının ve anlatımlarının; değişip, gelişip, evrimleşmesinin gerektirmesidir.\n\nObjektivitenin ve toplumun bu gelişme ve evirilmesi dinamiği, düşünceleri ve savunulan anlatım özgürlükleri geçerliliğini, zamanca sınırlı, değişir ve savunulamaz yapmaktadır. Buda, o düşünce ifadesinin alanıdır. İlişki alanı da, düşüncenin kesikli ve sürekli, sınırlı yapısı, olmaktadır. \n\nBu şu demek, düşünce ve davranışlarımız, sınırlı zaman ve sınırlı zemin alanda geçerli ve zamanla değişen, kesikli, dönüşlü yapısı vardır. Düşünce özgürlüklerimiz sınırlı zaman ve zemin içinde değişir olmak zorundadır bu yasallıktır. Düşünmenin temeli, nesnel ilişkilenişlerdir de, ondan. \n\nBöyle olunca da bir operatör doktorun, bir aşçının ve sairinin başını veya tüm bedenini örtünmesi, fikir (bilgi-zorunluluk)   özgürlüğünü anlatmasıdır. Kesikli olmakla, zaman ve yer sınırlıklı olmakla, değişken ilişkilikli olmakla herhangi bir düşünce de anlatım özgürlüğüdür. Ama fikir özgürlüğü (inanç gereğidir)   diye toplumda baş örtmek, ben kendimi inancımdan dolayı böyle ifade ediyorum demek, kesikli ve ilişkisel değildir. Ve mekânca, zamanca sınırlı olmamakla, değişip evirilmemekle, tek düze ve biteviye olmakla da, düşünce anlatım özgürlüğü hiç değildir. Adı üstünde inanç, inandırılandır.\n\nİnanç, kişinin toplumla çevreyle ilişkilenmeyen bir serbest oluş halidir. Eğer toplumla ilişkilenecekse o zaman iş değişir. Toplumsal ilişkiler kendi yolunu ve yasallığını kendi dayatır. Bu nedenle; “”Ben de toplum içinde, inancıma göre yaşamımı düzenleme hakkına sahip olmalıyım”” demeniz, kavram karıştırmasıdır. Bir kere toplum ilke olarak bir yaşama alanı değil, üretişler alanıdır. İkinci olaraktan da, bu üretimleri tükettiğimiz alan, halk ve aile ocağınız, sizin yaşamınızı düzenleme alanınızdır. Bu sorunu tersten ele alıp ortaya koymadır. Sizin yaşamınızı düzenleme alanınızla üretim yapılan toplumsal alanın, nesnel ve zorunlu ilişkisi yoktur. \n\nDüşünce anlatım bağlamında, hiçbir iler tutar yanı yoktur. Elbet düşünce temelde bir özne faaliyetidir. Özne, bunu söz ve davranış boyutu ile ifade edecektir. Ama zaman ve zemin düzlemlide, sınırlı yani kendi alanı içinde geçerli olmak, plastik olmak, ikmal edilir kesiklilikte sürekli olmak, tartışılır eleştiri kabul eder, şüpheyi içerir de olmak gereklidir. \n\nŞüphe edilmeyen anlatım fikir, anlatım özgürlüğü değildir. Bunun toplumsal değeri yoktur. Özne-özne bağlamlı halksal tutumdur. Oysa inancınızdan ötürü yaptığınız Hiçbir şey, sizce ne şüphe götürür, ne yanlış sayılırdır. Bu, da, inançların bir fikir anlatım özgürlüğü bağlamında, kabul edilemezliğidir. İnanç kişisel bir duyumdur. Duyum grupça da yaşanır Alanı öznel belirimdir. \n\nKabaca, fikri düşünmeler, güncelin konusu olmalı. Bu bilinirlik ve tartışırlığı artırır. Ya da bilgi türü tarihi süreçsel dayanaklı ve tartışılır olmalıdır. Yine güncel dayanaklı, ileri dönük plan, proje, tasarılar, ütopyalar, tartışılır, tamamlanır eksiltilir ve de verili olmalıdır.\n\nFikirler güncelin verileri ile desteklenmelidir. Güncel dayanaklar geçmiş formüleleride içerir. Dayanağı güncelde olamayacak fikri, anlama ve anlatımlar; Amerika'yı yeniden keşfetme kısır döngüsünü ve aynı noktanın dön dolanını verir. Yani ateş yakmak için, yeniden kibrit icat etmeye gerek yoktur. Kibrit çakmayı evrikte bilirsiniz.\n\nDayanaklar, güncelin bilgi ve bilimi ile temellenip, desteklenir. Ve de karşı argümanları oluşturulur olmalıdır. Yani zaman ve zemince yanlışlaşıp doğrulana bilmelidir. Şaçma olmamalıdır. Yani yanlışlaşıp doğrulanabilir olmayan, olmamalıdır.\n\nTartışma güncelin soyutlama ve üst yapı alanı içinde, güncelin sosyal toplumsal ilişkilerini belirler olmalıdır. Tartışmaların, tarihi boyutları sav ve tezleri açılımlaşmalıdır. Bu ve benzeri birçok tür yaklaşımlarınızla, fikriniz mutlaka sav ve karşı sav içermelidir. Mutlaka doğrulanır, zaman zemin içermeli yanlışlaşır olmalıdır. Mutlaklık içermemeli. Saçma olmamalı. Sapla samanı karıştırır olmamalı. Nesneliteden kopuk, hayali olmamalıdır. Mantığı bir somut soyut gerektirmenin, tartışılan düzenleniş ilişkinliği (zaman-zemin)   değişmesi içermelidir.\n\nŞimdi yine birkaç tane düşünceyi, fikir özgürlüğünü yukarıdaki bağlamlar esasında yani düşünce açıklama ve düşünceyi yayma bağlamında, hakaret (!)   etmeden yazalım: \n\n1-Ben, toplumda mağara devri yaşantısını istiyorum! İster mi, ister! Dilin kemiği yok...\n\n2-Ben, Atatürk olmasa idi de, bugünkü toplumsal düzeyde olacağımıza inanıyorum! \n\n3-Cinlerin yiyecekleri, kemiktir ve insanların hayvanların atık tersidir! \n\n4-Amerika'nın Irak'ta ne işi var? \n\nGibi binlerce anlatımların kümelenebileceği, her gün binlercesi ile fikir diye karşılaşacağımız ifadesel özgürlükleri, aşağıda ele almağa gayret edelim.\n\nBu dört aforizma fikir özgürlüğü ifadesi, ya da düşünsel fikrinizi açıklama özgürlüğü olmak şöyle dursun, tam bir zırva ve ıvır zıvırlıktır. Deli saçması ve muhakeme edememe saçmalığıdır. Avara kasnak dönüşüdür. Fikir olmaktan öte, anlamsız, saçma bir cümleler sıralamasıdırlar.\n\nBirde bu tür düşüncelere; düşüncene katılmıyorum ama saygı duyuyorum banalliği vardır. Bunlara saygı duymak; yalana, bilgisizliğe, cehalete saygı duyup, açıkça fikirsizliğe pirim vermektir. İki yüzlülüktür. Bir kere bunlar fikir değil, tartışılamazlar, düpedüz bilgisizlik ve muhakeme edememektir.\n\nMuhakeme gücünden yoksun biriyle nasıl tartışırsın? Bu yüzden kişi irfanını bilmeli, paldır küldür ortaya atılıp cevher yumurtlamaktansa, sukutla had etmelidir.\n\nBirincisi, sözüm ona,“”Ben mağara devri yaşantısını istiyorum! ”” diyen ifade güya ifade özgürlüğü, fikir özgürlüğüdür! Bilginin, düşüncenin, yani toplumsalın gelişmesine, evirilmesine; düşüncenin, sürenin, bilginin, kesikli sürekli yapı ve yasallığına aykırıdır. *Üst olanı, alt olan indirgeme gafletidir.\n\n *Zamanın geriye döndürülmezliğinin cehaletidir. *İnsanın, mağara devrine ilişkin zaman, zemin, coğrafya, iklim, bitki örtüsü ve hayvan varlığı ilişkinlik yada bağıntılı koşullarının, olup olmadığını bilmezlik yanılgısıdır.*Tersinmez süreçlerin, görmezden gelinmesi kıytırıklığıdır. Daha doğrusu bu tür söylem çıkmazı mantık kullanmayı bilmeyen, mantıksız insanların alemi farikasıdır. \n\nBu fikir ve bilgi olmadığı halde, bu benim fikir ve ifade özgürlüğüm derler! Yani bir mazurluk ve haklılık algısına kendini büründürerek gülünçleştiğinin farkında dahi değildirler. Bunların en acı ve katmerlisi; üniversite öğrenimli olmalarıdır! Böylelerine bir nazar boncuğu takılması salık verilmelidir.\n\n“”Ben, Atatürk olmasa idi de, bugünkü toplumsal düzeyde olacağımıza inanıyorum! “” Bu da güya fikirdir. En az birinci gibi aptalca bir safsata ve muhakeme aciziyetidir. Bunlara fikir dersek yemin ediyorum safsata olan bir tanımlama bulamazsınız. Bu ve bunların türevi olan yüz binlerce cümle vardır. Yukarıda sayılan, mağara devri koşullarına verilen yanıtların bütün şartları, bununda düşünce veya fikir özgürlüğü olmazlığının nedenidirler.\n\n Atatürk olmasa idi bu düzeyde olacağımızı ıslat etmeniz mümkün mü? Bu halamın bıyıkları olsa idi, amcam olurdu demekle eşdeğerdir. Ne yazık ki, ne halanızın bıyıkları var, ne de halanız amcanızdır. Realiteye göre, amca sahibi değilsiniz ve o sizin halanızdır. Gerçeklik bu. Bunun aksi muhaldir. Yoktur, akla aykırıdır. Tarihin seyri 1919'dan itibaren Atatürk'ün katkılığı ve yöneyliği ile gerçekleşmiştir. Ve biz onun Laik cumhuriyetinde varız ve yaşıyoruz. Atatürk olmasa idi; daha mı ilerde, daha mı geride, yoksa aynı düzeyde mi olurduk? Bunu bilmek olanaksızdır. Bu cümle absürt ve saçmadır.\n\nÜçüncü aforizma; “”-Cinlerin yiyecekleri kemik ve insan hayvan tersidir! ”” güya fikir anlatım özgürlüğüdür. Burada yanlış olan şey, tersin yenmesi değildir. Boylam ve boyut olarak farklı olması algılatılan hayali söylem varlık olan cini, somutun (bizim)   ilişkilerine ihtiyaçlı kılar olmamızın mantık hatasıdır. Düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü kapsamında bu, yine bir bilgidir, ne fikirdir, ne de düşüncedir. Bir kere cümlenin öznesinin, cinin varlığı, Ya da yokluğu müşküldür. Siz bu mantık koyuşu görmezden gelip Ya da unutup, var diye kabul edip, ilk etapta hata yapıyorsunuz.\n\nBu bir ön yargıdır. Ön yargıların düşünce özgürlüğü ile alakası yoktur. İkinci olarak bu ontolojik ön kabulünün savını yapamazsınız. Dolaysı ile karşı savı da yapılamaz. Yani tartışılır, eleştirilir, olmadığı gibi, doğrulanır ya da yanlışlaşır da, değildir. Bu nedenle de, bir düşünce açıklama ve yayma özgürlüğünüz olamaz. \n\nHiçbir yer, zaman bağıntısı yoktur. Bilimsel gözlenir, koşulu sınanır değildir. Bu nedenle de bir bilgi, bir fikir, bir düşünce özgürlüğü olmadığı gibi, bunu açıklama yayma özgürlüğü de olamaz. Hele hele insan ve toplum yaşamı ile yani üretim ilişkisi ile hiç ilgili değildir. Yaşamsal ve ilişkin olmadığından bilgi de değil olup, kaale alınırda değildir.\n\n4-””Amerika'nın Irak'ta ne işi var? Buna, çok haklı, yerinde, güncel ve ilişkin bir düşünce ve fikir diyeceğimi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. En az birinci ve ikinci, güya aforizmalar gibi saçma sapan, absürt bir yaklaşımdır. Fikir koyamama, somuttan düşünce üretememe ve proje koyamayıp bir sür git olması gereken doğrunun sapmasına şaşama gibi bir bakıştır bu.\n\n Diğerlerinden tek farkı var, bir konuya dikkat çeken, konuya motive eden, eyleme yönelen bir soru olarak ele alırsak, havayı ısıtan bir soru ve cümle anlatım olur. Ama yinede düşünce anlatma özgürlüğü değil, ilişkilerden düşünce üretip anlatamama özgürlüğüdür.\n\nSürecek 3\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fikret Kaptan",
        "poet": "Yaren Atahan",
        "poem": "\n\nEn yakın dert ortağım Çengelköy motoru oldu bir ara\nHani hüzün sevinç hep yanına yoldaş ararsın ya\nGördüm ki hayal kırıklığıma çevirdigi dümenden sonra\nUmudu da yine o verdi farklı bir günde bana \nBilen bilir yakamozu kaybettiğim aynı yer aynı saatte\nHala ışık yokken denizimde batan güneş yenilmeden ay ışığına\nHasretin bile bitebilme ihtimalini düşündürdü bu defa\nDoğum günü banada yeni hayatım için yıldönümü oldu\nGiden sevgilinin aldığı her yaşla o gün yanan ışığımın anısına\nOlmasada yanımda kadehimi kaldırırım her yıl bu motorda\nBelki gelecek yıl kaptan sürpriz yapar getirir yari umuduyla\nYazarım arzuhalimi boşalan şişeyle atarım suya\nEngin sulara bırakıp çaresizliği getirir mutluluğu mutlaka\nUmutları aş yapar hayal fukaralarını alır sofrasına\nTok kalkana rastlamadım diyen olursa beni söyler onlara\nYılmayın sabredin güvenin der kılavuzluğuma\nTam yol aldı mı okyanusları dolaşsada\nDöner elinde tekne dolusu umutla\nYolun açık olsun Fikret Kaptan beni aşsız bırakma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fikret-Şükret-Sabret...",
        "poet": "Engin Çakar",
        "poem": "\n\nFikret...Misafirsin cihânda, iki kapılı hânda...Fikret,\nŞükret...Engeller de aşarsın, deniz olup taşarsın..Şükret,\nSabret...Bir hikâye bu dünyâ, iki günlük bir rüyâ..Sabret...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fikir Ve Yaşantı",
        "poet": "Halil İbrahim Deveci",
        "poem": "\n\nZifirî karanlık içinde, fikrim, aydınlık,\nYaşantım, en hoş aydınlık içinde, karanlık!\n                                               (1993-Adana)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fikrim",
        "poet": "Ferdi Aydın",
        "poem": "\n\nYüreğimin beni sürüklediği yerlere, \"Aptallık etme budala\" diyen akıl.\nBu günlerde senli fikirler yürütmekle meşgul.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fikriler ölmez",
        "poet": "Abdullah Oral",
        "poem": "\n\nFİKRİLER ÖLMEZ\n\nSevdalara düşmüş yoldaş yüreğim,\nÖlür can yoldaşım, yolundan dönmez.\nVarıp dosta bir arzuhal edeyim,\nDostun fikri ile ışığım sönmez,\nYüreklerde yaşar, Fikriler ölmez.\n\nKaradeniz matemlerde, yastadır.\nHer sabah çiğ düşer, gözler yaştadır.\nBizim kavgamızın, şehri Fatsa’dır,\nYanıyor Fatsa’da ışığım sönmez.\nYüreklerde yaşar, Fikriler ölmez.\n\nYiğit oğlu yiğit belli sözünden.\nHak aşkına düşmüş yanar özünden.\nFitne fesat korkar onun közünden \nDerinlere düştü acın hiç dinmez\nYüreklerde yaşar, Fikriler ölmez.\n\nZulüm boy verdikçe, dikleşti başım.\nİşkencede kaldı Fikri yoldaşım,\nKaradeniz yasta dağ ile taşın,\nAlev alev yanar ışığın sönmez.\nYüreklerde yaşar, Fikriler ölmez.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fikrim Gezinip Dururken İstanbul'un Meydanlarında",
        "poet": "Melih Coşkun",
        "poem": "\n\nFikrim gezinip dururken \nİstanbul'un kalabalık meydanlarında\nBirden eski bir şarkı çınladı kulaklarımda\nYüzümde hissettim ıslak rüzgarlarını\nVe duydum özgürce uçuşan martıların çığlıklarını\n\nNasıl özledim bir bilsen \nDeniz kıyısında yediğim gevrek bir simiti\nBir bardak demli çayı\nNasıl özledim bir bilsen \nKardeşimin yüzünü\nAnamın o sıcaklığını \nVe babamın içine gömdüğü\nGözlerinin derinliğinde sakladığı \nO koskocaman sevgisini\n\nŞimdi Küpeli'nin korkunç ıssızlığında\nBir başımayım kendi kendimle\nHiçbir şey ama hiçbir şey gelmiyor aklıma \nYaşamaktan başka\n\nAltı gün ve altı bitmeyen soğuk gece\nÜrkütücü bir ekim gecesiydi dolunayın altında\nAyaklarımın altında ezilirken yirmi üç yaşım\n\nAltı gün ve altı soğuk gece\nAyın altında yürüyen asker gölgeleri\nAyaklarının altında ezilen yüz elli kilometre\nBorcudur üvey çocuklarının vatana faiziyle ödedikleri\n\nBuralarda dağlar öyle güzel\nVe öylesine acımasız ki\nDünyanın en güzel çiçekleri buralarda açar\nBuralarda yakılır en gerçek türküleri yurdumun\n\nBütün bunlar geçerken aklımdan \nBaşımın üzerinden geçer ıslığıyla top mermileri \nAyaklarımın altında binlerce mayın \n\nTek umududur dağ köylerinde\nAcı yüzlü esmer çocuklarının\nAsker kumanyası \nVe bir asker selamı \n\nHAKKINI HELAL ET HEWAL! \nBEN SENİN İÇİN BURDAYIM...\n\n29 EKİM 2004\nŞIRNAK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fikrimin Evlatları",
        "poet": "Rıza Korkmaz",
        "poem": "\n\nBeynimin hücrelerinde boğdum\nFikrimin evlatlarını\nÇizdiğim yeni gün tabloları\nAslında gün batımıymış\nYedi dağın ardında \nYedi gün batımı sonra sandığım\nVuslata varış sürem\nBir ok atımıymış\nDamarımda üç bin yılın\nKavgasında dökülen\nKan dolaşıyormuş\nKanıma üç bin yıllık kavgam bulaşıyormuş\nMeğer, meğer\nBöylece beynime ulaşıyormuş.\nVah! Ben bilmeden kendim vurmuşum \nDavamın mücahit atlarını \nBeynimin hücrelerinde boğmuşum \nFikrimin evlatlarını\t\t\t\n\n(16.06.1998)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fikrini bana yollayan",
        "poet": "Abdullah Ecevit",
        "poem": "\n\nSevda türküleri çağırdım yine,\nGün batımı hasret hüznü çöktü sılaya.\nİşittin mi bilmem? \nÇın... ses kesilişin de işittiğim gibi seni.\nAteşin demiri erittiği gibi, \nözlemin eritti gülüm.\nBenim alacağım var ömürden.\nYaşayan her nefesin tane tane ödediği gibi ömrünü,\nseni sensiz yaşadım ya,\nbenim alacağım var ömürden.\n\nSen engin denizlerin yakamozunda hatırla beni,\nBen seni hiç unutmadım.\nUzayan yollarında düşle beni,\nunutulmuş düşlerinde düşle,\nhüzün tarlalarının menekşelerini topla,\nçile çiçeklerini destele hele.\nHicran saatlerinin puslu akşamlarında,\nburam buram kokusu bulur beni.\nGözlerini kapat seher yelin de,\nsaçların rüzgarla bulur beni.\nVe sen fikrini bana yollayan,\nyollama fikrini unut beni.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fikriye",
        "poet": "Kadir Esen",
        "poem": "\n\nfikri olanın aklı da vardır\nihanet edenin dünyası dardır\nkaranlıktır geceler gündüzler aydınlıktır\nRize de demlenen ilk çaydanlıktır\nilk aşk her şeyin ilki başkadır\nyalan işler ve sözler laçkadır\nen güzeli her şeyin bambaşkadır\n05.12.2016 eskişehir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fikrimizin otağı Türk İslam ülküsüdür",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nBizim fikrimiz özde sevda gülüne benzer,\nFikrimizin otağı Türk-İslam ülküsüdür.\nSevgi ile dünyada sevdamıza gönül ver,\nFikrimizin otağı Türk-İslam ülküsüdür.\n\nAhmet Yeseviye mekan olmuştur ovası,\nAlperenler ile gönülde eser havası.\nSevdamız İlayı Kelimetullah davası,\nFikrimizin otağı Türk-İslam ülküsüdür.\n\nNizam-ı Alem için İslama ülkü dedik,\nİslam dinini hak din olarak benimsedik.\nSevda ile gönül surlarına açtık gedik,\nFikrimizin otağı Türk-İslam ülküsüdür.\n\nDede Korkut ile boy boyladık soy soyladık,\nAllah bir dedik Hakkın birliğini söyledik.\nBizler gönlümüze islamı düstur eyledik,\nFikrimizin otağı Türk-İslam ülküsüdür.\n\nYusuf bu sevda Türkün gönül bağının süsü,\nYüreğimize vurulan mühür ezan sesi.\nGönlümüzün gül goncasıİslam mefküresi,\nFikrimizin otağı Türk-İslam ülküsüdür.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filbahri Akşamlarında Yanan Bir Yanık Kerem'im Ben",
        "poet": "Hasan Aktaş",
        "poem": "\n\nminyatür güzelliklerin karanlığında büyüyen ay\nafrika menekşelerini mahşere hazırlayan\nbir sevdalı gibidir\nressamlarca kundaklanan sarışınlıklar \nbir çağı bir çağdan kaçırır gibidir\nnoel çarklarının ışıklarında ölen İsa\nhavarilerine gazel okumuyor artık\nama ben\nsihr-ü efsun ile dolan gönlümün karanlıklarında meşrebimce işret edip\ngüzel sevmeye ve şiir okumaya devam edeceğim\nşiirin kıvılcımlarında tutuşan gönlüm \nfilbahri akş....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fılankes",
        "poet": "Sinan Kılıçarslan",
        "poem": "\n\nyazabılmek tarıfsız olanı tanık olabılmek kalpteki cinnete..içinden geçenlere hüküm giydirmden,esen bır yelden ummak sabrı,sevdayı,öfkeyı,yaşadıkları kentlere benzeyen ınsanların vefasına sığınmak mı gerek bılmıyorum..ben bır yol bılmezın bozuk pusulasıyım.bılıyormsun kalbımın artık neye çarptığını,neye seğirdiğini bılmıyorum..yazdıklarım sankı bır pazarcının elınde kalan son malları ya atacak ya zararına satacak.oysa ben hepsini onun kalbınden veresiye almıştım..içimden geçenlerın resmı kaydı yok sadece,gözlerımı kapadğımda bır akşam ertesı düşlüyorum.zamanı bir saat doğru gösteriıyordu birde gözleri..şimdi elımde olmayanların kar zarararını not ederken,belkı hala umut edecek bişey yok ama umacak şeyler arıyorum.bir kapı aralığında hayata bakarken atacağım adımın tarihinin tarıfsızlığı.. bak mevsımler değişiyor..benı bıraktığın gün..gece de gündüzle eşitlendı..ikiside daha fazlasını göze alamadı.karanlık kendı payı kadar kaldı..gündüzmü? onu ben hiç görmedım zaten..uzun sohbetlerınde adının herhanıgi bir sözcüğüne rastladığımda.umut hala en büyük işkence aleti..senı sevmeyi bir din bılıp sadece senden gelenlere secde durmak..bütün yanılgılarım,üstüme atılan bütün suçlar.sadece senı severken ak pak.ben sadece seni düşünürken gözlerımı açabılıyorum..keşke..uzun ve kullanışsız bır keşke..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filika",
        "poet": "Ethem Turan",
        "poem": "\n\nKaradeniz’de garip bir filikayım\nDurgun suyunda uyuturum sevdamı\nHırçın dalgaları alıp götürür sensiz diyarlara\nBir oyana bir buyana sanki yutacak bu deniz beni\n\nKaradeniz’de garip bir filikayım\nUmutlarım kıyıda,sonsuzluğa yelken açarım \nUmut martıları cimri bakışlarla uçar üzerimde\nÇoban yıldızı bir başka parlar Karadeniz üzerinde\n\nGarip filikayım sevda denizinin üzerinde\nLiman liman gezerim Karadeniz’de\nBir kırmızı gül filikanın içinde\nAh! Birde soldurmadan verebilsem sevdiğime.\n  12,12,2006 23,21\n\n\n"
    },
    {
        "title": "(Filibeli Ahmed Hilmi’ nin kitabı) Amak-ı Hayal'in yarattığı esintiler",
        "poet": "Orhan Tuncay",
        "poem": "\n\nSayfa 18 Raci’nin sorusuna cevap:\n:\nZor muydu manayı kavramak,bilmem \nAslında neymişim ben 'bu adem' \nAnlayınca uyandım derin uykudan \nBendim hep hiçlikte sürüklenen\n\n\nSayfa 34 Aynalı Dede’nin mısrasına tamamlama:\n\nDüşün bir an neden bu alemdesin \nGeçiş yolu mu o aleme nefesin \nAnlaşıldıysa varlık nedenin \nKalmaz hiç senin derdin kederin\n\nSayfa 50 'Hürmüz ve Ahiraman tahttan inmiş yan yana gelmiş ve el sıkışmışlardı'\n\nNe güzel olurdu bu dünya\nTahtta hep Hürmüz otursa. \n'Hiç te öyle değil' dedi ermiş \n'Tarifsizdir Hürmüz Ahiraman olmasa'\n\nSayfa 71 'maya bir olduktan sonra pire de bir fil de'\n\n'Fil de bir pire de 'derdi dedem \nKandırır mı beni, ben küçükken \nMeğer 'on'lar hep 'o'ymuşlar \nBakınca anladım gönül gözünden\n\nSayfa 82 'Kervan hayalin bile kavrayamayacağı eşsiz bir nura doğru ilerliyordu'\n\nUzun ince bir yoldasın adem \nNe haldesin bilmiyorsun madem \nEmek ver, anla, tanı bu kervanı \nEşsiz nura doğru seyahat eden\n\nSayfa 100,101\nSaadet bir tencere pilava bütün lezzetleri sığdırmaktır\n\nHayat bir tencere pirinç pilavı\nBakıp, bu lezzetli taneleri anlamalı\nBenimsemeli yüklenen yükleri bize\nTüm lezzeti bu pilavdan almalı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fil olmayalım, insan olalım.",
        "poet": "Mehmet Halil",
        "poem": "\n\nBir baba beş yaşındaki kızını hayvanat bahçesine götürmüş… O güzelim bahçede hiç fili görmemek olur mu? Tabi en büyükleri olarak en çok o dikkatini çekmiş küçük kızın… Bakıyor ki o koskoca filin ayağında incecik bir ip, fil dolaşırken o incecik ip gerilince fil geri dönüyor… Kız buna şaşırıyor… Babasına hayretle soruyor. ‘’Baba, o koca fil bu ipi koparamaz mı? ’’ Baba cevap veriyor. Kızım o yavru iken ayaklarında kalın ip vardı. Onu koparmak için çok uğraştı. Yıllarca koparamadı. Umudu kırıldı. Artık onu koparamayacağına öyle inanmış ki, kendini hiç zorlamıyor. Biraz zorlasa koparır.\nBiz insanların çoğu işte o fil gibiyiz…\nVakti zamanında tek başımıza yapamayacağımız işler için, imece usulünü bulmuşuz. Zamanla o da yetmemiş demişler ki ‘’ daha büyük bir organizasyon yapalım… Yaşadığımız bölgeyi öyle koruyalım, yolları, köprüleri, vs… öyle yapalım… Güzel düşünce, bu örgütlenmenin adını ‘devlet’ koymuşlar. Devlet işi sıkı tutmuş, üyeleri de büyük ve zor işlerini üzerlerinden aldığı için, devlete karşı görevlerini yerine getirmişler. Görevini yerine getirmeyene karşı hep birlikte cezayı uygulamışlar. Çünkü birinin görevini yapmaması, diğerinin yükünü artırıyordu.\nBöylece devlet günden güne, yıldan yıla güçlenmiş, yapılan işlerle devlete olan güven artmış… Devlet güçlü olunca devletin başındakiler de güçleniyor. Onlar da insanların gözünde büyüyor. Devletin imkanları ellerine geçince, onlar da zamanla devletin sahibiymiş gibi davranmaya başlıyorlar… Haklı olarak kullanılan cezalandırma sistemleri artık, baştakilerin keyfine göre kullanılmaya başlıyor… Böylece zamanla, halka hizmet için kurulan bu örgüt ‘devlet’ halkı hizmetkarları, köleleri olarak kullanmaya başlıyor… O güçlü devlete karşı tek tek insanlar ne yapabilir? \nİlk başta gerçek para ile dönen devlet çarkı, sağlam temeller üstündeydi…\nBu gün ise yüzde on, gerçek para varsa yüzde doksanı kağıt ve dijital… Yani yüzde doksanı hayali bir sermaye… Yani bu sistem pamuk ipliğine bağlı bir sistem… Ama o ipliği zorlayacak birlik ve güç yok! Bütün üreticiliğini, bütün yapıcılığı kaybetmiş bir sitem… Balon gibi şişirilmiş… Balon gibi de patlatabiliriz…\nDevletin başındakiler bir avuç, halk ise milyonlarca… Devletin başındakini isteseler bir günde değiştirebilecek güçteler… Ama o örgütlenme bilincini alamamışlar. Devletten başka bir örgütün öylesine güçlenebileceğine inanmıyorlar… Çünkü umutları kırılmış…\nBaştakiler de onların örgütlenmesini, bir araya gelmesini istemiyor… Çünkü birleşseler kuru bir yaprak gibi döküleceğini biliyorlar… Yapabilecekleri tek şey var, onların örgütlenmesini engellemek, bunun için de o halkı bölmek… İşte din, dil, mezhep, ırk, renk, cinsiyet, yaş… gibi bütün ayrılıklar bu korku ile kural olarak konulmuş… Kurallar zamanla gelenek haline gelmiş, gelenekler de daha sonra yasa olarak kabullenilmiş… Yasalar değişse bile şimdi hala o geleneksel bağlılıklar sürmüyor mu? Yasa uygulayıcıları, gelenekleri öne çıkarıp iktidarlarını sağlama almaya çalışmıyorlar mı? \nDevlet halka hizmetten uzaklaşıp, halkın üzerinde baskı aracı olarak, halkın zararına çalıştığı halde, halkın emeğini bir avuç insanın kasalarına aktarıp, halkı açlığa mahkum ettiği halde, aramızda hala, devletten korkup haklarına sahip çıkamayan ve bu korku ile devletin yanında yer alan insanlar var…\nŞimdi ne farkı var bu insanların, ayaklarında o incecik iple dolaşan filden? \nİşte görüyorsunuz, mücadele edenler haklarını alabiliyor, diktatörlerden kurtulabiliyor.\nBirleşelim ve köleliğe son verelim… Sırtımızdan geçinen, yerli ve yabancı şirketlerin boyunduruğundan kurtulsak, insan gibi yaşamak hiç de hayal olmayacak…\nEvet, buna başladık, katılmayan, bu direnişin dışında kalan emekçiler hep bir olalım, esnaflar, köylüler bu uluslar arası şirketler, en çok sizlerin emeğinize saldırıyor. İşçilerden alacakları bir şey kalmadı… Ama sizlerin elindeki her gün biraz daha azalıyor. Ağlayıp sızlamanın faydası yok… Direnelim… Kanımızı emdirmeyelim. Direnişe omuz verelim ki, direnenlerin yükü azalsın. Hedefe giden yol kısalsın… Elinizdeki bitmeden mücadeleye katılın ki, çoluk çocuğunuza borçtan başka miras da kalsın…\nOnlar güçlü olduğu için başta değiller, biz gücümüzün farkında olamadığımız için, onlar güçlü görünüyor…\nHaydi. ‘’Bu daha başlangıç, direniş devam ediyor! ’’\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filim Gibi Yaşıyoruz",
        "poet": "Tarık Özdemir",
        "poem": "\n\n\"Hayatın bazı kısımlarını hep bir siyah beyaz film gibi yaşarız ama onların da bazı öyle sahneleri vardır ki aklına düştüğü gibi bir ömür son perdesini anlatmakla bitiremezsin\nDolayısıyla her özlem düşen de yüreğimize hep bir üç nokta işgali yaşarız (...)  \"\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin",
        "poet": "Abdulkadir Bakkal",
        "poem": "\n\nMescidi aksa ağlıyor\nkudüs can veriyor\nGökten dolu değil\nYağmur kar değil\nKan yağıyor kan\n\nNeredesin ey insanlık\nKundaktaki bebek ağlıyor\nKundaktaki bebek ağlıyor\nKundaktaki bebek ölüyor\nCan veriyor\n\nFilistin kan ağlıyor \nBizler seyrediyoruz\nHani nerede insanlık \nBiz insanız demekten\nYine utanmıyoruz\n\nEl kadar bebecikler\nCan veriyor kundakta\nAçılmadan çiçekler\nSoluyor topraklarda\n\nDağ taş yer gök bir olmuş\nFilistin can veriyor\nİnsanlık denilen şey \nKan gölünde boğulmuş\nDünya seyir ediyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin",
        "poet": "Alptekin Topal",
        "poem": "\n\nEy Ben-i İsrail \nYıllardır bitmedi \nSenden olmayana \nDuyduğun nefret ve kin \nUnutma akan kanlarıyla \nBoğacak seni \nElbet bir gün Filistin\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin",
        "poet": "Melih Coşkun",
        "poem": "\n\nİçim acıyarak hatırlıyorum seni\nİçinde Filistin geçen şarkılar gibi\nYağmura hasret bir ülkenin\nGüneyli bulutların getirdiği kızıl bir gözyaşı sağanağına sarılması gibi… \n\nŞubat \n2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin",
        "poet": "Peyami Beyoğlu",
        "poem": "\n\nMevsimlerden filistin,\nGünlerden gazze\nBir bebek daha doğmadan öldü\nAnnesinin karnına gömüldü\n\nUtanmadan yaşıyoruz Elhamdülillah\n\nPeyami Beyoğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin",
        "poet": "Mehmet Serdar Doğan",
        "poem": "\n\nbir bomba atıldı orta yere \t\nherkes uyuyordu \t\ngecenin bilmem kaçıncı saati \t\nbilmem kaçıncı rüyadaydı insanlar \t\n\nbir bomba atıldı orta yere \t\nbirden büyüdü ışık gökyüzüne \t\nbebek annesini emiyordu \t\nannesi uykulu \t\nyüzünü buruşturdu \t\ngözlerini açtı bebek \t\nmemeden süt yerine kan geliyordu \t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin",
        "poet": "Niğmetullah Uçar",
        "poem": "\n\nFİLİSTİN\n\nİsrail Gazzeye bomba atarken\nİnsanlar sokakta korkar Filistin\nPatlamalar ile kollar koparken\nCan verir Allah’ı anar Filistin\n\nHainler haince pilan yapıyor\nSivil halk üstüne bomba atıyor\nVahşet gönüllere acı katıyor\nÖlen kişilere ağlar Filistin\n\nAmerik suskun kınamaz bile\nHareket ediyor İsrail ile\nSanmayın her zaman kazanır hile\nBir gün hesabını sorar Filistin\n\nÜç yüz Filistinli girdi toprağa\nBu vahşet yakışmaz bu modern çağa\nDünya suskun değil kalktı ayağa\nAteş düştü çünkü yanar Filistin\n\nHamas el fetihle uğraşır bilmez\nHain bir pilan var neden görülmez\nDüşman oyununa gelenler gülmez\nGerçeği göremez şaşar Filistin\n\nHamasla el fetih kimin maşası\nAcı olan halkın anlamaması\nKendine gelmezse bitirmez yası\nDaha çok acılar yaşar Filistin\n\nFilistini seven bozsun oyunu\nİsrailin gelir o zaman sonu\nAmerika bile tutamaz onu\nVatandan düşmanı atar Filistin\n\nVatan için aksa toprağa kanlar\nO kan o toprağı bir vatan yapar\nTek yürek olursa düşmanlar korkar\nO zaman sonsuza yaşar Filistin\n\nAmerika korkak İsrail ödlek\nOnlarda bulunmaz kahraman yürek\nFilistin silkinse herkes görecek\nSilkinip kendini kurtar Filistin\n\nAmerika verir son model silah\nİsrail kullanır oluyor küstah\nBu zulümler bir gün biter inşallah\nAzim zincirleri kırar Filistin\n\nFilistin bayrağı siyahla yeşil\nBeyaz renklerinin manasını bil\nBugün siyah ama ebedi değil\nBeyazı yeşili arar Filistin\n\nMüslüman alemi her an seninle\nMücadelen sürer korkak hainle\nBağımsız olursun sen gayretinle\nTarihler adını yazar Filistin\n\n                          Niğmetullah UÇAR\n                              Antalya\n                                   27.12.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin",
        "poet": "Bayram Şahin",
        "poem": "\n\nFilistin feryat figan\nDayan Filistin dayan\nSağı olmuş tüm dünya\nYeter uykudan uyan\n\nFilistin feryat figan\nSiyonistin eli kan\nSu değil Gazzede ki:\nOluk oluk akan kan! \n\nOrda ölen kardeşim\nOrda ölen müslüman\nUyuma Ortadoğu\nUyan artık uykudan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin",
        "poet": "Refik Kutlu Kul Refikî",
        "poem": "\n\nRoket ekmeğin çorban mermi Filistin\nGözünde yaş halin darda Filistin\ncanın Pazar gözün yolda Filistin\nSenin o dostun hani nerde Filistin\n\nYüreğin var topa, taşla varırsın\nVatanını bayrağını korursun\nYa yaralı yâda şehit olursun\nSenin o dostun hani varmı Filistin\n\nAbdulah ın,uçurtmasın, vururlar\nMuhammed in, kollarını kırarlar\nHer yanını, çepe cevre sararlar\nSenin o dostun hani körmü Filistin \n\nGaze şeridini cestlerle ördüler\nBütün dünya seyir etti gördüler\nYalan yanlış kınıyoruz dediler\nSana dosttan, yardım zormu Filistin\n\nBu kadar ucuz mu Filistin canı\nÇağlayıp akıyor Müslüman kanı \nİşte dünya Siyonist leri, i tanı\nSenin dostun sana yarmı Filistin\n\nSıvatsan seslendi bu kadar insan\nYüzlerce can aldın Siyonist şeytan\nBunu sana koymaz yüce yaradan\nSivaslı dostların işte burada Filistin\n\nRefik kutluyum ne geldi elden\nCılız bir haykır söylerim dilden\nYaradan kurtarsın şer İsrail den\nSeni gören ciğer korda Filistin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin",
        "poet": "Şair Mustafa Turani",
        "poem": "\n\nİhanet rüzgarlarının\nEstiği vatan Filistin\nİnsanının insanlığa\nKüstüğü vatan Filistin.\n\nKara bulut gibi çöküp\nAcımadan yakıp, yıkıp\nSiyonizmin dara çekip\nAstığı vatan Filistin.\n\nYahudi piçi Şaronun\nDaha nice taşeronun\nVahşetini onun, bunun\nKustuğu vatan Filistin.\n\nKahpe piçlerinin gelip\nKubbelere matem salıp\nEzanımın öksüz kalıp\nSustuğu vatan Filistin.\n\nŞaron köpeğinin çıldırıp\nSalyalarıyla saldırıp\nOnca mazlumu öldürüp\nKestiği vatan Filistin.\n\nYasını gardaş yasını\nÇaresiz tuttum yasını\nBarbar dünyanın sesini\nKıstığı vatan Filistin.\n\nKalk ey İslam dünyası kalk\nTurani'yim kalkda bir bak\nBinlerce nebinin ayak\nBastığı vatan Filistin.\n\nBaba Ocağı (2005) Syf:95\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin",
        "poet": "Hadi Gezgin",
        "poem": "\n\nFilistin insanın bahtı karası \ncan dayanmaz buna yanık yarası \nlahid de beşik de tekdir manası \nendirek cennete yoldur filistin.\n\n\nFilistin kanayan benim yaramdır \nsayısal çoğunluk benim hayamdır \nisrail denilen vampir şeytandır \nABD avrupa güler filstin.\n\n14 07 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin  Ağlıyor",
        "poet": "Slma Liman",
        "poem": "\n\nfilistin ağlıyor                                             israil bombaları devam ediyordu heryer kana bulanmıştı heryeri barut kokusu kan kokusu sarmıştı toz dumana karışmıştı herkes çığlık çığlığaydı ellerine aldıkları herşeyi fırlatıp atıyorlar çaresizce savaşın ortasında can çekişiyorlardı o halde iken bile ağızlarından düşmeyen sadece iki kelime vardı allah peygamber diyorlardı susmaksızım bir an durakladı herkes gözlerine ilişen bir genç filistin askeri vardı bu genç şiir okuyordu ama öyle mısraları vardı ki herkezin kulaklarının pası siliniyordu adeta can çekişiyordu kanıyordu yarası durmaksızım ama onu hissetmiyordu bile ama az bir zamanı kalmıştı bunu o dahi herkes biliyordu sonra duraksadı gözüne bir çocuk ilişti ürkek adımlarla ona yaklaştı başını okşadı ağlama dedi bu da bitecek birgün güleceksin yalvarıcasına ağlama ne olur ağlama diyordu çocuk ona sordu peki sen neden ağlıyorsun gidiyorum çok az bir zamanım kaldı rabbime gidiyorum belki sizlerde geleceksiniz işte o zaman güleceksiniz şimdi sil gözyaşlarını üzme beni ne olur o küçük kızla sohbet ederken herkes savaşın o acımasız haline geri dönmüşlerdi işte genç filistine en derin hişlerile yazdığı şiiri okuyor filistin ağlıyor                                                                          filistin ağlama sen sil gözyaşlarını birgün                                                                        savaş bitecek kanlar dinecek bomba seseri susacak                                                                       umudunu kaybetme güneş senin içinde doğacak senin de                                                                  umutların yeşerecek ağlama sen gözyaşlarını akıtma kan                                                                  kokusu artık koklamayacaksın acılar sona erecek birgün                                                                  seninde yüzün gülecek artık kanlar akmayacak yürek acıları                                                               dinecek gözyaşları sona erecek artık feryatlar da sona erecek ey                                                               filistin sen yeterki umutlarını yitirme...                                                                               şahadet getirerek can verdi oracıkta küçük kız ağlamıyor çünkü söz verdiği için alnından öpüyor abisinin ben de gelicem yanına bekle beni diyerek o da savaş alanına karıştı savaş şiddetle devam ediyor filistin kanlara bürünmüştü o kanlar bizim şehitlerimizin  kanıydı onlar filistin için kanıyla canıyla savaşıyorlardı bir yandan filistin bayrağı sanki gururlanıyormuş edası ile dalgalanıyordu filistinliler şehitlerimize ağıt yakıyorlardı onlar hiç güneşi görmediler ezan sesleri duyulmuyordu bu şehirde bu şehrin insanların kulaklarını pas tutmuştu oranın çocukları oyun oynamıyor gerçek oyunlarını sergiliyorlardı o çocukların kulaklarına eğlenceli şarkı sesleri değil onlar silahlarla oynuyordular hayatın gerçeklerini görüyorlardı hayat onlara çok acımasız geliyordu gözleri kan bürümüştü düşünceleri kinle dolmuştu karanlık çökmüştü düşlerine sevgileri nefretle dolmuştu bu çocukların filistin işkencelere devam ediyordu israil askeleri onları esir almış işkence ediyorlardı esirlerin içinde bir genç vardı ki onlara yenilmiyor baş eğmiyordu ama birşey vardı ki o acıyı hissetmiyordu bedeni buz gibiydi çok üşüyor ve dudakları titriyordu ruhunun bedeninden çabuçak çıkmasını diliyordu esirlerin gözleri ona çevrilmişti ibret olsun diye ama o bedenini hissetmiyordu ki kalbi buz kesilmişti yinede direniyordu dudakları ölüme susamıştı canı bedeninde çıkmak bilmiyordu ölmek bu acılardan kurtulmak istiyor biliyordu ki ölüm tek kurtuluştu onun için hissediyordu son nefesini vermenin zamanı gelmişti israil askerlerinin yaptıkları karşılığında tek kelime etmiyor ağlamıyor yalvarmıyordu bile herkes bu gençe hayranlıkla bakıyordu ve işte azrail gelmişti genç israil askerlerinin yüzüne ve orada bulunanlara son kez baktı ve kelimeyi şehadet getirerek vefat etti filistin durmadan can veriyordu durmadan kan akıyor geceleri gündüzleri gündüzleri ise geceleri olmuştu rüyalarında bile savaşı görür olmuşlardı taki uyurlarsa uyumuyorlardı ki onlar hep savaştılar yılmadan bıkmadan yorulmadan savaştılar çocuk çoluk yaşlı genç kadın hepsi savaşıyorlardı ellerin de hiç  bir şey olmadan filistinliler diri diri yanmaktaydı kucakakları sevgiye hasret kaldı onlar savaşın içinde büyüdüler sevgiyi hiç tanımadılar bile gözlerinde sevgi yerine acı ve keder vardı heryer cesetlerle dolmuştu cesetler bütün değildi bedenler bir tarafta başlar ve kollar bir taraftaydı bu nasıl kindi nasıl nefretti bu filistinliler adeta israil askerlerine saldırıyorlardı ne çareki hiç bir şey yapamıyorlardı onlara karşı ama onların imanları vardı onlar yanlız değildi israil askerlerin cephaneleri vardı kılon komutan yanındakilere emir veriken filistinin bir kısmını kendi tarafına çekmişti kılon komutan çok zalimdi filistinlilere işkence ediyor kimisinin kollarını kopartırıyor başlarını vurduruyordu filistin yine yenilmiyor teslim olmuyor israil askerlerine teslim olmaktansa ölümü tercih ediyorlardı bir gün acıları bitecekti buna bütün kalpleri ile inanıyorlardı yürekleri sızlıyordu onların yaşadıklarına yılar geçiyor filistin yok olmaktaydı ölümler artıyor kılon komutan işkençelerine devam ediyor filistini kan gölüne çeviyor esir aldıklarını da öldürüyordu  zalimce hiç gözlerini kıpmadan  arkalarından da kahkaha atıyor cesetlere tekme atıyor gülmeye devam ediyor filistinliler ona kinle bakıyordu melisa kılon komutanın yüzüne öyle masumca bakışı vardı ki kılon komutan küçük kıza kinle bakıyordu melisa yanında şehit olan askeri düşündü filistin için şiir okumuştu kendisine söylenenleri aklına getirdi ve onu çok özlüyordu çok sevmişti filistin çok yanlız kalmıştı istanbul da bir genç vardı askerliğini filistinde yapacaktı yusuf çok seviniyor o insanların yanına gidiyordu 3 gün sonra uçağı kalkıyordu hazırlıklar da yapılmış gün çabucak gelmişti.yusuf gideceği gün çok heyecanlanıyordu ama tek başına yolculuk yapmak ona zor gelicekti öyle değildi ama onun yanında yaşlı bir adam yer ayırtmış.Yusuf ailesiyle vedalaştı gözyaşları aktı artık zaman gelmişti yusuf yerini almıştı.bir yandan ailesiyle ayrılııyor diye çok üzülüyor bir yandanda filistin için savaşıcak diye huzurluydu.yusufun uçağı kalkmıştı yusuf için yolculuk başlamıştı artık... yanındaki yaşlı dedeyle tanıştı dedeye gazi diyorlarmış yusuf ise ona gazi dede demeye  başlamıştı gzi dede askerliğini çanakkalede yapmıştı yaşı ise doksan altı idi.çok hasttaydı belkide bu yolculuk ona iyi gelmiyecekti.yusuf gazi dedenin haline çok üzülüyor ve ağlıyordu gazi dedenin hayatı yusufa dokunmuştu yusuf daha yirmi yaşındaydı gazi dede iyi değildi tek başına yolculuk yapıyordu bu hayattanda çok yorulmuştu.yusuf onu yanlız bırakmıyordu hep sohbet ediyor hayatını dinliyor gazi dedenin çocukları ona hiç bakmıyorlarmış gazi dedenin yolculuğu çok zor geçiyordu.yolun sonuna geldim diyordu yusufa, yusufun gözleri dolmuştu gözlerinden iki damla yaş süzülmüştü yusufun çok yufka bir yüreği vardı....gazi dede sanki son nefesini vermeye hazırdı yusuf farkına varmıştı ama elinden bir şey gelmiyordu gazi dede yusufa baktığı zaman kendi oğlunu görüyormuş gibiydi ama yusuf onun için daha yufka yürekliydi artık iyice yolculuğu zorlaşıyordu gazi dedenin, böylece zaman geçiyordu yusuf uçağın camından dışarıya dalmıştı cam buharlaşmıştı yusuf eli ile camı silmeye başladı hava karlıydı çok kötü bir hava vardı. yusuf dışarıyı seyrediyordu gazi dede ise dinlenmekteydi.hep uyuyordu.yusuf merak etmişti onun düşünüdüğü başkaydı endişeye kapılmıştı yusufun yolculuğuna az bir zaman kalmıştı.filistini hiç aklından çıkartamıyordu hep onları düşünüyordu.saat  ilerlemişti. yusuf gazi dedeye bakmak için ilkilerek yerinden kalktı.gazi dedeye bir dokundu bedeni buz gibiydi.yusuf hemen elini çekti inanamıyordu donup kalmıştı dili tutulmuştu.öylece yerinde kıpırdamadan neler olduğunu anlamaya çalışıyordu ve anlamak çok zordu.çünkü uyuyor gibiydi ama vefat etmişti.yusuf çok şaşkındı gazi dedeyi burda böyle bırakamazdı bir şeyler yapmalıydı çünkü o yanlızdı hiç kimsesi yoktu ama nasıl.? ? onun bir görevi vardı.yolculuğunu tamamlamalıydı.kendi için ve filistin için filistine çok üzülüyordu yusufun yolculuğu az bir zaman kalmıştı gazi dedeyi  birisine teslim etmesi gerekiyordu ve cenazesinin kaldırılması lazımdı yusuf gazi dedenin başından ayrılmıyordu.yusuf hala kendine gelememişti çünkü ilkez bir cenazenin başında bekliyordu yusuf etrafına bakıyor ama o bakış inşanlaradı kinle bakıyordu onlara hiç gelip demezlerdi bu insanın neyi var hasta mı hiç dömüp bakmıyorlardı bile yusuf gazi dedenin yüzüne bakıyordu gazi dedenin yüzünde nur vardı yusuf hayran hayran seyrediyordu onu ve gözyaşlarını döküyordu o an bir yolcu sorar evladım niçin ağlarsın yusuf bir cevap vermez bu sesin sahibine ahmet bey tekrar sorar evladım sen neden hıçkıra hıçkıra ağlıyorsun yusuf başını çeviryerek sesin geldiği yere bakar karşısında orta yaşlı eli veya kırk yaşlarında adam belirmişti ahmet bey yusufa biraz daha yaklaşır ve dizlerinin üstüne çüker bir daha sorar bu yaşlı amca senin neyin olur yusuf hiç diyebilmiş o an orası sesizliğe bürünmüştü hiç kimseden ses çıkmıyordu herkes nefes nefeseydi herkes yusufun bir kelime etmesini bekliyorken yusuf ona gazi derlermiş çanakkalelimiş askerliğinide orada yapmış bana anlatırken öyle güler yüzle anlatırdı ki ben ise onu can kulağı ile dinlerdim.ahmet bey yusufun söylediklerinin can kulağıla dinler yusuf gazi dedenin hayatını ahmet beye gözyaşları için de anlatırdı öyle içli anlatırdı ki sanki gazi dedeyi uzun süredir tanıyor gibiydi yusuf ahmet beye herşeyi anlatır yusuf bir türlü kendine gelemez hıçkırıklara boğulmuştu ahmet bey gözyaşlarna yenilmışti saatler geçiyor ahmet beyin yolculuğu bitmişti yusufa söz vermişti gazi dedeyi o alıcaktı cenaze namazını kıldırıcaktı duasını edicekti yusufun içi çok rahatlamıştı öyle bir içini çekti ki ciğerlerinden nefes alıyordu sanki yusufun yolu ahmet beyin yolu aynı tarafa düşüyordü zaman gelip çatmıştı yusuf kendi yoluna ahmet beyde kendi yoluna devam etmekteydiler ahmet bey yoluna gitmişti yusufta ucaktan inmişti yürümeye başladı yollar yıkık tüküktü insanlar bir kuşuşturma halindediler kimisi de feryat ediyor kimişi ailesini kotamara çalışıyor yusuf ise durmuş insanlara baka kalmıştı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin Ağlıyor Ben Ağlıyorum",
        "poet": "Ahmet Şener",
        "poem": "\n\nTadı yok ekmeğin suyun ve aşın\nFilistin ağlıyor ben ağlıyorum\nTarifi yok gözden dökülen yaşın\nFilistin ağlıyor ben ağlıyorum\n\nMeydanları kan gölüne döndükçe\nKâfirlerin eli kana bandıkça\nCiğerim yanıyor gazze yandıkça\nFilistin ağlıyor ben ağlıyorum\n\nSemaya yükselen feryatlara bak\nÇile tükenmiyor dert öbek öbek\nKan gölünde yüzer gelin kız bebek\nFilistin ağlıyor ben ağlıyorum\n\nPayımız yok sevinçlerde neşede\nAteş değdi kuruyada yaşada\nALLAH böyle dert vermesin başada\nFilistin ağlıyor ben ağlıyorum\n\nDünya seyrediyor can yanıyor can\nCamiler vurulmuş harabe her yan\nMüslümana ağlamazmı müslüman\nFilistin ağlıyor ben ağlıyorum\n\nYılbaşı kutlamak neyime benim\nNoel baba gelmesin köyüme benim\nKansız ortak olmuş suyuma benim\nFilistin ağlıyor ben ağlıyorum\n\nBu gün eğlenceyi dara asarım\nYa hayır konuşur yada susarım\nEnkazlar altında kuranı kerim\nFilistin ağlıyor ben ağlıyorum\n\nMazlumlara zulüm yağar her yanda\nDün olduğu gibi sürer bu günde\nKarabağ bir yanda ırak bir yanda\nFilistin ağlıyor ben ağlıyorum\n\nRuhlar sağlam toprak olan beden ya\nCellatlara lider gönderdi kenya\nÜzgünüm rus zulmü gören çeçenya\nFilistin ağlıyor ben ağlıyorum\n\nŞENER im gülümü solduramazlar\nKalbimden imanı sildiremezler\nŞehit ederler ya öldüremezler\nFilistin ağlıyor ben ağlıyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin Çocukları",
        "poet": "Tahir Öner",
        "poem": "\n\nKüçük bedenleriniz, Çelik'ten birer Siper\nAlnından öper sizi, Kalkıp gelse Peygamber\nSanki Asr-ı Saadet, Gözümde Canlanıyor \nBedir'de doğan güneş, Kudüs'te yükseliyor. \n\nFil yılı zannedersin, Dönüp geriye baksan \nDün Kâbe idi hedefte, bugün Mescid-i Aksa. \nÇelik Kafese girmiş, Ordusu Ebrehenin \nTaş gagasında değil, Elinde ebabilin \n\nSerseri bir kurşunla, kanın toprağa düşer.\nŞan Şeref Size kalır, Bana ağlamak düşer\nKeşke bir şal olsaydım, Sarsan beni başına \nYa da bir Mendil olsam, Annenin göz yaşına \n\nSizi gören Hayber'den ordu geliyor sanır \nCennet göz kırpar size, Melekler Sizi tanır. \nAçılsa gönül gözü, Kim bilir nasıl bekler \nTebessümle saçını, okşamayı peygamber \n\nBak şehitlerin Şahı, uhuddan el Sallıyor \nHüseyin kerbeladan, size Selam Söylüyor \nAvucunda Taş ile, Şehadet Müjden gelir \nZafer Tekbirleriniz, çıkar arşa yükselir \n\nİbrahimi bir Zincir, her halkası Mukaddes. \nKavganı anlatmaya, ne dil yeter, ne nefes \nCesaretiniz denktir, bedirin ashabına. \nŞimdi gökten yetişir, Melekler imdadına.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin Çocukları(Rachel Corrie’ye ve tüm mazlumlara…)",
        "poet": "Mehmet Demirkapı",
        "poem": "\n\nYürekler nerde? \nSen bombalarla yanarken çocuk\nBen uykudaydım! \nBana öyle mahzun bakma Filistin'li çocuk,\nYürek belki dayanır,\nAma bende yürek yok! \nDozerlere meydan okuyan yürek! \n“Kaybettiğiniz bir yürek var bende...\nBen Amerikalı,\nBen Filistin sevdalısı\nBen Kerem ile Aslı\nBen Rachel Corrie! ”\nBaharlarda gelen\nCoşkun yüreklerde, her dem filizlenen… \n\nŞimdi ise aradan yaklaşık altı yıl geçti.\nBu sefer de Filistin’ine bombalar yağıyor\nRachel, sen de yoksun şimdi…\nKim sahip çıkacak Filistinli çocuklara\nKim saracak yaralarını\nKim kaldıracak ölüleri\n\nNerde batının gençleri\nNerde doğunun gençleri\nİnsanlığım nerde\nBen nerdeyim, biz nerde? \n\nEy insanlığım\nEy uygarlığım\nEy aydınlarım\nEy yeşillerim\n\nEy Avrupa\nEy Amerika \nEy yeryüzündeki\nBeş kıta ne duruyorsun? \n\nYılbaşı gecesi patlattığın havai fişekleri değil\nEy Beş Kıta, Misket Bombası İsrail’in Gazze’ye attıkları\nYere düşmeden havada patlayan küçük misketler\nÇocuklar misket de oynayabilsinler, diye değil\n“Çocuklar şeker de yiyebilsinler” demişti Şairim\n\nBabasının yanındaydı Muhammed Durre\nBaba Cemal arkasına sakladı oğlunu\nOniki yaşındaydı 30 Eylül 2002 de\nKeskin nişancılar vurdular onu…\nŞahadet çocukları, gözünüze görünemem diyemem\nGözle görülür ölüler, her gün dünyanın gözüne\n\nOnlar altmış yıldır mermi yiyor amcası\nOnuna gelemeden dokuzunda\nOndördüne gelemeden onüçünde\nÖlüyor Filistinli çocuklar\n\nOyunda değil, oynar gibi mermilerle füzelerle\nOkulunun bahçesinde oynar Filistinli çocuklar\nOrda tek renk vardır, kırmızı\nBir elinde iki parmak kalsa da\nResim çizer gibidir iki parmak el havada İntifada! \nDirenişe devam eder iki parmakla\nEvinde uykusunu böler bombalar\nDuvarın altında kalır çocuk ve kardeşi \nKimi dün gitmiştir, kimi bugün\nYarın da gidecek kalan son kardeşi\n\nFilistin’de yaşamak varsa kime? \nSaldır saldır İsrail\nİçimdeki aczi kaldır Allah’ım\nİçimdeki aczi kaldır Allah’ım\n................................................\n\nİzmir 25.03.2003*04.01.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin’de Çocuk Olan",
        "poet": "Eyup Şahan",
        "poem": "\n\nFilistin’de Çocuk Olan\n\nGerçekleri erken görür,\nFilistin’de çocuk olan! \nVatanında esir olur,\n Filistin’de çocuk olan! \n\nSaf duyguların timsali,\nMelektir onun emsali.\nDüşer kelebek misali,\n Filistin’de Çocuk olan! \n\nNeden gülmez solgun yüzü,\nMasunca bakıyor gözü.\nAğlaşır yetim öksüzü,\nFilistin’de çocuk olan! \n\nOyunları sapan taşı,\nAtar İsrail’e karşı.\nFeryadı inletir arşı,\nFilistin’de çocuk olan! \n\nÇocuk düşman nedir bilmez,\nFilistin’e barış gelmez.\nHayat savaşında yılmaz,\n Filistin’de çocuk olan! \n\nDerdini dünyaya söyler,\nMilletler sanki kös dinler.\nEyüp derki gülmez beyler\nFilistin’de çocuk olan! \n\nEyüp Şahan\nAnkara 21.10.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin'de Çocuk Olmak",
        "poet": "Mehmet Postallı",
        "poem": "\n\nYüreğinde korku, yanağında kan\nDurmadan gözyaşı döker bir çocuk\nYok mu mazlumlara bir arka çıkan? \nUmutsuz gözlerle bakar bir çocuk\n\nFilistin yaralı, Gazze kan gölü\nYerlere serilmiş yüzlerce ölü\nŞehit bir annenin tomurcuk gülü \nÂhıyla gökleri yıkar bir çocuk\n\nVahşi sırtlanların gözü kararmış\nMescidi Aksayı füzeler sarmış \nElleri titriyor, benzi sararmış\nKaderine boyun büker bir çocuk\n\nOrtada kalmıştır vatansız, yurtsuz\nAnadan kadersiz, doğuştan bahtsız\nDertlinin halinden bilir mi dertsiz? \nOnursuz yüzlere çakar bir çocuk\n\nHayatında özgürlüğü tatmamış\nAna kucağında rahat yatmamış\nUykusuz gözleri uyku tutmamış\nGecenin koynuna akar bir çocuk\n\nYağmur değil, bomba yağıyor gökten\nBunlara yapılan revamı haktan\nŞu kahpe İsrail yıkılsın kökten\nİnşallah, tümünü yakar bir çocuk\n\nDumanlar tütüyor, yıkılmış evler\nOturmuş, vahşeti seyreder devler\nVampirler kalleştir sinsice avlar\nElin vebalini çeker bir çocuk\n\nFilistin’de doğmak bütün günahı\nZalimi boğacak, yetimin âhı\nKirli eller ateşlemiş silahı\nKurşunun önünde seker bir çocuk \n\nİnsanlık nerede, hani kardeşlik\nYahudi kanında mevcut kalleşlik\nBir yanda susuzluk, bir yanda açlık\nDizinin üstüne çöker bir çocuk\n\nSoykırım değil de, bu yapılan ne? \nCan dayanmaz masumların haline\nİkişer taş almış, iki eline\nTopun karşısına çıkar bir çocuk\n\nBu bir savaş değil, toptan yok etmek\nBir milleti çoluk çocuk katletmek\nMüslüman neslini kırıp, tüketmek\nMinik yumruğunu sıkar bir çocuk\n\nSokakta kol gezer ölüm tankları\nNe olur, durdurun şu manyakları! \nKâfire mahsus mu insan hakları? \nDünyanın gözüne sokar bir çocuk\n\nOynamak ne demek, gülmek ne demek\nKatliama maruz kalmak ne demek\nFilistin’de çocuk olmak ne demek\nYırtık vicdanları diker bir çocuk\n\nKatledilir yeni doğmuş bebekler\nAçılmadan solar körpe çiçekler\nDilinde tek kelam “Allahuekber”\nKalbimi yerinden söker bir çocuk. \n\nMehmet Postallı / 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin'de Biri Var",
        "poet": "Hatice Köksal",
        "poem": "\n\nBir ses duyuldu\nyer inledi, gök inledi\nuzandı eller semaya\nşahid ol yârâp, şahid ol yârâp....\n\nAnne kalk bak sesin yankılanıyor heryerde \nbaba kalk bulutlar ellerini çizmiş gökyüzüne \nkardeşim niye oynamıyor benimle\nkardeşim niye uyuyor anne\nkalk anne\nfilistinde biri var anne\n                     gözleri ateş yüzü siyah! \nkorkuyorum,\nheryer karanlık \nsiyah bulutlar geziyor yanımda\nbaba ellerin nerde \nherkez nerde baba\nevimiz nerde\nüşüyorum,\nkucağını özlüyorum anne\nyalvarırım aç kollarını\nbenim bahtsız yavrun \nşimdi anlıyorum bana niye öyle dediğini\nama anlamak istemiyorum anne\nben daha çocuğum anne gitme\nfilistinde biri var anne\n                      gözleri ateş yüzü siyah! \nağlıyorum,\nben ne zaman ağlasam yağmurda ağlardı\nyoksa herkez gibi yağmurdamı gitti \nbi başimamı kaldım burda\nburda başıma yağmur yerine ateş yağıyor anne\nher tarafta silah sesleri her taraf kan\nniye herkez uyuyor anne\nfilistinde biri var anne\n                      gözleri ateş yüzü siyah! \nsaklanıyorum,\nbiliyorum izlediğim çizgi filim değil\nbiliyorum uyumadığınızı\nama bilmek istemiyorum anne \nben daha çocuğum anne aç gözlerini\nhadi ninni söyle bana\nuyumak istiyorum bende\nfilistinde biri var anne\n                      gözleri ateş yüzü siyah! \nkaçıyorum,\nkaçıyorum heryerde biri var\nduruyorum heryerde Allah var\nkorkmuyorum yanımda Allah var\nüzülme büyüdüm anne\nduyuyorum,\nayak sesleri yaklaşıyor\nsakın korkmayın üzerinize örttüm üzerimi\nöğrettiğin duaları okudum\nüzülme anne melekler fısıldadı kulağıma\nmüslüman kardeşlerimiz dua ediyormuş bizim için\nkalpleri burdaymış üzülme, yalnız değilim anne\nyanımda biri var anne\n                     gözleri ateş yüzü siyah! \nyanınıza geliyorum anne\naç kollarını.........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin'de Çocuk Olmak",
        "poet": "Rukiye Vural",
        "poem": "\n\nÇocuk olmak güzeldir her yerde\nAileler pervanedir çevresinde\nTüm imkanlar serilir önüne \nÇocuk olmak güzeldir,her yerde! ..\nYa  Filistin'de! ....\n\nKeskin nişancılar bebekleri avlar, Filistin'de! ..\nİnsani yardımlar bombalanır, Filistin'de! ..\nÇocuklar açlıktan da ölür, Filistin'de! ..\nYaşam demek acı demektir ,Filistin'de! ..\nVelhasıl zordur yaşamak ,Filistin'de! ..\nHele çocuk olmak! ..\nOyuncak yerine, top mermileri! ..\nOyun  yerine,  bomba sesleri! ..\nSevgi yerine,kimyasal silahlar! ..\nYemek  yerine.tüfek mermileri! ..\nEgitim yerine savaş! ..Savaş! ..\n\nFilistin'de çocuğun adı! ...\nAcı! ...Acı! ...Acı! ...\nFilistin'de çocuk olmak! ...\nAcı! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin’de Bir Çocuk",
        "poet": "Halime Aktaş",
        "poem": "\n\nİsrail’in nemrutları kol gezer\nFilistin’de görür ağlar bir çocuk\nO kirli botları çok canlı ezer\nKırılır kolları bağlar bir çocuk\n\nÇocuk dediğime bakmayın sakın\nBeş yaşında kırk yıl yaşamış bakın\nUçurtma balonla oynar bırakın\nBütün yürekleri dağlar bir çocuk\n\nAsırlık bir çınar gibi devrildi\nİsrail’in gazabıyla savruldu\nTürlü ateş ile her yer kavruldu\nGözyaşın akıtır çağlar bir çocuk\n\nBir garip ozanım çocuk yanında\nBozukluk var çocuk vuran kanında\nYa Ali Zülfikar durur kınında\nSes vermezsin kara bağlar bir çocuk\n\n12 Ocak 09\nNilüfer\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin'de Bir Bebek",
        "poet": "Mehmet Ayhan Günaydın",
        "poem": "\n\nFİLİSTİN’DE BİR BEBEK\n\nFilistin’de Ayşe’ydim, daha büyümemiştim\nBebektim daha henüz, henüz yürümemiştim.\nÖğrenmemiştim daha, konuşmayı bilmezdim\nCanım çok yandı ama, size diyememiştim.\n\nKundakta bir bebektim, bombalarla tanıştım\nBilmiyordum yürümek, kaçamadım kavruldum.\nFosfor takmış adını, bomba atan amcalar\nÇok acıdı ağladım, duymadınız kahroldum.\n\nAtacaktı  O bize, atmasaydık demişler\nBu sebeple bizleri, yakıp da kül etmişler\nBüyüsem de yapmazdım, size ben bu vahşeti\nBen minik bir bebektim, değildim ki ben sizler.\n\nAcıyınca ağlamak, sevinince de gülmek\nAncak bunları bilir, bilebilir bir bebek.\nAğlamak can yakar, bebekler sevmez onu\nSize nasıl bombalar, atabilsin bir bebek! \n\nDünya susmuş, lal olmuş, anlamadım ben bunu\nYemin olsun istemem, olmasın böyle sonu\nAyşe değil de, Moşe, olsa idi yakılan\nSusar mıydı şu dünya, deyiverin bir bunu\n\nFilistin’de bebektir, ölen ve yaralanan\nOnların feryadıdır, semada yankılanan\nKalmaz bu ahlar yerde, elbet de kalmaz amma\nİNSANLIK VİCDANIDIR, ÖLEN VE YARA ALAN! \n\nM. Ayhan Günaydın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin de Çocuk Olmak",
        "poet": "Handan Koca",
        "poem": "\n\nMerhaba beni tanıdınız mı? Tanımış olmanız gerek çünkü hemen hergün görüşüyoruz.   Televizyonda, internette, gazetelerde okuduğun haberler benim. Ben manşetlerde ki  Filistin in kanayan yüzüyüm. Baktığınızda içinizi acıtan, fazla da bakmadığınız yaralı, kan revan içinde olan Filistinli çocuk var ya; o benim işte. Şimdilerde Filistinli denince sanki kanserli bir hastaya bakıyor gibi baktığınızı biliyorum,  acıyarak içiniz burkularak bakıyorsunuz bana. Haklısınız yaşamamız sadece şansa bağlı. Bir mikrop gibi sarıyor yurdumuzu savaş ve bizim hayatta kalmamız sadece İsrail in nereye bomba atacağına bağlı. Belki benim bulunduğum yere, belki benden bir mahalle uzağa. Belki ben öleceğim, belki de benim yakınlarım.\n\n            Hepiniz yataklarınızda rahat rahat uyurken biz burada ağır silahların altında topla tüfekle daha da önemlisi, kimsesizliğimizle savaşıyoruz. Kimimizin annesi öldü. Kimimizin ailesi tamamen yok oldu. Kimimizin yüzünde derin yaralar var. Kimimizse isyanlardayız  ''neden hala birşey yapan yok'' diye kahırlardayız. Bizi seyreden herkese görsel şölenler hazırlıyoruz. Sizin Üzüldüğünüzü biliyorum, fakat bazıları için sadece gündem konusu olmaktan öteye geçemedik. Sevgili seyircilerimiz, bizde ne var bilmek ister misiniz?   ateş var, acı var, kan var, yangın var   ama asıl yangın bizim beynimizde büyüyor. Kalbimize kurşun tohumlarıyla kin  ekiyorlar,  nefret ekiyorlar, acı ekiyorlar yavaş yavaş büyüyor içimizdeki savaş.  Asıl savaş benim içimde, çünkü ben büyürken intikam hırsıyla büyüyecek ve bana yaşatılan anları zihnimden hiçbir zaman silemeyeceğim. Hani sizler uyuduğunuzda kabus görürsünüzya biz burda hergün kabusa uyanıyoruz. Biz kabusları gündüzleri yaşıyoruz. Geceleri ise ölüm korkusu oluyor, belki uyanamayız sabaha diye yumuyoruz gözlerimizi. \n            Biz Filistinli çocuklar  doğarken hayata bir sıfır yenik başlayanlardanız. Suçumuz mu? Filistinli olmak.Bizim aldığımız o sıfırdan başka  sıfırlarımızda var bu hayatta. Sizinde bildiğiniz gibi en küçük rakam sıfırdır, en düşük nottur sıfır. Öğretmenler  bile sıfırdan başka puan veremezler  değil mi?  Önceleri aldığım sıfırları toplamaya çalıştım fakat sonradan anladım ki sıfır sıfırla toplanmıyor, sonuç yine sıfır yani bir hiç.Ben aylardır sıfırdan sonrasını yaşıyorum.  Sıfırdan sonra eksiler başlıyor.  Bazen hep o sıfırlık zaman diliminde kalabilseydim diye geçiriyorum içimden. Çünkü skor hanemize yazılan eksileri  kollarımızla, bacaklarımızla ödemek zorunda kalıyoruz. Bazen yüzümüzde derin yaralar oluşuyor, bazen kardeşimizle ödüyoruz eksilerimizi.\n       Bizim burda herkes bir yerlere koşuyor. Kafamı sağa çevirdiğimde bir anneyi enkazın altından çocuğunu ararken görüyorum. Başımı sola çeviriyorum hastanelere sedyelerle yaralı taşınıyor. Eğer sedyedeyseniz  yaşama şansınız var demektir, çünkü ağır yaralıları nasıl olsa kurtaramayız diye kaderlerine terk ediyorlar. En çok çocuklar taşınıyor sedyelerde, kısacası Filistin in geleceği sedye içinde yatıyor. \n            Burası tıpkı bir atletizm yarışması gibi. Koşarsınız yaşamak için. Kimileri koşarken düşer, diz kapakları yaralanır. Yine de kan revan içinde koşarlar. Kimileri pes eder, yarış pistinde ezilir ve kaybolur. Bazıları da yılmadan koşar çünkü sonunda ezilmek yok olmak, bir hiç olmak vardır.Asıl hiçlikse direnmeden yenilmektir. En çokta bu zor gelir bir filistinliye karşı çıkamamak eli kolu bağlı olmak sizin gibi seyretmek. Bazılarımız İnsanların ona acıyarak bakmalarını istemedikleri için yavaşta olsa, yaraları da olsa koşarlar. Ben de o pistte yara bere içinde koşuyorum. Ayaklarımla kan izi bırakıyorum bastığım yerlere, hangi yolları geçtiğim belli oluyor. Çevremde bana acıyarak bakmak isteyen insanlara ben de başımı kaldırarak bakıyorum ki beni korkak sanmasınlar bana acımasınlar istiyorum. Koşmalıyım, hayatımda ki  eksilerden kurtulup  sıfırları temizlemeliyim. Eğer sıfırda kalırsam,  bu insanlar bana acımadan beni  iğrenç bir böcek gibi ezecek ve bundan oldukça zevk alacaklar. \n\n         Ben bir Filistinliyim Yaralı kalp taşıyorum içimde. Gün gelir de bu doğan güneş bugünde bizim için barış için doğar mı diye bekliyorum. Ben bir Filistinli çocuğum on yaşında eli yüzü kan revan içinde Ben Filistin im acılar içinde bağırırım, özgürlük için bedeller öderim. Yarın acaba ölecek miyim sıra ben de mi diye korkarak yaşarım. Sizce sıra kimde? \n    Peki  soruyorum size insanoğlu asıl savaş nerde inaçlarımızın zayıflığında mı? Asıl savaş bizimle savaşan  acizlerin kalplerinde. Adil olmayan bir şekilde bizi kendilerine rakip olarak görmelerinde. Asıl savaş onların menfaatçi beyinlerinde. Daha fazla gerek diyen aç gözlerinde. Onlar kendileriyle savaşıyorlar ve bu savaşı, hiç bir zaman hiç bir insanoğlu kazanamayacak. Bu menfaat savaşından kimse sağ çıkamayacak. Bırakın sokaklarda bizim yardım isteyen, kopuk ellerimiz kalsın. Bir gün bu kopuk eller gelip sizin vicdanınızı ve manfaatçi duygularınızı boğazlayacak.\n\nHANDAN KOCA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin/de Özgürlüğün Ayak İzleri",
        "poet": "uğur demiröz ",
        "poem": "\n\nGök kubbeden dökülen merhamet zerresi yağmurlar\nKalplerin müşahedesinde unutulmayan temiz ruhlar\nVicdanın idrakine uzanan inanmış ilahi nurlar\nGaybın tecellisine iki katre gözyaşı Filistin\n\nKorkuya mağlup barışın ufkuna kalkmış minicik eller\nZulüm bahtına düşen ürperen esmer küçük gözler\nIzdırap düşkünü esaret altında ezilen yürekler\nCan boğazına dayanmış korku dolu yetim yürekli filistin\n\nHicranı ruhlarına çökmüş doğmamış muhakemeler\nGünleri çalan senaryo nice perde ve afişler\nKimbilir hangi yönden gelecek daha zulümler\nBeyhude çaba beyhude şevk diyene inat inanmış Filistin\n\nİbrahim gönüllü aşk ile ateşe yürüyen neferler\nRabbin yoluna koşan ölümsüz nice şehitler\nBir gün özgürlük fikrini göklere yazmış gönüller\nHak yoluna seyahat yolcusu umutlu Filistin\n\nHikmete sual olunmaz o topraklar olacak cennet\nDengeler yerine oturacak inan ve sabret\nDalga dalga ufkunda doğuyor bir devlet\nÖzgürlüğün ayak izlerini göreceksin bir gün elbet\nİçimizin yandığı unutulmayansın sen Filistin…\n\nUğur Demiröz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin De...",
        "poet": "Mahir Toksoy",
        "poem": "\n\nKutlu Aksa şehrinde,\nPeygamber beldesinde\nÇocukluğu yaşamak, \nKim ister Filistin'de\n\nSen kendince ne yaptın\nHangi taşı fırlattın\nDursun diye bu vahşet,\nNe zaman boykot yaptın\n\nVicdanın mı kalmadı\nSöyleyen de çıkmadı\nMagazinden bir fırsat\nBoş vaktin mi olmadı\n\nÇok şanslı mı doğmuşsun\nSen böyle mi bulmuşsun\nYeter artık diyerek,\nNe zaman kalkacaksın! \n\nIşığı mı kararttın\nT.V.  yi mi  kapattın\nDursun diye bu vahşet\nAllah için ne yaptın\n\n\n\n\nM.TOKSOY\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin'de Sapan Olmak",
        "poet": "Nuray Şaşihüseyinoğlu",
        "poem": "\n\nŞehrime kar yağıyor ince ince\nFilistin’e ise bomba en irisinden.\nIslatırken kar taneleri omuzlarımı\nFilistin’de bir bebek kanında yıkanıyor.\nBeyazlığıma inat kızıl kaplıyor ufku\nBir kavmin gün batımı\nBuruk bir gurub gibi \nİzliyor tüm insanlık,kan ağlıyor kainat\nMusa’nın gözyaşları kaplıyor ufukları\nFiravunlaşmış kavmin dünü giydiriliyor\nMahzun Filistin toprağına\nİnen füzelere karşı birer sapan oluyor\nGolyat’ı kör ediyor Danyal’ın çakıl taşı …\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin'de Vahşet",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nİnsanlık düşmanı fitne saçar\nGazze için canım al diyemedim\nTedavi edilmez yaralar açar\nYahudi’ye hemen dal diyemedim\n\nGazze de kardeşler çileler çeker\nZalim Yahudiler bombalar döker\nMüminin kalbine Acılar çöker\nZalimin zulmüne dur diyemedim\n\nEy Arap âlemi çabucak uyan\nArtık haykırarak Kurana dayan\nYeniden dirilir hak sesi duyan\nAllah düşmanını bil diyemedim\n\nİslam âlemini parçalar yutar\nMüminin elini kardeşi tutar\nYahudi İslam’a fitne katar\nİslam düşmanını sil diyemedim\n\nDostlar dertler büyük Vahşet çok acı\nYardım için koştu kardeş ve bacı\nMazlumlar taktılar ülkeme tacı\nŞehid olmak için öl diyemedim\n\n03.02.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Filistin'de Yılbaşı",
        "poet": "Hasan Hüsnü Sula",
        "poem": "\n\nEyvah! Yine bu yılbaşı kar yerine kan düştü.\nFilistinin Gazze’nin bağrına volkan düştü.\n\nFeryatlar çığlık çığlık duy bu sesi ey Davud! \nSüleymanın mülküne hükümran oldu Tağut.\n\nBaba, oğul bir duvarın eteğinde büzüşmüş\nVurulmuş ciğerpare, yüreklere kor düşmüş\n\nSoğuk taşlar üstünde üç masum ölü bebek.\nHırlıyor bu vahşete azgın ve kuduz köpek.\n\nGökten yağan ışık seli havai fişek değil\nFosfor bombalarıyla yandı binlerce sivil\n\nKol kopmuş, başı düşmüş kapanırken gözleri\n“Şahid ol Ya Rab! ..” oldu şehidin son sözleri\n\nSabah sessizliğini Sala sesleri böldü\nCenaze var Gazze’de bugün insanlık öldü\n\nTanka topa karşı taş, büyük imanı görün.\nArsız medeniyetin suratına tükürün.\n\nSelahaddin’in nesli bu canlar sana feda\nKahrolsun bu soykırım. Yaşasın intifada! .....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Filistin Dramı",
        "poet": "Hasan Sakman",
        "poem": "\n\n'Dostlar! ...'\ndindirmez atılan hiçbir mermi bir toplumun bağımsızlık özlemini,\nsilemez yüreklerden ne öfkeyi ne de kini.\nSadece öyle sanılır,\ntarihte göstermiştir ya,mermiler yanılır.\nKara bir lekedir yazılır tarihin tozlu sayfalarına,\ndamla damla birikir öfke,durdurulamaz.\nBir çocuk simgesi olur bağımsızlığın,\nFilistinli bir babanın kollarında.\nyanar tutuşur yüreği özlemiyle oyuncağının.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin'e Ağıt",
        "poet": "Kaan Teke",
        "poem": "\n\nBirgün sıra,sana da gelir.\nZalimlerin baş aktörü.\nOnlar şeytanın yandaşları! .\nİnşallah sonun yakındır.\nAllah’ın da bir hesabı var unutur musun? \nMazlumlara kan kusturur,masum Filistin’e göz açtırmazsın,\nEy insanlık! Bu suçta hepimiz sınıfta kaldık.\nİnsan mı değerli sizce coni mi,cespır mı,garfıyıld mı? \nYarışma yaparsınız.\nİnsanları vuruşturur,adına spor dersiniz.\nHele biz nasıl müslümanız,göbeğini kaşıyan adamlarız…..\nCanımızı sıkmayız...\nVicdanımız kalmamış.\nHerhal sıramızı bekleriz….\nAğlayalım gardaşlar,ağıtlar dualar yükselsin göğe.\nBaşka ne yaparız.\nMiskin miskin tespihler çekeriz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin Gibi",
        "poet": "Osman Demircan",
        "poem": "\n\nHiçbir  ressama  konu  olmamış\nHiçbir  şiirde  bahsi  geçmemiş\nKara  gözlerimin  içine  bir  bak.\nEn  kötü  halimle  sev  beni.\nBulabileceksen  eğer  bir  ışık\nKirpiklerimden  yakala  beni.\nRüzgar  değmemiş  saçlarımla\nAşkın  acı  yerinden  sürükle.\nAfrika  gibi  tükenmiş  her  yanım,\nBütün  dünyayla  barıştır  beni.\nLütfen  ayaklarını  öpeyim\nÇok  acılarım  var  Filistin  gibi\nSoykırımdan  kurtar  beni.\nAcılarını  sevmeli  her  insan.\nSabanlarla  üzerinden  geçilmiş\nBütün  duyguları  sömürülmüş\nToprak  teninde  zenci  çocuğun\nAğlayışında  duy  sesimi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin gül Filistin gül..",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nFilistin gül Filistin gül..\n\nFilistin gül Filistin gül..\nUğrunda soldu nice gül\nUğrunda solsun nice gül\n\nHaline ağlasın zalim ve korkak...\n\nFilistin gül Filistin gül..\nUğrunda solsun nice gül\nDuyar gibiyim her şehidin\nSessiz bedeninden yükselir şu ses şimdi:\n\nSöyleyin gelmesin Ebabiller\nŞehitlik şerbetin tadayım\nZulmün hesabını soracak var\nO Halim...O Cebbar...\nSöyleyin gelmesin Ebabiller\nBaşka sevabım yok\nToprağıma baş koyup öleyim...\n\nİbrahim olmalıyım  ateşi seçmeliyim  yiğitçe\n\nKanıyor Filistin gül gül\nOsmanlının mezarı yastadır şimdi\nFilistin gül Filistin gül...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin -I-",
        "poet": "Fazlı Akkuş",
        "poem": "\n\nBütün gün ölüme koşan\nÇocukların yorgunluğuyla diriliyorum.\n\n16 Haziran 2005 Kocaeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin için Davet",
        "poet": "Meryem Şahin",
        "poem": "\n\ndeğerli gönül dostlarım\n17 eylül 2006 pazar günü İstanbul'da Filistin ve Lübnan'daki kardeşlerimize yardım amaçlı yapılacak olan şiir dinletimize gerek bizzat katılmak isteyen gerekse bu amaçla kitaplarını imzalamak isteyen kalem sevdalılarını yanımızda görmek bizi mutlu edecektir. \n\nkatılımcı olmak isteyen arkadaşlarımızın isimlerini,kitap imzalayacak olan arkadaşlarımızın kitap isimleri ile birlikte isimlerini yazdırmalarını rica eder, şimdiden teşekkür ederim. \n\nmeryem zarifoğlu\nmzarifoglu@mynet.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin'e Ağıt",
        "poet": "Mahmut Nazik",
        "poem": "\n\nFİLİSTİN’E AĞIT\n\nGazze’de bir kuş döner \nYerde yuvası yanar\nBir dal arar konmaya\nBulamaz geri döner.\n\nFilistin’de bir kuş var\nKuş yavrusunu arar\nYavru yanmış yuvada\nYarasını kim sarar\n\nFilistin’de  bir kuş var \nkuşluğuna şükreder \nSemah döner göklerde\nŞükür insan olmadığına.\n\nFilistin’e kan girdi\nAteşten şeytan girdi\nNidem ben bu  yüreği \nSevgi derken kin girdi\n\n\nMAHMUT. NAZİK 10. 01. 2008 MERSİN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin,Günahsız,Bir Çocuk",
        "poet": "Selman Karaduman",
        "poem": "\n\nSen ne koca yüreklisin ey çocuk..\nTırnaklarım toprak kiri,avuçlarımda misketlerim..\nen son okuduğum masalın tebessümü çehremde.\nsevdiğim çizgi kahramanın renkleriyle boyanmışım..\nsen ne cesursun ey çocuk..ama çocuk...\nfilistin,günahsız,bir çocuk..\nBabamın sövgülerinde işittim ilk adını..\n'Filistinli Çocuk'...\nSen ne büyüksün..Kıskandım seni..\nbenim masallarım ve misketlerim..\nsenin cennet kokan şehadetin..\nbenim biçare dünyam senin dim-dik asaletin..\n\nGeceme rüyan düştü ey çocuk..\nrevakları yıkılmış bir mabedin gölgesiydin..\nMisketler..Bombalar..Misket Bombaları...\nAnnen yarın yok/yarın sarılacak seni bulamayacak..\nUtanma büyümüş tavırlarından.. \nutanma elindeki silahtan ey çocuk.\nsarıl.. annen sıcacık..\nbilirsin cennet kokar anne kucağı..\nUtanma.. sarıl ey çocuk...\nsöz sana rab'dan başka kimsenin haberi olmayacak..\nson kez çocuk ol..\nelindeki soğuk demiri bırak,annenin sıcacık elini tut..\n..\nYarın..\nbelki enkaz altına gömülürde nefsin,\nkükürt kokusunu bastırır kokun..\nutanma doya-doya sarıl ey çocuk..\nbabanı sor,tanı ey çocuk...\nhangi bombanın siperiymiş,\nhangi kurşun babandan öte gidememiş..\nkorkma ey çocuk.. şehadet cennettir..\nbaban cennet.. yarın cennet.. sen cennetin askerisin..\n..\nSen ne cesursun ey çocuk..\nsen cesur...\nben çocuk...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin -IV-",
        "poet": "Fazlı Akkuş",
        "poem": "\n\nSizin hayatlarınız\nKan alıyor benden\nYaşamak için.\n\nBen Filistin…\n\n08 Mart 2002\nKocaeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin Gözlüm",
        "poet": "Hafız Osman Saraç",
        "poem": "\n\nSeni sevdim,\nYüreğim Beyrut oldu; \nCeplerim Afrika! \n\nVietnam'a girdin yüreğimde; \nKahrolmadı Amerika! \n\nSomali karası oldu yüreğim,\nacısı kar oldu,\nKime yar oldu? \nSeni sevdim Habeş soylum; \nYüreğim Beyrut oldu,\nCeplerim Afrika! .\n\nBombalanmış Bağdat kadarsın gözümde şimdi; \nYansan yansan\nBağdat kadar yanarsın! \nİlk bombada yüreğini satar kaçarsın! \n\nSeni sevdim Filistin gözlüm,\nYüreğim Beyrut oldu; \nCeplerim zaten Afrika! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin İçin",
        "poet": "Hacı Veli Soylu",
        "poem": "\n\nFilistin İçin\n\nBirlik olun kâfirler, İsrail, Amerika.\nBu son çırpınışınız Allah var yanımızda.\n\nHacı Veli SOYLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin Kan Ağlarken",
        "poet": "İsmet Develioğlu",
        "poem": "\n\n2009 yılına merhaba derken ilk şiirimin konusunun böyle olumsuz dilek ve temennilerden oluşmasına neden olan, Kin ve nefret körükleyicisi zihniyeti bozuk İsrail’lilerle, destekçilerine, bu zulme göz yumanlara, hatta alkış tutuyor olanlara lanet olsun.\n\nFilistin  Kan Ağlarken\n\nDoğma güneş ne olur insanlığın üstüne\nVahşi hayvan misali parçalar hemcinsini\nHak etmiyor bu beşer senin aydınlığını\nDuymaz mısın Filistin’de çığlıkların sesini.\n***\nDoğma güneş ne olur insanlığın üstüne\nHer gün zulüm görüyor Müslüman’ın suçu ne? \nHer yerde feryat eder insanlık ızdırabtan\nYok ruhu aydınlanan. Senin nurlu ziyandan.\n***\nDoğma güneş ne olur insanlığın üstüne\nBaşlamasın yeni yıl zulümler sürecekse\nFiravun’lar, Kisra’lar hükümler verecekse\nDuam budur seherde o yüce Yaratan’dan.\n***\nDoğma güneş ne olur in insanlığın üstüne\nEmin olamıyorsan münafık şerlerinden\nDoğma güneş ne olur insanlığın üstüne\nSanki eser kalmadı insanlık denen şeyden\nDoğma güneş ne olur. Filistin kan ağlarken.\n\nİsmet Develioğlu\n01.01.2009\n05.03\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin Mezalimi",
        "poet": "Mehmet Selim Polat",
        "poem": "\n\nİsrail bela olmuş,Filistinin başına.\nYardım et gülme sakın komşuna.\nAtalarımız,dememişler boşuna.\nBir gün seninde gelir,gelir başına. \n\nBugün bana,yarın sana demişler.\nGün geçince düşmanı unutmuşlar.\nHele bakın,nede kardeş olmuşlar.\nAntebi,maraşı,kahrolası unutmuşlar. \n\nŞanlı bir ecdadımız var,tarihe sorduk\nHaçlılara kardeş olduk,geçmişi unuttuk.\nHeyhat Düşman,verirmi? ,sana mutluluk.\nTeknik,teknoloji dedik,aha yine kıvırdık. \n\nSavaşta kazandık,masa da kaybettik.\nKoştuk avrupaya,serabı su zannettik.\nAntebi,unutup düşmana kardeş olduk.\nMaraştan kime ne,şu an hıristiyan olduk. \n\nBu gavur akılsızmı? ,malını versin sana.\nÖyle ediyorlar ki,türkler,gelsin imana.\nNamussuzlar el attılar,hemen tumana.\nYalvarmaya gittilr bizim,zalim papaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin Şiirleri- Savaş Sağır Savaş Kör",
        "poet": "Mustafa Erol",
        "poem": "\n\nSAVAŞ SAĞIR SAVAŞ KÖR\n\nHer zaman bir ucube gördüm onu.\nSavaş hem sağır, hem de kör arkadaş.\nHem aşağılayıp, hem yerdim onu.\nBu hakikati sen de, gör arkadaş.\n\nSağır olmasa, feryadı duyardı.\nİnsafa gelir de, belki cayardı.\nBak koca dünyayı çığlıklar sardı.\nSavaş hem sağır, hem de kör arkadaş.\n\nÖlen bebekleri görseydi eğer.\nO zaman derdim görüyormuş meğer.\nBu katliama dayanmaz bir ciğer.\nSavaş hem sağır, hem de kör arkadaş.\n\nAçılmadan soldu nice gonca gül.\nGül yandı, geride kaldı is ve kül.\nEnkazdır yalnızca, savaştan ödül.\nSavaş hem sağır, hem de kör arkadaş.\n\nKatil ruhlar vahşeti görmez ancak.\nBebekler hep öldü, mahzun oyuncak.\nFeryat etmekte, işte bir salıncak.\nSavaş hem sağır, hem de kör arkadaş.\n\nİşte yakıyor içimizi, Suriye ve Mısır.\nGüya medeniyet var, yirmi birinci asır.\nZulüm aşılamış, dedeleri Abdünnasır.\nSavaş hem sağır, hem de kör arkadaş.\n\nMustafa EROL\nAntalya/Manavgat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin ve Sultan Hamit",
        "poet": "Halit Yıldırım",
        "poem": "\n\nFilistin asırlık yara kanar da kanar durmadan,\nKana doymadı Yahudi, rahat edemez vurmadan,\nFütursuzca canlar alır, kimseye hesap vermeden,\n\nBiz dirilerde kalmadı ne yürek ne de bir ümit,\nMülkü şahanen kan ağlar, yetiş ey Sultan Hamit! \n\nİsrail artık kuruldu, Amerikadır hamisi,\nO Amerika ki sanki dünyanın yeni polisi,\nKan deryasında yüzüyor onun özgürlük gemisi,\n\nAmerika çağdaş vampir, İsrail katil, terörist,\nMülkü Şahanen kan ağlar yetiş ey Sultan Hamit! \n\nEvler yıkılmış, içinde parça parça olmuş canlar,\nBir kan deryasına döndü enkazlardan sızan kanlar,\nDefin için kopmuş uzuv arıyor mazlum insanlar,\n\nÇağdaş firavunlar kurdu çocuk başından piramit,\nMülkü şahanen kan ağlar, yetiş ey Sultan Hamit.\n\n22.07.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin ve İsrail",
        "poet": "Kasım Kol",
        "poem": "\n\nNedir bu çileler? Bu ne ızdırap\nÇocuklar ölüyor binalar harap\nGerçek bu Avrupa! Değilki serap\nKuralsız kanunsuz zalim İsrail\n\nHarbin bile vardır belli kuralı \nAnalar ağlıyor yürekler yaralı\nMüslüman alemi hepten karalı\nKuralsız kanunsuz zalim İsrail\n\nBomba atıyorsun sivil yerlere\nMazhar oluyorsun cümle kinlere\nKarşı geliyorsun bütün dinlere\nKuralsız kanunsuz zalim İsrail\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistinde Çocuk Olmak",
        "poet": "Vedat Akdeniz",
        "poem": "\n\nFİLİSTİN’DE ÇOCUK OLMAK\n\nFilistin’de çocuk olmak\nÇocuk olmamaktır\nMakinelere karşı yüreğiyle çarpışıp\nKorkular içinde korkusuz olmaktır\nFilistin’de çocuk olmak\nGenç ölebilmektir kahramanca\n\nFilistin’de çocuk olmak\nÇabuk büyümektir kısaca\nYürümeden koşabilmek\nÇığlık atarak susmaktır\n\nFilistin’de çocuk olmak\nKavgalara kefil olmaktır\nAcılara abone olup\nCehennemi dünyada yaşamaktır\n\nFilistin’de çocuk olmak\nDoğuştan sevdalı olmaktır yurduna\nOyuncakları tanımadan daha\nÖğretmen olmaktır yaşıtlarına\n\nFilistin’de çocuk olmak\nDestan olmaktır yarınlara\nFilistin’de çocuk olmak\nGüneş olmaktır karanlıklara…\n                                18.06.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistinde  hüznün  katil fotoğrafı",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nFilistinde  hüznün  katil fotoğrafı\n\nBen bir dert dağı oldum...\nFilistin bana hüznün fotoğrafı\n\nFilistin kesik damar\nFilistin kanlı hüznün  fotoğrafı\n\nAteş düştü yüreğime\nHer fotoğrafında Filistin\nFilistinde  hüznün  katil fotoğrafları\n\nBir ateştir savaş kardeş ülkeleri yakıp yıkan\nBir sırtlandır savaş en vahşi yüzüyle kardeş ülkelerde...\nBir kıştır savaş kardeş ülkelerde kanı donduran vahşetiyle.\n\nZulme boyun eğmek bizde adet  oldu\nBen bağrımı döğe döğe ağlasam...\nSoframda beş öğün \nFilistinden  bir kanlı fotoğraf\n\nFilistin’den bir fotoğraf var\nBu fotoğraf değil bir dağ ateş:\nBakıyordu bir çocuk\nAnnesinin yaşlı gözlerine\nAğlama diyordu annesine\nBilecek yaşta değildi şehit olmuştu babası\n\nAğlıyordu kadın\nDağ taş ağlıyordu\nDönmeyecekti güneşi eve\nDövünerek ağlıyordu\nYıkılmıştı dünyası…\n\nBin canım olsa verirdim sana seve seve\nAteş düştü yüreğime Filistin\nAh Filistin …\nYaktı beni her fotoğrafın yıllarca\nBoğazlanan benim hunharca\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin yanıyor.",
        "poet": "İshak Özlü",
        "poem": "\n\nFilistin yanıyor,\nHaçlı zihniyeti göbegini kaşıyarak,\nİslam dünyası tirübünlerden bakıyor.\n\nLübnan da ateşler,\nBatının yüreğini serinletirken,\nİslamın degerlerini yokediyor.\n\nDün Afganistan,\nBatı tek ses destek emperyalizme.\nİslam alemi koro seslendirmelerde.\n\nBugün Irak,\nBatının destekcisi,\nSessiz İslam dünyası.\n\nYarın kim? \nCemaattan ileri geçemeyen,\nHangi çadır devleti.\nSıkı sarılın koltuklarınıza,\nEy Şeyhler,Krallar.\n\nİslama sıkılan her mermide,\nen büyük pay sizlerin degil mi.\nPetol paralarınız,\nhangi devletlerin bankalarında.\nMilyar dolarlık katların ve yatların,\nparaları füze olup dönüyor İslama.\n\nİslamı parça parça bölen,\nEy büyük şeyhler,şıhlar ve krallar,\nHangi yüzle çıkacaksınız,\nSelahattin Eyyubiye,\nNe diyeceksiniz,\nHazreti Aliye.\nNe götürüyorsunuz,\nİslamın Yüce Peygamberi,\nMuhammed Mustafa(S.A.V.)        'ya\nKan,gözyaşı,sefalet,\nve parçalanmışlıktan gayrı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistini vuruyorlar!",
        "poet": "Mehmet Göden",
        "poem": "\n\nİki yaşında bebeler  vurulmuş,\nYudanın hışmından; Yerde..! \nGazzede tutsak insanlık,\nGözlere çekilmiş perde! \n\nKalk yuda! kalk hesap ver! \nElindeki kan kimdedir kimde? \nGüçsüze eza edersin! \nVicdan kalmadımı sende? \n\nKurban belli, katil belli,\nTuttuğun kanlı ip elde! \nSuç tescil edilmiş kahpelerden,\nKapana kısılmış filistinde.\n\nBir küçük kız feryat etmekte,\nNerde onun babası! Nerde? \nSana  yandığı gibi yanar içimiz\nKine çevrilir yüreklerde.\n\nİnilti geliyor yaptığın mezalimlik\nFeryad,ağlama duvarının ötesinde! \nEllerimi açmışım duacıyım Nebime,\nİnsanlık ölmesin Gazzede! Filistinde.\n\nKurtar yarab kurtar! Yuda kırdı geçirdi.\nTaş üstünde Yuda! Taş altında bebe,\nOrtadoğuda kan var ateşi bize vurur,\nArab,Arabın feryadını duymaz az ötede.\n\nBedeviler deve yarışında,\nFilistinde gözyaşı\nKuyumcularda yılbaşı telaşı\nYemek bulamazken' Gazzeli ' tenceresinde. \n\nAralık2008\nmehmet göden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistine...",
        "poet": "Reyhan Tataroğlu",
        "poem": "\n\nEy! ...\nGarb'ı mesken tutan caniler\nHer meskenin mirascısı  baykuştur\nBilesiniz\nLut'lar, samed'ler, ad'lar nerede, haniler\nMazlumlara müjde, mazlumlara çilesiniz\nİnan...\nSendeki sancılara bende gebeyim\nBekle...\nBir kardeş doğacak, ağlama bebeğim\n........................................................................................\n\nEktiğiniz tohumların zehiri sarar alemi\nHer zehirin bir panzehiri var\nHaberiniz ola\nMelekler kuşanır binbir kılıçtan kalemi\nTaş üstünden taşı, baş üstünden başı\nAlmadan vermez mola\nİnan...\nSendeki sancılara bende gebeyim\nBekle...\nBir kardeş doğacak, ağlama bebeğim\n..................................................................................\n\nİnsanlığı lügatından silen insafsızlar\nSavaşında bir onuru var\nUtanır sizlerden\nEn vahşi hayvanın dahi yüreği sızlar\nEser kalmaz pençelediği onca izlerden\nİnan...\nSendeki sancılara bende gebeyim\nBekle...\nBir kardeş doğacak, ağlama bebeğim\n.............................................................................\n\nEy! ...\nŞark'ı mesken tutan devekuşları\nÇıkan yangın bacayı sardı\nKalkın, uyumayın\nSakın...\nKabenin damına kondurmayın baykuşları\nKardeş kanıyla abdest alıpta namaza durmayın\nİnan...\nSendeki sancılara bende gebeyim\nBekle...\nBir kardeş doğacak, ağlama bebeğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistine Ağıt",
        "poet": "Haydar Turan",
        "poem": "\n\nBir anne gördüm ağlıyor\nKucağında, yavrusu can veriyor\nSusmuş herşey sadece ölüm konuşuyor\nFilistinde, Filistinde analar ağlıyor\n\nNe olur ağlama ağlama çocuk\nGözlerinden yaşı ah silsem çocuk\n\nAl yüreğim senin olsun\nKendisi küçük davası büyük çocuk\ndüşesi uçaklar bombalar mı yağdırdı umutlara? \nSana uzanan eller kırılsın çocuk\nYüreğim ve duvalarım senle \nNe olur  ne olur ağlama  çocuk\n\nNe olur ağlama onurlu çocuk\nGözlerinden yaşı sil çocuk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistinim",
        "poet": "Selim Alacahan",
        "poem": "\n\nAtılır filistinde bir sapan taşı\nZulmün kanlı  gözüne  doğru\nDoğacak elbet islamın güneşi\nKabaran imanın özüne doğru\n\nYetim kalsa da bu yol elbet gider\nRabbinin o vaadi tecelli eder\nBedirde inenler şimdi de iner\nŞımarmış orduların üstüne doğru\n\nAt adımını filistinim kalkta yürü\nSeni bekliyor ecdadının gülü\nNe kadar güzeldir peygamber yolu \nGidelim rehberin  izine doğru\n\nHey! Filistinim bu dava  büyük\nOmzunda taşıyorsun dağ gibi yük\nSırtımız hamalsa, alnımızda ak\n\nHaydi filistinim bilelim artık\nSahte rüyaları silelim artık\nKorkuysa yaşamak gidelim artık\nCesur ölümlerin gizine doğru\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistinim...Utancım...Gözyaşım...Direnişim...",
        "poet": "Mustafa Evci",
        "poem": "\n\nKayıp bir sevinci, silahlar gölgesinde diriltmeye çabalayan Filistin'in asil ve korkusuz direnişçilerine selam olsun! ... \n\nTeslimiyeti reddedişleri, isyan bayrağına dokudukları onurları, yaşam denen mücadelemize bir yol olsun... \n\nDünyanın dört yanından sesleniyoruz sana ey mazlum Filistin! Kazanman için o toprakların sahibi olman yetecektir. Bu zulüm nereye ulaşabilir ki, senin içinde gittikçe kora dönüşen bu isyan varken bu işgal nerede sonuçlanabilir ki? \n\nSen ey gözyaşlarının altına gülümseyi eklemeyi ihmal etmeyen Filistin! \n\nSen ey umudu nakış nakış kalplerimize dokuyan, hüzün bakışlı Filistin! \n\nSenin kalbine korku salabilir mi bu zalimler, bu firavunlar? Senin zafere inancını altedebilirler mi? \n\nDirenişin kutlu, onurlu mücadelen zafere doğru olsun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistinli Bir Çocuk",
        "poet": "Tahir Küçük",
        "poem": "\n\nSilah sesleriyle açtım gözümü,\nHain bir bomba anlattı bana ölümü,\nAnnemi, babamı, sevdiklerimi aldı elimden.\nKüçük bir çocuktum, kıyameti gördüm penceremden.\n\nÖlüler gördüm kaldırım taşlarında,\nİsraili tanıdım her bomba atılışında,\nKimse tutmadı, ne AVRUPA ne AMERİKA elimden.\nKüçük bir çocuktum, kıyameti gördüm penceremden.\n\nCamiler doldu taştı dua edenlerle,\nKolu bacağı kopmuş şahadet getirenlerle,\nBiliyorum! Sıra banada gelecek korkmuyorum ölümden.\nKüçük bir çocuktum, kıyameti gördüm penceremden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Filistinin Gülleri",
        "poet": "Durmuş Ali Yılmaz",
        "poem": "\n\n\n                                                     FİLİSTİNİN GÜLLERİ\n\n                                                   Onlar candılar, canandılar\n                                                   Bombalarla soldular\n                                                   Kanlarla sulandılar\n                                                   Filistin’in gülleri.\n\n                                                   İnsan hakları vardı Avrupa’da\n\t\t\t\t    Hani onlar nerede\n\t\t\t\t    Katliam var Avrupa şimdi Gazze’de\n\t\t\t\t    Açmadan soldu Filistin’in gülleri \n\n\t\t\t\t    İsrail hamas dedi\n\t\t\t\t    Acımadan Gazze’ye girdi\n\t\t\t\t    Bütün dünya seyretti\n                                                   Susarak\n\t\t\t\t    Açmadan soldu Filistin’in gülleri \n\n\t\t\t\t    Sanma Avrupa başına gelmez\n\t\t\t\t    Din, dil, ırk gözetilmez\n \t\t\t\t    İnsan olan bugün gülmez\n\t\t\t\t    Açmadan soldu Filistin’in gülleri \n\n                                                                                              Durmuş Ali YILMAZ\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistinli Çocuğun Vasiyeti",
        "poet": "Sait Ercan",
        "poem": "\n\nBu vasiyeti yazmak nerden aklıma geldi bilmiyorum. Muhammed Dürre'nin okul yolunda terör devleti israil askerleri tarafından haince öldürülmesinden sonra, korkup okuldan almıştı annem beni, o günden beri hiç birşey yazmadım. Oysa okula gitmeyi, okuyup pilot olmayı o kadar çok istiyordumki! .. Okulu bıraktıktan ve göğümüzü annemin 'duman yada sis' dediği karabulutların kaplamasından sonra, sen büyüyünce ne olacaksın diyenlere 'ben büyümeyeceğimki' diyorum.\n\n      Annem birinci intifadada ayaklarını ve gözlerini kaybetmiş. Büyük abim Abdullah’ın cesedi başında ağıtlar yakarken, bir kurşun da onun ayağına sıkmışlar, şimdi evden dışarı çıkamıyor ve hep ağlıyor. Abdullah abimden çok; daha onsekiz yaşında şehit olan Raşit abime ağlıyor… gizli gizli ağlıyor… içten içe ağlıyor… arasıra topluyor kendini ve gözlerini semaya dikip 'Mescid-i Aksa için feda olsun yavrum' diyor. Babamı ben hiç görmedim, hapiste miymiş neymiş. Bir gece ansızın alıp götürmüşler… şu Filistin’den daha küçük olan hapishaneler varmış, babam orda yatarmış.\n\n      Annemle ikimiz kaldığımızdan beri annem benimle çok ilgileniyor, yanından ayırmak istemiyor, Hanzalam deyip, durup durup tekrar sarılıyor. Komşu teyzelerle konuşurken duydum, 'o benim son parçam, gencecik fidanım; ona da birşey olursa ben yaşayamam' diyordu.\n\n      Bizim burda gökyüzü, ben kendimi bildim bileli, simsiyah ve yanık yanık kokuyor. Ne vakit 'anne neden böyle desem' sis, duman, iklim kötü' diyordu. Ha son dönemde sıkça 'boom boom' diye sesler duyuyordum, o sesler ne zaman ortaya çıksa annem telaşla 'Hanzalam Hanzalam' diye sürünerek yanıma gelir, kulaklarımı kapar, üzerime kapanır, adeta üstüme etten duvar örerdi. Ben 'anne ne oluyor? ' desem, 'gökgürültüsü oğlum şimdi geçer' diyordu. Bu masala ilk zamanlar çok inanmıştım… ama artık gerçekleri biliyorum. Mahmut israil sınırına gitmiş geçen ay dedesiyle; israil semaları masmaviymiş, hiç gökgürültüsü de yokmuş.\n\n      Anne 'ben oynamaya gidiyorum' dediğimde, 'sen büyüdükçe daha çok oynamaya başladın' diyor. Hafifçe kızdığını farkediyorum, öpüyorum esmer yanaklarından ve koşuyorum kaderime. Annem bilmiyor ki; ben abim Abdullah’ın sapanını tavanda bulduğumdan beri, arkadaşlarla toplanıp 'şeytan taşlama'ya gidiyorum. Annem beni top peşinde koşuyor sanıyor; nerden bilecek ki tek kale maç yapacak kadar bile arkadaşım kalmadı! .. \n\n      Mahalle maçları yapardık eskiden, şimdi mahalle mi kaldı ki mahalle maçı yapalım.Şu diğer adı enkaz olan Filistin’de kaç çocuğun birinci adı şehit oldu biliyor musun; Şehit Mahmut, Şehit Vaad, Şehit Yasin, Şehit Raşid, Şehit Hanzala, Şehit Hanzala, Şehit Hanzala...\n\n      Bundan sonrasını anneme okur musunuz? Malum o okuyamaz:\n\n      Annecim hakkını helal et… yüzbinlerce mazlum çocuk gibi, ben de böyle olmasını istemezdim… sana söyleyecektim, erken iyileşir diye bekledim… hemen geçer diye geciktim ama geçmedi… geçen gün şeytan taşlarken misket bombası attılar üzerimize... beni bir kurşun sıyırdı geçti, çok kanım aktı, eve zor attım kendimi… hani üşüyordum ya kaç gecedir; kansızlıktandı sanırım. En yakın hastane kaç şehir ötede anne… hastaneler mücahit abilerle dolu, hem seni perişan etmek istemedim, geçer dedim geçmedi anne.\n\n      Hep sabaha karşı abilerimi rüyamda görüyorum, bir gülümsüyorlar ki sorma 'gel, gel' diyorlar… koşuyorum onlara doğru, altlarından ırmaklar akan yemyeşil çimenlerle örülüyor her yanım… sen de yanımda ol istiyorum; anne anne anne diye seni çağırırken, sen sesime uyanıp kaldırıyorsun beni o en güzel rüyadan. \n\n      Anneciğim benim vaktim azaldı… sana bir kaç vasiyetim olacak. Geçen arkadaşların ailesi yemiş zehirlenmişler. Komşulara okut, üzerinde 'U.N.' yazan hiç bir paketten bişey yeme… ben sana bir süre yetecek 'İ.H.H' yazan gıdalardan bıraktım; onlardan ye olur mu? Anne; içinde mücadele ve dua ayetlerini bol okuduğum Kelamullah'ı, Kur'an'a yeni geçen İbrahim'e verir misin? Ayakkabılarım Halil’inkinden sağlam… onun ikisi de yırtık, benim teki yırtık, az yama yaparlar… o yahudi askerlerinden kaçamıyor; ayakkabılarımı halil'e ver olur mu? Beyaz kedim bulut'u benim yerime 'gökgürültüleri'nden sakla olur mu? Ona etten duvar ör…ha kulaklarını tıkamayı da unutma… \n\n      Abdullah abimin sapanını yastığımın altına bırakıyorum… ola ki israil askerleri eve kadar gelir, onlara atarsın… taş ta var ocağın orda, kendi ellerimle sectim… onları kullan; iyi kavis alır onlar. Arkamdan ağlama desem de bilirim içten içe ağlarsın… hemde dört farklı şekilde ağlarsın… benim 'ağlama anam' dediğim aklına gelir; döner birde bunun için ağlarsın… ağla anam, gökyümüz açılmıyor madem, için açılsın be anam ağla doyasıya...\n\n      Gülümsememek elde değil; benim neyim var ki vasiyet yazdım… aaa unutmadan; çamurdan uçağımı yeni doğan amcaoğlum 'Umut'a verirsin… onun masmavi gözleri gökyüzüne daha çok benziyor.\nSen hep derdinya Allah iyileri erken alırmış yanına.\n\nArasıra 'yaramazım' diye okşardınya beni; iyiliğime şahit olur musun anne? \n\nÇocuklar günahsız olurmuş ama,\n\nacılar beni çok büyüttü.\n\nİçim dağ gibi anne,\n\niçim dağ gibi anne,\n\n       Atamayacağım taşlar için, Filistin halkından ve Kudüs davasından affımı dilerim…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistinli bir ilkokul çocuğu",
        "poet": "Zafer Yıldırım ",
        "poem": "\n\nAkşam haberlerinde gördüm televizyonda\nFilistinli bir ilkokul çocuğu\nYaşı varmamış daha ona\nSırtında okul çantası\nKorkudan yummuş gözlerini\nKulakları sağır eden silah seslerini duymamak için\nKapatmış elleriyle kulaklarını\nAğlıyordu\n\nOkulun paydos zili yerine çalan\nSilah sesleriyle kaçmış dışarıya\nAtılan bombaların arasında\nOkul kapısının önünde donakalmış\nAğlıyordu\nVe ayakkabısının biri yoktu\n\nAkşam haberlerinde gördüm televizyonda\nFilistinli bir ilkokul çocuğu \nYaşı varmamış daha ona\n\n\t\t\t\t\t\t\t\t10/02/01\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistinli Çocuk",
        "poet": "Hüseyin Kılbaş",
        "poem": "\n\nFilistin’ in kara gözlü çocuğu\nbahtın gözlerinden kara.\n\nağıt yakacak kimsen de kalmamış ardında.\ncan vermişler korkmadan,\nvicdansız tanklar altında\nçağdaş firavunlara korku salan\ntaş atan küçücük ellerine kurban\ncüssene bakmadan\n\nöyle bir taş daha at ki\nuyandırsın bizi derin uykudan\nMescid-i Aksa parçalanmadan.\n\nHüseyin Gazi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistinli Çocuk",
        "poet": "Adnan Sivri",
        "poem": "\n\nZalimin zulmüne karşı durmadım\nBakışın içimi yakıyor çocuk\nHalini bir kere dönüp sormadım\nKalbime acılar akıyor çocuk\n\nGöklerden ebabil bekleyip durdum\nAtalet büründüm gözümü yumdum\nZalimler kendisi düzelsin umdum\nGafletim yüreği sıkıyor çocuk\n\nYalnızdın kimsesiz yetim ve öksüz\nEvini barkını yıktılar haksız\nAymazlık yıkmaktan emin ol farksız\nKalbime bir acı çöküyor çocuk\n\nBağrımı açıp da basmaya mecal\nBulursam eğer ki gelmeden ecel\nŞükürler ederim Aziz Mübeccel*\nHatamı yüzüme çakıyor çocuk\n\nEllerim semada duaya dursun\nFeryadı figanım yürekler vursun\nGönülden gönüle köprüler kursun\nÇiğerim yerinden söküyor çocuk\n\nBozkırım diril ki hayat olasın\nYaşatmaktır gaye mazlum bulasın \nYaşamak değildir bunu bilesin\nKalbimden bir sızı çekiyor çocuk\nAdnan sivri 16.07.204\n* mübeccel\n1.\tSaygı gösterilmiş, yüceltilmiş, ulu.\n2.\tyücelmiş, saygı gösterilmiş yüce, ulu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistinli Çocuk",
        "poet": "Hüseyin Cayıklı",
        "poem": "\n\ndizilmiş\ncesetler \ncansız bedenlerin sokak oyunları\nölü asker rolu\nen çok çocuklara yakışır\nve çocuklar\norada öldürülürken\nbütün dünya sanki\nbir çocuk oyunu izlercemişsine\nizler\nakan çocuğun kanları\nfilistinindir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistinli çocuk",
        "poet": "Orhan Gündoğ",
        "poem": "\n\nFİLİSTİNLİ ÇOCUK\n\nYaşı onbir \nZeytin karası gözlerinde zülme öfke kusuyor\nElinde bir  taş parçası\nAsice yarını için özgürlük için atıyor\nBakışları kin nefret saçıyor\nMücadelesi  daha körpecik \nYüreği bir aslan \nNarası dağları yıkar \n\nYarın diyor sanki \nZulme  zehir bir gün olacak \nAdemden beri akan kan \nBu coğrafyadan \nYok olacak \n\nBir an kara gözlerine baktım \nBuğday rengi teni kızıla kesmişti\nGözlerinde siyonizme öfke sel olmuştu\nVe belli ki yüreğinde fırtınalar esmişti\n\nDiyordu ki.\nBurada çatışma doğunca başlar\nBurası Filistin \nBurası gazze\nBizler var oldukça \nGider ebede \nYer olmayacak ne zülme nede siyonizme \nFilistin var oldukça\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistinli Çocuk",
        "poet": "Harun Yiğit",
        "poem": "\n\nFilistinli Çocuk\n\n(Niye Doğdun Be Çocuk, Niye?) \n\nFilistin alev alev yangın\nFilistin'li ölmekten yorgun\nFilistin kan\nFilistin can pazarı\nFilistin'de\ntoprak bile sığdırmadı bunca mezarı\nölüm bir başkadır Filistin'de\nÇocuk, çocuk\nFilistin'li, kara üzüm gözlü çocuk\n\nSerpilip büyüyecektin\nrenk, renk oyuncakların, olmayacaktı belki de\nama \nen temel hakkın yaşamak,\nyaşamak için direnmek\nsevmek için umudun olacaktı\nÇocuk, çocuk\nFilistin'li, kara üzüm gözlü çocuk\n\nGökyüzünden gelir sanma melekleri\nbugünlerde gökyüzünü\nSiyonistlerin Azraillerine terk etmişler\nBir gece, ansızın\nsen uykundayken\nölüm yağdı üstüne\nÇocuk, çocuk\nFilistin'li, kara üzüm gözlü çocuk\nölmenin zamanımıydı? \n\nKan emici yarasalar kana doymuyor\ninsalık uykuya dalmış, duymuyor\nKan yedin aşınızda\nölüm geldi düşünde\nAsma dalından  salkım gibi kopardılar\nLeş kargaları uçuşur  başında\nKara üzüm gözünü oymak için\nÇocuk, çocuk\nFilistinli, kara üzüm gözlü çocuk.\n\nFilistin’de birçok çocuk ölüyor\nAğzım dolu, dolu sövesim geliyor\n\nFilistin de çocuk olmak suç\nFilistin de insan olmak suç\nhani nerde  köhnemiş adalet\nhani nerde, din bezirganı dindaşların\nhadi be çocuk, hadi\ngöğsünde delik açılmış cesedin kalksın ayağa\nparçalanmış midenden kan gelircesine\ntükür yüzüne insanlığın\nsuratından  çıkmasın lekesi, tükürdüğün kanın\nSahi\nNiye doğdun be çocuk, niye? ...\n\nHarun Yiğit  01.08.2006\n\nwww.harunyigit.net\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin'li Çocuklar",
        "poet": "Ferhan Can",
        "poem": "\n\nYaşama haklarını \nEllerinden aldılar\nÇok küçük yaşlarında\nŞehit çocuk oldular\n     Vahşetten sağ kalanlar \n     Öksüz yetim kaldılar\n     Daha çiçek açmadan\n     Teker teker soldular\nBombaların sesleri \nNinni gibi geliyor\nNasibini alanlar\nYa gazi ya ölüyor\n     Okulda ders barıştır\n     Savaşın ortasında\n     Okulun çoğu şehit\n     O dersin ertesinde\nOnların oyuncağı\nBombanın parçaları\nKarınları acıksa \nYiyorlar fırçaları\n     Dünya uzay çağında\n     Çocuklar el üstünde \n     Filistinli çocuklar\n     Bombaların hapsinde\nFilistinli çocuklar\nÖfke ile doldular\nBaşka meslek yok orda\nHepsi asker oldular\n     Çocukların kaderi\n     Savaş ile yazılır\n     Onların geleceği \n     Savaş ile bozulur\nSavaşın çocukları \nNefret etmiş hayattan\nArtık zevk almıyorlar\nLezzetlerden ve tattan\n     Sevinç çığlıklarına\n     Hasretlik çekiyorlar\n     Vahşetin ortasında\n     Çaresiz bakıyorlar\nOnların tek isteği\nBarış ortamı olsun\nNe acılar çektiler\nBirazda onlar gülsün\n     Savaş yapan ülkeler\n     Şimdi barış zamanı\n     Onlar geleceğimiz\n     Akmasın çocuk kanı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistinli çocuklar öldürüldü..",
        "poet": "Demet Akkoyun",
        "poem": "\n\nFilistine ölüm saçtı göklerden\nYerlerde kan yaralılar binlerce masum insanlar\nKaçamadılar savunmasız silahsız filistinliler\nOkullara sıgındılar analar babalar\nAma biricik yavrularını okulda kaybettiler\nOkul harebeye dondü atılan bombalardan\nBaşka çareleri yoktu kendilerini dışarı atmaktan\nÇıkar çıkmaz hedef oldular tank mermilerine\nKanlar çığlıklar içinde yerlerde filistinli çocuklar\nDünya gözleri önünde gerçekleşiyordu vahşet\nAma kimse dur diyemiyordu bu acımasızlara\nOkul önü çiçek yerine cansız bedenlerle doluydu\nAnalar babalar çocuklar öldu\nFilistin kan gölüne döndü\nHarabeye çevirdiler Silahsız savunmasız çocukları\nYüzlerce ölen çocuğun hesabı kimden sorulacak...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistinliyim",
        "poet": "Yakup Onat",
        "poem": "\n\nOrtalıkta” alakanlar “saçılı!\nZalimin zulmü  yürekler dağlar.\nMazlumunsa ahı ve Allah'ı var.\nZalımlar zalımı,\nO bir yafıdı. \nO zulmü, mazlumun gözyaşları ve ahı yakar.\nZalimin illetlisi elbet:\nSıra bir gün gelirse sana.\nFırsat el değiştirip,\nSapan taşı yerine.\nO zaman seyreyle gümbürtüyü..\nBizler de gayret etmeli:\nDüşmanın ekmeğine yağ çalmak yerine,\nArı kovanına çomak sokmalı değil mi? \nBiz inanırız ki sonları yakındır. \nOnlar şeytanın yandaşları! . \n\nRahman’ın hesabı daha çetindir inanana. \n\nEy insanlık! Bu suçta hepimiz sınıfta kaldık. \nİnsan mı değerli; beslediğiniz hayvancıklar mı? \nHele biz nasıl müslümanız,göbeğini kaşıyan adamlarız.\nCanımızı sıkmayız... \nVicdanımız kalmamış. \nHerhal sıramızı bekleriz.\nBaşka ne yaparız. \nMiskin miskin tespihler mi çekeriz? \nÇenemiz de mi bağlanmış? \nKalpler mi mühürlenmiş? \nBu sitemler de neyin nesi? \nKendi nefsimin yergisi. \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filiz",
        "poet": "Resul Kotluk",
        "poem": "\n\nYıllar önceden kalan\nYırtık bir parça resminde\nYitik anlarımızı anıyorum\nKoyu karanlıklar içinde\nIşığım oluyorsun Filizim\n\nSenin adın filiz \nBenim adım Başak\nKoca tarlası bizimdi\nGençlik ovasının\n\nLakin yıllar öncenin\nYırtık o parça resminde\nHep teselli buluyorum\nAma karanlıklar içinde\nKalakalıyoruz Filizim\n\nNe sen filizlendin\nNe ben başak açtım\nKoca tarlasında ölüverdik\nGençlik ovasının\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filiz",
        "poet": "Helin Kaya",
        "poem": "\n\nFiliz filiz parelendim dallara uymak için\nKan gölünde kurulandım hayatı duymak için\nKavgalara kuyulandım sabaha varmak için\n\nKekik kokusu duydum, kekik kokusu koynunda huysuz gecenin\nUyandım birden bire\nHaydi dedim, yüreğim gidelim bu şehirden \nBu şehir koparmak istiyor beni özlemlerinden\n\nYorgunum \nÇünkü yorgunluğumun yaşamak gibi bir anlamı var\nYinede yaşamaktan....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "filiz filiz",
        "poet": "Bekir Aga",
        "poem": "\n\nfiliz filiz büyümeli aşk\nçiçe....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filiz SEVGİ için yazdığım iki akrostiş şiir",
        "poet": "Ali Özen",
        "poem": "\n\nLEYLAK KOKARMIŞ ONLAR\n\nFiliz Sevgi bana dün kitap göndermiş.\t\nİçinde bin bir güzel sorular varmış.               \nLeylak kokarmış  her sayfasından.            \nİzmir İzmir kokarmış onlar, ülkem kokarmış.       \nZambaklar dile gelir  çiçek açarmış.                 \n\nSevginin ülkesinden gelirmiş onlar                  \nEvrene açılırmış,  umut olurmuş.                       \nVe her okuyan beyinde  ışıldarmış.                       \nGelincik bahçelerinde adı varmış.                    \nİçin için yanar, durmadan kanarmış.               \n\n         UMUT TAŞIYORLAR BİLESİN\n\nFidanları dikmiştin, meyveye durdu.\t\nİçinde umut taşıyorlar bilesin.\t \nLeyla, Berna, Mustafa şimdi umutlu.         \nİsterler okumayı şimdi bilesin.               \nZahmetine ne çok değdi  can bilesin.       \n\nSevgi, ter   ve emekle yazıp kitabı           \nEn sonunda  nice gönüller kazandın..\nVarıp her öğrenciye umut ekmişsin. \nGönüllere  aktığın her bir kişinin.\nİçinde  yaşıyorsun, bunu bilesin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fillerin Sabrı Taşarsa",
        "poet": "Uzay Türkmen",
        "poem": "\n\nAlkol ile fil sabrı öğretti bize\nSabır saplanan hançer yüreğimize\nEmrah filmeri kader olurken boynumuza\nTek kişilik filler dalga geçti bizimle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filli Güzeli Rüyası",
        "poet": "Bülent Özbek",
        "poem": "\n\nsöz söyle arkadaşım, isyan edilecek an değil \ndizlerini görsem, tarif edilir an değil\nbizimkisi meşk aşk değil, geçmişiz kapıdan\ngeri dönülür sanma \nbunun adı isyandır ama\nsöz söyle arkadaşım, isyan edilecek an değil \ngörmeseydim çıplak ayakları\nçayırlara uzanmış \nbacaklarında gökmavi Afrika rüyası\nsen yok desen, yok desen\nbu yalandan fazla, yalan değil\nçok zaman olmuş, çok zaman oldu \nsöylenmiş\ngittiğim yerlerlerden dönemem \nöyle bir yerlere bıraktın beni \nöyle bir söz ettim\ngittiğim yerlerden dönemem\nmeşke geçmişim aşk benim \naşktan büyük meşk benimki\nsöz söyle arkadaşım,bu isyan edilir an değil\nbu\nisyan\ntenine, kulaklarına,göğüslerine...\nfil güzelliğine\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filiz",
        "poet": "Aziz Akgün",
        "poem": "\n\nÇiğ tanesidir hayatın\nYapraklar üstüne düşen,\nBir sabah bakarsın\nHer yerde sen…\n\nUmutlanırsın,\nYeşertirsin toprağı\nGönlün yelken açar sevdalara,\nYeryüzü senin sanırsın\nUmudun aşka dönüşür, \nSonra takılır gözlerin bir kuytuda\nMor menekşeye sevdalanırsın…\n\nZaman akar gider ellerinden\nAnlayamazsın,\nDerken bir damla çiğ tanesi düşmez toprağa\nKurumaya yüz tutar en büyük sevdan\nSolmaya başlar mor menekşen\nHerkes gibi sen de aldanırsın\n\nKuralı budur hayatın:\nFilizlenirken bile \nÖlüyor aslında tohum,\nÖmür dediğin \nSayılı üç beş gün \nSoluduğun…\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Filler Savaşı Ve Çimenler",
        "poet": "Haydar Çelebi",
        "poem": "\n\nüç yılı geçmişti televizyon seyretmeyi hayatımdan çıkaralı. ve bir gün kızımı ziyaret ettiğimde televizyonda zaplamaya başlamıştım ki, st tropez'le (san trope)  ilgili ilginç bir röportaja takılıp kaldım.\nhani fransa'nın şu güney sahillerinin meşhur st tropez'i. her yıl dünyanın her yerinden gelen zengin turistlerin ve jet sosyetelerin akınına uğrayan, yalandan yaratılmış yitik bir cennet.\n\nstefano moreno adında ünlü bir spiker bu yitik cennette düzenlenen milyonerlerin bir partisinde denise rich ve birlikte yaşadığı arkadaşı hakkında anlatıyordu.\nortalık allı pullu, ilginç 'designer' kıyafetleriyle cirit atan botox suratlı ünlü bayanlarla ve zengin metresleriyle doluydu.\n\nspiker moreno medyanın dikkatlerini üzerine çekebilmek için bu partiye bir fil sırtında gelmiş ve bunu kasıla kasıla anlatıyordu.\n\niçkinin su gibi aktığı bu partiye katılan diğer bir tanıdık isim ise kashoggi adında bir zengin. bu exellance'ın servetinin kaynağı ise silah ticaretidir. yani resmi ve gayri resmi eski bir silah tüccarı. adamın elleri o kadar kanlı ki, kızılay'ın ve kızıl haç'cın kan bağışı kampanyalarını kıskandıracak boyutta.\n\nzengin geyiklerin muhabbeti sona yaklaşırken sohbetler eğlencenin ertesi gün nerede ve kimde devam edeceği konusuna odaklanmıştı.\n\ngezegenimizde her yedi insandan birinin açlık çektiği ve ölümle burun buruna olduğu bir ortamda bu görüntüler 'binbir gece masalları' nın etizm dışı post modern bir versiyonu olsa gerek. \n\nbilmem acaba bu  'çağdaş' kraliçeler, yani marie-antoinette' ler, botox'la, yüz ifadelerine yansıyan utancı mı örtmeye çalışmaktalar, yoksa fütursuz yaşamlarının  suratlarına yansıttığı çirkefliği mi? \n\nHer iki durumda da şişik suratlıların, açlık çeken bir milyarın üzerinde türdeşimize, 'efendim, ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler' diyerek kahkahalara boğulduklarını duyar gibi oluyorum.\n\n...ve ertesi sabah.\nyitik cennet st tropez limanına çok lüks ve devasa bir yat yanaşır. sahibi abu-dhabi'li bir milyarder. abu-dhabi'ye egemen bir kaç milyarderden biri. yani bol huri'li yitik cennete bir nuri geldi...\n\ndüşünüyorum da eskiden, yani şu altmış-yetmişli yıllarda gecekondu insanlarının, işçinin - köylünün, yani çalışan ama kıt kanaat geçinen insanların masumane ve şirin bir umutlanmaları vardı.\ntelevizyonlarda, radyolarda ve sokak panolarında 'taliih kuşu size de konabilir' - 'size de çıkabilir' - 'ya çıkarsa' gibi reklamların depreştirdiği anlık / günlük masumane umutlanışlar yaşanırdı yani.\n\nama devir öyle bir değişti ki, bu masumane umutlanış yerini, hırsla elde etmeğe, zorla ele geçirmeğe ve başarma uğruna her yolu mübah sayma şeklinde bir düşünce ve davranış tarzına bıraktı. insanların günlük yaşamında davranış şekillerini belirleyen bu temel düşünce yapısı, yaşanan dejenerasyonun kaynağını oluşturmaktadır.\n\nfutbol, loterya ve bahis oyunları, toplumumuzun gösterdiği masumane umutlanıştan - hırsla elde etmeye yönelik değişim neticesinde, korkunç bir patlama yaşayarak, iyi rant getiren, her alanda şaibeli bir sektör olabildi.\n\ngünlük yaşamda en çok konuşulan ve sohbeti yapılan konular ya futbol geyikleri, ya da, dizi dizi dipdizi konular. ne diyelim mevla kayıra bizi (mi desek) .\n\n'benim memurum işini bilir' şeklinde bir ifadeyle insanların yönlendirildiği, hazırlop'çu ve nemacı mantığın rant ekonomisinde üretmeden, hırsla kazanma - elde etme ve tüketme gibi bir düşünüş basitliğine kapılmaları, işleyişte ekonominin temel yasalarını dahi zora sokabilmektedir.\n\nkaldı ki yaşanan şu son fiktif 'global kriz' in ortaya çıkış ve reel sektöre yansıyış nedenlerinin en önemlilerinden biri de, özellikle uluslararası yatırımcı finans sektörünün yarattığı spekulatif piyasalardır. yani bir ürün üreterek o ürünü piyasada satıp kar etme olanaklarının hiç bir şekilde mevcut olmadığı ortamda, piyasası varmış gibi davranıp sadece kar endeksli toplanan sermaye birikimine yapılan kar taahütleri. ve bu taahütler yerine getirilemediğinde zamana ve sürece yaydırılan kamufle borçlanma ve iflaslar. durum ortaya çıktığında iş işten geçmiş oluyor, yani piyasalarda muazzam bir panik havası yaratılarak, herkes olduğu yerde kalsın ve sakın kimse kıpırdamasın deniyor.\ntehdit hem şirketlere hem devletlere. batan koca koca şirketler de oluyor devletler de. zaten devlet kavramı artık yerini şirket kavramına bıraktı sayılır. hiç bir devlette uygulanan klasik anlamda bir milli ekonomi politika kalmamıştır. devlet başkanları, başbakanlar diplomatik ziyaretlere ceplerinde ihale kozlarıyla gitmekte. ve al gülüm ver gülüm'lü ziyaretlerin ardından medya aracılığıyla basına yapılan açıklamalarla toplumun ağzına sürülen bir parmak bal, ya da sıkılan yumruk. ve nedense her ziyaret, ya da görüşme çok başarılı geçiyor ve hedefine ulaşıyor. ama sorunlar hep ikiye üçe katlanıyor. birileri birileriyle dalga geçiyor ama, kim kimle? \n\ngenel anlamda ' değer' üretiminde (maddi) , toplumun ağırlıklı yönelimi üretmeden tüketmeye kaydırıldığı ölçüde, maddi rezervlerin dibe vurmasıyla ortaya çıkacak olan psikolojik, bireysel  varoluş kaygısı, akabinde toplumsal ahlak çöküntüsünün de yaşanmasını kaçınılmaz kılar.\nçünkü yaşamsal sınırda tüketme zorunluluğu beraberinde asgari üretmeyi dayatır. bu bilincin ise toplumda silikleşmeye \nbaşlaması, hele ki belli bir zaman dilim içinde kaygıdan doğan üretmeden hırs ile kazanma ve tüketme düşüncesinin göreceli hayat bulması, toplumun her bireyinin öznel düşüncesi nesnelliğine hızla erişip yaygın düşünce halini alarak, bir toplumda telafisi nerdeyse mümkün olmayan dejenere bir sorun olarak kendini dayatacaktır.\nbireylerin her türlü manevi kaygıdan hızla uzaklaşarak, varoluş kaygılarını yenme çabaları, beraberinde manevi değer yitimini ve değersizleşmeyi getirerek, süreç zarfında artık bu durumunda kanıksanmamasına neden olacaktır. çünkü herkes aynı gemide seyahat etmektedir. geminin batacağı ne kadar da kesin olsa, aynı düşünce ve davranış ortaklığı taşıyan bireylerin aynı gemide seyahat ediyor olmalarının yarattığı manipulatif bir güven duygusu mevcut olabilmektedir. yani topluluk psikolojisinin yarattığı güven. oysa her biri tek başına ne kadar da çaresiz aslında. olsun ama, bir arada kendilerini bir güç olarak görebilmekteler...\n\nliberalizmin babası adam smith'in kutsal kitaptan esinlenerek ortaya attığı 'ilk günah' ın kapitalist üretim ilişkilerinde palazlanmak için mübah sayılabileceği ve ardından tanrının 'yürü ya kulum' dediği şeklinde ifade edildiği burjuva idealist felsefesinin skolastik temeline rağmen, günümüz neo-liberal ortamında türkiye'de - çin'de - rusya'da ve daha bir çok ülkede acımasız turbo kapitalistler ortaya çıkabilmektedir. ve bu hiç kimseyi ne kaygılandırmakta ne de şaşırtmaktadır. herkes sadece koro halinde gıpta ederek 'helal olsun adama' diyerek, ya 'noolcak şu fenerin halleri' ya da 'gördünmü gız ferhunde'yi, valla yaman gızmış, işte bazen biraz öyle olmalı' şeklinde fakir geyiği yapmakta.\n\nve fillerin savaş alanlarında çimenler ezilmekte...\n\nhaydar çelebi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Film",
        "poet": "Şahbettin Uluat",
        "poem": "\n\nFilmi ters çevirdik döndük makine dairesine.\nSeç birini tak makinist, bu film makinesine.\n\nSiyah beyaz ya da renkli, fark etmez, izleyelim.\nBu artist nasıl yaşamış, ne yapmış, gözleyelim.\n\nFilm sağlamsa kolay kopmaz, rahat rahat izleriz.\nHer filmde bir kahraman; sen, ben, o, siz, bizleriz.\n\nHem rejisör, prodüktör hem kahraman, ne yaptık? \nKendi hayat filmimizi görelim, nasıl çattık.\n\nÖz filmimizde kahraman, başkasında figüran,\nBakalım gerçek jön kimmiş, rolü iyi oynayan.\n\nDönsün film makinede ki, bakıp ibret alalım.\nKahraman iyiyse biz de gizlice o olalım.\n\nKahramanın kötüsüne hiç kimse sahip çıkmaz.\nHer tarafı ateş olsa ufak bir ateş yakmaz.\n\nKostümler, mekanlar falan, şartlar ne getirdiyse,\nHerkes yaşarken filminde ne yapıp ne gördüyse.\n\nSenin filmin, benim filmim, sırasıyla bakalım.\nBu hayat sinemasından film bitince çıkalım.\n\nSahne sahneye eklenir, tıpkı hayatlar gibi.\nPek çoğumuz da yanılır, sonsuz hayat var gibi.\n\nBir filmde jön, ötekinde yardımcı bir karakter.\nBirinde kardeş ya da dost, ya bir çoban, bir asker.\n\nAnne, abla, nine, dede, küçük kız, büyük dayı,\nKomşu, berber, şoför, müdür ya da bir kabadayı.\n\nHayat denen bu makine herkese ayrı döner.\nGerçek sinemadan farkı, biter; ışıklar söner.\n\n25.11.2010       00.20\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Film Banyosunda Düş",
        "poet": "Serhat Ercan",
        "poem": "\n\nSiyah beyaz film banyosunda duş alırken seni düşündüm.\nve bu süre içinde zamandan kazanmak için \nrenkli filmlerle, siyah beyaz filmleri bir arada yıkadım.\nBak ne hale geldi filmler sevgilim. \nHadi gel karanlık odaya girelim \nFotoğraflarında tutsak kalan ruhlarını açığa çıkaralım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Film Gibiydi Denebilir Ama Denenemez",
        "poet": "Birkan Akdoğan",
        "poem": "\n\nKaçacağım bir gün buralardan tüm yarınları geçmişte bırakarak. Ceplerimde güvercinlerin kanatlarına bir sorumluluk gibi yüklenen o özgürlük ve biraz buruk, biraz çikolata kokan çocuk kahkahaları. Biraz kendini bozmuş para. Bir ayrılık konulu film bileti. Tek gösterimlik.\n\nBir filmin cinayet sahnesinde gerçekçi olsun diye öldürülmüş olabilirim mesela. O da bir şey. Yada bir şiirin bir mısrasında geçen o beceriksiz şair. Oda karanlık. Tüm ışıklar küs. Tüm mumlar, oyun oynayan çocuklarının avuçlarının içinde. Bir annenin doğum sancısı gibi kalbime çöken bu ağrının sebebi, seni bir türlü doğuramamış olmam olabilir yüreğimde. Düşlerim düşük bir cümle gibi ve cenin cennete gider seni unuturken.\n\nKedine has bir tadı vardır göz yaşımın. Böyle bir dağ yamacının o en güneş gören yerinde taze kekik gibi. Kokulu. Kendine has bir yanı vardır göz yaşımın lakin bunda en az benim kadar senin de hissen var. Hissin olmasa da. Canımı yakman sorun değildi de aç kaldık yanınca yiyeceğimiz haltların altı. Öyleyse arayalım kaldırsınlar bu cenazeyi. Belki biri dua eder ardımdan. Sen nasıl olsa ateşe tapıyorsun bu aralar.\n\nBir veda anı gibi ayrılık kokuyor üstüm. Başka giyeceğim yok. Hepsi ıslak, hepsi sırılsıklam aşk. Başka diyeceğim yok. Bir veda busesi gibi renksiz üstüm. Altımda yalnızca ezilen benliğim var. Dikkat et. Kırılacak eş ya da eşit değildir mutluluk. Sen yine de dikkat et bu son sorunu yanıtlarken. Doğru şıkkı geride bıraktık.\n\nDeğersiz anların değerini daha değersiz anlarda anladığımız da, dank etti kafamıza kafasız olduğumuz. Sonra sen bam. Sonra ben agghhhk. Sonra biraz kan. Sonra biraz göz yaşı. İçli bir yazı. Tutuksuz yadırganmak üzere serbest bırakılan tüm duygular. El sallamalar. Pek sallamamalar. Sonra sen elveda. Sonra ben agghhk. Sonra biraz kalp krizi. Sonra biraz dil altı hapı. Sonra ambulans çığlıkları.\n\nSonu hep aynı. Gözü yaşlı bir gözyaşı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filmi koparmak",
        "poet": "Arif Doğramacı",
        "poem": "\n\nSabah kalkmak\nİşe gitmek\nÖğle paydosu\nVe\nMecburmuşuz gibi\nYemek yemek\nYine iş başı\nVe çalışmak\nİkinci molada\nÇay içmesen olmaz\nDevam etmekte yaşam\nVe\nPaydos\nYolculuk başlar eve\nAkşam\nHer zamanki gibi yetmezliklerimiz\nBıktım bu filimden\nKoparıyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filmin Sonu",
        "poet": "Adnan Şahin",
        "poem": "\n\nBirazda söz edelim bilimden \nYahut ta ilimden \nVaz geçtim \nEnson seyirettiğim filimden \nBirkaç söz söylemek istiyom \n\nAb diye başlıyor senaryo \nSonra yavaş yavaş oynuyo \n\nBaşlangıcı güzellikler sarmış \nİnsan gözlüyor avrupa yolu \nİş aş çoğalaçak zannederken \nFilimin sonunda yağıyor yağmur ve dolu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filozof",
        "poet": "Hüseyin Demircan",
        "poem": "\n\ntrabzonun lafı anma\nmemleketi rize ofsun\nbazı zaman safım sanma\nişin aslı filozofsun\n\nfilizlenir fide denmiş\noynar insan bitki genmiş\nmücadele edip yenmiş\nisen nefsi filozofsun\n\nmeyli varmı diye puta\naçıp bakarlar kaputa\nmerhum konmadan tabuta \nyap otopsi filozofsun\n\nyarış bursa yalovası\nipucu şu oklavası\ndesen o ki baklavası\niçi tepsi filozofsun\n\ngöçmen kuş nerde kışlayıp\nyazlar öğrenmemek ayıp\navuç patlar alkışlayıp\nkutlar hepsi filozofsun\n\nvarsa yoksa yarışması\ninsan içi karışması\nsorsa ne gün barışması\nbayram densin filozofsun\n\npark eyleme barajına\nçekilirmiş garajına\nne konulur aracına? \nmazot benzin filozofsun\n\nşanı namı geniş çapsın\ntango valsi az çok kapsın\nsahne içi bolca yapsın \nyamyam dansı filozofsun\n\ndebi su akış mikteri\nsonra silme gerek teri\nbiraz naif karekteri\nhafif sinsi filozofsun\n\nkese yaptır varsa halın\nhamamlarda giyin nalın\ngözü olmalısın malın\nnevi cinsi filozofsun\n\nhegel niçe de şanıma\nhele gel yanaş yanıma\nkimseye sakın tanıma\ntoleransı filozofsun\n\nfilozof olması kolay\nher lafın sözündür olay\nkazanır bu çeksin halay\ndönse şansı filozofsun..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filolar... Finolar... Bilolar...   Dünya çocuklar günü!  Unutulmasın.",
        "poet": "Mehmet Halil",
        "poem": "\n\nDiller dolanıp durur ama\nYalan söylemiyor hayat okulu\nÖyle alışmış ki çocuklar eşit paylaşıma,\nBazı çocuklar filo sahibi oldu, \nFilolarla eşitlik taşımak için bazı çocuklara…\n\n‘’Her çocuk anadan eşit doğar! ’’\nHer cümlenin sonunda\n‘Nokta’ değil ‘amaaaa! ’\nTrafik ışıkları gibi yanar\n12 Eylülden bu yana…\n\nHareket eden sürü sayılır mı? \nSabit kalmaz çocukların kafa ölçüsü\nTespit edememişler zamanında ırkını\nArtık şahlandı medeniyetin gücü\nDüzeltiyor geçmişin ‘ayıplarını…’\n\n‘’Her çocuk eşit doğar! ’’ ama…\nKimi anadan\nKimi bırakılır cami avlusuna\nDüşmüşse yanlış soyağacından\nEşitliği sor bakalım o çocuğa…\n\nKimi kırmızı bir et parçası\nSarıp sarmalanır kucaklarda\nKimi ırkçıların korkulu rüyası\nBüyükmüş de; küçülmüş sonra…\nKurşun sıkılıyor onlara…\n\nEr çocuk anadan asker doğar! \nGözler mavi ve çakmak çakmak olunca…\nOnu kabul eder bu topraklar\nHayat haramdır asker olmayana\nKan gerekli satanın damarlarına…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filozof Adam",
        "poet": "Nigar Tuğbagül Altan",
        "poem": "\n\nBir duygu girdabındayım, yalnızlığı mırıldarken dudaklarım\nİstanbul mu çağırıyor, ne? Yanlış işitmiyor sanırım kulaklarım\n\nBen bu şehrin  yanan yüzüyüm\nBilirim buram buram tüten İstanbul'u\nBilirim ben, kaçamak bakışlarının sessiz çığlığını\nKaç gün yağar İstanbul, nedenini bir tek ben  bilirim\n\nBir yudum sevgi var içime süzülen\nHüzün merdiven dayamış oysa çoktan\n\nMutluluk mutsuzluğa gebe yine\nİstanbul bir filozof, hayatın anlamını arayan\nLabirent sokaklarda zaman zaman kaybolan\n\nBir cesaret dalıyor sokaklara bir denize dalar gibi\nDuraklıyor sonra bir sinema perdesinde, oynayan sanki kendisi\nBir hayat izliyor İstanbul, izlerken hayatlar O'nu\nDüşünüyor, her bitişin yeni bir başlangıç olduğunu\n\nKendi içinde yolculuğa çıkıyor tekrar\nTekeri mi patladı ne, gerçeklerin? Saçları dağılmış\nBir meyhaneye giriyor aşkın şarabını içmek için\nÖzgürlüğü arıyor sonra Galata Kulesi'nden\n'Uçmanın sırrı ne? ' soruyor  martılara İstanbul\n'Kanatlar ise sır, kanatsızlar nasıl uçuyor peki sonsuzluğa? \nMisafir hayatlar konuk oldu asırlardır bana.'diye ekliyor filozof adam\n\nBir afiş takılıyor gözlerine.Başlık:Sevgi\nKırılmış zincirleri Haliç'in, hapsedilmişken sevilmeye İstanbul \n\nÇalan hüznün ve sevincin tangosu İstiklal'de \nKelebekler ışıklı danslarında yirmidört saatlik...\n\nDört mevsim İstanbul:Kilise,havra,sinagog,cami\n\nSusuyor filozof adam bilirken anlamsızlığın anlamını\nBir efsane susuyor yine\nYargıcı oluyor yargılarken kendini\nSeviyorum bu şehri, sorguluyor çünkü gerçekleri\n\nBir yaşam oynanıyor İstanbul sahnesinde\nOyuncular iniyorlar, rolleri bitince\nKalan İstanbul suskun ve asil...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filozof Değilim Ama",
        "poet": "Turgut Çakır",
        "poem": "\n\nAkdeniz\nEge denizi\nMarmara denizi\nKaradeniz\nSen hangi denizde yüzersin? \nBeni sorarsan dostum\nBana ayaklı kütüphane derler\nNereye gitsem ardımdan gelir\nBir bakarsın Akdeniz\nKaradeniz\nBir bakarsın Ege\nMarmara\nBir bakarsın okyanuslar\nBen okyanularda yüzerim\nUzayda gezer\nYıldızlarla konuşur\nGüneşi alırım gözlerime\nAy ile söyleşi yaparım\nKısaca ben filozof değilim ama\nFilozof denizinde yüzerim\nSen hangi denizde yüzersin? \nSakalı bıyığı denk olmayan adam\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filmlerimiz",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nMagandalarımız ki, kırıp, döküp, yakarlar,\nİhanet ve entrikayla, etrafı dağıtırlar…\n\nSanki konularımız, aile yapılarımız,\nÖrf, adet ve gelenek, değer yargılarımız…\n\nBizden uzak gerçekler, yaşanan reddedilmez,\nHaberleri açta bak, gerçek inkâr edilmez…\n\nAz şeydir gösterilen, daha da ötesi var,\nHakk’ı düşünmeliyiz, görmemeliyiz zarar…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filozofun Eflatun Düşü",
        "poet": "Yasemin Yarar",
        "poem": "\n\nGelinbaşına serpiştirir gibi \nen güzel çiçek açmış düşünceleri \nserpiştirsinler başıma....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Final...",
        "poet": "Mehmet Arslan 3",
        "poem": "\n\nBitti artık,\nıstıraplarla yatıp kalkmak,\nher gün, \nkeder ırmağıyla akmak,\nolur, olmaz yere, \nyüreğini yakmak, \nbitti…\n\nçaresizlik,\naldı başını gitti,\nmutlulukla dolacak,\nsevda otağım…\n\n2001-19 MAYIS\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Final",
        "poet": "Erdal Akçaoğlu",
        "poem": "\n\nkulağımda yitik bir çalgıdan ses\nusulca kesilmişken gün ufkunda\nve hüzün derinden soluk bir nefes\nhafif bir hıçkırık dudaklarımda\n\ngördüğüm ölüler geliyor aklıma\n\nİstanbul, Ekim 2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Finale Yürüyoruz",
        "poet": "Emin Zeybek",
        "poem": "\n\nFİNALE YÜRÜYORUZ\n\nHerkeste bir heyecan sustu sözün hecesi\nKorkup şaşkına döndü takımların nicesi\nAvrupa’yı salladık bir haziran gecesi\n            Hilal önünde yıldız, semayı bürüyoruz\n            Seyret bizi Avrupa, finale yürüyoruz\n\nYıllarca hor baktınız, bunlar barbar dediniz\nEn ağır darbeleri hep Türk’lerden yediniz\nSiz medeni Avrupa! Şimdi hayret ediniz\n            Az kaldı hesabımız defteri dürüyoruz\n            Seyret bizi Avrupa, finale yürüyoruz\n\nUnutuldu tüm dertler, şenlendi bütün evler\nKarşımızda eğildi perişan oldu devler\nTürk’ün ayaklarından çıktı kızıl alevler\n           Önümüze çıkanı yerlere seriyoruz\n           Seyret bizi Avrupa, finale yürüyoruz\n\nİşte Türk yiğitleri, komutan Fatih Terim\nYetmiş milyon yürekten başka tanımaz prim\nBizden gayri kim yapar son dakikada devrim\n           Destan devam ediyor bitmedik, sürüyoruz\n           Seyret bizi Avrupa, finale yürüyoruz\n\nDereler nehir oldu, çağladı küçük arklar\nBir değirmen misali dönüyor bütün çarklar\nVuruyor mehter marşı, geliyor çılgın Türk’ler \n           Aç kapını Viyana, kupayı görüyoruz\n           Seyret bizi Avrupa, finale yürüyoruz\n\n                              \tEMİN ZEYBEK\n                                        22 Haziran 2008\n                                              BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Finaller Diyar",
        "poet": "Zübeyir Daras",
        "poem": "\n\nİştahı kabardı yine haçlının,\nTekbire hazır ol ey şehit oğlu.\nAsırlar boyu hak ile batılın,\nFinaller diyarıdır Anadolu.\n\nİslam eli birer birer düşüyor,\nCami avlusuna itler işiyor,\nİçimizi hain piçler kaşıyor,\nFinaller diyarıdır Anadolu.\n\nTarihlerin daim yaza geldiği,\nİngiliz, Yunan’ın gaza geldiği,\nEmperyalistlerin dize geldiği,\nFinaller diyarıdır Anadolu.\n\nKızaklar üstüne gemi bindiren,\nÇağları kapatıp terse çeviren,\nGeldikleri gibi geri gönderen,\nFinaller diyarıdır Anadolu.\n\nO ne güzel millet, ne güzel asker,\nBöyle övdü seni yüce peygamber.\nŞehitler, gaziler, nice zaferler,\nFinaller diyarıdır Anadolu.\n\nMehmet’tir askeri Türk’tür madeni,\nMuhammed Mustafa verdi müjdeni,\nMareşal Mustafa ördü seddini, \nFinaller diyarıdır Anadolu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Finansman",
        "poet": "Mustafa Süreyya Sezgin",
        "poem": "\n\n- Elif'e\n\nNapolyon ne demiş? \nPara! .. para! .. para! ..\nİşin yoksa\nO banka senin...\nBu banka benim...\nAra... ara... ara...\n\n(İstanbul,10.03.1999\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Fincan Falcısı",
        "poet": "Munzer Abu Havvaş",
        "poem": "\n\nق ا ر ئ ة ا ل ف ن ج ا ن \nل ل ش ا ع ر ن ز ا ر ق ب ا ن ي \nت ر ج م ه ا : م ن ذ ر أ ب و ه و ا ش \n\nFALCI KADIN\nŞAİR NİZAR KABBANİ'NİN ŞİİRİDİR\nÇEVİREN: MUNZER ABU HAVVAŞ\n\nج َ ل َ س َ ت ... و ا ل خ و ف ُ ب ع ي ن ي ه ا \nت ت أ م َ ّ ل ُ ف ن ج ا ن ي ا ل م ق ل و ب \n\nkalktı... gözlerinden korku aktı...\nve başı aşağı olan fincanıma baktı...\n\nق ا ل ت : ي ا و ل د ي .. ل ا ت َ ح ز َ ن ف ا ل ح ُ ب ُ ّ ع َ ل ي ك َ ه و َ ا ل م ك ت و ب \nي ا و ل د ي ، ق د م ا ت َ ش ه ي د ا ً م ن م ا ت َ ع ل ى د ي ن ِ ا ل م ح ب و ب \n\nfalcı kadın bana bir söz söylemiştir...\naşık olmak kaderindir... alnının yazgısıdır...\nsevgili için ölenler... Tanrı nezdinde şehittir...\n\nف ن ج ا ن ك د ن ي ا م ر ع ب ة ٌ \nو ح ي ا ت ُ ك َ أ س ف ا ر ٌ و ح ر و ب \n\nfincanın, korkulu bir dünyadan ibaret...\nhayatın da, çok seyahat ve savaşlardan ibaret...\n\nس ت ُ ح ِ ب ُ ّ ك ث ي ر ا ً ي ا و ل د ي ..\nو ت م و ت ُ ك ث ي ر ا ً ي ا و ل د ي \nو س ت ع ش ق ُ ك ُ ل َ ّ ن س ا ء ِ ا ل أ ر ض ..\nو ت َ ر ج ِ ع ُ ك ا ل م ل ك ِ ا ل م غ ل و ب \n\ngelecekte çoğu kez sen de aşık olacaksın...\ngelecekte çoğu kez sen de canlar vereceksin...\ntüm bu dünyadaki kadınları hem seveceksin...\nhem de mağlup bir kralmış gibi mağlup döneceksin...\n\nب ح ي ا ت ك ي ا و ل د ي ا م ر أ ة ٌ \nع ي ن ا ه ا ، س ب ح ا ن َ ا ل م ع ب و د \nف م ُ ه ا م ر س و م ٌ ك ا ل ع ن ق و د \nض ح ك ت ُ ه ا م و س ي ق ى و و ر و د \n\nhayatında - benim oğlum - öyle bir dişi var ki..! \n- Tanrıma kurban olam - şaheser gözleri var ki..! \nsanki salkım resmidir o mükemmel ağzı var ki..! \nmüziğe güllere meydan okuyan gülmesi var ki..! \n\nل ك ن َ ّ س م ا ء ك َ م م ط ر ة ٌ و ط ر ي ق ك َ م س د و د ٌ .. م س د و د \nف ح ب ي ب ة ُ ق ل ب ك َ .. ي ا و ل د ي ن ا ئ م ة ٌ ف ي ق ص ر ٍ م ر ص و د \nو ا ل ق ص ر ُ ك ب ي ر ٌ ي ا و ل د ي و ك ل ا ب ٌ ت ح ر س ُ ه ُ .. و ج ن و د \n\nsenin üstündeki yağmur akacaktır akacak...\nve önündeki yollar ise kapkapalı olacak...\nsevdiğin de çok sihirli bir sarayda kalacak...\no sarayda güçlü askerler, köpekler olacak...\n\nو أ م ي ر ة ُ ق ل ب ك َ ن ا ئ م ة م ن ي د خ ُ ل ُ ح ُ ج ر ت ه ا م ف ق و د ..\nم ن ي ط ل ب ُ ي َ د َ ه ا م ن ي َ د ن و م ن س و ر ِ ح د ي ق ت ه ا .. م ف ق و د \nم ن ح ا و ل َ ف ك َ ّ ض ف ا ئ ر ه ا ي ا و ل د ي م ف ق و د ٌ .. م ف ق و د \n\nuyuan sevgilinin odasına her kim girerse ölecek...\nsevgilini eşliğe evlenmeye davet edenler ölecek...\nbahçenin suruna dahi yaklaşanlar ölecek...\nsaçını çözmeye dahi yeltenenler ölecek...\n\nب ص َ ّ ر ت ُ .. و ن ج َ ّ م ت ك ث ي ر ا ل ك ن ّ ي ..\nل م أ ق ر أ أ ب د ا ف ن ج ا ن ا ً ي ش ب ه ُ ف ن ج ا ن ك \nل م أ ع ر ف أ ب د ا ً ي ا و ل د ي أ ح ز ا ن ا ً ت ش ب ه ُ أ ح ز ا ن ك \n\nçok fal baktım... ama ben...\nhiç görmedim bu fincanın benzerini...\nhiç görmedim bu hüznünün bir eşini...\n\nم ق د ُ و ر ُ ك َ ..\nأ ن ت م ش ي أ ب د ا ف ي ا ل ح ُ ب ِ ّ ع ل ى ح د ِ ّ ا ل خ ن ج ر \nو ت َ ظ ل َ ّ و ح ي د ا ً ك ا ل أ ص د ا ف \nو ت ظ ل َ ّ ح ز ي ن ا ً ك ا ل ص ف ص ا ف \n\naşk ateşte ebediyyen yanacaksın... kaderin...\nbir sedefmiş gibi yalnız kalacaksın... kaderin...\nbir söğütmüş gibi mahzun kalacaksın... kaderin...\n\nم ق د و ر ك َ \nأ ن ت م ض ي أ ب د ا ف ي ب ح ر ِ ا ل ح ُ ب ِ ّ ب غ ي ر ِ ق ُ ل و ع \nو ت ُ ح ب ُ ّ م ل ا ي ي ن َ ا ل م َ ر َ ّ ا ت ِ \nو ت ر ج ع ُ ك ا ل م ل ك ِ ا ل م خ ل و ع \n\naşkın ummanında yelkensiz yolalmak... kaderin...\nkaderindir sayısız kez aşık olmak... kaderin...\ntahttan inmiş bir kralmış gibi dönmek... kaderin...\n\nن ق ل ه ا ا ل ى ا ل ل غ ة ا ل ت ر ك ي ة \nم ن ذ ر أ ب و ه و ا ش\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fincanı Ters Yatırdım (Zeyno)",
        "poet": "İbrahim Tatlıses",
        "poem": "\n\nFincanı ters yatırdım Urfalı Zeyno Zeyno\nKahve falına baktırdım Urfalı Zeyno Zeyno\nSeni alırım diye Urfalı Zeyno Zeyno\nNişan yüzüğü yaptırdım Urfalı Zeyno Zeyno\n\nUrfalı Zeyno Zeyno\nMardinli Zeyno Zeyno\nNişan yüzüğünü yaptırdım\nAntepli Zeyno Zeyno\n\nNişan yüzüğüm var benim Urfalı Zeyno Zeyno\nParmağıma dar benim Urfalı Zeyno Zeyno\nSeni bana vermezlerse Urfalı Zeyno Zeyno\nDünya düşmanım benim Urfalı Zeyno Zeyno\n\nUrfalı Zeyno Zeyno\nMardinli Zeyno Zeyno\nNişan yüzüğünü yaptırdım\nAntepli Zeyno Zeyno\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fındık Yeşili",
        "poet": "İsmail Türkmen",
        "poem": "\n\nFındık yeşili gözlerin gülerken dostluğa\nBakışlarında meydan okuyordun yalnızlığa\nGecenin güne yakın olduğu anda kavuşmağa\nFındık yeşili gözlerin gülerken dostluğa\n\nSıcak yüreğinde sevgiyi yaşadığım anda\nYolculuğa çıktım senle hayal dünyamda\nYaşadım bilmediğimiz tarihi bir mekânda\nFındık yeşili gözlerin yaşandı dost canda\n\nAdım adım gezerken tarih sayfalarında\nMucizeler yaşandı bilinmeyen zamanda\nYüreğime dostluk nakışları vurulanda\nFındık yeşili gözler, sevgiye baktığında\n\nTarihten gelen asalet gördüm, gözlerde\nYaşanmışları anlatan güzel sözlerde\nYıldızlar yakamoza dönerken denizlerde\nBilinmeyen tarih yaşandı fındık yeşilinde\n\nHer sayfasında ayrı bir kişiliğe rastladım\nBazen sevindim bazen içten içe ağladım\nDost yüreğe, yüreğimi sevgiyle bağladım\nFındık yeşili gözlerde gizemli tarih yaşadım\n\nSahilde bir yerde huşu içinde okunan kurana\nŞahit oldum Allah’ın verdiği mucizevî imana\nGecenin günü buyur ettiği en güzel zamana\nFındık yeşili gözlere yüklendi tarihi mana\n\nTarh ve asalet aynı ruhta, aynı bedende\nEbenden gelen güzellik sürer ezelde de\nCanlar, can dostluklar yaşar gönüllerde\nAsaletle tarih birleşince fındık yeşilinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Finlandiya Halkına",
        "poet": "Haluk Şan Dikmen",
        "poem": "\n\nBinlerce yıl önce bozkırın çocuğuyduk,\nSizler kuzeye,bizler güneye koyulduk…\n\nBenden daha sarıydı saçların ekin,ekin,\nÇakır,çakır bakardı masmâvi gözlerin…\n\nAynı şiveyi konuştuk ilk önceleri,\nAnamız koyardı,hep aynı isimleri…\n\nSonra lehçen değişti,en sonunda dilin,\nBuram,buram Asya kokuyor kıyâfetin…\n\nOrdularımızda seyyar hamamlar vardı,\nŞimdi bende Türk,sende Fin hamamı adı…\n\nBak,şu Noel Baba’nın uçan arabası,\nÜlkenden kalkıyor her yıl,din hâtırası…\n\nOysa Göktanrı’ya inanmıştık ikimiz de,\nSana kutsal olan geyik,bana da simge…\n\nTürk gibi senin de mertlikte yok üstüne,\n“Turku” kentini kurmuşsun,bir iç güdüyle…\n\nBenim gibi cirit,millî,ata sporun,\nBir çadırdan ayrıldık biz,gerçeğe sorun…\n\nAynı ana,babadan olmaydık bizler,\nNe torunları gözler,ne de tarih söyler…\n\nArtık zambak diyârından bak kardeşine,\nGeçmişi doğru yaz,buzdan tepelerine…\n\n\t\t\t\t\t\t\t\t04.02.1993\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Firâk",
        "poet": "Keziban Arpacı",
        "poem": "\n\nSonun mu başındayım,başın mı sonudur bu\n Züleyha hasretiyle düştüğüm kuyudur bu\n Yâ Rab,merhamet eyle,kurtar beni kendimden\n Ya ben hazana ikram ya kasım lütfudur bu...! \n\nbir kasım,ikibinsekiz,beylerderesi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Firak-ı Kebir..",
        "poet": "Nisari Özdoğan",
        "poem": "\n\nBen gönülden.Yareliyem......Terkeyledi......Pir beni. \nYareliyem........Bir dokunsan.Söyletir..........Binbir beni. . \nTarkeyledi........Söyletir..........Bu firak-ı.......Kebir beni. \nPir beni............Binbir beni.....Kebir beni.....Cebir beni. \n.\nDertler bana....Sırdaş amma.Ayrılıklar........Yer beni. \nSırdaş amma..Serden eder...Derdile...........Keder beni. \nAyrılıklar..........Derdile...........Bir derbeder...Eder beni. \nYer beni...........Keder beni.....Eder beni.......Heder beni. \n\nDidarıma........Nazar etme... .Bir mehenge..Sür beni. \nNazar etme....Maziden dem .Vurmadan......Gör hor beni. \nBir mehenge..Vurmadan........Aşinadan.......Gel sor beni. \nSür beni.........Gör hor benİ....Gel sor beni...Hem gör beni. \n\nBu ateşi..........Hüznüm ile......Kül eyledi.......Nar beni. \nHüznüm ile.....Yoldaş oldum..Terletmez........Bu zar beni. \nKül eyledi.......Terketmez........Gam şad eyle.Sen yar beni.\nNar beni..........Bu zar beni.....Sen yar ben.....Gel sar beni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Firak-ı mâlum",
        "poet": "Selim Başar",
        "poem": "\n\nVuslat’ı görmeden de,  hicran yaşanılırmış\nMemat’a ermeden de, hayât anlaşılırmış\n\nBu ayrılık vardı hep, adını koymamışız,\nDedim ya; yok hiç  sebep, senaryo oynamışız\n\nHiddet çıkmaza vekil, Müddet umûda kanat\nSükût et, yol ver çekil, cürmü kabulde sanat \n\nDeştin, firak-ı mâlum, kanattın aşkımızı\nNe tez gurub eyledin, kıldın firâkımızı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Firar",
        "poet": "Gül Aycan",
        "poem": "\n\nFirar etti bu gönlüm ve\nİlk izdüşümünü bıraktı benliğime.\nLeylakların açtığı baharımda\nİlk busesini kondurdu\nZuhalin gölgesindeki ay ışığına.\n\nMART 2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "FiRaKıN BeNi YaKaR",
        "poet": "Adem Uysal",
        "poem": "\n\nVeda edip gidenler, birgün geri dönermiş, \nSen neden çekip gittin, bana veda etmeden? \nYağı sevgi olmayan, kandil birgün sönermiş, \nBundan sonra veda et, bana çekip gitmeden. \n\nArtk ne ayrılalım, ne de vedalaşalım, \nSevgimiz türkü olsun, ozanların dilinde. \nGel seninle birlikte, engelleri aşalım, \nÖykümüz anlatılsın, dertli sazın telinde. \n\nÜzülür kahrolurum, her ayrılık vaktinde, \nBeni böyle bırakıp, söyle gidecek misin? \nAramıza ayrılık, tohumları ektin de, \nŞimdi böyle vicdanen, rahat edecek misin? \n\nAyrılık kolay değil, çok dokunur insana, \nVedalar beni üzer, gözümden yaşlar akar. \nVedalaşıp giderken, dayanamam ben sana, \nHüzün kaplar içimi, firakın beni yakar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Firardayım Gözlerinden",
        "poet": "Hafize Zülüflü",
        "poem": "\n\nAkşamdır\nÖzlemlere bürünmelidir\nİğneli fıçı misali\nHer bir lifinden bir ok fırlayan\nYatağa girmelidir\nKanayan yokluğunda yuvarlanmalıdır\nÇaresiz.\n\nHer gece yeniden yaratmalıdır\nSevdayı kendi acısından\nBüyütmelidir sancılarla\nGecelerde\nKambur gibi taşımalıdır\nAşkı sırtında\nSabırlı olmalıdır\nBeklemeli, beklemelidir\nYıllarca\n\nAra sıra\nKüçücük zaman parçalarına\nKocaman mutluluklar\nYapıştırmalıdır\n\nBir çocuk saflığında\nSaklamalıdır sevdayı\nTam pencerenin yanında\nAnılar saklayan kanepede\n\nSenden çok aşka dönmelidir\nYüzünü\nSakınmalıdır kendini senden\nMümkünü yok kaçmalıdır\nGörüşmekten\n\nBu gün ne hüzzam şarkılar\nNe hoşgörü, ne sevinç\nKin de yok öfke de\nBekleme yok bu gün\nSabrım tatilde\nBense firardayım gözlerinden....\n\n27.1.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Firari",
        "poet": "Varol Bulut",
        "poem": "\n\nBir sonbahar gün batımı kızıllığında\nFirari kuşlar misali gönlüm\nHasret yuvasına\nHasret yurduna...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Firari",
        "poet": "Selçuk Düzenli",
        "poem": "\n\nUyku tutmaz,\nDüş görmez,\nYüz görmez bir gece yarısı\n\nDilimin s’ustalığında hüzünbaz bir şiirin eşliğinde bu saatte aklıma düştün..\nŞimdi; \nGözlerimde büyüttüğüm sen düşleri\nKorkusuzca bir iç isyanın ayakları altına bırakıyorum..\nAma sen korkma,\nNasılsa habersiz olduğun her düş  düşürmezdi seni ayaklar altına..\nSalkım saçak adını yazdım,\nCanımın cam kenarı yalnızlıklarına..\nYollar boyu sana yaslanıyorum sol yanımdan,\nTek başına uzun yol yolculuklarında..\nGidilen her yol seni götürürken yüreğimden,\nYüzüme düşen her hüzün sendendir bilesin..\n\nŞimdi sen söylesene\nBu uyku tutmaz..\nDüş düşmez..\nYüz görmez..\nGecelerden hangisinin firari yolcusum ben..\n\nY i r m i b i r e k i m i k i b i n o n i k i\nB e ş o t u z\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Firari",
        "poet": "Cevdet Yılmaz",
        "poem": "\n\nŞimdi gözlerini kapat ve bırak firari gülücükleri ilkbahar yağmurlarına.Yüzündeki tebessüm toprak koksun. \nBir eylül kopsun yüreğinden.Dökerken ağaçlar yapraklarını herhangi bir şehrin herhangi bir köşesinde,geç kalanlara aç kapıyı,dirilişin duruluşundan asi olsun.Topla benliğini geride bıraktığın aşklardan ve tuz basmayı marifet bilme en buyuk olana.Mor gökyüzüne ver selamını,bulutlara teşekkür et gözyaşları için,sakın utanma yıldızlardan,onlarda en az senin kadar çıplaktır ve günün birinde en mahrem sırların gökyüzünde yankılanıp kaybolacaktır.Elbette yorgundur ve nasır tutmuştur yüreğin varoş sevdalarda...\n Şimdi bu şehri ardında bırakman gerek.Yarım kalan düşerine son ve en büyük ihanetin olacaktır bu ve elbet acıtmayacaktır canını yaşadığın diğer ihanetler kadar.Suçlu değilsin kötü olan bu şehrin insanları ama sen yine de boynun bükük yürüyeceksin.Gece süzülecek gözlerinden Güneş saklı kalacak bir yerlerde\n Şehir geride kalacak.Tüm yorgunluğuyla,tüm köhneliğiyle dinlenmeye çekilecek.Sen basıp giderken ayakların geri geri sana ait bir şeyleri geri vermeyecek bu şehir.Sen şehirden nefret edeceksin,şehir senden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Firari Günahlarım",
        "poet": "Seyfettin Bilal Özlük",
        "poem": "\n\nMucize mi beklemek gerekir peygamber gibi\nBahanalerle mi avunurum yalvarışlarımda\nHerkesin paylaşamadığı küçük karanlık dünya değil dünyam\nYoksa erafımda yaşanan tek dünyamı gördüklerim...\n\nMelekler serzenişte güzelliğe gördükçe\nYaratan herşeyi düşünmüş var etmiş ayrıntısıyla\nDeğişmezsin değişme de hep olduğun gibi kalırmısın? \nYoksa melek sen misin yoksa melekler mi sana kıskanıyor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Firari Aşk",
        "poet": "Sadık Şahin",
        "poem": "\n\nBulutlar arasından sıyrıldı ellerim\nYaklaşan kıyametin\nKıyametin yaklaşan\nGözlerinde parladı çocuklar\n\nBir istihbarata göre açlık grevindeydi tüm sevdalara\nVe bol miktarda doküman yakalamıştı polis sevdalar üzerine\n\nEllerim yakalasa da saçlarımı\nGürledim\nDeniz gürledi\nDoğa gürledi\nGözlerin çocuk parladı\n\nBir faili meçhuldü sevgilim\n\nEllerim sevgilime değdi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Firari Duygular",
        "poet": "Birgül Kızılkaya",
        "poem": "\n\nFİRARİ DUYGULAR\n\nBir sessizlik ruhumda\nÇığırtkan kuşlar gibi,\nAvaz avaz...\nFırtına öncesinin durgunluğu ile\nRuhum aç\nRuhum özlem dolu sevdalara.\n\noysa; \nZincire vurulmuş tüm duygular.\nTüm düşler\nÖzlenen mutlulular,\nHapsolmuş zindanlara...\nSevgiler çarmıha gerilmiş\nTabuların yargısıyla.\nAma yinede,\nÖzgürlük,özgürlük diye çırpınıyor\nAhhhh o uslanmayan\nPranga mahkumu duygularım...\n\nBirgül KIZILKAYA 09.07.2010 İZMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Firari Sevdanım Senin",
        "poet": "Sevim Yakıcı",
        "poem": "\n\nSevdadan sızan kana, yüreğimi banarken, \nTövbe ettim sevmeye, aşka kafirim dedim! \nSiperlerde vuruldum, yabanında yanarken,\nBen aşka diyetimi, bu dünyada ödedim! \n\nÇoktandır böyle derin, sızlamadı sol yanım, \nAyazında gecenin, kükremedi isyanım, \nHırçın bir Karadeniz, dalgasıydın giderken, \nBiliyordum sendin o, seherlerde yananım! \n\nGönlüme elif elif, nakşedilen desendin, \nAlnımın yazısında, nazlı nazlı esendin, \nAyazlı sabahlarda, seni Hak’tan dilerken, \nSerçe çığlıklarında verilen müjdem sendin! \n\nBozdum aşk yeminimi, o sırra nail oldum, \nBaharları tükettim, 'kar beyaz aşkta' soldum, \nDergahında sevdanın, yar kahrını çekerken, \nSende esti yüreğim, O’nun aşkıyla doldum\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Firari umutlar...",
        "poet": "His Kaybı Mk",
        "poem": "\n\namansız yakaladı bizi ölüm \nansızın geldi azrail\nve ifademiz alındı sorgu tamamlandı\nbir gece vakti infaz sonuçlandı! ! \n\ngüneş bile doğmamıştı\ngece ölüm sessizliğinde uykudaydı\nçepe çevre sardı bedenlerimizi özgürlük\nve şeytana uyduk umutlara doğru firar ettik \ney firari! ! \nM.K.Versac 18/04/1995\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Firarlardayım",
        "poet": "Berkay Kur",
        "poem": "\n\nÖyle bir yerdeyim çok soğuk ve dar\nYanlızım dalgınım aklımda o yar\nAçsalar kalbimi sadece o var\n...Simsiyah karanlık zindanlardayım\n...Sevdiğim duymasın firarlardayım\n\nUykuda rüyada onu anmayı\nKim ister ki böyle yanlız kalmayı\nBilir mi zalimler her gün yanmayı\n...Simsiyah karanlık zindanlardayım\n...Sevdiğim duymasın firarlardayım\n\nSöndü yangınlarım savrulur külüm\nDünümden beter artık her günüm\nTutmadan soluyor dalında gülüm\n...Simsiyah karanlık zindanlardayım\n...Sevdiğim duymasın firarlardayım\n\n24/ 06/ 2007.....Berkay KUR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırat",
        "poet": "Hazni Çetin",
        "poem": "\n\nKaynağın mı kurudu, niye akmıyor suyun? \nKısır kısır akarsın bozuldu senin huyun\n\nNe oldu sana fırat neden böyle tükendin\nAşırı cimrileştin bize mi öfkelendin\n\nBağrında yetişmiyor kaya mercan ve sazan\nSabır fıratım sabır yüce Allah büyüktür\n\nSeninle gülen vatan şimdi haline ağlar\nSu vermiyor mu sana başı dumanlı dağlar\n\nHarıl harıl akardın bir kaç asır öncesi\nHasret o güne fırat boş laf bunun ötesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Firari Yıldızların Gecesinde",
        "poet": "Ömer Lütfü Kalender",
        "poem": "\n\nBırakın beni bana ağlamak istiyorum bu gece,adını anmak istiyorum haykırarak hece hece Merhametsiz acıların kölesi değil,hakimi olmak istiyoruuuum bu gece. Karanlık çökmesin,yooo bırakın karanlık çöksün halince, gecenin ayazında,ama sesizce,ama haykırarak utanmadan kendi matemime tek ve özgürce. Hiç kimsenin müdahel...esi olmadan.Firari Yıldızların gecesinde şahitsiz ve tek.AĞLAMAK İSTİYORUM BU GECEEE. KALENDER\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırat",
        "poet": "Baki Ortak",
        "poem": "\n\nŞu fırat kenarında  bir güzel  gelin ağlar\nYavrusunu  yetirmiş  vermiyor  kanlı fırat\nGözleri kanla dolmuş ağıt yakıyor gelin\nElinde kara taşı  basar bağrına gelin\n\nKanlısın kanlı fıraf zalımsın zalım fırat\nVerin benim yavrumu hayinsin hayin fırat\nYüreğim dayanamaz  bu acıyla yaşamam\nVerin benim yavrumu  feryat ediyor gelin\n\nFeryat figan ediyor bağrına taş basıyor\nVerin yavrumu diyor kurtlar kuşlar ağlıyor\nDağa taşa seslenir kurda kuşa seslenir\nYavrumu verin bana ağlıyor güzel gelin\n\nKanlısın kanlı fıraf zalımsın zalım fırat\nVerin benim yavrumu hayinsin hayin fırat\nYüreğim dayanamaz  bu acıyla yaşamam\nVerin benim yavrumu  feryat ediyor gelin\n\nNe evi ne barkı var ne eşi ne dostu var\nEşini şehit verimiş ağlıyor güzel gelin\nBağrına kara taşı basıyor güzel gelin\nVerin yavrumu diyor ağlıyor dertli gelin\n\nKanlısın kanlı fıraf zalımsın zalım fırat\nVerin benim yavrumu hayinsin hayin fırat\nYüreğim dayanamaz  bu acıyla yaşamam\nVerin benim yavrumu  feryat ediyor gelin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırat' a",
        "poet": "Muhammet Kayrancı",
        "poem": "\n\nÇiçek açmış toprağında gardaşım\nÇiçek açmış al kanınla baharlar...\nÇicek açmış çam dibinde kozalak\nÇiçek açmış yol boyunca çınarlar \n\nBahar gelmiş ötelerden dört nala\nBahar gelmiş sürgünlerden uyanmış\nBahar gelmiş konuvermiş bir dala\nBahar gelmiş toprağına uzanmış\n\n19 Mayıs 2016 / Bornova\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırat",
        "poet": "Ömer Kara",
        "poem": "\n\nO mücahit, o alperen, yiğitti\nDünya’dan vazgeçip, Ukba’ya gitti\n\nVatan senin, bayrak senin, suç senin\nDamarında mevcut asil güç senin\n\nÖtüken yolunda şahlanan kır at\nKutsal kavgasına tutuştu Fırat\n\nDalgalanıp, taştı denizler birden\nBir kahraman doğdu, düştüğü yerden\n\nAteşin kor gibi düştü vatana\nEy mücahit kutlu Müjdeler sana\n\nZamanı aşacak elbet bu destan\nVücuda mezardır, ruha gülistan\n\nArdında binlerce turan yürekler\nSana gelmek için müsaade bekler\n\nDillerinde kutlu sevda türküsü\nEmelleri kızıl elma ülküsü\n\nKara toprak bedenlere yar olsun\nBu davadan dönmek bize ar olsun\n\nO mücahit, o alperen, yiğitti\nDünya’dan vazgeçip, Ukba’ya gitti\n\n27 Mayıs 2015-Gaziantep\n\nBu Şiir; 4 Haziran 2015 tarihinde Trabzon Ülkü Ocakları Başkanlığınca aziz şehidimiz Fırat Yılmaz Çakıroğlu anısına düzenlenen \"Şiirler Fırat'a  Akıyor\" başlıklı yarışmada İKİNCİLİK ödülü almıştır. \n\nKul Seymani\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırat ve Harran",
        "poet": "Rıdvan Selçuk",
        "poem": "\n\nBaşıboş dolaşırdı, akar dururdu\nAmaçsız ve umutsuz sanki\nYıktığı köprülere, kıydığı canlara\nYuttuğu araçlara acımazdı\nVe herkes şaşardı\nAncak hiç uslanmazdı\nDökülen gözyaşıyla, daha da kabarırdı \nFırat.....\n\nDeli-doluydu, üzgündü\nÜretememekten ötürü\nSazan ve yayından başka\nBazen yatağında durgun\nBentlerini tırmalar, yaralardı bazen\nVe tükenmeyen ümitleriyle\nSevdiğinin yolunu gözetlerdi\nFırat....\n\n....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fıratla Dicle cennet ırmağının devamıdır",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nMısırdaki Nil Nehrinden sonra Türkiyedeki,\nFıratla Dicle cennet ırmağının devamıdır.\nElbetteki dünya kimseye kalmayacak baki,\nFıratla Dicle cennet ırmağının devamıdır.\n\nDağdan kıvrılıp akarken ovada şekil alan,\nEtrafına yemyeşil bolluk bereketler salan.\nCennetten dünyaya uzanan nehirlerden olan,\nFıratla Dicle cennet ırmağının devamıdır.\n\nSuyunu içtiğiniz zaman zevk ile doyulan,\nTürkiyeden doğup Basra Körfezine yayılan.\nDünya içinde önemli ırmaklardan sayılan,\nFıratla Dicle cennet ırmağının devamıdır.\n\nKendi içinde ne varsa onları eder ayan,\nDünya üstünde Yüce Allahın emrine uyan.\nMilyonlarca kilometre kare yeri sulayan,\nFıratla Dicle cennet ırmağının devamıdır.\n\nYusuf önüne çıkan engelleri aşıp yırtan,\nTaşları yuvarlayıp toprağa yüzünü sürten.\nTürkiye,Suriye,Irak toprağını yeşerten,\nFıratla Dicle cennet ırmağının devamıdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırat Sen Akmana Devam Et",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nTarih onunla aktı uzandı sonsuzluğa\nDamlaları berraktı, bereket taşıyordu\nKimse dayanamazdı ona ve susuzluğa\nÖzüyle mutabıktı özgürce yaşıyordu\n\nSen akmana devam et, sonsuza doğru Fırat\nHerkese korku olan, sana konulmaz sırat\n\nToprağı yara yara Basra'ya yürüyordu\nGökten inen melekler izini sürüyordu\nKimse onu yolundan asla caydıramazdı\nOna yürü diyen güç, her şeyi görüyordu\n\nSen akmana devam et, sonsuza doğru Fırat\nHerkese korku olan, sana konulmaz sırat\n\nSeni yalnız göndermez hiç bir menzile Dicle\nMezopotamya senle kavuştu güzel güle\nIşık oldun güç oldun, verim oldun ülkeye\nCanlı cansız ne varsa, seninle geldi dile\n\nSen akmana devam et, sonsuza doğru Fırat\nHerkese korku olan, sana konulmaz sırat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Firavun",
        "poet": "Mahmut Ali Buluç",
        "poem": "\n\nSen  rüzgara  kızıp  dalgalanırsın\nKaraya  hasretsin  sevdalanırsın\nKimseyi  dinlemez  mağrurlanırsın\nSenin  dalgaların  kudurmuş  deniz\n“  “   “  “\nBazen  çarşaf  olur  huzur  verirsin\nBütün  nehirlere  göğüs  gerersin\nBinlerce  çanlıya  hayat  verirsin\nKükremiş  halini  sevmedim  deniz\n“  “   “  “\nBazen  dalgaların  sel  olup  taştı\nKayalar  yoruldu  sahiller  şaştı\nFiravun  gözünü  koynunda  açtı\nDünyaya  ibret  oldun  be  deniz\nFiravun  gözünü  konunda  açtı\nDünyaya  ibret  oldun  be  deniz\n“  “   “  “\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Firavunların Tepişi",
        "poet": "Salih Yıldız",
        "poem": "\n\nŞu zamanda mesuliyet; almak büyük vebal işi\nİstemiyor doğmak çocuk! Gebe ama pişman dişi\n\nÇok hızlı geçiyor hayat, ağır yük İnsanüstünde\nKarman çorman bir seyahat, şaşkın ördek gibi kişi\n\nTabi afetler bir yanda, bozulmuş nesil cabası\nZifiri karanlık handa, rapor yazar bilirkişi\n\nCinayet sıradan olay, değersiz bir meta insan\nAslan sevişine benzer, İnsanın yavru sevişi \n\nHer gördüğüm, hal sorduğum, derin-derin of çekiyor\nAhırda bile kalmamış, tosunun tatlı gevişi\n\nÇiftçi dayı çift sürmeden, tohumu boz’a ekiyor\nGülün kokusu değişti, bozuk bülbülün deyişi\n\nAdalet zengine mahsus ve ya güçlü bürokrata\nFakir fukaranın bugün, pamuğu da kesmez diş’i\n\nHoca, müezzin kavgalı, cemaat yer birbirini\nMutlu ailenin bile, bir hoş seyahat edişi\n\nÖğretmen öğrenci mefluç, her şey maddeye bürünmüş\nDüşün! Başka kim durdurur, artık bu yanlış gidişi\n\nTuz kokmuş tuz duyun dostlar, başlar yerlerde sürünür\nBir kurtarıcı olmazsa, yakındır Nas’ın bitişi\n\nDaha devam etsek belki, terslikler bir kitap olur\nVe bizlere de ulaşır, firavunların tepişi\n\nBunca elem bir arada, anlamak zor, sabretmek kor\nİnanın ürkerek oldu, Garibî’nin şu sezişi…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Firavuna karşıydı",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nBugün günlerden Salı\nKuran bir çok kıssalı\nFiravuna karşıydı\nElde Musa(A.S.)  asalı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Firavunu Çökerten Dalgalar",
        "poet": "Ali Kılıç Kakiz",
        "poem": "\n\nMal makam çoğaldıkça, azgınlıklar artar.\nİnkarla birleşen hisler,felaketler saçar.\nAllah ihanet edenleri başarıya ulaştırmaz.\n\nNil nehrinin sularını, kızıl kanlara boyattın.\nTanrınız deyilmiyim diye,nice naralar attın,\nŞeref ve izzet Allah’a aittir, kör Firavun.\n\nSihirlerle tavır koymak ne acıdır gerçekten.\nŞeytan ve aveneleri, Musa ile cedelleşirken.\nAllah ihanet edenleri başarıya ulaştırmaz.\n\nTuğyan  ederek  hırsından çatlardın.\nİlâhi adalet şaşmaz, misliyle cezalandın.\nŞeref ve izzet Allah’a aittir, kör Firavun.\n\nNeronun koşusuna benzerdi koşun.\nFeryat et, Nemrutllar imdadına koşsun.\nAllah ihanet edenleri başarıya ulaştırmaz.\n\nSorulmayacak mı sandın, sökülen tırnaklar,\nKesilerek, feryatları göklere yükselen çocuklar.\nŞeref ve izzet Allah’a aittir, kör Firavun.\n\nDev dalgalar üzerinize yıkılıp mezar oldu.\nAleme ibret  cesedin, bir tümsekte bulundu.\nAllah zalimleri asla başarıya ulaştırmaz.\n\nİnkarcılar o geçitte,boğularak silindiler.\nBöbürlenerek, imansız, kefensiz gittiler.\nŞeref ve izzet Allah’a aittir, kör Firavun.\n\nGücün varsa,kabrin kapısını aç da gel beri.\nÇağır yardıma, dünyadan gitmek istemeyenleri.\nAllah ihanet edenleri başarıya ulaştırmaz.\n\nEvreni kana boyayan seninle eş değerde,\nKur’an soruyor,bugünün ebu Cehilleri nerde.\nŞeref ve izzet Allah’a aittir, kör Firavun.\n\nGüç, kuvvet,hüküm sahibi, kimdir anlarsın.\nYer ve semalarda olanlar,seni lanetle ansın.\nAllah ihanet edenleri başarıya ulaştırmaz.\n\nLessines / 2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Firavun'u dize getirdi Musa Peygamber",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nYüce Rabbimizin yardımı ile dünyada,\nFiravun'u dize getirdi Musa Peygamber.\nO öldürüleceğini görmüştü rüyada,\nFiravun'u dize getirdi Musa Peygamber.\n\nÇocukken nehirde bulup sarayına aldı,\nFiravun'un karısı çocuk sahibi oldu.\nAllah büyüdüğü zaman onu peygamber kıldı,\nFiravun'u dize getirdi Musa Peygamber.\n\nHak için elindeki asayı yere attı,\nAsası ejderha olup diğer yılanları yuttu.\nYıllar yılı Firavun'la mücadele etti,\nFiravun'u dize getirdi Musa Peygamber.\n\nMısırdayken peygamberlik makamına erdi,\nTur Dağına giderek Hak'ka gönlünü verdi.\nTevrat ile bütün insanlara yol gösterdi,\nFiravun'u dize getirdi Musa Peygamber.\n\nYusuf Firavun askeriyle Musa'yı kovdu,\nKızıldeniz ayrılarak Firavun'u boğdu.\nSonra İslam güneşi bütün dünyaya doğdu,\nFiravun'u dize getirdi Musa Peygamber.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırça Darbeleri/ Asla",
        "poet": "Hasan Sabah",
        "poem": "\n\nBugün düşümde gördüm seni\nSen sevgili umursamaz\nSakin yanınla benimleydin yine\nUmutsuz akşamın umutsuz sabahına taşıdığım\nHüznüm bizimleydi\nSakin ıssız bir sokağın hemen başında\nÇıkmazların olabileceğini nereden\nBilecektin, bilecektim\nTüm çağrılarım cevapsız lakin sevgim\nSenin sevginle biliyorum\nUsul usul gelen müzik sesinde\nSenin sevgini haykırıyorum\nSonbahar yapraklarını kımıldatmadan\nFırça darbeleriyle şekillenen \naşkımızın resmini sana veriyorum\nVe biliyorum ki \nasla benim olmayacaksın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Firdevs",
        "poet": "Ferdi Erbakıcı",
        "poem": "\n\nSana bir demet Ankara akşamı getirdim\nBir parça karanlığından ürkek\nSana sadık geceler getirdim\nBir sabahın aydınlığından geçerek\nBüyümeye yüz tutmuş çam fidanları\nVe yalnız geceleri seni çağıran trafik lambaları\nBir zarfın içinde gönderdim sana\nGençlik parkının gözleri ıslaktı\nSuskun bir düğüne hazırdık oysa\nSensizlik bir metro gibi yüreğimi deşiyordu\nGençlik parkı ve ben bir demet Ankara akşamı getirdik sana\nGenlik parkının elleri titriyordu\nKızılayı çaldılar benden\nKızılayın elleri ufacıktı\nKızılay daha büyümemiş çocuktu\nKüstü ağladı\nSana kızılay' sız bir anakara akşamı getirdim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırçam",
        "poet": "Şair Eşşkiya",
        "poem": "\n\nSiyah sararsa düşlerini paniklersin...\nKaybettiğini düşünür gözler\nO yumuşak renkleri...\nNerde yosun yeşillerim,\nNerde lacivert dalgalar,\nUcuştu mu beyaz bulutlarım,\nUyudu mu yoksa ebruli duygularım...\n\nSisler perdelemiş bir kere,\nAralamaya çalışmak nafile...\nFırçam da yok ki elimde,\nHatıralardaki ışığı yansıtayım tuale\n\nFırçam yoksa da\nParmaklarım var...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Firdevs-i Ala",
        "poet": "Pir Sultan Abdal",
        "poem": "\n\nFirdevs-i Ala'da bir yanal elma\nOn sekiz bin ilmin nuru dediler\nMuhammet Mustafa Haydar-i Kerrar\nHünkar Hacı Bektaş Veli dediler\n\nÇocuktu mektebe babası götürdü\nElif be demeden mana yetürdü\nAkıttı pınarı susam bitürdü\nHacısı hocası beli dediler\n\nPirim der ki Bektaşiyim Bektaşi\nSize nasip veren ol nasıl kişi\nSıkar un ederdi örk gibi taşı\nBudur cümlemizden ulu dediler\n\nDerildi geldiler halfeler pirler\nBektaşi namında er yok dediler\nBize bir yeşil el nasip verdiler\nGörünce tanırız eli dediler\n\nEr isen darı çeç üstünde otur\nUlu kişi isen maksudun bitir\nSenedin var ise senedin getir\nN'edelim senetsiz eli dediler\n\nKimi inandı beli bes dedi\nKimi inanmadı senet istedi\nOl Şah'ım anlara elin gösterdi\nBudur ol Şah'ımız Ali dediler\n\nEvvel Ali idi sonra Vel'oldu\nYol erkan bir zaman batında kaldı\nUrum ellerinden nameler geldi\nBudur Hakk'ın doğru yolu dediler\n\nPir Sultan Abdal'ım Şah'ım velidir\nCihanı bürüyen anın nurudur\nŞüphemiz yok Hak Muhammet Ali'dir\nBilmeyene Mülcem soyu dediler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırıncı Muammer'in Yeri",
        "poet": "Şahin Karadağ 1",
        "poem": "\n\nFırıncı Muammer’in yerindeydik dün.\nSıra sıra taze ekmek ve rafları,\nKapı önünde Erzurum mermeri; \nTente altında masalar nemli hava, \nÇaymatik köşede çaylar bedava. \nİkişer büyük duble çay, \nPlastik bardakta, ama olsun.\nSiparişlerimiz de geldi; \nTentenin altındayız ve dışarıda,\nHafifçe çiseleyen yağmur,\nVe Antalya’da mevsim İlkbahar.\nYiyin.\nAsit denizinde pideleriniz,\nBayram etsin mideleriniz.\nYakında Akdeniz; \nAkdeniz Ekmek.\nEkmeğe özlem,\nServiste Özlem.\n\nŞahin KARADAĞ (12.03.2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırfirik Adam",
        "poet": "Salim Erben",
        "poem": "\n\nGüller büyütüm dikensiz\nHatıram olsun dağ başında\nKalbin tam orta yerinde\nBir kurşun \nÖmürümce unutamam içimde\n\nSevdiğim bütün serseri nefesler\nİhanetin kol gezdiği yerde \nVur kaç taktiği \nİşte yine aynı muhterem \nAynı sahne aynı ipte \nNedense hep böyle olur \nkış mevsiminde\n\nNazilere benzer sefil yaratık\nDost görünen  iblis\nLeş kargası şahinli tepe\n\nSen gün batımı karataş \nAl götür buralardan\nBaharda kırlara sepele\nKırılgan yanımı aradığımda\nSende bulayım \nDürüstlük abiden olsun ki \nBen sana tutuklu kalayım\n\nSalim erben\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırıldak gibi..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Politika..\n\nKıvır kıvırdır kıvırcık yünü\nDünyanın bir ucuna yayılmış ünü\nGeçmişi maziyi unutur dünü\nLafı döndürme fırıldak gibi..\n\nKarşısında duranın vay can haline\nYalan riya vurur diline\nSusmaz bulaştırır yüzüne gözüne\nLafı döndürme fırıldak gibi..\n\nAklına eseni dinlemez yapar\nGittiği istikametten yolundan şaşar\nHerkeze veriştirir susmaz sıralar\nLafı döndürme fırıldak gibi..\n\nSanki kralın o tek varisi\nYandaşları can yoktur gerisi\nNerede ülkenin demokrasisi\nLafı döndürme fırıldak gibi..\n\nDamarına basılınca sözün canbazı\nBağırdıkça susmaz çıkar avazı\nSaygı sevgi hani nerde tevazu\nLafı döndürme fırıldak gibi..\n\nTarih:25.08.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Firfirildak Dönünce Yalana Talana",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nCaresi yok ilmi ilgisi  iliskisi bilgisi becerisi kökü bagi özü itibari mahsusu münasipligi ulasimi erisimi kurumu kurgusu iletisimi yakinligi egimi yolu inisi yokusu yani yani yöresi asli asaleti düz bayir gece gündüz yaz kis demeden basit ve yalinlikla YASAM SEVGiSiNE dayali olan kisilik ve karakterlilikten cehennem olup; cin cinnet nefret kin cinayet garez gerilim kir kahir küfür lanet linc vahset karanlik mezhep etnik sehvet siddet tohumlarinin ÜRETME CIFLIKLERiNDE cogalmis büyümüslerle kapisip dögüsüp bogusup bilenip, ayrisacaksiniz dedi…..\nCatisacaksiniz buyurdu…\nYozlasacaksiniz emretti…\nSavasacaksiniz kükredi…\nParcalanacaksiniz bagirdi…\nBölüneceksiniz homurdu…\nSürüneceksiniz yirtindi…\nSürgünleseceksiniz homurdandi..\nSürüleseceksiniz fermanladi..\nDevrieceksiniz döküleceksiniz yikilacaksiniz ele güne evsiz barksiz ahlaksiz karaktersiz  yersiz yurtsuz bütün inancini güvencini özgürlügünü ekmegini toplumunu kökten kaziyip devamsizliga daim eden rezil rüsva dünya  küresel pazari bedavasinin belese hiclik yokluk piyasasinnca  tedarik, temin, tayin, tesvik ve tadavül edilmis mal ve mülkü olacaksiniz buyurdu emretti BOP….yalana harama talana tarumara örene verana tacize isgale kine ve nefret tohumlari ekip dümeni dönen insanlik ölümü degirmenindeki sessiz suskunluga uydurulmus uyusturulmus ögünlerden gününü ögününü nafakalanmaya mecbur ve mahkum (özel REKLAM nitelikli insanlik katilligi tetikciiginden öte baska isleviolmayan ulasim -iletisim araclariyla en sig  ve en kuru gürültülesme cöplügü eften püftenleri günün hayati karanliklara kaymis siddet-sehvet sarmaiyla can cekiserek icinde bütün insanlik yozlasmasini tasiyan yasam yorgunu sim siyahligi ölü gün gündemi olarak –ot cöp bal moda magazine saticilarinin yanisira üstü cikismayan küresel kalipli alisveris vitrinini Baskanlik`yahut Yeni Türkiye Anayasasi  gibilerle örüp örtüstürerek- güncellerken, asil dert deryasinda bogulup boguma anamerkezindeki dörtbirtarafi huzursuz dirliksizligi cevreleyip kusatilan YIKIM yerine konulan Türkiye gibi,  ilgili siradaki bekleyen Suud ve Iran arsivden cikarilip BOP ölüdevreler seansina sokuldu….\n`Acilimin mimari Öcalan, mütaahidi Erdogandir `diyen GEZi kagittan kahramancigina soyundurtulup AB mikro-foncusu akil-vekillendirilen Süreyya Sitki`nin isaret ettigi üzere…\nBaydemir….\nAsiret agalarinin, uyusturucu düklerinin, yikim fitnecilerinin, ayrisma tezgahcilarinin, bölme- parcalama soygun sömürücülerinin  ve Küresel savas silah ölüm zulum ilahlarinin ses tonuna göre kendini ayar edip Öcalanlayan piyona bagli bagimli  bozuk ayar baylayip beyleyen ve  `Erdogan`a  Kürdistan dedigi icin tesekkürü borc bilirim`  demekle belediyeleserek dogudaki tüm küresel katil kiyimcilarin özellikle körükleyip kiskkirttigi dogudaki mevcut  ic savas vitrin dekoriuna dair ` vaziyete yetisip el koymasi icin Birlesmis Milletleri göreve cagiracagiz`…bölünme parcalanma beyannamesinde bulunan Meclis ücretli Akil-vekil Baydemir ….\n`Ben ne diyorsam Erdogan onu yapiyor,onu siyaseten ayakta tutan benim cünkü `…diye taaaa zifiri derinden ve en koyu karanlikli zindan dipten, icat oldugu bütün Türkiye Cumhuriyeti birlik, dirlik, güven inanc,imar, bilim, beraberlik,kültür,birlik, özgürlük, ahlak, hak, hukuk,egitim, ulasim,akil, denge, sevgi, onur, irade, yurt,itibar, kisilik,ilgi, karakterlik gibi bütün deger bütünlügünü bozup darmadagin etmeye yönelik soygun, sömürü, vurgun, talan, yagma, taciz, siddet, nefret, yalan, yanis, haram, köle, kul, ahlaksizlik, hukuksuzluk,rezillik, rüsvalik, usaklik, dalkavukluk erbabi yiginti yikimlarindan kendini duyurup ildiren PEKAKA kovboyu ÖCALAN`in dönderip cevirdigi lambali feneri yanardönerlilikle herbiri ve bütün hepisi…\nVaziyete göre durum alan, duruma göre vaziyet uyduran Bogaz manzarali ekseriyet hinlik hainlik kahpelik züppeligiyle kendi kendilerine ceki-düzenek verdirterekten; Medya, Mafya,Tarikat, Tefeci, Bankci, Borsaci, Bölücü, Yarici; arsaci, Parsaci, Holdinci, Tüsiadci, Müsiadci,Rüsvetci, Talanci Siyasetci, Sigortaci,Tecavüzcü kalem kalem birim birim her türlü degerler yozlasmasini kendi cikarina uygun kitaplara uydurtarak…hepsiyle bir hepisi, en nitelikli hukuksuz kanunsuz kayitsiz servet saltanat ülke yikim avciligiyla BOP cikar ortakligina ` eskisini ortadan kaldirip kendimie göre yenisini ayarlayip uydurduk `ilanini beyan ettiklerine ayni yolun `dövüserek sevisen `yolculariydi…\nOysa sevgili ATATÜRK`ten adini ögrendikce onur ve itibar sahibi olan Baris, Özgürlük, Bagimsizlik, Güven, Sevgi, Hukuk, Adalet, Kalkinma, Onur, itibar, Yigitlik, Merhamet, Sevkat, Ilim, Bilim, Inanc,Yurt, Akilcilikla, bütün kramsar-cekinser kuskulu akil bulantilarindan uzak inanir güvenirligin neyaptigini nereye gittigini hangi niyeti güttügünü bile bile yapip gören yasama sevincini  tüm insan yakinligi yüreklilikle hayata ve huzura kavusturmaktaydi…\nVarligina birligine dirligine huzuruna hakkina hukukuna onuruna itibarina barisina sevgisine topragina insanina hayatini armagan eden ATATÜRK, gelmis gecmis tüm insanlik kazanimlariyla ve TÜRKLÜGE özdesmis bütün ölmez yitmez degerlerin nice  sevincli hüzünlü gecmisi gelecege adanmis EFSANE yasanmisliklarindan günümüze TÜRKIYE CUMHURIYETI adiyla miras kaldigi sevgili ülkemizin biz kadar nufus erbabi ve sevdalisiydi…\nBugün bu böyle olmaktan, yani bütün adini andigi toplumsal degerleri hiclik yoklukla esdegerlestiren `duruma göre vaziyet alanlikla ` servet, saltanat, asiret, zor, güc, bela, kiskac,  tarikat, tantana, korku, kin, karanlik, yozlasma,kayitsizlik, duyarsizlik,gösteris, zarar, yikim, ziyan cöplügünde insanlik kurakligi ekip bicen heveskarlikla güclü kuvvetli olmak icin Atatürkten ve Türkiye Cumhuriyetinden yan cizip, ters dönüp, yantiri yürüyerek  yalana talana vurguna soyguna sömürüye harama siddete cökmeye cürümeye kopmaya dagilmaya özülmeye nefrete sanala sahtekarli varip yerlesen kavga gürültülülügün yolundan yönünden gecip gidererek, aklinda yalnizca Hitler`den durumu öetleyen misalin BASKANLIGi ve Türkiye Cumhuriyeti`ni Pekaka küresel kimysal piyonuyla kirisip bölüseceginin Anayasasini uydurmaktan baska hicbirseye akil-vicdan yormayan Bop emir- buyruklu `ic catismalar `kabusunu yasamaktadir Türkiye….\nVe ayni emir.buyrugunsiraya dizilmis hizasinda Iran-Suud kivilcimi coktan tutusturulmus Yuro-amerika ISRAiL markali yikim tohumlarinin ekilip bicildigi kiyamet mahlinden SURiYE ve IRAK kederlli kderini devamla devralarak…\nCatisacaksiniz denildigine..\nBogusacaksiniz buyrulduguna…\nÖlüp ölüp öldüreceksiniz emredildigine…\nParcalanacaksiniz homurdandigina…\nBölüneceksiniz hirlayip gürledigine…\nYakilacak yikkilacak yokolacak soyulacak sömürülecek sürülecek ezilecek büzülecek dagilcak perem perisana talan tecavüz yurtsuzun yuvasizin kimsiz kimsesizi olacaksiniz katillenip kükrediklerine…\nCaresiz…\nTepkisiz…\nUmarsiz…\nBilgisiz…\nOnursuz…\nItibarsiz..\nIdraksiz…\nInacsiz…\nIradesiz…\nGüncesiz…\nGüvencesiz…hemen emredildigi yerde daha fisilti halindeyken havada kapip kapisan Suud ve Iran müslüman müslümana….\nAtatürkü olmadigi icindir bütün bunlara sebep ve hizla Atatürk degerlisi insanliktan yan cizip yön ve yol dönderdigi icindir, bugünkü yeryüzü küresel savas servet saltanat isgal talan vurgun soygun sömürü cellat cinayetliligi kendini en ayan beyan yerden `özgürlük baris demokrasi esitlik cart curt…` REKLAM sanal sogukluguyla insanligi ortadan kaldirip, hayata gelen herseyi dogduguna pisman eden dehset –vahset serbest piyasasi nietine dünyayi alip sattigi…\n\nSeyfi Karaca……..Aralik / 15\n iletisimi yakinligi egimi yolu inisi yokusu yani yani yöresi asli asaleti düz bayir gece gündüz yaz kis demeden basit ve yalinlikla YASAM SEVGiSiNE dayali olan kisilik ve karakterlilikten cehennem olup; cin cinnet nefret kin cinayet garez gerilim kir kahir küfür lanet linc vahset karanlik mezhep etnik sehvet siddet tohumlarinin ÜRETME CIFLIKLERiNDE cogalmis büyümüslerle kapisip dögüsüp bogusup bilenip, ayrisacaksiniz dedi…..\nCatisacaksiniz buyurdu…\nYozlasacaksiniz emretti…\nSavasacaksiniz kükredi…\nParcalanacaksiniz bagirdi…\nBölüneceksiniz homurdu…\nSürüneceksiniz yirtindi…\nSürgünleseceksiniz homurdandi..\nSürüleseceksiniz fermanladi..\nDevrieceksiniz döküleceksiniz yikilacaksiniz ele güne evsiz barksiz ahlaksiz karaktersiz  yersiz yurtsuz bütün inancini güvencini özgürlügünü ekmegini toplumunu kökten kaziyip devamsizliga daim eden rezil rüsva dünya  küresel pazari bedavasinin belese hiclik yokluk piyasasinnca  tedarik, temin, tayin, tesvik ve tadavül edilmis mal ve mülkü olacaksiniz buyurdu emretti BOP….yalana harama talana tarumara örene verana tacize isgale kine ve nefret tohumlari ekip dümeni dönen insanlik ölümü degirmenindeki sessiz suskunluga uydurulmus uyusturulmus ögünlerden gününü ögününü nafakalanmaya mecbur ve mahkum (özel REKLAM nitelikli insanlik katilligi tetikciiginden öte baska isleviolmayan ulasim -iletisim araclariyla en sig  ve en kuru gürültülesme cöplügü eften püftenleri günün hayati karanliklara kaymis siddet-sehvet sarmaiyla can cekiserek icinde bütün insanlik yozlasmasini tasiyan yasam yorgunu sim siyahligi ölü gün gündemi olarak –ot cöp bal moda magazine saticilarinin yanisira üstü cikismayan küresel kalipli alisveris vitrinini Baskanlik`yahut Yeni Türkiye Anayasasi  gibilerle örüp örtüstürerek- güncellerken, asil dert deryasinda bogulup boguma anamerkezindeki dörtbirtarafi huzursuz dirliksizligi cevreleyip kusatilan YIKIM yerine konulan Türkiye gibi,  ilgili siradaki bekleyen Suud ve Iran arsivden cikarilip BOP ölüdevreler seansina sokuldu….\n`Acilimin mimari Öcalan, mütaahidi Erdogandir `diyen GEZi kagittan kahramancigina soyundurtulup AB mikro-foncusu akil-vekillendirilen Süreyya Sitki`nin isaret ettigi üzere…\nBaydemir….\nAsiret agalarinin, uyusturucu düklerinin, yikim fitnecilerinin, ayrisma tezgahcilarinin, bölme- parcalama soygun sömürücülerinin  ve Küresel savas silah ölüm zulum ilahlarinin ses tonuna göre kendini ayar edip Öcalanlayan piyona bagli bagimli  bozuk ayar baylayip beyleyen ve  `Erdogan`a  Kürdistan dedigi icin tesekkürü borc bilirim`  demekle belediyeleserek dogudaki tüm küresel katil kiyimcilarin özellikle körükleyip kiskkirttigi dogudaki mevcut  ic savas vitrin dekoriuna dair ` vaziyete yetisip el koymasi icin Birlesmis Milletleri göreve cagiracagiz`…bölünme parcalanma beyannamesinde bulunan Meclis ücretli Akil-vekil Baydemir ….\n`Ben ne diyorsam Erdogan onu yapiyor,onu siyaseten ayakta tutan benim cünkü `…diye taaaa zifiri derinden ve en koyu karanlikli zindan dipten, icat oldugu bütün Türkiye Cumhuriyeti birlik, dirlik, güven inanc,imar, bilim, beraberlik,kültür,birlik, özgürlük, ahlak, hak, hukuk,egitim, ulasim,akil, denge, sevgi, onur, irade, yurt,itibar, kisilik,ilgi, karakterlik gibi bütün deger bütünlügünü bozup darmadagin etmeye yönelik soygun, sömürü, vurgun, talan, yagma, taciz, siddet, nefret, yalan, yanis, haram, köle, kul, ahlaksizlik, hukuksuzluk,rezillik, rüsvalik, usaklik, dalkavukluk erbabi yiginti yikimlarindan kendini duyurup ildiren PEKAKA kovboyu ÖCALAN`in dönderip cevirdigi lambali feneri yanardönerlilikle herbiri ve bütün hepisi…\nVaziyete göre durum alan, duruma göre vaziyet uyduran Bogaz manzarali ekseriyet hinlik hainlik kahpelik züppeligiyle kendi kendilerine ceki-düzenek verdirterekten; Medya, Mafya,Tarikat, Tefeci, Bankci, Borsaci, Bölücü, Yarici; arsaci, Parsaci, Holdinci, Tüsiadci, Müsiadci,Rüsvetci, Talanci Siyasetci, Sigortaci,Tecavüzcü kalem kalem birim birim her türlü degerler yozlasmasini kendi cikarina uygun kitaplara uydurtarak…hepsiyle bir hepisi, en nitelikli hukuksuz kanunsuz kayitsiz servet saltanat ülke yikim avciligiyla BOP cikar ortakligina ` eskisini ortadan kaldirip kendimie göre yenisini ayarlayip uydurduk `ilanini beyan ettiklerine ayni yolun `dövüserek sevisen `yolculariydi…\nOysa sevgili ATATÜRK`ten adini ögrendikce onur ve itibar sahibi olan Baris, Özgürlük, Bagimsizlik, Güven, Sevgi, Hukuk, Adalet, Kalkinma, Onur, itibar, Yigitlik, Merhamet, Sevkat, Ilim, Bilim, Inanc,Yurt, Akilcilikla, bütün kramsar-cekinser kuskulu akil bulantilarindan uzak inanir güvenirligin neyaptigini nereye gittigini hangi niyeti güttügünü bile bile yapip gören yasama sevincini  tüm insan yakinligi yüreklilikle hayata ve huzura kavusturmaktaydi…\nVarligina birligine dirligine huzuruna hakkina hukukuna onuruna itibarina barisina sevgisine topragina insanina hayatini armagan eden ATATÜRK, gelmis gecmis tüm insanlik kazanimlariyla ve TÜRKLÜGE özdesmis bütün ölmez yitmez degerlerin nice  sevincli hüzünlü gecmisi gelecege adanmis EFSANE yasanmisliklarindan günümüze TÜRKIYE CUMHURIYETI adiyla miras kaldigi sevgili ülkemizin biz kadar nufus erbabi ve sevdalisiydi…\nBugün bu böyle olmaktan, yani bütün adini andigi toplumsal degerleri hiclik yoklukla esdegerlestiren `duruma göre vaziyet alanlikla ` servet, saltanat, asiret, zor, güc, bela, kiskac,  tarikat, tantana, korku, kin, karanlik, yozlasma,kayitsizlik, duyarsizlik,gösteris, zarar, yikim, ziyan cöplügünde insanlik kurakligi ekip bicen heveskarlikla güclü kuvvetli olmak icin Atatürkten ve Türkiye Cumhuriyetinden yan cizip, ters dönüp, yantiri yürüyerek  yalana talana vurguna soyguna sömürüye harama siddete cökmeye cürümeye kopmaya dagilmaya özülmeye nefrete sanala sahtekarli varip yerlesen kavga gürültülülügün yolundan yönünden gecip gidererek, aklinda yalnizca Hitler`den durumu öetleyen misalin BASKANLIGi ve Türkiye Cumhuriyeti`ni Pekaka küresel kimysal piyonuyla kirisip bölüseceginin Anayasasini uydurmaktan baska hicbirseye akil-vicdan yormayan Bop emir- buyruklu `ic catismalar `kabusunu yasamaktadir Türkiye….\nVe ayni emir.buyrugunsiraya dizilmis hizasinda Iran-Suud kivilcimi coktan tutusturulmus Yuro-amerika ISRAiL markali yikim tohumlarinin ekilip bicildigi kiyamet mahlinden SURiYE ve IRAK kederlli kderini devamla devralarak…\nCatisacaksiniz denildigine..\nBogusacaksiniz buyrulduguna…\nÖlüp ölüp öldüreceksiniz emredildigine…\nParcalanacaksiniz homurdandigina…\nBölüneceksiniz hirlayip gürledigine…\nYakilacak yikkilacak yokolacak soyulacak sömürülecek sürülecek ezilecek büzülecek dagilcak perem perisana talan tecavüz yurtsuzun yuvasizin kimsiz kimsesizi olacaksiniz katillenip kükrediklerine…\nCaresiz…\nTepkisiz…\nUmarsiz…\nBilgisiz…\nOnursuz…\nItibarsiz..\nIdraksiz…\nInacsiz…\nIradesiz…\nGüncesiz…\nGüvencesiz…hemen emredildigi yerde daha fisilti halindeyken havada kapip kapisan Suud ve Iran müslüman müslümana….\nAtatürkü olmadigi icindir bütün bunlara sebep ve hizla Atatürk degerlisi insanliktan yan cizip yön ve yol dönderdigi icindir, bugünkü yeryüzü küresel savas servet saltanat isgal talan vurgun soygun sömürü cellat cinayetliligi kendini en ayan beyan yerden `özgürlük baris demokrasi esitlik cart curt…` REKLAM sanal sogukluguyla insanligi ortadan kaldirip, hayata gelen herseyi dogduguna pisman eden dehset –vahset serbest piyasasi nietine dünyayi alip sattigi…\n\nSeyfi Karaca……..Aralik / 15\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırıncı Baba",
        "poet": "Güven Tahtakıran",
        "poem": "\n\nFırıncı Baba\n\nElleri hünerli yüzü kederli\nGözleri buğulu uyku hederli\nAydınlık ümitli kara kaderli\nGecenin sırdaşı fırıncı baba\nÇilenin gardaşı fırıncı baba\n\nMekanı garibin durağı gibi\nEkmeği sıcacık yüreği gibi\nHammış yanmış pişmiş küreği gibi\nGecenin sırdaşı fırıncı baba\nÇilenin gardaşı fırıncı baba\n\nBir hayal ziyaret bayram gezisi\nDüşledikçe artar yürek sızısı\nHasret yumak yumak alın yazısı\nGecenin sırdaşı fırıncı baba\nÇilenin gardaşı fırıncı baba\n\nAlın teri göz nurudur sermaye\nAlışmıştır yüreğinden vermeye\nO layıktır gönüllere girmeye\nGecenin sırdaşı fırıncı baba\nÇilenin gardaşı fırıncı baba\n\n27/11/2002-Ulaş\nGüven TAHTAKIRAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Firkat",
        "poet": "Yavuz Eren",
        "poem": "\n\nEy  firkat! \n\nÖmrümde  duymadım  senden  daha  elem  lakırdı\n\nBeni ağlattın  diye  böbürlenme  ha! \n\nUnutma  bir de   Ahiret  var.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırında Pişirilen",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nAçık seçik \nBilgilere dayanmayan\nBir memeleket sevgisinin\nNe kadar köksüz,\nNe kadar\nVerimsiz olduğunu\nAcı acı düşündüm.\nÜzüntülü bir biçimde,\nDokunaklı olarak.\nAcı acı gülerek\nBeyoğlu'nun ilk\nIşıklarına baktı.\nKırıcı, üzücü olarak.\nÜzüntü içinde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-----Fırsat Avcısı",
        "poet": "Hüseyin Sönmez",
        "poem": "\n\nKimseye acımaz fırsat avcısı,\nKalbinde yoktur,ince bir sızısı,\nRuhunda yüktür dostun acısı,\n\nKaderin cilvesi,alın yazısı,\nBir yazılmaya görsün…\n\n20/5/2010 PERŞEMBE\nHÜSEYİN SÖNMEZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırlayacak Kalbim Dayanmıyor Nabız Sonda",
        "poet": "Orhan Kalaycı",
        "poem": "\n\nSarhoş etti gözlerin üstümden atamadım\nTutuldu dilim kendimi sana anlatamadım\nYaklaşıp kollarında gül gibi açamadım\nCesaret edip aşkımı ayaklarına saçamadım\nAşkın esir aldı kalbimi kaçamadım\n\nBaşkasına bakıp ihanet etmezki gözlerim\nYaktın ruhumu konuşmaz oldu dillerim\nSusuz bırakma aşkımı kurumasın güllerim\nIzdırapla geçer bundan sonra günlerim\nCesaret edip tutamadım titredi ellerim\n\nOklar saplanır sineme durmaz solda\nGözlerim kaldı aşkına giden yolda\nTarif et yolunu rehber olda\nFırlayacak kalbim dayanmıyor nabız sonda\nCesaret edip duramadım eridim karşında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtına",
        "poet": "İlyas Yağcı",
        "poem": "\n\nF ırtına hafiften sarmış denizi\nBalıkçı teknesi sallanır durur\nKasvetli bir hava yakar genizi\nSabah tüm tekneler sahile vurur\nFırtına hafiften sarmış denizi\n\nA kvaryum içinde kalmış gökyüzü\nGüneş söndürülmüş, ay vurgun yemiş\nFırtına ne zaman güldürmüş yüzü\nGecenin bebeği yıldızlar gitmiş\nAkvaryum içinde kalmış gökyüzü\n\nT ıkanır bedenin kalp damarları\nTarifi imkânsız sevdalar biter\nO vakit oynarım tüm kumarları\nGünahkâr bir ömür kaybolur gider\nTıkanır bedenin kalp damarları\n\nM akyajlı tarlalar, çay ve fındıklar\nGözümün gördüğü her yer yemyeşil\nNe bir arkadaşım ne tanıdık var\nSis çökmüş sahilde kalmışım sefil\nMakyajlı tarlalar, çay ve fındıklar\n\nA danır binlerce kefilsiz umut\nÖmrün son deminde ağlar mı hiç göz\nSon damlalarını yağdırır bulut\nGökyüzü kurtulur tutulunca söz\nAdanır binlerce kefilsiz umut\n\nK afesini kırıp kolay mı kaçmak\nGüneşi yakacak bir kibrit gerek\nBu kadar geç miydi gözünü açmak\nFırtına yakında elbet geçecek\nKafesini kırıp kolay mı kaçmak\n\nE n derin yaralar bile kapanır\nKıvranıp dururda dalga denizde\nBalıklar dibinde tutarlar sabır\nUtanmak kalmışsa birazcık yüzde\nEn derin yaralar bile kapanır\n\nR ize''nin göbeği canlanır sabah\nSahile vurunca cansız bedenim\nBana bir ruh daha verir mi İlâh\nSımsıkı sarar mı yoksa kefenim\nRize''nin göbeği canlanır sabah\n\nE ğrilir akasya bir yöne doğru\nFırtına sürekli aynı yöndedir\nBelki de İsrafil üflemiş suru\nYoksa bu denizin garezi nedir\nEğilir akasya bir yöne doğru\n\nS armaşık yükseğe sevdalı yaşar\nTırmanır kalenin duvarlarına\nBelki gün gelirde kaleyi aşar\nBu hırçın denizden kaçarcasına\nSarmaşık yükseğe sevdalı yaşar\n\nT akalar çarparlar artık kayaya\nBalıklar bu gece rahat uyusun\nGökyüzü yeniden kavuştu aya\nHer şey düzeldi de sen niye yoksun\nTakalar çarptılar artık kayaya\n\nE sme deli rüzgâr bir daha böyle\nRuhumu alacak yoksa Azrail\nÖlmem için çok geç, git ona söyle\nGönül oyununun zamanı değil\nEsme deli rüzgâr bir daha böyle\n\nC ezası verilmiş duygularımın\nArkamı dönüşüm hiddetli olur\nYerlere ulaştı kanı sırtımın\nİmkânsız sevdalar hep beni bulur\nCezası verilmiş duygularımın\n\nİ şte son otobüs ayrıldı gardan\nYalnız bir ben varım yolcu olarak\nKurtulurmuş kader fırtınalardan\nEy ölüm meleği yakamı bırak\nİşte son otobüs ayrıldı gardan\n\n\n"
    },
    {
        "title": " *** Fırsat Vermeyeceğiz ***",
        "poet": "Necip Küçük",
        "poem": "\n\nTürk, Kürt,  Laz  kardeş  kardeş  yaşarken\nBirden bire açılım çıktı  Ankara dan\nGarip kaldım, kendi yurdumda birden, \nBunlara fırsat vermeyeceğiz  Ankara dan\n\nYine mi toz duman alacak dağın başını \nAy Yıldızım  boran olacak çatacak kaşını \nBeş   gafil yüzünden kim silecek göz yaşımı \nBorana fırsat vermeyeceğiz Ankara dan\n\nSözde açılıma bende  varım diyemem \nŞimdilik sakinim, lakin harım diyemem \nÜtopik bir şaibesin, iyi niyetli diyemem \nNiyete fırsat vermeyeceğiz  Ankara dan\n\nBölünmek istenen ülkemden bin ah duyarım \nYine diriliş var bu özde  gurur  gurur duyarım \nKardeşi kardeşe kırdıracaklar kahır sayarım \nBölmeye fırsat  vermeyeceğiz  Ankara dan\n\nAlçaklığından evvel kokusu geldi yanıma \nHer taşı toprağı can katar bu canıma \nHainlerin alçaklığı dokunur  kanıma \nKatile fırsat vermeyecepiz  Ankara dan\n\nFeryadı figanım canı yüreklerde kalsın.\nSen nadide çiçek, kocaman bir dalsın. \nBense bahçıvanım  toprağında  cansın\nSoldurmaya fırsat vermeyeceğiz  Ankara dan\n\nHala yenmedin öfkeni atmadın kini. \nHırsın ile yaktın yıktın vatan sevgini. \nVatanımla tattığım yaşam zevkini. \nBozmana fırsat vermeyeceğiz Ankara dan. \n\nHerkesin gözüne baka baka yalan olur mu? \nHaykırsam bu gafiller kendini  bulur mu? \nBoş yere uğraşma Necip yurtsuz kalır mı? \nGafile fırsat vermeyeceğiz  Ankara dan\n\nNecip KÜÇÜK (30 Ağustos 2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtına...",
        "poet": "Halenur Kor",
        "poem": "\n\nFIRTINA...\n\nKapkara bulutlarla köpürüp savruluyor,\nYüce dağlardan esen, uğuldayan fırtına...\nTutmuş saçım, ensemden, yüreğim kavruluyor,\nTüm öfke, gazâbını sarıvermiş sırtına...\n\nGörünmeyen elleri, alev gibi dili var,\nBoyumu aşmış, çılgın sular gibi seli var,\nKalbimi pençe pençe tutmuş, sıkan eli var,\nSanki isyân ediyor, küsüvermiş bahtına...\n\nYakışmaz bunca öfke, ne sultâna,ne beye,\nNeden bunca ıstırap, anlatamam kimseye,\nToplayıp kederimi, üfleyeceğim ney'e,\nSanki boyun eğiyor, öfkesiyle aht'ına...\n\nDuymaz mı sözlerimden, derin acı, ıstırap,\nGörmez mi gözlerimde keder, hâlim pek harâp,\nMerhem ol bu acıya, sana el açtım Yarab! \nYıkıp gönül sarayım, oturacak tahtına...\n\nHâlenur Kor\n\n9/ 6/ 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırsat bu gece",
        "poet": "Hüseyin Bacanak",
        "poem": "\n\nBu gece, mahyalardaki lambalar yansın,\nBütün camiler müminlerle dolsun taşsın,\nZulmetten kurtulsun dünya, nur'a gark olsun, \nAf dileyelim rabbimden fırsat bu gece.\n\nSıklaştırılsın saflar, dönülsün kabe'ye,\nNamazlar kılınsın hulusi kalb'ler ile,\nResulullahın müjdelendiği bu gece,\nMağfiret sendendir Ya Rab affet bu gece.\n\nDua'lar ile Kur'anı Kerim okunsun,\nSelavatlar getirilsin müminler coşsun,\nZulüm gören müminleri Rabbim korusun,\nOnlar için yalvaralım, fırsat bu gece.\n\nDünyadaki müslümanlar tek yumruk olsun,\nAllah'ın nuru bütün cihanı doldursun,\nZalimlerin  sonu  için vesile  olsun,\nBunun için yalvaralım Hakka bu gece.\n\n        27.07.2006 Keçiören - Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtına",
        "poet": "Osman Serçe",
        "poem": "\n\nBir yaprak sararırsa dalında\nbir feryat kopar gönlümde\ntitrer gökgürültüsüyle birlikte\nsilinir içimdeki yeşillikler\nserilir yerlere\ngötürür ne varsa hislerimden\nbir başka diyarlara...\n\nBelki yeniden yeşerecek bir damlasıyla\ngeleceğe uzanacak coşkuyla ümitle\nkimbilir bir anda bitecek bütün umutlar\nufuktan bir güneşin doğup kavurmasıyla\nbir yaprak daha sararacak dalında\nyeniden bir fırtına kopacak\nbir feryat daha kopacak gönlümde\n                     13 Kasım 1993 - BUCA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtına",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nBütün ihanetlerin soruların cevapları tek bir yerde\nYanlış akan mecrada o suların çekilmediği tek yerde\nBir gemi kaldırmışlar bilinmeyen meçhula doğru\nÇok gedmez  denizde başlar meçhul Fırtına uğultusu\n\nToplasam önüme düşen hataların  gölgesini bir \nYaptıkları değil,yapacaklar korkunç akan bir nehir \nYine bir şeylere güvenmemek,güvenmektir tek şeye\nİzin verirse tanrım bitiririz sorunsuz yolculuğumuzu \n\nNerelerde tasarladınız gizli melanet bu yolculuğumu\nNe olacaksa olsun kırılacaklar kırılsın bitsin zülümünüz, \nPusuda düşman bekliyor parçalamak umudumu,vatanımı\nÇok gedmez  bu ülkede başlar kurtuluş Fırtına uğultusu\n\nİhanet Kürt açılımı gemisi yol alırken Anadolu okyanusunda\nİkinci bir gemiyi kaldırdılar yol alıyor Anadolu okyanusunda\nAdı Ermeni imiş ne melen şeymiş ihanet açılımı gemisinde\nYa istiklal ya ölüm kasırga fırtınası başlayacak Anadolu’m da\n\nHalil ÇOLAK 03.09.09\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtına",
        "poet": "Ayşe Ceyhan",
        "poem": "\n\nsebepsiz bir fırtına içimde\nalabora oluverir gemim\ngençliğim döner\nmasum bir çocuk ağlar zihnimde\nağlama diyemem\ndoya doya ağla çocuk\nbenim yerime de…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtına",
        "poet": "Ahmet Bayındır",
        "poem": "\n\nUçsuz bucaksız mavi sularda\nSenin olmadığın bu diyarda \nGece çöküpte kalbimin atmadığı karanlık sularda\nSimsiyah bulutlar üstüme geliyor\nFırtına kendini hissettirdi \nİçimde bir korku bir telaş\nİlk defa sensizdim..\nBenim asıl korkum aslında buydu \nAcaba demekten kendimi alıkoyamıyorum\nSensiz bu fırtına bu karanlık sular\nBeni senden koparacakmı..\nKorku telaş ve aklımda sen \nTanrıma dua etmeye başladım \nBenimkisi ölüm korkusu değildi\nSensiz kalma korkusuydu..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtına 2 / Sessizliğin",
        "poet": "Murat Tali",
        "poem": "\n\nbütün sessizliklerin içindeki sese\nyine bir sessizlik fırtınasına yakalandım \nne zaman kendimi düşünsem \nbir fırtına kopar günden \nne gidilecek coğrafya kalır \nne de dönülecek bir adres \noysa bütün seslerin çıktığı \nyerdeyim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtına",
        "poet": "Sefa Sürücü",
        "poem": "\n\nFırtına yüzümü okşuyordu soğukca\n Uğradığı yerde kopuyor,kızılca kıyamet\n Ardında bırakıyor bir büyük felaket\n Üşüyorum üşüyorum da sığınıyorum\n Sığınıyorum yorganımın arkasına\n Esip,gürlüyor fırtına\n Şimdi karlı dağlar ardında\n Sığınıyorum yorganın altına\n Ardında kulakları inleten bir seda\n Şimşek sedaları geliyor odamda\n Esip,gürlüyor fırtına\n Şimdi karlı dağlar ardında\n Gökyüzü bulutlu bir koyu siyah renkten\n Sanki beni çağırıyor bu deli fırtına\n Yollara bir sessizlik hakimdi önceden\n Sessizlik karıştı bu deli fırtınanın ardına\n Soğuktan bedenim titriyor,odamda\n Sığınıyorum yorganımın arkasına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtına",
        "poet": "Elvan Meral",
        "poem": "\n\nEy yâr\nİçimdeki rüzgâr ayırt etmez dost düşman\nİyi tutun esmeye başladığım zaman…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtına",
        "poet": "Gürkan Süzer",
        "poem": "\n\nFırtına koptu kopacak\nToz toprak arasında \nKaldı güzel şehrim\nGök delindi\n\t\tyere indi\nGün bile geçemedi\n\t\tbulutları\nO kadar alçaldılar ki\nSanki alnımız arşa değdi.\n\nİşte sonunda bitti fırtına\nNe bir gölge var\nNe de parlak güneş\nYavaş yavaş uyanıyor şehrim\nYeni bir geceye\nLacivert satenin altında \nEsmer teni ışık saçıyor.\n\n(Ankara,1.6.1993)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtına",
        "poet": "Abdullah Tukay",
        "poem": "\n\nBirdenbire kaplar etrafı dumanlı bir hava; \nKarlar uçar, serpilir, kar üstüne kar yağar.\nKar yüzümüze çarpar acımasız, göz açtırmaz.\nHer kara nesne bir kurt olur, yankesici olur.\nKan yemek istercesine, düşer yere donuk ay ışığı; \nKorkar ay sanki; ışığı bazen ak olur, bazen sarı.\nGün boyunca, sessizdi, ölü bir yılan gibi yol,\nAnsızın başlay iverdi fırtına, işte kötü olan buydu.\nYoksa, kurtuldu mu bağlarından KafDağı'nın devleri? \nDelindi mi yoksa, Tanrı 'nın sonsuz, büyük minderi? \nKar olup uçuyor mu yoksa, bu minderin yünleri? \nKoşuşarak can mı topluyor, Kaf Dağı 'nın cinleri? \nKarlar arasından bakarak söylenirim; ay güler.\nSanki, sıkıntıdaki fakire, köşkünden zengin güler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtına",
        "poet": "Atilla Çakır",
        "poem": "\n\nDalında yeşil yaprak ne güzelde duruyor\nHem alemi izliyor hemde yeşil Yaprağı alem\nKimi zaman dostu rüzgar gelir şiirini okur \nKimi zaman misafiri yağmur süzülürdü bağrından \n\nKara bulutlar elinde kırbaç Dönüyor semada \nTürkü söylüyor Yıldırım İsyan ordusu karargâhında \nKaçtım gizlenecek yerim yok kendimden uzaklara \nKoparacak seni dalından beni senden bu fırtına\n\nAtilla Çakır \n\n21/05/2015 Bakırköy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtına",
        "poet": "Hakkı Hakan Kaya",
        "poem": "\n\nDüşlerimdeki fırtınamdın,\nBeni sevdalara uçuran,\nBir rüya gibi geldin,\nVe yine öylece gittin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtına",
        "poet": "Zeynep Demirel",
        "poem": "\n\nBaşladı bak fırtına avaz avaz gökyüzü\nYağmur tüm günahkar bedenleri yıkıyor\nKapkaranlık dünya\nHer yerde kara bulutlar\nÇığlık çığlığa insanlar\nAşka sığınarak kaçmaya çalışıyor\nAŞK...Kutsal emanet..\nHiç değeri bilinmeyen\nTenlere sıkıştırılmış tutku\nAŞK! En büyük hediye\nGerçek varoluş için kendini yok etmek.\nBen varım demenin en deli şekli..\nAŞK! Masumiyetin en yalın hali\nBir bakışta saklanmış küçük çocuk,\nAŞK,hep aradığımız \nHiç bulamadığımız saflığımız..\nAŞK..İnsanlığımızı bizi günahlardan arındıracak\nEn gerçek duygu\nAŞK...Bu isyanları durduracak! ! ! \nGökyüzü susacak\nYağmur dinecek\nKara bulutlar gidecek\nİsyan ve çığlıklar bitecek.\nAŞK! Bir anlayan olsa..\nTutku ve özlem\nAvaz avaz sevgi\nÇığlık çığlığa ihtiras\nDeli gibi özlemek\nAklını kaybedip ruhunu bulmak\nAŞK insanın en güzel hali..\nYAŞAYANA AŞK OLSUN! ! !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtına",
        "poet": "Ercan Kuzu",
        "poem": "\n\nNe çabuk göçüyor\nbulutlar böyle\nbu ülkede\n...\n\n(Kasım 2003 -Schiedam)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtına",
        "poet": "Mehmet Lütfü Aydın",
        "poem": "\n\nKoşuyordu hoyratça, bulutları önüne katmış rüzgâr\nŞaklıyordu kırbacı; yarıyordu havayı, bölüyordu acımasızca\ndüğün pastası\n\nŞaşmıştı; şaşakalmıştı kara kara bulutlar\nKaplamıştı kara bir çarşaf gibi mavi gökyüzünü\nmatem havası\n\nŞimşekler çakıyordu göz göz; göz kırpıyordu havai fişekler\nUtanmıştı Venüs, bulutların ardında gizli\nyarin dudağı\n\nBir türkü tutturmuştu; gürlüyordu gökyüzü; gök gürültüsü\nHaykırıyordu avaz avaz, kulakları patlatırcasına\ndüğün şarkısı\n\nBirkaç damla düştü önce; ıslatmıştı hafiften bir toprağı\nBirden boşandı; sele döndü yağmur, kapladı her yanını\nyarin yanağı\n\nYorulmuştu, yorgun düşmüştü yağmaktan; dere tepe koşmaktan\nHafifledi, dindi sessizce; şimdi dinlenme vakti, uyku zamanı\nveda anları\n\nSabah...\nBeyazlara bürünmüş yeryüzü; beyaz kürkü  gizliyor kardan beyaz yüzünü\nBir dönse, baksa sizden yana; eminim göreceksiniz buğulu gözlerdeki hüznü\naşk ağrısı\n\nBulutlar çekmiş gitmiş; soyunmuş, çırılçıplak gökyüzü; unutmuş da sözünü\nUtanmış, ulak salmış kuşları; çağırıyor yanına, sunmak için özrünü\nbarış çağrısı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtına",
        "poet": "Ersoy Kocakuş",
        "poem": "\n\nHer şeyden daha muhtacım aşkına\nAklımdan geçen hep aynı fırtına\nO da seviyor, biliyorsun diyor\nEstikçe sürüklüyor beni sana...\n\nGözlerini kaçırma sevmiyorsan\nAçık konuş benim gibi cesursan\nHer şeye razıyım, bilinmezliktense\nBir daha da gelmem, susacaksan...\n\nNe olur bir şeyler söyle\nYalandan yaşatma beni böyle\nHayalimdeki kahraman değilsin de\nSeni sevmiyorum de, görmedim bile...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtına",
        "poet": "Serpil Öztürk 2",
        "poem": "\n\nİlk  defa  sığınmıyor  yüreğim  omuzuna\nNe  fırtınalar  atlattı\nAma  ilk  defa\nKendi  rüzgarından  kaçıyor\nBu  yürek...\n                               18.11.96 ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtına",
        "poet": "Fatma Karakoyun",
        "poem": "\n\nFırtınadan önceki sessizlikti gelişin\nKorkuyorum sahte sözcüklerden\nRüzgar’ın içinden gelen sıcak bedenim\nSana gelme diyemem\nYarınlara küskünüm\nSensiz geçen ömrümden bir parça var olan\nFırtınadan önce sessizlik\n                     01.11.2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtına",
        "poet": "Ahmet Şahin Soner",
        "poem": "\n\nFırıtna öncesi bir sessizlik vardir ya hani \nDalgasizdir deniz, rahatça yol alir gemi \nTek yaprak kimildamaz ya agaçta \nGünes yakar ya gözlerini \nIste öylesi bir anda yakalayi verdin beni... \nKeske hep sürseydi o sessizlik \nMüjdeledigi o firtina hiç kopmasaydi \nKeske Içim sarsilmasa Yüregim daralmasa \nBedenimi bu garip korkular kaplamasaydi keske \nBu denli kuvvetli esmeseydin \nYakip yikip her yeri, \nSonra da çekip gitmeseydin Keske...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtına öncesi",
        "poet": "Nevzat Özkan",
        "poem": "\n\nfırtına öncesinin\nsessizliği vardı.\nbir sessizlik \nbir sessizlik.\nsonra  gökyüzünü kara bulutlar sardı,\nbir karanlık\nbir karanlık.\nbir su damlası düştü\nsalına salına.\nbir gürültü\nbir gürültü.\nsular dalgalandı,\ndalgalar hırçınlaştı.\nbir martı uçtu\nçığlık çığlığa.\ngün ağardığında,\ndurgun sularda\nbir martı  yatıyordu\ngagasında \ndo re mi fa.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtına Çocukları",
        "poet": "Ahmet İnce",
        "poem": "\n\nburası yağmur ve deniz ülkesi\nözgürlük ve barışın sesi\nmavi ile yeşilin nikahı burda kıyıldı \nburda yazıldı hamsi ile mısırın aşkı\nfındık ile çay bu toprakta öpüştü\n\nşimdi\nözgürlük şimşekleri\ntekmeler karnını karanlığın\ninletir yeri göğü yıldırımlar\ndeğişim sancısıyla kıvranırken doğa \naralar bacaklarını bulutlar\nsalar suyunu aşağılara\n\no zaman biz \n            ıslanırız ezgisinde kemençenin\nyıkanırız bakışlarında hamsi gözlü güzellerin \nsavrulurken yeşil saçları sisli kıyıların \nyaşarız günahların gizli aşkların \n\nbiz fırtına çocuklarıyız\n               ömrümüz sularda\n                          yağmurlarda geçer\nen çılgın aşıklarıyız doğanın\n\ndeniz türküleri \n             horon havası\n                       hamsinin hoplaması\n                                             yansıtır bizi\n\normanların yeşil gülüşünden geçer sevgimiz\ndeniz mavisinde yıkanır umutlarımız \nbütün renkleri en hızlı biz yaşarız\ngeleceğin resmini en güzel biz yaparız\nçünkü biz\n           isyan türküleri yakan            \n                  karanlıktan aydınlığa akan\n                                   fırtına çocuklarıyız\n\n                                Ahmet İNCE\n                           03.04.2001-Trabzon\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtına-II (Göç Vakti)",
        "poet": "İlyas Yağcı",
        "poem": "\n\nMerhametin eline sığınıyor bir balık\n\nRize puslu, Rize kış, Rize parçalı bulut\n\nGar ana baba günü, mahşerden kalabalık\n\nDüştüm eline deniz, bugün beni sen avut\n\nArdım önüm makaslı, etrafım kapkaranlık\n\nSenin gözün de kalmış bir damlalık umut\n\nEline düştüm deniz, bugün beni sen avut\n\nUçurumlara kurar kartallar yuvasını\n\nBaşını kaldırıp bak nasıl da azametli\n\nEli titrek korkaklar alır gider başını\n\nBelki bir ben kalmışım gözü kara, zırdeli\n\nTersine döndüremez pişmanlıklar zamanı\n\nÇıkartıp atamadım bu ateşten gömleği\n\nBelki bir ben kalmışım gözü kara zırdeli\n\nKılığını karartmış gökyüzü, hep asabi\n\nSerçeler üçlü beşli nasıl da hoş serazat\n\nUzakta martılar var sırtlan sürüsü gibi\n\nÇığlıkları korkulu, denizin derdi afat\n\nÇok içerlemiş sanki dalgaların sahibi\n\nGömülüyor gözlerim deryalarına kat kat\n\nBen sevda peşindeyim denizin derdi afat\n\nRuj batağından çıkmış parıldayan dudaklar\n\nÖpülesi gerdanlar cezbediyor erkeği\n\nNe zaman uyku için hazırlanır yataklar\n\nKadınlar meşgul etmiş günah yazan meleği\n\nBana Azrail kalmış, bir de derin mezarlar\n\nDelinmiş, kaçırıyor adaletin eleği\n\nKadınlar meşgul etmiş günah yazan meleği\n\nYüzükler ve kadınlar parlar ayın şavkında\n\nYabani ormanlarda bir çift yırtıcı gözü\n\nBir şiir anlatırmış hayatı baştan sona\n\nGit, uğraşma benimle sivilceli büyücü\n\nEzilirken gururum kaldırım taşlarında \n\nSevda işkencesinin bak ağır olur öcü\n\nGit uğraşma benimle sivilceli büyücü\n\nDenizin erittiği kaya parçasıyım ben\n\nGökyüzünde parlayan yıldızların kâbusu\n\nKaçmalıyım buradan tez, fırtına gelmeden\n\nKirletilmeden aşkın, düşlerimin namusu\n\nOysa ki ölmeliydim ateş kalbe düşmeden\n\nGötür beni de yağmur varsa Allah korkusu\n\nKirletilmeden aşkın, düşlerimin namusu\n\nKaçanı kovalanan bir kentin sokakları\n\nVe seni hatırlatan üstüme sinmiş kokun\n\nErkekler boş bırakmış bu gece yatakları\n\nZemheride gidiyor, şimdi göç vakti kuşun\n\nAkbabalar gözlüyor şimdiden uzakları\n\nÇay kokulum hoşça kal, al Rize senin olsun\n\nZemheride yokum ben, şimdi göç vakti kuşun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtına ve Dalgalar",
        "poet": "Faik Ali Ozansoy",
        "poem": "\n\n-Çok kükremiş deniz, yine her dalga kalbime\nBir korku serpiyor; kaçalım… Eyliyor hücum\nHer dalgadan hayalime ehval-i muzlime.\n-Yok, sevdiğim, nasıl gülüyor hake bak mücum; \n\nBinlerce yıl tehacüm-i emvacı reddeden\nSahildesin… Niçin bu kadar korku, ihtiraz? \nOkşar bu dalgalarla bihar-i baideden\nUfk-ı tahayyülatını yüzbin peyam-ı raz\n\nSarsar ve dalga ruhunu azürde etmesin,\nSen fıtraten nücum ile tev’em değil misin? \nDeycür içinde sadme-i seyyale-i kurun\n\nUlviyyetiyle, dağlara çarpan bu dalgalar,\nTeblerze-i tahassüsüdür kalb-i unsurun; \nHer darbesinde hilkatin elhan- hissi var.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtınalar",
        "poet": "Pelin Topçu",
        "poem": "\n\nBir fırtına çıkar yüreğimde\nTenim buz gibi olur yokluğund....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtınaa",
        "poet": "Ümit Fatma Uçar",
        "poem": "\n\nGözlerim seni arıyor\nBitmeyen hasretiyle\nSensizlik bir fırtına\nSoluğum tükenmeden\nSaram dedim yar\n\nBelki de gelirsin\nGün batımı bir zaman\nYokluğa sararız\nUpuzun hasreti\ngünün kızıl çığlığıyla\nkaybolup gideriz\n\nÜMİT FATMA FIRAT\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtınadan Önce Sessizlik Olur",
        "poet": "Münire Aksaray",
        "poem": "\n\nBüyük aşkların çileli yoluyum\nHasretin sancısı kalbimden vurur\nSustuğuma bakma özlem doluyum\nFırtınadan önce sessizlik olur\n\nGecenin bir vakti kaçar uykular\nYüreğimde alev alev yangınlar\nSessiz sedasızca sarar duygular\nFırtınadan önce sessizlik olur\n\nİnsan gün gelir de bir gün yorulur\nSevda çağlayana yavaş durulur\nGünahın hesabı elbet sorulur\nFırtınadan önce sessizlik olur\n\nCanevini özlem yakar da geçer\nSevda dolu kalbin nasıl buz keser\nGönlünün bağında bir rüzgar eser\nFırtınadan önce sessizlik olur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtınalı Deniz",
        "poet": "Ahmet Aksoy",
        "poem": "\n\nDenizciler bilir en iyi seni\nEy fırtınalı deniz korkutma beni\nBen anlamam iskeleden sancaktan\nBen anlamam yelkenden pruvadan\n\nEy fırtınalı deniz korkutma beni\nBir kez düştü işimiz sana\nBırak devam edelim yolumuza\nEy fırtınalı deniz rahat bırak beni.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtınalar Senfonisi",
        "poet": "Murat Nail Güney",
        "poem": "\n\nVerecek hesabım kalmadı sana,\nSevdiğim herkese küstürdün kader,\nNeyleyim sürsemde saltanat şimdi,\nSon sefere bilet kestirdin kader...\n\nGündüzüm işkence geceler bitmez,\nBal yedirip zehir kusturdun kader,\nGençliğim elinde oyuncak oldu,\nNihayet köşeye kıstırdın kader...\n\nAğlayamam gözde yaş bırakmadın,\nBeni gurbet gurbet koşturdun kader,\nGayrı sitemimi çek ha babam çek,\nYanan yüreğimi coşturdun kader...\n\nAzığımı aldın aç koymak için,\nSuyumu kaynaktan kestirdin kader,\nSakin bir hayattı hep istediğim,\nBaşımda fırtına estirdin kader...\n\nAl şu canımı da muradına er,\nBeni yaşamaktan bezdirdin kader,\nKarar kılamadım bir dala konup,\nAvare misali gezdirdin kader...\n\nMurat Nail Güney\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtınalar Diyarı",
        "poet": "Rabia Barış",
        "poem": "\n\nFIRTINALAR DİYARI\n\nMısralarda dizi dizi imgeler,\nBitiriyor yüreğimi depremler,\nFırtınalar diyarında kalmışım,\nDürüstlük yok bozuluyor dengeler.\n\nRabia Barış\n\nŞİİR\n\nŞiir söz sultanı sözde bir inci,\nGönülde bir inci, özde bir inci,\nŞiir denmiş bu sevdanın adına.\nNağmede bir inci, sazda bir inci,\n\nRabia Barış\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtınam",
        "poet": "Mehmet Akif Tiryaki",
        "poem": "\n\nAlkış gibi geldi kulağıma sahile vuran dalga sesleri,\nHızlı yağan yağmur ve ikindinin sıcak nefesi,\nGün artık kendini akşama terk ettiğinde,\nGüneş ufukların ardına gizlendiğinde,\nAkşam ezanı hızlı hızlı seslendiğinde,\nSahili yürüdüm telaşsız, muntazam adımlarla,\nDaldım düşüncelere, ufak sandallarla.\nDenizde dalga vardı, kalbimde fırtınalar,\nYağmur sıklaştı, saçlarımdan omzuma aktı damlalar.\nGüneş ufukların ardına gizleniyordu,\nHüzün ve akşam sahilde dans ediyordu.\nYağmurun müziği ve dalgalar dansı hissetti,\nRuhumda tarifsiz bir manzara resmetti.\nBiten akşammıydı yoksa yağan rahmet neye delaletti\nBu tempo beni soğukta terletti.\nAlnımda, boşalan yağmur,\nSırtımda ter,\nRuhumda fırtınalar, dolanır geçer,\nSabretmeliyim her zamanki gibi \nBu terennüm de er geç biter, gider....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtınanın Ardından",
        "poet": "Bojidar Çipof",
        "poem": "\n\nHer fırtınanın ardından sessizlik olur\n\nBazen boşluk, bazen de hoşluktur olan\n\nVe yaşam yeni fırtınalarla devam eder \n\nDevinim süregelmektedir…\n\n(Bojidar Çipof  10 Ocak 2015  Yeşilköy)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtınalı Geçmişim",
        "poet": "Soner Temur",
        "poem": "\n\nsen içmeye kıyılmayan son sigaramın son dumanı \ngit gellerimin fırtınalı geçmişi\n sonunun kavuşmamak olduğunu bile bile  aykırılılıklardan \nçelme yercesine toz pembe ve kahkahalı gülüşlerim \niyiki yapmışlarım olarak kalacaksın.\n                 02 10 2005 pazar  dolma bahce sarayı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtınaya Direnen Çocuklar",
        "poet": "Ümit Fatma Uçar",
        "poem": "\n\nYoktu okul  servisimiz\nNe de bir yolumuz\nYürürdük kilometrelerce\nKışın tam bir çile\nKar fırtınası günün sürprizi\nDaldı aniden  içimize\nSavrulduk her yere\nSeslenmek ne mümkün\nBoğuluyorduk\nSürünüp toplandık\nKenetledik kolları\nTokuşturduk kafaları\nSekiz kişilik kümeye\nKurduk yaşam halkası\nSoluyorduk hep birlikte\nAynı havayı aynı duyguyu\nZorlandı nefesler\nTükendi  takatler\nBiraz oksijen gerek\nTepeden açtık aralık\nYenilendi nefesler\nBekliyorduk \nSon kalkan el müjdeli\nSavuşturmuştuk fırtınayı\nHep birlikte devirdik\nÜzerimize çöken onca karı\nYollandık evlerimize\nFırtına canavarını deviren\nBirer pehlivan gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fırtınanın Esişi",
        "poet": "Engin Çakar",
        "poem": "\n\n03.03.2015 - Salı - Engin Çakar\nHayatımızın fırtınaları vardır; ne zaman ne şekilde bizi yakalayacağını bilmediğimiz... İnancın getirdiği umudumuzla,fırtınanın esişi bizden daha az şey alır.Fakat aldığından çok verir,bir bakıma bizi hedefe daha çok yaklastirir.Amma ve lakin azim olmadan hedefe ulaşmak abes olacaktır.Azimli birey fırtınanın esişine aldırmaz, fırtınanın esişine ayak uydurarak o da bir fırtına olur ve önündeki tüm engelleri/setleri bir bir aşarak bundan fayda sağlar.Bunun neticesinde de zamanında  fırtınaya yol arkadaşlığı yapmış olmanın vermiş olduğu gurur,cesaret ve gayretle gelen duygularla hiçbir fırtınayı gözünde büyütmez ve fırtınadan aldığı rüzgârın kuvvetiyle deli bir rüzgâr misali esip gürlemezde önündeki engelleri iyi bilir ve ne ile karşılaşacağını sağlam tahminlere dayanaraktan az-çok bildiğinden onu ayakta tutan hayat çizgisinde daha emin yürür...\nİşte bu yazımda da fırtınanın estiği yönlere değinerek hayatımızın fırtınalarının aslında hiç de gözümüzde büyütülecek kadar olmadığını, aslında zorluklara ayak uydurmaya yardımcı birer klavuz olduğunu göstermeye çalışıyorum...\nFırtınalar arkadan esince hedefe hızlı varır mahlukat-ı beşeriye..önden esincede fırtına sonrası kişi daha cesaretli hale gelerek ileriye daha umutvar biçimde bakar ve her fırtına sonrası yıpranmışlık nüksetsede, kişi bu yıpranmışlığın sonunda maneviyatın getirmiş olduğu inanmışlıkla daha güçlü hale gelir..Lâkin maruz kalınan hiçbir fırtına hedefsiz/idealsiz olmamalıdır..Aksi takdirde önden de esse, arkadanda esse faydası kısa/değersiz ve bazende umutsuzluk içinde, hüsrana götürecek/sonu getirecek sebep  oluverir.Misyon ve vizyonumuzla hareket edecek olursak hüsrana uğramak diye bir tabir aklımızın ucundan bile geçmez.Şunu da belirtmeliyim ki önemli olan fırtınanın estiği yön değildir; fırtınadır ve elbetteki ruhumuz daki ölümsüz azmin getirdiği cesaret fırtınası/madalyasıdır; eğer ki fırtına yandan eserse yönümüzü/rotamızı olayın gidişatına göre ayarlamalıyız...Yani fırtınaya yön veren bizleriz.Bız neremize esmesini istiyorsak oraya döneriz ve yöneliriz.Bizlerin  bu konudaki hassasiyeti bir rüzgârın ruhaniyetine girmek olmalı.Olayların akışına kapılarak gerekirse fırtınayı dostumuz bilerek ileriye dönük adım atmak en muteber olanı olacaktır...\n(Hedef:Umudun getirdiği cennet) \n(Hedefsizlik/idealsizlik:umutsuzluğun     getirdiği isyan/cehennem) \nHayatımızdaki esen fırtınaların bizi hedefe yaklaştırması temennisiyle...\nSelam ve dua ile...\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Firuze",
        "poet": "Sinan Önal",
        "poem": "\n\nalıp başını giden bir gün \n\nsaçlarının ne kadar güzel olduğunu söylemek isterken korktum\n\nsayıların anlamını unuttum\n\nve sinemalarını aşkların \n\nilk politik olmuşluğum \n\ngidip gelen satranç taşları\n\niçlerinden en delikanlısı \n\neylemciliğim\n\ntoprak altında yatan güzel tarih \n\nyukarıya sürekli gökyüzüne bakar gözleri\n\nhiç akşam olmasın\n\ngökyüzü aşkını bir yelkenliye bindirip götürür\n\nTrabzon gibi sisli denizin ülkesine \n\nkaybolup gittin akşamla kol kola \n\nbelki yarın yolculuğun adı Firuze olur\n\ngökyüzüne inat \t\t\t\t\t\t\tSİNAN ÖNAL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fısılda",
        "poet": "Zafer Zengin Etnika",
        "poem": "\n\nYazma \n\nŞiirini ! \n\nKulağıma\n\nFısılda...\n\nTutmuşum\n\nNefesimi...\n\nSessiz bir \n\nGöç var içimde...\n\nKıpırdama / A Ğ L A M A...\n\n5 Nisan 2004   ' İçimin Kİtabı '\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Firuzeye Mektup",
        "poet": "Hacer Gezer",
        "poem": "\n\nFİRUZEYE MEKTUP\n\nBirazdan güneş doğacak,hava aydınlanacak.Bitmek bilmeyen gecenin sabahı öğütülen zamanda, ruhumda bedenimde bırakılan izler küle dönmüş enkazın altında yeni bir gün başlayacak. Yıllar boyu araladım tülü, saadet güneşi doğar mı içeriye diye. Beyaza inat katran karası Firuze…. İnsan anatomisinde ne kadar damar vardır bilmiyorum.Ama benim içimden kopan teller.Gün geçtikçe beni bin parçaya bölüyor.Göz pınarlarımdan akan yaşlar kuruyacak ve gün ışığına hasret kalacağa benziyor.Ağacı kurt insanı dert yer der atasözü.Çok doğru, dertler zinciri beni halkaların içinde aldı.Kopmuyor ki bir zincir kurtulayım çemberden.İçim acıyor, göğüs kafesim sızlıyor Firuze….Acılar vardır isot acısı…Hem tatlı hem acı. Acılar vardır yürek acısı dil yarası. Boğazım düğüm düğüm, şarkılarda türkülerde gider gelirim uzak diyarlara. Kara tren gecikir belki gelmez.Trenden inecek yolcum yok, halimi soracak bacım yok.Denizlerde boğulan mı.Kaderde mi deseler.Tabii ki dert deryasında derim Firuze…. Sükut altındır deyip susmaktan, kaz gibi tüy tüy yolunmaktan. Yazın yanmaktan, kışın donmaktan yoruldum. İyi niyet değirmenlerinde dönmekten. Geleceğin çizelgesini çizmekten. Evren ağaçlarında ki meyvelerin çekirdeklerini taşımaktan yoruldum.Yaralı ceylan olmama rağmen, kürek kürek toprak attım acılarıma.Alev alev yanan kalbime hançerler saplanırken sevgi bantları ile bağladım akan kanlarımı Firuze… Terk edilmenin acısı beni yiyip tüketirken açtım gözlerimi yüzlerce yüzbinlerce.. Her açıp kapatıkça unuttum hançer yaralarımı. Sevgi aradım Firuze… Her gecenin sabahı vardır. Elbette bende çıkarım gün ışığına.Bende unuturum acılarımı diye avunuyorum.Rütubetin koktuğu, güneşin görmediği, kuşun uçmadığı, kervanın geçmediği bir yerdeyim. Düşlerim kum taneleri gibi ufalanıp gidiyor.Öyle özledim ki dalına yağmur vurmuş bir gülü koklamayı.Dumanlı dağların sabır taşlarında.Kar yağarken mor dağların ucunda.Efkarım sert tütünlerde yıkanırken kinlendim karanlık gecelerde.Soğuk kaldırım taşlarına haykırdım. Kırık bir mızrak kurcalarken içimi. Yalnızlık içinde taradım kimsesizliğimi Firuze… Çiğ gibi yağar gözyaşlarım her gece. Göklerin tomurcuğumu yoksa yüreği geniş kristal çiçeği miydim? Kayboldum ayak izlerinde. Devleşen dalgalarla alabora oldum bir perdelik sahnede. Canımdan usanmaktan dallarımda solmaktan.Saçlarımı yolmaktan yoruldum. Musalla taşına konmak istiyorum. Konmak istiyorum Firuze…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fısılda Bana",
        "poet": "Feyzullah Evcil",
        "poem": "\n\nFısılda bana \nSadece benim duyacağım kadar\nUtanırsın biliyorum.\nGözlerime bakamıyorsan \nDön biraz\nİçinden kuş diliyle söyle\nMavi olsun kelimeler\nBen anlarım\nSeni seviyorum dediğini...\n\n11 şubat 2013 pazartesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fısıldadıklarım 12",
        "poet": "Aytekin Orhan",
        "poem": "\n\nBazı tarihler\nTarih içinde mekânlar\nMekân içinde saatler\nSaatler içinde yaşanılanlar unutulmaz…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fısıldandı Doğunca Bir Akit",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nHer gün ezan okunur, beş vakit.\nHepsinin de kılınır namazı.\nFısıldandı doğunca bir akit.\nCenazeye son mühür, namazı.\n\nZengin fakir sarılır bir beze.\nArda kalır evlat, mal ve servet.\nNamaz hazır, varisler müfreze.\nHayat kuştu... Ve uçtu bu devlet.\n\n\n21 Temmuz 2004 Çarşamba, Danimarka-Køge 23.59 *4+3+3\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fısıltı",
        "poet": "Neslihan Kacar ",
        "poem": "\n\nYeniden oluşuyor topraklar\nÜzerinde filizleniyor bitkiler\nSevgi ve umut kardeşken\nKıskanç nefret dost olmaya çalışıyor\nNefret kökünü salıyor en diplere\nSevgi ve umudun yeri küçülüyor\nSevgi ve umudun şarkısı \nNefretin lanetleriyle susuyor\nNefes alamıyorlar\nSevgi ve umut yeni topraklar arıyor\nPeşini bırakmıyor nefretler\nSevgi ve umut şarkılarını unutmuyor\nDansları ve şarkıları toprakları oluyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fısıltı",
        "poet": "Uğur Aktaş",
        "poem": "\n\nBir martı \nSoluğunu tuttuğunda geceye\nYakamozlarını döker kıyı taşları\nFısıldar İbrahim Musa’ya\nCennetleri kucaklayan sözlerini\nVe incileri\n\nBir martı soluğunu tuttuğunda geceye\nKolay değildir gül koparmak mutluluk devrinden\nTaş taş\nBahçe bahçe\nAğlar çocuksuz bir anne\nYol ağzında çürümüş titremeler\nMusa seslenir elçiler elçisine\nYani o elçiye\nYani bağrı yakan o sevgiliye\nYalvarışlar  şehrinde \nİyiden iyiye\n\nElçi taşır kelimeleri\nTaştaki yosunu/altındaki karıncayı\nBir sevinç basar ve bir kutsama\nAy yarılır hayretle\n\nYakamozlarını döktüğünde kıyı taşları\nDevşiririm karanlığında bir gecenin\nO kelimeleri yani martıyı\nSıcacık kalbini\nVe soluğunu\nTaşırım göğsümde bir ağrı\nİncilerden\nFısıldarım\nEsirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla\nDeniz köpüğüne ve zeytine\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fısıltı",
        "poet": "Furkan Selçuk Soylu",
        "poem": "\n\nÖlümsüzlük müjdesi, bir fısıltı rüzgarda\nKalbim doğumda belki, aklım hep son kararda\n\nOcak/2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fısıltı",
        "poet": "Ümit Anaç",
        "poem": "\n\nGeceler akar ama başka yerde de yanar! \nSana vuran ay, bende yarım ay...\nTam olup yıldızları esir alamadı.\nKaydı ama dilek tutamadım! \n\nDileğim gökte dedim,\nBulutlar gri haliyle yol verdi.\nArdında \"ay\" var dedim, yanlış anlaşıldım,\nBulut gay çıktı! \n\nDünya'nın yuvarlak oluşuna akan sohbetler,\nMaya'ların strateji hatasına dek sürdü.\nFısıldıyorum bak şimdi\nAma ay hala yarım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fısıltılar..",
        "poet": "Ahmet Kestek",
        "poem": "\n\nKulağımda fısıldayan notalar gözlerimden yaş olarak akıyordu. Ben mi kayıptım yada mısralar benimi arıyordu bilmiyordum. Sanki birşey ruhumu bedenimden ayırıyor. İçim ürperiyordu. Kulağıma giren melodiler beynimde oturup içki masasında sohpet ediyorlardı. Bende eşlik ediyordum düşüncelerimle. Meze yapıyordum eski aşklarımı, düşsel avuntularımı. Ben geçmişten çalıyordum, onlar bana gelecekten haber veriyordu. Dinle diyolardı. Sessizce dinle. Sessizliğin sana eşlik edişini, sessizliğin sesini dinle... sessizliği küçümseme. Sessizlik kendine açılan kapıdır. Ruhunu özgür kılacak, kendi hatalarını göreceğin aynadır. düşüncelerinde bırakacakların geriye dönüşünde yolun olacaktır..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fısıltılar Kenti",
        "poet": "Raif Bahtiyar",
        "poem": "\n\nyaşamın kıyısında yüzerken\nfısıltılardan geçilmez olur bu mahalle\nher tarafta fani avcıları\ndört yanımda asma katlı binalar ve bu fısıltılar\nderin derin nefe....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fişini",
        "poet": "Ömer Gündoğan",
        "poem": "\n\nFİŞİNİ\n\nBırak artık hacı hoca işini\nGavur törpülemiş azı dişini\nUyanık duralım dimdik ayakta\nDüşman Sonra çeker Türkün fişini\n\nİzin saptırıyor rakip bu günde\nSağı gösterip sol vurdular dünde\nSarhoş,berdoş, imam saf tutun önde\nHayra yorma şu batının düşünü\n\nEsaret görmedin eğilmez başın\nYabancıya karşı çatılsın kaşın\nDikkat etmez isen akar göz yaşın\nTek dişli cenavar keser aşını \n\nDarbeyi başarsa hain çetesi\nÇıkmazdı milletin bir daha sesi\nÖmer'im hemencik günün ertesi\nYakardı yurdumun dağın taşını\n\nÖmer Gündoğan\n6 Agus 2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fiskos",
        "poet": "Reyhan Tataroğlu",
        "poem": "\n\nevlilik\n                                          bir\n                                          dantel\n                                          gibidir\n                                          seyri\n                                          düğüm\n                                          sayısı\n                                          ile\n                                          ilgilidir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fişlediler",
        "poet": "Necati Keçeli",
        "poem": "\n\nGeldiğimiz yere bakıp\n    Birer, birer fişlediler\n    Hepimize lakap takıp\n    Birer, birer fişlediler\n\n    Özgürlük haktır diyeni\n    Biber gazı, su yiyeni\n    Baş açık pantol giyeni\n    Birer, birer fişlediler\n\n    Yürüyüş de yer alanı \n    Evin de maske olanı\n    Doğru yerine yalanı\n    Birer, birer fişlediler\n\n    Kuğulu parka gideni\n    Polise karşı geleni\n    Hısım, akraba, dedemi\n    Birer, birer fişlediler\n\n    Bilmez ne günah ne ayıp\n    Herkesten kimlik toplayıp\n    Tüm doktorları saptayıp\n    Birer, birer fişlediler\n\n    Tayyibe kin duyanı\n    Twitter dan haber salanı\n    Orda ki erkek, bayanı\n    Birer, birer fişlediler\n\n    Kuş bakışından sayımı\n    Kızan, kızancık toyumu\n    Bütün şehrimi, köyümü\n    Birer, birer fişlediler\n\n    Türkü, şiir her durumda\n    Yazdığın birçok yorumda\n    İzmir, İstanbul Çorumda\n    Birer, birer fişlediler\n\n    Necati KEÇELİ\n    İZMİR 10.07.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fıstıki Yeşil..!",
        "poet": "Ali Koç Elegeçmez",
        "poem": "\n\nBir sürü işim vardı, yerini şiir aldı.\nGözlerim gece-gündüz bilgisayara daldı\nNe belimden hayır var, ne de gözlerimde fer..\nHer boyayı boyadım fıstıki yeşil kaldı! \n\nVallâ, hanım bir aydır sesime hasret kaldı\nTıpkı bir arı gibi hep tepeme dadandı.\nBir elim onu kovar bir elim tuşa basar\nHer boyayı boyadım fıstıki yeşil kaldı! \n\nNe gözümde uyku var, ne evde huzur kaldı.\nEvin, dört bir yanını müsvette kağıt aldı.\nHanım çekip gidince gözüm kapıda kaldı \nHer boyayı boyadım fıstıki yeşil kaldı! \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fitnetus Karanlık Sugato",
        "poet": "Mehmet Kalay",
        "poem": "\n\nÜç erkek kedi yaşar, bizim evde.\nDağınık ve tozlu odalarda, kirli mutfakta dolaşırlar.\nTertemiz, ak pak.\nKah güler, kah ağlar sevgileri.\nHoş görü sahibidirler, kavga etmezler.\nKonukları, dostları, sevgilileri ruhlarını tazeler.\nMüzik içinde şiirler yazarlar, düşüncelerle.\nMum alevinde, tütsü dumanında.\nEşine az rastlanır dünyada, \nDostluğa, kardeşliğe yelken açarlar,\nBinbir dert ve tasa arasında.\n\n04.01.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fitne-i Ahirzaman!",
        "poet": "Cihat Şahin",
        "poem": "\n\nYadırgayıp çok şeyi, demeyin siz; ”bu nedir? ”\nBu ümmetçe beklenen; en dehşetli fitnedir! \n\nŞu fitneden etmişler; istiaze tüm selef,\nDeğil hala farkında; bu belanın çok halef! \n\nModa sanır(!)  bidati, hoşgörüyle karşılar(!) \nTaş devrine benzedi, tüm pazarlar çarşılar! \n\nHer sefihlik revaçta(!) yadırganmaz denaet! \nAlkışlarla kutsanır(!) bin bir türlü melanet! \n\nHer kesimde muteber, spor(!) diye top işi! \nOlmuş seyre müptela; ummadığın çok kişi.\n\nHatip çıkıp hutbeye, dua eder maç için(!) \nAmirleri çağırıp, demez; “vardır bir suçun! ”\n\nHelal kılmış faizi(!) kart taşıyor müftüler! \n“Zordur para taşımak(!) ne yapsın ki müftü(?) ” der.\n\nYapar artık program; şarkıcıyla, imamlar(!) \nSorsan şayet hocaya; kale gibi(!) iman var.\n\nSavruluyor ekranda; halka göre fetvalar(!) \nAlay konusu olur(!)  salahat ve takvalar! \n\nUmre yapar sosyete(!) hediyesi müskirat(!) \nOnlar için umreler; değişik bir seyahat(!) \n\nUçağından inmeden, tesettürden(!) sıyrılır! \nBir gün sonra diskoda; hemen yeri ayrılır(!) \n\nYarım hacı(?) olurmuş, bu haspamlar biline! \nAğlasam mı, gülsem mi(?) nadanların haline.\n\nHakkı tebliğ edersen; olur adı dayatma(!) \nDiyor bize dayatan; ”bana dini dayatma! ”\n\nGerçek dini yaşamak; oldu sanki imkânsız! \nKarşı çıkar yaşasam; vatanımda imansız.\n\nMünafıklar el üstü(!) kalburüstü(!)  oldular.\nDalalete yepyeni, modern(!) bir ad buldular.\n\nDiyaloglar(!) kurdular, rahip ile papazla(!) \nOldu tümü misyoner, gerçeğinden çok fazla.\n\nLağvettiler islamı(!)  haniflikmiş yeni din(!) \nKendine gel ey ahmak! Reddediyor seni din! \n\nKardeş(!)  diyor müşrike, tadil eder(!)  ayeti! \nKim namına gösterir? Bu gerzekler gayreti? \n\nHangisini sayayım? Tadat ile bitmez ki! \nHer derdime binler ah; çeksem yine yetmez ki! \n\nAteş tutmak avuçta, kolay imiş takvadan! \nKarşı çıkar yaşasan; din-i hakka çok nadan! \n\nBahsedilen günlerin, ortasına düşmüşüz! \nFırkalara ayrılıp, hak dini bölüşmüşüz! \n\nDâhil eyle ya rabbi; en müstakim olana! \nHidayet ver layıksa; ondan muaf kalana! \n\n    Cihat ŞAHİN\n  29.06.2010-İZMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fistanikisi Salkım Saçak",
        "poet": "Ignac Kunos",
        "poem": "\n\nFistanikisi salkım saçak\nSol böyrüme girdi pıçak\nBeni vuran bir yumurcak\n\nAç odayı kabadayı gireceyim ben\nSabır eyle benim yarım büyüceyim ben\n\nFıstanikisi biçim biçim\nÖliyorum senin içün\nBir şeftali başın içün\n\nAç odayı kabadayı gireceyim ben\nSabır eyle benim yarım büyüceyim ben\n\nFistanikisi ağır atlas\nAtlas iyneler batmaz\nBenim yarım bensiz yatmaz\n\nAç odayı kabadayı gireceyim ben\nSabır eyle benim yarım büyüceyim ben\n\nFistanikisi safı beyaz\nGeceler gündüzden ayaz\nSakın bana etme niyaz\n\nAç odayı kabadayı gireceyim ben\nSabır eyle benim yarım büyüceyim ben\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fitne",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nNefis fitnenin peşinde,\nBenim manevi leşimde,\nHakka hakikate düşman,\nSabit şeytanıın işinde,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fitneci Münafık",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nFitneci münafık yatar kalkar nafile.\nOndan bîzâr eder, öteki yüzü bile.\nMünafık zor insan, ifade gelmez dile.\nDünyası aydınlık, öbür taraf hep çile.\n\n15 Temmuz 2004 Perşembe, Danimarka-Køge 00.32 *6+7\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fıtrat...",
        "poet": "Şükrü Aktaş",
        "poem": "\n\n\nKimi güzel insandır, kimi insan güzeli \n\nSen ki; güzel insan ol, onlar insan güzeli \n\nYüzde güzellik geçer, geçmez güzellik ‘Söz’de \n\nFıtrat gerek insana, maya olmalı ‘Öz’de.\n\n(26 Şubat 2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fitneye Yol Açmak",
        "poet": "Mehmet Postallı",
        "poem": "\n\nHak etmeyenlere makam vererek,\nFitneye, fesada yol açılmasın.\nFikri bozukları masum görerek,\nZalimlere kanat, kol açılmasın.\n\nArifsen iyiyi kötüden ayır\nHaksıza meyletme, haklıyı kayır\nRabbim hazinenden açları doyur\nMuhannet kullara el açılmasın\n\nTatlı yoğurt çıkmaz, ekşi mayadan\nHayvan gelen, hayvan gider dünyadan\nİnsanlıktan uzak, ardan, hayâdan,\nYoksun olanlara hâl açılmasın.\n\nKöpek kudurunca sahibin dalar\nBakılmayan bağa dikenler dolar\nSon güze kalırsa açmadan solar; \nMevsiminden sonra gül açılmasın.\n\nGönlü zengin olan malı neylesin\nHer dem sevdiğine nazar eylesin\nMüslüman’ım diyen doğru söylesin \nHakkı söylemeyen dil açılmasın.\n\n 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fıtrat olmalı...",
        "poet": "Şükrü Aktaş",
        "poem": "\n\nKimi güzel insandır, kimi insan güzeli \n\nSen ki; güzel insan ol, onlar insan güzeli \n\nYüzde güzellik geçer, geçmez güzellik ‘Söz’de \n\nFıtrat gerek insana, maya olmalı ‘Öz’de.\n\n(26 Şubat 2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fıtrat Bağ, Bahçelerim",
        "poet": "Akdağ Ersoy",
        "poem": "\n\nUzun, ince ve gizli bir düşünce aklımda,\nKemirir zaman beni akrep akıntısında.\nBen kimim, neden-nasıl sorular kıskacında,\nFarkettiğim gerçek ki; fıtrat bağ, bahçelerim...\n\nEkm97 / Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fiyonklu Terör",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nBir ana sevgi yüreğini sarar sarmalarken belki de \nBir erkeklik taslayan zavallı görmüşse demiştir ki kendine \nBebeğin kıçına sardığı şu bezi geçirelim yüzüne…\n\nÇene bağlamaya şu cinnet hali bir sıkma baş masalı\nTürban terörü kadın erkek, ana baba, kardeş savaşı mı? \n\nAdem baba Havva anaya bez mi vermişti çeyiz diye? \nAllah kesilmeye bu sömürü kuduzluğu belki desem de\nDünya yörüngede dönüyor, havadayız hepimiz sadece\n\nBu türban şimdilik daha bir fiyonklu terör\nKuduzluğa karşı tek ilaç savaş mı denilmeli hep? \n\nBir kadın ağzından doğum yapsın bari\nO zaman çene altı bağlanır belki\nHizmet ver ki hizmetin adı olsun hani…\n\nHer başlanan olayın belirir daha hali\nTürban terörü bir çocuk laneti mi? \n\nSiyasetin türbanı siyasetin ruhu gibi\nİnsanı ticaret malı görmenin bu ihaneti\nBir kadın ticareti eşiği...\n\nBaşını bağlamayana buz gibi oldu işte yasak\nBöylesi madde olur muymuş hiç taslak? \n\nÖlünün çenesi bağlanıyor diye bilinir\nKız çocuğunu diri diri gömmeye sanki iştah sanılır\nBedenden ayrılan ruhun hesabı Allah’a varır\n\nSiyaset kuduz hastalığında mı mayalandı? \nİsa’yı çarmıha gersen de, erkeği diri gömsen de aynı işte kalıntısı\n\nDoğuş bir göçtür, ‘hür düşün’ özgürlüğünün özü \nYaşam, özgürlük terbiyesi bir sevgi bütünlüğü \nÖlüm, misafir birliğinde toplanan mutluluk yolluğu \n\nİstila için yedekte ne çok ahlarla kırılma hattı hazır\nLaf vurdurur kazmayı, vatan yüreğini kör ihtiras kazır\n\nBahane etmeye yetmez ki insana has kusurlar\nİntikam değildir bunalımda sivrilme, sıyrılma, kaçmalar\nVatan yüreği bu olanlar tarifsiz yaralar alırlar\n\nAfrika kıtası bu örnektir binlerce yıl esir yaşatıldı\nHem savaş denemesi, hem gücü yeten yetene saldırıydı\n\nSömürücü ülkeler bu tarihlerini hep böyle severler\nÜlke halkını hırs ile denetlemeye bu hazzı emdirirler\nDünya ama yörüngesinde dönüyor ey dikkat bilmezler\n\nBecerdiğin insanlık ayıbı\nFilistin, Irak, Afganistan, Afrika sen say daha sayamadığımı \nCanım daralıyor sıkma başımı\n\nDünya elimizde değil havada asılı desem anlar mı? \nAllah’tan korkmaz kuldan utanmazlara ilaç var mı? \n\nŞubat 2008\nDört mevsim zaten giydiriyor doğayı, canlıyı, cansızı\nDünden Allah'ın yarattığı her bugünün hep var daha yarını\nGiyimle yönetme çağı gibi bi'şey duyduk olalım mı?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fiyakalı Keder",
        "poet": "Ergün Hayyam Doğan",
        "poem": "\n\nFiyakalı bir keder de olsa,\nGülüşündür artık cennetim.\nGözlerinden daha büyük,\nDerdim yok benim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fiyaskosun!",
        "poet": "Erkan Gerenlik",
        "poem": "\n\nHadi filmi başa saralım.\nSen yine erişilmezi oyna. \nBense; sana sevdiğini söylemeye çalışan, \nAma buna cesaret edemeyen, \nGözlerine bakınca tüm bildiklerini unutan aptal aşığı... \nVe bu kez kesinlikle sana erişmeme izin verme! \nBüyük oyna rolünü, sıradanlaşma! \nSıradanlaşma demişken, sana birşey diyeyim mi? \nBenim sıradanlığım idare ediyorda, seninkisi çekilecek gibi değil. \nErişildiğinde tam bir fiyaskosun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fiziksel Harp",
        "poet": "Harun Tolga Peker",
        "poem": "\n\nBenimle el ele tutuş, sonra güneş tutalım, ay tutalım, balık tutalım...\n\nBiz seninle bir dünyayız, göğüslerin biraz bana Uzakdoğu. Dudakların oldukça kuru, dudakların oldukça Afrika. Nemlendirici bir yalanla öpüyorsun bazen beni, gözlerimde yağmur ormanları oluşuyor. Gözlerim gördüklerinden dolayı biraz Vietnam...\n\nKörpe bedenin kaç tane harp gördü? \nKaç ön sevişmeye arka plan olarak kullandılar seni? \nBu konuda biraz Türkiye oluyorsun, avuçlarında bir tutam nasırla savaşa gidiyorsun, İstanbul ensenden sırtına doğru kara bir leke oluyor, seninle aynı şehirde nefes almam diyorsun...\nIsrar ediyorum, ısrar, sıkınca patlayan bir akne gibi...\n\nDuygusal bir müzik duyduğumda içim dışım Filistin oluyor. Çocuğu gözlerinin önünde vurulan anne, bacağını mayına basarak kaybetmiş baba oluyorum...\nSeni düşünüyorum, seni düşünmek hiçte iç açıcı bir eylem değil. Sen tam donanımlı bir Amerikan askeri gibisin. Bir elinde kırmızı bir gül, bir elinde otomatik kalaşnikov. Gözlerine baktığımda evinde ki çocuğunu özleyen bir baba gibisin ama katilsin...\n\nAma seni seviyorum.\nSömürülmüş bir ülke kadar eksiğim. Sen bana vicdan de. Aklım sende, kalbim sende,ellerim sende, gözlerim sende ben bütün çıplaklığım ile sendeyim...\nBen bir kaç kere göç ülkesiyim.\nSen öpücükleri ile meşhur Fransa, sömür beni ruhumunn en derinine kadar...\nÇünkü; \nMuhtacım sana, yeni doğmuş bir bebeğin anne sütüne muhtaç olduğu gibi...\nBeni ellerinle büyüt dudaklarınla öldür ve ömrünün sonuna dek sol göğsünün üstünde taşı...\n\nHarun Tolga Peker\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Flamenko Dansı Bitecek mi?",
        "poet": "Özdener Güleryüz",
        "poem": "\n\nGüzelim İzmir Körfezinin batı kıyısında, Foça- Menemen- Çiğli\nÜçgeninin Ege ile buluştuğu noktada yer alan Gediz Deltası, 20 bin hektarı aşan yüzölçümüne sahip.\nİzmir Kuş Cenneti olarak da bilinen alanda yaklaşık 103 kuş türünün ürediği biliniyor.\nFlamingolar, sayısal açıdan da en önemli kuş türlerinden biri.\nKış aylarında bile bu zarif kuşlara deltanın değişik yerlerinde rastlamak mümkün.\nÖzellikle de Mavi şehir ile Çam altı Tuzlası arasında uzanan doğal kıyı bataklıkları, aralarında Flamingoların da bulunduğu pek çok kuş türünün üreme ve beslenme alanlarını oluşturmakta.\n\nZarif bedenleri, sıra dışı gagaları ve gösterişli renkleriyle görenleri büyüleyen bir görünüme sahiptir Flamingolar.\nÇiftleşme mevsiminde dişilere çekici gözükmek isteyen erkek flamingoların kafalarını sağa sola çevirerek yaptıkları hareketler Flamenko dansını andırır. Bu kur dansı sırasında zaman zaman ayaklarını yere vuran flamingoları izlemek büyük keyiftir.\n\nTürkiye, flamingolar açısından dünyanın en şanslı bölgesi.\n\nAvrupa’da az sayıda alanda üreyen bu kuş kış aylarını, Türkiye ve Yakındoğu’daki tuzlu dalyanlarda, tuz göllerinde ya da çamurlu arazilerde geçirir.\nBunlar arasında Ege ve Akdeniz’in belki de en önemli sit alanlarından biri olan Gediz Deltası’nın da özel bir yeri vardır.\n\nGediz Nehrinin denize döküldüğü alanda yer alan bu delta, her yıl 15 bin yavrunun ürediği Tuz Gölünden sonra ülkemizdeki en büyük flamingo üreme kolonisidir.\n\nKuraklığın tehdit ettiği sulak alanlarımızdan biri olan Gediz Deltası’nda 3 bin çift flamingo kaldığı tahmin ediliyor.\n\nDoğa derneği, Batı Akdeniz Havzası ölçeğinde hareket eden flamingoların dağılım davranışlarının anlaşılması yönünde 2003\nYılından bu yana araştırmalar yürütüyor.\nOnların elde ettiği verilere göre, flamingolar Çam altı Tuzlası’ndaki\nÜreme kolonisinde özellikle mart ayı sonlarında yoğunlaşmaya başlıyor. \nKolonideki flamingoların yarıya yakın kısmının orijini Türkiye iken,\nDiğerleri de, Fransa, İspanya ve İtalya gibi ülkelerden.\n\nKısmen göçmen olan ve koloniler halinde yaşayan flamingoların üremek için kullandıkları bölge Bern ve Ramsar sözleşmeleri ile koruma altında.\n\nKağıt üzerinde böyle bir koruma söz konusu olsa da Gediz Deltası maalesef canlı yaşamı için önemli riskler ve tehditler barındırıyor.\nBu tehditler arasında küresel ısınmanın tetiklediği kuraklık giderek\nDaha fazla ön plana çıkıyor.\n\nBunun yanı sıra bölgedeki plansız yapılaşma ile özelleştirme çabaları kuş türleri için diğer ciddi tehditleri oluşturuyor.\n\nKuşların üreme alanları dibindeki bataklık zemine dikilen toplu konut idaresi binaları,  108 bin su kuşunun kışladığı ve\n3 bin civarında yavrunun dünyaya gözlerini açtığı Gediz Deltası’nda\nDoğaseverleri ciddi ciddi ürkütüyor.\n\nAyrıca flamingolar için üreme sahası olan Çam altı Tuz işletmesinin\nÖzelleştirme sürecinde olması var olan endişeleri daha da arttırıyor.\n\nDoğaseverlerin burada sayılan tehditleri ortadan kaldırmaya yönelik çabaları sonuç vermez ise, maalesef Gediz Deltası ve oradaki flamingoları yakın bir tarihte talihsiz bir akıbet bekliyor olacak.\n\nDaha da kötüsü, bu kuşun neslinin tükenmesi, Bölgedeki diğer kuş türlerinin yaşamını da etkileyecek.\n\nBu da domino etkisi şeklinde bütün bir hayatı! \n\nÖZDENER GÜLERYÜZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Flash Haber",
        "poet": "Himmet Karataş",
        "poem": "\n\nSenin güzelliğinden \nBir gökyüzü yaptım çocuklara\nBu yüzden onlar \nHiçbir masala sığmadılar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Flamininus, Titus Quinctius, Roma Generali (MÖ 230-174)",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nBu çok\nYetenekli kumandan\nRomalılar tarafından\nMakedonya kralı\nFilip 5'e\nKarılınşı kazanılan\nİki zafer\nDolayısıyla anımsanılındı.\nAncak o \nDönemin Yunanlıları\nKendisini Antigones ve\nSinesefale yenilingilerinden \nBaşka bir\nŞey içilin anımsanılırlar.\nİkinci zaferi,\nMakedonya'nın Yunan\nŞehir devletleri\nÜzerindeki basılınkısına \nSon verilinmiştir.\nBu zaferden \nHemen sonra,\nKorent Stadyumu'nda\nBir toplantı\nDüzenlenileyen Titus,\nSpor oyunulunları\nBaşlanılamadan önce\nBinlerce Yunanlıya seslenilerek,\nBağımsızlıklarına Roma'nın\nGüvence verilindiğini\nİlan edilinmişti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fizik Tedaviden Hiç Fayda Görmemişim",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nSen umudu yitirme,\nFizik tedavini ol,\nŞahsım fayda görmedi,\nEdinemedi bir rol…\n\nFaydasız sayılamaz,\nElbet mutlaka vardır,\nVücutlar aynı değil,\nÇok kimse için kârdır…\n\nTarzım ki çok değişik,\nSpor zaten bilineni,\nDuruş pozisyonları,\nSıcak tutmalı teni…\n\n(2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Flemenko kadınım",
        "poet": "Mustafa Şen",
        "poem": "\n\nÇıplaktı dudakların ıslak ve pembe\nAteşli bir oruspuydu kalçaların \nDiri\nşehvetli\nAşk için yaratılmış memelerin\ndimdik ve alımlı \nbir kraliçe \n\nFlemenko kadınım\nErkekliğimi şerefine kaldırıyorum\n\t\t\t\tVAN-03\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Flora",
        "poet": "Attila Jozsef",
        "poem": "\n\nŞimdi iki milyarlar zincirlemek için beni\nBenden bir çoban köpeği yapmak niçin kendilerine\nFakat  iyilik, şefkat ve nicelik duyguları\nGöç ettiler onların dünyasından Güney'e.\nArtık ışık içinde göremiyorum bu dünyayı\nGöremiyorum, deney tüpüne bakan bir doktor rahatlığıyla\nDiz çöküyorum, haykırıyorum yenilgimi\nSevgilim, bir an önce gelmezsen yardımıma\n\nKöylü nasıl toprağa muhtaçsa\nYağmura, güneşe nasıl muhtaçsa, muhtacım sana\nBitki nasıl ışığa muhtaçsa\nVe klorofile, fışkırmak için topraktan,\nMuhtacım sana, çalışan kalabalık nasıl işe, ekmeğe,\nÖzgürlüğe muhtaçsa\nVe nasıl avuntuya muhtaçlarsa kuşatıldıklarında\nÇünkü gelecek doğmadı daha acılarından.\n\nBir köye nasıl okul, elektrik\nSu, taştan evler gerekliyse\nÇocuk nasıl gereksenirse oyuncaklara\nIsıtan bir sevgiye; \nİşçi için bilincin\nVe gözüpekliğin anlamı neyse\nYoksul için onurun; \nVe bulanık çocuklarına bu toplumun\nBir hayat çizgisi nasıl gerekliyse\nVe nasıl gerekliyse hepimize\nAkıl, uyanıklık, yol gösteren bir ışık\nFlora! Yüreğimde yerin işte öyle.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Flört",
        "poet": "Ahmet Yüksel",
        "poem": "\n\nAcısı içerde\nGözü dışarda\nİki murdar atakta...\nAile sıcaklığı\nSöner başka yatakta...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Flora İle Fauna İçin Romans",
        "poet": "Dinmez Er",
        "poem": "\n\nSular dinlencesinde orman derin uykuya dalmış\nYaprak kımıldamıyor yeşil denizinde koruların\nParklar bahçelerde çiçek kokuları doğayı sarmış\nLacivert atlas yorganına sarılmış yorgun deniz\nBalıklar bebelerine ninniler söylüyor dalgalarla\nAğustos böcekleri orkestrası konserin provasında\nRengârenk giysileriyle yılanlar çiftleşme dansında\nNazlı, nazlı süzülüyor nilüferler, zarif kuğular\nAltın ışıklarıyla ay yansıyor gölün aynasına\nKuytularda yıldızlar âşıkların üstüne yağıyor \nBaykuşlar gece nöbetinde, yarasalar devriye geziyor\nYuvada yavru kuşlar annelerinin kanatları altında \nRüyalarla süslü yatağında mutlu, mesut flora ile fauna  \n\nDinmez ER / Çeşme / 2012. 02. 23 / \n\nFlora: bitkiler dünyası\nFauna: hayvanlar dünyası\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Florya köşkü",
        "poet": "Zerrin Tayfur",
        "poem": "\n\nAtam bu gün köşkündeydim\nGezdim bütün odaları\nİzler aradım sizden\nDüşündüm uzun uzun\n\nHüzünlendim çook\nYatağını elledim\nCeketine dokunup\nResmini okşadım \n\nRuhunuz geziyordu sanki\nBiz geldik diye\nSevindiniz sanırım\nKarşılıklı gurur duyduk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Flu dünya",
        "poet": "Sezgin Emre",
        "poem": "\n\nKoyu renk yok\nÜstünden geçtim hepsinin fırçayla\nGüneşin önünde bulutlar\nHava sisli\nMavi mavi değil gökyüzü\nHer yer camın arkasında\nGözlerim gri bakıyor\nDeğişti artık\nFlu dünyam\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Flüt Çalan Çocuk",
        "poet": "Kıymet Sönmez",
        "poem": "\n\nSokakta flüt çalıyor çocuk\nBir kağıt yazmış önüne\nOkul masraflarım için diye\nYanında kitapları duruyor,\nAğzı yorulunca flütü çalmaktan\nKitabını açıyor önüne \nO kalabalıkta ders çalışıyor\nBu çocuk okumak için yapıyor bunları\nHerşey önüne serilmiş de\nAman okusun diye \nEtrafında pervane olunan çocuklar\nOnların bazıları da \nGörmüyor kendine verilen nimeti\nTepiyor adeta\nOkuldan kaçıyor\nMarifetmiş gibi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Foça/ İzmir şiirleri (3)",
        "poet": "Esel Arslan",
        "poem": "\n\nSen hiç ağladınmı? \n             Gözyaşlarını akıttınmı yerlere? \n             Ağladınsa böylesine,\n             Silenin varmıydı? \n             Acılar denizi gibiydi yaşamımız,\n             Hüzünlerse küreksiz sandalımız.\n             Takıldık ama,\n             Yinede düşmedik,\n             Kahırları,\n             Yüreğimizde erittik,\n             Okan Becerik,\n             Galiba,\n             Biz bu hayatı beceremedik.\n\n                                                  Foça/ İzmir-2006\n\n \n              Kimleri andık? \n              Kaç kişiyi aradık? \n              Kaç telefon numarası çevirdik? \n              Bir türlü,\n              Hayatın numarasını çeviremedik,\n              Üç kadehte beş kişi,\n              Beş kadehte yirmibeş kişi,\n              Bir günah gibi,\n              Sevdalarımızı sayıkladık.\n\n                                             Foça/ İzmir-2006\n\n               Parmagımda ki alyansın ışıltısı,\n               Yüreğimin parıltısıdır,\n               Derlerse ki,\n               Alyans imza nedir ki,\n               Derim ki,\n               Mühürdür,\n               Yüreğime basılan.\n\n                                                 Foça/ İzmir-2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fobi",
        "poet": "Hüseyin Fevzi Bir",
        "poem": "\n\nyalnızlık değildir asıl korku..o kadar ürkeriz yaşamdan..o kadar..\n\npeki nedir bu ürküntünün orjini merkezi..elbette bilinmezliklerdir..\n\nbaksana çinlilere hep gizemliyi oynadılar..bilinmezdiler hep..ecdadım hep o çin prenseslerini gönüllerinde tünettiler..lakin o kadar bilinmezdiler ve o kadar ürktüler ki hayattan uzaydan bile farkedilir oldular..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Foça/ İzmir şiirleri(2)",
        "poet": "Esel Arslan",
        "poem": "\n\nZırva ise bunlar,\n                 Kayda geçmesini,\n                 Sen istedin,\n                 Sarhoş muhabbetide sayabilirsin,\n                 Ama yaşadık biz bunları be yeğen.\n                 Umurumuzdamıydı  bu dünya,\n                 Boşvermişliğin peşinde koşarken,\n                 Zehir zıkkım gibi bir hayatı,\n                 Bal eyledik avuçlarımızda sıkarken,\n                 Biz iki gönül serserisi dayı ve yeğen,\n                 Hayatın ensesinden tuttuk,\n                 Ensemizi karartmadan.\n\n                                                                   17.08.2006-Foça/ İzmir\n\n                Foça'da balkon sefası,\n                Ayın şavkı vururken,\n                Şalgam suyuna,\n                Karşıda deniz,\n                İnci mercan, dizi mercan,\n                Rakılar kadehte, Mercan,\n                Dört dublede kapattık hayatı,\n                Geceyi dinliyoruz,\n                Olabildiğimizce sessiz,\n                Balıkçı motorlarının pata, pataları,\n                Gençler sahilde elele,\n                Yüreklerinde sevdaları,\n                Şen olasın Foça sahilleri,\n                Buradan dayı ve yeğen geçti..\n\n \n                                                  17.08.2006.-Foça/ İzmir\n\n \n                Bir gün terk-i diyar edersem,\n                Asla,\n                Ağlama,\n                İstemiyorum üzülmeni,\n                Çocuk,\n                Biliyorsun beni.\n                Ne umdum ne buldum,\n                Nerelerde kimlerle yaşadım,\n                Coşkuyu soludum, acıyı kaşıdım.\n                Hayatım bazen roman,\n                Bazen kısa hikayelerdi,\n                Bana sorarsan,\n                Harika bir şiirdi,\n                Dünya ise,\n                Senin meşhur tabirinle,\n                Umurumda bile değildi.\n\n                                                                      17.08.2006-Foça/ İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Foça/ İzmir şiirleri (1)",
        "poet": "Esel Arslan",
        "poem": "\n\nSenin baban ölmüş,\n                Can Yücel,\n                Öyle diyorsun bir şiirin de\n                Benim de\n                Anam yok biliyormusun? \n                Anasızlık ne demek,\n                Anlıyormusun.\n                Ben her köşe başında,\n                Duraklarım, ağlarım,\n                Nerede bir analı çocuk görsem,\n                Kıskanırım, yanarım,\n                Bilirim, \n                Bütün analar benimdir ama,\n                Yine de özlerim\n                Ağlarım anama..\n\n                                                            17.08.2006-Foça/ İzmir\n\n               Koşma çocuk, koşma,\n               Şeker mi dağıtılıyor sandın,\n               Dağıtılsa da\n               Hayatın şekerini yiyemezsin,\n               Biber sürerler ağzına,\n               Anlamaya çalışma,\n               Çözemezsin.\n               Acılar ve tatlılar karışımı,\n               Bu dünya,\n               Bir çay kaşığı bal verir,\n               Bir kepçe dolusu acı yedirir,\n               Nedenler ve niçinler içinde,\n               Bocalar, koşuştururken sen,\n               Perde iner,\n               Hayat biter.\n\n                                                  17.08.2006-Foça/ İzmir\n\n             Çocuk,\n             Şair sanarsın beni,\n             Oysa ben,\n             Şair olamadım,\n             Karalamacıyım,\n             Satırları karalarım,\n             Ama,\n             İnsan hayatını,\n             Asla....\n\n                                              16.08.2006-Foça/ İzmir\n\n            Yaşam kendini sorgulatır,\n            Arada bir  aynalara bak,\n            Gerçek sanarsın,\n            Bazen gerçek bazen sanaldır.\n            Senin mi şeklin değişir,\n            Aynalar mı değiştirir şeklini,\n            Bilemezsin.\n            Bir yorgun gecenin ardından,\n            Bakarsın aynalara,\n            Bu benmiyim dedirtirler sana,\n            Bakakalırsın, \n            Tanıyamazsın.\n            Sonra,\n            Uyanırsın mutlu bir sabaha,\n            Yeniden bakarsın aynalara,\n            Şekil mi değiştirmiş,\n            Senin mi şeklin değişmiş,\n            Algılayamazsın.\n            Yaşam sorgulatır kendini,\n            Yaşamaksa aynalarda seyahat,\n            Bir yudum su içersin elinden,\n            Bin damacana tükürtür hayat.\n\n                                                          16.08.2006-Foça/ İzmir\n\n           Çocuk...\n           Öyle sevdim ki seni,\n           Bazen aydınlattın,\n           Bazende kararttın yüreğimi,\n           Evlatmıydın? \n           Dostmuydun? \n           Arkadaşmıydın? \n           Karıştırdım, bilemedim.\n           Kolayım da, zorum da,\n           Koştun girdin koluma,\n           Yoksun sandığım anım da,\n           Var olursun yanımda,\n           Bilirsin bütün düşlerimi,\n           Açmışım sana yüreğimi,\n           Ben kendimi bildim bileli,\n           Yeğen deli,\n           Dayı zırdeli...\n\n                                                                 16.08.2006-Foça/ İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Foça'da Bir Gün Batımı",
        "poet": "Hikmet Okuyar",
        "poem": "\n\nFOÇA''DA BİR GÜN BATIMIMI\n\nTüm sevdalıklarımın hayranığında..\nFoça güzelliğindeki özlemlerimi yüklenerek, \nFoça''da bir gün batımı ve bir kahve içimi.. \nBülbül yuvası kadar bir yer bulmak\nVe içinde bir ses bir nefes seninle olmak.. \nSeni duymak, seni solumak istedim ve geldim.\nŞebingülü sunumlarımla Şebinkale''den..\nPirimiz Abdi aşkına sen de bize gel, her istediğinde..\nDercesine..\nSeni duymak, seni solumak istedim ve geldim.\n\nKeşke bir de ben olsam doyasıya dediğinde \nSeni buldum, ellerini ellerime aldım.. şiir gibi.\nFoça''yı bana yaşatanlarla yaşadım \nözleyerek.. isteyerek \nİyi ki buradayım Foça''dayım diyerek; \n\nFoça görülmeden yaşadım denilmesin diyerek.\n\nÇıkma içimden, hasretimi dindireyim..\nAğlarına takılayım, mehtaba dalarken.\n\nYak, serinlet, hep içimde kal diyerek.\nFoça gecelerine.. \nBir Foçalı''dan, Foça şarkısı söyleyerek..\n\nTürkiye Sevdası kapsmında..\nŞiir Yorumcusu canları da unutmadan\n\nEge''de Bir Bahar Akşamı Şiir Dinletisi.. \nBeklentisi coşkusu yaşansın dilekleriyle\n\nLiseli gençlerin şiirle yükselen.. \nŞiirli,şuurlu umutlarına alkış tutarak\n\nEgeli ozanların deyişlerini\nAydın zeybeği arkasından \nKlarnet nağmeleri eşliğinde Foça''da..\n\nToroslardan yankılanan sezgileri,\nŞiirimin rüzgarı İlknurca dillendirilen ezgileri..\nŞiir prensesiyle güllübahçe yamaçlarında.. \nFoçalı gençlerden duyarak uyanmak istiyorum \n\nÖnce Foça''yı, Muğla''yı,  Aydın''ı, İzmir''i, Ege''yi.\nEge Sevdası ile tanıyarak yanmak isyiorum. \n\nFoça''da Bir Gün Batımı, ya da şafak sökerken\nBir bardak çay sıcaklığında.. \nGiresun simidi üstüne Şebincevizi tadında...\nŞebingülü sunumlarımla,\n\nFoçalı ile uyanmak istiyorum Foça'da..\nFoça'da Bir Gün Batımı özlemleriyle...\n\n10 Nisan 2009, Foça\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Folklor Şiire Düşman",
        "poet": "Cemal Süreya",
        "poem": "\n\nÇağdaş şiir geldi kelimeye dayandı. François Villon'dan, André Breton'a, Henri Michaux'ya bir çizgi çekelim, bu işin nasıl bir evrim sonucu doğduğunu göreceğiz. Çağdaş şairler kelimeleri bile sarsıyorlar, yerlerinden, anlamlarından uğratıyorlar. Bu böyleyken, bizde hâlâ folklora, halk deyimlerine şiirlerinde fazlasıyle yer veren şairlerin kısır bir yolda oldukları sanısmdayım. Çünkü folklorda şiirin bugünkü entelektüel niteliğini taşıyacak yeti yoktur. Halk deyimlerinin havası şiirin kanat çırpmasına imkân vermeyecek kadar dar bir havadır.\n\n   Bir halk deyimi içindeki kelimeler o deyimdeki anlam dizisinde kaynaşmışlardır. O kelimelerden o deyimlerdekinden ayrı işlemler, ayrı güçler aramayın artık. Çünkü donmuşlardır. Tek yönlüdürler. İşlemleri, güçleri, bir bakıma uyandıracakları çağrışımlar bellidir. Ne olsa değişmeyecektir. Bu kelimelerin meydana getireceği şiirlerle, mısralardan meydana gelen şiirler arasında pek büyük bir ayrılık göremiyorum. Çünkü ikisinde de şairin işi kelimelerle değli, kelime bloklarıyla oluyor. Oysa Braque'm resim üstüne söylediklerini şiire uygulamakta bir sakınca görmeyerek diyorum ki: Şiirde asıl olan 'hikâye etmek' değil, kelimeler arasında kurulacak 'şiirsel yük'tür; Braque'm lafıyla anekdotik değil, poetik. Çıkış noktamızı buradan alırsak, dosdoğru, folklorun şiir için kaçınılması gereken bir tehlike olduğu sonucuna varabiliriz. İşin nedeni şurada: Halk deyimlerinde yerleşmiş, birbirine bağlanmış kelimeler arasında yeni bir yük, yeni bir bağıntı kurmak söz konusu olamaz. Nasıl olsun ki, bu kelimeler zaten kıpırdamaz bir ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fokların feryadı",
        "poet": "Adem Kaptan",
        "poem": "\n\nAntartika kıtasıdır benim evim, \nHem beyaz hem gridir rengim\nDenizlerde ekolojik dengeyim\nKıymayın bize siz insanlar..\n\nSpor olsun diye katletmeyin bizi,\nDüşünün biraz gelecek neslinizi\nBiz tükenirsek denizlerde biter\nGelecek nesliniz nereye gider? \n\nKürkümüz için yok ederken bizi.\nDoğmamış bebekler bizimleydi,\nBebeklerimizde öldü bizlerle.\nBebeğini düşünüp öldürme bizi! \n\nAdem Kaptan\n21.12.2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fon Müziği",
        "poet": "Saygu Sezen",
        "poem": "\n\nAkşam üstü..\nZil sonrası okul çıkışları\nBir günü daha bitirdik birlikte\nÜç adım ötede lanet köşe başları\nİşte geldi ayrılık vaktide...\n\nHer gidişin bir uçurum oldu bende\nÇığlıklarımı boğdum gözyaşlarımda\nGömüldüm sensizliğe\n\nŞimdi yine gideceksin\nHayalet bakışlarım kalacak ardından\nSerseri gözyaşlarım\nBelki telefonun çalacak\nSabaha kadar onunla konuşacaksın\nBeni hiç tanımayacak\nAşkımı anlayamayacaksın...\n-----------------------------------\nYokluğun bende ölüm sessizliği\nSenden sonra hiç yaşamadım\nHayatım aşkına sadece basit bir fon müziği...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fonda Kardeşlik Türküsü veya Irak Yakın Artık",
        "poet": "Hayri Sarı",
        "poem": "\n\nFonda Kardeşlik Türküsü\n                   veya\n       Irak Yakın Artık\n\nkardeşlik\nkarında başlayan karında biter mi\nçıkılan yolun tozunda yiter mi\nkız ana olur çoğalır baca\nerkek baba olur çoğalır baca\n çoğaldıkça önlem alır raca\nyeni tanımlarla dolar yasa\nherkese, her keseye uygun \nkardeş \n bizim marka suyu içen\n sizin silahın kurşunuyla ölen\n bizim marketten alışveriş eden\nsizin silahın tetiğini çeken\n düğünlerde horon tepen \n halaylarla zılgıt çeken \ndili dilime, inancı inancıma uyan\nbirlikte ağlayıp birlikte gülen\nkızınca bıçaklayan, ölünce ağlayan\nişine gelince sırtımı sıvazlayan\nzorda kalınca ucuza satan\nçoğu kez güle güle güme giden\nkardeş\nLibya, Mısır derken Suriye kaynıyor\nkardeşlerde gelecek kaygısı\ngidiyor sultan, geliyor sultan \nkimi gidene kardeş, kimi gelene\ncami avlularında kara gözlüklüler\nbayrağa sarılı cenazelere bakarlar\ndillerde demokrasi dokusu\nsınırlarda hareketlilik\nkardeş kardeş ölünecek\nkardeş kardeş öldürülecek\n özgürlük gelecek\nherkesin elinde bir boru\npatlayanı, petrol taşıyanı, tüteni\nkartlar karılacak sokaklar kanadıkça\ntoplantı üstüne toplantı düzenlenecek\nyeni haritalar çizilecek\nkahramanlar birbirini kutlayacak\nbizim boru sahile inecek sevinci öteki kardeşte\nterziler yeni bayraklar dikecek\nçocuklar bulursa tabut öpecek\nyeni şehitliklere halk otobüsleri\nbayramlarda seferler düzenleyecek\ngüller dikilecek, dualar edilecek\nyeni sitelerde şenlenecek hayat \nhizmetler faturalanacak sular markalanacak\ncami, havra, kilise birbirine gülecek\nbüyük patron kızacak kıpraşma öyle\ndemokrasi ve özgürlük kolay mı böyle \n  kalanlarla yeni hayat kurulacak\n demokrasi kokusu kardeş korkusu\nkardeşlik hassas bir dengedir artık\ntabi en yüksek ücret sultanın hizmetlisine\nödenecek bedeller dünyanın neresinde olursan ol\nasgari ücret için kuyruğa girilecek \nkuyruğa girilecek lamı cimi yok\nher ortamda yeni sultana yakın kardeş gülecek\ndünya böyle, böyle gelmiş, böyle gidecek\nsokaklarda kardeş kavgası\nfonda kardeşlik türküsü\ndemokrasi, özgürlük hikâyesi yine\nırak yakın artık\n                                                         (25. 07. 2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "  ***OYSA,ÇİÇEK TOPLAMALIYIM ***",
        "poet": "Süleyman Altunbaş ",
        "poem": "\n\nOYSA,ÇİÇEK TOPLAMALIYIM\n\nÇiçek…\n     yarın biraz çiçek,\n          birazda  hayâllerime karşı nefesler \n              toplamalıyım…\n                 sadece çiçek ve nefesler…\n               söyle,bir nefes kaça bölebilir ki beni..?\n               sen kaça toplayabilirsin ki..? \n             bekleme artık,\n          çal kapımı…! \n      geceleri hasrete sarmayalım artık\n  arşınlamalar son bulsun kaldırımları\nbilir misin,kaç “arşın” kaldı sokaklarımda,\n            kaç mavi ezildi topuklarımda..? \nsoğuk bir yüzüm var yarına\n gülüşlerini sokaklarına sakladığım..? \n hadi,alacaklım ol bu günüme\n  sürükle beni ardın sıra gözlerimden…\n   hadi...! \n    kaçırma çığlığımı moloz yığınlarının köklerine\n     hafızanın sayıklamalarında su gibi iç beni\n      bir aşk melodisinde sallanan başın yap sevdamı\n       bir intihar gecesinin paranoyak saplantısı bil beni\n        sahi,\n         sabaha kaç hece kaldı dudaklarında,\n         bıçak gibi kesilen dizelerinde kaç kelime can verdi..? \n          şimdi adın kırılan kadehlerde yazılı param parça\n                                  ertelenmiş sancılarımı “git”lere ısmarladım\n                              kenetlendi çenem sıtmalı gülüşlerin esrikliğine\n                        şimdi sabaha dönen kıyametimsin izbe mahşerimin\n                     oysa,\n                 oysa “çiçek” toplamalıyım gönlüme …\n           sadece “çiçek”; gözüm bir ıssıza,başım arkaya düşerken\n      sadece “çiçek”…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Feruz (Agrostij)",
        "poet": "Safiye Turan",
        "poem": "\n\n##\n\nFidanımsın benim küçücük...\nEvimizin neş'esisin.....\nRabbim mavişimi korusun....\nUnutmaki bir meleksin....\nZulum keder senden uzak dursun......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "'  BİR GÜLÜŞÜN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI",
        "poet": "Süleyman Altunbaş ",
        "poem": "\n\n###___ \n\nNe zaman  mavi gülüşün düşse gözlerime,\nKanatlanır mavilerim Sana doğru\nRuhuma dokunur,\nMavi kelebeğim olursun ellerimde\nTebessümler mavi  mavi yayılır yüzümde\nYalnızlığım küfüyle kaçacak delik arar\nGelinciklerimin kırmızı-siyah renkleri maviye çalar\nRâyihan mavi mavi döndürür başımı\nPenceremde mavi mavi yakamozlanır güneş\nEskiden hüzün sarkarken,\nPerdelerimde şimdi,mavi mavi raks eder sırnaşık meltem\nÖzlemin,hasretin kilitli kalır gömlek cebimde\nÇepe çevre mutlu maviler sarar dört bir yanımı\nSol yanım mavi kan pompalar bedenime\n….\nHayâllerim maviye düşüyor artık\nSemâ mavi mavi iniyor yer yüzüne\nYalnızlığın serinliği köşe altlarına kaçıyor artık\nGökyüzüm,\nYeryüzüm,\nİçim,\nDışım,\nGülüşüm,\nSenindir artık ey mavi…\nÇünkü yârimin gülüşü düştü gözlerime:\nMavi mavi…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "' * ERİYEN ZAMANA BOYADIM GÜL GÜLÜŞLERİMİ**",
        "poet": "Süleyman Altunbaş ",
        "poem": "\n\n###___ \n\n\nGün batıyor….ufukta göç vakti…\n\nağustos sonu….\ngöç mevsimi gönüllerde parça parça havalanırken\nne gerçeklerin acıtıcı yüzü,ne de geleceğin endişesi..\nsadece en sağır susuş  kulaklarda\nen hüzünlü şarkılar mırıltılarda…\n…\nyine  duvarlar geliyor üzerime\nyine hasret vuruyor yüreğime\nyine özlem düşüyor geceye; \nduyulmayan feryatlar eşliğinde…\nyine Sensizlik çöküyor bedene\nyokluğunda avuntu kucağımda büyüyen özlemin\nsana koşuyor hep düşüncelerim gülümsemeyle\nözlemin kordon gibi ruhumu sıktığı şu anda…\nkendimi terk etmek istiyorum\nsevdanın yüreğine …\n\neriyen zamana boyadım gül gülüşlerimi…\nselam olsun size..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "' Karma Karışığım",
        "poet": "Süleyman Altunbaş ",
        "poem": "\n\n###___ \n\ngünaydın gece,\nsisli bir sonbahar gülüşünün öpen yanısın,yanağımı\ngüle güle mâsumiyet; göz yaşlarımla…\nkükürt renkli bulutlar  akar gökyüzümden\nkum fırtınasının içinden geçmeye çalışan seyyahtır  aşk bu yürekte…\nsenli renklerle gülümserim hayata\n             böyle kepaze…\ngözlerimden fışkıran yangınların alevinde seyret kâinatı\ngüne düşerken,saçlarımın rüzgârında,âyaz\ntenimde zalim,kontrolsüz titreyişler sızısı\n     harf harf\n        hece hece\n            cümle cümle\n               hücre hücre\n                  eririm sonsuz rüyâlara\n\npimi çekilmiş bomba ünlem duruşun karşımda\nyitiriyorum Sana doğru özgürlüğümü\nduyularımı prangalıyorsun parantezlerinle\nhınzır düşünceler can verir alev nefesinde\nhüznün çehresi kanarken yüreğimde,\ngülüşünün kozmik şifasıyla gül bahara dönüşür\numudun gölgesi çiçek çiçek menevişlenirken ellerde\nduvardaki maskeler artık yüzlerde…\n          yok olurum sahte sevginin kollarında\n\n             günaydın gece,\n                  ben geldim\n                       al beni \n                           karma karışığım..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "## Arsız Yalnızlık",
        "poet": "Süleyman Altunbaş ",
        "poem": "\n\n##___________ şafağın alaca karanlığında bu ıssız sokak lâmbasının altında, yüreğimin her çeperinde perde perde ağıt yaktım gidişine arsız mankenler arsız bir yalnızlık bulaştı ellerime Senden kopamayışın özlemleri bir avuç umut kırıntısı birer sivri hançer gözlerin ıslanan kirpiklerde birer ağıt; dinmeyen… şimdi vitrin camından sırıtan arsız yalnızlık gözlerime…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Safiye Turan",
        "poem": "\n\n#\n#\nHiç olmadığım kadar hüzünlüyüm bugün\nHicranımla başbaşa öyle kederliyimki.....\nEllerde her gün bayram her gün düğün\nGurbet....ah gurbet....öyle dertliyimki......\n\nUzun yıllar oldu ayrıldım vatanımdan\nHasret kaldım anama...babama...yurduma.....\nBiricik kızımda uçtu gurbete yuvadan\nTarih tekerrür etti..ne haldeyimhiç sorma....\n\nGurbet ateşi içimi alev alev yakıyor\nHasret...gene hasret...bu benim kaderimmiş....\nHiç bir tabib çaresini bulamıyor\nAllahım gurbet ne acı şeymiş.....\n\nSenelerdir her vuslatta çocuklar gibi sevindim\nAyrılık zamanı gelince ağlayarak yerindim...\nAllahtan revamıydı otuz sene ağlamak\nOtuz sene sonra yavrunu gurbete salmak....\n\nAna baba hasretim yüreğimde dinmeden\nŞimdi evlat hasreti torunlarda cabası....\nKaderim böyle imiş...ne gelirki elden\nAllah kimseye göstermesin gurbet acısı....\n\nKahrolası gurbet..keşke olmaz olaydın\nKor ateşlerle yaktın yüreğimi yıllarca....\nAlışmak mümkün değil..alacağını aldın\nBırak yakamı artık...üzdün ömür boyunca.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": ".9.Sen Değilsin",
        "poet": "Nehire Inaç",
        "poem": "\n\n\n\n\nVeda - Yeni Türkü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "' MAVİ DÜŞÜMSÜN",
        "poet": "Süleyman Altunbaş ",
        "poem": "\n\n###___ \n\n  ###___ \n\nyürüyorum mavi bir gülüşe…\nben sessizliğimin yalnız çığlığıyım\nbenim gülümde,\nşiirimde sen ol..! \nmavi düşüm de,\nmavi gülüşüm de…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Bu Vatan, Bu Bayrak, Benim Canım",
        "poet": "Şakir Alimoğlu",
        "poem": "\n\nBen bu toprağı, yalnız dudaktan değil, kalpten sevenlerdenim\nBu vatan, bu bayrak, canım, ciğerim, sofram, ekmeğim benim\nHem anam, hem babam, karım, kızım, oğlum, gardaşım, bacım benim\nBu vatan, bu bayrak, canım, ciğerim, sofram, ekmeğim benim\n29.10.2007 – Ankara\n\n_____________Âlimoğlu___________\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Formam",
        "poet": "Kağızmanlı Mehmet Kesen",
        "poem": "\n\nSaçların sarı gözlerin lacivert\nTam bir Fenerbahçe forması\nHem de çok sevdiğim bir takımın\nSen benim formamsın\nSarı laciverdimsin\nGiydiğim formalar senden almışlar renklerini\nSaçların vermiş sarı çizgileri\nTop gözlerinden almış laciverdini\nŞimdi anladım\nNeden bu formaları çok sevdiğimi\nÇünkü içinde sen varsın\nBen onları değil\nSeni giyiyorum seni\nKalbime içime ruhuma her şeyime\nSen benim formamsın topumsun\nToplar vefasız olur derler\nAma sen vefasız değilsin\nAyrılmazsın benden\nBütün formalar solar\nSen solmazsın\nBütün toplar eskir yıpranır\nSen eskimezsin\nSenin gözlerin parladıkça\nDalgalandıkça saçların\nKaybolmaz formam\nKaybolmaz sarı lacivert renklerin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Sevgililer Günü",
        "poet": "İsa Erkol",
        "poem": "\n\nBu gün sevgililer günü\nBu gün felekten bir gün çalacağım\nVe bu gün\nFarklı bir gün yaşayacağım\nNe adını anacağım\nNe maziyi hatırlayacağım\nHer zaman körkütük sarhoş olduğum meyhaneye uğramayacağım\nSon bir kadeh daha içebilmek için hayatımın zehirinden\nMeyhaneciyle de dalaşmayacağım\nKendimi sokaklara bırakıp\nZemherinin ayazında,\nIsınmak için bir köşe aramayacağım\nAy ışığına karışmayacağım esrarlı sokaklarda\nSabahlara dek hayalini de kucaklamayacağım\nKoyup başımı yastığa\nKabusların girdabında çırpınmadan\nDerin bir uykuya dalacağım\nŞiir de yazmayacağım en derin kelimelerden\nBeddualar kirletmeyecek dilimi\nHüzün şairi diyorlar; \nVarsın desinler\nAma bu gün hüzünü de yazmayacağım\nBu gün sevgililer günü\nSevgililer günün kutlu olsun bitanem\nSeni hala çok seviyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "For Me Love Is...",
        "poet": "Güçlü Sönmez",
        "poem": "\n\nFor me, love is salvation\nWhen lost in my dreams\nA source of inspiration\nFor you, love is complication\nGiving me something\nIs climbing up a mountain\n\nFor me, love's not obligation\nBut a gift I had\nFrom the seventh heaven\nFor you, love is isolation\nBehind your fears\nHiding all the beauties\n\nI know there's been pain\nAnd your heart's still soar\nBut I promise you\nThat I will never hurt you\n\nI know you have lived \nMany more years than I did\nBut I'm running fast\nLearning all the details\n\nİstanbul, Şubat 2000\n\n(Müzik: Cennet Erdoğan)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Form Üretiş Denemeleri.5",
        "poet": "Akın Akça",
        "poem": "\n\nGüzelliğe giden güzellikten gelir tabi amacı olan... (1)\n-1 satır boşluk\nBir güzel olacak, daha önce yaşanmışlar yüceltilecek; gün ve ün, (2)\nne kadar da farklı şeyler.\n-3 satır boşluk\n\nGüneş doğar; ün, yerinde sayar.\n-1 boş\nBir güzel olacak ki; (3)\n_______________eski şeyleri, aynı, kendisiyle yükseltecek! \n\n-2 boş\nAtatürk demişti ki, 23 Nisan ve Mayıs 19 gençlerin çocukların (4)\nyasa koyanlar ve top taşımak, sorumlu büyüklerin.\nBüyük sözü dinlenmez mi.\nÖyleyse, ne gerek var çıkar kavgalarına?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "'\"Formlar\" Yazım",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nFormlar\n\n“Biçim ve şekil” genelde görünümle ilişkilendirilir! 3. Boyut için form, şeklen ifade edilir! “Boyut” konusundaki yazılarımda bahsettiğim; her şeyin, hiçlikten tercih edilerek 1. Boyuta, tasarlanarak 2. Ruhsal boyuta, maddi alanda algılanarak da 3. Boyuta çıkması konusu önemli! \n\n2. Boyutta ruhsal tasarı alanı ya da levha-düzlemde “Data” konumunda olan bir etki, 3. Boyutta algılandığında bir forma bürünür! Ruh, bedene bürünür! “Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm”  Tüm ruhsal alandaki levhadaki data formundaki veriler, 3. Boyutta algılanırken 3. Boyutun formuna bürünürler! \n\nÖyle ki 3. Boyuta çıkarılmadan 2. Boyutta, levhada, algısı bile bilinen 3. Boyutun formuyla olur! Rüyalardaki 2. Boyuta dair algılamada şuur, dataya bilinen veya hayal edilen bir şekil vererek onu algılamaya çalışır! Mesela “Korku” algılamasında, önceden korku olarak zihne yerleşmiş bir canavar hayalde yaratılır! Sevinç ve neşe formları da 3. Boyuta dair şekillerle algılanır! Güzel ve neşeli ortamlar hayale gelir! Deneylerde, uyurken yüzlerine pamuk sürülen deneklerin çoğunun, rüyalarında bu etkiyi şekillendirdiği tespit edilmiş! Rüyalarında yüzlerinin derisinin soyulduğunu hissedenler çoğunlukta olmuş. \n\n2. Boyuttaki etki aslında bireyin kendi zihnindeki karşılığa bağlanıyor! Rüyasında veya uyanık halde yalnız ve zayıf his anında gelen “Korku” hissini 2. Boyutta algılayan zihin, 3. Boyuttan bir görüntü veya dokunma hissi oluşturuyor! Bu his ve görüntüyü de arşivinden alıyor! Küçükken dinlediği “Gulyabani” hikayelerindeki korkunç yaratıkları, aldığı etkiye göre hayalinden çıkarıyor! Buna dair bazı hisleri de (boğulma hissi, ezilme hissi)  yine arşivden alıyor! Rüya halinde olan için “Bağıramamak” da doğal! Uyku halinde bedenin iradi motor hareketleri, kısmen askıda çünkü!  Burada anlatmak istediğim şu; insan zihni nasıl kodlanır ise ya da nasıl hastalıklı veya sağlıklı etkiler ekilirse, o biçilecek! Bu ekim, inançlarla ya da ideolojilerle olabileceği gibi doğal yollarla etkileşimle de olur! Yani zihne (2. Boyut)  ne ekilir ise o 3. Boyutta biçilir! Zihnin alt yapısını şekillendiren inançlar ve alışkanlıklar, nesillere direk aktarılır! Hasat hep aynı formda olur! \n\nAv, üst formun alt forma hakimiyetini gösterir; kavga, aynı form içinde söz konusu! Benzer olanlar, aynı formda olanlar, kavga eder! Üst formda olanlar alt formda olanları ya avlar ya köle olarak kullanır ya da da ürün olarak yetiştirir! Bir üst formun yaptığı ziraat, tarlada ürün yetiştirmek veya çiftlikte hayvan yetiştirmeye benzer! Ürün cinsi çok farklı olabilir! Bazı et, süt gibi olabilir! Bazı da mesela akvaryumda balık gibi ya da süs hayvanları gibi bazen kedi-köpek gibi farklı amaçlarla olabilir! Yetiştiricinin amacını yetiştirilen bilmez! Çiftçinin nihai amacını ürün bilmez, bilmesi de gerekmez! Ürünün şuurlu olması gerekmez hatta istenmez! Şuurlu olan ürünler sorun çıkarır! Bu nedenle ürün alan yetiştiriciler, ürünlerde şuur gelişmesini de önlemek isterler. Av-avcı ve çiftçi-ürün ilişkisinden geniş bir anlam çıkarılabilir. \n\nHer şeyin birbiriyle bağlı olduğu bir evrende, av ve avcının da birbirine “Avlayan” ve “Avlanan” olarak bağlı olduğu görülür. Şuur önem kazanıyor yani şuuru gelişmiş olan, şuuru az gelişmiş olanı ya avlıyor ya da kendi maksadı doğrultusunda kullanıyor yani bir nevi “Dünya Tarlasında”, “Ziraat” yapıyor! Ürün ve çiftçi konumları, şuurla belirleniyor! Evrendeki mutlak adalet ise buna dair işliyor! Şuur alışverişlerinde aşırı gidenler için avlanırken av olmak söz konusu! Bu durumda şuuru en verimli şekilde ve evrensel adalete uygun geliştiren, kainatta kendi açısından \"Efendi\" konumuna geliyor! Evrensel adaletin işleyişine de muhalefet etmemiş oluyor! Şuurunun gelişimi kendi formunun da üst aşamaya çıkmasına yarıyor! Yani \"Zulüm\" etmeden gelişiyor! Zulüm neden oluyor? Şuurun alt formlara hakim olmasından aşırılık kaynaklanıyor bu da “Zulüm” olarak yansıyor! Dengelemek  “Adalet” oluyor! Adalet konusunu makro-mikro alanlarda da açmak mümkün elbet! Kuantum alandaki ince denge ile karadeliklerin evreni yutmasına mani olan denge, “Mutlak adalet” konusuna giriyor!\n\nSon tahlilde; bu konulardan uzak kalmak veya ilgilenmek kişisel bir tercihtir! Bu konularda fazlaca bilgili olmak da uygulama olmaksızın zaten sadece malumat olur! Dünya dışı varlıklar, uzaylılar ve bildik anlamda madde olmayan “Data” formlar konusundaki spekülasyonları anlamak için bu konu önemli! Her bilinmeyen uzaylı olmadığı gibi her uzaylı da bilinmez değil! Bu konularla alaka konusunda bir fıkra aklıma geldi! Çoban dağda koyunlarını otlatırken bir ressam gelir ve tuvalini kurup koyunları çizmeye başlar! Çoban, ressamın koyunlara bakıp bakıp bir şeyler yapmasına mana veremez; koyunları açısından endişelenir! Gidip ressama sorar; “Ne yapıyorsun? ”, ressam; “Koyunların resmini çiziyorum.” der! Çoban cevabı tam anlamaz ama sorar; “Davara zararı var mı, bu yaptığının? ”, ressam; “Koyunlara bir zararı olmaz! ” dediğinde çoban; “Davara zararı yoksa yapabilirsin! ” der!  Yani tam anlaşılmayan bir şeyin, en azından zararı olup olmamasına bakılabilir! \n\nAhmet Bektaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fotbol Çocugu",
        "poet": "Tayfun Kaplan",
        "poem": "\n\nÇırağı ve ustası,\nVe kafadan hastası.\nKöylüsü ve ağası,\nHepsi futbolun ası.\n\nYok futboldan yukarı,\nGenci ve ihtiyarı; \nKabağı ve hiyarı,\nHatta o huysuz karı.\n\nGenç ateşli bayanlar,\nÇarıklılar yayanlar; \nHerkes futbol yolunda,\nCiddi olmasa bile.\nHerkes vermiş elele,\nDertleri unutup da; \nMillet futbolla güle,\n\nAz çok milli şuur var,\nErciyes`te erir kar.\nHaziran`ın ortası,\nAğrır normalin başı,\nFutbola yan bakanın,\nOlur gözleri şaşı.\n\nYüzde yetmişten çoğu,\nKuzey, batı ve dogu; \nHepsi futbol çocuğu,\nFutbol denilen şey,\nTürkiye`nin başbuğu.\n\nYazan yolcu, not futbolcu.\n(Türkiyenin Korede ikinci geldi gün yazdim) \n\n(ziyaretci görüşlerini bu gün hakkında yazılanlara ekledim, okuyabilirsiniz)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Forum alanına kaydedemediğim...",
        "poet": "İsmet Barlıoğlu",
        "poem": "\n\nAdı Rıza Polat Akkoyunlu idi. Bir edebiyat öğretmeniydi –yanılmıyorsam-.\n“Güneyden Geliyorum Güneyden” isimli şiir kitabındaki şiirleri yeni yeni şarap içmeye başladığımız 17-18 yaşlarımız dönemine damgasını vurmuş şairlerdendi. Şiirleri mezelerimiz arasında ön sıralardaydı…\nYani bundan kırkbeş-kırkaltı yıl öncesinden bahsediyorum…\nŞiirlerindeki sevgilisinin adını anmazdı. O ‘na “Nokta Noktam” derdi…\nŞimdikilerin bir kız ya da kadınla bir gecelik maceralarından sonra donunun rengini ve tabii adını falan arkadaşlarına anlatan nesilden değildi…\n“Seni ömrünün en nazik yıllarını yaşadığın bir çağda\nbir Karadeniz kasabasında tanımıştım…\no günden buyana, herkesten kıskandığım adını\nanahtarı olmayan bir çekmecede gizli tuttum,\ndaha da tutacağım…” \ndiyordu.\n…\n“Nokta Noktam”\nDiyordu,\n\n“Dün bir dosttan bir mektup aldım; \nbenden bahsetmiş sana\nve sen ona:\n“unuttum artık O ‘nu”\ndemişsin…\nhem bu sözü gülerek, böbürlenerek, övünç duyarak söylemişsin…\ngüneş tekrar doğmayı unutabilir mi hiç? \ngönül ferman dinler söz tutabilir mi hiç? \nunutamazsın Nokta Noktam, unutamazsın…\nkan değil; tüküremezsin,\nruj değil; silemezsin…\ndişi dudaklarına dişimle kazdığım iki heceli erkek adını unutamazsın…”\n\ndiyen adamdı ve bizim o yaşımızda; satıla doldurup üstüne buz kırarak alüminyum taslarla içtiğimiz şarapların mezelerinden en makbullerindendi şiirleri.\n\nBir de Ümit Yaşar vardı, Karacaoğlan falan…\n…\nBugün, evimin mutfak balkonunda çilingir soframı kurmuş ve ilk kadehimi çekmişken sol gözüm aşağıdaki çiçekli bahçemizde bir hareketlenmeyi fark etti. Başımı sola ve aşağı çevirip baktım. İlgilendim ve bir şekilde seslendim. Başını kaldırıp sesin geldiği kaynağa yani bana baktı. El salladım ve onun duyamayacağı şekilde bir sesle merhaba dedim. Bakmaya devam etti. İlgisini çekmiştim ya da “Bu da ne ola ki? ” gibilerinden bakıyordu. Tekrar el salladım ve yumuşak sesle gelsene yukarı gibi birşeyler fısıldadım. Eşim evde yoktu, yalnızdım.\nBakmaya devam etti ve bir ara önündeki birşeyle meşgul olmak için işine baktı… Arkasından (kendi türünden bir başkası)   yavaşça yaklaşmaya çalıştı. Sanki korkutmak ya da gafil avlamak ister gibiydi. Onu fark etti ama umursamadı. Obiri de fark edildiğini anlayınca sinsiliği bıraktı. Benimki yine başını kaldırıp bana bakmaya başladı. Ben de karşılıksız kalmasın diye yine el sallayıp gelsene falan demeye başladım. Sonra düşündüm ki; nasıl gelecek. Binanın ana kapısı kilitli. Bahçeden uçup balkona, yanıma gelecek hali de yok ya diye… Ama o ısrarla bana bakmaya devam etti. Tabii ben de ona. Benim gözlerimle onun görüntüsü arasında mutfak balkonunun düzensiz sıralanmış demir parmaklıkları vardı. Ama bana gerçekten ve ısrarla bakıyordu. Ben yine el salladım ve fısıldadım gelsene diye…\n\nBir ara kapı çalındı, gelen kapıcıymış. Geri döndüğümde yoktu…\nSiyah-beyaz tüyleri vardı. (Yanlış anlaşılmasın; futbol fanatiği falan değilim. Sadece tarif için renk isimlendirmesi yapıyorum.)\nBir süre yokluğuna üzüldüm ve Rabinhranand Tagor ‘un ezberimde yanlış kalmamışsa şu dizeleri geldi aklıma:\n\n“Ağladım ve kendime sordum:\nNeden geri gelmiyor diye…”\n…\nOğlum internette kedilerle ilgili duyuru yapan bir mail almış. İkimiz de kedileri (hayvanları)   çok severiz. Dört adet kediyi sahiplenecek birileri aranıyormuş. Talip olmuş ve “ikisi de sana baba” diye bana müjdeledi…\nGelin görün ki; “Viran olası hanede evlad ü iyel” var. Bana dünyayı zehir eder. “Ya kediler, ya ben” diye posta koyar…\n…\nBazı kimseler sokakta ya da caddede yeşil giyinmiş bir çekici bayan gördüklerinde “Yaz geldi de bir yeşile basamadık…” diye laf atarlar ya. Benimki öyle değil, ömrüm boyunca (Derken; evlendikten sonraki ömrümden bahsediyorum)   bir hayvanı doya doya sevemedim, birlikte olamadım.\nBen de buna yanarım.\nBunu eşimden şikayet olarak almayın. O da (onlar da)  bir yerde haklılar ama…\n\nKeşke iki adet küçük kedim olabilseydi ve ben onlarla uykuya dalabilseydim…\n\nHayvanlar da sevgili olabilirler…\n\nİsmet BARLIOĞLU\nGaziantep 14/08/2005\n\nBugün yine gözgöze geldik. Kedim bana tav ben ona tav. Güzel bir gözgöze alışveriş…\nBen el sallayıp balkondan öpücük sesleri çıkarıyorum o da karşılık olarak sessizce miyavlama görüntüleri sergiliyor. Bu irtibat çok hoşuma gidiyor.\nOturduğum yerden (balkondaki çilingir soframdan bahsediyorum)   kendisine birşeyler ikram etmek istedim ama ona uygun, onun aman aman üstüne atılacağı bir şey yoktu. Meyve tabağı, turşu falan. Ekmek diye düşündüm, mutfağa girip ekmek kutusundan ekmek kopartmam gerekiyordu ama kedim/yeni sevgilim ekmeğe tenezzül edecek kedilerden değildi. Vazgeçtim. Oturduğum yerde aranırken meyve tabağımda, kavun dilimlerinin arasına attığım bir-iki parça Antep peyniri gözüme çarptı. Benim mezelerim hep kuş yemi gibi olur. Bir ısırımlık, bir ağızlık. Bir parçasını alıp hala bana bakmakta olan sevgilimin zeminine fırlattım. Koştu, buldu ve afiyetle yedikten sonra yine bana bakıp sessizce miyavladı… Bir teşekkürdü sanki…\n\nBirden aklıma eşimin fotoğraf da çekebilen cep telefonu geldi. Salona gidip telefonu aldım. Açmasını bile bilmiyorum ve beceremedim. Eşim peşimden balkona geldi.\n- Bu nasıl açılıyor? Dedim.\nBir süre açmaya çalıştı ve bu arada:\n- Yine kime telefon edeceksin? Diye sordu.\n- Telefon etmeyeceğim. Bahçedeki kedinin fotoğrafını çekeceğim. Diye cevapladım ve geciktiği için serzenişte bulundum. Bu arada kedim hala aşağıdan yukarı bana bakıyordu. O haliyle resmetmeyi çok arzuladım.\nTelefon bana verildiğinde ve bir şekilde yokladığımda resim hafızasının dolu olduğu bilgisini okudum. Kadıncağız çekmiş, çekmiş ama ayıklamamış. (Hemen hepsi öyle değil mi? ..) \nÇekemedim fotoğrafı…\nHanım içeri gitii. Ben de şımartmış olmamak için ikinci peynir parçasını atmamayı düşündüm ama onun o ısrarlı bakışlarına ve sessiz miyavlamalarına dayanamayıp ikinci parçayı da attım.\nHayret bir şey; bana, gözlerime mi kilitlenmişti, başka bir durum muydu bilemiyorum ama peyniri fark etmedi…\nBen de –sanki anlarmış gibi- elimle peynirin düştüğü yeri işaret ediyordum…\nO arada hanım dışarılık  kıyafetlerini giyinmiş olarak balkona gelip:\n- Sen kedinle ilgilenirken ben de bahçeye arkadaşlarımın yanına ineyim bir süre diye hem izin istemiş gibi oldu hem de bilgilendirmiş.\nOlurladım. O Uzaklaştı ben de kedime peynirin yerini hem elimle hem de sesimle tarif etmeye çalıştım. Hanım geri dönmüş ve bana:\n- Bana mı dedin? Diye soruyordu.\n- Hayır. Dedim. Kedimle konuşuyorum.\nUzaklaşıp giderken ağzından dökülen kelimeler:\n\n- Vahhhhh, vahhh… \nOtuzbeş sene böyle bir deliyle nasıl oturmuşum ben de ona yanarım…\nOldu.\nGaziantep, 15/08/2005-21:15\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fotoğraf",
        "poet": "Abdurrahim Karakoç",
        "poem": "\n\nResmine baktığım güzel kız, genç kız\nUnuttum, Unuttum, Unuttum seni..\nEski bir albümde durursun yalnız\nUnuttum, Unuttum, Unuttum seni..\n\nİki harf, bir imza, bir tarih; garip! \nBesbelli üçü de mutsuz, mustarip\nAklımı zorlama karşımda durup\nUnuttum, Unuttum, Unuttum seni..\n\nBilemem aradan geçti kaç sene\nMemleketin nere, kimsin, adın ne? \n'Hatırla' diyerek bakma yüzüme\nUnuttum, Unuttum, Unuttum seni..\n\n(Suları Islatamadım)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fotoğraf...",
        "poet": "Ali Efeoğlu",
        "poem": "\n\nAlbümdeki o sararmış fotoğraf\n             Çok öncelere götürdü beni\n             Babasının kucağında o minik yavru\n             Vallahi bendim,keyifli,mutlu\n\n             Çabuk geldi sonu o güzel günlerin\n             Anne baba aile düzeninin\n             Dede amca ve daha nicelerinin\n             Hatıraları kaldı yalnız bende\n\n             Çünkü geldi o insafsız felek\n             Acımasız bir sille vurdu bizlere\n             Darmadağın olduk hepimiz\n             Anne baba aile hak getire\n\n \n                    Ali Efeoğlu\n                    1991.germany\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fotbol Girgiri",
        "poet": "Tayfun Kaplan",
        "poem": "\n\nEgitimci vak, vaklar\nPorosefer denen akmaklar\nYönlendırir gençligi \nAyaklar ve bacaklar\n\nTelevızyon ve gazteler \nFutbol gırgırıyla dolu\nİlimdır, kurtuluş yolu\nSanayı ile yukselırsek\nKurtulur Anadolu \nOlmaktan avrupa kulu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fotoğraf",
        "poet": "Alper Koç",
        "poem": "\n\nSoğuk bir kış gecesi akla gelir pişmanlıklar\nElde var kitap kitap içinde fotoğraflar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Formül",
        "poet": "Arslan Alp",
        "poem": "\n\nOdanı gül yapraklarıyla\n+\nYatağını papatyalarla süsledim,\n+\nÜzerini sevgimle örttüm ki\n=\nEn tatlı rüyalar senin olsun\n\n2001, İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fotoğraf",
        "poet": "İbrahim İspir",
        "poem": "\n\nacemi gülüş sırıtır yüzü kara\nyanyana değiliz fotoğraf fulü\n\ntopla karanlığı gökyüzü\nçoğalsın harı güneşin\n\nbir kuş kelebek gibi yenlik\nve mermi kadar sesli\n\ndüşler ölü soğukluğunda\ntoplanır scak denizlere\n\ndağlar seslenir ovaya\nuğuldamaya başlar\n\nönüne geçilmez\nillaki düğün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Foto/Sentez",
        "poet": "Zafer Zengin Etnika",
        "poem": "\n\nSiyah beyaz oda\nDöküm kalıbı\nOrtasında yatak\nİçinde gülen bebe\nBir avuç şey bu ayrılık\n\nAlnına sürüyor sabahı\nCanım kalk\nKahvaltı zamanı\nGünde nasıl güzel\nBol çöp\nBol kedi\nAğaç dipleri su gölü\nBol ses\nBol sıcak\nCanım kalk\nÇayın soğuyacak\n\nTutar mısın elimden\nDenize girmeden\nSoğuğu görmeden\nMaviye ilişmeden\nSu çırpıt tenime\nSussun yangınlarım\nDeniz yanımda ağlarım\nCanım kalk\nMaviler soğuyacak\n\nŞiirler yazsan\nSana defterler alsak\nMenüler üstünde parmakların\nUnuttuğumuz anılar mı sandın\nCanım kalk \nÇocukluğum soğuyacak\n\nDokun ellerinle\nGözlerimi roma farzet  yak\nCanım kalk\nYazımız soğuyacak\nEylüle ne kaldı\nBir mevsim daha başlayacak\n\nCanım kalk\nIşık sarmış yüzümüzü\nGidip saklanalım\nDuymasın usta sesimizi\nÇaktırmadan okuyalım şiirlerimizi\n\n| Punduna getirince sevdiği denize söver..içinde yüzer..kafayı çok çekince içine işerdi..saçı sakalı hep uzun..kısa olsa tanımaz..deli derler uslanmaz\nmezarı şimdi sıcak..denize bakar biraz..kokusu gelir oyy oyy..küfrü devrim sevda |\n\ncanım kalk\naz büyüyelim\nşiir yiyip ölelim\ndeniz bizim deniz\niçini öpsek büyüyeceğiz\n\nağardı\niki iklim ortası\ngül dalında dikene sarıldı\nonlar ayrılmazdı\nayrılanı deniz almazdı\nkaraya vurduğu kusmuğu\nyeşili yosunu\ndeniz kestanesi ve kumu\no çocukların ruhu\n\ncanım kalk\ndeniz uyandı\nbiz büyürken mevsim yazdı\nelimizde fotomuz\niçimizde sentezi\ngüzel günlerden kalan\nanlar kaldı\ncanım kalk\nelimizde hayat tadı\n\n21 Ağustos 2004 Ankara | Dinlenceye yol var |\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fotoğraf",
        "poet": "Şair Aregt",
        "poem": "\n\nOrada bir kadın vardı düşünceliydi \norada bir adam vardı hiç düşünmedi. \nadam çekti gitti \nkadın çekti gitti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fotoğraf",
        "poet": "Sedat Kork",
        "poem": "\n\nGeçenlerde fotoğrafları karıştırdım\nBir tane sana bile rastlamadım\nO an kendimden nefret ettim\nBende resmin olmadığı için değil\nResmine bile muhtaç olduğum için...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fotoğraf",
        "poet": "Emel Özten",
        "poem": "\n\ngökkuşağının \nrenklerini ayıklıyorum\noturmuşum \nyağmur  üstü\n\nhanidir bakmıyorum albümlere\ngizliyor\nrenkli  okul fotoğrafları,\nöğretmeninden azar işiten \nçocuğun,\nsiyah beyaz hüznünü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fotoğraf",
        "poet": "Nizamettin Özel",
        "poem": "\n\nResim sergisindeyim,  duvara asılı çırılçıplak bir fotoğraf; \nBenim garibime giden, bunu sanat diye sunmaları, tuhaf! ! ! \n\n(çıplak kadın resimlerinin, sanaat adına pazarlanmasına son derece karşıyım..) \n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fotoğraf",
        "poet": "Ayşe Figen Zeybek",
        "poem": "\n\nBazen dalıp gidince ne düşündüğümü bile bilmeden\nYalnızlığım gelir aklıma,\nO an üşür bedenim\nTitrer sanki içimdeki kocaman kardan adam,\nUzaklarda bir küçük kız belirir elinde artist resmiyle\nÇocukça hayranlık duyulan bir fotağraf sadece\nTelevizyon denen aptal resim kutusunun olmadığı zamanlarda\nYarınlar için ne bir endişe,ne telaş,\nÇocuksu bir sevinç ama gözlerinde yaş,\nFotoğraftaki,gülen bir pozdur genç yaşında\nO küçük kız ki hayatın yükü sanki sırtında\nYalnızca mahzun bir bakış,ağlamaklı gözler\nİçim erir aklıma geldikçe,\nVe kardan adam erir yavaşça\nÜşümek gider,\nYaşlar kurur,\nDerin bir sızı kalır yalnızca.\nAyşe Figen Zeybek BELEK 05-06-2006 SAAT 09.00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fotoğraf",
        "poet": "İbrahim Çağrı Sağlık",
        "poem": "\n\nOdamda yalnızım yine bu gece\nHüzünlü bir müzik kulaklarımda\nEski albümleri karıştırıyorum\nDerin bir nostaljideyim fotoğraflarda\n\nUzun süreden sonra elimde bir resim\nGözlerim takılıyor gözlerine\nMutluluk okunuyor içlerinde\nGülücük saçıyor dudakları\n\nDüşünüyorum acaba kim bu\nBu kadar mutulu bu dünyada\nHabersiz bunca acıdan, nefretten\nSaf kalmış kalbi bu tuzaklarda\n\nVe birden yıkılıyorum resme karşı\nKim diye düşündüğümün \nKendim olduğunu anlayınca \nFarkediyorum yılların götürdüklerini\n\nGiden dostlar, arkadaşlar\nBiten umutlar, sevgiler\nVe bütün bu nostaljilerle\nOdamda yalnızım yine bu gece\n\n9-Ocak-1993\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fotoğraf",
        "poet": "Eren İmre",
        "poem": "\n\nNe kadar çalışsak da\nBirbirimizi beyazla siyahla boyamaya,\nGrinin değişi tonlarıyız daima\nSiyah beyaz fotoğraflarda.\n\nSolar fotoğraflar zamanla,\nAnıları zaman aşındırır.\nSen beni, gülüm, mümkünse eğer\nNe siyah ne beyaz... Böyle hatırla.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fotoğraf",
        "poet": "Emine Ayaz",
        "poem": "\n\nmanzaramın umudunu eritti gölgeler ve yokluk,\numutsuz uykular umutlu rüyalar, sağım solum doldu boşluk,\nsessizlik kapladı nefeslerimi, kalan dünyam sefil soluk! \nne kaldı ki geriye, olmuşum ben artık fotoğraf donuk.\nişte hepsi bu..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fotoğraf",
        "poet": "Sibel Garip",
        "poem": "\n\nNe farkeder ki gece olmuş, gündüz olmuş! \nSen her saniyenin içinde dopdolusun\nBaşın ellerinin arasında, Deniz'e bakıyorsun kapkara gözlerle\nDeniz sana gülümsüyor, bembeyaz\nSadece senin deniz\nKüçük elleri, büyük dalgaları seninle\nBende kalansa gözlerimle çektiğim, gözlerinin son fotoğrafı \n\nBir deniz yağmur yağdı üstüne, bir o kadar da kar\nYürüdüm, izlerim kayboldu\nAğladım, gözyaşlarım azalmadı\nSen çogaldın damla damla içimde \nBen azaldım parça parça toprağıma\n\nŞimdi bir yağmur daha bekliyorum\nSenin damlalarına karışıp,senin denizinde yüzebilmek,\n                                         akıp gidebilmek için gökyüzüne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fotokopyacı",
        "poet": "Serhan Keserlioğlu",
        "poem": "\n\nHayatımın çıktısını almak için,\nÇıktım evden.\nVardım usuldan,\nFotokopyacıya.\nSordu çocuk:\n-Abi siyah beyaz mı,renkli mi? \nUlan ne renklisi,ne beyazı? \n-Sade siyah olsun dedim.\nÇift renk bizim neyimize\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fotoğrafta Gördüm Yüzünü",
        "poet": "Ergün Karahan",
        "poem": "\n\nBu gönül sevdanın doruklarına koşar\n Çıktıkça zirvelere hasretim artar\n Bir duygu seli ki gönlümden taşar\n Ölümsüzlük yudumlayıp şairde yaşar\n\n Özlemek bile güzel seni ey Yar\n Bazen hasretin görsen nasıl boğar\n Özledim derim yar gelir fotoğraftan kaçar\nŞairin doğumu analara lutfedilmez Yar’dan doğar\n\n Yar manzara güzel diye baktığım fotoğrafa durur\n Endamın yeter durduğun her yer güzel olur\n Fotoğrafına bile razıyım görünce özlem boğulur\n Başımı anam okşar ilhamımı Yar doğurur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fotoğraf makinasına bakarken bile iki çift göz, ne kadar ayrıdır zaman gözbebeklerinde",
        "poet": "Lzcramcil Ceyhun Erdem",
        "poem": "\n\nBir kitabı kaç kişi okuyabilir,\nya da bir şarkıyı dinleyen iki kişi, aynı şarkıdan ne kadar aynı anlamı çıkarabilir,\nhava şartları ne kadar aynıdır, aynı havayı soluyan iki kişinin ciğerlerinde? \ninsan ne kadar yalnız değildir, aynı coğrafya üzerinde bir başkasıyla...\n\nFotoğraf makinasına bakarken iki kişi, gözlerinde ne vardır her birinin,\niki göz birbiriyle ne kadar aynı pencereden bakar dünyaya.\nkendisiyle konuşurken bile, ne kadar anlaşabilir kendisiyle,\nkendine karşı dürüst olabilmek bile ne kadar mümkün.\n\nYalnızlık,\ninsanın ciğerlerinde hava, ve gözlerindeki o derin anlam.\nyalnızlık,\nölünce sana olacak olan.\nyalnızlık, \nhiç bir sohbetin senden sökemediği,\nyalnızlık...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fragman",
        "poet": "Bilal İlhami Köksal",
        "poem": "\n\nİçinde her şey olan\n(üzüntü,sevinç,gözyaşı,korku,heyecan...)\nbütün hissiyatı barındıran ve uğruna çok şey harcanmış \nama tutmayan bir filmin \nçok üzünçlü  fragmanı\nbizim aşkımız...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Françesko' nun Oyuncakları - Anı - Deneme",
        "poet": "Dinmez Er",
        "poem": "\n\n\n\n\tGösterdiği hareketleri yapışımı Fizyoterapist, Herr Majda dikkatle izliyor. Arada bir mü-dahale ediyor. “ Şöyle yap, böyle yapmalısın.” diye. Az sonra da,” Tamam şimdi kalkın ve be-\nnimle gelin.” diyor.\n\tYatırıldığım  hasta tedavi  masasından yavaş  hareketlerle kalkıyorum. Herr Majda önce bekliyor. Ben koltuk değneklerimi  alıp ilk adımımı  atana kadar  bakıyorum  o, yürüyüp gitmiş.\n\tKarmakarışık, acemi adımlarla ona yetişmek için gereksiz yere acele ediyorum. Bu yüz-\nden de düşme  tehlikesi  geçiriyorum. Uzun koridorun en sonunda, solda bir odaya girdiğini görü-\nyorum. \n\tDaha ben oraya varmadan o, yanında biriyle kapının önüne çıkıyor.Yaklaşmamı bekliyor.\nBeni yanındakine tanıtıyor.” Herr Er “ Eliyle işaret ederek,” Bu da  Herr Binder.” diyor.El sıkışı-\nyoruz. Herr Majda bana bakarak,fakat Herr Binder’e hitap ederek konuşuyor: “ Her gün saat on da\nsıcak çamur banyosu,öğleden sonra ışın tedavisi,hasta jimnastiği uygulanacak.” diyor,çok ciddi bir biçimde. Cevap  beklemeden  kısa  ve çevik  adımlarla  yanımızdan  uzaklaşıyor.\n\tHerr Binder’in,” Beni takip edin! “ emriyle hareketleniyorum.O, önde, ben arkada önünde\n konuştuğumuz  kapıdan  içeri  giriyoruz.\n\tDuvarları beyaz fayanslarla kaplanmış büyükçe bir odadayım.Sağ tarafta parafinli, killi ça-\nmuru yumuşatıp kalıplara döken bir aygıt görüyorum. Kalıplara dökülmüş çamurları istenen ısıya\ngetirecek bir elektro fırın var.Bir bankonun üstünde, aluminyum kalıplar,tutucu,kesici,kazıyıcı araç\ngereçler, parafin kalıpları,raflarda kutu, kutu çeşitli malzemeler görülüyor.İçerisi nemli ve olabildi-\nğince  sıcak,  bataklık  gibi  kokuyor.\n\tPerdeleri çekilmiş bölmeler görüyorum.Bazılarından sesler geliyor.Boş bölmelerden birine-\nde beni alıyor. Herr Binder, bu kez daha yumuşak bir üslupla: “ Soyunup sırtüstü masaya yatın.Ter-\nliklerinizi,çoraplarınızı,pantolonunuzu da  çıkarın.” diyor.Ben söylediklerini yapmağa çalışırken o,\nmasaya bir battaniye,üstüne yanları yere sarkan beyaz bir örtü seriyor.Bana dönüyor.Konuşmasına\nfırsat  bırakmadan  yavaşça  ve  dikkatle  sırtüstü  yatıyorum.\n\tHerr Binder sıcak bir çamur kalıbı alıp bana geliyor.Getirdiğini omuzlarımla,kalçalarım ara-\nsı boşluğa yerleştiriyor.Beyaz örtünün yere sarkan uçlarını toplayıp,bebek kundaklar gibi sıkıca sa-\nrıyor beni…Başka bölmelere geçmeden önce: “ Saati yirmi dakikaya kuruyorum.Herhangi bir şey \nolursa bana seslenin,burada değilsem kendiniz kalkabilirsiniz.” diyor.Diğer bölmelere geçmek için\nperdeyi  aralayıp  çıkıyor.\n\n\n \n\n\n\tKadın hastalarla çene çaldığını duyuyorum.Yüksek sesli konuşmaların yerini arada fısıl-daşmalar alıyor.Ardından kahkahalar top gibi patlıyor.Herr Binder’in kadınlarla dedikodu yap-mayı seven,onlarla her telden çalan,onlarla senli benli olan geveze bir tip olduğunu görüyorum..\n\tÜstüne yatırıldığım sıcak çamurdan,sımsıkı sarılıp sarmalanmaktan tere batmıştım.Diğer\nbölmelerden  gelen  sesler  kesilmişti. Herr Binder  ortalarda  görünmüyordu.\n\tÖnce bir iki zil sesi,ardından çekilen perdelerin sesleriyle,gülüşmelerle Herr Binder’in teşrif ettiklerini fark ediyorum.Bütün bölmelere duyuracak şekilde yüksek sesle  nerede duş ya-\npabileceğimizi  söylüyor. Ve  öğleden  sonra da  kimlerin, saat  kaçta  tekrar  geleceklerini…\n\tEn son benim bulunduğum bölmeye geliyor.Bana: “ Sende geleceksin.Nereye geleceğini\ngöstereceğim.” derken kalkmama yardım ediyor.Altımdan soğumağa yüz tutmuş çamur kalıbını\nalarak gidiyor.Ben giyinip bölmeden çıkınca karşıdan eliyle bana gel işareti yapıyor.Koridora çı-\nkıyoruz. On adım sağda  bir odayı göstererek: “ İşte oraya gideceksin! “ diyor.Yine yanıt bekle-\nmeden dönüp gidiyor.Uzun hastane koridorunda yürürken göremediğim birine bağırarak bir şey-\nler söylüyor. Ne dediğini anlamıyorum. Boş görünen koridor da  cevap gibi şuh bir kadın kahka-\nhası  çınlıyor.\n\n\tHerr Binder, orta boylu oldukça kilolu, düşük omuzlu,siyah dalgalı saçlı, Orangutan gibi \nçok iri  bir başı var.Madeni çerçeveli kalın bağa gözlüklerinin ardında gözleri olduğundan da bü-\nyük görünüyor.Fırıl fırıl dönüyor, projektör gibi etrafı tarıyor.Burun delikleri olağanüstü genişle-miş.Bunun için olsa gerek, görene  yumruk yemiş boksör hissi veriyor.Ama yüzünde acının izle-\nrini göremiyorsunuz.Aksine,yüzüne safça bir gülücük gelip oturmuş,bakınca siz de tebessüm  et-\nmeden yapamıyorsunuz. Dudakları etli ve kalın…İki dudağı arasında tükürükten beyaz iplikçik-\nler oluşmuş.Konuşurken bazıları uzayıp kopuyor.Dudağının bir başka kenarında hemen bir baş-\nkasının oluştuğunu görüyorsunuz.Astım hastaları gibi sık nefes alıyor. Çoğunlukla balıklar gibi\nağzını açıp kapatarak, nefes yollarından  yeterince alamadığı oksijeni, ağız yolundan almağa ça-\nlışıyor.\n\n\tAdeta bir davul gibi şiş göbeği beyaz iş gömleğinin ortada iki düğmesini gerdirmiş.Koptu \nkopacak. Beyaz ortopedik sandaletlerini yere sürterek yürüyor. Sol ayağı topuk kısmında dışa ba-\nsılmaktan ezilmiş. Aksanlı bir Almanca  ile ve  peltek, peltek konuşuyor. Lafı insanın ağzından alıyor.  Belli ki  dinlemekten  çok  konuşmağa  alışmış.\n\n \n\tÖğle yemeğinden sonra koridor da biraz yürüme egzersizleri yapıyorum.Koltuk değnek-\nleriyle  yürümek  ne  zormuş  meğer, onları doğru  kullanmağı öğrenmem gerek.\n\tAsansörle yer altı katlarına iniyorum.Labirent benzeri koridorları geçerek kimseyle karşı-\nlaşmadan fizik tedavi odasına geliyorum.Herr Binder kapının ağzında karşılıyor,buna göğüslüyor\ndesem daha doğru olacak. “ Bekle burada! İçerisi dolu..” Bu sert emir karşısında sekerek bir adım\ngeri gidiyorum.Kapının yanına yerleştirilmiş  sandalyelerden birine ilişiyorum.İçeriden kısa,uzun,\nince, kalın kadın kahkahaları aksediyor. Tedavi odası değil, koca bir kuş kafesi sanki cıvıl, cıvıl…\n\tHerr Binder bir taraftan içeriyi kollarken  göz ucuyla da beni kontrol da tutuyor. Tepkimi\ngörmek,bilmek istiyor.Benim hafif alaycı bakışlarımın farkında…Göğsünü şişirmiş,düşük omuzla-\nrını kaldırma gayreti içinde,başını dik tutarak,bakışlarını sertleştirmiş.Çok komik görünüyorsa da\no,bunun farkında değil.Mareşal havası basıyor.İnceleyen bakışlarımdan tedirgin olmalı ki,hiçbir-\nşey demeden dönüp içeri giriyor.Eğilerek arkasından bakıyorum.Bölmelerden birine girerek perde-\nyi çektiğini görüyorum.Fakat  yüz ifadesi beni şaşırtıyor.Sönmüş bir balon, munis bir kedi oluver-\nmiş anında, pes doğrusu diyorum  içimden, kahkahamı bu sefer ben tutamıyorum.\n\tDevamlı girip çıktığı bölmelerin sonuncusunda,kapıdan içeri başımı uzatmış bakan,hala-\nda beklemekte olan beni görünce: “ Tamam  bir bölme boşaldı,hadi gel bakalım! “ diyor. Hayret! \nDışarıya hiç çıkan olmadı ki.Belki başka bir çıkış vardır.Bu yüzden görmemiş olabilirim diye dü-\nşünüyorum. Kalkıyor, içeriye  giriyorum.\n\tSıra ile,perdeleri çekilmiş bölmelerin önünden geçiyoruz.En dipte bir cihazın önünde duru-\nyoruz.Amerika’da idamların infaz edildiği elektrikli sandalyeye benziyor.Tek değişiklik,bu cihaza\noturulmuyor,sırt üstü yatılıyor.Kemerler,düğmeler,göstergeler vs…” Sırt üstü uzanır mısınız şura-\nya? “ diyor.İstenileni yapıyorum.Geniş bir kemerle önce belimden uzandığım yere bağlıyor.Vücu\ndumun serbest  kalan üst yanını da koltuk altlarımdan ayrı bir kemerle sabitliyor.Ayaklarımı yirmi\nbeş,otuz santim yüksekliğinde, kırk,elli santim boyunda çok sert silindir şeklinde bir yastığın üstü-\nne kaldırıp koyuyor.Bu arada Herr Binder görüş açımdan çıkıyor. Baş ucuma geçtiğini hissediyo-\nrum.Çıkan seslerden birtakım düğmelere basıldığını,ayarlar yapıldığını anlıyorum.Bekliyorum.Bu\nkorkulu(?)  daha çok meraklı bekleyişimin ortasına birden o, koca kafası ve gövdesinin bütün haş\nmetiyle giriyor. Biraz  evvel göremediğim  kör  noktadan üstüme doğru eğiliyor: “ Ne o korktun -   \nmu? Korkma,korkma! Eliyle havada geniş bir kavis çizerek,diğer cihazları işaret ederek: “ Bu ve diğerleri,bunlar benim oyuncaklarım. Bu dev oyuncaklar adam öldürmez. Bugüne değin kimse öl-\n medi  burada, sen de ölmezsin…” diyor. Ardından gevrek bir kahkaha atıyor. Bölmelerden gülüş-\nmeler  geliyor.\n\t“ Korktuğum falan yok.Cihazın şekli,görünüşü bana elektrikli sandalyeyi hatırlattı.” diyor,\naynı anda yüzüne bakıyorum. İrkiliyor. Kara bir bulut geçiyor sanki yüzünden. Ağzı açık aptalca \nbir bakışla bir bana,bir, az önce ayarlarını yaptığı cihaza bakıyor.Konuşamadığını görünce: “ Ba-\nna ne faydası olacak, ne yapacak bu cihaz.? Nasıl bir tedavi yöntemi bu? “ diye soruyorum. Önce \nkararan yüzü şimdi sararmış,nefes alış verişi düzensiz,titreyen sesiyle: “ Vücudunun üst kısmı sa-\nbit duracak. Boynun omuzlardan geriye doğru çekilirken, kalça ve bacaklar da belden aşağıya doğ-\nru  gerdirilecek. Bu  işlem  ritmik  bir şekilde yirmi dakika sürecek…” diyor, güç bela…\n\t“ Orta Çağ’daki; gerdirerek,ayak,bacak,kol,bel,boyun,kafa koparan işkence dolapları gibi\ndesene…” diyorum. O, “ Korkma bu cihaz bir tarafını koparmayacak,seni öldürmeyecek. “ diyor.\n\t“ Ölmekten korkmadım hiç.Şöyle veya böyle,şurada ya da burada,bir gün nasılsa ölmeye-\ncekmiyiz? “ dememle üzerime eğilen yüzü bir defa daha allak,bullak oluyor.Bu defa tüm vücudu\nsara  nöbetine  tutulmuşçasına  sarsılıyor.\n\t“ Tanrım sen koru, İsa, Meryem aşkına! İstemem olmasın, burada olmasın böyle bir şey…\nÖlülerden çok korkarım ben…” diyerek, çılgınca bağırıyor, kaçarcasına uzaklaşırken: Hz.İsa’ya,\nHz.Meryem’e, bütün  Azizlere  dualar  ediyordu.\n\tÇekilen perdelerin çıkardığı seslerden başka bölmelere girdiğini anlıyorum. Vücudumu çe-\nkiştiren,  geren  cihazın  yeknesak  mırıltıları  ile  baş başa  kalıyorum.\n\tŞimdi bana bir şey olsa Herr Binder kalp sektesinden gider herhalde diye düşünüyor,içim-\nden  kıs,  kıs gülüyorum.\n\tHerr Binder,uzun ve derin bir sessizliğin ardından çıkıp geliyor.Hiç farkına varmadım.Ci-\n haz durmuş. Kemeri, elektrotları ve diğer bağlantıları çözüyor. Yüz yüze geliyoruz.  Konuşmak ister gibi  bir  hali var.\n\t“ Eee,nasılsın bakalım Herr? Neydi? “ diyor. “ Er “ diye cevap veriyorum. Herr Binder,şa-\nşırmış,gözleri sorgu dolu: “ Nee! Bu kadar mı? “ diyor. Ben de,” Ne bu kadar mı? “ diye karşı so-\nru  soruyorum.\n\t“ İsmin.Yani bu isminin kısaltılmışı mı? Devamı? “\n\t“ Yooo! Kısaltılmış falan değil, ismimin hepsi bu…Şaşacak ne var bunda? “\n\tNe demesi gerektiğini düşünürcesine  bir an susuyor. Ben de fırsattan istifade pat diye so-\nruyorum:  “ Sen İtalyansın değil mi? “\n\t “ Oooh! Mamma  Mia! Tanrım! Nereden,nasıl bildin? “ diyor. Fısıltı gibi bir sesle,etrafı-\nna bakınarak.Başkalarının bilmesini istemediğini fark ediyorum.Soran gözlerle bana bakmağa \ndevam ediyor. “ Aksanından anladım.” diyerek  sorusunu yanıtlıyorum. Bu konu onu çok rahat-\nsız etmiş olmalı ki, sorusuna yeni bir soru ekliyor.\n\t“ Çok mu belli oluyor?  Şimdiye kadar bana hiç sorulmadı yabancı olup olmadığım.”\n“ Ben bilirim, demek belli oluyormuş.” diyerek biraz bilgiçlik taslıyorum.\n\tGöğsüne iliştirilmiş küçük isim şildini işaret ederek yılgın bir ses tonuyla; “ Alman bir kadınla evliyim.Onun adı bu Binder.Benim adım Françesko Donato “ Konuyu kapatmak için,\n\t“ Söyle, sen nesin peki? “ diyor. “ Gördüğün gibi, senin gibi bir insanım işte..” diyorum.\n\t“ Hayır, hayır öyle demek istemedim.” derken özür diler gibi bir hali var. “ Ya ne demek istedin? “\n\t“ Yani hangi millettensin  demek istedim.” Hata yaptığını kabul edenlerin mahcubiyeti \niçinde ne diyeceğimi bekliyor.\n\t“ Şimdi oldu. En başta niçin sormadın? Ben Türk’üm! “ dememle birlikte,” Vay canına\nTürk’sün demek.” diye hayret  ederek, devam etmek istiyor konuşmağa, ben lafı ağzından alıyo-\nrum. “  Ne var bunda bu kadar şaşacak? “ diyorum. \n\t“ Başında şey yok! (Eliyle fesi tarif etmeğe çabalıyor.)  Uzun kara bıyıklarında yok. Bı-\nçağını göstersene bana…” derken yaptığı el, kol hareketlerine,mimiklerine gülmemek elde değil.\n\t“ Senin anlatmağa çalıştığın,ya da düşündüğün Türk’ler tarih sayfalarında kaldı. Filmler-\nde görürsün artık. Seni hayal kırıklığına uğrattığım için üzgünüm.” diyorum.\n\t“ Başını önüne eğiyor.O meşhur Mareşal tavrı,edası gitmiş.Yüzüme bakarak konuşmak-\ntan kaçınıyor. Alnında ter tanecikleri oluştuğunu görüyorum. Henüz silmeği akıl edecek durum-\nda değil, aklı karışık. Özür dilemek için sözcükler seçmekte zorlanıyor olsa gerek. Bir müddet \nsustuktan sonra: “ Sen Türk’sün, ben İtalyan onlar için fark etmez, (Alman’ları kastediyor.) \nneticede adımız yabancı bizim. İşte!  Alman’la  evlenmekle, adımı değiştirmek, onu gizlemekle \nbir şey değişmiyormuş meğer.\n\t“Ev de durum nasıl? ” Bu soruma cevap vermekte isteksiz görünüyor.Suratını buruşturu-\nyor.Kısa bir  tereddüt devresi geçiriyor.Ardından anlatmağa başlıyor:\n\t“ Karım ev de bana konuşma yasağı uyguluyor.Beni aşağılamak fırsatını kaçırmaz.Geçim-\nsiz,bencil ve despot bir kadın.Üstelik çok başına buyruk davranıyor.İstediği zaman,istediği yere\ngidiyor.Müsaade almak şöyle dursun,nereye gittiğini dahi söylemek gereğini duymuyor.”\n\t“ Tipik  bir  Alman kadını yani anlaşılan.” diyorum.Hemen  itiraz ediyor.\n\t“ Bu düşüncenize katılmıyorum.  Çünkü buraya gelip,giden kadınlarla çok rahat ilişki ku-\nruyorum.Onlar Alman değil mi? Onlarla,yemek tariflerinden,giyime,saç şekillerine kadar her ko-\nnu da konuşabiliyorum.Burada benim sözüm geçiyor.Aşağılanmıyorum.Bugüne değin bunların\narasında  karım  gibisine  rastlamadım  hiç.” Bu defa ben susuyorum.\n\tOna göremediği gerçeği anlatsam dünyası kararacak. Çünkü o karısının kötü bir rastlantı,\nçirkin bir örnek olduğuna kendisini inandırmış.Hastanede tanıdığı kadınların hangi nedenlerle iyi\ndavrandıklarını  anlayamayacak  kadar saf.  Zavallı Françesko! \n\t“ Peki, erkek hastalar? Onlarla  aran  nasıl? Bana  pek iyi gibi gelmiyor. Ne dersin? \n\t“ Haa! Bak bu doğru işte.Alman erkekleri kendilerinden başkasını sevmezler.Karşısında-\nkini küçük görür,önemsemezler. Sana tepeden bakarlar ve hep kendi dediklerinin doğru olduğu-\nnu savunurlar. Böyle olunca ne konuşayım onlarla? Biraz  spor, tedavi  ile ilgili bilgiler  ve ıvır,\nzıvır.\n\t“ Söyle bakayım bana sen nesin yahu? Beni nasıl da konuşturuyorsun? Hiç kimseye an-\nlatmadım  ben bunları. Soranda olmadı ya  aslında…Gazeteci misin yoksa  söyle? \n\t“ Yok, hayır değilim. İşçiyim ben. “ diyorum. Fakat  bakışlarından  bana  inanmadığını \nanlıyorum.\n\n\tHerr Binder omzumdan tutup sırtımı döndürüyor.Masaj masasına doğru hafifçe çeke-\nrek götürüyor. Yüzükoyun yatırıyor.Elektrotların deriyi  kızarttığı yerlere  torpilli bir masaj\nyapıyor.\n\t“ Şimdi nasılsın? Ağrıyan başka yerler varsa söyle…” derken yüzündeki ifade beni\nşaşırtıyor. \n\t“ Teşekkür ederim. Kendimi harika hissediyorum.Şu an ağrım sızım yok.Ama bu hal\nne kadar devam eder merak ediyorum.”\n\t“ Dur bakalım, dün bir, bugün iki, seanslar çoğaldıkça çok daha iyi olacaksın.Yarın be-\nden hareketlerine, su altı jimnastiğine başlayacağız  diyor, gülerek  bölmeleri işaret ediyor.\n\t“ Beni sorgu,suale çekecekler,garantisi var.Seni merak etmişler,kimsin,nesin,necisin? \n\t“ Sen gerekenleri  söylersin.Hakkımda bir sürü bilgi edindin.Bugün  çok yoruldum.İlk\ngün,ağrılar,merak,endişe,tedavi yöntemi vs.yorgunluğumun sebepleri,az şey görüp yaşamadım.\nHoşçakal! “ deyip ayrılıyorum.\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fransa İçin Şiir",
        "poet": "Asaf Halet Çelebi",
        "poem": "\n\nçocukluk arkadaşım petit-poucet\nyamyam devin kilerindedir\nküçük kızkardeşi ormanda ağlıyor\ntin tin eder kabâcik\nbeni bırakıp giden babâcık\n\normanlardan\ngüneşli tarlalara koşan çizmeli kedi\nne olur\nkurtar benim marquis de carabasse'imi\n\nyanan paris'in çocuklarını\nöperek ağlamak istiyorum\nbelki masallarımla uyurlar\n\n(1940)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Franılansada 3.cumhuriyetilin Sonu 1945 2",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nBaşkalınılındırmalardan özellikle\nKuzey Afrika ve\nGüneydoğunulu Asya kaynaklanılıyordu.\nBundan sonraki\nOn yılınıl,\nHükümet bunanılımlarıyla geçilindi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fransa denen devlet-kıvılcım tutuşturdu Parmağını kaldıran-köpek gibi afkurdu",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nŞu an göz göre göre-gözümüzün içine\nFransa baka baka-sebep olmuştur kine\nTarihi bir ayıbın-sorumlusu sizsiniz\nHemen onayladınız-unutmayız asla biz\nFransa denen devlet-kıvılcım tutuşturdu\nParmağını kaldıran-köpek gibi afkurdu\nBirlikte hareketi-orada sağladılar\nSıpaları dışarda-kazığa bağladılar\nKendi tarihin ile-yüzleşsene Fransa\nSakın bize ders verme-çürük sizdeki yasa\nFransa denen devlet-kıvılcım tutuşturdu\nParmağını kaldıran-köpek gibi afkurdu\nOnur kırıcı durum-atılması gereken\nAdımlar olmalıdır-davranmalıyız erken\nOnaylanan bu karar-bilin ne ilk ne de  son\nKokusu duyuluyor-leşle dolu altta don\nFransa denen devlet-kıvılcım tutuşturdu\nParmağını kaldıran-köpek gibi afkurdu\nBöyle benzer hareket-hep diğerlerinden de\nGelecektir biliniz-sorumluluklar sende\nSınırlı kalmayacak-Ermeni’yle Süryani\nPontus ile Kürt’ü var-söyle tedbirler hani\nFransa denen devlet-kıvılcım tutuşturdu\nParmağını kaldıran-köpek gibi afkurdu\nListeler uzamakta-bizler ne yapıyoruz\nVatan elden gidiyor-kime göz kırpıyoruz\nBu bir kehanet değil-şantaj şantaj üstüne\nBilin durmakla olmaz-bir yerden başla dene\nFransa denen devlet-kıvılcım tutuşturdu\nParmağını kaldıran-köpek gibi afkurdu\nAB yasaları-tuzaklarla hep dolu\nDikenli taşlı yollar-kapladı bütün yolu\nAlevi Yezidiler-söylenir azınlıkmış\nEğer onaylarsanız-diyecekler bize kış\nFransa denen devlet-kıvılcım tutuşturdu\nParmağını kaldıran-köpek gibi afkurdu\nAvrupa iğrençliği-bizi oyalamakta\nBuradan yazıyorum-sakın olmasın hata\nGüya onlar dostumuz-filmler ve belgeseller\nBöl parçala yut diyor-alata kayıyor eller\nFransa denen devlet-kıvılcım tutuşturdu\nParmağını kaldıran-köpek gibi afkurdu\nNerede tarihçiler-yazarlar ve çizerler\nEserler ortada yok-bu işlere önem ver\nTeröristle masaya-oturtacaklar bizi\nDerhal bunu önleyin-kötü olur krizi\nFransa denen devlet-kıvılcım tutuşturdu\nParmağını kaldıran-köpek gibi afkurdu\nOyunu onlar oynar-dama taşları gibi\nNiçin seyrediyoruz-olmuyoruz galibi\nElli seneyi değil-yüz seneyi hesap et\nDüşmanın kimler ise-hemen onları mahvet\nFransa denen devlet-kıvılcım tutuşturdu\nParmağını kaldıran-köpek gibi afkurdu\nAleyhte alınınca-geçeriz harekete\nBir yol göstermek gerek-uğramayın illete\nSürekli olmalıdır-bu günden itibaren\nHer gün 24 saat-susmamalı bu siren\nFransa denen devlet-kıvılcım tutuşturdu\nParmağını kaldıran-köpek gibi afkurdu\nFaydalı eylemlerle-hemen çekelim başı\nZulüm yapılan yerde-yükseltmeliyiz başı\nSiz akademisyenler-sinema reji ve film\nYediden yetmişe dek-buna katmalı ritim\nFransa denen devlet-kıvılcım tutuşturdu\nParmağını kaldıran-köpek gibi afkurdu\nHep dünya medyasına-verelim demeçleri\nAtatürk gibi olun-Akdeniz’dir ileri\nÖğretmen Hasan söyler-anlatacak her zaman\nElleri birleştirin-kollara gelsin derman\nFransa denen devlet-kıvılcım tutuşturdu\nParmağını kaldıran-köpek gibi afkurdu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fransa devlet adamı Lamartin Türkler için diyor ki",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nTürkler yeryüzünün en şerefli insanlarıdır huyları temizdir ve emsalsiz,\nYiğitlikleri bozulmaz bir güç halindedir tarih bunun en canlı örneğidir. \nOnlar din ve vatan konusunda öz değerine bağlılık noktasında tarafsız, \nAdil davranmasıyla saygı telkin eden dünyadaki tüm milletlerin beyidir.\n\nTürk Milleti insanlık tarihi içinde adalet ile hükmeden yüreklerin varıdır,\nTürkleri barbarlıkla suçlamak onları kötü ve düşman göstermek haksızdır.\nTürklerin yaşamış olduğu yurdu dünyada kahramanlarla şehitler diyarıdır,\nBöyle bir millete düşman olmak tüm insanlığın düşmanı olmaktan farksızdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fransa ve Soykırım",
        "poet": "Adem Yavuz",
        "poem": "\n\nBen Türk ‘üm Türk kalacağım\nAnamdan aldığım sütü\nAtam uğruna, vatan uğruna\nKan diye akıtacağım...\n\nSen ne yaparsan yap, kapıdasın\nBabamdan aldığım yaşamı\nAB dediğin havlayan köpeğe\nEğitim diye vereceğim...\n\nBiz severiz, doğan bebek gibi\nAtanın bıraktığı Devlet-i aşk’ ı.\nÇok bilmiş şaşkın Amerika ‘ya\nAta oluruz, öğretiriz Aşk-ı...\n\nGel durma Ey Türk Gençliği\nAyakta durmayı öğrenelim.\nKulak ver bu söze ki öz olalım\nFransa’ yı beraber köz edelim...\n\n14.11.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fransa'ya",
        "poet": "Victor Hugo",
        "poem": "\n\nBu kitabı yurduma\nTaşı rüzgar, ne olur! \nÖlü yaprak açıyor\nAğaç, köksüz olunca. \n\n(1859-83)\n\nFransızca'dan çeviren: Tozan ALKAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fotosentez",
        "poet": "Serap Taylan",
        "poem": "\n\nBen yaprağın klorofilindeydim.\nYeşildim, kızıldım, sararmıştım.\nÇiğ tutmuştum sabah sabah.\nYoksa yalan ben ağlamış mıydım? \nGeceleri nefes vermiş gibiydim.\nSon nefesimi sana mı vermiştim? \nYoksa yalan, ben ölmüş müydüm? \nEzilmişim  iki yaprak arasında \nUnutulmuş hatıra, öylesıne saklanmışım.\nYoksa yalan  ben  hiç sevilmemiş miyim? \n02,11,00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Frekans",
        "poet": "Feriha Deniz Esen",
        "poem": "\n\nDoğa soluksuz seste \nBok yiyen sinekler bile \nKuş uçurtma da kanatlarında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fransa'ya Sitem - Liberta-Equalite-Fraternite",
        "poet": "Gürkan Kaya",
        "poem": "\n\nÖzgürlük \nEşitlik \nKardeşlik \nDedin \nSözde \nDedikodular \nYüzünden \nKardeşliğimizi \nBitirdin\nKıymetini \nBilmedin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fransız Komünist Roger Graudy islamı seçti",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nFransızların komünist lideri,\nRoger Graudy islamı seçti.\nİslam diniyle değişti kaderi,\nRoger Graudy islamı seçti.\n\nMüslüman olmak için karar verdi,\nKurtuluşu İslam dininde gördü.\nAraştırırken hakikate erdi,\nRoger Graudy islamı seçti.\n\nİslamı öğrendikçe hayran kaldı,\nDüşünüp kendince bir karar aldı.\nSosyal adaleti islamda buldu,\nRoger Graudy islamı seçti.\n\nMüslüman olarak yeni yol tuttu,\nMümin olmanın huzurunu tattı.\nKomünizmi gönlünden silip attı,\nRoger Graudy islamı seçti.\n\nYusuf Kuranı rehber kitap bildi,\nYüreği islam aşkı ile doldu.\nYüce Rabbimin sevdiği kul oldu,\nRoger Graudy islamı seçti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fransız Lejyonundaki Asker",
        "poet": "Eyüp Selahattin Dalkıran",
        "poem": "\n\nPatlamış gözlerini \nBağır  bağır bağırıyor\nDurmadan konuş konuş diyor\nSuçsuz insana\nSanki kendini\nUlusların,dağların,şehirlerin\nKahramanı sanıyor\nLejyondaki asker\nBirkaç kuruşluk bir adam işte\nBir duble rakıya bile değmez\nİçilen viskiler karşısında\nHalbuki korkak bir it gibi\nKuyruğunu sıkıştırır sokaklarda\nBacakları arasına\nAma bir görevde görmeyin onu\nBir kahraman kesilir\nAlnından,göğsünden vurdukları için.\nLejyonda bir asker işte\nBirkaç kuruşluk bir adam\nBir duble  rakıya değmez\nİçilen  viskiler karşısında\nVurdukça alır kanlı primini\nNasılda yuvarlar midesinde\nVurduklarının kanı ile hiç durmadan.\nKorkaktır \nYürekli sanır kendini\nDost sanır çevresinde olanları\nHiç dostu yoktur aksine,yalnızdır ölümüne\nBağırıyor elleri,gözleri bağlı insana\nKonuş konuş diye\nKendini ulusların,dağların,şehirlerin\nKahramanı sanan lejyonda bir asker\nBirkaç kuruşluk adam işte\nBir duble rakıya değmez\nİçilen viskiler karşısında.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Frenkçi",
        "poet": "Hüseyin Celep",
        "poem": "\n\nFrenkçi Türk, türkü okumuyorsa\nNasıl yaşasın Türk, nasıl var olsun\nDünyada Türk Türk’ü korumuyorsa\nNeden niçin Tanrı Türk’ü korusun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Frisbee – Dilimi / Çeviri ve derleme",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\n‘’Die Frisbee-Scheibe hat ihren Naen von einem amerikanischen Kuchen Verpacker, der seine Kuchen auf ainer dünnen Platte verkaufte. Studenten nutzten dise Kuchenplatten als Spielwerkzeug und nannten sie nach dem Schriftzug, der auf ihnen yu lesen war: Frisbee’’’\n\n‚’Frisbee-dilimi adını bir amerikalı pasta paketleyicisinden almış, kendi pastasını kendisi çok ince bir tabakta satıyormuş. Yüksek öğrenim öğrencileri de bu pasta tabağını fırlatma oyunu olarak kullanıyorlarmış ve adını da üzerinde okunan: Frisbee koymuşlar.’’’   Vee...\n\nKendi imalatımı kendim paketlerim\nAdımı kullanma hakkı denileni diye\nHassaslığı bu kadar inceliğindedir\nAmerika ruhluluğu ağırlığı incelten\nFırlat at biraz ki keyfin de coşsun hani\n\nAğırmış onun bunun ülküsü, ilkesi\nBana bu kadar basittir oynaması\nCiddiyeti korunamaz diye korkmayı unut\nKendimde dener başkasında uygularım bunu\nAnlayabilmeye de sen yanaş biraz\nAdını vermeye hazırlanmadır yani\n\nDilediğim yerde değil, sinende bile sin\nOlur mu ahbap? …anlaştık değil mi? \nSöyle şimdi sen de adını bana bakim\n\n‘Sen neredeysen ben kaybolacağım\nSinemde sinmiş sinek olurum sir*! ’\n\nHa şöyle! Sevdim seni! Amerika dostusun şimdi! \nÇık şimdi biraz bakim… ama biraz sadece…\nKeyfime Pazar ruhunu bir göreyim önce…olmuş! \nInceliği tam Frisbee-dilimi paketlemeye hazır\nNerenden istersem orandan çıtırtatırım… \n\ndeme ya… \n\nAhbap dur be dinlesene biraz\nTürkiye’de çıtırdamıyor çatır çatır geliyor bu ses! \nVazgeç! Demin tadına bir bak\nBir Millet bilinci hep duyacakların olacak…\n\nAma ara sıra gelir oynarlar sizinle\nÖzlerim diye sen hiç üzülme\nBu yetenekler bizde de var…bol bol hani! \nAnlaştık mı, ne dersin? Keyfini rahat tut sen şimdi\n\nNisan  2007\n\n(hitapları var askeriyelerinde ‘Sir’ =galiba ‘bay’ demek bu, bayilerde bulunur mu diye sormayın, bunu bilmiyorum?)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Frig vadisinde bir akşam vakti",
        "poet": "Erkan Er",
        "poem": "\n\nBir ses çınladı,\nBir çığlık bozdu dağların sessizliğini.\nYine bir şeyler koptu içimden.                         \n\nKocaman turuncu bir portakal gibi,\nSon çırpınışlarını yapmakta,güneş.\nFrig vadisinin ufuklarında.\n\nSağda solda  her yerde kaya mezarları\nKapakları açılmış,\nKimisinin yarısı kırılmış,\n\nKimisi zaten yokmuş,\nİleride az bir temeli kalmış,\nTaş duvarlar.\n\nBir şeyler haykırmakta çağlar ötesinden\nDuyabiliyormusun…\n\nBuraları Kırka Seyircek tepesi.\nAşağıda Frig vadisi Yeşillikleri.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fritöz",
        "poet": "Fatih Muhammed Bozdağ",
        "poem": "\n\nKimi anlatsam kimi söylesem sen oluyor içimdekiler. Kime çıksam gönlümün kapıları senle bakıyor sanki. Ne zaman can vermiştin içimde de böyle yüksekçe bir diyardan gözetliyordun beni? \nŞimdi seni düşünüp sana yazdıklarım söz konusu olan. Ve içimde sana gösteremediklerim.Senden alıp da geri vermediğim anılarımı yaşıyorum bilakis.Bilmiyorum ki hangi birine takılıp uzun uzun ağlıyorum. Kendime mi yoksa sana mı bu gözyaşlarım? \nDaha kendine gelememiş bir ben ve önümdeki koskoca acınası hayatım. Köşelere saklanmış sevgimin mahkûmu olmuşsam da kime ne? Kime ne üzüntümden. Kimene! ! ! \nBekletmeden kaldırıyorum asabiyet gemilerimi. Hayatımın ortasında da yakıyorum yelkenlerimi. Belki intihar ediyorum belki de fedakârlık... Düşünmeden atlıyorum yokuş aşağı. Kimseleri gözetmeksizin hem de... Hep kalın notalarımda coşuyor gülüşlerim. Kahkahalarım beni boğuyor. Serzenişlerin en çıkmazını yaşıyorum belki de kim bilebilir. Dostlarım yüzüme gülüyor ya arkamdan söyledikleri… Söylemeseler de hissettikleri yaralıyor beni. Yalnız oluşumdan kaynaklanıyor kardeş düşkünlüğüm. Etrafımdaki saçma sapan gülüşlere katılıyorum, tutamıyorum içimdeki çocukluk kırıntılarımı. Ve gülüyorum hem de hiç derdim olmamışçasına gülüyorum. Bir yandan da kendime kızıyorum. Düşünmekten aciz bedenimde can buluyor zoraki derslerim. Geleceğime yeteneklerim yerine bilgilerim karar veriyor ve o koskoca “ELALEMİM! ! “\nAylar sonra hayatıma ilk defa renk geldi. Bir sabah küçüklerin büyük umutlarıyla uyandım o düğüne. Damat yoktu ama yeni yılım gelin olmayı çoktan kabul etmiş, güneşin hükmünü bekliyordu....\nBen ise bekliyordum. Seninle konuşmayı...\nYarım bıraktın her şeyimi. Ne kadar yüzden vardı ki hayatımda? Uçurumsuz mu sanıyorsun o bir anlık öfke çıkışlarını? Düşüncelerim bile kabul etmiyor artık seni. \nGit! Gittiğin yerde de gömülme yaşa. Yaşa ki yıllar sonra \"Yazık etmişsin\" demeyi bekliyorum!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Frozen",
        "poet": "Işıl Koçoğlu",
        "poem": "\n\nBebeğimin ağlama sesi uzak\nUzak dolaştığım çilek tarlaları\nBebek tüpte\nÇilek konservede\n\n\n"
    },
    {
        "title": "FT - Milli Takım(Tezahürat)",
        "poet": "Samet Koman",
        "poem": "\n\nMilli Takım Milli Takım\nHerbiri Aslandır Bakın\nMilli Takım Milli Takım\nHakkındır Ay Yıldız Hakkın\n\nMilli Takım Milli Takım\nFedadır Canı Bu Halkın\nMilli Takım Milli Takım\nBaşarıdır Başarı Diler Halkın\n\nMilli Takım Milli Takım\nHer An Seninledir Kalbim\nMilli Takım Milli Takım\nAtın Altından Goller Atın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "French Sir John İrlanılındalı Mareşal 1852 1925",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nİnilinilingiliz ordusunda\nSüvari komutanı olunularak\nParlanılak bir \nGeçilinmişi olunulan French,\nÖzellikle Güney Afrika\nSavaşınılında sivrilindi.\n1914de, Birinci Dünya\nSavaşınılı başlanıladığında\nAlınılınmanları, Belçika ve Franılınsadan\nGerinili püskürülüntecek olunulan\nFranılansaya yarılındım\nEtmek üzere gönderinilecek\nİnilinilingiliz kuvvetlerine\nBaşkomutan olunularak seçinilinmesi,\nDoğunulal bir tercihti.\nGözüpekliğine rağmen,\nFranılansızları yanılınlış anlanıladı.\nİşleniler ne zaman\nTers gidilinse,\nHemen başkalarını\nSuçlanılamaya hazırdı.\n1915 sonlarında\nGörenilevinden azledilindi.\n1917de İrlandaya\nHükümet temsilcisi\nOlunularak gönderilindi.\nÇok kötü koşunulunlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Frekanslarımız Ayrı**",
        "poet": "Münevver Şenol",
        "poem": "\n\nSenin, ile hayat yolculuğumuzun\nKesiştiği yıl1966.Amaaa\nNe yazık,ki frekanslarımız ayrı\nBirimiz +  Diğerimiz -\nTıpkı patlamaya hazır\nBulut kümesi\nÇarpıştık yıllarca\nŞimşek olduk çaktık\nYıldırım olduk düştük\nSık olmasa,da kimi zaman\nGüneşin sıcaklığında eridik\nYağmur olduk yağdık Tropikal ormanlarına\n\nÜç fidan diktik büyüttük Butonik bahçelerin,de\n\nHeyhat,farkında olmadan bir birimizi tükettik Bak\n\nŞimdi ne şimşek gibi çakacak\nNede yıldırım gibi düşecek\nGücümüz kaldı\nBaştan hata,idi senin,ile yolculuğumuz\nÇünki frekans,larımız ayrı\nAnliyorsun değil,mifrekanslarımız ayrı\n14 şubat sevgililer günü herkese uğurlu gelsin.Münevver Şenol\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Freni Patlayan Araçlara Karşı Net Önlem Alınabilir",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nKâr mı az da hiç konmaz yararlı icatlarım,\nPatlamaz fren olsun ki hiç ölmesin canlarım…\n\nSen, lüks araç, dersin ya freni düşünemezsin,\nGörünmez yerde diye mi kâr edinemezsin?\n\nBil ki biz ölüyoruz frenleriniz yüzünden,\nKeşfedin şu aleti tamamen tükenmeden…\n\nAkıl, yetmiyorsa uzaylılara danışın,\nOnlar akıl sahibi türlerden… Yardım alın!\n\n(2017)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fugue IV",
        "poet": "Enis Batur",
        "poem": "\n\nBen daha yokum 'Sizi kendi şehirlerime götürmeliydim' demişti adam. 'Kendi sokaklarıma, çıkmazlarıma, durmadan taşındığım, hiçbirini unutmadığım evler....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "//Fu t b o l... ş i i r//",
        "poet": "Besir Demir",
        "poem": "\n\nCENTİLMEN  TAKIM DİYE BİLİNİR,\n    SPORUCULARI   PEKTE SEVİLİR,\n    HOCASIDA  MUSTAFA DENİZLİDİR,\n    İLK  TAKIMIMIZDIR  BEŞİKTAŞ.\n\n    AVRUPANIN  FATİHİ  LAKABI  VAR,\n    REKORLARI  KIRMIŞ  KUPALARI  VAR,\n    GÖNÜLLERDE  YKILMAZ  SEVGİSİ  VAR,\n    GALATASARAY  DİYE  ADI  VAR.\n\n    YILLARCA  YALNIZ  O  VARDI,\n    HEP REKORLARI  KENDİ  KIRARDI,\n    BİR  BAŞKA  HAVASI  VARDI,\n    FENERBAHÇENİN  İSMİ  ARDI\n\n    ANADOLUNUN  İLK TEK ŞAMPİYONU,\n    KARADENİZİN  DÜNKÜ TOYU,\n    FIRTINA GİBİ  KASIP  KAVURDU,\n    LAZ UŞAĞININ  TRABZON SPORU. \n\n    ADANASPOR DEMİRSPORLAR,\n    BİR ÇIKIP BİR İNDİLER,\n    ŞİMDİLERDE EN DİPTELER,\n    İNŞAALLAH 1.LİGE DÖNERLER,\n\n    SPOR  SEVERLER  KIZMASIN\n    KİMSE  YAZIMA  ALINMASIN,\n    SPOR  DOSTLUK  KAZANSIN,\n    BEŞİR DEMİR  DAİMA  YAZARSIN.\n\n \n    mardin savur kayatepe\n    limınayzıl harisi BREMEN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fuar",
        "poet": "Hakan Özüçelenk",
        "poem": "\n\nÇocukluğumun büyülü dünyası.\nSeni yaşamak ne mutlu fuar.\nÇalışan dünyanın renkli aynası.\nSenin varlığınla hayat farklı fuar.\n\nÇocukluğumun sihirli lambası.\nSanki  cinin sunduğu fuar.\nİzmir in yaşattığı bir harikası.\nSenin neşenle çoşuyor insanlar.\n\nGençliğimin anlamlı hatırası.\nLunaparkta yaşadığımız heyecanlar.\nBiterse başlar eğlenenlerin yası.\nSen İzmir de ayrı yaşamsın fuar.\n\nSanki sen Musanın sihirli asası.\nYeşilliklerinde hayat var Fuar.\nSen İzmir in tekrarlanan yasası.\nBaşladığında İzmir de çoşku var.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ftma Öğretmen",
        "poet": "Veli Bilici",
        "poem": "\n\n\nRehberlik amacıyla gideceği okulun bulunduğu yeri bulmakta bayağı zorlanarak ilerledi, Yeşiköy’ün yeşillikler denizini andıran narenciye bahçeleri arasındaki etrafı çitlerle,tel örgülerle çevrili, böğürtlenlerle kamufle edilmiş  dar yollarında bazen çamura batan ayakkabılarını silmeye çalışırken,kendi kendine de kızıyordu; \n-Ne vardı yani otuz  kırk  dakikalık yolu yürüyeceğime belediye otobüsüne binseydim,üç yüz bin lira  otobüs ücretinden mi korktum yoksa,  diye kendi kendine söylenerek  ilerlerken  karşılaştığı birkaç insana da gideceği yeri sorarak ilerliyordu.Bazen yanılsa da tariflere uyarak ilerliyordu. Nihayet okul binasını görmüştü.Bahçe duvarını takip ederek  giriş kapısından içeri girdiğinde; \n\n                        T.C.\n                      M.E.B.\nYeşilköy İlköğretim Okulu Müdürlüğü\n\nlevhasını görünce okulu tam olarak bulduğuna inanmıştı.Çünkü yeşil narenciye bahçeleri arasında Yeşilköy beldesine ait iki tane daha ilköğretim okulunun olması ve belde sakinlerinin sürekli göç yolu ile gelip yerleştikleri için  çevrelerindeki okulların adını tam olarak bilemedikleri kanaatini taşıyordu.İçinden; \n-İsmi  ile müsemma bir belde,Allah’ın insanlara bir lütfu,Yeşilköy...diye düşündü.\n\n***\n\nOkulun bahçesinde  giyimine özen gösterdiği her halinden belli olan bir bey karşıladı.  Sonradan ücretli hizmetli olduğunu öğrendiği bu insanla tanıştı.Hizmetliye; \n-Müfettiş arkadaşlarından gelenler oldu mu? diye sordu; \n-Halil Bey ve Ethem Bey müfettişlerimiz geldiler, içerdeler buyurun,  dedi ve birlikte idare odasının bulunduğu ana binaya doğru yürürlerken, öyle  narin,beyefendi tavır sergiliyordu ki   hizmetli Gökhan  Efendi....Devlet memuru olacak adam,diye düşündü...\nİçeri girdiğinde arkadaşları kendisinin  yorulmuş olduğunu anlamış olsalar gerek, okulu nasıl bulabildiğini, sordular.İzah ettiğinde arkadaşları birbirlerine bakarak gülümsedikten sonra,Halil Bey; \n-İskenderun Adana yolu üzerinden direk olarak  Yeşilköye’e ulaşan daha kısa ve asfalt bir yolun bulunduğunu, izah ettiğinde yorgunluğu aksine bir kat daha artmıştı...Hatasını  garipliğine, bölgenin yeni müfettişi olmasına bağlıyordu. Ama olsun,bir daha ki geldiğimde elimle koymuş gibi bulurum.... diyerek, kendisini teselli eden cümleler sıralıyordu....\n\nGörev dağılımı sonucunda gittiği bir sınıfta, yaptığı görüşmelerin kendisinin dinlenmesini sağlayacak,  dinlendirecek, yorgunluğunu giderecek  türden göstergeler ortaya koymaması, stresini  artırması büsbütün yorgun düşmesini sağlamıştı. Zil çalıp teneffüse çıkıldığında yorgunluğunu dağıtmak için okulun bahçesinde gezinirken, okulun bulunduğu mahallin ne kadar güzelliklerle bezeli olduğunu görmemek,bu güzelliklerden istifade etmemek için insanın görme engelli olması gerektiğini düşünürken; bir yandan da Bingöl,Hakkari,Şırnak ve  K.Maraş’ta.... doğa şartlarının çok zor ve acımasız olduğu yerlerde memleketinin çocuklarına hizmet  eden, can öğretmenler geçti aklından. Memleket sevdalısı,irfan ordusunun rütbesiz neferleri,eğitim gönüllüsü öğretmenler...Can öğretmenler. Eğitebilmek için,öğretebilmek için bu yola can koyan öğretmenler, can öğretmenler...\nülkesinin çocuklarının aydınlanması için can veren,can veren öğretmenler...geçiyordu akından...Sonra; Bilici’nin 1995 yılında Hakkari Şehitler Abidesi’ni ziyareti sırasında yazdığı  “Cahil Çocuk” adlı şiirinden bir dörtlük dökülüyordu dudaklarından; \n............\n“Cehalete ışık olan,\nYiğide kurşun sıkılmaz.\nDinle  beni cahil çocuk; \nKurşunla; \n Yurt aydınlatılmaz”\n..............\n\nDuygu denizinde yüzerken, içeri giriş için ders zilinin çalması ile irkildi.Ziyaret edeceğim bu öğretmen bari... diyerek,  idare binasına doğru yürürken birden 1998 yılı Haziran ayında bir süre  çalışma ortamında birlikte bulunduğu,bu süre  içerisinde tanıdığı ve ön sezileriyle geleceğin en iyi öğretmenleri  arasında  olacaklarını düşündüğüm beş – altı öğretmenden bir tanesi ile göz göze gelmişti.Ama biraz tereddüt vardı içinde... Kendisini tam  olarak O’nun da hatırlayamadığını düşündü. Hatta yanılabilirim düşüncesiyle tanışmayı bir sonraki  teneffüse bırakarak adımlarımı hızlandırdı. Rehberlik çalışmaları sırasında 3. sınıf öğretmenleri zümre toplantısı tutanağının altında gördüğü isim  yanılmadığını doğrular gibiydi. Teneffüste düşüncesini  daha da pekiştirmek için  okul müdüründen personel listesini ve giden yıla ait teftiş raporları dosyasını istedi.Aynı ismin orada da olduğunu gördü.Okul müdüründen, hakkında aldığı bilgeler de  çok güzeldi...\n-İyi bir öğretmen.\n1998 Haziran’ındaki tespiti,ön sezgileri ve kısacası altıncı hissi;  kendisini haklı çıkartmıştı. Bu haklı çıkmanın verdiği gururla; \n-Teşekkürler Bayan Onursal...diye geçirdi aklından.\n\n***\nOkul müdürünün odasından  ayrılıp ziyaret  edeceği bir başka öğretmenin sınıfına doğru ilerlerken; içinden bu öğretmen bari...diye düşünürken, öğretmenler odasının önünde Müfettiş Halil Bey; \n-Müfettiş Bey, görüşeceğiniz öğretmenimiz burada diye seslendi kendisine.Halil Bey ve yanında bulunan bayan öğretmene doğru yaklaştı.Halil Bey tanıştırmaya başlamıştı bile...\nBelki bahçede öğrenciler arasında görseydi öğrencilerden ayırt etmekte zorlanacağı kadar çok genç,narin, bir hanım efendi    öğretmenle karşı karşıyaydı... Fatma Öğretmenle.Birlikte ilerlediler dersliğe kadar.Sınıfta uygun bir yere oturup Fatma Öğretmenin dersini dinlemeye öylesine dalmıştı ki teneffüs zilinin çaldığında,zamanın ne de çabuk geçtiğini düşündü.İkinci dersin başından itibaren bir masada oturup planlamadan,rehberliğe,eğitsel kollardan  belirli gün ve haftalara,eğitimden-öğretmeye,okumadan-yazmaya ve çok değerli edebiyat şahsiyetlerimiz üzerine,  çok detaylı bir görüşmeden sonra hızını alamamış olmalıyı ki bir Türkçe dersi öğretmeni olarak,kendisinin okuması gerektiğine inandığı bir kitap tavsiye etmesini söylediğinde; \n-R.Atay’ın Çankaya’sı dedi.\n      -Okudum, dedi.\n-R.N.Güntekin’in Yaprak Dökümü,dedi.\n-Okudum,dedi.\n\t-.....\n\t-......\n-......\n-Okudum,dedi.\nFatma Öğretmenle birkaç kitap üzerine konuştular.Öğrencilerin seviyelerine uygun kitaplardan bahsetti.Bu kitapları öğrencilerine tavsiye etmesini,  onların okumalarını sağlamasını söyledi.Ömer Seyfettin’in; And,Kaşağı ve Mermer Tezgah’ından bahsetti.Sonra; Cengiz Aytmatov’un Elveda Gülsarı romanı üzerine ve Arzu ile Kamber hikayesi üzerine konuştular..Sebahattin Engin’in  “Efsane  Öğretmen” adlı kitabından  bahsetti.Bu kitabı okumadığını söyleyince, içinden bu kitabı Fatma Öğretmene temin etmesi gerektiğini düşündü. Hatta tüm aday öğretmenlere temin etmesi gerektiğini  düşündü...gözünün önünden öğretmenler geçti,Köy Enstitülü,Öğretmen Okullu öğretmenler geçti...Yusuf ÇERÇİ,Cengiz KAYRAN,..nice adsız kahramanlar geçti. Karlıova geçti,Solhan geçti,Hüseyin Hüsnü Tekışık geçti,Yüksel Özgün geçti...Örnek alınacak,eli öpülecek öğretmenler geçti... \n\n        ***\n\nBütün günün  yorgunluklarının geçtiğini düşündü. Bir anda güne yeni başlamış gibi zinde ve canlı hissetti kendini...Mutluydu,sevinçliydi...teşekkür edip ayrılmıştı Fatma Öğretmenin sınıfından.\nBu mutlulukla teneffüs saatini yine bahçede öğrenciler arasında gezerek geçirmeye çalıştı.Öğrencilerden birkaçı yanına yaklaşıp; \n-Öğretmenim “televizyon faydalı mı,zararlı mı” diye bir soru yönelttiler kendisine.\n-Ne o, münazara  konusu mu bu yoksa? dediğinde, aldığı cevap; \n-Evet, olunca; yine mutluluğu katmerleşmişti.Söylediklerine göre iki-üç tane öğretmenleri bu konu ile ilgileniyormuş. Namık Öğretmen........, Fatma  öğretmen... Bu öğretmenler Allah’ın bir lütfudur Yeşilköy İlköğretim Okulu öğrencilerine... Teşekkürler öğretmenlerim size,teşekkürler Milli Eğitimin genç neferleri,teşekkürler Fatma öğretmenim.Ve teşekkürler. Daha mesleğinin birinci yılını yeni bitirmiş Fatma Öğretmen gibi öğretmenleri yetiştiren Trakya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim görevlileri,teşekkürler.Teşekkürler bu gençlerin yetişmesinde emeği olanlar....teşekkürler kıt kaynaklara rağmen fırsat yaratmaya çalışan Dörtyol İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, teşekkürler Yeşilköylüler... diyerek adeta mutluluktan uçarcasına tamamlamıştı  Veli Bey, o  günkü görevini.\n\n\nVeli BİLİCİ-HATAY\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fukara",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nEy Dünya! \nGünaydın! \nDedi bebek ilk çığlıkta,\nLeğenin içinde kuşlukta…\n\nCan evlat! \nGünaydın! \nDedi baba ilk mutlulukta,\nKapının önündeki boşlukta…\n\nBenim canım! \nGünaydın! \nDedi anne ilk solukta,\nMinderin üstünde duşlukta…\n\nAyten yenge,\nGülten hala,\nNurten teyze,\nEtrafta oldu yelpaze,\nYardım için safta…\n\nKesildi,\nTörenle,\nGöbek bağı…\nOdayı inletirken feryadı,\nDua ile kulağına okundu adı…\n\nKondu beşiğe,\nBüyüdü yürüdü ışığa,\nYıllar döndürdü mutsuz aşığa…\nGörünür oldu mezarlığın eşiği,\nEl sallar ölüm döşeği…\n\nO günden bu güne,\nŞaştı yaşadığına gördüğüne…\nÇileydi dertti yükü,\nÖmür hüzünlü bir türkü,\nFukara sevindi öldüğüne…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fukara...",
        "poet": "Reyhan Tataroğlu",
        "poem": "\n\nkara\n                          bir düşünce\n                          aldı\n                          beni\n                          kara\n                          kara\n                          yer beyaz \n                          gök beyaz\n                          beyaz \n                          kara\n                          hiç fark etmez\n                          aşık oldum \n                          biraz...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fukara",
        "poet": "Abbas Paksoy",
        "poem": "\n\nKazmayla, küreğini alır.\nSabah erkenden, Pazara gelir.\nİşsiz kalacak, iyi bilir.\nEve, eli boş gitmez insan.\n\n\tBazen, bir ekmeklik, iş bulur.\n\tEve, kuru bir ekmek alır.\n\tAkşam olur, evine gelir.\n\tAvrat, çocuk hepsi sevinir.\n\nÇocuklar, her gece, aç yatar.\nBir gün, birinden daha beter,\nSıcak bir çay, gözünde tüter.\nYoksulluk, sen neymişsin, böyle.\n\n\tPaksoy’a verin, kuru ekmek.\n\tNe çorba ister, ne de çomak.\n\tAmacı, insanca yaşamak,\n\tDoymak için, ister bir memek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fulü",
        "poet": "İbrahim İspir",
        "poem": "\n\nhangi cellat taşır geceyi\ngöğe açılmış elleri güneşe karşı\nkahrı sorgulanır aşkların\n\nsiyah bir gül taktım sessizliğe\nbeyaz şarap bağın tadı\n\niki elim acıların soğuğu\nalkol ateşi buruşuk gülüş\nsuların akışı duyulmaz sesim\n\nbeklerim yorulduğum zaman\nnasılsa görünmez siyah\nfulü bir bakış karışır aklara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fukara",
        "poet": "Canan Palabıyık",
        "poem": "\n\nKapında bir fukarayım boynum bükük, gözlerimde yaşlar,\nBir dilim ekmek yada üç beş kuruş istemiyorum,\nSevgini istiyorum, aşkını dileniyorum,\nDur dinle gülme halime, küçümseme geri çevirme beni,\nSana uzatıyorum ellerimi, sevgin için ağlıyorum…\n\nParam pulum hiç bir şeyim yok belki,\nKızma kapatma fukarayım diye yüreğini,\nTek servetim günden güne artarak büyüyen sevgim,\nAç yüreğini al sevgimi,\nAşkın için ağlıyorum sana uzatıyorum ellerimi…\n\n(22 Kasım 2004 / İstanbul)\n\nSamanyolu Grubunun 2K1Ş 'İki Kelime Bir Şiir' Aktivitesi için kaleme alınmıştır. 10. Hafta Kelimeleri: 'GÜLMEK' ve 'AĞLAMAK' \n\nAşağıdaki isim linkini tıklayarak, bu haftanın aktivitesine katılan diğer bir arkadaşımızın şiir(ler)     ini okuyabilirsiniz.\nHayrettin Orak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fukara Görünce   GÜLCE (TRİYOLEMSİ)  ÜÇLEME",
        "poet": "Mevlüde Demir",
        "poem": "\n\nEkmeğimi bölüp versem, ben kimseye yaranamam\nAğlarım çok yanarım ben,fakir fukara görünce\n\nSaftır kalbim yapar yine,iyilikten yorulmadı\nDarbe üstüne darbe yer ve halada durulmadı\nBu dünya kanunu değil,kötülüğe kurulmadı\nEkmeğimi bölüp versem, ben kimseye yaranamam\n\nAlın teriyle kazanmak,ellerin yurdu gurbette\nZehirden acı oluyor,yesen içsen şerbette\nYoksulluk ateşten gömlek,giymesi zordur elbette\nAğlarım çok yanarım ben,fakir fukara görünce\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fukara Akıl",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nOlsada boş şanın şöhretin ünün,\nÖmürden gidiyor geçen her günün,\nMal mülk para olmuş İmanın Dinin,\nAldanma boşuna fukara akıl.\n\nÖnce düşün Ağayım Paşayım derken,\nMazlumun masumun hakkını yerken,\nEn güzeli İnsanca yaşamak varken,\nAldanma boşuna fukara akıl.\n\nÜç günlük Dünyadır kimseye kalmaz,\nYalvarsanda Allah canını almaz,\nHep bana hep bana demekle olmaz,\nAldanma boşuna fukara akıl.\n\nBöbürlenmek kasılmak niyeki niye,\nMalım mülküm param pulum var diye,\nSonunda gideceksin tahtalı köye,\nAldanma boşuna fukara akıl.\n\nAç gözünü kulak ver her drama,\nİyi düşün helal derken harama,\nDünya içinde başka Dünya arama,\nAldanma boşuna fukara akıl.\n\nDünya dere tepe sıralı boy boy,\nAç gözlü olma helalından yede doy,\nGücün varsa Azraile karşı koy,\nAldanma boşuna fukara akıl.\n\nVeysel derki hatır yıkma kalp kırma,\nHelalından kazan tabiki durma,\nHer cana ölüm var kendini yorma,\nAldanma boşuna fukara akıl.\n\n\nTel(05379590555)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Funda 2 arkası yarın deneme  öykü",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nEn sonunda bu derin üzüntü seni yatağa  düşürdü, başlangıçta hafif bir üşütme diye adlandırılan hastalığın hiç de hafife  alınacak gibi değildi..\nAile  doktorunuz  Yalçın gerekenden fazla ilgi gösteriyor  kendi özel kliniğinde bütün tahlillerini bizzat başında durarak ilgiyle  takip  ediyordu.\nYavaş sinsi bir  süreçte ateşin günden güne yükseliyor,hiç bir  müdahele  başarılı olamıyordu. Annenin kısmen de olsa bu gönül işinden haberi vardı ve doktora üstü kapalı anlattı.\nO günden  sonra Yalçın sınıf arkadaşı ferda'ya durumu anlatıp yardım istedi. Bu çok iyi olmuştu mesleğinde başarılı bu güzel kadın seni konuşturmayı başardı. Hiç bir şeyin bunları yaşamana değmeyeceğini anlatıyor, bizzat kendisi seni bahçeye çıkarıp hava aldırıyordu. Kısa bir  süre  sonra artık seni ev ortamında daha çabuk iyileşeceğini  düşünen doktor  seni taburcu etti.\n\nBütün gün uyuyor  o tatasız  tuzsuz  çorbaları, kompostoları zoraki de olsa yiyordun.\nYalçın her akşam üstü geliyor sen uyusan da yanında saatler  boyu öyle  sessiz ve sabırlı bekliyordu.\n\nGünler  günleri  kovaladı bir  akşam ateşinin düştyüğü görüldü, herkes rahat bir nefes  almıştı.\nDoktor  kliniğin  bir bölümündeki evine gitmek üzere yola çıkmıştı. Annen ve baban ise birazcık ferahlayıp odalarına çekildiler.\n\nEvin hizmetlisi Büşra tembihlenmişti gelen telefonlara o bakıyor, senin seyahate çıktığını söylüyordu. Konu komşuda bir  vesileyle sari olabilir kabilinden gelenleri  kapıdan geri gönderiyorlardı\n\nDevam  edecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Funda İçin",
        "poet": "Haydar Ergülen",
        "poem": "\n\nhaylaz bir serçenin sesinden ısındım bu ilkyaz göğüne\neskimeyen bir güneşin ışıklarıyla tutuştu gövdem\nkadınım o çocuk yüreğin nasıl yoksul komadıysa hayatımı\nela gözlerin de birer yıldızdır bu lacivert geceye düşen.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Funda 5 arkası yarın  deneme  öykü",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nYine  uykunun olmadığı bir gece radyoyu açıyorsun, yine  o ses. \nSeni çekim alanına alan; seni etkileyen o muhteşem ses! \n\n-Saatlerimiz  0,3 15 radyolarını yeni açanlar için telefonlarımızı bir  kez  daha veriyorum, ve anonsumu tekrarlıyorum:Bu Pazar günü Moda'daki çay bahçesinde sabah kahvaltısı  için toplanacağız  bütün dinleyicilerim davetlidir.\n\nKek falan getirin ha eliniz  boş gelmeyin\nFunda ister istemez  gülümsüyor, insan bir  sese aşık olur mu olunuyormuş demek ki...\nVerilen adresi fenerinin ışığında not ediyorsun. Işık yaksan annen hasta olduğunu düşünüp gelebilir diyerek önlem alıyorsun.\n\nDinlemeye devam ediyorsun sabaha kadar sürse de  sabahlayacağını bile  bile yine de sarınıp battaniye uzanıyorsun yatağına\n\n-Evet gecenin ilk telefon bağlantısını gerçekleştiriyorum\nPınar seni tanıyalım kendini biraz anlatır mısın? \nİsmim Pınar  öğrenciyim lise  sondayım üniversite  imtihanına  hazırlanıyorum.\n\n-Sana nereyi seçeceğini sormayacağım bu senin öz iradenle  seçeceğin seçimin olacak. \nÖyle  olmalı zaten\n\n-ben sana şiirden hoşlanır mısın bunu sormak istiyorum.\n\nEvet şiirden çok hoşlanıyorum ama şu sıralar hiç vaktim yok. Yine de ara sıra denemeler yazdığım da olmuştur.\n\n-Peki  müziğin hangi türünden hoşlanıyorsun müzik sever misin? \n\nhem de nasıl, pek yaşıma  uygun bir  cevap olmayacak ama günümüzde saçma sapan sözleri olan şarkı adında bir sürü saçmalık da var hani..\n\nsunucu gülüyor...\n\n- tamam tamam bu senin görüşün tabi\n\nBir  şarkı çalar mısın istek alıyor musun\n\n-Hayır bu program istek programı değil Pınar\nPazar günü kahvaltıya  gelecek misin\n\nA tabi geliirim, gelmez olur muyum\n\n- tamam o zaman görüşürüz\n\nÜzerine bir  rehavet  çöküyor uykun yavaş, yavaş geliyor gelmesine de tutsağı olduğun bu sesten mahrum olmayı hiç istemiyorsun.\n\nHayatının seyri iyice değişti gündüzleri uyuyor,  geceleri sabaha kadar radyo dinliyorsun.\n\nAkşam üstleri Yalçın gelip seni alıyor, yürüyüşlere çıkıyorsunuz. Gece neler olduysa hepsini anlatıyorsun doktora.\n\nBu arada Pazar günü  kahvaltıya  davet edildiğinizi de söylemeden duramıyorsun.\n\nSevgili Funda benim görevim burada bitiyor  ve ben senin hayatına hükmedeceğim ama senin hayatını  bundan böyle seni adım, adım izleyen Yalçın anlatacak!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Funda ile Fundacık",
        "poet": "Funda Gülseven",
        "poem": "\n\nBir yaş daha düşüyor ömrümden, çaresizim\nBir yaş daha büyümenin acımasızlığında benliğim\nBir yaş daha eksiliyor çocuksu sevincim\nBir yaş daha için için acıyor yüreğim   (Funda)\n\nYeni bir yaşın  sevinciyle her yerde coşkular\nYeni bir yaşla gelen çiçeği burnunda umutlar\nYeni bir yaşla çoğalacak güzel bir hayatta heyecanlar\nYeni bir yaşla içimdeki çocuğa her daim tutunuşlar (Fundacık)\n\nBir yıl daha geride kaldı, tüm acıları yüklendiğim\nBir yıl daha geçip gitti ömrümden, dermansızım\nBir yıl daha yordu benliğimi, kendimle savaşlarım\nBir yıl daha sarsttı hayata dair tüm umutlu beklentilerim (Funda)\n\nBir yıl daha önümde diğer yılları getirecek\nBir yıl daha ömrümde beni çoğaltıp mutlu edecek\nBir yıl daha yüreğimde sevgiye dair umutlarımı yeşertecek\nBir yıl daha içimde tüm coşkumu devam ettirecek   (Fundacık)\n\n28 yaşın korkuları sarıyor heryanı\n28 yaşın o  bilinmeze feryadı\n28 yaşın hayata dair hüzünlerinin isyanı\n28 yaşın çetrefilli hayat yollarının başı (Funda)\n\n28 yaşın heyecanı sarıyor her anımı\n28 yaşın  gücüyle taşıyorum dünden bugüne kalanlarımı\n28 yaşın olgun çocuksuluğuyla bekliyorum yarınımı\n28 yaşın güzelliğiyle bütünlüyorum geçmişimle geleceğimi (Fundacık)\n\nYine 23 Nisan, yine düşecek yaşlar gözümden\nYine 23 Nisan, yine eksilecek yaşım ömrümden\nYine 23 Nisan, yine sarsılacak umut içimden\nYine 23 Nisan, yine acılar akacak yüreğimden  (Funda)\n\nYine 23 Nisan, yine bir  bayram sevinci dört nala\nYine 23 Nisan, yine umutlar açacağım yeni ufuklara\nYine 23 Nisan, yüreğim şenlenecek bahar coşkusuyla\nYine 23 Nisan, sevinçle düşeceğim yeni bir hayatın yollarına (Fundacık)\n\nFunda Gülseven – Ada Kızı Fundacık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Füsunkar bir bakışın,kurbanı oldu gönül",
        "poet": "Orhan Altinbasak",
        "poem": "\n\nFüsunkar bir bakışın,kurbanı oldu gönül\nBir çift yeşil göz için,sarardı soldu gönül\nMutluluğu ararken,binbir dert buldu gönül\nAh ile feryad ile,hicranla doldu gönül\nBir çift yeşil göz için,sarardı soldu gönül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Funda İle Mine (öykü)",
        "poet": "Çetin Özdemir 2",
        "poem": "\n\nOkulda “…öğretmenler günü” kutlanacaktı. Kutlama komitesi başkanı “hocam, en yaşlımız sizsiniz, siz de bir anınızı anlatın,” diye rica etti. Tamam dedim, ama ne anlatacaktım? Bir anıyı yaşamak başka, anlatmak ise daha başka idi. Şöyle beynimin arşivini bir tarayayım dedim; ta yirmi kusur yıl gerilerde, kendimce ilginç bir anım, iç dünyamı allak bullak ede ede gözlerimin önünden geçti gitti! \n\n        Öğretmenliğimin ilk yıllarıydı. Atandığım okulda en genç öğretmen bendim. Henüz stajyerliğim bile kalkmamıştı. Zaten öğretmenliği de tam olarak bildiğim iddia edilemezdi. Yaptığım tek şey, güle oynaya derslere girmek, çocuklarla dertleşmek, “onlara milli eğitim temel kanunu” ile uyumlu, müfredat programı doğrultusunda bilgiler aktarmaktı.\n\n        Aslında çok eksiğim vardı, çok! Bunlar önemli miydi? \n\n        - Bakın çocuklar, bu bilgiler sizlere belli bir yerde, belli bir yere girebilmek için son derece gerekli. Sonra bunların hepsini unutmak zorundasınız. Yoksa yeni bilgiler beyninizde  yer bulamayacaktır. Ama sakın unutmayın ki unutmamanız gerekenler de var. Bunlar da sizin anayasanız olmalı. İnsan sevgisi, aile sevgisi, vatan sevgisi, büyüklere saygı, dürüstlük, güvenilirlik gibi. \n\n        Ben konuştukça koca sınıfta çıt çıkmıyordu. Galiba öğretmen olmaya başladım, diyordum.\n\n        Asya bozkırlarında yuğ töreni yaparak, Anadolu yaylasında Karacaoğlan ve Emrah ile coşarak, Yahya Kemal’le bir hayalin peşinden koşarak günler geçip gidiyordu. Artık işin en zevkli yanına gelmişti sıra. Her yeni öğretmenin kendini göstereceği, öğrencilerin o minicik kalplerinin tıp tıp attığı yazılı sınavlara.\n\n        Dersin tam ortasında kürsüye geçip sınıf defterini karıştırırken, tok bir sesle “başkan,” dedim.\n\n        -Efendim.\n        -Salı günü sınavınız var mı? \n        -Yok öğretmenim.\n        -Şimdi oldu işte.\n\n        Birden koca dersliği ahlar, vahlar kaplamıştı. Herkesin gözlerinde bir merak, bir endişe…\n\n       -Nereye kadar sorumluyuz öğretmenim? \n       -Halk edebiyatının sonuna kadar.\n       -Kaç soru sorarsınız?  \n       -Beş ya da yedi…\n\n        İkinci kattaki öğretmenler odası mükemmel bir manzaraya sahipti. Siz bakışlarınızı Bebek, ya da Tarabya’ya kadar uzatırken Boğazdaki o enfes manzarada ayrıntılar sürekli değişiyordu. Şilepler, vapurlar, tankerler, yolcu motorları, sandallar… Hepsi de Boğazın eşi benzeri olmayan güzelliğine bir nebze de olsa katkıda bulunabilmek için çırpınıp duruyorlardı mavi suyun üzerinde.\n\nHani imkan olsa da bakanlık bütün okulları Paşabahçe sırtlarına kursa, bütün öğretmenler teneffüslerde boğazı seyretseler. Bütün izimlerden sıyrılıp azizimlere gelseler. Her teneffüs hükümet kurup, hükümet yıkmak sevdasından vazgeçseler,diyordum …\n\n        Bütün sınıf heyecan içindeydi. Hatta içlerinde titreyenler bile vardı.\n\n       -Başkan! \n       -Efendim, öğretmenim.\n      -Soruları dağıtabilirsin.\n      -Peki, öğretmenim.\n      -Sağdakiler sağa, soldakiler sola dönüyor. Başarılar çocuklar…\n\n        Lojmanın bahçesinde sınav kağıtlarını okuyorum. Çimenlerin üzerinde tomar tomar kağıtlar. Tomar tomar emek, tomar tomar gelecek.\n\n        Yoldan Tarzan Mustafa sesleniyor:\n\n       -Çakal’ın kahvedeyiz hocam.\n       -Siz gidin, ben çalışıyorum.\n\n        Soru soru, mısra mısra, gıdım gıdım okuma. Ne demiş? Ne demeliydi? Buradan ne verilebilir? Nihayet sınıfın birini bitirmiştim. Koca sınıfta iki tane on alan çıkmıştı. Onlar da dokuz buçuktan on. Funda ile Mine’nin kağıdı. Aynı soruda, aynı yerde aynı hata! Sınıftaki sıralar gözümün önüne diziliverdi. Kürsünün dibinde tertemiz yüzlü iki hanım hanımcık kızımız, Funda ile Mine. Aynı sıra, aynı sorular; aynı yerde aynı hata, aynı not! ..\n\n        Sabahın ilk dersiydi. İsteksiz atılan adımlarım dersliğin kapısına yaklaştıkça canlanmaya başladı. Kapıyı açmamla birlikte bütün sınıf ayağa fırladı.\n\n       -Günaydın çocuklar.\n       -Günaydın öğretmenim.\n       -Nasılsınız? \n       -Sağol.\n\n        Kürsüde oturmuş elimdeki kalemle oynuyorum. Funda ile Mine’nin meraklı gözleri üzerimde.\n\n       -İslamiyeti kabul eden Türkler, Araplardan dini alırken yavaş yavaş kültürlerini de almaya başlamışlar. Koşmaların yanında gazeller; halk hikayelerinin yanında kasideler, mesneviler gibi yeni türler, yeni konular ve yeni bir ifade tarzı girmiş edebiyatımıza. Şimdi bu edebiyattan bahsedeceğiz. Yani divan edebiyatından.\n\n        Meraklı bir parmak sürekli havadaydı.\n\n       -Buyur evladım.\n       -Yazılılarımızı okudunuz mu öğretmenim? \n       -Evet yavrum.\n\n       Birden sınıf korosu sahne alıyor.\n\n      -Okur musunuz öğretmenim? \n      -N’olur öğretmenim! \n\n       Her nottan sonra bir ah vah; bir üzüntü dalgası; sevinçle aydınlanan yüzler… \n\n      -Funda, dokuz buçuktan on.\n      -Mine, dokuz buçuktan on. Tebrikler çocuklar.\n\n      Kantinde masa tenisi oynuyorduk. Öğrencilerin tezahüratı epey gaza getiriyordu bizi. Masanın etrafında keklik gibi sekiyorduk. Hani zil çalmasa, günlerce hatta aylarca oynayacak kadar gazlamış bizi çocuklar! Nefes nefese dersliğin yolunu tutuyoruz… \n\n       -Çocuklar, bu ikinci sınavımız. Artık bir birimize alıştık. Bu sınav daha ciddi olacak. Mine sen yerinde kal. Funda sen arkaya geçiyorsun.\n\n        Mine ilk sırada, Funda onun çaprazındaki en arka sırada sınavı bitirdik...\n\n        Yine lojmanın bahçesine oturdum. Yine çimenlerin üzerinde kağıt tomarları. Yine yazılı okuyorum. Yine iki tane dokuz buçuktan on. Yine Mine. Yine Funda! Beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Olacak şey miydi bu? Biri ilk sırada, diğeri son sırada; ama kağıtlar bir birinin aynı! ..\n\n        Elimde not defteri, sınıf ayakta.\n\n       -Günaydın çocuklar.\n       -Günaydın öğretmenim.\n       -Oturun çocuklar.\n\n        Gözler merak içinde.\n\n       -Ali, beş; Fatma, yedi; Ufuk yedi…\n\n        Ahlar vahlar, sevinç çığlıkları ve hayal kırıkları bir birini kovalıyordu.\n\n      -Suat, yedi; Sıdıka, beş; Mert, sekiz; Şafak, üç; Funda, dokuz buçuktan on; Mine, dokuz buçuktan on.\n\n        Funda ile Mine’nin yüzünde güller açıyordu sanki. Tatlı bir sevinç her ikisinin sararmış benizlerini adeta pembenin en güzel tonlarıyla boyuyordu. Kızlarımın ruh güzelliği yüzlerini tamamen kaplıyordu.\n\n        - Çocuklar, diyorum; fakat sesim sanki emanet alınmış gibi! Ben Funda ile Mine’den özür diliyorum. Onları ikinci sınavda ayırırken güvensizliğimi de belirtmiş oldum. Oysaki onlar asla unutmamamız gerekenleri çoktan beyinlerine kazımışlar bile.\n        - Hayır öğretmenim. Siz daha yenisiniz, bütün öğretmenlerimiz aynı şekilde düşünüp sizin yaptığınızı yaptılar. Biz alışığız buna.\n\n        O dersi zor bitirdim. Zil bir türlü çalmadı...\n\n        Bir yıl sonra askere alındım.\n\n        Çakı gibi bir asteğmendim artık. Öğretmenim sözcüğü yerini komutanıma bırakmıştı.\n\n       -Merhaba asker! \n       -Sağ ol! \n       -Nasılsınız? \n       -Sağ ol! \n      - İkinci bölük emir ve görüşlerinize hazırdır komutanım.\n\n        Kolay değildi on sekiz ay o elbiselerin içinde olmak. Öğretmenliği unutmağa başlamıştım.      Fakat o iki kızımı bir türlü unutamıyordum. Funda ile Mine! ..\n\n        Terhis olduğumda önce okula uğradım. Müdür bey yokmuş. Berrin hanıma Funda ile Mine’yi sordum.\n\n        - Ha, onlar mı? Onlar iki ayrı yerde sınavlara girdiler; ama aynı puanı tutturdular. Şimdi her ikisi de tıp fakültesinde okuyor.\n        Sevinçten çıldıracak gibi oldum. Bu ne mutluluktu Allah’ım. Bir öğretmen için bu ne saadetti! Okul bana dar gelmeye başlamıştı. Hatta İstanbul küçüldü küçüldü gözlerimin önünde, sanki avucumun içine girdi. Bebek, Tarabya, Boğaz avucumun içindeydi. Gemiler, kotralar, sandallar, şilepler avucumun içinden geçiyordu. Sanki kotranın içinde Funda ile Mine bana el sallıyorlardı. Ne kadar mutluydum! Yanaklarımdaki ıslaklığı elimin tersiyle sile sile Beykoz’a doğru yürüdüm! ..\n\n        Elimde mikrofon,  bilmem kaç dakikadır konuşuyordum. Ama bütün bakışlar üzerimde, herkes sözün nerede biteceğini merak ediyordu sanki.\n\n        - Hayat yaşanmışlarla güzel. Zaman şansımız bizim. Kullanmak için Allah tarafından bizlere bahşedilen. Ben yaşadım mutlu oldum. Derler ki, zamanla her şey unutulur. Hadi unutun bakalım. Böyle iki pırlantayı unutun da göreyim. \n\n        Elim gayr-ı ihtiyari yüzüme gitti.Elimin tersinin ıslandığını hissettim. Fark eden oldu mu acaba diye dinleyicilerime baktığımda, onların da ellerindeki mendillerle gözyaşlarını kurulaması son gayretlerimin tükenmesine yetti. Mikrofonu yavaşça kürsüye bıraktığımda hiç dinmeyeceğini sandığım bir alkış tufanı salonu defalarca dolaştı. Aslında bu alkışlar sizin içindi benim canım kızlarım. Sizin içindi.\n\nÇetin Özdemir 31.05.2007 Eskişehir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Funda'ma",
        "poet": "Turhan Bilgili",
        "poem": "\n\nKuşların cıvıltısını duyuyor musun birtanem\nBu senin şarkın,\nYaprakların rengini görüyor musun birtanem\nBu senin gözlerin,\nEsen ılık rüzgarı hissediyor musun birtanem\nBu senin sıcaklığın,\nDalgaların sahili kucaklamasını seyrediyor musun birtanem\nBu senin kolların,\nGünün doğduğu anı özlüyor musun birtanem\nBu senin saçların...\n\nDoğa seni taklit ediyor her baharda,\nBir Funda yaratamadı,\nYağmurla gözyaşlarını\nGüllerle dudaklarını\nMeltemle sıcaklığını\nŞafakla saçlarını yaratmak zor\nSevgilimi şiirlerde anlatmak zor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol",
        "poet": "Alper Mallı",
        "poem": "\n\n11 adam bir teknim adam\ntoplan 13 kişiden olanşan\nfutbol\n6 harfli oyun\nfutbol\nsevgi den de öte\nfutbol\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol",
        "poet": "Ege Kula",
        "poem": "\n\nYenilmekte var\nYenmekte\nfeneri de var galatasıda var\nfutbol\n\ntribünlerin elinde\nbıçak,şişe,meşale\nHer yer meşane\nfutbol\n\ngenelde evinde izlersin\nAllah bu antronere\nAkıl fikir versin\nfutbol\n\nhakem sarı kırmızı\nkesin galatılı\nşike var bu maçta\nfutbol\n\nbazen maçta kötü oynarsın\nallah belanı versin\niyi oynarsın iyiki varsın\nfutbol\n\nfutbol fanatiklerin yeri\nAlt Üst yeri\nBelki Tahmin Ligi\nFutbol\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol",
        "poet": "Talha Öz",
        "poem": "\n\nSistemi bir ekol,\nBeyaz çizgileri yol,\nİki direk arası gol,\nBunun adı futbol.\n\nSeyircisi bol,\nKavgası bol,\nKüfrü bol,\nPatenti futbol.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nFutbol bir dayanışma,\nEğlenceli bir oyun,\nKaynaşmalı tanışma; \nNe güzel bir yarışma! \n\nTakımımız gol atsa,\nBazen çok üzülürüz,\nTeselli etmek ister,\nHüzüne bürünürüz…\n\nBazen de bir gol yeriz,\nKarşı taraf üzülür,\nHepimiz akrabayız,\nHer şeyi bölüşürüz…\n\nNiçin böyle olmuyor? \nBunlar çok mu imkânsız? \nLâfım herkese değil; \nBinde bir mi vicdansız? \n\n(1994)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol",
        "poet": "Rasim Köroğlu",
        "poem": "\n\nHer kime sorarsam hali, hatırı, \nSohbeti futboldan açıp gidiyor. \nKonuşmuyom diye toptan ötürü, \nUsulca yanımda kaçıp gidiyor. \n\nDedem de kapıldı topun şerrine, \nBizim kaptan diyor, hafız birine, \nGiydi kramponu mesin yerine, \nNamazda secdeye uçup gidiyor. \n\nFenerli çıkınca dünürcü başı, \nSuya düştü bizim dünürlük işi, \nTutuyormuş meğer kız Beşiktaş'ı, \nKocayı kulüpten seçip gidiyor. \n\nGünlerce önceden alındı bilet, \nDeplasman maçına gidecek velet, \nKarneyi sorarsan tam bir rezalet, \nSınıfını zar zor geçip gidiyor. \n\nCimbomlu bant takıp beyaz saçına, \nGötürdük ninemi kupa maçına, \nFutbolun sevdası düştü içine, \nHer hafta stada kaçıp gidiyor. \n\nGel de, serserinin kızma haline, \nBilemiş satırı sokmuş beline, \nSu dökemez değme kasap eline, \nIrakip takımı biçip gidiyor. \n\nDoğunca nur topu gibi bir uşak, \nKoydular adını Benjamin Toşak, \nFutbolcu vesselam şu bizim kuşak, \nŞampiyonluk andı içip gidiyor. \n\nMaçtan sonra çıkmam, ben, balkonuma, \nKaçırdım korkudan geçen donuma, \nKastı var galiba tatlı canıma, \nEtrafa kurşunu saçıp gidiyor. \n\nHele bakın dostlar şunun tipine, \nGöbek dönmüş, büyük aygaz tüpüne, \nDeğmeden ayağı futbol topuna, \nRasim, bu dünyadan göçüp gidiyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol",
        "poet": "Sadık Yılmaz",
        "poem": "\n\nTakımı sahaya sürer teknik direktör\nOyuncu tercihleri önemli bir faktör\nSaha da olmasa da o gizli bir aktör\n___Taktik anlayışı elbet önemli bir yol\n___Bizim olmazsa olmazımızdır bu futbol\n\nEn geride maçı takip eder kaleci\nOyun kurmak için bir hayli aceleci\nOn tane kurtarıp bir tane yerse feci\n___Kediye döner atlayıp ta zıplar bol bol\n___Bizim olmazsa olmazımızdır bu futbol\n\nDokuz metre on beşe kurdurur barajı\nRakip sahaya kadar yapar hep degajı\nTakım öndeyken o kullanır averajı\n___Ceza sahası kalabalık dersin ki fol\n___Bizim olmazsa olmazımızdır bu futbol\n\nTakımın bel kemiğidir kuşkusuz defans\nGösterir doksan dakika yüksek performans\nAdam kaçırmamalı yoktur ikinci şans\n___Savunma yerinde olmalı o bir ekol\n___Bizim olmazsa olmazımızdır bu futbol\n\nMaça yön verir orta saha oyuncusu\nForvete asistler yapar, en yorucusu\nGenelde kaptan olur oyun kurucusu\n___Ara pasını, verkaçını yapar sağ sol\n___Bizim olmazsa olmazımızdır bu futbol\n\nTakımın en etkin silahıdır santrafor\nBasmadık bir yer bırakmaz gösterir efor\nTopu ağlarla buluşturmalı işi zor\n___Galibiyet için en az atmalı bir gol\n___Bizim olmazsa olmazımızdır bu futbol\n\nSonucu direk etkiler hakem kararı\nCebinde taşır sarı, kırmızı kartları\nFutbolcu itiraz etse, ona zararı\n___Taç, korner, frikik, fauller kaldırdı mı kol\n___Bizim olmazsa olmazımızdır bu futbol\n\nTaraftar desteğiyle her an seyircisi\nYense de, yenilse de tükenmez sevgisi\nCimbom, kartalı, Trabzon’u, Fenerbahçesi\n___Sportmenlik, centilmenlik şu kalbimize dol\n___Bizim olmazsa olmazımızdır bu futbol\n\nÜstte forma altta şort ayaklarda krampon\nAntrenman ve en önemlisi motivasyon\nKimi takım küme düşer kimi şampiyon\n__En büyük düşmanıdır sigara ve alkol\n__Bizim olmazsa olmazımızdır bu futbol\n\nBüyük bir kitleyi sürükledin peşinden\nBaşka neyin varki bir kale bir meşinden\nÇoğunu kıskandırdın yarinden, eşinden\n___Tövbe artık beni bırak benden uzak ol\n___Bizim olmazsa olmazımızdır bu futbol\n\nTarih: 20.11.2016 ==================\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol",
        "poet": "Zeki Çalar",
        "poem": "\n\nOfsayt kural oldu, moral bozuldu,\nCeza sahasına yatılmalıdır.\nHakem düdük çalsın faul var diye,\nPenaltıdan bir gol atılmalıdır.\n\nTaç, aut, korner, ceza atışı,\nFutbolcumuz yerde, çatıldı kaşı.\nBiz mi yanlış gördük, hakem mi şaşı? \nGözlemci raporu bakılmalıdır.\n\nBizim kalecimiz kedi mi kedi,\nBacak arasından yine gol yedi.\nHocamız bağırdı 'Kör müsün? ' dedi,\nKaleciye gözlük takılmalıdır.\n\nNe savaş, ne şike, ne yalvarıştır,\nFutbol kardeşliktir, futbol barıştır.\nHak eden kazansın, bu bir yarıştır.\nŞampiyona türkü yakılmalıdır.\n\n15 Mayıs 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol",
        "poet": "Ahmet Hanif Aktaş",
        "poem": "\n\nSAVAŞ SANATTIR\n\nTorosların ardından esince rüzgar ta babil’in asmalarında ki üzümlerin kokusundan sarhoş olur insan. Zafer sarhoşluğudur bu: aşk gibi…\nHiçbir şey vermez bu tadı.en ateşli sevişmeler bile yanında; güneşten ışık çalan aya benzer, bir öğlen vakti.\nİşte bu yazı zafere baş koyanların destanıdır. Aşkı yaşayanların…\n\n*    *    *\nkan akıtmak sanattır; geleceğe yeni nesiller yetiştirmek,masal anlatıp ninni söylemek için.\nLiberonun yanına tandem bağlamak, sarkmak defansın ardına. Süzülerek gelen topa kale önünde sarkıntılık yapmak. Köroğlu’nun atının yelesinden yakalayıp zümrüdü anka kuşunun küllerinden kanat yaparak uçarcasına top sürmek.yönetmek bir maestro gibi futbol konçertosunu. Sevmek tekmelediğini, üç direğe göz koymak, yazılmak rakibin her birine delice bağlanmak doksan dakika ve sayıların çözülebilirliğini keşfetmek…\n3-5-2, 4-4-2, 3-6-1’lerle parmak şıklatmak.\nBir sanattır.\n\n*    *    *\n\nyılgınlıklara inat çalıp söyleyeceğiz türkümüzü, geleceğe haykırarak ta yüreğimizden…\navuçlarımızın içine alarak yüreğimizi:\n\n“ram olmuş benliğim önünde eğiliyorum,\n emret öleyim sende başlayıp sende bitiyorum…”\nmecnun-i dizeleriyle antrenörünün önünde eğilmek savaştır…\nsavaş: yıkamak rakibin defansif Berlin duvarını çin seddini kendi defansına kurmak.total akciğer hacmini rezerv hacim olarak kullanmak, otonom rezervleri bir anda solumak.sahada krampon basmadık yer bırakmamak,kemik seslerinde oley diye bağırmak.defans hattını çizgi halinde toplamak ilahi divanda. Rakiplerin şampiyonluğa dair düşsel avuntularında emin adımlarla hedefe ulaşmak, savaştır…\ntrübünlerden gelen tezahürata dağ gibi göğsünü gererek yankıda bulunmak. Sırılsıklam aşık olmak ter kokularında, terini alnında kurutup tuzunu yüreğinin yarasına basmak savaştır…\n\n*    *    *\n\nbize düşen iki kelimeyi birleştirmek yıkık dökük kelimeleri tuğla edip noktalama işaretleriyle de harçlayarak cümle inşa etmek.kelimelerin desti izdivacını sağlamak. Özü sözleştirmek ve demek:\n\nfutbol sanattır, savaş da sanat…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol'a Dair",
        "poet": "Alptekin Topal",
        "poem": "\n\nFutbol denen basit oyun\nİstiyorsan sen de soyun\nUzuncaysa biraz boyun\nSenden de kaleci olur\n\nBiraz futbol izlemişsen\nBenden adam geçmez dersen\nBir kaçını yere sersen\nSenden de defans olur\n\nYere sağlam basıyorsan\nGüzel çalım atıyorsan\nTopa iyi vuruyorsan\nSenden de forvet olur\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Futbol",
        "poet": "Hakan Kul",
        "poem": "\n\nFutbol,futbol,futbol\nMilyonları sevince boğar,milyonları üzer\nKimini ağlatır,kimini güldürür.\nKimineyse saç baş yoldurup deliye döndürür.\n\nDÜNYANIN SERVETİ BU ALANDA.\nDünyanın şöhreti bu alanda.\nİyi,kötü,güzel,çirkin... birçok şey vardır bünyesinde.\nMilyonları saatlerce kilitler sihirli kutu başına.\nFutbolla yatıp futbolla kalkar tüm dünya.\n\nÇok büyük rant kapısı futbol\nMilyon dolarlar uçuşur havada\nMilyar dolarlar bulunur kasada ve hesapta.\nFUTBOL BİR MADALYON GİBİ\nÇOK ŞEY VARDIR GÖRÜNMEYEN YÜZÜNDE.\nÖzellikle bazı ülkelerde birçok şeyin hızla değiştiği\n1990'dan beri çok şey döner derinlerde.\n\nMilyonlarca insanın ekmek teknesi\n7'den 70'e herkesin gözdesi futbol\nDünya döndükçe yitirmeyecektir değerini. \n\n(KARABÜK)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol Birliği Kurunuluyor (1863)",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\n19 yy'ın\nOrtalarından sonra,\nFutbol İnilingiltere\nDışına da taşınılarak,\nBütün dünyaya yayılındı.\nBu nedenle\nBütün dünyada\nGeçerilinli örgüt\nKurulunma gerenileği\nKendiliğinden doğulundu.\n1863 Ekinilim ayında\nİnilingiliz kulüplerinin temsilcileri\nBir aranılaya gelinilerek,\nFutbol Birliği'ni kurulundular.\nBirlik, yavaş yavaş\nGelişinilip, 1871'de\nKupa maçlarını\nİhdas edilindi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol İle Kandırırsın.. ",
        "poet": "Hüseyin Demircan",
        "poem": "\n\ncahile gözü kapat yum\ndeccalını andırırsın \nhalkı sok içi stadyum\nfutbol ile kandırırsın\n\nalnımızda bu ter izi\naşar ülke her krizi\nbuldun enayi kerizi\nfutbol ile kandırırsın \n\nolsa köle olsa O kul\nhicap et ne diye sıkıl \naçmasa da mektep okul\nfutbol ile kandırırsın \n\no herifte sanki kafa\nportakalı gibi yafa\n'kupa maç' de başla lafa\nfutbol ile kandırırsın \n\nne ko evin önü yalak \nne ağızı dili bal ak\naptalını nice salak\nfutbol ile kandırırsın \n\nver polis eline copu\nhalk yaparsa cazı popu \nfırlat orta yere topu\nfutbol ile kandırırsın\n\nfeysi var bazen tivitır\nyok egede bir mavi tur\nuyutup daim avutur\nfutbol ile  kandırırsın\n\ngörmez eğitim marifi\nbinde bir çıkar arifi\nböyle avanak herifi\nfutbol ile  kandırırsın..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol I",
        "poet": "İbrahim Çelikli",
        "poem": "\n\nKöytopu\n\n“-o zamannara ğadar eskileri \n\t\tsıkı-sıkı bağlar deperdik\nne ğadar genş varısa \n\tgüya topun peşinden seğidirdik”\n\n70’li yılların ilk yarısında\nga(h) vede toplanan paralarla\nalınan futbol topu \n\tyağlandı kuyruk yağıyla\ngavedekinner bile akışdı ğetdi sahaya”\n\n“-Mehmet Ali Öğretmen ilk formamızı\nkendi becerisiyle numaraladı\nvişne çürüğü atletlere\nbirden, onbire kadar mavi şeritle\nTrabzonspor! ! gündeme gelmiş değil idi \n\t\to ğünnerde”\n\n'-her bayram ya biz Aşşamelle’de”\n“-ya Aşşa Tırtar bizim köyde'\n\n“-geri-ğeri çekildim de bi avıt çekdim \nAşşamelle’li Zilli \n“-len akraba valla züriyetimi dökdürdün” dedi”\nişetdik-mişetdik emme\n\tadamın bet-benzi sarardı getdi”\n\n'-bizim cılız ortaokul çocukları,\nonların iri-yarı balıkçılarına karşı'\n\n'-bir defasında da Aşşa Gaşıgara da,\ndeniz gıranında  çayırlı harmanyeri\n\tdurup durukana\ndaşlı bayır tarlada'\n\n'-onnar üsdelik bir-sıfır önde\nen son galeciyi de\n\tgeşdikden sonra Köse Apdille '\n\n'-topu alıp eline dineldi\nMemedali Hoca öykelendi \nhiddetine 'n'oldu len' dedi,\nApdille sakin sakin\n“-bende el var demesin mi”\n“-hay! senin elini...”\n'-ondan sonura ne oynayabildik\n\tne de pas verebildik \nbaşga kol yemediğimize şükrettik'\n'-tabi maçı gaybetdik, \nmahvolduk valla\nbana ğöre de alt tarafı bi fitbol maçı amma\nsofuluğun bu ğadarı da ıçcık  fazla.”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol Maçı...",
        "poet": "Muammer Kökçü",
        "poem": "\n\nBir Futbol Maçıydı aşkımız.\nSen kazandın.\nSonunda İkimizde Ağladık.\nSen Sevinçten.\nBen üzüntüden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol İşte Bu!",
        "poet": "Ekrem Şama",
        "poem": "\n\nYetki sizde mi ey FİFA, UEFA? \nTeklifim var bakın benden tarafa! \nÇiçek açtıralım şu tribünlerde,\nÇok basit! Değişsin tek bir kaide.\nTarihe karışır, rezil bir kültür,\nİşitilmez asla, küçük bir küfür.\nDua gider hakem ve anasına,\nAna veda eder evlat yasına.\nRakip trübünlere uzanır eller,\nSökülüp atılır dikenli teller.\nSahaya giremez, pala satır şiş,\nHekeme taş değil atılır bahşiş.\nTop kaleye girse, ses çıkar, gool! gool! \nGörenler derler ki, işte bu futbol. \nOlmaz top yerine rakibe tepmek,\nModa olur gidip hakemi öpmek.\nÖfkenin yerini almalı neşe.\nGül demedi varken atılmaz şişe.\nSevgi bağırılır hep türlü türlü,\nŞu gençlik yetişir, sevgi kültürlü...\nHakemi sırtlamak olur hediye,\nKimse bağıramaz, hey in be! Diye.\nMaçlar artık geçmez, kıran kırana.\nMüthiş alkış gelir, gol kaçırana,\nİşte teklif, hadi söyle diyene; \nGoller yazılmalı, golü yiyene.\n\n(İstanbul:08.02.2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Futbol Neye Bakar",
        "poet": "Hakan Kul",
        "poem": "\n\nBu,şu,o futbolcu 18,19,20,21 yaşında\nBunlar 30,31,32 yaşlarına kadar takımlarına sağlarlar çok büyük katkı.\nBirçok maç güzel futbol oynarlar\nOldukça hızlı koşarlar; topa iyi yükselirler.\n90 dakika fazla pas hatası yapmazlar.\nAdrese teslim pas atarlar.\n31,32 yaşına kadar takımlarına çok büyük katkı sağlarlar.\nSonuçta gençler,enerji dolular.\nVe daha önlerinde var uzun yıllar.\n\nBu,şu,o futbolcu 30,31,32 yaşında\nBunlar birçok maç aşamazlar vaşatı; koşamazlar çok hızlı.\nHabire sakatlanırlar; topa çok iyi yükselemezler.\n90 dakika çok fazla top kaybı yaparlar\nSonuçta yaşlılar, hem fizik hem zihin olarak güçsüzdürler.\nYeterli enerjileri yoktur\nZaten dört,beş yıl sonraysa hepten pilleri biter.\n\nHayır arkadaş! hayır\nEğer FUTBOLCU KENDİNİN DOKTORUYSA\nYediğine,içtiğine,giydiğine dikkat ediyorsa\nKENDİSİNDE İNANÇ,AZİM,SABIR,AHLAK VARSA,TUTKUNLUK VARSA\nVE DOĞUŞTAN ALLAH VERGİSİ YETENEKLERİ BULUNUYORSA\nFUTBOL ASLA! BAKMAZ YAŞA BAŞA.\n\nOldukça geniş,oldukça derin düşün arkadaş! \nVe olaya objektif şekilde yaklaş.\nVE DİKKATLİCE BAK FUTBOL DÜNYASINA.\nMilyonlarcası var ki 17,18,19,20 yaşında\nFakat birçok maç koşamıyorlar çok hızlı.\n90 dakikada yapıyorlar çok fazla top kaybı.\nÇok iyi yükselemiyorlar topa.\n\nBİR SEZONDA OYNADIKLARI MAÇLARIN YARISINDA PEK ORTADA YOKLAR\nBazı maçları kart cezasından,bazı maçları sakatlıktan\nBazı maçlarıysa hocasına,takım arkadaşlarına \nveya rakibe saygısızlıktan oynayamıyorlar.\nDaha neler neler\n\nYILLARDIR KALEMİMDE HAYATI DAİR BİRÇOK DOĞRUYU VE GERÇEĞİ OKUYAN\nUMUDU,SEVGİYİ,AŞKI,HÜZNÜ BULAN ARKADAŞ! \nKısaca futbol asla! bakmaz yaşa başa\nTabki futbolcu kendinin Doktoruysa\nYediklerine,içtiklerine,giydiklerine dikkat ediyorsa\nBazı şeylerin bilincindeyse; gece hayatı,bar yaşantısı yoksa\nFutbolcu vaktinde yatıp uykusunu yeterince alıyorsa v.s\n\nPEKİ KARDEŞİM FUTBOL NEYE BAKAR\nFutbol,inanca,azme,sabra,ZEKAYA,ahlaka,TUTKUNLUĞA\nYenilen,içilen şeylere,hedefe\nBODY BUİLDİNG ÇALIŞMAYA\nVe doğuştan Allah Vergisi yetenekler olup olmadığına bakar.\n\nİsteyen kabul eder; isteyen etmez.\nGerçekler,doğrular kesinlikle ama kesinlikle böyle.\n\nBunu ve ' Futbolcu Dediğin Nasıl Olmalı'\n'Futbol','HERKES BİÇER EKTİĞİNİ İKİ'\n'Şimdikiler Neden Olamıyor Maradona 1-2'\nVe KESİNLİKLE UYGUNDUR YASALARA SERİLERİNİ\nDELİLER,HASTALAR,BARBARLAR,YOBAZLAR KİM BUNLAR İKİ'yi\nSon noktaya kadar dikkatlice okuyanlara\nLayıkıyla anlayanlara sonsuz saygılarımla.\nBaşarı ve mutluluk dolu nice yıllara.\n\n(KARABÜK)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol Meselesi",
        "poet": "Kamil At",
        "poem": "\n\nAğzına yaklaşmış kalbi küçüğün\nYine gökyüzünün şekli değişmedi\nAynı bulutlar devamında göğün\nYüzsüz kenenin şekli değişmedi\n\nHırsızın maçta sağlamdır yeri\nYirmi iki çıplak, binlerce serseri\nZaten para savunuyor dinleri\nUzanıp ölenin şekli değişmedi\n\nOyunun galipleri farklı bakıştı\nKaybeden ağlayıp yere çöküştü\nKan-emiciye gaddarlık yakıştı\nNinniler çalanın şekli değişmedi\n\nMaymun kaynar emperyalist ekolu\nIrka aşılamış yatırıyor futbolu\nİnsan mı değil mi, hepsi şüpheli\nTezahürat maymunun şekli değişmedi\n\nAçlar sokaklarda korna çaldı\nBarbarlar villasında plana daldı\nBorçta yüzenler çoştu bunaldı\nAkibeti fecinin şekli değişmedi\n\nBir zaman baskı kölelik sürecek\nTaki dünyamız düzelene dek\nDikilen saraylar toprağa girecek\nAkılsız kölenin şekli değişmedi\n\nBenzer hileler tarihte denendi\nBirleşip insanlık itler engellendi\nYasaklayıp insanlığı canilik bellendi\nKanlı kalenin şekli değişmedi\n\nMağluplar yoksulun evini bastı\nYarışa girdi birbirine kustu\nKalıcı zorbalık bunlara mahsustu\nZarar gericinin şekli değişmedi\n\nDostluklar adına spor denilmiş\nSpontan ırkçılar böyle anılmış\nKamil At yine gerçeğe yönelmiş\nHicivci elinin şekli değişmedi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol Rezalet",
        "poet": "Erdal Ceyhan",
        "poem": "\n\nŞu futbolu bilmiyorsunuz, bari oynamayın\nOynarsanız adam gibi oynayın, Arda’yı tutun\nTutun be kaçıyor… İşte yediniz golü. Ben demedim mi\nBoşverin siz. Nasıl olsa takım artık yatar. \nGidin tutun Arda’yı maçı alın. Golü de Ali atsın..\nBu maç böyle kazanılır. Yok öyle üç  geri.. Bir ileri..\nÜç ileri, bir geri… Paslaşın be.. Ne sinemakisiniz…\nFutbolu Galatasaray gibi oynuyorsunuz…\nArtislik yapıp, durmadan Arda’yı seyrediyorsunuz…\nO çocuğu da bıraksınlar, İspanya’da boyunun ölçüsünü alsın\nGörsün baksın. Futbol nasıl oynanır Messi’den örnek alsın..\n\nAbi bırak be, hep atıyorsun. Hiç tutturduğun yok\nZaten bu gün de Spor-Toto’da sıfır çektin. \nBen de seni bir şey sanmıştım. Aldanmışım..\nGalatasaray yine yenildi… Bu kadar da olmaz ki..\nBizim  kupon yine yattı.. Biz eşek miyiz be..\nBundan sonra futbol filan oynanamam.. Eee..\nEvet, gidip şiir yazacağım.. En aşağısından\nYazmanın dersini alacağım, belki yazarım…\nBelki yazmam… Onu Allah bilir…\nFakat şu Galatasaray’ın hali feci.. Allah acısın\nArtık onu “Ben bile kurtaramam…”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol Oynayan Çocuklar",
        "poet": "Rıza Baldede",
        "poem": "\n\nGoller sağanak halinde yağdı\nHiç ıskalamadı o gün\nTüm skorlar babalara yazıldı\nBir de işçilere\n\nBulut ağırlaştı röveşata atarken\nÇocuk\nDallar kızılcık açtı, uzaklaştı bir\nDeniz vapuru\nTabela değişmedi bütün bunlar\nOlurken\n\nDüşenler ağlamadı\nöğrenmişti düşerek kalkmayı\nÇiz etse de anne kalbi\nNe batıyor ne de kesiyordu acı\nFutbol oynayan çocukları\n\nİki kale arasında yalnızdı\nYağmurlar en çok onu ıslatmıştı\nİlerde göz önünde forvet\nMaçta atamadıkları ona yazılmıştı\nBir de kuşlara\n\nUzadı boynu topa yükselirken\nDolmuşlar ağır ve hantal\nAşk boynunu geçti habersizdi\nYüzü toprak, saçları gök rengi\nAyakları yere değdiğinde...\n\nBeraberlikler de sessizlik\nSevinç hüzün arasında medcezir\nHayat da olmak istediği mevkide\nOynamayanlar üzgündü...\n\nFutbol oynayan çocuklar\n\nKan ter içinde\n\nMağlubiyet ve galibiyet\n\nBabalara yazıldı\n\nBir de kılıçbalıklarına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol Aşkı",
        "poet": "Sedat Kocabey",
        "poem": "\n\nTıklım tıklım tribünler,\nİçimde bir garip kuşku.\nStad inim inim inler,\nBu ne biçim futbol aşkı.\n\nYa yenilir ya yenersin,\nNiye sahaya inersin,\nAllah akıl fikir versin,\nBu ne biçim futbol aşkı.\n\nKoltuk batar kıçınıza,\nSöversiniz koçunuza,\nBaşlatmayın maçınıza,\nBu ne biçim futbol aşkı.\n\nŞu cimbomlu şu fenerli,\nBiri kovboy biri yerli,\nDokunmayın eşek terli,\nBu ne biçim futbol aşkı.\n\nSpor değil sanki savaş,\nKırıldı kol açıldı kaş,\nYavaş oğlum biraz yavaş,\nBu ne biçim futbol aşkı.\n\nGol atınca sevin hemen,\nGol yiyince dövün hemen,\nHiç durmayın sövün hemen,\nBu ne biçim futbol aşkı.\n\nElde sopa cepte bıçak,\nSaklamışlar köşe bucak,\nTaş yağıyor kucak kucak,\nBu ne biçim futbol aşkı.\n\nMillet sokaklara çıkmış,\nCamı çerçeveyi yıkmış\nBiri birisine sıkmış,\nBu ne biçim futbol aşkı.\n\nHani nerde dostluk maçı,\nKarıştı sahanın içi,\nBilmem ki bu kimin suçu,\nBu ne biçim futbol aşkı.\n\nKırmızı kart sarısı var,\nBak ikinci yarısı var,\nHepimizin karısı var,\nBu ne biçim futbol aşkı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol Rezilliği",
        "poet": "Gülhan Özkara",
        "poem": "\n\nEn amaçsız insanların\nBeş para etmez harcı\nFutbol kepazeliği\nEl oğlu çocuğunu on beş yaşında\nEli silahlı bir katil yapıyor\nIrkı için\nBiz de koyun\nHer gün entrikaları\nBin bir yerde\nBin bir başlı\nLehlerine\nMilyar oyun\nSen futbol oynuyorsan\nYine oyna ama\nBunu bir gaye\nEdindirme millete\nYoksa hepten düşeriz\nYaratılabilecek en büyük zillete\nBizimki uçakla\nOlimpiyat almak için\nBilmem nereye uçmuş\nÇok uzun bir yola\nEmeklinin cebinde\nBeş kuruş yok\nÖyle çıkıyor yola\nSen dünyanın\nMilletine para vermekte\nYetmişinci ekonomisi misin ne\nBir olimpiyat külfetini yüklenmek\nSenin neyine bre\n2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol Saha Komiserleri",
        "poet": "Recep Uslu",
        "poem": "\n\nSen bilir misin…\nNe iş yapar saha komiserleri? \nOnlar sahanın..\nHem komiseri,hem neferleri\n…………………………..\nGörevleri esnasında,\nÇok severler gençleri.\nAlırlar formaları,\nHallederler esameleri.\nSaha kontrol altında,\nGelmiştir emniyet.\nHakemleri maça buyur et.\n…………………………..\nSen bilir misin kimdir….\nSaha komiserleri? \nOnlar sahanın….\nHem komiseri,hem neferleri\n……………………………\nOyun başladı sevinçliyiz hepimiz\nHer iki takıma başarılar dileriz.\nSpor sağlıktır,kardeşlikte olsun.\nAllah’ım yardım et ne olursun\n\n10.12.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol Savaşı",
        "poet": "Ekrem Şama",
        "poem": "\n\nYirmibeş adam, bir top üç kalas,\nYenende bayram, yenilende yas,\nArgolar küfürler kendine has...\nSpor mu, savaş mı, toplu kumar mı? \n\nZincir, balta, satır, muşta, bıçak...\nSanki içerde savaş çıkacak.\nİnsan öldürür fanatik alçak.\nSpor mu, savaş mı, toplu kumar mı? \n\nMaç zamanlarında durur hayat,\nKayıp iş, yüz milyonlarca saat.\nGiderler gelirden fazla, kat kat...\nSpor mu, savaş mı, toplu kumar mı? \n\nÜç beş kişi spor yapar; futbol...\nMilyonları delirtir tek bir gol.\nNice haneler söndü emin ol.\nSpor mu, savaş mı, toplu kumar mı? \n\n23.11.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol Saha Komiserleri....2",
        "poet": "Recep Uslu",
        "poem": "\n\nYağmur çamur dinlemez\nKar fırtına bilmez\nGitmeye hiç üşenmez\nHizmet eder komiserler\n\nKulüpler birer birer\nOndan yardım istediler\nHemen yardıma geldiler\nHizmet eder komiserler\n\nAmatördür kendileri\nYetiştirir gençleri\nSevgi kaplar her yeri\nHizmet eder komiserler\n\nEllerinde esameler\nKoşa koşa getirdiler\nHakemlere verdiler\nHizmet eder komiserler\n\nSporadır hizmetleri\nHakemleri ve gençleri\nKardeşliktir istekleri\nHizmet eder komiserler\n\nKötü söze üzülürler\nİyilikler dilediler\nGörev başına geldiler\nHizmet eder komiserler\n\nBu yıl da başladık işe\nUmutluyuz bu gidişe\nSporda neşe olur neşe\nHizmet eder komiserler\n\nFutbol saha komiseri denir\nFutbol sahasına erken gelir\nGörevini çok iyi bilir\nHizmet eder komiserler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol Senin neyine",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nGarip Ali'm burda dokuz doğurur,\nMuhammed'im futbol sana ne verir,\nGel Muhammed gel gel diye bağırır,\nMuhammed'im futbol senin neyine.\n\nGelde diyor hele bak şu çaylara,\nYap servisi bayanlara baylara,\nDur de artık öyle garip huylara,\nMuhammed'im futbol senin neyine.\n\nBiraz hızlı ol yere atma sırçayı,\nAli'm döker bardaklara kor çayı,\nBoş ver maçı Müdür atar fırçayı,\nMuhammed'im futbol senin neyine.\n\nCoştururda çaycı ali'm Coşturur,\nHızlı older Muhammedi Koşturur,\nÇaymı bitmiş bardakları boş durur,\nMuhammed'im futbol senin neyine.\n\nŞiir şaka Veysel sizle atışmaz,\nİş geride kalsa kimse tutuşmaz,\nBu gün maç var çay servisi yetişmez,\nMuhammed'im futbol senin neyine.\n\nTel:0537 959 05 55\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol Sevdası",
        "poet": "Ozan Rari",
        "poem": "\n\nBir top ayaklar ona hakim\nÖyle tutku başka yok herhal\nHep olmak isterdim bir topçu\nKader izin vermedi! ! \nKalbimde yüreğimde hep o\nNe zaman oynasam, izlesem dünya'dan koparım\nOğlum olursa birgün onu en kralından yapıcam\nBaşka sefere buluşmak üzere\nHoşçakal ey yar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol Sevdası",
        "poet": "Murat Nail Güney",
        "poem": "\n\nEllimizden sonra sardı hevesi,\nTam topa vururken kaçtı havası,\nBu yaşından sonra futbol da nesi,\nSen yine şiire yaslan muradım…\n\nKimisi şampiyon, kimi lig düşer,\nKıçta don yok futbol peşinde koşar,\nHanım maç seyreder, yemeği taşar,\nHaydi futbolcu ol aslan muradım…\n\nOğlun biri Beşiktaşlı doğuştan,\nBiri balık tutar kokutur baştan,\nFutbolcu ekmeğin çıkarır taştan,\nHatun Samsun spor aslen muradım…\n\nFutbolcunun olmaz ne sağı solu,\nKimi Trabzonlu, kimisi Bolu,\nArada diskoya uzanır yolu,\nSen git hocasına seslen muradım…\n\nAyağına gelen topa da vurur,\nKızınca hakeme sopa da vurur,\nBoş kale görünce sıpa da vurur,\nFutbol vitamindir beslen muradım…\n\nFutbolcu aslandır, coşan bir seldir,\nKimi uzun saçlı kimisi keldir,\nOynarmış gibi yap keseyi doldur,\nAyıp ediyorsun kes len muradım…\n\nTeknik direktörü İngiliz, Alman,\nBana sorarsalar bedava almam,\nFutbol zor sanat ya altında kalmam,\nHer şutun gol oldu, pes len muradım…\n\n27/01/2007   Anamur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol spor değil",
        "poet": "Ali Bozkurt Niyazlar",
        "poem": "\n\nKüfür bir stad dolusu\nAna avrat dümdüz\nSpor mu\nKoca adamlar tartışıyor televizyonda\nKimi diyor ak \nKimi diyor kara\nSpor mu\nKan damlıyor gazete sütunlarında\nKışkırtan sözler\nSpor mu\nBağırıp rahatsız etmek herkesi\nTaş atmak arabalara\nSavaşa gider gibi kılıçlarıyla gelmek stada\nSpor mu\nYalandan dostluk gösterileri\nFutbol dostluktur derler sık sık\nAma olmadığını herkes bilir\nOlmadığı için söylenir sık sık\nFanatizm spor mu\nKanatlarınızla  uçun\nBaşkalarının ayağında olmasın umudun\nYuvarlanan topta olmasın\nBu yol götürmez sizi hiç bir yere\nŞöyle yürü kendin için\nYürü özgürlüğe\nKır beynindeki zincirleri\nUçkafesinden\nUç sonsuzluğa\nÖzgürlüğe\nSevgili kardeşim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol Topu (Öykü)",
        "poet": "Ulvi Koçu",
        "poem": "\n\nOkuldan çıkalı epey olmuştu. Ödevlerini akşam yapmaya karar vermişken, evde durmak canını sıktı. Sünnet olduğu zaman, babasının aldığı kırmızı beyaz formayı giyip dışarı çıkmak istedi. Hayatında sahip olduğu en güzel şeydi o forma. Ne zaman üstüne giyse, bir başka dünyanın hiç görülmemiş oyun parklarına gidip gelirdi sanki. Birkaç beden büyük mavi kazağını çıkarıp giydi formasını. Bir futbol topu yoktu, fakat oynayan birilerini bulurum umudu vardı içinde. Sadece umut mu, tek göz oda evlerinin içine milyonlar dolusu hayal sığdırmıştı. Babasının işsiz olması onun hayallerinin sınırlarına engel olmadı hiç. Ama bazen hayatı irdelemeye çalıştığında, aklına takılan soru işaretleri sayılmaz oluyordu. Çünkü çevresinde temiz elbiseli, futbol topu olan bir sürü çocuk vardı. Neden kendisinin de bir futbol topunun olmadığına anlam veremiyordu. Hiçbir düşüncesine bir cevap veremiyordu. Ama her şey öylesine zor ve acımasızdı ki. Bir şeyler haykırmak istiyordu hep. Babasının iş bulmak için kendisini heder ettiğine, üç kuruş için çektiklerine, ezilmişliklerine ve daha nicelerine… Oysa farksızdı diğer çocuklardan… Fakat karmaşalar çözümsüzdü. Ve günleri hayatın ayrıntılarını kamçılamakla geçiyordu…\n\nFormasının neşesiyle hızla dışarı çıktı. Birkaç saat oyalandı öylece, çünkü dışarıda top oynayan kimse yoktu. “Ah” dedi kendi kendine, “ bir topum olsaydı hiçte umrumda olmazdı, dışarıda top oynayan kimse varmı diye, alırdım topumu oynardım kendi başıma”. Hep uğraştığı kurmacalarla yine karşılaşma korkusuyla içinden geçenleri bir kenara koydu düşüncesinden. Dışarısı daha da sıkınç olmuştu. Eve dönmeye karar verdi. Bulunduğu sokaktan eve giden yola doğru köşeyi dönmüşken birkaç genç kız ve erkeğin futbol oynadığını gördü. Önce sevindi, sonra şaşırdı ansızın. Kızlar bile futbol oynuyordu. Bir ışık yandı birden bilincinin zirvesinden, sevindi belli belirsiz. Onlara bende oynayabilir miyim diyecekti. Koşarak top oynayanların yanına gitti. Oysa daha bende oynayabilir miyim demeden; \n“-hey küçük çekil ordan, görüyorsun ki maç yapıyoruz, şimdi top değecek bir şey olucak.” dedi top oynayanlardan genç bir kız…\n“-bende oynayabilir miyim abla? ”\n“-hayır, oynayamazsın maalesef, çünkü her iki takımda da yeterli oynayan var”\nSustu birden. Küçük ve sessiz geri adımlar attı. Büyük bir taş vardı, elini dizine koyarak oturdu o taşın üzerine, boynunu bükerek…\n\nİçinde biriktirdiği kurmacalarla yeniden hesaplaşmaya karar verdi. Niye onun da bir futbol topu yoktu. Oysa yaşıtlarının hepsinde vardı. Hatta kendisinden yaşça küçük çocukların ve top oynamasını bilmeyen kızların bile bir futbol topu vardı. Arkadaşlarının babaları hep çalışıyordu. Ama onun babası günlerce iş bulamıyordu. Günü birlik işler bile ayda iki ya da üç kez oluyordu. Acaba kime ne yaptık diye öfkelendi birden. İçinden binlerce küfür yağdırdı yokluklarına. O içinde ki senaryo ile boğuşurken patlak bir futbol topu gördü. Ne top oynayan gençler kalmıştı etrafta, ne de başka kimseler. Bulduğu patlak top biraz önce iç geçirdiği toptan başkası değildi. Belliki patlamıştı. Çocuk hüznüyle karışık, tebessüm etti önce. Sonra o patlak topu ikiye ayırıp bir parçasını kafasına külah yaptı. Günlerce o külahı çıkarmadı hiç. Herkes onunla alay ediyordu ama hiç aldırış bile etmedi. Sadece kafasında ki o top parçasının bir sihirle eski haline dönmesi için dua etti...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol Ve Aşk",
        "poet": "Gökhan Aynacı",
        "poem": "\n\nFutbol iki direk arası\nAşk iki yürek arası...\n\nFutbolda mesafe tükenir,\nAşkta tükenmez,\nSevdiğin kadar özgürsündür...\n\nFutbol tehlikeli,\nAşk öldürücü,\nBirazda düşündürücü...\n(tabi ölürken fırsatın kalırsa düşünmeye) \n\nFutbol da hakem maçı katleder,\nAşkta yürekler...\n\n(Her ikisinde de sakatlık riski vardır) \nFutbolda ayağın \nAşkta yüreğin acır...\n\nHer ikisi de tutkudur,\nHiç bitmesin istersin...\n\nHer ikisi de susatır\nFutbol koşmaktan\nAşk hasretten susatır\n\nHer ikisi de taktik savaşıdır\nAkıllı oynayan kazanır\n\n(Her ikisinde de ofsayt vardır) \nFutbolda kaçarken,\nAşkta aldatırken...\n\nFutbolda ofsayt bayrağını görürsün,\nAşkta böyle bir şansın yoktur \nMaç yarıda kalır...\n\n(Her ikisinde de güç gerekli) \nFutbolda koşabilmek,\nAşkta sevebilmek için...\n\nFutbol gol atınca,\nAşk; sevgiliye sarılınca güzeldir...\n\nBazen ikiside bıkkınlık verir,\nAman bee dersin\nYine vazgeçemezsin...\n\nEn iyisi mi? \nİkisine de bulaşmayın derim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futboldur Hayatım Benim",
        "poet": "Ahmet Yozgat",
        "poem": "\n\n1/:\nMahallenin kıyısındaki boş arsa\nGülümser ve el sallar bana\nBoş vakitlerimi yakaladığında.\nAyağımda meşinden top\nKafamda sadece futbol\nSüratle dalarım arkadaşlarıma\nBir çalım, bir çalım daha...\nSahanın kenarı kalkar ayağa:\n'Gol goool! '\n2/:\nMahallenin kıyısındaki boş arsa \nHalı gibi çimen döşer yüzüne\nBen yere düşmeyeyim diye.\n'Gel gel.' eder ve el sallar bana\nBoş vakitlerimde.\nGözümde bir tek futbol\nHızla dalarım koşuşan ayaklara.\nBir çalım, bir çalım daha...\nArsanın kenarı kalkar ayağa:\n'Gol goool! '\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbol Topu",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nFutbol topu put gibi, \nMilyonların elinde.\nFazla ilâhlaştırma, \nOynayanı dilinde...\n\n(1996)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbolcu ilgi bekler",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nFransa ve Arjantin\nPortekiz ve İtalya\nAmerika ve İsveç\nYarışta kaldı yaya\nFutbolcu ilgi bekler\nHazır mı para çekler\nBaşarıyı verene\nTopluca sevgi saygı\nO canım futbolcular\nOrtadan kalktı kaygı\nFutbolcu ilgi bekler\nHazır mı para çekler\nUğraşmayın kimseyle\nHedefi başarmalı\nSevgi ile saygıyla\nFutbolcuya varmalı\nFutbolcu ilgi bekler\nHazır mı para çekler\nOyunu bilmeyenler\nSakın hiç konuşmasın\nParazitlik yaparak\nAyakta dolaşmasın\nFutbolcu ilgi bekler\nHazır mı para çekler\nGerçekçilik doğruyu\nHep aramaktan geçer\nGüzellik hissettiren\nİnsana neşe saçar\nFutbolcu ilgi bekler\nHazır mı para çekler\nBugünün kahramanı\nFutbol meydanlarında\nGüven sabır itimat\nTaşıyor canlarında\nFutbolcu ilgi bekler\nHazır mı para çekler\nO kahramanlarımız\nDürüstlük ve erdemi\nAhlâklı olursalar\nOrtadan kalkar nemi\nFutbolcu ilgi bekler\nHazır mı para çekler\nBu millî heyecana\nHep ortak olmalıyız\nSaygı sevgi içinde\nBirlikte kalmalıyız\nFutbolcu ilgi bekler\nHazır mı para çekler\nKendi kimlik değere\nBağlı olmalı insan\nBöylelikle kalkınır\nMilletimiz ve vatan\nFutbolcu ilgi bekler\nHazır mı para çekler\nHasan diyor şu ruhu\nSakın hiç söndürmeyin\nMillî Takım çok iyi\nYolundan döndürmeyin\nFutbolcu ilgi bekler\nHazır mı para çekler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbolla İlgilenmem 11",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nÖlçü mü bilmiyoruz, saldırabiliyoruz? \nŞakacı da değiliz, pek kaldıramıyoruz…\n\nSinirlilerimize pot kırmaktan korkarım,\nDayak yiyebiliriz yoktur ki koruyanım… \n\nÇünkü bizde futbol bu seyredersen anlarsın,\nSeyretmesen de olur, hemen anlayacaksın…\n\n(1999)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbolla İlgilenmem 15",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nO, saygıdeğer insan kitaba hürmet eder,\nÖpüp alnına koyar Rab’bine şükür eder…\n\nHikâye yere düşmüş günah, diye ağlıyor,\nDedim, üzülme düşsün bir şey olmuyor…\n\nEmirhan, sayesinde futbol izlemekteyim,\nDünya maçlarıyla da az çok dinlenmekteyim…\n\n(2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbolla uyutma...Politik..futbol...",
        "poet": "Ali Efeoğlu",
        "poem": "\n\nfutbolu biz icad ettik\nbilmem kaç defada dünya şampiyonu olduk\nhaftada şu kadar saat tv de futbol konuşuruz\n70 milyon adette teknik direktör bulduk\n\nfutbolcunun eskisi,hakemin içi geçmişi\ndoldurduk amerikan asıllı tv kanallarını\n5 tanede günlük futbol gazetesiyle uyuturuz milleti\nbölünüp satılırken kutsal sandığımız Vatan toprakları...\n\n16.Mayıs.2011.İzmir\nAli Efeoğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbolla İlgilenmem 16",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nDolmuş ile geçerken tren yolunun dibinde,\nKurtuluş Mezarlığı’nın ev hemen üzerinde…\n\nBurası Arif Bilge önünde geniş park var,\nEmirhan ve çocuklar sürekli maç yaparlar…\n\nHüseyin de maç yapar onun abilerinden,\nMahalle yıkılacak ruhsat yok çok yerinden…\n\nGeç de olsa anlıyorum hayattan uzakmışım,\nOynamayı isteriz engel olur sıkıntım…\n\nBoynumuz komple fıtık tüm kanallar basılı,\nKanal darlıklarıyla şahsımız sıkıntılı…\n\nBel fıtığımız da var zaman boşuna geçmiş,\nFutbol bizden uzakta hem de apayrı bir iş… \n\n(2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbolla İlgilenmem  7",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nKim kime gol atıyor, farkına pek varılmaz, \nMaksat ki taraf olmak, başka amaç aranmaz… \n… \nFutbol zaman geçirtir, uzun süre oyalar, \nDeşarj olmak için mi düşünmemeyi sağlar? \n… \nFutbolla ilgilenmem, çünkü sonu hiç gelmez, \nSanki bir kısır döngü hiç bitmez hiç tükenmez… \n… \nTüm suçlar şahsımdandır, eğlenmeyi de bilmem, \nHiç eğlenmemişim ki futbolla ilgilenmem… \n\n(1996)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fuzuli",
        "poet": "Güliz Ardilli",
        "poem": "\n\nBazı yanılgıların bedeli ağır oluyor.\nDüşüncelere tutsak olmak insanı deli ediyor.\nÇıkış yolunu bulmak gittikçe güçleşiyor.\nUzak durun benden gülümsemek isteyenler,\nKaranlığım kor ateşlere sürüklemesin sizi.\nBazen düşündüklerimi söylemek zor oluyor.\nHer şeye rağmen susmak, insanı çileden çıkarıyor.\nÇaresizlik almış başını gidiyor.\nUzak durun benden gülümsemek isteyenler,\nKaranlığım kor ateşlere sürüklemesin sizi.\n\n15 Aralık 1997 Pazartesi 1:00 / İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbolla İlgilenmem 19",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nGel de çocuğa ters çık toplum, futbol seviyor,\nEkranlar ya da çevre futboldan bahsediyor…\n\nFakat bu çocuk Emir yani bizim Emirhan,\n2 H denildi mi sınıfında çalışkan…\n\nDedi, Türkiye’dir bu Karadağ’ı yenecek,\nHırvatistan Moldova’ya en az bir çekecek…\n\nİngiltere güçlüdür Avustralya’da kimmiş? \nKuzey İrlanda güçlü Belarus’u yenermiş…\n\nİrlanda Cumhuriyeti Hollanda’ya eşittir,\nYani birer gol ile sonuç beraberliktir…\n\nArjantin Honduras’ı bir golle geçecekmiş,\nİsviçre, Belçika’ya evinde yenilecekmiş… \n\nABD Bolivya’ya en az dört çekecekmiş,\nLitvanya, Estonya’yı rahatça yenecekmiş…\n\nYa Azerbaycan n’olur Makedonya maçıyla,\nEvinde yenilirmiş üç, bir sonuçlarıyla…\n\nDedim, kardeş ülke dost ülke yenselerdi,\nDedi, yenilecekler bu gerçekleşecekti… \n\nYa Almanya, Slovakya maç sonucu ne olur? \nDedi, bu maç sürprizdir sonucu bir, üç olur…\n\nAlmanya, yenilecek demek ki sahasında,\nTam üç gol yiyecekler kendi sahalarında…\n\nİspanya, Bosna Hersek dedim, sonuç ne olur? \nDedi, İspanya üç, bir Bosna’yı mahvedecek…\n\nYa Romanya, Ukrayna nasıl gerçekleşecek? \nDedi, bu maç biraz zor dedi, yenemeyecek…\n\nDedi, Romanya üç gol Ukrayna dört çekecek,\nİtalya bir gol ile İskoçya’yı yenecek…\n\nDedim, Portekiz maçı Norveç’le ne olacak? \nDedi, bu oynanmamış oynanmadı yazacak…\n\nDedim, Emirhan bu da ne bu nasıl bir sonuç? \nDedi, bakıp söylerim bu belirtilen sonuç…\n\nYa haftanın maçları dedi, başlamadılar,\nBaşlasın ve oynansın yayınlansın sonuçlar…\n\nBakar bakar söylerim sen de şiir yazarsın,\nBir anda ünlü olur şairlerden sayılırsın…\n\nDedim, bizi sen hep say biz, adsız bir şairiz,\nKendini feda eden hem gariban biriyiz…\n\n(2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Futbolla İlgilenmem  8",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nAçmışım izliyorum, tüm koltuklar kırılmış,\nYine kargaşa hâkim, top, tüfek fırlatılmış…\n\nAnladım sorunlar var, alışkın mı değiliz? \nEndişelerim arttı, demek ki yetersiziz…\n…\nYa evin içine de bir top fırlatırlarsa,\nYa ekrandan içeri, vatandaşlar dalarsa…\n\nÇayımı yudumlarken yani televizyondan,\nFutbol topu geçerse, kanalın ekranından…\n\nPardon konu dağıldı, futbola çay karıştı,\nÇay ile futbol topu, gofretlerle barıştı…\n\nİşte hep bu yüzdendir, futbolla ilgilenmem,\nEve dalan topları, kafa atıp göndermem…\n\n(1999)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Füzeler Adres Sormuyor Anne",
        "poet": "Zeki Aciköz",
        "poem": "\n\nDünya seyirci gazzede kan revan\nFüzeler hic adres sormuyor anne! \nGöklerden kipkizil ates yagiyor\nCocuklugumu ve umutlarimi\nParam parca edip yakiyor anne! \nFüzeler hic adres sormuyor anne...! \n\nYaniyor, yakiyorlar bedenimi\nDuymak istemediler nefesimi\nBombalar volkan gibi patliyorken\nFüzeler hic adres sormuyor anne! \nBu ne mezalimdir behey kör dünya\nFüzeler hic adres sormuyor anne...! \n\nHayat damarlarimizi kestiler\nVurup öldürdüler, sonra astilar\nAsirlarin nefretini kustular\nFüzeler hic adres sormuyor anne! \nKüfür milletleri seviniyorken,\nMüslüman kardesler uyuyor anne...! \n\nEtrafimizi her yandan sardilar\nSemadan barut ates yagdirarak\nDenizdende kalbimizi vurdular\nO da yetmedi kol bacak kirdilar\nSiyonistler bak yasatmiyor anne\nFüzeler hic adres sormuyor anne...! \n\nHani nerde sahte demokratlar\nBir sürü yalan dolan beyanatlar\nÜst üste geldi bir cok ihanetler\nKin ve nefret adres sormuyor anne! \nYikildim, yok oluyorum perisanim.. \nBombalar hic adres sormuyor anne...! \n\nDedem gitti babam gitti, simdi sen! \nVatan savunmasi idi tek neden.\nAh anne dayanmaz artik su beden\nKursun yasam hakki vermiyor anne! \nKundaktayim ben daha büyümedim\nFüzeler hic adres sormuyor anne...! \n\nBen gazzede biten bir cicek, gül´düm\nSuyumu kestiler simdi soldum anne! \nNe sesimi duyan var ne ses veren\nYikintilar altinda kaldim anne! \nKökden yok ediliyor vatanimiz\nFuzeler hic adres sormuyor anne...! \n\nAtes barutla gelmistim dünyaya\nIhanetlerle gidiyorum anne! \nBen büyümedim ki henüz kundakta\nTa cigerlerimden vurdular anne...! \nkücücük bedenim yere serdiler\nTam sakagimdan vurdular anne...! \n\nHala ölmüs o cansiz cesedimden\nTepmelerle kimlik nsordular anne.! \nSiyonistler ölüm kusuyor anne\nFüzeler hic adres sormuyor anne...!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fuzuliye Selam",
        "poet": "Nuh Üstün",
        "poem": "\n\nNe Mecnun'a özenirim,\nNe Leyla'sında gözüm var.\nBenim bin geceye bedel,\nNur saçan bir sabahım var.\nNe Ferhat'a bir söz derim,\nNe dağlarla bir derdim var.\nBenim bin Şirin'e bedel,\nHer hali şirin bir yarim var.\n\nHem Mecnun da aşık mı benim karşımda,\nO akılsız bedevi aşktan ne anlar.\nHem dağ delmek de iş mi bir yar uğrunda,\nBende dağları da aşan yüce bir aşk var.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Fuzuliye nesimiye selam ola",
        "poet": "Ali Rıza Ünal",
        "poem": "\n\nBenüm tek zar-ı perişanım sevenin solmasın ya Rab,\nAşkının esiri nalânıyım,derdin hicrân olmasın ya Rab,\n\nBu demdiğim dem-e cevlanım, hüsran olmasın ya Rab,\nEsir-i kâfiri İslam’ile islah eyle.imansız ölmesin ya Rab,\n\nGördümki beşer-i zan,mal-u melâl endişe-i hengâm,\nKulların mehri endişe, mahfu perişan olmasın ya Rab.\n\nÇeküp alsalar tenden canımı.can-ı canan sendedür.\nPeymanım peymandur,akıbet büstan,olmasın ya Rab.\n\nDemem kimdür bu küfrükâr zalım,o da sendendür,\nHicabın malumuyum,dönen iflah olmasın ya Rab,\n\nBu bahtı arz-ı alem, bir cilveden cevrü cevlan eyler.\nKimki razı omaz,gönül tahtına sultan olmasın ya Rab,\n\nBu cevrü cefaya,sûkut-u sabr ile ama oluşum vefadır,\nAkdi vefayım ya medet,akdim helâk olmasın ya Rab.\n\nCevrü cefan sûkun oldu,bir meyhaneyi mekânda\nMülkün mubaraktir.mülküm viran olmasın ya Rab.\n\nKul Rızadan bu sözler,aşık fuzuliye bir lûtuf ola,\nFuzulileyin aşıklar mahşerde bitap olmasın yaRab.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G A Z E T E  c i",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nYirmi dört saatim buna odaklı,\nİki değilim ben on dört kulaklı,\nOkumak istiyor bazı meraklı,\nSarı basın kartlı gazeteciyim.\n\nSavaşın, barışın içindeyim ben,\nTarikat, siyaset dışındayım ben,\nDaima görevin başındayım ben,\nSarı basın kartlı gazeteciyim.\n\nDağları tırmanır haber ararım,\nAcil durumlarda işe yararım,\nHaklıya, haksıza kafa yorarım,\nSarı basın kartlı gazeteciyim.\n\nSayfa sütunları bize ayrılmış,\nKarşı çıkanlar var, namlu doğrulmuş,\nKimimiz dayak yer, kimi vurulmuş,\nSarı basın kartlı gazeteciyim.\n\nHeyelan, afete ilk ben koşarım,\nResmi bayramları kutlar, coşarım,\nZekice fikrimle artar  başarım,\nSarı basın kartlı  gazeteciyim.\n\n10-1-2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G  a  z  i",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nDüşmanlar siperde sınır dışında,\nVatanın bekcisi görev başında,\nBacağı topallar bir tek kurşunla,\nŞehite yakındır yaralı  Gazi.\n\nBir  kolu kopsada suni kol takar,\nŞehit düşmeyişi yüreği yakar,\nHainin leşide acayip kokar,\nŞehite yakındır yaralı  Gazi.\n\nBir gözü kör olsa hizmetten kaçmaz,\nGonca çiçek solar sulasan açmaz,\nİçine kapanır sitemi saçmaz,\nŞehite yakındır yaralı  Gazi.\n\nVücudun pürüzü onu bağlamaz,\nKahraman askerdir,yiğit ağlamaz,\nYetkisi son bulur görev sağlamaz,\nŞehite yakındır yaralı  Gazi.\n\nKanını akıtır helal,hoş eder,\nTekerlek,sandalye üstünde gider,\nZeki'de borcunu şanıyla öder,\nŞehite yakındır yaralı  Gazi.\n\n2-1-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G A Z İ  A S K E r",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nVatan, bayrak aşkı yıldırmaz onu,\nŞehitlik mertebe olsa da sonu,\nYaşamak, ölmekte hayat kanunu,\nGazi unvanıyla kahraman Asker. \n\nCepheden, cepheye koşturmaktadır,\nEmrinde olanı coşturmak tadır,\nDüşmanın hışmını susturmaktadır,\nGazi unvanıyla kahraman Asker. \n\nAteş hattındadır kurşun yağıyor,\nSiper cephesine kumu yığıyor,\nZafer sevinciyle tekrar doğuyor,\nGazi unvanıyla kahraman Asker. \n\nKolu kırık olsa ayağı yürür,\nBacak tutmasa da vücudu sürür,\nŞanı, şerefini yiğitçe korur,\nGazi unvanıyla kahraman Asker. \n\nHainlik düşünen görevden kaçar,\nVicdanı ile de arayı açar,\nZekice düşünen orduya geçer,\nGazi unvanıyla kahraman Asker. \n\n12-12-2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G A Z İ L E R  g ü n ü",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nÜlkemin gururu savaştı onlar,\nÇok şükür ayakta duruyor onlar,\nTarihi anlatır, öğrenci dinler,\nGaziler gününü kutluyoruz biz.\n\nİstiklal harbinde düşman serildi,\nBaygın, yaralılar kalktı,dirildi,\nDoksan yıl öncesi ödül verildi,\nGaziler gününü kutluyoruz biz.\n\nKiminin  ayak yok, kiminin kolu,\nKimi bastonuyla gidiyor yolu,\nYardımcı olmalı her Allah kulu,\nGaziler gününü kutluyoruz biz.\n\nAtatürk büstüne çelenk konuldu,\nİstiklal marşıyla selam duruldu,\nMadalya göğsünde yiğit bilindi,\nGaziler gününü kutluyoruz biz.\n\nŞehit olanların mekanı Cennet,\nAtatürk de gazi tanıyor millet,\nZeki insanları koruyor devlet,\nGaziler gününü kutluyoruz biz.\n\n19-9-2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G e l (Pazar Günleri)",
        "poet": "Hikmet Elitaş",
        "poem": "\n\nYa ikindi vakti, ya akşam üstü,\nÇık ta gel sevdiğim, pazar günleri.\nKestane saçını omuzlarına,\nDök te gel sevdiğim, pazar günleri.\n\nGel çocuklar gibi güle, oynaya\nBir gülüşün değer koca dünyaya\nDağıt  zülüfünü, dönüp aynaya,\nBak ta gel sevdiğim, pazar günleri.\n\nKirpiğinle kaşın sineme batar,\nDudağın boyayıp, eyleme beter,\nCeylan gözlerinin sürmesi yeter,\nÇek te gel sevdiğim, pazar günleri.\n\nBin işve var endamında, nazında,\nNinni söyle, ben yatayım dizinde,\nHasretliği sevdamızın közünde,\nYak ta gel sevdiğim, pazar günleri.\n\nHikmetî ' yem yandım aşkın demine,\nSen gelmezsen, ben geleyim yanına,\nAşkımızı pencerenin camına,\nÇak ta gel sevdiğim, pazar günleri.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G A Z İ  O l",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nVatana, millete hizmetten kaçma,\nDüşmanı sıkıştır yolunu açma,\nBedene girse de  kurşun ve saçma,\nŞehit  olamazsan  gazi  olursun.\n\nAy yıldız bayrağa fedadır bu can,\nAllah Allah deriz artar heyecan,\nKanuna, nizama elbet uya can,\nŞehit  olamazsan  gazi  olursun.\n\nYeter ki kurtulsun düşmandan toprak,\nÖzgürlük sembolü açan gül, yaprak,\nMadalya alırsın alkışlanarak,\nŞehit  olamazsan  gazi  olursun.\n\nKahraman arttıkça ülke bölünmez,\nDüşman pusudadır baksan görünmez,\nBir karış toprağı asla verilmez,\nŞehit  olamazsan  gazi  olursun.\n\nAilende sana duyarlı bakar,\nZekiden her türlü duygular akar,\nGazide cennetlik makama çıkar,\nŞehit  olamazsan  gazi  olursun.\n\n16-3-2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G e l...O t u r",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nUzakta olsanda çabuk atla gel,\nSevdanı, duygunu iki katla gel,\nÇocukların varsa koyma topla gel,\nMisafir olarak eve  konuk ol.\n\nKırk yıllık arşivi sana açayım,\nCesareti artır umut saçayım,\nRahatsız olursan dışa kaçayım,\nNeler yapıyorsam gör de tanık ol.\n\nŞekilden,kılığa bürünmeliyiz,\nAğlarken,sevecen görünmeliyiz,\nSanatkar olarak korunmalıyız,\nAşık ve sevdalı, bağrı yanık ol.\n\nBaşarı sunarken gerçeği ara,\nİkinci planda servet,pul, para,\nİhtiyaç duyarsan böyle bir yara,\nİstersen neşeli, veya buruk ol.\n\nZeki'nin gönlünü aldın mı tamam,\nNişanla, düğünle oluşur hamam,\nNikaha aldım mı ortada  komam,\nİstersen şehirli, ister yörük ol.\n\n30-1-2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G e l i n i m",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nYabancı birinden olduysan bile,\nSevgide ayırım, düşünmem hile,\nDedikodu yapıp düşürmem dile,\nGelinim diyerek evlat edindim.\n\nOğlum Arif'im de nikahı bastı,\nKaralama yapan çekindi sustu,\nAile çevrende sesini kıstı,\nGelinim diyerek evlat edindim.\n\nNüfusuma biraz oldu ilave,\nHuzuru yaşatmak en güzel gaye,\nFedadır sizlere bütün sermaye,\nGelinim diyerek evlat edindim.\n\nKaynanan, kaynatan atan sayılır,\nNefretini kusma çabuk yayılır,\nYuvasına sadık işe koyulur,\nGelinim diyerek evlat edindim.\n\nTorunum Zeki'nin annesi oldun,\nBeş yılı aşkındır gurbette kaldın,\nHasretlik zor imiş dersini aldın,\nGelinim diyerek evlat edindim.\n\n15-3-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G e r ç e k",
        "poet": "Seher Ercan",
        "poem": "\n\nGecenin sessizliğine karıştı suskunluklar \nZaman tüm gerçekleri soyunup attı \nSereserpe ortadaydı artık tüm yaşananlar \nNafile çırpınışlarıyla ortada kalakaldılar \nKırılmış kanatlarla uçamadı yalanlar. \n\n23.Mart.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G e n ç l i ğ i m",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nKalıcı sanmıştım yiğitlik, mertlik,\nHoşuma gider di  enerji  sertlik,\nEksik olmuyor du çanta da keklik,\nNereye kayboldun ah ulan gençlik? .\n\nGiyinir, kuşanır caka satardım,\nMahalle, sokakta volta atardım,\nGece dolaşırdım, gündüz yatardım,\nNereye kayboldun ah ulan gençlik? .\n\nKoşuya çıksam da erişilmez di,\nBoşu boşuna da güreşilmez di,\nTuşa  getirince  direşilmez di,\nNereye kayboldun ah ulan gençlik? .\n\nGenç kızlar güzele bakar doymaz dı,\nYapılacak  işler  elde  kalmaz dı,\nAğır yük taşısam yine koymaz dı,\nNereye kayboldun ah ulan gençlik? .\n\nYediğim, içtiğim kan yapıyor du,\nYaptığım sporlar dik  tutuyor du,\nZaman aşımı da  Zeki'yi  yor du,\nNereye kayboldun  ah ulan gençlik? .\n\n4-3-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G-Gar",
        "poet": "Akın Akça",
        "poem": "\n\nHiçbir zaman vazgeçmiyor \n İçten geçen görünmez ışınlar,\nBelki ve işin garibi, özerk de bunlar destekleniyorlar\n\nYola çıkan\nYoldan geçen, yolda olan\nVe üstelik…\n\nNe kadar çok insan var tatil mevsimi gelince otobüslerin orda.\nNe için ordalar,\nGerçekten biliyorlar mı?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G E R İ c i",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nMillet ovadayken o hala dağda,\nÜretimde yapmaz bahçede,bağda,\nUyanık olmalı böyle bir çağda,\nOrmanı  yakıyor  geri  zekalı.\n\nZüğürtün biridir çullanamıyor,\nMal,mülk alıp da pullanamıyor,\nAklını, fikrini  kullanamıyor,\nAngıtca bakıyor geri zekalı.\n\nTembellik hobisi ellere muhtaç,\nHastalansa bile alamaz ilaç,\nAvını bulmazsa kalıyordur aç,\nÜstüde kokuyor geri zekalı.\n\nMecburi işleri aksatmaktadır,\nMerhamet duygusu eksilmektedir,\nMillet uzaklaşır tiksinmektedir,\nGünaha  sokuyor  geri  zekalı.\n\nAile ferdi de böyle yaşamış,\nDirliği bozulmuş eşi boşamış,\nZekinin mahsüle bazen işemiş,\nCanımı  sıkıyor  geri  zekalı.\n\n22-2-2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G ö ç",
        "poet": "Münire Aksaray",
        "poem": "\n\n----------------------------------------\n\nBir göç bağrımda.\nSenden kalan ne varsa\nGitmekte uzaklara\nHem de çok uzaklara\n\nKanadı kırık bir kuş gibiyim\nBu göç de öyle, çaresiz.\nÖylesi suskun ve sessiz\n\nNeyim varsa şimdi\nTopladım birer,birer\nBir çeyrek anılar,\nBir çeyrek den biraz az\nMutluluk tortuları\n\nBu göç alır götürür\nSenden kalan\nBütün kırıntıları\nSöylesene\nZaten kim ister\nYıkıntıları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G ö ç",
        "poet": "Nisari Özdoğan",
        "poem": "\n\nG   urbetellerindeki  Ö   mürboyu   Ç   ileler.\nÖ   nüne katmış sürer, entrikalar hileler.\nÇ   aresiz kalmayanlar, göçü nerden bileler.\n\nG   öç yolları uzadı, sınır hudut kalmadı.\nÖ   zlemin acısı zor, zehire benzer tadı.\nÇ   aresizlik deyil mi? göçün bir başka adı.\n\nG   urbeti göçene sor, nerden bilsin sıladar.\nÖ   lümden hiç korkmadım, göçten korktuğum kadar.\nÇ   ar-naçar herkes bir gün, dünyadan göçü tadar.\n\nAdem babadan kaldı göç insanlara miras.\nİlk vatandan kopardı küçücük bir ihtiras.\n\nO takdiri-İlah'i göç değil sürgün idi.\nHem yerden, hem de yardan olduğu bir gün idi.\n\nYankılardan başka hiç duyan yoktu sesini.\nGörmedi kimse daha gurbetin böylesini.\n\nÖyle ki  Adem ata, ölümü vuslat bildi.\nBize de ölüm denen göç veraset edildi.\n\nGeliş bir göç, gidiş göç,denk çözer denk bağlarız.\nOndandır bu dünyaya ilk gelişte ağlatız.\n\nHuzur bulunan tek yer; cennet ana kucağı.\nSarar benliğimizi sonra baba ocağı.\n\nKaynaşarak büyürsün, çevren ile, yörenle.\nOrda bütünleşirsin, adetinle, törenle.\n\nYeniden bir ruh verir sana ekmeği, suyu.\nİnsan eğitilse de, yuvadan alır huyu.\n\nVatan; ilk muhabbeti, sevgiyi taddığın yer.\nEvim, ocağım diye huzurla yattığın yer.\n\nBelendiğin bu toprak artık sana yurdolur.\nKader ayırsa birgün, yureğine derdolur.\n\nHayatın gerçekleri yakandan tutar bir bir.\nGurbetten doğan umut, ilk darbeyi indirir.\n\nBazan bir lokma ekmek, koca bir günü mutlar.\nÇare bittiği yerde, başlar yeni umutlar.\n\nİlk ayrılış, dünyaya ilk geldiğin gibidir.\nNe hiç hayal ettiğin, ne bildiğin gibidir.\n\nApayrı bir dünyada, başka bir yaşam sanki.\nKaraya vurmuş balık gibi halin o anki.\n\nAti ne hazırlryor, düşünülmez, bilinmez.\nGöçerlik gönüllerden ömür boyu silinmez.\n\nSanki başka bir dünya, uymaya zorlanırsın.\nBebekken ağlamıştın, bu sefer arlanırsın.\n\nBir gün dönüş hayali, katlandırır bir süre.\nÖyle zaman olur ki, dar gelir bu yer küre.\n\nBeynin kabına sığmaz, zonklatır şakakları.\nSıkar, ufalar seni, gurbetin sokakları.\n\nİçinde hep bir sızı duyarsın ince ince.\nBuğulanır gözlerin yurt aklına gelince.\n\nSıla bahcelerinin dört mevsim gülü solmaz.\nEkmeği mis kokulu, aşına doyum olmaz.\n\nRüyaların her gece yaşatır o çağları,\nSusadıkca özlersin, kırk pınarlı dağları.\n\nYağmuru toprak kokar, güneşi sım sıcaktır.\nÖlürsen mezar yerin yalnız sılanda haktır.\n\nÇözemezsin sılayı özleten bu sırları,\nGül bahcesi görünür kupkuru bozkırları.\n\nDönersin sılana ya, yokluk hep seni kollar.\nNe zaman dara düşsen, gurbete düşer yollar.\n\nGurbet yolculukları, göçün başlangıcıdır.\nDışı elma şekeri, içi sert ve acıdır.\n\nEn sonunda yabanı, kendine yurt edersin.\nBir yabandan yabana artık kolay gidersin.\n\nGöçe bir başladın mı, bellolmaz konak yeri.\nGöç; tek yönlü bir yoldur, onda dönülmez geri.\n\nDönüşe ferman yoktur, ne kadar özlesen de.\nHep gariplik duyarsın, ellerden gizlesen de.\n\nSon deminde her gönül sıla toprağı özler.\nYabanda kalanlarda; hep açık gider gözler\n\nİnsan doğduğu yerde, yurdunda kalsa çok mu? \nŞu medeni dünyada göçe dur diyen yok mu? \n\nGurbet ellerindeki ömür boyu çileler,\nAhrete göçmedikce, göçerde bitmez keder.\n\nGezeğenlere yol var, hayretle gözlüyorum.\nKorkarım baş döndüren bu müthiş aşamadan.\nNasıl olsa mukadder, son göçü özlüyorum.\nBu dünya'da bir daha, başka göç yaşamadan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G-Fairy of Roses -011 - Hollandaca",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nG-Fairy of Roses -011 - Hollandaca\n\nDo You Know... \nFairy of Roses.... \n\nDat zou nogal veel.. \nWe raden u aan het lachen... \nRozen kan het je schelen.... \nHoning kan te tornen aan het... \nWees mooi.. \nJove... \nJe hebt mooie rozen... \nMet Emerald ogen... \nMet wangen zoals kersen.. \nMet haar als zijde... \nZijn zeker een levensduur tot mijn Religie.. \nU begrijpt me... \nIk hou van je... \nIk hou van je... \nIk hou van je... \n\nU begrijpt me... \nFairy of Roses.... \n\nMersin-11.11.1979 - Bilal Genis\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G Ö L G E L i",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nAramıza fitne, fesatlar sokup,\nAmansız tuzağa düşürenler var,\nKenara çekilip, seyrine bakıp,\nAşkımıza  gölge düşürenler var.\n\nUyanık olalım bir çok konuda,\nSırları öğrenip aşıranlar var,\nTedirgin ediyor seni, beni de,\nAşkımıza  gölge düşürenler var.\n\nGalaya alınmaz bazı söylemi,\nSaygıda sınırı taşıranlar var,\nBazen şaşırırlar şöyle, böyle mi,\nAşkımıza  gölge düşürenler var.\n\nAile yakını bunlar galiba,\nSorunu abartıp, şişirenler var,\nÇaresiz kalıyor baba ve ana,\nAşkımıza  gölge düşürenler var.\n\nZekinin cevabı daima hazır,\nLafı geveleyip pişirenler var,\nİtibar etmezsek sağlanır huzur,\nAşkımıza  gölge düşürenler var.\n\n2-8-2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Kardeşlik",
        "poet": "İsmail Soytekinoğlu",
        "poem": "\n\nK A R D E Ş L İ K\n\nBizim alt katımızda oturan komşumuz işlerine daha yakın bir ev bulup oraya taşınmışlardı ikinci kat uzun zamandır boştu, oraya gelecek aileyi merak ediyordum zira bende burada yabancı idim arkadaşım yoktu, bir gün evde emine ile otururken merdivenlerden sesler gelmeye başlamıştı bizde emine ile yani kızım ile merak edip bakalım demiştik,\n\nmerdivenlere çıkıp baktığımızda ikinci kata eşyalar taşıyan güzel bir hanım görmüştük aşağı yanına inmiştik yanında çok sevimli bir kız çocuğu da vardı bizim emine yaşlarında,\n\nbiraz ayak sürütüp kardeş kolay gelsin hoş gelmişsiniz galiba buraya taşınıyorsunuz hayırlı olsun demiştim, bende bu evde sizin üst katınızda kiracı yım söylemiş ve size yardım edebilir miyim diye sormuştum,\n\nteşekkür ederim düşünmeniz bile yeter zaten son koltuk kaldı demişti ve bende o ara koltuktan tutarak içeriye doğru götürüyorduk o arada benim emine ile onun kızı salonda konuşmaya başlamışlardı bile bir taraftan evde eşyaları düzeltmesine yardımcı olmaya devam ediyordum,\n\neşi de aşağıda eşyaları getiren arabacının yanında idiler söylediğine göre ve az sonra benim kizın yanına giderek ne kadar güzel kızınız var Allah bağışlasın derken emine nin yanağını okşamış senin adın ne canım diye sormuştu bizim emine de ona ben emineyim diye cevap vermişti oda hemen arkasından teşekkür ederim kızım bende sıvasın su şehrinden buraları bilmeyen tanışları olmayan iş sebepli bi çare gurbete gelen zehra teyzenim diyerek emineyi öpmüştü,\n\ngörmüştüm ki şartlarımız benziyor ve konuşması çok düzgündü belikli gün görmüş bir ailenin kızıydı belkide okumuş birisi idi çok sevinmiştim aynı yaşta çok güzel ve de samimi bir arkadaş im olacaktı ayrıca oda beni sevmiş olmalı idi ki bana çok sıcak davranıyordu,\n.\n O gün Pazar günü olduğundan eşim çalışmıyordu dışarıda idi ama gelme zamanıydı kalkmak durumunda olduğu mu kendisine söyledim bana çok teşekkür ederek kardeş burası senin de evindir istediğin zaman gelin demişti,\n\nve ben onun tavırlarından çok etkilenmiş ayrıca sevinmiştim benim saçım kapalı onun saçı açıktı ne fark ederdi ki diye düşünüyordum çünkü bana çok sıcak davranmasının yanında Allah'ın adını da sıkça kullanıyordu ve inançlıydı.\n\nBen eve çıkmış bir şeyler yapıyordum kapı çalınmıştı kapıyı açtığımda bizim birinci katta oturan Nuri'ye abla idi içeri girmiş ve bana telaşlı şekilde aman kızım o ikinci kata taşınan insanlar ile sakın arkadaş olma konuşma evine de alma yoksa günaha girersin demişti,\n\nbende hayrola abla ne oldu ne var ki dedim, bana onlar aleviler üstelik açık saçıklar baksana onları getiren arabacıyla kapıda konuşmuş arabacı söylemiş. İyi insana benziyorlar ama neye yarar öyleler işte diyerek acele gitti.\n\nKafam çok karışmıştı çok üzülmüş vede şaşırmıştım sevinçlerim üzüntüye dönüşmüştü oturmuş düşünüyordum aradan beş on dakika geçmişti kızımla biraz aşağıya inip bahçede hava alıp rahatlamak istemiştim,\n\nmerdivenlerden inerken evlerinden alçak sesle Veysel in dost dost türküsünün sesi geliyordu ben Veysel'i de türkülerini de çok seviyordum bu sefer bahçeye inmekten vazgeçtim çünkü çokta duygulanmıştım geri eve çıktık ağlamamak için kendimi zor tutuyordum,\n\naradan biraz zaman geçmişti Nuri'ye ablanın dediklerini bir türlü kabul edemiyordum tekrar kapı çalındı bizim emine ile kapıyı araladık ki kızıyla birlikte bana gelmişlerdi ve bana Ayşe kardeş bu gün sizi yordum müsait iseniz bir çayınızı içmek istedim dedi,\n\nyüzünden tebessüm hiç eksik olmuyordu ve ben Nuri'ye ablanın dediklerine dikkat etmeliydim o şaşkınlık içinde bir hata yapmadan doğruları söylemeliydim kapının açılmasını bekliyorlardı kendilerine kardeş kusura bakmayın ben sizi evime alamam çünkü siz alevisiniz ama biz Sünniyiz söyledim,\n\nve bana hepimiz kardeşiz sizin canınız sağ olsun sizi üzdüysem beni bağışlayın dedi ve gülümseyen yüzünün birden sapsarı kesildiğini gördüm gözlerinin de birden kızardığını ve ben kapıyı yüzlerine kapadım.\n\nHayatımda bu kadar kötü olmamıştım fenalık geçirecekmiş gibi oluyordum o gece sabaha kadar uyuyamamıştım kendi kendime ağlayarak tanrım burada bir yanlış olmalı bu yanlışı bana göster diyerek dualar ediyordum ayrıca ben onun yüzüne bir daha nasıl bakarım aynı evde aynı merdivenleri kullanacağız kendi kendime utanıyordum çok ayıp ettiğimi anlamıştım ama iş işten geçmişti böylesi bir duruma kimse hoş görülü olamaz diye düşünüyordum,\n\nSabah olmuş eşim işine gitmişti bende evde o yoğun duygularımla odanın perdeleri arasından aşağı bahçeye doğru bakıyordum ki onlar bahçede idiler ben onları seyrederken onlarında bizim pencereye arada baktıklarını fark ettim,\n\nne olursa olsun diyerek perdeleri düzeltir gibi yapmaya başladım beni hemen görüp aşağıdan bana Ayşe hanım Ayşe hanım diye tedirgin bir ses tonuyla seslenmişti şaşırmıştım heyecanla efendim demiştim,\n\nzaten ben ondan bin kere özür dilemeye gece boyu düşünmüştüm, aşağıdan Ayşe hanım bu apartmanda bana kimse hoş geldin bile demedi sizden başka nasıl bir iştir mümkünse lütfen konuşabilir miyiz seninle demişti,\n\nnuriye ablanın marifetleri olduğunu tahmin edebiliyordum Ben üçüncü kattan çok üzgün olduğunu görebiliyordum bile\nçok sevinmiştim ne yapacağımı şaşırmıştım ve hiçbir şey söyleyemeden hemen bahçeye yanına inmiştim peşimden bizim emine de gelmişti ilk fark ettiğim uykusuzluktan olmalı gözleri şişmiş yüzü hala solgundu ve ben artık dayanamadım ona sarılmıştım,\n\nve biz orada hiç konuşmadan uzun süre ağlamıştık hayatımda hiç bu kadar yürekten ağlamamıştım bir taraf tan da benim emine ile onun Zeyneb'i bize bakarak onlarda ağlıyorlardı,\n\nve işte biz asıl orada tanışmıştık dakikalarca konuşmadan ağlaşarak ve yıllar akıp gitmişti seneler birbirini kovalamışlardı onunla biz kan kardeş olmuştuk benim bir kızım daha olmuştu onunsa bir oğlu banim küçük kızım yani Fatma mı onun oğlu veli ile evlendirmiştik onun velisi benim oğlum benim Fatma'm onun kızı olmuştu,\n\naynı mahallede yan yana birer ev almıştık neredeyse mutfaklarımız bile birdi benim eşim Hasan ile onun eşi Hüseyin kardeş gibiler'di beraber ağlayıp beraber gülüyorlardı işte biz o gün bu gündür yüz yıllardır mutlu bir aile olmuştuk,\n\nçocuklarımızda mutlu yaşadı torunlarımızda, birlikte yaşadık birlikte öldük, birlikte ağladık birlikte güldük, \n\naile içi ufak tefek problemler in dışında hiç bir sorun yaşamadık bu yüzden sizleri Ayşe ve Zehra analarınız olarak birliğin dostluğun kardeşliğin hoş görünün güzelliklerine davet ediyoruz, istiyoruz ki gelecekte kurulacak kardeşlikler de payınız olsun SON\n\nyaşanmış hikayeler\nismail soytekinoğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G ö r ü c ü",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nBiranda çok şey deyişebilir,\nOlaylar aksine gelişebilir,\nİspiyon zamanla erişebilir,\nGörücü usüle aldanmayalım.\n\nAna,baba sahte çıkabiliyor,\nÇocuklar çok farklı bakabiliyor,\nZamanla gururu yıkabiliyor,\nGörücü usüle aldanmayalım.\n\nİzleyip tanıyıp tanışmak gerek,\nSade bir ortamda konuşmak gerek,\nSonrada kararlı buluşmak gerek,\nGörücü usüle aldanmayalım.\n\nAile, akraba zorlamamalı,\nOlumsuz çıkınca horlamamalı,\nGençler sabretmeli zırlamamalı,\nGörücü usüle aldanmayalım.\n\nÖzürlü organlar saklanabilir,\nİsteyen duruma katlanabilir,\nZekice pürüzler yoklanabilir,\nGörücü usüle aldanmayalım.\n\n17-11-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G ö r   E m e k l i y i",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nSahip çıkmalısın evde hastana\nİlgisiz kalırsan düşer bastona,\nKonuşamaz oldu bakın sestona,\nEmekliyi görün bak ne haldedir.\n\nSovuk,sıcak demez yola koyulur,\nBorcu boyu aşar dışa yayılır,\nKuyrukta beklerken düşer bayılır,\nEmekliyi görün bak ne haldedir.\n\nİrtibat kuramaz telefon kesik,\nOrganlar özürlü kimisi eksik,\nAlacaklıların suratı asık,\nEmekliyi görün bak ne haldedir.\n\nOğlanı ve kızı everemiyor,\nDümeni dağıldı çeviremiyor,\nOnlara sadaka verilemiyor,\nEmekliyi görün bak ne haldedir.\n\nIşığı yanmıyor suları akmaz,\nSeyahat bilmiyor geziye çıkmaz,\nZekice düşünür ölümden korkmaz,\nEmekliyi görün bak ne haldedir.\n\n23- 12-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G ö z ü n a y d ı n",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nIsparta ilinde evlat okuyor,\nGülay Erçin hanım yola bakıyor,\nHanenin içinde güller kokuyor,\nYavruya kavuştun gözünüzaydın.\n\nOğulun yanında,kızın yanında,\nRahatlama oldu damar,kanında,\nİlerleme arttı  şeref  şanında,\nYavruya kavuştun gözünüzaydın.\n\nOnbeş tatil uzun bir ay kalacak,\nHerbiri ayrıca  sevgi  salacak,\nYataklar,yastıklar,yorgan dolacak,\nYavruya kavuştun gözünüzaydın.\n\nAllah'ım korusun nazar deymesin,\nZalime,namerde boyun eymesin,\nHakkıyla çalışsın yokluk görmesin,\nYavruya kavuştun gözünüzaydın.\n\nGizli kamerayla bakıp görseydim,\nSüprizler yaparak bende girseydim,\nZeki'den hediye çiçek verseydim,\nYavruya kavuştun gözünüzaydın.\n\n18-1-2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G Ö Z   K O Y M a",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nYabancı sansam da hüzün yaratma,\nSululuk yapıp ta polis aratma,\nHelalım oluyor kaşı karartma,\nO kadın benim göz koyma arkadaş.\n\nAllah'ın izniyle nişan takıldı,\nDüğünümüz yakın salon bakıldı,\nLaubali  söze canım sıkıldı,\nO kadın benim göz koyma arkadaş.\n\nHer kadın namustur bunu böyle bil,\nÇirkef, çapkınlığı aklından da sil,\nŞahitlerim vardır, nikahtır delil,\nO kadın benim göz koyma arkadaş.\n\nİnsanlık gereği saygı görevim,\nDürüst olman yeter boş kalmaz evin,\nSende benim gibi eşini savun,\nO kadın benim göz koyma arkadaş.\n\nKendini bilene bir gül yetiyor,\nSadık davrandıkça ocak tütüyor,\nZeki mecbur kaldı seni itiyor,\nO kadın benim göz koyma arkadaş.\n\n10-3-2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G r u p  V  a  r",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nAntoloji com'a üye olunca,\nBirbirinden güzel eser sununca,\nOkuyucularım hayran kalınca,\nTürkiye Yazarlar grubu kurdum.\n\nHobi değil gerçek vardır  edebiyat,\nEğitim arttıkca veriyor bak tat,\nHer zaman gerekli kültür ve sanat,\nTürkiye Ozanlar grubu kurdum.\n\nYazılan çizilen boşa gitmesin,\nGönül dostlarında ilham bitmesin,\nÜye olacaklar zorluk çekmesin,\nGüfte Bestekarlar grubu kurdum.\n\nGöller bölgesinden sınırı taştık,\nSeven sevilene siteyi açtık,\nHoşgörü sunarak size yaklaştık,\nTürkiye Şairler grubu kurdum.\n\nGurbette ki TÜRK'ler katılabilir,\nAlbayrak gökler de tutulabilir,\nEser değerlenir satılabilir,\nZEKİ'ye yakışan grubu kurdum.\n\n      28-8-2009   cuma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G ü l a Z e r (S a r ı G ü l)",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nGüla zeri güla zeri.....................Sen sarı gül sarı gülsün\n\nGüla zerı dılımıni........................Sen gönlüme sarı gülsün\n\nTü sıviyı tü gezali.......................Sen öksüzsün sen ceylansın\n\nTü roniya çavımıni.....................Sen gözümün ışığısın\n\nHer ro her ro rıya dıpım.............Her gün her gün yol beklerim\n\nGezalamın geyyıdiye................Ceylanım küsmüş benden\n\nEz jı tera kılama bım.................Sana şarkı söyleyeyim\n\nBıje mıra zalım kiye...................Söyle bana zalım kimdir\n\nEz zanım kı tüyı roni...................Ben biliyorum sen ışıksın\n\nİşef malamın tariye....................Evim bu gece karanlık\n\nHele verı cem mı runı................Ne olur gel yanımda otur\n\nVa dılımın pır bariye..................Benim yüreğim çok incedir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G-Tündér rózsa -011 - Macarca",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nG-Tündér rózsa -011 - Macarca\n\nTudja... \nTündér rózsa.... \n\nEz elég jól.. \nEzért arra kérjük Önt, hogy nevetni... \nRoses Mit érdekel.... \nÉdesem lehet, hogy ideges a... \nLegyen szép.. \nIstenem... \nMég szép rózsa... \nAz Emerald szemmel... \nAz arc, mint a cseresznye.. \nA haja, mint a selyem... \nÉrdemes egy életre az én Vallás.. \nJól van... \nI love you... \nI love you... \nI will love you... \n\nJól van... \nTündér rózsa.... \n\nMersin-11.11.1979 - Bilal Genis\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G Ü Ç  ç",
        "poet": "Ahmetnecat Ucur",
        "poem": "\n\nGeçipte yıllar boşuna, gelince ikibinüç, \nÇok kolay verdin, evlilik kararı; olsa da güç… \nNedir, hiç düşündün mü,bu kararı verdiren güç, \nSusuzluktan, ayaklarını suya erdiren güç… \n\nYirmiüç,otuzüç derken hep,olacaktın kırküç, \nYaşamında ne takatın kalacaktı, ne de güç… \nVarken elliüçlük,nasıl bulacaktın otuzüç, \nGeçmesin güç derken,geçecektir yılların çok güç… \n\nDişine göre de olsa, çiğnemesi hayli güç, \nDurdun durdun,turnayı sen de vurdun; bu nasıl güç… \nSonları farklı olan,yaşlarınızın başı üç, \nKaç olacakki, dörtle dokuzun toplamı, onüç… \n\nSöz mü, nişan mı; sahi ne oldu şubatta onüç, \nNikahta nisanda olmalıydı; gün, iki onüç… \nİki İnce de evlenmişti nisanda yirmiüç, \nÜç,güç derken,dileyelim ki olun siz de üç,üç… \n\nDaha neler neler yazarım da yazması çok güç, \nYalandır deseler de deveye yük değil hörgüç… \nHiçbir güç,güç değildir; kalbinde olmayınca güç, \nSaat üç otuzüç,onyedi nisan, ikibinüç \n\n17 nisan 2003 03/33 Bozüyük \nAhmet Necat UCUR, ŞAİRcik…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G-rozen de muze-14 - Holland",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nG-rozen de muze-14 - Holland\n\nDoen jullie weten.. \nRozen de muze... \nBemin de jullie.. \nOm te zorgen... \nUw tijdperk om te schenken.. \nHaar tijdperk om onder te verdelen.... \nZe denkt zich om te verstrakken... \nTe dromen Een winter brandde te midden van... \nDe vrieskou schrijft te midden van.. \nDroogmaak te midden van de daling...\n Een bloem ontluiken in de voorjaar... \nBemin de jullie.. \nTe geboren word... \nMaan en glimlach....\n Ster naar et.. \nWereld leven met de jullie... \nBemin de jullie.... \nBegrijp me.... \nIk de jullie beminde.. \nIk de jullie bemin... \nIk wil liefde seni... \nRozen de muze...\n\nMersin-14.11.1979 - Bilal Genis\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G ü l e   S a y g ı",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nBahçe duvarını ondan yaparlar,\nYere düşürmezler elde tutarlar,\nVazonun içine onu katarlar,\nGüle saygı demek Rasûl'e  saygı.\n\nİtina gösterip daldan alınır,\nÖzünden esansı seçer bulunur,\nSuyunu sürdükce mutlu olunur,\nGüle saygı demek Rasül'e saygı.\n\nZahmetli olsada yine bakarlar,\nBuruna dayayıp misi kokarlar,\nŞarkı,türkü söyler mani yakarlar,\nGüle saygı demek Rasül'e saygı.\n\nİlahi sözlerle daha özleşir,\nKulaklar işitir gözler yüzleşir,\nSeven,sevilenler alır sözleşir,\nGüle saygı demek Rasül'e saygı.\n\nHiç bir zerresini etmeyin israf,\nÖzel günlerde de yapmayınız gaf,\nZeki özür diler bekler ondan af,\nGüle saygı demek Rasül'e saygı.\n\n21-6-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G - Rozen de muze-15 - Holland",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nG - Rozen de muze-15 - Holland\n\nDoen jullie weten.. \nRozen de muze..... \nTijdperk... \nRood opkwam gaat... \nDe jullie komen witte gevlekt... \nDe uw een blik werp deze ik zeg inner.... \nKoel de avond windto mep.. \nVan de kustlijn en van de dieptes... \nDe uw audio deze ik zeg om te smoezen... \nDe prachtige likethe raincloud ogen.. \nUw kuifen welk jullie gooiden deze ik zeg... \nTe zijn verschrikte is plotseling.. \nDe afstand komt ik witte gevlekt voel.... \nDe jullie ik dat tijdperk denk...\nZoals glimlachen maanlicht prachtig en het volle gezicht.... \nTe bedragen leven nabij plotseling Laat ik houd ik zeg van hun hand... \nLeder valt zoals er worden te rijden de ze noemt... \nMijn eenzaamheid komt witte gevlekt plotseling... \nTraan om te worden gestort met de meerdere jonkvrouw compagnon.. \nStil naar mijn wang.. \nBegrijp me.... \nRozen de muze.... \n\nMersin - 15.11.1979-bilal Genis\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G ü l k o k u s u",
        "poet": "Rıza Özcan",
        "poem": "\n\nMedinedir gül şehri\n             Gül kokusu gül kokusu\n             Ordadır kainat fahri\n             Gül kokusu gül kokusu\n\n             Gül şehrinde gül sultanı\n             Nuru kaplamış her yanı\n             Yollardadır gül kervanı\n             Gül  kokusu gül kokusu\n\n             Ona bir çiçek diyemem\n             Güller solmasın kıyamam\n             Koklamaya hiç doyamam\n             Gül kokusu gül kokusu\n\n             Gülün rengine hayranım\n             Gül ile benim seyranım\n             Gül şehrindedir bayramım\n             Gül kokusu gül kokusu\n\n             Gül şehrinden kervan gelir\n             Dertlilere derman gelir\n             Kokluyana can verir \n             Gül kokusu gül kokusu\n\n             Gönlüme MEDİNE düştü\n             Gülistanda güller açtı\n             Arza semaya ulaştı\n             Gül kokusu gül kokusu\n\n             Rızai yi mest eyledi\n             Resullullaha dost eyledi    \n                   Bülbülleri hasteyledi\n            Gül kokusu gül kokusu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-- G ü l ü m",
        "poet": "Metin Eser",
        "poem": "\n\n...............................Seni seçtim sevdiğim, şu gençlik devranında,\n...............................Elim tutsun elini, yaşlılık seyranında,\n...............................Buruşsa da yüzünün, bugünkü güzelliği,\n...............................Gözlerim gözlerinin, sarhoşluk teyranında.\n\nSeni seçtim sevdiğim, fani Dünya içinden,\nÇoktan geçtim sorguda 'neden' den ve 'niçin' den,\nAhh eline dokunsam, pak koynuna sokulsam,\nKorkuyorum a Gülüm, şu bedenin göçünden.\n\nTanıdığım kim varsa, bıktım bilmem kaçından,\nAşk sınavından geçtim, tokundan ve açından,\nAhh beline sarılsam, hep yeniden yakılsam,\nKorkuyorum a Gülüm, şu iftira suçundan.\n\nHep uzaktı kaderim, şu saadet tacından,\nOlsaydı avucumda, bir tel sırma saçından,\nAhh seline kapılsam, vuslatına takılsam,\nKorkuyorum a Gülüm, şu aşk meşk ilacından.\n\n...............................Seni seçtim sevdiğim, şu gençlik devranında,\n...............................Elim tutsun elini, yaşlılık seyranında,\n...............................Buruşsa da yüzünün bugünkü güzelliği,\n...............................Gözlerim gözlerinin, sarhoşluk teyranında.\n\nFrankfurt / 23.1o.2oo6\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G ü n a h bunun neresinde",
        "poet": "Perihan Pehlivan",
        "poem": "\n\nGönlüm tam bir avare,\nDöne, döne oldum garip pervane.\nEy gönlü nare, derde çare,\nSevdiysem seni, günah bunun neresinde? \n\nTapmadım dünya malına,\nSevgi taktım gönül dalıma.\nBakmadım senin o garip halına,\nSevdiysem seni, günah bunun neresinde? \n\nAkıttım gözüm yaşını,\nÇatlattım sabır taşını.\nKüllendirdim aşk ateşini.\nSevdiysem seni, günah bunun neresinde? \n\nPerihan’ım neyler sazın,\nDostadır benim nazım.\nRabbime ederim niyazım\nSevdiysem seni, günah bunun neresinde? \n\n                                                                                  3.7.2009 İST\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G ü l ü m s e d i m",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\nGece telefon çaldı\naçtım sendin\nnerdesin\nseni seviyorum dedin\nsanki tanrı bana bir öpücük vermişti\nyüreğim sımsıcak uyudum\nuyandım\niçimde yine sen\ngülümsedim\n\nNilgün ACAR18.09.1995\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G ü n a y d ı n",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\nYeni bir umutla başladık güne,\nİhtiyaç olacak beşyüze,bine,\nYuvalandı gitti koskoca sene,\nHayırlı sabahlar günaydın dostlar.\n\nUykudan uyandık yıkanır yüzler,\nAynayı seyreder açılır gözler,\nKahvaltı ederiz her sabah bizler,\nHayırlı sabahlar günaydın dostlar.\n\nTebessüm saçarak çocuğu uyar,\nYavrum,kuzum dersen çabucak duyar,\nGündelik işlere yapınız ayar,\nHayırlı sabahlar günaydın dostlar.\n\nKazadan,beladan heran korunun,\nVatanı,bayrakı yine savunun,\nTuzağına düşmen sinsi gevurun,\nHayırlı sabahlar günaydın dostlar.\n\nBizleri kuşatsın huzur ve neşe,\nİstekler var ise sorunuz  eşe,\nÖpücük sunarak gidiniz  işe,\nHayırlı sabahlar günaydın Zeki.\n\n4-1-2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G ü n a y d ı n",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nYeni bir umutla başladık güne,\nİhtiyaç olacak beşyüze,bine,\nYuvalandı gitti koskoca sene,\nHayırlı sabahlar günaydın dostlar.\n\nUykudan uyandık yıkanır yüzler,\nAynayı seyreder açılır gözler,\nKahvaltı ederiz her sabah bizler,\nHayırlı sabahlar günaydın dostlar.\n\nTebessüm saçarak çocuğu uyar,\nYavrum,kuzum dersen çabucak duyar,\nGündelik işlere yapınız ayar,\nHayırlı sabahlar günaydın dostlar.\n\nKazadan,beladan heran korunun,\nVatanı,bayrakı yine savunun,\nTuzağına düşmen sinsi gevurun,\nHayırlı sabahlar günaydın dostlar.\n\nBizleri kuşatsın huzur ve neşe,\nİstekler var ise sorunuz  eşe,\nÖpücük sunarak gidiniz  işe,\nHayırlı sabahlar günaydın Zeki.\n\n4-1-2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G ü n a h",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nBankadan kredi çekmeden düşün,\nÖdeme zorlaşır bozulur işin,\nBunalıma  düşer  ayrılır  eşin,\nFaizi, haramı yemekte günah.\n\nSeni aldatanlar geçerler dalga,\nYemin, billah artar çıkarır kavga,\nMekana dönüşür cezalı bölge,\nŞirk ile küfürü  demekte günah.\n\nHelalin var iken haramdan kaçın,\nDinimize uygun kapansın saçın,\nAsla görünmesin göbeğin,kıçın,\nNamahreme eli sürmekte günah.\n\nNefsine  uyupta  sanala  dalma,\nDiyalok kurupta günahkar olma,\nDürüstler mevcutken çirkefi bulma,\nMüstehcen şeyleri görmekte günah.\n\nMuhtaçlar var iken gıdayı atma,\nYalana  kapılıp  ticaret  yapma,\nKul hakkı ağırdır  Zeki unutma,\nÖzürlü malları vermekte günah.\n\n21-3-2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G Ü n   B İ T T İ",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nBelirli zamanlar nedir acaba? ,\nİçtikçe boşalır su koysan kaba,\nBazen boşa gider verdiğin çaba,\nSayılı  günlerim  çok çabuk bitti.\n\nTatil için önce hazırlık yaptık,\nOteli ayırttık sarayı kaptık,\nİşi gücü koyduk çileyi teptik,\nSayılı  günlerim  çok çabuk bitti.\n\nKimi düğün olur, yapılır tören,\nŞiirli, müzikli geçiyor şölen,\nTanışmak istiyor davetli gelen,\nSayılı  günlerim  çok çabuk bitti.\n\nYarını beklerken oluverdi dün,\nGeriye kayacak doğsa da bugün,\nAnı, mazi olur bizlere  o gün,\nSayılı  günlerim  çok çabuk bitti.\n\nİLESAM buluşma çok renkli geçti,\nZeki de konuştu hedefi seçti,\nDinleyicilerin  ufkunu  açtı,\nSayılı  günlerim  çok çabuk bitti.\n\n1-12-2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-G ü n l ü ğ ü m d e n-2-",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\n\t\tG Ü N L Ü Ğ Ü M D E N – 2\n\tAteşim var Tutku.Tüm bedenim ağrıyor.Çok hassas bir bünyem var.Kendimi nasıl koruyacağımı? Şaşırıyorum.Boş ver be Tutku.Bunlara aldırmam ben.Geçer nasılsa.\n\tTutku,içim içimi yiyor.İnsanları çok seviyorum ama bazen da midemi bulandırıyorlar,iğreniyorum.Çocukların ve arkadaşlarımın el emeği-göz nuru üretimlerinin sergisinin başında ben duruyorum.Ağzı,küçük bir çizgi halinde,para kutusunu,gözüm gibi kolluyordum.Öyle de yapmam gerek zaten.Kutuyu muhasebede boşalttırıp,parayı teslim ettikten sonra.Yavaş yavaş biraz birikim olmuştu tekrar.Kardeşim geldiğinde,iki tane güzel şamdan almıştı ve ederini atmıştı kutuya.Hafta içi,kolay olsun diye,danışmadaki kızın dolabına kilitliyorduk.Para azken,orada dursun,bir şey olmaz.Ben çantamı bırakıp gidiyorum demişti.Kuşkuyla karşılamış ama onun isteğini de yapmıştım.Gerçekten,haftalarca bir şey olmadı.Her sabah koşarak gidiyor,ilk önce kutuya bakıyordum.Ve ne yazık ki,bir sabah kutudaki miktarın çoğunun alındığını,içim acıyarak gördüm.Kutuyu açmadan,o küçücük çizgi gibi delikten para çıkartmak,çok güç.Epey uğraşmak ve ellerini çok iyi kullanmak gerek.Bir de uzun bir zaman.Demek ki bunu,sözde sağlıklı ve en hafif deyimle,alçak-vicdansız-iğrenç biri yapmış olmalı.Bence,en adi suç hırsızlıktır.Ama o engelli çocukların-gençlerin-öğretmenlerimizin ve benim emeklerimizin karşılığını çalmak:Tanımlayamayacağım derecede aşağılık bir suç.İnanamıyorum.İnsan,gider dilencilik eder hiçbir şey yapamıyorsa? Yine de böylesi bir parayı almaz.Ama oldu işte.Ve herkesin suçlayacağı tek kişi de benim.Kutuyu niye orada bıraktın? Demezler mi bana? Haklılar da.Kendi gözümde de,ben hatalıyım.Kendi sağduyuma,mantığıma,sezgilerime güvenmeli ve kendi bildiğimi yapmalıydım.O kızı dinlememeliydim.Ama haftanın son günü,ona söylemiştim.”Kutuyu oradan al olur mu? ” Diye.Almamış.Olsun,bu benim hatamı ortadan kaldırmaz.Yine Candan ERÇETİN’in bir şarkısı geliyor aklıma.(ONLAR YANLIŞ BİLİYOR/KİMSENİN SUÇU DEĞİL BU/ONUN SUÇU DEĞİL BU/KADER OYUNU DEĞİL BU/BU BENİM SUÇUM.) Gerçi Nasrettin hoca da, “HIRSIZIN HİÇ Mİ SUÇU YOK? ” demiş.Ama gerçekten hatalı olan benim.Gereksiz yere iyi niyet göstermemeliyim,işi asla şansa bırakmamalıyım.Cezamı çekeceğim.O parayı,fazlasıyla kutuya atacağım.Tutku,ödemek hiç önemli değil.Zaten her an,bir şeylere bedel ödemiyor muyuz? Yapılan hareket,çok iğrenç geliyor bana.Eminim o kişi,her gün beni görüyor ve yüzüme gülüyor.İçinden de gülüyordur,ne aptal diye.Kimseye,kolay kolay kötü dileklerde bulunmam.Ne ki, o hırsıza çok kötü şey diledim.Allah bildiği gibi yapsın dedim.Zaten,hayatta herkes yaptığının karşılığını almaz mı? Yanılsamalı ve göreceli olarak,almıyormuş gibi görünsek te,alıyoruz hak ettiğimizi.\n\tTutku.İnanamadığım bir olay da:İnternette,Antoloji.com adlı bir kültür sanat sitesi var.Orada da,ilgi alanına göre gruplar bulunuyor.Eskiden çok grupta,üye ve yöneticiydim.Üretimimi engelliyor diye,çoğundan ayrıldım.İkibuçuk yıldır,bu sitedeyim.Zaman-zaman ve dururken,sözde kültürlü,sanatçı geçinen insanların saldırılarına hedef oluyorum.O psikopatları,kolaylıkla geri püskürtüyorum.Çünkü,gerektiğinde çok sivri dilliyim.Eskiden,uğraşır dururdum.Susturana dek kovalardım.Baktım ki boşa zaman kaybı.Fazla ilgilenmiyorum onlarla.Sadece bana değil.Gruplarda insanlar,olmadık şeyler için kavga ediyorlar.Tartışmıyorlar,hakaret ve küfür ediyorlar birbirlerine.Dünyada,ülkemizde onca konu,sorun dururken.Bu kavgalar,neyi çözümler,değiştirir ki? Sadece nefreti körükler,insanı yalnızlaştırır.Ben,bunları hiç sevmediğimden ve çok yıprandığımdan,artık hemen kaçıyorum öylesi hırçın gruplardan.Ben,sevmeyi seviyorum.Güzel dostlukları seviyorum.Her tür olumlu üretimi,çoğalmayı seviyorum.Yaşadığın sürece öğreniyorsun,sevgili Tutku.Görüşürüz.Vedaları da sevmiyorum ve veda etmiyorum.\n\t\t\t\t\t\t\t\tNilgün ACAR\n\t\t\t\t\t\t\t\t14. 09. 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G Ü N  BATI m ı",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nHer günün sabahı ümidim artar,\n\nGüneş selamlarken bulutu yırtar,\n\nYalnız yaşamaktan gel beni kurtar,\n\nRuhum daralıyor her gün batımı.\n\nGuşluktan, öğleye gölgem arkadaş,\n\nTepemde durursa olamaz sırdaş,\n\nKoluma girecek ararım yoldaş,\n\nUfkum kararıyor her gün batımı.\n\nİkindi olurken gözümde yaş var,\n\nBazen donduruyor çok çetin kış var,\n\nYemeğe hasretim bir soğan baş var,\n\nSaçım ağarıyor her gün batımı.\n\nGeleceğim dedin hala gelmedin,\n\nTelefon,mesaja cevap vermedin,\n\nDeprasyon geçirdim hali görmedin,\n\nRengim sararıyor her gün batımı.\n\nHava yumuşasa,yıldızlar kaynar,\n\nCinler musallattır tepemde oynar,\n\nZeki sekarette toprağı boylar,\n\nRuhum daralıyor her gün batımı.\n\n23-3-2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G ü n e ş    V a r",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nÇareşiz bekleyiş senide üzdü,\nYoksulluk,sefillik sorunlar dizdi,\nÇektiği çileden annende bezdi,\nAğlama bebeğim güneş doğacak.\n\nUfukta aydınlık belirmektedir,\nMerhamet edenler görülmektedir,\nZoraki yardımlar verilmektedir,\nAğlama bebeğim güneş doğacak.\n\nKarşılayamadım sütü,mamayı,\nKoşturayım derken yırttım yamayı,\nYıllarca sürdürdüm yaşam çabayı,\nAğlama bebeğim güneş doğacak.\n\nİmtihana girdim kazanmalıyım,\nÖzelden,tüzelden söz almalıyım,\nVerilen aylığa muz almalıyım,\nAğlama bebeğim güneş doğacak.\n\nDevletin imkanı bize de uzar,\nZeki gerçekleri erinmez yazar,\nGüzelsin,şirinsin deymesin nazar,\nAğlama bebeğim güneş doğacak.\n\n21-12-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G U R  U R    (Genlerdeki  UR)",
        "poet": "Ahmetnecat Ucur",
        "poem": "\n\ngurur\n\nGEREKMEZ VE DE YAKIŞMAZ HİÇ, HİÇ KİMSEYE GURUR,\nKURUR GÖNÜL GÖLLERİN, GÖZYAŞLARIN DAHİ KURUR...\nVURAMAYIZ BİZ, BİZİ GURUR, YERDEN YERE  VURUR,\nERMEZSE DE AKLIN, İMANIN; AKLIN, KALBİN  DURUR.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G u r u r u m",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nYalnızlık canıma tak dedi işte,\nGönül çaresisine bak dedi işte,\nKoluna takıp da çık dedi işte,\nSeninle olmaktan gurur duyarım.\n\nOdalar boş ise seninle dolar,\nNikahıma aldım boş geçmez yıllar,\nBirbirini arar çok seven kullar,\nSeninle kalmaktan gurur duyarım.\n\nGerekli ihtiyaç tercihe bağlı,\nSensiz geçen günde yüreğim dağlı,\nAraştırıyoruz sağlı ve sollu,\nSeninle almaktan gurur duyarım.\n\nSahilde gezinsek kızmazlar bize,\nAşkın deryasını getirdik dize,\nHaydi atlayalım göle,denize,\nSeninle dalmaktan gurur duyarım.\n\nYaptığım iltifat notaya girsin,\nMüziğe dönüşsün ahengi versin,\nŞair Zeki,Cennet murada ersin,\nSeninle çalmaktan gurur duyarım.\n\n30-3-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G Ü N Ü N Ü    B İ L m e z",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nBir alo deyip de hatır sormazsan,\nNasıldır diyerek kafa yormaz san,\nOnlarla birlikte hayal kurmazsan,\nAnneler gününü bir çoğu bilmez.\n\nHediye alıp da eve varmazsan,\nKucaklayıp onu candan sarmaz san,\nYanında bir kaç gün kalıp durmazsan,\nAnneler gününü bir çoğu bilmez.\n\nBağı, bahçesinden gülü dermez sen,\nKomşularına da selam vermezsen,\nDar gününde ona göğüs germez sen,\nAnneler gününü bir çoğu bilmez.\n\nBakıma muhtaçsa riske girmezsen,\nSaçına, yüzüne eli sürmezsen,\nİstek arzusuna, sırra ermez sen,\nAnneler gününü bir çoğu bilmez.\n\nRadyo, televizyonu göremezsem,\nTorunlarına haber veremezsem,\nZekiyi de yürekten sevemezsem,\nAnneler gününü bir çoğu bilmez.\n\n10-5-2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G.Z'nin Gecmemis $iirleri 5",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\n20. Yüzyilda Zamanin Hali\n\nZaman, kuduruyor zaman zaman.\nSormuyor, 'nerde Bediüzzaman? '\nDünya, ariyor derdine derman\nBilmiyor, 'nerde Bediüzzaman! '\n******\nGenclik\n\nGenclik demek, 'gelecek'.\nGelip, genclik 'ekecek'.\nEkip, tekrar 'gidecek',\nEktigini 'bicecek'.\n******\nTek Yönlü Okuma\n\nEy sagim, sol'u oku.\nEy solum, sag'i oku.\nOkursan tek bir kolu,\nBulamazsin dogru yolu.\n\nBati Berlin, 1980-85.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G üneşin kışı sevmediğini bil",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nSen bilmiyorsun belki\nHatırla olmadığını\nİlkbaharı tanrı nın kıskandığını\nVe güneşin kışı sevmediğini bil\nYağmurun yazdan nefretine şahitsen\nBeni de anlayacağına eminim\nYüreğinin hendeğinde boğduğunda\nSenin de sevgiye düşmanlığını anlarım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G.Z'nin Gecmemis $iirleri 8",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nGenclik Bo$lukta\n\nGenclik varlikta.\nVarlik darlikta.\nDarlik yoklukta.\nYokluk lo$lukta.\nLo$luk bo$lukta.\n******\nSilahim\n\nKur$unum, kur$un kalem.\nTüfegim, dolma kalem.\nIstemem ba$ka âlem.\nAtomum, tükenmez kalem.\n******\nInsanligin Bembeyazligi\n\nKaldirin Ayi, Günesi, yildizlari.\nGeri kalir, dünyanin simsiyahligi.\nIndirin Nuru, Resûlü, Kitaplari.\nI$te bu, insanligin bembeyazligi.\n\nBati Berlin, 1980-85.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G ü z y a r -2-",
        "poet": "Nevin Kurular",
        "poem": "\n\nBir gün; \nYel değerse sırlarımıza, \nSenin için\nŞubat ayazına  yürekler veririm.\nBelki .. yıldız yıldız avuçlarına serilirim\nEskimiş kışlardan sanma\nSenin için \nİki taşın arasında\nUnutulmuş tohum olsam yeşeririm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaçen yıllar",
        "poet": "Rüya Ersoy",
        "poem": "\n\nkitapları karıştırırken arasında \nBir gül buldum,mazi canlandı gözümde\nGözümden birden yaşlar akmaya başladı\nEvet bu solmuş gül sevdiğimden tek hatıra\nSeviyorduk birbirimizi hiç ayrılmayacaktık\nHer seven gibi mutluluk yolculuğunda ,\nBir durakta inmek zorunda kaldık\nAğlamak yılları ,geçmişi,geri getirmiyor\nNerdesin,kimlesin,bir ses,bir söz\nDuymak istediğim sadece senden\nHALA''seni seviyorum''demen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gabar Dağları",
        "poet": "Samettin Şenkaya",
        "poem": "\n\nNice şehit verdik “Gabar Dağı’nda”\nHepsi de hayatının baharında\nDaha on sekiz, on dokuz yaşında\nGabar dağları; yiğitler diyarı\nMehmetçik orada destanlar yazdı.\n\nToprağı; şehit kanı vatan eder\nKalleş gezen dağda; yiğitler gezer\nTuttuğu yerde kafasını ezer\nGabar dağları; yiğitler diyarı\nMehmetçik orada destanlar yazdı.\n\nÖnce, vatan için serden geçilir\nSonra, anadan ve yardan geçilir\nEn son, şehadet şerbeti içilir\nGabar dağları; yiğitler diyarı\nMehmetçik orada destanlar yazdı.\n\nEzanla gelen; sala ile gider\nYiğit Mehmet! Bu söze iman eder\nYediği kurşunla cennete gider\nGabar dağları; yiğitler diyarı\nMehmetçik orada destanlar yazdı.\n\nRuhları şad olsun, şehit olanın\nDaha dünyada, cenneti bulanın\nYardımcısı Hakk, geride kalanın\nGabar dağları; yiğitler diyarı\nMehmetçik orada destanlar yazdı.\n\nYürek dayanmıyor, şehit canlara! \nYuh olsun! Vatana göz koyanlara! \nHelal olsun! Şehitliğe koşanlara! \nGabar dağları; yiğitler diyarı\nMehmetçik orada destanlar yazdı.\n\n(KUL SAMİ)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gabar Gabar hey Gabar-burda yayılır davar",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nBir Mehmetçik yerine-kaç terörist var ise\nLeşi yere serilsin-dikkat edin bu sese\nKesin çözüm sağlansın-düz yerde kurun durak\nİnsanlarım yitmesin-çaresine hemen bak\nGabar Gabar hey Gabar-burda yayılır davar\nMehmetçik şehit olur-alçaklar yara açar\nAnalar ağlamasın-çocuk kalmasın yetim\nTürk Milleti uyuma-anla düşmanların kim\nDostları Avrupalı-ABD ve Peşmerge\nKim olursa acıma-çevrilsin bütün bölge\nGabar Gabar hey Gabar-burda yayılır davar\nMehmetçik şehit olur-alçaklar yara açar\nAsla bölünemeyiz-kimler parça kalırsa\nKolaylıkla yutulur-içleri kaplar tasa\nOlmayın düşmanların-oyuncağı kölesi\nSıkıntı sizi bulur-hepten artar çilesi\nGabar Gabar hey Gabar-burda yayılır davar\nMehmetçik şehit olur-alçaklar yara açar\nKucağa oturmayın-alma mazlum ahını\nAcılara sokarsın-canım aziz vatanı\nMehmet senin evladın-kanı akmasın yere\nMilletim can çekişir-yere düşer ha bire\nGabar Gabar hey Gabar-burda yayılır davar\nMehmetçik şehit olur-alçaklar yara açar\nBayram geldi neyime-doldu şehit mezarı\nOraya koşanların-işleri olur yarı\nMehmet kara toprakta-ses sedası çıkmıyor\nEller kollar yanlarda-görenleri zora kor\nGabar Gabar hey Gabar-burda yayılır davar\nMehmetçik şehit olur-alçaklar yara açar\nYeter artık son bulsun-hain vurmasın bizi\nKurşun içe saplanır-bilinmekte krizi\nKalk ayağa Türkiye-varlığına çık sahip\nÖğretmen Hasan söyler-koş meydana ol galip\nGabar Gabar hey Gabar-burda yayılır davar\nMehmetçik şehit olur-alçaklar yara açar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gadaşım",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nyaş farkımız çoktu\nsen bir numaraydın\nbense dört \nkardeşler içinde\n\nhem çok severdim çocukken\nkorkardım da allah için\ngururlanırdım mahalledeki çocuklara karşı\nbenim abim diye\n\nkırmızı bisikletin vardı\nhem de kendin boyar,tamir ederdin evin önünde\nbeni okula götürürdün bisikletin önünde\nsık sık nefes alışını hissederdim ensemde, ılıklığını \n\nöğretmen olmuştun köylerde,baba mesleği\nyıl bin dokuz yüz yetmiş üç-dörttü\nhacı murat almıştık sıfır,taksitle,yeşil renkte\no zamanlar çok revaçta\n\nbir de futbol topun vardı abim\nkütüphanenin yanında oynardık arkadaşlarla\nseni görünce hemen \nalır topu da kaçardım görmeyesin diye\n\nsiyah beyaz gugulun vardı,ponponlu\nbir de yeleğin,ayni renklerde\nannem örmüştü her ikisini de\nailece Beşiktaşlıydık o yıllarda\n\nhatırladıklarımdan en hoşu\nmüthiş kopya hazırlardın sınavlara\nmakara sistemli,inci gibi yazılarla \nkimsenin yapamayacağı türden,sabırla,inatla\n\ngençliğimde pek olamadık birlikte\nben memlekette,sen cesaretinle gurbette\nbirimiz İzmir’de, birimiz İstanbul’da \nküçük yeğenimin adını da ben koymuştum o yıllarda\n\nİzmir’e ilk geldiğimde\nÜniversite sınavına girmiştim, sonuçlarını bekliyordum\nilk kez bira içmiştik Kadifekale’de abim\nçok beğenmiştim İzmir’i, Kemalpaşa’yı\n\nvakıf,dernek işleri,insanlara hizmet\nbizim işimiz abim,bize göre\nkoştur koşuşturabildiğin kadar baba mirası\nsonu da yok,başı da\n\nyüreklerin efendisi \t\t\nnezaket timsali dost,kardeş,arkadaşım,gadaşım \t\t\t\t\t\nkelimelerin kurgucusu,diksiyon ustası \t \niyi yürekli,sevgili abim seni seviyorum harbiden. \t\t\n\nTemmuz 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gadın",
        "poet": "Erhan Güleryüz",
        "poem": "\n\nBenim istediğim\nölümsüzlük iksiri değil ki.\nÖlümden korkanın canı çıksın.\nBen,\nyıllardır durmaksızın \nbeyaz kağıtlara döktüğüm \nlacivert gözyaşlarımı \nbir bahar valsiyle kurutacak rüzgarı istiyorum.\nBir dakika benim gibi sevecek.\nBeklentisi yalnız aşk, sadakati yürekte,\ninsanı insan edecek bir GADIN istiyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "G..Y..D...Yanıyordu..!",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\ngök..,\n güneşi taşıyamamıştı...\ngüneş artık...,\n yerin üzerindeydi...! \n yer sararıyordu...! \n\n yer..,\n otları koruyamamıştı...\notlar artık...,\n denizin dibindeydi..! \n deniz yeşilleniyordu...! \n\n deniz..,\n yeşile aldanmıştı...\ndeniz artık..,\n ateşin kendisiydi...! \n deniz kaynıyordu...! \n\n Fikret Turhan-Yalova,\n 25.08.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gafil",
        "poet": "Süleyman Belan",
        "poem": "\n\nBugün öğrendim aşk ile uçarmış insan \nKim demiş aşk diye bir şey yok, yalan! \nALLAH aşk'ı bir kalbe girdiği zaman \nYunus yazar, mevana döner, ölmez insan \n\nBilgi biter ilim acız kalır Allah'ı anlatamaz insan \nİmanını sorgulasın Allah görülmez diyen \nBe gafil! güneşe odunmu gidiyor dünyadan \nAklına bir sor. Her şey yok olsa, bir o kalır Rahman! \n\nZaman geçer. Dönülmez bir ateşe koşar insan \nBayat bir geçmişle, hatırladığın  her şey ekşi\nBoş hayallerin peşinde bak bir ömrün geçti\nSen Allah'tan kaçarken,zaman seni Allah'a çekti \n\nMeçhul bir zamanda, eyvah dediğin anda \nAzrail çıkar karşına,bu ne acı manzara\nAmeline göre alır canını bir dağı kopartırcasına \nAtılırsın bir çukura ne dost nede yar girer yanına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "==== Gafil İnsan ====",
        "poet": "Safiye Barışkan",
        "poem": "\n\ninsan denen mahluk\nbazen öyle nankör ki...\nbir eli yağda, diğeri balda\nşükür nedir bilmez ki...\n\nbir verirsin on ister\nbu ne açlık? doymaz ki...\nen büyük zenginlik sağlık\nO'nu da nimetten saymaz ki...\n\ngözü hep yükseklerde\nhiç aşağıya  inmez ki...\nbir ekmeğe muhtacı \nne yazık! ! ..görmez ki...\n\nhep dünyaya emekleri\nnamaza, niyaza vakti yok ki....\npara pul, mal mülk hırsı \nahiret, ölüm yok sanki.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gâfil Adam",
        "poet": "Nihan Aydin",
        "poem": "\n\nAnadolu…\n\ngönlü yanık, anıları buruk, ümitleri kırık…\n\nAnadolu…\n\nbaşakların rahmeti gözyaşı olan…\n\nAh şu gâfil adam! \n\nseverdin sen aslında beni,\n\nben mi kandırdım yoksa kendimi? \n\nbiz değil miydik ayazda yalın ayak\n\nkurakta suyu bulunca ekmeği banan? \n\nsefaletimize rağmen ümitlerimiz birdi.\n\nYaradan’a bağlı ve de müttakî…\n\naynı kıbleye dönen yüzümüz şimdi birbirimize bakamaz oldu.\n\nAdem’in oğulları, Muhammed’in ümmetiydik de biz\n\nne oldu da aramıza girdi kör olası Şeytan? \n\nAh be gâfil adam…\n\nben de gafletteyim zaman zaman\n\ngörmüyor bazen gözlerim öfkeden gerçeği.\n\nbir kalemde siliyorum tüm geçmişi.\n\nAma yok! Anadolu! \n\ntoprağında kemalât sırrı olan Anadolu! \n\nyoğurulduğumuz toprağın hamuru bu! \n\nherbirimizde bir ‘irfan nişanesi olmalı,\n\nolmalı ki sabredebilmeli acıya\n\nve sevmeli acısı sönmeyen yüreğimizle birbirimizi,\n\ntıpkı dünkü gibi…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gafil Olma",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nSansar gibi saklanıp, tilki gibi tuzak kurarlar,\nHayatta gafil olma bre seni kuş gibi avlarlar,\nÖnlerinde kemik yoksa köpek gibi havlarlar,\nSansar gibi saklanıp, tilki gibi tuzak kurarlar.\n\nBu sözlerin muhatabı, kâlbi hain, lain olanlar,\nKâlplerinde nifak, dilleri, sanki zehirli yılanlar,\nKarşılıksız sevenleri ise böyle sevenler anlar,\nHayatta gafil olma bre, seni kuş gibi avlarlar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaflet Uykusu",
        "poet": "Engin Çakar",
        "poem": "\n\nHer gün selâ duyuyorum, her an çok taze bir vedâ,\nÖlünce ruhlar çaresiz, beden gedâ; yok ses sedâ,\nMuammâ her dem bir sonken, nedir bu uykular; gaflet,\nNeden halâ eyleyemem, beş vakit dosdoğru edâ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaflet",
        "poet": "Resmiye Mümün",
        "poem": "\n\nGaflet kuyusu içinde ümmetine\nİslâm Güneşi’nin ışığı uzak\nKör bakan gözlere, söylemez dillere\nKur'an-ı Kerîm hidayeti bir şafak.\n\nDünya hayatına esir düşene\nAhiret mutluluğu diye birşey yok\nGününü gün edip bayram bilene\nÖlüm sözü göğse saplanmış bir ok.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaflet mi İhanet mi",
        "poet": "İsmail Tıkıroğlu",
        "poem": "\n\nYaratan dan nur almayan nur suz aydınlar\nGeleceğimi çalan hırsız aydınlar\nMedya da köşe olmuş arsız aydınlar\nGaflet mi İhanet mi önünüze koyacağız.\nSorulmaz sandığınız hesabı soracagız.\n\nKıbrıs elden gitti,sizler alkış tuttunuz\nAnnan plan yaptı, hep birlikte yuttunuz\nHelenizm karşısında şerefsizce sustunuz\nGaflet mi İhanet mi önünüze koyacağız.\nSorulmaz sandığınız hesabı soracagız\n\nKren  fog dolar verdi Avrupaya kul oldun\nCIA MOSAT vardı sen beşinci kol oldun\nBeş para etmezdinde,şimdi hepten pul oldun\nGaflet mi İhanet mi önünüze koyacağız.\nSorulmaz sandığınız hesabı soracagız.\n\nYünan a dost olup Pontusa hak dediniz\nRus gibi,Alman gibi doğu ya şark dediniz\nKültürüm bir, dilim bir lehçeye fark dediniz\nGaflet mi İhanet mi önünüze koyacağız.\nSorulmaz sandığınız hesabı soracagız.\n\nBayrağım bir, vatanım bir, ülküm bir\nArabeskim, arajmanım, şarkım ile Türküm bir\nLaz ım,Çerkez im, Kürt üm ile Türk üm bir\nGaflet mi İhanet mi önünüze koyacağız.\nSorulmaz sandığınız hesabı soracagız.\n\n(18 / 01 /2005 Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaflet Ve Dalalet",
        "poet": "Türkan Aslan",
        "poem": "\n\nhayvanın alacası dışında\ninsanın alacası içinde\nyalancı\ndüzenbaz\nve iftiracı\nbir hain sevmişim onca yıl\ngaflet ve dalalet içinde! \n\niddiaya varım neyine isterseniz\nbulamazsınız\narasanız bir ömür\nne Türkiye\nne Avrupa\nne Çin’de\nöyle bir pislik\nöyle bir namertmiş ki\nher kötülük içinde!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Galata Köprüsü",
        "poet": "Orhan Veli Kanık",
        "poem": "\n\nDikilir köprü üzerine,\nKeyifle seyrederim hepinizi.\nKiminiz kürek çeker, suya suya ;\nKiminiz midye çıkarır dubalardan;\nKiminiz dümen tutar mavnalarda;\nKiminiz cimacıdır halat basında;\nKiminiz kustur, uçar, şairane;\nKiminiz balıktır, pırıl pırıl;\nKiminiz vapur, kiminiz şamandıra;\nKiminiz bulut, havalarda;\nKiminiz çatanadır, kırdığı gibi bacayı,\nŞıp diye geçer Köprünün altından;\nKiminiz düdüktür, öter;\nKiminiz dumandır, tüter;\nAma hepiniz, hepiniz...\nHepiniz geçim derdinde.\nBir ben miyim keyif ehli içinizde?\nBakmayın, gün olur, ben de\nBir şiir söylerim belki sizlere dair;\nElime üç beş kuruş geçer;\nKarnim doyar benim de.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gala",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nÖnde  kuyruklu  yıldız\narkada  Samanyolu\nkadın  isterse her  yer  şen olur\nçiçek  keser  her  yer\n\nbülbül  sen  çileme  istersen\nşimdi  bu  şiire de yakışmadın ya\nyoksa  karga mıydın da\nbülbüle  nazire yaparsın\ngelir  önünde diz  çöker taparsın\narkasından  dedikodu\n\noysa  kadın  doğuştan  zengindir\nyoktur  ihtiyacı  parana  puluna\nüretgendir  analar\n\nkadından roman da  olur  şiir de\nolunca da  yaman  olur\nasla  çiçek  değil\n\ndeğil konu olan\nkonu  gala\nlacinin  kolunda\nyanında  yöresinde\narkasında  önünde\nolur ki bir  kuğu\nyoksa  gökkuşağı mı demeli\n\nkırmızı  halı  üstünde\nolmasa da olur  hani  alt  tarafı  halı işte\nönemli  olan  üstünde  yürüyen\no güvercin ayaklar\napart  topuklar\n\npullar  işlemeler  boncuklar\nrengarenk \nyedi  renkli  bir  gök kuşağı  doğar galaya\ndoğar  yağmur  sonrası\n\nönde  kuyruklu  yıldız\narkada  Samanyolu\nsüt  mavisi\npudra  pembesi\n\nkadın varken  dünya dolu\ndopdolu\n\nkadın yoksa  çöl  bile  olamaz\nne  Keremsiz  Leylâ\nne  Leylâsız  Kerem\n\nkadından  roman da  olur\nşiir de\n\nona  köy de yakışır  şehir de\nlaciler  çiçek  diye  dursun\no asla  çiçek  değil\n\nyeter ki  kim  vurduya  gitmesin\n\nbu canlı  cansız  mankenler\nboş  vitrini  doldururlar renkleriyle\nne Keremsiz  Leylâ\n\n21/Ağustos/2011/Pazar/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gakko Şimdi Ben Otobüs Beklim Desem Bahan İnanmayacaksınız",
        "poet": "Nihat Gülle",
        "poem": "\n\nElazığın Gazi caddesinde oturan bir bayan evine marangoz ustası çağırır ve evin eski gardrobunun arabalar geçtikte sarsıntıdan cızırdadığını bu yüzden rahatsız olduğunu gardrobu tamir etmesini ister.\n    Usta gardrobun içine girer ve arabaların geçmesini bekler böylece gardrobun neresinin cızırdadığını tesbit edip onarmak ister.Tam da bu esnada hasbel kader kadının kocası çıkıp gelmesinmi.tabii ilk işi gardrobu açıp üzerini değiştirmektir adamın.Gardrobu açınca elinde keserle oturan adamı görünce kadının kocası basar yaygarayı.kim bu adam ne işi var burada çabuk söyle ne işin var benim gardrobunda diye bas bas bağırır.Bu bir namus şeref haysiyet ölüm kalım meselesidir.Zavallı marangoz bunu bildiği için durumu kurtarmak ortamı yatıştırmak için yüzündeki tüm masum ifadeyle şöyle yalvarır.Gakko şimdi ben diyecem araba beklim sen bahan inanmayacaksın.\n    Ev sahibi kadının da anlatmasıyla durumu anlar ve başlar bu komik duruma kahkahalarla gülmeye.şöyle der hadi ustam sen araba beklemeye devam et benim karnım çok acıktı hanım yemek hazırla bana.Bu  olay birebir yaşanmış gerçek bir hikayeden alınmıştır...\n\nNihat Gülle\nŞair ve yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaipliğe",
        "poet": "Enis Özel",
        "poem": "\n\nNiye sen peygamber misin\nHayır...,ama ben\nBiliver ki hepiniz gibi\nToprağın oğluyum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Galak uçsun",
        "poet": "Muhlis Şutanrıkulu",
        "poem": "\n\nçıkıp gapıda kimleri gözlersin\nay başına senin galak uçsun\nher kese ganıf imanersen\nay başına senin galak uçsun\n\nçiğindirik omuzda bulağa gidersen\nmalı davarı yayıp gazları güdersen\nsabah erkendende tandırı yakarsan\nay başına senin galak uçsun\n\nerişte kesipte hedik yayarsın\nayakta yiyip hemen doyarsın\ntavuklara harmana yayarsın\nay başına senin galak uçsun\n\nellinde tentene kanefce işlersin\noya yapıp lecekleri süslersin\nkısmetini düğünlerde gözlersin\nay başına senin galak uçsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Galanthus Nivalis (Kardelen)",
        "poet": "Ahmet Hakan Yılmaztürk",
        "poem": "\n\nmecazına gençlik çağının, kar vursa da \naşkına kuvvet, başkaldırsın kardelenler\n\nverdiği coşkuyla bu aşırılığı baharımın\nçiçeklerini densizce yaysın kardelenler \n\nnazenin tarifidir, bir elif ki pek kırılgan\nbuzda kayan yürek yongası kardelenler\n\nmevsimi şaşıp seven gönüllere taşmada\ngökten düşmüş opalin sırça kardelenler\n\nmecazına gençlik çağının, kar vursa da \naşkına kuvvet, başkaldırsın kardelenler\n\n16.12.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Galata Mevlevihanesi",
        "poet": "Ersoy Oktay",
        "poem": "\n\nBana enteresan gelen ilk şey Mevlevihane’nin konumu oldu. Beyoğlu gibi alabildiğine kozmopolit ve karmaşanın ortasında olan ufak ama görkemli bir kapıdan girerek algınızı yüz seksen derece değişimini sağlayan bir yapının orada bulunması bile bence başlı başına bir mucize. Belki yüzlerce kez önünden geçmeme rağmen oradaki yapının farkında olmamak beni üzdü. Bu benim algımın zayıflığı olabilir fakat öyle bir kültür hazinesinin varlığının bilinmesini sağlamakta yetkililerin görevidir diye düşünüyorum.\nMevlevihane’nin giriş kapısında derin bir sanatsal anlayış, gösterişsiz bir vakar, sadelikle zenginliğin içe içe geçtiği mimari bir yapı gözüme çarptı. Hat sanatı tuğra ve iki tarafa işlenmiş kitabeler, kemerin üzerindeki âlem çok estetik duruyordu. Sultan II Mahmud tarafından yaptırılmış olduğunu zannediyorum çünkü kapıda onun tuğrası vardı. Mevlevihane’nin girişinde hazirelerin oluşu bize ölmeden ölün, talimatını veriyor, maddeyi kapıda bırakıp, ruhunuz ve mana gözünüzle içeri girin der gibiydi. Öyle ya zamanımız materyalist anlayışına göre mezarlıklar mümkün olduğunca gözden uzak bir yere yapılmalı, ölüm insana unutturulmalıydı. Yani biz yeni bir Mevlevihane inşa etsek mezarları insanları rahatsız etmemek adına yapının en kuytu yerlerine konumlandırırdık. “Ne gerek var insanlar ölümü hatırlayıp rahatsız olmasın.” Kapının sağ tarafında bulunan kütüphane Kutsal kitabımız Kuran’ın ilk emri olan “Oku”’yu tavsiye ediyor, sol tarafın da ki hazirede ölümü unutma diyordu. Bahçenin ferahlığı, binaların konumu, genel olarak yerleşike, insan ruhuna uygun inşa edilmiş huzur demetleri içinde ömür geçirmenin sırlarını ifşa ediyordu. \nBahçenin hemen girişinde bulunan Çeşme Osmanlının su medeniyeti olduğunu bize tekrar hatırlattı. Hazireler tarafında ki çilehane beni çok derinden etkiledi. Sebebi ise insanın en çok korktuğu şey kendisiyle yüzleşmesidir, yalnızlık bunu sağlar. Tasavvuf; derin tefekkür ve katıksız tanrı inancı, insanın kendisi ile yüzleşmesini görev olarak görünüyor. İç çatışmadan galip çıkabilmek için bu, inancın ne kadar sağlam ve sarsılmaz temellere oturması gerektiği, nefsani ve dünyevi ihtiyaçlardan arınıp sadece Allah ile kul irtibatının sağlanması ve bunun riyadan uzak olarak tamamlanabilmesi, ancak bu derece katı bir arınmadan geçmekle mümkün olabilir. \nMüzenin içerisinde ki eserler, zamanında kullanılmış olan aletler o zamanın yaşam tarzı ve tarikat hiyerarşisi ile ilgili ipuçlarını bize sunuyor. Müze güzel bir şekilde dizayn edilmiş. Eserler hakkında gerekli bilgi verilmiş yeterince aydınlatıcı. Gördüğümüz şeylerin bir ruhu var bize bu yansıtılıyor. \n\nOsmanlı İmparatorluğunda özellikle gerileme döneminden yıkılışına kadar geçen süre içerisinde Sanat, kültür, felsefe, tarih, teoloji, medeniyet, insan, teknoloji ve sosyoloji alanındaki gelişme eksikliği İslam’ın anlayış ve yorum farkları ve eksikliği en büyük etken. Osmanlı her ne kadar son zamanlarda kabuğunu yırtmaya ve değişmeye çalıştıysa da teolojik baskı ve eksik İslam anlayışı buna imkân vermemişti.\nGalata Mevlevihane’si gibi bazı örnekler; bulundukları zaman itibarı ile toplumun gelişimindeki bu eksikliği bir nebze olsun değiştirme gayretinde olmuşlar, İslam’ın o tutucu yorumu yerine daha insan odaklı bir anlayış getirmişlerdi. Bu anlayış her ne kadar özden kopmamaya gayret ettiyse de, sanatsal faaliyetlerde de kendisini göstermiş. Bir “Eğitim” ve öğretim kurumları olarak Osmanlının parlayan tarafı, aydınlık yüzü olmuşlardır.\nBir kültür geleneği olarak Mevlevihane’de, zamanın sanat dallarında eşsiz sanatçılar yetiştirilmesi bu anlayışın eseridir. Musiki, Hat, Ciltçilik ve Ebru gibi klasik sanatlarda ki maharet ve ustalık eğitimin ufkunun geniş olmasından kaynaklanıyor. Hatta Osmanlının son dönemlerinde ki saatçilik mesleğine giriş, gelişimlere de kendisini kapatmayan bir görüşü de benimsediklerinin açık kanıtı olarak değerlendirebilir. Cumhuriyet döneminde “kurunun yanında yanan Yaş’a örneklerdir. Mevlevi Alayları son şeyhin yıllarca yeni kurulan Cumhuriyette milletvekilliği yapmış olması da bunun açık göstergesidir.\nUsta çırak ilişkisi ve Şeyh Mürit ilişkisinde ki deruni anlayış ve aralarındaki saygı, hürmet, bağlılık itaat ve biat zorakiden çok gönül bağlılığı ile olduğu kanaatindeyim. Bu da eserlere yansımış durumda. Mevlevihane gelişime kendini kapatmamış sürekli arayış ve itikat duvarlarını aşmadan gelişme içerisinde olmuştur. Diğer yozlaşmış yapılardan onları ayıran en önemli husus tamda burasıdır. Çünkü diğer yapılanmalarda bu tür sanatsal gelişmeyi gözlemleyemiyoruz. \nModern sanatlara ilgi duyulmasını engelleyen teolojik anlayışa rağmen, mümkün olan anlayıştaki sanatlarda ne kadar derin ve estetik bir yapıya ulaştıklarını görülmektedir. Bu sanat eserlerindeki ulaştıkları muazzam seviye mikro düzeyde bu Mevlevihane’de görülüp incelenebilir.\nMevlevihane’de gezerken hissettiğim; bastığım dokunduğum yerlerin yüzyıllar boyunca kullanılmış olması binanın ruhuna etki etmiş ve mekâna kattıkları enerjiyi yıllar sonra benim ruhuma aktardığıydı. Alt kattan üst kata çıkarken matbahta hazırlanan yemekten yiyip, dersimi tamamladıktan sonra, bir mürit olarak bizi semaha götüren şeyhin arkasından, gizlenmiş kayıp bir ruh olarak onu takip ettiğimdi. Bizi izlemeye gelmiş misafirlerin ve müritlerin arasına gizlenmiş bu ruh, Semahta ki huşu derinliği bir izleyici olarak değil daha çok katılımcı olarak görüyordu. Günümüz anlayışıyla ne kadar “güzel” yapılmış olursa olsun bu derinlik ve ruh hiçbir yapıda bana bunu hissettirmiyor. \n 18.12.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Galata Saray Küküredi?",
        "poet": "Navruz Kaplan",
        "poem": "\n\nGalatsaray küküredi alisamiyende aslan\nSıra sana geldi aslan parçala gitsin geri\nTanıyorlar seni aslan tarihte adın vardır\nAslanım sana azdır  avurpa sana geldim\n\nAdına yakışanı yap şanın senin parlaktır\nGeleni boş gönderme gol atarsan sırala\nKimsin geldin buraya beni avurpa tanır\nAslan cinbommum birdaha unutmayın? \n\nAslanın  cinbom küküre de seni görsün\nBu sene kupa çoktur müzeye doldur sen\nAslan gibi küküre cinbom gibi güleceksin\nGalata Saray adını altın harfle yazacağız\n\nGüldürmeyi biliyorsun  sırayınan çocukları\nAdımı yaz avurpa ben geliyorum golarla\nSevdim vaz geçmem ki yeneceyim sırayıla\nBu tutku dur sevgi yı verdi bana Aslanım? ? ?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Galatasaray",
        "poet": "Murat Haydaroğlu",
        "poem": "\n\nFutbol takımımız  Galatasaray\nHer zamanda  şampiyonluğa aday\nGüzel golleri maçlarında gel say\nMaçı izlerken zevkle iç  kahve çay\n\nGalatasaray başkanı Adnan Polat\nFutbolculara der oyna çok gol at\nAvrupa'da oynarken ayrı bir  tat\nFarketmez rakip oynatıp eder  mat\n\nAvrupa'da süper kupayı aldı\nHalaylar çekildi davullar çaldı\nFutbol tarihinde ebedi kaldı\nGalatasaray dünyaya nam saldı\n\nAvrupa'daki sistem alınır baz\nCimbom oynarken Türkiye alır haz\nSeyircisi harikadır yapmaz naz\nSporda sevinç heyecan olur yaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Galatanın Dili",
        "poet": "Arasli Rami",
        "poem": "\n\nKriko kamyon kurum okul lise tiyatro\nBunlar hangi gelişmiş memleketin dilinden\nNe Alman ne İngiliz kullanıyor bunlara\nGeçmi&şorn; hep yazımıza Galatalı kıptiden\n\nTornavida banyo makine otel\nPosta elektrik gazete lamba\nPolitika parlamento lokomotif  tren\nOtobüs ambulans servis garson\n\nSokak ismi değişmiş bak eskisinde he var\nArapça kelime yasak dikkat etki ha  var\nYoksa Arapçadandır felsefe kelimesi\nOnu atıyormu hiç makbuldür yoksa he si\n\nRumların dillerine bir göz atıver artık\nAmerikandan farka  onların hem si yoktur\n&ŞORN;imdi dinle bakalım bizim spikerleri\nHer marifetleri varda yok hiç birinin hem si\n\nMusiki co&eş;rafya felsefe f....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Galatasaray",
        "poet": "Selim Temiz",
        "poem": "\n\nKırmızı beyazlı bir bayrak açtık savaş yıllarında\nBeyaz kartal idik bu takımın kuruluş sayfasında\nAli Sami Yen,bu kuruluşta ki kurucu ilk liderimiz\nİlk futbol takımı olarak tarihe yazıldık Galatasaray\n\nİngilizlerle biz onbir onbir maçı yaptık sahalarda\nBeyaz kartaldık,sarı kırmızı aslan oldu sahalarda\nRakip olarak sarı ve lacivert feneri bizler kurduk \nİlk futbol takımı olarak tarihe yazıldık Galatasaray\n\nGol atat ata adımız söylendi,olduk golcü bir Golata\nGolata ismi değişti,anlı şanlı bir takım olduk Galata\nSaraydan saraylı olduk,unvanımız oldu Galatasaray\nİlk futbol takımı olarak tarihe yazıldık Galatasaray\n\nBeşikte taş ilk futbol takım değildir dostumuz Beşiktaş\nBahçede kanaryalı fenerin diğer avcısıdır dost Beşiktaş\nFener dünyaları yener,bizlere gelince bir mum gibi söner\nİlk futbol takımı olarak tarihe yazıldık süper Galatasaray\n\nUEFA Kupasını yenilgisiz alan unvanlı olduk tek Avrupalı\nSüper Kupa aldık,rakip süpertakım Real Madrid Avrupalı\nGalatasaray Adası,bitmeyecek modasışarkı Galatasaray \nİlk futbol takımı olarak tarihe yazıldık süper Galatasaray\n\nSelim Temiz; 07/12/1960 Mersin (Kazanlı)  doğumluyum; Anadolu Üniversitesi işletme Fakültesi (Lisans)  mezunuyum; Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi şef memur kadrosunda görev yapmaktayım; Bu şiirimi, Galatasaraylı olan tüm insanlarımıza ve dost takım Beşiktaş’a armağan ederim; saygılarımla...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Galatasaray Aşkı",
        "poet": "Selim Temiz",
        "poem": "\n\nBugün pazar Galatasaray gene tarih yazar\nFutbol hatalar oyunu kaleye gönder topunu\nBu forma sarı kırmızı haydi göster kupa kızı\nGalatasaray gol ata ata sert vur gelen topa\n\nHaydi yavru aslan hedef kale yapalım bale\nGolleri saydır bu forma kutsaldır yine saldır\nAslan geliyor aslan taraftarlarım bile aslan\nGalatasaray gol ata ata sert vur gelen topa\n\nAkıyor rakip kaleye tüm toplar gider fileye\nYeşil sahada aslan göklerin hakimi kartal\nBeyaz kartal idik ilk başta sonra bir aslan \nGalatasaray gol ata ata sert vur gelen topa\n\nGalatasaray Galatasaray şanlı Galatasaray\nAsya ile Avrupa Galatasaraya hayran bakar \nGalatasaray Müzesi kupalara mekan olmuş \nGalatasaray gol ata ata sert vur gelen topa\n\nToplar gümbür gümbür gidiyot rakip kaleye\nPas pres pas yavru aslan bale yapıyor bale\nGol ata ata yazıyor golleri yıkılıyor karşı kale\nGalatasaray gol ata ata sert vur gelen topa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Galatasaray Destanı",
        "poet": "Selim Temiz",
        "poem": "\n\nGalatasaray aslandır,Fenerbahçe ise sarı kanarya\nFener cumhuriyet ise,bu cumhuriyeti bizler kurduk\nGalatasaray bir gerçektir,bahçelerde açan çiçektir\n’Galatasaray İmparatorluğu’ efsane değil gerçektir\n\nGalatasaray üç kıtaların hakimi Osmanlı mirası\nGalatasarayla tanındık Galatasaray ile anıldık\nAli Sami yen baş kanımız,Galatasaray ise canımız\n’Galatasaray İmparatorluğu’ efsane değil gerçektir\n\nAvrupa tarihine yazıldı,bu ’Galatasaray Destanı’\nSüper Kupa’ya süper maçlar ile uzandık\nSarayda yaşarız,taraftar ile dünyalara taşarız\n’Galatasaray İmparatorluğu’ efsane değil gerçektir\n\nBiz aslan olur kükreriz,en büyük kupaları müzeye çekeriz\nMaziye yenilgisiz aldığımız kupaları da ekleriz\nAvrupa Şampiyonu,Milli Takım ile Uzakdoğu aslanı\n’Galatasaray İmparatorluğu’ efsane değil gerçektir \n\nFenerbahçe’ye Alternatif; Galatasaray Sloganları: \n*Galatasaray İmparatorluğu\n*Galatasaray Gerçeği\n*Galatasaray Destanı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Galatasaray Fenerbahçe Derbisi",
        "poet": "Mehmet Kındap",
        "poem": "\n\nAvrupa aslanını çevirdiler kediye\nKimbilir ne zamandı galibiyet hediye\nSokakta yalvarmışlar cimbomu yenme diye\n...Bal yiyen baldan bıkar Fenerbahçe bıkmıyor\n...Cim Bom galibiyeti falda bile çıkmıyor\n\nHaydi aslanım haydi kadıköyde kükrersin\nBelki de bu maçtadır, bileğini bükersin\nBükemezsen kadere isyan eder küsersin\n...Bal yiyen baldan bıkar Fenerbahçe bıkmıyor\n...Cim Bom galibiyeti falda bile çıkmıyor\n\nDerbi derbi diyorlar nasıl derbi anlamam\nSonucu zaten belli ben olsaydım oynamam\nHükmen bari yensinler utancına katlanmam\n...Bal yiyen baldan bıkar Fenerbahçe bıkmıyor\n...Cim Bom galibiyeti falda bile çıkmıyor\n\n(22-Ekim-2010-Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Galatasaray Gerçeği",
        "poet": "Selim Temiz",
        "poem": "\n\nGalatasaray aslandır,Fenerbahçe ise sarı kanarya\nFener cumhuriyet ise,bu cumhuriyeti bizler kurduk\nGalatasaray bir gerçektir,bahçelerde açan çiçektir\n’Galatasaray İmparatorluğu’ efsane değil gerçektir\n\nGalatasaray üç kıtaların hakimi Osmanlı mirası\nGalatasarayla tanındık Galatasaray ile anıldık\nAli Sami yen baş kanımız,Galatasaray ise canımız\n’Galatasaray İmparatorluğu’ efsane değil gerçektir\n\nAvrupa tarihine yazıldı,bu ’Galatasaray Destanı’\nSüper Kupa’ya süper maçlar ile uzandık\nSarayda yaşarız,taraftar ile dünyalara taşarız\n’Galatasaray İmparatorluğu’ efsane değil gerçektir\n\nBiz aslan olur kükreriz,en büyük kupaları müzeye çekeriz\nMaziye yenilgisiz aldığımız kupaları da ekleriz\nAvrupa Şampiyonu,Milli Takım ile Uzakdoğu aslanı\n’Galatasaray İmparatorluğu’ efsane değil gerçektir \n\nFenerbahçe’ye Alternatif; Galatasaray Sloganları: \n*Galatasaray İmparatorluğu\n*Galatasaray Gerçeği\n*Galatasaray Destanı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Galatasaray Futbol Takımı",
        "poet": "Selim Temiz",
        "poem": "\n\nGolata Ali Sami YEN ile iniyor yeşil sahalara\nGolata gol ata ata ilerliyor gollerini hep atıyor\nGöklerim hakimi Beyaz Kartal yazıldık tarihe\nKuruluşta Kırmızı Beyaz Kartaldı Sarı Kırmızı Aslan\n\nİlk futbol akımını İngilizlere karşı başlatmıştık\nİlk renklerimizi ulusal asil renklerlerden seçtik\nFutbola Golata diye başladı sonra oldu Galata\nKuruluşta Kırmızı Beyaz Kartaldı Sarı Kırmızı Aslan\n\nBeşiktaş Jimlastik futbola bizden sonra döndü\nYenecek takım aradık bahçelerde feneri yaktık\nFutbol bolbol goldür bolgol bolgol işte Futbol\nKuruluşta Kırmızı Beyaz Kartaldı Sarı Kırmızı Aslan\n\nSaray kaldı bizlere hayran bizde Galatasaraya\nZeki çevik ve ahlaklı zeki çevik daima ahlaklı\nKupa isteriz kupaları alırız yatmez daha alırız\nKuruluşta Kırmızı Beyaz Kartaldı Sarı Kırmızı Aslan\n\nGöklerde Beyaz Kartal yeşil sahalarda Aslan\nPres pres haydi bir daha pres rakip etmeli pes\nAslan geliyor aslanım sert vuruyor sert pençe\nKuruluşta Kırmızı Beyaz Kartaldı Sarı Kırmızı Aslan\n\nMetin Oktay Tanju Çolak rekorda Şükür Hakan\nGoller ata ata rekorları kırdılar rakipleri yıldılar\nPolat Adnan soruyor saat kaç saat kaç saat kaç? \nKuruluşta Kırmızı Beyaz Kartaldı Sarı Kırmızı Aslan\n\nAvrupa seferine çıktık rakipleri yenilgisiz yıktık\nEn büyük kupalarla döndü zafer meşalesini yaktı\nDünya bizleri hayran hayran sevgi doldu gözleri \nKuruluşta Kırmızı Beyaz Kartaldı Sarı Kırmızı Aslan\n\nSeyrantepe tepe tepe Canaydın ile artık Aslantepe\nDünyaya birlikte birlik içarisinde birlikte açılalım\nSözler verildi gözler çevrilsin kupalara marş marş\nKuruluşta Kırmızı Beyaz Kartaldı Sarı Kırmızı Aslan\n\nAslanız sert pençe atarız toplara toplar gider ağlara\nBayaz Kartal olur uçarız Aslan olur tarihleri yazarız\nKırmızı Beyaz bir Kartal idı bu Sarı Kırmızı Aslan \nKuruluşta Kırmızı Beyaz Kartaldı Sarı Kırmızı Aslan\n\nAli Sami Yen canımız Özhan Canaydın baş kanımız\nFatih Terim’le Avrupa koştuk büyük kupalarla coştuk\nKırmızı Beyaz Bayrak olduk sevindik kardeş Kore’de\nKuruluşta Kırmızı Beyaz Kartaldı Sarı Kırmızı Aslan\n\nŞükran şükür olsun tekrar şükran tekrar takrar şükran\nGalatasaraylı yaşamak sarı kırmızı olmak ölümsüzlük\nİşte asalet sarı kımızıdır işteAvrupa Fatihi Galatasaray\nKuruluşta Kırmızı Beyaz Kartaldı Sarı Kırmızı Aslan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Galatasaray Marşı",
        "poet": "Mehmet Yaş",
        "poem": "\n\nHaydi,  Cimbomlar! .. eller havaya,\nKükreyen aslanlar çıktı sahaya! \nSarı! .. Kırmızı! .. Sarı! .. Kırmızı! ..\nSahaların yıldızı! Galatasaray! \n\nSarı! .. Kırmızı! .. statların gülleri! \nŞampiyonuz şampiyon atın golleri! \nSarı! .. Kırmızı! .. Sarı! .. Kırmızı! ..\nSahaların yıldızı! Galatasaray! \n\nSarı kırmızıya boyansın stat! \n(Haydi Hakan Şükür bir gol daha at!)\nHaydi aslan cimbom bir gol daha at! \nSarı! .. Kırmızı! .. Sarı! .. Kırmızı! ..\nSahaların yıldızı! Galatasaray! \n\nİlk golü yesen de çözülme sakın! \nZafer hep senindir üzülme sakın! \nSarı! .. Kırmızı! .. Sarı! .. Kırmızı! ..\nSahaların yıldızı! Galatasaray! \n\nALİ SAMİ YEN’dir kutlu  temelin! \nSpora her dal da hizmet emelin! \nSarı! .. Kırmızı! .. Sarı! .. Kırmızı! ..\nSahaların yıldızı! Galatasaray! \n\nCentilmence  büyü, büyü daha da,\nBir ulu çınarsın sen bu sahada\nSarı! .. Kırmızı! .. Sarı! .. Kırmızı! ..\nSahaların yıldızı! Galatasaray! \n\nGurur veriyorsun görüp gezene,\nAldığın kupalar sığmaz müzene\nSarı! .. Kırmızı! .. Sarı! .. Kırmızı! ..\nSahaların yıldızı! Galatasaray! \n\nEn büyük takımlara sen gol atarsın; \nDünya futboluna kafa tutarsın! \nSarı! .. Kırmızı! .. Sarı! .. Kırmızı! ..\nSahaların yıldızı! Galatasaray! \n\nSarı kırmızıdır kanımız bizim! \nSarı kırmızıdır şanımız bizim! \nSarı! .. Kırmızı! .. Sarı! .. Kırmızı! ..\nSahaların yıldızı! Galatasaray! \n\n                             21.05.2008\n\n\n\n \nTlf. Ev: 0 368 261 85 84\nCep : 0 530 512 73 76 \n\n mehmet_yas54@hotmail.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Galatasaray; Son Şampiyon",
        "poet": "Selim Temiz",
        "poem": "\n\nAli Sami Yen ile çıktık yaşil sahaya\nKırmızı beyazlıydık,ilk sembol kartal olduk\nİngilizleri yendik,o işgal yıllarında\nKesmedi bütün bunlar,Türk rakipler aradık \n\nİkinci Başkan gitti,bahçede fener yaktı\nTüm ülke hayran baktı,aslan golleri çaktı\nKartal indi sahaya,asalndı artık aslan\nKırmızıyla beyaz renk,oldu sarı kırmızı\n\nGalatasaray olduk,taraftar ile coştuk\nToplara vurduk çok sert,kalmadı artık dert\nŞut üstüne şut attık,gol yağmuru olduk biz\nsahalara çıkarız,rakipleri yıkarız\n\nFenerbahçe dostumuz,şampiyonluk yolumuz\nİlk maçta iki golle,son maçta yazdık tek gol\nGolün markası honda,golü atmıştı Nonda\nSivas ile oynadık,üçe karşı beş attık\n\nSivas yoluna düştük,muhteşem oldu dönüş\nFenerliydi tüm Sivas,kazanan oldu aslan\nBir fener birde Sivas,yendik arka arkaya\nLider olarak gittik,şampiyon olarak döndük\n\nKutlu ve mutlu olsun,çok özel oldu bu maç\nFener'de var çok para,aldılar büyük yara\nSes verdi Hakan Şükür,haykırdı tüm taraftar\nAli Sami Yen coştu,taraftarla elele\n\nPolat sordu saat kaç,cevap verdi taraftar\nYirmi kırk beş dedik biz,şampiyonuz artık biz\nmetin Oktay anıldı,golleri hep sayıldı\nSon şampiyon biz olduk,hizaya gel Avrupa! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Galeyan-ı Aşk",
        "poet": "Rıza Tevfik Bölükbaşı",
        "poem": "\n\nBen seni ağlattım, hem çok ağlattım\nÇünkü infiâlin şi're bedeldi\nBir kadın ağlatmak zevkini tattım\nBende bu bir çılgın, hain emeldi\n\nGüzel gözlerine yaşlar sinerken,\nSonra damla damla taşıp inerken\nGöğsünde şahkalar çoşup dinerken\nTitrek dudakların cidden güzeldi.\n\nBen seni sevmiştim ey melek kadın\nSızlıyor içimde sevgili yâdın\nAzâr-ı aşkımı yanlış anladın\nBence hüzn-i hüsnün pek mübecceldi\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Galiba",
        "poet": "Fırat Öncel",
        "poem": "\n\nzihnimin sarnıcına aktıkça gözyaşın\nkendi içinde muhacirdir benliğim\ngeçmek bilmiyor hüzün \nyüzümün mağlubiyetinden...\n\nyüreğin sızısı yüzümün silindiği yerden.\nan, içime asılı sonsuzluk şimdi.\nbu bekleyiş kalbimin ritmidir.\ngaliba yoruldum.\n\nSesim boşlukta, son sözlerimdir.\nyetmiyor ayrılığa ezgilerim.\ngaliba yenildim.\n\niçine düşeceğim göğe hediyedir gözyaşlarım.\n\ngaliba tükeniyorum.\ngaliba\ngalip geliyor hüzün...\n\n\n\n18/10/2007 - Diyarbakır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Galiba",
        "poet": "Emre Yıldız Karaman",
        "poem": "\n\nNasıl geldim bilmem ki ben bu yaşıma kadar\nAklımda bin bir soru kendi kendimi boğdum\nÖmür sandalım ağır yüküm desen hep keder\nBelli ki bu vebali taşımak için doğdum\n\nPeşimi bırakmıyor dertler bana öz kardeş\nHiç soluk alma felek kanayan yaramı deş\nYaşadığım her bir an olmuş zemheriye eş\nBen zaten dört mevsimde üşümek için doğdum\n\nTalihi kafalayıp bulmuştum tam arayı\nMutluluktan pay için vermişti ilk sırayı\nAşktan hatıra kalan kabuk tutmuş yarayı\nAklıma her gelişte kaşımak için doğdum\n\nMaziden tek hatıra simsiyah bir renk düşer\nAldığım nefes bile ölüm ile denk düşer\nSevdiğim herkes benden koparken üçer beşer\nÇaresiz tek başıma yaşamak için doğdum\n\nDilime dolamışım bunca ahı eyvahı\nÖzledim dertsiz geçen geceyi ve sabahı\nKal-u belada iken kıyılan bu nikahı\nBir murad alamadan boşamak için doğdum\n\n11.10.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Galleş Arkadaş",
        "poet": "Ali Tırnaksız",
        "poem": "\n\n( Amcoğlum Ali’ye) \nİyi günde benimle olan\nKötü günde evde kalan\nKendi işini iyi bilen\nSeni galleş arkadaş.\n**\nKendi işini yaparsın\nBenim işten kaçarsın\nBana darılır geçersin\nSeni galleş arkadaş.\n**\nArkadaşlık böyle olmaz\nArkadaşın işi kalmaz,\nİşi bitince gözü görmez\nSeni galleş arkadaş.\n**\nNeden selam vermezsin\nİşin bitti beni görmezsin\nHiç sözünde durmazsın\nSeni galleş arkadaş.\n**\nİşin olsa arar bulursun\nİşim çıksa dargın olursun\nKendi işini iyi bilirsin\nSeni galleş arkadaş.\n**\nİnsan bir kararda durmalı\nBirbirinin halini sormalı\nHer zaman bir olmalı\nSeni galleş arkadaş.\n*\nAli bu sözüm sana\nÖyle hiç bakma bana\nO Ali başka Ali \nArtık atıldı yabana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Galmasın Sende Ahım...! ! !",
        "poet": "Salih Zeki Fettahoğlu",
        "poem": "\n\nçurusun gömuglerın\nyesın seni garinça\ne gız yog osun ismun\nharflerine varinça\n\ndaa demem ismuu\nvarsın çurusun ismun\nyer aldinda galmasın\nne ismun da ne çismun\n\ndaradi saşlarini\ndaradi da ereçeg\nzebaniler soranda\nbagalım ne dieçeg\n\nyesın seni garinça\nleşleruo varinça\nseslerın gesılmesın\nÇeennemde yaninça\n\nyanasın çeennemde\nyanargân çirlayasın\ngalmasın sende ahım\nyireım raadlasın\n\nszf_68 Trabzon\n26 Mayıs 2012 _ 12:06\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Galtasray",
        "poet": "Tolga Şair",
        "poem": "\n\nKalbimin yarısı sarı                                                                                 Yarısı kırmızı                                                                                                                     Kanımın bir tarafı kırmızı                                                                                  Diğer tarafı sarı                                                                                            Şanlı GALATASARAY\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Galiyev 'i Vurdular",
        "poet": "Mehmet Çetinkaya",
        "poem": "\n\nBozkırda kahraman askerler\nMilletin yurduna ererler\nGelecektim sıladan anam\nBedenime kurşun dizerler\n\nBozkırda gonca gül yetişmez\nAnam ağlar sesim erişmez\nGaliyev’ i vurdular anam\nİmdadına derman yetişmez\n\nGün doğar bağrıma ateşten\nAyırdılar canı tenimden\nNeslime vasiyetim anam\nSilmeyin kanı kefenimden\n\nDilde, fikirde, işte birlik\nVasiyetim size Milletlik\nBozkır yurdumuz olsun anam\nAyırma Ya Rab olsun dirlik\n\n(15.04.2001 Tavşanlı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Galiptir bu yolda mağlup",
        "poet": "Cengiz Kemal",
        "poem": "\n\nGün mü düşer kar mı yağar artık sana\nEn kahraman sensin evren senden yana\ndostların da şaşkın ah vah düşmanların da\nsırtın yerde bir kere gelmez bir daha\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gam ile Kederi",
        "poet": "Birol Akarsu",
        "poem": "\n\nGAM İLE KEDERİ\nBu gece neşe ne gam mı değdi\nDurma salıver gönder geri \nFer-yad-ı figanı mı gönlüme gönder geri\nKor ateşten gömlek sarar beni\nSözler:Birol AKARSU (Her hakkı saklıdır. 15 Şubat)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gam Değil",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nGam değil bundan böyle, kavuşmak hayal olsun,\nİstemem acılarım, boynuna vebal olsun,\nYeter ki öldüğüm gün, sana hasret giderken,\nTabutumun başına, karanfil koy al olsun! \n\n(17.02.1991 - Pazar / Bilecik)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gam keder",
        "poet": "Cuma Soylu",
        "poem": "\n\nGAM KEDER \n-------------------\nBenim ateşim kordur yüreğimde\nKolay kolay kül olması zor bence\nÇıngılar koca ormanı yandı deme \nBendeki o amansız acı gam keder\n---------------------------------------------\nÇekilmez çok ağır bu gam yükünü\nBüktü belimi güldürmedi yüzümü\nHiçbir kul tutmadı verdiği sözünü \nYaktı beni kül eyledi bu gam keder\n---------------------------------------------\nİnsan olan insana yapar mı zulüm\nCahile yaşamam o an isterim ölüm\nÖmür ahu zar oldu dolmadı günüm\nDüşündükçe sardı beni gam keder\n---------------------------------------------\nSoylu der bırak felek benim peşimi \nKime ne ettim akıttın sen gözyaşımı\nDenk gelirsen ödersin ağır hep sin\nDünyayı başına yıkacağım o zaman\n----------------------------------------------\nHalk Şairi Cuma Soylu 18.05.2014\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gam Üçgeni  Gönül- Akıl- Mantık",
        "poet": "Mustafa Erol",
        "poem": "\n\nG.A.M ÜÇGENİ\n(Gönül- Akıl- Mantık) \n\nYaptığı her işte, planlar yapar.\nNeticesi güzel, olsun der akıl.\nKimi hak kimi de, şer yola sapar.\nGerçekler yerini, bulsun der akıl.\n\nRica bile etmez, emreder hep o.\nKendince hayata, tek sebeptir o.\nTüm insanlar için, tek taleptir o.\nBenden başka her şey, solsun der akıl.\n\nMantık eder yalnız, aklı markaj.\nAkıl çağlayan su, mantıksa baraj.\nBaraj olmasa hiç, dönülmez viraj.\nİsterse su arza, dolsun der akıl.\n\nSevgi ve saygıyı, hiç bilmez onlar.\nGüzel duyguları, tek gönül anlar.\nGönül varsa orda, olmaz yalanlar.\nGüzellikler gönle, kalsın der akıl.\n\nCevabın güzeli, gönülde bence.\nSevgi de saygı da, kutsaldır dince.\nGönüller hükmeder, yaşlı ve gence.\nBana da gönül aşk salsın, der akıl.\n\nMustafa EROL\n07. ARALIK. 2015.\nManavgat / Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gam teli",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nayrılıklar\nve hüzün\nacının gam teline basmaktır \n\nŞubat  2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gamlandı Bin Hüzünle Gönlümün Tüm Umutları",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nGamlandı bin hüzünle gönlümün tüm umutları\nSustu bülbül, gül ağladı, soldu bütün yaprakları\nMahzun gönlüm ağlıyor, dinmez oldu gözyaşları\nSustu bülbül, gül ağladı, soldu bütün yaprakları\n\nNOT: Bu şiir Sayın Mehmet Serkan GÜLLE bey tarafından K.HİCAZKÂR \n          makamında ve DÜYEK Usulünde bestelenmiş ve notaya alınmıştır.\n          01.06.2012 tarihli Isparta Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi konserinde\n          icra edilmiş olup, YOUTUBE sosyal paylaşım sitesinde yer almaktadır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gam Yükünü",
        "poet": "Dursun Doğan",
        "poem": "\n\nGam yükünü vurdum omuzlarıma \nYıllardır sırtımda inmez ur yaptım\nAsya Avrupa’yı rumuzlarıma \nSimgeyi takındım gezdim tur taptım\n\nGirdim nice çile eziyetine\nKendimi bıraktım meziyetine\nAkıl ermez dostun vaziyetine\nGönlünü almaya bir mahsur yaptım\n\nKevseri‘yem kapılmadım gurura\nMeyil verdim haysiyete onura\nNamertlerle aramdaki sınıra\nKale yaptım hisar yaptım sur yaptım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gam Yemem Bundan Sonra",
        "poet": "Mulla Hüseyin Hatibinoğlu",
        "poem": "\n\nDinsiz, donsuzların da bir imanı var artık,\nDin düşmanlarının da bir imamı var artık.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gamlı Bir Cuma İçin Sessiz Bir Solo",
        "poet": "Gamze Özer",
        "poem": "\n\nAkrep yelkovanı sokar\nDurur zaman \nDurur saat\nDurur an\n              Yaşam!\nSi minör bir acı\nSadece son notayı bilen \n                      bestecileriz biz\n\nİstersek\nYalnızca istersek\n               gideriz\n\nKarakutun sende kaldı\nBir sonraki şarkın sende kaldı\nElinin öylece durduğu\n....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Game Over...",
        "poet": "Can Dündar",
        "poem": "\n\nBüyük bir bilgisayar firmasının genel müdürü, bilgisayar fuarında kendi standının bir işiyle uğraşırken \ntelaşlı bir baba sokulur yanına...\n\"Kardeş bakar misiniz,\" der, tezgâhtar sandığı genel müdüre. \n\"Çocuğuma bir bilgisayar almak istiyorum. Hangi modeli tavsiye edersiniz? Ram'i kaç olsun? Hafızası kaç gigabayt olursa iyidir? CD okuyucusu recordable olursa daha iyi olur mu? Ekran kartı kaç megabayt olursa iyi sonuç alırız? \nBu modeli ileride updat edebilir miyiz? \" Bilgisayar firmasının müdürü, nefes almadan konuşan ve isteklerini ardı ardına sıralayan baba sözünü bitirince araya girer...\n\"Çocuğunuz kaç yaşında? \" \n\"On bir.\"\n\"Siz ona en iyisi gidin bir bisiklet alin beyefendi.\" \nNe zaman satanizmin pençesine düşüp intihar eden gençlerin haberini okusam gazetelerde, hep bu öykü gelir aklıma. \nBilgi amacı ile kullanılmayan bilgisayarların insan üzerine tahribatından kuşkulanırım hep. \nBu kez de öyle oldu zaten. Çocuklarını ortalıkta patırtı yapmasınlar diye dört - beş yaşlarında bilgisayarın önüne \noturtan anne ve babalar, onlara artık bir bilgisayar oyunu kadar uzak kaldıklarını çok geç fark ettiler bence. \nPotansiyel katil yetiştiren Doom oyunlarının, kötü ile iyiyi ayırmaktan yoksun taze beyinlere şeytan veya kurban olmayı öğütleyen fantastik interaktif safsataların, büyücüler, cadılar, efsunlu yüzüklerden ibaret saçma sapan Hollywood yapımlarının o güzelim kuşağı gelip koyduğu yer elbette ki bir uçurumun kıyısı olacaktı. \nÜstelik en eğitimlilerin arasından çıktı bu intiharlar. \nVe çok şaşırdı anneler babalar. Oysa o okula girebilmek için yıllarca bir tek şey öğrettiler çocuklarına:\n\"Bilgisayarının başına otur ve diğerlerini parçalamayı öğren. \nEğer test sınavlarında senin yaşındaki 10 arkadaşını elersen, yani 10 arkadaşının hayatini kaydırabilirsen, \nonları mahvedersen yabancı dille eğitim yapan o okullara girebilirsin... Mutlu olmak için 10 kişiyi mutsuz etmen lazım \nçocuğum.\" Böyle hazırladılar çocuklarını hayata. \"Parçala, yok et ve öldür...\" Yok et arkadaşlarını. Öldüremediklerini de intihara teşvik et... Öldürdüğün sürece hayatta kalırsın evlat. \nMutluluk sadece ve sadece basaridir. Oysa bir çocuğun mutlu olması için oyunları, bebeği, futbol topu ve bir bisiklet yeter... \nBir bisiklet bazen daha çok şey öğretir çocuğa. \nAma aileler arasında insan yetiştirmek yerine sınavları birer birer kazanan bir robot yetiştirme eğilimi daha çok ağır basıyor. Onları ağaç seven, deniz seven, kus seven, doğa seven birer çocuk olarak yetiştirmek yerine onlardan test hocasını sevmelerini istiyoruz nedense. \nOysa düşünsenize; sadece hayvan sevgisi aşılasanız bile kedilerin katledildiği aptal aptal satanist ayinlerden \nuzak durur çocuğunuz. Sadece bir kedi sevgisi... Mırıl mırıl bir kedi sesi, gürül gürül akan bir hayat olur... \nKumsala vuran deniz yıldızlarını kurtarmak için onları birer birer denize atan çocuğa \"Kumsalda milyonlarca deniz yıldızı var. Ne fark eder ki\" diye sorduklarında, denize fırlattığı deniz yıldızını göstererek \"Bunun için çok şey fark edecek\" demek için, dolaşılan kumsallarda hiçbir zaman \"Game Over\" yazmaz kumların üzerinde... \n\n\"Game Over...\"\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gamlı Baykuş",
        "poet": "Gülçin Şahin",
        "poem": "\n\nYıllar geldi geçti\nBekliyordun sevgilini eşini\nBuluşmak istiyordun aşk bahçende\nVe bir gün geldi evlendin\nBuldum derken gerçekten seveni\nBir anda ayrıldın\n\nNe zormuş bu ayrılık\nAldı götürdü senden herşeyi\nYıkıldın bir köşede kaldın yalnız\nHırpalandın derbeder oldun\nÇocuğun oldu yanına varamadın\nAlıp okşayamadın\nEllerin bağrında ateş\nGözyaşların kadehte son buldu.\nİşinde mücadele ediyorsun tek başına\nSavaşıyorsun hem duygusal hem maddi anlamda\n\nHayatında sayfa açmalısın yeni aşka\nTekrar yazmalısın kardeşim gerçek kaderini\nYıprandın soldun bir sonbahar yaprağı gibi\nGüçlenmelisin kuvvetlenmelisin güçlü bir zırh gibi\n\nHayatın cilvesidir herkese vurabilir\nAma kader dediğimiz sayfa bir kere vurdu mu\nToparlanmak zaman alır içinde\n\nİnsan gerçek seveni bulmalı\nFizik olarak değil\nKafa önemli olmalı\nAnlaşmalı kumru gibi sevenler birbirini anlamalı\nİçindeki dürüst aşka ulaşmalı\nDeğer verene ver\nVermiyeni at pencerenden\nBu dünyada insan mı yok\nSil at sayfandan gitsin artık\nSaygı sevgidir benim hedefim\nGöremedim elde sızlandı kaldı yüreğim\nNe kadar iyiniyetli olursan ol\nAnlamaz içindeki şeytan\nSızar gider sinsice yüreğine\n\nBence evlilik içtetir\nİçin temizse çalınır kapın oturur köşeye\nYuvaya sahip çıkan gerçek insan\nKaçıp giden korkak yalancı insan\nEvin cennet olsun\nİçinde dolaşsın çocuklar\nŞarkılar söylesin bülbüller\nGerçek seven konsun eve\nHer gün bana şiir edebiyat yapsın\nDuygusal insan kalmadı\nBir zayıflık olarak düşünülmekte\nAma bence zayıflık duygusu olmayan garip bir yaratıktır\n\nKatı olanlara dayanamıyorum\nBir çırpıda defterimden siliyorum\nYaklaşmasını bilmeyen duygusunu göstermeyen\nBir çiçek bile bir güzele vermeyen gitsin bu kapıdan\nSonsuza değin uçup gitsin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gamlı Hazan Gibisin",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nGamlı hazan(çınar)   gibisin, gözlerin hep dalıyor\nYorgun bakan gözlerin, biraz elem saçıyor\nYaralı yüreğinden, fırtınalar kopuyor\nİçinden gelen sesler, biraz hüzzam kokuyor\n\n4 Şubat  2014 - ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gamsız Dağlar",
        "poet": "Abdullah Konuksever",
        "poem": "\n\nHeybetli dağın başı dumanlıdır\nYüksek dağın tepesi karlıdır\nKocaman dağın bağrında çakallar dolaşır\nGaliba büyüklüğündendir, ululuğundandır \nHeybetli dağ ne kederlidir ne de gamlıdır…. \n\n(4 şubat 2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gamlı Haziran",
        "poet": "Hatice Türkmen Yurtseven",
        "poem": "\n\nÖylesi vurdum duymaz \nBir Haziran akşamı. \n\nHüzünlerimin bağdaş kurduğu \nDefne ağacının altında, \nSana yazdığım \nFakat hiç aklımda tutamadığım \nSenli şiirlerimin \nNağmelerini düşünürüm.\n\nNeydi nasıldı derken, \nUnutulmaya yüz tutmuş şiirlerimin \nSancısı başlar can evimde.\n\nSonrası, \nSazımın tellerine dokunan \nİnce nağmeli \nYeni şiirler yazarken bulurum kendimi. \n\nYine bir Haziran akşamı, \nVe yine gamlı defne ağacı. \n\nYapraklarının sesi \nSessizliğe beste yaparken, \nYıldızlar taçlandırır \nAyın parlayan saçlarını.\n\nAkşamdan akıl defterime yazıp, \nSabaha unuttuğum \nBu şiir bilmem kaçıncı.\n\nAh! Haziran, \nSen hüznüme ram, \nYalnızlığıma sultan, \nGönlüme hicran \nVe;\nVe kapanmayan yaram.\n\n…türkmenkızı…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gamlıyım",
        "poet": "Nurullah Muslu",
        "poem": "\n\nYine gam yüklenmiş kervan göründü,\nTüm saadetler ızdıraba büründü,\nMenzili yok bir meçhule yüründü,\nSıcağı ile yaksın kavursun beni,\nNe zaman doğacak güneş Ya Rabb-i..? \n\nKalbimdeki yara derine indi,\nMecnun diye alem arkamdan güldü,\nYar dediğim beni defterden sildi,\nSıcağı ile yaksın kül etsin beni,\nNe zaman doğacak güneş Ya Rabb-i..? \n\nHayali bile güzel sevdiğim yarin,\nHit vücutlu dilber narin mi narin,\nBu gün olmaz ise inşallah yarın,\nSıcağı ile yaksın eritsin beni,\nNe zaman doğacak güneş Ya Rabb-i..?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gamze",
        "poet": "Tahsin Kavak",
        "poem": "\n\n- Sevgili Kızım Gamze’ye - \n\nDoğmak meçhul bir yolun başlangıcı Gamze, \nSevmek bu yolculukta hoş bir sızı Gamze, \nÖmrünce mutlu yaşa; sev, sevil, gül; olsun \nAdın, yüzündeki gülüşün adı: GAMZE... \n\n                                16/Kasım/1984-KONYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gamze",
        "poet": "Görkem Kaya",
        "poem": "\n\nSabah traş olurken bir an gözlerime takıldı bakışlarım, \nO kadar güzel oturmuştun ki mahmurluğuma \nHiçbir manzara bu kadar yakışmamıştı bana \nKıyamadım, \nYüzümü bile yıkamadım \nSen ıslanma diye \nBu yağmur ikimize de fazlaydı zaten \nKuru bir havlu ile sildim yüzümü \nYavaş ve okşar gibi. \nToparladım geceden kalanları, \nCeplerime doldurdum, sonra düşünürüm diye \nBir tek gamzelerini avuçlarıma aldım \nAvuç açayım \nGerekirse bir gamze için diye.\n\n2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gamze - Emrah",
        "poet": "Ayhan Yavuz Açıkgöz",
        "poem": "\n\nGözlerinde gözyaşı, Elem keder olmasın\nAğlama ey sevdiğim, Mateme durur güneş\nMevsimlerin karakış, Ruhun hüzün dolmasın\nZemheriyi bitirir, Aşkınla yanan ateş\nEvet de bana yârim, hayallerim solmasın\n\n(İstanbul - 30,07,09)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gamze",
        "poet": "Mehmet Ersoy",
        "poem": "\n\nHani sen gülünce\nDudaklarının iki santim üstünde\nOluşan gamzeler varya\nİşte oraya gömülmek için\nNeler vermezdim ki\n\n                                  Aralık 1986\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gamzelerinde Sakla Gulumsemeni",
        "poet": "Gassan Satar",
        "poem": "\n\nHaydi konus ne olur \nMavi dokulecek dudaklarindan \nMavi olacak ask \nHaydi dokun ne olur \nMavi boyanacak tenim \nMaviye kesecek her dokunus \nAt yureginden tum prangalari \nHaydi mavi bir ozgurluge savur yuregini \nEsecek ruzgarlarin benden yana \nSesin dokunacak belli belirsiz agacin yapragina \nMavi bir yaprak acacak \nMavi bir baharin bagrinda \nMavi bir sarki dokulecek \nAsik bir bulbulun sesinden \nGulumsemelerini sakla illa ki \nGamzelerine sakla mavi gulusunu \nSakla aski yuregimden \nAkarim yoksa coskunca \nAska dolarim sebepsizce \nSakla gulumsemeni gamzelerine \nAtma beni askin nehrine \nYa da yuregimdeki zincirleri de kir \nMavine degsin yuregim \nKirilsin prangalarim \nKirik prangalarin ellerinde yuruyelim \nAsk ozgurluktur cunku \nAsk mavidir cunku \nEn guzel mavi gulumsemende \nGulumsemende varalim askin koynuna\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gamsız İhtiyar",
        "poet": "Nilgün Ademi",
        "poem": "\n\nKazdıkça altından tarih çıkıyor\nTarih, tarih içinde, burda yatıyor\nAnıt üstünde anıt, anı üstünde anı\nTarih yutan İstanbul doymak bilmiyor.\n\nMevlam seni islamla şereflendirmiş\nTaşın toprağın ezan-ı işitmiş\nKaranlıklar aydınlığa yönelmiş\nSenin yönün artık Kâbe'ye denmiş.\n\nİman dolu yürekler sende çarpar Allah! Allah! \nİbadete susamış mahrum Ayasofya\nEcdadımın kemikleri sızlasada\nOlsun, Sultan Ahmet dimdik ayakta.\n\nSırtlanmış zamanı oluk oluk akıyor\nZaman durmak istesede sular durmuyor\nHer mevsim solumadan sona koşuyor\nTükenmiş nesiller berduşlaşıyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gamzelim",
        "poet": "Sefer Kurt",
        "poem": "\n\nBir tutku bir bağlılık bu gönlümdeki\nCanımda can gibi seviyorum seni gamzelim\nBir umut bir sevgi var kalbimin derinliklerinde\nCanımda can gibi seviyorum seni gamzelim\n\nMasum duran kara gözlerin hayalimde\nAşkın sevginin ifadesi gülen yüzünde\nMutluluk yazılmış o temiz kalbine\nCanımda can gibi seviyorum seni gamzelim\n\nGözlerin yıldız gibi geceyi aydınlatıyor\nGece ışığım mutluluğum gönlüme ışık tutuyor\nKalbimin derinliklerinde aşkımı yazıyor\nCanımda can gibi seviyorum seni gamzelim\n\nCanımda can gibi seviyorum seni gamzelim\nKalbimde güneş gibi saklıyorum seni gamzelim\nAşkından yanıp tutuşuyorum gamzelim\nCanımda can gibi seviyorum seni gamzelim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gamzede mi Bu Gönlüm  (Çaprazlama-cinas))",
        "poet": "Mehmet Özdemir 1",
        "poem": "\n\nKarakışı yaşarım gönül hâlâ ilk yazda\nYaz artığı günüme dökülür kar akışı\nAteşe gerek yok ki teni zemheri yakar\nYa kar yağar ya yağmur yürek donar ayazda\n\nDün yaya geçtim dağdan beyaz kar sanki ölüm\nAldatır çok insanı meyil verme dünyaya\nKarda nöbet tutana sığınaktır bu kışla\nKışla başlar dertlerim kar yağar üşür gönlüm\n\nDolu vurur gülşeni bülbüle tek gül yeter\nDayanmaz yâr yüreği sinesi dertle dolu\nAçılsın yüzünde gül ol tebessüm gamzede\nGâm-zede şimdi gönlüm bahçeme bülbül yeter\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gamzelim",
        "poet": "Selim Aksehirli",
        "poem": "\n\nEllerini ver elime\nLutfen i....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gangaster",
        "poet": "Abbas Paksoy",
        "poem": "\n\nMüslüman’ın halisi.\nBizim baba gangaster.\nKatillerin canisi.\nBizim baba gangaster.\n\n\tBeş vakit namaz kılar.\n\tEvlatlara kin biler.\n\tNüfustan kayıt siler.\n\tBizim baba gangaster.\n\nAvrat, baba yan yana.\nKaypaklar destek ona.\nBıçak dayandı cana.\nBizim baba gangaster.\n\n\tBaba hakkımı çaldı.\n\tPaksoy’um hava aldı.\n\tHesap mahşere kaldı.\n\tBizim baba gangaster.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gamzeli Yarim",
        "poet": "İbrahim Kılınç",
        "poem": "\n\nNereden gelir de,nere gidersin,\nBenim gülüşleri, gamzeli yarim.\nEl'e güler bana,sitem edersin,\nBenim gülüşleri, gamzeli yarim.\n\nSitem de yakışır,naz da yakışır,\nEda da yakışır,poz da yakışır,\nTürkü de yakışır,saz da yakışır,\nBenim gülüşleri,gamzeli yarim.\n\nYanımda olursan,düz olur dağlar,\nYanımda olmazsan,boz olur bağlar,\nGönül yas'a girer,gözlerim ağlar,\nBenim gülüşleri, gamzeli yarim.\n\nDünya'ya değişmem,saçın telini,\nSarmaya kıyamam,ince belini,\nNasıl anlatayım,tatlı dilini,\nBenim gülüşleri, gamzeli yarim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ganım Acır",
        "poet": "Sebahattin Çelik",
        "poem": "\n\nÇok insafsız esmesin söyleyiverin yele\nNeyim var neyim yoksa aldı götürdü gene\nÇağlayanda susadım biraz su verin hele\nGanım acır içerde tabib kar etmez derde\n\nGönül bana soruyor hicran bitmeyecek mi? \nAcım sola gayıyor sultan gelmeyecekmi? \nSessizlik gorkutuyor çığlık dinmeyecek mi? \nGanım acır içerde tabib kar etmez derde\n\nGünün öğle vaktinde güneş tutuldu gökte\nYazbahar nisanında toprak gurudu yerde\nGezinirken sahilde serap göründü çölde\nGanım acır içerde tabib kar etmez derde\n\nGatran baktım içmeye orak yok ki biçmeye\nGam dolmuş tekneye tas galmadı dökmeye\nYükü goydum heybeye takat nerde çekmeye\nGanım acır içerde tabib kar etmez derde\n\nBakındım sağa sola yol aradım çıkmaya\nUsandım sora sora dökem bari yazıya\nToplayın çokça çıra yetmez derdi yakmaya\nGanım acır içerde tabib kar etmez derde\n\nDağ üstüne devrildi viran oldu bağ yeri\nDağıldı gönül evi toplayamaz setcevi\nDermanı sırra gadem galdı kemik ve deri\nGanım acır içerde tabib kar etmez derde\n                                                        “SeTCeVi”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gamzem benim",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nGözümün nuru gönlümün süruru\nBiricik kızım gamzem benim\nBugün senin resmini gördüler\nNekadar güzel bir kız dediler\n\nNeden getirmedin diye sitem ettiler\nYeniydi dostlarım tanımıyorlardı seni\nİlk defa görmüşlerdi bende ki resmini\nBilmiyorlardı konuşamadığını yürüğemediğini\n\nOkuyormu dedi karşıdan biri\nson yılımı diye sordu diğeri\nSesim titredi ellerim terledi\nBilmiyorlar ki gamzem engelli biri\n\nUzun uzun anlattım seni onlara\nGamzem engelli dedim yürekler sustu\nEller semaya kalktı dualar okundu\nAmin dendi hep bir ağızdan.duygu yoğundu\n\nMasada çaylar öylece kaldı\nGözlerde yaş yürekte hüzün vardı\nAllah (C.C)         şifa versin dediler amin dedim\nAma çok ağladım gamzem için için\n\n                                        28.01.2006\n                            Erzurum / zernişan aydoğan\n\n Zernişan AydoğanKayıt Tarihi : 2.2.2006 10:56:00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ganimetsiz",
        "poet": "Sezai Güler",
        "poem": "\n\nSenin adın dün olsun bundan sonra, benim dünde kalan mazi\nYorgun, ganimetsiz bir savaştı yaşadıklarımız\nSevda şehit düştü cephemizde, yüreklerimiz madalyasız gazi...\n\nS.Güler-8.10.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gara Amat Galdırdı Dabanı",
        "poet": "Elif Fatma",
        "poem": "\n\nGara Amat galdırdı dabanı\nGocaellez oğlu savurdu köpeni\nSaña derim gızılgayanın kebeni\nGüzeller geçdi mi buradan\n\nGara Amat Hacıellezi’nin yobazı\nGobcal İbiram Araplı’nın gazı\nSana derim maşat boğazı\nGüzeller geçdi mi buradan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gap Ve Harran",
        "poet": "Abdülkadir Güler",
        "poem": "\n\nSusuzluğuna, yalnızlığına yandığım\nBir  kalın çizgidir dur dedik şu an\n\nUzaklardan  mutlu haberler getirir\nKelaynak kuşlarının  kanatlarından\n\nBir çöl gibidir azizim, şimdilik  köyler\nAğustos sıcağı, ortalık  toz- duman\n\nKarasabana elveda, Tanrı'ya şükür\nTraktör, biçer-döver,  bire  kırk  harman\n\nGüney-doğu'm zenginleşir,gayri Çukurova'dır\nKoca bozkır yemyeşil olur, bağ, bahçe, orman\n\n' Sabırla  koruk  helva  olurmuş' gerçek\nDilekler gerçekleşir, şenlenir vatan\n\nBirleşen ellere yürekten  bin kez  Merhaba\nDavulllar vurulsun, halaylar çekilsin  her yan\n\nSuya  kavuşur  Akçakale, Zenginova  ve  Ceylanpınar\nGün doğar,erdemleşir, huzur içinde zaman\n\nBenden müjdeler olsun,ey Haranlı  çocuk\nFakirliye  paydos,kutlanır yuvan\n\nGap  doğar, köy köy, bağ, bahçe, bostan\nOn yıl sonra iklimi değişir Harran...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garanti Süresi",
        "poet": "Kemal Koçak",
        "poem": "\n\n'Kur-an’ı biz indirdik onun koruyacak olanda elbette biziz” garantisini buyurdu Yaradan \nGaranti kapsamlı kul zannediyor kendini pek çok “İslam Vatandaşı” Müslüman_\n\nİnsanlığa Fayda Hizmetkârı_\nBeyinantrenörü & Sevgipolog \nKemal Koçak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gar Saati",
        "poet": "Ertuğrul Şakar",
        "poem": "\n\nNe kondüktördür\nNe makinist\n\nNe yolcudur\nNe karşılayan\n\nNe öten düdük\nNe anons sesi\n\nNe kaçar\nNe kovalar\n\nNe endişe vardır\nNe telaş\n\nNe geçmiştir\nNe de ati\n\nBir derviş kalbidir\nGar Saati\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ganita Küskün Sana Şimdi..!",
        "poet": "Salih Aydın",
        "poem": "\n\nKaradeniz kırgın sana şimdi...\nTrabzon Küskün...\nGanita\nsuskun...\n\nVe her köşebaşında ayrı bir feryat şimdi\nŞehrimin..! \n\nHayallerimi bir şişeye tıkayıp kirlettiğim bu deniz,\nDalgakıranlarına titrek sırtımı yaslayıp\nağladığım bu sahil,\nGözyaşlarımla yıkadığım kordonboyları,\nUmutlarımı yükleyip fırtınalara teslim ettiğim şu kayıklar,\nHepsi kırgın sana şimdi..! \nHepsi...\n\nGeceyarıları intihar eğilimlerime bulanan şu banklar,\nGülüşlerimi törpülediğim sandal barınakları,\nGizli sevişmelerime yardım ve yataklıktan hüküm giymiş otoban parkları\nHepsi küskün sana şimdi..! \nHepsi...\n\nYakarışlarıma tanık, şu köhne liman,\nDumanlı bakışlarımı, bir nargile tönbekisinde tütsüleyen Boztepe sırtları,\nVe hüzünbaz çocukluğumu devşirdiğim tüm ara sokaklar\nHepsi suskun sana şimdi.\nHepsi...\n\nEy rutubetiyle düşlerimizi çürüten dünyamın en güzel cemaati..! \nKaradeniz kırgın...\nTrabzon küskün...\nGanita suskun, sana şimdi..!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garaz",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nKaç mektup yazdım sana, veremedim postaya,\nBir gül gönderemedim, elindeki desteye.\nMerhametin yok mudur, cana garaz eylersin,\nHiç başka bul denir mi, yüreğinden hastaya.\n\n13 Temmuz 1986 – Pazar / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Gardaş 2**",
        "poet": "Münevver Şenol",
        "poem": "\n\nBuranın havasına suyuna özenme\nArtık Türkiye senin bildiğin gibi\nDeğil be Gardaş\nBuranın havası insanları soğuk diyorsun\nBurada kimin eli kimin cebinde\nBelli değil be Gardaş\nTelevizyon kanallarının hangini açsan\nRezillik diz boyu\nUtanıyom bakamıyom be gardaş\nVarsın oranın havası insanı soğuk olsun\nBay ahmet bay mehmet desinler sana\nBak ben burada dost bildiğim\ncanımı verdiğim\nArkamı dönmemle bandik atmaya kalktı bana\nHatırımı eller gibi dışardan sordu\nBir telefon edip nasılsın diye\nSormadı Gardaş\nAnası öldü umrunda değil\nOndan bana dost olur mu be Gardaş\nHele bir kuyruğuna basmaya gör\nNe hatır bilir ne gönül\nGardaş gel sen oturduğun yerde dur\nBuranın havasına suyuna özenme\nArtık Türkiye senin bıraktığın\nTürkiye değil gel bu sevdadan vazgeç be,Gardaş.\n19 1O 2OO7 Münevver Şenol\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gardaş",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nGardaş\nBu gün başka bir gündür\nDadaşın düğünüdür\nOyna dadaşım baş barı\nKurtulduğumuz günündür\n\nBu güzel topraklar\nAl kanlarla sulandı\nAziziye Tabyalarında\nHala kan izleri vardı\n\nHer yer buram buram Tarih kokar\nAbdurahmangazi türbesi\nYakutiye medresesi\nManevi bir huzur saçar\n\nGardaş\nBu gün başka bir gündür\nDadaşın düğünüdür\nOyna dadaşım baş barı\nKurtulduğumuz  günündür\n\n                            Erzurum  / zernişan Aydoğan  /12.03.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garbı",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nNirengi noktasıdır, şu Çanakkale harbi,\nHilal ile haçlının, arasındaki derbi,\nTeslis dedi haçlılar,Hilalin Allah Rabbi,\nRabbimiz ıslah etsin, manadan uzak garbı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gardaş",
        "poet": "Şadi Ünal",
        "poem": "\n\nAğlasam da, çırpınsam da yok ki bir çare,\nGülüme gidemem gardaş! \nGurbetteyim, teselli olmaktır gaye,\nİçsem de teselli olamam gardaş! \n\nMektup yazarım, cevabı gelmez,\nGülmek istesem de, gözyaşlarım dinmez,\nGurbette dertler eksilmez,\nNe yapacağımı bilemem gardaş! \n\nGönlüm her gün acıyla dolar,\nGözümde uzuyor, sılaya giden yollar,\nBana herhalde mutlu diyorlar,\nMutluluk var ama, bulamam gardaş! \n\nYapayalnızım, kimsem yok burda,\nÇare bulunmaz benim bu derde,\nGülümü sorarım esen yellerde,\nDiyor ki; ben onu bilemem gardaş! \n\nBayramı yalnız geçirdim,\nBirgün mutlu olurum derdim, \nŞabedin’im umutlarımı yitirdim,\nNe kadar arasam, bulamam gardaş! \n\n\t\t\t10 Kasım 1972\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garbe İnat",
        "poet": "Bilal Özcan",
        "poem": "\n\nOl ehl-i dalaletin, ol karanlığını boğacak, \nGüneşe emsal güneş, garbe  inat; garpten doğacak.\n\nDalalet:         Güç olmak, şiddet,  izdiham, zahmet,   sıkıntı, dalalet, sapıklık, sakınlık, cehalet, bilgisizlik, gaflet, sapkınlık,\n\nEhl-i Delalet:     Delaletin ehli olan\n\nŞark        :     Doğu. Güneşin doğduğu taraf. * Güneş ve güneşin aydınlığı.              * Avrupa kültürünün dışında kalan müslüman ülkeleri.\n\nBilal ÖZCAN\n\nERBAB-I  KALEMLER\n\nEhl-i inat itirazdadır \nKendini bilen ikazdadır..............................................Erdoğan Saka 1\n\nBilsek ki biz o garpten, nur değil şer yağacak \nZulme inat o güneş, yine garpten doğacak...' Mustafa Bay, 'ZEYBEK HOCA'\n\nSaadet devrine, aydınlık devrine yaklaşacak mecali kalmamış bir şark… \nGörünüşü ile içi farklı, aklı uyuşmuş, kendi olamayan bir şark zihniyeti…Hikmet Çiftçi 1\n\nMağruptan doğan güneş, bir gün maşruptan doğacak \nSeni beni yakan ateş bir gün sahibini yakacak \nKim ne eker onu biçer insan ettiğini tadacak \nBu dünyayı bilmem ama kabirde nasıl yatacak....................Kemal Güneş 1\n\nKaranlığa alışan her geceyi aşırır,\nYolu sapmış gafile gün yönünü şaşırır.................................... Nurten Kara Tc\n\nKara cehlinin içinde yüzerken Avrupa, \nMedeniyetle dolu idi yurdun serapa............................................Adem UYSAL\n\nGarpten dogacak günesi beklemek nedendir hocam? \nDogdugunda anlatacagi din degil midir islam? \n\nIslam gunesi dogmus asirlarca evvel cihana, \nBize gayret gerekir o günesle aydinlanmaya......................y.akkaya(garsli36)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gardaş İdik",
        "poet": "Abbas Paksoy",
        "poem": "\n\nGardaş İdik \nCırcırlar durmaz, çalardı saz.\nNeşe kaynağımızdı, tüm yaz.\nHep üzülürdük, gelirse güz.\nBeraber, ne gün geçirdik biz.\n\n                Koyundan gelirdi, yünümüz.\n\tSütüyle geçerdi, günümüz.\n\tDaldan, görünmezdi önümüz.\n\tYılan, çıyan hep gardaş idik.\n\nKarlı dağlar, kavuştu güneşe.\nOrmanlara, geldi bir neşe.\nSon verelim, uykudaki düşe.\nEridi kar, akıyor sular.\n\n\tHepimiz, güzel arkadaşız.\n\tBazen ayık, bazen de şaşız.\n\tBirlikte yaşayan, gardaşız.\n\tİnsanlar kıydı, size bize.\n\nPaksoy’um, dağları özlüyor.\nOrman, hayalinde geziyor.\nDerdini kâğıda, yazıyor.\nÇok özledim, sizi ormanlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gardaş 58'li",
        "poet": "Metin Dalkürek",
        "poem": "\n\nGARDAŞ 58'LİYİZ\n\nYiğit lerle hemhal olduğun yerden\nAslanlar ilinden 58'den \nVatan şehitleri bildiğin yerden\nMuhsinler gülünden 58'den\n\nAtadan dede'den usul sivas' dan\nEdep li erdemli nesil sivas' dan\nMertoğlu mert olan asil sivas' dan\nVelin'den Alinden 58'den\n\nTarihin çok eski kültürün zengin\nGüzellik sana has görmedim dengin\nDağların heybetli suların engin\nKızıldağ selinden 58'den\n\nKaraşems Şeyh çoban hakkı duyurdu\nGarip Metin vatan seçtik bu yurdu\nEvliya erenler bak ne buyurdu\nKuran'dan dilinden 58'den\n\nAşık Garip Metini Dalkürek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gardaş",
        "poet": "Aykut Erkan",
        "poem": "\n\nGardaş gardaş diye\nYaktın sinemi\nGönlüm ateşlere düştü\nVurdun diyemi\n\nAcı çektim acı çektim\nHep ağladım sancı çektim\nAteşler içinde yandım\nSeni sevdim acı çektim\n\nGurbet elde gurbet elde\nAğlıyorum gurbet elde\nCanıma can katamadın\nÖlüyorum gurbet elde.\n\naykut-ERKAN\n16-07-2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gardaş",
        "poet": "Fikret Dikmen",
        "poem": "\n\nmenfaat hızlandı çıkar yarışta \ndünyada yaşamak zorlaştı gardaş \nbir olalım darken sulhda ba\ndüşman içimize yerleşti gardaş\n\n bebek borca battı daha doğmadan\n yağmacılar pay kapıyor yağmadan\n yaşım daha otuzuna değmeden \n sim siyah saçlarım kırlaştı gardaş\n\n çürümüş elbise tutarmı yama\nyıllardır alıştık vergiye zama\n yerden göğe kadar haklıyız ama\n menfaat çetesi birleşti gardaş\n\n siyaset karıştı futbol maçına\n sünger çektik suçluların suçuna\n demokrasi döndü arap saçına\n çözmeyi denerken dolaştı gardaş\n\n sarraf mücevhere baksada şaşı\n kıymetten düşermi cevahir taşı\n dara düştüğünde fikretin başı\n  var günü dostları sırlaştı gardaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gardaş Ahmet Aydoğan",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nAşkı muhabbetler gönülde gardaş \nÇiçek çiçekle olurda bil sırdaş \nSöyle topraklar da olur mu hiç taş \nEt, kemikten kolay ayrılmaz gardaş \n\nBilmeden de sana  haksızlık ettim \nOnun için sana bol sitem ettim \nBilmeden seni yaktım da yandırdım \nSitem ettim sana küsmedim  gardaş \n\nAcemi ozanlar  yakıp yıkıyor \nUtanmadan da sitem de ediyor \nArdına bakmadan dörtnal gidiyor \nSeni çok üzdüm affet be gardaş\n\nŞafakla beraber şiir yazdırdın\nBu gönlümü deryalara daldırdın\nGönlüme çiçekler ekip sevdirdin\nDeli Gönül bu sitem eder gardaş\n\nHalil ÇOLAK 21.01.2010 SAAT 04.50\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gardaş keşke sende gelsen",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nTa izmir den çıktım yola\nErzurum da verdim mola\nBüyüledi beni şehir\nYıllardır yaşarım burda\n\nGardaş keşke sende gelsen\nDünya gözüyle bir görsen\nMis gibi kokan havayı\nCiğerlerine bir çeksen\n\nMor sümbüllü dağları var\nSuları buz gibi akar\nAyak basılan her bir yer\nBuram buram tarih kokar\n\nRügar eser efir efir\nYüreğini serinletir\nErzurumun kıymetini\nGelipte görenler bilir\n\nGardaş  keşke sende gelsen\nDünya gözüyle bir görsen\nMis gibi kokan havayı\nCiğerlerine bir çeksen\n\n                   12/6/2006 /Erzurum\n                           zernişan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gardaş Ne Haber Var Bizim Oradan?",
        "poet": "İbrahim Pataz",
        "poem": "\n\nGardaş ne haber var bizim oradan? \nHamlar olgunlaştı, çiğler pişti mi? \nSöz eyleme ayrılıktan, yaradan,\nYüreklere birlik aşkı düştü mü? \n\nBulundu mu bütünlüğün çaresi? \nDüzeldi mi küskünlerin arası? \nIsınınca politika serası,\nHerkes birbirine kuyu eşti mi? \n\nKanunlara uyuyor mu emirler? \nHayatından memnun mudur memurlar? \nKoltuğunda cılız kalan amirler,\nMakamından sokaklara taştı mı? \n\nSaf  saf olup birleşti mi sapıklar? \nHalkla barıştı mı  halktan kopuklar? \nSeyip fikirliler, özü çarpıklar\nMitinglerde esti, yağdı, coştu mu? \n\nSahtekarlar elinde mi asalar? \nUfukları karalttı mı tasalar? \nAB ‘ye uydu diye yasalar,\nBöyüklerim gururlanıp şişti mi? \n\nSarıldı mı ekonomi yarası,\nDeğer kazandı mı Türk’ün parası? \nÖlçüldü mü liderlerin firesi? \nAğırlığı darasını aştı mı? \n\nDinimize sövüyor mu yayınlar,\nEle hizmet veriyor mu sayınlar? \nAç kurtlara yem olacak koyunlar,\nArdı sıra meleyerek koştu mu? \n\nRağbet var mı gene resmi yalana? \nHalk sessiz mi yağmalara talana? \nSorun hele memlekette olana,\nELEMİ’nin aklı fikri şaştı mı? \nİbrahim PATAZ\n    03.10.2008 Osmaniye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gardiyanlar engelleyecek",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nBugün görüş günü\nTıraş oldular akşamdan\nGiyindi kuşandı süslendiler\nEn güzel hallerini aldılar\nSevdiklerini görecekler mahkumlar\nAnneler çocuklarını getirmiş babalarına\nGörüşecekler uzaktan uzağa\nEl sallayacaklar\nVe içleri burkulacak\nSonra ağlayacaklar birbirlerine göstermeden\nBiliyorum tembihlemiştir anneler\nÜzmeyin babaları, üzüldüğünüzü belli etmeyin diye\nKadınlar boyunlarını bükecekler\nYitirdikleri bir şeyleri arayacaklar\nToplamak bulmak isteyecekler\nCezaevi yollarında\nGardiyanlar engelleyecek\nYaşamlarını koyacaklar ortaya\nVe bir ömür tükenecek içerde ve dışarıda\nHasret gözyaşı ve umutla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gardırop Aşkı",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nKör ederse araba kat,\nGümüş altın gardırop yat,\nYanar yürek almaz bir tat,\nBu evlilik sürer üç gün…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gardiyan",
        "poet": "Ümit Fuat Boran",
        "poem": "\n\nGardiyan oldum çoğu zaman\nHükümsüz ve sorgusuz infazlara\nİsyanı yanlışlara olanlara\nGözlerini  gördüm çoşkulu\nBoynunda ilmek\nDurduğu sehpada\nHala umut umut bakan gözleri \nYarınlara çarpan yüreği\nVe halkım diye inleyen dudakları\nKaybetmedi inancını yaşamı sonlanacak \nDarağacında\nKimbilir neleri kimleri resmetti\nSoğuk odanın yaslı duvarlarına\nDaha önce çizilmiş hayalleri\nkaç kişinin resmini gördü\nTanımadığı \nKaç tütün dumanı bulutu oldu\nBilmediği\nYaslı annesini,umudu olduğu yarınları düşledi\nLanetledi geceyi \nBiliyordu ölmeyecekti \nAdı deniz olsun adı gece olsun\nUğruna can verdikleri\nHalk olsundu\nama biliyordu\nÖlmeyecekti\nDüşünlere esin\nGecelere ışık\nYarınlara köprü olacaktı \nKorkmuyordu karanlık odadan \nTütüyordu dumanı sigarasından\nBulut oldu dumanı\nSon bir soluk bir nefes oldu\nKimsesizdi \nAma çaresiz değildi\nBelki umut diye atmayacaktı \nYüreği\nBir bedeni olmayacaktı uğruna \nSavaşacağı emelleri için\nDüşünlerde yaşa\nYarınlara ışık ol daima\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gardaş Yiğidim II",
        "poet": "Muhsin Özalp",
        "poem": "\n\nZâlim Filistin’e vurup duruyor\nBaktıkça içimiz yanıyor kardeş\nLübnan’ı yerlere serip duruyor\nAlevi bağrımda sönüyor kardeş\n\nAfgan’a ağıtlar yazma boşuna\nSenlik benlik taşı değdi başına\nEl oğlu bakar mı gözün yaşına\nYeni bombaları deniyor kardeş\n\nÇeçen’in çektiği yine kendinden\nSatılmış fareler kaçar bendinden\nSülükler eminir kanın rantından\nÇakallar peşinde dönüyor kardeş\n\nBoş yere ah çekip yakma yüreği\nKırk parçaya bölüp yıktık direği\nÇok önceden yaktık güzel Irak’ı\nHâin cana ekmek banıyor kardeş\n\nBir kuduz yılandır hepsini sokan\nMeşrep kavgasıdır belleri büken\nMüslüman kanıdır çağlayıp akan\nYuvaya kargalar konuyor kardeş\n\nMezhebi dinine yeğleyen yoldaş\nOyuncakla gönül eğleyen yoldaş\nDüşman silâhını yağlayan yoldaş\nBak bizim yaralar kanıyor kardeş\n\nBu cehennem bize ibret olmalı\nHalkını hor gören yola gelmeli\nDüşmanlara karşı tedbir almalı\nAptallar ağyâre kanıyor kardeş\n\nMuhsin’in üstüne bomba yağıyor \nKimyasal maddeyle bizi boğuyor \nBirleşmiş milletler gârip döğüyor\nGörenin nutku da donuyor kardeş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gariban",
        "poet": "Mustafa Göl",
        "poem": "\n\nBu yılda sensiz geçti bu bayram\nYaslı yaslı köşelerde\nBana yabancı bu kaldırımlar\nNeden neşesizdir bu bayram\nÇalan bandolar tatsız\nBenim sevdiğim gariban\n\n\t\t1968-Anamur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gardiyana Mektup",
        "poet": "Ferit Ağca",
        "poem": "\n\nŞimdi senden kalan, hapishane hatırası,\nLacivert üzerine yazılı sarı isimlerimiz.\nŞimdi senden kalan, işkençe çürükleri,\nPembe üzerine mor yaralar.\nŞimdi senden kalan, yaralı bir gönül,\nKan kırmızısı üzerine hücre karanlığı.\nŞimdi senden kalan, voltada atılan adımlar,\nAvludaki özgürlük güvercinleri.\nŞimdi sende kalan, memleket türküleri,\nBoş koridorların ağıtları.\nŞimdi senden kalan, bir âh,\nGecelerin bitmez tükenmez kâbusları.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garib Asker",
        "poet": "Muzaffer Taşkırmaz",
        "poem": "\n\nSessiz adalarda, sensiz neyler bu garib\nYavru vatan KIBRIS'ta askerdir garib\nÇok sevdiği ailesinden uzak bu garib\nHer gece düşünür, yine hüzünlü garib\n\nAnası, babası, kardeşlerin hep yolunu beklerler\nSevgili eşini unuttu sanma, iple çeker gününü\nBir tek yavrusu var, babam asker der\nMektubunuzu okudukça, yüreğim sızlar\n\nBazı günler rüyadayım, biliniz ki yanınızdayım\nSabah olur, kalk denilir, yanılmışım KIBRIS'tayım\nİçime düşer bir sızı, umutsuz yine bu garib asker\nDaha çok bekler, gelmez ki bu altı ay\n\nGeçmiyor günler, geçmek bilmiyor\nİki seven aşığın, ümidi olmuyor\nSen orada garib, ben burada garib\nGaribim çilemmiş, günlerim hiç geçmiyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Garib Geldim Garib Giderim",
        "poet": "Durak Yiğit",
        "poem": "\n\nBu gün yolum uğrar dostun bağına,\nGarib doğdum, garip geldim giderim.\nAğustosta kar yağdırdı dağıma,\nGarip doğdum, garip geldim giderim,\n\nDürüstlüğü hiç özümden atmadım,\nHiçbir zaman bir dostumu satmadım.\nUyuz çakal gölgesinde yatmadım,\nGarip doğdum, garip geldim giderim.\n\nKimseye olmadı garezim kastım,\nKonuşmak yerine bekledim sustum.\nVefasız o dosttan umudu kestim,\nGarip doğdum, garip geldim giderim.\n\nNamert çeşmesinden suyu içmedim.\nVefasızın köprüsünden, geçmedim.\nİnsanım sevgiden öte kaçmadım,\nGarip doğdum, garip geldim giderim.\n\nDostluklar nasıl da satılır olmuş.\nKötü sözler yenir yutulur olmuş.\nDostluklar bir pula satılır olmuş,\nGarip doğdum, garip geldim giderim.\n\nİnsanların sıfatına bakmadım.\nGönüllerde isli çıra yakmadım.\nEkmeğimi bölüşmekten bıkmadım,\nGarip doğdum, garip geldim giderim.\n\nDost bağına dost olmazsa girilmez,\nDestur olmayınca gonca derilmez..\nDurak âşık ondan BAĞDAT sorulmaz,\nGarip doğdum, garip geldim giderim.\n\nDurak YİĞİT\n2010....KOCAELİ\n\nNOT.......\nDeğerli dostlarım bu şiirimi bir dostun,dostunu nasıl sattığıını gördüm ve ona kızdığım için yazdım.Dost dost dost kelimesini kullannan sahtekar dostlara bunu açıkça buradan,üç kuruş etmeyen ciğersizleri esefle kınıyor,onları artık adam yerine bile koymuyorum.Bundan öncede iki şiir yazmış bu sahtekar,iki yüzlü riyakar dost’a.Yazıklar olsun.Arkadan dost dedği dostunu satanlara.\nEn azından dost dedğine bunu deme..utanma varsa eğer....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garibana vururlar",
        "poet": "Ömer Göktan Akkaya",
        "poem": "\n\nGARİBANA VURURLAR\n\nEğer garibansan gelir vururlar\nEs kaza sorarsan diyorlar şaka\nGariban bilmeden şöyle bir değer\nKurtuluşu yoktur basmıştır faka.\n\nBu böyle her yerde revaçta hatta\nAfganistan Irak bak şu dünyaya\nHele Filistin de kanayan yara\nVuran İsrail’se araba reva.\n\nVatanı koruyan terörist oldu\nSilahsız mazluma zalimler vurdu\nDünya milletleri kör sağır oldu\nFilistinli vursa ayıp tu kaka.\n\nZalimler çok şedit mazlumlar sessiz\nHaçlılar tek vücut Müslüman hissiz\nSular kan akıyor değirmen susuz \nBu dünya top, yekûn bağlanmış çarka.\n\nHele Çeçenistan başka bir boyut\nYıllarca analar yakıyor ağıt\nMoskof un zulmüne tüm dünya şahit\nZamana yayılmış bir başka çapta.\n\nMazlumlarda suçlu hatta susanda\nÖmer’in suçu da lafta kalmakta\nÂlemi İslam a bakıyorum da\nİslam da birlik yok en büyük hata.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garibanda Yoksun Para",
        "poet": "Ender Akyüz",
        "poem": "\n\nbayanların çantasında\nkumarbazın masasında\npatronların kasasında\ngaribanda yoksun para\nfukarada yoksun para\n\nzenginlerin elindesin\nfakirlerin dilindesin\nelalemin cebindesin\ngaribanda yoksun para\nfukarada yoksun para\n\nhem kağıtsın hem demirsin\nher ay başında gelirsin\nyoksulluğu ne bilirsin\ngaribanda yoksun para\nfukarada yoksun para\n\ndostu dosta düşman ettin\nalışveriş yaptım bittin\ndoğduğuma pişman ettin\nfukarada yoksun para\nah niye bende yoksun para\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garibanım noğlur acı halime",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\n21.03.2007\nGARİBANIM NOĞLUR ACI HALİME\n\nSana medet yollarımı bağlama\nGaribanım noğlur acı halime\nGidip yabancıyla gönül eyleme\nGaribanım noğlur acı halime\n\nÖmrümce kokacak gülüm olaydın\nOturupta gönülümü alaydın\nGüle güle yar karşıma geleydin\nGaribanım noğlur acı halime\n\nTuttum ellerinden sardım belini\nSen olmazsan kimse bilmez halimi\nNoğlur sevdiceğim kırma gönlümü\nGaribanım noğlur acı halime\n\nKonuşup konuşup güldüğün günler\nGelipte yardımcı olduğun günler\nSeven sevdiğini her zaman anlar\nGaribanım noğlur acı halime\n\nHüseyin sevdide murat alacak\nYoksa muradımız yarı kalacak\nBilmem başımıza neler gelecek\nGaribanım noğlur acı halime\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garibanın Parkesi",
        "poet": "Hasan Mahir",
        "poem": "\n\nKar garibanın parkasına düşer \nKimin umurunda ulan \nGariban kara düşer \nKimin umurunda ulan \n\nNe ekmeği var yemeye \nNe ev var, ev demeye \nÇıkar mı çıkmaz mı seneye \nKimin umurunda ulan \n\nGariban ölür gider \nBir park köşesinde \nHer gün vatan kurtarılır \nViski şişesinde \nÜzerine eski gazete örtülür \nDört sütunluk bir haber olur \nBilmeme kimim gazetesinde \nKimin umurunda ulan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garibim Kâhta’m",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nGönlüm özler dağın düzün,\nCennet Kâhta’m, görsün gözün,\nGündüz efkâr gece hüzün,\nGurbet elde kaldım Kâhta’m…\n\nSevdan tüter buram buram,\nAzdı derdim kanar yaram,\nAç kolların sana varam,\nGurbet elde kaldım Kâhta’m…\n\nBitsin hasret taştı sabrım,\nOlmaz olsun sensiz kabrim,\nSenden başka görmez körüm,\nGurbet elde kaldım Kâhta’m…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garibanlık",
        "poet": "Hasan Can",
        "poem": "\n\nGaribanlık, dalgaların kıyıya vurması gibidir.\nNe zaman birinden medet umsan kendini kıyıya köşeye atılmış bulursun.\nAslın da dalgalar da gariban, dalgalar gökyüzü kadar mavi değillerdir...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garibim",
        "poet": "Aydanur Başcı",
        "poem": "\n\nBoynu bükük bir garibim\nBomboş köşelerde hayeller kuran\nSadece yaşamak için bekleyen\nGözleri yaşlı sitemsiz insanım\nBoynu bükük bir garibim\nYağmur altında sırılsıklam\nSadece kurtulmak için bekleyen\nKalbi kırık üşüyen insanım\nBoynu bükük bir garibim\nSoğuk kaldırımlarda uyuyan\nSadece ibret için yaşayan\nKalbi ve gözleri yorgun düşmüş insanım...\n\n18.03.2004\nPerşembe\n15:50\n\n\n"
    },
    {
        "title": "İşte Bu Din Ne Ararsın",
        "poet": "İlyas Ateş",
        "poem": "\n\nGaribanlara vurmayın\nHırsızın yanda durmayın\nSoysuzları kayırmayın\nİşte bu din ne ararsın\n***\nDomuzları kayırmayın\nYoksulları ayırmayın\nDoğruluktan sapmayın\nİşte bu din ne ararsın\n***\nHilekâr olup gezmeyin\nMazlum olanı ezmeyin\nYalan yanlış söz düzmeyin\nİşte bu din ne ararsın\n***\nAdalet üzere durun\nGerçeği arayıp bulun\nDin doğruluktur bilin\nİşte bu din ne ararsın\n***\nAteşoğlu din sevgidir\nBilmeyenler bilsin bunu\nBütün kâinat bir Hakikat\nİşte bu din ne ararsın\n***\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garibim (Kader Yoluna)",
        "poet": "Kemal Yıldız",
        "poem": "\n\nSende mi düşmüşsün kader yoluna\nKader yolu bitmez dön gel garibim\nGidip konma muhannetin dalına\nKader yolu bitmez dön gel garibim\n\nKederin çilesi çekmeyle bitmez\nNe söylesen sözün yerine gitmez\nKaderin yoluna bu ömür yetmez\nKader yolu bitmez dön gel garibim\n\nKırılan kalbini kader yapamaz\nKemal Yıldız yazdığını saklamaz\nKaderi gülene sözler dokunmaz\nKader yolu bitmez dön gel garibim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garibin Uykusu",
        "poet": "Mustafa Kaymakcı",
        "poem": "\n\nHenüz akşam vakti uzanıp yattı,\n                             Uyudu uyandı, ah kader dedi.\n                             Yalancı düşleri yarım bıraktı,\n                             Uyudu uyandı, ah kader dedi...\n\n                                                           Her uyanışında yalnızlık vardı,\n                                                           Odası bakımsız hem de çok dardı,\n                                                           Bayat tütünden bir sigara sardı,\n                                                           Uyudu uyandı, ah kader dedi...\n\n                             Gözünden bir damla yastığa aktı,\n                             Kirli duvarlara bir süre baktı,\n                             Sardığı tütünü usulca yaktı,\n                             Uyudu uyandı, ah kader dedi...\n\n                                                           Kağıdı kalemi aldı eline,\n                                                           Zehir gibi sözler geldi diline,\n                                                           Nasıl gelmişti bu gurbet iline,\n                                                           Uyudu uyandı, ah kader dedi...\n\n                             Kaç kere uyudu, kaç kez uyandı,\n                             Bir ara kendini evinde sandı,\n                             İçi alev, alev yandıkça yandı,\n                             Uyudu uyandı, ah kader dedi...\n\n                                                           Bir ev hayaline nasıl dalmıştı,\n                                                           Bundan başka evi hiç olmamıştı,\n                                                           Çocukluk düşleri nerde kalmıştı,\n                                                           Uyudu uyandı, ah kader dedi...\n\n                             Bir büzüldü, bir uzandı, bir döndü,\n                             Bir üşüdü, bir ısındı, bir söndü,\n                             Bir yatağı, bir yorganı, bir kendi,\n                             Uyudu uyandı, ah kader dedi...\n\n                                                           Zaman durdu sanki gece bitmedi,\n                                                           Rahat bir uykuya dalıp gitmedi,\n                                                           Bu kadar acıya sabır yetmedi,\n                                                           Uyudu uyandı, ah kader dedi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip",
        "poet": "Ünal Kale",
        "poem": "\n\nGarip   bir   kuş   gibi    gelipde\nBir sabah pencerende ötersem eyer \nNe  olursun yüzünü dönüpde gitme.\n\nO siyah gözlerine doya, doya bakmadan\nO siyah saçlarını birazcık okşamadan\nNe olursun yüzünü dönüpte gitme \n\nO güzel kaşlarına birkez olsun bakmadan\nO güzel yanaklarından birkez olsun öpmeden \nNe olursun yüzünü dönüpte gitme Bana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip",
        "poet": "Taner Vahap Karataş",
        "poem": "\n\nGirdim acayip bir şehre kaybettim yolumu\nDolaştım serserice ne bildim sağ solumu\n\nÖnüme çıktı bir sokak sonuna varılmaz\nÇaldım herbir kapıyı eve kimseler almaz\n\nYolda kalmış garibin kimse bakmaz yüzüne\nAğlayıp feryat eder yaş doluyor gözüne\n\nKalacak bir yeri yok öyle perişan olmuş\nBülbül kafeste ölmüş Gül bahçesinde solmuş\n\nGaribin derdi büyük hiçbir derde benzemez\nDermansızdır biçare gönülde ateş sönmez\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip",
        "poet": "Şenol Yıldız",
        "poem": "\n\nÇıkmıyor sesi tükendi nefesi\nKimsesiz kalmış bir çare garip\nFakirlik bir yanda dertler bir yanda\nYanlız kimsesiz bir çare garip\n\nHırsız vurguncu sarmış dört yanı\nAradı durdu bulamadı bir iş hanı\nAh bir kurabilse düzeni hani\nÇok şükür diyecek yanlız garip\n\nBir lokmaya şükredecek bulursam diyor\nAradım bulamadım bir iş diyor\nBöyle olursa bu hayat hep kış diyor\nYanlız kimsesiz bir çare garip\n\nYurt yuva yok herşeyi başta\nGariplik yoksulluk daima başta\nHepsi iyi hepsi hasta\nYanlız kimsesiz bir çare garip\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**.-*Garip*-.**",
        "poet": "İlker Ünlü",
        "poem": "\n\nEvlat oldum açtım gözümü,\nDerde derman geçen ömrümü,\nHaydi dedim dertsiz günümü, \nSaydım garip, sövdüm garip...\n\nBirgün bilmem dertsiz ağlayan,\nHaklı haksız yürek dağlayan,\nCanım olup keder sağlayan,\nAnam garip, babam garip...\n\nGünler gelip geçtikçe yıllar,\nSaç azalıp düştükçe aklar,\nGeçmişe bak der hatıralar,\nBaktım garip, gördüm garip...\n\nUmut görme haram der gibi,\nGeçen yıllar keder der gibi\nNerde sevgi getir der gibi,\nUmdum garip, umut garip...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip",
        "poet": "Vecdi Murat Soydan",
        "poem": "\n\nŞİİR:  Muhip Erdener SOYDAN (babam)\n          Doğum tarihi: 29 Ekim 1943\n          Ölüm tarihi:   15 Ekim 1986\n\n\n\nDerdim var dermanım yok,\nGönlüm var fermanım yok,\nNeylemişim ben feleğe,\nDerdim var, dermanım yok.\n\nKüstüm ben bu dünyaya,\nGitsem ben Konya’ya\nNeylemişim feleğe,\nKüstüm ben bu dünyaya.\n\nGaribim garezim yok,\nHarabım,*harazam yok,\nNeylemişim feleğe,\nDeryayım, *çektirim yok.\n\nBen garip bir kişiyim\nNe ilim, ne yuvam var,\nMecnun’un bir eşiyim,\nNe çölüm, ne Leyla’m var.\n\nMuhip Erdener SOYDAN\n11 Ekim 1960 Ankara \n\nTDK Sözlüğü:\n\nHaraza: Kavga, gürültü, karışıklık:\nÇektiri: Yelkenli ve kürekli gemi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip",
        "poet": "Gönder Atalı",
        "poem": "\n\nBir garip ses geliyor uzaklardan kulağa,\nBen feryat ediyorum, sesim hasret uzağa.\n\nBir garip meltem eser gönlüme uzaklardan,\nAnladım ki; fayda yok delice sevdalardan.\n\nHer şey garip, ben garip, garip bu iki dize,\nBu sevda düşman etti bizi birbirimize.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip",
        "poet": "Maya Paksoy",
        "poem": "\n\nBir gece aniden ciktin karsima \nUzaktan gordum seni kalabalıkta\nNe garip! \nYeni girdin hayatıma \nLakin gozlerim bakislarina, kulaklarim sesine asina....\n(Kasım 2007_OA)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip",
        "poet": "Turan Akıncı",
        "poem": "\n\nDuygular garip duruşlar mahzun\nBitmeyen hasretliktir ah çektiren\nBir hayatki hep ağlamaklı\nİnsanlar garip insanlar mechul\n\nDudaklardan hece hece dökülür hasret\nBirbiri ardına dizi dizi sıra sıra\nSarsılır duygular sarsılır kuvvet\nÖzlem garip-duygu garip ah garip\n\nTollar uzun beklemek zor\nsabru sebat ister hasret\nkaskatı kesilir donar bedenim\nBeden garip-yollar garip-bekleyiş garip\n\nSöz. kelam. yazı-yazılar şiir\nbiçare duygular içndeyim\nbu nasıl duygu bu nasıl özlem\nözlem garip yazı garip şiir garip\n\n11 03 1989\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip",
        "poet": "Akın Çınar ",
        "poem": "\n\nMeltem'e\n\nNe garip \nİkimizde birbirimiz için üzülüyoruz \nBu kadar üzücü ve mutluyuz \nSahiden garip..                     \n\n                                         Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip...",
        "poet": "Mehmet Arslan 3",
        "poem": "\n\nYoldaşlar; \nNazım HİKMET diyor,\nDindaşlar; \nMehmet AKİF, \nÜlküdaşlar; \nNecip Fazıl, \nArif Nihat ASYA\nBu ne biçim iştir gardaşlar,\nKim hastadır, kim tabip,\nHer köşe başında bir sahip,\nOrhan Veli gibi olduk, \nNe kiliseye, ne camiye, \nBir garip ki, hep garip! \n\n                                          İstanbul-1977\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip",
        "poet": "Fulya Gökçek",
        "poem": "\n\ngaripti sevda…\nözlem…\nkoku…\nhasret…\nzaman…\nayrılık…\narkasını dönen\nseni çok sevdiğine inan bir çift göz; \n\nsonra hayata olan \nisyan…\nmutsuzlukla\ngelen\nparçalanmalar…\n\ndüşündüğünde\nanlık sevgi\nama sonrasında\nkocaman\nbir\ndepresyon\n\nher aşk bittiğinde\ntekrar aşık olmam diyip\nüzerinden geçen\nzaman\nyaraları basar\nve\nbir bakmışın\nkendini\no yanan korun\niçine\ntekrar bırakıvermişin\n\nbi çocuk nasıl sağlıklı büyür\nsevgi ile\nvermek lazım\niçimizdeki sevgiyi\nokşamak lazım \nsaçını\n\nama sonunda\nhep bir parçanız gider\nsevgide\n\ndüşünün çocuğunuzu seversiniz\nbir bakmışınız büyümüş\nve\nartık sizin yanınızda değil\n\nher sevgide\nbirisi gidiyor\nhep bir çift göz uzaklaşıyor\nhayatımızın içinden….\n\nFulya gökçek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip....",
        "poet": "İkram Gökhan Akcebe",
        "poem": "\n\nNeden, garip diyorlardı ki ona? \nOysa, kendisine bir beden büyük,\nYaz kış dinlemeden üzerinde taşıdığı,\nKalın paltosu sırtını iyice örtüyordu.\nNiçin bu kadar korkuluyordu ki ondan? \nÇamura bulanmış yüzü hep gülüyordu.\nGeçen kış çok soğuktu, geç gitmişti,\nBu kış, beklenenden de erken gelmişti.\nKıvrım kıvrım uzun saçları olmasa,\nAcaba, kulakları çok üşür müydü? \nÜrkek tavırlarıyla, bana usulca yaklaştı,\nDerinden, hiç durmadan öksürüyordu.\nİçmek için, zehir, zıkkım ver diyordu.\nÇıkardım, bir dal uzattım katilimden,\nHakkını veriyor, çok güzel içiyordu.\nBaktım, benden çok ona yakışıyordu! \nYüz bulunca, elimdeki paketi de istedi! \nSenin öksürüğünü kesmez deyince,\nSen yenisini alırsın, ne olacak abicim,\nSadakan olur, sana dokunmaz dedi.\nAnladım ki, sözüme hayli içerlemişti.\nSahi, verdiğin kitabını okudum dedi,\nOnca aşk şiirlerini, ne ara yazdın? \nSenin sevgilin var, benim yok dedi...\nBu sözleriyle beni derinden sarsmıştı,\nKalbimdeki, eski liseli aşıklarımdan,\nBirisi o an yanımda olsa verecektim.\nBende bu konuda onun gibi gariptim\nAnlamış mıydı, bilemiyorum gülümsedi,\nİçtiği sigarasından derin bir nefes çekti,\nAbicim sen de garipleri anlamazsan dedi...\nŞiddetli öksürdü, gözünden yaş geldi.\nKendimde içtiğim için, kızamıyordum,\nOnlar keyifsizce kimsesizlikten içerken,\nBizler keyfimizden içiyoruz diyemedim.\nBen içime çekmiyor hep dışarı veriyordum\nO ciğerlerine katıyordu siyah dumanını! \nGarip, kimsesizdir sessiz ve nefessizdir,\nGaribi kimse anlamaz, sormaz kederini,\nAllah (c.c.)  vermiştir çekecektir derdini.\nTekrardan, içinden kuvvetlice öksürdü,\nÇok yaşa diyemedim, artık alışmıştım.\nAğzından gelen balgam, balgamda kan,\nBen dehşetle baktım o hiç umursamamıştı.\nÇorba parası verdim, bir öğün yeter dedi.\nGururluydu fazla verince kabul etmezdi\nBir gün sonra aldım, onun ölüm haberini\nAteşten gömleği giyip, gripten ölmüştü garip,\nHiç bir muştusu yoktu kimseyi üzmemişti\nYaşarken ana baba evlat kimse yoktu,\nCenazesi, onu hiç tanımayanlarla doldu\nİmam nasıl bilirdiniz diye cemaate sordu? \nBir an deli bir sessizlik avluda hasıl oldu,\nHerkes iyi bildi.....................................! \nAllah(c.c)  gariplerin kalbindeyim diyordu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip ama Gri",
        "poet": "Adnan Adıgüzel",
        "poem": "\n\nbeni sev ne olur\nbir insan ancak bu kadar kalpsiz olur\nbak buda sigaramdaki son nefes\noda can vermek üzere ellerimde\nsavurdum küllerini bir gri sensizliğe\nrenklerimde öldüler ellerimde bir hiç uğruna\ndur kızma bak gidiyorum\ntüm limanlardan demir aldım gidiyorum\nseni bensizliğe mahkum ettim\nkendimi senin uçurumlarına\nbir ikindi vakti alıp gidiyorum griliğimi tüm renkler sana kalsın\nher zaman derdim ya bir gün gelecek herkes anlayacak beni\nve herkes ağlayacak bana\nişte yalancı sevgilim ağlıyorsun buda yeter bana\nher geçişinde dön ve bak gri toprağa\nben yatıyorum yalancı dünyanın oruspu koynunda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip A$k",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nGarip A$k\n\nMechul bir sevgilinin a$kina düstüm.\nGitmiyor bir türlü aklimdan, gönlümden.\nCagiriyor beni kendine, garip hislerle.\nAriyorum onu heryerde, binler hasretle.\n\nBerlin, Ocak 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Akşamlar (25)",
        "poet": "Yılmaz Aksoy",
        "poem": "\n\nAnkara ufuklarında yine gün batıyor\nKızıl huzmeler ok gibi kalbime batıyor\nBir gün daha senden, mavi gözlerinden ayrı\nHasret denizlerinde gönül gemim batıyor\n\nGün batıyor Ankara dağlarının ardında\nGurbetteyim ama bekleyenim yok yurdumda\nSevgisiz, yalnızlıklar içinde kaybolmuşum\nGelecek kaygısı bir yanda, aşk öte yanda\n\n(11Ocak 1968 Saat 21:45 Site Talebe yurdu Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GaRiP Aile",
        "poet": "Hasan Karahisar",
        "poem": "\n\nGARIP AILE\n\nBu ailede bir gariplik var \nAma ne? \n\nKadın külhanbeyi vari\nSesleniyor beyine\nAdam ellerini önlüğe kurulayarak\nEl pençe divan\nOğlan evin bir köşesinde\nBir şeyler anlatıyor\nUzun saçlı pembe yanaklı \nBez bebeğine\nEvin kızı \nElinde kumanda\nZampink yapıyor\nWestern filmleri arasında\nAra sıra da yan bakış bıyık büküyor\nSağ elinin baş ve işaret parmaklarıyla\nEvin hanımı elindeki \nKülü düşmek üzere olan \nDumanı üzerinde sigarayı\n-Ağzına çerez götürmekte kullandığı\nDiğer eliyle işaret ederek-\nBir şeyler istiyor\nElden bırakmadan nezaketi\n\nSanırım Adam(!)  köse\nYumurta gibi suratı\nAma ihmal etmiyor hiç\nBıyık altından gülümsemeyi\nDemiştim size \nBu aile bir garip diye\nAma… \nYanılabilirim de…\n\nOyonnax, 29.01.2011\t\tHasan KARAHİSAR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gârip Anadolu",
        "poet": "Muhsin Özalp",
        "poem": "\n\n./...\nSivri sivri dişler. Akrep bizi fişler. Sokamazsa fışlar! Dolabımız işler! Ah ah Anadolu! Ah Anadolu! Esrarlı yağışlar, görkemli bağışlar, sinsice sağışlar! Vah vah Anadolu! Vah Anadolu! Yazar kasa işler, deste deste fişler! Fişleeer, fişler! Çok karışık işler! İşleeer, işler! Oy oy Anadolu, gârip Anadolu! \n./...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Annem",
        "poet": "Remziye Sıdal",
        "poem": "\n\nGarip Annem\n\nKüçücük yaşta besleme vermişler\nKınalı kuzu gibi kurban etmişler\nKırmışlar kolunu, kanadını atmışlar\nBüyük şehre karın tokluğuna yollamışlar\n\nHer gün ağlar gözyaşı dökermiş\nBenim canım, garip annem\n\n“Ben yavan ekmekle de doyardım\nİnek sağar tarlada çalışırdım\nAh zalim anam bana nasıl kıydın\nKardeşlerimden, köyümden nasıl ayırdın”\n\nHer gün ağlar gözyaşı dökermiş\nBenim canım, garip annem\n\nKüçücük kalbi hergün ağlarmış\nBu kaderini bir türlü kavrayamamış\nKınalı kuzu gibi, kolu kanadı kırılmış\nGözlerinde yaşlar ırmaklara karışmış\n\nHer gün ağlar gözyaşı dökermiş\nBenim canım, garip annem\n\nHer Allah’ın günü bekler, hasretle yanarmış\nGeçmeyen soğuk günler ardarda sıralanmış\n“Ah zalim anam bana nasıl kıydın\nKardeşlerimden, köyümden nasıl ayırdın”\n\nHer gün ağlar gözyaşı dökermiş\nBenim canım, garip annem\n\nOnun da bir kısmeti çıkmış evlenmiş\nKöye gelin olmuş, köylüler toplanmış\nDemişler Hu Hu komşular! Şehirden bir gelin gelmiş\nGüzelliğine bir bakan bir daha bakmış\n\nHer gün ağlar gözyaşı dökermiş\nBenim canım, garip annem\n\nHalbuki o yaralı bir ceylanmış\nAnalığı bakmış onun hakkını ödeyemem derdi,\nKadifeden elbise sırtına, koluna ise gümüş takmış\nKöylüler çeyizlerine hayran hayran bakmış\n\nHer gün ağlar gözyaşı dökermiş\nBenim canım, garip annem\n\nKöylüler çok sevmişler bağırlarına basmışlar\nO günden sonra ona “Şehirli Gelin” demişler\nZaman geçmiş o da bir gün anne olmuş\nKaderiyle yaşamasını öğrenmiş, annesini affetmiş\n\nBenim annem, canım annem\nBenim garip, garip annem\n\nREMZİYE SIDAL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Baba",
        "poet": "Cuma Soylu",
        "poem": "\n\nGARİP BABA\n***********\nAsılın rüzgârı can garip baba\nÇalışır çabalarsın emek boşa\nSararlar o dört metre kumaşa\nIşıklar içinde uyu garip baba\n***********************\nYedi sülalemin dostluk direği\nİnsanlık yeryüzünün o meleği\nHoş sohbet etmekti tek dileği\nNurun iman olsun garip baba\n************************\nEllini öpmeye sen vermezdin \nGüler yüzlü biri sağlık dilerdin\nGörünce de kol kanat gererdin\nRuhun şad olsun garip baba\n************************\nSoylu gafil düştü baba yorgun\nYalan dünyaya ayrıldı o dargın\nToprak sardı bir bütün oldun\nMekânın cennet olsun can baba\n*************************\nHalk Şairi. Cuma. Soylu.09.01.2011 \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Asker",
        "poet": "Necati Şimşek",
        "poem": "\n\nVar mıdır cebinde sigara paran? \nNöbetlerle filan nasıldır aran? \nMemleketten var mı arayıp soran? \n\nSende mi garipsin, ben garip gibi? \nNe desem avutsam? Sen söyle sizi..\n\nAsker ocağı diye geldik buraya\nKolayca bitmez hiç dalma hülyaya\nHiç benzetme sakın ana kucağına\n\nGarip olduğunu herkes bilemez\nAksa göz yaşların kimse silemez..\n\nYirmi ay buradayız, altı yüz on gün\nGaribe asır gibi geliyor bir gün\nBittiğini göreceğiz elbette bir gün..\n\nGarip olduğunu herkese söyleme\nAkan göz yaşların aksa da içine\n\nMahzun-mahzun durma bu köşelerde\nTeselli arama isyankar bestelerde\nHuzura kavuşursun gelen teskereyle\n\nNeden garip-garip akar askerin gözü? \nGarip garip çalar neden asker türküsü? \n\n26.07.1982\nNecati ŞİMŞEK\nSağmalcılar/İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Asker",
        "poet": "Mustafa Aslan 2",
        "poem": "\n\nBir garip asker, ne ana var nede baba,\nBir mektup yazmis, ne gardas var nede baci,\nAglar gizlice, ne yuva var nede yar,\nBir kendisi var onun için, birde ALLAH.\nDüser durur, ne dost var nede arkadas,\nYikilmak istemez fani dünyada,\nVardir onda yenilgisiz bir yürek,\nDurmus nöbete, kollar vatani,\nBin vurulsada, bir haini kesin vurur,\nBir kendisi var onun için, birde VATAN.\nKursun yetmez hainlere, onlarda yürek yoktur,\nBir garip asker, dostu yok düsmani çoktur,\nBin derdi vardir, anlatacagi yer yoldur,\nKorksun hainler asker dedigin iste budur.\nBir kendisi var onun için, birde BAYRAK.\nBir mektup gelmis garip askere,\nÜstünde yazi olmayan bir zarf,\nAçipta okuyamaz.\nSormuslar neden açmiyorsun diye,\nGarip asker aglamakli gözlerle,\nBen garip kimsem yoktur,\nBu mektup baskasina ait,\nSahibini beklemek bana borçtur,\nBir kendisi var onun için, birde GURUR.\nAmasiz bir çatisma baslar,\nGarip asker en basta,\nHerseyini kaybetmis zaten küçük yasta,\nKalkti zamansiz, hainlere kosuyor,\nBütün yürekler onun için sizliyor,\nGarip askerim yerde yatiyor,\nCan çikmadi, Allah Allah diyor,\nVatan ugruna orada kan döküyor,\nYavasça çikan can,\nVe sessizce getirilen,\nKelime-i Sehadet,\nGarip askerim sehit oldu,\nBu vatani kimlere emanet birakiyor.\nBir kendisi var onun için, birde SEHiTLiK.\nSen yerinde rahat ol garip askerim,\nMehmetcik senin yerinede nöbet tutuyor.\n\n31-03-2007     22:30\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Ayrılık",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nKaldır dumanını dağlar, nefeslenelim,\nBırak ta yar ile dağlar, heveslenelim,\nBeraber Allah'a dağlar, gel seslenelim,\n\nSevenler yaralı bir kuş, kanadı kırık,\nBeni benden aldı Ya Rab, garip ayrılık.\n\nBilirim eksilmez dağlar, başta dumanın,\nNasıl eksilsin ki dağlar, benim figanım,\nAyrı kaldım yandı dağlar, can içre canım,\n\nSevenler yaralı bir kuş, kanadı kırık,\nBeni benden aldı Ya Rab, garip ayrılık.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Bahçe",
        "poet": "Erdal Aktaş",
        "poem": "\n\nGarip Bahçe                                                   \n\nKırmızı güllerden bahçe\nDalına konmuş bir serçe\nSevdama yetmez ki akçe\nBaşım dertte garip bahçe\n\nKaranlık mı aydınlık mı? \nSenin yanın sancılımı\nZiyaretim kaçıncı mı? \nGönlüm sende garip bahçe\n\nBiri ağlar biri güler\nKimi batar kimi yüzer\nAzgın olan bundan beter\nBaşım dertte garip bahçe\n\nİkametin tapu gibi\nHatırlatır nebi seni\nSende Bir,Türki Arabi\nGönlüm sende garip bahçe \n\nYerin hep sakin ve dulda,\nBulunmaz talibin kulda.\nHer an herkes sana yolda,\nBaşım dertte garip bahçe. \n\nSerin ya da soğuk yüzün,\nBom boş gelen dolar hüzün.\nHiç kimseyi görmez gözün,\nGönlüm sende güzel bahçe.\n\n İbret almak için yeter,\nKonan kuşun dertli öter.\nGörünmeyen bundan beter,\nBaşım dertte garip bahçe. \n\nGördüğüne el sallarsın,\nDert üstüne dert katarsın.\nÇok derin nara atarsın,\nGönlüm sende güzel bahçe. \n\nSükûnet sendedir özdeş,\nHer cana olursun kardeş.\nSendeki dertdaşlık beleş,\nBaşım dertte  garip bahçe. \n\nKüçük büyük fakir zengin\nTümseklerden gelen engin\nBulunmaz dünyada dengin\nGönlüm sende güzel bahçe\n\nDikme dikme binaların\nKorkusuzdur sende yarın\nSende gerçek sade yalın\nBaşım dertte güzel bahçe\n\nBu bahçenin adı kabir,\nHiçbir şeyi koymaz kebir.\nHak olansa yalnız tekbir,\nGönlüm sende güzel bahçe.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Bir Adamım Ben",
        "poet": "Ahmet Rıza Korkut",
        "poem": "\n\ngarip bir adamım ben\nönce sevilmiş sonra terk edilmiş\nsoğuk ve sessiz gelen bir gecede \nbir sokağın başucunda yalnızlığa itilmiş\n\nyitirilmiş bir sevdanın baş aktörü\nyaşanmamış yarınların hayal kahramanıyım ben\nben garip bir adamım\nönce kahraman sonra hain bilinmiş\nsinsi bir pusuda kurşunlara dizilmiş\n\nmeğer  çok çok yanılmış \nve de aldatılmış\nben garip bir adamım\nsırtlanlar sokağında beş kuruşa satılmış\n\ngarip bir adamım ben\nfarklı bir çekiciliğim vardır aslında\nben soluk duvarların buğulu yüzüyüm\ndaha konuşmadan haykırır sesim\nbekli de yarına beş kaladır son nefesim\nben garip bir adamım\nbakın görün \nöldüğümde de yakışıklı olacaktır cesedim! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Bülbül",
        "poet": "Tayyip Sağ",
        "poem": "\n\nGarip bülbül tüner gülün dalına,\nHayran oldum o güzelin alına,\nKurbanlar kestirdim yarin uğruna,\n\nMeskenin mi yıkık gönlün mü hasta,\nGelmedin sevdiğim yüreğim yasta.\n\nGarip bülbül akşam döner yuvaya,\nHer günüm geçiyor figanla zaya,\nİçimde hasretin koskoca kaya,\n\nMeskenin mi yıkık gönlün mü hasta,\nGelmedin sevdiğim yüreğim yasta.\n\nGarip bülbül dertli öter seherde,\nGülünü kaybetmiş bu son baharda,\nTayyib'i sorarsan boranda karda,\n\nMeskenin mi yıkık gönlün mü hasta,\nGelmedin sevdiğim yüreğim yasta.\n      07.07.2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Bir Aşk Hikâyesi",
        "poet": "Ünal Beşkese",
        "poem": "\n\n...........Henüz öğrencilik yıllarımdayken tanışmıştım seninle. Önceleri, hep kuytu köşelerde, küçük kaçamaklar şeklinde başladı ilişkimiz.\n           Sen yanımda olduğun zamanlar, seninle beraber görünmekten âdeta gurur duyuyor ve arkadaşlarımın arasında daha saygın, daha olgun görüldüğümü sanıyordum.\n           Yaşım ilerledikçe, birlikteliğimizi gizlemek zorunluğu duymadan, daha rahat, daha sık beraber olmaya başladık. Artık, benim için, bir tutku olmuştun.\nDudaklarım sana değdikçe, tüm sıkıntılarımdan kurtuluyordum sanki. Sensiz duramıyor, sensiz olamıyordum. Soluklarımla ciğerlerime sinmiştin,  damarlarımda dolaşıyordun sanki. Ve bu tutku, yıllar yılı hep böyle sürdü, gitti.\n          Derken, ben yaşlandığımı hissetmeye başladım, oysa sen halâ ilk tanıştığımız günlerdeki halindeydin.Bu durum, zoruma gitmeye başlamıştı. Beni sevenler, hep seni terk etmemi söylüyorlardı. Artık, dudaklarımın sana her değişi, yeni bir ısdırabın başlangıcı oluyordu benim için.\n          Birlikteliğimizin bitmesi gerektiğine, artık ben de inanıyordum. Ancak,\nyarım asırlık bir sevgim vardı sana ve seni terk edemiyordum.\n          Çünki, ben sâdık bir âşıktım ve sen sâdık bir düşmandın SİGARA! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Bir Yalancı 'hayat'",
        "poet": "Elif Buğaz",
        "poem": "\n\nHayat ne garip bir bulmaca\nYaşa istediğin gibi \nSağdan sola, soldan sağa\nHer bir yandan bir darbe vurur\nAnlamadan sana\nYalan zaten onun vaadettiği her şey\nYapmacık onun dünyasında insanlar \nRuhsuz orda yaşanan tüm aşklar\nSevdasız uçan kuşlar\nÜrkütücü tüm yapılar\nSessizlik var onda \nderin bir sessizlik\nİnsanı korkutan deli bir sessizlik\nHayat diyorlar ya adı da yalan\nKendi gibi adı da yalan\nHayat diyorlar ya o yalan aslında...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GARİP ÇOBAN DİVANI…..19... Engin Demirci...www.beyazrenkler.com",
        "poet": "Engin Demirci",
        "poem": "\n\nOLSUN DEDİM...Görkemli bir yoksulluk son da olmadı şimdiki bu aşk. Dur, durak bilmiyor kalbimdeki dualar. Mühürlenince dünyaya gözler, gönül yarım kalan mükemmeli aramakla mesgul oluyor şems vakti. Binbir suretlerin arasında, içindeki saklanmış o muhteşem duygularla bir araya gelenlerin, bu aşktan başka dostu yoktur. Bir his, bir yerde olacak ve bizde, suretperest yaşam, yok artık! . Ve biraz daha yankı verir bir bardak çay bu meşke. Daha fazla söze gerek var mı? Bir hayli farklıdır, ödünç verir kokusu akıla. Varır varmaz başka dilde ipucu edinme fırsatı ufku açılıyor gecede. Çayla demlendikçe belki diyorum yazmayıda öğrenirim. Çok önemsiyor saygı duyuyorum gecenın çobanlarına. Size hoş bir anı aktarayım der gibi boynunuza atlarlar. Bazen bir güzel azar işitirdim. İkide bir okumayı keser gibi konaklayan cümleler, siz o musunuz yoksa diyerek altını çiziyordu bu aşk. Aç tırtılla yarışır gibi yol alıyorum bellek defterinde. Onlardan biri açıksözlüdür, saklı mirasından gelen seslerde. Beni aşka inandır diyenlere bir yolculuktur çok şükür, elbette sabah olacaktır o gün. Biz ne yapıyoruz? Sonbahar elveda derken, o muhteşem hayatınızdan hayır, yok. En büyük tehlike yangın kuşkusuz. Ki, neresidir büyük bir yalnızlığın, bir yüzü olacak. Kendinin verdiği cevapta saklıdır belki, hayatınızda her şey normal mi? Ve gün doğar, kurumaya bırakır geceyi. Böyle zamanlarda yusuf gözlerde bu aşk sahneye devam eder. O muhteşem hayatınızda gönül aşkın kıvılcım köklerine dönüyor mevsimi hazanda, ruhları yoğurma isteği zahitçe. Tamamen özgün bir ses bulmak hiç kolay değildır kalabalık suretperest yaşamda. En güzel şey ise beklenmediği anda gecenin çobanlarıyla karşılaşmaktır miskince. Aşk tam da bir çocuğun hatırlayacağı gibi anlatanlara karşı içi sempati dolu olanlar sıradandır yoksulca. Bedeninizden çıkarın aşkı, birden çırılçıplak kalır, anlamsızlaşır susuz nehre dönüşür ruh. İşte ben şimdi, kıvrımlarına bakıyorum ve dipte çok dipte derin ve anlaşılabilir bir uğultuyla, uykudan uyananlar içten içe terliyor, bunalıyor miskince. Yola çıkarak O'na varma arzunuz taşarsa, kulak verin engin dualarınıza, fakat mutlak bir inana da kapılmayın derim garip çobanca. İçten kurumuş bir dalın gergin çatırtısını duyuyor gibi çevreler bir ruh iklimini işaret eden yaşam şüphesiz Hırkasız Dervişçe.\n\nKiMSECİK... Ey yolcu bu sabah aşk bizim mi? . Dersimizi aşktan aldık, serdarımızdır Hu u. Reçetesiz gerçek hayat, kalpten geçiyor yıllarca sizlerle yolculuk yapan yanınızda. İmanı kalblerine yerleştirememiş olanlar neyi biliyor. Ey yolcu, nasıl gelir, nasıl gider aşk? Nidayı ezel bu arayış. O'nu geçtim diyemiyor hiç kimse sabah okunacak salalar için. Hayatınızda en çok neye şükrettin? Ey yolcu, meğer çok benziyormuşuz, çocuklarından şikayet eden ebeveynler olarak, ebeveynlerimize. Ey yolcu, c/anıma gel ki, sıkı sıkı sarılsın gözyaşların gözyaşlarıma, nefesinde mefkuresı okunsun besmelenin. Ey yolcu, o aşk'ki gönül sohbetlerine kulak verir, en güzele tecelli etmek için hep arar hakiki sevenleri. Ey yolcu, mekanının dışına çıkta, sırrının vazifesinde, bilmeyi bul sende satırları olan cümlelerinde. Asıl kimliğinle neyi hedefliyorsun seyri cemalinle, ey yolcu. Perdelerin açılırdı aldıkça geceleri koynuna, sorularına cevap bulurdun her şeyin berraklaşırdı tattıkça meşki boşalmalarını üzerine çekerdin toprağı sona eren savaşında. Ey yolcu, O kadar çok ki yok olan, herkes dışarı diyen sessizlikte. Ama yine de hoş geldin! diyor alnını bekleyen seccaden. Ey yolcu, Kim bilir? Rastgele olan dün akşam gibi birlikte ıslanmayacağız ki, kendimizi seyrediyoruz zamanıdır karışmış her gidişime sabır gerek. Ey yolcu,sonunda hangisi ey kalbim, gerisini sen anla diyen sonbaharda hak olur aşk. Hep davetkar isimler, kime hoş geldin diyorsunuz? buyurdu Pirim. Hoş geldine bir de hoş bulduk denmesi gerek değil mi? dedi Mirim. Herkes bu aşkın hem sahibi hem misafi dedi Meczup. Hasbihal ettik selama selamla gönül kapılarını nasıl açabiliriz diye bir buluşma arayışımız var dedi İhtiyar Bilge. Sevgi diliyle şakalaşsa gönül, merhaba demeyi ya da daha fazla birkaç cümle biliriz, daha güzel olmaz mı? dedi Zahit. Belki konuşamam ama aşinalığım arttı bu aşka, bizim hoş geldiniz, birine bahşettiğimiz bir misafirperverlik dedi Miskin. Boş ver, bugün cuma bir yaşam biçimi olarak ortak bir nokta, hangi bulutta toplu halde gecenin çobanları, o bulutan hangi damlaları alacağınız şems vakti size kalmış bu aşkın, o aşk olduğunu anlamak dedi Garip Çoban.\n\nPERDEYİ ÖRTMEKLE AÇILAN PERDELER... Aşina olduklarını hatırlamakta fayda var. Değecek o büyülü hikayeyi mi anlatıyor? Gönül hanende büyük bir duygunun dünyaya yakınlığıysa, sus ve b/aşka birşey deme. Büyük sorunlarına doğru dürüst bir cevap değilse dua, dolanıp durma bir şey demeden itiraflarının etrafında. Gece engin gönüllülerin ruhlarını eline alırken, mesafeli yaklaştım tatlı hatıralara. En iyi bildiği işi yaptığından emin gecenin çobanları. Merak edıyorum, eski zamanlardaki en yakın dostunu aşkın kabristanda. Benini bizle son yolculuğuna uğurlamak üzere kendine dönüşlerde olanlarda tasvir ediliyor aşk. Yola çıkanlar soyunmak istedikçe, çok hatırat olarak kendi yaşadıkları doğuyor. Bekleyen ruh için hayalkırıklığı yaratabilir şems vakti uyuyanlarda. Kıyaslayamadıkları görkemli, mütevazi olanlar aşkın sureti gökyüzünün etrafına serpiştirilmiş gibi. Orada kalmayı seçenler, bunun hakkını vererek yapıyor teheccüt vakti. Mevzu her ne kadar eski günler ve dostlar ve hatıralar olsa da, dualar ruhların üzerinden silindır gibi geçen yeniden şekillendirdiği kimlikler var. Kölelerin kölesi olanlar aynı kirlenmeyi yaşıyor. Duaların yasaları, yerçekimi yasasına benzemez. Kimsinız? Haklı olan benim, hatalı olan hikayelerin mi? Bilmediğiniz ne yazık ki, o değil. Sana şeytana uyup şöyle bir göz ucuyla bakan yanın. Ne kadar kışkırtıcı, değil mi? Alt alta sıralanmış hikayelerindeki rollerin baştan çıkartıyor bir gıdım kalbini.\n\nBİLMEDİĞİMİZ AŞK...Rabbinin yüklemediği rolleri oynayanları kim korur? Sen kimin izindesin, her dem yeniden doğanlar, aşkla bizden kim usanır buyurur dedi Pirim. Önce gözünüzü korkutun, geceyle gündüzü engin gönlünüzde bir araya getirdiğinizde, cümle alem su gibi akar dedi Mirim. İğneyle kuyu kazmış olanlardan başkaları aşka kolay ulaşamazlar dedi Meczup. Kendine erişenlerde h/arlanmış ve didiklenmiş kıvılcımlarla meşk edenlerin ruhunda açan yasemin çiçekleri damga vurur aşka dedi Zahit. Bu çok doğal, lal olmuş gülün perişan olmasına adım adım tanıklık eder gecenin çobanları dedi Deliler Şeyhi. Çok ayrıntıyla karşılaşanlar düşündüklerini gördükçe, bu dürüst bir tercih hilesiz yaşayalım suyun rengi gibi aşkı dedi Miskin. Arşın altında kalmak mümkün mü? Tadı kaçmış suretperest yaşamlardan kaçmış birkaç kişiden biri olmak için şems vaktinde hakikatin efendilerinin inşirahı okuduğunu görürseniz, bana hak vereceksiniz keşfinizde dedi Garip Çoban. Belki de hatalı olan diye kızdıklarımız hatalarımızla neye hizmet ettiğimizi anlamak için, kalbinden yakala sevgiden uzaklaşma dedi İhtiyar Bilge. Su gibi üslubunuzla çatışmanız eksık değil, çatışan duygularınızdan gece uyandığınızda bir cümle yazmak zorunda olsanız, ne yazardınız? dedi Seyyah. Bir akşam gerçeğin limanlarında iç içe geçmiş olan, bize tanıdık gelen yalnızlıkları süsleyebilenlerin bekleyişlerine değecek olan aşktır.\n\n\nAŞK'TA GECE YARISI... Tokat gibı hamleler ipuçlarıyla donanmış görünüyor şems vakti buyurdu Pirim. Patenti alınmış hiçbir yaşam yoktur, bir boyutta sergilenmez yaşanan ve yaşanacaklar, kalıpların dışına çıkıp gerçeküstü bir stille harmanlayarak, aşkı yeniden keşfetmeye gerek yok dedi Mirim. Alacakaranlığın son parıltılarında enfes ipuçları sıradan değil ama ter atıyoruz kaybolmak çok kolay dedi Arif. Günah keçisi varlığından soyun, neyi arzuluyorsan aşk ordadır. Böyle bir durumda kıydığın tatlı canında ruhunu hissettiğinde, kalbınden alev alev yanışlarını gördüm desem ne dersin? dedi Miskin. Sırada nefessiz kalır ateşi aşkın, tamamen doyuma ulaşmış değil külüm, boynun bükük mesela yoksulluk gibi dedi Hırkasız Derviş. Asıl sorulması gereken koşar adımla şimdi geri dönüp okuyamadığın, bu hikaye bitti mi? Bilmiyorum dedi Zahit. El aman müthiş bir fikirle gönlümün arşını donatıyor, çok zor zamanlar geçirsemde için de dev bir soru işareti olan tüm temaşaları takip ediyorum dedi Garip Çoban. Son derece zehirli dünya, bunu nasıl temizleyeceğiz? Bilmiyorum. Umuyorum ve dua ediyorum bir şeyler değişecek dedi Deliler Şeyhi. Yenilgıden sonra suretlerin çağının bittiğini hatırlatır haydut yanına kabirler dedi İhtiyar Bilge. Aşk ve hazandan teselli doğar, çünkü düşmanlık tek taraflı olamaz, git vaktidir neşe saçanlarla elele tutuşmuş yağmur damlalarıyla dedi Fakir. Aşkın ivmesidir aşk\n\nMEY/HANEDEKİ SARHOŞLAR...Garip bir hüzün çöküyor düşen her yaprakta. Duyguları ikna turuna çağrılanlar nelere öncülük ediyor. Uyku sorunsallarında kendinize uyanık gelin, herkesin efendisini aradığı şems vaktinde. Siyah giyen gecede, beyaz gölge olan gecenin çobanları nelere veda etmiş. Siyah sadece siyah'mıdır? Yeşil alevler arasında! . Varla yok arasında eve dönen ruhlarda değişen ne? Herkesin bir yıldızı var. Hayat çok soğuktu bitirdik, aşk ateşinin yanında diyenlerin yolculuğu kimliğimiz. Sürgit gönül, hayır şimdi lazım heyecan veren dualar. Cesaret ve yenilik bulutunu arayan su damlası gibi böyle bir şey olmalı, aşk. Sonra değil, hemen heyecan verenle, nereye gitsem hiç üşenmeden. Bize eksik gelir oldu, bakmak. Değişen tatsız tutsuz hayata, umutlar girince durakalıyorsunuz. Sevilen, önemsenen sorunlar mı hep aynı kalmış. Bize eksik gelir oldu sevgiler şimdiyse. Ne yalan söyleyeyim, bu dünyanın gündüzünden zihnimde bir şey kalmamış, ruhumda yaşayan asıl şeyle. Bu keşıfleri soğukkanlılıkla hayatla çalkalıyor sevgi. Şimdi bana nereden dahası yok değil. O her ne kadar vatan olsada başkenti insan aşkın. En acı durum karşısında tarafsızlığını tanımlasada gece, duanın öznesi olabilmesine de imkan tanıyor aşk. Tekrar tekrar okuyor nesiller yalnızlığı, yenilikçi tutumla. En acı en yürek burkucu öyküleri sorguluyor suretler. Bir sarhoşluk bilmem neden böyle yapıyorum alın açın bir büyüteç sevgiyle.\n\nHAYKIRSAM.. En güzel satırlarla dolu baştan sona ruhun, erteleme ayrı bir zarafet katıyor aşkın makamına. Aşkta doruğunu bulunların bedeninde büyük sabırsızlıkla açtı mı mor menekşeler diye sorar kalb. Her duygu başka bir dille konuşur. İki elin bir birine değdiğinde güzelliğin birleşmesiyle nefesi kesilir yüreklerin. Aşkın ödülü herkese açıktır. Kalbinizi sevgiyle eğitin. Sizin de aklınıza gelmiştir, yazmaya başlamadan önce adınızı sormak. Bir süre sonra kendiliğinden evrilmiş, yolunu bulmuş duygulardan kurtulup cümle kuruyorsun. Aşıklar çok önce öğrenirler aşkı. Şartı var mıdır? . Şart ağır bir kelime, hiç şüphe yok. Zaman sıkıntısı bunu herkes yaşayabilir gecenin çobanlarından başka. Günahsızım aşkın üslubunda hala gece yarısı. Daha sonra tövbe bu kula. İkna edilmemış yavaş yavaş veda edecek yanımı hak bilir, hakkını almak için. Herkesçe biliniyor olmalı ki, yıldızlardan söz edilmez. Eksikler de var ama rabıtalarla tamam oluyor. Düşündükçe kalbin göğsüne sığmaz çıkacak yerinden sanki aşk aşk diyerek benin. Durup düşünecek vakti olmaz dem dem h/arlanıp nefessiz teslim olmak için. Nerdesin? Nerdesin? diye seslenir her bir dokunuşun. Nasıl gelmiştir saran alevler bilinmez bedene. Ya y/ardır, her bir nefesteki dem bu demdir. Bu gece de yine sardın enginliğinle dört bir yanımı, gece mi bizi, biz mi geceyi rehin aldık bilmiyorum. Şimdi temaşalarla hasbihal etme vakti Hu Aşk\n\nDUYGU DİYETİ...Sence mutluluk nedir? Umuyorum ki, gözlerini aç diyen sesin sahibini bulursun. O kadar çok oku ki, geriye sen kal. Şaşırmana şaşırma, seninleyken uyanamazsın. Üzerine dökülüyor aşkın renkleri hazan mevsiminde. Hiç bir duygun tesadüf değil. İnsanlar tekrar okuyacak, düşlediklerine kapıyı arala, yüzünü göster, kuşkulu yanına mutluluğu davet et. Hayatı aklınla düşün, sen kımsin, aklı rüyada olanlar arasında. Seni yüzüstü bırakma, biri öldüğünde bende ölüyorum gerçek dostum. Küçük şeyler önemlidir, seçim zamanında. Her şeyiyle karmakarışık bir şey oldu insan. Her zıtlaşmanın hep iç huzursuzluklara bir şey söyleyemeyen bir cümle senden uzaklarda. Beni çok etkiledi dediğin anılarca kıstırılmış hislerinle hala anlaşamamış bizbizeliğin. Nefes alacak yerler var, bu gürültü, patırtılı doğduğumuz yerlere rağmen. Sevginin gitmediği yerler var mı? Onun götürdüğü heryeri sevdim. Yarına ayak uydurman için, dünle anlaşmış olman lazım. Tabii ki o sabah özleyeceğin çok şey olacak barınamadığın, karmakarışık yanında. Ölü toprağı her şeye serpiliyor, incilen yanında. Hepsi alev alev, ama sana gitme demıyecek üşüyen cümleler. Zor okunur oluyor, düşünüyorum payıma düşeni alıp kör edişlerden. Uzun uzadıya dolanan kelimeler yaşadığın cümleler. Peşinde koşma derdinin, getirdiği bir şey suretlerde, yıllar önce bir şey seyrettim hoş geldin sefalar getirdin dediğinde. Ömründe hiçbir şey kısıtlı değil, öldürmeyeceksin sevgini ki, ölmeyeceksin sevgilide.\n\nACAYIP SEYRANIMIZ.. Sevgi dilini buldun mu? Çok hayat kurtardık ama bizimkine yetişemedik. Her biri beni ben yapan acı olaylardır. Onu neden arıyorsun, dedi bir ses. Gördüğün yerde sarıl bana, özlemek işte o zaman boş vakti kıskandırır. Üryan olmak ne demektir. Vakit hazan mevsim sonbahar hayata benzettiğimiz an'da aylardan kasım. Her şey değişti? Ne zaman öğrendiniz kalbinizde sevginin olduğunu. Her şey karma karışık oldu. O da oldu, illa ateş seni yakacak bir kere! İlk yer tuttuğunda gönlüm inanılmaz heyecanlıydı. Şu hiç sevmediğim benin ne diyor ona baktım. Şems vakti kopup zamansız dağılan tesbih tanelerinde. Bu da beni her şeye rağmen ayakta tuttu. Çok işe yarayabileceğimi fark ettiğimde. Gidin Allah aşkına, başka türlü eğlenin, sırat köprüsü gibı insanlar varken duyulan heyecan da eklendi. Sonra birden ortadan kayboldunuz sanki, eve dönmeliyim derken. Bir tatmin olamama durumu mu bu hal.? İnsan elbette mutlu oluyor böyle şeyleri duydukça çok emin, şölen sunma ihtimali var gecede. Bu yolun sonu nereye gidiyor diyenlere, gidelim mi kalalım mı? değil cevabımız. Anlamını yitiren değerler arasında, kibirlenen suretler çoğalıyor. Giderilmesi gereken çok ihtiyaçları var duyguların. Ve öylece ve yeniden kasım ayak basar tüm temaşasıyla ömrüme. Ey aşk şehrinin girişinde karşılarmısın sararan yapraklar savrulurken benide. Bütün sesli harflerin öldüğü, sessiz harflerle konuşan cümleleri dinletir misin? Alıştım sadece! Bu hale.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Çoban Divanı- 36 - Engin Demirci",
        "poet": "Engin Demirci",
        "poem": "\n\nKör nakkaş...\n\nBeni ne sanırsın bensizsen, siz benim nemsiniz. Hangimiz arıyoruz,hangimiz duyuyoruz ateşe attığımız kalbimizle. Bır dokunuştur vücuduna tarifsiz, ateşde y/andığı anda hangimiz kalıyoruz. Gitmeye değer sana ilan-ı aşk ediyorum, bilmeden ne olduğumu. Bir şeyi paylaşmak çabası olmalı hep hiç. Hasretlerimin tek eksiği sensin bu virane halim baş koydu gelde nağmelerini dinle gönlümün. Dünya uzun zamandır bir trajedi yaşıyor. Gün geçtikçe yalnızlık artıyor, tek başına bir hastalığa dönüşüyor. Bulaşıcı hastalıklardan daha tehlikeli normal olmayan ilişkilerle. Duygu birikimiyle kalan, beden diliyle çalışmayan beslenemeyen kalbin rolü sorun mu? Düşkün olma gönül, eksik olsun dünya sevginden. Gecenın çobanları için cennette hoş, cehennemde hoş. Gönülleriyle terleyenlere şems vakti vesile makamını arıyor. Nice borcun var bedenine hiç düşündün mü? Şükrünle mahsulünü al teninden. Duygularınla, telaşa, endişeye, korkuya kapılan yanın ne kadar da zararsız anlarsın. İmrenilen, özenilen, beğenilen muhteşem bir kitapsın, çevir sayfalarını mahsur kalma. Gelmen için sebep mi gerek, gel..! Sevgili seninle demlendim, gel..! Çay demledim, gel..! Çok özledim, gel..! diye seslenenleri gece duyar. Kalbindeki kanaatin rızasını g/özlüyor sevgilinin vuslatına erişmek için geldim. Maşukun gönlüyle aşk düşünce,tüm seslerin diliyle çağırırım yatağıma. Bizim gibiler hep kendi kendine üryan olur sevgiliye\n\nGüzel İnsanlar...\n\nİstedik ki, suretlere bakınca, insanın sevgiye öfkesi bu kadar mı büyük anlasın! Belki daha sakin ve sabırlı olabilirdim diyen yanında gizli sırlarınla. İstedik ki, kıskançlıkların hazan yaprağıyla örttüğü duygularda sana ait unsurlarda. Güngörmüş yanın kimbilir var mı? Sevgin, bilge bir idrakın eşiğine gelmeyeli çok zamanlar olmuş. Biraz kendini toparlayıp karamsarlıktan kurtulman için, sana ait anlayışla yorumlamalısın yüreğinin sukunetini. İstedik ki, karşı çık barbar zihniyetine, bu hastalığın tek tedavisi sevgi. Sabrını çok zorluyorsun duygularının, sevgi ve saygıya davet et dünyaperest yanını şems vakti. İstedik ki, bir eli değil, engin bir gönlünün sesini işittiğinle aşk ile deyip. sevgin yüreğinden dem dem aşka taşıp, durmayan bir lisana h/ar olsun yaşamın. İstedik ki, sizlerle oldukların bizimlemi der dua, hakir bir haldesin halasla himmet arıyor ruhun gizli gizli. Vaktiyle perçinlediklerin ne acayip ki, şimdi azap veriyor. Davetimiz yüreğinin sesini işitmen. İstedik ki, alevli bir ateşe girmen. Görünmeyeni görenlerin zatının hazinesinde halini tasvir etmen. Aynen kabul ve tasdik etmen bağlandığından sıçrayıp çıkman içindir, şakiki belhi gibi. İstedik ki, sırdaşını bul meydana koy kendini, açlıktan üryan olup, üşüyen yanına rüzgarların ateşiyle kendine ahdine ulaşman için hırsızlığı bırakmandır. İstedik ki, feryadı figanla kıyametini kopar, yırt elbiseni artık kendin olabilmen için çok fazla sevgiyle prova yapman gerek.\n\nAyraç.. \n\nYavaş, yavaş biraz daha yavaş tanıdık mahalle, vakti leyl buyurdu Pirim. Ruhlarımızın bizden uzakta kaldığı çağdayız. Kapısını çekip çıktığımız sevgi evini açtığımızda, her duygu çekmecesinde bir iz çıkıyor dedi Mirim. Hüzün basar öteki yanına, vefanın insanda uzun ömürlü olmasında sade ama derin bir hikmetin samimiyeti var dedi Meczup. Sizede verecek bir şeyleri vardır şems vaktinin. Ne kadar zahmeti çoksa hayatının, aşk ile mayalanır gönül sohbetleri dedi Seyyah. Artık o tuzağa düşmüyorum keşfedilen kimdi peki? Hayranlığım başladı hala da sürüyor dedi Zahit. Gece'yi yanımdan hiç ayırmam. Sizden çıkıyor, kaybolup kendimi buluyorum zaman içinde, garıplik başıma geldi; seçerek olmadım dedi Garip Çoban. Derken insan zamanla değişiyor. Kendini anlamak için bir yaşı geçmek gerekiyor dedi Hırkasız Derviş. Bir yaştan sonra daha sabırsız oluyorsun,kaybetmek istemiyorsun onu değiştirmek istiyorsun, o ayrı dedi Fakir. Şuradan gelen ışığı görüyorsun ve ona dair bir cümle kur, onun engin dünyasını anlamak için dedi İhtiyar Bilge. Ben kendimce bir şey başardım devran aynı devran dedi Deliler Şeyhi. Kalbi ihtiyaçlar vesilesiyle aşkı hissetmek için, ben sensiz, sen bensiz olamazsın teheccüt vakti dedi Aklı Kıt Adam. Ne var ki, kendisini ortaya koyanlar kalbinin de olduğunu unutturacak kadar yakıp çerağını,hissetmen için duygusuz yanına gözünü açmayan mı var! dedi Miskin.\n\nHiçbir şey sormadan.. \n\nRuhları ferahlatanların hangi kapıda doğup,hangi eşikte öldüğü önemlidir. Onlar yoksulluğu iyi biliyorlar,çünkü yoksuldula.Tutunamayanların kalplerine girip çıkarlar şems vakti dualarla dem dem. Çok kez küçümsenen, görmezden gelinen sıradan insanlarla içli dışlı gecenin çobanları.  Ne tuhaf, her şeyin yasak edildiği o vakitlerde, ruhlar ister istemez çocukluğuna götürüyor insanı. İstisnasız her çocuğun iki ayrı yaşamı var. Bize benziyordu dünde yaşayan bir figür. Düşüncelerinizi destekleyen heyecanla bekleten bir isim onlar. Kayıplar bize neleri anlatır? Sadece kişileri, arkadaşları,dostları kardeşleri, sevgilileri değil,noktalarını kaybetmiş bir cümle mesela? Geride neler bırakmaz travmalar, yüzleşmek için kaynağa inmek, kaybın kendine dair bir düşünüşün tarzında merkezine hep sevgiyi oturtur insan. Bilmek, nedenleri bilmek için tam tersine sevginin gücü. Birşeyi anlamak için sebepte gezinenlerin belleğine nakşedilen,çok kirliyim demekle kendine çekingen gibi görünenler,yalnızlığı kutsallaştırarak neyi bertaraf ederler. Mahcup bir edayla kendini göz ardı edenler, gecede güvende hissetmezler. Güvende hissetmeni engelliyor bir konumda ilişkiler. Onun en büyük acısını kalpler yaşıyor, suretperest yanın bu anlamda üzücü, içinden doğru yolda olduğuna dair sesler duyuyormusun? Bu daha doğru bir tercih bence. Aşık olmasını bilirim, ama bugün için tek düşüncem, sormadan hz insanı yazmak duyguları israf etmeden. Dünyalık olmak yasağım da sürüyor! \n\nİster istemez aşk.. \n\nKalbinize nasıl hükmediyorsunuz?  Hah, dedim şems vakti, işte yüreğim aradığım şenliğin ilacı! . Bende yalan yok durumum özetle böyle. Dem dem acayip nefesten. Bir kez daha haz alabilirim, öğrenilebilir bir şey midir, aşk? Bazı ipuçlarını paylaşan gecede, tam da bu ısrarla altını çizdiği iki nokta, sadece aşka niyetli olanlar için değil, bir yaratıma soyunan herkes için önemli aslında. İlki, ezbercı, dikteci,asık suratlı ve sevgisiz yaşamanın hepimizde yol açtığı tahribatların farkına varmak ve sadece kendimizi mutlu, tatmin edecek, sadece kendi fikrinizi ortaya koyacağınız duyguları kaleme almak gerekır. İkincisi, yine bizimle birlikte bugüne gelmiş dünler, öğrenilmiş duygulardan sıyrılmaya çalışıp, her şeye ilk kez karşılaşıyormuş gibi önyargısızca, merakla ve sorgulayarak engin bir gönüle yaklaşarak sıfır noktasından bakabilmeli sevgiye. Elbette ki bunları başarmak kolay değil, imkansız da değil. Arayıpta bulamamışlar, bulup da yitirmişlere rağmen cesaretini hiç yakalayamamışlar, sevgi dilini nasıl dokuyacağını bilememişler. Duyularını kalbinin ve tenini emrine sunmayı unutmuşlar, kendini suretlere teşhir ederler. Sevginin varlığını kabullenip yüzleşenler o ayıp duygusundan sonsuza dek kurtuluyor. Şimdi amacımız kendimize yeni bir sayfa açmaktan haz alıyorsanız. Aşk! Tadı nasıl? diye sorar. En çok zevk aldığınız sevgiyse, bol bol aşkla kesişir nefesler\n\nUzak'tan uzak'lara dalanlar...\n\nEn küstah kelimelerle yaşıyan yanın oturdu dizimin dibine üryanca, vücudunun hatlarını kovuyordu dokunuşlarım yalnızlığını. Bildiğin gibi değil içimde sakladıklarım görünürde benim diyor ken bakışların. Saçlarımdan başla sende bulduklarımı, dudaklarındaki özlemle hissettir ki kaybettiğim cümleler dönmek istemesin yalnızlığıma diyordun. Huzura kavuşuyor bedenin, isteği var isteklerinin,kendisini bekleyen yanında aklına gelir lâl oluşların. Cancağızım, geceleri en çok ellerın dikkatımi çekerdi seni düşünüp sen gibi dokunuşlarımla,buz tutmuş, üşüyen yanlarım nasıl ısınıyor çözüldükçe, tenim ter ter sana akıyorumdu gecemde güneştin sanki bende akşamsafası diyordun. Dokunuşlarım  kovardı odandaki yalnızlığı, hep yeniden. Kimse bilememiş seninle yaşamayı nasıl çekerdi sımsıkı nefesin sımsıkı sardıkça nefesini. Kıvrım kıvrım sinmiş olsada teninin sokaklarına pişmanlık, kimin eli bir defa dokunuyorsa aradığın o oluyordun. Avuntusuz yanlarından vazgeçtikçe, zerreleri dökülüyor arzularının yatağına, sırılsıklam oluyorsun. Ama ben ağlamadım ki, diyor gözlerin. Kırılmış ve tedirgin olmuş kalbin, şimdi hissettiklerinle bir tanesin kendine. Sırdaş olan sıradışı dokunuşlar kucaklaştırıyordu duygularını. Kendini sevmekten olmaktan korkmuyorsun artık. Hep yeniden kabaran,isteyen,şımarık oluyor gövden gövdene sığmadığında. Boğazına dizılen kelimeler dem dem açığa vuruyor cem eden yanında, içinden geçenleri yaşatıyor sen sustukça benin. Aynı duyguları hissetiğin dokunuşlar nasıl anlatıyor temas ettikçe dilsizliğine, kendini unuttuğun özlediğine sarılıyorsun doya doya.Yabancısı olduğun kendini dokuna dokuna okuyorsun işte bu utancın ötesinde nefes almaktasın hâlâ.\n\nBundan sonrası için... \n\nBiz hakikati kaybettik, onun hikmetini kavramakta cesaret ister. O kısa anda, gerçekle tanışmak güç ister. Yalnızlığına o ilk sebep bir özne, ben'i gerçekleştirme anıdır çoğu zaman bu arayış. Bizim hüzün dediğimiz şey, onu aramakmış. İnsan önceli ve sonralı bir aynanın sureti, kendi ikiliğine hapsedilmiş. Çünkü benimle aynı gerçeği paylaşmıyorsunuz dah,a bunu bilir, buna katlanırız. Öncelenmiş, bir an'a hapsedilmiş duygular rahatsızdır sevgiye. Suretlerde istemdışı yaşayanlar kendini tam olarak göremezler, insan olmanın sınırlılığında. Gerçeğın yok oluşuna bir mersiyedir çoğu kez ilişkiler. Aşka, inanca, nefes almaya, kabirlere ve hatta garıplerin terinin kokusuna aşık olanlar, bize alışılmış gelen dünya hallerine yeni baştan yavaş yavaş yeniden bağlanırlar. İnsan aklının acizliği, yaratan ve yaratılan arasında nefes alamama hali suretce, yokoluşa ve nihayet erer sonunda bulmak. Dile kolay, nasıl mesudum, nasıl gerçeğim! Peki öyleyse, asıl meselemiz nedir? Mutsuzluk şiddetinde yankılanan hangi benin sesidir. En ulaşılmaz olanda düğümlenen gerçekten ders almak önemli. Ve bana dönüp, biliyormusun acıyan, ağrıyan, sızlayan bir yanım yok diye seslenen, hangisinin sesidir. Bir gün derin uykulardan uyanınca gördük ki, o zaten aslında hep kayıpmış. Onu tanıyanlar iç yolculukta sık sık bir araya geliyor şems vakti. Arayıp da bulumamışlara, bulup da yitirmişlere aşk.\n\nAşkın kokusu c/an sevgilisinden...\n\nAnnenin çocuğunu emzirmesi gibi bir sevginin sevgisi farkında olmasanızda etkilenirsiniz. Aynada ki bir çocuk o kadar yorulmuş ki, engin de kendinden uzağı özlermiş, kendini dışardan seyredenler bambaşka bir doğallık. Aşk garip acıları ya gömerek, ya unutarak yada simgelerini öldürerek sürekli yaşananlar oyun gibi. Sizi ilk gördüğünüzde ne yaşamaya, ne ölmeye aceleniz olur, vücudunuzla temas ettikçe. O duygu dünyayı yok ediyor. Peki, kabul ettiklerinizi duyunca, anlayamadıklarınız anlaşılmazlık duygusunda neyi paylaşıyor. Sadece an'lık o enerji kendinden kurguluyor aşkı, yetmiyor dedikçe. Yetmezlik büyük bir armağan özel geçirilen zamanda, susmanın telvin'inden öğrendikleriniz birbirinizle yaklaşmanızı bekliyor. O an'da başrol oyuncusu tüm doğallığınız. Karanlığın yüreğine yazıldıkça arzular can atıyor. Onların karanlığı bir seyahat. Güzel dipnotlarla kendi ruhunu değiştirenler aşkın bakış açısından çıkıyor. İnsan vatanında çok hassas bir yok oluşta, sıcak gündemimiz aşkın coğrafyasında yeni bir bakış açısı sunuyor gece, seyyah ve sufiler kapıları geçerek kalplerin okumasını yapıyor dualarda. Aşk sizi bekliyor tüm meşguluyitenize rağmen, yepyeni pencereler acıyor gecenin çobanları. Kalamazsın bu alemde, an geldi damla damla, onlar yalnızca kalbin suyunda kapıları açarlar. Ümmi olanların aldığı manevi terbiyelerin irşad ettiği ruhlara herşey bendedir der aşk\n\nTeslim olan...\n\nSevgili'nin sevgilileri, peki kaçırdığımız şey ne? Her şeyle olsanda, benimle değilsen, şeysin. Benimleysen seninle değilsen, bir şeysin. Ağlayarak seni bana hediye ettiysen, çok şeysin. İkra deyip lal-ı safaya büründüysen, erbainimsin. İtikaf gibi a-yardan olup, kışını giyindiysen, hatırladığımsın. Kamil olan gibi yerleşip oturduysan engin gönlüme, muhabbet şarabımsın. Neyime aşık oldun, neyi mi merak ettiysen, oyumsun. Kanadını açıp kendine uçuyorsan, dualarımın rahmetisin. Akıbetini önceden görüyorsan, kendini sağır eden hikayeni tamamlıyorsam, imtihanımsın. Bana gelen doğadandır doğaya gider, onlar yer işgal etmez, her şeyden biraz varsan, yarsın bu sayede. Bize şems vakti ilham verecek bir güçse duaların, aşkın bileşik gözünde hayata kavuşmamız mümkün olacaksa, tasarlanansın. Hayata bağlayan yolun başlangıcıdır sevgi. İçinizden geçen duygular, sevginin değerleridir. Kadim dostlar bir üsluptur, damla damla ilmek ilmek yaşanmaya değerli kılınanlarla dem dem can verir. Ardından anılana benzemekten çok onlardan nasıl farklı olduğuna dikkat çeker gecenin çobanları. Kendi suretlerinde kaybolanların çöküşü, umutsuzlukla farklı bir dünya görüşü egemendir. En önemlisi ınançları kalmayan duygular. Boş inanışlara şüpheci zihin yapısı, akıllı bilmece. Gerçek, bunaldığı anları görme fırsatı verir malayani yaşamlara. Oysa benim kesinlikle bir şey bildiğim yok, yüreğimdeki uykuyu unuttum. y.ed.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GARİP ÇOBAN DİVANI…..20... Engin Demirci...www.beyazrenkler.com",
        "poet": "Engin Demirci",
        "poem": "\n\nGİZLİ GERÇEKLER...Kimsenın neden konuşmadığını anlamak için tek neden kendine zaman ayıramamaları buyurdu Pirim. Bakmadan görenlerin tek kişilik yaşamı bir garip dedı Mirim. Herkesin bildiği sırlar o gece kayboldular yağmur vurdugunda dedi Meczup. Hitabet kullanıyor hamiyetsız duygular, zavallı mantıktan meydana getirdiğiniz yaşam tarzında dedi İhtiyar Bilge Ruhla bedenin boğusmasını inkar eden suretperest yaşamlar, faziletin saadetten asla ayrılmaz olduğunu düşünemez dedi Seyyah. Biz suçluyuz, bedenin zevkleriyle ruhu çarpıştıramadığımız için dedi Sufi. Çok meşguldük sözlerin köşelerinde, en hayran en sadık urban duygumuzla dedi Hırkasız Derviş. Sonradan tutkunu olduğum şems vaktini işin içıne kattık ki, gönül sözlerinde üçümüz de vardı, büyük ılham kaynağına sık rastlayamamak çok acı olsada, iyiye doğru bir değışim bu meşk, ikisi arasında gidip geliyorum dedi Garip Çoban. Nerede olduğunu bulmak için uğraşıyor olmak bir mesaj aşka, en çok da bu çok boyutluluğu seviyor galiba ruh dedi Zahit. Her halükarda ne görüyorsan o düşler diyarında aşk dedi Miskin. Bin nedametle nihayet anladık ki dünyada belki herşeyi bulmak kolay, kendini bulmak zormuş. Kendimizi nerede bulalım? dedi Deliler Şeyhi. İki cinsiyet arasında sıkışıp kalmış olan suretinde güzel görünmek ne kadar zamanınızı alıyor? dedi Aklı Kıt Adam. Onların hikayesi tümden kayıp, ne kadar karmaşık ve acılı söylenecek sözünüz var.\n\nYAŞADIĞIMIZ ÇAĞ.. Benle sen arasındaki en güzel dildir biz. Sevginin insanda geldiği nokta, gürültüsüz yanlarındaki hep sende duranlar. Sessiz olan yanın susuyor. Söyle şems vakti aşk tanır bizi. Sanki sen gibi dağların ardı. Hor bakma yağmur yağarken deli deli her yere diyen sestemi yalan. Beni hoş gör gece, bırak gideyim benim ne suçum varki. Nasıl razı olacak, hayata davet olarak ölüm yaşadıklarımızdan. Yumuk gözümüz akıp giden görünümlü yaşama. Çünkü sevgi pratik bir iştir. Burada durarak bir noktaya değinmek lazım. Onu görenler geldiğinde; bu, bu benim daha çok seven midır akan gönül. Kendini bulduğu için biraz sessiz ol diyen mutluluk çığlıkları arasında büyük bir mutluluk yaşıyormusun? Ortada güzel paylaşılan bir şey sevgi varsa, o güzel şey her zaman güçlüdür. İçindeki rüzgara ulaşman için hazanı kıskandırmalı gecenin kıyısındaki içindeki sızılar. O karanlıkta susalım savaşan yaşamla flört eden yanında. İçindeki bütün kuşları uçur, ve ellerin coşsun. Ölüm korkusuyla denize dalıp nefesin tutan yanında dudakların kupkuru. Somut olan, ben buyum, der hep o gün. Her tarafından riya damlayanlar arasında diline neyin adı düşüyor. Bu körlükle sırra erilır mi? Bir şey yok cisminde. Yok edici düş gücün, bir bütüne hizmet ettiğini gördün mü, tevekkül içinde savrulan yaprakları. Yaşadıklarını reddeden doğandan aynıyla yansıtmayı başaran yalnızlıklarından beslenenlere karşı duruşun üryandır\n\nADEMOĞLU OLMAYAN İNSAN NE KADAR DA YOKSULDUR! .. Mukaddes makamlardan huzur nefesleri için yol nereden! Ademoğlu burası dünya! Nasıl anlarsan anla! . O günün anlamı, dilinde gizlı şems vaktimi? . Tekrar tekrar, ah bu kımıltısız akşamüstlerinde seni alıkoyuyorum. Herkes biraz başkası uykuda. İyi misin? diyen bir sesle uyandığında seni sensiz yaşadığını söyler engin gönlün. Sevgiyi dualarla yuğuracağı ruh, teheccüt vaktinde esmanın hu'lardan aldığı ilhamı meşkle birleştırenlerdekı halde aşk. Hoş, artık hakkını helal edemeyenlere hak iddia etmemek. Bu ahval ve şeriat içinde küçük bir gezintiye çıkalım bizimle. Hep gideyim derim hatırladığımda, teşekkür öne çıkınca, gönlün dar sokaklarından fırlayan dualar, öğretici ve düşündürücü. Ve ekliyor açmazlar, umulanın aksinde duyguların soğumasına neden olanlar, hem yanlış adımlar atar ve hem de ciddi hesap hataları bir bataklığa dönüştürür yaşamlarını. Normal bunlar, boşaltılan her duygu, sevginin geleceğine tehdittir. Etrafında oluşan ve gelişen harici sorunların,kökleri kendı içindeki duygu gibi yansıtanlara ilişkin pek çok şey söylenebilir şüphesiz. Farkında mısın? Ey acı, beni bekle, bensiz tadı olmaz gözyaşlarının. İyi anlarsın sabahlarda nefesimi sokacağım bir boşluk aradığımda. Sersemliğimin serseri dilinde akşam oluyor. Şimdi sana ne anlatsam eksik kalacak. Şöyle düşmüşüm, sen de gelsen bir eski duada. Dilsiz bir dilde, biz ona ümit deriz yaşayanlara üzülerek.\n\nNE GARİP CİLVE! AŞK.. İtina göster sözün en güzelini söylemek için muhatabın aşk olsun buyurdu Pirim. Aran açılmasın kendinle münasebetinle, seninle konuşan aşk olsun dedi Mirim. Düşünmeyi ve ibret almayı öğrendiysen, nezaketin aşk olsun dedi Dost. Uyanmak için Beşir sıfatına sahip olanı bulduysan, dünyadan seni alacak aşk olsun dedi Meczup. Kulak asmıyormusun hala kalbine, yalnızlığa bürünen yanını aşka davet eden, aşk olsun dedi Zahit. Tebliğ ve irşat makamını öğren sevgiden ki, son sığınağın aşk olsun dedi Deliler Şeyhi. Saf saf dolaşır gecenin çobanları düş yollara, dışardan baktıkların belleğindeki efsane, yaşarsan kiraz ağacı kadar samimiyse sevgin aşk olsun dedi Seyyah. Kapıdan içeri girince hep anımsadığında hiç bir şeysin, karşı karşıya olduğun anda kalıcı olan, aşk olsun dedi Hırkasız Derviş. Tamamen gezi ve dolaşma yerimi dünya düşkünlüğün? Birbirimizin farkı yoksa farkeden aşk olsun dedi Fakir. Artık üzerimize üzerinize geliyor, dikkat çekici birbirine zıt duygularla kafa kafaya hala kendine uzak olduğun tavan yapmış yalnızlığın dedi İhtiyar Bilge. Budur insanoğlunun hali pürmelali! Kıvrak cevaplar vermeye gerek yok, bizim güvenecek kimsemiz olmayacakmı diyor sevgi, orada hiçbir sorun yok, dışına itilenler vakti zamanı gelince ölüyor, ben yaşıyorum biz her eve lazımız çare bulur mu? Sevgisiz kalplerle kusura bakmayın başaramadık ademoğlu olmayı dedı Garip Çoban.\n\nBİZİM GÖRDÜĞÜMÜZÜ DÜNYA DA GÖRÜYOR... H/içe eşit dualarla şems vakti, böyle böyle arınacağız. Sevgi birleştirir seni seninle. Hala o çocuk gözlerine baktığında utanıyorsa kalbin. Benim ne gördüğümü onlar görmüyorlar. Doğanın dilini bilen sevgide başarılı oluyor. Gözlerinde görüyorum kırgınlıklarını, hiç dışarı çıkmıyor dikbaşlı bir gurur ve gizli ama yıkıcı öfkeyle perdeliyor yalnızlığın. Utanmayanlardan dolayı, çok hem de pek çok utanıyor sevgi. Yudumladığınız keskin yalnızlığın karşılığında ne aldın? Bizde sevgi kutsaldır. Kimsiniz siz, neyle meşgulsünüz aslında? Miskin, dingin, derin hafızalardaki sesin. Ruh kalesini fethetmek için kalbin emirlerini dinlemeli. Kör bir itaatte suretperestler, hiç görememişler kalpteki sevgi neşvesini. Namütenahi dereceleri olmalı, dünyada asıl hünerin bir kainat olan kalbindeki sevgidir. Açlar la sefillerin yanında olmanın sevincini nerden bilsin gece uykuda olanlar. Akıbeti suretine yansımış olan cehenmem'i öldükten sonra sanırlar. Aşk; hem huzur, hem tufan. Teheccüt vakti, O beni doldurup beni boşaltıyor ilahi neşve kuyusunda, ölü ruhlar arasında. Bu garip halimi avutuyor, rabb'in dilinden fışkırdığı gibi gelen sesler. Gören gözle bir baksana! Beni herşey bana anlatıyor. O herşeydedir, yağıyor bana, gözyaşlarımla beraber dönüyorum bana. Duygunun kaç dünyası var fakir düşene. Saadetin dünyasında karanlıkta kalan suretperestler kendini nasıl tanır uyanmazsa rüyadan.\n\nHER ŞEYİMİZDE ŞEYİZ... Herşeyi kaybetmek, gerçekten herşeyi kazanmak için bir başlangıçtır teheccüt vakti hakikat gözüktü; yaşlı gözlerle Lehv-i Mahfuz okundu buyurdu Pirim. Aşk deyince akla, ruhla ilgi çekici bir alışveriş geliyor dualarla dedi Mirim. Kutlu düşüncelerin neyi temsil ediyor hasetçiler arasında dedi Meczup. Kalem neyi yazar saklanması gerek olmayan sırlar olmasa, aklı olan havaya doğru tükürmez dedi Aklı Kıt Adam. Marifet denizinden kim istifade ediyor? Kalbe gelen hatıralar biterde, öğreneceklerin nöbet tutar makamında dedi Garip Çoban. Aşk ve muhabbeti nereye yerlestirdin! . Takındığın tavır hasetine karşılık vermiyor, susturulan yanın çok sofistike dedi Seyyah. Kendinden uzak olduğuna kalbin şahit, sevgiden artakalandır suretperest yanın, süresiz ve dönüşümsüz körlükte her şeye rağmen gece harmanı devam ederken ruhun dedi Hırkasız Derviş. Olaya vakıf olduk geceleri bir kalbe dualar ederek boyun eğerek, hiç sormuyorsun bana ne oldu diye dedi Zahit. Bu aramızda kalsın dediklerini, anlatacam diye tutturmuş suretiniz dedi İhtiyar Bilge. Yüzünü düşürme dünyaya, sen iyiysen bende iyiyim diyor ruhunuz,bilinmeyen hikayeleri vardır her kalbin, sen seni sen mi sanırsın? dedi Deliler Şeyhi. Huzur, kendimize doğru bakmakta! Evet, şımdi bendeyiz davudi vakitte öbür dünya ile aramızda bu dünya var dedi Miskin. Neyse ki, hiç olmadı yalnızlık, bu kadar zengin bir dünyayla karşılaşacağını bilmıyordun dedi Aşk.\n\nBİR RİCA.. Hasbihal için, çay yokmuş burada, düşünsenize hayal'di hayal kırıklığı olmuş dünyan. Bir keşfin adı tek nefes. Durmadan geriye bakarsan, ileriyi göremezsin. Bu dünya bir sır, zor yoldan gidersen. Kim olduğumuzu biz belirleriz, aşk başa düştüğünde, az'dan çoğa gittikçe iz bırakmaz, istemenin sırlarında. Herşeyi fark et.! Burada bir şeyler eksik dediğin, burada. Önemli olan ise aşk sözcüğüne yüklenilen anlam. Demek ki ilk açmaz sorunun tanımı şems vakti. Paylaşma duygun gelişti nefes alıyor artık duyguların. Seni görüyorsun, utanmıyorsun sevgiyle örtükçe, bayram sevinci gibi bizim yoksulluğumuz. Bir damla gibi aynı yere düşenler kalbin rızasını kazanıyor. Kaybedenlerin muhalefetindeki kendiyle dalga geçmenin adı yalnızlık. Çözüme giden yolda, şifreli gecenin mektupları. Susarak, yapmadınız mı bir şey. Şimdi yok, size iyi uyku. Hatta daha fazlası var, böyle düşünmek için nedir dayanağınız? dersek! Ne yazık ki var! Sevgi. Boş bedenler haline geliyoruz. Böyle bir çağda yaşıyor sadece insan. Şunu düşündüm, çok mutlu oldum hikayen burnumuzun dibinde. Siz gerçeği arıyorsunuz, sevgı yanıbaşınıza sokulduğu halde, hala düşler vaktinde yaşıyorsun. Su lekesı gibidir ruh icin dünya. Vakit aşk-ı kıyametse, gitmek gibi mesela gitme diyen ıcin sevgimiz. Telaşımı hoşgör sevgili, gülüm O'dur aşk sözle olsaydı. Gönlüme sığamadın ki kara sevda bu. Sussam her şeyde sen, tut gönlümden aşk\n\nHEY.. Günle gecenin devir teslim törenine katıl, yoruldun artık kendinden. Ateşe düşmüş yanında, y/ar değil midir? Aşk. Açık değilsin kendine, asıl konuşulması gereken yerde başlıyor zanların. Kibirlerin geç otur diyor kalbine. Kendini sorgulamıyorsun, içinden ırmaklar fışkırırken ikrar ver engin yüreğine, yüzünü göster şems vakti. Hücrelerine fısıldıyor esmasını aşkın. Teheccüt vakti garip başın, seni sana çağırıyor. Mümkün değil dediklerin, ruhuna hükmeden tuzakların hayran ettiklerinden kurtulanların vefasıdır aşk. Kalbine koşulsuzdur sevgi, samimiyet içinde olanlara ilgisini eksik etmeyendir aşk. Ölümsüz sevgi olmalı gönüller. Seni görmeliyim uçuran teslimiyetindeki görkemde. Bilgeliğin zirvesinde duyguların coşar taşar. Kayıp seslerini keşfettikçe hafifle biraz. Hadi siz de çekilin içinize, keyfini çıkart bu demin. O adam/kadın bu olamaz dediğin an suskunsan, aşk işe yarar. Leyla olmasa Mecnun yanar mıydı? Kokusunu bile merak edersiniz aşkın gizli hallerinde. Ruhun tahlil edildiğinde dualarda, kim olduğunuzun farkına varırsınız yaşadıklarınızda. Aşk güneşi hep yeniden doğar ve buluşur sevginin taht kurduğu yanınızda. Henüz kaç yaşındasınız? Lüksün yükselişindeki yaşamda! Yalnızlığın yaşamda kol gezdiği sokaklarınızda mücadele ediyor sevgi. Kusursuz bir dünya sayılabilir modellenmiş hayatlar. Bir karış tedirginlik hissinizle renkli dünyanıza hoş(mu)  geldiniz. Hey! O çok sevdiğin tedirginlik bir yerinde duruyor hala. İz süren beninde üryan beninin adını biliyormusun? ... \n\nYAŞADIĞIM AŞK.. Gardını almış sevgi bekliyor kalbinde, muhterem efendin buyurdu Pirim. Herkesten nefret eden mabedinde hantal duygular tırmanmıyor ruhuna dedi Mirim. Suretperest yaşamlardaki parçalar sert, kabuk gibi bir gerçekliği anlatıyor bazen de gözden kaçmış, duyulur duyulmaz tebessüme yol açan hikayelerden oluşur olmuş ilişkiniz dedi Meczup. Hep bir noksanlık hissine yaslanıyorsun, dokunanlar kam almamış, gerçeklık sınırları çoktan silinmiş ilham almıyor duyguların, bana neler oluyor? diye sorun şems vakti dedi Deliler Şeyhi. Benim ve ben yaştakilerin leyl vakti macerası, belki de, sürekli değisen ademoğluna tanıklık diyorsunuz dedi Aklı Kıt Adam. Kalp etrafında olup bitenler, hep onu güzelleştirmek için, ama sonuçta ortaya çıkan şey acaba güzel midir bunu tartışmak gerekir dedi Miskin. Duyguların sözlerinin dikkate alınması gerekirmiş, ama önemsenmemiş harabe halindeymiş ve onarılması düşünülmüş sevgin dedi İhtiyar Bilge. Sağduyulu insanlar birçok şey söylüyor ama gayreti de çok önemlidir birçok rengini kaybettiğini vurguluyor ilişkiler dedi Hırkasız Derviş. Her şeyiyle karmakarışık bir şey olmuş yaşamlar, kaybettik insani değerlerimizi? Yıkımlar oldu dedi Yoksul. Birbirini yok etmek üzerine kurulu bir ortamda her zıtlaşmanın hep iç huzursuzlukta, bir s/özü olduğunu düşünüyor sevgi dedi Seyyah. Öyle düşünüyorum ki şu anda içinde bulunduğumuz gürültülü, patırtılı kavganız dedi Zahit\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GARİP ÇOBAN DİVANI…..15... Engin Demirci...www.beyazrenkler.com",
        "poet": "Engin Demirci",
        "poem": "\n\nAKL-I SELİM...Selam size ruhu bedeninden büyük ademoğlu, en çok nerde samimi kalbin, şems vaktı kalk! Dostunu ara,dendiğinde. Geride bıraktıklarına nasıl baktığını anlatıyor, kimseye dargın ve kırgın olmayan kelimelerin. Kendin ile karşılaşmaktan korkma, dosta ulaşmak için geçilmesi zorunlu olan geçittir dünya. Bizden gizlenen bizi ortaya çıkartıyor teheccüt vakti. Büsbütün kendi dışımıza çıktığımız zaman mesuduz! . Mum ışığında dosta gidenler gece harmanında inciler gibi diziyor yoksul kalbleri okşayan hayır duaları. Gönüller huzur buluyor, ahiret azığı kıldıklarıyla. Bilen bilir, parmakla gösterilir bir halin varmıdır? . Ateşe düşen kar tanesi gibi, eriyip kayboluyorsun. İlahi iradeden bir kıvılcımdır aşk halin ümitlerde. Bu kadar bizden, bu kadar içimizde hani o özlediğimiz sevgi. Ne yaptığınızı o anda anlayacağınız teheccüt vakti, ne kadar kendini kendinden sakladığını anlıyordu, aşka engin gönüllüler. Bir yalnızlık sahnesini çok defa paylaşır oldu suretperest yaşamlar. Söylenecek fazla bir şey yok aslında, diller lal. Eksile eksile gidiyoruz, her yok olan duyguların ardından, kendimize ağlıyoruz aslında. Gecenin çobanlarıyla kesişen yollarda, bu dünyaya aldırış etme sakın, seni sevdiğine emin olduğun ruhuna müteşekkir ol. Sen yaşamın sırlarını ortaya çıkarıyorsun. Bize kalan aşk dediğin nedir? Gözlerin bulutlu içime sinmiyor,nede olsa o sevgilide sönmeyen bir şey var.\n\nBEN'İNLE MÜCADELE SÜRECEK...Neredesiniz yok saydıklarım, seherlerde neşeli yola çıkanların nağmeleri, öyle ki, kendinden geçebilen ruhlarla bu yolculuk, aşk. Bütün bir ömür aranan ve beklenen seugilideki hüsnü aşk göründü mü, hallac'ın ruhunun koştuğu gibi koşanlar, aşk. Kapıyı arkasından kapatan büyük sevgiliyle ebedilik bahçesine geçenleri, aradığı sevgiliye kavuşturan, aşk. Hepsini kendinde toplayan sevgili, aşk. Günahsız gönülleri hergün zehirleyen ürpetici olanların çevirip ruhumuzun derinlerine sapladıkları zulümlere karşı, pahzehirimiz aşk. İşte asıl dert, ne söylersen söyle masalmı, kaç kez sofralar kurdukta aç kalktık, öğüt tutan gönülde aşk. Biri bu delı halimden hoşnut, kokusunu aldıkça ruhul kudusün, böyle hazinesi olan, aşk. Birbirine uzaktan bakanlar, nerden bilsin sıkıntısını kalbinin, hamd bahçesinde olanlardaki hicran, aşk. Huzur için söz söyle, susadığın hayretler içinde okundukça, sıradanın içindeki güzelliği arayanın h/içi, aşk. Ölümden beter bir özleyiş hazan mevsiminin peşi sıra, yine o zamandaki yaprağın savrulduğu an, aşk. Makamlar bambaşka ruhları uslandırdıkça, gönlümde tuttuğum sırdaş ezelden, hakikati seven garip çoban geldesede aşk pazarında günahının hesabını soran, aşk. Unutulsanda hatırlatır neyzenin vazifesini üstlenen engin rüzgarın, dilsiz sözlerdeki gizli bahçedir, aşk. İyi gününde hatırlama seni, muhabbeti aç sesinde sonbahar olsun, herkesin öteki gibi durduğu yerde herşey, aşk....\nRuhun sevgiye hamlesini durduranlar arasında, bir gülün yolculuğu gibi ruhum hazan mevsıminde. İşitiyormusun kafa karıştıran hallerine bakıyormusun? Yan yana yaşadıklarınla, ne kadar uzaksın,eski duygularının izleriyle ne çok kalın duvarlar örmüşsün. Göz kamaştıran suretinden ne kalacak mezarda. Ebediliğe susamış bir kalp çarpmakta, merhametle doldurup taşmak isteyen yanında. Hırsların içindeki düşmanın, pençesinden kurtarmak içın benini,kalp aşıkı yapacak herkesin dostu olan sevgiyi bulmakla, kendinden kurtularak ebedi sönmeyecek aşk güneşi için o sonsuzluk yolunun yolcusunu, ancak Onda bulacaksın O'nu. Ademoğlusun, insanlığın içinde nefsine karşı samimiyetsizliğin helak ediyor. O neden korksun dediğin hislerin zeka ile birleşmesinden, sevgi içinden şaşırtılmış bir kalp çıkıyor. Lakın, kendine pusu kurduğundan hala haberin yok. Bu kapıyı açabilen orada, bir b/aşka benlik buldukça sonsuzluktan bize sunulanları sevmek kabil oluyor. Etrafımızı çepeçevre çevreleyen gökgürültüsünden kaçışlarımız büyük kaybımız. Son kez el salladığınız biryerlere kaçısınızla karşılaştıklarınız yağmur damlalarının eşliğinde sislerini dağıtıyor duygularınızın. Doğru olamaz dediğiniz doğrularınızın, varolmadığına inandırmış yanınız mı? Bunlar sence önemli mi? Bilinmeyen birşey değil, yaşam hikayeniz. Sele döndü buluşan damlalar,bende mi sele karışsam aşk adına..y.ed\n\nKAR KUYULARI GÖNÜLLER...Senden çekip giden n/eden(siz)  siniz, duygularına engin yüreğinde sitem halinde(mi)  sin buyurdu Pirim. Ruhani ve huzurlu duygu yoğunluğuyla heyecan duyanların samimiyetle yolculuğunun, adı aşk dedi Mirim. İnsanın şanına yakışan kalb merkezinin en zengin hali sevgi, fikrinde sadık olan var mı? dedi Meczup. Kardeşce bölünmüş kalplerden çıkan dua toplamış duyguları seyirlik dünyaya bakıp geçiyorum, aşktan bir ilışki inşa etmek içın teheccüt vakti dedi Garip Çoban. Gönülleri her okuyuşunda aynı duyguları yeniden yeniye yaşayarak, seni çok özledim diyen kalbin, en çok etkilendiği sözdür seni seviyorum,katbekat hissettirir duygular sevildiğini dedi Hırkasız Derviş. Şu anki hallerin mi, şimdiki halleri mi yalandı, küs geçen yüreğinde hatırına gelen hangi ses uğulduyor? dedi Aklı Kıt Adam. Peki, şems vakti eşsiz davete neden icabet etmiyoruz? Çok mu yoğunuz, çok mu yorgunuz? sevmek için! dedi İhtiyar Bilge. İnsanoğluna, öyle şaşkınlar ki, odasına çekilmış hallerıyle, geceler kabus tahmin edildiğinden çok daha derin dedi Miskin. Ne yazık kı ağır geliyor uykumuzu bölmek, beden ile ruhu birleştirmek, daha kolay ulaşmak için kendine dedi Zahit. Eksik olan kısmım bu mu dediğin aynandan yansıyan buluşmalardaki o bakışlarda binlerce tenkit yüklü, bu kaçıncı ağlayış dedi Fakir. Kendini kontrol edemeyip, birçok insanın düştüğü hataya düşmekten alıkoyamayanlar bir an bile yoktu beninde aşka\n\nGÖNÜL DAĞINA YÜRÜ.,Birini harekete geçir, kendıni kurtarabilmen için buyurdu Pirim. Dinle, duyabileceklerinde kendi gerçeğin, değişen suretinin tanıklığı dedi Seyyah. En ilgi çekici ötendeki, senle benzerliğin, çile ve meşakkat dünyasında özlediğine kavuşamıyor kalb, bilme ümidiyle dedi Miskin. Ne var ki, efkarım kötü zamanlardan viran olmuş gönlün dilinden şikayeti var dedi Mirim. Her ne kadar hatırladıklarım çok gerilere kadar uzansa bile, daha çok onarmaya çalışıyor şems vakti duygular, sırrım lakin sırdaşım değil, basit mı karmaşık mı? dedi Garip Çoban. Yürekte yankılananları nasıl anlamalı? bir avuç mazi kavuşma umudumuz, en sevdiğim saat buydu dedi Meczup. Nakış nakış belli ki herkes de kendi derdindeymiş, çalma seni senden bugün de gönlümü yorar, duygular sokaklarının kiri, daha yakın durabilirsin kendine dedi Zahit. Belleğimin azmidir, o varken ben olmasamda olur, zamanın uykuda olduğunda gönlümü gözden çıkardım dedi Hırkasız Derviş. Bir sonraki cümlem, baktı uzun uzun hala birinci son cümlem höpürdese yorgunum dedi İhtiyar Bilge. Taşınan harfler burada komşu olur tanışırlar, olan bitenlerle gönül masama, gecenin kokusunu derin derin çekti içimdeki gazel, bendim o eylül dedi Aklı Kıt Adam. Söylemem gereksiz, imkansız aşk bugün de gönlümü yorar dedi Fakir. Her birinde başka gölgelerin olduğu ruhların suretlere yansımasıyla ayrılık kapısı çaldı,zaman tükendi şimdi gitmek zamanı ey aşk\n\nBİLİNENLE İSTENEN ŞEY, Artık insanoğluna saadet yok. Hayatın başlangıcı da sonu da, doğusu da batısı da, aşkın hazineside sevgi. Anlaşmazlık uzun süreceğe benziyor kulluğun. En iyi noktadan bakan, en iyi gören benim, uyuyamadığında beni uyandır ki, konuşabilelim diyor kalbiniz. Bu şu anda gerçekten yapmak istediğiniz mi? Iyi görünüyormu müsahamaların yaşamında. Oysa bu küçük ayrıntı, samimi ve sahici bır kavga o kadar gerçektir. Bir ilişki inşa etmek yürekte sarhoşluksa, bir hayat acemisi olarak kendimi tanımakla meşgulum. Aşk gibi öyle gecenin çobanlarının duası, bulamazsın birdenbire engin gönülde benini. Bir kainatı inşa etmeye benzer sevgi. Bıkmadan, usanmadan,umutsuzluğa düşmeden yaranın hep yeniden metanetle, halis bir nıyetle kanatmak gerekir. Sevgisiz olan bir an bile yoktur, insanoğlunca her şey tastamamda olsa. Sen nerde şaşıyorsun, sınırlarını aşmadan. Yalnızlıkta yürekten suretlere yansıyor. Oysa sevgi küçük ayrıntı gönülde, dokumadaki gözle görülmez sökük gibi aşk. Yalnızlıkta gıttikçe büyüyor, hayatı delik deşik etmek üzere. İlla da samimiyetle olur seugiyi tanımak. Gönül kıvamında gülen ve uyuyanlar azalmış. Zehirli bir iksire dönüşen benlikler neden bu kadar gururlu? Duyduğu hayretle başbaşa kalanlar, söyle daha bende ne varsa, terkedeyim diyen kalble mesut olan ademoğludur. İnsanlık sarhoştur, kolay kolay kendine gelemeyecek kadar sarhoş. Kaynağını aramayan, insanoğlu kime denir? \n\nYOL GÖSTERECEK BİR İSİM.. Her kalp kendi mucizesıyle doğar. Kok(l)  uyoruz hayatın sayfaları ılerledıkçe sevgisizlikten, arayışındaki tutkulu, çok da derınleşmeyen hatta şaşırtıcı biçimde yüzeysel kalmış duygularınla. Oysa kazın ayağı böyle değıl! Sıkı dostlar ile sıradan yakın hissettiklerin kendiliğinden değişirken, varlık mücadelesi vermeye çalışan bir sevgi var. İnip kalkan göğsündeki olağan sancılar,mutluluklar, kendini arayışlarını izlettiriyor, çok defa hezeyanlı, pek çok defa pişmanlıklarla dolu uykusuz yanın. Mangalda kül bırakmıyorlarmış gibi yaşayanlar, orada bir mezartaşıyla konuşmaları sıradanlıklarını anlatıverıyor. Halleri ilk cemreyi bahar sanıp, peşi sıra gelen donda meyveleri telef olan ağaç gibi boş vermişliklerindeki ilişkiler, gemisini kurtaran kaptan misali. Umutlandıkları, sonra da şüpheye düşmeleri çok görkemli hedefleri olarak suretlerine yansıyan. Çok farklı gelmedi değil mi? cümleleriniz. Ruhunuzu hissetmek açısından masalsı hoşluklar barındıran bir değerdir bedensiz bedeniniz. Kahramanınızın kim olduğunu anlamakta zorluk çekseniz de, oldukça ılgi çekici bir özentilik içinde, içi doldurulamamış kalbinizın içinde bulunmaktan öteye gitmediği de su götürmez bir gerçek duygularınızın. Bolca atıp tutan kuşkularınızın mekanında, pek farkları yok aslında. Orası, bu açıdan bakıldığında yalnızlığın için bir çatı bu haliyle biraz kopuk sevgiden... Kalbın tamamlayıcısıdır sevgi, ona nasıl gidilir, zatına talip kıldıkların galip olduğun mağlupluktur aşkta buyurdu Pirim. Nükten nedir şems vakti gönlünde. Sevginin anlamını yeniden keşfetmek için dokunun, için için imrenin, sonsuzun zaferinı kazanmak, bir örtüyü kaldırır gibi dedi Mirim. Bir kere görünse ölümün sırrı. Bir kıvılcımın parlayıp sönmesini andıran bu hayatta, peşinden koşsanda, kendı gücün ile başaramayacağın bir imtihandır aşk dedi Hırkasız Derviş. Bari hatıralar kalsa dediğiniz doyulmayan yaşananlara sitemlerden hep bir hasret çıkar dedi Meczup. Karşılıksız sevgi gibi, bu yenilmez düşman suretlerin yok olacağına inanmadığınız duygularda hep tükettiklerimizde yokoluyoruz dedi İhtiyar Bilge. Sevmek kendinde bir sırrı saklamaktadır, ruha musallat olan kirlerden temizlenmek için aşka teslim edip kalbi, gaflet uykusundan uyandıran öylece hakikattır dedi Garip Çoban. İçinde buluşmak için dışına el uzatki, ruhun mutlak hürriye kavuşsun, Teheccüd vakti kapıda duranlar için artık ölüm yok dedi Deliler Şeyhi. Bu kapıya nasıl gelinir? İçinden koparılıp alınanlar dışında derinleşiyor şaşkına dönüyor yaşam tarzın dedi Aklı Kıt Adam. Korkunç sevgi açlığında insanlık, kimsede birşey yok, kendisini eleştiren,kabul ettiren iflah olmayan yanında yüzlerin gölgesi, elde bulunana tamah etme, esrarın hakikatine ermen için, dünyanın az bişey olduğunu gör dedi Fakir\n\nBİ BİR GÜN, O AN'DA...Neler biliyoruz? Feyz rüzgarını bul ki, kendi alışkanlıklarınla savaşabilesin. Bilmek seyretmek değildir, bir sırrı çözmektir. Hayatımız, bilmecelerle doludur. İçimizden dışarı, bir atılışımıdır aşk. İçimizdekinden başkasını da anlamasını bilen yok gıbidir, varsa da O hükümdardır. Hayranlıklarınla sarhoş yaşamaktasın, kimin hakikati senin hünerin? Hakikat şu ki, o iki çift masum gözlere bir bakın şems vakti, kendinizden utanırsınız. Orada kalmak içın uzun süre gönlünü çekip çıkartmakla alakan olmadı mı? Arada bir gelip sevgiye öylesine bir şeyler yapmak yerine, bu işi iyice öğrendikten sonra gelip iyi işler yapmak istedim. Dışında kalıp, oradan bakabilen biri olarak, ne düşünüyorsun aşk? Ama gitmemiz gereken daha çok yol var gönül aynasına. Kalbten öğrendiğim şey kendi sınırlarını aşabilmek oldu. Aşkın kuralı yok, her şeyi düşünebilirsin diyor gecenin çobanları. Her şeye dokunabilirsin, bu halin çaresine alanı çok geniş, düşünebileceğin sınırsız bir alan var. Bir kabirtaşının altında olacaksın, hala özgür olmaktan bahsedebilir miyiz? Ortak gururumuz şahsıyla birlikte sevgi birleştiren ruhlarla çok iftihar ediyor dualar makamında. Burası aynı zamanda kalbinizdeki sevgininde başkentidir. İnsan olmanın gerçek simgesi sevgi, günyüzüne çıkartır her duada kalbleri. Uzaktan tanıyorsun benini, biraz yaklaş. Duası olmayanlar,aşkın pazarından ne alabilirler ki? \n\nYAKINDAN BAKIN GÖNÜL KOMŞULARIMIZ NASIL KAYBOLDU? ...Peki ya gönlünün karşı kıyısına geçıp sana ulasmış olsan, benini nasıl bir yaşam bekleyecekti? Gönlündeki anahtarın kilidinin kimde olduğunu anlayanlar hem gizli, hem ortada el çekerek terfi ettikleri makamda,bunlar için mı canıma can gerek. Aşk olmasaydı benimle ne işiniz olurdu. Alem padişahı seni neyden uzaklaştırmışda yüzünü göremiyorsun. Bu derdi kime söylemeli, süslenmiş kalbin dünyaya. Bir süre sessizlik ara, derecenin sır ve hikmetini anlaman için itirazın kime öğrenırsin. Öyle bir rüya ki bu dünya, iki beden tek gölgeyle peşine düşer. Gönlü mana ile dolmuş olanlar susarlar, birbiriyle aynı hal'i yaşarlar. Şaşırmadık çünkü, sakinlık için, kafayı toplamak, demlenmek için ve demlendikten sonra şems vakti bir güzel ağlayıp rahatlamak için bir yerlere not ediyorum aşkın alfabesini. Sınırlayabileceğim gibi değil hayat, masumiyetini ihtivat etmiyorsa olsada cümleler. İnsanın kalbini açmak,yani çilingirlik gibi tek misyonu olan sevgi dolu dualar önemli. Kaldı ki insanlara rağmen kalbimi ve niyetimi iyi tutmaya çalışıyorum. Her duyguyu tabulaştıran kelimeler çağında diken üstünde seugi. Ve etrafımda ne var ki, eyvah nasıl kendimle temaşa edeceğim dediğim zamanlarda olsa, insana kalbindeki öfkeyi, kini, nefreti unutturan bir gücü var gecenin çobanlarının. Şu anda, kimse duygularını ve düşüncelerini ifade edemiyor bence, kalpleriyle değil modelledikleriyle dinliyorlar birbirlerini... \n\nAnlaşılıyormusunuz, kalbin kimin evi? buyurdu Pirim. Sevgi, aşka ermek için ilahi bir elçidir, bir şuur halidir duygu tohumlarının yeşermesi için, o mutlak hakikattir dedi Şakirt. Bizi bizden saklayanda, kah görünmüş kah kendini gizlemiş aşkın halleri dedi Mirim. Tesadüfler bununla sınırlı değil, şems vakti kulak misafiri olduğumuz sohbetlerde gönül komşumuz dedi Meczup. Ben neyi çok seviyorum? O aşk dediğimizde b/ulandım, ürküp kapıyı kapatan kim ardımdan. Yoksun belki, bir şey var bende ahh dedi Hırkasız Derviş. Ağla tutma kendini bir eski zaman olsun gözyaşlarındaki sen, hepsinden birazsın işte dedi Zahit. Dualar üfleyerek seni yatıştıran annenin o dualarını okuyup duruyor cismin. Şimdi, işe yaramıyor. Manan tutmuşsa nefesini, başındaki belaları savuşturmasını beklemezdi rüyaların dedi Miskin. Haberdar olmaktır hissi müşterek olan ruhuna sırtını yaslamaktır inandığın. Tek kelımeyle çoraklaştı duygularda sevgi dedi Fakir. Diğerlerini barındırdığını biliyor muydunuz? Senle varın, sizinle değerlendirin. Ama hiç kuşku yok ki, en büyük kaybı, aşka ruhunu verenler olmuştur. Ardından, gönlüne konuk olduklarımızın İstanbulu, konyası, ankarası. Siz bilmezsiniz, bir de ben geldiğimde gezdireyim sizi derken gecenin çobanları, gözleri dolu dolu olmuştu, yar ile olanların o hasret karşısında. Bizler kabirtaşları ziyareti nostaljisiyle yetinmek arzusunda değiliz dedi Garip Çoban\n\nDÜŞ YOLLARA GÖNÜL.. T/arif ediyor üstümüze sinmiş harfler gönlümüzü buyurdu Pirim. Aşk eylüle sesleniyor toprağa düşen yapraklardan, asla duygularla birbirinize kızmayın, uzun zamandır başbaşa kalmamışsın ruhunla dedi Mirim. Oysa doğa telaş içinde sonbahara, gözler ağaçlarda. Havalar iyi gitsede kışa hazırlanmak lazım dedi Meczup. Yüzünü nereye döndürdüysen aynan oradadır, gönüldür sevgilinin yatağı, sevgiyle yat ki kokun hapsolsun aşka dedi Miskin. Ayna/sız)  lar için ülfet, külfetinle susmak için çaba göstermeni ister, şimdilik bu kadar hiç kimse dedi Zahit. Kısa yolculuklar yapıyorum dur gitme diyen uzak yolculuklara hazırlığım güz mevsiminde halim, sonsuzluk içinde hiçbir ehemmiyeti olmayan küçücük bir zerreyiz, derdimız kainattan büyük, en önemli sorularımızsa, cevapsız aşk dedi Garip Çoban. Ya da aklımız ermez deyip o soruyu boş bıraksanda nefesinde, yine de bir cevap çıkar mutlaka rüzgarda dedi Hırkasız Derviş. İşte orada kalırsınız. Bu çok büyük bir ısraf olmaz mıydı sevgi varken yalnız yaşamak, tesaadüf dediğiniz gerçeklerimiz, bize nasıl huzur verir? dedi İhtiyar Bilge. Herkesin kendi inancına göre bir başlangıç noktası var. Ne yazık ki hıçbiri içimizi tam olarak rahatlatmıyor. İman ettiğimize teslim olmuyor, mecburiyetlerimiz dedi Deliler Şeyhi. Bir şeyi açıklamaya çalışırken mantıken imkansız bir noktaya geldiğinde neden sorusunun anlamını yitirdiği yerde her şey içimizdeki aşk.\n\nBU/H/AR.. Geçmiş her seyin başlangıcı ve sonudur burada. Dünün içinden bugüne göz kırpar sevgi. Bütünüyle kauramak da kolay değil. İçten bir bağ var mıdır diye düşünmüşümdür. Sevginin bir dikkat değil bir soru olarak bile geliştirilmesi başlıbaşına ilginç oldu insanda. Zihniyet dünyasını daha kolay çözebiliriz, diye de bakılabilir mi? Zaten bir gezidir, bir üsluptur ruh için. Hiç şüphe yok, çekici şehirlerden birisidir duyguların. Ve insan imgesiyle bugünkü gerçekliği arasında saçma ve çatışkılı bir görüntüyü de barındırıyor ilişkilerinde. Vaat eden ancak kendısini ele vermeyen boş meyve kasaları gibi üst üste yığılmış kelimelerin yapısındaki duygular, geçmişin değil geçmişlerin kalıntılarıyla avunur olmuş. Kalıntıları göz okşayan ama ruh doyurmayan duygularla çarpar sizi. Sevginin fenerinin ışıklarıyla değil, geçmişi ayna ayna çoğalan imgesiyle kotarır bugünü. İhmalkarlık sadece sevgide değil tümden yaşamda çırılçıplak ortadadır. Güneşin kuruttuğu yaprak gibi. Kendi geçmişinin sonuna gelmiş bir insan, daha eski, daha saf ve beklenmedik köşelerde saklanmış bekleyen sevgin'in peşinde midir? Muhteşem geçmişlerinden yüzleri örtülü olanların kendi rüyaları, tek bir ikna edici işaret olarak istilacı yalnızları. Çünkü insan başkasının değil kendi rüyalarının çekimi altındadır. Sonunda her şey oraya, yani bir şehirde en son hangi güneş doğuyorsa aşk oradadır....\nKimse cansız, canansız ömür süremez.Akılsız başım yürüyelım bize, zaten başka çaremiz de yok. Yalnızlık mı? Hiç de yalnız olmadığımı gördüm şems vakti. Bir çok dostum var. Bir yerde durmaktansa uykuda, uyanık kalıp ilerledim onların muhteşem dünyalarına. Gecenin çobanlarıyla mutluluk gelir, büyür de büyür huzur içimizi tüm varlığıyla kaplamaya başlar. Arayan ve hiç yılmayanların gelmesini beklerim. Daha bir çok şey o an'da. Bir ol desen keşke ulaşmak isteyene aşk. Kendime zaman arıyorum, sonrası olmayan birşeyde üşüyemedim. Susar gibi gidelim kimsem, hiç kimseme geç kalmayalım. Son demlerdeyim var olanın giremediği hiçlik kapısında. Durup düşünmek diyorlar buna,oysa o kör bir kılıçtır. Dermanını bilen derdim tabibi bu gönlü muhtaç etme nefse. Yolun sonuna hangi yüzle varacaksın? Cana can veren cananın canına? Biz ki biz değiliz bize elveda. Kazanacak bir şeyi olmayanların karnesidir dünya. Aslında biraz sabırlı olsalar, çok şey bilen ama bilge olamamaktan keyif alarak yaşarlar. Çünkü hiç kimse konumundan memnun değil gibi birçok şeyde hayata sımsıcak bir yerden bakmıyoruz. İnsan, yeni bir hz insan tipiyle kurtulur kördüğümünden. Peki böyle mi olmalı? Bunu da tartışabiliriz. İnsan yeniden itibar duyulan yanına dönmesi için mutlaka sevgi dolu bir gönül dayanağına ihtiyaç var. Peki, sevgiden başka nereye dayanacaksınız? O'nunla yeni tasavvuruna ihtiyacınız yokmu özünde O'sun\n\nKENDİNE DÖN, KALBİNDEN ÖZÜR DİLEYECEK MİSİN? .. Kendinden uzaklaşmanı benin istemedi, son cümlecik hoş, kendine özgü tarzı ile her zaman farklılığını korumuş aşk. Gece güzel enstrüman, maşukların dünyadan ayrı olarak meşkleri sürdürmesi onun farklılığının temel taşları aşk. Harmanlanan duaların bestelediği gönüller, nam-ı diğer aşk. Dinlemek için kendini sarhoş olmuyormusun, bir dahaki sefere şansımı denemek için şems vaktini bekliyorum. Her nefeste baştan sona çalınan besteleri, yeniden tümüyle seslendirıyor, dinlediğimi hatırlıyorum aşkı ama yine bekliyoruz. Herhangi bir tercihiniz var mı? Aynandaki onun kim ve ne olmasını isterdiniz? Çok fazla suret var bu noktada. Oysa aynı inançlara sahip olanları anlamak için sarhoş olmuyorum. Ölmeden önce kendinizi dinleme şansınız olacak mı? Ve bazı duyguların, gerçekten, senin sadece mutlu olmanı istemiyor. Bu da kendine sahip olması demek sevginin. İlginç bır soru bul aynana ikileminde yaşadıkça. Buna cevap veremiyor, eh belirli yerlerde bulundum, bu yüzden gözlemlemek içın aşkı, hayranlarımı birbirinden ayırıyorum. Ve anlama imkanı buldunuz mu? Güvenmek zorundayım, bahsettiğim o kişisel dokunuşa sahip olamayacaklar ne yazık ki. Çok hoş sadık kalacağım, her şeyden öte, benim hatırlanacağım dua olacak. Harikulade kelimelerle muhteşem ilişkim, seçtiğim hayatta. Gönül kabında bir zerren varsa aşktan, gönül tomurcuğuna sığmayan gül gibi gülü ver. Kimse kendi ayıbını görme(z)  sin,ondan bişey iste O'nu... Sevgi adına umutları filizlenmiş olanların ruhlarına işleyen toprak kokusudur buyurdu Pirim. Gölgelerde kalır izlerim hayatı, özetleyen geçmiş dünyada neye bağlısın dedi Mirim. Uzaktasın kendine mesaafen kadar yakın ken sevgi dedi Meczup. Kalbinize gizlice verilen duyguları çarçur ediyorsun, neyin sessizliğı çok uzun zamandır beklediğin, her zaman ayrıntıları fark eden sen (mi)  sin dedi İhtiyar Bilge. Düşünmeniz gereken çok şey var. Düşündüğünden çok şeye sahipsin, gecenin binlerce gözü var, benimle göz göze gelmen için dedi Garip Çoban. Yeniden düşünmen arkadaş olmaya başlamalısın acıyı bilmeni ve hissetmeni isteyen yanına dikkat et dedi Fakir. Ay ışığında yüzünü izleyenler daha fazla ruhuna uzak kalamıyorlar şems vakti. Hayatı kendine engel tanımayanlar, büyük beğeni topluyor gecenin çobanlarından dedi Miskin. Geceyi okuyacağım diye az uğraşmadım, sık sık söylenirdi kalbim. Bana gelince upuzun tek bir cümleye takılı kalıyor, bir adım ötesine gidemiyordum aşkın dedi Hırkasız Derviş. Kayıp zamanın izinde acaba kaç kişinin dikkatinı çekmişti sevgi? Hoşuna gitmemiş olmalı ki, kendinle bağdaşmadığını açıklamak ihtiyacını duyar suretperest gölgeler arasında kalışın dedı Zahit. Yaşamına ilişkin bugün öyle değil akıp giden hayatta, gerçeklikle sensizlik ardında ız sürüyor iç içeliğin dedi Deliler Şeyhi. İnsani zaafların hayal yordamıyla dile getıriyor mahremini...y.ed...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GARİP ÇOBAN DİVANI…..16... Engin Demirci...www.beyazrenkler.com",
        "poet": "Engin Demirci",
        "poem": "\n\nHER NEYSEN AŞK SENİ SORDU.. Yoktunuz bir süredir.Ne ben varım, ne de sen şaka yapıp duruyor güneş ve o ses öğle uykusunda olanlara. Yan gelip yatıyor bedenler topraktan kaftan biçen sessizlikte baktığımız an'da kendinize. Ben sen olmadan önce kuşlar uçabilir, güneş doğabilirdi. Gönül dergahından kovulan duyguların maskesini düşürüyoruz. Oysa birbirimizin gerçek kimliğini bilmiyoruz. Şimdi tercih senin! Kendimizi birazcık bilinmeye bıraktığımızda, başımıza hiç beklenmedik küçük mucizeler geliyor şems vakti. Mesafenin işe yaradığı durumlarda ele aldığınız duygulardan ayrıl da gel kendine. Ah o tatlı sevgi, acılı aşk hayatı. Gelgelelim bazen hayat gölgeleri güneşe çıkarır. Her anlamda sıcak kuralların ve ateşli bir an'ın hüküm sürdüğü nevi şahsına münhasır bir yerde gecenin çobanları. İyi ya da kötü değil, sadece böyle hayat ve aşk kadar hakiki bir hikaye insan. Mutlular çünkü; dediğiniz kişiler bilinenin ötesinde daha çok inanıyor ve güveniyor sevgiye. Öyle görünüyor ki, çocukluk gözünün hafıza kayıtlarını anlama çalışmasi hayat. Kalp kıvamı olmalı duygulardır sevgi. Seninle olan sırlarını açıyor. Birbirleriyle bağlarını benzersiz kuranlar öyle güzel fedakarlıklar sunarlar ki şaşırtıcıdır. Gecenin Çobanları için çok önemli bir sorumluluk ilham edilen dua etmek. Seyrü sefer etmeye devam ediyor ruh titreşimiyle gönül yetiştırenler içın. Yolu özenle temizleyenler sevgiyi taşırlar kalblere.\n\nHUZUR-U MUHABBET...Sonsuza doğru bir temaşa merasimsiz, teklifsiz bir ziyarettir huzur için kalbte sevgiyle buluşup dünyayla hesaplaşmak için kendini okuyanlar aşk buyurdu Pirim. İzah yetmez şems vakti buluşma için. Hesabımızı takdim için o noktada aşk dedi Mirim. Yaşama itirafta aydınlık bir içe dalışta hudutsuz bu arzu en samimi duygunun ruhla hasbihaliyle güçlenmesidir aşk dedi İhtiyar Bilge. Bir yeniden doğuştan kendine çıkıştaki gözyaşındaki çileli değişimle kıpırdayan sevgiden gelen bir takım seslerle kıpırdanmasıdır aşk dedi Zahit. Yüreğe ekilenlerin çatlayıp bir bahar gülüşü haline dönmesi için sevginin çiçek aşısıdır aşk dedi Hırkasız Derviş. Muhabbet demiyle kalbleri açanlara, suretleri doymuş olanlar için değil aşk dedi Miskin. Bocalamış kelimeler nasıl,nerden geldikleri bilinmeyen yolculukta oyunkurucu yanınız neresi. Karanlığın insana verdiği huzur doğuştan kulaksızsa aşk o dedi Deliler Şeyhi. şems vaktine kadar, şimdi senin içinden kuşların göçtüğü uykuyla savıyorsun mazini. Garip gönlümün yaylası öyle zengin ki, sevmek güzeldir diye kıvılcımlar gizleniyorsa o duada aşk dedi Garip Çoban. Derdım yeter mi? Hatırada kalan şeyler değişmedikce, izin verin kendimi takdim edeyim ki asla yok olmaz olan aşk dedi Seyyah. Ses sese karşı, dünyaya yön verenler hiç bırakmıyor dualardaki açlık özel ve gizliyse aşk dedi Fakir. Sönmüş hayallerde düştüğünde kalkan bu sınırda aşk. Seni beni görenlerde insani hakikatlerdeki temaşalara aç yüreğini. Ne yazık ki, şaşkın vaziyetteyiz. Çok zor eski vefa dolu sadık kalpleri geri kazanmak. Bunun sonunu göremiyoruz, muhtaç olduğumuz sevgi anlasada. Hala yola çıkmak zorundadır duygular. Ne kadar gayret edersek edelim, bir başka islama muhtaç olduğunu anladı ruhun. Ama suretleri geçme şansı yok modellenmiş bir yapı doğmuş. Farklı geldiğı için ayna karşısında, aynasını bulamamışların hoşuna gidiyor suretperestlik. Ne yapacağımıza karar vermeliyiz. İmkan var şems vakti, orada sevgi aynen korunuyor. Sürekli yalnızlaştırıyoruz. Bunun için bir takım istekler var ama secdede bu tür değişıkliklere izin vermiyor şeytanınız. Biz onu kırdık diyen gecenin çobanları, dua dua gelmesine ızin veriyor aşka doyacağız. Aynısı değilsin ama devamı olacak başındaki bir yorum beklentisizlik. Böyle olmak için de herhalde azrailin özelliğini ilıklere işleyecek şekilde anlatan, ihlas erlerini görenleri bulmak peşlerinden gitmek gerek teheccud vakti mükafatını almak için. Kendi derdine reçetedir kusurların, ne kaçarsın senden? . Gönül demlenirde kim serhoş olur bilmem! Okudun mu? Aşkın kitabını! Sen uykuda sevişirken ateşe salıp kalbini, ruhun köz oldu duydun mu? Pekişen, derinleşen ayrılıklardaki duyguları ikna edilemeyeceğini kim söylemiş, kim anlamış? Sebat etmek güzeldir, maalesef kendi huzurunda olmayanlar neyden besleniyorlar.\n\nİNSANİ ZAAFLAR.. Hala mı? Mesela, hiç mi? Aşk! Hatırladığınızda bir melodide yüzünüzde hala bir tebessüme vesile oluyor kaçırılmış yanın. İnançla ivmelenen ruh halini ustaca yansıtan bir hamle bu gönül yolculuğu. Sevgilıye hitabınız nasıldır? Yaşamak güzel şey be kardeşim. Hangisi gerçek, yanıt bekleyen soruların? Sevgi gizli gerçeklerdeki huzurun adıdır. Etrafındaki dünyaya daha duyarlı hale geldin mi? Ve güzel geldi küçücük avuçlarımızla dualar sızıyor ruhlara bak. Ve nihayet fikrımde o, en sadık nöbetçıleri gecenin çobanları. Nereye gideceğimizi, nereden geldiğimizi söylecek biri yol bitmesede. Siz olsanız ne yapardınız, ben olsaydım ne yapardım dediğim bir azık. Sözgelimi, sen sanıp neyi sevdiysek kapımı çalmasa hepsi bu kadar. Rahat kaçırıcı bir hakikati görmezden gelmek artık imkansız sevgisiz suretlerde. Tabuları yıkan O keşfetmişti aşkı. Sessizlikten kaşifine ulaşan güzele doğru fıtratın. Eyleme dönüştüremediklerin kendi sorumluluğuna ulaşmıyor. Gönüllümüsün sevgiye o zaman egolarını mesuliyete dönüştür. Sevginin anayasasını bilmemiz lazım, sevilmek için bilgi kirliliğinden çıkıp sevmen kalbine ilgi göster. Sınır algın oluşmadan gelişmiyor duygular. Hangi dönemde neler verdin iradene? Mayalamak gerekir hissettiklerini uyumu sağlamak icin. Amacın sana ne verdide öfkelisin. Kullandığın dil yaşam tarzınsa bütünleşirsin başucu duygularının sendeki karşılığı nedir? ... \n\nS/özün kim olduğundur, kaderin seçtiği bizim seçtiklerımizden daha güzeldir buyurdu Pirim. Huzur dolusu havasını solu sevginin, kalbınde gizlediklerin yüzünde belli olur. Dokunmadan aklın çıkmazlarına anlayamazsın aşkı dedi Zahit. Bir demet dua indir gönül raflarındaki deli düşlerin derinlerindeki sevgi seslerinden yankılandıkça ruhun yeniden coşarak mekanın yarınki konuğu olsun dedi Hırkasız Derviş. Hişşt, şehirli insan! Biz neyiz, neyimize güveniyoruz ki? . Modernliğin ötesi suretin bir bak! bu senin gerçek adın mı? O'nu bilme yoluna çıkmaktan başka şansımız var mı? dedi Garip Çoban Bazen hızla sen olmaktan çıkmalısın ki, aşkın güçlensin örtüştürdüklerine inat ikilik katından yokluğun nefesine inenler tam da aşk kadar! dedi Miskin. Sen dili ile ben dili arasında farklı vicdani halle engelleri aşarız bız dedi Aklı Kıt Adam. Sonbahar en güzel hikayesini kendisi anlatacak bir eylül başlangıcıyla, hemen ardından sevmek zamanı gel gör ki, her şeyi bir kez de susturur gibi aramızda, ilk üşüme, ilk hırka acaba kaç kişinin aklını, gönlünü yoracak belleğimde yer edenlerle dedi Hırkasız Derviş. Yalnızca kendisi gibi ne kadar da çok şey varmış anlatılacak yazılan sonra unutulan cümlelerden inen serinlim selamet gibi ille de ben'li sen'li bir ekim bekliyor dedi Deliler Şeyhi. Sadece bağlantı kur özel olan yanınla ki, ikı arada bir derede kalmış halini mükemmelen yansıtır bize dedi Aşk.\n\nHUŞU...Fikir sancısı çekerek, sevgiliyle ilişkisini çeşitlendirenler sonsuzluk kervanına katılıyor buyurdu Pirim. İçindeki çocuğun haberı yok senden, ben affetmiyorum dışını, vicdanen nasıl rahat edebiliyor ruhun dedi Miskin. Sizin için defter kapandı mı? Yapabileceğimiz hiçbir şey yok, kaygım bu sevgi kavramıyla benimki uymuyor dedi Mirım. Hiç bozulmadan bir arada tutmaya değer bir şeyiniz yokmuş gibi bu haliyle yaşamınız dedi Meczup. Kendi kuvvetini aradan çıkarıp sevgiyle ferah bulanlar hamd alemindeler dedi Zahit. Bana öyle geliyor ki, hararetli tartışmalar kalbin iç talebindeki dualar sevgiye karşı canlanmada hevesimizi kursağımızda bırakmıyor aşkla dedi Deliler Şeyhi. Hem güçlendireceğiz hem de içine estetik katmaya çalışacağız şems vakti engin gönüllere lezzeti ala'yla dedi İhtiyar Bilge. Olmak istediğim bir başkadır, selam olsun çok nadir konuşan güzel dost hu, bakalım bizi nasıl bulacaksın? Tanışıklığın ürünü aşkta dedi Garip Çoban. Bağıra çağıra, yana yakıla aşkım benim, tabiatı yokmuş gibi yaşayanlarda, sevgi yokmuş kelamsız bahanelerle bilineni yapıyor, birşeyi fark ettin mi? Siz ne yaptınız şimdi? dedi Fakir. Sen ne irade ettiysen hepsi devamında gelecek, vasi'n kim dedi Aklı Kıt Adam. Sınırsızdan gelenin bereketini görmeden, sınırsıza veremezsin tohumunu ekki, senin hediyenle bilinmeyen bir dille, ciddi bir eda ile huzur molasını canlandırın dedi aşk. Kendi iç hesaplaşmalarına yönelmişken nereden geldikleri ve nereye gidecekleri bilinmeyenlerin epey derin halleri ilk göze çarpar şems vakti. Yaşadıklarımızın ne kadarı bizim gereksiz ezberimiz sorgulamıyoruz. Cisim sandıkların düşünceye gelmiyorsa gönül sahibisin orada onlar gibisin. İyi yardım bulmak zordur duyguların fikrine, hakim olmak kolay değildir benine. Kendiyle olmayanlar kendi rengine dönüyor aşk pervanesinde, gönülden saygı duymak gönüllere, şükür secdesidir aşkta. Sevginin bir eğitim, öğretim aracı olduğunu sökemediğimiz gibi, kalblere mesajlarımızı nasıl vereceğimizi de çözemedik gitti üç günlük dünyada. Bilmiş edalarla yaşayan büyük bedenlerin, çocuklarına çok şeyi öğretmenın öneminden bahsetmelerindeki öğrettiklerinın ne kadarı gerçekten hayata ve sevgiye dair. Hal böyle olunca, masallar hep büyülü oluyor. Aklında sorularla yatağına uzananlar, sabahları hep mutlu uyananlar, nedense o sabah keyifsizdir. O gece rüyasına giren bir ses karanlık noktasına gelince biraz ürker duygular. Geceyi ruhunuzun nerede geçirdiği önemlidir. Rastlaşılan gecenin çobanlarından alınan yol tarifleri bir asa'dır kalblere. Dokunmalısın gölgelenmiş duyguların sesine, var olmak ve yok olmak için. Ölüm saftır sonran kadar yolculuk vakti gelmişse. Belki de tek nokta aşk adına burada doğuyor. Var/yok oluşlardaki kopuş noktalarında olan bağlantıyı yitirmesine neden oluyor ben cümleleri h/içinle aşka\n\nVERMEDEN ALAMAZSIN...En olmadık ortamlarda karşılaşıp durduğun, yaşamın sığlığından kaçıp kurtulup sığınabileceklerin, kuytu zamanlar ve mekanlardan an'ı vaat ediyor aşk. Çok şey öğretecek, bu düşünce beni rahatsız edip dursada. Daha önce kimler yaşamış, geldiğim bu kabristanlarda, derelerinden su içtiğim, vadilerinden geçtiğim, ağaçlarının altında gölgelendiğim yerden, düne bakıp soluklandım. Daha sonra, kafamın içinde dolaştırıp durduklarımla ne yapabilirim düşüncesi var, en çok seni beklediğim şems vakti. Birbirimizin yüzünü görmeden dualaştıklarımın sesini duydum. Her biri anlamlı ve bir o kadar da iç acıtıcı. Benim için değerli aşka ulaşmak. Gelin görün ki, sorun zaman değil önyargılarınızın dışa yansımış halinde. İyi bir şeyler yaşamanın acelesi olmaz. Kendi sesine kavuştuğunda hic sorun değil dünya. Önemli bir sorun geçmişiyle yüzleşemeden hiç okunmadığını görüyorum içindekilerin. Kaldı kı, tersini düşünüyorum var olanı paylaşamayan nasıl yok olur ki? Dili tutulmuş bir günün tadı damakta kalsın. Yavaş adımlarla kendini gönül tavaf halkasının içine bırakanlara dilde tek dua kalmıştır. Şaşkınlıkla seyredilenler yekvücut hüdasında gönlün. Davete sadece bedenen değil ruhen de icabet edenler aşkın kapısında, Rab'bim ben burada olmak için ne yapmış olabilirim? Senin lütfuna elhamdülillah, gayrısını unutanlar kalabaklaşıyor, belki de buydu bize düşen aşktan aşk\n\nSAĞDUYU...Bir başka deyişle aşk, önemli olan yolun sonu değil, insanı olgunlaştıran yolculuğun kendisidir. Hakkım varsa şunu diliyorum aşktan. Mesele ışıkla karanlık arasında yola çıkabilmek. Herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacı kadar bende damla damla birikti gönül. Dünün/bugünün dünyasında artık hoşuna giden tek şeyin sessizlik olduğu bir arayışa çıkan gecenin çobanlarını takipteyim. Aynanın yüzü yabancı değil yüzüne fazlasında gözü de gönlü de yoktur. Ödülünü kapanlar pek keyif alarak okuyorlar gönülleri. Gece ışıl ışıl parlar gecenin çobanları. Bu hayal benim başımı döndürmeye yetti de arttı bile, her çocuğun bisikleti mi var ki, benim aşkım olsun. Hayallerin hikayesi içinde olan duygular mutluluk içinde dolandırdı diye mi? sevmemiz. Yoksa varlığının özel başka bir anlamı daha da vardı elbette. Yer yer umut patlamaları gösteren son yolculukta, hiçbir şeye inanmayan yanınız şems vakti konuşmayı başarıyor. Ne de olsa değişiyor her şey. Şaşırmaya başlıyordunuz bu kez güzelliği takılıyordu fecrin aklınıza. Biraz açabiliriz bir arayış olduğunu düşündüğümüzde kendini tanımış, nefsinin kulu olmamış gerçek benliğiyle yüzleşmiştir senle seyahatin. Nereye giderse gitsin kendini götürenlerin aşk düşü asla gerçekleşmez. Ermişlerin menkıbelerine kulak verir mi? ziyaretlerın. Dil çalarak değil, kendi olarak suretten deşerken gördüğünüzde karşılaştığın aşk mı? \n\nDOĞAL GÜZELLİK...Güzel harftir Aşk'ın A hali, gecemizden daha özeli yok, bizim rengimiz farklı buyurdu Pirim. Aşksızlara verme öğüt ey aşk, yağmalanmayan kendinde ne olduğunu nerden bilsin dedi Mırim. Uyudum uyandım, utandım, nefesimi aradım, yürüdüm suya düşen yakomazları, gökteki yıldızları geçti sırlarım dedi Miskin. Sesini arşa verenler özge edayla, suda buluşuyor kiminle söyleştiysek bir avuç toprak uğruna dedi Zahit. Gönül sarayına girmiş sıradışı duyguların kafiyesiyle toplanmış, an'ı bilenlerin hali aşk'ın Ş hali,gark oldukça hu'larla ruhlar hay'a gidenlerdir aşık dedi Garip Çoban. Tavrınız neyi ikram ediyor, madem bizim aşkımıza tutsak olduysan her nefeste çek içine toprak doldur gözüne, handan eyle yüzünü dedi İhtiyar Bilge. Gönlü yaralı olmayanlar ahkam kesmesin, ısrar et bir bakışınla ah bu ayrılık dedi Aklı Kıt Adam. Burda senin için bir ders var, derslerıne devam et dedi Fakir. Bana karşı sabırlı ol ki, orda özgür olursun, zaman sorununu hafifletirsin dedi Hırkasız Derviş. Ondan hiç çıkmadık ki, bu dünyada hangi yolu seçersen şeç, kendine karşı dürüst ol dedi Deliler Şeyhi. Nereden doğar aşk? O masum halinle dalıp dalıp gitmişsin, neyse ki sıkıntın boşa gitmiş dünyayı duymamış olmanın mutluluğu sarmış aşk'ın K haliyle dik duranları dedi Meczup. Aile günü yolcumuz belli oldu, gecenin çobanlarının ışığı kendilerine yetiyor şems vakti, sırada ne var? dedi aşk\n\nAŞKLA MÜNAZARALARIM.. Sana kimden yakın bir ses? .Boşluğun sesinde gerisi de var ömür boyu duygularına düşman olanların. Ortak yanı aynı şekilde, günah keçileri olmaları, hepsi tek başına. Buraya hiç alışamadan acı düşlerle kirli paslı bozuk kelimelerle öteki olup giderler. İlle de böyle olması gerekmez. Söz geçiremedikleri rüzgara ahraz sevgileri. Her gönül sadaka taşıdır sevgi adına. Şimdi acep ne olacak, dilsizler bana danışırsa, masallardaki gibi uçsuz bucaksız kalır kalbim. Her şey binip gitmiş uçurtmalara, ellerim açık bekliyorum aşk çıkmazında. Elinden tutup kaldırman için bir başkası mısın? Ha göreyim seni, orası sessizliktir aşkta gör kendini. Bana ne suretten? En önemlisi insanı çıkartmak ortaya şems vaktinde, sen yaparsın sen. Bir başlangıcı bir sonu olanla kendi bildiğini yapıyorsun. Ben yapmıyorum, her şeyi söylemek mümkün her zaman anlamadıklarında, hep geri çekildikçe ön plana çıkıyor gecenin çobanları. Dinler müşfik yanınız, içten içe istiyor sizi. Elinizi tutmayı bırakmayın, hala alışamamışsanız size. Aynı zamanı paylaşın beninizle ki onur verir sevginin ayak izleri. Münazaralarım çok dokunurmuş bilmediğimiz, bilemediğim o yerde, kimi aramıştınız? Gelip kurulmuş kelimeler ortaya döküverir hayatı. Değil mi ki, o uzak yerde aşk. İşte o an istedim ki, kalbin en naif yerine çöküveriyordu cümlelere sığmayan. Yolun sonundaki ödeşmede sahip oldukların inandıklarındır.\n\nHANÇER.. Günbatımı keyfindeki aşkın aynasın da bir de sen kendine bak! Şimdi neler olacak? Asude değil ama umut işte tevekkülün takdiri yüreğime enerji veren bir ödül sevgi. Lütfen artık sesimizi duyun! diyen durum sizi kırıyor mu? Dünyada üstün hiçbir şey olmadı. Çünkü, sevgisizlik duygularımız üzerimizde kambur. Bir yerde eleştiri yoksa orada yanlış giden bir şeyler var demektir. Gönül mabedindeki köleyi efendi yapanlar, en çok kimlerden feyz alıyor. Kanatların var ama çırpmadan uçamazsın. Ona yakınken uzak kalmak, yaşama ve aşka tutkuyla bağlı olanlar için asıl kanatlandıran belli ki sevgi. Başına buyruk olanlara derinlemesine yalnızlık nüfuz etmiş. Daha doğal biri olacak, şimdiden kendinizi hazırlayın. Çünkü o, iyi bir ilişkideyken aklı başkasına kayabilen, özgürlük ve fırlamalık adına bencil erkek/kadınların suretperest duygularına inat hayatın ipıni çeken, sevgiyle kalbleri taçlandıran. Pişman olduğu bir şey yok, her yönüyle üryandır. Pek fazla endişelenmiyor, şefkat taşıyor için içinden, her şey bizi güçlü kılmak için tasarlanmış ilahi düzene inanır gecenın çobanları. Onlar kabul eder ve hiçbir şey beklemez ve gecede daha hızlı özürsüz sevgiye ulaşıyorlar. Nesinden hoşlanıyorsun? beninden! Hayatımızı mahveden şeylerden endişe duymuyorlar, feyz alıyorlar kendiyle diyaloğ başlatmak için. Suretler süslü, kafalar boş maalesef. Dua ettik, bir sohbet dinledik titreterek aşkla.\n\nAŞKLA MÜNAZARALARIM.. Sana kimden yakın bir ses? .Boşluğun sesinde gerisi de var ömür boyu duygularına düşman olanların. Ortak yanı aynı şekilde, günah keçileri olmaları, hepsi tek başına. Buraya hiç alışamadan acı düşlerle kirli paslı bozuk kelimelerle öteki olup giderler. İlle de böyle olması gerekmez. Söz geçiremedikleri rüzgara ahraz sevgileri. Her gönül sadaka taşıdır sevgi adına. Şimdi acep ne olacak, dilsizler bana danışırsa, masallardaki gibi uçsuz bucaksız kalır kalbim. Her şey binip gitmiş uçurtmalara, ellerim açık bekliyorum aşk çıkmazında. Elinden tutup kaldırman için bir başkası mısın? Ha göreyim seni, orası sessizliktir aşkta gör kendini. Bana ne suretten? En önemlisi insanı çıkartmak ortaya şems vaktinde, sen yaparsın sen. Bir başlangıcı bir sonu olanla kendi bildiğini yapıyorsun. Ben yapmıyorum, her şeyi söylemek mümkün her zaman anlamadıklarında, hep geri çekildikçe ön plana çıkıyor gecenin çobanları. Dinler müşfik yanınız, içten içe istiyor sizi. Elinizi tutmayı bırakmayın, hala alışamamışsanız size. Aynı zamanı paylaşın beninizle ki onur verir sevginin ayak izleri. Münazaralarım çok dokunurmuş bilmediğimiz, bilemediğim o yerde, kimi aramıştınız? Gelip kurulmuş kelimeler ortaya döküverir hayatı. Değil mi ki, o uzak yerde aşk. İşte o an istedim ki, kalbin en naif yerine çöküveriyordu cümlelere sığmayan. Yolun sonundaki ödeşmede sahip oldukların inandıklarındır. birden yaşayacaksınız? Peki şimdi nereye? buyurdu Pirim. Bir cümlede virgül yada nokta olmazsa o cümle nasıl da anlamsızdır değil mi? dedi Mirim. Çok özel ve çok sıradan, yaşamının tüm sevgisinde orman bekçiliği yapan yalnızlığın dedi Meczup. Zamanın uçuculuğunda, hayatı ertelemenin saçmalığında duygular, kendini aşırı önemsemenin gülünçlüğüne dair komik ama melankolık ilişkilerde büyük insanlık dedi Miskin. Her şeyin mümkün olduğu zamanlarda, güneşin, hilalin ve ateşin tadında aşkın sırrı ne? O esnada seçilen son saatte dedi Garip Çoban. Neyle devam etseydik eğer, yaşamım farklı olacak mıydı? Şimdi aklında hep aynı soru takılı imsak vakti, yine pişmanlıklar ve hesaplaşmalarla boğuşuyorsun dedi İhtiyar Bilge. Yaşanmadan geçip giden zamanın hüznünü yakalayanlar asırların damıttığı bir lezzetin benzersiz mutfağında ahraz duygularını düzeltiyor gecenin çobanlarıyla dedi Hırkasız Derviş. Diğer adı özgürlük olan yanınız şeytan yükümüzü sırtlanan günah keçisi değilse nedir? Faili meçhul öfkenle dedi Yoksul. İç acıtan bir hüznün kuşattığı onlarca öykü var suretlerde, ağaç gölgeleri, yaprak hışırtıları, papatya falında kalanlar ilgi uyandırıyor dedi Deliler Şeyhi. Tutunuyor uzağa uzak insan, hiçbır şeyin neden tuhaf olduğu an'a merhaba diyorum dedi Aklı Kıt Adam. Yeter ki sonu iyi bitsin gece rüyasında uykusuzluğuna ben geldim dedi aşk. Birkaç yudumcuk aşk aradığım, yollar ayrılırken. Uzanacağız o okumanın belleğimize iz bıraktığı boyun eğişlere inat. Ne oldu sana? Ne yazık ki arkası gelmedi, neredeyse hiç çevrilmeyen boğuştuklarınızda, aynı dertten muzdarip olduklarını görecek.\n\nAŞK DİYETİ.. Şems vakti iki şölen sizin dışınızda başka bır benzerlik yok, ancak bir şeyler var yolunda gitmeyen. Artık eskisi kadar önemsemediğiniz şeyler, bir kaç yudumcuk sevgi. Gönlün gizli mey/hanelerine dadandıklarında gizlenemez bir hal alan yanında, bardağı taşıran son damladır. Şems vakti bunun kurtuluş olduğunu düşünür ama değişen bir şey yoktur aslında kim kime sığınıyor. Hoş sohbet edelim, sevginizi verin ki sevgili olduğunuz. Sevgi bir tren, gönül istasyondur, çay simit sohbet tadından taşıp meşke dönüştükçe. Bu gücün karşısında çaresiz kalanlar, buradaki dünyada. Fakat burada sevgi bile yozlaşmışsa sefaletin en vahşi görünümleriyle karşılaşan insan zor günler yaşıyor. Yer yer öfkelendiren, sorular sorduran etkileyici bir hal,.şems vaktinde birkaç yudumla başlayan görünmeyen bir gücün tıkır tıkır ilerlemesinde eşleşmış ruh. Bekleyiş ve engin uykulara uyanmalarla dolu boşlukta aşk'ın Ş hali. Her şeyden önce simgelerle dolu olan, karşı kıyında okunmalı. Bağlardan kopartarak ıssızlık içinde bir mekan yaratmak ister hu hu diyen kalpler. İçine gizleyerek hiçliği anlatan gizemi çok sık hissedenler için bezenmiş gecede gerçek aşksiniz. Sizin dışınızda başka bır benzerlik yok, ancak bir şeyler var yolunda gitmeyen. Artık eskisi kadar önemsemediğiniz şeyler, bir kaç yudumcuk sevgi. Gönlün gizli mey/hanelerine dadandıklarında gizlenemez bir hal alan yanında, bardağı taşıran son damladır. Şems vakti bunun kurtuluş olduğunu düşünür ama değişen bir şey yoktur aslında kim kime sığınıyor. Hoş sohbet edelim, sevginizi verin ki sevgili olduğunuz. Sevgi bir tren, gönül istasyondur, çay simit sohbet tadından taşıp meşke dönüştükçe. Bu gücün karşısında çaresiz kalanlar, buradaki dünyada. Fakat burada sevgi bile yozlaşmışsa sefaletin en vahşi görünümleriyle karşılaşan insan zor günler yaşıyor. Yer yer öfkelendiren, sorular sorduran etkileyici bir hal,.şems vaktinde birkaç yudumla başlayan görünmeyen bir gücün tıkır tıkır ilerlemesinde eşleşmış ruh. Bekleyiş ve engin uykulara uyanmalarla dolu boşlukta aşk'ın Ş hali. Her şeyden önce simgelerle dolu olan, karşı kıyında okunmalı. Bağlardan kopartarak ıssızlık içinde bir mekan yaratmak ister hu hu diyen kalpler. İçine gizleyerek hiçliği anlatan gizemi çok sık hissedenler için bezenmiş gecede gerçek aşk\n\nKENDİMİZİ HAZIRLAYALIM...Vesselam, mubah kıl bırakma ellerini ellerine. Hepsi burada hoşlandığın başka şeyler de olabilir. Bu sefer birbirine karışan muhteşem masalsı duygular kavuşmak istiyorlar güzelliğine. Nefesinizi tutuyor sınırına ulaşıyor sevgi. Ve arzularının nehri icinde kayboluyor gibi hissediyorsunuz şems vakti. Susa(r)   mış görünüyor tüm inanılmazlıkların. Günbatımının solgun ışığıyla yarı aydınlanmış ve hafiften kararmaya başlamış duyguların rengi surlarının üstünden kaleleri aşarak el değmemiş engin güzelliğine kavuşmak istiyorlar gibi. Geçtiğiniz daracık duygular şaşırmayıpta ne yapsın? İçinden gelen ışıltılar çıldırtıcı bir güzellik. Esintileri ile hiç fark etmeden her duygu acayip bir buluşmaya çıkıyor. İşte şimdi, sevginin şehrine çıkıyoruz. İyi örtüştüğünü düşünerek, acının verdıği bir gülümseme geçer yüzünden. Tanık olduğun duyguların debisini ne kadar değiştirdiği tenindeki terden dökülen mutluluktan belli, eşlik ederek sessizce akıyor. Birlikte uzun uzun devam ediyor. Nerede başlıyor, her şeye tanık olan duygular pek belli değil. Bir bildiği var elbette, aşkı acıyla tarif edenlerin. Gönül verdiklerin kalbini muhabbetle kaplıyorsa izinden gidilir cem edilir sevgiliyle. Özledikleriniz muhafaza ediyorsa hicran ateşi yan emriyle yanıyorsa seher vaktinde sen gelmişindir o sevgilinin yüzüne. Hazzı erteleyenler daha büyük ödül kazanıyor. En kuytu köşende bir masum hayal susturma.\n,\nMERAK EDİLENLER...Şanslıysan hayatın damarı belli ki sizin için atmaktadır,inanmış duygu özündür buyurdu Pirim. Farklılıklar içinde birbirlerini tanıyarak daha bilinçli hareket eden gecenin çobanlarıyla tanışıp garip bir özgürlük duygusunun geldiği an'da ürperirsiniz dedi Mirim. Size soru sordururlar şems vakti yetim yanınıza kazma kürek vurduranlar, gülebilirler ve boşluk duygunuzda buluşurlar dedi İhtiyar Bilge. Hayat usulca sırasını bekler şems vakti, çünkü o can simidi aşk halinde dedi Garip Çoban. İnsanın umutları içinde her şey o bildik durağan, klişelere teslim olmuşluklarla sonsuzluk boyu akar gider dedi Aklı Kıt Adam. Şanslıysanız üzülmeyin, ömür yokuşunuzda bizzat kendi acı duyanlarda yegane kurtuluşunuz dedı Zahit. İlk kez kendinle bağ kurarsın gönülde, harfler soğuk, kelimeler kuru ezber olmaktan çıkmış, cümle kurmak için muhabbetinize denk gelir gözyaşların dedi Miskin. Bir şeyler yaşarsınız onunla, bekler gibi bekler önünüzde koca tuhaf kapıların açıldığını görürsünüz avuçların avuçlarını avuçladığınızda kendisi kalır geriye beninizden, size özel o anlatılmaz, bir şeyleri yaşarsınız yeniden, her dem billur kalırsınız dedi Hırkasız Derviş. Oysa neler yapılamaz küçük nefes gedikleriyle, hiç böyle tanımadığınızı fark edersiniz, taşıyıp dolduramadığın duygular bedenine bürünür, bir de o en deli tutkularını keşfetmelerine ızin verirsin, aşk hasretinden içine kaçmıştır.\n\nPİRİNÇİN İÇİNDEKİ SİYAH TAŞTAN KORKMA, PİLAVIN İÇİNDEKİ BEYAZ TAŞTAN KORK! ..Kapalı kapılarını aç, ıslah olmadan ıslah edemezsin buyurdu Pirim. Aşk dilinin farkını fark ettiriyor şems vakti meşk sayesinde daha sıcak dedi Zahit. Tecrüben yok, fazla zorlanmıyorum ama azmim var aşkın mesajıyla dolan kalp farklı dedi Miskin. O'nun farklılığı başka bir yerde gizli sanki, vücut bulmuş haline tanıklık ediyormuş gibi önemli bir his yaratıyor o'nu izlemek dedi Garip Çoban. Kendimi gecenin çobanlarından ayırdığım anlar olacak, kuşkular oluşsada farklı derken sadece zaman olarak geçmekten bahsediyor kendini hiç takip etmeyenler dedi Mirim. Sevgi adına birazda kendi istemeli tutsaklıklara inat, yitirdiklerinden usul usul kurtulup mutluluktan umuda aykırı olmamak için oysa ben daha içten olmalı dedi Fakir. Ben seni arıyorum, veda etmeye çalışıyorum bana hepsi bu dedi Sufi. Aferini hak ettiğin yer neresi? dedi Aklı Kıt Adam. Durum bundan ibaret, ben iyiyim konuşmayı öğreniyorum, o'nu özel yapan sizi mutlu edecek dedi Hırkasız Derviş. Miracı Muhammedin sırrına erenlerden olanlar mananıza neler kazandırmış? dedi Deliler Şeyhi. Bu sadece başlangıç daha iyi olacağız, varoluş nedeninizden vazgeçmeyin, yüksek sevginizi keşfedin dedi İhtiyar Bilge. Daha derin ve bereketli bir niyet hakikattir seçimlerinizde, yaşıyanlar yaşatabiliyor dedi Meczup. Haklılık mı? Mutluluk mu? Size yakışan! Seçimleriniz aklınıza ve gönlünüze sürur bahşedenlerse hiçliğe yolculuk aşk dedi Aşk.\n\nKADRİ BİLİNESİ GECELER... O selam, bütün gün yüreğimde, kendimi onun parçası sanıyorum. Uykular da dahil yapışık geziyoruz. Artık aşk hiç susmadan konuşuyor. Aramızda fıziksel değil, duygusal bağ var. Boş konuşmuyor, her şeyı merak ediyor aklım. Her şey güzel, çok mutluyuz. Sadece bana değil, yolda gördüğü herkese de, sen kimsin? diyor. Zihinsel değişimde olanlar kendinden kurtuldukça, hiç şaşırtıcı gelmiyor sevgi. Bu noktadan ötesi nedir? suretperestler için sadece onulmayacak bir nefret. Artık ilişkisiz yaşamlarda, göz göze'yi bırakmış, bir gün artık, yüzyüze bakamayacak noktaya geliyor insan. Sevgisizlıkle boğulan, can çekişen dengeleri tartışarak yalnızlığın savruluşunun tutsağı olmaktan kendisini artık kurtarmak zorunda ve O'nu baştacı yapmalı. Yitirilen duyguların vebali üzerinde yaşamlar. Vicdanı olan, bu meseleyi ortada, sahipsiz bırakmaz. Gece gündüz cayır cayır harlanan sevgisizlik ateşinde hepimiz yanıyoruz. Artık, kaybedecek bir anımız bile yok, şiddet ve nefret dolu bir ortamdan canla başla sınırların dışına çıkıp, sevgi içın buna tanıklık edenler olarak hz insan gerçeği karşısında ödün vermeli suretperest yaşamlar. Yaşamlarında nasıl bir duygusal kopuş içinde olduklarına dikkat çekiyor kabuslu gecelerde, kendi kendini tatminde rüyalar. Kendine hoşgörü, ama ne kadar? Adı var mı? Şöyle ki; sevmek için mümkün olanı yapabilmek yeni ufuklara doğru bir tenefüs. Beklerim hep oysa o'nu\n\nEN AZINDAN ŞİMDİLİK...Biz'im manevi vücud'umuzu tehdit ediyor, secde etmeye az kalan şeytan. İnsana konuk olan ay geldi. Herşey herşeye küskün bir mahrem hala.Tozlu raflardan indirilen söz'ün özünde sıkışmış insan. Sık sık hayrete bulanmış sözgelimi insan aldanır suretperest yanına. Ne söylerim beni gördüğünde yeşil. Bazen coşkulu, bazen hüzünlü, bazen çocuksu, bazen de dervişane bir üslupla beyazrenklerden yeniden dirilmek istiyoruz. Sonsuzluktan başka ne söyleyebilir? Ezan sesi! Hayatın insan kalbini körelten yaprak döken sesinde son kaç saniye. Gözlerini göremeyen gözlere rağmen, cümle aya sultan olan oruç ayı geldi yine diyen aziz mahmut hüdayi ruhun hangi kanadında. İrfan bahçesinde ağırlamak için ruhları, derviş yolculuk nereye? Sufiler ilham vericidir kuş dilini ararken yazdıklarıyle kendimizi keşfetmemizi sağlar. Modern zamanda sevginin adı değişti. Kara iyimserliğine sığınan duygularda sorunun yanıtı, güneşi uyandıranlardaki aşkın rengi. Ben kim miyim? Hızını artıran şeytana karşı bir yetimin peşindeyim hz ali gibi. Aşk içinde kıyamet un ufak duygular, savaşın kapıda olduğu sırada. Ayağa kalk artık! Hayatın iklimi saklandığın sırda gizli. Umudu canlı tut, o ki iyiliğin kılıcını artık kınından çıkarana bir ses ver! Çocuk gibi masumluğunu koru, sevgi anahtardır şey'lerıyle. Bir'likte buluşan yollardakiler vecd içinde aşkı izah etmek için, ilham ise marifet perdeleri kaldırmak var olan.\n\nHİÇ BİR'DE ŞEY...Cümle aşıklarla şakaladık aşkı demler sefalarla vakti şerifte hu hu u diye buyurdu Pirim. Bir oldukça geceler gündüzler, kapıdan girer girmez bu da hepimize yetti dedi Mirim. Aşık maşukunu buldukça, hakkı bildikçe hak edersin aşkı, hüner engin bir gönüle gönül verdikçe olur dedi Zahit. Kusurları görmeyle değil dua dua yalvarmayla meşgul ol dedi Hırkasız Derviş. Bismillahla muhabbet meclısinde biz bize vuslat makamında talibiz aşka an'da dedi Garip Çoban. Gaflet uykusundan uyandırmak istediklerimiz sevginin huzuruna nasıl varabilir dedi Miskin. Gönüller içinde bir evdesin, neden gaflettesin, uhrevi pencerelerini açta şems vakti aşağılardan çık gönüllere dedi Aklı Kıt Adam. Hanen mamur olmadan, nasıl kurtulursun gözden gönülden süsün neyin katından dedi Meczup. Muhabbet kanatını tak gecenin çobanlarına varmak için, tertemiz olan kalbindeki sevgiye eriş, hangi hayalden ibaretse yaşamın arkadaşında öyledir dedi İhtiyar Bilge. Öyle bir sev ki, gönül ne var bunda desin, hem gecenin, hem de gündüzün dili çözülsün, sevmekten sakınıyor musun? dedi Fakir. Sırrı kutsal olsun vakti yusufsan, gör ki sarhoş olan nasıl nara atar seyreder zihnin ateşin tutuştuğu anda üzerine devrilir harfler, cümleler dünyalık dedikodularla tedirginken hu seslerine son bir hak tanır, hakka bağlanmış ruhlar dedi Deliler Şeyhi. Sessizliğın içinde bir beldedir aşk.Her hu bir oktur aşıkın gönül kınından çıkmışsa dedi Aşk.\n\nSEVGİ KAZANDIRIR.. Disiplini hakkında önyargıları kırmakla kalmıyor; aynı zamanda son derece yeniliğe açık olan her şey sevgiden. Suretperest insanlara göre çok daha yeni olduğunu söyleyebiliriz. Duyguların doruk noktasında anılmaktan daha kötü olan bir şey varsa o da sömürgeci yalnızlığınız. Tabii ki bütün kabahat sorunlu yaşam. Her kez için aynı şey bellı oranlarda söylenebilir belki. Benzeri çarpıtmalara maruz kalmış ağır aksak duyguların yürüyüşünde insanı takip etmenin büyük bir sabır işi olduğunu öğreniyoruz. Duygulara sevgilerini geri vermek icin harflerle uğraşıyorum. İnsan şehrinde bir şenol'an hz insanı tanıdığımızda yokluk karanlığından sevginin varlığına çıkaran bir minnettarlığın semahında tebessümle bakanın vesilesi aşk. Her şeyınle sana sahip olan hakikatin dilinde dem dem. Neredeki sorun cevap buldu, yersiz kalmış modern zamanlarda hangi manaya geliyor. Hayatına ayınen görünenin görünmeyenlerinde. Suslar deminde aşk, oruç tutanın kendini tuttuğu an'da sahip olunandır. Kalbi dilinde olanların suskunluğundaki çeşmenin beslenme kaynağında sevgi. Dostun yanında susulur, işin hakikati budur. Sustuğunuz zaman neler kazanılmaz ki, gizlemenin ta kendisidir. Kalbindeki perdenin perdesi sustuğunda kalkar. Biz anlamıyoruz boş sözlerden. Konuşmak ses çıkarmak değildir. Bilgi kazanmak çok kolay bilgisizler arasında. Açlığını bastırırken tefekkürü unutma, okuma köşende susman....y.ed.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Çoban Divanı 23 Engin Demirci",
        "poet": "Engin Demirci",
        "poem": "\n\nDÜŞÜNCE BECERİLERİ...Kendini azad et, kuramadığın cümlelerden gitmek için teheccüdden şems vaktine. Benim baktığım yerlerin daha yukarılarında bir şeyler? Hepimızin dualarla tırmanabileceği yerde aşkın aşığı mutlu olmaz mı? En güzel şey olan gülümsemesini yüzünden eksik etmeyen kar taneleri, dua dua yürürken hissettirdiklerinin muhteşemliğinde aşk. Ve pirimin sesi duyulur,yukarıda olağanüstü bir şeyler oluyor ve kimse bunların farkında değil diye sesleniyor. Acaba benim bilmediğim başka bir şeyler daha olabilir miydi oralarda? Sadece çıkmak, düş kuracak vakti olmayan ruhların buluştuğu yerde olmak istedim. Gözlerin alamadığı üstünün de üstündeki en güzel şey sevgili mutlak güç, en gerçek özgürlük, işte o zaman değmeyin keyfime akşamüstü. Kurtuluşun mu yok, iyi ruhların sahiplerinin dualarıyla besle ruhunu. Belki son cümlelerdir bu yazdığım ateşi tutuşturmak aşk-ı kıyameti yaşamak icin. Sessiz çığlıklar gelir gitmek için rezilce korkulan hayattan. Anlatayım ben sana aşkı diyen semazen semahından geri gelmek ne kadar mümkün, yabancılaşma kötü alışkanlıktır içine. Ç/ay vakti kemik titreten sohbet meydanında c/anlarla hep beraber, önemli bir sunuş demlenen gönülle devam eden meşklerle, bitmeyen savaş'ta galip. Ardı ardına sıralarken kelimeleri karanlığa teslim edenlerin ipuçlarıyla donanır ruhlar. Doğa üstü yetersiz kalınan andaki inançtan doğan dualar nehir gibi kapıp kavrar sizi, bizi oyalarken.\n\nÇOK MU ZOR? .. Aşkın neden farklı olduğunu söyleyiniz buyurdu Pirim. Ruhundaki esintiler zamanda yolculuk gibi özünden gelir dedi Acz. Ne kenarı var ne ucu duaların, sevenle sevilen arasındasın hala, dile getir yüreğini şems vakti dedi Mirim. Hayretim oturduğum meclislerdeki sohbetlerden aşk için anlayabilene dedi Meczup. Kimin aklına geldin, hadi seslere kulak ver seslenmek icin en yakınına zerre zerre dedi Hırkasız Derviş. İçindeki en yakınınızla karşılaşmak, kurtuluşa ermek için şems vaktinde al-i imrandan bir ayet oku ki, gönül meşgul olsun ölümle gözgöze gelmek, küskün bir sevgili bırakmamak güneşe bakmak için dedi Garip Çoban. Kaç kez huzuruna çıkıyorsun sevgilinin, bir heyecan mı seni ateşe atıyor, hadi biraz amelinde merhametin olsun günahına dedi Zahit. Benim bir gizli bildiğim var, belki bir gün söylerim dedi Meçhul Dost. Tebessüm etti gece, aşk'a ayıp olmasın diye bir yere yerleştirdim akıl oyunlarına rağmen dedi Miskin. Okuyorum okuyorum bitiremiyorum yorulmuyorum, nereye saklandıysan gereğinden fazla gözlerim ıslakken çalsan kapımı dedi Hırkasız Derviş. Duygular sevgi şehrinin damarlarıdır, insanın sevgi problemi yok mu sizce? dedi Aklı Kıt Adam. Her şey sevgide oluşuyor, aşkla şekilleniyor ölümle bütünleşiyor ve bir şey kaybettirmiyor kendilerini sevgiliye sevdirenler dedi Deliler Şeyhi. Bir hikayesi var aslında her şeyin, merak ediyoruz, günde kaç defa kendinizı görüyorsunuz dedi Fakir.\n\nYOLNAME... Yol alabilmek için yine düştük yollara, bizi nerede/n, nereye çağırıyor bu aşk. Ucu olmayan şehirlerin hikayesinde insanların sevgiye ıssızlıkları şaşırtıcı değil. Gönül bir an bile uzak değil, nazar kılmasını istiyorsan aşkın, hor görme gönlü, gönül aynana iyi bakta gör onu. Neye hazırlanıyorsan kalbini rahmet ordadır. Ölçülebilen birşey değil zaman. Mutlu olmak isteyen kalbinin çaresi seyr-i hayatta sendedir. Hiç bir kavram sevgiden ayrı değildir. Vakitlerin makamına erenler için aşk iç içedir. Ruhun makamına ulaşmak için teslim olmakta ilahi iradeye. Halini kötü görme, yaşarken, yaşadığı çağda olmayanlar, hakikatinin hakikatinde ve O'radan konuşuyor. Yenilgi tadında bir zafer, konuşuyor; kendisi konuşmuyor olsada orada olanlar. Bir'i anlayanların biri idi bu aşk. Söylenmemiş, işitilmemiş sözler söyleyip, görülmemiş güzellikte inciler dökenlerin ruhları buluşuyor teheccüt vakti. Hatırlanmayı herkes ister. Peki ya unutmayı? Önemli olan iç güzellik olsada, dış güzellikten utanmıyor olsan hz insan, aynen diğerleri gibi. Hep yığınlar üzerinden anlatılan yaşananlar bitmeyen bir ceza kabus gibi yaşamlarda. Biz şehirdekilerin yalnızlığını, bencilliğini, mutsuzluğunu görüyoruz. Lakin, ya da olmuyor başa çıkamıyorum diyorsanız yalnızlığınızla. Olma ihtiyacını hissedemediğiniz, bu farklılık neden kaynaklanıyor? Sevginin geleceği için neler öngörüyorsunuz,gecenin aryasında? \n\nKALBİNİZE DEĞSIN DİYEDİR SEHERLERDE BEKLEYEN AŞK...Peki, farklı olduğumuz yönler, neyimizi besliyor? .Bir dem ile hu sevdaya, eksilmeyen tek kelime karanlığa rağmen çoğalan aşkladır. Geleneksel bır yıl sonu özeti olan yılbaşı kutlamalarında evde bile huzur yok diyenler için, son gün hep yarın'dır. Şems vakti ilk kez bir araya gelen ruhları, rengarenk kar ışıklarının merhabası tamamlar. Öteki meselelerine dair her kelimende farklı yorumlar mı var? Derman bence insanın yaşamını düşünmeden, küçük bir oda oyunu gibi bir şey bölük bölük süslenmiş suretlerde. Yalnızlık gibi yaklaş kendine, kalbin teklif almış sevgiyle bir dostun sözünden. Maalesef çok uzun sürmemiş yarına ulaşmak, kabirtaşlarında provasını yapıyor bugümd. Konuşan kabirleri kim anlayabilir ki. O taraflara gitmek istemeyen yaşamlara, siz bizi anlatmışsınız diyor her gece. Sizin içinde öyle mi oldu? Ama ben bambaşka bir şey düşünüyordum, kar yağarken gördük o ayak sesleriyle yabancılaştıran dünyaya rağmen. Halini ve o şoku yaşadık teheccüd vakti. Artık heyecanlandırıyor yabancı kalamadığım geceler. Ama ilk an her zaman önemlidir. Beninin size izin vermediği neydi? İlk karar doğrudur, aşk geldi ayaklanın. Şimdi burada, beklentileri karşılayan bir şey olurdu senin dediğin. Fakat herkeste acabaları uyandıran şeyleri de o yapıyor. Aşkın kefareti, estetik bir dokunuş kalbten kalbe. Merak ediyorum, gönle dolan suyun sesini. Mutlak sonun alameti suretperest yaşamlar. Gecede saklı nağmelerle meşk eden neyzen ne güzel seyahet ediyor aşkla.\n\nSAYFALAR DOLUSU HAMD.. Ateş-i suzanla istemenin sırlarına ermek için yananların işidir aşk buyurdu Pirim. Bir dağ başında uyuyan çoban uykusundaki menzil neyi anlatır dedi Mirim. Sevmek lazım, çünkü hayatınız bu maceraya bağlı dedi Meczup. Dilleri sevin ki, sevginiz mesafe alsın aşka dedi Zahit. Hafif notlar tutun yaşadıklarınızdan, yaşamı derleyip dünya görüşünüzü tamamlamak için dedi İhtiyar Bilge. Sağır harflerle dolu zor hayat,hayatın zorlu safhalarında dedi Miskin. Zahmet rahmeti getirir aşka misafir olmak için, nerden istersen ordan başla dedi Seyyah. Dostluk yaşamayı değil okumayı öğretir aşka dilenci olmak için dedi Hırkasız Derviş. Bilmezsiniz aşk nedir, hala gece yarısı bu çoban yıldızından her sözcüğü bir aşk ilanı gibi duyumsuyorum temaşalarıma açılan yazgıda dedi Garip Çoban. Tek bildiğim önce gönül tutuşmalı, yanıp yanıp sönmeli gece ay'ı kıskandıracak kadar dedi Sufi. Edeple susulan edeple istenen vakitlerde ayıpları örtmek,rahmet kapılarını açıp felaha ermek için, dünyaya kapalı ahirete açmak için rabbinin terbiyesine nail olmak için, resullullahın ayak izini takip edenlere yetiş teheccüt vakti dedi Deliler Şeyhi. Ulvi alemsin edepte, aç gözlerini aşkı gönlüne düşür huu'larla, bu tabir Rabbinin istediği şey olur, istemediği şey olmaz dedi Aklı Kıt Adam. Kapını çarpmaktansa yalnızlıkla, kapını duygularınla aç, parmak uçlarınla bak sen şu bekleyen dügüm noktası aşka\n\nEN ÖNEMLİSİ KENDİNLE ATEŞKES.. Bolca nasiplenmisler gecenin çobanları aşktan, edebe kadar uzanıvermişler. Oysa insan, bıkmayacak kadar da sefil üstelik. Her gün üstelik zevk alarak işlemekten usanmadığınız bir günahınız var düşünsenize! . Hakkı geçmesin istiyorsan hakkın gıybet edip üzme gönülleri. Karar vermek zor meziyettir vaktin daralmasında, işte o çocuk yanında hayal ve hakıkat. Gözü suludur garip mahlasının, çok şey katar muhabbet eyleyen c/ana. Pek çok ilk'lerin sahibi olmuştur aşkı kaleme alanların lisan-ı, emsali görülmüş şeyler değildir uyuyana kadar. Şimdi başlayabiliriz diyen pirin sesi müşfikti gecelerde, paylaşılamayan o var. Gerçeğe tanıklık edecek çok sayıda mezar taşı var. Hadi başlayalım üzerimizdeki hakkı ödemeye, açın yasini diyen ses hangi mollanın? Bazı şeyler bildiğimiz gibi, ne çektik böyle ay ışığında çişelerken yağmur. Yeryüzü boşluğunu kendine ev sanan insanların süslü varlığı, canı sıkkın içine dokunamadan yaşadığını sanarak yankılanıyor. Çınlayan ne? Sessiz ve anlamsız tarzında! Bir sen yoksun sende. Hadi şey ol diyor, mesela içinde kıvrılan ölü gibi ölü ol diyen ilk o zaman tanımlıyor minnacık varlığımız yalnızlığın zirvesinde. Sağda solda olanlarla seni ayıran şey hz ademce yaşamak mı dersiniz. Sizi sizden alan rüyalar cezbedici, canı sıkkın insanlar arasında hayatın orta yerindesin. Gözbebeklerin neyi hissediyor,orda bir mezar mı hayatınızı bekliyor.\n\nŞIMDİ SEN DÜŞÜN...Ne kadar çok ayak bastın, üzerine örtülecek toprağın. Çünkü sen olduğunsun, anlamlı hikayenle. İçini açtığında ne çok yüzün dökülecek yüzüne. Vermek üzere ayarla diyarlarını insanı gözeterek. Baştan ayağa ne sin? Payına ölümle tanışmakta düşecek, farkındamısın ne kadar kendinle tanısmak istemesende. Sen hangi hikayeyi dillendiriyorsun, ey yaşayan ölü. Duygularından kalan bakiyen, kaç defa buluştu sevgiyle. Biri olarak otur şems vakti, başka biri olarak kalkmak için gönlünden. Başkasını var eden biriysen, kendine dönüyorsun demektir. Bilmez mi ruh, iyilıkle kötülüğü kırk yılda bir sağanak sağanak yağınca. Acıyla erir hatalar, sokağa çıkmak için herşey kanaata bağlı. Yaşam tarzınızın resmi sizi huzurlu kılıyormu? huzurunuzu! . Kendinle çatışma modelini buldun mu? Modern kapitalizm neler tıkıyor neler boğazımıza. Hediyelik hayat tüketilmemiş duyguları kuşatıyor mutsuzlaştırarak sevgınizi. Küçük dereler değilmi, büyük ırmakları oluşturan, hadi kar yağarken kaç kendine. Nelere köle oluyoruz nelere hiç düşündünüz mü? Kavramlarınızı sizin olmayana bakarak kanaatsiz yaşıyorsunuz. Unutmayalım dua etmeyi duaya muhtaç yanımıza. Hadi hiç korkma kendini sevmekten. Geleceğe elinde bulunanlarla yetişenler, ruhuna yetişirler. Hak ihlalin ne çok hırslarında, memnuniyet elbiseni giy dışından sıyrılarak. Sizi yiyip bitirenler şaşkınlaştırmış, ortak yaşam alanımızdır aşk. Neden hep burda kalacakmış gibi yaşıyoruz. Heybeni aç, siz ölüleriyle yaşayan milletin hangi bireyindensin. Neyı seversen sev, ayrılacaksın o zaman aşk ne buyurur, ölmeden önce ölünüz. Korkma diyor bir ses, bu dünyaya ölmek için geldik. Ne elçiler geldi hiç düşündün mü? Günbe gün tükeniyor siyah renklerin, neden haber vermedin ki deme beyazrenklerine. Sizi himayesine ne aldı bu dünyada, rabbin rahmetinden b/aşka! \n\nİBADETHANESİ OLMAYAN ADEMLER...De ki yüreğine, iki dinle bir sus! Adı amansız bir yolculuk, gündoğumu nerede başlar? Ve tabii bir de, aşk. Hayatı hala bu soruyu yanıtlamakla geçer gecenin çobanlarının. İlk gün ve ilk gece gizemlidir, bir çocukla tanışmış ona çok yakınlaşmış gibi hediye eder duygular. Yeni bir dost edinmiştir gece. Niye benim haberim yok dediğin hazların. İletişime geç, sıkı sıkı sar sarmala duygularını. Kendinizi değiştirdikçe, etrafınızın nasıl değiştiğini göreceksiniz, önce susun ve dinleyin. Yorum katmayın yorumlarınıza, daha insan olmanız için. Görünmez canavarı beslediğimiz içimizde bir yer var. Eski raflarda tozlu ama gizemli sevginize yön veren fikirlerle birleşme zamamı. Sessiz bir gün o sesin ilk geleneği sessizlikte, hep birlikte dua edelim. Şems vakti neyi nasıl yapacağıma ben değil o karar veriyor. Ben sadece o'nun buyruklarına uyuyorum. Ne yaptığımı bilmem. Son tek dokunuşla yıkılır, ibadet niyetine. Şimdiyse asi cümleler bu suskunluğum. Silerek de bazen bir bakiyesi kalır aşkın. Gecenin çobanları teheccüd vakti buradaki her şey sanki sizinle konuşmaktadır. Aşkın çok sarhoşluk verdiği h/ar'lar ıslah ediyor. Aşkın rızkına kefil olan o sen kimin hatrına seviyorsun. Dünyanın tümü az ne kadar? ....Simdi şeyh yahya efendiden esiyor bir ruzgar pirim hüdayiye dogru, ey ben, ben olan sen nerdesin diyor! ! ..\n\ny.ed\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Çoban Divanı...43.... Engin Demirci",
        "poet": "Engin Demirci",
        "poem": "\n\nO göçmen kuşlar..\n\nHayatta hayati önem taşıyan dersler var her zaman. Gece bir araya getirir resimlerdekıni, bir araya getirdiklerini dönüştürür. Sessizliğin hüküm sürdüğü kentsel şeyler arasında yalnızlık meskenleri olmuş. Dörtduvar, duyguları boyutlara büründürün renkli camlar karşısında dokusu değişiyor ademoğlunun. Sevgisiz mağaraların karanlığındaki tensel, bedensel sınırların suskunluğuyla, sevgi yerini duvarların gizemli yönlendirmesiyle yeni insanlar, kurgulu bedenler, sembol ilişkilerle dolu arzuları herhalde tatminsizlik olan tekliğe mahkum ediyor. Ne yiyip,giyeceği,içeceği, ne konuşacağı, ne duyacağı belirlenmiş bir başınalığıyla kalabalıklaşmış. Kırılma noktası olan sevgi, sona mı eriyordu? Hep bir maske arkasında bırakılan yaşam, bugün ve geleceğe dair okumalar yaptırıyor mevsimlerin duygularıyla. İçinde gizlenmiş çıkarların aracına dönüşen ilişkiler, biçimlendirmeye çalışıyor her şeyin doğasını. Acaba nasıl oldu da, b/aşka dünyaları keşfetmemize yardımcı oldu çok merak ettiklerimız. Kolayca kendine hayran bırakan engin gönüllülerle karşı karşıya kaldığımızı bir kez daha kanıtlıyor. İçinizde gezinmeye başlayıp, her kapınızı açanlar kendinle ilk yakınlaşmanın öyküsünü yazdırıyor. Sevginın yanında saf tutanlar doyurucu içeriğe sahip pek az insan yapabilir. Her zaman ilk heyecan katarlar, soruları pek değişmiyor. Kendilerine uyanık olanlar, elif yüklü lâl olmuş sevgiyle şems vakti gönüle  ilk düşen damlada okudukça fark edeceksiniz sevgiyi.\n\nHadi adını doğru koyalım duyguların...\n\nSessizlik uzaklara koşan atın rüzgarla sevişmesindeki seste saklıyor kendini. Duyguların kaynağında gönül huzuruna ermen için kendin olansan sessizlik gürültüdür. En büyük amacın özgürlükse, sadece kendine köle olan yanıyla haz'cı bir neslin acılarındadır, sessizlik. Hayatın hıç bir anlamı olmayanlarda mutsuzluk büyüdükçe, girdabında kaybolanlar ne kadar çok, gürültü içindeki suretperestlerden sohbet arkadaşı olur mu? Kendi sesleriyle hep yanınızda, sessizlikte. Kalbi yıkıklar arasında ne arıyor gönlün, bizi bize anlatan ne çok şey var, insanın insandan farklı olduğunu sandıklarında, sessizlik. Ağızların tadı bozulan ademoğlunda değerler boşluğu çoğalıyor, olmazsa olmaz kurallarıyla yaşayanlar, fıtratındaki anlam arayışıyla gerçek manevi doyuma ulaşmak için hep yolculuk yapanların emeli, sessizlik. İçselleştirilen uzun soluklu istekler, yarını bugün bilenlerle tekrar başa döndüğümüzde, sessizlik. Pek çok soru barındıran tüketim nesneleri pek çok konuya temas ediyor ama soruların yanıtını vermeyi size bırakan an'larda, sessizlik. Nereye bakarsan çürümüş bir yanını görürsün ademin, toplumun en kirli, karanlık, adeletsiz, sevgisiz, duygularına eşitsiz köşelerinde dolaşan, sessizlik. İşte ile ilgili ayırt edici bir noktaya geldik; bir satırınız sizi mevcut durumunuzdan rahatsız ediyor mu? Suçluluk duygusu yaratabiliyor mu? O güvenli dünyanıza bir tehdit algılıyor musunuz? Bu dünyadan o cennet ve cehenneme bir kapı açabiliyor mu? O Sessizlik.\n\nOrganik insanlar...\n\nKusurların fazilet gibi gösterildiği menfaat çağında ölü gibi yaşayanları bulmak için, gönül bakışına hakim olmalı insan. Alemin içine çeken söz açan kelimeleri, art arda defalarca tekrarlayan sevgi. Bu, kimi zaman uzun, kimi zaman kısa çünkü öylesi seçici olan duygularla bir türlü kalplere giremeyenler de var. Onların mı talihsizliği, derdi yar olanların gizliliğimi bilinemez. Gecenin odağında engin gönüllere bir iç yolculuktu loş aynadan kendine bakan acemi aşıkları hatırlıyorum. Her biri karmaşık iç dünyalara açılanların özlemlerini taşıyor, ruh çözümleyici gecenin çobanlarının kendilerini tanımaları için her biri üslupçu baharla gelmekte olan kırmızı gül gibi mesken eylecek yerler arıyor. Gün gün bölük pörçük yaşanan ilişkiler yıllarca unutulmuyor. Çok etkileyici aşkı arıyan fakirin son arayışlarında dile getirilen dualar. Neredeyse kerbela gibi yankısız kalsada, delilerin hayli üzülmesine yol açan unutulmayacak kulakta sözler, yürekte sızılar bırakıyor. Öylesine bir dünya yaratıyor ki zahit'lere çarpılıp kalıyorsunuz. Yoksulun perde arkadasında kalmış taşkınlıkları duyar duymaz, içe kapanan aklı kıt adam'da haksız değilmiş. Bir değil, iki değil kavramak imkansız deliler şeyhi'ni dedikleri, neredeyse bilinmeyeni tuhaf bir suskunlukla birleşiyor. Hırkasız derviş türüne pek rastlanmıyor artık sorduğu soruya cevabı hep tuhaf gelir ademoğluna. İhtiyar bilge, hiçbir şey bilmemektedir,  bildiğini bilmemekte ve bilmediğini bilmektedir tezahür eden alemi süflüden mi? \n\nBiricik niyet... \n\nBüyüleyiciliği de buradan gelır aşkın. Yaşam patlamasına sebep olan şems'in işareti çok sıcak ve derin. Dünyadan kaçtıkça açlıkları artanlar, gece fırtınalarının yarattığı dalgalarda kendini kendinden uzaklaştırıyor. Gönül söyleneni yapmaya çalıştıkça aşka iyice yaslananlar birbirlerinin sıcaklığını hissediyor. Kaybettiklerini sandıklarını bulanların mükemmele ulaşmaları uzun yıllar alıyor. Tuhaf bir fazlalık eşlik eder sık sık yalnızlığına kendisi gibi. Sıvışıp gitmekte suretperest yaşamlardan sevgi. İnsana sorduğu bır bilmece yoktur, hiçbir şeyin kimdir ya da nedir? Yine de asıl mesele ululanacak bir şey yoktur insan denende. Artık insan ruhunun içinde ne yaşayan ne de ölebilen, duygulara zarafet kazandıran mümkün müdür, mümkünse nasıl? Ne vakit duyuşunun saklı cevherini umursuyacaksın. Anlama ve anlamlandırmadaki cevaplarda buluşuyor geride kalmışlar. Aşkın nefesinde değildir bugün, etrafımız sarılıyken nasıl araya gireriz şems vakti cümlelerle. İçimizde ne kaçış tünelleri vardır kim bilir! Dışımızda farklı yerlere isabet ediyor duyguların, kuşatılmışlığın, hırpalanmanın, düşüncenin, fikrin, kaçışındaki bencil anlatımlar saklı duruyor. Bu arada, bakışan var mı bakalım aramızda? Zamanı fark etmeyenler dururdu! Saniyeler, dakikalar, o anlarda asla geçmez, şimdi zamanında özlenenlerde bir şey düşünüyorum. Ah'lar feryadımız oluyor sanki.\n\nAynı anda her yerde buluşmalar... \n\nİçinde sabır taşması olan, kendiyle oyun oynayanlara rağmen özlemlerinde ateş fışkıranlar garip. Çünkü, sevgi diye sunulan tıkır tıkır rant getirenleri bizlerden temizlemeye çok ihtiyacımız var. Bir işgal olduğu muhakkak ama içerden başlıyor. Ah'ları açmadan ruhumuza yayılmış olanlar, içimizde ne şeytani katmanlar oluşturmuş. Dışımızda ne rastlanıyorsa, rüyalarında olup bitmiyor mu? Buluruz bir şey, bulduğumuz en büyük keramet ise istikamet. Düştüğümüz yeri yakarız, hırpalansakta insanda. Yaradılıştaki masumiyet edebe yanaştıkça gayenin gayesine ulaşır nefesin. Bütün işler ona ulaşıyorken, sen hala kendine ulaşmayı denemiyorsun. Endişe ettiklerin sevgisizliğin nifakıyla mı? Hamdolsun huzura erdim, bambaşka ben olarak ortaya çıktım de, cemalinle buluş. Her anlamda bıçak sırtında duran suretperest yasamların, kendine haksız olduğunu hangimiz söyleyebiliriz ki! Her ne olursan olsun, aşkın mükemmel yansıttıkları bize dost olandır. Mekana dair yaşananların hepsi karşımıza çıkıyor gölgelerde. Soluk soluğa kalan tarafıyla gecede ısrarla, su ve ateş misali son derece sıradışı duyguların sahipleri önemlidir. Kendinizle kurduğunuz/ kuramadığınız ilişkiler için bülbül olan gecenin çobanları aşkın arefesindedir her nefeste. Rüya gibi geçen günler yaşıyor, kabuğunda saklanmayanlar. Herşey yolunda, peki yanılıyorsak? O zaman sırlarını ortak etmelisin eski hırkama.\n\nLeyâl... \n\nİki şeyi tanıdıkça çok sevdim, hayal kuranların hayali aşkı. Birbirini tamamlayanlar sizin duymadığınız, görmediklerinizle bu yüzden mutlular. Senden kaçıp sana geldiğinde, o da sana dokunur. Vakit geldi, bilerek ruhunun en gizli yanlarını bir kez daha arınmak eğitmen için, vaktini almalısın zamanının. Hüzün ve bende hissedilen ruhun yalnızlığı sevgiyi görünür kılıyor. Ele avuca gelmez duyguları tanımaya çalışmak, eşsiz bir okuma gecelerde. Hayal edenlerin çok kısa ilham aldığı, yaşamaya çalışanların ilham aldığı aşk okumaları, olumlu bir içsel yalnızlık. Ruhsal yalnızlıklardan kaynaklanan suretperest yaşamlar, kendiyle diyaloglara ihtiyaçlarını yansıtıyor. Kendinden habersiz ilişkilerle, yerle bir olmuş dünyalar kopuş içindeler. Ve ilgisizlik damgası taşıyan kalabalıklar, insana kendisi bile yabancı bir nesne olanlar, mutsuzlukla yüzleşmeye sevk eder bizi. Yaşamımızın asli duygularından biri sevgi ile karşı karşıya gelemeyenler, kopuk yaşıyorlar. Ve bu tür yalnızlıkla bir yere varamaz. Gecenin çobanlarının her birinde, hayatımızın bazı anlarında, yeniden dönüşüme uğramış, vazgeçemeyeceğimiz bir yalnızlığın gizemli ve büyülü tınısında aşk çınlıyor. Bu anlar, dikkatıni tamamen dile getirilemez olanın arayışına verilmiş anlardır. Yaratıcı yalnızlıklar kimlik bilincine sahip cümleler kurdurur engin gönüllere. İçe dönüldüğü aşikar şems vakti.\n\nBir özge temâşâ... \n\nBu kadar sevgi dolu kelimeleri nerden biliyorsun, zorun ne? Buyurdu Şahım. Engin gönüllülerin dileğinin har'ı, bugünün insanın kullandığı gönül alfabesine benzemiyor dedi Pirim. Karşılaştığın insanlarda anlamını bulamadığın yanını karıştırmanın dilimi dedi Mirim. Tam bir şaheser olmalı gönül hücrende sevgi dua gibi dedi Zahit. Sevgisiz olan yanlarındaki dileklerinle, gün olur teslim olursun engin bir gönüle dedi İhtiyar Bilge. Çünkü peşine düştüklerin lezzet vermez, galip gelenler tanımadığın yanını karşılaştırırlar dedi Miskin. Fakat yakut gibi parlayanları kavrayınca gönül, insanları öğretmeye çalışır, ben peşine düştüm dileğimin dedi Deliler Şeyhi. Bana sevgiyi öğretmek için çok çalışanlar başarılı olamadı dedi Fakir. En iyi öğrenme yolu dileklerinı merak edip peşine düşmek, onu aşk haline getirmektir dedi Seyyah. Heyecansal belirtiler gösteriyorsa cümleler, anlaşılmayan yanında onu da anlamıyoruz seni de dedi Aklı Kıt Adam. Ana dilinle dileğimsin fazilet saymalı engin yüreğime teslim olman,biraz garip olmuyor mu? diyen yanınla muhabbet ettikçe duyguların ziyade iletişime geçiyor dedi Garip Çoban. İnsanın duygularında sevgiyi tanıyıp savunması ağır oluyor,onu tanımaya çalışan ben hadi öğünmeyeyim aşkın baki kalması için dedi Hırkasız Derviş. Size acı veriyormu? dileklerim! Sevgi(li) ye benzediğim doğru ama bu benzerlik,örümcek ağının ipeğe benzemesi gibi\n\nO cevap verir... \n\nDesinler diye değil, uzun sürmüş bir günün akşamında sapla samanın arasında biziz biz, bir açılıp kapanan gecede gülüşünle ısınıyorum. Desinler diye değil, senin kokun uzaklaşmış gözyaşlarındaki sevgiye hasretten, bu gece bizim gölgemiz,engin yüreğin ısınsın diye sokuluyorum aynalarının içine girip ötelerini saymakta tesbih tanelerim. Desinler diye değil, benim mutluluğum bundandır, yumuşak bir kederle yasak bölgelerınin dağlarında beni bulursun diye,bir güzel haller olsun gecede. Desinler diye değil, bunun içindir ki en son baharımın gülüsün, kokuna karışsın diye sevinçli bir sonda an, susuncaya kadar birer birer ateşler yakılınca lal olsun diye vardır dilim. Desinler diye değil, yoktun dün pek kendinde, bugün yakaladıkça seni, semaya bakarım dağın bu yüzünden aşkın oltasına sevdalı bir maşuk gibisin. Desinler diye değil, başka bir zevk olduğunu itiraf etmeliyım ki yalnızlığa ihtiyacımız var. Az yada çok derinliğine ve kökten sevgi(li) ye bağlı duyguların farklılıkları, kalabalıklara rağmen engin bir gönüle belirerek sadece. Desinler diye değil, mutsuzlukla yüzleşmeye sevk eden bizle, suretperestlik yaşam bir yere varmaz verimli değildir ruha. Desinler diye değil, mutluluk derin mutluluk, kendi anlam ufuklarını kavrayan içsel yalnızlığın gizliliğinde yaşamaya meyleden; yitirilmiş mutluluğa, kâh yalnızlığı, kâh gizlı acımıza ve özlemimizin sırrına eşlik etsin diye.\n\nGündoğumu nerede başlar? .. \n\nLütfen gülümsemeye çalışın, belki beninizle yan yanasınızdır. İsteklerini ifade edebilseydin,ilham aldığından haberdar olabilirdin zamandan. Sanki ıssız bir yerde bulunmuş, yıpranmış duygusal yanların. Şartları değiştiremesende, hakkında hiçbir şey bilmediğimiz bir kitabı okuyormuşuz gibi olmalı duygular. Ne yazık ki çok kısa ve dar kapsamlı ihtiyaç duydukların. Ele avuca gelmez duygularını tanımaya çabalaman gerek. Kendinden başka her şeyle ilgilenenleri, sağlıklı bulmuyor sevgi. Kopuştur aslolan kendinden, sana seviyenle zor ama imkansız değil(miş)  sevgi. O boşlukta, pek bir şey kalmadığını tespit edebiliyormuyuz. Epeyce bir süre bu zorluk duvarının önünde beklemiş olsa da, en nihayetinde bunu aşmayı başarmış görünen gecenin çobanları. Suretperest yaşayanlar, neye inanıp neye inanmayacaklarındaki ayrıma son noktayı koyuyor. Hal böyle olunca, sevme tercihi bize bırakılmış olsa da, belli bir noktayı işaret etmiyor sonuçta. İlk gün ilk gece keşke gerçek olsa aşk, ilk nedeninde kaç renk yapayalnız. Siz varolmaya devam etmeniz için yaşayın bütün renkleri. İlişkilerin alçak gönüllü olmadığı zamanlarda herkese karşı bencil davranıyor rüyalarda, hep orda kalıyorsun. Nihayetinde, kendimi sen gibi hissediyorum, saadeti ve seni seviyorum. Sevgide uç bir durum şems vakti seni özlemek, göstermek istediğim buydu işte. Ve tekrar tekrar aklıma gözyaşlarının hikayesi geldi.\n\nBen'in sınırlarından son şeylere...\n\nFarkındayım ilk cümlede, çünkü biliyorum ki,çık dışarıya gel diye bağıracak için. Kusursuz bir misafirperverlikle ağırlıyor gece ve gökyüzü, üstelik aradığımız şeyi bulmamız için. Öfkesini tutup sakin konuşmayı öğrenenleri, anlıyoruz ki kusursuz konuşuyor vicdanlarıyla. Kavramları tersyüz eden gecenin çobanlarını, arındırarak okuyun engin yüreğinizde. Kutsallaştırılan erdemleri, sorgusuz sualsiz kabul ettiğimiz tüm köhne değerlere karşı kararlı duruşunu anlatacak daha iyi bir kelime bulamıyorum. Ucubucağı olmayan etrafını sarıp sarmalayan gecenin rengi, karanlığa karşı başını dik tutan engin gönüllerden söz ediyoruz. Yaşadığı serencam itibariyle, aşıkların sinsilesi bir kez daha nerede başlayıp nerede bittiğinin anlaşılmasının hayli zor olduğu, kendini var etme her şeye rağmen direnerek. Yersiz yurtsuzluğunun halleri ipi kopmuş tespihin taneleri gibi darmadağın duygusuyla kadim maşuğun aşka münhasır cevabı oluyor. Hayatın aşkla kesiştiği noktada ete kemiğe bürünmüş halde karşımız da duran, tamamlanmamışlık duygusuna kadar her alanda aşkın derinliklerine dalıyor bir gece. Bu derinliklerde gecenin çobanlarının karşısına neler çıkıyor peki? Böylece geceyi sıradışı taraflarıyla olduğu kadar sıradan taraflarıyla da tanıma imkanı için karanlık suretleri daha açık seçık görülebilir hale geliyor. Kendine daha hakkaniyetli bir yorumla hasretmisin?  Ya rabbi beni sen kurtar, benden.\n\nGeçmişiyle tanışmak isteyenler için bir kapı... \n\nGönül alemini güzelleştirmek için, aramızdaki boşlukla tanışabilir miyiz? Uyanık olmak gerekir ibrahimi halle, imtihanı başarıyla geçmek için. O çatışma ki, yeni halini gösterdikten sonra şems vakti. Bu kadar sınanmak için yönünü iyiden iyiye belirginleştirir. Aşkın acısı tüm yönlerine yansıyanlarda, bir parça sevgi her hallerinde görülüyor. Kendiyle kopuk ilişkiler kuranlar yaşarmışçasına hissediyor, birbirlerine karşı benimsedikleri suretperest tutumları. Bir halde son bulmak zorunda olan savaş sabr. Halis niyetin sonucudur saadet, sevgi(li) yle yaşamanın doruk noktasında aşkın rızasını kazanır gecenin çobanları. Bedensel ve ruhsal çöküşte olan insanlar, kendilerine bile güven duyamazlar, sevgiye titizlik gösteremezler. Mekanların sınırlarını aşıp kendini anlamak doğala pekiştirır kalpleri. Ölümle yüzleşmekle içiçe geçen öykülerin gereksinimini duyanlar hatırladığımdan çok farklı. Yazmak her zaman zor gelir bana, ortak temalarda aradığımı fark eder sesim. İnsanları etkilemiş cümleler, eğer varsa duygularında, sevgi çok kolaylaşır. Ya da benzer acı, ne çoğaltır ne de azaltır. Ölümler hep ani, hep hazırlıksız yakalıyor, bir bulmaca yaşamda. Ölüm basit bir son değil, bir güce sahip. En çok eski aşklara bir yük olmamış. Anlatılmayan bir sevgiyle hiç bırakmıyorlar yolculuğu. Yanlış duymadınız, onlar fikri dolaşıklar, içlerini nelerle doldurduklarını görüyoruz.\n\nÇoban kılıklı adam...\n\nAnlat, anlat iyi geliyor. Evet dedi bir ara meczup.Aslında farklılaştıklarını düşünerek ayrıldıklarını ama farkında olmasalar da yakın noktada yeniden buluştuklarını anlıyoruz. Tabii onlar diğerinin içini bilmediklerinden sevgiyi anlayamıyorlar. Semboller yüklenerek yaşanan suretler neyi başarıyor, kendince bir şey eksiltmesi gerekmiyor. Kolay not alabileceklerini umdukları duyguların lekeleri gibi duran ilişkiler hayattaki yerini işaret eden cümleler kurmak yerine, tuhaf bir hikaye anlatmaya başladı. Sır edip,neyin daha gerçek olduğunu anlamayacak noktaya getiren şems vaktinde bekleyen gecenin çobanları. Buluşmayı bekliyor fısıldayan hakikatler gözgöze gelmek için, iç içedir gerçekler. Dün burada hala, velhasıl yarınıda çekeceğiz dedik. Bu bizim kaderimiz. Ve gece hep gece karanlıklarda, bir varmış, bir yokmuş. En iyisi uyumaksa, rüyalarımız hep geceydi, o da ne! Keyıf sizin, devir sizin, sıra sizde, bizdeki yerine bir sesleniş. Anladık artık aşkın masal olmadığını. Tercih senin, hangi kutupta ve nerede yer alırsan al; ibretliksin..! Söyleyecek sözü olan beri gelsin. İşte onlar deliliğe aşık olanlar, aşk şarabını içecekler. Çık gel neredeysen diyen yanında kim azadedir. Herkesin aslında yana yakıla aradığın benin, önce ne öğrenmek istiyorsun. Kendine sahip ol, kendinizsiniz ise bu sefalete son versin özün. Kalbinde seninle olayım, en hüzünlü anında, aşka hitaplarımda gülüşün..y.ed.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Çoban  Divanı....45.... Engin Demirci",
        "poet": "Engin Demirci",
        "poem": "\n\nCömertlik Okul'u... \n\nKul olarak sınandığımız andır dünya, kalplemi dillemi gelin şimdi ya kuddus diyerek, gönül kapılarından girebilmek için, buyrun dua'ya. Ruhun karanlıkta kalmasın, duyguların gölge olmaması, ya selamla bahar neşesi gelsin diye sevgilere, buyrun dua'ya. İbadet ve taatleri çoğalmak için dünya kırıntılarından kurtulup, aşk lokmasının rahmetine ermek, miracına erdirmek için ruhları kainatın efendisine ümmet olmak, gönülde sevgisini diri tutmak için, buyrun dua'ya. Feyz ve bereketine nail olmak, sevginin sadakasını zikirle ödemek, gönül dostlarıyla olmak için, buyrun dua'ya. İnananların kardeş olduğuna inanarak, arş titremeden kalpleri titreterek hediyeleşmek sıla-i rahimi sadaka bilmek zordur, gönülleri tavaf ederek, buyrun dua'ya. Mümin kul rahmet ikliminde olgunlaşır, meyve verir huzur ve huşuya ulaşmak için insanın insaniliğini ortaya çıkarmak, haddini bilmek başkaları için yaşamakla mis kokular yaymak için, buyrun dua'ya. Abdestli bulunanlar uzun yaşarlar, yarış meydanına çıkanlar gül mevsiminde hangi yoldan gitmeli birisine, bunun altında hangi sır gizlıdir, ateşe daha yakın olan, daha çok yanar, eğer ibrahimiysen, buyrun dua'ya. Ben ona aşık oldum, başkası hatırıma gelmez diyenler, dünya neye benzer bilmezler, ey efendi biz zindandayız diyenlere mahrem olansın. Siz orada olsaydınız yusuf yüreğiyle koksaydı her an, kavuşmak isteyenler bir ses işitti, an'da yananlardan sevgiye kananlardan olmak için buyrun aşk ile dem dem dua'ya.\n\nKanaat sınıfı... \n\nDüşünenler yepyeni bir okumayla baş başa şems vakti buyurdu Şahım. İnsandaki boşluğun hasadı tövbe suyuyla arınanlarda isyan biter dünyaya dedi Pirim. Başka yere bakakalmak için savrulsun içindeki gölgeyle dedi Mirim. İnsan sevdiği zaman çok şey hatırlar, dağılır sonsuzluğa anlatamaz bu hali cümleler dedi Hırkasız Derviş. Bir arayışın sonucunda her şey bir merak duygusu uyandırır keşfedilen gönül diliyle dedi Zahit. O boşluk engin kıyılara bir demle geldikçe kelebek misali her aşk gibi yarım kalır, suskun gecelerde s/öz acılarla sınandıkça dedi Garip Çoban. O tür bir aitlik hissedebileceğim bir yer aşk, ne maddi ne manevi olarak mevcut olmadı hiçbir zaman insan insanda dedi Miskin. Nasıl tanımlamak gerekir? Bir kuyu yeterince derinse, içinde bütün bir hayatı gizleyebiliyormuşsun, böyle hissetmişse insan yusufi'dir yüreği dedi Meczup. Önce dilsiz olanlar üzerinde duralım, bu hali sevgili kılanın dilinin özelliği ne? dedi Fakir. Peki, bu dil ne dili? Sessizlikte konuşulan dilden söz eden çığlık çığlığa bir dilin nezaketiyle iyi ki koşuyor yağmur dedi Aklı Kıt Adam. Vefalı olanlar var elbet, gözyaşları toprağa değmesede, hiçbir şey eksilmemiş gibi çok şükür aminlerde dedi Deliler Şeyhi. Tanıdığımız ölüler yaşayanlardan çok vefalı, sesi ve sesinin değdiği bize uzakları dost kılıyor dedi İhtiyar Bilge. Bizi birbirimizden haberdar kılanlar aşka bizi bağlıyor dedi Seyyah\n\nMiracın basamağı dua........ \n\nZ/ordayken o zaman olmayı yaşamıştım büyük bir heyecanla açtım kapıyı. Bir süre sonra ya alışıyor, ya da yadırgamaz oluyorsunuz. Elbette her yeni dua kapısı açıldıkça bana heyecan veriyor, dört gözle bekliyorum. Kucaklamak gibi, öyle bir heyecan hiçbir şey olacaksınız. Ortada ve boşlukta kalmamak için,daha hareketli kendime daha uygun buluyorum aşk ateşini. Gördük, duyduk,hissettiklerim ve yaşadıklarımı yazmak beni mutlu ediyor. Kuyumcu titizliğiyle ince ince işlemek gerekiyor sevgiyle her sözcüğün farkettirdikleri gönül reçetesidir. Ben öyle hissediyorum inşaa ettiklerimle aynı safa geçtikçe. Merhametsiz gibi değil vefalı uçsuz bucaksız bir ovada at koşturuyormuş gibi samimi hissetme duygusu vardır. Hiç karlar erimiyor, yürekleri efkarlı, duyguları karlı adı da arada işte o an. En önemli kişi olduğunu hatırla, kurallarını azalt ihmal etme duygularını. Suçluluk duymayın aranızla ilişkiniz bozulmasın diye iğneyle kuyu kazar gibi hayatta kendine teşekkür etmeyi öğrenmelisin. Size siz taraf olmayın, kader var büyük beklentiler içinde olma bazı davranışlarına göz yummalısın. Kendinle iletişim kurmak için unutulmaz günlerin olsun. Bir cümleyle anlat uzun yolculukta seni bana. Olumlu düşünmeyi ve davranmayı anlat sevgine. Aslında gül kokusu gibi bir başı ve bir sonu yok şems vaktinin. Sıkmadan farklı bir yolculuk sunuyor anlatılan, adını koyduğum kapı açılsın diye geldim rabıtana. Böylelikle bir hz insanın yaşayan belliği olur, dar zamanlarda sözünü düşündüğümüzde aşkın.\n\nAşk b/aşka bir şey demiyor... \n\nKanatlar lazım karmaşık günümüz dünyasında mutlu olmak için. Çoğu sebat etmiyor sevgiye, kaybolup gidiyor yalnızlıkta. Tefekkürden öğreniyoruz ki önce küçük kainat insanla anlaşmalı, tanışmalı, sevmeli, sıyrıldığında kaçıp gidebiliyor  la havle çekip devam etmekle oluyor makamı ibrahim. Yeniden iştahlanmak takdire şayan sevgiliye, aşkı kazanabilmek için tekrar ve tekrar çalışmamız gerekir seherlerde. Erdeme ermek için duyguların üslubu aşka dayanan bir tekrar içermeli. Yan yana, göz göze, ruhen, yanak yanağa sessiz ağlayanlarda bir iç derinlik dem demse. Miraca çıkmak için gariplerin izini izliyor gecenin çobanları. Tek bir duyguya odaklanmış, bir sır ifşa edilecek diye fakir arayanlar bir zanaatkar gibi duruyor teheccüd vakti. El hak ikliminde her an mucize yaşanır kıskanır yağmur gözyaşlarını. İçimi hala acıtan bir anım da var diyor güzel aşıklar. Kendimle uğraştığım hızırla tanıştığım günlerdi, o demleri duymam içte, dem dem kahkalara dışta gülümsemelere dönüştüğünde oldu sessizce. Bir süre misafir ettiğim feryatlardaki sırlarla bir kargaşa yaşasakda, bense geri verdiğimi hatırlıyordum sevgileri. Esip gürleyen hayatta öyle serinkanlı ki marifet, sorular soracakmış vız gelirdi ihlaslılara. Şirk hiç kopmadan süslüyor hala, sevgiliye basiretleri bağlı insancıklarda. Kimi ayrıntıların bırbirleriyle ilişki ve çelişkilerini hiç gözden kaçırmazdı. Dualara gömülen engin yürekliler her gün önemini artırıyor, duyuyoruz, duyacağız. Ne yazık ki artık ulaşamayacağız yalnızlığa, kim yaptı bunu? \n\nHepsi bu... \n\nHal ve gidiş kulluk için ademden senin sesine değinceye kadar, biz ile gönülleşen gönüllerle söyleşiriz şems vakti. Gel yine gel ağır aksak olsada inleyen bu halimi azad etme, ah efendim. Bizi birbirimizden haberdar kılıyor, bizi bağlıyor geceler gibi kalbime düşüp parçalandığımız sözcüklerden ayrılamasakta, ne desin şad olmuş dilim, ah efendim. Biz herkes sevgiliyle yaşasın diye en çok vakitsiz kendinden gidenlerde donup kalıyoruz beni sen sandığımda, bana o kadar yakınsın ki dualar arasında, seni ben sandım, ah efendim. Sen mi bensin, ben mi senin şaşırdım kaldım huu'lar huu'lara karıştığında orada hepimizin yüzüne keskin bır ışık vuruyor, yarım bırakılmış bakışlarda beni sen sandım, ah efendim. İnsanlardan geceye sızan keskin, kederli bir ışıktaki nedir bu handeler karıştıkça yağmur tanelerine işveler, gecenin çobanları hizaya sokmayı sürdürüyor bizi, elimizi koyacak bir yer aminler kaldı, ah efendim. Gülmezse yüzünler gülenler sana gonca olur mu, gülüşümüze kalbimizinden kan ağlayan damlalarla bahçe buluyoruz seni gülerken görürsek, meşk etse acılarını taşıyan kelimeler cümlelerimde, harmanlansa bülbül gibi geriye sağlam izlerden, biz kalsak, ah efendim. Hayat bu çarpıcı ağıtların içinde, kalmışsın kuş uçmaz kervan geçmez yerlerde. Ah ah yorgunluğunun hayali gülşen olur du, b/akarken süpürdükçe her vakit ruşen olurdu, aşkımı gizleyemem sabret diyemem, ah efendim.\n\nGönül mahallelerinde bir gezinti...\n\nVe şimdi dert dinleme zamanı buyurdu Şahım. Evet, onda güzel her yer, düşündürüyor seyreledikçe isim, mekan ve zaman da yok dedi Pirim. Ve bu kez olduğu gibi içelim, nazlı şems vaktinde dedi Mirim. Tüm olan bitenleri tutan gönül defterlerinde açıklıyor, O dedi Zahit. Aslında tek kahramanlı bir metin bu yaşam, okunan her hikaye sevgisiz bir bozulmanın işareti dedi İhtiyar Bilge. Bir çok figür aslında insancıklar, naif, akıllı, iyi niyetli gecenin çobanları biraz da parçaları birleştiriyor tüm duyguları dedi Seyyah. Tepetaklak olan duyguların durumları, dünyada suretperest ilişkilerle meşguliyette çıkarcı ilişkilerde her türlü kötülük var dedi Hırkasız Derviş. O çaresizliği yenmek zorunda insan, bir ağıt belki de uzun bir sessizliğin sonrasında dedi Aklı Kıt Adam. Ne hissediyorsunuz? Bakıyorum da bir beklentisi varmış benden aşkın, teheccüd vakti bunu hissettiğim anda beni bir heyecan panik aldı dedi Garip Çoban. Belirsizlik içindeki ilişkilerde sevgisiz, modellenen gündemler çok zaman alıyor dedi Deliler Şeyhi. İlk okuyan engin gönlünü senindir, onu çok iyi anlamıştır, dünyaya bakışın değiştiyse, müthiş bir korku içindedir yalnızlık duaların arttıkça üşürsen dedi Miskin. Ama şükür gerek, okuyanlar gelip bize sordukça umut kapısı açılmış gibidir aşka dedi Meczup. Süs ve süsleme motifi olanlar neyi zikreder, bu kadar kabul gören surette, lale kadar değerli mi? \n\nVe daha bir çok şeysin.. \n\nFarklılıklara uyum sağlamak için farketmesi lazım insanın insanı. Bu bedende can senindir diyebilmek için gönüllerin değmesi lazım sensizlikte. Kara bulutlar sessizlik verir gönül dağlarına, kuru ve temizken gece. Nefesi daralanlara nefes olup damarlarda dolaşanların özelliği ozon gibidir. Geceleri laleyle gül arasında aşkla halden halle altmışaltıya bağlanır gecenin çobanları. Aykırılığın simgesi ters laleyle temaşa edenlerin bu sevgisi nerden kaynaklanıyor. Kara toprağa gömülüp damlalarla buluştukça açan rengarenk sessiz ve sözsüz konuşanlar, neye tefekkür ederler. Hayranlık uyandıran ışığa açılmış içten renkler köküne ne kadar sadık. Tabiattan aldıklarıyla mütefekkir olanların, mezhebidir aşk. Duygu ve düşünce dünyasına sevgiyi işlemiş olanlar yaratanın kudretinden ders alarak ders verirler. Cam zelvin mutluluk aydınlığında herkesi ağlatır. Saklasın ısterse gönüller sevgiyi, bizim isteğimiz yeniden canlandırmak sevgiliyi. Zevksiz ve ruhsuz insanlar doluyor dörtduvar aralarında. Bizim elimizde laleler, gönül örtüsü aldında gül kokusu sunar şems vakti. Ekilmezse laleler, güller, akşam sefaları, sümbüller sinedeki yaraların kanaması dururmu hiç. Tecelli eden hakikat yeşillenir kübrasıyla buluştukça, gönül odalarında kutsal. Bu daha başlangıç erbain için, özgür akan bir nehire dönüşen aşıklıkta ne çıkıyor ortaya. Halvet hali her şeyi özetliyor artık vazgeçecek değil aşk.\n\nİlk cümlesin... \n\nKurtuluş ama kimin kurtuluşu buyurdu Şahım. Ne cevap vereceğimi bilmiyor nefsin, ne düşünürsün görmek, okumak gerek,  dedi Pirim. Ve insan üzerinde sınırsız egemenlik kurma yolunda, aklı sürekli kullanan suretperestlere sadakat duyan olma dedi Mirim. Gerçek ötesi bu sadakatin ölümü elbette, şimdiki insanlar zamanın dışına itiliyor dedi Meczup. Her şeye rağmen itaate karşı itiraz edenler hazan olacakları halde kendisini meşrulaştırma şansına sahip değil dedi Zahid. Ve gittikçe taşlaşıyor soylu insan, bir hamleyle alaşağı edilen sevgi, zamanın büyük bir yanılgısı olacak ilişkiler dedi Miskin. Muhammedi nefesler şuur veriyor, aşk emzirirken gecede maşuklarını dedi Fakir. Bir çeşit yaratıcılık, bir çareye sarılmak o çaresizliğe yenilmemekle yabancılaşmamasına izin vermıyor gecenin çobanları dedi İhtiyar Bilge. Heveslenerek, taklitle olmuyor çünkü o nefret doğuruyor, sevgiye umut yok ne olduğunu bilmiyoruz daha yüreğimize, samimiyet, vefayla seninimin ne olduğunu bilmiyoruz daha dedi Deliler Şeyhi. Her şeyi bilerek, tanıyarak, hissederek yaşayanlar kimdir peki? dedi Hırkasız Derviş. Sonra tanıştık bir sohbet için, isterim sevgili nasıl yazılır bilmiyorum dedim, merak etme, ben sana öğretirim diye cevap verdi Seyyah. İşte gönül işbirliğimiz, bu çok istediğim olağan bir duygu, bunu biz mi yazdık şems vakti engin gönüllere dedi Garip Çoban. Söyleyebilirsiniz, sırf sabır ve sükûnet değildir aşk\n\nSebebi sizsiniz... \n\nVe onun sevgilisi üzerine kuruludur sevgi. Gönüllerde kendini gösteriyor seherdeki dua alışverişleri yapanlarda. Yeni bir boyut katıyor engin yüreklere, hem dönüşüyor hem de birikiyor, büyüyor çağladıkça huu'lar dem dem. Sevginin omurgası olan özlemlerde bu başlangıç. Sonrasında akışı değişiyor kim olduğunun. Zamanı bölümden bölüme keşfettikçe bir başlangıca ihtiyacın var. Kim oldugunu bile bilmiyorum, yazarken ortaya çıkıyor. Ve ne kadarı sevgi bir b/aşka yer açan yanınla evrildıkçe uykusuzluğun artıyor. İçinde kendine yer açtıkça, sevgili gibi tanımlayabilir miyiz? Ve aynı zamanda yön ve hedefe ulaşıyor umdukların. Aslında her seyahat bir serüven makamında. Ve hikayeni yüreğine seyahat ettikçe keşfetmek istiyorum. Akla ilk gelen şeylerden bir sınırsızlık çiziyor her dem. Ve göç bambaşka kendinden bu kadar önemli. Sınır ve sınırları aşmak önem kazanıyor. Gönlünün kurduğu yakınlığı nasıl tarif edersiniz? Bak sen daha iyi anlatıyorsun benden beni diyen yanınla konuştukça, bağınız nasıl sürüyor bağlandığım yanında. Bütün vaktine sahip çıkan vakitlerimde hissediyorum iç savaşlarını. Artık kendimi daha çok sevgili hissetmeye çalışıyorum. Sevmek insanın varoluşudur, karşılığını nasıl alıyorsunuz onuda farklı yönlerini tanıdıkça bir varoluş yaşayıp hiçliklerin doluyor. Bir tamlaşma yaşıyorsun hissettiklerinle, gerek yok ki dünyaya zaten aşksın benimlesin\n\nKesekâğıdı dipli dünya....\n\nEmanetler dünyasında hala büluğ çağına erememiş insanlar bir yer tutuyor. İlişkileriyle nereye dönse, hayat yetersizliğini yüzüne vurduğu suretperestler her alanda hissedilmeye başlandı. Bir yaşamın kıyısında dolanıp, arkasına sığındıkları gözden düşen yanları. Deyimm yerindeyse makûs talihi sevgisiz bir noktada kesişmiş. Sancılı geceler giderek irili ufaklı yalanlar hayatının zerresiyle süslemekten geri kalmaz. Ve bir hayli heyecanlı hali giyinmiş. Kapıyı üstüne kapatmış, kendi sesini duymamak için keyfi iyice yerine gelmiş. En sevdiği renk kırmızı, bu nedenle sahip olduğu en değerli şey yalnızlığı. Başınız kendinizle dertte galiba! Keşke yardım edebilseydim, ama huyum kurusun, aşktan hiç anlamam. Beninle yarışı kim kazanıyor, güzergâh nasıl oluşuyor şems vaktine, yolda gecenin çobanlarının başına neler geliyor size anlatacak değiliz. Tekrar tekrar bakarken aynana kapı açılıverir engin yüreğine, sen git! Ben burada geceye bakmaya devam edeceğim. Biliyorsun bu işi seviyorum, dem dem uykuyu uyutmak bir başka güzel duygu. Herkes her şeyi sevmek zorunda değil. Ve unutuyorum beni, sevdiğim bir şeyi yaparken, diğer sevdiğimi seherlerde azıcık unutmaya hakkım vardır. Çünkü döndüğümde seni hep içimde buluyorum. Geceyi azıcık unutup tekrar dalıyorum seni düşünmeye. Aşk için de zaman kaybetmeden dalmanız dileğiyle, bu nedenle seni senden çok seviyorum tozu dumana katarak.\n\nGünümüzdeki bir portre insan... \n\nDüşünce değişmeden davranışlar değişmiyor buyurdu Şahım. Kendini önemse ki, şükrün artsın şikayetlerin azalsın dedi Pirim. Ben davranışlarımı kontrol edebiliyorum dediklerin sessiz tekrar ediyor cümleni dedi Mirim. Dışındakiyle içindeki arasında tazelenmeli ev sahibi halin dedi Meczup. Mecburiyetlerin arttıkça birşey'in değişir üşengeç yanlarında itaatlerin dedi Zahid. Muhabbete çevir en çok canının yandıklarını ki, keşfeden sen olabilesin dedi Fakir. Benzersiz bir aşk yoludur, engin gönüllerden sevgiye doğru akıp gidenlerin inanıp çocukluğa büyümeye özlem duyanları sahip edinmek için bahaneniz dilekleriniz olabilir dedi Hırkasız Derviş. Bu noktada mucize bekliyorsanız insandan yanılıyorsunuz, sizi ispatlayacak olan küçük hayal kırıklarından sonra büyük bir sevgi patlaması yaşamak dedi Garip Çoban. Taklidi kelimelere bürünmüş insan kalabalıkları var karşımızda yalnızlığa eşlik eden sihirli ilgi duydukları dünyalarıyla dedi Aklı Kıt Adam. Huysuz suret yığınları suretperest sevgisiz yaşamakta son derece başarılılar dedi Seyyah. Sizi kentlerin gidip gelen koşuşturmacasına şems vaktine serpiştirdiği nefesiyle aşka dahil edivermiş olan gecenin çobanlarıdır dedi İhtiyar Bilge. Ve en efsunlu mesele aşksa, söyleşen maşuksa sevginin kalbine yolculuk yapmalı hz insan olmak için dedi Deliler Şeyhi. Dokunan öyküler vardır insanın geleceğine, neredeysen kucaklaş içimdeki sesimle. y.ed.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Çoban  Divanı....62.... Engin Demirci.. Şems-i Mevlana Divan-ı",
        "poet": "Engin Demirci",
        "poem": "\n\nYalın cümlelerle karmaşık duygular..\n\nDaha ne isteriz ki, son cümle olsun sevgi. Kalbine karşı sesini yumuşat çünkü sonuçta anlatılan senin hikayendir. Hepsi de çok farklı bir bağlamda karşımıza çıkıyor için de özendirici veya kışkırtıcı kelimelerle dolu yaşamından, taşlar yerine oturuyor. Görünüyor ki, bu derde ortak olmamak mümkün değil. Oysa en çok içinde bir şey hissedene uzaksın. Öteki dünya için başkaldıran bedenler en çok sana benziyor. Ona gittiğinde, ne bir eksik ne bir fazlasın rehberliğine ihtiyacın var. Zorlukları ile eşit oranda haz veren duygularına, ortada bir ayna tutulmuşçasına birbirine yansıtan kaç bölüm. İlk dikkat çeken şey, başladığı noktaya dönmesi gibi, ileri ve geri giderek yansıyanlar. Amaç araya özne girmeden, sevgiyi gördükleri şekilde yaşamaktır. Sadece seyretmemize izin veren suretler, dış kabukları soyuldukça içini görmeye hak kazanlara, yavaşça açıyorla kendilerini. Kimin aklından nelerin geçtiği, insanların arasındaki ilişkinin ne olduğu, ancak gönülden diyaloglarla ortaya çıkıyor. Gizemini asla ilk seferde açmıyor kalpler, ancak her şey bileşik duygular gibi birbirlerine anlam katarak çözülduğünü görüyoruz. Yatakta uyanmak üzere olan iki kişilik fark ediyoruz. Büyük çoğunluğu terk ettiği yaşamlardan geride kalanlara sığınıyor geceleri. Hiç durmadan yağan yağmur yüzünden algısı zayıflamış toprağa benzer insanlar. Herkes nankörlüğüyle suç ortağı yanını suçlayarak, duygularıyla parçalanarak, yalnızlıktan nasibini fazlasıyla almış içe işleyen sevgisizlik.\n\nAh-û Efgân...\n\nAşk bir inançtır. Bir şahıs değildir, suret hiç değildir. Aşk, insan mayasına hayatı anlamaya, anlamlandırmaya atılmış bir tohumdur. Ruhun daha derinlerine kapılar açabilmek için bir duadır. Her nefeste başka bir kılıkta, öyküyle, ihtiyaçla ortaya çıkar. Ama insanlığın hayatı anlamaya yönelik çabası, güneyde, kuzeyde, doğuda, batıda ortaktır  ve bu çaba, ister aşk ile ister başka bir şeyle olsun, görünenin bir ötesi olduğunu tanımlayabilme beklentisinin, ihtiyacının sevgiyle ortak bir zeminde buluştuğunun göstergesidir. Ucu açık bırakılmış o kadar çok kelime var ki, gece gönül kapılarınızı açmanızı sağlıyor. Tanık oldukların, beninle tanışma şansı yakalayamadığın arasındaki bilinmezlik. Üstün de konuşulamayan bir kez daha akla getiriyor susmayı. Söze gelmeyen satırlarını okuyan gecenin çobanları, her duada kendini yeniden, farklı bır biçimde üretiyor. Tamamen kendisinde kalan şeyler olduğu için yaptıklarında herhangi bir yanlışlık görmeyenler, ta ki bir gün, yüreğine gizlice girip saklananlardan habersiz olanlar suretlerinde çok belli. Daha sonra yalnız başına kaldığında bir iki saniyeliğine seni onun kılacak bir mahrem detay yakalama özlemi ve arzusuyla, sevgilinin geldiğini anlaması için kapıyı ardına dek açık bırakır aşk. Var olmadığını bildiği ama gene de teselli veren bir hayal dünyasına sığınanlar, yalnızlıklarını itiraf ederler.\n\nDört duvar bir nefes...\n\nKelimelere ve hayata sadık içten bir duygunun harfleri, bu aşk. Şems vakti dualarla gönüllere şölenler sunan gecenin çobanlarının bugüne dek ortaya koyduğu sevginin sevgilideki hacmi, bu aşk. Yakınlık eşlik eder aktıkça akan, büyüdükçe için için en derinden teni aşan bir sıcaklık yayan, bu aşk. Hem bizden hem sizden biri, dilsizliğin dilinin içinde geçerek, sokaklarının sessizliğine ses olan, özlemlerine kulak kesilen, bu aşk. İçte olanı dışarıdan dışarıda olanı içten görüp, kim bilir kimin kalbinde kalbim diyen, bu aşk. Modern dünyanın gösterişli imkanları içinde durmadan yalnızlığa bağlanan ve günlük hayatını bu bağlanmışlıklar üzerinden tanzim etmeye çalışan insanın uğradığı haksızlıklar, sevgisizlikler, yenilgiler, yıkımlar karşısında olup biteni duyan ve duyduğunu engin gönüllere devreden bir fakir, bu aşk. Ağaca bakarken ormanı gözden kaçırmayan ve bundan dolayı parçanın bütününe teslim olan, bu aşk. Anılarını anılaştıran gecelerde çoban yıldızıyla zöhre yıldızını konuşturmaktan çekinmeyen, yolcuyken yolun da kendisi olduğunu bilen, bu aşk. Mahçup etmez kelimeleri cümlelere heybesinde ölüme karışmış harfler ise anlar ve anılarla zamana eğilmeyen, bu aşk. Hiçbirimizin adını bilmediği hasretlerde, alev alev sıcağı sıcağına gönderilen umudu ertelemeyen bir kederli mektup gibi, bu aşk. Olanları bilen ama olanlara teslim olmayan gözyaşı, bu aşk\n\nO yüzden sevgi ışıktır... \n\nAçlık huzur verir, yeterki o doysun diyensen, eşsiz eserler bırakır sevgin, her halükarda çok güzel ve karlı olarak, birçok diğersin. Bir tohum, bir  parçasıydı yaratmak için, kol kola göç edenlerde genişler, büyür ve büyür filizlenerek, yatağını bulan nehirde sürüsü s/özlerin, birçok diğerle. Bu zalim savaşın tam ortasında muzaffer olabilmenin çarelerini arıyordu gecenin çobanları. Yanlış yerde yanlış insanlar oldular, asil direniş onların dünyasının uyanış emareleri göstermeleri. Bu alemin her türlü sert ve karanlık göstergelerinin temsilcileri oldu dünyaperestlerde, birçok diğerleriyle. Hayatı duygularıyla bağdaşmayan kurallarla verdikleri örnek, sıkışan yanlarında, her safhasında olması gereken geçmiş, sevginin olduğu yerde şeytana yer yoktur, cümlesiyle ele alalım ilişkileri, suskunluğa yer yok meşk eden alemde, birçok diğersen. Sevgi, mananın devamını sağlar ve akılda tutma şeklidir bütün nimeti kaybolmuş olanlara rağmen, manevi dayanaktan yoksunlar geçmişini kaybetti, yarının boşluğunun içinde, bugünü kime gerekli idi? birçok diğersizle. Ve bilgece değişmiş şartlarda, bizzat kendilerine karşı ayaklanır yalnızlıktan, ve sık sık özlenir soğukta ve şok edici basiretsizlikle, hakiki hayatı yok ettikçe, birçok diğersin. Veya yaratmak üzeredirler kendıne benzemeyen ve kendi yolunu hissedemeyen, manevı açıdan kafası karışmış heyecandan yoksun, birçok diğerin.\n\nKış Elbiseli Kadın...\n\nKör ve sağır iç ve dış halin, kutsal tapınağın dünyada karanlığın yüreğinde karşımıza çıkıyor, kış elbiseli kadın.  Gerçekleştirmeye iradeniz varsa, hayal kalmayacaktır dostların desteğiyle, yok ediyor bir şeye üryan halini, kış elbiseli kadın. Gönül şehrinin arka sokaklarında sefalet dünyandan ayrı gezen adam'a övgü bir şeyler söyler, kış elbiseli kadın. İmkansızı arzulayan bir ilişkiyi temsil eder duyguların, sadece guguklu saat öter üzüntüsünde, etraftaki ağaçların sararmış yaprakları yolun üzerine doğru döküldükce, arkasındakı sır perdesini çözmesini isteyen biri gibi görünür şems vakti, kış elbiseli kadın. Beklendiğini, nerede duracağını iyi bilir gecede, tevafukla değil tefekkurle olmadık yerde değildir, sık sık sıkışmış yanıyla benimsin der özlemleriyle, mümkün mertebe doğal bir basamağında duraksar ilişkilerindeki vefaya ayrı bir parantez açmalıyım. O sonu gelmez ani bir kararın eseri, kış elbiseli kadın. Dem dem dalmak ister nasıl bir mekanda bulunduğunu unutmaz. Kapısından girdi engin gönülle, o bitimsiz suları altında kalmışsa gözyaşları aşka teklifidir, kış elbiseli kadın. Daha doğal bir şey olmadığını gördükçe fakirlikten başka birşeyi, hatırlatır ihtiyacı aşikarken cebelleşerek, gecenin teklifine hayır diyemez, kış elbiseli kadın. Kadınlar gıymekte zorlandıklarını giyinerek gülünç görünmek isterler, halleri beze bürünüp sokarken, üslubuna ne diyordum sevgiyle, kış elbiseli kadın'a! \n\nIraklık dediğin odur işte...\n\nİmkansız olan anda, yaktın beni ateşinde ay yüzlüm güneşim benim. Ömrümdeki sükut düşten güzel, sözden s/öze, gönülden gönüle günce açarken. Satırbaşı yapar gece ötelere yazgımı. Dolaştım kıpırtısız tenini, işittin uykunun en güzel yerinde içten içre. Rüyanda sayıklıyordu kalbin canımın yoldaşı ol, uyanıyordun sokaklarına yağmur yağarken. Sabah ezanı not düşer gibi bir sır fısıldıyor gariplere. Kıvranan yanımı sessizce göğsüne sürüyorum, seni ben yapmak için. Delirecek miyim neyim, bu hal benim sana aşık olmamdır. İnsanlara olan inancım azalsada güçlü olmak için O'nu bulmaya çalıştıkça hayatı akışına bırakmalı. Duruşun her şeyi ele veriyor, koşar adım geceleri bize mesken olunca. Kelimeler cümlelere huzur verdiği anda bir şey buğusundan bizi birliyordu. Dudağına değecek damlalara razı olacak yüreğin özlemlere değdiği anda. Sizi çoğaltan anlamlı duygular hazine gibi kim bilir hep yanlış anlaşılır dokunuşlar. Çünkü içten duyulan şeyler hep yanlış anlaşılır, ona anlatsanda kendi haline bırakır yalnız yoksul bedenleri. Nerde olduğumu bileceğim, tutsam bırakmasam alnına konan besmeleyle maksudum olan. Sen yetersin tutsaklığıma, şimdi eriyen bir mumum sanki. Seyredeyim açmamış güllerini dalında gece gündüz o tecelli anında. Kaldır bütün perdelerini feyzin geldiği anlaşılsın. Hiç bir su, aşağıdan yukarı akmaz. Bütün halleri ve sözleri ile kalblerine tesir edenlere ulaşmak içindir aşk\n\nŞu çetrefilli mesele...\n\nHeyecandan yoksun şehirlere sıkışıyorsun, sahte parlaklıklar arasında olan herşeyin sunidir. Her zaman kendine yabancılaşanlar, basit şeylere yönelerek insan farklılaştıkça, sahip olduklarıyla farkedilemiyor tam ne oldukları. Olacaklar da bir tek sana, bana. Yani bize, peki insan, insanda nerede?  Belki de sanrılar sanrısı demeliyim hz insana! Her duyguda güneşin doğuşu gibi doğmakta olan gecenin çobanları, ne doğuda ne batıda. Mesafelerin ne kadar birbirinin içinde nefes aldığında. Kalplerdeki korkuyu diri tutmaya çalışıyor dünyaperest fitneler. Hareminde fitilini ateşleyen engin gönüller hicran kasesini yudumladıkça vuslat kabesine yanaştırırlar. Emri ilahiye yanaştıkça muhabbet maharrette sınır tanımadıkları bir şey ile ruhları açık olanları hep diri tutarlar. Muhabbetti hassa dile geldikçe şems vakti zat tecellisiyle bir güç elde eder, sık sık soyundukça sayısız ateşleri nar gibi dağılıyor. Kendini lekelemek için elinden geleni ardına koymuyorlar suretperestler. Sadakatle sevgiyle bakarak okuyanlardan, aşktan başka bir sonucu doğurması da beklenemezdi. Sevgi ve merhametin yeri yok mudur? İnsancıklarda! Acıtmadan ama acıyarak hikmetsiz nasıl yayılmış olabilir aşk. Bozulmamıştır söz, büyük dokunuştur ikra ruha ve kıyamete kadar aşk hiç susmaz. Bozulmayacaktır kuşattıysa gök kubbeni, putçulara ve parçalarda takılmayıp bütüne gidenlerde yer bulmuştur kucaklayıcı sevgi.\n\nAlevim alevine alevli... \n\nYolumuzun yol olması için dünden gelip yarına gidenlerde,  gece yürüyüşleri buyurdu Şahım. Yare söz söylemek yusufi kuyudur, kendine seslenmek için züleyhayı tebessüm lazımdır her vakit dedi Pirim. Sözde mana, manada söz kalmadı. Gelişim davetsizdi, gidişim de elvadasız olsun istedim dedi Mirim. Hayat bu, kefene sığacak kadar O'nda kalırsın, sana uzaksan yankılan sevginle dedi Meczup. Süslü suretlerin yerini, hayatla dolduran dualar; belli bir meşk pratiğinin kalıplarından, alışkanlıklarından kalkıp hayata, insana damla damla gel dedi Zahit. Kendi yolunu kendi açanlar, insandan kabarıp yaşayan sözcüklerle kendine mahsus bir ses atmosferi oluşturuyor, rüzgar çölleşir tarif edilemeyen gecede dedi Hırkasız Derviş. Dilden dile dolaşıp gönüllere yaygınlık kazanmasını sağlayan aşk, bir sözcüğü o sözcüğün yaşadığı yerde bizde yapılandan ziyade içe doğanla kanat(t) ır dedi Aklı Kıt Adam. Temeli bilinmeyen zamanda atılmış aşkın, bir tat, bir hısımlık duygusu bırakıyor şems vakti dedi Garip Çoban. İnsani duyguların hamlelerine muhtaç etmiyor, bizi buluyur hangi gecenın sabahına aşk dedi Fakir. En sıkıntılı, en kavgalı, en yalnız, en vefasız, en sevgisiz insanı biçimlendiren engin gönüllüleri biliriz dedi Deliler Şeyhi. Adını belirginleştirmiş pek çok aşkı, dilde var diye söyleyenlere rağmen asl olan aşktır dedi İhtiyar Bilge. Yöneldiği dilsel sadeliğiyle teslimiyeti hiçbir engele takılmadan, için içinde saklı alevlerle s/özleşelim, iç içeyiz sık sık birleşelim her anımızla  dedi Aşk.\n\nSonrası yalnız rayiha...\n\nBiz birbirimizi nedense hemen tanıyıveririz gece ve gündüzün koynunda. Gün doğmadan uyanan sır dolu çocuklarla dolmaya başlayan bir hayatla tanıştınızmı hiç? Öksüz, kımsesiz ve kimliksiz. Parklarda aç kaldıklarında, kışın soğuğunda hatta yazın ortasında bile çok üşüdüklerinde, açlıktan ve üşümekten kedi,köpekle bir yere kıvrılıp bir yumak olduklarında, görünmeyeni kelimelerle görünür kılmaktır gecenin çobanlarının işi. Sokak çocuklarıda insandır, bir sorun olarak pek göze görünmesede, hayatı onlara yok sayanlara rağmen varlardır. Ya bir koku,  bir yara izi, eksik bir uzuv vardır, bir ses, ya bir duruş, yada bir giyim öteki insanlardan ayıran daha neler neler. Doğduğu yeri, yılı, günü, anne, baba, kardeşini bilmeyen ve yani kısaca onların içindeki bir çocuğun kelimelerine dayanarak, Allahın askerleri adı demeleri, bil ki bizdendir. Varolan iki yüzlü sistemin sılkeleyip attıkları onlar. Ta ki öğrendiklerinizi, yaşadıklarınızı sokakta yeniden öğrenmeye geldiğinizi hisseden  vicdanın sesiyle, tekrar tekrar yaşadıklarınızı okudukça muhabbet eden sevgi, seherde öten kuşların çağırması gibi çağırır sizi size. Saygı önemden gelir, o yerde bir gün. Güneş ki en derin, sen her gün başka güzel olsanda. Bende gönüllerin en kanatlısı, nasıl acıkır, susarsam aşka. Farkında mısın nereye gidiyoruz, nereye böyle bulutlar şu akıl zindanlarımızdan. Sükuta ramolmuş ölüme garipliğim.\n\nNefes nefese koşan atlar gibi gece...\n\nKalbime bakar ve aşk konuşur kalabalığın içinden. Belki de öyle olduğu için aşk beni sahiplenip, alevlerin alevinin içinden geçerek alevine doğru yürüyor. Şöyle diyor: Sık sık öyle içten, öyle serin ve insandan yana, en kavgalı gürül gürül akan özlemler eşlik ediyor şems vakti. Herkese dokunsun diye mi hemen her duygudan için içinden zaman kokusunu da taşıyan rüzgar çıkıyor. Üstü örtülmek istenilen teni ateşin ortasına fırlatıyor, görmezden gelinene teslim olmaya çağırıyor. Yavaş yavaş içten, yalın ve vefalı bir hale taşınanlar cümlemizden koparılıyor. Bir ucu dokundukça soluk alıyor derelerinde dağlarındaki sokağının özlemleriyle başladıkça muhabbet. Toprağına sinmiş olanların değişimi içlerine de sızıyor. Ve bağışlıyor feyiz alıyor cansız kelimeler arasına sıkışmış sesini içtenlikle ağırlıyoruz. Bize söyledikleri çekici kendi sesini aşarak. Tamlama ve buluşturmalarda baş'tan ayağa öğreneceğimiz çok şey var. Sahipleniyor dokunuşlar alıp değişiyoruz bin yanımızda harmanlandıkça. Bir şey varsa, hadi itiraf edelim, savrulup giden benin yoktu artık. Gizemleri burada saklıdır yakınında hıssettiklerinin. Göz ardı ettiklerinin ardında daha önce hıç yokken öyle bir anda ortaya çıkıverir gecenin çobanları. Hiç yok gibidir hoşgörün. Zaten ona teslim oldum. Ötekini istiyorum ama bir dile ihtiyacım var. Bir mesafeden kenara bırak kendini, benine yaklaşmak için.\n\nKonuşsak sebeplerimizi...\n\nBir rehber edasıyla selam veren bir arayış ve yolculuk hikayesini anlatıyor gece buyurdu Şahım. Tabulaşmış değerleri sorguluyor sevişen yek vücut olan kış mevsimi dedi Pirim. Şeytanın kurbanlarına baktıkça, bir saygı duruşu niteliği taşıyor insan dedi Mirim. Ben dünyada yaşıyorum, yani her ülkede, her kıtada, her iklimde, her kabirde; uzun bir arayış sürecindeyim dedi Meczup. Üstü kapalı biçimde kendisini bir ömür yan yana düşleyenler, sevgisiz yaşamayı redden bir yolculukta tefekkürle dedi Hırkasız Derviş. Kendi iç hesaplaşmalarıyla tekrar yıllar içinde bir araya gelen birbiriyle yüzleşen yüzler, mutluluğu bulma çabasında dedi Zahit. Sorgulama isteğini anlatıyor gece, gözükende gözükmeyene gitmek ve senin gibi öğrenmek isteyen düşünür dedi Seyyah. Sana çok zaman kazandırabilir, yanıtını ararken bulmuşuzdur kendimizi tefsir ettikçe soruları dedi Garip Çoban. Her zaman algılar meal eder, bizı gerçek anlamda ifade etmeye yetiyor mu? dedi Fakir. Kendini baskıları arasında bocalayıp durduğumuz hayatta, ne istediğimizin farkına varmamıza başka bir pencereden rehber oluyor şems vakti gecenin çobanlarının mahremiyeti dedi İhtiyar Bilge. Ve onları buluşturan tefekkürün sunduğu hayatını geçirdiği ortamlardan bir hayli tarzı farklı dedi Aklı Kıt Adam. Kendilerinden bir parça bulanlar bu yolculukta farkındalıkları gözlemler, bir öğrenci olarak yönlendirir belki dedi Deliler Şeyhi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Çoban  Divanı....64.... Engin Demirci.. Şems-i Mevlana Divan-ı",
        "poet": "Engin Demirci",
        "poem": "\n\nGönül avlusundaki masallar...\n\nZihnimi uyuşturan sen ile ben kendine has, anlatan ıle dinleyenin bir olduğu büyülü bir vakitte, göz göze geldiğimizde karıştırır gece bizi buyurdu Şahım. Ne kimsenin bağırması ne de çığlığı duyuluyor artık sevdiğim için söyleyeceğim bir düşünceye oturttuğum sevgiyi dedi Pirim. Bütün sesler, çiçekler, yıldızlar, kabirler bir gönderme yapıyor. Hak ettiğini söylemek mümkün, sedaların yutulduğu bir an yaşanıyor dedi Mirim. Mutlak bir sessizlikte kimliğini bulunca sona erer yalnızlık dedi Meczup. Sözcüklerle oynan bir oyun değil sevmek, okumaktır hep yanı başında duran sevgiliyi dedi Zahit. Zorlukla açılan kapının yarattığı simge değil, hiç açılmayacak endişesiyle her seferinde anahtar sokulan kapı, kolayca açılır şems vakti gelenin o olduğunu müjdeliyor dedi İhtiyar Bilge. Gözyaşı kapın kalp bağın mı? Birbirine sığınan sohbetlerin gönül rızasıylaysa, öyle bir yer ki sevgin, saçma bir şey olmaz dedi Garip Çoban. Bölünmek kadar saçma bir şey olamaz duygularının, gelip her bir fethettiği düşünülene teslim etmek varlığını muazzam önem taşır dedi Fakir. Ne fark eder ki? Ve kim bilir, ilk kez toprağın filizlenecekse dedi Hırkasız Derviş. İlham veren güneş dili olanlarda sevginin hüküm sürdügü hayat var, uzaklarda değil dedi Seyyah. Kalp atışını donatıyorsa düşündüğün,her gün güneş doğup batıyorsa gözlerinde, teninde ay tutuluyorsa, üryansa gökkuşağın fazlasıdır Aşk\n\nVakitlere ortak olmak...\n\nÇok belalara müptela kılınanlara akılsız derler buyurdu Şahım. Nasip nedir bedenine, dost'mu arıyorsun dualarına bak dedi Pirim. Kendinden ayrılman çok mu zor,aşk yolu çileli yoldur dedi Mirim. Bütün eziyetler hediyedir kıymetini bilene dedi Meczup. İllallah demen için ne ararsın, hz eyüp gibi rahim olana razı mısın dedi Zahit. Ne gelirse gelsin haddini bilmelisin, bela kimleri tanır kimleri heves bile etmez, ilaçların acılığını aldırır mı hasta dedi İhtiyar Bilge. Nedensellik bağı çözülemeyen aşkta, ne biliyoruz ki dedi Aklı Kıt Adam. Kırılma noktan nelerin altını çizdikten sonra devam eder isyanına dedi Sufi. Ve çok az değiştiği zaman, o zamanlar anlar içimizdeki aşk vakti, değişmez alınyazısına geçer ve insan bıkar seslendiklerinden dedi Hırkasız Derviş. Kendi sesini isyanlardan bulanlar, kolayca rastlayacak yeniden bize kırılmalar, gücenmeler, bağışlamalar, saklanmalar arasında dile gelir kabullenmeler dedi Şakird. İlla bağırmak değil dışa dönük içler, hepsi çare/siz biraz çağın tanığı sevgiye, dışarıya bakar önce kavgada yitenler öteki sorular soluk soluğa dedi Deliler Şeyhi. Çocukluğumuz için söylenmiş gibidir, üstüne yazılan büyüdükçe işlenen kader belleği dedi Seyyah. Yaşanlarda tek suç ortağınız, kendine yaptığın elüstünde tuttuğun haksızlıklar, ruhun bütün boşluklarını doldurur Şems vakti, h/iç aklımıza gelmeyen halimizi izah eder dedi Garip Çoban\n\nSeviyorum de o zaman.... \n\nYüreğimde çok garip bir duygu var. Sen sevilmek istediğin gibi, ben de sevmek istiyorum. Utangaç gözlerini ovar ve ben onun ciğerparesi değil miyim? der geceleri kucaklayıp ağlayanlardan içerı gidelim. Ah, bana ne oldu? Yüreğimdeki telaş! Ah! Seviyorum, seviyorum! Sevginin duygularını her bakımdan süslediği insanlar, genelde insanların gözünde küçük oluyorlar. Sevginin her bir nimetinden yoksun olanlarsa en saygı duyulan kimseler oluyor! İnsanın kendine zavallı, hor görmesi, yalnızlığa tutsak olması ne zor şey! Hicap'ta dilenenler, adanmış gibi yetiştiriliyor seherde, heyecanla kendi kendine. Bu ne haldir! Bir şey söylesem, ama cesaret edemiyorum gecenin çobanlarına. Ah, gitmeyi de gönlüm ıstemiyor. Kapıya b/akıyorum kendi kendime hayran hayran, onda da bir hal görüyorum. Ben güneşe b/aktıktan sonra, ateşe atılana aşık olmuş bir karıncayım. Bir düş bu! Acaba nasıl düş ki bu kadar telaşa yol açıyor gece. Efendim, ah işte düşümün anlamı dağlardaki çobanlar mı? Çoğu vakit açlar güle konan kuşlar gibi. Haydi, git düşün! Bir yol bul, büyük nimet elde edeceğin. Velinimetimiz! Bazı gizli olayların açıklanması için gereken bilgilere sizler sahipsiniz. Gel, gel! Bize düşen görevi yapalım. Siz ne dersiniz? Sevinçten soluğu tükenerek, buldum. Beni yoksun mu bırakacaksın? Kutsal vazifem, istediğim amaca ulaşmak için, bu da bana bir vesile olabilir. Baş üstüne efendim, sizden memnun oldum sözüm.\n\nİlham veren meleklerle tanışmak...\n\nKar taneleri gibi sema dar gelır akmak, savrulmak istersen bir yerınle vücut bulmak için. Çok kıymetlidir, karışık ve çeşit çeşittir ve devamlıdır sevmek. Büyük değer taşır, manasıyla taşıyanda d/okunulmak ister şems vakti. Ben sana yolunu şaşırmış aşığım, kondukça toprağına kartaneleri sar beni, sev beni, ateşinle erit teninden süzülüyum kimse görmeden, zülüfünden ayağının altına kadar çağlayım.  Can arzular gönül yetmez, gece benim halime ağlar şimdi. Gittiğim yer dinmeyen gözyaşları olsun. Sıkışalım sık sık karlı dağlarının ötesinde can kat canıma bir akşamdan gecelerine. Tat al benden gene gel beni mahsun bırakma kapılarımızı arala dolaş bul ışte al istediğini. Gözyaşlarınla yıka tenimi, gel ki ilk kez karşılıyormuş gibi filizlensin sana can sularım. Çiçekleri açsın  ruhumun kış'mı olur mevsim. Kevser ırmağında saki olan yarim, gönlümün mihrabındasın. Vücud sarayımı yaktı çevirdi, h/ardayım alevlerinle gayet zordayım. Geceyle sevışmesi bir zor amma ayrılması yaman ki ne yaman karlı dağları aşmak gibi seyyah halimle salınıp dolanıyorum. Sır içinde sır olunca nihanımız, şehrimin pazarındaki aşk olursun gönlümdeki telaşla. Melekler uzaklarda değil, hayatın anlamını sorguladığında varlığının zekatıdır bir kere daha sevgin. Ondan öte olmalıydı, nefes alıp verme, kalp atışı gibi mucizelerle donatıldıysak, besliyor, büyütüyor bir üsluptur aşk.\n\nCahillik kuyusu... \n\nBize sevgiyi ifade etmeyi, size faydalanmayı nasip etsin aşk buyurdu Şahım. Ne duruyorsun kendinde öyle? Artık tebessüm eden yüreğin, gülen gözlerin var dedi Pirim. Zamanların kibiridir hevesler. Heveslenme aşka aşıksan dedi Mirim. Göz önünde olanlar arz eden yanındır, gönlünde olan senindir dedi Meczup. Merak etme, birlik yoksa sevgide, bütünlüğünü yalnızlık ve mutsuzluk tekeline alıyor insanı dedi Zahit. Suretler hayatına katkı sağlar görmen için, güçlüklerin eseri yayıldıkça sönmeyen ateştir dokunuşların kendine dedi İhtiyar Bilge. Boynuna sarılan sevgiye büyük bir telaşla seni b/ekliyorum engin bir yürekle dedi Miskin. Kendime bır çare ararım! Karamsarlıktan duygusuzlaşan kendini zindana çevirenler arasında gece yurdum telaş etmiyorum dünyayı dedi Aklı Kıt Adam. Şaşılacak şey hep boşa çıkan eyvahların sebebi. Kendi gözüyle göremez bir halde, neyi diye soranları unutabilirsen dedi Deliler Şeyhi. İki eliyle başını tutanlar telaşla, seviyorum, seviyorum ah! diye özlüyor kendinden çekip gittikçe, bu ne hal! dedi Garip Çoban. Ş/aşılacak şey, neyin varda kendine bir çare ararsın! Kendi gözümle göremesende dedi Fakir. Neyi göremezsın, başkasına varamıyorsan, ne diyorsun seni anlamıyorum,diyor benin dedi Hırkasız Derviş. O benım için, ben onun için olamadıktan sonra, neden korkacağım dedi Üstad. Sen burada bekle, bir an önce buradan gideyim kendi kendıme, bu merakın yok olur sonra gelirsin dedi Aşk.\n\n\nAşkın edebi...\n\nFarkı fark ettik mi? Hep karnı aç bir abdaldır aşk. Hissetmeyi bilmek kafi. Sen olası sen, vesileye yapış, keskin aşk iradesiyle sana yer vermen için sende. Allahın has halvet odası olan kalbin seni isterken, sen nerdesin? Kalbin dıştan ilacı ve içten devası ve tam şifası, hakikatin rehberinden şems vakti gelen mektupta yazılı. Ömrünün bir mucizesidir, bir gözden içeri girdiğinde, kalp sevgiyi doğrular. Rutbesini bulmalı herkes, ona ancak onunla bulmalısın herşeyde. Dilden dile bir yol vardır görünmez, bugüne dek geçtiği gönüllere bir b/akış atar adeta dua dua teheccüd vakti. Fevkalade hayran olduğum bir an'dır. Vesselam, sahibine siz ne dersiniz? Bir kere şöyle huzur içinde o hali akıl kavrayamaz. Bir c/an veriyorum, harama lüzum yok, parça parça iyiyim görünürde bir can ezelden ebede. Kavunun güneş hararetiyle pişmesi gibi muhabbet alakası ile saatten saate şimdi yürür onun renk ve kıvamı içinde olgunlaşır, işin nasıl olduğunu bilmek şart değildir gönül yakubunu bulduysa. Zuhuriyle de karanlık alemi aydınlatır gecenin çobanları. Haline teveccüh eden haller kalbin ihlası miktarınca o nimet denizinden kanar. Her damlan, gece güneşinde kaybolma hali başlayıncaya kadar, ne kadar tekrarlansa sevgilinin gelmesi için azdır. Birinden biri kafi değildir, işte safa gerçekten uzak kalır ben olamadınsa, gafillerden olma der aşk. Sessiz, öyle derin yarsan yüreğimi, saat kaç olursa olsun gel ama gel.\n\nDuyguların simgesi... \n\nKaldığımız yerden, söz ve şeref ışığını zamana yaymak için gecenin çobanlarının peşindeyiz. Eşsiz sıcaklıklar dimağımıza yayıldıkça aşkın tebliğinin peşindeyiz. Özel bir oluşuyor, birbirlerini yeni bulmuş aşıklar gibi gecenin gölgesinde siper arayanlardanız. Eller kalktı dünya silindi o alemin seyrini okuyor coşkun hallerinde yürekleri hızlı hızlı çarptı. En çok sevdiği yüze bakmak için davete herkesten layık olmalısın. Yüreğinden taşan muhabbetlere gözler şahit oluyordu. Sözleri gözlerini yalancı çıkartanlar, hoşlanmayacağı şeyler yapsada, şefkatle karşılanmalı. Yolunu açan, kendi yanılgını kabul eden erdemlerin var. Tesadüf eseri gerçekleştiğini unutturacak denli mükemmel üryan bir uyumla sürüp giden bir sevişmeydi bu kar tanelerinin arzuladıkları uzun zamandır bir kavuşmaydı yaşananlar. Memnun olacağından emin bir gülümsemeyle ayağa kalktı ve her şey tamam olsa da bir yöne çevirdi. Uzaklara bakarak aynanın karşısında dikilirken gece, boş boş gezdirmek bakışları. Zihni çok ilgilendiren bir meseleyle meşguldü ve ağzından çıkacak ilk sözcükle onu sevindirecek çözümü sunacaktı. Pervaneler misali kıvama gelmiş halinle sabaha kadar takatin kalırmı. Ümitli edaların aradığını buluyordu, tedirgindi gece yanına yanaşan yanın. Kimseye söylememek için söz alan gözlerini kavuşturan sezgiyi anlamak zor; akma vakti geldiği için mi buluşmuştu bakışlarımız imtihan nedenimiz.\n\nDünya tokları... \n\nKapıdan girer girmez, üzgün bir tavırla bir yana çekilir gönül buyurdu Şahım. Maşuk gibi kendisine gelerek gözlerini açıp, bir süre b/akar yanına varmaya cesaret edemez insan yüreğinin dedi Pirim. Elim, ayağım titriyor! Ah, ne oldu, bu ne hal! dedi Mirim. Kendi dizlerine kapanır şems vaktı, kendi kendine sizi sevmeyi hak etmediğimi biliyordum, tam giderken arkasından koşuyorsun sevgilinin dedi Mirim. Ama gönlüne söz geçiremedim, kabahat bende değil, sevgimi söylemeye cesaret ediyorum! Evet sizi o vakit dedi Meczup. Affedin, işte gidiyorum! Bir daha bu sözleri işıtmeyeceksiniz! dedi Miskin. Ah, bana gitme diyen, o mudur, yoksa yakan ateşimi? Gitmeyeyim mi? dedi Zahit. Beni seviyor musun? Bir süre şaşkın şaşkın baktıktan sonra, bu son görüşmemiz, söylemeye cesaret ettim ey aşık dedi İhtiyar Bilge. Beni seviyorsan, neden gidiyorsun? Seni seviyorum! Acı ve üzüntüyle sensiz duramam dedi Fakir. Kendisinden geçerek arkasından koşar gecenin çobanları, beni mutlu etmeye yeter gece ayın gölgesinde oturuyorum dedi Aklı Kıt Adam. Ah! Senin ağzından çıkan seni seviyorum sözü, ben seni, sen beni sevdikten sonra, bizi umutsuz kılacak ne var? Beceremez misin teslim olmayı dedi Garip Çoban. Umutsuz ve karamsar insan ne yazık. Ben onun için gitmek istiyorum, büyük bir telaşla dedi Deliler Şeyhi. Ah, sen onu tanımıyorsun. O, sevgisiz kabahat, ayıp arayanlar, kendilerine karşı çıkamıyorlar dedi Hırkasız Derviş. Sen bunlara inanmıyor musun? Ne diyorsun! Bizim sevgimiz vuslatı olmayan bir sevgi, bana yeter ki gel, güzel bir şeye başla yokken dedi Aşk.\n\nSaklı kalan umutlar...\n\nÜstüne pek çok kötü anlam yüklediğimiz korku duygusu, aslında bizi çoğu zaman tehlikelerden koruyan aşkın kalkanı. Bazen ne kadar kırılgan olduğumuzu unutan b/izlerin, bizden zarar görebileceği hallerinden uzak durmamızı sağlıyor. İnsan suretiyle susturulup yalnızlıkla avlanabiliyor. Onu yenebilmek son derece değerli. Boşlukla gülümserken, bir şeyler çok fena, eksik kalacak. Bekliyoruz akşamın inmesine yakın, dar vakit derler içimizdeki yanıkların içine. Ama yine de umutluyuz, bir şeyler yaralarımızın kabuğunu yeni açmış sanki, akıyor bunu düşünmüyorsunuz teslim olunca. Gecede öğrenmenin hızı okurken gönülleri hayrete düşürür. İlerledikçe kendine, anlamaya başladığını görüyor dokunuşların. En önemli etkenlerden biri olmuş dokunuşlar. Tabii mutsuzluk nedeni olan günleri hatırlamamaya başlayınca duygular. Bedenin domino taşları gibi nasıl birbirlerine zincirlenen mutluluklarla dolu olduğunu anlıyorsunuz. Zihnin içinden gelen bir ses gibi duyuluyor aşk. Sadece varlık göstermiyor, kokusuna duyduğun özlem. Yoklukları ağırlık olarak hisseden yanın, eşsiz derinliğe sahip dokunuşlarla yavaş yavaş çözülüyor. İçindeki ayrışmaların hesaplaşmasıyla sonunda affedilme ile tamamlanıyor şems vakti. Huzur gelince hepsi bir perde ardında kalıyorlar. Elinin eline değmesi güzel tarif ediyor. Bazı sözcükler gereksiz yere tekrarlanmıyor, öylesine etkileyici ki heyecan bunu düşünmüyorsunuz o anda.\n\nGecenın zirvelerine yolculuk...\n\nBeni çağırıyordu o yıldızı teninde saklayıp koruyan o günden beri elim kolum bağlı yüreğine. Yaz günlerinin kalabalığı çekildikçe, kor halimle içindekiler küle dönüştükçe çeperlerim ateş kesiyordu nefesine. Bu kaçıncı yalnızlığın, sonbaharındaki yaprakların tek tek kızarır ve dökülürken hep onları özlemle izlemiştım. Titriyordu uzun yağmurlarda dolaşmış güz yanın. Başka kimse kalmamıştı, peki içinden neler geçiyor? Geceleri hep birlikte uykudan gözlerimiz kapanana dek söyleşiyor. Yokluğun da arıyordu gözlerim, gözlerine doluyordu. Gündüzlerin neşeleri hem güzeldi, hem bunaltıcı, gece ise kederli doyumsuz tatlar sunar. Nasıl da bölünmüştü zaman, insanlar gibi parçalara ayırılmıştı. Rahatım yıllardır, bu sokaklarda gidip geliyorum. Ve yapmam gerekenleri yapıyorum. Uzun ama çok uzun yürürsem, kaybolurdum özlemlerinde, yoldan ayrılırsam ulaşabıliyordum sık sık aynı yere. Orada, ağaçlar arasında bir sen, bir ben tepeye yakın bir yerde gözlerinin alevi, kokunu yayan menevışlerin. Hayal ettiklerinden sırtüstü yatıp gökyüzüne bakardım. Birbirine karışırdı her halim gökyüzünün mavisi gıbi. Arka arkaya kaybolurdum, öyle bir zamanın dibınde de büyüdükçe gözlerimi kapatıp ellerimi dayardım saçlarına. Söyleyecek hiçbir şey yoktu, birbirine karışırdık. Elım, kolum, tenim, terim, nefesimle dolu olurdum. Nasıl ısınır, nasıl kokardı yatağın, insan yüzlerden uzaklaştıkça.\n\nMesele nerede... \n\nİnsanlar şiddetli bir felaket olan sevgisizliğe yakalanmış. Kendine yabancı doğmuş yabancı ölüyorlar. Her zaman merak edilen gecenin çobanları, seni ve sohbetini özlüyor. Sık sık ızdırapda olanlara merhem olanlar, iç içe geçer hep, bir yandan da olgunlaşmasını izler hayranlıkla varmak isteyenleri. Öyle ki, dönüştüren bir işlev görüyor, sevgiyle tohumlar saçarak kurak topraklardaki titrek tomurcuklara. Bir sırrın peşine seher yelinde düşenler algınızı pekiştiriyor. Üstelik, hoş bir şey sevgi hakkında fikrini söyleyenlere kavuşabilmek. Karar verenlerin her halinde dolaşmaya başlıyoruz. Ben hayırlı olduğunu düşündüm, gölgesinde kalmayanların ismi yazılırken geceye, mühürleniyor mektuplar. İçinde bır seyyah gibi dolaşana biat edenler seviyor. Seçilmeliymiş gece yolculuğu yapılacaklar. Son sözün kusursuzluğuyla huzur veriyor. Halden anlayıp muhatabını utandırmayan engin yürekler hep yanmakla d/okuyor özlemleri. Karşına sen sende yokken çıkanlar, her düşüncene bulaşırlar. İstemediğin kadar mutlu eder, o vakit güzel birşey gör. Hiçbir mani de bulunmasada, sevmek günah olur mu? Gücü yeten herkes mesul olur, her tarafı kaplar doğruyu bilenlerde ateş. Ortalık karışır sevap kazanır aşıka sebep olan. Kimse kolay kolay sevemez, bu nasip meselesidir. Maksat bir nevi gizlenmiş olur, sık sık hissettiklerinizde ihtiyacınız. Severek okuyanlar tercüme ederek yazarlar, bir kere içiyorlar geceyi. Ya siz ne yapıyorsunuz? \n\nAynı anda kaç kişi olabilirsin? ... \n\nUzun zaman önceydi ama neydi o perde. Ve yazık ki başkaları gafildir ateşten. Hoş geldin! Ateşıme bu ıssız kalabalıklarıma şems vakti, anladım ki, seni yazdıkça ben siliniyorum gözlerine. Ben yazacağım sen/i susacaksın, ve bilesin kış mevsimini seviyorum senin gibi. Oturup tartışıyorum sen tamamla sonunu. Hele birde sen yoksun ya, hakkı vardı yalnızlığın. Hiçbir uzak gözlerin kadar uzak değil. Gülünü de gülistanını da aşkın ateşi besliyor, alevlendikçe çoğalır ya hani hüzün. Bir insan nasıl sevilir öğret bana, sana geldiğim. Karanlığın yüreğine doğru, ve perde yavaş yavaş açıldığında karlarla kaplı göz kamaştıran bir cuma sabahı. Büyük bir heyecan vardan öteye kapısını açıyor sırların sırrına ermek için. Masum olduklarını iddia eden şüphelerin rahat bırakmadığı hayatlarda mahvolmakla kalmamış, sonuçları sevdiklerine yansımıştır hayırsız yaşayanlar. Yalnızlığı daha derinlerde ve daha şiddetli yaşayacaktır. Çok farklı dünyalarına ve seslerine bölünüyor, kalblerdeki o hasret. Yetişkin bedenlerin ağzından küçüklüklerin çığlığını duyuyoruz. Kime hasret duyuyor, birkaç satır sonra ki kelimeler. Parçalanmış naif dünyalarda kalmış gizli aşklar, birbirinden uzaklaştırıyor duygular,çürümesine tanık olunmuş öfke ve şiddetle. Dili sakınmasız ve çıplak, ister sevgiden kaynaklansın ister düşmanlıktan. Kutsal ya da mahrem tanımıyor derinlikleri gecenin. Yüzleş(tir) mek için hakkını verir aşkın bittiği yerde tevekkül.\n\nBilirim işte varan sensin, varılan yer biz...\n\nKorkuyu beklerken iyi ki böyle yapmışım, aynanın yalnızlığındaki yoketmenin sırrında. Sık sık sıkılıp altüst olan yanında, o an hayatın tümünü birleştirir uçurumlarından iç sesinin gelmesi devasa huzura bırakıyor. İki gözü iki çeşme sanki hep şems vakti, gelme vaktini gözetliyorum. O'nu özlemeyi özledikçe, kovuluyor gecemden herşey. Bu benim merakıma sebep oluyor, ötesine bir kaside tasviri gibi var ettiği güzellikleri hissetmeye gayret etmem. Ellerım titrerdi resmine cevap verirken biraz da. Sıkılmış avlundaki masallar bana muhakkak bir ah verirdi. Tenindeki çiçeklerin kuru yapraklarını toplardım sen uykunun en güzel yerindeyken, beni görürdün. Güzel bir şeyler söylerdi kokun, ben de güler, tekrar yapraklari toplamaya dönerdim. Nedense gözlerin dolardı, saçını okşardım aklımdan bir şeyler geçerdı, ağlardım, ağlaya ağlaya uyurdum gözlerinde. Kapı kapalı, kaç gün, kaç gece geçti, artık soluğundan başka soluk da alamıyorum. Deruni ikliminde boynu bükük oturuyorum tek başına. Karlı karlı dağların selsiz, dilsiz, elsiz bir bilge tevazusunda süzülüyor. Ben seni ta eskilerden tanıyan, karışan bir rüzgarım. Kim kimin nefesınde pompalıyor nefesini. Ve siz hep yetim kalıyorsunuz, sıcak mı sıcak, yaktı yakacak hasretinde aradığım adını taşıyor. Bir sevgili arıyor engin gönlün, ilk şiir yazmış ama gözünün yaşıyla değil, alnın teriyle kazanmak istiyorum. Eğilen belindeki iyimserlık, doğadaki sarılar, yeşiller gibi payıma bir kokun düşmese bile,  gülümsemelerine sıcak bir ekmeği özleyen fakirim....y.ed.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Çoban  Divanı....63.... Engin Demirci.. Şems-i Mevlana Divan-ı",
        "poet": "Engin Demirci",
        "poem": "\n\nSözünü sakınmayan cümleler...\n\nKendini dışlanmış hisseden bir çocuğu, her şeyden çok değer verdığin, h/iç yokluğuyla hissettirir bir bilge. Pek sevmem dediğin bir anlatı aynanda süslenen yanların ne kadar naif ve açık sözlü sorgulamalarının ardındaki derin sezgilerle. Bu yeni arayışlarından biri, büyük değişimler getırir ateşinden alev koparma arzum. Dünyayı anlamaya çalışan bir çocuk olurdu engin özlemlerin. Hatta erdem hissettirir dokunuşlarının yokluğu. Sevimli ve güzel mutluluğun ve daha bir sürü ah'lar. En yakın arkadaşım gecenın çobanları, kendimi ne kadar tanıyorsam o kadar gölgesinde kalıyorum. Engel olamadığın alevlerin, sık sık bir b/aşka şey istiyor. Herkesin kendisini görmesi samimiyeti kayıp olan için içinde. Gel bir söyleşi yapalım, çok doğru bir şey söylesin alevli ateşin soluk soluğa bırakmaya kararlı. Bir dolu seni, bir b/akışta kucaklayabilmek için gözlerinden öperim. Ve bir köşende karşılaşırız mütevazi bir katkıyım. Zaman haklı çıkarır, kendiyle sonu belirsiz bir savaşın içine girenlerı. Biraz düşündükten sonra, gönlümüz de açılırdı. Beni bu davranışa mecbur bırakan cem nedir? Benliğim mi? Yaşamım mı? Sevgim mi? Ama yapılması gereken bir vazife var. O vakit, kimse bilmesin bu aramızda sır kalsın diyor geceden sızan bir ses. Çok şükür! Bir yere gitmem, her sabah doğar doğmaz sırrım açığa çıkacak! Bunu niye saklıyorsunuz? Söylemem, ama bu sır bende aşk emin olun.\n\nHiç konuşmaz mısın sen yoksa? ...\n\nSessizliğinde bedenin diğer yarısı yangında kalmış titrek bir sesin özlemiyle sık sık sıkışmalıyız huzura ermek için çığlığında gecenin. Gülümsemen sırlarını gizlerken yavaş yavaş, dokunuşlarının seçtiği kişi uyanıktı terinde. Uçuşan yatağındaki kederde hissedilemeyen şey nedir? Hıçkırığa dönüşen kuşatılmışlıklarını soran nefesini ateşimle sır edemem. Artık sana sürüklenen bu enginlikle dokundum ve pişman değilim açılıp kapanan kapılarından girdikçe. Sevinçle çırpınırdım içindeki yalnızlığa sımsıkı sarıldıkça, bağbozumu gibi sen hep buradaydın değil mi? Peşine takıldım içi geçmiş dört bir yanında kaybolmuştum. Mevsim makamındayken, sayıklamaların musallat etti her bir cümlene. Yavaşça yaklaştım sonra sustum, istedığin gibi teslim ediyorken nefesimi nefesine. Böylece sessizleşmenin koşulu ortaya çıkartıyordu çığlıklarını. Sinmeye çalıştıkça boşaltabilirsin şimdi, ikna olan halimde yolunu bulsun tohumların. En iyisi kapımı aralayan, içimdeki öfkeyi huzura kavuşturan gecenin çobanlarının çilehanesi. En manidarı gömüldükçe büyüyen insani duygu yükleyen damarlarında gezenle nefes alıyordu dokunuşların. Yeryüzünün bataklıkları arasından bir başka diyara. Kendi kendine konuşur gibı o zamanlarda içinde çırpınmam. Her şey değişti en ince ayrıntısına kadar yalnızlığından. Bilirsiniz, ben de herkes gibiydim. Ne hoştu sevmek.\n\nDaha ne isteriz ki...\n\nGel burada vakit geçir diyor gönül. Suretperestlerde öyle bir yer yok, ayaküstü bakıp geçiyorsun. Problem ne peki? diye soruyor insan. Beklenmedik olansa o büyülü geçişlerde, tam da o anda rahat, dostça bir tavırla yanınıza çöken gecenin çobanları diyor ki, elınizde olmadan düşünüyor ve gereksiz yere şaşırıyorsun; zaman geçiyor, evet ama yanan yüreklere rağmen değişen tek şey takvim yaprakları. Dua et ki, icap edeyim diyen makam aşkın vesilesi. Heyecanını yansıtmaktan hiç çekinmez, her şeyi çok ciddiye alır, her an, her yerde olmayı hep becerdi, hala da beceriyor aşk. Kendiyle özdeş hale gelenler, en dik yokuşundan aşağı yuvarlanıyor duygularının. Kendine kapı dışarıdan açık, içten kilitli olan yanında, aslında yalnız değilsin, siz varsınız ve hatıraların eşlik edecek size. Herhangi bir satırda elden bırakmak ne mümkün kendini oya gibi sevgilinin özlemlerine bırakarak cayır cayır yanıyorsa her nefes alış. Bu nokta yola çıkmadan evvel durduğunuz nokta olsa da, sonuçta önemli olan oraya nereden geldiğiniz değil mi? Aynı sözcük ama aynı duydu değil dediğinizde, sevgi mevzuu adım adım daha karmaşık, daha içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Esas olan can çekişen, ölemeyen duygular en gizemlisi ortak noktalarda. Dikkatini çeken biraz da bahsettiğiniz sizden uzak, o sırlar, gizlilik sanırım. Belki çoy toyca bir şey çıkıyor yazdıklarımdan. Bir avuç toz gibi savrulmak şey bu\n\nSecde ettim aşka sebep sensin.... \n\nKendiyle sık sık iç içe geçen duygular arasında gezintiye çıkmak isteyenler ıçin kapılarını açıyor ezberbozan bir yaklaşımla gecenin çobanları. Seninle B'nin arasındaki fark ve bizle dem dem cem eden içinin en derinine sinmiş aşk kokusu. Savrulduğumuz b'nim alevimdeki sürüklenişin. Kokuna sinmiş o meydanlarında gezinen dokunuşlar yerini b/aşka kutsallıkların aldığını fark ettiriyor. Ve zihninde boşalıyor muhatap kılındığı cümleler ve istekler yankılanıyor. Üryanlığının içinde mi yoksa dışında mıyız? Yok yok, biz s/özüyüz, ha bir de biz berraklaştıran gelinen noktada. S'nin B'nin arasındakı farka yaslanıyor. Başkasını reddeder farklılaşan mutlak olan teslimiyetin. Uzaktan şaşkınlıkla bakan yanın kendi kendine şaşılacak şey. Razıyım kısa bir an daha bir şey söylemeden, sesi duyar. Biri geliyor, acaba kim? Kendi kendine içinde dolaşarak. Ne(y) den özgürleştirmektedir? Alev alev ah ne şans ne mutluluk! Seviyorum! evet, seviyorum! Bugüne ne kendisi, ne de ateşin yakışı aynısı. Bugün ne kadar farklı? Ya o ahlar onu hatırlattıkça yatağında bile ıslanırdın. Yüreğin, ondan uzak geçirilen ömre, ömür denir mi? Her halinin aradığı bir şeyler var? Gözlerin sırrın iç yüzüne ah çekerek, sen içeri en içime girmelisin diyor durduğunu gördükçe. Parça parça olan yanına yüreğin dayanamıyor. Ve onda bendim ama gizlemek zorundayım bu sırrı. O vakit bir şey y/ok gibisin.\n\nSessiz yolcu... \n\nSevme kapasitesini bulmalı önem ve öncelikle insan. Bir kara delik gibi çekim gücüdür sevgi. Hemen soyun çık meydana, sevgiyle başladı sevgim seni sevmeye, ümit etti sevgine haldaş olup sevgili olmaya. Düşünmeden bilıyordum her mevsim sende saklıydı. Seni sevmenin alışkanlık olduğunu farkettim. Bir yere gelindiği ya da gidildiği yok, olmayacak da. Bunu savundu ve nihayet dün ses verdi. Yeşil unutulmaz bir renktin, beni bu çıkmaza itti. Gözleri kavuşturan sezgiyi anlamak zor; vakti geldiği için mi sözleşmişçesine buluşmuştu sems vakti bakışlar. Yoksa bir polenin rüzgarda bir çiçeğin taçyapraklarından içeri dem dem süzülmesine benzer tesadüfi bir olay mıydı bu hal? Bu halinın notalarını yazıyordu ayazda çiğtaneleri, bir ıslık çalmadıysa da, doğa onun adımlarını sezebileceği görünmez bir portre sunuyordu. Gecenin sisinde dizi üstü, koyun koyuna şehirlere rağmen, sevginie notalarını yazan gecenin çobanlarının gölgesi giyinmesine yardımcı oluyor üşüyen nefeslere nefesiyle. Bir gülümseme çalardı uykunun en derinindeki gözlerden. Tesadüf eseri gerçekleştiğini unutturacak denli mükemmel bir uyumla sürüp giden bir sevismeydi bu; ortak bir geçmişleri olmadığı halde uzun zamandır arzuladıkları bir kavuşmaydı. Mutlu ve hüzünlü bir sevince tanık olurdu, mahremine kayıtsızca girmiş duygulardan sözcükler çalan yanın. Ve kımıl kımıl ortaya çıkmayı bekleyen o şeyi doğuruyordu dokunuşlar.\n\nBugün nereden başlamak gerekir? ..\n\nAşkın kendini bulduğu vakitlerdeyiz, d/erken dudaklarımız birleşiyor ilk aşka'a, yok bu kez bülbüller. Neredeyse koşarcasına geliyor bir  nefes. Yanı başında kalbinin atışlarını duyuyorum. İçi dışından fışkıracakmış gibi g/özlerı gözüme değince. Gidişattan hiç memnun değil suretler. Bakın ne diyor; özlem dolu çağıran yüreklerde vücut bulan kelimeler. Deyim yerindeyse kabak tadı vermeye başladı ınsanlık artık. Çok fazla bir bağ olduğu söylenemez, duyguların hali yasak aşkı belirtir gibi. Yaşlanmış bugünü aslında geçmişle geçiren, bu geçmişı yeniden yaşarken bir yandan da kendiyle hesaplaşan kişilikler yaratıyor. Suya da sabuna da dokunmak istedim, gece gündüz dilinde olan sevgiyle. Kendine öfke nelerin birikimi? Devamını meraklısı için aşkın divanında oku. Kendimi bildim bileli dillerin dilsiz haline merakım  var. Ve öyle de oldu. O günden bu yana fecr suresındeki gibi, fecr vakti birçok dilden birçok kelıme öğrenip, o kelimelerin işaret ettiği manayı çözmeye çalışıyorum. Aslında o çocuksu hayretin bende uyandırdığı gibi anlamaya çalışıyorum. En zevk aldığım şey, kendini bil kelimesi son derece ilgimi çekiyor. Her s/öze duyarlı bir kimse, yeniden ve sıfırdan okunmalı gerektiğinde. Oluş mekansızdır, dünyayı paramparça etmek coşkun ruhla, daha ne kadar uçacağız? Açılan bir kapı anlatsın bize, aşk-ı ahlaki bir dersi. İşte bunların hepsi sevgiliden.\n\nDinden çıkan hayatlar...\n\nHakk 369 defa gönlüne ikramını bırakırmış, şükründe sende paylaşabiliyorsan beni, derinden keşfetmeyi bekliyor c'andaki o canı, ama sabır dedi. Eğildim şeyh olacağım kar fırtınaları arasında görünce hayranlığım arttığında, yine de kolay değil çekile çekile gizlenmende bir başlangıç var sabırsızlanmaya, ama sabır dedi. Uykusuz geçen gecelerinin tozlu sayfalarında aradığın soğuğundaki nefesim. Cumlelerinde tükenmiş kelimelerinin kırıntılarındaki harflerle, bir sonraki divanda en güzel halini söyleyen o seni anlatabilirmiyım? Yaraların, ama sabır dedi. İmtihanından başarıyla geçenlerin peşinden giden gecenin çobanları şems vakti hep şükürle, ama sabır dedi. Sözdür ki, düşmeyen kalkmayan ve kurtulmak içın gayrette bende bir oruçsun tıka basa, sonunda kavuşulan, ama sabır dedi. Gölgesinden korkan çocuk gibi şahit, sorunun cevabı basit aslında tenhalarında, ama sabır dedi. Her uyanışında sırılsıklam üstün başın, neden bu kadar sıkılmıştın, ama gitsinler tahammül edemediklerinden, ama sabır dedi. Yeniden dalıyorum sanki o kadar sık sık gitmiyorum, kah korularına, kah göl kıyına indim hergün akşamüstü, ama sabır dedi. Sokaklarından bazen hem sabah hem akşam bahçelerine bir şeyler alma bahanesiyle iniyorum, ne o halin ıçine buz koymuşlar gibi, ama sabır dedi. Kaç zamandır koynunda yatıyorum bilmiyorum. Sonra yüzunü dönüp kısık sesinle cevap veremiyordun konuşunca tövbelerinle, ama sabır dedi\n\n\nKelimeler, cümleler, mısralar hep b/aşka b/aşka.. \n\nVe duyguları illüsyonlara uğrayarak, hatıraları etrafında olan biten şeyleri işiterek derin bir uykudan ibaret yaşamlar. Kanaat ve rıza gibi zengınlik olmaz. Kısmetine teslim olanlar alemdir, herşeyden rabbine kaçanların halinde ziyadeleşir dua. Genel olarak geceleri uykuyla geçirenler, müşahede, muhakeme ve tenkit kabiliyeti kıt, görünüşe aldanan ve dikkati az olanların dünyaperest yalnızlığa müsait olduğunu söyler gecenin çobanları. Karışık ve karmaşık olanlar hakkında söylenebilecek pek çok şey vardır. Ödünç aldıklarınız bedenin fethi için, oysa zariflik içindeki geceyi tanıdıkça insana özgü latif değerler çıkar aşka hicret eden kalbte. Utanç duygusu gönülden kabul edildikçe, aşağıdakilerin penceresinden bakanlar üzerinde de düşünmek gerekir. Sanırım bu noktada aramak gerekir çalınmış geçmişten. İtiraf edeyim, kalbime çoğu kez büyülenmek için bakıyorum. Okuyorum ama hamdusena etmekten eksiğim hala, kendimden geçmek için. Bire tutunma hali durur karşımda. Bir hediyeden fazlasıdır her zaman lailaheillah hu. Fakat bu kendinden geçiş,kendini kaybediş; sırları görmek için dervişlerin peşinden giderken, beni aşkına çağırdı. Elhamdurillah keramet sahibidir de teheccüd vakti, farkında değildir sanki kalbin hicreti. İnsan hayatı mı taklit ediyor ya da hayat pek mi sönük aşkın yanında? Soruyu şöyle bir yana koyup sadece bakmak istiyorum aslıma, çekici davete tastamam suçlu hissetmemin hakkı yok.\n\nKüçülen dünya, büyüyen ihtiyaç sevgi.. \n\nİnsanların aklında olmayanı hatırlatmayın, yoksa yusuf gibi kuyuya atılırlar, yanlarından geçerken duyduklarımla, gizemli gecenin sözlerini birleştirirdim hep şems vakti. O zaman ortaya anlaşılması daha zor bir yığın çıkardı. Çıt yoktu, bir tuhaflık sezerdim sokak lambaları arasından akarken zaman, herkesin kendine has bir sesinin oldu gibi irkilirdım çıt yok. İç içe geçmiş öyküler yalnız kalırdı o zaman. Düşünmek hoşuma gitti şekillenen geceyi, günışığında her yere gidebilirdi. Belli ki yıllar dul kalmış, kendi başına yaşayan bir adam gibi dolaşır mıydı, bilmem, çıt yok. Geceyi yürüyüp öte yakasına geçtiğinizde, bilgece betimlenenlerle burun buruna gelirdiniz. Orada, saklı yerde derine daha derinlerine sıkıştıkça tek tek çıkan yanlarının önüne geldim, çıt yoktu. Telaşlanırdım okumuyanların halini gördükçe, görüp bana bakardı teselli veren hasretin. Nefesinden sızıp oralarda dolandığımı görüp bana farklı bakardı rüyalarında, çıt yoktu. Bir şey anlamıştı sıcak sımsıcak gibiydi, açılıp kapandıkça tenin, farklı bakardın, b/akışın b/aşk'ay'dı işte, ne bileyim? bir tek o, Çıt yoktu. Beni görünce oralarda, tartışmaları bitiyordu satırlarının, durma gelsene her şeyim için, bakışının sözcükleri aracı oluyor ve böylece içeri alırdı. Bu halin öyküsüne ve dile dolanan kışkırtmalarına rağmen, karşı karşıyayız çıt yok,şimdi çay içelim.\n\nDivane aşık....\n\nKader izin verirse hüseyni makamında, bir gün ben de kim olduğumu yedi iklime dört bucağa anlatabileceğim buyurdu Şahım. Kimse duymasın diye, maddi dünyayı yaşayanların nefretini, hıncını kazanıyorum, bize insana dokunuşta duvar olan yanlarında kapılar açılsın, ne yapalım ziyanı yok! dedi Pirim. Ağlamak bütün mahlukat yanının duyması kolay! Önemli olan, böyle çaresiz dertlere karşı sabretmesini bilmektir! dedi Mirim. Melekleri sevindirenler, yolcunun ağladığını görür üzüntülü, kendi kendine dedi Meczup. Çare bulunabilir, çaresiz mi? Hayır, çare(siz) siniz, kimse bu sözleri duymasın diye çevresine bakınanlara s/özümüz dedi İhtiyar Bilge. Ey aşk! Bir gün sırrı açığa vurma gücünü bana vermeyecek misin? dedi Zahit. Senden b/aşka kimse kalmadı! Bayram bu bayram, ihvanıma senden b/aşka koşacak kimse yok! dedi Garip Çoban. Herkes diyor ki, seviyorum ama dünyaya bütün yüreğinle tapın ma! dedi Miskin. Anladım, bu dünyada dostluk dedikleri, bir saygınlık konusuymuş dedi Deliler Şeyhi. Herkes kendini ve benine daha iyi tutsak olmakta yarışıyor. Bir haber alamıyor, bir yana çekilmiş yanından dedi Aklı Kıt Adam. Vakit her şeyi açığa vurur! dedi Fakir. Uykudan uyananlar şems vakti sizi istiyorlar, baş üstüne dedi Arif. Bulunduğu yerde durur ve sorar, neyin var? Sanki gökten inmiş bir melek, ki hala vücudun titrer dedi Hırkasız Derviş. Evet, işte yavaş yavaş okşuyor konuşuyorsun kendinle dedi Aşk\n\nBelki de kırılma noktası... \n\nAklın hilesi, dünyayı ayakları üzerine oturtmak. Pasaklı, yağmacı,hayalperest,maceracı insan halleriyle dram ve acıların başlangıç noktası. Bu onun küçük sırrı,seni nerde bulabilirim ki ben? Her yerde bulabilirsin? Bu sofraya ilk katıldığım akşam,çocukların bile sustuğu,konuşmaların, ağız şapırtılarının, ayak tıkırtılarının kesildiği bir sessizlikte uzun uzun onun gözlerindeki süssüz sevgiye bakmış, herkesin ondan bambaşka şeyler beklediği bir an, O sanki ötekiler yokmuş gibi yeniden ağır ağır atardı kabirden kabire adımlarını. İlk ve nihai gerçeği olan gönül lezzetini hatırlamaya çalışıyor huu güzel dost dedikçe. Ya da sıra dışı aşıklarına davet edilen sesler, güzel ve dokunaklı cirit  atıyordu. Ve mis gıbi kokutuyordu üst üste yığılmış fatıhalarla. Büyülü güçlere sahip, gızlerini içeren gizemli ve büyük bir aşk var. İlhamla çıkılan bu yolculukta ah'lar açıldıkça zaman hiç böyle gül görmüşmüdür garipler mezarlığında. S/öz meydanında kalsın biraz. Kelimeleri dokudukça,görmemezlikten geldiklerimde aradığım bir naattır. Bir ayak izi, benim adımın hiç kimse olduğunu hatırlattığında, beni kurtarmak için güneşi arayan çocuk gibi susar ay. İnsandan uğursuz bir şey geliyor bu yana, cümle kapısından girmemiz için. Alemin tam ortasında bulur gözüm. İdris peygamberin gerçek rüyasından taşan füsunlar, ölmeyeceğini söylüyor O'nun. Asıl marifet aşk...y.ed.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Çoban  Divanı....44.... Engin Demirci",
        "poet": "Engin Demirci",
        "poem": "\n\nNe de olsa vesaire aşk... \n\nBir ve çok ile çok ve bir olamayanlara büyübozumu gibi şems vakti. Yusuf'un bende bir gömleği kaldı, derken züleyha. Benim sevdiğimi oda seviyorsa, davranış biçimine sevgiyi yerleştirenlerdensin. O anların eşlik ettiği kapıya ulaştın demektir. Yüreğimiz dert görmese, gönül heybemize nerden dolacak hüznün cümlesi. Tek kalan karşılaşmalardaki boş sözler, varlık problemini dile getirir suretperestlerde. En yalnız adamıyken gecenin, gözbebeğinde bir aşk bulduğumu kimsecikler duymasın. Bizden evvel gelenler, şüphe yok ki bizden daha gayretliydiler gecelerde aşk tadında. Ne yapalım, şimdilik bizde bu kadar olabiliyor, hiç bir şeyi bekleyen bir kavuşmada. Böyle değilsen, bu yolda işin ne? Ferasetini şaşırtma, neyi bekliyorsunuz? Apaçık görmen için sevgiyi sevgilide aramalısın. Çokluğun buluşacağı iyi yaşam, yokluğun buluşacağı kendine has çoklukta. Söylemesi hayli tartışmalı bir noktadır, fazlaca güveniyor gibi hapsolduğu yalnızlıklara. Belki de dikkatimizi çeken daima diri tutmamız gereken sevgide çokluğun yankısını duymak için hiç birşey bir'den kaçamaz. Muhabbeti kalbini yakanın o güzel kokusuylada buluşanlar nerden gelip nereye gidiyor sessizce. Dünya kitabından ruhlarını hüzün dersleriyle taçlandırıyor. Kese meselesini bilirmisin der gecenin çobanları kendiliğindenliğine doğru, çokluk yanılsamasından kurtularak. Bişi gören artık görmeye çalışmaz. Çoklukta bir'i, yokluğun inceden inceye gösterilir.\n\nMoralinizi bozmayın... \n\nBir şeyin ölçülebilir olması için sınırlarının çizilmiş olması gerekir buyurdu Şahım. Bu kadar aşktan bize ne düşer, ben elimi çektim nasıl istersen öyle olsun ey nefsim dedi Pirim. Sevgiyle benzeşmeyen gölgelerinin arasından güneşi göremezsin dedi Mirim. Ve ancak endişeye gerek yok, engin yüreğinde sevgi(li) yi  keşfedebilirsen, aşkını geliştirebilirsin dedi Zahit. Gecenin çobanları davetleri geri çevirmiyor, aşkın vaat ettiklerini kullanmaya devam ediyorlar dedi Meczup. Gönüle dualarla destek şart, sevgi bizi uyarıyor aşktan kesin sonuç beklemeyin dedi Miskin. İtiraf edelim, sevgiyi her alanda kullanamadığınızda aşkta başarısız olma ihtimaliniz her zaman vardır dedi Garip Çoban. Düşünelim ki, oldukça vaatkar ve hepimizi heyecanlandırıyor, uzun uzadıya tartıştırıyor aşk dedi Aklı Kıt Adam. Dünden bugüne gelmiş aşıklarıyla eleştireleri de yine yanıtlayan, kavram ve sınırlarının çizilememesi gölge düşürüyor samimi olmayanlara dedi Deliler Şeyhi. Benim gibi aşk konusunda hiçbir şey bilmeyen biriyseniz, kuşku hala baki sevgiden yana dedi Seyyah. Şunu söyleyebilirim ki, aşık olma sorunu üzerine o kadar fazla şey bilmiyoruz dedi Sufi. Fakat benim için hiçbir şeyim ile aşk o kadar fazla olmayan şeyin arasındaki fark da insanın sevgiyle kendini bilme konusunda aldığı mesafeyi ve vardığı hazin noktayı gösteriyor suretperest yaşamlarla dedi Hırkasız Derviş. Coşkuyla karşılansan geceyi aydınlatır aşk.\n\nGarîb-i aşkam.. \n\nBu yoldaki en sadık ve güvenilir dostsun engin yüreğime. Hayal kırıklıkları arasında mutlu olmayı çok özlüyor oldu insan. Gözlerim önceden bilmiş gözlerinin nemini. Uzaklaşma kendinden, uğultulu yüreğin yeşil renkli can katar şems vakti dualarına. Engin denizinle, yer göğe kesilmişken girdin dalga dalga içime. İçimde kimseye benzemez için, sevgiden sevgili yapan duygularınla bir ince su gibi akarsın. Açılır gizli sofram gönlümden gönlüne kapım aralık boşalsın artık. Dostun, sevdan, neşen, ve huzurun konuştuğunda seninle, madem ki vakit sen, aşka kimsem yok. Ya sen nasılsın yüreğinde, çığ bekleyen hallerinle. Benden selam söyle çok şey bilen sadelerine. İçinde gibi yüzün, kademe kademe tamamlıyor alemini bildiklerimiz. Bilemediklerimizden az itiraf edelim çağrışımlarına. Sevgi varsa dünyayı endişeye de yer olmadığını anladım. Ne hazin, çünkü sevgiye rağmen insan kendisi hakkında ne de az şey biliyor. Benim bile anlayabileceğim kadar temizdir aşk. Ve en önemli kısmıysa şuydu; kendisinin bizim için önemi, heyecanlandıran doğrudan tanıyıp, tanımlamaya önem veren beklentiler değil, yaşanan anlardır. Sebebi ne yusuf, ne züleyha, ne leyla, ne mecnun, an'da bir bütün olmak gerek. Gördüğü büyük  ilgiden dışında kalanlarla ilgilenmeyende dil tutulup kalır. Hemen karşımıza çıkan seninle teslim olmanda endişeye gerek yok. Sevgi(li)  keşfedilirse geliştirilebilir aşkın ilgisini çeker.\n\nBana kalırsa... \n\nGönülleri harekete geçirmeli, asıl maksadından uzaklaştıranlar arasından o ruh b/aşka dervişler için bir esintidir. Ve her karakteri alıp götürür musikinin nazari ve ameli dili. Ve her defasında peşinden koşturuyor gecenin çobanları bizleri. Doğru zamanda, doğru yerde beğenin veya beğenmeyin şems vakti, kendisiyle kendisini konuşturmayı başarır. Aşkıda muhteşem yapan o özlemler, kendi dilinden birkaç cümle olmasa, bu şiir eksik kalacak gibi görünüyor. Belki biraz hüzünlendirebilir de, dilde kendini var eden sözle. Birbirinin aynıymış gibi söylenende yankılanan kırılganlar ve iyi ki de anlatıyor, var etmelerle dolu kadim bir hikayede. Aşıkların deminden gelen gün ne getirir. İlk cümlenle yaklaş zamandan içre, yüreğine dudak harfleri bulunmayan sözcükler bir kusur sayılmaz. Yalnız seni arıyorum tek harfine bile dokunulmadan, ta gönlünün içine ulaşıyorum, ömrünün en büyük sevdasında gizli saklı maddenden manana, engin sevgine adanmış bir hayatla. Bölünmüş yabancılaşmış yanlarınla yaşadıkların cehennemden farksız. Özel biri olduğu bilirler, bunlar da mı insan dediklerin. Bir bütünlük sağlar, herkesle ve her şeyle başa çıkabileceğin duygusunun sarhoşluğu içindeyken yüreğin. Mana olarak insana erişmek için madde olan dünyayı dışında bırakmalı. Yoğrulmuş sayısız öyküler var suretperestlerden uzaklarda, tüm dünyaya karşı tek başına duruşlarıyla. Yetmedi elbette bu kadar da değil heyacanım aşka.\n\nSevgini israf etme... \n\nVe herşeyden ötesi, bütün kapılar bana açılsın dersen, sevgi kapın herkese açık olsun. Sendeki sevgime eşlik et, buyur gel oturda, dost sohbeti yakışır şems vaktıne, bir damla göz yaşınla bile. Her şeyden uzak, bir kendine yakın konuşmak isterken engin yüreğinle. Bir sabah uyandığında, güneş hala tepede umursamazsın dünyayı bir'e aşık olma zamanında. Adı mutluluk olsun kendin için, bu duamdır, sen de amin de. Eşlik  et kanatsız uçan kuş gibi yüreğin var sana, kalemi kırık olsada cümlelerin, şiirlerim koşmak ister buram buram sararak, harfler sen açarken, soluduğum hava sen kokarken. Ben gibi düşünürken aklındaki düşüncelerde her şey güzel olacak. Farzet ki, acele etmiyorum nilüfer çiçeği olmak için ruhuna. Beni hatırlıyor musun? Sadık bir arkadaşın gibi büyüklüğüne inan sevgimin. Hepsi bu mu? Bir keder gizli derken gözlerin. İzah edilemeyen yorgunluk içinde hikayeniz yaşam reçetenizdir samimiyet. Aylardan nisan, mevsimlerden aşk, günlerden biz. Niye biliyor musunuz? Yüreğini verdin yüreğime, utangaçlaştı aşk. Sen her halinle mutlaka bulacaksın sevgiyi. İçimde var dediklerinle rahat geçmişine şifa olur dilediğim dualar. Etmeli tekrarı ahsen hırkasız derviş, bizi kendimize getirmeli her dem. Meğer herkes aynı sorulara cevap arıyormuş, gönle hitap edecek kadar nezih vakitlere eyvallah. İçindeki rahatça gelir, sen dışındakine imrenme onların diliyle. Yüreğini sevginin rahmetiyle kurtar ki, seni yalnızlığın eline teslim etme.\n\nEfkarı zikrullah ile...\n\nİnsanda yoksulluğun bin hali suretperest ilişkilerle, insan olmanın bu zorlu dönemi öncesi ve sonrasıyla insanlığı süzerek yaşam sürüyor. Bir masal kahramanı veya kentleri misali belirip kayboluyor sevgililer. Bir sürü uçurumlar, kanayan ve kapanmayan yaralara sıkışmış bütüncül sorunlarda yoksulluk. Ve duygularda pasifize edilmiş bir sevgi. Öteki yanı aşkın nasıl birbirine karıştığını sevgiyle, biri olmazsa ötekinin olamayacağını duyumsatan bahar mevsimine rağmen, hala samimiyet satır aralarında. Çarpıcı tek tek, filizlenerek, çiçekle, kelebekle, yağmurla, bulutla, rüzgarla dokunur, sevgiyi örerde örer ilişki kur kendinler der, nisan ve geçer. Olmak istediğimiz ya da olduğumuzla mukayese etmeye başlamak için o kişiden uzaklaştırılmanın bildik hikayesini gitgide daha çok duyumsar ve duyumsatır. Sevgiye özgü o çok güçlü ve kavrayıcı, üslubunu her sözcükte duyumsatıcı dil ve anlatım bahar. Sonra o eşsiz duyarlılık bir anı mükemmel kılma yetisi verir engin yüreklilere. Çarpıcılık ama bunların ötesinde nasıl bir şey olduğuna dair fikri ve inancının ne kadar güçlü olduğunun yansımaları da sunulur güneşin ışıklarıyla. Akmak istediğinde asla aksamayan su gibi akıp gider gecenin çobanlarıda aşka. Evet, zamanın kıyamadığıdır sevgi. Özenle taşıyorlar bu yüzden aşıklar aşkı asırlar boyunca. İlmik ilmik örülmüş aşk, eskimenin e'sini bile bilmiyor aşıklarla buluşmasıyla.\n\nAşkın demi Aşkına...\n\nAllah'ın kendilerini kendilerine unutturduklarından olmaman için sevgide gizlen buyurdu Şahım. Şems vakti aşıklar güzel vakit geçirmeyi seviyorlar, güzellik buldukları için geliyorlar dedi Pirim. Bazıları sessiz neşe içinde kendine has öğütlerin müptelası olup gidiyorlar bu meydandan dedi Mirim. Gökyüzünü seyretmeyi, rüzgarla konuşup, zühal yıldızını kıskandıranlar dualarını aminlere kaydettirmeyi severler dedi Meczup. Sonra bir gün tek tek hu'larda dualar, sonunu göremeyen insanlarda hüzünle çıkarlar dedi İhtiyar Bilge. Verdikleri sözü tutamayan, kendilerine değer veren insanlara sevgi sırt dönmüşte mutlu değildir dedi Miskin. Önce suretperestleri suçlarlar fakat o da zaman içinde yaptığı hatayı anlar, geldikleri yerde duygusal bir ortam yoktur dedi Aklı Kıt Adam. Nasıl bir göğün altında olduğunu bilmeyen,nasıl bir yerin üstünde olduğunu bilmeyenlerde ahde vefa arama dedi Seyyah. Dünyayı oyun yeri yapanlar vitrinlere dalmış,vitrinlerini süslemekle meşgul dedi Fakir. Gölgeler ve hayaller içindeki şehirlerde beden geçiyor, ruhda, sevgi bağları çözüldükçe, kendini yapayalnız bulanlar ekleniyor dedi Zahit. Sana her fırsatta yazacağıma dair söz vermiştim sevgi insancıkların yolculuğunu dedi Garip Çoban. Dünya gitgide bambaşka bir alem dönüşüyor, yalnızlık kılavuzluk ediyor adeta dedi Deliler Şeyhi. İnsan mutluluğun kıymetini mutsuzluk anında fark ediyor, ne yazık ki dedi Hırkasız Derviş\n\nKötü günlerin mektubu...\n\nÇok uzakta biri var üşüyen ve beni unutabilirsen. Şevk içinde can ile cananı birleyenler edepten süzülür. Sözü halden çıkandaki aşk, ruhu ayağa kaldırıyor. Bambaşka bir aleme dönüşmüş aşık olanlar, adeta sevgi yansımasını bulur. Duyduğu aşkla savrularak, amansız fırtınalarla düşlemek güzeldir. Uzak, ama yolu biliyorum kara gün için tasasız düşmez kendine sarılmanın. Var kimsesi gizli hazinesinde her kesin halinde tecelli eden aşkla. Şems vakti yağmaya varlığını verenler gülizarda bir başka kokarlar. Kendilerine ne kadar yakın olduğunu anlarlar sevgilinin. En güzel eser olanların garipliği sevginin muhabbetidir. Dört kitabı okumayanlar miracı bilmezler sevgide. İnsan gibi yaşama hakkına izin vermeyen o kadar çok gölgen var ki, sanki cennetten kovulmuş cehennemde yaşıyorsun. Göz ardı etme kapı eşığinde bekleyen karanlığı, hakikate ulaşman için fantezidir elbette yalnız yanına. Derlenen bir seçki kısa öykünü, duygudaşın sabitliyor engin gönülünde, görme şansını yakalayan gecenin çobanlarıyla buluşursan. Kapı açıldığında neler olduğunun şaşırtıcı bir tasviri silkelenen yanında. Düşlenemeyecek hiçbir şey bırakmaz. Sorulan sorular biçimlendiriyor,iyileşmemiş yaraları. Hatta artık baştan sona kadar önemsenenler yollarını arıyor gibidir yalnızlıktan. İlginç olan, sıradan olanın kuvvetini ortaya koyduğu sevgide. Bağıra bağıra dillen hz insan öyledir bize anlatırken aşkı.\n\nVeda senfonisi... \n\nHenüz hakkımız olmayan bir aşka gözlerimi dikemem buyurdu Şahım. Bazı acılar hiç eskimez bır saadet, buluşmalarında usul usul gönlümüze fısıldıyor dedi Pirim. Gökyüzünün gör dediği, biricik o duygu kalbimizde yer eden dedi Mirim. Biz üstünü örtmeye çalıştıkça o eski yaraların kabuklarını maharetle kanatmaktan vazgeçmemeleri midir sebep aşka dedi Zahit. Her şeyle en kuytumuza bir ince sevdayla dua dua olanları durup durup aklımıza getiririz kendimize galip geldikçe dedi İhtiyar Bilge. Zaman zaman güçlük çektiğimiz mesafeli de olsa, büyük bir taleple ateşler basan yanımızda doğum günlerimiz dedi Miskin. Sadece anlaşılmayı arzu ediyorum kalbimde ve zihnimde yer eden karşı duranlar, düpedüz gökten düşerler başlı başına bir olay olur cem eden duygularda dedi Garip Çoban. Artık bir bütün olarak görmeye başlamışızdır an'daki neşeyi, ne kadar farklı bir sevgi verdiyse dualar dedi Aklı Kıt Adam. Adı söylendiğinde ilk solukta hep o engin gönüllüler gelir akla, O haldeki hal daha fazla bir şeydir dedi Hırkasız Derviş. Duyguların dilınde, ne bir virgül, ne bir nokta eksik; soru işaretlerine ne bir sözcük fazla, gizinin ve gücünün aşkla hakimiyeti elbette hünerlice kotarıyor kalpleri sevgiyle dedi Fakir. Dert edindiklerinizi düşünelim, bir derdi sevmek o düşkünlerın insani duygularında asılı kalan kırık dökük sözcüklerin zorlu dünyaları değil mi. Aşk ustalığını sevgiden aldı dedi Deliler Şeyhi\n\nİşte o an... \n\nBir tarafta gözyaşı yürek olsunda dayansın, ay yüzlüm uyansın, diğer tarafta yaşıyoruz meşke yatmış duyguları ayrı ayrı taşıyan hallere kabaran dokunuşlarına dokunsam, ne olur. Herkeste önemlidir sevgi adını taşır felek, sayfaların açıldıkça mehtaba dalsak, bırleştiğini gördüğümüzde geceyle gündüzün biraz okusam duygularının alt başlıklarını. Zor söylemek belki, duyurmaya yelteniyor yıldızlar içimden geçenleri, sızlayan yanımdaki özlemim taze yağan yağmur gibi sözü nerede arayacağız, ve şaşırtıyor ıslandıkça söylediklerim, titremelerim dikkatini çekmiş göndermek istediklerini perdelemiyor yağmur terimde. Açık ve diri mevsim samimiyetiyle buluşmalarım. Ve belki seninle sona yürüyen sen ey bitiriyorsun yıldızın parladığı anlarda anlarımızı. Sesin sesime değdikçe biraz iç bölgelere giriyor geride kalan gölgelerın. Sevinçlerin ilk eserindi yaşadım, her gece sevgilinin şerefine konuşuyoruz, payı büyük şems vakti dualarının. Budur açıkçası hissetmek çok doğal, özgür bırakır meltemine. Yavaş yavaş ama olacak gibi burcu burcu salınıp gelen kokun içimi yaksada, başka şansı yok ne yazık ki, kaderleri değiştirir bir noktadan sonra seher yeli estiğinde aşk ateşine. Aklına ilk gelende gitmek istiyorum. O yollarda keşkeler pişmanlıklar var mı! Geçmek zor olur gül kokan tenden ama aslında şu anda da minettar olduğumuz, o heyecana kapılmayı özlemektir günler sen'se.. y.ed.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip çocuk",
        "poet": "Gülçin Şahin",
        "poem": "\n\nKim sana acı çektirdi\nKim ağlattı garip çocuk\nHep mutsuzsun neden hep suskun\nNeden dilin konuşmaz\nyüreğin açılmaz\nKime kızdın insanlara mı\nGaripsin üstün yırtık cebin delik\nBir sıcak yuva yok yoksulluk var\nHep sokak köşesindesin yarıçıplak\nHiç arayanın yok mu garip çocuk\nAğlama anan mı yok,acın büyük\nDirseğini dayayacağın dostun mu yok\nKader vurdu mu sana da\nBelki garip geldin gönlün zengin olarak\nUçacaksın göklere.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Çoban  Divanı....68.... Engin Demirci.. Şems-i Mevlana Divan-ı",
        "poet": "Engin Demirci",
        "poem": "\n\nRikkatça bir hesaplaşma...\n\nGerçeklik dediğimiz yapıda cevaplanmadan kalan bu artık soruyu sezeceksiniz. İnfak ettikçe bir şeye yakalanacaksınız. Ve alttan alta çırpındıkça, o suçun asıl muhatabının putu, tam da akılda kullanılan dilde gizlenir. Yüreğine aşka gel desen koşarak gelecek çırpınışlar boşun. En yorucusu susmak, gelince konuşuruz artık ne varsa bu gönül heybende, anlamadım, anlayamadım. Güneşe gidenlerle sıçrarız, yanında demli bir yürek neşemiz ne kadar sıcak. Coşuyoruz coşuyoruz bir bilsen, pek düşünceli düşlerin. Bilirsin anlatmaya hacet yok, gölge aynı onu hatırlamaya çalışıyorum. Veda makamından uzak beni ikna et, özlemim hasretim sana. Sonrasını uydurmuşlar duyguların, bekleyene yazık. Yangın içimi açtım sana, duysam, görsem ve bilsem seni unutmamak için. Ben hep sana susuyorum olduğu gibi. Bir bakış için, öyle bir bakman lazım ki, sana şiirler yazayım. Ey kuşlar hayal edin giderken benide. Takvim yapraklarındaki her yara bir hikaye sanki bir var, bir yoksun. Tavan arasındaki duyguların özlemlerle göz göze geldiğinde şems vakti, aşığım sana aş(ı) k. Aybilgesinin dilı aynaya güvenmiyor, çünkü o da kader gibi bilinmezlikle dolu, ötesi ötesi kaçıncı kapı. Her anında farklı bir seyir izler gül yüzlü yusufu bile kartaneleri. Bizi yoklayan şems vakitlerinden mahrum olana ne kadar acınsa yeridir. Bir duvarın mı var, senden birşeye sahip olmak için unutma beni, bir çiçek açtığında... Gönül insanlarda bulunur, yürek sonsuz saadete kavuşur. Kalbin terbiyesi sevgiyle zaruridir. Sevgiye uyan, sevgilisine kavuşur. Küçümsenmiş, benimsenmemiş, onaylanmamış olan ne çok kelimelerin var. Hala adı sanı duyulmamış cümleler bozuntusu olarak mı görüyorsun duygularını. Hoyratça kullandığın yüreğin ateş püskürüyor aklına. Kimileri de o gönül denen yeri, yere göğe sığdıramamıştır. Ama sözcüklerde rastlanmayacak kelimeleri şems vaktinde ancak arka sokaklardaki sefiller, fakirler, sokak çocukları, kimsesizler mezarlığı, düşkünler ve yetimler yurtları v.s diyerek sıralandığında, yakıştırdıkların yakıştırılabilecek bir dili yazıya dökme cesareti gösterdiğin için övgüler yağdırır dualar. Yaşamında tek değerli ve değer katacak duaları dile getirmen için suretperest soytarılıktan vazgeçmelisin. Sözlerini savunacaklarının sayısı az değil yalnızlığında. Sorun düşüncelerini dile getirme biçimi, kelıme seçimlerindi. Yüreğinin konuştuğu gibi olsun üslubunda. Coşku konuşulan sevgi dolu sözün içinde has üslubuyla. Başka yolu yok, sonsuz bir sabır ister, bin cefaya karşılık, s/özün içinde yakalanabilir sevgi. Sevgili kağıda döktüğün, geldiği, geçtiği yerlerde gördüğü, hissettiği coşkuydu yüreğinde. Kaç defa taklit ettiler aşkı, kaç defa çalıp çırptılar, içinde küskünlük barındıran bir kızgınlık olan suretler sözlerinde. Sevginin kıvamını tutturmakta maharet! .\n\nSıfır noktası...\n\nHoşça kal! Diyerek gidince, sanki oldum lal. Bende arama o cevheri ey aşk. Murada ermeden kabre girerse, bu fakire bir gün ecel gelirse, kalbime teveccüh et! Mevla, bu fakire sabırlar vere! Kendini gizliyor evliya eri, niçin kendini hep saklarsın? Yüreğim sana sana akıyor, bir bakışla nice kalbler temizlersin ey aşk. Sen şad ol, nur-i cemalin huda kemalin. Seni gördüm ey şahım, çok şükür ki sohbetini nasip etti gece. Niyazım şu senden, ey kalb-i mahım, gönül tahtıma otur. Hizmet etmekten kusur etmem, gecikmeden sana veda edeyim. O feyizlerden, bu garip acize bir hisse isterim senden. Beni öyle inim inim inlet her gece sabaha kadar. İlac olduğunu, kalbe şifa, ruha kanat, tene ateş verdiğin tesirli. Şaşırıp kaldım sohbetinden her halim feyz aldı. Seve seve aldım paslı kalple her duyguma, ne büyük nimet hep senin olmak. Elbet nasip alır bunu anlayan! Buyuran ses gönül bahçenin bir tek gülüdür. Gonca misali üryan halime yeşiller giydiren arzular her an visali bu fakirin. Yaratan beğenmiş, onu gönlüme seçmiş, aşkı belli oluyor. Neler ihsan etmiş hazret-i mevla, güzel bir sohbettir. Seçtiğine verir mevla, aşkın kudretini burdan anla. Çoğaldı derdim, hangi ahlak anlayışında insan. İstersen beraber hemen gidelim. Kim dayanır bu özlemin ateşine, düşe kalka vardım her gece kapıya. Kapı açılınca bu acize bakan kimdi. Yanına diz çöküp tuttum elinden, habersizdi kendinden. Haydi gözünü aç, kim gelmiş bir bak! \n\nAzalmalardan çoğalmalar... \n\nSurları dibine kadar kuşatılmış duyguların. Ey imanlılar ordusu diyerek feth etmeli direnen yüce duyguların helal olsun, karşı karşıya defalarca seferlerde bulunuyor. Bazende sıkışmalı muhteşem kimliklere bürünmek için. Güzel bir muhite dönüsen kalpler çoğaldıkça çoğalır. Görmedikleri halde heyecanla yolculuk yapanlar gurup gurup şems vakti kalabalıklaştıkça, ilelebet yerleşiyordu sevgi büyük mutlulukla. O sevinçle yolculuk edenler muhteşem kafile oluyordu. Işıl ışıl gönül gönülde ihrama girdikçe, tedirgin olur yalnızlık. Sonu gelmeyen karmaşalar içinde olanların kalbi iman üzere sınanır. Kendi üzerine alınmayanlar gönülleri tamir etmekle meşgul oluyorlardı. Son elçidir, uzun uzun konuşulan uzun soluklar barındıyor gönüllerde. Kalemi mürekkebe daldıramayanlar ne yazabilirler geceye. Üstün olanın muhatabına yolunu açmasıdır. Harfıyen uyanlar manasına, manasızlar arasında kalamaz. Yüksek bir edep şuuruyla itiraz etmez, sesleri çıkmayanlar. Aşkın bereketiyle tebliğ ve irşad edenler her durumda tamamıyle teslim olmuş can-ı gönülden. Tüm duygular tek tek yemin eder, besmele neye karar vermişse ne buyurmuşsa, düğüne koşar gibi bağrına sızar naraların nefesi. Cihan-ı kübra'dan gelen nurlar yardım eder. Öyleyse neyimiz var, doğru söyleyen aşktan b/aşka? Farkındalık nedir? Artık düşüncelerinle bakma, yargısız şimdi an'da varolmak zordur. Deneyimler yargılamadan kendine özgüdür.\n\nYaşamadık ama yaşasaydık! ..\n\nKatlanmak zorunda olduğunuz durumda, peki ya o kimdir? Ve var, kaçarı yok bir an. Aşk, sadece başkalarının görebildiği ve bilebildiği bir yabancı. O değil ise, ben görebiliyormuyum, hayır. Öte yandan daha öncesi her kimse, tanımadığım, çıkaramadığım aynadaki her kimse, kim olduğunu çıkaramadığım öyle bir yalnızlık ki tamamen onun öğretisiyle yoğrulan ben, bir şaka gibi mertebesi engin gönülde. Ne var ki, yegane noktası delilik olacak. Peki ya siz bu hayatın içinde olmak istiyor musunuz? İsteseniz de istemeseniz de var olmak zorundasınız. Sorun burada, sevgi duygularınıza tercüman olmuyor mu? Biraz daha ilerletiyor var, karşımızda yolculuğumuz. Gecenin ucunda deli aşk, her emeğimiz sessiz sedasız, duyguların incelikleriyle örülü harikulade armağanlar bırakır. Bir ömre bunca karmaşa, sonra çukuru anımsadı söyleşiler. Fakat ne tuhaf, bir türlü bulamadığımız bir güç var. O eşsiz öykü kendini sorgulayarak bizden birşeyler katanların adını bir türlü çıkamadığımız ezberimizdeki çukurda, darmadağınık daima bir aradadır sevgiden pay kavgamız. Ne zamanda beri okuduğum gecenin ucundaki ışıkta galiba. Art arda gezgin yıllarla kırkcı oda'yı bulduğumda ne kadar çok sevinmiştim! Hiç değilse dar yollara uzak durdu yüreğim. Bir dönemeçtir gözlerden ırak olanlar, baş döndürücü bir anlatıştı aşkı şems vakti. Böylesi bir sevinci ilk yaşıyordum! Sevgiden her zaman etkilendim kimbilir.\n\nKatılıyor musunuz? ....\n\nDoğru sözü söylemek benim elimdedir, istediğiniz zulmü yapmak da sizin elinizde. Tek bir dokunuş, ardışık iki dokunuş tercihlerini hiç açmadan sızdırdığı yanları önemlı ip uçları verıyor. Senin ilacın sendedir, kalp şehrine girde cümleni bul. İnsan ne kadar dünyayı biliyorsa o kadar kendidir. Dönüp dönüp avunduklarınızda hareket biçimin hazmetmediklerinin taklidi. Yegane kılavuzun düşüncen, nasıl bir şeyle karşıya olduğuna kanaatkarmısın? Dikkati hak eden bir adım at, ne dehşetli birşeyle karşı karşıyasın. Hala düşünmüyor olman bölüşememenden. Kendim için bir savaş, kaderin elindeki bir hayata yenilmeden, zafer kazanılmıyor. Tuhaf sözler söyler dalıp, artık seyahat vakti der ve gider gecenin çobanları. O an dua edip elini sürdü yüzüne. İşte davet ediyorlar, beni nimete arzulanan yere. Görünür alem-i berzah gönlümüze, amentü billah dedikçe, dünya olmadı benim muradım. O kalsa diye umar, pek yaklaştı artık gidiş zamanı. Gelip gam haneme bin bir mihnetle, baktım güneş batmış gibi matemlere büründü. Acep kimdi o, ne bekliyordu? Misafirındir o, eyle merhamet, mahbub-u kibriyadan ayrıldım. Nasıl yerle bir bu naçiz beden, marifet incileri saçan bir deryadan ayrılıyorum. Işık saçan güneşim gitti, ben o cevheri kaybettim. Karanlık gönlüme tabipti, güle aşık bülbül gibi durmadan feryat ederim. Sıcaklığını kokunu hissettikce başım dönüyor, mutlak galip olana elçilik yaparlara ey aşk.\n\nSevgiden tarifini al aşkın.. \n\nSevgiyle ne kadar meşgulsen, o kadar sevgilısindir buyurdu Şahım. Tabiatımda aşk durumunda olma hali, temel meselesidir kalbin yolculuğu dedi Pirim. İlk günkü gibi içine dalmayı seven, sinelere doğasını da yansıtanın ilk elden tanık olduğumuzdur davudi sesler dedi Mirim. Bazen insanın hoşuna gitmeyen suretler, her yerde övgü toplayan kişinin gelişimine katkıda bulunabiliyor, sevgiyi ne kadar sevdiğini siz anlayın artık dedi Meczup. Karakter zengini olan gecenin çobanlarında sahicilik kuşkusuz hiç çabalamadan, kendiliğinden ortaya çıkar dem dem şems vakti dedi Zahit. Hiçbir şeye giderek, dünyaya aldırış etmeden günlerini geçirenler için aşk dedi Hırkasız Derviş. O asi ruhu içten duyanların gücü olmuştur dua, toprağa benzeyen mütevazı demlerin doğasında saklıdır dedi İhtiyar Bilge. Masum mu kötü mü insan, sevginin tohumu duaları o gerçek olan tek şey aşk karşılar dedi Deliler Şeyhi. Anlamı çoktan soyutlanıp soyu hep sürer aşıkların, kelimelerden kimse söküp atamaz, varlığa saygıyla bakmanın da bir yoludur sevgi dedi Garip Çoban. Sana benzer ateş, bir rüya kavuşmak  için yüreği besleyeni seviyorum ben bu yolculukta ancak senin yanında benimdir dedi Miskin. İnsanın günlükleri her zaman heyecan verici değil midir? Ve yine vesileyle aşkla mest olmaz mı sevgiliye uyaklı dualarla dedi Seyyah. Bazen katip olup, yalnızca kendine yazdığı yazıları okumalı, aşktan sızdığı anda aşka\n\nNe olur sevsen beni yâr..\n\nSizi gönlüme nerden gönderdiler. Yıllardır kimseyi yanına almadan gezenler, sen benimle gelmeye korkuyormusun diyen yanlarıyla gördüklerıni yaşadıklarını anlatırlar. Ağaçların arkasındaki bir çadırdan gelen ses; Hadi git artık. Ne kadar çabuk gıdersen o kadar çabuk dönersin diye seslendi. Hemen önündeydi, hem muhteşem, hem ürkütücü, hem harika olan benin. Dünden gelen sesler yarını ürkütüyordu. Günden güne özlenen birşeye kavuşmuş gibi ilk kez onların arasındaydım şems vakti. Kendimi zorlar oldum her gece gündüzü ulaşmak için. Orası senin bildiğin herşeyden daha güvenli, güzel ve özgür dünya telaşın. Sende özgürmüsün? Saklanacak bir yer bulmuşsun, sadece elimden geleni yapıyorum diyen duyguların konuşuyor. Onlar ordaydı ben görmesem bile her gece yağmur taneleri gibi yağıyorken huzur. Dostun var mı? Nelerin kontrolü sende! Elini kolunu bağlayan ne? Son bir şans ver, sen senden neyini aldın? Kaybettiğin tek şey hayellerin.! Şimdiden söyleyim iki dost gibiyiz. Ne yapacağını kendin bul, vazgeçmemiz gereken hakimiyetinizinden. Oysa seni beklemiyordun! İkaz ediyorken, gözetilmek insana bir rahatlık veren, hoşgörü, kabullenmek ve dostluk vardı sana bakan gözlerinde. Anlat ne oldu, içgüdülerın istemeden seni isterken. Çünkü çoktan pes etmiş sevgin, özgürlük bir hayal değil, bir gerçek. Onunla konuşabilirsin, bana söylediğin ilk kelimeyi hatırlıyormusun? Sana bırakacağım hiç birşey kalmadı! \n\nYokluğunda yorgunum...\n\nAzalmalarından çoğalıyor nefesim. Hep uykuda uzattın gündüzleri, artık hesapsız gecelerin henüz başladı. Herkese nasip olmaz dokunduğunda hissettiklerin karşılığını verince, işte bu seni sevmek, içten huzur bulmak diyor. İyi olduğu yerde duyguların, mihrabımda kök salıyor bakışıp konuşmaların. Tanışıyor yorgunluğun sevişen bakire yanında o kadar derindirki sevgi çukurun. Bıraktıkça sadakate teslimıyetin kayboluyor aşkımın günlüğünde. Bu gece de kış gelmedi, gece güneşin doğunca üşüyen yanlarında o kadar çok şey var ki nefes almak için bekleyen. Hayret makamı, hayretımizi arş'ın duvarına astırıyor şu ademciğe. Hakikatte derdin zerre, hakikat namına gel secde halindeki engin gönle ki, birşey beklemeden denizin kadehine dal ki, sende ölümsüz ol. Uzun uzun arzular beklerim saklanmak ıçin, bab-ı tevbe'nin kapı kanadında. Bir içim gamzendeki suda ağırla canın için canımı. Zülfündeki harflerden öğreniyorum, tenimdeki od'ların sebebini. Nasıl anlatsam yangının küllerinden savruluşumu kör bir gecede. Buna müjde diyelim, içtikçe susuzluğuma. Bu başka özlem, yol yarenliği iyidir şiir misali. Kapılarını açıyor açlığına, bakir ruhunda dans etsin edebildiğince tarifsiz sızışım. Sevmek güzel şey, merhametin kaynağında umutla bekliyoruz. Neye yarar bunca duygu, söz sizin, ruhumda neşe. Bir içgüdü kalbinde tutsak, hiç ummadığım anda güneş ısınıyor içınde ait oluyorsan sokaklarımın.\n\nVay! Nihayet...\n\nDüşünce iklimi...Bizim bize yeterimizde, sığınılacak olan sevgiye eksiğin var hala. Ama ben kim olduğunu biliyorum. Zamanla düşündüğüm zaman, iki boyutlu oluyor içimi dolduran değişimler. Çok özel ve güzel şahsiyetleri düşündükçe, endişeler nihayetlenirdi. Duyulur ve görünür hale geldiklerinde, aşkın estetiği çıkıyor muhteşem nasiplerle. Ayrı bir şevk ve lezzet katanları eksik anlatırdı, geceye dem dem katılanlar. Hangi ruh halinde soruları çoğaltıyoruz cevaplarımızla. Hayatınıza müdahele eden biçimlerın sunduğu mazeretlere teslim olanlarda, inandığı değerlere göre yaşamadıkça gurbet akşamına dönüyor duygular. Ama sen hiç yoktun oralarda ve aşk b/aşka birşey değildi. Nihayet aşkın doğrudan yüreğine seslendiğini anladığında sevgilinin bakışından aşk dolu bir göz kırpar, aşk beni sevdiğini kanıtla diye seslendiğinde aşkımızı beklemektedir. Aşkımız size ne hissettirdi! Onun yaşantısının ta kendisi tarifi olmayan aşk. Nasıl cevaplar alırsınız, aşk deyince yüreğinizde olan bilirse. Bazı g/özleri s/özlerime ekleyip bir dere akıtır şems vakti yüreğinde. Ve bana dedim ki, bir c/an kaç vakit acz kalır. Hadi söyle sussun mu, uyuyan üryan dipsiz gecelerin. Gölgesi bile sarhoş eder, bekleme ümidini kes beninden. Yok benim, bize uzak kalsın. Dediler ki gecenin çobanları gönlümüz gönlüne b/akmıyorsa, buradayız da sen oradasın, ne çok seyrederiz gölgeleri. Unutma beni der var olana sığınan, yok olmak sevmek birazda aşkla dedikten sonra kim kaçmak ister aşktan.\n\nKenar mahallemiz...\n\nKendine konan kuralların çok ötesinde, rahatlıkla konuşanlar y/ç-ok gibidirler. Saklandığı veya saklanmaya mecbur olduğu bir ilişkinin sarhoşları olduğunu söylerler. Titrek bir sesle, büyük bir telaş içinde rüyaları dünyaperestlerin. Yalnızlığın kucağına sokularak, kurtar beni kurtar diyen yanları, sevgiye nasıl kıyabildiğini düşünüyor. Artık ne olursa olsun! diyen yanı engin yüreğinde bir ayak patırtısı işitir. O kutsal vazife burada, elden ne gelir sevgisizseniz. Görmediğinden ürkenler gerçekle hakikat arasındadır o vakit. Sırrını açıklamadan yaşayanlar, şems vakti buluşan gecenın çobanları gibi ebrar'lar. Mukarrebun olanlar yaklaşmak için yarışıyorlar muhsinlere. Veliler nerdeler istikametlerine çıkan varmı? Sıddıklar neyin hesabını yapar, gönüllerindeki samimiyetleriyle, hakikatin fotoğrafını çekiyor. Güzelleştikçe yaralarımız, telaşlarımız kabuk bağlar. Her katrede sevgiyi hissedenlere usulca yaklaşır sevgili. Derin bir muamma zevkli bir kitaptır dünya. Sihirli bahçıvanın elinden çıkanlar ne güzel tasfir ediyor ruhların kımıldanışını. Yüzleri çelişkiler dünyasına dönmüş olanlar ne olabilir, ne olamazlar. Neyin eksık, sevgiye muhtaç halinden b/aşka! Hayrın anahtarı olanlardan olmak için, adil olmalı kendine. Sorularımın cevaplarını bulduğumda mutlu oluyorum. Bir de kuşlar sudan çıktıklarındaki o sözler deki boşluğu dolduran seslerı kim doldurabilir? \n\nTek ilaç: Sevgi, umut etmek, güvenmek...\n\nVarlığının anlamıyla buluşmak, tanışmak, konuşmak varken,hayat boyu makyajlımı yaşamalı insan? Seçilmiş arkadaşını bulmakta,sevgide ön safa geçmekte geç kalma. Aşk seslendiğinde koşup giden ilk kişi olmak için, umut ver kendine ortak et kendini. Sırlarını koru ki, aşk talip olsun, aşkına takıntılarına tutulan bır ayna gibi. Zira bilirsiniz ki, gece bizleri gizemleriyle yeniden sarmaş dolaş etti. Kendini kendine doğrulamak için dokunan gecenin çobanları, bizimle nasıl soluklandıklarını içimize işlediğini anlatırlar. Kendi karşıma geçtiğimde gördüklerimden çok heyecanlandım bir solukta. Bir şey oldu, uzun uzun sarıldık birbirimize, dem dem yeniden sarmaş dolaş etti şems vakti. Bir defa daha hatırlamakta fayda var, benimle hesaplaşmak için yazıyorum, hayatın ve ölümün davranışlarını. Sevgide bizleri özlediğimiz için, O'nunla beraber düşünmeye davet ediyor. Bizi hizmet yoluna götürenlerin cümlesini anımsarken, beni yalnız bırakma diyenlere gücümüzü belki biraz daha artırıyoruz. Usulca ama hüzünle bir kez daha hatırladıkların, sadece seninle ilgili değil. Ama hatırla, derin iç dünyanı, dış dünyana değişme ki bizleri çok özleyelim. Ya da kendi kendıne kanıtlamak için sevmeyi, tebessüm hazinesiyle süsle, soğuk durma kalbine. Ama beni bildiklerim değil, bilmediklerim heyecanlandırıyordu. Yüreğin kendi hakikatleri vardır, ne kadar acı çektiğinizi istediğiniz kadar anlatın. y.ed\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Çoban  Divanı....76.... Engin Demirci.. Şems-i Mevlana Divan-ı",
        "poet": "Engin Demirci",
        "poem": "\n\nHakikat ve yüzleşme...\n\nSevgiliye itimat tam olmayınca, sevginin vefayı tasdikide tam olmaz. Ve gönül kitabı sevdiği için birbirinden güzel anlamlı kalıcı dualarla eserler vererek, bize yeniden kazandırır bizi. Bunca dünyaperest içinde bır son verebilmeli, nokta koyup  yalnızlığa yeter gari deyip, seni seviyorum demeyi öğrenmeli hoyratça yaşanan zamana inat. Hakkaniyetine inandığın duyguların takdim ettiği değer ölçülerin sevgi sevdalısı olsun. Onur ve gururla çelenkleşen yanına hakkını teslime vesile olsun, armağan edip kazandıkların. Duyguların uygun bir gelişim içinde olması birbirleriyle tatlı bir rekabet, yarış ve öncelik maratonundalar. Sadakate gönül vermiş pırıl pırıl, cıvıl cıvıl hislerin, hepsi de hakkını en iyi şekilde vermenin azmi ve heyecani içerisinde şems vakti. Bin bir çiçekten aldıklarıyla kovanları bal özümlüyor düşünceler, nev'i şahsına münhasır. Yavaş yavaş tırmanmış, bıkıp usanmadan sevgiye. Geceyi su, duayı ekmek edinenler, sevgiyide yatak yapmış kendine çoğu zaman gecenin çobanları. Gönül tekkesine intisap merhalelerini hatırlatanlar, çile ve liyakat basamaklarını, büyük bir sabır, sebat ve metanetle aşmış bir bir. Sevgiyi okuyunca göreceksiniz, sevgi(li) yi. Ama, gerçek yükselmenin olanca zahmet ve yorgunluklarını cesaretle göğüsleyerek, kendisine emanet edilen gönül gemisini, yalnızlığa oturtmadan, emaneti sahibine teslim edenlerde aşk. Kim mi? O hiç kirlenmemiş sevgi.\n\nH/iç bil(in) meyenler...\n\nBütün martılar denizi geçmek için akar, sonunda hepsi yenilir kanatlarına. Değişen bir şey yok der gibi zerrelerini verir bakışlar rüzgara. Ağlamayı öğrenir yakamozlar gözlerine vurdukça. Kanatlarının tepelerine kurulan özgürlük efsunlu güzelliktir. Aziz bir duygu kompozisyonu içeren uçuşları bir köprü. Zamanın akışı vurguludur, izleri fiziksel ve kimyasal anlamına bir b/aşka anlam katar. Hatıralara sahne olan mekanlar, deruni bir hayat tarzı ortaya koyanlar, kendini bulan sevgi(li) yi temsil ederler. Epeyce zayıf ve sıra dışı olarak değerlendirilir sezilen hakikat. Herkesin gözünde içsel ve bambaşka yaşanan. Hayatın daima düz gitmediğini sükunetle kabul edenler,ruhumuza görünmez katkılar verenler, sade barınırlar kalplerde neredeyse içinde kalırsınız. İnsan derlenip toplandıkça, kanatla deniz ilişkisini merak eder. Sığ derinliklerde seninle yaşadığın sessiz akan bir ırmaktır. Üşüdüğün o büyük sırrın, her yeri çırılçıplak şems vakti. Bilirim ki aşkı heceler gecenin içinde yıldızlar. Kuşlara bak kabul görmez tek kanatlı kalırsa. Benliğinin sensizliğinde h/iç kere unutulmuş bir hesaplaşma da gerekli. Birbirleriyle çarpışan ç/ok sorular var, hem de yanıtları olan bu sorularla karşı karşıya bulunuyoruz. Birbiriyle hasret ama dem bu dem birbirine yakın duran insanlardaki yalnızlık hemen fark ediliyor. Tartışılıp bitirilmiş noktadan başlamak çok farklı bir okuma cümleleri.\n\nBırey olarak var olma...\n\nMedeniyet olgusunun inşaa ettiği insan, orada unutulması gereken bir doku. Bir kader biçilsede suretperest yaşamlara, ilahi kudret bu yavaş işleyen zamana rağmen, hayat dolu biçimiyle kaybolmayan insanlarda var. Narin ve tutkusu uğruna eğilip bükülmek zorunda kalan çiçeğin öyküsünün asıl ilham kaynağı b/aşkag  Bilmek, yorumlamak, sevmek, felaket çağından kurtarmak için eskiyi unut, yeni yolu tut sloganına rağmen insanı yalnızlığa teslim etmemeli. Mahşeri zevke terk etmeden, kuvvetli dokularla bir hamlede silinmeli, bunalıma sürüklenen insanlardaki modeller. Öyle ki çoğu zaman dış gerçeği, insanın gerçek varoluşunu ya da önünde duran sevgi dolu çözümlerı gözden kaçırmana yol açıyorsun. Ve gözlerini bağlayan da işte böylesi tutkular. Duyguların aklından ayrı notları ya da hayatını okurken baktığın şeyi göremediğinin farkına ne zaman varacaksın! İçine düştüğün vaziyeti ancak şimdi kavrayabilmiş bir yanın. İnsanla insanın yaratımı arasındaki uçurumu ve insanın kendi eliyle yarattığı cehennemi ne çok şey işaret ediyor. Dışa yolculuk devranında başkaldıran bedenlerin gölgeleri. Öyledir öyle olmasına fakat, dediğimiz yerde büyük eksikliğin tam da kendisi. Gecenin çobanlarının ilkgençliğinden beri içine doğmuş bir kişilik, dünya muhalefetine rağmen içine yerleştirmeye çalıştığı aşk. Dokunuşlarda gerekiyor şematik yüklenenlere rağmen düşünülesi vakitler vardır. Tuhaf olan bir kez daha çıkar karşımıza. Ruhun onayına sunulanları, büyük bir hevesle kabul ediyor aşk.\n\nSen varsan Orda...\n\nSevgiye ilgi duyanlar, kendi yaşam öyküsüne de ulaşırlar. İnançla arzu edersiniz bulun, rica edin, dua edin, secde edin, aç kalın, uykusuz kalın, sadakataşı olun, bu kadarcık bir zahmette sizde olsun ki, sevgi/li olun hayat sizden vazgeçmeden. Bugün bile dün gibi örneği az bulunur. Sonraları aşk soyadını alanlar. Sen, senin işaretisin özel geliştirilen haz, lezzet, duygu ve sevginin formülüyle benzerlerından farklı. Şimdi doyulmaz hazzına karışan hünerinle davet ediyor. Lezzet peşindeki yeni tat sevgi, konuğunu ağırlamaya davet ediyor her boyutuyla çok samimi. Duyuları harekete geçiren her derde deva, rengarenk lezzet şölenlerin özel iceriği içinizi ısıtacak şems vakti. Sevginin en iyi mekanları, güne mutlu başlayanlarla samimi ziyafetle, en güzel saatlere dönüşüyor. Ve heyecanla misafirlerine hizmet vermeyi sürdürüyor gece. Sevginin dem'inde  yanına en çok yakışan sevgiliyle aşkta vazgeçilmez önceliğimiz. Gecenin tariflerini sizlerle paylaşıyoruz, tatlı bir rüya, yaratıcı mutfakta hoş bir bölüm var. Perdeler bir bir kalktıkça, eksiklerini görenler yoldalar. Aşk tümüyle tecelli ediyor vakte, yeniden aşık olmak lazım. Kendinden başkası evvel arkadaş, bir akşam güneşi gibi doğar ufuklarına. Kendini idareli kullanırlar bitmeyen bir sabaha ah ile. Kimi seveceğini bilir İbrahimi kalpler, biz öğrettik aşka çadır kurmayı, şems vaktine bu anlar kelimelik. Gizli bir cevap  arayanlara, aşkın ah'ı sizlere sesleniyor.\n\n\nSevgiyi hiç unutmamak...\n\nSensiz halindeki hiçlikte tüm sessiz harfler sen oldu, sırrı mahşere kadar mutlu olan ben. Bir başka bahara bırakılmayan hayallerinle güneşide götürüyorsun, aşk yıkılıyor yüreğime. Hastanın yorganıdır sefere gitmiş sevgi, erguvan kokusuyla tütsülenen nefes ölür mü? Renkler akıp kan kırmızı oluyor güle inat şems vakti. Ses yankısını terk ediyor, manevi huzura çıkıyor. İklim tanımadığı ruzgarla tanışıyor, kavuşmayı inkar etmek olur mu? Tevhid gibi şanlı bergüzardı duygular, doğru yolu gösterdi sevgiye güneşten önce uyananlar. Hayatının tanığıyım, tanışlığımıza hep sevgi sevgi duydum, hep saygı duydum. Hayatın doğurduğu bütün kahırlara, yoksunluklara, yoksulluklara bir derviş sabrı ile katlananları bilirim. Demek ki, benden önce de yıllanmış çile yolculuğu varmış. Sabır ve sebat bize yeniden kazandırdı sevmeyi sevenleri. Demek ki, insan gönlünce sevebilmesi için, bır son vermeli dünya nimetlerine eğilmeyi. Kışın güneşli hali ayıplıyor, oksayıcı nazarlı ve cahil halimizi. Gene beni dinler penceresini açan mevsim. Akla gelmez lafları erik ağacının çiçeklerinin kokusu taşı, beni dinler rüzgar. Sevgiye mağluptur perişan ve harap ama hayata karşı cengaver temiz yüreklıdir fıtratımız. Her deminde sırlı nefes insiyakına hazır dudak büker müşkülüm. Susarız çok defa zevklerimiz hüzün sandıklarındaki hazların bölük pörçük tadlarına. Hazin cür'etlerimiz başka nedir? \n\nBu da ayrı mesele...\n\nİçimde deli bir aşk, nerede olursam olayım hep seyyahım. Özü yakalamak isteyenler, Sait yaşayıp, şehit olarak ölmek için, hep kaldıkları yerden okurlar hayatı. Bir ömür için uzun bir elbise yalnızlık. Oysa sevgi yaşamın yeni dilinin bir b/akışıdır. İç içe geçmiş insanın, gizli, derin, mahrem yanlarını tartışmaya sorgulayan ilışkilerde, tutkuların kör ettiklerini göremezsin baktığın şeylerde. Herkesten saklanan öykü içinde öykülerde dolu dolu ama yitirilmiş duygular. Apar topar modellenerek ikna edilmiş acısını ortaya koyamayan yanların. Sonrası şaşırtıcı merak uyandıran bir hikayenin ümitsizliği. Yalnızlıklar yaşanmışlıkların ortak öfkeleriyle birlıkte harmanlamış bir yandan. Sararan yapraklar sabah güneşi altında olağanüstü görünüyordu, varlığın hepsi büyülenmiş gibiydi öyle güzel ve acımasızdı ki zaman. Hiç kimse hareket etmiyor ya da konuşmuyordu, huşu içinde izliyorduk şems vaktini. Bir önemi yoktu, bize bile bir an olsun tanıdık gelmemişti yalnızlık. Öyle esrarengiz, kıvrımlı, esnek, uyumlu, burgulu, kavisli ve zarifti işte sevgili. Dokunma duyusu yoktu, alev alev dönüp dönüp bakan gözler ışığını yutuyordu. Nefesini tutmuş zamanın ruhunu ve değişimin yönünü kuşatmış sevgi. İster aşktan kaynaklansın isterse yaratma hazzından, içimden geçen zaman ki o da beğenmektedir bad-ı sabada yari beklemeyi. Ve kapısını aralar son adımla sevgili, esirgemedi sevgiyi\n\nÖnden gidenler, geride kalanlar...\n\nVe tefekkürün duyulmaz gizlı sesinin tezahürüyle değişemedıysen şems vakti. Acaba şu gökkubbenın altında değişmeyen, fısıldaşmayan ne vardır? Yalnız beni dinlersen, dünkü sankilerin tuhafına gitmesin, bugünü okumamak olur mu? Kalbimin kalbinde bir harfi büyüyor. İnsanın kilitli kapılarının kaç anahtarı var bilirmisin? . Taze bir nefesle buluşan tohumlar neler ekmez neler engin gönüllere. O gün kapı beklenmedik şekilde açıldı kapı'dan. Vicdanın sesinde bir meclis göründü. Bedeli ne olursa olsun talibiz hakikatine. Birbirini tamamlar özel olan bir bab-ı ilahi. Öyle kuşatıcıdır ki sevgi, içinden neler çıktı neler hiç aralıksız. Hem geçmişi değerlendirmek, hem geleceğe katkıda bulunmak için, bir ömür boyu aziz olmak gerekir. Hala bulabilmiş değilim, bir şekilde aramızdan ayrılanları. Şımdilerde çilesini omuzladık, usanmadan, bıkmadan. Dedım ya, anlatılmaz ancak yaşanır, mahsun yanları da var içindeki çocuğun. Yalnız, ses getirici hiçbir yazı yazmadan, hiç kimsenin hatırını yıkmadan, hiçbir zümrenin gazabına uğramadan, kimsenin tavuğuna kış, eşeğine çüş demeden. Göçmüş ruhlar vefasızlığımızdan elem duymakta, eski, eskimemiş ve çok zengin sevgi. Kendine özgü uslübü olanlarla tanışmıştık. Söz ve gönül ustaları özenle, aşkla, sevdayla biriktirmiş, rüzgar olup savruldular, yağmur olup yağdılar, bulut olup ağladılar. Bizler, ayrısız, gayrısız, makamsız seraba can olan kervanlar gibiyiz.\n\nZordur güzele yorum.. \n\nSöylemeye hiç hacet yok; istersek hepsini buluruz, hepsinden faydalanırız buyurdu Şahım. İlim isteyene verilir'miş, geçmiş yılları örten perdeler hafifçe aralanınca, karşılaşılan zenginlik karun hazineleri gibi bol bol rahmet dedi Pirim. Alın teri, gönül nuru, en kutlu emeği harcamışlar sevgiye dedi Mirim. Cümle sırlar ayan olmakta şems vakti, sevmiş duygu ve düşünce yüklü  muazzam ve şahane bulmuşlar, buluşturmuşlar insanı insanda dedi Meczup. Ağır olsun varsın güneş görmeyen bu dar sokaklarında gezmem, yeter ki bükülmesin gönlün dedi Zahit. Nice günler görmüş bir ah çekiş, buna derler şems-i tebriziye gönül açanların beldesi cana işler dedi İhtiyar Bilge. Kutsal beldedir gönül, çeşmesi bir nurun ocağı yoksulluk göstermez, mutlu başlangıçlar, acılı sonların nıce alev gibi dudakları serinletmiştir dedi Garip Çoban. Neyden hayıflanır duyguların her şeyin ıç içe, dış dışa bakma dedi Fakir. Dursuz duraksız sevecen adımlarla, çetin gönül hesaplaşmalarından geçmiş çilelerle tennüreler uçuşuyor dedi Miskin. Var'la yok, yok'la var arası bir yolculuk gözleri kör eden dehlizlerinde mana satanlar dedi Hırkasız Derviş. Bir kara sevda bakışıyla sunulur mühür mühür bir mana şehrinde tanımlanamaz aşk dedi Aklı Kıt Adam. Hep herkesin sevgilisi olanlar bir acı kahvemizi içer seher alemlerinde dedi Delıler Şeyhi. Akar durur gece gönlünün hububatlarına, koca bir nehirdir aşk bağrında.\n\nSesli ve sessiz çığlıklar...\n\nUnut beni diyen yanıma hep uzun sustun. Ama düşününce hiçbiri biz değiliz gibi çırpınır anıların. Suskunluk sarmalında birileri var boşuna umutlanıyor yalnızlığa eklenerek, şu anda kim var? Peki,duaların sesinin heybetiyle değil, ruhlara kattığı duygunun şerbetiyle kendini ifade eden gecenin çobanları sırrını ifşa ediyor verimli hasadlarıyla teheccüd vakti miraçlarıyla. Ölmeye yatmış tam anlamıyla kör, sağır, dilsiz halde hicap verici suskunluklar. Müdahil oluyoruz rahatı terkedenlerin hasretlerine. Uykunun bile uyuduğu vakitte uyanık olanların dostluğu, uzaklara yakın, yakınlara uzak olmak içimdeki güneş gibi böyle bir şey demek ki! . Meltem rüzgarı gelince şems vakti götürür duaları büyüklerin sözlerinin yanına hu'lara aminler karıştıkça. Kurtuluşa sebep olur, miracına açılan kapılar sevinerek döndürür arındıkça hamdlerle. Ente mevlana fensurlana ala kavmil kafirun diyerek cemallerle tanışan, gecenin çobanları aşkın hazzıyla doyuyor. Namazsız, niyazsız olanlara karşı nankör eyleme dualarımızı. Bize dua kandillerimizi yakarak dualar öğret. Aldanış yurdundan gök kapılarının açıldığı vakitlerde kalplerimize eşsiz sevinçler yaşat. Dua ederken uyuyan çocuk saflığında aşkını bizede ver. Gecelerde müjde vardır, nedenin cevabı fazla karmaşık değildir. Önce samimiyet sonra aşk diyen bu söz, yüzlerce bilmeceyle aşıkın kimliğini tahmin etmek ister gecenin çobanları,derinin altındaki için içinde çığlık çığlığa ne kadar farklı, gündelik hayatın eleştirisinde ortaya koyuyor insan ademliğine sadakatini.\n\nTereddütsüz şu cevab... \n\nDuyuyorum teşrif et diyen soruların cevabını buyurdu Şahım. Acıkırım o zaman nefessiz nefesine, tensiz tenine, kalbinin atışlarına dedi Pirim. En iyi cevabı veriyor duyguların estetiği susuzluğunun sanatını sunarken özlemlerin her parçanla hasbihal etmeyi nasip etti gece dedi Mirim. Herşeyin sümbül gibi açmak istiyor, sürgit benzesin külüne diyor alevlerin dedi Meczup. Nakış nakış varlık lezzetini tatmam için, halini esirgeme ve yolculuğuna hep devam et! Hızlı hızlı, sabitlenmesin terim teninde makamını bulsun dedi Zahit. Zamanın sıfatından yeniden doğman ıçin ve sonrasını mekanlar etmen, gezınebilmen bir andır. O an'da olmak birlikdir dedi İhtiyar Bilge. Allah'ın rahmeti lüzumsuz değildir. Ölüm var de yeter dedi Fakir. Söylenmemişi söyleme, söylesen güç yetmez, sevgiden öte bir hayat yetmez dedi Miskin. Şems vakti aşk adına, sussam işkence. Unutulmazlaşacak yüzlerce mısra var dedi Hırkasız Derviş. Peki bu dünyaperestliğimizle nasıl başa çıkacağız? dedi Aklı Kıt Adam. Terk edeceğiz dedi Deliler Şeyhi. Öylece beklemektedir birçok öyküsü, giz'i ve derinliğine rağmen sevgi. Asırlardan beri teri tüten, bir nurun ocağı Hz. İnsanı şems vaktinde dedi Garip Çoban. Allah'ın evi nasıldır? O'nun yeri hakikat erbabının gönlü, zaman içerisinde zamansılığı yakalayabilen kimselerin aşkı dedi Üstad. Dosta gönül, gönüle insan, insana sevgi, sevgi(li) ye onurlu ve huzurlu yaşam gerek dedi Aşk\n\nMurâkabe...\n\nEl alim olanın adıyla selam olsun. Öz kiminse, yüzde onundur hangi nurunla övünüyorsun. Kalbi ılahi aşka açan şey susmaktır, sonsuz alemler bağkur ki, can kulağınla dinle ki, canına c'an versin. Yitik malımızın izinden gidiyoruz, belki bir iz yada bir kılavuz buluruz. Yol gösterici olan hem canlı, hem cansız tanınmış bir kişi elifte. Erken uyananlar bilir, bunu ama duyulan bir giz taşır. Sabahların erken saatlerinde, tek tük insanların göründüğü alaca serin saatler anlatılamaz ne zaman sokağa çıksam. Puslu sabahlarda gece yarısı yaşıyan herkesten önce, alaca karanlıkta kendini bilenler aşk hakkında bitmez tükenmez ikra'da kuşlar. Hiç bir şey demeden, çok şeyler diyor hikmetin tadını akşama kadar çıkaranlar. Gözünüzün içine güle güle bakarak, nasihat eden ne çok şey var Allahın adıyla. Arayışımız her nefeste aşkın yansımalarını bulmak için. Ama kararlıyım, bir bileni sizde fark etmişsinizdir. Vefasızlığımız hem kendimize, hem herkese karşı. Ve, yattığı yere gidip bir Fatiha okuyacağım. Bunca vefasızlığımız için ruhundan özür dileyeceğim, şöyle gönlümce. Hz. Süleymanın mührü gibi ne siz sorun, ne ben söyleyeyim yakinimi artırmak için. Kardelen çiçeği gibi itaati öğrenmek için okuyorum O'nu. Kendinden başka bir şey olmaya hiç heves etmeyen güldesteler gibi bir sokağımıza adını verdik. İnsanlık borçları zaman aşımına uğramaz. Aşka boynumuzu eğmeye mecbur olduk.\n\nAşk-ı Şîve... \n\nTariflere sığmaz çok şeyi beklediği gibi kendisini en güzel dille anlatır aşk buyurdu Şahım. Vücut veren gecenin çobanları, hepsi birbirinden düşündürücü dedi Pirim. Size tanıştırır ağlamadan sızlamadan, her derde göğüs gerip söndürmeye çalıştığın sevgiyi dedi Mirim. Sevgiye hasret bir çocuğun içinde öyle birisi var ki, ölü evi olmasını arzulamaz kalbinin dedi Meczup. Hz. İnsan başka insana taşıdığı için sevgiyi, aşk berhüdar ol der dedi Zahit. Herhalde bulabilirsiniz aşkın özgeçmişini ama şimdi görmen lazım dedi Hırkasız Derviş. Bugün çok sevinçliyim size sunuyorum yüreğimi, yüreğinin sevgisini üstlenişimle, ver de ki versin dedi Garip Çoban. Sevgi harmanı bir toprak, definesı yüreğine getirdiğiyle ışık tutuyor fermanı dedi Fakir. Öylece beklemektedir birçok öyküsü, giz'e, derinliğe rağmen, sevgi asırlardan beri tüten bir nurun ocağı hz insanı şems vaktinde dedi Miskin. Hiç yok düzeyine iniyor, sevgiliye duyarlı kar gibi erimektedir değişen çağın karşısında teheccet vakti gecenin çobanları dedi İhtiyar Bilge. Şöyle dursun bugünkü dışıyla duranlar, kadim zamanlardan kalanlar küçümseniyor dört mevsimsizlerde dedi Seyyah. Gönül mutfağı gösterişsız olanlar açısından hiç ihmal edilemez sevginin renkliliği dedi Aklı Kıt Adam. Tanıyanı hayretten hayrete düşürmektedir hıdırellezden oluşan aşkın sözlüğü, çok şey var işte size, haydi kolay gele dedi Deliler Şeyhi\n\nSonra ne mi oldu? Bizârım... \n\nVe uf demedi, of demedi, hıncahınç sen dolu ah'larım. Gözlerinde tarif edilmez bir derin mutluluk. Belki yaşamının en duygusal anlarını yaşıyordu. Duyguları bestelenmiş, teri tenine zarifçe elif oluyordu. Ateş rengi al giyinmiş üryandı özlemlerin. Geceden etkilenmiş uykunun uyuduğu saatlerde, bir beste pay ediyor. Semanın en etkileyici figürleri kalbindeki özü. Nefesini kesmişti garip bir ümmi çoban hüküm sürüyordu. Yarı trans halindeydim, gözlerim ne rakstaydı, gönlüm ne besteydi dursuz duraksız. Zaman zaman göz göze geliyorduk, başak başak bir teslimiyet içindeydik. Duygu sağanağı zaman zaman birkaç gözyaşı halinde yağmura dönüşüyordu. Bir sevgili gibi sevmişti, aşkını yaşamak için dolu dolu. Karşılığını hiç düşünmemişti, o seviyordu ya her şeyini, bir sevgilinin her şeyini sever gibi sevmişti. Yüzlerce sayfa yazmalıyım, belki o zaman derinliklerinden bir bölümü sunabilir gece. Ben bir son cümle ile bitırmek istiyorum. O kadar zor, o kadar zor ki. Bir seferde, bir çırpıda anlatıvereceğini sanır insan. Önce, sonra anlatılmaz bir çok yönlülük birbirinin içinde çoğalan. Daire daire açılarak kıyısı belirsiz engin sulardaki gibi genişlik. Ve sevdanın gizemli ufuklarında kanat vurmak için çırpındığımız anlarda soluyoruz açık bir gönlü. İnsanın herşeyden bezdiği saatlerde, uğrak yeri şems vakti. Aşk namına, sevgi namına, her şeye duyarlı işte böyle başladım evet hep sana.\n\nÖlüm kaç yaşında? ... \n\nHz. İnsan'ın özlemine son yok. Gecenin en gizli kahramanları yok kalabalıklar arasında.Manasız gördüğün her şey canlıdır, duyamadığın için güneşi sadece ışık sanırsın. Kıymeti gelse dile, her derde devadır kelam etmekle. Galiptir vaktinde gönlünün elinden tutanı dost bil, sevgiliyi sevmenin tezahürüdür. Var oluş ızdırabı çekenlere tevbe tohumudur şems vakti. Sen benim sevgimle dolusun, engin gönlüme bağlısın. Elimi uzatsam tutacak kadar yakın ve alabildiğine uzak çoğu kez mutluluk. Düş dediğin bu kadar çabuk bitmez, gizli gizli üşür alevlerinin renginin soğuğunda. Aşk bir safrançiçeğinin rengine saklanmış. Ve çoğu kez paylaşılamayan bir yalnızlık sanılır aşk. Benim özlemlerim bitmez, martı çığlıklarına bıraktım o en güzel beyazların kanatlarıyla davet ederim düşlerini. Bu küçük harflere sığmayacak kadar büyük, sözün sahibi. Ve bir sonuç'a varır musalla taşı alın yazısıyla. Düşünebildiklerim başlarken nefes verir ayrı ayrı kabristanlar. Güneşin altında aşka dair söylenmeyen söz kalmamıştır. Geceler duyanlara, gündüzler görenlere ve vardığımız sonuçlarla varmak istediklerimize ne kadar yaklaşabileceğimizı denemek istedik. Ölüm üstüne düşünebilenlerin gönül kesesinde sevgi. Soruyu soracaklarını da, düşündüğü için cevap veriyor şems vakti. Bu güç yalnız insanda var, erdem üstüne. İnsan yalnız aradığını bulur, okuyanın da düşünmesinden yana gerçeği bulmak.\n\ny.ed\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Çoban  Divanı....80... Engin Demirci.. Şems-i Mevlana Divan-ı",
        "poet": "Engin Demirci",
        "poem": "\n\nGörmeniz lazım miracınızı...\n\nÖmrün gecesinde, siz hangi aşktan bahsediyorsunuz, dem bu demdir şems vakti anlamın sesi. Heyecanla beklendi her nefes, zafer sanılan yenilgilerde. Kıymet kazanır insan edebın peşinde, yahut vakit varken Hz. Nuh'un gemisine binin gönül dergahında. Aramakla bulunmaz şahımın rüyasındaki, yenisiyle değiştirelim güzel mi güzel kendini bulmak. Gözlüyorum hep onu tefsir etmek huzura ermek için. Nefesten ibarettir nefs, aynana yansıyanların arkasını gördükçe. Dilhanenin iklimine bakıyorum, su misali akıp gıderken hayat. Koca bir hiç aradıkların, boşuna değil yüreğinde taşınan zikirler. Dağ başında akan pınar gibi ömürlüğünse seni tamamlayacak olanı buldunsa sevgi bu. Ve gün gelir seher vaktindeysen maşukun seni okusun. Allahtan başkasına kulluk edenlerin her hali perdelenmiş. Bizi seçen dediğini demiş, ve bütün iliklerim senin ilmeğin. Beni dillendiren, ilk dokunduğum sensin, dediği dedim. Şems vaktinden Kuşluk vaktine kalan kapanık sesimle yol alıyorum. Sonra da aşk gücü de katıyor, gecenin çobanlarıyla yürüdükçe. Sesleri geliyor yön arıyan ruhların. Kokusu bize ne getirdi ki, şimdi neyse o. Kuşandığınla ter kokusu geliyor teheccüd vakti, rüyaları duayla değilde ölmeliyim dıyerek kabusta olanların. Buna dayanmalıyım bir harf gibi olsada şehrin imanın çarpıntısı uykudaki cesetler. Genzimi yakarak dualar serptiğim, bir solukta okunan destan tadında. Koynunda uyku, ruhunda ab-ı hayatı beklıyorum\n\nFeryadı Gâm...\n\nHer şeyden ilham alıyoruz, bu heyecanı da sizinle paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz. Sevgiye susayanların akla tabii halleri, laf aramızda çok da güzeldir. Söz ile fiil arasında yarım kalan mucizedir, sevdiklerini sevgiyle sevmek. Hava soğuk, çığlıkları alemi sarsanlara dokunursan kaleleri yıkılacak nefsin. Yok(sul) luğun bir adım öten, görmez misin? Bir de bu halini görseydın her hatırayı. Sevgisiz savrulup gittiğimiz çıkmazlarda, bir tür kaçış sayılıyor suretperest ilişkiler, yalnızlığa özenişler uyandırıyor. Ayışıklı bir gecede anılmış olan soğuk akşamlarda gönlümü çeldi. Dahası, yansıyan üslubunu özümsemeye çalıştığıma hayran kalmıştım. İncelikle ve tuhaf bir gizemle örten bir ruhtan üflenen şems vaktiyle böyle yaşıyor artık gecenin çobanları. Aykırı fikirlerin her derde deva olduğu bir davranışı yakalamaya yönelik ilke ediniliyor, önemli bir boşluğu gidermiş olan kabullenmeler. Sonranla bugün arasında her hangi bir fark var mı? Artık yan yana yer alabilen duygular pekala eşitlikçi ilişki kuruyor. Zaman beni terbiye ettikçe, akılı tutsak edenlerden kurtuluyorum. Neden olarak insanın kendisini sevmemesi ve öfke gösterilir dünyaperest yaşayanlarca ilişkiler. Fakat sevgisizliğin bu denli derin bir bozukluk için fazla kişinin ruhundaki görünmez yaraları görünür kılma istekleri çekılen acılar mı? Belki de en gizemli rahatsızlık olma özellıği taşır davranış bozukluğu.\n\n\nAnıların öğüdü....\n\nPeki, gönül hudutları içindeki tekmil yüreğinden gelen her şeyle katıldıkları ve sevgiyle başardıkları, bu destan elbette. Ve insanın makus talihini yenme sürecı içinde, yalnızlık bir ayaklanma çıkarır sevgiye. Uzun yıllar dünyaperest ilişkiler kara bir leke, bir çok bölgesinde ardı ardına patlatılmıştı hayatlarda. Sevgiye sadık olanların katkıları gün ışığına çıkarıyor, sunuş tarzıyla bensizim diyen yanlarını. Sende neyim varsa övgüye değer esirgememiş dokunuşlarımda, ben/siz-mişim yüzlerce sen yer almaktayken. Ömürün nefesi çalakalem yazılmaz mış, bu alemde bir şehirmiş sevgi. Cepheye yollanmış bir asker gibi gerçekten muhteşem. Hatırşinas yakın geleceklerde yaşanacakları inşaallah göreceğiz, eminiz. Bunca uzun yılın yolcusuyum kelimeler arasında gönülden gönülleri yeniden keşfediyorum. Yastığındaki özlemlere dönünce belki sevgili şehrimı yerinde bulamam diye h/içıne hasretim. Sevgiyle yazılan dualar, bir ayrı güzelliktir şems vakti. Bizden sorulan soruların cevabının daha farklı olması, gezerken merak ettiğimiz. Herkesin neyi bilmesi gerektiğinin bilincinde, her şeyi sunuyor gece. Birbirinden ilginç hepsi birbirinden değerli gecenin çobanları çok az. İyi biliyor, ihtiyaç hissedileni veriyor unutulmayacak. Benim de bir dileğim var, peşpeşe yerden alıp gökte gezdirenlerden. Gönül kapında karşıladı en son bakışınla, bir ikindisi besmelenin hadi gel gel dedi. Belki üşürsünde de yakarız diye susuyorum, çıtır çıtır dalların yandığı sobanın etrafında duyguların, düşüncelerin, sevinçlerin, hasretinle saatler boyu anlatalım birbirımize. Cemre gibi bahar verir, sonbahar gibi hüzün alırlar. Her şeyin konuşulabileceği az bulunur insanlardan, uzun sınavlarda sınadığı, dost olarak seçtiği insana sırlarını anlatan. Verilen sırları saklayanların dualarını tadıyor şems vakti. Sırasıyla yerinden kalkan duyguların, dokundukça seni tebrik ediyor sevgi/li. Bu beyat bir başlangıç. Ne zenginlik değil mi? Güzel mi güzel, hazırlanıyor armağan edilişin. Akşamın alaca karanlığı herşeye siyahlar giydirirken, bütün zümrende erguvan renkli duygularıma hoşgeldin. Düşündüğünde, sevdiğinde, sevdirdiğiyle bütün varlığıyla odalarında gezene içinden. Allah, Allah daha önce niye fark etmedim bunu? diye hayrettesin. Kıyıya vurmuş balık gibi olduğun zamanlar, alabora olduğun zamanlar, hissin ve hülyanın denizlerinde ağır yaralar aldığın zamanlardan geldin an'da bu engin gönüle. Gel dedi, ne zaman istersen gel.\n\nLâ Şey... \n\nTembel çıkmamak için gizli sırrın kaleminı aramakla mesgulum. Susuzluğuna susamakla, göz arıyorum. Sevgiye muhalefetten sakının, o kapının halkasına vur himmet ve sohbet için engin gönüllü olmak demirci'nin örsündeki feyzden ses almak için bekle. Emin ve muhlis gelenler biçare olmazlar. Gönlüne set olanlardan kork, sadece karşındaki susuyorsa sevgiyi kiminle içtiğinizi gönlün cüzü söyler. Farkını farket, hiçbir şeyini değerini bilmiyorsun. Yaşamın anlamını kaybedenleri hor görmek yeterli, benlik cihetiyle uyuyor bir can emanet tende. Seni özle sabahın geceden soyunması gibi hasretinle. O muhteşem tacın şefkatin, sevgin ömüre yumaksa. Hiçbir şey yok dediğinde seyrediyorum taşladığın yanını. Çok şaşırmış camın kenarındaki bağırmaların. Ertesi gün, bu seferle gönül evine dönüşün üryan dönüşün. Aktım aktım aynan oldum duruldum bir seher vakti. Bilirsiniz cümlene taht ve baht şehridir sevgi. O kadar zor ki, tariflere sığmaz. Sen bulmak dününü, bugününü, yarınıma uçsuz bucaksız mana iklimleriyle harmanlayarak doğurmak. Söz vermiştım işte yunus misalı alevlerine görmezmisin. Bu hayat yolunda bir garip yolcu şöyle dursun safran kokulu tenınde. Size, verdiğim sözü tutuyorum. Bu has gönül toprağında, som cevahir terinle sulandıkça, bin bir çeşit çiçeklerin terennüm edecek. Bir köşe yaptık, aşk tezgahında yarı tok, yarı açtık. Çile bitmez dirençliyim dünyaya, mahlasım sevginin son bendesi\n\nBakmak ve görmek... \n\nArtık gecenin çobanları için de sevgi ve aşka ait tüm ipuçlarını saklayan bir yer oldu insana dair insan. Türünün en güzel örneği iki kanatlı bu derin iki kanatlı tefekkür insanı. Eğer sevmeyi bilseydik, çoraklaşmadan ilişkilerimiz bugünkünden çok daha iyi olurdu. Ama hepsinden daha önemlisi, herkesin sakız gibi ağzına aldığı aşk,  alt yapısı insan olan sevgiyle daha sağlam olurdu. Ve terk etmeselerdi sevgileri, belki de b/aşka tevazudan olacaktı, keşke olabilseydi diyen duygularınız. İnsan manasıyla bir arada yaşamasından hiçbir zarar gelmemiştir. Ne zaman ki insanlar modellenen suretlerin mahkum edildiği duygularla, ne zaman ki  ilişkiler kurmuş, oradan yalnızlık ve gözyaşı olmuştur. Eğer severek yaşasaydık, bugün yaşadığımız sorunlarla uğraşıyor olmazdık. Bu defa etrafında duygudan duvar örülüyor gidişatınızı anlatan, elbette bu bir çelişkiydi. Ve yakın geçmişine bir yolculuk önerir gece, anlamaya, anlatmaya çalışmak için belli olmayan bir sen var karşımızda. Her türlü yaşam biçimini, dolayısıyla insanlığın tüm hallerini görmemiz mümkün. Mutsuzluğu devam eden insanlar, duygularını, ilişkilerini öldürmeye devam ediyor. Bu nedenle biraz umutsuz ve her zaman kederli. Elbette insanın en sıradışı duygularından biri olmuş seni seviyorum diyebilmek. Sevgi müthiş, merhametli, yapıcı, şefkatli bir duygu, aşk adına insanlığımıza kavuştuğumuz an tarif edilemiyor. Ortak bir çözümleme harfler ama hayatı sıradanlıktan kurtardığı bir gerçek aşk.\n\nLütfü rahmet kapısı... \n\nCanının çektiği çoktur, benimle imtihan olsun fakr nehrine akarken açlık saatlerinde buyurdu Şahım. Hayali de cihan değer, gün olur, saat olur en olmadık şeye imrenirsin, seversin o anı her nefeste dedi Pirim. Gönlüm şadüman olsun, size nefis ağız tadı gönül hoşluğu ile okuyalım günü, aşk dizginlensin dizginlenirse zaman revan olsun dedi Mirim. Nice seninle yatan, benimle dün ve bugünsün yaratılıştan dedi Meczup. Hiçbir şey eski adresinde değil, bu sokakların çoçuğu sen gibi dedi İhtiyar Bilge. Saatler su gibi aktı, gönlüm hoş oldu, karşı divanda akşamına dökülür, her gece giderim koynundan dedi Zahit. Bir zaman ateşlere düşmen aceleye gelmış. Acz halim Vav harfi gibi eğildi kapın açıldı yavaşca, huu erenler dedi Fakir. Bu bayramı ne kadar istemişsin, sevdiğin c/anları gördükçe, ne kadar özlemişsin kendini dedi Üstad. Yalnızım odamda, yan odam kitaplık, ayak sesleri duyuyorum, çekingen, sevecen, alev alev sayfalarım dedi Miskin. Olmadı, tarifi mümkun değil, bir ateş, yataklara düşürdü seni. Sen geldin, hüzün neymiş zemheri üşümeleri tadıyor hücrelerin birden dedi Seyyah. Hadi bize müsadelerle kendi odaları geçenlerin, raflarına tırmanıp, çekmecelerine girip, ağır cilt kapaklarının içine süzülüyorum dedi Garip Çoban. Dayanılır gibi değil. Ağlamak ister mi insan? Böyle saatlerde, öyle özlemle, tutkuyla istiyorsun ki dedi Deliler Şeyhi. O seni gizleyenden sıyrıl ruhumdasın dedi Aşk\n\nMürşide Muhtaçsın... \n\nLekesiz gece güneşinin eşlığinde, şehrimin sokaklarına kar, gönlümün sokaklarına sen yağıyorsun, bekleyenim. Sevgi ile sevgine ordan sevgilıne kavuşmak arzusuyla yanar. Bilmediği, anlayamadığı bir aşk ile şaşkın haldedir gecen. Uykuların kaçar, gözyaşları dinmez kartaneleri gibi. Geçmişteki günahlarından utanma, üryan başını kaldır bir besmele için. Çırpınan gönülse sadakatinle, dostların dostluğu artar alev alev. Kimse göremez nefesinden sızışımı. Kendinde görür düşünürsün, sık sık kavuşmalara sabreder tenin. Sevgili olmak isteyen, bir kalbi incitmekten korkarak. Yüz sürünce, kalbleri Allahü tealanın evi bilendir sevgili. Razı olunan hilim herkes için makbuldur. Aklın kemala delaleti öfkenin kırılmasıyla mümkündür. Nasihati ehemmıyetiyle dinleyen, dünyadan kendini kolayca kurtarır. Uzun zaman mücadele gerekir, her iyi huyu kazanmak için gazap sıfatını kamçılayan yanında, ahlakın güzel huylumu. İyilikleri öğrendikçe kötülükler kaçar. Sevgili oldukça sevgiye, aşka gider gönül mafireti ilahiyle, ayıp örtenler kazanır. Ahiret ameli gösteriş için yapılmaz, riya nedir bilirmisin? Her gönüle sevgili olanlar, dünya ile ahiretin işi arasında, aşkın rızasıyla bakan halillullah niyetlilerdir. Cemreler düşünce faziletiyle doldurur her halini cihat edenler. Kapıların açıldıkça ikna eder sevmelere, engin sevgili her zaman aşkla. İnan o haldeler, o yaştalar hiç zaman geçmemiş gibi içinde daha derin bir doğruya kar tanesi gibi erir gecelerin.\n\nSıradan gibi... \n\nŞems vakti bir araya toplanıp, nerede olduğumuzu görmek istedik buyurdu Şahım. Ben neye şaşırdım? Ne oluyor? Niye oluyor? dedi Pirim. Kar mevsimi bambaşka bir gözle görmeyi vaat ediyor insanın yaz mevsimi yaşamına inat dedi Mirim. Doğayı ve insanı anlamak için çok özenli ve önemli kar ve soğuk dedi Meczup. Bizim için çok değerli aynamız kar mevsimi ve tatmin edici. Çünkü bugüne kadar yaptığımız işlerin önemli bir bölümünü, nereden nereye geldiğimizi, nereye gittiğimizi görebiliyoruz ve büyük bir sevgimiz var dedi Garip Çoban. Ve her halükarda ona dönüşenlerin aklıyla hareket edenlerden kaçınamaz ve belki bir nevi dönüştürme süreci olabilir bizim işlerimizde dedi Zahit. Biz aslında hiçbir zamanda yaşamıyoruz, kar taneleri gibi negatif ve pozitif olanı değiştiriyoruz, bunun dışında doğayı değiştirmiyoruz dedi Deliler Şeyhi. Elbette kar tanelerı, soğuk ve kışın sadece soğuk yüzünün yüzeyini değil, içinde, ötesinde ne var, vicdanlara bunları da gösteriyoruz, kar topu ve kardan adamdan daha fazlası dedi Zahit. Her şeyin çok çabuk değiştiği, görülemeyen, gizli olanı göremesede insan, saklamaya çalışır dedi Miskin. Bizi çok ilgilendiriyor ve etkiliyor. Biri doğduğunda birinin öldüğü anlar dedi İhtiyar Bilge. Bir yandan da yaptığımız şey güzelliği yaşamak için anlamak dedi Aklı Kıt Adam. Güzel bulutlar ve gün doğumu, batımı manzarasından semaya yerleşen izlerle oluşturdukları aşk..\n\nİhlas alameti... \n\nBaşkasını bilmem, bana hiç söylemedi gücüne giden şeyleri hırsından. Gözlerimi dünyana açmışım, elbet gidilecek yer nelere kadir değil ki. Unutmayanların sevenlerin olsun dilin tutulduğunda. Sual olunmaz insanı alıp giden aşk'a oruçlu saatlerden. Herkese kendi günleri güzel, bu can ne aziz bir şey. Aklımızın ucuna bile gelmeyenler, gönül oruçlu olunca nasıl özlenir iftar sofrasındaki beklemeler gibi. Farkında mısınız? İnsanın canı, oruçlu günlerde her şeyi çeker. Tok açın halinden ne anlar? Oruç, toka açın halini anlatmak için, bir bakıma. Oruçlu insan, topun atışıyla birlikte canının çektiği herşeye kavuşacak. Onun yoksulluğu zamanla sınırlı, dünyapereştlerde. Ya fakırin hali? Onun belli bir saatin bitiminde, onu bekleyen donatılmış bir sofrası yok. Yoksulluğun nasıl bir çetin sabır istediğin anlayın artık. Yokluk için, taştan katı, ölümden kötü derler. Zannımca cennete giden yollar gönülden geçer. Açlığın yaman saatlerınde gelir uykuyla başbaşa rüya sohbetleri. Yoksul olana diyeceğimiz yok, hep kapı kulu kavrulan gecede tanıdıklarımız. Zenginlerimiz, ah evet zenginlerimiz. Harflerle başlayan bir yemek ve yaşama giyinip, soyunanları, bizım mısralarımız anlatamaz. Ben yeni buldum gariban yanımı. Hoş bir havası var, çorban başlar zeytinle bitirir şükrü. Bir hayat yetmez olmuş kendi haddi ve aczinı bilmeyenler. Biz onun azametine sığındık, elinıze bakanlar var\n\nİki cihan saadeti için bereketli sevgi....\n\nAkıl sınırlı durağında, his sınırsız, ten ölümlü, binbir boyutlu aşkın sarhoşluğu. Ne o öyle kabirlerin hali, yıllardır unuttuğumuz nice dostu hatırlamamızı mı diledi acaba? Sabaha yakın bır saatte, aşkın anahtarları duada adını saydıklarımla beraberim. Bu şakır şakır yağmurlu cemreler mevsiminin gecelerinde. Sonra şaşıp kalıyor, bir kabir başında gönül. Söylemesede çoğu kez içi içine sığmaz, her dem kıtmir olduğumuz halleri. Zaten yok ya cebimiz, seyre çıkmadan öğrendik. Heyecanla, tutkuyla konuşur amansız kar tipilerine şaşıp kalıyordu vaktimiz. Hele bu unutulmaktan korkun? Bir şey ifade eder mi, senin için seherde dua edememek. Ruhun hissediyordur yedi semavatin, iklimini. Kartaneleriyle anahtarını saklıyoruz sevginin. Bunca yıl oldu, sen aramazdın gideli düşündürmezdi ansızın önüne çıkan bu mezarlık. Boşmuş doluymuş umurunda değil kimsenin, harap yıkık duvarlar arasında kalmış yanın. Nasibimiz yok ama deme sevgiden, sevgiliysen ey yolcu. Ve daha düşündürücüsü, hakikatin mesti yarımız. Hakıkat denizine gel, dünya yokuşmuş meğer dersin. Sonunda seni buluyorum, konuş bana yitik dileklerinde. Vahdet ve hakikatle vuslatına söylenmemişi söylemek bir yangının külü. Bende var olanı sana söylemek için, gönlündeki yerimiz işte bu kadar. O kısık ve hülyalı sesinle umudun acayip güzel felek kubbesi altında. Paramparça ediyor nefesin bir hoş oluyorum, bak ne diyorsun? Söyle! \n\nHepimiz gibi...\n\nGirebilsen sineme sabahın seherinde buram buram,  su geçirmez bu gözler buyurdu Şahım. Gelgör perişan sanarsın halimi, zihninizde canlananları iyi anlatmış haber salan nefesin dedi Pirim. Arka planında hasretinin bir parçası suretinle derin çekişmen, fazla bir şey hatırlamasanız da aklınızda o rüya kendini yiyip bitirişini yansıtır dedi Mirim. Yankı bulan yanına rağmen, çıkmaya başlıyor kaçınılmaz sevgi yerini alıyor yalnızlığın dedi Meczup. Sevgiden çok daha fazlası, doğan aşkların çocukları doğmaya başladıkça, hayrete düşer çoğumuz dedi İhtiyar Bilge. Yolda yürürken etrafınıza bir başka gözle bakın, kimbilir kimden dönüştürülen suretler görürsünüz neden bahsederler bir düşünün dedi Zahit. Bildiniz, zincir en zayıf halkasından kırılır dedi Deliler Şeyhi. Yanlış anlaşılmamalı aynaya yansımayan suretlerin ne düşündüğünü bilmiyor, bilmek de istenmiyor, sıkıntıya yol açar sıkışmış başka rahatlığınız dedi Fakir. Yalnızlıkların arkasında bir yerden patlayan, sadece sizin görmediğiniz, duyguların ayağa kalktığı ve her neye duyulursa duyulsun aşktan b/aşka hiçbir şeyin muhatap alınmadığı yerdin engin gönlün, istemeseniz de bir gün aşık olacaksınız dedi Garip Çoban. Asıl gereken ruhlarımızda yaşandığını, birlikte keşfetmemizin an meseli sevgi(li) nin izlerini saklandıkları yerden çekip çıkarmak kolay değil dedi Hırkasız Derviş. Zira göğüs geren bir güç şems vakti bu defa aşkın ilanı dedi Aklı Kıt Adam.\n\nAynı anda her yerde... \n\nBen çocukken büyük olanlar yaşlanmaya başladıkça her şey bır kez daha şekillendi, dönüştü. Karzı hasenle borç verenler, mevsimlerle gelen lezzetlerin tadını almaya doyamazlar. Sözün anlamını derinleştiren insan, yokluğa dönüşüverdi ve bizi tam on ikiden vuruyor. Sudaki izler hem göze hem ruh tadına hitap ediyor. Kendiyle iç içe bir gün geçirip gönüllerde saklananlara, farklı konaklama imkanı sunar gece. Girince çıkmak istemeyeceğiniz, keyfini doğallığı ile başbaşa gönül sofrasında geçirenler için sınır, saadete son derece uygun. Sana yapılmış gönderme tende unutulmuş aşınan yanın. Kar'ın kokusu suskunluktu kimsesizlikteki mahçup kalbime. Bir/azım fakirlik, yoksulluk hayatın dar sokaklarındayken. Her ağaç konuşur, dallarından kalkan kanatlar yükünü alır mevsimin. Buharlı camlar, tütmeyen bacalar arasında bir ucundayım çıldırarak eriyişlerindeyim kar tanelerinin geçişlerinde. Kar'ı aşk bildim kirpiklerimden eriyicince dağılmayan kimsesizlik kokunca. Ve beni çok etkiliyor, hiç mi hiç hoşuma gitmiyor, yokluğun göz kamaştırdığı insan halleri. Zamanla sözün anlamı içimde genişledikçe genişledi. İnsanın vicdan belleğini nasıl yitirdiğini, içine düştüğü dünyaperest yaşamlardaki suretperestleri tehlikeye nasıl attığını ilişkilerden görebiliyoruz. Bu da kendi zarifliğinin en belirgin özelliği olarak takılıyor aklımızın bir köşesine. İnsanlık defilesine davetlisiniz.\n\nBir rüya gördük say dilediğim...\n\nSu üstüne yazı yazmak gibi sevginın lütfettiklerini fark edip aşk olması buyurdu Şahım. O kadar kötü değil, sonsuz küçük dünyan her şey, pencereni açıp güneşi görmen yeterli dedi Pirim. Önemli olan bir çığ gibi olan zamanın dışında ona hizmet etmektir dedi Mirim. Huzur içinde sen kalman için, beni bulman ve bizle selamete ermekle artar gece, ne kadar nasipse o kadar aşıksın dedi Meczup. Kalple hisseden mütevazi olur, o zaman sevgisizlik fısıldamaz kulağına dedi Zahit. Rengini kim verir gecenin, veda etmenin ayrılık olmadığını anlarsan, görürsün uykudaki halinle bile gece güneşini dedi İhtiyar Bilge. Olmanız gereken yeri bulduysan, gideceğin yerin çok uzakta olduğunu sanma dedi Miskin. Biz hem sevgiye, hem sevgiliye muhtacız, her kavuşmamız acı versede dedi Aklı Kıt Adam. Hep eskileri giyer gönlümüz anlam dünyamız, muhatap olan deli halimiz ile el ele dolaşmakla binlerce vuslat tadı çıkarıyoruz dedi Garip Çoban. Bir rüya gördük say, gönlümüz yama kalpleri kilitli olanların kendilerine kavuşamamaları bize acı versede, günaydın hüzününüze anahtar olan sevgili dedi Fakir. Artık tadına da varamıyor kendine yüklenenlerin. Tut ki hiç uyanmadık, bilmiyorum çoğunu, ölümü sağ mı? Aziz ruhunuz dedi Hırkasız Derviş. Akıl ermez, mantık çözemez gönle düşen şahlanmış duyguların. Ben oradayım ne içindir bilinmez, çıkıp, koyup gitmek bilmez dedi Deliler Şeyhi. Duygu sarhoşu gizemli seraplarında aşk.\n\ny.ed\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GARİP ÇOBAN DİVANI….9... Engin Demirci...www.beyazrenkler.com",
        "poet": "Engin Demirci",
        "poem": "\n\nAYNI HATAYI İKİ KEZ YAPMAM! ...Güneş hilale taç giydirdığinde sadece ışığını görür gözler. Seslenen seslere seslenirken aşk gözyaşlarını tutamaz. Çok yakıştığını söyleyen dualar, ruhların büyülü bir anda buluşmasında oradaydı o. Meşk sonrası hal lisanı öğrenenler kimler? . S/aklamak içın yoğuz doğmamışı arıyorum saf saf. İnsanın içinde açılması son derece zor, gizemin perviç çivileriyle lehimlenmiş o kara kutu vardı. Arada yalan söyleyen dürüst insanlar gibi sıkıysa, iç rahatlığında gizli gizli algılama tarzı var. Yolculuğa çıkmanın ilk dürtüsü farklı öykülerde. Zalimlik sadece bazı öyküler için mi geçerlidir? Ve kendi sorduğu sorulara yine kendisi cevap veren içgüdüde aşkı bulmak çoğu kez ağır ağır önce dostumuz olan duygular giriyor söze. Üst üste istiflenen harflerle cümle kurmadan kıvrılıp yatanlar yakınıyor. Çok daha az bilinen bir diğer gerçek. Ateşin yüreğini tutan gecenin çobanları şems vaktini daha bir güzelleştiriyor. Sevginin önünde koşmak yürek ister, okudunuz öğrendiniz mi? Bu nice okumaktır, derin uykunda hiç misın? Ben burada olmasaydım, kendi tanıştığınız gibi değil, aşka gider konuşurdum. Ama diyerek devam eden, biriktirilmiş nefreti atmadan bu iş bitmez. Niye uzak duruyorsun kendinden. Günlük yaşamlarında değişmeyen ne kaldı? Kısıtlanmışlığın etkileri, kendinin farkında olmak. Buraya kadar tamam! Gelecek kaygını sıkı bir kontrolde tutanlara çok şaşırdım.\n\nAŞK PARÇACIĞI...Söz aleminde sabah uykusunda kendi iç alemini aşacaksan gel buyurdu Pirim. Kalbine hak ettiği değeri ver, emanetin sevgi dedi Fakir. Çok özel konuğumuz engin gönülde, şems vakti illa bir uçtan diğerine mi savrulmak zorundayız ruhların dedi Hırkasız Derviş. Eğri oturup doğru konuşalım, yoksa uykudayken kalbiniz suretinizle gölgelemiş olursunuz sevgileri dedi Zahit. Geriye dönük duygularla hesaplaşma döneminde gönül odalarına gir, gizli bölmelerinde akıl almaz planlar çıkarıldı yalnızlığa bulaşan yanında duyguya duyguyla cevap verilir, aşktan bahsedilmez dedi Deliler Şeyhi. Mümkünse hiç bitmesin anda çok sevimli aşk. O zaman ne yapacağız? Ama maalesef orada durulmadı! Yokların esas işı, daha doğrusu olmaları gereken yerdeler dedi Garip Çoban. Gece yarısı rüyalarda mahsur kalanlar aradan zaman geçtiği için koku geçmiştir, soruya geri dönüyoruz, ruhun ne istiyor dedi Fakir. Bu saatten sonra artık bu halin devam etme imkanı gözükmüyor, sıkılmış duygularınızda bir rahatsızlık mı? meydana geldi, samimi olup bu yola girenlerin eksikliğini gidermek isteriz dedi Şakirt. Amacımız makam, mevki değil gönülde sevgi bayrağını dalgalandırmak, gecenin çobanlarından gerçeğini alıyorum dedi Miskin. Kendisi mi, değil mi? Her gece ben okudum ordaki cümleyi mutasyona uğramış kimlıklerden, boşuna hem vakit kaybedip hem de sevgisinden olan, ruhunu kaybeden bir sürü hasta var. Sizi artık aşkınız bilecek.\n\nHİÇ ENGEL YOK...Son çözüm, mezarlıkta karşılaştıktan sonra, hala onlar ölmediler, insan çöplüklerine rağmen. Kimler unutmamış kimler, vazgeçilmez olduklarınca. Gerilemekte olduğumun gerçekten farkına vardım. Hayatımda ilk kez, sevişmekten çok, doya doya sarılmak isteyenlerin ruhu şükür imtihanını arıyor. Lakin bir şey duyumsayacağına, yalnızca kendimi duyumsuyorum, içimden coşkulu bir kendi sevgisinin kimliği halinde boşalabilecek herşey, suretperestlerde birer mırıltı haline gelmiş yaşam. Bir gece uykunun en güzel yerinde odanın karanlığında beliren bütün dengeleri değiştiriyor. Aklı gittikçe içinden çıkılmaz bir hal alırken, aklının içinde büyük bir birikimdeki yolcum, hayata gelebilseydim yeniden o olmak isterdim dediği bir karakter beliyor. Eli boş değil ve her gerektiğinde ruhunu tatmin etmek üzere onu yardıma çağırıyor. Gerçekle nazar birbirine geçiyor yanıyor tüm mana o noktada. Duyduğumuz iç ses nerden geçiyor? Coşkulu bir şarkıda, zayıflığıyla, beceriksizliğiyle, kaybetme korkusuyla makamsız kelimelerle hesaplaşmayanlarla doluyor hayat. Ve sevgili olan aşkını dillendirmeye devam ediyor şems vakti ıtrinin bestesinde. Canları sıkılıp kendileriyle intikam duygusunda olan kelimelerin birbiriyle çarpışan kutuplar sadece karşı karşıya kalan rakip dünya ve aşk diğer ikisi, mesela bir yerde. Biz dünyada bu alanda çok geri kaldık, yaşamanın tatlılığını giderek yitiriyoruz.\n\nGEÇMİŞTEN BUGÜNE.. Sen canına can katan bir yer ara, senden uzak olsun. Hakıkatten kaçanın hiçbir şeyi yoktur. Benini yok edenler neye şahit? Ey can! Cananda? .Bütün şahitliklerinin beklentileri kalbi buluşmada, hepsi gülistanda engin gönüllerde.. Hakaret ile eleştiri arasındaki sınır sevgi. Ne akılla ne vicdanla bağdaşır suret senoryalarıyla yaşayanlara inanmamızı isteyenler ya sınır tanımayan bir hayal gücü ve cehaletin birleşimine sahiptir ya da bir art niyete. Göz ardı edilmiş duygular hiç doğru bulmuyor sevgi. İnananların cevap vermesinden yana feraset. Nerden bakıyorsun, parçayı bütünle birleştirenler, genellemeci akılla yaşamaya devam ediyor. Peki oldumu şimdi! Haddi bilmek, parçayla bütün arasındaki yerinde bilenler sevgiyi kıskanmaz. Fedakarlık ve cömert katkıların bir kanıtıdır dostluklardaki tercüman-ı hal. Ben ben değilim sensin hep. Aşk her dem sol yanımızda kulak veriyor. Aşkı kimseye sorma, kendine sor. İksiri kalbin her dem hu diyen dert çeker. Alın sizin olsun tüm goncalar, bana hu diyen kokusu lazım gülün. Gittım kapısında durdum görüşmek istedim aşkın. Tahirmisin, zühre mi? Bir hünerin var mı? Kimse bana tutuşmuyor ey sevgili hüzünlü gönüller ararım. Üşüyorum, yalnızlığım bile yapayalnız. Kuşat sevgili rüzgar yerine, aşk hastalığım ilerlesin. Meylim söze sığmıyor, kırılmaması olurmu kalbin tuzla buz olur harflerini taşıyamaz o gül bir dem bakışını aşkın. Zarafet onun gibi biri\n\nKUSURSUZ KUSURLAR.. Seni almaya geldim.Hayat boyu öğrenimin piridir sevgi. Yine bu gece gel diyen dokunuşlarındaki bedeniyle çok daha ilışki kuranlar daha sadık hissediyorlar şems vakti. Satır başları gözler ağlarken rüzgara kıvılcımlarını bırakmayan, seslerine kulak veriyor, geceleri rahat uyuyor musunuz? Çünkü benim sorunum sizi de yakar makamında. Bu gece şenlık var. Hasretin bitmesi yüzünü görmek için alacakaranlıkta serbest bırak sıcaklığına engin gönlünü. Nasıl okunabilir boynu bükük yazgın. Nam-ı diğer aşk dili işı kolaylaştırıyor akşam olunca. Vakitsiz ilişkileriniz tanık olunca, sevemez kimse seni benim sevdiğim kadar dediğin duyguların temaşasını seyretmek ağlamaklı. Önce çok sıradan bir şey düşündün. Sonra her an yaşadığın bir durum var ortada, hanginizdi çatılmış kaşlarında. Hüzün mü yoksa keder mi olduğu çok da belli olmayan bır duygu geliyor istemeden sakladıklarından. Peki ilk ve son bir noktadan yola çıkıyor tatlı sıcak bir buse herşeyindi. Unutmam ve unutamam şans olduğunu düşündüğünde. Derdimde bizleşmiş bir ben var. Şimdi onlar düşünsün,inleyen kalbimin sesini. Vefasız olan kimmiş? Ama ben biliyorum ki mesela, özlemenin ne anlama geldiği, hallerimin her adımindaki soluğumla omuz omuza verdiğim bir bana incinmiş bakıyor, avucuma damlayan yağmur tanelerinin bakışı utandırıyor. Göz gözeyken göremeyenlerin yaşamlarının, birkaç sayfasında varım kendi adımla aşkla.\n\nİĞDE KOKUSU...Değişen bir şey yok ki, farklı tarzları karıştırmayı ve kalabalık stiller yaratmayı seviyorum. Çelişkilerin bedenin ve duyguların kendi iç sınırlarını sorguluyor. Bu aynı zamanda sevme sanatınında bir duruşmaya çağrılması demek. Oysa gecenin çobanları yeni bir yorumla ve farklı bır mekan ve bağlam bünyesinde gecede bir araya getiriyor ruhları. Aralarındaki uzak etkileşimleri ve yakın duyarlılıkları yeniden üretme amacı güdüyor dualar. Gecenin dışında kalan suretler, ona direnen kalblerin ne elde edebileceğini, gerçekleştiren sorular soruyor sınırlarında ezberlenmiş ön kabullere dayandırılmış kimlıkleri birbirinden farklı ama alttan alta birbirini destekleyen ve besleyen tiryaki sevgilere. Bizi çağırdı şems vakti daha çok gezdikçe o sırada etrafımda olanlara daha çok ilgi duymaya başladım. O yüzden kafam biraz karışık, söylemek zor. Çok müteşekkirim aşka, başka bir yerde hiç yaşamadım. Yoruma açık olsun istedik, tüm o olasılıklar orada gibi bir şey dualar için, ne olursa olsun, bu kadar önemli. Kusursuz güzellikte işler farklı işlıyor. Doğallığı yakalamak istediğimiz gibı tartışıyor bence takmayanlar daha mutlu. Gel seni kucaklayayım iç oluşundaki cazibede heyecan yaratacak hissedilen. Manzarası içinde dünyayı çok boş hissediyorum. İşte ben oradaydım, unutulmaz günler yaşıyoruz. Karanlık madde kalp artık aydınlatılabilir. Yalnızlık bürümüş duygularda\n\nBEŞERİ MÜNASEBETLER...Öylesine çıkmışım ki şu dünyadan. Söylemek istediğim felekten bir gecede senden çoktan vazgeçmiş halinle konuşmam. İnsan çamurunu yoğuran soylu bilgide yar-ı baki var ken, kime yalvarırsın. Hiç dilimiz yoktur dünyaya, ne o gerek ne bu gerek. Aklını neyle dolduruyorsun etrafına bakar ken, neye sığınıyor kalbin. Rızan neredeyse beni oraya götürsün dualarım ya ilahi. Bizim yolumuz gönül sohbetiyle. Kalbine bir gayret getir sevgiliye eriş solgun halinden kurtul. Sana nasıl bakıyorsun? Şu bir gerçek ki, şunum yok bunum yok demiyorum. Tarafsız bir aşkla cümlenin yüreğinde bir yerim var mı diyorum. Şimdi benden uzaklardasın farkındayım. Fakir yüreğime hoşgeldin hüznüm. Biz mi istedik yoksa hak mı ettik? Şems vaktini! Bilirsin de söylemezsin, yar dediklerimizde hiçbir şey lada, kor ateş misali. Aradaki fark burada ey ademoğlu, bir damla su hala çocuk. Dilde mühür onun özeti hu, fikrim ve zikrim. Bir umut, oysa söylenecek şey, her daim vardı. Hepsi bu yağan yağmurdaki meşk-i duada, daha nasıl olsun aşk. Bismillah anladım ki sadaka olarak bağışlamışım, ya beni bırak, ya sarıl bana diyen suskuda, sana giderken son kez. Halime bir isim koy! O zaman üşümesınler duygular enkaz altında. İğde kokusu gibi sıradan olanın başkalaşımı şu an. Belki yine geleceğim yüreğinde yalnız otları yükselmeden kekik kokan bir gece. Uyukluyor hala duygular, bir an tereddüt ediyorum, aşıklar mezarlığı ne tarafta? \n\nDÖNÜP KENDİNE BAKSANA.. Ve o gittiği için, bunu size anlatma görevini bana bıraktı, olmamış o kişıyi tanır aşk. Sus diyen sesten başka kimseye söz söylemek düşmez. Birinin ruhunu okumak herkese nasip olmaz. Uykuya daldı, ışıklar içinde uyananlar. Ve vedası sırasında keşişiyor, o anı başlangıca dönen sonsuz çember aşk. Senin gözlerinden görmeyi öğrendim ilk an ile gerçek aşkla taçlandırmak için ruhunu. Kırık dökük avare gönül kalemimizle yazdıklarımda taat azığımı artır gönlümün her muradını ver ki, tövbe etsin dünyaya köleliğimiz. Desturunu alsın askın ateşinden demler. Kendiyle istişara edilecek bir edip bulmalı mütevekkil olmak için, tevazunla kendini hakir gör. Basitin ömrün geri kalanı mı? Allanıp pullanıp süslediklerin mi aşk Hemen geri çekil akıl üstüme sinmişliği var aşkın. Hal böyle olunca kendisi uzak, adı bile meraklısı için nefes kadar misafirle,O kadar gezdik gördük de anlatmayı bitiremediğimiz aşk. Hadise basit, hiç kimsenin menfaatine indirilmeyecek kadar kutsaldır aşk. Yaşananları, yaşayanların diliyle o günü hiç yaşamamış gecenin menekşe gözünden anlatan gecenin çobanlarıyla konuşacağımız aşk. İnsanlar ve suretleri arasında tam bir uçurum var. Fikri olan konuşsun, sevgiye sığınana verilmiş sözüm aşk. Gece ruhlara şekil veren güçlü nefesler var, bu da bizi çok mutlu ediyor buluştuğumuzda inanılmaz güzellikte hayretler içinde gönüllüsü olanlar için başka bir dilde aşk.\n\nSEVGİ HARFLİ, AŞKÇA KİTAPLAR HZ. İNSAN.. Biliyor mudur? Sorayım mı? Yarım ölümü insanlara! Kim, kimin umurunda şimdi? Hele bir mezarsa suretperest yaşamlar. Meçhul öğrenciler gecenin çobanları. Yanındakiler yanındakilerin yüzüne baktığında bir anlam veremez olmuş. Göz göze gelmeye cesareti olmayanlar için hep tanımadıkları bir adam/kadın konumunda. Size varmak için çıkın nefes nefese,kuş cıvıltıları, şımarık ayrık otlarını adımlayarak, yüksek selviler, çam ağaçlarının engin püfürtüsünde bulmak için. Bu yaz sıcağını pervasızca süpürürken kalabalık betonlar arasından çıkıp, bir köy mezarlığı arayın. Domates tarlaları, meyve bahçeleri, doğal senfonin şefi rüzgar eşliğinde, üç beş parça bulutla mağrur gökyüzünün altında hayat, inadına kanat çırpıyor kuşlar. Köyün ortasında durduğunda,sırasımıydı şimdi mezar sormanın, tanıdık yabancılara. Bazı yerler vardır, bir anın ruhunu içinde taşır. Sırf o kalblerı gezerken bile havada özlemleri titreşim olarak hissedersiniz. Sevgi insanlığa mirastır, bu gibi yerlerı korumak, biraz da nasıl bir hayat yaşadığınıza bağlıdır. Huzuru aşka geldik, bu sabretmenin oranı yok mu? Varlığına ayna tutan ne var, arı duru gecede. Doğrulukla kulluk edenleri, yusuf,züleyha eyleyen saki, benim gönlümede şerh düşse aşkı. Sevgililer sevgilisine naat yazanlar tevekkülden başka ne yapabilir? Göz açıp kapayıncaya kadar geçen dünyada kimin ismi kaldıysa aşık odur dedi aşk\n\nGİDİŞAT HÂLÂ ÖYLE, Gayrı bakma surette terk eyle benini. Ve derken döndüm ilk bölüme, günün birinde anıların peşine düşersem, o zaman bir yaren olarak vazgeçilmez yerini alacak gibi geliyor bugün. Hayalperestler arasında mevsimsiz sıcaklara rağmen, eriş zatına özle halini sırrına er ınsan suretin tanıdık mı geldi yoksa? Sevdim seni, hemen hemen her günümüz böyle geçer, her halime nazırsın. Var ama şimdiden heyecanı kaçırmayalım. Bu engin gönüldeki sevginin bir anlamı, bir ahlakı ve önemi vardır. Aşık isen yağmalamaya, eşit derecede önemli ve sorumlu oluyoruz şems vaktinden. Üzerinde ne varsa alana git, her parende görünen o koltuğa oturur. Benim gerçek olana dönecektir, ateşe suya inat. Can içinde mahremim yok. Yorum yapmadan, bağırıp çağırmadan ama her yönüyle anlatmaktır sevgiyi. Gecenin çobanlarıyla korkmadan sormak, yanıt aldıkça can içindeki canda resmi berraklaştırmak için bir söz durur. Çünkü eninde sonunda sokağa çıkacağız, mahallemize gideceğiz sessizce ağladığımızda. Beni sevenin hakkını verdim, onların vaktinin değerini de verdim, onlar adına soru sorma hakkımı iyi kullandım mı? İçinize yıktıklarımda h/ar açılıp gül oldukça, yusuf bugün ben oldum. Geceleri uykusuz geçirmek için aradım kuyusunu aşkın. Ve sonrasında aşık olan diller nederler? Ateşe düşenin hikayesidir hep gurbette. Bir haber ver, feryadını geri alabilmenin tam zamanıdır. Kimse mahrem olmadı, siz de böyle misiniz? \n\nSENDEKİ SİZİ SEÇİN.. Var mı aşkınız? Sohbet ve sorularla hasbihalimiz olur inşallah.O artık beni bekliyor, benim ne geçmişim, ne de geleceğim var. Bize eşlık eden hissettiğimiz her şeyden bir kimse idi. Mutlak sessizlikte yolculuğumuz öylesine güzel ki, aşr-ı şerif okuyanlarla söz misafirin soru sormak için. Bizim cevap vermemiz uygun düşmez. Aklıselim her insanın ard arda dizildiği aydınlatıcı gecelerde başlamıştı beni kucaklayan gecenin çobanlarının aşka yolculuğu. Baktım ki hepsinin gözleri buğulanmıştı, ben masal oldum, aşk mektubu yazmış ve yakalanmıştı engin gönlüm şems vakti. Uzun uzun sohbet ettiğim ruhlardan ayrılışın acısı, yüreğimdeki sızısı değişık bir soruydu. Olduğum yerden koşmaya başladım, herkes şaşırdı, tadını ah bir bilseniz, koşmak ne, kanatlanır uçardınız rüzgara inat. Yalvarıyordum,yakarıyordum,merak ediyorum,neden? Kulağına üfledim uykuda olanların. Hepsinde senin kokun var, seslendim ve aşk dolu bir lezzet bu sevgi. Kokusu hala taze duruyor hunun ruhlarda, yıkıyorum ruhumu dualar okuyorum aşk dileniyorum çoğalıyor harmanlaşıyor telaş içinde halimde en heyecanlı ibadetini yaşayacaktı mest oluşum. Sığınağına süzülüyorum kalblerin, tavaf öncesi insan kervanlarına belki gelmeyenler utanır hala surete taptıkları için. Aşık-ı sadıkların yanından ayrılamam, o hiç yoktu. Güneşin göz kırptığı aşkı göremedin mi? İnsan kendini hangi sıfatlarda arıyor! . Merhaba, ben geldim. Buluşmak da kısmettir, zaman gibi o da emanettir. Nicedir uğrayan olmamış, boyumca otlar, üst taraflar belli daha bakımsız. Suretteki ot çıtırtıları ve nefesinden başka ölümü uyaran bir şey yok. Korkumuz yoksa yoğuz. Belki biraz umutsuzluk, geri dönüş duygusu. Yaklaşıyorum, yaklaşıyorum hırs ve hışımla dalıyorum otlara. Şaştığım,şaşırdığım bir şey yok aslında. Mırıldanıyorum karşı pencereden, hızla, hızla temizliyorum üstünü mezarın. Oturup bir hatim sunuyorum ona. Yine geleceğim otlar yükselmeden.\n\nİÇİNDEKİLER...İsteklerimizi dile getirdik, çilemiz tamam mı oldu? Elimizin içinden kaçırıyoruz sevgiyi, yakala/mamız gereken, yokluğu kabul edilemez bir kayıp bu. Derdiyle alakalı olarak başvurulan doktorların seanslarıda yanacak hale getiriyor sahip olmamız gereken, hayata bizden daha fazla asılanları komutan bilmek. Son gerçeğı sırtında taşıyan onlar, bize onları tarif et. Ve sevgiyle bedenini didik didik edenler, her anlamda gurur duymuş, bilinen ne varsa, pat diye masanın üzerine koyuveriyor. Son cümlesi her anlamda gurur duymuş içeriden. Zihninin dar koridorlarında yasamış, her anlamda gurur duymuş el yordamıyla sevgi. Bir kapıdan gireceksin, bir tek hayat. Sevgisizlik sarmışsa suretleri süsleyenleri, bir gerçekse sevgi yoksul olanlardır en zenginler gecelerde bir hal, bir il, bir dille. Sen ki aşkı miraç eyleyip ettin niyaz büyük yolculuk bir kez içtiysen. Boş odandaki sesler adımlıyor bestelendikçe herkese yetecek kadar seugi çıkıyor geceden. Nefesler tutuldukça bu hangi bahar? geldiğinde sıze söz verilecek. Kendini süpür güzele hizmet etmek ıçin seni yak ki, alevin miracında kalbim buluşsun. Hakikati bilmem tanır mısınız? Bana küs kimliğimi açıkladığım icin. Lafını esirgemeden, hiç çekinmeden konuşuyor gece, ermek için inanılmaz bir renk dem. Burada kaldığımız yılları özlüyor, aşka yelken açanlar. Aşkın muhabbet delısi olmaya hazır mısın? Şems vaktı kıvanç ve inançla dem dem hu.\n\nOLMAYAN BİR ŞEY...Zamanın ruhu kibir, aşkın ruhuna karşı suretperestlerde oluşan göz kamaştırıcı müthiş bir servet. Yine de insan bazen bir şeyin içindeyken kendisine dışarıdan bakamıyor. İç dünyasını sorgulamadan önlenemez bir yükseliş ve düşüşündeki yalnızlıkta erimesi karşışındaki şaşkınlığına şaşırmamak elde değil. Paha biçilmez şaheser kule çökmeye başlıyor kibirin inşa ettiğinde çok ders var. Bir çok çocuğun omuzlarına yüklenmiş hayli ağır bir miras! sevgisizlik. Her şey güzeldir, düzelir insan düzelecek fakat kalbler nasıl sevgi dolar düzelir bilemıyorum. Çözüm nedir? Kime sözümüz geçiyor? Kavgalı yaşam tarzındaki duygularla,sevginin ruhunu ayarlamaya soyunmuştuk şems vakti uykuda olan ruhlara. Bırakın suretleri, hayalleriyle kendini dev aynasında gören, bütün varlığıyla kavgalı, duyguları kalbine etkisiz, böbürlenenler bizimle mi dalga geçiyorlar. Şimdi? Bir dilek tut desek ne olurdu? Dostumuz, yakınımız kalmadı diyen her sorun bizden kaynaklanıyor demek hata mı olur? Durup soluklanıp bazı şeyleri yeniden düşünme zamanı gelmedi mi? Yüreğinizde oynamayan taş kalmasın. Sevmeyi beceremiyoruz, ya sen çöz ya ben gelip çözüyorum diyen gecenin çobanları haklı ve mağdur olduk. Ama bir şey değisti, nedenlerle kavga edenlerle geldiğimiz nokta olmayan birimi? Sizinle arayı yapabildik mi? Yok! Ne oldu? Sahi bunu niye kimse bilmiyor? Dileğiniz mutluluksa engin yüreğinde, arabulucu aşktır\n\nIŞIL IŞIL ÇÖZÜM NE? ..Hastaya döşek sorulmaz, aşkın adı, çocuğun sesi yok boşa demiyoruz, hiçbir şey hatırlamıyorsun buyurdu Pirim. Felaket şimdilik atlatıldı, yoksa daha mı yakın, daha mı uzak? dedi Hırkasız Derviş. Esaretinden kurtul seslen kendine sabah uykusunda, gazvesini bul az veya çok olsun aşkın dedi Mirim. Gönlünü kazanmak için bütün varlığını sarsan sese karış, balık olsam, hiç birşey sorun değil dünya fazla geldi dedi Zahit. Öyle çok sebep var ki aşık olmak için, çözüm bu mu yani? diyen yanımla gülünç olmasan aynama dedi Deliler Şeyhi. Rengarenk dünya büyüsüne kendini kaptırmış suretler, herkesin ilgisini çeken bir renk var, senin rengin nedir vicdan mahkemende dedi Aklı Kıt Adam. Hisli duyguların var ama hakikaten hakıkatin sevgiyi ekim alanı olsun dedi Fakir. Ee sen söyle, teşebbüs eden kim o zaman engin yüreğindeki niyetine? Omuz omuza ayrı bir renge bürünen yanındaki zor dostunuz elinizden alınacak olsa hangi duygunu aklayacaksın dedi Miskin. Bizde gönül bostanını kaybetmemek için uğraşan bu zorunlulukların bılinciyle, öncelikle kalp kitabına yönelik yasakları kaldırarak sevgi için attığımız ilk adım, ikinci aşamada, insanın düşüncede aydınlanma geleneğiyle oluşmasına katkıda bulunarak şems vakti ruhları desteklememizi sürdüreceğiz dedi Garip Çoban. Yine gel ey güzel sözleri döktüren aşk, öyle görünüyor ki, içinde yaşadığımız görsel kirlenme ortamındaki kişınin kendisi dedi Meczup\n\nNE ÖNEMİ VAR...Hoşca bakınız zatınıza iyi tanıyorum sizi korumak istıyoruz sevgiyi. Hayatta bir tehdit olduğunda yalnızlık hep önde oluyor. Bütün çileyi gecenin çobanları çekiyor,yaşam alanları bir tehdide dönüşmüş vücudu aleme sultan insan için. Sevgi dert yanıyor nurundan,yanılması beni çok üzüyor. Sadece bu varmış gibi gösterilende zikri kalbiyeye devam et. Başımıza ne gelse de gıybet etmedik. Hakkımızı niyetimiz üzerinden arıyoruz, bu olumsuz gördüğümüz şeyler üzerinden yaptık kalblere imkan oldukça dua dua ikram ettik. Hıdayet bahçesi solgun viranelikte olan suretperestlere rağmen engin bir gönlün kölesi olanlar ulaşıyor yıldızlar gibi olanlara. Bir ses ilgilendiren şey, saygıda kusur etmez uykudaki halinizdeki davete. Hayal yok, buna karşı ortaya bir şey koymak gerekiyor, direnen sevgi tevhid ediyor. Yani hepimiz kopya yaşamlara karşıyız, görkemlı olduğu için bu suretsiz ruhları sevmemişiz. Ne de olsa,fıkrini soran yok. Ama yerine ne konacağı tartışılmayacak kadar kendimize en çok direnen. Bana gelınce onca suretperest içinde bir masumiyet ve güzellik var. Bir şey yok bence hala farklı yolculuklara hayat hakkı tanıyan hoşgörüyle yaklaşan ve her şeyden önemlisi sevmese de bilen birini önerebilirim. Beklenen an sakindi, ruh eşinle daha iyi bir hayat mümkünse buluşalım. Yine o sessizlık, ama onu gözlerimizi kapatıp çok seviyoruz. O an tıklım tıklım dolan harfler derin uykusundan uyanır aşkla\n\nBEYAZ KÖŞK...İlk satırları yazmaya başlıyanlar yoksul çocuklar öykülerde. Küçük dokunuşlarla değinip geçiverirken gecede rüzgar uykudaki nefeslere. Bir özlemin içine dünyayı sığdıran sefaletleri, ıstırapları, canlandırmak isteyen en keskin dokunuşlar engin duyguları isterken çok kere mübalağa düşer üstünde dolaştırdığı alevlerde. Olmaya hakkı yok artık insanların. Söylediklerimize inandırmakla mümkün diye bir şey yoktur. Söyledikleri tatsız tuzsuz, kuru bir anlatım ya da sert saldırgan bir savaş kendine. Hoşgör ama önceden öylesine acıkmışsınız ki hiç fark etmiyorsunuz sevgiliyi. Benim aklıma bir anda bir kapıdan gelen enfes bir koku ve hoop diyen o mucize gibi aşk evindeki o seslerde büyük bir dünya vardı. Bu daracık hayattan o seyahete giderken sevme sözü de geniş bir söz ve anlamı kaplıyordu. Bir gün haklı çıkmak için kendime, neler görmüş, neler öğrenmişti kim bilir fark edilemeyen güzelligini sezemediklerimiz dıyebilir. Hem şimdilerde öyle pek kolay da değil görmek. Burada kötü gözle bakmanın ne olduğunu tartışıp hangi karara varıyor gecenin çobanları. Onu da kendimizden bir parça olarak gördügümüz zaman, belki kötü gözle bakmış sayılmayız. Kısacık ömre neler sığdırmış olmamızı anlamak için. Güzel bir anda yaşamak istiyorsanız, böyle insanların bulunduğu yerlere gitmemizi ögütlüyor aşk. Duymaya kabiliyetin varsa duy, saki sana dedim ya eyvahlar olsun ey sevgili sun şarabı aşıksan.\n\nONUN GİBİ HİKAYEMİZ... Duygularını ifade etmeye çalış, ruhun son derece kırıcı,yalnızlık hissi içinde, siz yapıyorsunuz, sizin yüzünüzden oluyor sevgisizlik buyurdu Pirim. Konuşmanıza bile izin vermiyor yalnızlığınız, gerçekten saygısızca bir yaklaşım var duygularınıza dedi Mirim. Aranan benine ulaşılamıyor! Duygular ortak paydada buluşacak, s/ben kimsin? dedi Miskin. Arayan yanındaki soruyu soruyorsan aşk sınırda bulunur reddettiklerin dedi Hırkasız Derviş. İlla ki bedeli ağır olacak kutsal ittifakında, onları neden seviyoruz? Bizi düşündürenlerin ağır topundaki sevgi renkli, kendine güvenin simgesi rengarenk engin bir yürekle eşlik etti şems vakti dedi Zahit. Vücut hareketleriyle bol desenli duygular dengeli bir tekamül, bütün kabiliyetini sergileyen bütüncül insanda varlıktır aşk dedi Yoksul. Karşı nitelikleri kendinde toplayanlar, seçim yapma imkanları olanlarda aşkın hiç yayınlanmayan fotoğraflarını yansıtıyor, hayranını coşturanları iyi tanıyorum,her şey var yokta dedi Garip Çoban. Konuştuklarımız ne zaman, nasıl bir ruh haliyle yazılıyor, mükemmel olsaydık sorunları okumanız tavsiye edilmezdi, iletişimin bol olduğu çağda, iletişim kuramayan insanlar arasında sizi nasıl mutlu etmeliyiz dedi İhtiyar Bilge. Herkesin bir ahengi var, tahkik edin dert yanıyor alışkanlıklarınıza sevgi, alışkanlık perdeni kaldır, değişim anda çok doğal, değişenler içinde değişmeyeni bulduysan, hep önde olandır aşk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Çocuk",
        "poet": "Ali Alper Durmuş",
        "poem": "\n\nGüneş altında soluk soluğa çalışan çocuk\nAlnından ter dökülür boncuk boncuk\n\nDurup durup geleceğini düşünen çocuk\nBüyümek istemiyor, kalmak istiyor küçük\n\nHali üzgün anlam verilemeyen çocuk\nKalbi kırıkmış gibi yüzü buruk\n\nHayatı ölçüp biçip tartan çocuk\nDaha olgunlaşmamış ham ve koruk\n\nDaha pişmeden aşkı arayan çocuk\nNe pusarsın yüzün gülsün azıcık\n\nKonuşmayan hep susan çocuk\nHaykırıver ne olur, bir iki cümlecik\n\n1.4.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Çocuk Ömer",
        "poet": "Ali Uydurucu",
        "poem": "\n\nBu sabah,öyle güzel bir sabahtı ki\nBu güneş,öyle sıcak bir güneşti ki\nBu hava öyle tatlı bir havaydı ki\nBirine bir hediye verir gibiydi\nİşte bütün bunların hepsi,anneler günü içindi\n\nÇocuklar ellerinde bir hediyeyle\nÇocuklar dillerinde o şiiriyle\nO mutlu günlerini yaşıyorlardı\nAnnenin bayramını kutluyorlardı\n\nBu rüzgar,öyle ılık bir rüzgardı ki\nBu ağaç,öyle renkli bir ağaçtı ki\nBu çiçek,öyle şirin bir çiçekti ki\nBirinin bu gününü, kutlar gibiydi\nİşte bütün bunların hepsi,anneler günü içindi\n\nÇocuklar ellerinde bir hediyeyle\nÇocuklar dillerinde o şiiriyle\nO mutlu günlerini yaşıyorlardı\nAnneler gününü hep kutluyorlardı\n\nAma bunların içinde\nBir küçük Ömer'de vardı\nYine onunda elinde\nBir demet çiçeği vardı\n\nBir mezarın başında\nBu küçücük yaşında\nDiz çöküp oturmuşta\nİçin için ağlıyordu...\n                                  (1979)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Desinler",
        "poet": "Ömer Arıkan",
        "poem": "\n\n1976.ANKARA\nUsandım hayatta,gamla keder acıdan\nKıvrılıp kalıverdim ağrılardan,sancıdan\nBir bardak su istedim,vermedi akıcıdan\nNe gelen var,ne giden garip desinler bana\n\nKaçarım kurtulamam,beklerim yine gelmez\nAğlasam da,gülsem de yine halimden bilmez\nKul kölesi olsam da sevdiğini söylemez\nNe gelen var,ne giden garip desinler bana\n\nZaten acı ve keder,elemim sevilmemek\nArzumun en büyüğü beraber gülüvermek\nBir hafta da bir anlık,bir günlük gelivermek\nNe gelen var ne giden,garip desinler bana\n\nAzrail,le anlaştım giderim mechullere\nNe sağım var,ne solum gidiş yönüm nereye\nKahr olurum gidersem kavuşmadan sevgiye\nNe gelen var ne giden,garip desinler bana\n\nSonra,sonra gelir sırayla salacam ve tabutum\nBir anda kaybolacak sevgi,hayal umudum\nBelki yarın ayrılır,odam,dairem katım\nNe gelen var ne giden,garip desinler bana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Dünya",
        "poet": "Necmettin Özelçi",
        "poem": "\n\n                                Bir yerden ağıt sesi yükselirken,\n\t\tKuşlar bile ağlamaklı,\n\t\tDallar üstünde kanadı kırık uçarken...\n\t\tİşte şen ve şakrak bir davul sesi,\n\t\tHemen biraz ötede 'dan dan..'\n\t\tNe tutarsız bir ahenk? ...\n\t\tŞu garip dünyadan..\n\t\t\tÖtede serin bir yeşillik,\n\t\t\tİçinden akarken buz gibi sular...\n\t\t\tBir çöl içinde sımsıcak kumlar,\n\t\t\tBir yudum suya hasret gönüller,\n\t\t\tAma hepsi bu dünya içinde! \n\n\t\t\t\t\t1982.-Sivas\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Dünya",
        "poet": "Mitat Osman Erengil",
        "poem": "\n\nŞu dünya ne garip\nSanki ince bir ip\nKimi onunla arşa çıkar\nKimi de yolunu şaşırıp dibe batar\n\nİşte bu dünya ahiret tarlası\nEkersen yersin ahiret meyvesi\nEkmeyen hangi yüzle hasat bekler\nOnun tarlasında ancak zararlı otlar biter\n\nSakın kanmayasın bu dünya'ya\nAhiret hiç benzemez gördüğün rüya'ya\nGelin hep el ele verelim\nİmanı yüreklere serelim\n\nM.Osman Erengil\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip düştüm gurbet ele",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nGARİP DÜŞTÜM GURBET ELE\n03.02.1982    ÇARŞAMBA\n\nGül yüzlüme hasret kaldım\nGarip düştüm gurbet ele\nYalnızım efkara daldım\nGarip düştüm gurbet ele\n\nBizi etti çok perişan\nAğlarmış gurbete düşen\nYalnızlık kaybetti neşem\nGarip düştüm gurbet ele\n\nTutamadım gözde yaşım\nNe belalı garip başım\nMasum kaldı can yoldaşım\nGarip düştüm gurbet ele\n\nHüseyin'i vurdun yeter\nAyrılık ölüm den beter\nNazlı yar gözümde tüter\nGarip düştüm gurbet ele\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Evcil'im",
        "poet": "Feyzullah Evcil",
        "poem": "\n\nGarip Evci'lim, az aşım, gökler de dir, başım\nSağım solum dobdolu benim, görünmez, başım\nRuhuma sığmaz kötülük, ben aşığım, baş'ım\nGönlüm şen, sevdiğim var, gider onla naaş'ım\n\n00:04\n20/11/2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "\"Garip\" Ertaş",
        "poet": "Özhan Erdem",
        "poem": "\n\nBir mahlasın vardı, \"Garip\",\nBir de sazın vardı üstadım,\nYüreğimize dokunan türkülerin,\nİçimizi sızlatan ezgilerin vardı,\nAşklarımız, sevdalarımız, hasretlerimiz, ayrılıklarımız,\nAnadolu insanının \"insanlığı\" vardı bestelerinde,\nTürkülerinin temasında Anadolu insanının gönül zenginlikleri,\nVe de yoksullukları saklıydı,\nGönlümüzde tahtın vardı ve bir o kadar da kara bahtın,\nDert mi görmedin, namert mi görmedin, gurbet mi? \nHayatta halkın ve hakkın yanında olduğun gibi,\nAhrette de Hak’ın yanındasın şimdi,\nTürkü ve bağlamadan yaptığın raylar üzerinde,\nBinip yetmiş dört vagonlu hayat trenine,\nÇekip gittin şimdi Hakk’ın rahmetine.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Hamsi",
        "poet": "Erhan Güleryüz",
        "poem": "\n\nBen bir garip hamsiyim da\nDüştüm dalgalarına da\nDüştüm dalgalarına\nKaradeniz zalim olma\nAyırma beni yardan da\nBeni yardan ayırma\n\nBen bir garip uşağımda\nDüştüm karasevdaya\nAyırdılar sevdiğimden\nKızıyorum dünyaya da \nKızıyorum dünyaya\n\ngözlerime bakanlarda\nGarip diyor halime\nAteş düştü yereğime\nAktım Karadeniz'e\n\nBen bir garip hamsiyim da \nDüştüm dalgalarına da \nDüştüm dalgalarına\nKaradeniz zalim olma\nAyırma beni yardan da\nBeni yardan ayırma\n\nFırtına bora deniz\nDalgası deli deniz\nGözleri karadeniz\nYol ver döneyim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Hasan",
        "poet": "Kenan Sağır",
        "poem": "\n\nüç çocuk babası garip hasan\ngüneş doğduğunda kalkıp batarken yatan\nyetmez gibi başkasının derdini kendine katan\nüç çocuk babası garip hasan\n\nkılık kıyafete değil çabası\nçok çalış demiş zamanında babası\nmuhtaç olmamak namerde tasası\nüç çocuk babası garip hasan\n\nkaytan bıyıklı koyu esmer tenli\nboyu sende bir atmış ben diyeyim bir elli\nbu günde çok yorgun besbelli\nüç çocuk babası garip hasan\n\nne çok parada ne malda gözü\nazlıktan ve şükürden yandır özü\nçelikten daha sert bükülmez sözü\nüç çocuk babası garip hasan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Gurbet Gezine",
        "poet": "Mehmed İhsan Uslu",
        "poem": "\n\n§ “Çok Yaşayan değil, çok gezen bilir.”\n\t\t\t\tAtalar Sözü\n\nDinleyin arkadaşlar\nAnlayın arkadaşlar\nBizi halden şikayetçi\nSanmayın arkadaşlar.\n\nGarip gurbet gezine\nSızı durmuş dizine\nSiz herkesin sözüne\nKanmayın arkadaşlar.\n\nGarip gurbet gezine\nUyku girmez gözüne\nOlur olmazın sözüne\nİnanmayın arkadaşlar.\n\nGarip gurbet gezine\nKimse bakmaz yüzüne\nBu garibin sözüne\nKulak verin arkadaşlar.\n\nGarip gurbet gezine\nAteş düşmüş özüne\nKıymet verin sözüne\nDinleyin arkadaşlar.\n\nGarip gurbet gezine\nVurur elini, dizine\nTecrübesi vardır yine\nUnutmayın arkadaşlar.\n\nGarip gurbet gezine\nHad yoktur tecrübesine\nTecrübe büyük hazine\nSahip olun arkadaşlar…\n\n\t\t8 Kasım 1978\n\t                      KARS\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Kaldı Benim Köyüm",
        "poet": "Ali Sandıkçıoğlu",
        "poem": "\n\nKuzular hiç meleşmiyor,\nSu değirmeni dönmüyor! \nÇeşme yıkık, su akmıyor,\nĞarip kaldı benim köyüm\nHep göç etti benim köylüm.\n\nNerededir o komşular? \nİnsan geçmişini özler.\nYok oldu güzel adetler,\nĞarip kaldı benim köyüm,\nHep göç etti benim köylüm..\n\nÇayırlar hiç biçilmiyor! \nHarmanlarda savrulmuyor.\nDost dostunu bulamıyor\nĞarip kaldı benim köyüm,\nHep göç etti benim köylüm..\n\nCamiden ezan okunur:\nDağlar ile taşlar dinler.\nMezarında dedem ağlar,\nĞarip kaldı benim köyüm\nHep göç etti benim köylüm..\n\nHani dayın, hani amcan? \nÇok oldu görünmez baban.\nİşte böyle bilin dostlar:\nĞarip kaldı benim köyüm,\nHep göç etti benim köylüm..\n\nĞurbet kahrı çekenlerin:\nKöylerini sevenlerin,\nÇekti gitti torunları,\nĞarip kaldı benim köyüm,\nHep göç etti benim köylüm..\n.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Köşe",
        "poet": "Can Garibi",
        "poem": "\n\nBenim garip köşem\nBenim gibi garip köşe\nUzanıp yattığım kerevet\nBaşımı koyduğum yastık\n\nDedim ya\nBenim garip köşem\nBenim gibi garip köşe.\n\n(20-Eylül-1993-Pazartesi)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Kuş",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nÇoktur sana kes sesini sus diyen,\nHaykırsanda olmaz sesini duyan,\nİyi düşün yoktur seni isteyen,\nDost düşmanı seçemezsin garip kuş.\n\nDostlar gelmez hal hatırın sormaya,\nZahmet etmez kendisini yormaya,\nUğraşırlar kanadını kırmaya,\nO zamanda uçamazsın garip kuş.\n\nKader gülmedikçe dünyaya küstün,\nHain dosta karşı sense hep sustun,\nSenin yoktur Allah'tan başka hiç dostun,\nDost düşmanı seçemezsin garip kuş.\n\nKendi halinde zarilenip durursun,\nHal böyledir olanları görürsün,\nSende benim gibi temiz gurursun,\nKimseye dert açamazsın garip kuş.\n\nBöyle gelmiş böyle gider bu alem,\nNe yapam hayırsızsa yedi sülalem,\nsenin bu haline ne der elalem,\nEşten dosttan geçemezsin garip kuş.\n\nVeysel ne bu sitem sitem üstüne,\nİyanın ve öfken hain dostuna,\nÖmür bitti şimdi düştün bastona,\nGelecekten kaçamazsın garip kuş.\n\n\n\nTel:05379590555\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip mezarı!",
        "poet": "Zeki Şahbaz",
        "poem": "\n\nMezarlık içinde bir viran mezar,\nGörünce anladım garip mezarı,\nNe dikili taşı var ne isim yazar,\nGörünce anladım garip mezarı.\n\nBir yana yamulmuş yıkık duvarı,\nManzara andırır hozan bağları,\nNe bir okuyan var ne de ağları,\nGörünce Tanıdım  garip mezarı.\n\nBaşucunda bir taş göze görüken,\nÜstünde kurumuş diz boyu diken,\nHemen bir bakışta anlıyor bakan,\nGörünce tanıdım  garip  mezarı.\n\nYolcu selam verir savuşur gider,\nHer gelen faniyi birgün terk eder,\nDevriş oğlunu tek kılan derbeder,\nBeni hüzne boğan garip mezarı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Kuş",
        "poet": "Alper Kürük",
        "poem": "\n\nGarip kuşun yuvası karanlık olur\nGüneş bile gelmez ziyaretine.\nRüzgâr,kar,yağmur fırtına\nÜstelik öbek öbek dert\nGarip kuşun yuvasını doldurur.\nEller düğün-bayram eder\nDertler de garip kuşun gönlünde...\nUçsa uçamaz\nGönlü bulanmış dertten\nGözü karakmış dertten\nİki kanadını da bastırığa vurmuş dert.\nNe yer,ne içer\nÖmrü keder,keder,keder...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Köylünün Karnından Umut Çıkmış Bol Döküm Aşk! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nBU ANLATI; KÖYLÜMÜZÜN UMUDUNA DAİR OLACAK İNŞALLAH! .\n\nGarip Bir Köylü, Vefat Etmiştir Zamanların Birinde! .\nGarip Köylümüz Ekmiş-Biçmiş; Her Mevsim, Her Bahar! .\nBir Türlü İşleri Düzgün Gitmez İmiş Garip Köylünün! .\nAçlığından Mı Öldü Diye Karnını Yarmışlar Köylünün! .\nGarip Köylünün Karnından Umut Çıkmış Bol Döküm Aşk! .\nMeğer; Köylümüzde Her Hasat Zamanı: Yeni Yıl Umudu! .\nŞimdi Karnımı Yarsalar; SENEYE İNŞALLAH; UMUDU VAR! .\n\n{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 02 Ocak 2012 Pazartesi 06:11:42 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Köyüm",
        "poet": "Nadir Çitil",
        "poem": "\n\nBiçilmiş ekinler nohutlar yetmiş\nKöylünün işleri bir anda bitmiş\nGurbetçi rızkını toplayıp gitmiş\nGöç ile boşalmış bak garip köyüm\n\nMecbur kalmış köyde sürer yaşamı\nDuvar diplerinde eder akşamı\nDüşüp ölse yoktur mezar eşeni\nGöç ile boşalmış bak garip köyüm\n\nGurbete gidenin biride benim\nKöyü düşünmekle geçiyor günüm\nKalmak ister gönlüm bırakmaz hanım\nGöç ile boşalmış bak garip köyüm\n\nKışın boş kalsada o benim köyüm\nYok riya yalanım ne dersem oyum\nO toprakta yatar akraba soyum\nGöç ile boşalmış bak garip köyüm\n\nDoğdu orda nadir üzülüp yazar\nTek sıla özlemi huzurun bozar\nÖlmek ister köyde bulursa mezar\nGöç ile boşalmış bak garip köyüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Kuş",
        "poet": "Ahmet Yüksel",
        "poem": "\n\nGarip kuş sevda duysa\nPeri kız tahtınaymış...\nGarip kuş yuva kursa\nBir çalı bahtınaymış...\n\nGarip kuş gelin olsa\nDağların ardınaymış...\nGarip kuş vatan tutsa\nToprağın altınaymış...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Mehmet",
        "poet": "İsa Kıvrakdal",
        "poem": "\n\nSaatler 02:00 zaman gece yarısı\nYaralı kalbinde ayrılık acısı\nElinde kalmış en son hatırası\nHer gece ağlar durur garip Mehmet\n\nElinde kırık sigarası, bardağında içki\nDüşünür durur giden o zalimi\nKimseye anlatmak istemez büyük derdini\nHer gece ağlar durur garip Mehmet\n\nSuçum neydi diye haykırır\nDualar eder Allah'ına affet diye yalvarır\nZaman gelir sinirinden sağa sola saldırır\nHer gece ağlar durur garip Mehmet\n\nHep boynu bükük gözleri nemli\nDüşünür durur gecelerce sevdiğini\nDaima hıçkıran gönlü elemli\nHer gece ağlar durur garip Mehmet\n\nOturup beraber muhabbet ettim\nAcılarını beraber çekmek istedim\nBende bir zamanlar Mehmet gibiydim\nHer geçen gece ağlar durur garip Mehmet\nHer geçen gece ölmek ister durur garip Mehmet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Öksüzüm",
        "poet": "Cemil Öksüz",
        "poem": "\n\nŞu kahpe dünyaya var bir çift sözüm..\nÖmrüm akıp gitti gülmedi yüzüm,\nYuvası olmayan garip öksüzüm..\nÖlürsem gam yemem,bitsin bu hüzün..\n\n...............................Bu dünya dardır,\n...............................Sonu virandır..\n...............................Elin namusu,\n...............................Sana haramdır..\n\nGüneşin batışı, suyun akışı..\nRuhumda estirir baharı,kışı..\nHâla hayalimde yarin bakışı..\nO bakış ki; harap etti barışı..\n\n..............................Bu yağan kardır,\n..............................Yaranı sardır,\n..............................Beni bu hale,\n..............................Düşüren yardır..\n\n........................................ 01.01.1973 Rize...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Ramazan",
        "poet": "Nadir Çitil",
        "poem": "\n\nÇekinmiş babada ismini koymuş\nSevmemiş herhalde mirasa saymış\nAile içinde hep rambo denmiş\nBilmiyor adını garip Ramazan\n\nSahilde komşusu İngiliz Alman \noyun arkadaşı Hermutla Helen\nDin değişmek olmuş ilk akla gelen\nBilmiyor soyunu garip Ramazan\n\nAnanın tek işi konken masası\nBaba çok rahattır yoktur tasası\nÇocuk ara yerde kimlik pasası\nBilmiyor geçmişin garip Ramazan\n\nTüm değişmiş baba hiç yola gelmez\nAnası sosyete öğütte almaz\nDuyar dinler çocuk ezanı bilmez\nBilmiyor dinini garip Ramazan\n\nNadir'in kaygusu içini yakar\nAkar göz yaşları ummana akar\nMahsum Çocuklara kim arka çıkar\nBilmiyor kimliğin garip Ramazan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GARİP SANDALCI",
        "poet": "Veysel Cihat Doğan",
        "poem": "\n\nGARİP SANDALCI\nSensizlik denizinde garip sandalcı \nÇeker kürekleri\nUfukta batan güneşe doğru \nHasret çeken kalbinin sesiyle\nSüzülür deniz üzerinde \nBir yıldızın gökyüzünden kaydığı gibi\nÜmit dolu bakışlar altında \nSessizliğin ortasında tek başına \nSana duyduğu sevginin  büyüyen hasretiyle\nSensizlik içinden sana doğru çeker kürekleri\nSana duyduğu hasretin acısıyla \nTitreyen sesiyle söyler ismini\nSensiz ve sessiz deniz ortasında \nGüneşin son ışıklarının düştüğü deniz üstünde \nSensizlikten sana doğru çeker kürekleri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Temel",
        "poet": "Halil İbrahim Mısır",
        "poem": "\n\nYedi yedi yemedi\nYedurdi yiyemedi\nAldiler sevduğuni\nPenumdur diyemedi\n\n(Didim, Ocak 2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "** Garip Yeşil Niksar ***",
        "poet": "Güngör Uslu",
        "poem": "\n\n**\nDiyar-ı yeşil şehir, has beldedir Niksar.*\nGönül içre gül bağsın, selamım sana yâr,*\nHer duam vuslat ister, bahşet Allah'ım kâr,*\nHiçbir dert görmeyesin, kalbimde yerin var.*\n**\nAltın levhadır adın, tarihe nam saldın,*\nNice millet anası, gül bağrına aldın,*\nŞefiksin sen herkese, şefkati hoş baldın,*\nYeşil Niksar’sın gülüm, niye yalnız kaldın? *\n**\nPişdarın Melik Gazi, fethi mübarek kul,*\nHürriyet ruhu vermiş, vaktidir var doğrul,*\nBaşkent olmuşsun sen, gel yeniden kurul,*\nSahibin millet ola, saf suyunla durul.*.\n**\nPir Olmuş Şair Emrah, bağrında can vermiş,*\nÖzden çalmış, söylemiş, Hak yolunda ermiş,*\nOzanlar suskun şimdi, gülleri kim dermiş,*\nYeşil Niksar neylersin, garipler söz sermiş.*.\n**\nYeşil vadi otağın, gül suyun şifadır,*\nPek Mümbittir toprağın, her cana sefadır,*\nBereketli dağ, ovan, sev vatan, vefadır,*\nSensiz her yer el bana, gurbet el cefadır.\n**\nAşık Uslu Niksarî, mehdini tam eyle,*\nİlham gözünden akıt, sevinci kâm eyle,*\nGeziver gör günlünce, şöhretli nam eyle,*\nGözde yeşil Niksar’ım, aşkına râm eyle.*\n**\nAşık Uslu Niksarî. 31.07.2007 Salı-09:35:28\nZübeyir Güngör Uslu Samsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Yunus",
        "poet": "Ümüt Güngör",
        "poem": "\n\nYılanlar dört köşe,\nDans eder çiyan,\nAkrepler pür neşe,\nRaks eder yılan.\n\nCenazesi yeni gitti,\nBizim garip Yunus'un,\nOnunla sevgi gitti aşk gitti,\nMeydan yılanlara kalırmı oldu.\n\nSansar çakal halay kurmuş,\nYunus bir zaman suskun durmuş,\nSonra ya Allah deyip vurmuş,\nMeydan çakala kalmasın diye.\n\nDemişler avrupa batı,\nTemel bozuk çürük çatı,\nVurgun vuran kapmış yatı,\nMeydan yılanlara kalırmı oldu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip yolcu",
        "poet": "İbrahim Kılınç",
        "poem": "\n\nHergün geçer bu yoldan\nYaka paça darmadağın\nBu yoldan vazgeçirmez onu\nNe para ne armağan\nNereden gelip nereye gittiğini\nNe yiyip ne içtiğini\nNeden hergün bu yoldan geçtiğini\nBilmiyordu kimse garip yolcunun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garip Yolcu",
        "poet": "Mehmet Kaytanbıyık",
        "poem": "\n\nŞimdi sürgün vakti yolculuk meçhule\nNe varsa sana ait olan hepsini yükle \nKal bu akşam da gel gitme derlerse\nVeda zamanı geldi artık kendinle bile\nBu son gemi şimdi demir alacak limandan\nNe güle güle nede sallanan bir el kalkacak \nDert etme bu belki son yolculuğun olacak \nKim bilir bu gemi hangi limanda duracak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garipçe",
        "poet": "Şemsettin Akçay",
        "poem": "\n\nBir özlem.....bin özlem olduğu an,\nBir kalp.....bin olacaksa,\nBir ömür.....bir kalpsiz kalırsa,\nTırpanını sallayacak ölüm,\nBin özlemli bir kalbe\n(Ankara, 1987)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garipler",
        "poet": "Kemal Tekir",
        "poem": "\n\nGaribin yeri yok zalim dünya’da,\nGariplerin gönlü,ah ile zarda.\nZalimler tutmuş köşe başını da,\nGaripler kalmış hep naçar arada.\n\nGaribin hakkını, çalan,çalana,\nAyağına çelme,takan takana.\nGaribin sırtına, basan basana,\nGaribin hakkıyla,doyan doyana.\n\nAyaklar baş olmuş,başlar ayak ta,\nİç açıcı değil, inan manzara.\nGaribin cebinde, yoksa hiç para,\nErtelenir düşler başka bahara.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garipcan",
        "poet": "Ali Aydogan",
        "poem": "\n\nGünlerden Ekim Ayının Bir Persembe sabahı saar sabahın üc bucugu hava inadına soguk yoluma cıkan bir can küçüçük ve sevimli dolu dolu bakısları insanın kanını kaynatmaya yetiyorda artıyor bile minicik yüregi sımsıcak kalbi vardı bakıslarında yeni bi dostum olmustu kanım donarken bir seher vakti aldım yanıma düştük evin yoluna sokakta bizden baska kimse yoktu ben ve peşimde adına koydugum garipcan ah garipcan dilin var konusabilsne neler anlatıcaksın kimbilir insanlara nelerrr ve yasamak denilen bir döngünün içinde kalmıstı ben gibi kimsesiz sevgidi annesiyoktu yanında belki hüznü onun  içindi için için dolu dolu bakışlarında gördügüm bir tutam yanlızlıık vardı aynı kaderimi paylasıyoruz garipcan dilsiz dostum benim karnı ac kalmıs eve varıyoruz gözleri parlıyor sanki elimdeki bir parca ekmegi görünce dili cözülüyor kendince seviniyor bişiler anlatmak istiyor ama anlamıyorum ki anlasam ah garipcan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garipler Mezarlığı",
        "poet": "Kadir Yeter",
        "poem": "\n\nÜstünde, yırtık basma! Kimsesiz bayramlığı! \nÜzümsüz, çökmüş; asma! Garipler Mezarlığı, \nYassılaşmış mezarlar, Boztepe batısında, \nÖyle küskün ki, O’nlar; köşesiz yatışında! .. \n\nBirkaç, başlıklı mezar, sanki! Hatırlayan var, \nİsmiyle mûteberdir, gerçek garip; mezarlar! \nTransit yol geçmez ki, yolcu; Fâtihâ’lasın, \nYerlisi de pek bilmez, yolunu ki; ulaşsın! .. \n\nMahzûn uyur yerinde, kim kaldı hatırlasın! ? \nBoztepe’nin dibinde, çimenlikte o mahzûn. \nÇevresinde yapılan yeni evler; pek kibar, \nHemencecik yanında, lüküs, mermer Mezarlar! .. \n\nSâhipsiz mezarlıklar, gittikçe daralıyor! ? \nBak! “Hâtûniyye” ile, İmâret; ev doluyor!\nBir sabah bakmışsın ki, Garipler: Garip yolcu! !\nKindinar/ Bahçeciğe; bakan, bir binâ kondu! ! ! \n\nKadir Yeter, say-söyle, mal ile mülk mezarlar, \nKendinden; sonrasına, iz bırakan insanlar! \nBeşyüz yıllık mezarlık, Doğumevine dönmüş! \nOrda yatan mevtâlar, belli ki bize küsmüş! .. \n\nSon olsun bu satırlar, Garipleri analım,\nBir, servet yitirenler; virâne topraklarda! \nÖmrümüzün bir ânı, O’rda; canlı kalalım! \nKendimizi; bir mezar, sanıp- geri bakalım! \n\nYaşça benden büyüklerden bu konuda dinlediklerimden Trabzon’da şimdiye kadar bilinen üç Garipler Mezarlığı’nın yerleri (Nisan,2004) :\n1- Trabzon Kalekapısı sâhilinde bulunan (2004 yılı)  katlı otoparkın yerinde, \n2- Boztepe Mezarlığı eteklerinde, yerinde; fabrika yapıldı, \n3- Yukarıdaki şiire konu olan: Kemik Verem Hastahânesi’nin, batı yönünde 250 metre mesafedeki Garipler Mezarlığı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Garipler Diyarı Oldu Bu Yerler",
        "poet": "Veysel Gider",
        "poem": "\n\nGaripler diyarı oldu bu yerler\nAşkından ölürsem bu garip yerde\nKahpe felek artık yaptığın yeter\nAttın beni gurbet illere.\n\nGurbete giderken anam ağladı\nHain melun yüreğimi dağladı\nBey amcam haberi kimler yolladı\nAttın beni gurbet illere.\n\nGurbetten dönerken ayağım dönmez\nBayburt’a gelince yüreğim dinmez\nAşkımdan kalbimden hiç kimse bilmez\nAttın beni gurbet illere.\n\nBayburt’un etrafı gül ile diken\nAyrılıktır benim belimi büken\nVeysel’in gönlünde feryadı çeken\nAttın beni gurbet illere.\n\n                      B.O.O.? 1965\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gariplerin gönlünde hanesi",
        "poet": "Metin Dalkürek",
        "poem": "\n\nGARİPLERİN GÖNLÜNDE HANESİ\n\nGariplerin gönlündedir hanesi\nKullar arasında kendin gizlemiş\nBahçesinde açan gonca tanesi\nGüller arasında kendin gizlemiş\n\nMor dağlar boyanmış  turuncu bakar\nSıbgatullah renği taçını takar\nArı âşkı ile peteğe akar\nBallar arasında kendin gizlemiş\n\nÂşktır ocağında yemek piş  olur\nSalihlerin  muhabbeti  aş  olur\nAriflerin  konuşması  hoş olur\nDiller arasında kendin gizlemiş\n\nGarip metin baharında  yazında\nKışın yağan kar'ında ki  buzunda\nYağmurunda  çamurunda  tozunda\nKüller  arasında kendin gizlemiş\n\nGARİP METİNİ\n\nMAETİN DALKÜREK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gariplerin Türküsü",
        "poet": "Fatih Güler",
        "poem": "\n\nDaha doğarken başlar çilesi hastanede \nRehine parası yok ki çıkabilsin\nGarip bebek hoş geldin dünyaya\n\nKim doğum gününde şiir yazsın\nİyi ki doğdun aşkım desin \nO garip doğum günü bilmez\n\nKim mezarına doluşup yas tutsun\nEline küreği alıp kum döksün\nO garip nur içinde yatsın\n\nDoğup ta ağlamakmış kaderi meğer\nDüzen  böyle devam ederse eğer\nGariplerin türküsü söylenmeye devam eder.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gariplerin yüzü soluyor baba",
        "poet": "Osman Kaya Malatya",
        "poem": "\n\nSiz  gittikten  sonra  deyişti  alem,\nHer  yan  bencil  insan  doluyor  baba,\nMenfaat  uğruna  verirler  selam,\nGariplerin  yüzü  soluyor  baba.\n\nUsta  yardım  bekler  oldu  çırakta,\nSilahlar  susmuyor  bu  yıl  Şırnak’ta,\nAmerika  at oynatır   ırakta,\nKadınlar  çocuklar  ölüyor  baba.\n\nMaşa  olan  pusularda  yatıyor,\nEmlik  kuzulara   kurşun  atıyor,\nKan  emici  güçler  silah  satıyor,\nYaptığı  yanına  kalıyor  baba.\n\nMazlum  olanların  halleri  yaman,\nKahpeler  sefile  vermiyor  aman,\nÜstümüze  çöktü  bir  kara  duman,\nAzgın çakal kurda uluyor  baba.\n\nYüreklerde  çıkmış  güzelim  duygu,\nKalleşler  ne  bilsin  sevgiyle  saygı,\nGönüllere  düşmüş  çıkmıyor  kaygı,\nBağban  gonca  gülü  deriyor   baba.\n\nKaya  der  yalvaram   yüce   Allah’a,\nO büyüktür  çözüm  bulur  vallaha,\nDüzelecek  Türkler  kalkınca  şaha,\nBunu da  tüm  dünya  biliyor  baba.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gariplik",
        "poet": "Cahit Sıtkı Tarancı",
        "poem": "\n\nBabam kırdı beni ilkönce babam\nDosttan gördüm kahrın daniskasını\nNankör çıktı iyilik ettiğim adam\nSevdiğim kız da s....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gariptir Gönlüm",
        "poet": "Hıfzı Özbekmez",
        "poem": "\n\nGARİPTİR GÖNLÜM\n\nBayram geldi yine gariptir gönlüm\nAğlamak geliyor benim içimden\nYalnızlıkla geçti koskoca ömrüm\nRast gitmiyor işim beyaz saçımdan\nAğlarım sızlarım sonucu boşa\nMaziyi istersen yeniden yaşa\nKalmadı arama mutluluk neşe\nEridim kesildim ekmek aşımdan\nDaha yetmedi mi çektiğim çile\nElem keder benim bayramda bile\nRazıyım istersen git güle güle\nLatifim istemem gelme peşimden\n\n08  KASIM  2004 SAAT: 21:30/ANKARA\n\nSAMANYOLU GRUBUNUN 2 KELİME  1 ŞİİR AKTİVİTESİ İÇİN YAZILMIŞTIR \nKELİMELER: BAYRAM / KEDER\n\n'Aşağıdaki isim linkini tıklayarak, bu haftanın aktivitesine katılan diğer bir arkadaşımızın şiirlerini okuyabilirsiniz.' \n\n  Sevil Nizamoğulları \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garipsemeler & Alicenaplıklar: Günler - Perşembe, Çarşamba ve Cumartesi",
        "poet": "Akın Akça",
        "poem": "\n\nNe güzel dilimiz var.\nCumartesi, Cuma'nın ertesi; \ndüşünülmüş de taşınılmış\nAma sonra Çarşamba beliriveriyor\nve bana dedirtiyor ki:\n'Çarşamba bu, Perşembe'den belli olmalı'\n(ya da 'Gereklilik dahili' olmamacasına, bu iş,\nÇarşamba gelir Perşembe'den: -meli, -malı'sız.) \n\nŞu açıdan değerli, haftanın bu iki günü\n(veya tatlıcık, okul -\ngünleri\n- Cuma'sı hazırlayıcısı \nPerşembe ile\ngaribim Çarşamba Pazarı:\nhem haftanın bir iç günü\nhem de ne hikmetse,\nhaftanın sonunda bir Pazar günü (!)) \nNeyse, dönersek konumuza; \nhenüz şimdi, \nparantezlerle ayırmış olsak bile:\nYani şu; \nÇarşamba da Çarşembe olabilirdi,\nPerşamba da olabilirdi Perşembe, tıpkı...\nAma o zaman da,\nÇarşembe yaptığın Çarşamba'yı\nneden Çarşambe ya da Çarşemba \n(da)  yapmadın diyebilecekler bana.\nNe bu ya? ? \nPerşembe Pazarı'nda memba mı,\nkaynak suyu mu, emme basma tulumba mı.\nİzmir Marşı'yla Mehter Marşı\ngelmeli hep Evet ile Hayır'ın beraberliğindeki\nErkan Yolaç oyu(nu) nun sonunda :) \n\nHaftanın bu iki iç gününe\nbazı temalar düşündüm,\n(iç Gezegenleri de var Güneş Sistemi'nin,\nne demekse  bu...) \nönceden asimetrik sandığım\nama şimdi ondan da öte,\nasimetriğin bir solunda bir yerlerdeki\n'bir daha simetrik',\nsimetri'nin asıl kendisinden.\nbu ama şairin şiirine de benzemiyor:\nNasıl ki bir şiir yazar şair bazen,\nikinci şiir belki daha güzel olabilir; \nyazanı odur.\n\nBu işler uzayıp gidiyor.\nSonuçta, çok güzel Türkçemiz.\nNeyse,\nhep açıklasın böyle oluşumları, \nkalem tutan ellerimiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garışan Yok Gapışan Yok Kalıbı",
        "poet": "Gülhan Özkara",
        "poem": "\n\nBu kalıbı işitmem\nElli sekizinci yaşımda kısmet oldu\nHalamın birine hitaben dedim ki\nNazire Hala, şu Dursun Bacını\nÖlmeden bir dünya gözüyle\nGidip görsen iyi olur dedim\nO da \"Nooldu nediin? \" (neden)   deyince\n\"Ablam yine garışık guruşuk\nRüyalar görmüş\" dedim\nEe dedi yanına varılmıyor ki\nDaha varır varmaz altmış senelik\nLafları ediyor\nBu defa öbür kadın\nGardaşı, avradı yani\nEee niye gız\n\"Garışan yok gapışan yok\"\nDeyince benim jeton düştü\nDemek ki en mühim iki kavram\nBuymuş hayatta\nKapışan ve karışan\nŞöyle bir düşündüm\nBüyük Türk Milleti için\nBizim karışılıp kapışılmayan\nNeyimiz kaldı\nİstanbul mu, Çukurova mı\nDoğu mu\nMilliyetçilik mi\nKozmik oda mı, güneydoğu mu\nGençliğin havaya kalkmış\nYumruk sıkan sağ kolu mu\nSöyleyin neyimiz kaldı\nÇarşılar, pazarlar, câmî\nGökçeli Topal Hıdır, Sâmi\nBatumlar, Bağdatlar, Halepler, Şâm'i\nKamburlu, Kendirli, Karakurtlar, Kâni\nSöyleyin kapışılmadık, karışılmadık\nNeyimiz kalmış\nKörezler, Fakılar, Hacıbâli (Hacıbeyli)\nNe Er Sultan dinler bunlar ne Edebali\nÇocuksuz obalar buldu zevâli\nSöyleyin kapışılmadık, karışılmadık\nNeyimiz kalmış\n29 Ekim 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gariptir Yaşamak",
        "poet": "Ahmet Sivren",
        "poem": "\n\nNe garip şey şu yaşamak…\nDeneme-yanılma gibi; \nbazen doğru\nve bilerek\nbazen yanlış \nama ders alarak…\nNe garip şey şu yaşamak\nardında bırakarak\ngünleri, güzelleri,\ngüzellikleri bir de… \nbelenmiş bebekleri\nbebeklikleri…\ndüşlerini; her gece hissederek\nyaşamak, canı sunarak\nanbean ölüm denen meçhule…\n\nNe garip şey şu yaşamak\nHayatını akıtmak\ngünden geceye\nYıllarını savurmak\nömrün harmanında\nYalanın-dolanın ardında\nhakikati aramak…\nÇocukluğun, gençliğin\nbir de ihtiyarlığın -nasipse-\nhesabını yaparak\nbelki de yapamadan\nama bile-isteye yaşamak…\nİnatla ve ısrarla\nortak etmek kendini \nbaşka hayatlara…\n\nNe garip şey şu yaşamak…\nDoğmak, adın konmak\nEmeklemek önce\nsonra yürümek, koşmak\nBüyümek, güne gün katarak…\nÖnce ağlayarak\ngülerek, zaman zaman\nbiraz güldürüp\nsonra ağlatarak\nNe garip şey şu yaşamak…\n\nNe garip şey şu yaşamak…\nDeğerleri ekenlerin çok\nsenin toprağına\nYazılanın da çok\nbembeyaz dimağına.\nOkumayı öğrendiğinde\n- Rabbinin izniyle, \nYaratanın lütfetmesiyle-\n“oku”mayı bildiğinde; \nkendini, \nhayatını, yaşadığın evreni\ndaha bir acıyla hissedince\n-kekremsi ve hakiki-\nolup biteni\ndaha da garip gelecek \nyaşamak denen gerçek\n\nNe garip şey şu yaşamak…\nLeyl-i nur gibi; \ngeçtiğin yerde\nadım adım ışığını bırakarak…\nMazlumların daralmış sinesine\nmansurun müjdesini sunarak\nİbadetin idrakinde\nubeyde gibi.\nArdında toplayıp da koşturarak, \nkoşturarak kiyadenin peşi sıra\nordularını -mazlumların,\nmustaz’afların-\ncihad meydanlarında…\nTubaya ulaşarak\nson vermek hayata\nhem de rızıklandırılarak…\nMutmain olmuş kalbi\namineye ulaştırmak.\nZirvesine koştuğumuz veranın\nsevdalısı olmak.\nNe garip şey şu yaşamak…\nNe garip şey şu ölmek…\n\n(27.02.2010) \n(leyl-i nur: aydınlık gece, gecenin aydınlığı. \nmansur: yardım olunan. \nubeyde: kulcuk, küçük kul. \nkiyade: liderlik. \ntûba: mutluluk. \namine: kalbinde korku olmayan, güvende olan. \nvera: takvalı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garnıza Ecel Dola",
        "poet": "Akdağ Ersoy",
        "poem": "\n\nDağdan indin meydana sünepe fiyakanla\nKara cahil elinde karşılar paçavrayla\nKanlıdır elin kanlı, yıkasan çıkmaz suyla\n-Garnıza ecel dola, Allah sizi daş kese.\n\nZafer mi kutluyorsun kendince keş kafanla\nMübarek gazadan mı döndün bu şatafatla\nÇanakkalede deden sanma kendini anla\n-Garnıza ecel dola, Allah sizi daş kese.\n\nKahraman mı sandın sen kendini leş kokunla\nZalim boynun devrile sürünesin yıllarca\nŞehit analarının kabul bedduasıyla\n-Garnıza ecel dola, Allah sizi daş kese.\n\nDağdan indin meydana sünepe fiyakanla\nZafer mi kutluyorsun kendince keş kafanla\nKahraman mı sandın sen kendini leş kokunla\n-Garnıza ecel dola, Allah sizi daş kese.\n\n24Ekim2009 \nGökçedere / BAYBURT\n\nErsoy AKDAĞ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garson",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nÇiz garson birer birer, tüm siparişler iptal,\nTadım tuzum kalmadı, bilemedim bu ne hal.\nBahşişini fazladan bıraktım helal olsun,\nGidiyorum bu elden, daha dönmem hoşçakal! \n\n15 Ağustos 1990- Çarşamba / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "...GARP CEPHESİ...(Düz Yazı)",
        "poet": "Naime Erlaçin",
        "poem": "\n\nEdebiyatla politikanın buluştuğu ülkeye doğru bir gezintiye çıkalım bugün. Şair ve yazarın nerede durduğuna ve durması gerektiğine yakından bakalım. Hatta külleri eşeleyelim biraz…\n\nGeçenlerde bir arkadaşım gençlik yıllarımı hatırlattı. Mektubunda beni kast ederek “Garp Cephesi’nde Yeni Bir Şey Yok” derken değişmediğimi söylemek istiyordu. Yaşayan her canlı gibi ben de değişiyordum elbette. Ancak aslım aynı kalıyordu. Temelim ve kilit taşlarım yerli yerinde durmakla beraber ben değişiyordum. Hepimiz için geçerlidir bu. Bazen iyiye ve güzele doğru değişir, dönüşüme uğrarız. Keşke daha sık değişebilsek! Özümüzü korurken daha hızlı gelişebilsek; içimizdeki “ben”leri çoğaltabilsek… Bir yandan yaşadığımız nesnel dünyadan sağlıklı beslenip, öte yandan onun yapı taşlarına yepyeni tanımlar getirerek, yaşamsal niteliklere azımsanmayacak bir katkıda bulunabilsek ne iyi olurdu…\n\nBu süreçte, pek çok unsurun yanı sıra okumanın büyük yararı olduğunu düşünüyorum. Özellikle genç yaşta okumaya başlamanın. Okuma alışkanlığı edinmenin ötesinde, okumayla bir derdi olmanın… Yaşamımın rotası böyle çizildiği ve sonra da aynı doğrultuda sürdürdüğüm için konuya bu pencereden bakıyor olabilirim pekâlâ. Yine de soruyorum kendime: Eğer Erich Maria Remarqué ‘ı bundan neredeyse yarım yüzyıl evvel tanımamış olsaydım, “Garp Cephesi” bana bir şey ifade eder miydi? Veya savaşa bakışım nasıl olurdu? Taraf tutar mıydım, suçlar mıydım, suçluluk duygusuna kapılır mıydım? İnsanlık için tahrip gücü fevkalade yüksek olan bu felaketi nasıl değerlendirirdim? \n\nPlanlı bir biçimde, hemen her şeyi okuyordum. Bir gün fark ettim ki savaşa ilişkin eserlerin pek çoğunda “taraf tutan-önyargılı” bir bakış açısı vardı. Okumaya başladığımda tarafsızsam bile, kitabı bitirdiğimde bir cephenin fanatik taraftarına dönüşüyordum. Yanlıştı bu!  Üstelik de özgür düşünceyi kısıtlayan, yönlendiren bir yanlış… Remarqué ise taraf tutmuyor ve soruna insanoğlunun kalbindeki mercekten bakıyordu. Kimin kazanıp, kimin kaybettiği pek de önemli değildi.  Kaybeden daima insandı çünkü. Henüz çok genç sayılabilecek yaştaki bireylerin çocukluklarını, ama aslında masumiyetlerini; yetişkinlerin ise geleceğe dönük umutlarını, düş ve hayallerini yitirişlerini belgeliyordu. Sadece belgelemekle kalmıyor, gelecek kuşaklar için vahşi bir ormanda adeta elleriyle yol açıyordu. Bense sadece okuyarak farkına varıyor, tarihsel gelişmeleri kendimce değerlendiriyor ve düşünüyordum.\n\n(Okumak, zamanın hasadından geçerek bir değirmende una dönüşmeye benziyor. Kişisel unlar ise birbirinden oldukça farklı… Her birimiz, emeklerimiz doğrultusunda kendi unumuzu yoğurur ve sonra da düşünce hamurunun kıvamını tutturmaya çalışırız. Bazılarımız büyük olasılıkla yazar. Artık anlıyorum ki, niteliksiz bir unla girişilen bu eylemde hamur tutturulmuyor ne yazık ki… Ne de ekmek pişirilebiliyor…)  \n\nOkumak… Düşünmek… Yazmak Eylemi…\n\nBunlar birbirlerine sıkı sıkıya bağlıydılar. Müthiş bir okuma açlığı içerisindeydim. Okumazsam düşünemez; düşünmesem kendimi oluşturamaz ve yazamazdım. Hiç yaşamadığını, onun yerine hep okuduğunu söyleyen Jorge Luis Borges ‘e “kitabı ve körlüğü aynı anda bağışlayan” bir tanrının evreninde konuktuk ne de olsa… O halde bize verilmiş olan zamanı iyi değerlendirmek lazımdı. Yazarlar çağlar boyu söyleyerek (“söz”lenerek)     ve düşüncenin söz”lenmesini sağlayarak anlatmışlardı bize. Söylerken araç olarak yazı ve dili kullanmışlardı. Müzisyen müziğini, ressam ise renkleri ve desenini... Tüm sanatçılar kendilerini ifade etmenin bir yolunu bulmuştu. Hepsi de önünde sonunda evrene gölgesini bırakmayı başardı. Böylece rengârenk, uzun-kısa, sivri-yumuşak, ağlayan-gülen, anlamlı-anlamsız bin bir çeşit düşünce düştü payımıza. Kimini aldık; kimini boşluğa savurup attık ama her zaman bir şeyleri seçip koynumuzda sakladık. Sonra da yazdık… Düşünceye “evet”; kayıtsız şartsız-sınırsız itaate ise “hayır” dedik mi peki? Herhangi bir düşüncenin peşinden körü körüne gitmek bizleri pekâlâ kısırlaştırabilirdi de, çünkü böyle durumlarda sanatçı bizim yerimize karar vermiş oluyordu. Sorgulamaksızın kabullenmek veya taklit ederek yinelemek, kişiyi ancak bir uçurum kenarına kadar taşırdı. Uçurumun ötesinde ise yol yoktur! Üstelik herhangi bir sanat adamının bayrağını elimizde tutarken köleleşebilir, “kulüp-dernek-parti” üyelerine dönüşebilir; büyük olasılıkla cemaatleşebilirdik. Bu olasılık her zaman mevcuttur ve ciddi anlamda bir kısırlaşma yaratabilir. Özgürlükten ödün verilerek kazanılan kısır mevziide, iradeyi yitirmiş olarak dikilip kalmak ise yazarın gerçek işlevinin sekteye uğramış olma halini tarif eder bir durumdur. \n\nYazar açısından bakıldığında, bu saptama gelinen noktayı düşünsel anlamda açıklamaya yetmez. Kısacası “özgürlük yitimi”nin tek sorun olmadığını söylemeye çalışıyorum… Grupların siyasetleri de vardır. Yapılanmaları ve amaçları gereği hem “çok yüzlü”, hem de yönlendirici ve “güdücü”dürler. “Gruplar” derken oldukça geniş bir yelpazeden söz ediyorum. Bunlar iktidar sahibi kişiler, iktidarın onaylayıcı, uygulayıcı veya teşvikçileri olabilecekleri gibi pekâlâ kendi kurdukları “seçkinci ve hiyerarşik” düzende kurallar ve tabular koyan küçük kümeleşmeler de olabilirler. Grupsal zeminde, kurallar panosuna kişinin düşüncelerine pranga vuran zorunluluk şartları asabilirler. Demek ki özgürlük yitiminden sonra kişisel olarak verilen diğer ödünlere geliyor sıra. Kurallara gözü kapalı uyulduğu takdirde yukarıda sözünü ettiğim onca eylem sırasında harcanan çaba boşa gider. Havaya uçar. “Olmazsa olmaz” olarak kabul edilen tarafsızlığa halel gelir. Bilincin retinasına leke düşer. Körleşiriz. Yapay koşullarda rehin kalır, düşünceyi ifade etme konusunda fukaralaşır, hatta yazarken eli titreyen korkak bireylere dönüşebiliriz ki kalemi ağlatandır bu! \n\n(Bazıları ise özgürlükçü düşünceye gerçekten inanmış olup, bundan ödün vermeyen kişilerdir. Bu uğurda, hiç yakınmaksızın her türlü cefaya özveriyle katlanır ve bildikleri gibi yazmaya devam ederler. Onlara bir sözüm yok…)  \n\nPolitika ve Şair/Yazar\n\nPolitika, yazınsal yaşamı dolaylı da olsa, her zaman güçlü bir biçimde etkilemiş ve ortaya konulan eserlere daima damgasını vurmuştur. Ancak şair/yazarın politikadan etkilenmemek gibi bir mecburiyeti olduğunu düşünüyorum. Aksine, onu etkilemek ve yönlendirmek gibi bir mecburiyeti var! “Etkileme-etkilenme” sözcüklerini biraz açmak lazım. Derin duyumsama, sorumluluk taşıma, sorgulama ve dolaylı bir biçimde de olsa çözüm önerilerinde bulunmak elbette ki yazarın hakkı ve aynı zamanda görevi. Ama bu etkileşim süreci politikanın yazar üzerinde bir tür baskı ve hâkimiyet kurmasına neden oluyorsa; onu güderek ve yönlendirerek bir çeşit araç gibi kullanılmasına yol açıyorsa, burada vahim bir yanlışlık var demektir! Politikanın dönemsel ve de zemini oldukça kaygan bir düzen, hatta ne yazık ki çoğunlukla uygulandığı biçimde, “çıkar”a dayalı bir örgütlenme biçimi olduğunu; sanatçının ise doğası itibariyle bu düzeni eleştirerek karşı çıkmak gibi bir görevi olduğunu varsayarsak eğer, çelişki kendiliğinden ortaya çıkıyor zaten. Sanatçı politikacının hizmetkârı değildir ve olmamalıdır! Kendi içinde gelişebilecek, onu yanıltacak ve yolundan şaşırtabilecek kişisel iktidarın bile! Özellikle de şair… Arif Damar “şiiri hiçbir güç tutsak edemez! ” diyordu. O halde “özgür şiir”, “özgür şair”le mümkündür ancak. Aynı cümleyi, “özgür kalem, özgür beyinle mümkündür” şeklinde genişletmek sanırım yanlış olmaz. Oysaki birilerine hizmet etmek, düşüncenin yazıya lekesiz - tarafsızca ve önyargısız olarak yansıtılmasından uzak düşmek; yazının onurundan ödün vermek demektir. Anlam ve düşüncenin dokunulmazlığından feragat etmektir bu. Durulması gereken yegâne cephe şairin büyük emekler sarf ederek, zahmetli arayışlar sonucunda bilgi ve sezgiyi de kullanarak ulaştığı; azami sorumluluk taşıyan kişisel “poetik” bilinci olmalıdır. Şiirin farklı güçler etkisinde kalmayıp kendini yazdırdığı ve şairin sıra dışı, manifestocu kimliğini de oluşturan bir mevziidir bu. Dolayısıyla “gelgeç” ve “günlük” heveslerin adamı değildir şair. Ne de yazar kişi… Peki, bu önermeyi hayata geçirmek mümkün mü? Şüphesiz evet! Sanatın toprağı ve bitki örtüsü buna fazlasıyla müsait.  Aşka tamamen teslim olduğunda bile onu “tek kişilik” hale getirebilen kişi değil de kimdir şair? Sevgiliden uzak durmayı becerebiliyorsa eğer, “makro iktidar” a ve diğer kişisel zaaflara karşı durmayı da öğrenebilmeli. Ki bu süreç,  Michel Foucault ‘nun işaret ettiği gibi, “mikro iktidar” mekanizmalarına karşı “yazıcılıkla” sınanmayı ve “içindeki tutkuların köleliğinden kurtularak” özgürlük kavramını yeniden değerlendirmeyi de içerir. \n\nŞair gündelik siyasadan etkilenmeye başlayıp kalemini uygulayıcıların güdümüne sunduğunda öncelikle kalıcılığını yitirir; sonra özgürlüğünü ve güvenirliliğini. Çağımızın “sürü toplumları”nda giderek yaygınlaşan uymacılara (“konformist”)     dönüşür. Özgül ağırlığı sıfıra iner. Sıklıkla değişen moda akımları gibi tükenir gider… Elbette siyasi tercihleri, büyük olasılıkla ideolojisi, dünya görüşü, hayata ve insana dair kesinleşmiş-belirginleşmiş politik ve felsefi dayanakları olacaktır. Anlatmaya çalıştığım başka bir şey: Politikada bilindiği gibi, “çok yüzlülük” hâkim... Önceki yazılarımda yazarın bin yüzlü olması gerektiğini sıkça vurgulamıştım. Orada tamamen farklı, ayırıcı bir özellikten söz ediyordum. Aynı anda tek beden ve ruhta çok sayıda “ben” barındırmaktı bu. Üstelik böyle bir durum yazıya yeni başlayan yetenekli gençlerce çoğu kez “parçalanmış kişilikli olma hali”; diğer bir deyişle “şizofrenik” eğilimlerle bağdaştırılır. Hastalıklı bir ruh durumu olarak yorumlanır. Uzunca bir süre içlerindeki “ben”lerden adeta korkarlar. (Bu, ayrıca tartışılması gereken diğer bir yanlıştır kanımca.)     Yukarıda söz edilen iki tür “çok yüzlülük” arasında dikkatlice bir ayırım yapmak lazım... Birincisi (politik) , günlük ihtiyaçlara göre esen-estirilen; genellikle de yıkıcı bir rüzgârken, diğeri yazarın sözünü güçlendirmeye yarayan; etkileme alanı ve duyumsama katsayısını artıran, çok sayıda “ben”i kendi içinde bir arada tutarak üretimsel niteliğini yükselten bir öğedir. İkincisi, özgür ve özgün bir tür çok yönlülük- çok seslilik olup politik anlamdaki çok yüzlülükten olabildiğince mesafeli durur. \n\nSözün özü şu ki, sanatsal bağlamda “bin yüzlü” olmak gerekirken, politik açıdan bakıldığında bir veya birçok maske edinmek, bizlere yaramaz diyorum!  Düşünce kaypaklığına yol açar… Bizlere yaramayan ise, düşünce ortamına hiç yaramaz! Oysa düşünce, olumlu ya da olumsuz bir biçimde insana “yansıyan-yansıtılan-etkileyen”; diğer bir deyişle “yeniden kuran - yeniden doğuran” dır. Yazınsal düşünce yaratıcılığı, yalnızca bir dil savaşı olmayıp aynı zamanda bir tür özgürlük savaşıdır. O halde çözüm, politikanın zorbalığından ve “hegemonya”sından kurtulup; olabildiğince özgür iç yolculuklar ve önceden edinilmiş birikimler aracılığıyla, hem yaşamsal gerçekliği sanatsal dile başarıyla aktarıp hem de özgün düşünceyi var etmekte yatıyor. Etkilenme evresini başarıyla aşıp etkileme evresine varmaktan söz ediyorum.\n\n“Şair” Nerede Durur? \n\nSanatla sanat olmayan arasındaki en belirgin fark, sanatsal ürünün insan beyni ve ruhunda yarattığı anlamın çokseslilik kazanmasıyla ortaya çıkıyor. Sıradan olandan soyutlanıp, özverili içsel çabalar sonucunda gerçeğin başarıyla “estetize” edilmesiyle… Bir anlamda “hakikat”in bilinç üstüne taşınması da denilebilir buna. Alelâdeden yola çıkıp “derin ve anlamlı” ya doğru açılan kapıdan geçmektir sanat yapmak. Birebir anlatım tarzından ziyade “bire-çokluk” içeren bir üslup yakalayabilmek; aynı zamanda sorgulamak ve sorgulatabilmek… Bunun için, öncelikle bir derdi olmalı sanatçının. Sonra da derdini farklı ve gelişmiş bir dille ifade edebilmeli.  “Gündelik” ve “alışılagelmiş” ten yola çıkıp zengin bir dünyaya aralanan kapı eşiğinden maharetle geçebilmeli. “Berzahi” bir yolculuk da denilebilir buna… Gerçeklerden başlayıp, azami sorumluluk da üstlenerek “yazı”nın dolambaçlarında gizli kalmış sırlara doğru çapraşık, zorlu ve dikkatli bir yürüyüş… \n\nPeki, bu süreçte şair nerede durur? Yükümlülükleri nedir? Yol tutkunu gönüllere “bire-çokluk” kapılarını açan, içeriye alınıp da özümsenmiş ve sorunlarına çözüm aranan “dışarı”yı; iç ben’leri, diğer âlemleri gösteren; eşiklerden atlatan ve aynı zamanda karşılık beklemeyen bir emekçi midir şair? Neden olmasın? Bu eylem, bir alandan diğerine gelişigüzel bir geçiş sağlamak değil; yepyeni bir küreye doğru yapılan öznel yolculuklarda hem rehberlik, hem öncülük görevini üstlenmek içindir aslında. Anlatım dilini defalarca ve yeni baştan kurgulayıp, birçok kez yeniden yaratarak… \n\nFarklı bir ülkenin vatandaşıdır şair. Şiir ülkesinin.  Bu ülke sıradan kalıpların, put ve fetişlerin yıkıldığı; acının en katmerlisinden çekilip duyarlılığın çok derinlerde, iç dehlizlerde kuvvetle çınladığı bir “ceza sömürgesi “dir. Şair ise “hiç”liğin değerini kavramış, acı çeken-çektiren, yıkıcı-yeniden yapıcı; yaşamdan kopmaksızın haz kadar onun yükünü de taşıyabilen “tek kişilik ordu”… Bir diğer görevi, birikmiş tortuları eşeleyerek üst katmanlara ulaştırmaktır.  Bütün denizlere dalan, bütün geçitleri yol edip, bütün odalara girip çıkandır o. Bir yandan geçmişi sorgularken öte yandan gelecekle kavilleşen, henüz yaşanmamışın vaatlerini araştıran kişi… Kapıları açan, kilitleri kıran, odaların içyüzünü anlamaya ve anlatmaya çalışan; insana, yaşama ve doğaya dair tüm sorunları iç dehlizlerine taşıyıp öznel “kaos”unda değişimin hamurunu karan biri… Gerçek bir kalem emekçisi o dehlizlerden ancak “dil” yoluyla dışarı çıkabilir. Gündelik yaşamda ortalıkta dolaşan kişi ise sadece onun insan yanıdır…\n\n(Bu süreçte belirli bir mekân, güç odağı veya zamana ait olması şairi tüketir, çünkü o her zaman ve her yerdedir. Özellikle politika ekseninde dolanan bir kalem bunca yük ve riski, bu yolda çekilen onca zahmeti göze alabilir mi? Aldı diyelim. Uzunca bir süre sırtında taşıyabilir mi?)  \n\nKapıları zorlama ihtiyacını kuvvetle hissettikleri için olsa gerek, pek çok yazar da şiirden medet ummuştur.  Düzyazının mantıksal kesinliğinden ve anlamın yazıyla birebir örtüşmesinden uzaklaşmayı seçip şiirin “bire-çok”luğuna sığınmışlardır. Çünkü insana ancak şiirsellik aracılığıyla yepyeni bir kavrama, algılama ve duyumsama yeteneği kazandırabileceklerini düşünmüş, okura eskisinden farklı sezgiler, derin ve duru bir görü armağan etmeyi hayal etmişlerdir.\n\nBöylesi bir serüvende şair, insanın var oluş nedenlerini sorgulayan ve de var oluşu yeniden vaat edendir. Düşüncede çığır açmak gibi zorlayıcı bir görev üstlenir. Öte yandan politika, hem yöneten hem de yönetilenler açısından bakıldığında, çoğunlukla günlük sorunları çözümleme derdindedir. Arada belirgin bir çıkar ve amaç çatışması olduğunu gözden kaçırmamak gerek. Bu yüzden ne şair ne de yazar, iktidarın veya patronun adamı olamaz. Küçük-büyük, eğri-doğru, güçlü-güçsüz hiçbir iktidarın veya işverenin… Sahici bir yazı adamının etiketi ve bedeli yoktur! Belki de sırf bu sağlam gerekçe yüzünden çoğunlukla yalnızlığı; isyankâr, dik ve muhalif bir duruşu; sözün polenlerini taşıyacak güç olarak da politika veya benzeri bir öğe yerine “poetika”sını seçer. Kışkırtıcı ve radikal bir arayıcıdır o. Üstelik bunu insanı öğütmeyi amaç edinmeksizin ve de sürekli öğütlerle bunaltmaksızın; aksine ona değer vererek, güzele ve umuda yönlendirerek yapmak zorundadır. Dayatmacı biri olmayıp, isyanını kendi içinde taşımayı da bilerek sessizce ayna tutandır o. George Orwell bu gerçeği yıllar önce yazdığı bir makalede (“Neden Yazıyorum? ” – 1946) , “dünyayı belirli bir yöne itme çabası” olarak tarif etmişti. Demem o ki, politikayı mercek altına alacak olan şair (ki yazar için de geçerli bu)     politikacıdan, hâkim güçlerden ve kişisel “ego”sunun yıpratıcı baskılarından uzak durmak; aynı zamanda insanı saymak ve kendini onun yerine koyarak anlamak zorunda. Böylelikle fotoğrafı daha net bir şekilde belgeleme şansı elde edebilir. Ayrıca işinin gereği olarak, çoğu zaman hayattan da uzaklaşmak; ona mesafeli bir perspektiften ve hatta tepeden bakmak mecburiyetinde... “Hayatımı verdim, şiirimi aldım.” diyordu ünlü bir şairimiz  (İsmet Özel: Akşam Gazetesi, 15 Ocak 2006. Söyleşi: Kürşad Oğuz)     Yeri geldiğinde, böyle bir değiş tokuş da yapılabiliyor demek ki. Fiiliyatta çelişkili bir durum söz konusuysa eğer, şiir ve yazı ülkesinin hükümdarlığı bunun hesabını mutlaka soracaktır. Hayatın tam olarak verilmesi gerekip de verilmediği dönemler, ödenmez bir diyet borcu gibi önünde sonunda yazarın karşısına dikilir. Bu demektir ki, özellikle kâğıda düşen gölgenin belleği fazlasıyla kuvvetli. Karşılaştırmaları yapan yine odur.\n\nYazın sanatı, düşünce özgürlüğüne olan sadakat kadar verilen ödünleri de asla unutmaz, anımsar! \n\nSonuç olarak, içerideki aynalardan yansıyan “bin yüz”e rağmen, sanatçıya biçilen libas daima “tek-yüzlülük” olmalıdır diye yineliyorum… Devamlılık ve iç tutarlılık da içeren; gelişen-dönüşen-evrimleşen; moda akımlarına ve dönemsel politik rüzgârlara kesinlikle alet olmayan; sancılarının açığa çıkardığı yüksek gerilimi bu süreçte en doğru ve insana en yakın biçimde değerlendirmeyi becerebilen bir tür “tek-yüzlülük”… \n\nÜstelik yazar/şair kişi, sahip olduğu “tek yüz”ü hem hayatı hem de kalemiyle daima onurlandırmak, özenle beslemek ve kişisel aynasında onun dürüstlüğünü sürekli olarak sınamak mecburiyetinde…\n\n…ki “Garp Cephesi”nde değişen bir şey olmasın! \n\n(HAYAL Dergisi – Temmuz 2006 - Sayı 18)\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Garsonun Penceresinden",
        "poet": "Fatih Aladogan",
        "poem": "\n\ngüneş batarken \nayı ısmarlıyorum garsonun penceresinden\ntemmuz akşamlarına.\nSarhoş oluyorum bu akşamlarda.\ngemilerin kalktığı limanlar da \nne çok benziyor kalbimin limanlarına.\nYırtılan sular değil damarlarım.\nSığdıramıyorum  dizelere aşkımı.\nGüneş batarken ayı ısmarlıyorum garsonun penceresinden,\nalmadın mı? \nTemmuz akşamları hatrına.\nfatih aladogan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Garson hesap! ! !",
        "poet": "Vahit Kemal Kısa",
        "poem": "\n\nHesabı vermek benzemez çay parası ödemeye, \nDüşünür adem ne çok günah sığdırmışım kısacık ömre...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gavur Kızı",
        "poet": "Huseyin Aydogan",
        "poem": "\n\nHalıyı serdim odaya\nOturmadın bir köşeye\nGavur kızı sen nereye\nGidiyorsun demedim mi? \n\nDuvara astım ceketi\nAtladı düşürdü kedi\nGavur kızı pist demedi\nOradan gülüpte geçti..\n\nBardağa koydum sütü\nOnu da içti kara kedi\nYine bir şey söylemedi\nSeni gidi gavur kızı...\n\nEvde kendi başına\nSiyah kedisi peşinde\nGece giriyor düşüme\nGavur kızı yaktın beni...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Gaş altından bahirsen*",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nGaş altından bahirsen \nYüreğimi yahirsen\nSene işmar etmirem\nNiye bene bahirsen\n\nGöynümü vermem sene\nYasahlisin sen mene\nMen şu cama çıhanda\nİşmar edip göz süzme\n\nMeni vermişler ele\nYüzüh tahmişler mene\nGeçme gapım önünden\nLaf getürürsen mene\n\nGaş altından bahirsen \nYüreğimi yahirsen\nSene işmar etmirem\nNiye bene bahirsen\n\n                               09.12.2006  Erzurum / Zernişan Aydoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gavs-ım Sen",
        "poet": "Oğuz Ayrancı",
        "poem": "\n\nAslın resule dayanır senin.Burası değil,inşallah cennet olur mekanın senin.Dertlerin durağısın sen, karadan gelen detlere durak,denizden gelen detlere limansın sen.Unutmazsın,Rabbine elieni açanda,Lafzı mahvuza dertleri bir,bir sayanda.Başını önüne eğipte YA RABBİ diyende. Ağlar gözlerin kan doluncaya taki! Kabul Abdulbaki deyinceye.İsmi Azamdan ellerin dolu dönünceye ne güzelde gülersin sofilere SULTANIM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gavur Müslümansız Dünya istiyor",
        "poet": "İbrahim Pataz",
        "poem": "\n\nTa Nemrut’tan Firavun’dan bu güne\nGavur müslümansız dünya istiyor.\nMüslüman canına kıyıyor gene\nGavur müslümansız dünya istiyor.\n\nTarihi devire asıra bakın\nÖlenlere bakın esire bakın\nİşte Suriye’ye Mısır’a bakın\nGavur müslümansız dünya istiyor.\n\nDünya var olalı değişmez tavır\nMüslümana karşı birlikte gavur\nKural aynı kural geçse de devir\nGavur müslümansız dünya istiyor.\n\nDün  Grozni Bosna  bu gün Arakan\nMüslüman yurdunda kan akıyor kan\nKefere soyudur vuran vurduran\nGavur müslümansız dünya istiyor.\n\nBakın Cezayir’e Afgan’a çine\nFiravun’nun çarkı dönüyor gene\nKefere milleti doymuyor kana\nGavur müslümansız dünya istiyor.\n\nHükmetmiş dünyanın köşelerine\nÖldür emri vermiş maşalarına\nNeşe katmak için neşelerine\nGavur müslümansız dünya istiyor.\n\nGavurların hepsi düşman imana\nGidişatı oku yer yok gümana\nİmansızlar kini yaymış zamana\nGavur müslümansız dünya istiyor.\n\nBunu söyle diyor  insana aklı\nBatı’nın elinde oyuncak şarklı\nHaçlı Savaşının değişti şekli\nGavur müslümansız dünya istiyor.\n       İbrahim PATAZ\n    21.09.2015 Osmaniye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gasp Edenler",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHak Allah'ın insana verdiği büyük ihsan,\nHaklara saygı duyan varlığın adı insan,\nHakları gasp edenler, her kim olursa olsun,\nHakka muhalif olur, yaptığı olur isyan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gavur Ellerinde Aşk",
        "poet": "Erdal İrfan",
        "poem": "\n\nYürürken sahilinde güzel İzmir’in\nVictor Hugo’nun sözleri gelir aklıma\n-İzmir bir Prensestir-  diye\nPrenses İzmir de\nPrenses’le  el eleydim\nElleştik sahilinde İzmir’in\n\nAklım Deniz\nO yüzden yüreğim denize kabarıyor\nKabardıkça aşk yeniden\nYine yeniden filizleniyor\n\nİzmir zaten bir aşk masalı gibi\nAşık olmasan yutar deniz seni \nBen elleştim İzmir isimli prensesle iki gün sahilinde\nOkşadım saçlarını\nGözlerine gömüldüm\nLa Sera da bir birayı ne kadar özlemişim\nAşk, Prenses İzmir ve ben\nÜç çay içelim sahilinde \n\nKordon boyu uzar gider\nAtatürk’ün gittiği yollar\nŞimdi ki Gavur elleri\nGavur İzmir bir prenses\nBen prensese vurulmuşum\nVe Deniz\nDeniz serilirken önümüzde \nEllerimde kuru kara bir kız\nKurusu aşk\nKarası sevda\nYüreği insan \n\nGavur İzmir bir prenses gibi \nSerer denizi ayaklarıma\nDuygularım dökülür\nYürürüm\nYürürüm\nYürüdükçe yollarım\nDenize \nYani aşka çıkar\n\n-----Aşk sen Deniz de güzelsin\n---Hem de Gavur Ellerinde\n\nErdal İrfan        İzmir sahillerinde Prenses'in ellerinde\n\n23.09.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gayda",
        "poet": "Sibel Acıman Akman",
        "poem": "\n\nhaydi haydi haydi\nkol kola hep kola haydi\nuzaklardan bir gayda sesi\noyna Türkiye haydi haydi\n\n17.10.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gavurum Osmanım",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nkavganla\narkadaşlığınla\nyüreğinle\nsamimiyetinle\nduruşunla\ncesaretinle\ndostluğunla\ninsanlığınla\nbir dönemin idolüydün Osmanım\n\ngurbetin gülen yüzü\nhasret sende\nhasret bende\nhasret serde\nhasret sevenlerinde\nbaktın ki ülkemde\ninsanlık ağaca çıkmış\nzemherinin soğuğunda sığındın göklere\n\nalnında Ernestonun yıldızı\nyüzünde bildik gülümseme,\nyılların derin izi ve aydınlık \ngözlerinde aynı kararlılık \nhep bizimlesin\ngönlümüzde,beynimizde\nyüreğim yetmiyor\nsana hoşça kal demeye gelmeye\ngönlüm razı değil gavurum\n\nbeklerken seni yeni yıla\nölünü bile alamadık bir aya\nbu ne direniş, adeta kaya\nbundan sonra anlamı yok\nağlayabildiğin kadar ağla\nsızla yüreğim sızla.\n\nışıklar içinde yat gönül dostum...\n\nOcak  2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gayemiz",
        "poet": "Seyyid Burhaneddin Kekeç",
        "poem": "\n\nKelimetullahu dünyaya yaymak gayemiz\nVatanı dinde farz biliriz\nNasılsa bir gün öleceğiz\nYaşarsak gazi ölürsek şehit \nGayemiz cennet değil cemalullahtır biliniz\nDünyaya yalan der gurbet biliriz\nBedende canda sahibinindir\nKimse ölümle korkutmaya, geçiniz...\n\n23-09-2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gayret",
        "poet": "Tarık Torun",
        "poem": "\n\nGeçen geçmiştir artık yeni güne merhaba\nHer gün daha çok gayret, her gün daha  çok çaba\nAzmin elinden kaçmaz dünyada hiçbir nimet\nSadece zekâ değil başarı da var gayret\nGüneşi takip edip başlamak güne erken \nHayatı sıkı tutup güne Bismillah derken\nBütün canlılar gibi arayıp bulmak rızık\nBunlardan uzak kalmak insan ömrüne yazık\nÇileye katlanınca ulaşılır hedefe\nDeryalar olmayınca varılır mı sedefe? \nHayat böyle kardeşim zahmetsiz olmaz rahmet\nUlaşırsın amaca yeter ki sen gayret et\n\n13.10.2014\n\nTarık TORUN\nTürk Dili ve Edebiyatı & Coğrafya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gayen Nedir",
        "poet": "Yüksel Gider",
        "poem": "\n\nBir çiçek gibi açıyorsun.\nBirden memleketine kaçıyorsun.\nSonra birden vazgeçiyorsun neden? \nMavi gözlüm.\n\nMavi gözlerinle bakıyorsun.\nBenim yüreğimi yakıyorsun.\nSöyle gayen nedir senin.\nMavi gözlüm.\n\nBir söz veriyorsun.\nSonra sözünden cayıyorsun.\nSen ne yapmak istiyorsun.\nMavi gözlüm.\n\nAkşam gelip bakıyorsun.\nBirde sevdiğini söyleyip kaçıyorsun.\nSöyle senin gayen nedir.\nMavi gözlüm.\n\n               (İstanbul,27.10.2000)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gayet Meşru Cinayetler",
        "poet": "Enes Akbal",
        "poem": "\n\nTaştan kurulu kalelerden sokak arası bir futbol maçıydı bir araya getiren bizi.\nSen iri yarı,al yanaklı alt mahallenin çocuğu,\nBen yaşıtlarından uzun, sırık bir velet.\n\nİlk yumruğumu yedim o gün senden,\nYine de inadına ağlamamaya söz vermiş iki koca adam gibiydik, yaşımıza göre büyük bedenlerimizde.\nSaygı duymayı da öğrendik o gün, annelerimizin zılgıtlarından kurtulmak için gittiğimiz çeşme başında.\n\nÇocuk aklı bu ya, okulda bile düşman olmalıydık birbirimize,\nSen alt mahallenin çocuğu,karşı sınıfın başkanı.\nBir de yetmezmiş gibi en platonik çocukluk aşkımın tenefüslerde elini tutan.\n\nTenefüslerde gizli gizli paylaştığımız azıklar gibiydik,\nSen çemenli ekmek, ben dereotlu poaça,\nSen Karadeniz, Ben Ege.\n\nTaşlardan yapılma kaleler kalmadığında anladım büyüdüğümüzü,\nBüyük adam olmak için kahvede oturmak gerek! \nOnsekizimdeydim, belimde ''namusum'', dilimde sonu gelmeyen vatan,millet türküleri.\n\nÇıkmaz bir sokakta karşılaştık seninle,\nElinde kızıl bir flama! \nSen alt mahallenin çocuğuydun,iri yarı yanakları al al.\n\nÜlküler,ideolojiler engel olmasın dedik kardeşliğimize,\nEski muhtarlıkta,çok sevdiğimiz Ahmet Kaya şarkıları.\n\nGecenin karanlığında ayrıldı yollar,\nMeçhul zamanlarda,gayet meşru cinayetlerin ortasında! \nTop oynadığımız arkadaşlardan biriyle gece yarısı, mermilerimiz fikirlerimize işleyene kadar çatıştık.\nİnsanlık kaybetti! \n\nBirimize Alperen dediler, birimize Deniz,\nBirimize mücahit dediler, birimize gerilla,\nBirbirimizi,bir bir ayırana kadar fişlediler,ötekleştirdiler.\n\nÜniversite avlularında  ''Bağımsız Türkiye'' sloganlarına inat,\n''Milliyetçi Türkiye'' diye bağırışlarımız hala kulaklarımda.\n\nÇok sonra öğrendik gayrimeşru politikacıların gayet meşru savaşında piyon oluşumuzu.\n\nÇok sonraları kesişti yollar, şu meşhur ''Haziran'' ayında.\nYaşlanmıştım biraz belki, mapuslarda ciğerimize vurmuştu hasretlik,\nYine de söndüremediler içimizdeki ateşi.\n\nSen değildin biliyorum, Gezi'de elimi tutan,\nTaştan kurulu kaleleri olan bir sokakta,sigaran ağzında,ellerin cebindeyken gelmişti azrail.\n\nÇaresizliğimin izahı yok, düşüncelerimize kurban verdik ömrümüzü,\nŞimdi ben ikimizin yerine yeni gelecek Haziran'ları bekliyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaye bu gece",
        "poet": "Âşık Enver Gürkani",
        "poem": "\n\nBir atışma yapsak olmaz mı dostlar \nSizi yormak değil gaye bu gece \nKim başlarsa yükümlülük o üstler \nKendime çıkarttım paye bu gece... Âşık Gürkani \nGördüm atışmayı ben de başladım\nSelâm olsun bayan bay’a bu gece.\nKazı koydum, bulguru da haşladım\nDostlarım buyursun çay’a bu gece...Âşık Cinasî\nAyağı verdin ya Âşık Gürkani, \nKapı araladın neye bu gece? \nHatır gönül saymak derler ya hani, \nÂşıklar kalkar mı haya bu gece.... Erenî\nAtışalım hocam, hasb-ı hal ile, \nYazıp söyleşelim, arzu hal ile, \nGönüller alalım, tatlı dil ile; \nNağmeler katalım ney’e bu gece... İbrahim Etem Ekinci \nGüzel yolcu, Ebûbekir yoldaşı \nAyrılık var Mekke döküyor yaşı \nGeldi müminlerin hicri yılbaşı \nGöz dalar mı hiç uykuya bu gece... Âşık Gürkanî\nDikkat edin kelimeye heceye\nHazır olun bir sabahsız geceye.\nSöz öğrettim bu mecliste niceye\nRazı olun düşen paya bu gece... Âşık Cinasî\n\nNe güzel bir sohbet başladı derken, \nBaşladı bitti mi muhabbet erken, \nHer mısrada ayrı mana ararken, \nİstemem ki kimse caya bu gece... Erenî \nTutalım halkayı, bir saf edelim, \nGünahlarımızı, telaf(i)       edelim, \nVarıp Beytullah’ı tavaf edelim, \nSâfa’dan Merve’ye, Sa'y-a bu gece... İbrahim Etem Ekinci \nNur dağında daim yanar ışıklar \nSevgi kazanında dolar kaşıklar \nDördümüzden başka diğer âşıklar \nKeşke sesimizi duya bu gece... Âşık Gürkanî\nBozan olsa kafiyeyi ayağı\nHazır bilsin ensesinde dayağı\nKimse beklemesin benden kıyağı\nKulak vermem haya vaya bu gece... Âşık Cinasî\nVuslata götüren güzergâhında, \nKamil mürşit vardır karargâhında, \nErenler erermiş hak dergâhında, \nLisan dönsün daim hû’ya bu gece... Erenî\nHesap et boş verme, cüzi dirhemi, \nBelki bunlar sebep, kılar İrem’i.\n“Harâbât Ehli”yle yürüyen gemi; \nUmman da yol alsın; Hay’a bu gece...İBRAHİM ETEM EKİNCİ. \nDavete icabet edip gelenler, \nHak yolunda hakka talip olanlar, \nSevda kervanında dostu bulanlar, \nKalmasınlar yolda yaya bu gece.... Ereni \nUfak, ufak çatmak, lazım ozana, \nDivan perdesinde kalsın tezene, \nAvrupa’dan kültür, almak bize ne; \nÂşık geleneği, maya bu gece... İBRAHİM ETEM EKİNCİ \nDavete icabet vaciptir bize \nTrakya Bozkırından selamım size \nİnce manalar, yüklemen söze \nBelagat atılsın, suya bu gece.......İhsan Şahin \nEkrem hocam geldi, eli sopalı, \nBugün hoş görüye hepten kapalı, \nMastardan kafiye yaptım yapalı, \nBenim şairliğim rüya bu gece...İBRAHİM ETEM EKİNCİ.\nÂşık olan çekmez gamı matemi,\nKavgaya mı geldik ziyafete mi? \nSen canını sıkma Âşık Etemî\nSırtını sırtıma daya bu gece... Âşık Cinasî\nUstalardan aldım, berat icazet, \nMevlâ’m eder ise, nasip hidayet, \nEkrem hocam destek verdi nihayet; \nŞahlanır çıkarım, Ay'a bu gece...İbrahim Etem Ekinci\nAy’a çık da ordan bize nazar et\nSüreyya’yla Zöhre ile pazar et.\nBaşlıkları lütfen biraz azar et\nToplanıp gidelim toya bu gece... Âşık Cinasî\nGürkanî’yim oturmuştum hasıra \nBirden bire gaflet bastı o sıra. \nAziz dostlar siz bakmayın kusura \nUyumayacaktım güya bu gece! .. \nBütün emek gitti zaya bu gece... Âşık Gürkanî\nCinasî’yim açık olsun yolunuz\nŞu cihanda bükülmesin kolunuz.\nHaftaya erkenden hazır olunuz\nÇıkmadı ortaya foya bu gece.\nCenk etmedik doya doya bu gece... Âşık Cinasî\nEtemî’yim haddim aşmam, çırağım, \nUsta meclisinde yanan çerağım... \nBitmedi yıllardır, derdim merağım; \nBastım yüreğime, kaya bu gece! ..\nDöndüm depremdeki fay’a bu gece... İbrahim Etem Ekinci\nEreniyim koptum yarı gecede,\nHaber aldım hasta yâri gecede,\nSon kıtayı yazam bari gecede,\nİşlemişler nakış oya bu gece.... Ereni\n\ndostlar meclisi pek kalabalık\nhem usta hem  de halayık\nsevgi gönle avadanlık\ncümbüş ile gam alalım bu gece.........\nPerihan pehlivan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gayri",
        "poet": "Hacer Esma Yüksel",
        "poem": "\n\nKaranlıkta bir sitem \nKokusu yanık yazın\nÇilemi,sitemimi\nGayri afaka yazın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gayrıdan medet umma",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nBugün günlerden Cuma\nCuma açık umuma\nAllah vardır diyorsan\nGayrıdan medet umma.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gayret Çocuklar",
        "poet": "Hüseyin Sığırtmaç",
        "poem": "\n\nUyanın gafletten bu değil oyun.\nYaşam bilgi ister gayret çocuklar.\nHedefin adını başarı koyun.\nYaşam bilgi ister gayret çocuklar.\n\nAnne, baba ömrü bir yere kadar.\nİlme ermek için düşünce radar.\nAklı ermeyene dünya hayli dar.\nYaşam bilgi ister gayret çocuklar.\n\nYaşamın temeli değil eğlence.\nHurafe mantığa uymaz söylence.\nYarına ulaşmak bu günden bence,\nYaşam bilgi ister gayret çocuklar.\n\nMilli değerlere sahip çıkalım.\nNifak tohumunu kökten yıkalım.\nDünyaya ilimle, fenle bakalım.\nYaşam bilgi ister gayret çocuklar.\n\nSevgiden ötesi bize uzaktır.\nBölünme yaratan fikir tuzaktır.\nBilgiyle donanın size yazıktır.\nYaşam bilgi ister gayret çocuklar.\n\nYürümek yetmiyor koşmak gerekir.\nDüzenli çalışıp coşmak gerekir.\nAkılla her zoru aşmak gerekir.\nYaşam bilgi ister gayret çocuklar.\n\nSığırtmaç sevgiyle bakan öğretmen,\nOlumsuzluklara takan öğretmen,\nYarınlara ışık yakan öğretmen,\nYaşam bilgi ister gayret çocuklar.\n\nAntalya 16 Kasım 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gayri Hasret Koydum Adını...! !",
        "poet": "Durak Yiğit",
        "poem": "\n\nHep yazar dururum hasretin böyle\nVar ise yalanım yüzüme söyle\nBen senin aşk’ınla olurken köle\n,,,,,Çevirme yokuşa nolur düzümü\n,,,,,GAYRİ hasret koydum adını SENİN\n\nNerden bilecektim kastın canıma \nSen dolusun nere baksam anıma\nHatıralar çıkar bir bir karşıma\n,,,,,Çevirme yokuşa nolur düzümü\n,,,,,GAYRİ hasret koydum adını SENİN\n\nBenzettim yüzünü sümbüle güle\nörmedim saçların YÂR lüle lüle\nSen çevirdin beni kurumuş güle\n,,,,,Çevirme yokuşa nolur düzümü\n,,,,,GAYRİ hasret koydum adını SENİN\n\nMecnun’a çevirdin gezdim çöller’de\nYüzdürdün hep beni susuz göller’de\nŞimdi geziyorsun gurbet ellere’de\n,,,,,Çevirme yokuşa nolur düzümü\n,,,,,GAYRİ hasret koydum adını SENİN\n\nAhde vefa yoksa nedir bu halim\nBu aşka düşeli olmadım sağlim\nÇok yakın sevgilim,ömrü ahirim\n,,,,,Çevirme yokuşa nolur düzümü\n,,,,,GAYRİ hasret koydum adını SENİN\n\nİşte arzu halım sana ilettim\nBütün dostlarıma bunu dinlettim\nBeni zarı zarı hergün inlettin\n,,,,,Çevirme yokuşa nolur düzümü\n,,,,,GAYRİ hasret koydum adını SENİN \n\nDURAK’ım kalmadı diyecek sözün\nBen seni severken çevirdin yüzün\nSardı her yanımı keder ve hüzün\n,,,,,Çevirme yokuşa nolur düzümü\n,,,,,GAYRİ hasret koydum adını SENİN\n\nDurak YİĞİT\nGönüllerin Şairi\nKOCAELİ\n\nGeç diyorum deli gönül geçmiyor? \nHasret bağların/da güller açmıyor \nGülsüz bağda bülbül bile uçmuyor\n,,,,,Çevirme yokuşa nolur düzümü\n,,,,,GAYRİ hasret koydum adını SENİN\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gayrı Ne Gerek",
        "poet": "Nesrin Göçmen",
        "poem": "\n\nGönlüne giren, girsin; \n\nYok bende o  cesaret....\n\nDost kapısı  açık ya, \n\nGayrı başka ne gerek.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaz Tüy",
        "poet": "Küçük İskender",
        "poem": "\n\nbaşkasındadır: parmakucundan\nağza kayan parmakizi\n\niz süren bir hayvan\ngibi içinden gidiyorum buzulun ve\nbu büyük paramparça tesadüfün; \n\nönerildiğim ihanette bir zemin\nbulmuş kendine mana, ters\nyön alsa patlamış yara takacak\nilk meşru yabancıya - -\n\nkayıtlarda yazıyor benim yerime\nölü delinin ilkokuldaki lakabı; \nbaşlayabilecek mi biriktirilebilmesi\nönlemsizliğin kavurduğu ölümün, ölümlerin /\nbu gece ay misafirimiz olacaksa ay\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaz Lambası",
        "poet": "Ali Saçak",
        "poem": "\n\nElimde olmadan kapıldım şarkıya,\nBıraktım kendimi yüzlerce notaya,\nSohbet ettim bulutla, selam verdim aya,\nDaha tatlıdır Doksan, bambaşkadır dünya,\nGaz lambası yanarken.\n\nKar kapamış yolu uzak kaldı Çukur,\nOdun bulup yakıyoruz, buna da şükür,\nUzak kalma sofradan baş köşeye buyur,\nDaha tatlıdır patates, bambaşkadır bulgur,\nGaz lambası yanarken.\n\nOkul bakımsız, veli ilgisizmiş; bana ne,\nFazla takma kafanı bu Doksan Köyü'ne,\nCanını sıkmayasın; sen de katıl cemaate,\nDaha tatlıdır keçiler, bambaşkadır sirke,\nGaz lambası yanarken.\n\nŞiir yazması ayrı zevk, laklakası sanat,\nSevgiden bir çardak, yıldızlardan kanat,\nSen de gel yanıma ayağını şöyle bir uzat,\nDaha tatlıdır Yaren, bambaşkadır sanat,\nGaz lambası yanarken.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gayrıya",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nMümin hoş görmez mi Hakkın kulunu\nTerk etmez müminler doğru yolunu\nGözetir mutlaka, sağ ve solunu,\nİnsana kardeş der, gayrıya mahluk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazabınla Bakma Ya Rabbi!",
        "poet": "Mehmet Ali Aktar",
        "poem": "\n\nKulluk edemediki kusurumuza bakma ya Rabbi,\nGünâhlar diz boyu, ateşinde yakma ya Rabbi,\nCenneti yasaklayıp, boynumuza halka takma ya Rabbi,\nAdalet edersen nice olur halimiz,\nİsyanımıza, nisyanımıza gazabınla bakma ya Rabbi..! \n\n1 garip derviş_m.ali aktar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazap 3",
        "poet": "Abdullah Bedeloğlu",
        "poem": "\n\nGAZAP 3\nPusulası bozuk kaptansız hayatın mavi düşüydüm\nBir at başı önde yürüdüm, umutları sürüdüm.\nSonrasız zamanların tuzağına, girdabına sürüldüm.\nElde gözyaşı, belli belirsiz yaşam emareleri ölüyorum.\n\nGazaba uğramışların vebalini gördüm\nGüneyi, kuzeyi, doğusu, batısı düşman.\nSevmelerin sadakati, dualar yokolan.\nPusula kısır döngüye örülmüş, sırrı çözdüm\n\nŞarkıların çarkı küfre pas atar.\nYarınlara faydası yok, ar yutar.\nBak matemler, ayrılık raksı olmuş.\nSevmeler cambazlık yalan olmuş.\n\nSonbaharı gördüm: Hayat kısır döngü, çıkmaz sokak.\nVedalar ayaz bağırsak avaz avaz faydası yok bırak.\nHadi git umutların önünde, mavi düşler ağlasın elinde.\nHüznüm mavi, düşlerim mavi mavi öldüm, bende…\n\nGazaba uğramış lanetli kavmin yılları\nÜzer, darda bırakır çaresiz koyar insanları\nYerden yere vurur şüheda, heba eder durur.\nEritir damla damla, vurur saf saf insafı yoktur.\n\n                                  Abdullah Bedeloğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazanız Mübarek Olsun 2",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nTüm Anadolu halkımızla birlikte\nEmperyalist devletlere karşı\n19 Mayıs 1919 da başlattığımız\nVe bugün kazandığımız\nBağımsızlık savaşımızdan \nÖrnek alan \nTüm dünya halklarına sesleniyorum\nGazanız mübarek olsun\n\n Mustafa Kemal Atatürk \n30.Ağustos.1922 Dumlupınar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaz lambası ışığında ders çalışırdık",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nBizim çocukluğumuzda elektrik yoktu,\nGaz lambası ışığında ders çalışırdık.\nKöy yerinde birlikte yapılacak iş çoktu,\nErkenden kalkar tarlaya gidip doluşurduk.\n\nBabamız iş bölümü yapardı yemek yerken,\nSabah ezanıyla tarlaya varırdık erken.\nOtları yol,tarlayı sula,harman döğ derken,\nİş zor gelirdi ama sonradan alışırdık.\n\nÖylen yemek arası bazen fırsat olurdu,\nİşi savsaklar isek onu babam bilirdi.\nOyun oynamak için arkadaşım gelirdi,\nÇellik çomak oynayıp tarlada buluşurduk.\n\nBu işlerden ne zaman kurtulacağız derdik,\nKöy  yerinde biz ömrümüzü işe verdik.\nKardeşlerimle kuru soğan çökelek yerdik,\nBiz bir yavan ekmeği beraber bölüşürdük.\n\nYusuf ile çocuklar bir odaya doluşur,\nİşten sonra gelir evde bir de ders çalışır.\nAkşam dersimizi yaptıktan sonra buluşur,\nÇocuklarla heleşenlik yapar gülüşürdük.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazanız Mübarek Olsun 1",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nTüm \nAnadolu halkımızla birlikte\nEmperyalist devletlere karşı\nŞu anda başlattığımız \nBağımsızlık savaşımızdan\nÖrnek alacak olan \nTüm dünya ülke halklarına \nSesleniyorum\nGazanız mübarek olsun\n\n* Mustafa Kemal Atatürk *\n19.Mayıs.1919.Samsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazel 1",
        "poet": "Hilmi Tuna",
        "poem": "\n\nSabrında vardır bir sonu her zaman selâmet değil\nGözden akan her gözyaşı elbette nedamet değil\n\nBizim diyarımız Beyazıt’tır Babıâli’dir\nHaliçte Piyerloti ol Göksu Sâdâbât değil\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazel   (10)",
        "poet": "Erdal Ceyhan",
        "poem": "\n\nEy sevgili biliyorsun bu gün çok  özel bir gün\nAslında deliler için sayarsan özel  gün her gün\n\nBu gün dünyaya geldin çok ağladın çok güldün\nKendin için bir işkence başkaları için ömürdün.\n\nNice böyle günler kutladın çoğu meyhanede yalnız\nEl elde baş başta kaldın temkinli ama kafasız.\n\nDağlara çıktın, isyan ettin,kimse seni dinlemedi\nAnan çok ağladı  senin için, dostlar hiç inlemedi\n\nSokaklarda nafile sürttün,Ferhat sana acıdı baktı\nŞirinse hiç  aldırmadı, bir köpek yaranı tımarladı.\n\nKalbin kaç kez durdu,uyandın o yarin  sesiyle\nDurup durup kudurdu, kıskançlık nefesiyle.\n\nEy dai sesin kes, ağlaşma köpek misali\nSabırla beklersen, geçerken görürsün yari.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazel  11: Siyah-Beyaz",
        "poet": "Erdal Ceyhan",
        "poem": "\n\nKardan beyaz  alınlara kara çizgi çizilmiş\nKaraların üstündeki karlar bir gün ezilmiş.\n\nTopraklara aldırmadan beyaz beyaz uzanmış\nKara kara topraklarda uyuyacak ne varmış\n\nZaman  saçlarına beyaz beyaz renk sürtmüş\nÜstündeki  karayı da beyaz karlarla örtmüş\n\nSabah akşam o taraftan kara kara gün doğmuş\nToprakların altındaki adam artık soğumuş.\n\nBunca yıldır gökten kara tüter kara dumanlar\nKar olmasa karaların dertlerinden kim anlar.\n\nKaranlıkta karlı yolda kara ayak izleri\nKara günde karanlıktan hak saklasın bizleri.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazel",
        "poet": "Rasih Bey",
        "poem": "\n\nSüzme çeşmin gelmesün müjgân müjgân üstine\nUrma zahm-ı sîneme peykân peykân üstine\n\nRîze-i elmâs eker her açdığı zahma o şûh\nLutfı var olsun ider ihsân ihsân üstine\n\nDilde gam var şimdilik sen gelme lutf it ey sürûr\nOlamaz bir hânede mihmân mihmân üstine\n\nYârdan mehcûr iken düşdük diyâr-ı gurbete\nDehr gösterdi bize hicrân hicrân üstine\n\nHem mey içmez hem güzel sevmez demişler hakkına\nEylemişler Râsih'e bühtân bühtân üstine\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazel",
        "poet": "Şeyh Galib",
        "poem": "\n\nYokmuş bir aha ey gül- i rana tahammülün\nBağrın ne yaktın ateş- hasretle bülbülün\n\nYek-rengdir zeban-ı hakikatte hüsn ü aşk\nBang-i hezar şu'lesidir ateş-i gülün\n\nDuzah-nişin-i ateş-i fakr olduğun kalur\nEy ahiret-harab tehidir tevekülün\n\nTekrarlarla şüpheleri daniş anlama\nGel arif ol ki ma'rifet olsun tecahülün\n\nMerdanelik asaleti meydanda bellidir\nHayber günü babasını kim sordu Düldül'ün\n\nGalib maarifin de sefası değer veli\nCanan vasfıdır hele aslı tegazzülün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazel",
        "poet": "Cem Sultan",
        "poem": "\n\nCan dimağına irup buy-i vatan \nDil diler kim görine ruy-i vatan \n\nÇeşmey-i Hayvan'dan iy dil hoş durur \nBen garib üftadeye cuy-i vatan \n\nN'ola can istesem çün yeg durur \nBağ-i cennetden bana kuy-i vatan \n\nGönlüm eyler da'ima anı taleb \nBend olaldan bana gisuy-i vatan \n\nHürrem olup Can-i Cem irdi safa \nDil sabadan alalı buy-i vatan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazel",
        "poet": "Sadri Haşimoğlu",
        "poem": "\n\nÜzülmeyin gidenlerin ardından,\nCanan gider, tende yine can kalır,\nBiter bir gün en yürekli sevdalar,\nBoşuna harcanmış bir zaman kalır…\n\nNe kadar sürerse sürsün saltanat,\nMusalla taşında bir sultan kalır,\nDört omuzda bitiverir yolculuk,\nGeride cılız bir ah – figan kalır…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazel",
        "poet": "Şair Rasih",
        "poem": "\n\nSüzme çeşmün gelmesün müjgan müjgan üstine\nUrma zahm-ı sineme peykan peykan üstine\n\nRize-i elmas eker her açtıgı zamme o şuh\nLütfu var olsun ider ihsan ihsan üstine\n\nDilde gam var şimdilik lutf eyle gelme ey sürur\nOlamaz bir hanede mihman mihman üstine\n\nYardan mehcur iken düşdük diyar-ı gurbete\nDehr gösterdi yine hicran hicran üstine\n\nHem mey içmez hem güzel sevmez dimüşler hakkına\nEylemişler Rasih bühtan bühtan üstine\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazel",
        "poet": "Salih Okumuş",
        "poem": "\n\nAsûde geçti baharım, hayâlin mehtabımdır,\nKulaklarımda halâ o mahur şarkılar vardır.\n\nDinmesin şarkılar geceler söylesin dursun,\nBin yıldan beridir gönlümün çalmayan bestesi vardır.\n\nHalâ yükselmekte bir kudsi sada, sazendeler görünmez,\nBir dağ-ı hicrandır ki ruhum, bilinmez yaresi vardır.\n\nÇekilir mi bu mihnet-i aşk, yoğrulmuştur bin parça hazdan\nBir çekilmez derde giriftarım, onun da dil-i mahzunu vardır.\n\nGel ey sevgili, aşk şulesin gönlümde yakarak,\nGel, gel ki matemim dinsin, zirâ vuslatı beklerim yıllardır.\n\t\t\t\tEdirne, 1992\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazel",
        "poet": "Mehmet Bicik",
        "poem": "\n\nAşk denizinde yüzeli,\nGönlüm sevmez her güzeli.\nSevdiğim için döktürürüm,\nŞarkı, şiir hem gazeli…\n\n7 Aralık 2001, Burhaniye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazel - 7",
        "poet": "Mohamed Ilyas",
        "poem": "\n\nYar alnindan aya tum al \nanlama birak gonule cozum al\n\nkotuluk tatli sozunu anlamayacak\nbuneden onun ustunde hucum al\n\nyolu dogru basi elde destekle\nolmaz ise basi verip donum al\n\nhetip der ki yanlisdir sevi yalan\ntebip der ki badem ile uzum al\n\ngul dudagi kara sac varan gozler\nMir boyle bir yuzu luzum al.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazel",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nAyrılık ne yaman bir gurbetmiş ey yâr\nHasretin karşımda aşılmaz bir duvar\n\nKederle örülmüş, tuğla tuğla, tek tek\nHarcında süzülen gözyaşlarım hep var\n\nKıvrılarak gider Çin setti misâli\nKilometrelerce, sonsuzluğa kadar\n\nBöler aramı hep neşeyle, sevinçle\nHiç durmaksızın o derdime dert katar\n\nBeni senden alır, koyar yanlızlığa\nKahırdan kahıra bir yel gibi atar\n\nÇilesi bitmeyen tükenmez bir dertmiş\nAyrılık ne yaman bir gurbetmiş ey yâr\n\n      (23 Nisan 2007/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazel(aruz)",
        "poet": "Ali İhsan Soyaslan",
        "poem": "\n\nGörsek biraz bahârı bahar faslı gelse de\nTekrar bahar bu şarkıyı şehrimde çalsa da\n\nGelmiş bahar bu şehre, değişmiş şehir hemen\nArtık şehirde kış gidiyor nâmı kalsa da\n\nŞehrin sokaklarında süpürmüş bahar kışı\nKıştan kalan yıkıkları yerlerde bulsa da\n\nGönlümde şevk bırakmadı kış,gitti çok şükür\nDolmaz gönül ki şevkle,kadeh bâri dolsa da\n\nAlmış bahar yanında da binbir çeşit çiçek\nSunmaz bu şehre gül,kokular bâri salsa da\n\nEn çok da gözlerinde bulurdum bâharı ben\nKış günlerinde şehre soğuklar saçılsa da\n\nKışlar sarardı bende bahar geldi,gelmedin\nRüzgar getirse hep bana gül yâri alsa da\n\nYok başka bir neşem yine üç beş beyit hariç\nAh bir de görmesek kışı hep böyle kalsa da\n\nKeyfin yerindedir yine ey Sâki bakma sen\nBir gül için hayat şu baharlarda solsa da\n\nmef û lü fâ i lâ tü me fâ î lü fâ i lün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazel II",
        "poet": "Salih Okumuş",
        "poem": "\n\nBir dilbere mübtelâdır şu gönül,\nAyrılığı belâdır, visâli belâ gönül.\n\nBir özge bahardır yâd ellerde açan gül,\nRayıhası rüzîgârdır, kokusu ilaç gönül.\n\nRâm oldum hemdemine bir perişan haldeyim,\nKâkülleri zülmettir, kirpikleri ok gönül.\n\nBir tatlı hâb ihsan eyle sultanım,\nBir nice bayramdır, eteğinde uyumak gönül.\n\nSevdim, sevemem asla daha başka bir nigârı,\nAlnıma çizilmiştir, yazılmıştır o gönül.\n\n\t\tTrabzon, 2 Nisan 1995\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazel Vaktidir Eylül",
        "poet": "Mustafa Yuka",
        "poem": "\n\nGAZEL VAKTİDİR EYLÜL\n\neylül\ngüzdür bilirsin \nhavalar soğur\nkuşlar\nvatansızlaşır\nçiçekler solar\nböcekler yuvalarına çekilir\nkısacası gazel vaktidir eylül\nhey\nkürsüsü susturulmuş öğretmen\n\nsen\nişçinin,köylünün\nkısacası\nulusun sırtına\nyani kamburuna\nmasa kuran\namerikan viskisi\nrus votkası\nfransız şarabı\nve\ntürk rakısı yudumlayan\nkerkenezleri gördün\n\nonun için\neylüllerde\npabuçlarını meydanlarda\ngözlerini,\nbiber gazında\nbileğini filistin askılarında unuttun\n\nsana\nyirmi dört kasımlarda\npulsuz\nimzasız\nzarfsız, mesajlar gönderecekler\nbeşikler sallayacaklar\nninniler söyleyecekler\nuyuklayasın diye\n\nyorgunsun\nbitkinsin biliyorum\ndöşeğin\nısırgan otunda \nyorganın\ndomuz postunda \nuyuyabilirsen uyu öğretmenim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazel- Bu Gece",
        "poet": "Tarkan Köksoy",
        "poem": "\n\nBu gece başka gece, bir bahardan bu gece,\nSâbâ rüzgarı gibi, hoş rüzgardan bu gece\n\nGül yanaklı sevgili uzanmış çimenlere,\nKaş, kirpikle öpüşmüş, göz mahmurdan bu gece\n\nÇimen kokulu dilber, yüzer sevda gölünde,\nIslanmış bütün beden, ten yağmurdan bu gece\n\nHâr ile yanar başım, yasladım sinesine,\nSâlihi murad aldı, yine yardan bu gece.\n\n                            (TARKAN KÖKSOY)       ŞAİR SÂLİHİ\n\n***DOST TELİNDEN SÜZÜLENLER***:\n\nAğlayarak ünlemiş Salihi'nin sol yanı \nBülbüller suskun kalıp caymış zardan bu gece....Şemsettin Dervişoğlu\n\nDerde dalmış Deryaya, vurgun yemiş Salihî, \nAşkın od'u sînede, yakar nâr'dan bu gece.....İlhami Erdoğan (Ozan İlo) \n\nYoluna revân oldum vardım yâr hanesine \nÔl mâh-ı sultanı gördüm gönlü nûrdan bu gece.......Makberî (Ahmet Akkoyun)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazete (!)",
        "poet": "Ramazan Özütürk",
        "poem": "\n\nBirinci sayfası: Anti-haberler:\n\nYağmur yağdı, İstanbul’u sel aldı\nDünyalık varlıklar çöpe yollandı.\nHükümet yıkıldı, enkazı kaldı\nÜç günlük sefası hüsrana daldı.\n\n\tCümlesi maskara, sözcüğü kara\n\tDamarındaki kan büsbütün para\n\nİkinci sayfası: Anti-aktüle:\n\nBikini içinde boyalı hatlar\nDeniz kumsalında oynaşır etler\nAhlakı bozulmuş, çevirir haltlar\nÖlçüsü uygundur, kıvırır altlar\n\n\tVücudu maskara, poyası kara\n\tDamarındaki kan büsbütün para\n\nÜçüncü sayfası: Yurttan haberler:\n\nBölücü eşkıya akıtır kanı\nSinsice gülmeye çoktur bakanı\nKısır döngüler oyalar vatanı\nBir muamma ki, bırakmaz yakanı\n\n\tDermanı maskara, yüreği kara\n\tDamarındaki kan büsbütün para\n\nDördüncü sayfa: Anti – ekonomi:\n\nAmerikan dolarında artış var\nRusya rublesinde iniş-çıkış var\nFalan-filan banka repo kovalar\nHizmeti (!)   unutmuş, salyası akar.\n\t.\n\t  Dövüzü maskara, hizmeti kara\n\t  Damarındaki kan büsbütün para\n\nBeşinci sayfası: Anti-sağlıklar:\n\nBay Stres atıyor leş parasına\nFilan hap em olur baş ağrısına\nFilan parfüm güven k.. arasına\nBaşım bir hoş döneler kokusuna.\n\n\tSağlığı maskara, devası kara\n\tDamarındaki kan büsbütün para\n\nAltıncı sayfası: Ekran yayını:\n\nÇırılçıplak televizyon ekranı\nAyarı düzensiz, tekler sekmanı\nHararet yükselir, çıkar dumanı\nBatının şerrine döner dümeni\n\n\tProgram maskara, yayını kara\n\tDamarındaki kan büsbütün para\n\nYedinci sayfası; Spor zamanı:\n\nHakemin düdüğü hatalı öttü\nFilan takım, maçı bundan kaybetti\nTransfer çıldırdı, bütçeler bitti\nFukara bağırır: Rezalet yetti..! \n\n\tSarı kart maskara, kırmızı kara\n\tDamarındaki kan büsbütün para\n\nSekizinci sayfa; açık yoruma\nÖzütürk baktıkça, güler duruma\nYoldan çıkmışız da, gider zoruma\nAklı oynatmadan bulsak koruma\n\n\tOlmamalı artık sözler maskara\n\tVarsın ruhlar gerçeklerin farkına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazete",
        "poet": "Cumali Narin",
        "poem": "\n\nGazetede başlık:\n_Kişi başı milli gelir beşbin dolar_\nUlan bu para bende olsa,\nMahellenin aç itleri bile doyar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazeteci gardaş",
        "poet": "Yusuf Ziya Leblebici",
        "poem": "\n\nMemleket gidiyor kapan kapana\nKaranın içinde akları da yaz\nMasum insanları satan satana\nGazeteci gardaş, pakları da yaz\n\nPareye dönüşen kurak tabakta\nAş pişmiyor artık yoksul mutfakta\nYürekler çatlamış, halkım kurakta\nGazeteci gardaş, bunları da yaz\n\nGüneş kimine yumuşak doğuyor\nBizeyse doğduğu yerden batıyor\nBiz hak ararken onlarsa satıyor\nGazeteci gardaş, batanı da yaz\n\nTarlada çalışan köylüleri de\nOkulda okuyan öğrenciyi de\nFabrikadaki işçileri de\nGazeteci gardaş, onları da yaz\n\nYusuf Ziya'm, hani doğru gastesi\nHalkımın kulağı, hakların sesi\nBiz bu vatandayız, görün bizleri\nGazeteci gardaş, halkımı da yaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazeteci",
        "poet": "Vedat Sadioğlu",
        "poem": "\n\n10 Ocak, ‘Çalışan Gazeteciler Günü’ \nÇalışan gazetecileri hatırlama günü\nÇalışma zamanı belli olmayan\nBugün, çalışan gazetecilerin günü\n\nKendi gününde bile çalışır gazeteci\nGazeteci, halkın işiten kulağı \nAldığı nefes, halkın gören gözü \nBugün, gazetecilerin günü \n\nToplumun yapı taşlarından biri\nKimilerine göre toplumun 4. gücü\nDemokrasinin vazgeçilmezi\nBugün, basın çalışanlarının günü\n\nUlusal-yerel, basın-yayın hepsi önemli\nHepsi insan için hayati, hepsi gerekli\nKitle iletişim araçlarıyla etkili \nBugün, basın-yayın çalışanlarının günü\n\nTarih boyunca yaralandı, öldürüldüler\nÇalışırken kaçırıldı, zarar gördüler\nBu uğurda ölenlerin de hatırlanma günü\nBugün, çalışırken ölen gazetecilerin günü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazeteci İsmil Güneş",
        "poet": "Muhittin Laçin",
        "poem": "\n\n-\nGAZETECİ İSMAİL GÜNEŞ IN ANISINA\nKEŞ DAĞI.5.3.2009\n\nAğarmadı şafaklar \nUyanmadı sabahlar\nYavaş yavaş çekildi\nDondu eller ayaklar.\n\nYalvardım bulutlara \nYol sordum yıldızlara\nYaralı esir düştüm \nAsi fırtınalara.\n\nBuz tuttu gömleğimi\nSusturdu yüreğimi\nMerhametsiz Keş dağı\nDondurdu iliğimi.\n\nSeslendim Muhsin beye \nErhan uyansın diye \nHadi kalk pilot Kaya \nGötür bizi yer köye.\n\ngün beyaz gündüz beyaz\nyangın yüreğim ayaz\nuyna ismail güneş \nderdini dağlara yaz\n\nMurat benden habersiz\nYüksel suskun nefessiz \nDağ başı kırık ayak \nŞaştım kaldım çaresiz.\n\nGökler beyaz yer beyaz\nAk yüreğim kar beyaz\nZalim insanla zalim\nKalpler kara yer beyaz.\n\nŞair muhittin laçin,25,3,2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazeteci ile bir anı",
        "poet": "Ufuk Bayraktar",
        "poem": "\n\nbugün az kalsın bir gazeteci dövüyordum, meşhur olmam işten değildi  :))\n\nbitlis 112 ile ilgili bir haber düştü bugün ajanslara... haberi düşen muhabiri 112'ye çağırarak bu tür çarpıtılmış haberlerin, büyük bir özveri ile çalışan ekibimizi üzdüğünü söyledik. (başhekim ve yardımcısı olarak ben)\n\ngazeteci de geçen hafta cumartesi günü bir trafik kazasına ambulansın 20 dakikada gelmediğini söyledi (özveri ile çalışan ekip bu mu dercesine)\n\nben de, geçen hafta cumartesi nöbetçi olduğumu ve böyle bir şey olmadığını söyledim. israr etmesi üzerine, bilgisayardan vaka kaydına baktık. bizim ekip (yani biz :)   çağrıyı alışımızın 4. dakikasında olay yerine varmışız. \n\niddiasında israr etti. kazadan 20 dakika sonra 112'yi aradığını söylerek ses kayıtlarını da dinlemek istedi, dinlettik... \n\nkaza ihbrarını veren ilk telefon kaydını dinledik. ard arda olay yerinde herkes 112'yi aramış. ikinci aramada çağrıyı karşılayan arkadaş ekibin yola çıktığını söylemiş (ilk çağrıdan 45 saniye sonra)\n\nilk çağrıdan yaklaşık 5 dakika sonra gazeteci aramış: ambulans gelmediği için aramıştım aaaa şimdi geldi'' diye bir ses düşmüş kayıtlara...\n\nyine ikna olmadı, bu kayıtları istediğimiz gibi değiştirebileceğimizi iddia etti, zira 20 dakika beklediğinden ve ambulansın gelmediğinden emin(!)\n\noysa ses kayıtlarımız kesinlikle değiştirilemez, silinemez ve oynama yapılmaz! \n\nben o sırada çok sinirlendim. ''günaha giriyorsun'' dedim, çünkü iftira atıyordu.  ve hala israr ediyordu söylediği şeyde...\n\nben de ''çok eminsen gazetene ver bu haberi'' dedim. ''veririm'' dedi. ''vermezsen şerefsizsin'' dedim ve çıkıtm odadan... çünkü artık ya küfür edecektim ya da dövecektim o adamı...\n\nBÜTÜN GAZETECİLER BÖYLE İSE, BİLMİYORUM...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazeteci",
        "poet": "Mehmet Gözükara",
        "poem": "\n\nÇaplı çapsızlığı yazayım dersen \nKarganın kayada ötmesini yaz. \nAsıl köksüzlüğü yazayım dersen \nKurbağanın kuşu gütmesini yaz\n\nGurbet başımızdan ayrılmasa da\nHasret tabaklarda dursun masa da\nDerdi, dert edenler çok kalmasa da\nGaribin gönlünün tütmesini yaz\n\nNe bulursa midesine götüren\nÇıkar için dostluk kurup bitiren\nTurası silinip kıymet yitiren\nŞerefin çamura batmasını yaz\n\nKapda ne var ise dışa o sızar\nGüneş devrildi mi gölgeler uzar\nÜstünlük kurmazsa kendine kızar\nKibirlenip çalım satmasını yaz\n\nCepler kasalardan daha da iri\nYakadan beterdi yüreğin kiri\nMikroplar hormonlu, aha her biri\nVerem, veba, tifo, sıtmasını yaz\n\nAt girdi et çıktı mezbahaneden\nAsıl sebep başı bahane eden\nFarkı yok evlerin Tımarhaneden\nAkılın yerinden fırtmasını yaz\n\nNe devir değişti ne de deviren\nKaptan oldu bin bir dümen çeviren\nFetvaya uymadı fetvayı veren\nÇalınan mayanın tutmasını yaz\n\nTilkiler kümese korucu durdu\nKedi aklın yedi köpek kudurdu\nBir tavşan aslanı kalbinden vurdu\nFarenin bir fili yutmasını yaz\n\nGözükara’m can evinden yaralı\nÖldürmekmiş yaşamanın kuralı\nDertlerimiz üst üstüne sıralı\nAcının ağrının bitmesini yaz\n\nSeyr ü Sefer (sh. 130) \n\n********************************************************\n\nBunlarıda yazsın diyen gönül doslarının dedikleri:\n********************************************************\nSağında konuşur solda gizliyor \nÇıkarı nereden onu izliyor \nHazineyi ova gibi dülüyor \nDevletin malını yutmasını yaz............ Fatma Aras\n**********************************************************\n\nYazarsan gerçeği yaz ki bilinsin \nKaranlıklar ışık ile silinsin \nEy medya sen hangi kirli elinsin \nPara ile vicdan tartmasını yaz................HALİT YILDIRIM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazeteler...Dörtlük",
        "poet": "Ali Efeoğlu",
        "poem": "\n\nGazeteler...\n\nOkunmaz oldu bugünler de gazeteler\nHepsi,çarşaf çarşaf cinayet haberleri dolu\nNe oldu sana memleketimin güzel insanı\nNedir bu bitmez kin,neden kalbin öfke dolu...\n\n14.aralık 01.izmir\nali efeoğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazeteciyim",
        "poet": "Mahmut Çiçekdağı",
        "poem": "\n\nSokakta yüzü çamurlu çocukların \nHabersizce safca babalarını bekleyişini \nKazalarda yok olan mutluğu hüzünleri \nTitrek sesle verilen diz çöktüren haberleri\nDoğruyu söylerken yediğim yumrukları\n\nHüsranları sarmaya uğradıkça itilmelerimi\nYarınlara mutluluk tohumu ektikçe \nElimden giden ümitlerimin uçmalarını \nAcıyı pişmanlıkları nefesime takarak yazarım \n\nNerede kırık dökük boynu bükük yaşam görsem\nAdalet için doğruluk insanlık için \nGazeteyle üzeri kaplı bir cinayet görsem \nFaile gitmiş Adalet için doğruluk insanlık için \n\nİsyanların dua ile karışmalarını \nVe gittikçe büyüyen yalnızlıkları \nKapalı kapılar ardındaki dönen oyunları \nAdalet için doğruluk insanlık için yazarım \n\nYazdıkça vicdanımın kelimelerini\nDuymam ana avrat edilen küfürleri \nAcıtmaz bedenimi atılan yumruk ağırlıkları \nHafifletir yüreğimdeki pişmanlık sızılarını \n\nHakkın öğrettiklerini yazarım \nYedikçe dayağı vazgeçmem üzerine giderim \nAdalet için doğruluk insanlık için yazarım \nÇünkü ben gazeteciyim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazeteci Yazar Münevver DÜVER'le söyleşi",
        "poet": "Münevver Düver",
        "poem": "\n\n1.\tSayın Münevver Düver, kaç yıldır edebiyatla uğraşıyorsunuz? \n\nÇocukluk yıllarından beri şiirle iç içeyim aslında. İlkokula gidip okuma yazma öğrendiğimde başladım şiir yazmaya. Annem, bir şeker bayramında babamın bizleri götürdüğü lokantada, üstü başı perişan çocukların şeker isterken ki hallerine çok üzüldüğümde peçete üzerine ağlayarak yazdığım şiiri çantasına koymuştu. Sonradan çıkarıp verdiğindeki sevincimi hala hatırlıyorum. Sanki dünyanın en pahalı mücevherini bulmuştum. Sonraki yıllarda da şiirle asla ilgimi kesmedim. Yazmaya devam ettim. Bugünlere kadar geldim.\n\n2.\tBugüne kadar kaç kitap yayımladınız? \n\n     Yazdığım şiirlerin sayısını binlerle telaffuz edebiliriz. Bunların bir kısmını geçtiğimiz yıllarda kitaplaştırdım. Bugüne kadar, biri ikinci baskısı yapılan beş şiir kitabım yayımlandı. Üstelik 2005 yılının Aralık ayında beş şiir kitabımı birden bastırıp, şiir severlerin beğenisine sundum. Bu durum, değil Türkiye’de, dünyada bile bir ilktir. Ayrıca 2006 Aralık ayında bir de tiyatro oyunumu kitaplaştırdım. 10 civarında kitabımda yayına hazır, basılmayı beklemektedir.\n\tGenelde edebiyat, özelde şiir için verdiğim emeğin karşılığını edebiyatseverlerin gösterdiği ilgiyle fazlasıyla alıyorum. Bu bağlamda, çok değişik kurum, kuruluşlardan sayısını bilemediğim kadar çok plaket ve ödül aldım. Bu durum, haliyle her şairin olduğu gibi benimde üretkenliğimi olumlu yönde etkilemektedir.\n\n3.\tGünümüz edebiyatında şiirin yeri nedir? \n\nŞiir her zaman edebiyatın yüreğidir. En duygusal bölgesidir. Türk insanı hala duygularını, sevinçlerini, kederlerini dil getirmek için şiiri kullanmaktadır. Onun için edebiyatta şiirin yeri dün olduğu gibi bugün de çok önemlidir. Yarın da böyle olacaktır. Diğer edebiyat dallarını küçümsemiyorum ama, hiç biri şiirin yerini alamayacaktır. Çünkü, şiirin tadı bir başka.\n\n4.\tSon dönem şairlerden, bir Yunus Emre, bir Karacaoğlan, bir Pir Sultan Abdal çıkmayışının sebebi nedir? \n\nO dönemler şiir duyguları dile getirmede tek araçtı. Teknoloji yoktu. Edebiyatta yeni türler ortaya çıkmamıştı. Şimdi öyle mi? Roman, hikaye, deneme gelişti. Bu alanlarda da büyük yazarlar, değerli ürünler verildi. Günümüzde de çok büyük, çok değerli şairlerimiz vardır. Bence, yok demek, şairlerimize, şiirimize, en önemlisi de milletimize haksızlık olur.\n\n5.\tTelevizyonlarda bir sürü program yapılıyor fakat, edebiyat ve şiir adına programlara pek rastlanmıyor, Neden acaba? \n\nMaalesef, televizyon kanallarımız Türk Kültürüne yakın değiller. Bir çoğunun adı bile Türkçe değil. Tamamen Hollywood kültürünün etkisinde yayın yapmaktadırlar. Programların çoğu da incir çekirdeğini doldurmayacak türden. Topluma uzak, benimsedikleri Hollywood kültürüne yakın. Kimi gafletinden yapıyor, kimi ihanetinden. Çünkü, bir milleti ayakta tutan en önemli etken dil; edebiyat ve şiir de dili yaşatan en önemli öğelerdir. Dolayısıyla milleti var eden unsurlardır. Onun için, Türk milleti’nin dilini kaybetmesini isteyenler, televizyon ekranlarını edebiyata ve şiire kapamaktadırlar.\n\n6.\tKültürel gezilere nasıl bakıyorsunuz? Edebiyata katkı sağlıyor mu? \n\nSadece kültürel geziler değil, seyahatin her türü insanların, bu arada doğal olarak sanatçıların ufkunu açar. Yeni açılımlara fırsat yaratır. Onun için, sık sık geziye çıkarım. Bu gezilerim sırasında edebi açıdan çok sayıda materyal toplarım. Sonra bunları edebiyat ve şiirin güzel duygusuyla harmanlarım. Bence, tüm şairler, yazarlar ellerine geçen her fırsatta değişik yerleri gezmeye çalışmalıdırlar.\n\n\n7. Münevver Düver kimdir? Kısaca kendinizi tanıtır mısınız? \n\nAdana’da doğdum. Burada ikamet etmekteyim. 10 yıla yakın Kültür Bakanlığına bağlı personel olarak çalıştım. Sonrasında ayrıldım. Gazeteciliğe başladım. Halen Adana’da yayımlanan Zirve Gazetesinde gazetecilik çalışmalarımı sürdürüyorum. Aynı gazetenin Şiir Sayfasının editörlüğünü ve Yayın Kurulu Üyeliğini de yapmaktayım. Adana’da haftalık bölgesel yayınlanan Türkay Haber Gazetesi’nin sanat editörlüğünü yapmaktayım. Aynı gazetede “Sanat Penceresi başlığı altında kültür, sanat ve edebiyat yazılarım yayınlanmaktadır. Türkiye’nin değişik yörelerindeki gazete ve dergiler ile internet gazete ve dergilerinde de yazılarım yayınlanmaktadır.  Bu arada, Günizi adlı kültür- sanat-edebiyat dergisini  önümüzdeki günlerde yayınlamaya başlayacağım. Kalabalık ve hepsi büyük değer olan bir yayın kurulu tarafından dergide yer alacak eserler belirlenecektir. Bu bakımdan seçkin bir dergi olacak. Dergiye gönderilen tüm eserleri inceleyecek olan yayın kurulu, yapacağı tavsiyelerle henüz yolun başındaki genç kardeşlerimizin ufkunu açacak; edebiyat dünyasında kalıcı bir yer edinmelerinde yardımcı olma gibi bir misyonu da yerine getirecektir.  www.munevverduver.com, www.munevverduver.net, www.munevverduver.org adlı internet sitemle sanal alemde yayıncılık yapmaktayım. Sitemde kendi şiir, roman ve tiyatro oyunlarımın dışında, başka sanatçıların da eserlerini yayınlayarak, edebiyat dünyamıza hizmet etmekteyim.\n\n8.\tGazeteciliğin genelde sanata, özelde şiire ve edebiyatı etkisi nedir? \n\nGazetecilik yapısı gereği günün her anı halkla iletişim içerisinde olan  bir sektör. Böyle olunca, bir sanatçı için çok önemli olan halkın dertlerini, sevinçlerini, acılarını, toplumun içinde bulunduğu ruh halini sağlıklı bir biçimde saptama fırsatı doğmaktadır. Bu durum, sanatçının eserlerine yansır, eserlerini toplum tarafından kabulünü sağlar. Ayrıca, gazeteler yayınladıkları kültür- sanat sayfalarıyla, bir çok genç ismin topluma mal olmasını sağlamaktadır. Maddi imkansızlıklar nedeniyle ürünlerini yayınlayamayan sanatçılara eserlerini sergileme fırsatı vermektedir. Bu durum, sanat ve edebiyatın gelişmesine, Türk Edebiyatının yeni yazarlar, şairler kazanmasına vesile olmaktadır.  Örneğin, sanat sayfası editörlüğünü üstlendiğim Zirve Gazetesi, sadece Adanalı değil, Türkiye’nin her tarafından, hatta Türk Dünyasından bir çok genç ismin eserlerini yayınladıkları ilk yer olmuş ve onları sanatseverlere tanıtmıştır.\nBu arada, televizyonun izlenme oranının yüksek olmasına karşılık gazetelerin yazılı belge olma özelliği vardır.\nGünümüzde bir de internet yayımcılığı vardır. İnternet yayımcılığı da sanatın, edebiyatın ve şiirin gelişmesine çok olumlu katkılar koymuştur.\n\n9. Sayın Münevver Düver, sizin şiirlerinizde özellikle kullandığınız bir tarz var mı? \n\nŞiir, okuyana duygu yoğunluğu yaşatmalı, ruhunda fırtınalar estirmeli, hatta yıldızlarla yarıştırmalı. Ben, şiirimi bu saydıklarımı hangi tarzda gerçekleştirebileceğimi düşünüyorsam o anda o tarzda yazmaktayım. Bu hece vezni de olabiliyor, serbest şiir de. Gönlün hangisinden yana diye soracak olursanız, hece vezninde olduğunu söyleyebilirim.\n\n10. Gelecekte edebiyat alanında hedefleriniz nelerdir? \n\nGelişmede sınır yoktur. Her anımı şiirde, edebiyatta kendimi geliştirmek için kullanacağım. Yeni konularda yepyeni eserler vermek istiyorum. Daha da önemlisi, kendime ait bir tarz geliştirmek istiyorum.\n\n11. Genç şair arkadaşlarımıza tavsiyeleriniz nelerdir? kimleri okumalıdır ve şiirlerinizi yazarken hangi kurallara dikkat etmelidir? \n\nÖncelikle çok okumalılar. Hani kitap kurdu diye bir söz var ya; tıpkı onun gibi. Şiirlerin yanında roman, hikaye gibi türden eserleri de okumalılar. \nKendilerini, hece ya da serbest şiir yazmak için zorlamamalılar. İçlerinden nasıl geliyorsa öyle yazsınlar. Okuyucuyla daha sıcak ilişki kuracaklarından emin olabilirler. Her duygularını kaleme almaktan kaçınmasınlar. Ancak, bunu yaparken, şiirin temel ilkelerini asla gözardı etmesinler. Yazarken kesinlikle bağnazlıktan kaçınsınlar.\n\nGüneyin Kızı-03.03.2007\nwww.munevverduver.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazeteciler ve İdareciler Günü",
        "poet": "Mürsel Adıgüzel",
        "poem": "\n\nSayın Başkan, Meclisimizin Değerli Üyeleri ve Değerli İdareciler,\nBugün”10 Ocak Çalışan Gazetecilerin ” ve “İdareciler Günü” olması nedeniyle, şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlamadan önce hepinize saygılarımı sunarım.\nSayın Başkan, Değerli Üyeler: Bugün, 10 Ocak, ”Basın Çalışanları ve İdarecileri Günü” Bu günün tüm emekçi basın mensuplarımıza mutluluk getirmesini diliyorum. Mesleğim eğitimci olmasına rağmen, basınla ilgili yazarlık yanım itibariyle, “İstanbul Gazeteciler Derneği’”in üyesiyim. Bu yanılmada huzurunuzda olmaktan mutluluk duymaktayım. Hepinizin bildiği gibi basınla ilgili düzenleme,1960 ve 1982 Anayasamızda da ifadesini bulan, aynı zamanda dört üncü kuvvet olarak bilinen basınımızın, çok önemli bir güç olduğunu unutmamalıyız. Bu gücü elinde bulunduranlar, ülkemizin ve toplumumuzun genel çıkarlarını düşünmek zorundalar. Aksi halde yapılan bir hatayı, bütün toplum olarak ödemek zorunda kalmış oluruz. O nedenle, basınımızın değerli çalışanları bu tür çalışmalarında çok hassas olmaları gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Çağdaş Hukuk Devletidir. Bundan dolayıdır ki, Basın mensuplarının haklarını düzenleyen 212 sayılı kanunun çıkarılmıştır. Bu kanun 10 Ocak 1961 tarihinde yürürlüğe girmiştir. O günden beri, 10 Ocak Günü gazeteciler günü olarak kutlanmaktadır. Bu günün önemi ve anlamı bakımından değerlendirecek olursam; Basın çalışanları, ülkemizin “sosyal, ekonomik ve kültürel” değerlerinde, insanlarımızı bilinçlendirmek adına, doğru haber yazmak zorundalar. Bu açıdan bakıldığında, bütün basın çalışanları çok önemli ve anlamlı bir görev üstlendiklerini bilmelidirler. Basın ahlak ilkelerine tam anlamıyla uyulması ve uygulamasında buna dikkat edilmesinin de önemli olduğu da hiçbir zaman akıldan çıkarılmamalıdır. Toplumumuzun her alanda, basının ciddiyetine inancı sarsılmamalıdır. Bu bakımdan her türlü uygunsuz davranıştan mutlaka uzak durulmalıdır. Aksı hali, ülkemiz ve toplumumuz için kargaşa yaratmasına sebebiyet vermiş olur. Böyle bir olgunun oluşmaması için, basın çalışanların tamamı, Basın ahlak ilkelerine mutlak uyarak görevlerini yapmalı, görevinde sorunlu olanlarında ıslahı cihetin gidilmelidir. Bu hal ve davranışlarda sorun yaratanlara karşı tedbir almakta, sayın yöneticilere düşmektedir. Bu açıdan, yazılı ve görsel medya dediğimiz bu müesseslerin yöneticileri ve çalışanları dikkatli olmak zorundalar. Çeşitli zorluklar içinde olsalar dahi, vatanımızın ve milletimizin sağlık ve selameti adına, hayatı önem taşıyan bu mesleğin mensupları çok dikkatli olmak zorundalar. Davranışlarını, ülkemizin yararını göz önünde tutarak ayarlamasını bilmeliler. Ülkemizin topyekûn kalkınmasında ve toplum yararına olan bütün hizmetlerde, görevlerini yerine getirmelerinin hayatı önem taşıdığını bildikleri kanaatini taşımaktayım. Bilmeyenlerinde, mutlaka bilmeleri gerektiğini hatırlatmak isterim. Çünkü bu meslek sahiplerinin dikkat etmeleri gereken, insan hak ve özgürlüklerini ön planda tutarak, insan sevgisi ve hoş görü duygularına azami duyarlılık gösterilmelidir. Ne yazık ki, zaman zaman kişi hak ve hürriyetleri hiçe sayılarak, yanlış uygulamalarda yapılmaktadır. \nSayın Başkan, Değerli arkadaşlar, Basında görevli bütün çalışanlardan ve idarecilerinden beklentim, Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve onun vatandaşlarına zarar verecek her türlü biçimsizlikten uzak durmaları olmalıdır. Böyle bir duyarlılık içinde hareket etmeleri gerektiğine inanıyorum. Bu vesileyle, “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü”  ve yöneticilik görevini yürütmekte olan “İdareciler Günü’nü” içtenlikle kutluyorum. Sözlerimi tamamlarken yüce meclisimize saygılarımı sunuyorum.\n\nMürsel Adıgüzel\nCHP Grup Sekreteri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazeteler ve Çocuk",
        "poet": "Derya Altıntren",
        "poem": "\n\nKüçük bir çocuk\nŞaşkınlıkla bakıyor gazetelere\nGazetelerde savaş haberleri\nÖlüm haberleri...\n'Bambalkanan şehirdeki\nÖlü Sayısı gittikçe artıyor...\nSavaşlar devam ediyor...\nYeni silahlar, füzeler...\nAtom, nötron geliyor...\nBarış unutuluyor...'\n\nKüçücük bir çocuk\nÖnünde gazeteler\nGazetelerde manşet:; \nSavaş haberleri! ...\nEline kalem aldı\nSavaş haberleriyle dolu\nGazetelerin üzerine \nEl ele tutulup\nŞarkılar söyleyen\nİnsanlar çizdi...\n\nOnları güzelce kesti makasla\nGetirdi odasının\nDuvarına astı\nSokağa çıkmadan önce\nBaktı şaşkın gözlerle\nSavaş haberleriyle dolu gazetelere...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazeteci Oyalaması",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nMerak eder bakarsın yarın kar tatili mi? \nElinde internetin bu tatil mi değil mi? \n\nDer, işte kar tatili uzattıkça uzatır,\nAçık ve net söz yoktur şahsını uğraştırır…\n\nDer, işte açıklama yine aldatacaktır,\nTövbe eder çıkarsın çıkman da imkânsızdır…\n\nDüşmüşsündür tuzağa birden lanet edersin,\nDolandırılmışsındır durmaz sinirlenirsin…\n\nYoksa kazanamazlar kimseyi çekemezler,\nYalansız haberlerle mal biriktiremezler. \n\n(2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazeten olsaydım",
        "poet": "Asiye Atabaş",
        "poem": "\n\nher sabah merkla baktığın baştan sona sabırla merakla okuduğun bir gazete olsaydım \ntakip ettiğin köşe yazıları çözdüğün bulmaca olsaydım \nmagazin dünyasının güzelleri kim kiminle evliydi? uçuk kaçık mısralar olsaydım\nher hafta beklediğin futbol haberleri olsaydım \nhata sinirlendiğin genemi zam haberi olsaydım\ngazete bedava sevgi dağıtıyor kuponları ben olsaydım \ntertemiz itina ile sakladığın\nbir gazete olsaydım sabah kolunun altına aldıgın \nkokusuyla uyandığın \nunutmadığın isimler olsaydım \nHerşeyden çok benim \nFarkımda olsaydın \nElinde ki gazeten ben olsaydım\n\nHaberin olsun CANIMSIN Seni Seviyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ğazeteye şiir",
        "poet": "Mehmet Gündoğdu",
        "poem": "\n\nĞazeteye   şiir\nbu ülkede kötü şeyler oluyor\nşair ozan yanıyor\ndevlet vatandaşla komedi oynuyor\nyaz ğazete yaz\n\nvadandaşın can güvenliyi yok\nona zulüm yapan çok\nbüyle hayat bombok \nyaz ğazete yaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi",
        "poet": "Ali Tırnaksız",
        "poem": "\n\nVatan için mevziden mevziye koşarım\nYara aldım, ben bu onurla yaşarım\nDağlara sığmam, yükselir aşarım\nBen bu vatanım için\n\nBiz bu vatana nice şehitler verdik\nBüyük Türkiye’yi; bu cumhuriyeti kurduk \nAnadolu’yu temizleyip düşmanı kovduk\nBiz bu vatanımız için\n\nDüşmanın önüne dağ gibi durdum \nUfuktan bu günleri gördüm\nVatan için yaralandım, gazi oldum\nBen bu vatanım için\n\nDünyaya göğsümü gerdim\nMeydan savaşında atamı gördüm\nBu toprak için canımı verdim\nBen bu vatanım için\n\nDüşmana kılıcımı saldım\nCephede yara aldım\nVatan için gazi oldum\nBen bu vatanım için\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi",
        "poet": "Erol Başçı",
        "poem": "\n\nVatan için kan döktün\nCanından can verdin gazi..\nAtan için,\nCan döktün, kanından kan verdin\nElin medeniyetten apartılmış mayınına\nYataklık yaparken, vatan dediğin arazi? \nBaş verdin, kol verdin, ayak verdin gazi! ! \nKanla yazılan destanına...\nÜlkenin dağına taşına, ormanına kayınına\nSöz verdin, şiir verdin, ayak verdin gazi..\nGazi! \nCan değil, ömür verdin\nAn değil, \nYaşayan görür derdin\nGün geçtikçe içinde büyüyen ne tümördür bu\nAnaya, iş gördürür bu, \nÇilende üreyen kahrına gazi, ne kördür bu? \nSelam durmuş sana gazi, saltanat\nPaşaların paşası hazırolda\nBakanların başı beş dakikalık yolda\nGaziye hürmet, zerk edilmiş fıtrat\nSeslen mürüvvete, Karun hazinesi ol da\nGeçimin, hizmetine terkedilmiş avrat.\nKorkarım sormaya sana\nNedir arzun? \nDüşünden düşmeden, sıkıla utana\nÖyle bir şey iste ki helalleşsin ruhun\nBorcun da kalmasın vatana.\n\n***********\nHocam,\nGünüm Kadir, önüm bayram\nElim dirsekten, ayağım bilekten\nNe abdestim ne ibadetim tam\nİncinir mi Allahım benden? \nNamazımı kılsam, sadece yürekten.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi",
        "poet": "Mavi Gözlü Dev",
        "poem": "\n\nİki şalvarlı kopuk dağda geziyormuş dediler.Süngümün ucunda yalvararak canlarını verdiler.Bayrağımı diktim gururla cudinin tepesine.Nöbetimi teslim ettim daha nice mehmetlere\n\nGazi oldum madalyam sol göğsümdeAna dönünce kına sür nasırlı ellerime\n\nDünya selam dur! şerefli türk oğlu türklereÖrnek olsun milletim ezilmiş milletlere\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi",
        "poet": "Nilgün Budak",
        "poem": "\n\nKuruluşunda Cumhuriyetin,\nŞehitler kadar, gazileri de vardı elbet canlarını ortaya koymuş,\nBir kısmı, kısmen bedenlerinden olmuş.\n\nZaferle döndüğünde cephelerden, Gazi demişler Atam sana da.\nLiderliğinle seyre dalmak seni bir yana,\nHissedebilmek lazım şimşek bakışlarının altındaki Mustafa'yı,\nKalbinde ne sızılar vardı kim bilir o ara.\n\nNe çok minnet yaşları dökmüştür kim bilir yüce yüreğin; \nKomutanına, askerine, erkeği kadını çocuğuyla halkına.\nİnancıyla azmiyle, ama yoklarla yola çıkıp,\nGeri gelen, al bayraklı koca bir VAR'la.\n\nGazi! \nTeşekkür ederiz hem lider olup, hem güzel kalan ruhuna.\nBiz güvendiğin Türk gençliği,\nEmanetine sadığız, saygıyla anarız seni.\n\nNilgün Budak \n\nUlu Önder, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'e Saygılarımla...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi",
        "poet": "Necdet Akbaba",
        "poem": "\n\nGazimiz cephede almış yarayı\nYarasına bulmalıyız careyi\nVatan millet için carpar yüreği\nO carpan yüreğe kurban olayım\n\nGazimiz kaybetmiş şahin gözünü\nBarut yakmış ak alnını yüzünü\nBen öpeydim ayağının tozunu\nOna ışık verib ışık olaydım\n\nGazimiz kaybetmiş bir organını\nVatan millet ıçin dökmüş kanını\nYine  esırgemez aziz canını\nGazimize bir can bir kan olaydım\n\nGazimiz vatana eylemiş hizmet\nKutsal hizmetine biçilmez kiymet\nBir gazi oğludur akbaba necdet\nŞehit olamadım Gazi olaydım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi",
        "poet": "Arif Doğramacı",
        "poem": "\n\nNe garip şeyler ürettik\nAymazlığımızda\nŞehitler ölmez diye\nŞehit\nVatan için ölendir\nÖlenler tekrar yaşamaz\nSahiplenmesi de kolay\nÖlmeseydi \nAldığı yaradan\nBaş tacımız mı olacaktı\nGazi\nNe kadar sahiplendik\nKolu bacağı bırak\nYüreği kırılmış\nGazilerimizi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi",
        "poet": "Selin Deniz",
        "poem": "\n\nGözlerimde ki iki damla yaşa bakma \n\nÖyle kin dolusun gözlerin mavi bir şimşek \n\nUçurumun ucunu seçtin sevgim yerine gazi \n\nBarut kokusu sevdan sevgilin senin \n\nBırak kaderine yazılan yazgıya ağlamayı \n\nOnurlu bir sevda aşk seni bekler gazi \n\nSen benim kınalı kanla yıkanmış yiğidim \n\nSeni üzmek değil amacım vebam olur gözyaşın \n\nKaç gece ağladım gözyaşımı senden sakladım gazi \n\nKolay değil barut kokan rüyalarında gezinmek \n\nSarılıp öpüp koklamak isterdim yaralı bedenini \n\nSen huzurlu olasın diye sevdamı attım içime gazi \n\nÇürümeden duyguların uyan uyan ne olur \n\nCephede binlerce askerlerimiz şehit olurken \n\nSen ağlama nefes alıp verdiğin günlere gazi \n\nSöyleyemediklerimi bak ma gözlerimden anlarsın \n\nİstediğin zaman gidebilirsin gücüm yok konuşmaya \n\nSen vatanımın onurlu gazisi bense yalan aşk gazisi \n\nİ.Selin deniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi",
        "poet": "Hasan Ejderha",
        "poem": "\n\nSessiz naralarla çekti yüzüne, indirdi saçlarının aklarını\nBir top beyaz bulut oldu sakalları\nOkul dönüşü yaramazlıkları bitmeden çocukların\nKitap beyazı bakışlarını çekmedi\nKitap beyazı yüzlerinden çocukların\n\nGazi Topal Hüseyin’i aradı\nHer gencin yüzünde\nCami avlusu ihtiyarlarının baston takırtısında kaybetti\nBinlerce genci\nSokaklar boşaldı bir ara, arkasından belirdi cami avlusu mekan\nBinlerce ihtiyar oldu dizildi çocuklar\nGazi Topal Hüseyin, -kan- dedi –kan-\nEkledi arkasından, -kan ve yunan-\nSonra yüzündeki bulut döküldü sandı\nUsandı Gazi Topal Hüseyince yaşamaktan\nÇocuklar geçti sokaktan\nMuhtar, öğretmen, tezgahtar sultan ve katip hasan\nArdından, dedi –bunların hiç birinden korkmaz yunan-\n\t\t.....\n\nilk fırtına nöbetleri tutacak\nsonra cemre vakti buhranları patlayacak\naklayacak belki de ruhunun   pas ve kirini\nzikrini göklere uzatacak buğulu yüreğinden\ngençken söylediği türkülere gülümseyip\nbinlerce turnaya  selamı ulaşacak\nkesin karar verecek sonra Gazi Topal Hüseyin\nYa da Topal Hüseyince yaşayacak.\n\t\t.....\n\nGazi Topal Hüseyin sen yanlışsın\nKuşların ağlamasına dayanmalısın\nBen dayanamam amma,sen bana bakmamalısın\nGazi Topal Hüseyin sen yanlışsın\nKuşların ağlamasına dayanmalısın\nÖptüğün topraklarda  kanın var\nBakma beton sokakların çığlığına\nDünya ancak sana dar\nHerkes soyunmuşken  dünya vatandaşlığına.\n\nSen yanlışsın Gazi Topal Hüseyin\nBarışını bozdun önce mutlu insanın\nOnlar yaşayacaklardı sen olmasan\nNe ki bayrak! sınır! ve nişan\nSen yanlışsın Gazi Topal Hüseyin\nDünyada, evde, sokakta barış\nSen ise kan dökmüşsün karış karış\nKendini bil Gazi Topal Hüseyin\nSatılık ettin mi kaça alırlar madalyanı\nBak etrafına çağdaş insanlara bak\nDeğiştir artık harp artığı kafanı.\n\nKorkarak uyandı düşüncelerinden\nİyice açtı pencereyi sonuna kadar\nOff dedi –bari bir rüzgar gelse serininden-\nHomurdandı sokağa bakıp\nİçeri girdi alel acele, tekrar çıktı madalyasını takıp.\n\nİyice eğildi pencereden aşağı\nAvaz avaz bağıdı\n-Ben Gazi topal Hüseyin\nHey hey ben Gazi Topal Hüseyin\nSizlere diyorum, ben Gazi Topal Hüseyin\nTopal Hüseyin, Topal Hüseyin, Gazi... Topal...\nHüseyin gazi... gazi... Gazi diyorum gazi\nGazi Hüseyin... Hüseyin Topal Gazi...\nTopal Gazi... gazi... gazi... gazi... gazi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi abi",
        "poet": "Yaşar Kılıç",
        "poem": "\n\nAlem adam şu bizim gazi abi, güler-güldürür, durur-düşündürür. \nBir gün, oruç ayında tarla biçmeden gelmiş, çok yorgunmuş. \nKendi de oruçlu ve önceki geceden uykusuz, yorgun ve sahursuz. \nBitkin bir halde... \nO gün de misafirleri gelir hep beraber teravi namazını kılmaya giderler. \nYatsıyı kılar sıra teraviye gelince yavaş yavaş uyku bastırır. \nGöz kapakları kapanmaya başlar, zaten o da arkalarda kılar namazını... \nHoca teraviye niyet deyince, Gazi abi halı yığıntılarının arasına girer. \nZaten yorgun, hemen mışıl mışıl uyumaya başlar! \nNamaz biter, cemaat gider, misafirleri onu arar Gazi abi yok! \nArtık onlarda kendi evlerine giderler, o geceki misafirlikleri de biter. \nHoca da camiyi kitler! \nKöyde ki ışıklarda yavaş yavaş sönmeye başlar, hava öyle karanlık ki kör zifiri... \nBir dereden gelen kurbağanın sesi, bir de köyün köpeklerinin sesi. \nKarnı aç, alışık sahur vakti yemeye, bizim Gazi abi sahur vakit gelince uyanmaz mı? \nEyvah ki ne eyvah! \nKaranlıktanda çok korkar, bir de tabuttan! \nHemen fırlar, düşe kalka kapıya... \nKapı kilitlidir, ne yapacağını şaşırır ve başlar feryada! \nSabaha kadar hariçten gazel okumaya... \nAklına minare gelir, koşar yukarı minareye doğru başlar bağırmaya... \nAma kime? \nHerkes uykuda yaz ayı günler uzun, hasat-biçin zamanı, insanlarda yorgun! \nYok kalkan bir kul, Gazi abi bir minareye bir kapıya gide- gele, gide-gele halden düşmüş... \nBir de üstüne üstelik sesi kısılmış, takrar minareye çıkmış! \nIşıklarda yanmaya başlamış, bir oh çekmiş! \nHemen bağırmış bu seferde sesi çıkmamış, oysa korkudan dili tutulmuş... \nTekrar aşağı inmiş, bir çıkış yolu bulmaya. Arka ardiyeye koşmuş ki ne görsün? \nOy anam oy, tabutun üstüne elini koymaz mı, bu da tabuttan korkmaz mı? \nYine koşmuş minareye, sabah namazı da yaklaşıyor... \nOrtalık alacalımsı... \nHocayıda yolda görünce yine derin bir oh çekmiş! \nBu sefer kapıya koşamaz, tabutu gördü ya bir kere, tabutta kapının yanında ya hani... \nHoca kapıyı açar, Gazi abi tabuttan başka bir şey düşünmediği için! \nHocayı görünce ölü sanar, koşar minareye, koşarken de düşer bayılır! \nGelir hocanın ayakları altına, hoca da derki aferin sen benden önce gelmişsin... Sabah namazına! ! ! \nEh be hoca bıraksaydın namazıda baksaydın atıyor mu nabzına? \n\n\tİşte bu bizim şakacı Gazi Ağabey, bu. Gazi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazı Alınmazsa",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nİyilerin sessizliği, zulme cesaret vermekte,\nSessiz kaldıkça iyiler,tepkileri bitirmekte,\nNihayette şişirilen, balonun bir hacmi vardır,\nGazı alınmazsa eğer,patlayacak denilmekte.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi Acildeyim",
        "poet": "Fehmi Gildiroğlu",
        "poem": "\n\nGazi Acildeyim,\nyine hastane önünde.\nİnsanlar çaresiz koşturmada.\nKulaklar dikkatli, diller isim saymada.\nSanki Piyangodan ikramiye çıkmış,\nNe şanslı ismi okunan. \nDr. teşhisi koymuş gidebilirsin. \nKalanlar sanki cezalı. \nBizim daha 1 saatlik serum var. \nOooo hemşerim görüşmek üzere. \nAllaha ısmarladık, Güle güle.\nHastanedeyim yine acilde...\nGeçmiş olsun neyin var. \nBizimkisi hasta üşütme. \nBizikisi kanser on senedir. \nHımmm. Allah yardımcınız olsun. \nStatümüz farklı.\nBiz öbür taraftan, burada misafir.\nLütfen rahatsız olmayın. \nAllah size uzun ömürler versin.\nKimseye göndermeyin.\nŞükretmek için 10 dakikanız var.\nGazi Acildeyim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GAZİ Antep savunması",
        "poet": "Hasan Karabay",
        "poem": "\n\nBu ünvanı kolaymı verdi GAZİ şehire\nNe bedeller ödendi kan döküldü bir kere\nCan verecekse insan veririm yüzbin kere\nAltıbin üçyüz şehit verdi yazıldı tarihlere\n\nFransızlar saldırdılar,şehre tank,,top,uçakla\nSavundu antepliler; yaşlı,kadın,çocukla\nOnbir ay'ın sonunda,uzun süren zamanda\nBinlerce şehit verdi, gögsündeki imanla\n\nFransızlar el attılar,bir kadının çarşafına\nŞehit KAMİL saldırdı,o anda düşmanına\nOracıkta süngülendi,henüz ondört yaşında \nO,şehit KAMİL'imki, karşı koydu düşmana\n\nUzanınca namusuma, o namusuz eller\nBu nedenlede koptu,kızılca kıyametler\nCanlarından geçtiler can, verdi; Antepliler\nAltıbin üçyüz şehitle,yazılmıştı tarihler\n\nCephane ve malzeme,götürürken orduya\nDeğirmene vardılar,akşam karanlığında\nOndört çocuk kahraman,karşılaştı düşmanla\nŞehitler kervanına,katıldılar o anda\n\nŞahinbey bekliyordu,dört göz ile onları\nElma dağda bekledi,püskürttü düşmanları\nFransızlar katlettiler,çocuk kahramanları\nNafile; şehit düştü,şahanla arkadaşları\n\nYirmi yedi fırkaya, ayrılırlar sırayla\nCephane, erzak gelir, toplanan o parayla\nKuva-yı milliyeden,komutan Karayılan'la\nPusturdular düşmanı,koymadılar vatana\n\nMilli mücadelenin,örneği bu savunma\nKolay kolay vermezler,bu ünvanı adama\nNasılda yakıştı bu, GAZİ   namı ATAM'a\nVurunca antepliler,izzet, namus uğruna\n\nGAZİ'lik,ne takıdır, sana ne yakıştırma\nMeclisin kararıyla,kanunlaştı namına\nTaktir ile karşılandı,ogün büyük savunma\nAltıbin üçyüz şehit, aldı büyük madalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "= Gazi Antepde  Çıkan Yangın  =",
        "poet": "Gül Keleş",
        "poem": "\n\nGazi Antep' deki çıkan yangında.hayatını kaybeden\nVe çok sayıda yaralı bulunanlara.,ölenlere\nAllah'tan  rahmet,Ailelere sabır yaralılara da acil şifalar dilerim..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi Atamız",
        "poet": "Yusuf Aslan4",
        "poem": "\n\nBizim eller yüce insanlar yurdu\nO insandan biri Gazi Atamız\nYoktan var eyleyip bir ulus kurdu\nO yaratan biri Gazi Atamız\n\nGönül verdi elden giden elime\nKulak verdi her insana derdine\nBırakmadı padişahın gönlüne\nO canlardan biri Gazi Atamız\n\nAtamızdır bu ulusun babası\nAtamızdır bu ulusun anası\nAtamızdır bu ulusun ustası\nO kurandan biri Gazi Atamız\n\nDer Yusuf ışığım rehberim ata\nOnun tekbir eşi yoktur dünyada\nArarım cihanı Atam haniya\nO kalplerde biri Gazi Atamız.\n\nSöz: Yusuf Aslan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi Eğitim'e",
        "poet": "Şair Konudegil 1",
        "poem": "\n\nSana bağlamıştık tüm umutları,\nSana vermiştik biz mutlulukları,\nKarşılığında da aydınlık ufukları,\nSenden aldık senden, Gazi Eğitim.\n\nSende tattık şu hayatın tadını,\nSenden öğrendik biz yaşamanın adını,\nVe kutsal mesleğe, vakur adımı,\nSende attık sende, Gazi Eğitim.\n\nSende öğrendik biz sabahlamayı,\nVize listelerine bakıp ta ağlamayı,\nGünleri, ayları ve yılları saymayı,\nSende öğrendik sende, Gazi Eğitim.\n\nEn güzel aşkları yaşadık sende,\nHer zaman mutluyduk inan seninle,\nBen sizlere doydum, güle güle desen de,\nBiz sana doymadık, Gazi Eğitim.\n\nElveda yemekhane, elveda kantin,\nElveda B Blok, Elveda Gazi Eğitim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi Caddesi",
        "poet": "Emine Adıgüzel",
        "poem": "\n\nUzayıp gider Gazi caddesi sonsuzluğa\nBazen kucak açar yalnızlığa\nBazen yatak olur sılasız mahkumlara\nEl-aziz’in vazgeçilmez tutkusu\n\nTaşır üzerinde binlerce insan\nKimi günahsız\nKimi günahkar\nOlur aşık olan gence efkar\nGakkoşumun vazgeçilmez sevdası\n\nBarındırır geçmişinde sevgiyi ve kini\nGezdirir yorgun gönlünde maziyi\nBazen iki aşık ayırır\nBazen buluşturur\nEl-aziz’in yorgun caddesi\n\nSarar yeşile hasret olan beton binaları\nYorar kalabalık evine giden yaşlı amcayı\nUçurur üzerinde binlerce garip turnayı\nGakkoşumun duygu yüklü caddesi\n\nOlur cumartesi pazar vatan askerine ana\nYolcuya yoldaş\nSırlıya sırdaş\nKötü kadınlara bazen dost olur \nBazen düşman\nEl-aziz’in can damarı Gazi caddesi\n\nNe çirkefler gizlendi üzerinde\nAnılar gömüldü uzayıp giden caddeye\nYalnızlığını haykırdı gönüllere\nEl-aziz’in mahrumiyet caddesi\n\nYürürsün nereye gittiğini bilmeyerek\nHayallerin kocaman olur Gazi caddesinde\nBüyüğünün küçüğünün hep dilinde\nGakkoşumun hayat dolu caddesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi Durusu Öğredtmenime",
        "poet": "Kâzım Özgür",
        "poem": "\n\nHassas bir ruhun güzelliğin var,\n                              Takdirle anarım Gazi Durusu.\n                              Sevgi neşe dürüst özelliğin var\n                              Sözüne kanarım Gazi Duru su.\n\n                              Kültür kimliğiyle durmaz çalışır,\n                              Zor olsa da şartlar da yine alışır,\n                              Küslüğü hiç sevmez hemen barışır,\n                              Kardeşim sanırım Gazi Durusu.\n\n                              Dostluk köprüsünü kurdu araya,\n                              Buyur etti beni yüksek saraya, \n                              Melhem oldu sürdü gönül yaraya,\n                              Coşkulu pınarım Gazi Durusu.\n\n                              Öyle can dostu ki huzur saçıyor,\n                              Yalandan gıybetten bıkmış kaçıyor,\n                              Meziyet erdemlik kapı açıyor,\n                              Dalına konarım Gazi Durusu.\n\n                              Hakikatler ektim ama bitmedi,\n                              Kimse senin gibi yardım etmedi,\n                              Karanlık ufuklar gücüm yetmedi,     \n                              Mum oldum yanarım Gazi Durusu.\n\n                              Hayreti Özgür’üm kendi halimde,\n                              Durma çalış öğren ilim Âlimde,\n                              Gurur kibir vardır cahil zalimde,\n                              Cahili kınarım Gazi Durusu.\n\n                             23 02 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi Dediler Adına",
        "poet": "Hacı İbrahim Sağır",
        "poem": "\n\nBiri kurşunlara geldi,\nŞehit dediler adına.\nBiri gözü verip geldi,\nGazi dediler adına.\n\nKimi er kimi çavuştu,\nKimi Hakk'ına kavuştu,\nKimi yârine kavuştu,\nGazi dediler adına.\n\n​ Dağda bıraktı kolunu,\nHissetmez artık solunu,\nDoğrultamaz ki belini,\nGazi dediler adına.​ \n\nArtık cephe de değişti,\nO hep aslanla boğuştu,\nBulursa ekmek bağıştı,\nGazi dediler adına.\n\n​ Şeref duyar maziyle Türk,\n​ Şanı yüce ​ kahraman ​ Türk ​ ,​ \nMustafa Kemal Atatürk,\nGazi de​ diler​ adına.\n\nHacı İbrahim SAĞIR\n19 Eylül 2013 - Gaziler Günü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi dört ayaklı minare",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nGazi dört ayaklı minare,\nYara kanıyor yüreğinde,\nBejın ev çı afatu are,\nTüm değerler müebbete mahkum\nNe yazık değerler sürgünde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi erin dıramı",
        "poet": "Emin Kuzucular",
        "poem": "\n\n*\n\nGazi er anlatsın, dinleyin bakın. \nSorular yöneldi hep akın akın. \nBir volkan misali patlamam yakın, \nSöz değil, içimden kopan bin parça. \n\nYaşantım doludur ıstırap elem. \nKâğıtla kaleme sığmaz ki çilem. \nHak yazmış yazıyı, ben nasıl silem? \nSöz değil, içimden kopan bin parça. \n\nDuymayı özleyip soruyor kimi. \nKabarır içimin nefreti kini. \nZevk ile anlatır sanmayın beni, \nSöz değil içimden kopan bin parça. \n\nKim doldurur bu şehidin yerini… \nKim silecek yetimin terini. \nKime sığar bu hanenin gelini? \nSöz değil, içimden kopan bir parça. \n\n*\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazı Kaçık Gazoz",
        "poet": "Fuat Eriçok",
        "poem": "\n\n“gazozumun kapağını bedri açtı” demiş müjde! \naçar açar.. bunda ne var? \nmüjde açık saçık ortalarda\niyi de\nar nerede ar? \n\n9 ekim ‘07\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi Kalacak",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nYeryüzünde adillik uğruna asilliği siper edinerek \nEn çok şehit veren Millettir Türk! \n\nEn çok katlima uğratmaya yarışan ülkelerin varlığına\nAllah aşkını giyinip sabrı bilgiden şaşmayan\nYeryüzünde yaşamlara kanat geren vicdanı taşıyarak\nEn çok şehit veren Millettir Türk! \n\nToprakları kefen giyen vatan bağrında yaşayan onur\nGazi kalacak Millet seçkinliğidir Türk! \n\nNe Mutlu Türküm Diyene öz dil sözcüğüm anlayışında\nBirlik varlığını mutluluk yaşayarak\nİnsanlığa birliğini yaşatarak yöreye kazandırma uğrunda\nEn çok şehit veren Millettir Türk! \n\nAllah yurduna saygıyı vatana aşk ile taşıyan sevgiyi bilerek\nVatan toprağına adilliği doğacak asil Şehit! \nSaymayarak sayısını Gazi kalacak Millet seçkinliğidir Türk! \n\nHer cazibe her düşünce gibi hürdür, ama eğer vatana yara açarsa \nRuhu daraltılmaya, aklı bulandırılmaya, gönlü sulandırılmaya\nDünya sağlığına nefret duyanlarındır ihanet kendi yaşamına da\nO intihar etmeye sürüyenlere karşı da direnmek bu Şehit ünvanıdır! \n\nMilleti bölüp, adına da laf üretimi özgürlük diyerek sömüren \nVahşetin bu her türüne hep düşmanlığını Türk bayrağı dalgalanır! \n\nTek millet tek vatan varlığı ve bütünlüğüne kayıtsız şartsız helal o\nAsil kanı şehitlik dolmaya akıyor damaralarımızda asil akacak kan! \nŞehitler ölmez!  Vatan bölünmez!  İnsan bütünlüğüne an şaşmaz! \n\nEkim 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi köşkü",
        "poet": "Mehmet Cemalettin Akbaş",
        "poem": "\n\nGAZİ  KÖŞKÜ\n\nGazi  köşkü  benusen\nNiye   ele  gülisen\nDiyarbakır  bilir  ki\nBenim  için   ölisen\n\nGel  etme  etme  etme\nBeni  bırakıp  gitme\nCiğerden  yaralıyam\nYaram  harab  etme\n\nHavşe  serdim  kilimi\nBekledim  sevdiğimi\nDört  senedir sevmişem\nGörmedim  güldüğümü\n\nDağ kapı ,urfa  kapı\nKalbim  bugün çok çarptı\nÜç gündür  görmemişem\nBahın  o yar  ne  yapı\n\n                                M.CEMALETTİN  AKBAŞ\n                                 İSTANBUL_28-11-1978\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi Koleji İçinde",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nİnsanlar insanı, çocukda  tanır\nYüreğin güzelse, güzel bakarsın\nYaptığın emeği, kaybetmiş sanır\nDuyulan sözlere, ateş yakarsın\n\nŞerife şereftir, iyi bil bunu\nYaptığın güzellik, yaşanmış konu\nGaziye yakışır, sevginin sonu\nDuyulan sözlere ateş saçarsın\n\nNiceleri vardır, hain mi hain\nyediğin yemekte, bulunmaz tahin\ngönül istemez ki, olmasın tain\nGazinin içinde, sen bir ateşsin\n\nSende bir anasın, çocuğun vardır\nHoş görü insanda, yaşanan ardır\nSevgiyi unutma, iyilik kardır\nGazi kolejinde, sen bir dileksin\n\nSen bir Şerifesin, en yüksek yerin\nİçindeki sevgi, gerçekten derin\nUmudun çocuklar, gelecek serin\nGazi kolejinde, sen bir meleksin\n\nTatlı dil güler yüz, de sen arife\nİyilik hoşgörü, olsun Şerife\nUnutamaz insan, göm sen tarihe\nGazinin içinde, sen bir meleksin\n\nBahattin yürekte yaşanır canlar\nYapılan iyilik, doğar insanlar\nSöylenmiş sözleri, affeder onlar\nGazinin içinde sen bir dileksin\n\n19.4.2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi Kuluna",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nAlmışsın birini sağa birini soluna\nAllah sağlıklı ömürlerle koysun yoluna \nDedesi her ikisini de taksın koluna \nAcılarını göstermesin gazi kuluna\n\n13.08.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi Kemal'in Askerleri",
        "poet": "Osman Öcal",
        "poem": "\n\nGAZİ KEMAL’İN ASKERLERİ\n\nOnların her biri Kınalı Hasan\nÇanakkale’de her biri bir destan\nOnlar ki; ölümsüz adsız kahraman\nOnlar Gazi Kemal’in askerleri! \n\nOnlar Koca Seyit onlar bir vatan\nOnlar bir bayrak gökte dalgalanan\nHer biri bir yıldız semayı tutan\nOnlar Gazi Kemal’in askerleri! \n\nOnlar bir çağlayan onlar bir pınar\nOnlar bir Sakarya bir Dumlupınar \nOnlar Kocatepe yıkılmaz hisar\nOnlar Gazi Kemal’in askerleri! \n\nKimi Girne’yi düşürmeyen direk\nKimi Magusa’da atan bir yürek\nHepsinde de mangal gibi bir yürek\nOnlar Gazi Kemal’in askerleri! \n\nKiminin arkada kalmış balası\nKiminin elinde düğün kınası\nKimisini bekâr salmış anası\nOnlar Gazi Kemal’in askerleri! \n\nKimisi rütbeli kimi rütbesiz\nDağ bayır ova her yer onlara düz\nKiminin yatağı kar kiminin buz\nOnlar Gazi Kemal’in askerleri! \n\nOnlar vatan namus için bir nefer\n‘Ya şehit ya gazi’ diyen bu sefer\nOnlar için şehit olmak bir zafer\nOnlar Gazi Kemal’in askerleri! \n\nVatan sevdasıyla cepheye koşan\nKurşunla yoğrulup mayınla pişen\nUlu çınar gibi devrilip düşen\nOnlar Gazi Kemal’in askerleri! \n\nKimi şehit oldu toprağa döndü\nKimi daldan kopan yaprağa döndü\nKiminin yuvası ocağı söndü\nOnlar Gazi Kemal’in askerleri! \n\nKim bacaktan oldu kimi gözünden\nTeröristle çarpışmanın yüzünden\nHepsi sever vatanını özünden\nOnlar Gazi Kemal’in askerleri! \n\nHilalin yerine koyarlar haçı\nBazı kavramların boşalır içi\nŞehidin gazinin nedir ki suçu\nOnlar Gazi Kemal’in askerleri! \n\nŞehidine öldü gitti denilir\nGaziye ne yer ne değer verilir\nAnaları kapılardan çevrilir\nOnlar Gazi Kemal’in askerleri! \n\nGeride kalan yakınır halinden\nVuslatî der millet tutsun elinden\n‘Vatan saolsun! ’der düşmez dilinden\nOnlar Gazi Kemal’in askerleri! \n\n                                      30.11.06\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi Kemal Atatürk-düşmanlar geldi dize O görevini yaptı-çalışmak düşer bize",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nAtamız örnek insan-ömür boyu bir ümit\nKol kanat ve elimiz-hep zorluklar oldu fit\nYetişen yeni neslin-sevgisi ve gururu\nİlkeleri hedefi-gerçektir sağlam suru\nGazi Kemal Atatürk-düşmanlar geldi dize\nO görevini yaptı-çalışmak düşer bize\nEvrensel duygularla-yüklü eylem adamı\nCumhuriyet eseri-ortadan sildi gamı\nİlimle düzenlenen-parıltıdır güneştir\nHep durmadan çalışan-yüksekte olan baştır\nGazi Kemal Atatürk-düşmanlar geldi dize\nO görevini yaptı-çalışmak düşer bize\nKutsal görev aşkıyla-sönmeyen bir ışıktır\nÖğrensin bütün herkes-dünya O' na âşıktır\nEğitim ve öğretim-diyor azimle yapın\nCahillik tutkusunu-yere atarak çarpın\nGazi Kemal Atatürk-düşmanlar geldi dize\nO görevini yaptı-çalışmak düşer bize\nEn iyiye güzele-çağlara doğru gitti\nYüce Türk Milletini-O ileriye itti\nDupduru taptazeyi-verdi öğrencilere \nKötü düşünceleri-serdi Atatürk yere\nGazi Kemal Atatürk-düşmanlar geldi dize\nO görevini yaptı-çalışmak düşer bize\n'Ne Mutlu Türk'üm Diyen'-hedefe adım adım\nBütün o zorlukları-aştık yükseldi adım\nCoşkuyla yaşıyoruz-ciddiyet kendimizde\nSevgi mayası kutsal-köylü efendimizde\nGazi Kemal Atatürk-düşmanlar geldi dize\nO görevini yaptı-çalışmak düşer bize\nAtam benliğimizde-inanç hamlelerimiz\nHer şey ondan armağan-bitti çilelerimiz\nİnsanca yaşamayı-insanlara değeri\nAyrılık gayrlılık yok-çağa koşuyor eri\nGazi Kemal Atatürk-düşmanlar geldi dize\nO görevini yaptı-çalışmak düşer bize\nOkullar basamaktır-o temeller atılır\nFilizlenir dallanır-şerefsize çatılır\nHasan der sabır gerek-biz kucaklaşmalıyız\nEl ele tutuşarak-zorluğu aşmalıyız\nGazi Kemal Atatürk-düşmanlar geldi dize\nO görevini yaptı-çalışmak düşer bize\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi Kemal Atatürk-güvendi milletine Düşmanı yurttan attı-soktu hepsini ine",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nÖyle hedef gösterdin-'Ya İstiklâl Ya Ölüm'\nTarih sayfalarında-açıldı yeni bölüm\nBinler milyonlar koştu-Senin tatlı sesine\nHayrandı bütün millet-bakışın nefesine\nGazi Kemal Atatürk-güvendi milletine\nDüşmanı yurttan attı-soktu hepsini ine\nBağımsızlık aşkını-Atam ilk tutuşturdun\nSolmuş olan yüreği-ileriye koşturdun\nKarşı durdun cihana-açtın halkın gözünü \nEsirgemedin Atam-kesinlikle sözünü\nGazi Kemal Atatürk-güvendi milletine\nDüşmanı yurttan attı-soktu hepsini ine\nO' nu başarılara-koşturan etkenler var\nGüven duygusu başta-mücadele azim ar\nKurduğu devletimiz-yaşayacak inancı\nDaha birçok sebepler-bizlerin başı tacı\nGazi Kemal Atatürk-güvendi milletine\nDüşmanı yurttan attı-soktu hepsini ine\nTeşekkürler az gelir - sarılmalı fikrine\nSaygı sevgi şefkatle-çarpmalı bütün sine\nGörevdeyiz daima-ilerleriz yılmadan\nBaşı dik şereflice-ilerleriz çalmadan\nGazi Kemal Atatürk-güvendi milletine\nDüşmanı yurttan attı-soktu hepsini ine\nGüvercin uçurarak-sallarız o bayrağı\nBizler koruyacağız-inan Atam toprağı\nDalga dalga yayılır-hürriyetin güneşi\nOnlara ilham oldun-Sensin onların eşi\nGazi Kemal Atatürk-güvendi milletine\nDüşmanı yurttan attı-soktu hepsini ine\nİnancımız ülkümüz- saracaktır dünyayı \nİçimizde bağlılık- uyandırdık yayayı\nBirlik ve beraberlik-yüreği karacaktır\nKardeşlik sevgi huzur-ruhları saracaktır\nGazi Kemal Atatürk-güvendi milletine\nDüşmanı yurttan attı-soktu hepsini ine\nEcdadını unutma-yurt onlardan emanet\nBirliğine sahip çık-kabul görmez ihanet\nŞu anda sıra bizde-Hasan diyor ileri\nEller daha yükseğe-dönmek yok asla geri\nGazi Kemal Atatürk-güvendi milletine\nDüşmanı yurttan attı-soktu hepsini ine\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi Kemal kurtardı-bu milleti vatanı O ayağa kaldırdı-uyuyarak yatanı",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nAlevin aydınlatır-beden ve ruhumuzu\nDüşmana seslenirim-almayın ahımızı\nÖz yurdum memleketim-emanettir Türkiye\nAtatürk'ten gençliğe-bilinmeli hediye\nGazi Kemal kurtardı-bu milleti vatanı\nO ayağa kaldırdı-uyuyarak yatanı\nYüksekte dalgalanır-kan rengi al bayrağım\nHür bir şekilde tüter-bu vatanda ocağım\nYayıldı dört tarafa-şanımız şöhretimiz\nBütün dünya anladı-hep coştu milletimiz\nGazi Kemal kurtardı-bu milleti vatanı\nO ayağa kaldırdı-uyuyarak yatanı\nSevincimiz coşkumuz-sürmeli yıllar boyu\nBu sesimi duymalı-kahraman Türk'ün soyu\nÂşığız istiklâle-kanımızda volkan var\nBedenimiz bizlere-artık gelmektedir dar\nGazi Kemal kurtardı-bu milleti vatanı\nO ayağa kaldırdı-uyuyarak yatanı\nHatırlayalım dünü-paylaşıldı toprağım\nMillet boynunu bükmüş-üzülüyor bayrağım\nKarabulut çökmüştü-canlarım ise hasta\nSıkıntı ve üzüntü-hepsi kalmıştı yasta\nGazi Kemal kurtardı-bu milleti vatanı\nO ayağa kaldırdı-uyuyarak yatanı\nSamsun Sivas Erzurum- kongreyi topladı\nUnutma Türk Milleti-Mustafa Kemal adı\nSavaş üstüne savaş-düşmanın işte hâli\nUzattı ileriye-Atam vücudu eli\nGazi Kemal kurtardı-bu milleti vatanı\nO ayağa kaldırdı-uyuyarak yatanı\nNurlu ışıklı yolda-hedefe varacağız\nGönül yaralarını-birlikte saracağız\nCumhuriyet sevgisi-en yüksekte başlarda\nSevinç ve üzüntüsü-ağlayan o yaşlarda\nGazi Kemal kurtardı-bu milleti vatanı\nO ayağa kaldırdı-uyuyarak yatanı\nAtamız bize verdi-Hasan der istiklâli\nŞefkat ve hürmet ile-belirdi insan hâli\nMutluluğa barışa-esenliğe hürlüğe\nAtatürk sayesinde-kavuştuk özgürlüğe\nGazi Kemal kurtardı-bu milleti vatanı\nO ayağa kaldırdı-uyuyarak yatanı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi mi?",
        "poet": "Abdullah Göçmen",
        "poem": "\n\nküçük yaşta tanımıştım gaziyi,\nbilmiyordum böylemi olacakdı sonu.\ngidişi dogru hakkın adaletin yolu,\ngazi mi? arkadaşımın oglu.\n\nçok hevesliydi asker olmaya,\nasker olupta komando olmaya.\nkaranlık daglarda güneş gibi doğmaya,\ngazi mi? arkadaşımın oglu.\n\ndedigi gibide komando oldu,\ngörür gibi oluyorum,düşmanın benzi soldu.\ndaglarda geçit vermedi sur oldu,\ngazi mi? arkadaşımın oglu.\n\ntam bir türk çocuguydu,\nasla taviz vermez amacı buydu.\ngece gündüz tek düşüncesi vatandı,\ngazi mi? arkadaşımın oglu.\n\ndaglarda çatışmalara girdi,\ninanın kucagında şehit verdi.\nbir asker degil kartal gibi,\ngazi mi? arkadaşımın oglu.\n\nkartal gibi keskin gözleri,\nparçalayıcı kuvvetli pençesi.\ndagları tepesinden gelirdi sesi,\ngazi mi? arkadaşımın oglu.\n\nabdullah'ım tektir türk ordusu,\nbu vatan bizim budur dogrusu.\ngaziler bitermi geliyor gerisi,\nduysun dünya türk ordusunun ayak sesini....\n\n           abdullah göçmen\n                14.12.2008=20.08\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi Osman Paşa Mezunlarıyız",
        "poet": "İbrahim Kılınç",
        "poem": "\n\nGurur duyuyoruz,okulumuzla,\nGazi Osman Paşa Mezunlarıyız.\nDağılmışız şehir, şehir vatana,\nGazi Osman Paşa Mezunlarıyız.\n\nHer yıl haziranın,cuma ertesi,\nToplanır okulda, toplanır hepsi,\nPehlili pilavı,gelir bir tepsi,\nGazi Osman Paşa Mezunlarıyız.\n\nKaynaşırız eski,yeni mezunlar,\nKısalar arkada,önde uzunlar,\nCanlanır gözler de,o eski günler,\nGazi Osman Paşa Mezunlarıyız.\n\nElli yılı gören,plaket alır,\nHer yıldan tatlı bir,hatıra kalır,\nMüdavimi olan,her sene gelir,\nGazi Osman Paşa Mezunlarıyız.\n\nOkulumuz deniz,gönlümüz gemi,\nŞarkı, türkü, gazel, günün akşamı,\nBitirir efkarı,dağıtır gamı,\nGazi Osman Paşa Mezunlarıyız.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ğazi şanlı",
        "poet": "Mehmet Gündoğdu",
        "poem": "\n\nĞazi şanlı\nbunlar nedir \ntabiki askerimizdir\nve birde ildir\nbu iller nerededir\n\nkurtuluş savaşında \nbu illerde savaşta\nhemde gerilerde deyil\naslan gibi en başta\n\npeki bundan ne çıkar\nelbette çok ders çıkar\nelbette pkk ye\nçok büyük dersler çıkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi Mustafa Kemal",
        "poet": "Yaşar Çiçekoğlu",
        "poem": "\n\nGazi Mustafa Kemal\nSamsundan doğan bayrak\nRengini kanımdan al\nBarış getirsin bize uzattığınız her dal\nCumhuriyet Korosu İstiklal Marşını çal\nSönmeyen bir ışıksın\nGazi Mustafa Kemal! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi Olmuş Vekili",
        "poet": "Osman Öcal",
        "poem": "\n\nGazi Olmuş Vekili\n\nTeknik zaman içinde iki geniş bir darmış,\nDevir uzay çağıymış erişenler çıkarmış.\nDünya Mars’ı tanırken büyük bir ülke varmış,\nHalkı yoksul melerken gazi olmuş vekili.\n\nGerçek bir savaş varmış dağlarında ininde,\nŞehitleri yatarmış al bayraklı sininde,\nTerörü kınamayan direnirmiş kininde,\nDüşman başa gülerken gazi olmuş vekili.\n\nSavaş falan görmemiş sadrazamı veziri,\nNe gözünü kaybetmiş ne bacakta özür’ü,\nHilâli gölgeleyip basmışlar met-cezir’i,\nGazi uzvu bölerken gazi olmuş vekili.\n\nYolunacak kaz görüp koskocaman ülkeyi,\nUnutmuş seçilmişler yeminini ilkeyi,\n‘Kes hortumu! ’ diyene vururlarmış fiskeyi,\nMektepli cam silerken gazi olmuş vekili.\n\nSarayın bahçesinde renk renk açarmış güller,\nFırtınaya dönermiş bazen duyarsız yeller,\nYasa oya gelince yol açmış bütün eller,\nSeçen insaf dilerken gazi olmuş vekili.\n\nVuslatî der bu masal gerçekçi mi bilinmez,\nGazilere hakaret zam da yapsa silinmez,\nGökten elma düşmüyor yemesek de ölünmez,\nMehmet dağlar elerken gazi olmuş vekili.\n\n                                                 13.04.2008\n                                               Osman Öcal\n\nTürk'lüğe hakareti suç olmaktan çıkardı\nEğer tepki olmasa, memuru da yıkardı\nMillet miskin olmasa, bu zamlardan bıkardı\nŞehitler gömülürken, gazi olmuş vekili...........Azim Sancar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi Murad Reis'i Soranlar",
        "poet": "Aşık Çırpanlı",
        "poem": "\n\nGazi Murad Reis'i soranlar\nVardır bahadırı yarar delisi\nHer kande hu desen gelir yetişir\n(...) \n\nGemileri vardır yeter uzağa\nDaima beş vaktin kılar Hudaya\nPadişah uğruna çıkar gazaya\nTanrının aslanı Hazret' Ali'si\n\nBilen Gazi Murad Reisi der bak\nResulullah sancağını çeker ak\nDenizde karada yardımcısı Hak\nMağrib erlerinin gerçek velisi\n\nBaş başa çatarız gelir dem olur\nSavaşanda derya yüzü kan olur\nGaziler yüzünü görür şen olur\nGeldi derler Cezayir'in ulusu\n\nÇırpanl' eydür hele sultanım göre\nBahadır er oldur yerinde dura\nHer kaçan iskele ursak bir yere\nOl gün yanar Akdeniz'in yalısı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi Paşa",
        "poet": "Kemal Yazan",
        "poem": "\n\nHiç günahsıza bomba atılırmı\nHiç dua'ya kan katılırmı\nİslamıda rezil ettiniz\nBöyle ibadet yapılırmı.\n\nBir acaip sakallı pis adam\nSanki gelmiş mağaradan\nTemizlik ruhunda yok\nBöylemi yarattı seni yaradan\n\nSeneler evvel özgürlük mücadelesi verdiklerini sanan Çeçen din fanatiklerinin Bir okulu basıp yüzlerce küçük çocuğu rehin aldıktan sonra o kadar masum insanın ölümüne sebep olan kanlı eylemlerinin sonunda yazdığım bir şiir.\n\nAşağıdaki dörtlüğüde ülkemizin son zamanlarda hiçte haketmediği şekilde getirildiği durumu gözler önüne sermek için yazdım.\n\nYobaz sakalını sıvazlarken sinsice\nNe anayasa bırakacak nede hürriyet\nUyan uyan GAZİ PAŞA\nElden gidiyor Cumhuriyet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi Şehir Antep. (2)",
        "poet": "Mehmet Kılıç",
        "poem": "\n\nSu burcundan gelip, geçtim\nEmirğan,da bir çay içtim\nGazi şehir Antep,imi \nDünyada bir inci seçtim\n\nBaş,pınardan görünüyor\nSevenleri öğünüyor\nGazi şehir Antep,imden,\nGöç edenler döğünüyor.\n\nEsen bekten sular akar\nBey bahçesi güller kokar\nGazi şehir Antep,imde\nDutluk kara,taşa bakar.\n\nBakır hanı, Kürkçü hanı\nPür sefa,dır arka yanı\nGazi şehir Antep,imin\nYiğitlikte çoktur şanı.\n\nHanımların çoktur işi\nNe lezizdir firik aşı\nGazi şehir Antep,imin,\nSohbet yeri eşik başı.\n\nYeşil,suyu dolar taşar\nŞu pancarlı akar coşar! \nGazi şehir Antep,liler\nHafta sonu keyfe koşar\n\nArasayla, uzun çarşı\nTürk,tepesi hale karşı\nGazi şehir Antep,imde\nOynanıyor halay, terşi.\n\nGaziantep 25/12/2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi Şehir Antep (3)",
        "poet": "Mehmet Kılıç",
        "poem": "\n\nŞehre,küstü Halep yolu\nDört bir yanı tezgah dolu\nGazi şehir Antep,imin\nBeyrut,  Şam,a uzar kolu \n\nSerin olur Sof,un dağı\nEtrafları üzüm bağı\nGazi şehir Antep,imin\nHalis olur zeytin yağı. \n\nÖkkaş,iye türbe yatır\nAhalisi sayar hatır\nGazi şehir Antep,imin\nPekmezine ekmek batır.\n\nYemekleri ne güzeldir               \nKebapları çok özeldir                   \nGazi şehir Antep,imde\nLezzet katan usta eldir.\n\nBaklavası dilde erir\nYeşil fıstık, lezzet verir\nGazi şehir Antep,imde\nÇağdaş usta başta gelir.\n\nDüz,tepede vardır çamlar\nHep kiremit, çatı damlar\nGazi şehir Antep,imde\nOlgunlaşır bütün hamlar.\n\nFransız,ı yere sermiş\nBu unvan,a ondan ermiş\nGazi şehir Antep,imiz\nAltı,bin can şehit vermiş! \n\nKırk,ayak yok, adı kaldı\nYüzüncü yıl yerin aldı\nGazi şehir Antep,imiz\nAvrupa,ya ünün saldı.\n\nLahmacun,u gevrek, ince\nSöğürme,si eklenince\nGazi şehir Antep,imde\nTadı başkadır yiyince.\n\nKarşıyaka, Kaya önü\nŞahin bey,e çevir yönü\nGazi şehir Antep,imde\nÇok özeldir köy düğünü\n\nDoğunun göz bebeğidir\nSanayinin göbeğidir\nGazi şehir Antep,imde\nİlim, irfan öbeğidir.\n\nZeuğma,yı dünya bilir\nGörmek için turist gelir\nGazi şehir Antep,imden \nHalı, kilim,bakır alır.\n\nBin,evlerden karagöze\nNe gerek var fazla söze\nGazi şehir Antep,imi \nAnlatmakla bitmez size.\n\nKarpuz,atan Oğuzeli\nBarak, kültürün güzeli\nGazi şehir Antep,ili\nMehmet için en özeli.\n\n Gaziantep 25/12/2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi Şehir Antep (1)",
        "poet": "Mehmet Kılıç",
        "poem": "\n\nGörmeyenler köy sanırmış\nGörünce,de utanırmış \nGazi şehir Antep,imi                      \nBütün alem hep tanırmış.                                    \n\nAyıntap,dır eski ismi\nTaş yapıdır büyük kısmı\nGazi şehir Antep,imin,\nHayalimde eski resmi.\n\nKalesinden şöyle bakın\nİnsanları cana yakın\nGazi şehir Antep,imde\nİkramı red etme sakın! \n\nDeğirmi çim sarı güllük\nİlk yerleşim yeri Dülük,\nGazi şehir Antep,imde\nSu membası, Batal höyük.\n\nAlleben hep durgun akar,\nBurcu, burcu, tarih kokar\nGazi şehir Antep.imin\nGüzelleri çok can yakar! \n\nKekik, zahter, kokar dağlar\nFıstık, zeytin, bahçe, bağlar\nGazi şehir Antep,ime,\nİnsan hasret kalsa ağlar! \n\nKavaklık hep yeşil çimen\nÇiğ köfteler olur hemen\nGazi şehir Antep,imde\nMümkün değil, yemem demen.\n\nGaziantep  25/12/2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziler Günümüz",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nGaziler günümüzde yine bir aradayız\nBirliğimi bozanı biz dost mu sanıyoruz\nGaziler günümüz de toplandık buradayız\nYüzümüze güleni biz dost mu sanıyoruz\n\nDüşmanların hedefi ülkemizi bölmektir\nTürkün kutsal görevi vatan için ölmektir\nGazi şehit olmazsa buna çok üzülmektir\nElimizden tutanı biz dost mu sanıyoruz\n\nHaçlı emperyalistler güç birliği yapmışlar\nHainler ülkemizde makamları kapmışlar\nAllah yerine sahte mabutlara tapmışlar\nSiyonistlik satanı biz dost mu sanıyoruz\n\nBizler birbirimizi sımsıkıca saralım\nİç ve dış ihanet çemberini yaralım\nKanayan yaraları kardeşlikle saralım\nYaraya tuz ekeni biz dost mu sanıyoruz\n\nTürk milleti gücünü inancından alıyor\nAllah, Allah diyerek düşmanlara dalıyor\nÖlse şehit oluyor yoksa gazi kalıyor \nFitne tohum ekeni biz dost mu sanıyoruz\n\nSen ki Türk evladısın dostu düşmanı tanı\nVatanın ve bayrağın uğruna versen canı\nAy yıldızlı can için akıtalım al kanı\nYıllarca uyutanı biz dost mu sanıyoruz\n\n05.09.2016\n\nKıbrıs Gazisi\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi",
        "poet": "Erdal Alga",
        "poem": "\n\nYıldızlara şiirler yazar sürekli adam\nDoğru dürüst gökyüzüne bakmadan.\nAdamlığına bakar durur aynada\nNe kadar adamdır sorar durmadan.\n \nYaşar ya ne pimdir, ne el, ne bomba\nBir bütün sorgulamasıdır ayrıntı tuzaklarda\nAyrılığa savrulur varoluşlar atomca\nPim çekilir, bomba patlar, el yok olur\nSakattır yaşam, gazi olsa ne fayda.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi Sivas",
        "poet": "Hacı Ali Salman",
        "poem": "\n\nSivas ellerinde yakıldı sazım,\nSanadır ey yobaz dinle bu sözüm,\nHerhangi bir dine bağlıysa özün,\nHer dinde bu canı veren güç alır.\n\nGelin canlar birlik olalım dedik,\nŞu güzel Sivas'a varalım dedik,\nPir Sultan Abdal'ı analım dedik; \nYiğit olan her dönemde anılır.\n\nFikir kavgamız var,savaş bilmeyiz.\nBarış ve dostluktan ödün vermeyiz.\nFikir hiç ölür mü,biz de ölmeyiz.\nBir can öldürürsün,bin can dirilir.\n\nOtuz beş canımız burda yakıldı,\nDostluk tekerine çomak sokuldu,\nTekbirle tarihe çakmak çakıldı,\nGazi Sivas katil diye anılır.\n\nİki temmuz 1993\nCamiden cihada çıktı  kara güç\nSalman der insanız almasak ta öç\nİnana hesap bir gün sorulur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi Tepe",
        "poet": "Haydar Gezmiş",
        "poem": "\n\nYurt işgale uğramış, düşman ilerliyordu,\nAnkara düşecek mi? Sorular geliyordu,\nMeclis iradesiyle yetki veriliyordu,\nGazi bu iradeyle komuta ediyordu.\n\nBirlikleri gezerken atından düştü Paşa,\n“Gazi Tepe” olmuştu, ünlenmişti bu köşe,\nAldırmadan yaraya devam etmişti işe,\nSavaşı yönetmişti acılıyken de Paşa.\n\nKaburgalar kırıktı, umursamadı Paşa,\nEmeklerin hiç biri gitmemişti ki boşa,\nVatan uğruna herkes yarışıyordu başa,\nBize önderlik ettin, huzurla uyu Paşa.\n\n09.12.2014\nÇankaya/Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GAZİ  ŞEHiT",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nSavaş ortamında her  şey yaşanır,\nVücuduna kurşun dolabiliyor,\nVatan, bayrak için silah kuşanır,\nGazilerde  şehit  olabiliyor.\n\nYaralı olsa da tedavi sürer,\nAmansız hastalık bir yandan ürer,\nDepresyonda yaşar, strese girer,\nGazilerde  şehit  olabiliyor.\n\nEl, ayak kesilir, çaresiz bacak,\nNüfusu yok ise tütmüyor ocak,\nMağdur insanlara açalım kucak,\nGazilerde  şehit  olabiliyor.\n\nHastanede yatan yüzlercesi var,\nKimin başında bekliyordur yar,\nAnada, babada  çok acı duyar,\nGazilerde  şehit  olabiliyor.\n\nBu yüksek makama herkes eremez,\nİmansız insanlar Cennet göremez,\nAllah bilir! Zeki karar veremez,\nGazilerde  şehit  olabiliyor.\n\n23-12-2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi vekil",
        "poet": "Arif Doğramacı",
        "poem": "\n\nDurun\nDelilenmeyin hemen\nGönderinceye\nYontmadık\nYerini mi bıraktınız\nHer birinizden\nKendinizce liste\nKaçınız öğütledi\nYalnız\nVatan için deyip\nUğurladı meclise\nHaklı adam\nYaralandı ama\nGirmeyi başardı meclise\nO\nGazi vekil\nGiremeyen\nVekil adayları da\nEkonomik gazi\nYalanına mı yansın\nGiden evemi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi Süleyman Paşa",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nSana dar gelirdi, bu dünyada yerlerde göklerde\nİmanın kuvvetlenirdi Allah yolunda her seferde \nKerametin sayesinde Gelibolu’ya sallarla geçtin\nTürk’ün ebedi sancağını Gelibolu’ya diktin\n\nHalil Çolak 13.9.2005 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi Topal Osman - 3",
        "poet": "Bahtiyar Keskin",
        "poem": "\n\nAçıldılar Ufuklara,\n            Saçıldılar Nutuklarla.\n            Balık Ağı Gibi Ördü,\n            Çatlattılar Gözkaşlarla.\n                         Nak:\n                  Duman Aldı Düşmanları,\n                  Kaçacak Yer Bulamadı.\n                  Aman Diledi Gazi'den,\n                  El Kaldırdı, Dil Yalvardı.\n\n             Işık Yaktı Kıyılara,\n             Ulaştılar Tırabzon'a.\n             Bir Gürültü Koptu Toptan,\n             Doldular Karasulara.\n\n                  Rize Artvin Temizlendi,\n                  Çıktılar Gümüşhane'ye.\n                  Zigana'nın Dağlarından,\n                  Göz Attılar Erzincan'a\n\n                            03.03.2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi'ye",
        "poet": "Yaşar Nabi Nayır",
        "poem": "\n\nİsmini eserinle nakşettin hatırlara,\nBir zaferi yâd için kurulan taklar gibi.\nSenden bahsedecektir asırlar asırlara,\nMukaddes bir duayı anan dudaklar gibi.\nYurdumu çalmak için gelen cihangirleri\nÖnünde secdelere getirmiştin o zaman,\nOn dört milyon insana vurulan zincirleri\nSendin tunç elleriyle parçalayan kahraman.\nHer gün bir parça daha yükselen vatanında\nKanadlar toprağına alnından düşen terdi,\nİsmini anmak için peygamberler yanında\nBinlerce mucizenden bir tanesi yeterdi.\nYolunda yürüyenler gözlerinde gözleri,\nAzminden hız alıyor, çelik bakışından fer; \nİsminle dolduracak asırlarca her yeri\nBu zafer, bu mislini dünya görmemiş zafer.\nİki yıldız halinde taşıyacak gözlerin\nDehanın ziyasını cihan ufuklarına; \nYurdumun her taşına nakşettiğin sözlerin\nDerin uğultularla aksedecek yarına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi Ülke TÜRKİYE",
        "poet": "Batuhan Şengül",
        "poem": "\n\nTemmuz türk'ün hem selçukludaki,hem osmanlıdaki gücünü birkez daha tüm cihana göstermiştir,Tanklara toplara karşı dur demesini bilen Türk milletinin azmi  görülmüştür.Darbelerin susturduğu ezanlardan,ezanların susturduğu darbelere yürümüştür.Türk milleti dün antepte olduğu gibi bugün 81 vilayette  gazi olmuştur. Şehitlerimize,gazilerimize baktığımızda o gün sokaklarda her yaştan insanın elele olmasıda kanaatiyle milletin sözü üstüne söz olmadığı gösterdik.\nPensilvanya canisinin etkisi altında ülke yönetimine,silahsız insanlara silah çekecek kadar haysiyetinizde oldu.O gece bir ölsede bin dirilen kahraman milletimiz,türk halkı için artık ölüm bir son değildi. Aziz topraklara sahip çıkarak özgürlük mücadelesi vereceklerdi ya da kanadı kırılmış kuş misali özgürlüklerine veda edeceklerdi. Darbe milleti yüzlerce yıl geriye götürür, ellerinde olan imkanların bitmesini sağlar,ülke bağımsızlığını kaybeder askeri yönetime geçerdi.İradesine sahip çıkan halk talimat üzerine meydanlara indi ve demokrasisine sahip çıktı.Vatan Millet sakarya diye yüreği vatan aşkı ile çarpan her birey özgürlük mücadelesi verdi.Ve asırlardır olduğu gibi gazi  ülke bir kez daha zafer kazandı.\nTemmuzun 15'i  ülkemizde sağcısıyla solcusuyla omuz omuza  din, dil, ırk gözetmeksizin herkesin demokrosi mücadelesi olmuştur.Pensilvanya canisinin köpekliğini yapan cuntacılara karşı vazifemiz ülkemize, vatanımıza, milletimize,milli iradeye sahip çıkmak olmuştur.Türkiye Cumhuriyeti’nin sahipsiz olmadığını kanımız aksada zafer islamın,zafer her zaman Allaha inananlarındır sözleri düsturunca son damla kanımız akana kadar vatana millete sahip çıkacağımızı tüm dünyaya bir kez daha gösterdik.Hepimiz memlekete üzülüyor, kalkışmaya  kızıyor, milli irade için elem duyuyor, gelecek kuşaklara böyle bir ülke bırakıyor olmaktan utanıyoruz. Büyük hayallerle çıkıp sonunda Mısır gibi bir Ortadoğu ülkesine dönüşmüş olmaya lanet yağdırıyoruz..\n\nAllah tüm şehitlerimize rahmet eylesin \nAziz türk milletinin başı sağolsun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazi'ye Tarih",
        "poet": "Yusuf Ziya Ortaç",
        "poem": "\n\nOnu tarihe sorun, yoktur eminim bir eşi,\nO güneş yüzlü, güneş sözlü, güneşler güneş! \nSözü halkın dilidir, gözleri hakkın ateşi,\nO güneş yüzlü, güneş sözlü, güneşler güneşi! ! \nYurdu sarmıştı karanlık, onu yırtıp atan O.\nSoğuyan kanlara bir başka hararet katan O.\nKararan gözleri bir lâhzada aydınlatan O.\nO güneş yüzlü, güneş sözlü, güneşler güneşi! \nİnkilâp ordusu nur ordusunun rehberidir,\nMilletin şehperidir, memleketin şehperidir,\nOnu beklerdi vatan bunca zamandan beridir,\nO güneş yüzlü, güneş sözlü, güneşler güneşi! \nAyrılıp Çankaya'dan Hazreti Gazi geliyor,\nSaçının huzmesi zulmetleri ok ok deliyor,\nŞehre kalbindeki tarihi alıp yükseliyor:\n\"Bu güneş yüzlü, güneş sözlü, güneşler güneşi! \"\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziantebim Şahlanıyor",
        "poet": "Kenan Kerim Yavuz",
        "poem": "\n\nBaşkan Antepli,kalıcı olsun Hocası\nŞahlansın Açık, Maraton; Kapalı Locası\nSanayide, Futbolda Güneyin   ŞahanI\nKanarya, Kartal, Aslan Avlayan Antebim\n\nEdirne den Açılalım Avrupa Ya\nHedef Büyüyor, Uzanmak Var Kupa Ya\nGazikenti Tanıtmak Lazım Dünya Ya\nŞahin Olmuş Ava Çıkan Antebim\n\nHer Sene Satarız As Silahlarımızı\nYetişir Yeniden Sula Fidanlarımızı\nBiz İstemeyiz Küfreden Taraftarı\nDünya Seni Seyrediyor Antebim\n\nHani Senin Vekilin? Yokmu Bakanın? \nÜç Büyüklerde Atıp Tutanın\nSenden Yiyip İçip Yatanın\nYeter Destek Olma Antebim\n\nBu Sene Olmasa da Dört Sene Verin\nSiyaset Katmasın Spora Derin Derin\nYalanım Varsa Yerlere Serin\nÇiğneyip Geçsin Beni Antebim\n\nDavul-Zurna Çalsın Barak Havası\nDünyaca Meşhurdur Baklavası\nFıstığıyla, Lahmacun, Acı Kebabı\nFutbolu İle Avrupalı Antebim\n\nSaatler Önce Bağırıp Duranlar\nEn Ufak Hata da Yuhluyanlar\nBirde Ukalalık Yapıp Atıp Tutanlar\nAçık Oturumda Seyretsin Bizi Antebim\n\nEl Ele Olursak Taraftar- Derneğinden\nUlusal Basında Korkacak Heybetinden\nBirde Kurtulsak Atıp Tutma Gıybetinden\nTakoz Atmayın İçerden Gider Antebim\n\nYaşım Kırkdört  Amatör Kalleci\nOynatmadı Sızı Çektirdi Acı\nYoldurmaz Artık Başımdaki Saçı\nSeyre Gelen Değil, Taraftar İster Antebim\n\nGaziantep Barak Ovası Suyundan\nDavul Çalar Elbeyli Havasından\nDerbeder Seslenir Güney Kıyından\nKabul Eyle Kölen Olurum Gaziantebim...\n\n             KENAN KERİM YAVUZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziantep",
        "poet": "Mehmet Antebi",
        "poem": "\n\nHava tozlu yağmakta, toz barut kokmakta\nMakineli tüfenkler, topçular ve uçaklar dövmekte Antep’i.\nYollar tutulu, kavşaklar en tehlikeli bölge, milislere\nKavganın, savaşın ve de ihanetin   tam ortasında\nAnası yiğit doğurmuş Şahin; Kilis yollarında\nYüreğinde imanı, sırtında tüfenk süngüsü, dilinde zafer türküsü,\nYeminli şehit olmaya memleket davasında;  makberi Antep kapısında\nKendisi şehit; adı Mehmet Sait, nam-ı diyar Şehit Şahin\n\nAllahsızın Fransız’ı hem hayâsız hem de sarhoş\nFırın önünde, Antep içinde hem de Antep kadınına\nDil çevirmek, musallat olmak, namusa bela olmak\nHadi ordan! Daha ölmedi Kâmil hem de on iki yaşında\nEşarp namus, namus kutsal; ana, avrat, bacı emanet ona\nÜç beş taş ile küçük bedeni karşı koyamadı düşmana\nGavurun Fransız’ı nasıl da kıydın bu cana daha on iki yaşında\nKendisi şehit; adı Mehmet Kâmil, nam-ı diyar Şehit Kâmil.\n\nVarlık,varlık olalı böyle bir sahip görmedi cömert\nTüm servetini savaş yolunda harcamış civanmert\nEmirsiz buyruksuz seksen köylüsüyle baş kaldırmış Molla Mehmet\nZekâtı verilmiş canın, vergisi ödenmiş başın, bedeni kalmıştı sermaye\nAntep çeteleri galip geldi çağın Fransız ordusuna Karabıyıkta\nAh Sarımsak Tepe ah! Sen de düşmeyecektin düşman eline\nMezar olmayacaktın Karayılan’a; lâkin tecellisi kaderin\nSen kabul eyle şehitleri YaRab! Yiten bütün canlar senin\nKendisi şehit; adı Molla Mehmet, nam-ı diyar Karayılan\n\nTarih iftihar etti böyle bir olaya tanıklık etmekle\nFransız’ı da iftihar etti böyle bir milletle dövüşmekle\nLâkin toplar, tüfenkler ve de mermiler hep birden utandılar\nGökten top mermileri yağdı seksen bin kere çatısı düşmüş Antep’e\nDile kolay seksen bin hanesi harap oldu on ay dokuz gün içinde\nAnalar duymasın altı bin can şehitlendi canevinde\nBu kadar can yitmedi Yunan’da, Sakarya’da, Dumlupınar’da\nİnsanı şehit; kendisi Gazi adı Antep nam-ı diyar Gaziantep\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziantep",
        "poet": "Mehmet Antebi",
        "poem": "\n\nHava tozlu yağmakta, toz barut kokmakta\nMakineli tüfenkler, topçular ve uçaklar dövmekte Antep’i.\nYollar tutulu, kavşaklar en tehlikeli bölge milislere\nYolların, kavganın ve de savaşın tam ortasında\nAnası yiğit doğurmuş Şahin; Kilis yollarında\nYüreğinde imanı, sırtında tüfenk süngüsü, dilinde zafer türküsü,\nYeminli şehit olmaya Antep kavgasında ve de Antep kapısında\nKendisi şehit; adı Mehmet Sait, nam-ı diyar Şehit Şahin\n\nAllahsızın Fransız’ı hem hayâsız hem de sarhoş\nFırın önünde Antep içinde hem re Antep kadınına\nDil çevirmek, musallat olmak, namusa bela olmak\nHadi ordan daha ölmedi Kâmil hem de on iki yaşında\nEşarp namus, namus kutsal ana, avrat, bacı emanet ona\nÜç-beş taş ile küçük bedeni karşı koyamadı düşmana\nGavurun Fransız’ı nasıl da kıydın bu cana daha on iki yaşında\nKendisi şehit; adı Mehmet Kâmil, nâm-ı diyar Şehit Kâmil.\n\nVarlık varlık olalı böyle sahip görmedi cömert\nTüm servetini savaş yolunda harcamış civanmert\nEmirsiz buyruksuz seksen köylüsüyle baş kaldırmış Molla Mehmet\nZekâtı verilmiş canın, vergisi ödenmiş başın, kendisi kalmıştı sermaye\nAntep çeteleri galip geldi çağın Fransız ordusuna Karabıyıkta\nAh Sarımsak Tepe ah sen de düşmeyecektin düşman eline\nMezar olmayacaktın Karayılan’a lâkin tecellisi kaderin\nSen kabul eyle şehitleri YaRab! Yiten bütün canlar senin\nKendisi şehit; adı Molla Mehmet nam-ı diyar Karayılan\n\nTarih iftihar etti böyle bir olaya tanıklık etmekle\nFransız’ı da iftihar etti böyle bir milletle dövüşmekle\nLâkin toplar, tüfenkler ve de mermiler hep birden utandılar\nGökten top mermileri yağdı seksen bin kere çatısı düşmüş Antep’e\nDile kolay seksen bin hanesi harap oldu on ay dokuz gün içinde\nAnalar duymasın altı bin can şehitlendi can evinde\nBu kadar can yitmedi Yunan’da,Sakarya’da,Dumlupınar’da\nİnsanı şehit; kendisi Gazi adı Antep nam-ı diyar Gaziantep\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziantep Bir Tattır..",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nÇiğ köftesi kebabı ayranıyla tatlı baklavasıyla\nYemek yenen yerde bereket var deyip eder ikramlarla\nHele baharda hıdırellezlerde mahsus kavaklıklarda\nİsmiyle, yaşamıyla,, sıcakkanlıdır Antebim; Anteplim...\n\nAnlamam demez kaçmaz hiçbir işten güçten\nÇalışır çabalar bitirir bilek gücü beyin gücünden\nKarşılık beklemez talep etmez aşındımı der elim\nİsmiyle, yaşamıyla, sıcakkanlıdır Antebim; Anteplim...\n\nNe ilk bahar ne sonbahar yoktur pek yaşanmaz burda\nKıştan yaza,yazdan kışa girer köle olmaz kuşa kurda\nİster yaz yaşa ister kış yaşa insan bilinçli antepte\nİsmiyle, yaşamıyla, sıcakkanlıdır Antebim; Anteplim...\n\nNakışlar dokunur hemde  göz gövheri ilmek ilmek\nYedi komşuya vermeden yenmez bir lokma yemek\nHer adımda büyük haktır gerçek komşuluk etmek\nİsmiyle, yaşamıyla, sıcakkanlıdır Antebim; Anteplim...\n\nAntepli aç kalsada sır gibi saklar hiç belli etmez\nAçlığından ölsede ''açlıktan ölen varmı'' der sözünü etmez\nKomşusu aç iken, aç yatarken hiç yemek yemez\nİsmiyle, yaşamıyla, sıcakkanlıdır Antebim; Anteplim...\n\nKim hasta olsa bakar gerekirse sırtıyla götürür\nkendi hasta olduğunu demez hemen orada unutur\nSavaşta kadınları kızları erkek olmazsada erkek kesilir\nİsmiyle, yaşamıyla, sıcakkanlıdır Antebim; Anteplim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziantep'e Ağıt",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nGazim, Antebim, sınırım, dağlardaki nazlı maralım\nBeyaz kekliğim daim için için kapanmaz yaralım\nNice şehitler veripte yine yıkılmayan bahtı karalım\nHiç bir yerde olmayan bahar yaz karışımı baharım..\n\nSanki gözetleme kulesi uzaktaki herkesin duyulur sesi\nGerçek kanıt gerçek başeğmez sır sahibi eşsiz kalesi\nTa ebediyete kadar gidecek sanki ölümsüzlük abidesi\nBir şahiti de enginden akan Alleben deresinin sesi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "\tGaziantep'in Kurtuluş Tarihi 25 Aralık 1921",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nBu savaş, bir hikaye, bir acı romandır ağlayarak dinle ve düşün bir aralık\nAralıktır Gaziantep dünyanın yurda geçişine  hem köprü hem aralık\nGaziantep demek Türkiye demek  uyandırır  daima bitmez  hayranlık\nKurtulması uludur yoksa yurdun  sonu hem meçhul hem karanlık\n\nKolay olmadı savaş kolay değildi bu günlere gülerek gelmek \nOnbir ay göğüs göğüse düşmanın boynunu ateşten ilmeklemek\nDüşmanlarını ter, gözyaşı ve kan gölünde   boğup yenmek\nBu savaşın özü bedenle karşı koymak hep emek demek\n\nYılmadı antepli vazgeçmedi ne vatanından ne de namusundan\nCanını verdi kanını verdi koptu eşinden  aşından ana ocağından\nBöyle gördü vatan ve  namus bilincini geçmişinden atasından\nVe vatan kurtulunca takdir aldı yüce önder başkomutan ATA'sından..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziantep Kurtuluşunda Ondört Şehit Anıtı...",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nÇiçeği burnunda ondört şehit, hepsi de genç çocuktular\nÇiçeği koklamadan kalplerine savaşta sıkıldı kurşunlar\nBelki aradan nice yıllar geçti, kurtulan şehirde şehitleri unuttular\nAyın ondördü gibi kızlara umutları yeşermeden kurudular...\n\nŞimdi anıtları yapıldı Gaziantepteki o anıt eser dereye bakar\nSizden sonra nice ondörtler şehit oldu sayısı bilmem ne kadar? \nBelki düzelir, savaşsız ölen bunca yiğitlerin hepside toprak koklar\nDüzelene kadar bu düzen o derede nice kanlar sular olur akar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziantep-6",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nGazi oldu düşmanı attı topraktan\n\nAntepli kahramandır belli atadan\n\nZafer için didindi hiç uyumadan\n\nİnayeti yalnızca bekler Allahtan\n\nAntepli azimlidir dinlemez düşman\n\nNihayetinde aksa oluk gibi kan\n\nTertemiz  pak anlıyla,şehittir yatan\n\nEğdirmez hiç başını verilsede can\n\nPes etmedi direndi,kurtuldu vatan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziantep/Oğuzeli",
        "poet": "Fevzi Günenç",
        "poem": "\n\nOğuzelinde bir kuş var,\ngagasında gümüş var… \nİzmir’de arkadaşım Özgür\nÖzgür’ün sıla özlemiyle yanan\nşair babası yaşar\nÇok özlemişler doğdukları eli\nonlara bir yüksük dolusu toprak\nbir nefeslik hava yollasam\ngötürür müsün gümüş gagalı kuş? \nGötür lütfen…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziantep Başka Güzeldir",
        "poet": "Ahmet Ayaz",
        "poem": "\n\nÖvsem de az olur Anadolu’mu,\nFakat Gaziantep başka güzeldir.\nEdirne mi desem yoksa Bolu’mu,\nİnan Gaziantep başka güzeldir.\n\nAdana komşu il içinden geçtim,\nKahramanmaraş'ın suyundan içtim.\nMalatya’dan kaysı fidanı seçtim,\nGaziantep daha başka güzeldir.\n\nMersin de çok olur ünlüdür muzu,\nSülün gibi besler gelini kızı.\nErzin suyu koymaz böbrekte sızı,\nGaziantep daha başka  güzeldir.\n\nAntalya güzeldir turist eylenir,\nİstanbul ki dünyalarda söylenir.\nİşte benim anadolu’m böyledir,\nFakat Gaziantep başka güzeldir.\n\nAmasya’da olur elmanın alı,\nAfyonun kaymağı, başkent’in balı.\nBursa’da dokunur  ipekli halı,\nGaziantep daha başka güzeldir.\n\nKonya ili derler ulumu ulu,\nBu şehirden geçer İslam’ın yolu.\nGelmişi geçmişi evliya dolu,\nYûşa’nın Türbesi başka güzeldir.\n\nRize ile Çarşamba’nın tütünü\nSağlam olur Kayseri’nin keteni.\nŞehitkâmil, Şahinbey’in vatanı,\nGaziantep daha başka güzeldir.\n\nAyaz’ım ben hayal ile uçarım,\nİlden ile, köyden köye göçerim.\nAltmış yedi il içinden seçerim,\nGaziantep daha başka güze\n\nYÖRE DERGİSİ\nYIL.2 SAYI. 6  MAYIS 1991\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziantep Şehitleri",
        "poet": "Mustafa Yılmaz İsmailoğlu",
        "poem": "\n\nGAZİANTEP ŞEHİTLERİ\n\nGazi ey büyük gazi şanın var ünvanın var\nŞehit Gövmehmet çavuş ölmez bir mazisi var.\nO maziki kendisi kahramanlıkla dolu\nŞehitliğe erişen damarı Türk kan dolu.\n\nBize derler Antepli gazileriz gaziler\nŞehit oğlu torunu hiç korkmayan şehitler.\n\nTarihlere bak sorun Şahinlerle gazili\nGazilik destanları altın harfle yazılı,\nBunca şehit ve gazi yetiştiren Antepli\nGeçmişleri hep şehit kalanları gazili.\n\nBize derler Antepli gazileriz gaziler\nŞehit oğlu torunu hiç korkmayan şehitler.\n\nKorkmayan kahramanlar mütavazi dururken\nŞehitlik için gazi durmadan ilerlerken,\nİstila etmek için düşmandı o saldıran\nKahramanlar önünde durmadı kaçtı düşman.\n\nBize derler Antepli gazileriz gaziler\nŞehit oğlu torunu hiç korkmayan şehitler.\n- 16.10.1960 – Gaziantep\n\nİsmailoğlu Mustafa YILMAZ – İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziantep Şiirleri - Er Kişiler Diyarı...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nAnteb ' i  Batal Köylü Mehmet  Özmen '' le tanıdım...\n\nAvrupa ' ya uzanan, Ortadoğu kilidi,\nŞahin ' i yetiştiren, Gaziantep değil mi? ...\nTüm çevre ve Batal köy, darılmasın fıstıklar,\nAğızlarda özge tad, bir baklava dilimi...\n\nGüneyde Suriyeli, bu günlerde dost eli,\nUrfa ve Adıyaman...  Bitti Nemrut niyeti,\nİbrahim bir Müslüman, Rabbim öyle söyledi,\nNe bir Hıritiyan O, ne de eski Musevî...\n\nKahraman Maraş, Hatay; Türkoğlu ' ndan Harbiye,\nAdana, Osmaniye; çağrı atar gel diye,\nOmuz omuza halay, binlerce mermi yakar,\nEr kişiler diyarı...   Antep ' li bilmez hile...\n\nNevzat  Bilgiç\nSıla Benim Gurbet Benim\n(Memleketime Şiirler) \nKitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziantep Şiirleri - Gazi, Antep ve Saray",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nKartal dağı da varmış, ben Şahin ' i bilirim,\nGözü keskin … Yürek dağ, okurken irkilirim,\nNasıl Köprübaşında, geçilmez set çekmişler,\nDüşman girmesin diye, Kutsal Yemin etmişler...\n\nKepekçi, Sam dağları, Dülükbaba, Güreniz,\nAnteb ' in değerini, bir iyice bileniz,\nMangal gibi bir yürek, el öptüren bir bilek,\nÖlüme giderken de, Azraile güleriz...\n\nKaradağ, Ganibaba, Amanos - Sarıkaya,\nÖnce önlem alırız, gerisi hep Allah ' a...\nBu yüzden başarılı, Yöre ' de İşadamı,\nBu nedenle der Gazi, Anteb döndü Saraya.. \n\nNevzat  Bilgiç\nSıla Benim Gurbet Benim\n(Memleketime Şiirler) \nKitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziantep semaları",
        "poet": "Önder Öztürk",
        "poem": "\n\nGaziantep semalarını kuşatmışken akşam, ayazlanan vücudum ağrıtıyor başımı. Coğrafyalarda adıma yalnızlık denmiş, kırık aynalarda iki kişiyim ben. Cümleler hep isyan, devrim öncesi ihtilal havası gibi. Biliyorum sen yoksun, anladım ki hiç olmadın, dudaklarım terk edilmiş şehirlerin mülteci çocuklarının suya hasretliği, ekmeğe köleliği gibi dudaklarına serap kaldı.\n\n            Eyüb' ün ayaklarına sarılır gibi sarıldım senin ayaklarına, bu kutsiyete inanmıyormusun..! Büyüttüğüm cümlelerim hala her gece ismail misali adaklanır unuttuğum ismine, tek hecelik bir cümle bile kurmadınmı hala bana ve hala bana... yok kalsın istemiyorum, yırtılsın dudaklarım, dökülsün ayaklarımın altına yeminlerin ve ezilsin yalan arası cümlelerin.\n\n            Anmayacağım seni ve vadedilmiş topraklarımın balçıklarına hiç bulaşmayacak bedenin. Olma bunuda kabul ediyorum ve yine gidiyorum ama bu sefer sunduğun ateşi içmeye değil o ateşte yanmaya gidiyorum. Varlığın kefenlemişti beni, yokluğun yatırdı musallaya.\n\n \n\n \n                                                                               Önder ÖZTÜRK\n\n                                                                                 16 / 02 / 2009\n\n                                                                                  PAZARTESİ\n\n                                                                                    21: 16\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziantep’te Tiyatro: 3 - Mustafa Bakkaloğlu’lu Yıllar",
        "poet": "Fevzi Günenç",
        "poem": "\n\nMUSTAFA BAKKALOĞLU, HAYATINI HARCADIĞI TİYATROYA KÜS ŞİMDİ\nNe zaman eski adliyenin arka kapısının karşısında, Tüfekçi Yusuf İşhanı kapısının bitişiğindeki bürosuna girsem, bütün işini bırakır gülümseyerek kollarını açar bana Mustafa Bakkaloğlu. Arkadaşın bunca vefalısı az bulunur.\nİlk oynadığı onunla bugünün arasından yarım yüzyıl geçmiş olmasına karşın, Ona her gidişimde tek ortak noktamız tiyatro olur. İkimiz de geçmiş günleri özlemle anar, son bir oyun oynayarak nostalji yaşama konusunda birleşiriz.\nBu konuşmamızın üstünden geçen günler boyunca isteğimiz hep düş olarak kalır.\n“Gaziantep’te Tiyatrolu Yıllar”ı” yazarken Bakkaloğlu’nu es geçmek olmazdı. O, tiyatro’ya 12 yaşında başlayan bir sahne aşığıdı. Sahne sanatına gönül veren en az 50 kişiyi başına toplamıştı. Onlara kılavuz olmuştu.\n Gaziantep Şen Tiyatro’yu, Gaziantep Gençlik Tiyatrosunu kurarak en az 50 oyun sahnelemiş, 50 oyunda da önemli rollerde oynamıştı.\nBuluştuk. Yarım yüzyıl öncesine döndük. Günümüze doğru gelerek keyifle onun tiyatrolu günlerini andık. \n“Şen Tiyatro” adının, izleyenlere neşeli zaman geçirmeleri için konduğunu sanırdım. Öyle değilmiş. Evlerinin bulunduğu Şenyurt Mahallesinde kurmuşlar mahalle arkadaşlarıyla ilk tiyatrolarını. Bu nedenle Şen Tiyatro olmuş üç duvarlı dünyalarının adı.\nİşe önce bir tiyatro kulübü kurmakla başlamışlar. Bu kulübe üye olan çocuklar ya da gençler hep birlikte kente gelen tiyatrolara giderlermiş. Sonra da izledikleri oyundan ne anladıklarını anlatırlarmış birbirlerine.\nİki yıl sonra “Artık olduk, piştik, çekirdekten yetiştik” demişler. Bu kez oyunu kendileri oynamak üzere harekete geçmişler. Bir oyuncunun iki yılda yetişmeyeceğinin bilincindeymişler elbette ama bu işi tuluat olarak götürmeye kararlı olduklarından harekete geçmekte sakınca görmemişler.\nHem “tiyatro yapacağız” diye öğrenime son verecek değiller ya canım. Kente gelen bütün tiyatroların oyunlarını defalarca izlemeyi sürdüreceklermiş.\n“Oyuna başlayalım” demişler ama neyle, nasıl başlayacaklarını bilmiyorlarmış daha. Ne de olsa 12-14 yaşlarında delikanlı hepsi. Çoğunun bıyıkları bile terlememiş. Onların bu sorununu ayrımsayan provalarını sürdürecekleri, kulüpleri olan mekânının sahibi bir öneride bulunmuş.\n“Buğday Arasası’nda bir berber var,” demiş, deposunu çocuklara ücret almadan veren mülk sahibi. “Adı Berber Vakkas’tır. Traşın yanı sıra diş de çeker, sünnet de yapar. Çok mukallit biridir. Yaptığı şakalarla traş olmaya gelen müşterilerini gülmekten kırar geçirir. Gidin izleyin onu. Yaptıklarını, söylediklerini kafanıza yazın. Sonra toparlayın onları. Bundan iyi tiyatro mu olur? \n“Gençlerin kafasına yatmış bu öneri. Berber Vakkas’a traş olmaya hepsi birden gitse olmaz. Birer ikişer gitmeye karar vermişler. Gidenler dönüşlerinde duyduklarını gördüklerini arkadaşlarına anlatmış. Dinleyenler gülmekten kırılıp geçmiş. Ölüp ölüp dirilmişler kahkaha atmaktan.\nArtık “önce ben gideceğim” kapışması başlamış. Hepsi de gidip traş olmuş Berber Vakkas’a sırasıyla. Gördükleri duydukları yeni şeyleri anlatmışlar arkadaşlarına. Gül gül bitmez… Nerdeyse unutmuşlar oraya niçin gittiklerini. Unutmuşlar nerdeyse tiyatro oyunu için done toplayacaklarını. \nBir giden kısa bir süre sonra yeniden gidiyor… Berber Vakkas şaşmış bu işe.\n“Nereden çıktı bu gencecik müşteriler? Neden saçları daha uzamadan yeniden geliyorlar? ..”\t\nTiyatronun kumandanı Bakkaloğlu, “Artık güldüğümüz yeter,” demiş. Tiyatroda bizi izleyenleri güldüreceğiz bundan sonra. Çalışmalara başlamışlar.\nBir süre sonra oyun sahneye kondu. Oyunun ilk gününe ben de çağrılıydım. En öndeydi yerim. Yanımda yaşlıca bir adam vardı. Oyun boyunca güldü güldü gitti. Kahkahaları salondaki izleyicilerin hepsinin gülüşünü bastırıyordu.\nAdam arada bir oyunculara müdahale bile ediyordu. \n“Orası öyle değil, şöyle.”\n“Yok yok burayı böyle yapacaktın.”\nAdamdan pirelenmiştim. Antraktta “Siz kimsiniz amca” diye sordum. “Bil bakalım kimim” diye güldü. Meğer bu gülen izleyici Berber Vakkas’ın kendisi değil miymiş? Eee, gönül borcu nedir bilir Bakkaloğlu. Konuyu kendisinden aldıkları koca berberi oyunun ilk izlencesine çağırmaz mıydı? \nO günden sonra birbirini izleyecektir Şen Tiyatro’nun ardından da Gençlik Tiyatrosunun oyunları. Şen Tiyatro oyuncuları “Berber Vakkas” oyunundan sonra “Kadı Çıldırdı” oyununu sahneler. Bu oyun da ilki kadar başarı kazanır. \n1200 kişilik Saray Sinemasında oynanan bu oyunda salon tamamen dolacak, kimi izleyiciler oyunu ayakta izleyecektir.\nGaziantep 1. Fıstık Festivalinde de tiyatro yapılır. Oyunun baş davetlileri festivalin Yönetim kurulu olacaktır elbette. Bunlar da Vali Hayrettin Ersöz, Tugay Komutanı, Belediye Başkanı Abdülkadir Batur vb. olacaktır. Yıllar önce düzenlenen bir Fıstık Festivalinde tiyatro yapılması sevindirici. Buna karşılık günümüzde yapılan fıstık festivallerinde milyonlar ödenerek arabesk şarkıcıların, dansözlerin çağrılması ise oldukça düşündürücü.\n1960’lta Erkek Kukla oyununu sahneler Şen Tiyatro oyuncuları..1962’de  ise kendilerinin yazıp oynadıkları Büyük Kulak ile Erkek Kukla komedilerinde başarılı olurlar. \nYıl 1962, Mayısın 12’si… Şen Tiyatro oyuncuları Cahit Atay’ın Pusuda oyunuyla sahneye çıkıyor. Ağa’nın kışkırtmasıyla öğretmeni öldürmek isteyen Dursun’un (Bakkaloğlu)  ateşlediği tüfekten, kurşun yerine konfeti yağıyor.\nBakkaloğlu ile arkadaşlarını oynadığı oyunlar arasında bir Yunan klasiği: de yer alıyor Sophokles'in Antigon oyununu Gaziantep’te Esirler adı altında oynanıyor.  Bakkaloğlu bu oyunda farklı bir yorumla sahneye izleyicilerin arasından çıkacaktır. Yıl 1963’tür. \nŞen Tiyatronun kapanmasıyla yerini Gençlik Tiyatrosu alacaktır. Şen Tiyatronun son oyunu 1964Te sahnelenen Namık Kemal’in Vatan Ya da Silistre oluyor. Mustafa Bakkaloğlu’nu bu oyununda Miralay Sıtkı Bey rolünde görüyoruz \nKoca Kulak oyunu 1964’te  ikinci kez oynanır. Bu kez aynı ekip Kültür Derneği Başkanı Hulusi Yetkin’in desteklediği Gençlik Tiyatrosu çatısı altında sahneye çıkacaktır.  Bir kez daha beğeni kazanarak Gaziantep’te defalarca yinelenen bu oyunla ekip çevre illere turneye de çıkılır.\nBakkaloğlu 1965 yılında “Bir İlan Hatası” oyununu oynamıştı. Bu oyunda mükemmel bir performans gösteren arkadaşımız gösteriden sonra “Bu oyunla hayatımın en büyük alkışını aldım” diyerek kendisine yıllarca yetecek olan mutluluğu elde ettiğini ifade etmiştir.\nGençlik Tiyatrosu 1965’te John Stainbeck’in Fareler ile İnsanlar oyununu oynadı. Bakkaloğlu’nun Zenci rolünü üstlendiği bu oyunda Hüsnü Alan da yer alacaktır. “Para Delisi” oyununda ise kadroda Cahit Saraç da olacaktır. \nSonradan filme de alınan Cevat Fehmi Başkut’un yazdığı “Buzlar Çözülmeden” ise Bakkaloğlu ekibiyle bu kez de Gaziantep’te önemli bir toplumsal sorunu gün ışığına çıkarıyordu.\nGaziantep 1. Fıstık Festivalinde de tiyatro yapılır. Oyunun baş davetlileri festivalin Yönetim kurulu olacaktır elbette. Bunlar da Vali Hayrettin Ersöz, Tugay Komutanı, Belediye Başkanı Abgülkadir Batur vb. olacaktır. \n1967 yılında ilki düzenlenen Fıstık Festivalinde, Bakkaloğlu’nun girişimiyle  tiyatro yapılması elbette ki son derece sevindirici. Buna karşılık günümüzde yapılan fıstık festivallerinde milyonlar ödenerek arabesk şarkıcıların, dansözlerin çağrılması ise oldukça düşündürücü.\nŞen Tiyatro’yu, ardından Gençlik tiyatrosunu kuran, yaşatan Bakkaloğu ekibinde kimler yok ki… Cabir Tekin, Kemal Tekin, Mehmet Ali Anlar, Ziya Gökalp, Mehmet Emre, Hüseyin Böler, Kâzım Böler, Hayri Özkülekçi, İmam Hüseyin Paksoy, Mehmet Hayri Kalaycı, Hasan Avşaroğlu ilk oyunlarından son oyunlarına kadar birbirlerinden kopmayacaklar.\nBakkaloğlu ile arkadaşları tuluat türündeki güldürülerini, çok değişik ortamlarda oynarlar. Sokak tiyatrosu da yapan gençler parklarda, köylerde hatta hapishanede bile sahne alırlar. Hapishanede oynarken ilginç bir olay yaşanır.\nGaziantep’in kiliseden bozma eski hapishanesinde “Berber Vakkas” oynanacak. Kalabalık bir kadrosu olan oyundan sonra makyajlarını silmek için bir şişe 70’li tuvalet ispirtosu alırlar. Ancak Bakkaloğlu, “Bir şişe isportoyla onca oyuncunun makyajı temizlenmez” düşüncesiyle, bir şişe daha alır.\nMakyajlar yapılır, oyunu oynamaya başlarlar. Ancak mahkûm izleyicilerde bir tuhaflık vardır. Oyunun en gülünmeyecek yerinde bile kahkahalarla gülmekteler. Tabii ki bu aşırı güldürüş oyuncuları mest eder. Ne var ki “Vehbi’nin kerakkesi” oyundan sonra ortaya çıkacaktır.\nOyuncular makyajlarını silmek için tuvalet ispirtosunu arayıp durur. Yok yok yok… Sanki yer yarılmış, ispirtolar içine girmiştir. Sonunda oyunculardan biri “Buldum! ” diye bağırır. Hepsi sevinir. Arkadaşlarının elinde iki tane ispirto şişesi vardır ama ikisinin de içi boştur.\nMeseleyle birlikte izleyicilerin aşırı kahkahasının nedeni de anlaşılır. Mahkûmlar ispirtoları aşırmıştır. İşine bire iki katında su ekleyip şekerle de tatlandırdıktan sonra kafayı çekmişlerdir.\nOyuncularımız hapishaneden makyajlarını silemeden çıkarlar. Evlerine dönünceye kadar ise, bu tuhaf görünümlerine bayılan çoluk çocuk peşlerini bırakmaz. Bir daha hapishanede oyun oynamak mı? Tövbeler olsun.\nMustafa Bakkaloğlu son oyunlarının ardından uzun yıllar sahneye veda eder. Onu küstüren çeşitli şeyler olmuştur. Yıllarca yöneticisiz kalan Belediye Şehir Tiyatrosunu yönetmeye kendisinden âla aday yoktur. Ne var ki Belediye yöneticileri hiç oralı olmazlar. \nBuna kırılan Bakkaloğlu, Şen Tiyatro’dan sonra kurduğu Gençlik Tiyatrosunu da dağıtır. Zaten artık oyun arkadaşları artık iyice kemale ermiştir. Çoğu evlenmiş, iş güç sahibi olmuş, ekonomik sorumluluklar altına girmiştir.\nDemin onların “Bir daha hapishanede oyun oynamak mı? Tövbeler olsun…” dediklerini yansıtmıştım ya, sözümü geri alıyorum:\nBaşta da söylediğim gibi son bir kez daha sahneye daha çıkmak için yanıp tutuşan Bakkaloğlu’nun, hapishanede bile oynamaya koşacağından hiç kuşkum yok. Dahası, gurubundaki arkadaşlarından yaşamakta olanların hepsinin de farklı düşündüğünü sanmıyorum. \nSahne tozunu bir kez yutan hiç kimsenin, tiyatrodan kolay kolay kopamayacağı söylenir. Sanırım son derece doğrudur bu saptama.\nYıllarca komedileriyle Gaziantep’in tiyatro izleyenlerini kahkahalara boğan Bakkaloğlu, teşekkürler sana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziantepspor",
        "poet": "Osman İnci",
        "poem": "\n\nRakip küçük yada büyük, farketmez, \nŞahinlerimizin bileği, asla bükülmez, \nBu yeşil sahalarda, bilin ki yenilmez, \nGüneydoğunun şahini Gaziantepspor...\n\nGazi kentin gururu, heyecanı bu takım, \nGelin başarılarını, ayakta alkışlayalım, \nElimde bayrağımla, daima onunlayım, \nTürkiye’mizin incisi Gaziantepspor...\n\nEşi bulunmaz, büyük başkanımızın, \nCoşkusu dinmez, oyuncularımızın, \nHakkı ödenmez, bu taraftarımızın, \nKentimizin gururu Gaziantepspor...\n\nTaraftarlarımızla, yöneticilerimizle, \nÖlene dek yanındayız, bu yüreğimizle, \nŞampiyon yapacağız, seni desteğimizle, \nGönlümüzün şampiyonu Gaziantepspor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziantep Tüm Türkiyedir, yazı,",
        "poet": "Fahri Bulut",
        "poem": "\n\nGAZİANTEP TÜM TÜRKİYEDİR,\nHani kendim ettim, kendim buldum vardır ya, İşte Gaziantep de de yaşananlar aynen öyle oldu. aydınlarımız defalarca tehlikenin boyutlarını yazdılar, çizdiler, biz şairler olarakta onlarca şiir yazdık. Cümlemizde suçlandık Gazi kentimiz, ışıt teröristlerinin baş kentleri oluyor, bura da eğitiliyorlar, donatılıyorlar, yedirip içilip, yarıları tedavi ediliyorlar ileride çok vahim olaylar yaşanacak dedik, yetkililer, alnı yere değen, namaz kılan insanlardan hiç bir zarar gelmez, ne istiyorsunuz Müslümanlardan diye, hep bizleri suçladılar. Bu ülkeye en büyük zararın alnı yere değmeyenlerçe verileceğini bağıra, çağıra söylediler..\nNe yazık ki her terör olayı koruyup kolladıklarından alnı yere değenlerden geldi, Alnı yere değmiyor diyerer suçladıkları, Atatürk cü, laik kumandan ve insanlar  kendilerini alnı yere değerlerden korudular, hala da kurumaya çalışıyorlar. Gör gayrı gerçekleri gör Türkiye'm, Gaziantepli m. Dilerim turpun büyüğü  daha heybede değildir.Çok aydınlar bu işin burada bitmediğini devam edeceğini kanal kanal söylüyorlar, yetkililerden siyasi iktidardan ne bir  istifa eden ne de ortak bir hükumet le, bu işin üstesinden gelelim diyen var. Hala eski hiç bir  çözüm getirmeyen yanlışlarına, inatlarına  devam ediyorlar. Halktan çok kendilerinin ve yakınlarının can güvenliği ile uğraşıyorlar. Vah benim Gazikentim vah. Bunları en çok sen koruyup,  kolluyordun. Yüzde yetmişlere varan ak  oylarını vererek. İçimiz yanıyor içimiz,  bizim görevimiz ve çözümümüz gelecek tehlikeleri önceden haber vermekti ben şahsıma onlarca şiirimle haber verdim. Örneğin BÜTÜN KURUMLARIN ÇİVİSİ ÇIKTI, BALIK BAŞTAN KOKTU, NE İSTEDİN DE VERMEDİK FAİZİYLE BİRLİKTE, BUNLAR BİR BİRİNİN SUÇ ORTAKLAR,  ATATÜRK'E ŞİKAYET, TC YE BAŞBAKAN OLAMADINIZ, HANGİ BİRİSİNİ YAZSAM Kİ, Ölenlere Tanrıdan rahmet kalanlarına baş sağlığı dilerken Tanrı bu hükumete akıl, fikir ihsan eylesin demek istiyorum...\nFahri Bulut Rızazade, 19 ağustos 2016, Bir Kınada canlı bomba patlattılar 52 kişi öldü 100 lerce yaralı var Olayı Işıt terör örgütü üslendi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "\"gaziantepli bestekar-şair Erol Güngör'ün konserlerde okunan İstanbul şarkıları\"",
        "poet": "Erol Güngör",
        "poem": "\n\nBestekâr ve şair Erol Güngör’ün İstanbul şarkılarının okunduğu konserler:\nAdalara gitmedinse (söz-müzik:Erol Güngör)           \nBu eserin okunduğu konserler:          \n11.05.2006 tarihinde İstanbul Vefa Lisesi konser salonunda\n31.05.2006 tarihinde İstanbul Mecidiyeköy Büyükşehir Belediyesi konser salonunda\n30.01.2007 tarihinde İstanbul Kadıköy Evlendirme Dairesi konser salonunda\n18.03.2007 tarihinde İstanbul Taksim AKM konser salonunda \n26.04.2007 tarihinde İstanbul Suadiye Lisesi konser salonundan \n23.05.2007 tarihinde İstanbul Mecidiyeköy Büyükşehir Belediyesi konser salonunda \n08.05.2008 tarihinde İstanbul Vefa Lisesi konser salonunda\n28.10.2008 tarihinde Sakarya’da TEİAŞ Tesisleri konser salonunda \n08.06.2009 tarihinde İstanbul Kadıköy Bahariye Halk Eğitim Merkezi konser salonunda ve 23.03.2010 tarihinde İstanbul Caddebostan Kültür Merkezinde A salonunda “Anılar ve Müzik Erol Güngör”gecesinde Gül-i-naz musiki korosu tarafından okunmuştur.\n20.12.2011 tarihinde İstanbul Vefa Lisesinde Buselik TSM Konserinde okunmuştur.\n09.04.2013 gecesi Kadıköy'de Harika Musiki Topluluğu konserinde okunmuştur.\n21.10.2018 tarihinde Ataköy'de DİLSAZ TSM Konserinde okunmuştur.\n4.12.2021 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n7.5.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n4.12.2021 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n7.5.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n\nGüzelim Çamlıca’da isimli şarkının (Beste: Erol Güngör-Söz: Miyaser Gülşen)           \nOkunduğu konserler:           \n21.5.2008 tarihinde Adana’da Belediye Tiyatro konser salonunda\n28.10.2008 tarihinde Sakarya’da Teiaş Tesisleri konser salonunda\n16.05.2009 tarihinde İstanbul Bahçelievler Abidin Pak öğretmenevi konser salonunda\n29.05.2009 tarihinde Z.Burnu Belediyesi Kültür Merkezinde İstanbul Öğretmenler konserinde 08.06 2009 tarihinde İstanbul Kadıköy Bahariye Halk Eğitim Merkezinde \nOcak 2010 tarihinde İstanbul Altunizade Kültür Merkezinde Öğretmenler Konserinde\n23.03.2010 tarihinde İstanbul Caddebostan Kültür Merkezinde Anılar ve Müzik gecesinde \n21.05.2010 tarihinde İstanbul Pendik Yunus Emre Kültür Merkezinde Öğretmenler konserinde okunmuştur.\n1.12.2017 tarihinde İstanbul Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezinde Vuslat Musiki Konserinde okunmuştur.\n16.2.2019 tarihinde İstanbul Kartal’da Gaziantepliler gecesinde okunmuştur.\n4.12.2021 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n7.5.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n\nAşkın tadı sende güzel İstanbul (Söz-müzik:Erol Güngör)           \n17.11.2009 günü İstanbul Mecidiyeköy Kültür Merkezinde Gül-i-naz konserinde\n11.01.2010 günü İstanbul Kadıköy Bahariye Halk Eğitim Merkezinde Gül-i-naz konserinde\n23.03.2010 tarihinde İstanbul Caddebostan Kültür Merkezinde “Anılar ve Müzik” gecesinde\n27.05.2010 tarihinde İstanbul Bahariye Halk Eğitim Merkezinde Gül-i-naz konserinde\n30.10.2010 tarihinde Sakarya’da Buselik Musiki Topluluğu konserinde,\n11.01.2011 tarihinde İstanbul Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi konser salonunda\nBuselik Musiki Topluluğu Konserlerinde \n05.04.2011 tarihinde Gaziantep’te Onat Kutlar konser salonunda Buselik TSM konserinde \n20.12.2011 tarihinde İstanbul Vefa Lisesinde Buselik TSM Konserinde okunmuştur.\n22.2.2017 tarihinde İstanbul Kadıköy'de Gül- i naz konserinde okunmuştur.\n16.5.2018 tarihinde İstanbul Taksim Cezayir K.M. de DİLŞAD Musiki Topluluğu konserinde okunmuştur.\n8.9.2018 tarihinde İstanbul Burgaz ada da DİLŞAD Musiki Topluluğu konserinde okunmuştur.\n5.3.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n9.6.2022 tarihinde İstanbul Ataköy’de DİLSAZ Solistler konserinde okunmuştur.\n\nCanda Cansın İstanbul (Söz-müzik Erol Güngör)           \n23.03.2010 tarihinde İstanbul Caddebostan Kültür Merkezinde Anılar ve Müzik gecesinde\n27.05.2010 tarihinde İstanbul Bahariye Halk Eğitim Merkezinde Gül-i-naz konserinde okunmuştur.\n20.12.2011 tarihinde İstanbul Vefa Lisesinde Buselik TSM Konserinde okunmuştur.\n21.10.2018 tarihinde Ataköy'de DİLSAZ TSM konserinde okunmuştur.\n3.4.2021 tarihinde Cem TV de okunmuştur.\n5.3.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n\nGüzelim Üsküdar (Söz-müzik Erol Güngör)       \n20.12.2011 tarihinde İstanbul Vefa Lisesinde Buselik Konserinde okunmuştur.\n21.06.2018 tar,hinde İstanbul Ataköy Yunus Emre K.M.de DİLSAZ Musiki Topluluğu konserinde okundu.\n28.4.2019 tarihinde İstanbul Boğazında Erguvan tekne turunda DİLSAZ TSM Topluluğu konserinde\n5.3.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n9.6.2022 tarihinde İstanbul Ataköy’de DİLSAZ Solistler konserinde okunmuştur.\n\nSevgili İstanbul (Söz ve müzik Erol Güngör)   \n20.12.2011 tarihinde İstanbul Vefa Lisesi konser salonunda Buselik konserinde okunmuştur.\n3.2.2016 tarihinde İstanbul Kadıköy'de Gül-i naz konserinde okunmuştur.\n22.2.2017 tarihinde İstanbul Kadıköy'de Gül-i naz konserinde okundu.\n21.4.2019 tarihinde İstanbul Bahçelievler Necip Fazıl Kültür Merkezinde DİLSAZ Musiki Konserinde\n5.3.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n\nİstanbul'da huzur var (Söz ve müzik Erol Güngör) \n22.2.2017 tarihinde İstanbul Kadıköy'de Gül- i naz konserinde okunmuştur\n26.2.2017 tarihinde İstanbul Caddebostan Büyük Kulüp'te DİLSAD Musiki Topluluğu Konserinde okunmuştur.\n4.12.2021 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n5.3.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n9.6.2022 tarihinde İstanbul Ataköy’de DİLSAZ Solistler konserinde okunmuştur.\n22.6.2022 Ataşehir’de Piyanist Katre Kocabaş Hanım Piyano konserinde okunmuştur.\n\nİstanbul Aldırma sen (Söz ve müzik Erol Güngör) \n22.2.2017 tarihinde İstanbul Kadıköy'de Gül-i naz Konserinde okundu.\n05.05.2019 tarihinde İstanbul Ataköy’de DİLSAZ Musiki konserinde okunmuştur.\n7.5.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n\nHarikasın İstanbul (Söz ve müzik Erol Güngör)\n21.10.2018 tarihinde Ataköy'de DİLSAZ TSM Konserinde okunmuştur.\n7.5.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n9.6.2022 tarihinde İstanbul Ataköy’de DİLSAZ Solistler konserinde okunmuştur.\n\nSeni görmek İstanbul (Söz ve müzik Erol Güngör)\n21.10.2018 tarihinde Ataköy'de DİLSAZ TSM Konserinde okunmuştur.\n5.3.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n7.5.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n\nSana geldim İstanbul (Beste Erol Güngör-Söz Cahide Yormaz Öz) okunduğu konser.\n26.2.2017 tarihinde İstanbul Caddebostan Büyük kulüpte okunmuştur. \n12.3.2017 İstanbul Ataköy’de DİLSAZ Solistler Topluluğu konserinde okunmuştur.\n\nİstanbul'a Kadıköy (Söz ve müzik Erol Güngör \n05.05.2019 tarihinde İstanbul Ataköy’de DİLSAZ Musiki konserinde 31.8.2019 tarihinde İstanbul Burgaz ada DİLSAZ konserinde okunmuştur.\n5.3.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n\nBakırköy İstanbul’un kıdemli bir köyüdür Söz ve müzik Erol Güngör 31.08.2019 İstanbul Burgaz Ada’da ve 6.1.2020 tarihinde İstanbul Ataköy’de DİLSAZ Musiki konserinde okundu.\n4.12.2021 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n5.3.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n9.6.2022 tarihinde İstanbul Ataköy’de DİLSAZ Solistler konserinde okunmuştur.\n\nAşığınım Üsküdar (Söz:Erol Güngör-Beste:Göksel Baktagir)           \nŞubat 2009 ayında İstanbul Altunizade Konser salonunda Göksel Baktagir İstanbul Sazendeleri konserinde okunmuştur. \n20.03.2010 tarihinde Antalya Akdeniz TV de Serpile Faslı Muhabbet programında yine Göksel Baktagir tarafından okunmuştur.\n09.05.2018 tarihinde İstanbul Üsküdar Bağlarbaşı K.M. de Göksel Baktagir Sevda şarkıları konserinde okundu.\n\nİstanbul’um (Söz:Erol Güngör-Beste:Göksel Baktagir)           \n1996 yılında Habitat 2 etkinliklerinde İstanbul Belediyesi Kültür A.Ş.\nTarafından çıkartılmış İstanbul Şarkıları 2 kaset ve CD sinde yer almıştır. TRT repertuarındadır. Zaman zaman radyolarda okunmaktadır.\n2019/Şubat ayı başında TRT Nağme programında okundu.\n\nAdaları görmeden İstanbulluyum deme (Söz ve müzik Erol Güngör) – Henüz okunmadı.\nİstanbul'da mehtaba aşkla çıkar insanlar. (Söz ve müzik Erol Güngör) \n5.3.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n\nİstanbull'a ve sana sakın nazar değmesin (Beste Erol Güngör-Söz Fatma Baykul) \n6.1.2020 İstanbul Ataköy DİLSAZ Solistler topluluğu konserinde okunmuştur.\n5.3.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n7.5.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n9.6.2022 tarihinde İstanbul Ataköy’de DİLSAZ Solistler konserinde okunmuştur.\n\nİstanbul’u sevdin diyen Adaları sevmedin mi? (Söz ve müzik E.Güngör) Ok. Konserler\n4.12.2021 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n5.3.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n7.5.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n9.6.2022 tarihinde İstanbul Ataköy’de DİLSAZ Solistler konserinde okunmuştur.\n\nBeşiktaş’la Üsküdar’ın arası (Söz ve Müzik Erol Güngör) Okunduğu konserler\n7.5.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\n\nAşk denince sen gelirsin aklıma İstanbul (Söz ve müzik Erol Güngör) Okunan konserler\n7.5.2022 tarihinde İstanbul Burgaz Adada İstanbul şarkıları konserinde okunmuştur.\nToplam 25 İstanbul şarkısı olup, okunan bu şarkılardan başka birkaç şarkısı ise henüz konserlerde okunmamıştır.\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziler",
        "poet": "Rıza Akbulut",
        "poem": "\n\nŞehitlik yolu, Allah'ın nurlu yolu! \nKimi bacağı kaybetti, kimi kolu.\nGazilerin de kitabı sevap dolu.\nOnlar ölmese de ölmek istediler,\nŞehit olmasalar da şehit gibiler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "\"gaziantepli bestekâr-şair Erol Güngör’ün besteleri’nin okunduğu konserler\"",
        "poet": "Erol Güngör",
        "poem": "\n\nBestekâr Erol Güngör’ün besteleri’nin okunduğu konserler ve okunan eser sayısı:\n  1-Doğan Tanyer “Şarkılarla Yaşamak Konseri” 1997 yılı Mart. İstanbul Taksim Harbiye Kenter Tiyatrosu 1 eser.\n  2-İstanbul Bakırköy Musiki Vakfı-Dede Efendi Korosu Türk Müziği Konseri. 25.2.2001  1 eser\n  3-İzmit Büyükşehir Belediye Konservatuarı Klasik Türk Müziği Uygulama Topluluğu Konseri. 18.3.2002 Vefa Lisesi konser salonu 1 eser\n  4-İstanbul Buselik Türk Müziği Topluluğu Konseri. Tarih: 20.1.2004  1 eser\n  5-İstanbul Buselik Türk Müziği Topluluğu Konseri. Tarih: 16.12.2004 2 eser\n  6-İstanbul Kadıköy Gülnihâl Kalkan Özel Konseri. Tarih: 6.2.2005 1 eser\n  7-İstanbul Buselik Türk Müziği Topluluğu Konseri. Tarih: 21.4.2005 2 eser\n  8- İstanbul Buselik Türk Müziği Topluluğu Konseri. Tarih: 4.5.2005  4 eser\n  9- Gaziantep Türk Musikisi Derneği Gaziantepli Besteciler Özel Konseri Tarih: 27.5.2005 2 eser\n10-İstanbul Buselik Türk Müziği Topluluğu Konseri. Tarih: 19.12.2005 12 eser\n11-İstanbul Buselik Türk Müziği Topluluğu Konseri. Tarih: 28.3.2006 1 eser\n12-İstanbul Buselik Türk Müziği Topluluğu Konseri. Tarih: 11.4.2006 1 eser\n13-İstanbul Buselik Türk Müziği Topluluğu Konseri. Tarih: 11.5.2006  6 eser\n14-İstanbul Buselik Türk Müziği Topluluğu Konseri. Tarih: 30.5.2006  3 eser\n15-İstanbul Buselik Türk Müziği Topluluğu Konseri. Tarih: 30.1.2007 7 eser\n16-İstanbul Bülent Türkeli Anadolu Musiki Derneği konseri.Tarih:18.3.2007 8 eser\n17-İstanbul Buselik Türk Müziği Topluluğu Konseri. Tarih: 26.4.2007 3 eser\n18-Gaziantep Büyükşehir Belediyesi TSM Korosu Konseri “Gaziantepli Besteciler Özel Konseri” Tarih: 21.5.2007 4 eser\n19-İstanbul Buselik Türk Müziği Topluluğu Konseri 3 eser\n20-İstanbul Buselik Türk Sanat Müziği Topluluğu konseri. Tarih: 7.2.2008 2 eser\n21-İstanbul Buselik Türk Müziği Topluluğu konseri.Tarih: 28.2 2008 2 eser\n22-İstanbul Bülent Oral Vefa Buselik TSM Konseri. Tarih: 8.5.2008 4 eser\n23-Adana Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Türk Sanat Müziği Topluluğu Konseri 3 eser\n24-İstanbul Bülent Oral Vefa Buselik Türk Müziği Topluluğu Konseri.Tarih:20.5.2008 2 eser\n25-İstanbul Bülent Oral Kadıköy Buselik TSM Konseri Tarih:29.5.2008 2 eser\n26-İstanbul Bülent Oral TSM Topluluğu Sakarya konseri 3 eser\n27-İstanbul Bahçelievler Abidin Pak Öğretmenevi TSM Korosu Konseri Tarih: 16.5.2009 1 eser \n28-Adana Eğiticiler Derneği TSM Korosu konseri  Tarih: 18.5.2009 1 eser\n29-İstanbul Zeytinburnu Belediyesi Kültür Merkezinde Öğretmenler TSM Topluluğu konseri  29.5.2009 1 eser\n30-İstanbul Kadıköy Bahariye Halk Eğitim Merkezi Gül-i-naz Musiki Topluluğu Konseri. Tarih: 8.6.2009 6 eser\n31-İstanbul Mecidiyeköy Kültür Merkezi konser salonu. Gül-i-naz konseri Tarih: 17.11.2009 1 eser\n32-İstanbul Kadıköy Bahariye Halk Eğitim Merkezi Gül-i-naz Musiki Topluluğu Konseri Tarih: 11.1.2010 1 eser\n33-İstanbul Altunizade Kültür Merkezi. Öğretmenler Korosu Konseri Tarih: 07.01.2010 1 eser\n34-İstanbul Kadıköy Caddebostan Kültür Merkezinde konser.  23.3.2010 Anılar ve Müzik gecesi Bestekâr-şair-yazar \n     Erol Güngör’ün tanıtımı. 14 eser\n35-İstanbul Göztepe Halit Kurtça Kültür Merkezi konser salonu 11.5.2010  Buselik Konseri 3 eser\n36-İstanbul Vefa Lisesi Konser Salonu. Buselik TSM Topluluğu konseri Tarih: 13.5.2010 5 eser\n37-İstanbul Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi.18.5.2010 Buselik TSM Topluluğu konseri 3 eser\n38-İstanbul Pendik Yunus Emre Kültür Merkezi Öğretmenler korosu konseri. Tarih: 21.5.2010 1 eser\n39-İstanbul Kadıköy Bahariye Halk Eğitim Merkezi Gül-i-naz TSM konseri. Tarih: 27.5.2010 5 eser\n40-Sakarya SEDAŞ  Elektrik Dağıtım A.Ş. de Buselik TSM Topluluğu konseri Tarih: 30.10.2010 4 eser \n41-İstanbul Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi.Buselik TSM Topluluğu konseri.Tarih:11.1.2011 4 eser\n42-Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Türk Musikisi Korosu Konseri. Tarih: 26.1.2011 “Ulu Önder Atatürk’ün Gaziantep’e Teşriflerinin 78. inci yıldönümü anısına  Hüseyni Faslı  ve Erol Güngör Şarkıları Konseri” 6 eser okundu.\n43-Vefa Buselik TSM Topluluğu Konseri. İstanbul Göztepe Halis Kurtça Kültür Merkezi.Tarih: 3.2.2011 4 eser    \n44 Gaziantep Onat Kutlar Kültür  Merkezinde İstanbul’dan gelen Buselik TSM Topluluğu konseri 5.4.2011 5 eser \n45-Vefa Buselik TSM konseri. İstanbul Vefa Lisesi konser salonu. 5.5.2011 4 eser\n46- Buselik TSM Topluluğu konseri. 16.5.2011 Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi 4 eser \n47- Buselik TSM Topluluğu konseri. 20.12.2011 İstanbul Fatih Vefa Lisesi konser salonu \n       Erol Güngör bestede 30 uncu şiirde 50.inci sanat yılı kutlama konseri. 25 eser\n48-Bursa İnegöl TSM Korosu Konseri. Tarih:15.2.2012 1 eser\n49- İstanbul Harika TSM Korosu Konseri Tarih: 29.2.2012 1 eser\n50- Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Çocuk Korosu Konseri Tarih: 17.4.2012 1 eser\n51- Buselik TSM Topluluğu konseri. 18.4.2012 İstanbul Cağaloğlu 5 eser\n52- Balıkesir Türk Müziği Korosu Konseri Konuk Bestekar Göksel Baktagir gecesi.26 Mayıs 2012  2 eser\n53- Harika Musiki Topluluğu Konseri. 9.4.2013 Kadıköy Barış Manço Kültür  Merkezinde. 1 eser         \n54-Gaziantep çocuk korosu 24.4.2013 Gaziantep Onat Kutlar Konser Salonu. 1 eser  “Çocuk Olmak ne de güzel”\n55- TSM Topluluğu Konseri. Antalya AKM de 4.6.2013 günü (Kaç kişi kaldı.Söz Erol Güngör-Beste GökselBaktagir)                       \n56- 6.6.2013 Sakarya Kaynarca ilçesi festivalinde Buselik TSM konseri 1 eser\n57- 10.6.2013 tarihinde İstanbul Kaçkar TV Necla Şan programında Erol Güngör bestelerinden bir demet sunuldu.\n58- 14.11.2013 tarihinde İstanbul Kadıköy Evlendirme Dairesi Konser Salonunda Altıyol TSM konserinde 1 eser\n59- 28.12.2013 tarihinde Gaziantep Onat Kutlar Konser Salonunda Gaziantep Çocuk Korosu Konserinde 1 eser\n60- 23.1.2014 tarihinde İstanbul Kadıköy Evlendirme Dairesi Konser salonunda Gül-i naz Musiki Topluluğu konserinde 1 eser\n61- 25.2.2014 tarihinde İstanbul Kadir Has Üniversitesi konser salonunda Buselik TSM konserinde 1 eser.\n62- 21.4.2014 tarihinde Gaziantep Onat Kutlar Konser Salonunda Gaziantep Çocuk Korosu Konserinde 1 eser\n63- 4.7.2014 tarihinde İstanbul Fenerbahçe parkı Gül-i naz konseri 1 eser\n64- 16.12.2014 tarihinde Kadıköy Evlendirme Dairesi konser salonunda Gül-i naz Musiki Topluluğu konserinde 2 eser.\n65-İzmir Karşıyaka Tuna TSM Korosu konseri Tarih: 25.2.2015 \n66-İstanbul Bağdat Musiki Topluluğu Konseri Bağlarbaşı Kültür Merkezi 24.3.2015 \n67-İstanbul Kadıköy Kusader Derneği konseri Tarih: Mayıs 2015 \n68-İstanbul Kozyatağı Kültür Merkezinde Gül-i naz TSM Topluluğu konseri Tarih: 22.5.2015 \n69-Antalya Şef Ömer Altunbaş TSM Konseri Tarih: 13.6.2015 \n70-İstanbul Kadıköy Evlendirme Dairesi konser salonunda Gül-i naz Musiki konseri Tarih: 3.2.2016 \n71-İstanbul Güngören Erdem Beyazıt Kültür merkezinde TSM konseri Tarih 9.2.2016 \n72-Antalya Şef Ömer Altunbaş Türk sanat müziği konseri 15.5.2016 \n73-İstanbul Ataköy Yunus Emre kültür merkezi Dilsaz Musiki konseri Tarih. 18.5.2016 \n74-İstanbul Fatih Zübeyde Hanım kültür merkezi Buselik TSM konseri Tarih: 22.5.2016\n75-İstanbul Esenler Şef. Rafet Topal Korosu konseri Tarih: 28.11.2016 \n76-İstanbul Kadıköy Evlendirme Dairesi konser salonu. Gül-i naz Musiki konseri. Tarih 22.2.2017\n     Bu konserde Erol Güngör’ün dördü İstanbul şarkısı olmak üzere 8 bestesi okunmuştur. \n77-İstanbul Caddebostan Büyük Kulüp DİLSAD Musiki Topluluğu konseri Tarih: 26.2.2017 \n78-Samsun Eğitim Derneği TSM Konseri 1 şarkının güfte yazarı olarak 2017 Mart ayında\n79-İstanbul Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezinde Dilsaz Musiki Topluluğu konseri 12.3.2017 \n80-Gaziantep Şehit Kâmil Belediyesi konser salonu Neşe-i Muhabbet TSM Konseri 12.5.2017\n81-İstanbul Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezi Vuslat TSM Topluluğu konseri 2.12.2017\n82-İstanbul Ataşehir Mustafa Saffet Kültür Merkezinde Fatoş Koçarslan konseri 22.12.2017\n83-İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dilşad konseri 16.3 2018\n84-İstanbul Üsküdar Bağlarbaşı kültür merkezi Göksel Baktagir konseri 9.5.2018\n85-İstanbul Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi İstanbul Türk Müziği Korosu konseri 15.5.2018\n86-İstanbul Taksim Cezayir K.M. DİLŞAD Musiki Topluluğu konseri 16.5.2018\n87-İstanbul Ataköy Yunus Emre Kültür M. Dilsaz Musiki Topluluğu konseri 21.6.2018\n88-İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesinde Dilşad Musiki\nTopluluğu konseri 28.6.2018 \n89-İstanbul Burgaz adada Dilşad Musiki Topluluğu konseri 8.9.2018\n90-21.10.2018 tarihinde İstanbul Ataşehir'de DİLSAZ Musiki Topluluğu konseri.\n91-İstanbul Ataşehir Fatoş Koçarslan Gala konseri 16.12.2018\n92-Ankara Cüneyt Gökçer konser salonu Ayşe Taş-Göksel Baktagir konseri 27.1.2019\n93-İstanbul Ataşehir Kemal Külah Gala konseri 14.2.2019\n94-İstanbul Kartal’da Kadıköy Gaziantepliler Derneği’nin Gazilik günü kutlama gecesinde 16.2.2019\n95-Gaziantep Şehit Kamil Sanat Merkezinde Gaziantepli besteciler konseri 5.4.2019\n96-İstanbul İstanbul Bahçelievler Necip Fazıl Kültür Merkezinde DİLSAZ Konseri 21.5.2019\n97-İstanbul İstanbul Boğazında Erguvan Tekne turunda DİLSAZ konseri 28.4.2019\nSon güncelleme 28.04.2019\n98-İstanbul Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezinde DİLSAZ Konseri 5.5.2019\n99-İstanbul Burgaz Ada Gönüllüleri 30 Ağustos Zafer Bayramı konseri 3.8.2019\n100-İstanbul DİLSAZ Musiki Topluluğu konseri Bakırköy Kültür Merkezi 17.12.2019\n101-İstanbul DİLSAZ Musiki Topluluğu Ataköy konseri 6.1.2020 \n102-İstanbul Burgaz Ada Gönüllüleri kültür evinde İstanbul şarkıları bir bölümü 4.12.2021\n103-İstanbul Burgaz Ada Gönüllüleri kültür evinde İstanbul şarkıları bir bölümü 5.3.2022\n104-İstanbul Burgaz Ada Gönüllüleri kültür evinde İstanbul şarkıları bir bölümü 7.5.2022\n105-İstanbul Bakırköy Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezinde DİLSAZ Konseri 9.6.2022 \n                      Bu konserde Erol Güngör ve Yusuf Nalkesen Besteleri okunmuştur.\n106-İstanbul Ataşehir’de Katre Kocabaş yönetiminde Piyano konseri 22.6.2022\nSon güncelleme 22.6.2022                                     \n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziantepli bestekar-şair Erol Güngör tarafından yazılan “Nihavent Apartmanı” senaryosu",
        "poet": "Erol Güngör",
        "poem": "\n\nBu senaryonun yazılma nedeni:\nErol Güngör tarafından 13 bölüm halinde yazılan “Nihavent Apartmanı” isimli TV dizi senaryosu, seyircinin beğeneceği umulan aşağıdaki nedenlerden dolay yazılmıştır.  Beğenildiği takdirde devamı yazılacaktır. \n1- Türk Sanat Müziği Şarkılarının okunduğu gazinoların kapanması, TV ve bilgisayarın öne çıkması ile, görsel bazı diğer müzik türlerinin daha fazla göz önünde olması nedenleri ile, Türk Sanat Müziğine eski nostaljik yaklaşımın, bu gün için azalması dolayısıyla bu senaryo, yeniden Türk Sanat Müziğine ilginin biraz olsun artabileceği düşüncesi ile yazıldı. Nihavent makamı, ismiyle ve melodisi ile kulağa en hoş gelen Türk Sanat Müziği makamlarından biri olup, dillerden düşmeyen şarkıların bir çoğu da, Nihavent makamında bestelenmiş şarkılardır. Bunu halkımız iyi bilir. Dizi çekildiği ve yayına girdiği zaman izleyenlerin, bu tür güzel şarkılardan biraz uzak kalmıştık, öz müziğimizin gazinolar zamanındaki eski görkemini hatırlattı bize diyerek, eski nostaljik şarkıları tekrar dinlemeye ilgi duyacaklarını umuyorum. Ben de bir besteci olarak bu açıdan bir senaryo yazarak, bu konuda bir katkım olsun istedim. \n2- Dizinin bölümlerinde geçen şarkılar ve şiirler, seyirciyi sıkmayacak türde olup, tam aksine ilgi çekecek türden şiir ve şarkılar olarak düşünüldü. Apartmanın bir dairesinde gün aşırı yapılan kat sakinleri fasıl gecelerinde daha ziyade nihavent şarkılar okunduğu için, oy birliği ile apartmana bu ad verilmiştir. Okunan şarkılar, daha önce apartmanda oturmuş olan bir bestekâra ait eserlerdir. Dizide ayrıca güzel bir aşk hikâyesi anlatılmakta olup, ilgi çekecek türde kaleme alınmıştır. İlhan bey ile Su hanım arasındaki aşkın, seyircinin ilgisini çekeceğini umuyorum. Senaryo bir de bu sebeple yazılmıştır.\n3- Konunun geçtiği apartmanda genel olarak örnek komşuluk ilişkileri ve dayanışması anlatılmaktadır. Birkaç aksi huylu kişi de senaryoda yer almakla birlikte, onların yersiz ve haksız sorun yaratmaları, apartmanda genel kat sakinleri dayanışmasını bozamamaktadır. \nNot: Konu ile ilgili olarak Erol Güngör tarafından aynı adla bir de roman yazılmıştır. Eser, roman ve senaryo noterden tastiklidir ve 5846 sayılı yasa gereği koruma altındadır.  1.12.2008                                                                                Erol Güngör\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziler Caddesi",
        "poet": "Attila İlhan",
        "poem": "\n\nBasmane’de Gaziler Caddesi’ne \nküçük bir yağmur götürdüm\nsiz böyle akşamüstü görmediniz\n\ngizlice bir şarap tuttum\nyine o şehir korkusu\nola ki simsiyah sarhoşum\niçimde elektrik uğultusu\nbir de kötümserlik sebepsiz\n\nşurda yeşil gözlü bi....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziler",
        "poet": "Muhammet Kayrancı",
        "poem": "\n\nDemez dağ, taş,ova,dere \nYürür gaziler gaziler \nGöğüslerin gere gere\nYürür gaziler gaziler\n\nTürklüğün verdiği hazla \nAynı iman,aynı hızla\nYaşları yetmişden fazla\nYürür gaziler gaziler\n\nAynı hamur aynı maya\nMeydan okur Avrupa'ya\nKimi atlı kimi yaya \nYürür gaziler gaziler\n\nKastamonu,İnebolu\nAçılmış İstiklal yolu\nŞaha kalkmış Anadolu \nYürür gaziler gaziler\n\n29 Ekim 2016 / Kastamonu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziler",
        "poet": "Mehmet Küçükkarahan",
        "poem": "\n\nKimseler yan bakamaz bu vatana,\nSiz sağ olunca ata ocağına,\nCan feda olsun vatan toprağına, \nVatan size minnettar yiğit gaziler. \n\nVatan için canlarını verdiler, \nSavaşmaya hep önde geldiler, \nToprağı her şeyden önce bildiler,\nVatan size minnettar yiğit gaziler. \n\nNamerde de göz açtırmadılar,\nVatanı kimselere satmadılar, \nMevzilerde boşuna yatmadılar, \nVatan size minnettar yiğit gaziler. \n\nHepsinin içinde vardır mertlik,\nGazilerin içinde olmaz sertlik,\nBulamazsın içlerinde namertlik, \nVatan size minnettar yiğit gaziler. \n\nKeşaplının Günlüğünden \nMehmet KÜÇÜKKARAHAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziler Günümüz Kutlu Olsun",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nVatanı düşmanlardan, korumaktı görevin \nSağ salim, eve döndün, savaşa, Hazır Gazi\nAllah, Kuran’da övdü, nurlandı senin evin\nVatan için, canını vermeye, Hazır Gazi\n\nSinop’tan Hataya, Edirne’den Kars'a kadar\nİç ve dış düşmanlara, bu topraklar olur dar\nVatanıma vermeğe, kalkarlar ise zarar\nHain düşmanların, hep kökünü, Kazır Gazi\n\nİmanlı, Türk askeri, hiç de kaçmaz savaştan\nKutsal değerler için, koşacaktır her yaştan\nDosta güven, düşmana korkular, salar baştan\nTarih içinde, yeni tarihler, Yazar Gazi\n\nİnanmış askerlerden, Allah, Peygamber razı\nSavaşıp, şehit olmak için, duyar o hâzı\nŞehit olmayı ister, kader ilahi yazı\nSavaş meydanların da, daima, Coşar Gazi\n\nDünyaya, örnek olan, ahlakınla, ders verdin\nÜlkemize, göz diken, düşmanı, yere serdin\nDüşmana saldırırken, Allah’u Ekber derdin\nBu imanla, düşmanın, peşinden, Koşar Gazi\n\nAllah, Gaziyi sevmiş, müjdelemiş Kuran da\nHep beraber olalım biz, bu kutsal vatanda\nSana hakkını, helal etmez, yoksa atanda\nCanlı tarihi, her an, yeniden, Yaşar Gazi\n\nKarahasanoğlu, sen, hem de, Gazi torunu\nHer zaman, düşmanların, bilmelisin yolunu\nKıralım, hep hainin, kanadını kolunu\nDüşmanın oyununu, her zaman, Bozar Gazi\n\n03.09.2014\n\nKıbrıs Gazisi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazilerimizin Günü Kutlu Olsun",
        "poet": "Turan Yükseloğlu",
        "poem": "\n\nDilimize çok kolay gaziler günü demek,\nBir sonraki adım vatan için can vermek,\nNasip olsun siz gibi herkese vatan sevmek,\nBizim görevimiz ise kıymetinizi bilmek.\n\nHak edene hakkınızı helal edin istedim,\nNankör;.. gazi cephede sen neredeydin?\nKüpünü doldurmak için gazinin etini yedin,\nSatıp-savduğun bu vatan gazinin demedin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziler Günü",
        "poet": "Midayet Kara",
        "poem": "\n\nO gün Atama verildi, Gazi nişanı\nYere düşmez Gazilerin, şerefi şanı\nDünya tanıyor, Atam gibi kahramanı\nRahat uyu Atam, Gaziler var geride\n\nAtamızdan armağandır, gaziler günü\nKahramanlıkla doludur, Gazinin dünü\nDünya durdukça sürecek, Atanın ünü\nRahat uyu Atam, Gaziler var geride\n\nEylül de kutlanır, Gazilerin bir günü\nBütün cihana yayılmış, Gazinin ünü\nAtayla yürür, bellidir gidecek yönü\nRahat uyu Atam, Gaziler var geride\n\nGazilerdir temsilcin, rahat uyu Atam\nUnutma Şehit, Gaziyle var oldu Vatan\nBinlerce Şehit var, toprak altında yatan\nRahat uyu Atam, Gaziler var geride\n(0833) Kasım   2009\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziler",
        "poet": "Neyyir Arıbaş",
        "poem": "\n\nDüşmanı attılar da geldiler\nGürleyen şimşeklerde yeldiler\nBükülmeyen gürz oldu bilekler\nVatan minnettar size Gaziler\n\nKanlarıyla sulandı bu topraklar\nTenlerinde gül açtı nice acılar\nArmağan bize bu güzel yarınlar\nVatan minnettar size Gaziler\n\nEşkıyalar dağda biten diken\nNice insanları öldürürken\nÇapa oldun, toprağımızdan söken\nVatan minnettar size Gaziler\n\nBüyük Taarruzda Türk’ün sesi\nDüşmanın ensesindeydi nefesi\nSen gönüllerimizin bir tanesi\nVatan minnettar size Gaziler\n\nNeyyir Can’da mısralarda inciler\nYâr simasını süsleyen o güzel bendiler\nMis kokular gibi gül tenimize sindiler\nVatan minnettar size Gaziler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazilere",
        "poet": "Orhan Afacan",
        "poem": "\n\nSende yaşar mutlu yarınım, şanlı mazim.\nEy! Benim barut kokan, umut saçan; gül gazim.\nGöğsünde ayni iman, ayni güç, ayni azim\nHatırası bana şehidimin..Yeryüzünde şehidimin vekili\n\nEy! Orhan savaşmadan kolaydır şiir yazmak..\nŞehidi, gaziyi övmek; düşmanlara kızmak...\nBenimde bir canım var,an gelip alınacak..0\nOnunda tek bedeli vatan, vatandır ancak..\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gazim",
        "poet": "Fikri Pınarlı",
        "poem": "\n\nBazen bir kahpenin kurşunu ile\nKanını bayrağa sürüyor gazim\nÖyle bir sevda ki gelmiyor dile\nTek ayak düşmana yürüyor Gazim\n\nKurşunlara siper olan bedeni\nAramıyor bedeninden gideni\nVatan aşkı cesaretin nedeni\nGöksünü kurşuna geriyor Gazim\n\nVurulup düşerken dağa dayandı\nAsuman ağladı dağlar da yandı\nBir hilal uğruna kana boyandı\nHeybetli dağ gibi duruyor Gazim\n\nPet şişeden içer demli çayını\nAffetmez ihanet eden haini\nOnu yaralayan kahpe mayını\nKader çizgisinde arıyor Gazim\n\nÇantayı mavzeri yükler sırtına\nİster yağmur yağsın ister fırtına\nKurban bu Vatan a elinde kına\nÜstüne yıldızlar seriyor Gazim\n\nCandan üstün bilip aziz Vatanı\nUnutmaz savaşıp şehit yatanı\nÜç kuruşa ülkesini satanı\nKöpekten aşağı görüyor Gazim\n\nCudi den gabar dan duyulur sesi\nBaşında beresi dağların süsü\nÖlürse Bayraktır onun örtüsü\nCanını Vatana veriyor Gazim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazim",
        "poet": "Kübra Aytürk",
        "poem": "\n\nİnletir adımları, titretir yerleri,\nBıçaksız çatal gibi; \nTek kılıçlıdır gazim,\nTürktür usulü, erbabı beyim! \n\nDevrilse de her bir boğum,\nDiktir her dem baş boyun.\nKalansız lavlar gibi,\nYahut derin temelli dağ misali.\n\nKimileyin kanundur  kol, bacak, eller,\nMeskende tevazudur gönüller.\nİncidir sırrı, ihtimalsiz kârı\nÜlkü Turan, onu kurandır âli.\n\nKaşı çatık, gönlü açıktır kapansa da gül,\nGül kapansa da susmaz bülbül.\nElem çoksa çoktur şair,\nBülbülü güle eş edendir mahir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazilik Makamı",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nYemyeşil dağlarım güzel ovalar\nÖlürüm de vermem bir karış toprak \nTürkün orduları düşman kovalar\nİstese de vermen daldan bir yaprak\n\nYediden yetmişe sevdalıyız biz\nGüzel ülkemizin üç yanı deniz\nVatana âşıktır Gazilerimiz\nÇelikten sağlamdır hem irademiz\n\nGeçmişten ders aldık düşmanlar korksun\nŞayet al bayrağım yoksa sen yoksun\nO dalgalandıkça sen hürsün toksun\nHainin kalbine saplanan oksun\n\nBiz güçlü olursak düşmanlar pusar\nKalleş hain düşman sesini kısar\nDevlet her haini elbette asar\nKatilleri asan devletler yaşar\n\nKarşımızda haçlı ittifakı var\nDünyayı onlara yapmalıyız dar \nSiyonistlerde yok ne şeref ne ar\nBöl parçala ve yut bunu sayar kar\n\nGurur kaynağımız kahraman Gazi\nSenden şehidim milletim razı\nGazilik makamı kaderden yazı\nDüşmanlara karşı hazırdır Gazi\n\n06.09.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazimize",
        "poet": "Orhan Seyfi Orhon",
        "poem": "\n\nBüyük küçük her ferdi asırlarca bu yurdun\nEmekleyip dururken köhne izler üstünde; \nSen o kartal pençenle tutup bizi uçurdun\nAşılamaz ne dağlar, ne denizler üstünde.\nKurur senin nurunla izleri gözyaşın....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazim",
        "poet": "Abbas Paksoy",
        "poem": "\n\nDüşmanlar, göz dikmişti, bu ülke’ye.\nDers vermek için, gitmiştin cephe’ye.\nGününü gösterdin mi, kefere’ye.\nCepheden, bize bir haber ver, gazim. \n\nGüzel anan, senin yol’unu bekler.\nNazlı yârin, çamaşır’ını koklar.\nSâbı yavrun, sana doğru imekler.\nOnları bekletme, hadi gel gazim.\n\nAl bayrağımız, dalgalanıyor mu? \nTüm şehit’lerimiz, gölgeleniyor mu? \nMustafa Kemal, ilgileniyor mu? \nCephede, ne var, ne yok, söyle gazim.\n\nÇanakkale’mi, yoksa, çöl yemen’mi.\nGerçek bir savaş mı, yoksa, dümen mi? \nBölük mü, alay mı, yoksa, tümen mi? \nNeler oldu, bir şeyler söyle, gazim.\n\nGit, şehit ol demiştik, bizler sana.\nŞehit ol demiştik, sen, bu vatan’a.\nEriş demiştik, şehitlik kat’ına.\nŞehitlik, kısmet olmadı mı, gazim.\n\nAyağın topal, yüz’ünse yara’lı,\nAlnın açık, sanma bahtın karalı.\nBöyle değildir, savaş’ın kuralı.\nDüşman, her zaman hain olur, gazim.\n\nÜstündeki elbise’n, param parça,\nÇarık’larına, toz’lar yapmış fırça.\nBaş’ını kaldır göğe, değsin arşa.\nHoş geldin, yiğit gazim, sen hoş geldin.\n\nHele gel de, birazcık, otur şöyle.\nCephe’de, neler oldu, sana böyle.\nDe hele, cephe’de, ordumuz heyle.\nKonuş da, güzel haberler ver, gazim.\n\nDemek, vatan kurtuldu, sen de geldin.\nBayrağımız göklerde, sen de güldün.\nGazi Atatürk’ü, Ata’mız bildin.\nSen öyle diyorsan, öyledir gazim.\n\nMadalyon’un, göğsünde, gururlusun.\nTüm cephe’de galip oldun, ulusun.\nBak, göz’lerin ağlayacak, dolusun.\nHer damlan bir kurşun’dur, yapma gazim.\n\nSavaş’ı, gören sensin, ben bilemem.\nO cehennem’i, göz’ünden silemem.\nBen Paksoy’um, makam’ına gelemem.\nCephe’de göğüs geren, sendin gazim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziosmanpaşa Rüyası",
        "poet": "Mehmet Aslan",
        "poem": "\n\nBir gazi Osman Paşa rüyasıymış gördüklerim,\nUyanınca kayboldular dost bildiklerim,\nOnlar içindi hep mutluluk dileklerim,\nYinede unuttular, hatırlamadılar sevdiklerim.\n\nBir gazi Osman Paşa rüyasıymış, uyandığım,\nUyurken aldanıp dost sandığım,\nSahte gülücüklerine, tebessümlerine kandığım,\nBir rüyaymış onlar, sabahında uyandığım.\n\nBir gazi Osman Paşa rüyasıymış, yaşadıklarım,\nGerçek değil, hayalmiş bu dostlarım,\nUyanınca kırıldı tutunacak dallarım,\nYalanmış hep gördüğüm rüyalarım.\n\nBir gazi Osman Paşa rüyasıymış, yattığım,\nHayalinle yatıp, kabusunla uyanıp kalktığım,\nBoşunaymış onlar için kendimi yıprattığım,\nSonunda anladım ki, hataymış bu yaptığım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazinin ferydı",
        "poet": "Emin Kuzucular",
        "poem": "\n\nBiri toprağında yara birinde. \nGüvencemiz umudumuz Ankara.\nBırakma hakkımı dipte derinde,\nArtık feryadımı, duy be Ankara!\n\nHainin kurşunu askeri bulur. \nAnalardır can evinden vurulur.\nÇığlıklarım gaf dağına duyulur,\nArtık feryadımı, duy be Ankara! \n\nAdımız gazidir, malul soyadım. \nÂlemce bellidir, ayandır halim. \nNe olur etmeyin bizlere zulüm, \nArtık feryadımı, duy be Ankara! \n\nSevdalıyken, vatanıma yurduma\nDert katmayın benim bunca derdime. \nÇağırsam da, düşen yoktur ardıma, \nArtık feryadımı, duy be Ankara! \n\nŞerefim şanımdır, asker ocağı. \nDüşünmek mi? İstemezdim bu çağı. \nVatanımsa; şehit gazi otağı\nArtık feryadımı, duy be Ankara! \n\nYurdum için fırsat, vermedim kula. \nVatanını seven çekmez mi çile! \nHalkımı yöneten terk etti bile, \nArtık feryadımı, duy be Ankara! \n\nBizler elsiz kolsuz, malul olmuşuz. \nMahkemeyle üç beş kuruş almışız, \nAnlaşıldı, çiğnenecek salmışız.\nArtık feryadımı, duy be Ankara! \n\nSize söyleyeyim bilinmez acı. \nBir malulün olur, ne kadar gücü? \nGörevde sevgili malulken öcü, \nArtık feryadımı, duy be Ankara! \n\nSen ki koltuğunda, yara bilmezsin. \nMalul olsan bu kararı almazsın. \nDuy sesimi, şefkatiniz solmasın. \nArtık feryadımı, duy be Ankara! \n\nÜçer beşer şehit, vermiştir atam. \nOlmadım bir hain vatanı satam. \nUzat ki elini, uzanıp tutam; \nArtık feryadımı, duy be Ankara! \n\n           (gazi)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazinin sesi",
        "poet": "Emin Kuzucular",
        "poem": "\n\n*\n\nBu yerden tezkere alanlar oldu. \nHayatı yarıya bölenler oldu. \nBir kalleş kurşuna ölenler oldu, \nKin ve nefret kokar, hant ova dağı. \n\nYerde mayın, bizde pusu kaygısı,\nKirpiğin ucunda, Mehmet uykusu. \nGökkuşağı rengindedir duygusu, \nKin ve nefret kokar, hant ova dağı. \n\nKapanmayan gözüm, sakınma bilmez. \nİslam’ın muştusu; “şehitler ölmez.” \nYaşam zaferidir şakaya gelmez, \nKin ve nefret kokar, hant ova dağı \n\nElbette kinim var, göz dikenlere. \nVurulup düşsem de, köz dikenlere. \nYinede bırakmam söz dikenlere, \nKin ve nefret kokar, hant ova dağı \n\nAtam haykırmıştır bu yerden arşa. \nSaygı duyuyorum, toprağa taşa. \nBöldürmem bu yurdu, uğraşma boşa; \nKin ve nefret kokar hant ova dağı \n\n*\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziye Vefa",
        "poet": "Ali Tırnaksız",
        "poem": "\n\nEy Türk oğlu kızı,\nUnutma bu gazini\nSakın çevirme bana yüzünü \nUnutma Türk’ün: “Ya vatan ya bu can! ” Sözünü\n\nİndirtme bu bayrağı, koru bu vatanı\nHatırla, toprakta kefensiz yatanı\nUnutma büyük Gazi atanı! \n\nOkumu saldım düşmana\nYiğit dediler bana\nDüşmanı sokmam ben bu vatana\nUnutma büyük Gazi atanı!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GAZİŞAD Derneğimizi Kurduk",
        "poet": "Mehmet Nacar",
        "poem": "\n\nGaziantep genel anlamda kültür, sanat ve edebiyat alanında hayli kısır bir kentimiz.\nBunun çeşitli nedenleri var. Kısırlık nedenleri arasında en önemli yeri halkın ilgisizliği ile yerel ve genel yönetimlerin bu konularda duyarsızlığı ön sıralarda yer alıyor.\n\tİlkbahar, yaz ve sonbahar aylarında ülkemizin değişik illerinde kültür/sanat festivalleri, şiir etkinlikleri, kitap fuarları gibi edebi etkinlikler düzenlenmekte. Bu etkinliklere bazen Kumru Edebiyat Dergisi ekibi olarak davet edilip katılmaktayız. Bazen kendim bireysel olarak davet edilmekte ve bu davetlere icabet etmekteyim.\n\tİlimizde de zaman zaman kitap fuarları veya festivaller düzenleniyor. Özellikle Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği Fıstık Festivali. Her zaman dikkatimi çekmiştir. Benim için bu festivallerin en çok hatırlanan etkinlikleri arasında lahmacun yeme yarışması veya baklava yeme yarışması yer almıştır. Gönül isterdi ki, bu tür yarışmalar yerine şiir, öykü, beste veya roman yarışmaları yapılsın. Konusu da Gaziantep Savunması, Şahinbey gibi değerlerden seçilsin.\n\tNe yazık ki, kültür, sanat edebiyat görmezden gelinmekte. Dışardan bir iki yazar veya pop sanatçısı getirilmesi bu konuda yeterli ve tatmin edici kültürel çalışma olamaz. Gaziantep’te yaşayan şair, yazar, öykücü, tiyatrocu, besteci gibi sanatkârlara neden yer verilmediğini anlamak mümkün değil.\n\t‘’Marifet iltifata tabidir.’’\n\tÜstte de belirttiğim gibi bazen Kumru Edebiyat Dergisi ekibi olarak, bazen de bireysel olarak değişik illerdeki edebiyat etkinliklerine davet edilmekteyiz. Tabi ki, bu davetlere katılıyoruz. Davetli olarak gittiğimiz etkinliklerde ilin belediyesinin, valiliğin, kültür müdürlüğünün halkın katılım ve katkılarını gördükçe kıskanmamak mümkün değil.\n\tBu tür etkinlikler kapsamında Azerbaycan ve Nahcivan gibi komşu ülkelere bile davetli olarak gittik. Üstelik yol masraflarımız da dahil olmak kaydıyla, bütün masraflarımızı karşılayarak bizi ağırladılar. Dönüşümüzde doğal olarak gittiğimiz illerdeki gezilerimizi yazı konusu yaptık. O illerin veya ülkelerin tanıtımına katkıda bulunduk. Şahsen ben bu tür etkinlikler kapsamında otuz kadar ili ziyaret ettim. Edebi değerimiz olmasaydı bizi çağırmazlardı. Ancak, Gaziantep bizleri yok saymakta… Bu yüzden Gaziantep kültür sanat açısından kısır kalmıştır.\n\tEserleri yurt içi ve yurt dışında televizyonlarda, gazetelerde, dergilerde, radyolarda yayınlanan, takdir ve saygıyla anılan edebiyatçı dostlarımız var. Tabi ki, kendini edebiyatçı sanan, sadece kendi kendine büyük şair, büyük yazar, büyük usta pozlarına bürünenler de var. O türler yazımıza dahil değildir.\n\tGaziantep’te özerine ölü toprağı serpilmiş kültür ve sanata can suyu vermek, bu konuda yetenekli gördüğümüz kalem erbaplarının eserlerine vitrin olmak düşüncesiyle altı yıl önceden Kumru Edebiyat Dergisini çıkarmaya başladık. Bu derginin lokomotifi, sponsoru ve yaşatanı kendisi de bir edebiyat gönüllüsü şair olan Avukat Abdulhadi Bay’dır. Dergi ücretsiz dağıtılmakta. Böyle bir derginin basılması, dağıtımı hayli çaba isteyen bir çalışmadır. Maliyeti de çok yüksek. Derginin Velic İşhanının yedinci katında dört ofisin birleştirmesiyle meydana gelen bir bürosu var. Bu büro dergi çalışmaları ve haftalık toplantılarda kullanılmak üzere Abdulhadi Bay tarafından satın alındı. Her hafta cumartesi günleri dergi bürosunda toplanır, şiir, edebiyat ve müzik paylaşımları yaparız. Dergimizin yurt içine ve Azerbaycan başta olmak üzere yurt dışına posta dağıtımı da yapılmakta.\n\tBütün bu çalışmalar yetmedi. Gaziantep’te kültüre ve sanata gönül veren, bunu bir yaşam felsefesi olarak kabullenen gönül dostlarıyla bir araya geldik ve GAZİŞAD derneğimizi kurduk. Bu derneğin kuruluşuna ön ayak olan, lokomotif görevini üslenen edebiyat gönüllüsü yine Avukat Abdulhadi Bay olmuştur.\n\tBu ilde kendi göbeğimizi kendimiz kesmeye devam edeceğiz.\n\tDerneğimizin amaçları arasında Gaziantep merkez olmak kaydıyla ülke genelindeki kültür sanat çalışmalarını desteklemek, katkıda bulunmak, tanıtımlarını yapmak gibi çok sayıda çalışma alanlarımız mevcut. Bu amaçlar arasında Türk Dilini doğru kullanmak, Türkçemizi yabancı sözcüklerden arındırmak, Türkçe konuşan ülkeler arasında alfabe ve sözlük birliğini sağlamak, Türk devletleri arasında edebiyat köprüsü olmak, Gaziantep’te kültür sanat ve edebiyatı canlandırmak, il yönetimlerini bunun gereğine inandırmak gibi çok sayıda faaliyet alanımız var. Gaziantep’te kültür sanat etkinlikleri düzenlemek, il dışından şair ve yazarları davet ederek ilimizde ağırlamak, Gaziantep’in tanıtımına katkıda bulunmak da vazgeçilmez amaçlarımız arasında. İlimize davet edeceğimiz edebiyatçıların geri döndüklerinde ili tanıtan yazılar yazarak çeşitli yayın organlarında paylaşmaları usuldendir.\n\tDerneğimize üyelik giriş ücreti alınmayacak. Aylık üye aidatı bir (1)  tl. Yani bütün üye aidatları ve dernek masrafları özverili dost Abdulhadi Bay tarafından karşılanacak. Kurucu üyelerimiz; \n\tBaşkan; Abdulhadi Bay.\nBaşkan Yrd; Mehmet Nacar.\nSayman; Neşe Cömert.\nSekreter; Gülhun Ertilav.\nÜye; Ali Duysak.\nÜye; Mehmet Bağcı.\nÜye; İsmail Mercan.\nDerneğimiz bugünden başlayarak resmiyet kazanmış ve faaliyete geçmiştir. Gaziantep ilimize ve ülkemize hayırlı uğurlu olsun.\n\nMehmet NACAR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GAZiYE ARMAĞAN",
        "poet": "Naime Özeren",
        "poem": "\n\nÇocuk oynuyordu evlerinin bahçesinde\nKoşarak içeri girdi birden\nElleri vıcık vıcık, üstü başı çamur içinde\n“ Babaa dedi, bir armağanım var sana,\nNoolur gel benimle…”\n“Getir buraya öyleyse, dedi baba\n“Getiremem dedi çocuk, çok büyüük, lütfen gel ”\nBaşladı paçasından çekiştirmeye\nÖyle şirindi ki burnundaki çamur parçası ile\nKızamadı bir türlü baba, gitti peşinden\nAma o da ne? \nYerde, çamurdan yapılmış iki boru vardı sadece\n“Ne bunlar? ” Der gibi baktı baba\n“Senin için” dedi çocuk,\n“Sana yaptım bu kolları\nBana sımsıkı sarılıp sevesin diye,\nSaçlarımı okşayasın,\nElimden tutup gezdiresin diye.\nNeden bıraktın kollarını sanki askerde? \nAsker olmak istemiyorum ben, büyüyünce…'\n\nÇöktü olduğu yere dağ gibi asker,\nBoğazına bir şeyler düğümlendi aniden; \nYutkundu, gitmedi bir türlü o her neyse…\nBentleri yıkıldı birden barajlarının\nEngel olamadı taşkınlara\nSaklamak istedi gözyaşlarını çocuktan\nSilemedi, elleri yoktu ki…\n\nHiç bu kadar çaresiz kalmamıştı ömrünce\nVe kendini kötü hissetmemişti böylesine\nO hain bomba elinde patladığında bile.\nÇocuğun sözleri bir çekiç olup indi beynine…\n\nNeden sonra toparladı kendini; \n“ Sevgi ellerde değildir bebeğim dedi, yüreklerdedir…\nŞimdi iyice bak gözlerime; \nBak ta gör seni ne kadar çok sevdiğimi ve bana söyle; \nEllerim yok diye sevmeyecek misin yoksa artık beni? ...\nAsla pişman değilim yaptıklarımdan\nYemin sana; gerekirse canımı bile verirdim inan ki…\nBen asker olmasam, sen asker olmasan \nBu vatanı kim koruyacak ki? ...”\n\nGözlerini kocaman açtı çocuk, anlamaya çalıştı\nSonra önüne baktı, utandı besbelli \n“Sana bir sır vereyim mi dedi gazi; \nMelekler yakında getirecek kollarımı\nAramızda kalsın, kimseye söyleme e mi? ...\nAma sakla sen o çamurdan kolları\nKim bilir? Lazım olur bir gün belki…” \nİnandı çocuk, sevindi\nSarıldı babasına, hala çamurluydu elleri…\nAnladı, artık yaşam böyle yarım sürecekti\nO ne ilk, ne de son gaziydi,\n\nEylül 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazoz",
        "poet": "Mustafa Kemal Türkmen",
        "poem": "\n\nBiz , onların gazozlarını indiririz\nBoş midelerimize.\nOnlar, bizim çanaklarımızdakileri\nSiler,süpürürler\nAç gözlülükle.\nSonra, karşılıklı geçer;\nGeğiririz\n1950-Trabzon\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazoz",
        "poet": "Akay Ünvan",
        "poem": "\n\nGazı kaçmış gazoz gibi aşkımız.\nNe tadında iş var, ne rahatlatan bir yanı.\nSu içmeye karar verdim.\nBöyle kutlayacağım ayrılığı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gaziyim Gazi",
        "poet": "Adnan Şahin",
        "poem": "\n\nVatan bizim can canımız\nHem anamız hem bacımız\nAkarsa aksın bütün kanımız\nVatan için Gaziyim Gazi\n\nArazide ıslandım kurudum\nVatan sevgisi ile kuruldum\nBende göğsümden vuruldum\nVatan için Gaziyim Gazi\n\nAsla kayıp etmedim özümü\nKanunlarla buldum hep çözümü\nÇatışmada kayıp ettim gözümü\nVatan için Gaziyim Gazi\n\nKendim buldum kendi yolumu\nKolladım sağımı ve solumu\nPusuda kayıp ettim kolumu\nVatan için Gaziyim gazi\n\nHelikopter ile indim dağa\nZarar vermedim hiçbir bağa\nÇok haini teslim aldım sağ\nVatan için Gaziyim Gazi\n\nHer göreve severek gittim\nNerde ateş varsa orda bittim\nAyağımıda dağda kayıp ettim\nVatan için Gaziyim Gazi\n\nArazide tank mayını patladı\nYüreğim çıktı sanki hopladı\nAcılarımı ona onbeşe katladı\nVatan için Gaziyim Gazi\n\nŞimdi onurum ve şanım var\nSaygı duyulan bir yanım var\nVerilecek bir de canım var\nVatan için Gaziyim Gazi\n\nGelmi dedin yoksa hadimi\nCudide kayıp ettim ben badimi\nUnutmayın sakın adımı\nVatan için Gaziyim Gazi\n\nAdnan der ki Çorumluyum\nGaziyim ve çok gururluyum\nSorarsanız ben huzurluyum\nVatan için Gaziyim Gazi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazozuna Aşk",
        "poet": "Serhan Keserlioğlu",
        "poem": "\n\nİçimde biraz sen kalmış.\nNe zaman gelsen aklıma.\nKapıyorum kalbimin kapılarını.\nHer dem tazesi makbuldür ya,\nKaçmasın diye sevdanın gazı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazze",
        "poet": "Türk Oğlu Türk",
        "poem": "\n\nGazze yanıyor,savaş dinmiyor\nBiliyorum yüreğiniz kanıyor\nAnneler ve çocuklar kan kusuyor\nAvrupa sizi öldü sayıyor.\n\nTürkler'den yardım gidiyor her gece\nÖlecek binlerce ece\nBu şiir oldu 54 hece\nİsrail defolsun bence\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazze",
        "poet": "Ata Sabri Erdoğan",
        "poem": "\n\nBombada takdiri görmüşde şüheda,\nCan vermiş ufacık sabi, Allah yolunda\n\nGülümse bakıp gazze semalarına,\nAğla, ey nefsim aynadaki yansımana... \n\n20 Ocak 2009 \n10:32\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazlı lambalar...",
        "poet": "Mustafa İç",
        "poem": "\n\n‘’Eskiden, ‘gazlı lambalar’ altında bilenirdi kalemler…\n  Adalet için ilim için… \n  Şimdilerde, ‘’AMPUL’’ altında köreltildiler…\n  Adaletsizlik için ilimsizlik için..’’\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazze-2 Utandım!",
        "poet": "Fatma Hüser",
        "poem": "\n\nUtandım insanlığımdan bugün\nAnnesiz kuzulara \nAnnelik yapıyordu bir köpek.\nBir anne ifadesi mübarek yüzünde\nKendinden olmayana sütünü veriyordu\nKendinden olmayana annelik ediyordu.\nHayvandı ama onurluydu\nGüçsüzün yanındaydı.şefkat doluydu.\n\nUtandım insanlığımdan bugün\nİnsanları bombalıyordu insanlar\nYavrusuz bırakıyordu anne-babaları\nAnne-babasız bırakıyordu yavruları.\nYüzünde bir şeytanilik insanların\nKendinden olana düşmanlık ediyordu\nKendinden olanı dünyadan siliyordu.\n\nUtandım dünyada olanlardan\nKöpek kadar merhameti olmayanlardan...\nYücelen hayvanlardan,\nAlçalan insanlardan,\nEn şerefli yaratılanın düştüğü yerden\nBunları seyretmekten\nAlışmaktan\nHala yiyebilmekten,\nGülebilmekten\nÜşüyebilmekten...\nUtandım!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazze!",
        "poet": "Selahattin Aydemir",
        "poem": "\n\nBomba sesleriyle girdi yeni yıla Gazze! \nÇok yazık! İslâm alemi toptan düşmüş acze\nSana kaldı işimiz Allah’ım, celle ve azze\nKahr u gazap eyle israile kahr u gazap eyle \n\nNe yazık ki, tarihin; ikibin dokuzuna \nYüreğimiz yanarak girdik \nBin kere lânet israil domuzuna\nBiz onları insan bilirdik\n\nKızardık Hitler’e, faşist derdik \nNasıl yaktın insanları diye söverdik \nSözümü geri aldım, özür dilerim Hitler’den\nMeğer dünyayı temizlemek istemiş itlerden\n\nBu ne vahşet! Bu ne kana doymazlıktır!\nBu vahşete susmak, alçaklıktır, aymazlıktır! \nEski günlerimiz olsaydı, işi koymazdık bu hâle  \nMundar eller, çakal gibi saldırıyor hilâle\n\nHem ikibin dokuz, hem bin dört yüz otuz,\nİki yılbaşı elele geldi, yahudiye haber verdi. \nİsa, Musa ve Ahmed diyorlar ki biz yokuz, \nÇocuk ve kadınların öldürüldüğü yerde. \n\nNeye dua edersin, duvarlar önünde sallanıp ey Yahudi? \nYaptığın soykırım tarihe kapkara bir sayfa olacak \nEy ademoğlu görün, duyun, işte o lânetli kavim bu idi \nYaptıkları vahşet göreceksiniz, kendi sonu olacak \n\nDuvarlar önünde saralı gibi sallanıp cinayet diliyorsun \nDua değil ettiğin, sen Hz. Musa’ya sövüyorsun \nTevrat’ta, İncil’de, Kuran’da yok öldürmek\nSen bebecikleri, kadıncıkları, çocukları öldürüyorsun \n\nİki yılbaşı (*)  üç peygamber ile olmadın ıslâh, israilli \nÜç bin yıldır, kovuldun, sövüldün çünkü aslın lânetli\nHer yerden kovulurken uzandı sana Osmanlı eli \nSen ne yaptın? Isırdın köpek gibi o mübarek eli \n\n    (*)  2009’un Noeli ile 1430 Hicrî yılbaşı, aynı güne denk geldi. \n        29 Aralık 2008 Pazartesi, 1 Muharrem 1430 idi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazze",
        "poet": "Semih Önder",
        "poem": "\n\nGazze’ nin çocuk yüzüyüm\nYok benim o eski gülüşüm\nÇocuk yüzüm \nGözlerime bakıp\nNe olur sizde sadece ağlamayın \nGazze’ nin çocuk yüzüyüm\nElimden alınan sanmayın sakın yalnız oyuncağım\nYok artık bilin benim bir geleceğim\nGazze’ nin çocuk yüzüyüm\nBen artık korkuyorum\nBen kimin elini tutacağım\nVe bilmiyorum dünkü oyun oynadığım arkadaşlarımdan\nBugün hangisine veda edeceğim\nGazze’ nin çocuk yüzüyüm\nHaykırıyorum bütün dünyaya \nBu kadar mı sağır oldunuz \nYada hiç mi kalmadı içinizde \nBiraz insan sevgisi\nGazze’ nin çocuk yüzüyüm\nSizlerin elinde oyuncaklarınız \nNe güzeldir kim bilir? \nKimi fosforlu kimi ahşap\nBen hep metalin soğukluğunu yaşadım \nFosfor bombaları ölüm oyuncağım benim \nFilistin de doğdum \nFilistin de öleceğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazze ağlamasın",
        "poet": "Abdulhamit Bilgin",
        "poem": "\n\nBir ocak ayıdır\nKara bulutlar çöker üzerimize\nBizim üzerimize yağmur yağar\nFilistin’e kurşun ve bomba\nBir ocak ayıdır\nKefene sarılmış üç bebek\nGörünce tüylerim diken diken oluyor\nFeryadı duyuluyor anaların ta uzaklardan\nBir ocak ayıdır\nİsrail uçakları yine havalanır\nBombalar yağdırılır gazzenin üzerine\nKırk çocuk daha şehit olur\nBir ocak ayıdır\nİnsanlar koşturuyor oradan oraya\nFeryadları yüreğimi parçalıyor\nİnsanlık gömülüyor toprağın altına\nBir ocak ayıdır\nBu defa hedef bir okul\nYine hüzün yine gözyaşı\nOnlarca çocuk şehit olur\nBir ocak ayıdır\nOcaklar sönmüş yuvalar yıkılmış\nAnalar perişan çocuklar zer zefil\nKundaktaki bebelere kurşun sıkılmış\nBir ocak ayıdır\nİçecek su yiyecek ekmek yok\nHastanelerde binlerce yaralı\nSürecek merhem yok\nBir ocak ayıdır\nYine bombalar yağıyor\nBir hastaneyi vurdular bu defa\nOn beş doktor şehit oldu\nBir ocak ayıdır\nYaralılar geliyor ambulanslarla \nAmeliyat edecek doktor yok\nAcıları yüreğimi tırmalıyor\nBir ocak ayıdır\nCamiler okullar vuruluyor\nHarabe ye döndü gazze\nGözyaşları hiç dinmiyor\nBir ocak ayıdır\nDurdurun bu vahşeti durdurun gayri\nBir Allah kulu ölmesin\nGazze ağlamasın gazze ağlamasın ne olur...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazze Ağlıyor",
        "poet": "Kazım Doğan",
        "poem": "\n\nKatiller Ortadoğu da cirit atıyor,\nİnsanlığı ikinci Amerika vuruyor,\nGüçlü silahlarıyla haydutlar, caka satıyor,\n......İnsanlıkları ölmüş, bunlar katil faşistler,\n......Hep kanla besleniyorlar, bu hayvan iblisler...\n\nÖlüm yağıyor, bombalar uçuşuyor havada,\nBarış güvercinleri avlanmış, kızarıyor tavada,\nZalimler elinden, huzur kalmadı dünyada,\n......İnsanlıkları ölmüş, bunlar katil faşistler,\n......Hep kanla besleniyorlar, bu hayvan iblisler...\n\nFilistin kan gölü oldu, Ölüyor siviller,\nKana doymuyor bu İsrailli katiller,\nHavadan vuruyor, karadan tırsıyor askerler,\n......İnsanlıkları ölmüş, bunlar katil faşistler,\n......Hep kanla besleniyorlar, bu hayvan iblisler...\n\nBarış olsun diye hep canlar verdik,\nCanları yitirdik biz mezara girdik,\nBiz kan denizi yollara ak güller serdik,\n......İnsanlıkları ölmüş, bunlar katil faşistler,\n......Hep kanla besleniyorlar, bu hayvan iblisler...\n\nKAZIM DOĞAN\n27.12.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistin Gazze küdüs",
        "poet": "Özay İşcan",
        "poem": "\n\nGazze kudüs benim canın \nAçlık rezillik..\nBuda yetmedi birde esirlik\nGördükce donuyor kanım\nBu insanlık dışı bir durum\nMüslüman olana bu ne  zulüm\nBen de can taşıyan bir kulum \nVahşete dayanmıyor insanlık yanım\nKadın çocuk  sivil halk bir sürü insan  masum.... \nSıkılıyorlar onlara  kurşun İsrailin  adaleti şöyle dursun\nKanlı  katil İsrail abisi Amerika onlara bunu  Allah sorsun\nAdil denilen avrupanın sanki dili lal olmuş suskun\nFilistinli  Yalvarıp tanrıya diyorlar allah kerim\nBu zülmü yapan Amarika ve İsraile ben nasıl insan derim\n\n14  haziran  2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazze Cehennemi",
        "poet": "Abdulkadir Çelik 2",
        "poem": "\n\nBir çocuk var! Gazze cehenneminde \nYüzü kan,revan; Bedeni yaralar içinde\nYaşıtları oynarken sokakta neşe içinde\nO kalbinde Kin; Dimdik duruyor İsrail askerine! \n\nBir silahı var! O da çıplak bedeni.\nBir yüreği var! O özgürlük abidesi,\nKorkutacak elbette en iyi askeri\nMermiler le saklambaç oynayan Cengaverdi.\n\nAçlığa,susuzluğa alışmış bedeni,\nYaralar vücudunun olmuş deseni,\nNeşe değil; Kinle kaplı taze yüreği\nBir tebessüm eder gördüğünde ekmeği! \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazze'de  çocuk olmak",
        "poet": "Şifa Şeyda Dinler",
        "poem": "\n\nGazze'de \nçocuk olmak\nokul yüzü görememek \nkalem defter bilememek \nkitap yerine annesinin göz yaşını okumak \nGazzede çocuk olmak \nsokak oyunlarına hasret kalmak \npark nedir \nbilememek \nsalıncağa binememek \nGazzede çocuk olmak \nbabasını gülerken görememek \nailesinden biirini mutlaka cennete göndermek \ncennet kavramını \nölüm kavramını \nyaşam kavramından iyi bilmek \naslında Gazzede \nçocuk olmak diye bir şey yok \nGazzede bütün çocuklar adam aslında..\n...\nLütfen bırakın çocuklar çocuk olsunlar..\n\n26 Nisan 2015 \nŞİFA ŞEYDA DİNLER\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazze’ de Ayşe Olmak Aktütün’ de Çiçek",
        "poet": "Ahmet Emer",
        "poem": "\n\nGünler nasıl sayılır bilir misiniz\nKaç gece geçecek kaç gün doğacak da bu günler geçecek\nNasıl sayılır biten geceler\nBitecek geceler nasıl beklenir sayarak\nSonunda bir gün geçecek\nBen bilemedim kaç gün geçti kaç gecem\nAnlayamadım ki günü geceyi\nGün görmedik ki geçmesini bilmeyen gecelerden\nGök mü gürler yer mi yarılır\nDüşeriz kaç arşın yere\nYükseliriz arşa\nToz duman barut şarapnel alev yumağının içinde\nNe cam kalır ne pencere olmayan evden\nBir uğultudur kopar bir sarsıntı titretir yeri göğü\nYerin altında mağaradır sığınağımız\nYarasalarla komşu farelerle ortaktır yaşam burada\nBazı da bir misket gelir yuvarlana yuvarlana\nSanmayın oyuncak patlamamış bomba\nPatlayanlar gözümüzü kör kulağımızı sağır ettiler\nKollarımız savruldu bir yana bacaklarımız kalçada sallanır\nBaşlar kılıçsız kesilir şarapnellerle\nBu dost misket düşmanın dostu nasılsa\nBurası çölün cenneti\nBurası Allah’ ın inayeti\nBurası gazaplar ülkesi Gazze\nİsrail’ in hedef tahtası\nUnutmuşlar ki dedelerinin çektiklerini\nÇektirirler bize bin beterini\nDilerim bin beterini değil bizim ki kadar çekeler onlar da\nOnların çocukları da çeker benim çektiklerimi\nÇocuklara yazık olsa da budur içimden geçen kan ağlayarak\nYıkıntılar arasında anamı aradım yok\nMolozları deştim babam yok\nAğabeyim hangi çukurda diye kalmadı bakmadığım çukur\nBana oyuncaklar yapan saçımı okşayan ağabeyim yok\nDeştim yığınları ellerimle tırnaklarımla kardeşim yok\nYok yok yok\nBirden bir alev yumağı ağartır ortalığı kavuran sıcaklığı ile\nSaçlarım yanar kavrulur\nKirpiklerim gözüme batar kısacık kalmış\nLime lime olsa da üstüm başım\nAnam nerede\nBana kadınlığımı öğretecek \nGeceleri üstümü örterken yanağımı öpen babam nerede\nKorktuğunda koynuma sokulan kardeşime ne oldu\nHangi toprağın koynunda acep\nBen ne yaparım şimdi\nOnlarsız\nKimsesiz\nEvsiz yurtsuz yuvasız\nNerede benim okulum\nHastanelere ne oldu\nNe oldu camilere\nHani bir damla su\nBir dilim ekmek \nGeçtim sıcak yemekten bir kuru soğan\nGeçer mi boğazımdan geçer mi söyle\nNasıl yutkunurum anasız babasız ağabey kardeşsiz\nGöz yaşımı içerim su yerine\nGöz yaşımı ekmeğime katık ederim\nGeceme dost gündüzüme dost göz yaşım\nBirinden kan akar zaten göz yaşı pınarım kurumuş\nBen ne yaparım şimdi\nArap kardeşlerim neredeydiniz neredesiniz\nMüslüman dostlar çıkın ortaya sobe oldu\nÇanak çömlek patladı Amerika İsrail karıştı birbirine\nGitti kızları da benim yaşadıklarımı yaşayası W. Buşh\nBush’ a Olmer’ e selam olsun gözleri aydın\nTamamlanmıştır katliam\nKore’ ye Afganistan’ a Irak’ a götürdüğü özgürlüğü\nBize de nasip eyledi giderayak mendile sarılı\nJonesit nedir katliam nedir soy kırım nesidir bilmem ben\nNe denir İsrail’ in bu yaptıklarına\nBirleşmiş Milletler Nato Cento Demirperde gerisi berisi\nAvrupa Birliği Kızıl Sarı Çin’i Laçin’ i\nİnsan Hakları Örgütleri\nHangi haklardan söz edersiniz siz\nCamilerin minarelerinden şarkı mı söylenir\nKiliselerin çanları oyun havası mı çalar\nBizim telden çalanı yok mu\nYok mu bizim derdimizi uluyanı\nBen ne yaparım şimdi \nAnasız \nBabasız\nAğabey kardeşsiz\nBen ne yaparım bir başıma\nEvsiz perişan hiçbir şeysiz\n Siz söyleyin bana\nBen ne yaparım\nGazze’ de Ayşe olmuşum nidem\nAktütün’ de Çiçek \nBen karne alamadım\nYıktılar okulumu yaktılar kitaplarımı öldürdüler öğretmenimi\nKarnen nasıl Çiçek nasıl karnen\nDuydum matematik dört diğerleri hep beşmiş\nGazze’ de olsaydın patlamaları sayarak iyi hesapçı olurdun\nKutlarım seni Çiçek kutlarım seni\nKardan adam yap benim için de\nBen yıkıntı yığınlarını deşeyim\nSen benim yerime kardan adam yap\nBushe’ u Olmer’i yap burunlarına havuç sok\nBurun deliklerine yanmış kömür koklat\nKulaklarına küpe de yap hepsinin\nKar topu oyna arkadaşlarınla Çiçek\nBenim arkadaşlarım da yok \nKim bilir hangisi hangi çukuru kabartıyor\nKepçelerle gömüldü dışarıda kalanlar diğerleri zaten toprak\nYer kalmadı gömecek katliam tamam\nAl İsrail tepe tepe kullan talimgahını\nYuvarlan karların üzerinde özgürce Çiçek\nTadını çıkar yaşamanın\nAmerika’ sız İsrail’ siz günler de gelecek mi acaba\nO günleri de gösterecek mi Allah’ ım\nUçurtmaların özgürce uçtuğu\nHavan topu değil kar toplarının savrulduğu\nKardan adamların yapıldığı\nKarlar üzerinde yatıp yuvarlanıldığı günler de gelecek mi\nİnsanın insanı ezmediği günler\nYahudi’ si Müslüman’ ı Budist’ i Hıristiyan’ ı\nHepsi birden kol kola girip halay çekecekler mi Aktütün’ de Çiçek \nSen gör o günleri Çiçek ben bilemem\nÇocuklar ölmesin Çiçek\nÖksüz kalmasın çocuklar\nOkulsuz evsiz kimsesiz olmasın çocuklar Çiçek \nAktütün Gazze olmasın Çiçek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazze'deki Kardeşlerimize",
        "poet": "İnci Hilal İnce",
        "poem": "\n\nİki hafta önce güneş başka doğuyordu Gazze'de\nGülümsüyordu sıcacık,masum yüzlerine\nAnasının kucağındaydı bebekler\nElini tutmuştu çocuklar babalarının\nOnlara sevgilerini gösterircesine.\n\nŞimdi yine tutuyorlar babalarının ellerini\nAma 'Beni bırakma' dercesine\nYine güneş var ama ağlıyor Gazze'ye \nYine bebekler var,ama tabut kucağında\nYine babalar var,yavruları için çırpınan\nYine anneler var ama kucaklarında bebekleri deği tabutları vr.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazze'dir Yüreğimde Sancı",
        "poet": "Kenan Mim Eryiğit",
        "poem": "\n\nCanlar düştü ah..can üstüne\nBir, iki, üç değil, tam dokuz \nCanlar düştü ah..can üstüne\nBoyandı baştanbaşa deniz \nKanlar karıştı kan üstüne\nCanlar düştü ah..can üstüne\n\nGezer şehit cennet tacıyla\nDua.. gözyaşı ilacıyla\nGezer şehit cennet tacıyla\nAcıyı bal eyle acıyla\nYangın yeri viran üstüne..\nGezer şehit cennet tacıyla\n\nGazze’dir yüreğimde sancı..\nKim yolcu görürüz, kim hancı? \nGazze’dir yüreğimde sancı..\nVicdanda yeşertip inancı\nDerde derman..figan üstüne\nGazze’dir yüreğimde sancı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Nerelerdesin Babam",
        "poet": "Furkan Selçuk Soylu",
        "poem": "\n\nSen gittin ya dünyamı, karanlıklar bürüdü\nDüşmanlarım zamansız, üzerime yürüdü\nÖzlemin hayalimde, ötelere sürüdü\nAh yokluğun yakıcı, nerelerdesin babam\nAh yokluğun yıkıcı, nerelerdesin babam\n\nYıkılmayan kaleydin, beni çepçevre saran\nDüştüğümde olmadı, senin gibi hiç soran\nSensizlik artçı deprem, sonu enkaza varan\nAh dökük viraneyim, nerelerdesin babam\nParçalanmış taneyim, nerelerdesin babam\n\nIstıraplar güç mü güç, burukluğu belimde\nBaba diyememenin, yoksunluğu dilimde\nSözlerin kalemimde, resmin şimdi elimde\nDünyam şimdi karanlık, nerelerdesin babam\nAğlarım çığlık çığlık, nerelerdesin babam\n\nDuam senin içindir, yerin inşallah cennet\nBiliyorum diyorsun: ''Etme kimseye minnet\nKimsesiz o demlerde, Yaratan'a kıyam et.''\nSensizken gerçeksizim, nerelerdesin babam\nSensizken desteksizim, nerelerdesin babam\n\nYıllar geçse de bilki, sadakât büyüyecek\nAmansız yalnızlıkta, meşakkat büyüyecek\nYüreğimde acılar, kat be kat büyüyecek\nYaslandığım duvardın, nerelerdesin babam\nAsırlık bir çınardın, nerelerdesin babam\n\nHaziran/2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazze Kan Ağlıyor",
        "poet": "Bekir Dişbudak",
        "poem": "\n\nGazze ağlıyor dünya uyuyor\nHanı adaletin Avrupa senin\nYavrular sokakta cansız yatıyor\nHanı adaletin Avrupa senin\n\nAğa babasından almış emir i\nDünyayı tek parmağıyla çevirir\nSapan atan gence kurşun yağdırır\nHanı adaletin Avrupa senin\n\nSus pus edilmişler Arap kafası\nToprak satmanın budur sonrası\nABD nin gizlediği maşası\nHanı adaletin Avrupa senin\n\n\nTerörün bacısı kardeşi olmaz\nElbet de yaptığın yanına kalmaz\nİslam’ın bayrağı yerlerde kalmaz\nHanı adaletin Avrupa senin\n\nGücün yetmez bir avuç p*ci ne\nNe acılar koydu halkın içine\nSelam olsun şehit düşen bacıma\nHanı adaletin Avrupa senin\n\nBEKTAŞ yaralıyım açsan içimi\nHaber etin benim anam bacımı\nPaylaşıyorum ey Filistin acını\nHanı adaletin Avrupa senin\n\n DÜNYA BARIŞ İSTİYOR\n\nBektaş Bekir Dişbudak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GAZZE MANZARALı",
        "poet": "Mehmet Gözükara",
        "poem": "\n\nFilistinli Çocuklara ithaf\n\nBulutlar bakırdır yağmur gözyaşı\nFeryat figan olur sözler Gazze’de\nKundakta son bulur bebeğin yaşı\nÖlüme açılır gözler Gazze’de\n\nBomba ile parçalanan yapılar\nToplama kampına bakar kapılar\nSahipleri sürgün öksüz tapular\nMülkler adaleti gözler Gazze’de\n\nÖlüm kusan tanklar saçarken alev\nCehennemden farksız ateş topu ev\nÜmitler karınca korkularsa dev\nTebessüme hasret yüzler Gazze’de\n\nGüvercini kör eyliyor şahinler\nBöyle kardeşliğe düşman mı din'ler\nDoğulu ortada doğanlar inler\nDuygular yürekte sızlar Gazze’de\n\nGündüz feryat ettim gece ağladım\nBen yaramı tuz basarak bağladım\nGözükara Ceyhan olup çağladım\nKaldınız zulümde sizler Gazze’de\n\nSeyr i Sefer (sh. 155)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazze’nin Cennet Yüzlü Çocuklarına",
        "poet": "İsmail Bozkurt",
        "poem": "\n\nGAZZE’NİN CENNET ÇOÇUKLARINA\n\nSiz Gazze’nin cennet yüzlü çocukları\nGelin sarsın paslanmış vicdanlarımızı\nGafletten küllenmiş imanımızı\nHatırlattınız bize ölümün sıcaklığını\nSavaşın ve direnişin kutsallığını \nSiz Gazze’nin cennet yüzlü çocukları\n\nSiz Gazze’nin  kan çiçeği çocukları\nTeşhir ettiniz zalimlerin zulümlerini\nHainlerin ikiyüzlülüğü ve ihanetlerini\nTeşhir ettiniz imanımızın zayıflığını\nAhir zamanda suda yüzen saman çöplerini\nSiz Gazze’nin kan çiçeği çocukları\n\nSiz Gazze’nin cennet kuşu çocukları\nSiz öğrettiniz ateşe ve çeliğe direnmeyi\nZulme kaşı durup zalime ders vermeyi\nBir bedenle ölürken bin ruhla dirilmeyi\nBir ölümü bin doğumla yenmeyi\nSiz Gazze’nin cennet kuşu çocukları\n\nSiz Gazze’nin cennet kokulu çocukları\nGidişiniz değiştirecek çöl iklimlerini,\nAçacak müslümanın uyuyan gözlerini\nKaçıracak hainlerin yedi yıldızlı keyiflerini\nBozacak zalimlerin beş yıldızlı zevklerini \nSiz Gazze’nin cennet yüzlü çocukları\n\nSiz Gazze’nin cennet gözlü çocukları\nDerin bakışlarınızda gördük cesareti\nÖfkenizde cehennemi gözünüzde cenneti\nZalime karşı duruş, mazluma merhameti\n……………………………………..\nSiz Gazze’nin cennet gözlü çocukları\n\nSiz Gazze’nin cennet gülü çocukları\nCanlarınız üzerine dönen pazarlıkları\nTakılıp kaldığımız küçük oyuncakları\nHayatın ve şahadetin gerçek anlamlarını\nSiz öğrettiniz bize direnerek yaşamayı\nSiz Gazze’nin cennet gülü çocukları\n\n\nDr. İsmail BOZKURT 03.01.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazze Siyaseti",
        "poet": "Şevket Boyacıoğlu",
        "poem": "\n\nGazze Siyaseti\n\nGaz ver,gaz ver,Gazzeyi ele alalım,\nArap yarımadasında kahraman olalım,\nVer gazı,ver gazı Gazze fatihi olalım,\n9 vatandaşımızı kaybettik,saçımızı,başımızı yolalım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazze Utancı",
        "poet": "Devrim Ser Çindemir",
        "poem": "\n\nDaha göz yaşlarımızla çamurlaşmış\nGöç yollarının ayrılık kanaması kurumamışken,\nYurtsuzluğun ağır yüküyle\nSıkıştırılmış  mülteci kamplarında,\nSapan taşlarıyla intifada ararken,\nCasus uçaklarla yırtılan gökyüzünde\nBir bir ölülerin yası\nBölünerek düşerken sürek avının\nEn dar çemberine\nVe sessizliğinden,sesinden utanırken\nDünyanın çaresiz halkları\nİşsiz,ekmeksiz ve güvensiz\nEl açıp sonsuzluğa\nGelecek duasına gömmüşken yalnızlığı\nBölündük.\nAz dua edenler\nÇok şükredenlerin hıncında kaldı.\nArafat’ı gömdük \nBıçak sırtı kendisizliğimizde.\n\nDaha göç yollarının\nTabanlarımızdaki çatlakları kapanmamışken\nİnce aramalardan geçerek her gün,\nYevmiye saydık\nAvcı sofralarında uykusuz.\nÇocuklar besledik silah emzirip\nTNT kalıplarına kundaklayıp.\nUtanıp,bir el uzanır diye belki\nBelki ölümdür diye tek özgürlüğümüz.\nÖlümdür cennetin en somut hayali.\n\nDaha göç yollarının \nÇürümemişken şehitleri.\nCasus uçaklarıyla kirlenmesine aldırmadan,\nHer gece ya sabır çekip,\nEl insaf bıraktığımız gökyüzü\nSalkım bombalarıyla aydınlandı.\nHavai fişek gösterisi gibi \nSunulurken medyaya\nKol pazarıydı çemberin içi\nBacak pazarı\nParçalanmış ceset pazarı.\nSokakların sivil inisiyatifi\nToplayamadığımız ölülerimiz.\nBebek ölüleri.\nMasumiyetin  evrensel dili\nKanla tanışır sorgusuz.\nObjektifler odaklanır onlara,\nOnlar aldırmadan Akdeniz’in sahil boyunda\nKanla çizilmiş çemberi boyarlar\nTop namlularının ucundan aldıkları renklerle.\nKadınlar ekmek toplar\nAcılarını unutarak,\nYıkık binaların molozlarından.\n\nDaha göç yollarının\nÖlüm kokuları havayı bırakmamışken,\nKara harekatı başladı.\nÖlüler korkmaz avcıdan.\nAynı zaman düzlemini paylaştığımız\nİnsan haklarının bekçileri\nBiz bir kez  ölümü yaşayalım Gazze’de\nSiz ömür boyu insan olmanın utancını\nVe bir de Gazze’de olsun ağlama duvarınız.\n\n                                        Devrim Ser ÇİNDEMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazze'ye Bakan Ağladı",
        "poet": "Samettin Şenkaya",
        "poem": "\n\nO daha onbeşindeydi\nÜlkesi Filistindeydi\nŞehit eller üstündeydi\nGazze’ye “Bakan” ağladı\nGenç şehit yürek dağladı.\n\nSabrımız taştı taşacak\nÜmmet yardıma koşacak\nHer yer toz duman olacak\nGazze’ye “Bakan” ağladı\nGenç şehit yürek dağladı.\n\nDökülen Müslüman kanı\nHüzün sardı dört bir yanı\nAğlattı şehit, bakanı\nGazze’ye “Bakan” ağladı\nGenç şehit yürek dağladı.\n\nAcı ne zaman dinecek\nFeryat ne zaman bitecek\nZalim ne zaman gidecek\nGazze’ye “Bakan” ağladı\nGenç şehit yürek dağladı.\n\nDön de tarihine bir bak\nSen-ben kavgasını bırak\nDüşmanı ateşinde yak\nGazze’ye “Bakan” ağladı\nGenç şehit yürek dağladı.\n\nGit kışta baharı yaşat\nBitmeyen zulmü yavaşlat\nGit, milletini alkışlat\nGazze’ye “Bakan” ağladı\nGenç şehit yürek dağladı.\n\nVallahi yüreğim yandı\nGözümden akan yaş kandı\nFilistin kana boyandı\nGazze’ye “Bakan” ağladı\nGenç şehit yürek dağladı. \n\nKul Sami’m Rabbine yalvar\nZalimleri bir gören var\nHem haddini bildiren var\nGazze’ye bakan ağladı\nGenç şehit yürek dağladı.\n\n(KUL SAMİ)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazzede çocuklar ölüyor",
        "poet": "Demet Akkoyun",
        "poem": "\n\nAğlıyor gözler dayanamıyor yürekler\nÖlüme yakalanmış küçükük bedenler\nTalihsiz gazzedenin bahtsız çocukları\nVijdanınız rahatmı şimdi hainler..? ? \n\nYıkılmadı yıkılmayacak umutlar\nBi gun son bulacak bu savaşlar\nMasumalrı hedef tuttu israilliler\nBakalım bunların hesabını nasıl ödeyecekler\n\nBütün dunya gözunde bitiyor bi ülke\nNeden herkes buna seyirci kalıyor? \nHicmi o vijdanınız sızlamıyor\nTalihsiz gazenin bahtsız çocukları\n\nSaldırıyor havadan karadan\nKalpleri tazş olmuş hainler\nYüzlerce beden çıkıyor toprak altından\nAnneler çocuklarına feryat ediyor\n\nGözler ağlıyor dayanamıyor yürekler\nBabalar ölen çocuklarına sarılıp haykırıyor acısını\nAnalarda çaresiz feryat ediyor\nYinede kimse duymuyor bu yalvarışları\nAvrupa amerika, insan hakları kmse duymuyor bu vahşeti...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazze yanıyor...",
        "poet": "Hidayet Doğan",
        "poem": "\n\nKoyunlar melemez orda,\nAteşler yanar ortada,\nÇocuklar ağlar yuvada,\nFilistin yanıyor kardeş.\n\nYıkıldı evler yuvalar,\nZalim yahudi bombalar,\nKan ağlıyor kardaşlar,\nGazze yanıyor kardeş.\n\nMüslüman dua yapsana,\nKardeşi yalnız bırakma,\nYahudi lanetler sana,\nKerkük yanıyor kardeş.\n\nYıkıldı şehrin taşı,\nKalmadı bacı kardaşı,\nRabbim nolur bize acı,\nMusul yanıyor kardeş.\n\nSaldırdı dört bir taraftan,\nAcımaz korkmaz Allahtan,\nDayan kardaş yılma dayan,\nMyammar yanıyor kardeş.\n\nKüfür tek millet hep aynı,\nKan döker hepsi yok farkı,\nRabbim sen esirge onları,\nBengladeş yanıyor kardeş.\n\nDünyayı boyadı kana,\nYahudi saldırdı bana,\nÇin,Rus,ABD aynı hava,\nDünyamız yanıyor kardeş.\n\nDua edeceğiz Allaha,\nEsirge Rabbim kullara,\nHüdayi kurban canlara,\nMüslüman yanıyor kardeş.\n\n23.07.2014//KIRIKKALE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazzede Anne Baba Olmak Ne Acı",
        "poet": "Salih Red",
        "poem": "\n\nGazzede anne/baba olmak ne acı\nKendilerinden önce evlatlarını buz gibi toprağa koymak zorunda kaldılar...\n\nGazzede anne/baba olmak ne acı\nKendilerinden önce evlatlarını cennete uğurluyorlar...\n\nGazzede anne/baba olmak ne acı\nEvlatlarının hastaneden taburcu olmalarına sevinemiyorlar...\n\nKan ağladı bütün gözler\nTükendi bitti sözler\nNe zaman barış olacak\nKalpler huzur ile dolacak...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazzeli çocuk..?",
        "poet": "Mehmet Göden",
        "poem": "\n\nSam amca dan izin çıktı\nVurdu' Yuda' öldün çocuk\nSiyasetten kefin çıktı\nAkan kanda yundun çocuk.\n\nGazze yandı, yandın çocuk\nAç gözünü, yumdun çocuk\nSırtlanların gözü dönmüş \nTomurcuksun, soldun çocuk.\n\nLivni diyor, öldürmedim! \nOlmert diyor, ben görmedim\nYürekleri, döndürmedin \nOrta yerde kaldın çocuk.\n\nUnuttunmu, Rabbim sende! \nTomurcuğun bini yerde \nBir kısacık hayat için \nGazze de mi doğdun çocuk.\n\n'Busch' katili tıppışlıyor\n'Yuda' vahşi hışhışlıyor! \nİnsanlığa yakışmıyor\nVahşeti de, gördün çocuk.\n\nKaçamazsın kapandasın\nTaş atarlar sapandasın\nSen en yüce makamdasın\nCennet orda girdin çocuk.\n\nOcak2009\nMehmet Göden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geberiyorum",
        "poet": "Murat Demirci",
        "poem": "\n\n\t\tBütün gün bütün gece\n\t\tKahrolsun Amerika diyorum\n\t\tKahrolsun Haluk! \n\t\tBirisi refah içersinde\n\t\tBirisi mutluluk\n\t\tBense sabaha karşı\n\t\tAğlamaktan yorgun düşmüş\n\t\t\t\tG e b e r i y o r u m...\t\t\n\n\t\t\t\t\t1994 Söke\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç",
        "poet": "Sema Öztabak",
        "poem": "\n\nSen saatin tik taklarını oynarken\nBen ayları bitirmiş olacağım\nSen mutluluk almaya koşarken\nBen çoktan doruklarda olacağım.\n\nKasım 1991\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç",
        "poet": "Durmuş Karabulut ",
        "poem": "\n\nAsmalı bir bahçe...\nGüzel şarkılar...\nMezeler çeşit - çeşit...\nİçkiler alabildiğine...\nHava da güzel...\n\nNe güzel rüya\nbravo bana...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geber!",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nKürt, Türkiye içinde bir durum ile püsküllenmedi! \nTürkiye’nin kürt diye bir sorunu yok! \nKürt, Avrupa, Amerika, İngiltere'nin terörlük adıdır! \n\nKürt, Orta Asya planı için oyalama işine seçilen, 1963’de bir karmaşaya yüreklendirilen, yüz verilen, bir ideoloji hayali diye, Maks, Lenin diye genç anlayışları bir hedefe kışkırtıldığını anlamayacak bir ilerleyişe ve organize edilen vurma, asma, kesme gibi iç olaylarıyla, ister hükümet tarafından, ister istenç dışı halk içinden denilsin, önemsizdir, aynı taktikle gelecekte hep zaman kazandıran şaşırtma olarak kullanılacak malzemelerdir…ve bu malzemeleriyle de Tarihe olay pislikleri olarak ve o halleriyle geçecekleridir...\n\nKürt kavramlı sözcükleri yoktur Türk edebiyatımda! \nTürkiye ve yüreğini vatan yaşatarak yaşayan Türk Milleti vardır! \n\nSorun diye hep bir tarafı bir tarafa saldırtıp, kardeşi kardeşe vurdurma heyecanında kuduzlaşarak ille de sömürge edeceğim hırsında olan güçlü ülkelerin, her gelişmeyi de bu süreçte disiplinli, planlı veya plansız veya uygun bir tesadüf, bir sürpriz de olsa, planlı bir halde biraz dinlendirip, biraz rüzgar edip estirdiler ve fırtına olarak esecekler…akıllarınca… Asya’da da… ve böyle hep yine…ve yine… \n\n1960’dan beri 168 ülke parçalamaktaki başarılarına az denilemez… niye bu güne kadar salladıklarını anlamaya da açıklamadır belki; sömürge edip, yer altı kaynaklarını boşaltıp, milleti sindirip, halsiz ve çaresizliğe ulaştırdıktan sonra ancak, terk ederek öbürüne devam etmek içindir, denilmeye hangi felsefe acaba bocalıyor olacaktır… \n\nHiç bir Terör ve Terörlük ülke içinden fırlayıp çıkmaz! \nÜlke içinde elbet çeteler oluşur, kazalar olur, acılar, kuraklık, açlık olur… \nAma Terör olmaz! Terör, hep dış ülke odaklıdır! \nÜlkeler birlikte çalışmaya, bir masada, bir amaca oturmayı bilmelidir! \nDünya ülkeleri insanlarına karşı kaçınılmaz olan bu sorumluluklarıdır! \n\nDemokrasi ile idare edilenler için düşünüyorum bunu; hiçbir ülkenin hükümeti, halk tarafından seçildim diyerek, ülkenin askeriyesini, polisini, ordusunu, okulu, üniversitesini, yani seçildi diye organ ve makamlarını istila edemez keyfince! \n\nVatan ve milletin bütün organlarıyla birlikte düşünen olarak,\nVatan varlığı ve Millet birliğinin bütünlüğü çerçevesinde, \nNe o bu şu organından, ne o bu şu makamından gizli bir karar alamaz! \nSeçilen hükümet, \nBirlikte düşünecek ve bu kapsamda yönetecek olduğu demektir! \nDemokrasinin tüzüğü, Cumhuriyetin Anayasası, Milletin ruhu vardır! \nEgemenlik kayıtsız şartsız milletindir! Bu doğallıktır işte \nHükümet, halkın çoğunluğu ile seçilen varlığına tek anlayış olarak! \n\nHalkın çoğunluğu seçti diye sağ bacaklı fistan giyinecek, sol yanım açık kalacak emrinde bir hakimiyet anlayışına hürriyet hakkı değildir! Kıçımı aç başını kapat despotluğu olmak değildir! \nTerör, dış ülke etkenli doğar! Ülkemde, onları tutuklamak hakkımdır! \nBu varlığıdır vatan, olgusuyla da korunan. Her ülke için zorunlu geçerliktir bu hak! \n\nHer ülke, Terör ilanına duyarlı ve saygınca uymak zorundadır! \nHer ülke, Terörü engellemeye sorumluluğa zorunludur! \nHer ülke, Teröristi ya tutuklayacak ya da tabası olduğu ülkeye teslim edecek! \n\nTürkiye bugün, varsayalım ki, hiç hesapta değildi bu amaç, boş bir meydan olarak duran Irak, saygısızlık doruğu denir buna insan hakkı biliminde, insan hakkı diliminde değil, dikkat edelim demek kar etmez ya, yine de bu haliyle, buradan ülkesine saldırılan haliyle, Teröristlere bu boş meydan yaratılan yörenin, canım Irak, canım Toprak, Canım Mezopotamya Kültürü Yurdum, canım coğrafyam, seni zor kullanılan bir saldırı gücüyle bu soktukları halinle isimlendirmek zorundayım, anlatabilmeye… af et beni… af et beni…\n\nTürkiye bugün; Teröristlerin vur kaç diye kullanmasına yaratılan ve Teröristlerin de vur kaç kullandığı bu boş meydanın en içlerine kadar Teröristleri aramaya haklı ve hakkını da kaçınılmazca kazanmış olduğudur! \n\nYönetilmeyen, denetlenmeyen bir yıkım ve saldırı hakimiyeti bir durumu yaratanlar, bu hakkı Türkiye’ye yaratmaya ve kazandırmaya zorlandırdıklarıyla sorumludur! \n\nIrak’ı Amerika dağıttı! Keyfine göre, vay efendim süre istiyorum, yok efendim saray istiyorum hakkını kaybetmiştir böylece! Hak soytarılığını yani…\n\nTürkiye yanında ve Türkiye ile, Türkiye’ye en az dahi artık zarar vermeden, zarar yaratmadan, birlikte Teröre karşı bu bıraktığı boş meydanda yarattığı toplum bilincini zehirleyici, uluslar arası ilişkiyi yaralayan bataklığını kurutmaya çalışmak zorundadır! \n\nBen yıktım, bıraktım, sen de \ndokunamazsın, seni zehirliyorsa geber! deme hakkı \nbir uluslar arası sorumluluk anlayışı, kuralı, hukuku… nedir bu acaba? \nNe çabuk nereye yönlenir, hangi hayra, hangi şerre… düşünsene ey sefil…\n\nBir ülkenin iç işleri olarak bu haller, bu haklar tartışılır elbette! \nAma asla bir sağlık amacına yeterlilik hakkı -arsızlığını dahi sızlatan boyut- olamaz! \nBir yangın söndürülmek ister! \nDüşünmeye ve değerlendirmeye önceden de var haliyle, bir yangın söndürme organlarını geliştirmeye, daha sağlıklı donatabilmeye sonrasına da yine devam edileceğidir! Ama önce ve derhal söndür ateşi! \n\nUluslar arası sorumluluk zorunluğu, Terörün bugün durumuyla Türkiye adına, şu kadar metre bu kadar kişiyle gibi bir karar hakkı, hukuku, vicdanı, ödevi, görevi, sağlığı, inancını… uluslar kaybetmiştir…\nBu masrafları, acılarıyla ve süreçleriyle de Uluslar arası kasası Türkiye’ye ödemek zorundadır! \n\nNereye baş vuru yapılıyorsa, yapılmıyorsa da, daha niye ve ne bekleniliyor? \nKürt hallerini nerede sağlığa kavuşturuyorlarsa oraya baş vuru yapılır! \nKürt saldırganlarını toplarken nerede organlaşılıyorsa oraya baş vuru yapılır! \nKürt, Terör suçuna aynı zamanda artı bir baş vuru yeterliği değildir elbet! \nAma kayıtsız şartsızlıkta Teröristleri istemeye de, durdurmaya da \nMasrafları, tazminatı istemeye de doğru adreslerdir! Ve de doğru zamandır! \n\nNe metresi, ne kişi sayısı, ne zamanı bu sözü edilmeye daha cüret edilen…\n\nAmerika, Avrupa, İngiltere’ye çağrımızdır diyoruz millet olarak\nYa durdurun ya tutuklayın ya teslim edin Teröristleri ya da bu yeni\nUluslar arası veya global masalınız veya özel davranışlarınızla\nVatan ahlakına zulmünüze bu katıklık dozajınızdaki geberinizle\nVatan ve millet şuuruna bu saldırı adaplarınıza LANET  OLSUN!\nİnsanlığa sığdırdığınız bu nefret boyutunuzla KINIYORUM! Şiddetle! \nÇağdaş yaşama hep daha sapıklaşan bu küfürlerde şiddetinizle! \n\nKendi seçtiklerinizle konuşarak vatan yüreğine saldırmaya vaz geçin! \nAsya’da, hangi komşu kardeş ülkeye dalarsan sadece kınamayacağım!\nBugünkü soktuğun halimle dahi, orada da artık karşında olacağım! \nYüreksiz Amerika, Avrupa, İngiltere ya derhal oturup masada anlatın! \nYa Asya’da keyfinizce dolaşmaya hak görmüyorum, şartsızca anlayın! \n\nKasım 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gebze.......",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nTarihin çok eskidir, çok isimle anıldın,\nSon olarak levhada Gebze olarak kaldın.\nKocaeli,İstanbul arasında var oldun,\nVarlığın insanlara huzur veriyor Gebze...\n\nSanayinle, gücünle yüzleri güldürürsün.\nİşsizime iş verip daim sevindirirsin.\nEvsize mekan olup yuvalar kurdurursun,\nGönlümüzde taht kuran güzel ilçesin Gebze...\n\nKırk altı ili geçen nüfusunla baştasın,\nTarihin, kültürünle her daim revaçtasın,\nMustafa Paşa ile, Fatih' e de mekansın,\nEcdadın ayak izi  toprağındadır Gebze...\n\nDev fabrikalarınla ülkeme hizmet sunan,\nBüyük projelerle, halkına hizmet veren,\nAzimli çalışmayla, çevre güzelleştiren,\nDurmak yok yola devam sloganındır Gebze....\n\nİşte şair Seyfet te sana hayranlardandır,\nSana bağlılığıyla takılıp kalanlardandır,\nYuvasız kuşlar gibi yuva kuranlardandır,\nAnadolu dan göçen halka mekansın Gebze...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç",
        "poet": "Fadime Almamış",
        "poem": "\n\ngeç bu topraklardan geçebildiğin kadar \nsök sökebildiğin kadar çiçekleri\nneşe dağıtan hüzün bahçemi\ndağıt dağıtabilirsen \nekilmez mi bir daha çiçek \nyakmak mı istiyorsunuz \nonca güzel olan yeşil doğamı \nsusus toprak ne işe yarar be canım \ndoğamda bereket var \ndoğamda neşe var \nsevgi var içe yansıtılan\nkaybedilince mi anlar insan kıymetini\ndeğerler yok edilmeden güzel be kardeşim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GDO’ların İsraf",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nGDO’ların israf, renksiz, tatsız ürettin,\nBizi bağımlı yaptın, büyük günah işlettin…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gazzeli Çocuk",
        "poet": "Hasan Çekmecelioğlu",
        "poem": "\n\nBen Gazzeli çocuk; \nHiroşima da yaktılar anne,\nYaktılar o küçücük bedenimi.\nHenüz unutmamıştım ki\nIrakt’a beni  yaşamdan koparan\nO şarapnel parçalarını,\nVe henüz tanımamışken,\nSavaşlar çıkarıp,\nSilah satışlarından semirenleri.\nHani Afrika’ da, Gazze de\nBiz çocukları; açlığa, yoksulluğa\nÖlüme mahkum edenleri.\nBen Gazzeli çocuk\nYine namlular üstümde,\nÜşürken, uyurken vurdular\nVurdular, vurdular anne beni \nGazze de parçaladılar\nHerkes izlerken parçaladılar anne \nYaşam ve sevgi dolu\nO minicik, minicik yüreğimi.\n\n                                 Hasan ÇEKMECELİOĞLU\n                                 12.01.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "....Gebersin",
        "poet": "Gürsel Güveloğlu",
        "poem": "\n\nÖmrümüz kış gibi gelip geçerken\nDevletin   malını    çalan gebersin\nBu kutsal  toprağı   ekip biçerken\nAtımın  nalını        alan    gebersin\n\nVergiyi     kaçırıp     cebine    atan\nZimmete geçirip, servete    katan\nHileci,düzenbaz, yan gelip yatan\nBir ömür cezasız  kalan gebersin\n\nHormonlu    üretip     cahile  uyan\nSahteyi gerçeğin     yerine koyan\nKendisi  organik  mallarla  doyan\nSağlıkta vicdansız olan gebersin\n\nDumansız yanarken gençlik ateşi\nHerkesin kalbinde şöhret güneşi\nBir nefis   yüzünden   bırakıp  eşi\nKendine tap taze bulan gebersin\n\nVerimli   ovalar     soldu     atıkla\nTertemiz   denizler doldu batıkla\nNesilden   nesile   geçer  katıkla\nZarasız denilen   yalan gebersin\n\nEğitimi    bırakıp       aldık    illeti\nSöndürdük umudu   astık milleti\nSonunda  ufukta    gördük zilleti\nÜlkeme yapılan    talan gebersin\n\n   (19 Mayıs 2005-İskenderun)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç",
        "poet": "Ufuk Benlioğlu",
        "poem": "\n\nTam titam ti tam\nSaat kaç? \nMüzik kaç! \nZaman az.\nEtim az! \n\nGeç ömrüm geç\nyaşamın dışında bir yerde\nYeniden doğmak, düş kurmak \n         için çok geç\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç Açan Gül",
        "poet": "İsmail Dinçer",
        "poem": "\n\nBir rüzgar ki,\nUmutsuzca eser,\nGönüldeki duygular korku verir.\nGeçmişden bir el uzanıverir\nGönüldekileri alır,\nBir bedene sokuverir.\nHayaller adeta diriliverir.\nYüreğinde soğuk rüzgarlar eserken\nUmutlar bir bahçe,\nBir bahar oluverir\nLakin geç açan gülü,\nSeyretmek korku verir\n\nGönlündeki aşk,\nSular gibi coşuverir,\nHayallerin adeta bedenleşir\nBeklediğin sevdiğine ulaşıverir.\nKaybettiğini sandığın umutların,\nYeniden tazelenir,\nGönlün bir bahçe,\nBir bahar oluverir.\nLakin geç açan gülü,\nSeyretmek zordur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç Bunları Arkadaş!",
        "poet": "Abdullah Toroslu",
        "poem": "\n\nGörünse de bir cihan; \nAlt tarafı o bir han! \nİnsanoğlu insansan; \nGeç şu hanı arkadaş! \n\nYanılsa da çok nazar; \nO sadece bir Pazar! \nVarsa sonda ah-u zar? \nGeç pazarı arkadaş! \n\nÖlümlüyse bir yaşam; \nNeye yarar be paşam? \nGideceksen bir akşam; \nGeç yaşamı arkadaş! \n\nAfet iken şöhret şan; \nNasıl ister bir insan? \nSınavdaysa tüm ins can; \nGeç bunları arkadaş! \n\nVebal ise mal meta; \nSevmemeli kul kat’a! \nMadem sevmek bir hata; \nGeç bunu da arkadaş! \n\nFitne iken çok ayal; \nMutlu olmak bir hayal! \nBoşunaysa o hayal; \nGeç ayalden arkadaş! \n\nMadem ömür çok kısa; \nÂşık olma nakısa! \nVe de ölmek hak ise; \nGeç bundan da arkadaş! \n\nGençlik ani bir dönem! \nHayırlıysa ver önem! \nHayırsızsa o dönem; \nGeç gençliği arkadaş! \n\nBir vasıta para pul! \nHelalini ara bul! \nDönüşürse nara pul; \nGeç onları arkadaş! \n\nTüm hayatın sınama! \nSanki o bir sinema! \nVarsa sonda kınama? \nGeç onu da arkadaş! \n\nAsıl hayat ukba’da! \nBunu ona et feda! \nOlmuyorsa bu eda? \nDur orada arkadaş! \n\nBilmen gerekir kat’a! \nTehlike var bu hatta! \nYoksa İslam hayatta? \nYandı geda arkadaş! \n\n \n      Abdullah Toroslu\n      09.02.2013-İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç Gelen Duygular",
        "poet": "Abdurrahim Karakoç",
        "poem": "\n\nTutuşsak el-ele bir yaz sabahı\nÇıksak Şardağı'nın yücelerine\nKovsak saatleri, dakikaları\nBaksak Elbistan'ın gecelerine.\n\nDonsa şekillerin, renklerin izi\nZaman bir noktada unutsa bizi\nÇiçek sular gibi saf sevgimizi\nDöksek türkülerin hecelerine.\n\nGöklere çekilse göz uykuları\nDolunay uzanıp öpse suları\nHer yağmur öncesi dost duyguları\nEksek cümle gönül bahçelerine.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç Geldi Telfon",
        "poet": "Navruz Kaplan",
        "poem": "\n\nSizllerden geç gelince telfon\nBeni burda telaş üzüntü sarıyor\nİşiniz iyimi aman kırıza sokmayın\nBende sizin için yaşıyorum kırız\n\nİhmala gelmez ki iş bulmak zordur\nEvde huzur karşlıklı gülmektir\nYolda surat sakın ola yapmayın\nEve işi  sakın olakatmayasın\n\nHer gülen insana sırını deme\nO bir gün döncek gelecek sana\nSarılır boynuna koparır kökten \ngücün yetmez ki o adam güçlü\n\nGüler yüz güzeldir ağlama sakın\nEtraftan görenler resim çekiyor\nNefes almıyor ki takip ediyor\nKurtuluş yok  ki tek çare sırdı\n\nSırını tutarsan dostun çok olur\nAçarsan sırını mahfeder seni\nNe işin kalmış ki sakla içinde \nSakla sen sırını yakındı gülmek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç Kaldık",
        "poet": "Şair Ciyak",
        "poem": "\n\nben onun söylemesini bekledim\no benim söylememi\nben biliyordum aklındakini\no biliyordu aklımdakileri\ntam cesaret geldi söyleyecektik.......\ninmem gereken yere gelmiştik...........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç bunları…",
        "poet": "Sabri Ceyhan",
        "poem": "\n\nGeç bunları,\nKader yazmış her şeyi,\nBir çırpıda silmiş seni,\nBen seninle hayal ederken yaşamı,\nSensizliğe mahkûm etmiş beni…\n\nGeç bunları,\nKader elemi reva görmüş,\nHüzün yüklemiş yüreğime,\nBen seninle dalarken hülyalara,\nKâbus etmiş bana hayatı …\n\nGeç bunları,\nKader yazmadı ikimizi,\nAşktı sevdaydı, dillerde kaldı,\nBen adamışken sana ömrümü,\nElimizde geçmeyen bir varaka kaldı…/S.Ceyhan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç Bu Sevdadan Gönül",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nO da senin gibi etten kemikten mamul,\nNe melek ne de peri, herkes gibi o da kul,\nAşkına bir karşılık vermediyse ne çıkar,\nBir gün başka bulursun, geç bu sevdadan gönül…\n\n1 Kasım 1984-Perşembe / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Geç Kalan Karanfil",
        "poet": "Sedat Demirkaya",
        "poem": "\n\nŞimdi siz, gözlerinizde yılların coşkusu,\nBir sofrada harelenmiş sohbetler; \nÇevrenizde alev almış otuz yıl var\nAfiyet olsun, olsun be dostlar! \n\nŞimdi siz ey canlar \nDilinizde güzelim İzmir şarkıları\nCebinizde boşa harcanmamış bir gençlik! \nDamarlarınızda Zeus nektarı\nDinlerken en güzel sazları\nDile gelsin mehtab\nAçısın önünüzde İzmir sokakları\n\nDuydunuz mu bilmem; \nBir rüzgâr yaladı camları\nBir dalga gürledi uzun uzun\nYanınızdan geçti de bir martı / demin\nÜç karanfil bıraktı anılarınızın ortasına\n\nGelemeyenler için\n\n\n"
    },
    {
        "title": ".    Geç Bunları",
        "poet": "İsa Yılmaz",
        "poem": "\n\nbana aşık mısın, dedi kadın\nseni seviyorum ama aşık değilim, dedi adam\n\nbelki, dedi kadın zamanla aşık olabilirsin\naşkın zamana ihtiyacı yoktur, dedi adam\n\nama sensiz yaşayamam, dedi kadın\ngeç bunları, dedi adam zaman ne sözler yutturmuş insana\nnice aşıkları gömmüş unutkanlar şehrine\n\nama ben, dedi kadın herkes değilim\nsen, dedi adam bilir misin kadın ile kan kokusunun farkını\nbiri zamanla zehirler, diğeri ansızın\n\nben zehir miyim, dedi kadın\nsen sadece kan kokuyorsun, dedi adam\naşkı çoktan tatmışsın, ilk olsaydım beni öldürürdün çoktan\n\ngeç bunları, dedi kadın sen aşkı ne bilirsin\ngözlerime bakarken bile kendinde değilsin\nbir erkek ile kadın arsındaki farkı bilir misin\n\nbilirim, dedi adam sigara gibidir kadın\nerkek onu istediği zaman yakıp istediği zaman söndürmek ister\nkadın ise istediği zaman yaktırmak\nve istediği zaman tüketmek ister\n\nkazanan kimdir, dedi kadın\nzehir olanın, zehri yudumlayanın kazanını mı olur, dedi adam\n\ngeç bunları dedi kadın, hadi yak beni\nistediğim zaman söndürürüm ama, dedi adam\n\nkadın da erkek de sustu birden\n\naşk, yatak odasına hapsolduğu günden beri\ninsanlar yapayalnız, eksik ve yarım, diye seslendi \naşk perisi, saltanatının tahtından\n\ngeç bunları diye fısıldadı yılan kılığında bir şeytan…\n\n15.Vıı.09\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç Kaldığım Baharlar",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nBaharlarım yıllarımın dünlerinde kaldı\nYaşadığım güzlerimin son demidir\nArtık hangi bahçeye yolum düşse\nGüller koparılmış  kalansa dikendir....\n\n25 / 05 / 2008   Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç Kaldık",
        "poet": "Yunus Caf",
        "poem": "\n\nGeç kaldık\nGeç kaldık mutluluk için  yalan yanlış düşlere kapıldık, huzuru kaçırdık.                                                     Yanı başımızdayken mutluluk onu hep uzaklarda aradık.                                                                                                 Sonra bir sevdaya kapıldık, kurtaran olmadı.                                                                                                 Mavi idik gri olduk, yana yana  kavrolduk,                                                                                                  zaman değişti değişeli  biz koşamaz olduk,                                                                                                  herkes hiç utanmıyor,                                                                                                                                  aşıkları boyanır  oldularda göremedik daha gerçek nurlarını.                                                                   Kaçırdık en güzel insanları aşk uğruna hemde en beyazlarını.                                                                   Yanlış limanda yanlış gemiye binmişiz,                                                                                                                               bir çocuk geçmiş olsun diyor elleri anasında ve biz geçmiyor çocuk geçmiyor diyoruz.                        Ve, geç kaldık çocuk çok geç kaldık, yetişemeyiz doğru limanlara ve                                                       sevda gemileri battı bir bir gönlümüzün limanında.                                                                                                       Geç kaldık çocuk biz hep geç kalırız olurda bir gün yetişmişiz,                                                                                       bilki o gün tam adam olduk çocuk…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç Kaldık",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nGeç kaldık bu mevzuyu, konuşmaya yeniden,\nGurura yenik düştük, ne yazık ki sen ve ben.\nArtık her şey değişti, mevsim o mevsim değil,\nÇağı geçti sevdanın, gitti bir kere giden.\n\n28 Ağustos 1990-Salı / Bilecik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç Kaldım",
        "poet": "Nimet Köse 1",
        "poem": "\n\no kadar çok evcilik oynadım ki\nartık evlilik için\nolgun kalıyorum\n\no kadar çok çocuğumu öldürdüm ki\nben artık\noyuncak bebeklerden bile korkuyorum\n\n11 şubat 2007\nadana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç Kaldın",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nÇok beklettin dönmedin, yıllar yılı sır oldun,\nNe bir mektup yolladın, ne de bir haber saldın.\nEridim hasretinle, tükendim yavaş yavaş,\nGördüğün gibi işte, ne yazık ki geç kaldın.\n\n27 Aralık 1990- Perşembe / Bilecik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç Kaldın",
        "poet": "Kadir Albayrak",
        "poem": "\n\nHesabım görülürken melekler seni sordu\nVahiy geldi Tanrı-dan 'Bekletmeyin bu kul-u'\nYolculuğum başladı neden böyle geç kaldın\nYetişemezsin artık kapattılar her yolu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç Kaldın Geç",
        "poet": "İsmail Kıran",
        "poem": "\n\nDünyaya bir yıl geç kaldım,\nİlkokula hep geç kaldım,\nEve dönerken hep geç kaldım,\nYemekte hep geç kalkdım.\n\nLiseyi geç bitirdim,\nDershaneye geç kaldım,\nÜniversiteye 2 yıl geç gittim.\nMezuniyete 3 ay geç vardım.\n\nAskere 5 ay geç gittim,\nMesleğe 1 yıl geç başladım,\nBüromu 3 ay geç açtım,\nDuruşmalara her zaman geç kadım.\n\nSevgilimden 1 yıl geç dünyaya geldim,\nEvlilik teklifimi 3 yıl geç yaptım,\nEv almakta, evlenmekte 4 yıl geç kaldım,\nArkadaş toplantılarına 3-5 dakika geç gittim.\n\nTavla oynamaya bahçeye geç saatte gittim,\nEn son tavladan biz kalkıp geç eve gittim,\nBenim başım mı geçlerle belada,\nYoksa geçlerin mi başı benimle belada.\n\n                                  28.09.2004 ADLİYE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç Kaldın",
        "poet": "Adnan Yeşiltaş",
        "poem": "\n\nDeli gönül,\nNiye feryat edersin...\n\nFarzet,\nÇıktı geldi...\nYine geç kaldın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç Kalma",
        "poet": "Namık Kemal Özdoğan",
        "poem": "\n\nmutlu olmaya geç kalıyorsun\nzil çoktan çaldı...\nçocukluğumuzun sevinçli,\ndüşsel dünyalarında değiliz artık\nzaman gün batımı gibi iniyor ufka\nhayat, umut etmek \nve mutluluğu beklemekle \ngeçip gidiyor...\nnice gülümseyişleri,\ndaha büyükleri için feda ettik\nson sayfaları çevrilirken şimdi ömrün,\nbildik ki; eldeki bir\nolmayan ikiden büyük.\n\ngeç kalma mutluluğa\numut etmek güzel olsa da\nelindeki biri anla\nona sarıl canla....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç Kaldın     S-797",
        "poet": "Bekir Karaçam",
        "poem": "\n\nSen bana geç kaldın ben sana erken,\nÇoğu yârsiz kaldı aşkla giderken,\nSevip sevilelim, gülelim derken,\n Kış tükendi, bahar gitti, yaz bitti.\n\nGeçmişe imrenip gelecek yaptık,\nYârin yanağında yaş olup aktık,\nHep bekleyen olduk, usandık bıktık,\nKış tükendi, bahar gitti, yaz bitti.\n\nDoğrudur ya hani bizim özümüz,\nAşktan yana gülmedi hiç yüzümüz,\nHasrete ağladık şişti gözümüz,\nKış tükendi, bahar gitti, yaz bitti.\n\nSeviyoruz dedik dalga geçtiler,\nGönlümüze derin yara açtılar,\nDaha ölmedik ki kefen biçtiler,\nKış tükendi, bahar gitti, yaz bitti.\n\nS-797\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç Kalırsan Ansızın Hayatım Sönecek",
        "poet": "Yusuf Yılmaz",
        "poem": "\n\nMü’min’in cefası çok derler, kıyamette gülecek, \nSenin sevdan ve hasretin kıyamette bitecek, \nGönlümün sultanı bir gün beni anlayacak, \nAncak geç kalırsan ansızın hayatım sönecek. \n\n(Aralık-2008-Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç Kalmak",
        "poet": "Ahmet Emre",
        "poem": "\n\nÖyle geç kalmışız ki bahar çiçeğim\nYaz ortasında açan sevda gibiyiz\nMevsim kış olduğunda ben solacağım\nDar zamana yenilen aşklar gibiyiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç kalma çıkar dersi.",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nGünlerden Cumartesi,\nPazar onun ötesi,\nHer oluşan durumdan,\nGeç kalma çıkar dersi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç Kalmak",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nsık yazmama sebep\nbir geç kalmışlık hissi\nbir de yaşanmışlıklardır\n\n Şubat 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç Kalmış Korku",
        "poet": "Orçun Oruç Aykaç",
        "poem": "\n\nBir korku düştü içime\nYoksa akıp giden sen misin? \nTam seni seviyorum diyecekken\nBelki çoktan yalnızım zaten.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç oldu",
        "poet": "İbrahim Kılınç",
        "poem": "\n\nTelaş varmış sılada\nDüğün kalmış yarıda\nCansız beden avluda\n\n                Haber aldık geç oldu\n                Gayrı hayat güç oldu\n\nGözde yaşlar durmamış\nHaber etmiş gelmemiş\nGelip bizi bulmamış   \n\n               Haber aldık geç oldu\n               Gayrı hayat güç oldu \n\nYetiş demiş güvenmiş\nÜmit ile direnmiş\nEn son takat tükenmiş\n\n                Haber aldık geç oldu\n                Gayrı hayat güç oldu\n\nGözler gözüm aramış\nDiller dilim aramış\nEller tetik kavramış\n\n                 Haber aldık geç oldu\n                 Gayrı hayat güç oldu\n\nKimin fikri bu cinlik\nKimden çıktı bu hinlik\nKefen olmuş gelinlik\n\n                 Haber aldık geç oldu\n                 Gayrı hayat güç oldu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç Masalı Be Anne!",
        "poet": "Abdullah Toroslu",
        "poem": "\n\nSabah akşam hep masal; \nBu ne iştir be anne? \nBu mu arzda tek yasal? \nNere gidiş de anne? \n\nBu ne menem ninni ki; \nSöylenmiyor bir iki? \nEmir dıştan belli ki; \nAnla artık be anne? \n\nKimden miras şu adet? \nYapmak sanki ibadet(!) \nVarsa bundan kaç adet; \nSalla çöpe be anne! \n\nDoyduk türlü yalana! \nVerme artık yol ona! \nHoş dese de sol ona; \nKoyma küp’e be anne! \n\nBence bu bir uyutma! \nBizi bunla uyutma! \nVe de kendin avutma! \nBunlar tuzak be anne! \n\nVar bu işte bir hinlik! \nHem hinlik var hem cinlik! \nDahası bu bir hainlik! \nEt deşifre be anne! \n\nFark et lütfen oyunu! \nVerme küfre boyun’u! \nTebdil edip huyunu; \nBoz oyunu be anne! \n\nCahil sansa da etik; \nDurum müthiş kritik! \nBiz olmadan bir yitik; \nDe sözünü be anne! \n\nHer gün masal hikâye; \nSöyler misin ne gaye? \nVarsa başka sermaye? \nDök kozunu be anne! \n\n               Abdullah Toroslu\n               30.09.2013-İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç Mustafa",
        "poet": "Mustafa Acıoğlu",
        "poem": "\n\nBu şöhretten bu namdan geç Mustafa\nŞöhret sana daim bir tuzak olur\n\nDünya onlarındır ahiret senin\nŞöhret hayır sona hep uzak olur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç Karşıma",
        "poet": "Adnan Kasapoğlu",
        "poem": "\n\nGeç karşıma görüm yüzün, \nÇatma kaşın, kara gözün, \nFidan boyun uzun uzun, \nGenç ömrüm boşa geçmeden. \n\nYaşam için nalamızı, \nYamaçlarda lalemizi, \nYeşil yeşil tarlamızı, \nYabancı eller biçmeden.\n\nNe var güzeldir sendedir, \nSeni seven insandadır, \nBülbül ah ü figandadır, \nGülün rengini seçmeden.\n\nGazel oldu yeşil bağlar, \nBağsız kalanlar kan ağlar, \nKurudu göller, bulaklar, \nYolcular suyun içmeden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç Olmadan Gel",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nSarı bir gül gibi solabilirim\nKuru bir dal gibi kalabilirim\nSeni beklemekten ölebilirim\nGeleceksen gülüm geç olmadan gel\n\nYoruldu yüreğim durdu duracak\nSaatler son anı vurdu vuracak\nAzrail hesabı sordu soracak\nSeni son kez öpmek güç olmadan gel\n\nSen yoksun ya artık Dünya dönmüyor\nKaranlık dinmiyor ışık yanmıyor\nDostlar hasretime hiç inanmıyor\nSeni sevdim demek suç olmadan gel\n\nBelki bekleyim boşu boşuna\nSenin gibi gülün benle işi ne\nGirdim giriyorum ömrün kışına\nHatıran kalbimde hiç olmadan gel\n\nAyrılık yamanmış ayrılık zalim\nAyrılık ölümden öte bir zulüm\nAyrıldık demeye vermıyor dilim\nAyrılık başıma taç olmadan gel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geç Olmadan Gel",
        "poet": "Mustafa Küçükönder",
        "poem": "\n\nArtık dön,\nÇok geç olmadan,\nVeda Sözcüğüne anlam katmadan gel.\nAralayalım penceremizi yarınlara,\nNe bileyim işte,\nPazartesi nereye gideceğimizi,\ncumartesi nerede buluşacağımızı kararlaştıralım.\nVe ayrılığın ertesinde,\nBeraberliğimizi sonsuza taşıyalım.\nHayat sonsuz bir okyanustur misal,\nBiz bu misalin yolcusu olalım.\nVe hiç ayrılmayalım birdaha,\nBu gün gelme, yarın da\nAma geç olmadan gel.\n27.04.98-İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece 02:17",
        "poet": "Murat Özmen",
        "poem": "\n\nBu yağmur dinmek bilmiyor\nBu yağmur dinmek bilmiyor\nGece 02:17 \nHala yağıyor, hala yağıyor\nTüm yazın acısını çıkarırcasına \nGökler ağlıyor\nToprağa nispet yaparcasına\nKavuşmayı bekliyor\nToprağın yağmura kavuşma anı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Şair Hasret_n",
        "poem": "\n\nİçimde bir umutsuz, bir uykusuz böcek \n     İçimde büyük büyük   gözleri korkunun\n     Gece , odunsuz, kömürsüz bir ev gibi çöküyor omuzlarıma \n     çocuklar ağlıyor \n     Mavileri çagırıyorum  gelmiyor!\n\n23:39 16.10.2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Burak Kıllıoğlu",
        "poem": "\n\nGece\nSessiz\nBir uğultu var kafamda\nSadece o\nHem gece dediğin\nSessiz olur\nKaranlık kadar sakin\nIssız mı ıssız\nİnsansız bir pusudur gece\nİnsana kurulan\n\nNiye uyanığım peki? \nBaşımın ağrısı geceyle ittifak etmiş\nUyutmayacaklar beni\n\nGece\nBir zamanlar biricik dosttun\nKaranlık çökünce hüzünlenirdim\nSessizliğin içinde\nSessizce dökülürdüm\nYıkanırdı yüreğim\nYıkardım tüm geceyi\nGözyaşı olup akardım gökyüzüne\n\nYa şimdi? \nGece dediğin\nBeni uyutan ninni\nÜstümü örten yorgan\nSabah olmadan önceki tatlı esinti\nBunlardan gayrı gece bilmez oldum\nÖyle bir hal ki; \nBekler oldum ne sabahı, ne de geceyi\nKördüğümüm şimdi\nÇözemedim bu bilmeceyi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Tuba Sara",
        "poem": "\n\nVe gece türküsünü bırakır bizlere.\nBir iç çekişte söyler dururuz tüm yokluğu.\nSustuklarımız feryat figan,\nKonuştuklarımız feveran.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Tamer Karagül",
        "poem": "\n\nGözlerimde\nKan sızısı\nVakitlerden \nGece yarısı\nAy büyüydü\nAY BÜYÜDÜ\nUzaklardan \nBir kuş öttü\nGece sustu\nAşk aktı\nŞiir konuştu\nAğzımdan masal düştü\n.....\nBir adam varmış\nKara geceye sevdalanmış\nAşkından\nBütün gece ağlamış\nAy çıkmış\nYıldızlar düşmüş\nGece ağlamış\nAdam hiç uyumamış\nGece büyüymüş\nGece düşmüş\nGece aşkmış\nGece akmış\nKalbine\nGece aşmış\nGün ağarmış\nAdamın elinde\nKara geceden hediye\nKARA bir GÜL kalmış\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Hamdi Keskin",
        "poem": "\n\nEvreni  her  gece  uyutan  gece \nNedir bu her gece gördüğüm kabus\nSonsuzluk içinde sonsuz işkence\nFikrimi koyduğum bu büyük mapus\n\nDerdimi her gece büyüten gece\nNedir bu beynimdeki gizli düğüm\nVar olmak gerçekten büyük bilmece\nAn be an ruhuma  tığsız  ördüğüm\n\nYıldızlar söyleyin niçin varsınız\nHer gece içime düşercesine\nTakımlar halinde ne ararsınız\nBileyim ben kimim burda işim ne\n\nKaranlık gecenin gerçek sahibi\nSana varma sırrı bilmemki nedir\nDipsizlik içinde görünmez dibi\nGören mercek acep hangi gözdedir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Meryem Şahin",
        "poem": "\n\nGözlerin kömür rengi\nSaçlarin simsiyah.\nDevasa bir kadınsın sen\nElbisen siyah.\nKucaginda sayısız çocuk\nElleri siyah, yüzleri siyah.\nIşığı bilmezsin \nBeyazı tanımaz...\nYüzünde donuk tebessüm\nHissiz...Umursamaz.\nÖyle durursun, kucagında hastalar,\nAcılar siyah\nZamanlar siyah.\nCırcır böceğinin ötüşü\n Gece kuşunun çıglıgı şarkıdır sana.\nDepremlere gebesin sen \nBazen sabaha.\nMotor sesleri yırtar kulak zarını \nKöpekler havlar uzakta\nYıldızlar düser siyah saçlarına.\nUluyan kurttan korkar çocukların \nSokulur soğuk kucağına\nElleri siyah, yüzleri siyah \nKarınları aç.\nŞuh kahkahalar gelir balkonlardan\n Şangırtılar şişelerden, camlardan.\nSenin yüzünde donuk tebessüm,\nMangalların kömürü siyah.\nUyur gündüzler, yıldızlar uyanık\nUyuyanlar uyusun\nÖmer'ler uyanık.\nHeybeler siyah, tesbihler siyah.\nEy gece! \nDalgalı saçların siyah\nEsmer yüzünde makyajın siyah.\nHele bir şalın var ki omzunda \nSiyah... Simsiyah.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Gece*",
        "poet": "Hasan Tosun",
        "poem": "\n\ngüller kan kokuyor geceleri\nrüzgarın sırtında özlemlerin en derini\nbaharı yaşamak bize haram yardan uzak\nözgürlük yolunda miğferimizdir yarin gözleri........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "İlknur Er",
        "poem": "\n\nHava çoktan kararmış\nSen gecenin içinde parlıyorsun yıldız yıldız\nGözlerin en masum bakışlarını takınmış\nBir kadeh\nİki yudum \nBiri senden biri benden\nYaşlar süzüldü gözlerinden hüzün değildi\nSanırım sevinçten\nTenin tenime değdi başladı kum fırtınası\nGöz gözü görmedi\nKan ter içinde uyandık sabaha\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Emine Deniz",
        "poem": "\n\nSoyunurken gece\nGündüzün penceresinde\nKızıl bir gül açar dudaklarına\nBir deprem iner yıldızlardan\nVe ölüm\nOlduğu gibi yankılanır\nSokaklarda.\nYaprak düşer dal sararır\nAvuçlarımda\nErkek\nÖylesine sarılır kadına\nRüzgar \nGösterir tüm şehvetini\nDağların çatladığı yerde\nBir şelale misali\nAma azgın\nAma mutsuz\nVe gece köpek gibi havlarken\nGündüzün penceresinde\nİter eliyle\nHer yağmur damlasını\nUlur\nAy ışığına karşı\nTutar yıldızları \nSaçlarından bir bir \nAcıyı\nGece bilir! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Aynur Sultan",
        "poem": "\n\nher gece tenin tenime göz\nkırpar\nrüyalarımda\nama ne fayda uzaktasın\nasırlarca yıl kadar\ngiderken\nyüreğimide yağmalayıp gittin\nbomboş şimdi\nne öfke \nnede hüzün \nnasıl oldu bilmem\nsadece özlem var yüreğimin attığı yerde\nne zaman geldi, nasıl oluştu\nsen yanımdaykende böylemiydi\nyüreğim\nhep sana özlem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Fatih Akıcı",
        "poem": "\n\nGece gözlerden halvet, örtüdür günahlara.\nGece sessiz bir rahmet örtülür günahlara.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Murat Kılıç 2",
        "poem": "\n\ngece koynunda çırıl çıplak\nyıldızlar baş ucunda anadan üryan\nbir melek ordusu gönderiyorum sana nazlı bebek\naç gözlerini artık\nne olur uyan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Mustafa Ayık",
        "poem": "\n\nDeniz yorgun ve bitkindi\nSanki son çırpınışıydı ufak dalgalar\nHafif bir rüzgar ığralıyordu gün batımında \nVe ığralanan deniz hafif bir sesle\nKayboluyordu o portakal rengi ufuklarda\nİçime işleyen serinlikti sanki\nÇarşaf misali denize serilen karanlık\nÜrkütücü bir karanlık çöküyordu\nVe insan karanlıkta kayboluyordu\nVe hiç olmamışçasına kayboluyordu bir anlık\nİşte o zaman  uzak şehrin sokak lambaları \nYeniyordu korkunu biraz\nDerken bir balıkçı motoru\nVe biraz ileride deniz feneri ilişiyordu gözüne\nKörfez öylesine güzeldi ki sanki gök yüzü\nSokak lambaları sıralanmıştı \nYıldız gibi dizi dizi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Nizamettin Korucu",
        "poem": "\n\nGece köpek sesleri\nSessizliğin pençesi\nGece gökte cümbüş var\nGece inciden karlar\n\nYerlerde sırdan perde\nGergef işler gecede\nGece soğur sokaklar\nGölgeler oynar evde\n\nGece hayal emziği\nAşıkların kalbinde\nGece esrar perdesi\nDillenir sus'un sesi\n\nUyur bütün varlıklar\nMeydan kalır geceye\nSöz sözlüksüz heceye\nDizilir ipsiz gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Nevin Aydoğan",
        "poem": "\n\nHep gece, hep gece\nbir türlü  güneş doğmuyor \n                            sahilime\nruhum, çığlık çığlığa\nyine  düşüncelerim çıldırıyor\n                                 bu gece..! \n\n                               9 şubat 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Muhammed Mehmet Gül",
        "poem": "\n\nBir sis perdesinin ardından \nSanki küçücük bir tepenin sırtından \nGece sihir, gece \nİçime süzülen çıngıraklı yılan \n\nBir sabun köpüğü gibi ellerimden kayıp \nHiçe sayıp varlığımı, bir el gibi uzayıp \nGece sessiz, gece \nHırsız apansız ruhmu çalan \n\nBir parçası pembe, bin parçası siyah \nPişmanlıklar denizim gibi eyvah \nGece duman, gece \nBaştan sona hep yalan \n\nKurulmuş gözlerime sürgünlüğün kokusu \nFarkına varamadığım bir sinsi pusu \nGece sürgün, gece \nVurgun, gece isyan, gece talan \n\nŞakaklar kar, çıkmaz sokaklar eski yar \nRuhumu çaldırdım, yitiğim var \nGece soygun, gece \nKayıplara verdiğim son ilan \n\nVe.... ezgiler dökülürken dudağımdan \nBir anda ortaya çıkı, solumdan sağımdan \nGece katil, gece \nKurşun vakitsiz alnıma sıkılan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Şadıman Şenbalkan",
        "poem": "\n\nGECE                                                                                                       \nkaranlığa düşmüş gene                                                                              \nışıklar sönmüş ve de                                                                                   kimsesizlikle el ele                                                                               \nay  bir hoş                                                                                           \ngökyüzü  sarhoş                                                                                       \n yıldızlar kayıp mı ne?                                                                                   \ngece  bu gece                                                                                          \niçimdeki  hece                                                                              \nne türkü, ne gülmece                                                                                \nhazan mı bu yas ne?                                                                                    karanlık gecede                                                                                                                    ay ışığı sarmalarken  seni                                                                     \ngece güne teslim olacak                                                                \ngece gene gelecek  üzülme                                                                               mehtaba kanmadın biliyorum                                                    \nkaranlığa  teslim olmadın                                                                         \ngece günün kavuşması ise,\nolmaz ki a canım sensiz gece...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Yılmaz Kayalar",
        "poem": "\n\nKimi var ki hiç sevmez\nKaranlık geceleri\nAkşam olunca gündüz\nHüzün basar içini\n\nAma ben çok severim\nKaranlık geceleri\nÇünkü yalnız seninle\nBuluşurum geceleri\n\n31/3/1985 Edirne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Betül Yazıcı",
        "poem": "\n\nzifiri bir düşte dönüp durdum\nuykusuzluğumla el ele\nzamansızlığına sığındım dudaklarımdan öptüğünü görerek\nve sildim üzerime sinmiş kokusunu gecenin\n\nsana bakireyim\nkırlangıçların kanatlarını ağartan lacivert sırlarına\nbir günah fısılda kulağıma siyaha keseyim\nkalbine bitiştir beni\nkanatlarım varmış gibi gizlenen bir düşte dönüp durayım\ndudaklarından öptüğümü gizlemek için\n-di zaten gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Esel Arslan",
        "poem": "\n\nGece.....\n                    Saat iki on beş\n                    Uzaklar da bir tren sesi\n                    Sonra sessizlik\n                    İçim de kahreden sensizlik\n                    Yavru bir köpek gibi ağlıyorum\n                    Bağrıma raylar döşeniyor\n                    Sana gelmek istiyorum\n                    Yüreğim elim de\n                    Gelemiyorum.\n                    Sigara paketim de\n                    Kocaman  bir yazı\n                    Öldürür\n                    Öldürsün\n                    Sen\n                    Süründürüyorsun.\n\n                                                                          2006-Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Yaşar Tezel",
        "poem": "\n\nBakma gecelerime\nIssızında kaybolmuşum\nHüzün düşer içime yine\nBir varlığın bir yokluğun\nHani seviyordun\n\nBir sırçada sen sür\nFırınlansın yüreğimde\nEderi kaç pare\nGecelerim güzeldi\nSeccade üzerinde \n\nIşık tutsun dolunay geceye\nTerketmesin bir bahaneye\nBaykuş zikrinde seni söyler\nGönül sensizliğinde çilede\nAşk gece,gece tehetcühte\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Mustafa Erşahin",
        "poem": "\n\nDüşündüm seni yine dün gece \nAklıma takıldı bin bir hece\nAnladım sonunda seni sevdiğimi \nCaddede yapayalnız yürüdükçe.\n\nDüşünürken seni saniye saniye,\nDağladı kalbimi zamansız bir endişe,\nÇözemiyorum bir türlü, nedir, nedir bu düşünce, \nAma yine de veririm her şeyi o küçücük gülüşe.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Kübra Güven",
        "poem": "\n\nGeceyi kokluyorum yine\nYalnızlık geliyor burnuma \nSinsice bir yalnızlık bu\nHiç benzemiyor diğerlerine \n\nSensizlik çıkmazı içinde kıvranıyorum bu gece\nİçimde küçük bir çocuk\nDoymadı yine bir şeylere\nYok benzemiyor bu sensizlik diğerlerine\n\nNeden daha bir acıtıyorsun yüreğimi her gece \nNeden yalnızlık biraz daha koyuyor\nNeden yavaş yavaş ağlıyor o küçük çocuk\nGözün kalmasın arkada yalnızlığın hep benimle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Ülker Karademir",
        "poem": "\n\nYine gelgitlerle dolu bu gece\nYine gözlerimde yaş kalmadı bu gece.\nKaranlık, içim kapkaranlık\nKorkuyorum yine bu gece\nMutsuzum, umutsuzum \nYarınlarım nerde bu gece\nBen nerdeyim? \nAcılarım hafiflemiyor yine bu gece. \nGözlerimde yaş kalmadı yine bu gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Orhan Onur",
        "poem": "\n\ngece karanlık\nkaranlık bir dev geceleri\nhırçın bir köpek gibi korku\nısırır tenini\n\nşarap iyi gelir kuduza\nbir de eski aşkların\nkanayan yarasına\n\ngecenin yanında\nbirkaç dosttur dinleyen\nyolunu kaybetmiş yıldızlar etrafında\nbir de geride bıraktığın gölgen\n\ngece ve ateş\nateş bir güneş geceleri\ntırsmış bir kaplumbağa gibi soğuk\nkabuğuna sokar seni\n\ngece ve güneş\ngüneş bir elma şekeri geceleri\nveya dalında kırmızı bir nar\nmanyetosu bozuk bir çakmak gibi ay\nyakamaz sigaranı\nışığında birkaç yarasa\nkörebe oynar\n\ngece ve insan\ninsan düşünüyor geceleri\nherşeyiyle kendini\n\n(08.09.1996)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Can Aygülteli",
        "poem": "\n\nGece ayaz \nGece tutsak \nGecenin boynu bükük \nDüsünce \nKaybetmek aniden yakaladigin yasami \nDalip gitmek iraklara \nFarkina varmak insanlarin bir adim daha uzaklastiklarina \nHatta belkide annen diye bahsettigin \nCanim dostum diye sevdigin \nSevgilim diye asik oldugun insan bile \nGece düsüncede \nGece umutsuzlukta \nGecenin dudaklari çatlak \nDüsünme \nUmutsuzlugun geçtigi yollari \nDarbenin en vurgununu \nUnut her geçen gün daha kirilan kalbini \nGece sevgiyle \nGece umutla \nGece gün isigiyla dogmakta \nAç kara gözlerini ışığım\nSil gözyaslarini, sayma yildizlari artik \nGece isinmakta güne verdigi aydinlik ile\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Muharrem Araz",
        "poem": "\n\nGecenin kirli yüzünde saat  yirmi üç kırk beş\nŞehrin yarısı kör kütük uykuda\nkalanı henüz,her şeyin farkında\nyarına bilenenler\nbugünü silenler\ndüne gülenler\numut edenler\numudu bitirenler\nsabahı bekleyenler\ngeceyi bekleyenler\ngidenler,gelenler\ngülenler,gülmeyenler\nKimileri tilki uykusunda\nkimileri,vicdan muhasebesinde\nbugün de bitti,\nsaat geceye on var\nŞehrin yarısı hala uykuda\nyarısı,yarın peşinde\n\nBu saatte başlayan hayatlar,\nGece vardiyasında ki işçiler\nBedensel çalışan ağır işçiler\nParalı,körpecik tenler peşinde koşan piçler\nAğır tenlerin altında ezilen,cinsiyet değişmişler\nGecede kirli oyunlar\nZar atanlar,nutuk atanlar\nParklarda yatanlar\nZamanı öldürmekte,su gibi para harcayanlar\n\nGündüze gebe gece\nBirazdan gün geceye karşı duracak\nGecenin pislikleri güneşle parlayacak\nEmreden çalar saatler,telefonlar\nAkşamdan kalan sarhoş bulantılar\nYanan mideler,mayhoş bakışlar\nDuş altında temizlenmeye çalışan\nHer köpükte akıp giden kirli yaşamlar\nTemizlenemeyen köhne ruhlar\nHiçbir şey olmamış gibi\nElbiseler ütülenecek,saçlar jöleli\nGömlekler kravatlı,pantolonlar gıcır\nGecenin pişmanlığı üzerine\nYarın ölecekmiş gibi yaşayıp da ölmeyenler\nGece yakamozlar altında denizi kirletenler\nMüziği tüketenler,\nGecenin karanlığında,kimse görmez \nKimseler tanımaz diye her haltı yiyenler\nGündüze korkak,gecenin silahşörleri\nRuhları kör topal avunanlar,\nKirlenenler,ah çekenler,çektirenler\n\nGece de yalnızlıklar,\nGece de İhanetin tensel hazları\nGece de hüsran,gözyaşları,sitemler\nDerin iç çekişler,hesaplaşmalar\nYalnızlığın,\nOlsunda kim olursa olsun dedirten \nİsterik halleri\n\nMartı çığlıkları,çocuk sesleri\nGecede,masumiyetin ölçüsü sessizlik,\nAğlayan bebek sesleri\nHavlayan bekçi köpekleri\nGüvensiz,şüpheci karanlık gözleri\n\nNe gündüze yakın,\nNe gece de mutlu insanlar\nGece kör, gece kahpe,gece puşt\nGece yalnızlık,gece isyan\nRengi siyah,tadı buruk\n\nMuharrem Araz  9/7/2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Muhammet Çağrı Cihangir",
        "poem": "\n\nKaranlığın şafağından, Ay ışığının dudaklarından\nBir şiir mırıldanıyor kulaklarıma gece\nZamanın hasrette konakladığı anda\nGaipten bir sesle çağırıyor gece\n\nRuhumla, karanlığı gizinde sarıp\nEfkarlı Efkarlı çekiyor gece\nGayri ihtiyar ellerimden tutup\nBeni Karanlığa çağırıyor gece\n\nGeçen zamanın biçare edasından\nSabıkamdan anıları çalıyor gece\nMazimin  önünde, benim ardımda\nGölgem olmuş karanlıkta yürüyor gece\n\nSaniyelerin ahım da diz çöküşünde\nErtemi yüreğime okuyor gece\nTitrek göz yaşımın sularına karışıp \nOluk oluk gözlerimden akıyor Gece\n\nNe zaman gözlerim takatsiz kalsa\nBir yıldızı bırakıyor kirpiklerime gece\nGüne meydan okuyup pusada sarılsam\nKendine gel ey karanlık deyip kızıyor gece\n\nBir fısıldı belirir bilinmez dudaklarında\nYıllanmış bir  sevdayı anlatır Gece\nKöhne duvarların paslı göz yaşında, \nDirhem dirhem Yüreğime akıyor gece\n\nYarimin saçlarını gündüzden çalıp\nYüreğimin sokaklarında savurur gece\nHasretimi boğazımda düğümlercesine\nSatırlarımdan hüznü siliyor gece\n\nAşinası olmadığım bir lisanda\nHep aynı hitabeyi okuyor gece\nGölgem Diye ardımda takılıp\nYüreğimde gezen zanlıdır gece\n\nSokağımın bir köşesinde diz çöküp\nDumansız cigarama karışıyor gece\nHer nefeste Yüreğime dağılıp\nDudaklarımdan Duman duman tütüyor gece\n\nEllerimdeki gündüz kırıntılarına\nYıldızların arasından esiyor gece\nMısralarımı rüzgara sürgünleyip\nSatır aralarımda Sevdamı Kazıyor Gece\n\nGözyaşını, gizeminin gölgesinde bırakıp\nKaranlığın içinden gülümsüyor gece\nTüm yıldızlara eyvallah deyip \nDudaklarımın arasından geçiyor gece\n\nHer dem ateş olup yandığımızda \n\t\tBin yıldızı ardında bırakıp, vefakar dostuna geliyor Gece!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece...",
        "poet": "Nevzat Hacibektaşoğlu",
        "poem": "\n\nHep gece yol aldim ben\ngece yürüdüm bütün yollari\ngece sevdim hiç gelmeyecek olani.\nen güzel sözlerimi\ngece söyledim\nen keyifli rakilarimi gece içtim\nen güzel gece sarhoş oldum\ngeceleri üşüdüm hep\nve bir akşam üstü\ngeceye varmadan öldüm...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Özdemir Asaf",
        "poem": "\n\nSözcükler birbirini götürdü, \nKitaplarda aklım kaldı.\nYaşamımda bir düğüm, \nVe gecede sivrisinek, \nKaldım kaldı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Hermann Hesse",
        "poem": "\n\nÇok yakından tanırım geceyi, \nBirbirimizin düşüncelerini okuruz, \nEski zamanlardan kardeşiz biz, \nAynıdır bizim yurdumuz.\n\nFakat bir gün vakti gelecek \nVe o beni bütünüyle kucaklayacak! \nEğiyor başını, yanaklarımı okşuyor\nVe ‘Hazır mısın? ’ diye soruyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Emrah Koçak",
        "poem": "\n\nLacivert bir geceden arta kalan; \nAy.yıldızlar ve bir de ben.\nOnlara seni anlattım inan! \nKıskandılar güzelliğini, ağladılar.\nSonra baktım kaybolmuşlar, \nGerisi aynı hikâye, hep yalan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Seyit Teyfik",
        "poem": "\n\nAy ışığı dolmuş odaya\nÇıkıp yürüsem mi acaba\nAma sensizliğe sebep sensiz\nTek başıma\n\nDolunaylı bir gece\nSessizliğe meydan okurcasına\nYankılanıyor bir baykuş sesi\nOda bezmiş dünyasından belli\nMekan edinmiş geceyi\nTıpkı benim gibi\n\nHer şeyin kaynağıdır gece\nBirer hecedir yıldız,ay,karanlık\nGece şiir, gece hüzün,gece....\nGece kimsenin çözemediği bilmece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Haluk Yolsal",
        "poem": "\n\nFelluce\n\n                     Bir sabah uyandım anne\n                     Kuşlar suskun göklerde\n                     Kan renginde çiçekler\n                     Bulutlar kan renginde\n\n                     bir   sabah uyandım anne\n                     tozlar dumanlar içinde\n                     Felluce’de çocuk olmak\n                     Ne kadar zor şey anne\n\n\n                     Sokaktan askerler geçiyor anne\n                     Postalları toz içinde\n                     Yüreğim acıyor anne\n                     Yüreğim başka biçimde   \n\n                     Felluce kara bir şehir anne\n                     Gündüzleri gece olmuş\n                     Dalında çiçekler  solmuş\n                     Geceler ne  korkunç anne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Kübra Keskinkılıç",
        "poem": "\n\nGece,gece,gece\nDillendireceğin kalpten gelen iki hece\nGece koca gece\nNurunu gösterir ancak kabre girince\n\n(24.09.2006/samsun)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Mahmut Karahan",
        "poem": "\n\nBulutlar ayrılmış geceden\nGökyüzü  yalnız\nBir iki yıldız yanıp sönüyor karanlığa\nBir yanı yarım kalmış ayın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Ahmet Hani",
        "poem": "\n\nGece qırcanır \nüzüme yene \nsörüşür menden \nseherin hani? \n\nDeyirem yolda \nGelecek yeqin\nOlacaq güneş\nLalanın qanı.\n\nsörüşür ki bes \ngözü yoldasan \nbir ömürdü sen \nhani hasılı? \n\ndeyirem gece \nyanacaq çıraq \ntapacq gemi \nyene sahili.\n\ngece qırcanıb \nsörüşür yene \nküçeler xelvet \nqapılar bağlı \nyuxlayıb şeher \ninanım nece \ngelecek seher \n\ndeyirem gece \noyanar şeher \nqalmaram yalqız \nel ele verib \nolarıq cavab \nbu sovalova \ngece ey gece\n\ngelecek yeqin \nseher ay gece! \n\n19 august  1993\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Alperen Şimşek",
        "poem": "\n\nDert yolunu şaşırdı karanlık kaçtı gece\nHüzün istifa etti gece beni görünce\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Nuran Kara",
        "poem": "\n\nKaranlık bir gece de karşılaştık seninle \nAdını sorduğum da dedin ki adım gece \nBundan sonra senindi söylediğim her hece \nSeni bana getirdi hayatım oldu gece \n\nGece seni yaşarım, ben artık hayatım da\nSeninle başlar canım, bu can nefes almaya\nKaranlıktan korkmam hiç, sen geldin ya yanıma \nGeceleri beklerim, gelirsin diye bana\n\nGece karanlık demek, sen benim ışığımsın\nBu dünyada teksin sen, hayatın anlamısın\nSeviyorum seni ben, gece sen aşığımsın\nSensiz eksik kalırım sen diğer yarımımsın\n\nAğlamayı bıraktım seninle güldüm gece \nSeni işledim canım gergef gibi her gece\nAdını ezberlerim hayatım hece hece \nSensiz yapamıyorum ne olur gel bu gece \n\nHayatımda ben ilk kez geceyi seviyorum\nAydınlanınca hayat geceyi özlüyorum\nGece benim canımdır onu benden almayın\nSeviyorum ben onu ne olur yıpratmayın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Ahmet Bayrak",
        "poem": "\n\nGece,\nYollar bomboş ve ıssız\nGözlerim değil ama her yanım sessiz\nÖyle kendi başınayım kimsesiz,\n Duygular boğazımda düğüm öylece duruyorum hareketsiz\n\nGece,\nHerkes evine çekilmiş\nYalnızlık ise benim sineme\nKapılar kitlenmiş sürgüler çekilmiş iyice\nYalnızlık ise derdi hapsetmiş içime\n\nGece,\nYalnızlık çöktü karanlıkla beraber\nHissiyatım alt üst oldu hüsran oldu düşünceler\nKaranlık boğuyor beni ey ışık bir ses ver\nHeyhat, sana kavuşmamda gurbette karanlık bana her yer\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Ömür Torun",
        "poem": "\n\nBir gece vakti yine\n Dalmıştım hayallere\n Hatırlayıpta seni\n Ağlamışım öylesine\n\n Canlandı hayallerimde\n O tatlı bakışların\n Süzüldü göz yaşlarım\n Karanlığın içinde\n\n Bilsen nasıl sevmişim\n Seninle olan herşeyi\n Çiçek gibi açmışsın \n Kurumuş yüreğime\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Sabahattin Kudret Aksal",
        "poem": "\n\nFagotla bağırır gece. Gece fagottur.\nBir zenci çalar onu, ak gözlü, dul bakışlı.....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Abdulsemet Kocakaya",
        "poem": "\n\nDüğün mü var gece \n  Neden makyajlı yüzün\n     Ölmüş gördüm gözlerinde:dert,hüzün...\n        Bir şey mi saklıyorsun benden\n           Umudu toplamış gibisin avucuna\n                         ''Bitti ''diyorsun\n                                             -Yanılıyorsun....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Yunus Karaca",
        "poem": "\n\nSarmaş dolaş bulutların altında\nBeyhude şimşeklerle tutuşan\nGece\n\nGeleceğin cinnetinde\nCinayete bürünmüş ufuklara\nSahip olan\nGece\n\nŞarkıların intikamında son sığınak\nZaman hapsolmadan sözlerle\nGözlerini umuda uyandırmakta yalan olan\nGece\n\nYamalanmış gülümsemelerin vaizi\nVefasız renklerin sultanı\nGece\n\nEmanet şaşkınlıkların\nSiperi çığlıksız uğursuz\nGece\n\nNakaratların feryadı\nÇocuk kanunlarıyla\nLeblerden dökülen alev alev\nGece\n\nYazgının vadisinde\nSatın alınan geçmişin\nHavarisi olurken\nSoğuk  bilge sözlerde\nGece\n\nYapraklar renklere boyanır\nHeykel nefeslerinde\nAcının bulandığı öfkeyle\nKusar kendini sessizce\nGece\n\nSayfalarca dökülen yakınışlar\nHırsızı aslında\nKavgaya dayananların sabrının\nBunu umursamayanda aslında\nGece\n\nGönüldeki kamber nefret\nHöyüğündeki asalet yazgı\nUmutta ki çukur\nUmut edende ki tokat\nKanında dolaşan çamur\nÖfkesinde konuşan hatibin sesi\nTüm haşmetiyle sadec e gece\n\nKatli vacip olan varsa\nO da gece de kaybolup\nGece diyendi sadece..\n\nLonginos\n(Tamaça Urungu) \n09.07.2007\nAnkara\n01:50\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Kadir Ay",
        "poem": "\n\nBaşım önde geçerim dar, karanlık sokaktan,\nBeyaz bir duman üflerim geceye,\nÇarpar kaldırımlara ayak seslerim,\nYüreğim sızlarken inceden inceye.\n\nBitmesini istemem böyle karanlık yolların, \nBir ömür gidebilsem gecede,\nAnlatılması zor karışık duyguların,\nKöküne kibrit suyu dökerim gecede.\n\nSoğuktan dökülen yaşlarım,\nDüşer yollarıma ezilir,\nDüşük omuzlar, cılız adımlardan,\nSarih bir matem sezilir.\n\nArkama bakmadan yürürüm,\nGeceyi bile geride bırakarak,\nGeçtiğim dar, karanlık sokaklardan \nDaha nicelerine saparak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Jale Ateş",
        "poem": "\n\nGece ayaz\nGece tutsak\nGecenin boynu bükük\nDüşünce\nKaybetmek aniden yakaladığın yaşamı\nDalıp gitmek ıraklara\nFarkına varmak insanların bir adım daha uzaklaştıklarına\nHatta belkide annen diye bahsettiğin\nCanım dostum diye sevdiğin \nSevgilim diye aşık olduğun insan bile\nGece düşüncede\nGece umutsuzlukta\nGecenin dudakları çatlak\nDüşünme\nUmutsuzluğun geçtiği yolları\nDarbenin en vurgununu\nUnut her geçen gün daha kırılan kalbini\nGece sevgiyle\nGece umutla\nGece gün ışığıyla doğmakta\nAç kara gözlerini güzelim\nSil gözyaşlarını, sayma yıldızları artık\nGece ısınmakta güne verdiği aydınlık ile.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Mehmet Tentik",
        "poem": "\n\nGeceyi dinliyorum karanlık ve sessizlik.\nSessiz gece çok şey anlatır dinleyene.\nBir yıldız göz kırpıyor uykusuzluğa,\nHilal, saçlarını okşuyor yalnızların.\nGeceyi dinliyorum karanlık ve sessizlik.\n\nGecede sessizlik ve çığlık iç içe anlayana.\nKaranlıkta saçma ve mana hep bir arada.\nBir tarafta diz boyu ve umarsız densizlik.\nDiğer tarafta göz yaşıyla hakka yakarış.\nGeceyi dinliyorum karanlık ve sessizlik.\n\nGökte tespih eder yıldızlar alemin Rabbini.\nYerde bir nefeste bin bir sinsi uğultu.\nDiğerinde beş bin ilham-ı Rahmani\nDinleyen, çeker yüreğine dilediği nefesi.\nGeceyi dinliyorum karanlık ve sessizlik.\n\t\t\t\t\t\tMehmet TENTİK\n\t\t\t\t\t\t    Mart 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Cihan Çoruh",
        "poem": "\n\nGece kalabalık çekip gitse\nFokurdamaz sokaklar\nHer katil karbon bir kopyadır\nHer cinayet bir masal\n\nAyrılır tenha sokaklar\nŞehrin senfonik aslından\nDağılır cam kırıkları gibi yıldızlar\nGecenin kozmik karanlığına\n\nVe gece bozar\nIşığın yaldızlı yasalarını\nAy yepyeni bir yüzle gülümser\nBulutların ardından.\n\n                                     22,12,2007\n                                     ERZURUM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Ceyhun Yılmaz",
        "poem": "\n\nBu kadar mı kasvetin ey gece! \nHadi örtsene beni\nNe o yetmiyor mu karanlıkların yoksa\nKorkmuyorum artık senden gel\nGel gücün yeterse yıldızlarını üzerime ser\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Atilla Adsay",
        "poem": "\n\nYıldızlar süzüldü bu gece ay uyudu \nUykulu gözlerim bedenimi görmez oldu\nSerilse yataklar uzansam ne hoş olurdu\nRüya yi âleme dalsam bu gece han olurdu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Mehmet Gazi Yıldırım",
        "poem": "\n\nGecenin serinliğinde\nİnce bir çiçek kokusu\nYayılır havaya\nKıvırcık saçlarını aralayıp\nBoynundan öpesim gelir\nGeceyi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Mahir Ünlü",
        "poem": "\n\nGecenin masmavi yalnızlıgında\nYıldızlar, dolunay, bir de ben vardım.\nÇekirgeler o sükutu bozarken\nSabaha dek hep Tanrı'ya yalvardım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Ayşegül Atmaca",
        "poem": "\n\nhiç okunmamış çizgi romanlar dizili paslı raflarımda hiç keşfedilmemiş küçük kent kahramanları yumup gözlerimi bir maskeli baloda uyanıyorum yarı alkollü ve baş dönmeli bütün makyajlar sıvanmış yüzlere bitmez bu gece bitmez istesem de soyunup hakkını vermeliyim bu gecenin yarım bıraktığım düşlerimi giyinmeliyim üzerime bembeyaz bir soğuk geçmeli iliklerimden kulaklarımda o garip uğultular kesik kesik damla damla gözyaşlarım bozuk bir musluktan boşalan sular misali masamda ki titrek mum kadar yalnız ve korkağım duvarda ki o garip gölgeler gidişinin en küçük ispatı kan kırmızı şarabım cam bardaklarım hangisi en çok darbeyi vurur hangisi incitir beni daha çok kessem bileklerimi en damarlı yerinden ölebilir miyim gerçekten de dedim ya bitmez bu gece bitmez ne kadar istesem de birbirine bağlı hayatlar görünmez pamuk iplikleriyle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Serkan Sever",
        "poem": "\n\nGece uzun ve sessiz\nGece \nUykusuz ve sensiz \nGüneşim yok artık dünyamda\nGünlerim yok\nSaatlerim\nTakvimlerim yok dünyamda\n\nGece \nGece sensiz ve sessiz \nGece \nGece...\n\nGeceler hep birbirini izlemekte\nSöylemistim\nSöylemistim ya ben sana\nDemistim\nDemistim ya ben sana \nugruna dagları delemesemde\nugruna canımdan geçerim dedigim \ndünyamın ısık kaynagı\n'Girdin ve günesim oldun' diye hayatıma\n\nGece \nGece uzun\nGece sessiz \nGece sensiz\nVe artık gün dogmuyor benim gecelerime\n\nYine sessiz ve hayalinle durdugum bir gecede\nYine resmin elimde \nYine kapının açılacagını bekleyen,\ngeldigini ve sonsuza dek gitmeyecegini bekleyen hayallerimle\nSensiz hic dogmayacak \nGünesi bekliyorum\n\nNERDESİN?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ngece yastıksız yorgansız\nipsiz urgansız gece\nyattılar salda gölü kıyısına\nçocukların yanakları\ngül kurusu pembe\n\ngece göğün kuzuları\nyıldızlar mıdır gece\nkim güder yıldızları\nsahi çobanı yok mudur\nyıldızlara türkü söyle\n\ngece sessiz ve ıssız\nseheri serin gece\ninsanları susuz\nçocukları uykusuz\nyorgun düşmüşlere\n\ngece üşüdüm seninle\ntanyerin ışımakta gece\nçeşme başında bir kaçı\nkolları sıvamakta\nsakallı yaşlı dede\n\ngece ozan efeyle\nbuğday kokulu gece\ngün yanığı gön yanığı\nyanık mısır yüzlü adamlar\nyıldızları germekte\n\n141208 denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Ömer Ergören",
        "poem": "\n\nKaldırımlar ne boş ne boş…\nTek canlı yok sokaklarda\nGeziyorum, geziyorum, hep geziyorum! \nAyak izim gelir bir tek arkamda.\n\nKaranlık perdelenmiş bir perde gibi\nSoluklanır attığım her adımda \nSanki parelenmiş ve her sokağa\nUzanmış yatıyor bir umman gibi\n\nİçimde bir çoşku bir çoşku! ..\nKoşmak istiyorum sokaklarda.\nBir korku, nereden geldi ah, bir korku! ..\nGüneş çıkmayacak mı yolun sonunda? \n\nEllerini ver bana kimsesizlerin annesi.\nOkşasın saçımı nemli nefesin,\nBu zaman, yine bitti, bitecek.\nKaybolmasın, derinden duyulsun sesin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Hasan Can",
        "poem": "\n\nYağmurda susmuştu artık...\nSessizlik belli eder gecenin geldiğini.\nUzanıp kaldırımlara, dünyamı ararım gökyüzünde,\nBuluşlarım oluşumdan ibarettir ki; dünyam yoktu benim.\n\nYaşıyorum, olmayan dünyamın, olmayan ekseninde,\nBir ay tutulur, evren kendini kandırmıştır...\nBir heves ile ışığımı yitiririm, yitirir beni gece,\nSaklı kalan ne varsa saklanır kuytulardan boşluklara...\n\nElim değiyor yüzüne, yüzün gülümsüyor,\nDokunuşlarım bana acı veriyor, yüzüm ağlıyor...\nSessizlik ki; ben varolduğumdan beri varolmuştur.\nYalnızlık; hayatın en güzel yanıydı bu buhranlı zamanlarımda.\n\nBen bir rüzgardım, geceye ses getirdiğini sanan,\nAlır beni gider içimdeki ve dışımdaki sessizlik en dipsiz kuyulara...\nKendimden geçer, fütursuz yanılgılara düşerim,\nDuygusal tuzaklar, beynime düşen anlamları bertaraf eder.\n\nKaranlık bir oyun gibi gece,\nKimin hangi rolde oldugu muamma,\nSessizlik çığ gibi büyüyor,\nÖlüm, dahada zorlaşıyor bu müphemiyette.\n\nHerşey önce sana çıkarıyor yolumu,\nGözlerim yanılmazken, sen kayboluyorsun karşımdan.\nAslında her görülmüşlük sendin diyorum,\nVe her yitirilmişlikte senden ibaret oluyor.\n\nKelimeler dudaklarımda daha istisna artık,\nYüzüm susuyor, gözlerim ifadesiz...\nAnlamsızdım artık, anlamlar beni yitirmişti.\nKayıp bir varoluş, geceye ne mana verirdi bilmiyorum.\n\nBen geçmiş zamandım,\nGelecek zamana kelime olamayacak...\nSaklı bir fısıltıydım, asla deşifre edilmeyecek.\nÖlümsüzdüm, ölüm adaletli değildi bana karşı.\n\nHayat beni senden almış, seni bana vermiş,\nÖyleyse ben sonbaharda ezilen kuru yaprak,\nSen ise ilkbaharda koklanan çiçeksin.\n\nTüm anlamlar olmayacağımın göstergesi,\nBütün acılar en acımasız haliyle beni varediyor...\nBen, ben olmaktan yanayken,\nSen en çok bensizliği sevdin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Mukim İşbilir",
        "poem": "\n\nBir ney taksiminin,terennümünce\nSessiz ve sedasız,demlenir gece\nKoynuna, bir parlak yıldız düşünce \nGündüzlere inat,demlenir gece\n\nGizem yumağıdır,kendi halince\nÇok şeyler anlatır, şair dilince\nUykuyu ortadan,sevda bölünce\nKaranlığa inat,demlenir gece\n\nGeçmez bir asırdır,hasret çökünce\nYiğidin gönlüne, sevda düşünce\nGönülden dökülen, bir iki hece\nSevdalara inat, demlenir gece\n\nDinmez duygulara,sığınak gece\nDepreşir çileler,gece girince\nGel diye çağırır,gel biran önce\nYollara inat,demlenir gece\n\n02.02.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Gece",
        "poet": "Şenol Mersin",
        "poem": "\n\nson deminde akşam bitti bitiyor,\nkarmaşık renkleriyle işte gece geliyor,\nsakin ol korkma dolunaylı bir gece\nkorkmak fayda etmiyor ömür gelip geçiyor\n\ngece yağmur fırtına sabaha uzaktayız,\nömür kısa bilmece zamandan firardayız,\naslında sevilmiyor ömrü bitiren gece\nzamanı durduracak kısa bir serapdayız\n\ngece gündüz peşpeşe akıp gidiyor zaman\nsevgiden başka nedirki geçmişte bırakılan\nsuçlusu olmak istermiki kötülüklerin gece\nhasretten başka nedir gecede bırakılan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Bahattin Çakmak",
        "poem": "\n\nBoş sokaklar \nsonu gelmez karanlık\nve \nköşe başları \ntatlı bir yağmur \nhüzün türküsü çalar \ngörülmeyen uzak diyarlardaki \ndağların arkasından \nsessizliği yırtarak\nmırıldanır kendi ninnilerini \navutarak sahte sevilmeleri\n\nen güzel çiçek kokuları yerine \n\ntaze is ve zifir kokan kokular getirir \nen olunmadık zamanlardan \n\nsahte gülüşler koyar al yanaklara \n\ngece \nkoca bir bebeği \nsaklandığı her bir köşeden \nçıkacak olan yalanlarla uyutur \nyavaş yavaş \nvicdanlara gem vurur \nyalanlar söyleyerek \ndoğacak olan güne kadar\n\ngece \ncellat,\nipi çekilmemiş hazır duran bir mahkum gibi durur insan gecede \ndinmek bilmeyen bir kanama \n\ngece acı bir çığlıktır \nsoğuk buz gibi ellerde\n\ngece \ngörmeyen bir göz \nakletmeyen bir akıl \n\ngece \nsağır ve dilsizdir\n....\n\ngece \ndönülemeyen köşe başları \n\ngece çekilmez her yerde hüzün \n\ngece ayaz \ngece çıkmaz bir sokak \ngece dert ve cefa \n\nher yer soğuk ve tenha \n\n.....\n\ngece dert \ngece bitmez bir karanlıktır\n\nyoksa \ngece sessiz bir türkümü \nakıllarda saklı kalan \n\ngece \nbir kayboluşmu baranlar eşliğinde \n\nyoksa gece \n\nsessiz bir yok oluşmu \nyoksa \nbir haykırışmı \nsesi çığlık adı çığlık mı \nsonu gelmez bir karanlık ve buhranmı gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Mustafa Hakan Sural",
        "poem": "\n\nSaçlarının gölgesinde uzun bir gece\nKızgın güneşin altında serin bir gece\nGözü açık bir rüyadalık\nGece o düşün peşinde\nSözün anlamı,aşkın sırrı,onun adı gece\nGece kara saçlarımın akı kadar beyaz\nGözbebeklerim kadar kara gece\nO' na adanacak kadar küçük\nVarlığıyla eriyecek kadar sıcak \nGüneşin doğacağı ufka kadar gece\nGece seninle,seninle gece\nKalabalığın içinde sadece gece\nGece aşkla,gece sevgiyle.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Fethi Giray",
        "poem": "\n\nGeceler nerede? \nKendimi özlediğim mesafelerin başı, \nHuzurun mahzunlaştığı oda, \nGel, gel ey! Sabrın kara taşı.\n\nDört duvara çizilen, \nGünahlardan ürperiş; \nAzabın eridiği oda! \nKapılar gerinir: bekleyiş, bekleyiş.\n\nResimlerde yaşıyan kara sevda, \nGölgelerin sıtmalı mahşeri.\nKorkunun soluduğu oda\nVe sırrın dudaklardan, dudaklara seferi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Salih Özalaşan",
        "poem": "\n\nGece karanlık gece ıssız \nGece hüzünlü gece sessiz\nGece ayaz gece benim\nYüreğim gibi kapkara\nÇığlıklara gebe sancılı\nYıldızları sönük ışıksız\nKarayelden fırtınalı\nBahtım gibi kapkara\nKucak açmış yalnızlığa\nUmut olmuş bir çoğumuza\nGüneş doğarmı birgün yolumuza\nDoğsada bana gün kapkara\nGece bir adım sabaha\nGece belki uzanan yol ışığa\nGece belki bir kucak açma yalnızlığa\nBenim içinse uzanan bir yol ayrılığa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Mehmet Yazgünoğlu",
        "poem": "\n\nYine yeni bir gece\nBen kadar yalnız duvarlarımı yalıyor gece\nBeni kendi dünyasına alıyor gece\nBeni tıpkı sen gibi sarıyor gece\n\nBilirmisin neden en sevdiğimdir gece\nKorkutur ama bir o kadar da sevimlidir gece\nDuvarlar benledir gece\nDuyguların en ağırının yaşandığı zamandır gece\nSislidir, karmaşıktır gece\nBuram, buram şehvet kokar gece\nEn ağır duygular, mum ışığında kaçamak yapar gece\n\nKaranlık tüm şehvetiyle gelir üzerine\nZifir çöker, ışıklar söner\nYüzlerden geriye karaltılar kalır\nYatağa uzanır, düşünür insan\nÖnce yaşanan hayatları\nArkasından yaşanası hayatları\nÖyle yoğundur ki ruh, uyku tutmaz bazen\nHazırdır kamera\nKüçük film karelerinden, uzun metrajlı kayıtlar yapar\nTa ki kaset bitene kadar\n\nGün doğar\nTüm büyü yerini gerçek olana, devam edene bırakır\nArtık geceden eser yoktur\nDün gece ki ruh, mum ışığında oturan değildir sanki\nKuşku yok ki güneş, duyguyu öldürendir\nGün, akşama dönünceye kadar\n\nSonra yeniden gece\nYine yeni bir gece\nVe hep böyle devam eder gece\n\n(09/06/2009 02:35 Tarsus)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Şair Nacho",
        "poem": "\n\nKimsenin susmadığı bu gecede \nNeden susuyoruz söyle! \nKana kana içiyoruz şarapı, içkiyi, \nSusuyoruz... \n\nSusuzluğumuz diniyor. \nVe biz o gecenin karanlığında, \nSuskunluklarımızla, sarhoş \nKayboluyoruz, kaybediyoruz \nHayatı...\n\n\t\t\t\t\t\t16.02.2009\n\t\t\t\t\t\t   Pazartesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Şimşek Acar",
        "poem": "\n\ngece bir düş\ngece gizem\ngünah dolu\ngece siyah\naşk kokulu\ngece mehtabı sunar\naltın bir tepside\nyıldızları göz kırpar\ngece yalnızlara\ngece yalnız gece sessiz\nıssız  ürkütücü korku\ngece kara \nölüm dolu\ngece gebe\nyarına umut dolu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Süleyman Sipahioğlu",
        "poem": "\n\nHer gece yüreğimde yoksul bir çocuk yürür\nYamalı pantalonu, yırtık kundurasıyla\nYüreğimde her gece yoksul bir çocuk büyür\nVe küçülür yüreği büyümenin yasıyla\nHer gece gözlerimde öksüz bir çocuk ağlar\nKeder taşır ruhuma ürkek bakışlarıyla\nGözlerimde her gece öksüz bir çocuk çağlar\nAsılır kirpiğime yağmurdan saçlarıyla\nVe her gece yarısı çoğalır sensizliğim\nBuz tutan  ağıtlarım sabaha karşı erir\nVe her gece yarısı çoğalır sessizliğim\nÖksüz ve yoksul kalbim yavaş yavaş tükenir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece ()",
        "poet": "İbrahim Halil Seven",
        "poem": "\n\nUyku çağırıyor,başlıyor gece,\nGece gözlerime perdeyi çekmiş,\nUyku parça parça beni bölünce,\nGerçeğim kalmadı ölene dekmiş...\n\nSesini duyunca artıyor korkum,\nKorkarım,gecede beni beklerken.\nÇabalıyorum da bitmiyor korkum,\nBoşuna mı çabam gece çökerken? \n\nGözüm kamaşıyor,gece bitmiyor,\nGün yükseldi,doğdu,gece bitmiyor,\nSabah,öğle oldu,gece bitmiyor,\nUmudum kalmadı,ölene dekmiş...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Murat Kılıcaslan",
        "poem": "\n\nSevda yüklü gemilerin ugramadıgı,\nAyrılıkların duragı dert limanıyım.\nDogmasın istemem günes birdaha,\nÇünkü ben gecelerin adamıyım.\n\nGeceleri verin bana,\nOnlarla yasamalı,onlarla ölmeliyim.\nKahrolası sabahlara inat,\nKoyup dert kadehime geceleri içmeliyim.\n\nŞimdi güneş kadar uzak,\nYıldızlar kadar yakınsın bana.\nKorkarım ki güneş hiç dogmayacak\nVe gece hiç olmayacak....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Umudun Yolcusu",
        "poem": "\n\nGece\niçinde sensizliğimin acı çığlığı var\ngece\niçinde seninle alev alan dudaklar\nyıldızları gözlerin....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gece",
        "poet": "Şevki Altunbaş",
        "poem": "\n\nGecenin içinde\nBir kalp atışı\nBir nefes\nBir çift göz\nVe bir öfkeyim\n\nGeceyi bölen şimşekler bile\nAydınlatamıyor içimdeki karanlığı\nTenime düşen damlalar\nTemizleyemiyor ruhumdaki kiri\n\nÖfke sarıyor tüm bedenimi\nDolaşıyor damarlarımda\nÖfke ile yaşıyorum\n\nBen bir öfkeyim\nÖlüm gibi sessiz\nBen bir öfkeyim\nGeceden daha karanlık\n\nBir çift gözüm\nHer şimşekte parlayan\nBir çift gözüm\nKaranlığın içine bakan\n\nBir nefesim\nTek bir anlığına\n\nBir kalp atışıyım\nÖfke ile çarpan\nBir kalp atışıyım\nBeni ben yapan\n\nBen geceyim\n\nBen karanlığım\n\nHerşeyin sonu olan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Hüseyin Uraz",
        "poem": "\n\nGece\nGece\nGece...\nSessizlik ve karanlık,\nKaranlık ve sessizlik...\nSadece gökte bir belli bir belirsiz\nyıldızlar görüntüde\nVe yerde bir atan bir susan\nyürekler seste\nBirbirine bakar\nYürekler ve yıldızlar\nGökteki yıldızlara  bakıp\nYüreklerini duyuyorum insanların.\nKendi yüreğimi dinliyorum\nMilyar yıldızın bir tanesi gibi.\nİnsanlığımı düşünüyorum karanlık gecelerde\nBen kimim neyim bu âlemde\nÇünkü geceleri duyabiliyorum yüreğimin sesini\nYıldızları görebildiğim gibi\nYüreğimiz gerçeği söyler\nYıldızlar gibi\nYalın gerçeği...\n\nYaz 2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Ali Özkan Asafoğulları",
        "poem": "\n\nBursa’da bir gece\nVe gidişine ağlayan içli bir yağmur\nDilsiz karanlıkların\nIssız çığlıkları var siyaha\n\nVakit gece yarısını\nBirkaç dakika geçe\nSevdan depreşiyor \nHemen her gece…\n\nYatağa uzamanamam\nGözlerimi yumamam\nİsmin dua olur dudaklarıma\n\nDün gece\nBu gece\nYarın, hatta öbür gece\nVe her gece her gece\nUyumaktayım ben\nAdın en ilahi dua\nDudağımda hece hece\n\nBursa, 21 Ocak 1994\nAli ASAFOĞULLARI\n\n\n"
    },
    {
        "title": "gece",
        "poet": "Dilek Eğri",
        "poem": "\n\nGece mutluluğundan takmış takıştırmış bugün..\nsaçlarında yıldızlar  * * * * (* * * *\nboynunda ay\n\nyalnızlığa inat saçlarını bir savuruyor\nbir yıldız  k\n..................a\n......................y\n.........................ı\n...........................y\n..............................o\n..................................r\n\naşıklar sevmez ya geceleri\nher dakika kapar kaçar uykularını\ngelmez ya sabahlar....\n\n...gece üzgün\n......gece yalnız\n.........gece suçlu\n...........suçlular gecede..\n\ngece dayanamaz\nmutluluğu kursağında\nyutkunsa gidecek\nyutkunmasa nefessiz..! \n\ngözleri dolar\nyağmur olur akar...\nsokakları silip süpüren gözyaşları\nalıp götürmez yalnızlığını..\n\n...............saçlarında yıldızlar söner\n.......................................sabah olur\n\n* * * * * * * * * (* * * * * * * * * * * * * \n\nben gece\ngece biter.......!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Ahmet Haşim",
        "poem": "\n\nTitreyen ellerimle penceremi\nAçtım âfak-ı leyle karşı... Yine\nGecenin gölgeden menâzırına\nİmtizâc eylemiş nücûm-ı bahâr...\n\nSihr-i eb'ad içinde şimdi gümüş\nBir sehâb andıran miyâh uyumuş..\nKalb-i şeydâ-yı leyl olan rüzgâr\nEsiyor gölgelerde velvelekâr...\n\nAh o bir aşk-ı bî-tenâhi mi\nGeceden, tûde-i menâzırdan\nYükselen ra’şe-i hümâr ü buhâr? \n\nSanki hulyâ-yi vasla müstağrak\nŞeb-i bir ıtr-ı hisle doldurarak\nDolaşan, titreşen kadınlardı...\n\nSanki bir savt-ı gâib ü mühtez\nKalbe bir aşk-ı bî-vefâ yetmez\n“Seviniz, muttasıl sevin! ” derdi!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Ercan Alparslan",
        "poem": "\n\nGözlerime çekilen siyah perdedir ince, \nNarin bir el gibi uzanır üstüme gece...\n\nİSTANBUL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Mehmet Ali Seyyidoğlu",
        "poem": "\n\nEy gece, bu lacivert yorganı nicedir tanırım ben,\nÇocukken üstünde uyuduğum toprak damdan beri örtersin bu yorganı üstüme,\nYıldız dikişli, ay nakışlı bir çocukluğun masum manzarası saklanır bu yorganda...\nEl değmemiş düşlerin nehri akardı sen üstümü örttüğünde...\nO zamandan beri tanırım seni,\nBen o zamanlar öğrenmişim içimle konuşmayı\nVe o zamanlar dokumaya başlamışım meğer bu kederli şairlik kumaşını... \n\n \n\n20 Eylül 2011 / 00.45\nİstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nBen geceleri daim severim \nGündüzler beni ondan ayırsa \nHep yıldızlara bakar gezerim \nİşlerim beni ondan ayırsa \n\nTam bir sessizlik geceyi kaplar \nRuhum geceden ilhamlar alır \nYıldızlar nurun yavaşça toplar \nŞiirim bana hatıra kalır \n\n10.11.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece...",
        "poet": "Sonbaharın Sonu",
        "poem": "\n\nGecenin içinde,acı acı gezinen rüzgarın iniltisi vuruyor,pencere kenarlarına...\nSessizlik dibe vurmuş,gece kendinden korkmakta...\nSaklanan yalnızlıklar,köşe kapmaca yarışında...\nÇığlığı bastırılmış çaresizlik ölüm uykusunda...\nVe gece nafile kaçışlarda...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Ünal Çağabey",
        "poem": "\n\nSabah tutuşturdular elime iki hece, ay ile gece\nGece binerken üstüne, her gece hece hece..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Mücella Pakdemir",
        "poem": "\n\nSeni nasıl anlatsam, günün karanlık yanı\nMerakları celbeden, esrarın âsitanı\nLerzanak avizenin, etrafında hareler\nAsumanda göz kırpar abidi sitareler\nGölge on katı olur, cüceler de devasa\nBülbül gülün koynunda, kan emerken yarasa\nTelaffuzda asândır dillere iki hece\nLâkin hem muhteşemdir, hem de korkunçtur gece\n\nMistik hezeyanlarla ilhamın eleminde\nNizama gelmez düstur şairin kaleminde\nBir nâlân keman çalar taçlanır notalarda \nFâş edince duygular, cevherli potalarda\nAşka gelir hânende, dönerken rakkaseler\nÂvaze eşliğinde boşalır cam kâseler\nPayına böyle düşmüş, bozamaz ki ahidi\nBütün bu insiyakın gizli şahidi gece\n\nKimine halvethane, kimine de curcuna\nÂfaki kalır meram, dilemmadan harcına\nÂğûşunda ibrişim tüllerindeyken betül\nEmcâdın musallatı çirkâba batmış katil\nBoynunda dilberanın asılıdır rüşveti \nKurdun dişinde kalır kuzunun taze eti\nZiyasını bîhaber ikram ederken arza\nBilse ayça ağlardı, ahüzâr eden ırza\nNe yana baksan cürüm, ne yana baksan ahtır\nSecdesiz alınlara süslü günahtır gece\n\nFecaat neşrederken tablonun kem yüzünden\nRayihalı şüküfe gülümser mehazından          \nBilir ki füruzandır leylâdan sonra fecir\nÂdilâne, müsemma takdir olunur ecir\nDua dua üstüne mücellâdır vicdanlar\nŞükürle sabretmenin insicamını anlar\nMasivadan feragat eden gönülde rıza\nDindirir ıstırabı, her yapılan fariza\nGül kokulu kapılar açılır birer birer\nMeftûnane kullarla keyfini sürer gece\n\nUyku yarı ölümdür, şüphesiz ihtiyaçtır\nMüjgan girift, göz baygın, devridaim sayaçtır\nÂlemler arasında pervaz eder her hayat\nPerdedâr dileyince sona erer seyahat\nKanatlanır üveyik, vade bitiren Haktır\nBazen sancılı doğum, bazen firaktır gece\n\nGece sükûtta dağlar, her biri arza perçin\nTek gözü açık uyur, can kaygısında berçin\nKalbi yerinden söker iştahlı ulumalar\nLâkin sessizce gelir, aslanlarla pumalar\nYırtıcı pençeleri hangi kuvvet durdurur\nNimetleri yaratan olmazları oldurur\nİbretlik vesikadır mütefekkir râşide\nSürprize gebe orman avâma da pûşide\nBin bir gölgeli hayâl ağacın perçeminde \nHayalbazı kim ola, çözümsüzlük deminde\nKâinat aynasında türlü esrara mail\nAvcı ile avının bahtına kâil gece\n\nDeryayı süzen nazar ürpererek ricatta\nYakamozlar teselli etse de titrer hatta\nKaranlıktır, yeistir, pervası akla ziyan\nGafletten uyanana muştuyla ayan gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Mustafa İnan",
        "poem": "\n\nHüzünle karışık geceyi bekler gözlerim.\nGüneşin olduğu yere haram gözlerim.\nAy ile kardeş yıldızlarla dost kalbim,\nyarim geceleri bekler gözlerim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Melike Yakan",
        "poem": "\n\nbir bakmışın ki THE END ekranda belirmiş ve film bitmiş..\ngece sen ve sessizlik,\ntek bir damla ışığa hasret \ngece sen ve gençligin,\ntek bir damla suya hasret...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Hayri Aydın",
        "poem": "\n\nAşkım, bu gece ve her gece\nYıldızlar senin için parlıyor\nGökyüzünün en parlak yıldızı\nYüreğinde tatlı bir ışıltı, mutluluk olsun\n\n26 Ekim 2003, Istanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Victor Hugo",
        "poem": "\n\nGünün tükendiği bu saatlerde\nTüm doğa canla başla çalışıyor.\nGece vakti bu yıldızlardan inen\nNe acayip bir korkudur kim bilir? \n\nEtkisinde kalmış nice gizemin, \nKaygılı, bir yandan tir tir titriyor, \nKaranlıkta, bilinmeyen bir gücün\nGözlerini üstünde hissediyor.\n\nNe büyük dehşet kendini tanımak! \nKaçışı olmadan, durmadan çalışmak, \nEbediyetin içinde devinen\nVarlığın merhametine kalmak! \n\nBu nasıl kara, zor bir bulmaca\nAmaçlar ve çözümler gizleniyor, \nBirileri titrerken aşağıda, \nYukarda birileri düş görüyor.\n\n(1888-97) \n\nFransızca'dan çeviren: Tozan ALKAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Serdal Şahiner",
        "poem": "\n\ngece geldi\ntüm lacivert aşkları alıp\nkadın gizlerini özletip korkuya,\naçıp penceresini karanlıgın,\nesen özgürlügün ısıltısı,\nsoyundu dökündü ölüm\nçünkü geceydi gelen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nGecenin  ifadesi  çok \nkimine sır,\nkimine ayrılık,\nkimine  sessiz tanık,\nkimine  koca bir  örtü.\nKimine hayırlı \nkimine  hayırsız.\nkiminin korkulu  bir  rüyası\nkaranlık.\nsığındığım  yalnızlık.\nyaşanmıyor   sensizlik\n\n                            22.07.12./Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Alptekin Bozkurt",
        "poem": "\n\nSıyrılmışsa gökyüzü maviliğinden\nAy dönmüştür artık seferinden\nİsmine gece dediğimiz bir karanlık,ve\nYıldızlar belirir en derinden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Mehmet Postallı",
        "poem": "\n\nGündüzü döndürüp getiren gece\nGökte yıldızları bitiren gece\nYorgun bedenleri alıp koynuna; \nYeni bir sabaha götüren gece\n\n 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Özge Bilge",
        "poem": "\n\nSessizliktir.\nGece siyah ceketini giyinir usul usul...\nArdından karlar düşer\nGökyüzünden, \nTeker teker..\nYalnız değildir bu kez gece..\n\nKulakların çınlar sessizlikte. \nGecenin inadına,\nPaylaşılamayan bir yalnızlık oluşur yanında\nve anlarsın ki sen de zamanla; \nYalnızlık zor zanaat siyah ceketli gecenin yanında...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Sıdıka Emek",
        "poem": "\n\nGece olunca değerlendirir insan tüm gününü\nGece olunca çözersin çözemediğin düğümü\nGece olunca aklımıza gelir her şeytanlık\nGece olunca oturur yerine kafamızdaki insanlık!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Mert Can Korucu",
        "poem": "\n\nGecenin yükü ağırlaşıyor. Gelsen diyorum, paylaşsak geceyi.\n\n03 Temmuz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Taner Şahin",
        "poem": "\n\nSustuk yalnız bir gece\nGökyüzünden indirip mutluluk şarkılarını\nGizlerdik  toprağa gözyaşlarımızı\n\nlacivert akşamları arkamızda bırakarak\nBir şarkı söylerdik\nyorgun bir gece dizlerinde uyurken\nBizi sevdaya götüren\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Nermin Tiryaki",
        "poem": "\n\nGece uzun gece kranlık gecede hüzün var yanlızlık var gecede uyku yok çaresizlik umutsuzluk nerdesin umut nerdesin tükenme benden tüketme beni..\nSayfalara sığmaz dertlerim. Gece sana anlatayımmı bir sen varsın birde ben dinlermisin yoksa sende çekip gidermisin bir sen varsin gece sende gitme..\nNiye kasvetlisin böyle karanlık yoruldum artık gece anlaşılmamaktan. Sahtemi olmalı insan dürust davranınca neden insanlarin hoşuna gitmiyor ben bilmem gece yüreğimde ne varsa o oynayamam ben oyuncu degilimki mutluysam mutluyum mutsuzsam mutsuz şimdi \nmutsuzum gece seni zifiri karanlığinda bırakta aglayayım dökeyim yüreğimi saran hüzünü yoksa yakacak beni derman ol bana birlikte sabah olsun belki ben mutlu olurum konuşuruz bir başka gece sen sabah olmaya bak ben derdimle kalayim hösçakal gece. Ben senin karanlıgın da kaybolmaya rahatsız etmeden kimseyi sende sabah olmaya hosçakâl gece yarın gece sen gece olunca yine ben burda olacağım gece. \n\nSen zifiri karanlık belki ben yine mutsuz.. \nAcı çekerek gidiyorum gözlerimde yaşlar kuruyuncaya kadar âglamaya sen sabah ol gece sabah olki umut dağıt insanlara. Benden geçti bundan sonra umudum olsada olur olmasada. Gidiyorum ben ağlamaya..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Tezcan Çolakoğlu",
        "poem": "\n\nSessizlik istiyorum bu gecede\nSessiz yaşıyorum içimde\nSensiz geçmiyor ömür\nSensiz her gece,\nSessiz ölüm...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Zekeriya Yılmaz",
        "poem": "\n\nDört yanımı saran hüzün\nDüşer gözümden geceye\nÖlümden öte çare yok\nBu çözülmez bilmeceye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Özer Genç",
        "poem": "\n\n'ah leyli leyli'\ngecelerin karası\nzaman değişti\n\nAnadolu ovalarında \nKaradeniz dağlarında\naylarca \nbirbirini görememekti sevda\n\nbu gün yaşanan bambaşka iştir\n\nAbidin on beş milyonluk kentte\nyalnızlığın resmini yapabilir mi sence?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Ben Gizem",
        "poem": "\n\nGece karanlık,\nYar aydınlık...\nNefesi cennet esintisi, ağustos güneşi..\nYok böyle bir ferahlık! \nYar aydınlık; gece karanlık...\nGüneşimden uzak, sessiz, ıssısz...\nNasıl bir yalnızlık..\nGece karanlık! \nBu ayrılık yetti artık..\nAydınlık yar! \nDoğ günüme,\ngeceme,\niçime,\nömrüme doğ artık! ! !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Beytullah Besler",
        "poem": "\n\nGece olunca insanın içine düşen aşk parçası idin sen yada acı, \nevet evet acı, \nsen acıydın bana acınası halinle... \n\n*yt*\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Talha Karakaş",
        "poem": "\n\nGece kasvetiyle çöktü..\nGece çöktü tam kalbimin üzerine..\nGece kalbimin üzerinde \nKalbim gece kadar karanlık\nKaranlık çöktü yeryüzüne \nYeryüzü kalbim kadar karanlık..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Tutku Taşkınoğlu",
        "poem": "\n\nGece yazardı şiirleri,\nÇünkü sessizlik çökünce\nAklına geliyordu,\nBittiğini umduğu,\nGitti zannettikleri...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Ahmet Hakan Yılmaztürk",
        "poem": "\n\nAydınlık gecede\noynaşan suretler gibi\nnöbet tutmuş\nsilüetler...\n\nArdında düzlük\ndolunay yansımış\numutsuz yolcu\nleylekler...\n\nAydınlık gecede\naya çarpan\ninanılmaz ustalıkta\nresimler...\n\nVe uzakta deniz\nağırbaşlı ilerler\nhiç ayak basmadığım\ngemiler...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Âlemi",
        "poet": "Mehmet Yaşar",
        "poem": "\n\nHer gece mekânımız belli,\nBeyoğlu’nun arka sokakları,\nOrtam iyi her şey güzel amma,\nGel boş verelim arkadaş biz gece âlemini.\n\nBarlar güzel kızlar çıtır çıtır,\nÇok hoştur danslar, içkiler,\nBen anladım ki boş bu işler,\nGel boş verelim arkadaş biz gece âlemini.\n\nBekârız yoktur bizim bir hesap soranımız,\nGenciz heyecan doluyuz durmaz kanımız,\nLakin bu yol, yol değildir bırakmalıyız biz,\nGel boş verelim arkadaş biz gece âlemini.\n\nAha da bak sarışın bana iş oldu,\nÜç biraya bu iş tamam oldu,\nGecemizde tadından yenmez oldu,\nGel boş verelim arkadaş biz gece âlemini.\n\nBu yaşadığımız hayat, hayat değil ki,\nUnuttuk işte sonunda evin işin yolunu,\nBirde derler yarın arkamızdan sarhoşlar,\nGel boş verelim arkadaş biz gece âlemini.\n\nBilinmez oldu ne gecemiz ne sabahımız,\nSabahın ilk ışıkları ile bardan çıkarız,\nKafalarda bir dünyadır sallanır dururuz,\nGel boş verelim arkadaş biz gece âlemini.\n\nAyak da duramaz olduk nasıl gideriz eve,\nAllah bilir artık nerde ederiz bugün sabahı,\nUykusuzluk sarhoşluk derman bırakmaz bizde,\nGel boş verelim arkadaş biz gece âlemini.\n\nOlmadı be arkadaş gecemiz kötü bitti,\nYine manasız bir kavga yok yerden başladı,\nBoş konuşuyoruz mekâncı her zaman haklı,\nGel boş verelim arkadaş biz bu gece âlemini.\n\n(-Kuzgunlu-Cin-Mehmet_YAŞAR-)  \n\n01.12.2008 / 01-11\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece, Aşk ve Ben",
        "poet": "Ferit Ağca",
        "poem": "\n\nBen her gece; \n\nGururum bin gurur ekledim,\nSeni aramayayım diye.\n\nYalnızlığıma bin yalnızlık kattım,\nHasretinin acısını duymayayım diye.\n\nGözlerime bin kelepçe vurdum,\nGözlerinin esaretinden kartulayım diye.\n\nHer gece ben...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece",
        "poet": "Barış Özaydın",
        "poem": "\n\nSessizlik coker sokagima gece olunca\nbir kac araba gecer yol boyunca usulca\nbirde yolunu kaybetmiscesine uluyan kopek sesi\nyinede butun bunlar alamaz seni aklimdan...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Ay Işığında",
        "poet": "Ali Şahin",
        "poem": "\n\nBiz el ele tutuşmutuk\nSenle gece ay ışığında\nBiz sahilde yürümüştük\nSenle gece ay ışığında\n\nBir birimizi sevmiştik\nDiz dize oturmuştuk\nŞarkılar söylemiştik\nSenle gece ay ışğında\n\nDaha sana doymadan\nBize hiç acımadan\nAyırdılar seni benden\nZalimler gece ay ışığında\n\nNazarmı deydi ikimize\nGecem döndü gündüze\nAcımadılar sevgimize\nBizim gece ay ışığında\n\nMatıların arasında\nDenizin dalgasında\nSeni arıyorum hep\nBen gece ay ışığında\n\nGarip aliyim kurdum badaş\nGölgem oldu bana arkadaş\nGözümden akar hep yaş\nBenim gece ay ışığında\n\n(Almanya 1982)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece, Ben ve Sen",
        "poet": "Osman Demir",
        "poem": "\n\nGece Ve Ben \nGüneş kaybolup çökünce gece\nRuhumu sarar bin bir düşünce\nBir de dertler akla gelince \nSabaha kadar yatamam ben......\n\nBeklemekle geçmez, du....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Ay Düştü Denize",
        "poet": "Yakup Yıldız 2",
        "poem": "\n\ngece ay düştü denize\ndeniz kabardı ay'ı içine çekince\nyıldızlarda şevke geldiler\nbirer birer denize düştüler\ndoyumsuzdu deniz\nkabul etti yıldızlarıda\no engin bedenine hayasızca\nsonra duruldu deniz\nbudefa gökyüzü\nkızıl smokinini giyindi\nçapkınca göz kırptı güneş\nsaldı tüm ışıklarını\ndokundular denize\ndeniz dalgalandı coskuyla\ntaa ki gece olup ay cıkıncaya dek\nay düştü denize\ndeniz kabardı ay'ı icine çekince\nsabaha güneş gelecekti yine\nherseyi kabul edecekti deniz\no engin bedenine cömertçe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece bahane değildir",
        "poet": "Yusuf Girgin",
        "poem": "\n\ngece bahane değildir\nbahanem sensin\ngece sadece seni andırır\ngözlerini, bakışlarını ısrarlı\ngece sadece ellerini söyler bana\nsıcacık ve yumuşacık\ngece bahane değildir \nbahanem sendin\ntutuşların ve dokunuşlarındı\nalışamadığım sadece gidişlerindi\nözlediğim ise kokun ve dokun-du\nkalbin değildi beni bırakan\no her zaman benimle idi\nama sevgin işte sevgin\nulaşamadığımdı\ngece bahane değildir \nhiç olmadı ki seninle\nsensiz gecelerdir attığım çığlıklara şahit\nyorgana sarılıp yattığımdır \nsen diye ıssız gecelerde\nağladığımdır sessiz sessiz\nsenin olamadığın yerlerde\nhani diyordumya ben yolcuyum\ninanma \nsen beni solladın karanlık gecelerde\ndurmadın ve duymadın çığlıklarımı\noysa ben yolcu idim senin \ngeçmediğin yollarda. \ngece bahane değildir\n güzelim\nbahane seni benden \nbeni senden ayırandır\nsessiz çığlıklarda ve karanlık yollarda\ny.g-  12- aralık - 2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece  Ay Işığında",
        "poet": "Ali Şahin 7",
        "poem": "\n\nYar biz el ele tutuşmuştuk,\nDurup göz göze bakışmıştık,\nSenle sahilde yürümüştük,\n...Gamsız gece ay ışığında.\n\nHani diz dize oturmuştuk,\nBir birimizi çok sevmiştik,\nAşk şarkıları söylemiştik,\n...Sazsız gece ay ışığında.\n\nSevgimize hiç acımadan,\nYarim daha sana doymadan,\nBak..ayırdılar  seni benden, \n...Ansız gece ay ışığında.\n\nDüneyen  martılar arasında, \nDenizin coşkun dalgasında,\nSeni aradım kumlarında,\n...Bahtsız gece ay ışığında.\n\nKordonda yere kurdum  bağdaş,\nGölgem oldu bana arkadaş,\nGözlerimden akıyordu yaş,\n...Sensiz gece ay ışığında.\n\n...Almanya\n\nAli-Şahin-(Elbistanlı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Benim",
        "poet": "Mehmet Yücel Karaciğa",
        "poem": "\n\nGecenin derin karanlığında\nDikmişim gözlerimi yıldızlara\nBin bir türlü düşünceler\nDolaşırken duygularımda\nGece benim\nBen geceyim\nYa sen gel geceye\nYa da izin ver \nGece gece ben geleyim sana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Bitkilerinden",
        "poet": "Cemal Süreya",
        "poem": "\n\nGece bitkilerinden korkuyorum, \nHayır, geceleri bitkilerden! \nGizlenirken vurulmuş ulaklara ağ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Benimle",
        "poet": "Şadıman Şenbalkan",
        "poem": "\n\nöfkeye sarıldım bu gece\ngündüzün hecesi bu gece\nnice kandil söndü gecede\ngüç bir hal soldu gecede\nfesleğen kokuyor mis gibi\nçiçekler şenlenmiş gül gibi\niçim içime sığmaz günlerim gibi\nbekledim  rüzgarını gelmedin bu gece\nkaranlık basınca korkarım senden gece\nkorkularım yaralarımı kanatır seninle gece\ngece beni teselli edince, şafak sökünce\ngecem gündüzümle  gönlümce birleşince\ngece sevilir, sevişince, sevince, seninle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Boyunca",
        "poet": "Şenol Mersin",
        "poem": "\n\nDün gece hasretle seni düşündüm,\nYine uykularımda mutlu düş'ümdün,\nSıcacık odamda sensiz üşüdüm,\nAklımdan çıkmadın gece boyunca,\n\nRüzgar'la geldi sıcak nefesin,\nAnlattılar seni kısılmış sesin,\nDemişsin bu gece beni beklesin,\nAklımdan çıkmadın gece boyunca,\n\nYine uykusuzum bu gece sensiz,\nBeklemek çok kötü inan tarifsiz,\nNasıl uyurum'ki bu gece sensiz,\nAklımdan çıkmadın gece boyunca..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Boyunca",
        "poet": "Abdulvahap Kaygusuz",
        "poem": "\n\nGECE BOYUNCA\n\nseni aradım\nseni andım\nseninleydim sana sarıldım  gece boyunca\n\ngül  kokladım\ngülleri  yokladım\nen guzel gulu aradım gece  boyunca\n\niğde  kokladım\niğde topladım\nkokundur diye baş  ucuma koydum gece boyunca\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Çiçekleri",
        "poet": "İlhan İrem",
        "poem": "\n\nGece çiçekleri\nDaha güzeldir...\nGündüzü göremezler...\nUçuk kırmızı... Mor...\nYa da gece mavisi...\nGözleri gecelerden\nSeçemez başka rengi...\n\nGüzellikten\nBaşka amacı yoktur\nÇiçeklerin...\nVe yalnızken güzeldir\nÇiçekler, \nGeceleyin...\n\nBütün güzellikleri\nDoldurdum yüreğime...\nGündüz kimse göremez...\nBen gece çiçeğiyim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Çapkını",
        "poet": "Nilgün Seyhan",
        "poem": "\n\nBoşuna dil dökme gece çapkını,\nSen çılgın ben durgun kıyılardayız.\nİlkbahar sonbahar kadar farklıyız,\nUçuk kaçık günlerim geride kaldı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Çocukları",
        "poet": "Emre Şenkal",
        "poem": "\n\nGece Çocukları\n\nSiz hiç güneşe baktınız mı? \nGeceleri gökyüzüne? \nHer gece yılbaşıdır tanrının\nVe çam ağacıdır gökyüzü\nHer sabah çocuktur tanrı\nVe güneştir gülümsemesi\n\nBir günde büyür tanrı\nHer gün anlatır ki bize\nHava kararır zaman geçtikçe\nVe süslemek lazımdır artık kararan hayatı\nEn az üç kişiyle\n\nÇocuktur gündüzleri, ama bilir ki\nHava karardığında\nGelmeyecektir noel baba, büyümüştür çünkü \nYinede bitirmez içindeki ümitleri,\nBekler saman yolunda iki gözü\n\nO hiçbir yılbaşını çocuk karşılayamamıştır.\nBunun için ressamdır her sabah, geceye hazırlık yapar,\nHer sabah dünyayı aydınlarla daha bir aydınlığa boyar.\nVe bu yüzden tanrıya, daha bir yakındır aydınlar.\n\nÇocukların kahkahalarını biriktirir bütün gün\nHava karardığında aydınlatacak bir şeyler olsun diye\nBelli etmek istemese de, bahanesidir aslında yılbaşı,\nVe aydır onu en çok ele verende\n\nDua etmeyi bilmez çocuklar, kahkahadır çocukların duaları\nOda çocuk kahkahalarından yapar ayı,\nVe gülemeyen bütün çocuklar krater olup içini acıtır \nO yüzden her yerden bembeyaz değildir ay\nBir yüzünü hep karanlık bırakır\n\nBilir ki gülemeyen çocuklarda var bu dünyada,\nKızamaz onlara, nasıl olsa güldürecektir onları yanına aldığında\nBir de eskiden çocuk olduğunu unutanlar vardır.\nO hayatta üste çıktım sanıp, aslında yatay gidenler.\n\nBencil değildir ki tanrı\nÇocuk olamasa da geceyi bizim gibiler için süsler\nHala çocuk kalabilenler için\nKaranlıkta göremedikleri oyuncaklarıyla\nDaha rahat oynayabilmeleri için.\n\nSonra gölge olup oda oynar yanımızda\nOyuncaklarıyla oynayan her çocuğun yanındaki\nO kocaman, o yaşlı gölge odur,\nO kadar azdır ki gece çocukları, kıyamaz onlara\nOyuncakları karartmamak için\nÇocuk nereye dönerse dönsün, o hep arkasında durur.\n\nO kadar çok zaman verir ki bize\nÇocuk olduğumuzu unutabilmemiz için,\nBir o kadarda oyuncak verir\nUnutmak istemeyenlerin oynayabilmesi için\n\nYıldızları yerleştirir gökyüzüne\nGece çocukları zıplayıp tutmayı denesin diye\nBazı geceler bir ucunu açık bırakır ayın\nBirileri salıncak kurup sallanabilsin diye\n\nSıkılınca gece çocukları, yıldızlarını kaydırır\nVe dilek dilemelerini ister, oyuncak dilemelerini\nSonra bembeyaz, yumuşacık karlar bırakır gökyüzünden, oyuncak diye\nKendini sıkıp, sıkıp içine değil de, \nKarları sıkıp birbirine atabilsinler diye.\n\nVe o bilir ki her kez, her sabah çocuk olur\nAma önemli olan gece olduğunda ne olduğundur.\nEn çokta çocuklara açıktır cennetinin kapıları\nAma o erken yatırmaz anneler gibi gece olduğunda çocuklarını\n\nEn geç onları yatırır, kıyamaz onlara,\nOyunlarından, oyuncaklarından ayıramaz onları\nO yüzden hep gündüzleri alır yanına,\nBüyüdüklerini bilemeyen gece çocuklarını.\n\nHayatı anlatmaz onlara\nNe zaman geldikleri, ne zaman gidecekleri akıllarına bile gelmez ki\nKafalarını kaldıramazlar ki oyunlardan görebilsinler dünyayı\nÇünkü onlar gece olduğunda,\nYaşlanan tanrının oyunlar oynadığı oyun arkadaşları\nÇünkü onlar büyük tanrının, küçük gece çocukları...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Dansları (Sylvia Plath)",
        "poet": "İsmail Aksoy",
        "poem": "\n\nÇimene bir gülüş düştü.\nDoldurulamaz yeri! \n\nVe nasıl yitirecek kendilerini\nGece dansları? Matematikte mi? \n\nNasıl da saf sıçrayışlar ve sarmallar -\nKuşkusuz dolanırlar\n\nBütün dünyayı sonsuzca, büsbütün\nYoksun oturmam güzelliklerden,\n\nKüçük nefesinin hediyesinden, ıpıslak çimenden,\nUykularının kokusundan, zambaklardan, zambaklardan.\n\nTenleri ilgisizdir.\nEgonun soğuk kıvrımları, Güney Afrika zambağı,\n\nVe kendini süsleyen kaplan –\nBenekler, ve sıcak yaprakların bir örtüsü.\n\nKuyrukluyıldızların\nGeçip gidecekleri öyle bir uzayı vardır ki,\n\nÖyle bir soğukluğu, unutkanlıkları.\nBundandır el işaretlerinin soyulması kat kat -\n\nSıcak ve insansı, sonra onların pembe ışıkları\nKanıyor ve soyuluyor\n\nCennetin siyah hafıza kaybetmeleri arasından.\nNiçin verilmiş bana\n\nBu lambalar, bu gezegenler? \nDüşer nimet misali, kar taneleri gibi\n\nAltı köşeli, beyaz.\nDokunurlar ve erirler.\n\nGözlerime, dudaklarıma, saçlarıma.\nHiçbir yere.\n\nSylvia Plath (1932-1963, ABD)\nÇeviren: İsmail Haydar Aksoy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Bir  Kısrak Gibi Asil",
        "poet": "Oktay Coşar",
        "poem": "\n\nGece bir kısrak gibi asil\nduygunun tüm kıvrımları şehvetli\nöpüşlerim yankılanırken dilimde\ngözlerindeki masum perde\nkapanıyor içine\nnefesin beklentisiz sesleri \nhayal treninin dumanlarına karışıyor\nsanki çok uzaklara\nmutlu düşlere dönüşsüz seyahat gibi\ncoşkular ağarırken terimde\nrayımızdan çıkıyoruz\no kendi rayında\nben kendi rayımda \ntüm çığlıkların izi kaldı \ndokunduğumuz her nedensizlikte\ngökkuşağının arasına sıkıştı çaresiz\noysa karanlıkta gözükmemişti mavisi gözlerinin\nteni yalansız bir istekti\naritmetik hesaplar yapmadan, \nhiç bir şıkkı olmayan\nya da oldurulmamış\nbitişlere ihtirasın lekesi bulaştı bir kere\nikili bir günah oyunu sanki\nyapış yapış\nkörpecik bir zevke adak\n\nGece bir kısrak gibi asil\nve sevişmeler rüzgar oldu\nkimliksiz\nnedensiz\nsevda dolu hiçlerle...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Bir Yanar Gün Tutuşur",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nAlev geceler \nBir tutku koy verir\nEleğimsağma\nSen yakar, ben bakar\nZaten sermesttim\nBir de feleğim şaşar \nAşk takar\n\nKedi kedi\nNe dün dedi\nTek vaz geçemediği\nBu kadarla mı muhtaç? \nBu kadarla mı mecbur? \nDerle ekmek\nKaç gündür miyavlarsın\nSen hiç onur olmadın mı? \nFizan’a dek güçlük te çekmek\n\nHer zahmet\nKabul etsek te, etmemekte\nSonucuyla bir rahmet\n\nE.. e. dünya fani \nHer şey ola ki\nHayal gerçek arasıyla kani\nTutkuya dönüşmeden\nAyıp etmeğe de \nKayıp etmeğe de alışmalısın\nHaydi yerinme\nDünya ölümlü yani\nİkimsek umalım ki\nBir diğeriyle sani\n\nBakmışsın ki\nBir üfürüm kadar\nHayaller gerçek olur\nGerçekler de hayal\nBazen bir hayale\nBazen bir kahra\nSen uğradığın da\nİçerideki dışarda\nDışardaki içerde \nGün kasvet, kasvet gün olur...\n\n01.10.2012\n\nEleğimsağma: Gök kuşağı, Alaım-i sema demenin halk diline dönüşmüş şekli\nSani: İkinci demek. Söz gelimi Mahmut'u sani; İkinci Mahmut gibi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece De Kıskanç",
        "poet": "Aydın Yurtsever",
        "poem": "\n\nSancıyor dudaklarım\ngeceyi öperken\nve yanı başımda gün öylesine kıskanç\ndolunayı koparmak\nyıldızları toplamak için\ndayamış merdiveni geceye\nama\ngece de kıskanç\nkaygan öylesine kendine\n\n\t\t\tİzmir / 1980\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Devam Ederken...",
        "poet": "Hasan Can",
        "poem": "\n\nGecenin ortasındayım, elimde bir sigara,\nİçimde hala sızlayan bir yara,\nKaranlığa ait gözlerimin önünden gitmeyen bir hatıra,\nDalığ gidiyorum yaşanan o masum anılara.\n\nBir kez daha başladı kederli dakikalar,\nHer gece canlanacak yaşananlar,\nO günler artık bana çok uzaklar,\nŞimdi acı veriyor geçmişte kalanlar.\n\nGecenin sonuna doğru...\nAnılar yine soldu.\nHatıralar gecenin ortasında kaldı,\nGözlerim sabaha karşı uykuya daldı.\n\nUyandığım da yine bir gece yarısı,\nHayatımın bitiremediğim aynı sayfası,\nBeyoğlu`nda bir sokak arası,\nİstanbul`un bana sunduğu yalnızlık havası.\n\nElimde yine bir sigara,\nVe yine dalıp gittim anılara,\nGözlerimde hep aynı hatıra,\nİçimde sızısı bitmeyen yara,\n\nGece hala devam ediyor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Demek Seni Sevmek",
        "poet": "Sezai Güler",
        "poem": "\n\nSeni sevmek gece demek\nGeceyse kayan yıldız gözlemek.\nSeni sevmek gece demek\nGeceyse falına yıldız adak etmek.\nSeni sevmek gece demek\nGeceyse matemsiz siyah giymek.\nSeni sevmek gece demek\nGeceyse ayı duana mum dikmek.\nSeni sevmek gece demek\nGeceyse dilsiz sükûtu dinlemek.\nSeni sevmek gece demek\nGeceyse bitmez huzura erişmek.\nSeni sevmek gece demek\nGeceyse şahitsiz sevdana ölmek...\n\nS.Güler-21.6.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Değil,Gündüz Gel Anne",
        "poet": "Edirneli Hasan Uzun",
        "poem": "\n\nŞuram acıyor karanlığa girince\nBir ürperti geliyor, tenim geriliyor\nKalbim gözlerimi izliyor ve üzüntü belirtilerini gizleyemiyor yüzüm\nGündüzleri niye gelmiyorsunda, hep geceleri geliyorsun anne\nGöremiyorum ki doyasıya seni \nUyanıyorum hep sabahları, sayıklaya sayıklaya annem diye\nHadi anne, hadi bak bugün hava çok güzel olucak\nGelde birlikte doyasıya yaşayalım, bir kez olsun\nÇok özledim, avuçlarına alıp pamuk ellerinle yüzümü okşayışını\nTamam anne hadi bekliyorum, bak hem bu sabah kahvaltısıda benden\nGeç kalma anne,\nGeldiğinde seslenki gözlerimi güne ve senin güzel gözlerine, yüzüne açayım\nGeceleri çok acıyor canım\nCanım acımasın istiyorum artık \nZaten sende istemezdin kıyamam derdin\nAh annem, hadi gel anne, ama \nGece değil, \nGündüz gel ANNEM! ! ! \n\n                                       17.01.2007    00:10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Denize Düştü",
        "poet": "Mustafa Önder",
        "poem": "\n\nİçine gece düştü,\nDeniz şimdi koyu lâcivert...\nİçindeki gurbet okyanusları aşkın,\nDenizde dert, bende dert...\n\nYüreğim yalınayak,\nBaşımda esip duran bir kavak,\nDeniz deli, ben ahmak! \n\nİçine deniz düştü,\nGece şimdi koyu lâcivert! \n\n17.12.2006/İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Dilekleri",
        "poet": "Aylin Irmak Duran",
        "poem": "\n\nGece bize düşman,\nÜmitleri kovalıyor durmadan.\nGündüzü arıyor gözlerimiz\nBu keder kalksın diye üstümüzden\nDilekler diliyoruz kayarken yıldızlar,\nDilekler diliyor,asıyoruz ağaç dallarına.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Dolunay Doğarken",
        "poet": "Oyhan Hasan Bıldırki",
        "poem": "\n\nBu şiirlerde ne var bilmem ki senden benden başka\nAkıp giden hayatımızın en güzel resimleri mi\nYüreği yanmışları yeniden çekiyor aşka\nYeniden, bir daha yeniden okuyorlar şiirlerimi\n\nİlk ümitlerimiz, sımsıcak duygularımız\nDelikanlı çağımızın hâlâ kanayan hüzünleri\nYıllardır bıkıp usanmadan bizi selâmlayan güneşimiz\nSonsuzları kucaklayan yakamozlar akşamüzerleri\n\nBayrak bayrak sevinçlerimizle gülümseyen gözlerimiz\nAydınlık günlerimiz, koyu karanlık gecelerimiz\nGül dalındaki bülbülün dilinde bestelenmiş sözlerimiz\nMor dağlarla kesilmiş çözümü zor bilmecelerimiz\n\nRenk renk açmış bin bir çiçek, sevdalı kelebek\nKalbimizi baştan uca kuşatmış bakışlarımız\nBir şafakta tanyerinde asılı kalmış ilk heyecanımız\nKaderleri birbirlerine bağlanmış alın yazımız\n\nZor günlerimizde önümüze ansızın düşen ışık\nTurna baharında sıra sıra sımsıcak selamlar\nTunca mermere, bükülmez demire yazılmış aşkımız\nYaşanmamış günlerimiz yalnız olduğumuz akşamlar\n\nVelhasıl sevdamızın hikâyesi sinmiş bu şiirlere\nTurnaydı, sevdalı kelebekti, rüzgârdı derken\nDamlayken ırmak ırmak akmış sevdalı gönüllere\nSabah güneşle birlikte, gece dolunay doğarken\n23 Nisan 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece düşleri",
        "poet": "Sabri Ceyhan",
        "poem": "\n\ngece düşlerim vardı benim\nsöylemeye cesaret edemediğim\nher gece görüpte,\ngerçek olsun diye hayal ettiğim\nama söylemeye korktuğum\ncümlelerini kuramadığım\nsözcüklere sığdıramadığım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Düşen Bir Yaprağa Tutunur Bende Düşerim",
        "poet": "Şair Cmerve",
        "poem": "\n\nBeklenen kış mıdır,karın yağışını seğretmek mi? \nBeklenen sonbahar mıdır,sarı sarı uçuşan yapraklar mı? \nBeklenen ilkbahar mıdır,çayırlarda kuzuları izlemek mi? \nAğaçlarda meyve tomurcuklarını saymak mı? \nPeki beklenen yaz mıdır,aşk mı? \n\nSonbaharı bekleriz biliriz ki ardından kış gelir, \nAslında kışı bekleriz,üşürüz biliriz ki ilkbahar çok yakın \nYada beklenen,yazı getireceği için ilkbahardır \nAslında biz hiç bir şey beklemeyiz \nBeklediğimizden değildir kışın gelişi \nYaz ona hasret kaldığı için yaz değil \nBiz beklesekde beklemesekde gelir onlar \nSonbahar gelir döker,dağıtır,savurur yaprağını \nİlkbahar onu toplamaya gelir \nKış gelir,üşütür parmak uçlarımı, \nDişlerimi birbirine vurdurur \nYaz onun tam tersi ısıtır içimi \n\nMevsimler bile beklemediğim halde gelip geçiyor \nYağmaksa yağıyor,esmekse esiyor,ısıtmaksa oda var \nBak bir sonbahar daha beklerim \nGelmezsen,gelmediğin bir sonbahar \nGece düşen bir yaprağa tutunur bende düşerim \nHemde öyle bir düşerimki \nİlkbahar olsan toplayamazsın \nHadi eylül bitmeden gel...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Düşen Bir Yaprağa Tutunur Bende Düşerim",
        "poet": "Şair Cima",
        "poem": "\n\n(19.12.06/02:16)                                  \nBeklenen kış mıdır,karın yağışını seğretmek mi? \nBeklenen sonbahar mıdır,sarı sarı uçuşan yapraklar mı? \nBeklenen ilkbahar mıdır,çayırlarda kuzuları izlemek mi? \nAğaçlarda meyve tomurcuklarını saymak mı? \nPeki beklenen yaz mıdır,aşk mı? \n\nSonbaharı bekleriz biliriz ki ardından kış gelir,\nAslında kışı bekleriz,üşürüz biliriz ki ilkbahar çok yakın\nYada beklenen,yazı getireceği için ilkbahardır\nAslında biz hiç bir şey beklemeyiz\nBeklediğimizden değildir kışın gelişi\nYaz ona hasret kaldığı için yaz değil\nBiz beklesekde beklemesekde gelir onlar\nSonbahar gelir döker,dağıtır,savurur yaprağını\nİlkbahar onu toplamaya gelir\nKış gelir,üşütür parmak uçlarımı,\nDişlerimi birbirine vurdurur\nYaz onun tam tersi ısıtır içimi\n\nMevsimler bile beklemediğim halde gelip geçiyor\nYağmaksa yağıyor,esmekse esiyor,ısıtmaksa oda var\nBak bir sonbahar daha beklerim\nGelmezsen,gelmediğin bir sonbahar \nGece düşen bir yaprağa tutunur bende düşerim\nHemde öyle bir düşerimki\nİlkbahar olsan toplayamazsın\nHadi eylül bitmeden gel...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Düşleri",
        "poet": "Ozan Oğuz",
        "poem": "\n\nBir adam düşlüyor yeşil kırları ve nehirleri\nGecede esen rüzgar alıp götürüyor kederi\nBir an olsa da mutluluğu düşlüyor \nUlaşamasa da ona\nVe dalıyor uykuya\n\nVe sabah uyandığında \nKeder kapıdan içeri giriveriyor\nDüşlerinden eser yokken\nSessizlik içinde boğuluyor gözyaşlarına\n\nGeçmesini bekliyor saatlerin\nGeriye sayıyor gece düşleri için\nZincirlenmiş dünyasında\nDüşlerde buluyor özgürlüğü\n\nGece rüzgarı şehrin seslerini yumuşattığında\nYine düşleriye kalıyor başbaşa\nAma yeni bir sabaha uyandığında\nKeder yapışıyor yakasına\nVe sözcüklerden daha yüksek sesle konuşuyor\nSuskunluğu yerine getirilmemiş vaatlerin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Gece Nerden Çıktın Karşıma",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nGördüm ama böyle arsız görmedim,\nAdam sayıp selam bile vermedim,\nGeleceğim diye sana sormadım,\nGece gece nerden çıktın karşıma.\n\nÖmür kısa ama bu dünya fani,\nİnan bir türlü çözemedim ben seni,\nEvin barkın be adam yokmu yani,\nGece gece nerden çıktın karşıma.\n\nRezil maskara oldun bütün çevreye,\nİnsan olan insan bunu kavraya,\nBu saatte ne gezersin devriye,\nGece gece nerden çıktın karşıma.\n\nİnsan gibi insan olsan biraz gerçekçi,\nSen değilsin geceleri ben bekçi,\nGit başımdan adi çingen elekçi,\nGece gece nerden çıktın karşıma.\n\nAltı eylül gece saat onbirde,\nAdam olsan gözüne çekerdin perde,\nBeni takip etme dostum her yerde,\nGece gece nerden çıktın karşıma.\n\nDürüstlükte olamazsın Veysel'e rakip,\nBeddua ederim sana boynumu büküp,\nSıkıntın ne beni edersin takip,\nGece gece nerden çıktın karşıma.\n\nTel:05379590555\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Emanet Eder Gündüze Beni..",
        "poet": "Hüseyin Rahmi Levent",
        "poem": "\n\nGüneş doğmaz aslında,yalan söyler ufuklar,\nGecenin batışıdır o kırmızı şafaklar..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece gel",
        "poet": "Arslan Yılmaz",
        "poem": "\n\nGece gel ayağının tıkırtısın duyayım\nGece gel elbisenin hışırtısın duyayım\nGece gel nefesinin fısıltısın duyayım\nKimsecikler duymasın sade yalnız gece gel\n\nGece gel insanların kıskançlığı olmasın\nGece gel yüreğime riyakarlık dolmasın\nGece gel gönlümüzde kibire yer kalmasın\nHiçbir kimse bilmesin sade yalnız gece gel\n\nGece gel sohbetini sükunetle dinleyim\nGece gel dostluğunun kıymetini bileyim\nGece gel kalbimdeki tüm pasları sileyim\nHer şey uykuda iken ben hazırım gece gel\n\nGece gel iki rekat teheccüdü kılalım\nGece gel tefekkürle aydınlığa varalım\nGece gel seher vakti onunla konuşalım\nBana merhamet eyle yardım eyle gece gel\n\nGece gel yalnızlığın hazzını bahşet bana\nGece gel sessizliğin sırrını öğret bana\nGece gel sadeliğin tılsımını ver bana\nHakiki kul olmayı öğret bana gece gel\n\nGece gel riyasız bir kulluğu belleyeyim\nGece gel rahmetin sonsuzluğunu göreyim\nGece gel kana kana el ayağın öpeyim\nSevgili en sevgili lütfun ile gece gel\n\nGece gel ay yüzünden zindanım aydınlansın\nGece gel  ehli zulüm,münafık ayıklansın\nGece gel öğütünden saç-sakalım ağarsın\nSar beni haşmetinle huzur doldur gece gel.\n\n  31.07.2009  İSTANBUL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Gezintileri",
        "poet": "Nevzat Çelik",
        "poem": "\n\nağzımda mavi bir ıslık\nomuz başımda yıldızlar\nsırtımda kurşun yanıkları\ngültepe sokaklarını adımlıyorum\nderelerden caddeye uzanan\nyoksul işçi sokaklarını\n\ngözü yaşlı anaların ellerini öperim\nsabah çaylarını demlerim işçilerin\ngenç kızlar sevda şiirleri ister\ngerçi sokakl....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Gitti",
        "poet": "Veysel Karani Tabak",
        "poem": "\n\nDün gece her gece olduğu gibi iyi bir geceydi\nHer yer karanlıktı ay yok tu yıldız yoktu\nKalın bir bulut tabakası üstümüzü sarmıştı\nHafif bir serinlik ortalığı sarmış titretiyordu\n\nMoladaydım müzik vardı neşe vardı\nŞamata gırgır eğlence vardı\nHarfler kelime, kelimeler cümle\nCümleler satırlara dökülüyordu\n\nNe oldu nasıl oldu ama bir şeyler oldu\nOrtalık karıştı karıştı ortam ısındı\nKaranlık gece daha da karardı\nBir karabasan sardı benliğimi\nGece bu gece gitti sanki hayat bitti\n Güneşte yoktu bu gün sanki yastaydı\nGece güneşin fişini çekti ve gitti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Gezenler",
        "poet": "Ömer Özyurt",
        "poem": "\n\ngece gezenler\ngece  gece gezerler\ngizli gizli giderler\ngece gezenler\n\ngece gece gezerler\naşktan aşka uçarlar\ngece gezenler\n\ngece gece gezerler\nkucaktan kucağa konarlar\ngece gezenler\n\ngece gece gezerler\nazar azar para sayarlar\ngece gezenler\n\ngece gece gezerler\nkara kara yazı yazarlar\ngece gezenler\n\ngece gece gezerler\nsessiz sessiz ağlarlar\ngece gezenler\n\ngece gece gezerler\ngece gece ölürler\ngece gezenler\n\n Ö.ÖZYURT\n                                                                                                                13.08.2003\n\n\n\n\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Gelen Konuk",
        "poet": "Yağmur Atsız",
        "poem": "\n\ngözlerin nasıl bulanık \ngözlerin sisli bir orman \nsaklı korkulardan sanık \nsanki kaçarken vurulan \n\nkirpiklerin diken diken \ntel örgüler kirpiklerin \nyasak sınırlar geçerken \ngeride kaybettiklerin \n\ndudakların nasıl ürkek \nne kadar uzakta sesin \nsen gece gelen konuğu \nhiç kimsenin ve herkesin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Gizemi",
        "poet": "Ömer Küçükkaya",
        "poem": "\n\nişte yine giymiş gece gizemi elbiselerini\ntüm suskunluğumu çığırırcasına...\nsanki gece o olmuş\nsanki gecenin gizemi...\n\nçığlıkların boğuk kaldığı sokaklar\nişte yine gece gizemi elbiselerini giymiş\ntüm bakışlarını saklayan simsiyah gözlükleriyle\nve yine hayat sunan gülüşleriyle...\n\ntıpkı yanlızlığın karartısı\ntıpkı sessizlik ve ötesi\nyine giymiş gece gizemi elbiselerini\ntıpkı bulutlar gibi...\n\ntüm duyguların ötesinde kalıyor\ngece gizemi elbiseleri ile\niki kelime onu anlatır bize\ngece gizemi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Gözlüm",
        "poet": "Onur Kalınca",
        "poem": "\n\nNerdesin be gece gözlüm\nGözlerim yollarda kaldı\nHiç düşünmezmisin beni\nHani perşembeye gelecegim demiştin\nKaç perşembe geçti gidişinden buyana\nBir haber verseydin keşke\nBöyle umutlanıp beklemezdim sabahlara kadar\nHerkes seni terketti dönmez artık o diyorlar\nİnanmıyorum kimseye\nVerdigin sözü tutarsın biliyorum\nBiliyorum ama nerde kaldın be gece gözlüm\nSözünü unuttunmu yoksa\nHiç bukadar gec kalmazdın sen\nBirgün geleceksin biliyorum ama\nArtık dayanacak ne gücüm nede sabrım kaldı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Gözlü Bir Kız",
        "poet": "Saim Güngör",
        "poem": "\n\nGece gözlü bir kız tanıdım\nZeytin gibi gözleri vardı\nSordum,söylemem dedi adım\nSaçını ortadan tarardı\n                 19.9.2006\n                      salı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Gözlüm",
        "poet": "Turan Tuncer",
        "poem": "\n\nGECE   GÖZLÜM\n\nGece gözlüm,\nGece saçlım\nSen sıfatın dökende\nGün kararır da\nİçimde\nKara kışa döner\nAydın günler \n\nBitmezmi? \nİçindeki bu savaş\nRuhun \nNeden? \nKör kuyularda \nYusuf arar\n\nKimdendir \nBu bi çare kaçışlar\nKimedir, nedendir \nBu dipsiz \nÖfke! \nOysa,\nBilmezsin ki\nÖfke hasat olanda\nOturan,\nYürüyenden karlıdır..\n\n09-12-2005/İst\nAlkadraz_Kuşcusu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Gözlü",
        "poet": "Ebru Delice",
        "poem": "\n\nGECE GÖZLÜ\n\n         -1-\n\nuyuyabilir misin\ndüşüne düştüğüm gece\n\n       -2-\n\ngeceyken ve senden \nonca uzaktayken\nsesinin rüzgarını duyuyorum\ngözlerin gece\ngece gözlerindeyken\n\n \n-3-\n\ngece gözlerinde, gizli kapler gördüm\nçürümüş aşkların izi\nyuvalanmış gözlerine\n\n \n-4-\n\nrüzgarı tutmak gibi\nbir gün buluşuruz belki\niçimde ve uzakta\n\n-5-\n\nseni anımsadığım an\nsanki kar yağıyor\nyüreğimin içine\n\n-6-\n\nEbru isimli şehirde\nDelice yağmur yağsın\ngecelerimden gözlerine\n\n-7-\n\ngece gözlüm, \nesen yeli dinle\naşklar savruluyor\nyellerle yaralanan yelken gibi\n\nyalnız başıma durmuşum\nbinlerce yaranın içinde\n\n-8-\n\nhaydi düş, güle güle\nyoruldum\ngece gözlerinde\nbiraz kestirmem lazım\n\n-9-\n\ndüşledim\ndüşündüm\nbölük, pörçük gördüğüm\ndüşlerimde; ayak izleri\n\n \ndüşümde gece gözlü\n\n \nEBRU DELİCE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Gözlüm",
        "poet": "Türkan Yılmaz",
        "poem": "\n\nGECE GÖZLÜM \n\nTutmuyor kalbimde yaraya yakı\nAteş düşer kalbe gece yarısı\nVefasız yar düşürdü saçıma akı\nAteş düşer kalbe gece yarısı\n\nAşk başlarken geldik göz göze\nAcımadın yar büyük sevgimize \nŞeytan bakıp gülüyor halimize\nAteş düşer kalbe gece yarısı\n\nAcı konuşurmuş sevdalı kalpler\nAh! acı çektiğimi bilmez eller\nAçamadan soldu bağrımda güller\nAteş düşer kalbe gece yarısı\n\nÖzledim dağların soğuk suyunu\nNeyleyim ben sensiz düğünü toyu\nÖlenecek beklerim yar yolunu\nAteş düşer kalbe gece yarısı\n\nYıllar oldu sevda şerbetin içeli\nKalbimde bu yara senin eserin \nVatan hasretiyle yanıp pişerim\nAteş düşer kalbe gece yarısı\n\nBenim gibi kara sevdaya düşmemeli\nGel nolur gör perişan halimi\nYarin elindedir kalbimin merhemi\nAteş düşer kalbe gece yarısı\n\nAşk başlar kan kaynar bahar zamanı\nEksik olmaz dağ başın dumanı\nVarmı benim gibi aşka yananı\nAteş düşer kalbe gece yarısı\n\nNeden tutmaz yaptığım onca dilek\nÇektiğim acıları görmez felek\nİçten yalvarışımı duyar melek \nAteş düşer kalbe gece yarısı\n\nSevdalım gel nolur sil göz yaşımı\nYiğit olan terk etmez er meydanı\nSenin için verim bu garip canımı\nAteş düşer kalbe gece yarısı\n\nSaran olmadı bunca yıl yaramı\nKim söndürecek yüreğim harını \nNeyleyim yar yoksa dünya malını\nAteş düşer kalbe gece yarısı\n\nGünden güne bitirir kara sevda\nBir kuşun sıkıp gideydin kafama\nKırık bir kalp bıraktın aşktan yana\nAteş düşer kalbe gece yarısı\n\nHani yar noldu o büyük sevgiye\nTürkan aşkınla çevirdin deliye \nKavuşmak nasip olurmu seneye\nAteş düşer kalbe gece yarısı\n\n** (Şiir)  ** \n*** Türkan Yılmaz ***\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece gözlüm",
        "poet": "Tülay Kaba",
        "poem": "\n\nGECE GÖZLÜM\n\nHasretim sana,aglar gözlerim\nGözümde yasim,ol gece gözlüm\nTatli dillim,melek yüzlü ceylanim\nSen hep böyle kal, kal gece gözlüm\n\nGönül sarayimin, gonca gülüsün\nDegismem,Dünyaya cünkü canimsin\nYarali ceylanim, ahu bakislim\nGönlümün gülü, ol gece gözlüm\n\nYazdigim nagmeler,seni kiskanir\nCizdigim resimler,hep sönük kalir\nBirakamam seni, yad eller alir\nÖmrümün bahari,ol gece gözlüm\n\nBir günes misali, dogdun gönlüme\nBahtimin günesi,ol gece gözlüm\nAyrilmak bize, yakismaz gülüm\nBenimle bir ömür, kal gece gözlüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Gözlüm-e",
        "poet": "Hikmet Yakışır",
        "poem": "\n\nGece gözlerinle bir bakışın\nBakışınla can yakışın\nGözümden kalbime akışın\nNe büyük hazdır gece gözlüm\n\nGece gözlerinde şimşek çakan\nAlev alev canımı yakan\nGüzelliğinle caka satan\nVahşi bakışlı gece gözlüm\n\nGece gözlerinde var bir dünya\nO dünyada gördüm rüya\nRüyamda benim olmuşsun güya\nNe güzel rüyaydı gece gözlüm\n\nBakışınla canımı da yaksan\nGüzelliğinle caka da satsan\nAncak rüyamda benim olsan\nYinede seveceğim gece gözlüm\n\nGün ol güneşim ol yak beni\nAy ol gece mehtabında öp beni\nDeniz ol deryalarında sar beni\nNe olursan ol benim ol gece gözlüm\n\n02 Haziran 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gece Günah İşled",
        "poet": "Mehmet Nesim Yarba",
        "poem": "\n\nve gece günah işledi\nyıldızları kararttı\nayı tutuşturdu öfkesinden\nisyan etti doğan güneşe\ngüller soldu kaldırımlarda\ndenizler dalgalandı\nmartılar uçuştu çığlık çığlığa\n\ngece günah işledi\nher şeyi kötüledi\nyarım kaldı sevişmeler\nsevgiler korkuya büründü\nyalnızlık baş kaldırdı\n\nhüzünler yağdı sonra\nhüsrana boğuldu sevinçler\nkin ve nefrete dönüştü aşklar\n\ngece günah işledi\nsen uyurken\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GECE GÜLÜMSÜYoR",
        "poet": "Onur Bilge",
        "poem": "\n\nGece gülümsüyor, kirpiklerinden\nBakışlar sarılmış, birbirlerine! \nGöğün yıldız yıldız deliklerinden\nIşıklar karılmış birbirlerine.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Gündüz",
        "poet": "Tacettin Fidan",
        "poem": "\n\nİçten bitkin daldım canım yatağa\nDinlen dedim yorgun argın bacağa\nVarmış başka bir seyahat kafaya\nGayret tepe el kol işin bitmiştir\nDüşünceler burdan uzak gitmiştir\nSevgi dolu bir zilhicce var sana\nBezgin gözler hep apaçık bak anla\nKaranlıkta gördüm körün gördüğün\nHayalimde ben de kalmış gördüğüm\nTakdim oldu gölgen bu kör sahneme\nYıldız gibi yükselmiştin geceme\nİş gündüzün düş gecenin gayesi\nSana bana hicran huzur payesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece/Gündüz",
        "poet": "Adulera Ayza",
        "poem": "\n\nGece sustu \nKızılcık şerbeti içti\nKan kustu\nGece şuçlu \nAşk şarabından içti\nKendinden geçti\nGece korktu\nGündüz aynada \nKendini buldu\nGece gebe\nSabah tüm bilinemezlere\nGece cesur\nAydınlıga mecbur\nGece sırdaş\nHerkese yoldaş\nGece sefil\nGünbegün rezil\nGece hayat \nÖglen oldu hala bayat\nGece seksi\nGünboyu eksi\nGece ve gündüzden korkuyorum\nAşkım seni her zaman seviyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Gündüz Fark Etmeden",
        "poet": "Neslihan Ayakta",
        "poem": "\n\nSu ozgur kus \nAdi her neyse\nGordun mu ikiye bolmus dolunayi\nVe yarisi denize dusmus ayin\nArdindan bir kac yildizi surukleyerek\nIsimiz bir kaptan rotasinda giderken\nIsigi sonmus ay parcasini almis\nBana getirdi bilir misin\nAdi onemli degil yuregimde\nAyda bir gider yarisina\nDoner gelir bana\nBuruk, mahcup ama sevgi dolu\nDolunay oldugunda \nGoge cevir gozlerini\nBenden bir parca\nSeni dinliyor olacak\nGece gunduz fark etmeden dostum\n(24.07.00)  \t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece, Gündüz ve Sevgi",
        "poet": "Ozan Özel",
        "poem": "\n\nYine sabah oldu \nKaranlıktan aydınlığa kavuştum \nMahmur mahmur çevreme bakınıyorum \nOğlum mışıl mışıl uyuyor \nEşim mutfakta tıkırdıyor \nGünaydın diyorum ona bütün sevecenlğimle \nO da her zaman ki gibi gülümsüyor \nSevgi nağmeleriyle uyandırıyorum oğlumu \nO da gülerek bakıyor yüzüme \nVe günaydın babacığım diyor \nİçim gidiyor sesini duyunca \n\nGüne güzel başlıyorum böylece\nGeceki kabuslara inat...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Gündüz Aradım",
        "poet": "Erkan Gümüşsoy",
        "poem": "\n\nDertlerimi tek tek ezdim geçtim\nHayatın dikenli yollarında yürüdüm\nİşlerimi bir bir yoluna koydum.\nGece gündüz aradım Deniz Gözlümü\n\nBen seni senin gibilerini sevmedim\nŞehrin karanlık gecelerinde\nYağmurlu sokaklarında\nGece gündüz aradım Deniz gözlümü\n\nSaftı melek gibi tertemizdi sevdiğim\nUğruna bir ömür harcadığım\nBeraber güzel anılar yaşadığım\nGece gündüz aradım Deniz gözlümü\n\nSen, o,o, sen olamaz biliyorum.\nSenin gibi ayaklar altına düşemez\nParaya pula itimat etmez biliyorum\nGece gündüz aradım Deniz gözlümü\n\n \nAKSARAY\n  2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Gündüz Uyku Girmez Gözüme",
        "poet": "Kayıkçı Kul Mustafa",
        "poem": "\n\nGece gündüz uyku girmez gözüme\nİntizarım ela gözlü yar deyu\nGündüz hayalimde gece düşümde\nSelamı çok bir efendim var deyu\n\nBen bilirim yar sevgisi candandır\nYarsız bana fena dünya zindandır\nBenim ulu korkum hemen şundandır\nGayrılara gönül vere yar deyu\n\nNe mümkündür yüzüm yardan döndürem\nYeri göğü aşk oduna yandıram\nBir sırdaşım yoktur yare gönderem\nVar cananın hatırını sor deyu\n\nKul Mustafa kulluğunu bilmez mi\nVarıp dostun bahçesine girmez mi\nDilber bize bir destimal vermez mi\nAğladıkça çeşmin yaşı sil deyu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Gündüze Dönerken...",
        "poet": "Gülsüm Gezici",
        "poem": "\n\nGece gündüze dönerken\n\nSaat üç suları\n\nBir kandil sabahı\n\nVe bir doğum günü ertesi\n\nBulanık duygularla andım seni\n\nYüreğimdeki ok işaretlerinin yönünü bulamadım\n\nVeremli bir kalbin kıvranışı gibi \n\nKıvrandım...\n\nGeceydi,\n\nUykuya daldım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece / Gündüz",
        "poet": "Muharrem Koray",
        "poem": "\n\ngaipten bir ses, \nbelki de bir ıslık, \nbir istakozun dilinden.\nyağmurun ayak sesleri\ngece ve gündüz bittiğinde.\nkapıda alışveriş, \ncamda silik isimler listesi.\nsallanan sandalye, \nturuncu tozları üzerinde.\nbir şapka, bir şemsiye, \nhepsi makinanin yükünde.\ndiş fırcaları, havlular, \nnevresim ve battaniyeler; \ngazeteler, ah, gazeteler, \nhepsi teker teker.\nbilmiyorsunuz, \nyalnızlık yetenek ister.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Güşü",
        "poet": "Neşat Turan",
        "poem": "\n\nDizlerimden dünya dökülüyor \nOmuzlarımdan feryat \nSözlerin bir başka bu akşam \nKırıcı olmadığı halde \nVurup geçiyor beynimi \nMelek miydi neydi \nKulağıma fısıldayan \nSev insanı sev diye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece güneşi gördüm.",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nBuz dağlarını aştım,donmuş okyanusların üzerinden.\nEşsiz yolculuğun sonunda sana ulaştım,\nKar fırtınaları arasında en karanlık ve\nen soğuk kışı geçirdim.\nBaharın rüzgarları bile kemik kıran.\nKar tavukları,kutup kedisi,kutup kurdu,\nkutup ayısı ve buz öküzü,tek renk.\nKutup kuşu her mevsimin bir ayrı renk.\nKoloniler kurmuş penguenler.\nSu aygırları küme küme kümelenmiş,\nkorsan martılar savaş açmış doğaya.\nKuzey kutbunda yer gök kar beyazı,\nBuz dünyası  eriyip gidiyor,ayaklarımın altında.\nNe kadar uğraşsam da geri dönüşüm imkansız.\nBen mi başarıya giderim.,başarı mı bana gelir bilemem,\nama başardığımda başarı yanımda olacak,\nbeyazın renk değiştirdiği gün.\nBenimse sonum........................\n\n                                                           15.12.09/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Hoyratı",
        "poet": "Mustafa Acar",
        "poem": "\n\nGece \n\tkorkunun büyüdüğüdür\nZamanın  sefaleti\nUmarsızlığı anlatır \n                             bir nakarat-tır\nSessizliği zangır zangır\nHep söylenir\nGece lo\n\nYalnızlığın görüldüğüdür\nHiçliğin bilindiği/anlaşıldığı\nBir anımsamadır ölümü\nVe  ışığa özlem\nYıldızlara göndermedir\nGece lo\n\nBiricik noktasızlık başka yok\nYalnızca ay vardır bazı lacivertli\nVe çoğunlukla şiirdir\nKorkuyu gözlerde çoğaltan\nBir ulaşılmazlığı anlatır  yorulmuştur zaman\nGece lo\n\nGece her yerde aynı yanar\nEzgisidir renkleri alıp götüren ezgisidir\nUmutsuzluğa büyür \nVe göklerinde bir baykuş uçar\nDağa da taşa da söylenir uyar\nYanık  türkü\nGece lo\n\nGece kirli kırmızıdır\nKan sızar urbasından\nHiç gelmeyecek olan  gözlenir\nPuslu kıyılarında \n\t              Soğukta\nGözleri ufka dikip \n\t\t    beklemek kalır geriye\nBir başına\n\t   soğuk   da\nVe  geç vakit  bir  kar  yağar  yalnızlığın üstüne\n'Ederim subha değin naleleri döne döne'\nGece lo\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Güzeli-3",
        "poet": "Engin Yılmaz 2",
        "poem": "\n\nNe güzel gülüyordun oysa\nGecenin siyahında\nSessizlik bir nefes gibi koynumda sabahlıyordu,\nVe sen kırmızı renge bürünmüş beyaz elbisenin içindeki hareketsizliktin...\n\n1 EKİM 2015-ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Güzeli-4",
        "poet": "Engin Yılmaz 2",
        "poem": "\n\nÖlü bedenlerle nedenler sessizce uzaklaşır birbirinden\nNe de olsa son çığlıktır aldığım nefes\nYahut sıra dışı ölüm olur benimkisi\nSanki ardımdan gelen yalnızlık bana aidiyetimi sorgulatıyor\nNaçizane düşlerim ölü kalır yanınızda...\nSoğuk bir beden vardı,\nKollarımın arasında gözlerindeki ölü cesaretiyle\nBeyaz bir elbisenin kırmızılığında...\n\n16 KASIM 2015 PAZARTESİ\nÇUBUK/ANKARA\nSAAT:00.15\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Hiç Bitmeseydi",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nmavi ve siyah \ngece \nher ikisi birlikte \nbazan siyah \nbazan mavi gökyüz \ntanrım \ngece \nhiç bitmeseydi \nbenim siyah gözlerim \nölürken \nsenin mavilerinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece İtimdir",
        "poet": "Tarık Erkutlu",
        "poem": "\n\nKaranlıktan korkarak ve pusarak yaşamak senden, \nYaşamak mı?\nYine tedirgin, nahoş İstanbul sokakları,\nTerk ediyorum seni. \nGece itimdir, sessizlik çığlığım. \n\nBir tinerci narası mı? içimde sızlayan,\nKaybolmuş bir çocuk mu bu sefil adam.\nKorkunç bir ağrı mısın bedenimde… \nDuy! ne olur duy, dizelerimi… \nGece itimdir, sessizlik çığlığım. \n\nSeni bağırsam sırılsıklam aşık, \nKahreden gözlerinle vurursun beni.\nYıldırımlar döşenir avuçlarıma,\nEllerimdir benim kibrit çöplerim, \nYakarım! kendimi, \nGece itimdir, sessizlik çığlığım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece (II)",
        "poet": "İbrahim Eryazıcı",
        "poem": "\n\nGeceye gömülmüş yürüyordum \nKırılıyordu gölgemde sessizlik \nBaşımda sisli bir bulut vardı \nHer adımımda geceye yağmur yağdı, \nBen yağdım \nNefesim soğuktu \nÜşüttüm geceyi \nBen üşüdüm \nYağmur üşüdü.\n\nİçinden geçerken ince bir gizemin \nSessizlik ve ben \nKaranlık izdüşümü gecenin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Karanlığı Heceler",
        "poet": "Mustafa İhsan Albayrak",
        "poem": "\n\nKaranlık, neden dostudur en yaralı olanın? \nVe gece, neden karanlığa çok yakındır? \nKimse sarmazda seni, kollarını açan kimdir? \nSusarda insan, onu sustuğuyla kabul eden bu gece midir? \nGece biterde, karanlık mı başlar? \nYoksa karanlık mı gecedir? \nBu bir soru mudur? \nYoksa merak edilip düşünülen bir kaç hece midir? \nNice karanlık, nice geceler, nice karanlık geceler...\n\n? ? .? ? .? ? ? ?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Kapısının Sesleri 1 (şiir değil)",
        "poet": "Oktay Baykurt",
        "poem": "\n\nŞimdi bir şey  yazmak istesen ne yazacaksın? Şöyle bir düşünelim! Gecedeyiz,yanımda  bir eş ve kızım; uzaklara gitmek için bir yol bir sebeb bulmalı değil mi? Ya da eskilerden kalma yıllanmış bir hayal bulmalı ve peşinden koşmalı odanın tavanında.Zor iş gibi görünüyor değil mi? Aslında kolay biliyor musunuz? Tek yapmanız gereken kendinize kalma dürtünüzü elinize alıp o eski güneşlerin altında bir parka gidip oturmak ve sigara tellemeye başlamak...\n\nGelelim o eski yıllanmış hayali seçmeye.Beynim bir torba değil ki elimi sokup bir yaşanmışlık çekeyim.Biraz yan yatayım bakalım belki eskiden kalma yıllanmış bir anı  elime takılır.Elime mi...? Nasıl yani gözlerime miydi yoksa? Neyse neyse bir de yüz üstü yatayım belki yastık birşeyler fısıldar bana.Ne de olsa yirmi yıldır aynı yastığın başıyım,arada bir kılıfı değişiyor hayat gibi ama  yine de onla olmak güzel.Hı! tamam buldum! İlk utandığım gün, yani ilkokula gittiğim ilk gün; sonra da gençlik yıllarına geçerim merak etmeyin gece gibi yazım da uzun...\n\n'Ali Gel'   ' Ayşe topu tut'  diye birşeyler diyor tahtada birisi ama ne top var ortada ne de sınıfta Ali ya da Ayşe diye biri...Herkes yani biz çocuklar bakınıyoruz etrafa,derken hafifçe bir ıslaklık hissediyorum altımda.Yanımda oturansa ilk çocukluk aşkım Güler.Aniden fırlamışım ayağa derken ayağımda bir şıpırtı...Utanmışım, korkmuşum, kaçarcasına çıkmışım sınıftan.Eve öyle bir koşuyorum ki...Anneme,  'anne ben cişimi ettim sınıfta'  diyorum.Annem hiç tepki vermeden çıkar oğlum üstündekileri diyor...pantolanumu ve iç çamaşırımı çıkardığımda hiçbir şey göremiyorum.Annem,' oğlum  kim oturuyordu yanında' der demez ben o anda Güler'i defterden siliyorum.Ne acı tecrübe,bir çişe bir ilk aşk feda  edilmiş...Çocukluk işte...\n\nGözlerim kapalı halde gülümsüyorum…Ne günlerdi diyorum kendime,şimdi büyümüşüz de  baba oluvermişiz hem de bir kız babası…Nasıl olacak bilmiyorum,kendi gençliğimdeki  yaşanmışlarıma bakarak kızıma göz kulak olmayı mı düşlemeliyim yoksa iyi bir eğitim mi vermeye çalışmalıyım? Şimdiki gençler  bizim gençliğimiz gibi değiller,aynı babamın bana söylediği gibi...Dizimi döğmemeyi nasıl ve kimden öğreneceğim diye mi düşüneyim yoksa  kızıma doğruyla yanlış arasındaki ince çizgiyi mi çizdireyim? Bunu becersem bile ya toplum ya onun kendi çevresi arkadaşları.Gecenin bu saatinde de babalık çekilir şey değil sanırım,kendine kalmak dedik gittik kızımıza takıldık! Büyümek sanırım sorumluluklara hapsolmak demek.Bu,   hayal etmek bile olsa…\n\nDemiştim ya gece uzun,gelelim gençliğimizden bir anekdota; çocukluğun ilk aşkından şimdi aklı başında bir sevdalığın ilkine yani hiç unutulmayacak olan  sevgiliye maşuğa gelelim.Hımm! gece  sanırım yeni yeni tatlanmaya başladı,ellerimi koynuma alayım bir dakika,ayaklarımı da kıvırayım.Eşime sırt çevirmeliyim bir de,kadındır  hissiyatı güçlüdür hemencecik anlayıverir hangi yıllanmışlığımın peşinden koştuğumu...\n\nİlk sevgili yani Nilgün,kız meslekte okurdu kendisi.Öyle şeksiz öyle şüphesiz sevildi ki...Kıskanmasın şimdiki.Mektuplarımı yakalatmış dolabında,eh ben de imam hatipliyim ya  okullar da yan yana.Çabuk gelir güvercinle haberleri.Baş müdür yardımcısı teşrifimi istedi odasına,gidip geldiğimde mutluydum,elimde bir tastikname vardı çünki.Sevmediğim bir okuldan atılmıştım,ne güzeldi! Cumartesiyi bekledim kaldığım yurttan ayrılmak için,Nilgünü okuldan atmamışlardı.Eh! bizim gibi tembel değil,takdirlikti; babası gelecekmiş şayet babası ona bir şey yaparsa ben kurtaracakmışım onu.Ne gençlik ama değil mi? Körpelik bir başka dünya gerçekten…Kanın deli olması kadar  yüreğinde aslan olması şart! \n\nCumartesi sabahı…Boyu benden yirmi santimetre kısa,cılız, bu kız bunun mu denilebileck tipte bir adam Nilgünlerin yurdunun önüne geldi.Oturdular  birkaç zaman sonra sesi yükselmeye başladı.Eh durur mu  Isparta'nın ‘Karabelası’...Bak amca, dedim,kızının bir suçu yok her ne olduysa benim suçum.Zaten beni de  okuldan attılar,kızın ve sen rahat  olun,kızına bir şey yapma, dedim.Adam, 'sen misin lan o it' deyince, yaktım öfke kazanımın altını isledim,dumanladım etrafı.Yer misin yemez misin fasulye pilav  beşyüz lira…\n\nKusura bakma dedim kıza  hadi gel kaç benimle baban kalsın burada ya da atalım hastaneye  gidelim bizim kasabaya.Olan oldu kalan zamanın durmamazlığıydı,ben şimdi yatağımda yanımda bir başka sevgiliyle yani eşimle o da başka birileriyle.Gerçi eşimle onun arasında da birkaç ilişki mevzu bahisleri var ama anlarsınız…Yastığıma ayıp olmasın! \n\nUyku perdelerim titremeye başladı,sanırım sahnesi kapanmak istiyor bu gece faslının.Sazlar ve sözler yine ait oldukları yere geçsin,geceye yine kendimi armağan ediyorum.İnşallah   her sabahki gibi geri alırım...Eyvallah!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece İçinde Gece",
        "poet": "Fatih Ataşçi",
        "poem": "\n\nSarar karanlığı perde perde korkular.\nİnsanlık solgunlaşan birer cenaze.\nNerden duyulur bu sesler.\nNedir bu havalar.\nBaşlar gece içinde gece.\n\nBalıkçıl kuşları sulara dalar.\nBir kurşun kalbinden vurulur sessizce.\nCanlanır gözlerimde kanlı havalar.\nŞehrin ufuklarında nokta nokta korkular.\nDürülür gece içinde gece.\n\nBir kızıl kıyamet kopar ansızın.\nBir ölüm havası sarar şehri.\nBir gül solar önümde.\nBir bebek isyana başlar ansızın.\nBen yetim,ben öksüz, şarkılar mutlu.\nBiter gece içinde gece.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Karanlik",
        "poet": "Mehmet Soysal",
        "poem": "\n\nBir gece karanlik,\nBir de gecem karanlik...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Karanlik",
        "poet": "M V",
        "poem": "\n\nGece karanlik.. \ngozlerimi kapatiyorum; \nkaranlik..korkuyorum..\n\nBen esasinda karanliktan korkmuyorum,\nBen geceden korkuyorum..sessiz ve uzun geceden..\nNe zaman bitecegi belli olmayan geceden..\nSabahi gelmek bilmeyen gecelerden..\n\nGünes dogana kadar uyumus olmak istiyorum,\nSabah ezanini karnim agrimadan duymus,\nDaldigim uykumdan belli belirsiz uyanmis olmak istiyorum..\n\nDaldigim sey uykumu yoksa karanlikmi bilmiyorum, bilemiyorum..\nSadece korkuyorum...\ngece karanlik, \ngozlerimi kapatiyorum,sikica hemde..\n\nO kadarda kolay olmuyor uyumak..\ndusuncelerden siyrilmak, sesleri susturmak..\nsormak, cevaplamak, yatismak, yatistirmak,hesaplasmak..\nolmayana sarilmak, karanlikta yol almak..\n\nama ne uyumadan gecelerim bitiyor,\nne yalnizliga sarilmadan sabah oluyor..sen yoksan..\nne geceyi, ne gunduzu seviyorum ben aslinda..\nbiri hep digerini aratiyor, hep digerinin gelmesini bekletiyor bana,\nkendimi sevemedigimde hepsi karanlik..\ngozlerimi kapattigimda heryer karanlik\ngecede karanlik, gunduzde karanik..\nbeklenen de karanlik, bekleyende..sen yoksan..\n\nGeceden korkuyorum ve seni yakan o ben hep cok usuyorum..\nSabah olup gunes cikinca tum bedenimi sariyor, gunese kaniyor, isiniyorum..\nisitirken isigiyla gerceklerimi ortaya saciyor, \nsakladiklarimi birbir yüzüme vuruyor ve \nben basimi kaldirip kamasmis minik gözlerine bakiyorum,\n“Neden seni bu kadar beklemisim ki..ben hicbirsey boyle olsun istememistim”\n\nVe yine karanlik..yine gece oluyor bende..\nBir kez daha..Yoksun..\nNe desem dinleyen gece, beni birakmayan tek sey oluyor yine..\nSadece korkuyorum,\nGece karanlik,\nGozlerimi kapatiyorum, sikica hemde..\n\nBu sefer senin dogmani bekliyorum, gunes yerine..\nİsitan, yuzume vuran, aydinlatan, \nKacamadigim..\nSabirla bu sefer, \nhic aidiyetimi haykiramadigim sana,\nhic sahip olamadigim sabirla..\nbekliyorum..\numarim gunes yerine dogarsin bir sabah karanligima,\nsikistirmam yuklenmem artik asla,\ndogmazsan sakin korkma,\naci yabanci degil bana, \nben coktan alistim karanliklara...\nGece karanlik.. \ngozlerimi kapatiyorum; \nkaranlik..korkuyorum..\n\nBen esasinda karanliktan korkmuyorum,\nBen geceden korkuyorum..sessiz ve uzun geceden..\nNe zaman bitecegi belli olmayan geceden..\nSabahi gelmek bilmeyen gecelerden..\n\nGünes dogana kadar uyumus olmak istiyorum,\nSabah ezanini karnim agrimadan duymus,\nDaldigim uykumdan belli belirsiz uyanmis olmak istiyorum..\n\nDaldigim sey uykumu yoksa karanlikmi bilmiyorum, bilemiyorum..\nSadece korkuyorum...\ngece karanlik, \ngozlerimi kapatiyorum,sikica hemde..\n\nO kadarda kolay olmuyor uyumak..\ndusuncelerden siyrilmak, sesleri susturmak..\nsormak, cevaplamak, yatismak, yatistirmak,hesaplasmak..\nolmayana sarilmak, karanlikta yol almak..\n\nama ne uyumadan gecelerim bitiyor,\nne yalnizliga sarilmadan sabah oluyor..sen yoksan..\nne geceyi, ne gunduzu seviyorum ben aslinda..\nbiri hep digerini aratiyor, hep digerinin gelmesini bekletiyor bana,\nkendimi sevemedigimde hepsi karanlik..\ngozlerimi kapattigimda heryer karanlik\ngecede karanlik, gunduzde karanik..\nbeklenen de karanlik, bekleyende..sen yoksan..\n\nGeceden korkuyorum ve seni yakan o ben hep cok usuyorum..\nSabah olup gunes cikinca tum bedenimi sariyor, gunese kaniyor, isiniyorum..\nisitirken isigiyla gerceklerimi ortaya saciyor, \nsakladiklarimi birbir yüzüme vuruyor ve \nben basimi kaldirip kamasmis minik gözlerine bakiyorum,\n“Neden seni bu kadar beklemisim ki..ben hicbirsey boyle olsun istememistim”\n\nVe yine karanlik..yine gece oluyor bende..\nBir kez daha..Yoksun..\nNe desem dinleyen gece, beni birakmayan tek sey oluyor yine..\nSadece korkuyorum,\nGece karanlik,\nGozlerimi kapatiyorum, sikica hemde..\n\nBu sefer senin dogmani bekliyorum, gunes yerine..\nİsitan, yuzume vuran, aydinlatan, \nKacamadigim..\nSabirla bu sefer, \nhic aidiyetimi haykiramadigim sana,\nhic sahip olamadigim sabirla..\nbekliyorum..\numarim gunes yerine dogarsin bir sabah karanligima,\nsikistirmam yuklenmem artik asla,\ndogmazsan sakin korkma,\naci yabanci degil bana, \nben coktan alistim karanliklara...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Karanlık",
        "poet": "Yunus Cengiz",
        "poem": "\n\nÇünkü gece karanlık\nPencerem koyu siyah\nGözlerimin akı beyaz değil\nKan kırmızı\nVe gece karanlık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Karanlık",
        "poet": "İbrahim Günaydın",
        "poem": "\n\nGece karanlık,\nışığım yok,\nötelerde ses,\niçimde korku,\nsaklı düşler yılmaz umutlarla,\n\nGece karanlık,\nyoksun,\nırak olmuş hayaller,\nsakıncalı gidişler,\nkartezyen düşünceler.\n\nGece karanlık,\nherşey ininde,\niniltiler köşelerde,\nsukut içinde,\nsevdalı gönüllerde,\n\nGece karanlık,\naşka meftun çift yürek,\nedalı \nve hayata karşı olana\nolup bitene,\nkeskin bıçak misali.\n\nGece karanlık,\nsen ve ben \ndivane ve biçare\nkuytu köşede\ndokunaklı bi halde\nkadere gebe\nbilinmeyen demlerde.\n\nGece karanlık\naydınlık kapıda \nsen ve ben duruşta\ncesur bi endamla...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Karanlıktı",
        "poet": "Duran Angın",
        "poem": "\n\nGece karanlıktı \nGece sesiz\nAy vardı sanırım o gece\nAydınlatmıyordu ama \nPusluydu gece\n\nAnkara’ydı burası \nKalktı eller\nKırılan kaleme\nO gece gitti\nÜç fidan işte\n\n06.05.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece İnerdi Merdivenlerden",
        "poet": "Nurşen Alıcıer",
        "poem": "\n\n’Ayak izlerin ölürdü yağmurda, sen ardından bihaber…''\n\nGece inerdi merdivenlerden\nSen kapıyı açtığın an sabaha\nBir yıldız kayardı\nBir ay tutardı soluğumu\nVe zıpkın gibi saplanırdın yüreğime\nKapı eşiğimde donup kalırdı gölgen…\n\nÜşürdüm\nTitrerdim\nBuz kesilirdim\nSen sımsıcak, geçip giderdin\nBilmezdin\nGörmezdin\nMerdivenleri kanatırdı izlerin\nİzlerin, delip geçerdi yüreğimi...\n\nGece inerdi merdivenlerden\nSen, geceye inat koşardın sabaha\nBir kadın düşerdi ardına\nKanamalı, çıplak ayaklarıyla\nBir kadın düşerdi ardına\nSırılsıklam\nArsız\nUslanmaz sancılarla…\n\nGeçip giderdin\nAyak izlerin ölürdü yağmurda\nSen ardından bihaber…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Kelebeği / KÜLBAHÇELER",
        "poet": "Adem Tok",
        "poem": "\n\n_dün dokunduğun aşk bugün yalnızlık_\n\nkoşacağını koştu ansızın arayış\nyarına bir delil savrulur mu bilmem\nsararan nameler şahit\ntene karışan doku kriminalleri\ngereksiz değildi hiçbir açlık\ndoyumuna ulaşınca ihanetti! \n\nunutuldu dedim\ndüne ait bir iz meçhul faillerden\naynıdır tüm renkler karanlıkta\nboşluktan hız al ve güçlen\nanılar yaşlandıkça üşür\nruh ağını arar\nnasılsa\nsevgi adına kirlenmiş tüm savaşlar.. \n\n                                                             01.11.09\n                                                  açık cezaevi/edirne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Kelebeği / YALNIZLIK",
        "poet": "Adem Tok",
        "poem": "\n\nnoktasız cümlelerdi kaçışların\nyüzsüz tebesümlere dokunmuş kulak veriyorsun\n\nyağışlar sıralandı üzerime\nGECE\nölüyor gururdan garibanlıklarım\nKELEBEK\nüşüyorum\nYALNIZLIK\n\ndüşündüğün yerde yok oluyorsun\n\nnehirlerin dili kurudu artık yeter\naçtığında yüreğini yankısı ol\nhiç değilse \nseni yaşayanın\nyangınımın! .\n\n                                   12.10.09\n                            açık cezaevi EDİRNE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Keyfi",
        "poet": "Abdurrahman Özdemir",
        "poem": "\n\nGeceleri severim ben,\ngeceler de beni.\nGece ve ben.\nGeldik mi iki sevgili yan yana,\nne yorgunluk, ne uyku,\nkeyfini çıkarırız kana kana.\n\n                                8. 1. 2001 – Pazartesi / Saat:02.00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece kitabında Bir yıldız Marmaris",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGece kitabında Bir yıldız Marmaris\n\nMutlu gördüm Marmaris'i bu gece\nGökte ay ve yıldız\nGüzelliği yıldız Marmaris'in\nGece kitabında bir yıldız Marmaris \n\nTepeden özlemle iner yol\nDenizin sessizliğine\nSokak sokak okunmalı \nMarmaris'in gece kitabı\nVe gündüz kitabı\nHemen İstanbul'a dönmek yok\n\nSon baharın kalan son yeşil yapraklarını okşamalıyım\nDenizlerin  maviliği dura dursun \nSarı ana türbesi gönüldeki gecenin ilacı\nSarı ana türbesine akar gönlüm\nBu denizin maviliğine ellerimi kaldırmalıyım\nHangi denizlerde var bu mavilik  bu mavilik başımın tacı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Korkusu",
        "poet": "Bilal Toy",
        "poem": "\n\nGece sessiz...\nGece karanlık...\nKuytusuna saklanmışız\nKorkuyoruz üstelik..\nYalnızlıktanmı karanlıktanmı bilinmez\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Kuşu",
        "poet": "Osman Karaduman",
        "poem": "\n\nSakın ha ardından ağlayacağımı sanma\nHer batan güneşin ardından elbet bir ay doğacak\nBen senin yüzünü hep ay ışığında görmüştüm\nEminim güneşte yüzün kaybolacak...\n\n2001 - DALYAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Kirli Sarı Işıklar",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ngece kirli sarı ışıklar\noynaşır karanlıkla\nev içine kapanır\n\ngece korkular inince\nayıplar içerde kalır\ncam perdelenir\n\ngece kendini yaşar\nunutulur ötekileri\nboylunca uzanır\n\ngece evler lâl\nduygularını kendine\nakıtır\n\ngece gözlerimde\nevlere döner\nperdelenir\n\ngece kurşun erir kulağa\nküçülür dünya\ndiller yutulur\n\ngece önce salon\nsonra yatak odaları\nkişi kendinde dinlenir\n\ngece kendini yaşar\nunutur ötekileri\nboyunca uzanır\n\n190109 denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece kuşları",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nSaçımda kelebekler geldin  diye\nKuşlar su içiyor  kirpiklerimden\n\nBir  damla  suya  muhtaç  çiçeklerim \nHüznüme  eş  olup  güller  ağlıyor\n\nBıraktığın  yerdeyim sen  gel  diye\nBaharlar  açıyor güz  yüreğimde\nSevinç  gözyaşımla sular  çağlıyor\nTebessüm goncaydı  şimdi  açıyor\n\nDenizler  dalgalı  coşup  taşıyor\nDans  ediyorlar  bak  kır  çiçekleri\nRüzgarın  sandalda  çek  kürekleri\n\nAy  gelin  gidiyor  yakamozlara\nYıldızlar  el  ele  samanyolu'yla\nŞarkı  söylüyorlar  gece  kuşları\n\n20/Haziran/2009/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Masalı (oğlum ve eşime)",
        "poet": "Gökhan Şefik Erkurt",
        "poem": "\n\nBen, Seni ayrılıklarda yaşamak istemiyorum. Kan'la kırmızı gibi olalım istiyorum,misal. Aynayla yüz, ırmakla su, güneşle sıcak misali olalım isitiyorum. Gecenin bir vakti iki fincan kahveyle oturalım, sözlerimizle gergef işleyelim isitiyorum, geceye. Anla! \n\n                                                            Eşim Birsen'e... seneler önce...\n\nAynı gece Oğlum'a....\nYavrum, \nŞuan uyuyorsun, tüm odan saçların ve boynun kokuyor. içime işliyorsun. yanıbaşında olup ta özlemek ne güzel bir duygu. seni yaşamak, sevgimi ifade edecek kadar güçlü bir kelime bulamamak, mutlandırıyor beni...\nCanımın içi,\nŞu sıaralar 4,5 aylıksın. doğduğun gün daha dün gibi aklımda. seni ve anneni ameliyathane kapısında beklemek 'bir asır' sürmüştü. seni hemşirenin kucağında yeşiller içinde, mor-mor, ıslak, saçlı ve çatık kaşlı halinle görünce, dizlerimin titreyişi, ağzımın kuruması ve göğsümden fırlamak isteyen kalbim. tüm bu hatırlanan duygular gecenin şu anında gözyaşları olarak dönüyor bana. \nsedef kakmalım, pamuğum, cennet kokulum,mutluluk hapım sevgili oğlum! ellerin geldi aklıma (bir an gözlerimi kapatınca)  yumuk-yumuk, tombik ellerin. bana dokunmanı seviyorum, en az sana dokunmak kadar.\nSENİ BAŞTAN AYAĞA SEVİYORUM BİRİCİK TOSUNUM...\n                                    Baban  23.12.2006 01:40\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece lambası tespih",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nKüme yıldızlardan gece lambası \nMeydana getirsek çok güzel olur \nGüneş denen şeyi gece lambası \nMeydana getirsek çok güzel olur \n\nVenüs her yıldızdan gece lambası \nHilal ayla yıldız gece lambası \nKabe camileri gece lambası \nMeydana getirsek çok güzel olur \n\nDolunay misali gece lambası \nHilal ay misali gece lambası \nYarım ay misali gece lambası \nMeydana getirsek çok güzel olur \n\nKuleden saraydan gece lambası \nKöprüden volkandan gece lambası \nŞimşek yıldırımdan gece lambası \nMeydana getirsek çok güzel olur \n\nBunlar ampül filorasanda olabilir \nKabeyle camilerin şerefesi yanar \n\nBir dizisi 33 tane olan 3 diziden oluşan toplam 99 tane ikisi bir arada tespih \nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Mavisi",
        "poet": "Özlem Ayşe Çiçek",
        "poem": "\n\nVe Mavi soyundu düşlerinden\nGece dokundu dudaklarına yıldız yıldız\nMavi aşık degildi geceye oysa\nFakat Gece Mavi'yi istiyordu\nİşte böyle dogdu Gece Mavisi\nBir hırs ile bir masumiyetin intihara meyilli sevişmesiyle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Mavidir Sen Beyaz Gelinlik",
        "poet": "İbrahim Sarıduman",
        "poem": "\n\niç çeker gece\nyine mavisini aldatmışlardır gecenin\nyine sarı yeşil beyaz girmiştir koynuna gecenin\ngece iç çeker\nküçük odanda sen\n\nsen küçük odanda büyük düşler kurarsın sonra\ngeceye sormazsın\ngeceden almazsın\ngecenin olmazsın\nsen misin yoksa aldatan gecenin mavisini\nbu sarı yeşil beyaz düşler yoksa senin mi\nağlayan geceyse ikide bir\nseni ağlatan sağanak ta nedir\nsen küçük odanda büyük düşler kurarsın \nsadece\nkime ne\n\ngece cam kesiğidir gözlerin\ngece gözlerinde başka güzel\ngece mavidir sen beyaz gelinlik\nsen hep sonradan tutunanısın\nhayata dimdik\nama gece eğik ezik\ngece mavi\ngece ıssız adamlar geçer sokaktan\ngece adam olana yetme telaşında\nsen kendi kendine\ngece mavidir\nsen nar\nyakansın hep içleri\n\ngünah doludur gece\ngece derindir\ngece kollayan gece örtendir\nsitem taşar sakalarından gecenin\nyıldız kayar tepesinden tepesine\nbiri söner biri yanar hep\nbiri yeşertir umutları\nbiri mutlaka yol gösterir\nsen hep var olanın peşindesin\ngece var olma telaşında\ngece yine yakar içleri\nderindir gece \ngece pek aleni\n\nsen küçük odanda büyük düşler kurarsın\nyalınayaktır düşlerin\nbeyaz gelinlik\nfazlasını istemezsin geceden\nama gece yılan\ndeler sineleri \ngece sokar böğrünü\ngece açtır\ndoymaz gecenin kahrı\ngece açtır\ngece açıktır \nhayal kahvesi\nmavidir gece\nama hep nazar değer geceye\ngece büyük düşler kurarsın\nküçük odanda sen yine\n\nbakışların hep tavanadır\nuzanmışsındır düşünceli biraz\ngece de hep tavana bakar\nsen yakansın \ngece de yakar içleri\nsen yoksa gece misin\ngece mavidir \nsen nesin\nama gece iç çeker\nsen iç çekersin \nodanı sigara dumanı\ngeceyi sessizlik örter\nsen küçük odanda büyük düşler kurarsın sonra\noğlun uyanır\nanne der\nsen uyanırsın\ngece küçük odanda sen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Mavisi",
        "poet": "Uğur Bayram Gitgel",
        "poem": "\n\nBen seni yaşıyorum\nSeni yazıyorum son sözlerimde\nÖnce gülüşünü yaşıyorum, ağlayarak\nBakışını yaşıyorum, başı eğikçe\nHissedemediğince hissediyorum\nDün gelecek diyorum bugüne\nVe yarını hatırlıyorum\nGözlerince...\nBen artık bugünü yazıyorum\nVe usulca uçuyorum geceye\nGözlerin mavi olmasa da olur sevgilim\nGece Mavisi yeter bize! \nBakarsın yarın sabah Kanada’ya uçarız\nTopraklarını sunarız Kızılbenizliler’in...\nÖğleye doğru Afrika çöl rüzgârında\nSomali’li çocuklara yemek yaparız...\nİkindide ver elini Grozni,\nYağmur taneleri merhem olur\nSararız tüm yaraları...\nAkşama doğru biz ayakta\nGüneş yorgun, \nUzakdoğu’da bir adada\nİnsanlar yığınla, şehir suskun\nBu kez de son durak Nagazaki! \nEnola Gay’in vahşeti belli yüzlerde\nEinstein ister miydi hiç\nBomba olsun çekirdeği atomun? \nBazen teselli olmasa da dilimizde\nYüzümüzden belli suskunluğumuz...\nFelaketzedelerin buruk torunları,\nHala sakat doğar eksilmez genlerinde...\nVakit gecenin bir yarısı\nSarsılır Marmara, ağlar bebekler! \nOn binlercesi toprak olur enkaz yığınında\nDeprem denen ibrete ibret,\nBir kuru ekmekte biz sunarız \nKarşılıksız! \nGece geliyor sevgilim\nGece yine mavi\nÖzgürce...\nHep senle, hep seninle\nGözlerin yine gecede\nGece Mavisi gözlerinde...\n\n(Mart 2000)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece mi olur koyu kendi karamdan gayrı?",
        "poet": "Muammer Erkul",
        "poem": "\n\n'Gece  mi olur koyu kendi karamdan gayrı? ..'\n\nKaranlıktı...\nHayır “ben” karanlıktaydım! \nBir ışık gördüm; hem ırak hem yakın...\nBir ışık gördüm; zayıf gibi kuvvetli, ince gibi kalın! ..\nVeya; bazen görünüp bazen kaybolan; bazen büyüyüp bazen küçülen; bazen elle tutulurcasına şurda gibi ve bazen de yok kadar uzak! ...\n\n...\n\ngece olur mu daha karanlık; insanın kendi karanlığından? ..\nişte, bendim karanlıkta olan, gördüğümde gökteki ay’ı\n\n***\n\nBen, kendi içimdeki karanlığımda, kendi kendimle toslaşınca, iki “ben” peydah  oldum  kendimden; her biri diğerinden ayrı düşünen...\nDedim ki bir benle; \n“bu ay, bu nurdan madde muhhteşem! ..bu ay; akıl almaz bir ışık kaynağı; ki bütüün ayağı toprakta sürünenlerin ilhamı, vazgeçilmezi...bu ay, bundan böyle kılavuzumdur benim! ..”\nYANILDIM.\n\nArdından hemen atılıp, diğer benle dedim ki, \n“bu ay, beş para etmez...bu ay, ayağımla ezdiğim şu topaçtan bile değersiz taş ve toprak yığını...bu ay, en karanlık gecelerde bile bakmaya değmez! ..”\n...\nGENE YANILDIM...\n\n***\n\nŞimdi ben  “SANA”  bakarken karanlığın içinden...\nVe bilirken, benim duramadığım açılarda bulunup; parıl parıl bana ışık yansıttığını...nasıl bakabilirim senin kirine, tozuna, saçının tıraşına? ..\n\nVeya ben, ışığı benden bilip, yüzünü bana dönenleri görünce; nasıl unuturum çiğnenen toprak kadar bile, değerim bereketim ve hükmüm olmadığını? ..\n\n***\n\nSeni bilmem ama ben; “kendimdim” karanlıkta! ..\nVe işte tam burda durduğum için...\nYani yansıyan ışığı değil; “ışığı KİMİN yansıttığını” düşündüğüm için yanılan bendim...\n...\n\nve de, unutan bendim; \ninsanın, kendi karanlığından daha koyu gece olmayacağını! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece midir kalbimde olan",
        "poet": "Ziya Nizam",
        "poem": "\n\nGece midir kalbimde olan\nYoksa sen mi? \nGeceye mi aşığım \nYoksa sana mı? \nGeceye aşıksam ne ala.\nSana aşıksam neredesin peki? \n\n\t\t\t25.12.2004-Cumartesi\n\t\t\t01:07 Avcılar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Nağmeleri_18",
        "poet": "Devamsız Geceler",
        "poem": "\n\nzorlanan kelimeler boğaza tükenirken\n\nkaranlık içinde atılan ter gibi\n\nsessizlik gibi \n\nacı gibi boğaza duran lokma...\n\ngecenin içinde hep aglasamda olur\n\nkaranlıgın içinde yalnız kalsam da olur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Nağmeleri_4",
        "poet": "Devamsız Geceler",
        "poem": "\n\nGündüzleri yaşarken güneşimi söndürdüm.. \n\nŞimdi loş bir dünyada \n\ndilimin tüm tat duyularını kaybetmiş\n\nbir gri portreyim....\n\nNe zaman gözümü kapatsam, \n\nvazgeçsem gökyüzüne dair hayallerden \n\nbana yaklaşan bir ay oluyor,\n\nüzerimi aydınlatan ışıklarını hissediyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Militanı",
        "poet": "Nuray Şaşihüseyinoğlu",
        "poem": "\n\nGün geceye dönüp de\nEl ayak çekilince \nİrkilir pusuya yatan sessizlik.\nUykunun bağrına \nSığınamadıysan\nBir çığlık savurur \nOrda sessizlik.\nOda büyür\nÇığlık içine işler\nBir tek tıkırtı bile\nSessizliği böler.\nAsidir sessizlik\nBir o kadar kırılgan.\nOna inat tıkırdayan saati\nMahkum eder giderek\nBüyütmeye sesini.\nYükselir tik taklar\nYükselir sessizliğin\nSaate baskısı.\nGece yürür\nSessizlik yürür\nSaatse mahkum tak taklara\nSessizliğe garezi olmadığı  halde\nOna inat bölücülüğünü\nSürdürür bir ömür.\nSes kesilmez\nSessizlik vaz geçmez\nGece ise serazat\nAlır başını yürür.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece midir",
        "poet": "Altay Taşkın",
        "poem": "\n\nsessizlikler gece midir\nkorkular mı yüreğe düşen\nmavileştikçe derinlik\nüstümüze düşer gece\nkorku çıkar su yüzüne\nüşümüşce...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Namazı",
        "poet": "Tahsin Koç",
        "poem": "\n\nGece namazı çok hikmetlidir\nÇok zor nefise ağır ve ibretlidir\nHer yönüyle bereket ve nimetlidir\nAh! Gece Namazı, Ah! Gece Namazı\n\nGece namazı, peygamber namazıdır\nGece namazı, evliyaullah namazıdır\nGece namazı, dertliler namazıdır\nAh! Gece Namazı, Ah! Gece Namazı\n\nBir düşünki, riyasız Rabbinle baş başa\nBaşı secde, engel olamıyor gözdeki yaşa\nÖyle balyoz indiriyorsan ki, kalpteki taşa\nAh! Gece Namazı, Ah! Gece Namazı\n\nBüyükler, geceyi hep uyanık geçirirmiş? \nİşte o anda, rahmet kapıları açılırmış? \nBütün semavi feyizler, ortaya saçılırmış? \nAh! Gece Namazı, Ah! Gece Namazı\n\nTüm canlı herkes uyumuş; yatağında\nGece âlemcileri malayani, batağında\nBir tek sen, Rabbi’nin huzurunda\nAh! Gece Namazı, Ah! Gece Namazı\n\nAllaha her an, yapmalısın dua ile şükür\nKapanmışsın secdeye, ediyorsun zikir\nGözyaşı boşanıyor,  hüngür hüngür\nAh! Gece Namazı, Ah! Gece Namazı\n\nBuna eşlik ediyor, melekût âlemi\nAh onda süzüyorsun, bin bir kelâmi\nO anda ulaşıyor sana; Rabbin selamı\nAh! Gece Namazı, Ah! Gece Namazı\n\nTahsin sende, gece secdeye otur\nGafil olma, geceyi uyanık geçir\nFevç fevç olmuş, günahı bitir\nAh! Gece Namazı, Ah! Gece Namazı\n\n\t\tAnkara-30.04.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Ninnisi",
        "poet": "Cem Karadeniz",
        "poem": "\n\nDudağımda ayak izin\nBağıra çağıra yazmak istiyorum gövdene\nEy gözlerinin alaca yokuşunda edindiğim\nSevgi yandaşı\nAydınlık türküsü\nZor zaman ustası,\nBen dün yine sana sevgimi\nİçime kustum,\nAy dolu gecelerde\nYalnız bir gece ninnisi söylercesine \nTutkun sokaklar\nSuskun yıldızlar\nVe\nVücudunu saran benim yavrucak\nHadi benim altımda uyu…\n\n(04/09/99 & camyuva-antalya)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece notları-I",
        "poet": "Naci Hotanoğlu",
        "poem": "\n\nbak! gece yine yaprak döktü şafağa,\noysa ne kadar onurlu duruyordu dolunay...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece notları-VI",
        "poet": "Naci Hotanoğlu",
        "poem": "\n\nbelkide esir bir şehirde özgürlük şarkıları söyleyen sokak çalgıcılarıydık seninle, \ngüftesi sen olan şarkıların naçizane yorumcusuydum bense...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece notları-X",
        "poet": "Naci Hotanoğlu",
        "poem": "\n\nHiç bir yanın zaman kesildi mi senin de kardeş! \nAkmayan,ilerlemeyen bir zaman...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Oldu",
        "poet": "Ersen Binicier",
        "poem": "\n\nGece oldu \nYıldızlar indi\nHer Yıldız \nSen oldu\n\nBaktım Herşey Sen\nGözlerim sen\nYüreğim sen\nDinlediğim sen\n\nGece oldu \nYıldızlar indi\nHer Yıldız \nSen oldu\n\nDokunduğum Her yer \nSevgiyle Doldu\nKalbimin içi Sen doldu\nHer yer yıldız oldu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece oldu güne eriş harf söz ölçülü",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nTEK SÖZÜ DÖRT HARF DÖRT SÖZ HARF ÖLÇÜLÜ \n\nGECE OLDU GÜNE ERİŞ \n\nSara sara aşkı beni \nKoka koka odam teni \nYaka söne beni yeni \nGece oldu güne eriş \n\nGide gele düne geri \nDoğa doğa içte yeri \nGöre göre çile veri \nGece oldu güne eriş \n\nBula bula yaşı gözü \nGele gele bana yüzü \nSeçe seçe beni sözü \nGece oldu güne eriş \nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Olmak İstiyorum",
        "poet": "Suat Vardal",
        "poem": "\n\nGece olmak istiyorum\nGecede ağaç ve onun kara yaprakları\nAhşap evin alacakaranlık yanı\n....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Olunca",
        "poet": "Elif Taşdelen",
        "poem": "\n\nGece olduğu vakit...\niçimde bir yetim uyanır\nkömür bakışlarını tutuştururum \nsinemin can evin de\nsaçlarının tel tel elektiriğini okşasam \navuçlarım yanar\n\ngece olunca \nzaman uykuya yatar \nsaatler sol yanıma çakar çivisini\nyorgunluğum dile gelir \nayaklarımın yıllanmış nasırları sızlar\nbir heyelan yüklenir bedenime \nhayalin karşıma çıkar\n\ngece olunca \nalaz mevsimler toplaşır başıma \nkuru bir ağacım ben \niçimde bir kurt ciğerimdeki yarayı deşer\n\ngece olunca \nYusuf kuyusundan suskunca seslenir \nYakup gönül gözüyle \nYusuf'u na serzenir \ndüşerim sahipsiz kervanlar ardına yalın ayak\n\ngece olunca \nhızır seyahate çıkar \nbir molla kasım gelir \nYunusu mahide bulur\nkimsesizler yurdunda \ngeçmişin bir çocuğu ağlar\n\ngece olunca \nmeydanda alkışlarla bir meçhul sallanır\nolmuş bitmişlere gelir hayat\nkörler sağırları ağırlar\nsessiz çığlıklar feryat figan düşlerden düşer\n\ngece olunca \narka mahallemdeki \nbarınaklar yıkılıp üstüme devrilir\nher saniye sokaklarda \nkirli bir günah acıyla kıvranır\nkavgalar uyduruktan ıslıklı \nbir kabadayı bakışa teslim olur\nduvarlara aşiflenir gizli sevdalar \nokla vurulur kalpler\nbayatlayan anılar takılır peşine \ngölgesi topal\n\ngece olunca \nterim düşer tenimden \nkorkular çıkar sandıktan\nkalemim naralar atar\nkağıdın yüreği patlar\ntabutsuz cenazeler \nadresi silinmiş kapılardan çıkar\n\ngece olunca \nsuçlanır vicdanımın nazlı kuşu\nkaşlarını çatar yalnızlık \nkapılarını yüzüme çarpar\n\ngece olunca\nkovulurum omzunda ağladığım kendimden\nkalbi durur şafağın \nakıbetine ağıtlar yakar gece olunca\nsırra kadem kimlik/sizler\n\ngece olunca \nben hep gizlice ağlarım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece, ölüm ve sessizlik...",
        "poet": "Aydın Eldemir",
        "poem": "\n\nYüreğimde acı bir buruk\nToz pembe hayallere kayan bir göz\nZamansız kapımı çalan aşk\nVe ihtiyarane bir beden...\n\nGönlüm iki parça bir girdap çıkmazında\nSağ yanımda gül, sol yanımda karanfil\nŞakaklarımda kasvetli bir gözyaşı\nVe gözbebeklerimde büyüyen sessizlik\nÇıkmaz bir sokağın kapılarını aralıyor \nGece, ölüm ve sessizlik...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece olunca",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nMehtap gibi çıkar yüzün bahtıma \nKırk düşüm olursun gece olunca \nMum yakıp ararım seni tahtımda \nKırk aşkla yanarım gece olunca \n\nKırk yıllık bir aşktan büyük duyguyla \nKırk özlemin sarar gece olunca \nHer biri bin taze acı anınla \nKırk yasla dolarım gece olunca \n\nİllaki yanını ister bu canım \nKırk tutkun olurum gece olunca \nTakılırda kalır aklımda adın \nKırk dille anarım gece olunca \n\nUyku diye dalar giderim sana \nYadın hem uykudur hemde tad bana \nTek dileğim edip basıp bağrıma \nKırk yolla beklerim gece olunca \nsedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Olunca",
        "poet": "Salih Demir 2",
        "poem": "\n\nacılar kederler yıpratır beni\nbir garip olurum gece olunca\nhasret ateş olup yakar sinemi\nkıyametim olur gece olunca\n\nbaşımı yastığa koyamıyorum\nuykular haramdır gece olunca\nhasreti kalbimden silemiyorum\nözlem ağır olur gece olunca\n\nsağnak bir yağmur başlar gözümde\nhıçkıra hıçkıra gece olunca\nellerim havada dua dilimde\nmevladan sen diye gece olunca\nseni dilerim hep gece olunca\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Olmuş Ay Parlamış",
        "poet": "Mehmet Akif Tiryaki",
        "poem": "\n\nAy ışığı \nkarlar üzerine yatmış,\nbeyaz beyaza çatmış.\nÜstünden ayaz atlamış geçmiş,\n\nAy batmış,\nkarlar erimiş,\nkar suyu dereye karışmış,\ndere aşağılara akmış.\nÇağlamış, çağlamış, çağlamış.\n\nÇağlayanlar bir gece aya bakmış,\nay parlamış, parlamış, parlamış,\ngözlerini aydınlatmış.\n\nGözün aydın,\nsavaşlar bitmiş,\ninsanlar akıllanmış,\nbarış adım adım yayılmış.\n\nDünya aydınlanmış,\ngece olmuş ay parlamış,\nsoğuk sisli bir gecede,\nkarlar üzerinde \ndolaşmış, dolaşmış, dolaşmış.\nHayat devam etmiş,\nbarış sağlanmış.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Olunca",
        "poet": "Emine Sumra",
        "poem": "\n\nÇok seviyorum şu puslu geceleri.\n              Bana gözlerindeki hüznü.\n              Yeni koynumdan çıkmı gibi, \n              Buğulu gözlerini hatırlatıyor.\n              İşte o zaman bir dalyadır kopuyor, \n              Yüreğimin taa derinliklerinden.\n              Üzüntü sevinç arası bir duygu.\n              Belkide unutulmuşluğun verdiği acı.\n              Kimbilir? \n              Belkide bana geliyorsun onun sevinci.\n              Kulağım kapıda her an gelecekmiş gibi.\n              Ama çıt yok.\n              Halbuki ne umutlarla bekliyorum geceyi..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Ölünce",
        "poet": "Mecit Emre Bülbül",
        "poem": "\n\nYine bu akşam ağlar yalnızlığım\nYine ağlar\nHiç durmaz kanayan yarası\nSözler hafif gelir tartısına yalnızlığın\nBir iç çekimi kadar kısa süren hayatta \nNefes tutmuş bekler yalnızlık\nGözler dolar, gönüller hep boşalır\nKimse görmez kızıllığı teslim almıştır mor ötesi\nYalnızlık ciğerlere işler zindanlarda\nBir avuç siyah kan makus günahların\nSöz düğümlenir boğazında bülbüllerin\nKargalar besler karanlığını akşamların\nGün doğumuna doğru kürek çeken yalnızlık\nMezarını kazmıştır martıların\nGüneş doğmaz martılara\nYalnızlık güneşi hep görür\nYavaş yavaş soğur yalnızlık\nGece ölünce bile anlamazsın\n(13.06.2000)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Olur",
        "poet": "Mustafa Kolay",
        "poem": "\n\nŞiir var geceleri bekler\nGeceler var şiirleri saklar\nNasıl aşıksa bülbül güle\nSevdalıdır şiir de gecelere\n\nŞiir var karanlıklara dost \nKaranlıklar var şiirlere yakın\nGeceler var şairlere dost\nŞairler var gecelere yakın\n\nAkşam olur, şiir sofrası kurulur\nKapı çalar; şair gelir, şuara gelir\nVe geceler örtmeden kapıları\nİnciler süsler uzun uzun, satırları\n\nHer birinin sorulunca tek tek hatırları\nVe şiir şerbetiyle dolunca sadırları\nŞiir bitmez, lakin tükenir sabırları\nSabah olur; usulca kapanır şiir kapıları\n\n29 Ekim 2005  Zeytinburnu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Olur",
        "poet": "İbrahim Uğur Toprak",
        "poem": "\n\nGece olur, \nBir bir çıkar yıldızlar gökyüzünde.\nGece olur, \nÖzlemin çöker yıldızlar gibi yüreğime...\n\n10.08.11\nİzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece olur, ben olurum",
        "poet": "Cevat Çeştepe",
        "poem": "\n\nGece olur, yıldızlar yağar pencerenizden \nGece olur, binlerce gül açar gözlerinizden \nGece olur, gitmek ister gidemez ellerinizden. \ngece umuttur, sevdalınızdır. \nbırakmaz,bırakamazsınız. \nsarhoşluğunuz olur; \nihtiharı geçirmez bile akıl ucunuzdan. \n\nGece olur, ne bir ses gelir sevdiğinizden \nGece olur, düşleriniz kararıverir birden \nGece olur, gece kaçar gider yüreğinizden. \ngece korkulu rüyanızdır. \nuyutmaz,uyanamazsınız. \nintiharlarınız olur; \ngülümsemeyi geçirmez bile akıl ucunuzdan. \n\ngece olur ben, \ngece olur ben olurum. \ngül dalında bir tebessüm \ndarağacında sallanan olurum. \nsizin haberiniz olmayan olurum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Ölüyor Mu Ne",
        "poet": "Mehmet Baki Arık",
        "poem": "\n\ngecede bir hal var bu gece\ngece sessiz ve gece kimsesiz bu gece\nşimdi kimsesizler sessiz,sessizlik kimsesiz\nişte tam bu saatte bu gecede\ninanmazsan dinle kimsesizlerden ses yok\nve dinle sessizliğin kimsesi yok\nyorgunluk belirmiş çehresiyle gece\nbıkkınlığından ve yılgınlığından\nsere serpe uzanmış soluksuz gece\ntam bu saatte yıldızlar bile uykuda\nbulutlar girmiş uyuyor gecenin koynunda\nbir de ürperen rüzgar var, bir telaş bir telaş\nsanki sabahı arıyor önüne ne kattığını\nbilmek için.\nkimsesizlerin sessizliği \nsessizliğin kimsesizliği\nduyuluyor yorgun gecenin fısıltısında\nboğuk boğuk son soluk\nve kısık kısık son nefes\ngece ölüyor mu ne...! \nkimsesizlerin sessizliğinde \nsessizliğin kimsesizliğinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Onu Beklerken",
        "poet": "İlhami Atmaca",
        "poem": "\n\nBen onu beklerken gece, \nGömüldü içime \nŞiir buğusuyla puslandı kalbim \nAydınlığı getirdi melekler pencereme \n\nBen onu beklerken gece, \nKuş sesleriyle süslenince \nSokaklar bir nehir gibi aktı kalbime \nOlup bitenleri farketmediler \n\nBen onu beklerken gece, \nTinerci bir çocuk \nSığındı koynuna kalbinin \nMelekler şefkatle ayışığı örttüler üstüne \n\nBen onu beklerken gece, \nBir sinsi yağmur, \nZehir gibi karanlık \nVe cinler kayarak geçtiler ötelere \n\nBen onu beklerken gece, o uykunun \nDerinliğinde küçük bir çocuk \nGülümsedi masal düşleriyle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Piç",
        "poet": "Serkan Kurt",
        "poem": "\n\nGece kimliğini yitirmiş serseri\nUnuttuklarımızı anımsatan piç \nGece doğmamış çocukların annesi\nBir sevda masalı gece\nGece dayanılmaz bir diş ağrısı\nDoğmayacak bir gün\nAvuçlarımda değilse saçları\nGece piç \nGece hiç...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Rengi",
        "poet": "Cemal Mercan",
        "poem": "\n\nGök yüzünde, ummanlara dalmışım\nGece rengi, gözlerine al beni\nYalım yalım, olup sende kalmışım\nGece rengi, gözlerine al beni\n\nEtrafımda, yıldız gibi parladın\nAğaç gibi, yüreğime kök saldın\nKışım oldun, lapa lapa karla....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Renksizliğini Unutmuştu",
        "poet": "Can Ceylan",
        "poem": "\n\nGece, yamaçlardan ağaç köklerinden\nYavaş yavaş göklere yükseldi\nAğaçlar boşuna telaşlanmıştı\nGece geceydi, gece güzeldi\n\nHavuzu bekleyen akasyalar\nGündüzkü kadar yeşildi yaprak yaprak\nYıldızlar boşuna göz kırpıyorlardı karanlığa\nYine kahverengiydi toprak\n\nEskisi kadar titriyordu yalnızlık\nAy eskisi kadar sularda dolaşıyordu titrek titrek\nRüzgar usulca panjurlarla oynuyordu\nPencerelere eğilerek\n\nTürküler boşuna sesleniyordu geceye\nKapılar boşuna kapanmıştı\nBu gece karanlık tertemizdi\nBu gece ışıklar yıkanmıştı\n\nHiç bir şeyi gizlemedi karanlık\nParmak ucuyla gölgeleri gösterdi\nTemiz arzular sızıyordu pencerelerden\nGece arzulara ümit verdi\n\nUnutulmak korkusu geceyi düşündürmedi\nMeyvalar gündüz rengiyle bekledi geceyi\nGece renksizliğini unutarak\nÖnümüze serdi herşeyi\n\nIşıklar pervasız tırmandı duvarlara\nPencereden sığmadı karanlıklar\nGece uyanık bekledi hepimizi\nKorkusuz sönüp yandı ışıklar\n\n(Şairi:Zeki Ceylan \nİstanbul dergisinin 1956 yılı haziran sayısında yayınlandı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece sanrisi",
        "poet": "Nilgün Özkan",
        "poem": "\n\nsana bu gece\nen sevdiğim çiçeğin kokusunu\nyolladım ay'ın gölgeli yüzünde\n\nsana bu gece\ndüşlediğin bir bakışı yolladım\nretinanın aksinde\n\nsana bu gece\nözlemlerimi yolladım\nsarı duvarın üstündeki çizgide\n\nsana bu gece\nve ilk gece\nve tek gece\nhayalimi yolladım\nbak dilediğince..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece şairi",
        "poet": "Yezne Enişte",
        "poem": "\n\nGecenin karanlığımı beni şair yapan; \nYoksa geceler boyu sana hasretimmi? \nGecenin uzunluğumu beni şair yapan; \nYoksa sana susuzluğummu? \nGecenin sessizliğimi beni şair yapan; \nYoksa senin hissizliğinmi? \nSonunda anladım şiir yazmak için; \nSeni görmemem gerek.\nSeni görmediğinde ancak; \nFeryat figan eder bu yürek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Şarkısı",
        "poet": "Cahit Sıtkı Tarancı",
        "poem": "\n\nÂlemde gündüz gönlüme işkencedir;\nBence bayram ufukta gün bitincedir.\n\nGünün geçit vermez karlı dağlarını\nSanki sihirbaz bir el e....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece şahit yıldız şahit",
        "poet": "Ömer Faruk Karadeniz",
        "poem": "\n\nUykusuzum çaresizim sensizim\nGözümdesin kalbimdesin her vakit.\nKan ağlıyor yol gözlüyor gözlerim\nGece şahit yıldız şahit ay şahit.\n\nSaçlarından esen rüzgar kesilir\nNe sesini ne kokunu getirir\nDamarımdan kanım bile çekilir\nGece şahit yıldız şahit ay şahit.\n\nSanki bir şey boğazımı sıkıyor\nÇaresizlik kollarımı bağlıyor\nGöz yaşlarım yüreğime akıyor\nGece şahit yıldız şahit ay şahit.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Sefasi",
        "poet": "Yaşar Karaman",
        "poem": "\n\nDağlar gene morardı\nGüneş denize düştü\nMerhaba akşamüstü.\nGece kusu meydan senin\nAy bulutta, rüzgâr serin\nBir yavrucuk karanlığı düşündü\nSarıldı annesine, üşüdü\nEy akşamın sultanları\nGene açılıp, saçıldınız\nSizi gece sefaları\nBu aksam nasilsiniz? \nSize yarın sorarım\nHele bir horoz ötsün\nGünaydın sabahlarım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Sesi",
        "poet": "Altay Taşkın",
        "poem": "\n\ngeceleri bir ses duyardım\nişlenirdi nakış nakış güzellik\nkaranlık ufuklar aydınlanırdı\nyorgunluğum şöyle bir kenarda\nalır başımı sessizce dolaşırdım\nmutluluğun çalgıcısı tepemde\nsabah doğan güneşle uyanırdım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece, Şehir ve İnsan",
        "poet": "Ensar Cevval",
        "poem": "\n\nGece sonlandırınca hükümranlığını gündüzün\nşehrin en hareketli yeri olur\notobüs durakları, \nsaatlerce sürebilen bir yolculuk\nsıcak, iç içe geçmiş bedenler\nküfürler, bağrışmalar, gülümsemeler...\nbinilecek otobüsler gibi\ngidilen semtlerin yolcuları da bellidir; \nyüzünde şehrin ağırlığını taşıyanlar\nkenar kesim, yani taşradan gelenler\nvaroşlarında yaşayanlardır şehirin.\n\n'Varoş', varoluş çabası mı acaba, \nyaşam kavgasının lûgattaki ismi mi? \n\nOtobüs tek tek geçerken durakları\nkaranlık iyice gösterir yüzünü\nve aynasını tutar otobüs camına; \nbir film şeridi gibi tek tek geçer yüzler\nkimi yüzde endişe, merak\nsorgular dudaklarındaki mırıltılarla yüzünü, \nyaşamı gibi yarı silik kirli camlarda; \nkimi yüzde kırık tebessümler\ngüneşte kırılmış ışık hüzmesi\nher durakta bir yaşam bırakılır karanlığa \nher durakta bir ateş böceği parıltısı \nsöner aydınlığı uzaklaştıkça ara sokaklarda\nkimbilir(!)  kaç defa tanık olmuşumdur bu sahnelere\nkaç defa yüzlerdeki manayı çözmek istemişimdir\nher durakta inenin ardından giden bir yanım\nher gece rahatsız eder beni anlattıkları ile\nve her sabah aynı endişe ile düşerken yola\naslında gecede takılmışımdır şuursuzca.\nİstanbul 30,7,2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Siyah Sen Siyahlardasın..",
        "poet": "Mehmet Ali Tuna",
        "poem": "\n\nGece siyah günler siyah sen siyahlardasın\nHuzursuzsun bir şey var bakışlarında siyah\nAğlamışsın gizliden konuşmaktan kaçarken\nKimler üzdü kırdı seni ürkek ceylan yine siyahsın..\n\nZulüm eden varsa söyle sen mutsuz olamazsın\nSolan yüzün hep gülsün giderken söz vermiştin\nUzak olsun kötülük senden yüreğin yas tutmasın\nAhdım olsun yakarım gözyaşı damlasına kıyamam..\n\nDertlerin benim olsun sen siyahlarda kalma\nİncinmesin o kalbin yas tutmasın kara sevdalara\nBırak ağlama artık gidenin arkasından sen gül\nGül ki; güzel gamzeli yüzün bakarken hatırla beni..\n\nYaz: Mehmet Ali Tuna\n22/10/2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Sonu",
        "poet": "Gözde Hatiboğlu",
        "poem": "\n\nGece sonu\nHüzünlü bir yağmur kokusu\nAşk esintiyle sarıyor teni\nHayata kalkıyor kadehin gülümseyişi\nYokluğunun da tadı var sevgili\nŞarkılar bize dair seç istediğini\n\n22.eylül.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Sözleri",
        "poet": "Ahmet Uysal",
        "poem": "\n\nGeceyle dinlemeli genişleyen\nBir ağacın gövdesini\n\nÜzerine yıldız sererken\nSu vermeli gülün toprağına\n\nŞiir geceyi sever çünkü\nAşk geceyle açıklar kimliğini\n\nEski bir ırmak yatağında\nYeni bir serüvendir gece\n\nVe bir kadın sevilmeyi bekler\nGecenin en ince yerinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Sorguları II",
        "poet": "Tuğba Uzüğüten",
        "poem": "\n\nSorgulardan, çıkmazlardan, sarp kayalıklardan kurtardım yarınlarımı da\nSana feda ettim tüm çabalarımı...\nCanhıraş feryatlarımı bile duyuramadım oysa\nNeydin ki? Aşka bakan bir yüzün var mıydı? \nTutku ilmeğini mi geçirdin boynuma\nİdamıma karar veren sen miydin? \n\nYazgısı senin seçimlerinden örülmüş bu aşk kazasının\nKara kutusu nerde? \nTesadüf müydük biz sadece?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GECE suskun",
        "poet": "Cemil Yurtseven",
        "poem": "\n\ngece suskun\nsen yoksun\ngece yalnız\nsen yoksun\nağlamıyorum ağlamayacağım\nsensizliğe\nsevdan\nilk günkü gibi yüreğimde\nsevdan kor gibi\ngecenin koynunda\ngece suskun\ngece ağlıyor\nsen yoksun\nben\nboşvermişliğime\ngeçen yılların\nyokluğuna\nbir kahkaha savuruyorum\nkaranlığa\n\nağlamıyorum ağlamayacağım\nsensizliğe\nsen\nbiliyorum ki\nzamanın biryerlerinden\nhaykırıyorsun\nsevdalarımı geceye\ngece suskun\ngece ağlıyor\nve gece sabaha gebe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Tanıklığı II",
        "poet": "Salih Bolat",
        "poem": "\n\nher taş yürümek istiyor, baksana \nanımsamak istiyor kül, ateşin başlangıcını \nyeşermek istiyor kan, gecenin kollarında \ngülmek istiyor ölüler, baksana. \n\neşilmiş toprak, bulunmuş tohum, küf \nkim anlatabilir ki hüznün mesafesini \ndağ öyle durmuşsa, bir bildiği olmalı \nbir bildiği olmalı, deniz çıldırmışsa \nşu yalnızlık, şu aşk, şu ölüm \ngeceyi deliyor kuşun soluğu, baksana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Tanıklığı I",
        "poet": "Salih Bolat",
        "poem": "\n\nsessizce iniyor mermer merdivenler\ndolunay var minarenin arkasında\ntıka basa bulut dolu ağaçlar\nne anlama geldiğini kimse bilmiyor bunun\nyol üstünde unutulmuş yolculukların,\nayak seslerini biriktiren çocukların,\ngecenin ne anlama geldiğini kimse bilmiyor.\nzamana ekliyor kendini\nherkes, ağlıyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Tatları",
        "poet": "Cesare Pavese",
        "poem": "\n\nGeceyi duymaya duyuyoruz biz de\nÇırılçıplak anında yelin\nKokuların döküldüğü, yelin dondurduğu yollarda\nBurun deliklerimiz kaldırıyoruz / Ötelerde slınan ışıklara.\n\nKaranlıkta bekleyen bir ev var hapimizi\nDöndüğümüzde düşlerine uzanmış bir kadının\nSıcak kokular içinde, karanlık bir odada\nUyurken esen yelden habersiz, \nİçimizde mırıldayan kan gibi\nIlık tenini soluduğunu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Tanıklığı XXVII",
        "poet": "Salih Bolat",
        "poem": "\n\ngecikmiş karla döküldüğünde ağaçların sırı\nçekildiğinde fırtınanın elimizden aldığı deniz\ngecenin saldırısına uğramış bir kıyı kaldığında\nkendini hangi ışıkla sınayacak ölüler kelebeği,\nnasıl bakacak anıların aşındırdığı aynaya\nanılar ki şimdi penceresinde uyuyan kedilerdir\nağaçlı bir yolda tek başına yürüyen bir kadının\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Terazisi",
        "poet": "Bektaş Bekdemir",
        "poem": "\n\nBu gece\nNe uyumak\nNe içmek\nİçimden gelen\nYıldızları seyretmek\nSeni düşünmek\nGeceme hoş geldin bebek\nTanıdım senle gelenleri\nBu mutluluk\nBu da hüzün\nBende de sevda var\nGeceme hoş geldin bebek\n\nBektaş Bekdemir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Treni...",
        "poet": "Cem Karadeniz",
        "poem": "\n\nKanadında şahin imzası\ngözbebeklerinde uçan yalnızlık şarkısının,\nİnadına koşuyor gece\nteninde açan çiçek çiçek tarlalara\nOndandır tenin kokuşlu rüyalarımda\nter ter ıslattığım gece treni,\nSenin sevgine sarmalayıp yüreğimi\nkanın sıcaklığında titredim yalnızlığımda\nSeni özledim çünkü\nYokluğun karanlığında gözlerimi her açtığımda...\n\nCem Karadeniz\nmayıs '06\nümraniye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Tiyatrosu",
        "poet": "Ali Ertürk",
        "poem": "\n\nBir seher vakti,\nSabahın altısı.\nAz önce ezanlar okundu,\nPencerelerde ışıklar yandı.\nPerdeler açıldı.\n\nDün gece o pencerelerin ardında \nNe senaryolar yazıldı,\nNe roller ezberlendi.\n\nBiraz sonra açılacak \nDünya sahnesinde \nOynanmak üzere…\n\nBursa 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Türküleri I",
        "poet": "İsmail Hakkı Sayın",
        "poem": "\n\nGün battı\nYer uyudu.\nGün battı\nYer uyudu.\nDoğa suskun\nDoğa canlı.\nŞanlı bir kahramanı bekler gibi\n\nYalnızlık ölüm,\nSessizlik feryat sanki…\n\nAkşam ufku,\nTepeler arasında,\nBir savaş sonrasında\nÖlüm uykusuna dalmış\nVe öylece kalakalmış! \n\nGüzel bir kadının yüzünde \nKara  peçe gibi duran\nBulutlar arasından\nYer yüzüne bir an\nGöründü ay dede! \n\nEngin denizde\nAzgın dalgalardan\nKorunmaya çalışan bir tuhaf tekne gibi\n\nYıldızlar…\nBir mum ışığı kadar solgun ve titrek\nBir yavru kuş kadar ürkek şimdi\nYıldızlar…\nBir şimşek çakması\nVe ardından korkunun kahkahası.\nKuzgunun, baykuşun yuvası bu güzel ülke şimdi.\nTaşıyla toprağıyla bize yabancı.\n\nBiz canız\nYaşamanın sevinci bizde! \nGüç bizde! \nHasılı her şey bizde! \n\nVe biz insanız benliğimizden uzak\nKorkunun tutsağıyız.\n\nBekleriz….\nGün doğsun \nDağlar al yeşil boyansın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Treni",
        "poet": "İsmail Kurt",
        "poem": "\n\nKonu:Gece..\n\nIssızlık uyurken sessiz derinden\nBöldü uykusunu gece treni\nKaranlığı yaran güçlü bir sesle\nGöründü dumanıyla gece treni..\n\nHızlıca geçerken raylar üstünden\nKıvılcım çıkarıyordu tekerlekleri\nZifiri karanlık gece yüzünden\nKapalı örtüktü pencereleri..\n\nAtlar gibiydi dört nala giden\nRüzgar gibiydi soğuk estiren\nAğaçlar sarsılıyordu geçtiği yerden\nSessizliği bozuyordu gece treni..\n\nArada bir çalıyordu sirenlerini\nBacasından çıkarıyordu nefeslerini\nBirbir geçti köyleri şehirleri\nSessizliği bozuyordu gece treni\n\nKuşlar havalanıyordu onun sesinden\nUlaştı dağlara o hız kesmeden\nGün ışığı toprağa,daha düşmeden\nİstasyona ulaştı gece treni..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Uyanıkları",
        "poet": "Arda Özdemir",
        "poem": "\n\nGece zifir zehir, ne bir yıldız ışıltısı ne de Nazım'ın ki gibi sarı sıcak bir pencere var. Tren çıkardığı ritmik tıkırtılar haricinde oldukça sessiz. İyi bir kulak bu tıkırtılardan kendince besteler üretebilir, arka fonda ise gayri-ritmik oflama, öksürme ve bilimum uyku tıngırtıları. Kompartmanın tek uyanığı benim. 'Uyanık' doğru kelime, bir tek ben kaçırmıyorum geceyi, uykunun tatlı yalanlarına kanmayan tek gözüaçık gözü açık benim.\nGece kimilerine göre bir örtü, tiyatro sahnesine inen perde, harç bitti yapı paydos, haydi sütünü iç doğru yatağa durumu, uyanık hariç. Görmek bir mecburiyet olmaktan çıkar, sadece görmen gerekeni görürsün geceleri, görmek bile emek ister. Birileri uzaktan kumandayla sesi kısar. Parmaklarını çıtlatsan komşu şikayete gelecek sanarsın. Gündüz farkına bile varmadığın sesler kulak tırmalarken, gündüz son sesin yetersiz geldiği televizyon büyük bir gürültüyle açılırken panikle kısmaya çalışırsın kimseyi uyandırmamak ve paylaşmamak için geceyi, en düşük ayar bile fazla mı ne? \nKimse uyanmasın istersin, uysal sıcak bir yalnızlığı vardır gecenin. Bir tren kompartımanında bir sürü yabancısınızdır belki, belki bir öğrenci yurdunun üst ranzasında, belki ev sıcaklığının çekirdek kalabalığında, işte tek uyanık sizsinizdir. Hem yalnız hem kalabalık. Yalnız olmanın tüm ferahlığı kaplar benliğinizi, en yakın dostunuzu, özbenliğinizi orta yere serer, karşılıklı dertleşir, ruhunuzu dinler, düşünür, düşünürsünüz, aynı zamanda yalnız olmadığınızı da bilmenin güven şemsiyesi altında.\nHerkes uyusun ister uyanık, uyku tozunu serpen peri bir tek kendisini es geçsin diye saklanır kendine ve koyu kahvelere. Pek sevilmeyen gece yaratıkları familyasındandır. Baykuşların, yarasaların, gerçek olmadığı halde vampirlerin, fahişelerin sevilmediği gibi. Ama onların uyanıklığı farklıdır, seçilmiş bir uyanıklık değildir. Mecburi uyanıklardır, hayat memat meselesi. Geceyi isteyerek seçenler ya uyanıklardır ya da geçici uyanık kontenjanından yararlanan sevişgenler. Gecenin zifiri sessizliğinde gürültünün ağa babasını yaptıkları halde hiç bir komşunun şikayet ettiği duyulmamıştır şevişgenleri, deli pasaportu taşır sevişgenler muaftırlar olağan yenilgilerden.\nAkıllı adamın işi değildir sevişmek, önce beynini çıkarıp koyarsın komidinin üstüne yoksa motor su kaynatır daha yolun başında. Sonra kalp devralır görevi, sevgiliye yumuşacık dokunmak, kokusunu ciğerlerine çekmek hazların en güzelidir. Ama soyunmaya başlamışken sıra elbet kalbe de gelir, otonom bir hareketle sıyırıp atılır kalp bir kenara. Omurilik almıştır komutayı, otomatikman reflekstir artık sevişmek. O da devreden çıktı mı elde kalan iki çıplaktır yanyana uzanmış. Ufak ufak yatağın uzak köşelerine doğru uzanan. Bütün bir ilişkinin özetidir bu tek gece.\nBeyne bir müddet yıllık izin verilip Aşk'a çıkılır. Salakça davrandığını bile bile bundan salakça bir zevk duyarız. Aşık ile Maşuk birbirinin saçını okşarken bile incitmekten korkar. Anne hassasiyeti vardır dokunuşlarda, uzayan muhabbetler ince ince işlenir belleklere dantel edasıyla. Yazık ki çok sürmez, refleks olur yaşananlar, aşk yerini sevgiye, zamanla alışkanlıklara bırakır. Rayların ucunda uçurum olduğunu göre göre hızlanır tren, bitmemiş köprüye vararak bırakır kendini boşluğa. Geride 3. sayfalara manşet 2 eski insan ve 1 ölü aşk haberi kalır. Çok nadir rastlanan bazı vakalarda makinistler tren uçuruma yuvarlanmadan treni havaya uçururlar elele. Kendi idam sehpasını tekmelemek kadar asil ve az anlaşılır bir tavırdır takındıkları. Orgazmın doruklarını ve gerçek aşkı sadece onlar yaşar.\nGenelde gece uyanıklarının içinde çıkar böyleleri, genelde siz yatın ben biraz daha oturacağım derler. Uyanıktırlar, gece zifir zehirdir, tren cüssesine göre oldukça cılız ritmik tıkırtılar çıkarır, İyi bir kulak kendince besteler üretir. Bir tren kompartımanında bir sürü yabancıdır belki, belki bir öğrenci yurdunun üst ranzası, belki ev sıcaklığının çekirdek kalabalığı...\nSiz yatın, ben biraz daha oturacağım...\n10/07/08 Budapeşte - Bükreş\nArDa Özdemir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Uzun Ay Dolanır",
        "poet": "Cevri Altıntaş",
        "poem": "\n\nGece uzun ay dolanır batmaya\nEle şirin yukum gelir yatmaya\nAz galıpdır matlubuma çatmaya\n\nGel ay batandan sonra gel ay oğlan\nEller yatandan sonra gel ay oğlan\n\nBizim elin bahçası var bağı var\nNe de şirin ayvası var narı var\nBizim evde bir hayırsız garı var\n\nGel ay batandan sonra gel ay oğlan\nEller yatandan sonra gel ay oğlan\n\nBaşına döndüğüm garsın ceyranı\nMen olmuşam o gözlerin heyranı\nSen bize gelsen keserem gurbanı\n\nGel ay batandan sonra gel ay oğlan\nEller yatandan sonra gel ay oğlan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Vakti Kimdir Kapıyı Çalıp Gelen",
        "poet": "Ataol Behramoğlu",
        "poem": "\n\nGece vakti kimdir kapıyı çalıp gelen \nYitirdiğim bir mutluluk mu \nHabercisi mi gelecekteki bir mutluluğun \n\nGece vakti kimdir kapıyı çalıp gelen \nİçimde bağıran ac....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece vakti",
        "poet": "Mustafa İleri",
        "poem": "\n\nDüşünüyorum dalgaların sesinde\nGece vakti,huzuru\nKaranlık sakin ortam sessiz\nEsinti var hava serin serin üflüyor\nDinlenme zamanı etrafı seyrederken\nIşıkları yanıp sönen küçük tekneler\nManzara oluşturuyor yer yer\nYakamozlarla birlikte\nHuzur ortamı aksu sahilinde\n\n13.07.2003 Aksu/Gümüş yaka\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Uykularım Kaçmıştı Sabah Kapıda Bekliyormuş Beni",
        "poet": "Ahmet Zeytinci",
        "poem": "\n\nGece saat on iki sularında yatıp sabah da erkenden kalkarsanız gün içinde çoğu zaman yorgun oluyorsunuz, unutkan oluyorsunuz. İnsanın aklında bin türlü mesele olunca; yok işiniz, yok eviniz, şiir, öykü, deneme, çocuklar gibi, ister istemez kafa da karman çorman oluyor ara sıra...\n\nBazen gözlüğümü nereye koydum diye sağa sola bakınıyorum. Oradan kızım hemen sesleniyor ''Baba gözlüğün gözünde ya'' ben de ''Hay Allah kahır of ki of vay anam ben aslında sizi denemek için şaka yapmıştım.'' diye geçiştiriyorum, sonra da dönüp dönüp kendime kızıyorum. Kızmakla da kalmıyorum bazen de kendime ceza veriyorum. Gidiyorum Ceza'nın CD'sini müzik setine koyuyorum ve sesi de sonuna kadar açarak dinliyorum ki aslında hiç de sevmem adamların müziğini... Bu da bana iki türlü bir ceza oluyor...\n\nAkşam eve girmişim saat 20.00 sularında hanım sağ olsun yemekleri hazırlamış; eşim diye söylemiyorum bir de güzel yemek yapar ki parmaklarınızı, tırnaklarınızı bile yersiniz yani o hesap. Hep beraber oturduk sofraya. On beş yirmi dakikalık bir muhabbet ve yemek faslından sonra, her Türk ailesinin klasik davranış biçimi olan hareketi yaptık tabi ki, bildiniz değil mi? Televizyonun karşısına geçtik. Kış günü başka ne yapılır ki? Yarım saat kadar sonra meyve tabağımız soyulmuş elma ve dilimlenmiş şeftali kılığında önümüze yatı verdiler. Bir taraftan da elma ve şeftalilerin çığlıkları birbirine karışıyor ''Ağabey beni ye beni ye ne olur geçen sefer elmalardan başlamıştın bu seferde şeftalilerden devam et ağabey.'' Herhalde bu feryat ve çığlıklara kayıtsız kalamazdım. Sonra bir bakıyorsunuz, akrep ve yelkovanın birbirlerini kovalaması sonucunda saat gece on ikilere gelmiş...\n\nPantolonu çıkartıp pijamaları çekince üstüme, şöyle bir ceplerimi yoklayayım dedim. Hay demez olaydım. O ne anahtarım yok, yok oğlu yok ortadan kaybolmuş, sizin anlayacağınız atta gitmiş. Aklımda bin türlü sorgu sual ''Acaba bir yerlerde mi düşürdüm, yoksa bir yerlerde mi unuttum, ya da birlerine mi çaldırdım gecenin bu vakti? '' Hanıma sorayım dur bir yol ''Hanım benim anahtarlarımı gördün mü buralarda? '' hanım sakin bir tavırla cevap verir. ''Gördüm az önce başka bir anahtarla kol kola girip biz yürüyüşe çıkıyoruz Ahmet Bey bizi merak etmesin dediydi.'' sinirlenir gibi yaparım. ''Sen daha dalganı geç bakalım hatun, dalganı geç.'' hanım yine oralı olmamışcasına ''Sen de dalga geçirtme Ahmet kendinle anahtar kaybedilir mi hiç? ''\n\nYatağa yatarım dön babam dön o yana bu yana uyumak ne mümkün. Sabah da olmayacak bu gece herhalde. Koyun mu saysam, tavuk mu? Acaba arkadaşlarımın birinin yanında mı bıraktım, yoksa düşürdüm mü, ya da çaldılar mı? O gece saatler yıl gibi gelmişti. Nihayet sabah yedi gibi zar zor uyuyamadan uyanmıştım. Hanım sesleniverir ''Bak kapıda eskilerden bir arkadaşın seni bekliyor çok özlemiş görmeden gitmeyeyim demiş bu Ankara'dan.'' Hmmm! Sabah sabah ne arkadaşı bu ya ''Herhalde asker arkadaşlarımdan bir ikisi ile görüşürüm onlar olsa gerek.'' demeye kalmadan hanım yine ''A benim dalgın kocam anahtarı kapıda unutmuşsun kapıda, bu garip anahtar sabaha kadar kapıda beklemiş seni ''Acaba Ahmet ağabeyim beni ne zaman içeri alır da soğuktan tir tir titremekten kurtulurum'' diye de deminden beri bana dert yanıyordu anahtarcık...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Vakti Birkaç Satır",
        "poet": "Barış Kayar",
        "poem": "\n\nBir mavi sessizliğe götürür beni\nodamın kirli beyaz duvarlarıyla paylaştığım müzik\nve sigaramı götürdüğümde\nçatlamış kuru dudaklarıma\nsen düşersin aklıma\ngecenin zifiri karanlığında \nsigaram ve çayım bırakmaz beni\nseni anlatırım onlara.\nOnlara anlatırım \nçünkü;\nben, seni \nsana hiç anlatamadım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Vakti",
        "poet": "Behçet Necatigil",
        "poem": "\n\nErkekler evlere çekildi çoktan, \nKatran gibi camlara yapıştı perde.\nGöreyim sıkıntıyı sav başından, \nGel de dolaş....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece ve Düşman",
        "poet": "Bayram İçlek",
        "poem": "\n\nGece Ve Düşman \n\nDüşman sinsi\nKahpe\nBir çakal gibi pusuya yatmış bu gece \n\nKaranlıkta simsiyah postu\nIşıksız gözleri\nVe donuk\nFırsat kollamakta\n\nKulakları dik dinlemede geceyi\nGözleri kesmekte karanlığı\nBeklemekte avını\n\nDüşman madrabaz\nOyuncu\nDost görünümlü\nSahte gülüşlü…\n\nAma sürmez oyunu\nOrtada sırıtır\nSaçlar dökülmemiş\nAğarmamış değirmende\nBizim de silahımız var elbette\nPatlar birgün! \n\n07.07.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece ve Gündüz",
        "poet": "Şair Zeyd",
        "poem": "\n\nGece karanlıkla kapayınca gözlerini,\nKalbim usulca u....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece ve ayaz",
        "poet": "Emine Genç",
        "poem": "\n\nMutluluk nedir diye sorsalar, şu an vereceğm cevab; gecenin 03’ünde başını camdan dışarı uzatıp, gök kubbenin hala yerinde durduğunu, ve muhteşem göründüğünü, görmüş olmam olurdu. Kainatta ki bu muhteşem döngü (tesbih)   için sana şükürler olsun Allah’ım! \n\nBu gece erken uyumuştum, garip bir rüyanın tesiri ile uyandım, baktım saat; iki otuz..Tesbihimi aldım elime, bir tur İhlas suresini döndüm, vakitlerin en güzeliydi, hamd ettim ve teheccüde durdum. Daha sonra sokağa bakan penceremi araladım ve gökyüzünü izledim bir süre, tek bir yıldız ve dondurucu bir ayaz vardı. Yüzüme çarpan o sert ve mis gibi havayı ciğerlerime çektim. Sokağın sessizliğini dinlerken, şükretmemiz gereken ne çok şey olduğunu düşündüm. Tüm evlerin ışıkları sönüktü, sokak lambaları hariç.. Kediler bile ’kendilerine çoktan bir kuytu bulmuş olmalı’ diye aklımdan geçirdim. Her ev kendi kederini büyütüyordu, yarından habersiz.. Ve ’gece’ ki, o muhteşem örtü (yaradana şükürler olsun)   Tüm asaleti ile günahlarımızı kuşatıyordu. Ellerimi kaldırıp, avuçlarımı semaya açtım, bir kaç kelime fısıldadım öylece.. Bir yolcuyu bekler gibi, ben ve pencerem, hüzünle kapandık içimize.\n\nDilruba  28 Aralık 03:40\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece ve Bir Kuş",
        "poet": "Sultan Yürük",
        "poem": "\n\nGecenin bir vaktinde bir gariban kuş öter\nKimbilir ne derdi var Hüdâsından ne diler\nEşi mi yok aşı mı bir bildiği var elbet\nBelki de Rabbi ile eylemekte muhabbet\n\nBu görünmez garip kuş feryadımı üstlenmiş\nSanki dersin yüreği sevdam ile süslenmiş\nKuş diliyle halimi Hak’ka tercüme eder\nGörev bitti der gibi ansızın veda eder\n\nOnu kalben dinledim hem de birlik söyledim\nMuradı her ne ise ben de onu diledim\nKuş ki kötülük bilmez mutlak hayır hal vardır\nKul ki ne diliyorsa cümle ehli kul vardır...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece ve Gündüz",
        "poet": "Özlay Özçelmik",
        "poem": "\n\nGeceleri severdim.Kimse yok.\nSessiz sakin huzurlu,\nÖğle zannediyordum.,\nKarmaşık geceler.\nOysa ki hani huzurluydu benim için geceler\nGece oluyor ruhum dinlenmiyor,\nYorgun ruhum sabahı bekliyor,\nBaşkalarının benden beklediği sabahı.\nHoşgörü,fedakarlık ve sevgiyi gerektiren sabahı.\nBenimse beni anlayan sabahı.\n\n18.03.2008/Edirne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Ve Gün Bugün Ve Dün,",
        "poet": "Ümüt Güngör",
        "poem": "\n\nGece ve gün bugün ve dün,\nAğlama artık sende bütün gün,\nNedir bu dert nedir bu hüzün,\nAğlama artık mavi gözlüm.\n\nYanındayım görmüyorsun,\nNeden biraz gelmiyorsun,\nBir parçacık gülmüyorsun,\nAğlama artık mavi gözlüm.\n\nBeni gitti zannetme sen,\nBoştan yere kahretme sen,\nYüreğini mahvetmesen,\nAğlama artık mavi gözlüm.\n\nYaklaş bana rahatla sen,\nDuyguları kanatla sen,\nŞiir müzik sanat ve sen,\nAğlama artık mavi gözlüm.\n\nPınar etme gözlerini,\nSüsle sevgi sözlerini,\nDinle bülbül seslerini,\nAğlama artık mavi gözlüm.\n\nSana gülüm diyorum bak,\nSevgilerim gönlüne tak,\nSevmek mutlak bize bir hak,\nAğlama artık mavi gözlüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece ve Hüzün",
        "poet": "Nilgün Kurt 1",
        "poem": "\n\ngecenin hüznünü çektim üzerime\nsensizlikten üşüyen ellerimle\nmehtap  şahit garipliğime\nyokluğun, ah o yokluğun\nkatran karası gözlerimde\nbir çocuk ağlayışı var\nsızlayan dizlerimde\n\nayaksız gecede kolsuz ay\nağlayan semanın âmâ  yıldızları\nbak düşmüyor takvim yaprakları\ngece ve hüzün, an'ın adı\ngeleceğin de öyle\nsonsuz kere sonsuz\ngece ve hüzün\nsebep sensin yâr\n\nsenden kalan tek yaprak var\ngece ve hüzün\nocak 2011'in son yaprağı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece ve Kadın",
        "poet": "Orhan Karadağ",
        "poem": "\n\nGECE VE KADIN\n\nGece sessiz, gece soğuk, gece karanlık,\nHasret bürümüş gecenin gözlerini,\nYalnızlık örtüsü var gecenin üzerinde,\nGecenin efkarı kadının gözlerinde,\nGecenin burukluğu kadının yüreğinde,\nKadın hüzünler biriktiriyor gecede,\nKadın geceye şiirler fısıldıyor,\nKadın geceyle sırdaş.\nGece şafağa gebe,\nKadın yeni umutlara...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece ve Gündüz",
        "poet": "Güliz Ardilli",
        "poem": "\n\nBir gün daha bitti yine,\nGündüz bitti gece başladı işte.\nGündüz biter gece başlar,\nGece biter gün başlar.\nYirmi dört saattir bir gün,\nGecesiyle gündüzüyle.\nHayatta sanki böyle,\nGündüzüyle gecesiyle.\nBazen geceler uzar gündüzler kısalır,\nBazen gündüzler uzar geceler kısalır.\nGündüzün içinde de acı ve tatlı,\nGecede de hüzün ve sevinç bir arada.\nİşte bitti bir gün daha,\nAydınlık ve karanlığıyla.\nHer şeyin bir rengi var.\nDeniz mavi, ağaçlar yeşil, bulutlar beyaz,\nÇiçekler rengarenk.\nSiyah çiçek yok ama,\nKaranlıkta hepsi siyah, her şey siyah.\nOysa ufacık bir mum ışığı olsa,\nGörebilirsin rengarenk çiçekleri.\nSadece bir mum yaksan yeter.\nO zaman geleceğinin ve umutlarının da,\nSiyah olmadığını görebilirsin.\nMum yakmasan bile güneş doğacaktır,\nHer gün olduğu gibi bir kere daha.\nGece gündüze kavuşur,\nGündüz geceye.\nSen neden hayallerine kavuşamayasın? \n\n14 Haziran 2005 Salı 20:20 / İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*******GECE ve KARANLIK",
        "poet": "Muhammet Yalçın Azizoğlu",
        "poem": "\n\ngece ve karanlık..aydınlık gündüzlere şükür etmeme vesile, \ngece ve karanlık..yorgunlugu beleşe uykuya satmama vesile, \ngece ve karanlık.. unuttugum senı rüyamda görmeme vesıle. \ngece ve karanlık..melodilerle süslü yagmur sesini işitmeme vesile \n\ngece ve karanlık...yatılı okul ranzalarında ağlayıp titrediğime şahit \ngece ve karanlık...isyanlarıma,tövbelerime içimde kopan fırtınaya şahit, \ngece ve karanlık..masumiyetimi bir dilberin koynunda bıraktığıma şahit \ngece ve karanlık..cezaevinin soğuk duvarlarına şiirler yazdığıma şahit\n\ngece ve karanlık.. dolunaya muhteşem güzellik katan\ngece ve karanlık..düşlerimle kabusların harmanlaştığı zaman \ngece ve karanlık.içimdeki sevda kalıntılarının alev alev yangına dönüştüğü an\ngece ve karanlık.. insan kılıklı çakal sürülerine ormanın dar geldiği zaman\n                                                             06/04 /2009 ELAZIĞ\n\nDOSTLARDAN KIRÇİÇEKLERİ KADAR ASİL MISRALAR\ngece ve karanlık...hastanın yatakta beklemesidir \ngece ve karanlık..evsizin sokakta esnemesidir \ngece ve karanlık..insanın ölümü hissetmesidir \ngece ve karanlık..gören göze şükretmesidir,,, \n\n                                                            Gökmen Sakin\nYaprak düşer zaman yorulur \nGündü yaşandı dün olur unutulur. \nHer canlının bir karanlığı olsa da \nAyrılık denen şeyin bileti mi olur./ \n\n                                                             Hüseyin SALMAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece ve kasnak",
        "poet": "Fazlı Çınar",
        "poem": "\n\ngece,\nkuralsız bir çocuk oyununa kahrolası\nmızıkçılığı düzen icabı sokmuş\nbahçesine kaçan topu patlatma sevdalısı\nyalnız ihtiyar bir kurdun bakışlarında\nkendini bulmuştu\nkoyu gölgeli karanlık duruşuyla\n\ngece,\noyunculuğunu sahnenin dışında sürdüren\neve iş götüren\nmisafirlerini iyi ağırlamayan\nsorumsuz bir ev sahibiydi\nkirasını vaktinde ödemeyen bir kiracıydı\nüstelik gece\ndantelli sözler yazma meraklısı\nher kişinin sığınağı\nuçları birleştirilemeyen kasnak\ndoğal olarak \nkasnakta gerilemeyen kumaş\nkendini geren,\ngerildikçe yazacağını düşünen\nbir şairin derdi ve dert ortağıydı\ngece,\ninsan gözlerini kapattığında\ntüm anlamlarını yitiren\nsanal bir yalnızlık haliydi sadece\nen azından dün gece\ngözlerimi kapatmadan önce \nöyleydi gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece ve Mehtap",
        "poet": "Alihan Adıgüzel",
        "poem": "\n\nBu akşam bir başkaydı.\nMehtapta ay vardı.\nBalkonda çay keyfi\nKarşımda dolunay yüzlü yarim vardı.\n\nAldığım her nefeste,gönlümde aşk vardı.\nAkşamda ay...\nGökte yıldız...\nYüreğimde ay yüzlü...\nVe serde,\nYaşamak vardı.\n\n08/07/2011\nsaat:23:13/ yenikent\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GECE ve KORKU",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\ngece\nşehri kuşatırdı\nşehir de\nkorkudan\nışıklarını açardı\nşehirde\no kadar çok\nışık \nvardı ki\nkaranlık\nne yapacağını\nşaşırırdı...! \n\nkorku\ndağları aşardı\ndağlar da\nkorkudan\nyıldızlara koşardı\ngökte \no kadar çok\nyıldız \nvardı ki\nkorku\nne yapacağını\nşaşırırdı...! \n\ngece\nve korku\nel ele verse de\ninsana\nuzak da olsa\nbir küçük ışık yeterdi....\n\nFikret Turhan-Yalova \n30.07.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece ve Sen",
        "poet": "Şair Zeyd",
        "poem": "\n\nYine karanlık, yine uykusuz, yine uzun bir gece\nDiyemiyo....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece ve Rüzgar",
        "poet": "Ahmet Konukoğlu",
        "poem": "\n\nNe zaman perdeler çekilse\nİşte o zaman gecedir odamda\nVe ne zaman kalem alsam elime gece olunca\nİşte o zaman şiirdir her yazdığım boş sayfalara\n\nKaranlık, döktüğüm bunca göz yaşını gizleyen\nİlahi bir aydınlıktır aslında\nPerdeleri geri açsam\nGeri gider mi bu karanlık acaba? \n\nNe zaman bir rüzgar çıksa \nİşte o zaman üşür yazdığım şiirler\nVe ne zaman üşütseler\nİşte o zaman hastadır her yazdığım boş sayfalara\n\nTalihsizlik, bir türlü sana ulaşamamasıdır\nHastalıktan kırılan bu aciz satırların\nKeşke çare bulsam bu hastalığa\nİyileşip de ulaşır mı dersin senin yalnızlığına?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece ve Sen",
        "poet": "Ziya Nizam",
        "poem": "\n\nGüneş hiç doğmayacakmış gibi gelir ya bazen\nHani tüm karamsarlıklar üzerine yürür.\nSıkıntılarını yüzüne vuracak bir dost ararsın\nNedense o anda tüm dostlar uzaktadır\nHatta öpüp kokladığın sevgilini bile bulamazsın\nYalnızsındır,yalnızlığınla sen.\nSarıl o zaman gecenin kollarına.\nAç tüm dertlerini ona.\nHep dinler seni.\nHem de en sadık dostundan daha fazla\nKızıp,bağırırsın bazen\nÇekinme,gece anlar seni.\nGücenmez asla,\nMutlaka gelir yine\nYeni dertlere,yeni üzüntülere ortak olmaya\nBazen seninle birlikte\nO kadar duygulanır ki\nGözyaşlarını bile tutamaz.\nAra sıra o da dertlenir\nDerin bir of çeker ki\nHer yer birbirine girer.\nSevinçlerine bile katılır mehtabıyla\nSende sarıl geceye,onun sarıldığı gibi\nBırak en iyi dostun olsun.\nO buna çoktan hazır.\n\n\t\t\t07.01.1997-Salı\n\t\t\t10:51 RMYO Kantini Rize\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece ve Ölüm",
        "poet": "Mehmet Sedaka Kartal",
        "poem": "\n\nUsulca batan güneş, saçları ağarmış bir ihtiyarı anımsatıyor. Evet, gün boyu mesai yapan güneş tüm yorgunluğu üzerinden atıp bir kez daha batıyor. Ardından ağlamaklı bir karanlık sarıyor her yanı…\n\n            Çöken karanlık her şeyi susturuyor. İşçiler, öğretmenler, öğrenciler, küçük çocuklar, araçlar, hayvanlar, rantçılar, inatçılar, ŞUcular-Bucular… Herkesi bir sükûnet içinde bırakıyor. Konuşan yalnız gece ve esen rüzgâr uğultusudur…\n\n            Geceler; çarmıha gerilmiş umutlarımızı umutlandırıyor, kepenkleri kapatılmış yıldızlarımızı aydınlatıyor, haykırışlara, feryatlara ve korkulara çare buluyor…\n\n            Geceler; gün boyu yaptıklarımızı süzgeçten geçirmemize sebebiyet veriyor, yaşamın önemini, insanlara sevgiyi, doğayla olan samimiyetliği hissettiriyor…\n\n            Geceler; bir işle meşgulken, gülerken, eğlenirken aklımızın en kuytu köşesinden bile geçmediği ‘’ÖLÜM’’ü aydınlatıyor…\n\n            Her şeyi gelecekçilik fikriyle konuşuyoruz; oysaki kesinlik denen bir şey yoktur. Bunu geceler bize ispat ediyor. Her yer kuru bir sessizlik içinde olabilir; ama gece karanlığı ‘’ÖLÜM’’ü bize bağırarak işittirip, hissettiriyor... Bu tılsım(sır)  gecenin karanlığı içinde saklıdır. İşte geceyi gece yapanda budur…\n\n            Acaba! Gece pususunda bekleyen bir eşkıya, karanlığa bürünen gökyüzüne baktığında ‘’ÖLÜM’’ aklına gelebilir mi? \n\n            Acaba! Gece sefahatiyle meşgul bir genç evine doğru yol aldığında, gecenin karanlığı ona ‘’ÖLÜM’’ü anımsatabilir mi? \n\n            Acaba! Gece boyu ders çalışan bir öğrenci pencereden dışarı bakıp, havayı derincesine içine çektiğinde ‘’ÖLÜM’’ü hissedebilir mi? \n\n            Aslında kalbi ve ruhu temiz olan insana ölüm manen bir yaşamdır.’’ÖLÜM’’den çok korkarak,’’ÖLÜM’’ü bir fobi edinenlere deriz:\n\n\n\n                        Mevtten kaçma, mevt sana muallâktır…\n\n            Dünyada taptığın lezzetler birer tuzaktır…\n\n            İstersen dünya ve cennette bir sefa,\n\n            Durma, koş gel GECE ve ÖLÜM diyarına…\n\n            ‘’GECE ve ÖLÜM’’ün maneviyatlığı kalbimizi sarsmalı. Hayatsal arzuların, sansürlediği aklımızı daima taze tutmalıyız…\n\n            ‘’ÖLÜM’’ bir güzellik olarak hatırlanmalı, yalnız ‘’GECE’’ değil, gündüz de ruhumuzu titretmeli…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece ve Pavyon",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nAy bulut\nNöbetinden firar etmiş\nYücelte yücelte ulu göklere erdirilen hüznün\nEşsiz fotoğrafı tek başına göç\nAyakları yaya gezen yorgunlukların içinden çıkan\nDışarıdan dışarı\nGüdüzün bıraktığı pazar yeri gibicesi \nAybulut ayakaltı\nBütün kendine kalmış meydanları oyuncağı etmiş\nİhlal ve rastgelesiye ihtilal\nKaranlığın içinde bir karanlık daha oynasa\nSevincinden adeta çıldıracak buldum diyen keşif\nNihayetsiz bir siyahı sarkaçlarda salıncak edenden\nBurgulu sancılar deppreşirken\nBaşı bozuk, sonu insandan ücra\nGece ve pavyon\n\nSeyfi Karaca........Kasım / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece ve Uyku",
        "poet": "Hasan Yıldız 2",
        "poem": "\n\nGece ilerledi gelmez uykular\nDepresyon derdi bilmez uykular\nYastığın kılıfı yıkandı sanki\nAkan gözyaşımı silmez uykular\n\nYastık döşek çarşaf beni kolluyor\nNevresim ayakta yen’i kolluyor\nOdam da karanlık pusuya yatmış \nKaryola uzunu, eni kolluyor\n\nServis bir acayip yere yapılmış\nÜvey evlat gibi dışa atılmış\nDışarı bir alem sesler, sedalar\nTaşıt gürültüsü buna katılmış\n\nBir o yana, bir bu yana dönerim\nBir kandil misali yanar sönerim\nBeynimi yoklarım kalbe sorarım\nYarabb’i hatam ne, suçum ne benim? \n\nSaat beşe yavaş yavaş geliyor,\nUzandım yatağa son çare diye.\nAcı çığlık sessizliği deliyor\n“Remeron” uykuyu etti hediye.\n\nEYLÜL 2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece  yağmur  sokak...",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nİşte bu  sokakta o  gün  bıraktın  ellerimi,\nİnci  gibi  boynuma  taktın  kederlerimi..\n\nKanattılar  birer birer inciler her yanımı...\nSen  kendini aldın  benden sanki aldın  canımı...\n\nKar yağmazdı  bu  sokağa  yağmuru  hiç  dinmezdi..\nHani  ne demiştin  bana? insan  aşktan  ölmezdi...\n\nEvlerin  çatılarından  yağmur  olup  damlardın.\nGitmezdin  ki  bir  yere  sokakta  sabahlardın...\n\nTek  sevdalı  ben  değildim, herkes  camdan  bakardı...\nYine  günlerden  pazar yine mevsim  sonbahardı...\n\nBu  gün  yine  bu  sokakta  anılarım  canlandı\nAffederdim belki  seni,  affedilmez  hataydı...\n\nŞimdi  her gördüğümde o  günleri  arıyorum,\nSokak lambası  atında her  gece  ağlıyorum.\n\nKader deme sakın  bana  deme ki  bu  kadardı...\nYine günlerden  pazar yine  mevsim  son  bahardı...\n\nİşte  bu  sokakta  o  gün bıraktın ellerimi\nİnci   gibi  boynuma  taktım  kederlerimi\n\nSen  benden  gidemedin, ben seni hiç  unutmadım,\nUnutmadım  o  yağmurlu   sokağı  unutmadım...\n\n25/Kasım/2009/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece, yağmur ve esmer çocuk",
        "poet": "İzzettin Bilgin ",
        "poem": "\n\nİşte sen yokken onlar benle oldu,\nGece, yağmur ve esmer çocuk.\nSen beni yerden yere vururken,\nOnlar beni kurtardı,\nGece, yağmur ve esmer çocuk.\nKendimi kaybederken,\nOnlarda buldum.\nDert yandığımda,\nÇareyi onlar buldu,\nGece, yağmur ve esmer çocuk.\nŞairimin şiirini hiçe saydın,\nOzanımın sazını kırdın,\nOnlar bana şiiri, sazı verdi,\nGece, yağmur ve esmer çocuk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "^^Gece Yağmur ve Ben^^",
        "poet": "Cemal Mızrak",
        "poem": "\n\nBir ilkbahar gecesiydi\nŞiddetlenen yağmur sesi ve ben,\nBir şelaleyi andırıyor gür sesiyle\nKara bulutlar saklar dolunayı\nTutsak alır sanki ayı ve yıldızları.\n\nHırçın kara gece karanlığın resmini çiziyor\nİçimin üşüyen titrek sessiz yalnızlığında.\nGece ilerler şafaklar haber sallar baykuşa\nIşıklar azalır söner bir bir lambalar,\n\nYorgun düştü yağmurlar sular çekilir\nSessizlik çöker her yeri, bulutlar gider\nSular uyur  bahçelerde güller uyur\nYalnızlığımda yazdığım  kalem uyur.\n\nTütün söner sararan parmaklarda\nYaktığım sigara tükenir uzayan külünde\nSokaklar boşalır şehir uyuya kalır \nDemlik boşalır ocak söner fırında.\n\n\nSon bir yudum çektik\nSoğuyan acı çaydan, \nAy uyur yıldızlar uyur kafeste  kuş uyur\nBir ben birde içimdeki senden başka.\n\n                   (Diyarbakır-17/05/2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Yalazı",
        "poet": "Ahmet Şahin Soner",
        "poem": "\n\nSabahlara eremeden ölelim bu gece\nMartılar Uğurlasın denize bizi\nDeniz Alıp götürsün \nAlıp götürsün köpüklerine gömsün bizi\nDaha gece bitmeden\nGece yalazında \nYani soğuğunda son buselerin \nSoluklanmadım içelim bu gece\nİçelim ki sebepli olsun gidişimiz\nSebepsiz gidişleri sevmem ben \nBilirsin her gidişimde sebebim sendin \nHer dönüşümde sebebim sen,\nYine Sen....\nYine Sen....\nGece bitmeden ölelim bu gece \nÖlelim yani \nYani Sebep olsun yine dönüşümüze\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece ve Yalnızlık",
        "poet": "Mahmut Çuhadar",
        "poem": "\n\nYine gece, yine yalnızlık\nÇığlık çığlığa bağırıyor sessizlik.\nGecenin siyah şalı,\nSıkıyor her zerremi.\nNefes almak bir zulüm\nYakınlarda dolaşıyor ölüm.\nBöyle kara gecelerde,\nBuz kesiyor her hücren.\nDonmak üzere beden \nDiren direnebilirsen…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Yağmuru",
        "poet": "Fatih Şahin Işık",
        "poem": "\n\nGeceye yağmur yağıyordu \nÖnce asfalt ıslandı yavaş \nVe bir kaç damla düştü gözlerimden \nSonra kaanlık ıslandı \nHayalin düştü gönlüme \nVe uykum kaçtı \nBir başkaymış gece yağmuru \nTeksen, ben ve yağmur \nVe bir de hayallerim ıslandı \nKimsesiz sokakta \n\nSigaramı yakamadım \nBir de hayal kuramıyordum \nÖylece oturup ağladım \n\nDedim ya \nHayallerim ıslanmıştı \nSigaram da \n\nGeceye yağmur yağıyordu \nYoktun ya yanımda \nÖyle acıyla hüzünle yağıyordu \nMeğer ne başka yağarmış gece yağmuru \nBöyle boş böyle ıslak \nVe böyle acı \n\nSen hiç gece yağmurunda ıslandın mı \nVe sen terk edip sıcak yatağını \nSokaklarda dolaştın mı hiç \nHem de yalınayak çırılçıplak \n\nBöyle değildi bu gece \nHani, böyle ıslak olmazdı karanlık \nYani ağlamazdı \nBen ağlamazdım \n\nYağmur dindi bak \nHem de birden \nHaber bile vermeden \nTıpkı senin gibi çekti gitti \nIslak gözlerimle beni \nYalnızlığa bırakıp gitti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece, yağmur ve yalnızlık",
        "poet": "İzzettin Bilgin ",
        "poem": "\n\nBeni yine bırakmadılar,\nGece, yağmur ve yalnızlık.\nHepsi her zaman ki anlık,\nGece, yağmur ve yalnızlık.\nGüzelim bahtiyar olmuşsun,\nBiliyorum niye böyle yapıyorsun,\nAnladım birisini bulmuşsun.\nSen beni bıraktığında,\nOnlar beni bırakmadı,\nGece, yağmur ve yalnızlık.\nBeni kendilerine yol arkadaşı ettiler,\nSen bir başkasını seçerken,\nOnlar da beni seçtiler,\nGece, yağmur ve yalnızlık.\nSen birazcık sevgiyi bana çok gördün,\nSen hep onu övdün,\nSen bana görünmeden, onlar bana göründü,\nGece, yağmur ve yalnızlık.\nGece bana karanlığı,\nYağmur bana suyu,\nYalnızlık ise bana sensizliği,\nYa sen bana neyi verdin.\nŞair Bilgin'im yakınıp durur,\nBir gün elbet onu da, hayat bulur,\nOnu da seven olur,\nGece, yağmur ve yalnızlık.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece yanığı",
        "poet": "Turğay Çeken",
        "poem": "\n\nGece yanığı oldu eserin, çıkamıyor güneşe\nYakıyor sessizliğin, gülen sahte gözlerde\nKrem rengi bir hayat, gri renkte binalar\nKan kızılı çınarlar, siyah kokan güneşte\n\nGece yanığı her yer, sesler metalik gri\nDuvar dibinde bütün sevdalı sevişmeler\nYeşil tükenmiş serde, denizler hep çekilmiş\nGüneş sevdama küsmüş, gece yanığı her yer\n\nYalan sarmış sözleri, bakışla savaşmakta\nBarışla savaşmakta\nCesaret bittiğinde, sevda hızla kaçmakta\nYeşil yanığı her yer, yapraklar kurumakta\nSonbaharda sevdanla\n\nYeşiller kana düşmüş, kıpkırmızı akmakta\nGece yanığı olmuş, yüreğim ağlamaktan\nDenizkızım taşlaşmış, içimi dağlamaktan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Yakamoz ve Kadın",
        "poet": "Murat Berk",
        "poem": "\n\nRakı içince ben Istanbul um,\nSol cebime yakamozları toplarım,\nSağ cebimden kelimeleri çıkarıp denize saçarım.\nIslanmış kelimelerimi karşı kıyıdan bir kadın toplar,\nSonra onları koynunda kurular.\nKadın bakar, ben bakarım\narada deniz ikisine de bakar.\nKadının elleri suda\nAdamın gözleri,\nKadın yakamozları toplar\nAdam kadının suda ki gölgesini,\nKadın topladığı yakamozlarda\nkadehe girer,\nAdam yudum yudum içer\nve rakı biter.\nGece, yakamoz ve Kadın bitmez....\n\n09 mayıs 2011\n23.43\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece yanlızlıkların",
        "poet": "Leyla Gezer",
        "poem": "\n\ngece yanlızlıkların\nihanetlerin\nve sevgisizliklerin \ndolaştığı ortamdır\nuyur tüm ihanet edenler\nuyur tüm sömürücüler\ninsan olan düşünür gecelerde\nben nerde yanlış yaptım diye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Yarası",
        "poet": "Ceyhun Yılmaz",
        "poem": "\n\nAğrılarım ağrıyor bu gece yarısı\nDertlerim öksüz sahibi yok.\nSensizliğimin yeri boş\nBir kez daha gömdüm, bin kez dahaöldüm\n                                              bu gece yarısı\nGeçmedi sensizliğim, geçmedi bu gece yarısı\nVe içimde bitmiyor bu gecenin yarası\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Yarısı",
        "poet": "Emine Sönmez",
        "poem": "\n\nGECE  YARISI\n\nBana dünyaları  bağışlamaz mı,\nAnsızın  gelişin, gece  yarısı.\nÜstüme muhabbet nuru yağmaz mı,\nKarşımda  duruşun, gece  yarısı.\n\nGönlüm özleminle  yanıp  dururken,\nKaranlıkta  hayalını  görürken,\nGece saat yirmidördü  vururken,\nGözlerinle gülmen, gece  yarısı,\n\nDeste - deste  güller açmış  yanaklar,\nAlev - alev  yanar, sönmüş  dudaklar,\nDilerim  boş  kalmaz  açık  kucaklar,\nSevginle  doldurur, gece  yarısı.\n\nSeni  bekliyorum, elimde  kandil,\nGelince  kurudu  ıslanan  mendil,\nDünyalara değer o bakış, o dil,\nUfkuma  ay doğdu, gece  yarısı,\n\nKabul m'oldu dersin, garip duası,\nDoldurdun ruhuma bayram havasıi\nOlmaz benim için senden sonrası,\nHep bekleyeceğim, gece yarısı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Yarısı",
        "poet": "Selin Özer",
        "poem": "\n\nBirden uyandım gece yarısı...\nGökyüzü ayrılığın sarısı! \nSen bir rüyadın ben ise bir düş...\nMutsuzluk artik yakamdan düş...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Yarıları",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ngece yarıları\ndebreşen uyku\ngelmez bir türlü\nipin ucu kaçar\nkoştur allah koştur\n\ngece yarıları\nastımım azar\nkeman gıcırtısı\nhançere zorlanır\ndestur allah destur\n\ngece yarıları\nuzaktır kadınım\nbileti kudretten kesili\ngörmediği kalmaz\ngezer allah gezer\n\ngece yarıları\ntürkü yayınları başlar\nuyku dolanır gelir\ntürkü mü iş mi seçenek sıfır\nestir allah estir\n\ngece yarıları\nçalmasın telefon zili\nolmasın kimsecikler deli\nkalmasın gölge seli\nozan efe esrir allah esrir\n\no60605 denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Yarısı",
        "poet": "Nazmiye Kayar",
        "poem": "\n\nDuymak istemiyorum sesleri,\nDemesinler bana öldü.\nDelikan durur mu sanıyor sunuz? \nBu acı,tükenmez acı \nDelirtir beni gece yarısı.\n\n(Burdur-Bucak / 1997 Nisanı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece yarısı",
        "poet": "Abdullah Oral",
        "poem": "\n\nGECE YARISI\n\nElimde bir avuç yaban çiçeği\nSığındım koynuna gece yarısı\nGülüşüne çizdim bütün renkleri\nTakmışsım boynuna gece yarısı\n\nGözlerimde büyür sevdanın çarkı\nHasretin içimde bitimsiz türkü\nDolunayda adın dilimde şarkı\nDüşmüşsün göy nüme gece yarısı\n\nAl çiçekler açmış yanaklarında\nŞeker bal ezilir dudaklarında\nSavrulmakta aklım eteklerinde\nGiymişsin eğnine gece yarısı\n\nVurguni tutuldum dağın karına\nKoydum yüreğimi avuçlarına\nGel de ortak ol yar sevinçlerime\nGirmişsin beynime gece yarısı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Yarısı",
        "poet": "Fatih Dönmez",
        "poem": "\n\nEcel koşar bana bitmez mecali\nAlacak canımı gece yarısı\nHedefe ulaşmış kurşun misali\nAlacak canımı gece yarısı\n\nÖlüm gelsin bana yeter ki senden\nAma sen gel bana ecel gelmeden\nSana sakladığım aşkı bilmezsen\nÖleceğim sensiz gece yarısı\n\nGözyaşım sellerle yarıştı artık\nBedduam ahıma karıştı artık\nKadehler benimle barıştı artık\nFeryadım duyuldu gece yarısı\n\nAklında eserse ayrılık yeli\nGözünde coşmasın gözyaşı seli\nGönderebilirsen sen azraili\nVeririm canımı gece yarısı\n\nBomboş kadehlere meyler dolunca\nSana benzettiğim gülüm solunca\nHayalin gözümden gitmez olunca\nAklımı kaçırdım gece yarısı\n\nKöşemde yanlızca ölmek istedim\nSevip sevmediğini bilmek istedim\nSeni son bir defa görmek istedim\nHasretinle yandım gece yarısı...\n                               Biter mi bu hasret?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Yarısı",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ngece yarısı\nkaldırdı\ntelofonun acı zili\namcaoğlum ilhan\n'başın sağolsun amcaoğlu'\nanamın ağlayan sesi\ntelefonun öte ucunda\nve kulağımda\nçınlar durur\ngurbetten yaslar\ngurbet yaslı gurbet\niçimizi acıtır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece yarısı",
        "poet": "Orhan Kocadağ",
        "poem": "\n\nŞiir seni hep dizeledim\nGece yarısı \nO mahzun, yarı melankolik\nO duru, ela gözlerin\nHep beni uyandırır\nGece yarısı\nŞiir sen peri misin\nCin misin\nHep rüyalarımı bölüyorsun\nGece yarısı\nBitmez, tükenmez sevda mısın\nBeni benden aldın şiir\nBitik ve viraneyim\nGece yarısı\nKâh saçların kuzguni\nKâh  güneş gibi\nSarıya boyanır gecenin yarısı\nHele o gözlerin \nBoncuk mavisi\nIşık saçıyor \nGece yarısı\nBir aşkın teni gibisin\nSonra özlüyorum seni\nBekle ki gelesin \nÖbür gece yarısı.\n             (12.07.2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Yarısı",
        "poet": "Tufan Kopuzoğlu",
        "poem": "\n\nSaat olmuş gece yarısı,\nGeldi yine evin kirası,\nKalmadı ki cebimde,\nBeş Türk Lirası,\nBir de sen gelme üstüme,\nAllahın belası.\n\n(13-01-2012 Bursa)\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gece Yarısı",
        "poet": "Muhammed Adıgüzel",
        "poem": "\n\nGözlerini açtıgında söner ışıgı aydınlıgın,\nGözlerinde karanlık ve ay ışıgı karışmış.\nAy ışıgı sabırla beklerken arkasında karanlıgın,\nYanlızlıgın sırrı gözlerindeki çakıl taşıymış...\n\nBeni karanlıga baglayan ışık saklanıyor orada,\nGözlerin,ölmekle yaşamanın birleştigi noktadır.\nBembeyaz güneşe ragmen,baglandım gözündeki karanlıga,\nAy,karanlık ve gece; benim için hepsi oradadır...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece yarısı",
        "poet": "Ahmet Bekteş",
        "poem": "\n\nHer gece ben böyle olurum sensiz\nHer gece yeniden ölürüm sensiz\nSen başka kollarda yaşarken bensiz\nBense kahrolurum gece yarısı\n\nNe kapım çalınır ne sen gelirsin\nNe de uzaklardan bir ses verirsin\nHer gece uykumu böyle bölersin\nOturur ağlarım gece yarıs\n\nNe kapım çalınır ne sen gelirsin\nbeni böyle birakıp gidemesin\nHer gece uykumu dörde bölersin\nOturur ağlarım gece yarısı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Yarısı",
        "poet": "Hazan Muhsine Sancar",
        "poem": "\n\nVakit gece yarısı \nSokaklar bomboş\nBenim gibi yapayalnız\n\nHer şey uyuya kalmış\nYavru bir kedi ağlıyor\nBenim gibi yapayalnız\n\nKonuşacak kimsem yok\nBir adam geçiyor ağır ağır\nBenim gibi yapayalnız\n\nSokak lambaları kedi yavrusu\nBen gece yarısı yapayalnız.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Yarısı Artığı",
        "poet": "Sezai Güler",
        "poem": "\n\nAmansız, vicdansız bir gece yarısı artığı\nGün cuma, derler ki: günlerin en hayırlısı\nDört duvar yara, ruhta peş peşe bıçak sızısı...\n\nS.Güler-2.12.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Yarısı",
        "poet": "Mustafa Nihat Malkoç",
        "poem": "\n\nBir ân sükûnet etrâfı kaplar\nSevdalıların yüreği hoplar\nAklını hayâllerinde toplar\nAlır bir keder gece yarısı\n\nMesken o zaman müsekkin olur\nÂşıkla düşler baş başa kalır\nİnsanı derin düşünce alır\nHayâl kurulur gece yarısı\n\nKalbinde yalnız cânânı vardır\nBütün emeli,hülyası yârdır\nGün açmasını beklemek zordur\nSevenler terler gece yarısı\n\nYâr için değer mi bu emekler? \nKerem’le Aslı vuslatı bekler\nBıkmaz dakkayı dakkaya ekler\nHiç sabah olmaz gece yarısı.\n\n                                28 MART 1987-TRABZON\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gece Yarısı Ağlıyorum",
        "poet": "Demet Akkoyun",
        "poem": "\n\nGece yarısı sessiz odamda bir çocuk ağlıyor \nFeryat ediyordu ayrılık acısına \nAğlamakla geçiyordu yaşadıkları \nYok edemiyordu acılarını \nKaranlık gecelerde  rüyalarım hep yalandı \nUykularımda kabusları yaşıyordum \nKorkuyordum ağlıyorum yalnızlığıma \nGecelerde benim yüreğim yoruluyordu \nYüreğimdeki acılara feryat ediyordum \nHayata yüreğimi acıtanlara feryat ediyorum \nGeceleri beni ağlatanlara pes etmiyorum \nYaşarken ağlamak istemiyorum artık \nGözyaşlarımda yas tutmak istemiyorum \nYüreğimde beklediklerim gelmeyeceğini biliyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Yarısı Düşleri  2",
        "poet": "Emine Genç",
        "poem": "\n\nAşk senle güzel\n\nGözlerini bir noktaya dikmiş, gecenin gizemine dalmıştı. Karanlığı yırtıp gelen bir sesle irkildi. O anda bir yıldız kaydı. Her zaman olduğu gibi, birilerinin  Allah’a iltica ettiğini düşündü. Bir dilek diledi. Sonra, sessizliğe terkedilen sokağa yöneltti bakışlarını. Gün içinde, İnsanların kalabalığından adım atılacak yer olmayan cadde, bomboştu şimdi. Yorgundu, ama canı uyumak istemiyordu. Eğer gözlerini kapatırsa o muhteşem hayali göremeyecekti. Uyanık kalmak ve yalnızca onu düşünmek, onun hayalini kurmak istiyordu. Usulca, yan tarafta duran biraz eskimiş ve rengi güneş ışıklarından yer, yer solmuş olan kırmızı koltuğa kendini bırakıverdi. Gözlerini kapadı. Bir şeyler mırıldanmaya başladı. Sesi belli belirsiz işitiliyordu. Ne dediği anlaşılmıyordu. Yorgunluktan ve uykusuzluktan çökmüş olan yanaklarından, iki damla yaş yuvarlandı, dudağının kıvrımlarına. Sonra.. şu sözler döküldü dudaklarından, fısıltı halinde..\n-Allah’ım! Sen gönlümdekini biliyorsun. Bunca yıldır çektiğimiz acıların, bir mükafatı olarak verdiğin bu aşkı, ne olur koru. Bizi eski yalnızlığımıza geri yollama. Onu sevmeye, onun tarafından sevilmeye ihtiyacım var. Sen bize ışık yak, yolumuzu aydınlat, yardım et. Ne olursa olsun, sonunda vuslat olmasa bile, kalplerimizi birbirine bağladığın, bağların kopmasına müsade etme. Belki bu dünya da değil ama, hiç değilse ahırette sevdiğimden ayrı koyma. Amin! ..dedi.\nGözlerini açtığında, muhteşem bir ışık cümbüşünün altında, dans ediyordu. Evet rüya görmüyordu, işte onun kollarındaydı. Adeta, bir masaldan fırlamış prens ve prenses gibiydiler. Etraflarında hiç kimse yoktu. Buraya nasıl ve ne şekilde geldiğini anımsamaya çalıştı, hatırlamıyordu. Ne önemi vardı ki, o yanındaydı ya..gerisi boştu onun için. Gecenin ve müziğin tadını çıkarıyordu doyasıya. Sanki bir rüyanın ortasında, kuğular gibi süzülüyordular bir o yana, bir bu yana. Müzik kesilince, kendileri için özel olarak ayrılmış, masalarına döndüler. Kibarca sandalyesini geriye çekti Ekrem, kadın yumuşak bir sesle teşekkür ederek yerine oturdu, tatlı bir tebessüm yerleşti yüzüne. Bu yaşadıklarına inanamıyordu. Hayallerinde bile böylesini düşünmemişti hiç. Farkettirmeden bacağına hafif bir çimdik attı, evet dedi gerçek! bu bir rüya değil, “aman Allah’ım”. Fotoromanlardan fırlamış artistlere taş çıkartacak cinsten şık ve yakışıklıydı Ekrem, gözlerini bir an olsun ondan alamıyordu. Kalkma vakti geldiğinde Taksi bekliyordu onları. Vakit kaybetmeden arabaya binip, yıldırım hızıyla gözden kayboldular. Karanlık bir sokakta, sokak lambalarının aydınlattığı evlerin, silüetleri beliriyordu yavaş, yavaş. Meraklı gözlerle etrafa bakındı kadın. Buraları hiç tanıdık gelmiyordu.\n –Neredeyiz? .. diye sordu alçak bir sesle, sanki şöförün duymasından endişe eden bir ses tonuyla. Ekrem gülümsedi. Seviyordu onun gülümsemesini. Ekrem gülümsediğinde, derin yarıklar oluşurdu yanaklarında ve çenesinde. Zaten köşeli olan çenesi, daha belirginleşir ayrı bir hava verdi ona. Siyah ve iri gözlerini muzipçe kısarak,  kadına doğru eğildi ve kulağına ufak bir buse kondurdu. Daha sonra sol elini ceketinin iç cebine daldırarak, cebinden çıkardığı küçük bir papatyay kadının hafifçe dağılmış olan saçlarının arasına yerleştiriverdi el çabukluğuyla. Birden, Taksi büyük bir konağın bahçesinin önünde durdu, kapı açıldı, arabadan inip, konağın yürüyüş yolundan, arka bahçede bulunan havuzun yanına geldiler. Havuzun kenarında mini bir bar vardı. Ve uzaktan bir kemanın iç gıcıklayan sesi işitiliyordu. Kadın bu yaşadıkları güzellikler karşısında, Ekreme soru sormaya korkuyordu. Büyünün bozulacağından endişe ediyordu. Uzunca bir süre hiç kımıldamadan, havuzun kenarında keman sesi eşliğinde, içkilerini yudumladılar. Sessizce, birbirlerini izleyen şehvetli gözlerle. Ekrem\n-Bu konak babamın bir arkadaşının, bu gece bizi ağırlayacak. İçinde hiç kimse yaşamıyor. Rüstem amca ailesini kaybettikten sonra memlekete yerleşmiş, emekliliğin keyfini çıkarıyor yaylada..diyerek yine o muzip gülümsemeyi,  yüzüne yerleştirdi. Kadının elini tuttu, konağa doğru kısa ve ritmik adımlarla yürümeye başladılar. O büyük kapıdan içeriye, ilk adımlarını attıklarında kadının başı döndü. Daha önce hiç böyle bir ev görmemişti, saray yavrusu gibi bir şeydi bu ama içeride onlardan başka hiç kimse yoktu, Tırpandan başka. Tırpan konağın eski emektarlarından bahçıvan Ziya beyin kedisiydi. Epeyce yaşlanmış olmasına rağmen, hala uzun, parlak tüylere sahip beyaz bir kediydi. Çokda sevimliydi, hemen yanlarına gidip şöyle bir kaç hamle yaparak, kadını bacaklarına sürtündü, daha sonra uzaklaşıp gitti yanlarından. Sanki bir yere çağırılmış gibi.\nKadın üst kata doğru kıvrılarak uzanan merdivenleri izledi bir süre. Ekrem yeniden elinden tutup, gayet sakin hareketlerle onu yavaşça yukarıya doğru sürükledi. Üçüncü kata gelmişlerdi. Burası ufak ayrıntılara kadar İtalyan mobilyalarla zevkle süslenmiş bir ortamdı. Tıpkı filmlerdeki gibi. Balo salonlarını andırıyordu görüntüsü. Muhtemelen burada daha önce bir çok davet verilmiş olmalıydı. Salonun sol üst tarafında, loş ışıklarla aydınlatılmış bir şark köşesi bulunuyordu. Birde içinden ateşler yükselen bir şömine vardı. Ekrem ceketini ve ayakkabılarını çıkararak, şöminenin önündeki mindere bıraktı kendisini. Kadın şaşkın, ama mutlu gözlerle bu olanları izliyordu. Gayri ihtiyari onun yanına gidip oturmak istedi. Yanına çöktü ve o muhteşem güzelliği izlerken, başını Ekremin omzuna yasladı. Bir el şefkatla yüzünün ince kenarlarında dolaştı, sıcak ve nemliydi. Çenesini tutup hafifçe yukarı kaldırdığında, kadının dolgun dudaklarının görüntüsü, Ekreme bir anda kışkırtıcı gelmişti. Eğildi,  masum ama şaşkınlıktan büyümüş ela gözlerle bakan kadını öptü. Bu öpücük öyle şefkatli öyle güven doluydu ki, kadın da ona karşılık verdi. İçinden bu yaşadıkları için dua ederken, Gözlerini kapatsa bir rüyadan uyanacakmış hissi yayılıyordu bakışlarına. Titriyordu kadın, büyük alevlerin karşısında. Hafif, hafif başı dönmeye başladı sonra. Kendinden geçmek üzereydi ki, bir sesle irkildi. Gözlerini açtı.\n\n-Anne sen hala uyumadın mı? \n\nDil-ruba\n17 Aralık 2011 C.tesi  08:10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Yarısı Boşluğu",
        "poet": "Zeki Tüyen",
        "poem": "\n\nesneyen gece yarısı boşluğunda\nyağmurdan soyutladım benliğimi\nbölünmüş uykularım hayli zaman\nve dipsiz karanlığın tadımsı hoşluğunda\nseslice şiirler okuyor attila ilhan\n\nbaştan bir dokun sonrası geliverir\nuç uca eklenmiş anılar şeridi\nsarhoş teranelerinde anlam aramak zamanı\nsevdalı baharlar küp şeker eridi\nşimdi puslu bir sessizlik düşünleri kemiren\nve siyah giysiler içinde damlaların yası\nçankaya'nın ışıkları dans ediyor bulutlarda\nveremli kıvılcımlar tükürüyor sokak lambası\n\nankara bu gece ankara değil belli\nbiraz önce gökdeleni aradım, bulamadım\nçıngıraklı yoğun sisler gelin telli\npembe hayallerle biriktirdiğim tutkuları\nsavurdum sokaklara deli rüzgarlarda\nve siyah giysiler içinde damlaların yası\nçankaya'nın ışıkları dans ediyor bulutlarda\nveremli kıvılcımlar tükürüyor sokak lambası\n\nankara; 4.07.1975\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece yarısı oldu",
        "poet": "Gürkan Süzer",
        "poem": "\n\nGece yarısı oldu\nYat borusu çalmış gibi \nHerkes yatmaya gitti\n\tkapandı ışıklar\n\t\tbirden.\n\nAnkara, 26.6.2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Yarısı Şiirleri 2",
        "poet": "İsmail Topkaya",
        "poem": "\n\nben kötü br adam değilim\nyalnızca \nhasta bir adamım\ndünyanın bütün yangıları\nbütün açmazları bende\nişte bundan \nbütün çektrdiklerim sana\n\nama ben kötü bir adam değilim\nyalnızca\nacayip hasta bir adamım\nişte budur sebeb-i buhranlarım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Yarısı Uyanış",
        "poet": "Orhan Asena",
        "poem": "\n\nBu garip uğultu nedir Tanrım, \nGeceyle beraber sallanıyor.\nGöz kapaklarım koca bir yük, \nKorkum dallanıyor, dallanıyor…\n\nBu yayılan sükun, , bu üzüntü, \nÜrkek kuş arıyor yuvasını.....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Yarısı Uyanmak",
        "poet": "Arslan Alp",
        "poem": "\n\nBir gece yarısı \nUykundan uyanmak \nHiç hoş değil..\nSebebi \nSevdiğinin \nTatlı hayalinden \nBaşkaysa\n\n25 Ocak 2001, İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Yıldıza Hasret",
        "poet": "Ahmet Kurt",
        "poem": "\n\nGüneşin battığı günden bu yana, \nYıldızlara hasret kaldı geceler.\nDeliller toplandı geldi divana, \nGerçeklere hasret kaldı geceler.\n\nSitemsiz hayatın kendisi sitem, \nDuraksız yolların sonudur matem, \nNedir bu ateşsiz bacadan tüten, \nHayallere hasret kaldı geceler.\n\nUmudun söndüğü noktaya yakın, \nCanlandı varlıklar başlıyor akın, \nHangi yol olursa gözünü sakın, \nGüzellere hasret kaldı geceler.\n\nYırtındı, çırpındı soluyor yaprak, \nAçmış gözlerini arıyor toprak, \nKurdoğlu feryadı figanı bırak, \nYiğitlere hasret kaldı geceler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece(yazi)",
        "poet": "Hatice Gunes",
        "poem": "\n\nKoseli bakislarinda yakaladim zamani,tutarcasina ve olurcesine yiktim saatleri,murad almamis kirmizi gullerden renkli bir hayal kurdum sevda adina...yanmak ve yasamak ikisindende kactim,israrli bakislardan suzulen tek bir damla yas ele gecirdi yine tufanli bakislari...\n        Ifadeler neye yararki simdi salina salina gezinen hircin hayatin kiyilarinda,yalansiz derin bir geceye merhaba...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Yarısı Vardiyası",
        "poet": "Gözde Hatiboğlu",
        "poem": "\n\nGece yarısı vardiyasındayım yine\nDolunayın ayak izlerini takipteyim sessizlikte\nSisli bir ışıltı hali var şehirde\nEsniyor kız kulesi üstüne yıldızları örtmede\n\nUyu hadi diyorum gezinti bedenime\nUyu da yani bir güne uyan\nAşka dudak uçuklatalım sehere varan rüyalarda\nSevişime alkış tutar sevgili dayanıklılığımda\n\nBir fren duyulur şimdi kasise yakın\nBöler rüyayı sıcak yastıktan uyandırır\nDolunay sızar içeri perde arasından\nGülümseyen yüzüme vurur sevgime tanıklık yapar\n\nIşıkları yanıyor evlerin, tokmak davula alışık\nKıymet bilmeyi, sahip çıkmayı öğreniyoruz \nDualar en çok bu zamanlarda dile yapışık\nVarlığın duamdır sevgili, şükranımın göğe eli açık\n\n(6.ekim.2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Yazdım",
        "poet": "Veysel Karani Tabak",
        "poem": "\n\nSana duygularımı hep gece yazdım\nOturdum gecenin karanlığında\nDeniz kıyısında iyot kokularında\nIşıl ışıl yakamozlar eşliğinde\nSana şiirlerimi hep gece yazdım\n\nSöyleyemediklerimi fısıldadım kulağına\nEllerini sımsıkı tuttum \nGözlerimi gözlerine diktim\nO harika dudaklarını\nKapkara gecede seni ilk defa\nRüyalarımda gece öptüm.\n\nSeni hep siyah hissettim\nSiyahlar içinde bir kadın\nSimsiyah saçlar kömür karası\nGözünün bembeyaz akının ortasında \nKapkara gözbebeğin\nBu hissettiklerimi sana hep gece yazdım\n\nBen sana bir gece vakti \nSitemli bir mesaj attım\nGittim yatağıma yattım\nAllah’ım güç verdi bana\nSeni gönderdi rüyalarıma\nRüyalarımda seni hep gece gördüm\n\nVeysel’im Deli’yim Mavi’yim\nGamlı’yım Baykuş’um geceyi severim\nGüneş’in oğluyum Gece’ye hasretim\nApache blue angel’im\nOturan Boğa’nın torunuyum\nTürkiye’de oturuyorum\nŞiirlerimi hep gece yazıyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Yine Gece",
        "poet": "Önder Özçam",
        "poem": "\n\nGece yine gece\nSokaklar yine soğuk\nYerler yine ıslak\nHer kış olduğu gibi.\nBu gece başka gece\nSensiz geçen ilk gece\nGözlerim yine yaslı\nSensiz geçen her gece.\nYeni gün başlarken yine\nGece olacak yine\nKaranlık yine çökecek\nYine sensiz geçecek bir gece.\nGüneş doğacak yine\nYaz geldiğinde\nGece yine gece olacak\nYine sen yoksun gece\nBen gece,\nHep gece,\nYine gece.\n\n(16.06.2003)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece yarısıydı",
        "poet": "Ebru Yılmaz",
        "poem": "\n\ngece yarısıydı\nkapım caldı birden\nkalbim acıdan kıvrandı\nelimdeki sigara yere düştü\nyüreğim yandı\nyüreğim susmadı ayaklandı\nkapıda postacı\ngece yarısıydı doldu gözlerim\ngözlerim isyan etti\nyüreğini aldım postacıdan\nokudukca yüreğini yüreğime kattım \ngece yarısıydı\nkapımı actım imkansızdı bu ask ben buyur ettim\nokudukca yüregini agladım agladım\nuzundu gece hiç bitmiyecekti sanki\nsaatler durdu\nkara bir duvar \nduvarlar soguk sessiz\nçaresiz\nçaresiz kaldım\nellerim buz kesti\ngece yarısıydı bir daha calar sandım kapım\nve hiç bir gece bir daha calmadı kapım\nve ben bir daha hiç bir gece postacıyı görmedim kapımda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Yine İki Hece",
        "poet": "Yunus Güzel",
        "poem": "\n\nYine bir gece\nGece yine iki hece\nHüzün var gecede\nGece benim içimde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece'ye Dair",
        "poet": "Arzu Dinçer",
        "poem": "\n\nGece ıhlamur kokularını toplamış koynuna, \nGece ışık yanan evlerin hüzünlü öykülerini, \nGece iç dağlayan türküleri sarmış boynuna, \nYeni doğan bebenin gülümseten ağlamasını, \nGece bir ölünün hatıralarını toplamış kulaklarına, \nGece gerdek heyecanı ile çarpan bir yürek..\nGece hayırlara vesile düşleri dolamış saçlarına\nGece gökyüzünden yıldız derlemiş ellerine \nDuvağı inik duru bir su gibi beklemekte.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Yolculuğu(Yaşlılık Penceresi)",
        "poet": "İlhan İrem",
        "poem": "\n\nKimi derin derin bir uykuda \nKimi de sonsuz bir yolculukta... \nYağmur ölgün ölgün damlamakta \nGece bile sinmiş bir kenara sokakta \n\nNe düşünüyor dersin?.. \nGece böyle kara kara... \nNeye ağlıyor dersin?... \nGeceler kara kara..... \n\nSana mı...Hıı?.. \nBana mı...Hıı?.. \nYoksa ona mı...Hıı?.. \nYoksa eriyip, geçip giden \nZamanlara mı?... \nYoksa birbirlerine sırt çeviren \nİnsanlara mı?... \n\nBiz geçeriz...Zaman geçer... \nDünya kalmaz yerinde... \nÖlüm çiçektir dostum... \nTaze kalmaz günlerce...... \n\nNe ağlayan gece kalır... \nNe de derin uykular..... \nYine kendi kendine \nKoşuşturur insanlar......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gece Yürüyüşü",
        "poet": "Zübeyir Zorlu",
        "poem": "\n\nyürüyorum adım adım geceye, ceplerimde dünden kalan sözcükler dilimde edilmemiş yeminlerim var... üstüne örtüyorum sessizliği sensizliğimin üstüne, yüreğimin kaldırımlarını aydınlatan sokak lambaları bir bir sönüyor, çocukken uçurduğumuz uçurtmalar şimdi üstüme gölge oluyor, hani mavi bilyelerim vardı ya şimdi simsiyah ve her biri bedenime saplanan birer mermi çekirdeği, uyurken annelerimizin anlattığı masallarda kayboluyorum, bir varmış bir yokmuşla başlayan, kaybolduğum ormanlarda ne kırmızı başlıklı kızlar yerine üzerime yürüyen kurtlar var, unuttuğum ninniler fısıldanıyor şimdilerde genç kızların dillerinde. pamuk misali elleriyle dokunuyor şakaklarıma yaşlı bir kadın, dudağında hiç duymadığım dualar, camiden çıkan bir amca bastonuyla kırıveriyor putlaşan nefis hilelerini, yeni okula başlayan bir çocuğun beslenme çantasına koyuyorlar küllenmiş hatıralarımı, mavi önlüklü çocukların kaybolduğu okullarda siyah örtülü düşler görüyorum, gittiğim hekimlerden seni soruyorum gözlerime sürmek için, uyanmak için uyanamadığım dünyamdan, tedayülden kalkalı çok oldu diyorlar ben bir benzerini istemiyorum... tarihi geçmiş olsada zehrine razıyım ben seni diliyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecede ay",
        "poet": "Burhan Küçük",
        "poem": "\n\nGecede ay\n\nGecede parlıyor ay\nVuruyor cama\nYa olmasa arada cam\nBen,gece ve ay\nKaplıyor içimi \nBir hüzün\nGecede parlıyor ay\nVe cama düşüyor\nGüzel yüzün\nBen,sen ve ay\nÇok mesut um\n\nBurhan KÜÇÜK\nKdz.Ereğli\n26.08.2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçecek...Pınaloğlu",
        "poet": "Muhammet Pınaloğlu",
        "poem": "\n\nBak bak ilk bahar geldi\nÇiçekler ömür gibi açtı.\nBu çiçek seni bana getirdi\nSeni çiçek gibi koklamak istemişti.\n\nKoparmaya cesaretim yoktu\nBu çiçekte sevgi, hasret çoktu.\nKoklayamadan çiçek soldu\nGönlüm çiçeğe vurulmuştu.\n\nSolmayacaktı bu çiçek\nBu gönlüm bir daha zor sevecek.\nÖmrüm çiçeksiz kalacak\nSensiz hayatım, inan zor geçecek.\n\nMuhammet PINALOĞLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecede Yok Olurum",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nsüremi yitmiş\t\ngün arasına sığın\nbahar sabahı\nyeşile dönmüş çevre\ntutsak olmadan şehre\n\ngözümden düştü\nkan revan içinde gün\ngözedir güneş\nzift kokulu gecede\nözlem sılam nicede\n\nsessizce gece\nsoluğum şişer birden\ntık nefes gücüm\nacıyorum bu gence\nsanki reva işkence\n\ntez geçer sürem\ngecede yok olurum\nsesimi duysa\nkolun bana açar mı\nhemencecik kaçar mı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecede Kanat Sesleri",
        "poet": "Hüseyin Yurttaş",
        "poem": "\n\n-I-\n\nbir kanat sesidir\nay düşmüş ormanlarda\nyankısı yıldızları çağırır\nyalayıp geçer dorukları\nıslık gibi duyulur ufkun ardından\n\nbir kanat sesidir\ntaşır kuzey ovalarının serinliğini\nyağmurlarını karadeniz'in\nsafran buğdaylarını içanadolu'nun\nbakar maviye çalan gözleriyle ege'nin\ngülümser sevinçler yüklü beyazlığıyla akdeniz'in\n\n-II-\n\ngecede kanat sesleri var\nakan kuşların çığlıklarıdır\nkar ıssızlığında kışlar bırakarak\ndüzler yokuşlar bırakarak\ndüşmüşler işte kara afrika yollarına\n\ngecede kanat sesleri var\ngeçiyorlar terkedilmiş köyleri\nyıkılmış kentleri, yok olmuş uygarlıkları\ndualar gibi gizem dolu fısıltılarla\nkarışıyorlar bulutlara\n\nnasılsa birden katılıyorum onlara\nyükseliyorum bir damla su gibi\ntoprağımın kokusunu taşıyarak\nelsiz ayaksız\nkolsuz kanatsız\nuçmaya çalışarak\n\nülkem\nyağmurlar emmiş bir tombul çocuk gibi\ndenizler koynunda\nderin, soluksuz bir uykuda\nyollarında, ırmaklarında, köprülerinde\ndamar damar akışan sevinç\ndal dal uzanan öfke\nyaprak yaprak dökülüyor hışmıyla gecenin\n\nülkem\nbelasını baştacı ettiğim toprağım\ndeli divane eyliyor beni yücelerde\ndönüp duruyorum işte\nkanat sesleri arasında\n\n-III-\n\n- burdan ötesi\ngidilmez bir yolun, varılmaz durağıdır ki\naktığım mı, yürüdüğüm mü, uçtuğum mu\n\nbilemediğim\nkara afrika yollarında gece yolcusuyum\nyoldaşım kuşlar tutmuş elimden\nkanatları sırça, 'gagaları gümüş' kuşlar\nkarlı sonsuzlukların\ntozutan tipilerin tekizlemeleriyle\nkanat vuruyoruz\n\nburdan ötesi\ngidilmez bir yolun varılmaz durağı da olsa\ntutkum benim\norda küçük kulübelerdeki zenci çocuklarına\nbataklık kuşlarına\ngeyiklerin seğirttikleri yamaçlara\nbir selam gibi varmak\nbir akdeniz rüzgarı gibi onları okşamak\n\nvarsın bitmesin yolları! -\n\nkaç yüzyılın demir hevenklerinin sallandığı\nşu uygarlık bağından\ngöçüp giden\nbir yavru kuş olayım ben\n\n- ki bundan ötesi\nuçulmaz uçurumlar da olsa\nverip kendimi boşluklara\nsıradan bir ölümün çok ötelerinde\nağmak sonsuza doğru\nvarmak dünya halklarının\nharamiler önündeki sofrasına\nbir pençeyle alıp çalınmışı\ngüldürmek afrika çocuklarını\ndünyayı ışıtan o bembeyaz dişleriyle! -\n\ngecede kanat sesleri var\nben ordayım\n\nne bitkinim ne yorgun\nesrimiş esiyorum\nyıldızlar bahçesinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecede Sen",
        "poet": "Mahsum Onar",
        "poem": "\n\nBazen Gece’de susar,\nVe asıl korkunç sessizlik o zaman başlar…\n\nBir anlamı olmalı dersin sessizliğin,\nBağırırırsın çığlık çığlığa, karanlıkta erir sesin…\n-Neredesin?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecede güneşi sorgulamak",
        "poet": "Cevat Çeştepe",
        "poem": "\n\n/sokaklarında kedi yavrularının tekmelenerek öldürüldüğü bir ülkede \ngüneş ne zaman doğar anne.../\n\n* * *\ngelmeyin üstüme kıvılcımları firar etmiş, uğursuz yangınlar gibi\nben sizin ışığınızda büyüyemem ki\nen çok hangi karanlıkları aydınlatıyorsanız, gidin oralarda yanın\nben sizin dünyanızda yaşayamam ki\nbana güzel şeyler gösterecekseniz gelin, insanlık ve sevgiyi yani\nama siz bütün bunları nerden bileceksiniz ki... \n\n*\n\nhangi güneş karanlığa göz yumar anne ya da korkar mı hiç geceden\nya hangi güneş paramparça olur, geceye saklı uğursuz tekmelerden\nkorkulu bir düş değilse eğer bu, diyelim o da teslim oldu ihanetlere\nama sonra nasıl bakacak yüzlerine, yeni gün içinde açacak çiçeklere\n.\nanne neden böyle acıyor başım, eyvah süt tasım da yerlere dökülmüş \ngörecek bir şey kalmadı değil mi, gözbebeklerim büyüdükçe büyümüş \nöyle acı çöktü ki yüreğime hiç sorma, karanlık güneşi öldürüyor sanki \nama sen bana bunların hiçbirini anlatmamıştın ki...\n\n*\n\ngelmeyin üstüme pasını yüreğinizden almış, hain kurşunlar gibi\nbeni vursanız bile öldüremezsiniz ki\nisterseniz güdümlü birer bomba olup, dipsiz kuyularda patlayın\nbir damla gözyaşımı döktüremezsiniz ki                          \nbana gelecekseniz yeni bir milatta gelin, kıyamet sonrası misali\nancak o zaman ısınırım sizle, sıcacık nefesmişsiniz gibi\ninsanmışsınız gibi...\n\n* * *\n\n/sokaklarında kedi yavrularının tekmelenerek öldürüldüğü bir ülkede \nbir gün güneş doğarsa bile, neye benzer anne.../\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecedeki Hayal",
        "poet": "Gülçin Şahin",
        "poem": "\n\nAşk terketti bizi saramadan\nEllerim boş,kalbim sızıda kaldı\nGözyaşlarım doldurdu nehirleri\nKalbimde kocaman bir yara,iz kaldı\nSiyah saçlarını tararken aynada\nKarıştı gecenin karanlığına saçların kaybolup gitdi\nYollara uzandım gece yarısı\nEllerimle hayaline ulaşmaya çalıştım\nUlaşamadım ulaşamadım yine\nKaranlık gecede kara gözlerimle yalnız kaldım\nSiyah saçlarımı öyle bir savurdum ki yok ettim hayallerimi,gerçekle karşılaştım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": ".Gecede Ay Ve Yıldızlar Var.",
        "poet": "İbrahim Demirbaş",
        "poem": "\n\nGece...\nAy ve yıldızlar var\nYatağımda kokun duruyor\nAy ve yıldızlar karşımda duruyor\n\nGözlerin başka baksın bana\nEllerin başka dokunsun\nKalbin başka çarpsın benim için...\nSen olduğun ve ben olduğum için\nBir başka görünüyor gözüme\t\nGecede ay ve yıldızlar! \n\nKokunu çekiyorum içime\nYastığıma sinmiş kokunu\nVe sen kollarımdasın\nSanki gecede ay, yıldızlar\nSen ve ben...\n\nBu gece bir başka gece\nBir başkayım yine seninle\nSevda bu bendeki\nYa da \nGecede ay ve yıldızlar var! \n\n(22.03.2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceden",
        "poet": "Güven Sabuncuoğlu",
        "poem": "\n\nGelip yaklaşan ah o sinsi gece.\nÇıkarıp içimden büsbütün gündüz ruhumu,\nSalıverir çimlerde emekleyen sarsak çocuğu.\nKucağında sallar beni yüzünde bir endişe.\n\nKorkarım gelip üstüme düşermi.\nYıldızlı uçurtmam havalanıp ta göklerden.\nİpini boğazına geçirmiş geri dönermi.\nCan verirmi sonra lambalar öfkeden?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecede Yolculuk",
        "poet": "Necati Tarak",
        "poem": "\n\nBir yaz günü gece yarısı\nSeyre dalıyorsun gözlerin paslı\nBekliyorsun gelecek vasıtayı\n\nGeceler sanki gündüz olmuş\nHayat alabildiğince devam ediyor\nGelip geçen vasıtalar nur saçıyor\n\nRengârenk ışıklarla oluşan manzaralar\nGeceyi seyretmek gündüzden farklı oluyor\nÇekilen fotoğraflar elden ele dolaşıyor\n\nUzaktan duyulan bir ambulansın sesi\nMeraklandırıyor yürekleri delip geçiyor\nKim var içerisinde kim can çekişiyor\n\nBeklenen araba yaklaşıyor durağa\nUzaktan gelen vasıtaya biniliyor\nYarı uykulu loş ışıklarda yatılıyor\n\nÖmürler yolculukta heba olup gidiyor\nHer sabah yeniden bir hayat başlıyor\nHedeflediğin menzile kavuşuluyor                      \n                        16.06.2013\n                          K. Maraş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceden",
        "poet": "Gülseren Onay",
        "poem": "\n\nSaat gecenin üçü\nAy karanlık,\nYıldızlar uzak\nEsiyor meltem \nHafiften hafiften\nYosun kokusu taşıyarak....\nOturmuş \nSeni düşlüyorum...\nElimde kalem\nDizeler diziyorum...\nBir yazıp \nİki siliyorum \nTıpkı sevdamız gibi...\n\nGÜLSEREN ONAY\n21/06/2005 ANTALYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceden bir  çiçek açtı kitaplık",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nGeceden bir çiçek açtı\n\nGök kuşandı adam\ngöğe dayanmışken zaten \ndik başı\ndimdik durdu göğün altında\niğip başını baksa aşağıya\nbaşı dönerdi\nyine de son bir kez\nbakmalıydı yeryüzüne\n\niyi ki burdayım diyerek mırıldandı\n\naşağıda bir şamata\nbir kargaşa\npişman olup baktığına\nyeryüzünü sökük yerlerinden yırtıp attı\n\nbaşına düşen damlalarla\nohh dedi bütün nefesiyle\n\ngök ağarmak üzereyken\nbiraz ötede\nmaviliğin içinden bir çiçek gözlerini açarken hayata\n\nadam\nüst katmanlara da çıkmalıyım dedi\nattı ayağını bir üst basamağa\ntutunamadı kaydı ayağı\n\ndüşüyordu bir yıldız gibi\ngeldiği yere\n\nson bir hamleyle sıçrayıp tutundu çiçeğe dalından\nçiçek henüz doğmuş kök salmamıştı\n\nbirlikte düşüverdiler paraşütle atlarcasına\n\nodasındaydı\nbir sağa bir sola dönüp dururken düşmüştü yaylı yatağından\ngülümseyip günaydın diyen çiçek\nhala elindeydi\n\nadam da günaydın dedi\nseni susuz bırakmam korkma\nboynumun borcu seni yaşatmak\n\nboynumun borcu\nsen ki bu narin halinle bırakmadın elimi\nsabahın ayazı girdi rüzgârla açılan pencereden\nçiçek ürperdi\nürperdi adam da\n\nne rüyaydı ama\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceden Çapak",
        "poet": "Sezai Güler",
        "poem": "\n\nGökyüzü gözlerime çöktü geceden kaçak\nAy mehtap körlüğü kaldı gözlerimde \nYıldızlar düşsüz geceden silinmez çapak...\n\nS.Güler-26.6.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceden Siyahtı Kederi",
        "poet": "Nurhan Polat",
        "poem": "\n\nGeceden siyahtı kederi,\nBaldan tatlıydı gözlerinin rengi...\nBembayaz bir umudu vardı aslında! \nSiyah kederinin altında,\nOrtaya çıkarmaya kıyamıyordu,\nYemyeşil bir yürek yakışırdı ancak\nRuhunun bembeyaz uğultusuna...\nSeviyordu ama,\nGecenin siyah kederi değiyordu\nUmudunun en mahrem kanadına,\nKırılmak siyah bir şeydi, biliyordu\nSığınıyordu masmavi limanlara...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecekelebeği - Oğula  Çığır",
        "poet": "Adem Tok",
        "poem": "\n\nbüyü çocuk\nsalına salına salıncağının rüzgarıyla\ndüşe kalka \noynaya oynaya\n\nsev çocuk\ngücünden hız al ve koş\naçıp iki yana ellerini\nkucaklaya kucaklaya evreni\n\nöğren çocuk\nbir peteğin yasası\nbir karıncanın iradesiyle\nokuya okuya\n\ngör çocuk\nyüreğinin gözü\nmayanın özüyle \nköküne in\n\ndokun çocuk\nkavra hisset\nkendinden bil tart\nbir et\n\nkonuş çocuk\nkendini! \n\n23.02.14\nasmin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecekere",
        "poet": "Melek Mıdıkoğlu",
        "poem": "\n\nGecekere gel... \nYağmurların sesi seni müjdeler, \nYollar bekler bekler, yolculara kükrer. \nIşığın ötesini sorma, orada sen varsın. \n\nOhh be.. \nDostlarla toplanıp iki çift lafı huzurla konuşabilmek \nve sevdiğini gecekere sevebilmek... \nYeni sevgili aramamak; \n\nCennet ne diye sorma, \nyalnız bırakmamak yalnız kalmamak, \ndeğer bilmek ve bilinmesi, \nişte sevgi işte cennet. \n\nHür konuşmak da bir cennet öyle değil mi. \nSen onu bunu küp'e at ama esas gecekere gel, \nÖmürkere kal...\ngöreceksin yıldızları çok yakınında...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecegözlüm",
        "poet": "Sertaç Demirhan",
        "poem": "\n\nGecegözlüm,\nhadi sil gözlerindeki hüznü,\nçünkü senin gözlerindeki yıldızlar,\nyüreğimin gökyüzü.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecekelebeği Yalnızlar Ağıdı",
        "poet": "Adem Tok",
        "poem": "\n\nhiç var olmamış gibi\n\nahh... o kokun\n\ndamla damla yiten birikmeler de\n\nöyle yorgun gözlerle bakma çocuk \n\nher akşam olduğunda pazar\n\n \n\nsöylenecek yaşıyla\n\nkapıların çarpılıp çıkıldığı gibi asi\n\nbir ihanet gibi sessiz söylenecektir\n\nöyle yorgun ıslıklar çalma çocuk\n\nher uçurtma kalktığında pazar \n\n \nayrılık  kadar uzak \n\ndokunmak gibi yalan\n\nbir akasyanın orta asyada ki piçi\n\nneden bu hayat\n\nbir şans daha tanıyor diye susuz bırakılmış da olsa\n\nöyle kollarını bağlama çocuk\n\nher sarılışın ruhumdur pazar \n\n \n15.09.2012\n\nSARIGAZİ\n\nAdem TOK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecekondu",
        "poet": "İbrahim Ünlü",
        "poem": "\n\nEvimin ikinci katında\nGüvercin dışkıları\nEvimin ikinci katında\nTelevizyon anteni\nTuruncu kiremitler\nDaldan bir kuş yuvası\nİkidir sapanların bozduğu…\nVe beton bir baca vardır.\nEvimin ikinci katı\nHayallerimin üssüdür\nNefretlere direnişim\nMavi gökyüzüdür.\n\nEvimin ikinci katı\nÇatı katıdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceden yaz bana",
        "poet": "Ali Rauf Tankal",
        "poem": "\n\nGecenin içinden yaz bana, \ndört duvar arasından, \nyada özlemini çektiğin yüreğin karanlığından. \nAma acıtmadan yaz ki, \nağlamadan okuyabileyim. \nSevdiğini öyle bir yaz ki bana, \nkahretmeden ayrılığa, \nyüreğim çapadayken alargada, \nölebileyim...\n\nART 19.09.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecekondu",
        "poet": "Sunay Akın",
        "poem": "\n\nUmut dolu\ntarlakuşları\nkentin kıyısına\nhep gece\nkondu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler",
        "poet": "Arslan Alp",
        "poem": "\n\nGeceleri çok severim, \nGökyüzünde işim var sabaha kadar.\nBir tanesini bile kaçırmamam lazım, \nDüşen yıldızların.\nDileğim gerçekleşene kadar..\n\nAralık 2001, İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler",
        "poet": "Ahmet Sargın",
        "poem": "\n\n\nGeceler geceler! ....\nÜstüme üşüşen geceler\nIşıksız _aydınlıksız\nBeni tanımayan geceler\n              Bir korku gibi sert\n              Bir hayal gibi mert\n              Bir dağ gibi yüksek\n              Büyüyen_küçülen\n              Saygısız geceler\n İçime ürperme ile dolan\nSerinliklerle hoş olan\nYücelerden enginlere dalan\nArşa göklere varan\nKoca usanmaz geceler\n                 Beni dost bilin aranıza alın\n                 Katın karanlıklara katın\n                 Gün ışığından ay işığına atın\n                 Korku salan geceler\nÜzerime ürküntü püsküren\nİçimi alevlandiren\nGönlümü parçalayan\nAmansız yaman geceler\n                  Vıcık vıcık çamur gibi\n                  Zift kazanı hezen gibi\n                  Aslan fil deve yılan gibi\n                   Korku saçan yalan geceler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler",
        "poet": "Cemaleddin Özmen",
        "poem": "\n\ngecelerde ki gündüzlere hasret kaldım.\ngece,hep gece hep karanlıktan ibaret.\nne bir yıldız kayıyor,ne bir ay ışıldıyor.\ngece,hep gece hep masumluğa işaret.\n\nyol boyunca parlayan fenerler,\nbu gece,geceye boyun eğmiş.\nher şey solmuş,herkes ona küsmüş.\nbu gece,arkadaşlığını asfaltla yapmış.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler",
        "poet": "Nurten Tarım",
        "poem": "\n\nGeceler perdedır sırlara\nUmutlara bekleyiştir\nGözyaşı dökülür sessızce geceye\nAnıdır seni sen yapan\nGece sensın belkı de\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Geceleme..",
        "poet": "Aslı Şahin",
        "poem": "\n\nYazmayan kalemler istiyorum\nKokmayan çiçekler\nVe yangın merdivenlerinde birikmiş öfkeler\nCan pazarı yüreğimde\nYüreğimde kızılca kıyamet\nVe katledilmiş heceler\n\nYarım akıl kaldım gece\nSevişmek düşleriyle konduğunda penceresiz camlara\nİçimdeki kıyımlara kurban ettim kendimi\n\nYargılayan ben\nYargılanan ben\nMavi urganlar geçiyor gözlerimden\n\nYarım akıl kaldım gece\nNe şiir yetiyor bana\nNe ben yetişebiliyorum şiire\nİçmek var şimdi\nKana kana içmek soğuğu\nVe sızmak gönülsüzce\n\nAşk yok\nYalnızlık üç harfteki kinaye\nYarım akıl kaldım gece\nTitreme ellerimde\n\n13.05.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler",
        "poet": "Oral Koca",
        "poem": "\n\nGeceler siyah olurmuş,\nbenim gecelerim\npembe.\nak tenli,\nkadınları var gecelerimin,\nzeytin gözlü dilberleri.\nkim demiş siyah olur geceler\nbenim gecelerim pembe.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler",
        "poet": "Fatih Porsuk",
        "poem": "\n\nDört sonbahar öncesi o gece\nYeşildi gözlerin, yalandı sözlerin o gece\nAylardan kasımdı, yapraklar sarıydı o gece\nDostlar arasında yalnızdık o gece\n\nGemileri yaktım her gece\nYıldızlardan kaçtım her gece\nKendimle savatsım her gece\nHatıraları kovaladım her gece\n\nTürkülere yaren oldum bu gece\nEski tatları aradım bu gece\nKendi gözyaşlarımda boğuldum bu gece\nSensiz dört mevsim geçti bu gece\n\n Hasretinden kurumuş çöller gibi bedenim \n Dokunuşunla kuraklık berekete dönecekti.\nO gece,her gece, bu gece….\n\n17/07/2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler",
        "poet": "Mujdat Ustaolu",
        "poem": "\n\nYine karanlık çöktü,ay doğmayan semtimize\nBense yine bir karanlık köşede,\nDöneceğin günün hayaliyle,\nDolaşırım sessiz sokakları avare.\n\nGeceleri üşüyen kaldırımlar tek dostum yine\nKoşarda, bilmez nereye! gider bir meçhule\nBir med cezir zamanı,bulur kendini sahilde\nGeceleri üşüyen kaldırımlar,dostum hep ezelden ebede.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler!",
        "poet": "Yüksel Akkas",
        "poem": "\n\nBir gece ansizin kalbime girdin\nBenim oldugunu o zaman bildim\nIcimdeki acimi derdimi sildim\nGeceler seni buldugum gundur\n\nGozlerime sensiz uyku girmiyor\nYuregim bulutlanmis seni silmiyor\nAklim hep sende baska bilmiyor\nGeceler asik oldugum gundur\n\nAsk nedir sende gordum\nAradigim sevgiyi sende buldum\nIlk defa birisini bu kadar sevdim\nGeceler sana  geldigim gundur\n\n21 ekim carsamba 1998\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler",
        "poet": "Ethem Sözen",
        "poem": "\n\nGeceler geceler, yarim geceler\nYarim her gece, bende geceler.\nDurmaz dilim yar, seni heceler\nGeceler geceler, yarim geceler.\n\nGeceler geceler,benim geceler,\nDerdime derman benim geceler.\nHer akşam geceler,bende geceler,\nGeceler geceler, yarim geceler.\n\nGeceler geceler,yansın geceler,\nAşk oduna tutuşup,yansın geceler.\nYarin şarabından içip,kansın geceler,\nGeceler geceler yarim geceler.\n\nGeceler geceler,duysun geceler,\nYare yandığımı duysun geceler.\nSaki olup bade sunsun geceler,\nGeceler geceler,yarim geceler.\n\nGeceler geceler,susun geceler,\nYar uykuda,susun geceler.\nBen değil,seni bana sorsun geceler,\nGeceler geceler,sonsuz geceler.\n\nGeceler geceler,daim geceler,\nYar gönlümde daim geceler.\nOlmasın sabah,bitmesin geceler,\nGeceler geceler,daim geceler.\n\nGeceler geceler, düğün oldu geceler\nYar ile bana, düğün oldu geceler\nGeceler geceler,ölün geceler\nYar bana can oldu, ölün geceler\n\n\tEthem SÖZEN\n\t  15/06/2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler",
        "poet": "Murat Akkaplan",
        "poem": "\n\nGeceler karanlık\nçıplaklık için gibi\n.saklanır,bütün gölgeler\n bu karanlık,sonsuzluk, çarşafının altına.\ndualar, bile uykuya dlamasada\n  görünmez,gecenin bir karanlığında,ortalarda.\nben de sevmem,karanlığı \n helede sahtekar olanlarını \n onuniçin adıml arım hep aydınlığa \nışık tehlikelidir ama dürüsttür.\n insanı doğruya götürür\nkaranlık gecenin bir yarısı öldürür \ndiğer tyarısı ise süründürür\n\nonun için benim yönümde yüreğimde \nkaranlık yoktur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler",
        "poet": "Leyla Çayan",
        "poem": "\n\nGeceler boyu seni düşündüm\nSeni özledim sessizlikte\nKaranlıklardan ürktüm\nSıkıldım sensizlikte\n\nUykularım kaçınca\nBalk....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler",
        "poet": "Adem Garipoğlu",
        "poem": "\n\nUmutlar tükenip güneş batınca\nBoynuna yıldızlar takar geceler...\nSevmek hayaline hüzün katınca\nHicran ateşini yakar geceler...\n\nVefasız bir yari onca severken\nUğrunda bir ömrü heder ederken\nBir gün başın alıp çekip giderken\nKarşıma ansızın çıkar geceler...\n\nNasıl dayanılır bu terk edişe? \nSevdalar layık mı sessiz gidişe? \nYağmurlar yağarken bir çok endişe\nGelip de aklıma sokar geceler...\n\nHayır gelmez artık kimseden sana\nYazıkmış uğruda döktüğüm kana\nAşka küstüğüm gün gelip de bana\nKalan son kurşunu sıkar geceler...\n\n11/03/2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "** Geceler **",
        "poet": "Ali Haydar Kırbaç",
        "poem": "\n\nKaldı senden  hatıra,  bu uykusuz  geceler\nGönlüm arar, kalbim sorar, dilim seni heceler\n\nGeceler yalnız benim, tek tesellim geceler\nOnda cevap buluyor  çözümsüz bilmeceler\n\nGeceler ah geceler,senden ayrı geceler\nBeni ancak o anlar  tek tesellim geceler\n\nGeceler hasret dolu, gözyaşı sabahında\nGeceler hüzün dolu  çünkü yoksun yanımda\n\nGeceler ah geceler,  bu kahreden geceler\nOnda cevap buluyor çözümsüz bilmeceler\n\nsöz / müzik:\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler",
        "poet": "Mustafa İbiş",
        "poem": "\n\nGökyüzü kararıp doğduğunda yıldızlar,\nKarabasnalar gibi üstüme çökersiniz.\nYıldızların aydınlığı kar etmez karanlığa,\nBir garip bulduk diye bayramlar edersiniz.\n\nRuhumdaki aydınlığı karanlığa hapseden siz,\nHayatın denizinde gösterip kaybeden siz,\nGitmiyorum desemde mecburen gidiyorum\nAh karanlık geceler sizden iğreniyorum\n\nYalnız benle başbaşa,sade olan ben varım,\nBedenimle başbaşa up uzun bir yoldayım,\nHayatın hırçınlığı itmiş men kucağına,\nRuhum ile birlikte bir uzun diyardayım.\n\nKaranlık acımasız, karanlık sır küpüsün,\nKaranlık matem dolu onu hiç göstermezsin,\nSen de bilmiyorsundur kaç ruhu bunalttığnı,\nBedeninden sıyırarak bir bir köşeye attığnı,\n\nKim bilir kaç garip var inleyen kucağında,\nÇaresizlik içinde kaç can var  ocağında,\nSadece ben değilim bir onu biliyorum.\nAh kalleş geceler sizden iğreniyorum.\n\nSırların mezar gibi hep içinde saklıdır,\nOnu bir ben bilirim,birde benim gibiler,\nVerin aydınlığımı karanlık sizin olsun,\nNe olur şafak vakti ruhuma aydınlık doğsun.\n\nGeceler gariplerin tünediği  son durak,\nGariplerin  ayazdan titrediği son durak,\nNihayet mezarlığın habercisi olan sen.\nDeğişmeyen hakikat gün peşinden gelensin.\n\n\n                                          Mustafa İBİŞ\n                                     12/08/2009/AMASYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler",
        "poet": "Güler Talay",
        "poem": "\n\nNe çok söyledim bu cümleyi “ bu gece bitecek mi? “ ….\n   Her söylediğimde gece bitse de, gündüz yaşadığım gecelerin daha ağır olacağının karanlığıyla “ bu geceler, bu ahvallar ne zaman bitecek “ le karanlıklara bulandım..\n  Zaman aynı dilimlerden geçiyor.Mevsimler ilkbahar, yaz, sonbahar,kış…..aylar; ocak,şubat,mart…….günler; pazartesi,salı…….geceler ve gündüzler hep aynı….dünyanın dönencesi.Dadaloğlu demiş ki  “ yedi iklim dört köşeyi dolandım meğer dünya her tarafta bir imiş “ …dünyanın oluşumundan bu yana geçen zaman ne olursa olsun bu söz çok şey anlatıyor……\n   Geçen zamanda değişen tek şey insanlar ve duygular.Normal zamanlarda yaşanan gecelerde gözlerimizi kapatıp açtığımızda sabah olur.Bazen ise zaman durur ve öyle ağır geçer ki  “ bu gece bitecek mi? “ sözünü zikredip yaşamaya başlarız.\n   “ Geceler katran karası geceler “  şarkısı gecenin katran karanlığının ağırlığını anlatan,aklıma gelen dilime tesbih olarak dolanan tek şarkı olur,beklide tek cümlelik bir şarkı….\n   Gecelerde buluyorum yalnızlığımı.Yalnız olabilmek bile bazen lüks bir durum oluyor.Hayatın koşuşturmacasında kendimize zaman bulamayınca duygusal birikimlerimiz yalnızlık lüksümüzde bizimle gecelerde biriktirilmişliklerinin hesabını tutmaya başlar.Kalp ağırlığımız nefessiz bırakır bizi, boğulur gibi oluruz..El ayak çekilince kalbimizden en derinlerimizden çıkar yaşayan,hazırda  bekleyen o bizi boğan eller olur geceler….\n   Gönül yorgunluğunun bir çaresi olmalı…\n  Gecelerde çare olur paketimizden azalan sigaralar,gözlerimizden akan yaşlar,dilimizden dökülen isyan sözleri,çığlıklarımız sessiz haykırış olur,naçar ahvaller….. kıvranırız…\n      “ Bu gece bitecek mi? “....\n  Gündüz  yüzümüzü saklayamayız aydınlıkta,geceler saklar yüzümüzü karanlıklarda.Oyuncaklaşmıştır avuntularımız, gün doldurmalarımız,kendimize gitmeyişlerimiz.Evcilik oynuyor hesabı roller üstlenip görev gibi gereğini yapıyoruz ruhsuz günlerin.….Kendimize gündüz avuntu diye oynadığımız oyuncaklar kırık,bozuk ve eski olur gecelerde.Oyun oynamak istemeyiz gecelerde kendimizle. “… Avutulmuş çocuklar çoktan sustu bir ben kaldım tenhasında gecenin…” dizeleri gibi,oyun oynamak istemeyiz gecelerde avuntu oyuncak dediğimiz oyalanmalara bahanelerle.Oynayamayız oyuncakların kırıklığının,bozukluklarının,eskimişliklerinin adının avuntu olduğunu kusurlarıyla biliriz.Rafa kaldırırız,gündüz avuntu oynadığımız hayatın oyun rafına….\n   Gecelerde buluruz yalnızlığımızı,gecelerde yaşarız acılarımızı,gecelerde akıtırız göz yaşlarımızı,gecelerde haram olur helallerimiz,gecelerde uzak olur hayallerimiz,gecelerde özlem olur hasret kokar göremediklerimiz,gecelerde imkansız olur aşkımız,gecelerde isyan olur şarkılarımız,gecelerde kaçış olur savaşlarımız,gecelerde kedi olur aslan yanımız.Gecelerde biz bizle oluruz,gecenin karanlığıyla bütünleşip biz gece oluruz.Geceyi dinleriz,gecenin sessizliğini…Sessizliğine sığınmalı mı,sessizliğinden ürkmeli mi bilinmezliğiyle yaşamaya başlarız geceyi…..\n   Sığındığımız sessizliğinde bizim sessiz çığlıklarımız haykırış,karanlık hayaller,acılar,keder ve öyle şekil değiştiren ıstırap veren korkunç bir ürkütücülüğü olan bir canavara dönüşür ki savaşmaya başlarız karanlıkta duygularımızın yarattığı o korkunç canavarla.Gecenin sessizliği içimizde başlayan savaşla fırtına öncesi dinginlikte anı kollamaya başlar.\n   Herkes mi böyle yaşıyor geceyi yoksa geceyi gece olup yaşamak geceye sığınanlar mı? .......\n   Geceler yine güzeldir.Yarattığı duygusal yenilginin gölgesinde dahi gündüzü bitirip geceye varmamıza nefes olur bir yerde.Kendimiz isteriz bunu.Ne zaman bir omuz istesek – düşer,güven istesek – sarsılırız,sığınmak istese – sürgün ediliriz,oluru söylesek – imkansızı görürüz,dost desek – çıkar sunulur,tutunuş istesek – kopartılırız,biz ne kadar gitsek,ne kadar versek – o kadar geri kaçınılır,o kadar da alırlar.Gündüzü böyle hezimetlerle yaşayıp gecelerin o bizi savursa da gel – git lerine kendimizi bırakışımız geceyle bütünleşip,gece gibi yalnız olmada alırız nefesimizi.gündüz yaşadığımız gecelere direnç nefesi….\n   Bir başka dünyadır geceler,masalsıdır geceler.Başrolü yastığımız olur bizim yazacağımız masalın.Tek dostumuz yastığımızdır aslında.Omuz diye başımızı koyarız,göz yaşlarımızı akıtırız,hayallerimizi düşleriz,kavgalarımızı düşündükçe güç alırız,korkularımız da sarılıp güven ararız yastığımızdan, dayandığımızda.Hep nemlidir yastığımız hüznümüzden akan yaşlardan.Gece olur biz geceyi dinleriz.biz gece olunca yastığımız bizi dinler.Asl olan yastığımızın bildikleridir.Gözyaşımızı içine çeken,kederimizi,hayallerimizi,bizi bilen başımızı koyduğumuz dizdir yastığımız gecelerde.Yolculuklarda da yanımızdadır,belimizin ağrımasında dayandığımız,cama yaslanırken başımıza destek koyduğumuz,cama bakarken uzun yola yatırdığımız düşüncelerimizde de yanımızdadır.yolların geceleri bitmeyen tünel gibidir.karanlık tünelde yolcuların arasında yastığımızla biz yalnızızdır.Yollar, beyaz şeritleri dışında gecenin karanlığına daha zifir-i karanlığı yükler.Yoldayız,kaçıyoruz,gidiyoruz,nereye,neden soruları dans eder beynimizin karanlık akıl oyunları pistinde…\n  Hep yolcu olsak ta duraklar,son duraklar hep vardır,hep gece olsa da sabahlar her halükarda doğar.en ağırı yüreğimizden yolcu,gündüzlerde gece olmamızdır..\n  Gecelerde gece olmak gündüz yaşanan karanlıklarımıza, ruhumuza bir nefes olur ay doğması.İçerlendiğimizde daraldığımızda,burulduğumuzda karanlıkta hüzün ve huzuru dengede yaşatan büyülü bir haredir,ay ışığı.Şerefine bir kadeh kaldırıp,bir sigara yakıp yastığımıza dayanıp, büyülü ışıltısında tebessüm edebileceğimiz seyr-i alemdir hivda…\n   Geceyi gece olup bir de yâr için yaşamak istediğimizde; ayın yüzeyinde görürüz yârin yüzünü, yâre söyleriz şarkılar, yâre buluruz sözler,isyanlar,yâr için kalkar şerefine diyemeden yokluğunda şerefsiz kadehler, yâr için çekilir sigaradan nefesler,gece tünelinin ucundaki ışıktır yüreğimizdeki yârin karanlığına ay ışığı,gecelerde vefasız olur yâr,gecelerde uzak olur yâre giden yollar,gecelerde imkansız olur yâre duyulan aşk….gecelerde yâr….Ay gecenin gece de bizim yârimiz olur.Gecelerde  aydan güzeldir yârin gül cemali,gecelerde ay gibi aydınlıktır yârin hayali,gecelerde ay ışığındadır yârin huzuru,gecelerde ay kadar uzaktır yârin elleri,gecelerde ay gibi duyulmazdır yârin sesi,gecelere tebessümdür ayyüzlü yârin hissi…\n…..Ay gecenin gece bizim yâri…\n  Geceleri gece olup yaşadığımızda yıldızlarına dalarken o küçük hareleri ne büyük umutlar doğurur yüreğimizde.Kayan bir yıldızın hızında tutarız yare dileğimizi,kaydığı hızı kadar yakın oluruz yarimize,yarınımıza umutla.\n  Sema sonsuz,yıldızlar parlak,ay büyülü…Gecenin gece olup yaşanıldığındaki bütünlüğün masalımsı güzelliğidir,gökyüzünün büyüsü…\n    Büyülü bu gökyüzü masalından; yıldızlarından,ayından,gecesinin en siyahından umutlar doğururuz,hezimetler yaşadığımız gündüz gecelerimize…\n   Buruk sevinçler yaratırız,yare vuslatlar düşleriz,kayan yıldızlardan tuttuğumuz dileğe kapılıp tebessüm ederiz,ayışığını deniz feneri sayarız fırtınalı deniz savaşlarımıza,en iyi dostumuzu biliriz sarıldığımız yastıkta,gece karanlığında görmeye alışırız önümüzü,acılardan güç almayı öğreniriz gecenin işkence odalarında,yüreğimizin yangınını da – ayaz yanını da öğreniriz gecenin çığ vahametinde.En ağır sözcüklerimizi de buruk paslı bir renge bürüyüp yüreğimize ezberletebiliriz gecenin sessiz çığlıklarında,taşınmaz yürek ağırlığını da taşıyarak yol alırız gecenin en baskın karanlığında, gecenin karanlık sınırsızlığında öğreniriz sınırlarımızı  çizmeyi.Özlemlerimiz  dağ olsa da öğreniriz dağların aşılası yollarını,soluruz gecenin öğrettiği gündüz yaşadığımız gecelerin soğuk,soluk,küflü,kederli havasını…\n     Böylesi gecelerde biz gündüz gecelere gebeyizdir.Geceler hüznümüz,geceler firari yüreğimiz,geceler serseri sarhoşluğumuz,geceler bulut yüklü gözlerimiz,geceler ışıksız odalarımız,geceler demirlenmeyen  limanlarımız   …..geceler……geceler…böyle geceler geçmez….\n   Ay gecenin,gece karanlığın  biz karanlık gecenin yâri…..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler - 4",
        "poet": "Mahmut Ünsal",
        "poem": "\n\nÇoğu kez insana huzur veriyor,\nKaranlık geceler, siyah geceler.\nRüyâlar hep sevda, hayâl kokuyor,\nÇok sırlar gizleyen, siyah geceler.\n\nHayâl âlemiyle baş başa kalan,\nGeçmişe uğrayıp mâziye dalan,\nAnılarla mutlu günler yaşayan,\nMutluluğa hasret, siyah geceler.\n\nDertli olanların dert ortağı sen,\nİçini dökene can kulağı sen,\nHıçkırıklarımın gözde yaşı sen,\nSessizce ağlayan, siyah geceler.\n\nSabah ışıklarla kaybolup giden,\nAkşamki ümitler gider peşinden,\nSıyrılırsın rüyasından, düşünden,\nAkşamı bekleyen siyah geceler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler",
        "poet": "Habib Şahin",
        "poem": "\n\nUzayıp giden hüzündür geceler; \nBazen korkuyu saklar içinde\nBazen nerde bırakırsan umudu\nHep umudu bekler\nSana hasret sensiz geceler! ..\n\n(Erzurum 2003)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler",
        "poet": "Korel Okay",
        "poem": "\n\nGündüzleri hiç sevmiyorum\nGeceler benim dostum\nKaranlık basınca her yeri\nHiç kötülük görmüyorum\nİnsan olduğuma pişman\nHep sarhoş olmak istiyorum\nYa da deli olmak\nYa da hiç gündüzü yaşamamak! ! !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler",
        "poet": "Yiğit Pekzeren",
        "poem": "\n\nRüzgarlı,\nKaranlık,\nGecelerde ben yine derbederdim.\nBilinmez,\nKasvetinden midir gecenin,\nNeyim var,\nNeyim yoksa hepsini kaybederdim.\nRüzgarlı,\nKaranlık,\nGecelerden ben size selam getirdim.\nGüneşin batmadığı yerlerde güneşleri,\nBucaksız gecelerde, geceyi ben bitirdim.\nŞimdi rüzgarlı,\nKaranlık,\nGecelerde ben yine derbederim\nGecelerle, kaybettiklerim için harbederim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler",
        "poet": "Mahfi Avni",
        "poem": "\n\nGeceler hep karanlık,\nTahayyüller saf ve apaçık,\n\nGeceler çok karanlık,\nOyun oynar in! cin! bayık bayık\n\nGeceler zifiri karanlık,\nDeler sessizliği feryad, ama ne çare sesi kısık,\n\nGeceler ah geceler yine karanlık,\nGeceler de ağlarım zira gönlüm kırık...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler",
        "poet": "Ziya Nizam",
        "poem": "\n\nGeceleri oldum olası severim\nÇünkü onlar dosttur.\nEn çaresiz anında gözyaşını saklar\nKadeh tokuşturmak için sessizce beklerler\nSevgilinden ayrılsan onlara sığınırsın\nDüşünmek istesen yine onlar sana kucak açar.\nSen düşünmezsin bile onları\nOnların seni düşündüğü kadar.\nDedim ya geceleri oldum olası severim.\nAma şu sıralar bir o kadar daha seviyorum\nÇünkü geceler seni bana getiriyor\nKendimle baş başa kaldığımda\nGeceler seni hemen yanıma oturtuyor\nÖnce ellerini tutuyorum\nBir bilsen o anda kalbim nasıl atıyor\nGözlerine bakıyorum bir an\nYine o anlamlı bakışın var gözlerinde\nHafifçe yanağını okşuyorum\nSonra saçların değiyor ellerime\nO yumuşacık,o kıvır kıvır saçların\nİşte o anda seni seviyorum diyorum\nAma bunu sadece geceler duyuyor\nBilmiyorum kaç gecedir seni sensiz yaşıyorum\nVe kaç gecedir sabaha karşı\nSeni sana uğurluyorum.\nBen geceleri seni sevdiğim kadar seviyorum\nÇünkü onlar benim seni nasıl sevdiğimi biliyor.\n\n\t\t\t27.05.1996-Pazartesi\n\t\t\t05:05 Rize\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler Boyu",
        "poet": "Osman İnci",
        "poem": "\n\nHer gün saat altıda, başlar gecem, \nToplanır bir bir, derdim ve çilem, \nMasada üç-beş kâğıt, elimde kalem, \nSeni yazarım, geceler boyu...\n\nAnıları düşünürüm, seninle dolu, \nSana kavuşmanın, kapanmış yolu, \nBoğazıma yapışmış, hasretin kolu, \nSeni haykırırım, geceler boyu...\n\nŞiirler yazarım, hep seni anlatan, \nKalbimdeki, duyguları yansıtan, \nÇay yerine, elimdeki bardaktan, \nSeni içerim, geceler boyu...\n\nO resmin durur, masamın üstünde, \nBaktığımda, bir şeyler titrer içimde, \nMüzik yerine, şu radyonun sesinde, \nSeni dinlerim, geceler boyu...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler",
        "poet": "Aynur İlkay",
        "poem": "\n\n\t\tInersin ortu gibi dunyanin uzerine\n\t\tAy suzulerek yukselir gunesin yerine\n\t\tBazan yelken acilir bilinmeyen engine\n\t\tBenim yakin dostum gizemli siyah geceler\n\n\t\tBir cok insan telasla kosarlar evlerine\n\t\tKavusurlar ozledikleri sevdiklerine\n\t\tDalarlar gozlerdeki sevginin derinligine\n\t\tBenim yakin dostum gizemli siyah geceler\n\n\t\tYan yana can cana yuruyus yapilir\n\t\tSevgiyle sarhos goge yildizlara bakilir\n\t\tEller kilitli asklarina dugum atilir\n\t\tBenim yakin dostum gizemli siyah geceler\n\n\t\tBazan mehtabin katildigi geceler olur\n\t\tParkin ortasindan bir derecik akar durur\n\t\tAgustos boceklerinin sesleri duyulur\n\t\tBenim yakin dostum gizemli siyah geceler\n\n\t\tGeceler vardir ozlemle her zaman anilir\n\t\tGeceler vardir hasretle yurekden yanilir\n\t\tGeceler vardir hic bitmeyecek sanilir\n\t\tBenim yakin dostum gizemli siyah geceler\n\n\t\tGeceler vardir goz yaslari eslik eder\n\t\tGeceler vardir bir anda geliverir seher\n\t\tGeceler vardir yoktur icinde elem keder\n\t\tBenim yakin dostum gizemli siyah geceler\n\n\t\tGeceler sizleri daha nasil anlatayim\n\t\tSizlerdeki mutlulugu nasil unutayim\n\t\tMaziyi soran gonlumu nasil avutayim\n\t\tBenim yakin dostum gizemli siyah geceler\n\n\t\tAynur Ilkay\n\t\t23 Nisan 1997\n\t\tToronto,Ont.\n\t\tKanada\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler",
        "poet": "İsmet Akın",
        "poem": "\n\nDert ve Tasalarımı Paylaştığım\nSırlarımı Sizlere Açtığım\nAh O Güzelim Geceler\nSizlerden Hiç Şikayetim Olmadı\nGündüz Yaptığım Hataları\nHep Sizlere Anlattım\nVe Sizlerle Beraber Sakladım\nDert Ortaklarım \nNeşe Kaynaklarım\nO Güzelim Sakin ve Sessiz\nMahsun Garip Geceler..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler...",
        "poet": "Hayriye Aygül",
        "poem": "\n\nGeceler geceler,hayallere darbedir geceler \nBitmez tükenmezsiniz duvar gibi dilsiz ve sağır\nNefes almaz ağırlığınızla çökerken ülkenin üstüne \nKaranlık üstüne çok karanlık kendinizden bihaber\n\nRüzgara kapılmış tepeye sürüklenirken bulutlar\nKuru kenger misali yelden yele kapılan yiğitler\nSökün ediyor karanlık kurulan huzurlu hayallere\nYüzsüz,berbat korkunç oluyor ölümlü gecelere\n\nBuldunuz hayalperest çöküyorsunuz vatan üstüne\nİsyanlardayım neden kapattınız aydınlığı karanlığa\nRuhlar canlı mezar misali gömülmüş tek tek evlere\nZifiri karanlık sarmış etrafımıza gözgözü görmüyor\n\nKaranlık sinmiş köşelere demirli pencereler açılmıyor\nİsyanlardayız bilinmezler ülkesinde yandaş yalakayız \nMemleket havasını artık mutlu ve huzurlu çalmıyoruz\nMevsimler dönerken yıllara yaşadıklarımızın farkındayız\n\nGeceler basmış karabasan gibi ülkede çiçekler açmıyor\nGeceler azap artık rahat yatılmıyor korkunç rüya bitmiyor\nUmutlar depresyonda akıl doğru yolu şaşırmış çıkılmıyor\nYokuşları tırmanırken korkunç korkunç planlar oynanıyor\n\nDipsiz kuyulardayız bizi çıkaracak kahraman aranıyor\nİnsanlar ahlaksız olmuş öz vatanımız para pula satılıyor\nBin yıllık kardeşlik kan gözyaşıyla paramparça ediliyor\nAnalar ağlarken vatan hainleri koltuk pazarlığı yapıyor\n\nSevmiyorum karanlıkları sevmiyorum hüsranlı geceleri\nGeç kaldı görünmüyor afakta vatanın korkusuz yigitleri\nKaranlıkları dağıtsınlar,aydınlık sarmalı vatanı yürümeli\nKolları kaldırıp oynamalı vatandaşa Ankara Seymenleri \nGazi Mustafa Kemal'e özgürlük ve bağımsızlık yemini etmeli...\n\n11 Şubat 2016 Almanya \n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Geceler Katilim Olacak",
        "poet": "Nurten Altınok",
        "poem": "\n\nGeceler katilim olacak\nAvuçlarımdan deniz kayıyor\nBir dala tutunuyorum\nAdı savaş oluyor\nBir dala tutunuyorum\nGözleri balık bakıyor\nGeceler katilim olacak\nSavaş yüreğimde büyüyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler, bana sığınak!",
        "poet": "Bedrettin Keleştimur",
        "poem": "\n\nGeceler, geceler bana sığınak\nSessizlik, ah ölüm çöken sessizlik\nFikir, geceleri boğan sağanak; \nAkıl, şu koca bedene barınak! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler geceler",
        "poet": "Battal Çam",
        "poem": "\n\nYüce dağ başında harman olurmu\nYarsız yiğite derman olurmu\nSöyleyin zalımada inat etmesin\nYarsız gecelerde sabah olurmu\n\n      Geceler geceler yarsız geceler\n      Gözyaşına esir düştü geceler\n\nYüce dağ başında duman gidermi\nKavalsız sürüde suya inermi\nSöyleyin huysuza inat etmesin\nAyrı yastıklarda ömür bitermi\n\n      Geceler geceler zalım geceler\n      Bizden ırak gitsin yarsız geceler\n\nYüce dağ başının yolu olaydım\nArının kokladığı çiçek olaydım\nSorun vefasıza muradı oldumu\nBattal ım bende olmaz olaydım\n\n      Geceler geceler yarsız geceler\n      Gözyaşına esir düştü geceler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler Hasret Kokuyor",
        "poet": "Levent Kayahan",
        "poem": "\n\nŞimdi  hayat kitabından\nYüreğim aşkı okuyor\nPayıma  ne  düşer hesabından\nGeceler  hasret  kokuyor\n\nTebessüm dudağıma haram\nŞaşırırım  nerde duram\nYokluğunda buram buram\nGeceler hasret  kokuyor\n\nDuygular üstüme yürüdü\nGözümü sevda bürüdü\nHayallerim bile çürüdü\nGeceler  hasret  kokuyor\n\nGünlerime  çökmüş kasvet\nDurmadan vuruyor gurbet\nSen hala  diyorsun  sabret\nGeceler hasret kokuyor\n\nAşk  uykusu desem değil\nCan tortusu desem değil\nGül  kokusu desem değil\nGeceler hasret  kokuyor\n\nGönül  gözüm  kör nokta.da\nBin parçayım her  nokta.da\nDuygularım bir nokta.da \nGeceler hasret  kokuyor\n\nDertler geldi  bölüm bölüm\nBenden  uzak kaldı gülüm\nTükendi tüm  tahammülüm\nGeceler hasret  kokuyor\n\nHer yönümden sevda eser\nYüreğimden duman  tüter\nYa gel  ya  bir  haber gönder\nGeceler  hasret kokuyor\n\nSen gönlümün  buğusu.sun\nVarlığımın yokluğusun\nSeviyorum  daha  ne olsun\nGeceler hasret kokuyor\n\nBeklemedin hep  beklettin\nKarşımdayken.de gurbettin\nSevdama özlem yüklettin\nGeceler hasret kokuyor\n\nKarlı dağları aşalım\nHayırlıysa buluşalım\nTez zamanda kavuşalım\nGeceler hasret kokuyor\n\nKurağımın  yağmurusun\nSaf.sın berrak.sın  duru.sun\nSen cevapsız bir sorusun\nGeceler  hasret kokuyor\n\nÜmitlerim eğilip  bükülür\nYarından hayaller sökülür\nGönlümden  şiirler dökülür\nGeceler  hasret kokuyor\n\nZaman alır kendime gelmem\nMümkün değil gibi gülmem\nYa sen  neredesin bilmem\nGeceler hasret kokuyor\n\nHani   ya  ıssız olmazdın\nHayattan zevk alamazdın\nBensiz  huzur bulamazdın\nGeceler hasret kokuyor\n\nOnun  için ben herşeydim\nYa  aşık  değil.de  ney.dim\nAyrılığa  hüküm giydim\nGeceler hasret   kokuyor\n\nBir sevda gizli adında\nAşkım  vuslat inadında\nUmut  kuşun kanadında\nGeceler hasret kokuyor\n\nSON\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Geceler Kurşun",
        "poet": "Nurten Altınok",
        "poem": "\n\nGecelerin kurşun sağnağında\nKorumasız\nSarmaş dolaş yaşadın mı hiç yalnızlığı\n\nBir şamar yüzünde dost eli\nUmutların aynalarda kırıldığı\n\nGeceler hüzün ebesi\nKan emici sülük misali\nKırçıl saçlarda öfke geceler\nGöz altında mor halkaların belgesi\n\nGeceler\nGünahların sis perdesi\nGeceler... ah geceler, ah\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler mavi çiçek",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGeceler mavi çiçek\n\nAşkı tattım\nGeceler mavi\nZaman mavilik yağmuru\nTam çatlamışken toprağı gönlün\nSavuruyor bir mavi rüzgar \nÇiftçiler şimdi tarlalarında\nEski günahların üstüne askerler sürüyorum...\n\nSevgiyi tattım\nGeceler oldu mavi çiçek\n\nIsınır şimdi buzlu  kutuplarım\nSahillerimde güneş\nLeylekler papatyalı kırlarında yetimliğimin\nGeceler masmavi mısır yolcusu olduğum belli\n\nGeceler mavi\nGülü sevdiğim için\n\nGeceler yar\nAşıklara\nKulaklarım gül seste\nGeceler mavi\n\nSeccadede güneş\nGeceler  mavi çiçek\n\nAşka düştüm\nGeceler oldu mavi çiçek\nEn bereketli tarlalarını  hatırlıyorum gecelerin\nGeceler  ömrümün  bana ait zamanı\n\nSeccade güneş\nGece mavidir \nVarsa seccaden\n\nEn bereketli tarlalarımı  hatırlıyorum \nGeceler  ömrümün  bana ait zamanı\nElif oluyorum \nVav gibiyim seccadelerde\nGeceler daha mavi mavi gönlü bu mısır yolcusunun\n\nHayalime zelihayı çizdim geliyorum ey mısır...\nGece yıldızları alnıma çiviliyor...\n\nGecelerin yıldızları kadar çok dualarım var\nÇiçek sevgi dolunca gönle\nSevdim geceyi ve çiçekleri...\nGündüzleri sevdiğim kadar\n\nSeccademde güneş gece karanlık değil\nGeceler mavi çiçek\nUzak köylerde kaval sesi olur sessizlik\nYıldızlar göz kırpan kuşlar gibi gök ağacında\nGece korkunun annesi olsa da çocukların döşeğinde\n\nGönlüm güldedir\nGeceler mavi\nGeceler yar olur yarini arayana\nGecelerde gönlüme en mavilik\n\nŞimdi gece\nSeccadem özlemiş beni\n\nŞimdi gece\nÖzlemişim  gül sesi\n\nGecelerde kuzu  usluluğu\nHırpalanmaz gönül kuzu  karanlık\nAlnım nurlu seccadede\nGeceler mavi deniz\n\nAy göklerde \nAy gönülde\nGeceler mavi çiçek\n\nÇocukluğumda geceler  ağlardı çocuk gibi\nGeceler şimdi çiçek gibi\nYetimdi  seccadem uykum yıldızsız \nKesilirdi aceleci hıçkırıkları komşumun\n\nGelin yıldızlar\nKaranlığı delin yıldızlar\n\nGecelerimde\nKuyulardan çıktı yusuflar\nGül takmak için yakama düştüm yollara\nGecelerde  mavilik\n\nGeceler gül gönlünde gül olan için\nGönlümde şimdi gece \nGönlüm yoldadır yusuftur  mısıra yolu\nSarmaşıklarımdır\nPapatyalardır \nSevinçlerim hüzünlerim....\n\nGeceler gönlünde güneş olan için\nGönlümde şimdi gece \nSarmaşıktır suladım gözlerimi\nMaviliğe hasreti denizler gibi yaşadım\nSeccadelerdeyim mısır yolunda\n\nKanatlanır yuvadan uçar alnımın cömertliği\nGeceler mavi çiçek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler Sevdalık",
        "poet": "Işık Aktaş",
        "poem": "\n\nAy da küsmüş bana, yüzün dönmüyor.\nYarab bu ne azap, yüzüm gülmüyor.\nHep hayali gözlerimin önünde,\nSevdalı geceler, sabah olmuyor.\n\nYıldızlar semada, gecem karanlık.\nGüneş doğmuş, gündüzlerim karanlık.\nYaşıyorum; beden ruhsuz, bir anlık.\nGeceler sevdalık, günler sevdalık.\n\nCanımda can idin, gözlerimde fer.\nAldığım nefestin, vücudumda ten.\nŞimdi ne canım var, ne yanımda sen.\nGeceler karanlık, günler karanlık.\nGeceler sevdalık, günler sevdalık.\n\n                                                         22.07.2001/21.30\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler Şahittir Ağladığıma",
        "poet": "Gürsoy Solmaz",
        "poem": "\n\ngeceler şahittir ağladığıma\nsessizlik içinde bu halim çoktur\nsen bakma zamanca geçen çağıma\nçığlıkla boğuşan hayalim çoktur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler Taslak",
        "poet": "Yüksel Aykut",
        "poem": "\n\nBazen dostum olur geceler\nBazende bir kabus gibi çöker üstüme\nGecenin sessizliğinde\nSeni düşünürüm\nBir kedi mırıltısı\nYırtar gecenin zifiri karanlığını\nKaranlığın içinden süzülüp gelmeni \nHep hayal ederim\nBiliyorum hiç bir zaman gelmeyeceksin\nGeceler gibi sende zalimsin sevgilim...\n\n1994\nSuruç\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler Ve Bilmeceler",
        "poet": "Hasan Doğdaş",
        "poem": "\n\nBırakın yakamı bırakın geceler\nNedir rüyalarımda söyledigim heceler\nŞarkı degil ninni degil,\nTasa endişe keder degil\nHayatımda görmedigim bilmeceler bilmeceler\n\nAğlamakla geçer benim gecelerim vefasız\nNe geçecek eline bir köşede bırakınca bahtsız\nBiliyorum seviyorsun ama kendinden güvensiz\nGüven duy kendine ayğlamayalım güneşsiz\n\nİçimde bir bilmece gündüzleri çözemedim\nRüyamda çözeyim dedim gündüzü aradım\nŞarkı degil ninni degil,\nTasa endişe keder degil\nGündüz çözemedigim bilmeceler bilmeceler\n\nGeceler senden vicdansızdır eritir beni\nBen unutmuyorum sende unutma beni\nİlk günkü gibi doğmuş olayım yepyeni\nÇözülmüş olsun artık bahsettiğim bilmeceler bilmeceler…HASAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecelerden Ümitler",
        "poet": "Necati Ülker",
        "poem": "\n\nElveda sevgilerin en içteni,\nElveda aşkımın son damlası,\nElveda gözyaşlarım.\nElveda ızdıraplı günlerim.\nBitmeyen karanlığın sonu geldi.\nYeni den doğmuş gibiyim.\nHep gündüzler olsun bu kentte.\nUykusuzluğum bitsin.\nYeşil çimenler olsun yine,\nDağlardaki beyaz örtü kaybolsun.\nHep yeni ümitler, hep bahar olsun.\nYeni yeni hayaller gelsin.\nSilinsin gönüllerden, \nKaranlık geceler,\nAcı üzüntü olmasın daha\nAydınlığa erişti, arzular\nSilinsin anılardan,\nYok, olsun kalplerden,\nMazideki isimler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler yarim oldu",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGülü sevene gül olun geceler...\nDikeni sevene diken\n\nDikenli  hançerli geceler bilirim\nArsız hırsız geceler bilirim\nEşkiya gözlü yıldızları vardı gecelerin \nHüzünlü geceler bilirim\nDeliren geceler bilirim\nAyrılık geceleri tattım\nVahşi geceler gördüm\nNeredesin vuslat gecesi \nŞu kısa ömrüm de gül oldu gülü sevince\n\nYıldızlıdır İstanbulun geceleri\nİstanbulun bir güneşi var\nİstanbul oldu bana yar\nGülü sevince\n\nKaranlık geceler bilirim\nVefasız geceler bilirim\nİçimde bir gece\nYıldızsız mı yıldızsız\n\nGül fikirli gecelerim oldu\nZikirli gecelerim oldu\nGülü sevince\nGeceler yarim oldu\nGülü sevince...\n\nGece kilitler ışıkları\nBen gönlüme sığınırım\nGönlüm güneşli tek\n\nGece yarim oldu\nGüneşli oldu gece\nEy gül yarim olduğun gece\n\nGeceler dost olur gül derdinde olana\nİstanbul da ağlasın bu gece\nGeceler yarim oldu\nGül sevince\n\nBen bir dertliyim gül aşığı\nGözlerimi bağlama sessizliğinle gece...\nGüneşi kovsa da gece...\nAy kardelen çiçeği gibidir\nGülü sevene\n\nBir gül derde düştüm\n\"Geceler yarim oldu\"...\nGülde karanlığa cenk \n\nİyi ki, varsın gece\nNasıl ışık olurdum doğurmasaydın beni gece\nHer gece suluyorum ellerimi\nÇiçek açsın diye\nGüle çarpıldığım günden beri\n\nBeni sen doğurdun gece uyutup çiçeği eritip karı...\nEn güzel çiçeği güneş değil sen büyütüyorsun gönlümün bağlarında\nEn zalim karları güneş değil sen eritiyorsun hayatımın dağlarında...\n\nİyi ki, varsın gece\nGül takmak için \nBal tatmak için \nYolcu gönlüm \nTreni ray yürütüyor\nAğacı güneş \nİnsanı sen\nGül dertlisiyim ey gece\n\nGülü sevdim \nGül geceler...\nAkıyor bana gül geceler\nGülü sevdim\n\nBir derde düştüm \nGece yarim oldu\nGece tanır öksüz evladını...\nGecenin şefkati bal\nGülü sevdim\nBal oldu geceler\n\nSütünü ak  bilmişim \nBir senden beklemişim çiçek annelik\nÇiçeği uyut\nBöceği uyut\nYarım kalmasın şu yorgun  gönlün işi \nYıldız yıldız gönlümü çözüyorum\nAklım yıldız....\nGül geceler\n\nGecenin güllerine bak\nGülü sevince\nGece uyutur bende kini\nGönlüm hatırlar sevdiğini\n\nBir derde düştüm \nGül derde düştüm\nGece yarim oldu\nGül yolcusuyum\n\nÇiçeklerimi böceklerimi uyuttum\nSüt içirdim büyüttüm geceyi\n\nYıldızları sevdim\nAy sevgim güneş sevgim\nGece yarim oldu\nGece büyütür  ışıklı gönlümü\n\nUyuttum  gürültüleri \nŞiir şiir hece hece\nGönlümü  çözüyorum\nGözüm ay...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler Ve Ayrılık",
        "poet": "Ali Özkan Asafoğulları",
        "poem": "\n\nGeceler…\nAhh.. Geceler..\nKara dokulu\nHüzün buğulu\nHasret kokulu geceler…\n\nYüreğimde aşkın\nDudaklarımda adın\nVe sevdalı heceler\nSeni çıldırasıya aradığım\n‘’Sen… Sennn’’ diye ağladığım geceler…\n\nAyrılık…\nAhh.. ayrılık…\nGeceye vurgulu\nAcıya burgulu\nSancıya kurgulu ayrılık…\n\nİçime sığmayan, \n   Sel gibi taşkın\nGeceyle gelen baskın…\nHazan mevsimi fırtınada sallanan\n   Yaprak gibi titrer…\nTitrer dudağımda şarkın…\n\n’’AYRILIK…AYRILIK…AMAN AYRILIK…\nHER BİR DERTTEN ALA YAMAN AYRILIK…’’\n\nVe hala dilimde\nAnlamsızlığına karşılık\nSitemkar heceler\nSevdana sevdalı\nTükenmeyen dizeler\nKederlerle karışık\nBir ummandır geceler…\n\nAhh.. Yağar…\nGözlerim yağar…\nYokluğuna \n   Alışamadım yar…\nHer zerrem şaşkın! \nKanar…\nEllerim kanar…\nİçimde yangını var aşkın…\nAhh.. yanar…\nYüreğim yanar …\n\nArtık,\nDokunuyor bana bu ayrı-gayrılık\n‘’keşke’’ diyorum\n‘’Keşke, ölüm çıksa karşıma’’\nAhh.. Ayrılık…\nBiliyorum; \nSevdan kadar aşina\nSevdan kadar tanıdık…\nHep sonradan anlıyor insan\nÇok acı şey ayrılık…\n\nAhh.. Geceler…\nSeni öldüresiye aradığım\n‘’Sen… Sennn’’ diye ağladığım geceler…\nVe ayrılık…\nBuğulu iki karanlık\nKardeş gibiler…\nEş gibiler…\n\nAnkara 23 Nisan 2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceler ve sabahlar",
        "poet": "Ferdi Aydın",
        "poem": "\n\nGeceler gördüm koyu karanlıktı,küçük ışıltıların rehberliğinde buldum sabahı.\nSabahlarda uyandım dünün aynısıydı her dakikası mutsuz ve umutsuzlardı.\nGeceler gördüm ışıl ışıl her yer yıldız, ışıltıların kayboluşunda gördüm sabahı.\nSabahlara vardım düne düşman,ama bugün hepsi  masum ve suçsuzlardı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecelerdesin",
        "poet": "Fazlı Akkuş",
        "poem": "\n\nGüne kavuştu güneş\nNerelerdesin.\n\nYandı tutuştu güneş\nNerelerdesin.\n\nSöndü buruştu güneş\nNerelerdesin.\n\nDağlara düştü güneş\nNerelerdesin.\n\nÖldü kokuştu güneş\nGecelerdesin.\n\n19 Nisan 2002\nKocaeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecelere Hasret Yağmakta",
        "poet": "Murat Kılıcaslan",
        "poem": "\n\nSokaklar bürünmüş siyaha! \nYüreğimde ilk aşk, o karasevda\nÇarptı gitti bir rüzgar suratıma\nGörüyormusun sevgilim gecelere hasret yağmakta.\n\nO hasret ki beni yiyip bitiren\nKarasevda değil mi gönül gözümü kör eden\nİşte gecelere isyanım bu yüzden\nÇünkü sevgilim gecelere hasret yağmakta.\n\nBirazdan saat on ikiyi vuracak\nSanma ki gözlerim uykuya dalacak\nBu isyanım gecelere hiç son bulmayacak\nNe yağmur ne kar sevgilim gecelere hasret yağmakta.\n\nSabah oldu ama güneş doğmadı gönlüme\nÖlüyorum dedim kulak vermedi sesime\nİşte son sabah işte son gece\nGel artık sevgilim gecelere hasret yağmakta.\n\n(Hasret çeken gönüllerde \nSabah hiç olmazmış sevgilim\nBunu simdi cok iyi anladım...)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecelere Sordum",
        "poet": "Engin Sarıboyacı",
        "poem": "\n\nBakarken uzaklara doğru\nKaranlığa sordum seni\nGece sessizdi zifir karanlık\nHaykırarak bir daha sordum seni\n\nKayarken bir yıldız\nCevapladı karanlık\nŞu kumsaldaki kum taneleri kadar\nSordular onları bana\nAma bilseydim ben onları\nKalırmıydım  karanlık ömür boyu\n\nŞimdi biliyorum ki yalnızken ben\nKaranlıktan daha karanlığım\nSeni yüreğimde beslerken\nAşkıma güneş gibi doğarım\nYanımda sen benim elimi tutarken\nKaranlığın kaderine sessizce ağlarım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceleri",
        "poet": "Mehmet Erbay",
        "poem": "\n\nGeceleri\nKaranlık gecenin ortasındayım\nDüşerim karma karışık\nAklımda binbir soru\nDertlerim\nDağlar kadar büyük\n\nBir çıkmazın içindeyim\nSanki üzerimdeki yükler\nBedenimdende ağır\n\nŞehrin sessizliğini bozan\nDurmadan\nŞehirden şehre giden \nYolcu dolu otobüsler\n\nGiderken umudumu hayallerimi\nGelirken dertlerimi kederimi\nBir defa götürüp\nBin defa getiren\n\nGecelerin korku kokan yalnızlığın da\nAşkların çıkar olduğu hayatım da\nBir sevgi uğruna\nHep aşık olduğum\nİnadığım yarlar\nO gecelerin korku kokan yalnızlığın da\nBaşkalarının  kolların da\nBaşkalarının  koynun da\nKorku kokan geceleri\nVede benim\nSabahı nasıl ettiğimi\nKahpe dolu olan\nGönüllerine-sorarım\nO korku kokan geceleri\n\n1995\nDENİZLİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecelere Sordum Seni",
        "poet": "Erdal Yılmaz",
        "poem": "\n\nGecelere Sordum seni\nDediler o özlüyormuş\nYüreğime sardım seni\nKader bize gülüyormuş\n\nSaçlarını sal rüzgara\nKalbimizde açma yara\nSen sevgiyi aşkta ara\nKader bize gülüyormuş\n\nHiç ümitsiz olmayalım\nKederlenip solmayalım\nNeşelenip oynayalım\nKader bize gülüyormuş\n\nErdal YILMAZ 11 Şubat 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecelerim",
        "poet": "Zekeriye Tek",
        "poem": "\n\nKoyu lacivert gecelerim bir sonbahar sabahı gibi yağmurlu.\nSari kahverengi kederli sabırsız bir papatya gibi buğulu.\nKoyu lacivert gecelerim bir sonbahar sabahı gibi umursuz.\nBazen zehir zemberek bazen deli dolu bazen umutsuz.\nBiraz toz pembe gecelerim biraz beyaz biraz da fülu.\n\nŞair: Zekeriye Tek\nGebze 27 mart 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecelere Veda Etmek...",
        "poet": "Arif Tatar",
        "poem": "\n\nEsrarlıdır hep geceler korkarsın! \nBilemezsin koynundaki yatanı,\nEl yordamıyla çıkışını ararsın,\nGecelere veda etme zamanı...\n\nKaranlığın pençesinden kurtulsan,\nDeşelesen mutluluğun yolunu,\nKapı kapı bucak bucak kurulsan,\nHep beklesen kurtuluşun yolunu! ..\n\nGecelerin girdabında çırpınma,\nFeryadını duyan olmaz çağırsan,\nKurtuluş yok, hiç boşuna ağlama! \nGecelere veda vakti bağırsan...\n\nHaydi artık hızlı hızlı geçelim,\nBekliyorum yıllar yılı bu anı,\nYudum yudum mutluluğu seçelim; \nGecelere veda etme zamanı...\n\n(17.06.1998-Adana)\n\nDostlarımdan; teşekkür ederim...\n*\nşiir olmaz kafiyesiz hece siz \nhayat olmaz ve uyunmaz gece siz \nBilmem gecelerden siz ne çektiniz \ngeceler veda etmek olmuyor \no geceler sevda yoksa dolmuyor...  ________ şair Yusuf değirmenci\n*\nGece deyip geçme benim üstadım, \nBir çok şeyi saklıyormuş kalbinde, \nSabah oldu kaçıverdi tüm tadım, \nYeni güne kalmamıştır hal bende. __________ Bedri Tahir Adaklı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceleri İshak Kuşları Öterdi",
        "poet": "Mehmet Taş",
        "poem": "\n\nGeceleri İshak kuşları öterdi\nDamların siyah gözlü bacalarında.\nAy solgunu geceleri\nRenksiz düşlerimize yorgan ederdik.\nGün boyu artan yorgunluğumuz\nTavşankanı bir çayın\nNazenin buharında silinirdi de\nEzo gelin türküleri dinler\nEzo gelin aşklarında hayale dalardık.\n*****\nİlk Ceyhan’ın akışında öğrendim\nYeşil kurbağalarla birlikte yüzmeyi.\nElma bahçesinden aşırdığım kurt yeniği elma\nİlk günahım oldu bilerek işlediğim.\nHer sabah sıralandığımız okul bahçesinde\n“mektebin bacaları” türküsünü söylerdik.\nİlk kez orta mektep üçte düştü gönlüme cemre.\n****\nDaha anamın sütü kokarken ağzımda\nÇıkartıldığım gurbet yolunda\nİçimdeki gurbetti heybemde taşıdığım.\nAkdeniz yağmurlarında ıslandım sırılsıklam\nAkdeniz yağmurlarında kurudu yeşeren umutlarım\nBir akdeniz akşamında \nSırf sevdiğim için dayak yedim\n*****\nYıllar yorgunluğunu yükledi omuzlarıma\nYitik şehirlerde aradım mutluluğu\nTatmadığım lezzetlerin hayaliyle avundum\nGöçmen kuşlar götürdü renklerini göklerimin\nBir turnanın kanadına astım sevdalarımı\nGözyaşlarımı akşamüstü tüllenen bulutlara\n***\nŞimdi karmaşık düşlerin vurgunuyum\nHayallerim umutlarım kadar sınırlı\nGeç kalmış yolcunun telaşında\nKoştuğum bütün istasyonlar benden kaçıyor.\nBütün trenler hasretten gelip hasrete giderken\nEn ortalık yerindeyim hasretin.\nGönlüm yeniden filizlenen kuru dallar gibi. \nGüz yağmurlarında ıslanırken kaldırımlar\nYeniden yürümeyi sevdim...\nYeniden yaşamayı\nVe sevmeyi insanları\nHiç karşılık almadan.......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecelerim",
        "poet": "Nurhayat Nalçacı",
        "poem": "\n\nBir nisan yağmuruydu gecelerim\nYastığımda kokun, koynumda yavrun.\nSığındığım kapılar soğuk ve sessiz\nGecelerim kadar karanlıktı\nDost bildiklerim.\n\nBir nisan yağmuruydu gecelerim\nNeredeydi aydedem? \nYüzüne, deniz kabuklarını dizdiğim\nYıldızlarımı da kaybetmişim \nDerinliğinde sensizliğin.\n\nBir nisan yağmuruydu gecelerim\nDuman kaplı gözlerim.\nOysa ben sissiz maviyi severdim\nToz pembeyi, çağla yeşilini,\nBilyelerimdeki, gökkuşağını özledim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecelerim...",
        "poet": "Nurdane Diken",
        "poem": "\n\nBütün geceler rüyamdasın \nSabaha dek \nUzaktan köpek ulumaları, \nBoğuyor gecenin sessizliğini. \nSoğuk, karlı bir havada, \nRüzgar ıslık çalıyor, şimdi damda \nBir şeyler söylemek istiyor bana\nHayır, hayır istemiyorum \nNe olursa olsun, söyleme bana \nOndan bahsetme yine, \nOnun saçını okşadığın rüzgarı \nGetirme bana. \nDuymak istemiyorum, onun kokusunu \nBu koku duman kokusu! \nBu koku içki kokusu! \nBu koku fettan bir kadının kokusu! \nBu koku temiz aşkıma \nLeke sürüldüğü, gecenin kokusu..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecelerin ayaz sabahı",
        "poet": "Erol Şen",
        "poem": "\n\nÜşüdüm ceketime biraz daha sarındım\nayazdı gecenin sabahı\nÇiğ düşmüş yollarda giderken\nBakımsız ve bitkin güne\n\nYine bir İstanbul sabahı \nYüzler biraz daha asık ve solgun\nKış geliyor doğmamış sabahıma\nSoğuk yılgın sevimsiz\n\nUzaktan bir müzik sesi\nO bile ilgimi çekmiyor artık\nSabahlar biraz daha zor\nDaha bir ayaz artık bedenimde...\n\n22.10.2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecelerime yıldızı ol",
        "poet": "Nejla Özkan",
        "poem": "\n\nSen yıldız ol doğ gecelerime\ngökteki güneş kıskansın seni\nGüneş ol doğ içime\nIsıt bir ömür beni\n\nGökteki yıldızlar kıskansın seni\nSen yıldız ol gecelerime\nGecelerime sen dol yeter\nBaşka yıldız istemem \n\nBir geceler bilir beni\nBirde çicekler okşardı yüregimi\nÇiceklerde kıskansın seni\nYüregimdeki gerçek sevgimi görünce\n\nÇiceklerimde kıskandı seni\nGökteki parlak yıldızlar\nGökteki yakan güneş\nYüregimdeki çicekler\n\nYüregimdekiler yürektekilerde\nKıskandılar seni\nSana besledigim gerçek \nSaf sevgimi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecelerin Adını Hasret Koydum",
        "poet": "Demet Akkoyun",
        "poem": "\n\nGecelerin adını hasret koydum \nBen gecelerde sensizliğin acısını bilirmisin \nAcılarıma kaderime dertlerime ağlamak isterim\nÇaresizlik varya yalnızlıklar varya öldürür beni\nGeceleri gözyaşlarımı gizlerim kalbime\nGökyüzündeki ay ışığı yalnız bıraktınız beni\nKaranlık gecelerde sensizliği ben bilirim\nTek yalnızlığıma hasretlere isyan ederim \nGeceleri hayalinler uykuya dalıp ben ağlarım \nHayat bir masal duyguların adı hasret\nSeni karanlık gecelerde saklarım\nSöyleyemem seni düşlerimde uyanırım\nKaranlık gecelerimi aydınlatırsın\nKimseler  bilmez içimdeki acılarını \nSensiz gecelerde seni yaşarım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecelerin Yargıcı Oldum",
        "poet": "Abdulkadir Bakkal",
        "poem": "\n\nYıllar dır seni arıyorum\nYıllar dır sana ağlıyorum\nGöz yaşlarım\nKadehim de'ki rakıma damlıyor\nSeni içiyorum her gece.\n\nGece ler'in yargıcı oldum\nSeni de hep gece ler'den sordum\nAma bilmeliydim\nSeni benden ayıran dı gece ler.\n\nİşte bu yüzden \nGece lere isyanım\nGece lere dargınım\nKırgınım bu yüzden.\n\nElimde silah'ım\nZifiri karanlığı delmek istercesine\nYanıyor namlum, yanıyor yüreğim\nAglıyor göz'lerim, can evim.\n\nGöz'ler im volkan parçası\nBak fışkıracak içinden \nŞişmiş ki ne şişmiş\nBak kabarmış yüreğim\nYüreğim feryadını dile getirir\nGetirdiği gibi de kalır\nKalır sessiz seda'sız.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecelerin Mevsimi",
        "poet": "Çiğdem Çakır",
        "poem": "\n\nGecelerin mevsimini\nDolunay verince\nŞarabı bitmeyen anı\nBeni sarhoş ediyor,\nParlayan \nRuhumun sözleri \nMühür olunca\nÖzlemi bitiren yol\nYıldızlarda bulunuyor,\nRüzgârın\nMor şarkısını duyduğumda\nAşk bulutları damlıyor.\n\n(Aksaray / 12 Eylül 2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecelerin Güneşi Gibi",
        "poet": "İsmail Atak",
        "poem": "\n\nGecelerin güneşi gibi,\nNe ararsın gönüllerde ey Meyr! \nYoksa gecelerede mi derd vereceksin\nbu vedası bol Ağustos günlerinde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecem",
        "poet": "Buruk Sevinç",
        "poem": "\n\nBu gece ayrılığın gecesi\nBu gece yalnızlığın gecesi\nBu gece üzüntünün gecesi\nİşte bu benim gecem\n\nSenden ayrıldığım gece\nSenden koparıldığım gece\nSenden af dilediğim gece\nİşte bu benim gecem\n\nHasretin yollarını gözlediği gece\nGözlerim gözlerini özlediği gece\nAyrılığın hayallrimi yıktığı gece\nİşte bu benim gecem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecem",
        "poet": "İlker Köken",
        "poem": "\n\nTüm gece olanlar bir anlaşmanın \nYada bir iştirakin sonucu gibi\nGecemde yalnız kalışım kimin suçu? \nYine yalnızlıklarla dopdolu mabedime çekilip \nGökyüzünün kimsesiz karanlığını seyretmem\nYada alkol eşliğinde \nSana olan efkarın sayfalara dökülmesi…\nŞarkıları avaz avaz söylemek\nİsyankar şarkıları ulu orta savurmak boşluklara\nBak sende bıraktın bu gece beni! ! ! \nHalbuki ben seninle uyuyup\nSeninle efkarıma bir sebep bulacaktım…\nYazmak istediğim sözlerin kifayetsiz kalıp; \nBenim saçma sözler yazdığım şiirlerin her hangi birinin tam ortasındayız\nHabersiz ölücem bu dünyada kimsenin beklemediği \nVe istemediği kadar güzel bir tatil sabahı olacak;\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecem Karanlık",
        "poet": "Onur Sümer",
        "poem": "\n\nŞimdi olmalıydın yanımda\nGecem karanlık\nCigaram ikiyüzlü..\nAklımda hükümsüz fikirler\nGidebilir miyim\nArkamda bırakmadan hicbir şeyi\nŞarabım az\nGecem karanlık\nGündüzüm karanlık\nSevgim karanlık\nCigaram ikiyüzlü..\nAklımda zamanı kısıtlı sevişmelerimiz\nGelebilir misin\nArkanda bırakmadan hiçbir şeyi\nGecem karanlık\nGündüzüm karanlık\nCigaram ikiyüzlü\nŞarabımm az..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceleyin Kırda",
        "poet": "Ahmet Telli",
        "poem": "\n\nKuytu bir köşesindeyim \nve yorgun bedenimin altında \nçıtırdıyor kuru yapraklar\nÜstte kristal bir gök\nve yıldızlar\nozancasına\n\nYalnızım \nsıkıntının yayalnızlığı değil bu\nDüşlerle el ele\nyaşamayı dillendiren\nve yudum yudum özümleten\nbir sevgi yanlızlığı\n\nDinlendiriyor yüreğimi\nkafamı\nbedenimi\nserin okşayışlarıyla doğa\nDinliyorum en güzel türküsünü\nkurdun kuşun\n\nUçmak için\nkanat aramıyorum\n\nAHMET TELLİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecem Karanlık",
        "poet": "Azize Işık",
        "poem": "\n\nBu gece de  geçti sensiz,sessiz\nKim bilir böyle kaç gece geçer kimsesiz\nAcılar girdi odama davetsiz\nBütün sorular kaldı cevapsız\n\nBen bende değilim nasılsa\nFarklı düşünüyorum her dakika\nElimde mi çektirdiğim bu ceza\nYaşarken ölü gibi aslında\n\nBöyle günlerce aç susuz\nÇevre yalnızlık dolu,sevgisiz\nNe sevgiler varmış karşılıksız\nVe ölümler varmış yapayalnız\n\nSeni atmak zormuş böyle\nAma yoksun yanımda işte\nDüşünmek bazı şeyleri niye\nDiyorum ya geçer mi geceler böyle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecemde Güneş",
        "poet": "Fuat Polat",
        "poem": "\n\nÖyle bir gece olsam ki\nYaşandığım sürece sabahı aratmasam\nArdımdan sabah olacağını bile bile! \nHani güneş geceyi göremez ya\nSen de benimle görünmesen\n\nBen gece olduğumda\nArdımdan doğacak sabahı mı? \nYoksa güneşi mi seviyorum\nYıldızlar dünyaya düştüğünde\nBenim içimde mutluluk estiğinde\nBen mutluluğu nerde arıyorum! \n\nBırak da sabah olsun dediğinizi duyar gibiyim\n\nGüneş görünmeye çalışırken hep sabah oluyor\nDağlar onu bana, beni ona vermiyor\nArdımdan doğacak güneşi bekliyor\nAma sabah olacağını biliyorum\n\nGüneş nasıl geceyi yaşayamıyorsa\nBen de seni öyle yaşayamıyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecemde Gündüzümde",
        "poet": "Ömer Akbıyık",
        "poem": "\n\nGecemde,gündüzümde,\nHüznümde, elemimde,\nÖmrümün son demide,\nSen varsın, ey sevgili.\n\n07 Mart 2011 \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecemde Menekşe İzi",
        "poet": "Alev Yavuz",
        "poem": "\n\nDüş bezirganı olduğum karanlık geceler\nMenekşe morunda hüzünler sağmış\nYorgun, soluklandığım döşeğimde\nHasret ve aşk soluğuma dolanmış\n\nGramafon; suzinak faslında takılı kalmış\nOdanın loşluğunda dans eden kederler\nGözlerimi hepten yaşlara salmış\n     Defter arası menekşeler, senli günleri hatırlatmış\n\n     Mor menevişlerinde sükûnet gizlenirdi\n     O sarı halkalarda sevdalar  dillenirdi\n     Yaprağında kadife hissi tenimi titretirdi\n     Şimdi geceye izlerini, kurşun gibi fırlatmış\n\n    Gecelerime hicran katkısı artık menekşe izi\n    Düş bezirganı yaptı beni, sensizliğin gizi\n    Kelimeler dökülür kalemimden dizi dizi\n    Kalbimi mor hüzünlerin prangaları kapmış\n\n18/11/2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecem Yetim",
        "poet": "Haydar Şahinbay",
        "poem": "\n\nGece dinginleşti sanırım\nBir ölünün susuşuna döndü yalnızlık\nHamarat bir uyku dönüyor başımda\nKalsam, düş kuracağım\nYatsam, düş göreceğim\nBelli ki düş'lerde öleceğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecem Kurşun Gibi Olmuştur",
        "poet": "Osman Demircan",
        "poem": "\n\nNeden yaşarız. Çok kereler Tanrı'ya beni öldürmesi için yalvarmışım da, yine beni yaşatmaya devam etmiştir. Ve yine aynı acılarla ve yine bir teli kopan saz gibi... Ben buna rağmen elimden geleni yapmışımdır. Yine şarkılar söylemişimdir. Öyle çaresizlikler yaşamışımdır ki, gecem kurşun gibi ağır olmuştur; gündüzüm kısır bir buluta dönüşmüştür. Hayat bir gemi olmuş, denizler kurumuştur. Bir deniz olmuştur hayat, tüm gemilerimi alabora etmiştir. Hayat bir güvercin gibi bazen caminin saçaklarına konmuştur. İşte o saçaklar buz tutmuştur. Neden yaşarız. İnancımız bize eziyet çekmeyi öğretir. Bir cennet hayaliyle çekilir mi peki bunca acılar? Cennet onursuz insanların mekanı mı olmuştur? Bunca şerefsizlik ve onursuzluk yaşadıktan sonra, cennet kapıları bana ardına kadar açılsa yine bir fare gibi o kapıların arasına sıkışırım ve viyk diye bağırırım. Çünkü ben bu dünyada cennetten kovulmuşum. Başka bir mutluluk açar mı bana kapılarını? Şahittir bana 'Neden bunca insan arasından beni buldu? ' diyen insanların feryatları. Bir ıssızlık yaşarım ki karanlık içinde kaybolmuş bir mezar gibi sadece taştır dünyayla tek bağım. Nice kereler Tanrı'ya yalvarmışım da beni öldürmesi için, bana bir mezar yalnızlığını layık görmüştür. Neden yaşamak beni ölmekten beter etmiştir? Saçımın tek bir teli benim için çok değerli iken, neden bir rüzgar hiçbir saçımı okşamamıştır? Gelmiş geçmiş ağaçların yaprakları ve tohumları kadar hayat bir yere düşüp bir sürgü verirken neden bazı dalları sert rüzgarlar kırmıştır? Hayat bir gemi olup mavi sularda yol alırken neden insan pusulasını kaybetmiştir? Neden beni Tanrı bu kadar yanarken, bu kadar su su diye ağlarken bir balık olarak yaratmamıştır da çölde bir kaktüs olarak yaratmıştır? Gözyaşlarım yere düşse, hemen üzerinde yürür. Sonra bana bak, senin hayatını karartırım der. Sanki ben onun cenneti ne kadar arzuladığını görmem. Onun iyiliği bu kadardır. Beni mahvederse cennete gidecek. Beni yok ederse varlık bulacak. Neden Tanrı'm sana inananlar şerefsiz olur; sana inanmayanlar ise daha onurlu olur? Neden Tanrı'm sana inanan her şeyi yapma hakkını kendinde bulur, bu beni düşündürür. Sana inanan her türlü yola başvurur. Bilirim girdiğimiz kapılardan çıkarız. Bilirim bazı insanlar ise kendilerine bir çıkış yolu bulur, kapıdan bacadan da olsa dışarıya kavuşur. Çünkü sen onlara bağışlanma kapısı açarsın. Çünkü cennet kapılardan oluşur. Nerede bir Tanrı'ya inanan varsa, orada hırsızlık olur, hazıra konma olur. Yok bana inanmıyorsan gel Tanrı'm bir araştırma yapalım. Şehrin en mahrem yerlerine epeyce bir para koyalım. Camilere, kiliselere, havralara, kütüphanelere, üniversitelerin giriş kapılarına, en nezih mağazalara değerli bir eşya koyalım. Bak bakalım kaçından geride iz kalır? Beni bağışla Tanrı'm. Ben senden çok kereler beni öldürmeni istemişimdir. Oysa beni onursuzluğumla yaşatmışsındır. Demek ki bana çok kereler şans vermişsin. Ben senden şans istemiyorum artık. Çünkü şansımı çok zorluyorum. Senden Tanrısızların kadar onurlu bir hayat diliyorum Tanrı'm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecemde Sensizliğin Yanık Kokusu",
        "poet": "Murat Nail Güney",
        "poem": "\n\nBen Karadeniz çocuğuyum gülüm,\nBir yanımda çam ormanlarının uğultusu,\nBir yanım dereler gibi çağlayan köpük-köpük su\nBulutlarım sağanak yağmurlar taşır,\nPatikalarımda yanık türküler çığrılır,\nGözlerimde tilki uykusu....\n\nBen Karadeniz çocuğuyum gülüm,\nHamsi kokulu şiirler yazarım sevdalarıma,\nErguvan günlerimi gönlümce yaşayamadan\nGüneş doğmadan kar yağdı dağlarıma.\nYasemen kokuları doldurmuyor günlerimi,\nGecemde sensizliğin yanık kokusu...\n\nBen fırtınalı denizler çocuğuyum gülüm,\nSevgileri yumak yapar giysiler örerim sevdalarıma,\nGüneş küstü, sensiz doğmuyor odalarıma,\nYüreğim titremiyor görmeyince yüzünü,\nYaşamak zevk vermiyor bana.\nKelebekler konmuyor avuçlarıma,\nYüreğimde,sensiz ölmek korkusu...\n\n21/10/2004 saat:05:45  değirmentepesi/Bodrum,\nmurat nail güney\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecem",
        "poet": "Adnan Zeki Çelebi",
        "poem": "\n\nHece hece okuduğum sessizliğim \nBoş havanda sensin dövdüğüm gecem\nPenceremden seyrettiğim karanlığın \nUfukta koyu siyah esrarın \nUzak köylerden duyduğum köpek sesleri \nPrangalar vurdum yüreğime \nYanlızlığım benim \n\nSessizliğinde uyuduğum gecem \nKoyu siyah düşlerimde sensin çırpınışlarım \nHaykırsam sesimi duyarmısın \n\nSaklan arkama dipsiz karanlık \nUçsuz boşluğundaki yıldızların \nSaklan karanlığına, parla yanlızca bana \nSarı berrak bir ateş ver üzerime \n\nPerde perde açtığın mavilerin \nSenin uyanmanı beklerim gecem \nŞafak vakti özgürlük türkülerim \nSon nefesinde kara gecemin\n\n( İstanbul 15/6/1991 Cumartesi )\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecem Mantıkla Aşk Arasında Sıkışıp Kaldı",
        "poet": "Murat Öztürk",
        "poem": "\n\nHüzne Boyadım Bu Akşam Kendimi….Gülmek Yasak Yüzüme, Uyku Haram Gözüme, Dokunmayın Özüme, Ağlamak İstiyorum Delice….Gamlı Yaralar Bırakan Yüreğime Şikayetim Var Bu Gece….Ahhhh Bu Gece Başka Bir Gece, Kelimelerin Kifayetsiz Kaldığı, Hayallerin Karanlığa Daldığı, Hüzünblerin Kederlerimle Herdem Olduğu Bir Zaman Bu Zaman….\n\nHıçkırıklarım Yakıp Yıkarken Geceyi, Bölerim Bana Mutluluk Verecek Heceyi….Çöreklenmiş Bakışlarıma Yapış Hayallerin Girdabında Bu Son Fırtınaya Tutuluşum…..Bu Son Kahredişim Kendimi….İçimde Boğum Boğum Kabaram Duygularımın Tercümanı Olan Gözlerim, Yine En Derin Yaraları Sıralıyor Yüreğime, Düşen Her Damla Gözyaşının Bedelini Kim Verecek Söylermisin Bana Ey Karanlıklara Gömülmüş Şehir….Söylermisin Kim Dindirecek Ruhuma Azap Veren Bu Acıyı….Kim Güldürecek Geceyle Herdem Olmuş Yüzümü, Kahretti Bu Yaşam Bu Dünümü, Günümü, Gündüzümü……\n\nSilinmez İzler Var İçimde, Bir Baksan, Bir Görsen Hepside Başka Biçimde, Kim Silecek Bu Hatıraları, Kim Koparacak Söyleyin, Kopabilir mi Sevda İle Yeşeren Hatıralar, Silinebilir Mi Bir Kalemde…..Offffffff…Düştüm Yine Geceye Kederli, Yeisli Bakışlarımda Bir Izdırap Yakıp Yıkıyor İçimi Ve Ben Acının Katmerli Yaralarında Tuz Gibi Batıyorum Yüreğime Yine…..\n\nKüskünüm Onu Bana Hatırlatan Her Bir Heceye, Küskünün Tüm Hayallere, Küskünüm İşte…..Kuru Yapraklar Gibi Kurumakta Ümitlerim, Rüzgar Bile Yalayıp Geçmekte Yüreğimi, Karanlıklar Gecesine Hapsetti Zaten Çoktan Beni, Söyleyin Kim Dindirecek Kelimelerde Sürünmelerimi…..Kim Yol Bulacak, Kim Saracak Yaralarımı, Kim Dindirecek Acılarımı, Kim, Kim Söyleyin……\n\nHislerin Çöplüğünden Başka Ne Kaldı Bende, Yüreğimdeki Gel Gitlerin Temaşasında Dolaşmaktan Bıktım Usandım Artık…..Gecenin Istırap Kokan Havasını Körüklercesine İçime Çekiyorum Yine……Benmiyim Bu Aynadaki Yüz, Benmiyim Bu Geceye Düşen Şahıs, Söyleyin Derdimi Kim Anlayacak Benim, Kim Çözecek İçine Gömülü Kaldığım Bu Bilmecemi….\n\nGeçmişi Parantez İçine Alsam Ve Yeni Bir Hayata Yol Alsam Olmaz mı…..Hatıralarımın Sindiği Acı Yaprakları Çıkarsam Yüreğimden, Unutsam Her Şeyi, Silsem, Yada Silmek İstesem….Bilmem ki Çare Olur mu, Yüreğimdeki Bu Yangını Dindirmeye Söyleyin…..Koyu Bir Matem Var Gözlerimde, Acı Ve Keder Zaten Yer Almış Sözlerimde, Düşlerime Vurulan Bu Kelepçelerden Kurtulmaya Çalışan Yüreğim Neden Beni Dinlemiyor…. Neden Hep Bildiği Telden Çalıyor,Ü Neden Emirlerimi Hiçe Sarıyor, Neden Mantığım Galip Gelmiyor Bu Savaşta…..\n\nOffffffff………Mantığım Yenik Düştü Bu Gece Sana Anladım Ve Satırlarımı Sevgi, Aşk Denen Bu İki Harf İle Tamamladım…Daha Fazla Acı Çekmemek Adına…..! ! \n\nMurat Öztürk (Sessiz-Sair) \n15.11.2007 Tarihinde Saat:04.30-05.00'te Kaleme Alınmıştır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecemde Karam",
        "poet": "Gülay Ağdaş",
        "poem": "\n\nGündüzleri yaşarken seninle güneşimi söndürdüm kendi ellerimle.Şimdi loş bir dünyada dilimin tüm tat duyularını kaybetmiş bir gri portreyim.Ve birden dünya kararıyor ve sen yıldızı oluyorsun sahip olduğum gökyüzünün.Ne fayda biliyorum elimi uzatsam tutamayacağım, yalnızca seyrediyorum.Ne zaman gözümü kapatsam, vazgeçsem gökyüzüne dair hayallerden bana yaklaşan bir ay oluyor,üzerime yapışan ışıklarını hissediyorum.O an bir kabusla, yıldızımın kaydığı bir kabusla açıyorum yine gözlerimi ve bana yaklaşan tüm ışıklara ayna tutuyorum,şiddetle uzaklaştırıyorum.\n Gecemden ve yıldızımdan geçemiyorum.Ben galiba karanlıkları seviyorum.Dedim ya Karagözlüm,gözlerinde yakalamıştım en derin karanlığı ve o günden beri senden öte sevdalısı oldum karanın,karanlığın...Öyleki artık,gecemde yıldızımdan uzaklaşıyorum,kafamı çeviriyorum yıldızsız sade gecelerime.Yıldızsız,ışıksız ve sensiz...\n\n                                   29.10.2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecem mi Karanlık Yoksa..?",
        "poet": "Merve Uzun 2",
        "poem": "\n\nGecem mi karanlık yoksa gözlerin mi? \nPerdeler kalktığında bir çift yeşil bakış\nAydınlığı buram buram aşk kokusu üzerimde\nArada bir gri bulut\n\nGecem mi karanlık yoksa sözlerin mi? \nDürüstlüğünden mi yalnızdır ki geceler? \nHayallerimle düşman oldu fikrim\nBedelini bilemediğim bir andı,ödedin son hesabı..\nOysa bir'A alacağım vardı ömrün menüsünden\nGünlerden bugün,sabaha karşı beklesem bu kez rıhtımda\nSabahlar artık geç\nGözde uyku değil,hayalin demiş bir bilen\nCennetten köşe almışcasına huzur dolsaydı yerine\nDil lal kesilmiş uğrunda adeta\n\nGecem mi karanlık yoksa yaşlarım mı? \nKömür karası saçlarda derinde artık,bana uzakta\nMaskesi sağlam bir aşk olmalıydı\nBir çift el tarafından tutulacak olan..\n\nGecem mi karanlık yoksa hayalin mi? \nGrilerin siyaha çalması korkutmasın seni\nÇoğu buruk dalın dünyasıdır is karası \nRenk katmak zordur belki resme,vazgeçme sen! \nBüyüt sarhoşluğunu,gönül bağı titredi bir kere..\n\nİlk his bir ağ oldu sanki,boğdu\nSon kez söyle o halde \n\nGecem mi karanlık yoksa sonum mu ellerinde? ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecemdesin Yine",
        "poet": "Arif Mercan",
        "poem": "\n\nÖzlemin koyu gecede \nYine beyaz bir bulut, \nNe yağmur getiriyorsun \nNe de bir rüzgarla beni bırakıp gidiyorsun \nGecemdesin yine, \nÖzlemin beyaz bir bulut! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçemezsin Önünden",
        "poet": "Silvan Güneş",
        "poem": "\n\nbugünkü aklınla anlamaya çalışırsan anlayamazsın\nne poşunun turuncu rengini\nne de bir bakışın geçmişe dayadığı merdivenlerini\no yüzden göremezsin de\npoşunun altındaki kasketi\nduymak istediklerin gerçekler değil\nbugünkü yaşantının sana katacağı hava caka olunca\nutanırsın elbette geçmişinden\ngöğsünü gere gere geçemezsin önünden...\n\nKuşadası\n11.08.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçemedim Karşıya",
        "poet": "Kenan Soyalp",
        "poem": "\n\notobanda bir köpek cesedi…\nartık önemli değil, \ndaha ne kadar ezileceği…\n\nbiraz ilersine düşmüş \nonu ilk ezenin plakası..\n\nortalık cam kırığı..\nkanı papazkarası..\n\ncam kırıklarının üstünden geçerken\nbatıyor içime, hayal kırıklarım..\n\nkanıyor, \nkarşıya geçmek yarası..\n\nkan çamura karışıyor, \niçim buruşuyor…\n\nyanımda oturanın ise, \nsuratı…\n\ngörünce köpeği…\n\nkarşıya geçemedim…\notobanda bir köpek cesedi gibi…\n\n2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecemin Düş Yarısı",
        "poet": "Gülay Yıldız",
        "poem": "\n\nöyle bir yazasım var ki bu akşam...\nhani olurda; \n         'mısrası düşmüş yine'\n         derler diye\nsuskumu seçip,\nözet geçiyorum şiire; \n'Gecemin Düş Yarısı'; \numudumun iç kapısı,\nvarsa içinde var olma kaygısı,\ndüş yarımdan! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecemin öbür yüzü",
        "poet": "Birsen Budak",
        "poem": "\n\naklımın karıştığı\nyüreğimin sızladığı\nuykusuz geçemin \nzamansızlığında\ngecenin öbür yüzünü\nseyre dalarım\nyine bir gecemin\nhikayesi\n\nbir kuyruklu yıldız \ndolaştı dolaştı durdu\nüstünde güneş\nyanında ay var\nyerimi buldum sandı\ngezegen dönmeye başladı\netrafa mor ışıklar saçıldı\nbirden bire\nkuyruklu yıldız fırladı\ngezegen alt üst oldu\ngüneş parçalandı \ntaşları aya fırladı \nsabaha karşı\nkızgın güneş sakinleşti\nbakıyor etrafına\nay kayboldu\ndünya arkasında\nserin ve sakin\nkuyruklu yıldız\nşimdi gezecek yeniden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceme renk olur yeşil gözlerin...",
        "poet": "Ercan Akbay",
        "poem": "\n\nNe zaman karanlık,çökse odama,\n    Geceme renk olur,yeşil gözlerin.\n    Ne zaman içime,bir hüzün çökse,\n    Gönlüme dost olur,yeşil gözlerin..\n\n    Yirmidört saatim,seninle geçer,\n    Umutsuz yüreğim,hep seni özler,\n    Elbette gün olur,yalnızlık biter\n    Dünyama eş olur,yeşil gözlerin...\n\n    Uzakmış,yakınmış, ne önemi var,\n    Senden başka benim,sevdiğim mi var,\n    Telefon,internet,bir de mektup var,\n    Ruhumla konuşur,yeşil gözlerin...\n\n                                              28...ŞUBAT....2006  B.EVLER-İST.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçen (aruz)",
        "poet": "Yusuf Değirmencioğlu",
        "poem": "\n\nHandan geçen ağlar neşe katmış degiliz\nGam varlığının mülkünü satmış degiliz\nBıktık bu hayattan çekilir bir yanı yok\nBir gün bile bir kahkaha atmış degiliz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecemiz Kar Beyaz",
        "poet": "Bedirhan Almas",
        "poem": "\n\nBak..\nBu geceye iyi bak.. \nYer beyaz gök beyaz..\nTut yüreğimden sevdiğim,\nKalemler kırıp şiirler yaktım teninde sönmek için..\nBu gece bütün sevişmeler kar beyaz...\n\nDinle..\nKapa gözlerini gecenin sessizliğini dinle..\nNefesimin kulağındaki ürperişini..\nTitreyen yüreğimin bedenini keşfedişini..\nDokunuşlarımla duy beni..\nBu gece diller lal,\nBu gece doğrular lal,\nBu gece helaller lal,\nBu gece aşk dolunay..\nBu gece arzular kar beyaz...\n\nHadi hisset..\nUzaktan sarıldığımı,\nUzaktan sevdiğimi,\nHatta uzaktan seviştiğimi..\nLal olmuş bütün diller,\nKulağına nefesimle seslendiğimi yaşa bedeninde..\nBu gece yakınlıkların canı cehenneme,\nBu gece bedenlerin canı cehenneme,\nBu gece ruhunla dokun nefesinle sarıl..\nKapa gözlerini yüreğinle seviş..\nBu gece yürekler kar beyaz..\nBu gece arzular kar beyaz..\nBu gece ten beyaz nefes beyaz...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecemin Işığı",
        "poet": "Vedat Koparan",
        "poem": "\n\nzümrüdü anda çoğalmaya\ndoğa güzeli yeşili \nbir dem akşamlar gözlerinde\nbeklemek bile bir başka \nokyanus ötesi özlemlerde\nyoksun zamanlar, tüten bir gemi \nsavrulurken dumanında yollar\nnasıl özlenir \nnasıl beklenir\nuzak uzak  bir yelin esişi\nbir fırtınadır gelişin\niçimi kıran\nkesişme noktasında \nyanar özlemin feneri\nhep sen bir tek senle\naydınlanır karanlıklar\n\nVedat Koparan 20.10.2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "A-geçen koca sene!",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nHer geçen yıl ölüme daha da yaklaşırken; \nDoğum günü, yılbaşı kutlayan kutlayana\nBir kazanımmış gibi öpüşüp koklaşırken\nÖlüm denen gerçeğe atlayan atlayana! \n\nGeçen koca senenin yapmadan hesabını\nKarının zararının tutmadan kitabını\nBelki de yaşıyorken ömrün son etabını\nHasar üstüne hasar katlayan katlayana! \n\nHiç farkına varmadan şımarıp azıyorken\nSayısız nimetlerin içinde yüzüyorken\nEllerin ulaştığı nimete kızıyorken! \nHasedinden hırsından çatlayan çatlayana! \n\nÖmür sermayesinin eridiğini görmez! \nVakit nakittir ama ona bir değer vermez\nBilir ki bu sefahat sonsuza kadar sürmez\nGözlerinin önünde kütleyen kütleyene! \n\nKendine dön ey gafil, dem bu demdir, an bu an! \nVaktin kıymetini bil emanettir hem bu can\nKendini gözden geçir beni ne sanırsan san! \nZaten doğru diyeni şutlayan şutlayana! \n\nDer Mikdadi bazısı insanlıktan geçtiler\nDünyada hayvan gibi yalnız yiyip içtiler\nAhretin tarlasıyken ne ekip ne biçtiler\nMeraya çevirdiler otlayan otlayana! \n\nOzan Mikdadi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçen O An",
        "poet": "Bekir Yavuz",
        "poem": "\n\nYaşanmış bir aşkın, hüzün dizeleri,\nUnutulmaz, yürekte kalır izleri, \nVe en zor sözcük ile vurulur mühür,\nÖmür olurda, yaşarsan yarını, \nHer akla geldiğinde o an, \nZehir eder hayatı.\n\n                   Bekir Yavuz\n            26.Temmuz.2011.Salı               \n                 Beyoğlu. İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçen Sene (Mardin)",
        "poet": "Ünal Karabulut",
        "poem": "\n\nGecen senenin bu günüydü.Geçen sene cumartesiydi bu sene pazar tek fark bu sanırım.Geçen senede, gecede dolunay varmıydı acaba? hatırlamıyorum.Tam bir sene olmuş bu gün, bu şehre geleli.Ne çabuk geçti mi demeliyim, geçmek bilmedi mi? isminde de olduğu gibi geçen seneydi, geçti....Şehre ilk girdiğimde gözüme çarpan şey kaleydi.Mardin kalesi.Bütün heybetiyle durmaktaydı karşımda.Şimdi içindeyim kalenin.Ne hatıraları var acaba neler gördü neler ve kimlere mesken oldu bu kale.Yunus peygamberin bile bir süre kaldığı söyleniyor.Ne krallar ne prensesler yattı bu taştan duvarlar arasında ve kim bilir mardinin en yüksek tepesinden bakınca mezoptamyaya ne kadar kibirlendi acaba insanoğlu.Çünkü bir sığınak gibi kale burdan bakınca insan, herşeyden korunur sanıyor.Ölümdende korur mu kale? .Hemen aklıma ayeti kerime geliyor: ' Nerede olursanız olun, ölüm size ulaşır. Hatta sağlam kalelerde bulunsanız bile '\nDemekki kale koruyamıyor Ölümden. \nSadece insanlar için değil,evler içinde sığınak gibi kale.Kalenin yamacına sıralanmış bir şekilde duruyor hepsi tıkış pıkış ve kenetlenmişler birbirlerine.Sanki bir şeyden korkup siper almışlar.Sebebi ney acaba bu korkunun? \nUcuna bi masa kurup oturdum.Yanımda bi paket sigara bir demlik çay.Birde, bir ihtiyar olsun isterdim, yüz küsür senedir dünyada olan benden daha çok yağmur ve kar değmiş vucuduyla, saçı sakalı ağarmış elinde bir baston ve herşeyi benden çok yaşamış bir bilge.Ama ben, ne soru sorayım nede konuşayım istiyorum O anlatsın uzun uzun hemde hep aklımdakileri anlatsın beni bana anlatsın istiyorum.Karşılık vermeden, araya girmeden dinleyecek kadar vaktim var bu gece.\nAnneler\tgünü bu gün.Birileri ilan etmiş bizde uyuyoruz bu ilana.Zaten hayatımızın bir kısmı başkalarının ilanlarına uymakla geçmiyor mu? Anneler...., dünyaya gelme sebeblerimiz.Bir parça düşünüyorum beni dünyaya getiren aneneyi ve sonra belki bir gün çocuğuma anne olacak anneyi ve sonra diğer anneleri.Kutlu olsun anneler gününüz.Aradım annemi, gününü kutlamak için.Benden önce davranmış biri (ortağım,dostum,kardeşim)    bir hediye yollamış.Saol kardeşim inceliğin için.\nBurda geçirmem gereken az bir zaman kaldı belkide buraya ait olmadığım için alışamadım buraya.Belkide birilerine verdiğim ödünç bir zamandı bu sene.Kimin mennuniyeti içindi? bilmiyorum.Bir başkasının omzuna koyduğu yıldızlar beni niye ilgilendirmeliydiki bu kadar? Değişmesi gereken ne çok şey var diye geçiriyorum  aklımdan.Değiştirecekmiyim,değiştirebilecekmiyim yoksa değişecekmiyim.Yada değiştirmek için çaba gösterecekmiyim.\nNe garip kasvetli bir gece bunca hüznün bir sebebi olmalı hemde bir değil birden fazla.Hırsızlar cirit atıyor bu gece.Gene yıldız kaydı.Neden kayar yıldız bilirmisin aşıklar dilek tutsun diye değil.Korumakla yükümlü olduklarını korumak zorunda olanlar vardır.Bilginin muhafızları vardır.Hırsızlar için kayar o yıldız.\nSona doğru yaklaşıyorum, sona doğru.Bu ödünç senenin sonuna doğru.Bekliyorum gelesi kaç gün gelsede gitsem diye.Son bardak çayımın son yudumundayım ve son sigaramin son fırtında, belkide birazdan son nefesimde.\nSonlar hep böyle garip mi olur? anlatsan anlatılmaz yazsan yazılmaz.\nSonumu beklemiyor Ona doğru yürüyorum, durdurak bilmeden......\n\nMARDİN\n14/05/2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçen Ömür",
        "poet": "Yüksel Ağalar",
        "poem": "\n\nNe olduğunu anlayamadan açtık gözümüzü,\nAğladık, güldük bazen verdik hayata özümüzü.\nDaha dilimiz dönmeden, aldık büyükten sözünü.\nSanma ki büyüdük; göremedik önümüzü.\n\nŞimdi adımız belki ağabey, abla,\nOkullu olduk, birçoğumuz elde kitap la.\nGeldik, gittik bu yolları, çıplak ayakla.\nSorma ki büyüdük, olduk hayata hasta.\n\nGeldik delikanlı, gözü pek yaşlara,\nGenciz dedik; gittik nice taşlı yollara.\nElimizde papatya yaprağı saya saya,\nBakma işte büyüdük, kaldık yine yaya.\n\nŞimdi sorarsan; anne babadır bazımız,\nBiliriz bizde yaşlanmaya adayız.\nÇoluk, çocuk işte geçim telaşındayız.\nSayma, gidiyor ömür, hala boştayız.\n\nBir gün gelir isek elimizde asa ile, \nBakarız geçen günlere, tasa ile.\nElimiz tutmaz, görmez gözümüz bile.\nAğlama, sızlama olduysan sen de hasta,\nDurma, dua et, tövbe et, yalvar Allah'a.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Geçen Vakit",
        "poet": "Esra Tafralı",
        "poem": "\n\nŞimdi ayrılık vakti tüm geçmiş zamandan Gölgelerimi bıraktım unutulmayan sayfalarımdan Geçmişimi yok saydım gaddarlığım ondan Uzunca yürüdüm sonsuzluğa bürünmüş anılardan Şimdi buğulu resimlerim yoluma çaresizliğin ağları dolandığından Bulutlarda belirmiş kaybolmaya mahkum düşlerin ağırlığından Soğuk bir kış resmisin umulmayan anlardan Sıcağa yatamam vazgeçilmişsin rüyamdan Çektiklerim varki çileye boğulmuşsun adaletli dünyadan Pişmalığını görmez olmuşum çalınmışsın zamandan....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçen Zaman",
        "poet": "Gülçin Şahin",
        "poem": "\n\nHayat geçiyor ne kaldı geride\nIslak gözler,yaşlanmış beden, sonbahar yaprakları üşümüş ağlıyor yine\nKalbimizde yanan kırmızı ışık sarıya döndü\nSonbahar rüzgarına karışıp, derbeder oldu\nBeyazladı saçlar,kırıldı yürekler\nHeyecanla gelecek kırmızı ışığı arıyor\nBeden yaşlansa bile kalbimiz kırmızılıkta huzur buluyor\nGöğüs kafesinin içinde yanan sevgi mumu aydınlatıyor\nDünyamıza ışık,mutluluk saçıyor\nYan kırmızı mum hep yan\nİçimizde,ellerimizde,gözlerimizde\nMaviliğe ulaştırsın yürekleri,üşümüş sonbahar yapraklarına karışmasın bedenler\nYaşlanıyoruz,meyveler sararmaya başladı\nYaşayalım hayatımızı vakit geçmeden\nSevgiye kucak açalım hep derinden\n\nDerindir sevgi ulaşılamaz\nİçtedir cevher yok olamaz\nSevgi yan kalbin içinde\nÖlsek bile içerde yaşayacak bizimle\nGözlerimiz kutsal yerde mutlu kırmızılığı bulacak\nEsas cennet orda ne aşıklar bizi bulacak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçen yıl bu zamanlar",
        "poet": "Burak Küçük",
        "poem": "\n\nKarlı bir şubat sabahına uyandı Ankara.Ankara beyazlara bürünmüştü bense karalara.\nAnkara sokaklarında ayaz vardı benim yüreğimde de kırgınlık vardı.\nAnkara'da insanlar evlerine kapanmıştı bense kendime kapanmıştım.\nAnkara sokaklarına düşen her kar tanesi seni hatırlattı ve gözlerimden yaşlar düştü.\nBir yıl geçti hayal gözlüm.Tam bir yıl önce yine bir karlı Ankara sabahında gitmiştin.O günde Ankara'nın soğuğu yüreğime işlemişti bir yıl sonra bu gün de gidişinle Ankara'nın soğuğu yüreğime daha derinden işliyor.\nGitmesine gittin ama beni unuttun.Birtanem vazgeçemem dediğin benden vazgeçtin.Aylar sonra karşılaştığımızda da bir yabancı gibi selamı esirgedin.Değişmiştin.\nNe olmuştu da altı ay önce canım dediğin insandan merhabayı esirgiyordun.Aylar sonra mutlu olmuştum seni gördüğüm için.Ama senin bana bir yabancı gibi davranman mutluluğumu kursağımda bırakmıştı.\nGeçen bir yılda.Dört mevsim yaşandı ama yüreğim hep sonbaharda kaldı.365 gün geçti ama ben geçen yıl bu günde kaldım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçen yıllarım",
        "poet": "Hatice Kuş",
        "poem": "\n\nBoşuna geçmiş bunca yıl,bunca zamanım\nKırksekiz yaşıma merdiven dayadım\nHani nerde kaldı o gençlik  yıllarım\nNerede sevdiklerim,nerede beni seven dostlarım\n\nHer geçmiş yıllarımda birer,birer anılarım\nHesap sorar,benle gelen yıllarım,\nNerde ve nerede kaldı bunca çabalarım\nBende kimlerden hesap sorayım\n\nAcı,hüzün,mutlulukla geçen yıllarım\nMutluluk anılarımda,acı ve hüzün,kalbimde \nBunları yazar çizer,çanlanır hayalimde\nGeri verin bana, ne olur o giden, gençlik yıllarımı\n\nÇalıp götürdünüz beni bir.bir benden\nHesap sorarım şimdi birer,birer sizden\nÖmrüm bir hiç gibi geçti ansızın\nHani nerede o gençliğim,nerede geçen yıllarım.\n\n23 aralık 2006\nsaat.23.50 \nŞirinyer/izmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçen Yıl",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nGâh güldük, gâh ağladık; bir yıl da böyle bitti,\nAlnımıza bir çentik açıp sessizce gitti.\nHatıralarda kaldı, acı tatlı ne varsa,\nBir buruk tat bırakıp, onlar da veda etti! \n\n1 Ocak 2008 – Salı / İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçen Zaman",
        "poet": "Zeki Sarı",
        "poem": "\n\nBunca emek, geçen zaman \n                                    kimin? \nGözyaşı, elem, kayıplar\n                             bizim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçen yıldan kalan mavi",
        "poet": "Ahmet Öngül",
        "poem": "\n\nRüzgarın uğultusuyla uyurum\nGüneşin ışıltısıyla uyanırım\nYıldızlar süsler rüyalarımı\nUykusuz gecelerde tek dostum ay\nBu sıralar \nHer yer yeşillendi\nBen de yeşilim ama rengim soluk\nNeden mi? \nGeçen yıldan kalan mavim vardı\nBu yıl yeşil de pahalı\nO yüzden ben de sarıyı fazla aldım\nSonbaharda herkes \nSarı olurken,ben\nYeşil olacağım\nOnlar sararacak \nBen se yeşil kalacağım\nYemyeşil bir selvi\nÇamlar bile imrenecek\nTüm kuşlar \nKollarımda yuva yapacak \nKışa rahat ve mutlu gireceğim\nSilkelenip bırakacağım yapraklarımı\nYemyeşil bir dünya için\nHaydi herkes yeşillensin\nYeşil; barış ve huzur demek\nSelvi gibi yaşamak demek\nYeşil, selvi demek\n\n10/02/96\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçen Yıllar ve Buruk Bir Doğum Günü Mektubu",
        "poet": "Melih Coşkun",
        "poem": "\n\nÇocukluk arkadaşım H.Cihat DURGUN'a,\n\nGEÇEN YILLAR\n\nÇocukluğumuzda top oynayıp koştuğumuz çimler şimdi neredeler? \nBetonlara gömülen anılarımız zamana yenik düştü  söyle bize neler oldu? \nDeğişen biz miyiz  yoksa zamanı değiştiren bizler mi? \n\nGeçmişi geri getirmek ne kadar zorsa yaşadığımız o günleri, neşe içinde koştuğumuz kahkahalarımızın gömüldüğü,  küçük bedenlerimizin  aşındırdığı çimleri, yırtılan pantolonlarımızı akşam yemeklerinde yorgun şekilde eve gelmemizi, ramazan aylarında balkonda ezan sesini beklemeyi, şimdilerde unuttuğumuz komşu ziyaretlerini unutmak çok daha zor.\n\nYaşama sevinciyle dolu minik yüreklerin kuş cıvıltılarını anımsatan okul bahçesinde  yani hayatın bizlerden sorulduğu çağlarda hep aynı sırada yan yana iki küçük yürek iki neferdik biz....\nOkul çıkışlarında koşturmalarımızı, köşe başı simitçilerini, niyetçilerini, kos helvacıları ak sakallı macuncu dedeyi  unutmakta zor seni unutmakta…..\n\n H.Cihat DURGUN\nŞubat 2001\n\n.......Güzel dostum, \n.......Bir bilsen ne kadar direndim büyümemek için. Bir yanım hep çocuk kalsın istedim ama beceremedim. Şimdi söylenen her söz, yüzüme çarpan her kapı öylesine ağırıma gidiyor ki bir türlü hazmedemiyor yüreğim büyümeyi. \n.......Hatırlar mısın çocukluk akşamlarımızı,o incir ağacının altındaki duvarın üzerinde saattlerce oturup dünyayla dalga geçişimizi. Ne çok eğlenip, ne çok gülerdik. Dünyadaki hiçbir keder kolay kolay uğrayamazdı yanımıza. \n.......Ah güzel dostum, şimdi nedense hiç gülmek gelmiyor içimden. Dokunsalar ağlayacak gibi oluyorum. \n.......O çocukluk bahçelerimiz de yenik düştü sonunda gri beton yığınlarına. Şimdi koca bir gölge var sereserpe uzandığımız çocukluk düşlerimizin yeşerdiği bahçenin tam ortasında. Şimdi bütün çocukların hayalleri sadece dört duvar arasında.  \n.......Artık her doğum günümde biraz daha kederli uyanıyorum gelen sabaha. Mutluluğun o rengarenk resmini yapmak yerine her mısrasından kan damlayan  şiirler yazıyorum. Soğuk bir dağbaşında karşıladığım yirmi üç yaşımı ve doğum günümden bir gün once işsiz kaldığım yirmi dört yaşımın şiirini…  \n.......Bugün 28 Ekim, çimler üzerinde koşup oynadığın o çocukluk arkadaşın yirmi dört yıl once bugün bir şafak vakti merhaba demişti bu hayata.     \n.......Son zamanlarda aldığım en güzel doğum günü hediyemi verdin belki de farkında olmadan. Buğulanan gözlerimin çukurundan küçük bir tebessüm ayırdım senin için. \n.......Gözlerinden öpüyorum güzel dostum… \n\nÇocukluk arkadaşın \nMelih COŞKUN\n\n2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçen Zaman",
        "poet": "Abdulkadir Özdem",
        "poem": "\n\nÖyle bir geçer ki zaman\nAnlayamazsın\nÖyle bir geçer ki zaman \nOlamazsın farkında\nÖyle bir geçer ki zaman\nDönüp te geriye bir bak\nGeçen iyi günlere, uçup giden yıllara\nÖyle bir geçer ki zaman\nUçuşur kelebekler\nOrmanların içinden\nÇiçeklere güllere\nÖyle bir geçer ki zaman\nOğul verir kovanlar\nGündüzlerin ardından, yepyeni ufuklara\nÖyle bir geçer ki zaman \nDüşünceler hayaller\nKöprülerin altından, akıp giden sulara\n\n\nErzurum/03 Şubat 2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Geçen Zaman",
        "poet": "Zeki Sarı",
        "poem": "\n\nBunca emek, geçen zaman\nkimin? \nGözyaşı, elem, kayıplar \nbizim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçen Zaman",
        "poet": "Ziya Osman Saba",
        "poem": "\n\nHiç olmazsa unutmamak isterdim.\nEski geceler, sevdiklerimle dolu odalar...\nYalnız bırakmayın beni hatıralar.\nAz yanımda kal çocukluğum,\nTemiz yürekli uysal çocukluğum...\nAh, ümit dolu gençliğim,\nİlk şiirim, ilk arkadaşım, ilk sevgim.......................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecendeyim",
        "poet": "Yavuz Bayram Çalışkan",
        "poem": "\n\nGecendeyim, esmekte sessizce imbat,\nSisli, karlı dağlarda kararan sensin,\nYüreğin kar altında, üşümektesin,\nKalbimde dolunay gibi yükselmektesin,\nİklimlerinden uzak gecendeyim,\nİki heceli değil nefesim,\nHer çarpışı aşk sesi,\nGözlerim anlar, yüreğim bilir,\nBiliyorum yaşamın kuytularına sığınmaktasın,\nBir çay, bir simit, denize karşı, özlemlerle,\nBerrak nehirlerin, temiz sularında sevdam,\nKalbimdeki tomurcuğu açtırmaktır kavgam,\nSalıver kendini karanlıklardan,\nGeliver ruhunla, ömür sığınağıma,\nTutkuyla sarıl ve sev, hayat ömür’e dolarken,\nYürü ve tut düşlerimden, güller solarken,\nİçindeki insanlığı yaşat, bıkmadan sabırla,\nYaslı günlerin esaretini kır,\nBak suların serinliğinde bülbüllerimiz şakır,\nKırlangıçlar geçsin, dolunay; demir, bakır,\nOlsun sabah, sular dökülsün yüreğine şakır şakır.\n\nYavuz Bayram Çalışkan\nYalova\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Adı Şiir",
        "poet": "Gülay Yıldız",
        "poem": "\n\nBinbir kelime uçuşuyordu havada\nAkla gelinemeyeceklerden tutunda\nEn sevdiğiniz kelimelerin en yalın hali\nBelleklerde unutmama çabası\nPaylaşılacak ertesi günkü mısraları\n\nBelirginleşmiş bilinmeyen yüzler \nBiçimlenmiş merak edilen gözler \nEn sevdiklerinin ses tonlarına\nKarışmış bilinmedik sesler\n\nŞair, şiir, müzik, gece\nBilinen ne kadar an varsa feda olabilir\nBir paylaşım dağı bu akşam hece hece\nSorun değil yeni gün bu şekilde hoşgelebilir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Adı Yalnızlıktır",
        "poet": "Saadet Kılıçaslan",
        "poem": "\n\nGüneş batarken hüzün boyar kızılı\nHasret sarar gecenin karanlığına \nÖzlem iç geçirir ah şu gün batımı \nYa aydınlat yüreğimi ya da terk et\n\nÇal taş plaktan Müzeyyen Senar olsun\nİki kadeh koy masana tek yudumda bitir\nSonra at bir nara beni sen mi yarattın kader\nGecenin adını sen koy yalnızlık diye\n\nÖzlem koynunda sarhoş bakışlı gözlerime\nYağmurları sağanak yağdırmaya başla\nSırılsıklam koşmak umudun kollarında\nYoruldum gecenin yalnızlıklarında\n\nAlayla gülüyorlar yıldızlar şimdi \nGittiğin gün kadehi kırmıştım bil ki\nDuvarlara vurup vurup isyanımı\nZehir akıttım damarlarımda ki kanımı\n\nKabuk bağlayan bütün yaralarım\nKanatmıyor duyunca sevda adını\nŞerefine içtim vallahi şarabımı \nSeverken mahvettin hayatımı yazıktır\nGecenin adı sadece yalnızlıktır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Ayazında",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nUzanıp sırt üstüne, yıldızlara dalmışım,\nToplayıp her birini, saçlarına salmışım.\nMah yüzüne bakarken, geçmiş bir hayli vakit, \nGecenin ayazında, bir başıma kalmışım.\n\nEkim 1990 - Bilecik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Anatomisi",
        "poet": "Hatice Geçkil",
        "poem": "\n\nAkşamın hüznünün çöktüğü saatler gündüzden kalan içimde bir sızı ve sessiz bir hıçkırık… Gebeydi gece beni ağlatmaya belki de… Dışarıda kar yağıyor döne döne savrularak  her düşüşünde sanki yüreğimden de bir damla kan düşüyor… Kalktım camdan dışarı baktım üzerime aldığım siyah pelerinimle dışarı çıktım.. Saçlarımı dağıtarak rüzgara yürümeye başladım sessiz sokaklarda kar aydınlatıyordu ortalığı biraz sokak lambaları da onların ışığında manzara öyle güzeldi ki. Birinin yakınına durdum bir sigara yaktım kar savrularak yağarken kirpiklerime düşen taneleri ağırlık verse de bana sanki eşlik ediyordu gözümden akan yaşlara kar tanelerine karışıyordu sessizce… Karçiçeği… dağlarda açan, zoru başaran boynu bükülse de yıkılmayan karçiçeği geldi aklıma. Ben de siyah pelerinime düşen kar taneleriyle beyaza bürünmüş bir karçiçeği gibiydim. Zordu yaşam, ağırdı yüküm çöküyordu arada omzum ama yıkılmıyordum sendelensem de boynumu arada büksem de yinede dimdik ayaktaydım ya kalbim ya yüreğim o ne haldeydi.. Sigaram bitmişti yavaş yavaş yürümeye, düşen kar tanelerine arada avucumu açarak yakalamaya çalışırken bir yandan da düşünüyordum… Geçen yılları hızla akıp giden zamanı.. Farkında olmadan sahile gelmiştim deniz coşuyordu dalgalar kıyıya vuruyordu bir an üşüdüğümü hissettim sıkıca sarıldım pelerine ellerim kızarmış adeta donmuştu köşede bir  cafe vardı ara sıra uğradığım kapalı cam olan yerine oturdum sakindi hafif bir müzik çalıyordu bir bardak kırmızı şarap getirdi garson.Bilirdi ne içtiğimi, neyi sevdiğimi arada sohbet ederdik vakit buldukça genç biri gündüz okuyan gecede çalışan kaderi birazda bana benzeyen biri seni görünce ablam derdi annem geliyor aklıma çok azda olsa gördüğüm annem yada senin sıcaklığın bana bu hissi veriyor derdi bende ona sende benim bir evladımsın der gülümserdim…. Oturduğum yerden izlemeye başladım yağan karı o kadar güzeldi ki manzara bir yandan coşan deniz bir yandan içimde esen sessiz fırtına gözlerim dolu dokunsalar ağlayacağım. Kimse dokunmasın kimse bir söz söylemesin istiyordum görmesin kimse beni bilmesin varlığımı sadece düşen kar taneleri birde benim gibi dalgalarıyla boğuşan deniz bilsin... Gece sessizlik hakim kendisini  sarma içinde bir kılıç gibi.. İnadına kar  yağıyordu  cehennem sıcağında ki yüreğime  tutmakta zorlandığım göz yaşlarım bile bana hesap soruyordu sanki ne oldu bize diye yüreğim kanıyordu sessizce fırtınalar kopartıyordu yeter diyordu yeter bu kadar elem yeter bu çile…. Olmuyor yüreğim olmuyor isyanlar fayda etmiyor göz yaşlarım boşa akmıyor… Serseri kalbim söz dinlemiyor  yalnızlığa mahkum etmiş kendini kimseye güvenmiyor olmuyor yüreğim olmuyor…. Kaçıncı kadehti düşünceler içinde yağan kar tanelerini izleyerek içtiğim bilmiyorum garsonun ablam daldın yine demesiyle kendime geldim.. Gülümsedim ona baktım yüzüne yaşadığı hayatın izleri belliydi gözlerinde.. Herkes şanslı değildi anasından doğarken kimse kaderini kendi çizmiyordu oda isterdi anası olsun babası olsun sevsin okşasın okutsun..  Al işte serseri  ya karçiçeği buna da ağlar şimdi... Olmazdı ağlayamazdı onu da üzemezdi bir insana acımak kurşun yarasından daha ağırdı ya öyle bir his verirse ona gözlerim işte vurulmadan ölmem demekti…  Hadi oradan dedim getir hesabı vakit geç bana bir taksi çağır diyerek gülümsedim ağlayan kanayan yüreğimle gülümsedim ona anne gibi, abla gibi, kardeş gibi gülümsedim…  Ayağa kalktım kar hala yağıyor deniz hala dalgalarıyla boğuşurdu yavaş yavaş çıktım dışarı. Taksi gelinceye kadar karı izledim işte gece ve gündüzün anatomisi sabah olunca takılacak maske tebessümlerle başlayacak hayat yeniden gecenin sessizliğinde bir taksinin camından savrulan kar tanelerini  izleyerek gözlerinden akan yaşlarıyla evine doğru giden bir kadın bir karçiçeği …………\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Ayak Ucundaki Çocuk",
        "poet": "Ahmet Yozgat",
        "poem": "\n\n1/:\nGecelerden bir gecenin başucunda\nBir yalnız çocuk durur\nDurur da karanlık girişte \nYalnız başına atamaz adımını \nGözlerine batar ürkütücü karanlık \nHer köşede bir akıl almaz hayal \nHer köşede bilinmedik bir yaratık.\n2/:\nGecelerden bir gecenin başucunda \nBir yalnız çocuk bir adım atar \nDurur bir adım geri çekilir \nÜrperten gecenin ayakucunda \nBir annesiz çocuk durur\nDurur da o karanlık girişte\nDiken diken olur tüyleri\nBir ileri, bir geri...\nO benim işte.\n3/:\nGecelerden bir gecenin ayakucunda\nBir yetim çocuk durur\nDurur da diken olup batan girişte\nHer geri dönüşte \nÖper arkadaş olduğu aydınlıkları\nBaşı üstündeki güneşe selam verir\nGülümseyen aya el sallar\nSayar yıldızların köşelerini\nBirer ikişer.\n4/:\nGecelerden bir gecenin ayakucunda\nBir öksüz çocuk durur\nDurur da karanlık girişte \nO benim işte.\n5/:\nGecelerden bir gecenin ayakucunda\nBir yoksul çocuk durur\nDurur da o karar veremez\nBir türlü ilerleyemez o girişte \nÖzler geride kalan aydınlıkları\nYeniden kurar kolundaki saatini \nZamanı tay gibi koşturmak için\nYalnızca sabahtır onun özlemi \nApak aydınlıktır ve sapsarı güneştir \nKısacası gecenin ayakucunda \nBir korkak çocuk durur\nDurur da o itici girişte\nSaniye saniye sayar zamanı\nO benim işte.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Çocukları",
        "poet": "Onur Diri",
        "poem": "\n\nsöyle ki gecemi gündüz eden sözlerini \nunutmak gelmesinde elden\n aklımda senrüzgarları dolaşsın.\ntam unuttum derken! \n şaşıralım! \nsaçlarında kokulu\nnar çiçekleri açsın \nlimanımızda:unutmak korku  gemileri batsın\nbiz sevda teknelerinde gezeriz\nsen ben gökteki kalabalık,\nyalnızlık grupları\nyıldızlar mı bize benzer biz mi taklit ederiz? \nyalnızlık yalnızlık yalnızlık...\nanlamı şudur sen ben gökteki çocuğumuz \nkimsesiz yıldız..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçen Zamana...",
        "poet": "Anıl Erkmen",
        "poem": "\n\nGözlerinde kızıl mavi bir telaş\nDeğil farkında,\nzülüflerinden dökülen damlacıkların cocuk\nKoşuyor durmadan,\ndurmadan dağıtıyor saçlarındaki kırıkları\nBelki diyor herhalde\nçocuk aklıyla...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin bir rengi var ve gece",
        "poet": "Gülgün Karaoğlu",
        "poem": "\n\nNov,19/05\n\nGecenin bir rengi var ve gece\nGebe herşeye...\nHer renk gebedir zaten herşeye; \nVe her şey elbet bir renge...\n\nGece,düştür,gece erkek,\nGece kadın,\nGece örtüdür dokunur\nHer şeye...\n\nGece kördür ve o yüzden en çok\nSevişilir gecelerde....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Bir Yarısı",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nGecenin  bir  yarısı,\nElektrikler   kesik! \nYağmur  yağıyor.\nCanımın  bir  yarısı,\nİnliyor  kesik kesik.\nYaram  kanıyor.\nMazi  buruşuk.\nGurbetle  uyuşuk.\n\nGönlümde  bir  yangın. \nRuhum  bana  kiracı.\nUmutlar  düşlere  dargın.\nKalbimde  bir  acı,\nKeder  hüzünle  barışık.\n\n17  Mart 2004 Çarşamba, Danimarka-Køge  22.47\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Dehlizi",
        "poet": "Nedim Uçar",
        "poem": "\n\nGökten alevler yağar yer kürenin yüzüne,\nŞimşekler otağ kurar mor dağların düzüne,\nTakılırken gözlerim yıldızların izine,\nAyın gölgesi düşer gecenin dehlizine.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "* Gecenin düşündürdükleri- 2 *",
        "poet": "Birgül Kızılkaya",
        "poem": "\n\nGECENİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ -2\n\nYıl 1963,bahçemizdeki mindere uzanıp samsun asfaltından geçen otomobilleri sayardım.Şu kadar araba geçerse şu dileğim olacak derdim. Olurmuydu bilmem,şu an anımsamıyorum.\nYıl 2010 artık arabaları saymıyorum ama hala bir arabam olmadı, olsun diye hevesimde olmadı. Üzgünmüyüm? Hayır.Çünki yön kavramım gelişmediği için zaten olsa da kulanamazdım.\n\nBeş yaşımda katil olduğumu sanmıştım.Bir uğur böceğini severken ölmüştü zavallı hayvan. Haftalarca ağladım, aylarca rüyamda gördüm. Üzgünmüyüm? Evet…Çünki hala içimde o doğa sevgisi mevcut, insan sevgisi de.Kakalaklar haricinde tüm canlıları sevdim.\n\nÇok şey öğrendim yaşadığım yıllardan. Ödevini yapan iyi bir öğrenci gibi.Hüzünlerim hep daha çok oldu sevinçlerimden.Çocuk denecek yaşta babamı kaybettim.Annem üzerimize sevgiden bir çatı ördü.Öyle ki annem varken bana bişey olmaz diye düşünürdüm hep.İlk onu tanıdım ve hayatımın sonuna kadar da hep onunla birlikte olacağımı düşünürdüm.2001 yılında üzerimizdek çatı hiç beklemediğim bir anda çöktü.Yalnız yapayalnız ve kimsesiz kalmıştım.Büyümek böyle bir şeymiş demekki dedim.Demek ki büyümeyi öğrenmem gerekiyormuş diye düşündüm ve aynı çatıyı ben yavrularım için yeniden onardım.\n\nSon dokuz yılımı nerdeyse insanlara adadım diyebilirm.Yardım ettikçe acımın hafiflediğini gözledim.Unutamadım ama alıştım.Hoşgörülü olmayı öğrendim,dost dediğim insanları ilk hatalarında silmemeyi  öğrendim.Hakkımda yanlış düşünenler oldu,onları kınamadım.İstenmediğim yerde kalmadım.Hiçbir arkadaşıma kazık atmadım.Elbette peygamber değilim.Mutlaka benimde yanlışlarım olmuştur.Yanlış yapmadan doğruyu bulamıyor çünki insan.Aynı hatayı iki kez yapmamak koşulu ile :)     Ama bile isteye değil.Çok şey öğrendim hayat adı verilen okulda. Yaşamımın amacı bilmediklerimi öğrenmek ve ihtiyacı olanlara yardım etmek olmuş, geriye baktığ zaman..Bunu şu an farkettim.Daha önce hiç düşünmemiştim.\n\nParam da olmadı arabam olmadığı gibi.Hatta dikili bir ağacım bile  ;)     Pişmanmıyım?  Hayır…\nOlsa bile dağıtırdım muhtemelen ve yine param olmazdı..Cebimdek son paraları  çok kez, tüketicilere yol parası,posta parası verdiğmi bilirim :)    Nakit değil yürek taşıdım hep.Girdiğim her yerde saygı gördüm, çok insandan dua aldım. Mutlumuyum? Evet…\n Hep şükrettim Tanrı’ya verdiği zenginlikler için.Evlat gibi bir zenginlik verdiği için. Düşünen, üreten bir beyin verdiği için, sağlıkla alabildiğim her nefes için, bunca yaşanmışlığa rağmen hala sevebilen bir yüreğim olduğu için ve adil olabildiğim için..\n\nAsla yenilgiyi kabul etmedim, emeksiz hiçbir şeye sahip olamadım. Ama hiçbir zaman neden benim başıma geldi diyerek ağlayıp sızlanmadım. Demek ki yaşamam gerekiyormuş diye düşündüm her zaman.Yaşadıklarımdan  ders aldığım için belki de madde değil mana ilgilendiriyor beni. Bunca hoşgörünün kaynağı beklide hayattan aldığım derslerdir diye düşünüyorum. Hayatı okul, kendimi ise bir öğrenci olarak  düşünüyorum çünki.\nPişmanmıyım? Hayır..\nYaşadığım mutsuzluklar beni şekillendirdiği için aksine çok mutluyum.Bir kez daha gelsem bu dünyaya  sanırım yine aynı ben olarak gelmek isterdim\nVe hayatta iki şeyi çok kıskandım. Kızkardeşi olan kadınları ve yiyip yiyip kilo almayan insanları.))      Gerçekten çok kıskandım şaka değil.\n Peki bu abuk subuk hissettiklerimi neden antolojiye kaydettim.? Kağıtta kaybolup gitmesin diye. Pc çökerse bu yazdıklarım kaybolmasın diye.Birde bugün benim doğum günüm,Bir yıl sonra bakalım neler ilave edeceğim yada hayatımda bir deişiklik olacakmı? Bende merak ediyorum  ;))      15.11.2010  İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin getirdiği",
        "poet": "Sabiha Ayaz",
        "poem": "\n\nGitmek istiyorum artık buradan,\n Seyahat ki,\n Vasıta farketmeyerek.\n Yeter ki,dayansın kafam bir cama,\n Titretip,döksün fikrimi\n Eleyerek...\n\nAsfaltlar,benden ne gizlediniz.\n\n Neyi sakladınız,neyi bildiniz,\n Sanmayın geçmeme izin verdiniz.\n Adımları çaktım ben \nYürüyerek..! \n\nDönüşüm,\n Olmasın geldiğim yere.\n Zinhar yok dönüş isteyerek\n Rüyamdan,hülyamdan,hem dimağımdan\n Ve asıldım bacağımdan,demir çengele.\n\nArdımda valiz valiz anılar kalsın,\n Ağlasın yarım bıraktıklarım,\n Sade çocukluğum yanımda kalsın,\n Hepsini öldürün,süründürerek..! \n\nAşk nâmına ne varsa,\n Sakladıklarım.\n Dillenmeden verin bir kürek,\n Batmadan,alın sandallarımı\n Aşkları yollayın, yüzdürerek.\n\nKimsecikLer gelmesin,madem ardımdan.\n Ağlatın anamı kem söyleyerek.\n Gidişim,sessiz olsun haziran'ımdan\n Ölsem de giderim,emekleyerek..! \n07/05/12\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Dostu Mu Var Sen Aşka Eğil",
        "poet": "Mahmut Nazik",
        "poem": "\n\nGECENİN DOSTU MU VAR SEN AŞKA EĞİL \n\nYaşam  umuda uyanmak bir kaşık\nGecenin dostu mu var sen aşka eğilღ \nUmut dost umut yaşam umut ışık\nYokluğun bir hüzün bana yar değilღ \n\nTuttuğum elinde atarken sevgin\nRüzgarda mum gibi titrer tedirgin\nDüşünü yitirmiş  bir taze gelin\nBerduş masasına düşen karanfilღ \n\nHani susmalara bir şey anlatmak \nKuytularda kan gözyaşına batmak \nYüreğini anılara kanatmak\nYenmek de yenilmek de ömre dahil\n\nMahmut Nazik 27 06 2014 Mersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Getirdiği",
        "poet": "Alptekin Biber",
        "poem": "\n\nMehtabı mavi, \n\tkaranfilli bir gecedeyiz\nSevda yürek kakıyor\nÇocuk sesiyle boğuluyor ezgisi\n\t\tmavi derinliğin\nBir tren geçiyor ansızın\n\tsessiz tıkırtılarıyla demir soğuğundan\nVe arkasından \n\tbir gece doluyor kalan uğultudan.\nGecede köpek sesi\n\t\tuzak, yalın ve kinsiz\nVe bir garip adam; \n\tsahil betonunda \t\n\t    yudumlarken buluntu şarabını; \nDenizin tuzlu enginliğini yaşamakta \n\t\t\tdamağında\nKimsesiz ve çaresiz.\nVe bir tiren daha geçiyor\n\t\tritmik uğultularıyla\n\t\t\tesrarengiz bekaretimizden:\nDeliyor geceyi\n\tiçindeki binbir umutlu yürekle, \nBir iş akşamının\n\tbezgin yorgunluğunu sürüyerek gerisinde.\nBir deli yıldız\ndokunuveriyor birden\n\t\therkesten sakladığın göz bebeğine\nVe bağırıyor delicesine\n“Uzaklığın; \n\tyüreğine olan uzaklığın kadardır bana\n\t\t\t\tvede umutlarına\nYakınlığın; \nyeşerttiğin yürekten içtiğin sevdadır kana kana\nUlaş bana-ulaş bana\nUlaş ve görki; \nTren değildir, çucuk değildir, \n   bir kinsiz köpek, bir kimsesiz adam \n\t\t\tdeğildir gece sadece\nUlaş ve görki baktığım yerden; \nGecede yürek vardır ve tüm yaşayanlar adına çarpandır sessizce\nVede seni saran karanlık\n\tgecenin doğuracağı aydınlığa olan özlemidir sadece.\n\n 26 ARALIK 1993\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Getirdikleri",
        "poet": "Vedat Didari",
        "poem": "\n\nDeniz herzamankinden daha durgun\nSular hasta bir çocuk gibi güçsüz,yorgun\nSiyah bir gece, her zamankinden daha çok\nHafif hışırtılar, başkaca bir ses yok\nBir meltem esmekte sessiz ve derinden\nBir meltem ki karanlığın en koyu yerinden\nSandallar kumsala uzanmış uyuyor gibi\nGeçmiyor sanki zaman duruyor gibi\nGece sahilin üzerinde bir atlas örtü\nTenhada hareketli bir kaç titrek görüntü\nKendilerine ıssız bir köşe arayan âşıklar\nOnlar ki zaten bu karanlığa alışıklar\nMutsuz insanlar asıl gecenin sakladıkları\nYüzleri seçilmiyor,belirsiz ağladıkları\nOnları böyle elemli kılan ya yoksulluk ya yârdır\nKaranlık onlara kuytu,tenha bir limandır\nDerken solgun bir siste gece yavaşça erir\nUzakta ufuk çizgisi hayal meyal belirir\nGüneş şafağa saçarken kızıl ışıklarını\nGece âzat eder bir bir tutsaklarını\nHüzün ve karanlığın dostluğu biter böylece\nGün başlamıştır artık,sona ermiştir gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-*- Gecenin en siyahı -*-",
        "poet": "Kemal Yazan",
        "poem": "\n\nKaç defa güneşi batırdım yalnız başıma\nNe kadehleri kırdım güçsüz parmaklarla \nHep bir pişmanlığı okudum gözlerimle\nSefil bir hayat yazdım kendime...\nKendi sözlerimle.\n\nTutunamadım...kayıp gittim boş karanlıklara\nGecelerin içinde sabahlara yalvardım hep\nEllerim güçsüz...ciğerlerim nefessiz...\nYalpa vurdu yüreğim kör duvarlara\nSessiz sessiz.\n\nAydınlığa koşarken simsiyah gece olmuşum\nKendi bilmecelerimin içinde kaybolmuşum\nŞimdi hayat bir pranga...yüreğim bir kıskaç\nSanki...yoksulluk kokuyor yüreğim\nBir tutam sevgiye aç.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin İçinden Tekrar Geçince",
        "poet": "Seyfullah Öztürk",
        "poem": "\n\nİç geçirince, gecenin içinden tekrar geçince ters yüz oluyor bildiğim herşey.\nMisâlen, en uzaktaki gözle görülen yıldız, bana daha yakın değil mi senden...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Gözyaşları",
        "poet": "Atilla Gökhan Uz",
        "poem": "\n\nbir akşamüstü\ndem vuruken yalnızlıktan\nyine yaptın yapacağını\naklıma düştün, Ömürsün\n\nbaşım dertte seninle\nzaten söz de dinlemiyor yüreğim\nyine de sen bakma sitem ettiğime\nbilirim ki sensizlik Zulüm\n\neski defterlerden açıldı ya mesele\nne varsa ortaya koymak gerek\nseni de anmalıyım bu arada\nama nereden başlamalı, Nereden\n\ngecenin gözyaşı kadınım\nnazlısın, nazlı olduğun kadar da güzel\nhem seninle süslenir en tatlı rüyalarım\nhem senin yüzünden kaçar Uykularım\n\ngün yetişmek üzere geceye\nsen aklımda düştüğün yerdesin hâlâ\ntutup kaldırsam da seni elinden\nrahat bırakmaz beni bu Rüzgar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin İhtişamı",
        "poet": "Feyzullah Evcil",
        "poem": "\n\nGecenin ihtişamı var..\nGündüzün yalnızlığından kurtarıyor beni.\nİhtişamlı gecelerim...\nSevdiğim! .\nSeviyorum geceyi...\nÇünkü hep seni düşünüyorum.\nHele hele ileryen saatlerinde,\nBir türkü oluyorsun\nNefesimde...\n\n13 ocak pazartesi 2013\n23:45\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Hayali",
        "poet": "Murat Arabacı",
        "poem": "\n\nHer gece aklımda bir ses; nerdesin, git çok kalma orda diyor. Elimde olsa bu gece orada olurum sevgilim. Sıcacık ellerini tutar, sabahlara kadar melek yüzünü izlerim gecenin sessizliğinde. Sabah olur gözlerini açar ve karşında beni görürsün.  Düşünüyorum da sevgilim ne  kadar mutlu olursun. Gerçekten mi? Çok mu mutlu olursun? Bende öyle tahmin ettim herşeyim.  Kahvaltı hazırlarım ikimiz için. Sen sıcacık yorganın altında uzanırken. Bir tek gül koyarım masaya senin için. Birden fazla gül istemem , çünkü  dünyamdaki tek gül sensin. Kahvalti ederiz beraber.  Sonra seni gideceğin yere bırakırım.  Araba ile değil ama, yürüyerek.  Niye mi?  Seninle daha çok zaman geçirmek için sevgilim. Elini daha uzun süre tutmak için.  Hissetmek için seni  yanımda. Hemen zaman geçsin de beni ara diye beklerim tüm gün, seni olduğun yerden almak için.  Yine yürürüz sevgilim eve kadar. Sen anlatırken birşeyler, ben seni izlerim. Ne dediğini anlamasamda o an. Hapsolmuştur gözlerim gözlerine.  Sadece bakarım... Eve döner ve akşam yemeğimizi hazırlarım. Kırmızı mum eşliğinde yemeğimizi yeriz. Yemek biter ve bool köpüklü kahveni yaparım sevgilim. Evin terasına çıkar, kahvemizi içeriz ilk günkü heyecan ile. Senin uykun gelir, uyursun. Ben yine seni izlerim sevgilim sabah olana kadar. Gün aydınlanır ve ben kendimi bu anları hayal ettiğim yerde bulurum.\n\n(21.10.2013/Güney Sudan)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Işığı",
        "poet": "Ömer Dalman",
        "poem": "\n\nbırak\nboş ver, endişe etme! \nbir gece de uykum gelmeden yatayım\nuyanık cesetime gecenin ışığının çöktüğünü\nbütün çıplaklığıyla görene dek\nacılar içinde kıvranayım\nuyuyamayım! \n\nbırak\nboş ver, endişe etme\n\ngelip alışını beklerim beni\narada gözlerimi açarım\nhatta uykumu kendim kaçırırım\nama\nbeklerim\nuyanık cesetime gecenin ışığının çöktüğünü\nbütün çıplaklığıyla görene dek...\n\n(Temmuz 2005)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Işığı",
        "poet": "Murat İnan",
        "poem": "\n\nGecenin ışığı vurur odama\nBir sevinç kayığı yüzer sularda\nPek tatlı bir rüya gelir yuvama\nDolaşır yüreğim renkli yollarda\n\nÇın çın öter odamın yaşlı saati\nBinbir fikir ile geçer günlerim\nSevmek gerek dostum kısa hayatı\nUmut beni özler ben umudu gözlerim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Issızlığı",
        "poet": "Abdülkadir Acar",
        "poem": "\n\nKarardı mı gökyüzü çıkıyor mu yıldızlar\nkaybolacak güneş yüce dağların ardından\nBirazdan ay görünür yok olsun karanliklar\nİçecek yağmur kalsın yalnizlik sofrasından\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin İyisi Makbul",
        "poet": "Tolga Asi",
        "poem": "\n\nalışılagelmiş bir veda cümlesinden ziyade yastık yorgan ve beden üçlüsünün muhteşem kavuşma sahnesinin ön repliği harika bir cümle! günün tüm keşmekeş ve karmaşası ardından gelen sessiz bugulu ve alabildiğine parlak olan siyah örütüyü üzerimize çekerken usulca hoş bir temenni cümlesi.. yorgun bedenleri kaplaya sıcak yorganlara kavuşmak hasretle bekleyen yastıgıma sımsıkı sarılmak muhteşem bir sinevizyon gösterisine dalmak işte bu! ! sanırım vakti geldi iyi geceler'in iyi günlerdogurması dileğiyle..!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Karanlığı",
        "poet": "Muzaffer Taşkırmaz",
        "poem": "\n\nBir şiir istiyorum sevdiğimden \nGecenin karanlığı olsun sözün başı \nBir mektup istiyorum sevdiğimden \nGece diye başlayan sözcükler olsun \n\nÇok güzel rüya gördüm \nSessiz gecelerin karanlığında \nBeyaz gelinlik içinde \nGecenin karanlığını aydınlattın \n\nHep Özlemişimdir seni hayalimdesin \nSanki yanımdasın bir gölge gibi \nSabahın olmasını hiç istemem ki \nKeşke bitmeseydi rüya gerçek olsa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin İzi",
        "poet": "Ali Gençay",
        "poem": "\n\nGece dediğin nedir sevgili\nKapanmadı daha ayın açık gözleri\nGördüğüm duvara asılı iki resim\nBiri ben, diğerini kimse bilmemeli\nBirde tavanda acemi boyanmış \nTatlı kireç, fırça izleri\n\nDolunayın uzun, ince parmakları var\nDeler geçer içimdeki sevişmeleri\nSenin gördüğün ihanet değil\nMor, gecenin boynumdaki izleri\nİçimde öyle bir his var ki\nKorkuyorum uzatsa biri elini\nTutup gideceğim sevgili\nYalnızlığın işveleri kandıracak beni\n\nGece dediğin hasret be sevgili\nHele birde tenime düşen zemheri\nGülerim hep sana, sen bilmezsin\nGörmezsin bedenimdeki titremeleri\nRomanlardan çalmışlar aşkı\nUymaz bana önceki asrın kostümleri\nGecede düşlerim beyaz perde\nBelki daha yazılmadı aşkın böylesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin karanlığını yırtınca süngüleri",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nGecenin karanlığını yırtınca süngüleri\nBomba tepesinde düşmanı toprağa gömdüler\nTarih görmemişti böyle aslan neferleri\n27 Ağustosta bomba tepesinde Türk destanı yazdılar\n\nHalil ÇOLAK  20/10/2006  ÇANAKKALE \nSaat: 05”30\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin karanlığında saklı senin adın",
        "poet": "Esra Oda",
        "poem": "\n\ngecenin karanlığında saklı senin adın\nadının her bir harfi yıldız\ndolunay desen o senin diğer bir adın\ngecenin karanlığındadır benim sırdaşım dostum\nsensin orada olan bir yanı aydın\ngülümsersin bir yakamozda\nbir esintidir kulağıma çarpan sesin\ngecenin karanlığında saklıdır senin adın \nben gecelere tutkun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Karanlığında  ",
        "poet": "Bahar Yilmaz",
        "poem": "\n\nVe gecenin karanlığına hapsolmus bir yalnızlıkti  özlem .gözlerimi kapayip  hasret kokan tenini hayal etmekti karanlık. Yokluğun acısını kalbini donduran soğukVe gecenin karanlığına hapsolmus bir yalnızlıkti  özlem .gözlerimi kapayip  hasret kokan tenini hayal etmekti karanlık. Yokluğun acısını kalbini donduran soğuk yatağa hapsetmekti karanlık .yalnızlık yapayalnizlikti gece çaresiz sessiz . Umitsiz sonu gelmeyen  bekleyiş...\nVe gecenin karanlığına hapsolmus bir yalnızlıkti  özlem .gözlerimi kapayip  hasret kokan tenini hayal etmekti karanlık. Yokluğun acısını kalbini donduran soğuk yatağa hapsetmekti karanlık .yalnızlık yapayalnizlikti gece çaresiz sessiz . Umitsiz sonu gelmeyen  bekleyiş...\nVe gecenin karanlığına hapsolmus bir yalnızlıkti  özlem .gözlerimi kapayip  hasret kokan tenini hayal etmekti karanlık. Yokluğun acısını kalbini donduran soğuk yatağa hapsetmekti karanlık .yalnızlık yapayalnizlikti gece çaresiz sessiz . Umitsiz sonu gelmeyen  bekleyiş...\n yatağa hapsetmekti karanlık .yalnızlık yapayalnizlikti gece çaresiz sessiz . Umitsiz sonu gelmeyen  bekleyiş...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Karanlık Gözyaşları",
        "poet": "Ahmet Aktar",
        "poem": "\n\nGecenin karanlık gözyaşları gibiyim,\nRengimin arkasına saklanmışım,\nBekliyorum\nMeğer ürkek bir kediden farksızmışım.\n\nGecenin karanlık gözyaşları gibiyim,\nKorkak diyorlar,korkağım işte ne yapayım? \nSoruyorum\nKalbimi isteksizce ona mı açayım? \n\nGecenin karanlık gözyaşları gibiyim,\nHislerim içimde saklı,dışa vurmak zor geliyor,\nDüşünüyorum\nBu beden haklı,Ruh bana acı veriyor.\n\nGecenin karanlık gözyaşları gibiyim,\nBir sevdaya baş koymuşum,ışığım yok,\nGörmüyorum\nİhtiyacım var ışığa,ama ışığın derdi çok.\n\nGecenin karanlık gözyaşları gibiyim,\nHissettiriyorum aşkımı,anlıyorum aşkını,\nZayıflıyorum\nAnlayınca bana olan bakışını.\n\nGecenin karanlık gözyaşları gibiyim,\nGözyaşlarımı dindirmek isterken,\nDuruyorum\nBenim için gözyaşı damlıyor mudur yüzüne? Gözyaşlarım damlıyorken.\n\nGecenin karanlık gözyaşları gibiyim,\nAnamın tanımadığı etmediği yarimi\nİzliyorum\nİzliyorum şu yaralı kalbimi.\n\nAma mutluyum\nAşktan sıkılmış biriyim,\nAma huzurluyum\nGecenin karanlık gözyaşları gibiyim.\nGece çaresiz,Ahmet çaresiz,izliyoruz işte\nGecenin karanlık gözyaşlarını...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Klasik Uğultuları",
        "poet": "Abdülhamit Karanfil",
        "poem": "\n\nGecenin klasik uğultuları\nŞeytandan seçme günahlar\nKöpek sohbeti sokaklarda\n\nBekleyişlerin tarifeli zamanları\nZamanın en büyük destanı\nAyrılıkların yaşlı noktası\n\n“aşkın ilk soluğu \nmantığın son durağı”\ncazibeli vücutlar\n\nsessizliğimin ilk sesi\nöfkemin pehlivan güreşi\nkucaksız soğuk kış gecesi\n\nalışılagelmiş kayboluş\nanlaşılamamış varoluş \nölümün sebepli eşi\n\nfigürlü sahnelerin filmi\niyinin iyi rolü \nmutlu sonun sonu\n\nbaşlangıcın fırtınası\nhüznün dikişsiz sesi\nkalbin son çırpınışı\n\nsaklı samanların anı\ngelmeyen zamanların perişanlığı\ndamlaya- damlaya yaşlar türküsü\n\n\t\t\t\t02-01-2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Karası",
        "poet": "Orhan Eren Uncu",
        "poem": "\n\nGecenin karası, Antalya’da\nİlk buluşma heyecanı\nSaat kulesi yanın da\nHeyacanlar, umut olur yarinlere\nAkar sevgi seli, kıyıya\nEl ele, kol kola\nHeyecan sarar\nGecenin karasın da, Antalya da\n\nDenizin dalgası kıyıda\nHüzün çöker gözlerine\nSoğuklaşır bakışlar, korkutur\nYarinler, mucadele büyür\nUfukta, dalgalarda\nAntalya da, kıyıda\n\nKale içi eşya olur, anı olur\nAra sokaklar dolar\nAşıklar el ele, kol kola\nDuygular, dalga dalga\nGülücük olur, öpücük olur\nGecenin karasın da Antalya’da\n\n2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Kollarında",
        "poet": "Selçuk Akyüz",
        "poem": "\n\nHiç beğenmesem,\nHiç arzulamasam da zaman içinde bir zaman gece girdi koynuma...\nKor ateşten kollarını sardı boynuma! ..\nBoşaldım, damla damla akıttım hamlığımı! ..\nGecenin kollarında buldum adamlığımı! ..\n                                                             (Van.07.12.2014)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Koynunda",
        "poet": "Fatma Güven",
        "poem": "\n\nUzanıp dokundum gecenin  saçlarına,\nAcı,öfkeli,sancılı,\nDöllemede aceleyle baharı, rüzgar.\nBulutların dansı vardı,ışıklarıyla; \nRenkli halelerle çevriliydi  dolunay.\nKendi dilimizce konuşup rüzgarla,\nGümüşi ışınları sarmalayıp,\nÜrpermelerle gecenin koynunda,\nArada sessizlik ve karanlığın giziyle\nDaldım tatlı bir uykuya,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Koynunda...",
        "poet": "Haldun Ayyıldız",
        "poem": "\n\nNe zaman sevişsek seninle sonsuz bir tutkuyla,\nVe sonra sımsıkı sarılsak birbirimize gecenin koynunda,\nKendimi koyu lacivert bir gölün üzerinde buluyorum.\nÇıplak ayak ben,kucağımda çırılçıplak sen,\nO lacivertliğin içinde seni bembeyaz görüyorum,\nSanki çok normalmiş gibi birde suyun üzerinde yürüyorum.\nBastığım her yerde halkalar açılıyor suda,\nHer halka bir nota,gecenin sonsuzluğa açılan kollarında.\nBu ne muazzam melodi,\nGökyüzünden yıldızlar sanki göle indi.\nNefesimi tuttum, konuşamıyorum,\nKonuşacağım sözlerin acizliğinden korkuyorum.\nSen,ben ve lacivert göldeki gökyüzü,\nİşte bu aşkın gecenin koynundaki yüzü...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Maskesi",
        "poet": "İsa Yılmaz",
        "poem": "\n\nkonuş benimle dolunay\nya da sus, ama gel benimle\ndüşelim yollara seninle\ngidelim kemiklerin acı çektiği mezarlıklara\nuğultulu, karanlık ve kasvetli \ngecenin maskesini yırtalım\nkazma kürek saçalım toprağı\naçalım bin yıllık mezarları\nçürümeyen, kokmayan bir aşk buluruz\nbelki ölüme yenilmemiş birkaç dost ediniriz\n\nhadi benimle konuş dolunay\nya da sus, ama gel benimle\ngidelim yalnızlığın mezarını kazmaya\nardından dost olalım ikimiz\neksilmeyen, sönmeyen bir ateş gibi\nya da durmadan kanayan bir yara gibi\nyaşatalım birbirimizi, sızlasa da ciğerlerimiz\nkıyamete kadar boş kalsın mezarlarımız…\n\n10.vııı.09\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Koynundaki Günah",
        "poet": "Kamil Korgan",
        "poem": "\n\nHayat; \nHaram, haram, haram\nVe yeniden bir haram için \nGözleri, kirlenecek güneşlerin sarısında yıkamak…\nHeyhat! \nBu mu karanlık yoksa kutsadığım,\nKirlenmiş yüreklerin ayıbını örten şu geceler mi? \n\nArdına sakladığı güneşin ilk kızıllığına kavuşana dek\nO yaman rengin gizemindeyim,\nTanrı’ya konuğum, arşına komşuyum.\nBirkaç köpek sesinden başka bir titreşimde yok; \nCesaretime dokunarak giden.\nYalnızım ama\nO ilahi duruşun bir saniyesindeki huzur ile.\nKalabalıkların anlamsızlığını okuyorum,\nDoğacak yıldızlar yüzlerini yıkarken \nAğlayan bir çocuğun damlacıkları ile.\nYalnızım ama \nMasum yaşamların gölge düşmüş resmiyle; \nBir ben bakıyorum bir de sığındığım gücün gözleri.\nAyrılıklar uçurumlar kadar keskin, dipsiz\nAma heyhat, \nBu mu karanlık yoksa kutsadığım,\nKirlenmiş yüreklerin ayıbını örten şu geceler mi? \n\nİnsanım, insanız\nAma dünün günahkârı, yarını cahiliyiz.\nHer dokunuşumuzun adı vuslat; \nDoğruya, fıtrata, edebe, ebedi olana değil,\nHarama vuslat…\nİs tutmuş cümlemiz, şefkat getiren merhabamız,\nKirliyiz, günah ile boyanmışız…\nHayat; \nGünah, günah, günah\nVe yeniden bir günah için\nElleri kirlenmiş güneşlerin kızıllığında yıkamak…\nHeyhat! Kendimize heyhat! \nBiz mi karanlığız yoksa avucuna sığındığım; \nHer karasında bin seda saklayan,\nÖlümün ak resmini anlatan şu cüzzamlı geceler mi?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Mavisi",
        "poet": "Seçim Seziş",
        "poem": "\n\nGecenin siyahında uyusam da \n Sabahın mavisinde uyanırım.\n Her sabah yeninden mavi derim.\n Gecenin siyahına biraz mavi sürerim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Gecenin Koynunda Şiir",
        "poet": "Halil İbrahim Keçebaş",
        "poem": "\n\nBu şiirde zaman yavaş ilerler\nKırk dereden su getirir misali\nNedendir bilinmez ama\nBir türlü geçmez saatler\n\nGecenin karanlığından olsa gerek\nSaklanır bir köşede bu şiir\nHüznü paylaşmak istemez sanki\nFakat hüznün kendisi olur giderek\n\nBu şiirde yavaş ilerler zaman\nGün ışığını görünce\nGözleri kamaşan yarasalar gibi\nKaçar, güneşin esrarından.\n\nHem doyasıya yaşamak ister\nGecenin koynunda sıcak bir sevgiliyi\nKimi zaman burnundan gelir yaşananlar\nKimi zaman da bir seraba benzer.\n\nBu şiirde yavaş ilerler zaman\nÇekingen ürkek bir ceylan kadar\nİlerde son bulacak adımları\nSon bulacak, gün doğduğu zaman.\n\n01.02.06\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Musikisi",
        "poet": "İlhan Poslu",
        "poem": "\n\nUykum kaçtı yine\nDalamadım hayalimdeki kaçak gözlerine\nDumanı tüten bir hançer, bir mızrak gibi\nSapladım seni gecelerime\nHasretinin musikisini söyleyeceğim bu gece\nYıldızlar şahitlik edecek bana hece hece\nEşlik eder mi dudaklarının kırmızısı? \nSonbahar gecelerimizin hatrına\nAl sen de bir iki mısra dudaklarının arasına\nSevmiş gibi yap şu buhranlı gecenin hatrına\nBelki sonbahar gecesinde düşerim hülyalarına.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Matemi",
        "poet": "Sevda Altunsoy",
        "poem": "\n\nGecenin mateminde\nyıldızlar parlıyor, gökyüzünde\nyarına hazırlanıyor güneş\nkimini ısıtacak kimini yakacak\n\nKararsız gönlüm\ngökyüzünden bir star  seçti\nMehtap, Ay, Güneş\nkim görmüşki hepsini bir arada\n\nMehtap da nostalji ve korku\nAy da romantizim ve dehşet\nGüneş de keyif ve işkence varken\nne gecenin mehtabı biter, nede günün kederi\n\nNede benim gönlümden geçen şiirler biter.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Ortasında",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nCadde sokaklar bomboş, benden gayrı yok gezen,\nİn cin uykuda yine, seni düşlüyorum ben,\nGecenin ortasında, her sokakta hayalin,\nSessiz sedasız gelip, geçiyorsun önümden.\n\n11 Ağustos 1988-Perşembe/ Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Ne Suçu Var Sitemler Ediyorsun",
        "poet": "Ümüt Güngör",
        "poem": "\n\nGecenin ne suçu var sitemler ediyorsun,\nDillerinle gerçeğe ihanet ediyorsun,\nGizleyecek ne varki bak sende seviyorsun,\nGözlerine bakarak çok önce anlamıştım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Pusu",
        "poet": "Eda İnceman",
        "poem": "\n\nGünlerdir geceyle konuşuyorum\nGündüzleri kısa bilerek\nHüznü, sıcaklığı, mutluluğu arıyordum bitmeyen akşamlarda\nOdamın camına yapışarak, bakıyordum karanlığa\nİçerideki sobanın ışığı yansıyordu geceye, cama\nUzadıkça uzuyor düşlerin gerçeklerindeki yansımalar\nOdanın içinde att....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Rengi",
        "poet": "Erdoğan Sarıgül",
        "poem": "\n\nkarayı boğuyor\nbu karanlık kentte\ngecenin rengi\nbu karanlık kentte\ngecenin rengi\nkatran karası\nölümse\nkırmızı\n\nbu karanlık kentte\ncaddeler\ndenize koşan ırmakların\ndeltasında son bulur\nbıçaklanmış binalar\nkuzey rüzgarlarından\nayakta\ndimdik durur\nbu karanlık kente\nsuskundur kurtlar\numutlar ulur\n\nbu karanlık kentin\ntüm sokakları\nbirbiri içinden geçer\nve deniz sarhoşu\ntüm yaralı martılar\nölmek için\nkör kuyuları seçer\n\nbu karanlık kentte\nparklar\nöksüz sevinçleri sallar\nsancılı sanlıncaklarında\nyengiye yeminli\nhoyrat akşamlar\nsabahı veresiye  ısmarlar\nalacakaranlıklara\nhep alacaklıdır hayat\nbu karanlık kentte\nhayaller de\nekmekler de bayat\n\nbu karanlık kentte\nöteki berikine küsmüş\nbiri\nbirinin düşüne düşmüş\nbiri\nbirinde kendini arar\nherkes biraz cinayet\nbiraz\nintihar kokar\n\nsen gittin gideli\nbu karanlık kentte\ngecenin rengi\nkatran karası\nbu karanlık kentte\nsensiz\nölüm\nkırmızı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Rengi",
        "poet": "Talip Işık",
        "poem": "\n\ngözlerinde gecenin rengi\nharlanmış ateşler içinde atlar\ngök kırmızı toprak mavi\nbir umut saklıdır yelelerinde\nbekleyişlerin ardından gelen\nsoylu direnişlerin habercisi\ngök kırmızı toprak mavi\n\nayakları toprağa direnen\ndağ gibi umutlarla\nkanatlanıp gökyüzünden\nrüzgarla inen yeryüzüne\natlar geçiyor\ngecenin kıyılarından\n\nbir bir helezonlar çizerek renklerle\nsökülüyor toprağın gecenin\nkanın renginde umutlar\natlar savruluyor veda şarkılarıyla\n\nve atlar hüzne bulanmış yüreği\nrenklerin ve kelimelerin arasında\ngeceye ve kırmızıya inat\ndolu dizgin çocuklar gibi\nuzanır gecenin üstüne\ngök kırmızı toprak mavi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Rengi",
        "poet": "İrfan Dönmez",
        "poem": "\n\nGecenin rengi vurmuş yüzüne, \nGözlerin  yakamoz ay ışığı\nGökyüzünün en parlak yıldızı\nGüneş doğar yine de görünürsün\n\nSiyah bir lalesin koparılamaz\nAsil gözlerin lacivert bakılamaz\nEndamın yüreğimi yakar dayanılmaz\nSalınsın  siyah saçların dağıt biraz\n\nGülüşün erguvani, tenin siyahi\nMor birer oktur kirpikleri\nHiç şüphe yok ki bellidir hedefleri\nTapıyorum sana ruhumun iksiri...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Rengi",
        "poet": "Nuray Küsem Gültekin",
        "poem": "\n\n.\n\nGecenin perçeminde \nGri bir gölgeydi \nŞiirin silûeti ve yalnızlığın ıssız sureti\nKim bilir..\n\n#geceninrengi #şiirinsilûeti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Rengi Adam",
        "poet": "Ayşe Tural",
        "poem": "\n\nıslak sokaklar\nıpıslak...\nbir adım\nbir adım daha atıyor\nayak sesleri karışıyor geceye\nkimlik yok\ngecenin rengi adam\ngecenin rengi yüzü\nyüzünün yarısı yok adam\nbir korku\nbir korku daha\nkorkuların üstüne üstüne\nyürüyor...\nbir yüzsüz\nyüzünün yarısı\ngecenin rengi adam....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Rengi",
        "poet": "Fikret Kemal Aslan",
        "poem": "\n\n...ve boynunda ışıldayan en parlak yıldızlarıyla gece\nsessizce ağınır ürkek pencerelere\nbürünürken ak kadınlar kuzguni geceliklere\nodaların esrik fısıltıları siner buludi  perdelere\n\nsarıya kesen Dünya siyahın hükümranlığında\ntutkular gri köprüdür aşkın karşıki yanına\nmavinin bakışları gülümser aynalarda\nkor gibi yanan vücutların titreşen buharında\nkırmızının tonları yayılır kör duvarlara\n\nkahverengi kuşlar konar zamanın turuncu saçlarına\nkörelmiş düşler atılır uykulardan\ntutuşan gözleriniz meydan okurken karanlığa\nhavai fişekleri yağar kül rengi bulutunda\n\nbeyazın oyluklarını okşar şehvetin kızıl elleri\nartık bir coşku selidir yaşanan\nyeşil bir taç takınır ve eflatun dökülür\ngecenin pembe dudaklarından\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Sesi",
        "poet": "Ali Ertürk",
        "poem": "\n\nYalnızım geceye doğru koşan\nBuruk vedalı akşamlarda.\nBir başınayım seni özlüyorum.\nSessizliği dinliyorum gecenin renginde.\nVe bir ses duyuyorum gecenin içinden,\nyoksa senmisin bana; \nGece ıslıkları çalan,\nKent uğultulu akşamlardan.\n\nBURSA  12 Mart 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Ruhuma Dokunuşu",
        "poet": "Ertuğrul Koç",
        "poem": "\n\nNiçin yaptın bunu? Sebebine dokunmak, böylesine derin bir ıslığa dönüşünü vurur muydu al yanağına.Acısına uzanırken feryatların teninde kayboluşu....Aman Allahım! Irmakların doğduğu yere dönmek gerekiyorsa; baht-ı evvel ve ahirindedir dem,ab-ı hayatın zemzeme dönüştüğü anlarda...\n\nYırtık eskilerin cana hissedişleri nefeslenirken, azgınlaşan yaraların çığlıklarını kovalıyor, \"Adı batasıca! \" deyişlerin ahengine, muhabbetin ruhani lutfunu okşatıyor, hırçınlaşan bedeni, cismaniyatın zuhurunda hasıl olan yekunü idrak ettirmeye koyuluyordu. \n\nZira sabahlara ramak kalan hayallerin rüyaya dönüştüğü hissini bekliyor,ummana daldırdığı kollların her bir kulacını \" Ahenk-i muttasır-zaman\" da görüyor, inlemesini tesis ettiği kalbi derinliğine boğuluyordu. Kimlerin hanlarında kiracı olmalıydık? Vusul-u ayineye adanmış ruhaniyatların zevk-i muhabbetine şafakları çağırıyordu. Yaşanılası ile yaşanılamayan rasındaki benzerliklere zıt olanı hatırlatıyor, dikkatine celbi bulunmayan tavrını sergiliyordu.\n\nVesilesine nedeni olanların haddinde ifratlarını aksettiriyor, doğanın batışını, ardı sıra yepyeniden tazeliyordu. Viranelerine alışık olunan sakinlerin gafletlerini kurcalıyor \" Var olmak ile Yaşamak...\" mukayeselerinin nihayetsiz hududunu aşıyordu. Gerçekliğin hayalle örtündüğü bu \"Saltanat-ı müthişe\"nin yaldızlanan asaletine esfel-i safilinin gölgesi düşüyordu. \n\nYırtık libasların yegane süsü! Evveliyatına dönen dairelerin alemlere bezenişini; dar kalıplara sığıştırılan bir ebediyeti kucaklıyordu. \"Tutku\" kavramıyla tarif edilen bağımlılığın yekpare olanda niğmete inkılabı hakikileştiriyor, görmeyen gözlerin bakakaldığı manzaraların özünü önemsetiyordu. \n\nBu olmalıydı, dokunmaklığın sebebine..Bu tarifsiz kederlerin neticesine yorumlanmalıydı belkide! Yaptıklarının arkasında ittiba etmeyi ilticaya gark etmenin yollarına dönüştürdüğüyle beraber...Yaşamak, kederler içinde bir firakın vuslata kayboluşu ise: Ölmek; yaşamanında, ziyadesinde \"HAKİKAT\"e var olup, onda kül(BİR)  olmaktı \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin saat biri,",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nGecenin saat biri,\nSessizce dışarıyı seyrediyorum,\nBakıyorum ne in var ne cin,\nNe de ortada top oynayanlar,\nAra sıra bir polis otosu geçiyor,\nBazen de yolcu taşıyan taksiler,\nSessizlik böyle bozuluyor,\nBir ara gözüm asırlık dut ağacına takılıyor,\nSessiz ve mağrur,\nYıllardır böyle dimdik,\nNeyle besleniyor ki her yıl yemyeşil yapraklar,\nHer yıl bembeyaz dutlar veriyor,\nSahibi yağmurlarla besliyor,\nBir müteahitin baltasına kurban gidecek, ya yarın yada öbür gün,\nÇöp kutusuna abanmış bir köpek görüyorum,\nKarnı bağırsaklarına yapışmış,\nÇöp kutusunun kenarında bir insan silueti var,\nKöpekle didişiyor,\nBelliki insanlarla olan paylaşımından payını alamamış,\nKöpek de payını vermek istemiyor,\nGüçlü olan payı bünyesinde topluyor,\nKöpekte payını kaptırmayınca,\nDünyadan payını alamayan,\nOlmayan dünyasından uzaklaşıyor.\nHer taraf yine sessizliğe bürünüyor,\nAncak ne in var ne cin,\nNe de top oynayanlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Saltanatı",
        "poet": "Cemal Kaya",
        "poem": "\n\ngüneş solgunlanınca,\nçiçekleri yarılır akşamın,\nkaranlık iyicene çökünce,\nhiç güneş doğmayacak sanır akşam,\nhavadan havaya girer.\nsabah olur,\nbir bebe ağlar uykudan uyanınca,\nbir horoz müjde verir,\nakşamın saltanatı sürmez,\nbir papatya çiçeğinde açar güneş,\nbir çocuk busesinde...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "gecenin-sesi",
        "poet": "Uğur Demir",
        "poem": "\n\nAkordu bozulmuş bir gitar gibi bu gece\nDilimde yine aynı iki hece seni seviyorum\nDeli diyorlar bana dostlarım razıyım çoktan\nKaranlık üstüme çöküyor\nAğlıyor gece duyuyorum sesini\n\nAğaçlarda zamanı dolmuş yapraklar\nBir fısıltı gibi bu gece rüzgar\nAlıp gidiyor yüreğimide zamanı dolmuş yapraklar gibi\nKaranlık üstüme çöküyor\nAğlıyor gece duyuyorum sesini\n\nBakma uzaktan öyle gizli,gizli\nGörüyorum sislerin arkasında gözlerini\nDeli diyorlar bana dostlarım razıyım çoktan\nKaranlık üstüme çöküyor\nAğlıyor gece duyuyorum sesini.......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Sesi",
        "poet": "Mücahit Özkan Vakur",
        "poem": "\n\nYine saatin on ikiyi vuruşu\nYine vuslat, yine hasret sarar\nMakber süzülse de\nYılmaz, dolar taşar derinliklerimden yaşlar\n\nGecenin hüküm ısmarlayışı\nSorgusuz, sualsiz bana yalanışı\nAnlamsızlaşır utangaç yorganın sokulup, döşeğin kaçışı\nYine zapt edemem çaresizliği\nYine duygu yüklü şimşek gibi çarpar\nVurur şilesini yağmalanmışlığıma…\n\nGece karartılı\nEndişe sarar helal süt emmiş mabedimi\nBir çift dize avuntusu sarar, kemirir hücrelerimi\nSırt üstü uzanmış keklik, sizce dirilir mi? \nBu yolun gecesi hargın, gündüzü bitkin\nBitirmekten korkmam\nGelecek gün başlangıcıdır vazifemin…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Sessizliği",
        "poet": "Ferhat Yılmaz",
        "poem": "\n\nBazı geceler uyku tutmaz ya insanı nedenini anlayamazsın,\nKaybolup gidersin gecenin o zifiri karanlıgında sessiz ve yalnız,\nBaşını kaldırıp bakarsın mehtaba,\nBelki o an \nSeni rahatlacak içni ferahlatacak,\nBir tek yıldız bile göremezsin,\nSonra bir an bir yıldız çıkar bulutların arasından \nİşte o an öyle bir şevkle olarki insan \nSanki o anda o tek yıldız bile insanın sırdaşı olur \nAma uzun sürmez bu arkadaşlık \nGün olur yıldız gider\nAma ben yine gecenin o kör karanlığında kaybolup giderim.\nÇünkü ben gecenin sessizliğiyim...!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin SESLERİ",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\nrüzgar, \nbir şeyler söyler\ngece kulak verip dinlerdi...\ngece,\nbir şeyler söyler\nkorku durup dinlerdi...\nkorku,\nbir şeyler söyler\nyürek yerinden çıkar giderdi...\n\nFikret Turhan-Yalova \n24 şubat 2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Sezsizliğinde",
        "poet": "Ali Balı",
        "poem": "\n\nYırtıcı bir çığlık büyür içimde\nve duygular yol alır bilinmezliğe\nDinginliğine inat koca karanlığın, \ndaralır ruhum, ama sığmaz bedene\n\nBir ben, sanırım, gece ile dostum\nve yıldızlara tutunur uykusuzluğum\nGözyaşları sel olur, işler içime \nRuhum titrer ve dinmez susuzluğum\n\nKimse duymasın, yine sabah oluyor\nNe yazık, düne sitem vakti doluyor\nEy gece, sen dön aydınlığa içimde\nbenim karanlığım, kızılca gün doğuyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gecenin Siyahı",
        "poet": "Şahin Avcı",
        "poem": "\n\nGecenin siyahını giymişse hasret\nKahır dolu gelir,elbet bu gurbet.\nKorkularla kuşanarak gelmişse hasret\nKorkulardan kaçış yok; \nÇekilecekse çekilecek bu gurbet..\n\nGecenin siyahında bir alacakaranlık\nSonu gözükmeyen yollarda gözüken\nsadece zifiri karanlık\nAdım attığım yeri gözlerim görmüyor\nAyaklarım derin çukurlara\ngirecek diye korkuyorum..\n\nGecenin siyahında tan yeri ağırmakta\nHasret sanki kırmış zincirlerini\nBak gurbeti çağırmakta.\nKızıla boyanmış gökyüzü\nGün bitti diye bağırmakta..\n\nGecenin siyahı,bak bu günde aydınlıkla bitti.\nHer yeni gün başlangıcında\nbak bir korku daha bitti.\nHasrete çare yok\ndertler bir bir çekilecek.\nGecenin siyahı,günün sonunda\nelbet yeniden gelecek.\n\nsıfırikisıfırbirikibinon\nEdirne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Siyah Öfkesinde",
        "poet": "Ahmet Karpınar",
        "poem": "\n\nen sığ denizlerin mavi örtüsünde\n\t\tölümü karışladım bir nefeslik yılgıdan\n\t\tomzumda iki mimesis,aşk ve hüzün\n\t\tbirdenbire yanımda bir denizkızı nefes nefese:\n\t\t\t\tgecenin siyah öfkesinde; \n\t\tusulca sokuldu fetişliği mavi gecenin\n\t\tdudağımda sürekli bir ıslık,beyazzz\n\t\tölümün şerbetinden tatma vaktidir diyorum\n\t\tve büsbütün ikircil hinliğiyle gece:\n\t\t\t\tgecenin siyah öfkesinde; \n\t\tbir adam ki gecenin siyah öfkesinde,bankta\n\t\tona gecenin siyah olduğunu söylüyorum,o...\n\t\tfatalist düşüncelerimin yeğniliği içinde\n\t\tyolumu kesen gelincik çocuğu misali bir sofist:\n\t\t\t\tgecenin siyah öfkesinde; \n\t\tkuşluk vaktinin serinliğiyle güneş çırılçıplak\n\t\tram oluyorum en boğumlu sesiyle aşka\n\t\tpeşi sıra umudu yırtarak koşan bir ses \n\t\thüznün ve ıstırabın diriliğiyle Genç Werther:\n\t\t\t\tgecenin siyah öfkesinde; \n\t\tMısır,ehramını giymiş piramit güneşçe ufalanıyor\n\t\tpiramit ve piramitin içindeki Firavun \n\t\tbütün hınzırlığıyla iki çana vurur vurur da\n\t\tona inat olsun diye asırlık öfkesiyle paryalar:\n\t\t\t\tgecenin siyah öfkesinde; \n\t\tbirdenbire önüme dikilerek Babil Kulesi\n\t\tğöğeriyor en onulmaz yerde Taç-Mahal\n\t\taşka ve sevgiliye verilen söz de içre \n\t\tkavsuklaşmış bedeni ve ölgün gözleriyle Ezo Gelin:\n\t\t\t\tgecenin siyah öfkesinde; \n\t\tyüzünde gözyaşı çentikleriyle öpülen Asur Surları\n\t\tşimdilerde iki kumrunun sadakate yüzük taktığı\n\t\tbenimse yalnızlıkla kol kola gezdiğim büzgü\n\t\tve ensemde buğulu sesiyle iki boynuzlu yılan:\n\t\t\t\tgecenin siyah öfkesinde; \n\t\tbabasız mı bırakılmıştı İsa\n\t\tbin yıl sonraki çocukları öpsün diye\n\t\tMeryem Meryem ki İsa’nın beyaz çocuğu\n\t\tve yekinerek ölümsüzlük iksirini içmiş on iki havari:\n\t\t\t\tgecenin siyah öfkesinde;\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Sessizliği..",
        "poet": "Yagmur Kelebek",
        "poem": "\n\nBir çığlık yardı geçti gecenin sessizliğini,\nSanki içimden bir şeyleri alıp gidercesine,\nDışarda yağmur sağnak şekilde yağıyor,\nAltında sırılsıklam olmuş halde senin hayalin,\nSusup öylece bakıyorum sana, gözlerim ıslak ıslak...\nEllerini ne zaman tutacağım, ama gözlerimle ellerini tutuyorum, saçlarına dokunuyorum, seni uzaktan seviyorum... Parlak ay düşüyor hayelimizin üzerine...\nUzaklardasın beni özlediğini hissediyorum,\nBiliyorum karanlık, Ay ile aydınlanıyor... Bizim sevdamız aşkımızla uyanıyor...\nAdım adım belkide yaklaşıyordum sana, ilmek ilmek işliyordum kalbime, aşkımızı... En yüreklisinden, sevdim, en güzelinden, sana tutuldum bir fırtına, bir yağmur bizi bizden ayıramazdı... Sesin, sesin çağırdı beni, sana büyüledi, zincirledi kalbine tutukladi...\nHani geceler ile dost olmayı öğrendim, öğrettin bana,\nBilmediğim, bildiğim her şeyi paylaşmayı... belki bana cok kızacaksın biliyorum, sana söyleyemediklerimi hep içime attım şiirlerimde yazdım... geceye yazdım... gündüze yazdım...defterime yazdım... en önemlisi kalbime yazdım seviyorum diye... haykırmak istedim tutuldum konuşamadım bir duyabilsen içime neler haykırdığımı görebilsen sensiz geçen gecelerimin karanlık zifirini,karanlık saniyelerini yüreğimdekileri sana anlatamıyorum, ortasındaki boşluk işte o boşluk halen dolmadı... zamanla dolar diye zamana gönderdim biliyormusun, belki zamanla sana en yüreklisinden aşkım diyecğim, en cesurundan seni seviyorum diyeceğim...biliyormusun haberin varmı, halen bekliyorum... hani bir umit yaa bir gün yolda parkta, bir köşede görürsen beni tanırmısın... yarattığın eseri anlarmısın, ona sahip çıkarmısın... sensizlikte her gün damla damla eriyorum... tek bir şey var değişmeyen, içimdeki sen* her gün bir cığ gibi büyüyorsun, sığmıyorsun taşıyorsun...\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gecenin Sonuna Yolculuk",
        "poet": "Veysel Tırpan",
        "poem": "\n\nGECENİN SONUNA YOLCULUK\n\nZamansız uyku sersemliği\nGecenin sonuna yolculuk\nBoş mısra tadında dudakların\nBahar intihar telaşında\nGemiler limanlara küsmüş\nDağları korkutan dalgalar \nÜstüme dökülüyor bir bir\n\nKirletilmiş bir kent ezer çıplak ayaklarımı\n\nHayal etmek parasızdı, mümkündü de!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenın Tam ortasında",
        "poet": "Emine Sönmez",
        "poem": "\n\nGECENİN  TAM  ORTASINDA\n\nSana kurdum saatleri, seninle geçiyor zaman,\nAşkın gönlümde yanıyor alev alev, duman duman,\nZamanı durduracağım yanıma geldiğin zaman,\nGecenin tam ortasında seninle güneş doğacak,\nKarlı dağ gibi başıma, gelince sevgi yağacak.\n\nSensiz geçen seneleri, yaşanmamış sayıyorum,\nGece düşlerime girsen, uyanınca arıyorum,\nBir gün haber alamazsam, uçan kuştan soruyorum,\nGecenin tam ortasında, seninle güneş doğacak,\nKarlı dağ gibi başıma, gelince sevgi yağacak.\n\nSitem etmiyorum sana, sitemi hak etmiyorsun,\nİşlerinin peşindesin, terk edip de gitmiyorsun,\nAlev alev bakışın var, güneşi aratmıyorsun,\nGecenin tam ortasında, seninle güneş doğacak,\nKarlı dağ gibi başıma, gelince sevgi yağacak.\n\nGideceğim tüm yolları, sana doğru çizdi felek,\nBir zaman çok acı çektim, dönen çarkta ezdi felek,\nDilerim ki beni sana, seni bana yazdı felek,\nGecenin tam ortasında, seninle güneş doğacak,\nKarlı dağ gibi başıma, gelince sevgi yağacak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Sonu",
        "poet": "Dinçer Demirel",
        "poem": "\n\nGün açılır sabah olur\nGüneş tepenin ardından doğar\nIşıklarını salar etrafa\nAydınlanır her yer\n\nGecenin karanlığından\nBir tek iz bırakmaz\nO kadar aydınlık olur ki\nIşıkları her şeyi siler\n\nAma gecenin o karanlığı\nSaklar içinde çok sırları\nKimse bilemez ne olduğunu\nÇünkü göremezler ki\n\nTek gören vardır,\nTek bilen vardır\nOda saklar içinde\nÖmür boyu söylemez\n\nGüneşin dogmasını bekler\nAma güneş doğmaz\nSessizce bekler öylesine\nBir umut belki güneş doğar diye\n\nAkşam olmuş, gecenin\nZifiri karanlığı çökmüştür\nAma nafile beklediği güneş\nHala doğmamıştır\n\nBilse de doğmayacağını güneşin\nBeklemeye devam edecek\nBilse de gecenin sırlarını\nYine sessizce bekleyecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Telaşı 2",
        "poet": "Kazım Yapıcı",
        "poem": "\n\nGece zillerini çalmaya başlıyor gizleri aydınlatma çabasıyla.Davetkar, korku verecek kadar tahrik edici bir dans yapıyor benliğimle.Oysa zifir gecelerde kendimi güvenli hissederdim.Ürperiyorum tasalanıyorum yamalı benlerime dair.Arhavili İsmail’in kürekleri kırılınca kapandığı gibi kutsal emaneti üzerine, hemen kapandım kendime emanetim olan kutsal emanetimin üzerine.\nKimse görmesin diye benlerimi................\nPencereden baktım zifire, hala zifir ve dansı devam ediyo....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gecenin Türküsü",
        "poet": "Şair Deli",
        "poem": "\n\nOrtalığa koyu bir karanlık çökmüş\nGüneş erken batmış, ay sönük\nVe sonsuz bir karanlık\n\nYürüyor iki genç yanyana\nDe ki kafaları tütsülemişler biraz\nTartışıyorlar da\n\nAyak sesleri geliyor, neredendir bilinmez\nAyak sesleri, geceden de karanlık\nAyak sesleri, korkunç, çılgın tekdüze\nAyak sesleri kime ait bilinmiyor\n\nGüneş erkenden batmış zaten\nAy da parıldamıyor\nGece şehri teslim almış\nKaranlık içler ürpertiyor\n\nOrtalığa koyu bir karanlık çökmüş\nGece şehri teslim almış\nGüneş erkenden zaten batmış\nAy sönük\nVe dipsiz bir karanlık...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Ümidi",
        "poet": "Mazlum Ünlü",
        "poem": "\n\nNe zaman üzülsem gece\nNe zaman düşünsem gece\nNe zaman ağlasam gece\nNe zaman korksam gece\nGece karmakarışık\nOnu anlamak için ise \nKafanı kaldırıp göğe bak\nGöğün o sınırsız, ıssız\nDerin karanlığında\nKüçük küçük ama\nKum tanesi büyüklüğünde \nO kadar çok yıldız var ki\nSiyahın içinde beyaz\nNe kadar çok bellidir\nİşte gece de böyledir\nAnladım seni allahım\nO koskocaman karanlığın içinde\nUfak da olsa beyazlığın olduğunu bilmek var ya\nBana o da yetiyor\nBana hayatımı enerjisini\nYAŞAMA ÜMİDİMİ veriyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Üçü Makamı 1",
        "poet": "Abdulkadir Öğdüm",
        "poem": "\n\n...meşhurdur itfaiyenin sapa dar sokaklardan geçemeyişi\nyaşadıkça içten içe çoğalan yangınımız hep bu yüzden...\n\n09.06.2013 Pazar 03:00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Unutturdukları",
        "poet": "Mehmet Patra",
        "poem": "\n\nAnlamanı istemiyorken anlatmam neye yarar? Gözlerimi kapattığımda tüm o renkler ve cisimler derin bir karanlığın kucağında birbirlerine giriyorlar.\n\nNasıl tarif edeceğimi bilmiyorken hissettiklerim tesir eder mi ruhuna? Avuçlarımdan hiçlik dökülüyor ölesiye kalabalıkken bizleri ayıran sokaklar.\n\nGece düşüyor, gündüz düşüyor.\n\nDenizi örtebildiğinde bu yağan kar, ellerimde yalnızca bir fotoğraf. Saatler yalnızca saatler; hiçbir şey hissetmiyorum. Gökyüzü mavi, şehir  gri ve diğer tüm şeyler olması gerektiği gibi; senden bir parçayla sarmalanmışlar. Biliyorsun; yanakların patlar bu bembeyaz kurşunlarla.\n\nCennetten bir parça dolaştırabiliriz aramızda minik ayaklarla ve kollarımı mıncıklarken, merakla-hayretle bakarken yüzüme en az onun kadar şaşkınımdır. Mucize, nefes alan bir mucize ve tüm odalarda birbirlerinden habersiz insanlar.\n\nNeye benzetirdim bilemiyorum. Ne ara bunca ölüm? \n\nBir lanettir filizleniyor. Ölsünler istiyorum gülümserken sen bazı sebeplerle. Acı çek istiyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Yeşil Gözleri",
        "poet": "Burak Akay",
        "poem": "\n\nGece dikmiş gözlerini,\nBana gülen gözlerle bakıyor.\nYeşil evet yemyeşil,\nKalbime kadar işliyor bakışları.\n\nSonra her gün ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Yarısında",
        "poet": "Hıfzı Özbekmez",
        "poem": "\n\nGECENİN YARISINDA\n\nArtık gücüm kalmadı hasrete dayanmaya\nGecenin yarısında hep sensiz uyanmaya\n\nAğlamaktan gözlerim belki bir gün kör olur\nGel yanıma sevdiğim arada bir ne olur\n\nYoksa çıldıracağım yiyeceğim kafayı\nYada yırtar atarım aşk denen bu sayfayı\n\nBenimde bir sabrım var değilim ki peygamber\nSabretse de Arzu’ ya hasret gitti bak Kamber\n\nLeyla ile Mecnun’ u çöller ayırmış gülüm\nBeni de senden ancak ölüm ayırır ölüm\n\nKerem ile Aslı’ ya yuvaymış yüce dağlar\nSensiz geçer her anım ağlar gözlerim ağlar\n\nSevdalı aşkı için dağları delmedi mi\nKoş artık kollarıma bak vakti gelmedi mi\n\nLatifim gönül yaram ortasında ciğerin\nBekliyorum gelmezsen pula döner değerin\n\n25  EKİM 2004 SAAT: 02:00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecenin Yüreği",
        "poet": "Saadet Ün",
        "poem": "\n\ngündüzlerim dolanır sokaklarda uyurgezer\nbense gecenin yüreğine basar geçerim\nbirkaç yağmur damlası akar alnımdan\nbirkaç evin penceresinde dünden kalma ışık\nve birkaç köpek ulur gelir ardımdan\ngözlerim mıhlanır sancılı saatlere\nçirkin suratlı\nçığlıklar tutarken eteğimden\nkorkmasına korkarım ya \ninadına\ngecenin yüreğine\nbasar basar da geçerim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceniz mubarek ola",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nGECENİZ MUBAREK OLA\n28.04.2011\n\nSiz sohbete gelin canlar\nGeceniz mubarek ola\nŞenlik dolsun hep meydanlar\nGeceniz mubarek ola\n\nGönlünüze neşe dolsun\nBütün muradınız olsun\nRüyanıza Resul gelsin\nGeceniz mubarek ola\n\nKabul olsun hep duanız\nKavi kurulsun yuvanız\nNeşeli geçsin yılınız\nGeceniz mubarek ola\n\nGecenize gelsin melek\nUzak olsun çarhı felek\nHepimizde mutlu olak\nGeceniz mubarek ola\n\nHüseyin'im can dostlarım\nCanlara sıhat isterim\nAşk neşe dolsun canlarım\nGeceniz mubarek ola\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçer",
        "poet": "Cavidan Tümerkan",
        "poem": "\n\nŞu ışık, şu gölge \nŞu kara, şu ak \nŞu var, şu yok \nŞu mutluluk, şu keder \nBiri gelir, biri gider \nSonunda hepsi geçer...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçenlerde düşündüm",
        "poet": "Orhan Yılmaz",
        "poem": "\n\nözgürlük diye birşey var mıdır diye sordum kendime\n''soru eki olduğundan ayrı yazdım \nmıdır nedir ya :)    ''\ngülücükte koydum ki espiri olduğunu anla diye\nhani ne bileyim olur mu olur.\nneyse...\ndüşündüm,düşündüm...\nben bulamadım,\ndüşündüm yine bulamadım :) \nher halde evrende,\nşuan bir birine dokunmayan,etkileşimi olmayan,\nözgürce hiç bir şeyin olduğunu,yada bir boşluğun olabileceğine,\nkesinlikle inanmıyorum; yada en azından ben...\nözgürlük denilen kavramın sınırını insanlar belirliyorsa,\nve bu sınırsızlık başkasının sınırına müdahale etme kesinliğini taşıyorsa,\nbunun adı özgürlük olamaz...\nyeni bir stil yarattım sanırım\nfiziki şiir,biyolojik yada kimyasal şiir :) \nneyse kimyasal demeyelim buş duymasın\nzaten bahane arıyo...\nüffff \nulan buş şiiri bile katlettin ya nerden aklıma geldin yahu\nbenimde huyumdur yazdığımı asla silmem,\ntükürdüğümü yalamam...\nuzatmayalım,\nözgürlük diye bir şey yoktur işte\n''özgürlük olsa olsa özgür olabileceğini düşünmektir her halde''\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçer",
        "poet": "Enfal Törün",
        "poem": "\n\nşimdi geçer dersin\numutla beklersin\nnasılsa geçer dersin\nbiraz uzayınca\nkırılır umutlar \ntükenir sabırlar\nişte o zaman \nkendinden geçersin\n\n \nEnfal Törün / Karşıyaka-İzmir / Eylül 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GEÇER GEÇMeZ",
        "poet": "Onur Bilge",
        "poem": "\n\nYol geçer, yolcu geçer\nYolculuk geçer.\nTicarileşmiş şiirler ve kişiler geçmez\nKalb geçer, kalp geçmez.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçer Kardeş",
        "poet": "Sedat Kocabey",
        "poem": "\n\nElbet kışın ardı yazdır,\nHep çiçekler açar kardeş,\nReddedilen dua azdır,\nBuda gelir geçer kardeş.\n\nİntizara düşme sakın,\nOlanlara şaşma sakın,\nGel haddini aşma sakın,\nBuda gelir geçer kardeş.\n\nHep serin tut hislerini,\nDinle vicdan seslerini,\nSil kalbinin paslarını,\nBuda gelir geçer kardeş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçer Bu Gençlik",
        "poet": "Adem Ulutaş",
        "poem": "\n\nSalınma ey güzel, geçer bu gençlik\nAynalardan bile kaçar olursun\nKuşlar misalidir. uçar bu gençlik\nGençliğin giderken naçar olursun\n\nAnılarla yaşamaya başlarsın \nÖzlem duyar gençliğini düşlersin \nUsanırsın yaşamayı boşlarsın\nEtrafına nefret saçar olursun\n\nİnsan yükü ağır, sığmaz her yere\nNeler gelir neler, sağ olan sere\nSahipsiz kalırsın düşme bir kere\nKapıdan kapıya göçer olursun\n\nYorulursun yıllar çöker sırtına\nDüşünmedik şeyler gelir aklına\nÖlüp giden kimse, varmaz farkına\nSen de bu dünyadan geçer olursun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçer kardeş.yy",
        "poet": "Sedat Kocabey",
        "poem": "\n\nElbet kışın ardı yazdır,\nHep çiçekler açar kardeş,\nReddedilen dua azdır,\nBuda gelir geçer kardeş.\n\nİntizara düşme sakın,\nOlanlara şaşma sakın,\nGel haddini aşma sakın,\nBuda gelir geçer kardeş.\n\nHep serin tutu hislerini,\nDinle vicdan seslerini,\nSil kalbinin paslarını,\nBuda gelir geçer kardeş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçer mi?",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\ngeçer mi bilinmez? \nyaşanmadan anlaşılmaz\nhani dışardan kışlanın \nkapısından bakmaya benzemez\nasker olmak\n\n07 - 04 - 2002 \nSaat.19.17\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçer Önümden",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nyol uzun\nyaprak sürgününde\ndüşümde ağladığımda olur\ngüldüğümde\nkaranlıkta bulutlar geçer önümden\n\nşiir mi sormayın\nuğramıyor eskisi gibi\nsıkçalığını düşürdü\narada sırada gelir geçerken\nhüzün sesleri geçer önümden\n\nsevi anla akıveren\nşaşırtıp aşırtır dağları aşar\nsöze gelir dökülür yüze\nözümüze çarpalanır\nelveda sesi geçer önümden\n\ndizelerinde titrediğimiz\nöyküler kalır bizden yana\nkaba yeller estikçe \nerir saçaktaki buzlar \nsözcüklerde geçer önümden\n\nozan efe umarım\nkaranlık içinden seslenip\nhüzünlü şarkılar söylenir\nsevincimde övünçlenir\nhüzün ardından geçer önümden\n\n23:14 19.10.2009denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçer Zaman Geçer",
        "poet": "Aşık Ozan İsa Oğuz",
        "poem": "\n\nBir gün gelir istediğin\nOlur amma zaman geçer\nHerkes arar bir dengini\nBulur amma zaman geçer\n******\nGeçim derdi başta maraz\nFelek dersen eder garaz\nAtalardan belki miras\nKalır amma za....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçerim O Yollarda",
        "poet": "Mustafa Yılmaz İsmailoğlu",
        "poem": "\n\nGEÇERİM O YOLLARDA\n\nSana doğru sevdaca giden\nYolda, kendimizden geçen biz\nGülümseyişinizle güzelsiniz…\n\nGüzellik çerçevesi sende\nTümü sende de güzelliğin,\nKarşımda durur tazeliğin.\n\nGüzellik sende, sevda bende\nYığın yığın evrenlerimizde\nKara sevdamız içimizde.\n\nGözbaşı yolu evinizin\nÖnünde geçer. Gece, gündüz\nBeni o yollarda gördünüz…\n   07.02.1961 – İslahiye\n\nİsmailoğlu Mustafa YILMAZ - İstanbul\n\nNot: \"EVRENDE YİTİK İZ\" şiir kitabı 1999 Osman ÇAKMAK Matbaası – Adana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçer Zaman(Gülce-Yunusça)",
        "poet": "Feyzullah Kırca",
        "poem": "\n\nGEÇER ZAMAN ((Gülce-Yunusça)\n\nDağı taşı deler, çağlayıp gider\nGüzeli bilmez ki, kederli eder\nCanları toprağa, gömüp gider\nKıymet bilmez, geçer zaman\n\nKalem; ne kelamlar, yazarken biter\nSilgi bilsen onu, biterken siler\nKendince faydalı, bir şeyler eder\nZahmet bilmez, geçer zaman\n\nGıybet günah bilmez, dosta laf eden\nSudan bahaneyle, cana kin güden\nNasip al Kuran’dan, ahlak görgüden\nZihnet bilmez, geçer zaman\n\nOdun dıştan içe, doğruca yanar\nGüneş içten dışa, aydınlık sağar\nBirer mum yakalım, cehalet kovar\nMihnet bilmez, geçer zaman\n\nHep çalışanların, defteri dolar\nÇalacak yitirir, sahte sevdalar\nEcel gelir herkes, uykuya dalar\nŞah mat bilmez, geçer zaman\n\nFeyzullah Kırca\nAkbaşlar köyü / Dursunbey\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçerler Kardeş Geçerler",
        "poet": "Şuayip Odabaşı",
        "poem": "\n\nDerler ki Çanakkale geçilmezmiş\nUyursan geçerler kardeş geçerler \nİzinsiz bir tas suyu içilmezmiş\nUyursan içerler kardeş içerler\n\nKulağın üstüne yatıp kalırsan\nKervanı hep böyle gider sanırsan\nBoş boş oturup ta “elden” alırsan\nSusarsan geçerler kardeş geçerler.\n\nEloğlu boğazdan geçmez bekleme\nBunun karası havası var dikleme\nKopuğunu el ipiyle ekleme\nİpinde çekerler kardeş çekerler\n\nŞehitler ölmezmiş diye bağırma\nGaipten sesler gelmez yardım çağırma\nTembeli seven şeytanla bir olma \nOlursan geçerler kardeş geçerler\n\nODABAŞI yatma yatak batmasın \nİş işten geçince kimse yanmasın\nFeryadın figanın arşa çıkmasın\nSesini keserler kardeş keserler\n\nMayıs-2013/KEPEZ/ÇANAKKALE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçerim Sandın",
        "poet": "İbrahim İnce",
        "poem": "\n\nSana yazardım, seni yazardım dünlerde,\nYüreğimin kıpırtısı, heyecanım, duramazdım.\nBir başkaydı yaşam sevincim seninle,\nBin bir cefa yer etti, sensiz kalbimde.\n\nŞaka sandın, geçer sandın aşkımı sevdamı,\nBen seni tanıyınca sevdim hayatı.\nCehennem, sensizlik yaşamın zindanı.\nÖmrünce göremezsin bendeki aşkı.\n\nKonuşmazsan, başka dallara konar sandın,\nBırakır da bir gün seni, giderim sandın.\nAlmadı kalbin, bu sevdadan geçerim sandın.\nKimseye değil,deliler gibi seven, gönlüme kandım.\n\n                                    12.11.2012 Pazartesi 23.45\n                                    19.11.2012 Pazartesi 00.55\n                                    22.11.2012 Çarşamba 01.30\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçeroğlu ve Günay.lara.................",
        "poet": "Galip Kemali Günay",
        "poem": "\n\nKına,düğün dernek.................... şekli  şemal..............................................................İrem Aslı............ Mafak da Kerem.......Tencere kapak...................................Heyt be...................Aş pişirip de......................................sürecekler............... sürdürecekler................ Tu... Tu.......Diyerek......... Vuruldu tahtaya................ nazara karşı..................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçersiz Rüya",
        "poet": "Adnan Şahin",
        "poem": "\n\nGeçersiz Rüya\n\nDenizlerin ortasında\nDalgaların arasında\nBir düş gördüm ben\nGüvertenin arkasında\n\nBedenim düştü suya\nUzandım boydan boya\nKöpek balığı saldırdı\nYedi beni doya doya\n\nKanım aktı bu sulara\nHer taraf kırmızı boya\nKan görünce bozulurmuş\nAnnem dedi gecersiz rüya\n\nAdnan ŞAHİN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecesel Su",
        "poet": "Octavio Paz",
        "poem": "\n\nAt gözlü bir gece titrer geceleri, \nsu gözlü bir gecen var senin uyuyan toprakta \ntitreyen at gözlerinde, \nsır dolu sulardan yapılı gözlerinde. \n\nGölge suyundan gözler, \nkuyu suyundan gözler, \ndüş suyundan gözler. \n\nSessizlik ve yalnızlık, \nayın taşıdığı iki küçük hayvan, \niçerler bu gözlerden, \niçerler bu sulardan. \n\nGözlerini açarsan, \naçar gece yosun kapılarını, \naçar kendini suyun gizli ülkesine \nve gecenin ortasından çağlar. \n\nVe kaparsan gözlerini, \nbir ırmak doldurur içini, \nkör, suskun bir dalga atılır ileri \nve karartır seni: \nnemlendirir gece ruhundaki kıyıları. \n\nOctavio Paz \nTürkçe’ye çeviren: İsmail Aksoy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçersiz",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nDüzen, düzenbaz\nŞah, şahbaz\n\nÜretene bak\nEspriyi anlasak\n\nHeceler kelimeye \nDüşünceler beyine\nDökülür sere serpe\n\nDüzen, düzenbaza\nŞah, şahbaza\nDönerken hakeza\nİnsan girer diri mezara\n\n“Adalet mülkün temelidir”\nBilen var mı mülk neresidir? \n\nAdaleti olmayan düzen\nÜzdükçe insanı üzen\nSözleriyle güldüren\nUygulamayla öldüren\n\nŞahbazlar tarafından yönetilir\n“Adalet mülkün temelidir”\nHukuken sabittir\nHayatta geçersizdir\n\n22.02.2013 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecesi Ayrılık",
        "poet": "Haydar Şahinbay",
        "poem": "\n\nBeyaz çarşıda demir döver nalburcular\nAyı ışığına hazırlanıyor alaca karanlık\nAğzımda kent melodileri \nVe cumartesi kahvesi\nHavanın nemi denizi ıslatıyor\nSemerciler soğutuyor gölgeleri\nSırtında yalnızlık \nÖn kabullü yalan pazar yerleri\nAşk gündüzüdür herkesin\nGecesi ayrılık…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecesiz Ay",
        "poet": "Berkay Öztürk",
        "poem": "\n\nGeceyi bekleyen bir Ay,\nGece'siz Ay olur mu ?\nAy geceye muhtaç \nGece olmadan Ay parlar mı ?\n\nLeylayı bekleyen bir Mecnun\nMecnunsuz Leyla'sız aşk olur mu ? \nHangi kitap kabul eder bunu\nLeyla olmadan Mecnun olurmu ?\n\nPeki ya ben sensiz ben olurmu ?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecesi 'MOR'dan Kadın",
        "poet": "Ünal Beşkese",
        "poem": "\n\nEfsanelerden gelen bir masal perisisin,\nYüreğin aşk mâbedi, sen aşk mâbûdesisin.\n...............Ey, bakışı sevdâlı, gülüşü güneş kadın! \n...............Nefesi alev alev, bûsesi  ateş kadın! \n\nSaçları gün batımı, üstünde yakamozlar,\nGözlerine dökülmüş gökteki tüm yıldızlar...\n...............Yüreği sevgi dolu, elleri nurdan kadın,\n...............Kokusu sarhoş eden, göğsü buhurdan kadın...\n\nGönlünden gönüllere nur cemreler saçıyor,\nParmakları her gönlün kilidini açıyor.\n...............Sohbeti buselikten, sesi mâhurdan kadın,\n...............Sînesi gül bahçesi, teni lâhurdan kadın.\n\nZerafeti bir durgun sudaki kuğu gibi,\nSesi, buzlu kadehte billurdan buğu gibi...\n...............Değdiği yeri yakan dudağı kordan kadın,\n...............Akşamı eflatundan, gecesi mordan kadın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceye Ağlamak",
        "poet": "Adnan Çaşkurlu",
        "poem": "\n\nGecenin sessizliğine ağlamak,\nNedir bilir misin sen anne? \nSızlayan kalbinin karşısında,\nHiç titremeyen taş bağırlı gece.\n\nBildin, değil mi? \nGece, taş bağırlı gece.\nGece, iki hece, \nBeni yutan gece, \nÂlemi yutan gece,\nSırlar küpü gece.\nKim bilir, kim tarif eder? \nBenim sevdamın adı,\nGeceye ağlamak.\n\nAğla Mum   (Şiir)   2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceye...",
        "poet": "Lokman Daştan",
        "poem": "\n\nNe olur başımda biraz daha dur,\nBeni sabahlara bırakma gece! \nŞu yorgun kalbimi ölümlere kur,\nAğlatan ahlara bırakma gece! \nBeni sabahlara bırakma gece! \n\nGörmesin kimseler, düşkün halimi,\nGizlesin siyahın şu melalimi.\nSiliver resmimi, son hayalimi,\nDillerde vahlara bırakma gece,\nBeni sabahlara bırakma gece! \n\nAkşamı görmeden Güneşim soldu,\nSevgiler dert olup canıma doldu.\nBir zaman sevenler tanımaz oldu\nBeni eyvahlara bırakma gece,\nBeni sabahlara bırakma gece! \n\nGitmeden bitirsen şu lal sürgünü,\nBaşlatsan ruhumda kutsal düğünü,\nBoş ver sen yarını, öbürsü günü.\nİşi silahlara, bırakma gece,\nBeni sabahlara bırakma gece! \n\nKim yakar garibin ardından ağıt? \nKefenim cebimde… Bir beyaz kâğıt…\nParam yok. Hayrıma şiirler dağıt,\nBeni berzahlara bırakma gece,\nBeni sabahlara bırakma gece!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceye \"Bismillâh",
        "poet": "Seyfullah Öztürk",
        "poem": "\n\nGeceye \"Bismillâh\" diyen gökyüzü, şarkısını söyleyen rüzgâr. \nBilhassa dikkatimi celbetti, hep benim payıma mı hüzün var.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceye Dair",
        "poet": "Murat Tali",
        "poem": "\n\nGeceyi gündüze\nSiyahı beyaza\nSoğuğu sıcağa \nKısayı uzuna \nÖlümü yaşama bağladım\n\nArada \nTanyeri kızıllığı\nGri gökyüzü\nIlık nefesler \nVe yıllar süren hayat kaldı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceye Düşen Notlar",
        "poet": "Şükrü Kızılağıl",
        "poem": "\n\nGidenlerden fayda yok,\nSana kalan koca hatıra yüklü bir defter, \nGözyaşı ile yazan mürekkepli bir kalem,\nVe bekliyor insan hep...\nKara bir defter ve hüzünlü bir kalem ile...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceye İlan-ı Aşk",
        "poet": "Fatma Adıgüzel",
        "poem": "\n\nve gece…\n yorgun kollarıyla\nbedenimi sarmalar\ndüşler aleminden  duru sular akar ruhuma\nben geceyi severim\ngece beni sevdikçe\nhiç sabah olmasa  keşke\nbiz iki dost –gece ve ben-\nhiç ayrılmayalım\ngüneş bozmasın büyümüzü\nyıldızlar ve ay\nkaranlık gökyüzü\nşahidimiz olsun\n\nben gecenin koynundayım\no,bana ninni söyler\nben hiç uyuyamam\nnasıl uyurum\naşık insanı uyku tutar mı? \nHele de geceye aşıksa\nBen onu yaşamalıyım\nSabah olunca uyumalıyım\nGünü görmemek için.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceye Not-1",
        "poet": "Şafak Kocabıçak",
        "poem": "\n\ngeceye not düşenlerden biri olarak başka saatleri neden seçmediğimi düşünüyorum da burada duruyorum… belki de sessizlik beni çekiyor… yok bu sebep yetmez bence…gündüzün istemediğim mavisi dolmuyor pencereme ya da yastığımın altındaki anıların beni dikte tuttuğu zamanlarla çakışıyorum… evet, evet diyorum… sebep olanlar bundan başkası olamaz…\n\nhiç başkaları gibi olamadım, yani  başımı yastığa koyar koymaz uyuyanlardan… çok mu duygusalım? yoksa kafayı takanlardan mıyım?… bilmiyorum kafam karışık… \n\nanlamlara bakmadan anlamayı öğrendim bu zamanlar da …  gözlere bakıp boş vermişliği anlamak… en basiti; çocukluğumuzda oynadığımız  oyunlardaki duyduğumuz sevinçlerimizi; yenildiğimiz oyunlarda kaybettik mesela… ya da birisinin elde etmek istediği hayal kurdu olmayı seçtik… kendi  hayallerini gerçekleştirmek yerine birilerini mutlu ettik… hayaller…. evet hayaller diyorum, gözlerimizi kör eden hayaller umudumuzun gerisinde… \n\n14.03.2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceye İsyan",
        "poet": "Hüseyin Yanmaz",
        "poem": "\n\nbeynim bulanık \nhüzün kaplıyor sık sık içimi\ngözyaşlarım düşüyor toprağa\nah çekiyorum kış aylarında \n\nyarına umutla bakmak varken \nhüzün niye düşer \ngökte yıldız varken geceye\n\ngözyaşım değdiğinde toprağa\ndağılıyor bulutlar karanlığa \niçim içime sığmıyor \n\nhani kalacaktın \ngözyaşlarım dinsin diye \nhani sevecek tin yüreğimi \nhüzün gitsin diye \nhani öpecek tin yanağımda \nyüzüm gülsün diye\ngözlerin yine yalan söyledi \nkuşlar uçup gitti diye\n\nay battı çöktü üstüme karanlık \ndaldım yine yarım kalmış hayallere\nisyan ettim geceye boş verdim hayatı...\nHüseyin YANMAZ\n26/02/2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceye Sesleniş",
        "poet": "Minel Filiz",
        "poem": "\n\nGeceye seslenişş\nİlkbaharda havaya suya toprağa düşen cemrelerdi ümitlerim.\n Silinmişti yüreğimden kurşini gecelerde aşk denen üç harf \nve kahkahalarımda papatyalar açmıyordu artık..\nVe senn yoktun..\nHenüz sevda tütsüsü yanmamıştı yüreğimde,\nzifiri karanlıklarım aydınlanmamıştı vee sen yoktun.\nBulamamıştım bulunamamıştınn..\nHenüz sevdamıza beyazları giydirememiştik,\nhenüz çocuksu tütsülerimizi yakmamıştık lacivert gecelerimizde.\naşk üzerine konuşmamıştık, kokumuzu seviştirememiştik  yoktuk..\nSırılsıklam hayallerimizi saklamıştık yüreğimizin üstünde sende ben yoktum bende sen çiçek açmaktaydın,rüyalarımı süslemekteydin\nSevdamdın gelişim var oluşumdun..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceye Sevgi Yazalım",
        "poet": "Ümüt Güngör",
        "poem": "\n\nKalmasın hiç dere bayır,\nYazılsın hep orman çayır,\nSevgide buluşmak hayır,\nGeceye sevgi yazalım.\n\nEl uzatıp kardeşlere,\nKarşı koyup kalleşlere,\nİhtiyaç var güneşlere,\nHeceye sevgi yazalım.\n\nSevip minik bebekleri,\nKoklayıp mis çiçekleri,\nAçsın sevgi çiçekleri,\nDoğaya sevgi yazalım.\n\nSevmeyene uzak olup,\nAyrık otu kökten yolup,\nSabah akşam sevgi dolup,\nGünlere sevgi yazalım.\n\nAl bayrağı alıp ele,\nMarşımızı salıp dile,\nGökyüzüne yazı ile,\nVatana sevgi yazalım.\n\nÜstadlara selamım var,\nSevgi adlı kelamım var,\nDost görmeye meramım var,\nDostluğa sevgi yazalım.\n\nDosttan selam gelmiş aldım,\nSevgi saygı selam saldım,\nŞiir türkü söze daldım,\nSazlara sevgi yazalım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceye Seni Biriktirmeli",
        "poet": "Sevim Aslanalp",
        "poem": "\n\nGeceye seni biriktirmeli,\n\nGül goncası gözlerini,\nGül rengi gülüşünü,\nGül yüzünü,\nGül kokunu,\nBirde,\nGül kırmızısı tutkuları koymalı gecenin karanlığına\nSonra yavaş yavaş harcamalı.\nGece boyunca.\n\nGüller dolduracağım gecenin değdiği her yere\nEn goncasından, en kırmızısından,\nÖyle başlayacağım seni harcamaya \nYıldızlar semada salınacak bir genç kız edasında\nBen gül gözlerini asacağım tavandan sarkan cılız lambaya\nSerenada başlarken bülbül,\nEn sevdalılarından.\nBizim serenadımız başlayacak,\nEn kırmızısından.\nGece boyunca.\n\nÖnce gülüşünü sayacağım, \nDudaklarının tüm kıvrımlarında.\nGül yüzünü avuçlarım arasına alıp,\nDayayacağım yanağını yanağıma.\nGül nefesini adamakıllı çekeceğim ciğerlerime,\nEn kırmızısından dolaşacak kanım damarlarımda. \nGül pembesi dudaklarını alacağım dudağımın arasına,\nÖpeceğim gül dudağından tadını çıkara çıkara.\nGül kokularının en kırmızısını süreceğim geceye,\nSarhoş olacak akrep ile yelkovan.\nZaman mutluluk işleyecek, gecenin karanlıklarına, \nBen tenine aşkı işleyeceğim,\nGül yaprağı kırmızında.\nGül sinende ulaşacağım tutkunun doruklarına.\n\nGün göz kırparken yaşama,soldu gecenin matemleri, \nTutkunun en kırmızısında.\nGül adında,\nGül tadında,\nGül kokusunda,\nNe varsa avuçlarımda,\nBütün biriktirdiklerimi harcadım,\nGece boyunca.\t\n\nDeğersin harcamaya,\nSonunda; \nSarmaş dolaş uyanmak varsa,\nGül kokulu bir sabaha.\nDeğersin harcamaya.\n\n23.03.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceye ve Yıldızlara",
        "poet": "Levent Kızılbağlı",
        "poem": "\n\nBir gece, bir yaz gecesi,\nGökyüzüne yıldız doldurmuşlar,\nGökyüzü ay dolu,\nYıldızların her biri ayrı güzel,\nSenden güzel olmasınlar, aman! \nHadi, şimdi bir yıldız tut,\nSonra bırak,\nVe çınlasın kulakların usulca,\nSeni dileyeceğim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceye Ve Sana Dair",
        "poet": "Zafer Tan",
        "poem": "\n\nEsmer bir yüze dökülmüş simler gibiyse\nGeceye dağılmış yıldızlar\nÇığ gibi üzerine düşmüşse sessizlik\nVe hiç olmadığın kadar başbaşaysan yalnızlığınla\nBırak kendini karanlığın ırmağına \nVursun seni o yıldızdan bu yıldıza...\n\n(İstanbul27/03/2002)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceye Sitem",
        "poet": "Aziz Akgün",
        "poem": "\n\nEy gecenin karanlık mührü\n\nGönlüme bıraktığın bu keder niye? \n\nGün ışığına hasret geçen bu ömrü\n\nSönmüş bir nurun koynuna attın niye?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceye Şiir",
        "poet": "Kasım Çınar",
        "poem": "\n\nGece sessiz,\nGece kimsesiz,\nAyyaşlara kalmış kaldırımlar,\nGeceler bana beni hatırlatıyor…\n\nGecede yaşıyorum kendimi,\nKüfürler ediyorum sabaha,\nSahtekâr ve ikiyüzlü aydınlıktan nefret ediyorum…\n\nKimsesiz kimselerin kimsesi kimsesiz gece,\nMakyajsız bir dünyanın hamisi kimsesiz gece,\nKendi kendine bırakır ruhları tecavüzlerden ırak,\nRuhum geceyle özgürleşir yeniden…\n\nGeceleyin doğmuşum,\nGeceleyin tatmışım ilk ana şefkatini,\nGece annem,\nGece eşim,\nGece gülüşüm benim,\nGece hüznüm,\nGece secdem,\nGece gözyaşım benim…\n\nKağıthane/2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceye Veda!",
        "poet": "Abdüsselam Bügür",
        "poem": "\n\nEy gece durmaksızın kararıp durursun\nGör sabahı sökecek şafakta vurulursun\nKaranlık perdelerini çek ne duruyorsun \nGün doğacak yeniden sen kaybolursun.\n\nNe kadar karanlık ve sessizlik dolusun\nKorkun heybetinle sen kimin yurdusun\nEy kör ey sağır dev adımlarla yürürsün\nDokunma canlar yürekler rahat uyusun.\n\nTaş kesilir aldırmaz sağlam durursun\nFırtınalar kopsa da sarsılmaz duruşun\nNe söylense boşuna acımaz vurursun\nDurmaz karanlık akışın deltan kurusun.\n\nSana seslendim ey gece duymuyorsun\nGökteki yıldızlar sönüyor görmüyorsun\nAçılınca kapılar bir hıçkırık gürlüyorsun\nŞimdi vuruldun işte sonunda gidiyorsun!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceye Yolculuk",
        "poet": "Tülay Balcı",
        "poem": "\n\nSoğuk bir şubat akşamı\nGünlerden Pazar saat: 24.15\nDışarıda yağmur yağıyor\nBir yolculuk daha başlıyor\n\nBunca yıl hep bir yerlere yolculuk yaptık\nKimi zaman bilinmeyene\nKimi zaman özlemlere\nSevinçlere, kederl....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceyi Çalan Siyah............",
        "poet": "Uğur Demir",
        "poem": "\n\nBağırsamda yankılansa ankaranın tüm sokakları \nYaşamadan bitirdim sende sevdamı \nŞimdi kırık dökük bir mazi mirasımdır \nBir sen çaldın yüreğimi \nBirde geceyi çalan siyah \n\nSenden sonra sevmedim siyahı \nGeceleride \nSiyah zeytin gözleride \nDüşman bildim gecenin karanlığını \n\nÇok şey değişti bende \nAma bir ayrılık şiirlerim kaldı yarım\nElimde değil gülsemde ağlamayı yazıyorum \nSevsemde ayrılıktan vazgeçemiyorum \nŞimdi kırık dökük bir mazi mirasımdır \nSenden kalan......... \n\nBir sen çaldın yüreğimi\nBirde geceyi çalan siyah\n\nUğur DEMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceye Yazdım Seni",
        "poet": "Saniye Uzun",
        "poem": "\n\ngönül ister her daim sende bulsun şifayı\ndertler silinsin bir bir kırlılsın hasret fayı\nseslensin nida olsun düşünme günü ayı\n-seni geceye yazdım gündüze hasret düşler \n-yokluğun derdim oldu zaman sustu bi haber\n\naşk dediğin mengene çarkı döndüren odur\niste canım vereyim sevgi dediğin budur\nzaman ver diyorsun da aklın yolu bir olur \n-seni geceye yazdım gündüze hasret düşler\n-yokluğun derdim oldu zaman sustu bi haber\n\nnefesin nefesime yazdı seni yaradan \nuzağı yakın edip kaldıralım aradan\numudum tükenmişti sendin bana can katan\n-seni geceye yazdım gündüze hasret düşler\n-yokluğun derdim oldu zaman sustu bi haber\n\nuyurmu kız kulesi dalgaların sesin de \nne aşklara şahittir istanbul yedi tepe\ntürkülü hasret oldun candın cana bu ten de\n-seni geceye yazdım gündüze hasret düşler\n-yokluğun derdim oldu zaman sustu bi haber \n\n sevgin yüreğe düştü uykular haram bana \nortak kararımızdı olacaktık yan yana \nne değişti bilmemki neden küstün sen bana\n-seni geceye yazdım gündüze hasret düşler\n-yokluğun derdim oldu zaman sustu bi haber\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceyi dinlerim",
        "poet": "Arin Roni",
        "poem": "\n\nrüzgarlarla dillendirdim yüreğimi uzak şehirler de sen yoktun\ndüşe kalka büyüdüm acılarımla sen yoktun\nyağmurlara emanet ettim yorgun bedenimi\nve güneşle girdim uzak diyarlarda karanlık sokaklara sen yoktun\n\nkendimi keşfetmek adına oldu bütün bu yolculuklarım senden önce \nannemi  özledim hep yavrum nerelerdesin diyem sesi vardı kualaklarımda\nbiliyordum bir hesapsız sevenim vardı hep, beni bekleyen bir yerlerde\nve bütün bunlardan sonra sen geliyordun sevgilim,hesaplarımda kendime sakladığım herkesten uzak,habersiz,günaydın gözlerinde başlayan güne günaydın!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceyi Kaldır Omuzlarımdan",
        "poet": "Osman Velioğlu",
        "poem": "\n\nGel kaldır geceyi omuzlarımdan, \nAğrılar fışkırır değdiği yerde, \nBir kovuk örmüşüm yalnızlığımdan \nSensizlik boşluğu bakar içerde \nGel kaldır geceyi omuzlarımdan, \n\nAbanır gövdeme koca gökyüzü, \nAltında ezilir, kanar yüreğim. \nSırıtır karşımda geçmişin yüzü, \nKaybettiklerine yanar yüreğim \nAbanır gövdeme koca gökyüzü. \n\nKülümde ararım kaybolan beni, \nYakanlar keyfine bakadursunlar, \nTutamam, maziden sarkan gölgeni, \nGerçekler hayali yıkadursunlar, \nKülümde ararım kaybolan beni, \n\nHer kaçış, bir acı dalı uzattı, \nTutunabilecek başka neyim var? \nYaşam, beni bana böyle tanıttı, \nVarlık varlığımı başından savar, \nHer kaçış, bir acı dalı uzattı, \n\nKahır gönderine bayrak çekerim, \nYokluğun cehennem, varlığın sırat, \nÖmürsüzlüğümle ömür sürerim \nDibinde selama durur hatırat, \nKahır gönderine bayrak çekerim, \n\nİnsan ne değilse o olmak ister \nBen seni isterim; gel de çöz bunu,\nArala geceyi, yüzünü göster,\nBaşka türlü gelmez hasretin sonu\nİnsan ne değilse, o olmak ister.\n\nGel kaldır geceyi omuzlarımdan, \nÇok ağır geliyor sensizlik bana\nBir kovuk örmüşüm yalnızlığımdan \nŞiirden taht yaptım içinde sana\nGel kaldır geceyi omuzlarımdan,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceyi Tırmalayan Kedi",
        "poet": "Gülay Bulut ",
        "poem": "\n\nçok eski bi fotoğrafa bakar dururum \nterkedilmiş eski bi bahçede bi kaç kedi yavrusu.... \nannesiz \nkimseyi değil geceyi tırmalayan \nsoğuktan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceyi Vururlar Ben Üşürüm",
        "poet": "Deniz Ekrem",
        "poem": "\n\nBir adım daha sokuldu kış ayaz, \nGeceyi bile vurdular tek kelimede alnından! \nÜşüyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceyi Öpme",
        "poet": "Can Bahadır Yüce",
        "poem": "\n\nseni camdan bir göğe bırakıyorum\nboşalttığın yere turuncu güvercinler\nkaç mevsimdir göğsümde özenle kuruttuğum\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceyi Karartan",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHerşeyi yaratan ALLAH,\nKendini aratan Allah,\nGündüzü aydınlatan ALLAH,\nGeceyi karartan ALLAH.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceyi Yürüyen Adam (2)",
        "poet": "Orhun Basat",
        "poem": "\n\nGeceyi yürüyen adam (2) \n\n-\tSöyleyecek başka bir şeyiniz var mı? Dedi zaptı tutan  polis..\n-\tBenim hiç bir şeyim yok.. Diye cevapladı, geceyi yürüyen adam..\n-\tOnu sormuyorum. Size yöneltilen suçlamayla ilgili söylemek istediğiniz başka bir şey var mı? \n-\tBenim suçum da yok..\n-\tYaptığınız yasalara göre suç.. Hakkınızda ihbar yapıldı ve ekiplerimiz sizi buraya getirdi.. İhbarı yapanlar da pek haksız sayılmaz durumunuza bakılırsa! ! .. Gülümsemesini gizlemeye bile çalışmadı, polis..\nAvucunda tuttuğu sigara paketinden bir sigara çekti, geceyi yürüyen adam.. Polisin uzattığı çakmaktan sigarasını yaktı, polisin gözlerinin içine bakıp:\n-\tSen benden daha komik durumdasın.. Dedi..\n-\tBenim sana gülmem gerek.. Benim sana sırıtmam gerek.. Şu anda yaşlı ve işşiz olduğumu bilmen, doğru düşünüyorsun anlamına gelmez.. Sen babanın testislerinde sadece bir c vitaminiyken ben çalışıyordum.. Üstelik iyi konumlarda çalıştım hep, ve üstüne üstlük  çoğu kimsenin rüyalarını süsleyen holdinglerde çalıştım.. Ama bir tek duyguyu atamadım üstümden.. Neydi o bilir misin? \n-\tBilemem.. Dedi polis, biraz utangaç, biraz mahcup.. \n-\tBu karakola şu ya da bu nedenle, kibarcası, hayat kadınları düştü mü, hiç? \n-\tÇoook... Dedi, polis..\n-\tPeki. Dedi geceyi yürüyen adam. Kendini onlardan daha namuslu hissettiğin oldu mu, hiç? \n-\tHer zaman.. Dedi, polis.. Neden  aksini düşüneyim ki? \n-\tNeden mi? Bir hayat kadını, özünde para için kendini satar.. Bu doğru.. Ama bir özgürlüğü vardır, gene de: istemediği adamla yatmaz.. Ama sen, bir vakitler ben, ve bizim gibiler, biz de kendimizi para için satmadık mı? Satmıyor muyuz? Kime mi? Sen devlete satmışsın kendini, ben de beş altı sene devlete satmıştım önceleri, sonra daha iyi para ödedikleri için özel şirketlerin patronlarını yeğledim.. Sonuçta, iş kendini satmaksa bunu daha çok paraya yapmak akıllıcaydı.. Yani, tıpkı bir hayat kadını gibi düşünmek.. Ama gene de bir hayat kadınının erdemine ulaşamıyorduk, ulaşamadık.. \n-\tNasıl yani? Dedi, polis..\n-\tEvet, ulaşamadık ... Dedi, geceyi yürüyen adam.. Çünkü, bir hayat kadını, istediği adamla yatma özgürlüğüne sahipti.. Ve en çok birisine bir geceliğine satıyordu kendisini, bedenini.. İsterse, sonra, bir ay çalışmıyordu.. İsterse gidip, bizim düşünemediğimiz kadar kaliteli otellerde, tatil köylerinde yatıp kalkıyordu.. Bir başka deyişle, işini tatile çıkarabiliyordu.. Belki de cebinden hiç para harcamadan, belki de gittiğinden daha paralı dönerek.. İsterse, kendisine para kazandıran iş makinesini de dinlendirebiliyordu.. \nYa biz..? Biz, kendimizi en azından bir aylığına satıyorduk, bir maaş, bir ücret karşılığı.. Üstelik, altına yattığımız adamları  ya da kadınları seçme şansımız da olmadı hiç, ne çıkarsa bahtımıza demek zorunda kalarak.. Emekliliği bir hedef gibi, kazanabileceğimiz tek madalya, tek ödül gibi görerek, neler sattık biliyor musun? Belki bedenlerimizi değil ama ruhumuzu sattık, özgürlüğümüzü sattık; bu kesin..\n-\tÇay içer misiniz? Dedi, polis..\n-\tRakı tercihimdir.. Dedi, geceyi yürüyen adam.. Gülümsedi..  Polis de gülümsedi.. \n-\tŞimdi olmaz.. Dedi.. Önce bu zaptı bitirmeliyiz.. \n-\tNe zaman olur? \n-\tBelki ben   bir hayat kadını olunca.. Dedi, polis.. Sonra, yüksek sesle, zaptı yazmayı sürdürdü..:\n beyanına göre, kendini çok yalnız hissettiğinden ve sadece bu yalnızlığı daha yalın yaşamak amacıyla, üstündekileri tamamen  çıkarıp, çırılçıplak...\n\nYakınlarda bir yerde, işlek caddenin köşesini, iş yeri gibi  kullanan bir kadın, kendisine bir tomar dolar gösteren, kısa boylu, göbekli, kirli, müşterisine hayır diyordu, çekinmeden...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceyi sevmek",
        "poet": "Gülseven Aksoy",
        "poem": "\n\nKaranlıksa karanlık\nben hep geceyi sevdim..\n\nGülümsetip yüzümü,\nözgürce\ndüşlerime \nyolculuk yaptırdığı için..\n\nGülseven AKSOY\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceyim",
        "poet": "İsmail Türkmen",
        "poem": "\n\nHayalin, hasretin semamda serili\nYağmurlar gözyaşları acılarla bezeli,\nHasret ve sensizlik bulutlarında şimşek\nOlduğunda görünen gözlerini aradığım\nKaranlık feryatlarla dolu geceyim\nGüzel duyguların karanlıkla örtüldüğü\nHayalin, hasretin Semalarımda serili,\nYüreğimde sensizliğin yangını alevlerin\nAy ışığını bastırdığı, \nSensiz bütün duyguların hasret olduğu; \nKaranlık yıldızsız bir geceyim\nYağmurlar gözyaşım, şimşekler özlem; \nYakamozların yürek yangınım\nGülleri siyah, gelincikleri kömür olan\nSensiz acı feryatlarla dolu geceyim\nGüneşin senle gittiği, hecenin senle bittiği,\nDizeleri karanlık, şarkıları lal, yıldızları diken\nGözyaşları yağmur karanlık,\nHasret figanlarının yıldızlaştığı\nDuyguların beyin ölümünde yaşandığı\nHayalin hasretin semama serili geceyim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geceyle Gelen",
        "poet": "Işık Aktaş",
        "poem": "\n\nGeceyle gelen,\nyalnızlıktı.\nışıkları yaktık,\nsabahı,\ngeceyle karşıladık....\n\n                                        02.06.2006/Pazar 05.45\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçici Ayrılık Benimkisi",
        "poet": "Ali Serttaş",
        "poem": "\n\nGeçici ayrılık benimkisi, \nİlk yaz çiçeğine gebeyim.\nAğıtlar yakma adıma, \nBen ölmedim ölmeyeceğim.\nKinle, nefretle anma adımı, \nSeni sevdim hep seveceğim.\nGeçici ayrılık benimkisi, \nGüz yağmurları dinince geleceğim.\nGoncalar açınca döneceğim.\nGeçici ayrılık benimkisi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçici Bugün",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nBiri mi söylemişti..? \nNe zamanı\nYıllardan aşkı, aşıklığı sonsuzlardan\nİlla gideceği tutmuş \nVe şimdi geçici gün\nBugün yarının sırtı dönük arkası\nDün..\nVardı evet dün diye birgün\nBugün geçici\nAşk ise dün ve yarından büyük\nYüreğimi kendinde saklayarak\nKalıcı....\n\nSeyfi Karaca.......Kasım / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecici dünya",
        "poet": "Enes Yıldırım Sağlam",
        "poem": "\n\nKan almış başını gidiyor\nSevgi yok olup sönüyor\nİnsanlar ne halde oldugunu bilmiyor\n\nGel kardeşim yapma \nBu dünya gecici dünya\nGel kardeşim yıkma \nBu dünya gecici dünya \n\nBir yanda mutluluklar\nBir yanda hüzün var\nKimileri gülüyor \nKimileri ağlıyorlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçici Bi Ayrılık",
        "poet": "Seyit Er",
        "poem": "\n\nGeçici bi ayrılık \nYaşayacağız\nGeçecek bi ayrılık\nSonunda sana \nKoşmak olan\nKavuşmak olan\nGeçici bi ayrılık\nHer hücremde\nYokluğunun acısını\nVarlığının heyacanını\nHissedeceğim\nHer saniye hayalini\nHer rüyamda gözlerini\nGöreceğim\nHer adımda \nİsmini sayıklayıp\nSevginle yaşayacağım\nHayata \nYeniden doğmak için\nGeçici bi ayrılık\nYaşayacağız\nGeçecek bi ayrılık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçici Daim",
        "poet": "Tahsin Koç",
        "poem": "\n\nDünya geçici, ahret daim! \nÖmrü’nü etme zayii! \nKelam geçici, amel daim! \nKalıcı işler yap, daim! \n\nServet geçici, hayır daim\nSpor geçici, namaz daim\nAmelleri etme zayii! \nİnsanlar geçici, ruh daim! \n\nPara geçici, zekât daim! \nBazı yerlerde, olmaz dayın! \nTahsin Koç'a, ne dersen deyin! \nDünya fani, cennet daim! \n\nAnkara- 22.11.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "‘Geciken adalet’ adaletsizliğin kendisi",
        "poet": "Bedrettin Keleştimur",
        "poem": "\n\n'Geciken adalet’ adaletsizliğin kendisi\nCürmü  meçhul cinayet, sahipsizliğin kendisi\nAyak sesleri soluklarıyla uzaklaşmada; \nGel gör ki kaldırımlar takipsizliğin kendisi…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geciken Adalet,  Adalet midir?",
        "poet": "Mustafa Şahin 2",
        "poem": "\n\nGECİKEN ADALET, ADALET MİDİR? \n\nDört yıl dokuz ay özgürlükten yoksun,\nGeciken adalet, adalet midir? \nNitelikte değil, sayıda çoksun; \nGeciken adalet, adalet midir? \n\nSuçunu bilmiyor çoğu mahkûmlar,\nYalana sarılıp gerçeği saklar,\nVurgun vurmada var, emekte yoklar; \nGeciken adalet, adalet midir? \n\nRütbe sökülmesi sizce hak mıdır? \nBundan daha soysuzcası var mıdır? \nGerçekten bu giysi bize dar mıdır? \nGeciken adalet, adalet midir? \n\nEgemenlik ulusun, vekil hapis; \nOlmadı siyaset bu denli pis,\nÜlkemin ufkunu sarmış yoğun sis,\nGeciken adalet, adalet midir? \n\nKaybet eşeğini, bulunca sevin; \nSevinmeyi bırak, gerçekten döğün; \nYalan, yanlışla değil; doğruyla öğün,\nGeciken adalet, adalet midir? \n\nŞahinim bıkmadan yazıp duruyor,\nGördüğü düşleri, hayra yoruyor; \nDeğil ulusa, dünyaya soruyor; \nGeciken adalet, adalet midir? \n\n11 Aralık 2013/Mustafa Şahin-Malatya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecikmeli Gülüş! .",
        "poet": "Ekrem Çiçek",
        "poem": "\n\nNisan dedi ki hadi uyan,\nMART TOKADINI ATTI\nDoğduğun günü duyan,\nKAHKAHAYI PATLATTI! .\n\nMUTLU YILLAR dedi,\nSEVGİ DOLSUN hayatın,\nGüneş bile gülümsedi,\nAŞKTIR, AŞKTIR ADIN! \n\nNisan çiçeklerinden aldı,\nGönülde takıldı kaldı,\nRUHLARA SEVDA SALDI,\nDOĞARKEN AÇTI KARDELEN! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecikmiş bir muhasebe",
        "poet": "Hakkı Şener",
        "poem": "\n\nGün batıp ta iftar vakti gelince\nFakire verecek aşımız varmı\nBin aydan hayırlı kutlu bir gece\nSeherde dökülmüş yaşımız varmı\n\nHer gün birer birer soluyor gülüm \nAyrılık yoksulluk esaret ölüm\nHer yanda göz yaşı her yanda zulüm\nZalime atacak taşımız varmı\n\nDünyadaki manzarayı gördükçe\nZulüm her köşede hüküm sürdükçe\nHakkı derki nefes alıp verdikçe\nÇare deyip dönen başımız varmı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecikmiş Bir Şiir",
        "poet": "Derya Deniz Aka",
        "poem": "\n\nHani bir ışık vardı bizim sokakta\nturuncu bir ışık\nköşebaşında o eski evin\nsen ilk görünce romantik demiştin\nben gülmüştüm\nO ışık\n\nBen ölmüşüm\nkırk yıl geçmiş aradan\nhâlâ yanıyor\nromantik demiştin\nturuncu ve mahzun yanıyor\nNerdesin\n\nBen gülmüştüm\n\nKöşebaşında o eski evin\nhaykıracağım şimdi\no zaman söyleyemediklerimi sana\nDurup biraz dinlemez misin\n\nGökyüzünden yağmurlar düşüreceğim\nkucaklarına\nNerdesin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecikmiş Borç",
        "poet": "Ahmet Selçuk İlkan",
        "poem": "\n\nAdana'ya bir gün yolun düşerse\nBeni bitpazarında ara\nBil ki anıları bir sandığa koyup\nHaraç-mezat satıyorumdur\nSana yazdığım şiirleri\nBir kadeh şaraba değişiyorumdur\n\nBerlin'e yolun düşerse bir gün\nMetrolarda beni ara\nKayıp çocuklar gibi ağlıyorumdur\nAdını duvarlardan siliyorumdur\n\nİstanbul'a yolun düşerse bir gün\nKadıköy'de beni ara\nBen de seni arıyorumdur\nSevdiğimi söyleyecektim sana\nSeni bekliyorumdur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecikmiş İtiraf",
        "poet": "Tuğba Kılıçer",
        "poem": "\n\nHer insanin söylemek isteyipde söyleyemedigi bazi seyler vardir..\nkimi zaman yüzünü, kimi zaman yüreginden gecenleri gizler..\ntam söylemeye cesaret bulurken, yeniden yitirir..\nhayata hüzünlü bakmaya baslar gözler..\ncünkü artik bilir, hersey icin cok gectir..\nkimseye anlatamaz, cikmaz sokaklarda kaybolur..\noysa söyleyecegi sey belki sadece iki kelimeden ibadet olan bir cümledir..\nbelki sadece icinde gizli olan o kocaman anlamdan korkuyordur..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçilir mi Çanakkale",
        "poet": "Bahadır Bolat",
        "poem": "\n\nSen geçerim diyorsun ama\nGeçilir mi Çanakkale? \nHer yere giriyorsun ama\nGeçilir mi Çanakkale? \n\nNice aşıklar sevdasından geçti,\nSıcak yuvalarını değil; soğuk cepheyi seçti,\nÇokları bu vatan için şahadet şerbetini içti,\nGeçilir mi Çanakkale? \n\nAnacağızını bıraktı geride kimileri,\nYerle bir etti düşmanı Çanakkale’de Türk askeri,\nBre aklını kaçırmış Avrupalı deli! \nGeçilir mi Çanakkale? \n\nTanklar toplar arkasına sığınırken siz; \nİmana sığınmıştı bizim yüreklerimiz! \nSöyleyin  bana şimdi hepiniz; \nGeçilir mi Çanakkale? \n\nBiz canımızı koyduk ortaya; siz neyinizi koydunuz? \nBombaya zırha güvendiniz; işte siz buydunuz! \nSize söylüyorum; duysun sülaleni-soyunuz! \nGeçilir mi Çanakkale?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçilemeyen tek kale çanakkale",
        "poet": "Nuri Aydın",
        "poem": "\n\nOsmanlının çıkmayan canıydı Çanakkale\nİmanla örülü setti Çanakkale.\nŞehadete,ebediyete,rahmete giden tek yoldu Çanakkale.\nŞanıyla,şerefiyle geçilemeyen tek kale Çanakkale.\n\nİslama bir zırhtı, \nCihana unutulmaz bir ders.\nÇiğnetmeyecekti şerefi asla çiğnetmez.\nGeçilemeyecekti Çanakkale asla geçielemeyecek.\n\nŞahit olmamıştır boğazlar böyle bir harbe.\nNe büyük darbedir düşmana Çanakkale.\nŞehitler uğrunda vurulmuş yatarken,\nSessizce ağlar çanakkale.\n\nDile gelsede konuşsa.\nŞehadete erişen şehitler.\nBu ne cesarettir ki düşmana setçeker,\nGögsünü şanlı,şerefli nefer.\n\nGeçilemedi Çanakkale geçilemeyecek.\nYaşamamıştır Türk ulusu esarette yaşamayacak.\nAvrupalı bu işin sırrını asla çözemeyecek.\nİyi bir derstir Çanakkale hep öyle kalacak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçilmez Çanakkale",
        "poet": "Binali Kılıç",
        "poem": "\n\nGEÇİLMEZ ÇANAKKALE\n\nDüşman gemilerinden işaret parmağını\nUzatıp haykırdılar,İşte,işte,bak,KALE\nBir nur yükseldi arşa,aydınlattı Dağını\nBugün zafer günüdür,meşaleni yak Kale\nBütün Dünya anladı,geçilmez ÇANAKKALE\n\nŞehadete susamış,cephede Mehmet sakin\nOnda Vatan sevgisi,düşmandaki nefret,kin\nBilirdi ki su uyur,düşman uyumaz,lakin\nSerçe kuşundan bile,uyak kale,sak Kale\nAltın harflerle yazdı,geçilmez ÇANAKKALE\n\nKılıçlar şimşek oldu çaktı,hedefe battı\nŞehidi nin üstüne basarak kurşun attı\nBir Seyyit onbaşıyla bozuldu düşman hattı\nBayrak kadar kırmızı,hilal kadar ak Kale\nBütün Dünya öğrendi,geçilmez ÇANAKKALE\n\nYüz bin ordusu olsa,topu,tüfeği,elde\nRüyası gerçek olmaz,hepsi kalır hayalde\nDüşmanın kulağına küpe olur,herhalde\nBinlerce Şehit verir,vermez bir ayak,Kale\nBütün Dünya anlasın,geçilmez,ÇANAKKALE\n\nBinali’der düşmanın arzusu kaldı yarı\nBu iman ın gücüne,dayanmadı zırhları.\nEtten Sedde dönüştü,ÇANAKKALE  Surları \nMehmedin yüreğinde,düşman a uzak Kale\nBir Dünya’ya haykırdı,geçilmez,ÇANAKKALE\n\n\n                                                Binali KILIÇ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geciktim",
        "poet": "Oğuzkan Bölükbaşı",
        "poem": "\n\ngüz geldi, kış kapıda karlar göründü\nhayat tüm hüznüyle sarı yapraklara büründü\nAH YENİDEN YÜRÜMEK İSTEDİĞİM YOL BÜTÜN ÖMRÜMDÜ\nnedense, güzelliği ben sonbaharda keşfettim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçilmez yaptılar,şanlı Çanakkale'yi",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Çanakkale..\n\nKurtuluşun harbinde önce vatan diyerek\nDüşmanların üstüne rüzgar gibi eserek\nVatan aşkıyla öldü her biri cesur yürek\n....Düşmana vermediler bu şerefli ülkeyi\n.....Geçilmez yaptılar,şanlı Çanakkale'yi..\n\nBu toprak bu vatan nice serdarlar gördü\nDüşmanların üstüne yalın kılıç yürüdü\nBaşını hiç eğmedi kan gövdeyi bürüdü\n....Düşmana indirdiler tokat gibi silleyi\n.....Geçilmez yaptılar,şanlı Çanakkale'yi..\n\nO şerefli komutan paşasının izinde\nYa kurtuluş ya ölüm istiklâlin emrinde\nŞehitliğe koştular iman tekbir sesiyle\n....Düşmanın büküldü o yenilmez bileği\n.....Geçilmez yaptılar,şanlı Çanakkale'yi..\n\nOluk gibi kan aktı hiç oralı olmadı\nAteşe maruz kaldı bir an bile yılmadı\nMühimmatı tükendi süngü elde yılmadı\n....Düşman askerlerine şaşırttılar feleği\n.....Geçilmez yaptılar,şanlı Çanakkale'yi..\n\nİngiliz,fransızı şaştı kaldı bu işe\nSavaştı yiğitlerim çıplak elle dişdişe\nÇanakkale denizi döndü kordan ateşe\n....O gencecik vücûtlar giymiş şehit yeleği\n.....Geçilmez yaptılar,şanlı Çanakkale'yi..\n\nKurtuluşun harbinde kol bacak kelle uçtu\nGöğsünü siper etti,cengaverce vuruştu\nO anlamlı zaferi bütün dünya konuştu\n....Yendiler bu savaşta onlar yedi düveli\n.....Geçilmez yaptılar,şanlı Çanakkale'yi..\n\nTarih:23.04.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçilmez Çanakkale,verilmez Çanakkale..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Çanakkale..\n\nYüzlerce değil binlerce gelse\nÖlünürde verilmez şan Çanakkale\nEn acılı gün olsa, en kara günü görse\nGeçilmez Çanakkale,Verilmez Çanakkale..\n\nDağları taşı yıkar düşman başına\nYine bayrağı diker güğün arşına\nŞahlanır yiğidim kıyamet kopar kızılca\nGeçilmez Çanakkale,Verilmez Çanakkale..\n\nKim alır kim verir Septül Bahir'i\nAhmet'i,Mehmet'i,şeref Tahir'i\nZaman dökülüyor sanki ahiri\nGeçilmez Çanakkale,Verilmez Çanakkale..\n\nKan revan içinde yiğidin üstü\nKarşıki siperde düşmanda gözü\nToprağa düşüp alnıyla öptü\nGeçilmez Çanakkale,Verilmez Çanakkale..\n\nÖlüme koşmanın nicesi buydu\nAskerim Atasının sesini duydu\nAllah'ın hikmetiyle şamarı vurdu\nGeçilmez Çanakkale,Verilmez Çanakkale..\n\nEn şanlı erleriydi muzaffer ordumuzun\nAlın makberlerini cennete koyun\nOnları şâd etmeye olurmu doyum\nGeçilmez Çanakkale,Verilmez Çanakkale..\n\nTarih:18.03.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçim Davası",
        "poet": "Aydın Bircan",
        "poem": "\n\nŞairlik bana göre değil\nÖnce; \nekmek parası...\nSonra; \nev kirası\nve \nve\nve\ngeçim davası...\nEkmekli sözcükler yazacağım\nBir ev yapacağım\nşiirden\nyeter ki; \nderdim olmasın\ngeçimden...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçilmez Çanakkale..!",
        "poet": "Mustafa Ceylan",
        "poem": "\n\nGelibolu dediğim Anadolu kapısı \nSeddülbahir mutlaka İstanbul’un tapusu \nTepelerle Marmara benziyor bir pergele \n“Ya Allah, Ya Bismillâh! Geçilmez Çanakkale! \nDiyerek, düğün diye cepheye gelen benim, \n………Kartal kanatlarımla göğe yükselen benim… \n\nÖksüzler çeşmesinden alıp ta abdestini \nŞu mübârek toprakta namazın kılan benim. \nKopsa da kıyametler, olsa da bin zelzele… \n“Ya Allah, ya Bismillâh! Geçilmez Çanakkale! \nDiyerek, süngü süngü düşmana dalan benim, \n……….Şu mübârek siperde namazın kılan benim… \n\n“Aynalı bir çarşı var Çanakkale içinde” \nEşi, benzeri yoktur, Hint’te, Yemen’de, Çin’de… \nKaç cephede ders verdim, gelen yedi düvele\n“Ya Allah, ya Bismillâh! Geçilmez Çanakkale! \nDiyerek, düşmanıma korkular salan benim. \n……….Çarpışıp göğüs göğse kılıcın çalan benim…. \n\nGücüm var Seyitlerde hazreti Hamzaların, \nSöylerim türküsünü cümle yıldırımların. \nŞehitlik şeref bana, kanımla açsın lâle \n“Ya Allah, ya Bismillâh! Geçilmez Çanakkale! \nDiyerek, dua dua mahşeri bulan benim. \n……….. Cennetin kapısında okunan destan benim… \n\nŞimşeğim, fırtınayım, geçerim kasırgayı \nBağdaş kurdum güneşe, taç yaptım başa ay’ı; \nTarih denen hadise yalan yanlış meş’ale \n“Ya Allah, ya Bismillâh! Geçilmez Çanakkale! \nDiyerek, takvimleri kalbinden delen benim. \n………...Yağız atın topuğun yollara çelen benim… \n\nSon nefesime kadar, orucum ben orucum \nMermi kaç okkadır ki, yeter kınalı avcum? ! \nİkiyüz altmış okka, bu basit bir mesele, \n“Ya Allah, ya Bismillâh! Geçilmez Çanakkale! \nDiyerek, gemileri ortadan bölen benim. \n…………Suları tutuşturup bir anda silen benim… \n\nTetiği çeken eller, Kılıçarslan elidir, \nTebessümle açılan şehit çiçekleridir; \nMor sümbüllü dağlarım yâdele olur kale \n“Ya Allah, ya Bismillâh! Geçilmez Çanakkale! \nDiyerek, kan kırmızı şafakta gülen benim. \n…………Kızılırmak misali yanan, bükülen benim… \n\nArıburnu kahraman, Conkbayırı Atatürk \nNusret’te her bir mayın vallahi Müslüman-Türk! \nKefenimin rengidir kükreyen her şelâle \n“Ya Allah, ya Bismillâh! Geçilmez Çanakkale! , \nDiyerek, yurt uğruna cephede ölen benim. \n…………Bin melek kanadıyla göğe çekilen benim… \n\nPeygamber’in övdüğü milleti, Batı bilmez, \nTürk’ün olduğu yerde asla Ezan eksilmez \nKan dökülür toprağa, can verilir hilâle \n“Ya Allah, ya Bismillâh! Geçilmez Çanakkale! \nDiyerek, yüreklere arştan dökülen benim… \n…………Işık ışık ufuktan gene sökülen benim… \n\nMustafa CEYLAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecim derdi",
        "poet": "Akin Bolattekin",
        "poem": "\n\nBu hafta pazara gitmesen olur mu? \nKiraya biraz eksik kaliyor.\nCocuklarin kumbarasina da bakalim.\nKiz`in okul taksiti tamam da,\nOglan ayakkabisiz kaliyor..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "4---gecikti Adalet Nerede Kaldı",
        "poet": "Yusuf Değirmenci 3",
        "poem": "\n\nİffetli, namuslu,kalayım dedim\nŞerefli yaşayıp, öleyim dedim\nAdaleti örnek alayım dedim\nGecikti adalet,nerede kaldı? \n\nArayıp gerçeği bulmak istedim\nKüçükler örnek olmak istedim\nYiyenlerden hakkım almak istedim\nGecikti adalet,nerede kaldı? \n\nBabalar yas tutar,ağlar analar\nBu yüzden yıkıldı, nice yuvalar\nYıllar sürdü açtığımız davalar\nGecikti adalet,nerede kaldı? \n\nMadrabaz zirvede söylerken şarkı\nZenginin yoksuldan paradır farkı\nÇok yavaş dönüyor adalet çarkı\nGecikti adalet,nerede kaldı? \n\nKiminin işleri işmarla biter\nKinin başında baykuşlar öter\nİnan beklemesi ölmekten beter\nGecikti adalet,nerede kaldı? \n\nBüyük balık küçükleri yutuyor\nDerdimizi kulak ardı atıyor\nBilmem ki adalet kimi tutuyor\nGecikti adalet,nerede kaldı? \n\nDaha çok var mı ki karar gününe\nYatak sersem adliyenin önüne\nBari yetişseydi ölüm gününe\nGecikti adalet,nerede kaldı? \n\nyusuf değirmenci\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçip Giden Günlerim",
        "poet": "İbrahim Uğur Toprak",
        "poem": "\n\nBir gün daha ağarıyor karşı kıyıdan\nÜmitlerim yeşeriyor onunla tekrardan\nDinecek bu hasret, bitecek bu özlem\nBen yine seni, yine yolunu gözlüyorum\n\nGüneş yükselirken göğe\nMartılar gene balık peşinde\nPike yapıp, dalıyor denize\nBense, onları izliyorum hüzünle\n\nKoca bir gün bitmek üzere\nGüneş batmak üzre sevgilim\nÜmitlerim kaldı yine\nBir başka bahara\nÜmitsiz bir bekleyiş de olsa\nBen seni, gene bekleyeceğim\n\nGüneş dağların ardında yine\nAyın gölgesi vuruyor artık denize\nÜç beş yıldız, bu gece de gökyüzünde\nBense, hala seni düşünüyorum\n\nBir günü daha bitirdim \nSensiz ama seninle\nGüneşi de batırdım\nYalnız ama seninle\n\nİşte! Böyle sevdiğim\nGeçip gidiyor günlerim\nSeni sensiz yaşayarak\nSeni kalbimde taşıyarak\n\n27.03.98/Cuma\n23:38/Tekirdağ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçip Gider",
        "poet": "Nuri Hakan Tataroğlu",
        "poem": "\n\nAkıllı insan düşünür her zaman\nİşinize alın faydalı elaman\nİnsan insandan yaman\nBiriktirilmesi mümkün olmayan birşeydir zaman\nÜretime yetmiyor az zaman\nFazla çalışmak gerek o zaman\nSen de çalış para kazan\nZevkli geçer üretimde geçen zaman\nÜretirken memnun kalıyor çalışan insan\nUnutuluyor hızla geçen zaman\nAslında çok değerlidir anlayan için zaman\nBoşa akan suya benzer değerlendirilmeyen zaman\nAkıllı insan için bir sermayedir zaman\nGeri gelmez artık geçen zaman\nDünyaya gelenler için geçip gider zaman\nÖlen insan için anlamsızdır artık zaman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçince",
        "poet": "Ümit Fatma Uçar",
        "poem": "\n\nOkul görünce\nDalarım bahçesine\nSerpilir yanıma\nAyşe Ajda seher dilan\nZinar temel  baran\nTaşarız sokaklara\nŞarkılar söyleriz\nSevgiye özgürlüğe \nYürürüz üstüne üstüne\nHaksızların zalimlerin\nŞenlensin diye bahçeler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçişler",
        "poet": "Hacer Esma Yüksel",
        "poem": "\n\nRuhun karmaşasında belirir hissiyatlar\nDuygular geçitinde zaman selama durur\nNeşe,keyif ümitvar,hüzün malum karamsar\nRuhtur ki benliğini aralarında bulur\n\nBirbirine benzemez günlerin getirdiği\nGeçişlerin notası farklı makamda çalar\nHiç bilinmez hangisi bulduğu,yitirdiği\nNihavent ezgisinde hüzzamlara göz kırpar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçin Cankurtaranın Başına! ...",
        "poet": "Hilmi Kayıhan",
        "poem": "\n\nKaptan kaytarıp duruyor ve kan kaybediyor Türkiye’m; bağrışıp duruyoruz cankurtaranın başında; zülüflerini yoluyor kadınlarımız, dizimizi dövüyoruz habire; mezralarımız da bile duyulur oldu kulakları sağır eden cankurtaranın canavar düdüğü..\n              Neye mal olursa olsun söylemeliyiz: Başbakan olduğunu söyleyen bu adam kaptanımız  olamaz; kendisinin de söylediği gibi BOP’un eşbaşkanlarından birisi o.. Boşuna beklemeyin cankurtaranın başında, başınızın çaresine bakın; o kaptan bildiğiniz adam var ya, hiç gelmeyecek; çünkü o BOP’ta muavin..\n              Bu nasıl bir cüret; her şehit cenazesi sonrası bir adım ileri atması gerekirken bir adım geri gidiyor: Savaştan, sınır ötesi operasyona; operasyondan, nokta operasyona; şimdi de silahların bırakılmasına düştük. Bu adamın kaptanlığını takdirinize bırakıyorum; ama BOP’ta iyi muavinlik yaptığı gerçek.. \n            Nasıl bu kadar saf olabiliriz? .. Kaptan gelmiyorsa eğer, hasta ölecek değil ya! . Ehliyeti olan birisi geçer kaptan koltuğuna.. Siz hiç gördünüz mü hastanın başında cankurtaranın yıllarca kaptan beklediğini? .. Kan kaybediyor Türkiye’m…\n              Adam,bağıra bağıra ilan ediyor Ulusal Kanal’da: “Türkiye’nin Ortadoğu’da bir görevi var. Nedir o görev?  Biz Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesinin eşbaşkanlarından bir tanesiyiz ve bu görevi yapıyoruz.” Yani, NATO toplantısında masaya dökülen haritadaki sınır taşlarında muavinim demek istiyor.. Ve bizler hâla bekliyoruz kaptan bizi kurtaracak diye. Beyler ve bayanlar: Bu kaptan bu hastayı hastaneye ulaştırmaz; verilmiş sözü var…  Görevli o…\n              Boşuna beklemeyin cankurtaranın başında, vakit yitirmeden geçin aracın başına. O hiç gelmeyecek.. Hadi, bir kez daha sayalım BOP’un eşbaşkanlarını:Talabani, Barzani ve kuklanın kuklası katilbaşı Apo.. O, BOP’un en sadık muavini.\n              İşte, size gerçek bir resim: Oğul, katilin başı, yani şehitlerimizin katili olan BOP’un As başkanı  Buş’un  ülkesinde çalışıp evine ekmek götürüyor, torunu da ora vatandaşı, gelini ne yapar bilmem; güveyi, damadı yani, BOP’un diğer eşbaşkanı ve  PKK’nın hamisi olan Talabani’nin hatırı sayılır yüklenicisinin genel müdürü..\n              Hasta kan kaybediyor; nerdeyse yıllar oldu kapıda bekleyen cankurtaranın canavar düdüğü çalarak kaptanı beklemesi…\n              Kaptan kayıp, kaytarmış, katilin yanında yeminli muavin… \n              Sınır ötesi operasyona gerek yok diyor, nokta operasyonu yeter; şimdi de diyor ki silahı bırakıp meclise gelsinler; cankurtaranın başında bekleyen bir Türk vatandaşı olarak BOP’çadan Türkçe’ye çeviri yapıyorum: hastaneye gerek yok, sağlık ocağı yeter; sağlık ocağına da gerek yok, köy ebesi yeter; böyle giderse eğer, yarın: Köy imamı hastanın üstüne bir kez okusun yeter diyecekler.\n              Hasta yerde yatıyor, cankurtarana kaptan olarak seçilen adam bir türlü gelmiyor. Demeç veriyor Türkiye’ye girerken ya da çıkarken: “Hamd olsun! ” diyor, dost ve stratejik ortağımız olan katilden izin alınmıştır: Hastamız köy imamı tarafından okunup üflenecek ve  en kısa zamanda kurşun akıtılacaktır.. \n              Ne demişti Gazi Mustafa Kemal Paşa: ”Bütün bu durumlardan daha acı ve daha korkunç olmak üzere, yurdun içinde yönetim başında bulunanlar, aymazlık ve sapkınlık ve üstelik hainlik içinde bulunabilirler. \nDahası, yönetim başında bulunan böyleleri, kişisel çıkarlarını, yurduna girip yayılmış olan (dış)  düşmanların siyasal amaçlarıyla birleştirebilirler.”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "....Geçip Gider Zaman....",
        "poet": "Selim Bayrak",
        "poem": "\n\nGeçip gider zaman\nBeklenti en büyük zindan\nDünü unutur yarını umursamazsa insan \nYaşam bir masal\nDünü umursamaz yarını unutursa insan\nKayıp bir cennet yaşam\nKoynunda acı çekse de sevdam\n\n02.08.2005 –  Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçip Gittin",
        "poet": "Akın Dursun",
        "poem": "\n\ngeçmeyen \nkaç zaman \ntanıdım ben, \nsen farkında \ndeğildin, \nhepsi geçip \ngiderken. \n\n11.02.2004 / 22:30 İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçim Kurşun Yarasıdır İz Kalır",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nYoksa paran akla kara seçilmez,\nParalının havasından geçilmez,\nHüzün çöker buruk gönlüm açılmaz,\nYanar içim alev alev köz kalır.\n\nYoksa paran herkes döner tersini,\nKuvvetliler senden alır hırsını,\nBaşarısız geçer hayat kursunu,\nGeçim kurşun yarasıdır iz kalır.\n\nVarsa elinde beyden üstün bey oğlu,\nDöner etrafında amca dayı oğlu,\nFakir olan her kapıdan kovulur,\nHainlerde utanmadık yüz kalır.\n\nBenmi istedim hak yarattı fukara,\nİki ayaklı şeytan sever çıkara,\nÜstelik seninle geçer makara,\nMaytapçıda utanmadık yüz kalır.\n\nGür ötermiş paralının kavalı,\nYoksa paran hep olursun zavallı,\nOlur dost gözünde budaklı dallı,\nFayda etmez unutulan söz kalır.\n\nİşlemez her yerde dar olur elin,\nParalının yanında tutulur dilin,\nYokluk bir kamburdur bükülür belin,\nYokluk çıkmaz leke bizde iz kalır.\n\nVeysel yandı canım illaallah dedi,\nKedi aslan oldu aslanda kedi,\nBozuk düzen bozuk gidişat adı,\nMuhannette utanmadık yüz kalır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçit",
        "poet": "Meltem Kaya",
        "poem": "\n\nAşk bizi karşılar bütün zor geçitlerde\nYağmur yağmur\nTürkü türkü bakarız\nBu sonbahar da uçarız ürkek kuşlarla\n...uzak göçebeliklere…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçit Başı",
        "poet": "Esma Özdemir",
        "poem": "\n\nkendine zaman ver\ntanı insanları…\nnasıl olsa küçüğüm\ngün gelir\nak ense, kara ense\nbelli eder kendini\nbir geçit başında.\nanlarsın sen de\no zaman\nbal kabağıyla\nasma kabağının farkını…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçiveriyor Yıllar II",
        "poet": "Hatice Türkmen Yurtseven",
        "poem": "\n\nSu kadar aziz olmak vardı\nToprak kadar bahtiyar\nGam keder derken geçiveriyor yıllar...\n\n...türkmenkızı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Düşman Geldi Akın Akın",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\n( Geçilmez ki Çanakkale )\n\nDüşman geldi akın akın\nKimi uzak kimi yakın\nBayrağıma değme sakın\nGeçilmez ki Çanakkale.\n\nTürk'ü Kürd'ü Laz Çerkez'i\nYa şehitti ya da gâzi\nAyıramaz kimse bizi\nGeçilmez ki Çanakkale.\n\nAllah Allah nidâsıyla\nBu vatanın sevdâsıyla\nAna bacı duâsıyla\nGeçilmez ki Çanakkale.\n\n11 Mart 2015 - ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçiverdi  yaz.",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nRuhumuzda esiyor  kuzeyden esen  rüzgar\naniden  geçiverdi gül  kokan  güzelim  yaz\nbir  daha yaza kaldı ertelendi  tüm  aşklar\nadımları duyuldu  her kapıda son  bahar\n\nmevsim  yine mevsim de yine o eski  yaz/dı\nne geldi  beklenenler ne iki  satır  yazdı\nrengarenkti  plajlar sahilde şenlik  vardı\nkimde buruk  anılar ve acılar  bıraktı\n\nkimbilir  kim  kiminle bir daha gelecek  yaz\nkırgın  olsam da sana yaz fırsat  bulur  bulmaz\n\n13/Ağustos/2010/Cuma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçiyor Zaman",
        "poet": "Bülent Ateş",
        "poem": "\n\nGel kollarımda uyan\nGel dudaklarımda uslan\n\nGel artık geçiyor zaman\nUykuların firara çıkmadan\nÖpüşlerini kurtar intihardan\n\nHer uykumu sana yoran\nBir koku duyduğum zaman\nİşte o an buseni vuran\nBir çığlık kopar bağrımdan\n\nGel uykumda rüyam\nGel aşkımda sevdam\n\nGel artık geçiyor zaman\nUykumu kabuslar bozmadan\nAşkın sevdamı kurutmadan\n\nHer düşümde sana mekan\nBulurum geldiğin zaman\nNefesinle bana can\nVerir misin? Öldüğüm zaman...\n\nGel gecemde mihman\nGel denizimde mercan\n\nGel artık geçiyor zaman\nGecem gündüz olmadan\nDenizimde fırtına kopmadan\n\nHer gecemde seni anan\nBir nefestir bu can\nGözyaşların deniz olduğu zaman\nBenim işte o boğulan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçiyor",
        "poet": "Mehmet Özparlar",
        "poem": "\n\nGeçiyor be gülüm,\nGünler akıp geçiyor,\nSeninle bir başka mutluydum sanki,\nSensiz bir başka geçiyor be gülüm.\n\nGençlik yıllarımda,\nBir küçük dünya kurmuştum kendime,\nİçinde bir sen vardın bir de ben,\nHayat toz pempeydi bu küçük dünyamda.\n\nGünlerimde bir bahar mutluluğu,\nZaman durmuş gibi sanki,\nBu rüyadan hiç uyanmıyacağım zannederdim,\nÇünkü hep sen vardın o gençlik yıllarımda.\n\nAldığım nefesde sen,\nGözlerimdeki renk sen,\nKalbim bir başka çarpıyordu seninle,\nSanki hiç bitmeyecek zannederdim bu günleri.\n\nŞimdi bir yılbaşı gecesi yazıyorum bu şiirimi,\nTelevizyonda lale devrini dinliyorum,\nTıpkı benim gençlik yıllarımda olduğu gibi,\nO gün yıllardan 1971,şimdi 2008'e geçiyorum.\n\nArada koskoca bir Otuzyedi yıl,\nSeninle ve sensiz geçen,\nKoskoca bir Otuzyedi yıl,\nDüşün,düşünebilirsen düşün,geçiyor be gülüm.\n\nFotoğraflarda kaldı gençliğim,\nAynalarmı yalan söylüyor,yoksa saçlarıma karlarmı yağmış,\nYıllar yıllara koşuyor,hemde durmamacasına,\nGeçiyor be gülüm,seninlede,sensizde.\n\nHayat bir maraton,\nRakibim ise hızla geçen zaman,\nKoşuyorsun,durmadan koşuyorsun,\nArdında neler bırakıyorsun farkında olmadan.\n\nÖlenler ve şu anda var olanlar,\nUnutanlar,unutulanlar,\nHepsi zamanla yarışta seninle beraber,\nGeçiyor,acıda olsa sevinç de olsa geçiyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçiyor gençlik çağların...",
        "poet": "Uğur Terzi",
        "poem": "\n\nDoruklarında bulutlar yüce dağların, \nBak geçiyor işte bu gençlik çağların,\nUlaşılmaza ulaşmak isterken gün be gün, \nÖmürden gidiyor bak her bir gün.\n\n                      15.11.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Geçiyordu Sonbahar",
        "poet": "Selda Muhcu",
        "poem": "\n\nGeçiyordu sonbahar,\nAlmamak olur muydu bir damla gözyaşı,\nGeçerken bir tutam yağmur demeti,\nIslatmadan olur muydu bu sonbahar,\nBir umut dolu içim,\nİnanç besliyor her hayalimi,\nSadece inanmak istiyorum,\nYoksa ne halim tebessüm edecek kadar iyi,\nNe de bir örtü çekecek kadar narin içimdekiler….\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçiyor Zaman 1",
        "poet": "İlyas Kırlı",
        "poem": "\n\nZaman \n\nUrkek hayatlar \nKırık kanatlar \nÖlü sanatlar \nGeçiyor zaman \n\nSiyah saçlar \nKalem kaşlar \nDeli başlar \nGeçiyor zaman \n\nUykusuz gözler \nKırıcı sözler \nAsık yüzler \nGeçiyor zaman \n\nKapkara tren \nKopmuş fren \nGarda nadiren \nGeçiyor zaman \n\nEcel ezel \nHayat güzel \nKimine özel \nGeçiyor zaman\n\nDünyadaki rolüm\nSadece bir bölüm\nMeçhulde ölüm\nBitecek zaman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçiyor Zaman",
        "poet": "İlyas Kırlı",
        "poem": "\n\nZaman \n\nUrkek hayatlar \nKırık kanatlar \nÖlü sanatlar \nGeçiyor zaman \n\nSiyah saçlar \nKalem kaşlar \nDeli başlar \nGeçiyor zaman \n\nUykusuz gözler \nKırıcı sözler \nAsık yüzler \nGeçiyor zaman \n\nKapkara tren \nKopmuş fren \nGarda nadiren \nGeçiyor zaman \n\nEcel ezel \nHayat güzel \nKimine özel \nGeçiyor zaman\n\nDünyadaki rolüm\nSadece bir bölüm\nMeçhulde ölüm\nBitecek zaman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmek Bilmez Geceler",
        "poet": "Türkan Yılmaz",
        "poem": "\n\nGEÇMEK BİLMEZ GECELER\n\nGurbet ellerde kar yağar döşüme\nGeçmek bilmezki karanlık geceler\nYar hasretin çekmek yakar içimi\nGeçmek bilmezki karanlık geceler\n\nFırtına kopar rüzgar sustuğunda\nKimler pervane döner yastığında\nÇile dolu sır gizli göz yaşımda\nGeçmek bilmezki karanlık geceler\n\nVefasız yar ne ararsın sen düşümde\nYıllarca koşup yoruldum aşk peşinde\nHep zorluk çektim bu sevda yüzünden\nGeçmek bilmezki karanlık geceler\n\nNasıl inandım yeminli sözüne\nYar ihtiyaçım var tatlı nefesine\nYalnızlık tokatı vurdu yüzüme\nGeçmek bilmezki karanlık geceler\n\nKaranlık çöktü yüreğim başına\nBen dilek diledim dilek taşına\nİnsaf olsa koyman yalnız başına\nGeçmek bilmezki karanlık geceler\n\nGece boyu seni aradım yoksun\nBen nasıl çıkam karanlık içinden \nTürkan'a şans yıldızı düşmez gökden \nGeçmek bilmezki karanlık geceler\n\n** (Şiir)  **\n\n*** Türkan  Yılmaz ***\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecmem Senden",
        "poet": "Gassan Satar",
        "poem": "\n\nOzgurlugu sattim ben sevdanin buyusune\nSen olmayinca \nOlmayinca sevdan \nOzgurluk dedigin kirik bir oyuncak \nOzgurluk kalsin otede bir yerde \nKirdim azatligin muhrunu \nSevdanin esiriyiz ya ikimiz \nSenin kolenim ben de \nOzgurluk pahasina \nGecmem sevdandan gulum \nGecmem senden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmek Lazım",
        "poet": "Toprakhan Ünsal",
        "poem": "\n\nDüşelim hak yola erkenden\nBiraz cesaret görelim senden\nSonunda bir hiç çıkıyor herden\nGeçilmiyor ne yardan ne serden\n\n(08.01.2016)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmesin",
        "poet": "Selma Çalışkan",
        "poem": "\n\nBir selaleye dayandim bak,\nKorkuyorum yesermekten,\nAma yesilide cok seviyorum,\nSirtim islak, saclarim, ellerim islak\nAyaklarim kuru kalmis yar,\nYüregim tenim sicak kalmis bak.\nGün batimi kurdug....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmeyen zaman",
        "poet": "Yılmaz Barıtlı",
        "poem": "\n\nUuyor geceler bitmek bilmiyor.\nİçimdeki bu hasret inan hiç bitmiyor.\nDerdin nedir diye kimse gelip sormuyor.\nYazıyorum yar sana dizeler ağlıyor.\n\n                                     Eğridir 10 Ekim 1983\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmiş..",
        "poet": "Abdülkadir Uyar",
        "poem": "\n\nZaman hatıra gibi..\nZaman’ın içinde kaybolmak..\nBenimkisi..\nZamanın yoksa dinlemeye, yoktur bir \nbaşkasının seni dinlemeye vakti..\nDeğer verdiğin kadar değer görürsün..\nUnutma..\nMühim olan geçmişe vefayı gömmemem..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmiş",
        "poet": "Fahrettin Kurşunoğlu",
        "poem": "\n\ngelecek masum\nbugün tıpkı\nöpülesi bir bebek\nbeyaz etekli bakire\ndoğmamış güneşler sevgilisi\n\nhüzün avcısıdır geçmiş\nsorgulayan biteviye\nbir akşamın \nbile\ndeniz kenarı dinginliğinde\nrahat bırakmaz esintisinde\nrüzgarın\nnişancı keskinliğinde\n\ngün ortası\nduruşma tedirginliği\nhedefisin geçmişin\niki paralık keyf fazla gelir\nbir iki hata\nelde olmayan bir iki yanlış\ntetikler geçmiş\nbir hüzün daha ölür\niçimde gömülür\nanımın birisinde\n\noysa\ngelecek masumdur\ngünahsız bakire\ndoğmamış güneşler sevgilisi\nbir bebek öpülesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmiş",
        "poet": "Fikret Çarkçı",
        "poem": "\n\nGeçmiş acaba neden geçmiştir? \nHakikattan geçtiği için mi? \nYoksa gelecek geçeceği için mi? \n\n5 Temmuz 1996\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmiş",
        "poet": "Nesrin Yıldırım",
        "poem": "\n\nBir devrimin çocuğuydum ben.\nYasakların ortasında doğmuş,\nDüşüncenin suça ortak edildiği,\nAydınlık yüzlerin karanlıkta boğulduğu,\nVerimsiz topraklarda yetiştirilmeye çalışan bir neslin belkide en küçüğüydüm..\n\nÖzgürlük hapsedildi ve özgürce ölemedi birçoğu, “ey özgürlük” diyen çığlıklar bir darağacında susturuldu… sessizlik…\n\nYangına dönüvermişti tarih, üzerimizde hala yanık izleri. \nYaralı bereli çocuklarız, iyileştirmeye çalışarak sarıp saklıyoruz yaralarımızı.\nKaranlıktan ve geçmişten korkarak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmez Kış Ayları",
        "poet": "Hamiş Mustafa",
        "poem": "\n\nYine geldi kış ayları\nKararır gider bulutları\nObalara çöker dumanları\nZor olur ayazları\nGeçmez kış ayları.\n\nBitmez olur akşamları\nSert eser rüzğarları\nDamlardan sarkar buzları\nYağar sabahlara kadar karları\nGeçmez kış ayları.\n\nYel eser kırar ağaçları\nToplanır ocaklarda yakmak için dalları\nAkmaz evin suları\nSoğuk olur odaları\nGeçmez kış ayları.\n\nUçmaz kışın kuşları\nÇatılarda yaşar baykuşları\nKarın vurur yüzlere tozları\nİçimizi sızlatır soğukları\nGeçmez kış ayları.\n\nEvlerde yanar ocakları\nBaşlarında oturur yaşlıları\nEllerinde olur maşaları\nAyaklarına giyer ip çorapları\nGeçmez kış ayları.\n\nGök yüzü güneşe hasret\nTipiler olur felaket\nBaşlar insanlarda hareket\nGönüllerde olur nefret\nGeçmez kış ayları.\n\nKapalı olur yollar\nGeçit vermez dağlar\nBuz tutar sular\nKalanlara sığınaktır ormanlar\nGeçmez kış ayları.\n\nYuva olur oyukları\nSaklanırlar orda kurtları\nHavada uçar kartalları\nDinmek bilmez yağmurları\nGeçmez kış ayları.\n\nGeceleri görünmez yıldızları\nUzar gider ayları\nBekleriz gelecek yarınları\nGözümüzde tüter ilkbaharları\nGeçmez kış ayları.\n\nMustafa yaşadı kış aylarını\nAğaç kürekle kürürdü damlarını\nSert geçen boranlarını\nAçılmaz olan kapılarını\nGeçmez kış ayları.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmiş Anılarım",
        "poet": "Hayriye Aygül",
        "poem": "\n\nAnnem:-Kalk kızım kalk,öğlen oldu.Kuzular hala ağılda,yazıktır,günahtır,diyor.\n\nHer zamanki gibi,sıcak yatağımdan kalkmaya üşeniyorum.Gözlerim çapaktan kapalı,ovalaya ovalaya istemeyerek kalkmaya uğraşıyorum.Zira başka çarem yok,ya ben,ya da annem gitmeli...\nDaha bebeklerle oynama çağım,hoş, hazır bebekler değil,bez ve çubukla yaptığımız bir model...,bazen saç olarak,keçiden kıl keser,yeni elbisemi yırtarak entari giydirirdim bebeğe.Kim dinler benim beş altı yaşımı,evde benden başka çocuk yok ki,yardım etsin.Sadece ben ve annem varız.Bütün işler bizi bekliyor.Ağabeyim başka kasabada öğretmen olarak görev yapıyor.Diğer ağabeylerim öğrenci,sadece büyük ağabeyimin maaşı ile geçiniyor ve okuyorlar..Allahım ne yıllardı,nasıl bir ruh haletimiz vardı? Başarmak bizim inancımızdı.Ailemiz sadece kendisi için değil,çevresinide kalkındırıyordu.köyümüzde okuyan kızlar, hepimize örnekti.Onları teşvik eden ve maddi destek veren ağabeyimdi.Aile bireyleri olarak yaz tatillerinde köyde toplanıyorduk.O yılları unutmamak,geçmişi düşünmemek  ne mümkün? .................................................................................\n\nBabam genellikle dışarıdaki (bahçe,bostan,ark kazma,sulama ve tarla...)    işleri yapardı.Baharda  sebze ve meyve bahçesinin bütün işlerini babam yapardı.Yazın tarla biçme,harman çevirme,buğday ve samanı içeri alma,...gibi işleri yapardı.\nAnnem tüm ahır ve samanlık işlerinin yanısıra,hayvanları sağma,kuzu,oğlak ve danaları emzirme,hayvanların kaşağılanması ve ahır temizlik işleri,ekmek mayalama ve pişirme,süt sağma,kaynatma ve mayalama,yayık sallama,yağ ve ayranın ayrılma işleri,çökelik pişirme,yanında temizlik ve derede çamaşır yıkama,bonya yaptırma işini yapardı.\nBana gelince; evin tüm içme suyu (2 km'den) ,odun getirme,gidiklere (oğlak,kuzu ve dana)    gitme,bazen sığırları otlatma,ot ve yaprak getirme,yeğenlere bakma (dereden temiz kum getirme,bez yıkama,beşik sallama,uyutma,gibi...)   bana aitti.Ayrıca annem eski elbiselerden mindere yama yapardı,yazın bahçede çocuklar üstünde oynarlardı.Ben anneme keserek yardım ederdim.Bu minder yamalama işini köy kadınlarıda yapardı.Ayrıca ablam kilim tezgahını bizim bahçeye kurdu mu,bende bakarak öğrenmeye çalışırdım.Ablamdan söz etmişken unutmadan söyliyeyim.Ömrümde gördüğüm en güzel ve en çalışkan bir köy gelini...! Yün eğirme,çorap örme,kilim,palaz ve yün yastık dokuma ile örken örme  bir sanattı.İnsanlar çok becerikli ve çalışkandı.Ayrıca mayalı ekmek ve ince yufka açmak ablamın sanatıydı.Hiç unutamadığım bir diğer konu,beyaz padiskadan uzun ve geniş etekli,işlemeli köy entarileri dikilirdi.Bu işi köydeki gelinler imece usuli yaparlardı.Bellerine özel bir kuşak ve önlerine el işlemeli peştemaller dikerlerdi.Dikiş makinesi olmadığı için herşey elle dikilirdi.\nKadınlar başlarına fes takarlar,üstüne işlenmiş yazma,tülbent bağlarlardı.Kimi siyah uzun püskül,kimide fesin üstüne gümüş paralardan kolyeler takarlardı.Ben,en çok ablamın hamur yoğururken taktığı gümüşleri severdim.Hamur yoğurmayı kabul ederken,onu takmayı şart koşardım.Ablamı taklit ederken,kendimi gümüş para hışırtısına kaptırır,çok mutlu olurdum.Bilhassa genç kızlar ve gelinler çok güzel başlarını (feslerini)    bağlarlardı.Saç kesme modası yoktu.Anneler kızların ve gelinlerin saçlarını on iki örük olarak örer ve uçlarına renkli boncuk takarlardı.Bu baş bağlama ve yüz kapatmama olayını,benden 15 yaş büyük olan ablamdan dinlemiştim.'' 1930 ve 1940'lı yıllarda bütün kızlar yüzünü kapatırmış.Köyün ileri gelenleri toplanıp,bir karar almışlar.Genç kızlar nişan takılana kadar, baş örtü takmayacaklar,zira evlenecek gençler birbirlerini tanımak için bu şart olmuş.Hele birde yeni model okullar açılınca,kız ve erkek çocuklarına gün doğmuş...\n\nKöyün erkekleri ve gençleri bağda,bahçede,tarlada,ormanda mevsimlik işleri yaptıktan sonra,yaz aylarında,İstanbul'a çalışmaya giderlermiş.O vakte kadar,köyde sadece,kadınlar,çocuklar ve yaşlılar kalırmış.Hatırladığım kadarıyla,sonbaharda köye dönen gençler çok şık ve moderndiler.Birde 1940'ların sonunda,Köy Enstitüsü mezunu büyük ağabeyim olunca,bizim köy çok modern olmuştu.Herkes harıl harıl yeni şeyler öğreniyor ve öğretiyorlardı. (devamı gelecek!)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmiş Depresyon Anıları",
        "poet": "Mehmet Faruk Ünal",
        "poem": "\n\nGözlerımın altı yine aynı. \nArtık yalnızken de ağlayabiliyorum. \nTekrar tekrar açıp kapanıyor, \nTek bir lokma koymadan boğazıma. \nPijamalar üzerimde. \nDışarıda hava nasıl, hatta hangi mevsimdeyiz bilmiyorum, \nSuni ölüm uykusundayım. \nUyumak istiyorum. \nBanyo yapmadım, sakalım uzadı. \nYerler pis, gittiğinde kullanılmış kadehler duruyor. \nTırnaklarım batıyor artık. \nKafam bomboş. \nDeğil küçük şeylerle mutlu olmak, \nKendimi unuttum. \nYine satıldım defalarca. \nSonsuz geliyor bir ucundan bir ucuna ev. \nBizi şımartan iliklerimizin nakli değilmiş anladım. \nHavası bozulmuş evin. \nPerdeler sanki yüzyıllardır açılmamış gibi. \nSigara da ağır geliyor. \n\nBu yaşam değil benimkisi. \nÖlmekse daha yakın, bir o kadar korkunç. \nArada sıkıştım. \nYine satıldım defalarca \nTribüne aşkın, \nAşkın marka. \nİte kaka yine satıldım, yine satıldım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmiş Günler",
        "poet": "Fatih Emiroğlu",
        "poem": "\n\nÇocukluğumu özledim arkadaş\nHani tek derdimizin yaramazlık olduğu\nDayağa aldırmadan üstümüzü kirlettiğimiz\nKıymetini bilmeden geçirdiğimiz o yılları\nÇocukluğumu özledim  arkadaş\nÇimenlere yatarak gökyüzünü izlemeyi\nBulutları bir şeylere benzetmeyi\nKomşunun bahçesinden meyva çalmayı\nUmarsızca harcadığımız o günleri\nÇocukluğumu özledim arkadaş\nMahalledeki toprak sahamızı\nHer maçın sonundaki kavgamızı\nTerli terli su içmeyi\nAkşam evde fırça yemeyi\nÇocukluğumu özledim be arkadaş\nHani üstümüzdeki pisliklerin \nsu ile temizlenebildiği o yılları\nÇocukluğumu özledim be arkadaş\nHani huzur içinde uykuya daldığımız\nGünah çukuruna batmadığımız \nYüzümüzün pis ama kalbimizin temiz\nOlduğu o yılları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmiş günler ağıdı",
        "poet": "Cevat Üstün",
        "poem": "\n\nmerhaba hüznün kızı\ngözlerin ıslak geçmiş günler ağıdı\nsaçların kapatmış gözlerindeki acının bakışını\nözledim bir edirne akşamı gelişin gibi \nzamana yenik akrep ve yelkovanın atımlarında\nyıllar geçmiş\nsen hala kalbimdesin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmiş / im",
        "poet": "İzzettin Nazıroğlu",
        "poem": "\n\nSonra geçmişi geçtim,bir daha üstünden\nince titresimleriyle kurşun /kalemin\nkorunaksız ve dar ergenliğin \nsıkılmış sivilce izleriydi ayrıntılar\n\nÖncesi\ncam kenarının rutubetiydi\nbir yatılı okul ranzasında\nne kadar kolay\nve ne kadar zordu uyumak\ndışarıdaki solgun ışıklara bakarak\nbir çocuğun erken büyümesiydi\niple çekilen hafta sonları\nya anne fakirhanesi\nya baba yalısı\nve işte o günlerden sindi içime\nhep yarım kalmak duygusu\n\nSonrası\n\nsonrası...\ncan sağlığı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmiş Olsun",
        "poet": "Mehmet Akif Tiryaki",
        "poem": "\n\nEğer para parayı çekerse,\nİnsanlar sokaklarda kurban keserse,\nKuş gribi beyaz et tüketimini etkilerse,\nTinerciler sokaklarda her önüne gelenden para isterse,\n\nPolisler dolandırıcılarla el ele verirse,\nZatürreden çocuklar ölürse,\nİstanbul'da verem salgını başgösterirse,\nÜç gün içinde bir dükkana iki defa hırsız girerse,\n\nSerseri kurşunlar insanlara isabet ederse,\nGazeteciler falcılara sorarak haber verirse,\nGayrimenkul fiyatları zirveye giderse,\nİnsanlar emlakçılığı meslek seçerse,\n\nSümerbank indirime giderse,\nTakım elbise onsekiz milyon ederse,\nGörevimiz tehlike filmi vizyona girerse,\nHamit Karzai Türkiye'ye gelirse,\n\nHande Yener müzikleri dinlenirse,\nAmerika Irak'a girerse,\nTek bir şey söylemek istiyorum,\nVe size 'geçmiş olsun' diyorum..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmiş Olsun",
        "poet": "Rıdvan Cankiç",
        "poem": "\n\nYaz mevsimlerini pek sevmiyorum \nNeden mi? \nÇünkü yazın kimse hasta olmuyor. \nBazen birisini seversin,\n\nOna günaydın demek için,\nSabah olmasın beklerim \nİyi akşamlar demek için de \nHavanın kararmasını beklerim. \n\nHatta öğlen olunca da \nAfiyet olsun demeyi çok seviyorum. \nEn çok da geçmiş olsun demeyi seviyorum \n\nAma yazın bir türlü hasta olmuyorsun ki. \nİşte bu yüzden sevmiyorum yazları.\nElimde de değil aslında \nÜzülüyorum aslında \n\nAma sen öyle güzel hasta oluyorsun ki \nBir titremen bile küçük bir çocuk gibi. \nİşte böyle anlarda en güzel şey de, \nDoktorun yazmadığı ilacın bende olmasıdır \n\nBana güven, \nHiçbir yerde bulmazsın. \nO da sana ihtiyaç duyan kişinin \nSenin hastalığını bile seven kişinin \nSana geçmiş olsun demesidir. \n\nGeçmiş olsun. \nÇabuk iyileş olur mu?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmiş olsun Engin kardeş",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nAcıyı çekenler bilir \nGeçmiş olsun Engin kardeş\nDualarım kabul olur\nGeçmiş olsun Engin kardeş\n\nAllahtan dilerim şifa \nDost olan eylesin vafa\nGeçmiş olsun diyek bir daha\nGeçmiş olsun Engin kardeş\n\nGünlerce çektin sen acı\nYolun bekler kardeş bacı\nBütün ozanlar duacı\nGeçmiş olsun Engin kardeş\n\nÜzülme Ali Nurşani\nKahraman maraş vatanı\nTürkiye min can insanı\nGeçmiş olsun Engin kardeş\n\nHüseyin'im çok üzüldü\nBu kaza nereden geldi\nYaradan şifalar saldı\nGeçmiş olsun Engin kardeş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmiş Olsun...",
        "poet": "Şafaknur Yalçın",
        "poem": "\n\nGörünüşte hasta,\nÖzünde yasta yüreğe,geçmiş olsun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmiş soyum",
        "poet": "Mustafa İmamoğlu",
        "poem": "\n\nGeçmiş soyum\n\nOkuma yazma bilmeden konuşulanları dinlerdim\nBaşlayınca ben ilkokula okudum yazdım öğrendim\nSoy sop diyorlar anlayamaz ve inceleme bilmezdim\nUfkum aydınlandıkça bilinçlenip geçmişimi öğrendim\n\n           Asya bozkırlarında yaşayıp yayılmışız dünyaya\n           17 devlet kurup şan vermişiz Türk olarak dünyaya\n           Bazı soylar dinsel etkilerle değişerek ayrı ırk oldu\n          Hun Selçuklu Osmanlı derken şimdi Türk olduk\n\nBu şuur ışığıyla gelişti benim kafamdaki fikirler\nYok, sayıldı döneklerce anlatılan hikayemsi tarihler\nYoğun ve karakterli savaşın küllerinden çıktı bu devlet\nAtatürk'üm her an minnet borçludur sana bu millet\n\n                                                                                                                                                           M.İMAMOĞLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmiş Olsun Dileklerimle",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nHani\nBir kelebek gibi\nVe de \nKuşlar kadar\nSimgesiydin sanki\nÖzgürlügün\nYaşamak isterdin hep\nDiledigince\nSon nefesine kadar\nDefne yapraklarıyla\nTek başına\nDuydumki evlenmişsin\nGeçenlerde\nSen ve evlilik hayret\nAma çok sevindim inan\nAdına\nKutluyorum seni\nMutluluklar dilerim\nGeri kalan ömründe\nAhh\nO erosun okları yokmu\nÖzgürlük falan dinlemez\nGeçte olsa\nİşte böyle\nKalbinin ortasından\nVuruverir insanı\nGeçmiş olsun dileklerimle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmiş Vakitti",
        "poet": "Tolga Baydar",
        "poem": "\n\nGeçmiş vakitti,\nAkşam hüzünlerinin,\nDamla damla gözümden aktığı,\nSaniyelerin ard arda gelip,\nBoğazıma dolandığı,\nAkdeniz sahillerinde esen,\nMeltemin sıcak nefesiydi,\nGeçmiş vakitti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmiş Yaz",
        "poet": "Ataol Behramoğlu",
        "poem": "\n\nGovdemden sizan sular gibi\nAkip gitti bir yaz daha\nSevismelerle gunduz vakti\nVe beyaz ogle uykulariyla\n\nBir yazdi artik gecmis olan....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmiş Yoksa...",
        "poet": "Bora Bayraktar",
        "poem": "\n\nGeçmişi mi düşünsem\nYoksa anın tadını mı çıkarsam\nAma geçmişi gözardı edersem\nNası bilirim kıymetini...\n\nAnkara – 16.10.2005 21.26\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmiş Yaz",
        "poet": "Yahya Kemal Beyatlı",
        "poem": "\n\nRü'ya gibi bir yazdı. Yarattın hevesinle\nHer anını, her rengini, her si'rini hazdan.\nHala doludur bahçele....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmiş Zaman Hikayeleri",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nHak ettiği değeri bulmayan şiirler- 13\n\nGeçmiş zaman hikayeleri, \nrafa kaldırılmalı bu gün \nsen ve ben varız sadece \nGeleceği yaşatacak olan. \nAnladım ki bu akşam \nbeklediğim o değil, \nsendin. \n\nGeçmiş zaman hikayelerini eski bir defterin \ntozlu sayfalarında \nbırakıpta geldin. \nİyi de yaptın. \nHoş geldin Mekteplim. \n\n01-02-2006-Çarşamba\nTuğrul Ahmet PEKEL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecmis Zamanin Gecmemis $iirleri 1",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nGeometrik inanc\n\nEy BiRBiRiM oy BiRBiRiM\nSen DOGRUSUN ben egriyim\nHersey sIfIr Sen BiRBiRSiN\nSen DOGRUSUN ben egriyim\n\nEy BiRGENiM oy BiRGENiM\nSen VARGENSiN ben yokgenim\nHersey sIfIr Sen BiRBiRSiN\nSen HEPGENSiN ben hicgenim \n\nBati Berlin, 1980-85.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmiş Zaman Olur ki",
        "poet": "Taner Pişkin",
        "poem": "\n\nTenimde kırışıklıklar, saçlarımda beyazlar olmasaydı, kimse yaşlandığıma inandıramazdı  beni. Çünkü kalbim hala kıpır kıpır...Tamam, yetmiş yıldır durmadan çalışıyor, emekliliğine sayılı günler kaldı belki ama hiç durmayacakmış gibi çarpmaya devam ediyor işte. Kısacası, kalbim tenim gibi henüz ihanet etmedi bana. Tabii bunun bir nedeni var...\n\nEvet sevgili, zaman çabuk geçiyor değil mi? Hatırlıyor musun, yıllar önce demiştim ki, \"seni asla unutmayacağım, hiçbir an sevmekten vazgeçmeyeceğim.\" Bu sözlerim karşısında şaşırmış, daha çok inandırıcılıktan uzak bulmuştun. Ve o günden sonra kim bilir kaç kez sonbahar kışa, kış ilkbahara, ilkbahar yaza, yaz sonbahara kavuşmaya çalıştı, bıkmadan usanmadan, olmadı, ama  yine de hiçbiri vazgeçmedi, umudundan bir şey kaybetmedi. Tıpkı benim gibi. \n\nKeşke şu an karşımda olsaydın; kırışmış ellerimi narin ellerinle sararak, \"beni hala seviyor musun? \" diye sorabilseydin. (Farkındayım, ellerim titriyor, ama inan yaşlılıktan değil, senin eskimeyen güzelliğin ellerimi titreten.)  Belki aklımdan, yüreğimden geçenleri anlatmakta   sözlerim aciz kalabilir, o an gözlerime bak olur mu, onlar sana tam olarak tercüme edecektir, söylemek istediklerimi. Peki, \"seni ilk günkü kadar çok seviyorum hala\" dediğimde, telaşlanır, gözlerin dolar mıydı, bir kez olsun...\n\nHenüz genç olduğumuz günlerdi. Cadde de karşılaşmıştık da, üzerinde bahar çiçekleri ile süslü elbisen ve turunç kokan teninle, güzel yüzünde utangaç bir ifade, gülümseyerek  akıp gitmiştin yanımdan. Bir daha o kadar yakından göremedik birbirimizi. O birkaç saniye içinde içime çektiğim kokunu hala duyuyorum. O anı tekrar yaşamak için az sonra ölmeye hazırım biliyor musun? Yine inanmadın değil mi? Bunca yıl seni hiç yanılttım mı? Ölümden korkarım elbette, ama seni sevmekten korktuğum kadar ancak.\n\n\"Umutla yolculuk etmek, gidilecek yere varmaktan çok daha zevklidir.\" demişler. İçimde hala umut var ama yolun sonuna geldik artık. Bir ömür kitabı daha kapanmak üzere ve aklıma takılan tek bir soru var yalnızca, kitabın son sayfalarını okuduğum bu günlerde \"olsa nasıl olurdu? ..\"\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişe Bakınca",
        "poet": "Avni Temiz",
        "poem": "\n\nŞöyle bir geçmişe baktım da demin\n Yaşta da altmışa dayandık işte\n Aynaya bakınca olmuşum emin\n Saç sakal beyaza boyandık işte\n\n Masum bakışınla vurmuştun yaman\n Aman dilemedim bu aşka aman\n Seviyorum seni dediğim zaman\n Sen bana, ben sana âyandık işte\n\n Biliyorum yoktu bu aşkta suçun\n Değersiz sorudur neden ve niçin? \n Sevda vergisinde stopaj için\n Gönülden verilen beyandık işte\n\n Kimse alamadı gönlümde yeri\n Seni seven oldu sözünün eri\n Geçti gençlik çağı gelmiyor geri\n Biz gençlik çağına kıyandık işte\n\n Yar karşımda olsa güzeldir seyri\n Gözleri gözümde sızardım gayrı\nKader yazımızı yazınca ayrı\nBaşka diyarlarda uyandık işte\n\n13.08.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişe Asılı Kalmak",
        "poet": "Seyyid Burhaneddin Kekeç",
        "poem": "\n\nGeçmişe asılı kalarak \nAhiri büyütmeye çalışıyoruz gözümüzde…\n\nGeçmişe asılı kalmak\nYaşadığımız güzelliklerden mi\nYoksa unutmak istemediğimiz sevgilerden mi\nÖyleyse neden geleceği geçmişin gölgesinde bırakmak\nGeçmişe asılı kalmak neden\nKorkuyor muyuz yeni başlangıçlardan\nKorkuyor muyuz yeni sevdalardan\nCesaretimiz mi yok, gücümüz mü yok\nİkisi olsa dünya değişir zaten de\nBir varken diğeri yok\nDiğeri varken öbürü yok\nBir yanlışlık var\nHep bir şeylere asılı yaşıyoruz\nHep bir şeylere takılı kalarak\nSonra isyan, sonra figan, bağır, çağır dur\nNeye niçin..\nAslında kendimize değil mi kızgınlığımız\nKorkaklığımıza değil mi\nO halde bunca sitem bunca öfke kime neye\nKendine edeceksin sitemini\nKimseye değil\nBoşuna sitem etme\nİlenme kimseye, sitem etme...\n\n© \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gecmisde Bir Gun",
        "poet": "Zihni Ozselmanoglu",
        "poem": "\n\nEger istemeden gecmisde bir gun,\nKirmissam kalbini inan uzgunum.\nSen baharda acan nadide gulsun,\nBense hayata kuskun.\n\nCeylan gozlerinden akarken yaslarin,\nAzabini cektim inan her damlanin.\nSen kelebek oyle mahzun,\nBense yasiyorum icimde huzun. \n\nArka bahce serin aksamlarin,\nBin parcaya bolunmus hatiralarin,\nSen en guzeliydin ruyalarin,\nBense esiri oldum kabuslarin.\n\nHala yakinsin sanki dun,\nSiyah gozlerinde aski gorurdum.\nSen kalbi kirik buralardan goctun,\nBense saymadim kac defa oldum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişe ait kalıntılar...",
        "poet": "Barış Tekin 1",
        "poem": "\n\nKaranlık bir tünelden aydınlıga doğru kimi zaman yavaş adımlarla kimi zamanlar koşar adımlarla yol aldım.\nYıllar sonra tekrar o tüneldeyim.\n Bu sefer tünelin sonundan geçmişe doğru yol alıyorum.\nVe geçtiğim yerlerden izler arıyorum...\nÇocukluguma ve arkadaşlarıma dair...\n\nİşte onlardan biri...\nFotografta ilk gözüme çarpan kısa kollu, tatil gömlekli uzun boylu Ferhat...\nSol başta bir asker gibi esas duruşta duran beyaz gömlekli Hacı olmalı...\nYıllar  sonra  asker olamadı belki ama denizci oldu.\nVe Orhan Hocamız... Yine elinde bağlamasıyla kim bilir o zaman bize hangi türkü söylüyordur....\nAçık mavi gömlekli Ayşe olmalı...\nYine ön masada başını kollarının  arasına alıp düşünceli bir şekilde oturan kızı çıkaramadım.\n\nBu kadar derine dalıp ne düşündüğünü açıkcası çok merak ettim.\n\nSağ tarafta masada bulunan yarım kiloluk  Rize Çay orda neden arıyor bilmiyorum. :))\n\nVe ben bu fotografa bakarken Melih Cevdet ANDAY’ın sevdiğim bir şiiri aklıma geldi.\n\nDört kişi parkta çektirmişiz,\nBen, Orhan, Oktay, bir de Şinasi…\nAnlaşılan sonbahar\nKimimiz paltolu, kimimiz ceketli\nYapraksız arkamızdaki ağaçlar…\nBabası daha ölmemiş Oktay´ın,\nBen bıyıksızım,Orhan, Süleyman efendiyi tanımamış.\n\nAma ben hiç böyle mahzun olmadım; \nÖlümü hatırlatan ne var bu resimde? \nOysa hayattayız hepimiz.\n\n(05.10.2010)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişe Bak",
        "poet": "Doğan Ümit Aksel",
        "poem": "\n\nGeçmişe bak ne kaldı o tertemiz sevgiden\nİki mutsuz sevgili birkaç acı hatıra\nAyrı gecen günleri yaşamaktan saymazdık\nÖlümü arıyoruz ayrılıklardan sonra\n\nGöz göze bakışımız saatlerce sürerdi\nCennet olurdu bize yorgun argın şamandıra\nYıldızlar dökülürdü gökten avucumuza\nGünlerimiz bedeldi aşk dolu asırlara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişe berat",
        "poet": "Üzeyir Aydın",
        "poem": "\n\nGEÇMİŞE BERAT\nHerkes iyi kötü bir yol seçmiş, günleri geçiyor\nGünler birbirine ulalı, yılları bitiyor\nHer yılın muhasebesi var, kar ve zarar ediyor\nGeçmişini silebilirsen, berat-ı bekliyor\n\nGeçmişim parlak mı? Bilmem ki, geçmişi silemem \nYılsonu hesaplar yapılır, zararı dilemem\nDefter açılınca bakılır, ibrayı bilemem\nBenim zararlar kapanmadan, rabbime gidemem\n\nFırsat yıllık af çıkacakmış, borçları siline\nBu af herkeslere değilmiş, bu iyi biline\nUlaşabilirsen o güne, bilerek geline\nErişmişsen o güne düşsün, dualar diline \n\nRabbimin azabından affına, gazabından da ben\nSığınırım da rızasına, bağışlar mı bilsen\nResulullah efendimizin, şefaatinden ben\nMedet umarım bu gecenin, hikmeti ilahiden\n\nBu geceyi seçilenlerden, günahı silinen \nYanına melekler gelinen, yılını gülünen\nGeçmiş günahlar temizlenen, sevapla gelinen\nKullarından eylerse rabbim, olursun sevinen \n\nDuayla aklanmak paklanmak, şeytanı kaçırsak\nKurutulalım günahlardan, nefis kurmaz tuzak\nSeveni sevileni olmak, olur şirkten uzak\nAnne baba incitenlerden, olalım hep ırak \n\nYeni yıla sağlık huzurla, girelim biz derim\nResululahın şefaati, bağışı beklerim,\nTüm sevdiklerimi cennete, dua edip dilerim\nDualarım kabul olursa, hazret Allah kerim\n\nBugün bak dağıtım günüdür, sizde nasiplenin \nGündüzün oruçla geçirin, gece secde edin\nKuran’ı okuyun dinleyin, namazla dua edin\nBerat gecelerimiz bizim, yılbaşı kabul edin.\n\nCebirin Defteri, 02.Ağustos.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişe Dair",
        "poet": "Hüdai Ülker",
        "poem": "\n\nDemode aşkım denk gelmiyordu kasımın yukarılarına, altmışların bilmem hangi yılında zaafımız uyuyordu sanırsın. İki üç kez yuvarlanan devrimlerin gücü kadar rüzgarlarda savrulurdu gözkapaklarım. Bana da uğra sarp gençlik ve alkışlat kendini, kimbilir kaç kez aslolan asıldı ve günlüklerime geç kaldı gençliğim. Yokuşu tırmanırım gene de\ngeçmiş olmaz arzularım, sonralarım geçer bir bir, geçmiş olmaz arzularım.\n\nGençlik frenlenir kahkaha kırbaçlanır çığlık denize ulaşır ezilir arzular. Ettiğiyle kalır ergenlik burulur yastıklar karanlıkta bölünür geceler kabahatler bronzlaşır kurtulmak kabil değil. Anlamaz yağmuru üleşmeyen onulmaz çığlıklarla cebelleşir yılları, ekseriya  kırgın geçer camdan yağmur damlaları.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişe Özlem",
        "poet": "Şevket Terzi",
        "poem": "\n\nGöçebeydim bir zamanlar\nKardeş kardeş yaşıyordum\nDoğaydı tek sorunum\n\nYıllar sonra baktım ki\nSavrulmuş bir baharda\nKüresel ağlardayım\n\nGeçmiş şimdi özlemimde \nYüreğim yangın yeri\nKan damlıyor içerimde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişe Özlem",
        "poet": "Kaya Ünver",
        "poem": "\n\nBir kuru hayale takılıp kaldık\nBeton duvarlara tıkılıp kaldık\nYalandan dolandan sıkılıp kaldık\nHasret oldu özlem oldu geçmişim \n\nÜstüne bindiğim karakaçanım\nKartalım şahanım gökte uçanım\nHatır sorar mutlak gelip geçenim\nHasret oldu özlem oldu geçmişim \n\nEn sevdiğim şeydi çelikle çomak\nHep tozlu yollarda topaç şaklatmak\nKuzulara türkü yakıp otlatmak\nHasret oldu özlem oldu geçmişim \n\nDüğünde bayramda uyku bilmezdim\nHasat mevsiminde terim silmezdim\nDüşmanım belli mert ondan yımazdım\nHasret oldu özlem oldu geçmişim \n\nYiğitler sevdalar masal olurdu\nEn değerli şeyler namus onurdu\nHerkes atasına rahmet okurdu\nHasret oldu özlem oldu geçmişim \n\nGençlik yıllarımdı bir güzel sevdim\nNe öptüm okşadım elimi değdim\nKaleli böyleydi bunu özledim\nHasret oldu özlem oldu geçmişim \n\n***Bu şiirimi Ne kadar entellektüel olsada,ne kadar aydın olsada, ne kadar şehirli olsada; hala sol yanında köyünün ve köylüsünün  masumiyet ve samimiyetine özlem duyan güzel insan değerli dost (sanal da olsa)   sayın vuslati-Osman öcal beyefendiye hediye ediyorum.***\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişe Özlem",
        "poet": "Talip Kaplan",
        "poem": "\n\nMazide kalan günleri\nDalında solan gülleri\nGerçekleşmeyen hayallerimi\nÇok özledim geçmişimi\n\nOyun oynadığım parkları\nGol attığım maçları\nKırdığım sokak lambalarını\nÖzledim çocukluk yıllarımı\n\nİlk okul çağlarımı, arkadaşlarımı\nKışın yaptığım kardan adamı\nDüştüğüm o evin çatısını\nÖzledim annemin kucağını\n\n(11 Mayıs 1992)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişe özlem",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nDün geçmiş tarihimin sayfalarına şöyle göz attım\nOkudukça üzüldüm şuan ki halimiz üzdü derinden \nKafilelerle geçiyordum sayfalar arasından Tuna’dan \nYaşamak istiyordum ihtişamlı günlerimizi yeniden \nGeçtim dün eski Meriç nehri üzerindeki köprüden \n\nEcdat ayrılalı o topraklara kanlı gözyaşları dolmuş \nO güzelim camim, han, hamamım yerle bir olmuş \nSon demde bu mevsim gibi benzim de kül olmuş \nDüşman yeniden Plevne’yi dört yandan kuşatmış\nGazi Osman paşa geçiyordu, gözümün önünden\n\nHalil ÇOLAK 27.02.2010\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişe",
        "poet": "Nazan İzmirli",
        "poem": "\n\nkırılan kanatlarım kemikleşmiş\ntuzdan...........\nkanayan çıplak ayaklarımın \nacısı.......................\nyakamozlarda\ngülümsemekte.................\nbir dolunay daha şahitliğimi yaptı\ngeçmişime\nacları,geçmişi tuzla kardım\ngömdüm................................\nen derin yerlere.........................\n\nNazan İzmirli-16.08.2005-antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişi Geleceğe Bağlayandır Öğretmen",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nBaşarılı olmak ister, budur bütün dileği, \nSevgiyle, şefkat ile çarpar her an yüreği, \nHebaya gitmişse bunca, çabasıyla emeği, \nHüsrana boğulur yanar kahırlanır, öğretmen. \n\nGönlünde bir değil de binlerce soru taşır, \nÖğrenci dertlerini arkadaşça paylaşır. \nBaşarılar arttıkça menziline yaklaşır, \nGeleceğe ışık olur aydınlatır öğretmen. \n\nÖğrenciyi yoğurup, bilgisiyle eğitir, \nYanlış zihniyetleri siler, paklar dağıtır. \nO genç dumağılara anlatır satır, satır,\nİlim, irfan, bilgi ile bağlayandır öğretmen. \n\nBazen olur öğrenciye hem anne hem de baba. \nFedakârlıkları sonsuz, sığmaz asla hesaba, \nAsla beğenmezlik etmez köy, ilçe ve kasaba, \nKutsal görevinde ömrün harcayandır öğretmen. \n\nİnsanlığa adamıştır asla varını saymaz, \nTükenmeyen pınar gibi, akar akmaya doymaz, \nÇalıştıkça şevki artar, sorun bilmez yorulmaz, \nGeçmişi, geleceğe bağlayandır öğretmen. \n\nÖğrencilerini her zaman her daim arar, \nHatırdan hiç çıkarmaz onlara kafa yorar, \nÜzüntülü görürse okşar halini sorar, \nDertleriyle dertlenir, çözüm arar öğretmen. \n\nGeçmişini iyi bilir, daim izler yolunu, \nVatan için çekinmeden, verir kafa kolunu, \nDiker hayat ağacını bekler alır barını, \nİnsanlığa hizmet sunan sanatkârdır öğretmen. \n\nOnu tanıyan beşer kıymetin iyi bilir, \nYunus Emreler gibi, aşk ile arar durur, \nKıymetini bilenler, her yerde arar bulur, \nKırk yıl bile kölen olur seni bilen öğretmen. \n\nDerdi tasası kalmaz derslerine girince, \nGururla marşın söyler bayrağını görünce, \nYetiştirdiği nesli bir mevkide görünce,\nAtasın emanetine sadık kuldur öğretmen. \n\nSeksen ikiden beri kutlanır oldu günün, \nKıymetini bilenler hiç unutur mu seni, \nŞehidin mirasçısı, tarihin kahramanı, \nGeçmişinden ders alıp, çağlayandır öğretmen. \n\n                                      Seyfet BOZÇALI\n                                      Yıldırım Beyazıt Ortaokulu Müdürü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişi Saklıyorum Gözlerimde",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nHayalimin ıslak sokaklarında bekleyerek\nÇıkıp ta gelecek olan mutluluğu gözledim\nAnlık sevinçler tat bırakmadı dudaklarımda\nDost olduğum o eski acılarımı özledim.......\n\nBir rüzgar gibi esip te geçti dostluğun sesi\nDalları kırık duygular bıraktı yüreğimde\nŞimdi hazan sarısı ellerimle kapattığım\nHayata küs bir geçmiş saklıyorum gözlerimde...\n\n07 / 02 / 2006 Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişi Unutsak",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nBir bıçak alsak elimize diyorum\nZaman dediğimiz şeyi\nİkiye bölsek şöyle hiç acımadan\nYarısını senle bana bıraksak\nYarsını diğer tüm insanlara\nDağıtsak...\nVede\nEn güzel sabahlarla\nBir gülüşe bağlasak hayallerimizi\nÖzlemlerimizi düğüm düğüm yapsak\nAtsak denizin avuçlarına\nPayımıza düşen dakikalara sarılsak\nKaybolup gitsek hayallerin sonsuzluğuna\nSonra bir an gelse\nSen ve ben\nGeçmişimizi unutsak silerek hatıralarımızdan\nUnutsak her şeyi\nBakışlarımızda kaybolup gitsek\nNe olur sanki\nMutluluğu yesek tek ağızdan\nTabağımızda tüketerek yılları...\n\n22 / 12 / 2005 Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişi Silmek",
        "poet": "Mert Ugraskan",
        "poem": "\n\nBugün senden kalan son parça akıp gitti gözlerimden,\nyada yüzümün güldüğü o andı sende kalan günlerimden,\nhani sana hep derdim ya hayal meyal dünlerimden,\nsen tek bir gözyaşımsın hatıra bana geçmişimden.\n\ntUtamadım aktı gitti yol açarcasına ardından gelene,\nve bir sevda bıraktı hasrete gebe kalan yaslı gecesine,\nbir türkü dolamış ağıt yakarcasına gamlı diline,\nyar olmadı sensizlik ölüm gibi sevdiğine.\n\nbaşka hayatlarda bıraktığım bensiz kadın,\nsöyle kaldı mı nama şeRef bıraktığın adın,\nbiliyorum gelecek elbet başka diyarlara yadın,\nistemem gelsin kara haber senden ne bugun ne de yarın.\n\ndilerim kalmaz günüme en küçük senden hatıra,\nbu gönül sığdırdı mı ki seni en uzun mısraya en uzun satıra,\nben doyamadım, doyasın sen karşılıklı sevdaya,\nteK dileğim var kalayım bir köşende hatıra dünden bensiz yarına.\n\nson kez aktı sevda bu gece gözlerimden,\nistemem artık kalmasın hikayeler sende kalan günlerimden,\nhAtıra kaldı bana bıraktığın acı, aşkı yaşadığım dünlerimden,\ndilerim yeni bi sayfa rabbimden, iz kalmasın geÇmişimden...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişim",
        "poet": "Erdoğan Kırmızıoğlu",
        "poem": "\n\nGeçmişime dalıp gidiyorum.\n                           Günlere kayıp düşünüyorum.\n                           Ne günler geçti geride kaldı.\n                           Acıyla yaşayabiliyorum.\n\n                                  İlk, orta, lise okul yıllarım,\n                                  Geçti, hep o tatlı anılarım.\n                                  Okul yıllarım ne güzel idi.\n                                   Unutmam seni hatıralarım.\n\n                            Okumak istedim ilkokulda,\n                            Âşık oldum ilk ortaokulda,\n                            Başarı sağladım aşk ve sporla\n                            Sevdim delice lise çağında.\n\n                                 Güzel günler geçti sevdiğimle,\n                                 Aşkı yaşadık birbirimizle,\n                                 Sevenler mesut olmaz dediler,\n                                 İnanmadık aşk yüceliğiyle.\n\n                            Ülke sorunları ile uğraştım\n.                           Üniversitede olgunlaştım.\n                            Hainlerin gezdiği ortamda,\n                            Vatanı çok sevmekle suçlandım.\n\n                                 Yedek subaylık karar celbinde\n                                 Askerlik için Gaziemir’de\n                                 Kahramanca yaptım askerliği,\n                                 Yüz doksan yedinciler döneminde.\n\n                             Vatan için çalıştım her yerde,\n                             Milletin sevgisi hep gönlümde,\n                             Hatıralarım, hayallerimle\n                             Geçti günlerim hep bu ömürde…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişi hatırlayın-n' olur bir kere daha Vatanımı kurtardı-Atatürk denen deha",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nKutsal vatanımızın-buyuran her taşına \nAtatürk'tür biliniz-yurdun geçen başına\nEmanet Türk Gencinde-O' ndan bize armağan\nEzelden geleceğe -kalmıştır büyük bir şan\nGeçmişi hatırlayın-n' olur bir kere daha\nVatanımı kurtardı-Atatürk denen deha\nİç ve dış hainlerle-düşmanlara  et dikkat\nMal ve mülke hiç kanma- reddet olmazsın rahat\nBir gün o geleceği-Cumhuriyetimizi\nKorumak ister isen-sağlam tutmalı dizi\nGeçmişi hatırlayın-n' olur bir kere daha\nVatanımı kurtardı-Atatürk denen deha\nEmanet edilen yurt-en değerli hazine\nAtamızdan armağan-daim koruruz yine\nVarlığını sahiplen-tanı her an düşmanı\nHep üzmek istiyorlar-bu aklı hem de canı\nGeçmişi hatırlayın-n' olur bir kere daha\nVatanımı kurtardı-Atatürk denen deha\nMillî bayramlarımız-bizler için bir sevinç\nAtam Samsun'a çıktı-hem akıllı hem de dinç\nBugünden  yarına dek-ileri  koşmak gerek\nMilletimin hür sesi-birlik olmalı yürek \nGeçmişi hatırlayın-n' olur bir kere daha\nVatanımı kurtardı-Atatürk denen deha\nZorlukları birlikte-sırasıyla-aşarız\nMutluluk ve sevgiyle-ileriye koşarız\nO bize çalış diyor-oku öğren ilerle\nSona erer böylece -sıkıntı ile çile\nGeçmişi hatırlayın-n' olur bir kere daha\nVatanımı kurtardı-Atatürk denen deha\nSözlerini tutarsak- bu işi başarırız\nYürekler birleşirse-çağa gider çocuk kız\nKim bölmek ister ise-sakın verme hiç aman\nAkıl ruh ve vücutta-bil sonra kalmaz derman\nGeçmişi hatırlayın-n' olur bir kere daha\nVatanımı kurtardı-Atatürk denen deha\nVarolmak istiyorsak-okumalı iyice\nSevgi ile bakarsak-sağlam olur netice\nSöyler Öğretmen Hasan-O yazar şiirini\n'Yirmi Birinci Yüzyıl'-ayırt canım yerini\nGeçmişi hatırlayın-n' olur bir kere daha\nVatanımı kurtardı-Atatürk denen deha\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişim Şanlıdır",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nBenim geçmişim şanlıdır, kimseye özenmiyorum,\nAvrupa tuvaleti ne zaman yapmış ben soruyorum,\nOnlar teke gibi kokarken, ben, râna kokuyordum,\nBenim geçmişim şanlıdır, kimseye özenmiyorum.\n\nOsmanlı'nın eserlerini görünce, donup kalıyorlar,\nAğızları bir karış açılıyor, nasıl da eriyip bitiyorlar,\nDemek ki Osmanlı bu, yazık geç kaldık, diyorlar,\nBenim geçmişim şanlıdır, kimseye özenmiyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişin Gölgesi",
        "poet": "Enver Acar",
        "poem": "\n\nBuz parçasıdır içimde Akdeniz\nGemiler gelmesin artık\nEllerim tüm denizleri soğutur\nLimanlar vurdumduymaz çocuk! \n\nKelimeler tükenmiş fasl-ı aşkta\nBir bir yıkılmış içimdeki kum kaleleri\nAcı birer dalga\nMutluluksa kum tanesi...\n\nAçılmak isterim yeni denizlere\nAma dalgalar dünkü hatıra\nKıyılar ürpertir beni\nResmin kumların üzerinde...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişin Vedası",
        "poet": "Birkan Nebioğlu",
        "poem": "\n\nve bir gün hatıralar\nzorlarsa yüreğini\ninan,kadehlerde arama dermanını\nyalnızlığının tam ortasındaki sırlarını\ngönlünden geçeni bilene sor\ngeçmişe özlemle bakmayı deneme\nnerelerde yanlış yaptım diye\nkalp ağrısından medet umma\naklından geçeni bilene sor\nsanmaki mesajdır dünden bugüne\nkulağındaki sonsuz fısıltllar\naslında\ngeçmişin vedasıdır geleceğe akarken\nbundandır\ngün batımı akşamlarındaki hırçınlığın\nbirde gönlüne girmesini bilene sor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişin gölgesi",
        "poet": "Turğay Çeken",
        "poem": "\n\nGeçmişin gölgesi büyüktür, ağır\nUmutsuz geçmişe terk edildim dolu kalp yangınında\nAcıdır geçmişin gölgesi, soğuk\nUzak duramazsın\nGüneşe terk edildim yapayalnız sıcakta\nHiçbir güneş görmedim geceye varamayan\nGölgenin serde durmadığı gibi durağan\nGölge bir geçmişe terk edildim sıcak aydınlığımda\n\nGeniş, havadar, yelkenli bir gelecekte\nAşık atarken kalbim\nSığ buluta takıldı, \nKan sağıldı nadasta \nÜrün vermez güleyim\n\nSevda güldür, güneş gibi çiçekte\nİçmeden duramazsın ışığını yürekle \nSevda sudur çiçekte, damarına can veren\nDuymazsan yaşamazsın\n\nÇiçekli bir sevdada su gibi sevdiğime\nGüneş gibi vuruldum\nSerinliğin sesinde karanlığa boğuldum\nÇok uzak bir geçmişe, yapayalnız atıldım\nSakıncalı sevgimle baş başa bırakıldım\nGarip aşk masalımızda \nGüneşsiz, susuz kaldım\nGözyaşlarım dile gelse konuşsa\nİbadete boğuldum\nCesaretsiz bir aşkta, sevdiğime vuruldum\n\nGittiğim günden beri\nHer yer seni yaşıyor bakıp da görmediğim\nÖldüğüm mekânlarda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişine Rahmet",
        "poet": "Kemal Alkan",
        "poem": "\n\nŞehit kime derler? \nPeki ya Gazi? \n\nKur’an-ı Kebir’de övmez mi illâki\nİnandım dediğin Mevla? \n\nÖyleyse duy! Bundan sonra\nBilmem nerenden çıkarttığın tümceyi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişin Yırtılan Sayfaları",
        "poet": "Yusuf Kemal Çetin",
        "poem": "\n\nGötürüyorum yüreğimi hiç bilmediğim yerlere,\nAtıyorum eski sevdalarımı içimden.\nGezdiriyorum kendimi farklı duygularda,\nGömüyorum mazimi geçmişime.\nAcı sevdalarımın yerinde sessizlik,\nYeni sevdamla her sabahı umutla,\nYaşıyorum hayatımı mutlulukla.........\n\n26/03/2003\nçarşamba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişle Yüzleşme",
        "poet": "Alaeddin İkican",
        "poem": "\n\nAklıma gelince gücüme gider,\nSarar vücudumu buz gibi terler,\nCeketim yamalı,pantalonum yırtık,\nDilim varmasa da bunları söylerim artık.\n\nİskarpin ayakkabısı,okul çantası olanlar,\nKendini bilmem neyin malı sananlar,\nBenim içimin kanadığını ne bilsin,\nOnlar değil, o imkanı sunanlar düşünsün.\n\nKardeşlik,arkadaşlık değerini saydık,\nDostu,kardeşi böyle yaşadıkça tanıdık,\nÖğretmen,arkadaş,komşu,dost hep bizim,\nAyrıcalık oldumu kabullenmez yüreğim,çaresizim.\n\nAlın terimle zamanı yarıştırdım,\nTarlada orak biçerken hayatı yaşadım,\nOkul çıkışı simit sattım kazandım,\nHem okulda,hem sokakta ben çalıştım.\n\nYaşamak istiyorsan kemdinle ol barışık,\nKimseyi hor görmezsin herkesle tanışık,\nUnutursan çektiğin acıları derdi,\nSonunda sen kazanırsın olursun efendi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişte Kalan",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nGeçmişten kalan bir hatıra \nGidenlere rahmetler olsun\nHatıralar sığmaz satıra \nKalanları sağlıklar bulsun\n\n28.05.2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişte Bir Mazimiz Var Bizim",
        "poet": "Yakup Başar",
        "poem": "\n\nBir geçmişimiz var bizim\nYetmişli yıllara dayanır\nArkadaşlığımız dostluğumuz var \nAma içimizde bir kaybımız var bizim\n\nKaraçor Ahmet Arabadan inmez idi\nYola gitti mi gelmesini bilmezdi\nKapmadığı  tesbih kalmaz  dı\nGeçmişten bir dostluğumuz var bizim\n\nKüpelinin Hamza  çoban ve çiftçilik yapardı\nKesmediği keçi koyun kalmazdı\nTraktörle harmanlarda dolaşırdı\nGeçmişten bir hatıramız var bizim\n\nBekir bol çobanlık yapar dağdan gelmezdi\nEve gelince karaçorlardan çıkmazdı\nEli sıkıydı kimseye kuruş yedirmezdi\nGeçmişte bir mazimiz var bizim \n\nMehmet biraz çelimsiz biraz zayıftı\nHastalığını yendi adını subay koydu\nArada bi Konya ya İstanbul’a kaçardı\nGeçmişte bir mazimiz var bizim\n\nKerim Ali Sessiz di herkese kanardı\nİnada vardı mı Nuh der Peygamber demez di\nArkadaşlığı pek çok severdi \nHatırlanacak bir geçmişimiz var bizim\n\nKoca Kamil bir masum arkadaştı \nİşi gücü çiftçilik ve çobanlıktı\nKafaya foter diye çirik dolardı\nNeşeli bir geçmişimiz var bizim\n\nSilo çabuk kızardı oyunu bozardı\nEvin küçüğüyüm diye çalışmaz kaçardı\nBol pantolon paçası yırtar birde ağlardı\nGeçmişte bir mazimiz var bizim\n\nKertik Ali şoförlük bazen de bakkallık yapardı\nPek kurnazdı ama güzel arkadaşlığı vardı\nAma anasından pek çok korkardı\nGeçmişte bir mazimiz var bizim\n\nCafer çobanlık yapar bazen kursta okurdu\nGerçekçiydi yalandan kaçar ama inattı\nArkadaşlar keçi keser o ceza öderdi\nGeçmişte bir mazimiz var bizim\n\nAhmet Ali çiftçilik yapardı\nKöyde haylazca gezerdi\nAma bol dedesinin balını çalardı\nGeçmişte bir mazimiz var bizim\n\nMevlüt Mustafa küçücük boyluydu\nArkadaşlarına hep uyumluydu\nBir huyu varsa oda yumurta çalardı\nGeçmişte bir mazimiz var bizim\n\nVeyis Çiftçilik  bazen de çobanlık yapardı\nFırsatı buldu mu futbol oynamaya kaçardı\nHerkese saygılıydı kimsenin kalbini kırmazdı\nGeçmişte bir mazimiz var bizim \n\nYakup bazen çobanlık bazen de gezerdi\nArkadaşlığı çok sever gerekirse canını verirdi\nElinde sapan bol serçe vurur onu severdi\nBak eksikte olsa geçmişini hemen yazıverdi \nArkadaşlarına bu şiiri hatıra dedi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişten  Esintiler   1",
        "poet": "Yahya Gökdemir",
        "poem": "\n\nYahya Gökdemir\n29 Nisan · \nGEÇMİŞTEN ESİNTİLER\n\nSanki doğuştan\nfutbolcu doğmuştum\nDaha ilk okul yıllarında\nTozu dumana katı yordum\nTutabilene aşk olsun\n\nDiz boyu karlar altında\nEksi on derecede\nAyaklarımızda lastikler\nYırtık pırtık bir topumuz\nBirde futbola karşı\nDerin sevdamız vardı\n\nEn büyük hayranım cemil di\nAdına yakışır göller atıyordum\nFener bahçe ile yatıp kalkıyordum\nRüyalarımda dahi ya orta yapıyordum\nYa birbiri üstüne çalımlar atıyordum\n\nDERKEN İSTANBUL yolu gözüktü\nTürk futbolunun başkentine geldim\nBenim için futbol yine futbol\nTek değişen futbol sahamız dı\nÇayırlar değil arsalardı\nBirde naylon topumuz\nvardı\n\nDolma bahçe ikinci mekanım\nBeleş tepesi evimdi benim\nAlkışlar övgüler sövgüler\nKavgalar joplar uzayan kuyruklar\nYeri göğü inleten tezahüratlar\nBizim için sıradan şeylerdi\n\nBüyük ümitlerim vardı\nÜNLÜ futbolcu olacaktım\nMüthiş trasferler yapacaktım\nŞanım şöhretim param\nLüks otomobillerim ve sevgililerim\nOLACAKTI\n\nAylarca kapı kapı dolaştım\nİSTANBUL DA ANKARA DA ADANA DA\nBahane üstüne bahane\nBugün git yarın gel\nHerkes kibarca kapıyı gösterdi\nDenemeye dahi gerek görmediler\n\nBense yıkılmıştım\nyüz gök kıpkırmızı\nUmutlar paran parça\nHayallerim tarumar\nOLDU\n\nDağ müthiş bir fare doğurdu\nDuvarlarımı süsleyen posterlere\nBaka baka ağladım\nHüzünlendim öfkelendim .......TÜKENDİM\n\nYAHYA GÖKDEMİR\n1983 DOLMA BAHÇE\n\n13Yakup Atalar, Mikdat Erez ve 11 diğer kişi\nBeğen\nYorum Yap\nPaylaş\nYorumlar\nYahya Gökdemir\nYorum yaz...\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişten Geleceğe",
        "poet": "Önder Demir",
        "poem": "\n\nGeçmişten Geleceğe Sömürgecilik\n\nİnsanoğlu, ilahi bir varlık olduğu halde nefsani duygular taşıyan ve hayvani özellikleri olan bir varlıktır aynı zamanda. Nefis, her zaman kendi çıkarını gözetir ve üstün olma ve güçlü olmak için hiçbir kural tanımaksızın ortalığı yakıp yıkar. İşte bu nefis ve tutumu, sömürgenin asıl ortaya çıkış noktasıdır.\n\nBakara sûresinde yüce Allah buyuruyor: «Onlara, yeryüzünde bozgunculuk etmeyin, denildiği zaman, biz ıslah edicileriz derler. Haberiniz olsun ki onlar, bozguncuların ta kendileridir, fakat farkında değillerdir.» (Bakara 11.ve 12. Ayet) \n\nGünümüzde sömüren ülkeler de sömürdükleri ülkelere; «Biz, sizin iyiliğinizi istiyoruz ve sizler için çalışıyoruz.» diyorlar. «Ne gereği var canım, uçak yapacağınıza biz yapıp size uygun fiyata satalım. Otomotiv yapmayın, gemi yapmayın, tank yapmayın, helikopter yapmayın canım ne gereği var? Biz yapıp uygun fiyata size verelim. Petrol çıkarmayın, altın çıkarmayın çok zahmetli işler bunlar. Siz, gömlek, pantolon dikin, domates ekin, muz üretin. Bunlar, çok daha güzel ve karlı işler. Turizmi canlandırın. 5 yıldızlı hoteller ve eğlence parkları yapın. Kısacası bizim yaptığımız işleri siz yapmayın ve bizlere rakip olmayın. Atom reaktörleri çok tehlikelidir, sakın yapmayın ve sakın Atom enerjisi demeyin. Bunlar, çok kötü şeyler. Siz, suyla, rüzgarla, Güneş'le enerji üretmeğe bakın.» diyorlar.\n\nGünümüzde sömürge, işte böyle yapılıyor. Sömüren, sömürdüğü ülkeleri ve insanları böyle oyalıyor. Adamın otobüs fabrikası var ve bu yapmış olduğu otobüsleri satmak için pazar arıyor. Otobüsleri 60.000'a imal edip 330.000'a piyasaya satıyor. Şimdi soruyorum size; bu otobüs fabrikası sahibi, demiryolu ağının otobüs satmış olduğu ülkede gelişmesini ister mi.? \n\nGünümüzde sömürgecilik, basın, medya, politika üçgeni kullanılarak çok profesyonel bir biçimde uygulanmaktadır. Sömürgeci kitlenin elinde bütün dünyaya yaymış olduğu uluslararası örgütler ve etki kuruluşları bulunmaktadır. Bu örgüt ve kuruluşlar, her ülkeye göre ayarlanmıştır. Sömürülen ülkede, sömürgecilere ters gelen ve çıkarlarını tehlikeye sokan kişilere ve fikirlere karşı her türlü önlem alınmıştır. Mesela diyelim ki herhangi bir sömürülen ülke, kendi ulusal otomotiv markasını üretmek için harekete geçiyor, hemen orada sömüren ülkelerin işbirlikçileri sahneye çıkar ve «Olmaz böyle şey, yapamayız edemeyiz, maliyeti çok gelir ne gereği var canım, işte zaten ülkemizde diğer ülkelerin markaları üretiliyor.» diyerek bu fikri ortaya atan kişiyi gülünç duruma düşürüp rezil etmeye çalışırlar.\n\nSömürgeci ülkeler, sömürmek istedikleri ülkelere her zaman ilk etapta yardım etmek için gelirler ve yanlarında vakıflarını, yardım kulüplerini, barış örgütlerini getirirler, daha sonra elit tabakanın eğitileceği kendi kültür ve fikirlerinin öğretildiği kuruluşlar açarlar. Bu kurum ve kuruluşlarda eğitilen ve sömürgecilerin fikir ve görüşlerini benimseyen insanlar, zamanla sömürülen ülkenin sosyo-ekonomik hayatına dahil edilir ve çok önemli kritik mevki ve makamlara getirilirler. Sömürgecilerin süzgecinden geçen bu insanlar da ilk etapta aşağılık kompleksi belirir ve tüm hayatı boyunca bu aşağılık kompleksinden kurtulamazlar. İşte bu yöntemle sömürgenin ilk tohumları atılır ve sömürülmeye hazır bir zemin hazırlanır, bu sömürge sisteminin en kolay ve dünyada askerî bir güç kullanmadan yapılan tarzıdır, günümüz dünyasında en yaygın olarak Sömüren ülkeler bu sistemi uygularlar.\n\nSömürgeci ülkeler, sömürdükleri ülkelerde bu sömürgeci zihniyete duyulan aşağılık kompleksini tabana yaymak için harekete geçer ve psikolojik savaşı başlatırlar. 'Eee canım, bizden zaten adam olmaz' gibi sözleri insanların beyinlerine kazıtıp, rüşveti, dolandırıcılığı, hortumlamayı ve kısa yoldan zengin olmayı toplumda yaygınlaştırırlar. Eğitim sistemini milli olmaktan çıkarıp sömürgeci zihniyete yatkın bir hale getirirler ve sömürdükleri ülkede insana verilen değeri en düşük düzeye çekerler. Artık sömürülen ülkede insan = karınca, karınca = insan değerindedir. Toplum, hedefsiz ve bilinçsiz bırakılarak yuvarlanıp gider hiçbir vizyonu ve büyük hedefi olmaz, karın tokluğuna çalıştırılır ve yurtdışına dahi çıkamaz vize engeline takılır.\n\nSömürgeciler, ilk etapta sömürülen ülkenin onurunu kırmaya çalışırlar bunu başardıkları anda, artık o ülkede şeref ve gurur da zamanla tarihe kavuşur, Toplumun ahlakını bozan yayınlar, bir bakarsınız çoğalır ve basında medyada çıplak resimler içeriği ve anlamı olmayan programlar çoğalıverir. Gün boyu bu anlamsız ve içeriği olmayan programlar ve yayınlar, insanların beynine pompalanır durur. Artık bu programların içinde boğulan halk, ne olduğunu, niçin doğduğunu bile kendine soramadan günlük ihtiyaçları peşi sıra koşturur durur ve televizyon ekranlarında görmüş olduğu insanlara özenir, onlar gibi yaşamayı ve onlar gibi hareket etmeyi arzular.\n\nSelam ve dua ile...\n\nÖnder Demir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişten Esintiler",
        "poet": "Haluk Özdemir",
        "poem": "\n\nKonuşuyorduk bu gün geçmişten\nNe hatıralar çıktı herkesten\n\nNe çabuk unutmuşuz yakın geçmişimizi\nBalkonlarda kuruturduk biberleri dizi dizi\n\nSofralar kurulurdu,el hüneri yemekler\nNerde kaldı,sofrada tüm aile birbirini bekler\n\nSobalı evlerde salonumuz kalabalıktı; şenlikti\nDiğer odalar buz gibi,hüzünlü bir sessizlikti\n\nMikrofonda tiyatro vardı kış geceleri,muhtelif efektler\nBirinci kadın Macide Tanır,efektte Ertuğrul İmer \n\nReklamlar farklıydı radyoda karşımızda Zeki Müren\nGözünüz yolda kulağınız bende olsun diye şöförlere seslenen\n\nAkşam yoksa bir manimiz gelirdi misafirler\nKalırlardı yatıya uzaktan gelenler\n\nMisket oynayacak,çekirge avlayacak boş arsalarımız vardı\nHepsinde onar katlı apartman, o arsalar nerde kaldı\n\nEl ve kollar doluydu yara çizik\nEvde anneler tentürdiyot sürmesin diye beklerdik\n\nÖnemliydi akşamları eve gelmek babadan önce\nOyunların en tatlısıydı ebelemece\n\nBayramlar tatil değildi,giderdik el öpmeye\nToplananlar harcanırdı mantara macuna gofrete\n\nBizim oralarda yoktu kumsallar sahiller\nYaz geldimi bağlara gidilirdi sefer sefer\n\nŞehirlerde yaşamaya başladığımızdan beri\nNe kadardır duymadınız bir tulumba sesi\n\nGidenlerin çoğu aramızdaydı\nBiz çocuktuk,geçim derdi onlardaydı\n\nGüzeldi,güzel o eski günler\nNe yazık hepsi bitti\nDaha geri gelmeyecekler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişten Geleceğe Cumhuriyet",
        "poet": "Ufuk Arslan Kaman",
        "poem": "\n\nBu güzel vatanı, cumhuriyeti,\nKoruyalım, kıymetini bilelim,\nAtalardan kalan şanı, şöhreti,\nAnlayalım, hep ileri gidelim.\n\nTarihler yazmışlar gelecek için,\nOkuyup içinden doğru pay biçin,\nEmanet edilen cumhuriyetin,\nGüzelliği ile yıllar görelim.\n\nÜlkemin rejimi ne kadar güzel,\nHalk demektir cumhur, anlamı özel,\nBir olalım, iri olalım tezel,\nBu toprakta nice demler sürelim.\n\nBeraberce kazanılmış savaşlar,\nCan katmış toprağa vurulan başlar,\nEsaret ister mi hiç özgür kuşlar? \nTutsaklığı, haksızlığı yerelim.\n\nEsir iken hoş yapılmaz ibadet,\nYaşıyorsan dini gel buna şükret,\nDuyalım ataya, şehite minnet,\nHakk'ın gizli sırlarına erelim.\n\nEdirne'den Kars'a ülkeyi gezip,\nTopraklarda gözü olanı sezip,\nZalimlik yapacak var ise ezip,\nEt ile kemikten duvar örelim.\n\nKardeşçe yaşanmış şahittir yıllar,\nEl ele verilip aşılmış yollar,\nSarılsın sevgiyle, saygıyla kollar,\nHoşgörüyle dostluk postu serelim.\n\n29 Ekim, bayramdır bugün,\nAnlayana büyük anlamdır bugün,\nUmutla bakılsın ufuğa bugün,\nDaha aydın geleceğe varalım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişten Geleceğe",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nYoksulun, çıplağın, güçsüzün yanında \nDamarlarında kan asil yüreğinde sevgi\nGönlünde bağımsızlık vicdanı geçmişten geleceğe \n\nDoğuşudur düşünmek Göktürk - Oğuztürk - Atatürk\nTarihi onurlandıran bu izlerde kayıtsız şartsızlığıdır \nNe Mutlu Türküm Diyene hissiyatıyla ilerleyiş adilliğidir\n\nYüce bir bütünlüğe\nSıvışmak değil, yılışmak değil! \nAsil duruş gölgesinde arsızlık değil\nYaltaklık yatağı bürünmeye odak değil\nBermuda üçgeni olurluğu gibi\nKürtlük, Ermenilik, tarikatlık illetine \nAsya kıtası layık değil\n\nİster edebi bozuk ister etik yürekliğinde\nBütünlüğe yakışma öğrenimine\nZaman geç değil asla, güç ise hiç değil! \nGeç ve güç olan tek seçimdir ve sonraya\n\nOcak 2007\n\nGöktürk - Oğuztürk - Atatürk ile İlkçağ – ortaçağ – yeniçağ süreçlerinde\nBu bilinç izlerinde ilerleyen güven kararlılığı Türk Milletinin milliyetçiliğidir, Türkçedir dili, Türk dünyasında bütünlüktür varlığı.... \n\nYaşam sorumluluğu paylaşmaya adilliği ve adaleti kazandırmak! \nYa da 'Adsız bir toplum kuralsız bir huysuzluğa özendir dersem'\n\nHangi dönemde bir nebze şaşılmış\nHangi tarihimin izinde hangi ecdadımın\nRuhu sızlatılırmış şaşarım\n\nSoykırım soytarılığını, tarikat züppeliğini, Kürt zavallılığını \nAsya’ya hararetini kendin bilirsin ben hazır beklerim\nSevgini sevgiyle karşılar, mücadeleye dayanmaya yaşarım\n....................Vatan sağolsun ceddimin nuruyla \n....................Türklüğüm duam olsun ceddimin duasıyla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişten Geleceğe Sömürgecilik",
        "poet": "Önder Demir",
        "poem": "\n\nGeçmişten Geleceğe Sömürgecilik\n\nİnsanoğlu, ilahi bir varlık olduğu halde nefsani duygular taşıyan ve hayvani özellikleri olan bir varlıktır aynı zamanda. Nefis, her zaman kendi çıkarını gözetir ve üstün olma ve güçlü olmak için hiçbir kural tanımaksızın ortalığı yakıp yıkar. İşte bu nefis ve tutumu, sömürgenin asıl ortaya çıkış noktasıdır.\nBakara sûresinde yüce Allah buyuruyor: «Onlara, yeryüzünde bozgunculuk etmeyin, denildiği zaman, biz ıslah edicileriz derler. Haberiniz olsun ki onlar, bozguncuların ta kendileridir, fakat farkında değillerdir.» (Bakara 11.ve 12. Ayet) \n\nGünümüzde sömüren ülkeler de sömürdükleri ülkelere; «Biz, sizin iyiliğinizi istiyoruz ve sizler için çalışıyoruz.» diyorlar. «Ne gereği var canım, uçak yapacağınıza biz yapıp size uygun fiyata satalım. Otomotiv yapmayın, gemi yapmayın, tank yapmayın, helikopter yapmayın canım ne gereği var? Biz yapıp uygun fiyata size verelim. Petrol çıkarmayın, altın çıkarmayın çok zahmetli işler bunlar. Siz, gömlek, pantolon dikin, domates ekin, muz üretin. Bunlar, çok daha güzel ve karlı işler. Turizmi canlandırın. 5 yıldızlı hoteller ve eğlence parkları yapın. Kısacası bizim yaptığımız işleri siz yapmayın ve bizlere rakip olmayın. Atom reaktörleri çok tehlikelidir, sakın yapmayın ve sakın Atom enerjisi demeyin. Bunlar, çok kötü şeyler. Siz, suyla, rüzgarla, Güneş'le enerji üretmeğe bakın.» diyorlar.\n\nGünümüzde sömürge, işte böyle yapılıyor. Sömüren, sömürdüğü ülkeleri ve insanları böyle oyalıyor. Adamın otobüs fabrikası var ve bu yapmış olduğu otobüsleri satmak için pazar arıyor. Otobüsleri $60.000'a imal edip $330.000'a piyasaya satıyor. Şimdi soruyorum size; bu otobüs fabrikası sahibi, demiryolu ağının otobüs satmış olduğu ülkede gelişmesini ister mi.? \nGünümüzde sömürgecilik, basın, medya, politika üçgeni kullanılarak çok profesyonel bir biçimde uygulanmaktadır. Sömürgeci kitlenin elinde bütün dünyaya yaymış olduğu uluslararası örgütler ve etki kuruluşları bulunmaktadır. Bu örgüt ve kuruluşlar, her ülkeye göre ayarlanmıştır. Sömürülen ülkede, sömürgecilere ters gelen ve çıkarlarını tehlikeye sokan kişilere ve fikirlere karşı her türlü önlem alınmıştır. Mesela diyelim ki herhangi bir sömürülen ülke, kendi ulusal otomotiv markasını üretmek için harekete geçiyor, hemen orada sömüren ülkelerin işbirlikçileri sahneye çıkar ve «Olmaz böyle şey, yapamayız edemeyiz, maliyeti çok gelir ne gereği var canım, işte zaten ülkemizde diğer ülkelerin markaları üretiliyor.» diyerek bu fikri ortaya atan kişiyi gülünç duruma düşürüp rezil etmeye çalışırlar.\n\nSömürgeci ülkeler, sömürmek istedikleri ülkelere her zaman ilk etapta yardım etmek için gelirler ve yanlarında vakıflarını, yardım kulüplerini, barış örgütlerini getirirler, daha sonra elit tabakanın eğitileceği kendi kültür ve fikirlerinin öğretildiği kuruluşlar açarlar. Bu kurum ve kuruluşlarda eğitilen ve sömürgecilerin fikir ve görüşlerini benimseyen insanlar, zamanla sömürülen ülkenin sosyo-ekonomik hayatına dahil edilir ve çok önemli kritik mevki ve makamlara getirilirler. Sömürgecilerin süzgecinden geçen bu insanlar da ilk etapta aşağılık kompleksi belirir ve tüm hayatı boyunca bu aşağılık kompleksinden kurtulamazlar. İşte bu yöntemle sömürgenin ilk tohumları atılır ve sömürülmeye hazır bir zemin hazırlanır, bu sömürge sisteminin en kolay ve dünyada askerî bir güç kullanmadan yapılan tarzıdır, günümüz dünyasında en yaygın olarak Sömüren ülkeler bu sistemi uygularlar.\n\nSömürgeci ülkeler, sömürdükleri ülkelerde bu sömürgeci zihniyete duyulan aşağılık kompleksini tabana yaymak için harekete geçer ve psikolojik savaşı başlatırlar. 'Eee canım, bizden zaten adam olmaz' gibi sözleri insanların beyinlerine kazıtıp, rüşveti, dolandırıcılığı, hortumlamayı ve kısa yoldan zengin olmayı toplumda yaygınlaştırırlar. Eğitim sistemini milli olmaktan çıkarıp sömürgeci zihniyete yatkın bir hale getirirler ve sömürdükleri ülkede insana verilen değeri en düşük düzeye çekerler. Artık sömürülen ülkede insan = karınca, karınca = insan değerindedir. Toplum, hedefsiz ve bilinçsiz bırakılarak yuvarlanıp gider hiçbir vizyonu ve büyük hedefi olmaz, karın tokluğuna çalıştırılır ve yurtdışına dahi çıkamaz vize engeline takılır.\nSömürgeciler, ilk etapta sömürülen ülkenin onurunu kırmaya çalışırlar bunu başardıkları anda, artık o ülkede şeref ve gurur da zamanla tarihe kavuşur, Toplumun ahlakını bozan yayınlar, bir bakarsınız çoğalır ve basında medyada çıplak resimler içeriği ve anlamı olmayan programlar çoğalıverir. Gün boyu bu anlamsız ve içeriği olmayan programlar ve yayınlar, insanların beynine pompalanır durur. Artık bu programların içinde boğulan halk, ne olduğunu, niçin doğduğunu bile kendine soramadan günlük ihtiyaçları peşi sıra koşturur durur ve televizyon ekranlarında görmüş olduğu insanlara özenir, onlar gibi yaşamayı ve onlar gibi hareket etmeyi arzular.\n\nSelam ve dua ile...\n\nÖnder Demir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmişten hatıra bana",
        "poet": "İsmail Hakkı Gülbahar",
        "poem": "\n\nSaçımdaki beyazlıklar\nİçinde ne hüzün saklar\nKurumuş çatlak dudaklar\nGeçmişten hatıra bana\t\n\nDertler arkadaşım belli\nYaşım geçti oldu elli\nKor’um sönmüş üstü küllü\nGeçmişten hatıra bana\n\nDizime indi ağrılar\nAyağım ondan yalpalar\nGözümdeki mor halkalar\nGeçkişten hatıra bana\n\nGülen gözler girdi yasa\nBeyazlamış sakal köse\nBelim bükük elde asa\nHayattan bir miras bana\n\nDertlerimle boynum bükük\nYüreğime figan çökük\nAyrılmaz dostum öksürük\nYaşantımdan miras bana\n\nihg\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmiyor  Gönül Geçmiyor",
        "poet": "Cemil Öksüz",
        "poem": "\n\nAkşam sabah ağlar gönül, sensiz bu günler geçmiyor,\nAh..geçmiyor,vah geçmiyor, senden gönül vaz geçmiyor.\nAşkım,baharlarda umut rüzgârlarıyla esmiyor,\nAh geçmiyor,vah geçmiyor, senden  gönül vaz geçmiyor.\n\n..................................................11.01.1975...RİZE...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmiyor Desek De...",
        "poet": "Çetin Özdemir 2",
        "poem": "\n\nAnlayan çıkacak bir gün seni de\nYeter ki umuda koşsun gönüller\nGeceler, sabaha mahkum güzelim \nGeçmiyor desek de geçiyor günler\n\nDün olan, öylece kalsın geride\nGeçmişi tutamaz insan elinde\nKim olsa olurdu senin yerinde\nGeçmiyor desek de geçiyor günler\n\nNe varsa gelecek, gelecek ile \nSonunda sevecek, sevmeyen bile\nBu kadar üzüntü bilmem ki niye \nGeçmiyor desek de geçiyor günler\n\nÇetin Özdemir 26.04.1988 Eskişehir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmiyor gülüm!",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\n“Hayatım sensiz! ”\n\nBir yaz akşamı, gelsen de yanıma\nGeçmişi unutup, girsen de kanıma\nSevdiğim diyerek, basarım bağrıma\nSensiz bu akşamlar,geçmiyor gülüm! \n\nGözlerime bakıp, bir gülebilsen\nİçindeki gururunu, bir kırabilsen\nSen sevdiğimi, bir bilesen\nSensiz bu hayat, geçmiyor gülüm! \n\n \nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmiyor hiç günlerim",
        "poet": "Orhan Altinbasak",
        "poem": "\n\nGeçmiyor hiç günlerim,seni bir an anmadan\nBekliyorum yolunu,yıllardır usanmadan\nNe olur dön gel artık,saçlara kar yağmadan\nAlnımızda çizgiler,gittikçe çoğalmadan\n\nKalbindeki yerimi,bir başkası almadam\nGönül bahçemizdeki,aşk çiçeği solmadan\nGel artık senin için çarpan bu kalp durmadan\nO dönüşü olmayan,yolculuk başlamadan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmiyor gurbet elin akşamı",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nGurbet ellerde sanki zaman durdu,\nGeçmiyor gurbet elin akşamı.\nGurbet bizleri tam kalbinden vurdu,\nGeçmiyor gurbet elin akşamı.\n\nGurbette ne yapsan da zaman dolmaz,\nBir başkası olsa gurbette kalmaz.\nElin gurbetinde ne yapsan olmaz,\nGeçmiyor gurbet elin akşamı.\n\nGezeyim desen nereye varırsın? \nGurbete gitsen gurbette kurursun.\nHıncından saate bakar durursun,\nGeçmiyor gurbet elin akşamı.\n\nŞimdi ne yapayım derken patlarsın,\nSılaya gidecek olsan atlarsın.\nSıkıntıdan vallahi de çatlarsın,\nGeçmiyor gurbet elin akşamı.\n\nYusuf gibi gece düşünde yürür,\nİnsan hayalinde sılaya varır.\nAkşam olduğunda için kararır,\nGeçmiyor gurbet elin akşamı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçmiyor söz? ? ? ? ? ? ?",
        "poet": "Navruz Kaplan",
        "poem": "\n\nGeçmedi dün bu gün kabus günlerim\nHaber almadım ki bilmem ki neden\nNe desem galıba boş bundan sonura\nKulak verme  söz geçmiyor kendime\n\nOyuncak olmuşum gel çık içinden\nHangisini anlatım ki o kadar çok ki\nBazan boş veriyorum bazan ağlarım\nGörmezler ki ne çektiğimi burada\n\nÇocuklar süs oyuncak mı babalar\nÇekmek güzel bir sefere af da var\nBir kaç sefer çekmesi de okadar\nGün gelecek geç olacak faydasız\n\nAni haber aldım  gece yatmadım\nNekadar etimse ulaşmak zordu\nSabah erken yatamadım o anda\nİt olsun babalar çocuklar gülsün\n\nBir sefer gönlümü alsalar ne var\nAğlarsam hoşuna gidermi bilmem\nOğul sıra sende beddua etmem ki\nGül yeter ağlatma yorulmuşum ben\n\nGülmeyi hem yemek mutluluk sayın\nYaş çabuk geçiyor pişmanlık geçtir\nAğlayan yerlere uğramayın hiç\nUzaktan gelen sözler acı  oluyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçse mi Zaman?",
        "poet": "Evren Dalgıç",
        "poem": "\n\nBir ıslak geceye dönüşürken gün,\nhep bir hayal içinde bekler durur; \nöteyi bekleyen dün...\n\nNe demeli geçen zamana,\nsitem mi mi etmeli bilmem ki? \nYokluğunun acısı vururken hasretime,\ngeçen zamana mı; \ngeçecek zamana mı üzülmeli...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçse de uzun zaman",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nÖyle bir hismiş ki sevda yitmezmiş\nGeçse de aradan çok uzun zaman\nAnılar gözlerde solup gitmezmiş\nGeçse de aradan çok uzun zaman\n\nMaziyle hayaller yalan olmazmış\nMektubun resimin ömrü dolmazmış\nAğaçtaki adlar bir son bulmazmış\nGeçse de aradan çok uzun zaman\n\nCanan uykuda ad düş yer alıyor\nOkunan şarkılar hatır kalıyor\nHasretle aşkına insan dalıyor\nGeçse de aradan çok uzun zaman\n\nBenlik de doğuyor papatya fallar\nO yerle yan yana gezilen yollar\nO güzel günlerle yaşanan yallar\nGeçse de aradan çok uzun zaman\n\nİnsan silemiyor canan adını\nYaşıyor o erkek o bir kadını\nEdiyor sevdiği yüzün yadını\nGeçse de aradan çok uzun zaman\n\nSeven sevdiğine aba yakıyor\nCananla falda yüz yüze bakıyor\nAşkı için gözden yaşlar akıyor\nGeçse de aradan çok uzun zaman\nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçse",
        "poet": "Selin Sonsuz",
        "poem": "\n\nSen birtanem.\nGüneş gibi ruhumu ısıtıyorsun\nYanında unutuluyor acılar\nUnutluyor kederler, binbir yalanlar\n\nKeşke, günler ve geceler boyu\nSadece başımı omzuna dayayıp uyusam\n\nGeçse günler, geceler…\nGeçse kışlar…\n\nİlkbahar olsa…\n\n5,12,1994\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçsin",
        "poet": "İsmet Aci",
        "poem": "\n\nGelip geçsin ne varsa,\nDünden kalan,\nYalnızlıklar biriktirdim,\nYüreğimde,\nÜşümez artık,\nÖksüz düşüncelerim.\nBir hava esti, Eylül ayni bu Eylül,\nYer gök doldu,  riya ile,\nAnlaşılan,\nİşte o Eylül bu Eylül.\n Güzeldir yüreğimin sevdası,\n Son baharda tutuşan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçsede Ömrümün Gençlik yılları",
        "poet": "Selahattin Sahip",
        "poem": "\n\nGEÇSEDE ÖMRÜMÜN GENÇLİK YILLARI\n\nGeçsede ömrümün gençlik yılları,\nAnılarda saklı,gönül sırları,\nUnutmak kolaymı,o bakışları,\nBahtımın rüzgarı,aşk şarkıları.\n\nKaderi,kederi yaşayacağım,\nÖmrümü,ömrüne adayacağım.\n\nGülen yüzlerinde sevda gülleri,\nBahçelerde şakır,hep bülbülleri,\nSiyah saçlarıyla,ahu gözleri,\nSeni seviyorum,gönül dilberi.\n\nKaderi,kederi yaşayacağım,\nÖmrümü,ömrüne adayacağım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçsin Artık Sonbahar",
        "poet": "Ahmet Arslan Hadimi",
        "poem": "\n\nSonbahar\nGelmez ise sonbahar\nNiye yağsın beyaz kar\nMevsimler bir bir akar\nGeldi işte sonbahar\n\nSoldu tek tek yapraklar\nSuya doysun topraklar\nCanlı rızık araklar\nGeldi işte sonbahar\n\nGeçti koskoca sene \nİnsanlığı bir dene\nNiye bakman gidene\nGeçti işte sonbahar\n\nGirdi balkanlardan kar\nOdun kömür cep yakar\nKış kapılardan bakar\nGeçti işte sonbahar\n\nCüzdanım için yara\nBakta metelik ara\nDüşünme kara kara\nGeldi işte sonbahar\n\nAhmet Arskan ne desin\nSonbaharı kış yesin\nİlkbahar sen neş'esin\nGeçsin artık sonbahar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçte olsa anladım",
        "poet": "Sinan Biçer",
        "poem": "\n\nVarlığını yok saydığım yağmurlu bir günde\nOturmuş şiir yazıyorum sönük mum dibinde\nİçimde tarifsiz korku tabi biraz hüzünde...\nAnladım ki pul kadar değerim yokmuş gözünde\n\nBir fırsat bulsaydım eğer kavrulurdum közünde\nDuvarlarını aşsaydım can verirdim dizinde\nAramızda herşey bitti elveda deyişinde...\nAnladım ki pul kadar değerim yokmuş gözünde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçti",
        "poet": "Murad Fehmi",
        "poem": "\n\nGöz uçlarında hüznün çiçekleri büyüdü\nVe saçların çürüyüp durdu ağaç gölgelerinde\nTren garlarında ve limanlarda unuttun uykularını\n\nÇocukluğun gölgendi\nGitme isteğinin peşi sıra \nEskiyip durdu arkanda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçti 2",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nGeçti, bırak peşimi, ruhum hasrete kansın,\nBeklentim yok hayattan, isterse dünya yansın.\nDilin söylemese de, utancından arından,\nYüzünden okunuyor; belli ki çok pişmansın.\n\n25 Nisan 1989-Salı / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GEÇTİ",
        "poet": "Mahmut Tekin",
        "poem": "\n\nBizden geçti be dostum\nBahar geçti\nYaz geçti...güz geçti...\nYaşayabildik mi çocukluğumuzu\nGünler geçti...aylar geçti..\nYıllar geçti...\nSevebildik mi gençliğimizi\nŞule geçti...sevgi geçti...\nCoşku geçti...\nGörebildik mi günlerimizi...\nSarı geçti..mavi geçti...\nTuruncu geçti..kırmızı geçti..\nBen sevebildim mi seni\nAşklar geçti..sevda geçti...\nAh dostum ah sevgiyi aşkı\nBir daha yaşamak...\nDoyasıya yaşamak isterdim...\nArtık  çok geçti...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçti",
        "poet": "Rena İssance",
        "poem": "\n\nDurmadan yürüyordu...yanındaki yola baktı...insanlar,araçlar can hıraş bir şekilde yol almaya çalışıyorlardı,\" sizden hızlıyım dedi.\" Ne kadar çok yürürsem, ne çok acırsa ayaklarım daha az çalışır aklım. Cümleleri toparlamaya çalıştı dili gibi düşünceleri de peltekleşmişti. Cümle kurmayı beceremezken iki satır yazıyı yazamazken şiir senin neyine diye öykündü. Hani otursa bir yere mesela bir ağaç gölgesine yumsa gözlerini uyuyup kalacaktı belki uyanmazdı da..Soluklandı göğsünün tam üstü acıyordu acısını öfkeyle karışık sevdi. Acısı arabaları geçti...yolu geçti..kendini geçti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçti",
        "poet": "Ali Hamdi Eray",
        "poem": "\n\nGelirim deyince yar \nBana bir şeyler oldu,\nYaşama döndüm sanki\nKederim aktı geçti\n\nYaklaşınca yanıma,\nŞöyle candan bir baktı\nO an sanki gözümden,\nGönlüme aktı geçti\n\nSarı sarı saçları\nOkşarken benliğimi\nUçuşan her tanesi \nGönlümü yaktı geçti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçti Bor'un Pazarı",
        "poet": "Şevki Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nKayseri'den çıktık yola\nİncesu'da verdik mola\n\nBak 'Geçti Bor'un pazarı\nSür eşşeğini Niğde'ye'\n\nAraplı yokuşun geçtik\nKötü mal satandan kaçtık\n\nBak 'Geçti Bor'un pazarı\nSür eşşeğini Niğde'ye'\n\nHüyük, Konaklı'ya vardık\nAktaş girişinde durduk\n\nBak 'Geçti Bor'un pazarı\nSür eşşeğini Niğde'ye'\n\nBor'a vardık pazar bitmiş\nPazardaki mallar gitmiş\n\nBak 'Geçti Bor'un pazarı\nSür eşşeğini Niğde'ye'\n\nPazar pazar dolaştık biz\nBu mallara alıştık biz\n\nBak 'Geçti Bor'un pazar\nSür eşşeğini Niğde'ye'\n\nÇobanoğlu pazar gezer\nKötü malı çabuk sezer\n\nBak 'Geçti Bor'un pazarı\nSür eşşeğini Niğde'ye'\n\n(26.03.2000)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçti Bahar",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nGeçti bahar kaldı kışlar\nAyrılık şarkısı söyler kuşlar\nÇehrelere yansıdı bakışlar\nAyrılık şarkısı söyler kuşlar\n\n28.06.2009\nSoussa/Tunusia\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçti Dost Kervanı",
        "poet": "Pir Sultan Abdal",
        "poem": "\n\nŞu karşı yaylada göç katar katar\n    Bir güzel sevdası gözümde tüter\n    Bu ayrılık bize ölümden beter\n    Geçti dost kervanı eyleme beni\n\n    Şu benim sevdiğim başta oturur\n    Bir güzelin derdi beni bitirir\n    Bu ayrılık bize ölüm getirir\n    Geçti dost kervanı eyleme beni\n\n    Pir Sultan Abdal'ım kalkın aşalım\n    Aşıp yüce dağı engin düşelim\n    Çok nimetin yedik helallaşalım\n    Geçti dost kervanı eyleme beni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçti Bu Yaz",
        "poet": "Ömer Doğanlı",
        "poem": "\n\nÖnümüz artık kış, geçti koca yaz\nÜzme sevenleri, hem çal hem söyle\nYapalım bir alkış, sen derdini yaz\nÜzme sevenleri, hem çal hem söyle\n\nSöyle türküleri, kelimeler az\nDök maharetleri, olmaz şimdi caz\nAğlatma bizleri, yapma artık naz\nÜzme sevenleri, hem çal hem söyle\n\nKavuran sıcakla, geçti hep bu yaz\nGelecek ilhamla, hikayeni yaz\nSonra çığırmanla, alacaksın haz\nÜzme sevenleri, hem çal hem söyle\n\nAşkla ayrılıkla, geçti yine yaz\nAşka karşılıkla, sevenler bıkmaz\nAşkı anlatmakla, çal bizlere saz\nÜzme sevenleri, hem çal hem söyle\n\n(09/08/2010)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçti Gençlik Çağım",
        "poet": "Ali Yazıcı",
        "poem": "\n\nBir fidandı gönlüm \nNe suya bakardı ne güneşe\nİlham alırdı kök saldıgı topraktan \nHep hüsranla geçti gençlik çagım\n\nHani derler ya kalp acısı\nBizdeki sol taraf sızısıydı\nHer nefesimde batıyordu\nHep acıyla geçti gençlik çagım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçti Gençlik Çağım",
        "poet": "Ahmet Yüksel Şanlı Er",
        "poem": "\n\nNe çabuk geçti\nNe çabuk geçti benim gençlik yıllarım! \nRüzgar mıydı? \nYa da fırtına mıydı anlamadım.\nHer gün her ay! \nBiraz daha kısaldı benim hayat yollarım.\nNe gücüm kaldı, ne halim\nKalkmaz oldu benim eskisi gibi kollarım! \nBen gençliğime doğru dürüst doyamadan,\nGeçti benim gençlik çağım..\n\nSaçlarım ağardı,\nSaçlarım ağardı, rüzgar gibi geçen yılların içinde,\nGözlerim bozuldu,\nFer desen kalmadı gözlük var gözlerimde! \nBir türlü unutamadığım! \nGençliğim var şimdi gece gündüz benim bütün hayallerimde.\nNe olduğunu anlamadan,\nVe ben gençliğime doğru dürüst doyamadan\nGeçti benim gençlik çağım..\n\nNe zaman akşam olur,\nBen geçmişi hayal eder olurum bir yerlerde\nVe anılarım olur devamlı! \nDost sohbetlerinde.\nVe derin bir uyku basar hiç olmadık yerlerde,\nHayal, kura, kura bir bankta yorgun uyuklar olurum.\nÇok zaman ben. \nÇünkü bitmek üzere benim yollarım\nGeçti, benim gençlik çağlarım\n\nNe bir sevda kaldı\nNe bir aşk kaldı yorgun kalbimde,\nHayatın bile önemi yok artık, benim yanımda\nEtrafındaki güzellikler, renk, renk açan onca çiçekler\nBir diken bir çalı sanki gözlerimde\nBen gençliğime doğru dürüst doyamadan\nGeçti gençlik çağlarım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Geçti Gençlik Yıllarım",
        "poet": "Durak Yiğit",
        "poem": "\n\nAramıza girdi gurbet,dağları,\nHasretinle geçti gençlik yıllarım.\nŞimdi viran oldu gönül bağları.\nHasretinle geçti gençlik yıllarım.\n\nGurbet ellerinde günler geçmiyor,\niyiyi kötüyü kimse seçmiyor,\nÖlümsüzlük iksirini içmiyor,\nHasretinle geçti gençlik yıllarım.\n\nAnamdan doğalı çileli başım.\nAcımadın gurbet daha genç yaşım.\nCanımdan bezdirdin zehr oldu aşım\nHasretinle geçti gençlik yıllarım.\n\nMutluluk ararken, dert elen buldum.\nBir tomurcuk iken dalımda soldum\nAlman diyarına bir köle oldum\nHasretinle geçti gençlik yıllarım.\n.\n\nDurak YİĞİT kaldık yaban ellerde.\nGönülde hasretlik türkü dillerde\nBir gözüm işlerken biri yollarda\nHasretinle geçti gençlik yıllarım\n\n1982 ALMANYA....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçti gitti",
        "poet": "Fikret Dündar",
        "poem": "\n\nUntitled Page\n\n\n\n\n\nGEÇTİ GİTTİ \n\nGeçti gitti o güzel günlerle dolu bahar \n\nŞimdi nerede kaldı o şevkler, o heyecanlar \n\nBilsen ne dertler açtı saçlarıma yağan kar \n\nYaşadığım mevsim kış, senin ise İlkbahar \n\nSana nasıl anlatsam, halimi bir görsen yar \n\nÇok geride kaldı o duygu yüklü sonbahar \n\nSen ise gonca gülsün, dalında derilmemiş \n\nYaşadığın mevsimse, o doyulmaz İlkbahar \n\nNe demeli bu şansa güzelim ne demeli \n\nŞimdi mi çıkmalıydın sen karşıma, şimdi mi \n\nBilsen ne dertler açtı saçlarıma yağan kar \n\nYaşadığım mevsim Kış, senin ise İlkbahar \n\nDr. Fikret Dündar\n\n\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçti Gençlik Kaldım Dağlar Başında",
        "poet": "Davut Arkan",
        "poem": "\n\nNe çileler döner durur başımda\nAlın teri vardır işim aşımda \nİyi insan yazsın mezar taşımda\nGeçti gençlik kaldım dağlar başında\n\nHayat hazin hazin söyletir gayda \nNe bir hayır gördüm nede bir fayda\nÖmür kısa hayat desen hovarda\nGeçti gençlik kaldım dağlar başında\n\nYürüdüm yürüdüm yolum bitmedi\nAcıları kovdum derdim gitmedi\nDüzeni yenmeye gücüm yetmedi\nGeçti gençlik kaldım dağlar başında\n\nGünlerim gecede karardı gitti\nFelekle aramda var kara kedi\nÇileler ömrümü tüketti yedi\nGeçti gençlik kaldım dağlar başında\n\nHüzünlü yüreğim dağlar mekanım\nŞu ömrüm tükendi dinmedi ahım\nKapında köleyim ey piri şahım \nGeçti gençlik kaldım dağlar başında\n\nGönülde ahımı bilenler çoktur\nÇınarı yaşatan toprakta köktür\nŞu derdime çare bulamaz doktor\nGeçti gençlik kaldım dağlar başında\n\nMevlam ağır gelen yükü vermez ki\nYaşanan acılar kalmıyor baki \nVadesi dolanlar göçer illaki\nGeçti gençlik kaldım dağlar başında\n\nGeçti şu gençliğim dermanım bitti\nSoframda olanlar terkedip gitti \nYüreğimde çoktan kırıldı testi\nGeçti gençlik kaldım dağlar başında\n\nAğlaya ağlaya kan akar yaşım\nDünya işlerinden ağırdı başım\nKimseden fayda yok sana gardaşım\nGeçti gençlik kaldım dağlar başında\n\nAğaca güveler girince kurur\nDeğerin düşürür bilesin gurur\nİyi insan olmak en büyük onur\nGeçti gençlik kaldım dağlar başında\n\nYüreğim üzülme şu dünya fani \nSeni büyütenler nerdedir hani\nNefis şu hayattan olurmu kani\nGeçti gençlik kaldım dağlar başında\n\nSerdarım sözlerim gerçekten öte\nHerkesin bir derdi vardır elbette\nGün gelir asılır boynuma liste \nGeçti gençlik kaldım dağlar başında\n\nKar yağdı dağlara yüreğim üşür\nHer gören derdinden bıraktı öşür\nSevdiklerim sizden dilerim özür \nGeçti gençlik kaldım dağlar başında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçti Gençlik Ömrüm",
        "poet": "Eyup Şahan",
        "poem": "\n\nErişip kavuştum gençlik çağıma,\nGül dikti bir güzel gönül bağıma,\nBeni düşürdü de aşkın ağına.\n        Geçti gençlik ömrüm altmışa geldi,\n        Gönlüm boş hayale boşuna yeldi.\n\nHarcadım yılları dikenli güle,\nDikenler dalından geliyor ele,\nAslı gibi yaktı döndürdü küle.\n        Geçti gençlik ömrüm altmışa geldi,\n        Gönlüm boş hayale boşuna yeldi.\n\nGülün dikenleri battı özüme,\nDaha aldanmam ben onun sözüne,\nDüzen veremedim gönül sazıma.\n        Geçti gençlik ömrüm altmışa geldi,\n        Gönlüm boş hayale boşuna yeldi.\n\nKırk yıl koşturdum ben gönül işine,\nYinede giriyor gece düşüme,\nBenim ümitlerim boşu boşuna,\n        Geçti gençlik ömrüm altmışa geldi,\n        Gönlüm boş hayale boşuna yeldi.\n\nYaşlar doldu şimdi benim gözüme,\nIlık ılık aktı geldi yüzüme,\nEyüp inanır mı sevgi sözüne? \n        Geçti gençlik ömrüm altmışa geldi,\n        Gönlüm boş hayale boşuna yeldi.\n\nEyüp Şahan\nAnkara 22.10.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçti Haberim Olmadı ki",
        "poet": "Navruz Kaplan",
        "poem": "\n\nGeçti giti gençlik yarım kaldı yapamadım\nNe doyasıya sevdim ne de doydum ben\nGünaha giren kim ben deyilim kim olacak\nSevmesini bilmeden öpmesini öğrensin \n\nNefes gibi sevdim adını ben bilmeden\nÇocuk gibi sevdim girdi beni götürdü\nSardı beni kopmak nedir bilmiyor\nSevgi budur adı bende demem saklıdır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçti Sevdanın Vakti",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nKaç kere yaralandı, kanı içine aktı.\nBu yürek ne çektiyse senin yüzünden çekti.\nŞimdi yorgun, haliyle; bırak kendi başına,\nVar git artık sevgili, geçti sevdanın vakti,\n\n12 Kasım 1990-Pazartesi / Bilecik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçti Kayda",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nİster SEVAP İSTER GÜNAH\nHER NE VARSA GEÇTİ KAYDA\nUZUVLARIN HEPSİ GÜVAH\nNEFİSTEN BEKLEME Fayda.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçti Yayla Zamanı",
        "poet": "İlknur Köknar",
        "poem": "\n\ngeçti yayla zamanı, vay gülüm vay! \ngeçti düğün alayı, of gülüm vay! \ndövme dizlerini, güvey oldu yar\nbitti gönül pazarı, vay gülüm vay! \n\ndere tepe gezme, bir pusu var\ndökme yaşlarını, eri dönmez yar\naha bu çobanın, sende gözü var\nbir kırık sazı, bir de tası var\n\ngeçti hasat zamanı, vay gülüm vay! \nbitti düğün çalgısı, of gülüm vay! \nkaçma yad ellere, çok kurtlar var\nyanar deli gönlün, vay gülüm vay! \n\n28/07/2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçti",
        "poet": "Metin Gözleten",
        "poem": "\n\nKuşlar ötmez oldu artık penceremde\nKış geldi...Dallar meyve vermez oldu.\nSon bir ümit diye yöneldiğim gökyüzü,\nKat kat bulut yıldızlar göz kırpmaz oldu...\n\nBin ümitle,mutlulukla uyandığım sabahlar,\nGeçti...Güzel kızlar yüzüme bakmaz oldu.\nBen miydim bir zamanlar gülüp oynayan,\nSaç ağardı,ayaklar taşımaz oldu.\n\nAynalar her bakışımda azarlar gibi,\nBir bıçak, bir azap,bir tokat oldu.\nDaha dün yanımdaydın,dizlerimin dibinde\nEllerini tuttuğum günler hatıra oldu.\n\nKuşlar ötmez oldu artık penceremde\nKış geldi...Dallar meyve vermez oldu.\nSon bir ümit diye yöneldiğim gökyüzü,\nKat kat bulut yıldızlar göz kırpmaz oldu...\n\n1993 Diyarbakır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçti Zaman",
        "poet": "Aşık Haydar Bektaş",
        "poem": "\n\nŞu dünyanın bin bir türlü halı var\nGeçti zaman elden aman ha aman.\nİnsanlığın kısım kısım yolu var\nGeçti zaman elden aman ha aman.\n\nUd edep kalmadı haya kalmadı\nDibinde duracak saya kalmadı\nSütler zehir oldu maya kalmadı\nGeçti zaman elden aman ha aman\n\nZamanenin su kalmadı yüzünde\nMizah kokar sohbetinde sözünde\nHele yoklan ayrılık var gözünde\nGeçti zaman elden aman ha aman\n\nÇarkı gerdün döner bozulur baştan\nSual eyleyelim gökteki kuştan\nEvladı babaya ederler düşman\nGeçti zaman elden aman ha aman\n\nAşık Haydar gezmedin mi dünyayı\nGörmedin mi Kayseri’yi Konya’yı\nHerhalde bozulmuş dünyanın yayı\nGeçti zaman elden aman ha aman.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçtikti Bir Gün Hani",
        "poet": "Edip Cansever",
        "poem": "\n\nBeni uykudan uyandirir uyandirmaz\nDunyanin butun huylari yuzunde\nBen bunlardan birini seviyorum en cok\nSana bir nar kesip uzatiyor ya doga\nTutsam tanelerini\nSevincin gozyaslari derdim buna.\n\nBir sure ba....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçtim",
        "poet": "Yüksel Öztürk",
        "poem": "\n\ngeçtim bu dünyayı hırkayı şalı\nbenim kıblegahım yarin didarı\nistemem firdevsi cennette huri\ndileğim yar kucağı başka yer değil\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçtik",
        "poet": "Mehmet Kabak",
        "poem": "\n\nÖnce park sorunu dedik\nGeçtik...\nArdından çevre,\nEkmek \nOldum olası başımızın belası...\nŞimdi en büyük sorun,\nEnsemizde...\nYaşamak...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçtiğimiz Yol",
        "poet": "Sami Yalçın",
        "poem": "\n\nSen geldiğin zaman bize\nSonbaharın en güzel akşamıydı\nNe kadar da hoş gelmiştin sevgilim\nNe sefalar getirmiştin evimize\nÇıkmaz sokak kıpır kıpır\nSardunyalar çıtır çıtırdı\nYediveren güller duvardan aşmış\nKırmızılar, beyazlar salkım saçak\nSeni kucakladı, kucaklayacak\nKörfezin mavi sularını güneş\nBir gelincik tarlasına benzetmişti\nVe o akşamın, o doyumsuz gün batımı\nÇok uzun yıllar sürmüştü\nGittiğinde yine sonbahardı\nYine gün batımı başlamıştı\nYarım kalmış bir yap boz gibi güneş\nKörfezin çırpıntılı sularında\nKırık dökük, paramparça kayboldu\nSolgun yüzün her zamankinden daha güzeldi\nAvuçlarımdaki minik ellerin serin\nSevgilim\nIşıklar içindeydin! \n\n19 Kasım 2014\nBostanlı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçtiğin Yolları Roma Diye Yakarım...",
        "poet": "Dilan Tan",
        "poem": "\n\nHer gece hasretine düşman yatarım, \nİnadına dünyayı beş kuruşa satarım, \nGectigin yolları Roma diye yakarım, \nAteş neymiş gel bir bana sor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçtimi pazar sür..",
        "poet": "Hüseyin Demircan",
        "poem": "\n\nasidi etkisi yapıp testere\nfazla limon zarar verir mideye\nalmalı az yeşil maydanoz tere\ngeçtimi pazar sür eşek niğdeye\n\ndemiri tavında döğmeli hacı\nhayatın gerçeği böylesi acı\nher eve lazım bir bazlama sacı\ngeçtimi pazar sür eşek niğdeye \n\nseyyarın ensede zabıta şişi\nkurtarmaz adamı ekstra ek işi\ngençlik okumadı mektebi kişi\ngeçtimi pazar sür eşek niğdeye \n\nkardeşim ne vardı bize dalacak\navrupa seçipte tek tek alacak\nmülteci bakmışın elde kalacak\ngeçtimi pazar sür eşek niğdeye\n\nbeyaz un zehirli şeker bir ağı\ndur diye haykırır göbeğin yağı \nansızın çözülüp dizlerin bağı\ngeçtimi pazar sür eşek niğdeye \n\ngirmez ince dertler boğaza gıcık\nbabadan dededen kaldı mı acık\nhemşerim ne gider şimdi bir cacık\ngeçtimi pazar sür eşek niğdeye..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geçtim Kendimden",
        "poet": "İsmail Baharşen",
        "poem": "\n\nbir aşk için yanarmı insan\nyaktım gönlümü en derinden\nhiçe saydım hayatı yıllarımı\nbir aşk için geçtim kendimden\n\ngözüme gelmedi dağlayan korlar\nönüme gelmedi ağlayan anlar\ncanıma kıydı zalim yalanlar\nbir tutku için geçtim kendimden\n\nsahteymiş can alan o güzel gözler\nyalandan bakmış o siyah gözler\nbilmezdim ağlarmış tüm sevenler\nbir oyun için geçtim kendimden\n\nahiret sorgusunu gördüm dünyada\nsanma mutluluk sürdüm dünyada\nömrümde kaldı  çoktan yarıda\nbir kumar için geçtim kendimden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gediksiz Düşler",
        "poet": "Murat Karacuban",
        "poem": "\n\ngediksiz düşler kurarım\nözlediğim geleceğe\npatinajsız hayaller \nsürgünsüz hayatlara dair\n\nne özlem deryaları olsun isterim\nne de gurbet sahraları\n\nvarışsız menzileri\nbir  toy tay kıvraklığında aşılsın\nteselili bekleyişler\nmuştuyla vuslata erişsin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel oktay avcı",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nBir sevinç yaratmak için\nBekleme beni\nGeleceğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geda Kitap İmza Günü",
        "poet": "Nisan Serap",
        "poem": "\n\n\nBeni bir kuzgun büyüttü anne\nSen adına 'hayat' dedin...\n\nNisan Serap, hayatı ıskalamadan sadece şiir olana iltica etmiş, aşk nefesi taşıyor kalbinde. \nAşk içkisini üfleyerek içtiğindendir ruhunun inceliği.\nŞiire fazla aşina ve şiirin özel bir dil ve her yerde bulunmaz bir nimetolduğunu çoktan kavramış. 'İçinin gizleri bir imge gibi dökülüyor ışığın alnına'. \nDüşlerinde cömert, bir kış güvercini gibi ürkek, her şiiriyle sıvasıdökülmüş dünyamıza bir yaprak daha düşürüyor. \n'Firari uykuların mülteci rüyalarını' taşımak zor iştir. \n'Bir serçenin gözyaşıyla yas demlemek', görünenle yetinmemek, var olmanın acısını duyabilmek herkese göre değil. Güz kokan şiirler yazarak, şiiri aşkla kucaklıyor Nisan Serap! \n\nGökyüzüne ve şiirin evine sürgün bir kalp bu! \nÜşüyen ruhlar sahilinde yaşasa da şiirleri kalbimize güneş bırakıyor. Zamana kafa tutarak ilkyaz özlemi ve susmayan bir isyanla yazıyor. Bırakın Nisan yağmurları hep yağsın. Serap görmek iyidir. 'Uzakların hüzünlü manzarasına melankolik bir ay' konduracak kadar lirik, cesur ve ilahi bir çığlık geçiyor ruhunun derinliğinden! Sarışın bir ıslıkla melek çağırır, fırtına biçer ve öper aşkın o kutsal ellerinden! \n'Yalnızlık çanı' kulaklarımızda çınlasa da, Nisan Serap şiirin gurbetine düştüğünden beri, içinde yıllarca incinmiş hayatlar biriktirse de, kalbimiz sevinsin, ruhumuz \naşktan kamaşsın diye şiirler yazıyor. Şu aşk merdivenini kenara çekin, 'ah, geçmeyecektik altından' \ndemesi boşuna mı sanıyorsunuz? \n'İpi kopan uçurtmanın aslında intihar ettiğini' anlayamasak da, yazdığı şiirlerle bizi uçurumlardan, yalnızlıktan, sevgisizlikten kurtarıyor şair! \n\nİyi ki varsınız şiirkadın, şiiranne, şiirmelek! \n\nEngin Turgut\n\nKalbinizi, kalbimin yanı başına koymanız için bekliyorum...\n\n7 Mart 2009\nCumartesi\nSaat:15.00-18.00\nCafe Frappé\nTaksim, İstiklal Caddesi\nZambak Sokak no:10/A\nBeyoğlu İstanbul\n(Akademi İstanbul karşısı, Teknosa sokağı)\nTel: 0212 292 38 34\n\nnisan.sera@gmail.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "Burak Duru",
        "poem": "\n\nSazım araçtır sevdiğim, sebebim sensin\nKapadığımda gözlerimi gördüğüm sensin\nDudaklarımdan boşalan, duraksız selsin\nGel artık ne olur, bu hasretlik bitsin\n\nKasım 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "Sait Yıldırım",
        "poem": "\n\nÖlüm gibi gel… ansızın gel! Öyle bir gel ki savunmasız kimsesizken gel! Uykumda yakala! Sinsi bir kalp krizi misali gözlerimi açmama bile fırsat koymadan gel! Ne bileyim  bir sonbahar sabahı mesela, toprak kokarken etraf inceden yağmur yağarken gel.\n\nGel sevgili! Bırakıp gittiğin gün üzerime düşen moloz yığınlarının altındayım hala, ”sesimi duyan var mı” diyenlere sabırla ses vermeden bekliyorum! (seni)\n\nYara bere içinde her yanım!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "Hasan Akkuş",
        "poem": "\n\nGel gökyüzünde uçalım\nGel denizin üstünde koşalım\nGel zamanda yolculuk yapalım\nGel hiç değilse yeniden beraber olalım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel\"",
        "poet": "Behçet Elcik",
        "poem": "\n\nKalbimden avuçlarıma bin bir umut,\nDuama cevap olda gel.\nYüzünde bir sebepsiz uçuk,\nHülyalarımdan, Hülyamı alda gel.\n\nYollar, kara yere batmadan,\nAkşam gün batımı, şafak atmadan,\nDemir çarık ayağını kanatmadan.\nPrangalar ayağına takmadan gel.\n\nSenden gayrısına haram nazarım.\nSefahat haram sensiz, sensiz bizarım.\nNe ah eder çare, nede gönül nazarım.\nÇare o durki ferimden ferine vuslat.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "Mustafa Şimşek 1",
        "poem": "\n\nGEL\ngülümsüyor senli bir gün,ölümün uykuya yattığı saatte\ngel çocuk kokusu kanatlarında\nkahrından düşen kar taneleri gibi\ndüş yüreğime...\nmavilere benzeyen elime\navuçlarını doldur,\ngel buğulu bir pencerede kalan\ngöz yaşlarınla\ndüş yüreğime...\nMustafa ŞİMŞEK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "Mustafa Ayas",
        "poem": "\n\nIzdırap güneşi gibi doğma içime\nBir bahar esintisi ol kalbime\nYol ver yayılsın engin sevgime\nUzak durma gel, derman ol yeridir.\n\n                           16 Şubat 2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel...",
        "poet": "Yusuf Sevgen",
        "poem": "\n\ngel\ngel dedim sana\nkelimeler beş parasız\n\nhaziran.doksandört.ist.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "Gürbüz Papağan",
        "poem": "\n\nEzel bahar geldi bizim ellere,\nYüce dağların karı eridi gel,\nBülbül name verir esen yellere,\nDaphan ovasını güller bürüdü gel,\n\nKırlangıçlar göçlerinden dönüyor,\nTürkülerle kanat vurup geliyor,\nDallar çiçek açtı toprak gülüyor,\nBoz kırları çayır çimen sardı gel,\n\nDereler çağladı,çayı sel aldı,\nKarlı dağlar şimdi bize yol oldu,\nYaylacılar yaylasına yollandı,\nÇoban sürüsünü kıra yaydı gel,\n\nYaban gülü katmer katmer allanır,\nArı çiçek çiçek gezer bal alır,\nKöylü kızı suya gider sallanır,\nSırma saçlar ince bele vardı gel,\n\nZümrüt yaylalara göç katar katar,\nYollar kıvrım kıvrım sular gür akar,\nGüneş güzellerin gözünde batar,\nCinan oldu DADAŞ-ların yurdu gel...\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gel-2",
        "poet": "Necat Önder",
        "poem": "\n\nGözlerim uzağı yakın sanarak\nKımıl, kımıl seni aranırken gel\nRuhum sonsuzlukla oyalanarak\nBir sonbahar gibi sararırken gel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "Sedat Sözen",
        "poem": "\n\nBir sabah uyan da gel. \nGözlerinde dünden kalma hatıralar. \nKafanda binlerce soru, aklın havada gel.\nMakyajı boşver, yüzüne bir avuç su çal da gel.\nGüzeli herkes sever, sen en çirkin halinle gel...\n\nBursa 01.03.15\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "Sıtkı Gökmen",
        "poem": "\n\nGel diyordun bana,\nGünlerin karanlığını yararak gel.\nKaranlık günler geride kalsın.\nHep el ele mutlu günler bize kalsın.\n\n(ANKARA 1985-16 MART 2005)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "Necati Ülker",
        "poem": "\n\nGel yavrum,açık giysilerinle gel.\nGel bebeğim,saçlarını yapta gel\nGel okul önlüğünle gel,\nGel hayatım ok gibi bakarak gel,\nGel sevgilim kalbimi yakarak gel,\nGel gel  bütün benliğinle gel.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel 2",
        "poet": "Merve Ceylan",
        "poem": "\n\nÜmit Rençber; \n\nKemiklerimi çıkarıp tenimi üzerine örterim ben.. \nÜşümezsin, \nYeter ki gel...\nDört duvar nehirlerden oluşur odanda,\nDoğayı zaplarsın her istediğinde...\nYastığında çukurlar yer tutmaz,\nGöğüs kafesimi koyarım altına.\nVe yatağının sıcaklığına sığanacak tozları\nGözlerime toplayıp ağlarım...\nHiç bir cisim temas edemez\nSenin kokunun sindiği yerlere...\nDamarlarımı söküp yollarına ray da yaparım\nKalbimin taht-ı revanında seyahat edersin içime,\nYorulmazsın, inan...\nYeter ki gel... \n\nMerve Ceylan; \n\nHerkesten sakladığın küçük gözlerin var senin,\nEllerime dokunamayan ellerin,\nKulaklarımda yankılanamayan kudretli bir sesin var.\nBana gel diyen git'lerin, \nMedcezire teslim olmuş bir kalbin var.\nEşsiz bir görselliğin\nVe aşk dersinin sırlarında kendini çürütmüş bir ruhun var. \nBilmiyorsun, \nBütün bir ormanın oksijeni saklanıyor nefesinde.\nMesele şu ki; \nSen benim tüm yoksun'luklarımsın...\nGel, \nBir kere sarıl ve yaşat beni,\nÖlüm değil de, \nSensizlik zulmün ta kendisi...\n\nÜmit Rençber; \n\nUtangaçlıklarımı yüzümden silkip kirpiklerine asarım,\nYüzüne bakmaya yüzüm olsun diye..\nÜzüm gözlerinde\nSalkım salkım da ölürüm ben...\nGel,\nHüzünleri bacaklarından tutup balkondan sallandırırız,\nİçinde biriktirdiğimiz sular damlar caddelere.\nGüneşte kuruturuz karanlıklarımızı...\nVe şu ana kadar doğan bütün aşk'ların\nKıçlarına yalan damgası vururuz..\nAnla artık! \nMirasıyız biz seninle Adem'le Havva'nın\nBir oğlan bir kız işte\nGel,\nAdını Tanrı koysun bu aşkın...\n\nMerve Ceylan; \n\nGel, bir yudum al gözlerimden,\nMiğferim olur yüreğin, \nSığınırım istersen...\nBen ki, \nBütün çaresizliklerin kulaklarını çekmiş yaramaz bir anneyim şimdi, \nYaşlarım desen, bitmeye meyilli.\nCenneti boşverdim, \nSöyle bana, \nBoynunda yatıya kalmak için kaç sevap gerekli? \nKalbin kalbe karşı olduğu bu devirde, \nkalbin kalbimin karşısına geçip beni sevdiğini söyleyecekse, Gel, \nBir yudum daha al gözlerimden.\nAdemle Havva'nın mirasıyız biz,\nCennet de, cehennem de aşk bize...\n\nÜmit Rençber; \n\nBir yudum suyunda dahi boğulurum gözlerinin,\nBütün duaları mesken edinirim, dualarına tutunabilmek için.\nGelirim gelmesine de,\nYumuk yumuk elleri olan bir kız çocuğunu,\nbağışlarsa Tanrı cennetimize...\n\nMerve Ceylan; \n\nBoylu boyunca uzanmış bir nehrin \nüstünden geçen nankör kayıklar gibi,\nalın terinden dökülen ekmek parası gibi,\neşeğin sudan gelmesini bekleyen çaresiz çocuk gibi,\nmuhtacım sana...\nCenneti de cehennemi de at bir kenara,\nGel,\nTanrı açmış ellerini, bekliyor bizi huzuruna...\n\n20dört11 | 20:00\nMerveCeylan. & ÜmitRençber.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel..",
        "poet": "Namık Atasoy",
        "poem": "\n\nGel sevgili hayli zaman oldu gideli...\nGiderken mevsim kış,hava soğuk ama yüreklerimiz sımsıcaktı,ak pak dileklerle uğurladım,dönüşün bahar olsun,gülün kokusunda gel sevgili.\nSensiz her sabah,kızıl umutlarla dolu şafaklara uyandım,en parlak güneşin doğduğu sabah gel sevgili.\nRüzgara kattım yüreğimi,ak bulutlara kara sitemler yükledim,her damlada seni istedim,sırılsıklam et hasret kokan şehrimi,ılık yağmurlarla gel sevgili.\nBöyle yarım kalmaz bizim sevdamız,kavuşmazsak mahşere kalır davamız,adı batsın varsın olmasın paramız,gurbeti beş kuruşa sat gel sevgili.\nGelişin bayram olsun,düğün olsun,kem gözlerden mevlam korusun,hızıra yoldaş ol yetiş gel sevgili.\nBelki sana son sesimdir bu,kader bilinmez,ben gidersem sana geçit verilmez,can bedene küsmeden gel sevgili..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "gel",
        "poet": "Emre Gümüşdoğan",
        "poem": "\n\numut ve korkularınla gel \nkır aynaları içinde çoğullaşmadan \ndamarlarında yaralı bir tay gibi gezinen \nanıların tortulaşmış ürpertisinden \nzamanı sıyırarak gel \n\ngel on altı yaşını sürerek namlulara \nneyin varsa yaşanmamış neyim varsa ertelenmiş \nya da yaşanmışlık adına yozlaşmış sığ ilkel \nneyimiz varsa silelim göl mevsiminde \nher serüven bir düşle başlar \n\nkatlanmaktansa sevgisiz denizlere \ngel kırıl prizmamda / paramparça \niki balina gibi \nintiharı perçinleyip bileklerimize \nkıyıya vuralım birbirimizde \n\numut ve korkularınla gel \numut ver umudundan korkularından korku \nuzat bakışını tutunayım \nsaçak altına sığınmış serçeler gibi \nşekillenelim yeniden sevinin gizeminde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nSarı bir gül gibi solabilirim\nKuru bir dal gibi kalabilirim\nSeni beklemekten ölebilirim\nGeleceksen gülüm geç olmadan gel\n\nYoruldu yüreğim durdu duracak\nSaatler son anı vurdu vuracak\nAzrail hesabı sordu soracak\nSeni son kez öpmek güç olmadan gel\n\nSen yoksun ya artık dünya dönmüyor\nKaranlık dinmiyor ışık yanmıyor\nDostlar hasretime hiç inanmıyor\nSeni sevdim demek suç olmadan gel\n\nBelki bekleyişim boşu boşuna\nSenin gibi gülün benle işi ne\nGirdim gireceğim ömrün kışına\nHatıran kalbimde hiç olmadan gel\n\nAyrılık yamanmış ayrılık zalim\nAyrılık ölümden öte bir zulüm\nAyrıldık demeye varmıyor dilim\nAyrılık başıma taç olmadan gel..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "Adı Güzel",
        "poem": "\n\nGel ey, benim gül kokan sevdam, \nGel benim şiirim, vuslatım, hasretim, , , \nGelde ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "Muzaffer Kalkan",
        "poem": "\n\nYayladağını görmek istersen,\nHarbiye yokuşundan ÇIKA ÇIKA gel.\nSerin çam havası almak istersen,\nSofular, Şıhköyünü AŞA AŞA gel.\n\nHırbıya glince birazcık durun.\nKızılgöl nerededir diye sorun.\nTabakadan birde ciğara sarın.\nDumanı ciğere ÇEKE ÇEKE gel.\n\nŞakşak, Kışlak dağında sis çok olur.\nÇayır çimen uzar yere yayılır.\nGökyüzü, Keldağa iyi sarılır, \nGüneşin batışına BAKA BAKA gel.\n\nYaylaya geldinmi iç soğuk suyu.\nFatihden, Yavuzdan alık huyunu.\nŞekerci Resimden alırsan lokumu,\nTozunu yere dökmeden YUTA YUTA gel.\n\nGel çıkalım Keldağın başına.\nSeyredelim kekliğine, kuşuna.\nBaşka yer yok arama boşu boşuna,\nKatıklı ekmeği DÜRE DÜRE gel.\n\nOzan KALKANIN kendi memleketi,\nVatana helal olsun kemiği eti.\nKim yıkmak isterse bu devleti.\nKulağından tutup BÜKE BÜKE gel.\n\n(29 Ekim 2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GEL",
        "poet": "Şair Nuri",
        "poem": "\n\nSonbaharda bekleme beni\nGül açma mevsiminde gelirim dedin\nGel...\nKadife gülde arama beni\nSarı güler benim dedin\nGel...\nAradan kaç mevsim gecti\nGel...\n....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "Neslihan Ayakta",
        "poem": "\n\nBu bahar yine yagmursuz\nYine acmayacak cicekler\nGel yagmur ol\nBir cicek acsin\nTum baharlar senin olsun\nGel...\n(03.08.00)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "Mehmet Cengiz Öztürkkan",
        "poem": "\n\nGel benim ömrümün ümit çiçeği,\nGözyaşlarımla sulayayım, aç beyaz beyaz,\nGel hayatımın  en güzel çiçeği,\nYağmasın gönlüme kar, beyaz beyaz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "Abdullah İnal",
        "poem": "\n\nBırak herşeyi\nSevinç ol gel \nMutluluk..\nSevda ol Baş döndüren\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "Zekeriye Tek",
        "poem": "\n\nGel sitem etme küçüğüm biliyorum derdin çoktur.\nZira Senin yüklendiğin davada ihanet yoktur.\n\nZekeriye Tek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "Kazım Bektaş",
        "poem": "\n\nSona erdi o kavuşmadığım günleri               \nBağımızda güler açtı gel                               \nDoğdu güneşimiz ısındı içimiz gel              \nObamızda çiçekle açtı artık gel \n\nBacamız   tüttü    ocağımız bereket kaynıyor gel     \nSerildi yerlere ipekli yorganlar         \nAyrılık sancısı bitti güzel yar \nÖzlem Sevinci çiçek açtı, gel \n\nKendi öz köyümde esir olmuştun \nEsaret altında ezilerek solmuştun \nYine de doğruyu Allahtan bulmuştun \nSevda türküleri çiçek açtı, gel \n\nSoydaşın akrabam obam aşiretim sevdalı sana \nGüzel aşkın gel de kavuş canana \nKazımın türkülerlide söyler cana   \nÖzlem nefesleri çiçek açtı, gel \n\nÇok şükürler olsun gördüm bu günü     \nBirlik türküleri söyler dilim   \nVatan toprağına secde eder yüzüm    \nÖzlem umutları çiçek açtı, gel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "Arif Doğramacı",
        "poem": "\n\nNe anlatıyorsun\nSeviyorsan \nÇırılçıplak\n\nNe sen\nNede\nTanrı ile buluşmamız \nÖnemsiz\n\nİntiharım\nSevdam\n\nOlduğun gibi\nArı duru gel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "Ayfer Ersoy",
        "poem": "\n\nDeğilmiki hasreti anlatmak\nSözlerin bittiği yerde  sessizliğe yar olmak\nEllerin gittiğinde üşümek temmuzun ortasında\nYokluğunun ateşi yakar Ankara'nın kuru ayazında bedenimi\nErzurum'un puslu gün batımı gibi gözlerimin bakışları\nİzmir'in havası misali saçlarım\nKaradeniz kıyısı dudaklarım; \nYokluğunda parçalanan bedenim\nVarlığınla bir bütün...\nHasretin içimde efkar..\nKör şafakta elim tetikte\nYokluğunu öldüreceğim\nYa gel...\nYa da gel canımın içi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "Gülhan Özkara",
        "poem": "\n\nArtık ne olursun gel\nTöre kanun adet deme\nYeme içme konma göçme\nBütün engelleri del\nBir gece yarısı gel\nSarıl ağla uzun uzun\nSonu gelsin yolumuzun\nUzan yanıma upuzun\nSoyumuzun sopumuzun\nAvluda bir çiçeği ol\nTanrıya tevekkel\nGelen her bir gün\nBir ömür olsun\nNe olursun gel\nİster bayram ister tatil\nİster melek ister katil\nYolumu bir bileni bul\nİlahe isen yahut kul\nBeni ara bul\nBütün engelleri del\nBir gece yarısı gel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "Yasemin Göksel",
        "poem": "\n\nYıkıntılarımın arasında bitmiş akşam sefalarım ol benim,çünkü hanımeli kokulu bahçelerimi talan ettiler ve saksılarımda yabanıl otlar büyümekte.Güller de bülbüle hasret sevgilim. \nŞafak vakitlerinden birinde çıkıp gel.Kaybolan zamanları yakalayalım seninle,yeniden yaşamak için sil baştan hayatları.Bir harami edasıyla yok edilen ne varsa kaybolup gitmiş yeniden yaratalım.Kol kol ırmaklardan sana döküleyim,çağlayanlar olalım.Talan olan bahçelerimde yine hanımeller koksun,ıhlamurlar büyüsün boy boy,saksılarda mor menekşeler. \nKirli yüzlü çocuklar koşsun yine sokaklarda,lunaparklar kurulsun.Rengarenk uçurtmalar süslesin maviliklerimi.Çocuk düşlerim geri gelsin bir grup vakti tüm masumiyetinle ve sen papatya kokularıyla gel.Hala tenimin kokusu üstündeki tişörte saklansın,bakışlarında anımsadığım şefkat.Ellerinde üşümüş akşamlarımız olsun.Bana dokunma ürkekliğiyle titresin yüreğin, sana sarılmak hazzıyla gel. \nBen seni hep bekledim bu derbeder mahallede.Sokağım,yine sarı sokak lambası renginde,gittiğinden beri de içim içimi kemirmekte.Aynı şarkıyı dinliyorum sürekli.Plak takılmış,zaman takılmış ve ben takılmışım sana. \nBeklemek yok mu? Ah o beklemek.Sen nereden bileceksin ki seni beklemek nasıldır.Nasıldır kuruyup kavrulmak? Çatlak dudaklarındaki kan damlası kadar olmak.Bir kurtulsan bulutlarından,yağsan üzerime yağmurlarınla ve ben yeniden yeşersem bereketinle.Tabiatım şenlense..Çiçek olsam,bahar olsam,sen olsam..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "Sedat Sözen",
        "poem": "\n\nGel eski beni geçmişe gömelim,\nÜstüme bir ömür toprak serelim,\nUnutalım adımı, yüzümü, sesimi,\nVereyim uğruna son nefesimi...\n\n19.3.9 Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "Sevinç Daver",
        "poem": "\n\nGeçti gidiyor kasvet dolu kış,karamsarlık üstümüzden\nEsiyor bahar yelleri hafiften..tatlı bir meltem kalbimizden..\nLakin bir tek seni getirmiyor bahar..sana olan özlemimden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "Sami Akman",
        "poem": "\n\nHasret düştü yüreğime\nTomurcuklandı yine gözlerimde yaşlar\nKamçı yemiş gibi bedenim\nSancılara durur sevdan\nGözlerimde tomurcuklanan yaşlar\nYağmur damlalarına dönmeden\nGel \nYağmur sonrasında gökkuşağı\nYedi renk, yediveren çiçek gibi\nSessiz çığlığım gibi çıkar gökyüzüne\nSanki kucak açar yedi kıt’a ya\nBilmez ki bulutları getirecek deli poyraz\nYağmur bakışlarını alacak gökkuşağının\nArdından bir telaş, bir haykırış \nSancıyla, acıyla kırışmış bir yüz \nBakar durur semaya, dilinde bir dua\nGözlerimde tomurcuklanan yaşlar\nYağmur damlalarına dönmeden\nGel \nKızıl bir güneş yakışı hasretin\nMızrak ucunda takılı siluetin\nHüzünlere sarılı duruşun\nEllerim yetişmez, yüreğimde bakışın\nSessiz çığlıklarımla hasretinde bu can \nEllerim havada, dilimde duam\nGözlerimde tomurcuklanan yaşlar\nYağmur damlalarına dönmeden\nGel \nAy ışığında gece\nSokak lambalarının altında yürürüm\nÖnümde gölgem\nIssız sokaklarda çığlık sesim\nSeni bulduğum yerden başlıyorum yürümeye\nSeni düşünüyor ve gecenin ayazında üşüyorum\nVeda bile etmeden gidişin geliyor aklıma\nSadece susuyorum\nGözlerimde tomurcuklanan yaşlar\nYağmur damlalarına dönmeden\nGel\nAltında seni beklediğim\nYağmur bakışlı gökkuşağım kaybolmadan\nAvuçlarıma yağmur damlaları düşmeden\nGel \n®©\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel...",
        "poet": "Esma Şafak",
        "poem": "\n\ntadı tuzu kalmadı ayrılığımızın,, gel yine beraber olalım\nakıllanmaz oldu bu yürek,, sensizliği ölüm sandı\n\neski zamanlardan kalma pırıltılar ver yüreğime avunsun diye\nbu kış gününde baharı hediye ettim senin garip gönlüne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "Tahsin Seherli",
        "poem": "\n\nSen Gittigin Günden Beri\nGeceler Uzun sabah Olmuyor\nCok Soguk Yalniz yatilmiyor\nNe Olur Sensiz Olmuyor Gelde\n-\nEvimin Her yerinde Senin izin\nUnuttunmu Unutttunmu Sen\nHani ölene  Kadardi  Sözün\nDön Artik Bitsin Bu Hüzün Gel\n-\nHep Yasli Gözlerle Yola Bakarim\nBazen Maziye Derin Dalarim\nBazende Saclarimi Yolarim\nDön Bitsin Bu Cile Hüzün  Gel\n-\nBitsin Yüregimdeki Bu Hüzün\nHani Demistin Ya Dönerim Güzün\nGüzde Geldi Bekliyorum Güzelim\nDön Bitsin Bu Cile Hüzün Gel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel...",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nDerman  sensin  derdime,sevdan  bil  ki sığınak,\nŞehirde  bayram  varmış, kurulmuş  yollara  tak,\nGelişin  bayram  inan,  bayram  olur  muhakkak...\n\nBahçede  bir  köşk  yaptım, gel  köşkümün  sahibi..\nFazla  bekletme  sakın,  gel kalbime  habibi,\n\nÇiçek  serdim yerlere,her  yere  fener  taktım,\nHaber  salmasa  idin,arayıp  soracaktım.\nGel  bu  akşam  mutlaka,avluda  mangal  yaktım...\n\nGel  gönlümün  sahibi,gel  kalbimin  galibi,\n\nSen  gelince  şenlenir, hem  bahçem  evim  barkım.\nUdunda  beste  olur,belki  ayrılık  şarkım...\nMis  kokulu  çiçekler,senin  yolunu  bekler...\nAşk  şarkısı  söylüyor,uçuşan  kelebekler.\n\nFazla  gecikme  sakın, çağrıma  bir  cevap  ver.\n\nDerman  sensin derdime,sevdan  bana sığınak,\nŞehirde  bayram  varmış,kurulmuş  yollara tak,\nGelişin  bayram  bana,bayram  olur  inan ki,\n\nFazla  bekletme  sakın,gel  kalbimin  sahibi\n\n21/Nisan/2009/Salı/Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "Ayşe Uysal",
        "poem": "\n\nKuru bir çiçek gibi\nsusadım sevgine gel\nAğlayan bebek gibi \nArıyor gözlerim gel\nDoğacak güneş gibi\nBekliyor yüreğim gel\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gel",
        "poet": "Hacı Veli Soylu",
        "poem": "\n\nGel\n\nMevsim gibi gel, yaz gibi kavur,\nKış gibi titret, bahar gibi coştur beni…\nAma gel; mevsim gibi.\nYaz gibi terlet, kış gibi üşüt,\nBahar gibi gonca açtır yüreğimde,\nAma yinede gel mevsim gibi.\nYaz gibi gel, hasadım ol, harmanım ol; \nBostanım ol, buğdayım ol, ekmeğim ol.\nKış gibi gel; \nOdunum ol, kömürüm ol,\nSıcak yatağımda yorganım ol.\nAma gel yinede, bekliyorum, senelerce…\nBahar gibi gel; \nÇiçeğim ol, gülüm ol, sümbülüm ol,\nKokunu alayım.\nBeklet beni ama, gel nihayetinde.\nMevsim gibi….\n\nHacı Veli SOYLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "Ahmet Gafur Şahin",
        "poem": "\n\nGençlik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nGel bir dokun kalbime, gör yarası ne derin,\nDüğün kınandan evvel, kana batsın ellerin.\nSon bir hançer daha vur, bir an evvel öleyim,\nGörmeden şu gözlerim, seni bir gün ellerin\n\n7 Kasım 1988-Pazartesi / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel",
        "poet": "Mustafa Cancer",
        "poem": "\n\nYüreğimin ateşiydin,ateş iken küle döndün,\nSeviyordum,özlüyordum,artık yoksun bir tanem,\nPembe pembe giymesende,\nYeşil yeşil bakmasanda,\nYüreğimi yakmasanda geelll...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel...",
        "poet": "Cem Büyükkaya",
        "poem": "\n\nHaydi gel bir düş kuralım birlikte...Biraz mavi,biraz yeşil alabildiÄŸine uzanan...Biraz senden,biraz benden olsun iÃ§inde...Sınırları senden ibaret...Seninle başlayıp seninle biten...Bir dünya kuralım birlikte,hayallerimiz buluşsun...AlabildiÄŸine uÃ§suz bucaksız olsun Aşk...Ve tutulsun yüreklerimiz biri birine,sevişsin rüzgarlarda ruhlarımız...Topraklarında umut tohumları ekelim...Ve filizlensin sevda gÃ¶nlümüzde...Biz Aşkı büyütelim... \n\nHaydi gel bir resim Ã§izelim birlikte...Biraz mavi,biraz yeşil umutlara Ã§alınan...Biraz senden,biraz benden de olsun ama iÃ§inde...Sen kadar güzel,ben kadar mert...Sen kadar tutku dolu,ben kadar tutuklu...Sen kadar deli dolu,ben kadar serseri belki biraz...Gel bir şiir yazalım ikimiz...SensizliÄŸimde yazılanlardan farklı olmalı ama bu kez sÃ¶zleri...Ä°Ã§inde acı olmasın misal...YokluÄŸunun dokunmasın kalemime sakın...YorgunluÄŸum okunmasın bu defa mısralarından...Aşka hasret olmak yerine,Aşkı anlatsın buram buram...Ilgıt ılgıt esen yelleri anlatsın,fırtınaların yerine...Gün batımlarının karanlıÄŸı Ã§aÄŸırdıÄŸını anmak yerine...Gün doÄŸumuna umudunu sarıp sarmalasın her bir satırına ellerimiz...\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Acı Acı",
        "poet": "Mehmet Yaş",
        "poem": "\n\nKıvrandırma bana köşe bucağı,\nAzrail’den evvel gel acı, acı.\nElinde ömrümün kanlı bıçağı,\nSinemi bir daha del acı, acı.\n\nKime gönül versem maziye gömdü,\nHayaller tükendi, ümitler söndü,\nAkan gözyaşlarım ummana döndü,\nAkıyor meçhule sel acı, acı.\n\nSevilmek yalanmış, sevmek yalanmış; \nMecnun da, Leyla da beyhude yanmış..\nGönlüm aşkta ahde vefa var sanmış,\nAğlıyor sazımda tel acı, acı.\n\nTan yeri ağardı şafak söküyor,\nYolunu beklemek boyun büküyor,\nGece katranını güne döküyor,\nEsiyor seherde yel acı, acı.\n\nYAŞ der ki; mutluluk neyime benim,\nNe sevdiğim kalmış, ne de sevenim,\nBir başka yıkımmış her serüvenim, \nYârin uzattığı el acı, acı! \n\n                        16.01.1974 / Sinop\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel ağlama küçük çocuk...",
        "poet": "Yusuf Ziya Leblebici",
        "poem": "\n\nSalyalı bir küçük çocuk\nKaldırımda ağlıyordu\nKara kışta kuru soğuk\nYüreğimi dağlıyordu\n\nGel ağlama küçük çocuk\nNeden sesin böyle boğuk\nPotinlerin bağı kopuk\nGel yanıma küçük çocuk\n\nEkmeğini mi çaldılar\nSokaklara mı saldılar\nSevgi nedir bilmeyince\nKaldırıma mı attılar\n\nSu görmemiş şu yüzlerin\nKapanıyor bu gözlerin\nUykulara direnmişsin\nTaş kesilmiş o ellerin\n\nÇocukluğunu almışlar\nKara dünyaya salmışlar\nUtan utan insanoğlu\nÇoluk çocuk saymamışlar\n\nGel ağlama küçük çocuk\nGel biraz dertleşelim\nGel yanıma küçük çocuk\nAl ekmeği bölüşelim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Ağlatma",
        "poet": "Battal Çam",
        "poem": "\n\nAğlatma sevdiğim başın seversen\nNe hıçkırık biter nede gözyaşı\nGece gündüz hayalimde gezersen\nNe hasretlik biter nede gözyaşı\n\nSızlatma yaramı yürek kanıyor\nAh çektirme bana içim yanıyor\nBeni böyle gören deli sanıyor\nNe hasretlik biter nede gözyaşı\n\nAlıp gittin başın bakmadın geri\nYazdın ayrılığı akıttın seli\nBir lala çevirdin susturdun dili\nNe hasretlik biter nede gözyaşı\n\nAh ile geçiyor geceyle gündüz\nÇağır sakta duyulmaz ki sesimiz\nHiç mi gülmeyecek akan gözümüz\nNe hasretlik biter nede gözyaşı\n\nBir selam sal hele garip Battala\nAğlamadan kalksın bir gün sabaha\nBir daha gelir mi tövbe dünyaya\nNe hasretlik biter nede gözyaşı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Al Beni...",
        "poet": "Akın Tekin",
        "poem": "\n\nAteş çemberindeki bir akrep gibi\n       intihar etti düşlerim\nNe gariptir,\nYangınlar içinde geçti de ömrüm,\nKar altında donup kaldı aşklarım\nDoruklarına tırmandığım dağlar,\n      ne kadar da küçükmüş meğer\nKuyruğunu tutmaya çalışan bir köpek gibi,\n     dönüp durmuşum olduğum yerde\n\nBitsin artık\nŞehir meydanında bekleyeceğim seni\nGel al beni yalnızlığım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel AIDS'İ kurutalım Hemen tedbir alalım",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nAIDS tehlikesi büyük\nBağlantılara dikkat\nDerhal yok edilmeli\nSonra kalırız sakat\nGel AIDS'İ kurutalım\nHemen tedbir alalım\nAile birey toplum\nTopluca uyarmalı\nAlarm zilleri çalıp\nEtrafını sarmalı\n Gel AIDS'İ kurutalım\nHemen tedbir alalım\nHepimiz sorumluyuz\nAnne baba ve gençler\nAlınıyor damardan \nSoluyor çoğu dinçler\n Gel AIDS'İ kurutalım\nHemen tedbir alalım\nAynı enjektörleri\nKullanıyor şahıslar\nGeriliyor böylece\nArtıyor bütün hırslar\n Gel AIDS'İ kurutalım\nHemen tedbir alalım\nBeyaz  zehir satan ruh\nKurarlar tuzakları\nAile sahip çıksın\nYok et diskotek barı\n Gel AIDS'İ kurutalım\nHemen tedbir alalım\nBu  pisliğe alışan\nKolayca bırakamaz\nEvlerde kalmaz sevgi \nÇoğu ışık yakamaz\n Gel AIDS'İ kurutalım\nHemen tedbir alalım\nTürkiye'de halkımız\nYüreğinden soluyor\n'Bir ve Sekiz Aralık\nAIDS Haftası' oluyor\n Gel AIDS'İ kurutalım\nHemen tedbir alalım\nKulüpler ve dernekler\nBirlikte yarışmalı\nTedbir ve tedaviyle\nKardeşçe barışmalı\n Gel AIDS'İ kurutalım\nHemen tedbir alalım\nBıkmadan  millet ile\nSormadan utanmadan\nHer türlü fedakârlık\nVermeli usanmadan\n Gel AIDS'İ kurutalım\nHemen tedbir alalım\nEn önemli mesele\nTehlikeyi kurutmak\nHasan der çok kötüdür\nHep yatarak sırıtmak\n Gel AIDS'İ kurutalım\nHemen tedbir alalım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Allah'a Sığın",
        "poet": "Adnan Özkan",
        "poem": "\n\nGel Allah'a sığın derman ondadır, \nKurtuluşa eren ferman ondadır, \nHidayet ondadır,iman ondadır, \nOndan daha iyi habip mi olur? \n\nKadir-i mutlaktır, tüm varlık onun, \nSadık yolcusu ol kutlu yolunun. \nDermanını verir dertli kulunun, \nOndan daha büyük tabip mi olur? \n\nKusur mu ararsın, nefsinde ara, \nHuzur mu ararsın, Allahtan ara, \nÇağır imdadına düştükçe dara \nOndan daha yakın yaren mi olur? \n\nHerşeyde aynı sır, ayrı güzellik, \nHepte aynı mana, aynı güzellik, \nTakdirle yaratmış o yüce Malik, \nİlminden habersiz varlık mı olur? \n\nRahmandır, Rahimdir, merhameti bol \nSıratel mustakim O'na giden yol. \nEmrine tabi ol, azaptan kurtul, \nO nasip etmezse yol mu bulunur? \n\nArama bulunmaz eşi, benzeri \nHer yerde mevcuttur, sınırsız yeri, \nYalnız yaratan O yeri, gökleri, \nO'nu anlatacak söz mü bulunur? \n\nAdnan Özkan (YANIK SEVDALAR) \n\n.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel arkadaş olalım",
        "poet": "Ali Aksoy",
        "poem": "\n\nGEL ARKADAŞ OLALIM\n\nNeden böyle masum gibi bakarsın\nSeveceksen gel arkadaş olalım.\nAşık gibi bakışınla yakarsın\nSeveceksen gel arkadaş olalım.\n\nÜmitlerim sen oldukça yaşıyor\nNeşe verip aşk ateşin taşıyor\nMutluluğun gönülleri aşıyor\nSeveceksen gel arkadaş olalım.\n\nResmimizi duvarlara astırdım\nEllerimi ellerine bastırdım\nGözlerine baktım da çok şaşırdım\nSeveceksen gel arkadaş olalım.\n\n                             Ali AKSOY\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Anadolu'ya",
        "poet": "Hüseyin Sığırtmaç",
        "poem": "\n\nYozgat, Kayseri ve Bursa, Antalya, \nTürklük paydasında hepsi bir maya. \nMilletim ses verip der ki dünya'ya, \nSevgi, saygı için gel Anadolu'ya. \n\nDoğulu, batılı ve güneylisi.\nTürkiye içindir her dem türküsü.\nAy yıldız bayraktır temel örgüsü.\nSevgi, saygı için gel Anadolu’ya.\n\nBu yol Atatürk'ün aydınlık izi.\nHiçbir güç bölemez bu yurtta bizi.\nKuzeyden coşturduk Karadeniz’i.\nSevgi, saygı için gel Anadolu’ya.\n\nMertlik, fedakârlık bizde baş haslet.\nİnsanı sevmeyi bilmeyiz külfet.\nDoğruluk dürüstlük için bu gayret.\nSevgi, saygı için gel Anadolu’ya.\n\nDünya’ya hükmedip veririz sevgi.\nBizi ayırmaya yetmez top, süngü.\nSığırtmaç martaval değil bu övgü.\nSevgi, saygı için gel Anadolu’ya.\n\nAntalya 13 Ekim 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Artık Yeter",
        "poet": "Midayet Kara",
        "poem": "\n\nNasıl anlatırım, bilemiyorum\nDertlerimi sana, diyemiyorum\nSözüne bir anlam, veremiyorum\nGel artık hasretim, hasretim sana\n\nGözü kör, bakmaz sağına soluna\nYanına gelip de girsem koluna\nBir gün gelir her şey, girer yoluna\nGel artık hasretim, hasretim sana\n\nCanımı veririm, tek bir sözüne\nSuçlu gibi, bakma benim yüzüme\nHadi sevdiğim dön, kendi özüne\nGel artık hasretim, hasretim sana\n\nDertlerimi yazsam, sığmaz yaprağa\nDeğer miydi böyle, yuva yıkmağa\nBir gün bedenim, düşecek toprağa\nGel artık hasretim, hasretim sana\n(0123) Aralık 1977\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel ama yağmur gibi",
        "poet": "Hayrettin Taylan",
        "poem": "\n\nYağmurun son damlasında gördüm seni>\nAynalara söyledim sensizliğin ölümcül olduğunu>\nGünler bunu duydu ve ben her gün sana güneş,>\nMutluluğun tam kalbinde aşk ile aşk arasında>\nUmutsuzca kalakaldım aşk ile aşk arasında>\nRuhun bana deniz olmak için akarken sen beklerken>>\nSenin gittiğin günden beri yağmur yağıyor>\nSeller akar elin kızlar bakar bana>\nAma ben bir yağmuru dilerdim>\nNe zaman sel olsa>\nGidişin felaketi gelir aklıma>\nGel ama yağmur gibi>\nEfil efil esil esil>\nYağmur yağmur...>\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Artık",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nSevmektir sevdanın temeli, harcı\nSenden ayrılmaksa en büyük acı\nDizilmiş kapımda gamlar, kederler\nNe olur gel artık sen bana acı\n\nSaplanmış hicranım çıkmaz sinemden\nGözlerimde perde dertten, elemden\nMutluluk bir hayal yalnızlığımda\nGöz gözü görmüyor binbir çilemden\n\nHasretin namlusu şakaklarımda\nHüzzam bir şarkısın dudaklarımda\nMiras kaldı sevdan bu ayrılıktan\nDamla damla yaşsın yanaklarımda\n\nDoğmaz oldu güneş sensiz geceme\nİsmin hep işlenmiş her bir heceme\nSırra kadem basmış neşem, sevincim\nBeklerim seni ben, yâr gelmem deme\n\nKalbimde sevdanın kordan alevi\nCayır cayır yanar ah bu canevi\nBir ümit versen de sönse yangınım\nBitsin gönlümdeki şu aşk grevi\n\n   (23 Nisan 2009 / İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-Gel  artık …",
        "poet": "Hakan Kılıç",
        "poem": "\n\nGecenin sessizliğinde ışıltılı gözlerle seyredilir Ay\nSevgilinin  bakışları yansıyor özlemiyle \nDünyadan meyletmiş fezadan Umural\nSalınır esinti ile bir acı tebessüm\nKapanır gözler bir dokunuş istemiyle \nNerdesin doğa bakışlım keskin kumral\n\nBeri gel biraz biraz daha geri\nHer gelenin elbet var bir gideri\nAşk iştah kesmiş ne tırnak bırakmış ne deri\nNerdesin doğa bakışlım aşkımın nedeni\n\nİçimdeki şair bir ben ötesi \nMuhabbetin kafeste gelir ötesi\nRuhumu gönlünün parmaklarında hapsettim\nAntibiyotiğim benim bu kalbimi sen apse ettin\nGel elzemim senin için hazır tüm zemin \nSeviyorum iş de daha ne kadar edeyim yemin\n\nBeri gel biraz biraz daha geri\nHer gelenin elbet var bir gideri\nAşk iştah kesmiş ne tırnak bırakmış ne deri\nNerdesin doğa bakışlım aşkımın nedeni\n\nKaybolmuş mısralarım aşkın arşivinde \nYeni adlar kaydeder eskiler silinmeden\nTadını kaybeder lezzeti bilinmeden\nGel kaçmadan ağzımın tadı \nGel artık ruhuma mührolmuş adı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Gel Artık",
        "poet": "Mehmet Salih Cemo",
        "poem": "\n\nYollar kapanmadan gel,\nırmaklar coşmadan gel,\nÖmür göz kırpmadan,\nGeleceksen gel...\n\n\n                   (''Dervişin günlüğü'') \n\n                           22,03,2006\n                                erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Artik",
        "poet": "Tülay Kaba",
        "poem": "\n\nGEL ARTIK\n\nGel artik sevdigim bekletme beni\nBekliyorum bana geri dönmeni\nAriyor hüzün dolu gözlerim seni\nGel artik bitanem bekletme beni\n\nSensizligin acisi yakiyor beni\nSensiz neylesin bu can bu teni\nAriyor hüzün dolu gözlerim seni\nGel artik bitanem bekletme beni\n\nSensizlik icimde bir volkan oldu\nYine sensiz gülüm yazim kis oldu\nAriyor hüzün dolu gözlerim seni\nGel artik bitanem özledim seni\n\nTülay Kaba.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel artık",
        "poet": "Halil Aydın",
        "poem": "\n\nGEL ARTIK\n\nSen gittin ya\nEv bomboş\nSes seda yok\nSanki ev yasta\nYetim kalmış boynu bükük \nKimi kimsesi yok\n\nMutfakta her şey birbirine karışmış\nKavanozların içinde ne var\nKekik nerede \nSenden başka kimse bilmez ki\nŞu iğne iplik nerede \nAradım bulamadım yine\nÇağırsam ses vermez\nHavlular yerinde değil\nBulamazsın ki\n\nMutfaktaki tek fincanın anlamını\nBanyodaki havlunun hatırasını\nEşyaların şifresini dilini\nSenden başka kimse çözemez ki\nSenden başka kimse değerini bilemez ki\n\nEv darmadağınık\nÇamaşırlar yatak üzerinde\nKirliler yıkanmamış\nKokular içinde\nEv isyan etmiş\nKimi gidelim der gibi\nKimi otur oturduğun yerde der gibi\n\nBalkondan kimseler seslenmez\nSözler sohbetler kesildi\nEvin zili çalmaz sustu\nRadyo televizyonun sesi kesildi\nKoskoca evden ses soluk gelmez\n\nEv konuşmaz\nNeler gelecek ne gidecek\nKimseler söylemez\nDertler yüklendi\nYalnız çekilmez\nPetunyalar üzgün\nGecelerin sessizliğinde\nİçimizdeki burukluk nasıl bitecek\nGel artık\nArkada bıraktıkların \nSenin özlemini çeker.                           Halil AYDIN(emekli öğretmen)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Artık",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nGurbet elde akşam olur hüzün çöker gönlüme,\nYuvasız kuşlar gibi buralarda kaldım ağlarım,\nGurbet elden haber saldım gözü yaşlı anama,\nAğlama yavrum sen dedi bu dokunur kanıma,\n\nGurbetin iyisi hiç olurmu sandın,\nGurbet elde sevdin öylece kaldın,\nSen bu gurbeti oyunmu sandın,\nSaçlarına aklar doldu gel artık.\n\nGel Allah'ı seversen no'lur bekletme beni,\nŞurda kaç gün ömrüm kaldı gidenler hani,\nSeninle gidenler döndüler sen nerde hani,\nYaşıtların tek tek gitti ne olursun gel artık.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Artık",
        "poet": "Yunus Güzel",
        "poem": "\n\nseni bekliyorum\nyıldız  yıldız  gözlerim\ngel artık geleceksen, \nağartmadan saçları\nyıldızlar sıkıldılar sevdiğim, \ntutamıyorum gözbebeğimde onları...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Artık",
        "poet": "Hakan Torlak",
        "poem": "\n\nYoksun diye yanımda,\nEriyorum her gece.\nIstırap limanında,\nYüzüyorum her gece.\n\nDönüp baksam maziye,\nDerdim sığmaz içime.\nYolunu, döner diye,\nBekliyorum her gece.\n\nBahtıma yazdım seni,\nSanma unuttum seni.\nMevla’dan yalnız seni,\nDiliyorum her gece.\n\nFısıldıyorum ismini,\nDilimdeki her gece.\nNeredeysen gel, sar beni,\nÜşüyorum her gece!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Artık...",
        "poet": "İbrahim Ethem Bingül",
        "poem": "\n\nBenim için etme endişe dedin\nSen gittin gideli endişedeyim\nÇok sürmez dönerim evime dedin\nGel artık,dön artık beklemekteyim\n\nYangınıma su ol,yarama merhem\nIşıksın gözüme sen yoksan görmem\nAşkım köz halinde kalbimde mahrem\nGel artık,dön artık beklemekteyim\n\nAcıların yaktı,aşkın eritti\nHasretin soldurdu,perişan etti\nSevdalım gönlümün oldun sahibi\nGel artık,dön artık beklemekteyim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel artık Gel",
        "poet": "Ali Can",
        "poem": "\n\nYine bahar geldi tabiyat uyandı\nAğaçlar yaprak açtı yeşile boyandı\nUyuyan volkan kapıya dayandı\nYaylalara göç başladı sevdiğim\n\nDağların yamacında kar kalmadı eridi\nEski hatıralarımda bir sevda varıdı\nÇoban çaldı kavalı koyun kuzu  yörüdü\nYaylalara göç başladı sevdiğim\n\nSevda meşalesini yeniden yaktı\nKurumuştu pınarlar şimdide aktı\nTaştı dereler gönül bendimi yıktı\nYaylalara göç başladı sevdiğim\n\nDağların başından çekildi duman\nHer tarafı sardı gül ile çimen\nBana gül derler sensiz nasıl gülem\nYaylalara göç başladı sevdiğim\n\nHasretin yüreğimde bir yara açtı\nDost bildiklerim birer birer kaçtı\nKuşlar yuva yaptı yavruları uçtu\nYaylalara göç başladı sevdiğim\n\nBoynu bükük bırakma gel Ali Canı\nKendi elinle yaz yolla fermanı\nSenin yoluna baş koydum bu canı \nYaylalara göç başladı sevdiğim\n\nGel artık Gel Gel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel artık gel artık anne",
        "poet": "Zafer Şahin",
        "poem": "\n\nDikenli gölgelerin garbındayım\nYağmurlu ayazların sabahındayım\nKaranlık bir dünyada yapayanlızım\nSen yoksun yoksun yanımda anne\n\nSevginden şefkatinden mahrumum bu ellerde\nSıcaklığın kokun inan hala üzerimde\nYanlızım çaresizim garibim bu ellerde\nSen yoksun yoksun yanımda anne\n\nBüküktür boynum yaşlıdır gözüm\nUykusuzdur gecem ızdırablı gündüzüm\nAnne sesiyle yanıp kül olur gönlüm\nNe olur gel artık tut elimden anne\n\nGidişin dünyamı alıp götürdü\nSevincimi neşemi karalara döndürdü\nŞu gencecik önrümü yetmişlere götürdü\nGel artık gel artık anneciğim\n\nBir garip gibiyim köşe bucakta\nYanlız çaresiz gezerim her sokakta\nİsmini anarım kuytu karanlıklarda\nDelirmek üzereyim nerdesin anne\n\nYokluğun kasıp kavurur beni\nAcıdan acıya daldırır beni\nBu gencecik önrümde öldürür beni\nNe olur gel artık gel artık anne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Baba",
        "poet": "Ünal Çağabey",
        "poem": "\n\nGel baba giri içime\nSormana gerek yok hiç\nAlma bir yerden bilet\nKapılar sana açıktır her zaman\nKapıcılar seni tanır ezelden beri...\n\nGel baba gir içime\nFiyat sorma bir yere\nSürüme ayacıklarını\nÇekingen çekingen yürüme\nYeter ki gel baba\nYeter ki gir içime..\n\nÖyle öksüz gibi bakma\nBu yürek senin yüreğin\nFilizlenmişsin,\nDal budak salmışsın\nTarihten beri hep ayaktasın\nYorma kendini,yürüme\nGel baba gel\nGir içime...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel bahar",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGel bahar\n\nGel bahar\nBir kere de \nBarış barış diyen dillere gel\nBundan böyle çiçekler duradursun\nBarış barış diyen dilleri büyüt\n\nGel  bahar\nGel güneş\nBundan böyle  cahilliği erit karlar dura dursun\nİlme giden yolları büyüt\n\nBahar gel\nİçim kışta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Bana Doğru",
        "poet": "İsmail Doğan",
        "poem": "\n\nAlevi-Sünni-Lazı, Sağ-Sol filan,\nKaldı dünyada iki çeşit insan,\nBiri çalışan, biri çalıp yan yatan,\nÇalışan insansan, gel bana doğru.\n\nMemurun, Esnafın halnı bir görün,\nHortumcu çoban, bizler sürü koyun,\nNe güzel güdüyor oynuyor oyun,\nBozcaksan bu oynu, gel bana doğru.\n\nBizdeki fakirler anladım şanssız,\nKimisi ekmeksiz, kimisi aşsız,\nYoksulluk çoğaldı binlerce işsiz,\nÇözçeksen işsizliği, gel bana doğru.\n\nGitme karanlık düşüncenin yoluna,\nKonma sinek gibi pislik üstüne,\nArı gibi çalış, ışığa doğru yürüsene,\nIşığa yürüyorsan, gel bana doğru.\n\nDOĞANİ der bir kul, insan ayırmaz,\nKoltukda oturarak vatan kalkınmaz,\nHilesiz çalışırsan başın ağrımaz,\nSaf temiz olcaksan, gel bana doğru.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel bana",
        "poet": "Hüseyin Yük",
        "poem": "\n\nAta  bin gel olmazsa tirene otubüse uçaga \nNe bulursan gel uzak  görme buraları gel\nAlıştığım nilüfer soluğuna ellerinin soğukluğuna bin\nYelelerine sarıl sarı atın ya da otubüsteki mavi benekli koltuğa bin gel bana\n\nSöz vermezsin biliyorum gelemem dersin \nYıldızımıza  bak takip et o getirir seni bana\nGüneş burda doğsun saçlarına\nSusamışlığın ve açlığınla  gel\nYeni aldığın entarini giy birde spor ayakkabılarını\nKokunu bırakma  orda çantana koy da gel\nŞiiirler  getir bana birde çok sevdiğim çaydanlığımı\nHani bana çay yapardın ya  işte o masmavi demliğinide getir\nBiliyorum bütün güzelliğinle  geleceğini\nBiliyorsun seni ne çok sevdiğimi\nDüşlesem bir ağacı ikimizin gölgesindeki yerini\nYeşil çayırları çocuk seslerini ruzgar esmelerini\nUzaktan çalan bir  neşat ertaş türküsünü\nÜtüsünü  büstünü kekik kokusunu vicdanının \nYüzündeki yeryüzünü  bana verdiğin sözünü\nHani uzanmışlığını aksayaların başaklarını tarlalarının\nSana  ayrıracağım zamanlarımın büyüsünü\nBeklediğime gitttiğime değdi diyeceğini \nDuymak istiyorum gelmek isteyeceğini\nKarpuz kesecem sana mangal yakacam\nHem tavuk hem balık pişireceğim\nEllerimle yedireceğim sana \nBak geç olmadan gel\nKalbimdeki yerini soğutmadan gel\nDuygularımın prensesi sensin\nYüzü  güleç gönlü yüce sevdam\nGel bu şiir bitmeden  gel \nARA  VERDIM GELENE  KADAR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Bak Bu Yurt Cennet Olmuş",
        "poet": "Kağızmanlı Cemal Hoca",
        "poem": "\n\nGel bak bu yurt cennet olmuş\nNe hoş bu varın Türk ili\nHer yanı bereket dolmuş\nHayırlı varın Türk ili\n\nYaz mevsimi çağlarında\nGül toplanır bağlarında\nYüce yüce dağlarında\nAkar enhârın Türk ili\n\nÇimen çiçekli her yanın\nBöyle gider bu devranın\nYeşerir bağın bostanın\nSolmaz gülzarın Türk ili\n\nHainlerin kederlenir\nGünbegün derbederlenir\nTasavvur ettim nurlanır\nKırın, bayırın Türk ili\n\nSahraların kevser süzer\nKöy kızları çıkar gezer\nCennet bağlarına benzer\nTarla, çayırın Türk ili\n\nBağlarında güller açar\nDağlarında tûtiyâ var\nÇıkar eteğinden akar\nBin bir pınarın Türk ili\n\nBu yurt gaziler otağı\nŞehitlerin cennet bağı\nNice mertlerin yatağı\nMukaddes yerin Türk ili\n\nCemâl Hoca çekmez elem\nDiler Hak’tan lutf u kerem\nHafîzindir, ümitvaram\nPerverdigâr’ın Türk ili\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Bana Artık",
        "poet": "Fatih Suretli",
        "poem": "\n\nYa gel bana, ya da çık git artık yüreğimden.\nYoksa bu acı beni benden alacak.\n\n\tSana sürgün bir mevsime doğru yol alıyorum. Sen baharımsın. Her mevsim yeşeren bir çiçeksin yüreğimde. Ben ise kanadı kırık bir serçeyim. Mavisi çalınmış bir gökyüzü ve hasrete bulanmış uçsuz bucaksız bir denizim. Senin umut bakışlı gözlerinde yaşıyorum sensiz.\n\tGel gülüm. Bu sevdanın tohumlarını beraber ekelim körpe yüreklerimize. Geleceksen şimdi gel. Yoksa yüreğim çıldırmanın eşinde. Asılmak üzere umutlarım sorgusuz sualsiz. Kendimden bile kaçıyorum şimdi uzak diyarlarda. İsimsiz tanrılar yaratıyorum, sahipsiz tapınaklarımda.\n\tGünlerdir ne bir ses, ne bir soluk yok senden. Göz görmeyince gönül katlanmıyor yokluğuna. Sevdan bağrımda yanan bir ateş. Gücüm yok biliyorum. Ama anlıyorum ki acılarımı dindirmek yine bana düşüyor. Üstelik hayalin bile yok.\n\tGün batımı yaklaşıyor yine bak ufukta. Şimdi hasretin mesken tutmuş yüreğimi bu koca kentte. Sesimi rüzgâra bıraktığımdan beri, bir fırtınayım bu şehirde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel barışalım",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGel bitsin bu savaş\nİki gül olalım\nDünya gül bahçesi\n\nKavgayı öldürelim\nDost olsun kedi ile fare\nBu derde bulunur çare\n\nSen sen  oldun\nBen ben oldum\nKedi ile fare \nBirbirine düşman \nBir de sen ile ben \nBu gün dedik yarın dedik\nO gündür bu gündür barışamadık\n\nGel barışalım\nBen öldüreyim beni\nSen öldür seni\n\n Ateşkes  imzalamaya da razı olurum ben\nBen susturayım beni \nSen sustur seni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel barışalım",
        "poet": "Halil Çalışkanlar",
        "poem": "\n\nBana öyle bir sözcük kur ki \nAyaklarım yerin den kesilsin\nKalbim ritminin dışına çıkıp\nhadi yolculuk başlıyor desin\n\nBana öyle bir şey söyle ki\nBitsin bu fırtına bu savaş\nRuhum barışın sevimliğine takılıp\nGeleceğim sensin desin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel     BARIŞALIM",
        "poet": "İnci Germenliler",
        "poem": "\n\nSazlarla    şenlensin    bu   güzel    diyar\nGönlümün    telini   çalan    eşsiz   yar\nPerişan   halimi   görmesin     ağyar\nBarış   şiirleri    yazalım    şair……..  \n\nSazımın   sesini    duymasın   eller\nGönül   yare   dargın    ne   yapsın   teller\nGel   artık  yetişir    birleşsin    eller\nBarış   türküleri     çalalım     şair…….\n\nDOST   KALEMLER\n\nKokusunu özledim yarin \nOndan bana essin isterim rüzgar \nBana kokusu gelsin yeter \nİstemem fırtına, tipi, kar.    TALAT   SEMİZ\n\nGönül vermedi isem sana \nKıyma ne olur aşkım bana \nGörmez isem kıyarım cana \nNe olur dön bir bak bu yana \nGel barışalım yürek yara \nBarış güvercinleri uçuralım şair…,,NEHİR ÖZEN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel barışalım",
        "poet": "İlhami Arslantaş",
        "poem": "\n\nElin ver cananım ömür çok kısa\nBayram say bu günü gel barışalım\nHüzne  otağ oldu acır sol yanım\nBayram say bu günü gel barışalım\n\nBana çektirdiğin azaptan beter\nYangınım yürekte serimde tüter\nAmade ol demem gül bana yeter\nBayram say bu günü gel barışalım\n\nÇekilmez yalnızlık muhannet sağır\nYıllar yer bu ömrü yer ağır ağır\nGönlünün  evine gel beni çağır \nBayram say bu günü gel barışalım\n\nYorma beni gayrı yorulmayalım\nNedensiz nedenle darılmayalım\nTek kalıp yastığa sarılmayalım\nBayram say bu günü gel barışalım\n\nTuz  yerine katıp umudu aşa\nSaadet fikrini koymalı huşa\nAmansız hayatla çıkmalı başa\nBayram say bu günü gel barışalım\n\nDer İlhami gayem  çarkı döndürmek\nYakışmaz insana ocak söndürmek\nVacip mi zamanı böyle sündürmek\nBayram say bu günü gel barışalım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Barışalım Be Kader",
        "poet": "Nihat Gülle",
        "poem": "\n\nBeni ölmeden öldürdün\nDüşmanlarımı güldürdün\nHayat dalımı soldurdun\nGel barışalım bre kader\n\nKader beni hep aldatır\nAşk söyletir dert ağlatır\nVefasız yare bağlatır\nGel barışalım bre kader\n\nBen kaderle barışıktım\nHakka hakikate aşıktım\nDost gönlünde bir ışıktım\nGel barışalım bre kader\n\nRahmani kızma kadere\nKalem kırılmış ne çare\nHikmetten sorulmaz yare\nGel barışalım bre kader\n\nOlmaz olsun böyle kader\nHiç dinmedi acı keder\n\nNihat Gülle\nŞair ve yazar\nNihat Gülle\nŞair ve yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Be Kadın",
        "poet": "Emrah Tekin",
        "poem": "\n\nGel be kadın,\nYeter deli etti yokluğun,\nDayanamıyorum artık,\nBedenim yokluğuna alışacak,\nKorkuyorum,\nGel be kadın,\n\nGel be kadın,\nHissetmeyeceğim eksikliğini zamanla,\nÜşümeyecek bedenim belki de,\nTitremeyecek ellerim adını andıkça,\nİstemiyorum,\nGel be kadın,\n\nGel be kadın, seni binlerce kelimeyle süsleyen ben,\nSöyleyemiyorum, çıkmıyor başka kelime,\nAma sen anla,\nÇok özledim,\nGel be kadın,\n\nGel de dinsin bu kalp ağrım…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Beklenmiyorsun",
        "poet": "Figen Aydoğmuş",
        "poem": "\n\nBirgün kapı açılacak sonuna kadar ve iceri beklenmeyen, bilinmeyen biri girip selam diyecek, işte o an bitecek bu yalnızlığın verdigi korku. \nBeklenmedik bir anda çıkıp geleceksen  gel. şuan beklenmiyorsun. şuan çekmişim dizlerimi göğüslerime düşünceler salıncağında sallanmaktayım.  Eğer soracak olursan göz rengimi buğu derim. Eger soracak olursan saçlarımı beyaz derim ve eğer soracak olursan simamı hani ağlamakla gülmek arası gidip gelir ya  mimikler işte o benim derim. \n\nGel geleceksen. Sana buseler biriktirdim sabahlara kadar tükenmeyecek. Gülüşleri ekleyeceğim söz, göz kapaklarına. Gel beklenmiyorsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Benim Sarı Tanburam",
        "poet": "Pir Sultan Abdal",
        "poem": "\n\nGel benim sarı tamburam,\nSen ne için inilersin? \nIçim oyuk, derdim büyük,\nBen anın'çin inilerim\n\nKoluma taktılar teli,\nSöyletirler bin bir dili,\nÖldüm ayn-ı cem bülbülü,\nBen anın'çin inilerim.\n\nKoluma taktılar perde,\nUgrattılar bin bir derde.\nKim konar, kim göçer burda? \nBen anın'çin inilerim.\n\nGöğsüme tahta döşerler,\nDurmayıp beni okşarlar,\nVurdukça bağrım deşerler\nBen anın'çin inilerim.\n\nGel benin sarı tamburam,\nDizler üstünde yatıram,\nYine kırıldı hatıram,\nBen anın'çin inilerim.\n\nSarı tamburadır adım,\nGöklere ağar feryadım,\nPîr Sultan'ımdır üstadım,\nBen anın'çin inilerim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "gel benimle Antalya' ya",
        "poet": "Ali İsar Turan",
        "poem": "\n\ntozlanmış gardropp içinden çıkart \nyaşanmamış heyacanlarını\nkır bir kerede seni kıranları\ngel benimle Antalya' ya\ngüneşi, kumu ve denizi\nbekliyor bizi\notostop çekeriz belki\ngel benimle Antalya' ya\nsevda kokan bahçelerde\naşk yudumlarız seninle\nlimon çiçeklerini dökerim önüne\ngel benimle Antalya' ya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Beri",
        "poet": "Faruk Bakuri",
        "poem": "\n\nKurşun Turhan tur sanı\nKalay ulu ev hanı\nDemir asker savaşta\nBakır onun sahanı\n\nCıva o tanrı eri\nMuştu kutlu haberi\nGümüş adem sineye\nTak altını gel beri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Beriye",
        "poet": "Yavuz Ağır",
        "poem": "\n\nGökkuşağı görünür mü\nAl yeşile bürünür mü\nSaçın yerde  sürünür mü\nGel beriye, dön geriye\n\nGün batımı bir hoş olur\nAşk şarabı içenler sarhoş olur\nKendinden geçenler bir hoş olur\nGel beriye, dön geriye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Beraber Giyelim Beyaz Kefeni Memleketim",
        "poet": "Bünyamin Uzungündeş",
        "poem": "\n\nKanla yoğrulmuş etten kemiktenim.\nBir yanımda Maraş bir yanımda tenim.\nÖlmekte varsa uğurda gel birlikte ölelim.\nGel beraber giyelim beyaz kefeni memleketim.\n\nŞeref Dere şahit olsun gamını ben çekerim.\nSana en güzel kokulu gülü seçerim.\nGel kefenimizi kendimiz biçelim.\nGel beraber giyelim beyaz kefeni Memleketim.\n\nSana and olsun yemin ederim.\nSen istemezsen ben tek giderim.\nNe üstün çizerim ne de küserim.\nGel beraber giyelim beyaz kefeni Memleketim.\n\nSana uzanmaz belki de ellerim.\nSeni bir daha yazmaz belki kalemlerim.\nUğrunda belki de yarım kalır hayellerim.\nGel beraber giyelim beyaz kefeni Memleketim.\n\nGel birlikte Tarihe adımızı geçelim.\nSilinmesin ismimiz belki söyler şairim.\nHayat böyle Maraşım, sızlar Bünyaminim.\n Gel beraber giyelim beyaz kefeni Memleketim.\n\nBelki yasımızı tutar edelerim.\nBelki ağıdımızı yakar ninelerim.\nBiz en güzel kokuları sürünelim.\nGel beraber giyelim beyaz kefeni Memleketim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Bir gece Yarısı.......Sayın Yılmaz Tatlıses tarafından BESTELENDİ",
        "poet": "Mücella Pakdemir",
        "poem": "\n\nNeden Olmasın\n\nHiç haberim olmadan \nUykulara dalmadan \nBaş yastıkta solmadan \nGel bir gece yarısı \n\nHasreti koy berine \nVuslatı kat terine \nKalbim orta yerine \nSer bir gece yarısı \n\nSorma sevildiğini \nUnut tüm bildiğini \nGönlünden geldiğini \nVer bir gece yarısı \n\nRuhumda yanan harsın \nArzularımda varsın \nİstediğim tek yarsın \nSar bir gece yarısı \n\nÜşüyen yanağımdan \nÖp gonca dudağımdan \nTaze gül sunağımdan \nDer bir gece yarısı \n\nCanı cana kattırıp \nYudum yudum tattırıp \nAşk odunu yaktırıp \nKal bir gece yarısı \n\nDOSTLARIMIN YÜREK SESLERİ\n\nKimsecikler duymadan \nAkşamdan uyumadan \nMüfsitler uyanmadan \nGel bir gece yarısı.. \n\nTenhada buluşalım \nSevgiyle kavuşalım \nMaksuda ulaşalım \nGel bir gece yarısı.............................................Mehmed İhsan USLU\n\nUmutlar bağladığım \nCoşupta çağladigim \nHer gece ağladığım \nBil bir gece yarısı...............................................Nuh Karagöz\n\nBenimlesin uzakta, \nÇırpındıkça tuzakta, \nSevgi kuşu firakta, \nBul bir gece yarısı............................................Nafi ÇELİK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Birlik Kavline Girelim Kardeş",
        "poet": "Aşık Veysel Şatıroğlu",
        "poem": "\n\n\tİtimat edersen benim sözüme\nGel birlik kavline girelim kardaş\nBirlik çok tatlıdır, benzer üzüme\nİçip şerbetini duralım kardaş.\n\nSon verelim iftiraya bühtana\nKardeşane sevişelim can cana\nElbirlikle çalışalım vatana\nÇok okul, fabrika kuralım kardaş.\n\nYürüyelim Atatürk'ün izine\nBoş verelim bozguncular sözüne\nGöz atalım şu dünyanın hızına\nYürüyüp hedefe varalım kardaş.\n\nVeysel'in sözleri kanun dışı mı?\nMantığa uymazsa kesin başımı\nBana düşman etmiş vatandaşımı\nSebebi ne ise soralım kardaş.\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Bu Akşam",
        "poet": "Orhan Altinbasak",
        "poem": "\n\nGel bu akşam sahilde,mehtabı seyredelim\nUnutup gam kederi,şarkılar söyleyelim\nNeşe dolsun gönlümüz,gülelim eğlenelim\nUnutup gam kederi,şarkılar söyleyelim\n\nDalgaların doyulmaz,meşkini dinleyelim\nDudaktan kalbe akan,buseyle inleyelim\nMutluluk göz yaşları,aksın hiç silmeyelim\nDudaktan kalbe akan,buseyle inleyelim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel bir umut ışığı ol",
        "poet": "Ozan Fecri Şayir",
        "poem": "\n\nBiz yolcuyuz dünya handır\n                Kanma nefse onu kandır\n                 Sen can isen buda candır\n                  Gel bir umut ışığı ol\n\n               Bana bir şey olmaz deme\n               Komşun açken sende yeme\n               O ağlarken gülümseme\n               Gel bir umut ışığı ol\n\n                Yatma o aç yatar iken\n                Gülme o kaş çatar iken\n                  Elin kolun tutar iken\n                Gel bir umut ışığı ol\n\n                Allah vermiş ona derdi\n                Böyle sınar imiş merdi\n                Az verenler çoğa erdi\n                 Gel bir umut ışığı ol\n\n                 Belki bu gün malın çoktur\n                 Bir bakarsın yarın yoktur\n                 Çaresizlik vuran oktur\n                  Gel bir umut ışığı ol\n\n                  Güçten aciz olanlara\n                  Yetim öksüz kalanlara\n                  Karanlıkta solanlara\n                   Gel bir umut ışığı ol\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Şiirler 52 - gel bir tanem",
        "poet": "Recep Akıl",
        "poem": "\n\nyasaklığına ak çizgiler çiziyorum sevgimizin\nuzaklığına köprüler kuruyorum sevgiden gel\n\nbir kez doğar güneş gözbebeklerinde kişinin\nbir kez aydınlanır yüreği\nkurşunla korkunu\nolmayacak bahanelere sığınmayı bırak\nbak yüreğim aydınlık gözlerimde güneş\nellerim sıcak\ngel \nellerini ellerime bırak\n\nkumrular oynaşır bu kentin sokaklarında\nve dolaşır sarmaş dolaş \nıslak caddelerinde sevdalılar \ngel kumrular kıskansın sevgimizi\ngel \nıslak caddeler sevinsin bırak\n\nbak sevgimden çiçeğe durdu tüm tabiat\ngüneş çoktan yükseldi gözbebeklerimde\nşimdi sevme vaktidir\nşimdi en kırılgan yerinde aşkımız\nkırıldı kırılacak bir tanem \ngel \nkırgınlıkları bir kenara bırak       \n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel bu gece",
        "poet": "Mücahit Gözütok",
        "poem": "\n\nEy gönül bahçeme nur saçan peri! \nBir müşkülatım var, gel çöz bu gece\nSereyim yoluna gonca gülleri\nDinlet yüreğime gel söz bu gece\n\nDûçarım azaba, her lâhza gam,  yas\nNeşe ver gönlüme, gel az bu gece\nGamzeni bağrıma mühür yap da bas\nSönsün içindeki gel köz bu gece\n\nİmrenir hûriler gül cemâline\nHülleler giyinip gel tez bu gece\nAkıver ruhumun derinliğine \nSemâya  çıkalım, gel biz bu gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel bu gece sabahlıyalım",
        "poet": "Vedat Okkar",
        "poem": "\n\nGel bu gece sabahlayalım, \nGel bu gece sevgimizi paylaşalım \nGel bu gece yarınlara koşalım \nGel bugece umudumuza bir yol açalım. \n\nBu gece olsun sevmelerimizin başlangıcı \nBu gece uyu omzumda, yüreğimde olduğu gibi tatlı tatlı \nBu gece sevişelim sabahlara kadar, \nBu gece uyuyalım sabaha bir başka kalkalım mutluluk dolu \n\nGözümü açtığımızda mutluluk olsun içlerinde \nGönlüme baktığında sen olmalısın içinde \nSeni gördüğümde heycanlanmalıyım yeniden \nYeniden başlangıcım olmalısın sonu olmayan \n\nGece karardığında senle olayım, \nGönlümde ve gündüzlerde seninle olduğum gibi \nUçalım mavi gökyüzüne seninle, \nMutluluklar, sevgiler, sevişmeler bizimle.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Bu Gece",
        "poet": "Mustafa Dilki",
        "poem": "\n\nAnnene bir yalan söyle \nGel bu gece gel bize gel\nGel benimle gönül eyle \nGel bu gece gel bize gel\n\nGönülleri köşk yaparız \nŞarkı söyler meşk yaparız \nAteşlenir aşk yaparız\nGel bu gece bel bize gel\n\nGel aydınlat yollarımı \nGel boş koyma kollarımı \nKırma ümit dallarımı \nGel bu gece gel bize gel\n\nOlmaz deme olur er geç \nKalbim fesat yüzüm güleç \nGel bu gece kendinden geç\nGel bu gece gel bize gel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Bu Gece Susalım",
        "poet": "Yusuf Kenan Altan",
        "poem": "\n\nşu an beni düşünüyorsun biliyorum \nnedendir seğirtişleri yanaklarımın\nağlıyorsundur belki de\n                         ellerin ayakların kenetli \nbende de bir ağlama hezeyanı...\nellerimi uzatıyorum saçların o kapısı olmayan kuleye\nyollar boran olmasa gelirdin\ngel..\nbu gece susalım \n                           iki serçe çığlığı olsun ses\nçıldırsın kelimeler\nüzerinde turuncu hırkan olsun yine\ngel bu gece susalım \nsen değilmiydin kelimelere binip giden \ngel yüreğimi sunayım sana\nakan iki dere olsun \ndenizlere varamamak, kurumak olsun sonu\ngel bu gece susalım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Bursa ya Ahmet Abi!",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\n\"Ahmet Selçuk İlkan'a çağrımdır! \"\n\nYıllar oldu özlüyoruz\nGel Bursa ya Ahmet Abi! \nYollarını gözlüyoruz\nGel Bursa ya Ahmet Abi! \n\nDinletiler yapmak için\nYak kalpleri için için\nSevenlerin bizim için\nGel Bursa ya Ahmet Abi! \n\nGönüllere ışık saçan\nSevdalara umut açan\nOlma böyle bizden kaçan\nGel Bursa ya Ahmet Abi! \n\nO en güzel sevgilerle\nIşıldayan yüreklerle\nŞarkılarla şiirlerle\nGel Bursa ya Ahmet Abi! \n\nSöyleşiriz konuşuruz\nŞarkılarda buluşuruz\nHasretinden tutuşuruz\nGel Bursa ya Ahmet Abi! \n\nBiliyoruz kıymetini\nGösteririz hürmetini\nKabul edip davetimi\nGel Bursa ya Ahmet Abi! \n\nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Cânanım",
        "poet": "Cemil Öksüz",
        "poem": "\n\nHİCRANIMI...............Kimse bilmez................Ruhum ağlar...............GEL CÂNANIM\nKİMSE BİLMEZ...........şu derdimden................aşkın ile....................PERİŞANIM\nRUHUM AĞLAR..........aşkın ile......................gece gündüz...............SENİN İÇİN\nGEL CANANIM...........perişanım....................senin için...................HEP AĞLARIM\n\n\n...............................................................................10.01.1975....RİZE...........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Çadır Kur",
        "poet": "Cahit Sıtkı Tarancı",
        "poem": "\n\nHiçbir kuşun, üstüne konmadığı bir ağaç;\nÖmrüm; ne diye kondun bu ağacın üstüne?\nSana kim dedi ömrüm kuşa, şarkıya muhtaç?\nHiçbir kuşun üstüne konmadığı bir ağaç;\n\nHer gün başka ahenkte söylediğin şark....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Çocuğum",
        "poet": "Jale Özler",
        "poem": "\n\nYıllar değiştiriyor insanları\nÖzü bahtı görünüşüyle\nSen küçüktün çocuğum\nHayat büyüktü\nŞimdi ne kadar küçüldü bilir misin\nSen bir akıntıya kapıldın\nDalga dalga yıllar seni aldılar\nBeni de gençliğimi de alacaklar\n\nBebeklerin vardı yüze yakın\nOyuncakların vardı\nYazık oldu\nSen bebek delisiydin\nBen dergi delisi müzik delisi\n\nGel aynada yan yana koyalım başımızı\nSarışın ve kumral\nSen mutlu bakışlarınla bak\nBen derin bakışlarımla\nBenziyor muyuz\nZaman gelecek ki hiç benzemeyeceğiz\nBir küçük kardeş gibi otur dizlerime\nDüzelteyim buklelerini\nKurdeleni\nSen benim kucağımda\nBen benim kucağımda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Çıkalım Konağa",
        "poet": "Bülent Aslan",
        "poem": "\n\nGel çıkalum konağa\nO konağa düğün var\nO konağın içinde\nBenum bi sevduğum var\n\nKonağun kapıları\nAçılur geri geri\nBekle sevduğum bekle....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-Gel dans edelim yâr",
        "poet": "Yasar Akgun",
        "poem": "\n\nYürüyorsun orada,\nYağmurun altında deniz kenarında,\nRüzgarın sesi birleşiyor deniz dalgalarıyla,\nSen işte sen, o kadın işte o kadın sana benziyor,\n\nOrada yürüyorum,\nGökyüzüne bakarak,\nRüzgarın sesi uçuyor başımın üstünden,\nÍste can o adam ya o adam benim ben,\n\nNasıl sen ve ben bir bütün isek,\nRüzgarlarımızın sesi birleşince melodi oluyor,\nGel can gel dans edelim,\nRüzgarımızın sesinin melodisinde,\nDans edelim yağmurun altında,\nDeniz kenarında,\nGel dans edelim yâr gel dans edelim,\n\nYaşar Akgün 22.05.07\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel de anlat",
        "poet": "Pınar İlhan",
        "poem": "\n\nYüreğim hâlâ sen diye atıyor,\nUçuşunca anılar dört bir yanımda,\nYıldız yıldız parlıyor gözyaşlarım\nGüz fırtınasının ortasında.\nSana o kadar yakın olup\nYüreğinin uzağına düşmek...\nAcıyor içim.\nAkıyor kan kan gözlerimden.\nVarlığını bilmek de yeter ama\nGel de anlat şu yüreğime...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel dayanamıyorum",
        "poet": "Veysel Karani Özturhan",
        "poem": "\n\nSevgilim düşünemiyorum ne dünümü nede bugünümü\nNeyleyim sensiz geçen bütün ömrümü\nUnutmak istiyorum ızdırap dolu günlerimi\nAyrılık acıtıyor artık yüreğimi gel dayanamıyorum\n\n\nHayalinle yaşıyorum, gelir diye bekliyorum\nSeni ve o tertemiz sevgini çok özlüyorum\nHer geçen gün dertlerime bir dert daha ekliyorum\nAyrılık acıtıyor artık yüreğimi gel dayanamıyorum\n\n\nKeşke hep yanımda olsaydın, hiç ayrılmasaydın\nEllerimi sımsıkı tutarak boynuma sarılsaydın\nSeni çok sevdiğimi söyleyip; sabaha kadar ağlasaydım\nAyrılık acıtıyor artık yüreğimi gel dayanmıyorum\n\n\nßiliyor musun Leyla ile Mecnun da bizim gibi sevmişti\nOnların bu sevgisine kader bile boyun eğmişti\nO kadar çok sevmişlerdi ki; kalpleri kenetlenmişti\nAyrılık acıtıyor artık yüreğimi gel dayanamıyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel de düşman çatlatalım!",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\n“Kıskansın o görenler! ”\n\nUnutup da olanları\nKötü günü atlatalım! \nMutsuz edip yılanları\nGel de düşman çatlatalım! \nTam ortadan patlatalım! \n\nAşkımızı överek biz\nDeli gibi severek biz\nKahkahayla gülerek biz\nGel de düşman çatlatalım! \nTam ortadan patlatalım! \n\nKalp de huzur taşıyarak\nGönlümüzce yaşıyarak \nKaşınanı kaşıyarak\nGel de düşman çatlatalım! \nTam ortadan patlatalım! \n\nEle güne ibret olsun\nGören saçı başı yolsun\nİçi zehir kanla dolsun\nGel de düşman çatlatalım! \nTam ortadan patlatalım! \n\nKalp de aşk’ı bularak biz\nHuzur ile dolarak biz\nCanım mutlu olarak biz\nGel de düşman çatlatalım! \nTam ortadan patlatalım! \n\nKıskananlar gerilsinler\nBırak ne derse desinler\nHasetinten delirsinler\nGel de düşman çatlatalım! \nTam ortadan patlatalım! \n\nBöyle yarım kalmasın yar\nBizi hasret sar masın yar\nHadi aşkım var mısın yar\nGel de düşman çatlatalım! \nTam ortadan patlatalım! \n\nDinlemeyip biz elleri\nÇözelim bu çengelleri\nAşalım tüm engelleri\nGel de düşman çatlatalım! \nTam ortadan patlatalım! \n\nSen canım de, bende gülüm\nÇekemeyen görsün zülüm\nOnlar için olsun ölüm\nGel de düşman çatlatalım! \nTam ortadan patlatalım! \n\nBu aşk ile közlenerek\nİbret ile gözlenerek\nNişan takıp sözlenerek\nGel de düşman çatlatalım! \nTam ortadan patlatalım! \n\nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel çocuk olalım bir günlüğüne",
        "poet": "Metin Şaşmaz",
        "poem": "\n\nGel çocuk olalım bir günlüğüne\nÇaya gireriz çırılçıplak\nAyıp sayılmaz\nBir kibrite kurban etsek dünyayı\nGönül gözümüzde kayıp sayılmaz\nGel çocuk olalım bir günlüğüne\nKeyfimizce takılırız\nHiçbir kurala uymadan\nBir demet yasemen toprak anadan\nBir sevgi tomarı tanrı babadan\nAlırız kimseye minnet duymadan\nGel çocuk olalım bir günlüğüne\nAna avrat düz gideriz herkese\nAldırış etmezlerki sözümüze\nTükürsekte yüzlerine gülerler yüzümüze\nGel çocuk olalım bir günlüğüne\nSevgiye muhtaç kimsesizlere\nBirkaç damla yaş akıtıp gözden\nBir çocuk olalım işte bu yüzden\nGel çocuk olalım bir günlüğüne\nHayalden hayale kanatlanıp uçarız\nEn masumane düşlerimizle\nPapatya,lale,sümbül,menekşe,gül açarız\nHangi yana bakınsak\nTanrı bize gülümser\nBiz tanrıya gülücükler saçarız\nGel çocuk olalım bir günlüğüne\nDünya yansa umursamaz\nBiz gazozumuzu içeriz\nDert tanımaz yüreğimiz\nAğlayıştan gülücükler biçeriz\nBaşka türlü imkansız\nBu dünyanın kahrına\nBir günlük bile olsa\nAncak böyle gülüp geçeriz\nGel çocuk olalım bir günlüğüne\nBeşide geçmesin zaten yaşımız\nBürünmeden okulun simsiyah önlüğüne\nÖğretmenle ağırmasın başımız\nGel çocuk olalım bir günlüğüne\nNeyimizeki bizim\nModernitenin bilgisayar tuşları\nSeyretmek varken semada\nKanat çırpan kuşları\nGel çocuk olalım bir günlüğüne\nDoktor moktor olmayız evcilik oyununda\nHükümdarı oluruz adil dünyanın\nKalbimizde güzellikler saklarız\nHür sevgili bir hayata\nKaldırırız yasakları\nYasağı yasaklarız.\nNe dersin ha.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel De Gör",
        "poet": "Nevzat Çelik 2",
        "poem": "\n\nRuh bedenim terk eylemiş,\nGelde gör ki ben ruhsuzum, gel de gör,\nSevda kalbi hapseylemiş,\nParçalara ayrılmışım gel de görki gel de gör,\n\nAkıl bende mantık yoktur onu ararım,\nŞuursuz bir kararsızlık içindeyim gelde görki gelde gör,\n\nTanelendim parçalara dağıldım,\nHis etmez bir varlık oldum çalındım,\nYakıcı bir aşkın çölünde kaldım,\nAlev alev yanıyorum, gelde görki gelde gör,\n\nAkıl bende mantık yoktur onu ararım,\nŞuursuz bir kararsızlık içindeyim gelde görki gelde gör,\n\nUmudu yitirdim gam keder ile yaşarım,\nNasıl yaşadığıma ben de durur yaşarım,\nBen hayayı asaletle çarparım,\nHesap derin gel de gör ki, gel de gör,\n\nAkıl bende mantık yoktur onu ararım,\nŞuursuz bir kararsızlık içindeyim gelde görki gelde gör,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel de Bitsin İşkence",
        "poet": "Şükrü Topallar",
        "poem": "\n\nGece basar karanlık,\nSensizlik ve yalnızlık\nOlup iki arkadaş\nYarışırlar başa baş\n\nKorkuturlar o anda\nBeni yalnız odamda\nSen varken yoktu onlar\nYalnızlık ve korkular\n\nSen gidip, kaybolunca\nOnlar çıktı ortaya\nSensizlik ağlatıyor\nYalnızlık korkutuyor\n\nGeçse bile gündüzler\nHiç bitmiyor geceler\nYalnızlık, korku, gece\nGel de bitsin işkence\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel De Bitsin Bu Hasret",
        "poet": "Tarık Çıtak",
        "poem": "\n\nHer gecem doğan güne\nSaatim zile hasret\nBen bir garip bülbülüm\nYüreğim güle hasret...\n\nUmut benim ekmeğim\nHep yolunu beklerim\nŞu sabır çiçeklerim\nSenin sevgine hasret...\n\nKatbetmeden yolumu\nElemeden unumu\nDoldur gönül kuyumu\nGel de bitsin bu hasret...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel de Gör Atam",
        "poet": "Mehmet Yaş",
        "poem": "\n\nNasıl zehirliyor soktuğu anda,\nYılanın dilini gel de gör Atam,\nMeydanlarda, mitinglerde, her yanda,\nUlusal telin’i gel de gör Atam! \n\nErk, avamla ayrı ucunda safın,\nEmekle arası açık insafın..\nEmeklinin, çalışanın, esnafın,\nBükülen belini gel de gör Atam! \n\nBoğaz tokluğuna asgari ücret,\nEbedi aleme gizli bir hicret..\nİstersen isyan et, istersen ecr’et,\nPatronun fel’ini gel de gör Atam! \n\nKömür bitti Zonguldak da, Soma da,\nHayvancılık öldü, tarım komada..\nİthal şeker mevcut her aroma da,\nMali bedelini gel de gör Atam! \n\nSömürü hırsında bitmez ihtiras,\nFukaralık akıl almaz bir iras..\nEşekten hamala zimmetli miras,\nSemerin cil’ini gel de gör Atam! \n\nOy’lar sandıkta tuş mükerrer ize,\nİlkokulda türban düştü krize,\nPolitika kalmış üç beş kerize,\nKim mi? Eşkalini gel de gör atam! \n\nSefalete talim ederken asıl,\nNe desem beyhude sözüm velhasıl..\nAslına muhalif sürer bir fasıl? \nHalkın vekilini gel de gör Atam! \n\nBakanlar Bağdat da, Şam da, Erbil de,\nİpler İmralı da, gözler Kandil de,\nMedya yayın yapar artık her dil de,\nHükmün failini gel de gör atam! \n\nGülenden tescilli Gülün cevaz’ı,\nDuyulmuyor vatandaşın avazı,\nBuz kesiyor Çankaya’nın ayazı,\nBozkırın yelini gel de gör Atam! \n\nİkbal’ime kefen biçemiyorum,\nBana ne deyip de geçemiyorum..\nYüce mi, cüce mi seçemiyorum! \nDevleti-ali’ni gel de gör Atam! \n\nGizli bir savaş var milli künyeye,\nNamluda ambargo konmuş fünyeye..\nKan mı yeter bu yaralı bünyeye, \nBinlerce zeli’ni gel de gör Atam! \n\nAydın kesim düşmüş bir karambola,\nBölücü hainler girmiş kol-kola, \nMayın döşüyorlar çizdiğin yola,\nCühela-cehl’ini gel de gör Atam! \n\nKıta sahanlığı kaldı laflarda,\n12 Adalar başka saflarda,\n12 Mil artık tozlu raflarda.\nGafın iclalini gel de gör Atam! \n\nKıbrıs da aynı kırk, yıldan beriye,\nKerkük’ten bir ağıt kaldı geriye..\nKırmızı çizgiler döndü griye; \nŞark’ın ihmalini gel de gör Atam! \n\nSevr’in artıkları suçlar Lozanı,\nNe idraki mümkün ne de izanı..\nHele Güneydoğu cadı kazanı,\n81 İl’ini gel de gör Atam! \n\nKocatepe de ki istihkamını,\nRasattepe de ki son makamını,\nHakimi, savcıyı.. kaymakam’nı,\nAydın da Valini gel de gör Atam! \n\nYasama, Yürütme bağımsız Yargı,\nBilinmez denklemin üç boyut argı..\nBunca yaralara yeter mi sargı? \nYetki ihlalini gel de gör Atam! \n\nEğer suçlanırsam şahidim ol da,\nSüfli beyinlerin içine dol da..\nYine bölük, bölük Aslanlı Yol da,\nŞu insan selini gel de gör Atam! \n\nSilivri rejime vuruyor sonda,\nPaşaların çoğu Ergenekon da,\n29 Ekim, iki bin on da,\nCumhur’un halini gel de gör Atam! \n\nYAŞ der; maruzatım daha çok ama,\nNe söze sığıyor, ne de rakama..\nAk mıdır, kara mı? Adı ak ama,\nRiyaset ehlini gel de gör Atam! \n\n29.10.2010\nMehmet YAŞ\nŞair / Söz yazarı\n\nŞİİR DE KULLANILAN SÖZCÜKLERİN ANLAMALARI\n\nERK: Bir bireyin, bir toplumsal kümenin, bir toplumun başka birey, küme ya da toplumları egemenliği, baskısı ve denetimi altına alma, özgürlüklerine karışma ve onları belli biçimlerde davranmaya zorlama yetkisi ya da yeteneği.\nAVAM: Alt tabaka, havas karşıtı.\nECR: Ecir, Sevap Bir iş veya emek karşılığı verilen şey\nİRAS: Rast, tesadüf\nFEL: Yorgunluk, bitkinlik ve halsizliği anlatır: Bugün çok felsizim.\nCiL: ’Mertek’ lerin üstüne örtmekte; hasır dokumakta; fırınlarda yakmakta; ve kıtlık yıllarında hayvan yemi olarak kullanılan; bataklıklarda yetişen özlü bir bitki. || semerin cillerini gemirmek: açlıktan ölmek üzere olmak, çok züğürt düşmek\nZELİ: Sülük\nAFR A: 1. Ayak değmemiş ak toprak.2. Pembeye çalar beyazrenk.\nTAFRA: Kendisini olduğundan büyük gösterip böbürlenme, yüksekten atma..\nARGI: Ağrı, sızı, acı\nMÜKERRER: Tekrarlanmış, yinelenmiş: Mükerrer nüsha.\nCEVAZ: İzin, müsaade.\nİKBAL: 1. Baht açıklığı. 2. Arzu, istek.\nCÜHELA: (cühela:, l ince okunur)         esk. Bilgisizler, cahille\nCEHL: Boğazının altı, tüylü olan deve.\nİCLAL: Büyüklük\nSÜFLİ: 1. Aşağı, aşağılık, bayağı, adi: 2. Kılıksız, pis kılıklı, hırpani.\nSONDA: 1. Suyun herhangi bir noktadaki derinliğini ölçmek, dip tabakaların yapısını incelemek için kullanılan araç. 2. Bir boşluğun içini yoklamaya yarayan uzunca ve ucu küt demir araç. 3. tıp Vücudun içinde birikip dışarı atılamayan sıvıyı çekmek veya vücuda sıvı vermek için kullanılan araç.\nCUMHUR: 1. Halk. 2. Topluluk: \nMARUZAT: Mevki, makam veya yaş bakımından büyük birine sunulan, bildirilen dilek veya bilgi, sunuş: Size maruzatım var.\nRİYASET: Başkanlık\nMAHZAR:1. Yüksek makamlı bir kimsenin yanı, huzuru. 2. Yüksek bir makama sunulmak için yazılan çok imzalı dilekçe. 3. huk. Mahkeme sicil defteri.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel de Gör Bünyanı",
        "poet": "Salih Altıntop",
        "poem": "\n\nGel de gör şirin yeşil Bünyan’ı\nKayabaşı’nın yüksekliğinden akar çağlayanı\nEvleri süsler rengarenk halıları\nGel de gör şirin yeşil Bünyan’ı\n\nBünyan’da yeşil’in tonları var\nTürkistan’dan gelme ünü şanı var\nAtasından öğüdünü almış yüreği var\nGel de gör şirin yeşil Bünyan’ı\n\nTertemiz billur gibi akan suları var\nEtrafında piknik yapacak yerleri var\nİnsanların ruhunda misafirperverlik var\nGel de gör şirin yeşil Bünyan’ı\n\nKarşısında mağrur kayabaşı var\nEteğinde yücesinde mağaraları var\nBahçelerinde çeşit çeşit meyveleri var\nGel de gör şirin yeşil Bünyan’ı\n\n15.09.2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel De Gör Beni",
        "poet": "Emine Şafak",
        "poem": "\n\nHasretin sinemi yaktı kavurdu \nAcı şu halime gel de gör beni \nÖzlemin her yanı kattı savurdu \nAcı şu halime gel de gör beni \n\nDüştü yüreğime bir acı elem \nİçimde sevdanla dağları delem \nSana hasret iken ben nasıl gülem \nAcı şu halime gel de gör beni \n\nZehirli mavzerle vurdun gönlümü \nBu garip bedenim bekler ölümü \nKoparma bağında açan gülümü \nAcı şu halime gel de gör beni \n\nGörenler halime acıyıp durmuş \nDostlarım derdimi hekime sormuş \nÇektiğim hasretlik kalbimi yormuş \nAcı şu halime gel de gör beni \n\nYârin inadına akıl ermiyor \nVuslatı diledim Mevlâ vermiyor \nGönül başka aşk'a çiçek dermiyor \nAcı şu halime gel de gör beni \n\nYokluğun ki benim canıma yetti \nDuyarsız hallerin zoruma gitti \nGelmezsen bil artık Emine'n bitti \nAcı şu halime gel de gör beni\n\n08 01 2013\n\nDost Kalemlerden\n\n'Hasretin içimde kalbimi deler \nGözümün yaşını elalem siler \nDilime dolanan neler var neler \nAcı şu halime gel de gör beni'..... Mustafa Bay, 'ZEYBEK HOCA'\n\nUnuttunmu yoksa burda beni sen, \nÖlmezsinya birgün gelip de görsen, \nGözlerimden akan, yaşları silsen, \nAcı şu halime gel de gör beni............... Ali-Şahin 7\n\nBir yarim var ki gözleri sürmeli \nAhu ceylandır yürekten sevmeli \nKavuşamazsam olurum ben deli \nAcı şu halime gel de gör beni...........Nehir Özen sevgiler\n\ngöz görse de gönül görmez, \numut dedikleri katık bitmez. \nsevgini beklemeye ömür yetmez, \nacı şu halime gel de gör beni..........Ümmügülsüm Hasyıldırım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel de hayran olma..",
        "poet": "Hüseyin Demircan",
        "poem": "\n\nşehir adamı yıldırır\nselam et deli Meyrama\nçalış çalış fert çıldırır \ngel de hayran olma bayrama\n\ndaya ağzını pınara \nyasla sırtını  çınara \nrastladın tenha kenara\ngel de hayran olma bayrama\n\nyal der kapıda ki ak it \ncebin de olmalı nakit\nbahtiyarlık tam o vakit\ngel de hayran olma bayrama\n\nkur salıncak ipi salla\ndost olup şu yeşil dalla \nsana uzak o musalla\ngel de hayran olma bayrama\n\nsen balıksın alem livar\nne hoş ulan çevre civar\nmangalın kuzu eti var\ngel de hayran olma bayrama\n\nsabah bal tadı andıra\nyağlı peyniri mandıra\nayağın acer kundura\ngel de hayran olma bayrama\n\nbolsa taksimi nizam an\nbaklava ceviz koz aman\npadişah sensin o zaman\ngel de hayran olma bayrama\n\nboşa sağ solu kollama \nyok müdür şef tür dallama\ntadarak çayı sallama\ngel de hayran olma bayrama \n\nne hatunun süt aldırır\nne saat erden kaldırır\niş yok üst başı daldırır\ngel de hayran olma bayrama \n\nbozup kafa mülk malla ha\nyanmışız anam vallaha\nşükürler olsun Allaha\ngel de hayran olma bayrama..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel de Sevincim Ol",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\n\"Gelişinle Sevinç Getir\"\n\nSen beni bir mıknatıs gibi çekerken\nYoklugun beni çaresizce zayıflatıyor\nSenin varlığını hissetmek istiyorum\nŞu nemli gözlerime bir uğra ne olur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel de Yaşa",
        "poet": "Vedat Koparan",
        "poem": "\n\nyaşam işte ne olsun bildiğin gibi dostum\nbizim buralarda rüzgar sert esiyor  saman pazarı \nyaşam ağaçlarının dalları hep kırık\nyere sarkmış ak sütü içinde sarı bir sızı \ngüneş mevsim gereği pus çökende \nah yine başladı it titremesi bir ayaz\n\nsorar dostum keyifler nasıl kekamı\nsordum dostuma hasta tedavisi sürermiş kortizonla\nbir diğeri ameliyatta almışlar barsağını \nniceleri var çeker yaşarken ölüm pazarında\nne çok bu içerimin ağrısı \nbir kısmı  işi tıkırında eğlenir seyri sefada \ndoğa kusuyor verileni gösteriyor isyanını\nhey güzelim dünya hey gel de yaşa\n\nVedat Koparan  12.10.2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "3---gel de Kendin Gör Vefasız",
        "poet": "Yusuf Değirmenci 3",
        "poem": "\n\nDuygularım ellerimden, teker,teker düşüyor bak\nBoş odada hatıralar,yalnızlıktan üşüyor bak\nSensizlikte hayallerim, benimle uğraşıyor bak\n-.........His dünyam karma karışık,gel de kendin gör vefasız\n-.........Dünyamı karanlık bastı, ışımaz sensiz sevdan sız \n\nSilik bir fotoğrafın var senden kalan tek hediye\nMuhtaç iken bir ilgiye,hasret iken bir sevgiye \nGörmeden çaresizliğimi, ipsiz sapsız berduş diye \n-..........Dost düşmanın güldüğünü, gel de kendin gör  vefasız\n..........-Dünyamı karanlık bastı, ışımaz sensiz sevdan sız \n\nHedef belirsiz kurşunum,bilinmeze koşuyorum\nHasret özlem çok ağır yük, istemeden taşıyorum\nBakma nefes alışıma,sanma ki ben yaşıyorum\n-..........Gayrı manen öldüğümü, gel de kendim gör vefasız\n-..........Dünyamı karanlık bastı, ışımaz sensiz sevdan sız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel de Şiir Yaz",
        "poet": "Ahmet Daş",
        "poem": "\n\ngüpegündüz \nAnkara nın orta yerinde \nbombalı bir saldırı.. \nüç ölü otuz küsur yaralı \nbomba bu kimlik sormaz\nelim klavye ye varmaz \ngel de şiir yaz.... \n\nbakın hele \nbakın hele \nzelzele olmuş Kütahya da zelzele \naltı üstü beş dokuz \nheyhat! \ndurum öyle değil \nkoca Simav olmuş enkaz \ngel de şiir yaz...\n\nsonbahar\nyağmur mevsimi \nbildiğim kadarıyla rahmetti yağmur \nşimdi zahmet oluyor \nher yer sel çukurlar göl\nRize çal çamur \nne de çabuk tükendi yaz \ngel de şiir yaz...\n\nAfrika ya bahar gelmiş \nArap baharı.. \noluk gibi kan akar \nbir damla yağmur yağmaz \nFizan nerde kimse bilmez\nTürkiye model ülke \nyönetimi alınmış baz \ngel de şiir yaz...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel de Yeter",
        "poet": "Savaş Çakır",
        "poem": "\n\nGel de yeter gelirim o güzel gözlerine \nHasretinle kavrulan mecnun gibiyim şimdi\nRüya idim gecene aşktım gündüzlerine \nBağışla yüreğini yakan aşk ateşim di\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Gel dedin de gelmedim mi**",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nSeviyorum canan seni\nBu canı canansız koyma\nYaşayamam tükenirim\nDünyamı başıma yıkma\n\nGel dedin de gelmedim mi?\nSaçlarını örmedim mi? \nGece sabahlara kadar\nBaşucun da dönmedim mi? \n\nSaçın kaşın güzel yüzün\nTatlı dilin doğru sözün\nYaktı beni can evimden\nO bakışın o gülüşün \n\nGecem de sen günüm de sen\nDamarım da kanım da sen\nSana daha ne söylesem\nBu canı canansız koyma\n\nGeldedin de gelmedim mi? \nSaçlarını örmedim mi? \nGece sabahlara kadar\nBaşucun da dönmedim mi? \n\n                                Erzurum\n                                   Zernişan\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gel Deme",
        "poet": "Mehmet Emin Berk",
        "poem": "\n\nBin fırtınalar kopar gönlümde...\nDuyamam.\nKan yerine lav akar damarımda...\nBilemem.\nBir garip haldeyim ki, \nBen benimdir diyemem.\n'Gel' deme ey sevgili\nGeçti artık..\nGelemem.\n\n                                   Bursa,1986\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Deme Gene",
        "poet": "Yusuf Demir Saba",
        "poem": "\n\nGel deme gene\nKi içimde yeşermesin taze baharlar\nDeme gel…\nFeryat etmesin suskunluklarım\nHazır dinmişken fırtınam, karım\nÇağırma beni derinden… \nVe ağrımasın gene\nSen ağrılarım…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "“Gel” Demiştin",
        "poet": "Ömer Albayrak",
        "poem": "\n\nFarkı varmı ölüm ile gurbetin? \nPençesinde ezilirim hasretin.\nTükendi dermanım, bitti gayretim\n“Gel demiştin hasta-sayrı olmadan”\nGelebilsem, görebilsem ölmeden...\n\nNere gitsem? Orda adım yabancı\nCanevime hançer vurmuş utancı.\nÖldürür yaşatmaz beni bu sancı,\n“Gel demiştin hasta-sayrı olmadan”\nGelebilsem, görebilsem ölmeden...\n\nHangi yola sapsam? Olmaz dönüşü,\nAşılmaz gurbetin çetin yokuşu,\nUnuttum gülmeyi, zevki, cümbüşü,\n“Gel demiştin hasta-sayrı olmadan”\nGelebilsem, görebilsem ölmeden...\n\nEn azgın yaranın çaresi umut,\nBir lokma peşinde aştım kırk hudut.\nRızgıma gözkoymuş binlerce haydut,\n“Gel demiştin hasta-sayrı olmadan”\nGelebilsem, görebilsem ölmeden...\n\nEsirmiyim yoksa azatsız köle? \nKim? Nasıl getirdi, beni bu hâle? \nAnlatmakla bitmez bu korkunç çile.\n“Gel demiştin hasta-sayrı olmadan”\nGelebilsem, görebilsem ölmeden...\n\nHans’lar, Mariya’lar tuzak kurdular,\nCanevime kanlı hançer vurdular,\nAkılsız, fikirsiz, ruhsuz koydular.\n“Gel demiştin hasta-sayrı olmadan”\nGelebilsem, görebilsem ölmeden...\n\nNe öldürür ne yaşatır bu gurbet,\nKimliğimi almış vermez muhanet.\nMüebbet çilesi Ömer’in hasret.\n“Gel demiştin hasta-sayrı olmadan”\nGelebilsem, görebilsem ölmeden...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel de İçme",
        "poet": "Ahmet Yüksel Şanlı Er",
        "poem": "\n\nDağ başında bir ormandasın.\nManzara güzel,/ akşam olmuş ılık bir serinlik var havada,\nOturmuşsun balkona.\nBen! \nKuşların ve ormandaki yelin şarkısını dinliyorum,\nManzaraya karşı.\nÖnünde saç kavurması, kavun ve rakın\nSen olsan İçmez’misin? \nİçmezsen bu güzel akşamda, küsmez’ mi rakın..\n\n09 Ekim 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Demiyorum Sana",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nGel demiyorum sana \nHiç gitmedin ki \nGöz kapaklarım ağırlaştığında sen \nDuvarları yumruklayan ellerimin acısında sen \nBir nefes soluk aldığım kapılarda sen \nDüşlediğim uykularımda \nBeslediğim umudu kara gecelerimde sen \nSeni yaşıyorum vel hasıl \nYirmi dört saat\n\nGel demiyorum sana \nGitme özgürlük \n\nGel demiyorum sana \nHiç gitmedin ki \nSuskun saatlerimin tik tak lerinde \nSoğuk zindanımın parmaklığında \nHayallerimi döktüğüm gençlik çağında \nKendime sapladığım ihanet bıçağında \nBoş odama baktığımda \nHep solumda hep sağımda \nSen varsın öksüz kalmış kucağımda \n\nGel demiyorum sana \nGitme özgürlük\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Dese",
        "poet": "Kemal Eyüboğlu",
        "poem": "\n\nAlaca karanlıktı Akdeniz akşamları\nAkdeniz akşamında zeytin ağaçları\nZeytin ağacında zeytin gözleri\nZeytin gözlerinde Akdeniz akşamları...\n\nYağmurla yıkanmış bir Akdeniz akşamında\nBenim gibi yapayalnızdı sahil yolları.\nNe olur hiç ayrılmasak dediğim bir anda\nBen çizdim,ben boyadım o gözleri zeytin karasına...\n\nBilmem yine karanlık mı Akdeniz akşamları,\nYine yapayalnız mı sahil yolları? \nNe önemi var ki aslında...\nYeter ki O bir seslense\nVe...gel dese, sev dese, öp dese\nNe karanlık kalır Akdenizde\nNe de yalnızlıklar yollarda.\n\nKemal Eyüboğlu(Antalya- 2003)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel derler sana",
        "poet": "Ömer Göktan Akkaya",
        "poem": "\n\nGELDERLER SANA\n\nBaşa ihtiyarlık gelmişse eğer\nHerkes alay eder gülerler sana\nYaşlılık zor işmiş çetinmiş meğer\nAllahtan iyilik dilerler sana.\n\nTâkatın kesilir aklında ermez\nUzaktan haber yok yakını görmez\nGençlik gitti artık bir daha gelmez\nÇocuk bakar gibi bakarlar sana.\n\nYatak batar yata, yata yorulur\nEski günler hatırlanır sorulur\nHizmetinden hayır dua umulur\nYaptığın hizmetler yapılır sana.\n\nEğer istiyorsan Hak rahmetini \nSenden büyüklere et hürmetini\nGençlik emanettir bil kıymetini\nYaptıkların bir, bir sorulur sana.\n\nÖmer ne diyorsun zaman kaldı mı? \nAzrail gelip te kapın çaldı mı? \nEşin dostun ziyarete geldi mi? \nVaade temam olur gel derler sana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel desem",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\ngel desem gelir misin\noysa\ngit dememiştim \n\nKasım 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel diyelim dost dost",
        "poet": "Fethi Sahin",
        "poem": "\n\nMevlaya eller açılsın\nAskın şarabi içilsin\nGöğden rahmetler saçılsın\nGel diyelim Dost Dost\n\nÜçler kırklar ve yediler\nOnlar canından geçtiler\nAramızdan yetişdiler\nGel diyelim Dost Dost\n\nAçılsın yollar semaha\nYapışsın diller damaha\nYönelsin gönül Allaha\nGel diyelim Dost Dost\n\nFethim yürüsün enginden\nGeçsin artık benliğinden\nNe varisa Efendimden\nGel diyelim Dost Dost\n\n24.03.1997\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Diye Yazmış",
        "poet": "Feyzi Şahin ",
        "poem": "\n\nAla gözlü yârden bir mektup aldım\nÇok kaldın gurbette gel diye yazmış; \nAçıp okudukça hayale daldım\nGözlerimin yaşı sel diye yazmış.\n\nBahar geldi artık karlar eridi\nMor dağları lâle sümbül bürüdü\nYaylacılar göç göç kalkıp yürüdü\nBülbülü ağırlar gül diye yazmış.\n\nÇalışırım sabah saçım örmeden\nYavrulara ekmek bile vermeden\nGünlerim geçmiyor seni görmeden\nSensiz buraları çöl diye yazmış.\n\nGarip bülbül gibi figan ederim\nGünden güne artar oldu kederim\nAyrılıkla dolu sanki kaderim\nYeter artık gelip böl diye yazmış.\n\nAramızı uzak etti yabanlar\nEller nasır tuttu yarık tabanlar\nHürmetli sürüyü güder çobanlar\nSöz dinlemez oldu döl diye yazmış.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Diyorsun",
        "poet": "Serdal İnce",
        "poem": "\n\nGEL..diyorsun ey sevgili...yolunu beklemekten dizlerim de derman mı bıraktın ki GELEYİM,sen bana yandınmı ki ben de sana yanayım,benim gibi hasret mi çektin ki GÖZYAŞI dökeyim,gönlünü bir tek bana mı açtın ki kapıyı açık gireyim,sen bana SADIK mı kaldın ki ben sana GÜVENEYİM, aşkıma karşılık mı verdin ki ben de SENİ SEVİYORUM deyim,...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Diyor Gibi",
        "poet": "Fatma Kılıç",
        "poem": "\n\nBaşın almış gider, ırak ellere,\nKarışmış Türkü'ye şimdi nerede? \nÇağırır mı beni, gittiği yere? \nMeleyen kuzuyu unutmuş gibi.\n\nAdım adım dolaşıyor Türkü'yle,\nYozgat'ta sürmeli şirin dilinde,\nArzuhal ediyor işte katibe,\nDertlerin dermanı bulunur gibi.\n\nErzurum dağları kar boran iken,\nFırat kenarında kayık yüzerken,\nAykıri dallarda çiçek açarken,\nSil gözün yaşını gül diyor gibi.\n\nYeşil yaylalarda çimen üstende,\nGesi bağlarında Yemen çölünde,\nFerhat'ın deldiği dağ eteğinde,\nBana el edip'te gel diyor gibi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel diyorsun",
        "poet": "Osman Süreyya Sadi Başaran",
        "poem": "\n\nBana gel diyorsun\nKızılca kıyamette el ele olmak için\nBana gel diyorsun\nilkbaharla sonbahar arasında olmak için\nbana gel diyorsun\nsonbahar rüzgarı gibi kalbimi titretmek için\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel diyorsam kap bilgi Anne baba ver ilgi",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nGeçti  ne günlerimiz \nBize verdin emeği\nAç kaldığımız zaman\nÖne koydun yemeği\nGel diyorsam kap bilgi\nAnne baba ver ilgi\nKalbe düşen şu sevinç\nSeni söyler ve yazar\nBir bakışın duruşun\nDoğrultur azar azar\nGel diyorsam kap bilgi\nAnne baba ver ilgi\nÇalışırsın didinip\nKörpe beyinler için\nSorular ve cevaplar\nNedir nasıl ve niçin\nGel diyorsam kap bilgi\nAnne baba ver ilgi\nSeni anlamayana\nSöyleyeceklerim var\nSiz memleketimizde\nGörürsünüz itibar\nGel diyorsam kap bilgi\nAnne baba ver ilgi\nToprak deniz su gibi\nİnan sana hasretiz\nSeviyoruz yürekten\nBiz böyle bir milletiz\nGel diyorsam kap bilgi\nAnne baba ver ilgi\nYanıma otur şöyle\nSıkıntılarını at\nKolu uzat boynuma\nSenle olayım rahat\nGel diyorsam kap bilgi\nAnne baba ver ilgi\nSen yok isen yanımda\nRüzgâr bile esmiyor\nSıkıntı sarar beni\nİlaç bile kesmiyor\nGel diyorsam kap bilgi\nAnne baba ver ilgi\nSaçların gözlerini\nEllerin ile yüzün\nYakın olduğumuzda\nAnlam taşır o sözün\nGel diyorsam kap bilgi\nAnne baba ver ilgi\nYetiştiren sensin hep\nHamur gibi yoğurdun\nBin bir sıkıntı ile \nAnne beni doğurdun\nGel diyorsam kap bilgi\nAnne baba ver ilgi\nÜste gerdin kanadı\nHuzur buldu bu vücut\nGülümse bir ruhuma\nN 'olur ellerimden tut\nGel diyorsam kap bilgi\nAnne baba ver ilgi\nAvuçlarının  içi\nSevgi ve şefkat dolu\nBen senin ile buldum\nGerçekten doğru yolu\nGel diyorsam kap bilgi\nAnne baba ver ilgi\nHasan sana minnettar \nBu mısralar sana az\nSeni çok seviyorum\nBeni kalp ruhuna yaz\nGel diyorsam kap bilgi\nAnne baba ver ilgi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Dokun",
        "poet": "Yusuf Ter",
        "poem": "\n\nKıyıda birlikte gezer\nGökte ay ve yıldız parlar\nEser rüzgarda\nÜşüşür balıklar\nKüreklerin suya her dalışında \nBir başka oluyor yakamozların seyri\n\nHaydı birlikte sayalım yıldızları\nDolunay  vurmuş yüzüne\nÇılgına dönelim deniz köpükleriyle\nSıcacıktı tenin\nÇırıl çıplak\nGel sende dokun bana…\n\nYusuf Ter 20.01.06\nSaat 18:30 İsviçre\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Dön Arkadaş",
        "poet": "Yunus Emre Alkan",
        "poem": "\n\nKaranlık bir gecede sirenler çalar\nGayb dan bir ses, yolculuk var der\nAmelleri sırtında uzayan yollar\nUzadıkça yollar alnında keder\nKaybolmuş bir halde rahmeti arar\nDilinde tek dua beni dünyaya gönder\n\nPişmanlık dediğin acı bir yoldaş\nÇok geç olmadan gel dön arkadaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gel Dönelim Köyümüze",
        "poet": "Özbey Çakmakcı",
        "poem": "\n\nGurbet eller yurt olmaz bize\nHasret kaldık yayla ile köyümüze\nBahar idi, kış oldu, ne oldu yazımıza\nGel dönelim babam, ne olur köyümüze\n*****************************\nViran olmuş yayla ile köyümüz\nGurbette kaldı tek, tek ölümüz\nBahar idi kış oldu, ne oldu yazımız\nGel dönelim ne olur baba köyümüze\n*********************************\nAnamındı vasiyeti götür köyümüze\nMamalı kaldı inadından boynumuza\nBahar idi. kış oldu ne oldu yazımıza\nGel gidelim ne olur baba köyümüze\n\n25*01*2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Diyorsun da / Çok Var Daha",
        "poet": "Şule Aydemir",
        "poem": "\n\n___hey Kançiçeğim\n_____hey Yarım Haziran\n_______hey Şafak Vakti Gelinciğim\n\ngeliyorum diyorsun da\nhazirana çok var daha\nkahkahalar atar mutsuzluk \nkışları cilveleşir adıyla\n\ngeliyorum diyorsun da \nçok var hazirana\n\nuykuda\ninanılmaz\ntüm duyular\nbir uçurum gibi\nduyarlılık\nimkansız bir bekçi\n\nve kemiğe değen\nmümkünsüz bir neşterin\nfiziği\n\ngelirken \ngel diyorsun amma\ndaha çok var\n‘’KanÇiçeği Yarım Haziran’’ 'a\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel dost o zaman bayram bayram ola.",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nDostlar bayramda Can dostu buldu\nGel dost bu Bayram Bayram oldu\nHerkes bulur gönlüne göre Sultanını\nGel dost o zaman bayram bayram ola.\n\nHüzünler dost kalksın da bu defa rafa\nDilde hicap ref ola, gönüllerde sefa\nCümle âlem dursun şükür için duaya\nGel dost o zaman bayram bayram ola.\n\nHorasan ereniyim haktır şükür dilim \nAciz bir kulum erişse o Rahmü-Rehim\nBana muradımı verse gafürür rahim \nGel dost o zaman bayram bayram ola.\n\nHalil ÇOLAK 23.11.2009\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Dostum",
        "poet": "Sevinç İnal",
        "poem": "\n\nDüşünce el verip çare bulana\nHer vakit yar kadar yakın durana\nÖzü ile sözü candan vurana\nBöyle dost bulana hak bayram ola…\n\nYanar imiş o da benle beraber\nFarklıdır kokusu bildiğin amber\nAslında yolumda hep olan kamber\nBöyle dost bulana hak bayram ola…\n\nAramazmış diye gönlünü kırma\nDiline geleni öyle haykırma\nOnun ince ruhu sırçalı sırma\nBöyle dost bulana hak bayram ola…\n\nTek laf ile kırıp atmaz bir yana\nAdam “insansa” der yaklaş insana\nÖğütler verir hep kıyamaz bana\nBöyle dost bulana hak bayram ola…\n\nZor bulunur azdır dost hanemizde\nHer lafı bal değil defterimizde\nMertliğiyle baki yüreğimizde\nBöyle dost bulana hak bayram ola…\n\nBakma kalenderdir, molla duruşu\nGönlü bilge, para onun kuruşu\nYalnız ihanete tekme vuruşu\nBöyle dost bulana hak bayram ola…\n\nYalanı “yılana” eş sayar aman\nYalandan korkar yılandan yaman\nDoğruyla yoğrulmuş yüreği harman\nBöyle dost bulana hak bayram ola…\n\nGel dostum, sol yanım minderin buyur\nEn derin yerimde o sevgin uyur\nSen gönül sesinden hele bir duyur\nBöyle dost bulana hak bayram ola…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel DOST olalım güzel ALLAHA",
        "poet": "Mehmet Ali Semizoğlu",
        "poem": "\n\nİnadı bırak teslim ol hakka\nKaranlık gönlünü aydınlata\nİsteğin en güzeli vuslata\nGel dost olalım güzel Allaha\n\nRenga renk boyadı bu âlemi\nRenklere cebbar olan vahdeti\nRenklerle değişen her hikmeti\nGel dost olalım güzel Allaha\n\nZatı ulûhiyetidir gizlenen\nNuri Muhammed dir(s.a.v)  hep görünen\nZahir batın odur hem seyreden\nGel dost olalım güzel Allaha\n\nYer ve gök ne varsa onun nurudur\nBütün mahlûkat onun kuludur\nİnsan onun kemal zuhurudur\nGel dost olalım güzel Allaha\n\nArtık gaflet uykusundan uyan\nVaz geçsene uzun emellerden\nAllah yakındır şah damarından\nGel dost olalım güzel Allaha\n\nKuran indi kelamullah odur\nHak kelamı gönülden duyulur\nMehmet ali her şey unutulur\nGel dost olalım güzel Allaha\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Edelum Bi Düğün",
        "poet": "Adem İmdat Kesici",
        "poem": "\n\nKaradeniz’in çayı \nToplanır mayıs ayı\nUşaklar hazırlanur, \nKızlar bekler sırayı...\nOy oy sevduğum\nGel edelum bi düğün...\n\nKöyümüz güzellenur \nGelince yaz ayları\nSevduğum karşı beri \nToplayalUm çayları...\nOy oy sevduğum\nGel edelum bi düğün...\n\nÇaylarun yaprakları, \nYâri özledim yâri\nAlalum birbirini, \nErisun dağun karı...\nOy oy sevduğum\nGel edelum bi düğün...\n\nBu sene da yoruldum, \nÇayları eze eze...\nGözyaşlarum sel oldi \nSevdalı geze geze...\nOy oy sevduğum\nGel edelum bi düğün...\n\n(Rize Ağzı, Şivesi ve Aksanı İle Yazılmıştır)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel! ..Ellerinde Doğsun Zaman",
        "poet": "Ahmet Tığlı",
        "poem": "\n\nMilyarlarca yıldızını yaktım gecemin\nGönül çığlığımı susturamadım.\nKızıl arterlerimde sessiz gölgeler\nYürür kırlangıç zikzaklı duygular\nSağır,duygusuz,çıkrığı susmuş kuyular\nAkar deniz,akar gökyüzü\nUçsuz bucaksız maviliklere...\nGözlerinin kısık ateşindeyim\nDalga dalga saçlarına değen\nSevdamızın rüzgârında.\nSusadım,çok susadım; \nSon damlasını yudumluyorum aşkımızın\nBuzuldağları emiyor güneşimizi\nKutuplardayım çöz beni.\nBurada bulutlar erkeksi,toprak dölsüz\nSıcaklığını arıyorum.\nAyrılıklar alır götürür baharları\nDik durur dünyanın başı\nMeğer senmişsin dört mevsim\nDünya eğmiyor başını.\nDünyam senmişsin; \nEğdiğin başından akıyor zaman\nGüneş bekliyor seni,\nDoğum günü geçti mevsimlerin\nGel! ..Ellerinde doğsun zaman...\n\nAhmet TIĞLI  11.10.2012 (Sevgi Merdivenleri)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel eskisi gibi",
        "poet": "Seyit Uysal",
        "poem": "\n\nKöşeden ne bakarsın bana da\nGelsene dost benim yanıma da\nNe geçti dost seninle aramızda\nGelsene dost benim yanıma da\n\nSen nede olsa eski dostsun da\nEski dosttan da olmaz düşmanda\nBiraz seninle kırılsak da\nİkimiz yine dostuz kırılsakda\n\nKuru ekmeği yedik beraber\nSular içtik seninle beraber\nAynı yolda yürüdük beraber\nOynayarak büyüdük beraber\n\nKar altında kartopu oynadık\nHep üşürdük hemde oynaydık\nÜşüyünce size bize gittik\nBizde kızsak dost küsmeyi bilmek\n\nEy benim eski dostum can dostum\nGönlü kırık olsada seyit in\nİnan kırıkları görmez gözüm\nEskisi gibi yine gel dost sen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Etme",
        "poet": "Burhan Güngör",
        "poem": "\n\nGözlerine benzer gökyüzü.\nGözyaşlarınla ağlar bulutlar.\nBir tufandır yürür,\nAnlamsız gelir yaşamak.\nVurup gidersin kapıları.\nVe sonra\nNe sen süzülürsün yapraklarla\nNe de hazan mevsimi rengarenktir gökyüzü.\nÇalman yetmez o nağmeyi.\nBir zaman duyarsın hengameyi\nArsız bir gönül oyunudur aşkların\nİçimi ısıtan bir dirhem közü\nSöndürür gözyaşların \nGel etme!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Ey Dilber",
        "poet": "Hüseyin Kılbaş",
        "poem": "\n\nGEL EY DİLBER\n\nGel ey dilber-i cihan, yeter artık hicranım\nDerd-ü gamınla soldum, arşa çıktı figanım.\nEyleseydin bir nazar, gözlerindi dermanım.\nRuhuma neşe olur, son bulurdu efganım.\n\nHüseyin Gazi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Ey Aşk Gidelim",
        "poet": "Behçet Elcik",
        "poem": "\n\nGel ey aşk, gidelim tavafgahı haramey'ne.\nİsmail'in bırakıldığı, Hacer'in say ettiği yerde, murad.\nGel yüz sürelim Adem'in seyahat ref refine.\n\nResulün buse bıraktığı taş üzerine,\nHacerin sürgün yerine.\nGel ey aşk, gidelim ismail'in yuvesvislere taş yağdırdığı yere.\n\nBir taşta biz koyalım şeytanların gediğine.\nKoyalim ki safımız belli olsun.\nKoyalım ki uğraşmasın insi şeytanlar bizim ile.\n\nGel ey aşk gidelim Rusulün hicret yerine. \nFatimanın huzuruna varalım, \nbak ey ana biz geldik, şefaatin varmı bize?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Etme Eyleme Yâr",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nGel etme eyleme yâr! Merhametin yok mudur? \nBağışla hiç bilmeden, işlediysem bir kusur.\nDön de bir bak halime, reva mıdır çektiğim,\nDeva yoksa elinde, çek tetiği bari vur.\n\n18 Ekim 1987 – Pazar / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Ey eski Zamanlar...",
        "poet": "Ali Efeoğlu",
        "poem": "\n\nkağıdın kalemin yerini klavye tuşları aldı\nhislerimiz modernlik belasında uyuştu kaldı\nyaşadığımız günler ne saçma ne garip haldı\nvarmıdır eski zamanlara dönüş acaba\n\nistemem bilgisayar istemem sanal alem\nruhumu yakar gider hiç tanımadık elalem\neski yazlık sinemalarda olurmuş bezmialem\nmümkünmü zamanda evvele dönmek acaba\n\nbir güvercin gördüm uçup gitti havada\nkanadında taşırdı çocukluktan bir parça\nçocuktum ama o zamanlar vardı aile baba\nyolu nerde eski zamanların acaba\n\nsaygıyı sevgiyi biz o devirlerde gördük\nküçük küçüktü,büyüklere gittik el öptük\nbugünlere geldik alayını toprağa gömdük\nisterim eskiye dönmek,olurmu ki acaba\n\nvarsın bugünün hiç bir şeyi olmasın\nyoklukla büyüyenler mala mülke doymasın\nyeter ki modernlik belaları bizi bulmasın\ngel ey eski zamanlar desem,duyarmı ki acaba...\n\n31.Ekim.2012\nAli Efeoğlu\n\n,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Ey Rasul Mevsim Kış Olsada...",
        "poet": "Kübra Şahin 2",
        "poem": "\n\nSevdik ya rasulallah yanık sinelerde bezeli,\nSabır kalmadı bizde varlığını için için sezeli,\nHer an yanımızdasın ancak asırlar oldu aramızdan gideli,\nGel ey rasul mevsim kış olsa da, çiçek açmasa da gel...\n\nAdın Muhammedül emindi, en eminler emini,\nAshap ki o gül yüzüne defalarca hayran hayran bakıp, deli gibi sevdimi,\nCana can feda, ruha şifa varlığın unuturdu kendini,\nGel ey rasul mevsim kış olsa da, çiçek açmasa da gel...\n\nEn öpülesi ayaklar ki dikenlerle buluştu,\nEn bahtsız eller ki, dikenleri nasıl bir sunuştu,\nDikenler ki kimseler duymadı, dile geldi ah neler konuştu,\nGel ey rasul mevsim kış olsa da, çiçek açmasa da gel...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Ey Kardeş!",
        "poet": "İbrahim Halil Demir",
        "poem": "\n\nGel ey kardeş, dikelim dağların en ulusuna sevgi bayrağını!\nMahirce çözelim gönüllerdeki husumet ağını.\n\nGel ey kardeş, üşenmeden gönüllere giden yolları bulalım!\nSevgiden mahrum gönüllere Allah rızası için dolalım.\n\nGel ey kardeş, işin kolayına kaçmadan yapalım yüce Mevlaya kulluk!\nSadece yerin göğün sahibine yaraşır alilik ve ululuk.\n\nGel ey kardeş, helalinden her karnımız doyduğunda edelim şükür!\nSayılamayan nimetlerin karşılığında düşmesin dilimizden zikir.\n\nGel ey kardeş, tövbe edelim ömür miadımızın sayılı günleri bitmeden!\nNedamet duyalım günahlarımıza, nurani gözlerimizin feri gitmeden.\n\nGel ey kardeş, dayanamazsak bile aşkın ateşten gömleğini giyelim!\nSırat köprüsünden geçerken, mizanın önünde halimiz olmasın elim.\n\nGel ey kardeş, kabrimizi hasenelerle edelim cennet bahçesinden bir bahçe!\nFethetmek için gönülleri kalmasın öğrenilmedik dil ve lehçe.\n\nGel ey kardeş, yaradanı görüyor gibi kılalım ihlas ve muhabbetle namaz!\nAksi takdirde kirlenir nazik bedenimiz hiç kimse yumaz.\n\nGel ey kardeş, ince eleyip sık dokuyalım gitmeyelim ruzi mahşere eli boş yüzü kara!\nKolay kolay şifa bulmaz, iyileşmez, gönüllerde açılan her türlü yara.\n\nGel ey kardeş, artıralım rahmani yolların her türlüsünde aşk ve şevkimizi!\nTutalım veli kulların ellerini, terbiye edelim zalim nefsimizi.\n\nGel ey kardeş, oturalım ariflerin meclisinde, çıkaralım kıssadan hisseleri!\nŞiar edinelim muhabbet fedailiğini, eksilmesin sevgi buseleri.\n\nGel ey kardeş, unutalım enaniyet ve kibri, takalım başımıza tevazu tacını!\nBu fani dünyada yaşadıkça almayalım hiç kimsenin vebal ve ahını.\n\nGel ey kardeş, her işe başlayalım Allahın adıyla, abdestli olsun attığımız her adım!\nDostluklarımız sadece rızayı Lillah için olsun çok samimi ve kadim.\n\nGel eykardeş, ölmeden önce ölelim hayasızca gülmeyelim!\nVerdiğimiz sözden ne pahasına olursa olsun asla dönmeyelim.\n\nGel ey kardeş, işin kolayına kaçmadan yapılması gerekenleri yapalım!\nUykularımızdan ferağat edip Hakka giden yollarda koşalım. \n\nGel ey kardeş, acından uyuyamayanların anlayalım halinden ahvalinden!\nYoksa hesabını veremez kurtulamayız iki cihanda da vebalinden.\n\nGel ey kardeş, verelim dostluğun hakkını paylaşalım lokmalarımızı!\nŞereflendirelim anlamları çok güzel olan adlarımızı!\n\nGel ey kardeş, geçirelim boş zamanlarımızı önemli kitapları okumakla!\nSıkıntılar eksilmez, oturup kalkarsak, kendini beğenen cahil ve ahmakla.\n\nGel ey kardeş, yiğit ve mert olalım serili olsun her daim soframız!\nGıpta edilsin konuşulsun dilden dile ulusça başarımız!\n\nGel ey kardeş, uzak duralım durabildiğimiz kadar riyadan!\nCennete de cehenneme de gidilir bu fani dünyadan.\n\nGel ey kardeş, karanlıkları aydınlatalım hayırlı ilimlerin ziyasıyla!\nDost olamayalım herkesle, dost olalım sadece insanların hasıyla!\n\nGel ey kardeş, bilelim ay yıldızlı şerefli bayrağımızın kadri kıymetini!\nİnsanların gıybetini yaparak yemeyelim birbirimizin etini!\n03-04/Ocak/2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel ey Sevgili",
        "poet": "Şair Sementer",
        "poem": "\n\nKeşkeleri çıkardım hayatımdan\nKeşkelerin yüzüne soğuk bir su serptim\nSarsılsın diye,\nKeşkeleri çıkardım hayatımdan\nGözlerimi sakladım ürkek bakışlarında\nKaranlıkta gelen senmiydin? \nSessiz bir yakarışla\nÜşüyen bedenimi sarsan senmiydin? \nBir yıldızın parlaklığı kadar parlak,\nGüneşin karmaşasından daha karışıktı ellerin\nKeşkeleri çıkardım hayatımdan\nUfak bir heyecanın beni titrettiği o gece\nHayatıma süzülüp giren; \nUsulca çekip giden senmiydin? \nBugün karar vermiştim\nKeşke demeyecektim\nGözlerimde sakladığım bu bakışta ne? \nNeden tanıyamıyorum tarif eden aynalarda\nTarifsiz ben/i\nNeden aynı öfke aynı sarhoşluk\nGeçmeyecekmi bu bendeki mazoşist ruh! \nAynalar,sizde bakmayın bana öyle\nİçimdeki yangın durulmadı\nSoğumadı daha\nYa sen öfke ile bakan sevgili! \nİçimdeki keşkeleri bilemezsin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Ey Güzel Bahar",
        "poet": "Mehmet Cıngır",
        "poem": "\n\nSıcacık doğsun gayrı ufuktan şimdi güneş,\nGel artık çok bekletme bizi ey güzel bahar! \nAçsın çiğdemler,kır çiçekleri güneşe eş; \nısıtsın doğan yüreğimizi ılık rüzgâr.\n\nYandı ırmaklar,solmakta bir bir gonca güller; \nDağlar dumanlı,hazin hazin ağlar bülbüller.\nHüznün şahikasını yaşamakta gönüller,\nGel artık çok bekletme bizi ey güzel bahar! \n\nÇığ düştü yüreğimize,çığlık çığlık canlar; \nAcının ateşinde yandı körpe fidanlar.\nIsınsın yürekler ve yaşansın heyecanlar,\nGel artık çok bekletme bizi ey güzel bahar! \n\nTeslim almıştır yüreğimin semasını kar,\nKan olup gözpınarlarımdan buz gibi akar.\nVuslatını gözler kar altındaki yapraklar,\nGel artık çok bekletme bizi ey güzel bahar! \n\nKaranlığa barınak oldu kardan kaleler,\nHıçkırıktan kara duvarlar ördü köleler.\nYıkılacak sen gelince acıdan kuleler...\nGel artık çok bekletme bizi ey güzel bahar! \n\nBıraktı kar yüreğimde soğuk hatıralar,\nKan damladı kar üstüne,açıldı yaralar; \nYolunu gözler mavi denizler ve karalar,\nGel artık çok bekletme bizi ey güzel bahar! \n\nZemheride kar üstüne kar yağdığı zaman,\nYanmasın artık kar içinde kardan özge can,\nParlasın gönlümüzün semasında yıldızlar; \nGel artık çok bekletme bizi ey güzel bahar!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Gayri",
        "poet": "Tahsin Seherli",
        "poem": "\n\nBu Vatan Bu ülke Hepimizin\nNeden Bu Kavga Neden Hüzün\nDoktor Polis Askerde Bizim\nNeden Olsun Ayri Gel Gayri\n--\nBak Ayni Kimlik Ayni Dindeniz\nHep Aynidir Bizim örf Aderimiz\nBizler Bin Senedir Beraberiz\nOlmasin Ayri Gel Kardes Gayri\n--\nTürkü Kürdü Lazi Cecen Cerkezi\nVallahi Bizler Seviyoruz Herkesi\nAtalim Artik icimizdeki Pislikleri\nGel Kardes Olmasin be Ayri\n--\nBölünmeye Hep Karsi olalim Biz\nOlmasin Ne Sizler nede Bizler\nBirlik Olalim Birlik  Biz  Hepimiz\nGel Gayri Gül Gayri Olma Ayri\n--\nVirane Ettiniz Bunca Yuvalari\nYakar Sizi Analarin Bedualari\nCocuklari Sectiniz ilk Kurbanlari\nGel Gayri Kardes Olmasin Ayri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Ey Sevgili Kardeş...",
        "poet": "İbrahim Halil Demir",
        "poem": "\n\nGel ey sevgili kardeş!\nMutluluğumuzu da hüznümüzü de paylaşalım!\nMuhabbetle aşk ve şevkle kucaklaşalım!\n Öylesine içten kucaklaşalım ki,\nZorlukların her türlüsünü kolayca aşalım!\n\nGel ey sevgili kardeş!\nÇizgimiz belli olsun zorluklardan yılmayalım!\nBirbirimizi yarı yolda koymayalım!\nÖylesine samimi ve içten olalım ki,\nRahmana giden yollarda yorulmayalım!\n\nGel ey sevgili kardeş!\nYüce Allah'ın emri doğrultusunda kardeşçe sevişelim!\nEn doğru yollarda birleşelim!\nNefsin şeytani heves ve arzularına uymayalım ki,\nRahmani duygularla coşalım!\n\nGel ey sevgili kardeş!\nÇorak arazilere bile Muhammedi gülleri dikelim!\nNereden gelip nereye gideceğimizi bilelim!\nişin kolayına kaçmadan bilelim ki,\nRab'bin rızasını kazanmışlar gibi ölelim!\n\nGel ey sevgili kardeş!\nHer şeyi helalinden yiyip içelim!\nHayır ve hasane yaparken kendimizden geçelim!\nÖylesine güzel dostları arayalım ki,\nHer daim fikri güzel gönlü güzelleri seçelim!\n\nGel ey sevgili kardeş!\nBu üç günlük fani dünyanın albenisine aldanmayalım!\nGöründüğü gibi olmayanlara sırtımızı dayamayalım!\nÖylesine bu cennet vatanımızı sevelim ki,\nNe pahasına olursa olsun berrak suları bulandırmayalım!\n\nGel ey sevgili kardeş!\nUlu dağların doruğuna kardeşlik bayrağını dikelim!\nÇıkalım er meydanına şerefsiz ve namussuzların bileğini bükelim!\nMertlik ve yiğitlik narasını öylesine canı gönülden atalım ki,\nİnsanlığını yitirmişlere gözdağı verelim!\n\nGel ey sevgili kardeş!\nAğlanacak halimize hayâsızca gülmeyelim!\nSöz verdiğimizde sözümüzden asla dönmeyelim!\nŞirin uykularımızdan feragat edelim ki,\nKardeşlik duygu ve düşüncelerimizi bölmeyelim!\n\nGel ey sevgili kardeş!\nÇok okuyalım cahil kalmayalım!\nBerrak sular varken boz bulanık sulara dalmayalım!\nEn azgın sularda mahirce kulaç atalım ki,\nYorulup bir anda boğulmayalım!\n\nGel ey sevgili kardeş!\nRahmani aşk ve sevdaların yularını boynumuza takalım!\nŞeytani his ve duygularımızı kor ateşlerde yakalım!\nÖylesine samimi olalım ki,\nBu emanet can bu tende oldukça birbirimize kardeşçe bakalım!\n\nGel ey sevgili kardeş!\nHak ile batılı birbirinden ayıralım!\nBuyrulan işi gerektiği gibi yapanları her yerde kayralım!\nBirbirimize Allah’ın emir ve yasaklarını sık sık hatırlatalım ki,\nDayanamayacağımız narlarda nazik bedenimizi yakmayalım!\n15/Aralık/2015\nİbrahim Halil DEMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel gayrı efendim Allah aşkına",
        "poet": "Hasan Yarıcı",
        "poem": "\n\nBen buralarda duramıyorum\nGel gayrı efendim Allah aşkına\nSeni arıyorum seni soruyorum\nGel gayrı efendim Allah aşkına\n\nElimi açtım yüce Mevla’ya\nUlaştırsın hemen seni bana\nBitsin bu hasretim sultanım\nGel gayrı efendim Allah aşkına\n\nNefsime kapılmadan hemen gel\nŞeytana uymadan aniden gel\nBelalara düşmeden hemen gel\nGel gayrı efendim Allah aşkına\n\nBen yaralıyım çok günahkarım\nÇaresizim çoktur isyanım\nSoldu benzim durdu aklım\nGel gayrı efendim Allah aşkına\n\nDüştüm gönül yarasına\nNe musibetler geldi başıma\nYetiş benim imdadıma\nGel gayrı efendim Allah aşkına\n\nBoynum bükük belim çökük\nGözlerim yaşlar dökük\nKalp ışığım sönük\nGel gayrı efendim Allah aşkına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Fadimem",
        "poet": "Mehmet Hilmi Kaya",
        "poem": "\n\nBu Karadeniz şivesi ile yazılmış bir Karadeniz türkü sözüdür! \n\nOy benumda Fadimem \nNerdesun sen bilemem\n\nHayede gel bekleyurum\nHer an seni özlerum\n\nGönlumde senun yerun\nSen beni terk eyledun\n\nHayede gel bekleyurum\nHer an seni özlerum\n\nEvlatlar var evumuz\nBahçemuz var yaylamuz \n\nHayede gel bekleyurum\nHer an seni özlerum\n\nAhirda o inekler\nBak seni bekleyurler\n\nHayede gel bekleyurum\nHer an seni özlerum\n\nEkız ben sana kızdum\nO gün sinirliydum\n\nHayede gel bekleyurum\nHer an seni özlerum\n\nSen da yemek vermedun\nKeşke hep aç olaydum\n\nHayede gel bekleyurum\nHer an seni özlerum\n\nBen kalamam yalanuz\nYaşayamam ben sensuz\n\nHayede gel bekleyurum\nHer an seni özlerum\n\nYayla zamani  gelur\nHerkes ora çikayur\n\nHayede gel bekleyurum\nHer an seni özlerum\n\nBirçok işler bekleyur\nOnlar sana bakayur\n\nHayede gel bekleyurum\nHer an seni özlerum\n\nYerun gönlumde senun\nBen seni hep severum\n\nAlem-i Sır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel   Gardaş",
        "poet": "Şahin Kars",
        "poem": "\n\nBu  bağ  bize  miras  derdin \nDedemizden  kalan  kardeş.\nNeden  yad  ellere  verdin? \nEttirirsin  talan  kardeş! \n\nNereden  girdin  içeri? \nKaptın  köşede  sediri.\nÖrdek  gibi  diri  diri\nTüyümüzü  yolan  kardeş! \n\nArzun  gelince  yerine\nPostu  atarsın  serine.\nEvimizi  birbirine\nDüşman  edip  salan  kardeş! \n\nBüyüğüne  sahip  çıktın\nKüçüğünü  vurup  yıktın.\nAramıza  fitne  soktun\nBilmem  nerden gelen  kardeş? \n\nBaş  eğdirdin  dileğine\nDileğine  hilen  ile.\nAmbarına  küleğine\nHakkımızdır  dolan  kardeş. \n\nİşlersin  inkâr  edersin\nBelli  böyle  kâr  edersin.\nNe  hicap  ne  ar  edersin,\nİşin  gücün  yalan  kardeş.\n\nDürüst  yaşamak  suç mu da? \nOnurlu  olmak  güç mü de? \nHakkına  uyan  aç mı da? \nEmeğimiz  çalan  kardeş! \n\nŞahin'i  seversin  güya\nBeklersinki  sana  uya.\nUmudumuz  verdin  suya\nBu  ne  biçim  plan  kardeş? \n\n                           Beklediğimiz  Bahar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel gardaş Turan Birliği kuralım",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nAvrupa Birliği de neyin nesi? \nGel gardaş Turan Birliği kuralım.\nTürklerin Altay'da yükselsin sesi,\nGel gardaş Turan Birliği kuralım.\n\nHaçlılar Türkleri birliğe almaz,\nAlsa Türkiye'de Müslüman kalmaz.\nGavurlarla bizim işimiz olmaz,\nGel gardaş Turan Birliği kuralım.\n\nBunlar akın ettiler meramıza,\nHaçlılarla kan düştü aramıza.\nAvrupa merhem sürmez yaramıza,\nGel gardaş Turan Birliği kuralım.\n\nÖnümüzdeki engeli aşalım,\nAnadolu'dan Asya'ya koşalım.\nDünya Türkleriyle kucaklaşalım,\nGel gardaş Turan Birliği kuralım.\n\nYusuf el ele verip gelişelim,\nKavim gardaş tanışıp bilişelim.\nYeniden Ötüken'de buluşalım,\nGel gardaş Turan Birliği kuralım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gel Gel Sevgilim",
        "poet": "Aşık Ronedi",
        "poem": "\n\nGel dedimde nazlım bana gelmedim \nAkar kanlı gözyaşlarım silmedin\nSeviyordum bu sevgimi bilmedin\nNolur acı bana gel gel sevgilim\n\nNazlım seni sevdim ben deli gibi\nDüştüm bir kuyuya görünmez dibi\nBen sevgili görmedim nazlım sen gibi\nNolur acı bana gel gel sevgilim\n\nAcı nazlım beni yalnız bırakma\nGidip başkasını kalbine takma\nDertli ronedi'yim dertte bırakma\nNolur acı bana gel gel sevgilim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel gidelim sazım Merihe, ay/a",
        "poet": "İlhami Arslantaş",
        "poem": "\n\nBuralarda kadir kıymet bilen yok \nGel gidelim sazım Merihe, ay/a \nİşi meşk olanın saza karnı tok \nGel gidelim sazım Merihe, ay/a \n\nSırma telli sazım sen ol muradım \nBulamadım huzur pek çok aradım \nOzandım burada neye yaradım \nGel gidelim sazım Merihe, ay/a \n\nDostlarımda oldu ama ne çare \nBir yanda dert azdı yüreğim pare \nBaşım dolanıyor gözümde hare \nGel gidelim sazım Merihe, ay/a \n\nVerelim dünyadan geçerken mola \nYolluğu alalım çıkalım yola \noturmadan hayli bir kara çula \nGel gidelim sazım Merihe,ay/a \n\nİlhamiyim çektim hasreti, gamı \nKarpuzdan kelekmiş insanın hamı \nHarap etmesinler şiir dünyamı \nGel gidelim sazım Merihe, ay/a \n……………Onca emeğimiz gitmesin zay/a\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel gel",
        "poet": "Mahmut Kaya",
        "poem": "\n\nCevr eyleme bana ey sitem ka^rım\nGönlüm sende kıldı kavli kararım\nBadı sitem oldu yazım baharım\nGecede bırakma seherim gel gel.\n\nSeni sevmek suçmu mahkum eyledin\nEl aleme rüşvay edip söyledin\nBir çift göze beni mecnun eyledin \nGecede bırakma seherim gel gel.\n\nBaktıkça gözüne olurum harap\nİstersen yoluna olayım turap\nSeni bana yazsın dilerim Yarap\nGecede bırakma seherim gel gel.\n\nMansur gibi beni çekme darına\nYemin ettim namusuma arıma\nKASVETİ yem ahtım gelsin yerine\nGecede bırakma seherim gel gel.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel gidelim",
        "poet": "İnayet Koçak",
        "poem": "\n\ngel gidelim arkadaş\n devam ediyor savaş\n yakında görünmüyor barış\n savaş savaş bu kirli savaş...i.koçak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel – git -116-",
        "poet": "Alper Tunga Taktak",
        "poem": "\n\nHüzün düşer ayrıldığın şehirlere\nYanı sıra sisli bir gece\nMavi gözlü bir dalga yırtılır\nVe bir göz odadan çığlıklar atılır\n\nNereye baksam bahar o sokağın başından ayrılır\nBir göçmen kuş süpürür adını kulaklarımdan\nVazgeçtiğim gün öldüğüm gündür demiştim\nAma her gün ölüp dirilmeyi de ben seçmemiştim \n\nÖldürmeyen acı güçlendirir derler\nVe her canlı tadacaktır bu aşk acısını\nHer ahmak âşık bilecektir bunu\nÖlü canlar diyarında yaşamanın ne olduğunu\n\nAdın bir gider bir gelir düşlerime\nHayat devam ediyor bir şekilde işte\nSen de beni böyle hatırla Karadeniz\nBazen bükük bazen dimdik…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel-git",
        "poet": "Cemil Coşkun",
        "poem": "\n\nbeyaz bir zenciyim\niy kadar kötü\nasya kadar afrikayım\nırak kadar yakınım \niçimdeki yokluğa\ngittiğim kadar geliyorum\nkaranlığımdaki aydınlıktan\nbittiğim yerden başlıyorum\nyıktıklarımı yapmaya\nyaşlılığım yaşayamadıklarım\nölünce hatırlanacak ömrüm\nvarlığım az\nyokluğum çok\nkorkum cesaretimde\ngücüm nezaketimde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel - Git",
        "poet": "Gül Aycan",
        "poem": "\n\nÖyle bir anımda geldin ki bana,\nGelme, git diyemedim.\nAma sen gene de git,\nNe söylediğimi bilemedim.\n\n23 Şubat 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Git",
        "poet": "Aykut Aktüy",
        "poem": "\n\nGündüz gözüm önünde, gece mehtabımdasın\nAşkım bir deniz olsun sen kalbime gel git\nBir görünür kaybolur benden hep kaçarsın\nAşkım deniz olsun sen kalbime gel git\n\nYanımda olsan sen gün hafta sayamam\nYaknızken başımdan dakikaları kovamam\nDüşünemem başkasını, kimse yerine koyamam\nAşkım deniz olsun sen kalbime gel git\n\nDenizimde yakamozsun, bazen bir deniz kızı\nRüyama eş olursun en güzel peri kızı\nYedi cihan konuşur hangi padişah kızı\nAşkım deniz olsun sen kalbime gel git\n\nGel bana herşeyim ol ve en güzel sebebim\nVer elini değişilmez mutluluklara gidelim\nUzanalım sonsuza birbirimizi sevelim\nAşkım deniz olsun sen kalbime gel git\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel-Git",
        "poet": "Erhan Bayram",
        "poem": "\n\ngel-gitlerim var savaş yorgunu zihnimde\n-dur…\n-hayır vur! \n-olur\nve ağlattığım anaların âhı üstümde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Git",
        "poet": "Tolga Bayraktar",
        "poem": "\n\nHer gün olduğu gibi battı güneş \nUfkumun tam orta içine \nSema çekti üstüne mai bir tül \nAy şişmiş dolmuş yükünden büyümüş \nGörünmez bir yolda ezberlenmiş seyrinde ilerler\nBilmeden girer aramıza\nAcı bir çekimle hesabı tutulmamış kim bilir kaç git gel ile çekilirim\nArdımda kabuklarımı, yıldızlarımı ve çakıl taşlarımı,\nTüm  İp uçlarımı bırakarak\nErtesine içimdeki güneşi tekrar doğurup \nYolumu bulurum\nTatlı bir çekimle hesabı tutulmamış kim bilir kaç gel git ile\nCoşarak köpürerek dalgalarımla tekrar kavuşurum\n\tO ıssız sahilin kucağına \n\n\t\t\t\t\t\t\t26.11.2005  Edirne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel - git yaşamlar",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\ngel git yaşamların\ngeride bıraktığı midyeleri\nölmesinler diye\natıyorum denize\n\n23 Şubat 2006 \nMersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Gitme",
        "poet": "Ahmet Yüksel Şanlı Er",
        "poem": "\n\nDuydum ki birinden, gideceksin buralardan\nBen bir daha sevmem seni, hicranla yakarsan.\nGel gitme;  gidersen dönüşün zor beni kırma\nBen bir daha sevmem seni, hicranla yakarsan.\n\nHasretle yanarsam, seni sevmem daha sonra\nGel gitme şu hasret, çekilir sanma beni kırma\nGönlüm seni sevmiş, dönüşün zor daha sonra\nBen bir daha sevmem seni hicranla yakarsan.\n\nMef’ûlü/ Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün\n\n30 Eylül 2015-09-30\nAntalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Gitler",
        "poet": "Fadime Zünbül",
        "poem": "\n\nHer gün biraz daha ayrılıgın gölgesi yansıyor üzerime: gelditlerin çaprazında umuda yolculuk yapamayacak kadar yorgunum: benki gözlerinde huzuru bulan bir, aşık sen yalnızlar rıhrımında dolaşan avare ya ver bana aldıklarını ya kurtar senden beni, her ikiside zor geliyorsa hiç tanımamış say hayaldi rüyaydı özlemdi de geç gitsin... yaban gülü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel gönlümüz bayram etsin...",
        "poet": "Ozan Nuri Ceyhan",
        "poem": "\n\nHasreti vurup yıkalım\nZamanı hapse tıkalım\nAşkın köşküne çıkalım\n…Gel gönlümüz bayram etsin.\n\nSen çiçeksin bende yaprak\nSevaptır sevgiyle bakmak\nİlk gördüğüm halinle bak\n…Gel gözümüz bayram etsin.\n\nNeye yarar sabrı bilmek\nHasret boğazımda ilmek\nHaram oldu bize gülmek\n…Gel yüzümüz bayram etsin.\n\nŞakacıktan kırıl bana\nYalancıktan darıl bana\nSar bağrına sarıl bana\n…Gel canımız bayram etsin.\n\nAklından ne geçerse sor\nÇek sorguya iyice yor\nMenzil deme cevabı zor\n…Gel dilimiz bayram etsin.\n\nGüneş vursun pecemize\nHuzur dolsun gecemize\nSevgi sunsun hecemize\n…Gel ruhumuz bayram etsin.\n\nSet ne yapacak taşkına\nŞu aklım döndü şaşkına\nÇık da gel Allah aşkına\n…Sefil Ceyhan bayram etsin.\n\nİst./2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Gönül Dertleşelim",
        "poet": "İbrahim Kavas",
        "poem": "\n\nGönül muhabbet bağına sana geleyim\nBir ben söyleyim,bir de sen söyle, bileyim\nİçimizdeki keder,üzüntü üstüne\nKonuşup,deyip mutsuzlukları sileyim.\n\nAraya başı dumanlı dağlar dizilmiş\nSılada hasta anam yatağa serilmiş\nGelemem elim kolum bağlanmış,ne çare\nAcı gözyaşım çile üstüne eklenmiş.\n\nDoktorlar gelip gitmiş yatağın başına\nKesip biçerek ilâç akıtmış yarana\nEllerimden tut,gidelim sıcak evine\nUzanıp yatmak hiç yakışmıyor ki sana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel gönül seninle bir pazarlık yapalım",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nGel gönül seninle bir pazarlık yapalım\nİlahi aşk küpüne banıp lezzetine varalım\n\nHalil ÇOLAK 08.12.2011\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Gör Amasyayı",
        "poet": "Lokman Gülbahçe",
        "poem": "\n\nGizemli aşkların sevda yuvası\nGel Gör Amasya’nın cennet yüzün\nTatlı serttir tertemizdir havası\nGel Gör Amasya’nın cennet yüzün\n\nYeşil ırmak vadisine can vermiş\nAnlaşmalar zaferlere şan vermiş\nHititlerde tarihine nam vermiş\nGel Gör Amasya’nın cennet yüzün\n\nOrganlı mumyalar süsler  müzeni\nHayran bırakıyor gelip gezeni\nAsırlarca korunmuştur düzeni\nGel Gör Amasya’nın cennet yüzün\n\nŞeyhzadeler yetiştirmiş toprağın\nDalgalanmış Gökyüzünde Bayrağın\nEtrafını cennet etmiş ırmağın\nGel Gör Amasya’nın cennet yüzünü\n\nMihri hatun  divanın ilk  şairi\nGönül kalemiyle yazmış şiiri\nBabasıymış onun esasen  piri\nGel Gör Amasya’nın cennet yüzünü\n\nHarşena kalesi göğsünü gerer\nDüşmanın postunu yerlere serer\nKral mezarları biçilmez değer\nGel Gör Amasya’nın cennet yüzünü\n\nNice medresesi camisi ile\nDeğişmez   anane kadrini bile\nLafzede’de Böyle getirdi dile\nGel Gör Amasya’nın cennet yüzün\n\nLokman GÜLBAHÇE / LAFZEDE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Gönül Seninle Biz Ağlayalım",
        "poet": "Ömer Ziya Soyyiğit",
        "poem": "\n\nAğlamak kısmetmiş bize ezelde\nGel gönül seninle biz ağlayalım\nTükendi sermaye kalmadı elde\nGel gönül seninle biz ağlayalım\n\nKovdukça oturdu içime zillet\nRabbim, ne büyük dert, ne büyük illet\nBen gamlı kederli, gülerken millet\nGel gönül seninle biz ağlayalım\n\nEzdikçe sırtımı şu geçim derdi\nHep güldü geçtiler namerdi, merdi\nBir zaman beni de dostlar severdi\nGel gönül seninle biz ağlayalım\n\nBaba ayakkabı, meret delindi\nTutmaz oldu, alt tarafı silindi\nBaba suya giden bizim kilimdi\nGel gönül seninle biz ağlayalım\n\nBaba ceketimi görmüyor musun? \nPantolon ne halde sormuyor musun? \nBaba bana saat almıyor musun? \nGel gönül seninle biz ağlayalım\n\nBaba bir bilezik bir küpe çok mu? \nBize de bir manto bir etek yok mu? \nSoran yok aç mısın yahut da tok mu? \nGel gönül seninle biz ağlayalım\n\nBaba ne getirdin, durma veriver\nBaba ver de ondan sonra giriver\nBaba elin boş mu hemen gidiver\nGel gönül seninle biz ağlayalım\n\nBaba var mı ver yiyeyim durmadan\nBaba büyüt beni tokat vurmadan\nBaba durma çalış, koş oturmadan\nGel gönül seninle biz ağlayalım\n\nSabahleyin papucumu ararım\nBulamazsam ben hanıma sorarım\nSaçlarımı ellerimle tararım\nGel gönül seninle biz ağlayalım\n\nYa Rab yardım eyle Ziya kuluna\nİlet onu Habibinin yoluna\nEvde ekmek, zeytin, soğan buluna\nGel gönül seninle biz ağlayalım\n\n9 Nisan 1981\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gel Gör Bana Aşk Neyledi",
        "poet": "Kağızmanlı Cemal Hoca",
        "poem": "\n\nEy sâlik-i râh-ı Hüda\nGel gör bana aşk neyledi\nHep çektiğim cevr ü cefa\nGel gör bana aşk neyledi\nNeylediyse aşk eyledi\n\nÂşıkı zara bağlatır\nBağrın odlara dağlatır\nMübtelasını ağlatır\nGel gör bana aşk neyledi\nNeylediyse aşk eyledi\n\nBelaya saldı başımı\nTersine vurdu işimi\nAkıtır gözden yaşımı\nGel gör bana aşk neyledi\nNeylediyse aşk eyledi\n\nAllah Allah bu ne haldır\nHer günüm hüzün, melâldır\nGözüm yaşlı kaddim daldır\nGel gör bana aşk neyledi\nNeylediyse aşk eyledi\n\nBir mürşid eteğin tuttum\nCanımı cânâna sattım\nGüzel sevdim suç mu ettim\nGel gör bana aşk neyledi\nNeylediyse aşk eyledi\n\nBen bu aşkın dargınıyam\nCoşkun seliñ kargınıyam\nBir güzelin vurgunuyam\nGel gör bana aşk neyledi\nNeylediyse aşk eyledi\n\nGül yüzlüm gül alasıdır\nÇektiğim velvelesidir\nAla gözler belasıdır\nGel gör bana aşk neyledi\nNeylediyse aşk eyledi\n\nAla gözler hilal kaşlar\nBakışın bağrım ataşlar\nSitemden çok yedim taşlar\nGel gör bana aşk neyledi\nNeylediyse aşk eyledi\n\nHer bir âşık çekermiş gam\nGam evinde kadem kadem\nYandı Cemâl Hoca Dedem\nGel gör bana aşk neyledi\nNeylediyse aşk eyledi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Gör Be Usta",
        "poet": "İrfan Tansel Turhan",
        "poem": "\n\nBir bulut geçti üzerimden\nYağmuru doldu içime\nBir martı geçti yanımdan\nBaktı simit simit\nGitti susam susam\nDenizin suyu gibiyim\nİçim dışım sırılsıklam\n\nBir Yaşam geçti aklımdan\nHüznü doldu gözlerime\nBir şiir geçti içimden \nBaktı özlem özlem\nÇarptı dalga dalga\nÇırpındı köpük köpük\nİçim dışım gurbetlik\n\nKadıköy iskelesinde\nElimde yarım simit\nÇekmedik ki NÃZIM kadar \nHasretlik.! \n\nGel de gör be usta! \nKadıköy iskelesine çarpıp\nÇırpınan şairleri.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Gör Beni Aşk Neyledi",
        "poet": "Hakan Gök",
        "poem": "\n\nHasret çöktü şu dağlara\nGel gör beni aşk neyledi\nGönlüm döndü bozuk bağa\nGel gör beni aşk neyledi\n\nSevdan aldı benden beni\nGözler oldu nemli nemli\nMest eyledin şu garibi\nGel gör beni aşk neyledi\n\nAramızda sıra dağlar geleme\nTıkandı yollarım haber alamam\nSensizliğin çaresini bulamam\nGel gör beni aşk neyledi\n\nYandım yanarım aşkınla\nAvunurum hep düşünle\nHasretim bedenim başımla\nGel gör beni aşk neyledi\n\nPoyraz acı acı eser\nSensizlik içimi deler\nSıra dağlar yolum keser\nGel gör beni aşk neyledi\n\nSarılırım hayaline\nHasret kaldım gözlerine\nDerman yoktur dizlerimde\nGel gör beni aşk neyledi\n\nMum gibi eritti beni\nKirlerden arıttı beni\nBir vuslata erdirmedi\nGel gör beni aşk neyledi\n\nSolmuş bir güle döndüm\nSönmüş bir kora döndüm\nKarıştı her bir yönüm\nGel gör beni aşk neyledi\n\nSöyle hayat nasıl geçer\nSensiz kaldım oldum naçar\nSağdan soldan durmaz biçer\nGel gör beni aşk neyledi\n\nSönmez tutuşur ateşim\nSavrulur rüzgârda küllerim\nÖtmez oldu bülbüllerim\nGel gör beni aşk neyledi\n\nAşk elinden ah çekerim\nBitmez derdim kederim\nKarardı hep gündüzlerim\nGel gör beni aşk neyledi\n\nKırıldı hap kanatlarım\nNe adım kaldı ne yadım\nDert oldu her tarafım\nGel gör beni aşk neyledi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Gör Beni Aşk Nerede",
        "poet": "Fuat Polat",
        "poem": "\n\ngel gör beni Aşk nerede\nne sende ne bende \nne de düşlerinde\nAşk yaşanılan güzelliklerde\n\ngel gör beni Aşk nerede\nçık karşıma burdayım de\nde ki\ngeldim ekmeğini bölüp yemeğe\nAşk ne geçmişte ne gelecekte\n\ngel gör beni Aşk nerede\nyüreğinin atışında yaşa\nbil ki\nbeyaz atlı prensindemi\ngördüğün rüyalardamı\nAşk ne uzakta ne yakında\n\ngel gör beni yüreğin nerede\nmimiklerindemi,hayellerindemi\ngör ki\nAşk kalp atışında\nzaman aldığın nefeste\n\ngel gör beni aşk nerede\nsanma ki şu karatoprakta\naşk sensiz doğan güneşte\nbir an bakmadığın gözlerimde\naşk ne sensiz ayrılışta\nne senden önce terk edişte\n\nAşk gözlerinde\nAşk dudaklarında\nAşk alnında\nAşk burdayım deyişinde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel gör bizim Suluova'yı",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nGEL GÖR BİZİM SULUOVA YI\n\n18.11.2012\n\nNe halden ne hale geldi \nGel gör bizim Suluova'yı\nYollarımız hendek doldu\nGel gör bizim Suluova'yı\n\nGöç alırdı göç veriyo\nSokaklar çamur duruyo\nBurda insanlar oturuyo\nGel gör bizim Suluova'yı\n\nKırk düşmüş yirmiyediye\nBu nüfus bize hediye\nBezenler kaçıp gidiyo\nGel gör bizim Suluova'yı\n\nNe getirdi ne götürdü\nHangi işi tez bitirdi\nGam kederimiz artırdı\nGel gör bizim Suluova'yı\n\nHüseyin duymasın başkan\nO da bakar sana yan yan\nYeter artık yatma utan\nGel gör bizim Suluova'yı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel gönül önce sabretmeyi öğren",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nSabır dediğin her şeyin başıdır,\nGel gönül önce sabretmeyi öğren.\nSabır gönlümüzün temel taşıdır,\nGel gönül önce sabretmeyi öğren.\n\nSabır sevda çölünde can teridir,\nSabır gönül içinde aşk yeridir.\nOruç tutmak sabırın en zorudur,\nGel gönül önce sabretmeyi öğren.\n\nSabır bana nedir demeyin nedir? \nSabır meyvesi en tatlı meyvedir.\nBen diyeyim elma sen de ayvadır,\nGel gönül önce sabretmeyi öğren.\n\nSabreden derviş muradına ermiş,\nSabır aşılması zor olan surmuş.\nSabreden kimseler cennete girmiş,\nGel gönül önce sabretmeyi öğren.\n\nYusuf peygamber benimsemiş,\nSabredenler cennet meyvesi yemiş.\nPeygamberimiz bize sabır demiş,\nGel gönül önce sabretmeyi öğren.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel gör halimizi baba",
        "poet": "Muharrem Tüylü",
        "poem": "\n\nBir kurşun kalem alsam\nderdimi yazsam yetemi\nbir günde iki parça ekmek \ndört nufusa yetermi\ngel gör halimizi ıstanbulda baba\n\niyi olacagız diye geldik bu diyara\nzindan oldu bodurum kat bu haneye\nell evleri çıktı maaşta yukarıya\nyaşanacak hal kalmadı bu yoksulluga\ngel gör halimi istanbulda baba\n\nçuvallarla evi doldururdun unu\nkayıtsız kalırdık  bir yıl boyu\nbakkal ekmek vermez yıl boyu\nödeyecek gücüm kalmadı ay sonu\ngel gör halimizi istanbulda baba\n\nkoyun kuzu keserdin ziyafete\nkasabin yolunu unuttuk gitmiyoruz ziyarete\ndost bildiklerimiz unututu bizi düştük ihanete\npara pulun varsa herkes gelir ziyarete\no günleri arıyorum gel istanbulda gör baba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel gününü gün et..",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nGel gününü gün et güneş şimdi varken\nVakit geçiyor sinsice sanmaki henüz erken\n'Benden öncekiler ne gördü,ben ne göreceğim'derken\nÇıkar yavaş yavaş bodruma hapsettiğin karanlık, sesin çıkmaz ömrünü hapsederken..\n\nAttın bozuk parayı havaya ya yazı gelir ya da tura\nGez vakit varken git ister Şam'a ister piramitli Mısır'a\nUfak tefek hatalar olsada tanrım bakmaz sanmam kusura\nÇıkar yavaş yavaş bodruma hapsettiğin karanlık, sesin çıkmaz ömrünü hapsederken..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel gör ne haldeyim",
        "poet": "Gulnare Leman",
        "poem": "\n\nAh.... yine kalbimi sıkır bu hücre\nGel gör ne haldeyim  canım arkadaş\nGözüm yollarında kaldı her gece\nGel gör ne haldeyim canım arkadaş\n\nYollar toz dumanlı insanlar atlı\nYaz gelip her taraf düğün  busatlı\nSen yoksun hiç bir şey olmuyor tatlı\nGel gör ne haldeyim canım arkadaş\n\nBıktım sessizlikten tek yaşamaktan\nGeceden gündüze yük taşımaktan\nKorkuyordum sana ben alışmaktan\nGel gör ne haldeyim canım arkadaş\n\nGel verek el ele birlikte kaçak\nSevincden neşeden göklerde uçak\nBen senle mutluyum seninle ancak\nGel gör ne haldeyim canım arkadaş\n\nKim seni sevecek de benim kadar\nGözümde yaşlarım kalbimde keder\nBu nasıl bir sevda bu nasıl kader\nGel gör ne haldeyim canım arkadaş\n\nYadına düşeli sarardı yüzüm \nNe beharım belli ne de son güzüm \nKordadır bedenim kordadır özüm \nGel gör ne haldeyim canım arkadaş..Şemsettin Dervişoğlu\n\nGulnare Leman\n26.04.2012  Bakü Azerbaycan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Güzel Kadın",
        "poet": "Ahmet Yüksel Şanlı Er",
        "poem": "\n\nGönlümün tahtına yazılmış adın,\nGel otur tahtıma, gel güzel kadın,\nGün gelir tahtına, göz koyan olur, \nGel otur tahtıma gel güzel kadın.\n\nDerman ol, acıyan gönül yarama,\nDeğişmem ben seni hiçbir malıma,\nSen çıktın güzelim benim bahtıma,\nGel otur tahtıma gel güzel kadın.\n\nNicedir şu benim, kalbim yaralı,\nHiç güzel sevmedim, oldum olalı,\nGel sen ol gönlümün güzel meralı,\nGel otur tahtıma gel güzel kadın.\n\nAklında ne varsa, bırak üzülme,\nSen beni, parayla pulla hiç ölçme,\nSevdiğim kadınsın daha düşünme,\nGel otur tahtıma gel güzel kadın.\n\nBir söyle, ne ister şu senin canın,\nSat gitsin, ne varsa taptığın malın,\nÜzülme gelirken, sağ olsun canın,\nGel otur tahtıma, gel güzel kadın.\n\n29 Ekim 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Gülüşeni Ahum Kanamakta Yüreğim Gönlümün Dermanı Sen",
        "poet": "Hamdi Kurtulmuş",
        "poem": "\n\naşkı sende buldum sevgili yüreğimin tek sığınağı oldun \nsensizlik o kadar acı ki sana hasretten sarardım soldum\ngün o gündür gülüşenini arayan çöllerin mecnunu oldum\ngel  gülüşeni ahum kanamakta yüreğim gönlümün dermanı sen\n\nsadece seni ister bu yürek başkalarına kapalı bu fani can\nruhum ruhunu temaşa ederken aşkımızı demlemekte zaman\naşkımıza susadım ama senden ne bir ses ne de bir hoş seda \ngel  gülüşeni ahum kanamakta yüreğim gönlümün dermanı sen\n\nsana yoksunluk bir yanık yoksulluk ki sorma halim perişan\n kaderimde bir alın yazımsın ki silinmez nasip demiş Yaradan\naşktan başka servet yok bilir hiçlik makamında yaşayan insan\ngel  gülüşeni ahum kanamakta yüreğim gönlümün dermanı sen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel, güzel yarınlara...(masalsı)",
        "poet": "Akın Akça",
        "poem": "\n\n(Gizli bir öznenin ilerleyişi anlatımında)  Gel, güzel yarınlara …\n\nII.\n\nBir diyalog, dağlarda kalındığında gerçekleşecek: Hakkari Cilo Buzul mefhumu çıkılmakta …\nNadide çiçek yetişiyormuş orada.\n\nŞ. Ağlayan Lale:\n“Boyum yetmiş beş santimetre. Sıkma beni, göbeğimden su çıkar …”\n\nA. Kimene::\n‘Tek burada mı yetişirsin sen, Ters lale? ’\n\nTers Lale: \n“Evet, ama susayınca ben yürüyebilirim …”\n\nA:: ‘İşine geldiğini aldığını haykırmıyorsun, anladığım kadarıyla. Bunun için ama, herkesi bir tutup -da belli yerleri köz- suçluyorsun da? ’\n\n…\n\n(Gel zaman, git zaman..\nBir vakit …) \n\nO ortasında çimlerin, Ekran büyük belirdi. Top oynayan adamlar, Bir takım rakıcılar,Diğerleri\nşarapçı. Çanakkale’liler Daha sonra, Hoppacık.. Denize atladılar… \nVe sonra Adile Naşit görünen, Sallana yuvarlana, havada ilerledi o Sallanan iskemle… Giderek Atamıza Dönüştü\n… Tevfik Aras bey; Atatürk, son yılbaşısını onla kutladı. Kıyafetlerini ona verdi. Önce miydi, sonrası mıydı bundan; kırk altı kilo kalışı? Önce ile sonra bilinmemekte, fakat herhalde bu durum, Savarona öncesinde …\nYürüyerek ilerleyen o gölge sandalye, masal anlatan uykudan önce.. sekiz yaş kuşağına ya da saat akşam sekizdi; Mustafa Kemal geliyordu zangır zangır, sevgili Adile nine (ona)  dönüştü. Dönüşen, Tevfik Aras’a bıraktığı elbiselerini istedi Ters Lale’den; o son, ’37 yılbaşısı yemeği gecesi (kuşandığı) .\n(Cennet mi öyle bir yer, işte; yoksa yaşamaktan çok, kesinlikle hissettirmek için bazı şeyleri.. geri döndü,,,) \nLale vermek istemedi. Ceket cebinden Mustafa Kemal’in, Çalıkuşu romanı gözüküyor:\n\nI.\n\nBiter her şey bir anda\nHer şey biter birebirden! *\nGeldiğinden öncesi\n gibi aynı.\n\nTaş keser buzullar,\nCehennem don mevsimi olur,\nDerken daha içe sokulur\n onun ateşi\n\nKapılar kapanırken; \nCanhıraş, kilitler kırılır\nTahta yansımalardaki.\nAnahtar cebindedir.\n\nSes, soluk yoktur.\nCehennem Cennet olmuştur.\nKim peki\n o halde adımı çağıran? \n\nHer şey güzel, bak! \nVe gerçekten çok basit.\n“Tak,tak! ” vur kapıya,\nAsit yansın kendin içinde.\n\nEller gider gerçek doğrulara,\nGözler gözleri yadettikçe.\nGel o halde! \nGel, güzel yarınlara …\n\nBekleyiş gibi basitledi\nYine bebek koçaklama; \nSanki daha bir emeklemeye\nBaşlar olduğunda kucaklama.\n\nGel o halde,\nE gel haydi güzel yarınlara! \nEpopaa a, \n..Lir`mekler:\n\nOy, incecik ilmekler …\nVe daha bile mi iplikçil? \nLir-emekler, epope; \nHektor v.s. Aşil\n\nTravertenlerde yüzelim,\nGel! \nTeknik puanlamaksızın\n artistik\n\n buz dansında, Jane \nTorvill & Christopher Dean.\nKınalı yanardağ; \nUmut, içsel mağma.\n\nİç geçirgen köprü,\nPlazma; terhisler, \nTeşhis ad konmaz,\nSara.\n\nO havuzlara atlayınca,\nHaydi balıklar\nGörünür, su! \nPamukkale görünür olur.\n\nYılbaşı ışıklandırmaları,\nSardı çevresini:\n\n-\nAçıklamalar:\n* birdenbire bitişlerin, birdenbire başlayıp zorlukla süründürülen devamlara ters orantısını anlatma amaçlı seçilmiş kelime\nT.Rüştü Aras: Çanakkaleli Eski Dışişleri Bakanı (nereli olduğunu şiire bağlantılandırmak amaçlı söyledim.) \nAras ve Ters Lale anlatıları, yaşanmış hikayeler\nNot:\n(ilk bölüm, aslında ikinci bölüm; “II” adlandırılan bölümle sonra alakalandırıldı “I” bölüm ile; ama dilek halinde ayrı ayrı da okunabilir, ama aslında ‘aynı olayın birbirlerinin devamı pasajlar’. Bölümler arası belli bağlantı noktaları, mesela, Ağlayan Lale, Pamukkale geçişi vb.)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Hacı Babam",
        "poet": "Ali Pekşen",
        "poem": "\n\nBesmele'yle kalkıp gittin oraya \nAllah'ın izniyle varda gel baba \nGönül edasıyla yüce Mevla'ya \nBütün borçlarını ver de gel baba \n\nGörünce Kabe'yi eliniz açın \nTekbir ile tavaf ederek geçin \nGeride kalanlar ailen için \nBeytullah'a yüzün sür de gel baba \n\nGariplik sıkmasın asla canını \nPeygamberler sabrı sarsın yanını \nBoşa geçirmeden her bir anını \nİlime irfanı yor da gel baba \n\nMedine'yle Mekke müjdeler dolu \nOraya gitmeli her Hakk'ın kulu \nHakk'a ulaşmanın ne ise yolu \nBeytullah'ta iken sorda gel baba \n\nTüm İslam'ı Alem sarar yanını \nNurlarla doldurur cümle cihanı \nBütün Müminlerin kıblegahını \nGönül gözü ile görde gel baba \n\nMüslüman'a farzdır boynunun borcu \nİsmail niyeti kurbanlık koçu \nHayra kullanılsın doyursun açı \nBağışla,derisin dürde gel baba \n\nEvliya erenler hacı yoldaşı \nHakk için coşanlar akıtır yaşı \nEline aldığın her büyük taşı \nŞeytanı laine vur da gel baba \n\nOrada gönül var orada hatır \nAnlatmaya lisan yetmiyor satır \nBir damlacık olsun bize de getir \nZemzem kuyusuna gir de gel baba \n\nO iki cihanın sultanı şahit \nOlurmuş, bu yolda olana şehit \nAmelin melekler katına eşit \nİstersen,İhramı sar da gel baba \n\nAli oğlun söyler senden özümüz \nDoğruluk yanadır daim sözümüz \nHasretle yolunu bekler gözümüz \nİstersen süpriz de sır da gel baba.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Hasbihâl Edelim",
        "poet": "Seyfullah Öztürk",
        "poem": "\n\nNiyetin yoksa bu gri suratla bile ağlamaya, \nŞekersiz lâkin çay hazır. \nGel hasbihâl edelim; \nBen dökeyim sana içimi gökyüzü.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Haziran",
        "poet": "Ertuğrul Şakar",
        "poem": "\n\nGel haziran\nSen mayıstan daha olgunsun\n\nBaharda üşüyen yapraklarımı ısıt\nGüneşimi yay hücrelerime\n\nKırk ikindi yağmurlarını bırak\nÇiçeklerin meyveleştiği durak\n\nGel haziran\nMayıs telaşından uzak\n\nBitsin mayıs koridoru\nBir at gibi hırslı. doru\n\nMutluluk camlarda gözyaşıydı\nCan suyundan kökler ıslak\n\nAşk yatağından kalkmalı\nGerinmeli dal, giyinmeli yaprak\n\nGel kirazlar kadar utangaç\nSessizce kollarını aç\n\nSen mayıstan daha dolgunsun\nDaha baştan çıkarıcı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Hele",
        "poet": "Doğan Ümit Aksel",
        "poem": "\n\nBülent Ecevit’in anısına saygıyla\n\nEğer Hasan ekerse haşhaşı tarlasına\nAli’sinin Elif’inin yaşam kavgası için\nAltıncı filo bombalayacakmış İstanbul’u\nLafına bak ne idüğü belli olmayan şu …\n\nBizde kavga özgürlük için yapılır ha bre\nBu yüreklerde kin korku barınmaz\nTutku bizde bayrağa tutku vatan'a\nAsırlardır inancımız budur sarsılmaz\n\nGel hele toplayıp da topunu tüfeğini\nBir gir papyon gravatınla savaşa sör\nNasıl ölümle can verilirmiş toprağa\nNasıl yıldırımlar fışkırırmış yüreklerden \nVe nasıl kazanılırmış zafer hele bir gör\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Hadi Bir Eylül Gecesinde..",
        "poet": "Zeliha Bicer ",
        "poem": "\n\nÖzledim çok\nÖzlemimin yerine koyamam başka birşey\nYalnız sen hafifletirsin \nYalnız sen söndürürsün bu ateşi\nGel hadi bir Eylül gecesinde\nGeceler acımasız,geceler soğuk,sensiz\nGecelerin koynunda bir yalnız ben\nGel özlemimi dindir in yıldızlarla\nSev beni bir Eylül gecesinde\nMeltem serin eser,yüreğim kor\nSerinlet beni dokun bana\nGecelerime aydınlıklar getir\nKıskansın Ay seni benden\nGel hadi bir Eylül gecesinde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel her gece",
        "poet": "Turğay Çeken",
        "poem": "\n\nGel her gece bir deprem oluyor karanlığında yokluğunun\nÇağlayan bir suda aşkımı sunduğum yeşil gözlü kız\nSeslen bana nerdesin\nHangi uzak şehirde, kimin nefesindesin\nBir rüzgarın kanadına tutunsam sende duyulur mu sesim\nSalkım söğüt gölgesinde yeşilini sevdiğim\nYeşil aydınlığında gözlerini sezdiğim\nToprak sevda kokarken kavruk kahve yangınla \nBir yudum suydun yeşil, serin, gölge ve sevda kokusunda\nDağlar yeşil kokuyor rengine muhalif, doğaya inat\nGel her gece hayaline daldığım\nKaç bahar var kelebeğin ömründe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel isterim",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\ngel isterim\noysa gel(e) meyen ben\n\n26 Kasım 2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel kader defterinden ayrılığı silelim",
        "poet": "Orhan Altinbasak",
        "poem": "\n\nKaderimizde eğer ayrılık yazılmışsa\nYollarımız sonunda bir gün ayrılacaksa\nAşkımız bir hüzünlü hikaye olacaksa\nGel kader defterinden ayrılığı silelim\n\nKalbimizde yeşeren,aşkımız solacaksa\nGönlümüze hicranın acısı dolacaksa\nRuhumuzu ayrılık ateşi saracaksa\nGel kader defterinden ayrılığı silelim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Hele Bir Bayram Olsun",
        "poet": "Ozan Lütfü Yıldırım",
        "poem": "\n\nKaç yıl geçti bak ardan \nGel hele bir bayram olsun\nSen gideli yar buradan\nGül hele bir bayram olsun\n\nGeldi geçti gençlik çağım\nNe ölüyüm nede sağım \nViran kaldı gönül bağım\nÇal hele bir bayram olsun\n\nYıldırımım adım adım\nSöylenir mi bir gün adım\nBilmem hangi yana gidim\nKal hele bir bayram olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel İşte Söze",
        "poet": "Altan İlhan Arslan",
        "poem": "\n\nKaç gece daha sürer bu sebepsiz ürkeklik\nBu titremeler kadar yoksulluk sargın ışığa\nGölgelerin kadar konuş bana ey günahım\nBuyur otur, senindir bu yürek çök kapısına.\n\nKazılan mevt olsa, yakılan adamlığım\nDoldursan beni o katransı inine\nTerki diyar olsun bu dünyaya can\nTevhidi bozamam, ölümü sat bana.\n\nSus! Fısıldama, tüken git, çekil indimden\nGöze değsen bir defa ellerimi bozardım\nAteş olsan neye zarar neye değer yaşamak\nGel işte söze! Benim senle hesabım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Karagözlüm",
        "poet": "Resul Kotluk",
        "poem": "\n\nKaçak kaçak gözlerinin bakışıyla\nVahşi bir atın dört nala koşuşuyla\nHasretinin yüreğimi yakışıyla\nGel bana gel karagözlüm\n\nBulutla gel  yağmurla gel\nToprağa değende su  çamurla gel\nPişir ekmeğini hamurla gel\nGel bana gel karagözlüm\n\nBatan gemilerimin enkazıyla\nVan ilinden acemin kızıyla\nŞahinin uçuşu kaplanın hızıyla\nGel bana gel karagözlüm\n\nAsya dan bir sürgün şairiyle\nAşkımızın yaşayan bir şiiriyle\nKara saçlarının her bir teliyle\nGel bana gel karagözlüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel İnan",
        "poet": "Aydın Kizir",
        "poem": "\n\nVe yaratıldı insan\nÇeşmelerden aktı iman\nDurmaz geçiyor zaman\nİnsan kardeş gel inan\n\nDağ başında sis,duman\nBunca nimeti sunan\nKimdir  bunları yapan? \nİnsan kardeş gel inan\n\nİnsanı insan yapan\nAy ve güneşi yakan\nGökte şimşeği çakan\nİnsan kardeş gel inan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Kaçma Güzelim",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nŞimdi bahar, gülleri açıyor.\nEtrafına kokular,saçıyor.\nO yarde niçin,benden kaçıyor.\nAklım buna,nasıl şaşıyor.\n\nHaydi gel,kaçma,kaçma güzelim.\nBu bahçe bizim,şimdi gezelim.\nEtrafı da,temaşa edelim.\nGel güzelim,el ele verelim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Islanalım Bir Yağmur Bulup",
        "poet": "Turgut Uzdu",
        "poem": "\n\nIslanalım Bir Yağmur Bulup\n\nTut elimden \nGezelim diyar diyar \nBütün dertleri, ayrılıkları unutup \nGel \nGönlümüzce ıslanalım bir yağmur bulup. \n\nSol kolun belime sarılsın \nBaşını omzuma yasla \nBirlikte bütün karanlıkları unutup \nGel \nGönlümüzce ıslanalım bir yağmur bulup. \n\nYüzümüzden damlasın mutluluk \nGözlerimiz aydınlatsın geceyi \nİkimiz bir beden olup \nGel \nGönlümüzce ıslanalım bir yağmur bulup. \n\nŞimşekler sussun yürek sesimizden \nBizsiz düşünceleri kov \nDudaklarımız birleşsin, sesleri susturup \nGel \nGönlümüzce ıslanalım bir yağmur bulup. \n\nKorkma, gece iyice kararsın \nBu ateş her siyahı yakar \nİçimizde yeni ateşler tutuşturup \nGel \nGönlümüzce ıslanalım bir yağmur bulup. \n\nTut elimden, bırakma \nSımsıkı sarıl \nMazide ne varsa hüzünlü, unutup \nGel \nGönlümüzce ıslanalım bir yağmur bulup\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Kardaşım!",
        "poet": "Gazi Küçükgiller",
        "poem": "\n\nGel kardaşım, zora koşma öküzü,\nDinle erenlerin söylediği hak sözü,\nGiden arabanın tekerine sakın takozu,\nSokma, bozarsın şu güzelim huzuru,\n\nSakın sulandırma, muhabetin özünü,\nHep dinleyelim bir birimizin sözünü,\nÇıkarmayalım karşıtlarımızın gözünü,\nUzatma, iyi ayarla tartışmanın dozunu.\n\nBen anlayamadım bu dünyanın işini,\nFitne bırakır mı? sevenlerin peşini,\nİyi çiynemezsen, sütlaç kırar dişini,\nHor görme karıncayı, çeker filin leşini.\n\nGazi Küçükgiller\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel kardeşim İslam’da",
        "poet": "Hasan Yarıcı",
        "poem": "\n\nİşte sana hak nizam\nTemiz düzgün yaşam\nSevgi saygı birlik inan\nGel kardeşim İslam’da\n\nDoğruluk ve dürüstlük\nEmanetlik ve emniyetlik\nBunlara gerekse sahiplik\nGel kardeşim İslam’da\n\nHer soruya cevap var\nKalplere tasdik var\nŞehitlere şahadet var\nGel kardeşim İslam’da\n\nMevla’mızın kabul ettiği din\nHuzuru kalbe veren din\nİnsanı cennete götüren din\nGel kardeşim islam’da\n\nBilim ilim irfan\nEy yüceyi anlatan\nİnan hürriyet vicdan\nGel kardeşim İslam’da\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel kardeşim bayramlaşalım",
        "poet": "Hasan Yarıcı",
        "poem": "\n\nAtıp kini garazı\nBoş geçirmeyelim bayramı\nBirlik içinde olalım devamlı\nGel kardeşim bayramlaşalım\n\nMümin olan küs kalmaz\nDüşmanına koz kaptırmaz\nDoğru yoldan sapmaz\nGel kardeşim bayramlaşalım\n\nHakkın rızasını kazanalım\nHakka yakın olalım \nNefsimize kapılmayalım\nGel kardeşim bayramlaşalım\n\nDost akraba hep beraber\nDiyar diyar yer yer\nAllah doğruyu sever\nGel kardeşim bayramlaşalım\n\nBüyüklere saygı gösterelim\nKabirleri ziyaret edelim\nKüçüklere sevgi verelim\nGel kardeşim bayramlaşalım\n\nBayramın adı sevgi saygı\nBayramın adı hatırlamak hakkı\nBayramı böyle anlamalı\nGel kardeşim bayramlaşalım\n\nGarip Hasan herkesin bayramını kutlar\nBüyüklere saygı küçüklere sevgi sunar\nHakkı bilen bayramı anlar\nGel kardeşim bayramlaşalım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Kardeş",
        "poet": "Bekir Sami Ünsal",
        "poem": "\n\nGEL KARDEŞ\n\nUmutlar bir, hasretler bir sevda bir \nYürekler bir güzellik bir eda bir \nYurdumuz bir al bayrak bir Hüda bir\nDirlik için birlik gerek gel kardeş\n\nHepimiz bir gemideyiz yollar bir \nHavamız bir suyumuz bir haller bir\nBir ağacın gövdesiyiz dallar bir\nDirlik için birlik gerek gel kardeş\n\nSahibiyiz o muhterem çağların\nHepsi bizim bu heybetli dağların\nOtağıdır ölülerin sağların\nDirlik için birlik gerek gel kardeş\n\nAşk ile şevk ile parlayan izin\nVarisiyiz bizler asil bir özün\nŞu çarpan kalp yanık gönül ruh bizim\nDirlik için birlik gerek gel kardeş\n\nBu topraklar bize kutsal emanet\nYılmadan hizmete edelim gayret\nZerresine edemeyiz ihanet\nDirlik için birlik gerek gel kardeş\n\nYürek yanar hepsi aynı yastan bir\nRuhlar coşar hepsi aynı sesten bir\nHaksöyler’im tarih aynı destan bir\nDirlik için birlik gerek gel kardeş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel kardeş M.H.P'ye",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nHakkı seviyor isen,\nGel kardeş M.H.P'ye.\nSakın olmasın tasan,\nGel kardeş M.H.P'ye.\n\nVatan bizde gözdedir,\nİman ihlas özdedir.\nHak adalet bizdedir,\nGel kardeş M.H.P'ye.\n\nBiz paraya tapmayız,\nDoğru yoldan sapmayız.\nAyrım gayrım yapmayız,\nGel kardeş M.H.P'ye.\n\nDirlik bulsun başımız,\nHelal olsun aşımız.\nDürüst olmak işimiz,\nGel kardeş M.H.P'ye.\n\nYusuf imanlı eriz,\nÜlkemizi överiz.\nİnsanları severiz,\nGel kardeş M.H.P'ye.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel ki",
        "poet": "Bayram Tunca",
        "poem": "\n\nGel ela gözlerimizin hasreti bitsin\nGel sıcak ellerimizin hasreti bitsin\nAlev alev yanan bedenimizin, hasreti bitsin\nVolkan koru olan ruhumuzun, hasreti bitsin\n\nGel ki gönül bahçemize meltem yelleri essin\nTez gel ki gönül bahçemizdeki çiçekler açsın\nGel ki gözlerimiz çoban yıldızı misali parlasın\nGel ki solan yüzümüz dolunay gibi nurlansın\n\nB. TUNCA/13.01.2001-17.05\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel kardeş savunalım Hakkı",
        "poet": "Muhammed Murad Uzun",
        "poem": "\n\nDüşman sarmış kardeşlerimi \nEmer durur kanını  vampir misali\nAlır elinden her şeyini \nGel kardeş savunalım Hakkı\n\nEl koymuş Milletimin  mallarına\nGöz dikmiş bacıların ırzlarına\nGirmişler gençliğin hayatına\nGel  kardeş savunalım Hakkı \n\nHalimiz olur günden güne beter\nGönlüm dayanamaz artık  yeter\nYaşananlar  bizi deli eder\nGel kardeş savunalım Hakkı\n\nÇoluk çocuk demeden\nO zalimce katleden \nBu zalimler yaşadıkça\nGel kardeş Savunalım Hakkı\n\n25 /07/ 2003 AşkŞairi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Kardeşim Zikreyle",
        "poet": "Yavuz Mercan",
        "poem": "\n\nZikir kalbe şifadır\nDertlerine devadır\nNede güzel gıdadır\nGel kardeşim zikreyle\nDurma daim Allah de\n\nAllah diyen yorulmaz\nZikretmeyen kul olmaz\nDünya kimseye kalmaz\nGel kardeşim zikreyle\nDurma daim Allah de\n\nDalda yaprak yeşermez\nDiken batar gül vermez\nRabbim fasığa gülmez\nGel kardeşim zikreyle\nDurma daim Allah de\n\nBülbüller konmaz güle\nAşıklar gelmez dile\nAtsan kendini nile\nGel kardeşim zikreyle\nDurma daim Allah de\n\nUyku tutmasın gözün\nOlsun yumuşak özün\nDoğru söylesin sözün\nGel kardeşim zikreyle\nDurma daim Allah de\n\nNura dönsün karanlık\nÖmür geçer bir anlık\nİnsan günahkâr varlık\nGel kardeşim zikreyle\nDurma daim Allah de\n\nKalbe girmesin nifak\nGünahı görme ufak\nKime karşı ona bak\nGel kardeşim zikreyle\nDurma daim Allah de\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Ki",
        "poet": "Gül Aycan",
        "poem": "\n\nBana öyle bir gelişle gel ki,\nSana aşkım bitmesin.\nİçimde yanan ateş,\nGelişinle sönmesin.\n\n\t       22 Haziran 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel kardeş ülkücü ol",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nSen başka yol arama,\nGel kardeş ülkücü ol.\nSakın gitme harama,\nGel kardeş ülkücü ol.\n\nÜlkücülük Hak yolu,\nBu yol erlerle dolu.\nSen tut uzanan eli,\nGel kardeş ülkücü ol.\n\nKahraman yiğit ersen,\nMüslüman Türküm dersen.\nVatanını seversen,\nGel kardeş ülkücü ol.\n\nİman ile doluysan,\nSen Allah'ın kuluysan.\nİslama sevdalıysan,\nGel kardeş ülkücü ol.\n\nYusuf sevdayı bilir,\nSeven yerini alır.\nÜlkücü yiğit olur,\nGel kardeş ülkücü ol.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Kıyamda Durmaya",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nCUMANIZ MÜBAREK OLSUN\n\nCumayı Cuma yapan, bilin ki Rabbimizdir,\nYalnız Allaha tapan, bedende kalbimizdir,\nBize Hakkı aratan, nefisle harbimizdir,\n\nHakkı arayan insan, durma koş gel Cumaya,\nRüku ve secde ile, gel kıyamda durmaya.\n\nAllahın ipi Kuran, birlikte sarılalım,\nTaasubu bırakıp, cem olup barışalım,\nCuma bir hediyedir, hediyeyi alalım,\n\nHakkı arayan insan, durma koş gel Cumaya,\nRüku ve secde ile, gel kıyamda durmaya.............İNSANİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel kurtar beni ölüşlerimden",
        "poet": "Muhammed İnan",
        "poem": "\n\nElimde değil bu çile bu keder\nGönlüm hep bir akşam kızıllığıdır\n\nDüşlerden sorarım her gece beni\nİçimin sesinde kaybolan nedir\n\nNereye gizlesem alın yazımı\nGel kurtar beni ölüşlerimden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel' me",
        "poet": "Lale Uğur",
        "poem": "\n\nGel dersem..\nGeleceğin varsa da \ngelme...\nGelme ki..\nimkansızlığının tadına varabiliyim... \n\n(18 Kasım 2000 / Magosa)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel konuşalım",
        "poet": "Zerrin Tayfur",
        "poem": "\n\nBıktınmı benden\nAyrıldın neden\nGel konuşalım\nSebebi neden\n\nAnlatalım bir bir\nOlmasın gurur kibir\nHayat sersebil\nGel konuşalım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel  Mavi Işık bu yakuba",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nKenan illerinde iniltiler var yine...\n\nGelmeyecek misin  mavi Işık\nSana açtım bütün pencereleri\nBoğuyor beni bu hayat bu gece\nHayat gece bu gece yine\n\nNura muhtaçtır  bu yetim gönül gösterebilmek için maviliğini\nBahara muhtaç yaprak vermek için bu kahraman dal...\n\nGönlüm yusufum şimdi kuyuda\nYetimdir gönlüm  yusufdur gönlüm gömleği param parça\nZamanıdır gel artık ey mavi sabah ey mavi  seher kokun burnumda\n\nYakup gibi gözü yaşlıyım şimdi\nEy nur gönlüm  aklımın kuyusunda Yusuf gibi\nBir horlanan gönül kuyu düşüncenin insaflı  zindanında yusuftur...\nTahtını kapmış bir mısırlı  karga karanlık...\n\nYusufum kuyuda da olsan geliyor kokun\nBakma bu yakubun göz yaşlarına \n\n\"Hu hu\"lar vardı yıllar yılı aşık dilimde\n\"Hu hu \"larla sonsuza dek aramalıyım şimdi o maviliği\nKırkımda mı hangi yaşımda olacak gelişi bilebilsem ah\nNe zaman varacak kuyumdaki yusufum mısıra\nHangi elemli gecenin,hangi nazlı seherin  avuçlarındasın\nYusufa ey mavi özgürlük\nDüşe kalka hep  sana yönelişi gözlerimin ey  mavi vuslat\nYaş altmış oldu şaşkın bir ölüm ensemde...\nMekke'de misin,İstanbul'da mısın bana nerdesin\nYazılmışsın alnıma o belli ey mavi yar\n\nLeyla bildim seni çöllerde  olsam\nMecnunun çölleri çetin değildi böyle\nVarsın olsun\nÖyle gizli bir yerindesin ki ömrün mavi leylam\nAma yaş altmış oldu bundan haberin var mı\n\nGeç kaldın  bana mavi ışık,derde deva seher\nEy Beytullah kokulu adım adım yaklaştığım vuslat\n\nBu yetim rüyaya ve bu çöl gönle  hemen  gel \nMavisin derde deva seher  hemen gel \nMavi seher  seni   bin kere andı bu mecnun\nUğruna bir kaç çöl daha aşmadığına yandı bu mecnun...\n\nKenan illerinde iniltiler var yine...\nBu yetim rüyaya ve bu çöl gönle  de uzansın mavi el\nMavi bin derde deva seher ver Allah'ım\nBir ömür heder olmadan bu yakuba bir mavi seher göster Allah'ım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Mehmet",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nSen sormazsan eller sormaz derdimi,\nTut sözünü düş yollara gel Mehmet…\nCiğer parem yürek özler merdini,\nAç gözünü düş yollara gel Mehmet…\n\nGözyaşımı hep akıttım sel gibi,\nBu yalnızlık kara kışta yel gibi,\nDurma nankör eş-dost gibi el gibi,\nDön yüzünü düş yollara gel Mehmet…\n\nHüzün döktüm attım zarfı postaya,\nİhtiyacım yok çiçeğe pastaya,\nEvlat eli derman olur hastaya,\nGör özünü düş yollara gel Mehmet…\n\nBağdaş kurmuş kara kara bulutlar,\nTabip verir boşa gider komutlar,\nSon dem ömrün güz mevsimi umutlar,\nAl buzunu düş yollara gel Mehmet…\n\nCantekin der; sabrım bitti gel hele,\nÇile deniz sancılarım şelale,\nAk kefeni bak asmışlar çengele,\nAl cüzünü düş yollara gel Mehmet…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel   müslümanlar kardeştir",
        "poet": "Rabiye Tanrıverdioğlu",
        "poem": "\n\nKendini sanıyor zavalı alim\nBakakaldı gözüm, tutuldu dilim\nBüyüklenip durur, konuşur zalim\nHak yolunda canlar olalım kardeş \n\nNefretle bir yere asla varılmaz\nKanayan yaraya zakkum sarılmaz\nMü'minler kardeştir,küsmez, darılmaz\nHak yolunda canlar olalım kardeş \n\nYürekte kardeşlik sevgi harmanı\nKin nefret ekenin gider imanı\nYanar elbet bir gün yakanın canı\nHak yolunda canlar olalım kardeş \n\nKimseyi sevemez kendini över\nBenlik sarmış dili mazlumu döver\nGariplere kızar kendini sever\nHak yolunda canlar olalım kardeş \n\nKırar geçer kalbi, kendi göremez\nHaksızlık yapar da hakkı bilemez\nÜzülür ağlarda özür dilemez \nHak yolunda canlar olalım kardeş \n\nTevazulu yumşak başlı olalım\nİmanla huzur'la aşkla dolalım\nYanlız hak yolunda yanıp solalım\nHak yolunda canlar olalım kardeş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Mehtap",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nAynadır Mehtap,\nBu yaz gecesi…\n\nAkdeniz çarşaf,\nKıvrak yakamoz dansı…\n\nTenha sahil,\nÇekilmiş kahkaha sesi…\n\nKuma uzanmış bir adam,\nŞişelere değiyor şişesi…\n\nYalvarıyor sevdiğine,\n“Gel Mehtap gönlümün abidesi…”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Mecit Baba",
        "poet": "Fethi Sahin",
        "poem": "\n\nSeni çok özledik can ile candan\nVallahi dönmeyiz senin yolundan\nBülbül ayrılırmı gonca gülünden\nArıyoruz seni gel Mecit baba.\n\nHasretin yakıyor yürekler yanar\nİsmini zikreder bütün ihvanlar\nGözlerden akıyor bak kanlı yaşlar \nÖzlüyoruz seni gel Mecit baba.\n\nSeherde yaralı öter bülbüller\nBağımızda açtı ektiğin güller \nSele döndü coşar bu garip haller \nBekliyoruz seni gel Mecit baba.\n\nKarlar yağdı başa benbeyaz oldu \nKırıldı dallarım yapragim soldu \nHal kalmadı gönül gamile doldu \nVarıyoruz sana al Mecit baba.\n\n25.08.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel N'olur",
        "poet": "Ufuk Arslan Kaman",
        "poem": "\n\nZalim gurbet ile felek yüzünden,\nHasta düştüm nazlı yarim gel n’olur,\nKendin bilmezlerin acı sözünden,\nHasta düştüm nazlı yarim gel n’olur.\n\nFeleğin rüzgarı üstüme esti,\nDoktorlar tabipler ümidi kesti,\nElinden içeyim son kez bir testi,\nHasta düştüm nazlı yarim gel n’olur.\n\nUfuk Arslan gider durur divana,\nAşkın ile yandım ben yana yana,\nHelalleşmek için söylerim sana,\nHasta düştüm nazlı yarim gel n’olur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Nasılsa Gidersin",
        "poet": "Altan İlhan Arslan",
        "poem": "\n\nŞimdi sen, sıcak koynunla buyur et beni. \nNasılsa bir gün soğuk kalbinle veda edersin...\nVaktidir sevişmelerin, durma ateşle beni \nNasılsa bir gün buna da veda ederiz.\nKalma uzak, araya yıl gibi sokulur ibretlik\nGüneşe küfrederim gün içimizden soğur! \nGel! Yastığı hep sıcak tutalım! \nNasılsa bir gün oda soğuyacak.\nSende çekilen güneş gibi gece olup gidersin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel ne olur",
        "poet": "Yüksel Akkas",
        "poem": "\n\nGuneste batacak durmaz yerinde\nYildizlarda kayacak kalmaz yerinde\nElbet bir gun bende olecegim\nSon nefesi vermeden gel ne olur\n\nAgaclarda kurur cicek acmadan\nCiceklerde solar susuz kalinca\nBende sensiz kaldim olurum bir gun\nSon nefesi vermeden gel ne olur\n\nBu gunya sana kalir sanma\nYalanci kalplere aldanma\nÖmrumun son baharinda\nBir kere gel ne olur\n\n22 haziran persembe 2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Ne Olursun",
        "poet": "Emin Çelimli",
        "poem": "\n\nYıldızlar Dünyaya sessiz bakarken\nSoğuk bir kış günü gel ne olursun\nYanmış can evime özlem akarken\nSoğuk bir kış günü gel ne olursun\n\nSemaya münhasır naif özlü yar\nBülbüle nazire şirin sözlü yar\nKalemdir kaşların kömür gözlü yar\nSoğuk bir kış günü gel ne olursun\n\nHançerin kalbimde derinde acın\nVar mıdır yarama söyle ilacın\nBendim bir zamanlar başında tacın\nSoğuk bir kış günü gel ne olursun\n\nIğıl ığıl yağmur arza yağarken\nGüneş vuslat için her gün doğarken\nHasret gözyaşlarım beni boğarken\nSoğuk bir kış günü gel ne olursun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Neredesin",
        "poet": "Sedat Kocabey",
        "poem": "\n\nSırtıma giymişim ateşten gömlek\nSürmeli kekliğim gel neredesin\nGünlerdir yemedim bir lokma ekmek\nTutunacak dalım gel neredesin\n\nHasret mi koydular senin adını \nKimden alıyorsun bu inadını\nBilmezmiş gibisin çağladığımı\nMenekşe kokulum gel neredesin\n\nGittiğin yerlerde sen mutlusun\nAcep yarınından umutlu musun\nGüneşlimi yüzün bulutlu musun\nBenim yağmur gözlüm gel neredesin\n\nGözümün yaşları seller misali\nAşkına susadım çöller misali\nKendin gelmiyorsun haber sal bari\nYanağı gamzelim gel neredesin\n\nÇalarsa ansızın sevda kapımı\nBir sana açarım gönül katımı\nFark etmez ne sabah ne gün batımı\nBenim alın yazım gel neredesin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel oğul 2",
        "poet": "Ferit Battal",
        "poem": "\n\nGel oğul \n\nGel oğul gel gerçeği gör elin vicdanında olsun\nKin ve  nefret dolu gözden bu millete Hayır gelmez\nKeder geliyorum demez ağlaki gözlerin dolsun\nKin ve nefret dolu özler sevmeden mahşerde gülmez\n\nCandan geçip serem deme ilmi kullan hakkı bulsun\nGeçme  benlik kapısından yaş dökki gözlerin dolsun\nEdep ve erkânla yürü adaptan haberin olsun\nKin ve nefret dolu gözden bu millete Hayır gelmez\n\nÇıkma  dağın zirvesine düşüp kolunu kırasının\nYamaclarda geze geze bu genç bedeni yorarsın\nHakikatı unutunca Mazluma hesap sorarsın\nKin ve nefret dolu özler sevmeden mahşerde gülmez\n\nAkıllı  ol Uyma nefse seni taştan taşa çalar\nAklını başından alır kalbine kötülük dolar\nDost dost diye Ağlayanlar saçını başını yolar\nKin ve nefret dolu gözden bu millete Hayır gelmez\n\nFerit Battal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Önüne Serem Kırmızı Halı",
        "poet": "Mustafa Ermişcan",
        "poem": "\n\nSensizlik içimde yangın misali\nEllerimin yok tutunacak dalı\nNe yapayım sensiz parayı malı\nGel önüne serem kırmızı halı\n\nHiç gitmeseydin olmazmıydı canım\nFeda olsun sana bu akan kanım\nYeniden gelmen için bu ısrarım\nGel önüne serem kırmızı halı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel oturak sabah olsun",
        "poet": "Cevat Sevil",
        "poem": "\n\nÇile bitmez keder bitmez\nHer kes yatmış bizden başka\nBiz ötmeyince çile gitmez\nGel oturak sabah olsun\n\nUyuyan uyumuş görür rüya\nKeder bitmez saya saya\nGözler uyumaz bakar aya\nGel oturak sabah olsun\n\nNe malımız ne servetimiz\nÇevre bilmez kıymetimiz\nFes edemez hürmetimiz\nGel oturak sabah olsun\n\nEl katılmaz bizim ceme\nMerak etme dert eyleme\nCahillere sır söyleme\nGel oturak sabah olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel ogul",
        "poet": "Ferit Battal",
        "poem": "\n\nGel oğul \n\nGel oğul gel gerçeği gör elin vicdanında olsun\nKin ve  nefret dolu gözden bu millete Hayır gelmez\nKeder geliyorum demez ağlaki gözlerin dolsun\nKin ve nefret dolu özler sevmeden mahşerde gülmez\n\nCandan geçip serem deme ilmi kullan hakkı bulsun\nGeçme  benlik kapısından yaş dökki gözlerin dolsun\nEdep ve erkânla yürü adaptan haberin olsun\nKin ve nefret dolu gözden bu millete Hayır gelmez\n\nÇıkma  dağın zirvesine düşüp kolunu kırasının\nHakikatı unutunca Mazluma hesap sorarsın\nYamaclarda geze geze bu genç bedeni yorarsın\nKin ve nefret dolu özler sevmeden mahşerde gülmez\n\nAkıllı  ol Uyma nefse seni taştan taşa çalar\nÖldü diye Ağlayanlar saçını başını yolar\nAklını başından alır kalbine gül güle dolar\nKin ve nefret dolu gözden bu millete Hayır gelmez\n\nFerit Battal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel öldür Beni Yar",
        "poet": "Kürşad Polat",
        "poem": "\n\nBensiz, bir yaprak misali dalda sessiz soluyorsan\nSığmıyorsam gözlerinin ta içindeki mutluluğa\nKuşlar uçmaz oldu sen gittin gideli bu şehirden\nSensiz güneş, karanlıktan beter gel öldür beni yar\n\nBir çığ gibi örttün kendini, söyleyemedim seni sevdiğimi\nGözlerinden aktım bunu görüyorum ve hala bunu biliyorum\nGeçmedinmi sanıyorsun hiç gözlerimin önünden\nSensiz güneş, karanlıktan beter gel öldür beni yar\n\nBir meşale yaksam görebilir miyim gözlerini, bu saatten sonra\nBen bu boş odanın içinde seni düşünürken\nSen başka şehirde yaprakları benim için koparıyormusun\nSensiz güneş, karanlıktan beter gel öldür beni yar\n\nHayat kollarımı kırsada, yine ben bunu yazacağım\nBir sis örtsede gözlerimi, ben yine özleyeceğim seni, bu gözlerle\nCelladım gelse bana son isteğimi sorsa\nSensiz güneş, karanlıktan beter NE OLUR SEN GEL öldür beni yar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel özgürlük",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nSenin rengin mavi...\nGel özgürlük \nBeni kendine esir et\nEsir et maviliğine...\n\nDenizi böyle mavi eden sensin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel ruhum ol",
        "poet": "Sinan Aydındağ",
        "poem": "\n\nHep,hep özlem var sözlerimde                                       05/04/2004\n   Dayanılmaz bir acı,acı gözlerimde\n   Gel sende ortak ol çektirdiğin çileye\n   Gel ruhum ol ayrılmayalım mahşerde bile.\n                                                                  Güll\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Sancağa.",
        "poet": "İshak Özlü",
        "poem": "\n\nYiğitler yurdunda çakallar geziyor,\nTarih bu acı günleri maalesef yazıyor.\nGazide diş gösterip,Vanda havlıyor,\nUyan Mehmedim uyanda gel,Sancağa.\n\nLeşler sarılıyor renkli bezlere,\nGözdağı verdigini sanır bizlere,\nSessiz kalmak yakışır mı sizlere,\nUyan Mehmedim uyanda gel,Sancağa.\n\nAskerim,Polisim taşlanır oldu,\nİstanbulda Gazi teröristle doldu.\nŞehit analarının yüzleri soldu.\nUyan Mehmedim uyanda gel,Sancağa.\n\nKulesi vurulan Irakı işğal ediyor,\nSuriye sınırına sahip çık diyor.\nIraktan yurduma P.K.K.giriyor,\nUyan Mehmedim uyanda gel,Sancağa.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel, Seni Kendime Davet Ediyorum",
        "poet": "Burcu Alpaslan",
        "poem": "\n\nHoyratlığını giy gel bu gece\nyürüdüğün yolların izlerini al yüz çizgilerine\nısıt ısın kırış\n\nBoşluğumuza alacalığını sür\nbiraz mavi biraz kahverengi\n\nDüzlükleri unut\nsaçma sapan hikayelerimiz olmalı\nhatırla \nKanık gecelerini yüklen\n\nGel \nSeni kendime davet ediyorum \n\n12-11-2004 Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Sar Beni",
        "poet": "Adem İmdat Kesici",
        "poem": "\n\nYaktı beni gözlerun\nUnutulmaz sözlerun\nSakladum yüreğumde; \nBende kaldı izlerun...\n\nGel sar beni sar beni\nSeviyorsan al beni! \nYaktun yüreklerumi\nSöndüremez kar beni! \n\nDertlerumi taşırum\nDünyanun hamalıyım...\nHer gelen kırdı beni; \nSanki incir dalıyım! \n\nGel sar beni sar beni\nSeviyorsan al beni! \nYaktun yüreklerumi\nSöndüremez kar beni! \n\n(Rize Ağzı, Şivesi ve Aksanı İle Yazılmıştır)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Seninle Dost Olalım\t",
        "poet": "Aşık İsmail Daimi",
        "poem": "\n\nKaçma benden uzaklara\nGel seninle dost olalım\nSakın düşme tuzaklara\nGel seninle dost olalım\n\nGörünüyorsun ben gibi\nAynı varlığım sen gibi\nBir baş gibi beden gibi\nGel seninle dost olalım\n\nBen senden değilim ayrı\nAyrı görüp olma sayrı\nŞu ikilik bitsin gayrı\nGel seninle dost olalım\n\nDostluk her şeyden uludur\nDostluk erdemlik doludur\nBu yol esenlik yoludur\nGel seninle dost olalım\n\nDaimi'dir ozanımız\nDosta fedadır canımız\nKindir bizim düşmanımız\nGel seninle dost olalım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Seninle",
        "poet": "Bilge Su",
        "poem": "\n\nGel seninle uzak diyarlarda\nYıldız toplayalım\nUmut toplayalım,sepet sepet\nSevgi toplayalım küfeler dolusu\nAğır gelmesin omuzlarındaki yük\nyüreğindekinden\nGel seninle uzak diyarlarda \nyıldız toplayalım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel seninle yeniden tanışalım",
        "poet": "Bestami Tatar",
        "poem": "\n\nSaat 04.31\nşimdi telefonumu çaldırsan.\ntanımadığım bir numara gözükse ekranda\nalo desem kimsin diye sorsam\nsen benim ben tanımadın mı desen.\nseninle hiç tanışmamış gibi\nyeniden başlasam.\n\n16 kasım saat 16.30 perşembe günüydü ilk tanışmamız.\n....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Sen Allah De",
        "poet": "Şevki Kayaturan",
        "poem": "\n\nGEL SEN ALLAH DE\n\nSayılı şu günler gelip geçmeden\nAllah de yüreğim gelsen Allah de\nEcel şerbetini n'olur içmeden\nAllah de yüreğim gel sen Allah de.\n\nDüşkün olma böyle dünya malına\nÇıkmak için senet var mı yarına\nŞimdi gider belki sözler zoruna\nAllah de yüreğim gel sen Allah de.\n\nKıl namazın bir vaktini kaçırma\nDalıp zevk sefaya yolun şaşırma\nKâr sayıp da zekâtından aşırma\nAllah de yüreğim gel sen Allah de.\n\nTüketmeden dizlerinde takatın\nHayırsızsa neye yarar evladın\nAzrail’den gel yemeden tokatın\nAllah de yüreğim gel sen Allah de.\n\nUzaklaşma sen Allah'ın farzından\nKış üşürsün yanarsın bak yazından\nGit Muhammed o Habib’in izinden\nAllah de yüreğim gel sen Allah de.\n\nKayaturan, sığmaz iken dünyaya\nKabre konup çekilmeden hizaya\nEl açıp af dile sığın Mevlaya \nAllah de yüreğim gel sen Allah de.\n\n(17.09.2009 Saat: 09.27) \nŞevki KAYATURAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Sevdiğim",
        "poet": "Murat Dağlıbeg",
        "poem": "\n\nDinlemedin gurbete çıktın, varmadan gel sevdiğim\nVardıysan eğer o ele, kalmadan gel sevdiğim\nHâsılı yaban elin derdini, çekmeden gel sevdiğim \nMevla’m san ki ayrılık mı yazdı, üzmeden gel sevdiğim\nMektup gönder, gelmeden gel sevdiğim\nHasretin beni ezdi, sezmeden kimseler gel sevdiğim\nBil ki sevdanla muzdaribim, ölmeden gel sevdiğim\nDiktiğin güller açtı, solmadan gel sevdiğim \nSana çay demleyeyim, soğumadan gel sevdiğim\nBir gün daha geldi geçti, gün aşmadan gel sevdiğim\nBana verdiğin mühlet ne oldu, dolmadan gel sevdiğim \n\tDolmadan gel sevdiğim \n\nSivas 12.03.04\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel-sen",
        "poet": "Araz Yeken",
        "poem": "\n\nSonu görünmüyor sensizliğimin…\nBir hoşça kal’ın ardından el sallayışın yok nicedir\nKaç mevsim geçti bilmiyorum\nBazen günleri bazen ayları ve çoğunlukla da yılları karıştırıyorum\nSanırım seni yolculadığım gündeyim hala…\nBir eylül gecesinde gelmiştin ve içimi ateşe verip gün doğumuna saniyeler kala gittin.\nO zamandan beri bir ummanı söndürmeye çalışıyorum okyanus aşan gözyaşlarımla…\nSönmüyor bu yangın…\nDışarıya kar yağıyor içime ateş…\nNe gözlyaşlarım diniyor ne ateş sönüyor…\nBen hep gelişinle gidişinin rast geldiği bir eylül gecesinde;  yaşıyorum(!) \nSade bir sessizlik bıraktın içimdeki hırçın deli çocuğa, uyuyor o zamandan beri…\nHaykırsam… Duymuyorki.. Duymuyor…\nCançekişiyor binbir kabusun koynunda… \nSen gelsen ve alsan şu sessizliği bir üstümden.. \nGelsen ve bozsan bu sessizlik dinletisini! \nSen… Bir Gel-sen…\nKoca bir sensizlik bu ve sanırım sonu yok…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Sevelim",
        "poet": "Neşet Ertaş",
        "poem": "\n\nGel sevelim sevileni seveni\nSevgisiz suratlar gülmüyor canım\nNice gördüm dizlerini döveni\nGiden ömür geri gelmiyor canım\n\nÖzü gülmeyenin yüzü güler mi\nSevgisiz muhabbet Hakk'a değer mi\nSeven insan kaşlarını eğer mi\nZorunan güzellik olmuyor canım\n\nSevgi haktır seven alır bu hakkı\nİçi güler dıştan görünür farkı\nSevmeyene akmaz sevginin arkı\nBoş lafla oluklar dolmuyor canım\n\nBir zaman aşıkken sen de sevmiştin\nO anda dünyayı nasıl görmüştün\nSanki cennetin bağına girmiştin\nÇokları bu hakkı bilmiyor canım\n\nAşkın ateşine yandım alıştım\nBu ateş içinde aşkla tanıştım\nDoğru mu yanlış mı deyi danıştım\nSevgisiz hakka kul olmuyor canım\n\nSevenin içinde yanar ışıklar\nKaybolur karanlık tüm dolaşıklar\nGaribim sevenler bunca aşıklar\nBoş hayale boşa yelmiyor cenım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel sen de gitme",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nKırılmış kanadı uçamaz olmuş\nÜzülüp saçını başını yolmuş\nKendi gelecekken haberi gelmiş\nBeni götürmeden gel sen de  gitme\n\nHaberini aldım bana küsmüşsün\nYemek yemez iştahını kesmişsin\nDostları kafandan neden silmişsin\nBeni götürmeden gel sen de gitme\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Sevgide Birleşelim",
        "poet": "Mehmet Kındap",
        "poem": "\n\nBu tuzağı düşman kurdu \nGel sevgide birleşelim\nBarış sarsın bütün yurdu\nGel sevgide birleşelim\n\nKafa tasına bakmayın\nFitne ateşi yakmayın\nBirlik yolundan çıkmayın\nGel sevgide birleşelim \n\nHacı Bektaş Yunus gibi\nBahar gelsin dinsin tipi\nKale gibi olsun yapı\nGel sevgide birleşelim\n\nUlus devlet birliğimiz\nAy yıldızdır bayrağımız\nAnadolu toprağımız\nGel sevgide birleşelim\n\nSakaryadan zap suyuna\nYatalım koyun koyuna\nGelmeyelim şer oyuna\nGel sevgide birleşelim\n\nATA demiş cumhuriyet\nÇağdaş uygar medeniyet\nKalkınmaya olsun niyet\nGel sevgide birleşelim\n\n(19-Mayıs-2010-Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Sevgili!",
        "poet": "Erkan İpek",
        "poem": "\n\nİşgal altında artık bedenim, kendi içimde mülteci gibiyim..\nEkmeğe hasret, sevgiye hasret, aşka hasretim..\n\nGel sevgili kurtar işgalcilerden bedenimi, hükmünü sür yüreğimde..\n\nGel; \nTehcirciler göç etti,\nmisafirleri kovdum,\nkatilleri vurdum..\nGir İçeri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel sevgili gel.",
        "poet": "Leyla Göger",
        "poem": "\n\nGel sevgili gel. Seni bekleyen bir aşık var kapında. Sana kavuşacağı günü bilemeden nefes alan...\n\nGel sevgili gel.Seninle çıktığımız yolculuk, sürsün hep. Sen, hep yanımda ol. Seninle belki de hiç varamayacağımız vuslatı bulalım birlikte.. \n\nGel sevgili gel. Yanlışlarıma doğrum ol. Bilmediğim,çözemediğim sorularıma cevabım ol. \n\nGel ey sevgili çok yoruldu bu yürek seni beklemekten. Gel ki acım son bulsun. Benimde ağlayan gözüm gülsün...\n\n10.09.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Sevgilim",
        "poet": "Vicdan Şimşek",
        "poem": "\n\nHani soğuk yağmurun damlaları üşütmezdi ya bizi, \nIslak tenimiz avuçlarımızda ısınırdık,\nDört duvarı andıran gizli yuvamız gibi gelirdi bize \nŞemsiyemiz, altına sığınırcasına bahane ederdik sarılmayı,\nSarıldıkça Isınmayı,\nOysa yağmur üşütmüyordu bizi sevgilim, \nBiz üşüyen yağmuru Isıtıyorduk, \nBak bu günde yağmur yağıyor, \nHer damlası cama vurup intihar ediyor, \nGizli gizli bu gün yağmur bizim için ağlıyor, \nBizi özlemişçesine üşüyen yağmur şimdi,\nSensiz beni üşütüyor, \nGel sevgilim yağmur küsmeden, \nSevdiğin üşümeden....! \n\n17.04.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Sevgilim",
        "poet": "Yalçın Sevim",
        "poem": "\n\nGel sevgilim,\nseninle ev düzelim,\nçeyizlerini serelim,\naşkımız için sevelim,\nbuna da hayır dersen,\nayrılalım güzelim! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Teskere",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nBeklenen günler elbet bir gün gelecek\nGülmeyen yüzler elbet bir gün gülecek\nİnşallah bunu tüm sevenler bilecek\nSevinç göz yaşlarımı dostlar silecek\n\n23.07.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Sivas'ta Buluşalım",
        "poet": "Şevki Kayaturan",
        "poem": "\n\nCumhuriyet kültür şehri\nÇağlar Kızılırmak nehri\nÇekilir mi dünya kahrı\nGel Sivas’ta buluşalım.\n\nBak takvime ekle günü\nBugün dostlar birlik günü\nŞiirle aç kapat günü\nGel Sivas’ta buluşalım.\n\nEdirne, Ardahan, Van’dan\nToplanalım dört bir yandan\nKars’tan, Ağrı, Erzurum’dan\nGel Sivas’ta buluşalım.\n\nDostlar gelsin Tekirdağ’dan\nDiyarbakır, Elazığ’dan\nTokat, Sinop, Amasya’dan \nGel Sivas’ta buluşalım.\n\nİsteyen sazını çalsın\nİsterse hülyaya dalsın\nKonya, Karaman’dan gelsin\nGel Sivas’ta buluşalım.\n\nÇanakkale’den haber sal\nBingöl, Bitlis misafir kal\nBu ne sevgi ne hasbıhal\nGel Sivas’ta buluşalım.\n\nİstanbul’dan yazan çizen\nÇoktur orda dünya gezen\nSamsun’da denizde yüzen \nGel Sivas’ta buluşalım.\n\nAntalya’dan sahil boyu\nIsparta’dan Türkmen soyu\nBilecik’ten kayı boyu \nGel Sivas’ta buluşalım.\n\nYalova, İzmit’den geçip\nSakarya, Düzce’den seçip\nBulu, Zonguldak’tan aşıp\nGel Sivas’ta buluşalım.\n\nRize, Artvin, Gümüşhane\nTrabzon, Ordu’m şahane\nErzincan’dan hane hane\nGel Sivas’ta buluşalım.\n\nKütahya, Uşak, Gediz’de\nEskişehir, Afyon bizde\nAksaray ortada düzde\nGel Sivas’ta buluşalım.\n\nKırıkkale Nevşehir’den\nKayseri’den Kırşehir’den\nÇık gel Muğla, Denizli’den\nGel Sivas’ta buluşalım.\n\nAydın efeler diyarı\nBurdur, İzmir hadi gayri\nManisa kudretli şehri\nGel Sivas’ta buluşalım.\n\nAdana, Adıyaman’dan\nBalıkesir, Bursa ordan\nÇankırı, Çorum ortadan\nGel Sivas’ta buluşalım.\n\nGiresun, Bartın kalmasın\nMaraş, Malatya’dan gelsin\nAntep, Urfa şair salsın\nGel Sivas’ta buluşalım.\n\nHakkari, sınırdan olsun\nOsmaniye, Kilis bilsin\nYeter ki şiir söylensin\nGel Sivas’ta buluşalım.\n\nMuş’um kalmasın orada\nHatay vardır ön sırada\nMersin’le erek  murada\nGel Sivas’ta buluşalım.\n\nKırklareli, Kastamonu\nBu sohbetin bitmez sonu\nMardin bu dünyanın hanı\nGel Sivas’ta buluşalım.\n\nKarabük’e haber salsın\nYozgat’la, Niğde kalmasın\nAnkara hepsin sollasın\nGel Sivas’ta buluşalım.\n\nFaniyim şayet daldıysam\nUnutup da saymadıysam\nSen seslendin duymadıysam\nGel Sivas’ta buluşalım.\n\nÇalsın söylesin şairler\nCoşup  konuşmalı diller\nKayaturan nerde pirler\nGel Sivas’ta buluşalım.\n\n(19.04.2011 Saat: 22.58) \nŞevki KAYATURAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel sual etme",
        "poet": "Mustafa Cilasun",
        "poem": "\n\nYar...\n Gel sual etme\n Sinemde dem bulan yaramı deşme\n Akıp giden zamana intizar etme, ukdeleri hiç öğrenme\n Yalnızlığın vadilerinde ki solgun umuttur, her an tazeliğini koruyan konudur\n Bahtın sahnelerinde, umut için açılan perdelerinden sızan latif bir sürurdur sen bilme\n Belki üzülürsün, kederlenip endişe edersin, gözlerime baktığında merakına ulaşmak için cebredersin üzme\n Her umut bir bahardır, içinde iklimleri barındırır, yağmuru, karı, dolusu, boranı vardır, haz ikram edilen lahzadır, gücenme...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Soğukda Ama",
        "poet": "Salim Erben",
        "poem": "\n\nAçma tomurcuk kal öylece\nSeni seviyorum açıp geçme \nİçimin uçurumlarından\nUmutla büyüttüm seni\nBakışın zemheri güneşi gibi\nZifiri karanlıkta\nYüzün aydınlatır gecemi \nGözlerin kılavuzum \nDüşmez sıcaklığın yüzüme\nYağmalanmış talan olmuş\nEllerini tuttuğumda \nTerin karışırdı terime\nYer gök sallanır\nKıyametler kopardı içimde\nKalp atışların sakinleştiğinde\nÇiçek olur açardın \nAldırmazdın mevsimlere \nSağanak gözlerine sığınırdım\nNe zaman düşlesem \nBir sen yağardın gökten\nTuttuklarım sen olurdun \nTutamadıklarım da çoğalırdın\nÖperdim gülüşlerini korkarak\nTomurcuk olurdun, sonra \nGökçe çiçek gibi açardın \nVazgeçilmezimle geleceğim \nBilirsin sevmelerimi çiçek\nAlnının tam ortasından öpeceğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel vatandaş gel",
        "poet": "Hüseyin Gedik",
        "poem": "\n\nAllahım ne hale düştü bu millet? \nMillet ateşlerde kadın pazarda \nYaş yetmişe varmış ayak mezarda \nKadın ekranlarda kadın pazarda! . \n\nMaksat izdivaçmış gönül programı \nBuda uyutmanın farklı yordamı, \nVallah millet mesken tutmuş ekranı \nKadın ekranlar da kadın pazarda! . \n\nKanallar yarışta start verilmş\nkrıterler uymuş reva görülmüş\nMal, mülk ön pilanda yere serilmiş \nKadın ekranlar da kadın pazarda! . \n\nHer şey göz önünde aleni batış\nAnlamadım gitti bu nasıl bir iş \nGel vatandaş gel,koş sende yetiş \nKadın ekranlarda kadın pazarda.\n\nVarmı böyle bir şey örf ve adette? \nKişi sıkıntıda azmi gayrette \nAmaç görünmeyen gizli niyette! \nKadın ekranlar da kadın pazarda! . \n\nDert, sıkıntı senin,ardında zan var \nRezilliğe vardı bu yaşananlar \nKavun, karpuz gibi seçmece bunlar \nKadın ekranlar da kadın pazarda! .. \n\nHüseyin Gedik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel yabanım",
        "poet": "Kadir Kayaoğlu",
        "poem": "\n\nYok’luğunun provasına alışmak zor’muş yaban’ım \nSensiz’liğe keder düştü,yokluğun sükût”yabanım” \nBu dert geçer “nasip’liysek”de yâ nasip? \nRahman’dan müsaade var ise gel “yabanım”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Ve Al",
        "poet": "Ahmet Kürşat Göktürk",
        "poem": "\n\noysa yangınım terketti beni, yüreğim depremlerine açıldı sonuna kadar belanın. yalnız kalmadım, bırakıldım boşluğa kendi dilim ve gözlerimle. ayrılık değil bu, yangın değil, ölmek gibi birşey işte. ölmek yaşarken bir düşte. kaybettim, dönülemez bir biçimde çığlığım dağıldı yollarına o sevgilinin. artık ayrılıklar acıtmaz yüreğimi. hiçbir ihanet bulamaz beni kendine yar ve düşman. sokak başlarını istediği gibi tutsun öfke, yıldırımlar yağmalandı bu şehirde. acınası bırakıldı kimsesizliğin ellerine ve oradan ölüme sevda. sevilmek bir vebalmiş bilmedim. yağmalanmış masalarda devrilmiş kadehler misali yüreğim. dilimde kendi varlığıma beddualar, acınmak gibi, öldürmek ve ölmek gibi yağmalanmış dilimden sevda-mlar.\n\nşimdi giderken kahverengi deniz gözlü kız ben buralardan; sana, sana gelirken bitiremediğim yollar gibi bitimsiz sevda dilemek boynumun borcu sanki. oysa mecnun çölünden, ferhat dağına, kerem yurdundan, yusuf kuyusuna, çığlık çığlığa saldırdı üstüme yalan dolanlar. hakikaten sevilmeyi ve sevilmenin yalan mı olduğunu sende öğrendim. sana söyleyecek yüzüm yok belki fakat gözlerinde bir ömrü talan ettim. pişmanlık duyarsam namerdim. şimdi yanından uzaklarda, bilmediğim bir diyarda, adını anmadan, incitmeden yüreğini, seni sevenleri üzmeden ve üzerek beni sevenleri bir kez daha intikam alır gibi kendi gençliğimden gidiyorum. \n\ndönülecek yanımı yağmalatmadan geceye, geri döndüğüm yollarda, sen yoksun biliyorum. adın yok şimdi kör kuyularda benim için bıraktığın. belamı bulmadan yollarını kapattın, şimdi ahımı ben kendime kendim bilki mutluluk diye sattım. haşçakal KAHVERENGİ DENİZ GÖZLÜ. yıdırımların dertlerime meze olduğu ve yağmalanmış şehirlerden geri kalan bir yan ile döneceğim dönülmezlerden. istediğin gibi. sesimi çıkarmayacağım ve sesini keseceğim yüreğimin. adını bir ad olmaktan öte taşımayacağım ve sevdana kendi sevdama duyduğum kadar saygı duyacağım. yâr yüzünde intihar yüklü bulutlar. sevgili, kahverengi olmayan yollarda, azrail şimdi beni paklar. kimbilir senden çok o yolumu gözler.\n\n'EĞER BİRGÜN HAYATIMA İHTİYACIN OLURSA; \n'''GEL VE AL ONU''' (shakesper) \n\n        A.  F.  K.\n --albatrosfatihkemal--\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel yangını soğut",
        "poet": "İsmail Amedi",
        "poem": "\n\nGEL YANGINI SOĞUT\n\nDalga, dalga esen rüzgâr göklerde bulut\nBitmez bir yolun başında içimde umut\nBen sözümü tutup geldim sende sözün tut\nGel de şu gözümdeki ateşi soğut\n\nGüneş umut yıldız umut gözlerin umut\nNerde bir su var ki? Gözyaşlarımdan somut\nBitmez bu yolun diğer başını da sen tut\nGel bana gel, gözümdeki ateşi soğut\n\nBu sonbaharın başında ilkbahar umut\nBu bitmez yolun kışında tükenmez umut\nBakışında her zerrenin sonsuz bir umut\nGel sevgili gözümdeki ateşi soğut\n\nÖzünde sendin, sözünde sen, çokta somut \nSordum bana dediler ki vuslatı unut\nKucaklaştı şu bağrımda ateş ve barut\nGel gözdeki alev, alev yangını soğut\n\nAvuç, avuç zehir verip dediler ki yut\nÖlüm senin için çare hayatı soğut\nDivanece aradım ben zehirde umut\nGel aşkım şu gözümdeki ateşi soğut\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel YANALIM...",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\nsen,\nusulca\nkaldır gözlerini\nyerden\nnefesin sıklaşırken...\nsen,\nusulca\nçevir gözlerini\nötelerden\nyüzün pembeleşirken...\nsen,\nusulca\ngir aurama\nhiç çekinmeden\nbedenin tutuşmayı bekliyorken...\n\nFikret turhan-Yalova \n29 ekim 2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Yarim SEVİŞELİM",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\ngök maviydi...\ndeniz maviydi...\nyar kolumda\ngözleri maviydi...\n\nmavi mavi mavilim\ngel yarim gezinelim\nmavi mavi mavişim\ngel yarim sevişelim\n\ngök bulutla\ndeniz dalgayla\nyar başkaydı\ngözünde sevdasıyla...\n\nmavi bulutta bir dilim\ngel yarim gezinelim\nmavi suda bir içim\ngel yarim sevişelim\n\nFikret Turhan-Yalova,\n13.12.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "'\"Gel\" Yazım",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nGel\n\n\"Gel\", \"Kendine gel\" gibi! İnsan, kendinde olduğunda tüm algıladıklarının farkına varır! Evrende, \"Güzel-çirkin, iyi-kötü\" algıya izafi, biri aynı şeye ya da davranışa \"Güzel\" der, bir başkası \"Çirkin\"; kişiye göreceli bir algılama var! Tüme bakıldığında ise evrende yaratılan her şey, \"Doğru ve yerindedir\"! Herkes, kendine uygun olanı çeker! Zaten insanlık tarihindeki tüm kavga ve savaşlar, birilerinin kendi izafi \"Doğru\" algısını herkese kabul ettirmek istemesinden kaynaklı! Hukuk ise kişiyi-bireyi, bu izafi algılardan korumak içindir! Yani bir bakıma hukuk, biri ya da birilerinin \"Doğru\" dayatmasından, diğerini- diğerlerini korur! Öyle umulur veya o amaç içindir! \n\nDinler arası geçişin, \"Yatay geçiş\" olduğu söylenebilir! Yani din içinde kalarak şerit değiştirmek gibi, istikamet aynı! \"Deist\" için inanç var, din konusunda ucu açıklık var! Yani Allah inancını illa bir dine bağlamak istemiyor gibi.\n\nAteist ise evrenin bir yaratıcısı olmadığına inanıyor! Bu da bir inanç ama din değil. Ateistin her hangi bir kutsaldan Allah'ı öğrenmesi de mümkün kendi özündeki açılımla evrenin bir sahibi olmalı şeklinde bir inancı oluşturması da mümkün! \n\nÖnemli olan kişinin kendi kanaati ya da inancı! Bir kutsaldan diğerine yatay geçişlerin çok keskin geçişler olmadığı düşünülebilir, zaten taban \"İnanç\" noktasında çok da farklı sayılmaz! Eski dönemlerde de yeni dönemde de genel kapsamıyla \"Din\" egemenlik sağlamak ve bu ilkeler üzerinden bir itaat sağlamak için kullanılmış! Burada yine inanç önemli, dini kişi sadece kendi tekamülünde, gelişiminde ve Allah'ı bilme noktasında değerlendirebilir. Bir başkaları da kendi ırkının seçilmiş olduğu, Allah'ın vaatlerinin bir ırka ya da sadece kendi dinlerinden olanlara dair olduğunu iddia edebilir! Bu iddia dahi \"İnanç\" kapsamındadır! Allah adına, Onun yerine konuşmak abes olur! \n\nAyrıntılara fazlaca girmemek bazı zihni açar! Evrende olan her ne var ise bu olması gerektiği için olmuştur! Yani gerekçesiz oluş olmaz! Bir yaratıcıya inananlar da bilir ya da bilmeli ki bu işleyiş, yaratıcının haberi veya müsaadesi dışında olmaz! \n\nAteistlerin pek çoğu \"Ateist\" tanımından uzaktır! İnkarı meslek edinmek ile ateistlik aynı değildir! Ateistlikte her hangi bir yaratıcının olmadığına inanmak var! İnkarda ise var olan veya iddia edilen bir şeyi inkar var! Yani hakiki ateist, inkarcı olmayı da reddetmeli! Çünkü o nasıl evrenin bir sahibi olmadığına inanıyor ise bir başkasının da evrenin bir sahibi olduğuna inanması doğaldır! \nAlgılanmayan yok hükmündedir! \nBir şeyi algılamayan, o şeyi kabul de edemez, inkar da edemez! Kabul için algılama gerektiği gibi inkar için de o şeyin algılanması gerekir! Birisi için bir varlık, algılanmıyor ise o kişi için varlığı da iddia edilemez! Yani kişi kendi açısından olmayan bir şeyi inkar etmiş olmaz! Yani ateistler, varlığına inanmadığı bir şeyi, inkar etmiş olmaz! İnkar, algıladığını söyleyen ama varlığına dair şüphe içinde olanın eylemidir! Kişiye algılamadığı, varlığına inanmadığı bir şey dayatıldığında eğer kabul etmiş görünür ise zaten “Münafıklık-ikiyüzlülük” söz konusu; güzelce algılamadığını beyan edip “Böyle bir şey benim açımdan yok! ” dediğinde, inkar etmiş olmaz çünkü algılamadığı, onun için yok hükmündedir! Eğer söz konusu şeyi kabul etmiş ya da algılamış ama şüphe içinde ise o zaman “İnkar” söz konusu! Algılayan için de kendi algısı önemli. Yani kendi açısından olan bir şeyi, başkasına dayatması zaten doğru olmayacak! Tersi kendine dayatıldığındaki rahatsızlık aynen olur! Bir misal vermek isterim; çarşıda birisi cebinde 200 liralık bir banknot olduğunu iddia etse! Buna inananlar da olur inanmayanlar da olur! Cebinden çıkarıp gösterse yine sahte olma ihtimalinden dolayı inananlar ve inanmayanlar olacaktır! Kasada bulunan sahte para ayırıcı makineden geçince hatta bazı bu da yetmez ışığa tutup el ile ovuşturulur! Yani cebindeki 200 lirayı bile insan ispatlarken neler çeker! Hele bir de bu iddiayı yapan parayı hiç göstermese; bunun yerine çevresindeki yandaşlarının şahitliğini delil gösterse, dedesinin çok zengin birisi olduğundan ve kendisinin hanları hamamları olduğundan dem vursa! Soy ve ailesinin ne kadar dürüst olduklarını iddia etse! Hatta oraya binlerce insanı çağırsa o insanlar hep bir ağızdan bu adamın cebindeki 200 liraya şahitlik etse yine ispat olmaz! Kabul etmeyenleri de çok şiddetli cezalandırsalar yine de ispat olmaz! İlla o para, görülecek, ellenecek ve makineden geçecek! Bu nedenle, ateistlerin inkarındaki sebebin kişinin kendi göreceliliği olduğunu unutmamak gerekir! Ne zaman ki algıladı zaten sorun olmaz, güzelce onu da söyler! Algılamadığını mertçe söyleyen, algıladığında da mertçe söyler diye düşünülmeli! İnsanlara algılamadıkları bir şeyi zorla kabul ettirmek kötü sonuçlar doğurur! Yalandan kabul etmiş görünenlerin felakete sebep olduklarını göz ardı etmemeli! \n\nZaten kavganın çoğu, din kapsamında yatay din veya mezhep kavgaları şeklinde yaşanıyor! “Benim dinim en kapsamlısı” kavgası var ya da bu kapsamlı din içinde “Benim mezhebim en kapsamlısı” kavgası var. İşin siyasi yanı ağır basmış her asırda. Yani dinden maksat, Allah'ı bilmek ise bu yol zaten açıktır! İnsan evreni okuyarak da Allah'ı bilebilir, her hangi bir kutsalı kendine rehber yaparak da bunu sağlamayı düşünebilir! Önemli olan, kişinin kendine olan saygısı ve samimiyettir.\n\n Algıların daha bebeklikten hatta genler ile yönlendirilmesi var! Mutlak doğru göreceli bakışla bulunmaya çalışılırken bu süreçte insan ırkının çabası var! Bu arayışta pek çok \"Mutlak doğru\" dayatması ile karşılaşılabilir! Eski kadim dönemlerdeki \"İlah\" algısı aslında evrenin işleyişini anlama çabasının bir yansıması bu çaba, talep, bir arz doğurur! Bu arzı da karşılamak için aracılar çıkar! Kişi kendi öz bilinci ile bu aracıları aşabilir yoksa taklit kaçınılmaz! \"İlim Çin'de olsa gidip almak! \" bu ilmin uzakta da olabileceğini yani illa insanın bulunduğu daralana hapis olmayacağını ihtar eder! Kendi dar alanında sıkışıp kalmasını önler insanların. Yeter ki \"Mutlak doğru\" dayatması olmasın! 3.Boyutun izafi algı alanında mutlak doğru da göreceli algılanacaktır! O halde tüm \"Doğru\"dayatmaları görecelilikten asla kurtulamaz! Bunun farkında olan \"Arif\" olur! Aslında kolay, herkes madem izafi algılıyor, başkasının ya da başkalarının algısı, benim algıladığımdan neden daha üstün olsun? Arife tarif gerekmez! \n\nKutsal bir dine esas olan ana kitabı okuyup anlayan ateist olur mu? Kutsal bir kitabı okuyup anlayan, ateist olmaz ama öğrendikleri hakikat ile anlar ki görünen din ile aslı aynı değil. Bunun sonucunda ya hakikaten samimi bir kanaat edinecek ya da büsbütün reddedecek! Reddetmek, ateistlik olmaz! Mesajı reddetmek ile mesajın atfedildiği kişiyi reddetmek aynı olmaz! Mesela bu yazıyı yazan kişiyi reddetmek ile yazıyı reddetmek aynı değildir! Tuzak da burada; \"Madem Ahmet’i kabul ediyorsun, Ahmet üzerinden her anlatılanı da kabul etmek zorundasın\" dayatması işi bozar. Ahmet vardır, onu kabul eder ama her yerde \"Ahmet\" adıyla sunulanı illa kabul edecek diye bir kaide yok! Yani bireysel \"İnanç\" kapsamını birileri belirler ve hazır kabuller üzerinden alanı daraltır ise sorun oradan çıkar ve suçlamalar ve mücadelenin de özünde bu vardır! \n\n\"Dünyaya indirilen son kitap benim inandığım\" iddiası, \"İnanç\" ekseninde olur! Biri ona inanır, diğeri de başkasına. Hatta şu bile denebilir; \"Ahmet beyin bu yazısı Dünya’ya indirilen en son mesajdır! \" buna da inanabilir ki insan! Yeter ki samimi olsun. İnanç ile bilinç karıştırılmasın hatta inanç dayatması olmasın; zaten yatay ve dikey geçişler tekamüle dair işleyecek! Allah, beddua eder mi? Madem her şeye gücü yeter, beddua etmez; gereğini yapar! \"Ol\" der, olur! Oradaki beddua, tam yerinde anlaşılmıyor! Orada “Beddua” olarak görünen ya da okunan, aslında bir tespit! \n\nSon tahlilde, \"İnanç\" bireyin özel alanında gelişmez ise taklit olur! Taklit de felaket olur! Günümüzdeki çelişkilerin neredeyse tamamı taklit yüzünden! \n\nİlk insandan günümüze değin gelmiş geçmiş tüm insanlar, hatta gelecek olanlar hepsi birbirinden farklıdır! Her insan bir alem! \"Zerre bütünün aynıdır\" konusu uzun sürer ama irdelemeye değer! Evrenin bilinen en küçük bölünmez yapı taşına \"Zerre\" denilebilir bu kuantum fizikte \"Sicim teorisi\" olarak da düşünülebilir! Tüm 3. boyut, zerrenin titreşimiyle açığa çıkıyor! 3. Boyutta izafiyet olduğu için “Zaman-mekan” ve “Büyük-küçük” hatta “İyi-kötü” şeklinde algılama var! Evrende pozitif-negatif denge halinde olmaya çalışıyor bu hal 3. Boyuttaki görünümü veriyor! Aslında zerre, bütünün aynı! Zerre, “Küçük” de değil! 3. boyutta izafi olarak algılanıyor! Ayrıntıya girmemin sebebi; evrende tekrar yok! Bir titreşim aynen tekrarlanmıyor! Bir \"An\" bir daha aynen yaşanmıyor! Tabi ki insan, \"Ben\" benliği tektir! Aynı titreşimlerin tekrar etmemesi gibi “Ben” de tekrar etmez! Zerre gibi, bütünün de aynıdır! Titreşimleri 3. boyutta algılanmayı sağlıyor! Sizden bir tane daha olamaz, sizin gibi düşünen aynı biri daha olamaz! Şimdi daha iyi anlaşılıyor değil mi, sizi tıpa tıp anlayanın olmamasının nedeni. \n\nBir şey daha var, madem herkes aynı olamaz herkesin kendi izafi algıladığı gerçekler var! İnsanlar arasındaki bu \"Doğru\" dayatması neden? \n\nDoğruyu biri diğerinden daha iyi bilir diye bir kaide yok! Tüm insanlar, algı konusunda izafi algılama konusunda aynı mesafede! İçlerinden bazı uyanıklar çıkıp, \"Seçilmiş ırk\" iddiasında bulunsa da bu kendi algılarına görecelidir, diğerlerini bağlamaz! Dikkat ediyor musunuz, bazı \"Doğru\" iddiacılar, nasıl da adeta dayatıyor algılarını! Popüler kabuller üzerinden kendi doğrularını herkesin kabul etmesi gerektiğini adeta emrediyorlar! Bazıları bunu eski öğretiler ve kutsallar üzerinden yapar! Yani onları dayatır, aklınca reddedilemez gerçeklerdir o dayattıkları! Oysa sorgulanmayan \"Gerçek\" olamaz! Sorgulananın da zaten kişiye izafi bir gerçekliği vardır. Başkasına dayatılamaz. Sorgulamadan dayatanlar ise inanın bahsin dışı! Onlara söyleyecek hiç bir sözüm yok! \n\nAhmet Bektaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Yavaş, Yavaş",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nHey güzel dostlarım bak ahir zaman \nKararlı adımla gel yavaş, yavaş \nFitneci fesatçı çok mu? Çok yaman \nArtık bir olmaya gel yavaş, yavaş \n\nBütün nazarları dünya içindir \nAileni helal yoldan geçindir \nDünyaya gelişin düşün niçindir\nÖlümün yüzüne gül yavaş, yavaş \n\nÂdem peygamberle başladı Hak yol \nNefsine acıyıp germe kanat kol \nKuranı okuyup tam imanla dol \nKuranın nuruyla bul yavaş, yavaş \n\nEfendim Muhammed hep sözleri hak \nİman lambasını kalpte daim yak \nHak yolcularına dön bir daha bak \nNamazı mümine bal yavaş, yavaş \n\nHep oyun peşinde aynı odaklar \nBudandı hep ağaç kaldı budaklar \nSusuzluktan çatlar fakir dudaklar\nİslam’ın suyuna dal yavaş, yavaş \n\nKarardı ufkumuz necat ver bize \nDüşmanları getir Ya Rabbi dize, \nMüslüman paranı verme faize \nHakkın kelamıyla del yavaş, yavaş \n\nMazlumun duası tüm zulmü söksün \nAllah rahmetini mümine döksün\nEy nuru hidayet çok büyük köksün \nKuran ahlakıyla dol yavaş, yavaş \n\nBak kulak verelim Hak kelamına \nHem cevap verelim kul selamına \nHiç girme dünyanın hem haramına \nSabrın sevabıyla kal yavaş, yavaş \n\nKuran nuru haktır ondan kaçılmaz \nBismillah sız hiçbir kapı açılmaz \nTohum bitmeyecek yere saçılmaz \nİslam güneşiyle ol yavaş, yavaş \n\nTevhitle girilir İslam dinine \nHainler çekilse şimdi inine \nSen hasbünallahı yolla binine \nSilahın düşmana sal yavaş, yavaş \n\n30.04.2008 \n\nAllah'ın indinde hak din İslam'dır, \nKalbi dolduran nur yalnız imandır, \nAllah'ın sevdiği kul inanandır, \nRam eyle başını,eğ yavaş yavaş.' \n\nŞükrü Topallar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Yüzünü Hakka Dönder",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nSenin adın Yusuf Önder,\nGel yüzünü hakka dönder,\nAllah Kerim dua gönder,\nGör bakalım neler olur.\n\nBirgün olur cânlar ölür,\nCân ölmezse neyi görür,\nCânlar ölmez hayvan ölür,\nGör bakalım neler olur.\n\nSenin için cân veririm,\nCân veririm, kan veririm,\nSeni sevdim cân bilirim,\nGör bakalım neler olur.\n\nÖnder Hakka yürür derler,\nGüzel sevmiş bilir derler,\nNe çok sevmiş ölür derler,\nGör bakalım neler olur....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Yeter Ki…",
        "poet": "Nehir Özen",
        "poem": "\n\nDeniz gözlüm,\nGurbetim,özledim seni..\nGökteki yıldızımdın yalnız gecelerimde\nGecemi aydınlatan mehtabımdın, penceremde \nYüreğime doğan iç huzurum..\nİlk değilsen bile son aşkımsın,\nKal benimle, gitme bitanem..\n\nDeniz gözlüm,\nSen gelince dünyam renkleniyor..\nYel değirmenlerim ovalarda dönerken,\nŞovalyelerim galip geliyor, senle savaşta \nUçan balonlarımı saldım mavi derinliğe \nBazen bir aydınlık, bazen de bir loşluk hayatımda\nOrta yolu nasıl bulurum, sen yanımda ol hep, \nGel yeter ki..\n\nDeniz gözlüm…\nEğer gideceksen beni güzel hatırla\nÇünki sevdim seni, her şeyini\nNe ararsan benden, bıraktım ellerine\nSana olan aşkımı sor gecelerde ay’a \nAl başını yürü deniz kenarına, \nAyak izlerimi görürsün, takipte seni \nBir ömür vermeye değersin, bitanem..\nGözlerinde hayat bulur gözlerim,\nSözlerinde umut olur seni özlerim..\n\ndeniz gözlüm, \nbilirmisin kaç bahar oldu benden gideli \nbakma önüne \nkaldır başını gör ne haldeyim \nsaçım kırık \nsakalım ak ise \nkapat gözlerini dön geriye \nne ben eski benim \nnede sen eski sensin,,,,,.....................................Nihat KURUYER\n\nDeniz gözlüm \nUnuttunmu beni.? \nGönlüm yetim kaldı \nSen gittin gideli. \nUnutamadım bırakıp gidişini \nZaman değiştirmiş mi seni \nYoksa sevmedin mi sende benim gibi.? \nHala anlayamadın senden neden vazgeçemediğimi. \nÇünkü bu gönül ilk seni sevmişti. \nHadi dön artık artık ne olur \nBekletme biçare sevgiliyi \nHer şeye razıyım ben \nSen gel yeterki........................................................Emine ŞAFAK\n\nEsen rüzgarlarla harman olur, yoğrulur sevdamız, \nAnılar canlanır gözlerimizde. \nBazen bir papatya, bazen kelebek, \nBu yürek sana emanet. \nBen sana esir, ben sana hasret.. \nGözlerini kaçırma benden, gel yeter ki..................İclal YÜCEL\n\nEsen rüzgarlarla harman olur, yoğrulur sevdamız, \nAnılar canlanır gözlerimizde. \nBazen bir papatya, bazen kelebek, \nBu yürek sana emanet. \nBen sana esir, ben sana hasret.. \nGözlerini kaçırma benden, gel yeter ki.....................Levent KARAKAŞ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel zaman git zaman",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nÇevreyi çevirdim\nFeleği devirdim\nGel zaman git zaman\nYaşamı eğirdim\n\nDünya duruyor\nBen dönüyor\nGel zaman git zaman\nÖmür bitiyor \n\nDüşümde düşlerim\nAğlarken gülüşlerim\nGel zaman git zaman\nÖmür tüketişlerim\n\nBir zaman bana\nİki zaman ona \nGel zaman git zaman\nHasret bakışlarıma\n\nBir hayal kurdum\nSelamıma durdum\nGel zaman git zaman\nHatalarımdı kurdum \n\n06.11.2010 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelde",
        "poet": "Ömer Çakırefe",
        "poem": "\n\nSevecen bir yürek taş oldu. \nSevinç gözyaşından nehir oldu. \nSitem nedir bilmeyen, tanımayan; \nŞimdi hepsine nefret küfür oldu. \n\nHep sana yazardı şu eller şiir'ini. \nHep sana toplardı dağlarda çiçekleri. \nHep sana uzanırdı sen vardın onlarda. \nO pamuk gibi beyaz ellerindi avucumda. \n\nNeler olmuyorki sensiz dünyamda. \nİsyan her gün yenileniyor içimde. \nSensizliğe kalkıyorum her sabah. \nSensizliğin verdiği zulümler var içimde. \n\nGelde şu taş kalbim yumuşasın. \nGelde şu gözlerim sevinç yaşları döksün. \nGelde şu dilim sana söylesin en güzel. \nGelde sana yazsın şu ellerim en güzel. \n\n25-11-1981 ~~ Ömer ÇAKIREFE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gel Zaman Zaman",
        "poet": "Zekiye Çomaklı",
        "poem": "\n\nBir gün düğümlenir kalırsa gönlüm\nÇözmek için ümit ver zaman zaman\nDolunayda dolup taşınca hüznüm\nGönül ışığıyla gül zaman zaman\n\nAkdeniz rüzgarı sana aşina\nMevsimler sensiz oluyor hazan\nResmini işlerim çakıl taşına\nBeyaz dalgalarla gel zaman zaman\n\nBu nağmede sevda tadına vardım\nİstemem dünyada kimseden yardım\nVuslat türküsüyle yaramı sardım\nHüzzama karıştı tel zaman zaman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelde Bana Sor..! !",
        "poet": "Durak Yiğit",
        "poem": "\n\nYaşıyorum sen’den ayrı uzakta\nHasret acısını gelde bana sor\nTekliyor bedenim her’gün kızakta\nYalnızlık ne demek gelde bana sor\n\nBakmıyorum artık kendi hiçime\nGiriyorum türlü türlü biçime\nBütün kederleri gömdüm içime\nYalnızlık ne demek gelde bana sor\n\nBoynu büküp beklemeyi gelde gör\nNe olur sen beni görme gülüm hor\nÖzleme katlanmak inan ki çok zor\nYalnızlık ne demek gelde bana sor\n\nGelirsin diye rek yolun gözledim\nBirbilsen ne kadar seni özledim\nHasretinle daim yürek közledim\nYalnızlık ne demek gelde bana sor\n\nSenden başka yöne akamıyorum\nGirdim bir çıkmaza çıkamıyorum\nŞu kara bahtımı yıkamıyorum\nYalnızlık ne demek gelde bana sor\n\nDuman tutu sana giden dağlarım\nGazel döker şimdi yeşil bağlarım\nÇekilmişim bir köşeye ağlarım\nYalnızlık ne demek gelde bana sor\n\nYetmiyor DURAK’ın artık nefesi\nUzaktan hoş gelir davulun sesi\nMutlu olan mutlu sanar herkesi\nYalnızlık ne demek gelde bana sor\n\nDurak YİĞİT\nGönüllerin Şairi\nKOCAELİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelde bana varlığını ayetle",
        "poet": "Önder Öztürk",
        "poem": "\n\nVahyin dolduruyor ruhumu,\nGeceleri hasretin çekilmiyor yar.\nGelde bana varlığını ayetle,\nHicretin vuslatıma ulaşmıyor yar.\n\n29 / 04 / 2011\nCUMA\n03:00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelde Gül Bakalım.    S-513",
        "poet": "Bekir Karaçam",
        "poem": "\n\nGül dalında gülebilmek kolaysa,\nGel de gül bakalım divane bülbül.\nGönlüm gülü sever bilmem ne varsa; \nGel de gül bakalım divane bülbül.\n\nGülü seven gül diker gül bağına,\nLakin hasret kalır gül yaprağına,\nGelir bir gün bülbül gül otağına,\nGel de gül bakalım divane bülbül.\n\nGül dikersin güle hasret kalırsın,\nHer sevdadan belki bir haz alırsın,\nDil tutulur belki de lâl olursun,\nGel de gül bakalım divane bülbül.\n\nGüle olan aşkı yaşayan bilir,\nSevdayı gönlünde taşıyan bilir,\nSevdaya düşmeyen aşkı ne bilir,\nGel de gül bakalım divane bülbül.\n\nS-513\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelde İçme Ardaş",
        "poet": "Ozan Fecri Şayir",
        "poem": "\n\nSevdiğim ele gitmiş \n                                   Gönlümde hasret bitmiş \n                                   Çektiğim bana yetmiş \n                                   Gelde içme arkadaş\n\n                                   Ne yuvam var ne barkım var \n                                   Ters dönen bir çarkım var \n                                   Mecnundan ne farkım var \n                                   Gelde içme arkadaş \n\n                                   Gözüm yaşa alışmış \n                                   Gönül dertle tanışmış \n                                   EL yazı bana kışmış\n                                   Gelde içme arkadaş\n\n                                   Fecri nin gözünde tütüyor \n                                   Onsuz hayat bitiyor\n                                   İçenler unutuyor\n                                   Gelde içme arkadaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelde Geleyim...",
        "poet": "Serkan Güneş",
        "poem": "\n\nGelde geleyim, elleri boş dönsemde umrumda olmaz,kaybedeğim bir şey yok benim ha zengin değilim ben, benle yiyemezsin ama benle gezersin. Yoksulluktan korkmam ben, varlığım yok ki yokluktan korkayım. İstersen bir bankta simit yeriz, mutluluk küçük şeylerle olur bizim için. Fazlada yanıma sokulma parfüm korkmayız biz çalışır ter kokarız. Biz tiyatrolara gidip gülmeyiz birimiz seyirci olur birimiz oyuncu, kendimizle güleriz ama gerçekten güleriz, sıcak güleriz, tatlı güleriz. Ağlamayı severmisin, ben çok severim. Yağmurda ıslanmayıda severim ben. Dert keder nedir diye sorma bana, gözlerime bak görürsün içindeki uçurumları. Böyle konuştuğuma da bakma ha henüz ölmüşte değiliz güneşin doğuşunu, nehirlerin akışını çiçeklerin açışını bizde görüyoruz...\nGelde geleyim; öyle lüks yerlere götüremem seni ama korkma aç da bırakmam. Belki bellonada, merinosta yatıramam seni ama yerde de komam, Beş yıldızlı otellere götüremem seni ama ufak bir kamp kurarız kendimizce, doğal gazımız yok kusura bakma ama sobayı yakarım ben sen rahatını bozma. Gece alemlerinde acemiyiz biz ama bilmiyorda değiliz, bir doksandır benim boyum ama katil değiliz duygusalız biz. Oxfort Otdü okumadık biz ama cahilde değiliz sevgi nedir biliriz yalnızlık nedir biliriz.\nGelde geleyim doğuluyuz biz Cesaret Dağları'nda büyüdük, mangal yürekliyizdir sevgi yürek ister cesaret ister.  Balıkçılardan balık yemeyiz belki ama kendimiz tutarız nasibimizi, gece klüplerini sevmem ben ama gece yıldızlara bakıp türkü söylemeyi severim. İçimiz rahattır bizim gözümüz tok gönlümüz hoştur. Sinirlenince kafa bulmayız biz çekerim feleğe iki tane tokat yanına da bi siktir al sana rahatlık al sana ferahlık, itle köpekle işimiz olmaz bizim ama severim kapımdaki kedimi bir de köpeğimi. İnsanlarla yaşayamam ben ama yalnız da yaşayamam. Hastalığı ayakta atlatırız biz hastane yolları nedir pek bilmeyiz,  yetmiş yetmiş beş ekran izlemeyiz biz alışkın değildir gözlerimiz bozulur, elli elli beş yeter bize, biz onunla avunuruz. Yat, kat, villa, ağır gelir bize alışkın değiliz sert olmazsa yerimiz yatamayız biz. C4 lere X5 lere binemeyiz biz, ama ata iyi bineriz, biz ülke ülke değil atımız yorulana kadar gezeriz. Gelde geleyim; biz aşkımızla tazelik isteriz yeni bir mevsim, yeni baht isteriz, biz bizi isteyenleri isteriz, biz bizi istemeyenleri istemeyenleri isteriz...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelde gör madam",
        "poet": "Orhan Gündoğ",
        "poem": "\n\nGELDE GÖR MADAM BU NASIL YAŞAM\n\nGel de gör halini sevgili madam \nAnlarsın o zaman ne zordur yaşam\nMutluluk okunur yüzünden bir an\nBir dilim ekmeği çocuk bulduğu zaman\n\nAyağında yama şalvar yırtık postalı\nSaymazlar adamdan bir gün dostları\nBeş yılda bir gelen seçim zamanı \nİnsandan sayılır olduğu zaman \n\nBir odada on beş nüfus yaşarlar\nGece gündüz bir hayalle koşarlar\nBazen neşelenir bazen coşarlar\nİnsanca bir yaşam gördüğü zaman\n\nAdaleti töresini bilir kendince \nDönüşü zor töre karar verince\nYaşını almadan berdel gidince \nÇocuk yaşta gelin olduğu zaman\n\nKendince mutlu bir yuvası vardır\nBaşında besleyen ağası vardır\nHer zaman düşünür yarası vardır\nHayatı toz pembe gördüğü zaman \n\nDoğmuştur doğuştan marabadır bu\nSefalet  doğuştan gelen tek yolu\nOkuma yazma dedim dedi nedir bu\nEline kağıt kalemi aldığı zaman \n\nMerkeple taşıdığı çamurlu suyla \nMutludur demlediği kaçak çayıyla\nAçıp tabakadan tütün  sarınca \nYaşamın tadına vardığı zaman \n\nSen git barda ret bulla votka yudumla\nOnlar yarı aç yarı tok mutludur orda\nSenin günün biter şafak atanda \nBaşlar çilesi güneş doğduğu zaman\n\nAnladın mı şimdi sevgili madam\nHor gördüğün yerlerde böyledir yaşam\nDik durur mert olur orada doğan \nAç tok yaşam sürüp gittiği zaman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelde özleme",
        "poet": "Mustafa Taşkanat",
        "poem": "\n\nGELDE ÖZLEME \n\nNe   beklersin ey dostum yalan dünyadan \nÇevirme   kalbini   yüce   mevlamdan \nBir  dostumda  göç eylemiş   dünyadan \nEciyeste  mehtabı  gelde özleme \n\nBenim  için  bu gün hüzünlü   bir gün \nTüm ümmete duacıyım  her gün \nYa bugün ya yarın günlerde   bir gün \nGiden  dostlarımı  gelde   özleme \n\nDostlarımız   sıra sıra dizilir \nŞeyhşabanlı merhum   diye yazılır \nTüm sevenlerin mutlak   üzülür \nGiden   merhumları   gelde   özleme \n\nBirgün terk edersin ahu   diyarı \nOgünkü   gecenin   olmaz   sabahı \nMüezzinde  uzatmışsa  selayı \nBir dost göç eyledi gelde özleme \n\nYüce  mevlam  rahmet  eyle merhuma \nOkuyak dostlarım birer fatiha \nÜzüntülü    bu gün   garip mustafa \nGürbette  ezanı   gelde   özleme\n\n                                    25/7/1997israil/ramadgan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelde kandaş sitem etme gelde darılma",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nGel de sitem etme vatan bilmeyen ite \nVaktinde ötmeyen bülbüle, açmayan güle \nZehirler saçıp kin ve nefret kusan dile \nGel de kandaş sitem etme gel de darılma \n\nCennet vatanın kanla yoğrulmuş toprağına \nSevdalananın, neler, neler gelir garip başına \nGel de kandaş sitem etme gel de darılma \n\nBu kutsal vatanı satılmış hain itler kirletti \nBütün kutsal değerlerimizi yerde çiğnetti \nGel de kandaş sitem etme gel de darılma\n\nUfuklarımız karanlık niçin güneş doğmadı \nDavul zurna çaldım bu millet uyanmadı \nHain hançerler vatanın bağrına dayandı \nGel de kandaş sitem etme gel de darılma \n\nNe zaman ya rab ufukta doğacak güneş \nHayatımızın kıymeti yok oldu da beleş \nVatan elden gidiyor hain aydında yok telaş \nGel de kandaş sitem etme gel de darılma \n\nHalil ÇOLAK 10.12.2009 \nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelde yaşa",
        "poet": "Muhlis Şutanrıkulu",
        "poem": "\n\nEkmek para\nsu para\ngaz para\nyol para\ntatil para \nokul para\nadalet para\nha birde \nmezar para\nkefen para\nbaşucunda okunan\ndua para\nhadi dostum\ngelde yaşa dünyada\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldi 23 Nisan",
        "poet": "Navruz Kaplan",
        "poem": "\n\nÇocuk bayramı bugün özgürce sevinsinler\nAğlayan olmayacak gülsün oynasın onlar\nArmağan dır bu bayram Atamızdan hediye\nKutluyalım her yerde çocukların Bayramı\n\nMeciliste toplandı mebuslar karar verdi\nBu gün 23 Nisan çocukların Bayramı\nSokaklar dolsun Bayrak elimizde nutuklar\nKutluyalım her yerde Çocukların Bayramı\n\n23üç Nisan günü çok sevindi çocuklar\nAdını koydu Atam bu bayram çocukların\nKutlansın sokaklarda endirmeyin Bayrağı\nBu Bayram ebediyen Atadanın Hediyesi\n\nHür olduk hür konuştuk 23 Nisan günü\nDünüyada kutlandı bizim bu Bayramımız\nBizden örnek aldılar gönderdiler çocuğu\nBu bayram ebediyen Atadan hediyedir\n\nBayram günü gülelim uçurtma çocuklarda\nÜzerinde Bayrağım dalgalansın göklerde\nBiz bugün hür olmuşuz yaslıdır düşmanlarım\nBu bayram ebediyen Atamızdan Hediye \n\nHeryerde geziyorum ben türküm varmı söz \nTanıdı bizi dünüya diyemez ki biz hürüz\nAtam öğreti bize dik duruş  eğme boyun\nBenim adım Navruz du Atanın neferiyiz\n\nBana anlatı Annam Atatürk Kara bekir\nFeyzi çakmak inönü yılmadık ki yolarda\nAğlardı anam benim kurtardı Ata bizi\nAdını andığımda Çok ağlardı o günü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldi 23 Nisan!",
        "poet": "Ali Koç Elegeçmez",
        "poem": "\n\nMüjdeler arkadaşlar\nBugün 23 nisan! \n“Ulusal Egemenlik”\nAdlı, sihirli bayram! \n\nYarının büyükleri\nÇocuklara adanan \nCumhuriyeti kuran\nAtatürk’ten armağan..\n\nNe kadar sevinsek az,\nMutlu oluyor insan.\n“Türk; övün, çalış, güven! ”\nDiyerek, vermiş atam! \n\nİnsan gurur duyuyor\nOnun oğlu (kızı)  olmaktan\nSevinin arkadaşlar\nBugün bayram var, \n……………….....….bayram! \nÇalışın, dürüst olun\nYılmayın zorluklardan\nTürkiyem’e yol açın \n0’nun çizdiği yoldan\nBirer Atatürk olun,\nBilimi  taçlandıran\nUlusal çıkarları \nHer şeyden üstün tutan \nHayallerle gerçeği\nBirbirinden  ayıran\nBirliği, kardeşliği \nVe barışı savunan.\nSiz  küçük değilsiniz \nHer birimiz dev adam! \nYarınki dünya sizin\nÇıkarmayın akıldan.\nSevgi, saygı isteyin,\nSiz bütün  insanlardan.\nHadi çocuklar gelin \nDünyanın her yanından\nİçelim bardak bardak\nKardeşlik ayranından\nBencilliği, nefreti\nSilelim dünyamızdan \nDünyayı sevgi ile\nDonatalım sil baştan \nSevinin arkadaşlar\nBu gün 23 nisan! \n…........*.............\n............*...........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldi 23 Nisan",
        "poet": "Ozan Özel",
        "poem": "\n\nBir bayram düşünün ki\nCıvıl cıvıl, neşeli\nTüm dünyadan çocuklar\n\nBir bayram düşünün ki\nBir ulusun dirilişi\nAtatürk'ten armağan\n\nBir bayram düşünün ki\nYürekler coşkulu, başlar dik\nAdımlar barışa, geleceğe\n\nBir bayram düşünün ki\nSeksenbirinci yılında\nGeldi 23 Nisan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldi",
        "poet": "Gürkan Süzer",
        "poem": "\n\nHiç gülesim yok\n          sanki ölesim geldi.\n\nAnkara, 1.10.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldi 23 Nisan",
        "poet": "Ayşe Memiş",
        "poem": "\n\nHer 23 Nisan günü,\nMilletimin bayramı,düğünü,\nNeşe sarar yurdumun dörtbir yerini,\nSüsler bayraklar,güller ülkemi.\n\nDalgalanır Albayrağım nazlı nazlı,\nŞiirler okunur,anlı,şanlı,\nO masmavi gözleriyle,\nMustafa Kemal'im izler bizi,\nEngin denizler gibi.\n\nO yıldız yıldız gözleri,\nHele o altın sözlei,\nİzinde olduğumuz ilkeleri,\nSoldurmadı gülen yüzleri.\n\nBarış,doğruluk yolumuz,\nAta'm sensin Onurumuz,\nTarihteki gururumuz,\nAy-yıldızlı Bayrağımız.\n\nAydınlık yarınlara,\nGelecek sabahlara,\nBir güneş gibi doğdun,\nUlusuma yurduma.\n\nAta'm biz izindeyiz,\nKalbimizde kenetliyiz,\nYer gök inlesin dünya dinlesin,\nSENİNLEYİZ! SENİNLEYİZ!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldi",
        "poet": "Gökhan Oflazoğlu",
        "poem": "\n\nTam bu anda geldi, milyonlarca yıldızla\nkaplı gökyüzü, ölümle aksayan yeryüzü.\nÜzgün gülümsemeleri varlıkların, bütün\nmutsuzluklar, ağlayan gözleri insanların.\nTam doyalım diye sevince, kuşlar bundan\nöttü, birden gökyüzü bastı içimize ve \nçığlıklar böyle geldi. Uzun susuşlar,\nkanayan yürekler, çocuklar böyle geldi.\nHayat tam olsun diye.\n\nAh, o titreşimler kanımda yürüyen,\nne söyler de hiçbirşey anlamam.\nHem ölüp hem doğuyor, nereden\ngeçiyorum ben.\n\nSonra öyle sustum, daha fazlası\nolmaz diye.\n\n17/09/2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldi",
        "poet": "Nilüfer Gümüş",
        "poem": "\n\nUzakta sanmıştım seni\nMerhabamı yolladım kuşun\nKanadında\nBir de baktım,selamın geldi\nDemek ki yakında imişsin.............7 Mart 2013, 20:36 ·\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldi Aşka",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nBiraz yazdan,birazda kıştan görüntü\nYazı ayrı güzellik,kışı bambaşka\nYeryüzünü kapladı bembeyaz örtü\nEsma'nın cilvesi ile geldi aşka\n\n19.02.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldi 23 Nisan-Türkiye’ye ve Türk’e Günümüzü borçluyuz-O Kemal Atatürk’e",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nBayramların güzeli-en büyük bayram işte \nHerkes coşup oynuyor-kaynaştırdı reçete\nTarihlere şan veren-Atamın armağanı\nHediye çocuklara-verdiler tatlı canı\nGeldi 23 Nisan-Türkiye'ye ve Türk'e\nGünümüzü borçluyuz-O Kemal Atatürk'e\nVatan toprak bayrağı-emanet eden Atam\nGüvendik ve başardık-hep itimadımız tam\nBayrağım korunmalı-canımız pahasına\nHainlik yapanlarsa girmesin sahasına\nGeldi 23 Nisan-Türkiye'ye ve Türk'e\nGünümüzü borçluyuz-O Kemal Atatürk'e\nCoşkumuz sevincimiz-ırmak oldu sel oldu\nRuhumuz benliğimiz-tamamen neşe doldu\nYarına koşuyoruz-eller kollar ileri\nDöndürmek isteyenler-döndüremezler geri\nGeldi 23 Nisan-Türkiye'ye ve Türk'e\nGünümüzü borçluyuz-O Kemal Atatürk'e\nBahar müjdesi gibi-vatanın mutlu günü\nAtam ile yayıldı-çağlara gitti ünü\nNeşelenin övünün-geldi 23 Nisan\nMutlulukla doluyor-gerçekten bütün insan\nGeldi 23 Nisan-Türkiye'ye ve Türk'e\nGünümüzü borçluyuz-O Kemal Atatürk'e\nAtatürk'üm Önderim-anarım kalp vurdukça\nElbet yaşayacaksın-Türk Milleti durdukça\nYurdumuzu koruyan-yarına ışık tutan\nMustafa Kemal'imiz-daim düşmana çatan\nGeldi 23 Nisan-Türkiye'ye ve Türk'e\nGünümüzü borçluyuz-O Kemal Atatürk'e\nKendinize güvenin-çalış genç olsun öven\nYolları aşmak için-coşmalı canı seven\nHer şeyden haberimiz-olmalıdır topluca\nAsla sönmemelidir-yanmalı daim baca\nGeldi 23 Nisan-Türkiye'ye ve Türk'e\nGünümüzü borçluyuz-O Kemal Atatürk'e\nHedefin hedefimiz-emriniz baş üstüne\nBu uğurda koşarız-bulunamaz bahane\nÜmidin yolcuları-bebek çocuk ve  gençler\nHasan diyor çağlara-ulaşmalı o dinçler\nGeldi 23 Nisan-Türkiye'ye ve Türk'e\nGünümüzü borçluyuz-O Kemal Atatürk'e\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldi Eylül",
        "poet": "Derya Avşar",
        "poem": "\n\nGeldi eylül.\nÜstüme kıştan bir yorgan örtüldü\nYalnızlığın kollarına sımsıkı sarıldım\nYastığımda ki ıslaklığın nedeniydi yokluğun\n\nBilirsin sol yana dönmesem uyuyamam\nSol yanımdasın…\nYüreğimde varlığına sarılmalıyım yoksa kâbus olur geceler\n\nEllerin ne kadarda sıcaktı\nNe çok güven veriyordu bana sevgiyle bakan gözlerin\nHasretin içimde büyüyünce hazan çöker kirpiklerimin üstüne\n\nGeldi eylül…\nSokaklar tenha, sokaklar ıssız sensiz\nDalında tek tek kopuyor yapraklar\nAyrılığın hazin sonu durur o sararmış uçuşan yapraklarda\n\nTıpkı gözlerin gözlerimden uzakta olduğu gibi\nBenim sensiz sararıp solduğum gibi\nSokaklar ağlıyor ben ağlıyorum gönlüm ağlıyor sensiz\n\nYırtılıyor özlemin perdeleri \nKor ateşlerin içinden geçen rüzgâr gibi ısrarlıyım \nBeni sana, seni bana tamamlamalıyım \n\nGeldi eylül…\nBugün yine kırık, kirli gri ile uyandım sabaha \nEtrafımdaki her şey donuk ve soluk duruyordu \nPenceremdeki güller bile boyun bükmüş ağlıyordu\n\nBir çocuğun gülüşlerine tebessüm etme gayretindeyim\nBaharın üstüne giydirilen kışların ateşindeyim\nBelki unuturum tüm mevsimleri ama eylülü unutmam\nUnutmam gözlerimde buz tutan gözyaşlarımı\n\nÖzlemini hasret bildim, oysa özlem gidişinmiş\nUzaklığı mevsimlerde aradım, oysa uzaklık gönlündeydi\nGönlüme çizdim seni, artık anladım gelmeyeceğini\nEylül bahaneymiş, üşümelerim bir daha dönmeyeceğindenmiş! .. \n\nTarih: 22.09.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldi geçti",
        "poet": "Zekiye Çomaklı",
        "poem": "\n\nHem kışıyla hem yazıyla\nHem sözüyle hem sazıyla\nBülbülün güle nazıyla\nGeldi geçti gençlik çağı\n\nÖmür geçti anlamadık\nGüzelliği kalır sandık\nBir arpa boyu yol aldık\nGeldi geçti gençlik çağı\n\nSanırsın bitmez yollarım\nGeri baktım her şey yarım\nBelki bir gün tamamlarım\nGeldi geçti gençlik çağı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldi geçti",
        "poet": "Cuma Soylu",
        "poem": "\n\nGELDİ GEÇTİ\n----------------------------------------\nGeldi geçti bu yaz geldi sonbahar\nDöküldü yaprakları esiyor rüzgâr \nEsti acı poyraz başladı sepken kar\nGündüzüm karanlık gecem intizar\n---------------------------------------------\nYanmaz ocakta tütmüyor duman\nTükendi Umudum gelmedi o can\nGönül harmanımda esti bir hazan \nGündüzüm karanlık gecem intizar\n---------------------------------------------\nGözlerimden damla yaşlar süzülür\nYaş geldi geçti bak belim büküldü\nSendin yuvanın kanaryası bülbülü\nGündüzüm karanlık gecem intizar\n--------------------------------------------\nSoylu bülbül gül dalına konmasın \nSeherde ötüp beni derde salmasın \nAşk ile seven o sevdiğini kırmasın\nGündüzüm karanlık gecem intizar\n---------------------------------------------\nHalk Şairi Cuma Soylu.10.04.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldi Geçti",
        "poet": "Abdülkadir Karaca",
        "poem": "\n\nPara,pul,gurur onur\nBir gençlik geldi geçti\nBir gaddarın kurşunu\nŞu teni deldi geçti\n\nSordukça senim diyen\nBeni bende öldüren\nBir alemi götüren\nÇağlayan seldi geçti\n\nBeddua olup tutan\nEcelimi korkutan\nTüm dünyamı karartan\nSoğuk bir yeldi geçti\n\nTek damla kalmadı kan\nBedene ağır bu can\nO çirkefte kırılan\nBende ki beldi geçti\n\nSen fırtınam ezelden\nBöyle delice esen\nKurtulan kesilmekten\nTende ki eldi geçti\n\nHer çileye belaya\nVerdiğin tüm cezaya\nDayanan fırtınaya\nSazdaki teldi geçti\n\nİstemez sefer tası\nKısanında kısası\nİki nefes arası\nBir ömür geldi geçti\n(2001-14.07.2005)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldi Geçti Koca Ömür",
        "poet": "Gürsoy Solmaz",
        "poem": "\n\nGeldi geçti koca ömrüm,\nHarç içinde borç içinde,\nSarsılsa da metanetim,\nYol buldum inanç içinde...\n\nYetti gerçi devlet varım,\nBoşta kaldı çok tasarım,\nYitirmedim namus arım,\nKalmadım utanç içinde...\n\nEmeğimle çalışarak,\nKanaatle alışarak,\nMert olarak,mert kalarak\nYaşadım kıvanç içinde..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldi Gelin Kınası",
        "poet": "Cemil Derisipahi",
        "poem": "\n\nGeldi gelin kınası\nAğlasın kız anası\nOğlan bizim kız bizim\nÇatlasın kaynanası\n\nGeliyor düğün alayı\nKaynanalar çeksin halayı\n\nKazanlarda aş pişer\nKaynanaya iş düşer\nKız anası gelince\nKaynana hemen küser\n\nGeliyor düğün alayı\nKaynanalar çeksin halayı\n\nGelin allar giyinir\nDamat ile yürünür\nOnu gören kaynana\nOğlum diye öğünür\n\nGeliyor düğün alayı\nKaynanalar çeksin halayı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldi Hüzün",
        "poet": "Ömer Doğanlı",
        "poem": "\n\nAkşam oldu uyku gelmez\nSevgim derya bense deniz\nGeldi hüzün yine gitmez\nSevgim derya bense deniz\n-\nGidip gören bilen var mı\nSevgisizlik sana yar mı\nAcılar sevene kar mı\nSevgim derya bense deniz\n-\nAkşamın hüznü dorukta\nHüzünden felah şafakta\nŞafakla dimdik ayakta\nSevgim derya bense deniz\n-\nBöyle gelmiş böyle gitmez\nSevgisiz hiç bir kuş ötmez\nBu sevda burada bitmez\nSevgim derya bense deniz\n-\nAşkınla oldum divane\nOndan ötesi bahane\nHayalin bile şahane\nSevgin derya bense deniz\n-\nDevran aşkı bitmeyecek\nAşk lambası sönmeyecek\nDevran geri dönmeyecek\nSevgim derya bense deniz\n\n(25/09/2010)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldi göç zamanı",
        "poet": "Mehmet Karabulut 2",
        "poem": "\n\nYaşamaya çalıştım boğula boğula\nMutsuzluğum mirasmış babadan oğula \nYarınları buruşturup tıktım bavula\nToparlan hayallerim şimdi göç zamanı\n\nSon güneş dağların ardında sararmadan\nYüreğimle helâlleş gözüm kararmadan\nBil ki yola düşeceğiz gün ağarmadan\nToparlan hayallerim şimdi göç zamanı\n\nDavacı olma benden gittiğimiz yerde\nSahipsiz kalacağım korkusu var ser'de\nBöyle çaresiz kalmak yazılmış kaderde\nToparlan hayallerim geldi göç zamanı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldi ilkbahar",
        "poet": "İbrahim Özdemir 2",
        "poem": "\n\nGELDİ İLKBAHAR\n\n\n                  Çiçekler açmış kırlarda,\n                  Arılar dolaşır çiçeklerde,\n                  Minik kuzular yaylada,\n                  Bak geldi ilkbahar\n\n \n                    Kuşlar öter dallarda,\n                    Kelebekler uçuşur ortalıkta,\n                    Taylar koşuşturur çayırlıkta,\n                     Neşeyle geldi  ilkbahar\n\n \n\n                    Bebeler oynaşır çayır,çimende,\n                    Kurbağalar vaklar göl ve derelerde,\n                    Filizler yeşil gözlü tomurcuklandı,\n                    Çok hızlı geldi ilkbahar\n\n                    Çocuklar kurdu salıncağı,\n                     içimi ısıttı sanki yaz sıcağı,\n                     Bitti artık kışın sert ayazları,\n                     Gözün aydın çocuklar geldi ilkbahar\n\n \n                      Gelişine sevincim tam,\n                      Ayrılışın endişe gam,\n                      Vedana  üzülür katlanamam,\n                       Çarçabuk geldi ilkbahar\n\n                                                   (DEMYANLİ) İBRAHİM ÖZDEMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldi Hüzün",
        "poet": "Esat Anık",
        "poem": "\n\nSevginin bedeliydi, yıllarca öncesinden\nTakvim yapraklarına dizilip geldi hüzün.\nBazen bir kuş sesinden, bazen dost nefesinden; \nBazen yâr bûsesinden süzülüp geldi hüzün.\n\nBu nasıl bir döngüdür, bu nasıl bir masaldır? \nDiyorlar ki: “Bu sevdâ, imân kadar kutsaldır.”\nUzak, çok uzaklara alıp götüren saldır; \nAcıyıp ahvâlime üzülüp geldi hüzün.\n\nSevgilim bilemedi; bilemedi çiçekler.\nGeceler hep hasretle, elemle geçecekler; \nAşkı bilen gönüller, hicrânı içecekler.\nRuhuma damar damar kazılıp geldi hüzün.\n\nBu kadar acı veren başka bir lezzet var mı? \nGönül başka kederden böyle bir haz duyar mı? \nBilmem elimde kalan zarar mı, yoksa kâr mı? \nTa! Ezelden alnıma yazılıp geldi hüzün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldi (Sabahtan Bizim Pınara)",
        "poet": "Gevheri",
        "poem": "\n\nSabahtan bizim pınara\nİki gelin üç kız geldi\nBirbirlerini kovarak\nSandım ki göle kaz geldi\n\nBirisinin adı Dudu\nOdur güzellerin tadı\nKim taradı kimler yudu\nZülüf gerdana az geldi\n\nBirisincin adı inci\nSeverler güzeli genci\nKoynunda çifte turuncu\nVerdi ağzıma bal geldi\n\nBirisinin adı Ayşe\nBenleri var çifte çifte\nİki elinde menevşe\nŞükür Mevlaya yaz geldi\n\nBirisinin adı Fatma\nKaşları var çatma çatma\nKadir Mevlam sabah etme\nBu gece bize az geldi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldi ramazan",
        "poet": "Murat Danlı",
        "poem": "\n\n…..GELDİ RAMAZAN………\nOn bir ay sultanı geldi ramazan\nOrucu tutalım gelsen arkadaş\nGönüller alalım kalpler kırmadan\nKıymeti yücedir bilsen arkadaş\n\nSofralar bereket dolar bu ayda\nTutarsan orucu çok olur fayda\nOtuz gün kısadır unutma say da\nFeyzini alarak dal sen arkadaş\n\nGünahlar af olur tövbe edelim\nYoksulun yanına gelip gidelim\nİhtiyaç olana fitre verelim\nYetimin gönlünü al sen arkadaş\n\nDüşkünü görür sen tutuver elden\nKötü söz söyleme sakın ha dilden\nİbadet yapalım canı gönülden\nDostların yüzüne gül sen arkadaş\n\nMuradın sözünü atma yabana\nKarşılık alırsın elbet çabana\nHal hatır soruver gidip çobana\nOturup yanında kal sen arkadaş\n….OZAN MURAT DANLI……\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Geldi Şükür Kadir Günü",
        "poet": "Adnan Sivri",
        "poem": "\n\nGeldi Şükür Kadir Günü\nGeldi şükür kadir günü,\nKadrin bilen bulur onu.\nBinbir ayın birtek sonu,\nGeldi şükür kadir günü.\n\nİbadeti farklı pınar,\nMagfireti mevlam sunar.\nGünahkarlar onda yunar,\nGeldi şükür kadir günü\n\nSeksen yıla bedel yolmuş; \nBereketli, cihan dolmuş,\nKur'an onda inzal olmuş.\nGeldi şükür kadir günü.\n\nSon on unda ara yâri,\nYirmi yedi; bulsak bari.\nİbadeti taat kârı,\nGeldi şükür kadir günü.\n\nHitam oldu; Mushaf onda,\nMukabele kıldı sonda.\nMağfirete ersek bunda,\nGeldi şükür kadir günü.\n\nErmiş, derviş sorar yolu,\nBilinmezin sağı solu.\nBağışlanmak, onda dolu,\nGeldi şükür kadir günü.\n\nZikir ile kıl salah'ı,\nDerviş gibi edem ahı.\nDilde degil özden, sahi; \nGeldi şükür kadir günü.\n\nKıymet bilmez Bozkır özü,\nİbadette yoktur gözü.\nCoşsun gönül yazsın sözü,\nGeldi şükür kadir günü. \n\n12.09.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldi T.K.Pem",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nT.K.P.em\n\nhalklar emek gucu ile yasiyor\nisci koylu kucak acmis kosuyor\nelli alti yildir gizli yasiyor\nkurtulus yillarin geldi T.K.P.em\n\nsupi yoldaslarim karadeniz de\npirsultanlar gibi biz kaldik ipte\nnazim can verdi dost bir ulkede\nbenden dostlarima selam T.K.P.em\n\ndost seref im bilim teknik caginda\nbaykuslar otuyor dusman baginda\nbizim radyo yurdun dort bir yanin da\ndurmadan arandi gordun T.K.P.em\n\nbu siir im\nTurkiye Kominist Partisinin 56.yildonumu dolayisiyla kaleme aldigim eski bir siirim dir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldi Yine İki Temmuz…",
        "poet": "Hüseyin Yanmaz",
        "poem": "\n\nİki temmuz 1993 günü, \nSivas da yaktılar otuz üç canı,\nO günde bu güne gülmüyor yüzüm,\nYıllardır tutarım iki temmuz günü yası,\n\nKerbela da ettikleri yetmiyor.\nBu hayinler den çektiğimiz bitmiyor.\nBunlar bizi insan olarak görmüyor. \nBak yine geldi o iki temmuz,\n\nOn altı yıldır her gün ağlarız. \nHer temmuz ayı geldiğinde yastayız.\nO kanlı Sivas olayı aklımıza geldikçe, \nOtuz üç canımıza yanar ağlarız. \n\nNerden bilsinler hayinler pusu kurmuş, \nOtuz üç canımız içerde semah durmuş, \nMadımak otelini hayinler sarmış,\nSaran hayinler Allahın da bulsun,\n\nAllah Muhammet Ali aşkına.\nSivas da döndürdüler bizi şaşkına,\nNeydi bizlerin günah hı Allah aşkına,\nSivas da otuz üç canımızı canlı canlı yaktılar…\nHüseyin yanmaz\n02/07/2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldi Sıcacık İlkbahar",
        "poet": "Mehmet Cıngır",
        "poem": "\n\nDoğuyor ufuktan ilkbahar güneşi\nUyanıyor sıcacık güne yürekler,\n Duyuluyor çiçeklerin kalp atışı,\n Heyecan içinde bak dal ve yapraklar.\n\nÖpüyor arılar yârin dudağından,\nSürgün veriyor ağaçlar budağından,\nKokluyor toprak tohumu yanağından,\nUyanınca tohum, renk renk seyre dalar…\n\nRenarenk halılar serildiği zaman\nGeziniyor  gönül sarayımda canan.\nÖlen o ruhlar buluyor  yeniden can,\nGidince sert rüzgârlarda savrulan kar.\n\nHeyecan içinde tüm kır çiçekleri,\nDavet ediyor kuşlar ve böcekleri\nSunuyor saf ve güzel içecekleri.\nMutlu oluyor hepsi de gökler kadar! \n\nSıcacık baharın ılık havasında,\nFısıldaşıyor  âşıklar rüyasında.\nNasıl da uyum var renkler arasında.\nKamaşıyor  gözler, gelince ilkbahar! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldiğim Vakit...",
        "poet": "Tarık Çıtak",
        "poem": "\n\nO yalan fallara inanma sakın\nFalcılar ne bilsin,vuslat ne vakit\nO hasret damlası gözünde kalsın\nSevinçten ağlarsın,geldiğim vakit...\n\nTükenen yıllara üzülme sakın\nYolumuz uzaksa,kalbimiz yakın\nŞarkımı ellere söyleme sakın\nGönlüme söylersin,geldiğim akit...\n\nO hasret damlası gözünde kalsın\nSevinçten ağlarsın,geldiğim vakit...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldiğime Pişmanım",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nHayat bir acayip çile bilmezdim,\nÇok düşünüp çok derine dalmazdım,\nElimde olsa dünya sana gelmezdim,\nDünya sana geldiğime pişmanım.\n\nİyi kötü hayattan dersimi aldım,\nÇıkılmaz içinden derine daldım,\nYoktur kimim kimsem şimdi tek kaldım,\nDünya sana geldiğime pişmanım.\n\nDünya fani bir acayip İnsanlar,\nHerkes tarafını yandaşın yanlar,\nİnsan yaşadıkça her şeyi anlar,\nDünya sana geldiğime pişmanım.\n\nHerkesin sevdiği kendine güldür,\nİnsanları yaşat ne öl ne öldür,\nZalim dünya bana göre değildir,\nDünya sana geldiğime pişmanım.\n\nBitmek bilmez ne çileler var bende,\nCennette deseler gözüm yok sende,\nGalleşsin galleşle gidersin önde,\nDünya sana geldiğime pişmanım.\n\nGarip veysel dertlerini tek tek yaz,\nBenim çekğime diyen varsa az,\nSenden bıktım Dünya almadım bir haz,\nDünya sana geldiğime pişmanım.\n\n\nTel:05379590555\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldiğinde",
        "poet": "Gökhan Yardımcı",
        "poem": "\n\nYaz başlangıcıydı geldiğinde\nSenin gelişinden belliydi yazın güzelliği\nSenin gelişinden belliydi yazın sıcaklığı\nYaz akşamlarının serinliği seninle güzeldi\n\nYaz sonuydu gittiğinde\nSonbaharda dökülen ilk yapraklar benimdi\nGidişinden belliydi kışın cok sert geçeceği\nGidişinden belliydi uzun kış gecelerinin daha uzun ve soğuk geçeceği\n\nŞimdi yoksun ve gene bir yaz başlangıcı\nNe yazın sıcaklığı var \nNe yaz akşamlarının o güzel serinliği\nHer mevsim aynı gittiğin günden beri\nHep sonbahar hep yaprak dökümü\nHep yalnızlık...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldiğimiz Yere Bak",
        "poet": "Bir Mim Kemal Ertuğrul",
        "poem": "\n\nİliklerine işlemiş korku\nSon onbeş yıldır harflerin\nVe dili tutulmuş sözcüklerin\n\nKonuşan diller konuşmaz oldu\nBirer ikişer susturuldu yazan kalemler\nHarfler olsun ve sözcükler\nO günden beri\nK-E-K-E-L-E-R  hala korkudan.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldiği gibi...",
        "poet": "Ömer Faruk Karadeniz",
        "poem": "\n\nBu yalancı bahar bu sahte rüzgar\nHer gece gördüğüm rüya bitecek\nAldanma yüreğim hep böyle başlar\nMutluluk geldiği gibi gidecek.\n\nBir gün unutup ta ömür yaşını\nAşk için oynasan en son şansını\nTaşlara vurursun sonra başını\nMutluluk geldiği gibi gidecek.\n\nÖmrü bir gecelik rüyalar gibi\nUnutulup giden şarkılar gibi\nUçacak bir beyaz güvercin gibi\nMutluluk geldiği gibi gidecek.\n\nYorulmuş ömrün sonbaharında\nSitem eyvah olur dudaklarında\nTutamazsın kaşla göz arasında\nMutluluk geldiği gibi gidecek\n\n16.35 12 NİS.2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldik",
        "poet": "Rıdvan Yamuç",
        "poem": "\n\nGeldik dünyaya bir sevgi içinde\nÖmrümüz geçti neşe ve cefa içinde\nDönüp baktık aylar yıllar olmuş\nSevaplar, günahlar teker teker yazılır olmuş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldik",
        "poet": "Bahadır Bolat",
        "poem": "\n\nSanmayın bu topraklara namahrem elin değeceğini,\nSanmayın bu milletin düşmana boyun eğeceğini,\nHangi çılgın silebilir Türk’ün tarihteki geleceğini? \nBugün düşmanın aklını bozmaya geldik! \n\nNereden bilinecekti bir Osmanlı’nın yıkılacağı! \nLakin kesindi yeni bir devlet kurulacağı.\nKoştular cepheye; kimi süngüsünü kaptı kimi nacağı! \nBugün tarihi yeniden yazmaya geldik! \n\nHer tarafı sarılmıştı arsızca şanlı Vatan’ın,\nAnasından emdiği süt helal olmazdı artık; yatanın,\nBir büyük meclis kuruldu önderliğinde Ata’nın,\nBugün kaderimizi yeniden çizmeye geldik! \n\nSilahsız bedenler koştu cepheye; ama yürekler imanlıydı.\nYıkılır mıydı Koca Türk? Tarihimiz pek şanlıydı,\nBir kurtuluş savaşı geliyordu,artık hazırlık zamanıydı,\nBugün düşmanın başını yiğitçe ezmeye geldik! \n\nNamustu bu vatan geçilmişti candan gayrı,\nBir parça toprak o nasipsizlere büyük paydı,\nCan verip pay vermedi Türk; kafası gövdesinden ayrı! \nBugün düşmanın mezarını kazmaya geldik! \n\nBir büyük meclisti bugün Ankara’da kurulan,\nYıl 1920; 23 Nisan günüydü tarihe yazılan,\nVatan bizimdi; zafer bizim, bu tarih çocuklara armağan.\nBugün namahrem elleri üzerimizden çözmeye geldik! \n\nEy büyük Atam! Emanetin bize büyük ziynettir,\nEmin ol ki; bu nesil vatanını asla çiğnetmeyecektir! \nBizim tarihimiz her millete birer ibrettir.\nBugün bu topraklarda gururla gezmeye geldik.\n\n \nBAHADIR BOLAT\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldik Çasgeme",
        "poet": "Ahmet Köse Mehmet",
        "poem": "\n\nKadın istihdamı hibe planı,\nEğitime diye geldik çaşgeme\nYardım masasında görev alanı\nEğitime diye geldik çaşgeme\n\nAnkara doğusu kırk üç ilinden,\nAdıyaman Ağrı ile Artvin’den,\nAmasya’dan, Ardahan ve Mardin’den,\nEğitime diye geldik çaşgeme\n\nDiyarbakır, Çankırı ve Çorum’dan,\nErzincan, Elazığ ve Erzurum’dan,\nOrdu, Rize, Sinop ile Samsun’dan,\nEğitime diye geldik çaşgeme\n\nGümüşhane,Giresun, ve Bayburt’dan,\nTrabzon,Kastamonu,Yozgat’dan,\nKayseri, Malatya, ve de Tokat’dan,\nEğitime diye geldik çaşgeme\n\nBatman,Bingöl,Iğdır,ile Bitlis’den,\nHatay, Maraş,Şanlıurfa, Kilis’den, \nHakakri’den,Tunceli’den, Siirt’den,\nEğitime diye geldik çaşgeme\n\nAhmet derki bende geldim Sivas’dan,\nGaziantep,Osmaniye ve Kars’dan\nŞırnak ile Van’dan ve de Maraş’dan,\nEğitime diye geldik çaşgeme\n\n11.02.2009(Çaşgem) \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldiğinde mutlaka bana görün",
        "poet": "Eyüp Selahattin Dalkıran",
        "poem": "\n\nİşte öylesine\nUmut çiçeğine vuruldum\ndüşlerim gerçek olsun diye\nBiliyorum sevmelerde \naldatma yoktur.\ndostluğun resmini çizdik\nKarıncalar yolda yürürken beraber\nBir umut son yağmur gibi gelmeli\nBiliyorsun ki\nBen sendeydim\nşimdi bu yolculuk niye\nAdsız sevdam anlat bana\nBu umut \nson yağmurlar ile\nyıkılırmı,acı ile\nHadi menekşeler mor açmak üzere\nGeldiğinde,gidişin gibi\ngeldiğinde bana görün\nMasalarladaki yaşanan aşklar gibi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldik bu güne",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nGeldik bu güne \n1\nVar olduk olalı hastaliklarla \nBoğuşarak geldik biz bu günlere \nBirini yenmeden biri başladı \nUğraşarak geldik biz bu günlere \n\nÇiçeklerden zarar gelmez diyenler \nÇiçek hastalıklarına ne derler \nYüz yılı geride koyduk diyenler \nDüşünüp taşınıp geldik bu güne \n\nÇiçek hastalığı kastı kavurdu \nÇaresizleride esti savurdu \nYenilmemek için ilaç bulundu \nHastalıklarınan geldik bu güne \n\nÇiçek hastalığı ve çocuk felci \nVarlıkları rahatsızlık verici \nKalp kolera kanser alzhemiri \nYaşayarak geldik  bizler  bu güne \n\nBunalıma düşenleri düşünün \nDepresyonun nedeni nedir deyin \nBiyolojik bozukluk mu söyleyin \nÇaresizliğinen geldik bu güne \n\nÇaresizlik adlı model olanlar \nSayıları değişkenlik olanlar \nSitres ile bunalıma girenler\nSonuçlar alarak geldik bu güne \n\nHastalıklar önümüze serildi \nÇare bulmak için çaba  verildi \nÇabalarla zafer elde edildi \nSevinçleri tada geldik bu güne \n\nDepresyon salgını şimdi modamız \nBunu yenmek amacımız çabamız \nÇaresize çare olmak davamız \nIzdırap çekerek geldik bu güne \n\nÇaresizlik umutsuzluk  yaratır \nUmutsuzluk insanları  bunaltır \nDuyarlı insanlar kendin donatır \nBilgisizliklerle geldik bu güne \n\nHastalıkla mücadele gelişti \nBu konuda uzmanlıklar oluştu \nInsanoğlu bak rolünü bölüştü \nÖğrenerek geldik bizler bu güne\n2 \nDepresyona yönelik tüm bilgiler \nUğraşlar sonucu elde edildi \nBilgiye bilime değer verenler\nGeleceğe bakıp geldik bu güne \n\nGünümüzde hayat ne kadar zorlu \nSorunlara çözüm ne kadar oldu \nHayat bizi uğraşlarla yoğurdu \nHizmeti hak bildik geldik bu güne \n\nBoş zamanla geçer hayat tarzımız \nYakınmalara da yatkın farkımız \nÇaresizlik duygusuyla farkımız \nZaman ilaç dedik geldik bu güne \n\nTüm hastalıklarla boğuşmak gerek \nDüşünerek düşündürmeyi bilek \nKederli günleri dağıtmak gerek \nUmuda sarılıp geldik bu güne \n\nBunalımlara da defol diyelim \nSağlam bir vuruşla yere serelim \nTarihin çöplüğüne gönderelim \nSorumluluk aldık geldik bu güne \n\nHastalığı yenmek için uğraşsak \nIyimser düşünüp iyimser olsak\nTıpta ilerleme yolları olsak \nDerde derman olduk geldik bu güne \n\nBu hayatın cilvelerine karşı \nBilinenle bilinmeyene karşı \nÇaresizliklere olalım aşı \nUmutlarla geldik bizler bu güne\n\nHayatın iç karartıcı yanları \nDost Şeref’im kaleme al bunları \nBizler düşündükce tüm yarınları \nHayellere daldık geldik bu güne \n\n19/03/2013\nDost Şeref\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GELDİK Dünyaya",
        "poet": "Selami Tıraşlar",
        "poem": "\n\nDoğmadan başlamıştı çileli ömür\nBoynu bükük kalmaya geldik dünyaya\nFaydası yok gözlerin olsada kömür\nSanki muhçup olmaya geldik dünyaya.\n\nYalancı meme ile verdiler azık\nHiç bir Allah'ın kulu demedi yazık\nDaha o gün temele atıldı kazık\nGonca iken solmaya geldik dünyaya.\n\nEvlilik gelip çattı hayat paralı\nYaşanmadı sevdalar yürek yaralı\nDüğün dernek kuruldu çayda çıralı\nSözde aşkı bulmaya geldik dünyaya.\n\nŞimdi sevmeye kalktık dediler ayıp\nHani sevdamız vardı diyorlar kayıp\nHayalde yaşanılan aşklara sayıp\nBelki ateş almaya geldik dünyaya.\n\nSelami Tıraşlar-ELAZIĞ\n\n       13.04.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldik Malatya",
        "poet": "Ahmet Köse Mehmet",
        "poem": "\n\nKadın istihdamı, iş danışmanı\nEğitime diye geldik Malatya\nRemark Hill Oteli, fuar alanı\nOtelde kalmaya geldik Malatya.\n\nTürkiye’min güzel kırk üç ilinden\nDiyarbakır,Ağrı ile Artvin’den\nAmasya’dan Ardahan ve Mardin’den\nEğitim almaya geldik Malatya\n\nAdıyaman, Çankırı’dan Çorum’dan\nErzincan, Elazığ ve Erzurum’dan\nOrdu, Rize, Sinop ile Samsun’dan\nDevam sağlamaya geldik Malatya\n\nGümüşhane, Giresun ve Bayburt’ dan\nTrabzon ve Kastamonu Yozgat’ dan\nMalatya’ya Kayseri’den Tokat’ dan\nDanışman olmaya geldik Malatya\n\nBatman, Bingöl, Iğdır ile Bitlis’ den\nHatay ve de Şanlıurfa Kilis’ den\nHakkari’den Tunceli’den Siirt’ den\nEğitime diye geldik Malatya\n\nGaziantep, Osmaniye ve Kars’ dan\nŞırnak ile Van’dan ve de Maraş’ dan\nBeni sorarsanız geldim Sivas’ dan\nBiz birlik olmaya geldik Malatya\n\nKırk üç ilden atmış iş danışmanla\nBirlikte Sayın Nazan Kahraman’la\nNuran Ersoy,Faruk Şahin Başkan’la\nDersi dinlemeye geldik Malatya\n\nDanışmanlık artık bizlerin işi\nİki sınıf ayrı otuzar kişi\nBilgi aldık, sevdik biz bu gidişi\nBilgiler almaya geldik Malatya\n\nOtelde merkezden çok uzak kaldık\nSayın Sibel Hanım ve Meltem Ağduk\nSizlerden çok güzel bilgiler aldık\nSizi dinlemeye geldik Malatya\n\nBize gerekli mi ile varınca? \nBu konular niye diye sorunca\nCevap verdi Altun, Eray Karınca\nBilgili olmaya geldik Malatya\n\nİletişim uzmanı Sayın Emel’le\nOperasyon Üyesi Hülya Yücel’le\nArkadaşlar gidin hep güle güle\nHepimiz gülmeye geldik Malatya\n\nSayın Vahap Toman İşkur Müdürü\nBizimleydi eğitimin her günü\nUnutmayın hatırlayın dört günü\nHatırda kalmaya geldik Malatya\n\nAhmet derki size, bilgi alalım,\nDanışmanız çok bilgili olalım,\nDanışana çözüm yolu bulalım\nÇözümler bulmaya geldik Malatya..\n\n \n     05.06.2012 \n02-05/06/2012 tarihinde Malatya’da verilen Kadın istihdamı- Tek Kanatla Uçamam  Danışmanlık Eğitiminde Remark Hill Otel yemekhanesinde eğitime katılan arkadaşlarıma okumuş olduğum şiirimdir…….\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldik Yarın Gidiyoruz",
        "poet": "Yusuf Ter",
        "poem": "\n\nGeldik yarın gidiyoruz  buradan\nÖmre bedel vere vere kuradan\nBende bir insanım öyle sıradan\nGölümüzde taze umut yok bizim\n\nYeter  bu hasretlik tak etti cana\nYandım hayatımda kalmadı sana \nGerek yokki her cefaya bu mana\nGölümüzde taze umut yok bizim\n\nAzar azar bu sevda bitirecek \nMuradıma o aşkın yetirecek \nGül Yusuf’um sana gül getirecek\nGölümüzde taze umut yok bizim\n\n………Ömre bedel ödüyoruz \n……………..Bu hayatı adıyoruz \n……………………..Bu minik yavrular için… \n\nYusuf Ter 03.03.07\nSaat 02:58 İsviçre\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldiler",
        "poet": "Hüseyin Hatıl",
        "poem": "\n\nBaşkurt tuğ kaldırınca yola çıktı yağızlar\nAteşin yüreklerle şaha kalktı Oğuzlar\nMalazgirt ovasında Yıldırımlar Yavuzlar\nTarihin akışına yön vermeye geldiler\n\nYüklenip ülküleri Hazar olup taştılar\nAltaylar’dan aştılar Erciyes’e koştular\nBin yıllık sevda ile bozkırda buluştular\nBayrak Yücelsin diye kan vermeye geldiler\n\nTürk’ün öz suyunda yıkanmış gönüllerle\nYesevi Ocağında ışıyan kandillerle\nMevlana diyarında Bozkurtça ümitlerle\nKaranlık yarınlara gün vermeye geldiler\n\n Hacı Bektaş yurdunda dilde dua oldular\nÜmitli yüreklerle el ele tutuştular\n19 Mayıs günü Samsun’dan haykırdılar\nGelecek bin yıl için can vermeye geldiler\n\nOsman Batur olup kanatlanarak\nKüllenmiş gönüllerde ateş yakarak\nGelenekten geleceğe bakarak\nŞan vermeye, kan vermeye, can vermeye geldiler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldiler Gittiler Çanakkale,den",
        "poet": "Ramazan Gökçe",
        "poem": "\n\nMustafa Kemal,in komutanlığında\nDestan yazdı mehmet anafartalarda\nMillet bir oldu vatan toprağında\nEğilmez Türk,ler kendi vatanında\n\nDünya hiç görmedi böyle bir savaşı\nKanla sulandı Çanakkalenin her karışı\nOnlarda biliyordu Türk alırdı savaşı\nDestan böyle yazılır anzak savaşçısı\n\nNusret doktü mayını korkusuzca\nSavaşa geldi anzaklar sanki mezara\nYa Zelandalılar niye geldi anafartalara\nTürk toprağı kutsal,anladılar sonunda\n\nArı burnunda top sesleri sanki çınladı\nİngilizi anzakı korkup gemilere kaçıştı\nÇanakkale geçilmez çörçil,de anladı\nTürk tarihini hiçmi okumadı anzak inadı\n\nÇanakkale örnek oldu mazluma\nKoca Seyit coştu verdi topun ağzına\nMehmet siper aldı,dizildi conk bayırına\nMehmetten selam  anzak ve italyana\n\nİkiyüz elli bin vatan evladı oldu şehit\nÇanakkaledeki direnişe dünya şahit\nFransız,ingiliz,in sanki hayal dünyası\nGeldiler gittiler hep bizansın kalıntısı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldim Anne! ..",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nIslak gözlerimle sana geldim anne.\nGül tenini koklamaya geldim anne.\nÜşüyen ellerine dokunmaya geldim anne,\nToprağında biten dikenleri,güllerle örtmeye geldim anne....\nYüreğimle,yüreyine ağlamaya geldim anne.\nBaharın konakladığı saçlarına dokunmaya geldim anne.\nAk sütün kokan nefesimi vermeye geldim anne.\nAnnesine kavuşacak şehit evlat ölümde üşürmü anne......\n\n            27.02.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldim",
        "poet": "Mehmet Recep Sünbül",
        "poem": "\n\nBir arar bir sorardı, insan giderken\nSöylesene beni, unutturan kim\nHakkımdı öğrenmek, her şey biterken\nSevgin yalanmıydı, demeye geldim\n\nŞimdi yıllar sonra, gelirken sana\nKorkma ellerim boş, sevdadan yana\nNasıl göz koyarım, mutluluğuna\nYalnızca evlada, demeye geldim\n\nDurup önünde diz, çökmeye değil\nSana dön diye dil, dökmeye değil\nÜmit çiçekleri, ekmeye değil\nSadece elveda, demeye geldim\n\nArtık kader bile, bağlamaz bizi\nAyırmasın derim, kimseler sizi\nŞimdi o güzel, günlerin özü\nVeda veda veda, etmeye geldim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldim Anam......",
        "poet": "Abdullah Göçmen",
        "poem": "\n\nGELDİM ANAM....                                                                                                                                                                                                    seni görmek öpmek istedim,                                                                                çünkü hiç görmemiş,öpmemişdim.                                                                      özlemim sana senin kokuna,                                                                                aç kollarını ben geliyom ANAM....                                                                                                                                                                                                                                                                                                                               terk etdim babamı düşdüm yollara,                                                                    kar demedim,kış demedim senin ugruna.                                                          küçük yaşda arayıp bulmakdı kararım,                                                              koklaya koklaya arar bulurum ANAM.                                                                                                                                                                                                   sana ayan olsun halim geliyom ANAM,                                                               bitsin bu ayrılık artık dayanamam.                                                                      çok merak ediyor çok seviyorum,                                                                       aç kollarını geliyom ANAM.....                                                                                                                                                                                                                 ana hasreti özlemi çürüttü beni,                                                                          artık buldum izini bırakmam seni.                                                                        hayata çelme takmışım senin ugruna,                                                                aç kollarını ANAM ben geliyommm....                                                                                                                                                                                                                             Abdullah göçmen    08:52 16.11.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldim",
        "poet": "Zuhal Tokgöz",
        "poem": "\n\nGeçmişten bir gün önce toplamıştım sevinçleri, yetişemedim, çabaladım olmadı kahkahalar sildi yaprakları alamadım,yitirdim de geldim gülücükleri...\n\nSen annem sandığım kadın! al içimdekileri dök tepsiye göster babama  göster kardeşlerime kusun üstüne de\nVerin bana çöpe atayım içimdekileri...\n\nGeçmişten baktım bugüne öyle geldim bir avucumda beyaz ötekinde siyah bakmayın yüzüme, yüzüme sürdüm de geldim hadi ayırın bakalım hangisi ben! siyah mı beyaz mı...\n\nDur yaşadığını sandığım insan öylece kal orda sözlerini getirdim de geldim eksik cümlelerini tamamla diye geldim bir avucumda kanlı yaralarım bir avucumda acılarımı getirdim sözcükler türet diye geldim...\n\nGeçmişten döndüm de geldim, içinde hüzün damlaları aldım da geldim,size getirdim biriktirip ağlayın diye yıkayın şehrin kirli sokaklarını, temizleyin diye getirdim kirli ayakkabıları, gündüzleri aldım da geldim geceyi boyayın beyaza, mavi renkli kalem aldım da geldim bulutlar çizin geceye, gecenizi aydınlatsın diye beyaz ve mavi olalım diye geldim siyahları sildim de geldim hüzünleri biriktirin gözlerimi çizerken katık yapın diye geldim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldiler O Hainler",
        "poet": "Tayfur Işıkoğlu",
        "poem": "\n\nBugün 19 Ekim 2009\nGeldiler nihayet o hainler.\nHabur' dan içeri.\nHayasızca utanmadan, arlanmadan.\nYıllarca savaşmışlar kahpece\nHayasızca alçakça.\nGün onların günü ne yazık.\nVatanım bölünmüş kalleşçe.\nYakındır gelecek mutlaka.\nUnutulmaz bu acı.\nSorulacak hesabı halkım ben.\nDökülen onlarca masum gencin al kanı.\nYeter, Al da git aramızdan ananı. \nSeni de yollarız sonunda \nHak ettiğin o malum yere.\n\nİskenderun; 20 Ekim 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldim! Gitme Demeyecem Sana",
        "poet": "Suray Ekinci",
        "poem": "\n\ngitme demeyecem sana\ngit\nyüreğinin götürdüğü yere\nhüzün benim yüzüm \n\nbir güvercin kanatlanır\nsuskun şehrimden\nbabamın gözleri dolar\nfabrikalara\naç çocuklar doyar analığımdan\nsen git\n\n1 mart\n7 mart\n8 mart\n12 mart\n16 mart\ney hayat \nbu kaçıncı mart\ngitme demeyecem \ngit\n\nmart 3 bugün ayrılık mavi\nişçilerin adımları \nses verir sokaklara\nsokaklar olur yüreğim\nçocuklar simit satar işçilere\nyaşar öğretmen balon çocuklara\ndolar memelerim \ntüm çocukları emziririm \nanasının ak sütünden\nsen git \nben geldim! ...\n\n3 mart 2009 gebze\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldim Efendim",
        "poet": "Aydın Bodur",
        "poem": "\n\nYollarıma rota çizdim gönlümde\nZamana dizgin takıp da bindim\nSoysuz işgenceler gördüm her yönde\nÇarmıhı çarmıha gerdim de geldim\n\nAyazların peşine meltemler saldım\nKışların ensesinde kardelen oldum\nEbedi âleme yolakoyuldum\nFaniyi faniye sattımda geldim\n\nGeceden yola çıktım gün eke eke\nNeden mazlumlar hep boynunu büke! \nKöleye taç verdim şahlara küpe\nÇarkları tersine kurdum da geldim\n\nBen geldim efendim, kapında kıtmir\nGüç ver yükselsin sancaklar bir bir\nVe semayı inletsin o şanlı tekbir\nSırtımı geceye döndüm de geldim\n                                       Erzurum 97\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldim gördüm bakın görün",
        "poet": "Cahit Telkök",
        "poem": "\n\nGurbet elden yolum düştü sılaya\nGeldim gördüm ne haldeyiz efeler\nEğri otur dosdoğru bak olaya\nBakın görün ne haldeyiz efeler\n\nYüz kafadan ayrı çatlak ses çıkar\nHer tarakdan başka türlü bez çıkar\nBaş belada kurtul artık tez çıkar\nGelin görün ne haldeyiz efeler\n\nÇoluk çocuk sokaklara dökülmüş\nÇınarlar hep yerlerinden sökülmüş\nYerlerine gökdelenler dikilmiş\nGörün bakın ne haldedir beldeler\n\nKomşuların Harmanları yanıyor\nÜzerinde ne kazanlar kaynıyor\nBilsen ona kimler ekmek banıyor\nDuyun bakın ne haldeyiz efeler\n\nKahramanlık destanları dış alım\nHadi koşun peşlerine düşelim\nYellenince ona türkü koşalım\nBakın görün ne gündeyiz efeler\n\nİnanırsan her bir şeyi yaparsın\nİnanmazsan hem kör hem de topalsın\nAllah diye bilmem neye taparsın\nGörün bakin ne haldeyiz erenler\n\nVurdu kırdı yattı kalkıi filimler\nBoşa kürek sallar olmuş alimler\nBir de  bela çıktı sosyal bilimler\nGörün bakın ne haldeyiz efeler\n\nNe dede korkut ne ergenekonlar\nDillere destan hep şu silikonlar\nAlıcı buluyor sidikli donlar\nGörün bakın ne haldeyiz efeler\n\nGurbete varmamıs kendini sezmez\nBilkentte okumuş dilini sevmez\nSağduyu kalmamış gerçegi süzmez\nGörün bakın ne haldeyiz efeler\n\nİş yeri adları hep ingilizce\nBilimsel deyimler hep fransızca\nÇağdaşlik diyorlar buna arsızca\nGelin görün ne haldeyiz efeler\n\nViski ile etmek ister iftari\nCehenneme dürülesi defteri\nMeze ettik o güzelim kızları\nGörün duyun ne haldeyiz neneler\n\nBelli değil kimin ne dediği hak\nHorozdan da kurban olur diyor bak\nMercümek köfte  acılı madımak\nTadın  bakın nice olmuş efeler\n\nUyuşturucu  narkotiği esrarı\nBitmedi alkolu ve de kumarı\nNamussuzluk ta dizlerden yukarı\nÖlçün bakın  büyüdük mü efeler\n\nÜç kişi açlıkta birin karnı tok\nSöz alan diyor ki yapacak iş yok\nİş bulanın borcu alacaktan çok\nGelin görün ne haldeyiz efeler\n\nBaş örtüsü politika sebebi\nLeb demeden anlıyorlar leblebi\nGiyim kuşam halkın kendi edebi\nGörün bakin ne haldeyiz efeler\n\nUygarlığı şu dünyaya sen sattın\nNe oldu da şimdi uykuya yattın\nAltınsın sadece çamura battın\nGelin kalkın uykulardan efeler........Cahit Telkök\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldim İstanbul Eline",
        "poet": "İbrahim Çelebi",
        "poem": "\n\nGELDİM İSTANBUL ELİNE\n\n \nekmek parası uğruna\ndüştük sıla yoluna\nbir ceket vurup omzuma\ngeldim istanbul eline\n\nmarmara usulca karaya vurur\nmartısını rüzgarı savurur\nmutlu yarın  umuduyla\ngeldim istanbul eline\n\nbaşım öne eğdirme\nyaş indirme gözüme\nyüreğimi pare pare \netme istanbul oy\n\nbin bir ümit aşk ile\ndüşmüşün dilden dile\ntoprağın altın diye\ngeldim istanbul eline\n\nzaman yavaşça geçerken\ngüneş daha dönerken\nkimileri senden giderken\nben sana geldim istanbul oy\n\nİbrahim Çelebi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldim Sonunda",
        "poet": "Osman Garip",
        "poem": "\n\nTuhal Sivas haydar paşa geldim sonunda\n                                            Dokuz yüz atmış yedi yara sol yanımda\n                                            SadeceYüz lirada para kalmıştı elimde\n                                            Balık ekmek elli kurüş yiyip gezerdim\n\n                                                     Akşam olur herkes yuvasına giderken\n                                                     Köprü altında yatmakta olmuyor erken\n                                                     Ayaklarım ağrırdı hep yayan yürürken\n                                                     Hel geceleri ben canımdanda bezerdim\n\n                                            İstanbul un kahrını çok çekenlerdenim\n                                            Dertlerimi her semtine dökenlerdenim\n                                            Her tarafına türlü dertler ekenlerdenim\n                                            Topkapı surların da gece şiir yazardım\n\n                                           3 / 7 / 1968    Istanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldim Sana",
        "poet": "Yüksel Ağalar",
        "poem": "\n\nGeldim Sana\n\nHer yanımı sarmış\nUmman gibi günah…\nGeldim sana; \nTövbe et affederim\nDiyen yüce Allah…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldim Kapına Ya RESULALLAH",
        "poet": "Hasan Konç",
        "poem": "\n\nKapına gelmiş bir garip dilenci \nBir tebessüm kıl da güldür ya nebi\nYetimdir öksüzdür rüyalarımız\nNuru cemalinle doldur ya nebi\n\nŞefkatine muhtaç bu aciz hakir\nSırtında günahlar ellerinde kir\nHiç eli boş dönmez kapından fakir\nBizi de çevirme n'olur ya nebi\n\nGönüller nurunu arzulamakta\nHasret pınarları hep çağlamakta\nMahşeri geçince en son durakta\nTut ellerimizden kaldır ya nebi\n\nAşkın bahçesinde açtın rengarenk\nMuhteşem güzellik mükemmel ahenk\nGelmedi cihana ahlakına denk\nCemalin en güzel güldür ya nebi\n\nHadsiz derdimize derman sendedir \nVarlığın emsalsiz bir hazinedir\nSen yoksan dünyada güzellik nedir\nSensiz gül bahçesi çöldür ya nebi\n\nBu dünya boş imiş yalanmış meğer\nSana ümmet olmak cihana değer\nKabul buyurursan dilersen eğer\nNurdan ummanına daldır ya nebi\n\nİsmini bir ömür anacağız biz\nYüce şefaatin umacağız biz\nFirakın ateştir yanacağız biz\nLutfeyle kerem kıl söndür ya nebi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldin mi baba?",
        "poet": "Duygu Hacıosmanoğlu",
        "poem": "\n\nToprak kokusu doluyor akşama\nRüzgâra atlayıp geldin mi baba\nYine yetiştin en kırgın anıma\nTükenirken gücüm hoş geldin baba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldim Sana İstanbul",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nbunca yıl(33) sonrasında\ngeldim sana istanbul\nnisan son haftasında\ngeldim sana istanbul\n\nen sonunda ulaştım\nsevgisine bulaştım \ndoya duya dolaştım\ngeldim sana istanbul\n\nboğazı akan ırmak\nsürekli akıp durmak\nne güzeldir savurmak\ngeldim sana istanbul\n\nadalara yolculuk\ndoyuncaya mutluluk\nreha mağdensiz soluk\ngeldim sana istanbul\n\nozan efe tepeye\nteleferik küpleye\nselam piyer lotiye\ngeldim sana istanbul\n\n020809denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldin Ve Gittin",
        "poet": "Rasit Tekin",
        "poem": "\n\nDünya fani insanlıkta bir gün ölür \nGeçmeyen zamanda elbet geçer \nUnutulmaz dediklerimiz bir gün unutulur \nSevda çiçeği geç açar ansızın solar \n\nNe umut ver gamsıza ne medet um \nYalnızlığa alış her şey geçer yalnızlık mukim \nDost aradım da suistimal oldu niyetim \nHüznün ardı neşe olsa da gülmeler gözyaşına gebe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldin hüzün",
        "poet": "Orhan Özçelik",
        "poem": "\n\nDaha yolun ilk başında,\nSen bana mı geldin hüzün.\nSevdamın başlangıcında,\nKapıma dayandın hüzün.\n\nDaha bir gün gülmemişken,\nKış bahara ermemişken.\nMutlu bir gün görmemişken,\nDallarımı kırdın hüzün.\n\nTez getirdin kara kışı,\nTırmandırdın her yokuşu.\nUnuttum ben bir gülüşü,\nNeşemi sen kestin hüzün.\n\nMutluluk nedir bilmedim,\nEller gibi hiç gülmedim.\nİşte bak daha ölmedim,\nMezarımı kazdın hüzün.\n\nBenim kara gözlüm vardı,\nO beni çok seven yardı.\nBütün her şey yarım kaldı,\nYarı yolda koydun hüzün.\n\nGeçti gitti bu hayatım,\nBir gülen yüz olamadım.\nSeven bir yar bulamadım,\nYanımda sen vardın hüzün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GELECEĞE  B A k",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nHedefi belirle ver ani karar,\nMaziyi deşince açarsın zarar,\nBiri eleştirir kalbini kırar,\nGeçmişini bırak, geleceğe bak.\n\nO günün şartıyla bu günler farklı,\nTeknolojiye uy çalıştır aklı,\nDüğer biçer ile kalkıyor ekli,\nGeçmişini bırak, geleceğe bak.\n\nÇocuklar köyünü arzulamakta,\nTatil programı hazırlamakta,\nTarihi elbette  sez inlemekte,\nGeçmişini bırak, geleceğe bak.\n\nVarlığı, yokluğu her insan tattı,\nModaya uyarak çulunu attı,\nBazı liderlerde çağı atlattı,\nGeçmişini bırak, geleceğe bak.\n\nDeğer kazanmalı her bir yatırım,\nZeki iflas etme kalmaz hatırın,\nUhrevi aleme amel götürün,\nGeçmişini bırak, geleceğe bak.\n\n13-7-2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geleceğe Bak",
        "poet": "Ali Gökhan Cihan",
        "poem": "\n\nGeçmiş bana uymadı\nGelecekse çok parlak\nBak! Bembeyaz aydınlığa bak.\nHayatımız küçük bir oyuncak.\n\nBelki de bir lego hayatımız\nBirbirini tamamlamayı bekleyen.\nBelki de domino taşları\nBirbirinden bağımsız bir haber.\n\nBelki de bir yudum su\nÇok basit ve sıradan.\nAma var mıdır ona bağımsız kalan? \nYalnızlarda yaşayabilen? \n\nHayatımız bir çizgi ise\nSırat köprüsü niye? \nHayat bu dünya ise,\nAhiret kime? Haydi söyle.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geleceğe Satılan Aşklar",
        "poet": "Ali Sağlam 3",
        "poem": "\n\nÖlüm bazen, \nSendende yakın oluyor bana.\nSana ihanet etmek istemiyor ruhum ölümle.\nAma sen bana ihanet ettin birtanem.\nHemde hiç sevmiyorum.\nDediğin biriyle...\n\nPara için değermiydi, \nBu sevdayı yıkmaya.\nSende haklısın, \nSevgi herşeye çare değil.\nAma unutma, , , \nHerşey değildir para, \nSen olmadan da yaşanmaz ki, \nBenim için bu dünya...!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geleceğe Mutluluk Büyüseydi",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nHerkesin bir mutluluk anlayışı \nKendine özgü duygu heyecanı\nHer yeni bilgiden doğacak bir hevesi\nHer doğan çocuğun bir umut olacağı\n\nHep yenilendiğini yaşam gibi \nHem anlamak mutlu olmanın öğrenildiğini\n\nKendi yetenekleriyle olanakları\nKendi gerçeğine özgü taşıyacağı\nYöresel, evrensel bilişim kavşağında\nZengin kimlik bileşiminde var olanı\n\nİçinde büyüseydi mutluluk kendi yüzüne yansıyan\n\nBaşkasının kılıfında kendi kaybolmuşluğu\nHep başkasına mutlu görüntülüğü\nVaroluşu yıkan bu her tuzağın kurulu\nEngellerini aşarak yaşama ilerleyen gücü\n\nGeleceğe mutluluk büyüseydi\nAydınlığın o kendisi olduğuyla ansıyan\n\n14 Ağustos 2006  Sarıyer 8.30\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geldin ya,gözlerimde turkuaz bir İstanbul gecesi",
        "poet": "Hatice Nayır",
        "poem": "\n\nBir gül goncasının alacasında \nSoluklandı ömrümün kara yazgısı \nDağlarken içerimi sevdanın hüznü \nEllerim zemheri  bir Ocak ikindisi \nGünlerim aşk vurgunu \n\nSen,beni kış ayazlarında öksüz bırakan \nSen,beni yağmur ormanlarında aşksız yaşatan \nSen,en büyük yanlışlığı üç günlük deli ömrümün \nSen,en güzel yalnızlığı bu sevdalı yüzümün \nSen,gözlerime çivili hüzün yangınım \nSen tutsaklığısın geç zamanımın \n\nGünlerdir gözyaşlarımla yıkandı kentin tozlu kaldırımları \nKalp ağrılarım kentin dört bir köşesinde günlerdir \nYüreğine zincirli pranga mahkumuyum \nSen bende olmayınca yalnızlık yolcusuyum \n\nGeldin ya,uçup gitti bulutlarca içimi saran hüzün \nGeldin ya,gözlerimde turkuaz bir İstanbul gecesi \nGeldin ya,yüreğimde bayram coşkusu \nGeldin ya,bitti artık hüzün sorgusu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geleceğim",
        "poet": "Abdurrahim Karakoç",
        "poem": "\n\nYıllar yirmi olsa da, otuz olsa da\nYollar kar, çamur olsa da, buz olsa da\nBedenim yorgun, aç ve susuz olsa da\nBir gün yalın ayak, terli gömlekle\n- Gelirim, beni bekle\n\nBelki yakında olur, belki de uzak\nSırtımda hatıralar, saçlarımda ak\nGün, tarih bilemiyorum amma, muhakkak\nBitmeyen bir azim, sabır ve emekle\n- Gelirim, beni bekle\n\nUnutmam mümkün değil, unutur sanma\n'Gelmez' diyen olursa sakın inanma\nUmutlarını kaybetme ha zamanla\nGeç kaldı diyerek gam çekme\n- Gelirim, beni bekle\n\nSıcak bir yaz akşamında olabilir\nSarı bir güz akşamında olabilir\nKışın beyaz akşamında olabilir\nEllerimde bir top mavi çiçekle\n- Gelirim, beni bekle\n\nCümle köprüleri sel alsa da tek, tek\nSöz vermişim bir kere engel ne demek\nBaşı karlı, kara dağlardan geçerek\nAzığım bir tas su, bir dürüm ekmekle\n- Gelirim, beni bekle\n\nVermese de kaybolan gençliğimizi\nAyıran bir gün kavuşturacak bizi\nVe içimde sevgilerin en temizi\nSeninle dolu, arı-duru bir yürekle\n- Gelirim, beni bekle.\n\n(Dosta Doğru)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geleceğe Umutla Bakmak",
        "poet": "Erdoğan Tekinarslan",
        "poem": "\n\nGeleceğe umutla bakmak\nBaşka çaremiz var mı? \nGeleceğe umutla bakmaktan başka! \nÇaresizler ülkesinde yaşıyorsan eğer\nGeleceğe umutla bakmalısın\n\nGeleceğindeki yaşamı \nHipotek altına almak\nVe taksitlendirmek\nYaşayabilmeyi ötelemek değil midir? \nUmutsuzlar ülkesinde yaşıyorsan eğer\nGeleceğe umutla bakmaktan\nVar mıdır ötesi? \n\nVe Çocuklarımız\nGerildi kasları yavrumun\nÖnce şuuru gitti ve yıkıldı yere\nÇabalarımız nefes almasını sağlamaktı\n\nOnun adı zor olurken \nYanında kız kardeşi\nÇabalıyordu feryat ederek\nAğlamaklı gözyaşlarıyla\nArkadaşlarının bağırışları arasında\nGözyaşları sel olmuş\nOkul korosuydu sanki\nArkadaşlarının acısıyla…\n\nUmutsuz olmak kaybetmekten öteye\nGirecekti Ümmühan’ın yaşamının penceresinden \nİçeri girip ışıklarını yakacaktı\nYeniden ışık doğmuştu \nİşte şimdi, sevinç korosuydu çocukların bağırışları\nHayat damlalarıydı arkadaşlarına akıttıkları gözyaşları\nArtık gülsün arkadaşları \nYükselsin sesleri okul korosunda \nAralarında\nHak ediyorlardı sevinmeyi korkularını atarak\nHep birlikte söylesinler hayat türkülerini\nYaşama umutla bakarak\nGeleceğe umutla bakarak\nVar mı başka çaremiz \nUmutsuzlar ülkesinde…\n\n\t\t\tİstanbul Gazi Mahallesi\n\t\t\t03 Nisan 2008 saat:14.00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geleceğe Yolculuk",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nZaman dünyâ tarihiyle\nMilattan sonra 20006\nYer Dünyâ gezegeninde bulunan\nUltra modern dünyânın tek hâkimi\nKonumundaki bir ülke olan Türkiye\nDünyânın tek hâkimi çünkü\nBinlerce yıl önce tek süper güç\nOlan Amerika Birleşik Devletleri\nSilinmiş dünyâ sahnesinden\nAlmış tarihin tozlu yaprakları\nArasındaki yerini\nBu devletin izlemiş olduğu \nYayılmacı emperyalist politika\nHazırlamış ABD'nin sonunu\nPeki öyleyse on sekiz bin yıl önce\nFakir bir ülke durumunda olan Türkiye\nNasıl olmuş da gelmiş Dünyâ'nın\nUltra süper gücü konumuna? \nYanıtı basit ve net\nTembelliği ve kısa yoldan köşe dönmeciliği\nBir kenara bırakıp\nÇok çalışarak çok çalışarak çok çalışarak\nBinlerce yıl dalgalanmış  ay yıldızlı bayrak\n\n(21 Ocak 2006/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geleceğim",
        "poet": "Arif Baltacı",
        "poem": "\n\nBelki de   söğütlerin yeşerip \nKokular saçtığında geleceğim sana \nBelki  bir ilkbahar yağmurunda \nTaze açılmış çiçek gibi çaresiz geleceğim\nAma yıllar değiştiremeyecek beni \nYine eskisi gibi ıslığım dudağımda \nYine eskisi gibi kunduramın arkasına basarak\nYine eskisi gibi sevmelerden korkarak geleceğim\n\nGüz mevsimi rüzgarlarla gelebilir \nYa da yaz mevsimi trtden gelen alçak basınçlarla\nHep gelebilirim her an gelebilirim yanına \nKışın kartopu oynayama \nYazın ırmakta balık tutmaya \n\nGeleceğim birgün geleceğim\nYeminle söylüyorum \nGökyüzünde yeniden seyahat edeceğim \nEminönünden vapura binip \nGeceleri sahilden boğazı seyredeceğim\nMartılara simit atacağım yine \nKoşarak geçeceğim bütün yolları \nUnutacağım burada geçen zamanı\nMedrese-i yusuf dediler girdim\nBöyle olduğunu nerden bilirdim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geleceğim Mavişim",
        "poet": "Cemil Öksüz",
        "poem": "\n\nGönlüm hicranla dolu gözyaşım oluk oluk\nBelki bu son gelişim belki de son yolculuk\nÇanakkale Ezine Ayvalık Altınoluk\nBelki bu son gelişim belki de son yolculuk.\n\n..........Yıkma umutlarımı olmasın son gelişim\n..........Açık tut gönül kapın geleceğim mavişim.\n\nHer zaman gülsün yüzün olmasın asla soluk\nSeni üzgün görürsem sevincim kalır buruk.\nSensiz nasıl yaşarım olur mu hiç mutluluk\nSeni üzgün görürsem sevincim kalır buruk.\n\n..........Yıkma umutlarımı olmasın son gelişim\n..........Açık tut gönül kapın geleceğim mavişim.\n\n.............................10.06.2012...Altınoluk/Balıkesir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geleceğim yanmasın-birlikte koş önlere Eğer dikkat etmezsek-oturamayız yere",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nDikkat et Türk Milleti-gösterin hassasiyet\nÇevre yeşil ağaçlar-oluşturuyor illet\nBakın coğrafyamızdan-su topraklar akıyor\nNe bu vurdumduymazlık-yetkililer bakıyor\nGeleceğim yanmasın-birlikte koş önlere\nEğer dikkat etmezsek-oturamayız yere\nAğaç kutsal bir varlık-zenginliklerimizdir\nAkıl ahlak ve vicdan-enginliklerimizdir\nYeşil servetimizi-mahveder ateş balta\nMilli töre perişan-kayboldu gitti alta\nGeleceğim yanmasın-birlikte koş önlere\nEğer dikkat etmezsek-oturamayız yere\nTürkiye ormanları- 25 yıl içinde\nYüzde altmış mahvoldu-sanki biz kaldık inde\nİklim ile tabiat-dengesi değişmiştir\nRuh sağlığı ve beden-oluşturur büyük kir\nGeleceğim yanmasın-birlikte koş önlere\nEğer dikkat etmezsek-oturamayız yere\nYeşil yerine beton-deniz kıyı şeridi\nTamamen kayboluyor-şu an geçmiştir bendi\nYüzde yirmi altıdır-tarım yapılan toprak\nİyi korunmuş orman-yüzde on dört iyi bak\nGeleceğim yanmasın-birlikte koş önlere\nEğer dikkat etmezsek-oturamayız yere\nMeralar ve tarlalar-korular gitmektedir\nHiç kimseler sormuyor-altımız bitmektedir\nBilgisizlik erozyon-gerçekten de kritik\nÇarpık şehir yerleşme-tedbir yoksa iş bitik\nGeleceğim yanmasın-birlikte koş önlere\nEğer dikkat etmezsek-oturamayız yere\nŞimdiden uyarırım-şu an başla erkenden\nLanetlere uğrarız-haberin olsun fenden\nÜlke elden gitmekte-dört taraftan sarılı\nÖğretmen Hasan söyler-tamam değil yarılı\nGeleceğim yanmasın-birlikte koş önlere\nEğer dikkat etmezsek-oturamayız yere\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geleceğimi Benimle Paylaşır mısın?",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nGeleceğimi Benimle Paylaşır mısın? \n\nDünün, bugünün, yarınında. \nVarım yanın da olmaya. \nGeleceğin olamam ama, \nGeleceğimiz olurum. \nVarsa yaşanacak ömür. \nPaylaşabiliriz. Yarısı senin, \nDiğer yarısı benim. \nUzat ellerini hiç bırakmayacağım. \nİyi ve kötü gününde. \nBenimle evlenir misin? \n\n..... Söyle bana bir tanem \nBenimle evlenir misin? \n\n                         29-05-2008-Perşembe \n                             Tuğrul Ahmet Pekel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geleceğimize",
        "poet": "Cem Karadeniz",
        "poem": "\n\nGece\nBembeyaz bir gelecek anlattı yine\nGözlerinden yüreğime; \nKanatlanıp da gökyüzünü yırtan kelebekler kokladı\nMutluluk tadında avuçlarını,\nYüreğin tutkun bir Akdeniz masalına\nIlık ılık okşadı coşkun yarınını aşkın\nBen ise güneşi yakaladım teninde\nIşığının etrafında bir pervane\nYa da\nBir at sineği ısrarında mahkûm geleceğimize…\n\n(06/09/99 kemer antalya)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geleceğimize",
        "poet": "Ozgur Karatekin",
        "poem": "\n\nBir gün\nÇocuğun birine kızarsan\nHayalindeki mesleği sor ona.\nBelki bir öğretmen\nDoktor olmaksa ya da\nHayalindeki mesleğin\nElbisesini giydir ona.\nİşte o zaman\nSaygı duyacaksın duygularına.\nHem çocuğun\nHem de kendinin...\nVe çok seveceksin onları.\nÜzemeyeceksin bir daha.\nSinirlenmek içinden bile gelmeyecek ki\nÇocukların büyümüş hallerini görünce\nGörünce küçültemeyeceksin onları bir daha.\nVe sadece sevmeyeceksin.\nSaygı duyacaksın aynı zamanda.\nAynı zamanda, sahip çıkacaksın.\nSahip çıkacaksın bütün çocuklara.\nÇocuklara, saygı duyacaksın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelecek",
        "poet": "Turkan Vatansever",
        "poem": "\n\nHayaller umutlar siz gelecege dogru yol alirken \nBen kendimde kayboluyorum\nGokyuzunde yuruyorum yildizlara carpa carpa\nBen onlara captikca dusuyorlar\nGokyuzunde karanlik artiyor\nDusuncelerimden futbol topu yapip \nSon gucumle onu tekmelemek istiyorum\nYukselsin kaybolsun gokyuzunde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelecegin Babalarına",
        "poet": "Hasan Çam",
        "poem": "\n\nÇamur balçık, ham maddesi toprak, su\nGeldik, gidecegimiz yer aynı\nÖtesini bilemiyorum, yada ögretmediler\nGerçek anamızı, babamızı, tanımalıyız önce\nAdem ile Havva yı\nVar olup gelen, damardan damara akan..\nDinlere, dillere, ırklara, meshep ve soylara\nTaşınan daim, kıyamete erecek gen ler\nBugün babalar günü, şöylebir düşündüm\nÖnce ced di tanımak lazım aklıma yatan\nSınırlı kalmamalı sade anayla, babayla\nYarının ana babalarıda bilmeli nerden geldigini\nDegilmiyiz ki, aynı candan, kandan\nÖnce insanı tanımak\nİnsanlığı bilmek, kavramak kuşkusuz\nKüçüklere sevgi, büyüklere saygı duymak\nDüşünceler gibi! \nNe fark eder dili, dini, ırkı, meshebi\nYaradanla arasıda herkesin, hepsi aynı can\nAna, baba sevgisi taşımıyormu yürekleri\nSosyal olmak lagzım böyle günlerde\nKimsesiz yaşlılara evlat, ellerini öpmek\nNice yetimlere, sahipsizlere de baba olmak\nDa im, böyle oldu anlayışım\nSarmak, kucaklamak, doyurmak, giydirmek\nUnuttum bugün aşkı, meşki, aklım almadı\nRahmetli yok babam\nAma etraf eli öpülecek, asa verilecek \nAna, baba dolu,, geçmişi ne olursa olsun, insanya\nŞiir ler yazamadım babama bugün\nToplumsal algı vardı içmde, paylaştım sizinle\nTüm babaların, anaların, ellerinden öperim\nNasihat olsun\nGelecegin babalarına\nÜzülmesin babam yok diye, sevgiler hepinize..\n\n19,06,2005,\n\nÜmraniye  İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelecek Biliyorum",
        "poet": "Nizamettin Korucu",
        "poem": "\n\nYağmuru özler sinem fersiz ve mecalsiz \nYeryüzü küçük ada, etrafım deli deniz\nBülbülüm ağlar gülsüz, garip kimsesiz sessiz\nYarını bekler gönlüm, izbelerde ışıksız\n\nAyaz buz tipi boran kar dolar yüreğime\nGözyaşım alev olur, üşüyen bedenime\nBulacaksın sevdanı der bir ses, sen üzülme\nHer çizgi meydan okur hayalime yüzüme\n\nKırık dökük dünyamda, bir başıma kalmışım\nGökyüzünde en parlak yıldızla arkadaşım\nEvimin yollarında kurbağalar yoldaşım\nYarım uykularımda rüyalarım sırdaşım\n\nSevdiğim gelecek, vakit çok geç olsa da\nSırtımda kambur çıksa, saçlarım ak dolsa da\nGelecek biliyorum gözlerim kör olsa da \nSoluklarım tükense, hayatım son bulsa da\n\nErzurum-13.01.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geleceğin Eşiği",
        "poet": "İsmail Cemil Topçu",
        "poem": "\n\nSimsiyah bir kıştayım solgun ilham ışığı\nHatalar gergefinde ve sorgular içinde\nBelirsiz bir zamanda geleceğin eşiği\nKan ağlıyor kalemim bilmemenin peşinde\n\nSessizlik yağan yağmur işliyorken içime\nMum misali donuyor yandıkça yürek yağım\nSimsiyah bir kıştayım hapsolmuşum içime\nBulutlara bembeyaz saklanmış baharlarım\n\nDokundurup kalemi mecburum bulutlara\nCoğrafyamda kendimin yazmaya baharını\nSessizlik yağmurunda sığınıp umutlara\nArtırmalı kendini yaşamaya yarını\n\n23.08.2001, 16.20\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelecek Bizimdir",
        "poet": "Şemsettin Veli Erbilli",
        "poem": "\n\nBiz genciz vatan bize şereftir, emanettir\nFikrimizle savaşmak barıştır, selamettir\nDiyelim özgür Türküz, bilmemek nedamettir\nBiz genciz, gençlik de biz gelecek gün bizimdir\n\nMedeniyet öğrettik insan oğlu insana\nDedik fedakarlıktır can adamak vatana\nBu uğurda bin selam olsun şehit yatana\nBiz genciz, gençlik de biz gelecek gün bizimdir\n\nHer bir zamanlar varız, tarihimiz şanımız\nGeçmiş hem gelecekte birliktir nişanımız\nBaşta şehidimizdir engeli aşanımız\nBiz genciz, gençlik de biz gelecek gün bizimdir\n\nTürkçülük tarihini dersem o yedi yüz yıl\nDilimizi soranaTürküz, Türkmecedir dil\nVarlığımız kalacak, bilmeyen gel sen de bil\nBiz genciz, gençlik de biz gelecek gün bizimdir\n\nErbil – 10.10.2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelecek Diye",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nGELECEK DİYE\n\nHer cuma gününde, bekledim durdum,\nYarın tatil diye hayaller kurdum,\nGah ayağa kalktım, gahi oturdum,\nEvladım okuldan gelecek diye.\n\nHer cuma heyacan, basmakta beni,\nÇeken bilir elbet, hasret çekeni,\nAyıklarım yollarda, görsem dikeni,\nEvladım okuldan gelecek diye.........İNSANİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelecek Biziz",
        "poet": "Çağdaş Öztürk",
        "poem": "\n\nBazı şeylerden vermek için haber\n“Rabbimiz buyurdu ki; ” dedi peygamber:\n“Dilersem gündüzü gece, aşikârı bilmece\nDüzü eğri, yanlışı doğru yaparım; \nSizler de böyle dilediğiniz sürece.\nOlanları öyle olduran\nSizin dilemenizdir çoğu zaman.\nVereyim! Siz isteyin sadece.\nVe bazen\nTersini de yaratırım nadiren.\nBu ne sizinle oynamak,\nNe de sizi sınamak içindir.\nBen, şüphesiz en hayırlısını bilenim… “\nSordular:”Çoğunu anladık gerçi; \nNe diyor rabbimiz ey Elçi? ”\nVe peygamber dedi ki:\n“Yarınları şekillendirecek olan sizlersiniz\nNe murat eder ve isterseniz\nOnu elde edersiniz.”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geleceğin Getireceği",
        "poet": "Ayşe Yarman Öztekin",
        "poem": "\n\nAzmi Bey, seksen beş yaşında emekli bir profesördü. Hayatını ilme vakfetmiş, birçok eseri derlemiş; üretken, çalışkan ve çok değerli biriydi. Gençliğinin baharında, kendinden on beş yaş küçük olan Sevgi’yi, ilk görüşte sevip beğenmiş, ona aşk dolu kalbini, kısa zamanda açarak evlenme teklif etmişti. Sevgi’nin ailesi, Azmi Bey’e hayran kalmıştı ama aradaki büyük yaş farkından ötürü ona, hemen evet diyememişti. Azmi Bey, ailenin cevabını, heyecan ve sebatla uzun müddet beklemiş; Sevgi’yle kuracağı aşk yuvasıyla, geceler boyu hayallerini süslemişti. \tDurumu, uzun süre tartıp biçen Sevgi’nin ailesi, kızlarına karşı derin duygularla bağlanan bu uzun boylu, iri yapılı yakışıklı ve gösterişli gence, daha fazla karşı koymaya kıyamadan, sabır ve umutla beklenen iki senenin ardından evlenmelerine razı gelmişti.  Böylece saadet dolu, ahenkli, örnek bir yuva, bir düş misali kuruluvermiş oluyordu.\t\t\t\t\nBu sıcak ve mutlu hane, birer sene arayla gelen iki güzel kızla daha da şenlenmiş, hayat, anlamlı bir şekilde, imrenilecek kadar güzel akıp gitmeye başlamıştı. Küçük anne Sevgi, bir yandan evlatlarıyla birlikte büyürken, bir yandan da üniversitedeki eğitimine, hiç ara vermeden devam etmekteydi. Son derecede çalışkan ve azimliydi. \tOkuldan eve döndüğünde çocuklarını, annesinden teslim alırdı. Onlarla bir müddet neşe içinde halıda atçılık oynar, yuvarlanır, tekerlenir; çocukları yorgun düşünce de mutfağa geçerek akşam yemeğini hazırlardı.\nEl ayak çekildikten sonra Sevgi, kalın kitaplarının içine gömülür, içinden gelerek çalışmaya koyulurdu.  Hukuk Fakültesi’nde ikinci senesini sürdürmekteydi. Geç vakitlere kadar masanın karşı ucundaki eşi, araştırmalarını kaleme alırken, diğer tarafta da kendisi, sık sık eşine bakıp gülümseyerek, hazırlayacağı konulara sürüklenip kendini kaptırırdı.\t\t\t\t\t\nBir ara Azmi Bey, usul usul ve sessizce mutfağa geçer, güzel karısına özenle soyduğu meyveleri ona, güzel bir tabak içinde sıra sıra dizilmiş vaziyette sunardı. Eşinin ipek gibi yumuşacık ve parlak saçlarını, derin bir hazla uzun uzun okşarken, 'haydi bak tatlım çok yoruldun, biraz ara ver artık.'\nDiye, onunla sevgi ve şefkat dolu konuşur; meyvelerden bir dilimini, gül pembesi iri dudaklara yaklaştırır; güzel eşini, bir soluk olsun dinlendirirdi. Gece yarılarına kadar çalışarak geçen uzun saatlerden sonra ikisi de, yapacaklarını tamamlamış olmanın derin huzuru içinde, el ele yatmaya giderlerdi. \t\t\t\t\nÇocukların gece sütünü ısıtıp hazırlamak ve onlara içirmek Azmi Bey’in göreviydi. Karısı mışıl mışıl uyurken o, hiç ses çıkarmadan parmak uçlarının üzerinde yataktan kalkar; cüsseli zarif bedenini, ustalıkla yöneterek karısını uyandırmayacak şekilde tüy kadar hafif adımlarla mutfağa geçerdi. Tekrar yatağın başucuna döndüğünde, günün yorgunluğuyla deliksiz uyumakta olan eşini, banyo holünde yanan abajurdan sızan loş ışığın altında, heyecandan titreyerek ve güzelliğine hayran kalarak seyretmeye bayılırdı.\t\t\t\t\t\nSevgi de eşini çok seviyordu. Onunla ilk karşılaştığında, tüm vücudu ürpermiş, karşısında şaşırıp donup kaldığı bu gencin, nasıl olup da beynini ve bedenini, hiç beklenmedik bir şiddetle, böylesine etkisi altına alabildiğine bir anlam verememişti. Sevgi, daha önce böyle bir duyguyu hiç tatmamıştı. Ayrıca Azmi Bey’e tek kelimeyle hayrandı. Onu, herkesten yakışıklı ve olgun buluyor, yakaladığı müstesna şansı, kendisi bile kıskanıyordu. \t\t\t\t\t\t\nAzmi Bey,  sarı dalgalı saçlı, daima sevgi ve masumiyet taşıyan saf sıcak bakışlı, gösterişli ve sportmendi. Tanrı’nın, özenle yarattığını düşündürtecek kadar güzel ve çekici bir erkekti. Kahverengi gözleri, zeki ve derin bakışlıydı. Bu gözler, kıvrık uzun kirpikleriyle daha da güzelleşmişti ve insanı, içine çekerek eritiyordu. Sevgi, bu gözlere her bakışında içinin onlara kaydığını hisseder, heyecan dalgaları, kalbini yerinden oynatırdı. Azmi Bey’in kalın ve gür sesindeki şefkati, sesinin dokusuna işlemişti. Sesinin tonunu saran güven, insanı hayata, koparılmaz güçlerle bağlıyordu. Sevgi’ye beslediği coşkulu aşkı, günden güne, dillere düşmeye başlamıştı.\t\t\t\t\nSevgi’nin, iki yıl sonra üniversiteyi, hiç sene kaybetmeden başarıyla bitirmesi, başta eşi, anne ve babası olmak üzere tüm yakınlarını, olağanüstü sevindirmişti. Aynı sene eşinin yayınladığı kitap da mutluluklarını taçlandırmıştı. Çocukları hızla serpiliyor, aile içindeki baldan tatlı hayat, onların sevimli varlıklarıyla daha da katmerleşiyordu. \t\t\t\t\t\nSevgi Hanım, kısa süre sonra yazıhanesini açmış, meslek hayatına atılmıştı. Kısa sürede çok aranan, adı hukuk çevrelerinde sık sık duyulan ve kendisine başvurulan bir avukat olmuştu. İşleri, günden güne aşırı bir şekilde yoğunlaşmaya başlasa da o, evini ve işini mükemmelen yürütmeyi başarabiliyordu. Enerjik ve çok fedakârdı. Çocuklar büyüdükçe eve döndüğünde çocuklarının ders ve ödevleriyle yakından ilgilenmeyi zevk edinmişti. Kızlarına her gece zaman ayırıyordu. Yeni konuları, kavrayıp işlemelerinde ve pekiştirmelerinde yararı olur düşüncesiyle o günkü derslerini, tek tek kendisine anlatmalarını sağlıyor; onları sıradan, sabırla dinliyordu. Bu katkılarla çocuklar, parlak başarılı dönemlerini, birbiri ardına tamamlıyorlardı.\t\t\nAzmi Bey, mutlu yuvasındaki muhabbet, ahenk ve dengeyle, başarıdan başarıya koşmuş, çok genç yaşta profesörlüğünü almış ve hemen ardından dekan olmuştu. Yazdığı kitaplara yenilerini eklemiş; dur durak bilmeden zevkle üretmeye devam etmişti. Çocuklarının eğitimi ve yetiştirilmesiyle de yakinen ilgileniyor, güçlü sevgisini onlara, rahatça \tgösterebiliyordu.\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t***\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\nAzmi Bey, gel zaman, geç zaman yaş haddinden emekli olarak evine çekildiğinde, birikimlerini yazmayı ve yeni kitaplar üzerinde çalışmayı son hızla sürdürdü. O, gençliğinin ilk günlerindeki heyecan ve ilgiyle avukatlığını sürdüren güzel eşinin eve dönmesini dört gözle bekler,  gelince de çocuklar gibi sevinir, her gün onu gülen gözlerle neşe içinde kapıda karşılardı. Azmi Bey, Sevgi Hanım gelmeden az önce özenle sofrayı kurardı. Sevgi Hanım, eşiyle konuşarak biraz dinlenip mutfağa yemek hazırlamak için geçtiğinde Azmi Bey, sık sık ona: \t'yardıma ihtiyacın var mı karıcığım? 'Diye çalışma odasından müşfik bir tonda seslenirdi.Sevgi Hanım, şarkılar mırıldanarak hazırladığı yemeğe eşini buyur edince, sohbetle hoş bir anlam kazanan yemekleri, keyifle zevk içinde sürerdi.\t\t\t\t \t\nÇocuklar, üniversitelerini bitirdikten sonra ardı ardına evlenmiş, sevgi dolu yuvalarını, kendilerine layık eşlerle, bir bir kurmuşlardı. Sık sık baba ocağına eşleri ve çocuklarıyla doluşur, onları şenlendirirlerdi. Azmi Bey ve Sevgi Hanım, evlatlarının yuvadan tek tek uçmasıyla, evliliklerinin ilk balayı günlerine geri dönmüş gibiydiler.\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t***\t\t\t\t\t\t\t\t\t\nSeneler sonra bir akşam, çorbasını kaşıklarken Azmi Bey, eşine: \t'eline sağlık Sevgiciğim, her zamanki gibi döktürmüşsün yine.'Diye, güzel sözlerle başlayarak, 'son zamanlarda yazarken kelimeleri kullanmakta kıvraklığımı yitirdiğimi fark ediyorum. Acaba sen de şahit oluyor musun? '\nDiye,  yakındı. Sevgi ona, 'çok yoruluyorsun Azmiciğim, daha çok ara verip dinlenerek kendini şımartmalısın. Ben gelene kadar hiç durmadan çalışıyorsun.' Dedi. Gözlerini, eşinin derin bakışlarıyla buluşturarak sözlerine devam eden Sevgi Hanım: 'İkimiz de yorgunuz. İşlerimizi ayarlayalım da önümüzdeki haftalarda tatile çıkalım, ne dersin? ' Diye, eşini heveslendirdi.\t\t\t\t\nİki hafta sonra, baharın yeni başladığı, heyecanı ve güzelliğiyle gönüllere tazelik aşılarıyla dokunduğu, ılık ve ışıl ışıl bir sabah, mutlu çift, Bodrum’a doğru yol aldı.  Tabiat yeşilini sere serpe uyandırmış, her tarafa cömertçe saçmıştı. Ağaçlarda henüz büyümeye başlamış minicik yapraklar, hafifçe esen rüzgârla oynaşıyordu. Yol boyunca rengârenk çiçeklere bürünmüş ağaçların yüreklere dolan güzellikleri, yeni umutları ve yaşam sevincini, kıpır kıpır uyandırıyordu. Yer yer, öbek öbek fışkıran papatyalar el ele vermiş, rüzgâr ve doğa ile coşkulu bir törenin tılsımlı kutlamaları içindeydi. Yemyeşil çimenlerin arasından ateşli başlarını, incecik gövdelerinin üzerinde yükselten, zarafetlerinin güzelliğiyle mağrur gelincik toplulukları, kırmızının alev alev içleri saran güzelliğiyle kalplerde yaprak yaprak açtırdıkları sevgiyi, yanık edalarla selamlıyorlardı. Yol boyunca seyrine doğulmayan uzun bir bahar şöleninin içinden, derin bir haz ve yenilenme duygularının rehavetiyle geçen kumrular gibi çift, akşam güneşinin dağları tutuşturduğu veda kaçamağında, Bodrum’a vardılar.\t\t\tBodrum’da bahara doyulur muydu hiç? Her gün bir başka koyun seyranına dalmak, uzun yürüyüşlerle doğanın muhteşem güzelliğinin tadını çıkarmak, ne müstesna bir şanstı! Deniz, kış renklerinin donukluğundan soyunup kurtulmuş, kışkırtıcı mavisinin canlı, parlak ve berraklığını, bahar şenliği içinde, doyumsuz tonlardaki yeşillerle buluşturmuştu. Hele hele tepelerden kuşbakışı bakıldığında, deniz kenarlarını müstesna incelik ve güzellikle oyma gibi süsleyen kıvrımlı koyların izini sürmek, ruhu kuşatan duyguları, coşkuyla an be an yaşamak, izleyene bahşedilen Tanrı’nın bir lütfuydu. \t\t\t\t\nDuygulu çift yorulduklarında, deniz kenarında bir balıkçı lokantasına inerek, denizin yarattığı sihirli ferahlığın sarhoşluğu içinde, baş başa sohbetle yemeklerini uzun uzun yiyorlardı. Her zaman konuşacak o kadar çok şeyleri vardı ki, ikisi de zamanın nasıl geçtiğini hiç fark edemezlerdi. \t\t\t\t\t\t\nAzmi Bey ve Sevgi Hanım, balayı gibi geçen, dinlendirici tatillerinin ardından, güçlenmiş ve gençleşmiş olarak her zamanki meşgalelerine dipdiri geri döndüler.\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t***\t\t\t\t\t\t\t\t\t\nAylar sonra Sevgi Hanım, eşinin basit kelimelerle konuşmayı tercih etmeye başladığını fark edip yüreğinde derin bir kaygı hissetti. Zira Azmi Bey, çok akıcı, zengin ve geniş bir ifadeyle konuşur, herkesi etkilerdi. Onun özellikli vasıflarından biriydi bu. Sevgi Hanım’ın içine bir kurt düşmüştü artık. O gece, işinden çok yorgun dönmesine rağmen hiç uyuyamadı. Eşine ses etmeden yavaşça kalkıp, onun masasının başına giderek, o sıralarda yazmakta olduğu kitabının son sayfalarına, şöyle bir göz attı. Okuduklarıyla hayrete düşmüştü. Birkaç yaprak geriye gitti. Eşinin güçlü anlatımının izini, bu sayfalar da yakalayamamıştı. Daha da arkalara gittiğinde, yazmakta hayli yavaşlamış olduğunu içi cız ederek gördü. Zira eşi, uzun süre aynı satırlarda, bol karalamalar içinde dönüp durmuştu. Sevgi Hanım’ın uykusu hepten kaçmıştı. Burada, anlayamadığı bir şeyler dönüyordu. Sevgi Hanım, eşinin hayli büyük olan çalışma masasına dağılmış yazılara, daha fazla dikkat kesilerek meraklı gözlerle, ilerleyen dakikalarda üzülmesinin önüne geçemeden, üstü çizilmiş kelimeleri, ciddiyetle taradı. Duraksama, kopukluk, yazmada zorluk ve boşluk kendini acı bir şekilde hissettiriyordu.  Masanın bütününü gözden geçirdiğindeyse, üstünün dağınık haline gözü, içi sıkılarak takılmıştı. Oysa kaç yıllık eşinin en takdir ettiği yanlarından biri, düzenine titizlikle özen göstermesiydi. Boğucu bir sıkıntı, içine sinsice yayılmaya başlamıştı. Karar verdi: Onu, incitmeden doktora götürmenin mutlaka kolay bir yolunu bulmalıydı.\t\t\t\t\t\nErtesi sabah kahvaltıda Azmi Bey, eşinin hazırladığı zevkli sofrada, huzur içinde çayını yudumlarken güzel karısının çehresindeki yorgun ifadeyi, dikkatinden kaçırmadı. Ona merakla, o günkü duruşmalarını sorarken, sıkıntısının bundan kaynaklanabileceğini düşünmüştü. Sevgi Hanım, eşinin her zaman sevgi ve sıcaklık yayan elini sımsıkı kavrayarak: 'Bugün işim erkenden bitiyor Azmiciğim. Kendimize bir çekap yaptırma zamanı geldi de geçiyor.' Diye, düşünüyorum. 'Ne dersin? '\nDiye, eşine dönüp sorduğunda Azmi Bey, onu şaşırtarak, yumuşak başlılıkla hiç itiraz etmeden bu teklifi, hemen kabul ediverdi.\t\t\t\nAynı gün Sevgi Hanım, birkaç arkadaşına danışarak araştırdığı bir hastaneden aldığı doktor randevusuna eşini götürdü. Azmi Bey’e bir seri test uygulandı.  Özel tetkiklerden de geçirildikten sonra Azmi Bey’in hafıza performansında gerileme olduğu saptandı. Kendisine güçlü ilaçlar verilerek bu durum, ciddiyetle ele alındı. Morallerini bozmamaya çalışarak evlerine duygu yorgunluğu içinde dönen Sevgi Hanım ve Azmi Bey, o gece erkenden yatarak,  sımsıkı birbirlerine sarılıp hiç konuşmadan uymayı tercih etti. Her ikisi de ertesi sabah uyandıklarında, sanki konuşup da anlaşmış gibi, hiçbir şey olmamışçasına hayatlarına geri dönmeye karar vermişlerdi. Sevgi Hanım, o sabah yine zevkle kurduğu kahvaltı masasının bir köşeciğine, her zamankinden farklı olarak, pembe fistolu dantel örtülü, hoş görünüşlü minik sepet içinde, eşinin ilaçlarını, yanı başında bir bardak su eşliğinde servis ediyordu. \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t***\t\t\t\t\t\t\t\nİki yıl aradan sonra bir hafta sonu, güneşli güzel bir günde gezmeye gidecek olduklarında Azmi Bey, arabasının anahtarlarını bir türlü bulamayınca eşinden yardım almak istedi. Beraberce evin altını üstüne getirdilerse de anahtarı bir türlü bulamıyorlardı. “Stres yapmayalım, nasıl olsa çıkar bir yerden.” diye, ikisi de o günü, evde dinlenerek geçirmeye karar verdiler.\t\t\t\t\t\tSevgi Hanım, o sabah, huzursuzluğunu eşinden saklasa da gizli gizli anahtarı, merakla aramayı sürdürdü. Eşini üzmemek için, “dolapları düzenliyorum.” diyerek, ne kadar gömlek ceket, pantolon, palto vs. varsa, tek tek ceplerini dikkatlice gözden geçirdi. Elbise dolaplarının içini, çekmecelerini, akla gelebilecek her yeri araştırdı. Arayıp da bulamayınca daha çok endişelendi. Banyoyu kullanmaya geçtiği sırada, oradaki göz ve rafları dikkatlice kontrol etti. Yemek hazırlamak için mutfağa çekildiğinde her yeri baştan aşağı titizlikle taradı. Bir yandan hazırlayacağı öğle yemeği için patatesleri soyuyor, bir yandan da, “bakacak başka bir yer kalmadı.” diye, hayıflanıyordu. Soyduğu patateslerin kabuklarını çöp kovasına boca edeceği sırada, “çok saçma ama bakmadığım bir tek burası kaldı galiba.” diye,  birden aklına, ister istemez orayı karıştırma fikrini koydu. Aceleyle eldivenlerini giyerek yere bir gazete yayıp çöpü üzerine boşalttı. Eliyle yoklayarak içini tek tek taradı. Tam, gerisin geriye atıkları geriye boca edecekken avucuna, sert, küçük bir şey takıldı. Aceleyle bu nesneyi çekip çıkarmasıyla, aradığı anahtarı, gözleri fal taşı gibi açılarak hayretler içinde buldu! Zihni bayağı karışmıştı. Nasıl olur da eşi böyle bir şey yapabilirdi? Daha da zor olanı, bunu ona nasıl söyleyecekti? \t\t\t\t\t\t\nÖğlen olmuş, sofra kurulmuş, yemeğe sohbet tadıyla başlayacaklarken Azmi Bey’in eşine ilk cümlesi: \t'Anahtarı bulamazsak ne yapacağız karıcığım? 'Demesi olmuştu. Sevgi Hanım, bu durumu fırsat bilerek sevgili eşine, damdan düşer gibi, ama en hoş sesiyle: 'Ben onu buldum. Sen artık onu hiç merak etme! ' Deyiverdi. Birden çok şaşıran Azmi Bey: 'AA sahi mi? Nerede buldun peki karıcığım? Çok merak ettim doğrusu? ' Diye, sorunca Sevgi Hanım, eşine dönerek: 'Yere düşürüvermişsin. Herhalde dalgınlıkla olsa gerek.' Diye, geçiştirmek istedi. Azmi Bey: 'Ya, nerede düşürmüşüm peki? ' Diye, merakla sorduğunda Sevgi Hanım: 'Mutfakta.' Diye, kestirip atmak istedi. 'Allah, Allah! ' Diye, başını dertlice sağlayan eşinin haline içi burkulan Sevgi Hanım, konuyu dağıtmak için, torununun doğum gününe ne alacakları sorusunu, gündeme getirerek kaçış yolunu buldu. Amacına ulaşmıştı. Aralarında hediye seçme tadında konuşmalar geçmeğe başlayınca, Azmi Bey, anahtar meselesinden çoktan uzaklaşmıştı.\t\t\nSevgi Hanım, akşam işinden dönerken torununa, doğum günü hediyesini özenle seçip süslü bir paket halinde hazırlattıktan sonra, eve heyecanla girdi. Eşiyle akşam yemeğinden hemen sonra\tkızlarına gideceklerdi. Yemeklerini bitirdikten sonra Sevgi Hanım, kendisi sofrayı toparlarken, bu arada eşinin hazırlanmasını rica etmişti. Mutfak işlerini kısa sürede bitirerek geç kalmamak için yatak odasına, kendisine çeki düzen vermek ve saçlarını fırçalamak üzere geçen Sevgi Hanım, eşinin, uzun müddettir banyoda kaldığını gördü.  Kendisi bir çırpıda hazırlanıp, tarandıktan sonra onun hâlâ banyodan çıkmamasına şaşırıp:\t 'Bir şeye ihtiyacın var mı hayatım? ' Diye, nazikçe ona, dışardan seslendi. Kapı önünde durup azıcık bekledi. İçerden hiç ses alamayınca, meraklanarak tekrar yüksek sesle sordu. Kapının arkasında çıt yoktu. 'Azmi, Azmi! Bir şey mi oldu, hayatım sana? ' \nDiye bağırmaya başlayan Sevgi Hanım, kapıyı kaygıyla yumruklayarak gürültü kopardı. Kapının kilidi yavaşça açıldığında eşinin hiç alışık olmadığı dalgın bakışlarıyla göz göze geldi. Eşi biraz sararmıştı ve suskundu. Sevim Hanım, ne olduğuna hiç bir anlam veremedi. \t'Canım, iyi misin sen? ' Diye, endişeli bir sesle eşine soruyordu. Azmi Bey, donuk ve hissiz bir vaziyette, banyodan çıkarak yatak odasına doğru ilerledi. 'Tatlım, eğer iyiysen hemen çıkmamız lazım. Çok geç kaldık.'Diyen eşine, tam bir teslimiyet içinde tabii olarak evden çıkan Azmi Bey, Sevgi Hanım’ı epeyce korkutmuştu. Arabayı ona kullandırtmayı sakıncalı gören Sevgi Hanım, direksiyona kendi geçerek kızının evine doğru arabayı sürdü. Yol boyunca Azmi Bey’in dalgın hali dağılmamış, tek bir kelime bile etmemişti. Göz ucuyla eşini sık sık kontrol eden Sevgi Hanım, “yarın ilk işimiz doktorumuza gitmek olacak! ” diye aklından geçiriyordu.\t\t\t\t\t\t\nMutlu doğum günü gecesinde Azmi Bey’in,  hiç alışılmadık durgun hali, evlatları ve damatlarını endişelendirmişti. Azmi Beyin, kendisiyle ilgilenildiğinde, sorulan sorulara tek sözcükler halinde cevaplar vermesi; başka bir dünyada yaşar gibi görünmesi; dışarıya vurmamalarına    rağmen   kızını ve damadını etkilemiş ve çok üzmüştü. Bir ara, annesiyle mutfakta dertleşme fırsatı bulan Serpil, babasının, neden böyle davrandığını annesine kaygı içinde sordu:\t'Onu daha önce, hiç böyle görmemiştim. Babamın nesi var anne? ' Diye, esefle sözlerine devam etti. Annesi: \t'Son günlerde biraz tuhaf davranışları benim de dikkatimi çekiyor.\tOnu artık evde yalnız bırakmaktan bile ürkmeye başladım.' Diye, kızına dertlendi. \t\t\t\t\nSevgi Hanım ertesi gün, işlerini çabucak toparlayarak erkenden eve döndü ve eşinin hazırlanmasına yardım ederek onu, doktoruna götürdü. Yapılan yeni testler ve tetkiklerin sonuçları, maalesef hiç iç açıcı değildi. Azmi Bey’in rahatsızlığı hızlı bir ilerleme evresini göstermekteydi.  Evde bazı radikal tedbirlerin alınmasını ciddiyetle öneren doktorları, Sevgi Hanım’ın eline, acilen yapılması gerekenlerin uzun bir listesini tutuşturuyordu.\t\t\t\nHer geçen gün, Sevgi Hanım’ın seven kalbi, kuşkanadı gibi acıyla titriyor, eşine hayran duyguları,  içindeki isyanı kamçılıyordu. O zekâ fışkıran nadide deha beyin, giderek taşıdığı asil ruhtan kopuyor ve yavaş yavaş acımasızca, bilgi ve deneyim yüklü içini boşaltıyordu. Sevgi Hanım, günlerce gecelerce kendisiyle savaşmaya başlamıştı. “İsyan etmek bana yakışmaz! Başıma gelen bu olayla, aşkım ve vicdanım uğruna güçlenip savaşmalıyım! ” diye, aklına ve ruhuna, hükmetmek istiyordu. Geceleri, doğru dürüst uyuyamıyor, uykusuzluk ve yorgunluk, zamanla onu, günlük işlerinde zorlamaya, hırpalamaya ve bitap düşürmeye başlıyordu. En kötüsü de aklının, hep evde kalmasıydı. Uzun uzun düşünüp, tartıp biçtikten ve kendiyle savaş verdikten sonra Sevgi Hanım, ilk tedbir olarak işlerinin yoğunluğunu azaltmaya karar verdi ve eve erken gelmeye başladı. Eşine: 'Ben hemen döneceğim, sakın bir yere bensiz çıkma tatlım, e mi? Eve gelince sana çok ihtiyacım oluyor.' Diye, sıkı sıkı tembih ediyor ve eşini, yarım saatte bir telefonla arayarak kontrol ediyordu. Eşi, artık geceleri daha az uyumaya başlamıştı. Buna karşılık, gündüzleri hiç uzanıp yatmazken, uzunca bir süre dinlenmeye ihtiyaç duyuyordu. \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t***\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\nBir gece henüz yatmışlardı ki, Sevgi Hanım, eşinin elini tutmuş, yorgunluktan tam kendinden geçecek haldeyken, Azmi Bey’in yataktan fırlamasıyla, o da arkasından sıçrayıvermişti. Eşinin:\t'Ne oldu Azmiciğim? Bir yerin mi ağrıyor? Neden bu kadar sıkıntılısın? ' Demesine kalmadan Azmi Bey, uzun gövdesi üzerinde yükselerek gardırobun üst kat gözlerinden birinden, orta boy bir bavulu kaparak güçlü kollarıyla gürültülü bir çekişle aceleyle yere indirdi ve telaşla içine gelişigüzel giyeceklerinden tıkıştırmaya başladı. Karısı donup kalmış, nasıl tepki vereceğini şaşırmıştı. Beynine hücum eden kanın zonklatan basıncıyla sinirleri gerilen Sevgi Hanım: 'Söyle bana, ben de sana yardım edeyim hayatım. Niçin gecenin bu saatinde bavulunu hazırlıyorsun? ' Diye, sorduğunda, Azmi Bey: 'Çok geç kaldım! \tKızım beni bekliyor saatlerdir! ' Diye, panik içinde yakınıyordu. Sevgi Hanım eşine dönerek:  'Tatlım, çok istersen yarın sabah gideriz. Şimdi gece, \tzaten onlar uyuyordur.\nDiyerek ve sesine hâkim olabilmek için kendisiyle mücadele ederek, uyku mahmuru, onu yatıştırmaya çalışıyordu. Azmi Bey, o güne kadar hiç olmadığı kadar hırçın bir hamleyle, bavulunu kaba hareketlerle kapatıp, kapıya doğru yönlendiği sırada Sevgi Hanım, “gecenin bu saatinde dışarı çıkar da kaybolursa, ben ne yaparım? ” diye, panik içinde onu kolundan tutarak durdurmak zorunda kaldı.  Eşi onu, ağır cüssesiyle hiç beklenmedik bir şekilde geriye doğru itince Sevgi Hanım, düşmemek için sendeledi ve omzunu, aralık duran kapıya sertçe çarptı. Gayriihtiyarî inledi ve sinirleri gerilerek hem vuruğun acısıyla hem de olayın şokuyla kendini tutamadı ve zemberek gibi boşalarak ağlamaya başladı. Eşinin, sessizce süzülen yaşlarını gören Azmi Bey, birden onun mahzun halinden etkilenerek bavulunu elinden, gümbürtüyle boşluğa bıraktı. Telaşının nedenini çoktan unutmuştu. Eşinin gözlerinden akan yaşlara anlam veremeyerek birden hüzünlendi ve şefkatli dokunuşlarla inen yaşların ıslağını sildi; sonra da onu, belinden sevgi ve şefkatle kavradığı gibi yatağa doğru götürdü. İkisi birden henüz soğumamış yatağa uzandılar. Kasılarak hiç kıpırdamadan Azmi Bey’in uyumasını bekleyen Sevgi Hanım, eşinin kolundan yavaşça sıyrılarak kapıya doğru koştu ve emniyetle iki kez döndürerek kapının kilitlendiğinden emin oldu. Hızlıca evi dolaşarak banyo kapısı dâhil, kapıların üzerlerindeki anahtarları tek tek alarak hatırlayacağı emin bir yere sakladı. Sevgili eşinin yanına uzanarak bütün gece, için için ağlamaya devam etti. \t\t\t\t\t\tBu üzücü olaydan sonra Sevgi Hanım, işini tamamen bırakıp evde kocasına bakmaya karar vermişti. Güçlü olmak, beyin kimyası bozulan eşine boş bulunarak haşin veya sinirli davranmamak için, kendisiyle mücadele halindeydi. Âşık olduğu sevdiği ve kişiliğine, kariyerine hayran olduğu çok değerli birinin bu hale düşmesi, ne tarif edilmez bir acıydı! Sevgi Hanım, her geçen gün daha çok yıprandığını yaşayarak, zaaf gösterip eşine yanlış bir tepki vereceğinden korkmaya başlamıştı. Beklenmedik bir şekilde girdabına çekilmiş olarak bulduğu yeni hayatında, kendini eğitmek için çırpınıp duruyordu. Acı da olsa artık onun hasta olduğunu kabul etmenin zamanı, çoktan gelip çatmıştı.\t\t\nErtesi sabah Sevgi Hanım, Azmi Bey’in banyodan bir türlü çıkamayışını merak edip kollamış, epeyce bekledikten sonra, üstünden anahtarı alınan kapıyı eşi kilitleyemediğinden, onu usulca aralayarak, Azmi Bey’in ne yaptığını, uzaktan kontrol edebilmişti. Kapı aralığından, kendini hiç göstermeden gizlice bakan Sevgi Hanım, kocasının ayna karşısına geçip kendine, uzun uzun, hiçbir şey yapmadan öylece bön bön baktığını içi kavrularak izledi. Eşi, kıpırdamadan kaskatı kesilmişçesine duruyor, kendini, yabancı birine bakar gibi aynada seyrediyordu. Sevgi Hanım’ın içi paramparçaydı. Kendisini toparlayarak eşinin yanına yavaşça sokuldu. Hiçbir şey söylemeden onun, ellerini yıkamasına yardım etti. Şefkatle kuruladı ve sevgiyle koluna girerek Azmi Bey’i, kahvaltı sofrasına doğru götürdü.Tabaklarındaki servisi bitirdikten sonra Sevgi Hanım, havanın güzelliğini kaçırmamak için eşiyle yürüyüşe çıkmak istedi. Azmi Bey’in, son zamanlarda en çok istediği şey, kendisini evin dışına atmak, gezmek, dolaşmak, değişik bir yerlere gitmekti. Dışarıda onu Sevgi Hanım, cesaret ve dikkatle çocuk gibi idare etmek durumundaydı belki ama eşi, açık mekâna çıktığında ne denirse onu yapıyor, hiç itiraz etmeden Sevgi Hanım’a uyum sağlıyordu.\t\t\nO sabah her yer, günlük güneşlikti. Güneşin ışıklı oyunları, kışa girerken kurşun dökmeye hazırlanan gökyüzünde, son gösterilerinden birini daha sergiliyordu. Güneşten fışkıran altınsı huzmelerle şekillenen kıvrım kıvrım bulutların, görkemli görünüşlerinin uyandırdığı taşkın duygular, hüzünlü esintilerle içe doluyor; serin ürpertilerle, yeni umutların heveslerini ayaklandırıyordu. Kalamış sahilinde, sıcacık elleri, eşine kenetli Sevgi Hanım, sevdiğinin kolunda, yaşamdaki her anın değerini bilerek ve eşinin yataklara düşmediğine şükrederek; bu doyumsuz manzaranın kuşatılmışlığında, doğanın güzelliğinin büyüsünü, sindire sindire içine doldurarak yavaş yavaş yürüyordu. Sevgi Hanım, sevgili eşinin rahatsızlığının gereği, elinde olmayarak ve bilmeyerek parlayan ani feveranlarıyla sıkça yaşanan olumsuzluklara, böyle huzurlu müstesna anlarda kazandığı güçle karşı koyabiliyor ve sevdiğine destek olabilmenin cesaretini toparlamayı başarıyordu.\t Epeyce yürüdükten sonra yorulduklarında, bir soluk dinlenmek üzere rasgele bir banka iliştiler. Etraftaki güvercinler, onların oturuşunu bekler gibi, topak gövdelerini sallayarak yanlarına kadar sokuldular. Sihir yüklü bir andı! Kuşların, göz dolduran güzellikleri ve badi badi, hoş hallerinin yarattığı etki, ikisinin de içindeki yaralara taze merhem olup sıvazlanıyordu. Her şey doğada gizliydi! Azmi Bey, tabiatla baş başa olduğunda eskisi gibi yumuşak, yatışmış ve dengesini kazanmış haline geri dönüyordu. Onun, yıllarca kalem tutmuş iri, uzun ve değerli parmakları, güvercinlere doğru uzanacak gibi oldu. Sevgi Hanım, eşinin güvercinlere akan sevgi dolu mahzun bakışlarını yakalayıp çok duygulandı. Bakışları,  o gözlerin içinde yine eridi, gitti… \t\nGüneş, tepeden onları, sağlık salan ışıklarla ısıtıp kucaklıyordu. Azmi Bey’in Sevgi Hanım’a aşkı, onun yüreğinin katman katman derinliklerine işlemiş, itilmiş ve çok değerli bir hazine içinde yer bulup saklanmış olmalıydı ki doğanın, sakinleştirici ve iyileştirici gücüyle Sevgi Hanım, saklı gizli bu duyguların, sevgi nakışlı nadide örtülerini, tek tek kaldırabiliyor ve onları, gelecekten tir tir titreyerek korkan bedenini sararken buluyordu. Bırakıverdi başını sevdiğinin geniş omzuna. Azmi Bey, sevinçten ürperdi. Beraber olmanın tadını ve mutluluğunu, doyasıya yaşadılar. O an, yüreğinde yankılanan feryadı defalarca haykırarak tekrarlamak istedi Sevgi Hanım:\n—Tanrım! \t\t\t\t\t\n—Ne olur bana güç ve sabır ver! \t\t\n—Önümde beni bekleyen daha zor günler varken en güzel şekilde bakabileyim sevdiğime! \t—Kusur etmeyerek! \t\t\t\t\n—Sinirlenmeyerek! \t\t\t\t\n—Onun istemeden yaptıklarına, kol kanat gerebileyim, dinmeyen olgunluğumla, derin sevgi ve şefkatimle! \t\t\t\t\t\t\n—Hiçbir zaman yılmadan ve hoşgörümle! \t\n—Tanrım!\n—Ne olur beni, bana, mahcup etme! \t\t\n—Mahcup etme…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelecek Gelin cinaslı",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nTellal da çıkarsanız, şairler haydi gelin\nVakit geçti gün battı, nerdeyse çıkacak ay\nOğlumuz evlenecek, eve gelecek gelin\nGeçecek bir, bir günler, geride kalan bir ay\n\n16.01.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelecek Mart",
        "poet": "Uğuralp Dilek",
        "poem": "\n\nAntalyada üç mevsim soğuk sular\ndurur dolaplarda\nve İnce esvaplar \ngiyilir ılık havalarda\nsıcak yazlarda\n\nkışın hayat durur\ndünya susar\nve antalyalılar\nhasretleriyle yalnız kalırlar\n\nbitmez gelir\nbuçuk ayın hasretidir\nşubat \nbekleyin\ngelecek mart\ngelecek mart...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelecek Misin",
        "poet": "Ramazan Özütürk",
        "poem": "\n\nUğruna her gece şiir yazdığım\nBir gün feryadıma gelecek misin\nDüşünü kurup da resmin çizdiğim\nBir gün aşık olup sevecek misin\n\nYüreğim dayanmaz verdiğin gama\nSökülen sevdalar tutmuyor yama\nHayalinle ismin yazdığım cama\nBir gün cemalinle vuracak mısın\n\nBana adamıştın o güzel teni\nMaziyi andımda yaktı bedeni\nGözlerim yollarda beklerim seni\nBir gün çiçeklerle gelecek misin\n\nArtık mutlu gülmüyor ki dolunay\nKararmış yüreğim, sanma ki saray\nSensiz geçen ömrü yaşamaktan say\nBir gün benliğinle gelecek misin\n\nSeneler ağlıyor, göz yaşını sil\nSömürüyor ömrü özlem ile yıl\nSenin ile gömdüm anıları, bil\nBir gün mezarına gelecek misin\n\nÖzütürk der; sitem etsem de cana\nAşkın gözü körmüş koşturur sana\nSen gelmezsen, ben gelirim yanına\nAl seninim desem gülecek misin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelecek O Temmuz",
        "poet": "Mehmet Maden",
        "poem": "\n\nYalnızlık vuruldu bir yaz akşamında\nTutma kendini mutluluğa ıslansın gözlerin\nAyrılık yok, vuslata yemin mevsimidir\nBırak tutayım ellerini, çoğalsın güzelliğin! \n\nEn iyi bilicidir zaman bütün bekleyişlerde\nGelecek o temmuz, biz istemesek de.\n\nGörünmez silâhlarımı kuşanıp bir sabah\ngirebilirim artık yeni bir savaşa\nÖlebilirim yeniden ve en önde\nBir gül açarsa vurulduğum yerde! \n\nEn iyi bilicidir zaman bütün bekleyişlerde\nGelecek o temmuz, biz istemesek de.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelecek miydi ki",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ngelecek miydi ki çiçeğe durdu\nakasyalar morca salkımı açtı\nkanları duruca harı kudurdu\ngökyüzüne korca alkımı saçtı\n\nözlemin birlikte uçarsın çiçek\notlar arasında kaçarsın böcek\nkokular içinde saçarsın göcek\nfundalıkta erken yılgımı kaçtı\n\nyaban gülü yanı kara karınca\narılardan tozlar çevre sarınca\nsevdalık yerinde sora varınca\nkayalar üstünde çalgamı uçtu\n\nbulutlar içinde güneşi söndü\ndeli yeli durdu zamanı dündü\nkıyıya varmadı geriye döndü\ndev gibi iriydin dalgamı geçti\n\nçıkıp gelecekse fazla bekletme\nsıkıp silecekse yürek tekletme\nozan efem ekse ucun ekletme\noncasın içinden ülkemi seçti\n\n240412denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelecek Olan",
        "poet": "Gül Aycan",
        "poem": "\n\nAkşamları dönüşleri hatırlatır kimi zaman.\nBir yol vardır, gidildikçe uzar; \nDöner, dolaşır, başladığı yere varır.\nSen, sen istiyorsun diye gidemezsin.\nBekle, vakti geldiğinde, gidiş gelir, seni alır.\n\nMart 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelecek nesillere güzel bir yurt bırakmalıyız",
        "poet": "Halil Aydın",
        "poem": "\n\nGELECEK NESİLLERE\nGÜZEL BİR YURT BIRAKMALIYIZ\nAyrımcılık olursa bir ülkede\nToplumsal acı gerçekler \nSerilir gözlerimizin önüne\nHiç de üstüne vazife olmasa da\nKendisine vazife çıkarır\nAklı evveller\n\nAdalet yoksa bir ülke de\nAdamına göre değişiyorsa adalet\nSadece kanunların mahkemesi yok\nBirde insanların vicdanlarında \nHalkın mahkemesi vardır\nAyrımcılık kahreder vicdanları\n\nAdalete sığınmalı insanlar\nAdalet karşısında \nEşit olmalı yurttaşlar\nAdaletin amacı korkuyu\nOrtadan kaldırmaktır\n\nAdalet bir gurubun elinde\nSiyasi iktidarın emrinde\nHizmetine girerse\nKorku bir virüs olur\nTopluma yayılır iyice\n\nKorkarlarsa insanlar adaletten\nKullaştırılmak istenirse insanlar\nZorlamayla insanlar kul köle olmazlar\nO zaman insanlar; \nKendileri gibi düşünmeyenlerin\nAcılarından mutluluk duyarlar\nBazı aklı evveller, kötülükleri\nKendilerine hak olarak görürler \n\nAyni şeyleri fikirleri elbet düşünemeyiz\nFarklılığımız düşüncel zenginliğimizdir\nİyilikte buluşmalı insanlar\nOrtaklaşa gülmeliyiz\nOrtaklaşa ağlamalıyız\nOrtak değerlerimizi,\nOrtak liderlerimizde buluşmalıyız\nSenlik, benlik yok, bu ülkeyi\nGelecek nesillere yaşanabilir\nGüzel bir yurt olarak bırakmalıyız\nHALİL AYDIN (Sizden biri)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelecek Satıyoruz!",
        "poet": "Ali Koç Elegeçmez",
        "poem": "\n\nSatıyorum\nsaaat...\n...........................tım! \n\nGelecek alıyoruz\n.............gelecek satıyoruz! \n\nKafası çok çalışanları\nbir de\n............çok ders çalışanları\n\nhemen hemen,\nistedikleri fakültelere\n..............................satıyoruz.! \n\nBiz bu işi parayla yapıyoruz\n\nGeriye kalan\nbir milyon yüzbin kişiyi\n\numutlarıyla \numutsuzluklarıyla\nve\nana-babalarıyla\nbaşbaşa bırakıyoruz..\n\nElimizden gelen bu kadar\n\nçalışmıyor keratalar! ! \n\n(Babalar gününüz kutlu olsun,babalık görevini yapan babalar!)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelecek Senin Gözlerinde",
        "poet": "Ahmet Nural Öztürk",
        "poem": "\n\nNe özlem duyarım geçmişime\nNe de senin geçmişine\nGelecektir benim düşüm\nDüşünce senin gözlerine\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelecek Sizin Çocuklar",
        "poet": "Ayşe Yakut",
        "poem": "\n\nGiyinin barış giysilerinizi\nKuşatın taze beyinlerinizi \nBilimle bilgiyle\n\nGüzelleştirin yarınları\nAydınlatın dünyayı\nİnsanca ve sevgiyle\nYaşama amacıyla\n\nBayram olsun her gönülde yürekte\nBüyük önderin armağanı olan\nBu bayram\n\nKutlu olsun siz çocuklara\nSevinçle coşkuyla\nBarış ve kardeşlikle...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelecek yüreğim beklemekte",
        "poet": "Arin Roni",
        "poem": "\n\nkaç zamandır bekledim gelirsin diye\ngünler aynı mevsimler aynı kederim başka\nazar azar tükeniyorum vakitsiz\nödüyorum biliyorum günahlarımın bedelini\n\ngençliğim zavallı gençliğim şimdi acıdım sana\nböylemi olmalıydı sonumuz yoksulluk özlem ve pişmanlık\nanlamıyorum nerde yanlış yaptık\ngünahlar cezbedicidir günaha açılan kapılar büyük ve geniştir\n\nkıymetini bilmediğim günler \nağlamak istiyorum ne fayda giden gelmiyor\nkucaklamak istiyorum yaşamı delice sarılmak\nuykular haram olsun bu gün yıkığım biliyormusun hayat\n\nkorkuyorum sevgilimin teni avutmuyor \nsancılıyım kederliyim\nhangi yağmurlar yıkar bedenimi\nrabbim bağışla dönüş sanadır biliyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelecek Umut Diye",
        "poet": "Kamber Bal",
        "poem": "\n\nkapımı penceremi açık uyurum\ngelecek umut diye, gelecek umut\nsofram serili beklerim, şimdi gelir\ngelecek umut diye, gelecek umut\n\nyaylalardan topladım mis kokar kekik \nkurtlarla dostluk kurdum, ölmesin keklik\ngüneş etrafında dokudum yüz bin mekik\ngelecek umut diye, gelecek umut \n\nkurlardan aldım kuzuyu verdim koyuna\nyetmiş yıl yattım da gelmedim oyuna\naçtım kollarmı sarılır  boylu boyuma\ngelecek umut diye, gelecek umut\n\nderyalar boğamadı, dere dar geçit mi olur\nyılan kaptı akrebi,  çifte dili hançer mi olur\nbeklerim yıllar yılı gelmez ise gençlik nicolur\nMutlaka beklerim gelecek umut gelecek umut\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelecek Yıl İlkbahar Yokmuş",
        "poet": "Küçük İskender",
        "poem": "\n\nYüzünü bir kedi tırmalayacak ona deli deme sakın\nSonra trenin önüne bir oğlan atlayacak\nZayıf, uzun bacaklı, çetrefil, kendine kahraman\nRaylarda kırmızı şarap şişeleri patlamışçasına\nBu gece yağmur yağacak ona dur deme sakın\nSu yaramazdır, toprağın yorgunluğundan ne anlayacak\n\nİçini sürüklediğin bu korkunç mermi yuvasında\nEn büyük dansa kalkmaya hazır ağır dallarınla\nNinnilerle değil, vedalarla uyut kendini\nDışarıdaki cemre sana düşmez uyma hayata\nBu gece herkesin hafızası silinecek itinayla\nBuna kader deme sakın\n\nZaten üç beş kişiyiz gürültümüz tuhaflığımızdan\nSevişsek içkiler bitiyor sandık\nAğlaşsak hüzünler harfiyen sıradan\nHangimiz hainiz hangimiz hırpalandık\nHangimiz kuvvetli yalnızlıklarıyla böyle olağan\nSonra trenin önüne bir oğlan atlayacak\nZayıf, uzun bacaklı, çetrefil, kendine kahraman\nBu gece kökler yeryüzüne yürüyecek neden deme sakın\nAcı arsızdır, bedenin direncinden ne anlayacak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geleceklere Sevgi",
        "poet": "Ali Cengiz Turan",
        "poem": "\n\nDünya doğum sancısı çekiyor,\nDünya sancılar içinde.\nDünya ağlıyor gözleri yaşlı,\nDoğurdukları paramparça,\nGeleceklere sevgi sevgi,\nGeleceklere sevgi,\nBütün doğacaklara sevgi.\nCanlılar sevgi arıyor,\nCanlılar sevgi bekliyor.\nYalvarıyor sevenler,\nSevgi sevgi diye diye,\nYalvarıyor Yalvarıyor\nSevgi sevgi diye diye.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelecekmi",
        "poet": "Hıdır Altaş ",
        "poem": "\n\nİzin almıştı Murat\nYola çıkmıştı sılaya doğru\nYolda kimlik kontrolü var\nİki adım ötede eşkiya çevirdi\nDediler Murat in aşağı\nBoynunu büktü çaresiz\nYıldız atıldı biz ne yaptık\nKimseyi ayırmadık hiç\nGömleğimizi bilem verdik\nHarçlığınızı verdik çocuklarınıza\nAsker olmakmı bizim suçumuz\nAldılar götürdüler Murat'ı\nBekledi Yıldız umutsuzca\nSilah sesleri geldi biraz sonra\nBağırdı Yıldız şehit oldu\nMurat'ım vatan uğruna\nDöndü devran geçti zaman\nYakalandı eşkiya başıbir gün\nKapatıldı canavar camekana\nKuruldu mahkeme imralıda\nSordu canavara analar babalar\nNeden kıydın çocuklamıza neden\nYıldız hemşire fırladı yerinden\nKıydın Murat'ıma sen zalimce\nÖzür diledi eşkiyabaşı herkesten\nBağırdı Yıldız yırtınırcasına\nOnbinlerce askere insafsızca kıydın\nMurat'ımı aldın bizlerin yanından\nSöyle ey hain söyle özür dilemekle\nŞehit askerlerim geri gelecekmi\nAkan oluk oluk kan damara girecekmi\n                                 aşıkturhani/antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelecekmisin",
        "poet": "Safiye Özgöç",
        "poem": "\n\ney ruhumun, bedenimin sahibi aşk\ney olmayınca aldığım nefesleri bile lanetlediğim,yokluğun\ney gecelerimin korku dolu sensizliği\nhadi söyle   gelecekmisin?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Gelecekmisin yar? **",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nHavalar ısınınca \nGelirim demiştin\nAğaçlar çiçek açtı\nEtrafa koku saçtı\n\nGelecekmisin yar? \n\nYükseklerde kar var\nYamaçlarda bahar\nHava bozdu bu gün\nBelkide yağar\n\nGelecekmisin yar? \n\nErzurumda yazlar \nHep böyle başlar\nO güzel mevsimleri\nBir günde yaşar\n\nGelecekmisin yar? \n\nTütiyenin kokusu\nÇevreyi büyülüyor\nYüreğimde hasret\nÇığ gibi büyüyor\n\nŞu garip gönlüm\nYollarını gözlüyor\nAyrılık çok zor şey\nBunu çeken biliyor\n\nGelecekmisin yar? \n\n                     Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geleceksen Şartım Var",
        "poet": "İbrahim Taner Okumuş",
        "poem": "\n\nAkşam demlenmeye baslayınca gel..\nBir yıldız kayınca yalnızlıklara\nBinlerce dilek tut içinden\nHepsinde bir parça öfke\nBir parça isyan \nBir parça yas olsun\nÖlüm koksun vapur çığlıkları\nRıhtımda bir ceset unutulsun\nKurtarmak için beni\nÖfke komalarından\nVakit epeyce geç olsun\nÖyle gel\n\nDenizle dudak dudağa bulursun beni\nRezil bir oturakla koyun koyuna \nHarcanmışlığın, terkedilmişliğin\nGöğsünden vurulanlara mahsus bir makamda \nbestelenmiş türküsünü söylerken\nBir çift isyan ordusu görürsen sakın şaşırma\nSen de aynı türküyü belle \nÖyle gel...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geleceksin",
        "poet": "Veli Çetinkaya",
        "poem": "\n\nDizgin vurdun sularıma\nMayın döktün yollarıma\nGelmez oldun kollarıma\nGeleceksin biliyorum.\n\nVeli çetinkaya\nAntalya 1999\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geleceksen Gel",
        "poet": "Şükran Çamoğlu",
        "poem": "\n\nSöyleniyor bak şarkılar \nBizi bize anlatıyor \nYarım kalmasın sevdalar \nSenden nefret etmeden gel \n\nBak bu son yalvarışım \nYollarımız ayrılıyor \nTakvimi son koparışım \nSenden nefret etmeden gel \n\nSevmişim bir kere işte \nSilinip de atılmıyor \nMaziye deyiver keşke \nSenden nefret etmeden gel \n\nDüşlüyorum zaman zaman \nSeviyorum özlüyorum \nSigaramda duman duman \nSenden nefret etmeden gel \n\nBakarmısın gözlerime \nSana yalan söylemiyor \nKapanırsın dizlerime \nSenden nefret etmeden gel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geleceksin",
        "poet": "Rodin Baran",
        "poem": "\n\n\"geleceksin\nsigara beni terkedecek\ngelceksin\ntrafik ışıkları selama duracak\nkesk sor zer aynı anda yanacak\ngeleceksin\nkurdistanda tüm kadınlar xeftan giyecek\ngeleceksin\nannem hariç tüm kadınlar ölecek\ngeleceksin\nsırf sen sarıl diye\nağustosta tir tir titreyeceğim\ngeleceksin\ndiyarbakir sıcağında kardelenler açacak.\"\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geleceksin Bir Gün..",
        "poet": "Mustafa İmre",
        "poem": "\n\nGeleceksin bir gün,elbet biliyorum\nBir umut deyip de beklediğim ondan\nArtık geç olsa da ben bekliyorum\nGecemi gündüze eklediğim ondan\n\nGeleceksin bir gün çıkıp hayalimden\nKalbimi titretip bana geleceksin\nBakıp da gözlerime tutup elimden\nÖmrünü ömrüme düğümleyeceksin\n\nGeleceksin bir gün neden gelmeyesin\nBak güller açıyor senin yollarında\nSen bendesin bir ömür hep kalbimdesin\nSanadır bu hasret sevda kollarında\n\nGeleceksin bir gün beyazlar içinde\nHayatim seninle bir hayat olacak\nMazide kalacak bu hasret bu çile\nÖlüm bile bizi ayıramayacak...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelemedim",
        "poet": "Veysel Kızlarkayası",
        "poem": "\n\nYaz ne olur kalem tutarsa elin\nBeni gurbet elde sensiz bırakma\nSözün yoksa yazın olurdu dilin\nBeni gurbet elde sensiz bırakma\n\nUlaklarda gelmez oldukarından \nGelemedim boranından karından\nBu ayrılık çekilirmi kahırdan\nBeni gurbet elde sensiz bırakma\n\nGarip başım dağlar kadar dumanlı\nÜç ay oldu mektubunu alalı\nZaten benim bahtım baştan karalı\nBeni gurbet elde sensiz bırakma\n\nVeyselim çekerim çileyi sensiz\nDuyarsın ölürüm senden habersiz\nOt biter kabrimin üstünde sensiz\nBeni gurbet elde sensiz bırakma\n\n02.02.08. VEYSEL KIZLARKAYASI\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geleceksin Umudu Beni Yaşatan, Tek Müjde",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\nacı bir hatıra kaldın, yokluğun yanımda\nizin sürüyorum sevgili, gölgenin peşinde \nkapalı kısmetim açık, hep senden yana\nsuyun yolunu bulduğu gibi akarak öylece\nbazen sarp, bazen de dik, coşkun yollarda.\n\neğik başım umutla dik, sevgiyle açık alnım\nyürüyorum peşinden geç mi kaldım, söyle? \nruhumun tepesinde gezinen kara bulutlar\nkaybetti sen gideli içimdeki parlak ışıgını\ngeleceksin de aydınlığın doğacak yeniden.\n\nkör talihin ters rüzgarı seni benden savuran\niçimde aşkının ateşi hergün yakıp kavuran\nzindan oldu gün, ah şu bahtsız kara gece\nsıkıldıkça sıkılıyor görünmez ellerce kalbim\nakıyor aşkın renginde kan-ter, acı her yanım.\n\nuzağım mutlu güne ağlamaklı dertli halim\nşevkim oldu ızdıraplar, gittinden bu yana\nkaldım aşkın yolu başında, görünmez sonu\ndüşünemez oldum telaştan bu meşkatli konu\n'geleceğin' umudu beni yaşatan, bir tek müjde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelemem",
        "poet": "Mehmet Ali Emektar",
        "poem": "\n\nAbla anlatayım ehvalim sana,\nKış bağladı yollarımı gelemem.\nAllah’ı seversen darılma bana,\nKış bağladı yollarımı gelemem.\n\nDiken’mi oldum dostlarımın gözüne? \nNazar eyle bir insanın özüne,\nSen inanma şu ellerin sözüne,\nKış bağladı yollarımı gelemem.\n\nHalay çekip eli ele vurmayı,\nEşle dostla hal hatırlar sormayı,\nÇok istedim aranızda olmayı,\nKış bağladı yollarımı gelemem.\n\nAyrılıp dağıldık topluluk noldu? \nGürbüz’le şengül’üm arzusun buldu,\nŞu yüce dağlardan aşılmaz oldu,\nKış bağladı yollarımı gelemem.\n\nEfkar bastı göz yaşlarım silerim,\nKusur bende sizden özür dilerim,\nÖmür boyu mutluluklar dilerim,\nKış bağladı yollarımı gelemem.\n\nEMEKTAR petekde balda acısın,\nBeytullah’ı tevaf eden hacısın,\nİnan abla sen başımın tacısın,\nKış bağladı yollarımı gelemem.\n\n14.11.1985\nİlyashacı Köyü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelemem",
        "poet": "Nuray Açar",
        "poem": "\n\nSerseri bir kuşum mayın tarlasında gezen \nYollar dar yollar karanlık \nGece çökmüş hayat gibi omuzlarıma \nGelemem yollar dar yollar karanlık \nBeni anıyorsun ateş bastı sol yanımı \nBurnum sızladı gözlerim yine daldı \nBelki o ıspanaklı böreğinden yaptın \nKokusu düştü aklıma dilim dilim avuçlarıma \nBiliyorsun gelemem çağırma boşuna \nYollar dar yollar karanlık \nBiri beni sordu geçende \nNerede o delikanlı \nBiliyorlar gelemem \nBiliyorlar yollar dar \nBiliyorlar yollar karanlık \nBiliyorlar serseri bir kuş oldum \nMayın tarlasında yok oldum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelemem..",
        "poet": "Metin Öztürk ",
        "poem": "\n\nBen veda etmeyi senden öğrendim.\nSeni götüren vapurlara el sallamayı, \ngarlarda, gelirsini taşıyan rötarlı trenleri beklemeyi,\nÖzlem yağmurlarında ıslanmayı.\nEylül yaprakları gibi \ndokunulmadan kopmayı, senden öğrendim.\nSürgün mevsimlerde, olmayan adresler elimdeseni arardım.\nHüzün bulutları kaplardı yüreğimi.\nHer yağmur mevsimi özlemlerim çiçek açardı\nve sen olmazdın yağmurda.\nBen veda etmeyi senden öğrendim.\nayrılığın cam kırığı gibi batarken yüreğime\nşimdi çağırma beni\nGELEMEM.\n\nBahar'dan alıntı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelemedim Annem",
        "poet": "Fatma Bacanak",
        "poem": "\n\nBu bayram gelemedim Annem\nHayatımın en zor bayramıydı\nGünler ilk defa bu kadar yavaştı.\nAlışmıştım kalabalık bayramlara\nKapının zilinin durmadan çalmasına\nKoşturarak hizmet etmeye\nDoyasıya yaşamayı bayramları\nBu bayram çok uzaktım hepsinden.\nAit olduğum yerde ama gurbet elde.\nÇok zormuş gurbet acısı\nBayram attı bunun eğ ağır tokadını\nYaş dolan gözlerimi hep kaçırdım\nKan ağlayan yüreğimi teselli ettim\nMutluydum hayat arkadaşımla\nAma siz yoktunuz yanımda\nBu bayram gelemedim annem.\n\n\t\t\t19.08.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelemem Ana",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nBağladılar benim elim kolumu\nÇaresiz bıraktılar bu kulunu\nHava'dan karadan kestiler yolu\nÇağırmayın beni gelemem Ana\nGelemem Ana\n\nEl zanneder yüzüm'de güller açar\nCiğer göz göz olmuş yaralar kanar\nMerhem kabul etmez oldu yaralar\nÇağırmayın beni gelemem Ana \nGelemem Ana\n\nKimse bilmez sinemde'ki yarayı\nViran oldu gitti gönül sarayı\nBir başıma bulamadım çareyi\nÇağırmayın beni gelemem Ana\nGelemem Ana\n\nBozulmaz'ki bu yazıyı bozalım\nMevlam yazmış ona kurban olayım\nSabredip'de sınavı kazanalım\nÇağırmayın beni gelemem Ana\nGelemem Ana\n\n                                   Erzurum /Zernişan Aydoğan 31.01.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelemem ki Dost",
        "poet": "Adnan Şahin",
        "poem": "\n\nSen  çok merak ediyorsun\nHep haberimi soruyorsun\nCıkta bir gün  gel diyorsun\nAma, şimdi gelemem ki dost\n\nO kadar çok işim var ki\nSaysam Alacaya sığmazki\nMantsızda hiç durulmaz ki\nDeme, şimdi gelememki dost\n\nVallaha özledim senle sohbeti\nSağlığa iyidir dost muhabbeti\nHele mangalda pişmiş kuzu eti\nYapma, şimdi gelememki dost\n\nCıksak gitsek piknik yerine\nOtursak orda şöyle bir serine\nSohbetle insek tarihteki derine\nCağırma,şimdi gelememki dost\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelemem Anne",
        "poet": "Murat Danlı",
        "poem": "\n\nMasum bakışlarla aradın beni \nGurbet bırakmıyor gelemem anne \nRüyamda görüyorm seni her gece\nBırakmıyor gurbet gelemem anne \n\nÇıktım gurbet ele küçük yaşımda \nZehir oldu ekmeğim de aşım da \nSaçlarım döküldü görsen başımda \nSebebi nedendir bilemem anne \n\nÇekilmiyor gurbet zor artık bana \nFırsatı bulursam gelirim ana \nDayanmıyor artık canım canına \nSizlerden ayrıldım gülmemem anne \n\nGurbet alıştırdı büktü belimi \nUsandım hayattan çektim elimi \nKonuşurum anlamazlar dilimi \nGözlerim ağlıyor silemem anne \n\nUzundur yolları çetin dağları \nVirana benziyor bahçe bağları \nBurada geçirdim gençlik çağları \nSebebe mutluluk dilemem anne \n\nMurat danlı gurbet elde ağlıyor \nSıla için yüreğini dağlıyor \nÇaresizlik kollarımı bağlıyor \nUsandım burada kalamam anne \nOzan Muradi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelemezdim ki",
        "poet": "Mehmet Yaş",
        "poem": "\n\nYüreğim kan ağlarken işin garibi,\nGülmemi istediler, gülemezdim ki.\nBir taşın kıymetini mümkünmüş gibi,\nBilmemi istediler, bilemezdim ki.\n\nTemmuz cehenneminde bir cumartesi,\nSınanırken sabrımın en son kertesi,\nElveda dediğin o günün ertesi,\nGelmemi istediler gelemezdim ki.\n\nHadi bağışlıyayım desem ilkini,\nSon sözün ilkinin de daha çirkini..\nYüreğime kazınan nefreti kini,\nSilmemi istediler, silemezdim ki.\n\nNasıl bahsedeyim ki hangi birinden,\nVurduğun her sille sarstı derinden..\nŞu kalbimi hem de en hassas yerinden,\nBölmemi istediler, bölemezdim ki.\n\nSeni tanıdığım gün, birinci defa; \nSana inandığım gün, ikinci defa; \nBen ölmüşüm, ölmüşüm kaçıncı defa; \nÖlmemi istediler, ölemezdim ki.\n\n                             02.07.1977 Cumartesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelemesinki",
        "poet": "Yakup Aydoğan",
        "poem": "\n\nKalbinde bir acı feryat\nGözleri senin için ağlar\nGelmeni bekler bu garib \nGelmiyecegini bile bile\n\nGelemesinki o garibe\nGelmek istesen bile\nİzin vermez kara toprak \nSenin o garibe gitmene\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelemiyom dostlar gurbet vatanım",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\n05.12.1981 cumaretesi\nGURBET VATANIM\n\nBize gül dediler gülmek olmadı\nGelemiyom dostlar gurbet vatanım\nGel diyorlar amma günüm dolmadı\nGelemiyom dostlar gurbet vatanım\n\nAh çektim hasretlik çıkmaz serimden\nYandım kavruluyom dost efkarımdan\nBilsem ayrılmazdım yavrularımdan\nGelemiyom dostlar gurbet vatanım\n\nGelmek istesemde beni bağlıyor\nNazlı yarim yola bakıp ağlıyor\nHasretlik ayrılık bağrım dağlıyor\nGelemiyom dostlar gurbet vatanım\n\nHüseyin 'im geçmez oldu bir ayı\nDar eyledi felek koca dünyayı\nHiç kimseden göremedim faydayı\nGelemiyom dostlar gurbet vatanım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelen-Giden Var",
        "poet": "Ceyhun Çoban",
        "poem": "\n\nBir mevsim, bir tiyatro\nUçuşan boynuzlar\nZil takmış uykusuzlar\nCinler tabutta\nİnsan kainatın ucunda\nIrva-zırva bir torba\nAdaleti bir yonca\nKarışık buruşuk\nİçinde mantar var\nGöze batan çıbanlar\nTütsü yatağında\nKüçük cadı\nPencere dar\nTünel gözükmekte\nKaranlık kuyu\nZift, katran,solucanlar\nYeryüzü erimekte\nMezarda dirilmekte\nEtler sıcak\nBoyundan kucak\nDökülen yapraklar\nİnsanlar durakta\nGöçü beklemekte\nSaatler durdu\nKöpekler vuruldu\nBorular içinde\nSeyahat var\nİşte tane tane\nKalpten süzülmekte\nBekleyin gelecekte\nEtler dirilmekte\nKazınan mideler\nZillerle gömülmekte\nÇizgilerle yazılmış\nAltına adım kazınmış\nGidenler de azıtmış\nBeni beklemekte\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelen Dalga Bir",
        "poet": "Hüseyin Atlansoy",
        "poem": "\n\nYa! \nİntihar ilacı şairi geri döndü.\nİçeride yapamamış. Öyle çok kişi var ki içeride\n                                                    yapamayan.\nÖyle ise yeni baştan\nve şöyle başlayalım.\n- bir yanımız kaç duvar yurt odalarına karışmış, \nsuya ölümüne hasret bornazların kapladığı, yazlık\nsinemalarda sessizliğe çıt-çıt iliklenen ayçekirdek-\nlerinin alışkanlığında, kedi çöplüklerine aldırmayan, \nkendini yeni erenlere ısmarlamış, \n                                    çocuk-seni çocuk\n- seni 'bile' çok seviyorum\n\n/O çocuğa spor ayakkabıları bir başlangıçtır\nÜstüne savrulan büyü suları gelen dalga bir/sonuç.\n\nVe tekrar geriye dönelim\n- bir yanımız yere düşen yağmur damlacıkları\n                                              arasında delilikte\ninat edebilirse bilgeliğe erişecek\n- bir yanımız dumanlarını denize vuran\n                                       yangınlarda, ve o deniz\n\ncanlıdır lütfen çöp atmayınız.\n- bir yanımız yitip yitip büyüyen güneş, büyü\n                                                  sahibi gece\n- bizim kaç yanımız var? \n\nVe tekrar hoşbulduk insanlar. hoşbulduk tahammül\nhoş gidişler ola deseniz de siz sayın ölüm; \n                                                            hoşbulduk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelen 2",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nCan sıkıntısı\nDurum ünlem! \nRahatsız eden,\nÜzüntü veren.\nHer ikisi de\nSıkıntı ve mutluluk\nZahmetli olan.\nMerak eden\nSözü geçen,\nİnceleme yapan.\nŞunu bırakma,\nKabartmalar yer alır.\nBeceriksizliği yamamak\nKime kalır? \nYaratanın yaratıcısı\nKontrol altına alan\nDenetleyen, kabaca yapılmışlığı\nOrtaya çıkararak ayıklayan.\nTamir eden\nKırlardan toplayan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelen Gün",
        "poet": "İhsan Hasan Kaya",
        "poem": "\n\nGüneş doğar karanlık kaçar,\n Gelen gün bize kapısını açar,\n Hayırla uyanmak ister güne,\n Gülen yüzler güzellik saçar…\n\nKaranlık ardında aydınlık olur,\n Esen yelde bile bir ılıklık olur,\n Giren her günde berraklık olur,\n Kul böyle günde ferahlık bulur…\n\nDoğru çalışarak ter döker güne,\nDünden daha çaba göster güne,\nAkşamları karanlık çöker güne,\nHayırla uyanmak ister her güne...\n\n\n Eğitimci-Şair-Yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelen Güne Merhaba",
        "poet": "Murat Tali",
        "poem": "\n\nyağmur yağacak ıslanacak dünyam, \nbereket  toplayacak yüreğim, \nsaçlarımdan süzülen damlalarla \nyaşama merhaba diyecek dudaklarım, \nmerhaba güzellik diyecek gözlerim, \nmerhaba sevgi, \nmerhaba \nvar olmanın güzelliği\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelen Bizim Günümüz (Biz bize kaynaşalım!)",
        "poet": "Ozan ŞİAR Ağdaşan",
        "poem": "\n\nGelen bizim günümüz\nCoşalım bir dostlarım\nAydınlıktır önümüz\nKoşalım bir dostlarım! ...\n\nNakarat: \nBiz bize kaynaşalım\nDiz dize oynaşalım\nYar yanağından gayri\nKolektif paylaşalım! ...\n\nGelin kurak ekibi\nKaynasın volkan dibi\nCoşkun Deniz’ler gibi\nTaşalım bir dostlarım\nNakarat:...\n   Zulümün kara yeli\n   Durduramaz bu seli\n   Şiar can tüm engeli\n   Aşalım bir dostlarım! …\nNakarat:...\n\nSöz: Ozan Şiar  Ağdaşan  Müzik: Anonim, Yorum-beste: Ozan Şiar,  Aşık Şah Turna Ağdaşan\nVokaller: Şafak Şirin Ağdaşan Umut Müzik\n‚İnsanlık’ albümü,  Diyar Müzik‚ İnadıan Sevdamız’ Kitap Şafak yayın\nAlmanca çeviri: Şirin Şafak Ağdaşan, Doç. Ursula Reinhard berlin Üniversite\nİngilizce çeviri: Prof. Stephen Blum City Ünüversitesi of New York\nŞİAR’IMIZ Sanat Kültür Edebiyat Toplumsal Forum\nwww.siarcan.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelen Gider,Giden Dönmez",
        "poet": "Mesh Dpu",
        "poem": "\n\nŞimdi gitti sebepler hayatımdan\nNedenler,niyeler yok artık\nSadece korku var dünden kalan\nSadece korku var yarına kalan\n\nZamanmı ömrü çalan\nKaç yıl kaldı yada kaç ay,dakika\nYaşlanmakmı acı olan\nYoksa ölüp ayrılmakmı hayattan\nYokluksa ölüm,evet acıdır ozaman\nHayat bulmaksa eğer,neden korkar insan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelen nisan",
        "poet": "Sabiha Ayaz",
        "poem": "\n\nGelen Nisan; \n Gelen bahar dallarında iğreti çiçekler,\n Ve rüzgar buselik makamında eser.\n\nGelen Nisan; \n Kuru gül dallarında kış tortusu,\n Körpe tomurcuklarda bahar kokusu..\n\nGelen Nisan; \n\n Herkese yapışmış sevi bakışları; \n Benim içimde ruhumu taşlayan ebabil kuşları...\n\n24/03/12\n ist.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelen İlkbahardı",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nçiçekler açıyor bahar kapıda\nçiğdemi zambağı tüterken\nömür gün gün doluyor\ngülüm solmasın\ndağlar göverdi\nkırlangıçlar yazıda\nleylekler sığırcıklar gelir\nşenlenir baharla doğa koktukça\ngerçek doğa sevgisiyle insanlar\nelinden geleni yapmalı\ngüven verebilmeli\nönce kendine\nboyun eğmeden\nbaşkasına değmeden\nderdi tasayı hep yığmadan\n\n1503105denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelene",
        "poet": "Tolga Ayyıldız",
        "poem": "\n\nHerşey sustuğunda\nduyuyorum kirpiklerinin birleştiğini an be an.\nHiç konuşmayalım,\nSoluk alışın anlatıyor niyetini çırılçıplak ki; \nUtanma, şehvet aşkın yaramaz çocuğudur,\nemzirilmeyi bekler hınzır.\n\nŞimdi bedenlerimiz sarsılıyor\nkirpiklerinin kamaşık sesinde.\nGüvercinler sökün ediyor yatağımıza.\nSonrası doğurgan bir endişe,\nsonrası titrek bir bekleyiş,\nsonrası,\nson.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelene / Gidene Nasihat",
        "poet": "Hüseyin Kotan",
        "poem": "\n\nGüvenme gençliğe, sevinme vara\nYalan dünya, sonu boştur arkadaş\nGezdirir ardınca, salınır amma\nAkibet öldürür, puştur arkadaş\n\nYaparsın hileyi, sanırsın hüner\nKişinin ettiği, kişiye döner\nAkibet yakalar, boynuna biner\nİnsan doğrusuyla, hoştur arkadaş\n\nGüneş batar, yıldız doğar parıldar\nDere çağlar, sular akar çağıldar\nGün gelir hüznünden oturur ağlar\nNefsine hoş gelen, leş’tir arkadaş\n\nİsterse engine kanadın açar\nGâhı alçak, gâhı yüksekten uçar\nTutmaya güç yetmez, kalırsın naçar\nDarı’ya tav olan kuş’tur arkadaş\n\nEhli tevâzuyu sen sanma deli\nBin yaşasa insan, akibet belli\nSeherlerde eser Ravza’nın yeli\nZikreyle Mevla’ı çoş sen arkadaş\n\nÜveysi kâdiri yandın da yandın\nİhtiyarlık sana gelmez mi sandın\nBu sevdâ yolunda çok oyalandın\nGayretle, sebatla koştur arkadaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelenim yok soranım yok halimi",
        "poet": "Celal Işıldak",
        "poem": "\n\nHasta oldum halim soran olmuyor\nYavrularım hiç yanıma gelmiyor\nDerdim fazlalaştı hiç iyi olmuyor\nGelenim yok soranım yok halimi\n\n\tYavruları kucağımda gezdirdim\n\tAğladıkça meme verdim emzirdim\n\tŞimdi hasta oldum yatakta kaldım\n\tGelenim yok soranım yok halimi\n\nYavru seni çok çileli büyüttüm\nNinni çaldım kollarımda uyuttum\nYavruları hep başımdan dağıttım\nGelenim yok soranım yok halimi\n\n\tBekir söylemeynen derdin bitmiyor\n\tYavrum derdin içerimden gitmiyor\n\tSöylüyorum sözlerimi tutmuyor\n\tGelenim yok soranım yok halimi\nBekir IŞILDAK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geleydin",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ngeleydin\nuzamayacaktı yalnızlığım\nuyanmaktan korkmayacaktım\nayrılık zor olmazdı belki\n\ngeleydin\numudum daha çoğalırdı\ngür tarlalara sürerdim atımı\nayrılık kor olmazdı belki\n\ngeleydin\nacı katran olmazdı gün\nacıya alışırdım\nayrılık çor olmazdı belki\n\ngeleydin\nkaranlık gülüşünde dağılırdı\ngün yumağına sarılırdı\nayrılık hor olmazdı belki\n\ngeleydin \nsarılacaktım sana hemen\nyalnızlığımı unutacaktım\nayrılık tor olmazdı belki\n\ngeleydin\nacılara duyarsız kalmazdım\nbu denli umarsız olmazdım\nayrılık gor olmazdı belki\n\ngeleydin\nozan efe hüzünlü şiir yazmazdı\ndağlara taşlara haykırmazdı\nayrılık mor olmazdı belki\n\n21:54 29.07.2009denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelgit",
        "poet": "Altay Taşkın",
        "poem": "\n\nsaatler fırtınayı gösteriyor\nkalbimde üşümüş pınarlar\npusulada yağış var\ngülün dikenleri ayaklarımda\nbeynim savruk uçurtma\nyerlerde titriyorum\nacı ustaları tatil bulutlarında\nçatmış keyif\ngelgitin komutunu bekliyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelenler ve Gidenler",
        "poet": "Atilla Güler",
        "poem": "\n\nSevmem, hem de hiç sevmem. Hani her kavuşmada yüreğiniz ağzınızda büyük bir coşkuyla koştuğunuz veya bohçasına attığı anılardan bir tutam da sizin eteğinize bırakıp yola çıkanlara hüzünle karışık bir veda öpücüğü kondurduğunuz garlar, istasyonlar, havaalanları vardır ya; işte ben hiç sevmem oraları. İçim ezilir. Giden de olsam, geleni de karşılasam, içim sıkılır tuhaf bir şekilde. Hüzün kokar sanki oralar hep. Yalnızlık kokar. Bir başınalığın başlangıcıdır sanki.\n\nNihayetinde yollara vurulan bir yolcuyu karşılamaya veya ona hoşça kal demeye gidilen bir istasyona düşmedi yolunuz bu kez. Sallanan bir mendilin ucundan damlayan gözyaşının berraklığında kayıp giden umutları göremeyeceksiniz bu satırlarda. Bir durakta bekleyeceksiniz belki ve sonra binip siz de gideceksiniz. Bir başına bırakacaksınız durağı. Hani yol alırken yorgunluktan durup bir soluk alıp biraz dinlendikten sonra tekrar yola çıkılan, çayların şirketten olduğu eski, köhne, biraz pis, biraz temiz, uyuşuk ama bir o kadar da sıcak bir durak gibi. O, son yolcunun hep aceleyle otobüse bindiği ve sonra da yapayalnız bırakılan ıssız duraklardan biri gibi. Ya da çok daha basiti de olabilir bu durakların. Belediye otobüsü, dolmuş, taksi beklediğiniz herhangi bir durak. Binersiniz aracınıza ve gidersiniz. Önemli midir durağın durumu? Ne gam! \n\nHer kavuşma seansında içeri girilen sımsıcak bir sığınak bazen ve bazen de bir tekmede savrulup yıkılan bir kömür sobası gibi dağılan buz gibi bir kale. Tüm sırlarınızı içine bıraktığınız, göz yaşlarınızı sel ettiğiniz, kavgalarınızı, barışlarınızı, sevinçlerinizi avaz avaz yaşadığınız bir barınak.\n\nÖyle çok ki bu durağa sessizce gelen ve sonra da gümbürtülü bir şekilde çekip giden. Bir durak olarak asla gidemeyen ve Sezen’in de dediği gibi gidenleri asla göndermeyen tek odalı küçük bir durak. Yükü öyle ağır ki bazen duyabiliyorsunuz serzenişlerini, yılların izlerini görebiliyorsunuz. Kimi zaman da duvarlarından süzülen nem birikintilerine çizilmiş yüzler gelip geçiyor damlalar arasından. İçinde dinlenen her yolcunun, ardında bıraktığı sözler oturdukları tahta masaların üzerlerine işlenmiş, kazınmış iyice oyula oyula. Hiçbir şeye dokunulmamış, olduğu gibi bırakılmış her şey.\n\nÖyle yangınlar geçmiş ki üzerinden, hâlâ atamamış yanık izlerini üzerinden. Hiç kimse  de yeniden boyamaya kalkmamış o yanıkların üzerini. Siyah bir leke gibi kalmışlar duvarlarında. Kokusu bile duyuluyor ahşap yanığın hâlâ. Tavanından gökyüzüne açılan cam pencerede yıldızların ışıltılarını ve güneşin turuncu oklarının oynaşmalarını izlerken bir şarkı yerleşiyor dilinize. Ama şarkı nedir, nasıl söylenir hiç bilmeden, çünkü mırıldandığınız daha önce hiç duymadığınız bir melodi. Bazen keskin bir karanfil kokusu yayılıp yakıyor genzinizi, gözlerinizi, yüreğinizi. Sonra? \n\nSonra siz de gidiyorsunuz. Ve durak bir kez daha boşalıyor. Bomboş. Kendi kendine sürdürüyor şarkısını. Ta ki artık dayanacak gücü kalmayıp dizleri üzerinde yığılana kadar. Kimsesiz; hiç kimsesiz.\n\nNe çok gelen ve giden oluyor içimdeki duraktan bilmezsiniz….bilemezsiniz! Günden güne çöküyor; göremezsiniz. Biner gidersiniz. Ve yeni bir yolcu gelir durağa, biraz ürkek, biraz şaşkın bakınır etrafına, tanımaya çalışır iyice,  dinlenir, tahta masaya adını kazır ve o da  gider bir gün. Bilmeden aslında sonsuza kadar orada kaldığını.\n\n16-18.04.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelgeç sevdalar",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\ngünübirlik\ngelgeç sevdalardı\nne fark ederdi ki\nyaşanmış \nya da eksik kalmış\n\nEylül 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelibolu",
        "poet": "Atilla Sarıbaş",
        "poem": "\n\nGELİBOLU....(aynı adlı romanımdan alıntıdır) \n\nYakın TÜRK tarihinin en büyük savaşlarından birinin yaşandığı,TÜRK milletinin varoluş mücadelesinin yapıldığı,250.000 aziz şehitin kanları ile suladığı bu tarihi yarımada insan hayatının dönüm noktası gibidir,TÜRK insanın hayatında GELİBOLU ve ÇANAKKALE ziyareti öncesi ve sonrası olarakta adlandırabileceğimiz dönem vardır,orada yaşanan kahramanlıkları,aç,susuz silahsız da olsa,vatan ve bağımsızlık uğruna şahadet mertebesine ulaşmak için bir an bile tereddüt etmemelerinin hikayesini görüp,yaşadıkça,oraların o mistik havasını kokladıkça hayata çok daha farklı açılardan bakmasını öğreniyorsunuz….başta GAZİ MUSTAFA KEMAL ve kahraman silah arkadaşlarını bir kez daha rahmetle anıyor,aziz ruhları önünde saygıyla eğiliyorum……\n\nHayatım romanın ilk sayfaları da işte bu kahramanların topraklarında yazılmaya başlandı….....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geleneklerimizde Zulüm Yok",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nRab’bi düşünce İslâm içinde tevhit de var,\nMerhamet buna dâhil ortada tüm kurallar…\n\nHakikat yolumuzda bağnazlık sevilmiyor,\nZorbalık dışlatılır batıl reddediliyor…\n\nKötülük düşünmeyiz niyetlerimiz temiz,\nDin, ahlak ve edeple biz, misafirperveriz…\n\nZulüm dersen olmuyor bağdaştırılamıyor,\nGelenek ya da örfler bazen Hakk’a uymuyor…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelgitler",
        "poet": "Bekir Yüzer",
        "poem": "\n\nAkdenizin ihtişamı ve kumların sessiz direnişi\nBirbirlerine tutkun hırçın aşıklar gibi\nOynaşıyorlar yine birbirleriyle\nRüzgarsa şarkılarıyla eşlik ediyor bu sevdaya\n\nNe bilsin kumcağız denizin her gelişinin\nKendisini yavaş yavaş bitirdiğini\nSevdalıya; bedeni erimiş,küçülmüş\nYok olmuş\nSevdalıya; tek düşündüğü mavi bir buse\n\nNe bilsin garibim\nDenizin zoraki geliş gidişlerini\nRüzgarın,ayın acımasıda değildi\nBu yalancı bu kahpe gelişler\nDoğa kanunu dedikleri kalleşçe birşeydi bu\nNe bilsin saf\nSevdalıya; aşkından geldiğini zannederdi garibim....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelibolu'da İken",
        "poet": "Kazım Karagöz",
        "poem": "\n\nSeddülbahir'e doğru çekiyor seni bir el,\nSabah akşam esiyor şehit kokulu bir yel! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelenek",
        "poet": "Mehmet Yücel",
        "poem": "\n\nbir gelenektir olasılık\nihtimallerin biri gider biri gelir\ngeleneklenir uc uca\niçinden çıkılmaz olur\nsen kopamaya kalk sıkıysa\nbaşına olmadık şey düşer\naltından kalkamazsın genellikle\n\nbiri daha gitti derler\niyiydi derler gizli gizli\naçıkça söyleyen\nkorkar senin durumuna düşmekten\ngelenek yüzünden\ndoğrular ve mertlik fısıldanır oldu\n\nbir zaman kulaktan kulağa gizli gizli söylenirsin\nhükümsüz olunca düşüncelerin\nya kahraman ya efsanesin\nheykelin dikilir\nyaşama hakkın elinden alındığı halde\n\ngelenek bu canlar alır\nocaklar yıkar\nhızını alamaz \ndevletler yıkar\nesir düşmek sömürülmek caziptir\ngenekten vazgeçmekten\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelibolu Gelibolu",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nmartı otelinde kahvaltı\nuyanık iye zeytin fidanı\nçukur açılmış tören anı\nalkışlar faslı kapattı\n\nbindik otobüse\neceabata doğru\nrehber halim uslu\ngenizden konuşuyordu\n\ntarih öğretmenliğinden \nemekli \nayaklı belgesel\ntarih kitabı\n\nyüz binler vatan sağ olsun\ndiyerek anzak koyunda\nyukarı tepelerde binlerce\nardı ardına düşmüş asker\n\nher yerde şehit kanı\ndökülmüş vatan sathında\nmehmedim aç kalmış\naçık kalmış vatanı savunmuş\n\n270409gelibolu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin 1",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nSana kal demem daha, git açık olsun yolun.\nGönlün nerde hoş ise, eğlen orada bulun,\nNe ara ne sor beni, unut hatta mümkünse,\nAllah mesut eylesin, gittiğin yerde gelin.\n\n23  Mayıs 1989-Salı / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelibolu",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nAhi yan-ı Rum meşhur olan adında senin.\nEsnafa ticari ahlak nasıl olur onu sen öğrettin.\nOsman Gazinin dualarla sen kuşattın\nOsmanlı denilen ulu çınarının temelini birlikte attın\nHer köşende birçok ulu kahraman yatıyor Gelibolu\n\nAhilik teşkilatını mükemmel kurdun\nTicari ahlakı nizama soktun\nBir çınar gibi kok salıp durdun\nYedi iklimi ruma şan verip durdun\nSüleyman Paşanın adım atığı yer Gelibolu\nHer köşende birçok ulu kahraman yatıyor Gelibolu\n\nBacı yan-ı denilen Türkmen kadını\nRum diyarına İslam ahlakıyla yaydı adını\nEvinde ana, savaş meydanlarında cengâver idi\nGüzel ahlakıyla kadınlar arasında baş tacı idi.\nKadınlarında kahramandır senin Gelibolu\nHer köşende birçok ulu kahraman yatıyor Gelibolu\n\nAbdalan –ı Rum denilen horasan ereni\nAğzından eksik olamazdı Allah kelamı\nKalender Baba başka bir irşat ereni\nŞerbetçi Baba denilen Akıncı eri\nTahta kılıçlarla mucahitler savaş ederdi\nHer köşende birçok ulu kahraman yatıyor Gelibolu\n\nAbdurrahman Gazi, Akbaş denilen Alp yiğitlerinden\nKara Oğlan, Kara Mürsel gibi koç yiğitlerinden\nYahsılu, Kara Beg, Şeyh Mahmut gibi âlimlerinden\nGal Mihmit, Kara Tekin gibi serden geçtilerinden\nAlp erenleri bağrında olan sen Gelibolu\nHer köşende birçok ulu kahraman yatıyor Gelibolu\n\nGazi Süleyman paşa sallarla geçip vatanda yaptı\nSenin topraklarına Türk İslam mührünü bastı\nHüseyin Kelamı paşa sende hakka da vardı\nKum Baba kerametiyle kumlardan ada yaptı \nKeramet ehlinin sen otağısın Gelibolu \nHer köşende birçok ulu kahraman yatıyor Gelibolu\n\nRum eli fütuhatının ileri gelenlerinden\nBola yırı dilere destan kahramanlığı ile alanlarından\nEce abat ta adını veren Ece Beyim sende yatanlarından.\nPiri Baba askere şevk ve heyecan katanlarından.\nSavaşırken sende şehitlik mertebesine erenlerinden\nHer köşende birçok ulu kahraman yatıyor Gelibolu\n\nHüseyin Bece Geliboluluyu irşat edenlerinden\nSalı pazarını ebedi istirahat seçenlerinden\nKalender Baba gönül kapısını açanlarından\nBin bir kerameti sende olanlarından\nAllah’ın huzuruna gönül rahatlığı ile gidenlerinden\nHer köşende birçok ulu kahraman yatıyor Gelibolu’m\n\nBayraklı Baba şanına yakışır şekilde binlerce bayrakla dolu.\nGelibolu savaşında bayrak düşmana geçmesin diye yemiştir onu\nMezarımda bayrak eksik olmasın diyen tarihte tek vasiyet onun\nHer bayrak asanın dileği olur dillere destandır keramet onun\nTürbesi bayraklarla dolu evliya sende yatar Gelibolu\nHer köşende birçok ulu kahraman yatıyor Gelibolu’m\n\nEmir Ali babadır fetihte bulunan kaptanıderya\nFetihlerinden biride adıyla alınan İmranlı ada\nGemiler geçerken dudak çalarak selamlar onu\nDenizlerin bir zaman hâkimi dillere destandır unu\nYüksek bir tepeden gözetler Geliboluluyu\nHer köşende birçok ulu kahraman yatıyor Gelibolu’m\n\nRumeli fatihi Süleyman paşanın odur sancaktarı\nSancaktar Babadır ünlü cengâver yiğidin adı\nÇimpa kalesi, Bol ayır kalesi alınınca düşman aman diledi\nGelibolu’nun her tarafına bayrağı dikti rüzgâra saldı\nHer köşende birçok ulu kahraman yatıyor Gelibolu’m\n\nHamza köye nazar eder yüksek bir tepeden\nHatıra kalmıştır Kaptanıderya sarıca paşadan\nOndan hatıra kalmıştır birçok hamam bedesten\nNiğbolu savaşında Yıldırım Beyazıtla yazmıştı destan\nHer köşende birçok ulu kahraman yatıyor Gelibolu’m\n\nYeşil Etekli İmamdır asker arasında meşhur onun lakabı\nKendisi Horasan ereni Ethem Bin Abdullah piri Hz. Adı\nFetih sırasında şehit düşenleri defnederdi bu Allah dostu\nHeybeti ve büyük cesaretiyle düşmanın yüreğine korku salardı\nHer köşende birçok ulu kahraman yatıyor Gelibolu’m\n\nİbn-i Şimşit Hz.leri denilen Allah’ın o güzel dostu\nRum diyarında İslami manevi köprüler kurdu\nYeşil Etekli İmamla aynı bahçede ebedi istirahat gahi oldu\nİnşallah cennette iki cengâver komşu olarak birbirini buldu\nHer köşende birçok ulu kahraman yatıyor Gelibolu’m\n\nGelibolu da medfum’dur Hamza paşada\nHz..Hamza ile Mahşerde Allah komşu etsin yan yana\nNamı değer ismi Damat Sinan Paşa o da Gelibolu da\nSultan Beyazıt’ı veli mührü vermiştir Sinan Paşaya\nHer köşende birçok ulu kahraman yatıyor Gelibolu’m\n\nHorasan ereniyim gezemedim tüm evliyaları\nAllah nasip ederse dua ile ziyaret ederim onları\nİnşallah Mevla onları şefaatiyle bağışlar bizleri\nAnadolu’yu İslamlaştırdı bu horasan erenleri \nHer köşende birçok ulu kahraman yatıyor Gelibolu’m\n\nHalil Çolak 19.5.2005 Gelibolu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nGELİN\n\n27.10.2014\n\nBeyaz gelin ak gelin\nUsul boy topak gelin\nBen seni çok seviyom\nYollarım ırak gelin\n\nBeyaz gelin benimsin\nSen benim tek canımsın\nGel seninle yatalım\nSen benim cananımsın\n\nBeyaz gelin baş gelin\nBiraz dur yavaş gelin\nSarıp sarmalayayım\nHem rüya hem düş gelin\n\nBeyaz gedlin bal gelin\nBu ne durum hal gelin\nGitme bizim evde kal\nHergün bize gel gelin\n\nBeyaz gelin bedeni\nHüseyin sever seni\nDünya bir yana dönse\nSen gönlümün sultanı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "****Gelin",
        "poet": "Nurten Altınok",
        "poem": "\n\n- kızıma-\n\n \nbeşikte başladık\numutları yeşertmeye\ntam çiçek açacakken\nkırağı vurdu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin",
        "poet": "Ali Nihat Özer",
        "poem": "\n\nBeyaz beyaz gülleri duvağının üstüne,\nSarı sarı saçlarının, bağlamışlar teline.\nKara kara benleri dudağının üstüne,\nKirpikleri ıslanmış, ağlatmışlar geline.\n\nRastıkları, sürmeleri çekmişler gözüne,\nAğlama gelin ağlama, süzülmesin sürmeler.\nBeyaz beyaz düğmeleri dikmişler göğsüne,\nHoyrat hoyrat eller ile, çözülmesin düğmeler.\n\nKara kara sevdaları çekmeden gidiyor,\nKınalı ellerinde, beyaz beyaz gülleri.\nNemli nemli gözlerinin, bakışları diyor.\nGöstersin bize Mevlâm, mutlu mutlu günleri.\n\nİster istemez bırakılmış, ana-baba ocağı\nŞimdi artık, yâr bildiği bir “elin”in yanında.\nGün gelecek çoluk-çocuk dolacak kucağı,\nÖmür boyu yaşanacak, o gelinin yanında.\n\nYaşanmasın sebebsiz kavgalar, ayrılıklar\nCehennem gibi olmasın hayat, cennete dönsün.\nÖmür boyu çekilmez bencillik, dargınlıklar\nOcağına incir dikenin, kendi ocağı sönsün...\n\n..............http://alinihatozer.blogcu.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelibolu Yolculuğu Ve Anısı",
        "poet": "Alper Kürük",
        "poem": "\n\nVapurla beraber deniz üstünde \nKayıyor ümitlerim bir yolculuğun\nVerdiği yorgunluk zevkiyle.\nSallarken bir yandan deniz dalgası\nİnsanı çileden çıkarıverdi\n'Santurî Ethem'in 'Şehnaz Longa'sı...\nSeyahat hayâlim son buldu artık\nBoğaz'a kapanmış Gelibolu'da.\n\nÜmitlerim gerçekleşsin diye ben de\nÇektim en uzun direğe tepede\nKıpkırmızı bir bayrak\n'Bayraklı Dede'ye.\nKaptanıyken hayâl gemimin\nTutuldum fırtınaya\nDoldurdum gazyağını bir şişeye\nSaldım kurtulmak niyetiyle\nŞişeyi 'Kaptan Dede'ye.\n\nNamık Kemâl'in memleketinden geçtim...\nGördüm Gelibolu'daydı konulduğu zindan,\nÖptüm duvarlarından\nÖptüm toprağını,\nBurcu burcu tüttü burnumda özgürlük\nVe Kemâl'le karışık güzelim Vatan...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin",
        "poet": "Sebiha Erçelik",
        "poem": "\n\nBir kandil günüydü gelmiştik \nEn büyük kararı vermiştik \nBir evlilik temelini atmıştık\nSeni aldığıma pişman değilim\n\nYaşın küçüktü aklın büyük\nSana gelin demekle olmaz\nAkrabalar baksın kalsın\nSeni aldığına pişman değilim \n\nYüzü güleç kendi güler \nKimse hakkında düşünmez art niyet\nKaynanaya bakar of demez\nSeni aldığıma pişman değilim \n\nYıllar geçti değişmedi\nKocasına saygıda kusur etmedi\nÇokta güzel evlat yetiştirdi\nSeni aldığıma pişman değilim \n\nSülalenin gözdesisin \nSende evlat ekmeği yersin \nKötülük içine hiç girmesin \nSeni aldığıma pişman değilim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin",
        "poet": "Nevin Bahtışen",
        "poem": "\n\nAllar giymiş allanıyor\nDudakları kiraz ballanıyor\nTanrı bir göz vermiş\nGökler kıskanıyor\n\nElinde eleği\nUn eliyor\nGözlerinde yaşı\nDurmadan siliyor\n\nHenüz taze gelin\nElinde kınası\nGözleri sürmeli\nBir bakışı can alıyor\n\nİnce dişli gelin\nGüzel sözlü gelin\nYüzü dersen ay parçası\nTaze gelin süzülüyor\n\nAkşam olur\nGüneş batar\nGözleri gök mavisi\nİçinde güneş parlıyor\n\nGökyüzünde bir sessizlik\nHepsi durmuş ona bakar\nKıskanmışlardı besbelli\nGüneş bile soluk kalıyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nGelin canlar cem olalım\nŞirkin belini kıralım\nMuhammedin (S.A.V.) yolunda\nAliyi (K.V)  rehber kılalım\n\nCem olalım cuma günü\nCuma mü'minin düğünü\nİnandık iman eyledik\nMutlu kılsın mahşer günü\n\nHasan Hüseyin canlarım\nFedadır onlara canım\nRızasını kazanalım\nOl Resulu Kibriyanın\n\nAmcası oğluydu Ali(K.V) \nSevdiği kuluydu Veli\nHasan ile Hüseyindi\nElbette Resulun gülü\n\nFatıma elbet anamız\nEhl-i Beyte hep duamız\nOnların yaşantıları\nBizim tek dayanağımız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin",
        "poet": "Ali Topcuoğlu",
        "poem": "\n\nBu akşam bir garip\nGökyüzündeki yıldızlar\nArasında ay\nHepsinde ayrı bir mana\nSaatlerce esti rüzgar ılık ılık\nÜmitlendi,\n            sevindi yüreğim bir anlık\nYanılmışım.\nMeğer ayrılıklar böyle olurmuş\nİşte beklenen an\nDüğün başlıyor\nDavullar,sazlar...\nBizim şarkımızı çalıyor\nHerkes mutlu\nBen umutsuz\nGözlerimde mazi yanıyor\nGelin geliyor beyazlar içinde\nBir demet çiçek elinde\nİmzalar nikah defterinde\nDamat öpüyor\nAlkışlar her ikisinede\nBir zamanlar bana sevgilim diyen\nŞimdi başkasında\nBaşkasının kollarında\nİnanmadım\nİnanasım gelmedi\nGözlerimi kapattım\nBu sahneyi yaşamamak için\nÇıldırasım geldi\nÇıldıramadım.\nAğlayasım geldi\nGurur dedim ağlayamadım\nDayan gönlüm dayan\nGözyaşları sıra sizede gelecek\nŞimdi meraklı bakışlar üzerimde\nTüm gücümle direndim\nAğlamamak için \nMutluluklar dilemek istedim\nOlmadı.\nGücüm yetmedi\nDayanırmı yürekler buna hiç? \nİçimden bir ses\n''Son defa bak''\nDiye haykırdı sanki derinden\nSoğuk bakışları yüreğimde\nGizemli ve ifadesiz\nBelki mutluluklar diledi\nBelkide pişmanlığını anlattı\nBir suçlu gibi yüzü kızardı\nNihayet dönülmez yolu anladı\nArtık çok geç\nTakılar takıldı\nİmzalar atıldı\nİşte böyle\nBir aşkın bitiş öyküsü\nAcılar yüreğimde \nIstırapları yüklendim\nGidiyorum.\nMevsimlerden hazan\nYorgun savaşcıda bazen\nGurur demeden\nAğlasın varsın\nGöz yaşları yanaklarında dans ederken.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin Baladı",
        "poet": "Edgar Allan Poe",
        "poem": "\n\nYüzük parmağımda, \n     Ve alnımda gelin çelengi; \nMuhteşem mücevherler ve satenşer\nHepsi emrinde, \n     Ve ben mutluyum şimdi.\n\nVe Lordum ki beni çok sever; \n     Ama andını ilk kez içtiğinde, \nHissetim göğsümün kabardığını-\nÇünkü bir ölüm çanı gibi öttü sözler\nVe ses onunkiymiş gibi geldi.\n     Savaşta düşmüştü o kuytu ağaçlıkta\n     Ve mutludur şimdi.\n\nAma konuşup bana güvence verdi, \n     Ve solgun alnımı öptü, \nDerken bir hayal hali geldi üzerime, \nVe kilise avlusuna taşıdı beni, \nVe ona dedim ki iç çekerek\n(merhum D'Elormie sanıp onu) \n    'Oh, mutluyum şimdi'.\n\nVe böylece söylendi bu sözler, \n    Ve bu evlilik andı; \nVe, inancım yıkılsa da, \nVe, kırılsa da kalbim, \nDelil olarak burada yüzük\n    Ki mutluyum şimdi, \nBak, mutluluğumu kanıtlayan\n    Şu altından simgeye.\n\nTanrım, uyanabilseydim keşke.\n    Çünkü bilmeden düş görüyorum nasıl olduğunu, \nVe fena sarsılıyor ruhum\nAtılmasın diye yanlış bir adım, -\nO unutulan ölü\n    Mutlu olmayabilir belki diye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin bayram edelim",
        "poet": "Hasan Yarıcı",
        "poem": "\n\nBu mübarek günde\nGelin bayram edelim\nVerelim hep elele\nGelin bayram edelim\n\nAbi kardeş birlikte\nAmca dayı teyzeyle\nBirlik olalım her kere\nGelin bayram edelim\n\nKüskünleri barıştıralım\nDüşmanlıkları kaldıralım\nŞeytanlara uymayalım\nGelin bayram edelim\n\nSabah erkenden kalkarak\nSabahın nurundan alarak\nBayramın tadını çıkararak\nGelin bayram edelim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin Ağaç Dikelim",
        "poet": "Süleyman Saylan",
        "poem": "\n\nGELİN AĞAÇ DİKELİM.\n\nGelin ağaç dikelim,\nDoğaya can verelim.\nYıllar geçtikten sonra\nMeyvesini derelim,\nDoya doya yiyelim.\n\nAğaç yeşil demektir,\nYeşil barış getirir.\nYeşilin her çeşidi\nDoğaya hayat verir,\nSuları yönlendirir.\n\nGelin ağaç dikelim,\nDoğaya can verelim.\nYıllar geçtikten sonra\nMeyvesini derelim,\nDoya doya yiyelim.\n\nHerkes sevsin yeşili,\nO besler hepimizi,\nTüm hayvanların evi,\nKesme sakın yeşili,\nKarartma dört mevsimi.\n\nGelin ağaç dikelim,\nDoğaya can verelim.\nYıllar geçtikten sonra\nMeyvesini derelim,\nDoya doya yiyelim.\n\n   Süleyman  SAYLAN\n   Ankara, 26.11.1994 Saat: 02.55\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin (Beyaz Gelin)",
        "poet": "Ferman Baba",
        "poem": "\n\nGelin (Beyaz Gelin) Beyaz gelin beyaz gelin \nBeyaz gelin gezme kırda\nSeni kaptırırlar kurda \nBeyaz gelin beyaz gelin\n\nBeyaz gelin beyaz gelin\nBeyaz gelinin kaşları\nOmuzdan oynar saçları\nBeyaz gelin beyaz gelin\n\nBeyaz gelin beyaz gelin\nBeyaz gelin onurunda\nAl yanağın çukurunda\nBeyaz gelin beyaz gelin\n\nBeyaz gelin beyaz gelin\nBeyaz gelin allanıyor\nAllar giymiş sallanıyor\nBeyaz gelin beyaz gelin\n\nBeyaz gelin beyaz gelin\nBeyaz gelin su yolunda\nSaçları tel tel kolunda\nBeyaz gelin beyaz gelin\n\nBeyaz gelin beyaz gelin\nBeyaz gelin duldalanma\nSuya giderken sallanma\nBeyaz gelin beyaz gelin\n\nBeyaz gelin beyaz gelin\nBeyaz gelin sen sallanma\nBu güzellik kalır sanma\nBeyaz gelin beyaz gelin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin Birliğe",
        "poet": "Satılmış Turgay Karabacak",
        "poem": "\n\nGelin dostlar bir olalım\nBir olalım biz olalım\nSen bensin bende sen \nGelin dostlar birlik olalım\n\nTürkiye için verin elele\nTürkiye için gelin birliğe\nTürkiye için kardeşliğe\nTürkiye için Türkiyem için\nTürkiye için Türkiyem için\n\nTürkü kürdü hep biriz biz\nAlevi Sünni kardeşiz\nSağcı solcu hep biriz biz\nBir özümüz geçmişimiz\n\nGelin gayrı kucaklaşalım\nGelin hep bir bir yumruk olalım\nTüm dertler elbet biter\nYeter ki gelin birlik olalım\n\nAl duvaklı gelinler var\nDelikanlı damatlar var\nSazlı sözlü düğünler var\nGülenler var ağlayan var\nTorunlar var yavrular var\n\nCeddimiz bin senedir yaşar\nBu topraklarda kanları var\nÇanakkale Dumlupınar\nKonuş dedem nerede yatar\n\nNeden vururlar gardaş gardaşı\nNeden dinmez şu gözyaşı\nNeden pişmesin huzurla aşın\nBirlik ol ki ağrımaz başın\n\nArkadan gelen nesiller için \nMinik minik yavrular için\nDedem ninem atalar için\nAk saçlı analar için\nGelecek için,Türkiyem için\n\n(saturka73@hotmail.com)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin Bir Çiçek Uzatalım",
        "poet": "Ergin Dağdeviren",
        "poem": "\n\nGelin bir çiçek uzatalım \nBir de sevmediklerimize\nSevilmez zannetiklerimize\nBizi sevmeyenlerimize\nYa da öyle hissetiklerimize\nBir çiçek uzatalım\nKırsın çarkları çanakları\nKapatsın eski kirli yaprakları\nEski mevtaların yerini\nAlsın yeni sevdalar ve simalar\nSevmedik ve sevilmediklerimize\nBir çiçek uzatalım\nBir günümüzü de onlara ayıralım\nOnların dilinden konuşalım\nBir gün sadece bir gün\nOnların kültürüyle yüzleşelim\nVe barışalım bir gün\nOnların gözüyle görelim\nKalpleriyle kalbimiz atsın\nBastığımız çiğnediğimiz yerleri\nAyaklarıyla yürüyüp\nAyaklarıyla ezelim\nBir gün sadece bir gün\nÜçyüz altmış beş te bir\nBu günümüz kayıp sa\nBatsın bitsin bu günümüz\nKalan üçyüz altmış dört günümüz.\n\n25/02/2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin Birlik Olalım! ! !",
        "poet": "Saim Bastık",
        "poem": "\n\nMemleket zor günlerden geçiyor arkadaşlar\nAyrılıkta azap var gelin birlik olalım.\nBence, vatanseverlik böyle günlerde başlar\nAyrılıkta azap var, gelin birlik olalım.\n\nYıllardır aynı bayrak altında yaşıyoruz\nBeraber ağlıyoruz,beraber coşuyoruz\nŞimdi neden ayırmak için uğraşıyoruz\nAyrılıkta azap var, gelin birlik olalım.\n\nÜstümüzde al bayrak kucaklıyor herkesi\nKim ayrı görmek ister lazı,Kürdü,çerkezi\nHala sorun var diyor, s... et şu teresi\nAyrılıkta azap  var, gelin birlik olalım.\n\nSen alevi,ben sünni olsak ne çıkar bundan\nSanki yoğrulmadık mı ikimiz bir hamurdan\nBirlik olmak çıkarır bizi bu pis çamurdan\nAyrılıkta azap var, gelin birlik olalım.\n\nAy yıldızlı bayrağın renginde şehit kanı\nDüşün bu bayrak için sen kefensiz yatanı\nAyrılıp da ellere vermeyelim vatanı\nAyrılıkta azap var, gelin birlik olalım.\n\nHARÎMÎ'yim bu vatan,herkese yeter,geniş\nEt ile tırnağız biz, ayrılık da ne imiş? \nATAM Cumhuruyeti, kuranlara TÜRK demiş! \nAyrılıkta azap var, gelin birlik olalım.\n\n12/09/2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin Bizde Galın...",
        "poet": "Muhlis Koçali",
        "poem": "\n\nEşittim kar yağıf, üşüyüfsünüz\nGelin burda galın, yaz gayıdarsınız\nBu kış bele getmez, önümüz yazdı\nGelin burda galın, yaz gayıdarsınız\n\nKarı döşek edip, tipiyi yastığ\nSanmayın selamı, sabahı kestiğ\nBiz ölmediğ hele, genede dostuğ\nGelin burda galın, yaz gayıdarsınız.\n\nİnşallah çok galmaz, tez gayıdarsınız..! \n\nSebiler körpedi gıyabilmirem,\nYollar borandı, gardı gelebilmirem\nGasvetten, meraktan gülebilmirem\nGelin burda galın, yaz gayıdarsınız.\n\nEvim, barkım olsa; sizi çağırsam\nDoğruyu duymayıf, belki sağırsam\nÇıkıf yücelere, deyif bağırsam\nGelin burda galın, yaz gayıdarsınız.\n\nİnşallah çok galmaz, tez gayıdarsınız..! \n\nBir At bulsam, minip gelsem size\nBöyük sözü yağşıdı, bakmazsan söze\nBir hızeğ inen, minif gelseniz bize\nGelin burda galın, yaz gayıdarsınız.\n\nMuhlis KOÇALİyim, karda kışda yamandı\nKapıyı açmayın, boran girer amandı\nGelip giden yok, hayli zamandı\nGelin burda galın, yaz gayıdarsınız.\n\nİnşallah çok galmaz, tez gayıdarsınız..! \n\n(kars yöresi, terekeme şivesine yakın yazılmıştır.yer yer  k  yerine  g kullanılmıştır.\ngalmak: kalmak\ngayıdmak: gitmek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin Birlik Olalım",
        "poet": "Mehmet Hanifi Aliosmanoğlu",
        "poem": "\n\nAzınlık değil kimse,laz,gürcü,zaza,çerkez\nBu ülke bir bütündür, bilmeli bunu herkes\nTürkiye hepimizin Türk ismi bize merkez\nYoksa haram olacak,bu güzellik bu dirlik\nKürt,Arap,Türkmen kardeş,birlik olalım birlik\n\nİlk Dünya Savaşında,ulus çok bunalmıştı\nŞimdiki gibi yine tek başına kalmıştı\nKurtuluş savaşımız bu ruhla yazılmıştı\nGelin ilan edelim yine bir seferberlik\nGelin dostlar elele birlik olalım birlik\n\nToprak namus gibidir,toprak bölünmez vatan\nBu topraklar senindir,orada yatar atan\nYa gafildir,ya hain bizi düşmana satan\nBarış içinde her gün güzeldir beraberlik \nGelmeyelim oyuna birlik olalım birlik\n\nEn güzeli okumak, iyi insan olmaktır\nSenin alın terinde,her güzellik bir haktır\nOnurun şerefinle çalışıp kazanmaktır\nDünyada en güzel şey budur,yiğitlik,erlik\nBu ülke hepimizin birlik olalım birlik\n\nGücünle,emeğinle,namusunla bir işin\nGüzel çocuklarınla,seni seven bir eşin\nBu sınırlar içinde,herkes dostun kardeşin\nBir onurlu meslektir,bizim için askerlik\nSakın uyma düşmana birlik olalım birlik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin Bu Sene Yılbaşı Kutlamayalım",
        "poet": "Ender Akyüz",
        "poem": "\n\nBiz bu sene çok      şehitler verdik\nEn yakın dostları kabire gönderdik\nİkibin onaltıya yaralı,dertli girdik\nGelin bu sene yılbaşı kutlamayalım\n\nNe istanbulluyum ne de karslıyım\nÇok öfkeliyim,hırçın ve hırslıyım\nİkibin onbeşte ben çok yaslıyım\nGelin bu sene yılbaşı kutlamayalım\n\nBu senede   hindi etini   yeme\nBırak yaşasın hayvana elleme\nAslın gibi ol başkasına benzeme\nGelin bu sene yılbaşı kutlamayalım\n\nHergün bir sela ezanı okunur\nAzrail sanki yanımda dokunur\nBir gün bu hayat elbet son bulur\nGelin bu sene yılbaşı kutlamayalım\n\nSakalım yok ben ne desem boş\nSofranda olacak bir kanatlı  kuş\nBen hakka koşarım gel sende koş\nGelin bu sene yılbaşı kutlamayalım\n\nÜlkemiz çok büyük sınavdan geçti\nSosyete kahvesini ayyaş mey içti\nBu yıl bizim için zor bir süreçti\nGelin bu sene yılbaşı kutlamayalım\n\nBen el açtım rabbime dua edecem\nYa deveyi güdecem yada gidecem\nAzrail peşimde bir gün ölecem\nGelin bu sene yılbaşı kutlamayalım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin Canlar",
        "poet": "Hüseyin Durmuş54",
        "poem": "\n\nYeni bayramlar yaşamak istemiyorum,\nYeni kurtuluşlar aramak istemiyorum,\nYeni günlerde avunmak istemiyorum,\nBan 29 Ekim her yıl bayramdır. \n\nKorkuların bir bedeli olmamalı,\nYakılmamalı, çevre yağmalanmamalı,\nSokaklarda camlar kırılmamalı,\nBan 23 Nisan her yıl bayramdır.\n\nYeni güneşler doğmamalı artık,\nYeni günler aranmamalı artık,\nYeni gelecekler koşturulmamalı artık,\nBan 19 Mayıs her yıl bayramdır. \n\nSevgide bir düşüncede bir olalım,\nBirbirimizi kucaklayalım, korkutmayalım,\nHep birlikte geleceği yeniden kuralım,\nBaşka bayramlar aranmasın yurdumda,\n\nGelin canlar; omuz omuza, kol kola olalım,\nYetmiş yedi yıl sonra yeni güneş zorlamayalım! \nYeni bayramlar bize yasak olsun diyelim! \n19 Mayıs bizim için ilk bayramdır! \n\nİzmir. 21. Mart. 1996\nHüseyin DURMUŞ\nwww.kafiye.net\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin çare bulalım size de lazım olur elbet",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nAdalet düştü akıntıya çıkamazda kıyıya \nGelin hep birlikte adaleti çekelim kıyıya \nTaraf tutmak değil adil davaya bakmak \nKarar verirken adil olarak hüküm vermek \nGelin çare bulalım size de lazım olur elbet \n\nAk ile karayı ayırt etmektir büyük marifet \nAyırt etmezsen başan bela olur nüsü bet \nAdil mi olalım yoksa adaletsiz mi kalalım \nBizden olmayana haksız hüküm verelim \nGelin çare bulalım size de lazım olur elbet \n\nAksamasın davamız gecikmesin hükmünüz \nYükseğe çıkmalı adalet, eğilmesin başınız \nSon yaptığınız işleriniz kararttı ufukları \nŞaşkına döndük biz ülkede adalet âşıkları \nGelin çare bulalım size de lazım olur elbet \n\nHerkes haddini bilsin un sermesin o ipe \nAk yaka karayaka kirlendi bütün yaka \nAdalet düşmanı seyreder kahkaha ata ata \nBırakmayalım başıboş adalet lazım elbet \nGelin çare bulalım size de lazım olur elbet \n\nGelin biz milli bütünlüğümüzü de sağlayalım\nAdaleti gelin topluca siyasetten arındıralım\nHak için adalet için yaşamı hep ilke edinelim\nSenin, benim sözlerini de ortadan kaldıralım\nGelin Ömer adaletini kendimize ilke edinelim\nGelin çare bulalım size de lazım olur elbet\n\nHalil ÇOLAK 19.02.2010\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin............................................gelin........................................................",
        "poet": "Galip Kemali Günay",
        "poem": "\n\nGelin.......................... sarı......... sı mı  olur.......................... duvağının...............................................er.in esir bee gelin.......................................................şu............. serçe............. güvercin.............................kumru................ ne diyor..................... gelin...............................................................helal olsun................................................... be kız sana................................................................................................oku oku oku..............................................................................................................................................oku\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin görün ardahanı",
        "poet": "Ozan Erol",
        "poem": "\n\nGelin görün ardahanı\nBen bu elin aşığıyım\nDostça kucaklar insanı\nBen bu elin aşığıyım\n             Bin bir çiçek kokusu var\n             Düzü çemen dağları kar\n             Davul çalar çekilir bar\n             Ben bu elin aşığıyım\n\nGül kokusun veriri yele\nOndan aşık bülbül güle\nPosof çıldır yeşil göle\nBen bu elin aşığıyım\n              Bin bir çiçek kokusu var\n             Düzü çemen dağları kar\n             Davul çalar çekilir bar\n             Ben bu elin aşığıyım\n\nSevgiyle aldım dersimi\nGurbete duydum hersimi\nUnutmam ığdır karsımı\nBen bu elin aşığıyım\n             Bin bir çiçek kokusu var\n             Düzü çemen dağları kar\n             Davul çalar çekilir bar\n             Ben bu elin aşığıyım\n\nCoşkunoğlum sazını çal\nHanağı geçersen damal\nTereyağı soğuksu bal\nBen bu elin aşığıyım\n             Bin bir çiçek kokusu var\n             Düzü çemen dağları kar\n             Davul çalar çekilir bar\n             Ben bu elin aşığıyım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin Görün Sivas'ta",
        "poet": "Aşık Kaptani",
        "poem": "\n\nSivaslıyı kaba saba görenler,\nBol hürmeti gelin görün Sivas'ta.\nSivas için yanlış karar verenler,\nÖz şefkati gelin görün Sivas'ta\n\nTepemizde baykuş gibi ötenler,\nÇıkar için benliğini satanlar,\nUzaktan Sivas'a atıp tutanlar,\nMerhameti gelin görün Sivas'ta.\n\nAskere, polise kurşun sıkanlar,\nKiralanıp burda otel yakanlar,\nBizim aramıza nifak sokanlar,\nMuhabbeti gelin görün Sivas'ta.\n\nKin ve iftiranız daha bitmedi,\nTerse döndü hesabınız tutmadı,\nSivas halkı ülkesini satmadı,\nAsaleti gelin görün Sivas'ta.\n\nYabancı kültüre olurlar şahbaz,\nÖrf ve adetine diyor ki yobaz,\nYobaz olan insanlıktan anlamaz,\nNezaketi, gelin görün Sivas'ta.\n\nYıllarca düşmanın yetmedi gücü,\nBir gaflete düşmek acı mı acı,\nMisafirdir Sivaslının baş tacı,\nHakikati gelin görün Sivas'ta.\n\nCumhuriyet kurdu canların canı,\nKaptani diyor ki atanı tanı,\n'Dört Eylül'dür kutlamanın zamanı\nSadakati gelin görün Sivas'ta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin Gidiyorsun",
        "poet": "Hasan Tosun 2",
        "poem": "\n\nEllerine kına yakmışlar,\nKime gelir bu alkışlar,\nSana bütün bakışlar,\nBaşında telli duvak,\nBir başkasına gelin gidiyorsun…\n\nÜzerinde beyaz gelinlik,\nYaptığın, inan delilik,\nOlamaz bu evlilik,\nBir başkasına gelin gidiyorsun…\n\nBakışların tebessümlü veda,\nDer gibisin, sevgilim el veda,\nGörüşemeyiz bir daha,\nBir başkasına gelin gidiyorsun…\n\nDinmiyor gözlerimdeki yaşlar,\nSusmuyor kulakları sağır eden alkışlar,\nKapımı çevirdi, kara kışlar,\nBir başkasına gelin gidiyorsun…\n\nGülüyor kolundaki yabancı,\nBilemezsin bu ne kadar benim için acı,\nYüreğimde buruk bir sancı,\nBir başkasına gelin gidiyorsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin Hep Beraber Kardeş Olalım",
        "poet": "Derdi Derya",
        "poem": "\n\nSöylenecek birkaç sözlerim vardır\nGelin hep beraber kardeş olalım\nHakikati gören gözlerim vardır\nGelin hep beraber kardeş olalım\n\nGelin senlik benlik sözü atalım\nGerçek sözünü de candan tutalım\nTarlamıza güzel biber ekelim\nGelin hep beraber kardeş olalım\n\nDoğru yola giden fazla yorulmaz\nZülal insanlarda leke bulunmaz\nYola gitmeyince menzil alınmaz\nGelin hep beraber kardeş olalım\n\nYalanı bırakın doğru söyleyin\nDerdi Deryayı da yoldaş eyleyin\nHaktan hayırlısı özden dileyin\nGelin hep beraber kardeş olalım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin Dost Olalım",
        "poet": "Nihat İlikcioğlu",
        "poem": "\n\nOlmasın bu kavgalar. \nYapılmasın savaşlar. \nOrtadan kalksın kırgınlıklar. \nGelin canlar dost olalım. \n\nAğlamasın analar,babalar. \nBozulmasın artık aralar. \nKimse bağlamasın karalar. \nGelin canlar kardeş olalım. \n\nArtık kanlar dökülmesin. \nAna baba evlatsız, \nÇocuklar yetim büyümesin. \nGelin canlar dost olalım. \n\nAtalım elimizden şu silahı. \nDüşünelim artık dost,kardeş ve Allahı. \nAlmayalım masumların canını. \nAkıtmayalım kanını. \nGelin canlar kardeş olalım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GELiN HAK DA BULUŞALIM",
        "poet": "Fahrettin Saglam",
        "poem": "\n\nDoğa için, doğan için...\nGelin Hak`da buluşalım! \nDoğadan doğacak için...\nGelin Hak`da buluşalım! \n\nDoğa niçin? Doğan için! \nDoğan niçin? Doğa için! \nDoğa ve doğanlar için...\nGelin Hak`da buluşalım! \n\nDoğadan doğanlar niçin? \nHak yolunda olmayalim! \nDoğan doğa olmak için...\nGelin Hak`da buluşalım!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin Cuma namazına",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nBu çağrı bütün kullara,\nGelin Cuma namazına,\nGirmeyin batıl yollara,\nErin namazın hazzına.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin et baba",
        "poet": "Tuncay Akdeniz",
        "poem": "\n\nKopardım dalından,sevdim bir gülü\nSoldurmam bağında,gülünü baba.\nEstirmem üstüne, rüzgarı yeli \nBağında kırdırmam,dalını baba.\n\nBilirsin çalışan,başarır zoru,\nBakarım bağına,şenlenir barı.\nOğlun çiçek olsa,bende bir arı,\nYaparım kovana,balını baba.\n\nBülbül aşık olur,gülü görünce,\nFiganı feryadı,değil eğlence.\nSevene yakışır,gönül verince,\nYeter ki giyindir,tülümü baba.\n\nKaderin silinmez,çizdiği izler,\nDilerim her zaman,gülsün bu yüzler.\nSevgiyi bitirir, yapmacık nazlar,\nÉle lal ederim,dilimi baba.\n\nKendini bilenler,düşmez tuzağa,\nAyrılmam izinden,gitmem uzağa.\nBağbancı olurum,kurduğun bağa,\nYeşile boyarım,çölünü baba.\n\nBaba yaşamadım,yazı baharı,\nSevdim bir gönül e,verdim ikrarı.\nYanan  yüreğinin,olurum karı.\nBilirim ar edep,yolunu baba..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin Hep Allah Diyelim",
        "poet": "Ahmet Tanyeri",
        "poem": "\n\nBir ömürdür gelir geçer\nHerkes o şerbeti içer\nBu dünyadan gidip göçer\nGelin hep Allah diyelim\n\nHani babam hani dedem\nFani dünyayı ne edem\nBiz de öleceğiz madem\nGelin hep Allah diyelim\n\nUnutma baki âlemi\nDünya hayali bir gemi\nGörsen de dert ve elemi\nGelin hep Allah diyelim\n\nMisafiriz bu dünyada\nİmtihandayız burada\nGafil kaldığın sırada\nGelin hep Allah diyelim\n\nTanyeri Allah’ın kulu\nAraştır bul doğru yolu\nHiç dinleme sağı solu\nGelin hep Allah diyelim \n\nDİYARBAKIR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin Eyledim",
        "poet": "Nuh Ali Berk",
        "poem": "\n\nGelin eyledim ben, nazlı kızımı\nKimse bilmez, içimde ki sızımı\nMevlam yazmış, kaderini yazımı\nYazılan kader dir, bu böyle Kızım\nGelin eyledim bak, bak Nazlı Kuzum\n*\nGideceksin şimdi, başka bir yere\nHasretin içimde, olacak yara\nYanındayım bil ki, düşersen dara\nYazılan kader dir, bu böyle Kızım\nGelin eyledim bak, bak Nazlı Kuzum\n*\nBaba yüreğidir, üzüldüm yandım\nÇocuk olmadığına, şimdi inandım\nNe bileyim seni, büyümez sandım\nYazılan kader dir, bu böyle Kızım\nGelin eyledim bak, bak Nazlı Kuzum\n*\nArada bizleri, ara olur mu\nİnsan yavrusundan, ayrı kalır mı\nTek endişem acep, huzur bulur mu\nYazılan kader dir, bu böyle Kızım\nGelin eyledim bak, bak Nazlı Kuzum\n*\nYufkadır yüreğim, yufkadır özüm\nHer şeye bulunur, elbet bir çözüm\nHemi mutluluk tur, hemi de hüzün\nYazılan kader dir, bu böyle Kızım\nGelin eyledim bak, bak Nazlı Kuzum\n*\nEşler arasında, olursa saygı\nYaşayanlar bilir, ayrı bir duygu\nO yuvadan kimse, duyması kaygı\nYazılan kader dir, bu böyle Kızım\nGelin eyledim bak, bak Nazlı Kuzum\n*\nBesmele çek, evimizden çıkarken\nSilme göz yaşını, bırak akarken\nNasıl dayanır ım, dönüp bakarken\nYazılan kader dir, bu böyle Kızım\nGelin eyledim bak, bak Nazlı Kuzum\n*\nYolcu ediyorum, kendi elimle\nHer sıkıntın söyle, paylaş benimle\nKorkma kızım Annen, her an seninle\nYazılan kader dir, bu böyle Kızım\nGelin eyledim bak, bak Nazlı Kuzum\n*\nBöyle görmek idi, seni hevesim\nİçimden ağlarım, çıkmaz ki sesim\nSen giderken benim, gelmez gülesim\nYazılan kader dir, bu böyle Kızım\nGelin eyledim bak, bak Nazlı Kuzum\n*\nKul Hızır'ım, uyartmazdım, kıyıpta\nYola çıktın, gelinliğin giyip te\nGel sarıl boynuma, Babam deyip te\nYazılan kader dir, bu böyle Kızım,,\nGelin eyledim bak, bak Nazlı Kuzum\nGelin eyledim bak, bak Nazlı Kuzum\n*\nNuh Ali Berk\n(Kul Hızır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin kardeş olalım",
        "poet": "Abdurrahman Yıldız",
        "poem": "\n\nHasan ile Hüseyin’im, gelin kardeş olalım\nİkinizin arasına, Ömer’leri alalım\nGeçmişteki yanlışları, birlikte unutalım\nBu vatana göz dikilmiş, gelin karşı koyalım.\n\nNiçin böyle devam etsin, bu kinler ilel ebet\nBunu fırsat bilenler var, kaşıyacaktır elbet\nHep birlikte dost olursak, düşmana verir heybet\nŞehadetle sulanmıştır, vatanım kutsal mabet\n\nDevlet ile milletinin, arasını açtılar\nBaşörtüsü sorunuyla, yaramıza bastılar\nYetmez dedi bu zalimler, nice canlar yaktılar\nKahrolası oyunları, farkedince, kaçtılar\n\nBaşörtülü bacıların, gözyaşını silelim\nBunlar akıl karı değil, yoksa amaç, bölelim? \nGaye  içten yıkmakmıdır, bunu bizde bilelim? \nBirlik beraberlik için, gelin bunu çözelim\n\nAli, hasan, hüseyin’im, ömerimle elele\nBacı  kardeş olup vermiş, Ali Ekber, Cemile\nVatan için can veririz, pekiştirdik yeminle\nKardeş kardeş geçinelim, gebersin o  hergele.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin Hey Erenler Niyaz Kılalım",
        "poet": "Umut Gürses",
        "poem": "\n\nGelin hey Erenler Niyaz Kılalım,\nKılalım Aleme Rahmet Alalım,\nCümle İnsanlığa Nasip Salalım,\nAllah Bir Muhammed Ali diyerek,\n\nBismişah Hu Allah, Niyaz Hak Ola,\nMuhammed Ali'den Gönül Pak Ola,\nCemalimiz Daim Nuru Ak ola,\nAllah Bir Muhammed Ali Diyerek,\n\nAlem Rahmet Ola,Gönül Hakk'a Vara,\nHak İçin Yananı Düşürmeye Zara,\nÜstüne Bulaşmasın Zerrece Kara,\nAllah Bir Muhammed Ali diyerek,\n\nNasip İsteyene Nasipler Vere,\nErkan isteyenin Postunu Sere,\nDostun isteyenede Dostunu Göre,\nAllah Bir Muhammed Ali diyerek,\n\nFUKARA Gerçeğe Hü Allah Allah,\nSelam Olsun Sana Ya Resulullah,\nHimmet Nasip Sende Şah Veliyullah,\nAllah Bir Muhammed Ali diyerek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin Kardes Olalim",
        "poet": "Selma Şanlıalp",
        "poem": "\n\nhayata dair ne varsa\nsevgi kardeslik adina\nhep birlikte kol kola\ngelin kardes olalim\n\ndin dil irk farketmeden\ndüsmanliga meyletmeden\nkimselere zulmetmeden\ngelin kardes olalim\n\ndökülmesin artik kanlar\nyakilmasin artik canlar\nyikilmasin artik hanlar\ngelin kardes olalim\n\nsavaslara son verelim\nkavgalara dur diyelim\nkötülükleri yok edelim\ngelin kardes olalim\n\nocaklarimiz sönmesin\ncocuklarimiz  ölmesin\nkimse bizi bölmesin\ngelin kardes olalim\n\nzenci beyaz ayrilmasin\nzengin fakir bakilmasin\nacik kapali dislanmasin\ngelin kardes olalim\n\nyepyeni dünya kuralim\ntertemiz sayfa acalim\ntüm gecmisi unutalim\ngelin kardes olalim\n\n﻿\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin-Kaynana",
        "poet": "Sezayi Tuğla",
        "poem": "\n\nDoğum günü çakıştı, gelin ile kaynana.\nUmarım ki bunda da var bir İlahî mana.\nAile birliğini korusun Yüce Rabbim.\nUzun ömür, mutluluk olsun sizlerden yana.\n\n\t\t\t\t(20 Haziran 2014)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin Kardeş Olalım",
        "poet": "Metin Sağlam",
        "poem": "\n\nBu güzel vatan için nice canlar verildi,\nGelin kardeş olalım,düşmanlığın sonu yok.\nGürbüz gürbüz bedenler ağaç gibi devrildi,\nGelin kardeş olalım,düşmanlığın sonu yok.\n\nSavaşlarla,kavgalarla varamayız bir yere,\nÖrnekleri tarihte yaşanmıştır bin kere.\nSevgi,barış,kardeşlik bizim için tek çare,\nGelin kardeş olalım,düşmanlığın sonu yok.\n\nBu cennet memleketin aşığıyız  taşına,\nHavasına, suyuna, baharına, kışına...\nOyunlarla binbir çorap örülmeden başına,\nGelin kardeş olalım,düşmanlığın sonu yok.\n\nBiz bu topraklar için az mı çile çekmişiz,\nNice köhne burçlara ay yıldızı dikmişiz.\nİman tohumlarını kalbimize ekmişiz,\nGelin kardeş olalım,düşmanlığın sonu yok.\n\nÂşık Metin söyler, yabana atma sözünü,\nDünyanın malı,mülkü karartmasın gözünü.\nSevgi, saygı, hoşgörüyle besle özünü.\nGelin kardeş olalım,düşmanlığın sonu yok.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin Kızım",
        "poet": "Ahmet Mansuroğlu",
        "poem": "\n\nAk danteller içinde gelin kızım,\nSeher yıldızım,\nBeyaz gelinlik içinde\nBir incisin\nAlnımızın akı\nYuvamızın sevincisin.\n\nAk danteller içinde gelin kızım\nSeher yıldızım.\n\nArtık senin de yuvan oluyor,\nİnan gönlüme sevinç doluyor.\nYuvamda sana çok şey vermek isterdim,\nBütün eksiğimle beni bağışlar dedim.\nCanımı iste vereyim kızım.\n\nAk danteller içinde gelin kızım,\nSeher yıldızım.\n\nKuracağın yuvada çiçek ol kızım,\nSevenlerin gönlüne dol kızım,\nİyi günde kocana sevinç, gurur\nKötü günde destek ol kızım.\nO senin hayat arkadaşın,\nEkmeğin suyun aşın\nOnunla mutlu onunla dik başın,\nMert ve gerçek insan hayat arkadaşın,\nNede yakıştı sana beyaz gelinlik,\nCümle dostlara böyle gün, böyle şenlik.\n\nAk danteller içinde gelin kızım,\nSeher yıldızım.\n\n Antakya - Hatay                   20. Haziran. 1982\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin mi Oldun Telli Duavaklı Yarınlara",
        "poet": "Orhan Yavuz 2",
        "poem": "\n\nNe oldu sana böyle\nBir frizbi peşinde koşan\nİtlere yoldaşmı oldun\n\nAyları avutup nennilerle\nGizemli sırlaramı anlattın beni\n\nUmudun oldun saçları ağardı \nGelin mi oldun telli duvaklı yarınlara\n\nAteşimi giymiş sokaklar\nYılbaşı balolarını öldürür gibi\nSürüklendin gittin mi\nHırsız kulaklara doldun taştın\nSaz namelerine mi ulaştın\nSevda türküleri senden korktu\nAçık söyleyeyim ben türkülerden farksız\nVe öylece bırakıp beni\nGelin mi oldun telli duvaklı yarınlara\n\nKi çoğuna haykırdım korkmadan\nDemek sen çoğundan fazlasın\nNiyetim mesud etmekti seni\nÇok yas tuttum sokak lambalarıyla\nHandan farksız oldum şimdi\nNe aşklar geçti üstünden\nBen yine darma dağın\nŞiir yazdım eski aşklara\nVe hal böyleyken sen\nGelin mi oldun telli duvaklı yarınlara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin  kızım",
        "poet": "Mehmet Uçar 3",
        "poem": "\n\nSeni el oğluna yazmış yaradan \nYüreğimde açan çiçeğim benim\nDüğün günü geldi haydi hazırlan \nAğlama ne olur bebeğim benim\n\nKarşıdan geliyor gelin alayı \nÇok dertli çalsınlar davul zurnayı \nMendil alıp genler çeksin halayı\nSana feda olsun emeğim benim \n\nDualar mevlaya hep senden yana \nNe güzel yakışmış gelinlik sana \nO gece ayrılmak zor geldi bana\nGönlümde yaşayan gerçeğim benim \n\nKıyılan nikahta vardır keramet \nİsterimki seni incitmez ismet \nUzun yıllar olsun başın selamet \nBu temiz kalbimde dileğim benim\n\nYaktılarmı sana düğün kınası \nSöylen ağlamasın döndü anası \nKalan bekarlara olsun darısı \nŞans getiren ugur böceğim benim\n\nMehmet derki bir can çıktı özümden \nGöz nazar değmezkibenimsözümden\nVedalaştık yaşlar aktı gözümden\nyuvasından uçan meleğim benim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin (liksiz) Gelin",
        "poet": "Esra Ata",
        "poem": "\n\nBeyaz çok beyaz, bembeyaz\ndenize doğru uçuşan duvak\nufka dalan bir çift göz\nkana bulanan gelecek! \n\nBeyaz, çok beyaz, bembeyaz...\nbedani saran fransız danteli\nruhu boğan yalnızlık\nrüzgara emanet inci taneleri...\n\nBeyaz, çok beyaz, bembeyaz...\nüzerinde beyaz kan damlacıkları\nkapatan rengarenk konfeti! \nterle atılan milyonlarca çocuk! \nkapatılan bir geçmiş, kapatılan bir gelecek\nyosun yeşili umut, kömür karası diğeri! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin silahlara,veda edelim.",
        "poet": "Mahmut Edip Kuğucak",
        "poem": "\n\nGül dikelim,güllensin tüm bağım,\nızFidanlarla yeşillensin,dağımız,\nBilgi çağı değimlidir,çağımız? \nSilahlara ne gerek var, nedelim? \nGelin silahlara,veda edelim.\n\nŞenlensin,gül,nergiz,derelim bağdan,\nFeyiz bereketi,alalım çağdan,\nEhliyetli araç,sürelim sağdan,\nSilahlara ne gerek var,nedelim? \nGelin silahlara,veda edelim\n\nDüşmeden çekilen,tetik zehrine,\nCoşkuyla dalalım,sevgi nehrine,\nYetkiyi verelim,asıl ehline,\nSilahlara ne gerek var, nedelim? \nGelin silahlara,veda edelim.\n\nSilah puşt icadı,puştluklar için,\nTetikler çekilir,bozulur biçim,\nVurup,vurulmalar,bilmemki niçin? \nSilahlara ne gerek var,nedelim? \nGelin silahlara,veda edelim.\n\nDüzenler bozucu,delikli demir,\nNamerdi mertlere,ediyor amir,\nYürekler yakıcı,edici kömür,\nSilahlara ne gerek var,nedelim? \nGelin silahlara,veda edelim.\n\nAğlamasın anam,yanmasın bacım,\nYeter artık,yeter,dinsin şu acım,\nSevgiye,barışa,var ihtiyacım,\nSilahlara ne gerek var,nedelim? \nGelin silahlara,veda edelim.\n\nGelin dul kalmasın,ölmesin damat,\nTeslim et namerdi,tut başından at,\nHoş görü sevgiyden,varken almak tat? \nSilahlara ne gerek var,nedelim? \nGelin silahlara,veda edelim.\n\nMaganda oluruz,mermi atarız,\nDüzenli düzene,şeri katarız,\nHem bu yanda,hem o yanda biteriz,\nSilahlara ne gerek var,nedelim? \nGelin silahlara,veda edelim.\n\nŞeytanı nefsine,uyup azıcı\nHırslanıp düzeni,olma bozucu,\nSilah değil asla,sorun çözücü,\nSilahlara ne gerek var,nedelim? \nGelin silahlara,veda edelim.\n\nSırp’la Çeçenistan,Afkan’la Irak,\nZalimlere destek,nedir bu merak? \nBırak şu namerdi,elinden bırak\nSilahlara ne gerek var,nedelim? \nGelin silahlara,veda edelim.\n\nAklıma geldikce,hırslarım azar,\nBen dertli kalemim,hep dertli yazar,\nVallahi billahi,düzeni bozar,\nSilahlara ne gerek var,nedelim? \nGelin silahlara,veda edelim.\n\nMahmut der silahım,elde kalemim,\nHedefi vuracak,çoktur kelamım, \nSilahsız Dünya’ya,olsun selamım,\nSilahlara ne gerek var,nedelim? \nGelin silahlara,veda edelim.\n\n05-12-2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin Ve Damat...Pinaloglu",
        "poet": "Muhammet Pınaloğlu",
        "poem": "\n\nArkadaşım damat olmaya karar vermiş \nGezmiş, dolaşmış, sevmiş sevilmemiş, \nSonunda bir hanım kızla, tanışmış, \nHanım kızımızı sevmiş beğenmiş. \n\nGezdiler dolaştılar, karar verdiler \nEvlenelim artık yeter dediler, \nÖnce, anneleri haberdar ettiler \nSonra, babalara haber verdiler. \n\nArtık karar verilmişti, \nİstemeye sıra gelmişti \nNişan hazırlıkları başlamıştı, \nGünler ne çabuk geçmişti. \n\nDüğün gününün tarihi belirlenmişti \nArtık düğün günü yaklaşmıştı, \nKardeşlerim birbirlerini sevmişti \nDamat bey mutlu günlerine beni de çağırmıştı. \n\nGelin hanıma damat beye, mutluluklar dilerim \nÖmür boyunca huzur dilerim, \nSevgide hüzün yok derim \nMüşerref günümüzü hep hatırlayın. \n\nHep berhudar olun, \nSevgide yok, yok, yok \nSevginiz Nâmütenahi olsun \nMutlu yarınlar \nMutlu gelecek \nGELİN VE DAMAT \n\nGurbetteki Hayat \n\nMuhammet PINALOĞLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin Van A Gidelim",
        "poet": "Abdulvehap Hazar",
        "poem": "\n\nVan da akdamar adası \nİki aşığın sevdası \nVelhasılı dahası \nGelin van a gidelim\n\nVan ın sur kaleleri \nTarihtir her bir yeri\nDönün kardeşim geri \nGelin van a gidelim\n\nOtlu peynir denince \nAh çekerim derince\nGitme anı gelince \nGelin van a gidelim\n\nDağlarında kar bembeyaz\nİlkbahar,güz,kış ve yaz \nGelin gidelim etmeyin naz \nGelin van a gidelim\n\nGöl kenarında gevaş ilçemiz \nİnsanı pak,sade ve temiz \nGelin gidelim hepimiz \nGelin van a gidelim\n\nA.vehap bu şehir sana olmuş sevgili \nBuralardan kalırsan olursun deli\nSen van a sevdalısın sözünden belli \nGelin kardeşlerer van a gidelim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin  (Türkü Tadında)",
        "poet": "Recai Aslan",
        "poem": "\n\nyaylana yaylana iner köprüyü\nsusadımbir yudum su vermez gelin\nbir zamanlar benim sevdğim idi\nele gitti düşman belledi beni...\n\nörgülü saçları taşmış yazmadan\nkurudu damağım el aman gelin\nben çok sevmiştimde varmadı ğayın\nşan-a gitti düşman belledi beni...\n\nayağında takun-yeler yan basar\nyaylandıkça suyu taşar oy gelin\nben neyledim yüce yaradan-ada\nvar-a gitti düşman belledi beni...\n\nduvağına çiçekler takacaktık\nellerine kınalar yakacaktık\nel alem-e inat oynayacaktık\nne hayaller urmuştum oy zalım gelin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin Tanış Olalım",
        "poet": "İbrahim Yasar",
        "poem": "\n\nGELİN TANIŞ OLALIM\n\n        Ülkemizde her yıl yapılan Uluslar Arası Türkçe Olimpiyatlarının  dokuzuncusunun bir bölümünün tekrarı Bursa’da yapıldı. Bu çalışmalar zaten geçmiş yıllarda da kapalı spor salonunda birkaç bin kişiye sunuluyordu; fakat binlerce Türkçe sevdalısı bu programları ancak televizyonlardan seyrediyor bu salonda yer alamadığı için de organize edenlere gönül bırakıyordu. Bu sene öyle olmadı, bu konunun yetkilileri bu durumu düşünerek şehir stadını kiralamışlar herkes seyretsin gönül koymasınlar diye.\n       Günler öncesinden şehrin önemli yerlerine duyurular asılmış, ilanlar yapıştırılmış, televizyonlardan reklamları yapılmış, çok güzel motivasyon sağlanmıştı. Bursalılar bu organizasyonun geleceği günü sabırsızlıkla bekliyor, herkes davetiye bulma telaşına düşmüştü; ama bence bu telaşa gerek yoktu; çünkü stat yirmi beş bin kişilikti, bir o kadar da futbol sahası davetli alırdı, yani stadı dolduramazlardı diye düşünüyordum. 20.06.2011 tarihi akşamında gittiğimizde zaten davetiye yoktu elimizde, davetiyesiz de ilk etapta girme imkanımız görünmüyordu, tevekkelna alallah diyerek, Hacı Muzaffer ve ailesi, benim çoluk çocuk, cumbur camaat yani kalbalık bir grupla stadın kapısına dayandık, sanki bizi düşünmüşler gibi hepimizin eline birer davetiye tutuşturuverdiler. Bu işin bir güzel tarafı da ücretsiz olmasıydı. Neyse rahat bir şekilde içeri girdik; ama o stat nasıl dolmuş, iğne atsan yere düşmeyecek kadar dolu, oturanlar kadar ayakta kalan davetliler de vardı içerde. Uzun süre merdivenlerde kalakaldık, bir türlü ilerlemek mümkün değildi. Bir müddet böyle kaldıktan sonra futbol sahasına insanlar taşmağa başlamıştı; çünkü arkadan gelenlerin ardı kesilmiyor, stat doldukça doluyor taştıkça taşıyordu. Bu kadar kalabalık ancak çok önemli bir maçta futbol sevdalılarıyla dolabilirdi; ama bu defa Türkçe sevdalılarıyla dolmuştu, dilimiz adına gurur verici hadise diye düşünüyor ve mutlu oluyordum.\n           Nihayet program başladı; sunuculardan birisi de yabancı genç kızlardan birisiydi. Türkçeyi severek itinayla, pürüzsüz ve hatasız kullanayım diye dikkat ederken tarifi imkansız bir tatlılık ve ahenk saçıyordu etrafına. Hatırımda kaldığı kadarıyla ilk şarkı Orhan Gencebay’dan, arkasından gelen diğer eser Aşık Veysel’den “Uzun İnce Bir Yoldayım” türküsüydü. Halkoyunlarımız ve katılımcı yabancı gençlerin halkoyunları, şarkılarımız, şiirlerimiz peşpeşe sıralanıyordu, biz de coştukça coşuyorduk, alkıştan ellerimiz yorulmuş ve şişmişti, Bursa Bursa olalı Türkçe adına böyle bir coşku, böyle bir ahenk, böyle bir heyecan muhteşem bir gece görmemiştir sanırım. Gece hızla ilerliyor, hiçbir bıkkınlık, yılgınlık emaresi görülmüyordu davetlilerde. Program; duygu, sevinç, mutluluk ve heyecan doluydu. Güzel Türkçemizin bu denli güzelliğini yabancı gençlerin ağzından dinlemek bize çok büyük bir keyif veriyordu. Biz, çoğu zaman güzel Türkçemizi dikkatli, titiz ve itinalı kullanmadığımız için onun güzellikleri bize gizleniyormuş demek fikrine varıyorum.\n        Geceyi şereflendiren, şenlendiren, coşturan ve renklendiren önemli katılımcılar da vardı aramızda; başta Bursa Valisi Şahabettin Harput, Devlet Bakanı Bülent Arınç ve tüm Bursa millet vekilleri,  Bursa Büyük Şehir Belediye Başkanı Recep Altepe ve diğer belediye başkanlarının tamamı oradaydı. Bursa valisi, Bülent Arınç ve Recep Altepe birer konuşma yaptılar. Bilhassa Bülent Arınç’ın konuşması her zaman olduğu gibi yine harikaydı. Kamboçya’da açılan Zaman Üniversitesinin açılışına katılmış ve orada yaşadığı heyecanı, duygularını progrma aktarıyordu ki davetlilerin coşkusunu zirveye çıkardı. Bu gecede hayatımıza unutulmaz bir gece ekledik, süslü bir tablo gibi ömrümüzün bir köşesine astık bu geceyi. Zaman iyice ilerlemişti, her güzel anın bir sonu olduğu gibi bu muhteşem gecenin de sonu gelmişti ki bu defa da geceye havai fişekler renk katmağa başladı, artarda patlayan fişekler gök yüzünde eşsiz güzellikler ekliyordu bu geceye.\n          Hani bir atasözümüzde derler ya “Yiğidi öldür hakkını yeme” programın sonunda aklıma bu atasözü geliyor. Bu görkemli tablo nasıl, hangi zorluklarla hazırlanmış, bu sevimli, genç ve yabancı gençlerin kalbine bu Türkçe sevgisi nasıl kazandırılmıştı. Biz ilköğretim, orta öğretim, Üniversite derken bir ömür boyu Türkçe öğrettiğimiz halde anadilimizi hakkıyla sevdiremiyor kıytırık bir Türkçe kullananları gördükçe de kahroluyoruz. İçimden bu işin arkasındaki kahramanları, alperenleri yürekten kutlamak geliyor ve başarılar diliyorum. Kısaca bizim dilimizi seven bizi de sever muhakkak, güzel Türkçemiz dünya dili olma yolunda ilerliyor diye düşünüyorum. Bu yaşadığım güzelliği arkadaş listemle ve dahil olduğum gruplarla da paylaşmak istiyorum. Okuyan, yorumlayan tüm arkadaşlarıma daha baştan teşekkür ediyor minnet ve şükranlarımı arz ediyorum.\n\n                                                                                   İbrahim Yaşar\n                                                                                     26.06.2011\n                                                                                   Yıldırım/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin sizde çiçek verin gül verin",
        "poet": "Ümüt Güngör",
        "poem": "\n\nGelin sizde çiçek verin gül verin, \nVatan için millet için gül verin, \nŞehitlere güller deyin öz deyin, \nYorumsuz kalmasın şehit şiiri. \n\nYüreğimiz atar vatan yolunda, \nŞehitlerim gider melek kolunda, \nOnlar şehit bayrak iman yolunda, \nYorumsuz kalmasın şehit şiiri. \n\nSaygı benden sevgi benden sizlere, \nVatan için hız verelim dizlere, \nKulakları tıkayıp boş sözlere, \nYorumsuz kalmasın şehit şiiri. \n\nOnlar bizim için canlar feda ettiler, \nKutlu cennet yolu deyip gittiler, \nİman için Kuran için dediler, \nYorumsuz kalmasın şehit şiiri. \n\nSarıldılar al bayrağa giderken, \nSon nefeste şahadetler ederken, \nAnne baba gözyaşları dökerken, \nYorumsuz kalmasın şehit şiiri.\n\n'Vatanın uğruna Fisebulullah, \nŞehit düşüp,deyip hep Allah Allah, \nSon nefeslerinde Kelimetullah, \nYorumsuz kalmasın şehit şiiri.............şükrüt\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelinciğim",
        "poet": "İsmail Recep Nur",
        "poem": "\n\nEkinlerde tarlalarda,yabani bir otsun diye,\nİstenmezsin kökün,yolunmaya çalışılır.\nİlk aşklara tanıksın,ne saçlara takıldın,\nBildiklerinmi sebebi,Dağ çiçeğim,gelinciğim..\n\nİlk buseler öpücükler,hepsi senin yanında,\nSevgi fısıldayanlar,hepsi bir alemde şimdi,\nUnuttular birer birer,Hiç yaşanmamış gibi,\nGördüklerinmi sebebi,Dağ çiçeğim gelinciğim.\n\nBilirmiydin gerçek aşkı,ele alınınca dökülüp,\nYalanımı görürdün,tez zamanda boynun büküp,\nSahtemiydi buseler,Gerdan kırıp göz süzülüp,\nBilginmiydi sebebi,Dağ çiçeğim gelinciğim.\n\nHaklısın neyleyim, dokuz köyden kovulan doğru,\nOnuncu köye varsa,izzet ikram görür sanma,\nSükut etmedin ki hiç,alet olmadın yalanlara,\nÖzünmüydu sebebi; dağ çiçeğim gelinciğim.\n\nİsmailim garip adem,paylaşırsın aynı kaderi,\nKulp olmazsın yalanlara,Söylesinler doğru gibi,\nNe konursun vazolara,Taç olmazsın başlara,\nSözünmüydü sebebi,dağ çiçeğim gelinciğim.\n\n02.06.2005 Samsun\nGelinciklerle bezeli bir ekin tarlası\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelince Barış",
        "poet": "Nesip Aykın",
        "poem": "\n\nGelince Barış\n\nÇiftçi gardaş toprağa sevgi ekecek.\nYurttaş üretecek,çalışanı seçecek.\nOvalarda pamuk güller açacak.\nGelince hoşgörü gelince barış.\n\nYılmadan bu iş ne zor demeden.\nÇalmadan çırpmadan haram yemeden.\nYanlışlık döner  Bağdat yemenden.\nGelince hoşgörü gelince barış.\n\nBaşka Türkiye yok kardeşiz bizler.\nAh birde tutulsa verilen sözler.\nÇarpacak yürekler,gülecek yüzler.\nGelince hoşgörü gelince barış.\n\nHain düşmanlara vermeden aman,\nSıkıntılar elbet geçer bir zaman.\nOlacak aşımız,bacada duman,\nGelince hoşgörü gelince barış.\n\nDemeden bu ele gelmez bahar yaz.\nEl ele verecek Çerkez,arap,laz.\nÇalacak türküler aşıkları saz,\nGelince hoşgörü gelince barış.\n\nBizi biz anlarız,bizler biliriz.\nSevgi kardeşlikle çok yol alırız.\nİnsanca yaşanan bir yurt oluruz.\nGelince hoşgörü gelince barış.\n\nÖnce doğruluktur,sonra adalet.\nEl kapısından ummadan medet.\nAşılır birlikte her tür felaket,\nGelince hoşgörü gelince barış.\n\nNesip der sanayide baca tütecek,\nBağlarında güzel kuşlar ötecek.\nKardeşlerin çektiği çile bitecek.\nGelince hoşgörü gelince barış.\n\nNesip AYKIN-2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erguvanlar Arasında",
        "poet": "Yakup Onat",
        "poem": "\n\nErguvanlar arasında\nBir gelincik\nOturur,\nÜzerinde gelinlik.\nLüle lüle saçlarını sakınır.\nÜrkek ceylan.\nCilvey i nazı\nÇıkarır beni\nDinden imandan\n\n                    09.05.2017\n\nElbistan\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gelincik ",
        "poet": "Pelin Kahraman",
        "poem": "\n\nBaharla birlikte sende geliyorsun ya\nAçıyorsun ya kırmızı yapraklarını\nÖyle narin bakıyorsun ki göklere\nÖyle güzel eşlik ediyorsun ki rüzgârın senfonisine \nSana dokunmaya kıyamıyorum ya \nKoparınca büküyorsun ya boynunu\nTek tek dökülüyor ya yaprakların\nSoluveriyorsun ya toprağından ayrılınca…\n\nSen gelincik seni anlatıyorum mısralarda\nVar mı senin kadar narin bir çiçek daha\nUzaktandır sevmelerim tüm kırmızılığına\nBir çiçek daha gömdüm sevda narına\n\nYüzümde gülümseme bıraktıran gelincik\nGüzelliğine hayran bıraktıran gelincik\nEdasıyla gönülleri hoş eden gelincik\nVe benim yüreğimdeki en güzel çiçek gelincik…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelin Türkçemize sahip çıkalım",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nDili kaybedenin sonu hüsrandır,\nGelin Türkçemize sahip çıkalım.\nDil demek insan için özde candır,\nGelin Türkçemize sahip çıkalım.\n\nDili olmayanlar sevinip coşmaz,\nTürkçe Türk insanını zora koşmaz.\nDillerin yapısı kolay oluşmaz,\nGelin Türkçemize sahip çıkalım.\n\nTürk dilinin kalmasın başı eğik,\nDil deniz ise kelime de kayık.\nDilde kelimenin önemi büyük,\nGelin Türkçemize sahip çıkalım.\n\nOrta Asya Türkün gönlünde teras,\nTürkçe konuşur Kırgızlarda Manas.\nDilimiz atamızdan bize miras,\nGelin Türkçemize sahip çıkalım.\n\nYusuf Türkçe ile kendini bilmiş,\nGönlümüzde değer bulup yükselmiş.\nAltaydan beri konuşarak gelmiş,\nGelin Türkçemize sahip çıkalım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelincik",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nBilir misin gelincik; sana benzer biri var,\nİnce, narin, kırılgan; utangaç senin kadar.\nRüzgâr öpse tenini, kızarır alev alev,\nKöz düşürür kalbime, içten beni de yakar.\n\n9 Nisan 1985 – Salı /Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelincik,",
        "poet": "Nurten Boz Hürel",
        "poem": "\n\nİçtiğim gelincik şerbeti tatlı bir hüzün yaşatırken, yürüdüğüm taş kaldırımlar\ntopuklu siyah ayakkabılarım ve yine sensiz geceler gibi\nsiyah askılı bluzum bana yoldaşlık ettiler.\nEski yollarda ayak seslerini duydum.Tarihin izi en derin kuyuların\nçıkrıkları ile sallanıyor önümde.Kapısı bacası çiçekli evlerin  içindeki tatlı teyzeler şarap kokularından aşk sarhoşu olmuş birer gençtiler.\nHer birindeki üzüm gibi gözler, bellerine kadar örülmüş bembeyaz saçlar\nmasaldan fırlatılmış birer oktu.\nBağdaş kurup oturduğumuz o tarihi kaldırım gökyüzü, sen, ben ve martıların sessiz çığlıkları ile doldu taştı.\n\n29.08.2007\n\nBozcaada\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelincik Çiçeği",
        "poet": "Meryem Şahin",
        "poem": "\n\nKatran karası sular kabardı \nSular katran karası  / ve çağlayanları zehir kokulu \nArdıma aldım dağ gibi dağları / ve sert kayaları \n\nGelincik çiçeği bir buse dokundu kurumuş dudaklara \nGül olup açtı yediveren misali hüzünlere buladığım/\nSevincim, geleceğim, kırçiçeğim, ve ümitlerim \nNe bilirdim ki dağların unufak olup darmadağın savrulacağını \nYalancı baharlarda açan kiraz çiçeği düşlerin \nPembe bir bulut gövdesinde göklere yükselip uçacağını \n\nVe… ne bilirdim ki suların maviden başka rengini\nŞelalelerin bir de zehir serpeceğini \nDağ dağ korkular sardı her yanı / korkular dağ dağ \nİçimdeki engin deniz şimdi bir yanardağ \n\nKırlangıç yuvaları uzak olur / hep uzaklarda\nKabaran sular katran karası / gecelerden daha kara \nBir türkü dilimde titrek tüy gibi \nKana bulanmış siyah saçlı bir gelin şimdi Gelincik Çiçeği \n\nDağları unufak edip savurdum \nKanlı gelin ağıdını yedi düvele duyurdum \nOy dağlar oy \nŞu dağlarda bir gelin ağlar oy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelincik",
        "poet": "Eminnur Acar",
        "poem": "\n\nGelincik çiçeği gibidir, gelinler\nİkisinin de ömürleri,  kısa\nGelin ve gelincik doğanın süsü sanki\nDoğa süslenir her mevsim başka bir çiçekle\n\nMartta çiğdem, mor menekşe\nŞubattı kardelen, Mayısı leylaklar süsler\nNisan, lale zamanı\nMor salkımlar, haziranı\n\nNe güzelsin,  Rabbım sen\nDaha güllerin çeşitlerini ve renklerini sayamadım\nPapatyalar, ortancalar unutulur mu hiç\nErguvan ve manolya, asil mi asil\n\nGelincik çiçeği gibidir, gelinler\nİkisinin de ömürleri,  kısa\nGelin ve gelincik,  doğanın süsü sanki\nDoğa süslenir her mevsim, başka bir çiçekle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelincik -2",
        "poet": "Muhtar Gazi Topal",
        "poem": "\n\nGELİNCİK -2\n\nAklıma sen geldin yine\nOy gelincik can gelincik\nYaralarım deştin yine\nOy gelincik can gelincik\n\nOy gelincik can gelincik\nHasta ben ilaç sen gelincik\n\nyarasını azdırmışlar\ntek başına bırakmışlar\nhayatına küstürmüşler\nOy gelincik can gelincik\n\nOy gelincik can gelincik\nHasta sen ilaç ben gelincik\n\nGelinciği soldurmuşlar\nYarasına tuz basmışlar\nMelhem sürüp sarmamışlar\nOy gelincik can gelicik\n\nOy gelincik can gelincik\nHasta sen ilaç ben gelincik\n\nMelek gibidir yüzleri\nOrman gibidir gözleri\nOk gibidir kiprikleri\nOy gelincik can gelincik\n\nOy gelincik can gelincik\nHasta ben ilaç sen gelincik\n\nKırmızıda görünürdü\nAl’da mor’da sevilirdi\nEl üstünde tutulurdu\nOy gelincik can gelincik\n\nOy gelincik can gelincik\nHasta ben ilaç sen gelincik\n\nBuldum o’nu bir sahrada\nAlıpda sardım canıma\nKan oldum damarlarına\nOy gelincik can gelincik\n\nOy gelincik can gelincik\nHasta sen ilaç ben gelincik\n\nMUHTAR GAZİ’nin gözü\nEli ayağı hemde dili\nKalbindedir bütün gizi\nOy gelincik can gelincik\n\nOy gelincik can gelincik\nHasta ben ilaç sen gelincik\n\n02/07/2009\nMuhtar Gazi TOPAL\nMALATYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelincik - 5",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\ngelincik..gelincik...farkettin mi beni\n        yaprağını ver yanaklarıma\n        boyanı sür dudaklarıma\n        benim için \n       yeniden yeniden çoğal\n        bayırlar boyansın renginde\n        gün batımı kıskansın sevincine...\n\n                                      25.07.2005 / elazığ \n                                      mustafa kaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelincik Gelin",
        "poet": "Serdar Pamukçu",
        "poem": "\n\nYalnızlığımı yararak\nÜstüne üstlük sorgulayarak\nVe esir olmadan bana\nKadınım olmaya geldin, gelincik! \n......\n\n(mart,2003)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelincik Çiçeğimsin",
        "poet": "Nevzat Kökçak",
        "poem": "\n\nGelincik çiçeğimsin, zarif, ince ve narin.\nŞakayığımsın benim, diğer yarımsın yarim.\nHoyrat tavırlara hiç gelemezsin naziksin,\nEl üstünde tutulan, yegane mücevhersin.\n\nAşk içkisiyle dolu bir kadeh gibi mağrur,\nBaşım hep o badenin sarhoşluğuyla hoştur.\nKoparmaya kıyamam parlaklığın kaybolur,\nGelincik çiçekleri, tazeliğini korur.\n\nBir kadın erkeğinin, gelincik çiçeğidir.\nEvlilik ailenin, en temel direğidir.\nGelincik çiçeğimi ömrümce seveceğim,\nOnu gönül bahçemde, her an yeşerteceğim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelincik Dağının Hikayesi",
        "poet": "Muhtar Gazi Topal",
        "poem": "\n\nGELİNCİK DAĞININ HİKAYESİ\n\nPamuk ipliğinden daha ince bir hayalle başladı dünyaya gelişim. Daha dün gibi hatırlıyorum anne karnında geçen günlerimi.Babamın sinirli halini, bağırıp çağırmalarını sağır olan kulaklarımı, oynatamadığım ellerimi, dizlerim karnımda büyümelerimi,gözlerim yeşilini tamamlamadan kırmızı ağlamalarımı, doğduğum zaman büyüyeceğimi zannederken çocuk aklımla iyice küçüleceğimi, unutarak bir anlık bir hareketle sıçradım dünyaya.\n           İlk duyduğum ses susturun şunu! diye bir bağırma olmuştu.Susarak büyüdüm susarak okula başladım, gençliğim susmuştu.Suskun suskun bir çiçek kopardığımı hatırlıyorum, başka bir bahçeden bahçeme dikip de suskunluğumdan sevemediğim, onunla gülüp oynayamadığım, hep kavgalı olduğum  günlerde suskun ruh halimle iki fidan daha dikip,yetiştirme hevesini bile alamamıştım. Üstüne üstlük bir de getirdiğim çiçeğin o fidanları da alarak beni nasıl yalnızlığa terk ettiklerini hiç mi hiç aklımdan çıkaramam.\n            Ama hayat bu bazısına hep güler, bazısını da ağlatıp boyun büktürürmüş.Onun için boynum hiç düzelmedi hep eğri gezdim. Kendi halimden hiç haberim olmadı.Unuttuğum gönül bağım hep susuz ve kıraç kaldı.Sonunda kendimi o kıraç topraklara hapsettim.Kıraç da olsa yarılan topraklar arasından çıkan böcekler bana can veriyorlardı.\n            Derken ufak bir tepe beliriverdi bağımın tam ortasında.Sevindim bir yoldaş bir arkadaş olur diye, kazma vurup dağıtamadım biraz öyle kalsın, sonra iki kazma darbesiyle düzeltirim dedim.Dalmışım irkildiğim de bir de ne göreyim! tepe büyüyen bir dağ heybetiyle karşımda duruyor.Artık ne kazma ne kepçe ne de dozer yıkamayacak hale gelmiş, oturabilecek ve kalacak bir yer bırakmamış.Büyümüş de büyümüş bana tepesinde sadece bir çiçeklik yer bırakmış ve orada da bir çiçek açmıştı. Yaklaştım dikkatlice baktım,narin mi narin, yeşil yaprağı dikkatlice baktığın zaman içinde sanki bir dünya gizliyormuş gibi,kırmızısında siyahı sanki yastaydı. Kıyamadım sökmeye elimdeki kazmayı fırlatıp attım, bağırdım  ne yapıyorsun aptalllll! o sana bir yoldaş,o sana bir arkadaş,  o yaralı sen yaralı, bari sen ölmeden sar onun yarasını diyerek söylenip durdum kendi kendime.Biraz sakinleşince dağa isim aramaya başladım sonunda karar verdim: dağım gelincik dağı olsun diye.Tüm sırlarımı onunla paylaştım, onunla yaşadım tüm güzellikleri. Şimdi bir de türbe yaptım gelincik türbesi her gün her saat her saniye oradayım.\n           Eyyyyy! ! Bütün gelincikler bendeki  gelinciğimi soruyorsunuz? İşte bendeki gelincik sevgisi bu budur işte. Gelincik  sevdamdaki bir tek gelincik sevdası.Sakın öldürmeyin beni: öldürürseniz de gelincik dağımdaki,gelincik türbesinin içine yatırın beni, toprak örtmeyin üstüme toprak olduğumda gelincik çiçeği açsın sevdalı bedenimde.  \n\n17/06/2010\nMuhtar Gazi TOPAL\nMALATYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelincik Kırmızısı Ömrümüz",
        "poet": "Yüksel Sönmez",
        "poem": "\n\nKüçüktüm,\ngelincikler toplardım ekin tarlalarından \nbebeklerimin saçları mısır püskülünden\nrengarenk açan akşam sefaları \nakşamları radyoda dinlenen piyesler\ngüle oynaya yürünen okul yolları \nuzaktan uzağa bakışlarda karışan duygular\nönümüzde dümdüz uzanan yollardı ömrümüz.\nNerede şimdi o bahçe \nuzanan koca bir el \ntüm dünya çiçeklerini istemekte\nbilim ve teknikle,\ndoğayı aç bir kurt gibi yiyerek\ninsanın kemirerek insani yanlarını\ncaf caflı tüketmeler sunarak semirmekte.\nŞimdi \nhaksız işgallerde yitip gider insanlık..\nÇocukluğum duvarda asılı bir resim,\nnerede bu bahçe\nnerede çiçeklenir ömrümüz,\nşimdi nerede.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelincik Sevdam",
        "poet": "Muhtar Gazi Topal",
        "poem": "\n\nGELİNCİK SEVDAM\n\nYorgundum hayat yormuştu ufacık da olsa bedenim sızısı ağrısı hiç bitmemişti.Derman aramaktan vazgeçmiştim.bedenim talan, gönül bahçem viran, kalbimse duracaktı heran.Kimseye yük olmak istemiyordum.Aldım başımı erişemeyeceğim yüksekliklere doğru uçurdum konacağı yerde son bitişimi yaşayacaktım.Hiç yaşamadığım ilklerden habersiz.Gözlerim kapalı duracağım yeri düşünürken, kendimi bir yaban gelinciği altında buldum.Şöyle meraklı gözlerle süzdüm sanki daha önce böylesini görmemiştim. Büyülendim acaba düş'mü görüyorum dedim kendi kendime, merhaba diye bir ses duydum! selam veren gelincikti.O ses tüm bedenime yayılırken yıkılan, talan olan beden kendine gelmeye başlamıştı. Gönül bahçem boy boy gelincikler kadar dursada, bir gelincikle doldurmuştu her yerini. Bu mucize dedim ve kalbim dolusu merhabasına karşılık verdim.Gözlerimi ayırmadan rüzgarın esintisinde dans eden yapraklarını, tek kişilik bir bale gurubu gibi düşlere süzülüşünü, nazlı nazlı yeşil yapraklarından bakışını seyre daldım.Daldığım da o oldu bir türlü bakışlarım hiç bir yöne çevrilmedi, sanki göz bebeklerim dondurulmuş kipriklerim bir ok gibi döneceği yerlere pusu kurmuştu.O narin o zarif duruştan hep sesler yankılanmaya başladı: sen aşık olsan da ben sana aşık olmam! bunu aklına dahi getirme... ben rüzgarımın gittiği yöne doğru gider bir anda unuturum seni! tekrar bozguna uğrama sakın diyerek her an her saniye tüm bedenime nakış nakış işleniyordu.Çözülüp atılamayacak kadar sağlam bağlanan, sözlerime dalıp onunla beraber akan,bazen çağlayan bazen sesizce benden habersiz yazacaklarımı kalemimin ucuna dolduran, güzelliğini sayfama yansıtan yazdıran,düşündüren dünyayı verip nefesi kesen bir yaban gelinciğiyle beraberim artık. Gittiği yönü hisseden, solan bir yaprağını anında gören üzülen dertlenen,tanınmayacak kadar kendini gizleyen bir abdalım artık. İşte bu yüzdendir hiç bitmeyen bitmesi mümkün olmayan GELİNCİK sevdam.........\n\n08/05/2010\nMuhtar Gazi TOPAL\nMALATYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelincik tarlasında ölüm",
        "poet": "Ünal Ulaş",
        "poem": "\n\nKırmızı sökerken şafak\nBen suskun kalbim slogan\nGelincik tarlasında beyaz gün\nVe kırmızı ölüm\nAyaklarımda memleketimin çamurları\nKafamda ağır bir miğfer\nArtvinli muşlu çanakkaleli yanımda\nBen suskun onlarda\nKahpece bir pusu dehşet bir patlama\nNerdesin muşlu\nÖlüm kırmızı yüzüm beyaz\nHadi dün akşam gibi söyle türkünü\nVe gelincik tarlasında ölüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelincik Zehri",
        "poet": "Muhtar Gazi Topal",
        "poem": "\n\nGELİNCİK ZEHRİ\n\nKadehe koy ki gelincik zehri\nİçeyim hayat sen yap sakiliği\nYanın da mezesi alırım kahrı\nİçeyim hayat sen yap sakiliği\n\nİçip de kendimden geçeyim her gün\nNasılsa öldürür gözleri bir gün\nVersinler cezamı kadehte sürgün\nİçeyim hayat sen yap sakiliği\n\nDamladan usandım gölünden dolsun\nEtkisi fazlaca özünden olsun\nGirince kendini damar da bulsun\nİçeyim hayat sen yap sakiliği\n\nKan ile hücreme hemen ulaşsın\nYorarak hücremi biraz dalaşsın\nFazla yormadan orda anlaşsın\nİçeyim hayat sen yap sakiliği\n\nYarseverim ayık geçti hayatım \nYaşadıkça yılı günde bunaldım\nAylardan kadehi zora ki çaldım\nİçeyim hayat sen yap sakiliği\n\n23/12/2009\nMuhtar Gazi TOPAL\nMALATYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelinen Son",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\ngelinen son\nvarılmak istenilen\nistenen son \ndeğildir\nhayali kurulan\no hayalle yaşanılan\ndüş \ndüş olduğunda\ngüzeldi\n\n30.01.2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelini Olmazsan Eğer Üzülür Validemle Peder",
        "poet": "İbrahim Halil Demir",
        "poem": "\n\nBakışların alır götürür beni benden,\nBenden başkası hayır görmez senden,\nKonuştukça bal akıyor sanki dilinden,\nÖleceksem istiyorum öleyim elinden.\n\nTeninin kokusu beni bir hoş eder bana yeter,\nYokluğunda ise yüreğime dolar sıkıntı keder,\nKem gözler değerse bize, ölümden de beter,\nGelini olmazsan eğer üzülür validenle peder.\n\nDilerim Allahtan yedi veren güllerin sararıp solmaz,\nGidersen günün birinde bil ki gönlümdeki yerin  dolmaz \nSevmeyi bilenler asla bağın bahçe yolmaz,\nGörmezsem seni aşımın  tadı tuzu olmaz.\n20/11/2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gelinim..",
        "poet": "İsmail Kurt",
        "poem": "\n\nKonu:Mutluluk,Aşk..\n\nİşlemeli boncuklu beyaz ipekten\nTerzi abla alıver biraz göbekten\nGörünmesin dizler şifon etekten\nGelinim geliyor beyaz içinde\nDüğünüm olacak güller içinde..\n\nÇantası krem üstünde yakut taşı\nTopuz örgülü gelinin başı\nSiyah kalem çekili,kirpiği kaşı\nGelinim geliyor beyaz içinde\nDüğünüm olacak güller içinde..\n\nBeyaz rugan çiçekli ayakkabısı\nÇalgıcı çalıver davulu,sazı\nPekte haşmetli durur babası\nGelinim geliyor beyaz içinde\nDüğünüm olacak güller içinde..\n\nEteği savrulur yerlere değer\nNe güzelmiş bu kız,melekmiş meğer\nAşkımız sevdayla bir ömür sürer\nGelinim geliyor beyaz içinde\nDüğünüm olacak güller içinde..\n\nAnasının gözleri yaşlarla doldu\nEvlenmek için tuttuk biz yolu\nKıyıver nikahı,nikah memuru\nGelinim geliyor beyaz içinde\nDüğünüm olacak güller içinde..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelinlik",
        "poet": "Yalçın Koçer",
        "poem": "\n\nCansız, durgun.. bilakis mütevazi\nHatları belli olmayan bir  kadın.\nKara kalem cizmeye başladı\nGiydirdi kadın ı   bir kadın.\n\nDokuma tezgahında  bir kadın\nMakina sesi, sanki bir düğün\nÇıktı  benbeyaz bir  ipek kumaş \nAğlayarak top yapan bir kadın\n\nElinde makaslı bir kadın\nKesiyor beyaz kumaşı o kadın\nProva,teğel,nakış,dikiş\nKımıldamadan kaldı başka bir kadın.\n\nCadde üzerinde heyecanlı bir kadın\nVitrinde gelinlikli cansız bir kadın\nİki kadın ama  tek gelinlik\nGelin bu bulmacayı siz çözün.\n\nGelinliği giyen canlı bir kadın \nDüğüne az kaldı çabuk olun \nTrafik acımasız, gaddar ve melun \nGelinliği artık bir kefen bilin..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelinlik",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nAşk denilen belayı, başıma ilk sen açtın,       \nBen yanıp kavruldukça, sessizce gülüp geçtin.\nBembeyaz gelinlikle seni hayal ederken,\nEl olup o kumaştan bana bir kefen biçtin.\n\n7 Şubat 1990- Çarşamba / ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gelinlik",
        "poet": "Prenses Yağmur",
        "poem": "\n\nalnıma yazılan kara yazıyla kırılan şansımın kırık dalıyla yorgun bedenimin soluk teniyle beyaz gelinliği giydim annem maziye gömdüğüm sevdamla yarım kalan muradımla ulaşamadığım arzularla beyaz gelinliği giydim annem şimdi ağlasın eller bana gidiyorum dönüşü olmayan yola soran olursa beni sana beyaz gelinliği giydi de annem annem giydim beyaz gelinliği gidiyorum ödenmez hakkını helal et istiyorum birdaha sizleri görürmüyüm bilmiyorum göremezsem beyaz gelinliği yakın annem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelinlik",
        "poet": "Orhan Eren Uncu",
        "poem": "\n\nHoş gör beyaz gelinlik\nyakanda al bir gül..istedim\niçinde sevdiğimi..çok diyorlar\nkaranlıklar da  yer seçiyorlar\nhoş gör beyaz gelinlik\n\naşk-a  zalim diyorlar\nyanıyor yüreğim,onu bile çok görüyorlar\nsevmek zor, can yakıyor diyorlar\nsevdiğimi vermiyorlar\nhoş gör beyaz gelinlik\n\nbeyaz gelinlik yanımda,yanıbaşım da\ngöz yaşlarımda yıkanmış\nsevgiyle süslü..\nal al kurdele takılmış\nhoş gör beyaz gelinlik,saramıyorum \n\nBen gönül mahkumu oldum\nseni de  mahkum ediyorlar\naşk-ı yaşayamayanlar\ngelinliği kefen görüyorlar\nhoş gör beyaz gelinlik\n\nkaranlıklar dolmuş,çaresiz  aşıklarla\naşk nedir bilmeyenler aşk'ı acı yaşayacak\nkaranlıklar birden güneş açacak\nhoş gör beyaz gelinlik\nhoş gör\n06.08.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelinlik Çağın",
        "poet": "Muammer Baydere",
        "poem": "\n\nKorkuna yenilip susup kalırsan\nYa alçak olursun ya da alçağın\nAşk için her şeyi göze alırsan\nMutluluk çağıdır gelinlik çağın\n\nGönlüme yüklersen hasret göçünü\nMazimiz bırakmaz sende öcünü\nAşk için harcarsan bütün gücünü\nMutluluk çağıdır gelinlik çağın\n\nHaline ağlar ya namerdi merdi\nDökülen gözyaşı çare mi verdi\nAşk için çekersen çileyi derdi\nMutluluk çağıdır gelinlik çağın\n\nNe bir dost olurum ne de arkadaş\nSana son hediyem iki damla yaş\nAşk için olursa verdiğin savaş\nMutluluk çağıdır gelinlik çağın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelinlik En Güzel Sana Yakışır",
        "poet": "Özkan Gönlüm",
        "poem": "\n\n\t\tAşkın en güzeli sende yeşersin\n\t\tMutluluktan başın göklere ersin\n\t\tGüzel Ayşe’m dünyalara değersin\n\t\tGelinlik en güzel sana yakışır.\n\n\t\tYanacak yüreğin aşk ateşiyle\n\t\tBuzları eritecek gönül dağın\n\t\tGelince Birtanem gelinlik çağın\n\t\tGelinlik en güzel sana yakışır.\n\n\t\tBir gün gelip düğün dernek kurunca\n\t\tDavullar düğünde güm – güm vurunca\n\t\tSen telli duvaklı gelin olunca\n\t\tGelinlik en güzel sana yakışır.\n\n\t\tBilmem sonumuz ne olacak dersin\n\t\tYaşlı gözlerinle dua edersin\n\t\tÂdettir bu hem ağlar, hem gidersin\n\t\tGelinlik en güzel sana yakışır.\n\n                                Hayat çözülecek bir bilmecedir\n\t\tEvlilik bir erdemdir, çok yücedir\n\t\tSeni hayâl ediyorum nicedir\n\t\tANALIK  en güzel sana yakışır.\n\n\t\tSen gidince ayrılığı yüreğime basarım \n\t\tDüğün resimlerini de başucuma asarım\n\t\tTorunlar ‘’Dede! Dede! ‘’ diye elimi öpünce\n\t\tDEDELİK en güzel bana yakışır.\n\n\t\tÖlürsem görmeden gelin olduğunu\n\t\tŞiirim  armağan  olsun ömür boyu\n\t\tGönülden düşledim bu güzel tabloyu\n\t\tEvlâtlık en güzel sana yakışır..\n\n\t\t\t\t\t17.01.1994\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelinlik Kızlar Gelmiş",
        "poet": "Ahmet Kocayel",
        "poem": "\n\nGelinlik kızlar gelmiş\nDüğün neşesi olmuş\nGirmişler hep kol kola\nCanım diyenler olmuş\n\nDüğünde halay kurdum\nAbo çekip kol yordum\nKurulduk sahalara\nPotayı gözden vurdum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelip Geçiyor Adam",
        "poet": "Buse Güçlüler",
        "poem": "\n\ntozu buluta katıyor \nve gelip geçiyor adam\nmavi evin yanında\nbir kedi\nkedi yola atlayınca\nhızla giden adam\neziyor kediyi\nkanlar sıçrıyor üzerime\nsu arıyorum her yerde\nelbisemi yıkıyorum\nakıtıyorum kanı etimden\nkediyi alıp gömüyoruz\ntoz içinde kalıyoruz\nve bu toz içinden\ngelip geçiyor adam\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelir",
        "poet": "Mehmet Ali Çıbıklı",
        "poem": "\n\nÇökünce karanlık üstüne bir bir, \n                Hasret ateşini yakasın gelir.\n                Hep dost bildiklerin birden eksilir, \n                Yalnızlık yükünü atasın gelir.\n\n                Yalnızlık ateşi içini yakar, \n                 Dertlerin içine usulca akar, \n                 Dost bildiğin gözler, yabancı bakar, \n                 Dert üstüne derdi katasın gelir.\n\n                  Dost yok, teselli yok, herkes yabancı, \n                  İçinde hep büyür bitmeyen sancı, \n                  Dertler yüreğinde sanki bir hancı, \n                  Dertlerin üstüne yatasın gelir.\n\n                  Dolaşıp durursun meyhanelerde, \n                  Teselli ararsın boş kadehlerde, \n                  Arayıp sorarsın dermanın nerde? \n                  Önüne gelene çatasın gelir.\n\n                  Karanlık dağılmaz sabah hiç olmaz, \n                  Yüreğini yakan derdin dağılmaz, \n                  Üzüntü çiçeğin nedense solmaz, \n                  Ecel şerbetini tadasın gelir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelir",
        "poet": "Ceyhun Çoban",
        "poem": "\n\nGünah gırtlakta, sen istersen delir; \nDelirsende, bir gün Azrail gelir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelir",
        "poet": "Şevki Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nBir gün adaletsizlik kalkar, ahlâksızlık kalkar\nKurtulur şu insanlık her yere bir refah gelir\nSömürü kalkar, faiz kalkar, yeni bir nizamla\nKurtulur şu insanlık her yere bir refah gelir\n\nKahpelik yok olur, yalan, sahte tarih yırtılır\nKahramanlar bilinir o gerçek tarih yazılır\nYeni bir nizamla mana maddeyi esir alır\nKurtulur şu insanlık her yere bir refah gelir\n\nÇobanoğlu der ki huzur ancak Kuranla gelir\nO ileriyi görenler koşar İslâma gelir\nBatıllar tarumar olur, Allahın nuru gelir\nKurtulur şu insanlık her yere bir refah gelir\n\n(1975)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelir",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nTohumlar çimlenir orağa gelir,\nSular kıvrılarak ırmağa gelir,\nBeşikten mezara eğitim gerek,\nDemir bile dövülür tava gelir....\n\nAtmosferi yırtar güneş ışını,\nDünyamız yepyeni refaha gelir,\nGökyüzü,yerlere salar yaşını,\nRahmetle dökülür toprağa gelir...\n\nİdolojik fikir sarar ülkeyi,\nKafalardan ayrı,ayrı ses gelir,\nTehlikeye girse Vatan gerçeği,\nMillet tek bayrağın altına gelir...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelip Geçti Birden Gençlik Kervanı...",
        "poet": "Aşık Mahmut Çelikgün",
        "poem": "\n\nGelip geçti birden gençlik kervanı\nUğrayıp yanıma bir hal sormadan\nYükleyip arzumu aldı götürdü \nYarin  bahçesinden bir gül derme den...\n\nGençlik sevecendi bilmedim hile\nGüldürmedi beni bitmeyen çile\nİnleyen arıydım konardım güle\nKış etti yazımı bir bal vermeden...\n\nMahmut Çelikgün'üm,vedamı sözler\nKervana uzaktan bakıyor gözler\nUçtular bir içim su gibi kızlar\nYanımda doyası bir bel kırmadan...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelir ",
        "poet": "İkram Gökhan Akcebe",
        "poem": "\n\nArtık eskisi gibi olmaz, gönlüm yedi soğuğunu\nSabret dedi erenler, Allah (c.c.) görür gönül kırığını\nKırk kez hacca gitse, kaf dağına yükselip inse,\nBencil kuşun kanatları, arar, bulur kendi toprağını!\nDünyalar onun olsa, bilmez nereye koyacağını!\n\nBizim sözümüz kimisine hoş, kimisine boş gelir,\nDüğün derneğimiz olsa, çalıp, oynanmaya gelinir,\nÖlsek, eş dost etli pilav, lahmacun yemeğe gelir\nİkramım gidenin gelenden olmalı mutlaka bir farkı, \nDüşünüp taşınanın, sağ eli kalbinin üzerine gelir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelir Aklıma",
        "poet": "Ömer Gündoğan",
        "poem": "\n\nGelir Aklıma\n\nOrta çağı atıp yeni çağ açan\nFatih'in çıkışı gelir aklıma\nAsırlar boyunca düzen sağlayan\nOsmanlı duruşu gelir aklıma\n\nİmparatorduk,Rehavete kapıldık\nVatanı unuttuk,zevklere daldık \nİlim konusunda uyuya kaldık\nEcdadın çöküşü, gelir aklıma\n\nEmparyal güçlerin, hepsi birleşti\nParsel parsel edip yurdu paylaştı \nDört koldan saldırdı feleğim şaştı\nOsmanlı bitişi gelir aklıma\n\nMavi gözlü atam Samsun'dan başlar\nBirleşti halkımız çatıldı kaşlar\nDüzenli ordumuz düşmanı haşlar\nAtatürk doğuşu gelir aklıma\n\nMilletim tarihe damgayı vurdu\nAnadolu Türkün hakiki yurdu\nOsmanlı külünden bir devlet kurdu\nTürkiye oluşu gelir aklıma\n\nÖmer bayrak asın boş koyma camı\nNeşeyle kutlayıp atalım gamı\nAta armağanı gençlik bayramı\nHer on dokuz mayısı gelir aklıma\n\n19 mayıs 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelir Değilmi Komutanım",
        "poet": "Mehmet Akif Tiryaki",
        "poem": "\n\nAma Afgan çocukları değil serçe,\nYağmur ince ince yağar gece,\nÇadırlar kapısız soğuk,\nİçindekiler çocuk.\n\nRus savaşında bizde,\nTorbalar dikildi otuzar kiloluk,\nUn torbaları okul çocuklarının sırtında,\nYürüdüler sessizce, yoktu hayvan veya araba\n\nSarıkamış'da yayıldı dağlara Mehmetçik,\nAyaklarında çarık,\nCeplerinde arpa taneleri, yıkanmış, temizlenmiş tezekten,\nAma yoktu onların haneleri,\nSoğuk eksi kırk derece,\nAğızlarında şu hece,\nHayat bir bilmece.\n\nBir baba oğlunu soruyordu,\nKomutana, kanala gitti diyorlar doğrumu diyordu.\nKanal soğuk değildir değilmi komutanım,\nZira çok üşürdü Hasan'ım.\nGelir değilmi komutanım\nGelir dedi komutan babaya,\nÜşümez oğlun kanaldaysa.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelir Başına",
        "poet": "Bahadır Özcan Akbaş",
        "poem": "\n\nBaldan daha tatlı hayatın varken,\nBiri zehir katar,gelir aşına.\nBaharı umduğun yerde ararken,\nRastlarsın hayatın kara kışına.\n\nDuygu mahkum olur,sevgi anlamsız,\nNasıl olacaksın,tasasız,gamsız,\nDost bildiğin gelir,geçer selamsız,\nAldırmaz,ağlasan gözün yaşına.\n\nMutluluğu bir an buldum sanırsın,\nTatlı rüyalardan tez uyanırsın,\nAcı gerçeklere zor inanırsın,\nAklına gelmeyen,gelir başına.\n\n        ERZURUM’\n            1990\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelir Diye Bekledim Giden Zamanı",
        "poet": "Hakkı Hakan Kaya",
        "poem": "\n\nYağıyordu\ntoprak göğe\nburam buram \nhasret ile\nkuruttu bulutlar\ngözyaşlarını\nhasret birikti\ndökülemedi\nçatlattı toprak\nyüzünü\nkavuşmayı bekledi\nbükülemedi\nyarıldı sevda tohumu\nbüyüttü hasretini\nne mevsimler geçti de\nsökülemedi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelir Misin?",
        "poet": "Cem Büyükkaya",
        "poem": "\n\nTutulsam sana, kapılsam rüzgârına… Hani bütün korkularımı bir yana bırakıp, çıksam karşına… Seviyorum desem, sevmeyi diliyorum desem ya da… Bunca acı, bunca yalan, bunca feryat, figan boşaymış meğer… Meğer ben yıllar yılı seni ararken heder etmişim yüreğimi… Meğer onca uzak yolları aşıp da geldiğim senmişsin desem… İnanır mısın? \n\nDurdursam bütün saatleri ve dondurabilsem zamanı çok geç olmadan… Dönüşü olmayan, tekrarı olmayan anların adını koymadan daha çıkıp gelsem sana… Her şeyi ortada bırakıp olduğu gibi… Hani en yalansız halinde varlığımın, en samimi sözlerimde seni resmetsem sana, bütün içtenliğimle seni anlatsam mısralarımda bendeki halinle… Yüreğimde kocaman bir yer açsam sana, hiç dokunulmamış yanlarında… El sürülmemiş, kirletilmemiş düşlerimi sana çalsam, sana uzatsam sevdamı avuçlarımda… Dokunabilirmisin uzanıp da yüreğime ellerinle… Hissedebilir misin dile gelmemiş sözlerimi, saklı kalmış bütün haykırışlarımı duyabilir misin içimde… Sana dokunmaya korkan bakışlarımdan anlayabilir misin, ardında büyüttüğüm seni…\n\nAlıp tutabilir misin sana tutsak benliğimi yüreğinde… Kaybolsam derinliğinde bulabilir misin beni? Saklayabilir misin kaçak bakışlarını gözlerimden… Saklanabilir misin sana ait hissedişlerimden…\n\nHiç bulmadan özlesem seni, arasam gecenin bir yarısında hiç dokunmadığım ellerini… Yalnız düşlerimde sarılmış olsam bile burnumda tütse sıcaklığın… Çıkar gelir misin? Sana muhtacım desem… Yorgunluğuma sebep yıllardan, sevdalardan yıkılacak olsam. Tutar kaldırır mısın beni? Yalnızlığımdan sıkılacak olsam… Ruhumun sana ihtiyacı var desem… Sensiz anlamsızlaşacaksa bütün vaatler… Sabahlar uzadıkça, kaçıp gittikçe bizden uzağa saatler… Gözlerimde tutulup kalacaksa birkaç damla gözyaşı… Adın kalacaksa dilimde… İçimde çığlık çığlığa bir feryat kopsa sancılarımdan… Çağırsam gelir misin yar? Çıkar gelir misin ey benim karşılıksız sevdam… Bir son verir misin acılarıma… Dur diyebilir misin bu anlamsız gidişlere? \n\nDurmalı öyleyse! Sonsuzlaşmalı gerekirse dudaklarında lal olup kalmalı. Durmalı ve beklemeli! Umutla hevesle beklemeli. Gelmeyeceğini bilsen bile… Gittiğin yer uzak olsa da. Uzaklığın ulaşılmaz diyarların koynunda yer bulsa da.\n\nVe işte o ulaşılmazlığına rağmen... Vazgeçilmezsin sen! Dursam öyleyse. Beklesem. Umutla hevesle beklesem... Geceyi sabaha bağlasam defalarca, acılarımı bastırsam içime, kanayan yaralarıma aldırmadan yürüsem hep aynı yolda. Dursam beklesem… Döner misin? Bir söz çıksa dudaklarından... Ağlasa, ağlasam daha çok ağlasam… Sen duysan. Özlesem, özlesem. Daha çok, daha da çok özlesem. \n\nEn azından rüyalarımda bile olsa...Gelir misin?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "&&&gelir Geçer&&& beste çalışmam devam ediyor",
        "poet": "Gürsel Güveloğlu",
        "poem": "\n\nHer zaman kendini kusursuz bulma,\nBu  hayat  gömleği dar  gelir geçer.\nAydınlat  umudu hayalsiz kalma,\nAşılmaz  gördüğün zor gelir geçer.\n\nBaşarı kaynağı neşeli olmak,\nCoşkulu  yaşamda güzellik  bulmak,\nİnsana  ömürdür  sebepsiz gülmek,\nİndirir yağmuru kar gelir geçer.\n\nGül baki  sevdalar  yaza ermezse,\nTiryaki olduğun değer vermezse,\nSaçını yolduğun seni sevmezse,\nÜzülme,vefasız yar gelir geçer.\n\nBütün alem dinler bilge sözünü,\nArif olan anlar işin özünü,\nCahil ise boşa yorar gözünü,\nBu fani dünyadan kör gelir geçer.\n\n \n\n    (9 Nisan 2005- İskenderun)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelir Misin",
        "poet": "Mutlu Esfer Fırat",
        "poem": "\n\nŞimdi hasıl olan bir boşluktayım\nGel bu alemin günah seyrinde\nBir günahın seyrini de\nSen yapma desem gelir misin? \n\nMutlu esfe fırat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelir mi Bahar",
        "poet": "Sermet Apaydın",
        "poem": "\n\nGELİR Mİ BAHAR\n\nTutunmak istedim kırıldı dallar\nHasrete pirim verdi aylar, yıllar\nYol vermiyor taşlı,dikenli yollar\nNe kış gider  ne de gelir İlkbahar\n\nHasret  bulutundan yağarken  yağmur\nHarlanır  sevdam, yüreğe kor  olur\nNe acım diner  ne  gözyaşım kurur\nNe kış gider ne de gelir İlkbahar\n\nNe yemeğin tadı var ne de suyun\nHuzuru olmuyor sensiz uykunun\nBu yaşta hem dermansız hem yorgunum\nNe kış gider ne de gelir İlkbahar\n\nYoğun duygunun  ince manasını\nBilmeyene  boştur yürek sevdası\nDalgalı denizin yanlış rotası\nNe kış gider ne de gelir İlkbahar\n\nApaydın huzurun arzularında\nÖmrün tüketir umudun yoluna \nBeklenen günlerin aydınlığında\nKış gider de gelir mi ki İlkbahar?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelirim ",
        "poet": "Mehmet Yunus Aytek 2",
        "poem": "\n\nŞimdi uzak bir kenttesin \nVe yağmur yağıyorsa\nDüşüyorum yüreğine tane tane \n\nGelir serilirim sular gibi kıyılarına \nGelir karışırım martıların çığlıklarına \nGelir girerim derin seher uykularına\n\n02 Aralık 2013\nPazartesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelirim",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nBir gün vatan darda bacım çıkta gel dersen \nDağları, ovaları, denizleri bil yararda gelirim \nBurçlarda dalgalanan gördüğün hilal uğruna \nBen rüzgârı kendime at eder biner gelirim\n\nBin türlü çiçekten toplarım yaparım balımı \nCanımı vatan için ateşe atar bacım gelirim \n\nVatan için dökerim ben kanlı gözyaşlarımı \nKurban olmak için ben yaktırırım kınalarımı \nVatan için uğruna terk ederim sevdalarımı\nYıldırımlarıda kendime binek eder gelirim\n\nYüreğimde beslerim her an hilalimin aşkını\nMerih yıldızından yolu sorar bacım gelirim \n\nÖnüme hangi engeli koysalar aşar gelirim\nHürriyet meşalesini hemen yakar gelirim\nBu vatan uğrunda yılmayan savaşan erim\nBaltayı,küreyi,orağı, silah yapar ben gelirim\n\nHalil ÇOLAK 06.10.2009\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelirim Anne",
        "poet": "Fatih Kuyucu",
        "poem": "\n\nGüneşin tam batmaya yüz tuttuğunda\nİnsanın karanlıktan korktuğunda \nGelirim anne \nYa göçmen bir kuş kanadında \nYa da güneşin tekrar doğduğunda\n\nSabırdan yüküme yükler eklendi\nTaşıyamadı gönül, küflendi\nBir köşede hasret yolumu kesti\nGelirim anne\nYa göçmen bir kuş kanadında \nYa da güneşin tekrar doğduğunda\n\nBurada sabahlar kuytuya saklanmış\nGurur kör bir çakıyla kazınmış\nİnsan hasrete bağlıymış \nGelirim anne\nYa göçmen bir kuş kanadında \nYa da güneşin tekrar doğduğunda\n\nÇatlayası kır at gibi soluk soluğa\nBir son yok sanki\nHer yol yokuşa\nHasret ektim araya\nMevsimi bekle kış olsa da\nGelirim anne\nYa göçmen bir kuş kanadında \nYada güneşin tekrar doğduğunda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelirmisin",
        "poet": "İsmet Temur",
        "poem": "\n\nSen nerdesin, nasılsın bilmiyorum\nBeklemiyor, merak etmiyorum\nDiyemiyorum, yalan söyleyemiyorum\nÇünkü ben sen çok ama çok seviyorum\n\nSebebi bilinmez hasta olsam\nHasta, seni beklerken, birileri gelir\nBilmiyorum, duyupta sende gelir misin\nGelir misin son defa görmeye, helalleşmeye\n\nGelmezsin, gelmeyeceksin biliyorum\nSen, sen bilmiyorsun ama, ben hala seni\nÖylesine, karşılıksız, beklentisiz  seviyorum\nGelsende, gelmesende yolun sonu, ben ölüyorum\n\nHani titrerde yüreğin, sızlarsa vicdanın\nMerak edip ararmısın, nerdedir kabri diye\nGelipte soğuk taşları sever misin hasretle\nSolmuş birkaç çiçeği sular mısın gözyaşlarınla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelirmisin",
        "poet": "Esel Arslan",
        "poem": "\n\nYağmurların yıkadığı\n                   Rüzgarların savurduğu\n                   Bir çılgın\n                   Bir deli çocuğum\n                   Baharların peşi sıra\n                   Gitsem diyorum bu mayıs\n                   Gidersem\n                   Gelirmisin\n\n                                                               Mayıs-2006-Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelirim Dost",
        "poet": "Fatma Biber",
        "poem": "\n\nGönlüm açık kalbim açık\nKoşar sana gelirim dost\nSöylüyorum açık saçık\nKoşar sana gelirim dost\n\nArar da seni bulurum\nYarana derman olurum\nMuhabbetini solurum\nKoşar sana gelirim dost\n\nFatma Biber benim adım\nAcı sanma tatlı tadım\nTüm gücümle adım adım\nKoşar sana gelirim dost\n\nSana çıkar bir gün yolum\nBoynunda da gezer kolum\nSevgi olur yağar dolum\nKoşar sana gelirim dost\n\nSözünü sözüm bilirim\nGönül divanına alırım\nİste yanında kalırım\nKoşar sana gelirim dost\n\nBülbülan dostunu silmez\nOnla yanar geri kalmaz\nPir Sultan’ın devri dolmaz\nKoşar sana gelirim dost\n\n5.Ocak.2010\nFatma Biber\n\nKoşup Gelen Dostlardan:\n\ngelde yeter coşa çoşa, \nadım değil koşa koşa, \nmuhabbetle gelip çuşa, \ntaşar sana gelirim dost. \n\nmuhabbetin beni sarsın, \ngönülde yardan da yarsın \nyol vermesin dağlar varsın, \naşar sana gelirim dost. \n\nAl allardan ala ala, \nDost selamın sala sala, \nOl geceden çıkıp yola, \nUçar sana gelirim dost.........Bilal ÖZCAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelirim Bir Zaman",
        "poet": "Hamdi Turgut",
        "poem": "\n\ngelirim bir zaman \niçinde kalabalıkların \ndolaştığı, sessizliklerin değil\nıssız bir köşe başında,\nuğultularla\n         1997   İZMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelirse gelsin",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nÖlüm geldi\nHoş geldi\nSafalar getirdi\nÖlüm başım üstüne\nBir öpücükle geldi\nBin öpücükle gitti\nSilahlar patladı\nKim sustu\nSilahlar patladı\nKim unutuldu\nSilahlar patladı\nKim sevilmedi\nKimden nefret edildi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelirsem",
        "poet": "Şevval Mirhan",
        "poem": "\n\nBir güz ayazında, çıkagelirim belki. Sonbaharın sarı yaprakları sert bir yağmurun ardından hafif toprak kokan havada dans ederken yavaş yavaş, daha önce gençliğin heyecanıyla yürüdüğümüz sokaklarda yürürüm çekingen adımlarımla. İstanbul’un hikayelerini taşırken her bir yaprak, içlerinden biri süzülerek gözlerimin önünde kendi hikayesini anlatır kıvrımlı figürleriyle. Gözlerim her hareketini dikkatle izler. Ders çıkaracağından değil ya.. Yürek bu, kaç hayat görmüş olursa olsun kendine benzeyen, yine bildiğini okuyacaktır. Karşısında dalından yeni kopmuş bir yaprağın rüzgarın eşlik ettiği güzel dansının ardından sevgilinin fırtınalı gözlerini andıran denize düşüşü ve dalgalara karşışarak yitişi son derece somut bir film gibi olsa da, insanın aklı bunu yüreğine iletmekten acizdir. Dermansız bir hastalığa tutulmuşçasına sarılır inandığı gerçeklerine ve bir çocuğun annesine bağlandığı gibi bağlanır. Son derece masum, umarsız, vurdumduymaz ve bir o kadar çaresiz..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelirsin Artık Kendine...",
        "poet": "Mehmet Arslan 3",
        "poem": "\n\nGelme üstüme yoktur ayarım,                                                                                                          Korkmam kimseden öfke duyarım,                                                                                                        Kem sözlerini elbet duyarım, \nKimse bizden kurtaramaz sizi...\n\nNeden içini dökmezsin bize,                                                                                                    Kızarım ama kıyamam size,                                                                                                               İhtilal yapmak sizin nenize,                                                                                                           Halkın öfkesi boğacak sizi…\n\nAldanıp ta sen kime uyarsın,                                                                                                          Gaipten gelen sesler duyarsın,                                                                                                        Anladım sen akılsız bir yarsın,                                                                                                            Anlamaz aptal sandınız bizi…\n\nMillet olarak görevimizi,                                                                                                     Devlet olarak hünerimizi,                                                                                                     Hain olarak cüretinizi,                                                                                                       Bilmem ki aptal sandınız bizi…\n\nBazen sakin bazen kızacağız,                                                                                                      Planlarınızı bozacağız,                                                                                                     Zulmün mezarını kazacağız,                                                                                                     Tarihe böyle yazarız sizi.., \n\nDaha girişme böyle bir işe,                                                                                                                 Kimse inanmaz böyle bir düşe,                                                                                                              Başında takke elinde şişe,                                                                                                               Kandırıp nasıl aldattı sizi…\n\nYazılan gelir anladım başa,                                                                                                              Kimse bakmıyor gözdeki yaşa,                                                                                                             Girişme artık halkla savaşa,                                                                                                          Yaşarız artık kaderimizi…\n                             Atakum-2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelirsen Baharları da Getir",
        "poet": "Metin Tuncel",
        "poem": "\n\nBir bebek ağlıyor\nDünyaya.....\nİki yaprak kımıldattı rüzgar\nİnadına dünyanın\nKaç hilali var sanki gökyüzünün\nBir de sonsuzlukta kaç yıldızı\nKarma karışıklığında bir bebek ağlaması\nİki damla yaş bebeğin gözlerinde\nEn güzel bebek\nSenin benim gözlerimle değil ama\nDünyaya ağlıyor işte\nFilistin ne kadar uzak ki\nAha şurada yüreğinde...\nBebeğin gözünde iki damla yaş\nRüzgarın kımıldattığı iki yaprak\nEn güzel bebek....\nGelirsen baharları da getir.\n\n(14 temmuz 2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelirsin Diye",
        "poet": "Durmuş Yığman",
        "poem": "\n\nBayram gelir herkes gülüp, eğlenir\nYüzüm gülmez, kalbim kan ağlar niye? \nHasretinden içim yanar dağlanır.\nBeklerim yolunu gelirsin diye.\n\nEller gezer, tozar, sever, sevilir \nÇocuklar el öper, şeker verilir.\nUzaklardan bile kalkıp gelinir,\nBeklerim yolunu gelirsin diye.\n\nKüsülüler bayram günü barışır,\nSevgililer tenhalarda buluşur.\nSeven yüzler tatlı tatlı gülüşür\nBeklerim yolunu gelirsin diye.\n\nBırakalım içimizde ki kini\nKüsülü durmayın der islam dini.\nGözlerim yolunu,özledim seni\nBelkerim yolunu gelirsin diye.\n\nBu bayram geçmesin, gözlerim yaşlı.\nHevesim gönlümde kalmasın başlı.\nSözüm sana dinle, ey kalem kaşlı\nBeklerim yolunu gelirsin diye.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geliş Gidiş",
        "poet": "Sami Yalçın",
        "poem": "\n\nYaşama eşit başlamadık\nEn amansız koşulara katıldık\nElsiz, ayaksız gecelerde\nBütün kardeşlerimizi geçtik\nİpi biz göğüsledik\n'Günaydın' dedik alnımıza doğan güneşe\nVe günaydın, mucizeler sabahına\n\nYaşadık, yaşama saygı duyarak\nSaygımız, o soluksuz koşudan gelir\nOysa ki ölüme saygımız\nEşitlik üzerinedir\nTüm canlılar, kurtlar, kuşlar, börtü-böcek\nNe varsa doğan, bir gün ölecek\nBir bilinmezden yarışarak gelmişti\nBir başka bilinmeze, saygıyla dönecek\nÖlümün şaşmaz eşitliğinden memnun\nHuzur içinde, eller üstünde...\n\n(31 Ocak 2010 - Bostanlı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geliş-Gidiş",
        "poet": "İlyas Özkan",
        "poem": "\n\nSafrâni, görüyorsun; hep gidiyor bu âleme gelenler \nElbet, sen de birgün, vedâ edip gideceksin\n Aldatmasın seni, hep kalacakmışçasına eğlenenler \nGidildiğini, tek, gitmenle göstereceksin...\n\n10.05.2000\n Çarşamba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelirya Bir Gün",
        "poet": "Murat Candemir 4",
        "poem": "\n\ngün gelirde anlarsın\numarım çok geç olmaz\ngün gelirde seversin\numarım bu kalp seni unutmaz\ngün gelirde ölüm haberimi alırsın\numarım güzel gözlerin gözyaşı dökmez\nçünkü sevmediğin biri için gözyaşı\ndökmete değmez\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelişecek Çevremiz",
        "poet": "İsa Yakan",
        "poem": "\n\nÇalış çabala göster azimle sebat\nİnsana en güzel bir lütuf şu hayat\n\nOlursa bir işte istekle inayet\nOlmaz orada rehavetle şikâyet\n\nBaşarı için gerekir sebat, gayret\nBak dikkatle evrene, al, pek çok ibret\n\nSarıl her an sanata, tekniğe, ilme\nAydınlat çevreni; bilgiyle her yerde\n\nÇalışkan ol, yüksel, ilerle bilginle\nGöster kendini ahlakınla sevginle\n\nÇalışırsak çok ülkemiz kalkınacak\nGelişecek çevremiz, köy, kent ve bucak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelişin Bahardı, Gidişin Hazan",
        "poet": "İsmail Baharşen",
        "poem": "\n\n''ayrılık asıldı,sevmekse yalan''\n\ndilimde duaydı aşkınla adın\nsendin tek gerçek gerisi yalan\nsevginle yeşerdi solgun hayatım\ngelişin bahardı, gidişin hazan\n\naşkın en acı kaderide budur ya\nmecbur bırakıldık ayrılmaya\nkoydun gittin bir yalan dünya\ngelişin bahardı, gidişin hazan\n\ntuttuğum tek eldi senin ellerin\ntattığım gerçekti senin sevgin\nbırakma beni öldürde öleyim\ngelişin bahardı, gidişin hazan\n\nrevamı candan sevilmeye bu \nikimizide katletti bu katil tutku\nbizi ayıran bulmasın huzuru\ngelişinb bahardı, gidişin hazan \nayrılık aslıdı, sevmekse yalan...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelişin",
        "poet": "Cüneyt Eren",
        "poem": "\n\nbir yıl gibi geldi\nbir an gibi geçti\ngelişin hüzün verdi\ngidişin deldi geçti \n\n(mart 2003, İzmir)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelişim sana ölçüsüzdür",
        "poet": "Halil Kıvrık ",
        "poem": "\n\nBir ülkenin gelişmiş ölçütü,\no ülkenin kadınlarının yüzlerinin gülümsemesi ile doğru orantılı \nve \nrefah düzeyinin artırılma istemindeki bilinç ile eşdeğer parelelliktedir..\n\nTutku başka birşey \nonu aklımızda bile tutamayız\nyoğunluğu yaşamak \nanlık ve ivegen sancı işte\n\nGelişim sana ölçüsüzdür...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelişim Halini Muhafaza Eden; ANADOLU KÜLTÜRÜ İÇİN SEVİYORUZ! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nKendi Doğrunu Yaşarken Azimle; ANADOLU KÜLTÜRÜ İÇERSİNDE NEREDESİN SEN? .\n\nKişisel gelişim örneklerini kitaplardan okumaya çabalıyorum, ÇOK ŞÜKÜR! .\nKişisel gelişimin gereği olan her türlü özveriyi sunmaya çabaladım ben! .\nVatanımız için ölümü göze almayı ve vatanımıza adanmayı; kitapla öğren! .\nHer türlü kitabı okumaya çabala; SEVGİNDEN YOKSUN KALMIŞ KİTAP OLMASIN! .\n\n{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK - ANTALYA }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelişine",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nbir yaz esintisi\nyelkenleri doldurduğunda\ngökyüzüyle \ngöz göze geldiğimde\nbir baksam\nelinde çantan\nspor ayakkabılarınla\nolduğun gibi\nçıkmış geliyorsun\nhiçbir şey olmamışçasına\ngeçmiş yaşanmamışçasına\nbir baksam\ndağlar eğilmiş \ngelişini selamlamakta\nsalkım söğüt yerlerde\naptal ıslatanlığıyla\nyağmur bile dayanamaz gelişine\nşiddetini artırarak hislerini yansıtmakta\n\nMayıs 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelişin Bayramın Gülüşün Cennet",
        "poet": "Perinur Olgun",
        "poem": "\n\nYağmur yağmış bitmiş, gökkuşağı son\nSen yaprak sen damla kollarıma kon\nBunca yıldır sevdim sen de  öyle yan\nGelişin bayramım gülüşün cennet\n\nGülüşün yağsın hep, yoksa o yaş mı? \nAdını çizdim ben, yürek bu taş mı? \nCehennem  dediğin bu göz bu kaş mı? \nGelişin bayramım gülüşün cennet.\n\nVazgeç şarkılardan bitsin o dünler \nYeniler başlasın sevinçli günler\nYarımlar  tam olur seninle tümler\nGelişin bayramım gülüşün cennet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelişinin Valsındayım",
        "poet": "Hayrettin Taylan",
        "poem": "\n\nsen sarhoşluğum sürer  mey meclisinde\nsakiler  raks eder  senli  huzurlarda \nbir ömür  yürekte biriktirdiğim  aşk  dökülür  geceye\nay susar,şarap akar, gönül  bendini aşar\nhüznün sıratında  geçer  suretim \nkendime  gelişlerin  şavkı  yansır  mutluluğa \n bir yanım gece, bir yanım gündüze aşina\n\nsensiz bir atlasın  ortasında  yeşilleniyor  sevdam\nen güzel manzaranın   zarındayım   oynama benle\ndüşeş gelmez aşk\ndüşlere  yetmez  aşk\nuzatmaya  gelmez aşk \ngitmeleri sevmez aşk \n\nsevince büyüsün   gelişin\nkeder bostanlarında karpuz olsun  özlem\nkırmızı olunca   büyüsün  buluşma\ntatlı bir kavun gibi  yüreğinden aksın  aşk tadı\nhasadını  yabani aşk   kargaları  deşmesin \nben varım,  aşkın varisi olarak  her  kerende\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelişinle",
        "poet": "Sadet Oğuz",
        "poem": "\n\ngelişnle yollarına güller dökeceğim\ngeçtiğin caddelere heykellerini dikeceğim\n\ngünleri saatleri sabırsızlıkla\nyada ya sabır ya sabır çekeceğim\n\nyok ama gelmiyorsun yine\nkimbilir daha ne kadar gözyaşı dökeceğim\n\nyada daha kaç cilt dolusu şiir yazıp\nne kadar dil dökeceğim\n\nboşuna bu bekleyiş boşuna gözyaşı boşuna\nbu şiir boşuna sabır boşuna \nboşu boşuna\n\ngelmezsin gelemezsin gelmiyeceksin\nben böyle sevginin böyle sevdanın\nanasaını avradını.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geliyor",
        "poet": "Ramazan Özütürk",
        "poem": "\n\nSom altından sarı saçı\nDalga dalga coşmuş gelir\nGür sesiyle dağı, taşı\nEze eze koşmuş gelir\n\nBüyük önder oldu bize\nDerman geldi, güçsüz dize\nGönül verdim tatlı söze\nÖzgürlüğü seçmiş gelir\n\nParsel parsel olmuş vatan\nÇakal sürüsü yan yatan\nNerede vatanı satan\nKemal Paşa biçmiş gelir\n\nBir destan vardı her yerde\nÖrnek oldu bütün ferde\nEngelleri aşap ser'de\nDoğru yolu seçmiş gelir\n\nGökte kuşları uçuran\nGöğsüyle düşmana duran\nSakarya'da darbe vuran\nBir kahraman geçmiş gelir\n\nHala duyarım 'Amanı'\nDağlarda barut dumanı\nGeçmedi boşa zamanı\nVakit nakit demiş gelir\n\nÖzütürk, yine coşuyor\nSusamış hakka koşuyor\nBir yiğitten öz taşıyor\nKalemi şan vermiş gelir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geliver",
        "poet": "Sezai Efiloğlu",
        "poem": "\n\nSende tutukluyum, seninle mutlu,\nBen sana vurgunum,bu bil ki tutku! \n\nGeliver geliver, bir yol geliver,\nEl alem bilsin sen de seviver! \n\nBunun adı AŞK mış, tatlı telaşmış,\nKeremle aslıdan,bana bulaşmış.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelişlerine alıştım da",
        "poet": "Şeref Öztürk Usta",
        "poem": "\n\nHeey buna özlemek denmez\nözlemek hasret çekenlerin işi,\nbizim yaşadığımız azar azar ölmek.\n\nHer gelmeye hazırlanışında\ngidişlerine takılıyorum.\n\nKokunu duymak var ya\nkucaklarken saçlarının\nkamçı gibi yüzümü dağlaması.\n\nİşte tam orada\nyüreğine çakılıyorum.\n\nGitmelerin olmasaydı\nbu kadar derin severmiydim\nsevinirmiydim gelişlerine\n\nYoksa gidişlerine \nhüzün şarkıları mı haykırırdım.\n\nHele bir gel de \niçimde köpek gibi uluyan\nyalnızlığım sussun önce.\n\nGidişlerine beraberce \nağlarız nasıl olsa...           14NİSAN2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geliyo / Rum",
        "poet": "Fuat Eriçok",
        "poem": "\n\ndüşman değilim korkma ben de insanım yavrum\nşu alman bu yahudio italyan ben de rum\nağlama bu da geçer sil gözünü sil komşum\nişte yunanistan’dan bak sana geliyorum\n\ngeçmişte bir zamanlar savaşmaya gelmiştim\nnice canlar almıştım nice canlar vermiştim\nyanlış tohumlar atmış düşmanlıklar dermiştim\nbak şimdi yardım için destana geliyorum\n\nçalkantılı olsa da ortak tarihimiz var\nanadolu çıkışlı kültür birliğimiz var\npek çok benzerliğimiz yakın dirliğimiz var\nsen de sokul çekinme o yana geliyorum\n\nbizans oyunlarını hep arkada bıraktım \nkorkularımı attım insan gözümle baktım \nbaşıma çok yakışan barış tacını taktım \nhadi sen de tak vre taksana geliyorum \n\nçeksin gitsin aradan nifak hırs politika \nnerden çıkmış çekişme sınır kapı mıntıka \nhepsi sanal din cins ırk sığıyor mu mantığa \ngerçek olan insandır insana geliyorum \n\n(eylül '99)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geliyor",
        "poet": "Yılmaz Özdemir",
        "poem": "\n\nConi’nin dişinde kan izleri,\nHain gülücükle dolu yüzleri,\nGöreceksin bize vurduracak bizleri,\nEline ölüm fermanı almış geliyor.\n\nKore’yi unutma, tarihi tanı,\nKime kurban ettik yüzlerce canı,\n23 sent eder Mehmet’in kanı,\nEkonomik korkuyu salmış geliyor.\n\nUnutmadık Kıbrıs’ı, ambargoyu,\nDostluğunu görmedik tarih boyu,\nKızılderiliyi katleden barbar soyu,\nPeşinde kuçu kuçuları bulmuş geliyor.\n\nHalkım işbirlikçiler oldukça,\nAmerika kendine uşak buldukça,\nKüreselleşme denen bokluğa daldıkça,\nConiler gemilere dolmuş geliyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geliyor..",
        "poet": "Fatih Hepgüler",
        "poem": "\n\nBu dünyayı anlamadım\nÖlüm neden zor geliyor..? \nYüreğime köz yamadım\nCehennemden kor geliyor..\n\nÖmür kara, kefen beyaz\nBeyaz gömlek, dar geliyor..\nÖlüm Haktan bana niyaz\nCan almaya yar geliyor..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geliyor Osmanlı",
        "poet": "Alp Turan",
        "poem": "\n\nErtuğruldan olma \nHalime hatundan doğma\nYiğitlerin yiğidi\nKoca osman gazi\n\nDörtyüz çadırdan kuruldu\nKoca bir devlet\nKısa sürede kovuldu\nBizans denen illet\n\nCihana şan saldı\nAdalettir şiarı\nDevleti Aliyedir namı\nBekleyin! ! ! \nGeliyor Osmanlı!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geliyorum",
        "poet": "Yüksel Akkas",
        "poem": "\n\nSokaklarda her gun seni ararim\nAgliyor kalbim seni sorarim\nYolunda olmek budur kararim\nAsiklar diyarindan geliyorum ben\n\nBin guzel de gelse seni severim\nBu dunya da ben sensiz neylerim\nBir gun ayri kalsak seni ozlerim\nSevdalilar ulkesin den geliyorum ben\n\n10 subat carsamba 1999\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geliyor Geliyor",
        "poet": "Gül Keleş",
        "poem": "\n\nGeliyor Geliyor\n\nMavi mavi mas mavi \nAltın sarısı sırma saçlı\nUzun boylu selvi soylu\nSamsun dan bir güneş doğar gibi\nMustafa Kemal Atatürk\nGeliyor geliyor\nOy anam oy oy\n\n19/ Mayıs 'ta gencim\n30/Ağustos Zaferim\n29/ Ekimde Cumhuriyet'tim\n23/ Nisan da çocuğum ben\n\n19 Mayıs 1919 Mustafa Kemal Paşanın\nİstanbul’dan Bandırma vapuru ile\nMilli mücadeleyi başlatmak için \nSamsun’a geldiği gündür\nGümbür gümbür geliyor\nOy anam oy oy\n\n19/ Mayısta Türkiye Cumhuriyetinin ve \nAtatürk'ün doğum günüdür\nBabası Alirız a efendiden \nAnaların anası hasların hası Zübeyde hanım dan\nDoğma oğulları mas mavi gözlü sarı saçlı Mustafa sı\nBir güneş gibi doğdu ve dünyaya geldi \nGeliyor geliyor\nMustafa Kemal Atatürk geliyor \nOy anam oy oy\n\nUlusal Egemenliğin,özgürlük\nAteşinin yakıldığı gündür.\n19/ Mayısta Türkiye Cumhuriyetinin ve \nAtatürk'ün doğum günüdür,ulusal Egemenliğin,özgürlük\n.Ateşinin yakıldığı gündür.\n\nMustafa kemal ve arkadaşlarının sayesinde mücadele sonucu\nNice güzel bayramlar bahşetmiştir,\nBu değerleri kaybetmeden diğer kuşaklara aktarmak\nBilinçli her vatandaş demeli'ki ey Atam bu günü ve diğer \nBayramları bahşettiğin gündür.\nÜlkemin'de doğum günüdür \nOy anam oy oy geliyor geliyor\n\nMustafa Kemal Atatürk geliyor\nUyan uyan ey gençlik uyanma günüdür çünkü bugün\nBayram 19 / Mayıs Samsundan Bandırmadan bir \nGüneş doğdu\nHep coşku içinde kutlanmalı\nVe bu değerleri hep yaşayıp yaşatacağız ve\nCumhuriyet Nesline kutlu olsun.\n\nTek ülke olarak sadece Türkiye'm de Atamın bahşettiği\n19/ Mayıs spor ve gençlik bayramı var\nNice güzellikler den,miraslar dan ve devrimlerden bir gün daha\nYaşamanın sevincini iliklerimize kadar hissetmenin onuruyla\n30/Ağustos Zaferim Başkomutanlık Meydan \nMuharebesi zaferinin ardından kutlanan ulusal bayramdır.\n29/ Ekim güven sevinç hareket günüdür \nTürk milleti gelecek nesiller bunu unutmamalıdır.\n23/ Nisan ben çocuğum sadece benim Ülkemde var sevinç neşe\nMutlulukların en güzeli (23)  Nisan da Atamın çocuk bayramı olarak\nOlarak miras bıraktığı en güzel armağan ve değerlerden biridir\nİyi'ki bu ülkenin çocuğuyum\nOy anam oy oy\n\nÇünkü ben Mustafa Kemal Atatürk'ün \nEmanetlerinin bekçisiyim.\n.\n\nAtamızın da dediği gibi bütün umudumuz gençliktir.\nGüzel,Ülkemin güzel gençleri bu Ülke bizim hepimizin\nBu bayramlar siz geleceğin gençlerine armağan Atamdan\nGeliyor geliyor masmavi altın sarısı saçları ile uzun boylu\nSelvi soylu Şahlanmış kır atıyla bir aslanların aslanı\nBabayiğitler babayiğidi geliyor ey gençlik uyanda gör\nMustafa Kemal Atatürk geliyor\nOy anam oy oy\n\nNice bayramlara...\nTüm gençler in ve tüm dünyadaki genç ve insanlarımızın\n19/ Mayıs Spor ve gençlik bayramını kutlar aynı zamanda somada\nYitirdiğimiz geçlerimizin ve şehitlerimizin de 19/mayıs,spor gençlik\nBayramını kutlar,saygı ile anarım..\n\nTarih=19=05=2015= Saat=01=20=İZMİR=\n\nGül Keleş=\n*\nBu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.\n*\nBU ŞİİRİ VE ESERİ YAZAN GÜL KELEŞ ..VE MİRAS CILARINA AİTTİR..\n\n(Bir eseri paylaşırken yazar ismini silmek hem kul hakkına girer \nhem de kanuni cezası var dır.Karek ter'li İnsanlar Paylaşım \nYaparken Yazarın Adını Silmezler, Bu yazıyı Aynen Paylaşırlar. \nUNUTMAYIN Kİ bir eseri güzelleştiren de yazarının adıdır. \nPara yada hapis cezası ile karşı karşıya kalmamak için lütfen özen \ngösteriniz..GÜL KELEŞ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geliyorsa",
        "poet": "Yasin Akbulut",
        "poem": "\n\nHer şey her gün her anınız size yalan geliyorsa hiç yaşanmamış geliyorsa \nBir bahar günü size kış gibi geliyorsa\nYa çok büyük bir aşk acınızı vardır\nYâda âşıksınızdır ve korkuyorsunuzdur karşılığı olmadığından\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geliyorum",
        "poet": "Nihal Tezcan",
        "poem": "\n\nkesik çizgiler üzerinde \nsarı levhaların ışıltısında \nhafif mahur bir bakış içinde \nsana geliyorum… \nher akşam ki gibi değil \ndaha bir heyecan var içimde \ndurgun ama soğuk bir gece hakim şu anda sana. \nHer akşam ki gibi değil \nDaha başka geliyorum. \nAç kollarını İstanbul \nSana geliyorum..! \n\n30 ekim 2001 17: 30\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geliyorum",
        "poet": "Cenk Bulut",
        "poem": "\n\nSayılı nefes yüklemişler ruhuma\nÖlüme çare aramak boşuna\nKaz mezarcı mezarımı benim\nGeliyorum günah ve sevaplarımla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geliyorum",
        "poet": "Satılmış Turgay Karabacak",
        "poem": "\n\nTarihte bir gün herhangi biri\nBuğulu gözlerle bakıyordu ailemin her biri\nGit git oğul diyordu anam\nVatan uğruna bayrak uğruna kurbanız oğul\nKurbanız ana diyor sarılıyordum\nBuğulu gözlerden damla damla yaş\nAkıyordu yanaklarına doğru anamın\nKapıdan çıkmadan başlayan özlem\nOtobüse binmeden doruğa tırmanıyordu\nOnca insan en büyük asker\nEn büyük asker bizim asker diye haykırıyordu\nBilinmeyen bir okyanusa açılıyordum\nNe olacaktı bu koca okyanusta\nBoğulacak mıydım karaya ulaşacak mıydım\nHayır boğulmazdım çünkü asker oldum\nYoruldum belki\nKoşturdum belki\nÜşüdüm titredim\nNöbet tuttum \nSilah tuttum düşmana karşı…\nAsker oldum\nVatan uğruna bayrak uğruna\nTarihi şerefle dolu bu toprak uğruna\nNeler öğrenmedim ki\nArkadaşlığı öğrendim\nSorumluluğu öğrendim\nPaylaşmayı öğrendim\nHayatı öğrendim\nAsker oldum\nVe başlayan maraton\nBugün bitti\nUlaştım karaya\nVardım vardım gayrı ana\nAlnımın  akıyla yaptım görevimi\nGeliyorum ana aç kucağını\nGeliyorum hey dağları mis kokan\nGeliyorum hey pınarları su taşan\nGeliyorum Amasyam, Urfam\nGeliyorum Çankırım Ankaram\nGeliyorum Adanam, Malatyam\nGeliyorum İzmirim Vanım, Muğlam \nGeliyorum Edirnem\nGeliyorum Türkiyem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geliyorum sana",
        "poet": "Hasan Güzel",
        "poem": "\n\nBu yağmur bu fırtına\nÇöksede bağrıma\nDöndüremez beni yoldan\nDelicesine geliyorum sana\n\nBekle beni yoldayım\nYıkılmadım ayaktayım\nBir aksilik çıksada\nGün batımı oradayım\n\nDönemem dönmem geri\nKalbime almışım seni\nÖzledim bakışını gözlerini\nBekle sevdiğim geliyorum sana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gell",
        "poet": "Dilek Yılmaz 2",
        "poem": "\n\nDenizler gibi gürleyerek gel bana. Yosun tutmuş sularınla sarıl boynuma. Öyle bir an da gel ki sevgilim. Yarınlarımiza sarılalım kopmayacakmışcasına. Yarama merhem olurcasına. Derdime derman olurcasına. Bülbülün ağaç dalında şakıması gibi. Ananın yavrusunu kucaklaması gibi. Öyle bir anda gel ki bana. Pişmanlık duymadan, sevgi selimiz tükenmeden. Yılların yorgunluğunu aşarcasına. Mutluluk bayraminı yaşarcasına. Her şeye inat, yaşayalım aşkı uçarcasına...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Yavru  Vatan",
        "poet": "Adil Oğuz",
        "poem": "\n\nHaber  geldi  Ankaraya \nGemiyle  çıktık  karaya \nAkdenizi    yara    yara \nGeliyoruz yavru  vatan \n\nMehmecik adaya  insin \nGayrı gözyaşları dinsin \nEnosistler  şunu   bilsin \nGeliyoruz  yavru  vatan\n\nEmaneti    bize   Atamın\nKıbrıs benim öz vatanım \nDalgalansın al bayrağım \nGeliyoruz   yavru   vatan\n\nBize gece  gündüz olmaz \nTürkün kanı yerde kalmaz \nAna   yavrusuna   kıymaz \nGeliyoruz    yavru   vatan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelki Mutluluk Olsun",
        "poet": "Mustafa Bardak",
        "poem": "\n\nGelki mutluluk olsun\nGidersen aşk olur \nGelki...\nAşkı mutlulukta yaşayalım\nGelki...\nBiz hepsine kavuşalım.\nGelki...\nAşk da acı da \nMutluluk da seninle olsun\nGelki...\nTüm yaşananların\nbir anlamı olsun\nGelki sonunda mutluluk olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geliyoruz Biz",
        "poet": "Fatih Güler",
        "poem": "\n\nVatan, millet, bayrak aşkına \nGeliyoruz biz halk aşkına \nHukuk isteyen hak aşkına \nYeniden diriliyoruz biz\n\nHadi canlar ayaklanalım \nGüzel uykudan uyanalım \nYurdu ite bırakmayalım \nAtatürk’e ölüyoruz biz\n\nYa Allah bismillah diye diye\nElde gül, yürekte sevgiyle\nEl ele vererek gençlerle \nİktidara yürüyoruz biz\n\nAtatürk bizim önderimiz \nMuhammed gönül rehberimiz \nBaşbuğumdur tek liderimiz \nHarekete geçiyoruz biz\n\nAllah kullarına tapmayız \nVatan, bayrak, toprak satmayız \nKoksak baba malı yemeyiz \nKarna taş basıyoruz biz\n\nSinan Oğan başa gelecek\nBaşlarına çorap örecek \nVatanım refaha erecek \nYürekten inanıyoruz biz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelme",
        "poet": "Süleyman Yavuz",
        "poem": "\n\nSen neydin bana\nAş, sevgi, yaşamdın\nŞimdi ne oldun\nAcı, nefret, ölüm\nNeydi beni böyle yapan \nNeydi? \nCevaplar hep aynı\nSen yine sen\nUnutulmaz aşkı yaşadım\nEfsane bir sevgiydi sana duyduğum\nVe sen olmuştun her anım yaşamımda\nPeki şimdi\nUnutulmaz aşkımız acı\nEfsane sevgimiz nefret\nSen olan her anım ölüm gibi\nNeden? \nÇünkü sen gittin\nBeni, bizi ve ikimizi\nTerk ettin\nŞudur ilahi haktan dileğim\nSen de ol böyle\nVe sakın düşünme \nDönerim sana diye\nÇünkü ben gideli \nSeni sileli çok oldu\nGelme bana bir daha\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gellekra vekıriye.........Herkese açıktır",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nİro roja İniye,...............Bugün Cuma günüdür\nBina wi xweş biniye,....Kokusu çok güzeldir\nRiya İslam riya xweş,..İslamın yolu güzel\nGellekra vekıriye.........Herkese açıktır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelme arkadaş",
        "poet": "Kenan Ertürk",
        "poem": "\n\nGELME ARKADAŞ \n\nBurası cehennemin tam ortası \nDinmez hiç gözümün yaşı \nDüşünürsen dost arkadaşı \nBuraya GELME ARKADAS \n\nBurada hasreti tadacaksın \nşehirlerden uzak kalacaksın \nİzinsiz asker olacaksın \nİstemiyorsan GELME ARKADAS \n\nBen geldim tattım bu duyguyu \nDeliye döndüm düşündükçe maziyi \nSivili özledim andım o günleri \nAnacaksan GELME ARKADAS\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelme Arkadaş",
        "poet": "Erhan Saka",
        "poem": "\n\nBir bilsen bu insan neler yaşadı,\nYokluğa direndi, derde boyandı,\nÜmitsiz bir aşka bile dayandı,\nGözümün yaşına bakma arkadaş.\n\nResimlere baksa neler anlatır,\nYüzüne gülene kanma aldatır,\nO kötü günlerde sormaz hal hatır,\nTitreyen elimi tutma arkadaş,\n\nŞimdi bir başıma yaşar dururum,\nSonbahar yaprağı gibi kururum,\nAkılsız başımı taşa vururum,\nPerişan halimi görme arkadaş,\n\nBir zamanlar bende öyle mutluydum,\nBir zamanlar bende hayat doluydum,\nAcılar içinde nasıl yoruldum,\nAcırsan yanıma gelme arkadaş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelme be üstüme gelme be gurbet",
        "poet": "Ahmet Akkoyun",
        "poem": "\n\nYeter artık yeter canım yaktığın\nGün be gün sinemi delme be Gurbet\nYetmez mi gözüme hasret yıktığın\nDert olup içimde gülme be Gurbet\n\nGözüm de tütüyor  hane ocağım\nEşim dostum köyüm tarla nacağım\nZemheriye döndü burda sıcağım\nBana hicrân olup kalma be Gurbet\n\nNe sevdalar geldi sende tükendi\nAman vermedin de yollar tıkandı\nSöndü nefesleri beden yıkandı\nBeni de canımdan alma be Gurbet\n\nEvlatlar ayırdın ana  zâr'ından\nYiğitler kopardın gonca yârından\nNe düştü hissene senin kârından\nVuslatı ümitten çalma be Gurbet\n\nSazımın telin de derdim ağlıyor\nGözüm de sevdanın kor'u çağlıyor\nBu acı bu hicrân sinem dağlıyor\nBir gün olsun beni bulma be Gurbet\n\nNeylesem dinmiyor içimde yara\nBakarken renklerden gördüğüm kara\nKurbanım  yetiştir sen beni yâr'a\nRüyamı gözümden silme be Gurbet\n\nBeklerim gecenin doğmaz sabahı\nBülbülü ağlatır gönlümün ah'ı\nDevirir bu feryat sultan'ı şah'ı\nBakıp da yüzüme gülme be Gurbet\n\nBir hüzün çığlığı sözüme düşen\nZehirden lokmadır aş'ım da pişen\nBenim derdime mi senin bu neş'en\nGelme be üstüme gelme be Gurbet\n\nHey Makberî gözün çağladı durdu\nSana mı yâr oldu bu gurbet yurdu\nSeni kurşun değil bu hasret vurdu\nGayrı yaş'ımı da bilme be Gurbet\n\nAhmet Akkoyun  - Makberî..........09/05/2007...........00:15........İst\n\nGönül dostlarımın gönül pınarlarından süzülenler\n\nYetmedi mi bu bunca kahır çektiğim \nGönül tarlasına hüzün ektiğim \nGöz yaşıdır gece gündüz döktüğüm \nYolma saçlarımı yolma be Gurbet............... Şemsettin DERVİŞOĞLU \n\nYine yollarına revân eyledin, \nGâribiz, hor gördün, kızdın payladın, \nHuzur yaylağımda derdi yayladın; \nYap bildiğin geri kalma be gurbet................. Ozan  ilo\n\nAklım hen an orda, bedenim sürgün \nGönlüm gitmek ister, dizlerim yorgun. \nVatan diye diye ölürsem birgün \nSaf tutup namazım kılma be gurbet..............Âşık Cinasî\n\nSana gelen iflah olmaz bilirim \nSanmaki keyfimden çıkar gelirim \nKısmetimi burdan vermiş kaderim \nSılama salmazsan salma be gurbet........... Ozan Serafettin Hansu\n\nGarb'a düşürdün de pişkin eyledin \nDile düşürdün cânı kötü söyledin \nYâr yaramdı benim kimi beyledin \nNârıma kem odun atma be gurbet................Muammer Can (canili) \n\nBağım yokki kızıl güller dikeyim \nElim günüm nerde derdim dökeyim \nBitmezki dertlerin nasıl çekeyim \nDoktora ilaca salma be gurbet.........  yudumyunus (Yunus Karaçöp)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelme Artık İstemem",
        "poet": "Hanım Gemici Üzel",
        "poem": "\n\ngelme artık istemem istemem ne senine seninne\n kara sevdanı yere batsın en güzel aşkını sevgin\nkan katranı sevgin batsın   aşkın \nbende aşkın kalmadı eseri kalmadı\n\ndilerim yüregindeki közler sönmesin\nhiç bir aman ahım senden gitmesin \nomuzunda gölgem yüreginde hançerim olsun \ngelme artık istemem ne seni ne kara svdanı\n\nben deli dolu  çocuk yüregimle mutluyum\nha sevdamı dersen onu yeşil derelerin\n arasına kattım alıp başını aktı gidiyor yeşil  yeşil\nyine oçocuk kalbim dere çaylarda yeşil yeşil\n\nakıp coşuyor sensiz sevdansız oh be \ndünya varmış dünya seninde sevdanında\ninsanın insan gibi çocuksu temiz duygularla yaşaması\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelme Bebek Gelme",
        "poet": "Binali Özdemir",
        "poem": "\n\nÇekilmez bunca çileler her can dayanmaz,\nGelme bebek gelme, dar olur dünya sana.\nCevri cefası çoktur dünyanın uyulmaz,\nGelme bebek gelme, kir olur dünya sana.\n\nBüyüklerin kimi katil, kimi ölüdür,\nKimi şeytani, kimisi çıyan dölüdür,\nSen temizsin ruhun miski amber gölüdür,\nGelme bebek gelme, zor olur dünya sana.\n\nArsızı, nursuzu cirit atar burada,\nHırsız, ipsizi, sapsızı gezer arada,\nİçindeki masumlar zor erer murada,\nGelme bebek gelme, şer olur dünya sana.\n\nBüyüdükçe kin dolaşır temiz kanında,\nKazancın verir silah taşırsın yanında,\nÇocuk öldürmek bile vız gelir yanında,\nGelme bebek gelme, kor olur dünya sana.\n\nSavaş neden çıkar onu bile bilmezsin,\nİnsan acımasız ağlatır pek gülmezsin,\nHuzur içinde öleyim desen ölmezsin,\nGelme bebek gelme, nar olur dünya sana.\n\nHavası kirli, gıdası suyu kirlidir,\nİnsan iki yüzlü, riyakar zikirlidir,\nKanmazı cambazı çok katı fikirlidir,\nGelme bebek gelme, kör olur dünya sana.\n\nBilki Kundikli felekten bir ömür çalmış,\nİnsanlık tükenmiş ve tam dibine vurmuş,\nGelen gün geçen günüleri aratır olmuş,\nZannetme ki bebek,nur olur dünya sana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelme Diyorsun",
        "poet": "Hasan Acar",
        "poem": "\n\nYine filizlendim bu gece\nAnlaşıldı artık,\nSevme diyorsun.\n\nİçimdeki denizi kuruttun..\nSözlerinle.\nBir günlük sağanak\nDeğildi benimkisi.\nTutku oyunu hiç değildi\nGerçeğin kendisiydi.\nSevgi fısıltılarıydı\t\nHer cümlem,\nTüm şiirlerimdi.\n\nSeni dünya gözüyle,\nGörmekti niyetim.\n\nSen hala…\nGelme diyorsun!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelme Bebek",
        "poet": "İlhan Kırbaç",
        "poem": "\n\nGeleceksin de ne olacak,\nŞu fani dünyaya bebek? \nNelerle karşılaşacaksın bir bilsen,\nBelki o zaman vazgeçersin.\n\nYoksulluk içinde belki ailen,\nHastanede rehin kalacak belki de annen.\nBabanın işi var mı, sana nafaka getirebilecek mi? \nYokluklar içinde büyüyeceksin.\n\nÖzel okullara, kolejlere göndermeyi bırak,\nBelkide kitap, defter alamayacak baban.\nVarlık içinde büyüyen akranlarına bakıp,\nKahrolacaksın, kahredeceksin.\n\nBüyüdüğünde iş bulamayacaksın,\nYüksek okulları bitirmene rağmen.\nAcılar içinde yaşayıp,\nŞu kısa ömrünü tamamlayacaksın.\n\nEn acısı, en kötüsü,\nSeveceksin ama sevilmeyeceksin.\nKalbin ihanetlere dayanamayacak,\nDünyaya gelmeye hala kararlı mısın bebek?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelme Gecelerime! ..",
        "poet": "Sibel Uygun",
        "poem": "\n\nSendin yüreğime gömdüğüm,\nEllerimle yerden kazıyıp, üzerine topraklar örttüğüm.\nGelme artık gecelerime! \nYıldızlar sadece benim için parlamalı.\nDolunaya yalnız bakmak istiyorum artık.\n\nAklına her düştüğümde, beni arama! \nSesini duymak, bana sadece acı veriyor.\nKonuşup tebessüm ediyorum ama; \nGözyaşlarım yüreğime süzülüyor...\n\nNe aşkımı istedin,\nNe de bensiz yapabildin...\nSeni anlamaya çabalarken çok zaman geçti.\n\nGökteki yıldızlardan bir abaküs oluşturdum şimdi.\nHer gece bir yıldız çekiyorum diğer tarafa.\nÇaresizce geçen, yokluğunun akşamlarında...\nBir yıldız... \nBir yıldız daha...\n\nSensizliğin  kayboluşlarında,\nNe yıldızlar tükenir gökyüzünde, \nNe de sensiz geçen, soğuk geceler...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelme Ha Teskere Gelme",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nGelme Ha Teskere Gelme \n\nGöğ ekini biçer gibi\nTürkiye ye rol biçildi\nSavaş hattında kalacak\nGelme ha teskere gelme \n\nA.B.D çizdi planı\nBak yutturuyor yalanı\nBu hayal perestlik fazla\nGelme ha teskere gelme\n\nÇok tartışma yaratacak\nKimler neler dayatacak\nTutarsızlıklar diz boyu \nGelme ha teskere gelme\n\nSuriye ırak üstüne\nSantraç masası kuruldu\nSinsi hamleler yapılır\nGelme ha teskere gelme\n\nHer ülke kendini korur\nSaldırı olursa vurur\nGüçlü olanlar kudurur\nGelme ha teskere gelme\n\nBu dünya zayıfa dardır\nKorunma hakkımız vardır\nKim kiminen savaşıyor\nGelme ha teskere gelme\n\nBak trafik hızlanıyor\nSıra türkiye de diyor\nDış politika belirsiz \nGelme ha teskere gelme\n\nYabancı askerler gelir\nGelenler de elbet kalır\nBu süre belirsizliktir \nGelme ha teskere gelme\n\nBataklıkta debelenen\nDebelendikce gömülen \nDüştüğümüz duruma bak\nGelme ha teskere gelme\n\nYanar iken söneceğiz\nÇağlar iken dineceğiz\nPakistana döneceğiz\nGelme ha teskere gelme\n\nDöndük kuruyan özlere\nAteşte yanan közlere\nSende dönersin bizlere \nGelme ha teskere gelme \n\nDost Şeref bak halimize\nZehir kusan dilimize\nGelemedik kendimize \nGelme ha teskere gelme\n\nDost Şeref\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelme İsteme Artık",
        "poet": "Hakan Alparslan",
        "poem": "\n\nHey gidi, bu denli savurmaya ne hakkın var.\nBu şehri kuşatmaya varlığınla ya da.\nKaçacak yer, pussuz zihin kalmadı benliğimde,\nKauçuk yollarda mecalim de.\nTabulaştıracak bir sözüm yok sana,\nYarın duyuracak adın da.\nMelankoli zamanlar ayak ucumda nöbette,\nBen ise sensizlikle volta hayalinde.\nYapraklar firarda,\nRenkler kendini şaşırmış, turuncu tomurcuklar hele.\nYine mi ters döngüler, yıkımlar.\nHayatım mevzu-bahis yine, haberim var.\nYağlı ipin parıltısı içimi acıtıyor.\nHayır bu sefer olmayacak.\nYoksun artık, inanamadığım kadar,\nVe olamadığın kadar çoksun.\nGelme, istemem artık...\n\n                                          15.06.04\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelme İstemem",
        "poet": "Yasin Evliyaoğlu",
        "poem": "\n\nOturduğum yerde kalakaldım ben \nŞaşırdım düzene yaya kaldım ben\nBu kadar da olmaz şaşkınlıktayım; \nÇarkın bozulmuş, gelme istemem! \n\nYeşildir tabiatın rengi çok yerde\nBir gül için, bülbül gezer her yerde \nBahtı ayrılıkmış çare yok ki derde! \nDünyan sahte imiş gelme istemem! \n\nDuygu oyun değil ki pazarlığını yaptın \nSevgiye zehir kattın ve badesini yaptın\nPes, pes doğrusu ben sana ne yaptım? \nAnlamıyorum son faslı, gelme istemem\n\nBu anlayışın yalan, böyle yuva kurulmaz \nSadakat vefa olmaz ise aile olunmaz\nYolların hep ayrılık olur kavuşman yalan\nAkrebin zehrisin yaklaşma, gelme istemem\n\n Sabır ettim aylarca, foyan yüze çıktı\n Benliğin sahteymiş seven yoldan çıktı\n Gel deme sakın ortaya yalanın çıktı\n Senin de yüzün gülmez gelme istemem\n\nBeyaz gül satılık değildi sen yaptın bunu\nDönekliğinin adı mutluluk oyunu mu? \n İnsanlık bu değil aldanır durursun hep\n Yüzde astar yıpranmış gelme istemem\n\n Çamurlu yolları sen kendin seçtin\n Bataklığa gidiyorsun sen kendin ettin\n Ne söyledimse dinletemedim ki sana\n Gönül vermişsin zaten sol yolun hilesine\n Allah yardımcın olsun, gelme istemem\n\n Yalanla dolanla işim olmaz benim\n Kazdığın kuyular sonun olur senin\n Doğruyu görmeye meyil etmezsen; \n Yolun sonu hüsrandır, gelme istemem\n\n Hicabım kendini sevdirdiğin için\n Sevgime sahte insanlar karıştı niçin?\n İmtihanmış belli, sabır eyledim sabır\n Zaman çıkartır her şeyi gelme istemem\n\n Yaşa yaşa daha neler göresin \n Elemler çekesin yerde sürünesin\n Benden bu kadar, rezil olasın! \n Görünen yüzün tualdeki resmin\n İç alemin çirkinmiş gelme istemem\n Sevginin cılkı çıkmış gelme istemem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelme Ölüm",
        "poet": "Evrem Akdere",
        "poem": "\n\nAma dur! Gelme ölüm\nO kadar çok ki verilmiş sözüm\nGençlikte divane yaşlılıkta güçsüzüm...\n\nEvet dur! gelme düğün\nBırak O'nun olsun bir günüm\nBende solmuş bir gülüm\nUmutya işte belki yeşerir \nBende cennete yürürüm...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelme Peşimden",
        "poet": "Ömer Yardımcı",
        "poem": "\n\nBen liseli genç değilim\nGücüm yetmez sevip terkedilmeye\nDaha on sekizinde ölmüşüm\nÜmit bağlarsam yıkılır giderim\nÖlüler sevmez be canan \nGelme peşimden\nBen gonca güllerin mübtelası\nPembe mektupların meraklısı\nGençliğinde sevenlerin en belalısı\nYada sevip terkedilme hastası\nBen sevmeyi unutanlardanım\nGelme peşimden\nHer gülücüğe kalbi çarpan\nMasum bakışlara hemen vurulan\nAşkı bir nefes gibi arayan\nYada geleceğe ümitle bakan\nBen geçmişe mahkum olmuşum \nGelme peşimden\nDiskonun anlamsız ritmine sarhoş olan\nSevmek nedir hiç tanımayan\nParklarda el ele dolaşıp coşan\nYada piknik masalarında mutluluığu bulan\nBen meylerle dost olmuşum \nGelme peşimden\nBen lisenin on sekizinde delikanlısı\nOkul gençlerinin en hızlısı\nSiyah saçlı kara gözlüsü\nYada votka tanımamış gönül hırsızı\nBen ihtiyar berduşum artık\nGelme peşimden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "gelme-oyuna",
        "poet": "Satılmış Turgay Karabacak",
        "poem": "\n\nGELME OYUNA\n\nSevgiyle hoş görüyle\nYaşayalım Türkiye\nBirlikten kuvvet doğar\nBir olalım Türkiye\n\nDamlalar birleşirse \nNe olur bilirsin\nGönüller birleşirse\nDertleri bitirirsin\n\nOğuzlardan koparak\nAnadolu ya geldik\nBu topraklara taparak\nVatanımız dedik\n\nHaçlıların zulmüne\nBeraber göğüs gerdik\nÇanakkalede ölümüne \nVatanımızı vermedik\n\nGelme oyunlara gelme kardeşim\nTürk kürt sağcı solcu alevi sunni laz çerkez......kardeşim\nGelme oyunlara gelme kardeşim\nMüslim gayrı Müslim kardeşim\nGelme oyunlara gelme kardeşim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelme-sen",
        "poet": "Semih Zaman",
        "poem": "\n\nİsmini derinliklerimin en ücra köşesinden geçirmek dahi\nİçimin tam orta yerinde hep aynı tatta\nAcılar uyarıyorken\nSen kayıtsızca yılbaşı planları yapıyordun\nve saygısızca\nBilsem de bu işin hakkı hukuku olmaz\ndelikanlı yanı içimin kaldıramıyor vefasızlığı… \nKapının eşiği cereyan yapıyor\nve proteinler çaresiz kalıyor\nyetmiyor acıtan yanları sindirmeye\nAşka dair kafiyeler sıralanıyordu art arda\nlakin kimse farkında değildi \nbir sevdalanmaya daha yazık olmuştu..\nHiçbir dönemin edebiyat anlayışı açıklayamazdı\nşairin ne düşündüğünü\nson hecesi hüzün’lü şiirde…\nsuçtur sebepsiz terk etmek\nve yazıktır o adanmışlığa…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmedi Hiç Yaz",
        "poet": "Nedim Saatcioğlu",
        "poem": "\n\nSensiz bir dünyada hep acı tattım\nGözlerim ıslaktı yüreğim ayaz\nHer gece buz gibi yerlerde yattım\nMevsimler simsiyah gelmedi hiç yaz\n\nSır oldu içimde umut günleri\nUnuttum mutluluk veren gülleri\nSaymadım yalnızlık denen dünleri \nMevsimler simsiyah gelmedi hiç yaz\n\nGözlerim titredi elim üşüdü\nKaranlık yollarda tenim üşüdü\nDamla damla akan terim üşüdü\nMevsimler simsiyah gelmedi hiç yaz\n\nGüneşin yüzüne hasret bekledim\nKaranlık yollarda vuslat bekledim\nKoşmaktan yoruldum bazen tekledim\nMevsimler simsiyah gelmedi hiç yaz\n\nTükendi ümidim tüm sabrım bitti\nAmaçsız hayaller meçhule gitti\nAcılar ömrümü yerle bir etti\nMevsimler simsiyah gelmedi hiç yaz\n\nGözlerin ömrüme çizdiğim yöndü\nSen gittin parlayan ışıklar söndü\nİçimdeki vaha bir çöle döndü\nMevsimler simsiyah gelmedi hiç yaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelme Üzerime",
        "poet": "Nazlı Şimşek",
        "poem": "\n\nEfkarlıyım bu gece belki, belkide geçmişten kalan\nbirkaç tatlı hatıra geldi aklıma....\nvarma üzerime! ! ! ! ! gelme sağnak yağmurlar gibi.....\nsen ki; varmıydın benim yanımda, bakmışmıydın gözlerime sevgi ile...\ntek istediğim olan kalbini sunmuşmuydun bana....\nşimdi varma üstüme....gelme bana....fırtınalar estirme\nsakin sade hayatıma....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmedin",
        "poet": "Yusuf Akkaya",
        "poem": "\n\nHani başım sıkışınca gelirdin? \nDost dost, diye seslendim de gelmedin.\nİçimdeki ışığıda söndürdün.\nDost dost, diye seslendim de gelmedin.\n\nErenlerin dergahında yetiştim.\nSabır ile, emek ile örüldüm.\nSonunda bir vefasıza iliştim.\nDost dost, diye seslendim de gelmedin.\n\nGözlerimden yaşlar aktı, silmedin.\nTeselliye muhtaç idim, nerdeydin? \nYıkık, perişan halimi görmedin.\nDost dost, diye seslendim de gelmedin.\n\nBozatlı Yusuf dedikleri benim.\nDost seçmeyi bile beceremedim.\nGel ey dost, beni yanıltıver dedim.\nDost dost, diye seslendim de gelmedin.\n\n28.06.1999\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmedin",
        "poet": "Nuri Ulufer",
        "poem": "\n\nÇığlıklarım kurdu kuşu susturdu, \nFeryadım dağları deldi gelmedin \nHasretliğin bana, kanlar kusturdu,\nEllerim koynumda kaldı gelmedin\n\nAl yazmamı gözyaşıma batırdım\nHayalini başucuma…... yatırdım\nUmudumu gıdım gıdım bitirdim\nGözlerim uykuya daldı gelmedin\n\nRenk katmıştın günüm ile geceme\nBu ayrılık gider oldu…..gücüme\nKorku doldu korku bilmez içime\nBeni dertten derde saldı gelmedin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmedin",
        "poet": "İshak Özlü",
        "poem": "\n\nDagları, ovaları aşıp geldim,\nGelmen için haber saldım,\nEvlilik rüyalarına daldım,\nBekledim sevdigim gelmedin.\n\nHediyeler aldım gelirsin diye,\nSözler hazırladım dinlersin diye,\nTarihler hazırladım onaylarsın diye,\nBekledim bitanem gelmedin.\n\nGözlerim yolda bekledim seni,\nKalbimde sevdan bekledim seni,\nUmutlar tükendi,gözler yoruldu,\nBekledim karagözlüm gelmedin.\n\nMektuplar yazdım okursun diye,\nŞiirler yazdım okurum diye,\nBekledim gelemedin niye,\nBekledim melegim gelmedin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmedin",
        "poet": "Gülseren Onay",
        "poem": "\n\nSen yoksun dalımda bülbülüm üzgün \nSevda ateşinden yüreğim bozgun\nGündüzler neyse de geceler kuzgun \nGözüm yollarında kaldı gelmedin… \n\nKurudu pınarım hasretin doldu\nGelmedin güneşim, gülüşüm soldu\nAşkımı anlattım bak masal oldu \nSözüm dillerinde kaldı gelmedin\n\nAnladım dün gece gördüğüm düştü\nTutmadığın sözler boyunu aştı\nTükeniyor korum ateşim düştü\nKözüm küllerinde kaldı gelmedin \n\n11.03.06/ANTALYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmedin...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nBir bayram daha geçti gelmedin,\nBen seni nasıl severim, bilmedin,\nKâlbim çok kırık bir gül vermedin,\nBir bayram daha geçti gelmedin.\n\nGözlerim dalıp gider, tâ uzaklara,\nEyvah derim düştüğüm tuzaklara,\nBeni uzakta sanma yanında, ara,\nBir bayram daha geçti gelmedin.\n\nBelki, belki birgün vuslat olacak,\nBelki görmeden göz kapanacak,\nBelki sevdam mahşere kalacak,\nBir bayram daha geçti gelmedin.\n\nBir bayram daha geçti gelmedin,\nSeni nasıl seviyorum be bilmedin,\nBelki de içinden bu deli mi dedin,\nBir bayram daha geçti, gelmedin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmedin",
        "poet": "Özlem Şahin",
        "poem": "\n\nSeni bulmak, seni görmek istedim.\nÖyle aradım \nÖyle aradım ki seni, bulamadım.\nDeli divaneye döndüm.\nYüreğimin hasretine hayalini bastırdım.\nGökyüzüne, bulutlara çizdim resmini,\nYıldızlarla süsledim saçlarını,\nHasretim gökyüzüne bile sığmaz oldu.\nGecenin zifir karanlığında yalnızken\nSeni bulmaları için yıldızlara yalvardım.\nYıldızlar gökten yere indiler,\nGeceye fener tuttular,\nYolunu bulasın, bana gelesin diye.\nGelmedin.\nGecede toprağa yıldız ektim\nYarın yıldız çiçekleri yeniden açsın diye.\nYıldız çiçeği tarlasını izle,\nYönünü bul diye ektim yıldızları.\nYeryüzüne yıldız ektim.\nKopardım, gökten kopardım.\nDört bir yana fener eyledim,\nBeni karanlıkta göresin, bulasın diye.\nGeleceğini bilsem; \nGece gökte asılı duran Ay'ı da \nçekip alacağım yeryüzüne.\nAma sen artık gelmezsin.\nYıldızları görmedin bile.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmedin...",
        "poet": "Adem Tetik",
        "poem": "\n\nSeni aradı gözlerim veda ederken bu şehire\nİçim burkuldu ey yar gözlerim doldu\nUmutlarım birer birer kayboldu\nHüzünler şimdi anlıyorum sensizlikte var oldu\n\nKalmadı biliyorum ayrılmak tek çare\nHazan mevsimi başkadır gurbet ellerde\nBir gün ölürsem senden uzakta bir şehirde\nAnlarsın ne açılar çekmişim gurbet ellerde\n\nYanmazmı sanıyorsun yüreğim \nKahretmezmiyim kendimi gurbet ellerde\nGelmedin ya ey zalim hüzünle veda ederken\nBu mahsum şehirden ayrılıp boynu bükük giderken\nGöremiyeceksin ey sevdalım bir daha\nSavrulurken kahrolurken sensizliğe isyan ederken\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmedin",
        "poet": "Gönül Parıltı",
        "poem": "\n\nBiliyormusun canım\nAğlayamıyorum bile\nNedenmi? \nGözyaşlarım bana ihanet etti\nKurudu biliyormusun\nBu gün evlilik yıldönümümüz\nAma sen yoksun\nGelmedin çiçekle\nÇok bekledim ama\nNafile ellerimde\nSenin getirdiğin çiçekler yoktu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmedin",
        "poet": "Talat Akıncıoğlu",
        "poem": "\n\nBir çöl kelebeğinin yalnızlığında açan\t\t\t\t\t\t\t\nSarı papatyalar da soldu son imbatlarda \t\t\t\t\t\t\nBilmedin \t\n\nMor damlaların betili ebemkuşağı figürleri\t\t\t\t\t\t\nSarı sıcaklardan önce geri gelmemecesine çekip gittiler\t\t\t\t\tGörmedin\n\nGelin çiçeklerinden yapılmış taçlarda yaşayan \t\t\t\t\t\t\nDalından koparılmış buketler ellerimde soldu\t\t\t\t\t\t\nGelmedin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmedin Oğul",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nKime kızdında gittin yurdundan\nNasıl koparsın sen bu vatandan\nKaç bahar geçti ne yazlar bitti\nYüreğim yağı sel oldu gitti\n\nGelmedin oğul gelmedin gitti\n\nGençlikte gitti ömürde bitti\nHasret ateşi bizi kül etti \nGözümün feri fermanı gitti\nNefretin kinin neden bitmedi \n\nGelmedin oğul gelmedin gitti\n\nHerşeyi belki bulursun ama\nBu giden anan anandır oğul \nSakın geç kalma hemen düş yola\nAnan gözünü yollarda koyma\n\nNe olur oğul dön gel yurduna\n\n                                        Erzurum / zernişan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmedin Yine",
        "poet": "Cemal Şimşek",
        "poem": "\n\nDermansız derdime ilaç ol diye\nBekledim yıllarca gelmedin niye\nHasretler dönüştü bin türlü derde\nUmut keder oldu gelmedin yine\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmelisin",
        "poet": "Veli Çetinkaya",
        "poem": "\n\nNe sensiz gecemde bir tad\nNe sensiz günümde hayat\nGözlerin hep gözlerimde \nöyle yaşanmalı hayat.\n\nBatan günü durduramam\nSolan güle dayanamam\nSenden uzakta kalamam\nGelmelisin bana gülüm.\n\nAntalya 1998\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmek istiyorum lakin gurbet bırakmıyor",
        "poet": "Hasan Yarıcı",
        "poem": "\n\nNe çok özlemişim sizi\nGelmek istiyorum lakin gurbet bırakmıyor\nSılaya çevirmişim gözlerimi\nGelmek istiyorum lakin gurbet bırakmıyor\n\nSize hasret gönlüm yanar\nYüreğimde fırtınalar kopar\nBaşımı sardı belalar\nGelmek istiyorum lakin gurbet bırakmıyor\n\nKendi kabuğuma çekilmişim\nGeceyi üstüme örterim\nDertleri içime sindiririm\nGelmek istiyorum lakin gurbet bırakmıyor\n\nBuralarda çok yalnızım\nKaramış benim yazım\nYüce Mevla’ya yalvarırım\nGelmek istiyorum lakin gurbet bırakmıyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmemek",
        "poet": "Abidin Kırkoç",
        "poem": "\n\nİsyanım varsa eğer, çırpınışımın en son haddi demek\nÖzlemle dolu sınırlarımın taş duvarlı, seddi demek\nŞu hiç bitmeyen ayrılığın olmazsa olmaz, reddi demek\nSabır taşım bir bir eridi  ne demek güzelim, gelmemek..\n\nKalbim sadece sana sundu, özlem dolu  şikayetini\nHala ödüyorum  sensiz geçen günlerimin  diyetini\nBilemedim, çözemedim hala senin en son niyetini\nSabır taşım bir bir eridi  ne demek güzelim gelmemek\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gelmelisin Sevdiğim 2",
        "poet": "Halime Erva Kılıç",
        "poem": "\n\nDemli kokular, çay bahçelerinden. Taze baharı üfler dudakların, kasırganın ortasında, umut biler aldanışlar ve ille de sen! Gelmelisin. Atamadığın adımlarını çevirmeli bekleyişler. Sabır dediğin bâki yolculuklara akıtırken, kapattığın vanalar verir mi geçişlere izni? Alınma yine sana değil sözlerim, eteklerine sarma tütünleri, yakma! Üşüyen yine kim? \n\n Duraklar bekleyişte, kalabalık ömür sürgünü hapsetmek için gelmeyecek mi, geleceği bilinen otobüslerin? Kaç yolcu durdurdu yollarda; mahzen ıslak, kaldırımlar hepten yıkılmış. Tökezleyerek mi varacaksın yola, saltanat koltuğunu taşıyan erlerin yokluğunda.\n\n Satırlarını saymadım yazarken, sayfaların yetişemediği hasreti ezdiğimi düşünüp kandım. Aslında kendime ispat edemediğim tek gerçek olduğunu düşünürken, asalet dolu bir sesle, uyandım.\n\n Hak! \n\n Seni değil, vazgeçerken senden, verenini düşündükçe, uzaklığı aldı başımdan gerçekliğin. Sübyan mektebi okuturken seni, Ey Sevdiğim, tasavvuf bahçesine dökülen her gazelin toplandığı bu havuzda yüzmek bile,  çözemediğim bir iç âleme sürdü, Eyüp Sultan’ın kokusunda, seni duymak… Dilerken seni, yanımda olduğunu hissetmek… Omuzlarımda ağır yükü, tek taraflı değilmiş hasret! Yumuşadı bakışlarım, ovuşturan el kimin? \n\n Sabır ve zaman, özlem ve yokluk, dua ve niyaz… Karışan her şeymiş kaşığınla, bardağının değişen rengi, çağırırmış rüyalarına. Her üç saniye uğrarken gecene, örterken üzerini, sıtmalarım değip de sıçrayışın, bağrıma kazınan kaynar öykülerin, gelmelisin sevdiğim, gelmelisin! Hep seninleymiş, nefeslerim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmem",
        "poet": "Sadettin Deren",
        "poem": "\n\nGünah yemişi nasıl olur ha..\nGünah yemişi nasıl çağırır adamı,\nYok.Olmaz.Gelmem.Yok.\n\nSaadet gülleri pır pır eder uçar,\nEsenliğimizi nasıl kıskanırlar.\n-Kıskanılan esenlikler güzeldir ya-\nBeni çağırma sağır karanlığına\nYok.Olmaz.Gelmem.Yok.\n\nİnsanları sevmek bunca kolayken,\nKötü çığlıklarla yollara düşmek,\n-İyiler değer alır biliyorum-\nÖne sürüp durma ikinci yüzünü\nYok.Olmaz.Gelmem.Yok.\n\nGünah yemişi nasıl olur ha..\nGünah yemişi nasıl çağırır adamı,\nYok.Olmaz.Gelmem.Yok.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmesen de Olur",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nGelmesen de Olur\n\nSeni hiç özlemedim.\nAklıma da gelmedin,\nGelmesen de olur.\nBu haftada buluşmayabiliriz,\nBen on beş gün daha,\nSeni görmeden durabilirim.\nBu sözlerim hayırsızın tekine\n\nAlfabenin son harfine_________\n                                    Bu inadın niye.\n\n                                      08–05–2008-Perşembe\n                                        Tuğrul Ahmet Pekel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmemene Kalan",
        "poet": "Fazlı Akkuş",
        "poem": "\n\nSen gelmezsen gelme\nBen gitmeyeceğim.\n\n31 Ağustos 2007 20:58\nKocaeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmen İçin",
        "poet": "Neşe Fidan",
        "poem": "\n\nGidişinin ardından bir yağmur yağdı,\nYağan yağmur kalbimi de aldı,\nSenden hatıra bir resim kaldı,\nYalvarsam dönmen için döner misin sevgilim? \n\nSokak sokak dolaşmışız ayak izlerin var,\nAnıların hala taze ve  hala yepyeni,\nSen olmazsan bu dünya bana olur dar,\nYalvarsam dönmen için döner misin sevgilim?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmeseydin sonbahar",
        "poet": "Mehmet Çiftci",
        "poem": "\n\nHâzâna benziyor mevsim,\nSoldu gülün canlı rengi,\nGelmeseydin ya sonbahar,\nBozdun güzelim âhengi.\n\nBülbüle yüz vermiyor gül,\nÇağlayan artık sızıntı,\nBülbül aynı ya gül değil,\nHalinde garip üzüntü.\n\nSoldu her şey doldu zaman,\nGündüzler geceye benzer,\nEzgi çalmıyorsa keman\nTütmeyen ocağa benzer.\n\nDiller bağlı sözler kayıp,\nağza darılmış kelam,\nSessizliği hüner sayıp,\nterk etti bizleri selam.\n\nNazara uğradı sevgi,\nYüreklerle kin arkadaş,\nİçerde bitmeyen kaygı,\nHisler ölü gönüller taş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmesin",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nDost olupta dostluklara karıştık,\nDünya için yarıştık ha yarıştık,\nBoş şey için kavga ettik barıştık,\nİnsanlarca sevilmeyen gelmesin...\n\nAşkınla boyandım,badeler içtim,\nCandan seven insanlarla tanıştım,\nTatlı muhabbetle kendimden geçtim,\nMuhabbeti hiçe sayan gelmesin...\n\nSeyfet derki canlar dünya fanidir,\nGerçek mekan Ahiret mekanıdır,\nGönlümüzde ol Muhammed aşkıdır,\nGönlünde karası olan gelmesin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmesin Artık",
        "poet": "Yusuf Bozkaya",
        "poem": "\n\nGelmesin artık onun olsun dağlar.\nO dağların altında ezilmekteyim.\nBahşettiği bahçe beni hayata bağlar.\nBir kuş gibi o bahçede süzülmekteyim.\n\n20–07–2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmeyecek misin?",
        "poet": "Ali Osman Ak",
        "poem": "\n\nGelmeyecek misin? \nUsulca geçen saatlerin rehini olmuşken\nDönüp gülüşlerini mi esirgeyeceksin? \nOysa ben sende özlemlerimi yitirmedim hiç\nGelmeyecek misin? \nGülmeyi gözyaşlarıyla uğurlamışken\nBir hatıra sokak ortasında bıçaklamışken gövdemi\nBu cinayete körebe mi oynarsın?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmeyecek,olmayacak Ve Yaşanmayacak",
        "poet": "Erdem Eren",
        "poem": "\n\nve ben tam bu saatte\nrüzgarın uğuldayan sesiyle\ngözlerini istiyorum göz bebeklerime..\n\nHerşeyin sıradanlaştığı bir sensizlikte\n...usulca aralıyorum bana hediye ettiğin kitabın sayfalarını,\nkendimi kaybedercesine..\n\nGördüğüm manzara karşısında dehşete kapılıyor\nağlamaklı bir edayla\nöpüyorum Ben kokan saç tellerini..\n\nDışarıda yağmur yağarken\nKoşar adım atıyorum seni hatırlatan sokaklara kendimi..\n\nSen diye bağırdıkça göğün yüzüne\nbiraz mağrur,kesin ve hazin bir sesle\nkarşılık verilmekte ünlemlerime...\n\nGeldi,Yaşandı,Bitti..\nGelmeyecek,Olmayacak,ve asla Yaşanmayacak..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmeyeceğini Bile Bile Beklediğim Sevgili",
        "poet": "Soner Temur",
        "poem": "\n\nbu gün yine hüzün ve buruk bir gece inadına uyku girmedi gözlerime saat sabahın 5 i sahilde denizin dalgalarını seyrediyorum hırçın dalgalar inadına yüzüme vuruyor hayellerimi bozmak istercesine bense aksine denizin derinliklerinde ta uzaklarda soluk sarı yanan gemi ışıklarına kiltliyorum kendimi sanki o uzaklarda birini bekler gibi özlem duyar hasratle iç çekerim gözlerim nemlenir yüreğim burkulur o özlemle öyle baka kalırım içimde biriken mutsuzluğumun zehrini denize akıtırım adeta.güneş yavaş yavaş ağarıyor ve tabiat ana uyanıyor nekadar canlı varsa güne merhaba dercesine bütün güzelliklerini sergiliyor bendeki o sır perdesi kalkıyor ve yeniden hayata dönüyorum aşkla sevdayla yeniden bağlanıyorum hayata...ve aklıma bir kaç şiir sözüğü geliyor herşey sağır sessiz içimde ne şiir ne muzıki öylesine dağılmış öyle çözülmüşümki yetsin bu hasratlik yeter diyorum özlemim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmesin Bizim Meclise",
        "poet": "Mehmet Kındap",
        "poem": "\n\nZik zak yapan,ok olmayan\nGönlü gani, tok olmayan\nDostu için yok olmayan \nGelmesin bizim meclise\n\nDindar görünüp soyanlar\nHaram lokmayla doyanlar\nDüşman aklına uyanlar\nGelmesin bizim meclise\n\nVatan bayrak tek bilmeyen\nCumhuriyeti sevmeyen\nNe mutlu TÜRK'üm demeyen\nGelmesin bizim meclise\n\nBayrak yakıp tüttürenler\nAtı ite güttürenler\nHainleri öttürenler\nGelmesin bizim meclise\n\nMehmedime kurşun sıkan\nKardeşlik yolundan bıkan\nAyrılık ateşi yakan\nGelmesin bizim meclise\n\n(12-Mayıs-2011-Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmeyen",
        "poet": "Turgut Yaşar",
        "poem": "\n\nAnıları da bitince hangi denizedir\nGitmeleri bir bulutun\nKitap okurken yahut söverken\nHayli gri bir İçanadolugöğüne\n\nDemek ki bu şehireskisi\nBaşka ve aynı bir Mart sıkıntısıdır\nKuşları ve dahi kedileri yasaklıdır denize\nGitmeli diyedir hep beklenen\nGelmeyen…\n\n22.03.11\nTurgut Yaşar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmeyen Aşka",
        "poet": "Halil Erdem",
        "poem": "\n\nGelmeyen Aşka\n\nBir gençlik harcadım uğruna.\nLeylayı sevdimse senin için,\nSenin için ferhata hayran oldum.\nİllaki bir vuslatı var dedim.\n\nAşık-ı sadık benemdim\nDoya doya gülemedimse\nSenden Ayrı olduğum için\nDoya doya ağlayamadımsa\nSana kavuşacağıma inandığım için\n\nŞiirleri sevdim, sıcaklığın için\nBir onlar anlamıştı beni\nMısralarda araken özlemini\nAğıt feryadında buldum hasretini\n\nBen küstüm artık masalına\nHevesim kalmadı hayatın baharına\nBiten bir filmin yazıları gibi\nKapandı artık fasl-ı aşk\nBitti artık ömr-ü gençlik\n\nCan elde kaldı, canan hayallerde...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmeyecektin Niye Çektirdin Madem",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nTarlalar  gelincik  çiçekleriyle  bezendi,\n       Boyun  büktü  çiğdemler.\n       Hayatımda  en  güzel  nakıştı,  desendi,\n       Seninle  olduğum  demler.\n\n       Bu  sabah  da  güneş  doğdu  sensiz! \n       Yine  tenhalaştı  alem! \n       Duygularım  o  kadar  hırçın  ve  densiz! \n       Gelmeyecektin,  niye  çektirdin  madem? \n\n24  Şubat 2004 Salı,  Danimarka-Køge  23.20\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmeyeceksin",
        "poet": "Esma Özdemir",
        "poem": "\n\nBiliyorum bir daha gelmeyeceksin\nKalbimi elinde dermeyeceksin\nGözümü yollara kervan eyledim\nSararmış yüzüme gülmeyeceksin.\n\nUsulca soyunup girsem düşüne\nYaralı kanadım sarmayacaksın\nSığınsam bir liman dudaklarına\nSeni öptüğümü bilmeyeceksin.\n\nHasretin defteri dürülmez ise\nBaharım yeşile bürünmez ise\nNisan yağmurları dökülmez ise\nKuru bir çalıyı sevmeyeceksin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmeyince",
        "poet": "Turgut Uzdu",
        "poem": "\n\nKızıllığın ardından saatler saatleri vurur\nBeklenirken beklenen, kalpler durur\nÇok garip bir ikilem yaşanır\nBeklenen gelmeyince bütün akşamlar\nKaranlık olur.\nKulaklar ses duymak ister\nUyku, beklenenin dizinde uyur\nDüşlerde sırayla sevdalı durur\nBeklenen gelmeyince bütün akşamlar\nKaranlık olur.\nBeklenen gelmeyince\nBütün akşamlar karanlık olur\nIsı kaybolur\nKalpte heyecan biter\nUmutsuzluk sarar dört duvarı\nLambalar sönükleşir\nBeklenen gelmeyince\nBütün akşamlar karanlık olur.\nİnsan hep bekler\nBazen bir güzeli gönülden\nBazen bir sevdalıyı masallardan\nGece başlar bekleyişi ruhun\nHiç bitmeyen bir enerjiyle umudun.\nHayaller süsler dört bir yanı\nKuru sözler şiir olur taşar\nHasret süsler cümleleri\nBeklenen gelmeyince\nBütün akşamlar karanlık olur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmeyen Sevgiliye Çağrı",
        "poet": "Hatice Rezan Gülseren",
        "poem": "\n\nGelmeyen sevgiliye çağrımdır  benim\nBu yeminler hep senin içindir inan\n\nKollarım seni sarsın acılar beni\nYakarışlar tanrıma sanadır sitem\n\nÖmrümü verdim sana kalbimi açtım\nAnlamadın sevgimi değer bilmedin\t\n\nKollarım seni sarsın acılar beni\nYakarışlar tanrıma sanadır sitem \n\n                             (25.11.2006 ÇEŞME) \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmeyin Üstüme",
        "poet": "Metin Soydeveli",
        "poem": "\n\nYuva denince\nNe bir ev\nNe bir kuş\nHiç aklıma gelmez sıcaklık\nHiç olmamış ki\nSıcacık bir yuvam\n\nYuvam olmuş da,\nAna kucağı görmemişim\nBen garip doğmuşum\nDoğarken ağlamış anam\nBaba denince, odada oturan müdür\nGelir aklıma, adam gibi adam\n\nBir çok kardeşim oldu\nYaşı yaşıma uygun.\nHiç, abi diyemedim\nAbla, kız kardeş,\nHep ama hep\nYan tarafta\n\nHele hele\nBayramın adını hiç anmayın\nKan damlar yüreğime\nBen onun gelişini\nRenginden tanırım\nGülücüklerinden çocukların\n\nKara kara gelir bayram\nSen\nSen değil misin\nAnamı elimden alan\nBu yüzden sevmem \nHiç gelsin istemem bayram\n\nYapma be gariplik\nEtme be öksüzlük\nYapma be bayram\nElbirliğiyle yaptınız yuvam! \nGelmeyin üstüme üstüme\nGelmeyin kavram kavram\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmeyince Zam Olamamış Para Zampara",
        "poet": "Gürkan Kaya",
        "poem": "\n\nGelmeyince \nZam \nOlamamış \nPara \nZampara \nParalamış \nSuratını \nZımpara \nZampara \nOlmuş \nArtık \nZamsızpara \nZampara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmez miydim?",
        "poet": "Abdulhamit Güllük",
        "poem": "\n\nSöyle sevdiğini, bir mektup yazda,\nBir teselli arardım, kırık sazda,\nKaç gece, bu gönül kaldı, ayazda,\nBana gel deseydin, ben gelmez miydim? \n\nHer vuslatsız, mevsimler solsa bile; \nDağı aştım, el kanda olsa bile,\nUmut, tükenip, ecel dolsa bile,\nBana gel deseydin, ben gelmez miydim? \n\nZemheri vurgunu, buz keser anda; \nGönül ne arar, iki kapılı handa,\nSenden ne varsa kaybettim, cihanda,\nBana gel deseydin, ben gelmez miydim? \n\nHüznüm dökülür yalnız ahuzara,\nSitem kendime, düşmem intizara,\nHayalin gelir benimle mezara,\nBana gel deseydin, ben gelmez miydim? \n\nNasıl unutulur bunca hatıra,\nSığar mı sanıyorsun iki satıra,\nNeyler ölüm, yardan bana hatıra,\nBana gel deseydin, ben gelmez miydim?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmez Bir Daha",
        "poet": "Ömer Gündoğan",
        "poem": "\n\nGelmez Bir Daha\n\nAcı haber geldi Elbistan yasta\nAyhan'da ulaştı en büyük şaha\nOnun yokluğuyla kaldık biz hasta\nŞehit Ayhan Güzel gelmez bir daha.\n\nKahramanmaraş'ın bağrından çıktı\nTerörün evini başına yıktı\nSon kurşunu hain itlere sıktı\nŞehit Ayhan Güzel gelmez bir daha.\n\nKurtulsun mazlumlar çekmesin acı\nAncak mehmetçiktir onun ilacı\nBunun için taktı şehitlik tacı\nŞehit Ahmet Ayhan gelmez bir daha.\n\nSuriye elinde fırat kalkanı\nŞu gün bile bize bakar balkanı\nYurt için akıttı al kızıl kanı\nŞehit Ahmet Ayhan gelmez bir daha.\n\nAyhan'ım yiğitti sanki bir devdi\nŞehitlik makamı ne güzel evdi\nBelli ki o yeni yurdunu sevdi\nŞehit Ayhan Güzel gelmez bir daha.\n\nÖmer'im duyarlı yüreğin kanar\nAnası,karısı senden çok yanar\nMemleket her daim sizleri anar\nŞehit Ayhan Güzel gelmez bir daha.\n\nÖmer Gündoğan\n30.12.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmezmisin",
        "poet": "Neşe Turhan",
        "poem": "\n\nEllerin umut yüklü olsa pembe mavi turuncu\nGözlerin yeşile çalan denizler kadar derin baksa\nAşk yanığı yüreğinde özlem fırtınaları kopsa\nYine de gelmez misin gönlümün kayıp sahiline\n\nHasretim çıldırmak üzere aklımın her köşesinde\nUçurtmasını yitirmiş çocuk bakışımla\nBulutlara yürürüm çarpık yorgun adımlarla\nGel desem gel desem gelmez misin benimle gök mavisine\n\nNemli bakışlarım ayak izlerini arar ıslak kumların üzerinde\nMartılar çığlık çığlığa gel artık gel der bekletme\nDalgalar adını silmek için birbiriyle yarışta\nYine de gelmez misin yüreğimin kayıp sahiline\n\nNeşe Eser Turhan\n20.08.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmezsen Gelme",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nMektuplarını hep yırtım\nResimlerini de yaktım\nMaziye bir silgi attım\nGelmezsen gelme\n\nArtık seni sevmiyorum\nYollarına bakmıyorum\nKimseyede sormuyorum\nGelmezsen gelme\n\nHayat yaşamaya değer\nSanma sensiz günüm beter\nBiri gelir biri gider\nGelmezsen gelme\n\nSevgini çimden söktüm\nMaziyi toprağa gömdüm\nÜzerine taşlar örttüm\nGelmezsen gelme\n\nBirdaha anmam adını\nSormam halini hatrını\nBu konu burda kapandı\nGelmezsen gelme :)) \n\n                                zernişan\n                                 Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmez",
        "poet": "Asuman Zeynep Günaydın",
        "poem": "\n\nKapıdan aşk geçiyor,\nÇevir de al içeri\nSen onu hiç bilmezsin\nBir gider de gelmez er geri...\n\nAsuman Zeynep Günaydın  1996 Mayıs\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmeyenler",
        "poet": "Nazmiye Kayar",
        "poem": "\n\nGeleceğim dedin,gelmedin,\nBir bayram sabahı yolunu gözledim.\nAramıza ne dağ girmiş,ne de bahçe\nAtlas gibi mavi deniz girmiş nerden bilirdim.\nBir gün haber verdim gökte uçan martıya.\nUlaştırır dedim belki mesajımı,\nNe gezer,\nMartı da yalancı çıktı,onun gibi.\nGitti ve gelmedi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmezsin diye",
        "poet": "Ziya Nizam",
        "poem": "\n\nGelmezsin diye\nKorkar oldum; \nGözlerini özlediğim gecelere.\nDuymazsın diye\nSeslenemem; \nAdı bilinmez sevgilere.\nNe gel diyebilirim sana,\nNe de git kendini çok sevdirme.\nÇarem de sensin,\nÇaresizliğim de.\nBu nasıl iş böyle? \n\n\t\t\t14.10.2004-Salı\n\t\t\t15:30 Bauhaus Beylikdüzü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmiş 19 Mayıs Hazla Dolsun Yürekler",
        "poet": "Ayşe Gürgan",
        "poem": "\n\nAta’m senin adını aşkla kalbime yazdım\nBana verdiğin şevkle kudretime inandım\nTutundum tarihime artık eğilmez başım\nİnan kederden değil mutluluktan gözyaşım\nÖzgürlük dolaşıyor bin edayla ruhumda\nTürklük asaleti var her bir damla kanımda\nBana güvenenlerin umudunu kıramam\nKorkusuzum ve gencim bağlasalar duramam\nMilletimi yükseltmek en mukaddes hedefim\nBu amaçla yaşamak oldu bütün emelim\nGörevim, yurdumu, candan aziz tutmaktır\nCennette şehidimi mutlu, mesut kılmaktır\nVatan kutsal emanet ben onun bekçisiyim\nOna sahip çıktıkça artar şanım, şerefim\nAllah’ım toprağıma düşman eli değmesin\nKoru, gözet, hep yücelt varlığım silinmesin\nBayrağımı göklerden ne olursun indirme\nNamerde muhtaç edip zalimleri güldürme\nBirlik ateşi yansın barış sunsun dilekler\nGelmiş 19 Mayıs hazla dolsun yürekler \nHürriyet ülkesinin doğum günüdür bugün\nMakus talih yenildi düğün günüdür bugün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmiş Dünyanın Dört Bir ucundan...",
        "poet": "Nazım Hikmet Ran",
        "poem": "\n\nGelmiş dünyanın dört bir ucundan \nAyrı d....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmiş",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nGelmiş \n\nSevdiğim cananım gönül sultanım \nSevda kitabını okumuş gelmiş\nHasretle özlemle inlerken canım\nAşkın ateşinde kor olmuş gelmiş\n\nYüreğini cayır cayır yakıyor\nYanan yüreğine aşkla bakıyor\nNefretini sevgi ile  yıkıyor\nSeven yüreklere yol olmuş gelmiş\n\nHasretle özlemle inlerken canı\nSevda kitabını yazan insanı\nSevdiği cananı gönül sultanı\nBizim Dost şerefe yar olmuş gelmiş\n\n14/01/2011\nDost Şeref\n\nBu şiir im Sevgili eşime doğum günü hediyesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmiş Uzaklarda Beklersin",
        "poet": "Atakan Koçak",
        "poem": "\n\nG elmiş beklersin uzaklarda\nİ zini Kaybettire kaybettire\nZ arif bir düşünceyle Gidersin\nE lbet Geleceksin\nM adem Dünya Yalan ki Yalan\n\nA rtık Anlayacaksın\nT arafımdan sana bir veda\nA rtık Anlayacaksın\nK albimden Sana Bir veda\nA rtık Anlayacaksın\nN afile Ben Ne Kalbimden Ne Tarafımdan Vedaya Dayanamam\nB en Sensiz Dayanamam\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelsen",
        "poet": "Yüksel Akkas",
        "poem": "\n\nNe umitler ekmistim gonul bahcemize\nHep bekledim bir gun gelirsin diye\nNe geceler yasadim sen terk edince\nSensiz gecen gunlerime, kiziyorum aklima gelince\n\nGelecegini bilsem gul dokerim yolarina\nSararim seni birakmam  ben asla\nGelsen gulum, ne vardi terk edecek\nBeni boyle caresiz birakipta gidecek\n\n5 eylul cumartesi 1998\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelsen de gelmesen de",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nGelsen de gelmesen de\n\nÜç yüz altmış beş gün bir sen etmez.\nBeni bıraksan da bırakmasan da.\nBir gün dahi umutsuzluğa düşmem.\nKapıma gelsen de gelmesen de.\nBütün kitaplar feda olsun,\nBir tek alfabem yeter bene.\n\n                         21.12.2010.Salı\n                       Tuğrul Ahmet Pekel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelsen",
        "poet": "Bülent Selen",
        "poem": "\n\nDünya ayrı sen ayrı\nDünya tanrı…! \n\nÖnce dünya sonra sen\nAh! birde dünyaya gelsen.\n\nİstanbul /1983\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelsen",
        "poet": "Güner Kurt",
        "poem": "\n\nMeleklerin gıpta ettiği kızdı\nNur gibi parlayan akşam yıldızı\nNar ekşisi tatta bendeki sızı\nGelsen bir görsem seni\nDinecek sanırım bendeki sancı\n\nLacivert akşamların koyu karaltısı\nÇiğilenmiş sabahların tomurcuk gülü\nYapraklarda saçlarının dalgası\nGelsen bir görsem seni\nBitecek sanırım bendeki sancı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmiyorsun...",
        "poet": "Furkan Erdem",
        "poem": "\n\nBalkan soğukları gibisin sevgili\nGelecek diyorlar, gelmiyorsun...\n\nŞubat 2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelmişini Geçmişini (! +15)",
        "poet": "Şahabettin Mert",
        "poem": "\n\nGel otur yanıma da diyeceklerimi bir bir dinle. \nBir iki kelamım olacak sana dilim döndüğünce… \nGöt kıvırmadan dinle beni kötü konuşuyor sanma… \nAkıl vermek değil, nasihat koyalım bunun adına… \n\nSelam verdiğin arkadaşını, dostunu iyi tanı. \nHemen siktiret dokunacaksa azda olsa zararı. \nDeğmesin üzüntü yüreğine, gözyaşı da gözüne. \nYapmayacağım yoktur seni üzenin, sülalesine…\n\nYarınında olmazsam bana şerefsiz de beddua et. \nLafı puşt da söyler, verdiğin sözü tutmaktır meziyet. \nAnlat bana geçmişten kaçıp, gelecekten korkmasan da… \nSapına kadar ortağım gülmene de ağlamana da… \n\nBinlerce defa yaşadık yaşam acılarla dopdolu. \nBelli de olmuyor ki orospu hayatın sağı solu. \nKızıp homurdanarak geçip gidiyoruz kader deyip. \nO kaderi bizim çizdiğimizi bilmememiz ayıp. \n\nBoş ver, derdi, kafana acıymış-macıymış bir şey takma…\nBir daha mı geleceksin be gülüm şu lanet dünyaya. \nSiktiret; gelmişini geçmişini, soyunu sopunu. \nVe! Anasını avradını çoluğunu-çocuğunu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelsene",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nTövbe dergahına can dostum  uğrayıp ta gelsene\nHicran olmadan derdim,derde derman gelsene\nEcel gelmeden aşkı muradım nazlanmadan gelsene\nGül bahçemde güllerimde soldu artık gelsene\n\nHak kapısı terk edilmez di, hak yolcusu bilsene\nHakkı olana hak verilirdi,hak yenilmezdi  bilsene\nSeven sevdiğinine karşılıksız can verirdi  bilsene\nBülbül vatan için endişe eder,  figan eder bilsene\n\nSeyreylerken alemi ibret alıp,iyi bakıp görsene\nKaranlıklar yanında,nurlar saçan ışığıda görsene\nÇirkeflerin yanında,inci gibi güzelliğide görsene\nVefasızların yanında,vefalı olan dostuda görsene\n\nCan olan cana, temiz olan sevginide katsana \nİnsanı yargılarken, asil olan asaleti katsana \nİyi ekmek pişirmek için iyi maya katsana\nDostu yargılarken,insaf ile iyiliyi de katsana\n\nHorasan ereni ne söylesin ne yazsın\nHer okuyan eserinden bir hisse kapsın\nÖyle işler yap ki geride hoş anılar kalsın\nŞu gördüğün dünyada hoş sedan kalsın\nHalil Çolak 22.6.2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelsene",
        "poet": "Celal Özdemir",
        "poem": "\n\nKüstün mü sen Sivas’a gelmiyorsun? \nGelip garip hallerimi sormuyorsun.\nDarda mısın yoksa bana demiyorsun? \nSivas’ın gülü yaprağı açtı gelsene\n\nSivas elinin tadımı kaldı artık sensiz? \nBıraktın buralarda kaldım kimsesiz.\nBaşka yar mı buldun imansız dinsiz? \nMadımak yemlik bitti zalim gelsene\n\nEridi dağların karı kokuyor kekikler\nKayalarda ötüşüyor kınalı keklikler\nEllerim koynumda gözüm yol bekler\nBurnumda tütüyorsun hain gelsene\n\nYeter gayrı çok ağlattın sen Celal’ı\nTükettin yüreğini kalmadı halı\nBaşımda bekliyor Sivas’ın doktorları\nÖlüyorum be ölüyorum artık gelsen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelsene Nazlım",
        "poet": "Muhtar Gazi Topal",
        "poem": "\n\nGELSENE NAZLIM\n\nÇocuklaştı kalbim sözüm dinlemez\nGel de şuna akıl versene nazlım\nSevmiş birisini kimseye demez\nGel de şuna akıl versene nazlım\n\nÇizmiş duvarına bir çiçek resmi\nSeyredip duruyor güzelmiş cismi\nSöylenir içinden duyurmaz ismi\nGel de şuna akıl versene nazlım\n\nÇarpıntısı tutar  beni yatırmaz\nYaşlarını gizler gözden sızdırmaz\nDüşecek kansere desek aldırmaz\nGel de şuna akıl versene nazlım\n\nGömülmüş karanlık odadan çıkmaz\nÇömelmiş kalkıp da ışığı yakmaz\nBitirir  sevdası sevdadan caymaz\nGel de şuna akıl versene nazlım\n\nYarsever dese de sözünden almaz\nHayaller de gezer yerinde durmaz\nDalından başkaca dallara konmaz\nGel de şuna akıl versene nazlım\n\n31/03/2010\nMuhtar gazi TOPAL\nMALATYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelsene Artık?",
        "poet": "Çiğdem Selçuk",
        "poem": "\n\ngecenin bir yarısı bile duyabilmeliyim sesini\nuzakta da olsan yüreğimin yanı olmalı yüreğinin yeri\nelim elinin müptelası gözlerimse dilimin varisi\nkonuşmadan anlatabilmeliyim\nnoktayı sıcacık bir öpücük koymalı konuşamadıklarımıza\nsessizliği yırtan tek şey olmalı yüreğinin kapısını çalışım \nansızın çıkıp gelenim olmalısın\nhiç beklemediğim bir anda seni özledim diyen bir ses \nben severim süprizleri\nsen kendini tüketmiş yüreğimin süprizi...\ngözlerimin yedi rengi olmalısın..\nher yine..yenidenleri senle yaşamalıyım\nkollarımı açtım en kocamanından..\nnerdeysen çıkıp gelsene artık? \n\nÇiğdem SELÇUK/EDİRNE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelseydin",
        "poet": "Orhan Özçelik",
        "poem": "\n\nBu sabah da sensizlik sayfasına günaydın,\nGünaydın yokluğuna,feleğin gözü aydın.\nNe olurdu bu sabah yanımda sen olsaydın,\nBir anlık huzur için gelseydin de vursaydın.\n\nİçim olmuş Mevlana ne olursan gel diyor,\nDünyada senden başka gözler huzur vermiyor.\nGülmüyor bu kaderim sen olmazsan gülmüyor,\nBir anlık huzur için gelseydin de vursaydın.\n\nYoksunlarla doldurdum alnımın yazısını,\nHasretlerin dindirmez kalbimin sızısını.\nNe yaşasam farketmez ömrümün gerisini,\nBir anlık huzur için gelseydin de vursaydın.\n\nBir daha görebilsem o güzelim yüzünü,\nDalgalanıp savrulan altın başak zülfünü.\nOndan sonra al götür feda ettim ömrümü,\nBir anlık huzur için gelseydin de vursaydın.\n\nSen gelirsen bu yüzüm göz yaşı dökmeyecek,\nİçimde isyanlarım yangınlarım sönecek.\nBelki de senden önce ecel bana gelecek,\nBir anlık huzur için gelseydin de vursaydın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelseydim",
        "poet": "Çiğdem Selçuk",
        "poem": "\n\ngelseydim, bu saatlerde gözlerim gözlerine kavuşacaktı\nellerim yılların boşluğunu dolduracaktı şüphesiz\nbaşımı omzuna gömüp dünyaya kafa tutacaktım gelseydim...\nsenle aşkı anlatan şarkılar eşliğinde dans edecektim\ngelseydim...yüreğimi yüreğine değdirecektim\nöyle özlemim,öylesine hasretimdin ki sen....\ngelseydim en büyük vuslatım olacaktın balböceğim...\nsen; yerine kimseleri koyamadığım...\nsen; sevmekten yorgun düşmüş yüreğimin çaresiz bekleyişi\ngelseydim hayıkıracaktım içimin isyanını sonsuza dek...\nseni çok seviyorum... çok..çok seviyorum diyecektim defalarca\ngelseydim seni bırakıp yine sensizliğe dönecektim...,\nsensizliğe alışmak,seni bulup bırakmaktan daha kolaymış oysa\ngelseydim...\nkeşke gelseydim...\n\n16/12/2006 EDİRNE\nSaat; 21:00\nÇiğdem SELÇUK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelsin 1",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nGelsin 1\n\nsınıf kavgasında bayrak elinde\nözgürlük türküsü sazın telinde\nenternasyonal marşı dilinde\nemeğine saygı duyanlar gelsin\n\nbu yolla bu kavga yalınız olmaz\nyola çıkan yolcu çaresiz kalmaz\nonurlu erdemli yürekler ölmez\nemeğine saygı duyanlar gelsin\n\nsevgiyle saygı bak bitmeyen servet\nbarikat kuruldu kavgaya davet\ndiyorlar ki Dost Şeref im gel sabret\nemeğine saygı duyanlar gelsin\n\nDost Şeref\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelseydin",
        "poet": "Dursun Ali Erzincanlı",
        "poem": "\n\nSevgili! \nÜmmü Mektum gibi\nSeni görmeden sana sesleniyoruz\nAlıp verdiğin nefesi duyar gibi\nSanki açınca gözlerimizi\nSeni görecekmişiz gibi\nSana sesleniyoruz.\nSenin huzurunda ses yükselmez.\nEdeple konuşulur; edeple susulur.\nHele biz ki bu kapının dilencileri,\nEl açıp beklemekten başka\nBize bir şey düşmezdi ama\nŞu araya giren yıllar olmasa\nMedine’ne uzak yollar olmasa\nİsmin anılınca yürek yanmasa\nKapında beklemekten başka\nBize bir şey düşmezdi.\nBekliyoruz Sultânım! \nRüyada olsa bile\nBelki teşrif edersin diye\nHem de hiç kimseyi beklemediğimiz gibi.\nSeni bekliyoruz.\nGelseydin,\nBizim için cennet olurdu gelişin.\nGelseydin,\nSaadetli asrından gönderdiğin selâmını,\n'Kardeşlerim' deyişini\nBirbirimize nasıl anlattığımızı görürdün.\nGelseydin,\nDolaşsaydın sofralarımızı,\nBir tabak fazla görecektin,\nBir bardak, bir kaşık fazla...\nVe sofrada bir yer boş,\nBaş köşe! ..\nOla ki Sen(A.S.M.)   lutfeder gelirsin diye.\nGelseydin,\nDolaşsaydın gecelerimizi,\nO 'Kutlu Doğum' gecelerini,\nAnneler görecektin.\nSen yeni doğmuşsun gibi,\nYeryüzünü yeni teşrif etmişsin gibi,\nMışıl mışıl uyuyasın diye\nSeni sabahlara kadar \nHayalen ayaklarında sallayan anneler görecektin.\nSevgili! \nGelseydin,\nMedine-i Münevvere'den dünyaya yayılan Ashabın gibi,\nEyyüb Sultan gibi,\nKab bin Malik gibi,\nBir fecir vaktinde,\nHenüz yirmisinde yirmi beşinde,\nBırakarak yurtlarını ocaklarını,\nHedeflerine ilahi rızayı koyan,\nArkalarına bakmayı ar sayan,\nYiğitler görecektin.\nOnlar senin yiğidin,\nElleri, o öpülesi elleri,\nKimbilir hangi memleketin zemheri soğuklarında üşürken,\nSenin köyünün hayaliyle ısındılar.\nGelseydin,\nGecenin zifiri karanlığında,\nUykunun en tatlı aralığında,\nRabiatül Adeviyye gibi Rabbiyle başbaşa\nGençler görecektin.\nGözyaşı dökerken günahlarına,\nVeysel Karani'den istediğin gibi,\nİnsanlığa dua eden gençler görecektin.\nGelseydin,\nAsr-ı saadet gibi olmasa da,\nKoklanmaya değer güllerimiz vardı.\nYine senin ikliminde yetişen.\nAma sen gelseydin,\nDikenler bile gül kokardı EFENDİM(A.S.M.) ! ! ! \nSeninle göz göze gelmeden gizli gizli seni seyretmek...\nHz.Vahşi gibi...\nHani sen Hane-i Saadet'ten Mescid-i Nebevi'ye giderken\nAişe annemiz ardından hayran hayran bakardı.\nSeni mescidin önünde bekleyen Ashabı'nınsa\nBakışları yerdeydi.\nEdepten göz göze gelmezlerdi.\nSende(A.S.M.)   tebessüle nazar ederdin.\nMütebessim çehreni bir Ebu Bekir(R.A.)   görürdü,\nBir de Ömer(R.A.) ...\nŞimdi okununca Ezan-ı Muhammedi\nPencerelerde, kapı önlerinde,\nSeni(A.S.M.)   bekleyen nemli gözler var.\nGelseydin,\nVe yürüyüp geçseydin önümüzden,\nGülleri bayıltan o enfes kokunu çekerdik içimize.\nSevgili! \nHakiki aşıkların sana doğru uçarken\nBizim bu yaptığımız yolda emeklemekti.\nDünya güzelliğiyle kollarını açarken\nBize düşen el açıp kapında beklemekti.\nSevgili! \nBekliyoruz! ...\n\n:: Dursun Ali ERZİNCANLI::..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelseydin Bayram Olurdu",
        "poet": "Mukim İşbilir",
        "poem": "\n\nBu hasret sinemi yakmadan önce \nGelseydin nazlı yâr,bayram olurdu\nBırak şu gurbeti,dön bir an önce\nBitseydi bu hasret,bayram olurdu\n\nBak sensiz geçiyor,yine bir bayram\nHep seninle dolu,hayalim rüyam\nArtık aydınlansın,karanlık dünyam \nTez gelseydin eğer,bayram olurdu\n\nBayramla birlikte,başladı yine\nHasretin kor gibi,yağar üstüme\nSöz geçmez oldu,şu deli gönlüme\nGelseydin nazlı yar,bayram olurdu\n\nŞu bayramlar varya,sensiz bayramlar\nBu yürek yarası içimde kanar\nSensiz bu şehşirde kim beni anar\nYanımda olsan yâr, bayram olurdu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelsin",
        "poet": "Zeki Çimen",
        "poem": "\n\nDost dostuna nimettir\nDost kıymetin bilmektir\nDost şaraptır içmektir\nİçmesini bilen gelsin\n\nDost var dilde söylenir\nDost var cana bezenir\nDost var her dem özlenir\nPahasını veren gelsin\n\nDost olur gören gözün\nDost olur dilde sözün\nDost olur canda özün\nSaklamasın bilen gelsin\n\nÇimen  söyledin derdin \nNedir söyle bu halin\nMusallada  bedenin\nGöz yaşıyla yuyan gelsin\n\nZeki ÇİMEN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelsin",
        "poet": "Deniz Efe",
        "poem": "\n\nHakk’ın emriyle dört kitap indi\nMuhammed Mustafa elçi seçildi\nİman ışığı parladı, küfür kesildi\nNuru Muhammedi görenler gelsin\n\nİnançla inşa edildi hak din İslam\nBirden aydınlandı şu küçük dünyam\nGamı beladan beri canım ona kurban\nİslam’ın yoluna canın koyanlar gelsin\n\nServer-i Kainat ki en hakiki mürşit\nİlmi noksansız, buna Mevlamız şahit\nKalemle cihat ediyor binlerce müceddit\nİslam’ın yoluna cihat edenler gelsin\n\nİmam Hüseyin’in başı kesildi bu yolda\nNice erenler, dervişler asıldı bu yolda\nNice İslam bülbülü yakıldı bu yolda\nİslam’ın yolunda şehit olanlar gelsin\n\nGelsinler şu gönlüme, saadeti bulayım\nHakkı batıldan ayırıp hakikate ereyim\nBilmiyorum ki ben bir alperen miyim\nAllah için doğruyu söyleyenler gelsin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelsin",
        "poet": "Ahmet Canbaba",
        "poem": "\n\nGELSİN\n\n\tOtur başucuma biraz\n\tAnlatayım yeri gelsin\n\tGöstersin gücünü  Tanrım\n\tŞehit erler geri gelsin\n\n\tSuda asasıyla yaya\n\tGitmiş bir peygamber güya\n\tÖldükten sonra, dünyaya\n\tGidip gelen, beri gelsin\n\n\tToplum olmuş gizli mayın\n\tİşin olmaz yoksa dayın\n\tHakkınızı aramayın\n\tBeterin,beteri gelsin\n\n\tEl uzatan aşımıza\n\tBakmayan gözyaşımıza\n\tBırakalım başımıza\n\tBir deli, serseri gelsin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelsin",
        "poet": "İrfan Çelik 1",
        "poem": "\n\nDile gelsin dile gelsin\nÖten kuşlar dile gelsin\nDikene konmayan kuşlar\nGül açıldı güle gelsin\n\nKıra gelsin kıra gelsin\nSolan çiçek kıra gelsin\nGünahtan kararan beden\nAğarmaya kara gelsin\n\nKula gelsin kula gelsin\nGüzellikler kula gelsin\nGüzelliği görmeyenler\nYeter artık yola gelsin\n\nÖze gelsin öze gelsin\nGençlik artık öze gelsin\nTürklüğüne dönen gençlik\nDünyada tek göze gelsin\n\nYüze gelsin yüze gelsin\nParlayan nur yüze gelsin\nO parlayan nurdan biraz\nİrfan ister bize gelsin\n\n08/11/2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelsin-2",
        "poet": "Osman Onuktav",
        "poem": "\n\nGelsin-2\n\nTa! ... Anadoludan  Orta Asyaya\nBalkan ‘dan uzansın  Kafkasya’ya.\nDağına taşına tüm dünya’ya\nHaykırıp  koşacak  lider gelsin..\n\nAvrupa Afrika varsın  Çin’e\nNerede Türk varsa  girsin  içine\nMedeniyet  kültür yaysın  acuna\nGururla  çoşacak  lider gelsin \n\nAk deniz marmara Kara Ege’yi\nÖteki beriki  kara   gölgeyi\nTürk, Kürt, Laz, Çerkez’i, yedi bölgeyi\nBoylarla  aşacak  lider gelsin\n\nMilletin sözünü iyi duyacak, \nHak'kı anlatıp gerçek diyecek\nMilletle  oturup  yavan yiyecek\nHoşgörü taşacak lider gelsin \n\nOsman Onuktav\nKafkasi\n11 Haziran 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelsin",
        "poet": "Muhammet Yarbaşı",
        "poem": "\n\nGelen ölüm olsun,\nGünah olmayınca…\nDerdim derman olsun,\nGünah olmayınca…\n\nGiden dünya olsun,\nRahmana kavuşunca…\nGönlüm gül gülistan olsun,\nSultana kavuşunca…\n\n2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelsin Üstüme",
        "poet": "Herdem Ankara",
        "poem": "\n\nGelsin Üstüme\n\nİsyankar olmak en kolay yol \nBırakıp gitmek kaçış olanı\nZorluklara göğüs germek erdemlerin en güzeliyse \nElle gelen düğün bayram varsın gelsin üstüme..\n\nHer ortamdan dışlamak \nHor görmek aşağılamak kolay olanı\nKendin gibi görüp anlamak Hidayetse\nElle gelen düğün bayram varsın gelin üstüme..\n\nSevmek değer vermek\nSevildiğini bilerek yaşamak güzel olanı\nEmek vermek beklemek Sadakatse\nElle gelen düğün bayram varsın gelsin üstüme..\n\nHissedilen duygu\nGördüğün itibar değerli olmak hoş olanı\nGördüğünü anlamak kaygılanmamak Hikmetse\nElle gelen düğün bayram varsın gelsin üstüme..\n\nHERDEM\n12/06/2010\n16:20\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelsin Eylül",
        "poet": "Serap Büyük",
        "poem": "\n\nGelsin Eylül\n\nGelsin eylül\nSensiz bütün aylar gibi\nHayatı yaşamak buysa\n\nYasemin kokulu zarfını açtım\nKorkuyla\nOlacağı vardı diyorsun\nKorkulu rüyalara\nKulağımda çınlayan\nYüreğimin sarsıntıları\nGiydiğin ölüm gömleğini \nAnlatıyorsun\nOysa kim biliyor ki\nSabahı\n\nGelsin eylül\nSensiz bütün aylar gibi\nHayatı yaşamak buysa\n\nVapur esintisinde\nHaydarpaşa garı \nMartılar sessiz bir selamda\nSerin rüzgarlar gözlerime değdi\nRüzgarın nemi miydi\nGöz yaşlarım mı \nBilemedim\nYüreğim heyecanlı bir bekleyişteydi\nTrenin inen kalabalığında\nGözlerimde gelişin\nBenden hiç gitmedin ki\n\nGelsin eylül\nSensiz bütün aylar gibi\nHayatı yaşamak buysa\n\nSadece özlemler var yüreğimizde\nGeride kalansa bir rüya\nBelki de göz göze gelemeyeceğiz \nBir daha\nYazmayışım bu yüzden sana\nKabuk tutan yaraları \nKanatmama \n\nKapıyorum yasemin kokulu zarfını\nİçinde özlemlerim, yüreğim, rüyalarım\nKanayan yaralarım\nGelsin eylül\nSensiz bütün aylar gibi\nHayatı yaşamak buysa\n\nSerap Büyük\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gemerek Karagöl köyü",
        "poet": "Ömer Tural",
        "poem": "\n\nTürkiye'de 7'nın içinde en Büyüğü Gemerek Karagöl köyü \n\nTürkiye'de 7'nin içinde en Büyüğü Gemerek Karagöl köyü. Google'de yed Karagöl Köyünden en büyüğü bizim Karagöl.Karagöl Köyü bioğrafisinde 7 adet Karagöl isimli köy bulunmaktadır.İntenet dünyasında en büyük köy Gemerek Karagö Köyüdür.Google amcaya sadece KARAGÖL KÖY'Ü Yazınca bizim köyümüz en başta çıkar. \n\nAnkara merkez karagöl köyü \nAnkara ili,Çubuk ilçesi - Karagöl köyü \nAdıyaman ili Çelikhan ilçesi - Karagöl köyü \nKahraman Maraş,azarcık ilçesi - Karagölköyü \nSamsn ili,19 Mayıs ilçesi - karagöl köyü \nSivas ili,la ilçesi - Karagöl Köyü \nSivas ili,Gemerek İlçesi - Karagöl köyü. \n\nBu köy simlerinden başka. \n\nİzmir Karagöl Efane köy tesis \nArtvin şavşak turistik tesisler \nKaragöl yaylası - Giresun Ordu \n\nBütün bu büyüklere rağmen Gemerek karagöl köyü bir tutkudur.adı konmayan sevdadır.En fazla şiir Türkü Gemerek karagöl için yazılıp söylenmiştir.Etnik guruplar,Beşeri yapısı,coğrafi yapısı,Örfe adeti,Gelmişiyle geçmişiyle bilinen bizim karagöl köyüdür. \nGoogule Sadece KARAGÖL KÖYÜ Yazmak yeterlidir. \nİnternette kim bilir kaç karagöl köyü web sitesi vardır Sadece sivsa köylerinin degil,Türkiye'de en büyük köy karagöl köyü.En büyük web sitesi www.karagolkoyu.info\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gemerek'te bir Deniz",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nGemerek'te bir Deniz\n\nBaşın dik\nAlnın açık\nÇık çukurdan\nDeniz çık\nPostalların ayağında\nParkan sırtında\nParkanın sıyır başlığını\nOlmasa da silahın elinde \nBaşın dik\nAlnın açık\nÇık çukurdan Deniz\nÇık\nGemerek’te bir çukurda\nTeslim oldu Deniz yiğitçe.\n\nDeniz Gezmiş ve arkadaşlarının anısına\n\n30.07.2013.Salı\nTuğrul Ahmet Pekel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gemi",
        "poet": "Namık Şahin",
        "poem": "\n\nBir gemi kalkar limandan\nAyaklarım gitme diyor\nŞafak doğdu,doğan güneş\nİçim buruk gitme diyor.\n\nOysa bu gemiydi işte\nBizi bize birleştiren\nBekleyenim yokmuş şimdi\nGüneş doğdu yukseliyor,\nİçim buruk gitme diyor.\n\nÖğlen oldu dolaşırım\nBir mekanım yokmuş gibi\nDertli başım bir başına\nDostlar uzak sevgili yok\nAkşam oldu batma güneş\nHüzün çöker bu başıma\nYanlız benim, sensiz barksız.\nBekleyenim yokmuş işte\nKalk be gemi gelmiyorum!\nKarşılayan olmayacak\nBen böylede yaşıyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gemi",
        "poet": "Gökhan Ebren",
        "poem": "\n\nayrılık\nbir gemiden el sallamak...\nel sallamak bir gemiye\nayrılık...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gemi Kalkıyor",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nGemi kalkıyor, doldu zaman.\nBeklediğin an, işte bu an! \nAnılar kalır hep geride.\nSavrulur öte ve beride.\nAma bazısı çok, çok tatlı! \nNeşesi bol ve iki katlı.\nBazısı da çok, hem de çok kıl.\nİstersen hemen sen de takıl.\nAma tek kalan şu dünyada:\nDediğin gibi hoş bir seda.\n\n20 Ekim 2004 Çarşamba, Danimarka-Køge 05.34 *5+4\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gemi",
        "poet": "Veysel Berat Kayar",
        "poem": "\n\nDemir aldın bu limandan da\nYöneltin dümeni ufka doğru\nYeni başlangıçlara,başka limanlara\nEngin sularda yüzüyorsun bir başına,dilediğince\nÇoğumuzun yaşayamadığı hayalini kurduğu\nÖzgürlüğün tadını çıkartarak\n\nBeni de yanına alır mısın gemi\nYaşamın hiçe sayıldığı,insanların öldürüldüğü\nTutsaklığın,özgürlük sayıldığı\nNefretin,sevgiye tercih edildiği bu limandan\nBen de demir almak istiyorum seninle\n\nBeni de yanına alır mısın gemi\nSevginin kutsal sayıldığı\nİnsana insan gibi davranıldığı\nDilediğimce konuşabileceğim\nBir limana götürür müsün\n\nBeni de yanına alır mısın gemi\nİsminden başka bir şeyini bilmediğim\nÖzgürlük ile\nBeni tanıştırır mısın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gemi Kaptanı",
        "poet": "Ramazan Mehmet Tanal",
        "poem": "\n\nDalgalarda yürümek\nDümenlerde kıvırmak\nÇok yalana \nPolitika\nSevdirmek\n    uluslar arası\n    bi sevda \n    oltaya ne gelirse artık\n     ya sofrada yemeli\n     paketlemeli veya\n\nne gerek var\nyeğenden faydamı gelecek sanki\ntanımaz\nkulesinde eyfelin\n     Ayıptır söylemesi\n     Farkı yaşamalı\n     Ağardığı için\n     Kıçının kılı\n    sofrana karışan\n    1970 güzelinden\n     kaçmakmı\n    poliş vodkası\n\n18 09 07\nZeytinli/Edremit\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gemici",
        "poet": "Uğur Kesim",
        "poem": "\n\nben kendi gemimde \nufak bir gemici\ndenizimse evren\naçtim yelkenimi\nruzgara karsi ben\nyildizlar dumen suyumda\nozgurluk yolunda giderken\nkarsima sevgi çikti\naldim onu gemime\ngemi ben ve sevgi\nuzay denizinde kaybolduk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gelsene",
        "poet": "Aydın Soylu",
        "poem": "\n\nben her sabah mavi içerim\ndeniz olur göğe çıkarım\nyağmurla inerim yeşile\nhadi be! ..\n\nkarşı karlı dağlara güneş,\niçimde bir çift kanat,\nve özgürlüğün ağlarına bir balık \naynı anda vurur\nrastgele..\n\naynı anda yaşanır yaşam\npaylaşılır gün batımı\nyıldız olur göğe çıkarım\ngelsene..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gemide",
        "poet": "Zafer Yıldırım ",
        "poem": "\n\nGözlerin mavi\nMavi deniz\nDeniz özgürlük\nBen özgürlüğüne tutsağım\n\n\n\n\n\t\t\t\t\t\t\t\t16/09/08\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gemiler",
        "poet": "Abdullah Ecevit",
        "poem": "\n\nZamansızlık koyunda, gemiler demir alır.\nRuhuma üfürülmüş, sevda yakar başımı.\nAklını azat etmiş, bir münadi haykırır,\nkalmasın ehli sevda, yüklensin telaşını.\n\nZamansızlık koyundan, geçmişe yolculuk var.\nYolculuk var, geçmişe götürecek gemiler.\nKaybedilen ne varsa, bir bir bulunacaklar,\nHayal buya kavuşacak, çaresiz ayrılanlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gemiler",
        "poet": "Muharrem Tüylü",
        "poem": "\n\nkabataş beşiktaş eminönüdür gemilerin durağı\ngüvertede baktıkça martıların mutlulugunu görürüm\nbogazda edalı bir kız gibi sallanır yaşlı gemiler\nkadiköyde eminönüne yol alır tarih kokan gemiler\n\nboğaza bakmakla doyum olmuyor\ndünyada bir çok insan görmeye geliyor\nbalıkçı tekneleri sankı selam veriyor\nkız külesini gördükçe tarih aklıma geliyor\n\nboğazda baktıkça yalılar görmeye deger\nfatih köprüsü bogaz köprüsü birbirine nisbet eder\nboğazda baktıkça sultanahmet ayasofya görmeye değer\nmısır çarşisı kapalı çarşı gezmeye değer\n\nyere batan sarayını gezmelısın\ntopkapı sarayını  görmelisin\ndünya istanbula hayran bilmelisin\nfatih sultan mehmedi övmelisin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gemiler",
        "poet": "Şair Suidiye",
        "poem": "\n\nKüçük gemilerim oldu kendimce\nİçine umutlarımı koyup \nOnları uzak diyarlara yolladım.\nGözlerimde endişe,\nKollarımda kucak dolusu hüzün,\nUzak ufuklarda kayboluşlarını seyrettim\nÖylece...\nGünler günleri kovaladı\nBirçok güneş doğdu; sarı başakları ağarttı\nBirçok güneş battı; kızıl saçlarını sürdü toprağa\nBen uçsuz bucaksız tarlanın ortasında\nEllerimi toprağa daldırmış bekledim\nÖylece...\nBirgün gözlerim ufukta küçük karaltılar seçti\nKüçük gemilerim! \nKimisi harap kimisi yaralanmış,\nÇoğu boynu bükük,birkaçı başı yukarda,\nAğır ve vakur\nYaklaştılar gittikçe\nVe hayat yine de devam etti\nÖylece...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gemiler",
        "poet": "Şair Pirinç",
        "poem": "\n\nbirer yalnız gemiyiz maviliklerde yüzen \nşaşırıp rotamızı kayboluruz \nhep çok erken buluruz yolumuzu \nfırtınadan sonra dinginleşir duruluruz \n\nzakkum rengı bır ruzgar \nhızla geçip giden zaman \nher maceraya acılırken bir liman ararız \nbulunca orada arınırız yeni yolculuklar için \n\nİnsan düşünür \nAt, köpek düşünür \nBalık düşünmez \ncünkü bilir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gemicik",
        "poet": "Fahri Bulut",
        "poem": "\n\nGEMİCİK \nDevletin malı deniz, yemeyenler domuzsa, \nKulun hakkını yemek, tövbe ile hazımsa. \nBu millet uyurgezer, yolu nası bir kazsa, \nBana da bir gemicik, alsan ne çıkar baba. \n\nYaşım kırkları aştı, karnım aç, ayak yalın, \nEllerin çocukları, bana satıyor çalım. \nAltmış yıldır çalıştın, hala yarı aç karın,\nBana da bir gemicik, alsan ne olur baba? \n\nBeş on yılda köşeyi dönenle yandaş kalsan, \nHırsız dense ne yazar, sıfırdan zengin olsan. \nGecekondudan çıkıp, yalı, villa, jet alsan, \nBana da bir gemicik, alsan ne çıkar baba. \n\nDüzen uşağı olup, vıcık vıcık yağ aksan, \nDönektir desin millet, ipekten fular taksan. \nYandaş olmayanlara, enayi diye baksan, \nBana da bir gemicik, alsan ne olur baba. \n\nŞimdilik bir tek olsun, göze fazla batmasın, \nUlusalcı aydınlar, iftiralar atmasın, \nLiboş, dönme, devşirme, hasedinden çatlasın, \nBana da bir gemicik, alsan ne çıkar baba. \n\nBu millet çok unutkan, kimleri aklamadı, \nHainler mağdur oldu, bir tek suçlu kalmadı. \nEden bulur derlerdi, bu dünyada bulmadı, \nBana da bir gemicik, alsan ne olur baba. \n\nCami cami gezersin, basın haberdar önde, \nYönün kıbleye dönük, gönlün nefrette, kinde, \nKandırma var mı baba, Allah’la söyle dinde? \nBana da bir gemicik, alsan ne çıkar baba. \n\nİşlediğin günahtan, yanman ahrete kalsın, \nCennet, huri, kılmana, varsın cahiller kansın. \nDünya cehenneminde, bırak günahsız yansın, \nBana da bir gemicik, alsan ne olur baba. \n\nMüslüman görünerek, her gün yalan söylesen, \nSana biat vermezin,  malı helal der yesen. \nAyrı mezhep, görüşü, kendine düşman bilsen, \nBana da bir gemicik, alsan ne çıkar baba. \n\nSeçimi kazanmanın, yollarını öğrensen, \nMilletin vergisiyle, makarna, kömür versen, \nCumhura, Atatürk'e, kin kussan, sövsen, yersen, \nBana da bir gemicik, alsan ne olur baba. \n\nRızazade, bu ulus narkoz landı uyuyor, \nYabancılar ülkeyi, parsel parsel, soyuyor, \nYoksul soğan, ekmekle, bismillahla doyuyor, \nBana da bir gemicik, almak ölüm mü baba? \n 27 MAYIS 2015\nFAHRİ BULUT RIZAZADE,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geminin adı deniz",
        "poet": "Ali Rauf Tankal",
        "poem": "\n\nBurnu bir asker gibi selamladı ufku,\nsancak pruvadan içeri girdi sular.\nDeniz gibi, koyulanmış gökyüzünün koyusu.\nyüzüne batarak geliyor karayelin sepkeni.\nFlikalar biribine bakıyor, öksüzler gibi,\nNazım’dan okuyorlar şimdi denizi içlerinde.\nSis, pus içinde, dalgalar titretirken,\ngerdeğe girecek gelin gibi heyecanlı ve sevinçli.\nSen deniz gibisin denizde..\n\nBurnu bir asker gibi selamladı ufku,\nköşkten tiz bir düdük, yanlızlığa isyan durumu.\nÇatırdayan gövdeden çıkan sesler senin,\ndışardaki sessizlik benim olsun.\nYol uzak, liman ırakta bir kaç günlük,\nhesaplamalar yanlış, belki bir belki beş gün.\nLumbozların sarıları parlıyor,\narada çıkan huzmelerden içime,\nDümen hala bir sancak, bir iskele bende\nnasırlanmış ellerimden kayıyor tutmalıkları.\nDurmak yok be denizim,\nsen deniz gibisin denizde..\n\nART 08.04.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gemileri Yakmışım",
        "poet": "Mustafa Acıoğlu",
        "poem": "\n\nGemileri teker teker yakmışım\nKöprüleri birer birer atmışım\nŞu başımı ne dertlere sokmuşum\nBen iflah olmam hiç uslanmam\n\nBir tavşanım güya dağa küsmüşüm\nBir acayip kötü çağa düşmüşüm\nAymamışım bin tuzağa düşmüşüm\nBen iflah olmam hiç uslanmam\n\nGemi yoksa uçurur sevdam beni\nKöprü yoksa aşırır kavgam beni\nKamçılar durmadan davam beni\nBen iflah olmam hiç uslanmam\n\nDağ dağ ise Ferhat gibi delerim\nHoca gibi göle maya çalarım\nHayalsiz yaşamam ne de dalarım\nBen iflah olmam hiç uslanmam\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gemisini Bekleyen Yalnızlık",
        "poet": "Meltem Kaya",
        "poem": "\n\nUyandım...yanımda yoktun...\nEllerim aradı saçlarını...sonrası tanımsız yalnızlıktı...\n\nUyandım...güneş öpüşlerinle doğacak sandım...\nYoktun...ebruli yalnızlığına kandım...\n\nUyandım...gözbebeklerim seni özlemişti...\nGözüme kanatan bir yaralı yalnızlık ilişti...\n\nUyandım...yokluğun çivit yeşili bir kozalaktı...\nİçimin ormanlarına kurşuni yalnızlık yağdı...\n\nUyandım...yastığımda başının izi vardı...\nYanımda alevden kollarıyla yalnızlık vardı...\n\nUyandım..gözyaşlarım günü sessizce selamladı...\nYalnızlık elime yağmurdan bir ıslak mendil uzattı... \n\nYürüdüm...uzun yağmurlar boyu...\nYalnızlığın rengi tüm siyahlardan daha koyuydu...\n\nYürüdüm...sevdalı bir el elimden tuttu...\nMavi gök atlas iki yalnız buluttu...\n\nYürüdüm...yol boyu dizilen kavaklar vardı...\nYalnızlıktan yorgun bir güvercin havalandı...\n\nYürüdüm...acılarım inciler gibi boynuma dizildi...\nYalnızlık ölümün ve hasretin şarkısını söyledi...\n\nYürüdüm...limanda bekleyen bir sevda vardı...\nGemiden geriye koca bir yalnızlık kaldı...\n\nYürüdüm...gemi mutlaka bir gün limana dönecekti..\nYalnızlık benimle bir ömür bekleyecekti...\n\nYürüdüm...ellerim iki kuş kanadı gibi ayrılığı selamladı...\nYalnızlık etime hasretin paslı hançerini batırdı... \n\nSen yoktun...al bir mendil gibi hayalin uzaklaştı...\nYalnızlık sarmaşığı saçlarıma dolaştı...\n\nSen yoktun...deniz usuldan mavilikle dalgalandı...\nYalnızlık içime hırçın kum fırtınalarını saldı...\n\nSen yoktun...martılar uzakta çığlık çığlığaydı...\nYalnızlık doru bir al atın sırtındaydı...\n\nSen yoktun...yağmurdan bir ıslak mendil seni aradı...\nDört bir yan boylu boyunca yalnızlıktı...\n\nSen yoktun...ellerim sürgünde bir yurt gibi yaralıydı...\nAramıza serilen yalnızlığıma eş bir yeryüzü vardı...\n\nSen yoktun...cam kırığı gözlerimi sana vermek istedim...\nYalnız bir kuşu usulca yaşamına sermek istedim...\n\nSen yoktun...yüreğim kavuşmalar mevsimini sızıyla selamladı...\nİçimde yalnızlık değil, gümüşi bir sevdanın çağıldayışı vardı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gemiye yükledim",
        "poet": "Orhan Özçelik",
        "poem": "\n\nBir gemiye yükledim ağırlıklarımı,\nBana ağır gelen yalnızlığımı ve acılarımı.\nDümensiz rotasız gönderdim bilinmeze,\nBir de seni yükledim en üst yerine.\n\nÜste yükledim,belli olsun gittiğin,\nGiderken sen gidiyorsun görüneceksin.\nDönmemek üzere her hangi bir yere,\nBenim gözlerimin ötelerine.\n\nSen karanlıklara doğru gidiyorsun,\nYolunu kaybediyorsun,kayboluyorsun.\nYok oluyorsun içimden ağır ağır,\nSonunda beni bana bırakıyorsun.\n\nSen karanlığa,ben mavi baharlara,\nMavi dünyanın karnavalına.\nGök yüzü temiz,bir bulut yok,sadece mavi,\nDünyada yazım,kışım,baharım mavi.\n\nSen karanlık yerlere,ben mavi düşlere,\nEngel yok sana da bana da hiç bir yerde.\nGit gözünün alabildiği,gidebildiğin yerlere,\nBenden uzak olabildiğin engin denizlere.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gemlik iskelesinde",
        "poet": "Oral Koca",
        "poem": "\n\nKüsmüşüm kaderime\nbir daha\nsensiz olmanın acısı\nta iliklerimde.\ndalmışım denizin mavisine\ngözlerini arıyorum yeşil,yeşil\ngemlik iskelesinde.\nzeytinliklere dagılmış\ntüm anılarım,\nyagan yagmurla ıslak ıslak\ntopraga gömüle durmuş\nsen gelgiginde\nbulasın diye.\narzularım dügümlenmiş bogazıma,\nkarışmış gözyaşlarım\nçamın çimenin yeşiline\ndenize dalan martılar gibi\nküskün kaderimle uzanmışım\ndenizin mavisine,\ngözlerini arıyorum,\nyeşil,yeşil\ngemlik iskelesinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gemileri Asırlarda Batıran Okyanus",
        "poet": "Vahdet Mehmet Güneş",
        "poem": "\n\ngözlerimi uyku tutmadı bir gün\nsonunda girdim Çin masallarına\nkayboldum masallar ülkesinde\narıyorum ilk çağın zamanında\ngüney diyarında sevgilimi\norta yakın çağı hayatında\nLale devrinde sevgililer kayıkta\nFuzuli, Nedim,  sevda gazellerini\nkasidelerini  terennüm etmekte\ngönlümdeki Turuncu sevda mı\nonlarınkinden daha yüksek daha geniş\nTanzimat -Servetinde Şinasi\n Haşim- sembolde Bodleri geçer\ngönlümdeki Turuncu sevdam\nonlarındakinden daha  yüksek\ndaha geniş mavi-yeşil yeryüzünde\nAmerika da Asya da yürüdüm defalarca\nne kadar mecalim! ne kadar zinde\nonu arıyorum kaybettğim masalda\nbir yuva kuramıyorum onsuz diyarımda\nbilmiyor ki gönülde yaktığı ateşi\nokyanus dalgaları söndüremez\nbir havuzdur sevda ateşimin ortasında\ngemileri asırlarda batıran okyanus\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genç",
        "poet": "Şevki Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nEy genç! Oku! Öğren Allah sözünü\nTarihe bakarak anla özünü\n\nKur'an'ı okuyan bilir kelâmı\nİslâm'ı anlayan alır selâmı\n\nGaflet uykusuna düşme ki, uyan! \nHer işinde mutlak Allah'a dayan\n\nHak yolunda yürü yanlışa gitme\nKötü olanlara itibar etme\n\nPeygamber ahlâkı ahlakın olsun\nİçine bir huzur, saadet dolsun\n\nFayda vermez yalan dünya sarayı\nÇalış, kazan, ara helâl parayı\n\nİşe güzel sarıl, adaletle dol\nDoğru ol, dürüst kal! İşte budur yol\n\nÇobanoğlu der ki gençlik özeldir\nHak yolunda olan bir genç güzeldir\n\n(1974) \n\n(*)  İlk yazdığım şiirdir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gemlik'te gün batımı",
        "poet": "Zeki Çalar",
        "poem": "\n\nAlın can yoldaşını\nGezin Kulaktaşı'nı\nGemlik'te görmek gerek\nGüneşin batışını\n\nAkşam Gemlik hoş olur\nUzaklar yokuş olur\nGün denize dalarken\nSeyreden sarhoş olur\n\n3 Eylül 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gemileri yaktım",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nDikilip karşıma beni eğletme \nYe çekil, ya katıl, ya bırak beni\nDoluyum, üzgünüm beni söyletme\nYıkıyor, yakıyor bu firak beni\n\nİstemem ben senden ilaç ya deva\nKendin kullan akıl verme bedava\nSeni aşar, beni aşar bu dava\nCanıma okuyor bu merak beni\n\nHedefe uluşmak en âlâ derdim\nYolcuyum şu anda bir mola verdim\nDönüşü olmayan bir yola girdim\nKendine çekiyor bu durak beni\n\nGemileri yaktım serden geçmişim\nNamus sözü verdim, ben ant içmişim\nHedefi olduğum yerden seçmişim\nKimse eğletemez tutarak beni\n\nBal der neme lazım diyemem artık\nHep sustuk, sabrettik ses mi çıkardık\nSabırda biz en son raddeye vardık\nDostlar karşılasın koşarak beni\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gemlik Depremi",
        "poet": "Fikret Gürsoy",
        "poem": "\n\nPazartesi gecesi, gemlik de deprem oldu\nBu depremde, yüreklere hep korku doldu\nÜç şiddetinde bile, sokaklar insanla doldu\n5. katta ki öğretmen hanımın, gözleri doldu\n\nElazığ ilimiz, gemlik kadar şanslı değildi\nBuradaki binalar, adeta yere hep eğildi\nDeprem sonrasında, Elli bir cenaze geldi\nŞükür için, öğretmen hanım secdeye eğildi\n\nÜlkem depremlerle, beşik gibi sallanıyor\nDarbe davalarıyla, ülkem hep çalkalanıyor\nÇete elemanları ise, duvar arkasına saklanıyor\nBu duvarlar, depremde yıkılınca, ortaya çıkıyor\n\nDepremde hayatını kaybedenlerin, ruhları şad olsun\nGerekli önlemleri almayan, yetkililere bu ders olsun\nDeprem fay hattında ki binaların, durumları ne olsun? \nDepremde ölenlere rahmet, geride kalanlara sabırlar olsun\n\n11.03.2010\nFikret Gürsoy\nARAŞTIRMACI-YAZAR-ŞAİR-PROGRAMCI\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genç Adam ve Doktor Hanım",
        "poet": "Murat Öztürk",
        "poem": "\n\nYıllar! Acımasız Çizgiler Bırakmıştı Saçlarına… Gittiği Yolları Adım Adım Bitirmekteydi Zaman…Geceyi Bölen Karanlığın Sükunetini Bozuyordu, Delice Esen Rüzgar….Çileli Fısıltılar Bırakıyordu, Genç Adamın Kulaklarına….\n\nKorku Dolu Bakışlar Altında Yürüdüğü Sokaklar, Sessizliğin Çığlıklarını Bırakıyordu Ayaklarına… İçinde Bitip Tükenmeyen Fırtınaların Girdabında, Dönüp Durmakta Olan Gözleri, Derin Bir Sesin Yankısı İle Aralandı…Acı Veren Sesin Izdırap Veren Feryadından Kurtulmak İsteyen Kulaklarda; İnleyen Nağmeler, Acı Acı İzler Bırakıyordu Yüreğine…. \n\nGeceyi Uykusundan Bölen Bu Sesler, Manasız Gürültüler Çıkartarak Çoğalıyor Ve Gittikçe Daha Büyük Yankıların Kulakları Pas Eden Notalarını Çalıyordu Geceye….Genç Adam Solgun Yüzüne Yansıyan Bir Işığın Vahametine Kapılmış, Gözleri Bu Aydınlığın Cilveli \nDokunuşları Arasında Yönünü Tayin Etmekte Muzdarip Kalıyordu….\n\nAcı Bir Fren Sesinin Ardından, Ortalığı Velveleye Veren Bir Haykırış Koptu Ta Derinlerden… Geceye İnen Bu Acı Tablo, Her Bakışın İçinde, Değişik Şekilde Şekillenerek Beyinlere İşleniyordu…Yolu Zikzaklı Bağırtılarla İlerleyen Araç, Karşısına Çıkan Genç Adamı Fark Etmekte Çok Geç Kalmıştı…Darbelerin En Derin Yaralarını Bıraktı Genç Adamın Bedenine….\n\nGenç Adam, Yorgun Bedeni İle Yerde Sukutu Hayale Dalmış Gibi Sessiz Sedasız Yatmaktaydı…\nHer Şey Bir Anda Olmuş, Ortalık Toz Duman Halinde Çeşitli Senaryolar Çiziyordu Kendince…Hareketsiz Yatan Bedenden Dökülen Kanlar, Yeryüzünü Ala Bürümüş Şekilde Şekillenmişti Toprağa….\n\nKazaya Tanık Olanlar Toplandılar Genç Adamın Başına, Geceyi Bölen Sesler Yankıları Savuruyordu Bilinmez Uzaklara; \n-Ambulans Çağırsın Biri….Çabuk! Bir Araç Hazırlayın! Hadi Çabuk Olun! Diyordu Bir Ses….\nAmbulansın Köye Ulaşabilmesi, Çok Uzun Zaman Alacağını Herkes Bilmekteydi….Bu Durumda Yapılacak Tek Şey; Onu Başka Bir Araçla En Yakın Hastaneye Ulaştırmaktı…Seyre Dalan Gözlerde Telaşlı Bekleyiş, Geceye Düşen Havada Ayrı Bir Gam Ve Acı Vardı….\n\nKasabadan Yardım İsteyen Bu Kadın, Yerde Yatan Genç Adama Acı Dolu Bir Kederle Baktı…Gözlerinde Beliren Yaşlar, Yağmur Damlaları Gibi Yanaklarını Okşayarak, Çene Altından Dökülüp Genç Adamın Yüzüne Dökülüyordu…..Yıllardır Hep Gizli Bir Aşk İle Sevdiği Genç Adam, Şu An Hayatta Kalma Mücadelesi Veriyordu ….Bir An Vahametine Kapıldığı Duygularının Esiri Olduğunun Farkına Vararak, Yaralıya İlk Müdahaleyi Araç Gelene Kadar Yapmaya Devam Etti…..\n\nUzun Bir Bekleyişin Ardından Araç Henüz Gelebilmişti….Alelacele Bir Kalabalık İçinde Yaralı Araca Taşınarak, Doktor Olduğu Anlaşılan Kadının Refakatinde Yolları Amansız Bir Şekilde Arşınlamaya Başlamıştı….Geceyi Sessizlikten Mahrum Bırakan Rüzgarın Uğultusu, Kasabanın Her Yerini Etkisi Altına Almış, Diller En Garip Acıların Bestelerini Sıralıyordu Bir Birlerine….\n\nAraç Kasabadan Şehre Gelene Kadar Doktor Hanım Yaralıya Gerekli İlk Yardım Müdahalelerinin Hepsini Yerine Getirmişti. Yaralı, Hastane Acil Kapısına Yanaştırılarak, Ordan Acil Bölümüne Alındı Ve Arkasından Doktor Hanımda Acilin Yolunu Tutarak İlerledi…\n\nGeceye, Yaralı Bir Bedenin İçine Saplanan Ameliyat Bıçaklarının İzleri İnip Çıkmaktaydı...Ameliyat Yapan Doktor Hanım Ve Yanındakilerin Yüzüne Akseden Terlerin Buhranlığının Telaşı, Alınlara İnen Selpak Mendilinin Emici Haznelerine Depolanarak Siliniyordu….\n\nGecenin 12:00da Başlayan Ameliyat Nihayet 04:00 Sularına Doğru Tamamlanabilmişti… Tüm Bakışlarda, Yorgunluğun Bedene Yansıyan Kırıntıları Görünmekteydi…Yaralı Adam Ameliyat Odasından Çıkarılarak Yoğun Bakım Ünitesine Doğru Götürüldü….\n\nBir Hafta Kadar Uzun Bir Yoğun Bakım Devresinden Sonra, Hayata İlk Gözlerini Açış, Doktor Hanımın Rutin Kontrolleri İçin Geldiği İkindi Vaktine Denk Düşmüştü….Genç Adam Yaralı Bedeninde, Yorgun Kalmış Gözlerin Perdelerini Yavaş Yavaş Aralayarak, Bulunduğu Ortamın Sırrını Çözmeye Çalışıyordu….\n\nBir Tatlı Sesin Ürpertisi İle Bakışları Donuklaştı, Yaralı Bedende Titremedik Bir Tek Yer Kalmamıştı Sanki….\nUzun Uzun Bakışların Arasına İrili Ufaklı Gözyaşları İz Bırakıyor Ve Yanaklardan Kayarak Yürekleri Yangın Yerine Çeviriyordu Sanki….Genç Adam Karşısındaki Kişinin O Olup Olmadığını Seçmeye Çalışa Dursun, Doktor Hanımda Çekingen Gözlerle Geçmiş Olsun Taziyelerini Sıralıyordu Genç Adama…..\n\nGenç Adamda; Onun Gibi Gizli Bir Aşkın Meyvesini Taşıyordu Yüreğinde….Yüreğinde Dalgalanan Çırpınışlar, Fırtınalar Koparıyordu Yüreğine….Gözler İstikametindeki Bakışları Sabit Kılmak İçin Mücadele Ederken Dilinden Sağ Olunuz Kelimelerini Ancak Diyebilme Becerisi Gösterebildi… \n\nHayat Yine Yapmıştı Yapacağını, Senaryosunu Yazmış, Rollerini Paylaştırmış Ve İki Bir Birini Habersiz Seven İki Farklı İnsanı Bir Araya Getirerek Yeni Başlangıçların, Yeni Aşkların Ve Yeni Mutlulukların Şekillerini Sunuyordu Bize…..\n\nGenç Adam 1 Ay Sonra Taburcu Olmuş Ve Doktor Hanımla Evlenerek Mesut Bir Yuvanın Temellerini Atmıştı Sevda Ocağına…..Yıllar Geçtikten Sonra Yaşadıkları Bu Anılarını, Birlikte Paylaşarak Hayata Daha Sıkı Sarılıp, Daha Çok Sevgi İle Kenetlenerek Yol Aldılar Hep Birlikte…..\n\nMurat Öztürk)  Sessiz-Sair \n(18-19/06/2007)  Kaleme Alınmıştır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genç bayrak dalgalanır-elinle tut uyuma Hain hançer vuruyor-milletimin soyuna",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nVatan bayrak ve millet-üç önemli sacayak\nOnlar birlik olursa-sağlamlaşır hep  ayak\n70 Milyonun ruhu-sarmalıdır vatanı\nUyandırmak gerekir-horlayarak yatanı\nGenç bayrak dalgalanır-elinle tut uyuma\nHain hançer vuruyor-milletimin soyuna\nBayrak  bize küsmesin-dalgalansın göklerde\nOna  sahip çıkmalı-sürünmemeli yerde\nAtan gibi bir kükre-kötü bakan o gözden\nSakın gözü kaçırma-anlamıyorsa sözden\nGenç bayrak dalgalanır-elinle tut uyuma\nHain hançer vuruyor-milletimin soyuna\nBayrağım sakın yasta-üzülerek kalmasın\nHainler şerefsizler-vatanıma dolmasın\nKirli elle tutma hiç-boy abdestini de al\nBiz burada var iken-diyemezsin hoşça kal\nGenç bayrak dalgalanır-elinle tut uyuma\nHain hançer vuruyor-milletimin soyuna\nDünün o düşmanları-uyumuyorlar bugün\nMehmetçik şehit olur-görmüyor musun her gün\nPlan üstüne plan-böl parçala ile yut\nVatandan git diyorlar-elleri birleştir tut\nGenç bayrak dalgalanır-elinle tut uyuma\nHain hançer vuruyor-milletimin soyuna\nHaçlı Siyonist gücü-anlaşıldı emeli\nÖğren sarsmak isterler-sallanıyor temeli\nHainler düşmanla bir-ajanlar kaplar yolu\nEllerinde çanta var-doldu sağı ve solu \nGenç bayrak dalgalanır-elinle tut uyuma\nHain hançer vuruyor-milletimin soyuna\nKıbrıs’ta ve Irak’ta-nedir şu durumumuz\nAval aval bakarız-içimizi emer tuz\nBayrağına sahip çık-emanet eden Ata\nÖğretmen Hasan söyler-kabul edilmez hata\nGenç bayrak dalgalanır-elinle tut uyuma\nHain hançer vuruyor-milletimin soyuna\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genç Olmak",
        "poet": "Deniz Su",
        "poem": "\n\nGenç olmak; \nKuşlar, çiçekler, bahar, ağaçlar,\nbulutlar, umutlar\nVe deniz\n\nGenç olmak; \nİdealler, istekler, coşkular, sevinçler\nVe deniz\n\nGenç olmak; \nSevdalar, acılar, arayışlar, bunalımlar,\nYalnızlıklar, haykırışlar\nVe deniz\n\nGenç olmak; \nÖzgürlük ve kuşlar\nVe deniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genc Kiz Ve Kucuk Yagmur Damlasi",
        "poet": "Elif Bal",
        "poem": "\n\nYagmurlu bir Eylul gunu \nGormus kucuk yagmur damlasi genc kizi taa gokyuzunden\nSevivermis.\n\nTum cesaretini toplayip ativermis kendini bosluga\nYol boyunca onu dusunmus,onunla yogrulmus ve buyumus\nEn nihayetinde genc kizin saclarina konuvermis.\n\nNekadar huzurluymus ve nekadar sonsuz gorunmus gozune\nOrdan kaymis yanagina oradanda dunak'a\nHep orda kalmak istemis\nAma belli yasalar varmis yeryuzunde onun bilmedigi\n''Yercekimi'' gibi\nKaymis tutunamamis.\n\nKiz aniden irkilmis,\nBi tazelik,bi serinlik ve huzur cokmus bedenine\nYanagindan suzulen damlayi gormus\nDokunamamis.\n\nHerseyin bitmesinden,parmak uclarinda eriyip gitmesinden korkmus\nKucuk yagmur damlasi kizin elbiselerinden suzulerek karismis topraga\nKiz gidisini derin bir uzuntuyle izlemis\n\nBilmiski doganin dongusu boyle\nGelecek ve konacak uzerine\nYine yagmurlu bir eylul gunu.\n\nBoylece kadim bir sevgiyle baglanmislar birbirlerine\nVe beklemeye koyulmuslar eylulu\n\nBu zaman icinde kucuk yagmur damlasi\nYasadiklari ustune cokca dusunmus\nBukadar buyuk bir zevk ve mutluluk\nTekrar tekrar yasanmaliymis,denenmeliymis\nFarkli tenlerde,renklerde,dokularda,kokularda\n\nDerken eylul gelivermis\nGenc kiz eylulun ilk yagmurunu sancilar icinde beklemis\nGelecekti,biliyordu\nDonecekti ona\n\nEylulun ilk yagmuru yagmis sonunda\nGenc kiz uzerinde incecik bir elbiseyle cikmis sokaga\nDamlalar pesi sira dusmus uzerine\nHer damlada bambaska olmus\nHissetmis,irkilmis\nAma kucuk yagmur damlasi yokmus aralarinda\n\nGenc kiz siril siklam eve dondugunde mutluymus\nUzulmemis,kirilmamisda\n\nAma her eylul kendini sokaklara atip\nSirilsiklam olana kadar\nOnu aramaktanda vazgecememis\nDonmesini beklemis\n\n\n"
    },
    {
        "title": "--Genç İnsan,İhtiyar İnsan",
        "poet": "Şükrü Topallar",
        "poem": "\n\nGençlik bir kavak yeli gibi esip,geçecek,\nGenç insan hayatını toz pembe renk görecek.\nSanacak hayat böyle güle,oyna sürecek,\nBir gün acı gerçekle ne yazık yüzleşecek.\n\nElbet zaman durmuyor; aylar,yıllar geçecek,\nGeçen zaman izleri yüzler de görülecek.\nZaman acımasızca saçlara kır dökecek,\nAlına,göz altına çizgileri çizecek.\n\nKimi doğuştan şanslı; hayat yüze gülecek,\nKimine şans gülmemiş,çilesi bitmeyecek.\nHayatın yükü ağır,belimizi bükecek,\nİki büklüm olarak hayatımız sürecek.\n\nİhtiyar insan mahzun gençliği elden gitmiş,\nHiç bitmeyecek sanmış kıymetini bilmemiş.\nTeselliyi dostlar da aramayı istemiş,\nDostları gençlikten de vefasızmış,terk etmiş.\n\nGenç insan gençlik servet; kıymet bil,ol bahtiyar,\nBugün gençsin unutma,yarın sensin ihtiyar.\nGençlik ebedi değil,bu dünya böyle diyar,\nAldanma gençliğine,kimseye olmamış yar.\n\n                 Şükrü    Topallar\n\n        24. Mart. 2009     Adapazarı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genç iken dön bulmadan altmışını",
        "poet": "Eşref İnanç",
        "poem": "\n\nTutmasın elini; küffarın eli! \nSeni hiç düşündürmesin, noeli! \nSürüklemesin, Küffarın  o pis seli! \nKutlama yeni yılı, yılbaşını.\n\nBunlar incitir, Peygamber ruhunu! \nUygulama sen, küffarın huyunu! \nSakın unutma, aslını soyunu! \nİçki ile, sarhoş etme başını.\n\nCürmü çok ağırdır, böyle hevesin! \nUnutma! Hz. Muhammed, ümmetisin! \nDaim Allah deyip, yükselsin sesin! \nAllah yoluna akıt, göz yaşını! \n\nSarıl İslama, temizlen akıyla! \nKörpe fidanları, kesme çakıyla! \nDoğum kutlanmaz; kumarla, rakıyla! \nSakın haram etme, helal aşını.\n\nNe dinde var; nede ananemizde! \nOlsa kutlardı; Peygaberimizde! \nTövbe et; ayrıl, bu yolda, bu izde! \nGenç iken dön; bulmadan ALTMIŞINI.\n\nKardeş kalemlere şükranlarımla:\n\nHaç’ın bayramıdır, Paskalya, Noel \nİsterse kutlasın, yüzeli düvel \nMasada uzanır, haramlara el \nNefise hoş gelir, dönüş zor olur……..Abdurrahman Yıldız\n\nNasipsiz kalmamak ne de güzeldir \nTesbihini dizen incecik eldir \nSevgi gönüllerde süzülen seldir \nBilseler ne çıkar küflü taşını _______ Arif Tatar\n\nÇağdaşlık Özentisi \n\nBaşı belada insan farkına varmaz olmuş \nTutar hemen ucundan sormaz ne uzantısı \nNesneyi aklıselim mihenge vurmaz olmuş \nTaklit etme cuntası çağdaşlık özentisi \n\nÖz kültürün tadına bir türlü varamamış \nEn güzel değerleri tarihten soramamış \nAtaların örfünü anlayıp yoramamış \nTaklit etme cuntası çağdaşlık özentisi \n\nBu hikaye çok eski devirlere dayanır \nAzıtmak hep adettir türlü renge boyanır \nYaşı geçtikten sonra akıllanır uyanır \nTaklit etme cuntası çağdaşlık özentisi \n\nEşek atı aşınca doğana derler katır \nKatır doğursa eğer ben de sayardım hatır \nYozlaşma bunun adı bunu aklına getir \nTaklit etme cuntası çağdaşlık özentisi \n\nAykıriyim katırla aygırı bir tutamam \nİşimiz budur beyim yan gelerek yatamam \nPırıl-pırıl örfüme fitne fücur katamam \nTaklit etme cuntası çağdaşlık özentisi \n\nAykıri Cahit Telkök 31-12-2011\n\nMüminlik vasfı bitti, kızında erkeğinde, \nKendisinden geçiyor, yılbaşı gecesinde, \nNoel kutlamak var mı, söyle İslam dininde. \nHakkı bulmak isteyen, kur-anına danışsın...Necdet EREM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genç Ölmek",
        "poet": "Ergin Günçe",
        "poem": "\n\nAy mıdır kar mıdır pencerede\nBoğulmuş çocukları martılara taşıyan\nKara köpek karşı kıyıda uluyor\nBence o çocuk öyle gülmemeli\n\nAtları çayıra saldım diş kamaştıran erik ağaçları altına\nNisan toprağı kalbimde ağarıyo....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genç Osman",
        "poet": "Kayıkçı Kul Mustafa",
        "poem": "\n\nGenç Osman dediğin bir küçük uşak, \nbeline bağlamış ibrişim kuşak, \nAskerin içinde birinci uşak, \nAllah allah deyip geçer genç Osman...\n\nGenç Osman dediğin bir küçük aslan, \nBağdatın içine girilmez yastan, \nher ana doğurmaz böyle bir aslan, \nAllah Allah deyip geçer genç Osman...\n\nBağdat'ın kapısını Genç Osman Açtı, \nDüşmanın cümlesi önünden kaçtı, \nKelle koltuğunda üç gün savaştı, \nAllah Allah deyip geçer Genç Osman...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genç Simidciye",
        "poet": "Kadir Yeter",
        "poem": "\n\nÇocukluğumda sattım simidi ‘garnal’ ile\nBugüne bakıyorum, dede olmuşum bile...\n\nŞimdi bu arkadaş da simidini satıyor,\nO kadar lezzetli ki yemeği aratmıyor...\n\nBana uğradığında iki simit bırakır,\nHer gördüğümde çocukluğumu hatırlatır...\n\nTâze, gevrek simitler garnalını süslerler,\nKadir Yeter diyor ki ‘Kardeş, hayırlı işler! ’...\n\n*Yirmi dokuz yıl oldu dükkânımı kuralı,\nEkmek parası mühim; horoz, ibik paçalı! ..\n\n’Adınız ne? ’ sormadan, bilmeden yazdım şiir,\nFotoğrafını çektim, ayırdım kendime bir...\n\nSana da diliyorum akıllı, dürüst hayat,\nRızkını Allah verir; getir, var olsun bayat...\n\nGeleceğin esnafı işte bu resimdedir,\nAtatürk Türkiye’si bu nesle emânettir.\n\nKadir Yeter. \nTRABZON. *08 MART 2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GEnÇ OsMaN",
        "poet": "Adem Uysal",
        "poem": "\n\nIrak'ta şehirler, yanmış yıkılmış,\nCadde ve sokaklar, tar-u mar şimdi.\nYanan binaların, enkazı kalmış,\nBağdat sokakları, perişan şimdi.\n\nGökyüzü toz duman, inliyor yastan,\nFeryad-ı figanlar, yükselir şimdi.\nBağdat görünmüyor, sis ile pustan,\nAmerika geldi, gitmiyor şimdi.\n\nIrak halkının, yüzü gülmüyor,\nÇocuklar ağlıyor, orada şimdi.\nYarın ne olacak, kimse bilmiyor,\nİnsanlar tedirgin, Irak'ta şimdi.\n\nBağdat sokakları, geçilmez kandan,\nİnsanlar huzursuz, orada şimdi.\nNeredesin, çık gel artık Genç Osman,\nIrak halkı seni, bekliyor şimdi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genç Türkiye Cumhuriyeti",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nÇakal görünce sevgiyi uçan kuşları, kışalayan çirkindir\nHalk ağzında kimi vakalarla söylenen, baykuş şirindir\n\nHazım, sindirme, sindirim, benimseme, kabul edilme\nHazımlı, yersiz davranışlara aldırmayan, dayanan sadece\nHazımsız mide ne yaparsa, davranırım şaşmadan öyle\nHazımsızlıklara hekim gibi mimari tutuşa usta büyürüm\nGecikmeye bile kıyamam, konu vatan olursa sevgimde\nHarcayamam hiç bir göz ardılığa bir saniye bile …\n\nGül, hazımsızlara ne yapsın derler, doğru demişler\nGÜLmekten kırılan Amerika çıkmış ayyuka derler \nAmerika ne yapsın kudurmayı da sapıklaşana, bilmeliler…\n\nUlus varlığına çelik çomak oynamaksa fazilet\nUlus uygarlığına satranç bile hile edilmiş, fesat\nGençlikten gençliğe kutsallığı o bırakılan emanet\nBeş bin yaş körpeliği uygarlıktan bu kalan \nUlus yaşamı o gençliğin yeşeren filizidir çağlayan\nGenç Türkiye Cumhuriyeti güzel vatan! \n\nEkim 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genç Ve Ciddi",
        "poet": "Gülhan Özkara",
        "poem": "\n\nTril tril bir kız gibi\nNe yalan söyleyeyim\nBu bakana karşı içimde\nBir beğenme ayaklanması var\n\nSen Anadoluda bir kız ol\nAyrancı dan yola çık\nSiyasette yetiş\nVe Mîlîğ Eğîtim  Bakanı ol\nAşk  olsun \n2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genç yaşlılar",
        "poet": "Hikmet İşgüder",
        "poem": "\n\nOturdum bahçemdeki sandalyeme\nAldım gençlik resmimi elime\nSevindim,üzüldüm,kıyasladım geçmişimle\nYaş neredeyse altmışbeşlerde\nGel sor kalbime,acaba nerelerde? \nVereceği cevap.sanki onsekizinde! \n10/05/2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gence",
        "poet": "Ergin Erginer",
        "poem": "\n\nGenç olmanın pişmanlığı diye bir şey, yok aslında,\n\nHırçın esen rüzgarımda farklıyım.\nYokluğumda hapisdeyim, haklıyım.\nGölge düşüp de lekesi kaldı mı üzerinde,\nİşte o zaman,\nGençlik dip kuyusu,\nGençlik pusu.\n\nBilincimi yitirmesem de,\nEfkar için sigaranın devri kapandı gitti,\nSigara, büsbütün yalan.\n\nGüneşin soluğu çok yakar derler,\nÇıplak aydınlık gerek bana,\nMütevazı bakışlarım olgunluğu aratmasın yeter.\nFilizlerim kırılmasın diye,\nHaksızlığa razı olmadım.\nGözünü kapayan kendine gece eder.\n\nGelecek korkusu gencin kaderidir,\nGönlünü verdikçe aşk sana yabancılaşır,\n\nGençlik yaşlanmayı borç almaya doymadı,\nYıllar, sevgilinin bahçesine diktiği gül fideleri.\nSevdikçe, sevdikçe açsın e mi! \n\nBeyaz karanlığın izi silinmiyor,\nDeğişir bu düşüncelerin hepsi değişir,\n\nÇözülmedi aşk ilmeği, gencin içinde,\nYüreklerdeki korlar, yüzlerde saklanmayı bildi,\n\nYarını düşünmek zor değildi ki!\n\n17 Mart 1989 / 10Ağustos 1990\nEskişehir\n\nGençliğim omuzlarımdaydı zaten...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gencim Ondokuz Mayıs 'da =",
        "poet": "Gül Keleş",
        "poem": "\n\nGencim Ondokuz Mayıs 'da =\n\n19/ MAYIS'DA GENCİM =\n19/ Mayısta Türkiye Cumhuriyetinin ve \nAtatürk'ün doğum günüdür,ulusal Egemenliğin,özgürlük \nAteşinin yakıldığı gündür. \nMustafa kemal ve arkadaşlarının sayesinde mücadele sonucu \nNice güzel bayramlar bahşetmiştir, \nBu değerleri kaybetmeden diğer kuşaklara aktarmak \nİleriye taşımak ve sonsuz kılmak,coşkuyla ilelebet sürdürmek ve\nTek ülke olarak sadece Türkiyem de Atamın bahşettiği\n19/ Mayıs spor ve gençlik bayramı var\nNice güzellikler den,miraslar dan ve devrimlerden bir gün daha\nYaşamanın sevincini iliklerimize kadar hissetmenin onuruyla\nTüm gençler in ve tüm dünyadaki genc ve insanlarımızın\n19/ Spor ve gençlik bayramını kutlar aynı zamanda somada\nYitirdiğimiz geçlerimizin ve şehitlerimizin de 19/mayıs,spor gençlik\nBayramını kutlar,saygı ile anarım\n\nAtamızın da dediği gibi bütün umudumuz gençliktir.\nNice bayramlara...\n\nTarih=19=05=2014= Saat=01=20=İZMİR=\n\nGül Keleş..\n*\nBu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.\n*\nBU ŞİİRİ VE ESERİ YAZAN GÜL KELEŞ ..VE MİRAS CILARINA AİTTİR.....\n*\nBir eseri paylaşırken yazar ismini silmek hem kul hakkına girer \nhem de kanuni cezası var dır.Karekter li İnsanlar Paylaşım \nYaparken Yazarın Adını Silmezler, Bu yazıyı Aynen Paylaşırlar. \nUNUTMAYIN Kİ bir eseri güzelleş tiren de yazarının adıdır. \nPara yada hapis cezası ile karşı karşıya kalmamak için lütfen özen \ngösteriniz..\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genc yasta Evlenme",
        "poet": "Emrullah Erdinç",
        "poem": "\n\nozamanlar bilincsizdik  cagildik deme\nneyin ne oldugunu bilmiyorduk  dersin\nkiminin icinde avrupa atesi\n\nve agileden kacma birazda ihtiras ihtisam \nve ask cocukluk blu cagida denebilir \nveya askin  coskulu  iksirli anlari\n\nevlenmek  cocuklarin dunyaya gelmesi\nve  agile arasinda fanatiklik \nsonuc cocuklar buyudu esler ayrildi \n\nya ya iste bögle\nöff siiride dagittim\nyinede anlayanlar anlamistir \n\nkesin olarak gercek  nedir bunu bilmek \ncocuklarin varsa sakin yaninda munakasa bile etmemeye bak \ncunku agilede ana baba cocuklarin aynasidir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gencecik Orman da Gitti…",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\n6 Ağustos 2008\nGencecik çam ağaçları\nAskerlerin yaşam armağanıydı…\n\nDul kalmasın diye emeğinin bu şanı\nDoğa, sevdikleri, sevgilisi hep vatana aşkıydı…\n\nGencecik orman da gitti, ciğeri yine yakıldı\nTarikat toplu katliamdır, şehitler lanetliyor o adı…\n\nSömürüyor hırsıyla suyu, havayı, toprağı da\nSunmayacak insan, canını bu arsızlığa…\n\nŞimdi artık kendin çal kendin oyna\nŞeytan kazandı, Allah kaybetti hevesine doyduğunu ağla…\n\n6 Ağustos 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençler",
        "poet": "Nurullah Ataç",
        "poem": "\n\nGençlerle konuşmayı eskiden severdim. Günden güne tat almaz oluyorum onların sözlerinden. Bakıyorum da çoğu bir örnek, bir ayrılık, bir çeşitlilik yok dediklerinde. Birini dinle, birini dinlemiş gibi olu....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genç Yitiriyoruz Bu Çiçekleri",
        "poet": "Bülent Aydınel",
        "poem": "\n\nBiz genç yitiriyoruz bu çiçekleri\nNe yazları temmuz\nNe okyanusları mavi\nHani ezileceğini bilirmiş gibi\nŞehrin gamzesinde çimen yeşili\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençler Diyor ki: 'ÇANAKAKLE GEÇİLMEZ'",
        "poet": "Salim Yarar",
        "poem": "\n\nAzgındır Çanakkale Düşmana Geçit Vermez\nBu Topraklar Üstüne Başka Bayrak Dikilmez\nHür Yaşamış Milletim Esaretten Hoşlanmaz\nHaykırıyor Türk Genci Çanakakle Geçilmez\n\nDüşmana Yok Verecek Bir Karış Toprağımız\nAnadolu Bizimdir Üstünde Bayrağımız\nAtamdan Emir Aldık, Söz Verdik Atamıza\nGençler Vata Kurban Çanakakle Geçilmez\n\nŞehitlerden Armağan Bu Cennet Vatanımız\nŞehit Kanıyla İle Süslü Al Renkli Bayrağımız\nHürriyet Aşığıyız Kemallerden Aldık Hız\nYaşıyor Cumhuriyet Çanakakle Geçilmez\n\nGençlik Marşıyla Çoşan Gençliğin Hayranıyım\nDoğan Güneşle Başlar Gençliğin Bayramıyım\nYurdumun Her Yanında Edirneli Vanlıyım\nTürk Genci Candan Geçer Çanakkale Geçilmez\n\nSalim Yarar\nŞehit Asker Babası\nEmekli Öğretmen\nŞehit Gazi Derneği Onursal Başkanı-Sakarya\nMini Şehit Kütüphanesi Kurucusu\nSakarya-Çökekler Mah.Vatan Cad. 1.Sok No:1\n0542-3521670\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlere",
        "poet": "Mehmet Hanifi Aliosmanoğlu",
        "poem": "\n\nAramakla bulunmaz,ne Yemen'de ne de Çinde,\nMutluluk bir kuş gibi avucunun içinde.....\nAra onu kendinde,neşende,sevincinde,\nBak gözünün içine,sevgiyi bulacaksın,\nTut elinden güzelim,çok mutlu olacaksın....\n\nHayat akan bir nehir,kah çoşar,kah durulur,\nBu uzun yolculukta,insan çabuk yorulur.\nYorulmaz sevgililer,birbirinden güç bulur,\nBak gözünün içine,sevgiyi bulacaksın,\nTut elinden güzelim,çok mutlu olacaksın.\n\nDışarda esen rüzgar,size hüzün vermesin,\nEndişeniz,tasanız,asla uzun sürmesin.\nSevginizin içine,başkaları girmesin,\nBak gözünün içine,sevgiyi bulacaksın,\nTut elinden güzelim,çok mutlu olacaksın.\n\nSevgiyle geçen zaman,mutluluk,huzur,neşe\nNe acı var,ne korku,ne tasa,ne endişe\nMadem sevdin güzelim,öyleyse güzel yaşa\nBak gözünün içine,sevgiyi bulacaksın\nTut elinden güzelim,çok mutlu olacaksın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençler Şehit Oluyor",
        "poet": "Ruhi Hatunoğlu",
        "poem": "\n\nElemli bir sabahta günaydın zor deniyor\nÜlkemin bir yanın da gençler şehit oluyor\nYazık oldu demeyip başkaldırı yapalım\nBu böyle gitmez dostum gençler şehit oluyor\n***\nMesajla başsağlığı acıları dindirmez\nAcılar dinmez iken bu vatan da bölünmez\nSayın devlet erkanı bunları hiç mi görmez? \nBu böyle gitmez dostum gençler şehit oluyor\n***\nSavaşlara dur densin yeter artık bu rantlar\nYüreğimiz buruktur ağlamasın insanlar\nEmperyalist ülkeler yeterince doydular\nBu böyle gitmez dostum gençler şehit oluyor\n***\nDış güçlere odaklı hükümet hep suskundur\nTerör adı altın da yapılanlar vurgundur\nİnsanlar şehit olur yapılanlar soygundur\n Bu böyle gitmez dostum gençler şehit oluyor\n***\nRuhi susmaz kalemin sen hep yaza durursun\nUsanmayıp kavgadan ne bıkar ne durursun\nHergün ülke uğruna ne acılar duyarsın\nİş böyle gitmez dostum gençler şehit oluyor.\n                                           05.10.2008/OLTU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençler gençliğin kıymetini bilin",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nBu gençlik hep böyle sürer sanmayın,\nGençler gençliğin kıymetini bilin.\nSonra yaptığınızdan dert yanmayın,\nGençler gençliğin kıymetini bilin.\n\nHastalıktan başın selamet bulmaz,\nYollarda yürüyecek derman olmaz.\nİhtiyarlayınca gençliğin kalmaz,\nGençler gençliğin kıymetini bilin.\n\nKötü şeylerden elinizi çekin,\nSize dediğim sözler gerçek bakın.\nKendinizi hor kullanmayın sakın,\nGençler gençliğin kıymetini bilin.\n\nGençlik kuşa benzer bir gün uçar ha! \nGün gelir elinizden kaçar ha! \nArdına bakıp kalırsın naçar ha! \nGençler gençliğin kıymetini bilin.\n\nYusuf zaman aleyhimize yürür,\nİnsan zaman içinde zarar görür.\nÖmür çiçek gibidir soluverir,\nGençler gençliğin kıymetini bilin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlere",
        "poet": "Gürsoy Solmaz",
        "poem": "\n\nDeriz ki dolaşıp eğlenmeliyiz,\nGençliğin bitmeyen hevesi vardır...\nBaş tacı edilip yeğlenmeliyiz,\nGençlerin yarınla takası vardır...\n\nGençlikte delilik, cahillik tattır,\nGençlik ki ömürde başka fırsattır,\nTürk genci çalışkan ve hamarattır,\nBüyük imtihanı, davası vardır...\n\nGençlerde -şuracık-adı uzağın,\nGençlikte tüm renkler pembeye yakın,\nBırakın onları, serbest bırakın,\nGençliğin bir başka sevesi vardır...\n\nYorulmak bilir mi! hatta yorulmaz! \nKırılmak bilir mi hatta kırılmaz! \nSellerin misali hırçın, durulmaz,\nGençlik pınarının gür sesi vardır...\n\nAta’sı inandı emanet verdi,\n“Öğün, çalış, Güven” nasihat verdi...\nOkşardı, yeğlerdi tabi severdi,\nO yüzden Ata’ya duası vardır...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlere Çağrı",
        "poet": "Hamit Saraç",
        "poem": "\n\nOlgun yürekler gençliğimi görüp,onlara yanmada.\nŞükredip Yaradan'a sabırla çileye dayanmada..! \n\nYaklaşan asrın gençlik köprüsünün harcı,milli ahlak olsun.\nKi o toplum 'iradeye hakim vicdanına da esir olsun.'\n\nGençlik ruhu problemimiz dua edelim olsun ilk,\nElbette çaresiz olur  tarih şuurundan yoksun gençlik..! \n\nGaflet son olsun,ruh manayla yola çıksın ilk.\nÇağlara sığmaz o zaman bu korkusuz gençlik.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğe Çağrı",
        "poet": "Hasan Konç",
        "poem": "\n\nHaram ekip hasat biçme\nKendini bil haddi geçme\nYanlışları ölçü seçme \nOnursuzca geçme gençlik\n\nKötüleri örnek alma\nİlim öğren cahil kalma\nGarip hülyalara dalma\nŞuursuzca uçma gençlik\n\nHer güleni sanma dostun\nKırılmasın sağlam testin\nAdam olmak olsun kastın\nYanlış yaren seçme gençlik\n\nBitkin düşsen yorulsan da\nHer çileye sarılsan da\nSusuzluktan kavrulsan da\nHer tastan su içme gençlik\n\nDayanma çürük dallara\nDüşersin aciz hallere\nArdan nasipsiz kullara\nSırlarını açma gençlik\n\nGel kurtul dinmez sancından\nYudumla al ilacından\nTarihinden inancından\nBir an bile kaçma gençlik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğe",
        "poet": "Şevket Boyacıoğlu",
        "poem": "\n\nYaşın 20 askerlik çağın geldi dediler,\nTorunum askere gidecek diye ağlaşır ebeler,dedeler,\nAskerlik vatan borcudur,allah herkese nasip etsin,\nAskerde vatan için ölürsen bil ki,şehitsin.\n\nAtalarımızdan böyle gördük,böyle öğütlendik,\nVatan uğruna,Bayrak uğruna nice şehitler verdik,\nMillet olarak Vatanımız,Bayrağımız için yaşarız,\nVatan,Bayrak tehlikedeyse her şartta savaşırız.\n\nBu Vatan,bu Bayrak atalarımızdan bize armağandır,\nBu torak atalarımızın canı,kanıyla kazanılmış Vatandır,\nUlu önder ATATÜRK yurtta sulh,cihanda sulh demiş,\nVatanı,Bayrağı,Cumhuriyeti gençliğe emanet etmiş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlerin Derdi Kız İle Para,",
        "poet": "Feyzi Kanra",
        "poem": "\n\nGençlerin derdi kız ile para,\nAçsa da yürekte taş gibi yara.\nKazı ile kazan en büyük rüya,\nİşte böyle düştük bizlerde dara.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğe Armağan",
        "poet": "Aynur Avcı",
        "poem": "\n\n\nBüyük Önder ATA' mızın bize emanet ettiği yurdumuzu,\nBu gün 29.ekim kutlamalarında bir bütütn olarak\nYüreklerimizin özgürce çarptığını biliyoruz.\n Başarımızın alkış seslerini,ilerideki kuşaklara da\nDuyurmaya devam edeceğiz.\n\nArtık huzurlu,savaşsız bir dünyada yaşamak istiyoruz.\nGelecek nesile gözyaşı bırakmayalım\nGençlere ölümü parayla satmayalım\nBizlere bahşedilen hayatı,canlı kalkan olarak\nDüşmana siper etmeyelim.\n\nÇocukların infazı,savaşın utancıdır,acısıdır.\nÖlümün sesi yok ki duyulsun.\nİnsanlar kendini savunsun.\nSavunmasız ve suçsuz gençlerin günahı ne? \nHala bu görüntüleri seyrediyoruz-Kabus  gibi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğe",
        "poet": "Cafer Aksay",
        "poem": "\n\n\tBu ülke, Atamızdan gençler emanet size,\n\tSizlerde bilirsiniz, gerek yok başka söze,\n\tTitreyipte her zaman dönülmelidir öze,\n\tTürkoğlu Türk olarak bu toprakta yaşarız. \n\n\t\tBirlik ve beraberlik, bu işin temelidir,\n\t\tÜlkemizi bölmekse, düşmanın emelidir,\n\t\tBiz beraber olmazsak, kime ne demelidir? \n\t\tHer güçlüğü sizlerle biz el ele aşarız.\n\n\tArt niyetli güçlerin göz diktiği ülkeyiz,\n\tEsaret istemeyin, hür yaşayan ilkeyiz,\n\tEl ele tutuşan o koskocaman halkayız,\n\tTürk’e kefen biçenin aklı var mı şaşarız? \n\n\t\tAy-yıldızlı bayrağım dalgalanır her yerde,\n\t\tBir ve beraber olmak, devadır birçok derde,\n\t\tDoğuştan asker ruhu bulunuyor bu serde,\n\t\tBayrağa göz dikenin mezarını eşeriz.\n\n\tDertli, bu şiirini gençlere ithaf etti,\n\tGençlerle, gönüllere Yurt sevgisini kattı,\n\tVatanın aşkı ile ne uzandı ne yattı,\n\tKonu vatan olunca, hiç düşünmez koşarız.\n\n                                                                ERDEMLİ-19 Mayıs 2016 Perşembe\n\t\t                                                    Cafer AKSAY\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğe Emanet",
        "poet": "İrfan Kayagil",
        "poem": "\n\nAtam derdi vatan gençliğe emanet\nGüçlü olsa bile hıyanet\nŞaşarım kim satacaktır vatanı\nHatırla, binlerce kefensiz yatanı,\n\nHer bir şehit sanki boşa öldü\nTorunları borca gömüldü,\nZavallı halkım, sanki  gazi\nHep uyanık kal, olma niyazi,\n\nBu devirde savaş meydanda olmaz\nKapanırken fabrikalar iş bulunmaz\nÇaldırma, devletin kaynaklarını\nHer söze kanıp öptürme yanaklarını.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğe Dair",
        "poet": "Serpil Taşyürek",
        "poem": "\n\nBir kağıt,bir kalem\nYeter yarenliğime\nKaybolup giden gençlik yıllarım,\nBir rüzgar,soğuk estiğinde\nToz olup uçuşan.\n\nNe isim kalır ne yad,\nNe öfke ne taakat\nSonu bekleyiştir bu hayat\nSüzülüp giden gençlik yıllarım.\n\n                                                                                              4.7.2009/ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğe Hitabe",
        "poet": "Canan Güleşin",
        "poem": "\n\nMevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet'i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.\n         Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! \n\n                                                                                                    Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK\n20 Ekim 1927\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğe Hitabe",
        "poet": "Necip Fazıl Kısakürek",
        "poem": "\n\nbir gençlik, bir gençlik, bir gençlik...\n\n\"zaman bendedir ve mekân bana emanettir! \" şuurunda bir gençlik...\n\ndevlet ve milletinin büyük çapa ermiş yedi asırlık hayatında ilk ikibuçuk asrını aşk, vecd, fetih ve hakimiyetle süsleyici; üç asrını kaba softa ve ham yobaz elinde kenetleyici; son bir asrını, allah'ın kur'an'ında \"belhüm adal\" dediği hayvandan aşağı taklitçilere kaptırıcı; en son yarım asrını da işgal ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, türkü madde plânında kurtardıktan sonra ruh plânında helâk edici tam dört devre bulunduğunu gören... bu devirleri yükseltici aşk, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi... beşinci devrenin kapısı önünde dimdik bekleyen bir gençlik...\n\ngökleri çökertecek ve yeni kurbağa diliyle bütün \"dikey\"leri \"yatay\" hale getirecek bir nida kopararak \"mukaddes emaneti ne yaptınız? \" diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...\n\ndininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün davacısı bir gençlik...\n\nhalka değil hakka inanan, meclisinin duvarında \"hakimiyet hakkındır\" düsturuna hasret çeken, gerçek adaleti bu inanışta ve halis hürriyeti hakka kölelikte bulan bir gençlik...\n\nemekçiye \"benim sana acıdığım ve yardımcı olduğum kadar sen kendine acıyamaz ve yardımcı olamazsın! ama sen de, zulüm gördüğün iddiasiyle, kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başıboş bırakılamazsın! \", kapitaliste ise \"allah buyruğunu ve resul ölçüsünü kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın! \", ihtarını edecek... kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrakine sahip bir gençlik...\n\nbirbuçuk asırdır yanıp kavrulan, bunca keşfine ve oyuncağına rağmen buhranını yenemeyen ve kurtuluşunu arayan batı adamının bulamadığını, türkün de yine birbuçuk asırdır işte bu hasta batı adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını çözecek ve her sistem ve mezhep, ortada ne kadar hastalık varsa tedavisinin ve ne kadar cennet hayali varsa hakikatinin islâm'da olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna islâm âlemine ve bütün insanlığa numunelik teşkil edecek bir gençlik...\n\n\"kim var! \" diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert \"ben varım! \" cevabını verici, her ferdi \"benim olmadığım yerde kimse yoktur! \" duygusuna sahip bir dava ahlâkını pırıldatıcı bir gençlik...\n\ncan taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nisbette strateji ve taktik sahibi bir gençlik...\n\nbüyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle, zifiri karanlıkta ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin bir gençlik...\n\nbugün, komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, çıkartma kağıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı, fuhş albümü gazetesi, şaşkına dönmüş ailesi ve daha nesi ve nesi, hasılı, güya kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli tesiri üzerinden silkip atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine, telkin ve telbiyesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, tekbaşına onlara karşı durabilecek ve çetinler çetini bu işin destanlık savaşını kazanabilecek bir gençlik...\n\nannesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa gelmiş ve geçmiş bütün eski nesillerden hiç birini beğenmeyen, onlara \"siz güneşi ceketinizin astarı içinde kaybetmiş marka müslümanlarısınız! gerçek müslüman olsaydınız bu hallerden hiçbiri başımıza gelmezdi! \" diyecek ve gerçek müslümanlığın \"ne idüğü\"nü ve \"nasıl\"ını gösterecek bir gençlik...\n\ntek cümleyle, allah'ın, kâinatı yüzüsuyu hürmetine yarattığı sevgilisinin âlemleri manto gibi bürüyen eteğine tutunacak, o'ndan başka hiçbir tutamak, dayanak, sığınak, barınak tanımayacak ve o'nun düşmanlarını ancak kubur farelerine denk muameleye lâyık görecek bir gençlik...\n\nbu gençliği karşımda görüyorum. maya tutması için otuz küsür yıldır, devrimbaz kodamanların viski çektiği kamıştan borularla ciğerimden kalemime kan çekerek yırtındığım, kıvrandığım ve zindanlarda çürüdüğüm bu gençlik karşısında uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür allah'a hamd etme makamındayım. genç adam! bundan böyle senden beklediğim, manevî babanın tabutunu musalla taşına, anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymandır.\n\nsurda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes! \ney kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es! ..\n\nAllah'ın selâmı üzerine olsun! \"\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğe İthaf",
        "poet": "Alper Kürük",
        "poem": "\n\nEski toprak üzerinde fideleriz yepyeni,\nHamurumuz ATATÜRK'ün mayasıyla yoğurulmuş,\nHaksız yere,insafsızca gençlikleri ezeni\nEzmek için Gençliğimiz hak fikriyle doyurulmuş.\n\nKemâl 'lerin memleketi kemâllerle yücelir\nSoyad almış Gençliğimiz kendisine KEMAL 'i,\nGitse NAMIK,arkasından MUSTAFA'ları gelir,\nÜlkü ülkü kalbe dolar her gidenin cemâli.\n\nKılınç ile atılmıştır bu Vatan'ın temeli,\nFikir ile âsil Gençlik çatısını çatmıştır,\nİcabında kılınç tutar kalem tutan bu eli\nEsareti tokatlayıp,Hürriyeti tatmıştır.\n\nGenciz,artık içimizde ihtiyarlık kalmadı,\nVatan da genç şimdi ama idealler daha genç,\nMilletimin ellerini tuttu Gençlik salmadı,\nHür değise fikir,Gençlik o memleket ne iğrenç! \n\nBekçisiyken biz VATAN 'ın parolamız:İSTİKLAL,\nDevrimlerde,fikirlerde önderimiz:ATATÜRK,\nŞimdi bülbül oldu GENÇLİK olmayacak asla lâl\nBunu böyle bilsİn dünya zira bilir her GENÇ  TÜRK.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğe Öğüt",
        "poet": "Bayburtlu Hicrani",
        "poem": "\n\nEy vatandaş, Türk yavrusu büyüdü,\nKahramanca çalış koş yardımına,\nAtan gazi aslın şehit öğüdün,\nVatan ihtiyaçlı, genç yardımına.\n\tSana emanettir sevgili vatan,\nSancak milletimin demişti ATAN,\nSivilde kahraman, ordu da arslan,\nMermer bilek besle iç yardımına.\nDokuzyüzaltmışbir, beş ondört, Pazar,\nYaşasın, gençliğe değmesin nazar.\nTarihlere altın kalemler yazar,\nDerin sevgimiz var, genç yardımına.\n\tHİCRAN vasiyetimdikmeli yakan,\n\tOlmasın Vatana bir hayın bakan,\n\tVücudumuz toptur, göğsümüz kalkan,\n\tAğzından daneler saç yardımına.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğe Sesleniş",
        "poet": "Kamuran Tuna",
        "poem": "\n\nBu güzel vatanı yakıp yıkmadan\nEmin adımlarla yürü gençliğim\nAlkol ile savaş asla bıkmadan\nBudur aydınlığın yolu gençliğim\n\nŞu uyuşturucu denen azgın canavar\nSarmışsa bendini hep damar, damar\nBöylesi bir gençlik ne işe yarar\nKendini bu dertten koru gençliğim\n\nDüşman pusu kurmuş gözlüyor bizi\nKurnaz tilki gibi izliyor bizi\nFırsat vermeyi ha göreyim sizi!\nBaşarmak haz verir zoru gençliğim\n\nBunca içki kumar cehalet neden\nYakışanı yap ki öğünsün deden\nYurdumun şanısın şerefisin sen\nGönlü inanç ile dolu gençliğim\n\nDamla, damla akıp geçerken zaman\nGün gelir boşalır bu koca liman\nTek ecdadına uy Allah’a inan\nOlma kimselerin kulu gençliğim\n\nMart/1997/Trabzon\n\nÖdüllü Şiir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğe Rahmet! ! !",
        "poet": "Fatih Çınar",
        "poem": "\n\neldeki yobazlık bizde moda olmuş\nyeni nesil kanuniyi fatihi unutmuş\nvatan çiçekleri açmadan solmuş\navrupa tasması takmış şimdiki gençlik\n\nfatih yirmisinde karadan istanbulu almışta\ngenç osman kelle koltukta bağdata dayanmışta\nosmanlı ak bağrına yedi cihanı basmışta\ntarihini unutmuş şimdiki gençlik\n\nkemalpaşa kıyıdan gitmiş varmış samsuna\nmillet aşkı ile milleti toplamış erzuruma\ncandan aziz vatanı sulamış al kanıyla\ntembelliğe kul olmuş şimdiki gençlik\n\ntüm yurdu yabancı sermayeler sarmış\nnamert düşman kurşunu ekonomiyle sıkmış\nyurdun suyu sıkılmış posası bize kalmış\ntürk lirasıyla burun siler şimdiki gençlik\n\nbir fatiha okumazlar kefensiz şehitlere\nustalıkları oynaşta serserilikte zibidilikte\nhatırlamazlar dedeleri neler yapmış çanakkalede\ncamilere girmez olmuş şimdiki gençlik\n\nbak nediyor ata gençliğe hitabede\nbirçok düşman bekliyor seni istikbalde\nasil kanında var cesarette kudrette\ndamarlarında alkol gezdirir şimdiki gençlik\n\nkulakta nur kalmamış gitar tutar elleri\nhiçe sayıyorlar yunusu köroğlunu veyseli\npaslanmışta yas tutuyor bağlamamın telleri\ntürkülerini ar etmiş şimdiki gençlik\n\nistiklal marşı ibret tablosu gibi duruyorda\nmehteran cesaret verici marşları çalıyorda\nbizim gözler mahremde uçkurumuz haramda\ndiskolarda caz yapıyor şimdiki gençlik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğe    nasihatım",
        "poet": "Hüseyin Kara/united States",
        "poem": "\n\nNerde bir cahil görsem gençleri hatırlarım\nDüşmüş kötü hallere kendini eğitmiyor\nCinsi cinsine çeker ah benim katırlarım\nGençlik deli doludur kendini eğitmiyor\n\nEn sönük zamanındafişi şarza takmıyor\nHata üstüne hata gerisine bakmıyor\nOkusa anlayacak yeşil ışık yakmıyor\nGençlik moda gibidir kendini eğitmiyor\n\nBakın iflâh olmuyor tabip napsın yaraya\nGence ne gerek tembih sakın girme araya\nBu gidişle mutlaka gemi vurur karaya\nGözünde  at gözlüğü kendini eğitmiyor\n\nDavranışa bak sana nasılda yoldan çıkmış\nUmrunda değil dünya nasıl yaşamdan bıkmış\nKültürden eser  yoktur  besbelli töre yıkmış\nKalas geldi kütüktür kendini eğitmiyor\n\nTutarsızın birine umut bağlayıp durur\nAbestle iştigâlde abes tarayıp durur\nKendisi vefasızdır vefa arayıp durur\nBu yaşında kereste kendini eğitmiyor\n\nHüseyin Kara 13.04.2015 Çayeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğe Öğüt",
        "poet": "Şebap Teker",
        "poem": "\n\nÜlkenin geleceği, sağlam gençliktir\nDünyada, en güzel, sıhhat dinçliktir\nGeri kalan her şey, inan hiçliktir\nSıhhatli gençlere, ihtiyaç var arkadaş\n\nSağlam gençlik, bizlere gurur\nVatan ona emanettir, Vatanı korur\nSiper eder sineyi, Hep kalkan olur\nSağlam gençliğe, İhtiyaç var arkadaş\n\nHak yolunda, öğüt vermiş dedemiz\nGünler geçer,bir gün dolar vademiz\nHuzur icap içinde, olsun hanemiz\nMutlu gençliğe, ihtiyaç var arkadaş\n\nOnlar görür, ülkesinin halini\nSahip çıkıp korumalılar, dillerini\nÖğretmek gerekir, onlara, dinlerini\nDindar gençliğe, ihtiyaç var arkadaş\n\nŞebap der, gençlik uğraş ederse\nHep sevilirler,doğru yolda giderse\nVatan için Can canandan geçerse\nDuyarlı gençliğe, ihtiyaç var arkadaş\n14.08.2006\nSine\t: Göğüs\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğe Sesleniş",
        "poet": "Hüseyin Çelik",
        "poem": "\n\nSen bir ışık saçtın ki ardında sekiz milyon.\nYetmiş yılda yarattık yetmiş milyon insanı.\nEğer bilmiyor isen bütün bu olanları.\nDört bir yanında düşman, bunları iyi tanı\nÖğren teknolojiyi, yakalayın bu çağı.\n\nBize bizden başka dost,yok cihanda bil bunu.\nNe yalanlar dönüyor, tanı dostu düşmanı.\nO kadar çok şehit verdik  kalmasın yerde kanı.\nDört bir yanında düşman bunları iyi tanı.\nÖğren teknolojiyi yakalayın bu çağı.\n\nEy gençlik! güzel vatan size emanet diyen.\nGidin yüce önderin,Atatürk ün izinden.\nEcdadım yerden kalkmış,hesap soruyor  bizden.\nDört bir yanında düşman bunları iyi tanı.\nÖğren teknolojiyi yakalayın bu çağı.\n\nUçuşsun havalarda jet motorlu uçaklar.\nKoşuşsun karalarda çelik zırh giyen tanklar.\nYakalansın emir ver etraftaki düşmanlar.\nDört bir yanında düşman bunları iyi tanı.\nÖğren  teknolojiyi yakalayın bu çağı.\n\nAlnımızda parlasın sancağımın hilali.\nBir eline Günü al diğerine de Ay ı.\nKalmasın içimizde, çete ve kabadayı.! \nDört bir yanında düşman, bunları iyi tanı.\nÖğren teknolojiyi, yakalayın bu çağı.\n\nÇağı yakalamak mı geçin gidin ileri! \nÇok çalış ve çabala işinden kalma geri.\nSalıver düşmanın üstüne füzeleri.\nDört bir yanında düşman bunları iyi tanı.\nÖğren teknolojiyi yakalayın bu çağı.\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliği Kurtaralım-1",
        "poet": "Hamit Saraç",
        "poem": "\n\nAilede ebeveyin,sokakta büyükler,okulda öğretmenler.\nSiz üçlüden başkası değil bu nesli yükseltecekler.\n\nKurtarın bu gençliği okumamaktan,cehaletten.\nUlvi mana çıksın istiyorum kemik ile etten.\n\nHemen başlamalı ülkemizde insan eğitimi,\nYoksa kara bulutlar kapsayacak memleketimi..! \n\nBırakma yetkilim,gençliğimi kendine bırakma\nRuh ver ona,şekillendirip te gençliğimi yıkma.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğim",
        "poet": "Mehmet Cıngır",
        "poem": "\n\nYel gibi geçti,su gibi aktı gençliğim,\nŞiire katıp şerbet gibi içtiğim.\n\nGençliğin coşkusunu yaşardım an be an,\nRüzgâr gibi eserdim,ayak uyduramazdı zaman.\n\nBal gibi gelirdi zehir olsa da yediğim,\nHint kumaşı olurdu eski de olsa giydiğim.\n\nOrtalık aydınlanmadan çıkardım seherde,\nYedi tur atardım her gün koca şehirde.\n\nGüneş bizi izler,mehtap bizimle musiki dinlerdi,\nAh...Gençliğin coşkusuyla yer gök inlerdi! \n\nNerde o enerji,o güzellik,o hareket şimdi? \nGözümün feri silindi,dizime ağrılar indi.\n\nO dostlarım,gençlik arkadaşlarım...Şimdi nerdeler? \nSaplandı göğsüme kara saplı bir bıçak,ciğerimi deler! \n\nAh gençlik! ..Rüya gibi geldi,şiir gibi akıp geçti! \nZaman, hayatımızın en güzel yıllarını ekin gibi biçti.\n\nHatıralar hücum etmeye başladı pencereme,\nBak,akisleri yansımaya başladı perdeme! \n\nBaşımda ne dönüp duruyor alıcı kuşlar? \nNerde o güneş,o bahar,o neşeli gülüşler? \n\nHızla geçer günler,kalan güne gün ekler,\nKollarını açmış o sadık yâr,hasretle bizi bekler...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğim",
        "poet": "İsmail Çiftci",
        "poem": "\n\nAvrupa deyip de  kanmasın ona,  \nBabaya,anaya,tarihe sorsun.       \nTürk milleti sevgiden,dostluktan yana,\n\nKendine dönüp de,gerçeği bulsun,\nBir kere düşünüp kendine sorsun.\n\nAzerbeycan,Bosna da kanlar akıyor,\nAvrupa dediğin seyir bakıyor,      \nKöprüler,camiler tarih yıkıyor,    \n\nGençliğim bunları,gerçeği görsün, \nBir kere düşünüp kendine sorsun. \n\nOkuyup çalışsın aşkla ileri,         \nAsil kanda vardır onun zaferi,     \nTürk için yoktur Türk'ten ezeli,     \n\nGençliğim,özünde kendini bulsun,\nGençliğim bu yolda menzilin alsın.\n\nÇiftci İsmail'im fazla söyleme,     \nZafer onunladır yoldan eğleme,   \nGençlik dedin mi ya,yetmez kelime,\nO umuttur,o yarındır,her zaman hürdür.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğim - 2",
        "poet": "Hikmet Elitaş",
        "poem": "\n\nYıllarım geldi geçti, çile yüklü gam yüklü,\nBu yılların içinde, gençliğim nerde saklı.\n\nGeri dönmek imkânsız,  o gençlik yıllarına,\nGelmekteyiz gün be gün, yolun en kenarına.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğim",
        "poet": "Adem Balcı",
        "poem": "\n\nGençliğim\nHEY GİDİ YILLAR HEY\nNA KADARDA ÇABUCAK GEÇTİ\n             GİTTİ\nANLAMADIM VALLAHİ HİÇ BİR ŞEY\nBEBELİĞİM AĞLAYARAK GEÇTİ\nÇOCUKLUGUM DERTLİ VE\n               GARİBAN\nSENELERDE YETİM BIRAKTI BENİ\nBAK BİR SENE DAHA GERİDE KALDI \nÖKSÜZ VE\nGARİBAN\nGENÇLİK ÇAGI DEDİLERYÜZÜME HEP GÜLDÜLER\nBEN FARKINDA OLMADAN DEFTERİMİ DÜRDÜLER\nGARİP OLDUGUMDAN ORAYA BURAYA SÜRDÜLER\nGENÇLİK ÇAGIMDA BAK NASIL ÖLDÜRDÜLER\nNEYLEYIM BEN BÖYLE DÜNYAYI\nHİÇ KİMSE SARMIYOR AÇILAN YARAYI\nKENDİLERİNE KURMUŞLAR CENNETTEN SARAYI\nYİNEDE SEÇEMİYORLAR AK İLE KARAYI\n                    ADEM BALCI\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliği Özleyiş.(18-24 Mart; Yaşlılara Saygı Haftası)",
        "poet": "Naim Yalnız",
        "poem": "\n\nYıllarca koynunda şahlanıp durdum,\nBirazcık kıymetin,bilmedim gençlik; \nBitmezsin sanarak,bol bol savurdum\nVaktinde sırrına ermedim gençlik.\n\nSayende,bir zaman kuvvetli gezdim,\nYorgunluk,yaşlılık nedir bilmezdim; \nSeneler geçtikçe,yokluğun sezdim\nÖzlemin ne zormuş,sormadım gençlik.\n\nBüyürken özlerdim,olgun çağları,\nAşılır sanırdım,o dem dağları; \nYıllar soldururmuş,zümrüt bağları\nYılların farkına,varmadım gençlik.\n\nNe kadar yalvarsam,gelmezsin geri,\nBu imiş,faninin,kesin kaderi; \nYaşlılık,serime,düşeli beri\nSineni sineme,sarmadım gençlik.\n\nGençliğin kıymetin(i)    iyi bilmeli,\nİlim,sanat,sporla eğitilmeli; \nGenç,yaşlı herkesin,yüzü gülmeli\nÜstünde bir değer,görmedim gençlik...\n\nAŞAĞIDAKİ  RESİMLER:\n[Eşim ve Benim,gençlik(20'li yaşlarda)       \nve yaşlılık(70'li yaşlarda çekilmiş)   resim \nlerimiz.]\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliği Omzuna Koyan Aşk",
        "poet": "Saniye Gündüz Yıldırım",
        "poem": "\n\ntutsak günde türküler yazılan aşk\nşiirlere yoldaş olunan aşk\nbaşka uygarlıklardan ayıran aşk\ngençliği omzuma koyan aşk\ngel yapma ateş yakar dediğim aşk\nömrümüzün kırkında pramide dönen aşk\nyağmacılar yağmalarken sessiz duran aşk\nkahkaha çiçeği emerken suları\nyorgun bitkin olan aşk\ngümdüzmüş gibi dönemeçlere itilen aşk\nbu cellatlık niye yüreğine\nöç almak çok asice\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğim",
        "poet": "Kemal Laçin",
        "poem": "\n\nBir baktım kendime\nGençligim gitmiş elden\nTekrar geri dönmez gençligim\nGençligim gençligim offff\n\nBırakın bir bizi\nBizde yaşayalım şu yalan dünyada\nZaten felek silesini vurmuş bize\nVurmuş bize vurmuş bize  oy \n\n5.7.1986\n  Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğim",
        "poet": "Nafi Çağlar Hacıömerli",
        "poem": "\n\nYaşım; \nKırk’ı aşmış,\nNereye gidiyorsun gençliğim? ..\nYerini dolduracak,\nGeriden gelmiyor ki gençliğim…\nDur! Gitme gençliğim,\nBunu bana etme gençliğim…\nGözümüz arkada kalacak,\nBeni yardan atma gençliğim…\nBeni yardan etme geçliğim...\nBir gençlik geliyor ki; \nTakmıyorlar vatana,\nBakmıyorlar satana,\nSahip çıkmıyorlar,\nToprak altında yunmadan yatana…\nSaygı gösterip,\nSelam çakmıyorlar,\nAk sakallı atana…\nDur gençliğim gitme,\nBunu bana etme… \nYaşım Kırk’ı aşmış,\nNereye gidiyorsun gençliğim? ..\nAtı alan Üsküdar’ı aşmış,\nNereye gidiyorsun gençliğim? ..\nGeçen yıllara herkes şaşmış,\nBu nasıl gençlik,\nSabrım kalmamış taşmış,\nNereye gidiyorsun gençliğim? ..\nYerini dolduracak,\nGeriden gelmiyor ki gençliğim…\n\nBatur Nafiz Tançağlar\n19 Mayıs 2008 - K.Sinan/B.Evler/İst.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğim Bilen Bursa",
        "poet": "Oğuz Karabulut",
        "poem": "\n\nGençliğim Bilen Bursa\n\nMuhteva sıfatında, nice tarih saklayan.\nBin dermana bir reva, bulup gönlü paklayan.\nHer derli ihtivaya, gerçekleri aklayan; \nManevi dergâhımdır, Gençliğim Bilen Bursa.\n\nSımsıcak yuvaların, aşıdır kimi zaman.\nGörgülü bir nimettir, gözü alan bir âmân\nYeşil gözlü edası, insanı pek bir yaman; \nMüstevi Refah’ımdır, Gençliğim Bilen Bursa.\n\nEnfüsi bir tutkunun, enva ya vardığı yer.\nEbedi zaferlerin, toprağa doyduğu fer…\nMazimdeki umudun, huzur olduğu nefer; \nDünyevi Mizah’ımdır, Gençliğim Bilen Bursa.\n\nYaşadı Varın Oğuz, benim ellerim tuttun.\nYerlere düştüğümde, acımı sen avuttun.\nÖnüme çıkan engelleri, efsununda korkuttun; \nUhrevi Felah’ımdır, Gençliğim Bilen Bursa.\n\nŞair: Oğuz KARABULUT\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençligim",
        "poet": "Yüksel Akkas",
        "poem": "\n\nAksam olur yine gozlerim dolar\nEl yasadi gencligini ben yasamadim\nNerden nereye gezdim durdum da\nGoz gordu gencligi me ben doyamadim\n\nKizdilar bana hic bir sey demeden \nInanmazsiniz bilirim bir guzeli sevmeden\nAglayan gozlerimi hic kimse silmeden\nKulak duydu gencligimi, ben duyamadim\n\nBu gunmus, yarinmis hepsi bir masal\nBu gundeyiz belki, yarinimiz mechul\nDelidir dediler onunden cekil\nKalp sevdi gencligimi, ben sevemedim\n\n24 eylul persembe 1998\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğime ait",
        "poet": "Kürşad Polat",
        "poem": "\n\nUmutlarımız; defterlere düz bir çizgi çekmekti yada bir ev yapmak, üzerlerinde uçuşan martılar yada bulutlar...\nHayal gücümüz genişti bizim, rakamları hayvanlara benzetmek ve onları rakamlarla ifade etmek...\nÇocukluğumuz; pamuk şekerdi, tasoydu, elden çıktığında dönen pervanelerdi\nŞimdi, \nTeknolojimi gelişti? \nYoksa alanımız mı daraldı?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğim Rüya İmiş",
        "poet": "Hüseyin Ozan Öztürk",
        "poem": "\n\nUmutla tutunduğum kupkuru bir dal imiş.\nYillarca dinlediğim fincandaki fal imiş.\nAynalar haykırıyor,gerçekleri yüzüme; \nGençliğim renkli rüya,ömür bir masal imiş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğim eyvah! (Nesir)",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nBizim gençlik yıllarımız ile günümüzün gençliği arasında dağlar kadar fark var. Gençlik; insanın en dinamik olduğu insan hayatında müstesna bir yeri olan gençliğin,insanın gözünün hiç bir yeri görmediği,delikanlılık çağının mistik karakterinin yaşama damgasını vurduğu dönemde,kişinin kul sevgisini keşfedip aşka kapıldığı,sevdalanıp başında kavak yellerinin estiği müstesna günlerinde bile zaman tünelinde kaybolup giden gönüllerin,tek başına dünyayı fethedecek kudrete sahip olduğunu düşünen güçlülük duygusunun belirdiği çocukluktan delikanlılığa atılan ilk adım olarak değerlendirilir.Bizim gençlik dönemimiz vatan kurtarma sevdası ile geçtiği için gençliğimizi yaşayamadık. Kendimizi bildik bileli seksen öncesinin kargaşa ortamında vatan kurtarma aşkı ile serdengeçtilik yaptığımız dönemde milletimiz sefalete düşmesin,memleketimiz Afganistan misali Kızıl Rus emperyalizminin işgaline uğramasın diye ‘‘Milliyetçi Türkiye’’ sloganı ile ülkemize sahip çıkıp,Türk Milletine hizmet etme ülküsü güderek safımızı belirledik ve bu amaçla mücadele verdik. Bizlere yapılan saldırılara göğüs gerdik,okullardan sürüldük ama yılmadık. Nice arkadaşımızı genç yaşında kara toprağın barına gömdük,şehit verdik.  Atalarımızın bizlere emaneti olan Anadolu topraklarını korumaya ant içtik. Asım’ın Nesli olma yolunda,İlay-ı Kelimetullah uğruna,Nizam-ı Alem ülküsü ile hareket edip kendimizi ülkemize ve milletimize adadık ve bu yolda vatan,millet düşmanları ile kıyasıya dövüştük.‘’Vatan,millet,Sakarya’’sevdasıyla hareket edip kendimizi yetiştirmeye çalıştık. Böyle zorlu badireler atlatarak okuyup adam olduk. Hayatın tozlu yollarında maziden aldığımız hız ile atiye  doğru yürümeye başladık. Ve bu günlere kadar geldik.Bizim yeni nesle bakıyorum da  Türklüğümden ve Müslümanlığımdan utanıyorum.Türk desen Türk’e benzemez batı kültürü ile benliğini yoğurmuş,ecnebiden farkı yok.Müslümandır desen hrıstiyan adetlerini kutlayan noel babadan medet uman rockçu,hiv metalci  müziklerle ruhunu ateistlere kaptırmış batı taklitçisi bir gençlik yetişiyor.Geriden baksan kızdan farkı olmayan, at kuyruğu yapıp bağlamış,bir de keçi sakalı salmış.Tövbe estağfurullah kulağına bir sürü küpe takıp  çıkmış meydana adamım diye geziyor.Hay senin gibi erkeğin ağzına tüküreyim! Erkek dediğin Osmanlı gibi olmalı.Alparslan Gazi’nin, Fatih’in,Yavuz’un  torunları bunlar mı? Bu mudur Asımın Nesli olacak olan gençlik? kültür enperyalizmin etkisi  çağdaşlaşmayı,batının modası,yaşam tarzı kabul eden yeni nesilden ne bekleyebiliriz? Kızlarımızı hiç sormayın zaten. Açık  gezmeyi marifet sanıyorlar.Kaşında,burnunda,göbeğinde küpe,elinde köpek,barlarda,pavyonlarda fink atıyor.Bu mudur Fatihler doğuran analar? Bu mudur namusu için ölümü göze alan namus abidesi anamız,bacımız,Şerife Bacılar,Nene Hatunlar? İnsanın bu manzara karşısında ağlayası geliyor? Biz bu hallere düşecek adam mıydık? Artık dünyanın  ötesi beriye gelmiş,ahir zaman olmuş.Asıl bozulmuş,nesil bozulmuş,tuz kokmuş ne çare? Bu gençliğe güvenerek yola gidilmez! İçki,kumar,uyuşturucu,kadın,fuhuş batağında kendi öz benliğini kaybeden neslin sonunu siz düşünün artık! Bizim de evlatlarımız var.Onları İslam ahlak ve fazilet i,Türklük gurur ve şuuru ile yetiştirip batının kültür  emperyalizminden korumaya çalışıyoruz.İnşallah çocuklarımız yüzümüzü kara çıkarmazlar.Müslüman Türk Milletinin evlatlarının bu hale düşmesini üzülüyor ve gençliğim eyvah diyorum! \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğimi Yedin Gurbet...",
        "poet": "Hüseyin Yanmaz",
        "poem": "\n\nGurbet elde yıllar boyu \nSüründüm durdum köşe bucak\nYollarında yürürken adım adım \nİçime kin ve nefret düştü gurbet \n\nSeninle tanıştığım gün \nSolduğum o kirli nefes \nHer vatanda karışık insan\nDolup dolup taştın gurbet \n\nYıllardır ayrıyım vatanımdan yurdumdan \nHasrettin den özlemin den tutuşup yandı yüreğim\nAyırdın gurbet beni vatanım dan yurdum dan\nSeni yıkılasın zalim gurbet \n\nYıllar geçtikçe gurbet elde \nYollarda yürürken adım adım \nÇoğaldıkça çoğalıyor kin ile nefret \nÜzdünüz beni halim perişan gurbet \n\nNe çektiysem sizlerden çektim \nBir hasret birde gurbet yaktı beni \nEllerimle tutundum kırık bir dala\nVuslatımı beklersin artık gurbet\n\nAyrılık acısı yaktı içimi\nHep ağlattın yetmedi birde gençliğimi yedin\nKalbimden sildim artık seni \nAdını anmayacağım bir daha gurbet...\n09/12/2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğimin İzmir i",
        "poet": "Hakan Özüçelenk",
        "poem": "\n\nGençliğimin İzmir i unutulmaz.\nDuygularımın freni tutmaz.\nYaşamayanlar o anı anlamaz.\nGençliğimin İzmir i nerdesin.\n\nSakıpağa aşkları unutulmaz.\nTilla da sevgililer buluşmaz.\nŞenay dan gençler çıkmaz.\nGençliğimin İzmir i nerdesin.\n\nGündoğduda  kızlarda naz.\nSevinç pastanesinden çıkılmaz.\nİçimin çoşkusu durmaz.\nGençliğimin İzmir i nerdesin.\n\nFuarda yaşananlar unutulmaz.\nBostanlı bahçeleri kurumaz.\nYaşamalısın o anı biraz.\nGençliğimin  İzmir i nerdesin.\n\nBuca da kahveler boşalmaz.\nÜniversiteliler ev bulamaz.\nFoçada soğukta dalınmaz.\nGençliğimin İzmir i nerdesin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğin ATATÜRK'e Cevabı",
        "poet": "Canan Güleşin",
        "poem": "\n\nBu karar, değişmez irademizin ilk ve son anlatımıdır. İstikbâlde, hiçbir kuvvet bizi yolumuzdan döndürmeyecektir. Bizler, bütün hızımızı senden, ulusal tarihimizden ve ruhumuzdaki sönmez inanç ateşinden alıyoruz. Senin kurduğun güçlü temeller üzerinde attığımız her adım sağlam, yaptığımız her atılım bilinçlidir. En kıymetli emanetimiz olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti, varlığımızın esası olarak, eğilmez başların, bükülmez kolların, yenilmez Türk evlatlarının elinde sonsuza dek yaşayacak ve nesillerden nesillere devredilecektir. İstiklâl ve Cumhuriyetimize kastedecek düşmanlar, en modern silahlarla donanmış olarak, en kuvvetli ordularla üzerimize saldırsalar dahi, ulusal birliğimizi ve yenilmez Türk gücünün zerresini bile sarsamayacaktır. Çünkü, bu aziz vatanın toprakları üzerinde yetişen azimli ve inançlı Türk gençliği, dökülen temiz kanların ve Cumhuriyet devrimlerimizin aydın ürünleridir. Vatanın ve milletin selameti için her zorluğa iman dolu göğsümüzü germek, gerçek amacımızı olacaktır.\n\n        Ey Türk'ün büyük Ata'sı! \n        İstiklâl ve Cumhuriyetimizi korumak gerektiği zaman, içinde bulunacağımız durumlar ve şartlar ne olursa olsun, kudret ve cesaretimizi damarlarımızdaki asil kandan alarak, bütün engelleri aşıp her güçlüğü yenmek azmindeyiz.\n\n        Türk gençliği olarak özgürlüğün, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyet ve devrimlerin yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde ve her durumda Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için bütün zorlukları yeneceğimize, namus ve şeref sözü verir, kendimizi büyük Türk ulusuna adarız.\n\nTürk Gençliği\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gençliğimi Çaldın Hayat..",
        "poet": "İsmail Kurt",
        "poem": "\n\nKonu:Hayat..\n\nAcılarla geçti yıllar\nGençliğimi çaldın hayat\nHep bulanık aktı sular\nGençliğimi çaldın hayat..\n\nKör döğüşü bıçak sırtı\nSevda dedim yürek yırttı\nGül dedikçe o sırıttı\nGençliğimi çaldın hayat..\n\nÖlüp ölüp dirilmekmi\nKazma kürek gömülmekmi\nKöşe bucak sürünmekmi\nGençliğimi çaldın hayat..\n\nYıkım üstüne yıkım\nEl oldu gitti aşkım\nAcılarla ben tanıştım\nGençliğimi çaldın hayat..\n\nYara sardım o açıldı\nYürek dermansız yakıldı\nGitmez peşime takıldı\nGençliğimi çaldın hayat..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğimin Çocukluk Yılları",
        "poet": "Recep Efe",
        "poem": "\n\nGençliğimin çocukluk yıllarıydı...\nSaatlerce ağlar, yalvarırdım anama,\nÜç numara kestirmemek için saçlarımı\nBir de erkeğiz ya sakalımız bıyığımız vardı\nYanaklarda ve dudakla burun arasında \nGüneş rengi tüylerden\nArkadaşlarla kavga bile ettiğimiz olurdu bu yüzden\n'Benim ki daha uzun koçum, sen daha çocuksun! ' diye\n\nGençliğimin çocukluk yıllarıydı dedim ya,\nKoridorlarda maç yapardık,\nÜstten ezilmiş kola tenekeleriyle\nBoş derslerde kız tavlardık,\nIslamaktan hiç kurumayan saçlarımızla\nBen bile sevmiştim birini, \nBeşiktaşı sevdiğim kadar\nÇakılları sökülmüş okul bahçesinde\nBir daha da sevemedim başkasını, gençliğim boyunca\n\nGençliğimin çocukluk yıllarıydı dedim ya,\nTespih sallamayı yeni öğreniyorduk, çakı kullanmayı da\nGerçi hiç kullanmadım onu sıralara isim kazımanın dışında\nAma erkeğiz ya cepte durmalı diyorduk soranlara\nOkul çıkışları da maç yapardık otuz derece eğimli sahada\nBir defasında pantolunumu çalmışlardı\nYeşil olmasın diye çıkardığımda\nBabamda hep şaşal dedi o günden sonra bana\n\nAnnem öğlen paydoslarında ayran dökülen gravatımı yıkamaktan,\nBabam haftada bir yırtılan ayakkabımı yaptırmaktan,\nBıktı gençliğimin çocukluğu boyunca\nBir sabah kalktığımda yüzümde bir kızarıklık gördüm\nBir daha hiç top oynamadım teneke kutuyla\nVe hiç üç numara kestirmedim saçımı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğimizin Ders Notları 52",
        "poet": "Ulvi Koçu",
        "poem": "\n\nve artık kabullenişlerimizin son demindeyiz. büsbütün inandığımız koca sevinçler, hayaller; bir ayrılık edasında kaçışıp gider. düşüncelerimizin ağırlığında uğurladığımız, yılmak bilmeyen tebessümlerimiz, büyük şehirlerin insanları arasında şimdi kaybolmanın başrol oyuncusu...\n\nve ellerimizi, tırnaklarımızı yangınlara veriyoruz. gecenin çığlığına karışıyoruz, yorgun bakışlarında yıldızların. bir yanımıza soğuğun ihanet dolu tadı, bir yanda zincirlendiğimiz aşklar, sevdalar,şiirler....\n\nçocuksu şarkılar söyleyerek kaldırımlarını işgal ettiğimiz bir şehre, artık hüzünle bakıyoruz; üçüncü katından bir apartmanın. bizim olan sokak araları nerde diye iç geçiriyoruz yirmili yaşlara yürürken... yağan yağmurların ertesindeki toprak kokusu yüreğimizin başkentiydi. her damla silinmeyen öpücük, sevda sözleri....\n\nzor yılların tutsaklığındaysa gençlik; hani nerde vaat edilen mutluluk, hani nerde kiralanacak sevinçler? oysa kırgın ve mağrurduk. oysa öğrendik... geç öğrendik... ve artık kabullenişlerimizin son demindeyiz yitik bir ömrün...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğimizin Ders Notları 60",
        "poet": "Ulvi Koçu",
        "poem": "\n\nyorgunluğun ötesinde karla kaplı yollar var, yürüdüğümüz. zemheriye tutulduğumuz rakımı yüksek bir şehir. koyulaşan dalgınlığımız, hayatımızın hüzünlü resmi. kimi şaşkın geçen günler gibi; soluduğumuz hava, ısındığımız soba hayallerin çok çok ötesinde...\n\nkırılmışmıyız, ezilmişmiyiz belli değil. ama ötesindeyiz evin; kilometrelerin bini geçtiği bir ötede... zor olan şeylerin uçurum kenarındayız. kar yağıyor durmadan, tipi bir yandan. ve şimdi dışarda olmak, hayatın biçtiği idam cezası...\n\nhafta sonlarına parasız girmek, öğrencilik günlerimizin acı tadı. acı tatlar üst üste gelince; ne kışın amansız soğuğu ne de boran fırtınaları yetişiyor dertlerimizin zirvesine. kalabalık rolünü oynayan insanlara imrenerek bakarken, yalnızlıkla dostluğumuza türküler söylüyoruz durmadan...\n\nadalet peşinde koşan ayaklar, adalet uğruna bağlanıyor pervasızca. ve gençliğimiz, işkencelerden kaçan hazin bir tutuklu ise eğer; bizde isyan ateşini yakan Demirci Kawayız öyleyse. sonra çarpışmalar, sonra kavgalar, ardı sıra yalanlar sadece zihnimizde canlanan üç perdelik Shakespeare oyunu...\n\nyoksullukla biçilen ömürlerin faturasını ödeyen çıkmıyor ne yazık ki... ne yazık ki; aç ve yalnız asgari ücretler var. sömürülen işçiler, toprağı olmayan köylüler var... öğrenciler var geleceği olmayan, sevdalar var ismi çalınan, tüketilen... ve bir öğrenci evinin çaresiz ışıkları altında, kapılıp gidiyoruz karanlığın deryasına; oysa şimdi sadece biz yokuz...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğin Dumanı",
        "poet": "Ekrem Şama",
        "poem": "\n\nManeviyat ateşi küllenmiş, durmayın,\nDirilsin gençlik, yakın da dumanı tütsün! ..\nGemi sürükleniyor, saha dolu mayın; \nDirilen gençlik yakında, dümeni tutsun! ..\n\n21.02.2008\nwww.ekremsama.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğin Gider Elbet..",
        "poet": "Taşkın Erdinç",
        "poem": "\n\nGençliğin gider elbet,\nGitmezlerin hepsi gitti,\nGençliğin gider elbet,\nKış bitmez dedin,\nYaz geldi, yaz bitti, bahar geldi,\nBitenler hep gidenlerdi,\nGençliğin biter elbet,\nSöz biter, suküt olur,\nDüş biter, sabah olur,\nYaşananlar tarih olur,\nTarih yaşını doldurur,\nGençliğin gider elbet,\nSen gidersin, o gelir,\nGençlik biter, genç gelir,\nBugünü yaşadınmı, \nYarına doyamassın,\nGençliğin biter elbet,\nYarında kalamassın,\nBen bitirdim gençliğimi,\nOrtada yaşıyorum,\nGençliğin biter elbet,\nOrtada buluşuruz,\nBilemessin belkide,\nBirlikte buruşuruz,\nGençliğin biter elbet,\nBurada olmasa da,\nToprakda buluşuruz..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğin Selamı",
        "poet": "Emrah Atalay",
        "poem": "\n\n19 Mayıs 1919 sabahında samsun’da\nTarihin yenilmez efsanesi Bandırma Vapuru’nda\nAsla dayanamamıştı Mustafa Kemal Atatürk\nBu adaletsizliğe, bu zorbalığa\nDüşmana göğüs germeyi öğretti önce\nSavaştı bu millet Mustafa Kemal önderliğinde\nDüşmanı kovup yurdumuzdan\n‘yurtta sulh cihanda sulh’ demişti bize\nYaşamalıyız hep barış içinde\nTürk, öğün, çalış diye\nBu vatan bize bırakıldı\nYükseltelim hadi hep beraber göklerde\nNe canlar verildi\nNe şehitler gitti\nUnutma ey Türk genci\nOnlar bizim içindi! \nBize güzel bir gelecek verildi.\nUnutmamak gerek onları her adımda\nBu vatan artık bizim omzumuzda\nSahipsiz değil bu vatan da.\nEy Türk gençliği! \nBu vatanı bize bırakanlara\nTeşekkür et\nVe saygıyla selamla.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğin sesi..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Bayram,Gurur..\n\nÖzgürce,hür iradeyle\nMeşâlesi yanacak bugün gençliğin\nFışkıracak topraktan umut çiçeği\nİnleyecek yer gök gençlik sesiyle..\n\nBugün 19 Mayıs gençlik bayramı\nAlev alev yanıyor gençliğin kanı\nDört bir yanı saracak kıvılcımları\nİnleyecek yer gök gençlik sesiyle..\n\nKulak ver Ata'm ayak sesine\nBir bak gençliğin şu hevesine\nKoşuyor gençliğim nefes nefese\nİnleyecek yer gök gençlik sesiyle..\n\nSüzülecek ellerinde albayrağımız\nOnlarla dik olacak bizim başımız\nBu çocuklar bizim yarınlarımız\nİnleyecek yer gök gençlik sesiyle..\n\nÇoşkun denizler deryalar gibi\nKöpürüyor dalga dalga genç yürekleri\nŞerefli onurlu gururlu yüzleri\nİnleyecek yer gök gençlik sesiyle..\n\nKükreyen şahlanan bir haykırışla\nSelam dur millet sen bu duruşa\nEle ele birlikte omuz omuza\nİnleyecek yer gök gençlik sesiyle..\n\nTarih:19.05.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğin mesajı",
        "poet": "Dinmez Er",
        "poem": "\n\nKulak verin sesimize,\nDeğer verin sözümüze,\nKin yerine\nSevgi tohumları ekin gönüllerimize\n\nYakmayın yeni ufukların anahtarı kitaplarımızı.\nTorba gibi büzmeye kalkmayın ağızlarımızı.\nÖzgür düşünceye kilit vurmaya kalkmayın.\nPolise coplatıp, askere gammazlamayın bizi.\n\n'Ateşle barut birarada olmaz,' diye ayırmayın,\nKızı erkeği.\nSaçımız,sakalımız,eteğimiz,şortumuzla uğraşmayın,\nGünahlarla karıştırmayın akıllarımızı.\nDışlamayın,'gençtir,cahildir' diyerek tüm gençleri.\n\nÜniversiteler açın bize kolayca girilebilen.\nSpor tesisleri kurun bizlere,\nKurtulalım kahve köşelerinden.\nYurtlar, aşevleri açın bize\nBıktık,uykusuz,aç derslere girmekten.\n\nDiplomalı işsizlere iş bulun.\nVe şefkatle,sevgiyle sarılın bize,\nGüvenle, inançla uzatın ellerinizi,\nKorkmadan bakın gözlerimize,\nMutlu yarınları serelim önlerinize.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençliğini Soluyorsun",
        "poet": "Ufuk Nazım",
        "poem": "\n\nZamanın atlıları doldurmuş günlerini göçüyorlar\nDallanan bir ağaç misali büyüyorken\nKöklerin karanlığın yollarını aşıyor\nVe sen sayfalarda gençliğini soluyorsun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik/1",
        "poet": "Mustafa Önder",
        "poem": "\n\nÜniversite kapısında kaldı\nAdı: Umut.\nÇek yapısı bir silah kurşunladı,\nTam sana gelecektim anacığım...\n\nMart-1975/Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik 1",
        "poet": "Husam Hasret",
        "poem": "\n\nGitti gelmez gençlik demi\nNeler oldu ne olacak\nTanıdıkça bunca gamı\nGül gibi bu yüz solacak\n\nNe söylersen açık söyle\nGeçen güne yazık eyle\nNe yaparsın gençlik böyle\nTez boşalan geç dolacak\n\nSanma bundan bittinse de\nBaşka yola gittinse de\nGençlik gibi yittinse de\nBiri var seni bulacak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GENÇLİĞiNİN DEĞERİNİ BİLMELİSiN",
        "poet": "Reyhan Altaş Şairler Dünyası Grubu",
        "poem": "\n\n*****GENÇLİĞiNİN DEĞERİNİ BİLMELİSİN***** \n\nGençliğinde sessizce uçar giderse anlamazsın \nUçurunca da gençliğini bir daha da tutamazsın \nYaşlılık zor olsada sen istesende kurtulamazsın \nGezersin diyar diyar alanda olmaz satamazsın \n\nSende gençliğini iyi yaşada sonra yanmayasın \nGençliğim uçup gitti diye de hiç sızlanmayasın \nGençlik bir kuş gibi uçup gidince ağlamayasın \nGençlik kuş gibidir uçuruncada onu tutamazsın \n\nUykuda girmezse gözüne inan sözüme gelirsin \nDiken olur yataklar düşünmedende edemezsin \nGezersinde diyar diyar inan sende satamazsın \nBir kağıt parçası gibi de buruşturup atamazsın \n\nHer yaşımızda değerli hep gençte kalamazsın \nDüşünmek istemesende yıllara güvenemezsin \nGençliğinde uçar gider hayatını yaşayamazsın \nAk düşünce saçlarına feryadını gizleyemezsin \n\nDeğerinide bilmezsen yılları da suçlayamazsın \nYıllarında suçu yok çabuk geçerde anlamazsın \nGezersinde diyar diyar inan sende satamazsın \nBir kağıt parçası gibi de buruşturup atamazsın \n\nReyhan Altaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Şeyda Akgül",
        "poem": "\n\nDivane bir yolda yürüyorum. \nGençlik atından düşmemek çin; \nYa Rab! senin tevfikini diliyorum.\n\nBırakma ellerimi; \nSendeliyorum. \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Rıza Beşer",
        "poem": "\n\nYüreği inanç dolu, azmi, iradesi tam\nBu gençlik çığırında ilerleyecek Atam\n\nÇıksa da karşısına sarp dağlar, uçurumlar\nDönmeyecek yolundan, sözü var, yemini var\n\nÜlkün ve inkilâbın kuvvet verir, hız verir\nKıpırdasa yerinden yanardağlar devirir\n\nGeçilmez dağları yol, uzağı yakın yapar\nTürk Gençliği Türklüğe, bu kutsal yurda tapar\n\nYurt ve ulus uğruna, atılgan gençlik bugün\nCan verse de mutludur, savaş gençliğe düğün\n\nKorku bilmez toplanıp gelse de bütün cihan\nKarşı koyar yılmadan, damarlarındaki kan\n\nAkıp da son damlası tükeninceye kadar\nMuzaffer olmak için Türk’e özgü gücü var\n\nGençlik birlikte kuvvet, nabızlarda vuran kan\nFeveranı asırlar sürüp gidecek volkan\n\n1940\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Vedat Sadioğlu",
        "poem": "\n\nİki şeyin elden gitmesine izin verme\nBiri sağlık, diğeri gençlik\nDeğerini anlamak için biraz çaba\nBiraz sabır, biraz istek yeter sana\n\nGençliğin kıymetini bil, zira\nGençlik bahara benzer\nYaşlılık ise kışa benzer, ancak\nArkasından bahar gelmez\n\nGençliğini boşa geçirme\nBoş hayallere kapılma\nGençlikte üretken ve verimli ol\nYaşlılıkta ise gülen sen ol \n\nGençlikte günler kısadır\nAncak yıllar uzun geçer\nYaşlılıkta ise yıllar kısadır\nAncak, günler çok uzun geçer\n\nGençliğini iyi yönet\nİyi yönet ki, topluma yön ver\nSen bu milleti kalkındıracaksın\nÇünkü sen Atatürk’ün teminatısın\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gençlik",
        "poet": "Dursun Çarıkçı",
        "poem": "\n\nBir noktaya bakar olduk\nDerinlere daldı gençlik\nAcı ile nefes aldık\nŞu bağrımda soldu gençlik\n\nSitemleri ele verdim\nGözyaşımı sele verdim\nYıllarımı yele verdim\nYorulmayan yoldu gençlik\n\nAnılarla koşar idin\nSazla sözle coşar idin\nTürkü ile yaşar idin\nAğıtlarda kaldı gençlik\n\nGeldik ömrün son şehrine\nKorlar düştü aşk nehrine\nDursun der ki bak kahrına\nHayallerle doldu gençlik\n07.06.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Erdoğan Savran",
        "poem": "\n\nHey gidi gençlik hey bu sözüm sana\nAnamdan doğalı zulümsün bana\nBir tatlı hatıran yoktur şu cana\nUyan gençlik uyanacak zamandır.\n\n                                     …1992\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "İsmet Can",
        "poem": "\n\nGençlik bir zirve, yaşlılık onun dibinde ki yar\nİyi tutun uçurumuna, olmak istiyorsan bahtiyar\nSen yaşlılığı bilmezsin, gençliği bildiğim kadar\nGençliğini iyi yaşa, ol sonunda mutlu ihtiyar\n\nDünya toz pembe gelir, gökyüzü mavi çatı\nVarsa paran yardım et, üst üste dizme katı\nÇok olur gençlikte günahtan inşa edilmiş yapı\nGemle ihtirasını, şişme balondan ibarettir batı\n\nGençliğine uyup, bulunma marjinal kesimlerde\nHatırlanma geçmişte ki, renksiz silik resimlerde\nYanağa kondurulmuş, kızıl ruj izi misali gençlik\nKalmasın adın, suya yazılmış saydam isimlerde\n\nİsmet Can\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Mustafa Sabri Ertuğ",
        "poem": "\n\nBir gittin bir daha dönmedin geri\nNe çok özlüyorum senli günleri\nUnuttun bana verdiğin sözleri\nSen de mi çarkettin sen de mi gençlik\nNe çabuk terkettin sen beni gençlik\n\nSana kal demedim ilanihaye\nNe izin istedin ne de müsaade\nAzcık dur gidersin acelen niye\nGözümü korkuttun gözümü gençlik\n\nBazen yeni bir aşk arefesinde\nBazen biten bir aşkın ertesinde\nUzaklaştın benden her keresinde\nBırakıpta gittin sen beni gençlik\n\nTüm anılar bende daha dün gibi\nTaptaze duruyor gördüğün gibi\nBahtıma karalar sürdüğün gibi\nSaçımı ak ettin öylemi gençlik\n\nİçinde olduğum şu hazin durum\nDüştünmü çıkılmaz dipsiz uçurum\nCevapsız kalıyor sana her sorum\nHem seni tükettin hem beni gençlik\n\nNe anılar saklar bilirsin senden\nŞimdi gönül diye bildiğim zindan\nKim bilir kimlerin bedduasından\nHepsini hakettin hepsini gençlik\n\nŞimdi gah bugünde gah mazideyim\nMeçhul yarınların ümidindeyim\nÇok vefasız çıktın sana ne diyim\nBölük pörçük ettin sen beni gençlik\n\nÇizen böyle çizmiş kader yolumu\nÖzlüyorum eski mutluluğumu\nBenim anılarla avunduğumu\nSonunda farkettin değil mi gençlik\n\nBir zaman aklımı çalmıştı sihri\nŞimdi yakar oldu sinemi kahrı\nAdına sevda denilen zehri\nGönlüme zerkettin değil mi gençlik\n\nŞimdi gönül sensiz yaslı kederli\nGözlerim kapalı dilim mühürlü\nEşi görülmemiş envai türlü\nAcıya garkettin sen beni gençlik\n\nSaçlarım bembeyaz bel iki büklüm\nGönlümde her daim bir soğuk iklim\nYaptığın hesaba ermedi aklım\nYaşımı kırk ettin yirmiydi gençlik\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gençlik",
        "poet": "Hakan Kul",
        "poem": "\n\nGençlik devresi zordur\nGencin kanı kaynar fıkır fıkır\nDeli dolu hayat yaşamak \nÖzgürlüğü doyasıya tatmak ister\n\nBu devir özenti devridir\nÇoğunun giyim,futbol,müzik ve harcama\ntutkusu vardır.\nHer birinin isteği özgür olmaktır.\n\nBu uğurda birçoğu ne yazık ki\nKuşak çatışmasıyla tanışır\nEn güzel çağlarını sıkıntıyla geçirir\nGençlik devresi zordur\nGence anlayış gösterilmelidir.\n\n(Karabük)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik! ..",
        "poet": "Arif Tatar",
        "poem": "\n\nNeslimdir asil gençlik; çünkü her şeyim benim; \nGeleceğim, milletim; özüm, tasam, kaderim! ..\n'Asi gençlik' diyerek yerme onları sakın! \nAcep kimde kabahat, siz, size bakın! ..\n\nBu diyeceklerimi, hem yazın zihninize,\nHem unutmayın hiç, anlatın neslinize...\nÖylesine meçhule gidiyor bu çocuklar; \nBoğacaktır onları, bu uçsuz karanlıklar! ..\n\nKimlere emanetti, unuttun mu bu vatan? ..\nGençlere ne demişti, fethe çıkmadan atan; \nPek ucuza almadı ki bu şanlı toprağı,\nKurmuştu şuraya bil, fetih için otağı! ..\n\nHaydi yavrum seninle, biraz sohbet edelim; \nHem yiyelim, içelim; bilinmeze gidelim,\nYavrum, bak, iyi dinle; zamanın çok kıymetli,\nOlmalısın sen de onlar gibi gayretli! ..\n\nGörevini iyi yap, hiç kimseyi suçlama,\nBak, oğlum, bu yüzden ben; minettarım babama,\nHer attığın adımı, çok iyi seçmelisin; \nFırtına var, dikkat et; şu yolu geçmelisin! ..\n\n(11.03.1998-Adana)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Tahsin Koç",
        "poem": "\n\nGençlik bir gül gibidir\nBezende bülbül gibidir\nEğer iyi yetiştirmezsen \nBezende kül gibidir\n\nGençlik bir harekettir\nGençlik bir berekettir\nEğer koordine edemezsen\nGençlik bir nedamettir\n\nGençlik bir sermayedir\nGençlik bir himayedir\nEğer iyi korumazsan\nGeçlik bir hinayettir\n\nGençlik bir ömürdür\nBükülmeyen bir demirdir\nEğer tav’ını ayarlamazsan\nGençlik bir kömürdür\n\nGençlik her şeydir\nTükenmeyen bir şeydir\nTahsin gençliğine dikkat et\nGençlik güzel bir ney’dir\n\nAnkara–18.10.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Gülseren Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nAh, kahpe gençlik ah,\nGençlik var serde\nKim oturur oturduğu yerde\nSatın alınamaz para ve de pulla\nBilemedik hiç kıymetini\nDaimi misafir sandık seni\nNerden bilirdik bir gün terk edeceğini\nSon pişmanlık fayda vermiyor\nHer zaman ki gibi.\nDişler döküldü beller büküldü\nBilmem ki kim üfledi mumu\nGörmez oldu gören gözü\nİşitemiyor artık söylenen sözü\nGençliğin kıymetini bilmeli\nElle tutulmaz kafese konmaz\nKimse bilerek yiyip tüketmez\nHam meyve sevilmez belki\nOlgunu da dalda durmaz\nOrtasını herkes bulamaz\nFazla derin düşünmeye gelmez\nYalnız sende olsa hiç çekilmez\nKimi yaşlı olacak, kimi genç ölecek\nYaşlar gidiyor ömür bitiyor bu gerçek\nGençlik hevesinden vaz geçsek\nGitti gençlik gelir mi geri\nBel bükülmüş diz tutmaz nasıl yürümeli\nAğlamanın sızlamanın var mı anlamı\nDertlerden üç beş şerefeli minare kurmalı\nBilmem ki nasıl çekmeli\nHer insanın başında, ne demeli, ne demeli.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik...",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\ngençlik,\n bir haz rüzgarıydı...\nbedenlerimizde durmadan esen...\n kuytu koyların altını üstüne getiren...! \n\n gençlik,\n bir kavak yeliydi...\n hep başımızın üstünde esen...\n gönül sularını bembeyaz köpüklere döndüren...! \n\n gençlik,\n bir bahar esintisiydi...\n ömrümüzde bir kez esen...\n aklımızı başımızın bir karış üzerinde gezdiren...! \n\n Fikret Turhan-Yalova,\n 29.08.20132\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Aydın Gürz",
        "poem": "\n\nHayatın en zorlu dönemi,\nBilinmez hayatın önemi \nÇözümlere sorun yine mi? \nNerede gençliği düşünen? \n\nSorunsuz günü geçmez.\nYanlışı bulup seçmez.\nGülleri bilip biçmez.\nÇok uysaldır bu gençlik,\n\nKötülük nedir bilmez.\nHakkı beyninden silmez.\nZorluklara hiç gelmez.\nÇok asidir bu gençlik.\n\nAydın GÜRZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik.",
        "poet": "Hacı Gürbüz",
        "poem": "\n\nBenim genç arkadaşım \nUslansana biraz sırdaş \nTepeleri senmi yarattın \nGençlik fırtınasındasın\n\nRüzgarın deli esir yarın \nSense daha bu gündesin \nŞeytan olmuş arkadaşın\nGençlik fırtınasındasın \n\nNefsini öldür ölmeden \nYoksa kaybediverirsin \nBu gençliğini elinden \nEller uzak dursun lütven \nGençi öldüren demirden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Erol Gişi",
        "poem": "\n\nBir gençlik doğuyor\n\nGözleri kapalı, herseyden habersiz\n\nBir gençlik doğuyor\n\nGülemiyor doyasıya kimsesiz,hep sessiz\n\nBir gençlik doğuyor\n\nGözlerinde işik yok, zihinleri mecalsiz\n\nBir gençlik doğuyor\n\nGeçmişinden feyizsiz, geleceği belirsiz\n\nBir gençlik doğuyor\n\nKüçük şeyler uğruna sebepsiz\n\nAyrı düşüyor\n\nDüşünemiyor\n\nUğrunda savaş nedir bilmiyor\n\nBir gençik doğuyor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Yusuf Uyar",
        "poem": "\n\nGençlik gençlik derizde,\nŞuursuzluk delilik\nYaşlılıktan korkarız\nKâmillikle Velîlik\n\nDünümden utanırım\nBu günüm iysanırım\nDünde bugün ziyansa\nYarından usanırım\n\nKeşke dünden utansam\nBu günde nara yansam\nYarın yanıpta bişsem\nÖbür günü kurtarsam\n\nEmiroğlu keleksiz \nKavunmu arıyorsun? \nŞimdi ihtiyarsın da\nİşemi yarıyorsun\n  25-02-2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Orhan Amak",
        "poem": "\n\nSanma ömür boyu kalacak sende\nBirgün ellerinden uçacak gençlik\nBaharda açan her gonca gül gibi\nUmmadık bir anda solacak gençlik\n\nHiçbir şeyde bulamazsın tadını\nİyi çıkar gençliğinin tadını\nKıymet bil doldurmadan miyadını\nYoksa ellerinden kaçacak gençlik\n\nBir bakarsın kışlar biter yaz olur\nÇektiğin çileler bir gün az olur\nDudaklarda söylenmemiş söz olur\nHer güzel şey gibi bitecek gençlik\n\nKarar verirken iyi düşüm taşın\nBit hata yaparsan çok ağrır başın\nAkıtır gözünden kanlı gözyaşın\nBir kuş gibi uçup gidecek gençlik\n\nEn güzel çağıdır o ömrümüzün\nTaze baharıdır şu gönlümüzüm\nSüresi dolunca şu ömrümüzün\nİçinden sessizce çıkacak gençlik\n\nGidince iz bırakacak kalbinde\nEski günler canlanacak gözünde\nGitse bile o hasreti gönlünde\nDurmadan çoğalıp artacak gençlik\n\nGösterse bile yaşın altmışbeşi\nSönmez gönlündeki gençlik ateşi\nBatarsa eğer bu ömrün güneşi\nSeninle birlikte ölecek gençlik\n\nOrhan der ki gençlik en güzel çağdır\nBakarsan bir bağdır bakmazsan dağdır\nGönlüne aşkın yağmurumu yağdır\nYoksa hepten ziyan olacak gençlik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Hasan Atacak",
        "poem": "\n\nNecip Fazıl'ın gençliğe hitabesini bilir misin sen \nBir gençlik bir gençlik der ilk cümlelerinde\nKaldırımlar şiirini bilir misin sen\nOtuz sene saatim işlemiş ben durmuşum\nGökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum\nEy  gençlik bilmen gerekenleri bir bilsen\nÇağdaş uygarlığa yükseltecek olan yine sen\n\nBilim ve feni geliştirerek Atamı rahatlatacak \nBir milletin akıbetini belirleyecek olan yine sen\nUyan uykundan bir bak etrafına seni neler bekliyor\nKalem silahın,sözlerin kurşunun olmalı\nOkuduğun kitaplar can yeleğin,bilgin ile donanmalı\nEy gençlik bilmen gerekenleri bir bilsen\nÇağdaş uygarlığa yükseltecek olan yine sen\n\nMutluluğu içinde hissetmen sessizlerin sesini duyman\nBütün duygularını yumruk kadar kalbine sığdırman\nEktiğin kadar biçersin bir of bile demeden\nİmanın,enerjini aldığın kaynak olmalı\nUyan artık bak etrafına neredeysen\nEy gençlik bilmen gerekeneleri bir bilsen\nÇağdaş uygarlığa yükseltecek olan yine sen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Bahri Önal",
        "poem": "\n\nZaman gençliğime galebe eder\nGençlik, bir elmanın sulu yarısı \nYaşamak hoyratça ve de derbeder\nFark edince geçmiş ömrün yarısı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Ali Ulvi Şahin",
        "poem": "\n\nGENÇLİK\nAh ulan gençlik \nNeler kaldı seninle \nNeleri gömdük \nYıllara \nVe silinmeye mahkum hafızasına…\nAşkı,sevgiyi gömdük,\nSevgiliyi de; \nVe öylece izliyoruz:\nGeçmişi anlatan dizeleri; \nİçinde misin? \nGeldin mi? \nYoksa sen  misin giden? \nSevgiliyle...\nAli Ulvi Şahin (şu anda terzinin ütüsünden çıktı.) \n    09.02.2014      19.15\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Ali Cengiz Turan",
        "poem": "\n\nAteşli kanınızla coşun siz büyük gençlik,\nYılları mutlulukla aşın siz güzel gençlik,\nSizin şarkınız olsun sevgi olan şarkılar,\nMutluluk yollaını aşın siz büyük gençlik.\n\nDallarınız meyvalı,başağınız bol olsun,\nKalplerinizde sevgi düşmanlara kor olsun.\nEktiğiniz fidanlar aşılansın sevgiyle,\nSevgiden doysun zaman güzel nesiller gelsin.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Mehmet Cıngır",
        "poem": "\n\nHayat bir yoldur; uzun ve ipince,\nSona erer gün ufuktan gidince.\nAh gençlik öyle bir cevherdir ki,\nBilinir değeri uçup gidince! \n\nGençlik paha biçilmez bir hazine...\nO bir daha ele geçmez bir cevher! \nHızlı tren olur hayalin mazine...\nÖmrün zaman tünellerinde geçer.\n\nHayat bir pınardır; durmadan akar,\nGençlik,dalına bir kerecik konar.\nAltın kafese koysan durmaz uçar; \nUçtu mu artık adın koca çınar...\n\nArarsın gençlik cevherini dal dal,\nBöyledir gençlik; gider asla gelmez! \nKaybetmeyen de kıymetini bilmez.\nArtık o çok uzaklarda bir hayal...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Menevşe Sümen",
        "poem": "\n\nGenclik\n\nGençlikdır  bu   aşıktır birine ümütle bekler  yolunu gelırler\nGöz göze bakışırlar bir ümütle ne güzel kaşların var\nkipriklerin Uzun uzun der\nEller hafif hafif uzanır ümütle bekler\nGençlik aşıktır birine  Gözler hep onu arar ümütle \nAyaklar canlanır gözler hafifce tepessümle gülümser\nÜmütle.  kiprikler yavaş yavaş kıpır kıpır oynar\nEller uzanır yavaşca adım adım yaklaşırlar sevgiyle\nBir demet Gül olurlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Hüseyin Çetinsoy",
        "poem": "\n\nGençlik hiç şüphe yoktur ki, gidecek,\nBaharda kışa hazırlanmak gerek,\nHislerin bir gün feryatlar edecek,\nNefsinin emrine bağlanma gencim.\n\nMahlûkat her yerde sana hizmetkâr,\nKâinat kitabı hep O’nu anar,\nİmanın nuruyla bakanlar anlar,\nAklını gözüne indirme gencim.\n\nMücadele diyorlar hayat, yalan,\nHer şeyi birbirine bağlı kılan,\nGüneşi soba, Ay’ı lamba yapan,\nYardımlaşmadır, fıtri kanun gencim.\n\nBakın kâinata neler söylüyor? \nDünya dönüyor, zaman tükeniyor,\nFani olan hayat çabuk bitiyor,\nYolcusun, hedefi unutma gencim.\n\nGönül feryatlar edip çağlamasın,\nGünler ızdıraplarla sayılmasın,\nİnsan ahir ömürde ağlamasın,\nGençlik manasını da bulsun gencim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Emrullah Köseoğlu",
        "poem": "\n\nÖnceden bizde bir gençlik vardiki gençlik\nGençlik ten sonrası terslik...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik/2",
        "poet": "Mustafa Önder",
        "poem": "\n\nDuyabildiğim tek şey:\nBu insan seli içinde garipliğimiz.\nBilmiyorum,\nHangi şehrin medeniyetine gömüldü gençliğimiz? \n\nŞubat-1976/Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Abdülkadir Karaca",
        "poem": "\n\nGençlik bir muma benzer ışıklı,renksiz,donuk\nBu bedene can verir ama bedende konuk\nGidince bulamazsın ne kadar arasan boş\nGençlik bir içe doğsun insan o zaman sarhoş\n\nGençlik bir volkan gibi yakıp yıkan bir ateş\nYağmuru azaplara,rüzgarı yangına eş\nGençlikte acı tatlı,gençlikte sevinç hüzün\nÇocukluğum hep dündü,gençliğim ise bugün\n\nGençlik gönülde yara tende hayat duygusu\nGençlik ufukta gemi,herkes onun yolcusu\nGençlik yaralı bir kuş,bir gün elbet uçacak\nİnsan aradığını hep gençlikte bulacak\n(Sonbahar 2001)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Güzin Eye Dündar",
        "poem": "\n\nNe hüznün gölgesine\n\nuzanır gençlik\n\nne  aşktan, sevgiden\n\nusanır gençlik\n\nzamanın o güçlü\n\nközünde yanar\n\nbir gün o güzel düşünden\n\nuyanır gençlik\n\nkorkulu  ve yalnız\n\nbiraz da üzgün\n\ntasasız  günlere\n\ndalarken, küskün\n\nverdiği bedelden\n\ndönmek ne mümkün\n\nzamanın öfkesinde \n\ntükenir gençlik.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Adnan Hacıgümüş",
        "poem": "\n\n-oğluma-\ngençlik bahar  gibidir oğlum\nbir bakarsın\nrenk renk açıvermiş\nhemen koşmalısın kırlara\nyoksa bir bakarsın\nçiçekler soluvermiş\n\ngençlik rüzgar gibidir oğlum\nbir bakarsın\ndeli deli esivermiş\nhemen açmalısın kanatlarını sevdalara\nyoksa bir bakarsın\nyaprak oynamıyor dallarda\n\ngençlik deniz gibidir oğlum\nbir bakarsın\ndalga dalga coşuvermiş\nhemen dalmalısın maviliklere\nyoksa bir bakarsın\ndeniz bitivermiş\n\nve gençlik\ngüneş gibidir oğlum\nbir bakarsın tan yeri ağarıvermiş\nhemen uyanmalısın aydınlığa\nyoksa bir bakarsın\nakşam oluvermiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik...",
        "poet": "Elif Çakmak",
        "poem": "\n\nBalonlar uçardı gökyüzünde.\nPamuk şeker her çocuğun elinde.\t\n\nGüneş gibi parlak,\nBulut gibi bembeyazdı kalpler.\n\nBilmezdik kötülük,\nBilmezdik yalan ne demek.\n\nO bulutların ardında,\nSiyah kuşlar görene dek.\n\nGençlik bir su gibi,\nHızlı akan fakat doyum olmayan.\n\nGençlik bir nefes gibi,\nAldığımız gibi de geri verilen.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik 2",
        "poet": "Husam Hasret",
        "poem": "\n\nÖmür çöker gençlik biter\nBitmez olur bu hatıra\nBana ancak bunca yeter\nAçık kalsın bir pencere\n\nArdınca yol yol gideyim\nYaş üstüne yaş ödeyim\nBu çığırdan seyredeyim\nGençliğime ara sıra\n\nDilden düşmez manileri\nÖyküleşir konuları\nGençliğimin anıları\nYazılacak son deftere\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Cevat Aydın",
        "poem": "\n\nGençlik bulunmayan bir servet,\nBoşa harcanan kıymetli bir haslet.\nYalan dünyada yalan bir nimet,\nEsen rüzgardan daha deli ve civanmert.\n\nEy genç kıymetini bil değeri çokt....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Muzaffer Arslan",
        "poem": "\n\nYiyip yutan, yol kesen, alıp götüren gençlik\nSonra âfaki nutuklarla dirildik diyen gençlik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik...",
        "poet": "Muzaffer Arslan",
        "poem": "\n\nYiyip yutan, yol kesen, alıp götüren gençlik.\nSonra âfaki nutuklarla dirildik diyen gençlik.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Ömer Ziya Soyyiğit",
        "poem": "\n\nTıpkı mayıs yağmurudur\nBizdeki bu asi gençlik\nDüşmanın ta kendisidir\nİnsanlara hain gençlik\n\nMünkir ve fuhuş emreder\nCümle güzellik bende der\nİstediği yola gider\nBelalıdır ah bu gençlik\n\nArar en çirkini bulur\nTereddütsüz aşık olur\nBir yıl geçmez pişman olur\nSahtekar mı nedir gençlik\n\nCanı azdır sabredemez\nEğri gider düz gidemez\nHaklı haksızı seçemez\nKara cahildir bu gençlik\n\nCoşkun seller gibi çağlar\nTutar ellere bel bağlar\nSonunda oturur ağlar\nÇocuk mudur nedir gençlik\n\nGezer gezer gönlü olmaz\nİçer içer bağrı yanmaz\nKüçücük derde dayanmaz\nNe tuhaf şeydir bu gençlik\n\nUyku girmiyor gözüne\nİnanılmıyor sözüne\nGüneş almıyor yüzüne\nAh ne garip şeydir gençlik\n\nVahşi olur arzuları\nAkla sığmaz bazıları\nKara bahtın yazıları\nYazılıdır sana gençlik\n\nGeldim geleli cihana\nAğlarım hep yana yana\nÖmer Ziya derler bana\nSen nerde, ben nerde gençlik\n\n13 Haziran 1958 Mezirelik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Nafi Çağlar Hacıömerli",
        "poem": "\n\nBir gençlik içiyorum yudum yudum.\nNe Zap Suyu'ndaki coşkun,\nNe de çoban pınarındaki,\nSaf ve berrak sudur içitiğim gençlik...\nNe 'madem doğdum yaşarım'\nNe de 'düşünüyorum, o halde varım' diyen,\nYüzyılının sahibidir gençlik...\nBen asit-baz karışımı,\nGençlik çözeltisi bir zehir içiyorum...\nHey babo...\nHani gençlik,\nNerde usu? \nGençlik...\nDedim de...\nİçim yandı doğrusu...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Mehmet Ayhan Günaydın",
        "poem": "\n\nGeldi, hızla geçti gençlik\nSuya misal aktı gençlik.\nBiz kıymetin bilemedik\nKıymetini bilsin gençlik\n\nHeba olmaya bu çağlar \nBoşuna geçmesin yıllar\nÖğrendiğim bir doğru var\nO doğruya çağlasınlar\n\nTek doğru bu bilsin gençlik. \nHakk’ka doğru aksın gençlik.\n\nM. Ayhan Günaydın \n     27 Nisan 2006 \n           Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Abdülkadir Selçuk",
        "poem": "\n\nSevdalanmadan mecnun olmuş leylasında\ngerçek sevdaların adı kalmış mazinin sayfalarında.\nDün unutulmuş, her şey yapmacık! \nÖzünden kopan gençlik! \nBu gidiş nereye? \n...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Abdulvahap Ateş",
        "poem": "\n\nGeçti gençlik, geçti gençlik,\n\nBir yay gibi dinçti gençlik,\nTatlı bir ilençti gençlik,\nPervasız dirençti gençlik,\nBir dikişte içti gençlik.\n\nGeçti gençlik, geçti gençlik,\n\nSonsuz bir inançtı gençlik,\nKısa bir demeçti gençlik,\nSağa sola saçtı gençlik,\nOrta yerden biçti gençlik.\n\nGeçti gençlik, geçti gençlik,\n\nTükenmez amaçtı gençlik,\nMatsız bir satrançtı gençlik,\nSonsuz saklambaçtı gençlik,\nBir kısmı utançtı gençlik.\n\nGeçti gençlik, geçti gençlik,\n\nBazen dolambaçtı gençlik,\nBazense yamaçtı gençlik,\nSırtımda kulunçtu gençlik,\nEllerimden uçtu gençlik.\n\nGeçti gençlik,geçti gençlik,\n\nVarlığa övünçtü gençlik,\nYokluğa dövünçtü gençlik,\nHer yeni gülünçtü gençlik,\nAlgısız bilinçti gençlik.\n\nGeçti gençlik,geçti gençlik,\n\nAlgısız bilinçti gençlik.\nBir dikişte içti gençlik.\nOrta yerden biçti gençlik.\nBir kısmı utançtı gençlik.\nEllerimden uçtu gençlik.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Orhan Yılmaz",
        "poem": "\n\nÇocuk gül gibi açılır! \nEn güzel ateş gibi yanar! \nGençliği sonsuza kadar diye düşünür, \nGençliği sonsuza kadar diye yaşar. \nDeli gönül anlamaz \nBu gün de güneş ne kadar güzel doğdu, \nNe kadar güzel,çabuk geçti... \nBu gün yarına kadar sürer, \nGeceye düsüp ölür. \nYarına bu günden hiçbirsey kalmaz. \nTek hatıra, hatıra.........o da  bir gün yanıp kül olur. \n\nZeynab\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Leyla Gezer",
        "poem": "\n\nGençlik çağları\nÇağlayan şelale gibi\nGüzel ve çoşkulu\nHırçın ve berrak\nSözlerle sular durgunlaşmıyor\nGençliğin bunalımı işsizlik\nÇağlayan şelale gibi gözlerinde\nHırçın çoşkusu yumruklarında\nSokaklarda gençlik\nKahveler de gençlik\nSigaralarında duman duman gençlik\nKokuyorlar işsizlik\nAy geçer, yıl geçer\nYüz iken bin olmuş\nŞu caddelerde gezen yine gençlik\nSeverler sevilirler\nİşsizlik başlarında döndüğü sürece\nBu düzenden nefret edecekler\n 1985\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Hakkı Şener",
        "poem": "\n\nYüce dağ başına yağan kar gibi\nAk düştü saçıma görmedin gençlik\nÇiçek mi kokladın nazlı yar gibi\nKaç güzele gönül vermedin gençlik\n\nHer yaylada bir güzele vuruldun\nBazan coşkun aktın bazan duruldun\nBenim diye her köşeye kuruldun\nBir türlü yerinde durmadın gençlik\n\nBülbül oldun goncalarım var dedin\nCihan bahçe olsa bana dar dedin\nBu dünyada ne yaşarsam kâr dedin\nHakikate kafa yormadın gençlik\n\nKaptırdın kendini bir kara göze\nEn sonunda seni getirdi dize\nBaharın gülleri kavuştu güze\nGün olup farkına varmadın gençlik\n\nBu Garip Hakkı'yı mahzun bıraktın\nKül gibi savurdun kor gibi yaktın\nYağmur gibi yağdın sel gibi aktın\nÇağırdım peşinden durmadın gençlik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Turgay Coşar",
        "poem": "\n\nYarına karamsar, bakıyor artık\nİstekleri hayal, umutsuz gençlik; \nParasızlık ateş, yakıyor artık.\nGece sokaklarda uykusuz gençlik; \n\nOkumak kolayda, okutmak sorun.\nOkuyanı bile yozlaşan gençlik; \nÇare silah denmiş, çekinde vurun.\nYüreği soğuyup, buzlaşan gençlik.\n\nPara,pul uğruna,evinden kaçan; \nTozpembe hayalle,yaşayan gençlik.\nDüşünce aç kalıp,hep avuç açan; \nDilenmeye bile, başlayan gençlik.\n\nHayatla çok erken. yarışa giren; \nZamanla yıpranan,tükenen gençlik.\nHakkını yiyenle, barışa giren; \nZulme sessiz kalıp, çekinen gençlik.\n\nBazen duygusaldır,aşklarla yaşar.\nOkurken durmadan,çalışır gençlik.\nYükü ağır gelir, isyanla taşar.\nİçki, sigaraya alışır gençlik.\n\nSuçu bu devirde, genç olmuş olmak.\nOndan bu kadar çok huzursuz gençlik.\nKimi bu hayattan, kopupta solmak.\nİsterken ilgiye,aç susuz gençlik,\n\nNeden çare,alkol, sigara sansın? \nZehiri kurtuluş,bilmesin gençlik.\nKötülüğe neden, hemen inansın; \nDoğrularla neden, gülmesin gençlik? \n\nGenç yaşta yorulmuş,artık her benlik.\nSuçlanmış, dışlanmış, ezilmiş gençlik.\nSamimiyeti yok, bitmiş içtenlik.\nHer dönemde, yazık üzülmüş gençlik.\n\nCoşardı çocukken, bir tatlı sözle; \nArtık o ilgiyi, bulmuyor gençlik.\nZaten kimse,bakmaz oldu o gözle; \nBu yüzden hiç,mutlu olmuyor gençlik.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Ahmet Özcankaya",
        "poem": "\n\nAdına gençlik yılı dediler\nZaman öldürmeyi eğlence bildiler\nBöylece gençlik yükselecek dediler\nFiyaskoyla sonuçlandığını gördüler\n\nBu gençlik çok şey yapar dediler\nSoysuzluğu şereflilik gördüler\nSu uyur düşman uyumaz dediler\nDepreşen yerin üzerine yığın kurdular\n\nHakkın vuruluşuna pusu kurdular\nZamanın boşa  geçmesine  çare buldular\nGençlik yılı için eğlence derdiler\nYapılanın doğru mu yanlış mı olduğunu kime sordular\n             1990 Ahmet Özcankaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Emine Güllüoğlu",
        "poem": "\n\nGençlik on altı yaşındasın\nHayatın baharındasın\nAçmamış bir goncasın\nTozpembe dünyadasın\n\nBir gün sende açacaksın \nSevgiyi tadacaksın\nYazar doğru söylemiş deyip \nBeni de anacaksın\n\nDilerim mutlu olursun\nGerçek sevgiyi bulursun\nBu ölümlü dünyada\nGençlik hep mutlu olursun\n\n \n\n\n\n.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Behçet Necatigil",
        "poem": "\n\nÇokları ilk gençliğinde\nHülyalı olur, sevdalı olur\nEkmek elden, su gölden\nEvin parası cebinde\nKarun misali olur.\n\nKaç kişi çıkar o devirde<....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Ferzan Güney",
        "poem": "\n\nGençlik baki değil diyenlere bu sözüm\nBahar da genç, yaz da, sonbahar da\nGençliğin sonu yokmuş\nSonu olan yaşam bu dünyada\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Hasan Yarıcı",
        "poem": "\n\nBaşı boşluk içinde \nÇalkalanıp durur gençlik \nZamanı hayatını \nZiyan ediyor gençlik \n\nNe sagda ne sol da fayda var \nBir çukurda çırpınmaktalar \nKararıyor hep yarınlar \nBitiyor bizim gençlik \n\nNe baba görevini yapar \nNe ana çocuğuna bakar \nSahip çıkar hep eşkiyalar\nDökülüyor ölüyor  gençlik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Ali Özkanlı",
        "poem": "\n\nKükreyen volkandır kızgın bir alev\nKızılırmak gibi coşmalı gençlik\nEnerjiyle dolu yıkılmayan dev\nKüheylanlar gibi koşmalı gençlik\n\nKardelen çiçekler taşı yarıyor\nSarmaşık derinden ruhu sarıyor\nSevdalı bülbüller güle varıyor\nGelincikler gibi açmalı gençlik\n\nMenekşe gözleri yürek yakıyor\nNilüfer dalında bize bakıyor\nBerivan sevgiyle gönle şakıyor\nManolyalar gibi kokmalı gençlik\n\nLale, sümbül, leylak ışık yayıyor\nGonca, şebboy, zambak günü sayıyor\nOrkide, begonya yâri arıyor\nÇiğdem, nergis gibi kalkmalı gençlik.\n\n20.05.2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Hamit Yakar",
        "poem": "\n\nBu dünya imtihandır, iki kapıdan ibaret\nBiri mala tapmak, diğeri Rab-ba ibadet\nNerede analar ah, nerede babalar\nGençler gusulü bilmiyor geziyor cenabet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Magic World",
        "poem": "\n\nDoğacak her güneş\nSevip sevilmek için\nBir umut ışığıysa \nBatacak Her güneş \nGençlik için\nBüyük Bir \nKayıptır\n.............................\nbeşiktaşlım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Sünbül Bulgu",
        "poem": "\n\nİşlenmiş ruhlara türlü pislikler.\nBağrı açık iliklenmez işlikler.\nBu kini topluma nasıl ektiler.\nRobottan, gençliği böyle diktiler.\n\nSaygısız amaçsız insan yığını,\nYiyip içip uzatmaktır ayağını.\nAciz, bağlayamaz ayak bağını.\nKötülüğe örmüş gençlik ağını. \n\nSöylediği ve giydiği çağdaşlık adı, \nHoşuna giderse ağzının tadı,\nHükmetmeye gelince sanırsın kadı.\nGençliğin, avare anılır adı.\n\nYaşamıyor böylece gençlik çağını.\nİlim irfan ile donatmazsa bağını.\nYanan bir mum gibi bitirir de yağını.\nKendine gel kaybetme gençlik çağını.\n\nYanarım, yanarım şu gençliğe.\nVicdanlar sus pus nerde terbiye.\nSöylenmiyor sözler kime ne diye.\nEdep, verilmesi gereken büyük hediye.\n\nAyşenur BULĞU\n01.05.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Mehmet Kaya 2",
        "poem": "\n\nGençliğim zamansızlığın elinde divane\nHer dakika ayrı bir medeniyet\nBir gençlik bir ihtiyarlık hissidir üstümde\nGerçekleri çalınmış bir gençlik üstümde\n\nHayatımız adi ve aldatıcı\nGemleri alınmış bir gençlik\nBaharını yaşar hayatın\nYalancı ve kirletilmiş duygularla\n\nZaman bazılarını haklı çıkarıyor adice\nHer lokması ağzından alınınca garibin\nYaşanım kokuşmuşluğu içinde\nGeçiyor bir ömür, ölüyor bir gençlik\n\nSevda, aşk, meşk ve gençlik\nZamanımızın çaldığı bir geçlik\nVur narkozu alnının ortasından\nİşte sona eriyor koca bir nesil.\n\n15.12.1996\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Hüseyin Göndük",
        "poem": "\n\nSeher yeli eser, gider.\nGençlik seli yıkar gider.\nÖnünde duranı alır gider.\nBüyüklerin içinden kan gider. \n\nCoşkusunda ölçü sınır yoktur.\nGençlerin beklentisi pek çoktur.\nDevletten de cevap, çözüm yoktur.\nBu gidişin dur, durağı yoktur.\n\nÜzülürsünüz, üzülürüz biz,\nBu durumda işte gençliğimiz.\nKimse duymak istemez sesimiz.\nFeda ediliyor gençliğimiz.\n\nAta Cumhuriyeti emanet etmiştir.\nBu durum Ata’yı bin kez üzmüştür.\nEmanetçiye bakın ne hallere düştü.\nYırtıcılar Cumhuriyetin başına üşüştü.\n\nGençliğin önünü açmak, gerek.\nSorunlarına kulak vermek gerek.\nBilimde, siyasette gençlik gerek.\nÇözüme bu gündem politika gerek.\n\n\t\t\t06.05.08-Mersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Hayri Mehmetoğlu",
        "poem": "\n\nBir komşum vardı çok ihtiyar\n    Genç görünce olurdu bahtiyar\n    Şuuru yerinde  adam akıllı\n    Kalmamış o eskilere takılı\n\n   Aklına gelirdi geçmişi adamın\n   Yaşadım derdi ben bu hayatı\n   Düşünmedim bir gün bile vefatı\n   Kiremiti olmasa bile odamın\n\n   Gençlik geri gelmez  bir daha\n   O yıllara biçilmez hiçbir paha\n   Çünkü gençlik bir spordur paşam\n   Güllük gülistanlık olsun size yaşam\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Zeynal Yaman",
        "poem": "\n\nGençlik, ateşi bağrında gizli bir yanardağdır\nBilseniz sinesinde ne fırtınalar vardır\nDövüşür içindeki ateşle, dövüşür dışındaki ateşle\nBir bilseniz o ne kadar cefakârdır.\n                                    Mayıs 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Mehmet Ali Demirel",
        "poem": "\n\nNedir tanrım bu gençliğin halı\nKimi zavallı kimi yaralı\nBilmem ki bu suç kime dayalı\nKimisi fakir kimi paralı\n\nKimi mideden kimi kafadan\nBumu doğru ibren ey yaradan\nGençlik geçerken berak sudan\nKimi boğuldu kimi yaralı\n\nKimi morfine kimi şaraba\nGençlik kötü yolda, haraba\nDüzen bozuk insanlık zararda\nKimi açıkta, kimi kapalı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Abbas Paksoy",
        "poem": "\n\nGençlik \nSahip olacaktık,  güzel vatan’a.\nBarış götürecektik, her bir yana.\nVuracaktık, hainlere kanana.\nHani ne oldu, şimdi, size gençlik.\n\nBu vatan’ı, size etti hediye.\nVatan’a, dökülen kanları, yu diye.\nSöz vermiştiniz, rahat uyu diye.\nHani ne oldu, şimdi size gençlik.\n\nUnuttun mu, Gençliğe Hitabeyi.\nNe diyordu, orda, eyi bil, eyi.\nEl ele verecekti, kentiyle, köyü.\nHani ne oldu, şimdi size gençlik.\n\nİmdat diyor, hain elinde, toprak.\nİmdat diyor, o topraktaki, ecdat.\nÇizilmedi, daha, bizim kanlı hat.\nHani ne oldu, şimdi size gençlik.\n\nTürk’lere önce vatan, sonra candı.\nSöyleyin, hangi köhne, kime kandı.\nSan ki, vatansız, yaşanır mı sandı.\nHani ne oldu, şimdi size gençlik.\n\nArkanı, sağlam dağa verecektin.\nDüşmanı, yurdumuzdan sürecektin.\nPaksoy’umla, birlikte gelecektin.\nHani ne oldu, şimdi size gençlik.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Mircevat Ahıskalı",
        "poem": "\n\nAziz milletimin aziz evladı,\nÇığ gibi günden gün büyüyor gençlik.\nAtadan, babadan Türk’tür Türk adı,\nTarihten bir ses var, duyuyor gençlik.\n\nVar mı bu gençliğin birde benzeri,\nMilletin varlığı, incisi, zeri,\nBulunmaz devleti, en üst eseri,\nAslan tek meydanda duruyor gençlik.\n\nBir yumruk olmuş, gelmiş bir araya,\nVurulmaz geçici kasır, saraya,\nMerhem olacaktır kalpte yaraya,\nSabırla günleri sayıyor gençlik.\n\nİlim, fen sahibi yanlış yol tutmaz,\nKimliğini, benliğini unutmaz,\nOynanan oyunu, her fendi yutmaz,\nAdını dünyaya yayıyor gençlik\n\nMilletin beynidir, çarpan yüreği,\nTutan elleridir, çelik bileği,\nBirlik beraberlik, arzu dileği,\nBirlik, birlik diye dayıyor gençlik.\n\nKaynayan kanıyla, taşan coşkuyla,\nMillet sevdasıyla, vatan aşkıyla,\nKalplerde taht kuran, gönül köşküyle,\nHak ettiği yerin alıyor gençlik.\n\nTarihten aldığı şerefle, şanla,\nHalkın hizmetinde baş ile canla\nAyak seslerinden heybeti anla,\nÇekilin, yol verin geliyor gençlik.\n\nDerdini dünyaya haykıra bilen,\nSözünü söyleyen, saydıra bilen,\nDüşmana düşman tek saldıra bilen\nHaksızlığa karşı dalıyor gençlik.\n\nBilmez şikâyeti, yok melâmeti,\nTek düşünceleri halk selameti,\nBudur yarınların hoş alameti,\nArayıp yolunu buluyor gençlik.\n\nAçar yeni çığır, yeni bir çağı,\nKaldırır üstünden örümcek ağı,\nSil kalpten gurbetin verdiği dağı,\nHer bir derde derman oluyor gençlik.\n\nUnuttur millete kederi, derdi,\nToplum bir bedendir sende bir ferdi,\nAyrılık bizlere söyle ne verdi? \nSoruyor bizlere, soruyor gençlik\n\nKartalı benzetme karakargaya,\nHer biri bir dağdır, aşılmaz kaya \nGönülden bağlıdır hey Ahıska’ya,\nNe mücadeleler veriyor gençlik.\n\nGeliyor bu gençlik şafakla, tanla,\nBüyük bir imanla, coşkulu kanla,\nEngel olamazsın hiçbir kalkanla,\nNamertlere korku salıyor gençlik.\n\nGelecek sizindir, size emanet,\nSende bu irade, sende metanet,\nVatan diyen kalpte olmaz ihanet,\nİmanla dünyayı sallıyor gençlik.\n\nYaşasın sulh diyor, dünya barışı,\nBir yarış düzenler, sevgi yarışı,\nDünya barış olsun her bir karışı,\nBarış sevgileri yolluyor gençlik.\n\nGençlik güzelliktir, yoktur emsali,\nGüç ile kuvvetin kudret timsali,\nDinmeyen coşkulu deniz misali,\nGeçmişten yarına kalıyor gençlik.\n\nGençlik aydınlıktır, zulmü boğacak,\nGençlik nurdur, tüm dünyaya yağacak,\nGüneş gibi anayurda doğacak,\nZulmete meşale tutuyor gençlik.\n\nÖten bülbülüdür, açan gülleri,\nŞeker, şerbet, bal dökülen dilleri,\nYurdun her köşesi, her bir elleri,\nŞenliği kutluyor, kutluyor gençlik.\n\nAhıskalı yine dolusun niçin? \nİçine sığmıyor ruhun, sevincin,\nBu senin gençliğin, bu senin gencin,\nÇağdan yeniçağa atlıyor gençlik.\n\nKadrini biliniz güzeldir hayat,\nBazen her soruya verilmez cevap,\nSize mutluluklar diler Mircevat,\nHayır dua ile mutlu yol gençlik.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Recai Gören",
        "poem": "\n\nDerman bitti, eski gücünde değil...\nAyaklar sürünür  yerden yere...\nTaşıyamıyorum artık bedenimi...\nAh ulan gençlik, nerden nereye...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Mehmet Cengiz 2",
        "poem": "\n\nSevgililer  Güllere bak\nSahiplen olsun saltanat\nYavaş yavaş olur ancak\nokumasan yerinde barak\n\nDün bu günü tutmaz\nGençligin güzel gül avaz\nBiraz tatlı biraz avaz\nAileni sevmesen olursun avaz\n\nEvinzin rengi sarı\nBabası esmer anası arı\nNe olursan ol gül barı\nGeleceğe sevgisi ol sarı\n\nYazan:Memet CENGİZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "* Gençlik *",
        "poet": "Ahmet Berat Ünal",
        "poem": "\n\nGençliğine güvenme! Ömür sade bir gündür; \nZaman çabucak akar, gençliğin geçen dündür.\nİçindeki  bu  günü, iyi  kullan  sev  yaşa\nGüz rüzgârın eser, kırağı  yağdırır başa..\n\n19 Ocak 2009\nNoter n. 3616\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Hatice Ermiş",
        "poem": "\n\nHayatı toz pembe görmeye daldın\nHayal ikliminde yıllarca kaldın.\nBu hep böyle mi gidecek sandın? \nNeredesin gençlik nerede kaldın? ..\n\nSigara efkar dağıtır derdin\nBugünlere bu fikirle geldin,\nAylarca yıllarca bitmedi derdin\nNeredesin gençlik nerede kaldın? \n\nGündüzün geceye yenildi kaçtı\nGözlerin bakarken nefretler saçtı\nSerseri sokaklar başına taçtı\nNeredesin gençlik nerede kaldın? \n\nKırdığın kalem ilhama doydu\nGördüğün duyduğun demekki buydu\nBilirsin bu acı,pek fazla koydu\nNeredesin gençlik nerede kaldın? \n\n       11 kasım 2002\n          pazartesi 08:45\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik aşkı",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nİnsan bir gün biter sanır \nYaşar ölmez gençlik aşkı \nBir ömür kalp onu tanır \nYaşar ölmez gençlik aşkı \n\nİlk gün gibi taze durur \nİnsanı can evden vurur \nGözden akar akar kurur \nYaşar ölmez gençlik aşkı \n\nHiçbir zaman dünde kalmaz \nHasretini dünya almaz \nKalple ayrı telden çalmaz \nYaşar ölmez gençlik aşkı \n\nUnutulmaz o bir adı \nSarar geçer kalbi yadı \nBaşkadır aşk bade tadı \nÖlsen bitmez gençlik aşkı \n\nYıllar geçse kalp de bitmez \nYaşadıkça baştan gitmez \nHiçbir şeyle hissi yitmez \nÖlsen bitmez gençlik aşkı \n\nGençlik gülün elde solsa \nSaçlarına aklar dolsa \nGittiğin yer ahret olsa \nKalp de ölmez gençlik aşkı \nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Fayık Demir",
        "poem": "\n\nEy aczin yamaçlarında tulu eden \nbaşıboş sergerdan avare\nçeşit çeşit zevklerine meftun olunan gençlik\n\nİşte ötede değil bir soluk içerde\nsoluk soluğa vede dalga dalga\ngidip gelip çarpıyorsun leyale pervasızca\n\nİndinde kaynamadı bir murat\nhepi mahmur hepi bizar hepi firari efkar\nöylece kaynadın durdun ekseninde\n\nEy zamanı tınlamayan \nonyedisinde onsekizinde çılgın taylar misali\nbir o yana bir bu yana savrulup giden gençlik\n\nAnlamak zordu seni zaman gemsizdi elinde\ndizginsiz akıp gidiyordu yıllar meçhullerde\nuykular derindi ve illetler dipsizdi\n\nParantezler kapanıyordu sayısız ardısıra\ngülüşler yitip gidiyordu ağlayışların çemberinde\nzansızca ayılıyordu buğulu sisler kendi dergahında\n\nFakat geceydi ve zifir sarhoştu hayat\nacımasız ve de dokunuşsuz soluyordu renkler\nah aşkınla derpey sarhoş olunan gençlik\nne çare ki sende yitip gittin yıllar sonra\n\n                 16.11.09\n                 ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genclik Akti Gecti",
        "poet": "Sair Tahsin Seherli",
        "poem": "\n\nYolda Yürürken Yürümezde Kosardim\nYürümek ne Kostukca da Cosardim\nSimdi Dizlerimde  Derman  Kesildi\nSeherde Yildiz  Gibi  Kaydi  Gecti\n--\nGüzelmis Genclik Kiymetini bilemedim\nGelip Gececegini Hic Düsünmedim\nAnlayamadim Rüzgar gibi esti Gecti\nSeherde Bir Yildiz  Misali Akti Gecti\n--\nAha Bu Aha Yarin Eldedir Baston\nBunlar Ne  Sitemdir  Nede Destan\nGercekleri  Göremedimki   Bastan\nSeher Vakti Bir Yildiz Gibi Akti Gecti\n---\nAtamin Söyledikleri Kulagima Girmedi\nGenclere Olsun Benim Sözlerim küpe\nBen Anlayana Kadar iste Geldi Gecti\nSeher Vakti Bir  Yildiz gibi Akti   Gecti\n-\nBu az zamanda Beni Ne Dertlere Atti\nGurbetten Gurbete Beni Hep satti\nBazen Hancer Oldu Yüregime Saplandi\nYazda Yanan Orman gibi yakti gecti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Benzer.......",
        "poet": "İbrahim Halil Demir",
        "poem": "\n\nGençlik benzer bahar mevsimine,\nNadide duygular gizlenir ismine.\nYaşanırken gençliğin deli dolu yılları,\nAnılar işlenir mahirce hayat büstüne.\n\nGençlik benzer ayaz gecelerdeki dolunaya,\nUmutlar emanet edilir henüz uçan sunaya.\nİlk göz ağrısı, aşk ve şevkle davet edilir,\nSevdanın aşk harcıyla inşa edilen binaya.\n\nGençlik benzer,seherlerde gün doğuşuna,\nYiğitler çıkar sevda arenasında aşkın dövüşüne.\nİşin kolayına kaçmadan sevip, sevilenler,\nSevdalarını,aşklarını anlatırlar koğuş duvarlarına.\n\nGençlik benzer,yedi veren Muhammedi güllere\nSevdiği uğruna girer ister istemez züllere. \nŞatır bir güvercin misali uçacağını düşünemez,\nNedametlerin anlatır, gönül mangalındaki küllere.\n01/Kasım/2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik  aşkım",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGençlik  aşkım\n\nNazara geldik biz nazara\nDaha yolumuz vardı mezara\nBu vahşi ayrılık  da nereden çıktı\n\nÇok kavi atmıştık kahraman temellerimizi\nSıkı sıkı tutmuştuk ellerimizi\nAllah işitiyordu gümüş dileklerimizi\nDaha kucağa almadan meleklerimizi \nBu ayrılık  da nereden çıktı\n\nBen hiç yaşamadım ki sensiz,güneşsiz\nYaşanılır mı ki sensiz,\nSensiz ölünür ancak\nBir çiçek mezar dua dua derinleşiyor\nSen ilk ve son sevilen kadındın \nBu ayrılık  da nereden çıktı\n\nBen seni nasıl sevmiştim bir bilsen\nSen benim kır çiçeğimdin\nŞu hain hayatta bıraktın yetim ellerimi\nŞu hain hayatta niçin bıraktın çiçek ellerimi\nEllerin yoktu bilmecem için\nGözlerin yoktu gecem için\nYaşadığım o yıllara lanet olsun \n\nGelme gelme  görme halimi\nSorma sorma sorma halimi\nEski halimle kalayım hayalinde\nBir mezar kaz öleyim hayalinde\nGelme gelme  görme halimi\nBilme bilme bilme  acı haritamı\n\nGül gül değil bana\nYol yol değil bana şimdi\nBu vahşi ayrılık  da nereden çıktı\nBir yol karanlık ormana koşarak giriyor\n\nAklım yaralandı\nKalbim kırık\nNe vahşiymiş ayrılık...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik (Beyit)",
        "poet": "Gülhan Özkara",
        "poem": "\n\nGençlik bu cihânın dizgini, eğeri, atıdır\nAllah'ın verdiği kadar hükümdarlığı, dârâtıdır\n2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Bitmez Sanırdım",
        "poet": "Fırat Aydil",
        "poem": "\n\nGençlik, gençlik\nBitmez sandığım o gençlik\nNasıl geçti yıllar\nSaçlarıma düştü aklar\n\nKantinden aldım sucuklu bir tost\nAradım; ama bulamadım bir dost\nSeremeden şu dünyaya post\nGöçüp gideceğiz yıldızlara ey dost\n\nGençlik, gençlik\nFotoğraflarda solmuş gençlik\nNasıl geçti yıllar\nGözümün altında oluştu halkalar\n\nBitmez derdim bitti gençlik\nNe yaparsın hayat bu\nGençlik tek içimlikmiş meğer\nSanki bir bardak su\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Bir Hastalıktır 3",
        "poet": "Hasan Zeki",
        "poem": "\n\nBir gençlik masalını dolamışsın diline\nŞaşıyorum bey’fendi senin şaşkın haline\n\nOturursun ‘ah gençlik’, kalkarsın ‘eyvah gençlik’\nKala kala dilinde kalmış sadece dinçlik\n\nSanki sen her şeyini gençliğinde kazandın\nHalbuki herkes bilir, gençliği harcayandın\n\nKimlere sarılmadın ondan kurtulmak için\nNelerden vaz geçmedin yetişkin olmak için \n\nNice denizler geçtin, aşılmaz dağlar aştın\nŞimşekler elindeydi, rüzgarla arkadaştın\n\nHerkes sana gıptayla bakarken sen dertliydin\nHer deli gömleğini çaresiz hep sen giydin\n\nUnuttun mu yıllarca kıvranıp durduğunu\nÇare diye gönlüne kelepçe vurduğunu\n\nHani derler ya zaman her derdin ilacıdır\nAma her ilaç gibi zaman da çok acıdır\n\nYıllardır tadıyorsun acıya doymadın mı \nŞu gençlik masalını kenara koymadın mı\n\nBey’fendi şu gerçeği hiç değilse sen anla\nGençlik bir hastalıktı, geçti gitti zamanla \n\nTemmuz’2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik birlik olur ise",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\n1974\nGENÇLİK BİRLİK OLUR İSE\n\nBirlik ile doğar kuvvet\nGençlik birlik olur ise\nDağ dayanmaz olur elbet\nGençlik birlik olur ise\n\nGence genç demek yaraşır\nGöksünde Atatürk taşır\nHarpte cesurca savaşır\nGençlik birlik olur ise\n\nBirlikle Her iş olacaktır\nDerde derman gelecektir\nSokaklar Atatürk dolacaktır\nGençlik birlik olur ise\n\nBirlikle kuvvet doğacak\nBaşımıza devlet konacak\nHainler deliye dönecek\nGençlik birlik olur ise\n\nBirliğe yetemez güç\nBu vatanda olamaz aç\nBize olur herkes muhtaç\nGençlik birlik olur ise\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Böyledir İşte",
        "poet": "Cahit Sıtkı Tarancı",
        "poem": "\n\nİçimi titreten bir sestir her gün.\nSaat her çalışında tekrar eder: \n'Ne yaptın tarlanı, nerede hasadın?\nElin boş mu gireceksin geceye?\nBir düşünsen yarıyı bul....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Bitti",
        "poet": "Kazım Karagöz",
        "poem": "\n\nGençlik bitti o artık doğmayacak bir güneş,\nBundan sonrası lazım güneşe benzer bir eş...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Çağı",
        "poet": "Metin Cengiz",
        "poem": "\n\nnon nova, sed nove\n\nbir zaman gelecek anılmayacak yol eri\nkitaplarda yazılı büyük sır yayılacak\nsokaklarda, çalgıcı tınlatacak kadehini\nselamlar toplayacak şiirden şair, aynaya\ntertemiz yüreklerdeki gür görüntü düşecek\nyepyeni fırtınalarla yeniden lavlayacak\nkanını, bu gençlik çağı olacak şairin\n\no gün sabah rüzgârı dolarken şehirlere\nçocuklar çalgılar çalacak notasız, dağınık\nsaçlı bu arya, armağan olacak tanrıya\nben, gençlik çağımdaki şair, bir sigara\nyakacağım, bütün kavimler kendini göçecek\nson kez bahar olacak, dostlar behçesinde\nilk ışıkları yanacak varlık simyasının\nbu imgenin de mahşer anlamı, çocukların\natlaması olacak şarkılardan uçurtmalara\n\nben, gençlik çağımdaki şair, toprağa\nkupamdaki şarabı serpeceğim, göğün\nve şiirin bereketini sunmak için halklara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Bir Kitaptı",
        "poet": "Ömer Hayyam",
        "poem": "\n\nGençlik bir kitaptı, okuduk bitti;\nCanım bahar geçti çoktan, kış şimdi.\nHani sevincin, o cıvıl cıvıl kuş?\nNasıl, ne zaman geldi, nasıl gitti?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Çağım",
        "poet": "Doğan Ümit Aksel",
        "poem": "\n\nGeçti artık gençlik çağım\nGelsen de bir gelmesen de\nGönül bahçem viran oldu\nSevsen de bir sevmesen de\n\nÇok severdim ellerini\nVersen de bir vermesen de\nEsiriyim gözlerinin\nGülsen de bir gülmesen de\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Bitti",
        "poet": "Malik Çekmegil",
        "poem": "\n\nGençlik bitti! Bilmiyorum, kaç kez girdi şeytan kanıma.\nArtık şimdi, taşlar gibi pişmanlıklarım düşüyor başıma!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik çağım",
        "poet": "Mehmet Doğan 2",
        "poem": "\n\nSeni sevmek öyle hoştur\nBu sevginin sonu boştur\nYıllarca peşinden koştur\nGeçti benim gençlik çağım\n\nSattın beni beş pula\nKöle ettin bir kula\nSaçı başı yula yula\nGeçti benim gençlik çağım\n\nSeni ben gönülden sevdim\nTertemiz kalbimi verdim\nÇaresiz dir beni derdim\nGeçti benim gençlik çağım\n\nKimse benim gibi düşmesin\nAşkın ateşi ile pişmesin\nBoş hayal ile gülmesin\nGeçti benim gençlik çağım\n\nSeverim bedduha etmen\nNefret edip kin gütmem\nOndan gayrı sını sevmem\nGeçti benim gençlik çağım\n\nOnun sözlerine kanarım\nAşkı ile tutuşup yanarım\nBir gün dönecek sanarım\nGeçti benim gençlik çağım\n\nDOĞAN' i söyleme boşa\nGeldin bir defa tuşa\nVurdum başımı taştan taşa\nGeçti benim gençlik çağım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik çağımda",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nMevsimler boyunca kor gibi yandık\nCananın biriyle gençlik çağımda\nUykunun içinde ismimiz andık\nCananın biriyle gençlik çağımda\n\nŞarkılar okuyup çalıyor idik\nMazinin içinde kalıyor idik\nResimde düş de yer alıyor idik\nCananın biriyle gençlik çağımda\n\nTospembe hayale başlayıp bittik\nÇok güzel günleri yaşayıp yittik\nAğaçlara adlar kazıyıp gittik\nCananın biriyle gençlik çağımda\n\nPapatya falları denen bakardık\nHasret anı seli bizde akardık\nMektuplar yazıp bir ucun yakardık\nCananın biriyle gençlik çağımda\n\nDönmüştük bedenler denen de cane\nDamarın içinde dolaşan kane\nOlmuştuk sağır kör dil lal divane\nCananın biriyle gençlik çağımda\n\nHala o cananla dolup taşarım\nAdıyla düşüyle uyku aşarım\nEn kara sevdayı gider yaşarım\nCananın biriyle gençlik çağımda\nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Çağları",
        "poet": "Levent Bilgi",
        "poem": "\n\nAktı yine gençlik çağları\nSende denersin bu yolları\nSende süslenir sürünürsün alları\nBaharda gelir çiçeklenir dalları\n\nYıllarda silemedi aşk dolu günleri\nHayallerimizi birleştirdi sevginin kolları\nAşkımız için mi bal yapardı arı\nNe olmuş yağmıyor umut karı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Çağında…®",
        "poet": "Hasan Kocamanoğlu",
        "poem": "\n\nGençlik çağında insan çalışır çabalar bilmez, \nSevdiğini sanır da, tuttuğunu kolay silmez\nOkusa doğruyu bulur, helâlı haramı bilir…\nHatası sevaptan çoksa, kolayca yüzü gülmez…\n…\nAnt-080611\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik çağımda!",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\n“Sen vardın gönül bağımda! ”\n\nGönlüm o acıyı, tattı hüzünden\nBıraktın yalnızlık, dağında beni\nSüzüldü gözyaşım, aktı gözümden\nYıkmıştın o gençlik, çağımda beni\n\nHor gördü yüreğin, sevmedi neden\nDönmezmiş bırakıp, çekip de giden\nTutuştu kavruldu, kül oldu beden\nYakmıştın o gençlik, çağında beni\n\nGece düşlerimde, gündüz hayelde\nGölgeni arardım, baktığım yerde\nGönlümü alıp da bin türle derde\nKatmıştın o gençlik, çağımda beni\n\nBir çocuk gibi sen, beni ağlatıp\nBiçare gönlümü, yakıp dağlatıp\nKalbinden bir ömür, boyu fırlatıp\nAtmıştın o gençlik, çağımda beni\n\nOkyanusta kaldım, kırık sal gibi\nKırıldı umudum, benim dal gibi\nSense beni eşya, tıpkı mal gibi\nSatmıştın o gençlik, çağımda beni\nYakmıştın o gençlik, çağında beni\n\nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Çağları",
        "poet": "Adem Uysal",
        "poem": "\n\nMutlaka herkese haberci gelir,\nAra sıra küçük sinyaller verir.\nArif olan anlar bilenler bilir,\nBöyle uçup gider gençlik yılları.\n\nO siyah saçlara beyazlar dolar,\nGül gibi benizler sararıp solar.\nİnsan yaşlandıkça efkara dalar,\nBöyle geçip gider gençlik çağları.\n\nZamanla kafada saçlar dökülür,\nKulak duymaz olur, dişler sökülür.\nO endam yok olur, beller bükülür,\nÇabuk gelip geçer gençlik yılları.\n\nAh ile vah ile ömürler geçer,\nGenç yaşlı demeden Azrail biçer.\nVakti gelen insan, ansızın göçer,\nBöyle geçip gider gençlik çağları.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Çağları.",
        "poet": "Hakan Tatlı",
        "poem": "\n\nMavi ve yeşile sevdalı gönlüm,\nAdını koymadığım hüzün bağları,\nSerseri kurşun gibi hızlı öfkeli,\nNasılda geçiverdi gençlik çağları.\n\nSeninle tanışınca güldü kaderim,\nFarkında olmadan ördü ağları,\nYalnızdım bir seni gördü yüreğim,\nBir çırpıda geçti gençlik çağları.\n\nKardelen gibi göğe çıkarcasına,\nDalganın sahile vururcasına,\nKalbinin köz gibi yanarcasına,\nAvucumdan akıverdi gençlik çağları.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Çağları",
        "poet": "Abdullah Yaşar Erdoğan",
        "poem": "\n\nNeydi o gençlik yılları,\nAşmıştık nice dağları,\nDolaşmıştık bütün bağları,\nUnutulmaz gençlik çağları.\n\nGelin geliyor diye,\nÇanak, çömlek kırardık.\nDamat geliyor diye,\nİğneyi cımbızı hazırlardık.\n\nDüğünlerde halay kurardık,\nGece yüzük kimde oynardık,\nBu düzen bitmez sanırdık.\nUnutulmaz gençlik çağları.\n\nKöy gençliği, bir başka olur.\nGeceleri hep sokakta  durur.\nGündüzleri harman savurur,\nUnutulmaz gençlik çağları.\n\nArkadaşlık, kardeşliktir,\nKardeşlik ciğer pareliktir. \nSermayesi yürekliliktir. \nUnutulmaz gençlik çağları.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik çağlarım",
        "poet": "Zeki Çalar",
        "poem": "\n\nSararmış resimler hatıralarım,\nO güzel günleri şimdi ararım.\nYanımdan ne çabuk geçip gittiniz,\nEy güzel yıllarım, gençlik çağlarım.\n\nÇocukken bahtiyar ettiniz beni,\nŞimdi bir ihtiyar ettiniz beni.\nNereye bırakıp gittiniz beni? \nEy güzel yıllarım, gençlik çağlarım.\n\nHayatın yükünü taşıyamadım,\nDertlerden başımı kaşıyamadım.\nSizi doya doya yaşayamadım,\nEy güzel yıllarım, gençlik çağlarım.\n\nYarını düşündüm, hayaller kurdum,\nUmutlar peşinde koşturup durdum.\nYeniden yaşasam mutlu olurdum,\nEy güzel yıllarım, gençlik çağlarım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Çağlarım",
        "poet": "Tufan Kopuzoğlu",
        "poem": "\n\nBir zamanlar koşarken oyuna sevdalı,\nAnlamadım yıllar geçti, dediler delikanlı,\nYaşadım o günleri,  gördüm aşklar sıralı,\nÜzgünüm, geçti artık gençlik çağları.\n\nHer insanın buymuş başına gelen,\nGeldi başıma, soramam ki neden,\nYıllar yordu, dayanmaz yıprandı beden,\nYorgunum, bitti artık gençlik çağları.\n\nKeşke dönebilsem o güzel günlere,\nİmkansız, ancak tebessüm ederim dünlere,\nŞiirlerim hediye oldu sevdalı gönüllere,\nBitkinim, tükendi artık gençlik çağları.\n\nEfkarım büyük, sığmaz oldu içime,\nAnılar unutulmaz, takılır inan peşime,\nVicdansızsın hayat kulak ver sesime,\nÖzlerim, gelmez artık gençlik çağları.\n\nKime sorsam diyor, hayat çok kısa,\nBozulmaz Yüce Allah ın koyduğu yasa,\nZengin olsam, para dolsa da kasa,\nAlamam, dönmez asla gençlik çağları.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Cahillikmiş...",
        "poet": "Ali Efeoğlu",
        "poem": "\n\nUfuklar pembeydi,gerçekler gizli\nGençlik denen şey,koca bir cahillikmiş\nGözünün önündeki olayları\nGörmeden,anlamadan hayat sürmekmiş\n\nBizde de gençlik vardı,akıl iki karış havada\nAlayına isyan deyip bakardık dünyaya\nSonra boyalı bir kalem geçti pembelerin üzerinden\nKara,kapkara bir renk çıktı ortaya\n\nGerçekte,en büyük eğitici,öğretmenmiş zaman\nBize de çok çok şeyleri usanmadı öğretti\nKoskoca bir cahillikmiş gençlik denen şey\nHatalar,hatalar,Ömür bu güne geldi! \n\nAli Efeoğlu\n23.Mayıs.2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Dediğin",
        "poet": "Zeki Akdoğan",
        "poem": "\n\nGençlik dediğin nedir ki? \nHırçın akan sel, kasıp kavuran fırtına\nKim kıymetini bilir ki? \nRüyaya benzer daima.\n\nGençlik dediğin nedir ki? \nHayat tozpembe, gül gülistan\nKim kıymetini bilir ki? \nMaziye bakınca anlar insan\n\nGüller solar gül bahçende\nKan çekilir içeri,renk kalmaz tende\nUyku nedir bilmezsin gecende\nGençlik dediğin nedir ki? \n\nArtık yabancıdır sana aynalar\nSeni,sana anlatır saçında aklar\nYaşlı bedenin ne sırlar saklar\nGençlik dediğin nedir ki?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Dönemi",
        "poet": "Mahmut Kılıçoğlu",
        "poem": "\n\nGençlik dönemi, ömrün pusulasıdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik deli bir rüzgar gibidir gelir geçer",
        "poet": "Cemal Borandağ",
        "poem": "\n\nAh(benim)  gençlik günlerim\nAh(benim)  deli günlerim\nŞiirdir benim aşkım\nGençlik hastalığım\n\nAh vurdum duymaz günlerim\nKafamda kavak yelleri esen\nSarhoşum,\nHalsizim\nKızgınım\nAklı iki karış havada\nŞarhoş günlerim.\n\nVarmı diğeceğin\nDeli bile korkarmış şarhoştan\nYan bakan adam\n\nGerip garip gülen adam\nSeninde böyle olmadımı? \nİnsanlık hallerin\nDeli dol günlerin\nGençlik dediğin\nGelir geçer.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Dünyası",
        "poet": "Cüneyt Yücel ",
        "poem": "\n\nGençlik Dünyası\n\nGençlerin dünyası\nSanal alemin sevdası\nBu sitede başlıyor \nHerkesin rüyası.\n\n\nSeviyeli arkadaşım\nYaşlısı genci herkesin\nBu forumlara yazalım\nGüzel bir  paylaşım.\n\n\nAblam, kardeşim abim\nSevgiye tohum ekelim\nHep beraber el ele\nGençlik dünyasına gidelim....\n\n\n05/03/2006    19; 15 \ngencadam....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Elden Giderken  ",
        "poet": "Mehmet Yunus Aytek 2",
        "poem": "\n\nGençlik bir kitaptı okuduk bitti\nCanım bahar çoktan geçti kış şimdi\nHani sevincin o cıvıl cıvıl kuş gibiydi\nNe zaman geldi, nasıl çekip gitti\n\nHer gün biri çıkar ben ben demeye\nMal-mülkü ve şöhretiyle övünmeye\nTam işler dilediğimiz düzene girerken\nEcel çıkıverir pusudan benim ben diye \n\n02 Aralık 2013\nPazartesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik değilde ne?",
        "poet": "Nurcan Göksel",
        "poem": "\n\nGarip sımsıcak bir kan yürüyor damarlarında\nzaman bir lastik top sıçrıyor ileriye…\nBir günün bir gününe uymuyor,\nduyarsın uykunda bile sevgilerin uyanışını\nhayatın en güzel baharlarında…\n\nAlevlenir masmavi gökyüzü bile\nher uyanış, her sabah gibi\nkıpkırmızı bir diriliştir,\nSaat yürür, aşk gider biteviye..\n\nYarın mı? Oda ne? \n An bu andır! Ötesi yok! \nBitmez sımsıcak şarkılar\nher telden sendedir şimdi sözleri\nyerleşiverir yüreğine\nsöyler durur, doldurur geceleri…\n\nGarip bir kan yürür  damarlarına\niçine sığmaz yaşadıkların,\nSaat yürür, aşk sürer ölesiye.\nBu heyecan, bu hesapsız gün sürümü niye? \nHesap yok! Endişe yok! \nGün bu gündür diyerek yaşadığın günler\ngençlik değil de ne?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Gidiyor",
        "poet": "Osman Erdoğmuş",
        "poem": "\n\nGENÇLİK GİDİYOR\n\n \n\n\tSusuyor dilimiz haksızlıklara,\n\tGözlerim kapalı, arsızlıklara,\n\tMübah gördüğümüz hırsızlıklara,\n\tDur diyelim dostlar, gençlik gidiyor.\n\n\tEllerinden tutmak, boyun borcumuz,\n\tOnlar binadaki ümit harcımız,\n\tYarınlara muştu, doğum sancımız,\n\tEl verelim dostlar, gençlik gidiyor.\n\n\tSevgiyle örelim yarınlarını,\n\tHelal dolduralım karınlarını,\n\tTebessümle çözüp sorunlarını,\n\tGül ekelim dostlar, gençlik gidiyor.\n\n\tİlim ile irfan şiarı olsun,\n\tKalpleri ahlakla, imanla dolsun,\n\tMuhabbet eksin de, merhamet bulsun,\n\tYol olalım dostlar, gençlik gidiyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Giderken",
        "poet": "Erdal Özkan",
        "poem": "\n\nNe feryat dinliyor, nede bir aman\nHiç bir şey getirmez geçen günleri\nYılları su gibi içiyor zaman\nÇaresiz soluyor gençlik gülleri\n\nZaman acımasız bizi bekliyor\nSaçlara her gün aklar ekliyor\nBacaklar yorgun, eller titriyor\nGözler dolaşıyor artık yolları\n\nSilinmez yılların acı izleri\nYüzüne yerleşen o çizgileri\nHarcadı işte zaman bizleri\nGetirmek mümkünmü geçen yılları\n\nÇocuksu hevesler geçmişte anı\nSöner gönüldeki gençlik heyecanı\nKuş gibi tutarken kafeste canı\nAzrail dinlemez asla kulları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik de Geldi Geçti",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nGençlik de geldi geçti, yemyeşil bahar gibi,\nAğarmakta saç, sakal; ince yağan kar gibi,\nTakılır bir noktaya, dalar bazen gözlerim,\nYitip gitmiş yılları, yeniden arar gibi.\n\n4 Nisan 2005 – Pazartesi / İZMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Güneşi Isıtır İnsanı",
        "poet": "Turgut Çakır",
        "poem": "\n\n1\nGüneş ısıtır\nAy ışıtır\nGençlik güneşi ısıtır insanı\nYağmur ıslatır\nYel estirir\nBahar gevşetir\nGençlik güneşi ısıtır insanı\n\n2\n\nEvimiz şenlenir\nDomur gözler sevdalanır\nÇoluk çocuk aklanır\nGençlik güneşi ısıtır insanı\n\n3\n\nİyiler sevilir\nGüzeller beğenilir\nSöğüt dalında durulur\nGençlik güneşi ısıtır insanı\n\n4\n\nİnsan\nSevgi\nToprağın yüreğinde açılan güller\nÇiğdemler\nSümbüller\nDalların özünde\nÇağın güzelliğinde gezinen yıldızlar\nGüneşi gönlünce içen baharlar\nGençlik güneşi ısıtır insanı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik elden gitmeden-sahip çıkın onlara Eğer dikkat etmezsek-kalplerde açar yara",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nOnlar çok büyük nimet-bilmeli önemini\nOrtadan kaldırmalı-hem acı hem de kini\nYediden yetmişe dek-verilmezse bu emek\nHepten perişan olur-kaybolur bir çok yürek\nGençlik elden gitmeden-sahip çıkın onlara\nEğer dikkat etmezsek-kalplerde açar yara\nSorumluluk sahibi-kişi birey ile fert\nBu sesi duymalıdır-ortadan kalkmalı dert\nGelecek emanettir-Atamızdan gençliğe\nKültürlü olmalıdır-davet edin dinçliğe\nGençlik elden gitmeden-sahip çıkın onlara\nEğer dikkat etmezsek-kalplerde açar yara\nKontrol etmek gerekir-gittikleri yerleri\nSevgiye kavuşturun-solan biten erleri\nKahve ve birahane-diskotek kafeterya\nZehir solumasınlar-sakın kalmasın yaya\nGençlik elden gitmeden-sahip çıkın onlara\nEğer dikkat etmezsek-kalplerde açar yara\nSigara bira alkol-hele uyuşturucu\nYurdu tamamen sardı-görün yakıyor ucu\nOkul ile yolları-durakta her köşeyi\nAramamız gerekir-hem akıllı hem iyi\nGençlik elden gitmeden-sahip çıkın onlara\nEğer dikkat etmezsek-kalplerde açar yara\nKöy belde ilçelerde-mısır  pirinç ve buğday \nArasına ekilir-arayarak daim say\nAsker ve polislere-vermeliyiz desteği\nGöstermemek gerekir-o canlara kösteği\nGençlik elden gitmeden-sahip çıkın onlara\nEğer dikkat etmezsek-kalplerde açar yara\n8 10 yaşlarında-bak-o bali koklayanlar\nHepsi çocuklarımız-biten giden şu canlar\nHerkese büyük görev-düşmektedir biliniz\nÇağırdıkları zaman-ön saflara geliniz\nGençlik elden gitmeden-sahip çıkın onlara\nEğer dikkat etmezsek-kalplerde açar yara\nGençler gidecekseler-yürüyüş koşu yolu\nOralara gitmeli-uzatmalıyız kolu\nKitap okumalıdır-canları yönlendirin\nHasan Sancak söylüyor-gençlere önem verin\nGençlik elden gitmeden-sahip çıkın onlara\nEğer dikkat etmezsek-kalplerde açar yara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Gitti Gördün Mu",
        "poet": "Cuma Soylu",
        "poem": "\n\nGENÇLİK GİTTİ GÖRDÜN MU\n************************************\nGençlik yalvarıyorum geri dön\nGitti fireni patlamış kamyon gibi\nİnsafsız felek takoz bile atmadı\nGitti fireni patlamış kamyon gibi\n************************************\nFabrikası kapanmış yok parçası\nNe yakası belli oldu nede paçası\nDünya yükü ağır yüklü faturası\nGitti fireni patlamış kamyon gibi\n************************************\nZevkini sürmedim nede devranı\nZamansız geldi geçti o kervanı\nNe padişahı tanıdı nede sultanı\nGitti fireni patlamış kamyon gibi\n************************************\nSoylu bozuk düzen  ayak uymaz\nBalatalar sıyırmış debriyaj ayırmaz\nMezarın olmasın kazan bulunmaz\nGitti fireni patlamış kamyon gibi \n************************************\nHalk Şairi Cuma Soylu.22.12.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Günlerimden Hiç Söz Etmeyeceğim Sana.",
        "poet": "Mine Özdemirtaş",
        "poem": "\n\nAsıl yaşanası şeyler sanki neden gecikirler? \nSöküp atasım geliyor yılları yüreğimden.\n------------------------------------------\n\nIsrar etme..... Gençlik yıllarımdan hiç söz etmeyeceğim sana.\nZaten ben de.... hepsini; /Unuttum gitti.\nYoooo..... yanlış anlama. O Günler çok güzeldi.Ama,\nSen yoktun yanımda./ eksikliydim işte. /Anlasana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gençlik Hırsızı",
        "poet": "Cuma Ekinci",
        "poem": "\n\nBir sevgidir bu eşi benzeri yok\nDünyada sanki, yardan başkası yok\nO olmaz ise hayatta yok, canda yok\nGerçekten uzakta hayaller var, mantık yok\n\nBirde bakmışşın, yarin nerede\nUğrunda ölmadimi, aklın nerede\nYıllar geçti gitti, gençlik nerede\nÇok fazla arama, gençlik hırsızında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Kokuları",
        "poet": "Hans Magnus Enzensberger",
        "poem": "\n\nısırgan bir yataktır gece\npembedir sanki çıtırdar ellerin\nah nasıl da gülerdi boynuma kenetlenip de\nyaktı kavurdu gözü açılmadık yüreği cin\nalevdir dolup taşan teknemin fora yelkenlerine\n\nkayalıklar kirecinde tatlı kıyının\ndiş izleri tuzdaki, denizin yakıcıları\ngöster bana n'olur nerde kırık ayağın\nkaranlık gözlerinde kâfuru kokuları\nkana batmış sürüklenmede bir ağıt yorgun argın\n\ney hınç, anarak sağırların birbirini bildiği\nkoyver gitsin şu son saatlarımı\niçinden çığlıklarla bir ekspresin geçtiği\nne de kocaman oluyor bekleme salonları\ngarsonlar davulla duaya çağırıyor sanki\n\nÇeviri: Mustafa ZİYALAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Hazinesi",
        "poet": "Mustafa Hoşoğlu",
        "poem": "\n\nGençlik Hazinesi\n\nHer nefis özeldir dengi bulunmaz,\nİlahi düzen var kainat çarkında.\nMevla'yı sevenler yalnız kılınmaz,\nİnayet cem olur ümmet arkında.\n\nŞu çıkmaz sokağa eyleme meyil,\nTut Hakkın yolunu, önünde eğil,\nGençlik hazinesi tükenmez değil,\nGafletten uyanman çok geç kırkında! \n\nKırk yıllık meşale sönmeden tüter,\nKırkından sonrası kırk gibi gider,\nGittiğin her yöne öncülük eder,\nHikmeti bulsa da olmaz farkında.\n\nZaman çok hızlıdır, sevmez yavaşı,\nKırk yılda bitmeli nefis savaşı,\nZannetme bitecek dünya telaşı,\nBir ömür verirsin, uçar bir günde! \n\nMustafa Hoşoğlu\n   27.03.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Haftası Şiiri",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\n19 Mayıs 1919,\nAtam Samsun’a geldi,\nBu ulusal bir gündür,\nMilletim çok sevindi…\n\nYurdumun her yanında,\nSpor gösterilerim var,\nTörenler yapılıyor,\nSüslendi tüm sokaklar…\n\nGençlik haftam, bayramım,\nOnurum ve gururum,\nKutlu olsun millete,\nBugün coşku doluyum…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik İşte",
        "poet": "Galip Sinecikli",
        "poem": "\n\ngeleceğe dair\nne hayallarimiz vardı bizim\nne umutlarımız\ngençlik işte\ntoz pembeydi herşey\nyıllar geçti aradan\nne hayallerimiz gerçek oldu\nne sahip çıkabildik umutlarımıza\nşimdi sen başka şehirdesin\nben başka bir alemde\nbazen \naklıma geliyor o günler\ndüşünüyorum \nve gülüyorum sadece\n\nşimdi \nel ele gezenleri görüyorum\nne güzel gülüp eğleniyorlar\nhayaller kuruyorlar belki de\nbelki umutları da vardır geleceğe dair\ngençlik işte.\n\nwww.geceyegunaydin.azbuz.com\nwww.radyoerguvan.com\ngeeyegunaydin22@hotmail.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Kuşu",
        "poet": "Abdullah Çelebioğlu",
        "poem": "\n\nGençlikte güzelmiş her şeyin tadı\nHiç biter mi insanların muradı\nKimler gelmiş geçmiş okunmaz adı\nGençlik kuşu geldi, uçtu da gitti\n\n13/08/1992 Düzce\n\ndevamı kitapta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik İşte",
        "poet": "Süleyman Bektaş",
        "poem": "\n\nGENÇLİK İŞTE\n\nBir kuşluk vaktiydi, \nHatırlarmısın? İlkbahar başıydı.\nTrenle gelmiştin Mersin’den. \nSeni almıştım, tren garından, \nYürümüştük kol, kola, \nAtatürk parkına. \nOturmuştuk kenardaki banklara, \nSonra uzanmıştık çimenlere,\nKızmıştı park bekçisi bize. \nGençlik işte.\n\nSonra kalkıp Tarsus’a gitmiştik. \nGezeriz şehir parkını gönlümüzce, \nVe Tarsus şelalesini diye. \nGençlik işte.\n\nSalıncağa binmiştik, utangaçça, \nŞelaledeki çocuk parkında, \nSonra demiştik, boş ver aman, \nBizde çocuktuk bir zaman. \nSanki çok büyüktük de o zaman, \nBugünle kıyasladığımız zaman, \nGençlik işte. \n\nSen yoksun, o gün bu gündür.\nSadece hatıralar senden kalan. \nSenin kadar değerli olan, \nYaşanası her zaman, \nLâkin mümkün mü ki,\nGeriye dönmüyor devran. \n\n               Süleyman Bektaş \n                 (Çağdaş-i)\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gençlik Mavraları",
        "poet": "Hamit Cemiloğlu",
        "poem": "\n\nişte şöyle böyle /zorunlu/ geçti geçecek \n/yavaşça/ yumurtaya basarcasına yürüyüp gidiyor gençlik \ndaha nelere kıyılacak neler görülecek \ngerçekte yapılan acı bir eğlence acı bir şenlik \ngeldi geçti gidecek \n(bizim miydi)  bu kimin yılı \nkahvede sokakta okulda evinde çürüyecek \ne ne zaman iş görecek bu hepten yaralı \nne kaldı tatmadık... ne kaldı üzülecek \ndaha çözdürülmemiş/ken/ ayağı eli dili \nsorunlar yığıldı yığılıyor yığılacak, çözülmeyecek \nbu yılda gelecek yıllarda belli \n\nişsizlik /az da eğitimsizlik, şutlanmalar/ işsizlik ve işsizlik \nayağa kalkın beyler işte gençlik\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gençlik Mavraları",
        "poet": "Abdulhamit Cemiloğlu",
        "poem": "\n\nişte şöyle böyle /zorunlu/ geçti geçecek \n/yavaşça/ yumurtaya basarcasına yürüyüp gidiyor gençlik \ndaha nelere kıyılacak neler görülecek \ngerçekte yapılan acı bir eğlence acı bir şenlik \ngeldi geçti gidecek \n(bizim miydi)  bu kimin yılı \nkahvede sokakta okulda evinde çürüyecek \ne ne zaman iş görecek bu hepten yaralı \nne kaldı tatmadık... ne kaldı üzülecek \ndaha çözdürülmemiş/ken/ ayağı eli dili \nsorunlar yığıldı yığılıyor yığılacak, çözülmeyecek \nbu yılda gelecek yıllarda belli \n\nişsizlik /az da eğitimsizlik, şutlanmalar/ işsizlik ve işsizlik \nayağa kalkın beyler işte gençlik \n\nHamit Cemiloğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Ne Zaman Geçti?",
        "poet": "Kazım Karagöz",
        "poem": "\n\nGençlik ne zaman geçti? Daha dündü, ya, dün ya,\nNe hale getirmişsin hazinemi sen dünya?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik ne demek",
        "poet": "Nurcan Göksel",
        "poem": "\n\nGENÇLİK NE DEMEK\n\nBir uçtan bir uca\ngiderken gözüpek\nbiliyorum gençlik ne demek! \nBir cesaret her şeye\nbir yorulmaz yürek…\n\nBir uçtan bir uca\ngiderken gözüpek\naşktada günüm var,\nyaşanmışlıktada,\nbeklide ayrılık zor gelecek…\n\nDerdimiz olacak\nhavadan sudan.\nÖlümden korkmayız\nbizden çok uzak ya şimdi\nzannederiz hiç gelmeyecek…\n\nBir uçtan bir uca\ngiderken gözüpek\nne kadar çok şey var\nyıllarda görülecek…\nyaşayıp tükettikçe anlarız\ngençlik ne demek…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik nerdesin",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nİçinde sevdalar başlayıp biten\nGözünü sevdiğim gençlik nerdesin\nÖmürde bir defa yaşanıp yiten\nGözünü sevdiğim gençlik nerdesin\n\nBedenler taş gibi sağlamlık dolan\nİnsanın esişi yelleri bulan\nRuhların her yeri ateşli olan\nGözünü sevdiğim gençlik nerdesin\n\nİnsanoğlu olan dağlar misali\nBaharda yeşeren bağlar misali\nŞelaleler gibi çağlar misali\nGözünü sevdiğim gençlik nerdesin\n\nİnsanoğlu yapan at ile yarış\nBeniz de çiçeğe güllere karış\nYapmayan beyazlar başları sarış\nGözünü sevdiğim gençlik nerdesin\nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik nerdesin",
        "poet": "İhsan Şahin",
        "poem": "\n\nGENÇLİK NERDESİN\n\nGözlerim yoruldu, yola bakmaktan\nBekliyorum seni, gençlik nerdesin\nArtık geçmez oldun, bizim soksktan\nÖzlüyorum seni, gençlik nerdesin\n\nGitmez sandım seni, uçupta gittin\nBir gece bir gündüz, kaybolup yittin\nGöz açıp kapattım, anında bittin\nArıyorum seni, gençlik nerdesin\n\nDermanım kalmadı, tutmaz dizlerim\nBir metre ırağı, görmez gözlerim\nTenekeye benzer, artık sözlerim\nİstiyorum seni, gençlik nerdesin\n\nAlınıp satılan, pazarın var mı\nKaçırmadan elde, tutanın var mı\nKadir kıymetini, bilenin var mı\nGözlüyorum seni, gençlik nerdesin\n\nTakvim yaprağının, geldik sonuna\nAğlamak sızlamak, artık boşuna\nBir ömür fedadır, senin yoluna\nSoruyorum seni, gençlik nerdesin\n\nKıymetin bilmedim, özür dilerim\nBir daha gelirsen, yine beklerim\nAkıllandım şimdi, yemin ederim\nÖpüyorum seni,gençlik nerdesin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Nerede Şimdi",
        "poet": "Yusuf Ter",
        "poem": "\n\ngurbet seninle döndü\nnice ocaklar söndü\numur boynuma bindi\ngençlik nerede şimdi \n\ngurbet elde kuş olduk\nhep gözleri yaş olduk\nbiz feleğe tuş olduk\ngençlik nerede şimdi\n\nkavim gardaşım vardı\nekip biçtiğim kardı\nyaşım kemale erdi\ngençlik nerede şimdi\n\nben göçtüm siz göçmeyin\ngurbet suyu içmeyin\nsılanızdan geçmeyin\ngençlik nerede şimdi\n\ngönlüm özlem doluyor\nbeni derde buluyor\nhep derdim çoğalıyor\ngençlik nerede şimdi\n\nözde yürek kanıyor\ngözde yaşam donuyor\nömür kağıt, yanıyor\ngençlik nerede şimdi\n\nsaçlarımda bu aklar\nkoca bir ömür saklar\nözlem resmimi koklar\ngençlik nerede şimdi\n\nYusuf der farkındayım\nfeleğin çarkındayım\nyarın da kırkındayım\ngençlik nerede şimdi\n\nYusuf Ter 18.05.2007\nSaat 02:30 İsviçre\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-Gençlik Nereye Gidiyor",
        "poet": "Hacı Timurtaş",
        "poem": "\n\nYaydan kurtulmuş bir ok misali\nSüzülüp gençlik nereye gidiyor\nKabına sığmayan bahar seli\nCoşupta gençlik nereye gidiyor\n\nAilesi fakir kalmış açlık sınırında\nOnlar neşesinden kendi gırgırında\nMini etek baseninde baldırında\nKudurmuş gençlik nereye gidiyor\n\nNasihat edersen gülüp geçiyorlar\nDoğru dururken yanlışı seçiyorlar\nçay kahve yerine kokain çekiyorlar\nSarhoş olmuş gençlik nereye gidiyor\n\nParkta toplanır bütün arkadaşlar\nTuhaf tuhaf giyim şekil traşlar\nGörünce benim aklım yavaşlar\nHızlanmış gençlik nereye gidiyor\n\nUyanamıyor gafletin yatağında\nÇıkamıyor cehalettin batağında\nTeknolojinin bu güzel çağında\nÜşütmüş gençlik nereye gidiyor\n\nSözde yarınlarımız onlara emanet\nAma gençlikte kalmamış metanet\nBöylece geleceğimiz Allah'a emanet\nDelirmiş gençlik nereye gidiyor\n\nGünde on defa aşık oluyorlar\nBüyükleriyle  dalga geçiyorlar\nTimurtaş'ada eski kafalı diyorlar\nYeni kafalı gençlik nereye gidiyor? ? ? ? ? ? ? ? ? ?\n\n\n"
    },
    {
        "title": ",GeNçLiK NEREYE GİDİYOR",
        "poet": "Hacı Timurtaş 1",
        "poem": "\n\nYaydan kurtulmuş bir ok misali \nSüzülüp gençlik nereye gidiyor \nKabına sığmayan bahar seli \nCoşupta gençlik nereye gidiyor \n\nAilesi fakir kalmış açlık sınırında \nOnlar neşesinden kendi gırgırında \nMini etek baseninde baldırında \nKudurmuş gençlik nereye gidiyor \n\nNasihat edersen gülüp geçiyorlar \nDoğru dururken yanlışı seçiyorlar \nçay kahve yerine kokain çekiyorlar \nSarhoş olmuş gençlik nereye gidiyor \n\nParkta toplanır bütün arkadaşlar \nTuhaf tuhaf giyim şekil traşlar \nGörünce benim aklım yavaşlar \nHızlanmış gençlik nereye gidiyor \n\nUyanamıyor gafletin yatağında \nÇıkamıyor cehalettin batağında \nTeknolojinin bu güzel çağında \nÜşütmüş gençlik nereye gidiyor \n\nSözde yarınlarımız onlara emanet \nAma gençlikte kalmamış metanet \nBöylece geleceğimiz Allaha emanet \nDelirmiş gençlik nereye gidiyor \n\nGünde on defa aşık oluyorlar \nBüyükleriyle dalga geçiyorlar \nTimurtaşada eski kafalı diyorlar \nYeni kafalı gençlik nereye gidiyor? ? ? ? ? ? ? ? ? ?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Nereye Gidiyor?",
        "poet": "Mehmet Ali Var",
        "poem": "\n\nHedefi şaşırmış sersem misâli,\nYolunu kaybetmiş arıyor geçlik…\nDoğru yola erdirecek suâli,\nYanlış adreslere soruyor gençlik…\n\nRahmet teknesinde yoğrulan insan, \nAslından koparak oluyor noksan.\nKalmamış ömründe hiç usûl-erkân,\nFenâ bir menzile yürüyor gençlik…\n\nYeter mi ecdatla sâde övünmek? \nAzmini almalı kendine örnek,\nHer gence vazife samimî emek,\nÇalışmayı lâfta görüyor gençlik…\n\nYetişen gençliği tanımak ne zor,\nMillî değerlere bakar sanki hor\nİçimize düşmüş yakıcı bir kor,\nMillete yabancı türüyor gençlik…\n\nHaram ve helâlin yoktur önemi, \nZamanımız fırsatçılık dönemi,\nBilmem ki bu gidiş cehenneme mi? \nHayatı gaflette sürüyor gençlik…\n\nKâh akıllar kaymış belden aşağı,\nKâh bedenler olmuş moda uşağı,\nOyunla bozmuşlar nice kuşağı, \nIstırap meyvesi deriyor gençlik…\n\nEğitimde zayıf mânevî kanat,\nVarlıkta sanılır huzurlu hayat,\nBütün zorluğuyla binince âfat, \nÜmitsiz çıkmaza giriyor gençlik.\n\nVaroğlu; bu gençlik dînine muhtaç,\nKur’ân’da kalplere lüzumlu ilaç,\nEmirler olursa dâim birer taç,\nHedefe güvenle varıyor gençlik…\n\n05.05.2011 Vezirköprü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Nereye Gidiyorsun",
        "poet": "Mehmet Özer 2",
        "poem": "\n\nEn verimli çağını,kahvede harcıyorsun.\nKağıt tavla okeyde,bilmem ne buluyorsun\nBir düşün geleceğin,varacaktır nereye,\nNereye gidiyorsun,söyle gençlik nereye.\n\nŞimdi sen, bence bir kitaplıkta olmalısın.\nOkuyup inceleyip, çağı anlamalısın.\nHaydi kalk yatırım yap,kendi geleceğine\nNereye gidiyorsun.söyle gençlik nereye.\n\nAnne baba parası,yemek yakışmaz sana,\nSağlığını bir düşün,artık içme sigara.\nLayık ol ailenin,verdiği emeklere,\nNereye gidiyorsun,söyle gençlik nereye.\n\nYa okuyup adam ol,yada bir sanat öğren,\nAlın terinle kazan,örnek alsın her gören\nKendine güven artık özenme tembelliğe,\nNereye gidiyorsun,söyle gençlik nereye.\n\nPiyangolar peşinde,tüketme şu ömrünü,\nKazanmak hayal inan,dinle benim sözümü\nBunalımlara düşüp,uyuyorsun kötüye,\nNereye gidiyorsun.söyle gençlik nereye.\n\nAtamızın yolunu,yeniden izleyelim\nHer sokağa kitaplık, kurup geliştirelim.\nYurdumuz çağ atlasın,yürüsün ileriye,\nNereye gidiyorsun,söyle gençlik nereye\n\n16.05.006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik parkı",
        "poet": "Mehmet Erbay",
        "poem": "\n\nBugün seni gördüm; \nGençlik parkında.\nDeğişmissin yıllar sonra; \nGözlerin ağlamaksı,\nSonbahardaki bulutlar gibi,\nGürleyeceksin gökyüzü gibi,\nDokunsam ağlayacaksın.\n\nBugün seni gördüm; \nGençlik parkında.\nYağmur yağıyordu dışarıda,\nGözlerinden düşen yaşlar gibi.\n\nBugün seni gördüm; \nGençlik parkında.\nYanına gelecektim,\nSeninle konuşacaktım.\n\nBugün seni gördüm; \nGençlik parkında,\nYıllar sonra,\nTatlı rüyamda,,\nBirden bire uyandım.\n\n29/01/2007\nBELEK/ANTALYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Parkı(Ağaç)",
        "poet": "Özgür Parlak",
        "poem": "\n\nBugün \nGençlik parkı'nın önünden geçerken \nOnca ağacın yerinde olmadığını farkettim\nİçim cız etti\nAltında saatlerce seviştiğimiz\nYasak aşkımızın tek şahidi olan\nAğacıda kesmişler...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Rüzgârı",
        "poet": "Cumali Karataş",
        "poem": "\n\nAğlanacak ne vardı o gece halimizde? \t\t\t\t\nGeç anladım sevgilim, ilk aşkın hüsranıymış.\nBir kor ateş gibi yandı kalplerimizde.\nEsmez artık bir daha, o gençlik rüzgârıymış.\n\nAyrılık anısını gözlerime yaş ettim.\nEsen fırtınalarda yüreğimi taş ettim.\nDöneceğin yollarda kaç baharı kış ettim.\nEsmez artık bir daha, o gençlik rüzgârıymış.\n\n*(1995/1996 Yılllarında T.R.T.-T.S.M. güfte denetiminden geçmiştir.) \n*(Sevda/Şiir/Cumali Karataş/Gramofon Kitaplığı/Aralık 2002/48 sayfa)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Rüzgârı..",
        "poet": "İsmet Dönmez",
        "poem": "\n\nO mesut günlerim hiç dönmeyecek,\nİçimde bu hicran hiç dinmeyecek,\nÇağlayan mevsimler hiç gelmeyecek,\nŞimdi nerde eser gençlik rüzgârı…\n\nBir zamanlar bülbül gülde öterdi,\nDört mevsim içinde sevda tüterdi..\nKupkuru çöllerde çiğdem biterdi,\nŞimdi nerde eser gençlik rüzgârı..\n\nDağlara kar yağmış,kış mıdır,nedir,\nEzgiler,cefalar bir bahanedir..\nSanki geçen günler hep efsanedir,\nŞimdi nerde eser gençlik rüzgârı…\n\nGitti,heyhat geri gelmez bir daha,\nBir çare bulunmaz hicrana,aha..\nTanrıda varılır bu son sabaha,\nŞimdi nerde eser gençlik rüzgârı…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Sevdaları",
        "poet": "Eyup Şahan",
        "poem": "\n\nGençlik Sevdaları\n\nÇıkar yol üstüne bakar yüzüne,\nGönül içlerinde buldurdu beni.\nDallarda kelebek gülün özünü,\nKoklarken ambere aldırdı beni.\n\nYağmurda ıslanır toprak tanesi,\nSevgiye belendi gönül hanesi.\nNe çare sevdanın hor viranesi,\nBaykuşlara mekân oldurdu beni.\n\nİlk sevda yangını o ilk öpücük,\nNe tatlı hatıra hep bölük pürçük,\nYeri büyük amma yılları küçük,\nYangınlar içine daldırdı beni.\n\nDoldu gönlümde ki sevgi kâsesi,\nAh gençlik sevdası gençlik hevesi,\nGül kokardı sanki yârin nefesi,\nİsmini yâd etmek yıldırdı beni.\n\nAklıma gelince elmanın dibi,\nDert yüklenir bana gelmez tabibi.\nAyrı düşmemizin kardeş sebebi,\nİnsan olmadı da öldürdü beni.\n\nCan verirken vardım elimi tuttu,\nEyüp sabır diye gözyaşı yuttu.\nSanma ki yüzünü gönlüm unuttu,\nSenden sonra hayat soldurdu beni.\n\nEyüp Şahan\nAnkara 25.10.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik",
        "poet": "Faruk Nafiz Çamlıbel",
        "poem": "\n\nAnlattı erenler: Bir bahar değil,\nAşıkın ömründe bin bahar varmış.\nHicranla ağaran bu saçlar değil,\nSavgisiz kalan kalp ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Şiirleri",
        "poet": "Şemsettin Yaşar",
        "poem": "\n\nAsümanda yüzen beyaz çiçekler\nÖrüyor başına gümüşten bir taç.\nSelvi endamına güzellik ekler,\nBeyazlar içinde simsiyah bir saç.\n\nGökten indi sana,bu geliniğin,\nO nazik bedene nede yakıştı.\nSardı bu ruhumu bütün benliğin,\nKalplere işleyen o ne bakıştı.\n\nGençlik yıllarımın bir hatırası,\nGözümün önünden geldi de geçti.\nGönlümü sızlatan sevda yarası,\nBir hançer gibi,deldi de geçti.\n\nNot:ilk iki kıta gençlik yıllarında lapa lapa\nkar yağarken yazılmıştır.Son dörtlük yeni eklendi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik sana baki kalır mı sandın?",
        "poet": "Hacı İbrahim Sağır",
        "poem": "\n\nBir seklemi de sırtına atardın,\nBir bükümü lokma diye yutardın,\nYanına bir testi ayran katardın,\nGençlik sana baki kalır mı sandın? \n\nŞafağınan tarlaya koşar iken,\nKuşluğa iki cızı çıkar iken,\nKurun; yığın dibinde yaşlar iken,\nGençlik sana baki kalır mı sandın? \n\nSığırı sağar, davara giderdin,\nDana otlatır, görpeyi güderdin,\nBağdan gelir de bahçeye giderdin,\nGençlik sana baki kalır mı sandın? \n\nYirmidört saatte sana yetmezdi,\nYaz olmuş, kış gelmiş sana sökmezdi,\nYapacaktın kimse seni tutmazdı,\nGençlik sana baki kalır mı sandın? \n\nİşiniz vardı her zaman yapacak,\nSabaha kalmasın, gece bitecek,\nYatağınız bile yoktu yatacak,\nGençlik sana baki kalır mı sandın? \n\nKışlık samanı ahıra yosardın,\nYağmur geliyor; Harmana koşardın,\nKendin' herşeye serpenek yapardın,\nGençlik sana baki kalır mı sandın? \n\nHadi bakalım bulgur kaynayacak,\nGece yarısı buğday yıkanacak,\nŞelek sırtlanıp saçma yapılacak,\nGençlik sana baki kalır mı sandın? \n\nHelal lokma uğruna hep çalıştın,\nBazen karnın doydu, bazen acıktın,\nEkmek kıtlıkta, bulmaya yarıştın,\nGençlik sana baki kalır mı sandın? \n\nGençliğin seni bırakıp gidince,\nGençlere kenarda durup bakınca,\nGözler seni dinlemeyip dökünce,\nGençlik sana baki kalır mı sandın? \n\nSağır oğlan der ki; elden ne gelir? \nDevran döner, gençlik gider; gün olur,\nKârdadır kim ki; Kıymetini bilir,\nGençlik sana baki kalır mı sandın? \n\nHacı İbrahim Sağır\n11 Ocak 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Size Emanet",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nTarih tekerrür edipte olur ise ihanet\nGaflet içinde susup seyrederse siyaset\nBir gün gerekirse eğer haine mukavemet\nCumhuriyet gençliğe gençlik size emanet\n\nHiçbir şeyi kolay kazanmadı bu millet\nYaşanmadı boşuna onca elem onca dert\nOlmayacak yeniden kaderimiz esaret\nCumhuriyet gençliğe gençlik size emanet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Spor Bayramı Şiiri",
        "poet": "Hasan Tosun 2",
        "poem": "\n\nUyan Samsun uyan.\nBayram ediyor bugünü duyan.\n19 Mayıs bugün ayan beyan.\n…………………………….\n…Şiirin devamı... şairinşiirleri 3 isimli kitapta...\nYazarı Hasan TOSUN\n\n………………………….\n…………………………….\n…………………………….\n\nŞiirin telif hakları (Şairinşiirleri İlkokul Şiirleri)    Kitabına aittir…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Spor Bayramı",
        "poet": "Kasım Kaplan",
        "poem": "\n\nGençlik Spor Bayramı\nBir zafer abidesi\nMutlu eder adamı\nBu gençliğin gür sesi\n\nKurtuluş Savaşının\nBaşladığı bu tarih.\nÇilenin, gözyaşının\nAşka döndüğü tarih\n\nOrdu millet el ele\nBir araya toplandı\nSonunda güle güle\nZaferimiz kutlandı\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Seni Özledim",
        "poet": "Armağan Uçak",
        "poem": "\n\nAvuçlarımda sıkı sıkı sakladığım\nAk güvercin gençlik\nKaçırmamaya,ürkütmemeye\nÇalıştığım üstüne titrediğim\nGençlik.\nVakti gelince kanat çırparak\nUçtu gitti.\nEllerimde ilkbahar günleri\nTazeliğinde hatıralar kaldı.\nDüşünceler de bembeyaz açan\nErik ağaçları\nYürek çarpıntıları,heyecanlar\nHerşeyi bir anda halletmek becerisi,\nNeredesin ak güvercin\nNeredesin erik ağaçları\nİçim sizleri,öyle özledi ki...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Spor İl Müdürlüğüne Saygılar",
        "poet": "Rıdvan Yamuç",
        "poem": "\n\nÇankırımıza hizmet veriyorsunuz \nŞişmanları gram gram zayıflatıyorsunuz\nZayıflarıda müzikle dinç tutuyorsunuz\nHer gelenide misafir ediyorsunuz\n\nTarih sayfalarına skorları yazıyorsunuz\nYer geliyor futbol oynatıyorsunuz\nYeri geliyor kur-an okutuyorsunuz\nSanatcılarıda sevenlerle buluşturuyorsunuz\n\nMilli bayramlara ev sahipliği yaptınız\nAnne,babalara mutluluk yaşattınız\nAnılarıda geleceğe taşıttınız\nBirlikteliğede imza attınız\n\nSporun her branşına özveriyle bakıyorsunuz\nSporcular arasında ayırım yapmıyorsunuz\nHer türlü sorunlarıyla ilgileniyorsunuz\nBaşarılarında gizli kahramanı oluyorsunuz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik tez geldi geçti",
        "poet": "Metin Dalkürek",
        "poem": "\n\nYAŞAMADAN GENÇLİK TEZ GELDİ GEÇTİ\n\nBaharı görmedim kışlar yaşarım\nDört mevsim içinde yaz geldi geçti\nYaşlılığa doğru hızla koşarım\nYaşamadan gençlik tez geldi geçti\n\nİnsan hayat  filiminde oyuncu\nRoller yolcu ile bir garip hancı\nİkiside bu sahnede  sonuncu\nO pembe hayaller toz geldi geçti\n\nGarip metin işarette  anlamsız\nProblemin sır bab-ında çözümsüz \nKorku endişe var  ama   ünlemsiz\nNoktasını koyup koz geldi geçti\n\nŞİİR:METİN DALKÜREK\n\nMAHLASI:GARİP METİNİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik ve İhtiyarlık İkiliği",
        "poet": "Gülhan Özkara",
        "poem": "\n\nGündüzün günü neydi ki\nGecenin zifiri ne olsun\nSen bu hayattan ne bekliyorsun\n10 Kasım 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Uçup Gidince.",
        "poet": "Ali Rıza Saygan",
        "poem": "\n\nÇok tez gelip geçer; Bahar'lar,güzler,\nZaman kıymetini bilmeyiz bizler,\nBir anda buruşur,o güzel yüzler,\nGenç'lik elden uçup,gittiği zaman.\n\nDamardaki kanın,hiç hükmü yoktur,\nArzu edip yapamadığın çoktur,\nBir tek sermayen var,o'da soluktur,\nGençlik elden uçup,gittiği zaman.\n\nGünbe gün,damar'dan çekilir kan'ın,\nBelin kambur'laşır,ağrır her yanın,\nGöç'e az kalmıştır,gayrı zamanın,\nGençlik elden uçup,gittiği zaman.\n\nEn vefalı dost'tur,iğne,şurup,hap,\nTeklemeye başlar,yorulmuştur kalp,\nArtık olamazsın,bir balta'ya sap,\nGençlik elden uçup,gittiği zaman.\n\nPehriz yapmaz isen,yemek dokunur,\nYürürken sendeler,ayak burkulur,\nAğzında diş kalmaz,saçlar ak olur,\nGençlik elden uçup,gittiği zaman.\n\nBaston düşmez olur,titrek el'inden,\nMedet umar,evlât'lardan,gelinden,\nSerzenişler, eksik olmaz dilinden,\nGençlik elden uçup,gittiği zaman.\n\nGözün iyi görmez,kulağın duymaz,\nUnutkanlık başlar,hafıza kalmaz,\nŞimdi gonca gül'sün,sanmaki solmaz,\nGençlik elden uçup,gittiği zaman.\n\nBen az diyom yavrum,siz çok anlayın,\nYaşlıya hizmette,geri kalmayın,\nGenç'lerde yaşlanır,hiç unutmayın,\nGençlik elden uçup,gittiği zaman.\n\nGönül her dem genç'tir,asla kocamaz,\nGönül genç'liğini, zaman anlamaz,\nYaratılan ölür,bakî kalamaz,\nAzrail, kapını çaldığı zaman.\n\nArz ederim. Şiir No:55\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik ve Spor Bayramı",
        "poet": "Ayşe Ergen",
        "poem": "\n\nMİLİ EGEMENLİK \nBir milletin kendi kaderine hakimiyet olarak,kendi geleceğini tayin etme gücünü elinde bulundurması demektir...\nATATÜRK'ün\n19 MAYIS 1919 da  SAMSUNA ayak basmasıyla birlikte TÜRK TARİHİNDE ilk defa KİŞİSEL EGEMENLİKTEN, MİLLİ EGEMENLİĞE geçiş süreci başlamıştır......\n\nTarhimizi unutanlara.........................................................................\n................................................................................................................\nGENÇLİĞİMİZİN YARINLARINI HARCAYANLARA.......................................................................................\n............................................................................................................\nALLAHIN HUZURUNDA VİCDAN SINAVINDA \nKEFENİN CEBİ YOK DOLDURASINIZ PARAYLA DİYORUM....\n\nTÜM TÜRK ULUSUNUN GENÇLİK ve SPOR BAYRAMINI KUTLUYORUM..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Ve İhtiyarlık",
        "poet": "Kazım Karagöz",
        "poem": "\n\nGençlikte dünya kadar vakit var, sabır yoktur,\nİhtiyarlıkta ise vakit yok, sabır çoktur...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Uçup Gidince",
        "poet": "Hasan Bozok",
        "poem": "\n\nGeçmişe inat kırışır yüzler,\nBağı çözülür yürümez dizler,\nAh vah ederiz bir gün bizler,\nGençlik uçup gidince.\n\nPerdeler iner gülen göze,\nYaren dediklerin bakmaz yüze,\nKalp incinir her söze,\nGençlik uçup gidince.\n\nSevda türküleri çağırmaz dilin,\nBahara inat kurumuş gülün,\nSemtine uğramaz bülbülün,\nGençlik uçup gidince.\n\nYıllar değil belki belini büken,\nÇektiğin çileler ömrünü söken,\nBir dost ararsın ki içini döken,\nGençlik uçup gidince.\n\nHer şeye hır gır eden,\nKaprislerine bulamazsın neden,\nYıpranır sinirler,çekemez beden,\nGençlik uçup gidince.\n\nHasan'ım genç kalmak zordur,\nİhtiyarlık içimde bir kordur,\nGüzellikler bile hor dur,\nGençlik uçup gidince.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Umudu",
        "poet": "Ulkar Cenger",
        "poem": "\n\nGençlik umudu bizimkisi,\nYa tutarsa dedik başta…\nÖyle zamanlar geldi ters döndü her şey,\nBirbaşına kaldık çaresiz birbaşına…\nGençlik umudu bizimkisi; \nEllerimiz gerçekti ama,\nTutamadı daha sıkıca birbirlerini.\n\nNe oldu nasıl oldu bilinmez ama,\nHer şey tersine döndü…\nRüzgar  esiyor  biryerlerden\nÜstümüze üstümüze,\nGençlik umudu bizimkisi,\nYanlış yerde doğru iki insandık,\nHerşeyi paylaştık senle her şeyi…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik ve Spor",
        "poet": "Şeref Coşğun",
        "poem": "\n\nGençlik ve spor, birbirini tamamlar.\nBiri gelecek, öteki hayat demek.\nGençlik varlıktır, milletleri tamamlar.\nSpor hayattır, yürümek, koşmak demek.\n\nGençlik; dinamik, milliyetçi olmalı.\nSosyal, demokrak, hoşgörülü olmalı.\nBilimi seven, fenne açık olmalı.\nİnançlı, cesur, yiğit, efe olmalı.\n\nSpor; ahlakî, toplumu kuşatıcı,\nİstiklâl Marşı, Bayrak dalgalatıcı,\nŞikesiz, temiz, gözler buğulatıcı,\nŞampiyonlukla, bizi onurlatıcı,\n\nŞerefimizi yücelten, şanlandıran,\nÇağları aşıp, Türklüğü şahlandıran,\nTarihi, günü, atiyi canlandıran,\nOlmalı gençlik. Umutlar uyandıran.\nŞeref Coşğun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik ve yaşlılık",
        "poet": "Şimşek Acar",
        "poem": "\n\ngençlik \nyaşanırken hatırlanmıyan\nsorularla dolu bulmaca\nyetişilmeyen ve yetmeyen zaman\ngençlik\nçiçeklerin koparılıp\nsevdalara sunulduğu,mehtaplı\nyıldızların parlak ve sönmediği gece\ngençlik\nakıp giden günlerin\nyağmurun gözyaşı,fırtınanın\nsevdadan sevdaya sürüklediği çılgınlık\ngençlik\nsorular bitip cevaplara başlamak\nyanlışla doğruyu ayırmaya çabalamak\nara sıra arkaya dönüp bakmak\nyaşlılık\nsevdalardan yorgun düşen \ndostlarda tesilli bulan gönüller\nhatırlancak günlerin çokluğu\nyaşlılık\nbir sabah terliklerini giymek için\ndüşünerek yataktı çıkıp bekleyen\nnereye bugünün cevabını aramak\nyaşlılık\nkendinle karşı karşıya gelip \nbegenmediklerini kendi yüzüne\niçten ve samimi haykırdığın andır\nyaşlılık\ngelip geçen bir ömürde\ngençlik soruların yaşlılık cevapların\ntartışıldığı hayatın yaşanan iki noktası\ngençlik ve yaşlılık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik ve Yaşlılık",
        "poet": "Önder Karaçay",
        "poem": "\n\nGençlik bir fidedir \nYaşlılık son durak\nMeyve verir olgunluğa\nHayat; gençlik ve yaşlılığa \nBirlikte gebedir\n\nZaman ebedir \nDoğumun sancılarını çektirir\nİster fakir ol, isterse zengin\nSonunda toprağa getirir\n\nHeykelini kendi yontar insan\n\nÖnder Karaçay \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik ve Yaşlılık",
        "poet": "İbrahim Necati Günay",
        "poem": "\n\nGençlik hiç bir zaman ele geçirilemeyecek kadar zengin ömür boyu bir daha satın alınamayacak kadar fakirdir.\nwww.ing.wb.tr\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Yalanı",
        "poet": "Mehmet Şükrü Baş",
        "poem": "\n\nGençlik gençlik deyip duruyoruz ya, hepsi yalan,\nNeydi o yirmi yaşındaki, aksilikler.\nHa bire kovalayıp, dururdu beni,\nYa alacaklılar, yâda polisler.\n\nKat bakat olmuştu, üstümdeki yük,\nAcılar sonsuzdu, elemler büyük.\nBir sevdik ki o çağda, sevmez olaydık,\nBir ömür kaldı, boynumuz bükük.\n\nİnanmayın o gençlik masallarına,\nO yokluk günlerini, hiç özlemeyin.\nÖyle bir temel atınki, yaşantınıza,\nYüz bin defa ölmeyin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genclik yilarim",
        "poet": "Yüksel Akkas",
        "poem": "\n\nBeni benden aldilar genc yasimda \nKimseye yuzumu gostereme dim\nBir kiz sevdim, sevdigimi soyleyemedim\nBoylemi gececekti genclik yillarim\n\nGozlerimi kor ettiler genc yasimda\nSevdigimi opum koklayamadim\nCocuklugumu yasayip oynayamadim\nBoylemi gececekti genclik yillarim\n\n23 agustos 1998\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik yılları",
        "poet": "İbrahim Kılınç",
        "poem": "\n\nBir tatlı gülüşün peşinde hergün\nKoşup yorulduğum gençlik yılları\nBir güzel uğruna oturup hergün\nHayaller kurduğum gençlik yılları\n\nGece yarıları loş sokaklarda\nHiç gereği yokken boş duraklarda\nGüneş gibi sabah o ufuklarda\nUmutla doğduğum gençlik yılları\n\nŞimdi oturmuşum sakin köşemde\nKederim de olgun artık neşem de\nUmut çiçekleri gönül bahçemde\nAklımdan çıkmıyor gençlik yılları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Yılları",
        "poet": "Mehmet Salih Aparı",
        "poem": "\n\nKökten sulanmış dal dal\nBir bir bağlanmış kollar\nKanat vermiş yaprak açmış\nYeşile bürünmüş al yazması\n\nVerimli bahçesi can verir\nHayat kurtarırı cana can\nYön verir  dallarına\nKanat çırpar kana, kana\n\nMevsiminde hayat verir\nZamanın değeri değeriyledir\nTatlı verir bazen acı\nGençlik yılları, hayat bu\n\nDelikanıyla dolu zamanı\nNe yapar eder,didinir\nEn verimli anıdır o,\nGençlik yılları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Yılları",
        "poet": "Mehmet Akif Karakaya",
        "poem": "\n\nTen buruştu, saç döküldü,\nEller titredi, dişler söküldü, \nGözlerde ki ışıkta söndü,\nGeride kaldı gençlik yılları.\n\nYoruluyorum artık iş yapınca,\nYetmiyor nefesim, zannımca,\nBir ses; \"Yaşlandın artık amca\",\nGeride kaldı gençlik yılları.\n\nİkişer üçer çıkarken basamakları,\nUzun uzun yürürken yolları,\nKorkusuzca dolaşırken çatıları,\nGeride kaldı gençlik yılları.\n\nHeyhat, gençlik ne çabuk geçti,\nHiç bitmeyecek gibi tatlı gelmişti,\nGüzellik, sağlık, kuvvet... Bitti. \nGeride kaldı gençlik yılları.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik yılında Ata'ya müjde",
        "poet": "Yusuf Gürsoy",
        "poem": "\n\nBak Atam bak! \nŞu Türk gençlerine bak! ..\nDinamik, zeki ve cesur\nDoğru bir karar vermişin\nVatanı gençliğe emanet etmekle\nÖvünüyoruz gençlerimizle..\nSen rahat uyu..\nSenin vatanı emanet ettiğin gençlik,\nVatanın yılmaz bekçileridir.\nO gençlik ki! \nGerekirse vatan uğruna şehit düşecek,\nYine de senin emanetini\nSonsuza dek südürecek.\nAtam senin güvendiğin gençlik\nSenin izinde.\nSenin gibi cesur\nSenin gibi zeki,\nSenin gibi kararlı,\nSenin gibi barışçı,\nSenin gibi vatan,millet,hürriyet aşkıyla yanıyor.\nO gençlik ki! \nSeni rehber edindi.\nSaygın bir yeri var dünyada\nZamana uyumu tam\nKoşuyor durmadan ileri..\nMüjde vermek istiyorlar sana\nGeride bıraktıkları zaman muassır medeniyeti.\nİşte böyle bir gençlik var senin yolunda\nSen rahat uyu Atam\nDaha ne müjdeler vereceğim\nGelecek gençlik yılında..\n                        12.04.1985\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Yanlış Yolda",
        "poet": "Şahin Ertürk",
        "poem": "\n\nAtasına benzemiyor\nBatılıya özeniyor\nBüyük sözü dinlemiyor\nŞimdi gençlik yanlış yolda\n\nDoğru,yanlış karıştıran\nOnla,bunla kırıştıran\nBabasını utandıran\nŞimdi gençlik yanlış yolda\n\nYan gelipte yatıyorlar\nEğlenceye dalıyorlar\nPisliklere batıyorlar\nŞimdi gençlik yanlış yolda\n\nGittikleri mekan yanlış\nYedikleri burger yanlış\nİçtikleri kola yanlış\nŞimdi gençlik yanlış yolda\n\nTaktıkları yüzük yanlış\nKulaktaki küpe yanlış\nUzattığı sakal yanlış\nŞimdi gençlik yanlış yolda\n\nSeyrettiği filmler yanlış\nOkuduğu kitap yanlış\nDinlediği klip yanlış\nŞimdi gençlik yanlış yolda\n\nTaptıkları popcu yanlış\nÇıktıkları kızlar yanlış\nSevdikleri erkek yanlış\nŞimdi gençlik yanlış yolda\n\nAna,baba takmıyorlar\nBüyüğünü saymıyorlar\nKüçüğünü sevmiyorlar\nŞimdi gençlik yanlış yolda\n\nŞAHİN yeter yazma artık\nÇağdaş yaşam diye,diye\nAvrupalı attı kazık\nŞimdi gençlik yanlış yolda\n\n(02.04.2007) \n\nNOT: Bu ve bunun gibi şiirler \nokullarda okutulmalı ve gençliğin\nYANLIŞLARA kurban gitmeleri bir\nşekilde önlenilmeli.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik yıllar",
        "poet": "İsmet Kanat",
        "poem": "\n\nahu gençlik egdir başı,\nvur kafaya sen bir taşı,\nbulamazdık biz bir aşı,\nkuru ekmek birde sazım\n\ngençlik yıllar saza benzer,\nçaglar durur boşa benzer,\nlakin sana hoşa benzer,\ngençlik yılım birde sazim.\n\ngönlüm düştü ben bir güzel,\nbunlar benim hepsi özel,\nbaktım yillar geçtim ezel,\ngençlik yılım bide sazim.\n\nhayat dolmuş baştan başa,\ninsan kalbi dolmuş paşa,\nvarim yogum kestim taşa,\ngençlik yılım bide başim.\n\nyaptim daim ben bir hata,\nne der, bilmem şanli ata,\nmali mülkü diktim kata,\ngençlik yılım bide sazim.\n\nDinde benim tarif ede,\nboyum girdi yerin dibe,\nşanlı yurdum kanlı dede,\ngençlik yılım birde atam.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik yılları",
        "poet": "İbrahim Yılmaz",
        "poem": "\n\nOnulmaz hatalarla dolu\n   Gizli bir öyküdür gençlik yılları.\n   Bir gün bitimi yaşamımızda\n   Bir hüznün doruğudur gençlik yılları.\n\n   Bazen umutlu\n   Bazen umutsuz\n   Gül açan sabahlarda\n   Gözlerinle\n   Kalbine çiçek diken elleri öptüğün\n   Geleceğin muştusu gençlik yılları.\n\n   Her gün\n   Umutlarının ışığında\n   Koşuştururken okul yollarında\n   Tatlı bir telaşla\n   Tozpembe hayallerinin içinde\n   Hiç bitmeyecek sandığın\n   Bir rüyadır gençlik yılları.\n\n   Çoğu kez\n   Şıpsevdi duygularla\n   Hayallerin artakalan yorgunluğunda\n   Anıların ağaçlara kazındığı\n   Tutsağı olduğun hatıralardır gençlik yılları.\n\n   Akıp giden yılların \n   Yaşam yokuşlarında\n   Hislerimize takılıp\n   Bir buket gülün renginde\n   Günahsız duyguları paylaştığın\n   Sürgünde bir yaşamdır gençlik yılları.\n\n      HAVRAN – 1984\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Yılları",
        "poet": "Ümit Kara",
        "poem": "\n\n  Hiç aklımdan çıkmaz \nAh o gençlik yılları\nBir çıban gibi batar fikrime\nNe günleri bıraktık geride\nHani beni bitirdi ama senide\nAh o gençklik yılları\nDurmazdı deli kan damarda\nHerşey de bir heyecan vardı\nGözlerimi sana mahkum bıraktı \nAh o gençlik yılları\nNe yollar engeller aştık seninle\nYazın parklarda dolaştık kışın sokaklarda\nUnutmaya halimmi var \nArada sırada kalbime doğar\nAh o gençlik yılları\nNice arkadaşlar yoldaşlar\nGözümden hüzünlü akıyor yaşlar\nGeri dönmeye umutmu var \nNerede o eski yıllar\nAh o gençlik yılları\nSanki hepsi birer rüyaydı\nGözlerim duvarda bir resme daldı\nBeni O günlere tekrar saldı\nAh o gençlik yılları\nYa eski sevdalar aşklar\nSaman alevi gibi birden parlar yavaşlar\nHepsi biter hayat yeniden başlar\nAma gözümden akan o yaşlar\nAh o gençlik yılları\nSakın ümitlenme zaman dönmez geriye\nAnılar hayallerime verilmiş bir hediye\nOnlar olmadan gidilmez ne öteye ne beriye\nNe bir daha görülür nede unutulur\nAh ah o gençlik yılları....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GENÇLİK Yılları",
        "poet": "Ramazan Kılıç",
        "poem": "\n\nMutluluğu bulamadan gittiler\nNe onlara doydum ne de yettiler\nRüzgar gibi geçipte terkettiler\nKahrettiler beni gençlik yılları\n\nBahtımla uğraştım dertle uğraştım\nKan damarda durmaz kaynadım taştım\nYoklukla boğuştum hatta savaştım\nTerkettiler beni gençlik yılları\n\nHayaller kurmuştum düşler kurmuştum\nBir güzeli gördüm aşkı sormuştum\nŞansım kötü iken hayra yormuştum\nApansız geçtiniz gençlik yılları\n\nGurbet bana sıla oldu gitmedi\nDertler bir gün biter dedim bitmedi\nBu gönlüme dünya bile yetmedi\nTerkettiler beni gençlik yılları\n  İstanbul 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Yıllarım",
        "poet": "Duran Dalkılıç",
        "poem": "\n\nKederli gözlerim yaşlarla doldu\nVadedilen ümit bir hayal oldu\nBahçemde çiçeğim açmadan soldu\nViraneye döndü gençlik yıllarım\n\nKarardı aydınlık olan yollarım\nDalgalarda battı yüzen sallarım\nKırıldı bütün hep umut dallarım\nHarabeye döndü gençlik yıllarım\n\n(14.12.1988)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik yıllarım",
        "poet": "İsmail Detseli",
        "poem": "\n\nBu gün elim kalem aldı yazıyor\nBu fani dünyada boşa geziyor\nYolmu yanlış bilmem zikzak çiziyor\nYol çizerken geçti gençlik yıllarım\n\nDeli gönlüm yine coştu çağlıyor\nHüzünlendi de garip garip ağlıyor\nBayram seyran geçer neşe almıyor\nBoşa geçip gitmiş gençlik yıllarım\n\nKöy kent vatanımı dolaşmak ister\nBu fakire uzak sanki hayal bu işler\nRabbim lütfet bana o günü göster\nUmudumuz bitti geçti gençlik yıllarım\n\nİçimden coşan ırmak durmaz akıyor\nYaram kapanmıyor gün gün azıyor\nHerkes deli sanıp benden kaçıyor\nÇilelerle geçti hep gençlik yıllarım\n\nOzanın diliyle yaşamak pek hoş\nOzan şiir yazmaz ise dünyası bomboş\nYaz baharlar geçer de sonra gelir kış\nMevsimi yaşamadan geçti gençlik yıllarım\n\nHoca çıkar vaaz eder hutbede\nSöz güzelse keramet yok cübbede\nSözler gümüş sükut altın ise de\nÖğrenemedim geçti geçlik yıllarım\n\nGönül bayram eder gözlerimde yaş\nKimileri tok gezer kimileri ise aç\nGünahlar altında tuş olmuşuz tuş\nDost dost diye geçti gençlik yıllarım\n\nŞair İsmail im der boş mu yaşarım\nTozlu yollar geçer dağlar aşarım\nAltmış yıldır hep peşinden koşarım\nYetişemedim geçti gençlik yıllarım\n\n26/11/2003 Ramazan Bayramı Ev\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Yıllarım",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\ninşaatta çalıştım\nkum ve malzeme çektim\ngençliğimde\nta ki Zafer arkadaşım\nüçüncü kattan düşünceye \nameliyatla zor kurtuluncaya kadar\nfutbol da oynardım mahalle takımında\nsonradan amatör kulüpte\nantrenmanlar vesair\ntüm ülkenin gündemine oturan\nKıbrıs harekatı günlerinde\nyeni yeni siyaseti öğreniyorduk\nklasikleri okuyorduk\nülkemizde afyon ekimi yasağını tartışıyorduk\nuygulanan ambargoyu görüyor\nyaratılan karaborsayı yaşıyorduk\ndoğruyu öğrenmek istiyorduk\nLisede başarılı öğrenciydim\nÖğretmenlerimiz de özveriliydiler\ngençlik yıllarında \ngece gündüz demeden\nöyle ne dershane \nne özel öğretmen\nkendi olanağımızla ne ders çalışırdık\nküçücük memleketimin\ntaşra lisesinde \nliseyi bitirdiğimde\nbir ara \npilot olmayı da düşündüm\nsınavına girdim \nyazılıyı mülakatı ve sporu geçip\nsağlık engeline takılmıştım \nderken fakülte yılları\nve gurbet yılları başladı serde\nülkenin en büyük şehrinde\n\nHaziran 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Yıllarım",
        "poet": "Sibel Koparan",
        "poem": "\n\nGençlik Yıllarım\n\nBoşu boşuna geçti bütün gençlik yıllarım\nAvuç avuç verdimde gelip alan olmadı\nVaramadan kapandı benim sevda yollarım\nBir ömür bitirdim de çilem hala dolmadı\n\nŞimdi mazide kaldı şu gönlümü yakanlar\nDeryaları taşırır gözlerimden akanlar\nSeviyorum dese de hep karşıma çıkanlar\nBilmiyorlar bir şey var bende heves kalmadı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik yıllarım",
        "poet": "Yakup Başar",
        "poem": "\n\nBirden gelip geçti gençlik yıllarım\nOn beş on altısında koşar oynardım\nKeçileri salar dağda yayardım\nBirden geçiverdi gençlik yıllarım\n\nAcıkınca kepekli yufkayı sıkardım\nHarmanlarda top koşturur oynardım\nHormonsuz domatesi sofraya koyardım\nBirden geçiverdi gençlik yıllarım\n\nÖzlemişim taş üstünde oturmayı\nTarlada kara sapanla çift sürmeyi\nKara çaydanlık da çay pişirip içmeyi\nBirden geçiverdi gençlik yıllarım\n\nAzıkta yufkaya sarılmış yumurtayı\nYannığa doldurulmuş ekşi ayranı\nTencere de pişirilmiş bulgur pilavı\nBirden geçiverdi gençlik yıllarım \n\nAteş üstünde bazen mantar közledim\nBüyük harmandaki böğeti özledim\nEşeğe katıra binmeyi özledim\nNe çabuk geçiverdi gençlik yıllarım\n\nŞimdi nerde anılarım nerde yıllarım\nArkadaşlık şerefti unutulmayan anılarım\nGaz lambasında ders çalıştığım yıllarım\nÇok çabuk geçiverdi gençlik yıllarım\n\n\t\t\t26.11.2010\n\t\t\tYakup BAŞAR\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gençlik Yıllarım",
        "poet": "Durak Yiğit",
        "poem": "\n\nAramıza girdi gurbet,dağları,\nHasretinle geçti gençlik yıllarım.\nŞimdi viran oldu gönül bağları.\nHasretinle geçti gençlik yıllarım.\n\nGurbet ellerinde günler geçmiyor,\niyiyi kötüyü kimse seçmiyor,\nÖlümsüzlük iksirini içmiyor,\nHasretinle geçti gençlik yıllarım.\n\nAnamdan doğalı çileli başım.\nAcımadın gurbet daha genç yaşım.\nCanımdan bezdirdin zehr oldu aşım\nHasretinle geçti gençlik yıllarım.\n\nMutluluk ararken, dert elen buldum.\nBir tomurcuk iken dalımda soldum\nAlman diyarına bir köle oldum\nHasretinle geçti gençlik yıllarım.\n.\n\nDurak YİĞİT kaldık yaban ellerde.\nGönülde hasretlik türkü dillerde\nBir gözüm işlerken biri yollarda\nHasretinle geçti gençlik yıllarım\n\n1982 ALMANYA....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Yıllarım",
        "poet": "Aydınlı İbrahim Dikmen",
        "poem": "\n\nDönüp bakmaya,korktum ardıma,\nNeçabuk geçiverdi,yıllar apansızın.\nYüzüme çizgiler,saçlarıma aklar doluştu,\nBir solukta geçiverdi,gençlik yıllarım.\n\nYaş otuzbeş,yolun yarısı değilmiş,\nHalimi bir görsen,kamburum belirmiş.\nEski resimlere bakıp,tanıyamazsın,\nSensiz neçabuk geçti,gençlik yıllarım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Yıllarım",
        "poet": "H Yusuf Şahan",
        "poem": "\n\nBenim gençlik yıllarımda\n Siyah beyazdı resimler\n Benim gençlik yıllarımda\n Sağcı solcuydu isimler\n\n Benim gençlik yılarımda\n Akın karşıtı \n Mutlak karaydı\nŞimdi karanın karşıtı\nOlmuyor ak\nYıllar neyi değiştirmiş\nDön de iyi bak\n\nBenim gençlik yılarımda\nBir başkaydı sevdalar\nSonsuza dek sevmeye\nYemin ederdi sevdalılar \nBir birine kavuşanlar azdı\nÇoğu başkasının eşi olurdu\nSevgileri bir türlü bitmez\nİsimleri doğacak \nÇocuklarına konurdu\n\nBenim gençlik yıllarımda\nAradığın her şey yoktu\nBuna rağmen insanların\nHem karnı hem gözü toktu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gençlik Yıllarım",
        "poet": "İsmail Altun",
        "poem": "\n\nDuvarlara ismini kazıdım tırnaklarımla\nAğladım her gece yalnızlılığıma\nGöz yaşlarımda sen vardın akarken dudaklarıma\nSen gençlik yıllarımsın\n\nFeda olsun sana bir değil bin ömür\nKararsada kabin misali kömür\nBenden sana kalan bin özür\nSen gençlik yıllarımsın\n\nGözlerim buğulandı sisli bir cam gibi\nGönlüm garip kaldı kanadı kırık bir kuş gibi\nYalnızım kendi dünyamda terk edilenler gibi\nSen gençlik yıllarımsın\n\nSigaramdan derin bir nefes çekiyorum\nSonra senin hayalin çıkıyor\nİçime öyle bir girmişsinki yakıyor\nSen gençlik yıllarımsın\n\nKızıl ırmak akar gider çağlar\nBedenimdeki kanda sevgin akar\nGözlerim hep yollarına bakar\nSen gençlik yıllarımsın\n\nBir değil bin türküde ismin var\nBenim gönlümde sevginin yeri var\nAğlayan her günümde haylin var\nSen gençlik yıllarımsın\n\nYağmur yağar elbisem ıslanır\nGözlerim ağlar kalbim ıslanır\nBütün bedenim sevginle kaplanır\nSen gençlik yıllarımsın\n\nBie çocuk nasıl özlerse anne sevgisini\nBende özledim sevgilim seni\nDön bitsin artık inanki seviyorum seni\nSen gençlik yıllarımsın\n\nGüzel geçen tatlı bir gün gibi\nMutluluklar yaşatır insanı inanki\nTerk edip gitmeyle ne kazandın sanki\nSen gençlik yıllarımsın\n\nSeni arıyorum her gece\nBitmez biliyorum bu işkence\nZararı yok çekerim ömrümce\nSen gençlik yıllarımsın\n\nŞimdi tozlanan anılar arasında\nSende varsın gizemli dünyasında\nAyrılıp gitsende oradasın orada\nSen gençlik yıllarımsın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gencti Genclik",
        "poet": "Yüksel Akkas",
        "poem": "\n\nGencti genclik bir su gibi\nEy gozlerim agla\nSen daha cok aglarsin\nEski gunleri hatirla\n\nGecti genclik ruya gibi\nEy vicdanim sizla\nSen daha cok sizlarsin\nÜmitlerle yasarsin\n\nGecti genclik bir gun gibi\nHep kalbim kirildi\nSeni daha cok kirarlar\nButun dertlerden ayril\n\n11 aralik pazartesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gene Bahar Oldu, Bülbül Ötecek-2",
        "poet": "Kağızmanlı Cemal Hoca",
        "poem": "\n\nGene bahar oldu, bülbül ötecek\nYa neydim sinemi yar yaralamış\nLale, sünbül, mor menemşe bitecek\nHayıf bu dağları kar yaralamış\n\nGel bak cennet oldu şirin vatanım\nNidem hasretteyim yanmada canım\nHayal-i hatrımdan çıkmaz cananım\nİşte beni bu efkâr yaralamış\n\n.......................yim  zar vurdu beni\nSer verir sır vermem ar vurdu beni \nBir punar başında yar vurdu beni\nEzmiş bu bağrımı zor yaralamış\n\nBaharda turnalar katarın çeker\nHasretlik tohumun bağrıma eker\nAla gözlüm ağlar kanlı yaş döker\nHilal kaşlarını kâr yaralamış\n\nAla gözlüm aç sinem yarasını\nDerdim derin gel gel bul çaresini\nDeşme çıbanımın kabarasını\nAşkın beni bî-haber yaralamış\n\nDağlarda her çiçek, bağlarda reyhan\nMor menemşe, sünbül, rengarenk elvan\nTûtîler âh çeker, bülbüller figan\nGörseler gülleri, hâr yaralamış\n\nAllah Allah nedir bendeki azar\nSızılı yaram var, işim ahuzar\nCemal Hoca’nın derdi zar zar zar zar\nİşte gönlünü bu zar yaralamış\n\nMecnun gibi ben de sevdim Leyla’yı\nLeyla’sını seven bulur Mevla’yı\nSorsalar kim vurdu Cemal Hoca’yı\nKendini bilmez bir tor yaralamış\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gene",
        "poet": "Tuğba Özbilgin",
        "poem": "\n\nBeyaz bir sayfa gibi başlasam hayata yeniden\nGene karalarım onu, gene silemem.\nDüşlere bıraksam sevgimi ve gitsem\nGene severim, sevmekten vazgeçemem.\nGözlerimi kapatsam, gene görürüm gerçekleri; \nBağırsam, gene duyuramam sesimi.\nGene pişman olurum, gene yeniden başlarım her şeye; \nGene beyaz bir sayfa kim bilir kaçıncı kere.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gene Bayram Geldi",
        "poet": "Ozan Yayla",
        "poem": "\n\nGene bayram geldi aha,\nŞükürler olsun Allah'a,\nNice bayramlar,bayramlar,\nGöreceğiz elbet daha...\n\nNe kibire kurulalım,\nNe küselim darılalım,\nBugün bayram günü dostlar,\nÖpüşelim, sarılalım...\n\nEşe dosta gelinir hep,\nGönül hatır bilinir hep,\nBugün bayram, böyle günde,\nSevinilir, gülünür hep...\n\nÇalış öğün bayram olsun,\nYerin göğün bayram olsun,\nVer gardaşım, elini ver,\nHergün düğün bayram olsun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gene Düştü Aklıma",
        "poet": "Osman Şahin",
        "poem": "\n\nPeke'sinde doğduğum,sofrasında doyduğum.\nAhırında mallara aboblim içirdiğim.\nBaragami külünde Koliva pişirdiğim.\nYıkık Virane evim gene düştü aklıma.\n\nAç kalmasın çocuklar,korkotoşur bir kazan\nAna yüreği işte starofay alır bazan\nKaderimiz mi idi,on iki ay Ramazan\nOy anam ğuli' ların gene düştü aklıma\n\nKom'dan al herek'leri, hem ver hark'ları da gel\nMinicik omuzlarda,kocaman bir de macel\nYol uzak yürünürmü? oynamak varken futbol\nVay babam dayakların gene düştü aklıma.\n\nKollektif yapılırdı köyde bütün işlerim\nİnci gibi dizilir aboskal'a gençlerim\nToprak kaldırır kızlar,vol vurur gelinlerim\nIrgatlıklar,düğünler, kol'lar düştü aklıma.\n\nKofin kofin yaprağı,dök altına malların\nGübre - süt fabrikası,kurban olsun yallarım\nOlmasa inek koyun ne olurdu hallarım\nKobro'lar ve fuşki'lar,dağlar düştü aklıma\n\nFutbol büyük bir tutku,ne çerçeve ne de cam \nAnam bağırır ordan, eba e dayanisam\nEğridere,Zeleka, Ulucami Akdoğan\nKadohora attığım goller düştü aklıma\n\nİki kişi sığmayan çamur yollarım vardı\nLuba denen havuzlar, konak yerlerim vardı\nSu içtiğim sülen'ler,horon yerlerim vardı\nPeştemallı Oğluklu kızlar düştü aklıma\n\nYeni nesil bilirmi çalika da ne demek\nBindi mi ziğoyri'ye,oynadı mı tepenek\nGülme PC bebesi,yoktu başka seçenek\nĞuvan'lar tombalalar,mol'lar düştü aklıma\n\nBizim kuşak suçludur.öğretmedik töreyi\nDünya meşguliyeti, deyip bulduk çareyi\nBilmedi akrabayı,görmedi mezare'yi\nEbe-dede türbesi,ced'ler düştü aklıma\n\nMazi içimde yara, köylümün bahtı kara\nHepsi gitti gurbete,bomboş kaldı Çaykara\nÇek elini yakamdan,körolası ankara\nUlusoy kornaları,yollar düştü aklıma\n\nBir başkaydı ilk bahar,bir başka idi hazan\nHüzün çöker üstüme,hatta ağlarım bazan\nSonbaharı son demi,yaşıyorken ben osman\nEy gidi veran dünya, sal'lar düştü aklıma.....\n\n29 Ekim 2008\nOsman ŞAHİN \nAnkara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gene Gitmeler Vurdu Başıma",
        "poet": "Çiğdem Arabacı",
        "poem": "\n\nGene gitmeler vurdu başıma...Tam buldum evet şimdi oldu oturdu bu dostluk derken,gene geldi gitme vakti..''Güleç kız'' sana gitme demeyi o kadar çok isterdim ki lakin zamanı ve şartları yok  saymak saçmalık olurdu elbet. Ey gönlü güzel yüzü güzel canım dostum! ''sevinebilirmyim gerçekten'' gitmene,yanıbaşımızda olup burda mutlu olduğunu görmek varken! Yürek, yarasını belli etmiyor artık benliğimde,bazen severken öldürüyor bazende duruyor, korkuyor! Sonra korktukları başına geliyor,isyanlar başlıyor... Etmiyorum isyan gidişine! İsyanım senin üzülmene.. Dostluklar nasılsa uzaktada yaşar be güzelim yeter ki sürekli ayrılık olmasın,kalbimiz acımasın derinden,bir daha görüşemeyecek duygusuyla şiirler yazmayalım adımıza...\n\t\tGene gitmeler vurdu başıma..\nAma bu sefer ki başka.. Mutlu günlere adım atacağının umudu var içimde sevincim ondandır..! ! \nİçim buruk, İçim mutlu, içim hoş, içim mahoş,duygular garip anlamı yok,biraz arabesk biraz pop,biraz da sen kop :) \n\t\tMücadele yolunda yanındayım her zaman,biliyorum ki ağlayacaksın Birkaç zaman..Ona, buna, ota,boka dokunana, dokunmayana.. ama dirençlisin evelallah üstesinden geleceksin,birde bizim gibi arkanda duran dostların oldukça merak etme çabuk gececek zor zaman..\nBir de bakmışsın mutlulukla huzur gelmişler kapını çalıyorlar,kimo demeden açacaksın! ! zaten uzun zamandır bekliyordun..ama bu sefer yatıya gelmişler,sürekli sizle yaşayacaklar.. 75 metrekare evde oldunuzmu kalabalık! ! akın,sen,yiğit,mutluluk ve huzur.Ondan sonra gelse de kötülük, mutsuzluk ''yerimiz yok diyeceksin'' şöyle bir dinlenip giderler büyük ihtimal,ee onlarda olacak hayattaki tadı olsun yaşamımızın değilmi ümmüşüm? ? \n\t\tGiriş gelişme sonuç beynim gene en uç.. Sevinirken gitmene, üzülüyorum gitmene! Bu ne yaman çelişki böyle.. gene hayatın üstüne atalım suçu ve bi depar atalım umuda doğru! ! 'güleç kız', 'canım dostum', 'arkadaşım', 'sırdaşım' Yüreğimdesin yaşadıkça,yüreğindeyim yaşadıkça.. Sen hep mutlu ol emi! Seni çok çok çok seviyorum..Yolun açık olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gene kırdın dallarımı",
        "poet": "Edim Ahmet",
        "poem": "\n\ngene kırdın dallarımı,\nkader benim,kader benim.\nbağlıyorsun yollarımı,\nkader benim,kader benim.\n\n   edimahmet\n    Yaylakent-2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genel Kültür Yarışması 2. - 28.12.2013 -",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\n* TC nin kuruluşundan sonra kaldırılan Osmanlı İmparatorluğu Ordusunun\nSancağı hangi renklerdeydi? *\n\n1. Kırmızı - Sarı (armasız)\n2. Beyaz - Kırmızı (armalı)\n3. Kırmızı - Yeşil (armasız)\n4. Yeşil - Beyaz (armalı)\n5. Sarı - Beyaz (armalı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genel Kültür Yarışması 23. - 24.05.2014 -",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\n- Özel bir Anneler Günü olmayan bu ülkenin adı nedir...? \n\n1. Kazakistan\n2. Tayland\n3. Nepal\n4. İran\n5. Suudi Arabistan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gene O Dağ Yollarında",
        "poet": "Cevat Çapan",
        "poem": "\n\nYıllar sonra Alplerden inerken\nbir dağ yolu mu bu diye kendine sorarsan\ndaha binbir soru varken zihnini kurcalayan\nelinde bir dağlalesiyle seni karşılayan\nşu küçük kızı alnından öp\nve dinlen biraz.\nYıllar önce, uzaklarda,\ndoruklarına tırmandığın,\nrüzgârlarını ezberlediğin,\nbaşka dağları düşün.\nO bildik dağların koyaklarında biriken,\nsonra eriyip boz bulanık ırmaklara karışan\nkadarıyla ak git sen de\nuzaklara, dağların ardına,\nkavruk çöllere.\nUçak gürültülerinin, kum fırtınalarının içinden,\nDüşlerinde o küçük kız,\nBir dağlalesi elinde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Genel Af",
        "poet": "Hafız Osman Saraç",
        "poem": "\n\nGenel af çıkardım kızdıklarıma,\nHiç bir müslümana düşman değilim! \nİbret ile bakın yazdıklarıma,\nHiç bir müslümana düşman değilim! \n\nTam sırtımdan vurmuş olsa da Arap,\nAffetim ben onu, Şahit ol Ya Rab! \nKafirin başına örülsün çorap,\nHiç bir müslümana düşman değilim! \n\nİster Afgan olsun, isterse Peştun,\nElinden kurtulsun gavurun puştun! \nPakistan,sen bana yardıma koştun,\nHiç bir müslümana düşman değilim! \n\nSuudi aile kahpedir diye,\nDüşman olamam ki ben Medine’ye,\nKahpe demek şarttır ama kahpeye,\nHiç bir müslümana düşman değilim! \n\nBen açken tok yattı bazı müminler,\nMalı mala kattı bazı müminler,\nAnamı ağlattı bazı müminler,\nHiç bir müslümana düşman değilim! \n\nBiri Allah için verdi başını,\nBiri sattı dava arkadaşını,\nYine ben silerim o gözyaşını,\nHiç bir müslümana düşman değilim! \n\nÜç Hilal’i tutup kaldırmak varken,\nKanlı kafirlere saldırmak varken,\nMüsümanlar feryad figan ederken,\nHiç bir müslümana düşman değilim! \n\nH.Osman SARAÇ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genelgeçer Kurallar",
        "poet": "Can İnce",
        "poem": "\n\nBizde her dem gece tarifesidir tarih.\nGüneş bir yerlerde doğuyor olmalı.\nRüzgar gece, tarih gece, \nVakit gece olunca, \nGündüze söz düşmez\nBaş aşağı yarasanın şefkatli  kucağında.\n\nGündüz sussun diyedir bizdeki tarih.\nSular altında\nBir zamanlar orman\nÇöksün, çürüsün, \nBirileri “vardı” desin diyedir.\n\nGüneş bir yerlerde batıyor olmalı.\nİşte bizim günümüz, \nBir yerlerde “yeni”den kaçıyor olmalı\nYa da bir kılıç çift su alıyordur ustasından.\nBizdeki gece tarifesi, \nEn iyi ken-do ustası, \nHiç parmağı olmayan olsun diyedir.\n\nGece bitmez, kapanmaz kapısı karanlığın.\nBizdeki yeni yüzler, \nEski yüzler hiç eskimesin diyedir.\nBizde kuralları bozmaz tarih.\nGenel kurallar geçer, \nBir gece kalır geriye.\nVe tarih!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genel Kurmay Başkanı’ m-işte bu ses yürekli Korkusuzca konuşur-asker çelik bilekli",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nTürk Milleti olarak-selam ve saygı sana\nKonuşmaların ile-huzur verdin vatana\nİyi ki varsın orda-düşman ile haine\nHaddini bildirirsin-coştu yurtta her hane\n“Genel Kurmay Başkanı’ m-işte bu ses yürekli \nKorkusuzca konuşur-asker çelik bilekli”\nAlçaklar şerefsizler-taviz verir konuşur\nSorosun çocukları-Avrupa’ya danışır\nSen ki Türk oğlu Türk’sün-vardır itimadımız\nSenin ile yükselir-unvanımız adımız\n“Genel Kurmay Başkanı’ m-işte bu ses yürekli \nKorkusuzca konuşur-asker çelik bilekli”\nSizler orda var iken-bu vatan bölünemez\nToprakta şehit yatar-kahpece gülünemez\nAsker bir  kez konuşur-hep söyler gerçekleri\nYediden yetmişe dek-kalplerde tutar yeri\n“Genel Kurmay Başkanı’ m-işte bu ses yürekli \nKorkusuzca konuşur-asker çelik bilekli”\nHer insan sizin gibi-düşünse ve konuşsa\nDünya gelse yıkarız-yok olur gider tasa\nHuzur ile yatarız-biz uyuruz sessizce\nMehmetçik nöbet tutar-hem gündüz hem de gece\n“Genel Kurmay Başkanı’ m-işte bu ses yürekli \nKorkusuzca konuşur-asker çelik bilekli”\nHainleri tanırsın-tavır hareketinden\nHem milletim hem Allah-inan hoşnuttur senden\n70 Milyon arkanda-gençlik Senin yanında\nAtatürk ruhu taşır-Samsun Ankara Van’da\n“Genel Kurmay Başkanı’ m-işte bu ses yürekli \nKorkusuzca konuşur-asker çelik bilekli”\nOrgeneral Yaşar’ dır-O Türkiye’mizde yaşar\nSoyadı Büyükanıt-bütün zorluğu aşar\nTerör örgütlerinin-hep korkulu rüyası\nÖğretmen Hasan söyler-çok sağlamdır mayası\n“Genel Kurmay Başkanı’ m-işte bu ses yürekli \nKorkusuzca konuşur-asker çelik bilekli”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genelkurmay Başkanım-vatan size minnettar",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nGENELKURMAY BAŞKANIM-VATAN SİZE MİNNETTAR\nSAYGIMIZ VE SEVGİMİZ-SİZLERE KATAR KATAR\n\nHainlerin korkulu- rüyasısınız bilin\nİnsanları seversin-şefkatlidir hep elin\nŞaşırıp da kaldılar-konuştuğunuz anda\nEsenlik oluşturdun-gerçekten de insanda\n\nGenelkurmay Başkanım-vatan size minnettar\nSaygımız ve sevgimiz-sizlere katar katar\n\nAsaletin dostlara-huzur mutluluk verdi\nDağlar taşlar uyandı-sevindirdiniz merdi\nMehmet senin evladın-candan seversin onu\nAyağa diken batsa-yetiştirirsin Onu\n\nGenelkurmay Başkanım-vatan size minnettar\nSaygımız ve sevgimiz-sizlere katar katar\n\nBazıları horlarken-vazife başındasın\nAğlayanla ağlarsın-Diyarbakır Van’dasın\nBir kere emrediniz-o emre amadeyiz\nBakışınla diz çöker-önlenir yurtta kriz\n\nGenelkurmay Başkanım-vatan size minnettar\nSaygımız ve sevgimiz-sizlere katar katar\n\nSizi çok seviyoruz-daima orada kal\nMehmetçiğe sahip çık-asla kopmamalı dal\nAnne baba bebeğin-feryadına ol ortak\nAteşlerden koruyun-silah çekmesin kaltak\n\nGenelkurmay Başkanım-vatan size minnettar\nSaygımız ve sevgimiz-sizlere katar katar\n\nŞu anda susuyorsak-bunun vardır sebebi\nTarih boyu yok ettik-bizler olduk galibi\nSabrın sınırı vardır-öğrenilsin bilinsin\nVatanım bölünmesin-tedbirleri alınsın\n\nGenelkurmay Başkanım-vatan size minnettar\nSaygımız ve sevgimiz-sizlere katar katar\n\nÜlkem çağlara gitsin-70 milyon birliği\nSonsuza kadar sürsün-bozulmasın dirliği\nÖğretmen Hasan yazar-anlatır ince ince\nDeğerini anlarsın-toprak elden gidince\n\nGenelkurmay Başkanım-vatan size minnettar\nSaygımız ve sevgimiz-sizlere katar katar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genelleme",
        "poet": "Emin Nadir",
        "poem": "\n\nYüzün, gözün,dudağın\nSaçın,kaşın,yanağın\nHer şeyin güzel.\nTek kusurun; harbi değilsin.\nGenelde arzu edilirsin amma sevilmezsin.\n\n19 Şubat 1985 Karabük-Karaşar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genetik Yanlışlık,",
        "poet": "Çağdaş Öztürk",
        "poem": "\n\nGazetelerde okuyoruz sık sık:\nOburluk geni bulundu,\nSalaklık geni,\nSolaklık geni; \nAklık-paklık,\nArsızlık-hırsızlık.\n\nEn son bulunanı\nAldatmaya neden olanı.\n\nYani; \nBu gidişle her şey genetik,\nGüme gidiyor eğitim ve etik! \n\nYanlışlık var bir yerde ama?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genimizdeki Öpücükler",
        "poet": "Akın Dursun",
        "poem": "\n\nne üçgen, \nne beşgen, \ndeğince dudaklarımız birbirine, \noluyoruz öpüş-gen. \n\n                                                                       06.09.2004 / 12:56 İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genetik Miras!",
        "poet": "Turgay Akbulut",
        "poem": "\n\n“Yoksulluk kader değil”  belki de....\n\nHer düzene uygun yanaşık düzen eğitimi\n“Ayak değiştir! ”\nHer iktidara uyumlu renk, meze-ahenk\nDüzenin adı olsa ne olur, Demokrasi\nParavan\nEmeğim kavuşmadıkça buğday tenli\nEla gözlüsüne\nOzan tabakası delinse ne olur\nHer gelene devirdayım,\nTalan\n\nZararlı ışınlar kansorojenmiş! süzülse ne olur\nHortumlana hortumlana karardı ufkumuz\nAsit yağdı geleceğimize \nHırsızlık diz boyu yoksulluk gani\nGenetik mirasımız olacak! \nBöyle giderse...\n\n(eylül 03)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "...Genesis (Trik...Trak) ...",
        "poet": "Naime Erlaçin",
        "poem": "\n\ntanrısal bir nağmedir ses \nve gizemli sessizlik\n\niçli ezgiler ağartacak yüzümü\nkristal bir iglo kadar ak\nsim nakışlı \nsultanî bir kaftanca \ntenimde parlayarak\naşk gibi buğulu\nsaracak bedenimi sımsıcak\n\nköhne duygular sıvaşmayacak yüzüme\nürperecek tenim intiharları anımsayarak \nkayıp kent yokuşlarında \nkutsal kehâneti anlatarak genesis*ten \nmahşeri bir isyanda kızıla dönecek söz\n\nkaynayacak kanım\naynı anda vuracak saatler \naşk gibi\nsaracak bedenimi sımsıcak\n\ntrik trak\ntrik trak\ntrik trak…\n\n(*)    Genesis: Yaratılış\n\n(19 Mayıs 2004)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genişleyen Ufuk, Uzayan Yol; ANADOLU İÇİN! . = 000.001 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n05 Ocak 2013 Cumartesi 09:58:03\n\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU İÇİN YÜRÜMEK! .\n= 000.011 =\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU’DA İLERLEMEK! .\n\n“YALNIZLIK” Adlı Romandan:\n\nBugün öğleden sonra hava o kadar güzeldi ki. Böyle bir havada içerde kapanmak… / Böyle bir havada insan deniz kenarında olmalı. / Vazifenizi yaptığınız için / Şimdi isterseniz gidebilirsiniz. / Serbest bırakılan bir öğrenciden farksızdı.  / Bu o andaki haleti ruhiyesinin eseriydi. { Kitap Yazarı: A.J. CRONIN – Çeviren: Leyla YAZIOĞLU – Arif BOLAT KİTABEVİ/İSTANBUL 1957 – Kitap Cümlesi Seçki Sırasını Derleyen: Kemal KABCIK/ANTALYA/05 Ocak 2013 Cumartesi 10:04:55 – Seçki Derleme Sayfa Numara Arası: 077. ile 078. Sayfadan Derlenmiştir.} \n\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DAHA DOĞRU OLANI KEŞFETMEK! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DOĞRUYA ÖMRÜ VAKFEDEBİLMEK! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genişlet Yüreğini",
        "poet": "Hüseyin Yırgal",
        "poem": "\n\nGenişlet yüreğini,\nKimseyi düşman bilme.\nSeni düşman sananları,\nSana düşmanlık edenleri de al,\nAl yüreğine…\n\nGirmesin yüreğine kin,\nBüyüt sevgini.\nSev gönlüm sev herkesi, her şeyi..\n\nKimsenin gözleri buğulanmasın,\nBaşkasının acısı, seni mutlu etmez,\nUnutma Sakın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genetik Sevda",
        "poet": "İlhami Bulut",
        "poem": "\n\nMecnun benim asil soyum; sen de benim son öykümsün.. \nDökülürsün ince tele; nakaratım son türkümsün; \nÖmür de bir, bir kez açmaz fulya gibi mor gülümsün.. \nÇözemedim bir tek düğmen, Leyla gibi kör düğümsün.... \n\nSenin lehçen inkar dolu, gözler benim muhatabım.. \nTeslim oldum, zincirliyim; itiraza yok imkanım; \nBenim adım Kerem değil alma benden intikamın, \nHünkar olsan zindanlara sehpalarda son sözümsün... \n\nKaydık yaydan, kader sana; Havva dedi bana Adem \nSır tüterken mavi ocak, görüşmüştük muhtemelen; \nDöneceğiz aslımıza ben sürgünüm, sen mecburen, \nMehtap olur göz bebekler en zifiri sevdiğimsin.. \n\nMor şafaklar dökülürken mahmurlaşmış yar üstüne; \nAyçiçeği döner durur başak başak bar üstüne, \nKat kat germiş al perdeyi yüzündeki ar üstüne,,, \nSır tutmuyor soyut ayna hayal meyal gördüğümsün.. \n\nTers okuma bu destanı her ahım bin kanat olur \nMecbur oldu Havva soyu mizacı çok inat olur \nİki cihan bir tek perde aralansa vuslat olur..... \nTefsir olmaz bir tek telin, en genetik sevdalımsın...... \n\n18.05.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genellenilebilinilir Olunulunma",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nHız, düşülünme\nZamanıyla orantılıdır.\nÖlünülün gömülünülmesi, defnetme.\nAra perdesi\nİki perde\nArasınlında oynanılan\nUfak piyes.\nFasılları birleştiren\nMüzik parçası\nVeya bale,\nKüçük fasıl.\nSonsuz bitilinmez, tükenilinmez\nSonu gelinilinmeyerek\nBirbirine karıştırmak\nVeya karışmak.\nAranılık tatil\nAranılık verilinme.\nAteş nöbetlerinin\nArasınılındaki müddet.\nAranılıklı kesik kesik\nAranıla vermek.\nGeçilinilici olunularak\nTatil etmek.\nAranıla verenilerek\nAranılada kesilinilen\nAranılıklarla meydana gelinilen.\nAteş sıtma\nGeçilinici olunularak\nAranıla verilinme.\nZaman zaman durunularak\nBirbirine karıştırmak\nVeya karışmak,\nŞeylerin birbirine karışılınması\nKarışılınılınmış şey\nKarışılınılım ilave \nEdilinilen şey.\nDuvarlar arasınılında olunulan.\nEtmek bir gemiyi\nLimanda hapsetmek,\nHarp zamanında kapamak\nAlınılıkoymak göz\nAltınıla almak.\nStajını yapınılan \nTıp öğrenilincisi\nStaj yapınılan kimse.\nİçiline ait\nİçilinde bulunulan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genişleyen Ufuk, Uzayan Yol; ANADOLU İÇİN! . = 000.002 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n05 Ocak 2013 Cumartesi 10:18:48\n\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU İÇİN YÜRÜMEK! .\n= 000.012 =\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU’DA İLERLEMEK! .\n\n“YALNIZLIK” Adlı Romandan:\n\nMektup / geliyordu. / Mektubu dikkatle, bir defa daha okudu. Bütün bunların tek manası vardı. / Gözleri pırıl pırıl pırıldadı… Kendisini sevince terketmişti. / Hislerine hakim oldu. Düşüncelerini toparlayıp, tren tarifini gözden geçirmeye başladı. / Orada bir saat kadar bekledikten sonra / Ekspresine binebilirdi. Bu şekilde cumartesi günü öğleye doğru / varabilirdi. / Tabii, bu müthiş / bir seyahat olacaktı. / Ne pahasına olursa olsun dakik hareket ederek / vazife hususunda ne kadar titiz olduğunu göstermek istiyordu. / Derin bir memnuniyet içinde, zihninde türlü ihtimalleri hesaplayarak seyahatinin planlarını hazırlamaya koyuldu. { Kitap Yazarı: A.J. CRONIN – Çeviren: Leyla YAZIOĞLU – Arif BOLAT KİTABEVİ/İSTANBUL 1957 – Kitap Cümlesi Seçki Sırasını Derleyen: Kemal KABCIK/ANTALYA/05 Ocak 2013 Cumartesi 10:27:06 – Seçki Derleme Sayfa Numara Arası: 078. ile 079. Sayfadan Derlenmiştir.} \n\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DAHA DOĞRU OLANI KEŞFETMEK! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DOĞRUYA ÖMRÜ VAKFEDEBİLMEK! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genişleyen Ufuk, Uzayan Yol; ANADOLU İÇİN! . = 000.003 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n05 Ocak 2013 Cumartesi 10:18:48\n\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU İÇİN YÜRÜMEK! .\n= 000.013 =\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU’DA İLERLEMEK! .\n\n“YALNIZLIK” Adlı Romandan:\n\nİşler hususunda / güveniyordu. / Yardımcısı oydu. / Düşündü. / Aklına gelince / nemli gözlerinde daha parlak bir ışık yandı. / Yeni yeni imkanlar temin etmenin ne ilahi bir şey olduğunu anlatacaktı. / O masum bakışlarında sevgiyle / hayranlık sezecekti. / Bunları düşünürken / Birden içinde şiddetli bir arzu duymuştu. / Başbaşa bulunma arzusu.  { Kitap Yazarı: A.J. CRONIN – Çeviren: Leyla YAZIOĞLU – Arif BOLAT KİTABEVİ/İSTANBUL 1957 – Kitap Cümlesi Seçki Sırasını Derleyen: Kemal KABCIK/ANTALYA/05 Ocak 2013 Cumartesi 18:52:27 – Seçki Derleme Sayfa Numara Arası: 079. ile 080. Sayfadan Derlenmiştir.} \n\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DAHA DOĞRU OLANI KEŞFETMEK! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DOĞRUYA ÖMRÜ VAKFEDEBİLMEK! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geometri",
        "poet": "Erkan Şen",
        "poem": "\n\nÜç köşe\nYıldız\nÜçgen, köşeleri yıldız şeklinde\n\nDört köşe\nYıldız\nKare, köşeleri yıldız şeklinde\n\n...\n\nGök kubbe\nYıldız\nGökyüzü, her köşe sen şeklinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genişleyen Ufuk, Uzayan Yol; ANADOLU İÇİN! . = 000.005 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n05 Ocak 2013 Cumartesi 19:33:56\n\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU İÇİN YÜRÜMEK! .\n= 000.015 =\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU’DA İLERLEMEK! .\n\n“YALNIZLIK” Adlı Romandan:\n\nYalnız kalınca, memnun. / Kimse tarafından rahatsız edilmeden / sevinerek büyük karyolanın içinde oradan oraya yuvarlandı. / Takdire şayan bir nefse hakimiyetle ufak yazı masasının başına geçti, hemen oracıkta bir kağıdın üzerine birkaç satır çiziştirdi. { Kitap Yazarı: A.J. CRONIN – Çeviren: Leyla YAZICIOĞLU – Arif BOLAT KİTABEVİ/İSTANBUL 1957 – Kitap Cümlesi Seçki Sırasını Derleyen: Kemal KABCIK/ANTALYA/05 Ocak 2013 Cumartesi 19:38:35 – Seçki Derleme Sayfa Numara Arası: 083. Sayfadan Derlenmiştir.} \n\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DAHA DOĞRU OLANI KEŞFETMEK! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DOĞRUYA ÖMRÜ VAKFEDEBİLMEK! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "George 6 İnilingiltere Kralı 1895 1952 2",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nEvleri bombalanılanan\nLondralıları ziyaret edenilerek,\nCesaret örneği gösterilinmişti.\n1952de, akılınciğer\nKanılınserinden ölünülündü.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Genişleyen Ufuk, Uzayan Yol; ANADOLU İÇİN! . = 000.004 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n05 Ocak 2013 Cumartesi 19:20:42\n\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU İÇİN YÜRÜMEK! .\n= 000.014 =\nDüşünen Düşünürlerin Düş Ürünleri ile ANADOLU’DA İLERLEMEK! .\n\n“YALNIZLIK” Adlı Romandan:\n\nO gece, saat onda / sesini duyduğu vakit / kalbinin küt küt atışını duyuyordu. / Holdeki uzun saat gece yarısını vurdu. / Sessiz sedasız mı dönmüştü? . / Farkında olmadan uykuya dalmış olmalıydı. / Uyandığı vakit / güneş doğmuş, parlak yepyeni bir gün başlamıştı. / Daha iyi anlıyordu / gülümseyerek doğruldu. / Seviyordu. / Düşüncelere rağmen seviyordu. / Yetişti. / Başıyla müspet bir işaret yaptı. / Sesi gayet normal / söyleyeceği kelimelerin yapacağı tesiri görmek, ölçmek ister gibi / işleri de vardı. / Gözleri / açılmış / bakakaldı. Kulaklarına inanamıyordu. Derin bir ferahlık hissi, ifadesi imkansız bir sevinç bütün varlığını doldurmuş, adeta taşıyordu. / Onun gözlerindeki bakışın manasını anlamağa çalışıyordu. / Biz ikimiz, sen ve ben, burasını / gayet güzel idare edebiliriz. / O kadar iyi kalplisin ki. / Fevkalade bir şey hazırlayacağım. / Dudaklarında dolgun / tebessüm. { Kitap Yazarı: A.J. CRONIN – Çeviren: Leyla YAZIOĞLU – Arif BOLAT KİTABEVİ/İSTANBUL 1957 – Kitap Cümlesi Seçki Sırasını Derleyen: Kemal KABCIK/ANTALYA/05 Ocak 2013 Cumartesi 19:20:58 – Seçki Derleme Sayfa Numara Arası: 081. ile 083. Sayfadan Derlenmiştir.} \n\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DAHA DOĞRU OLANI KEŞFETMEK! .\n= TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ =\nKendi Düşüncemizin Düş Gücü ile DOĞRUYA ÖMRÜ VAKFEDEBİLMEK! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geometrik Biçim",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nSunuş özelliği ve\nKıvrakıl mizahı idi.\nAçma işini yapan.\nİç açıcı sözler.\nİştah açıcı \nBir yemek.\nDoğru açı,\nKomşu açı,\nÖlü açı,\nSınır açı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geometrik Sözler",
        "poet": "İbrahim Ünlü",
        "poem": "\n\nHayalim enli\nVe kalbim enli\nTenin kalın\nDar olan gökyüzü…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçeği Lafta",
        "poet": "Nafi Çağlar Hacıömerli",
        "poem": "\n\nEkmeğini bütünleyemedin, doyamadın aşına,\nSen böyle geldin fani, bu zahiri yaşına,\nBoşuna yaşadın sefilim sen boşuna,\nSenin ömrün nazariydi Nafiz, gerçeği lafta…\n\nOturup nice öğütledim, dinlemedin beni,\nNe yaptıysam da adam edemedim seni,\nBir türlü ayıramadın seveni, sevmeyeni,\nSenin ömrün nazariydi Nafiz, gerçeği lafta… \n\nBatur Nafiz Tançağlar\n19 Mayıs 2003-Şehitkamil/ Gaziantep\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçeğe Gedik Açardım",
        "poet": "Osman Demircan",
        "poem": "\n\nElimdeki  değnekle  bulutları  karıştırmak  isterdim.\nYaz  yağmurları  dökerdim  kızgın  kumlara  birden\nZenci  çocuğun  eline  göl  suları  serperdim  serin.\nAğaç  büyürdü  Afrika  bozkırında  insan  soyundan.\n\nElime  değnek  verseler  ucuna  denizleri  asardım.\nDalgalanırdı  deli  mavi, gök  kızıla  boyanırdı  aniden.\nKaranfil  kanardı  ufukta  martılar  ölümüne  yaşardı.\nDünyayı  yerinden  oynatır  gerçeğe  gedik  açardım.\n\nElimdeki  değnekle  kelebekleri  korkutmazdım  hiç.\nÇocukluğumu  yaşayamasam  da  bunu  yapardım.\nBir  meşale  yakardım  mehtaplı  gecenin  ortasında.\nAydınlık  yüzlere  bakar  yüreklere  yıldızları  ekerdim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçeğe İnan hurafeye değil..",
        "poet": "Semih Batman",
        "poem": "\n\nBiz ki bu alemi sevdik\nÖtedeki dünyayı da bile bile\nKapılmadık ticanilere şükür\nKandırsalar da Allah ile\n\nSen inancını satmışsın dünya malına\nSömürmüşsün vicdanları çıkar uğruna\nYazıklar olsun \nYazıklar olsun sana inanlara.\n\nİnanç sevgi aşk büyüktür Yunus gibi anlayana\nAnlayamıyorsan baksana Kur’ana\n\nKul hakkı yeme der\nBüyüklerine saygı der\nKomşuların açken tok yatma der\nYazıklar olsun sana..\n\nHep kandırılmışsın yıllarca\nUyutmuşlar seni hurafelerle\nUyutanlar köşeyi dönmüş\nFakirim.. yazıklar olsun sana..\n\nİnanç sevgi aşk büyüktür Yunus gibi anlayana\nAnlayamıyorsan baksana Kur’ana\n\nOrada yazanı oku Türkçe\nOnlar istemezler sen gerçeği sakın bilme\nBilirsen soracaksın onlara neden diye! ! ! \nCevap veremiyecekler sana bilinçle \n\nKandırılma kardeşim dilinde öğren dinini\nAllaha inaçlıyız elhamdullilah \nO yaratan öylesine büyüktür ki\nBilir dindar ile dini kullanan dinsizi.\n\nİnanç sevgi aşk büyüktür Yunus gibi anlayana\nAnlamıyorsan baksana Kur’ana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçeği…...",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nİnsan sürekli büyüyüp olgunlaşandır. \nDeğerlerini geliştirip olgunlaştırandır\nİnsan değer bulur gençlik döneminden\nSeyreder hayatı olgunluk erdeminden\nBaşarabilirse büyümeyi gerçeklerinden\nGüzellikler sürekli süzülür kendisinden\n\nKurtulamazsa insan gençlik özlemlerinden\nYaşayamaz hiç birini tüm gerçeğinden\nZaman tanımlar insana kendini sürekli\nGençsin, olgunlaşmalısın, erdemindir bilgi\nHer dönemin heyecanı vardır bulup bilene\nHuzur vardır gerçeğini yaşamına düşürene\n\nBekler gerçeği insanın kendisi ve başkası\nAldatır seraplarla insan hep budur şakası\nAldattığı kendisidir çoğu zaman hayatta\nSanki huzur vardır aldatılmışlık yalanında\nBir gün bitecek tüm aldanış ve aldatışlar\nUmarım insan bunu ölümden önce yakalar\n\n16.11.2006 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçeğin Şerefine",
        "poet": "Oğuz Kağan",
        "poem": "\n\nYalnızlığın ortasında bir çocuk gibi ağlayan,\n\nÇaresiz bir umuttur yaşam,direnir karanlığa.\n\nDönüşü olmayan sokakların çıkmazıdır umut,\n\nYetmese de soluğu, varmaya son durağa.\n\nErişilmemiş özgürlüğün,tadılmamış özlemin,\n\nMutluluğu bıkmadan  bekleyişin,\n\nTutku dolu melodisidir sevinç.\n\nEşlik etmese de, sessiz haykırışlara.\n\nBulanık anıların tahtına kazınmış\n\nTükenmek bilmeyen bir sanrıdır tutku.\n\nKaranlığında parlayan,sönük bir yıldızıdır ruhun, \n\nGöremez gerçeğin doğuşunu.\n\nBilinmezin ardından gülümseyen güvendir gerçek.\n\nUnutamadığın eski bir dosttur, şerefine kadeh kaldırdığın.\n\nYüreğindeki meyhanenin tozlu masasında,\n\nYaşanmamış aşklara ve sonsuz korkulara..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçeğin içinden",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nTasasız kaygısız bir gelecek\nKorkusuz bir yaşam\nKardeşlik ve barış en güzel insanlık\nBizde güzel insanız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçeğin içinde saklanan",
        "poet": "Mustafa Şanal",
        "poem": "\n\nTanıdın mı? \n\nBakıpta görmediğin bir ömürdü akan.\n\nYolda geçen ömürleri\n\nsisli bir şehirde bırakıp\n\nkalakaldı sınırda\n\nNe geri ne ileri\n\nKalakaldı düşlerim\n\nAgır yaralı yarınlarda\n\nucu toz ardı toz\n\nyarını dünde kalmış\n\nsonu toz.\n\nGeçmişin tarifinde tek var olan\n\nGeçmiş=\n\nGerçeğin acı olduğu gerçeğini\n\ngerçekten ögreten bi gerçek.\n\n                                kasım  2009\n\n                                 Edirne\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gerçeğim Sensin",
        "poet": "Hakan Özbay",
        "poem": "\n\nGERÇEĞİM SENSİN\n\nYüreğim kabarmış bir deniz gibi\nYalpalanır oldum bir sarhoş gibi\nHayat rüya içindeki bir rüya gibi\nGerçeğim sensin, sevdalım sen…\n\nRüyam sensin, dünyam sen\nKasırgaya kapılan benim ben\nBeni yutan o kasırga sensin sen\nGerçeğim sensin sevdalım sen…\n\n                                 Hakan ÖZBAY\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçeğin Fotoğrafı",
        "poet": "Cengiz Numanoğlu",
        "poem": "\n\nİnsanoğlu unutmuş, gafletin vebâlini; \nGörmüyor; Kur’ân’daki kavimlerin hâlini.\nBugün de farklı değil, beşerî manzaralar; \nBakın nasıl açılmış, bunca sosyal yaralar..\n\nHükümler verildikçe, bölmeden kılı kırka; \nBölünmüş Müslümanlar, olmuş yetmişüç fırka.\nDin tahtına oturmuş, hurâfeler kültürü; \nGitmiş güzel insanlar, gelmiş şaşkın bir sürü..\n\nDillerde kin ve nefret, kalplerde kibir kiri; \nGerçeklerle yüzleşmek, istemiyor hiçbiri.\nNe sabır, ne tezekkür, ne tefekkür, ne şükür; \nİhsâna karşı isyân, nîmete karşı küfür..\n\nKimi; sûret-i haktan, Hakk'a baş kaldırıyor,\nKimi âlim; Kur’ân’a, Kur’ân’la saldırıyor.\nUlemâ kaf dağında, pazarlıyor postunu; \nİkbâl için satıyor, kulislerde dostunu..\n\nSahnelerde oryantal, akademik dinciler,\nRandevuyla çalışan, büyücüler, cinciler,\nKerâmeti kendinden, üfürük cambazları; \nHepsi yolma peşinde, palazlanmış kazları..\n\nBakın.. Bu çöplüklerde, daha neler üremiş:\nSahte şeyhler, velîler, efendiler türemiş.\nKılcallara yayılmış, putların saltanatı; \nÇok şükür ki; çökmüyor, üstümüze bu çatı..\n\nMünâfıklar her dalda, sektörün baş aktörü,\nDalkavukluk sanatı, bir liyâkat faktörü.\nSosyetik züppelere indirgenmiş asâlet; \nAhlâk kriterleri, baştan sona rezâlet..\n\nNe dostu soran kalmış, ne de ahdinde duran; \nAna, baba, eş, kardeş, hepsi olmuş figüran.\nYangını söndürmüyor, sözde “anneler günü”; \nSadâkat; bir gül kadar, sürdürüyor ömrünü.\n\nİsraf hükmüne girmiş, karşılıksız bir selâm,\nKişisel çıkarlara ayarlanmış her kelâm.\nApartman mahkûmları, derin gaflete dalmış; \nKomşuluk; asansörde bir tesâdüfe kalmış..\n\nGenç kuşaklar; cinsellik girdâbında boğulmuş,\nEdep, hayâ, haysiyet, tedâvülden kovulmuş.\nTolerans tavan yapmış, hoşgörüler sulanmış,\nAklı selîm; medyatik çomaklarla bulanmış.\n\nKüresel şeytanların, gerçekleşmiş emeli; \nHa çöktü, ha çökecek, ailenin temeli.\nOkullarda çiviler, çoktan çıkmış yerinden; \nKorkar olmuş öğretmen, öğrencinin şerrinden..\n\nEkranları kuşatmış, anti-ahlâk bir çete; \nO câhil cüretiyle, ders veriyor millete.\nMedenî simge olmuş, her şeyde transparan; \nBütün azgınlıklara, \"çağdaşlık\" bir paravan..\n\nBunları bilmek için, gerek yok önseziye,\nSiyonist tuzakları, gizlenmiş her diziye.\nKüresel enjektörler, yakalamış damarı; \n“Laiklik” narkozuyla, indiriyor şamarı..\n\nBu acı manzaralar, bu yaralar bir yana,\nKur’ân’da ümitsizlik, haramdır müslümana.\nHer çilenin bir ecri, gecenin fecri vardır,\nİnsanın selâmeti, ancak sabrı kadardır.\n\nŞahsiyetli müslüman, dik durduğu sürece; \nYükselir Hak katında, îtibar ve derece,\nNe doğrultur “vesâyet”, o kırılan belini,\nNe Kur’ân’a uzatır, o kirlenmiş elini..\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek",
        "poet": "Emrah Gürel",
        "poem": "\n\nGerçekleri konuşalım,\nVakit kısıtlı unutma.\nKarnım boş laflara tok.\nKonuşmak bile kesmiyor artık.\nÇalışmak lazım, çalışmak.\nBaşka çare yok! \n\n(29.Kasım.2002  Cuma 02.13)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek",
        "poet": "Halis Karadeniz",
        "poem": "\n\nSana şiir yazarken, \nKalbimle kalemim birleşir, \nSatır satır, uzadıkça mısralar, \nKarşımda hayalin, bütünleşir. \n\nRastlayamazsın şiirlerimde, \nNe övgülere, ne iltifatlara, \nGerçeği söyler gerçeği yazarım, \nÜmitle bakarım yarınlara. \n\nSenden önemli tutarım, \nSadece dini yaşantımı, \nAyrılmak pahasına bile, \nTerk edemem bu hayatımı. \n21.03.75 \nÇaykara / Trabzon\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek",
        "poet": "Türkan Yakın",
        "poem": "\n\nBir rüya idi,\nYeniden uyanışınız.\nBir gerçek idi.\nYeniden doğuşunuz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçeğim Aşktır Benim",
        "poet": "Sinan Bayram",
        "poem": "\n\nSana Bir Ömür Sunulacak\nBende Hasretlik Bir Hayat Solacak\nSana İlkbaharda Güller Yeşerecek\nBana Sonbaharda Ferman Kesilecek\n\nSana Heryer Cennet Olacak\nBana Bir Cehennem Yaratılacak\nBozkırlarda Bir Hayat Esecek Sana\nBen Tarifi İmkansız Acılar İçinde\n\nSen Güneşi Tutacaksın\nBen Senin Alevinle Yanacagım\nSana Umudun Yarıları\nBana Çorak Gönlün Anıları\n\nSende Solmayan Güller\nBende Ansızın Yeşeren Ümitler\nBeni Unutamassın Kalbine Sor\nBeni Ararsan Kendini Gör\n\nÖmrüm Sevdaya Tutsaktır\nBedeli Gerçegim Aşktır Benim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçeğin Ardında (Allan Ginsberg)",
        "poet": "İsmail Aksoy",
        "poem": "\n\nSan Jose’de demiryolu avlusunda\nbir depo fabrikası önünde\ndolandım keder içinde\nve oturdum bir bankta\nmakasçı barakası yakınında.\n\nBir çiçek saman üstünde\nasfalt anayolda –\nendişeli saman çiçeği diye\ndüşündüm – kırılgan\nsiyah bir sapı ve\nkirli sarı taçyaprağıyla\nbaşakları İsa’nın inç uzunluğunda\ntacı misali, ve kirlenmiş\nkuru merkeziyle bir pamuk öbeği\ngarajın altında\nbir yıldır yatan\nkullanılmış bir tıraş fırçası gibi.\n\nSarı, sarı çiçek, ve\nendüstrinin çiçeği,\nsert iğneli çirkin çiçek,\nçiçek gene de,\no büyük sarı biçimiyle,\nbeyninizin Gül’ü! \nDünyanın çiçeğidir bu.\n\nAllan Ginsberg (1926-1997, ABD)\nÇeviren: İsmail Haydar Aksoy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek",
        "poet": "Yusuf Ziyaeddin Sivaslıoğlu",
        "poem": "\n\nHerşey gönlünce olsun\nHer arzu gerçek\nNe tadı olurdu dünyanın\nKavgasız yaşamın\n\nKim ezecek, kim ezilecek\nBelki Tanrı böyle istedi\nBelki inandığımız cennet\nBelki bu dünyada gerçekleşecek\n\n(Lüleburgaz,8 Ocak 1972)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek",
        "poet": "Mehmet Tunçer",
        "poem": "\n\nArdın sıra\nÖzlem dolu şiirler yazsam.\nHer gün batımı,\nYokluğunun hüznüyle alkol duvarını aşıp\nBelki gelirsin ümidiyle,\nBeklesem,beklesem..\nBiliyorum bu bir gerçek\nSen bana dönmeyeceksin.\n\nYokluğunun hüznüyle\nYıldızlar tek, tek kopup düşse yerlerinden.\nDenizler kurusa,\nBalıklar nefessiz kalsa\nDereler, tersine tersine aksa\nÖlümüm bile zamansız olsa\nBiliyorum bu bir gerçek\nSen bana dönmeyeceksin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek",
        "poet": "Neden Ben",
        "poem": "\n\nGözyaşlarım sizden neden ayrılamıyorum\nYoksa sizden ayrılırsam hüznü kaybedecegimdenmi \nhüzün seni neden bu kadar seviyorum\nyoksa bana yalnızlıgımdan hatıra olduğundanmı\nyalnızlık neden hep seninle beraberim\nyoksa gercek dostum olmadıgındanmı\npeki neden gerçek dostum yok\nyoksa insanın dogasındakı gercek yalnızklıkmı\npeki ben bu sebeptenmi ağlayamıyorum?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek",
        "poet": "İnayet Koçak",
        "poem": "\n\nÖzgürlük sevgisi bu..! \nİnsan kapılmaya görsün\nEskimez kumaş gibi\nÖyle bir düşki\nGerçekten daha güzel..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek",
        "poet": "Hasan Ahmet",
        "poem": "\n\nHer baharda doğa yeşillenecek,\nBütün canlılar da etkilenecek.\nİnsan bu, sevecek, sevilecek de,\nDoğanın kanunu değişmeyecek.\n\nYıpranan, eskiyen yenilenecek.\nDönmeyecek giden, yenisi gelecek.\nDönüyor dünya, biz fark etmesek de,\nDünya dönmesine devam edecek.\n\nİlerleyenler hep rahat edecek.\nGeri kalanlar gör, bak sürünecek.\nAkıllarını kullanamayanlar,\nBirbirlerini erken bittirecek.\n\nHayat bir rüya, yaşanan da gerçek.\nBu görüşüme kim karşı gelecek? \nRüya aslında çok tatlı bir hülya,\nArzuya rüya direnemeyecek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek,,,",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\n“Tarih eninde sonunda gerçekleri yazar” \n\nİlk anda inanarak elbette dediğimiz bir cümledir\nSanki herkes hem fikirdir\n\n“Tarih hiçbir zaman gerçekleri yazmaz” \n\nÇünkü yazanın gerçeği\nOkuyanın gerçeği \nAyrıdır\nFarklıdır\n\nGerçek bir tane değildir\nGerçekler insan aklına, muhakemesine, bilgisine göre değişir\n\n“Tarihi galipler yazar”\n\nTarihin yazdığı gerçeklere aykırı düşünenlerin fikridir\nBunu söyleyenlerin gerçekleri, tarihin yazdığı gerçekler değildir\n\n“Mağlupların tarihi gerçektir”\n\nMağlupların, muhaliflerin genel düşüncesidir\nİtiraza dayanır, iddialıdır, sessizdir\n\nTarih; resmi, gayri resmi\nHiçbir zaman yazmaz gerçekleri \nYorumlar gerçeklerin prensi\nHer yorum farklı insan sesi\nZikreder kendi gerçeklerini \nHerkesin kendi gerçeği\nBaşkasının itiraz edeceği\n\nBir düşünce, bir yorum, bir yaşamdır\nHerkes kendi düşüyle, yorumuyla vardır.\n\n20.06.2014 – İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek",
        "poet": "Ahmet Beltekin",
        "poem": "\n\nÖfke ve endişe dolu bütün bu hatıralar,\n    Ki çıplak,sevimsiz,uçsuz bucaksız bir sestir.\n    Aşkın kanatlarını kullanan içimdeki yaralar,\n    Kahkahaları çığlığa çeviren ızdırap kadar mukaddestir...\n\n    Yokluğunu uzaklara taşıyan köleler gibi yıllar,\n    Ki hepsi merhametsiz,hantal ve ürkektir.\n    Ufuklarda kaybolan ümittir,tahammülsüz yollar,\n    Sessizlik ve yolculuk sonsuzlukta çırpınan gerçektir...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek",
        "poet": "Esma Özdemir",
        "poem": "\n\nHayat, bir çatı\nSen ise, o çatının altında\nBir temel direk olmalısın\nDünya evinde.\nVe yaşamak, direnmektir \nUnutma! \nDirendiğin kadar varsın\nBu kısa hayatta...\n\nBana göre hayat, bir rüya\nYaşamak, gülümsemektir\nSevgi ise tek gerçektir; \nSevildiğin kadar uzun yaşarsın\nSevgili hayatta...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek",
        "poet": "Onur Duru",
        "poem": "\n\nGeceler vardır ki\nHep dağınık yatak içinde\nYalnızlığımız ve biz\nSorgulanan günahlarımız\nYadsırız \nKabullenmekten öte\nNefret edereriz gerçeklerimizden\nO hain günah gerçeklerden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek",
        "poet": "Ahmetnecat Ucur",
        "poem": "\n\nEttiğim hayalini fantezim,oldu gerçek,\nDemek ki rüyalar da olacak birgün gerçek...\nOlsa ya evlilikler,sevgiler,aşklar gerçek...\nYaşanmaz nedense mutluluk,budur sır gerçek! \n\nİstersen eğer,yaşarız sevgiyi ve aşkı.\nBilemezsin nedir mutluluk,tatmadın aşkı\nSen verdin aslında,bilmesen de bana aşkı\nTut elimi tut,yaşayalım bu sonsuz aşkı! \n\nNe garip,ne acaip ne riya,ne de yalan,\nVerensen sevgiyi sen,sen olacaksın alan...\nBenim o benim,seninle rüyalara dalan,\nMutluluk budur işte,sevgiden,aşktan kalan! \n\nSevgindir,aşkındır hep,kalbimde kökler salan\nKulak asma sen hiç,derseler de filan-falan\nMutluluk bir andır,bir an; yeter ki ol alan\nVe hatta ki,sevgiyle,aşkla,zevkle yol alan! \n\nSırdaşın,arkadaşın,dert ortağın olayım,\nSevgimle,aşkımla,ruhuna zevkle dolayım...\nİstersen hemen açayım,istersen hemen solayım,\nSevgidir,aşktır,mutluluktur benim olayım!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Acı",
        "poet": "Toprak Selçuk",
        "poem": "\n\n\t\tSen  bilir misin gerçek acı nedir? \n\tGerçek acı hissetmektir\n\tHissetmektir damarlarında\n\tDamarlarında atmasıdır hissettiğin kanın\n\tHis....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Acı",
        "poet": "Dursun Tombul",
        "poem": "\n\nAşk yenilgisindeyim; \n\nTerk edilişin\nAcı vurgunu var.\nYalnızlık okyanusunun\nTam ortasında; \nNefes alamıyorum.\nSensizlik,\nDayanılmaz ızdırap yar.\n\nBu günlerde değilim.\nMazide kaldım\nViraneyim.\nYüreğim durdu,\nSen atarsın yerine.\nUfkumda gün batımı,\nEzip geçer beni.\nBen öleyim,\nSen yaşa benim yerime........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Anadolu Çocuğu",
        "poet": "Hüseyin Pelit",
        "poem": "\n\nBiz doğarken olduğumuz gibi\nDelikanlı büyüdük\nBiz anadolu çocuğuyduk\nNinnilerle büyümesek de\nBaykuş sesleriyle büyüdük\nBiz anadolu çocuğuyduk\nYamalı pantolonla gezmesek de\nFermuarsız pantolonla gezdik\nBiz anadolu çocuğuyduk\nKardeşçe büyüdük\nHarmanlar otağında\nBiz anadolu çocuğuyduk\nKalleşçe vurmadık arkadan\nHep yüz yüze çarpıştık\nBiz anadolu çocuğuyduk\nÇok şeyimiz olmadı\nHep hayallerle büyüdük\nBiz anadolu çocuğuyduk\nHiçbir zaman namussuzluk etmedik\nAilede yuvada ve ülkede\nBiz anadolu çocuğuyduk\nHiçbir zaman sevgiliyle gezmedik\nKüçüklere örnek olalım diye\nBiz anadolu çocuğuyduk\nVe de ihanet etmedik\nVatana toprağa ve bayrağa\nBiz anadolu çocuğuyduk\nBiz böyle geldik\nBöyle gideceğiz toprağa\nBizler gerçek anadolu çocuklarıyız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek arkadaş",
        "poet": "Salih Yıldız",
        "poem": "\n\nBolluk da, darlık da, cânı gönülden\nOlanı bölüşür gerçek arkadaş.\nDostuna gönderir kokuyu gülden\nSomurtmaz, gülüşür gerçek arkadaş…\n\nAlmasa da verir tereddüt etmez\nHata kusur görse sevgisi bitmez\nZor gününde onu bırakıp gitmez\nOndan önce üşür gerçek arkadaş…\n\nSevgisi eksilmez daima artar\nOna döşek serer hasırda yatar\nAtına bindirir çamura batar\nKaybolmaz görüşür gerçek arkadaş…\n\nNamusu ve malı emanet ona\nCanı-canı gibi selamet ona\nEn önde kardeşi kendisi sona\nSeve-seve yürür gerçek arkadaş…\n\nAnnesi babası anne babadır\nEsen karayelde ona sabadır\nHatasını örten güzel abadır\nÜzerine bürür gerçek arkadaş…\n\nSevincine ortak hüznüne ortak\nYıkılırken bile elinde tutak\nYorgunluk anında kuş tüyü yatak\nDost derdiyle çürür gerçek arkadaş…\n\nSırrını sır bilir sır gibi korur\nOna gelen taşın önünde durur\nO mutlu olunca kaplar bir sürur\nDüşmana tükürür gerçek arkadaş…\n\nGerçek arkadaşı çok zor bulması\nBiraz kısa tuttum uzun kumpası\nGaribinin işte budur yasası\nÇile değil sürur gerçek arkadaş…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Aşk",
        "poet": "Ramazan Güleryüz",
        "poem": "\n\nsevgi bir damla gözyaşı değil ki küçük bir mendil ile silip atasın. \nsevgi kötü bir rüya değil ki uyanınca karabasanlar gitsin \nsevgi gece değil ki sabah olunca bitsin \nve aşk sebepsiz doğmuş bir heycan değil ki \nunut deyince bitsin.......... \n\nVE \n\nen önemlisi aşk iki kelime(seni seviyorum)  değildir. attığın her adımda, aldığın her nefeste yari düşünmektir. sevgi; uyuyup uykusuz uyanmaktır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Ama Hüzünlü",
        "poet": "Yusuf Kemal Çetin",
        "poem": "\n\nHerşeyin en iyisini hak ediyorsun biliyorum.\nSen çok güzelsin güzel olduğun kadarda özelsin.\nSenin harikalar diyarında kendine ait bir dünyan var.\nBenimse sana verebilecek neyim var? \nSadece bütün bir dünyayı kaplayabilecek,\nKuru bir ayaz gibi durmadan esecek,\nSevda Yelim.\nYağmurlar yağdıkça anlayabileceğin,\nSevda Selim var.\nSadece uğruna sunabileceğim kocaman bir sevgi.\nGerçek Ama Hüzünlü......\n\n25/072002\nperşembe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Arkadaş",
        "poet": "Abdullah Acar",
        "poem": "\n\nArkadaş var kardeşten öte\nArkadaş var, hain mi hain\nÇağırdığında yanında bite\nGerçek arkadaş dediğin\n\nYasan yasası ola, tasan tasası\nBir sırrı olmaya bilmediğin\nO sana arka ola, sen onun asası\nGerçek arkadaş dediğin\n\nDerdini söylemeden bile\nGözyaşını akmadan sile\nKalbinde olmaya hile\nGerçek arkadaş dediğin\n\nAsla menfaat gözetmeye\nArkandan kem söz etmeye\nGel dediğinde naz etmeye\nGerçek arkadaş dediğin\n\n 24/06/2011-Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Aşka Sala Denildi",
        "poet": "Emir Sultan",
        "poem": "\n\nGerçek aşıklara sala denildi\nDertli olan gelsin dermanı buldum\nAh ile vah ile cevlan ederken\nCanımın içinde cananı buldum\n\nAkar gözlerimden yaş yerine kan\nZerrece görünmez gözüme cihan\nDerya....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Aşk2",
        "poet": "Ahmet Şakir",
        "poem": "\n\nÖyle bir özlem ki bu,\nÖyle sınırsız bir aşk\nGeçti Leyla'dan Mecnun\nÖylesi gerçek bir aşk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GERÇEK APAÇIK DURURKEN NASIL OLUYOR DA ÜÇ BEŞ KURUŞLUK DÜNYALIK KÂR OLUR? . Şükürler Olsun! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nGERÇEK APAÇIK DURURKEN; NASIL OLUYOR DA: ÜÇ-BEŞ KURUŞLUK DÜNYALIK KÂR OLUR? .\n\nDünyalığından Da Nasip Alarak; Asıl Ahiretliğin Kazanımına Dur Sen Azminle! .\nŞu Dünya Aleminin Kazanımı Adına; SATMA AHİRETLİĞİNİ ÜÇ-BEŞ KURUŞLUK ADINA! .\nÜÇ-BEŞ KURUŞLUK DÜNYALIK KAZANÇ; YİNE DÜNYADA KALIYOR ve NEREDE İLK SAHİBİ? .\nAHİRETLİĞİN ADINA SEÇİCİLİĞİN, DOĞRULUĞUN; HER ALEMDE SANA-BANA LAZIM OLAN! .\n\n{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK - ANTALYA - ‎ 02 Nisan 2012 Pazartesi 12:29:49 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Asker",
        "poet": "Ahmet Aksoy",
        "poem": "\n\nSen, tek bacaklı asker\nTek bacağınla da\nBasar mıydın? \nDüşmanının üstüne\nYa sen bacaksız asker\nBacakların olmadan da\nYapışır mıydın ellerinle\nDüşmanın yakasına\nKaçma imkanın olmadan, \nSağlam askerler kaçarken.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek AŞKlar-2",
        "poet": "Cabir Atam",
        "poem": "\n\nAŞK Yüceltir İNSANI\naşk alçaltır insanı\nAŞK Yaşatır İNSANI\naşk öldürür insanı\nve \nAŞK büyüktür aşktan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek bayram",
        "poet": "Salih Yıldız",
        "poem": "\n\nİman ile kabre yatıp, ah bir gitsek gerçek bayram.\nMasiva’yı kalpten atıp, nara itsek gerçek bayram.\n\nKaçsak çok süslü urbadan, yesek helali torbadan,\nİsraf etmeden çorbadan, öyle bitsek gerçek bayram! \n\nHer an sevgi ile dolu, eğri değil doğru yolu,\nGaribin koruyan kolu, olup yitsek gerçek bayram! \n\nNeftsen gelen arzumuzu, kibir gurur tarzımızı,\nYanlış yere arzımızı, daim yutsak gerçek bayram! \n\nDeseler iyi bir kuldu, mahlûka faydalı çuldu,\nHayır, yaptı hayır buldu, hakkı tutsak gerçek bayram.\n\nEmanetleri hıfz etsek, hata ve kusura setsek,\nKendi kendimize yetsek, leziz dutsak gerçek bayram! \n\nAnne baba memnun olsa, koksa da gülümüz solsa, \nSoframız misafir dolsa, gönlü toksak gerçek bayram.\n\nSevgiliden sevgi alıp, daim sevgisiyle kalıp,\nDerin hülyalara dalıp, onda çoksak gerçek bayram.\n\nBayram yapmayı hak edip, huzura ak ve pak gidip,\nİster şair ister edip, narda yoksak gerçek bayram.\n\nDört müminin ellerinde, salât selam dillerinde,\nAçıp berzah güllerinde, az da koksak gerçek bayram.\n\nİstese de canlar versek, Rabbin rızasına ersek,\nCennet de cemalin görsek, hazla baksak gerçek bayram…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Aydınlık",
        "poet": "Mehmet Akif Tiryaki",
        "poem": "\n\nFalcılara güle güle, dokunmasınlar bana,\nBeni kıskanmasın kimse,\nKötülük düşünmesinler hakkımda\nVe\nVahşi olan her şeyden\nBeni koruyan Rabbim var\nO ki; \nGüneşi ile sabahı aydınlatandır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Ben",
        "poet": "Ülker Karademir",
        "poem": "\n\nNe zaman koparttık biz bu sevgiyi\nNe zaman ben sensiz \nSen zaten bensiz\nNe zaman sensizliği bu sevgisizliği\nKaybettim bendeki seni\nNe zaman sevgiyi başka bir yerde \nNe zaman sevgiyi başka bir gözde \nBuldun, bulmadın, \nBulduğunu sandın\nNe zaman güveni sadece bende \nNe zaman sadece kendimle bende \nBu beden sadece kendiyle yitik\nKimsesiz, çaresiz, umutsuz, bitik\nAma sahtekar! \nHerkese güvenli, herkese mutlu, herkese umutlu \nGörünür …\nAma bendeki beni\nGörüyor herkes aslında şimdiki beni \nRollerde kar etmiyor ki?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Bir Dost Yeter Bana",
        "poet": "Abbas Yurt",
        "poem": "\n\nNe kaymakam, ne de vali,\nGerçek bir dost yeter bana.\nBeyhudedir dünya malı,\nGerçek bir dost yeter bana.\n\nBütün dünyayı verseler,\nYoluma halı serseler,\nTercihim nedir? Sorsalar,\nGerçek bir dost yeter bana.\n\nOlmasa da bana kârı,\nBırakmasın yolda bari,\nİstemem ben riyakârı,\nGerçek bir dost yeter bana.\n\nDost görünüp, düşman çıkan,\nYaptığını başa kalkan,\nHiç olmasın böyle arkan,\nGerçek bir dost yeter bana.\n\nDost yoluna kafa yoran,\nKale gibi karşı duran,\nUğrunda serini veren,\nGerçek bir dost yeter bana.\n\nAbbasım ağrıtman başım,\nNe bu şiddet, ne bu hışım,\nVar git işine kardeşim,\nGerçek bir dost yeter bana.\n\nAnkara - 05.06.2001\nKaynak: Yeniden Doğmak...Yeniden Yaşamak...\nAbbas Yurt\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Ben",
        "poet": "Kemal Çakır",
        "poem": "\n\nBeni kaybettiğimde kayboldum ben\nNe ben varım artık, ne bende  ben.\nBenim bu halime içinden gülen\nAsla ben değilim, o bendeki ben.\n\n\t\t\tMart 2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek  Bir  Rüya",
        "poet": "Tuba Gürdere",
        "poem": "\n\nGerçek bir rüya; yaşanılan bin bir yalandan üstündür.\nÖlümü ve dirilişi yaşar gibidir gözlerini kapamak her daim.\nUykudan Uyanıştır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Bu",
        "poet": "Dinmez Er",
        "poem": "\n\nAteşli bir hasta gibi sayıkladım durdum günlerce,\nSaymadım kaç gece gözümü kırpmadan sabah oldu.\nAteşten damlalardı yakan yüreğimi sessizce.\nGiden gelmiyor, ölenle ölünmüyor gerçek bu...\nHayat anlamsız bir kavga, yaşamaksa  işkence.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Bir Tatbikat Öyküsü",
        "poet": "Mustafa Sami",
        "poem": "\n\nAşağıda anlatılan öykü aylarca önceden başlayıp icra edilene kadar geçen bir zaman diliminin öyküsüdür. Bu öykü, birçok zorluğa göğüs gererek görevlerini özveriyle yerine getiren sivil savunmacılara ithaf edilmiştir.\n\nSivil Savunma Genel Müdürlüğü, 19 Ekim 2006 Perşembe, saat 13.30. Genel Müdürlüğün ikinci katında bulunan toplantı odasının kapısı açıldı, görevlilerce salon havalandırıldı, not alınabilmesi için masa üzerine kağıt ve kalem konuldu. Bilgisayar ve yansı makinesi son defa kontrol edilerek çalışır hale getirildi. Toplantı odası Genel Müdürlüğün hizmet binasıyla yaşıttı. Salona ön yüzü kahverengi deriyle kaplı, özel yapılmış ahşap bir kapıdan giriliyordu. Dikdörtgen biçimli salona adımınızı attığınızda ilk göze çarpan sağınızdaki duvara asılı Tepegöz ve Video Projeksiyon Cihazı Yansı Perdesi ile bu perdenin her iki yanında yer alan Türkiye Jeoloji ve Afet Bölgesinin Jeoloji Haritası oluyordu. Salon kapısının hemen karşısındaki köşeden başlayan pimapen pencere, salonun güneydoğu cephesi boyunca uzanırken, altta tül, üstte ise kalın ve koyu renkli kadife perde ile kapatılıyordu. Yansı perdesinin pencere tarafındaki köşede de konuşmacıların kullandığı ahşap bir kürsü göze çarpıyordu. Toplantı salonunun uzun olan her iki cephesinde duvarla birleşmiş şekilde sabitlenmiş ahşap koltuklar diziliydi. Oturma düzenine göre toplantı yetkilisinin önünden ekrandaki perdeye doğru uzanan, ilk bölümü dikdörtgen şekilde yerleştirilmiş, sonraki bölümleri ise her biri kare biçimli ikişer bölümden dört bölümün birbirine eklendiği ve ön sıradaki iki ucun birleşerek bir ok gibi ekranı işaret ettiği açık kahve renkli ahşap masa ise etrafındaki koltuklarıyla birlikte, salonun merkezinden çevreye doğru geniş bir alana yayılıyordu. Salonun zemini ise aynı renkte laminat parke ile döşeliydi ve salonun kuzey cephesindeki duvarda Türkiye Mülki İdare Bölümleri, Türkiye Diri Fay ile Siren Sistemlerini gösteren haritalar bulunuyordu. Yansı perdesinin tam karşısında toplantı başkanının koltuğu ile koltuğun üst tarafında orta boy bir Atatürk resmi vardı. Toplantıya başkanlık edecek yetkilinin hemen yanı başına konulmuş küçük bir masa üzerindeki iki telefon acil görüşmeleri sağlıyordu. Salonun tavanında çok sayıda kristal taşları olan iki adet büyük boy avize sallanırken, perdeler kapatılıp ışıklar yandığında salona loş ışıklarla ağırlaşmış bir ciddiyet hakim oluyor, Genel Müdürlüğün bütün toplantıları da aynı ciddiyet içerisinde bu salonda yapılıyordu. Aynı gün saat 14.00’te başlayacak olan toplantının konusu da İstanbul’da yapılması planlanan ve üç gün sürecek olan Arama ve Kurtarma Tatbikatının hazırlıklarıydı.\nToplantıya Sivil Savunma Genel Müdürü, Genel Müdür Yardımcıları, Daire Başkanları, Şube Müdürleri ile ilgili Şubelerin Sivil Savunma Uzmanları katıldı. Toplantı salonuna en son Genel Müdür girdiğinde salonda bulunan herkes, makama gösterdikleri saygının bir ifadesi olarak, ayağa kalktılar, Genel Müdür yerine geçip buyurun arkadaşlar diyene kadar da öylece kaldılar. Genel Müdür toplantının başkanlık koltuğuna oturdu, “Arkadaşlar,  hoş geldiniz” dedi. Toplantının önemine kısaca değindikten sonra tatbikatı gerçekleştirecek olan İstanbul Sivil Savunma İl Müdür Vekili İbrahim TARI’ya söz verdi. Bu öyküde “Ak Saçlı Kurt” olarak ifade edilecek olan İbrahim TARI; kahverengi gözleri, kemersiz burnu, alnı önden yukarıya doğru başın orta kısmına kadar açık, üst kısımdaki saçlarında daha az olmakla birlikte, yanlarda aklık, aynı zamanda bıyığında biraz daha fazla beyazlık vardı. Stresli ortamda çalışmanın sonucu olduğunu düşündüren ve birbirine paralel olarak uzanan dört çizgi alın boyunca ebem kuşağı gibi dolaşıyordu. 1.75 cm boyuyla, dengeli kilosuyla atletik yapılı bir fiziğe sahipti. 1958 yılında İstanbul’da doğmuştu. İlk ve orta öğretimini Aydın’da tamamladıktan sonra 1980 yılında Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İdari Şubesinden mezun oldu. 1983 yılında Yalova Sivil Savunma Memuru olarak memuriyet hayatına başladı. Katıldığı Sivil Savunma Temel Eğitim Kursunu birincilikle bitirdi. KBRN ve İlk Yardım Öğretmenliği kurslarına katıldı. 1985 yılından itibaren İstanbul İl Sivil Savunma Müdürlüğünde Şef, Müdür Yardımcısı, İlçe Sivil Savunma Müdürü, Merkez İlçe Sivil Savunma Müdürü olarak görev yaptı. Evli ve iki çocuğu bulunan, 2002 yılından bu yana da İstanbul İl Sivil Savunma Müdürlüğü görevini vekaleten yürüten Ak Saçlı Kurt’un heyecanı davranışlarından, sesinin tonundan belli oluyordu. Tatbikat emrinin Mart ayında İl Müdürlüğüne ulaşmasıyla bütün mesaisini tatbikatın planlanmasına, kurumlarla koordinasyonuna ve nihayet tatbikatın noksansız bir şekilde icra edilmesine sarf etmiş, dikkatini bütünüyle bu tatbikatın işlerine yöneltmişti. Neredeyse tatbikatın hazırlıkları bile uykusunda kendisiyle beraberdi, onunla yatıp onunla kalkar olmuştu. Bu nedenle heyecanı mazur görülebilirdi. Yapılan hazırlıkları anlatma fırsatını kendisine tanıdıkları için Genel Müdüre teşekkür ettikten sonra, bugüne kadar katıldığı toplantılarda edindiği rahatlığa bürünerek, tatbikatın hazırlıklarını ekrandaki yansıyla birlikte anlatmaya başladı. Tatbikatın amacının “Görevli birimlerin afetlere müdahale işlemlerinin nasıl yapılacağının denenmesi, sivil-asker işbirliğinin geliştirilmesi, il arama ve kurtarma planının uygulanması, olası afette görev alacak kamu ve özel kurum ve kuruluşlar, sivil toplum örgütleri (STK)      ile tatbikata il dışından katılan Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birlik ve Ekiplerinin çalışacakları bölgeleri tanımalarının oluşturduğunu” söyledi. Genel Müdürün zaman zaman araya girerek konuyla ilgili sorularına cevaplar verdi. Tatbikatın hedeflerini de; “Kriz Merkezleri ile görev bölgeleri arasında koordinasyon ve işbirliği, bilgi desteği, kamuoyunun bilgilendirilmesi, afetlere müdahalede görevli personelin eğitilmesi, sivil-asker işbirliği ile afete ilişkin hazırlanmış planların, kriz yönetimi esasları ve uygulamalarının, mesajlaşma usul ve esaslarının, haberleşme sisteminin etkinliğinin, NBC ile ilgili ilin imkan ve kabiliyetlerinin, İstanbul Boğazı veya Marmara Denizi kıyılarında meydana gelebilecek deniz kazalarına müdahale imkan ve kabiliyetlerinin, il dışından katılan Sivil Savunma Birimlerinin görev yerlerine intikali ve afet şartlarında görev yapılması ile okullarda deprem tatbikatının denenmesi” şeklinde açıkladı. “Afet 2006 Arama ve Kurtarma Tatbikatının afet koşullarında gerçekleştirilecek bir krize karşı yapılacak müdahaleler ve alınacak tedbirler üzerine bina edildiğini, tatbikatın üç gün süreli sanal ve gerçek zamanlı oynanacağını, 24 saat süreli çalışma planı uygulanacağını, kriz merkezlerinin mevzuatında belirtilen hükümlere uygun olarak çalıştırılacağını, kriz merkezleriyle kriz irtibat büroları arasında mesajlaşma olacağını, tatbikat için görevlendirilen personelin değiştirilmeyeceğini, ilk ve orta öğretim kurumlarının hazırlıklarının deneneceğini”  ifade etti. Tatbikata İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Sakarya Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birlikleri, İstanbul, Kocaeli, Tekirdağ, Kırklareli, Edirne İlleri Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Ekipleri ile İstanbul ili Acil Kurtarma ve Yardım Ekipleri, İstanbul Garnizon Komutanlığı, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ile ildeki kamu ve özel kurum ve kuruluşların arama ve kurtarma ekipleriyle sivil toplum örgütleri bünyesinde bulunan arama ve kurtarma ekiplerinin katılacağını; tatbikatın İl Kriz Merkezi Başkanı ve İl Afet Acil Yardım Planında görevli hizmet grupları tarafından yürütüleceğini dile getirdi. Tatbikat koordinatörlerinin İstanbul Valiliği adına İl Sivil Savunma Müdürü ve İstanbul Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birlik Müdürü olduğunu açıkladı. Sununun tatbikatın icrası bölümüne gelindiğinde A. Bumin Başkanın sesi duyuldu: “Sayın Genel Müdürüm, müsaade ederseniz tatbikatın düzenlenmesiyle ilgili konuşmak istiyorum. Şu ana kadar anlatıldığı şekliyle İstanbul’da yapılacak olan tatbikat, Genel Müdürlüğümüzce planlanan “Arama ve Kurtarma Tatbikatı” boyutunu aşmış ve bir genel afet tatbikatına dönüşmüştür. Bunun yanında tatbikatın sevk ve idaresinde de Sivil Savunma Teşkilatı anahtar konumda bulunuyor. Bilindiği üzere, afet mevzuatında Sivil Savunma Teşkilatının afet tatbikatıyla ilgili koordinatörlük gibi düzenleyici bir görevi bulunmamaktadır. Ancak bu görev, söz konusu hizmeti yıllardır başarıyla ifa ettiğimiz için illerde valilerce Sivil Savunma Teşkilatına verilmektedir. Bu konuda ilgili mevzuatın da fiili durumla uyumlu hale getirilmesinin Teşkilatımız için yararlı olacağını düşünüyorum.” Genel Müdür Atilla ÖZDEMİR, Daire Başkanı Ahmet Bumin ŞENGÜN’ün haklı bir konuya değindiğini belirttikten sonra “Teşkilatımız bugün gerek afet gerekse arama ve kurtarma tatbikatlarını planlama, koordinasyon ve uygulama safhalarını başarıyla icra eder konuma gelmişse bu durumdan Teşkilatım adına gurur duyuyorum” dedi.\n\nToplantıda geçmiş tatbikatlarla ilgili anılar da konuşuldu. Bu anılardan en ilginç olanını ise Ak Saçlı Kurt şöyle dile getirdi: “Geçmiş bir tarihte Edirne’de Sivil Savunma Tatbikatı yapıyoruz. Tatbikatın icrasında yangın çıkarmamız gerekiyordu. Bu iş için olay mahalline önceden benzin dökmüştük. Ancak tatbikatın açılış konuşmaları uzayıp tatbikatın başlaması gecikince, tatbikat başladığında tatbikat senaryosu gereğince çıkan yangını söndürmek için harekete geçen itfaiye yangın mahalline gelmiş ama hala yangın çıkarılamamıştı, bir türlü yanma olayı gerçekleşmemişti. Tatbikatı izleyenler de durumun farkına varmışlardı. Sonunda yangın çıkarılmış, İtfaiye tarafından da söndürülmüştü. Bu beceriksizliğe Vali Bey çok kızmış, acımasızca eleştirmişti. Tatbikat bittiğinde Daire Başkanımız Sabahattin ÖZÇELİK Beyin tatbikatı değerlendirmek üzere yaptığı konuşmasını hiç unutmuyorum, Başkanım şöyle demişti: ‘Biz Sivil Savunmacılar yakmayı bilmeyiz ama söndürmeyi ve afetlerde can ve mal kurtarmayı çok iyi biliriz.’ Bu ifade bizleri rahatsız eden yetersizlik ve beceriksizlik duygularını da alıp götürmüştü.” Anıyı dinleyen bütün Sivil Savunmacılar aynı duyguları bir kez daha hissettiler. Genel Müdür de böyle bir teşkilata sahip olmanın kıvancıyla sunuya kaldığı yerden devam edilmesini istedi. Ak Saçlı Kurt yeniden sözlerine başladı ve tatbikatın 7-8-9 Kasım tarihlerinde üç gün süreli ve gerçek zamanlı oynanacağını; Bağcılar, Bayrampaşa, Kartal, Eminönü ve Maltepe ilçelerinde 12 alanda aynı anda arama ve kurtarma, yangına müdahale, gaz-su-elektrik-telefon arızalarına müdahale, NBC ve ilk yardım şeklinde faaliyet icra edileceğini; Bağcılar, Bayrampaşa ve Kartal ilçelerinde çadır kentler kurulacağını; ildeki bütün ilk ve orta öğretim okullarında kamu ve özel kurumlarda 7 Kasım saat 11.00’de deprem tahliye tatbikatı yapılacağını; tatbikatta 5644 personelin ve 1469 aracın görev yapacağını; tatbikatta 257 kamu ve özel kuruluş ile 21 gönüllü kuruluşun görevli olacağını söyledi. Kendilerine güvenlerinin tam olduğunu ve tatbikatı başarıyla icra edeceklerine inandıklarını belirtti. Konuşmasının sonunda da başta Genel Müdür olmak üzere bütün görevlilere teşekkür etti.\n\nGenel Müdür Atilla ÖZDEMİR de, “İl Müdür Vekili arkadaşımız çok güzel hazırlanmış, şu ana kadar yaptıkları çalışmaları yeterli buluyorum. Geniş katılımlı, detaylı bir plan yapmışlar, konuyu sahiplenme duygusunu gördüğüm için de çok mutlu oldum. Tatbikatı başarıyla icra edeceklerine hiç şüphem yok. Allah yardımcıları olsun. Tatbikatta görev alacak bütün arkadaşlarıma başarılar diliyorum” diyerek toplantıyı sona erdirdi.\n\nAk Saçlı Kurt’un Genel Müdürlüğe sunu yapmasının üzerinden günler geçmiş, tatbikata üç gün kalmıştı. İstanbul’a mevsimin ilk karı yağmış, havalar iyice soğumuştu. Tatbikatın yapılacağı günler için meteorolojik verilere göre yağış olmayacağı tahmin ediliyorsa da bu tahmini değerlerden sapma olasılığı da mümkündü. Bu nedenle, tatbikatın icrasında hava şartlarını da hesaba katmak gerekiyordu. Bütün gün tatbikatın icrasıyla ilgili sorunlarla uğraşıyor, geç saatlere kadar çalışıyordu. Kendisiyle birlikte yardımcısından memuruna, memurundan teknisyenine kadar bütün personel o günkü veya planlanan işler bitinceye kadar mesaiye kalıyorlar, yaklaşık iki aydır hafta sonları da mesaiye geliyorlardı. Tatbikatın hemen öncesinde Kadıköy İlçe Sivil Savunma Müdürlüğü personeli olup İl Sivil Savunma Müdürlüğünde geçici görevlendirilen Aslı ÖZGÜR’ün amcası vefat etmişti. Amirlerince “Kızım sen git, sana izin veriyoruz, bu şartlarda çalışamazsın” denmesine rağmen bu arkadaşımız, arkadaşlarının çok zor şartlarda ve daha çok özveriyle yürüttükleri çalışmalarında onları yalnız bırakmamak için yüreğine taş basarak üzüntüsünü içine atmayı tercih etmişti. Tatbikat bitinceye kadar da arkadaşlarıyla birlikte gece saat üçe doğru işten ayrılıyordu. Belki de arkadaşlarıyla beraber olmaktan duyduğu mutluluk, içine attığı acıya baskın geliyordu. Bu sadece Genel Müdürlük Yayın Müdürünün de gözlediği küçük bir örnekti. Bu çalışma temposu, tatbikat bitse bile işlerin çokluğu, personelin sayıca azlığı nedeniyle devam edeceğe benziyordu. İstanbul halkının afetlere duyarlılığı İstanbul Sivil Savunma Teşkilatının yükümlülüklerini de artırıyordu. Bir kere yükselen hizmet çıtasının eski sakin haline dönmesi artık mümkün görünmüyordu. Hizmetlerin aksamaması için mevcut personel, fazla çalışma dahil kişisel gayretlerini esirgemiyorlardı. Üstelik fazla çalıştıkları için herhangi bir mesai ücreti de almıyorlardı. Belki de bu yüzden, fedakarca yürütülen hizmetler, erken yaşlarda Ak Saçlı Kurt’un saçlarına karlar yağdırıyordu.\n\nTatbikatın planlanması aylarca önceden başlamıştı. Bu tatbikat Genel Müdürlükçe planlanan ve her yıl 10-12 ilde icra edilen arama ve kurtarma tatbikatından daha farklı olmalıydı. İstanbul ilinin ihtiyaçları bunu gerektiriyordu. İlde olası bir deprem beklentisinin yarattığı toplumdaki duyarlılığı dikkate almayan bir tatbikatın büyük eleştiri alacağı düşüncesinden hareket eden kapsamlı bir afet tatbikatı olmalıydı. Tatbikatın senaryosu İl Müdürlüğünde görevli Sivil Savunma Uzmanı Yılmaz ÖRNEK tarafından hazırlanmıştı. Yılmaz ÖRNEK Ak Saçlı Kurt’un yardımcısıydı. Eline aldığı işi bitirinceye kadar mesai kavramı dışında çalışan, işinin ehli, gayretli çalışmasıyla bütün heyecanını işine katıp onunla bütünleşen, iş disiplinine önem veren ve özen gösteren örnek bir uzmandı. 1968 yılında Yozgat ili Aydıncık ilçesinde doğdu. İlk, orta, lise ve üniversite tahsilini Ankara’da yaptı. 1988 yılında Kastamonu ili Tosya ilçesinde Sivil Savunma Memuru olarak göreve başladı. 1997-2002 yılları arasında İstanbul Sivil Savunma Birlik Komutanlığı görevini yürüttü. Adana depremi, Batı Karadeniz sel baskını, Marmara ve Düzce depremi, İstanbul ilindeki sel baskınları, KBRN kazaları ve göçüklerde görev yaptı. Yurtiçi ve yurtdışında 26 kursa katıldı. 2004 yılında Sivil Toplum örgütlerince yılın bürokratı ödülüne layık görüldü. 2 defa maaş ödülü, 6 takdir belgesi ve 20 teşekkür plaketi ile taltif edildi. İstanbul Valiliği AFİS, Mercy Corps ve İSMEP Projelerinde aktif olarak görev yaptı. Evli ve 2 çocuk babasıydı. Sivil Savunma ve afetlere yönelik çocuk oyunları ve broşürler hazırladı, mesleki konularda makaleler yazdı.\n\nTatbikat ilk defa hem sanal ortamda mesajlaşma şeklinde hem de birden çok bölgede eş zamanlı olarak icra edilecek şekilde planlanmıştı. Tatbikata 6 bine yakın görevlinin yanı sıra 3 milyon civarında öğretmen ve öğrenci de katılacaktı. Tatbikatın belki de en önemli faydası gerek kamu ve özel kuruluşlar ile gönüllülerin imkan ve kabiliyetlerinin denenmesi, gerekse başta öğrenciler olmak üzere toplumdaki afete hazırlık bilincinin canlı tutulmasıydı. Yılmaz ÖRNEK, tatbikatlarla ilgili olarak bugüne kadar edindiği tecrübelerinin ışığında “Sivil Savunma, tatbikatın senaryosunu hazırlar, diğer aktörler icra eder” diyordu. Senaryo hazırlamak, özellikle de tatbikat senaryosu hazırlamak ve bunu sahada icra etmek kolay değildi. Bu işin bütçesinden ziyade insan ilişkileri çok önemliydi. Öncelikle hazırlanan senaryoya katılımcıları inandırmak, günlerce haftalarca bazen de aylarca tatbikatın senaryosuyla, senaryodaki rol dağılımıyla uğraşmak gerekiyordu. Bir film yönetmeni nasıl ki; kim nerede duracak, ne yapacak, nasıl hareket edecek, saat kaçta gelecek, tüm bunları bir bütün halde düşünüyorsa tatbikat senaryosunu hazırlayan Sivil Savunmacı da bir yönetmen gibi düşünmek durumundaydı.\n\nTatbikat senaryosuna göre, tarih 7 Kasımı gösterdiğinde saat 11.00’de İstanbul’da şiddetli bir sarsıntı meydana geldi. Elektrik ve sular kesildi, yoğunluk nedeniyle telefon hatları ve cep telefonları kilitlendi. Saat 11.05’de İstanbul Valisi İl Kriz Merkezine geldi. İl Kriz Merkezi saat 11.10 itibarıyla Valinin başkanlığında intikal eden ilk üyelerin değerlendirmeleriyle çalışmaya başladı. Vali tarafından Kandilli Rasathanesi Müdürü, Garnizon Komutanı, İçişleri Bakanı ve Başbakan ile görüşülüp bilgi verildi, Garnizon Komutanlığından destek istendi, Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezinden mesajla yardım talebinde bulunuldu. Sivil Savunma Genel Müdürlüğünden Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birlikleri gönderilmesi talep edildi. Kandilli Rasathanesinden depremin merkez üssünün Adalar İlçesinin 2 km. güneyi ve şiddetinin de 7,2 olduğu bildirildi. 15 üyeli İl Kurtarma ve Yardım Komitesi ve Afet Acil Yardım Hizmet Grup Başkanları ile 38 ayrı kurumdan gelen personelden Kriz Değerlendirme ve Takip Kurulu oluşturuldu. İl Kriz Merkezi 24 saat süreli çalışma düzenine geçti. Kandilli Rasathanesinden dijital ortamda alınan verilere göre Adalar, Avcılar, Bakırköy, Kartal, Küçükçekmece, Pendik, Tuzla, Büyükçekmece, Bağcılar, Bayrampaşa, Bahçelievler, GOP ve Üsküdar ilçelerinde hasarın yoğunlaştığı değerlendirildi. Hava keşif raporuna göre bazı yollarda yer yer çökmelerin gözlendiği, ulaşımın kontrollü de olsa yapılabildiği, Bakırköy, Avcılar, Büyükçekmece, Kartal ve Marmara sahili ve Haliç yamaçlarında kıyı şeridi boyunca heyelanların meydana geldiği anlaşıldı. Sanayi tesisleriyle hizmet sektörünün yoğunluk kazandığı ve işgücünün fazla olduğu bölgelerde yangınlar çıktığı, Atatürk Havalimanının mevcut iki pistinden birinin hasar gördüğü, şehrin pek çok bölgelerinde su baskınlarının görüldüğü, çok sayıda bina ve köprünün çeşitli derecelerde hasar gördüğü, trafiğin özellikle Liman, Gar ve Havaalanları bölgesinde tıkandığı gözlendi.  Mevcut kamu ve özel kurumlar, askeri birlikler ve TRAC telsiz sistemleri devreye sokularak İlçe Kriz Merkezleriyle irtibat sağlandı. İlçe kriz Merkezlerinden İl Kriz Merkezine ulaşan ilk bilgilere göre çok sayıda ölü ve yaralı olduğunun tahmin edildiği bildirildi. İlçe Kriz merkezlerinden yardım talepleri de gelmeye başladı. İl Kriz Merkezi saat 12.00 itibarıyla 2/3 mevcuda ulaştı. İl Kriz Merkezince hasarın yoğunluk kazandığı ilçelere İl Acil Kurtarma ve Yardım Ekipleri sevk edildi. Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezinden de arama kurtarma, sağlık, barınma, iaşe hizmetleri ve altyapı onarım hizmetleriyle ilgili yardım talebinde bulunuldu. Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi’nin talebi üzerine Sivil Savunma Genel Müdürlüğünce Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birlikleri görevlendirildi. İl Kriz Merkezine ulaşan yardımların İlçe Kriz Merkezlerinden gelen raporlar doğrultusunda ihtiyaçlara göre dağıtımı yapıldı. İlçe Kriz Merkezlerince toplanma bölgesine intikal eden yardımlar hasar bölgelerine sevk edildi. Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birlik Müdürünün koordinesinde Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birlik ve Ekipleri, Kızılay, Sivil Toplum Örgütleri ile yurt dışından gelen ekipler de arama kurtarma ve sosyal yardım faaliyetlerine başladı. \n\nSarayburnu Feribot İskelesinde yan yatmış bir gemide çıkan yangın söndürüldü, gemiden denize düşen kişiler balık adamlar tarafından su altından kurtarıldı. Denize sızan akaryakıt kontrol altına alındı, yaralılar sahil sıhhiye nakliye aracıyla sağlık kuruluşlarına nakledildi. Depremin ikinci günü yaşanan artçı bir sarsıntıda çok sayıda trafik kazası meydana geldi. İzmir ve Ankara Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birlikleri çöken binalarda arama kurtarma çalışmalarına katıldı. Kartal İlçesinde yoldan çıkan bir araç Balıklı Göle savruldu. Sakarya Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birliği, Deniz Polisi ve Askeri Birlik Balık Adamları göle düşen araçtan 4 kişiyi kurtardı. Saat 16.40 itibarıyla meydana gelen ikinci artçı sarsıntıda pek çok bina ortadan ağıra doğru hasar gördü, bir kısmı da çöktü. Artçı sarsıntıların devam etmesi üzerine vatandaşların bilgilendirilmesine yönelik radyo ve televizyon kanallarında deprem öncesi, sırası ve sonrasıyla ilgili hazırlanan uyarı-ikaz spotları yayınlandı. Artçı şokta, Bayrampaşa ilçesinde Ege Yıldız Plastik Fabrikasında hasar meydana geldi. Çevredeki pek çok vatandaşımız kimyasal madde kaçağından etkilendi. İl Kriz Merkezince bölgeye sevk edilen İstanbul ve Bursa Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birliği KBRN ekipleri kirlenmiş bölgeyi işaretledi. Etkilenen kişi ve ekipmanları dekontamine etti. İl Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünce hasar tespit işlemlerine başlandı. Kızılay tarafından da afetzedelerin barınması için çadır kentler kuruldu. Tatbikat her alanda planlandığı şekilde başarıyla icra edildi.\n\nTatbikatın ikinci günü gerçekleştirilen faaliyetlere İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU da katıldı. İl Kriz Merkezinde saat 14.30’da yapılan basın toplantısında; afet meydana gelmeden önce etkilerini en aza indirmeyi hedefleyen politikaların önem kazandığına dikkati çekti. “Yöneticilerin ve halkın afetler konusunda eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi için bir taraftan mülki idare amirlerimizi, valilerimizi, kaymakamlarımızı, belediye başkanlarımızı ve tüm görevlileri eğitime tabi tutuyoruz. Diğer taraftan, arama ve kurtarma faaliyetlerinde görev yapacak modern araç, gereç ve malzemeyle donatılmış, profesyonel ekiplerin oluşturulmasına büyük önem veriyoruz” dedi. Basının da büyük ilgi gösterdiği bu toplantıdan hemen sonra Bakan AKSU, Bağcılar ve Bayrampaşa’daki tatbikatları yerinde izledi. \n\nYazılı ve görsel basında da geniş yer verilen bu tatbikat ile afete karşı görevli birimlerin hassasiyeti test edildi. Vali başkanlığında İl Kriz Merkezinde yapılan bir toplantı ile de tatbikatın sonuçları değerlendirildi.\n\nİstanbul tatbikatı, Sivil Savunma Genel Müdürlüğünden onun en küçük Birimine kadar bütün Sivil Savunma Teşkilatının özverili gayretlerinin bir sonucuydu. Tatbikatın hem senaryosunda hem de arama ve kurtarma birimleriyle oyun alanında oyunu yönlendirici karakteriyle Sivil Savunma vardı ve hep olacaktı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek dışı",
        "poet": "Timur Kocaoğlu",
        "poem": "\n\nGerçekti adamın kendisi / ancak\ngerçek dışı olan hayalleriydi \nisterdi hayalleri gerçek olsun\nolursa da kendisi / gerçek dışı...\n\nTimur, 25 Aralık 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Değilmiş",
        "poet": "Hasan Hüseyin Yılmaz",
        "poem": "\n\nSay ki rüya gördük, gönül rüya hep\nO bakış o gözler gerçek değilmiş\nDüşünme arama başka bir sebep\nO yemin o sözler gerçek değilmiş\n\nUyanınca biter bilirsin rüya\nAcı gerçeklerle döner hep dünya\nAç gözünü artık dalma uykuya\nO tatlar o hazlar gerçek değilmiş\n\nGüzel yârin kalbi taşa döndü bak\nGittiğin yol sondan başa döndü bak\nMevsimler hazana kışa döndü bak\nO bahar o yazlar gerçek değilmiş\n\nGönül hem çocuksu hem de toymuşsun \nMeğer tek taraflı sevgi duymuşsun\nUzanıp başını taşa koymuşsun\nYattığın o dizler gerçek değilmiş\n\nSabret ki çok şeye çaredir zaman\nKapıp koyuverme kendini aman\nAşkın ocağında tüten o duman\nO ateş o közler gerçek değilmiş\n\nBu zaman sevginin bittiği çağdır\nSen ister gözünden yağmurlar yağdır\nSaadet dediğin aşılmaz dağdır\nO yollar o düzler gerçek değilmiş\n\nİşte çekip gitti etmeden veda\nNe mektup ne haber, yok bir ses seda\nHani o bakışlar, hani o eda\nO gülüş o nazlar gerçek değilmiş.\n\nSay ki rüya gördük, gönül rüya hep\nNasıl olur diye arama sebep\nO bakış o gözler gerçek değilmiş\nO yemin o sözler gerçek değilmiş\n\nHasan Hüseyin Yılmaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Dost",
        "poet": "Yaşar Yaramış",
        "poem": "\n\nBu devirde mum yakıp arasan\nYine bulamazsın gerçek dostu.\nHele çocuk gibi saf kalırsan\nHiç şüphesiz deldirirsin postu.\n\nYüzüne gülüp canım diyenler\nSırtını döndüğün an vururlar.\nYıllarca ekmeğini yiyenler\nHep azdıkca azar,kudururlar.\n\nİnsanoğlu hep çiğ süt emmiştir,\nBazen hayvanlaşır,çiğlik yapar.\nKimileri nefsini yenmiştir,\nKötülük bilmez,Allaha tapar.\n\nHer yüzüne güleni dost sanma\nÇünkü insan alası içtedir.\nHer önüne gelene dert yanma\nSır tutmaz,bir gün seni işletir.\n\nŞairim Yaşar'ım hiç boşuna,\nKörler çarşısında ayna satma.\nGitmez bu  hiç kimsenin hoşuna,\nSağırlar yurdunda gâzel atma.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Dost",
        "poet": "Nuran Kara",
        "poem": "\n\nHüzünlü olduğumda, yanımda oluyorsun\nAnladım dostum seni, gerçekten seviyorsun\nÜzgünsem kendinden çok, beni düşünüyorsun\nGerçek dost kim deseler, aklıma geliyorsun\n\nAğladığım anlarda, beni avutuyorsun\nYanımda olmak için, çok çaba harcıyorsun\nHer şey den vazgeçiyor, yanımda oluyorsun\nGerçek dost kim deseler, aklıma geliyorsun\n\nBeni güldürmek için, şakalar yapıyorsun\nGün geliyor oturup, benimle ağlıyorsun\nTüm dertlere benimle, çözümler arıyorsun\nGerçek dost kim deseler, aklıma geliyorsun\n\nBen kötü gün dostuyum, bunu sen biliyorsun\nİyi günde yanında olmam söyleniyorsun\nO günlerde dost bulmak kolaydır biliyorsun\nGerçek dost kim deseler, aklıma geliyorsun\n\nGerçek dostluk farklıdır, başka şeye benzemez\nZor zamanda dost olan; bırakıp seni gitmez\nKarşılık beklemeyi; bir an olsun düşünmez\nGerçek dost kim deseler, aklıma geliyorsun\n\nGözyaşım değerlidir, seninle ağlıyorum\nGerçek dost kim deseler, seni gösteriyorum\nAramazsam üzülme, sanma ki unuturum\nGerçek dost kim deseler, aklıma geliyorsun\n\nSen benim can dostumsun, bu böyledir bilinsin\nSeni üzen olursa, ne olur bana gelsin\nBeni dünyada ancak, bir sen üzebilirsin\nGerçek dost kim deseler, aklıma geliyorsun\n\nGerçek dostluk böyledir; haksız mıyım söyleyin\nSizde hayatınızda, gerçek dost belirleyin\nÇevrenizden iyi gün, dostlarını eleyin\nGerçek dost sayfanıza birisini ekleyin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Dost",
        "poet": "Ethem Altan",
        "poem": "\n\nDost görünüp düşman olma sen bana\nYa gerçekten düşman ya dost ol bana.\n                                                  Ankara 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek dost",
        "poet": "Muvahhid Müslüman",
        "poem": "\n\nYedi kat gökleri yoktan yaratan,\n                                              Yakın göğü yıldızlarla donatan, \n                                              Karanlığı yarıp, nuru çıkartan         \n                                              Birini dost edinmemiz gerek.\n\n                                             “Ol ” dediğinde her şey oluveren, \n                                              Yarattığı için emirler veren, \n                                              Yeri yayıp da altımıza seren \n                                              Birini dost edinmemiz gerek.\n\n                                              Sözünden hiçbir zaman dönmeyecek,\n                                              Zerre kadar haksızlık etmeyecek, \n                                              Tüm kâinatı idâre edecek \n                                              Birini dost edinmemiz gerek.\n\n                                              Darda kalınca imdâda yetişen,\n                                              Her türlü sıkıntıyı giderebilen,\n                                              Görüp gözeten, her şeyini bilen \n                                              Birini dost edinmemiz gerek.\n\n                                              Af dilersen, günahlarını örten,\n                                              Her bir şeye gücü, kuvveti  yeten,\n                                              Karınca sesini bile işiten \n                                              Birini dost edinmemiz gerek.\n\n                                              İnsana karşılıksız nimet veren, \n                                              Severse aziz edip izzet veren,\n                                              Zalimi kahrederek zillet veren\n                                              Birini dost edinmemiz gerek.\n\n                                              Çok merhametli, çok şefkatli olan,\n                                              Son derece cömert, adaletli olan, \n                                              Her şeyde büyüklüğü belli olan \n                                              Birini dost edinmemiz gerek.\n\n                                              Nur yayan bir lambayı önder veren\n                                              Âlemlere rahmet diye gönderen\n                                              Resule uymayı sevgisine şart gören \n                                              Yüce Allah'ı dost edinmemiz gerek.                             \n\n                       OĞUZ BAKAR        \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Dost",
        "poet": "Halim Akın",
        "poem": "\n\nGerçek dost; \nÇağırmadan gelen, \nAlmadan verendir \nKaranlığında ışığın \nCanın acıdığında \nCanı yanandır \n\nYaslanacak omuzdur \nArandığında bir eldir, \nMenfaatsizce uzanan. \nGölgesinde huzur bulduğun, \nHeybetiyle güven duyduğun\nBir çınardır kocaman \n\nSeninle gülen seninle ağlayan \nDerdini, kendi derdi sayan \nUyaran,koruyan,kollayan. \nHer durumda sana koşan \nKırmış olsan bile darılmayan \n\nFırtınalardan koruyan \nSığınılacak bir liman. \nZenginliği,fakirliği, \nGüzelliği,çirkinliği \nHiç hesaba katmayan \nKara günde hep var olan. \n\nSırtındaki tek hırkayı \nZemheri bir kış gününde, \nDüşünmeden sana sunan. \nSıcaklığı ile yüreğine \nIlık ılık akan. \nYüreğinde nefes alan, \nBir candır seni yaşatan. \n\nDost için, \nDaha ne desem ki; \nSuya yazılmaz \nKalbe kazınır ismi, \nBir bilgenin dediği gibi: \nKarşılıksız verilen bir sevgi. \nTek bir ruhun, \nİki ayrı bedende dirilişi…\n\nHalim AKIN\n10 Kasım 2009 23.15 - İZMİR\n\nDOST KALEMLER\n\nDost dediğin taşır çifte yürek \nBiri kendinin diğeri senin \nAtar dururlar kıymet bilerek \nKıymet bilenler sizler sevinin         iBRAHİM KASIMOĞLU\n\nArkadaş; \nYaslan, \nSıradağlar gibi \nDik ve sarsılmaz \nSır kutusu, sırdaş \n\nAna kucağı, sıcacık \nGöğsü; başa yastık, yumşacık    Sahince/İbrahim ŞAHİN\n\nbuyur diyecek halısı kilimi \nyoksa yere serecek hasırı \nikram edecek bir dilim ekmeği \nyüzünü ekşitmeyip gülendir \ndost dost dediğin: :))                         Hayal Denizi\n\nO bana aydan güneşten yakın, \nBöyle can dost varmıdır bakın. \nNasihat verir kötülükten sakın, \nNeslinin son örneği halim akın....Hüseyin zarar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Dost",
        "poet": "Mustafa Hamiş",
        "poem": "\n\nBu gün on dokuz Aralık günlerden çarşamba,yıl iki bin on iki.Dostlar çok duyğuluyum,gördüğüm olaylar beni üzmekte,içimdeki nefret duyğularını kat kat artırmaktadır.Güvenim kalmadı çevremdeki bazı insanlara,yüzüme karşı hepsi iyiler,ama arkamı dönünce beni ona buna çekiştirip duruyorlar,benim yaptığım her işe bahaneler uyduruyorlar,ama beni görünce beni sevmiş oluyorlar,onlar her şeyi daha iyi biliyorlar benim yaptığım işlerden birtanesini dahi yapamaz durumdadırlar. \n   Susuyorum! sustukçada kin,nefret duyğularım kabarıyor bu iki yüzlü dostların arasında yaşadığıma üzülüyorum.\n    Sevğiler sayğılar sunar kalın salıçakla.\n\n     Dost\n  Gerçek dostu aradım sordum,\n  Onun yoluna kurban  oldum,\n  En sonunda yalançı dostu buldum\n  Gerçek dostu bulamadım.\n                                        19.12.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Dost (Etik Günü; 25 Mayıs)",
        "poet": "Naim Yalnız",
        "poem": "\n\nMenfaat gözetmez,özünden sever,\nGerçek dost denilen,dost odur işte; \nArdından söz etmez,yüzünden döver\nGerçek dost denilen,dost odur işte.\n\nDüşersen darlığa,derdine koşar,\nGirersen varlığa,neşenle coşar; \nDaima iyiyi,doğruyu yaşar\nGerçek dost denilen,dost odur işte..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Dostluk",
        "poet": "Metin Beyazlı",
        "poem": "\n\nMenfaatsiz sever isen koşulsuzca sevilirsin \nHesapsızca dost olursan hesapsız dost edinirsin\nIşık tutan kişilere dönüverirsen sırtını\nSönüverir ışıkların karanlıkta boğulursun\n\nZaman mekanları aşıp doyasıya sevmek gerek\nInsan insanlık bekliyor gerçek dostluk kurmak gerek\nÖzlem duymalı yürekler dosta doymalı tüm kalpler\nÇıkarsızca menfaatsiz dostlukları kurmak gerek\n\nDostu bulmak kolay aslen zor olanı elde tutmak\nBizim asıl meselemiz sözü söylerken yutkunmak\nIki kulak iki dudak bir dil vermiş yüce rabbim\nÖnce dinle sonra söyle,sahip ol,ey kul,diline\n\nKişilerle dostluklar dost olmak için kurulmalı\nMenfaatler yüzünden dostluklar yıkılmamalı\nDost dediğin vefakar hem fedakar olmalı\nCan dostlara bedende canlar feda olmalı\n\nHayat çok kısa,üç günlük dünya,unutma gel dostun\nUnutmaki dünyada dost senin en büyük varlığın\nYıllar geçsede aradan daima  arayıp sorduğun\nMenfaatleriniz yoksa işte  senin gerçek dostun\n\n                                                          04.06.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GERÇEK DOST BİLDİĞİMİZ BÖYLE DEĞiLDiR",
        "poet": "Reyhan Altaş Şairler Dünyası Grubu",
        "poem": "\n\n***GERÇEK DOST BİLDİĞİMİZ BÖYLE DEĞİLDİR***\n\nDostum diye bildiklerimiz karşınızda hep konuşur durur \nLafınızı anlatamazsınız anlatana kadar da iliğiniz kurur \n\nGüvenilen bu dağlara kar yağarda dost bildiğin kar olur \nAnlarsın dar zamanda dost dediğimiz ararda izini bulur \n\nDost olmayanı zor tanırız aldanır yüze gülende dost sanılır \nDostum diye sakın sırtını dönme insanı sırtından vurur \n\nDost sanılandan dost olmaz ki dost düşmana karşı durur \nSahtekarlar yüze güler dost acı söyler ama yanında olur \n\nYüzüne gülerken arkanızdan işler çevirir ensenizde solur \nSakın ha ters düşmeyin size cephe alırsa düşmanın olur \n\nDost olmayanı zor tanırız aldanır yüze gülende dost sanılır \nDostum diye sakın ha sırtını dönme insanı sırtından vurur. \n\nDost el sözüne değilde dostun özüne bakar yanında durur \nKederli acı günde yanında sana laf edenin karşısında olur \n\nDostluk lafta olan değilde kalpte olan sevgi ile dost korunur \nGerçek dost kötü günde içteki yaralar sarılır sırdaşınız olur \n\nDost olmayanı zor tanırız aldanır yüze gülende dost sanılır \nDostum diye sakın ha sırtını dönme insanı sırtından vurur. \n\nReyhan Altaş\n\nDeğerli Dost Kalemler:\n\nBencil dostlarım benim \nAlın duygularımı \nAyaklarınıza paspas yapın \n\nİnatlarla doyan dostlarım \nAçın çıkınlarınızı \nPeynir zeytin niyetine yiyin beni \n\nAvuç dilli dostlarım benim \nVarlığımdan uzak durun da \nHep birbirinizi yiyin...................................Mustafa Halit Evcim //// ola ki\n********************************************\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Dostlar...",
        "poet": "Selma Doğan",
        "poem": "\n\nHemen hemen hepimizin dostları vardır hayatımızda...\nYa da biz öyle zannederiz dost bildiklerimizi...Güvenir her derdimizi paylaşırız onlarla...Paylaştığımız üzüntü ise azalır...Sevinç ise çoğalır...Dostlarımızla güzel günler geçiririz...\nSizce gerçek dost nasıl olmalı iyi günde yanınızda olanmı kötü gününüzde sırtınızdan vuranmı? \nBu sorunun cevabını siz verin artık...\nŞimdi bir çoğunuz diyeceksiniz ki dost dediğin insanı sırtından vurmaz...Siz öyle zannedin artık zaman değişti...Eskidendi o gerçek dostlar...Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki gerçek dost bulmak çok zor...ya da doğal olanını...\nŞimdiki dostlar bile hormonlu...Yani kısaca organik dost bulmak çok zor...\nEğer sizler organik dostlara sahipseniz çok şanslısınız demektir..\nOrganik dostları değerini bilin kaybetmeyin benden söylemesi :)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Dost İmiş",
        "poet": "Necati Şimşek",
        "poem": "\n\nDiyor ki çok kadim dostlardan biri\nGönüller deryadır, yaşamdır kiri\nDost dediğin bilir, içer zehir’i\nDünya yalancı da, gerçek dost imiş..\n\nUmmana dalarsın, gönle girince\nHerkesi görürsün, dostu görünce\nHerkesi duyarsın, dostu duyunca\nGönüller fatihi, gerçek dost imiş..\n\nNe menfaat umar, ne de bir çıkar\nDosta giden yollar, hep hayra çıkar\nNe terk eder seni, ne de hiç bıkar\nGönüller dolduran, gerçek dost imiş..\n\nAçığa çıkacak manalar gizli\nDost beni uyarır, yazılı sözlü\nZor olanı görür, sanki kalp gözlü\nZarardan çeviren, gerçek dost imiş..\n\nÖnüne gerilir, ateş çıkınca\nHasmın sana kötü kötü bakınca\nSırtını dönmekte yoktur sakınca\nBoynuna sarılan, gerçek dost imiş..\n\nHep iyilik ister, kötülük yoktur\nArkandan kuyunu kazanın çoktur\nKuyuyu kapatmak dost’a mı haktır? \nZorları başaran, gerçek dost imiş..\n\nGün olur kardeşin bakmaz yüzüne\nİtibar etmez hiç senin sözüne\nNe kabuğa benzer, ne de özüne\nKardeşten de kardeş, gerçek dost imiş..\n\nBağrın da yanana gerçek köz derler\nDost olamayanlar boş söz verirler\nDostlar esirgemez “öz” den verirler\nCanımdan daha can, gerçek dost imiş..\n\n30.05.2007\nNecati ŞİMŞEK\nAnkara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Dosta",
        "poet": "Serap Davarcı",
        "poem": "\n\nGün batımlarında  başka yöne göç edemeyen ürkek kuşlar gibiyiz,\nEski eski rotalar, hep takip ettiğimiz\nResimler hala siyah beyaz, hala tozlu\nÇaresiz günler, yorgun yıllar, yıpranmış zaman geride bıraktığımız\nEzilmiş bir yarın kuyusunda sallandırdık umudu çoğumuz,\nKorkmak...! nedensiz, niçinsiz....          kırılmak..!       kime, niye...\nDeniz dibinde vurgun yemiş güneş,\nOltasına takıldığın acılar denizi kimin? \nSilik, belli belirsiz hatıralarda kaldı, çocukluğunun elinden kaçan, renkli uçan balonları.\nTerk et artık demir attığın  yalnızlar rıhtımını,\nAffetmek zamanıdır kendini......evet,  kendini........  hadi tam sırası.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Dostsan Gel",
        "poet": "Taki Örs",
        "poem": "\n\nGerçek dost\nDosta acı söylememeli\nYüreği kan ağlasada\nBal damlamalı ağzından\n\nDostun dosta küsme lüksü olmamalı\nDost dostu anlamalı\nDostun altın gibi kalbi\nMangal gibi yüreği olmalı\n\nSevgi hiç eksilmemeli\nGerçek dostun yüreğinde\nDost kucağı\nAna kucağı kadar sıcak olmalı\nDayadın mı başını omzuna\nAna gibi sarmalı kollarıyla sımsıcak\nDost ana tadında sevmeli seni\nOkşamalı saçlarının her telini\nDost ana tadında yoldaş olmalı\n\nDost kutsal olmalı, dostlukta\nSevgi gibi, aşk gibi\nBaş eğmez,\nYasak tanımaz,\nKural tanımaz\n\nEle avuca sığmaz gerçek dost\nSevgi gibi, aşk gibi\nÖyleysen gel, dostsun\nDeğilsen gelme,\nSadece bir postsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek dost mu kaldı?",
        "poet": "Ali Uzun",
        "poem": "\n\nNerde eski dostlar nerede dostluk? \nDostlar arıyorsun dost mu kaldı ki? \nNerde kanat geren nerde o üstlük? \nDostlar arıyorsun dost mu kaldı ki? \n\nYoluna üzülüp üzdüremiyen,\nYalın ayak gezer gezdiremiyen,\nSırrını ver saklar sezdiremiyen,\nDostlar arıyorsun dost mu kaldı ki? \n\nUzaklarda olsa o yakın sana,\nViçdanı terazi, demez hep bana,\nSenden sana yakın sıcaktır cana,\nGerçek dost ararsın dost mu kaldı ki? \n\nDüşersen elinden tutup kaldıran,\nSaldırana senden önce saldıran,\nİçi boş kabını aşla dolduran,\nBir dost arıyorsun dost mu kaldı ki? \n\nBöylesi ararsın nerde var mı ki? \nİnsanlar insanca kalsa zor mu ki? \nÖz olmak dost kalmak hani nerde ki? \nGerçek dost ararsın dost mu kaldı ki? \n\nDost ol dostca ara Ali Uzun’u,\nKıkını çıkarmaz oysan gözünü,\nEyyub’un saprıyla, Eyyub özünü,\nBir dost arıyorsun dost mu kaldı ki?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Duygularım.",
        "poet": "Hikmet Atiş",
        "poem": "\n\nİlham gelmiyor kalemim yazmıyor\nİçimde kaldı gerçek duygularım\nCoşmuyor yüreğim kalbim azmıyor\nDerine daldı gerçek duygularım.\n\nYıllarım su gibi akıp giderken\nBu gönlüm güzellikleri severken\nHayat parçaladı beni çok erken\nFigana saldı gerçek duygularım.\n\nİçimden korkuyu hiç atamadım\nHayat boyu huzuru tadamadım \nZorluklar takıp etti adım adım\nNereye kaldı gerçek duygularım\n\nGüzellikler için durmaz koşardım\nAşılmaz engelleri durmaz aşardım\nŞelaleler gibi durmaz coşardım\nİçimi çaldı gerçek duygularım\n\nFer kalmaz oldu gözümün nuruna\nGönlüm feda oldu sevgi uğruna\nHasret kaldım vuslatın yağmuruna\nÖmrümü aldı gerçek duygularım.\n\nBaharı beklerken hazanım oldu\nZamansız güllerim sararıp soldu\nArkama baktıkça gözlerim doldu\nBeni aldattı gerçek duygularım.\n\n01/09/2010 RİZE\nHikmet Atiş\n\nDost kalemlerden yürek yansımaları\nteşekkürler arkadaşlar.\n\nYaz gelmeden baharda bozuldu bağım, \nAcıyan olmadı çaresizce ağladığım, \nO gün korkutmadı kimseyi göz dağım \nBeni bitirdi tüketti gerçek duygularım... Muammer Şerif. Ç.\n\nNeler neler çektim sabrım kalmadı \nSevgiden yana yüzüm gülmedi \nNazlı yare haber saldım gelmedi \nzamandan çaldı gerçek duygularım........saniye uzun\n\n/////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\n\nİçerim yanıyor kalbim havayi \nÇekmeyen ne bilir aşkı sevdayı. \nYıktın viran oldu kalbim sarayı. \nEnkaza döndü yar duygularım...............Mahmut Ünsal\n\n//////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\n\nNe mevsimi hasat ne bağ bozumu, \nMesnetsiz yılar savurdu tozumu, \nMihrican değdi eritti buzumu, \nalı aldan aldı gerçek duygular......................Bilal ÖZCAN\n\nHalin hayalin kabusa oldu canan \nYalancı bir sevdada kalbi yanan \nNe sen sensin ne ben benim inan \nUğruna heba gerçek duygularım.......... Ahmet COŞKUN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek evlilik",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nBirbirnin aynı\nbirbirinin benzeri\niki şeyden biri,\nbire giden \nbirden gelen,\nbir olan.\nHayat ve gerçek\naşk ve evlilik\naynada yansıyan \ngörüntü\nGerçekte gerçeklilik.\nEVLİLİK\n\n07.03.13/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gerçek Gül",
        "poet": "Veysel Gider",
        "poem": "\n\nDağlarda gül, bağda gül\nBahçelerde açan gül\nSiz hep bir yana durun\nÖzümdedir gerçek “GÜL”\n\n     11.04.1996 Perşembe.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Fenerbahçeli",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nİyi günde,zor günde,zaferde ve matemde,\nTasada ve kıvançta,kaygıda ve erdemde\nSevgiye,bağlılığa ulaşacak her demde\nTakımına yol olur gerçek Fenerbahçeli\n\nRakipleri yaşarken gururun kaf dağında\nTevazu ve sadeliğin huzurlu sağnağında\nTertemiz,apaçık bir,yüreğin kaynağında\nSevdalanıp sel olur,gerçek Fenerbahçeli\n\nAy yıldızlı,al bayrağı yüreğine giyinmek\nSarı lacivert renkleri teni gibi örtünmek\nAsaleti sabırla örerek,ilmek ilmek\nDavasına kul olur gerçek Fenerbahçeli\n\nGüven ve sadakat varsa elbet gelir başarı\nCoşkuda ve sevinçte olmadan hiç aşırı\nİçindeki kor alevi atmak için dışarı\nYana yana kül olur gerçek Fenerbahçeli\n\nŞan ve şerefle dolu yüz yıllık bir tarihi\nTamamlıyor kötüye dönmeden hiç talihi\nHer marşını yaparak çok kutsal bir ilahi\nDuygulara dil olur gerçek Fenerbahçeli\n\nHırsın,intikamın yerini alırsa güzel futbol\nTirbünler inler ise şu sözle eğer bol bol\n'Fener gol! gol! gol! ,Fener gol! gol! gol! \nGönüllerde gül olur,gerçek Fenerbahçeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Hayat",
        "poet": "Hüsamettin Şanlıı",
        "poem": "\n\nBana hayat\nSana gerçek acı...\nDüşünsene\nYa hayat gerçek olsaydı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek güzeldir",
        "poet": "Kemal Polat",
        "poem": "\n\nİnanılır cinsten hikayeler anlat bana.\nSakın yalan olmasın anlattıkların...\nGerçeğin adı da, tadı da güzeldir,\nHem hikayesi, hemde anlatanı sevilir.\n\nAnlaşılır hikayeler, şiirler yazılmalı.\nhem gerçek, hem de güzel olmalı,\nAşka, sevgiye, yaşama dair olmalı,\nOkuyanları aldtmamalı, yanıltmamalı.\n\nDağları, ormanları, ille de asmaları,\nYazmalısınız.. canlı ve olduğu gibi,\nKara - mor, altın sarısı salkımları,\n Olduğu gibi, anlatmayı unutmamalısınız.\n\nHatta koyunları, keçileri, kuzuları,\nEğer kalmışsa, o güzelim ceylanları,\nDağ yolunda fışkıran, yaban lalelerini,\nNergis'i, yogurt çiçeklerini unutmamalısınız.\n\nVahşi kayalar arasında narin çiğdemler...\nSarı çiçekli, mor hareli, amber kokuludurlar! .\nUfak - tefekler diye, sakın gözardı etmeyin...\nAsildir çiğdemler, üzerinde sürü gütmeyin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek hayat",
        "poet": "Hamit Korken",
        "poem": "\n\nBilinmez bir zamanın, meçhul bir noktasında\nEcel'se pusu kurmuş, bekliyor kapısında\nVerilmiş her canlıya, emaneten bir hayat\nFark etmez ölüm  için,o tazeymiş bu bayat\n\nNerde candan dostlarım, hani nerde gelecek\nMeğer her şey rüyamış, sade ölümmüş gerçek\nO gerçeği unutup,ne insanlar aldandı\nAhiret olmasaydı, bu hayat yaşanmazdı\n\nFani olan yaşama, ebedi hayat sunan\nÖlümle giriliyor, sonsuzluk kapısından\nO kapının ardında, bir ömrün vebali var\nSırtındaki her yükün, mutlaka hesabı var\n\nO hesaptır zor gelen, aklı olan herkese\nBilinmez bir muamma, çözülmez bir hendese\nÇünki; Kadir-i mutlak,terazisidir çeken\nYanılmak yoktur onda, itiraz etsende sen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek güzellik",
        "poet": "Kalender Sever",
        "poem": "\n\nGerçek güzellik\nSaf olandır\nArka yüzünde başka şey olmayan\nGüneş gibi \nGözden kaybolan\nAsla kaybolmayan\n\nGerçek güzellik\nAsıl olandır \nBir çiçeğin dalına konan \nKelebek gibi\nÜstüne koyan\nİçinde kaybolmayan\n\nGerçek  güzellik\nZor olandır\nYansız\nYalnız \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Hayat Çok Yakın",
        "poet": "Kazım Karagöz",
        "poem": "\n\nDünya hayatı rüya, gerçek hayat çok yakın,\nYarına garanti yok belki yarından yakın.\nBu işin şakası yok, geriye dönüşü yok,\nAdımını doğru at, aman ha dostum sakın! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Gurbet",
        "poet": "Ramazan Ateş",
        "poem": "\n\nBizim gurbet gerçek gurbet.\nYolu ayrı evi gurbet,\nYağmurları seli ayrı,\nKokusu yok gülü gurbet.\n\nGüneşi yok, yazı bozuk,\nKar yağmıyor, kışı bozuk,\nBülbül ötmez kuşu bozuk\nMevsim bozuk, güzü gurbet.\n\nİçindeyiz yaşıyoruz,\nDolup dolup taşıyoruz.\nKonuşmuyor susuyoruz,\nKulak sağır, dili gurbet.\n\nDoğusu yok, batı nerde? \nDere tepe dağı nerde? \nÜzüm biten bağı nerde? \nBulamadım, yönü gurbet.\n\nVatanımın bir kumuna,\nKurban olsun şu Avrupa,\nSevgi yüklü insanıma,\nKavuşamam bura gurbet,\nYakın değil, uzak gurbet.\n\nEnschede/19.10.1998\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Hak Adalet İlahi Haktır",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nDostlar tarafından yırtıldı postum,\nYoktur bir çaresi hayata küstüm,\nDünyada hak adalet arama dostum,\nGerçek Hak Adalet İlahi Haktır.\n\nBu dünyada garibanlar kula kul,\nAdalet insanlarda olmuş para pul,\nVarsa gerçek bir Adalet ara bul,\nGerçek Hak Adalet İlahi Haktır.\n\nDostum ne söylesem kâr etmez sana,\nÇirkin gidişatı hiç sorma bana,\nDünyadaki Adalet güçlüden yana,\nGerçek Hak Adalet İlahi Haktır.\n\nGece gündüz zindan kaçar uykular,\nDarma dağın karma karış duygular,\nİnsanlar çıkarına göre uygular,\nGerçek Hak Adalet İlahi Haktır.\n\nYaşayarak oldum İnsan sarafı,\nYalan sözdür şerefsizin şerefi,\nAyırmaz Yüce allah yoktur tarafı,\nGerçek Hak Adalet İlahi Haktır.\n\nYaşananlar gerçek değildir şaka,\nZalimden zorbadan çekeriz yaka,\nVeysel derki özünü bağla sen Haka,\nGerçek Hak Adalet İlahi Haktır.\n\n\nTel:05379590555\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek II",
        "poet": "Akın Dursun",
        "poem": "\n\nNöbet tutuyordu \nbir mezar taşı, \nmezarın başında \nüstüne yazılan \nbirkaç satır yazıyla.\n\n13.05.2002 / 17:30 İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek'lere",
        "poet": "Akın Dursun",
        "poem": "\n\nhamaklar kurup\nkelimelerden \nsallayıp uyutmadım ki seni \nne geçtiyse\nyüreğimden \nsöyledim \nhepsini.\n\n06.08.2003 / 02:02 İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek * Hürriyete",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\n/////////////-1-//////////////\nköy kahvesinde oturmuşlar\ndedikodu yapıyorlar\nkağıt oynuyorlar\ntavla atıyorlar\nkıymetli vakitlerini\nheder ediyorlar\ndeğerlendirenlerde yok değil..\nama devede kulak misali..\nonlardan birinin\ndikkatini çekiyor\nata bak ata..\n\n//////////-2-/////////////\n\ntozu dumana katmış \namma da koşuyor…\nbize doğru geliyor\ndiyerek dikkatleri \nata çekiyor\natın koştuğunu görenler\nnede özgür at…\ndört nala koşuyor \nher yer\nbenim dercesine…\nkoşuyor dediler\niçlerinden biri\nonun bir sancısı var dedi\nbilmezler ki \natın sancısını…\n\n/////////-3-/////////////\n\nzavallı atın\nkuyruk altına girmiş\ncanını acıtan\nkanını emen\nasalak keneleri\nzavallı hayvan \nbundan muzdarip\nkurtulmak için \nkoşar durur\nama nafile..\ngörenlerde bu hayvan \nnede özgür,hür derler.\naklı başında birkaç kişi\nçıktılar atın önüne\nsahip oldular dizginine\n\n///////////-4-//////////////\n\nbaktılar hayvanın \nhemen kuyruk altına\nyapışmış asalak kene\nbu ata büyük işkence\ndiyerek aldılar asalağı\nhayvan rahatladı\nteşekkür mahiyetinde \nkişnedi de kişnedi\ngerçek hürriyete\nşimdi kavuştu hayvan\nkoşup geldi sahibi\nbinbir teşekkürle\nalıp götürdü hayvanı\n\n15.10.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Mi, Düş Mü Bilemiyorum",
        "poet": "Saadettin Güven",
        "poem": "\n\nKaderim kara sayfaya, kara yazı ile yazılmış.\nGeçmişi silemiyor, geleceği göremiyorum.\nGönül denizimi,  hep korsanlar sarmış,\nGerçek mi düş mü  BEN DE bilemiyorum.\n\nYaralı yaralı,  yol mu gidilir.\nBir yürek bu kadar mı yorulur, ezilir.\nUmut uçurtmam tellere takıldı, eremiyorum.\nGerçek mi düş mü BEN DE  bilemiyorum.\n\n20.10.2009\nİstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gercek Meleğim Anne",
        "poet": "Emrah Atalay",
        "poem": "\n\nAnnenin ayağında çarık olmayan bir evladın,\nYüreğinde yanık olmaz,\n\nYavrum deyip ölen bir annenin,\nDilinde yalan olmaz,\n\nCephede gülle taşıyan bir annenin,\nVatanına ihaneti olmaz,\n\nAnnesini örnek alan bir evladın,\nGeleceği karanlık olmaz,\n\nDağ dağ üzerine gelse bile,\nNe anne evlatsız, nede evlat annesiz olmaz,\n\nBen yalan olsam bile,\nAnnem yalan olmaz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek insan",
        "poet": "Yılmaz Arslan",
        "poem": "\n\nGERÇEK İNSAN\n\nAnlatmadan geçemem o müstesna insanı\nEğer tanımıyorsan bu aciz kuldan  tanı\nHer sözünde nasihat her sözünde hikmet var\nGönülleri fet eder güzel tatlı lisanı\n\nO insanın ruhunu sesinden dahi okur\nHer gönüle nakışı duygu ipinden dokur\nİncitmeden kırmadan sergiler sanatını\nAltın gibi ışıldar olsa elinde bakır\n\nHatır gönül adına hiç hatayı hoş görmez\nKesin ilkelerinden bir nebze taviz vermez\nDarılanlar olsa da doğruyu söyler geçer\nMenfaati uğruna asla ipe un sermez\n\nO tam gönül ehlidir derman olur her derde\nOnun gibi bir insan bulunmaz başka yerde\nAğlarken ağlar senle gülerken güler senle\nGurur kibir ederek araya çekmez perde\n\nO sanat dünyasında şiir kraliçesi\nEvreni çepe çevre dolaşır billur sesi\nSevgi mutluluk çarkı şiir bitmeyen şarkı\nNakş etti gönlümüze şiir denen hevesi\n\nZehra birsen Yamakta bunlardır gördüklerim\nİltifat sanılmasın gerçektir dediklerim\nKim bilir yüreğimde ne cevherler gizliyor\nMutlak bin kat fazladır henüz görmediklerim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Kahraman",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nEğer\nGerçekten\nBir kahraman olmak\nİstiyorsanız\nBol bol \nHayal kurun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek misin Yar Rüya mısın Nesin?",
        "poet": "Perinur Olgun",
        "poem": "\n\nTenin gülden, saçlarınsa yasemin\nKirpiklerin tülden midir ya senin\nAdını yazdım silinmez aya senin\nGerçek misin yar, rüya mısın nesin? \n\nDokunamam korkarım kıyamam\nYerine ölürüm başkasını koyamam\nSensizliğe bir türlü yok dayanamam\nGerçek misin yar, rüya mısın nesin? \n\nBırak saçların koluma dolansın\nSen benim hayalimde olansın\nHer şey silinse sen bende kalansın\nGerçek misin yar, rüya mısın nesin? \n\nYıldızlar dile gelsin şafak sökülsün\nGecelerden ak inciler dökülsün\nSor sineme ayrılığa bentler örülsün\nGerçek misin yar, rüya mısın nesin? \n\nGözlerime bakma yok söyleyemem\nDuygularımı istesem de dökemem\nSensiz gönlüm yuvasız, eyleyemem\nGerçek misin yar, rüya mısın nesin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek miydi  Düş  müydü?",
        "poet": "Leyla Gülsüren",
        "poem": "\n\nAcılar çekildi, iz bıraktı derinden\nSeneler geçti, can eksiltti tenimden\nLakin içtim, hem ağlatıp hem güldüren deminden\nYine de anlayamadım hayat gerçek miydi? Düş müydü? \n\nGeçmiş tutulmaz, gelecek belki gelmez\nBu an ise hep! Geçmiş olmaya mahkum\nNakşedilen asırlık nakşeden se kum! \nAkıl ermiyor ki bu işe, hayat gerçek miydi? Düş müydü? \n\nAteş yakar, buz üşütür, deprem yıkar! \nAşk yakar, nefret üşütür, elem yıkar! \nBir hengame beşikten mezara kadar\nBilemedim yinede, hayat gerçek miydi? Düş müydü? \n\nYolum düştü diye uğramadım bu yere\nHakkı bildim, benliğim se beyhude! \nBir avuç toprakla nasiplendiğim güne\nBakınca sordum yine, hayat gerçek miydi düş müydü? \n\n 24.11. 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek mi?",
        "poet": "Bora Bayraktar",
        "poem": "\n\nGerçek mi içindeki sevgi? \nYoksa bir vedayı mı anlatıyor hepsi...\n\nAnkara - 16.08.2005 22:40\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Mümin",
        "poet": "Selçuk Akyüz",
        "poem": "\n\nO, bu dünyadan göçüp gidene dek hep yansa da\nYanıp yanıp kavrulsa da vicdanının avucu; \nHiç kaçamadı nefsi,\nHiç azat olamadı...\nOnu Rahman'ın yolundan, bir an bile alamadı! ..\n\n                                                                                (Van. Haziran 2016)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Mutluluk",
        "poet": "Enis Özel",
        "poem": "\n\nAlınteri dökerek, işten işe koşarak\nMuhtaç olan kullara yardımda bulunarak\nBir inanç ve bir sevgi ve gelecek uğruna\nÖmür boyu hep böyle koşturmaktan mutluyum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Mutluluk",
        "poet": "Muhterem Aslan",
        "poem": "\n\nSelam uzağa selam yakına \nÇıksam dostluğun en üst katına\nBinsem sevdanın beyaz atına\nGerçek mutluluğu yakalar mıyım? \n\nEn hızlı koşsam en çoğu bilsem\nBüyüyle hatalarımı silsem\nHer zaman tatil yapsam hep gezsem\nGerçek mutluluğu yakalar mıyım? \n\nBütün yoksulları tek tek doyursam\nYokluğum aransa çokça sorulsam\nSonsuz sevilsem sevgiden yorulsam\nGerçek mutluluğu yakalar mıyım? \n\nHer şeyi yesem tüm tadları alsam\nHiç sıkılmasam hep şaşırıp kalsam\nUykuya değil hülyalara dalsam\nGerçek mutluluğu yakalar  mıyım?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Öğretmen",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nHer yanı bilgi taşan bir ilk okulu\nKaranlıktan ışığa uzanan yolu\nHer anı mutluluk ve sevgi dolu\nBir rüyayı yaşatır gerçek öğretmen\n\nHaklının haksıza kul olmadığı\nKadınların genç yaşta dul kalmadığı\nKardeşin kardeşi el bilmediği\nBir dünyayı yaratır gerçek öğretmen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Neden -haiku-",
        "poet": "Kağan İşçen ",
        "poem": "\n\nsen ey sonbahar\nyaprağın ıslanması\ngözyaşlarımda...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Olmayan Umutlarım",
        "poet": "Demet Akkoyun",
        "poem": "\n\nAğlarım yine karanlık gecelerde\nBügün  bir kez kırdı kalbimi\nKalbimi yıktın beni anladım\nSebebini anlayamayıp çekip gittin\nKaranlık sokağa kavuşmak için\nSeni bekliyorum kavuşmayı düşünmedim\nBir gün  gidersen dönerim yine hayallerime\nHaykıra bildim  kaderime çaresiz\nben geceler sen bilmeden sana ağladım \nBir yüreğim ne kadar masum\nBir karanlık kadar sessiz\nKaranlık hayaller kurdum umutlarım\nGerek olurmu diye umutlarım \nHayallerim kaderim\nBeni gözlerim hayattan alır götürür\nSenin gözlerine her baktığımda ağlarım\nBeni gözlerimle hayat bulur\nBeni gözlerin bakışların öldürür\nBen geceler boyu sen bilmeden ağlarım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Özgürlük",
        "poet": "Tuba Gürdere",
        "poem": "\n\nGerçek özgürlük, kendi kalbinde tutsak kalabilmektir ve tutsak olmayanlar özgürlüğün tadını asla duyamazlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Ölüm Terki Dünya Değilmiş",
        "poet": "Müjdat Bilgin",
        "poem": "\n\ngün erkenden terk etti haince, ihanete inat\ngece de almıyor içeri, lütfumu teptin diye\nzamanın unutulmuş, izbe köşelerindeyim şimdi\n\nne serin bir gölge kaldı sığınacak, ne de sıcak bir sine\nİbrahim’in ateşinde kavrulmuş o koca yüreğin\nfısıltılarına saklanmış amansız terk edişlerdeyim\n\niki yanı kör karanlık zamanlar tanıdım çokça\noksijen bolluklarında bile boğulmuşluklarım var\nsıtma nöbetlerinde ölüp ölüp dirildiğim Afrika\nacılarında un gibi kavrulduğum telafisiz kayıplarım \n\n/tekmil dertlerin özeti say kısaca\nkederi kadar renkleri de bol ömrümü/\n\nanladım ki gerçek ölüm ‘terk-i dünya’ değilmiş\n\nyaşanmışlıkların ardından gelen endişe nöbetleri\nmahkûm ediyorsa insanı sevdasından uzak diyarlara\nhazan yaprakları gibi gel/gitlerde savruluyorsan\nardında bıraktığın can, artık gerçek bir ölüdür, yaşayan\n\nki, gerçek ölüm ‘terk-i dünya’ değilmiş; beni öldürüyorsun\nsen hala yaşıyorsan, sorun olur sanma, kendini ‘yaşıyor’ san\n\n01.06.2012 – Bingöl\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Rüya",
        "poet": "Serkan Kenar",
        "poem": "\n\nGereğinden az, lüzumundan fazla,\nOlduğundan derin, olmadığı kadar sığ,\nKapkara beyaz, bembeyaz bir siyah,\nHayal kadar gerçek, gerçek kadar rüya...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek sahipleri bunlardır bu Anadolumun,",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nGeziyorum bu cennet vatanın her bir yerini,\nGezdikçe görüyorum güzelliklerini,\nDomaniç yaylasında, kayının otağlarını,\nGezdikçe sende seversin Anadolumu,\n\nSerpilmiş evliyaların her biri her yerde,\nTapu kesmiş vatan demiş mezarının olduğu yerde,\nKimisi ıssız bir tepenin yatıyor yüksek yerinde \nGerçek sahipleri bunlardır bu Anadolumun,\n\nAdım, adım gezdim erenlerin türbelerini,\nSatır, satır okudum kitabelerde ki yazılarını,\nAkıl almaz doğa üstü dinledim menkıbelerini,\nKolları kanatlarıdır bunlar Anadolumun,\n\nKadılar kadısı, meşhur Kara Davut’u,\nSultana kararlarında baş eğdiren Dursun Fıkıh’ı\nBursa’nın manevi sahibi Emir Sultan Hazretlerini,\nGönüller Sultanıdır bunlar bu Anadolumun,\n\nUludağın bağrına yaslanmış yüksek tepeden,\nBir menkıbe anlattılar oranın sahibi Dolu Babadan,\nMumla fırında ekmek pişiren Somuncu Babadan,\nBunlar gerçek sahipleridir bu Anadolumun,\n\nBu vatanı vatan yapan serden yiğitler bunlar,\nErtuğrul Gazi, Osman Gazi,bunlardan biriler\nvatanın başka yöresinde yatan ulu çınarlar,\nBela,felaketten koruyucularıdır Anadolumun, \n\nHalil  ÇOLAK 26.11.2008\nYÜCETEPE/ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "gercek-sevda",
        "poet": "Ali Ayyıldız",
        "poem": "\n\nHasreti tükenmeyen gerçek bir sevda\nDünyaya hükmeden ahiret yurdu\nErseydi vuslatın son sabahına\nBir garip dilenci, sultan olurdu...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek şair..",
        "poet": "Hüseyin Demircan",
        "poem": "\n\ngerçek şair verir haplar\nköyün sağlık ocak yoksa\ntam dibine kalem saplar\ntaburede bacak yoksa\n\nşairin bitmiyor pili \nsermayesi şirin dili\nçık meydana döktür zili\nşurda çengi köçek yoksa\n\nkah karala kah yaz kah sil\nsıfır zeka sıfır tahsil\nbiraz zor alırsın mahsül\nhiç saksında çiçek yoksa\n\nyaz çıkarsan alnın akı\nsedef saplı küçük çakı\nbazı bülbül gibi şakı\nburda börtü böcek yoksa\n\nister gücen ister darıl\nnene gerek senin marul\naşk sevgi konusu sarıl\nsigortanda kaçak yoksa\n\nüşür.. terden eyle sucuk\nört üstünün çoban gocuk\nbas bağrına avut çocuk\nbir açılı kucak yoksa\n\nsaz çal arzun esen yeller\nyayların telgıraf teller\nağaç yontar kürek beller\nelde balta nacak yoksa\n\ndemez ise okur dehşet\nsende ona övgü bahşet\nkarga kuştan felan bahset\nhiç havada uçak yoksa\n\nköy evin ocağın yandır\ntasvir et bacası tandır\nhayal güç var gibi sandır\ndamlarında saçak yoksa\n\ndilde keklik gibi sekme\neleştirir tasa çekme\nsalla hayalara tekme\nkeskin ekmek bıçak yoksa\n\ngeçmesin eline bezin\ntemiz kıl uyağın vezin\nbazı serbest çevre gezin\nçık dışarı sıcak yoksa\n\ngerçek şair yıldız aylar\nhar bağrında demler çaylar\ngel ey kaşı keman yaylar\nbaşka köşe bucak yoksa.. aaah amaaan aman yaaar..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Sevgi",
        "poet": "Mustafa Semerci ",
        "poem": "\n\nelma yanak kiraz dudakmı özlenen\nyoksa gözlerden çakan ışıkmı beklenen\n\ndillerle söylenen sözlerden değil\nözlem  konuşan gözlerden gelir \n\nevet gerçekten sevgiyse aşksa sevdaysa\nseviyorumduysa beni\nta derinlerde izlemeli  seni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Sevgi İse",
        "poet": "Fatih Güler",
        "poem": "\n\nGerçek sevgi var ya\nSözde değil, özdedir\n\nGerçek sevgi var ya\nDilde değil, yürektedir\n\nGerçek sevgi var ya\nCanda değil, canandadır\n\nGerçek sevgi var ya\nHer şeyin adaletine hükmeder\n\nGerçek sevgi var ya\nSevdiği uğruna gözyaşı bile \nİstemeden çekip gitmektir\n\nGerçek sevgi var ya \nHakları helal etmektir\n\nGerçek sevgi var ya\nİftira atmadığı gibi sırrı perdeler\n\nGerçek sevgi var ya\nHayvanın insan bebeğine süt vermesidir\n\nGerçek sevgi var ya\nArının kovanına balını akıtmasıdır\n\nGerçek sevgi var ya\nKelebeğin çiçeğine inceltmeden dokunuşudur\n\nGerçek sevgi var ya\nDaima iyi halden anlayabilendir\n\nGerçek seven var ya\nSağ gösterip sol vurmaz\n\nGerçek seven var ya\nLafı dışına değil, içine atar\n\nGerçek seven var ya\nAlmak için vermeyip\nVermek için alır\n\nGerçek seven var ya\nHiç almayarak hep verir\n\nGerçek seven var ya\nBin düşünerek bir konuşur\n\nGerçek seven var ya\nPireyi bit yapmaz\n\nGerçek seven var ya\nSevgisini karıncaya bile kullandırmaz\n\nGerçek seven var ya\nSulu getirerek susuz götürmez\n\nEğer ki sizlerinki \nGerçek sevgi ise.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Sevgi",
        "poet": "Hanifi Kara",
        "poem": "\n\nGERÇEK SEVGİ\n\nRûhu okşamalı kalbe inmeli\nSözde kalan sevgi, sevgi değildir.\nGönlü dağlamalı özü yakmalı\nDilde olan sevgi, sevgi değildir.\n\nBir âşık ki hedefine yürüye\nSevdâ onu boydan boya bürüye\nAğızda gargara kuru kuruya\nGönül alan sevgi, sevgi değildir.\n\nİnsanlar dönmeli âdetâ mise\nSevgi hükmetmeli duyguya, hise\nRûhta değil sâde, bedende ise\nTene dolan sevgi, sevgi değildir.\n\nÂşıklar öyle ki Leylâ’sız olmaz\nSevdâ yoksa gönül ne yapsan dolmaz\nGittikçe o artar zamanla solmaz\nBilki solan sevgi, sevgi değildir.\n\nO Hakk’ın sevgisi ruhlara sine\nYer verme kalbinde nefrete, kine\nTeslimiyet varken yârin emrine\nKarşı gelen sevgi, sevgi değildir…\n\n13/06/’14\nHanifi KARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Sevgili",
        "poet": "Yaralı Yürek",
        "poem": "\n\nöfkeni yapraklara yaz,sonbaharda dökülsün\nderdini rüzgarlara yaz,estikçe uzaklara götürsün\naşkımızı kalbine yaz,ölünce bizimle gömülsün\ngerçek sevgilinin dili ve kalbi birdir\ndili başka kalbi başka olan \nGERÇEK SEVGİLİ DEĞİLDİR...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Sanatçı ya da İçindeki Adamlık!",
        "poet": "Cumali Cumalioğlu",
        "poem": "\n\nGerçek sanatçı bize güzel düşler sunan değil, gerçek yaşamı sunandır. Sanatçının görevi belki bir anlamda yaşamı yaşanılır kılmak için çabalamaktır. Ama yaşamı sunarken düşsel olanı değil, gerçek olanı sunmalıdır. Masal dünyasını çocuklara bırakalım! \n\nGerçek sanatçı yaşamı güzelliğiyle çirkinliğiyle, yanlışıyla doğrusuyla olduğu gibi sunarken çözüm de gösterendir. Otobüs kuyruklarında da problemler dillendirilir. Minibüs sürerken de... Kahvehanelerde de 'hay ben bu...' diye başlayan küfürle karışık sorunlar dillendirilir. Ama incelik yoktur, çözüm yoktur bu şikâyetlerde... \n\nŞunu da unutmamalı. Sanatçıyı sanatçı yapan öz ve sözse eğer, gerçek sanatçı, özünü sözüne yansıtandır. Söylediklerin ne olursa olsun seni büyük adam yapmaz! Ne söylediklerin, ne yazdıkların ne de şekil verdiklerin kişiliğini tam yansıtmaz! Onlar ancak göstermek istediğin yönündür. Önemli olan yaptıklarınla kişiliğinin örtüşmesi, içindeki adamlık nüvesidir. Kişilik ise söylenenlerle değil, yaşananlarla ilgilidir! \n\nFakat yaşanılandan ayrıksı gelişen sanat, sözüm ona sanatçının yaşadığı güne kadardır. Yalanlara yeni yalanlar katıldığı sürece yaşar. Dışarda gerçek yaşam sonsuz hızla akıp giderken, yalanlar tükenince yaşamdan ayrıksı, o şatafatlı sanatın da bittiği gündür! \n\nKişiliğinden ayrıksı gelişen sanat kimseye birşey vermediği gibi yalnızca sanatçının egosunu doyumdan öte gitmeyen bir davranış bozukluğudur. Belki olmak isteyip de bir türlü olamadığı ayrı bir kişiliktir! O halde ise bize sunduklarında yüreği, ruhu yoktur, yalnızca düşleri ve yalan vardır. Burdan şuraya varılabilir. Sanat ayrı, kişilik ayrıdır. Sanatçıyı ürünleriyle özdeş sanmak bizi yanıltır. \n\nBence, saygın olan, eli öpücecek olan sanatçı bize göz dolduran ürünler sunan değil,  çok fazla çarpıcı, göz kamaştırıcı görüntü değil, içine yüreğini, ruhunu, kanını, canını yani olduğu gibi kendini katarak sunan sanatçıdır. Gerçek sanatçı da o'dur. Sanatçıyı kalıcı yapan da budur.\n\nGerçek sanatçı, kendini toplumdan soyutlamış, toplum üstü bir konumda gören değil, yaşadığı toplumun küçücük bir parçası olarak görendir. \n\nKendileri toplumdan ayrı, ürünleri düşsel olanlar belki bir süre çok parlayabilirler. Ama onların kaderi gizledikleri yüzleri göründüğü güne kadardır. Ondan sonra o muhteşem parlalıklarıyla sönüp giderler. \n\nKalıcı olana bin selâm! \n\nCumali Cumalioğlu\n26.04.2008-12:20\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Sevgi",
        "poet": "Ali Özkanlı",
        "poem": "\n\nSevgi kalbe girer gözle görülmez\n\nKavurur yüreği gönüller yakar\n\nGerçek sevenlere değer biçilmez\n\nHasretle yârinin gözüne bakar\n\n\n\nMuhabbet sarsılmaz bir tutku olsun\n\nSevgiler gönülde karşılık bulsun\n\nSevdalı yürekler huzurla dolsun\n\nÂşıklar yârinin gönlüne akar.\n\n \n\n19.11.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Sevgililer Günü",
        "poet": "Mehmet Ali Semizoğlu",
        "poem": "\n\nKuru bir sözle değil sevgililer günü \nGerçek sevgi ise bir günde nasıl gelip gitti \nŞayet sadece bir gün hatırlıyorsan sevgilini \nO sevgililer günü değil ona denir heves günü \n\nAnlamak için sevgililer gününü \nÖnce sevgiliyi bilmek gerekli \nO öyle bir sevgili ki onu kainat sevdi, \nMelek sevdi ins sevdi, mahlukat sevdi \n\nAllah sevdi de habibim dedi \nKainatı onun hörmetine halk etti \nİnse cinne resul diye gönderdi \nİşte odur gerçek sevgili \n\nCandan sevki onu \nOlasın sende sevgili \nİşte o zaman olur günün \nGerçekten sevgililer günü \n\nBen zaten seviyorum deyip geçiştirme \nSevmenin işaretlerini göster kendinde \nEmirlerini tutup uy sünnetine \nBudur sevgi ancak böyle biline \n\nO seviyor çünkü ümmetim dedi \nSev onu sana olsun sevgili \nOlabilirsek onun gerçek ümmeti \nİşte o gündür bizim sevgililer günü \n\nSen sevdin o oldu sevgili \nO sevdi sen de oldun sevgili \nSevenle sevilen bir olup buluşunca \nO güne derler sevgililer günü \nAyrı olanların olurmu hiç böyle bir günü \n\nUnutma ayırma onu hiç gönlünden \nHer şeyden çok sev hatta canından \nTabi ol ona ki sevsin seni yaradan \nGerçekten sevgililer günü olur günün o zaman \n\nMehmet ali uy onun güzel ve doğru yoluna \nOnu sevde aklından hiç çıkarma \nAdı Ahmed,Mahmud,Muhammed,Mustafa \nSelam ve salat getir her ismini duydukça\n\nEsselatü vesselamü aleyke Ya RESULALLAH\nEsselatü vesselamü aleyke Ya HABİBALLAH\nEsselatü vesselamü aleyke Ya SEYYİDEL EVVELİNE VEL AHİRİN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Sevgi Sonsuzmuydu",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nAn dediğin gelip gider\nCan dediğin birgün biter\nAteş aşk içinde yiter\nGerçek sevgi sonsuzmuydu\n\nGüneş elbet doğacaktır \nRuhum tene sığacaktır\nKokun beni boğacaktır\nGerçek sevgi sonsuzmuydu\n\nSeven kalbim diler ise\nBakan gözler güler ise\nHayat sensiz evet derse\nGerçek sevgi sonsuzmuydu\n\nÇiçek dağlarda açacak\nYağmur bulutla kaçacak\nUmut yürekte taşacak\nGerçek sevgi sonsuzmuydu\n\nÖzlem yüreğinde eter\nSevda ölümlerden beter\nHasret gönüllere yeter\nGerçek sevgi sonsuzmuydu\n\nBahattin’im bekliyorum\nGünü düne ekliyorum\nHer anını çekliyorum\nGerçek sevgi sonsuzmuydu\nBahattin Tonbul\n18.10.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Sevmeler",
        "poet": "Berk Gülen",
        "poem": "\n\nKimseye naz yapacak halim yok benim \nTakatim yok artık yalancı sevmelere\nHissetiğimi istiyorum \nGerçekten sevmeleri\nArkana baktığında her geçen güzel gün için\nBir gözyaşı dökülmeli...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Sevgiye Hasret",
        "poet": "Ferhan Demiral",
        "poem": "\n\nYaş kemâle erince\nSıkıntılar gelince\nGönül yanlız kalıca\nGerçek sevgiye hasret\n\nSeneler hızla geçmiş\nYaylada güller açmış\nDört yana koku saçmış\nGerçek sevgiye hasret\n\nDünyaya etme tamâh\nÖnüne gelir günâh\nKaybolmaz hiç mubâh\nGerçek sevgiye hasret\n\nMalda yalandır, mülkte\nHata yapmayın ilkte\nHile olursa çek’te\nGerçek sevgiye hasret\n\nFerhan’ım gülemedim\nKendimi bilemedim\nSevgiyi bulamadım\nGerçek sevgiye hasret..\n\nFerhan DEMİRAL\n\n01.07.2010 İNEGÖL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Şu ki,",
        "poet": "Selçuk Akyüz",
        "poem": "\n\nKişi, imanı kadar vicdanlı; \nVicdanı kadar ahlaklı; \nAhlakı kadar insandır...\n\n                                                                      (Van. Mart 2017)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Sözler",
        "poet": "Hasan Can",
        "poem": "\n\nGidenleri geri getirmek mümkün olsaydı, Yalnızlık olmazdı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek ve Yalan",
        "poet": "Atilla Güler",
        "poem": "\n\ng e r ç e k! \n\na t e ş\n\npatladı volkanlar\nsaatler sana döndüğünde\nseni çaldığında\nmüzik kutuları\n\nyarına çevrilmiş adımlar\nbir umudu daha çalar\ncesaret yüklenir yüreklere\n\nfırtınalar son bulur yağmur gözlerinde\nbir ceviz kabuğu gibi sağlam yol alınır\nen hırçın okyanuslarda\n\ndurmak yok\ndurduramaz hiçbir şey\ndünyayı\n\ns u\n\nmavi koyuluklarında derin denizlerin\nyüzer balıklar\nsana\nsana kulaç atar her aşık\n\nbir çiçeğin sabah mahmurluğuna\nbir iki çiy damlası\ngülüşüne tutunan\nbülbüllerin şarkılarında yakalanır\nalı gülün\n\ny a l a n! \n\nS e n i  S e v i y o r u m...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek üstü",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\ngerçek üstü bir yakınmanın\ndayanılmaz sarhoşluğudur \nbeli büken\n\nne sevinmek gelir içinden\nne de üzülmek \nne gitmek gelir içinden\nne de kalmak\n\n08 Eylül 2006 \nMut\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Vesayet Darbesi",
        "poet": "Ahmet Emer",
        "poem": "\n\nDelilleri İle Gerçek Darbe Planı\nTürkiye’de yürürlüğe sokulan gerçek darbe planının, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)  ile çok sıkı bir ilişkisi vardır. Bu nedenle, Büyük Ortadoğu Projesini anlamadan, Türkiye’de yürürlüğe sokulan gerçek darbe planını anlamak mümkün değildir. \nGünümüzde; Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği, Rusya, Çin Halk Cumhuriyeti ve Japonya gibi gelişmiş ülkelerin sanayileri büyük ölçüde petrole bağımlıdır. Bu gibi sanayi devlerine olan petrol akışı kesilirse, o ülkenin sanayisi ve ekonomisi felç olur. \nŞimdi, aşağıdaki haritaya dikkatle bakın: \nBu harita, Dünyadaki petrol rezervlerini göstermektedir. \nDikkat ederseniz, haritadaki Ortadoğu (Middle East)  bölgesi ile haritanın solundaki en uzun sütun, koyu kırmızı renkle gösterilmiş olup, Dünyadaki petrol kaynaklarının %66’sının Ortadoğu’da olduğunu göstermektedir. Mavi renkli bölge ve sütun ise, Dünyadaki petrol rezervlerinin %7’sinin Kuzey Afrika’da bulunduğuna işaret etmektedir. Bu duruma göre; Dünya petrol rezervlerinin dörtte üçe yakını yani %73’ü Kuzey Afrika ile Ortadoğu Bölgesindedir. \nEğer herhangi bir ülke, Ortadoğu ile Kuzey Afrika’daki petrol kaynaklarını kontrol altına alırsa, rakibi olan diğer sanayi devlerini de kontrol altına almış olur ve gerekirse onları felç edebilir.\nBu nedenle petrol, sanayileşmiş ülkeler için hayat demektir. Petrol uğruna her türlü oyunları tezgâhlarlar ve gerekirse gözlerini kırpmadan savaşa girerler. \nŞimdi, aşağıdaki Dünya Haritalarına dikkatle bakın: \nSoldaki haritada: \na. Çok koyu yeşil renkle gösterilen ülkeler topluluğu, bütün herkesin bildiği Ortadoğu’yu göstermektedir. \nb. Amerika Birleşik Devletleri, G-8 devletleriyle yaptığı toplantıda, Kuzey Afrika ülkelerini de Ortadoğu’ya dâhil etmiş ve “Büyük Ortadoğu” olarak isimlendirmiştir. \nc. Bazen, çok açık yeşille gösterilen ülkeler de “Büyük Ortadoğu” ile ilişkilendirilmektedir. \nd. Görüldüğü gibi; Dünya petrol rezervinin %73’üne sahip olan Büyük Ortadoğu bölgesini kontrol altına alan devlet, bütün rakiplerini ve bir bakıma Dünyayı kontrol eder.\nSağdaki harita ise: \na. Şanghay İşbirliği Örgütüne üye ülkeleri göstermektedir. \n\nb. Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan asli üyelerdir. \nc. Hindistan, İran, Moğolistan ve Pakistan ise gözlemci üyelerdir. \nd. Ekonomileri hızla büyüyen Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya ve Hindistan’ın petrole olan bağımlılıkları artmıştır. \nŞimdi yukarıdaki iki Dünya haritasına tekrar bakın: \na. Solda yeşil renkle gösterilen “Büyük Ortadoğu” bölgesini, Amerika ve Avrupa Birliğinden oluşan “Batı Dünyası” kontrol altına alırsa, sağdaki mavi renkle gösterilen “Şanghay İşbirliği Örgütüne” üye “ Doğu Bloğu” ülkelerin ekonomilerini felç edebilir. \nb. Eğer, Şanghay İşbirliği Örgütü, Büyük Ortadoğu bölgesini kontrol altına alırsa, Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa Birliği ekonomilerini çökertebilir. \nc. Görüldüğü gibi, Büyük Ortadoğu Bölgesinde Amerika ve Avrupa Birliği ile Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya ve Hindistan başta olmak üzere Şanghay İşbirliği ülkelerinin menfaatleri çatışmaktadır. Eğer, bu mücadele taraflardan bir grubun ekonomilerini göçertebilecek dereceye ulaşırsa, bu paylaşım mücadelesi 3ncü Dünya Savaşına dönüşebilir. \nBu tablodan hareketle “ Büyük Ortadoğu Projesine” gelecek olursak: \nBu proje, yukarıdaki Dünya Haritasında yeşil renkle gösterilen coğrafyadaki İslam ülkelerinin; politik, ekonomik ve sosyal yapıları ile rejimlerini ve gerekirse sınırlarını, Batı çıkarlarına uygun olarak dönüştürmek suretiyle, petrol kaynaklarını kontrol altına alma projesidir. \nAslında bu proje; Donald Rumsfeld, Dick Cheney, Paul Wolfowitz, Richard Perle ve William Kristol gibi Amerika’nın önde gelen devlet görevlilerin öncülüğünde, 1997 yılında hazırlanan “Yeni Amerikan Yüzyılı Projesinin” bir bölümüdür. \n11 Eylül 2001 tarihinde El Kaide tarafından kaçırılan yolcu uçaklarıyla Amerikan Dünya Ticaret Merkezi’ne ve Pentagon’a yapılan terör saldırılarından sonra “Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi” geliştirilerek Ortadoğu’da Amerika Birleşik Devletlerinin Ulusal Güvenlik Stratejisi- Bir 11Eylül Sonrası Analizi” adı altında “ Büyük Ortadoğu Projesinin” esaslarını belirleyen resmi strateji belgesi haline getirilmiştir. \n17 Eylül 2002 tarihinde, o zamanki Başkan George W. Bush tarafından NSS 02 kod numarasıyla onaylanarak resmileşen bu strateji; : Önleyici Savaş, Askeri müdahale ve öncecilik, Yeni karşılıklılık ve Demokrasiyi Yayma başlıkları altında dört bölümden oluşmuştur. \nBu stratejiyle; “Önleyici Savaş” adı altında yeni bir kavram getirilmiştir. Buna göre, terör örgütleri ile teröre başvuran haydut ve başarısız devletler, öncelikli tehdit kapsamına alınmıştır. Amerika, haydut veya başarısız devlet olarak değerlendirdiği bir devletten tehdit geleceğini hissederse, o haydut devletin herhangi bir şey yapmasını beklemeden saldırarak tehlikeyi önleyeceğini ilan etmektedir. \n“Önleyici savaş ve demokrasiyi yayma” kavramları, Afganistan ve Irak işgali ile Arap Baharı adı altında Büyük Ortadoğu bölgesindeki devletlerde başlatılan “ Dış Destekli İç İsyan ve İç Savaşları” meşrulaştırıcı bir araç olarak kullanmaktadır. \nBu kapsamda, askeri müdahalelerin önü açılmakta, tüm bu askeri operasyonlar ve işgaller, sonunda “Demokrasiyi Yayma” kılıfı altında meşrulaştırılmaktadır. \nBüyük Ortadoğu Projesiyle ilgili diğer bir açıklama da, ABD’nin eski güvenlikten sorumlu danışmanı ve o zamanki Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın 7.Ağustos.2003 tarihinde Washington Post gazetesinde yayınlanan yazısında görülmektedir. \n“Ortadoğu’yu Dönüştürmek” (Transforming The Middle East)  başlığını taşıyan yazısında Condoleezza Rice, özet olarak; \nFas’tan Basra körfezine kadar Ortadoğu’da bulunan 22 devlette, Arap aydınları, özgürlük eksikliklerinin giderilmesi için Arap hükümetlerine çağrıda bulunuyorlar. Muhalefet liderleri; daha fazla siyasi katılım, liberal ekonomi ve serbest ticareti kapsayan reformların yapılmasını talep ediyorlar. Amerika Birleşik Devletleri, bu adımları destekleyecek ve bölgedeki dost ve müttefikleriyle birlikte, daha fazlasının yapılması için çalışacaktır. \nOrtadoğu’nun dönüşümü kolay olmayacak ve zaman alacak. Bu, insan özgürlüğünün gücüne olan inancımızı paylaşan bölgedeki yaşayanlarla (muhaliflerle)  tam bir işbirliği içinde çalışmayı gerektirir.\nBurada, askeri taahhüt öncelikli değildir ama politik, ekonomik ve kültürel olmak üzere milli gücümüzün tüm unsurlarını kullanmamız gerekir” diyor. \nBöylece; Kuzey Afrika’dan İran Körfezine kadar olan Büyük Ortadoğu bölgesindeki 22 devletin rejimlerinin gerekirse askeri güç de kullanılarak, Amerikan çıkarları doğrultusunda dönüştürüleceğini açıklamaktadır. \nBüyük Ortadoğu projesiyle ilgili en çarpıcı açıklama ise; Amerika Birleşik Devletleri Silahlı Kuvvetler Dergisinin (Armed Forces Journal)  Haziran 2006 tarihli sayısında yayınlanan “Kanlı Sınırlar” (blood Borders)  başlıklı makalede yapılmıştır. Bu makalede: \na. Afrika ve Ortadoğu’daki sınırların; Avrupalıların çıkarlarına uygun olarak, etnik yapılar dikkate alınmadan çizildiği ve bu nedenle bölgedeki çatışmaların ve istikrarsızlığın sürdüğü belirtiliyor. \nb. Bölgeye huzur, barış ve istikrarın gelmesi için etnik kimlikler dikkate alınarak sınırların yeniden çizilmesi gerektiği savunuluyor. \nc. Bu kapsamda yapılacak sınır ve rejim düzenlemeleri sonucunda, bazı ülkelerin kazanıp bazılarının kaybedeceği vurgulanıyor ve Türkiye kaybedecek ülkeler arasında sayılıyor. Ayrıca, aşağıdaki iki harita yayınlanıyor. \nBu harita, Ortadoğu devletlerinin bugünkü sınırlarını göstermektedir.\nAşağıdaki harita ise, sınırlar yeniden düzenlendikten sonra Ortadoğu’nun alacağı şekli göstermektedir. \nDikkat ederseniz, Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Bölgesi ile İran, Irak ve Suriye’den toprak alınarak “Özgür Kürdistan” (Free Kurdistan)  adı altında yeni bir Kürt Devleti kurulmaktadır.\nSonuç olarak, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) : \na. Dünya petrol kaynaklarının %73’ünü topraklarında bulunduran Büyük Ortadoğu bölgesindeki petrolü kontrol altına alma projesidir. \nb. Bu bölgedeki devletlerin sınırlarını Amerikan çıkarlarına uygun olarak, gerektiğinde silah kullanarak veya iç isyanlar çıkararak değiştirme projesidir. \nc. Amerika ve Avrupa Birliği çıkarlarına uymayan yönetimlerin “Dış Destekli İç İsyanlarla” devrilmesi ve rejimlerinin dönüştürülmesi projesidir. \nd. Böylece; Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya ve Hindistan gibi süper güç olmaya aday Şanghay İşbirliği Örgütü Üyesi devletlerin önünü kesme ve Amerika’nın liderliğini devam ettirme projesidir. \ne. Bu haliyle Büyük Ortadoğu Projesi (BOP): Ortadoğu’daki Amerikan ve Avrupa Birliği çıkarlarıyla bağdaşmayan yönetimleri devirmeyi, rejimleri değiştirmeyi, toprak bütünlüğünü bölüp parçalamayı öngören bir “Darbe Planıdır.” \nKaynaklarını da göstermek suretiyle Büyük Ortadoğu Projesiyle ilgili yapılan bu açıklamalardan sonra, Türkiye’ye gelecek olursak: \nBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan, 8 Haziran 2005 tarihinde, gazete ve televizyonlara şunları söylüyordu; \n“Geniş Büyük Orta Doğu Projesi’nde demokratik ortak olarak bir görev üstlendik. Şu anda Orta Doğu coğrafyası üzerindeki ülkelere yapmış olduğumuz ziyaretler de, bunun açık, net örnekleridir.” \n4 Mart 2006 tarihinde de, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan; \n“Türkiye’nin Orta Doğu’da bir görevi var. Biz BOP’ un Eş Başkanlarından biriyiz. Bu görevi yapıyoruz” diyordu. \n14 Mart 2006 tarihinde Gül, Radikal Gazetesi'ne konuşuyor ve: \n\"BOP içinde ABD ile birlikte hareket ediyoruz. Büyük Ortadoğu Projesi, Türkiye'nin dış politika ilkelerine uygun, ABD ile ortak hareket ediyoruz. Amacımız İslam ülkelerine özgürlük ve demokrasi getirmek\" diyor. \nDelilleriyle birlikte açıklandığı üzere, Büyük Ortadoğu Projesi: \na. Bir Amerikan projesidir. \nb. Amerikan çıkarlarıyla uyuşmayan yönetimleri ve rejimleri iktidardan uzaklaştırmayı öngören bir darbe planıdır. \nc. Üstelik bu proje kapsamında, Türkiye’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün parçalanarak Kürt Devleti’nin kurulması da vardır. \nŞimdi şu sorular, Türk Milletini tatmin edecek şekilde yetkililer ve sorumlular tarafından cevaplandırılmalıdır: \na. Başbakan; “Türkiye’nin Orta Doğu’da bir görevi var. Biz BOP’ un Eş Başkanlarından biriyiz. Bu görevi yapıyoruz” diyor. \n1)  Büyük Ortadoğu Projesi Amerika Birleşik Devletlerine ait çok riskli bir projedir. Amerikan Hükümeti, kendi eyalet valisine görev verir gibi, Türkiye’ye bu projede görev verdim diyebilir mi? \n2)  Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı; devlet organlarında görüşülüp tartışılmadan, kapalı kapılar arkasında, ben bu projenin Eş Başkanlığı görevini aldım kabul ettim diyebilir mi? \nb. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül; “Büyük Ortadoğu Projesi, Türkiye'nin dış politika ilkelerine uygun, ABD ile ortak hareket ediyoruz. Amacımız İslam ülkelerine özgürlük ve demokrasi getirmek” diyor. \n1)  Büyük Ortadoğu Projesi, Türkiye’yi bölüp parçalayarak bir Kürt Devletinin kurulmasını da öngörüyor. Ülkemizin bölünmesi, Türkiye’nin dış politika ilkelerine uygun mu? \n2)  Bu proje, Ortadoğu’da Amerikan çıkarlarıyla uyuşmayan yönetimlerin iktidardan uzaklaştırılmasını ve rejimlerinin dönüştürülmesini de kapsayan bir darbe planıdır. Bu darbelere ortaklık yapmak suretiyle komşularımızla kanlı bıçaklı olmanın neresi Türkiye’nin Dış Politika ilkelerine uygundur? \n3)  Bu proje; Çin Halk Cumhuriyeti ve Rusya gibi Şanghay İşbirliği Örgütü devletleriyle Türkiye’yi karşı karşıya getirebilecek bir projedir. Bu ateşle oynamak değil midir? \n4)  Dış destekli iç isyanları kotararak, yabancı güçlerin işgaline davetiye çıkararak, Irak’ta olduğu gibi, milyonlarca Müslüman’ın ölümüne sebep olarak, Arap ülkelerine özgürlük ve demokrasi götürmek taşeronluğu bize mi düştü? \nc. Amerika tarafından, Amerikan çıkarlarına uygun olarak hazırlanan Büyük Ortadoğu projesi içinde görev alma konusu Milli Güvenlik Kurulunda görüşüldü mü? \nd. Bir devletin başka bir devletin plan ve projeleri içinde görev alabilmesi için o devletler arasında ikili anlaşmaların yapılması gerekli değil mi? \ne. Özellikle askeri müdahale ve savaş riski taşıyan ikili anlaşmaların, Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanması gerekmiyor mu? \nf. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ve Başkanlarının söz konusu projeden ve ortaklıktan haberi var mı? Bu konu Mecliste görüşüldü mü? \nBugüne kadar, Büyük Ortadoğu Projesiyle ilgili uygulamalara, Allah aşkına tamamen tarafsız bir gözle, aklınızın ve vicdanınızın sesine kulak vererek bakar mısınız? \nKuzey Afrika’dan başlayıp tüm Arap Yarımadasına yayılan “Amerikan ve Batı yanlısı olmayan yönetimlere karşı isyanları” Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği gibi Batılı güçler destekliyorlar. \nBu destek; İsyancılara para, gıda, ilaç ve silah yardımının daha da ilerisine geçiyor ve Batılı güçlerin silahlı kuvvetleri ile NATO bizzat isyancılar safında çarpışmalara katılıyorlar. \nBöylece söz konusu ülkelerde; “Dış destekli birer iç savaş” sürdürüyorlar. Muhalif devletlerin yönetimlerine darbeler düzenliyorlar. Ülkeleri, kendi çıkarlarına uygun olarak bölüp parçalıyorlar ve sınırlarını değiştiriyorlar. Binlerce Müslüman’ın ölümüne sebep oluyorlar. Lütfen Irak, Afganistan, Mısır, Tunus, Libya ve Suriye’ye de olanları hatırlayın. \nİşte böyle bir ortamda, sadece Türkiye’nin Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve Dışişleri Bakanı; sanki dünyayı hizaya sokmaya çalışan süper güç ayaklarında sağa sola ahkâm kesiyorlar ve başrol oyuncusu gibi gözüküyorlar. Örneğin: \nCumhurbaşkanı ve Başbakan; Mısır, Libya ve Suriye yönetimlerine “Halkın sesine kulak ver ve İktidarı terk et” gibi çağrılarda bulunuyorlar. \nDışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu; Bingazi’yi ele geçiren ve ülkeyi ikiye bölen isyancıların lideri Libya Ulusal Geçici Konsey Yürütme Kurulu Başkanı Mahmud Cibril ile ekonomik konularda görüşmelerini yoğunlaştırdıklarını söylüyor ve: \n\"Bugün de Bingazi'deki görüşmelere müteakip 100 milyon dolar nakdi kredi, 100 milyon dolar proje kredisi konusunda mekanizma hususunda mutabakata vardık. Bu konuda da görüşmelerimizi sürdüreceğiz. Libya ekonomisinin tekrar canlılığa kavuşması için neler yapabileceğimiz birlikte planlayacağız\" diyor (YENİŞAFAK 7Temmuz 2011) \nTürkiye’nin Suriye’deki isyancılara silah yardımında bulunduğuna ilişkin, Dünya kamuoyunda dolaşan iddialar var. Bütün bunlar, Büyük Ortadoğu bölgesindeki hükümet darbelerine resmen ve alenen ortaklık etmektir. Komşularımıza karşı dolap çevirmektir. Ülkemizin bölünerek yeni bir Kürt Devletinin kurulmasına onay vermektir. Kazık attığımız komşularımız tarafından PKK’nın beslenerek azdırılmasına sebep ve ortam hazırlamaktır. Türkiye’nin başını belaya sokmaktır. Örneğin, daha şimdiden:\na. İran; “Eğer Amerika ve NATO, Suriye’yi bombalarsa, Türkiye’deki Amerikan üslerini vururuz” diye tehdit ediyor. \nb. Rusya ve Çin Halk Cumhuriyeti başta olmak üzere, Şanghay İşbirliği Örgütü Üyesi devletler de; “Ortadoğu’daki çıkarlarının zedelenmesine kayıtsız kalamayacaklarını” ilan ediyorlar. \nc. Ayrıca, Kuzey Afrika ve Orta Doğu'da yaşanan istikrarsızlık konusunda endişelerini dile getiren Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları; \n“Bölgede acil olarak istikrarın sağlanması gerektiğini, ülkelerin kendi kültürel ve tarihsel özelliklerine göre demokratik gelişme yolunda adımlar atacağına inanıldığını ve buna destek olacaklarını kaydediyor ve ülkelerin iç işlerine karışmama ilkesine vurgu yapıyorlar”\nAmerika Birleşik Devletleri; Büyük Ortadoğu projesinin amacının “Diktatörlükle yönetilen bölgedeki devletlere demokrasi götürmek” olduğunu iddia ediyor \nCumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da; \n“Büyük Ortadoğu Projesi, Türkiye'nin dış politika ilkelerine uygun, ABD ile ortak hareket ediyoruz. Amacımız İslam ülkelerine özgürlük ve demokrasi getirmek” diyor. \n“Demokrasi götürmek” gerekçesiyle, Amerika ve Avrupa Birliği yandaşı olmayan Irak ve Afganistan işgal ediliyor. Mısır, Fas, Libya ve Suriye’de ise, çıkarılan iç savaşlarla ve NATO’nun bombalamalarıyla kan gövdeyi götürüyor. \nAma Amerikan ve Batı yanlısı; Sudan, Suudi Arabistan, Umman, Bahreyn, Katar, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri ile Yemen ve Ürdün'de demokrasiden eser olmamasına rağmen, bu ülkelerdeki yönetimler, ABD ve müttefiki Batılı ülkeler tarafından korunuyor. \nGörüldüğü gibi, Büyük Ortadoğu projesinin bölgeye demokrasi götürmekle alakası yoktur. Bu proje: \na. Dünya petrol kaynaklarının %73’ünü kontrol altına alma senaryosudur. \nb. Kuzey Afrika'dan Basra Körfezi'ne kadar olan Müslüman coğrafyasında Batı çıkarlarına uygun yeni bir düzen kurma senaryosudur. \nc. Başta Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya ve Hindistan olmak üzere, Şanghay İşbirliği Örgütünün, Amerika ve Avrupa’ya rakip olarak süper güç haline gelmesini önleme senaryosudur. \nd. İsrail’in yanında, Batı çıkarlarının jandarmalığını yapacak yeni bir Kürt Devleti Kurma senaryosudur. \n\ne. Türkiye’nin bölünme senaryosudur. \nf. Amerika, İngiltere, Fransa ve İsrail'in çıkarlarının örtüştüğü bir senaryodur.\nDaha şimdiden bölgeyi kan gölüne çeviren bu çok tehlikeli darbe senaryosunu yazanlar ne kadar vebal altındaysa ve darbeciyse, bu çıkar örtüşmesine göre pozisyon alanlar, taşeronluk ve figüranlık yapanlar da o derece vebal altındadır, darbecidir ve ateşle oynamaktadır. \nŞimdi, aklımızı ve mantığımızı kullanarak ve elimizi vicdanımıza koyarak kendi kendimize soralım; Türkiye’nin bölünmesine, komşularımızda iç isyanlar çıkarılmasına, yönetimlere karşı darbeler yapılmasına ve Arap ülkeleri ile Şanghay işbirliği üyesi sanayi devlerinin şimşeklerinin üzerimize çekilmesine sebep olacak böyle bir projeye Türkiye’de kimler karşı çıkar ve çıkıyor? \nAllah aşkına ayan beyan ortada değil mi? Akıl tutulmasına mı uğradık? Görmüyor muyuz? \nAmerikan yapımı ve Avrupa Birliği ile NATO destekli Büyük Ortadoğu Projesine, Türkiye’de; \na. Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan, yurtta sulh ve cihanda sulh ilkesine inanan ve komşularının içişlerine karışmayan Kemalist/Atatürkçü aydınlar karşı çıkıyor. \n\nb. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ve bu Cumhuriyetin birlik ve bütünlük içinde sonsuza kadar yaşamasına kendisini adayan Türk Silahlı Kuvvetleri karşı çıkıyor. \nPeki, Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa Birliği, buna izin verir mi? \nVermedi, vermiyor ve vermeyecek. Bunu anlamak için kâhin olmaya gerek yok: \na. İşte bu nedenle; Türkiye’nin Büyük Ortadoğu Projesine balıklama dalmasına ve ateşle oynanmasına muhalefet eden Türk Ordusu’nun General ve mensuplarının tasfiye edilmesine karar verildi. \nb. İşte bu nedenle; Türk Ordusu’nun başına çuval geçirildi. \nc. İşte bu nedenle; ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlük taraftarı Kemalist/Atatürkçü aydınların silinip süpürülmesi kararlaştırıldı. \nd. İşte bu nedenle; Türkiye Cumhuriyeti’ni, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlük temelleri üzerine oturtan ve topraklarımız üzerinde yeni bir Kürt Devleti’nin kurulmasına engel olan, Kemalizm’in yok edilmesine karar verildi. \ne. İşte bu nedenle; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ndaki değişmez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez üç maddenin, anayasadan çıkartılmasına karar verildi. \nf. İşte bu nedenle; Silivri tezgâhları kuruldu. \n\nBütün bunları gerçekleştirebilmek için, öncelikle Türk Ordusu ile Kemalist aydınların yıpratılması, direnenlerin tutuklanması ve böylece BOP karşıtı engellerin temizlenmesi gerekiyordu. \nBu maksatla, şöyle bir psikolojik harp yöntemi uygulamaya sokuldu: \na. Öncelikle; \n1)  Bağımsız bir Kürt Devleti peşinde koşan bölücülerin, \n2)  Ilımlı İslam halifeliği hayalini gerçekleştirebilmek için Kemalizmi kendilerine engel gören bazı tarikat ve cemaatlerin, \n3)  Siyasi ve maddi çıkarlarını din istismarı yoluyla sağlayabilmeleri için laikliği kendilerine engel gören din tüccarlarının, \n4)  Anadan doğma Cumhuriyet düşmanı İkinci Cumhuriyetçilerin, \n5)  Kendilerini para babalarına satmış olan uşakların, Kemalizm’e düşman cephede toplanmaları sağlandı. \nb. Bu arada, BOP’a karşı çıkan Türk Ordusu mensupları ile Kemalist aydınları tasfiye edebilmek için gerekli hukuki altyapı, şöyle hazırlandı; \n1)  Özel yetkili mahkemeler kuruldu. \n2)  Bu mahkemelerin hâkim ve savcılarına; “Şüpheli olarak gördükleri kişileri 10 yıla kadar sorgusuz sualsiz tutuklamak dâhil” çok geniş yetkiler verildi. \n3)  5237 Sayılı yeni “Türk Ceza Kanunu” kabul edildi ve bu kanunun 312nci maddesine; \n“Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs eden kimseye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir” hükmü kondu. \nBöyle her yöne çekilebilecek bir madde sayesinde, istenirse “hükümete muhalefet eden herkese bir kulp takarak, müebbet hapisle yargılama imkânı yaratıldı.” \n4)  Terörle Mücadele Kanunu’nun 10ncu maddesi (d)  fıkrasında; \n“Müdafiin dosya içeriğini incelemesi veya belgelerden örnek alması, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla bu yetkisi kısıtlanabilir” şeklinde değişiklik yapıldı. \nBöylece, Türk hukuk sistemine “GİZLİ DELİL” kavramı sokuldu ve sanığa “suçu ve neyle suçlandığı” söylenmeyerek savunma hakkının kısıtlanması sağlandı. Bu arada; “Terörle Mücadele Kanunu'nda Anayasal düzenin değiştirilmesi için örgütün silahlı örgüt olması şartı getirildi.” Böylece: \nI.\tTarikat ve cemaatlerin; Cumhuriyet Anayasasının öngördüğü anayasal düzene karşı yürüttükleri eylemler, suç kapsamı dışına çıkarıldı. \nII.\tII. İktidarda olmanın verdiği gücü kullanarak; Silah kullanmaya gerek kalmadan, ülkenin anayasal düzenini “Sivil darbe yoluyla Ilımlı İslam Cumhuriyeti’ne ve tek adam diktasına dönüştürmek” müebbetlik anayasal suç olmaktan kurtarıldı.\nIII.\tBuna karşılık; Anayasal görevi ve doğası gereği, silahla donatılmış olan Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarını, istendiği zaman bir kulp takılarak, kolayca “ Anayasal düzeni değiştirmek için silahlı örgüt kurdular” ithamlarıyla yargılamanın yolu açıldı.\n5)  5 Temmuz 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunuyla, hukuk sistemimize “GİZLİ TANIK” müessesesi sokuldu. Buna göre; aleyhinize şahitlik yapan kişi veya kişilerin; \n“Yüzleri saklanıp, sesleri değiştirilip ve kimlikleri gizlenerek duruşma sırasında veya duruşma salonu dışında ses ve görüntü akarımı yoluyla şahitlik yapmalarına” imkânı sağlandı. \n6)  TBMM’de kabul edilen yasa gereği, terör ve çete suçları ile 10 yıl ve üzerinde hapis cezasını gerektiren suçlarda gizli tanık kullanılabilmenin önü açıldı. \nBöylece; “Etkin pişmanlık yasasından faydalanmak veya sanıklardan intikam almak isteyen terörist eskileri ile pek çok cinayetin faili olduğu belirlenen kişilerin bile, Tanık Koruma Kanunundan yararlanarak temize çıkmak için yalancı şahitlik yapmalarının” yolu açıldı. \n7)  27 Haziran 2009 Gece yarısında çıkarılan bir yasayla \n“Anayasal düzene karşı suçlar” ile “terör” ve “çete” suçları doğrudan özel yetkili sivil savcılıklar tarafından soruşturulacak hükmü getirildi. \nBu değişiklik, askeri bölgede bile işlenmiş olsa (disiplin suçları hariç)  muvazzaf subayların sivil yargı tarafından yargılanmalarının yolunu açtı. \n8)  Ayrıca, Askeri Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu'nun 3ncü maddesine şu fıkra eklendi: \n“Barış zamanında, asker olmayan kişilerin Askeri Ceza Kanunu'nda veya diğer kanunlarda yer alan bir suçu tek başına veya asker kişilerle iştirak halinde işlemesi durumunda asker olmayan kişilerin soruşturmaları Cumhuriyet savcıları, kovuşturmaları adli yargı mahkemeleri tarafından yapılır” dendi. \nBuna göre işlenen suç ne olursa olsun, sivil kişilerin artık askeri mahkemelerde yargılanmaları son buldu. \nAyrıca, üst düzey rütbeli personelin, emekli olmadan önce işledikleri iddia edilen suçları nedeniyle, askeri mahkemede yargılanma isteklerinin de önü kesilmiş oldu. \nBöylece; bir taraftan askerlere sivil yargı yolunu açarken, diğer taraftan askeri ceza kanunu kapsamına giren suçları işleyen sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasının yolu kapatıldı. \nBu düzenlemenin sonucu olarak; kendileri cemaat veya tarikat mensubu olan bazı askerlerin, sivil tarikat müritleriyle işbirliği içinde işledikleri askeri suçlar nedeniyle, askeri savcılar tarafından açılan soruşturmaların ve davaların tarikat ve cemaatlere ulaşmasının önü kesildi. \n9)  Son olarak, Hâkimler ve Savcılar Kanununa 93 üncü maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki 93/A maddesi eklendi: \n“Hâkim ve savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle; Kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa hâkim veya savcı aleyhine tazminat davası açılamaz.” 16 \nBöylece; Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinin\n8)  Ayrıca, Askeri Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu'nun 3ncü maddesine şu fıkra eklendi: \n“Barış zamanında, asker olmayan kişilerin Askeri Ceza Kanunu'nda veya diğer kanunlarda yer alan bir suçu tek başına veya asker kişilerle iştirak halinde işlemesi durumunda asker olmayan kişilerin soruşturmaları Cumhuriyet savcıları, kovuşturmaları adli yargı mahkemeleri tarafından yapılır” dendi. \nBuna göre işlenen suç ne olursa olsun, sivil kişilerin artık askeri mahkemelerde yargılanmaları son buldu. \nAyrıca, üst düzey rütbeli personelin, emekli olmadan önce işledikleri iddia edilen suçları nedeniyle, askeri mahkemede yargılanma isteklerinin de önü kesilmiş oldu. \nBöylece; bir taraftan askerlere sivil yargı yolunu açarken, diğer taraftan askeri ceza kanunu kapsamına giren suçları işleyen sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasının yolu kapatıldı. \nBu düzenlemenin sonucu olarak; kendileri cemaat veya tarikat mensubu olan bazı askerlerin, sivil tarikat müritleriyle işbirliği içinde işledikleri askeri suçlar nedeniyle, askeri savcılar tarafından açılan soruşturmaların ve davaların tarikat ve cemaatlere ulaşmasının önü kesildi. \n9)  Son olarak, Hâkimler ve Savcılar Kanununa 93 üncü maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki 93/A maddesi eklendi: \n“Hâkim ve savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle; Kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa hâkim veya savcı aleyhine tazminat davası açılamaz.” Böylece; Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinin hâkim ve savcıları, sizi haksız yere bilerek ve isteyerek 10 yıl tutuklu olarak içeride yatırsa ve sonunda beraat etseniz bile, o hâkim ve savcı aleyhine dava açamayacaksınız ve yaptıkları yanlarına kâr kalacak. Devlet aleyhine açacağınız davalarda ise; ödenecek tazminatlar, o hâkim ve savcının cebinden değil halkın ödediği vergilerden karşılanacak. \nc. Daha sonra, isimsiz ve imzasız düzmece ihbarlarla, Türk Ordusunun kilit personeli ile Kemalist aydınlar hakkında ihbarlarda bulunuldu. Özel yetkili savcılar, arama ve gözaltı kararları verdiler.\nd. Sabaha karşı yapılan ev ve işyeri aramaları esnasında, polis tarafından bazı sanıkların telefonlarına ve CD’lerine sahte suç delillerinin yüklendiği anlaşıldı. Ayrıca yasadışı telefon ve ortam dinlemelerinin delil olarak kullanıldığı ortaya çıktı. \ne. Böylece, Özel yetkili mahkemeler tarafından pek çok Ordu mensubu ve Kemalist aydın tutuklandı. \nf. Bu arada, kanuna göre gizli tutulması gereken hazırlık soruşturmalarıyla ilgili bazı telefon kayıtları, ortam dinlemeleri ve sanık ifadeleri yandaş medyaya sızdırıldı. \ng. Yandaş gazete ve televizyonlar, bunları abartarak haber yaptılar. \nh. Yalan ve dolan üzerine kurulu bu haberleri doğruymuş gibi kabul eden yandaş medya mensupları, televizyon kanallarını deli danalar gibi dolaşarak ve gazetelerinde köşe yazıları döktürerek, Türk Ordusu ve Kemalist aydınlar hakkında linç kampanyaları başlattılar. \ni. Bu linç kampanyalarını yürütürken, akla hayale gelmeyecek şeytanca iftira senaryoları ürettiler. Özel yetkili hâkim ve savcılara, tutuklamaları için yeni hedefler gösterdiler. Hükümete de; aman elini çabuk tut, geç kalma, yola devam şeklinde ara gazı verdiler. \nj. Yalan, dolan, iftira, karalama ve beyin yıkamaya dayanan bu psikolojik harp yöntemi sayesinde Türk Silahlı Kuvvetleri ile Kemalist aydınlar üzerinde şaibe yaratıldı. \nHukuki altyapının oluşturulması ve psikolojik harp taktiğinin uygulamaya sokulmasıyla birlikte, ele geçirilmesi ve diz çöktürülmesi gereken aşağıdaki kalelere karşı yoğun bir saldırıya geçildi: \na. Öncelikle, siyasi iktidara ve destekçisi tarikat ve cemaatlere henüz biat etmemiş olan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Yargıtay ve Sayıştay gibi yüksek yargı organlarına karşı: \n1)  Yoğun bir yıpratma kampanyası başlatıldı. \n2)  Yargıyı bağımsızlığını yok edip siyasal iktidarın emrine sokacak anayasa değişiklikleri hazırlandı ve referandumdan geçirildi. \n3)  Bu değişiklikler uygulamaya sokularak; Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile Yargıtay ve Sayıştay’a yeni üyeler seçildi. \n4)  Bu seçimler esnasında: \nI. “Adalet Bakanlığı eşeği aday gösterse oyumu verip seçerim” diyen yargıçların olduğu ortaya çıktı. \nII. “Anayasa Mahkemesi Kararlarına uymayın, yok hükmünde sayın” çağrısı yapan hukukçuların olduğu anlaşıldı. \nIII. Seçilen yeni üyelerin, siyasal iktidarın istekleri doğrultusunda “blok oy kullandıkları” görüldü. \n5)  Böylece yargı bağımsızlığı iyice yok edildi ve siyasal iktidarın emrinde yandaş bir yargı oluşturuldu. \n6)  İşte bu yargı sayesinde: \nI. Habur Sınır Kapısından giren teröristlerin ayağına, Türk hukukunda olmayan seyyar mahkeme gönderildi. \nII. Terörist olmaktan, Devletin Güvenlik Güçlerine silah çekmekten ve masumları şehit etmekten pişman olmadıklarını söyleyen teröristler, etkin pişmanlık yasasından yararlandırılarak serbest bırakıldılar. \nIII. Teröristler serbest bırakılırken, bu milletin can ve mal güvenliği için hayatını ortaya koyarak terörle mücadele etmiş Türk Ordusunun madalyalı kahramanlarına terörist damgası vurularak tutuklandılar. \nb. Yargının ele geçirilmesiyle birlikte, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tasfiyesi de hızlandırıldı: \n1)  Türk Ordusu’nda tayin ve terfilerin kararlaştırıldığı Yüksek Askeri Şura toplantılarından önce; terfi etmesi ve komuta kademelerine atanması istenmeyen general ve subaylar hakkında, isimsiz ve imzasız ihbarlara dayanarak gözaltı kararlarının çıkarılması ve böylece tasfiye edilmeleri adet haline geldi. Yargı, adeta Yüksek Askeri Şuranın yerine geçti. \n2)  Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri’nin belkemiğini oluşturan 42 muvazzaf general ve amiral; isimsiz ve imzasız ihbarlar ve doğruluğu kuşkulu elektronik belgelere dayanarak tutuklandı. \n3)  Böylece, Büyük Ortadoğu Projesinin ve Türkiye’nin bölünüp parçalanmasının önündeki en büyük engel olan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tasfiyesi, tamamlanma aşamasına getirildi. \nc. Yargının bir silah gibi kullanılması sayesinde; henüz basılmamış taslak halindeki kitaplar bile bomba muamelesi gördü ve tarafsız medya kuruluşları da sindirildi. \nd. İşadamlarının başları üzerine, demoklesin kılıcı gibi yargı ve vergi cezaları sallandırılarak biat etmeleri sağlandı. \nBöylece, Türk Ordusu mensupları ile Ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlük taraftarı Atatürkçü/Kemalist aydınları: “anayasal düzeni değiştirmeye ve hükümeti zor kullanarak yıkmaya teşebbüs etmekle” suçlayıp, bunları hapse tıkmakla “Darbeyi önlediklerini ve ileri demokrasiye geçtiklerini” iddia edenlerin asıl kendilerinin, çok daha vahim bir “sivil darbeyi” gerçekleştirdikleri görülmektedir. \nBu darbe “anayasal düzeni değiştirmeye ve hükümeti zor kullanarak yıkmaya teşebbüs etmekten” çok daha ağır bir darbedir. \nBu sivil darbe; “Devletin topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymak, Devletin birliğini bozmak, Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmak, Devletin bağımsızlığını zayıflatmak” gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini dinamitleyen bir darbedir. İşte: \na. Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü yok etmeye, \nb. Sadece yurtiçinde kalmayıp, Kuzey Afrika’dan İran Körfezine kadar olan bölgedeki yönetimlere karşı planlanan darbelere de ortaklık etmeye yönelik gerçek darbe planı budur. \nArtık kendi kendimizi kandırmanın âlemi yok. Kimse kimseyi aptal yerine koymasın: \na. Artık kendi kendimizi kandırmayalım. Büyük Ortadoğu Projesinin, bölgeye demokrasi götürmekle alakası yoktur. Örneğin: \n1)  Irak, aylarca bombalandı. Şehirleri, altyapı tesisleri ve kaynakları tahrip edildi, 1,5 milyon insan öldü. Binlerce kadın ve kız çocuğunun ırzına geçildi. Ülke; Kürtler, Sünniler ve Şiiler arasında üçe bölündü. Tarikat ve cemaatler ile aşiretlerin diktatörlüğü devam ediyor. Bu mudur demokrasi getirmek? \n2)  Mısır’da kan gövdeyi götürdü. Diktatör denilen Hüsnü Mübarek gitti ve yerine Askeri diktatörlük geldi. Bu mudur demokrasi getirmek? \n3)  Libya tam yüz günden fazla bombalanıyor. Bugüne kadar NATO tarafından 6 bin hava saldırısı düzenlendi. Şehirler, kasabalar, altyapı tesisleri, ülkenin kaynakları bombalanıyor, tam bir yıkım uygulanıyor. Binlerce insan öldü. Ülkenin işgal edilmesi için gün sayılıyor. Türkiye ise, isyancılara para yardımı yapıyor. Bu mudur demokrasi getirmek? \n4)  Büyük Ortadoğu Projesinin amacı bölgedeki petrol kaynaklarını kontrol altına almaktır. Bunun aksini söyleyenler, kendilerini cin ve milleti aptal yerine koyan yalancılardır. \nb. Artık kendi kendimizi kandırmayalım. Bu ülkede yargı bağımsızlığı yok edilmiş, yargı ele geçirilmiş, yandaş hukuk oluşturulmuş, hak, hukuk ve adalet tükenmiştir. Bunun yerine adalet; “Adalet Bakanı eşeği aday gösterse oyumu verip seçerim” diyen hukukçuların eline kalmıştır: \n1)  İşte bu nedenle, Habur’dan giren teröristlerin ayağına, Türk hukukunda olmayan seyyar mahkeme gitmiştir. \n\n2)  İşte bu nedenle, Pişman olmadıklarını beyan eden teröristler, etkin pişmanlık yasasından yararlandırıp serbest bırakılmıştır. \n3)  İşte bu nedenle, terörle mücadele etmiş Türk Ordusu mensupları, terörist damgası vurularak hapse tıkılmışlardır. \n4)  İşte bu nedenle, Yüksek Askeri Şura toplantısı öncesi, siyasi iktidarın terfi etmesini istemediği subay ve generaller hakkında, isimsiz ve imzasız ihbarlara dayanarak soruşturma ve gözaltı kararları çıkarılmış ve Şura toplantısı bittikten sonra gözaltı kararları kaldırılmıştır.\n5)  İşte bu nedenle, istekleri kabul edilmediği takdirde Türkiye’yi cehenneme çevireceklerini söyleyenler, Molotof kokteylleriyle ortalığı yakıp yıkanlar, ellerini ve kollarını sallayarak gezerken, parasız eğitim isteyen lise talebeleri 16 aydan beri hapistedir. \nc. Artık kendi kendimizi kandırmayalım. Bu ülkede Türk Silahlı Kuvvetleri tasfiye edilmektedir.\n Şu hale bakın: \n1)  Kara Kuvvetleri’nin Komuta kademesinin, terörle mücadele eden madalyalı komutanları, düzmece ihbarlarla, terörist diye damgalanarak tutuklanmış durumda. \n2)  Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Komuta kademesinin, nerdeyse yarısı terörist iddiasıyla Silivri zindanlarında yatıyor. \n3)  Hava Kuvvetleri Komutanı olması beklenen Orgeneral ve Orgeneralliğe terfi etme ihtimali olan Korgeneraller tutuklanmış ve komuta katı felç edilmiş durumda. \nd. Artık kendi kendimizi kandırmayalım. Bu ülkede sivil darbe gerçekleştirilmiştir.  Çünkü yargı siyasi iktidara bağımlı hale getirilmiştir. Bu nedenle yargı siyasallaşmıştır. Bağımsız yargı yoksa hukuk devleti yoktur. Hukuk devleti yoksa demokrasi yoktur. Yargı siyasi kararlar vermektedir. Bugün özel yetkili mahkemeler, siyasi iktidarın taleplerine uygun olarak Yüksek Askeri Şura kararlarını etkilemeyi kendisine görev edinmiştir. Teröristleri serbest bırakırken, terörle mücadele eden askerleri terörist diye tutukluyorlar. Bu bir sivil darbedir. Unutmamak için bir kenara yazın, bundan sonra göreceksiniz: \n1)  Demokratik veya Kürt açılımı adı altında, Büyük Ortadoğu Projesine uygun olarak “Büyük Kürdistan’ın kurulması için” gerekli altyapı oluşturulacaktır. \n2)  Anayasa’nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez aşağıdaki 3 maddesi değiştirilecek veya arkasından dolanarak sulandırılacaktır: \nMADDE 1. – Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir. \nMADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir. \nMADDE 3. – Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. \nBayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. \nMillî marşı “İstiklal Marşı”dır. \nBaşkenti Ankara’dır. \nDikkat edelim, değiştirilemez bu maddeler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş temelleridir. \n3)  İşte bu maddelerin sulandırılması suretiyle, terörist başı Abdullah Öcalan’ın taleplerini yerine getirecek şekilde “Demokratik Özerklik” adı altında \na)  Doğu ve Güneydoğu Bölgesinde, özerk bir Kürt yönetiminin oluşturulmasına,\nb)  Kendi parlamentolarını seçmelerine, \nc)  Kendi Silahlı güçlerini kurmalarına, \nd)  Kendi bölgelerinde vergi toplamalarına ve kendi bütçelerini oluşturmalarına, \ne)  Bölgedeki yer altı kaynaklarına sahip çıkmalarına,\nf)  Kendi bayraklarını kullanmalarına, \ng)  Türkçe yanında Kürtçenin de resmi dil olarak kabul edilmesine, \nh)  İlköğretim ve ortaöğretim okulları ile üniversitelerde Kürtçe eğitim yapılmasına, \ni)  Abdullah Öcalan başta olmak üzere tüm teröristlere genel af çıkarılmasına, \nj)  Kısacası federasyon adı altında Türkiye’nin bölünerek, BOP haritasında gösterilen “Özgür Kürdistan’ın kurulmasına” kapı açılacaktır. \nBundan sonra Türk Halkı; “Analar ağlamasın, ileri demokrasiye geçiyoruz ve vesayete son veriyoruz” sloganları arkasına saklanarak “Kürt Açılımı, Demokratik açılım, Demokratik özerklik ve Sivil Yeni Anayasa yapıyoruz” adı altında yapılacak olan her değişikliği dikkatle takip etmelidir. \n“Özgür Bireyler Topluluğu-Nasname” isimli Kürt Sitesinde yazılan şu satırları unutmamak için bir kenara yazın: \n“Özerk Kürdistan, tartışma gerektirmeyecek kadar açık bir tanımdır. Bu tanım, bütün Kuzey Kürdistan’ı kapsayan, kendi parlamentosu, kendi bütçesi, merkezi hükümetten bağımsız bazı ekonomik, siyasal ilişkileri, kendi ordusu olan ve sınırları da belli olan özgün bir yönetim biçimidir. Bunun en somut örneği ise Güney Kürdistan’dır. Yani özerk Kürdistan, Kürtlerin kendi kaderlerini tayin etme hakkını kullandığı, koşullar gereği şimdilik ilanedemediği bağımsız devletin ön hazırlığıdır bir anlamda. Bu nedenle, BDP’nin “özerk Kürdistan” söylemine karşı duracak bir yurtsever düşünülemez.” \nGördünüz mü? Neymiş? \n“Özerk Kürdistan, Kürtlerin kendi kaderlerini tayin etme hakkını kullandığı, koşullar gereği şimdilik ilan edemediği bağımsız devletin ön hazırlığı” imiş. \nDaha düne kadar “Bölünme korkusunu pompalayanların yarattığı Sevr paranoyasından kurtulalım, korkmayın hiçbir şey olmaz” diyen Cengiz Çandar, Taraf Gazetesinden Neşe Düzele verdiği mülakatta: \n“Devlet ve Türk kamuoyu şu gerçekliği hiç akıldan çıkarmamalı. Türkiye’nin yanı başında Kürdistan Bölgesel Yönetimi var. Adı konmamış bir devlet orası. Bayrağı var ve resmî dili Kürtçe. Irak’tan çok ileride olan bir Türkiye’de Kürtlerin haklarının ve siyasi görüntüsünün Irak’la kıyaslanamayacak bir noktada olması Kürtler tarafından kabul edilemez. Orada o örnek durdukça, Türkiye’de Kürtler çok geride kalamaz. Zaten özerklik, statü gibi isteklerin bütün ilham kaynağı Irak Kürdistan’ıdır. “Onlar kadar olamayacak mıyız” diyorlar” görüşünü savunuyor. \nNeymiş? \n“Kuzey Irak’ta, Türkiye’nin yanı başında Kürdistan Bölgesi Yönetimi diye adı konmamış bir devlet varmış. Türkiye’deki Kürtlere de, bir nevi adı konmamış devlet statüsünden daha az hakların verilmesi Kürtler tarafından kabul edilemezmiş. Orada o örnek durdukça, Türkiye’de Kürtler geri kalamazmış” \nSanki bu ülkenin Kürtleri, bu Cumhuriyet’in eşit haklara sahip birinci sınıf vatandaşı değilmiş, \nSanki Irak Ordusu gibi Türk Ordusu yenilip dağılmış. \nSanki Irak gibi Türkiye Amerikalılar tarafından işgal edilmiş, \nSanki PKK zafer kazanmış, \nSanki Türk Milleti pes ederek, dizlerinin üzerine çöküp teslim olmuş gibi, “Türkiye’deki Kürtlere, Kuzey Irak’taki adı konmamış Kürt Devleti’nden daha az bir statünün verilmesi kabul edilemezmiş.” \nŞimdi anlaşıldı mı; Cengiz Çandar, Hasan Cemal, Ahmet Altan ve Yasemin Çongar gibilerin; Barzani- PKK-BDP arasında mekik dokuyarak onların istekleri doğrultusunda Türkiye’de kamuoyu oluşturmaya çalışmalarının gerçek sebebi. Şimdi anlaşıldı mı; kamuoyunda Fetullah Gülen Cemaati’nin yayın organı olarak bilinen Zaman Gazetesi’nin yazarı Mümtazer Türköne’nin: \n“Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin vatanı ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne karşı, bugüne kadar ortaya çıkartılmış en ciddi tehdidin Türk Silahlı Kuvvetleri'nin içinden geldiğini gösteriyor… Türkiye'nin birliğini, halkın hukukunu, devletin bekasını koruyabilmek için bu \"kurumsal yapı\"ya son vermemiz ve yeni bir ordu kurmamız lâzım… Bizim bir Nizam-ı Cedit ordusuna ihtiyacımız var…” demesinin sebebi. \n(Mümtazer TÜRKÖNE “Vesayet ve Demokrasi” konulu Abant Platformu ve Zaman Gazetesi, 29 Ekim 2009,11 TEMMUZ 2010)\nŞimdi anlaşıldı mı; Zaman Gazetesi’nin diğer bir yazarı İhsan Dağı’nın kaleme aldığı, 17 Mayıs 2011 tarihli köşe yazısında da; \n“Seçim sonrası önemli; çünkü Türkiye’nin yeniden kurulmasını sağlayacak iki büyük konu seçimlerden sonra ele alınacak. Bunlar, yeni anayasa ve Kürt sorunu…” demesinin gerçek sebebi. \nŞimdi anlaşıldı mı; Taraf Gazetesi yazarı Ahmet Altan’ın, 2 Haziran 2011 tarihli köşe yazısında; “Her şey geliyor, geliyor aynı soruya takılıyor. Yeni bir devlet kurmayı başarabilecek miyiz? Eskisinin pek bir işe yaramadığı artık açıkça görülüyor” demesinin sebebi. \nEy Millet; Görüyor muyuz? Duyuyor muyuz? Anlıyor muyuz? \nÖzgürce yaşamamız için, Atalarımızın bize emanet ettiği ve bizim de torunlarımıza miras olarak bırakmamız gereken “Türkiye Cumhuriyeti Devletini yıkmaktan ve bunun yerine kendi kafalarına göre başka bir devlet kurmaktan” bahsediyorlar. \nİşte, Büyük Ortadoğu Projesi budur. \nİşte, Gerçek Darbe Planı budur. \nİşte, Sivil Darbe budur. \nİşte, sindire sindire alıştırıp yedirmek budur. \nİşte, gaflet ve delalet uykusundan uyanmadığımız takdirde, hıyanet odaklarının bizi götüreceği yer budur. İzleyin, göreceksiniz \nSelam ve saygılarımla… \nHikmet YAVAŞ (İZMİR)  hikmetyavas@gmail.com \nNot: Uygun bir zamanı olan okuyucuların, aşağıdaki adreste yayınlanmış olan; \na. Düğmeye kim bastı, \nb. Bir Devlet ve Silahlı Kuvvetler içeriden nasıl parçalanır, \nc. Bölünmeye ve Kürt bağımsızlığına giden yol haritası, \nd. Türkiye Cumhuriyeti tasfiye ediliyor hala uyanmayacak mısınız? Başlıklı yazıları da okuyup, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu daha derinliğine değerlendirmeleri önerilir. \n\nhttp://hikmetyavas.wordpress.com/\n(alıntı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Türk Müslüman",
        "poet": "Selim Temiz",
        "poem": "\n\nLaiklik inançlı inançsız insana saygı sevgi demek\nTanrı eşit yarattı akıl verdi bizlere insansın dedi \nİbadet kalpte gizlidir; yapma hile yanarsın bile bile \nMüslümanlar, kutsal inanç ile dine karıştıramaz hile \n\nİnanacını kalbinde taşı; olma yalancılarına elebaşı \nDindar görünüp kandırma; dökme timsah gözyaşı \nTopraklar kırgın çekildi nehirlerinden yaşam suyu \nMüslümanlar, kutsal inanç ile dine karıştıramaz hile \n\nTanrı eşit yarattı her insanı kalpten sevgidir lisanı \nİbadetin kalpten yalansız olsun kabul olsun hepte \nMakamları hileyle kandırma hesap olacak gerçekte \nMüslümanlar, kutsal inanç ile dine karıştıramaz hile \n\nGerçek Müslüman,laiktir inanaçta ayrım yapmaz \nİnanırsam kendime inanmaz isem yinesi kendime \nSular daima yüksekten akar diğer yaşama doğru \nMüslümanlar,kutsal inanç ile dine karıştıramaz hile \n\nBiri dindarı biri değil ancak Tanrı bilir hangisi ehil \nHesap günü inançların günüdür; hilesizden yalansız \nTanrı adına hesap kesme, Azrail gibi zalimce esme \nMüslümanlar,kutsal inanç ile dine karıştıramaz hile \n\nİslamda şart çoktu,insanlar arasında ayrımı yoktu \nMaddi çıkarlar için edilen ibadet getirmedi saadet \nBeşeri şaşar hesap gününde ise insanca aklın şaşar \nMüslümanlar, kutsal inanç ile dine karıştıramaz hile \n\nTüm dinler doğrudur; çünkü kalpten yaradanı arar \nSon din en iyi dindir; kalpten ibadet et acını dindir \nGerçek inanç kalpte gizli; ancak mutlak Tanrım bilir \nMüslümanlar, kutsal inanç ile dine karıştıramaz hile \n\nAllah dört kitap ve kık peygamber göndermiş insana\nAllah işine karışma; her insanı kuldur hesap günü bul\nAllah herkesleri yok da eder veya anında var da eder\nYaşasın Laik Demotratik Atatürkçü Türk Türkiyemiz\n\nSelim Temiz; 07/12/1960 Mersin Doğumluyum; Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi (Lisans)  mezunuyum; Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde şef memur olarak çalışmaktayım; Bu şiirimi gerçekten ama gerçekten çağdaş laik ve kalpten inançlı olan adam gibi adam olan duyarlı ve adaletli ve özellikle adaletsizliğe seyirci kalmayan gerçek milliyetçi Müslüman insanlarımıza armağan ederim; Saygılarımla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Ve HayaL",
        "poet": "Ufuk Özünlü",
        "poem": "\n\nGüne günden kalan bir tutam emek,\nAslında bu emek yarına demek,\nDemek, emek, yemek yemek,\nAslında bu bir yetenek,\nSoygunculara kötek gerek,\nSanıyormusun bunların hepsi\nSeverek...\nGereken her şey yapıldı,\nBakma sen hepsi formalite icabıydı,\nÇikolatam bile zehirdi,\nBunlara benden bir söz gerekirdi,\nRapim anlamını anlamış kelimelerim,\nYolunu çizmiş cümlelerim,\nManalar ve masallar şehrinde\nOlmak istiyorsan, \nO masalda kendini bir büyü,\nO şehirde kendini kahraman ilan etmen lazım,\nNe me lazım deme kel kâzım\nBir gün sende zaten yolda kaza yapacaksın,\nDireksiyonun başına geç koş,\nDuvarla bütünleş bu ölüm çok hoş,\nOdalar bomboş bir ışık var o da loş,\nBırakın zalimler ölsün,\nBunuda ibreti alem ''Görsün''...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Vuslat…",
        "poet": "Yavuz Doğan",
        "poem": "\n\n- En gerçeği nefes kadar peşindeyken bir vuslatın\nYeryüzüne sultan olsan, neye yarar saltanatın? - \n\nVakit tamam, durdu takvim; saat gecenin yarısı\nZifir olmuş gökyüzünün aşağısı, yukarısı.\n\nKâmer yalnız, gece soğuk; yıldızlar göz kırpmaz artık\nGönül kuşum lâl kesilmiş, aşka kanat çırpmaz artık.\n\nYol kısalmış, sabah uzak; hiç ışık yok, gün karanlık\nGünahlarım sıralanmış, yaşadığım dün karanlık.\n\nSıra sıra hatıralar kayıp düşer gözlerimden\nHüzne giden bir “AH” kalır cam kırığı sözlerimden.\n\nGöğü sarar karanlığın ölüm kokan bulutları\nBirer birer geri alır ellerimden umutları. \n\nYol kısalmış, sabah uzak; hiç ışık yok, an karanlık\nGünahlarım sıralanmış, yaşadığım can karanlık.\n\nArtık ömür nefes kadar yakın değil dudağıma\nSimsiyah bir gece konar yorgun gönül otağıma.\n\nKararır gök, gözlerime kara bulutlar inince\nSessizliğin sesi gelir, kulağıma ince ince.\n\nYol kısalmış, sabah uzak; hiç ışık yok, tan karanlık\nGünahlarım sıralanmış, yaşadığım han karanlık.\n\nSonra cana candan öte bir ses gelir “uyan” diye\nCanı sorar, cana sorar; “yok mu fecri duyan? ” diye.\n\nAğır ağır yola çıkar can denen kuş ellerimden\nMızrabıma hüsran kalır, kırgın gönül tellerimden.\n\nYol kısalmış, sabah uzak; hiç ışık yok, ten karanlık\nGünahlarım sıralanmış, yaşadığım BEN karanlık.\n\n27.04.2008\n\nBeylikdüzü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Yalan",
        "poet": "Kamil At",
        "poem": "\n\nBakın bir gerçek yalanım olacak\nEskiler bitecek yenisi gelecek\nBütün kötüler her belasını bulacak\nSaltanatları çöker hiç yoktan.\n\nGeç değildir dostum kendini ara\nKemiğinde biter, satma dolara\nBittiğin zaman dünya kapkara\nKendini bulasın, çıkasın şoktan.\n\nKanıtlımı kim kimi nasıl yarattı\nDarwin yazdı çizdi gitti çoktan\nŞimdide Amerika hitler'i arattı\nMutlak tükenecek kalır uzaktan.\n\nKamil At inanmam fal nazar mı\nCahil takma bilmeyen bozar mı\nGün önemsiz ömür son pazar mı\nBelliki uzak durdum şakşaktan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek Yol Bir",
        "poet": "Sermet Apaydın",
        "poem": "\n\nGERÇEK YOL BİR\n\nAllah bir, peygamber bir, kitap bir\nO ayrı ayrı  yollar niyedir? \nDördü hak diğerleri tu kaka \nDiyen,  birden ötesi niyedir? \n\nAyrılık istemez İslam olan\nÇıkarlar adına yalan, dolan\nO yol,bu yol,olmadı öbür yol\nBilen kim; hangisi  doğru olan? \n\nDoğrular  birdir  riyaya sapma\nDindaş  mı denir din kullanana? \nEhli beyti katleden hazret ise\nYazıklar olsun o Müslüman’a\n\nBöl bakalım cemaat cemaat\nÖylemi ki İslam da mevzuat? \nEk dur  bakalım kin, nefret,nifak\nSanma hesabı sorulmayacak\n\nDin demek  Hak yoluna ermek\nYaratılanı Hak için sevmek \nErdem,tevazu,hoş görü gerek\nSanma  riyakara   biat etmek\n\nFani diyen boşa dememiş ki\nDerviş haram lokma yememiş ki\nYol bir, Allah bir,kitap bir anla\nErenler kötü tohum ekmemiş ki \n\nDin için değil, çıkar için din\nAsırlardan beri bitmedi kin\nGidilen yol Allah yolu değil\nYol:  O imam,bu imam için\n\nApaydın’ım din alimi değil\nBilir ki muhakemesi ehil\nNerede akıl,nerde  gerçek din? \nHangi imam, hangimize  kefil? \n\nSERMET  APAYDIN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçek yaşananları  anlatıyım",
        "poet": "Menevşe Sümen",
        "poem": "\n\nGercek yasananlari anlatiyor\n\nEskilerden gençlerin kış oyunun dan bir hikaye anlatıyım\nGözel anılardan beş arkadaş bir gurup olurlar aralarında birinin\nElini yüzünü siyah boyayla boyarlar köse kılığına girerdi \nSırası gelince oyununu oynar birinede kız elbisesi giydirirler\nDiyer iki kişiyide deve kılığında oynar üzerlerine  bez örtülürdü\nCek deveci develerini diyince develer oynar biri tef çalarak türki\nSöyler bu oyunu organize yapanın omuzunda heybesi elinde bir sopası \nvar dı oyuncular işaret bekler hikayenin adı ya arabuşşak gençler arasında\nSaya gezelim derler bu oyuna kar dizboyu olurdu kış yarı olunca gençlerin\nOyunu başlardı ev ev saya gezerlerdi evlere girerken şu türküyi söylerler\nYa arabuşşak ya fellak arap gelir ok gibi yuvarlanır top gibi deyince \nArap köse rolünü alır evsahibinin gider önüne yatar başış alanakadar \nElinde tef çalan türküsöyler arap gelir ok gibi yuvarlanır top gibi diye türkilerine\nDevam eder elbise giyinen Kız kılığında olan ortaya çıkar\noynar çek deveci develeri deyince develer kıpır kıpır kıpırdar kafasını oynatır\nOmuzunda hebesi olan elindeki sopasıyla gider Ev sahibinin önünde yatanın \nSırtındaki kamburuna vurarak kaldırır köse tabi başışını almış \nGençlerin kış oyunu bu oyunla bağşış toplarlar\nO zamanki arabuşşak oyununu oynayan kahramanları tanırım\nBu hikayenin içinde Bende varım böyle anlattım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçekçiyim ya!",
        "poet": "Özer Bal",
        "poem": "\n\ndüşündüğümde seni\nsıcaklık sarar içimi\nburuk bir haz duyarım\nyüreğim, yakalanmış kuş yüreği.\nbir daha düşünürüm\nseni, beni\nsoğuturum içimi.\nkuş uçar, \nüşürüm...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçekler",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nDağlarlarda olur çiçekler\nÜzerinde olur böcekler\nDeğersiz,balsız petekler\nAcı olur canım gerçekler\n\nHalil Çolak 7.3.2006 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçekler",
        "poet": "Armanç Karakulak",
        "poem": "\n\nHer Kur'an okuyan Insan Olsaydı her Namaz Kılan Huzurlu Hissetseydi Kendini.\nInsanlarımız Ölmezdi Ve Bukadar Şeytan'i Görünmezlerdi \n\nHer Öğretmen Ezberlediğini Değilde Gerçekleri Öğretseydi.\nÇocuklarımız Okuldan Kaçmak Yerine Öğretmenleriyle Yaşamak İsterlerdi..! \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçekler",
        "poet": "Zehra Okur",
        "poem": "\n\nGERÇEKLER\n    İşsizlik insanı nerelere getirdi. Bunu biliyor musunuz? Zaman Zaman bazı gerçeklerden hep kaçıyoruz. Gelecekte neler yapa biliriz ki? En önemlisi bu işte bizi korkutan sebeplerden biri işte bunu anlatmaya çalışıyorum nasıl derler. Ha bu gün ha yarın yaparız. Olmuyor böyle naz etmeyelim bazı gerçekleri görüyoruz ki fazlasıyla canımızı yakıyorlar. Benim söylemek istediğim şey şu lüfven gelin gençlerimize çalışma fırsatı verelim onlara bazı kapılar açalım çünkü onlar emekli olan vatandaşımızın yerine geçe bilirler ve onların yapabileceği işler olabilir.                                                                                                                                                                                                       __Neden olmasın, bir vatandaşımızın emekli yaşı kaç,65 mi O zaman neden emekli olmasın ki onların yerine başka gençlerimizde işlerini yapabilirler. Görüyorum ki hiç kimse emekli olmak istemiyorlar. Eğer ki bu millete iş vermek istiyorsak önce emekli olmak üzere olan vatandaşımızın onun artık emekli olduğunu hatırlatmak lazım gördüğüm kadar herkes parayı çok seviyor Ama gençlerimize de para lazım evlenemiyorlar neden çünkü işsizlik almış başını gidiyor. Lütfen gelin duyarlı olalım ki bazılarına yardımcı olmuş oluruz. Yok, neymiş efendim çocuk okutuyorlarmış olsun bir insan emekli maaşıyla bile çocuk okutuyor ev geçindirenler var. \n       Ama sen gel bu millete söz anlat. Kim anlar ki? Hiç kimse. İnsan işte, üzülüyor. Ne olurdu anlayış gösterselerdi. Bizlerde o zaman bir imtihanla bu gençliğe fırsat vermiş olurduk. Neden olmasın? Bakın ne demek istediğimi anladınız mı? Ben bu gençliğe, çalışma kapısı aralayın diyorum şu an Türkiye’de 100/70 i emekli olmak üzere olan insanlarımız var.                                                        \t Eğer ki, bu vatandaşlarımız emekli olursalar işte işsizlik azalır diyorum.                                                                                        \n \tAma bunlar gerçeğin tam yüzü ne yaparsın uzaktan seyretmesi kolay benim milletimin duyarlı olmasını istiyorum. Gerçekleri görmemezlikten gelmeyelim.                                                 \n   Bu gençlerin çalışma yaşı en az yaşlarının 20 olması gerek ki ne yaptıklarını anlıya bileler. İşte o zaman onlarında bizlerden farklı olmadığını göreceğiz, çoğu gençlerimizin okuduğunu görüyoruz.                                                                    _Olsun sadece bir staj da görseler onlar için çok değişiklik olacak çoğu gerçeklerle üzleşecekler. Yaşamanın ne kadar zor, olduğunu bilecekler, bu gün Türkiye’de bile emekli olmak istemeyen vatandaşlarımız paraya o kadar önem vermiş ki işten ayrılmak çok zor olduğunu söylüyorlar ama bu doğru değil. _Sayın Başbakanımız bunları görmemezlikten gelmesin herkesin emekli vakti gelince emekli olmalarını söylesin ki birçok gençlerin önü açılmış ola ve onlarda bazı görüşlerini dile getireler. \n   Bizler neden böyleyiz acaba bir dönüp aynada kendimize bakalım bu gün bir aile nerden baksan en az (750) milyon aylık alıyor. Bir düşünün bu parayla kendimize göre harcama yapa biliriz. Ve işte o zaman gelirimizi ve giderimizi ayarlıya biliriz işte o zaman emekli parasıyla demek ki ev geçindire bilirmişiz o yüzden gelin emekli olun ki bazılarının da işleri yürüsün benim bu sözüm en çok sevdiğim insanlarımıza olsun. Beni yanlış anlamayın her gün haberleri dinliyoruz.                                                                                                                                             _O kadar boşda, gezen okumuş insanlarımız var ki hepside ekmek aslanın ağzında diyor. Niye acaba biliyor musunuz, çünkü başından belli diyorum bunlara iş imkânı tanımak çok mu zor acaba (bir anımı anlatmak istiyorum eşimle birlik İstanbul, da dolanıyorduk eşim ayakkabılarını boyatmak istedi ve çapa tıp fakültesinin önünde bir genç oturuyordu. Ona ayakkabılarını boyamasını istedi ve benim dikkatimi çeken bir şey oldu.                                                                        _ O gencin boynunda bir kartın asıldığını gördüm işte o zaman eşim o gence senin asıl işin ne dedi oda ağabey benim işim çocuk doktoru dedi bizde ona sen neden doktorluk yapmıyorsun dedik o da bize beni Şırna, ğa gönderiyorlardı bense daha yeni mesleğime başlamıştım ki tayin verdiler. Bende gitmek istemedim neden diyeceksiniz çünkü birileri emekli olacaktı ki oda onun yerine gece bile onun için o gençte istifasını vermiş o zaman ben çok üzüldüm niye dersiniz çünkü eğer ki birileri emekli olmuş olsaydı işte o zaman o gencin yeri orası değil çocuklarla ilgilenmekti) neden gerçekleri görmemezlikten geliyoruz. Bir düşünün herkes birbirini şikâyet ediyor. Ben artık bu insanlıktan utanıyorum nedeyim şaşırmamak elde değil.                                                                                        _Kimse kimsenin işini yapmak istemiyor. Bir karınca kadar beynimiz yok onların birbirlerine ne kadar hizmet ettiğini biliyor musun bir düşünün en az birinin yükünü ağır olduğunu görünce biri diğerine yardım ediyor. İşte biz böyle değiliz.  Atalarımız ne demiş üzüm üzüme baka baka karalır. Sakın bunu unutmayalım. Bizlerde birbirimizin  yüzlerine bakıyoruz. \n\n\tZehra OKUR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçekle düş… Düşle gerçek…",
        "poet": "Sacide Yaylaz",
        "poem": "\n\nAmannn ne uzun geceydi sabah olmak bilmedi “kirpik kirpiğe değmedi” derler ya işte aynen öyle … Sabaha  kadar gözüm kapanmadı…Nihayet sabah oluyordu, perdeyi aralayıp sokağa şöyle bir göz attım, yerler hafif ıslaktı çişem çişem yağan yağmur dinmişti ama hafiften bir rüzgar vardı…\nTekrar başımı yastığa yerleştirdim, nedense hiç kalkmak istemiyordum  gözlerimi yumdum  ahh bir uyuyabilsem! bir uyusam …\nElindeki güller  nekadar çok güzeldi,  hepsi daha tomurcuktu,  tam  elimi uzatım  elinden     gülleri alacağım sırada tutuvermişti bir anda ellerimi …\n “Merhaba “ demesi  bile çok hoştu… Sesi titriyor gibiydi … Hele ben,  ne yapacağımı şaşırmıştım bir anda:\nMerhaba! dedim…\nDedim ama nasıl dedim? \nŞimdi bile düşünürken yüzüme ateşler basıyor kalbim sıkışıyor sanki…\nNe kadar süre kapıda öylece kaldık hiç mi hiç hatırlamıyorum, sadece ”neden geçmiyorsunuz kapıdamı  konuşacaksınız” diyen  kız kardeşimin  sözleriyle bir anda irkilivermiştim…\nSahi gülleri sevdiğimi nereden biliyordu? \nHele çikolatayı sevdiğimi, özellikle bademli çikolatayı  sevdiğimi nereden biliyordu? \nKim veya kimler söylemişti acaba…\nOfff  off  bu düşüncelerden kurtulup bir uyuyabilsem …\nHala daha masum korunmaya muhtaç bir çocuk gibi karşımda oturuşu, gözlerimin önünden bir türlü gitmiyor…\nYa o gözlerindeki  sevgi dolu bakış… \nOffff off daha ilk görüşte sevmek bu mu acaba? \nGerçekten beni seviyor mu acaba? Kafam allak bullak oldu, bu soruların ardı arkası kesilmiyor  artık …\nYeterrr  yeterrr uyumak istiyorum…Elleri ne kadar sıcaktı, ve yumuşacıktı…Gözlerindeki o bakışlar…\n\n  “Günaydın bitanem günaydın. \n  Hadi aç gözlerini, \n Uyan kalk artık, uyan, \nBak pencerenden gökyüzüne, \nGüneş bugün senin için doğdu, \nSenin için bitanem… \nSanma  uzaklardasın benden, \nBekli de hava bulutlu, \nGüneşi gizlemiştir\nAma sen hisset, \nGüneşi görmeye çalış. \nBulutlar hasretim, \nYağmurlar gözyaşım, \nGüneş sevgim olsun \nBitir hasretimi, \nDağılsın kara bulutlar. \nSil göz yaşlarımı, \nYağmasın yağmurlar. \nGüneşi gör bitanem \nGüneş de saklı sevgim \nGünaydın bitanem \nHaydi uyan aç gözlerini…”\n\n-\tGünaydın bitanem günaydın … Ayırma gözlerini gözlerimden …Tut ellerimi sakın bırakma… \nNe oldu? saat kaç? kimdi bana seslenen? ben kime cevap verdim? \n\n1dostsacide\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçekler",
        "poet": "Dilşade Güngör",
        "poem": "\n\nHastalığı kabullenmekte\nÖlüm de bir geçek \nDoğumda.\nAldanmak aldatmak \nDoğa kanunu sanki\nGerçekler sana ihanet ettiyse\nHayallere sığın\nAğlamayı istemekte\nGülmeyi öğrenmekte\nSenin elinde\nGerçekler  sana ihanet eder\nHayaller hasta\nGeçmişin yaşanmışlar da \nGeçmişinle yüzleşmekte bir gerçek\nGerçeklerden kaçılmaz\nHayaller toslamaya,\nSen gerçeklere mahkum\nAlın yazısıymış, kadermiş boş ver\nSen olamazsan da\nŞansın bahtlı olsun\nSen dünyayı sev\nDünya seni sevmese de\nAvun, kendini kandır\nHayatın ta gerçeği bu\n\n27.07.2007 16:52:47\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçeklere Yarım Adım",
        "poet": "Hakan Yükün",
        "poem": "\n\nSuya düştü gözler,\nGözlere alem düştü.\nBir düştü,\nDüş düş bölündü.\nSon bölümdü,\nParça parça söndü.\n\nBir ışıktı.\nYıldızlar sanaldı.\nYalan dolan yaşandı.\nİçten gelen uğraş,\nBir çevre, bir  ağaç, bir balık...\nSözlerimiz yalandı.\n\nKandırmacık bir gülüş,\nYalnızlıklara rastgele.\nRastgele gerçek duygulara.\nSevdiceğime rastgele,\nRastgele insanlar.\n\nGerçeklere yarım adım var.\nAdım...\nBir de soyadım var.\nAdım adım...\nBir de yarım adım var. h y.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçekler çiçek açtı",
        "poet": "Süleyman Vardar",
        "poem": "\n\nNeden bomboş bu şehir\nDostlar nereye kaçtı\nIşıklar sönmüş bir bir\nGerçekler çiçek açtı\n\nŞu gezdiğim sokak\nNeden bu gece korkak\nBirde yıldızlara bak\nGerçekler çiçek açtı\n\nBekliyor meyhaneler\nMasalarda mezeler\nSustu bütün kadehler\nGerçekler çiçek açtı\n\nSeni bilmem vefasız\nEvin karanlık ıssız\nAdını gizleyen kız\nGerçekler çiçek açtı\n\nKaçamazsın kaderden\nBu acılar şehrinden\nBir oh çeksen derinden\nGerçekler çiçek açtı\n\nZaten bu son gecemdi\nSevmekten kaçan kimdi\nHadi hoşçakal şimdi\nGerçekler çiçek açtı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçekler utangaçtır",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nutangaçtır gerçekler\nyalın hale geldiğinde\nçırılçıplak iken\n\nAğustos 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçekleri Kim Dese",
        "poet": "Merve Demircan",
        "poem": "\n\nSaygı duyar her mü’min, gerçekleri kim dese; \nZira hikmet, o kulun, yitik olan malıdır! \nAsla tasvip edemez, biri kalkıp halt yese; \nÇünkü o tür davranış; bir gafillik halidir! \n\n                           Merve Demircan\n                           05.07.2012-İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçeklerim, Hıyartolarım Ve Siz! ...(Dümdüz Yazı)",
        "poet": "Naime Erlaçin",
        "poem": "\n\nBunaldı kadın! ...\n\nEski yatılı okulun teknik yöneticisi, müzmin bekar, hayata illallah, Tacittin Zübük Efendi gibi çok yakında “YETERİNG LAN! ! ! ! ” diye bağırmak üzeredir…\n\nAman yanlış anlaşılmasın. Ürktü falan sanmayasınız sakın. Sadece konuşamadığı için dili şişti, o kadar. Dostları tenzih ederek, kendini dünyanın kralı sayan aerodinamik makinelerden; “aman efendim, sepet efendim, saygıdeğer hanımefendi üstadım” diye çığıran müsvedde-i baklava ve asit oranı yüksek yağ efendilerinden; ortaya çıkma cesareti bulamayıp da karanlık gölgelerde yalancı rumuzlar altında dönerci bıçağı ile ahkam kesenlerden; sosyal terapi salonlarında mastürbasyona son hızla devam edenlerden resmen ve ilanen bıktı artık. Bıktı, bıktı, bıktı.… \n\nUyarıdır:Rahat bırakın, sıkmayın, ellemeyin kadının özgürlüğünü! ! ! \n\nDaha nelerden bıkmadı ki? Hatun kılığına girmiş, insan benzeri had safhada ukala bir “homo sapien” (“neanderthal” bile olabilir pekala)    soruyor kadına; neden yalnız yaşıyormuş efendim? İnsan içine çıkmalı, hayata karışmalıymış, falanmış feşmekanmış; camekanmış! ...Sana ne oluyor zilli teneke? Kaşındığın her halinden belli de sana batan nedir, onu anlamak zor işte.Yalnız yaşadığını nereden çıkardın hem? Ayrıca kadının unuttuğu hayatı öğrenmeye senin ömrün yetmez sanal dünyanın dandik üretimi; çabuk tüketilmeye müstahak,  aynaya sureti düşmez “homo erectus” ey! ... O sana hiç soruyor mu, bastıramadığın kompleksler altında paspaslanmış ne biçim bir cahil hıyarto olduğunu, ha? ...\n\nUyarıdır: Herkes kendi işine baksın! ! ! \n\nSahneye “pembe oyunlar” koymalıymışız efendim! ..İnsanları mutlu etmek içinmiş. Yahu sipariş ayakkabı mı bu? Sanatta mutluluğun alakart ısmarlandığını da ilk kez duyuyor kadın. Tepesi göçük vaziyette. Anlayacağınız dam akıyor. Daha iyi bir fikri var. Diyalogu beceremediğimize göre, “Sağır Monologları’nı koymalıyız” diyor sahneye. Sonra da köşedeki fırında iyice altüst kızartır ve münasip yerlerine papatyalar takarak servis ederiz sofraya. Gül fazla ağır kaçar hani! ...Ne hoş bir fikir, değil mi :)   Açınız kulaklarınızı ve dinleyiniz efendiler. Sanat, başkaldırıyı en güçlü şekilde ifade eden estetik ve devingen yöntemlerin bütünüdür. Sanat, uyumu içinde gizleyen yaratıcı bir tür isyandır! .. Sanat özgürlüktür! ...Naif bir mutluluk reçetesi değil…\n\nUyarıdır: Sanata müdahale etmeyiniz. Aksi takdirde elleriniz fena halde “cısss” olur! ...\n\nBunaldı kadın! ..\n\nRuhunu öpeyim Aziz Nesin, nerelerdesin? Ve Serdario Can, hıyartolar hakkında söylediğin her şeyde haklıymışsın dostum…(Kim olduğunu sormayın sakın kadına. Bu alemden biri değil O. Allah’ıma bin şükür ki değil, yoksa telef olurdu vallahi! ...Belki de telef ederdi. Hiç belli olmaz! …)   “Hıyaran’ı dinliyorsam, demek ki ben de bir hıyarım! ..” diyen “Hıyaran” yazarı dost, sen de yerden göğe kadar haklıymışsın…\n\nUyarı: Dost sözü dinlenmeli….\n\nDaha çoook uyarısı var kadının. Bu günlük bu kadarı yeter. İdare edin artık. \n\n“Bilmem anlatabiliyor muyum? ....”\n :))))))))))))))\n\n……..\n\nUyarı Notu: Haşırttt eleştiri sevmiyorsanız ve  hayatınızda hiç Bukowski okumadıysanız eğer, sakın ola bu yazının yanından bile geçmeyin. Düş sağlığınız bozulabilir! ....\n\n(13 Aralık 2003)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçekleşen rüya",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\ngerçeğin\ndevamı olan bir rüyanın\ngüzelliğine düştük.\nsoluklarımızı kesen\ntaşkın ağaçlar\nvadiler\nyemyeşil dağlar,\nkah,\nsis bulutları arasında,\nkah uçucu ezgiler,\nbir kartal gibi \ngönlünce süzülüyor ruhuna insanın.\nsıra sıra geçtik\nve,\nfotoğraflarını çektik\nyürekleri çoktandır çarpmayan\niki gencin.\nlambanın duru aydınlığı \nbir aşk,\nkız ve erkeğin\nmutlulukları mutlu ediyor\ntüm aile sevinçliydik\ntarih 22 nisan gecesi\nbütün hüzünleri terk ettik\nne güzel dalıp gitmek mutlu dönmek\nyüzleri gül renkli\ngençlerle sevinmek …\n\nMustafa kaya\n22.04.2006 / Tonya\nwww.mustafakaya.net/frm\n\nnot.  trabzon / tonya  şirin bir köyünde bir nişan hatırası....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçekliğin  Eseri",
        "poet": "Tuba Gürdere",
        "poem": "\n\nBaktığın her yerde herşeyde bir sanat var.\nGüneş battı diye gün batmaz ki. Günün içindedir o daima varolan. \nGüneş battığında ancak yeni güne ışık doğar.\nEn büyük sanat; \n...Allah'ın yaratma sanatıdır. \nKainat bir kitap ve insan yaşayan düşünen varolan iç sayfalar.\nİçinden yansımak ve paylaşılmak duyuşu etkileştirmektir herzaman. \nBir kitabın henüz açılmamış yaprakları gibi\nBir sonra ki sayfadan belkide bir noktadan sonra tamamlanacak olan.\nDüşünceyi aşabilmektir sanat çünkü o insanla bütündür.\nBelki de sanat bu kadar derin bir suskunluktu ki; \nBir resimde öz duyuş, bir şiirde sonsuz görüş gibi; \nYansıyor içimizden özgürlük.\nGözyaşı söz olur, duyuş sonsuz varoluş.\nTek bir söz gibi tüm duyuşlar içimizde.\nDüşünce ise sonu olmayan sonsuz bir sonsuzluktur. \nSanat hayat,hayatın kendisi biz isek, bu derinlikte yaşayabilmek büyük bir sanattır.\nYaşamın derinliğine baktıkça ya dağların zirvesindesindir ya okyanusun derinliğinde.\nYa kendi kalbinin birliğinde yada düşüncenin izindesindir. \nBulabildiğin herşey kendi gerçekliğinin eseridir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçekleşmeyen Kehanetler 2",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nDoğrudan deneysel olmayanı bilmekle, bir ya da iki kez tecrübe olanı bilmeyi birbirinde ayıralım. Bu durumu yol üzerindeki bir çukur örneği olarak düşünelim. Araçla çukura düşmek insanların yaşanacak olan kıyameti olsun. Henüz hiçbir kaza gerçekleşmemiş olsun. Bir insan kendi dolaylı duyumları, algı ve deneyci yaşanmışlık yansımalarından hareketle; kendi kestirim gücü öngörüsü içinde bu kıyameti görüp; akıl edip; bilinçlice ifade ederse; bu insan dâhidir.\n\nEğer insanlar, çukurla ilişkili bir, bilemedin iki olayı yaşandıktan sonra bile; hala insanların geneli çukura düşmeyi  bilinç edinememişken;  buna rağmen bir insan çukura düşüleceğini dile getirmişse; çukura düşülebileceğinin  uyarmasını yapışla konuyu işlemişse; kişi konuya dikkat çekmişse; bu kişi insanımız sanatçıdır. \n\nYok eğer çukura düşüş olayı gündelik, sıradan oluşla, herkesin bildiği faili bir kıyamet olmuşsa; bu tanı genel çoğunluğun bilinçli ve görgül söylemi olacaktır.  Böylesi bir rutin durumu bilmek;  vakti gelmiş zorunluluk olmuş olmasıyla, bu kazanın söylenmesi de; artık sanatçılık değildir. B.K]\n\nDominikli keşiş Girolamo Savonarola'nın \"Tanrı'nın kılıcının, kısa bir süre sonra savaş, veba ve açlık olarak Dünya'nın üstüne geleceği\" kehanetinden etkilenen Rönesans'ın önde gelen ustalarından Sandro Botticelli, \"Mistik Doğum\" adlı tablosunda kayaların altına saklanıp bekleyen küçük iblisler resmetmiş ve resmin altına da kıyametin yakın olduğuna dair not düşmüştü. \n\n5-Bilim adamları da kıyamet fikrinden etkilendi. Alman matematikçi ve astronom Johannes Stöffler, 1499 yılında gezegenlerin hizalanmasını temel alarak yaptığı kehanette 20 Şubat 1524'te meydana gelecek tufanın dünyayı yok edeceğini söylüyordu. Stöffler'in kıyamet kehaneti, basılan 100 kitapçıkla tüm Avrupa'ya yayıldı. Yüzlerce tekne inşa edildi, Alman asilzadesi Kont Von Iggleheim, Rhein Nehri'nde üç katlı bir gemi yaptırdı. Gel gör ki kıyamet, 20 Şubat'ta da kopmadı. Aksine 1524 yılı, oldukça kurak geçti. Iggleheim'ın gemisinde yer kapmaya çalışanlar arasında arbede çıktı, yüzlerce kişi öldü. Kalanlar, kıyametin kopmadığını görünce kontu taşlayarak öldürdü. \n\nStöffler, son bir çaba olarak 1528'i yeni kıyamet tarihi olarak belirledi. O gün de bir şey olmayınca, kendini evine kapattı. \n\n[Bilim adamları, kendi alan bilgisinin kendilerine kazandırdığı bir güvenirlik karineli olurun özelliklerini de, üzerlerinde taşırlar. Bilim adamının bu güvendiklik sıfatı, o bilim adamının başka alanlar içine dek olur söylemleriyle de insanları yanıltan, bir çelişkilerinin olacağı apaçıktır.  Bir bilim adamı kendi alanı dışında oluşun söylemiyle insanlığı yanıltması, kaçınılmazdır. Bu hal kişinin alan bilgisi yanında, genel bilimsel felsefeyi bilemez olma eksikliğinden kaynaklanır bir durumdur.\n\nBu kabil alan uzmanlığı dışında olan bilim adamlarının; insanlara verdiği bilim adamı olmanın kariyer güvenirliliğiyle; başka alanları da sanki bilirmiş gibi olmalarının konuşmalarıyla insanları yanıltır olan içerikli bir iki gaflarının örneğini vereyim. Robert Fulton saatteki hızı yaklaşık 5 km kadar olan;  ısı enerjisini hareket enerjisine çeviren düzeneğini, insanlığa armağan etmişti. Sonraki ilerleyen zamanlar içinde, bu buhar gücüyle işleyen sistemler; çeşitli kişilerce geliştirilecekti.\n\nBuhar gücü kullanımını geliştiren savlardan birisi de; ”bu sistemin saatteki hızını 30 km’lik bir sürate çıkarma” önerisiydi. Bu öneriye karşı, alan dışı bilgisi olmayan bilim adamlarının karşı çıkması gafların en afilisiydi. Bu bilim adamları: ” bu kadar hız içindeki insan gözlerinin,  göz yuvalarından fırlayacağını söylemeleriydi. ” Şimdi saatteki hızı binlerce km olan araç içinde seyahat edilmekte. Bırakın gözün fırlamasını, göz bu sürat içinde çevresine seyir han olmaktadır.\n\nBir başka gafçı örnekse, uçağa ilişkin beliren, ilk öncü düşüncelere; yine bilim adamları karşı çıkmıştı. Savları: “havadan ağır olan nesneler uçamazdı.” Elbette sav göz ardı edilecek denli yenilir yutulur bir sav değildi. Ama bugün tonlarca ağırlıklı hava taşıtları bu söyleme ve gerçekliğe rağmen uçmaktadır. Meğer bizim bu bilim adamlarımız, kendi alan bilgileri dışında oluşla bir onay mercii gibi fikir beyan edişle kendilerine olan güveni boşa çıkarmışlardı. Aero dinamik kurallarından haberleri yokmuş. Ne şans! B:K]\n\n6-Hem 1641'te İngiliz kahin \"Shipton Ana\"nın kehanetlerinden, hem de Mısır'daki Giza Piramidi'nin gizemlerinden etkilenen astronom Charles Piazzi Smyth, farklı bir kıyamet tarihi ortaya attı. Piramidin sadece Mısırlılar tarafından değil, aynı zamanda Nuh Peygamber tarafından inşa edildiğini ileri süren ve piramidin dört bir yanında dünyanın sonunu gösteren izler bulduğunu belirten Smyth'e binlerce insan inandı. 5 Ocak 1881'de New York Times, hem Smyth hem de ona inananlarla dalga geçen bir makale yayımladı: \"Piramidin ortasındaki galeride tam 1881 çentik var. Bu da son senemize girdiğimizi gösteriyor.\" \n\n[Nuh, tufanla ilişkili bir sembolizmse de,  bizim anladığımız anlamda bir tufanla Nuh’un ilişkisi yoktur. Hele de tufanı söylemiyle Nuh; bir avuç insanıyla, piramit (ehram)  yapımı delaletiyle hiçbir ilişkisi yoktur. B.K]\n\n7-Tufanlar ve piramitler dünyanın sonunu getirmeyince insanoğlu, umudunu uzaya bağladı. 1910'da Dünya'nın yakınından geçen Halley kuyrukluyıldızı, kıyameti bekleyenlerin ekmeğine yağ sürdü. İngiliz yazarlar, Halley'in Almanya'nın işgalinin habercisi olduğunu ileri sürerken Fransızlar, kuyrukluyıldızın dehşetli bir sele neden olacağını yazdı. ABD'nin Chicago'da kentinde bulunan Yerkez Rasathanesi'nin Şubat 1910'da Halley'in kuyruğunda siyanür olarak bilinen zehirli bir gaz bulunduğunu açıklaması, tuz biber oldu. Sonunda Mayıs ayında Halley, Dünya'nın yakından geçip gitti ve New York Times, \"Hala buradayız\" diye başlık attı. \n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçekliğe  Yansıma",
        "poet": "Tuba Gürdere",
        "poem": "\n\nAydınlığa sarılan gece  olur mu  hiç karanlık? \nGeceye  bürünen  ay   kalır mı hiç karanlık? \nGeceye   bürünen  ay özünde zamana bir  aydınlık.\nNe  kadar  bakışın  aydınlıksa  yanar bakışına  yansıman.\nGeceyi  aydınlatır  zaman  aşktır  adı  ay.\nEn karanlık  hüzünde   güneş ışığına sarılınca ruhun,\nGece  dipsiz  bir  sessizlik olur  zamana.\nKalbe yansır bir an bakışının ışığı.\nSabahın  en  duyulur  masumiyetinde \ntebessüm olur  gerçekliğe  yansıman.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "'Gerçekliğe  Dair'",
        "poet": "Tuba Gürdere",
        "poem": "\n\nGerçekliğe gölge düşebilir ancak bu gerçekliği gölgelemez. \nUnutulmamalıdır ki ağaç gölgelik verir ancak gölgede degildir..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçekmisin?",
        "poet": "Mehmet Emin Yeşilmen",
        "poem": "\n\nGörüldüğü gibi değil hiç bir şey.\nGörsellikten ibaret\nHayali varlıklar\nKarmaşık duygularla\nDüşüncede...\n\nGerçek olan nedir\nSenmisin\nToprak mı\nEşyalar\nYoksa rüyalarda gördüğünü zannettiklerin mi? \nZan ile yaşamak mı gerçek? \nİnanç mı sadece? \n\nİnanıyormusun? \nHerhangi bir şeye,\nYada hiç bir şeye...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçekoldu",
        "poet": "Adnan Bal",
        "poem": "\n\nMinik kuş dün akşam nekadar şendin\nGururu kibiri biranda yendin\nTepede uçarken engine indin\nHayallerim gerçek oldu minik kuş\n\nOmzuma dokundun saçıma değdin\nSaygıyla sevgiyi birlikte verdin\nYalnız sözle bana biz dostuz derdin\nTemenniler gerçek oldu minik kuş\n\nDemli çaylar sundun kendi elinle\nAğırladın beni tatlı dilinle\nKaç kişiye fal baktırdık seninle\nTüm niyetler gerçek oldu minik kuş\n\nSen çağırdın bende geldim buluştuk\nDobra dobra gerçekleri konuştuk\nHer konuda nede güzel uyuştuk\nBak rüyalar gerçek oldu minik kuş\n\nAnlaşıldı sevda imiş derdimiz\nBundan böyle mavi ortak rengimiz\nBu günedek gizli kalan sevgimiz\nMasal değil gerçek oldu minik kuş\n\nAdnan Bal-15-Ağustos-2003-Uşak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçeklik",
        "poet": "Tuba Gürdere",
        "poem": "\n\nÖzgürlük  duyulan öz   bir  duyuştur  içimize işlenen.\nGerçeklik özgürlüğü kabul etmez tek noktada tutsaklıktır o gerçek  duyuşu  içine alan.\nDuymak  kendi  içinden ulaşmaktır.\nEn gerçeklik içimizde bambaşka varolmaktır.\nO an tek düşünce, tek  yaşayış yalnızca gerçekliktir.\nBuyüzden yaşamak tutsak içimizde,\ngerçeklik  ise  varolabilmektir içimizden en gerçekliğe ve özgürlüğe.\nGerçek şu ki; insan bir yaşamdır.\nGerçek özgürlük ise yaşamın içinden hayata yansır.\nAnlatılmaz gerçek özgürlük,yaşayanda özgür değildir çoğu kez.\nÖzgürlük kendinden vazgeçiştir,bilir ki yaşamda bir geçiştir.\nBazen en özel değere geçittir benlik.\nBazen en özel değerlerden kendine geçiştir benlik..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçekleşmeyen Kehanetler 3",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\n8-JÜPÜTER'İN ETKİSİ:1974'te John Gribbin ile Stephen Plagemann, \"Jüpiter Etkisi\" adlı çok satan kitaplarında gezegenlerin Mart 1982'de Güneş'in aynı tarafında hizalanacağını, bu gök olayının kozmik olaylara neden olacağını ileri sürdü. \n\n[Hâlbuki milyarlarca yıl içinde aynı hiza içinde yan yana gelen gezegen süreçleri, kezler kez oluştuktan sonra olası tüm etkilerin yaşanan kıyametlerini bir denge içine, bir uyum içine bir düzenlilik içine getirmişlerdi. Milyarlarca yıldan beri bu yan yana hizaya gelişler sayesinde  bu günkü konumlarıyla bu hiza alan süreçler denge içinde olan bir amortisör hareketine dönüştüler. \n\nHizaya gelen süreçler, amortisör hareket yalpalamaları içindeki dirençlerle; gel git yapar konumlu oldular. Bu yan yana hizaya geliş etkileşim süreçleri, zamanla; birbirinden en az etkilenir olmanın, diyagramlı girişmesi içine oturmuşlardır. Böylece, Güneş Sistemimiz, şimdiki denge içindeki halini alan balanslarıyla; Dünyamız ve hizacı bağıntılar, en az kaostuk hareket duyumunun farklı etkilenişi ve bunun karşılanması uyumu içine girdiler.\n\nYani artık yan yana gelen gezegenlerle Dünyamız, böylesi bir etki maruzatına karşı artık bağışıklıydılar. Olası etkiler adeta, önceden yansımalı bilişi elimine edişin sönümletilmesi olacakla, Dünyamızın ve konum daşlarının olası etkileri şimdiki süreç boyut konumuna geriletmesiyle olası tesirleri etkisizdiler. 1999 yılındaki depremde de bu kıyamet senaryoları tartışıldı.\n\nŞu da bir gerçektir. Yan yana gelen gezegenlere Güneş’in de hiza alan çekim etkisi; bu hiza alışın en az etkiyle denge konumunda olması; etkilerinin hiç yokluğu anlamına değildir. Önceki hiza alışlar içinde  hiç  olmayan ve şu anlardaki Dünya içinde yeni oluşmuş olan bir durum: fark edilmeyen ve bu en az etkiden dahi, büyük etkilenecek yeni bir durum; dünya olaylarının öncülü olabilir! \n\nNe var ki bu ortaya konmalıdır. Milyarlarca yılın gel git yapan bu denge ya da balans durumu gözden kaçırılınca, sürece değin olası olumsuz etkiler olan diğer gölgeler, bir bilmişin bilmiş edasıyla büyürler. Sizler de, bu büyüyen gölgelerin birer inanır veya müridi olursunuz. B.K] \n\n1982 kehaneti tutmayınca, yeni bir kıyamet tarihi belirlendi. Gezegenlerin toplam çekim gücünün, Yeryüzünün dönüşünü değiştireceği ve yıkıcı depremler olacağı ileri sürülen kitabın, Cambridge mezunu astrofizikçiler tarafından yazılmış olması, güvenirliğini artırıyordu. \n\nKorkulan tarih yaklaşırken, binlerce insan dehşete kapılarak olası çıkış yollarının peşine düştü. \n\nKıyamet, 1982'de de kopmadı. Gribbin ve Plagemann, 1983'te \"Jüpiter'in Yeniden Gözden Geçirilmiş Etkisi\" adlı kitaplarını yayımladılar ve yeniden çok satanlar listesine girdiler. 1999 yılı ünlü kâhin Nostradamus'un kitabında dünyanın sonu olarak söyleniyordu. Nostradamus, 1999'un yedinci ayında gökten Dehşet Kralının geleceğini ve dünyanın sonuna neden olacağını yazmıştı. \n\n9-1 OCAK 2000: ELEKTRONİK KIYAMET1: Ocak 2000'de yeni milenyumun başlangıcı da kıyamet iddialarının kurbanı oldu. Bilgisayarların \"00\" ile biten yılı anlayamayacağını ileri süren felaket tellalları, Dünya'da yaşamın duracağı, hatta nükleer savaşın başlayacağı kehanetinde bulundu. \n\nIndependent gazetesi, Uluslararası Para Fonu'nun gelişmekte olan ülkelerde ekonomik kaos yaşanacağını öngördüğünü yazdı. İnsanlar, 1 Ocak yaklaşırken alışveriş merkezlerine akın ederek yiyecek, su ve diğer malzemeleri depoladı. 1 Ocak 2000'de Dünya, tüm kehanetlerin tersine yeni bir yüzyıla girdi.\n\n10-BÜYÜK HADRON ÇARPIŞTIRICISI İsviçre'nin Cenevre kentinde bulunan Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi'ndeki (CERN)  Büyük Hadron Çarpıştırıcısı da kıyamet senaryolarından nasibini aldı. \n\nİsviçre-Fransa sınırında yerin 100 metre altında kurulan Büyük Hadron Çarpıştırıcısının protonları ışık hızına çok yakın bir hıza ulaştırarak çarpıştıracağını öğrenen bazı kesimler, bu tür çarpışmaların mikro kara delikler oluşturarak dünyanın sonunu getireceğini ileri sürdü. Kuantum fizikçilerinin \"asla asla deme\" [eğilimleri bizim süper aydınların içi boş referandumlara \"yetmez ama evet\" dedikleri gibi], kıyamet söylentilerinin daha da hız kazanmasına neden oldu.\n\n Her şeye karşın Büyük Hadron Çarpıştırıcısı, 10 Eylül'de 2008'de çalıştırıldı. Kıyamet kopmadı, ancak çarpıştırıcı 9 gün sonra teknik bir arıza nedeniyle kapatıldı. Bu kez de insanlar, 20 Kasım 2009 ve 30 Mart 2010'a kıyamet endişesi ile kilitlendiler. Bu deneylerden sonradır ki çarpıştırıcıların, dünyanın sonunu getirmeyeceğine ikna oldular. \n\n11-MAYA TAKVİMİNİN SONU 2012'inin sonuna yaklaşırken yeni bir kıyamet senaryosu ortaya atıldı. Mayaların M.Ö. 3114'te başlayan ve \"Baktun\" olarak adlandırılan 394 yıllık dönemlere ayrılan takvimine göre 13. baktun, 21 Aralık'ta sona eriyor. 13. baktunun sona erişi, bazı kesimler tarafından Dünya'nın da sonu olarak yorumlanıyordu.\n\n[Sıcağı sıcağına o olmadıysa bu kabilinden; 21 Aralık gününden sonraki, bir gün sonrası da kıyametin günüdür dendi. Ne var ki kıyamet tutmadı. İyi de, kıyamet tutmadıysa alametleri de tutmaz mıydı? Tutardı! Hem de bilinçaltının depo durumuna göre kontrollü kontrolsüz oluşu boyunca, kopardı. \n\nŞirince görgü tanıkları ufukta, Nuh gemisine benzer kızıl bulutlar görecekti. Hiç görmedikleri kızıllık görülüp, Güneş’i; birden yükselmiş olacakla göreceklerdi. Falan filan. Sabah gazetesi el çizimi bir gemi andırımı bulut resmini; yine el çizimi Şirince köyü semalarında güya görüleni alamet olurla lanse edip basit bir haberle bu eğilimin yangınına kimi basınla sansasyon adına körükle gidecekti! ! Daha görülen çeşitli alamet tefrikaları ortaya kondu, lakin tüm bunlar diğerleri gibi fos çıkacaktılar. B.K]\n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçekten Ben",
        "poet": "Fazlı Akkuş",
        "poem": "\n\nBen imkansızım...\n\n22 Ekim 2007 Pazartesi 21:10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçeklikler içinden... 'Krynn'e yakın bir yerde' Bronz Ejderha ile Menfider",
        "poet": "Akın Akça",
        "poem": "\n\nŞiir tamadı:Gerçeklikler içinden doğru geçilen 'Krynn'e yakın bir yerde' – Jack’den yadigar fasulye ağacı’ndan Krynn'e yakın bir yere … (Gerçeklikler içinden... 'Krynn'e yakın bir yerde') : Bronz Ejderha ile Menfider (Masalsı)\nBileşenler:\nA. Eskilerden destekle, eskilerden öte, \nB. Krynn’da gece …, \nB.a Kapı eşiğindeki tutkal EV, \nB.b GNUR EYŞA, KARŞIDAN GELEN ve ‘DİLEKLER KUYUSU-OLAYIN BAŞ TARAFI’ YARI SANRISI\nC Denizden Sonra\n\nA. \nEskilerden destekle eskilerden öte.\nKorkunun ecele faydası gar; \nvar\n(emme yar) :\nKöprü, hem belki tek geçit\nhem de kesin, varlığın için \n-yargılarının.\nHer an tepelenebilirmiş hissi veren\nvagon aralarıyla,\nküçük hem hem de merak dolu sarsılan; \ndoğaların arasından şu çuf, ileri! ! il il:\nTrene binenin önünden uçuşuveren\nşans-cırcırböceği\nel sallıyor,\nböyle bir şeye, yolcu değil.\n\nHayat her zaman \ndevam etsin diye el sallıyor o.\nGökkuşağı geçirgeni\nak prizma üzerine\ngelincik benekli uğurböceği \n                                      -bu seferki...\n\n  :Sıra dışı mı; \nsallan sallan yuvarlan sallan yuvarlan ve\nhoop,\ninim gnam\ncascavlak? \n\nDağın göğü\ntepetaklak\nve tahtaları ekleyerek birbirine, merdiven hazırladı\nfasülye ağacından çıkan çocuk.\nMasal muamması,\nmucizelerin her günkü gong döngülerini\ninsana sunar,\nhem de ellerine.\nYerleşiğin\ngöçebe devleriyle buluşacak:\nOnlar düşündü,\nata ata volta; \nbu yarı göçebeler,\naşağının sarf-düş-dünyasını kardı...\n\nGar\ngardır, AŞTİ; \nsen,\niner ya da çıkarsın yukarı.\nYa da her yer boştur\n-seç seç beğen,\nzaman sana kısa sen ona uzun-\nkalırsın ayakta obüs otobüste böyle...\nEskilerden destekle, eskilerden öte; \ndiyelim, korkunun ecele faydası olmasa da,\neklene eklene ifşa ile inşa\nbir sağlam kanıt-yapı için\nDeVAM vardır\nki bunun da ilerisi ecElden soyutlanmıştır.\nBitkilere tutunup, sıkarak fasulye ağacını\nyukarı sallanan çocuk; \nçevresindeki bir korku sisinin\ndağıldığını hayretle izledi\n-kendisine anlamsız.\nKorku sisi 1 imiş, dağılışı 3 oldu.\nUmutsuzlukların dayattığı yerde; \nsadece, yaptı, çıktı.\nŞu halde, bu işler saçmaysa; \nölüm, olsa da vardır olmasa da; \nhayat eğer ordaysa.\nYa da o yoktur da,\nyaşıyoruzdur bizler burada.\n\nB.\n\nİki okkalı kıtalı, yerküreden küçük\nama denizleri\ntoplam Su alanlarımızdan daha büyük\nbu yeri\nMenfider,*\nbir aydan biraz fazla\nbir sürede dolaştı.az uz …..\nYukarı ulaşmış olduğunda,\nher yer kapkara idi.\nSanırım oraya gece gelmişti? \nGene de yeşillikler bulmuştu\nama ne ‘kibirli fakat iyiliğin çocukları “troller”’\nne “gnomlar”\nve ‘Ne de kısa ama sağlam yapılı\nve ‘gündemdeki sanatçı bile değil zanaatkar’,\ndemirci “cüceler”’ kalmıştı.\n“Kenderler”i de bulalamıştı; \nen çok\n“Minatourlar”la\ndövüşmeyi seven,`ki..\nen son istenecek bir şey …`\n‘Daha başka ırklar da,\nve hiçbiri..\nkalmamış …’\nİstisnalar kaideyi bozmaz:\nBuraya çıktığının üçüncü günü; \ntastamam, kurumaya yüz tutmuş\nbir tuzlu su birikintisinin\nvardığında yanına,\n“Metalik Ejderha”lardan\nbir “bronz ejderha” buldu orada.\nEjderha; \nMavi Ejderha”nın da kendini savunucu tarafı\nnefesi’ni kullanmaya çalışmış,\nbaşaramamıştı\nZaten savaşmaktan hoşlanmayan\nve işin zeka tarafını kullanmayı edip tercih\nsebebine düşmanının eğilen bir türdü.\nAma zaten düşman da yoktu ki.\n“Ben dostum…” \ndemişti Menfider ona.\nSonra çok sevdiler birbirlerini,\nTanıdılar …\nBu zeki ve\nkarşısını reddetmemeye meyilli\nEjderhayı sevmişti.\nBirlikte devam ettiler yola.\n\nHemen dördüncü gün,\nkarşılarında “Buz Duvarı” belirdi.\nÇevresinde nasıl olmuşsa\naz buçuk bazı çiçekler …\nAma hepsi de çok parlak! …\nDüşündüler düşündüler,\ngeçemediler …\n‘14 gün burada geçti…..’\no günler zarfında,\nBronz Ejderha’nın sahibi olduğu\nÇadırı, tulumları, kabı kacağı kullandılar \n–çatal bıçağı hatta.\nGene sabah uyandıkları bir gün,\noturmuş bir köşede \nçare döşenirlerken; \ngök yarıldı sanki\nve tepeden bir “Beyaz Ejderha” yağdı.\nŞimşek gibi indi yere…\nDedi ki: “Burası benim evim! ”\n““Krağı konisi” nefes silahı”nı örnek gösterdi onlara.\n“Korkun! Korkun ve kaçın.\nYoksa sizi yiyeceğim! ”\nFazla da bir şey demedi aslında,\ndaha sonra; \n“Kromatik Ejderhalar”dan\nbu yavaş düşünen tip curcuna.\nKüçüktü, onun için belki\nzıpkın gibi demin yere inebilmişti –hafifti.\n“O zaman sihri de yoktur” \ndiye düşündü menfider …\n:“Bunu ne için kullanabilirim? ” (diye…)\n“Hadi size acıdım” diye devam etti\nfazla düşünmek sevmeyen beyaz ejderha.\n“Geçin gidin…”\nTek kol hareketi yaptı; \nVe sağdan sola, batıdan doğuya veya, \nufuksuzluğa niyet\nbuz duvarı boylu boyunca açıldı.\nNe biçim yerdi burası.\n‘Sanki rüyada.’\n\nYürüdüler, yürüdüler…\nDört gün falan daha geçmişti; \nhafif \nçoraklıktan kurtulmaya başlamış\nbir alanın az ilerisinde,\nyeşilliklere girdiler.. bacaklar aniden artık\n-biraz daha sabretmişlikleri…\nAşağı doğru açılan \nve yeşil otlarla bezeli siperlenmiş\nbir kapak buldular karanlıklara yayılan.\nMağracının kaskından verdi ona bronz ejderha,\nkendininkini de giydi,\n‘gene tedarikli’,\naşağı niyetlendiler.\n“Ben oruç değilim” dedi menfider.\n“İyi, ben de değilim” dedi ejderha.\n“gelse bile,\nhenüz Ramazan gelmedi.”\nIşıkları yaktılar sert şapkada.\nÇok aşağılara varacak\nbir yolun başlangıcına\ntutunduklarının bilincindeler mi? \n\nBelli bir süre sonra\nnerde durduklarını anladılar,\nel fenerleriyle ölçtükleri mağra girdabında.\nAltlarından uzayan koskoca bir uçurum\nayırıyordu onları karşı tepelerden.\nKüçük bir kıvılcım gördüler sanki ilkin.\nO an\nMenfider \nEjderhayı yanağından öptü.\nKıvılcım derken ateşe dönüştü\n-kızıllık.\n“Buralarda büyük bir dünya vardı eskiden”\ndedi, bronz ejderha.\nMenfider: “Nerde? Burada mı? ”\n“Hayır, yüzeyde yani…”\nKoskoca bir Prinç Ejderha” \ndoğruluyordu\nkarşı tepeliklerde …\n“Ben bakmamalıyım buna! ” diyerek irkildi\nBronz Ejderha.\n“Şu karşıdaki prinç ejderha da, Tanrıların bir çocuğu\ndediler bize.\nOnun da bir hazine yığını var.\nDev gibi olana dek büyüyecektir, yaşı daha küçükse; \nsöyle! Küçük mü? ”:\nGözlerini kapamış ejderha bakamıyordur.\n“Neden korktun böyle? ”\n“Dedim ya bir ejderha diğerine bakamaz”\n“Düşmanları felç etme özelliğimiz\nve düşünmeden saldırmalarını sağlama,\ngerekir ise güçten düşürme; \nbunlar, ejderha korkusu” \nözelliğimizin bir sonucu …”\n“İyi, peki sen de mi bu kadar vahşisin? ”,\nmeraklanıp sordu Menfider.\n“..Yanii, gerekirse ‘zayıflatırız’,\nama normalde ‘felç ederiz’ gibi bi şeyler söyledin ya”? \nDevam etti ejderhacık, halüsinasyonda gibi:\n“Yüzyıllarca yıl yaşayacak o da,\nartık çürümüş bu topraklarda hem de.\nZeki ve kurnaz, ve ölümcül\nve keskiin gözleri.\nBuraya gelirse,\ndişlerine, kuyruğuna ve arka pençelerine\n(dikkat etmeli)\n; kanatlarına dikkat etmeliyiz bi de! …\nbüyüleri ve nefesini saymıyorum bile! ”\n“Napıyor orda,\no kızıllıklar içinde? ”\ndiye sordu Menfider. Sakindi.\nKorkunç gürültüler yayılıyordu karşı yakadan …\n\nÇocuk Menfider’di\nve buraya geldiğinden beri hiç büyü{ye}medi.\nBir avuç tozda\nbinbir patırtı kopardı…\n“Burasını nasıl bulduğunu   ve nasıl bilgilendiğini \nbiliyorum”\ndedi bronz ejder. Devam etti:\n“Beni bulacağını tahmin edemedin,\nama gene de buralar hakkında,\niyi kötü, bilgi edinmişsin.\nSebep bu olmalı…\nTabi bu işin gaip açıklaması. Fasülye ağaççı Jack mi\nbulup söyledi sana fasülye ağacını? ...\nBir zaman yolcusunun kendi ikizini görmesinden\nkorkması gibi ürkekleşen draggi haykırdı:\n“Hemen çıkmalıyız buradan! ”\n“Peki ejderha, çıkalım…”\n\n‘Bir tek yalan söylemeden ve söylenmeden\ngelen bir bela ayrılık\nbile kafanı kurcalasın neden,\nbu kadar sevmedikten \nsevilmedikten sonra, ölesiye! ! ! \n......’\n\nDışarıya\naynı kapıdan, aynen çıktılar.\nYorulmuş olan dragon,\n“Az uyuyacağım” dedi.\nDurr demeye kalmadan\nyattı yeşilliklere uyudu.\n‘Uyumak bir nevi rahatlatacaksa da,\nUyanman daha canlılık verici  olacak.\nSen yaşamayı hak ediyorsun,\nölmen fuzuli değil kemirici-zararlı.\nBunu sen de biliyorsun.\nDüşün! \nDüşün ……\nUykunda düşün ………….\nUykunda bile düşün.’\n\n‘Lanet olmasın! \nBunun için Descartes’tir Cheshire Kedisi düşünlere,\nYoksa ne için be! ..........\nYoksa ne için? \nYan yan gelinince,\ndüşünmeye ne ihtiyaç ……..’\n\n(Az fevri …..)\n\nLimon sineği gibi\nperiler\nçıktı \no\nan …\n\nHepsi havayı doldurdu\nartık\n\nÖlmek için unutulma gereğim yok.\nYalan olmayanla\nyalanı ayırabilirm.\n\nBeyaz yalanın\ndoğruluk politikası bile iticidir.\nPolitika yoktur.\n\nAma ya lanet olsun,\nbu sefer? \n\nB.a\n\nBir ev inşa etti,\nburadaki eski alışılmışlıklar yapılarının\nçevredeki bazı yıkılmışlıklardan\n-küçük bir tahta ev.\nKapının yanına kurdu onu,\nJack’in fasülye ağacının.\n‘Kim bu Jack! ? ’\nkim bu 3.tekil …’\n\nUyuyan Güzel’in soluklarını sayıyor\nya da horultusunu.\nçepçevresine ulaşabilen kurda kuşa kuşlar şanslı; \nama hala,\nyüksekte olduklarından! ! \nÇünkü bronz draggi gibi\nonlar da kendileyin kendileri\nVe ama bunun anlamını biliyor olmalılar? \nSıkıyor Menfider, avucluyor\nağacın yukarı ulaşmışlıklarını,\nkolluyor sanki havayı \nve havanın meleklerini J. Donne’nin; \naşağı ineceğinden HÇÇ değil.\nAşağısının\nbir uçurum olmasından\nda değil artı–bir ayrıntı …\n\n‘İlkbaharda saat sıfır noktası,\nYazda ise bir adım ileri, sabaha karşı 1. Nisan 13,\nDoğmak lazım\n   “Doğum günü çocuuu”\nSıkışmışlık başağrısı.\nSu uğraşısı …\nEkmek ya da emek: Ey, cırcırböceği! ! sen ki\nEmeğin arı, duru tescili; \nE, az da ‘hayat’ gerek! ! ! \nYaşamın kurutulmuş hali yanımıza gelsin.\nBir eller\nO Bir gözler olduğunda yine yeni\n-aperatif katığı-\nHayat’ın yeşermiş hali\nYaşamak-buluşacağız …’\n\n‘Eylem\nKıkırdasın.\nSinirlenmeden susarak başlamak.\nAma kıkırdasın.’\n\n‘Yükselenini açıkla! ! ! ! ! ! ? ? : Arsıza\nben gibi, dedirttin sonunda……\n‘Biraz da’ diyen kim ve kimidi.\nHep şans hep şans olmaz ki.’\n\nB.b\n\nBedevi gibi geçişken çöl hayalleri başladı.\nBenzinin otomobil sarstığı bir kayıp otobana; \nHizadan, o otoyoldan uzunlamasına bakmak sanki …\nKıpırtılar, dalgalanmalar,ve kum.\nAma çatlamış toprak. Kayalar gibi …\n\nSaat öğlen on ikiler midir? \nGene sıcak.\nVe gündüz artık.\nGöründü uzaktan,\nufuktan doğru yaklaşan…\nSırtına asmış taşıyor dev kazanını,\nMenfider’in yanına gelince daha belli oldu.\nBakırın kapağını açtı.\nHiç de, \ninsana yaklaşan\nBir kahine kalaycısı, normal değildi.\n“Gnur Ana, benim” dedi.\n“Bir bir söyle, tutup sakladığın dileklerini.”\n“Kaybettiklerini, artık muhafaza etmediklerini söyleme; \nİzledim çünkü aynadan seni.\nAcımadın pek başarısızlıklara sevdiğinden başka,\nGördüm\n-senin başka uygulamanı istemiyorum; \nSeni düşünüyorum.”\n“Hala geçerli olan şeyler var” dedi bizimki.\nDevam etti Gnur,\n“Ne kastettiğini biliyorum.\nGene israrlısın \nve aynanın ötesinde sanıyorsun\nhiç değilse.\nÖyle ya da öyle değil\nAma öyle olan şeyler var\nVe sunarım istersen bunlardan sana.”\n“Kar Kraliçesi, Andersen’i bulabildi mi; Gnur Ana? ”\n“Bunlardan sana ne! \nRomanı yazanla romandaki başrolcü,\nAyrı ayrı şeylerdir; \nİki dünya, gene de ayrıdır.”\n“Siz ise bir olmalıydınız; \nyani tahminim anlamınca, olmalısınız; \nÖyle değil mi? ”\n“Aksiyse bunun, ki ve hala meraktaysan\nBaşrol oyuncusunun\nYazarını bulup bulamadığı hakkında; \n7 parçadan oluşan bu hikayenin\nTamamını da çözmeli \nve birleştirmelisin\nBilmek\nVe sonra da, dileyecek olursan hala,\nÇareler üretmek için.”\n\n“Uyandırmanın en iyi yolu,\nYanına gidip söylenmek\n-her zamanki\nBir şekil”\nDiye hayıdlandı \n..fısıltıvari, \nkendince, Menfider.\n“Gizler fazlalaştı…’\n\nAynadan açılan \nBir dilekler kuyusu bulacağını\nAnlattı ona Gnur:\n“Oraya gene de taş atma Menfider,\nAni, toynaklı belirtme kendini,\nAz okşa.\nAma kendini anlatmak için\nHiçbir fırsatı da kaçırma.”\n\n“Biliyorum \n‘ilk gelen bir şans’ ile\nAynı şey olmadığını burçların”\nVe aynı şey olmadığını,\nBu ‘ilk gelen şansla gelen sevdiceğin’\nPlanlı giden bir mutlu sürece\nSadık kaldığını sonradan; \nŞanstaki talih ile talihteki şans\nVe talihteki el…”\nDiyerek onayladı salladığı kafasıyla.\n‘Her ‘zaman’ bir şans olduğunda ise,\nHer şey de burca dönüşüyor\nYa da dönüşebiliyor’\n\nC\n\nKüçücük kum taneleriyiz.\nVe bu evren,\nküçücük bir kum tanesi; \nnicelerinin yanında.\nhenüz oluşmuş ya da oluşmamış\n-görüntüsü \nşu ki- üst sisteminin..\niçince oynaşıp duran.\nPotansiyel ve aktive\nolmuş hallerimiz'le\nsürüklenip gidiyoruz \nzaman okunun ilerisine\npsikolojik okun hünerini\nhayatın üzerine\nkendimizden kendimizi soyutlarcasına \ninsafsız,\nyıka yıka...\nGerçek nedir\nya da varolan nedir.\nHenüz gerçekleştirmediklerimizle\nve gerçekleştirmiş olduklarımızla\nhayat bir bütün ise,\ngeriye kalanları\navuçlayacak \nyumuklaşmaya başlayan \nparmaklarımızdaki \nsezilgen\nşefkat de bizden sorulacak\n\nKumsalda oynuyordu iki çocuk.\nSıktı kumu, heyecanlı ama arsızcasına, biri\nve hemen büyüdü.\nDenizler birden geri çekilirkendi\ndiğer çocuğun\ngevşetmesi kendi avcundaki kumları,\nıslak kumları\n-henüz durgun \nkenarında denizin...\nVe o \nüstün bir hayalgücü kazandı\nsarmalanmış mı? yılan ağacından \nvadedilmiş cennetin\n-diğer,\nsıkılan kumların...\nSonra; \nDünya,\nya 6 gün,\nya hiç\nya hep\n\nSıkılan kumların, sarmalanmış yılan ağacının...\n'Ve ama onun tepkisi kendi tepkisiyse, \nyılan ağacı da yoktur.'\n'Ama bu da bir aldatmacadır belki kendi içinde,\ndoğruyu bulmamız sürecinde'\ndiye düşünen o 2. çocuk olmalıydı.\nİlk çocuk hiç olmamıştı; \nsanki, \nimajlardan bir hayalin\ngerçeğe aktarılması gibi.\nSavaşların bir görevi \nbu dünyada olabilir mi\nhiç....\nGörev nedir? \nİhtiyaçlarımız, var mıdır? \n\nİlk çocuk hiç olmamıştı.\nBu yolla,\ndürüstlük bile olsa adı bir politikanın,\nbunun yumuşatılması\nmümkün mü.\nÇünkü beyaz yalan bile haytacadır\nsuçluysa diğeri.\n'Faydalı şeyler mi bunlar,\nbu sorduklarımız? '\ndiye düşündü sonra\no 2. çocuk gene...\nDaha kaç kere daha çabalayacak.\n1.sinin\no görüntüsü bile kalmadı,\nkara kuru bir eyleme geçti yeryüzünde.\nMeydanda bir savaş görüntüsü,\nardından gelen\nbir sürü masum bakış,\nama düşünüş de...\nFazlalıklar sarkıyor gibi\niyiliğin sorumlu pençelerine.\nİlk hayalet çocuktan \nda önce 2. çocuk olmalıydı o halde.\nAy da düşünebilir\nsıradışı dolunlarda\ndenizlerin med-cezir'inde.\nİşte hayal işte çaba, işte dünya.\n\nAçıklamalar:\nA bölümüne dair ek not:\nUmudun hiç görünmediği yerler vardır. İlerlemeli İnsan –farketmez. Güneşin vur kaçları, çekim/basınç ip çekme yarışında onun, sessiz görünen ama yılmayan bir sabırdan hünerini alabilir. Bu çeşit sessizlik, sinsi de değildir. Ve güneşler tekrar tekrar aynı haliyle doğmuşo olur. Hem daha büyük ve ama hem de daha uzun ömürlü. Enerjisi yaşını kısaltmaya muktedir olmayan …\n\nUmudun olmadığı yerlerde de ilerlemeli insan. Yeniden gelir.\nTekrar umuda ulaşacak, hem de en gerçeğe giden bi yolda bu sefer. Ve böyle böyle arttırır insan (kendisinden)   (gizli/CE bilgi)  akın\n\n*Bir yer daha vardı bir metin belgesinde, ama silinip gitti yanlışlıkla. Bu açıklamayı aklımdan yeniden yazdım, pek farkı yok ilk şekilden. Ama ikinci bir ek laf daha vardı onu hatırlarsam yazıcam. Neyse ki şiiri almıştım tabi, o silinmedi. Ama açıklamayı da aldım uçmadı sayılır gene –de.\n\nBuradaki bilgilerde bana ilham/ background olan http://www.geocities.com/ardacakir/reference/races/dragon.html ve www.eksisozluk.com (krynn)  ’a teşekkür ederim.\nDaha geniş bilgi kısmını da asıyorum antoloji’ye.\n\nBu şiir A bölümünün ilk kıtasıyla öyle başlamıştı ama (daha)   hikayeye döndü. Kendi kendini çoğalttı.\n\n*türetmece.\n\nHelingen şiirim vardı bi. Sonlandırılış geldi oralara oturdu, az benzedi. Ama tabi içindekiler farklı.\nBaya bi benzemiş. Orda da şiir sonu böyle keskin bitebiliyordu. Ama kıtalar falan önce bir dizeler topluluğuna falan gelip dayanıyordu ki o da\nBir bitmeyişteki süredurumuydu. Ve ki şiirin asıl bitiş noktası da oydu. Adam ağacın yanına gidip oturuyor. Hellingende de hapishane hücresinde falan kalmayı seçiyordu az bi süre için,\nÇıkcandan emin/çıkarılacağından.(not, bu son üç dör satırı yazmam “B.b” bölümünün başlamasından önce oldu)\n\nHikayenin ilk bölümü belki devamı gelebilir. Gelirse, aynada bulacağı dilekler kuyusu ve başka şeyler olacak orda.\n\nC bölümüne dair:\n\nböyle gelişti, bir doğaçlama oldu gece. sevgiler\ngene göz atıcam\nbaşlığın adının öyle oluşu ayrı bir anlam taşımıyor pek, sadece tatilden geldim ondan öyle koydum.\nsevgiyle can dostlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçekten dost, dostun ise",
        "poet": "Abdurrahman Yıldız",
        "poem": "\n\nZannetmeki başkasıdır\nBirbirinin aynasıdır\nGüvenilen kal-a’ sıdır\nGerçekten dost, dostun ise\n\nTatlı tatlı seni dinler\nHatan varsa onu söyler\nDerdin ile oda inler\nGerçekten dost, dostun ise\n\nCüzdanında gözü olmaz\nSırrını kimseye açmaz\nKötü günde senden kaçmaz\nGerçekten dost, dostun ise\n\nSensiz durmaz daim arar\nZararı yok heran yarar\nYaran varsa onu sarar\nGerçekten dost, dostun ise\n\nKalleşliği asla olmaz\nYarı yollarda bırakmaz\nDünyada dengi bulunmaz\nGerçekten dost, dostun ise\n\nHayırlarda destek olur\nŞerlerinde köstek olur\nAncak sende huzur bulur\nGerçekten dost, dostun ise\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Gerçekten Gidiyormu..? (M)",
        "poet": "Aliseydi Taşdemir",
        "poem": "\n\nGERÇEKTEN GİDİYOR MU? \n\nÖyle paranoyalar vardır ki aslı olmasa dahi,zaman içerisinde gerçekten varmış gibi ete kemiğe bürünür. \n\nBugünkü ortamı hazırlayan oniki eylülün karanlık dönemidir. Rabıta vb. şeriatçı örgütlenmelere ödünler ve destekler verilerek bugünlere gelindi. \n\nDin elden gidiyor paranoyalarıyla sürekli şeriatçı özlemler gündemde tutuldu.Erbakan’nın deyimiyle yavaş,yavaş türban olayları dahil olmak üzere kadayıfın altı kızartıldı. \n\nDin dersleri okular da zorunlu hale getirilerek; gençliğin maneviyatını güçlendiriyoruz teraneleriyle,cemaat ve dini vakıfların yoksul gençlere yardım adı altında verdiği destekle genliği adım, adım ağlarına düşürdüler.Bu yetiştirdikleri gençler birer militan olup üst düzey görevlere kadar yükseldiler.Bu yükseliş halkın yoksullaşmasıyla eş orantılı olarak gelişti. \n\n12 eylül cuntasının ve anayasasının bize bir armağanı olan AKP bu anayasaya karşıymış gibi görünmesine rağmen özünde yaptıklarıyla ondan ve diğer geçmiş iktidarlardan farklı olmadığını göstermiştir. \n\nİşçi sınıfı ve emekçi örgütlerine en büyük darbeyi 12 eylül cuntası vurmuştur. Fakat gelen hükümetler ve AKP de dahil emekçilerin örgütlenme hakları verileceğine,12 eylül rejiminin uygulamaları daha da yasal zemine oturtulmuştur. \nDoğuda yoksulluk ve işsizlik tüm ülkede olduğu gibi daha da katmerliyken.Bunun çözümü yolunda en ufak bir adım dahi atmamıştır.Adım atmayı bırak lafını dahi etmemektedir. \n\nTüm siyasetini ABD ve emperyalist tekellerin,yerli işbirlikçileriyle belirleyip uygulamaya koyan AKP seçim süresince mazlum tavırlarına soyunarak, dilenci durumuna düşürdüğü halkın oyunu toplamayı başardı. Bu durum yoksullaşan halkın daha fazla sarıldığının da bir göstergesidir.Çünkü kedisine verilen bir torba kömürle,birkaç kilo makarna vb. kaybetmek istememiştir.Alternatifsizlikten yoksullaşan halk yine AKP ye yönelmiştir. \n\n12 eylül anayasasında olduğu gibi Akp nin hazırladığı anayasada da yoksulların ve ezilenlerin hiçbir sorununa çözüm getirmemektedir. Sivil anayasa teraneleriyle uygulamaya çalıştığı yasaları kabul etmemek askeri cuntanın hazırladığı anayasayı savunuyor anlamına da gelmez… \nAncak…. \nDemokratik bir ortamda hiçbir zaman din ve inanç özgürlüğü elden gitmez…Ve bazılarının elinden bir propaganda malzemesi olmaktan kurtulur… \n\nDAHA DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE DİLEĞİYLE.. \n\n30 Eylül 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçekten Hayâle...",
        "poet": "Ulvi Ziya",
        "poem": "\n\nYoksulluk gönlümüzde soldurdu her çiçeği\nVakitsizce sarardı hârelenen binbir renk\nMeşakkat unutturdu huzur denen gerçeği\nNe aşkımızda şevk var,ne meşkimizde âhenk...\n\nEbedî kölesiyiz sırlı bir saltanatın\nTedirgince geçirdik günlerini hayâtın\nGözümüzde cilâsı döküldü kâinatın\nKader irâdemizle aralıksız etti cenk...\n\nÇalıştık türlü işte; eller titrek,yorgun kol...\nSarıldık boş ümîde; ey hayâl,berhüdar ol...\nKaç gece ay denizde açtı da gümüş bir yol\nGittik o ışıltıda,an geçti yıllara denk...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçekten Sevmek",
        "poet": "Ümit Yaşar Oğuzcan",
        "poem": "\n\nO durmadan kaçıyor;\nsen ardından gitmiyorsan;\no günün her saatinde saklanıyor,\nsen yollara düşüp deli divane aramıyorsan;\no sana acıların en büyüğünü tattırıyo\nsen bundan en yüce hazzı duymuyorsan;\nboşuna aldatma kendini,\nonu sevmiyorsun demektir.\nElindeki içki kadehinde,\ndudağındaki sigarada ,\nokuduğun kitapta,\nmırıldandığın şarkıda,\nsöylediğin şiirde,\ngördüğün rüyada\nve yasaman için\nciğerlerine doldurduğun havada\no yoksa;\nOnun vazgeçilmezliğini anlamamışsan;\nonu sevmiyorsun demektir.\nRenkler onunla değerlenmiyorsa,\nörneğin onsuz kırmızı kırmızılığının,\nmavi maviliğinin farkında değilse,\nbeyaz yalnız o giydiği zaman\ngüzelliğini haykırmıyorsa,\nsabahları onu görünceye kadar\ngüneş doğmuyorsa\nve onsuz gökyüzü geceleri\naya, yıldızlara\nhasret deği....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçekti Şakaları",
        "poet": "Bahriye Dost",
        "poem": "\n\nÇok ihtiyarlamıştı yaşlı kadın.\nÖlüm yakındı, hissediyordu adım adım.\nPeygamberin şerefli huzuruna çıktı.\nRasulullah tan bir isteği olacaktı.\n\nSöze başladı ''Ey Allh ın Rasulü''\nO kapıya gelenlerin böyleydi usulü.\nO da öyle yaptı, belirtti isteğini.\nMeramını anlattı, gösterdi masumiyetini.\n\n\nDua et benim için, olayım cennetlik ben.\noldukça masum bir istekti, ihtiyar  kadından.\n''Yaşlı kadınlar cennet e giremez'' buyurdu.\nCevap kadını can evinden vurmuştu.\n\n\nO sadece dua dilekleri için gelmişti.\nLâkin cennet e girememe haberini almıştı.\nYaşlı kadın, üzüntüsünden ağlamaya başlamıştı.\nSadece cennet için rasulden dua istemişti.\n\n\nPeygamberin ince şakasını anlamamıştı.\nCehennem azabından korkup ağlamaya başalamıştı.\nEfendimiz sözlerinin altındaki inceliği açıkladı.\nSözlerinde yaşlı kadının isteğinin müjdesi vardı.\n\n\n''üzülme'' dedi peygamber nine ye\nYaşlı değil bir genç olarak gireceksin cennet e.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçekten Nedir Aşk",
        "poet": "Senem Aygül",
        "poem": "\n\nGerçekten aşk nedir\nUzanıpta daldan koparamadığın\nAğlayıpta alamadığın oyuncağın\nKoşarken duvara tosladığın\nYere kapaklanıp dizini kanattığın mı\n\nGerçekten aşk nedir\nSevipte alamadığın elbise\nAlev alev tutuşup yandığın\nÖmürboyu kavuşamadığın sevdan mı\n\nGerçekten aşk nedir\nYüreğini kor kor yakanda\nÖzlem olup gözyaşına karıştığında\nSeni diyar diyar gezdiren mi\n\nGerçekten nedir aşk\nYastığına yalnız baş koyanda\nTenine hasret olanda\nKollarınla sarmadığın mı\n\nGerçekten nedir aşk\nHasret olup gönlüne düşende\nElini uzatıp tutamadığın\nRengarenk kelebek mi\n\nGerçekten nedir aşk\nÇiçekten çiçeğe uçan\nKovanda bal toplayan\nSevdiğine iğne batıran arı mı\n\nGerçekten nedir aşk\nSeni dağlarda gezdiren\nBulutlara takılıp alemi seyran ettiren\nKuşlar gibi gökyüzünde uçuran mı\n\nGerçekten nedir aşk\nSeni senden alan aklını çelen\nUmutsuz dertlere salan\nAyaklarını yere değdirmeyen mi\n\nGerçekten nedir aşk\nSis gibi gündüzüne çöken\nHayallerini yakıp kül eden\nÇaresizlikten beyinleri uyuşturan mı\n\nGerçekten nedir aşk\nAnlatırsın sevdanı kendine\nSevgi taht kurmuşsa yüreğine\nUğruna Leyla olduğun mu\n\nGerçekten nedir aşk\nSesli başlayıp divane eden\nGönlünde fırtına estiren\nKor kor edip sessizce küle çeviren mi\n\n30.08.2014 Alanya, saat 01.29\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerçekten yaşıyor musun",
        "poet": "Metin Köse",
        "poem": "\n\nYeryüzüne kaç kişi gelmiştir \nBiliyor musun\t\nBeş milyar mı, on mu\nHadi yüz olsun\nDoğdular ve öldüler\nAnlıyor musun\nPeki sen\nGerçekten yaşıyor musun\n\nAnkara\n(28 mayıs 2004)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerdek gibi Sevişmelerimiz",
        "poet": "Tevfik Karınca",
        "poem": "\n\nGölgelerle dansa ediyorum yaşanmışlığında sıcaklığının\nHalvet oluyoruz gerdek gibi sevişmelerimiz\nKıyılara vuruyorum en sert dalgalarda\nYoksulluk esir düşüyor aşka\nBir yerlerde unutuyorum kendimi\n\nUzuyorken geceler yenilgi kaçınılmaz\nYetmiyor bir şeyler susturmaya isyanı\nRicat ediyor ordularım \n\nSeni süslüyorum en güzel makyajlarda\nParisli kız kadar güzelsin\nPeri kızı kadar özelsin\n\nGölgelerle dansa ediyorum yaşanmışlığında sıcaklığının\nHalvet oluyoruz gerdek gibi sevişmelerimiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerdeh Gecesi(Türkü)",
        "poet": "İbrahim Tamer",
        "poem": "\n\nDavul zurna gelir çalınır o gün\nDüğün dernek halay kurulur o gün\nSilah patlar nişan alınır o gün\nGelinkız damada verilir o gün\n\nDamat gelin bir odaya alınır\nİki rekat namaz kılınır o gün\nGelin duvak açar töre takılır\nEn güzel murada erilir o gün\n\nYanlızlık sultanlık değildir artık\nEvlilik tadına varılır o gün\nİki gönül, bir yorgan, birde yastık\nGerdeh gecesine girilir o gün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerdanlık",
        "poet": "Altay Taşkın",
        "poem": "\n\nBir ucun Asya'da bir ucun Avrupa'da\nO masmavi boğazın şıklığı sensin,\nKıtaları birleştirmek hayal ise de\nÜstünden geçenler biliyor, gerçeksin.\nHüzünlü yatıp kalktılar şimdiye kadar\nRüyalarında bile görmemişlerdi,\nIslık çalıyorlar sevincinden yalılar,\nNeşe ile yatıp kalkıyorlar şimdi.\nTüm yüzüklere taş, yapılara taç oldun,\nMutlusun, doğaya ellerini açtın,\nGözlere yaşlar, kalplere neşe doldurdun,\nYanında gülen mi, ağlayan mı kalsın.\nGündüz, güneş ile asaletin denizde,\nHer gece ay-yıldız ile parlıyorsun,\nSerinliyorlar balıklar senin gölgende,\nRüzgarlar ninni söylüyorlar habersiz,\nKokularını sunuyor çiçekler birbir,\nKuşlar ve bulutlar yapamıyor sensiz,\nDaha çok anılacaksın geçtikçe devir,\nSayfaları doldurur güzelliklerin,\nKıtalara aranan barışı getirsin\nÖmür tüketip toka yapan ellerin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerdeğe Girmiş Aşkın Gergefi",
        "poet": "Hayrettin Taylan",
        "poem": "\n\nGecene vardığım  gün başkasının hayatından hayatına karışmış gibiydim.Masal içre masallardan  masalını yaşadık.Sıfırdan başlayan  baş başalarımızın kaydın alındı. Sevda listemizde  yeni mutluluklar  eklenmiş  huzurunun  duvarına seni seviyorumu  sonsuz kez yazıvermiştim.Ne ellerim sıfır, ne yüzüm  binler ne bakışlarım, hepsi sayısal bir değer taşıyordu aşkımızın  aritmetik  hesabında.\n Hissiyatlarımızın modüllerinden senli olma modunun  pin  kodlarını çözerek  çözülmüştüm sana.\n\nGecenin zor/karanlık bir saatinde  hecelenen yalnızlığımızı siliyoruz kalabalık coşkulara. Bir sonraki şarkının verdiğin heyecan ve duygunun  kapılmışında  radyo radyo geziyoruz  seni çalmanın  dahası ikimizin  sevdiği   Feriddin Düzağaç’tan  bir parça arıyoruz.\nZihin mekanizmalarındaki aksak  seslerin aksanı  benim   aksanımla birleşince  bizce bir dille  konuşuyoruz sen üstüne.\nNeden bana  gelişini görebilmek için  ay ışığını   beklerken  bir karanlık oturuyor geceye. İyotlarını koyuyor ortaya …Hangi çözeltide çözüleceğiniz henüz hesaplayamadım.Karanlık üstelik  deney yapamayız.Yalnız tensel deneyler zarar vermezi  denemek gerekliğinde  dudaklar  ödevini yapıyordu.\n''Uyku''çekilme  prizmalı bilinçaltından  gözkapaklarımızı  kaçırıyor bilince. Gözler zorluyor uyumayı.Bir ömür beklemişim seni,hemen uyumak   bizim   bulutlar arasında uyuyan ay’a yazık.Ay  yok, nefsin ayıları  oynaşırken içimizde suların sularla buluşma  sondajında   ince sınırı eşme hürriyetini yaşadık.Gece kendiliğinden  teslim oldu kollarında.\n''Yaz ''yaşıyoruz ama ben hiçbir şey hissetmiyorum bu karanlık soğukta \nmanik depresif melankoli  arası  uykulara  söz geçiremediğimden olmalı.\nİd- süperego dengelerim  denginde   ruhuma özerk  günceler sıralıyor.İyi ki  gelmişsin. Yoksa farklılığımın  maskesinde reklam mı yapıyorum anlayamadım  sevgilim.\nFarklıyım tribiyle  gönlünün tribünündeki her hisse alkışlandın  belki ondandır  bu kadar  sana bağlanışım.Farkında olmadığın renklerle dolu bir dünyanın  döngüsünde rengine  boyanmış haldeyim.Hallerime   hal eklerinin tümünü ekleyerek  yalın halini çoğuldanmış  ve özlem  yazınlarımın  kalemi olmuşsun.Kendi özünün  bahçesi,kendine ait sırların  sırrı,bir kuş tüyü gibi süzülüp gitkalların,masalların,iyiliğin iyileri,hayata bakışının akışı,müziğinin  ritmi -kendi yaptığın yapılmışlar-,hayallerin son   hali,tanımların ve  benin çok anmalarında kaybolmuş yedi cennetli bir sen  kenti oluyorum.  Denizsin,derinsin,ulvisin, umut gecemin ay’ısın  kraterlerinde  su aradım  su  olma haline geldim.Berrak  her akışına ömürden öte bütün ötelerimi yükledim.Format çekilen kalbimde başka  virüsler, güzellerin  kalıntıları yok bilesin.\nBaşka  güzellerle karşılaştıramıyorum seni biliyor musun? Usum  bu usanmış  bu uyumsuzluğu algılayamıyor.Seni sıradanlığın içinde sıraya girmiş onca güzelle kıyasa  kabil bile etmiyorum.Sen farksın.Senin  elektik  elektriğinle aydınlandı tutkularımız.Apaydın bir sevda  güncesine hecelerimi  alfabe eyledik.Boş ver  boş verilmişlikleri . Kendisini aşk  kentin kıyısına fırlatılmış bir dün gibi olmayalım. Hep güzel yarınların yari olarak hep  yarınlar olalım.\nBugüne ne kadar umutsa yarın durmak bilmeyen sırların işvesinde işvelerini  artırarak yaşa beni.\nSandıların  değil, sanrılı  hallerden kaçmış   huzurun   sahilinde  bütün beyazlarınla  kalmalarımın yakamozu ol \nOyalanmaların oyasını işle,bir ömür oyalan   yedi cennetli,yedi tepeli gökkuşağı düşlü   İstanbul’umda.İçimde yaşat   başkentliğini.Şehir ol,aşk ol, ömür, sen ol, ben ol    ol vaki  her olurlarımıza.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerdek",
        "poet": "Buğra Yener",
        "poem": "\n\nsıyırdı gecenin bulutsu duvağını\n\t\t\ttek dokunuşta yel\ngösterdi/ay yüzünü\nsonbahar gibi dağıldı odaya telâş \nbozdu ütülü ne varsa\nsokaklarda savrulan yapraklar kadar\nkimliksizdi vuslatları\n\t\tevlilik cüzdanındaki mühürlü fotoğraflardı \ngerdeğe gerilen ilk gecedeki korkuları…\nkadın kadındı ve de erkek, erkek! \n\t\tama yüzleri tanıdık değildi\n\t\t\t\t\t[ habersizdi insan insandan\nbelki yoktu yüzleri\nama duvarda gölgelerinin karanlık teri\naktıkça aktı duvarın yanağından\n\t\t\tgecenin boynuna dolandı\ntıkırdadı odanın içinde \nbir şeyler\ndüşer gibi \nbir şeyler\nyuvarlanır gibi \nbir şeyler\nkırıl gibi\n\tbir şeyler\nkadın; \nelini yüreğine koydu\nadam; \neliyle yokladı yüreğini\nbir boşluğa dokunurcasına \n\t\tbir yarayı kanatırcasına\nbir kuşun kafasını kopartırcasına \nbaktılar anlamsızca\nyok gibi \n\tbir şeyler…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerek",
        "poet": "Gülfüz Sarıçam",
        "poem": "\n\nToprağa, nadas gerek\nİnsana, nefes gerek\nGencecik yüreklere\nGüler yüz, umut gerek! \n\nAşka, yürek gerek\nSevdaya, bilek gerek\nGörüp de sevmek için \nBağlılık, inanç gerek! \n\nDerdine, derman gerek\nGönüne, ferman gerek\nGüzel görüp sevmeye\nAşk gerek, âşık gerek!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geredem",
        "poet": "İrfan Şimşek",
        "poem": "\n\nGEREDEM\n\nDokuz ay kışın var,üç ay baharın.\nSıcak yazın hangi zaman GEREDEM? \nBoran olur soğuk eser yellerin.\nDağlarının başı duman GEREDEM.\n       *********     *********\nDeğdi Köroğlu’nun atının nalı.\nBağrında ötmüştür Dertli’nin teli.\nBuradan geçmiştir Yavuz’un yolu.\nSenin tarihin ne yaman GEREDEM.\n        *********     *********\nNice evliyalar,hem alperenler,\nBu toprağa Türk damgası vuranlar,\nTaa binyetmişbirden haber verenler,\nRamazan Dede’yle dolan GEREDEM\n        *********       *********\nKeçi Kalesi var tarih kokuyor,\nArkut Dağı tepemizden bakıyor,\nDayıoğlu Deresi bir hoş akıyor,\nSel almasın seni aman GEREDEM.\n        *********        *********\nTatlı tatlı eser serin yellerin,\nBurcu burcu kokuşuyor güllerin,\nSeni anlatmaya yetmez dillerim,\nBenim için koca umman GEREDEM.\n       *********      *********\nYollar toprağını ağ gibi örmüş,\nSenede iki kez panayır durmuş,\nSpor kulüpleri sende kamp kurmuş,\nSosyal faaliyetler tamam GEREDEM.\n       *********       *********\nEsentepe adı gibi esiyor,\nÇam dalları gölgeleri basıyor,\nAşık İRFAN durmuş ahkâm kesiyor,\nSeni anlatmak hayli güman GEREDEM.\n\n                                 1994-GEREDE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerek",
        "poet": "Hasan Başdemir",
        "poem": "\n\nBu cana bir canan gerek.\nPamuk pamuk elleri,\nGülen gözleri ile bir melek.\nSımsıcak bakışı ile\nGizil bir tutku olsun.\n\nBu yorguna biraz derman gerek,\nCanana varabilsin diye! \nBiraz da yürek gerek.\nAşka doyabilsin diye!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerek",
        "poet": "Mustafa Can Demirbilek",
        "poem": "\n\nBak güzelliğe\nHasta ediyor kendine\nÖzlemek ve beklemek\nsabır ve inattan ibaret\nİnat direnmekse \nDirenmek sabır\nSabırda özlemi\nYatıştırmak ve beklemektir\nGüzel güzeli güzelliği\nUnutma \nİnat inatçı\nGerek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerek",
        "poet": "Fatih Güler",
        "poem": "\n\nGüzellik masumum üzülmüş bugün\nTaştan taşa vurmam gerek başımı \nVaramadım güzel ihtiyaç duymuş\nYerden yere dövmem gerek dizimi\n\nZalimlerle olmuştur işbirliği\nMazlumlara koydu zulümlerini\nDev İstanbul dar etmiş dünyasını\nBenimde bu düzene sövmem gerek\n\nAnneyi öldürüp Allah kitap der\nBabasını keserek çekilir\nMaske zihniyet devletine hayır\nFatih Sultan Mehmet dönmesi gerek\n\nPul mahkemesine döndü adalet\nHakla haklıların umudu söndü\nLağım fareleri yurduma doldu\nMustafa kemalin gelmesi gerek\n\nToprağa gömüldü insanlık ölüp\nİyilik güzellik bitip yok oldu\nKüle döndü Allah vatan ateşi\nMuhammed yeniden inmesi gerek\n\nAslı kerem aşkı masalda kaldı\nUnutuldu gitti Karacaoğlan \nTarih defterleri yırtıldı yitti \nKültür sayfasını açmamış gerek\n\nİnsanoğluyum bende görmek ister\nOkyanusa varmak denizi aşıp\nAvrupa’dan Amerika’ya uçmak\nBaştanbaşa gezmek gerek dünyayı \n\nGölgeli meşhurum çektim bir çizik\nGeçmişten yarına soru işaret\nVirgülden sonra son noktayı koyup\nKaderimi yazmam gerek yeniden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerek I",
        "poet": "Tunga Eralp",
        "poem": "\n\nKapıda durmak değil, içeri girmek gerek,\nHam hayal kurmak değil, saf bilgi dermek gerek,\n\"Emeksiz olmaz yemek\" bizler böyle öğrendik,\nÇalışıp bir baltaya sağlam sap olmak gerek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerek İnsana",
        "poet": "Süleyman Zaman",
        "poem": "\n\nNe demek şu Yahudi, şu Müslüman\n                            Fark eder mi,? Budist, Mecusi,Şaman\n                            Yaptığın eserdir, ölümsüz kalan\n                            Aynı gözle bakmak, gerek insana\n\n                             Alevi, Sünnilik böler insanı\n                             Etniklik, yerellik över ırkları\n                             Aynı değerde gör tüm insanları\n                             Kin, nefret hiç yakışır mı? İnsana\n\n                              Yeter artık uyan  tatlı uykundan\n                              Uzak durulmalı, kavgadan kinden\n                              Çok azı tok yaşar,  onca aç neden\n                              Açlık, yoksulluk uygun mu? insana\n\n                              Zamanım eşitçe bakar insana\n                              Barış, dostluk etkin olsun yaşama\n                              Dünya herkesin, ne sana ne bana\n                              Senlik- benlik yakışır mı? İnsana\n\n \n\n                                                 15.08.2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerek Kalmadı",
        "poet": "Mehmet Topbaş",
        "poem": "\n\nÖyle tatlı tatlı bakışan gözler\nArdından sayısız ihanet gizler\nEttiğin yeminler verdiğin sözler\nUnutuldu artık gerek kalmadı\n\nSen durmadın ikrarından ahtın dan\nBu suç sende değil kara bahtımda\nDemir aldım uzaklaştım rıhtımdan \nSahilde bekleme gerek kalmadı\n\nBir zaman adını kalbime kazıdım\nSensiz bir hayattan tat alamazdım\nHep sevgi okudum ihanet yazdım\nDaha sorma beni gerek kalmadı\n\nO kansız kalbinin sesini dinle\nDilerim mutlu ol o namerdinle\nOnlarca yıl yaşa sahte sevginle\nAşkın senin olsun gerek kalmadı\n\n                                               29/06/2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerek Yok!",
        "poet": "Gökhan Yılmazer",
        "poem": "\n\nDoğruları mı? Atın çöpe gitsin! \nDur! Ben senin doğrularını\nsevdim.\nGerçekleri sen yoksan ne etsin? \nGel! Ben seni gerçeklerinle sevdim.\n\nKalbim hep istiyorsa da gelmeni\nAklım istemiryor artık hiç seni! \nBilemedin bendeki değerini\nGelip yormana gerek yok kendini...\n\n(09.12.2012 Pazar - Edirne/Keşan)\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gerekir",
        "poet": "Hakan Kul",
        "poem": "\n\nSevmek ve sevilmek için\nKalpte sevgi taşımak\nHalden anlamak için görmek ve yaşamak gerekir\nKalıcı dostluklar kazanmak için\nYürekten sevmek,samimi olmak\nVe de paylaşmak gerekir\nPara kazanmak için önce akıl sonra da çalışmak\nZoru başarmak için önce sevmek\nSonra inanmak ve azimle etkili çalışmak gerekir\nSaygı görmek istiyorsan saygı\nSevilmek istiyorsan da sevgi göstermen\nHayatta mutlu olabilmek için\nHayatı kendi felsefene göre yaşaman gerekir\n\n(Karabük)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "'\"Gerekçe\" Yazım",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nGerekçe\n\n“Bir söz ki, söylemesen de olur; söyleme! Bir iş ki, yapmasan da olur; yapma! ” Tagore\n\nEvrende boşluk da israf da yok! Her şey, bir gerekçeye dair yaratılır! “Tercih”, gerekçenin ta kendisidir! “Uzay Geçmiş, Dünya An, Zerre Gelecek” yazımda, yaratışın “Tercih” ve “Gözlem” bağlantısını yazmıştım. Yani 3. Boyuta çıkan her şey, tercih edildiği noktadan “An” madde sahasına çıkar! Bu da “Gözlem” ile oluyor! “Kün” (Ol) , bir tercihe dair! \n\n“Yemek için mi yaşarız, yoksa yaşamak için mi yeriz? ” Aristo\nBu sorunun cevabı açık! Yeme-içme, bir ihtiyaçtır; gerekçesi, hayatın devamı! Hayatı devam ettirmek için yani yaşamak için yemek-içmek gerek! Hayatın 3. Boyutta devamı beslenmeyi gerekli kılar! \nYaşamak için yemek-içmek, doğal ama bu doğal ihtiyacı zevkli hale getirmek mümkün. Bu durumda “Zevk” de ayrıca bir gerekçe haline gelecektir! Romalılar gibi, yaşamak için yer-içerken zevkini çıkarmak da gerekçe olmuş! \n\n“Bir söz ki, söylemesen de olur; söyleme! ” Bir şeyin gerekçesi yok ise o şeye gerek de yoktur! Bu yazıyı yazmamı gerekli kılan nedir? En önemli gerekçe, “Düşüncelerimi paylaşmak! ” bu gerekçe tek başına yeterlidir benim için! Sait Faik; “Yazmasaydım, ölecektim! ” diyor bu konuda! Yani gerekçe var! Bir yazı ki okumasanız da olur; bence okumayın! ” Ama okumadan da içerik bilinmeyecek! Yazmakta da okumakta da gerekçe, kişisel! Fayda başlı başına bir gerekçedir! Fayda da kişiye izafi; biri faydalanır, aynı şeyden başkası faydalanmaz! \n\n“Bir iş ki, yapmasan da olur; yapma! ”; gereksiz bir işi yapmak, aslen mümkün değil; anlamlıda değil! Birisi, bir şeyi yapmış ise kendince gerekçesi vardır! Bu gerekçeyi, gereksiz bulanlar olabilir! Neyin gerekli, neyin gereksiz olduğuna kişi, bizzat kendisi karar vermek durumunda! Yani gereksiz olduğu kanaatine vardığımız bir şeyi kendimiz yapmasak yeterlidir! Bu kişisel kanaati, başkalarına dayatmak yeni bir gerekçe (Direniş) doğuracaktır! Gereksiz olduğu dayatılan bir şeyin, zaman içerisinde gereksizliği anlaşılacak iken sırf dayatılması yüzünden “Yapılması” söz konusu! \n\nNeden yapıyorsun? \nBu soruya “İnadına” cevabını sık duyarsınız! Gerekçeye bakın; “İnat” bir gerekçe midir? Evet, hem de sağlam bir gerekçedir! Bir şeyi inadına yapan bir toplumda yaptırılmak istenen asıl şeyin zıddı dayatılırsa ne olur? Maksat hasıl olur! Demek ki inadına yapmak, bazı gereksiz şeylere gerekçe olabiliyor! \n“Babam söyledi, yapıyorum”; burada yapılan şeyin gerekçesi kişisel değil, babası söylemiş, yapıyor! Babasının dediğini yapmaya hakkı elbet var! \nGenişletelim; “Atalarım yapmış, yapıyorum! ” burada da gerekçe kişisel değil! Ataların yaptığını yapmaya, herkesin hakkı elbet var! \n\nYapılan öyle şeyler vardır ki; “Neden yapıyorsun? ” sorusuna cevap vermekte bile zorlanıyor, yapanlar! Biraz zorladıktan sonra bir şeyler bulabilir; ne bulursa bulsun, inanın o onun gerekçesi olarak yeterlidir! Asıl sorun bu değil; asıl sorun, “Neden yapıyorum? ” sorusunu, kişi kendisine sorma gereği bile duymadan yapması! Bu durumda kendince bir gerekçe bile üretmeden ezbere bir şeyler yapmış oluyor! Sorgulamadığı için de yaptığından kendince bir rahatsızlık da duymuyor! Ta ki biri ona “Neden yapıyorsun? ” diye sorduğunda, düşünmeye başlıyor! Kendini ikna edecek makul bir gerekçe ürettiğinde yine sorun yok! Yaptığı şeyin gerekçesini anlamlı bulmadığında, sorun başlıyor! Bu sorunun sorulmasından hoşlanmıyor! O halde soruyu soran, kötü niyetli olmalı! Ya da soruyu soranın “Kötü” olarak bir vasfını aramaya başlıyor! Nereden, nereye geldi bakın durum! Alt tarafı “Bunu neden yapıyorsun? ” gibi basit bir soru; nerelere getiriyor, gerekçe bulamayanı! Soran kişinin ırkı, dini, ideolojisi, hayat felsefesinden bir gerekçe üretmeye çalışıyor! Yaptığı ancak gerekçesini bulamadığı şeyi sorgulamak yerine; “Neden yapıyorsun? ” diyeni sorgulamaya başlıyor! Diyelim ki soranın ırkı, dini, ideolojisi ve hayat felsefesinden bir açık yakalayamadı bu sefer de; “Seni desin diye, inadına yapıyorum! ” deyiveriyor! Gerekçe var ise sorun yok! “İnat” da gerekçe olarak kabul edilir! Misal vermek için bu soruyu yazdım yoksa kimse, kimseyi sorgulamaya memur değil! Bu “Neden yapıyorsun? ” sorusu bazı doğal akışta da söz olarak değil, davranış olarak da göze çarpar! O ortamdan kaçmak ister, neden yaptığını araştırmayanlar! Yazısız bir karikatürde de bu soru olabilir! O karikatürden bile kaçmak gereği duyar, neden yaptığını sorgulamayanlar! \n\nSon tahlilde; konuyu fazlaca uzatmanın gereği yok! “Bir söz ki, söylemesen de olur; söyleme! Bir iş ki, yapmasan da olur; yapma! ” kişi bir sözü söylüyor ise kendince bir gerekçe bulmalı! Bir işi yapıyor ise kendini ikna edecek gerekçeyi de kendince bulmalı! “Neden yaptığını” sorguladığında, bazı söylediği sözlerin, yaptığı şeylerin “Gereksiz” olduğunu da görecek! Ne söylediğini, ne yaptığını bilen insan huzurlu olur! Gerekçelerini de bizzat kendisi üretir! Ne söylediği ya da ne yaptığının başkalarınca anlamlı olup olmaması da önemsizdir; yeter ki kendince gerekçesi olsun. Bu gerekçeyi kendisi bilsin, inansın! O zaman kendine de saygı duyar! \nSaygılarımla; \n\nAhmet Bektaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerekir",
        "poet": "İbrahim Çiçek",
        "poem": "\n\nKadere yazılan gelecek başa\nAdalet yoluna girmek gerekir\nİster ağa ol istersen paşa\nAdalet yoluna girmek gerekir\n\nİster güzel olsun istersen çirkin\nÇokta inat olsa geçmezse erkin\nİster fakir olsun isterse zengin \nAdalet yoluna girmek gerekir\n\nİster çok çalış ister çalışma\nİster barışık ol ister barışma\nHırsın hissin kinin ile yarışma\nAdalet yoluna girmek gerekir\n\nİbrahim der daha neler gelecek başa\nSu katma dünyada sen pişmiş aşa\nKarışma vazifen olmayan işe\nHakkı zamanında bulmak gerekir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerek (ORTAK ŞİİR)",
        "poet": "Osman Öcal",
        "poem": "\n\nGerek\n\nEşit olmadık hiç hep geri düştüm hizandan \nPeşin sıra bezirgan olup gütmem mi gerek \nBekle bir gün alırsın son haberi Fizandan \nİlla ki diyar diyar çekip gitmem mi gerek............ilhami bulut \n\nBaktığın ayna bile gülmüyorsa yüzüne \nEtrafındaki dostlar inanmazsa sözüne \nKimseler kalmamışsa uzanacak dizine \nBir umudun ucundan yine tutmam mı gerek......Oya Özpoyraz \n\nGeleceği süsleyen iğne ucu bir umut \nIskalarsan geri dön duyduğunda bir komut \nO olmadan yaşanmaz her şey ortada somut \nKapıyı çalan şansı varıp itmem mi gerek....................osman öcal \n\nGurbette gönlüm kırık başım her an dumanlı \nSeninle yaşadığım anılarım hep canlı \nŞimdi yavrular olmuştur genç kız, delikanlı \nYuvama kavuşmadan illa ölmem mi gerek..............Fatma Biber \n\nZaman işlemez bize vuslat kaldı maşhere \nBir doğum bir de ölüm olmaz ya iki kere \nHazırladım taşımı götür dik makbere \nBir umut yoktur diye aşkı inkar mı gerek............ilhami bulut \n\nZaman dediğin ne ki geçmez hiç bekleyene \nGönül koyma anlamaz gidipte gelmeyene \nBil sevgi tükenmiyor derde dert ekleyene \nAşkta vuslat yok diye yanıp bitmem mi gerek......Oya Özpoyraz\n\nŞansıma küsmüyorum yaslandım sözlerime \nHaram ettim uykuyu kan süzen gözlerime \nKasırgayı bıraksan silinmez izlerime \nSana ulaşmak için çölde yitmem mi gerek.................Osman öcal\n\nBugün anneler günü, gurur arşta, dorukta \nMesajları okudum, bir nefeste solukta \nŞehit annelerinin gönlü kırık, burukta \nPKK terörüne şehit vermem mi gerek...................Fatma Biber\n\nBulunmaz hicranın ne tabibi ne ilacı \nDevr-i cevrandır bu tırmandırır yamacı \nHer gün her akşam üstü tütersin acı acı \nKül kül oldum savruldum odsuz tütmem mi gerek....ilhami Bulut \n\nGözyaşları ve hicran oldu bunun bedeli \nBir haberin gelmedi gurbet ele gideli \nBelli çoktan unuttun mesken ettin yadeli \nBütün bunlara rağmen dön gel demem mi gerek.......Oya Özpoyraz \n\nEzelden dertli düşmüş sazımdaki nişanım \nAnla artık ne olur sen yoksan perişanım \nKır zinciri yürekten he desen Gülüşan'ım \nBadem içi gözlere minnet etmem mi gerek..........Osman öcal \n\nŞiirler şairin başında birer taç gibi \nAyrı ayrı dertlere deva bir ilaç gibi \nŞiirsiz ruh sevgiye aç,suya muhtaç gibi \nŞiire doymak için şair olmam mı gerek...............Fatma Biber \n\nHepsi yalan oldular gelip-geçen kavimler \nNe haber veren oldu ne de geri döndüler \nKimi şöhret düşkünü kimi de çok sevdiler \nBeni anlaman için mutlak ölmem mi gerek..............İlhami Bulut\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerekçesi nedir söyle",
        "poet": "Canan Ereren",
        "poem": "\n\nHer gece sabahı bekledim umutla\nGelecektin gelmiyorsun bu sessizlik niye\nMevsimler geçiyor suskunluğun geçmiyor\nGerekçesiz yokluğunun gerekçesi nedir söyle.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerekir",
        "poet": "Suat Güney",
        "poem": "\n\nİncedir näziktir hayat çizgisi,\n                             Ona özen ona düzen gerek.\n                             Yücedir engindir hakkın dergahı,\n                             Ona inanç ona iman gerek.\n\n                             Sakın ha kırmayasın gönülleri,\n                             Ona saygı  ona sevgi gerek.\n                             Tat vermezsen acı söylermiş diller,\n                             Dillere tat veren sözler gerek.\n\n                             Aydın ol engin ol ey insan oğlu,\n                             Yaratan allahtır sen ise kulu.\n                             Gidersen bu yol aydınlık yolu,\n                             Ona inanç ona iman gerek.\n\n                             Saygı  sayanındır sayki saysınlar,\n                             Sevgi sevenindir sevki sevsinler.\n                             Özünle sözünle doğru bilsinler,\n                             Ona özen ona düzen gerek.\n\n                             Suat’ın seferi hakkın yoluna,\n                             Seyre durma gel sende gel ha,\n                             Ancak hakyol ile varılır hakka.\n                             Ona inanç ona iman gerek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerekir Arkadaş",
        "poet": "Muharrem Demir",
        "poem": "\n\nOlaylara net bakış\nTaraflara hak bakış\nTarihe de bir bakış\nHer zaman gerekir arkadaş\n\nKötülere sert bakışlar\nZalimlere dik bakışlar\nYüzsüze de ters bakışlar\nGöstermek gerekir arkadaş\n\nMazlumları korumalı\nYoksulları doyurmalı\nYetimi de kollamalı\nAnlamak gerekir arkadaş\n\nDost olmalı, dost bulmalı\nHakka giden yol sormalı\nZor günlerde Nuh olmalı\nGüvenmek gerekir arkadaş\n\nAğlaşmalı, gülüşmeli\nAra sıra düşünmeli\nÖlümü de sevdirmeli\nAlışmak gerekir arkadaş\n\nÇalışmalı, uğraşmalı\nHizmet için yarışmalı\nAllah’a da danışmalı\nİnanmak gerekir arkadaş\n\nİnsanoğlu doludizgin\nBugün mutlu yarın üzgün\nBazen de canından bezgin\nDüşünmek gerekir arkadaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerekirse Bir Er Gibi Ölmeli",
        "poet": "Şevki Kayaturan",
        "poem": "\n\nBu vatan uğruna şehit düşenin\nGöz kırpmadan şerbet diye içenin\nYirmisinde dünyasından göcenin\nEmaneti önce vatan bilmeli\nGerekirse bir er gibi ölmeli.\n\nYurdumun neresi olursa olsun\nEn ücra yerinde bayrak bulunsun\nGerekliyse şehit elbet olunsun\nBu toprağı önce vatan bilmeli\nGerekirse bir er gibi ölmeli.\n\nDağda taşta dalgalansın bayrağım\nOnun gölgesinde olsun otağım\nBu vatan toprağı en son durağım\nEmaneti önce vatan bilmeli\nGerekirse bir er gibi ölmeli.\n\nAnlını secdeye koyduğu yerde\nKanının toprağa düştüğü yerde\nŞahadet şerbeti içtiği yerde\nBu toprağı herkes vatan bilmeli\nGerekirse bir er gibi ölmeli.\n\nDoğusu batısı ayrımı olmaz\nBizde vatan birdir asla bölünmez\nBu toprakta şerefsizler barınmaz\nEmaneti önce vatan bilmeli\nGerekirse bir er gibi ölmeli.\n\nSınır belli bizde Misak-ı Milli\nŞehitlik en yüce makamdır belli\nBiliriz bu dünya zaten ölümlü\nGelecek nesiller vatan bilmeli\nGerekirse bir er gibi ölmeli.\n\nTürkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi\nOlmayalım dış güçlerin merkezi\nKayaturan kucaklıyor herkesi\nBu toprağı herkes vatan bilmeli\nGerekirse bir er gibi ölmeli.\n\n   (22.02.2008-Saat:11.11)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerekli",
        "poet": "Halil Çalışkanlar",
        "poem": "\n\nEğer cennete varmaksa arzunuz\nBir müzik aleti çalmanız yeterli\nBir de şarkı söylemeniz  gerekli \n\n19/05/2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerekmez",
        "poet": "Mustafa Gökgöz",
        "poem": "\n\nKarlar erken yağdı diye saçlara,\nBahardan ümidi kesmek gerekmez\nGıptayla bakıp da gür ağaçlara\nKadere talihe küsmek gerekmez\n\nYok var olur bir gün beklemek gerek\nTüm geceler gündüz olur giderek,....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerekmez",
        "poet": "Mehmet Koca",
        "poem": "\n\nyaşamak dediğin...\nilk nefes\nölmek dediğin...\nson nefes\nhayat topu topu iki nefes\nben ne zaman yaşadım \nne zaman öldüm demek bile\ngerekmez\nçünkü yaşamanın verdiği hazzı\nölmek veremez...\n\nsevmek dediğin...\nilk nefes\nnefret dediğin...\nson nefes\nsevda topu topu iki nefes\nben ne zaman sevdim\nne zaman nefret ettim demek bile\ngerekmez\nçünkü sevmenin verdiği hazzı \nnefret veremez...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gereklidir yurduma-Atatürk gibi biri Gönüllerde ve ruhlarda-olmalı onun yeri",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nIşığısın yurdumun-Atatürk'üm bir tanem\nEv apartman binada-Seninle coştu hanem\nRuhumu benliğimi-övdün o sözlerinle\nİleriye gönderdin-manalı gözlerinle\nGereklidir yurduma-Atatürk gibi biri\nGönüllerde ve ruhlarda-olmalı onun yeri\nHürriyetim Sendendir-Sen yetiştirdin bizi\nAtatürk'üm unutmam-biliniz asla sizi\nUfukları gösterdin-yol oldu ayakların\nGençlik çağı olgunluk-yaşlılıkta akların\nGereklidir yurduma-Atatürk gibi biri\nGönüllerde ve ruhlarda-olmalı onun yeri\nMasmavi bulutlara-yükseldi hep naramız\nAzmadı iyileşti-kapandı o yaramız\nAtatürk'ümün azmi - bütün düşmanı ezdi\nAklı düşüncesiyle-hainleri O sezdi\nGereklidir yurduma-Atatürk gibi biri\nGönüllerde ve ruhlarda-olmalı onun yeri\nDalgalandı göklerde-Ay Yıldızlı Bayrağım\nDüşmanlardan kurtuldu-Türk Milleti toprağım\nKokladım ve zevk aldım-yeşilimi taşımı\nGöz yaşlarımı sürdüm-hiç eğmedim başımı\nGereklidir yurduma-Atatürk gibi biri\nGönüllerde ve ruhlarda-olmalı onun yeri\nNe şirin ne güzelsin- sen benim Türkiye'msin\nGeçmişten geleceğe-Atamdan hediyemsin\nTebessümlü yüzün var-okşayan seven eli\nMilletime direksin-doğrulttun yurtta beli\nGereklidir yurduma-Atatürk gibi biri\nGönüllerde ve ruhlarda-olmalı onun yeri\nBağları bahçeleri-dağları ormanları\nHür şekilde gezilir-zevk duyar insanları \nVatan oksijen verir-çocuk genci coşturur\nMutluluk ve canlılık-insanları koşturur\nGereklidir yurduma-Atatürk gibi biri\nGönüllerde ve ruhlarda-olmalı onun yeri\nGözler yüzler ve eller-ayaklar ve bileği\nTürlü türlü rengin var-değişiktir dileği\nSev toprağı bayrağı-sev ki vatan gürleşsin\nSöylüyor Hasan Sancak-çocuk gençler erleşsin\nGereklidir yurduma-Atatürk gibi biri\nGönüllerde ve ruhlarda-olmalı onun yeri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerekmez",
        "poet": "Şakir Ahmet",
        "poem": "\n\nGüzel olana söz gerekmez\nAkıllıya akıl\nAydına ışık gerekmez\nBilene anlayış\n\nBencile sen gerekmez\nHuysuza sevgi\nAşka para gerekmez\nYanlışa bakış\n\n(15.01.2003)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gereksiz Abidesi",
        "poet": "Ferhat Bener",
        "poem": "\n\nBir yığın gereksiz abidesi,\nBoş yere gürültü kirliliği,\nKulak kazıntısı bir nevi, bu yaptıkları,\nDepresyon, hatta intihar nedeni bu,\nMide bulantısı, kafanın yalnızlığı bu,\nTek başınalıgın verdiği büyük acı,\nOdunun sobada yanmaması gibi sinir edici,\nBir yığın sarhoş içindeyim,\nAslında, içlerindeki tek sarhoş benim,\nNe için bu gösteri,\nHastalık yapıcı tek etki\nPsikolojik baskının tek sebebi\nSu motorundan çıkan bozuk ses gibi,\nBaşım ağrıdı sadece,\nBirazda gerekli olun öyleyse,\nSizin fazlalığınız degil, \nEksikliğiniz tartışılmalı bence,\nNedir bu çektiğimiz işkence,\nCinayete teşebbüs resmen,\nKatilliğe bile zorlayıcı bir etki,\nO zaman etkiye tepki...\nTek kuruntunuz, kaybedecek hiçbirşeyiniz yok,\nYani, gereksiz olduğunuzun tek kanıtı,\nVerdiğiniz sorunlar bana değil,\nİçerdeki tek kişiye dahi zararı var onların\nAtın bunları, atın da rahatlayın,\nÇok çok 5 kuruş eksiliriz,\nDuymasın kimse bunların sesini,\nDuymasın da yaşadığını hissetsin....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gergef",
        "poet": "Fatih Kök",
        "poem": "\n\nIşıklar henüz sönmedi, sessizlik sesini vermekte\nVe bu anlamsız gergef beni yine germekte\n\n26/03/2015 dudullu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerginlik",
        "poet": "Özkan Toksoy",
        "poem": "\n\nAteş gibiydi ellerin\nVe bütün yağmur bulutları toplanmıştı başımıza\nİlk şimşek gözlerinde çaktı birden\nTitriyordum hiddetinden\nSana dokunamıyor, telaşlı\nAynı zamanda uzağındaydım biraz\nDoğa bize bakıyordu\nFarketmemiştin kuşların sustuğunu\nYaprakların kımıltısız seni dinlediğini\nBenim gözlerimin dolduğunu\nVe yağmurun başladığını yavaş yavaş\nKeşke anlatsaydın sebebini\nBilsen ne yapabilirsin, demeseydin\nSadece anlatıp dökseydin içini\nŞimdi kuşlar suskun \nYapraklar kımıltısız\nBenim gözlerim dolmuş\nVe ıslanıyoruz biraz\nDaha mı iyi oldu sanki\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GERİ (1 beyit)",
        "poet": "Atakan Kartaltepe",
        "poem": "\n\nABD Türkiye üzerinden GERİ çekilirse...Irak'tan\nEh artık ne diyelim Allah korusun GERİmizi x x x\n\n                                           (irt. 03.03.2009/19.30)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerger İlçesi VIII",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nAğustos sıcağında \nbacalarda yatıp\nyıldızları sayarak\nuyuya kaldığımız \n\ndüşmemek için\ntedirgin olduğumuz\nsabah güneşi ile \nuyandığımız geceler\n\nterden\nşeklimizin yatağa çıktığı\nsüleymancıklarla dost olup\nakrep kovaladığımız günler\n\nAğustos 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri Alış...Üçgen 3 (Deneme)",
        "poet": "Funda Gülseven",
        "poem": "\n\nAz önce geldi...Kapıdan içeri girerkenki bakışları hala gözlerinde...Geldi...Buna geliş denilebilirse...Gidişinden beter olmuştu gelişi...Daha acı verici....Yada varlığında ve gidişinde hissetmesi gerekenleri şimdi hissedebiliyordu...Geç kalınmış bir duygulanımla...Sorgulamaları çok önce olmalıydı belki...Oyunun kurallarını yazarken, yaşarken...\n\n   Oyun...Hala oyun diyordu...Evcilik oyunu, evlilik oyunu....İflah olmaz bir oyuncuydu...Hayatın ve çevresinin ona çizdiği rolleri oynayan...İyi bir eş, iyi bir ebeveyn...Hayata programlanmış bir robot gibiydi... Kendi çizgilerinin kıvrımlarından bir karış dışarı çıkamayan...Mantığına o kadar güveniyordu ki yaptığı herşeyin doğruluğuna karşı şüphesi yoktu bu zamana kadar...Herkesin de onaylamasını bekliyordu gizliden gizliye...Gizliden gizliye mi? Buna kendi bile inanmamıştı...Yüzünde acı bir ifadeyle karşısındakilere nasıl empozeler ettiğini farketti...Ama ona göre öyle olmalıydı! ! ! Doğru olan buydu! ! ! Yine ben merkezci olmuştu...Herşeyi kendine yoruyordu, kendinde başlatıp yine kendinde bitiriyordu...Yada belki de kendinden o kadar çıkıp toplumsallaşmıştı ki kurallara yüklemişti hayatını...Kurallarla yaşamıştı...Bireyselliğini unutmuş, kendi duygulanımlarından bile kopmuştu...\n\n    Merdivende yükselen ayak sesleriyle irkildi, düşünce dünyasından gerçek hayata geçti bir anlığına...Onun varlığını hissettiren ayak sesleri...Ama soğuk, bir o kadar da uzak...Hep böyle miydi? Öncesinde düşünmemişti bile bunları...Sıcaklığı, mutluluğu sorgulamamıştı, hatta hiç aramamıştı...Olduğuna inanıyordu çünkü...Evliydi ya, bir yuvası bir eşi vardı ya...Aksi mümkün olabilir miydi? Evlilikte arayış olur muydu? Arayışlar, sorgulayışlar, özleyişler, çabalayışlar hep sevgililikte olur diye düşünüyordu...Adı üstünde o eşiydi, sevgilisi değildi ki...Acaba eşinin aynı zamanda sevgilisi de mi olması gerekiyordu? Aşkı,sevgiyi ve saygıyı da koruyup devam ettirebilmek için...Aşk...Aşkı sorgulamayı sonraya bıraktı....Vereceği cevaplar ruhunu korkuttu... Sevgiyi ele aldı öncelikle...Demişti ya eş olarak seviyordu...mu acaba? Yoksa sadece eş olarak kendine seçip, hayatına sokup, yuvasına mı almıştı onu? Sadece kabullenişin getirisi bir değer miydi? Kendini bu kadar hırpalamaya gerek yoktu...En azından kendince sevmişti işte...Onun sevgisi de böyleydi...Peki ya saygı? O da durmadan kızılacak, yargılanacak şeyler yapmasaydı! ! ! Yapmış mıydı acaba? Belki de mükemmeliyetçi kişiliğiyle eşine yakışmadığını düşündüğü davranışları yargılamadan öte cezalandırmaya yönelmişti...Belki de kırıcı, yıkıcı bir şekilde...Ama doğru olan buydu! ! Ahh içindeki o hırçın, kaprisli çocuk yine başgösteriyordu...Bireysellikten çıkıp toplumsallaşan kişi oluyordu böyle zamanlarda...Bari kendi yuvasında birey olabilseydi...Eşiyle çocuklarıyla birey olabilseydi...Kendi olabilseydi...Kendisini bulabilseydi....\n\n     Az önce yatak odasına geldi, nevresimleri ve battaniyeyi alıp yan odaya götürüyor...Demek yanında yatmayacaktı bu gece...Belki de hiçbir zaman...Demişti ya gelişi gidişinden beter olmuştu....Ve işin garip yanı canı acımıyordu artık o kadar...Toplumsal kimliğinden çıkıp birey oluyordu, kendi oluyordu...O zaman eşini anlayabiliyordu...Daha da önemlisi kendisini anlayabiliyordu...Yan odaya giden eşiydi, sevgilisi değildi...Sevdiği değildi...Eş deyip kabullendiğiydi...Hayatını sadece olması gerektiği için adadığıydı...Sevdiği için değil...\n\n    Duraksadı...İçinde bir sevgi kıvılcımı hissettti...Ama bu özel anlamda bir sevgi değildi...Çok daha farklı...Daha önce eşine karşı hiç hissetmediği, en azından uzunca süredir hissetmediği...İsmi dostluk olan bir sevgi...Yine geç kalınmış bir duygulanım dedi kendi kendine...Sevgili olamadığı gibi dost da olamamıştı  onunla...Bir dost yüreği olarak eşinin yüreğini hissetti ilk kez objektif olarak...Eşinin yansımasını gördü kendi gözlerinde...Onun diğer kişiye olan sevgisini gördü...Hani ondan ayırmak için çocuklarını göstermediği kişiye olan sevgiyi...Sevginin güçlülüğü karşısında şaşıp kaldı...Kıskandı...Eşini değil ama...Sevgiyi kıskandı...Sevilmeyi özledi, istedi bir an...Ve geç de olsa sevgiye saygı duydu...Kabullendi varlığını...\n\n   Çocukların cıvıltılı sesleriyle inledi ev bir anda...Neşeli kahkahalarla yankılanıyordu duvarlar...Çocukları mutluydu...Eşiyle mutluydu...Anne ve babalarını seviyorlardı...Biri olmadığında üzülüyorlardı...Eksik kalıyorlardı...O yüzden geri getirmek istemişti eşini...Yalan! ! ! En azından eksik...Çocukları eşini görmediği zamanlarda üzgündü...Ama o göstermediği içindi...İzin vermediği içindi...Hem öncesinde de çocukları üzgündü...Evde kavga patırtı eksik olmadığı için...Sevgi ve saygı sarsıldığı için...Tartışmalar çocuklarının benliğine kazındığı için...Çocuklarına bunu nasıl yapmıştı? ? ? Onları herşeyden herkesten korumaya çalışırken nasıl kendinden koruyamamıştı? Onların mutluluğu tek hayali ve gerçeğiyken nasıl mutsuzluklarına sebep olmuştu? Kahroldu...Hatasını telafi etmeye karar verdi...\n\n   Yeni kararları şekilleniyordu düşüncesinde...Yeni hayatına yön verecek yeni kararlar...Hem kendini hem de eşini azat etme kararları...Evet evet, şimdi azat olmak azat etmek vaktiydi...Tüm toplumsal tepkimelere karşı bireyselleşme sürecini tamamlama, tüm duygulanımlarla insan olma vaktiydi...İkisine de yeni ufuklar açma zamanıydı tüm özgürlükleriyle...Çocukları hüzünden, mutsuzluktan kurtarma vaktiydi...Anne babaları ayrı olsalar da aradaki sevgi ve saygıyı hissetmek çocuklar için mutluluk olacaktı...Kavgalardan yorulmuş benlikleri ayrı ayrı da olsa anne babalarının sevgisini yaşama fırsatı bulacaklardı doya doya....Sevgiyle büyüyeceklerdi...Hayattan alınması gereken sevgi, saygı,anlayış, huzur ve güveni alarak büyüyeceklerdi...\n\n   Yeni kararlarının sevinçli heyecanıyla içi içine sığmıyordu...Hemen yan odada almalıydı soluğu...Hemen ona müjdeli haberi vermeliydi...Bir dost olarak en başta...Onu azat edeceğini söylemeliydi..Söyleyecekti...İki dakika sonra söylemişti bile...Yeni hayatlar başlamıştı...Sevgiyle dolacak, sevgiyle geçecek yeni hayatlar...Eşini geri alamamıştı ama hayatı geri almıştı sonunda....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GeRi ÇaĞıR ÇıĞlıĞıNı,",
        "poet": "Mine Özdemirtaş",
        "poem": "\n\nResmedilmemişliğinin fonuna sarı gülleri yakıştırırdın ya hep, hüzün kokulu\nGaliba; bu senin kızıl ötesi özenle renklendirilmiş,en sarı solgunluğun.\n\nAsılı kalmasın diye zamanda,topla çığlığını hemen. Dil altına geri sar.\nUnutma. içindeki açlık değil. aksine, ölüm orucundaki doygunluğun.\n\n'Ha gayret gönül tahtım.... bu senin, hasat öncesindeki son olgunluğun.'\n\n28/05/2004... kartal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri Dön",
        "poet": "Yusuf Kemal Çetin",
        "poem": "\n\nSenden sonra kimseyi göremedim,\nGözlerim sende kaldı.\nSenden sonra kimseyi sevemedim,\nYüreğim sende kaldı.\nSenden sonra kimseyle yaşayamadım,\nBedenim sende kaldı,\nGeri Dön.....\n\nGörüşelim buluştuğumuz yerde,\nKavuşalım ayrıldığımız yerde,\nSevilelim yeniden yarım kaldığımız yerden,\nBu sevdamızı tarihi yazalım,\nSenden sonra bende mazide kaldım.\nSevgi bizede yakışır birleştir ikimizi,\nGeri Dön.....\n\n08/01/2004\nperşembe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri don",
        "poet": "Yüksel Akkas",
        "poem": "\n\nGiderken beni hic dusunmedinmi\nAklina gelmedimi arkanda kalan\nAskim ayaklar altinda eziliyor\nSevdam geri don, sen neredeysen? \n\nGittin sevgilim geri donmedin\nEller seni cok mu sevdi? \nGideli aylar oldu gelmedin\nAskim geri don, sen neredeysen? \n\n2 Aralik Cumartesi 2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri Çevirme Yarabbi",
        "poet": "Hülya Karaca",
        "poem": "\n\nDünyaya gözlerimi açtığımda ağladım,\nBelki nefesimi dahi tam alamadım.\nAcayip bir durumdu oksijeni tatmak,\nFarklı bir ahenk canlılara katılmak.\n\nBir cemre bir pıhtıdan ibaretken,\nŞimdi el ayak oldum hayret! \nAna rahminde zikir Allah iken,\nDünyada niyet azamet.\n\n‘ Agu’ sözcükleri döküldü dilimden,\nSonra ‘anne-baba’ derken artık konuşuyorum.\nAllah diyordu dilim, Seni zikrediyordu zihnim,\nNasıl emek verirsen o şekilde mahzen.\n\nOkula gidip ‘A-B-1-2’ öğrendim.\nEzan sesleri hala ninni misali kulaklarımda.\nGözlerimden yavaşça inen damlalar,\nSadece hasretinle yanar…\n\nNamaz zamanı gelmiş habersizim,\nO zaman Dünya meşakkatindeydim.\nAnam babam nedendir sorarım,\nAşılamadınız beni ibadete.\n\nArtık evlilik çağına gelmişim,\nYapmamış olsam da bütün işlevlerimi.\nYinede senin kapına geldim,\nBeni geri çevirme Yarabbi!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerek  var  mı..?",
        "poet": "Şehri Karakaya",
        "poem": "\n\nSadık mıyım bilmem ki verdiğim söz akdime...\nUzak mı yakınmıyım dünyadan göç vaktime...\nBeşer biziz kul biziz bir gün çıkarız yola...\nYol belli yolcu belli gerek var mı takdime...?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri Dön",
        "poet": "Osman Demircan",
        "poem": "\n\nSen hiç o şarkıyı dinledin mi peki? Hani Sezen Aksu, ' Geri Dön ' diyordu. Seni hatırladığım o şarkının her notasında kalbim narkoz yemiş bir bedenin içindeydi sanki. Hatıran neşter gibi bedenimi keserken, sana sardığım kollarım kayıtsızca yanlarıma düşüyordu. Senin yokluğun beni böyle kolsuz kanatsız bırakırken, kimbilir sen kimin yanında kelebeğe dönüşüyordun. Senin anı yaşadığın bensiz zamanlarında, ben biriketlere bağladığım gülleri denize atıyordum. Ah yanında beni acıttığın gibi yokluğunda da ıstıraplar içinde bırakıyordun. Güllerin boğulduğu o dalgalı saatlerimde, sen kim bilir hangi aşklara yelken açıyordun. Sana dokunamamak ve seni bir başkasının yanında düşünmek, kırmızıya dönüşen gözlerimden aklımın fışkıracağı korkusu yaşatıyordu bana. Sana ne geri dön diyebiliyordum ne sana koşabiliyordum. Kaldırımda annesini kaybetmiş çocuk gibi sağa sola ağlamaklı bakıyordum. Seni kaybetme duygusuyla çocuklar gibi ağlıyordum. Senin ellerine sığınırken, senin arkana sığınırken, beni öylece koyuverip gitmen beni sırtımdan vuruyordu. Oysa senin sevginle büyümüştüm, sevgisizliğin dünyasında. Çocuklar gibi şendim senin yanında. Bana yaşattığın onca aşk oyunlarından sonra, arkasına saklandığın gururunla bana saklambaçlar yaşatacağını hiç bilemedim. Aşkın saf sayfalarında, gül kokulu şiirlerini okuduğumda, o sayfalar arasında aşkımızın kupkuru bir güle dönüşeceğini düşünemedim. Aşkın hep çocuk şiirleri kadar saf kalacağını sandım. Yanıldım sevgilim. Aşk insanı çocuklaştırırken, ayrılık insanı olgunlaştırıyordu. Şimdi dalları kırık bir ağaçta olgun meyveyim. Ne yazık ki dudakların yanımda değil. Şimdi başkalarına çocuk şiirleri ezberletiyorsundur. Sen de dudaklarına kırmızı gülleri sürterek, anı yaşadığın o saatlere göz kırpıyorsundur. Oysa şimdi o gözlerinle buluşmayı çok isterdim. İsteklerim evimin tüm duvarlarını sarıya boyadı. Senin gidişin ise kapımı siyaha boyadı. Ben narkoz yemiş bir hasta gibi adını sayıklarken, sen dönmedin bana; ama ölümüm eşikten döndü. Yarı cenaze halimle sana geri dön diyemedim. Bir ölüye ağlarken yakınları, ben ise senin uzaklığına bir yarı ölü gibi ağladım. Sana sesimi duyurup da geri dön diyemedim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri Döndüm",
        "poet": "Selver Güvercin",
        "poem": "\n\nYıllardır kuytu köşemde\nSessiz sakin uyumuştum\nKimse görmeden kendimce\nKüçük küçük hayaller kurmuştum\n\nKaranlığın içinde bir ışık görür gibi oldum\nZannettim ki yıllar sonra onu buldum…\nHayalmiş,\nBuda anladım hayalmiş\nHayal değil korkunç bir yalanmış\nAyağa kalkmak için \nUzanmıştım ya hayalinin peşinden \nÖyle bir yıkıldım ki \nKemiklerim birbirine geçti…\nGörmek istedikçe kaçtın\nDuymak istedikçe sustun\nKaç, kaç cehennemin ta körüne kaç\nSus,\nKıyamete kadar sus,\nMahşere kadar sus\nBen ağladım, sen ağlayama\nDüğüm düğüm olsun boğazın\nHıçkırıkların dizilsin boğazına\nAkamasın gözyaşların…\nÇalmak istedim gitarımı\nÇalamadım\nBuz gibi, ceset gibi geldi elime\nSoğumuşum, nefret ettim\nİstersen gel bağır kulağımın dibinde, \n“Seni seviyorum diye”\nDinlemiyorum seni, duymuyorum.\nSoğumuşum, nefret ettim\nVe akılsız başıma kahrettim…\nDerler ki \nBüyük nefretlerin ardında\nBüyük aşklar yatar\nYalan\nVallahi yalan\nBen senden nefret ederken\nAşkımı ve hayatımı kaybettim.\n\nÇok istemiştim bir zamanlar\nBir kez beni sevdiğini \nDudaklarından duymayı\nEn azından mezarımın başında \nGelip söylemeni\nİstemiyorum artık bundan sonra \nCehennemin ta körüne kadar yolun var\nNereye gidersen git\nSenden nefret ettim\nVe akılsız başıma kahrettim…\n\nBelki bir daha yazmam \nBelki gitarımı da çalmam\nSenle onları da gömdüm\nBunları hiç yaşamamış gibi\nSildim ve toprağa gömdüm\nSilik, basit,\nAma mutlu bir hayata \nGeri döndüm…\n\n\t\tEylül 2006 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri Döndü Efsane",
        "poet": "İrfan Bayazıtoğlu",
        "poem": "\n\nTrabzon kalktı şaha, bak koşuyor dört nala \nTek gündem biziz artık, baksan hangi kanala \nArkasında tüm şehir, Ayşe, Fadime hala \nTeşekkürler Şener'e, teşekkürler Şenol`a\n\nTarihdeki başarı, ders mevzusu okula \nGeri döndü efsane, korku saldı dört kola \nTrabzon`a engel olmak, Istanbul`a dert ola \nTeşekkürler Şener`e, teşekkürler Şenol`a\n\nDeplasmanda şenlik var, Avni Aker`de gala \nBize her yer Trabzon, uçarız daldan dala \nŞampiyonuz bu sene, bitime aylar kala \nTeşekkürler Şener`e, teşekkürler Şenol`a\n\nKenetlendi camia, eski yeni kolkola \nHedefti şampiyonluk, böyle çıkıldı yola \nÇok uzun geldi bize, yirmibeş yıllık mola \nTeşekkürler Şener'e, teşekkürler Şenol`a\n\nTrabzonsporlu olmak, nasip olmaz her kula \nKafa tutan tek şehir, milyonluk Istanbul`a \nDeğişilmez bu sevda, ne paraya ne pula \nTeşekkürler Şener`e, teşekkürler Şenol`a\n\nFener, BJK, Cimbom, olduk onlara bela \nBu yıl bitik işleri, okunur tezden sala \nBiz 7`ye talibiz,onlardan kıt imkânla \nTeşekkürler Şener`e, teşekkürler Şenol`a\n\nKolbastı, horonuyla, Trabzonlular şen ola \nFederasyon,Tahkimle, engel koysada yola \nYedirilmez hakkımız, ferman bu sağa sola \nTeşekkürler Şener`e, teşekkürler Şenol`a\n\n06.12.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri dön",
        "poet": "Sevinc Arzulu",
        "poem": "\n\nDostlar ferehi bölmezler,\nYamanlar erken ölmezler.\nNakesler qedir bilmezler,\nSevinc, geri dön, geri dön.\n\nOlmayıb ki üzün qara,\nInden bele üzün hara.\nRast gelmedin düz ilqara,\nSevinc,geri dön, geri dön.\n\nHanı senin ezizlerin,\nYol çeker ala gözlerin.\nYağış yuyacaq izlerin,\nSevinc,geri dön,geri dön.\n\nDost da sene yad kibidir,\nBir turşmeze dad kibidir.\nYalnız adın ad kibidir,\nSevinc,geri dön,geri dön.\n\nAğrıyacaqdır üreyin,\nQovuşacaqdır küreyin.\nKimse olmaz ki gereyin,\nSevinc,geri dön,geri dön.\n\nSanarlar ki düz ederler,\nDereni de düz ederler.\nDerdini on,yüz ederler,\nSevinc,geri dön,geri dön.\n\nDilim üste su almışam\nBir cavabsız sualmışam,\nGölü qanla sulamlşam,\nSevinc,geri dön,geri dön.\n\nQebrin üste kim gelecek,\nBaşdaşını kim silecek.\nAxı kim qedrin bilecek,\nSevinc,geri dön,geri dön.\n\nBudur senin alın yazın,\n“Hesret” deyer könül sazın.\nQurban olmaq neye lazım,\nSevinc,geri dön,geri dön.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri Dönemem",
        "poet": "Nizamettin Gökbulak",
        "poem": "\n\nÇok koşuşturdum ıssız soğuk dağlarında,\nYaya yürüdüm tozlu dumanlı yollarında,\nÇamurlu su içtim deresin de yaylasın da \nKader kötü vurdu beni geri dönemem.\n\nDudaklar çatlak susuzluk tan patlardı,\nEllerim sağalmazdı hep çatlak, çatlaktı,\nAğamın kahrı ciğerimi hep dağlardı,\nKader kötü vurdu beni geri dönemem.\n\nKaratopraktaki    tarlada  boşa kürek çektim,\nBüyük ağa yanında topraktan değersizdim,\nBabam yoktu, anama yoktu ben yetimdim,\nKader kötü vurdu beni geri dönemem.\n\nGece gündüz aç karına çalışmak emirdi,\nKoruyanım yoktu çünkü kol kanat kırıktı,\nBibiler acırdı, tatmadığım yemekleri yedirirdi,\nKader kötü vurdu beni geri dönemem. \n\nNergis tepesinden inerken çok çarık attım,\nGecemi gündüzümü çalışarak birbirine katım,\nGitti boşuna çabalarım ağaya yaranamadım,\nKader kötü vurdu beni geri dönemem. \n\nOtuz yaşa kadar umutlarla ağam kandırdı,\nDört yol ortasına koyarak  sonunda   ağlatı\nBabaanne ölüce zorbalıkla mallarımı zapladı…\nKader kötü vurdu beni geri dönemem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri Dönme",
        "poet": "Gökhan Kirman",
        "poem": "\n\nBirgün seni seveni bulamazsan,\nGeriye dönüp bakamazsan,\nMahveddiklerini düşünür ağlarsan,\nArtık çok geç demek için kendini yorma,\nToprak olur seni umursayan bağrına basan! \n\nGeri gelmeye cesaret etme sakın,\nSen asıl seni seviyorum diyenden sakın,\nGittin demek ki yalanmış sevgin aşkın,\nArtık çok geç demek için kendini yorma,\nToprak olur seni umursayan bağrına basan!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri Dönüş Yok",
        "poet": "Sema Şener",
        "poem": "\n\nBir cami avlusuna bıraktım kalan zamanımı.. \nHayatımdaki iniş çıkışlara dayanamazdı yoksa.. \nIşıksız gözlerimle tepemde salınan güneşe baktım.. \nParlaklığı almadı gözlerimi.. \nGüneş ölmüştü... \nÖlü güneşin yanında duran pamuk şekerlerine takıldı gözlerim.. \nGüneşin ardından ağıta hazırlanıyorlardı.. \nBir an şimşek çaktı beynimde.. \nÇılgınlık içimde.. \nÇılgınlığın dikey boyutlarından yatay bir geçişle \nAcımasızlık sınırlarına kaydım bir anda... \nVicdanıma sardığım kalan zamanıma son bir kez dönüp baktım.. \nİçimde üzüntü kırıntıları aradım.. \nYoktu.. \nSoğuktan üşüyen ellerimi cebime soktum.. \nDudağımın sol kıvrımları arasına bir çılgın gülücük yerleştirdim özenle.. Normalliğimi de geride bırakarak senfonisi belirsiz bir ıslık eşliğinde \nÖnümde uzanan güneşsiz karanlığa adım attım.. \nAdımlarım hızlandı.. \nTarifsiz bir neşemiydi hissettiğim.. \nBilinmez... \nTek bilinen.. \nGeri dönüş yok..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri Dönüşüm",
        "poet": "Deniz Pirili",
        "poem": "\n\nçöpe attıklarımı çıkarsam\nalıp onları çöpten\nyeni bir hayat kursam\nkim bilecek boktan bir hayat yaşadığımı \nbaştan aşşağı yaşanmışlıklardan kurulu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri dönüşüm kutusu",
        "poet": "İkramettin Ceylan",
        "poem": "\n\nDömüşü olmayan bir yolculuk benimkisi,\nhani gitme kal desen yüreğini avucuna koyup\nbana uzatsan...\nTek başına kalmış savaş cocuklarının sesi gibi\ntitresede sesin, ne olur bana gitme kal deme\n\nÇünkü ben ne gidebildim nede kalabildim\nçünkü ben gitme kaları, geri dönüşüm kutusuna attım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gereklilik - Yeterlilik",
        "poet": "Cem Özdemir",
        "poem": "\n\nBir şiir yazacaksan..\nşiir..\nyürekte 'sevgi' ister..! \n..........\nBir tarih yazacaksan..\ntarih..\nyürekte 'coşku' ister..! \n..........\nBir kader yazacaksan..\nkader..\nyürekte 'sezgi' ister..! \n..........\nKendini yazacaksan..\nsadece..\nyürek ister..!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri Dur",
        "poet": "Mustafa Katırcı",
        "poem": "\n\nEvet öfkem çok büyük, çünkü sevdam okyanus\nSev dedin bende sevdim, gösterme bana kâbus\nKaradeniz kanı var hem asiyim hem deli,\nBana atamdan miras bir şeref bir de namus...\n\nAt, avrat, bir de silah,emanet bırakılmaz,\nAnne en önemlisi bir kenara atılmaz,\nSevda yücedir yüce,çarşı pazar satılmaz,\nKavga erkek işidir, kadına anlatılmaz...\n\nEkmeğimi bölerim, bir öğün eksik yerim,\nKardeşimle paylaştım, elhamdülillah derim,\nHelalim bana helal, namusumdur namusum\nAşkımdır hayatımdır,sadece ben CAN derim...\n\nDelişair dürüsttür, elin oğlu dürüst dur,\nEvinde bulgurun var, pirincimden geri dur,\nBu yüreği bilirler, öğretmenler, şairler,\nBurda sana ekmek yok, git tezgâhı dam'a kur...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri Geleceğim",
        "poet": "Tayyibe Menengeç",
        "poem": "\n\nSevgi yemyeşil erik ellerimde, sevgi kaya üzerinde kına\nsevgi düşlerimde avaz, avaz bağaracak Dünya'ya, can\nTaneleri yeşerecek, ellerine. Yeşil erikler bırakacağım.\nBen o zaman, ben olacağım. Şimdi ben, benden uzak \nyaşıyorum. Ama geri geleceğim. Avazım çıktığınca ölü \ndüşleri yaşatmak için...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri Geleceğim",
        "poet": "Selçuk Üzüngel",
        "poem": "\n\nKuruldu Osmanlı Devleti gün yirmi yedi ocak\nKavga ve kuru cihangirlik davası olmayacak\nPeygamberin izinde adımlar daim atılacak\nDünya bizleri kıyamete kadar unutmayacak\n\nBirileri yaşatsa bile bizlere fetret anlarını\nDavadan dönmeyeceğiz İslam Sancaktarlığını\nYapmaya devam edeceğiz yirmi bir yılımızı\nBekleteceğiz isteriz övülen Fatih olmayı \n\nZalime Yavuz biziz mazluma Yunus gibileriz\nYıkılmadık Büyük Osmanlı olarak geleceğiz\nGeri gel ey Osmanlı özlem sesleri işitiriz\nHatırlanmalı kuruluş niyetimiz sebebimiz\n\n27 Ocak 2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri Gelmeyen Zamansızlıklara",
        "poet": "Mustafa Yavuzyılmaz",
        "poem": "\n\nSenin için; sana; senden...\nKalan son şarkıyı söyleyip, son sigarayı içip\nSon kadehi devirip; -ki sonsuzluğa hiç bu kadar yakın olmamışken\nEğilip öptüm bastığın taşları...\nBütün enkazların altında kokunu aradım...\nHer mevsim göç olur bu şehirde; \nSessizce gidişini izlemeyi...\nÇünkü ilk defa diliyorum Tanrıdan \nBirinin yanına gömülmeyi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri Gelin",
        "poet": "Ateş Han",
        "poem": "\n\nSevgi içinde kalan insanlık, mavi gök ve güneş, yitik pencereler\nGeri gelin, \nYollarında yürüdüğümüz şehirler, hırçın dağlar ve kızgın yıldırımlar…\nÖfkenin adı ,büyük kavgalar çakallar ve kurtlar… \nToprağı yırtan tohum, yalnızlığında boğulan adam, unutulmuş düşler…\nGeri gelin,\nÇoşan nehirler, büyüyen kalabalıklar ve türkü tadında hasret duyduğumuz bacılar\nAteşle oynayan, tehlikenin içinde kemiği eriyen babalar\nAğlayamayan babalar bir bıçak gibi geceyi döven adamlar\nKaranlığa tüküren, yıldızları omuzlayan, günleri yıkayan adamlar\nGeri gelin,\nKaranlıkta aydınlığın yok olduğu ama umutu doğuran günler\nUzayan sevdalar, büyük aşklar, harçanmış zamanın derin ve pürüszüz hazzı\nDenizin, yakamozun öyküsü soylu aşklar ve ıssız efsanevi yalnızlıklar\nSisler bulvarında kaybolan gençliğimiz, ilk heyecan bıyıkları terleyen çocuklar\nGeri gelin,\nKalbin buğusunda tüten namuslu yıllar, eski zamanı alıp satan sokakları arşınlayanlar\nNerdesiniz can çekişiyor gençler, çocuklar sıyrılın bir zamandan ve nüfuz edin mekana\nUtanma duygusu, elleri nasırlı analar uykusuz analar göğsüyle dünyayı taşıyan analar…\nGeri gelin, geri gelin……\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri Gelmez Hayatlar..",
        "poet": "Mehmet Sever",
        "poem": "\n\nGeri gelmez hayatlar bırakıyorum ardımda..Attığım her adımda sessizlik..Gözlerim yavaş yavaş buğulanıyor..Yokluğunu tadıyor gibi tenim..Her saniyede daha düşüyor..Üşüyor içim,çekiliyor kanım..Beynim her anıda duruyor..Sensizliğinle ilk defa baş başa kalıyor bedenim..Ne yapacak bilmiyor, sensiz dayanabilecek mi onu bile tahammül edemiyor..Garip geliyor yokluğun.Üşütüyor içimi,parmak uçlarımı donduruyor..Her anıda hıçkırıklara boğuluyorum..Tutamıyor kendini bir boşlukta sonsuz düşmekle cezalandırıyor bedenim.. Yokluğunda seni düşünmek bile güzel geliyor bana.. Ama seni istiyor her anda aklım,ruhum kalbim,tenim ve en önemlisi seni arıyor dudaklarım!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri Gelmez.",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nHayat sırtta ağır yük, ölüm vermez endişe, \nHikmetini bilenler, bilmem ne der bu işe. \nAkıl erdiren var mı, bu geliş ve gidişe, \nGelenler az kalıyor, gidenler geri gelmez. \n\nGaflet keser yolları, cehalet veriyor gaz, \nAklımıza gelmiyor, ne namaz nede niyaz, \nŞımarık çocuk gibi, durmadan ederiz naz, \nCeylan gibi sekerken, yaşlanmak akla gelmez. \n\nZan ederiz bu alem, bizim için kurulmuş, \nBak kâinat ırmağı, akıp, akıp durulmuş, \nBilmezmisin hilkatin sırrı sana sorulmuş, \nÇalışıp cevap vermek nefsin işine gelmez. \n\nBu hal böyle giderse, iyi görünmez sonu, \nKulak ardı eyleme, ihmal etme sen bunu, \nHerşey açık ortada, yokki meçhul bir konu, \nİşin aslını bilmek, nefsin işine gelmez. \n\nGelmeden yolun sonu, hazır ol sen sonuna, \nZevki sefayı terk et, gitmese de hoşuna, \nHak bildiğin işi yap, yok hiç bir şey boşuna, \nUnutma geçen günler, bir daha geri gelmez.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri Kafalı",
        "poet": "Hıdır Altaş ",
        "poem": "\n\nAlımlı bir hatun geldi evime\nSaçları örülüydü geride\nDedim buda nedir mübarek günde\nDedi sen anlamazsın geri kafalı\n\nKüpe takar gezer kulağına\nPantolonun kemeri inmiş kıçına\nAllık sürüştürmüş yanaklarına\nDedi sosyete böyledir ey kafalı\n\nUğradım sosyete mahallesine\nDedim erkek takarmı küpe\nDediler o hıyar durur kuaförde\nDedi zamane böyle geri kafalı\n\nTurhaniyem zamaneye sordum\nSonra cevabı onlarda buldum\nDediler özentidir bu durum\nHala bana der durur geri kafalı\n\nAŞIK TURHANİ-ANTALYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri Kafalı",
        "poet": "Aşık Turhani",
        "poem": "\n\nAlımlı bir hatun geldi evime\nSaçları örülüydü geride\nDedim buda nedir mübarek günde\nDedi sen anlamazsın geri kafalı\n\nKüpe takar gezer kulağında\nPantolonun kemeri inmiş kıçına\nAllık sürüştürmüş yanaklarına\nSosyete böyledir ey geri kafalı\n\nUğradım sosyete mahallesine\nDedim erkek takarmı kulağa küpe\nDediler o hıyar durur kuaförde\nZamane böyledir ey geri kafalı\n\nTurhani'em zamaneye sordum\nSonra cevabı onlarda buldum\nDediler özentidir bu durum\nHala bana der durur geri kafalı\n\nakdenizin parlayan yıldızı Aşık Turhani-ANTALYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri Kalma!",
        "poet": "Kadir Soytürk",
        "poem": "\n\nArkalarda cehennem, ileride cennet var\nGerilerde kalırsan, uzay bile olur dar! \n\nYa  şehidsin,ya da gazi\nGeri kalma,ileri git! \nMevla olsun,senden razı\nGeri kalma,ileri git! \n\nSensin Fetihin sahibi\nSana müjde verdi Nebi.\nOlursun dilenci gibi,\nGeri kalma,ileri git! \n\nHayretmeyen hayır bulmaz,\nBu dünya kimseye kalmaz.\nGeri kalan  puan almaz,\nGeri kalma,ileri git! \n\nBuyuruyor Rabbimiz: 'Hayırlarda yarışın! '\nSevabın,günahınla  'O'nadır son varışın!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri İstiyorum",
        "poet": "Şerif Erginbay",
        "poem": "\n\n\nYılkı atları mutluluğu aradığım! \n\nYürüdüm ucuna kadar falezlerin. Bedeli ödenmiş özgürlük kıpır kıpır\nayaklarımın altında. Gökyüzü sıkılıyor, sıkılıyor durmadan kendi boşluğunda.\nŞarap kokulu bir rüzgârla gidiyorum aşka.\n\nKovuldum da geldim yurdunuza. Esmer şarkıların yitik topraklarından.\nUğursuzum; ya durdurun, ya da vurun beni! Aradığım yılkı atları mutluluğu.\nGeri istiyorum gökyüzünün buzul sarhoşluğunu! \n\nAvuçlarımı parlatıyorum kömür ve elmasla. Gençliğimden miras o uzun\nve mutlu yarayla büyür çocuklarım. Oymayın göklerin kabuğunu,\nyanmasın akşamlar sıcak kanla! \n\nGöçebenin gökdelen buluşması: Ay sararır usulca yurtsuz bir çocuğun\nsaçlarında. Durdurun ya da vurun beni on beş yaşın suçlarıyla! Yürüyorum\nucuna kadar falezlerin. Bekliyorum kollarımda bir yığın bulut. Bekliyorum\nyılkı atları mutluluğunu göklerin...\n\nGökyüzü sıkılıyor. Gökyüzü sıkılıyor sabahı çalınmış akşamla! \n\nGeri istiyorum, esmer şarkılarımın yitik topraklarını.\n\nGeri istiyorum! Geri istiyorum daha fazla!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "* Geri Sayım **",
        "poet": "Funda Gülseven",
        "poem": "\n\nGeri sayımı başlamıştı hayatının... Hayata borcu olan son nefeslerini sıralıyordu ardı ardına... Günlerden haftalara, haftalardan aylara, aylardan yıllara tümlediği ömrünün bitiş çizgisine yaklaşıyordu....\n\nBu nasıl bir çözümsüzlüktü? Tek bir bilineni bile olmayan denkleminin sonsuz cevapsızlığında savruluyordu... Hayata mahkum olmuş, duyguları pörsümüş, ruhu dağılmış, hayalleri çökmüş, yorgun, umutsuz biriydi artık...\n\nÇemberin dışında olmak istemeyen ama çemberin içine bir türlü giremeyen biriydi... Ömrünce çemberi daraltmayı ve az- öz kılmayı zamana bırakan ama zamana yenilen biriydi... Başkalarını kendi karanlığının korkutuculuğundan ve soğuğundan korumaya çalışırken, kendi karanlığında boğulan, üşüyen, korkudan kaskatı kesilen biriydi...\n\nKendi kendine yetmediği, kendi kendini dolduramadığı bu hayatta, başkalarına yetmeye çalışmak, kendi boşluğundan taşıp onları doldurmaya çalışmak ne zordu... Ne zordu kendi her an ölmekteyken, başkalarına her gün can katmaya çalışmak...\n\nKoskoca canlı bir bedene, koskoca ölü bir ruh sığdırmak ne zordu... Ne zordu tıkalı nefeslerine zoraki bir gülüş kondurmak... Ölüyken yaşamak, yaşarken ölümden kaçmak ve ölümü özlemek ne zordu...\n\nSevgi yeter diyorlardı, sevgi umut katar diyorlardı... Evet sevgi umut katıyordu ama sevgi yetmiyordu hayat savaşlarında... Sevgi hayata karşı koruyamıyordu onu ve o sevgiyi koruyamıyordu hayata karşı... Sevgi hayattan yara alıyordu, sevgi kanıyordu... Sevgi umut katarken, hayat umut çalıyordu... Hayatla sevgi iki ezeli düşmandı sanki... O yüzden değil miydi sevgiyi hayattan uzak tutmaya çalışması? O yüzden değil miydi sevdiklerini kendinden uzaklaştırmak isteyişi? \n\nKonuşurken susuyordu hep, susarken konuştukları duyulmuyordu... O hep neşeliydi pembe çerçevelerin yansıyan yüzünde, onun hüznü okunmuyordu, cam sırlarının ardında tutuyordu kendi nefessiz hüzünlerini... Kendi ölümünü yaşam perdesinin ardında yaşıyordu... \n\nGeri sayımı başlamıştı artık... Yaşamayı, varolmayı başaramamıştı bu hayatta... Tek umudu yok olmayı başarabilmekti... Jübilesinde şahlanmak ve kendine yetebilmekti... Tek isteği ruhunu özgür bırakmaktı... Tek isteği huzurdu.... Huzur kapıdaydı... Kapı açılmayı bekliyordu geri sayımın son demlerinde...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri sayım",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nYaş otuz beşe geldi, başladı geri sayım,\nGitti gidiyor gençlik, her şeyin farkındayım.\nÇaldırmış Cahit Usta, ömürden yirmi dört yıl,\nBilmem bizim ne kaldı; kaç yıl, kaç gün, kaç ayım.\n\n24 Ağustos 1999-Salı/ İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "------------------------------Geri Kalmış Toplumlar Sadece Teknolojide Değil Her Alanda Geridedir.",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nGeri Kalmış Toplumlar Sadece Teknolojide Değil Her Alanda Geridedir.\n\nGeri kalmış toplumlar nasıl ki teknolojiyi geriden takip eder, sosyal yaşamlarında da aynı gerilik vardır. Dünya’da iflas eden sistemler en son onlarda hüküm sürer. Krallıklar, kominizim, faşizm, din devleti şeklinde yerleşik olan idareler şimdi yerini kapitalizme devrediyor.\n\nBu toplumlar genelde dini inançlarıyla ön plana çıkarlar. Din yüzünden geri kaldıklarını söylemiyorum ama dini geri bıraktıkları kesin. Çünkü dinden beslenirler, dini tüketirler…\n\nGünümüzde ayaklanan ve sonuçta işgale uğrayan geri kalmış toplumların bu ayaklanmalardaki kullandıkları görünürdeki söylemleri din ya da etnik kökendir. Yani mezhep ve ırk üzerinden örgütlenmişlerdir. \n\nPratikte şöyle işler: Geri kalmış toplumların alt yapıları olmadığından; başta eğitim, sonra iş imkanları, sanayi, üretim ve hizmet alanlarındaki yetersizlik yüzünden ekonomik sıkıntı içindedirler. Tepki olarak ise en kolay olan isyanı seçerler. Çünkü başka kabiliyetleri o kadar gelişkin değildir. Yani kendini geliştirip daha rahat yaşamayı başaranları fazlaca göremezsiniz taş atanlar arasında. Bazı uyanık diktatörler  halkı top yekun maaşa bağlayıp geçici bir süre isyana mani olur. Ama son tahlilde o para da yetmez; çünkü insanlar iletişimin etkisiyle tüketime alışmış daha fazla refah ister! Bunu elde etmek için ise çalışmak istemez, alışmamıştır çalışmaya;  çalışmak isteyen için ise ya kendi mesleki yeterliliği yoktur, olana da iş yoktur!\n\nİsyanı seçenlerin kendilerince bir haklı nedeni olmalı bu nedeni de din veya etnik köken üzerinden hallederler. \n\nSonuçta zaten zayıf olanlar bütünü de zayıf düşürür. Hep beraber pusuda bekleyenlere yem olurlar. \n\nÇanak tutanların çanağı kırılsın, başka ne denir ki. \n\nSaygılarımla,\nAhmet Bektaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri ver..",
        "poet": "Tülay İçen",
        "poem": "\n\nİstanbulun  arnavut  kaldırımları,\nGeri ver..! giden gençlik yıllarımı,\nGeri ver! O çocukluk  yıllarımı,\nGeri  ver.! ! \n\nİstanbul sokakları, İstanbul sahilleri,\nGiden  yıllarımın, sevdalarımın yolları.\nSahilinde  sallarken beyaz mendil,\nGiden gemilerin ardından sevgiliye.\n\nSeyrederken  İstanbulu Çamlıcanın tepesinden.\nGiden  gençlık yıllarım carpıyor  rüzgarın esintisiyle,\nTenimin sıcaklığına../Hissettiriyor  serinliğini..\nVurgun yemiş ahh! ! ! Gençliğim, yüreğim..\n\nÇık aniden..! Okul yolunda  karşıma,\nSiyah önlüğüyle,örgülü saçlarıyla çocukluğum.\nÇocukluğumun korkuları  ve sevinçleri...\nÇık karşıma.! şaşırt beni.! İstanbul sokaklarında.\n\nGecenin karanlığında denize düşmüş,\nYıldızlar  gibi parlıyan yakomozları izlediğim.\nİstanbul  sahilleri....Geri ver  çocukluğumu..! \nGeri ver gençliğimi..! Geri ver  kaybettiğim  Umudumu...! \n\n04/0/2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri Vites",
        "poet": "Mehmet Yaşın",
        "poem": "\n\nSusturuyor ileri geri konuşmalar.\nSözcüklerden korkar oldun...Azcık bir cesaret için \nonu geri aramadan bir dostu....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geride",
        "poet": "Denizhan Solmaz",
        "poem": "\n\ncanım günaydın\ngün güneş....\ngün sıcacık \ngece karanlık gece soğuk ayaz var dışarıda \nellerimi cebime sokmuşum \ngocuğumun yakaları kalkık\nyerler simsiyah sakız karası\nyerlerde ayak izleri yerler kar ve buz\nbir ıslık dudaklarımda bir umut gözlerimde\nönümüz kış\nönümüz hasretlik\nardımızda bıraktık sevişmeleri\nardımızda kaldı dostluk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri Verilen",
        "poet": "Fazıl Hüsnü Dağlarca",
        "poem": "\n\nPeki alınız sizin \nDaha istemiyorum \nBu el bu ayak \nBu duyu bu düşünce \nSizin \nDaha istemiyorum\nDallarda göklerde sularda \nAçılarım bir denklemle uykusuz \nBelki anlarlar beni \nSevindi....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri Ver Özgürlüğümü",
        "poet": "Muammer Çelik",
        "poem": "\n\nVefayı geceye koymuştun hani \nhani sabahlar düşmanındı senin \ngündüze kahredip, sitem ederdin\nAkşam olma, güne batma derdin... \n\nOnun için değilmiydi kadınım \nbenim hep gecelerde kaldığım \nyatağına ve yorganına kokumu \niçin için içinde tutuklu kaldığım... \n\nHer gece içine çekirdin sen beni \nsehere kadar okşardım bende seni \ngidivermiştin dolun ay’ın ardından\nsende tutuklu kalan özgürlüğüm idi \nbende geri istiyorum hepsini şimdi... \n\n24.05.2003\nBirDeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gericilere",
        "poet": "Fuat Eriçok",
        "poem": "\n\ngeriye bakılırken ileri görülür mü \neski geride kalmış yaşarken ölünür mü\nmehter bile bir geri iki ileri gider \nosmanlı tutkusuyla bu vatan bölünür mü \n\nbence gelin vazgeçin cehalet yaralansın \ngelişsin cumhuriyet daha sağlam kök salsın \nbiraz aklınız varsa yetinin de onunla\nhepsi gitmesin elden kelle yerinde kalsın \n\n(30 ağustos ’06)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geri ver...",
        "poet": "Erkan İnay",
        "poem": "\n\nGeri ver…\n\nGitti güzellikler,\nBitti zaman,\nGiden gelmez,\nSadece çığlıklarda kaldı…\nGeri ver,\nGeri ver….\n\nAdil olmayan amir,\nAdaleti bulmayan emir,\nHakkı verilmeyen demir,\nSonunda hep azap getirir..\n\nGeçti yıllar,\nBitti  gençlik,\nKalmadı  kayboldu,\nGelmez ne sen ne de ben..\nGeri getir,\nGeri getir…\n\nYanlış acele verilen karar,\nÖnü alınamayan zarar,\nKel neden saçını tarar,\nİnsanlar neden hep bikarar…\n\nGİTTİ GÜNLER,\nBİTTİ  HERŞEY,\nGELMEZ HİÇBİRŞEY,\nKALMADI BİR ŞEY,\nGERİ VER,GERİ VER,\n\nBire neden bin katılır,\nGerçekler neden sokağa atılır,\nDevlet malı neden pula satılır? \nVatandaşın yüküne yük katılır…\n\nSoldu güller,\nBitti güzellikler,\nGelmez hiçbir şey,\nGeri ver geri ver\nİki gönül  çıplaksa sadece rüzgar olur,\nZenginin aslanı, fakirinse kedisi olur,\nHer şey, sevgi bile rakamla  hesap olur,\nUymazsa hesap ne ev, ne de evlilik olur…\n\nGitti sevdalar,\nBitti sevgiler,\nKayboldu bütün güzellikler,\nGeri ver geri ver..\n\nGİTTİ GÜNLER,\nBİTTİ  HERŞEY,\nGELMEZ HİÇBİRŞEY,\nGERİ VER,GERİ VER,\n\nwww.erkaninay.com da flashını izleyebilirsiniz….\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geride Kalan",
        "poet": "Volkan İncel",
        "poem": "\n\nözlem ne kadar gelip kurulsa da \nbaşköşeye\nbir ana\nbir yar\ngerisi yalan\nherkes gider evine\nbitince talan\nbir evlat \nbir yar geride kalan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geride beni hatırladıkça gözlerinin içi gülen bir adam bıraktığımı bileceğim...",
        "poet": "Başak Ulutaş",
        "poem": "\n\nHasta kalbim...\nHasta ve yaşlı....\nDostunu bekleyen bir ihtiyar gibi\nGözlerim bu karlı pencere önünde \nTipiye saatlerce bakıp seni bekleyebilirim...\nEski günlerimizde ki gibi\nUzun yol koşamayabilirim...\nBeni aşarsa gayelerin nefes nefese kalıp\nSeni yalnış anladığım bir yokuşta can verebilirim...\nYokuşlara direniyorum \nÖlüme direnemeyebilirim...\nAma üzgün ölmeyeceğim....\nGeride beni hatırladıkça gözlerinin içi gülen bir adam bıraktığımı bileceğim....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geride Kalan Mutluluk...",
        "poet": "Mehmet Sever",
        "poem": "\n\nUzaklığın kadar yakınım sana. Ellerimle sunduğum bir dünyanın arta kalanlarından mutluluk yaratmaya çalışıyorsam,bunun adı düş-lere gebe kalmaktır.\nBen düş-tüm,sen ise gebeliğimin inkar edilemez yanı. Şimdi o yanım ve ben devr-i aleme çıkıyoruz. Ayak izlerimde değil,parmak izlerimde ara beni...\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Geride Kalan",
        "poet": "Dilan Esiroğlu",
        "poem": "\n\nEllerimi çocuklara verdim\nGüneşi kurtaracaklar\nYüreğim beş para etmez\nİkinci el satacaklar\n\nGözlerimi çocuklara verdim\nUmudu arayacaklar\nYitirilen ne varsa\nDüşlere soracaklar\n\nAklım başıma ziyandı\nKaldırıp çöpe attım\nDüşlerimi sattımdı\nBozdurup harcayacaklar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geride Kalan",
        "poet": "Güner Kaymak",
        "poem": "\n\nAldanma aynada gordugun guzelligine\nDaha cok uzun yillar var onumde deme\nBir ruzgar gibidir genclik eserde gecer\nSadece bir  avuc hatiralar kalir geride\n\nKiymeti bilinse zaman akip giderken\nHayat baska olur gencken guzelken\nYasli bir bedende genc duygularla\nYasamak guc amma ne gelir elden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geride Kalan Talebelik",
        "poet": "Ahmet Mansuroğlu",
        "poem": "\n\nTalebelik geride kaldı\nŞimdi senin talebelerin olacak\nAtatürk'te öğretmenden ders aldı\nSınıfın sevimli yavrularla dolacak.\n\nKaranlıktakilere güneş olacaksın\nBilginle nur saçacaksın yavrucuklara\nGeriliğe cehalete zincir vuracaksın\nHayat vereceksin yeşeren tomurcuklara.\n\nÖğretmenlik çok güzel hemde kutsaldır\nİbadettir bu yolda harcanan emek\nÖğretmensiz kalkınmak hikayedir masaldır\nHer öğretmen bir güneş demek.\n\nİdealin gerçek oldu ne mutlu sana\nBilği kaynağından, yavrular içisin kana kana\nHer geçen gün daha mutlu daha iyimser\nSan başarılar, sana tebrikler GÜLSER.\n\n  (Komşumuz Gülser Günyol'un Öğretmen okulunu bitirmesi dolayısı ile) \n\n  Antakya - Hatay\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Geride Enkaz Yığını Bırakan Babama Sevgilerimle",
        "poet": "Çilem Gamze Ertürk",
        "poem": "\n\nkahretsin işte yine babalar günü gelmiş..\nbu sensiz geçirdiğim kaçıncı babalar günü bilmiyorum\nküçücük avuçlarımda sahipsiz kalan kaçıncı hediyem? ? \nadını anımsak istemediğim bir babalar günü daha işte..\n\ndaha dün unutmaya çalışırken seni\nbugün yine aklımda olacaksın..\nbu sabah yine yediklerim boğazıma dizilecek..\ngözyaşlarımı nekadar saklayabilirsem işte….\n\nbugün dünya seni kutluyor baba\nbeni dünyaya getirip,sonra ardına bakmadan kaçtığın için\nher bulduğumda seni,arıycam kızım deyip beni orada öylece bıraktıgın için..\nkötü insanlar beni üzerken yanımda olmadığın için..\nbirkerecik göz yaşlarımı silemediğin için..\nbıraktığın boşluğu başkalırına yıkmaya çalıştığın için..\nannemi çaresizce yarı yolda bıraktığın için.. \nkutluyorlar seni…\n\nkedi bile yavrularını ağzında taşırken \nsen küçücük bedenleri taşıyamadın..\nsana nasılda ihtiyacım vardı..\nbiliyormusun sokakta çocuklarla atışırken ben hiç sizi babama söylerim diyemedim..\nanneminde gücü yetmezdi zaten..\n\nher doğumgünümde saatlerce bir tlfunu beklemek..\nsonrada annemin klasik yalanını dinlemek..\nbaban aradı kızım derken o çaresiz bakışlarını izlemek..\nkokunu hep başka birilerinde aramak….\n\nhani küçükken gezmeye giderdik \nsen baş parmağını uzatırdın bende küçücük avuçlarımla sıkıca kavrardım parmağını..\nhiç bırakmazdım..\nsanırım kaybolmaktan korkardım..\nnasılda korkmadan bıraktın ellerimi bu kurtlar sofrasında..\n\nbeni yarı yolda bırakıp arkana bile bakmadığın zamanlarda,\nardından öylece çaresiz bakıp dizlerimin üstüne çöker dua ederdim \nbikerecik dönüp bakman için..\nbelki bi kez göz yaşlarıma dokunsa döner diyordum..\ndönmedin…..\n\nkeşke beni leylekler getirseydi..\nbelki onlar senden daha çok severdi..\nher sabah pencereme konar neler yapıyormuş benim güzel kızım diye beni izlerlerdi..\nşimdi 28 yaşındayım kaç yıl daha böyle canımı yakarsın bilemiyorum..\nbildiğim birtek şey varsa olmadı baba bu sana yakışmadı..\nbende tüm dünya gibi seni kutluyor ve ayakta alkışlıyorum..\nbabalar günün kutlu olsun…..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geride Kalış... Üçgen 2 (Deneme)",
        "poet": "Funda Gülseven",
        "poem": "\n\nSevgili varlığı az önce gitti...Yokluğunun ilk sancıları vurmaya başladı...Sevdiği gitti günün ilk ışıklarıyla...En güzel sevgilerini yüreğinin en derinine yerleştirerek sevgi mabetlerinden çıktı ve gitti...Alnına o en sevdiği, en sahiplenici öpüşünü kondurarak gitti...En çok da o an zorlandı uyur taklidi yapmaya...Oysa bütün gece gözlerini ve ruhunu karanlığa ve sessizliğe bürümemiş miydi? Sessizce,derinden akıtmamış mıydı gözyaşlarını içine...Ne zormuş konuşmak isteyip de konuşamamak, sarılışına cevap verememek, gözlerinde kaybolup da tenini ruhunda hissedememek...Ömrünü adadığı sevgili varlığıyla son saatleri ne zormuş...Sessiz kalmak ne zormuş, tüm gece benliğini uyku tutmamışken uyur taklidi yapmak ne zormuş...Ama mecburdu...Yoksa gönderemezdi sevdiğini...Gidişine seyirci olamazdı...Uğurlayamazdı onu...Yüreği elvermezdi... Yüreği önüne serilirdi tüm gidiş yollarının...O yüzden kendi içinde yaşadı bu veda gecesini...Sessiz tiyatro misali kendi perdesinin kendine düşen rollerini oynadı tüm gece...\n\n  Gidişiyle gelişini hatırladı...Hayat tesadüflerden ibarettir dedi kendi kendine...Kader...Onun kaderi de buymuş işte...Onun kaderi sevgili varlığıyla yasak bir sevdaymış...Ama bu yasak sevdaya gözü kapalı girmemişti ki...Yasak olduğunu bilmiyordu...Evli olduğunu bilmiyordu...Bilse kapılır mıydı bu sevdaya? Bilemedi...Mantığıyla duyguları çatıştı...Ama kapılmazdı heralde, evli olduğunu öğrendikten sonra onu göndermeye çalışmazdı yoksa...Ama gönderememişti uzunca bir süre...Sevdasını gönderememişti...Her gece onun eşiyle olduğunu bilmenin acısına rağmen yine de gönderememişti onu, vazgeçememişti sevgili varlığından...Durdu...Düşündü...Acaba bu vazgeçemeyişin sebebi neydi? Bencillik mi yapmıştı yoksa sevgili varlığı için sencilliğe mi bürünmüştü? Galiba ikisi de...Onu yarı yolda bırakamamıştı...Ondan güveni ve huzuru alamamıştı...Ondan hep yaslandığı omuzunu çalamamıştı...Ona kıyamamıştı...Sevgilerine kıyamamıştı...İkinci kişi olmayı bile tüm acısıyla kabullenip yanında durmuştu hep,yanında olmuştu canında olan kişinin...\n\n  Zamanla sevgileri köklenmiş, sevgili varlığının evindeki sorunlar çoğalmıştı...Ve bir gün...Kapıda belirmişti sevdiği, elinde ve yüreğinde valizleriyle...’Sana geldim sevgilim, bize geldim...Temelli geldim...Ayrılığın acısını varlığımızla gidermeye geldim...’ diyerek gidişinde yaptığı gibi alnından öpmüştü onu tüm içten sıcaklığıyla...Sevilmenin ve sahip çıkılmanın o eşsiz hazını hissettirmişti yine...Buna rağmen git demişti o gün de, yüreği gelişinin sevincindeyken dilinden farklı akıyordu cümleler...Korkuları ve hayatın gerçekleri akıyordu...Yarım ağızla git diyordu aslında gelişiyle dünyalar onun olurken...Ve gitmemişti sevgili varlığı, gönderememişti....Ta ki çocuklarının hasreti derinden vurana kadar...Ta ki eşi çocuklarını ondan koparana kadar...Tüm çevrenin, herkesin dediği ağır, hakaret dolu sözleri sevgisiyle kaldırabilmişti ama bu vebali taşıyamazdı...Sevdiğinin çocuklarından kopuşuna sebep olma vebalini...O filmlerdeki yuva yıkan kötü kişi değildi ki...öyle olsaydı onu yürek yuvasından çıkartıp kendi yuvasına, ailesinin yanına gönderir miydi yüreği kanarken...Yüreği acımıyordu gönderirken, resmen kanıyordu...Paramparça olup oluk oluk dışarı akıyordu yüreği...Gözlerinden kan akıyordu...\n\n  Vebal...Yüreğine yük olan ve sevdiğini göndermesine yol açan o ağır vebal...Oysa sevginin vebali olur muydu? Sevgi günaha açar mıydı? Sevgi yasakla yaşar mıydı? Sevgiyi yormaya, sevgiye acı çektirmeye ne hakları vardı? Böylesine güzel bir sevgiyi hem de...Sevgisine kıyamadı, sevdiğine kıyamadı...Onu gönderdi...Canı yana yana, yüreği kanaya kanaya onu gönderdi...En zor görevi aslında sevdiğine vermişti...Gitmek...Gidişin sorumluluğunu ona yüklemek...Gidiş acısını taşımasına göz yummak...Ama mecburdu gidişini sağlamaya çalışmaya...Göndermese gitmeyeceğini biliyordu....Gidişini kolaylaştırdı sevdiğinin...Sevdiğini azat etti...Yuvasına gönderdi...Yüreğinden kopardığı kırmızı sevda kurdelasını bir paket misali sevdiğine sarıp onu eşine gönderdi...Onun acısıyla yetinmeye çalışacaktı bundan sonra sevgisiyle...Onun acısı bile güzeldi, sevda dolu...Ve geride kalışının sevgi dolu acısını yaşamaya başladı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geriden Gelen",
        "poet": "Esra Tafralı 1",
        "poem": "\n\nAnılar varolası kayıpsız günah\nGelecek bilinci sekteye uğratmış bir merak\nBeklemek her Yiğit'in uğradığı ilk durak\nSen gel yeterki kalanlar gelene son budak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geride Yalnızlık Bıraktılar",
        "poet": "Erdal İrfan",
        "poem": "\n\nEvcilik oynar gibi geçti bir hafta\nönce kız kardeşim ve yeğenim gelmişti \nbir pazar sabahı\naradan 3 saat geçmişti ki oğlum\n-baba havaalanındayım- demişti\nacaba uzun süredir yalnız yaşayan\nbana çok muydu aynı günde bu kadar sevinç\ndiye düşünürken sevinç gözyaşlarıydı \nhafiften akan…\n\nUnutmuştu kulaklarım\nevde bir kadın sesini\nçocuk sesini\nbebek ağlamasını\nama öylesine güzel de ağlanmaz ki bebek\nsen gidince yalnızlığımda senin gibi\ngüzel mi ağlar acaba\nsayılı günler değil mi\nçabucak geçer gider…\n\nBir pazar sabahı geldiklerinde\nsevinçten akan gözyaşlarım\nbu sabah ayrılıklara ağlıyordu\ngittiler geldikleri gibi\nhüzne kesmiş gözleriyle\nağladıklarını gizlercesine\ngittiler…\n\nBeni\nbenden ayrılmayan yalnızlığımla\nbaş başa bırakıp\ngeldikleri yerlere doğru\nçekip gittiler\ngeride hüzün\ngeride yalnızlık bıraktılar…\n\nŞimdi ben ayrılmaz yalnızlığımla\nel ele bu gece\nrakıya sarılıp\nOrhan Veliden\n-Derdin günün hasretlik\niçmeyip te ne halt edeceksin- okuyacağız\nbir ayrılık türküsü eşliğinde\ngidenlerin ardından\nkalan yalnızlığımla…\n\nGeldiler neşe içinde\nsevinç getirmişlerdi\nağlayan bebek sesinde\nmutluluk getirmişlerdi\nevcilik oynar gibi bir hafta sonra\ngiderken bana\nbekarlık sultanlıktır deyip\nkoca bir yalnızlık bıraktılar…\n\nErdal İrfan –Kral Sergin\n20 Mayıs 2007 Saat 09.30\n\n\n"
    },
    {
        "title": "gerilanın türküsü",
        "poet": "Şair Suphi",
        "poem": "\n\nher bakısına \nbinlerce  binlerce kursun yanlızlıgı\nanımsatır ölüm her ne kadar \nuzak olmasada sevdaya kursun işlemez \ngerillanın türküsünü söyler\ndilinde düşmeyen bir ezgi \ndersim dagları way lele way \nbir dag ceylanın gözlerinde kalır\nkendi....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerilim",
        "poet": "Mehmet Soysal",
        "poem": "\n\nBundan sonra hayatina ben olmadan devam et demesi; \nLisede ogretmenin bir konu okunurken Oglum arkadasinin kaldigi yerden sen devam et demesi kadar gerilim ve korku doluydu...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerileyen Türkiye Yahut Adnan MENDERES'e Öğütler...",
        "poet": "Nazım Hikmet Ran",
        "poem": "\n\nŞaşkınlığın bu kadarına doğrusu ya pes. \nBindiğin dalı kesiyorsun Adnan Menderes. \nİlle de asıp kesmek geliyorsa içinden \nEzmekte devâm et Barışçılar'ı, ama sen \nMeselâ Yalçın'ı da tıkıyorsun deliğe (1)\nİhtiyarcık sana azıcık cilve yaptı diye, \nGit, koş, elini öp, af dile, yüzünü güldür, \nO, yalnız altın kafeslerde öten bülbüldür. \nO, matbaalar yıktırıp kitaplar yaktıran, (2)\nO, büyük demokrat, O, hürriyetçi kahraman, \nMoskova'yı atomlayalım diyen insancı... \nKendine acımazsan bize bir parça acı. \nA be Adnan Menderes, böyle bir dal kesilmez, \nBöyle ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerilerde Kalan Çocuk Bayramlarımız! ....",
        "poet": "Su Coşkun",
        "poem": "\n\nGerilerde Kalan Çocuk Bayramlarımız! .......\nGeride bıraktığımız 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayram/ı/ları.\nBebek olduk, çocuk olduk.  Annelerimiz ellerimizi tutup götürdü Ulusal Bayramlara. Abla ve ağabeylerimizi izlemek için kaldırım kenarlarına birkaç sıra halinde dizilen büyüklerin önüne geçip izlemek için izin vermeyenlerin bacaklarının arasından geçtiğimiz bile oldu. \nNeşe içinde yerlerinde duramıyor, kıpır kıpırdılar ağabeylerimiz, ablalarımız. Kaldırımlara sığmıyordu halk. \nCoşkulu alkışlar yeri güğü inletir, eller şişerdi. Bayraksız ev olmazdı.\nOkula başladık. Bizde bayramlarda yerimizi aldık, alkışlar arasında resmi geçitleri tamamladık.\nBüyüdük... Anne baba olduk. Çocuklarımızı daha az kalabalıklarda götürdük bayramlara.. Öne geçmek için büyüklerinin bacakları arasından geçmeye gerek kalmamıştı artık. Daha az coşku ve alkış sesleri arsındaki bayramlara..\nÇocuklarımız da büyüdü. Çocukları oldu. Çocuklar çoğaldı bu kez…Onlarda bayrama gidiyorlar, az hevesli, biraz da okul isteğiyle.\nKaldırımlar neredeyse boş. Bayrama katılan öğrencilerden bazılarının velileri sadece.\nAlkışlar kesildi. Apartmanlardan ruhsuz, coşkusuz, heyecansız, alkışsız bakıyor binler…\nBen alkışlıyorum, annem alkışlıyor. Alt kattaki komşumu kışkırtıyorum, alkışlıyor… Bizim alkışlamamızı bile yadırgıyorlar, bize de öylece bakıyor yüzler… \nOysa her apartman bir mahalle artık. Apartman mahallelerde üç-beş bayrak asılı. Yarın,\n 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI! \nBahar da geldi. Hava güzel. Sıcak... Yazlıklar boş, sahiplerini bekliyor...\nBayram demek tatil demek. Yazlıkları olanlar çocuklarını alıp gitti...\nBayram coşkusundan kırıntı aramak bile saflık olacak.. \nKim getirdi bizi bu hale? KİM? ? ? ? ? ? ? ? ? \nSorgulamaya önce kendimizden başlayalım. Seçtiklerimizi gözden geçirelim. Nerede hata yaptık, bulalım... \nBayramlar… Ulusal Bayramlar, Dini Bayramlar kadar önemlidir. Hatta daha fazla önemlidir. Şöyle ki:\nİSTEDİĞİNİZ DİNİ SEÇEBİLİR, İSTEDİĞİNİZ YERDE, TARLADA, BAYIRDA, DAĞDA EVDE İBADET EDEBİLİRSİNİZ.. ANCAK:\nBİZLER DAĞ, NEHİR, DEĞİLİZ, PASAPORTSUZ, VİZESİZ BAŞKA ÜLKEYE GİDEMEYİZ. \nDİN KADAR ÖZGÜR  ' VATAN ' SEÇEMEYİZ! ! ! ! ! \nULUSAL BAYRAMLARDIR “VATAN SEVGİSİ” NİN GÖSTERGESİ. ANAVATAN' DAN UZAKLAŞINCA, ‘ELİN VATANI’ NDA SEVMEDİĞİNİZ KEREVİZİ BİLE, VATAN KOKUSU DİYEREK KOKLARSINIZ. BENİM GİBİ…\n23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN! ! ! ! \n\nSelam ve Saygılar \nMebrure Coşkunsu/ Su Coşkun\n\n(Not. istemeyen mesajı silip geçsin lütfen.\nyoğunluğum nedeniyle yorum yapamıyorum, ama şiirlerinizi okuyorum şair dostlar. bu sitede yorumdan çok şiir okumak için varım. iyi ki varsınız. şiirlerimi sadece sayfama ekliyorum..........)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerilla - Sinan Cemgil Ve Yoldaşları İçin",
        "poet": "Ekim Gençer",
        "poem": "\n\nGece soğuk bir rüzgar olup eser arasıra,\nGerilla dediğin yaralı kuş; \nDağdan dağa konan.\nKanatlarını kanatmanın sevinci yüreğinde,\nAvuçlarında bilmem kaç bin yılın ateşi.\n\nGece,\nKan olup yağar pencereme arasıra.\nSenin gerilla dediğin yeraltındaki dev.\nSağ omzunda ölümü taşır hep.\nHayat ayaklarında.\nİnadına yürür isyanın karanlığın aydınlatarak.\n\nGece penceremi aralıyor.\nGerillanın soğuk ruhu süzülüyor içeriye.\nÇınlatıyor odamı: '' Cesaret, cesaret, cesaret! ''\nİşte sana tüm devrimlerin formülü.\n\nÖlmelisin diyorum yeniden doğabilmek için.\nÖlüyor.\nGerilla dediğin gece ölür.\nÇan çalmıyor, yas tutmuyorum.\nSabaha birkaç saat var henüz.\nKalemimin ucunda bir gerilla doğuyor.\nTam da Lenin'in gölgesi düşerken ülkemin ortasına! \nBir gerilla doğuyor; \nAyaklanıyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "gerillanın Zaman farkı",
        "poet": "Osman Aktaş",
        "poem": "\n\nkurşunla bedenin buluştuğu an\nşimdiki zaman\ndüşüncede gelecek\neylemde geçmiştir\ngeri kalan\n\nNisan 88\nAnkara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerisi kara toprağın sorunu",
        "poet": "Hayrettin Taylan",
        "poem": "\n\nÇoğul tekilliğimin çoğulusun \nDaha çok çoğullarımız olacak\nDaha çok tutku oğullarımız olacak\nOlacak da olacak \n\nFilizimiz henüz magmanın filizini istiyor\nSevda amamız magmada kaynaşıyor\nYarın sularına sıcak bir geleceğe gemiyiz\nÖmrümüz yaşamın dumanlarıyla tütecek\nAl içinde al gelinliğine al renkler süsleyecek\nBir güzel amacın antolojisinde anılacak her şeyimiz\nBiz gitmekallarin   kesiflerinde umura umutlandık\nUmulmazların çeşnisinden umulan umman olduk\nŞimdi her şeyin beyazı bizden alınan beyaz\nGerisi kara toprağın sorunu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerisi Bahane",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nGerisi bahane, niyeti değer\nAcılar derinmiş, silsen onları\nYarini özleyen, elbette sever\nDost düşman görseydi bütün bunları\n\nAslında güzeli görebilmektir\nSevmekse sırrına erebilmektir\nEn güzel ibadet sevebilmektir\nDost düşman sarsaydı bütün bunları\n\nGöz yaşarmadıkça gönül ağlamaz\nYara hasret gönül farklı bağlamaz\nGökkuşağı olmuş renksiz dağlamaz\nDost düşman görseydi bütün bunları\nBahattin Tonbul\n15.1.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerisi",
        "poet": "İbrahim Ünlü",
        "poem": "\n\nDerdimi ayla hizaya getirdim\nVe şeytana bestelettim ıslığımı\nGecenin mimarı yine hayallerim\nYalanını sırtında taşıdı dilimin altı\nUzun boylu bir gidişin krizantem cesedi\nHer şeyde sen olmayanlardan bir hiçlik\nGerisi iyilik güzellik…! \n\nCennetimi bir kafire sattım\nSen cehenneme gidiyorsun diye.\nIslığımla çağırdım ifritler başını\nSen melekleri sevmiyorsun diye.\nBir tabla şu yer küre\nSilkinen bir sigara külü mazi\nBir asadır sevgilim hurma ağacında\nKünde künde gam şamarı iniyor enseme\nBir yumuşak buse…\nHer şeyde sen olmayanlardan bir hiçlik\nGerisi; iyilik güzellik.\n\nSaklanır bir sobe saklambaç potasında\nBir ıslık ıslanır iblisiyle beraber\nSevincinden donar bulutta su\nYüreğimde sensizliğin kanseri.\nHangi sigara ağzımdaysa,\nParmaklarım hemen sarımtırak leke…\nVe doğmayan güneş cezaya bırakılmış çocuk! \nKallavidir son kullanma tarihi geçmiş kadın.\nHer şeyde sen olmayanlardan bir hiçlik\nGerisi; iyilik güzellik.\n\nAzrailsiz kabzedilir tespihi tükenmiş böceklerin ruhu \nRağbeti mehtaplı gecelerdir düşlerin\nOlsun be, gözler bir sevmek birimi olsun\nHüzünle ebelenen lakin yalnızlığa yumulan sevdalarda\nHerkes kendi bedenine göre kefen.\nHer çekim zaman kiplerince müstağni…\nHava da tam sigara havası ha! \nHer şey var da bir sen yoksun bu hiçlikte\n\nGerisi vallahi billahi sahte:\nİyilik ve güzellik.\n\n29 ŞUBAT 2004 \nKONYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerisi kara toprağın sorunu değil",
        "poet": "Hayrettin Taylan",
        "poem": "\n\nÇoğul tekilliğimin çoğulusun \nDaha çok çoğullarımız olacak\nDaha çok tutku oğullarımız olacak\nOlacak da olacak \n\nFilizimiz henüz magmanın filizini istiyor\nSevda amamız magmada kaynaşıyor\nYarın sularına sıcak bir geleceğe gemiyiz\nÖmrümüz yaşamın dumanlarıyla tütecek\nAl içinde al gelinliğine al renkler süsleyecek\nBir güzel amacın antolojisinde anılacak her şeyimiz\nBiz gitmekallarin   kesiflerinde umura umutlandık\nUmulmazların çeşnisinden umulan umman olduk\nŞimdi her şeyin beyazı bizden alınan beyaz\nGerisi kara toprağın sorunu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerisi Ölümden Pay",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nBu sabah güneş parlak doğdu  yeniden.\nNe yıldız kaldı elimde, ne dolunay.\nBana ne gönül avutan beğeniden! \nBir ömür geçmiş, gerisi ölümden pay.\n\nBeni anlatan bir lisan bulamadım.\nYabancıydım bu köhne, yitik illerde.\nÇatladı kurak toprağım, sulamadım\nGarip heceydim gönlü tutuk dillerde.\n\n2 Haziran 2004 Çarşamba, Danimarka-Køge 23.42\n5+7\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geriye Bir Ben Kaldım",
        "poet": "Yavuz Mehmet Ertürk",
        "poem": "\n\nsenden bir tek gözlerin kaldı geriye\nbir mektup yazımı uzaklıkta hasretin\naltın sarısı saçların avuçlarımda\nbir de bir çay içimlik muhabbetin\n\nsenden geriye bir ben kaldım\nberaber keşfettiğimiz sokaklar\nyalnız gezen insanlar\nkocaman bir ah kaldı içimde\nbir de sensiz geçen nisanlar\n\nkimsesizliğim kaldı boğazın mavi sularında\nbir sarhoş eden sigara, bir kırmızı çakmak\ndolunay kaldı, asıldığı yerde ölümün\nkahretsin, bir de öylesine bir yaşamak\n\nbir rüya, ha yaşanmış ha yaşanmamış\nyarım kalmış şiir kitaplarında\ndefterler kaldı yakılası\nbir uzun ömür belki, \nsanrılar diyarında, \n\nsenden geriye, \nyazmak kaldı bu karanlık hicranı\nve okumak dağ başlarında uçurumlara\nve ayak uçlarında tertemiz bir bakış\nzamansız bir mevsim, bulanık bir kış\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geriye Dönüş",
        "poet": "Mustafa Eren",
        "poem": "\n\nDönelim yine gün ışığına,\nYeter alaca karanlıklarda dolaştığımız.\nAsır gibi gece yolculuğundan sonra,\nYeni güne dört elle sarılmalıyız....\n    *****\nDüşsel yaratılarla avunduğumuz,\nYeter uçarı hayallere esaretiniz,\nÖzlemleri sorgulamaya mı geldiniz,\nAnılar göz yaşı öfke ile döndünüz...\n                ******\n21*Temmuz*2003*DİDİM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geriye Kalan",
        "poet": "Şahin Cahit Yanık",
        "poem": "\n\nSen Asya çiçeği Türk bakışlı kız,\nSu misali akıp nereye böyle? \nFırtınaydı, geçti, bitti aşkımız, \nŞimşekleri çakıp nereye böyle? \n\nİster bütün cihan düşman kesilsin,\nBütün cihan beni seviyor bilsin,\nŞiir gibi destan gibi asilsin,\nGörkemini takıp nereye böyle? \n\nGönlümde bir umut bir iman kaldı, \nÖmrümde uğruna feda can kaldı, \nGözümde hayalin, heyecan kaldı, \nAnsızın bırakıp nereye böyle? \n\n17.02.2009 - Ataşehir \nŞahin Cahit Yanık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geriye Kalan",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nGeldim gördüm yaşadımda ne oldu,\nDüşün bu dünyada kim baki kaldı,\nÖmür bitti dostum vademse doldu,\nHüzün olur benden geriye kalan,\n\nİsteyenin olsun saray han hamam,\nZalim dünya senden bir şey anlamam,\nYaş altmışı geçti herşeyim tamam,\nHüzün olur benden geriye kalan,\n\nGeçti gitti nerde eski dostlarım,\nBundan bu dünyaya kendim küslerim,\nSıra bende şaşmaz benim hislerim,\nHüzün olur benden geriye kalan,\n\nÖlüm alır Adem oğlu Ademi,\nDüşünürüm ana baba dedemi,\nGünü gelir bende sağarım vademi,\nHüzün olur benden geriye kalan,\n\nİnsan oğlu benzer şaşkın robota,\nKalır iki kemik iki kabuta,\nCan çıkınca beden girer tabuta,\nHüzün olur benden geriye kalan,\n\nMezarımı uzun kazma derin kaz,\nAt toprağı taş üstüne garip yaz,\nSeven dostlar ağlar ederler avaz,\nHüzün olur benden geriye kalan,\n\nGarip Veysel Tokat Zile Çayırlı,\nHiç gülmedi yolu taşlı bayırlı,\nÖlümde olsa iste Allahtan hayırlı,\nHüzün olur benden geriye kalan,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geriye Kalan İleri",
        "poet": "Fazlı Akkuş",
        "poem": "\n\nHepsini anlatırsam\nAnlamı kalmaz ileriye\nHepsini anlarsan\nAnlamı kalmaz geriye\n\n29 Eylül 2007 Cumartesi 01:10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geriye Kalan",
        "poet": "Gürsoy Solmaz",
        "poem": "\n\nVeda ettim sahte yalan dostlara,\nBenim ile bir ben, görüşen kaldı...\nSelam olsun geri kalan dostlara\nNe veda eden, ne gönlü şen kaldı...\n\nZenginlik sandılar dünya malını,\nKırdılar gönlümün zümrüt dalını,\nUydurdular ömre son masalını,\nYüreğim günbegün perişan kaldı...\n\nZaman geldi sıra bize erişti,\nGizliler  aleni,açık görüştü,\nDoğru ile yanlış birden karıştı,\nKötüyü iyiyile yarışan kaldı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geriye Gözyaşı Kaldı",
        "poet": "Osman İnci",
        "poem": "\n\nSeninle geçen yıllardan,\nToz pembe dünyamdan,\nMutlu hatıralarımdan,\nGeriye, gözyaşı kaldı...\n\nSen gittin, ben yıkıldım,\nYıllar yılı, hep ağladım,\nGeçen günleri anımsadım,\nGeriye, gözyaşı kaldı...\n\nSeninle yaşanan günlerden,\nGerçekleşecek hayallerden,\nYaşayamadığım gençlikten,\nGeriye, gözyaşı kaldı...\n\nSensiz geçmiyor günlerim,\nHep ağlıyor şimdi gözlerim,\nHayal oldu tüm ümitlerim,\nGeriye, gözyaşı kaldı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Germeyin Beyim",
        "poet": "Bekir Sami Ünsal",
        "poem": "\n\nGERMEYİN BEYİM\n\nYekvücut olalım; basıp tek ize \nNe olur dönelim benliğimize \nHuzurlu yaşamak, çokmudur bize? \nCennet yurdumuzu germeyin beyim \n\nYemyeşil ovamız, zümrütten halı \nÜç yanda denizi, heybetli dağı \nMübarek toprağı; ağacı, dalı \nCennet yurdumuzu germeyin beyim \n\nTarihe yön veren biz değil miyiz? \nBayrağa şan veren biz değil miyiz? \nUğrunda can veren biz değil miyiz? \nCennet yurdumuzu germeyin beyim \n\nAlevimiz, sünnimiz, kürt ve lazımız \nTek milletiz, yurt sevgisi özümüz \n-Vatan sana, canım feda! Sözümüz \nCennet yurdumuzu germeyin beyim \n\nBoşnak’ız biz, Abaza’yız, Çerkez’iz\nGürcü’yüz, Tatar’ız tek bir milletiz\nOrtaktır tarihte, bıraktığmız iz\nCennet yurdumuzu germeyin beyim \n\nBir nefer olarak, biz ordumuzda\nDüşmanla çarpıştık, omuz omuza\nKanatlandık hep birlikte sonsuza\nCennet yurdumuzu germeyin beyim \n\nDüşman daim, bölüp yutmayı sever \nGafiller, sonunda dizini döver \nDer; esaretmiş, sonumuz meğer \nCennet yurdumuzu germeyin beyim\n\nBir olsun tasamız, kıvancımız bir \nFikrimiz hür olsun, vicdanımız hür \nO vakit çıkar hep, seslerimiz gür \nCennet yurdumuzu germeyin beyim \n\nHaksöyler’im gelmeyelim oyuna \nDüşman yan bakıyor; gelmiş yan yana \nAl bayrağın yıldızına ayına \nCennet yurdumuzu germeyin beyim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerisi Yalan Gülüm",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nZulme rıza zulümdür,\nİhanet ise ölüm,\nGün dediğin bugündür,\nGerisi yalan gülüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Geriye Dönüş*",
        "poet": "Nazlı Muhip",
        "poem": "\n\nKoşarak gidiyordun,\nkim önce gidecek dercesine...\nKoşarak geçtin önümden,\nhayallerine hayatına,umut ettiklerine,\nbekleyin geliyorum dercesine.\nKoşarak gidiyordun,\nkim yakalayacak dercesine...\nkoşarak geçtin önümden,\nhayallerine,hayatına,umut ettiklerine,\nbırakın beni gideyim dercesine...\nOysa farketmedin bile,\nben hep önünden geçiyordum...\nben hep hayatına,\nhayallerine,umut ettiklerine,\nhem yetişmiş,hem yakalanmış,dönüyordum,\nsenden kendi hayatıma,\nhayallerime,umut ettiklerime...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geriye Kalanlar",
        "poet": "Haluk Özdemir",
        "poem": "\n\nTatil yörelerine yapılan\nZamansız; mesela Ekim sonunda\nBir geziden geride kalan gözlemler\n\nDingin görünen kuru yosun kaplı bir kumsal\nUzanıyor öylece deniz son derece sessiz\n\nSon günde yakılan \nAteşten kalan karalar\nO yazın en güzel kızı için yapılan kavgalar\nKavgadan artan şişe kırıkları\n\nTutulmamak üzere verilen sözler\nKarşılıklı nazlar,kaprisler\nArada bir yaşanan gerçek sevgiler\n\nKimbilir hangi vücutlara kararsın diye \nSürülen kremler\n\nKullanılmış bir prezervatif\nKarpuz kabuğu biraz çürümüş\nKaçak sevişmelerin en ateşlisinin\nYaşandığı kumsaldaki izmaritler\n\nTarihin bir daha okunmayacak\nKişiye özel sayfalarında\nYitip gidecekler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerizler Başı 1",
        "poet": "Hasan Çakı Efe",
        "poem": "\n\nGerizler başından hoplayamadım aman aman\nDöküldü cephanelerim toplayamadım\nDüşman galip geldi haklayamadım aman aman\n\nAmanında aman efeler öldürmen beni\nGüzelde Cemile'nin yoluna soldurman beni\n\nMahkemenin önünden eğildim geçtim\nSol yanımdan gurşun yedim bayıldım düştüm\nAhbap düşman oldu ben buna şaştım\n\nAmanında aman efeler öldürmen beni\nGüzelde Cemile'nin yoluna soldurman beni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geriye Kalan İz Gibi Yara",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\nYıllardır taşıdığım kalbimde, bir tek aşkın oldu\nGün be gün sevgi ile çoğalırken sana ben\nAktığındı en ince kılca damarlarımdan sen\nGülüşlerinle heyecan bulurken, hazla doluyordu\nRuhum amansız hasta şimdi, geçmez bir yara.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Getirin",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nGidin arayın yâri, bulun haber getirin,\nHali hatrı nicedir, yazın defter getirin.\nMutluluğu bulmuşsa, yaban ellerde artık,\nBenden hiç söz etmeyin, denmedik sır getirin.\n\n17 Ocak 1991-Perşembe / Bilecik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Getirsin",
        "poet": "Muhlis Şutanrıkulu",
        "poem": "\n\nÇık kapıda bacada dur\nKokunu bana rüzgar getirsin\nBir ara arada sırada sor\nSesini bana teller getirsin\n\nGözünden akmasın yaşlar\nAyağına değmesin taşlar\nZamansız göc eden kuşlar\nSenin selamını bana getirsin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Getir Anam Püsküllü Çantamı",
        "poet": "Abdullah Tamnik",
        "poem": "\n\nGetir de anam püsküllü çantamı takayım boynuma\nBabam da bedel vermiyor validem gideyim yoluma\nBakın da beyler bakın da ağalar babamın halına\nBabam da tamah etmiştir validem dünyanın malına\n\nVudova ovasında bre validem vurdular beni\nBalkan yarımadasında bre validem gömdüler beni\nÇalınsın mahlemde bre çalınsın zurna davullar\nBabam da bir düğün yapacak dünyada angılsın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gerzan",
        "poet": "Seçkin Tok",
        "poem": "\n\nGerzan,\nMavimtırak yağışlı bir sevda,\nBalık etlisin fakat ruhsuz musun nesin; \nSandıkların yine mi kilitli? \nNe zaman açılırsa söyle o zaman geleyim; \nYastık altı altınlarımı bozdururum,\nSana ciciler alırım.\nÜstüm başım kifayetsiz pis,\nHiçbir şey yakıştırma ne olur bugün,\nAklım karışmadan ilk kez eve dönebileyim.\n\nKoşuşturmalar artık eski zevkte değil.\nNe oldu dersin? \nBamya dökülmüş sokaklarda mı incelmiş sesin? \nSessizsin! \nCevap ver Gerzan; \nKuşlar kondu yine parmaklarına,\nÖtmeyi öğretecek misin önce onlara,\nSonra bana? ...\n\nZaptiye Hüsrev gelecek bu gece yatıya,\nUzun uzun dertleşiriz belki.\nBu mevsim yaz mı sorması ayıp? \nE gelmesen gelme derim sana.\nBardaklarda eskisi kadar kahve çekirdeği yok sanki; \nMevsim falan bilmem ben.\nTek bildiğim soğuk kar gecesinde beklenen yağmur sıcaklığı…\nBalık etli Gerzan geçecek karşımdan,\nGerzan! \nGeçmezsen bak mevsimler geçecek\nRuhum haber almasa da.\n\nDikmişim eflatun buğday tanesini alnıma,\nÇıkacak biliyorum; \nAma ta ilkbaharda.\n\nYağmur geliyor Gerzan hadi kaçalım; \nArdımızdan kovalarsa\nSeni öpeyim; \nE mi? \n\nGerzan\nGelmek istemezsen beyaz faytonu göndereyim kapına; \nLalelerle dans ederek karşılayayım seni.\nBerrak olmayan bir damla su sesleniyor: \nBin arabaya! \nÇek faytoncu,\nKan emenler köşküne.\nEvet! \nYatıya! \n\nHüsrev Kardeş gelmeyecek bizim Gerzan,\nŞömineyi yakmayalım bu gece.\nYılbaşı gecesi yine kardeşimle dertleşeceğim.\nGerzan yangınları…\n\nBırakacağım buzlara hapsolmuş güneşi; \nGüneş parçası mı her neyse,\nYeter ki\nKalbimi lokma lokma yutma Gerzan,\nDua edeceğim senin için.\n\nHüsrev yatıya kalacaksan söyle,\nArayıp söyleyeyim gelmesin Gerzan; \nYok, yani yanlış anlama,\nYer döşek buluruz; ama\nMalum, Gerzan yalnız bana anlatacak; \nBana, seni seviyorum diyecek ya\nBen ne cevap vereyim,\nNasıl güzellenelim? \n\nSilik bir yazı yazıyorum kapıma,\nSen ne zaman gelirsen Gerzan\nGirmeden içeri okursun.\nSoluğum titriyor bu gece erkenden,\nUykum kaçık seni bekliyorum.\nÜzme beni balık etli Gerzan; \nGeliver güllü yazmanla bu gece,\nDoyayım ağlamaya, gülmeye.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Getir Kardeş",
        "poet": "Senem Aygül",
        "poem": "\n\nBana güğüm güğüm Munzur suyunu getir\nYüreğime dert olan yılan gibi kıvrılan yolları getir\nKutu Deresi Kirik Kahvesi'nde bir bardak çay getir\nGetir kardeş Tunceliden sevdayı özlemi ve hasreti getir\n\nDüzgün Baba Dağı'ndan yüzümü serinleten yeli getir\nLiter Tepesi'nde elvan elvan gelen çiçek kokusu getir\nVadilerden ovalardan deste deste savıle ve taze gulik getir\nGetir kardeş Tunceli'den sevdayı özlemi ve hasreti getir\n\nGeçmiş acıları düşmanca deşmeden topla getir\nKaybolan hayatları ve kızlarını bul geri getir\nEli bağrında ağıt yakan yüzlük nineyi bul getir\nGetir kardeş Tunceli'den sevdayı özlemi ve hasreti getir\n\nHazanda budanan meşe ağacının yaprağını topla getir\nDere kenarına dikilen yıllanmış söğüt ağacını buda getir\nTahtalık olarak dikilen kavak ağacını dilim dilim kes getir\nGetir kardeş Tunceli'den sevdayı özlemi ve hasreti getir\n\nKapı önünde çelik çomak oynayan çocukları topla getir\nYerde oturmuş beştaş oynayan kız çocuklarını bul getir\nHonça da demli çay sohbeti yapan nineleri dedeleri getir\nGetir kardeş Tunceliden sevdayı özlemi ve hasreti getir\n\nMunzur Dağları'ndan taze kenger kekik nane topla getir\nTepeden tepeye karşılıklı öten kekliğin ötüşünü bana getir\nRüzgarla yan yatan ekinin nazlı nazlı dalgalanışını getir\nGetir kardeş Tunceliden sevdayı özlemi ve hasreti getir\n\nBostandaki sebzesini ve ağaçtaki meyvesini bana getir\nDağdaki çobanı ve sürüsünü unutmadan çoban köpeğini getir \nHarmandaki hasadı deredeki suyu  sıradaki köylüyü getir\nGetir kardeş Tunceliden sevdayı özlemi ve hasreti getir\n\nGetir kardeş bana transtörlü radyomu bul getir\nGevrek Tarlası elma ağacı ve harmanı  topla getir\nBulgur dövme taşını ve tokmağı kırmadan bul getir\nGetir kardeş Tunceliden sevdayı özlemi ve hasreti getir\n\nBeni gurbete gönderen zamanı tekrar geri getir\nAilemi birleştir tekrar beni mutlu etmek için getir\nKaybettiğim sevdiklerimi bana birer birer geri getir\nGetir kardeş Tunceliden sevdayı özlemi ve hasreti getir\n\n13 Kasım 2014 / Enger\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Getirdi zaman",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nGönlümde sevdamı bittirir derken\nÖlümsüz geriye getirdi zaman\nHer şeyi bir yana ittirir derken\nÖlümsüz geriye getirdi zaman\n\nAşkımda doğup ta batan her günü\nResimler mektuplar sevdamın dünü\nHayaller cananın tatlı düşünü\nÖlümsüz geriye getirdi zaman\n\nVedada yaşanan zehirsi tadı\nAğaçlar üstünde kazılı adı\nUykuda ettiğim isimler yadı\nÖlümsüz geriye getirdi zaman\n\nCananla bedende atan canımı\nDudakta damarda akan kanımı\nYaşadığım acı tatlı anımı\nÖlümsüz geriye getirdi zaman\n\nPapatya falları hasretin yeli\nYüreğim içinde akan lav seli\nCananın uğrunda oluşum deli\nÖlümsüz geriye getirdi zaman\n\nBaşımın üstünde yiten karayı\nSinemde açılan ağır yarayı\nCananla dopdolu gönül sarayı\nÖlümsüz geriye getirdi zaman\nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Getireceğim",
        "poet": "Melek Mıdıkoğlu",
        "poem": "\n\nKış geldi\nKış geldi baharlara salkımlar yerlere düştü\nGözyaşları akmaz, diller konuşmaz oldu\nKış geldi çiçeklere ovalara yazlara\n\nÜzülme\nÜzülme çiçek ruhlu güzel kelebek\nÜzülme bahar rüzgarlarını getireceğim\nGetireceğim kalbimle sana güneşler\nOrman kokusunda dans ile...\n\nAkşamlar\nAkşamlar gelecek \nAkşamlar günlerimize bal şeker ekecek\n\nSesler\nSesler yakında, can çeker amaaa\nTutmak istersin tutulmaz, \nTutulmaz da hasrete hançer olur ah\n\nAz bekle\t\nAz bekle sana baharları getireceğim, sana yazları\nDeliler gibi öfkeyi bağırmayı, kahkahayı\nSana sevdayı getireceğim\n\nGeldim\nAç kapını\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Getirdiklerin",
        "poet": "Özcan İlikhan",
        "poem": "\n\nBu ömür seninle anlam buldu ey cânân\nSensiz ne dünya isterim ne de cinan\n\nBu beden seninle hayat buldu ey cânân\nVarlığın aldığım nefes, yüreğimde kan\n\nBu çehre senin visalinle şenlendi ey cânân\nYüzün mehtap misali, gülüşün cana can \n\nÖzcan İLİKHAN, 4 Temmuz 2012 Çarşamba (Beraat Gecesi) , Madison, WI, USA.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Getirdiğin Sevgi",
        "poet": "Fethi Yıldız",
        "poem": "\n\nÂlemlere ilaç\nGetirdiğin sevgi\nÜmmetine Sertaç\nGetirdiğin sevgi\n\nKin, nefret kaldırdı\nKalpleri doldurdu\nYüzleri güldürdü\nGetirdiğin sevgi\n\nBahçelerde çiçek\nİnsandaki gerçek\nVicdandaki ölçek\nGetirdiğin sevgi\n\nMerhamet öncüsü\nAhlakın sözcüsü\nİmanın gözcüsü\nGetirdiğin sevgi\n\nBeşeriyet âşık\nGönüllere ışık\nİnsanlığa eşik\nGetirdiğin sevgi\n\nBizlere uygulat\nÂşıklara vuslat\nCennette hâsılat\nGetirdiğin sevgi\n\n22.12.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gevaş",
        "poet": "Faruk Anaran",
        "poem": "\n\nVan gölü kıyısında sanki bir inci\nParıldıyor gece gündüz gevaşım\nSevgi saygı bilir, vakur olur her genci\nGelişiyor güzelleşiyor gevaşım.\n\nYaz olunca bir başkadır havası\nYeşil olur al olur siması\nBahçelerde çeşit çeşit meyvesi\nGüzel olur mert olur gevaşım\n\nSahilinden akdamara bakınca\nBakışların etraflara salınca \nDoyulursun güzelliğe usulca\nBilirsin ki ruha şifa olur gevaşım\n\nArtos dağın bir başkadır yamacı\nKucak açmak korumaktır amacı\nOnu bilmez anlayamaz yabancı\nEsrarlı bir hülyadır gevaşım.\n\nKış gelince beyazlığa bürünür \nFarklılaşır zorluklarla görünür\nBahar olur sanki tekrar dirilir\nGizemli bir dünyadır gevaşım.\n\nCevizi başkadır bir başka balı\nSanırsın cevizin cennetten dalı\nHer biri irice büyük okkalı\nBereketin diyarıdır gevaşım\n\nBazı rüyalar vardır anlatılmaz\nZayıf kelimelerle karartılmaz\nOla ki hakiyle yansıtılmaz\nBöyle bir rüyadır işte gevaşım.\n\n \n\n                                              Faruk ANARAN\n                                             (09.01.2008/VAN)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gevşek Disiplinli Aile",
        "poet": "Kemal Tekir",
        "poem": "\n\nÇocuğa karşı ilgisiz ve duyarsızdır,\nÇocuk ağlamadıkça,\nAyak altında dolaşmadıkça,\nBir suç işlemedikçe,\nÇocukla ilgilenilmez.\nSevgi ve sevecenlik yetersiz,\nDenetim çok gevşektir.\nÇocuk kendi halinde büyür.\nÇok çocuklu ailelerle,\nVaroşlarda sık rastlanan,\nBir aile modelidir.\nSaldım çayıra, Mevlam kayıra,anlayışıyla,\nKendi yazgısına bırakılan çocuklardır.\nÇocuk göze batmadıkça,\nYakalanmadıkça, ceza almaz.\nYakalanınca dayak yer,\nÇocuğun okula gidip gitmemesi,\nBaşarılı olup olmaması,\nAile için önemsizdir.\nSevgisiz ve denetimsiz büyüyen çocuk,\nGençlik döneminde okulu bırakabilir.\nNe iş bulursa yapar, ya da boşta gezer,\nYasadışı işlere bulaşabilir.\nSaldırgan suçlardan çok,\nHırsızlık, kaçakçılık,gibi suçlara yönelir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gevşek Mavi Kıravatlı",
        "poet": "Tevfik Akdağ",
        "poem": "\n\nAtlas bıyıklarını bırakmış\nKanunsuz korsan yelkenleri gibi\nYüzünün esmer denizine\nKordon I. de Rum sokağında\nYeni zamanların delimsirek bir delikanlısı\n\nSorulursa gençliğini yaşıyor\nBüyük bir haşmetle\nHazır yemekleriyle kendi bunluk devrinin\nElinde tütün asa gibi bir cıgarayla\nİspirtolu içkilerle frenk biçimi\n\nArada bir kendini kandırıyor\nYüzyılın yeni bir huyuna göre\nAfyonlu filmlerinde bağırgan sinemaların\nCikletli yorgun ağızlı bir karış\nEfendi dünyayı umursamıyan\n\nFikrinde elli sekiz üslubuyla kadınlar\nSon şekliyle amore françeska\nGidip gidip hep bu şehre geliyor\nYoğun yoksullu eski Grek şehrine\nVe eski bir tramvay durağından boyuna\nBüyük gelirli yurtdaşları seyrediyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geyikli Gece",
        "poet": "Turgut Uyar",
        "poem": "\n\nHalbuki korkulacak hiçbir şey yoktu ortalıkta\nHerşey naylondandı o kadar\nVe ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı\nAma geyikli geceyi bulmadan önce\nHepimiz çocuklar gibi korkuyorduk.\n\nGeyikli geceyi hep bilmelisiniz\nYeşil ve yabani uzak ormanlarda\nGüneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan\nHepimizi vakitten kurtaracak\n\nBir yandan toprağı sürdük\nBir yandan kaybolduk\nGladyatörlerden ve dişlilerden\nVe büyük şehirlerden\nGizleyerek yahut dövüşerek\nGeyikli geceyi kurtardık\n\nEvet kimsesizdik ama umudumuz vardı\nÜç ev görsek bir şehir sanıyorduk\nÜç güvercin görsek Meksika geliyordu aklımıza\nCaddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları\nKadınların kocalarını aramasını seviyorduk\nSonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz\nBilir bilmez geyikli gece yüzünden\n\n      'Geyikli gecenin arkası ağaç\n        Ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü\n        Çatal boynuzla....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezdim Çanakkale'yi",
        "poet": "Zeliha Yüksel",
        "poem": "\n\nGezdim Çanakkale’yi Mayıs Ayında\nBahar çiçeklerinin kokusuna tarih karışmış\nTarih kokuyordu buram buram..\n\nŞehit kanıyla sulanmış ovalarında \nBuğdaylar dertli salınıyor,\nHer karış toprağında şehidim,\nBastıkça canım yanıyor.\n\nFatih Camisinden okunan ezan\nÖzgürlüğün ilahi sesi,\nYaşanan tarihe tanık,Şehrin saat kulesi.\n\nÇanakkale şehirler içinde bir gül! \nTarih ötesinden sesleniyor \nTruva Atı yüzyıl yüzyıl..\n\nÇanakkale’den bir türkü tutturuyorum; \n“Buradan altın yeleli atı ile bir yiğit geçmiş,\nYürekli ordusu ile bir yiğit geçmiş,\nTarihin ayak izleri durur.”\n\nDüşman topları tabyaları vurur.\nTop sesleri dumanlı dağlarda durur.\n“ÇANAKKALE GEÇİLMEZ”\nTüm dünyaya duyrulur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezdiğim Yerin",
        "poet": "Rıdvan Cankiç",
        "poem": "\n\nDaha önce de kırıldım\nHem de defalarca\nAma\nKırılıp döküldüğümü hiç bilmiyordum.\nTaaaa ki sen üstümden geçinceye kadar.\n\nGölgeye (kırıldığım yere)  geçip uzanınca,\nTırmandı usul usul \nGüneşi fırsat bilip\nAyak bileğinden diz kapağına kadar.\nSarılarak, öperek geçtim bu seyahati.\nDaha yukarı çıkınca ne mi yaptım? \n\nKoluna sarıldım.\nKokun oldum, kokum oldun.\nCiğerlerime tutsak ettim kokunu.\nGece uyurken merak ettim seni.\nDudaklarının arasından çıktım gizlice.\n\nBoynuna sarıldım düşmemek için.\nYorulunca da saçlarında dinlendim.\nKırık halim ile, parça parça halim ile\nMeğer ne güzel bir şeymiş sende seyahat.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geyiklibaba",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nAzerbaycan hoydan geldin yeni yurt Anadolu’ya\nGeyiklere binerek müritlerinle katıldın savaşlara\nYeşil Bursa’nın fethine katıldınız Tahta kılıcınızla \nOrhan gaziye çınar diktirdin devletle büyüsün diye\nMenkıbelerinle birlikte adın kaldı geyikli baba diye\nBin bereket getirdin yurt edindiğin İnegöl beldesine\nYüzlerce kişi gölgeleniyor diktiğin çınarın gölgesinde\n\nHalil ÇOLAK 19.11.2008\nGEYİKLİBABA/BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gever'li iki Fidanı Anıyoruz",
        "poet": "İzzettin Coşkun",
        "poem": "\n\nBiz kardeşiz dediler...\nDilimiz yasak,kültürümüzü günah kıldılar\nBiz kardeşiz,\ntaş, toprak, rüzgar kardeş...\n\nDersim’izi vaazlarıyla,\ngünahkar baazlarıyla verdiler.\nbir tenefus sokağında faili mechulce gömdüler,\nkrokisi bilinmeyen toplu mezarlığına...\nölümüzü bile yok sayarak önümüze serdiler.\nsoframıza sağınak kurşun kustular.\ngeceye doğru gelincik avlarcasına...\nBiz kardeşiz..! ! ! \ntüfek kardeş, kurşun kardeş, barut kardeş...\n\ntop’ladılar kurşunladılar...\nyetmedi hava’dan paramparça ettiler...\ndersim’iz roboski tüterken\nrojavadan ağıtlar yükselir...\n\nŞimdi ise Gever’de kırlangıç olup uçuverdik...\nfeqiye teyranla birlikte sönüverdik mezopotamyaya.\nhavaya sıkılan yedi kurşunla...\nve yedi cihan sessiz,\nyine sessiz.! ! \nkimse hatırlamaz zaten kürdün kardeşliğini\nbedenimiz dar, yarınlarımız dar\nyuvada yetim bekleyen suçlarımızda...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gez Yurdumu Sen de Gör",
        "poet": "Kazım Tınaz",
        "poem": "\n\nSeyyah oldum, gezdim durdum,\nDört  bir  yana  kervan  kurdum,\nHer   tarafı    tarih    yurdum,\nGez   yurdumu  sen de   gör.\n\nVarsın   yolun  Antalya'ya,\nManavgat'a,     Alanya'ya,\nBursa'sından, Mudanya'ya,\nGez  yurdumu  sen de  gör.\n\nÇalan   sazla,  çalan   neyle,\nÇık,Çamlıca'ya, durma öyle,\nBir İ stanbul'  ki,   seyir  eyle,\nGez   yurdumu  sen de   gör.\n\nÇanakkale'de,destan görüp,\nBir  mola ver, İzmir'e  dönüp,\nTarih   kokar   Efes,   Ürgüp,\nGez   yurdumu  sen de   gör.\n\nYurdumun  her bir  köşesi,\nSanki   açık  hava müzesi,\nNerede görülmüş böylesi,\nGez  yurdumu  sen de gör.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gez",
        "poet": "İbrahim Sezer",
        "poem": "\n\nSakın ha bir yana kaymasın gözün\nBaşın öne eğip çıkışta öyle gez\nYadeli görünce gülmesin yüzün\nSuratını yere dökte öyle gez\n\nGel kendi elinle kazma kuyunu\nElalem ne bilsin senin huyunu\nGörmesin kem gözler selvi boyunu\nDizinin üstüne çökte öyle gez\n\nAramakla senin gibi bulunmaz\nGüzellik dediğin satın alınmaz\nİstesen vermezler çalsan çalınmaz\nNazar boncuğunu takta öyle gez\n\nHer nereye gitsen senle giderler\nSırrını aç tavuk gibi diderler\nFarkında olmazsın takip ederler\nSende keklik gibi sekte öyle gez\n\nDelikanlı olur caka satarlar\nPeşine takılıp çamur atarlar\nBir söylesen bire bini katarlar\nO al dudağını bükte öyle gez\n\nSevinme yitirip sonra bulup da\nUnutma tedbiri darda kalsan da\nNe olur ne olmaz evde olsan da\nCamın perdesini çekte öyle gez\n\nÖnce sarhoş olur birden ayarlar\nEvlilik vâdedip sonra cayarlar\nO da bana aşık diye yayarlar\nBöyle yalanları yıkta öyle gez\n\nEtrafta görünme çekil köşeye\nMutlulukla dolsan dalma neşeye\nAy doğmuş olsa da kanma geceye\nElindeki mumu yakta öyle gez\n\nİçine önem ver bakma çuluna,\nBirlikte baş koyun sevda yoluna\nGezmek istiyorsan girip koluna\nGözünün içine bakta öyle gez\n\nİbrahim Sezer'in sözüne inan\nSana aşık garip sanma bu yalan\nKalbinde kıpırtı olduğu zaman\nBir sevgi tohumu ekte öyle gez\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geyikozi / En iyi lider oscarları",
        "poet": "Zafer Zengin Etnika",
        "poem": "\n\nmasumların başı sağolsun.\n\nMevcut haberleri kendimizce kara,kapkara mizahla yorumlamaktır maksat.\n\nAmerika 11 Eylül'ü andı \nABD'de 11 Eylül saldırıları beşinci yılında törenlerle anıldı. Kaçırılan uçakların Dünya Ticaret Merkezi'ne çarptığı dakikalarda ve iki kulenin yıkıldığı dakikalarda saygı duruşları yapıldı.\n\n11 Eylül saldırılarının beşinci yıldönümünü anma törenleri ABD Başkanı George Bush'un yıkılan Dünya Ticaret Merkezi'nin bulunduğu alanı ziyaret etmesiyle başladı.\nİkiz Kuleler'in bir zamanlar yükseldikleri yerlerde şimdi birer havuz var. \nGeorge Bush törenlerde ölenlerin anısına bu havuzlara birer çelenk koydu. Bush'u ölenlerin yakınlarının havuzlara çiçek bırakması izledi. \n\n- amerikan halkı artık olan bitenlerdeki tuhaflığı görmüş..onlarda artık başlarındakileri sorguluyorlar, acaba bu olay batı insanına, yaşadıkları refahın\nkaynağının başka milletlerin sömürülmesi, katledilmesinden geçiğini görüyolar mı\nyoksa aman bizene, bize bir şey olmadıkça sorun yok demeye devam mı edecekler-\n\n11 Eylül saldırılarının yıldönümü, Bush'un Kasım ayındaki Kongre seçimleri öncesi 'terörle savaş' olarak adlandırdığı mücadeleyi savunduğu bir döneme rastlıyor. \nDemokratlar Başkan Bush'u, New York ve Washington'daki saldırıları siyasi çıkarları için kullanmakla ve ülkeyi Irak'ta batağa saplamakla suçluyor. \nBuna karşılık Başkan Yardımcısı Dick Cheney 11 Eylül 2001 sonrası ABD'de başka saldırılar yaşanmamasının, izledikleri politikaların doğru olduğunu gösterdiğini belirtti. \nDışişleri Bakanı Condoleezza Rice ise ülkesinin saldırılar öncesine göre daha güvenli olduğunu, ama henüz tamamen güvende olmadığını söyledi. \nAmerikan ABC Televizyonu'nun yaptığı bir kamuoyu araştırmasına göre ülkelerinin daha güvenli olduğunu düşünen Amerikalıların oranı yüzde 88'den yüzde 52'ye indi.\nBaşkan yardımcısı Dick Cheney ' 5 yıldır amerikaya terör saldırısını engelledik' demiş\n-Duck Cheney siz istemezseniz kimse amerikaya saldırmaz ki, hem şu ikiz kuleleri\nziyaret etmeniz ve saygı duruşunda bulunmanız ne güzel, doğru söylüyorsunuz tabiki, bakın fazla üstelemeyin 11 köye gönderirler mazallah, sahi yakınlarını kaybeden o\namerikan vatandaşları, yakınlarının katillerini çiçek bırakırken tamda karşılarında\nkazaylende olsa görseler, acaba neler hissedelerdi, ne yaparlardı, ya da yapmalılardı.-\nderler ki; katiller cinayet işledikleri yere muhakkak dönerlermiş, bir fıkrası vardı fakat unuttum.bir kez daha anlaşıldı ki 'yalan söyleyenin başı ağrımıyor, yalan söylemektende kimseler ölmüyor-yiyin gari, dünya bitmez nasılsa.\n\nAmerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush, 11 Eylül saldırılarının beşinci yıldönümü vesilesiyle televizyondan halka hitap etti. \n\n\tBush saldırıları siyasi amaçlar için kullanmakla eleştiriliyor\t\nGeorge Bush Beyaz Saray'da Oval Ofis'ten yaptığı konuşmada uygarlık için mücadele ettiklerini söyledi. \nBush Amerikan halkına 'Küresel düzeyde Terörle Savaş'ta, yönetimim arkasında birleşin' çağrısında bulundu. \nABD Başkanı Irak Savaşı'nın da bu savaşın parçası olduğunda ısrar etti. \nGeorge Bush Amerika'nın güvenliğinin, Bağdat sokaklarındaki çarpışmanın sonucuna bağlı olduğunu söyledi. \nBush bu noktada Usame Bin Ladin'in Irak'ta 'Üçüncü Dünya Savaşı'nın verildiğini' söylediğini hatırlattı.\nABD Başkanı Bin Ladin'i sonuçta mutlaka yakalama sözü verdi; El Kaide liderine hitaben 'Amerika seni bulacak ve mahkeme önüne çıkaracak' dedi.\n\n-seçimler yakında,usame acaip korkmuştur, bu yakalanma korkusu onu mezara kadar götürür mazallah, bacakları titriyordur kesin, kudretli başkan dediyse yakalar kesin,\nne olmuş 5 senedir yakalayamıyorsa, hem yakalasa yerine tehdit diye birini koymak için zaman lazım, adam ha deyince bulunmuyor ki kardeşim. onun sayesinde dünya kan kusuyor. \n\nGeorge Bush 'Irak'ta yaptığımız hatalar ne olursa olsun, en büyük hata, çekilirsek teröristlerin bizi yalnız bırakacaklarını düşünmek olur. Oysa onlar bizi yalnız bırakmayacaklar, izleyecekler' dedi.\nBush ayrıca Orta Doğu'da yenilginin bölgeyi, nükleer silahlara sahip despotların kontrolüne bırakacağı uyarısında bulundu.\n\n- hangi despot, en babası saddamdı. o da elinizde sayın başkan, en çok nükleer silahı\nolan en büyük despot olacaksa, sahi en çok nükleer silah kimde başkanım,\nkongo, zaire, papua yeni gine, başkanım siz bir florida fıkrası anlatında gülelim ha. :))) \n\nCIA'in Bin Ladin biriminde çark \nABD Senatosu, El Kaide lideri Usame Bin Ladin'i bulmakla görevlendirilmiş olan, fakat iki ay önce feshedilen bir istihbarat birimini yeniden faaliyete geçirme kararı aldı.\n\nTemmuz ayında CIA yetkilileri, söz konusu birimi El Kaide mensuplarının artık liderlik kadrosundan bağımsız hareket ettiği gerekçesiyle kapattıklarını açıklamışlardı. \n\n1996 yılında kurulan birimin üyeleri CIA içinde değişik bölümlere dağıtılmıştı.\nBu gelişmeden kısa süre önce, Arap televizyonu El Cezire, Usame Bin Ladin'in daha önce ortaya çıkmamış bir video bantını yayımladı. \nTelevizyon, bantta Bin Ladin ile görüşürken görülen grubun 11 Eylül saldırısını düzenleyen hava korsanları olduğunu bildirdi. \nDağlık bir alanda koyu renk bir giysi ve beyaz bir takke ile yürürken görülen Bin Ladin, grubu güleryüzle karşılıyor.\nKanalın Ebu Hamza el Muhacir'e ait olduğunu duyurduğu bantta konuşan kişi, Müslümanlara Irak'taki isyancılarla birlik olma çağrısı yapıyor. \nBantta 'bir an bile zaferden şüphe duymuyorum. Savaş daha yeni başlıyor' deniyor.\n\nvah ki vah, al birini vur ötekine, bu kılıf uydurmalara kimin aklı eriyor acaba.\n\nBush: Bin Ladin'i yakalamaya kararlıyız \nAmerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush, El Kaide liderlerini yakalamaya kararlı olduklarını belirtti.\nBush, bu tür açıklamalarda genelde Usame bin Ladin'in adını kullanmamaya özen gösteriyor. Ancak bu kez bin Ladin'den de bahsetti.\n- insanlar çalışma arkadaşlarının isimlerini çekinmeden söyleyebilmeli, başka türlüsü\nayıp bence, günahta hem, besmele cekmekte fayda var kanaatindeyim.\nYeni İç Güvenlik Bakanı Michael Chertoff'n yemin töreninde konuşan Başkan George Bush, Amerika Birleşik Devletleri'nin, Usame bin Ladin'i adalet önüne çıkarabilmek için gece gündüz çalıştığını kaydetti.\n\n-adamlar çok çalışkan 5 sene: 1500 küsür gün mesai, maşallah nazar değmesin.\n\nAmerika Birleşik Devletleri'nin hedef alan yeni bir saldırıyı önlemek en önemli çabamız' diyen Bush, 'Bin Ladin'i sürekli takip ediyoruz. Üzerindeki baskıyı arttırıyoruz, onu saklanmaya mecbur bırakıyoruz. Ve Zarkavi'de koalisyon güçlerinin ve Irak güvenlik görevlilerinin kendisinin peşinde olduğunun farkında' dedi.\n\n- takip eden görüyor biliyordur, ee o zaman hemen yakalaması lazım, demek ki\ntakip var fakat dokunulmuyor, bazen diyorum ki Ladin central parkta falan gezip\npiknik falan yapıyorsa ya. hani busha şaka olsun diye, espiri yeteneği vardır değil mi.\nben bu haberlere bayılıyorum ya. cem yılmaz bile bu kadar güldüremiyor. Böyle\ngiderse yakında bush FUN'ı olup çıkacağım. hastayım espirilerine. :))\n\nAmerika Birleşik Devletleri'nin düzenlediği operasyonlardan kurtulmayı başaran bin Ladin, taraftarlarına hayatta olduğunu kanıtlamak için zaman zaman videolarda ve ses kayıtlarında kendini gösteriyor.\n- adam dünya şöhreti oldu yakında klipte yapar herhalde, az eğleniriz. :)) \n\nŞam'da ABD elçiliğine saldırı \nSuriye'nin başkenti Şam'da Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği'ni hedef aldığı düşünülen bir saldırı düzenlendi.\nGörgü tanıkları, Lübnan plakalı bir aracın Büyükelçilik önünde durduğunu ve ateş açtığını bildirdiler.\nSaldırının düzenlendiği bölgeden patlama sesleri geldiği de bildiriliyor.\n\n-bakalım altından ne çıkacak, istermsiniz bush bu saldırıyı bahane edip, alo beşir\nesat bak elçiliğimi koruyamıyorsun gelmeyim oraya, zati gıcığım size desin. der valla\nbunu bahane edip suriyeyi işgale bile kalkar, artık öyle kuvvetli gerekçelere\nihtiyaç duymuyorlar zaten. :))) \n\nNATO asker bulamıyor \nNATO yoğun çatışmaların sürdüğü Afganistan'ın güneyi için takviye güç toplamakta zorlanıyor.\nBölgedeki komutanlar, Taleban güçleriyle savaşabilmek için en az 2 bin 500 askere daha ihtiyaçları olduğunu bildirmişti.\nNATO ülkeleri de takviyenin gerekli olduğu konusunda ilke anlaşmasına varmıştı.\nAncak bu askerleri kimin sağlayacağı konusunda, NATO ülkeleri arasında hala bir uzlaşma sağlanamadı.\n\n-natomu bulamıyor, amerika mı, ne komik, artık tüm müttefikleri amerikadan gıcık\nkapıyor, bizde olmasak sap gibi kalacaklar ortada  :)))    amerika sen bize muhtaçsın\nbir gün gelecek bize yaptıklarını ödeyeceksin :))    bize yaptıklarını unutuyoruz sanma\nher yerde her fırsatta seni kötülüyeceğiz. torunlarımıza bile sizi nefretle anlatacağız. \n :))    bizden asker aldıkça senin beklediğin bir şey yok zaten, bu durum ne kadarda belli.\nmehmetçik kanı daha ucuz değil mi. sizin 2 askeriniz ölse mazallah, yer yerinden \noynar, mehmetçik korede sizin için ölürken ne kadar kahramandı değil mi.\n\nCoca Cola yeniden Afganistan'da \nAfganistan'da on yıldan uzun bir süre önce bombardımanla yerle bir olan Coca Cola fabrikası başkent Kabil'de yeniden açılıyor.\n-tabiki oradaki insanların Colaya ihtiyacı var, kola olmasa açlıktan, ilaçsızlıktan\nyoksulluktan ölürler mazallah, yazıktır, günahtır, cola fabrikası hemen açılmalı\ntüm afgan halkına yardım edilmeli, her aileye günde 3 tane 2 litrelik kola \nverilmeli, olay ciddi ve insanidir. kola paralarını Birleşmiş Milletlerden\ntahsil edebilmeli. yazıktır ve günahtır, ayıptırda üstelik.-\n\nKabil'in Bagrami sanayi bölgesinde kurulan ve 25 milyon dolara mâl olan 60 bin metre karelik fabrika 350 kişiye iş olanağı sunuyor.\nTesisin açılışını yapan Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai bu tesisin, Afganistan'ın ekonomik büyümesi için önemli bir adım olduğunu söyledi.\n\n-yahu 350 kişiye iş dile kolay, afganistanda acaba kaç insan öldü şu son 10 senede\nbakın onlar kola içemeyecekler, onların kolaları yakınlarına verilmeli, canlarıyla\nödediler zira, haksızmıyım, haksızım hee. :))   olaya bakın. benim afganım bile\nbendende bu colacılardanda daha zeki valla. ne demiş bakın.\n\nAncak pekçok Afganistan vatandaşı bu görüşe katılmıyor.\nBabası bombalanan Coca Cola fabrikasında çalışan Cuma Gül, 'Afganistan'ın yatırıma ihtiyacı var, meşrubat üretmeye değil. Para hastanelere, şiddetin durdurulmasına harcanmalı' dedi.\nEski fabrikanın yıkıntıları arasında yaşayan Gül, 'Akar suyumuz yok, elektriğimiz yok, temizliğimiz yok. Hastane ve güvenlik, 25 milyon dolarlık meşrubat fabrikasından daha önemli' dedi.\n\nsayın CUMA GÜL amerika bakın ne yapar, sebep yaratır, gider yıkar, yakar\nyok eder, sonra gelir kalkındırır ve yeniden yapılandırır, biraz sabretseniz diyorum\nonlar herşeyi düşünmüştür, sabır iyi bişeydir bekleyiniz ve yüce ABD'ye dualar\nediniz, allah başımızdan eksik etmesin değil mi, onlar varoldukça İNSANLIK\nölmez yau, vallahi helal, ya ya ya, şa şa şa ABD, ABD çok yaşa. :)) \n\nHâlâ dünyanın en çok tanınan markası; \nCoca-Cola, üst üste dördüncü kez, dünyanın en değerli markası seçildi. \n- ne işe yarıyor ki, obeziteyi engelliyor mu, saç rengini değiştirebiliyor mu.\nkanseri önlüyor mu, açlığa engel oluyor mu, kaç tür yok edilen canlıyı\nhayata döndürüyor ki. kim bilir kaç faydası varda biz bilmiyoruz, öğrenmeliyiz\nlakin nasıl, daha içinde neler var onu bilmiyoruz ki :))    kimsede öğrenemiyor\nsıkıysa biri sorsun ne cevap alacak görürüz. ' su, şeker, karbondioksit,kafein'\nciddi mi, eminim öyledir :))) \n\nBush: Bin Ladin Hitler gibi \n\nABD Başkanı George Bush, terörle savaş olarak adlandırdığı mücadelede rehavete kapılmamak gerektiğini söyledi. \n\n\tBush siyasetlerini bir dizi konuşmayla savunuyor\t\nYaklaşan Kongre ara seçimleri öncesinde ulusal güvenlik temalı bir dizi konuşma yapan Bush, beş yıl önceki 11 Eylül saldırılarından bu yana El Kaide'ye karşı yürütülen mücadelenin Amerika Birleşik Devletleri'ni daha güvenli bir ülke haline getirdiğini savundu.\n\nBush bununla birlikte radikal İslamcılardan kaynaklanan tehdidin ciddiyetini koruduğunu belirtti. \nBush El Kaide örgütünün kitle imha silahları edinmeye kararlı olduğunu öne sürerek, örgütün Irak'ta da İslami bir totaliter imparatorluk kurmaya çalıştığını öne sürdü.\nBush, beş yıl önce nereye gizlerinse gizlensin bulacağını vurguladığı El Kaide lideri Usame Bin Ladin'i eski Sovyet lideri Lenin ve Adolf Hitler'e benzetti.\n\n- ırakta ladin saat bile kuramaz, kaldıkki totaliter bilmem ne kuracakmış, ladin \nlenin ve hitlere benzemiyor bencede, lakin Jim careyle sayın başkan arasında boy, bos,\nkarizma mimikler konusunda baya bir benzerlik var, lakin JİM CAREY daha \nkomik valla, hiç değilse espiri yaptığının, komedyenlik yaptığının farkında, ladin\nacaba gülüyormudur bu dokundurmalara :))) \n\nFilistinliler İsrail askeri öldürdü \nİsrail ordusu yeniden Gazze Şeridi'nin içlerine doğru ilerlemeye başladı.\nFilistinli militanlar sabah saatlerinde başlayan operasyon sırasında bir İsrail askerini öldürdü.\nİsrail ordusu üç ay önce başlayan Gazze harekatında ikinci kez bir askerini kaybediyor.\nDiğer İsrail askeri, kendi tarafından yanlışlıkla açılan ateş sonucu ölmüştü.\nAynı dönemde çoğu sivil 200'den fazla Filistinli yaşamını yitirdi.\n- demek ki 200 filistinliye karşı 1 israilli öldürülüyor, ee şimdi 200 \nfilistinlinin ölmesinimi bekleyeceğiz, rövanş pek kanlı geçecek anlaşılan,\n2 askeri kaçırılan neler yaptık ki, bir askeri öldürülen neler yapmaz.\nsahi A bilmem ne bombalarıyla öldürülen bizim askerlerimiz hakkında\nisrail ve abd ne düşünüyor acaba. kesin kızıyorlardır terör örgütüne\nolm o bombaları sağda solda kullanmayın demedik mi diyorlardır.\nha bombalar italyan malı olur, natodan alınmıştır yok bilmem ne,\nbunlar önemli değil zaten, emri veren kimler onu bilmek yetecek bize.\n\nşöyle bir düşündüm de; kimler kimlerle savaştırılıp öldürtülüyor,\nsürekli biz ve cevremiz, onlardan 2 bin kişi ölse dünyanın düzeni\ndeğişiyor, biz ve cevremizden milyon insan öldü halen kıllarını kıpırdatmadılar.\ndemek ki zevk alıyorlar yaptıkları işten, sivri zeka bir kaç kişi çıkıp\nonlar menfaatleri için yaparlar sanane diyeceklerdir, desinler değişemem\nkan,cinayet, katliam denince aklıma artık hitler gelmiyor ki..) \nrasgele, önünüz aydın, gözünüz bu pisliklere karşı açık olsun\n\nFahir ARIKAN / hürriyetim.com\nABD’nin Ankara Büyükelçiliği, 11 Eylül terör saldırılarının 5. yıldönümü dolayısıyla Emniyet Teşkilatı Vazife Malulü ve Şehit Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’ne (EMŞAD)  10 bin dolarlık burs yardımında bulundu.\n\nWilson çeki Dernek Başkanı Nursen Dönmez’e teslim etti. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson konuşmasında 11 Eylül saldırılarında 25 yaşındaki Türk vatandaşı Zühtü İbiş’in de öldüğünü kaydederek terörizmin herkesi etkilediğine dikkat çekti. PKK terörü nedeniyle on binlerce vatandaşını kaybeden ve 2003’te de El Kaide’nin saldırılarına maruz kalan Türkiye’nin bunu bildiğine işaret eden Wilson, 'Türkiye ile ABD, başta PKK terörü olmak üzere terörizme karşı halklarını savunmak için birlikte mücadele ediyor. Bunun için birlikte daha çok çalışacağız' diye konuştu\n\n- bu habere ne desem bilemedim, bir pesle yetineyim, 10 bin dolar almak ha. way bee\n\nkan yılları; \nbizim öykülerimiz aynıdır\nmayamızda kalanlarla\nbir sofra kurar\nvarsa çorbamız\nsu katar, tuz atar\nyine suyla doyarız\n\nsiz efendiler\nkanla doymaktan bıkmadınız\nölülerimiz bile elleriyle yakanızda\nvarsa bir son\nhesapta orada değildir inşallah\n\nyaban yılı / \n\nkaynak: haberler.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezegenlerin Aşkı",
        "poet": "Ahmet Aksoy",
        "poem": "\n\nGezegenler de aşık olur mu deme\nBizde aşık oluruz\nBizim de aşkımız güneş\nBu yüzdendir dönüşümüz\n\nHem de kavuşmasız\nUlaşılmaz bir aşkla bağlıyız\nEn platonik aşktır bizimkisi, karşılıksız, \nKi aşkımız güneş bizim ışığımız\n\nArada bir bölünse de \nKıskanç bir aşık tarafından, bakışımız\nBu tutulmalar bizi daha da bağlar\nGüneş bizim, kopamadığımız tanrıçamız\n\nAcısız aşk zor bulunduğundan\nAsırlar boyu çile çekeriz \nVe ah aşktan kopma ihtimali\nBir gerçekleşdimi, kaybolup parçalanırız.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezerken Kadıköy'ü",
        "poet": "Yusuf Ziyaeddin Sivaslıoğlu",
        "poem": "\n\nGezerken Kadıköy'ü\nFeneryolu'nda soluk alalım\nDüşerse yolumuz eğer\nPrens Adalarına uzanalım\n\nFutbol isterse canımız\nŞükrü Saraçoğlu sol yanımız\nHer türlü cümbüşe hazır\nSelamiçeşme Özgürlük Parkımız\n\nTren, Tramvay, gemi\nHepsi bizdedir\nSürat istersen eğer\nDeniz Otobüsü en gözdedir\n\nMinibüs yolu,Bağdat Caddesi\nBostancı'da birleşir cümlesi\nÇıkmasada yollar Bağdat'a\nCennettir Bağdat Caddesi\n\n(İstanbul, 30 Eylül 2004)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezemez Olduk",
        "poet": "Murat Kavas",
        "poem": "\n\nGEZEMEZ OLDUK\nVatanı Milleti candan severken\nGüneydoğumuzda gezemez olduk\nAvrupa birliği insanlık derken\nHainin başını ezemez olduk\n\nKadın çuluk çocuk cana kıydılar\nDağdan gelip şehre bomba koydular\nPişmanım diyeni adam saydılar\nKördüğüme döndü çözemez olduk\n\nAvrupa zalimi sevip kollarken\nAdalardan yunan bayrak sallarken\nSuriye’den esad ateş yollarken\nAçık denizlerde yüzemez olduk\n\nAlparslan Fatih’ler bitermi özde\nPeygamber ocağı hasreti yüzde\nŞehit mertebesi çok yüksek bizde\nBizdeki kudreti sezemez olduk\n\nKomşumuz dostumuz olmaz güvenme\nHer gün bir, bir şehit verip dövünme\nHazani şairim diye övünme\nİki kelimeyi dizemez olduk.\n\n05.10.2012\nÂşık Hazani\nMurat Kavas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezelim Bahçe Bağları",
        "poet": "Aşık İsmail Daimi",
        "poem": "\n\nGelir misin benim ile\nGezelim bahçe bağları\nSevişelim senin ile\nHoş geçirelim çağları\n\nYar dişlerin meknun gibi\nAkar yaşım ceyhun gibi\nDertli gönlüm mecnun gibi\nDolaşır yüce dağları\n\nGam efkar geldi bürüdü\nYaşım sel oldu yürüdü\nKalmadı her an eridi\nŞu yüreğimin yağları\n\nHak nefesin dinler gezer\nBilir misin kimler gezer\nHasta olan inler gezer\nDem devran eder sağları\n\nDaimi'ye yok mu biat\nGel sevdiğim etme inat\nKirpiklerin olmuş cellat\nVurdu sineme tığları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geze Geze",
        "poet": "Yaşar Cerit",
        "poem": "\n\nBugün bir güzel gördüm şu yüreğim eridi, \nSanki ceylan gibiydi gözlerimde fer idi, \nKimselere demedim dilimde de sır idi, \nYine gurbet ellerde geze geze vuruldum. \n\nBöylesini görmedim o an aklımı aldı, \nGözlerim üzerinde sanki asılı kaldı.\nYüreğimin dibine ateşten koru saldı, \nYine gurbet ellerde geze geze kavruldum. \n\nHayalini geceme uğrun uğrun getirdim, \nUykumu gözlerimde ayan beyan bitirdim. \nFikrimi zikrimi de zaman zaman yitirdim, \nYine gurbet ellerde geze geze savruldum. \n\nİçmeden sarhoş oldum sevdası da bürüdü, \nSanki gül cemali de önüm sıra yürüdü, \nSabahı sabah ettim yollarına sürüdü, \nYine gurbet ellerde geze geze yoruldum.\n\nBu şiir Radyo Mavi Eylül tarafından\nHaftanın şiiri seçilmiştir.08-06-2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezgin",
        "poet": "Aysel Çoban",
        "poem": "\n\nBir düş gezgini garipliğim\nGündüz gönül arar\nGece gurbeti yorar\n\nBoşuna yorma deli gönül\nGönül gönülsüzlerin elinde\nGurbet garibin kalmış yüreğinde\n\nBir düş arsızı yüreğim\nDün dermansız dertteydi\nBugün bayram büyüklüğünde\n\nBoşuna ümitlenme deli gönül\nDerman dertsizin elinde\nBayram bizim gönlümüzde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezem Allah deyi deyi",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nGEZEM ALLAH DEYİ DEYİ \n27.02.2012\n\nResulün gezdiği yeri \nOrada Hira Dağları \nGeçmeden gençlik çağları \nO Kabeyi Medineyi \nGezem Allah deyi deyi\n\nEmanetiz bu dünyada \nResulü görsem rüyada \nGöçmeden ben dünyadan \nO Kabeyi Medineyi \nGezem Allah deyi deyi\n\nAyağın tozuna kurban \nVarsam divanına dursam \nHacerül Esvedi görsem \nO Kabeyi Medineyi \nGezem Allah deyi deyi\n\nEbubekir, Ömer, Osman \nAli ile bile olsam \nResulde misafir kalsam \nO Kabeyi Medineyi \nGezem Allah deyi deyi\n\nHüseyinim gönül varı \nÇağırır müslümanları \nMüslümanın doğum yeri \nO Kabeyi Medineyi \nGezem Allah deyi deyi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezeceğim Ankara",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nhafta sonrası çıkıp\ngezeceğim Ankara\nolan kahrımı yıkıp\nsezeceğim Ankara\n\nmerdivene inerken\notobüsten binerken\nKızılay da dinerken\nbezeceğim Ankara\n\nayağımda dolanma\nbirbirinden ulanma\nkaymağına yalanma\nçözeceğim Ankara\n\nyolumu yitirsem de\ndolumu bitirsem de\nsoluma getirsem de\nsüzeceğim Ankara\n\nacıyan gözlere bak\naçılmış koca tabak\nharım atlasın kabak\nezeceğim Ankara\n\nmüzik merkezlerinde\nbelki tökezlerinde\nbilinmez tezlerinde\nüzeceğim Ankara\n\nozan efem tanırsa\nDenizli de sanırsa\ngezmeye usanırsa\nyazacağım Ankara\n140112çiğdem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezelim Görelim 81 İli",
        "poet": "Keramettin Ünver",
        "poem": "\n\nSıra ile bölge bölge gezelim \nSeksen bir şehire doğru gidelim \nİl ne ile ünlü bakıp görelim \nAkdenize doğru yol alalım gel \n\nŞöyle yürüyelim vilayetlere \nToprak kalesi var Osmaniye’de \nSilifke yoğurdu yenir Mersin’de \nMaraş’ta dondurma yalayalım gel. \n\nAntik kenti ile ünlüdür Burdur \nKünefe tatlısı Hatay’da meşhur \nAntalya’da çiçek, Isparta’da gül \nAdana’da pamuk toplayalım gel \n\nEge Bölgesinde konaklayalım \nAfyon kaymağına kaşık vuralım \nPorseleni Kütahya’dan alalım \nDenizli’de horoz öttürelim gel. \n\nÖlü denizleri aydın, Muğla’da \nKilim, battaniye, şeker Uşak’ta \nMesir macununu ye Manisa’da \nİzmir Alsancak’tan kız alalım gel. \n\nMarmara bölgesi giriş yolumuz \nİstanbul boğazı kilit tabumuz \nSakarya savaşı onur tablomuz \nCan Çanakkale’de ağlayalım gel. \n\nTekirdağ’ların da bak ayçiçeği \nDupnisa mağara Kırklareli de \nKocaeli ünlü pişmaniye de \nEdirne’de yağlı güreşelim gel. \n\nBilecik'te kalır Şeyh Edebali \nYalova, Bursa da güzel şeftali \nBiraz tanıyalım Balıkesir’i \nSusurluk ayranı, tost yiyelim gel. \n\nİç Anadolu’da başkentimiz var \nSiyasetin kalbi orada atar \nAnkara’da büyük komutan yatar \nMustafa Kemal’e uğrayalım gel. \n\nAksaray ıhlara vadisi uzun \nÇankırı’da mutlak taş mescit sorun \nKayseri’de alış-verişi görün \nKonya’da mesnevi seyredelim gel. \n\nKırşehir'liler de ozanlar boy boy \nPeribacasını Nevşehir'e koy \nNiğde’de elmayı, patatesi soy \nKaraman’da koyun çevirelim gel \n\nSilah fabrikası Kırıkkale’de \nOsmanlı evleri Eskişehir’de \nKangal köpekleri Sivas ilinde \nYozgat’tan pehlivan çıkartalım gel. \n\nGüneydoğu’da da bir tur atalım \nMardin Kalesinden şehre bakalım \nBatman’da Petrolü bol dolduralım, \nKilis'te yorgana sarılalım gel. \n\nŞırnak’ta çıkalım Cudi Dağına \nKarpuzu yaralım Diyarbakır’da \nAntep'te bakalım fıstık tadına \nUrfa’da çiğ köfte yoğuralım gel \n\nVeysel Karani’ye Siirt'te yürü \nAl Adıyaman’dan Besni Üzümü \nDediğimden şaşma, dinle sözümü \nSeksen bir ile de ulaşalım gel. \n\nDoğu Anadolu bölgesine gir \nAğrı dağı ile balık gölü bir \nErzincan ilinden al tulum peynir \nErzurum’da kayak kaydıralım gel. \n\nMunzur sarımsağı Tunceli’de var \nKeban baraj gölü Elazığ sarar \nMalatya halkını kayısı bakar \nVan’da kedileri okşayalım gel. \n\nArdahan’da kaşar peynir şahane \nZap Suyu, ters lale, bal Hakkâri’de \nKartal halk oyunu oyna Bingöl’de \nBitlis’te sigara tüttürelim gel. \n\nIğdır ile muş’un dümdüz ovası \nKars’ta Sarıkamış kayak merkezi \nBirazda gezelim Karadeniz’i \nŞirin illerini dolaşalım gel. \n\nNereden başlasam, nasıl anlatsam \nGümüşhane ile Bayburt’ta dursam \nBoğa güreşine Artvin’den baksam \nYeşil Rize çayı demleyelim gel. \n\nOrdu ve Giresun fındıkta usta \nAmasya elması ilaç hastaya \nBiraz torbamıza, biraz çantaya \nÇorum’dan leblebi dolduralım gel. \n\nZonguldak’tan kömür alıp satalım \nKarabük'te demir-çelik saralım \nMümkünse evleri tek kat yapalım \nDüzce’den depremi kaldıralım gel. \n\nSinop İnceburun en güzel nokta \nYe kır pidesini Kastamonu’da \nSpor merkezleri bolu Abant’ta \nParamızı burda harcayalım gel. \n\nİnkum Plajından Bartın’ı seyret \nTokat ve samsun’da tütünü üret \nAvni Aker için alalım bilet \nTrabzonspor’u izleyelim gel. \n\nTrabzon’da horon Lazca oynanır \nKemençeyle ölü insan canlanır \nKadırgada her yıl dostlar toplanır \nYaylalarda tezek koklayalım gel. \n\nSümela manastır dillere destan \nHamsiköy sütlacı tatlıdır baldan \nOlur mu Kebir’den ekmek almadan? \nTrabzon hamsisi kızartalım gel. \n\nÜnver’le seksen bir vilayet gezdik \nBazen yağmur yedik, bazen kar yedik \nİl ne ile ünlü sorduk, öğrendik \nFaydamız olduysa sevinelim gel.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezerum Başum Duman",
        "poet": "Adem İmdat Kesici",
        "poem": "\n\nGezerum başum duman, ağlarum zaman zaman, \nDertlerum ağır geldi, yok dizlerumde derman.\n\n(Rize Ağzı, Şivesi ve Aksanı İle Yazılmıştır)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezgin",
        "poet": "Özcan Özay",
        "poem": "\n\nVuracaksın şimdi kendini yollara\nDüşünmeyeceksin ne iş güç ne para\nHayat zaten çok kısa\nÇıkmazsın belki sabaha\n\nBırakacaksın tasayı kasayı\nÇekeceksin kafayı\nBakacaksın yaşamaya\nBir daha gelmeyeceksin ki  dünyaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezginin Önçalışması",
        "poet": "Yalçın Aydın Ayçiçek",
        "poem": "\n\nÜstüne başına yol tozu sinmiş\nGit Küba'ymış / git Almanya / git Çin'miş\nYıllarca yaptığı gezip tozmalar\nBir adımlık bir yolculuk içinmiş\n\n(Temmuz'89-Bolu)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezi",
        "poet": "Nermin Devrimci",
        "poem": "\n\nGezi'ye çıkarken akil insanlardık.Bir gaz dumana yakalandık şimdi sakil adamlar gibi durup duruyoruz olduğumuz yerde. Bunun sebebi sudaki kimyasallar mı,onurumuza sindiremediğimiz yasalar mı? ? Asyacan..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezgin Yazarlar Ve Erken Bahar...",
        "poet": "A. Esra Yalazan",
        "poem": "\n\nGün boyu cami avlularında kanatları ağırlaşan kuşlara, banklarda uyuklayan emeklilere, çareyi unutuşta arayan kışla düzeninin memurlarına, tebeşir kokan çocukların bıkkınlığına, aç kedilere, kahvelerde iskambil kâğıtlarıyla kaderlerini seyredenlere baka kalıyorsun. Çiçek demetlerini okşayan kış güneşinin sevinci sana mütemadiyen “hadi git artık buralardan” diyor. Çok direnemeyeceğini biliyorsun. Ne zamandır hayallerinle kapandığın mahpushanede dünyanın uğultusunu dinliyorsun zaten. Gece kalbinin incecik, tül gibi uyanışına sağır kalan bedenin inceden sızlıyor. Her sabah aynı saatte geçen muslukçunun çağrısı, geceyi yırtan bozacının yanık feryadı, telaşlı, mutlu, mutsuz, korkak, öfkeli ayak sesleri, inip kalkan paslı kepenk gıcırtıları, sıkışık hayatının kapalı döngüsünü hatırlatıyor artık. Hâlbuki senin geniş hem de çok geniş bir dünya tasavvuruna ihtiyacın var. Avare dolaşmak, hesap vermemek, soru sormamak acı kıymığının battığı yerlerini büsbütün unutmak istiyorsun. \n\nWalser’in hikâyesindeki o çocuk gibi “dünyanın sonunu” merak ediyorsun en çok. Açlık, uykusuzluk, yorgunluk hissetmeden, durup dinlenmeden oraya kadar yürümek istiyorsun. Buğulu bir rüya gibi tarif ediyordu Walser o meçhul diyarı; “Derin bir uçurum, güzel, yeşil bir çayırlık, sonra bir göl, sonra minik benek benek desenli bir kumaş, sonra yoğun, koyu bir bulamaç, sonra sadece saf hava, sonra beyaz, temiz bir düzlük, sonra onu tatlı tatlı sallayıp duran sınırsız bir sevinç denizi...”. Mercan rengi şafaklarda bakışların duvardaki çatlaklara, tavan köşelerindeki örümcek ağlarına takıldığında “dünyamın sonu” nerede diye soruyor musun hiç kendine? O çocuk kısacık hikâyesinin bittiğinde, aradığı yerin sadece teklifsiz, sıcak, huzurlu bir ev olduğunu anladı. Bunu kavrayabilmen için önce kovuğundan çıkıp özgürlüğünden ürkmeden bir başına dolaşman gerekiyor. \n\nHayran olma yeteneği...\n\nTabiatın değişim sarhoşluğunu damarlarında hissetmek için kendinden, bildiklerinden, umutlu, umutsuz bütün sevdalardan, aklından bir süreliğine vazgeçmelisin belki de. Sadece nehirler, ay, yıldızlar, ulu ağaçlar, buluttan başka her şeye benzeyen bulutlar dostun olmalı. Kış boyu acı sigara dumanları gibi ciğerlerinde sakladığın sıkıntıları, otların arasından tebessüm eden narin nergislere, bembeyaz kır sümbüllerine anlatmayı dene. Yaylalarda, dağlarda dalgın yürüyenlere varsın aylak desinler, onlara aldırma. Gezginler, şairler, hayalperestler, “deliler”, yazarlar kaderlerini böyle itinayla ilmek ilmek örer. Sen de eşlik et bu kez onlara. Sazlıklardan, yılan gibi kıvrılan yosunlardan, kuru dallardan yatak, ormanlarda uçuşan kayıp hayvan tüylerinden yastık, Tanrı’nın gece fısıltılarından yumuşak ninniler yap kendine. Uyuduğun yerlerde zamansız, mekânsız, dilsiz olsun rüyaların. Bilincinin kuytusundan öylesine derin ve sessiz aksınlar ki eve dönüp Nerval’in “Doğu’da Seyahat”ini okuduğun vakit gördüklerinin kıymetini kalp bilgisiyle hatırla.\n\nSenden iki asır evvel şahitlik ettiklerini, dostuna içten bir mektup yazar gibi anlatan Nerval’in bakışıyla hemhal olduğunda, zamanın usulca çözülüşünü hissedersin belki: “Hayatımız ne acayip şey! Her sabah, aklın çılgın rüya imgelerini yavaş yavaş yenilgiye uğrattığı yarı uyku halinde, kurşuni bir göğün zayıf ışıkları, kaldırımları döven tekerlek gürültüleri ile hayal gücünün dışarı çıkamayan bir kanatlı böcek gibi camlara çarptığı ve kaba mobilyalarla döşeli iç karartıcı herhangi bir odada uyanmayı doğal, akla yatkın ve Parisli kökenime uygun bir şey olarak görmüşümdür. Ama, şimdi gittikçe artan bir şaşkınlıkla, ülkemden binlerce kilometre uzakta bulunuyorum kendimi ve bizimkinin tam karşıtı olan bir dünyanın bulanık izlenimlerine yavaş yavaş açıyorum duyularımı. Yakındaki minarede ezan okuyanın sesi, yoldan geçen devenin küçük çanları, ağır yürüyüşü ve kimi zaman çıkardığı garip ses, havayı çalkalayan belirsiz uğultular ve ıslıklar, pencerelerin çentiklerini duvara yansıtan aceleci şafak, içe işleyen korkularla yüklü olan ve kapımın perdesini kaldırarak avlunun duvarları üstünde hurma dallarının dalgalanan uçlarını bana gösteren sabah rüzgârı; evet bütün bunlar şaşırtıyor ve hayran ediyor beni.”\n\nHayran olma yeteneğinin, hayret etme dürtüsünün, sadece tanık olduğun anlarla, aşina olduğun hayatla değil geçmişi, geleceği ve sana yabancı olanı da içeren derin bir kavrayışla mümkün olduğunu anlamak için başkalarının yüzüne bak. Dünyanın ilk tarihçisi ve seyahat yazarı sayılan, MÖ 5. yüzyılda Halicarnassus’da doğan Heredot’u düşün mesela. O da senin gibi en çok “bilinmeyene” meraklıydı. Dinleri karşılaştırmayı sevdiği kadar eskiden sonsuz bir deniz olan Mısır’ın dağlarında bulduğu deniz kabuklarını araştırmayı da seviyordu. O zamanlar bugünkü Antep’in yakınlarındaki bir limana inip kendi ülkesindeki yapılara hiç benzemeyen Babil tapınağıyla ilk karşılaştığında ne hissetmişti acaba? \n\nPierre Loti’nin içindeki seyyah\n\nHem biliyor musun insan kuruyan, solan, filizlenen ve sonra yine yeşeren tabiatın değişimine eşlik ederken, tecrübelerini unutup her defasında ilk kez âşık olan birinin tılsımlı ışıltısına kavuşuyor sanki. Başka türlüsünü kaldıramaz. Bildiğin hayattan uzaklaş biraz. Eline öksüz bir dal alıp deniz kenarındaki çakıl taşlarını dürtmenin, kumlara kuşların göç yolunu çizmenin nasıl da sağaltıcı bir keder olduğunu anlamıyor musun? Uğultulu sanat galerilerinde, tek kişilik biletlerle karıştığın kalabalıklarda, sıkıcı partilerde, pazarlarda, kitapçı dükkânlarında kimse seni fark etmiyor işte. Git ağırlaşan başını ihtiyar ağaçların omuzlarına daya biraz. Kabuk kabuk dökülüp yenilenen gövdelerindeki suyollarını takip et. Ya da istersen kadim şehirlerin kalıntılarında dolaşıp oymalı sütunlara dokun. Kimbilir, belki sen de Asya’nın yüksek yaylalarını dolaşan Pierre Loti gibi aramadan bulduğunu, harabelerin, mavi çinili camilerin, türbelerin ruhundan, zamanın ağlarından süzülüp gelen eşyada görürsün ansızın.\n\nLoti, İsfahan’a Doğru başlığıyla kitaplaştırdığı seyahat notlarında hayatı, kendini tekrar eden trenin melankolik tınısıyla anlatıyordu. Masallar hiç değişmiyor, sadece hikâyeler üst üste yığılıyor: “Esrar mahzeni bu eski toprak üzerinde dolaşırken ayağım yarı gömülmüş bir ağaç parçasına çarpıyor. Görmek için çıkarıyorum. Bu, çürümek bilmez Lübnan çamından kesilmiş bir kirişin parçası olmalıydı. Dara’nın sarayının kerestelerinden olduğuna şüphe yoktur. Onu eviriyorum, çeviriyorum, bir yüzü siyahlanmış, yanmış kömür halinde ufalanıyor; İskender’in meşalesini yaktığı ateş...! Bu efsane sanılan ateşin izi, işte ellerimin arasında yirmi iki sene sonra hâlâ meşhud. (Görünür) . Bir an zarfında benim için geçmiş zamanlar siliniyor. Zannediyorum ki yangın dün olmuştur. Sanki bu cam parçasında eski hatıraları ihya edici bir sihir kuvveti var.” \n\nDelice saymak...\n\nO eski hatıraları da bugününe, geleceğine katabilmek için ihtiyacın olan gücü, duygularını kuşatan köşeli bir hayatın içinde kaybetmişsin. Gündüzlerin gecelerine benzediğinde, arzulama, seçme hevesini yitirdiğinde korkunç bir kayıtsızlıkla bakıyorsun dünyaya. Mazgalları, uçamayan kuşları, topal kedileri, yemeden ayırdığın zeytinleri, kırık kaldırım taşlarını, içilmeden hunharca söndürülen sigaraları, teki unutulmuş bütün çift eşyaları, unutulmuş sokak isimlerini, yalnız sardunya tenekelerini aklını büsbütün yitirmiş bir meczup gibi sayıyorsun. Yalnız olduğunu, muhtemelen hep öyle yaşayacağını bildiğin halde zamanı bir budala gibi eritme hevesiyle avutuyorsun işte kendini. Başkalarının kaderine ortak olmayı hepten unutmuşsun. Üzülme yalnız değilsin. Bak Zweig da o muhteşem anlatımıyla sana “kendinden öteye git ki tabiatın mucizesinde kendini gör” diyor.\n\nKış sonunda kasvetli bir Paris gecesini tarif ettikten sonra seni götürüp kurşuni gök kubbenin altında taşlaşmış insanların öylece durduğu bir gara bırakıyor: “Sonra gece trenindesin. Saatler geçiyor, bilinmeyen topraklara ilerliyorsun. Tek gürültü, tekerleklerin çıkardığı biteviye ses. Sonra sabahın ilk ışıkları. Pencereden dışarı bakıyorsun. Şafak söküyor, öteler, ufuk alev alev yanıyor; inanılmaz bir görüntü. Tarlalar çıplak, ağaçlarda tek yaprak yok. Fakat bu doğada bir şeylerin gizli olduğunu hissediyorsun. İlkyaz kapıda, çiçekler fışkırmak üzere, tohumların en alttaki sapları çoktan toprağa dokunuyor, yürek gibi atıyorlar. Biraz sonra görüyorsun ki, ilk yeşillikler toprakların üzerine incecik, narin bir örtü gibi yayılmış. Doğa gittikçe yeşeriyor, tepecikler arasında filizler süren ağaçlar çoğalıyor. Bazılarının dalları rengârenk, kocaman çiçeklerle dolu. Olağanüstü bir olayı, ilkyazın gelişini bütün görkemiyle yaşıyorsun, sadece bir saatin içinde. İlkyaz kendine Provence’den daha güzel bir ülke seçebilir miydi? .. Ozanların, şövalyelerin âşık oldukları kadınlara besteledikleri duygu yüklü şarkılar sonsuz bir güzellikteki, çiçekler bu doğaya nasıl da uygun. İnsan bu ılık, güneşli havada, ta uzaklarda beyaz bir ata binmiş yakışıklı bir şövalyenin tırısa kalkmış gittiğini hayal ediyor.” \n\n\nBahar yine gelecek...\n\nO “beyaz atlı şövalye” hayali çok mu basit ve “romantik” geldi sana. Peki, Zweig mevsimlerin görkemli dönüşümünü birkaç cümleyle anlattığında, milyon yıllık tarihimizde bir iğne başı kadar küçülen o “bir saate” neler sığabileceğini merak etmiyor musun artık? Binlerce bebek taze soluklarıyla ilk çığlıklarını savuracak dünyaya, bir ihtiyar son nefesini başını dayadığı bir ağacın köklerine doğru üfleyecek belki. Âşıklar “son mektup” sandıkları boş kâğıtlara bilmeden kaderlerini kazıyacak. İşçiler paydos saatinde çamura saplanan yorgun bakışlarıyla sokaklara dökülecek. Bak, balıkçılar ağlarını ağırdan toplarken güneş kızıl şalıyla yeryüzünü usulca örtüyor. Hiç usanmadan yapıyor bunu. Hüzünleniyorsun, nicedir güzelliğine şahit olamadığın bu tekrardan biraz bıktın değil mi? Ama biliyor musun bahar sana, bana, bize, dünyanın uğultusuna inat yine gelecek. Geldi bile. İçindeki sarhoş gezgini dinle. Yükseklerdeki kar kristalleri çözülürken beyaz satenden örtüsünün altında gizlediği katırtırnakları, çiğdemler, nergisler nasıl da merhametle gülümsüyor sana. İskenderiye, İsfahan, Provence, Kars, Kudüs hepsi aynı mı? Hem öyle hem değil. Yorgun yüzlere düşen kış güneşinin oyunlarına, “gezgin” bir yazarın ışıltılı cümlelerine bak. Yolda bulduğun sıradan bir taşın hikâyesini dinle. Kadim şehirlerin üst üste yığılan harabelerine sürt ellerini. Hayat kıvılcımları orada, muhtemelen bulmayı ümit etmediğin o gölgeli kuytuda gizleniyor işte.\n\n(Doğu’da Seyahat, Gérard de Nerval, YKY Yayınları, Çev. Selahattin Hilav) \n(Yolculuklar Üzerine, Stefan Zweig, Everest Yayınları, Çev. Ahmed Arpad) \n(İsfahan’a Doğru, Pierre Loti, Kapı Yayınları, Çev. İsmail Hakkı Alişan)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezginler İçin",
        "poet": "İsmail Saraç",
        "poem": "\n\nManzara, doğa; \nAslında hepsi bir,\nTeke indir\nKalsın bir iz.\n\n(İzmir-26.Ocak.2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezi Eylemi",
        "poet": "Türkay Gürlek",
        "poem": "\n\nKalemimde sivri bazen dilim gibi...\nEcdattan yadigar eğilmedim,nede virgül gibi..,\nNe melun haller var menfaat uğruna....\nKalleşçe gizlenmiş sırıtık suratlarda...\nGel vazgeç \"işeme\" yazılan duvar dibinde...\nÜç ağaç peşinde mi sence,ormanı söken ZÜBBE\nBoğazda sofrasına seni yapmışlar meze...\nÜç ağaç peşinde mi sence,ormanı söken ZÜBBE..\nBu oyun hep aynı sağcıya komünist,solcuya faşist..\nSen benim anamın eline, ben seninkine doğmuşuz..\nBekleme can \"İŞEME\"...... yazılan duvar dibinde...\nBekliyor anan ve anam pencere dibinde...haydi sıcak döşeğine\n                                                               12.06.2013 Türkay GÜRLEK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezi",
        "poet": "İlyas Kırlı",
        "poem": "\n\ngirdik feleğin girdabına\ndüştük zerhoşun şarabına\nulu orta çıktık mihrabına\ngezi eyledik dünyayı gezi\n\noysa bir yanımız yanıyorken\nduman altı olanlar vardı,\nyara sıcak hala kanıyorken\ngece yarısı yarasalar sardı\n\nterör piknikte,terör kandilde nizamda\nülkem gezi diyarında uykuda,\nbir gençlik bir gençlik şimdi mizanda\nvatan içinde vatan kuruluyor gençlik uykuda\n\nşehirler talan şehirler viran\nbir insan yaşatan; bir devlet ola!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "* * * Gezi Günlüğü * * * / Eyüp’te Bir Sabah Sofrası",
        "poet": "Ceyhun Çoban",
        "poem": "\n\nGökyüzü ilk kızıllığına büründüğü saatler de, envai çeşit kuş sesleri birbirine karışmaya başlar. Birbiri içine geçmiş bu kuş sesleri, semada raks eden bir semazenin döngüsünü nakşeder. Her biri; büyük bir orkestranın birer elamanıdır sanki. Tatlı tatlı esen sabah rüzgârları insanın bedenini okşarken, uzaklardan duyulan ezan sesleri, sükûtun içindeki ilahi bir beste ile insanın ruhuna dinginliği nüfuz eder. Müezzinlerin semada yankılanan sesleri, bir insanın sesiyle doğanın nasıl uyum içerisinde olabileceğinin bir belgesi gibidir adeta. \n\nEyüp, insanı her sabah farklı bir tarihe götürür. Kimi zaman; siz, caminin kubbesini seyre dalarken işçilerle beraber kubbeye sırtınızda taş taşırsınız. Kimi zaman; eski bir evin yanından geçerken bir Osmanlı Ailesinin bayram sabahı kahvaltısına iştirak edersiniz. Ezan sesi Eyüp’e uzaklardan gelmeye başladığı gibi, yine uzaklardan Eyüp’ü terk ederken; bir sonraki vakte kadar Eyüp’ü size emanet ettiği hissi ruhunuzda uyanır. Ezan sesinin daha yankıları sokak ve caddeleri terk etmemişken yükselen kuş sesleri, Eyüp’te bir melodiden başka bir melodiye geçiş zamanının geldiğini bize anlatır. Rüzgârın ağaç dallarının arasından çıkardığı o hafif müzik edasındaki hışırtı kuş seslerine karışırken, Eyüp’te sanat; seyrine doyum olmaz bir şekle bürünür. Bir tarafınızda Pierre Loti, diğer tarafınızda tüm gizemiyle Balat dururken; önünüzde; kıyısında nice tarihi olaylara şahitlik etmiş Haliç, tarih gibi yavaş fakat emin bir şekilde akıp giderken, sizin tarihteki varlığınıza da tanıklık yapmaktadır.   \n\nGüneş henüz doğmaya başlamadan Pierre Loti Tepesi’ne tırmanmak, Eyüp’te Eyüp’ü fethetmek gibi bir şeydir. Eyüp’ün tarihi dokusu, sizlerin de bir tarihe tanıklık etmekte olduğunuzu iliklerinize kadar hissettirmektedir. Eyüp, insanı herhangi bir tarihine davet eder. O kapıdan içeri girmek ise size kalmıştır. Eyüp size tarihi sunarken; siz, onda kendi varlığınızı bulursunuz. Pierre Loti’den Eyüp’ü seyretmek, herhangi bir tepeden herhangi bir şehri seyretmek gibi değildir. Buraya gelirken içerisinden geçtiğiniz her sokak, her cadde, duvarlarını seyre daldığınız her yapı sizi çoktan başka bir âleme taşımıştır bile. Sabahın bu saatlerinde Eyüp’te yaptığınız bu yolculuk, Eyüp’ün bir başka tarihine yaptığınız bir yolculuktur. Pierre Loti’den; her seferinde, Eyüp’ün farklı bir tarihini seyre dalarsınız. Eyüp; görselliği ile sizi kendine âşık ederken, o eşsiz sesleriyle size benzeri mümkün olmayan doyumsuz bir konser sunar. \n\nSabahın erken saatinde tarihe yapılan bu yolculuk; insanın ruhuna sunulan bir sabah sofrasıdır Eyüp’te.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezi Notlarım",
        "poet": "Dursun Yeşil",
        "poem": "\n\nYirmi sekiz yıllık özlem, yoldayım\nBilecik’e sordum ayak izimi.\nBazen yerde bazen saran koldayım\nEdirne de gördüm gençlik sezimi.\n\n\tİlk defa uğradım Kırklareli’ye\n\tDerdimi söyledim üstat veliye\n\tAdımı çıkardım meczup deliye\n\tHayalimde derdim bahar, yazımı.\n\nVay memleketim vay ölenler boşa\nÖlmüşler, süs için isimler taşa\nYazılmış, başlamış lüks yaşam, şaşa\nŞehidime verdim dertli yazımı.\n\n\tMelek yetiştirmiş analarda var\n\tBileği güçlüden yanalar da var\n\tÖküzlüğe aday danalarda var\n\tÇok erkenden sardım dizde sızımı.\n\nSelamı unutmuş “Merhaba” diyor\nMisafiri açken kendisi yiyor\nKüfürsüz sözü yok her biri kayar\nEdirne de yardım kader tezimi.\n\n\tAmacım hoş seda bırakmak size\n\tGerçekler ortada gerek yok söze\nİnşallah gelirim gelecek güze\n\tMutluluğa erdim yaptım gezimi.\n\nAh şu ayrılığın vakti gelmese\nDostlara hoşça kal demek olmasa\nSulu gözüm geri bakıp kalmasa\nÇalmaya vardım tel kırık sazımı.\n\nDursun Yeşil –2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezi Notları –II-",
        "poet": "Ekrem Bozkurt",
        "poem": "\n\n-I-\n\nTer… taşıdı, hamallar…\nYükü, beş on, paraya…\n\n-II-\n\nTekerleğin düşürdüğü izi,\nKazıdı hafızasına yollar…\nBen giderim dolunay gider…\nBedava seyahat eder,\nHey! ...muavin, bilet al,\nKaçak yolcu var…\n\n-III-\n\nBir tren, tecavüz ediyordu bir dağa…\nGirerek, uzunca… karanlık, bir tünele…\nDağ, küçük vagonlar doğuracaktı…\nÖte yandan…mutlaka.\n‘’Demir at’’ baba… olacak…\n\n-IV-\n\nO kadar uğraştı da…göğe yol çizemedi…\nBembeyaz bulutları okşayan çapkın uçak…\nKaçak yolcularını, bir bulutta bırakarak…\nBir demir kuş…helezonlar çiziyor,\nSürülen alkolden sarhoş…gövdesine.\n\n-V-\n\nBüyük bir balık gibi…\nYüzerek…can yeleksiz…\nÇımacı bağlar bağlamaz, iskeleye…\nKustu, yolcularını,\nLimana… gemi.\n\n-VI-\n\nPenceresine dalmışım…otobüsün.\nBüyük bir vizör gibi…\nHızla geçen- değişen- görüntüleri…\nKaydetmek için…telaşı…\n\nŞoför de, yolu yakalama telaşında…\nYol da, iyi kaçıyor doğrusu…\nDireksiyondaki …canavar mı, ne…\n\n-VII-\n\nHiç çekiciliği yoktur, rutin yolculukların…\nKısa bir süreye sığdırılan…bir de…\nTelaş…hengame…yorgunluk…\nZevkini alır,götürür.\n\nYolculuk dediğin…\nGeniş zamanı olacak, insanın\nGeze dinlene gideceksin…\n\nYeni insanlar tanıyacaksın\nYeni yerler göreceksin.\nHoşlandığın bir yerde\nBirkaç gün eğleneceksin…\nBir derenin şarkısını dinleyecek…\nAnayoldan, içerlek; \nBir köy kahvesinde… oturup; \nBir bardak,  Tavşan  Kanı… içeceksin…\nMerhaba… Deyecek…\nHal hatır, soracaksın…\nYaşlıların anılarını dinleyeceksin\nHasbıhal edeceksin\nBöyle yolculuklara yolculuk derim, işte! \nBundan kellisini, boş verrrr! \n\nKitap okuyamazsın,\nSigara içemezsin…\nRahat, uzanamazsın…\nBir bardak çayın yoktur…\nÜstelik yol da, uzunsa…\nHapı yuttun demektir…\nDayak yemişsin… sanki,\nBir araba dolusu…Yolculukta.\n\nYolculuk, zor…bazan, çekilmez,hatta…\nHele, kavuşmaları olmasa…\nHasreti kaldırmasa, dürerek, defterini…\nHiç, göze alınası değil…\n\nEğil dağlar, yollar eğil! \nYoksa…Sevinç yetesi,\nHasret, bitesi değil…\n\n              İzmir-Temmuz- 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GEZİ NOTU //* Ankara Notları - I *",
        "poet": "Ali Rıza Atasoy",
        "poem": "\n\nDolu dolu programlarla yüklü yoğun ve hareketli bir eğitim öğretim yılı ve yorucu bir çalışma döneminin ardından, bir müddet de olsa iş ortamından uzaklaşmak ne kadar güzel oluyor.Bu maksatla Temmuz ayının başından itibaren yaklaşık bir ay süreli izne ayrılarak memleketim Ankara’ya doğru yola çıktım.Yaz tatili nedeniyle herkes Ankara’dan uzaklaşırken, ben de bazı özel ve ailevi işlerim nedeniyle tatilin büyük bir kısmını Ankara’da geçirdim.Çocukluğumun, öğrencilik yıllarımın ve çalışma hayatımın büyük bir bölümünü geçirdiğim anılırımın kenti Ankara’dan son yıllarda epeyce uzak kalmıştım.Bu vesileyle belki de son yıllarda ilk kez bu kadar uzun bir süre Ankara’da kalma şansına sahip oldum.\n\n               Tatilimin ilk haftasını bazı ailevi ve özel işlerim nedeniyle Ankara'da geçirdikten sonra, Ankara’da ikamet eden kardeşimle birlikte eş ve çocuklarımızı da yanımıza alarak Çamlıdere-Kızılcahamam-Gerede-Mengen-Devrek-Çaycuma-Bartın-Amasra güzergahında üç günlük bir seyahat yaptık.Daha önce sadece resimlerini gördüğüm Amasra ne kadar büyüleyici güzelliğe sahip bir yurt köşesiymiş meğer, tam da şairlere göre yer.Orada geceleyip güzel ve durgun bir yaz gecesinde mehtabın denizle öpüştüğünü,  kaldığımız pansiyonun balkonundan seyretmeme rağmen tabi ki şiir yazamadım.Ama sanıyorum Amasra da Amasya gibi şairlerin mısralarına, ressamların fırçasına her zaman ilham kaynağı olacak nadide güzelliklere ve büyüleyici çekiciliğe sahip şirin bir yer.Yurdumuzun o bölgesini bugüne kadar görmek nasip olmamıştı.Kısa ve güzel geçen bir seyahatin ardından birkaç gün sonra güzel anılarla tekrar Ankara’ya döndük.\n\n                Birkaç kez eski mahallemizde çocukluk ve mahalle arkadaşım Hünkar Dağlı ile buluştuk.Bu mahallede herkes her ikimize de “Hoca” diye hitap ederler, adımızı pek bilen olmaz.İkimizi bir arada gören eski mahalle dostları ve arkadaşları “Oooo, hocalar hangi rüzgar attı sizi  böyle  bu taraflara” şeklinde iltifatta bulundular.Oturup birkaç yerde çay kahve içtik, eskilerden ve tabi ki sanattan şiirden konuştuk.Eski dostlarla, hemşehrilerimle ve çocukluk arkadaşlarımla karşılaştım.Onlarla ayrı ayrı hasbihal etme imkanı buldum, benim için güzel bir değişiklik oldu.Ayrıca, yine bir başka gün şair dostlarımızdan hemşehrim Ahmet Eroğlu ile karşılaştık, Altınpark’ta bir kafeteryada oturup çay kahve içtik, ordan buradan ve şiirden konuştuk.\n\n              Bir başka gün; değerli şair dostumuz Ahmet Tahsin Bey beni telefonla aradı, birlikte bir yemek yiyelim dedi.Ve görüşmemizin ardından birkaç dakika sonra gelerek eşimle birlikte bizi Aydınlıkevler’den aldı.Birlikte Nazlıhan Hasköylü’ye kahve içmek için uğradık.Bilahare Nazlıhan hanımı da alarak beraber Ankara kalesine çıktık.Burada Ahmet Tahsin ile Nazlıhan Hasköylü’nün birlikte el sanatları çalışması yaptıkları atölyelerine uğradık. Bu vesileyle Ankara kalesindeki tarihi dokuyu yeniden gezip görme imkanı bulduk.Yine burada güzel bir mekanda oturup çay kahve içtik, şiir ve sanat üzerine sohbet ettik.Öğleden sonraki saatlerde Ankara kalesinden ayrılarak yine birlikte İvedik köyünde yeni hizmete girmiş güzel bir balık lokantasında yemek yedik, geç saatlere kadar şiir ve sanat üzerine sohbetimize devam ettik.Böylece yararlı, dostane ilişkilerin güzelliğine yansıyan  güzel bir gün geçirmiş olduk.\n\n              Başka bir gün yine eski mahallemizden Cebeci istikametine doğru giderken, uzun yıllar önce bir müddet öğrencisi olduğum Gülveren lisesinin önünden geçtim ve bir anlık da olsa o eski öğrencilik yıllarını yadettim.Gülveren lisesini geride bırakıp kırmızı ışıkta mecburi duruş yapınca,  hemen sağ tarafıma düşen Cebeci Asri mezarlığı ve bu mezarlığı gölgeleyen çınar ağaçları dikkatimi çekti.Yeşil ışık yanıp yol açılınca gayri ihtiyari bir şekilde sağa dönüş yaptım ve uhrevi ve mistik bir havayı teneffüs ederek bir anda kendimi kabristanı gölgeleyen uzun ve geniş yola atıverdim.Birkaç dakika sonra da 'Otuz Beş Yaş' şairi merhum Cahit Sıtkı Tarancı üstadın başucundaydım.Üstadın kabrini çok bakımsız buldum; kabrin üstündeki toprak kısım çatlamış dağılmış toz hale gelmiş, bir tek çiçek kalmamış, hepsi kurumuş yok olmuş.Tabi ki bir şair olarak üzüldüm; memleketimizde şairlere ve sanatçılara yaşarken değer vermeyen bir anlayışın, bu kıymetleri kaybettikten  sonra da devam ettiğini gösteriyordu bu durum.Arabamın bagajındaki su dolu pet şiseleri kabir toprağının üstüne boşalttım.Ve kabir taşında yazılı olan üstadın 'Sanakârın Ölümü' başlıklı şiirinden alınmış; \n\nGitti gelmez bahar yeli,\nŞarkılar yarıda kaldı.\nBütün kapılar kilitli, \nAnahtar Tanrı’da kaldı.\n\n               dizelerini yüksek sesle okudum. Bu arada  yanıma birkaç mezarlık görevlisi geldi, selam verdiler merhabalaştık.Kısa bir tanışma faslının ardından  onlara Cahit Sıtkı’dan bahsettim.Onun, ülkemizin yetiştirdiği büyük şairlerden birisi olduğunu ve bizler gibi şiir ve sanat yolunda uğraş verenlerin, şiirseverlerin kalbinde ayrı bir yere sahip olduğunu söyledim.Sonra da üstadın ünlü “Otuz Beş Yaş” ve “Memleket İsterim” şiirlerini yüksek sesle okudum.Böylece mezarlık görevlileriyle aramızda güzel bir diyalog oluştu ve kendilerine arabamın bagajında bulunan bizim Yeşilırmak Şiir Vadisi Grubu adına yayımladığımız “Vadiden Esintiler – Şiirler” adlı kitaptan birer adet imzalayarak verdim. Ayrıca mezarlık görevlilerine üstadın mezarına iyi bakmaları ve ilgilenmeleri konusunda ricada bulundum.Aramızda geçen bu güzel diyalogdan onların da memnuniyet duyduklarını gördüm.”Tabi hay hay hocam emriniz olur, böyle değerli ve ünlü bir şairimizin kabrine hizmet etmek bizim için de onur olur” şeklinde iltifatta bulundular.Cahit Sıtkı Tarancı üstad ve görevlilerle vedalaşıp oradan ayrıldım.\n\n               Başka bir gün şair dostlarımızdan İbrahim İmer ve Ümüt Güngör aradılar. “Hocam bir yerde oturup çay kahve içeceğiz, siz de gelir misiniz” dediler. 'Hay hay' dedim ve daha önce adresini verdikleri Necatibey Caddesinde bir dershanenin teras katında buluştuk.Baktım Çelebi Öztürk, Ümüt Güngör, İbrahim İmer, Aysel Çoban, Müzeyyen Keskin, Ahmet Eroğlu, Cihan Eroğlu ve şu anda isimlerini hatırlayamadığım birkaç arkadaş oturup muhabbete dalmışlar.Kendilerine selam verdim ve gösterilen yere oturdum. Geç saatlere kadar çay kahve içtik, şiirden sanattan konuştuk muhabbet ettik. Özellikle Yeşilırmak Şiir Vadisi Grubu olarak iki yıldır düzenlediğimiz 'Boraboy Şiir Günleri' etkinliğinden ve diğer etkinliklerden söz ettik.Buradaki sohbetimiz esnasında; Ankara’da şair dostların ve şiirseverlerin zaman zaman buluşabileceği, özellikle Ankara dışından gelenlerin bir adres olarak uğrayabileceği bir şairler kafeteryası yada kulübünün kurulması yönünde fikirler ön plana çıktı.Bu fikir etrafında değişik görüşler dile getirildi, ben de kendi görüşlerimi ifade ettim.İnşallah ilerisi için, bize bir görev düşerse böyle bir birliğin oluşumuna katkı sağlayabileceğimi belirttim.Akşamın geç saatlerine kadar süren güzel en bir muhabbetin ardından şair dostlarımızla vedalaştık ve böylece güzel bir gün daha geçirmiş olduk. \n\n                 Bir başka gün; şair dostlarımızdan İlhami Erdoğan’ın (Ozan İlo)              bir imza günü tertip ettiğine ilişkin mesaj ve davetiye bana ulaştı.Belirtilen gün ve saatte Bayındır-2 Sokkataki adresi verilen mekanın kapısından girdim.Ozan İlo dostumuz bizi büyük bir memnuniyetle karşıladı ve gelenlerle tek tek yakından ilgilendi. Katılımcılar arasında eski Bayındırlık Ve İskan Bakanlarımızdan Koray Aydın'ı da vardı, kenedisiyle tanışma ve konuşma fırsatı bulduk.Ayrıca;  antolojiden tanıdığmız ve çeşitli etkinliklerde karşılaşıp tanıştığımız şair arkadaşlardan Hüseyin Bacanak, Ramazan Topoğlu, Filiz Kılınç, Cumhur Karaca ve şu anda isimlerini tek tek sayamayacağım bir çok arkadaşla karşılaştık.Geç saatlere kadar oturduk sohbet ettik, çay kahve içtik. Cumhur Karaca’nın yorumuyla Ozan İlo şiirleri dinledik, ayrıca bendeniz de dahil her katılımcı arkadaş bir Ozan İlo şiiri seslendirdi.Saygıdeğer dostum İlhami Erdoğan bizlere 'Dil Olmadım Mı' ve 'Ben Ölmem Daha' isimli şiir kitaplarını imzalayarak takdim etti.Program sonlarına doğru Hüseyin Bacanak ile birlikte müsaade isteyerek oradan ayrıldık.\n\n              Her ne kadar işin başında, uzun bir izin dönemini doya doya dinlenerek geçirmeyi düşünerek yola çıkmışsam da gördüğünüz gibi evdeki hesap çarşıya uymadı.Tatilimin son birkaç gününü de halen annemin ikamet ettiği doğum yerim, memleketim Ankara'nın Çamlıdere ilçesinde geçirdim.Bu arada Çamlıdere-Kızılcahamam güzergahında ormanlarda, yaylalarda, mesire yerlerinde gezip dolaşma ve memleket güzelliklerini temaşa etme fırsatı buldum.Ayrıca, bu arada her Çamlıdereli gibi ben de adeta bizim Çamlıdere’nin manevi ikliminin sembolü olan ve Çamlıdere kabristanında medfun bulunan Şeyh Ali Semerkandi Hazretlerinin türbesini ziyaret ettim.Bizim Çamlıdere yöresinde hayatın herhangi bir önemli başlangıç ve dönüm noktasında bu manevi havayı teneffüs etmek öteden beri sürüp gelen bir gelenektir.Bu nenedenle bir Çamlıdereli için örneğin; okula giderken, askere giderken, evlenirken, bir işe başlarken, bir seyahate çıkarken veya bir seyahat dönüşünde yada herhangi bir vakite bu manevi mekanı ziyarette bulunmak ve orada dua etmek yıllardan beri sürüp gelen bir gelenektir. Ve dolayısıyla bu vesileyle çocukluk yıllarımızdan beri alışkın olduğumuz bu geleneğimize bir kez daha icabet etmekle buranın manevi havasını bir kez daha teneffüs etme imkanı buldum.\n\n                Şimdi uzun bir tatil ve seyahat dönemini geride bırakarak tekrar görev yerimize döndük. Her yıl olduğu gibi yine dolu dolu programlarla yüklü bir çalışma döneminin ön hazırlıklarını tamamlamak ve yeni eğitim öğretim yılana sorunsuz bir şekilde başlamak üzere çalışmalarımızı yürütüyoruz.Bazı sanat dostlarımızın hatırlayacağı üzere; benim gezip gördüğüm yerler ve katıldığım etkinlikler ile ilgili görüş ve gözlemlerimi *** Gezi Notu *** şeklinde sanat dostlarıyla paylaşma gibi bir alışkanlığım var.Bu defa da böyle oldu, bu sene de yaz tatili vesilesiyle gezip gördüğüm yerlerle ilgili olarak kayda değer bulduğum gözlemlerimi sizlerle paylaşmak istedim.Tüm sanat ve şiir dostlarını en içten duygularımla selamlıyor, saygılar sunuyorum.15/08/2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GEZİ NOTU //* Ankara Notları – II *",
        "poet": "Ali Rıza Atasoy",
        "poem": "\n\nUzun ve yorucu bir çalışma döneminin ardından kısa süreliğine de olsa bir tatile çıkmak ne kadar güzel oluyor. İş ortamından uzaklaşmışken hele bir de seyahate çıkıyorsanız, insan bu duygunun güzelliğini o zaman daha da iyi anlıyor. Okulların yarıyıl tatiline girmesiyle birlikte yaklaşık on gün süreli izne ayrılarak görev yerimden memleketim Ankara’ya doğru yola koyuldum. Her zaman yaptığım gibi birinci gün çocukluk ve öğrencilik yıllarımı geçirdiğim eski mahallemizi ziyaret ettim, tanıdıkları ve çocukluk arkadaşlarımı gördüm. Çocukluk ve öğrencilik yıllarından arkadaşım olan şair dostum Hünkâr Dağlı’yı aradım. Bir müddet sonra geldi ve bir mekanda oturup çay kahve içtik, eski günlerden ve şiirden, sanattan konuştuk. Hünkar Dağlı, her hafta Pazar günleri düzenlenmekte olan “Başkent Şiir Akşamları” programından söz etti. Ve “Ben bu hafta katılmak niyetinde değildim ama mademki sen geldin, hadi beraber gidelim” dedi. Bunun üzerine belirtilen saatte Necatibey Caddesinde güzel bir mekanda gerçekleştirilen program yerine vardık. İçeri girdiğimizde takriben yirmi civarında şair ve sanat dostunun program salonunda yerlerini aldıklarını gördük ve gösterilen yere oturarak biz de programa dahil olduk.\n\n“Başkent Şiir Akşamları” programını; Milli Eğitim Bakanlığı merkez teşkilatında görev yaptığım yıllarda gıyaben tanıdığım, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı eski üyelerinden şair-yazar Ahmet Sevgi hoca yönetiyordu. Bu program vesilesiyle Ahmet Sevgi hocamı daha da yakından tanıma, tanışma ve kendisiyle konuşma fırsatı buldum. Belirtilen vakit geldiğinde, genç şairlerimizden İsmet Benli’nin Sezai Karakoç üstada ait ünlü Mona Rossa şiirini takdimi ve Ahmet Sevgi hocamın açış konuşmasıyla program başlamış oldu. Katılımcılar sırasıyla mikrofona davet edildi. Daha çok şiir sunumlarıyla tanıdığımız şair dostumuz Cumhur Karaca’ya söz verildiğinde bana bir jest yaparak kendine özgü sesiyle “Esmer Benli Yârim” isimli şiirimi seslendirdi. Yine genç öğrenci şairlerden Anıl Çağlayan da “Ankara Garı’nda Beni Bekle” isimli şiirimi okudu. Her iki şair dostun bu küçük sürprizlerinden gayet mutlu oldum. Söz hakkı bana verildiğinde kısaca kendimi tanıttıktan sonra şiire ne zaman başladığıma ve ne tür çalışmalar yaptığıma ilişkin kısa bir açıklamanın ardından programa Ferhat diyarı Amasya’dan gelip katıldığımı belirterek “Ferhat” başlıklı şiirimi seslendirdim. Kısa bir aranın ardından programın ikinci bölümü başladı ve ikinci bölümde de bir müddet önce şair meslektaşım Ersin Kayışlı tarafından bestelenen “Gözlerin” başlıklı şiirimi okudum. Program süresince katılımcı şairler kendilerine ait şiirlerin yanı sıra Yunus Emre, Karacaoğlan, Mevlâna, Mehmet Akif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Hamdi Tanpınar, Sezai Karakoç, Abdurrahim Karakoç, Nurullah Genç gibi şairlerden de örnekler sundular. Program yöneticisi Ahmet Sevgi hocam bu adını saydığım şair ve fikir adamalarına sanat ve şiir görüşlerine ilişkin açıklamalar yaptı. Bendenize hitaben “Amasya için çok güzel şiirler yazıyorsun ama sen Ankaralısın, senden bir Ankara şiiri bekliyorum” şeklinde küçük bir sitemde bulundu. Dolu dolu ve seviyeli bir programdı, programdan kendi adıma büyük bir keyif ve feyz alarak ayrıldığımı belirtmeliyim.\n\nBir başka gün şair dostlarımızdan İbrahim İmer’den bir grup şair arkadaşla “Kuytu Kültürevindi” buluşup sohbet edeceklerine ilişkin bir mesaj aldım. Beni de bu sohbet programına çağırıyorlardı. Belirtilen saatte program yerine vardığımda başta değerli büyüğümüz İsmet Bora Binatlı ağabeyimiz olmak üzere Hünkar Dağlı, İbrahim İmer, Müzeyyen Keskin, Hüseyin Bacanak, Ahmet Şahinoğlu, Deniz Şahinoğlu ve Bayram Yelen gibi bir grup sanat dostunu ilgili mekanda yerlerini almış ve sohbete dalmış halde buldum. Bana da yer gösterip iltifat ettiler ve böylece biz de sohbete dahil olduk. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar şiirden, sanattan ve bugüne kadar yapılan ve ilerde yapılması düşünülen sanat etkinliklerinden konuştuk. Sonra, kurucusu bulunduğum Yeşilırmak Şiir Vadisi Grubu’nun faaliyetlerinden ve grubumuz adına iki sene üst üste düzenlediğimiz “Boraboy Şiir Günleri” etkinliklerinden söz açıldı. Grup yöneticilerinin bir kısmını burada bulmuşken grubumuzun faaliyetlerinin yanı sıra ileriye dönük program planlarımızı da değerlendirme fırsatı buldum. Sonunda grubumuz adına ikinci kitabı, yani Vadiden Esintiler –II Şiir Antolojisini çıkarmayı kararlaştırdık. Yeşilırmak Şiir Vadisi Grubu mensubu 50 şairin katılımıyla hazırlamakta olduğumuz şiir antolojisi şu an dizgi aşamasında olup, kısa bir süre sonra şair dostlarla ve okuyucusuyla buluşacaktır.\n\nYine bir başka gün Çamlıdereli hemşerilerimden bir davet mesajı aldım. ÇAMLIDERE VE DOĞA DOSTLARI DERNEĞİ’ nin her hafta Çarşamba günleri dernek merkezinde yapılan sohbet toplantısına davet ediliyordum. Derneği ve hemşerilerimi ziyaret edeceğime ilişkin derneğin yayın organı olan www.camliderem.org sitesinde bir haber de yapılmıştı. Belirtilen günün akşamı dernek yönetiminden değerli hemşerim Kadir Civelek beni Aydınlıkevler’den aldı. Birlikte Yenimahalle’de bulunan dernek merkezine vardığımızda başta dernek başkanımız ve aynı zamanda Sabah Gazetesi spor yazarı Ali Öcal olmak üzere, dernek yöneticileri ve hemşerilerim beni içtenlikle karşıladılar. Dernek yönetiminden Ümit Kaya, Davut Erşahin, Ali Fuat Atalık, İsmail Çetiner ve değerli meslektaşım Faruk Çalışıcı ve diğer hemşerilerimle tanışıp konuşma fırsatı buldum. Sohbet ve buluşma programına bir müddet önce Ankaragücü Spor Kulübü basın sözcülüğünden istifa eden değerli hemşerim Sami Altunyuva ve şair dostlarımızdan hemşerim Ahmet Eroğlu da katıldı. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar şiir-sanat ve spor üzerine sohbetimiz devam edip gitti. Bir ara “TÜRBE / ÇAMLIDERE ŞİİRİ” isimli şiirimi okudum. Şiiri seslendirmem esnasında Çamlıdereli hemşerilerimin büyük bir duygu yoğunluğu içine girdiklerini gözlemledim. Sohbetimize şiir ve sanat programları ve bizim Boraboy Şiir Günleri etkinliklerinden söz ederek devam ettik. Başta dernek başkanımız olmak üzere dernek yöneticileri ve hemşerilerim Boraboy Şiir Günleri etkinliğinin benzerinin memleketimiz Çamlıdere’de de yapılması yönündeki taleplerini dile getirdiler. Böyle bir etkinliğin kendi memleketimizde de düzenlenmesi için karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk. Sonuç olarak 27-28 Haziran 2009 tarihlerinde iki günü kapsayacak şekilde bir şiir etkinliğinin Çamlıdere Ve Doğa Dostları Derneği adına “Çamlıdere Aluçdağı / Çamkoru Şiir Günleri” adı altında Çamlıdere’de yapılmasını kararlaştırdık. Böylece şiir ve sanat adına dolu dolu yararlı bir günü daha yaşamış oldum.\n\nBir başka gün, uzun yıllardır görmediğim ilkokul öğretmenim Mustafa Dilek hocamı Yenimahalle’deki ofisinde ziyaret ettim. Öğretmenler Günü ve bazı özel günlerde telefon ve mesaj yoluyla görüşsek de uzun yıllardan beri yüzyüze görüşmemiştik. Öğretmenim beni beklemediği bir anda bürosunun kapısında görünce çok şaşırdı, duygulandı ve sevindi, birbirimize sarılıp hasret giderdik. Onsekiz yaşında genç ve yakışıklı bir delikanlı olarak tanıdığım öğretmenimi saçlarının yarısı dökülmüş ve beyazlamış, kilo almış, dinç ve sağlıklı olmakla birlikte yaşlanmış olarak buldum. Öğretmenim, bizi ilkokuldan mezun ettikten sonra aynı zamanda bir başka alanda yüksek eğitim yaptığı için, mesleğinin ilk yıllarında öğretmenlik mesleğini bırakmıştı. Şimdi kendisine ait bir inşaat firmasının sahibi ve yönetim kurulu başkanı olsa da öğretmenlik yaptığı yılları halen özlemle anmaktadır. Çalışma odasına girdiğimde odanın duvarlarının biz öğrencileriyle öğretmenlik yıllarına ait fotoğraflarla dolu olduğunu gördüm. Elimden tutarak tek tek fotoğrafları ve bu resimlerdeki öğrencilerini isimleriyle anarak gösterdi, onlarla ilgili bilgiler sordu. Birçok arkadaşımız hakkında genel malumatı vardı, hatta öğrenci velilerinden çoğunu isimleriyle zikrederek sordu. Benim dahi hatırlayamadığım bir çok öğrencisini ve hatta öğrenci velisinin isimlerini nasıl bugüne kadar unutmadığına şaşırdım doğrusu. Bu anlamlı ziyaret vesilesiyle, yirmi beş yılı aşkın bir süredir içinde bulunduğum eğitim camiasını ve bu camianın fedakar temsilcileri değerli öğretmen arkadaşlarımı bir kez daha minnetle yadettim. Ve kime ait olduğunu şu an hatırlayamadığım “Tanrı yeryüzüne inseydi öğretmenlik yapardı, bu yüzden öğretmenlerde tanrısal bir güç vardır” şeklindeki sözü hatırladım. Öğretmenliğin, ne kadar güzel ve hiçbir maddi kıymetle ölçülemeyecek derecede kutsal bir meslek olduğu yönündeki genel görüşü bir kez daha benimsedim. Akşamın ilerleyen saatlerine kadar öğretmenimle sohbet edip eski güzel günleri andıktan sonra kendisiyle vedalaşarak oradan ayrıldım.\n\nArtık haftanın ve iznimin son günleri gelip çattı. Cuma günü öğleye yakın saatlerde eşimi de yanıma alarak dünyaya ilk gözümü açtığım memleketim Çamlıdere’ye doğru yola çıktım. Ankara çıkışından otobana girdiğimde arabamın teybini açtım ve ilerleyen yol boyunca Gözlerin şarkısını dinledim, derken bir de bakmışım Çamlıdere ayrımına gelmişiz. Çocukluk yıllarına ait anılarımın saklı olduğu memleketimi yollarından dağlarına bayırlarına ve mütevazi insanlarına kadar nasıl da özlemiştim. Son zamanlarda sık sık rüyalarıma bile girer olmuştu. Bazen rüyamda Kargasekmez’den Kızılcahamam istikametine ilerliyor, annemin kapısını çalıyor gibi oluyordum. İşte, bu duyguların ilhamıyla D A ü S S I L A şiirini yazmıştım.\n\n* D A Ü S S I L A ***\n\nGiderek içimde büyüyen sükut,\nBeni yolculuğa davet ediyor.\nBaşımda dolanıp duran şu bulut; \n-Hadi düş peşimden yollara, diyor.\n\nGeçmeli usulca Eryatağı’ndan,\nGeceye beş kala yalnız tekdüze.\nSüzülüp sessizce Işık Dağı’ndan,\nVarmalı şafakta Kargasekmez’e.\n\nKaybolan düşlere umut ekmeli; \n-Hadi ver elini Kızılcahamam.\nKapı tokmağını bir kez çekmeli,\nBilirim, kapıda bekliyor anam! \n\nAli Rıza Atasoy\n(Taşova, 25.12.2008) \n\nOtobandan Çamlıdere ayrımına girip rampayı aşınca Çamlıdere’nin evleri ve şehir göründü. Birkaç dakika sonra da “TÜRBE / ÇAMLIDERE ŞİİRİ” ne konu olan Şeyh Ali Semerkandî Hazretlerinin türbesindeydik. Daha önce de çeşitli vesilelerle birkaç kez bahsettiğim gibi bizim Çamlıdere’de bir yere gidenken, bir yerden dönerken, bir işe başlarken bu mistik mekana uğramak bir gelenektir. O mübarek zatı manevi huzurunda ziyaret edip, dua ettik derken, Cuma vakti geldi. Cuma namazını türbe külliyesi içinde bulunan Şeyh Ali Semarkandî Camiinde eda ettikten sonra aynı mahallede ikamet eden annemin kapısına vardık. Yola çıkarken annemi aramıştım, geleceğimizi haber verecektim ancak telefonunu başka bir yerde unutmuş olduğundan kendisine ulaşamamıştım. Bu nedenle birbakıma sürpriz oldu “Daüssıla” şiirinde değindiğim üzere kapı tokmağına bir kez dokundum ve annem kapıdaydı. Bizi karşısında görünce şaşırdı ve sevincini paylaştı, birbirimize sarılıp özlem giderdik. Annemin evi de annelerin kalbi gibi sımsıcaktı, sanki geleceğimiz içine doğmuş ve mükellef bir sofra hazırlamıştı. Yemek, çay ve kısa bir dinlenmeden sonra anemi de yanımıza alarak çok genç yaşta kaybettiğimiz merhum babamın ve aramızdan ayrılan yakın akrabalarımızın kabirlerini ziyaret ettik. Eve döndükten sonra kısa bir dinlenme ve çay molasından ardından annemle vedalaştık ve tekrardan Ankara istikametine yola koyulduk. Çamlıdere’den ayrılırken memleketimin birbirinden güzel turizm ve mesire alanlarına da şöyle bir uğramak istedim. Hava çok güzeldi, sanki ilkbahardan kalma bir gündü o gün. Çamllıdere yaylası ve Aluçdağı mesire ve festival alanı her zamanki zarafeti içindeydi. Hele bendenize ait “Boraboy” şiirinde “Boraboy’un ikiz kardeşi” olarak tasvir ettiğim 'Çamkoru' muhteşem bir görüntü içindeydi. Çamkoru göletinin bir kısmı buz tutmuş, bir kısmı ise masmavi gökyüzüyle ve bulutlarla öpüşüyor gibiydi. Bu muhteşem manzaraların fotoğraflarını çektim ve birçok ayrıntıyı görüntüledim. Hatta “Çamlıdere Aluçdağı / Çamkoru Şiir Günleri” etkinliği için şimdiden kafamda bir tasarı bile yaptım. Artık akşama yakın saatlerdi ve gün zevale ermek üzereydi, Çamkoru’dan ayrıldık. Ankara’ya dönüşümüz E-5 karayolundan ve Kızılcahamam üzerinden oldu. Avdan Yokuşu’ndan akşamın alacakaranlığında inip, İstanbul yoluna giriş yaptık. Kızılcahamam’ın ışıkları yanmış, şehir dağın eteklerinde muhteşem bir görünüm içindeydi. Kargasekmez’e gelip keskin virajlı yola girdiğimizde ise “Daüssıla” şiirini hatırladım ve hafif bir ses tonuyla arabamın içinde mırıldandım derken, kendimi bir Ankara akşamının yoğun trafiği içinde buldum.\n\nBöylece güzel bir günü, her bakımdan doyurucu ve güzel bir seyahatle geçirmiş olmanın mutluluğu içinde deliksiz uykuya daldım. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kalkarak, ailemle birlikte görev yeri istikametine tekrar yola koyulduk. Şimdi görev yerimize döndük, artık bundan sonra eğitim öğretim faaliyetleri içindeki birinci hedefimiz sevgili öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin başarısı olacaktır. Taşova milli eğitim teşkilatı olarak, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi her bakımdan başarılarla dolu bir eğitim öğretim dönemi geçirmek istiyoruz. Okul müdürlerimizle ve öğretmen arkadaşlarımızla ilk toplantımızı yaptık, kısa ve uzun vadeli hedeflerimizi belirleyip tartıştık. İnşallah, her bakımdan güzel sonuçlar alacağımızı ümit ediyoruz. Bu vesileyle sevgili öğrencilerimize ve saygıdeğer meslektaşlarıma başarı dileklerimi iletiyor saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Her zaman olduğu gibi, kısa bir seyahat dönüşü izlenimlerimi siz şiir ve sanat dostlarıyla *** Gezi Notu // Ankara Notları *** başlığı altında paylaşmak istedim. Saygılarımla.09/02/2009-ali rıza atasoy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezinen Bir Gölgedir Hayat",
        "poet": "William Shakespeare",
        "poem": "\n\nGezinen bir gölgedir hayat, gariban bir aktör\n         sahnede bir ileri bir geri saatini doldurur\n         ve sonra duyulmaz olur sesi, bir masaldır\n         gürültücü bir salağın anlattığı\n         ki  yoktur hiçbir anlamı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezinti",
        "poet": "Bayram Eser",
        "poem": "\n\n“bu ne tatlı bir sıcak hoş bir esinti\nhaziran mı geldi yoksa sen mi geldin\nhaydi gel sende yapalım bir gezinti\nhaziran mı geldi yoksa sen mi geldin\n\nistanbulun görmedik yeri kalmadı\ndur daha senin keşfin tamamlanmadı\ntadın damağımda kalıcı olmadı\nhaziran mı geldi yoksa sen mi geldin\n\nadım adım dolaştım şu istanbulu\nher köşesi bilinmezliklerle dolu\nsenden geçti kürkçü dükkanının yolu\nhaziran mı geldi yoksa sen mi geldin\n\nistanbulu boşverip seni gezelim\ngezdikçe gezelim azdıkça azalım\nbu gezintinin günlüğünü yazalım\nbu sıcak haziranda bana mı geldin…” 09.06.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezi Park Vitrininden Anadolu Çocuğuna",
        "poet": "Yaşar Tezel",
        "poem": "\n\nBir fidan bin umut\nNice masum çığlık\nKaranlık üstü bulut\nSen neredesin anadolu çocuğu\n\nŞaşırsanda bilirim\nİnancında mertsin\nÇiğnetmezsin dini\nYakılıyor din kardeşin bitsin gezi \n\nBir dala merhametin\nferyat figan ümmetim\nDaha ne kadar dul yetim\nSen nerdesin anadolu çocuğu\n\nCehennemi aratmıyor\nArakanda budistler\nBangladeşte hindular\nMısırda darbe hezayan var\nSuriyede kardeş katliamı\nSen görmezlikten gelme anadolu çocuğu\n\nİnancınla oynadılar\nCamiide isyanlar\nBu işte derin hesaplar\nNe maneviyat ne çağdaşlar\nÖzüne dön anadolu çocuğu\n\nAydınlıkmış dinime sövdüler\nYan gelip yediler içtiler\nİşi aşı bırakıp nasıl eğlendiler\nUyanma vakti anadolu çocuğu\n\nSen masumsun\nBoz hainlerin\nDin düşmanlarının\nİki yüzlü münafıkların oyunu\nHakka dön ey anadolu çocuğu\nÜlkenin ve inancın kalkmazsan gidiyor\n\nEcdadın kıtalar aştı\nDindirdi mazlumların göz yaşını\nMerhum Akifin dediği gibi\nSen şehit oğlusun incitme atanı\nVerme dünyaları alsanda, bu cennet vatanı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezi Notu //* Boraboy'dan Selam Var *",
        "poet": "Ali Rıza Atasoy",
        "poem": "\n\nSaygıdeğer şiir dostları,\n\n               Önceden davetli olduğum bir eğitim sendikasının yemek programına katılmak üzere dün (31.05.2008)           öğle saatlerinde Boraboy’a çıktım.Yola yalnız çıkmıştım, Taşova-Ladik karayolundan Boraboy’a doğru ilerlerken etrafı daha bir alıcı gözle gözlemleme imkanı buldum.Yol kenarlarında yeşilin her tonunun hakim olduğu, giderek yükselen vadi boyunca en çok dikkatimi çeken ve yer yer şiirlerimde kullandığım haşhaş tarlaları ve bu tarlaları beyaz ve mor renge boyayan haşhaş çiçekleri oldu.Mercimek köyünden geçerken  29 Mayıs 1993 yılında Almanya’nın Solingen şehrinde ırkçı saldırı sonucunda katledilen ve Taşova’nın Mercimek Köyü kabristanında ebedi istirahatgahlarında uyumakta olan Solingen Şehitleri’ni tam da anma yıldönümlerinde yadetmeden geçemezdim elbette.Ve arabamın içinde yüksek sesle ezberimde bulunan ve şair dostum Çelebi Öztürk’ün güzel bir tahlilini yaptığı ***Solingen Şehitleri*** şiirini okudum.\n\n********** Solingen Şehitleri ***\n-Ruhları Şadolsun- \n\nŞimdi bahar vaktidir yüreklerde yadınız, \nKulaklarda çınlıyor hala o feryadınız, \nMahrem düşlerimizde saklı kaldı adınız. \n..........Beyhudedir kalbimin çarpışan gelgitleri, \n..........Şad olsun ruhlarınız Solingen Şehitleri. \n\nBir avuç küldür şimdi sizden geriye kalan, \nVe tarumar bir bahçe masum gülleri solan, \nHakikat bu müebbet gerisi hepten yalan. \n..........Uhrevi dünyanızın şenlensin muhitleri, \n..........Şad olsun ruhlarınız Solingen Şehitleri. \n\nVar mı ki bu alemde bahtiyar olup gülen, \nİki damla gözyaşı kirpiğimden süzülen, \nNe çare ben değilim bir tek size üzülen. \n..........Zulmete ışık olur mazlumun ümitleri, \n..........Şad olsun ruhlarınız Solingen Şehitleri. \n\n(Taşova, 29.05.2007)        \n\nAli Rıza Atasoy\n\n\n       Mercimek Köyün’ü geçip Taşova-Ladik karayolundan Boraboy’a doğru ilerlerken serde şairlik var ya içimden şiir yazmak geldi, yazamadım ama daha önce kaleme alınmış şiirleri okumaya devam ettim.Bir bahar günü bu yoldan Samsun’a doğru giderken ilhamını aldığım ve hemen o akşam kayda alıp yayımladığım *** F i r a r i *** başlıklı şiirimi hatırladım ve yine yol boyunca ilerlerken yüksek sesle kendi kendime okudum.\n\n********* F i r a r i ***\n\nBugün kaçtım kırlardan sessiz sedasız, \nİçimde ışıklı kentlerin özlemi, \nBıraktım sükutu yeşil vadilerde. \nBekleyedursun dedim rıhtımda gemi, \nBeklesin yolumu o eski vefasız. \n\nLadik'ten geçtim yeşillikler içinde, \nDilimde en içli hüseyni şarkılar, \nYüreğimin ucunda gurbetin hüznü. \nHavza'da ah cıvıl cıvıldı çarşılar, \nHayat ne güzeldi esenlikler içinde. \n\nDenizin maviliğini gördüm önce, \nVe kanat çırpışlarını martıların, \nGemiler yüzüyordu masum denizde. \nKulağımda melodisi şarkıların, \nDolaştım bir firari gibi gönlümce. \n\n(Samsun, 19.04.2006)        \n\nAli Rıza Atasoy\n\n              Taşova-Ladik karayolu boyunca ilerlemeye devam ederken sol tarafı gösteren Boraboy (Gölbeyli Beldesi)           levhasıyla birlikte Boraboy yoluna giriş yaptım.Yolda beklemekte olan iki kişinin işaretiyle birlikte durdum; birisi Boraboylu olmakla birlikte halen bir başka beldemiz Çaydibi İlköğretim Okulunda görev yapmakta olan bir öğretmen arkadaş, diğeri de daha önce merhabalaştığımız Boraboylu bir vatandaşımızdı.Arabaya biner binmez hemen bizim ***Boraboy Şiir Günleri*** etkinliğinden söz açtılar, katılımcı şairlerimize ve iki yıldır böyle bir organizasyonu düzenleyen bizlere teşekkür ettiler.Yıllardır yaşadıkları beldenin ve bu beldenin ismiyle müsemma Boraboy Gölü’nün şiire ve sanata konu olmasından duydukları memnuniyeti dile getirdiler.Bir Boraboylu olarak bizlere ve şair dostlarımıza şükranlarını belirttiler, katılımcı şair dostlara selamlarını gönderdiler.Derken Gölbeyli (Boraboy)      beldesine girdik, vaktimin sınırlı olduğunu bir programa yetişmek durumunda olduğumu belirtmeme rağmen “Hocam bir acı çayımızı da mı içmeyeceksiniz” diye sitem ettiler, ısrarları üzerine Boraboy köy kahvesinde kısa bir çay molasından sonra onları köyde bırakarak Boraboy’a doğru hareket ettim.\n\n               Kıvırım kıvrım kıvrılan Boraboy yolunda yolculuğuma devam ederken ilk durağım; Boraboy yolu üzerindeki yamaçta sol tarafta derin bir musiki ritmiyle her daim akmakta olan çeşme oldu.Çeşmede durarak o buz gibi akan nimetten birkaç yudum içtim, elimi yüzümü yıkadım, serinledim.Ve tabi yine giderek kademe kademe yükselen vadi boyunca serpilmiş yeşilliği ve tabiatı seyrettim.Sonra, Taşova’da ilk göreve başladığım günlerde Boraboy’a ilk  çıktığım akşamüstünü hatırladım.Uzun yıllar şiir yazmamış bir şiirsever olarak, bana o ilk akşamüstü şairliğimi hatırlatan Borboy’un benim şair gönlümdeki yerini ve Boraboy ile geçen son üç yılımı düşündüm.Anılar bir film şeridi gibi kare kare gözlerimin önünden geçti.Boraboy için ilk şiiri yazan şair olarak Borboy’u bugün bir kez daha sevdim.Ve bu tabiat parçasıyla özdeşleşen *** Boraboy *** şiirimin ilk dizelerini kendi kendime mırıldandım.\n\n********* Boraboy ***\n\nBaygın bir yaz akşamı yolumun düştüğü yer, \nO tenha derelerin gökle öpüştüğü yer. \nYemyeşil bir vadiden kıvrılmış ince yollar, \nTanıdık eller gibi uzanmış yeşil dallar. \nTarifsiz bir güzellik bir doğa harikası, \nGökyüzünden zirveye düşmüş zümrüt parçası. \nİlk gördüm hayran oldum kapıldım ahengine, \nHer zerresi boyanmış gökkuşağı rengine. \n................Bir masal diyarıdır Boraboy, \n................Tanrı yadigarıdır Boraboy.\n\n(devamı antoloji sayfamdadır)        \n\nAli Rıza Atasoy\n(Taşova, 05.05.2006)        \n\n                 Ve güneş ve tabiat tüm ihtişamıyla Boraboy’un zirvesinde buluşmuştu her zamanki gibi.Boraboy Göl Gazinosunun kapısından girdiğimde, Göl Gazinosu Müdürü Mustafa Bey her zamanki güler yüzüyle beni kapı girişinde karşıladı. “Hocam buyurmaz mısınız” diyerek iltifatta bulundu ve ikramda bulunmak istedi.Kendisine Boraboy yaylasında düzenlenen bir eğitim sendikasının yemek programına davetli olduğumu, ama biraz geciktiğimi ve bu nedenle fazla kalamayacağımı, program bitiminde dönüşte tekrar uğrayacağımı belirttim. Bu arada baktım ki Göl Gazinosunun göle bakan teras kısmında İlçemiz Kaymakamı Sayın Özkan DEMİREL’in bir grup misafiriyle yemek yediğini gördüm.Bunun üzerine hemen gazinonun teras kısmına çıktım, Kaymakam beye ve misafirlerine selam vererek “hoş geldiniz, afiyet olsun” dedim. Beni karşısında gören Kaymakam bey “Ooo, müdürüm bu ne sürpriz, yine ilham almaya mı geldin, buyurmaz mısın” şeklinde takıldı, iltifatta bulundu ve masasındaki misafirleri tanıttı. Kaymakam beyin misafirleri; Amasya İl Emniyet Müdürümüz, Taşova Emniyet Amirimiz ve İçişleri Bakanlığı Müfettişlerinden oluşan yaklaşık on kişilik bir gruptu. Kaymakam bey, biraz evvel sohbetleri esnasında bizim ***Boraboy Şiir Günleri*** etkinliğinden, şiirden ve sanattan söz ettiklerini söyledi.Bunun üzerine masanın öbür ucunda bulunan ve Kahramanmaraşlı olduğunu söyleyen Müfettişlerden birisi  yanındaki boş sandalyeyi göstererek beni yanına davet etti, ben de Müfettiş beyin gösterdiği yere oturdum.Bir tarafımda da İlçemiz Emniyet Amiri Özcan Bey vardı.Özcan Bey, müfettiş beye hitaben “Efendim işte sizin gibi şair bir müdür” diyerek ayrıca takdim etti.Kahramanmaraşlı olunur da şair olunmaz mı,  Müfettiş bey  yüksek sesle Necip Fazıl Kısakürek, Abdurrahim Karakoç ve Erdem Beyazıt’tan birkaç şiir okudu.Son olarak da Necip Fazıl Kısakürek üstadın ***Beklenen*** şiirini birlikte seslendirdik.\n\n***** Beklenen ***\n\nNe hasta bekler sabahı,\nNe taze ölüyü mezar.\nNe de şeytan bir günahı,\nSeni beklediğim kadar.\n\nGeçti istemem gelmeni,\nYokluğunda buldum seni.\nBırak vehminde gölgeni,\nGelme artık neye yarar.\n\nNecip Fazıl Kısakürek\n\n          Bu kısa süreli muhabbetin üzerine, Kaymakam bey “Müdürüm maşallah nereye gitsen hemen şairleri buluyorsun” diye takıldı. Misafir müfettişlerimize Boraboy anısı olarak; arabamın bagajında bulunan Yeşilırmak Şiir Vadisi Grubu adına geçtiğimiz yıl yayımladığımız Ali Rıza Atasoy-Fesih Aktaş-Ömer Celep şiirlerinden oluşan ***Vadiden Esintiler-Şiirler*** adlı kitabımızdan birer adet imzalayarak takdim ettim. Ve kendilerinden müsaade isteyerek Boraboy göl Gazinosundan ayrıldım.\n\n            Davetli olduğum yemek programı Boraboy yaylasında açık alanda idi, itiraf edeyim ki Boraboy yaylasına bugüne kadar çıkmak nasip olmamıştı.Telefonda verdikleri tarif üzerine yemyeşil orman içinden süzülerek Boraboy yaylasına çıktım.İl Milli Eğitim Müdürümüz ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü bürokratları da yemek programına davetli idiler.Onlardan önce çıkıp İl Milli Eğitim Müdürümüzü karşılamayı düşünüyordum ama program yerine vardığımda İl Milli Eğitim Müdürümüzün ve beraberindekilerin benden önce gelmiş olduklarını gördüm.Kendileriyle ve sendika mensubu öğretmen arkadaşlarla merhabalaştık, bize gösterilen yere oturduk.Baktım ki bizim Ömer Celep espri ve fıkralarıyla her zaman olduğu gibi yine herkesi güldürmeye ve neşelendirmeye devam ediyor. İl Milli Eğitim Müdürümüz Necati Akkurt, Boraboy Şiir Günleri etkinliğinin Boraboy bölümünün nasıl geçtiğini sordu.Ben de çok güzel geçtiğini ve şair dostlarımızın Boraboy’dan memnuniyet içinde ayrıldıklarını belirttim.Katılımcı şair dostların hatırlayacağı üzere Müdür bey, etkinliğin Amasya Pirler Parkı’ndaki kahvaltı bölümüne katılmış ve burada bir konuşma yaparak katılımcı şair dostlara hoş geldiniz diyerek iltifat etmiş ve burada kısa süreli de olsa şair dostlarımızla sohbet etme imkanı bulmuştu. Ayrıca, o gün Vali beyle birlikte katılacağı bir başka programdan sonra etkinliğin Boraboy bölümüne de katılacağını belirtmişti.Geçtiğimiz yıl düzenlediğimiz birinci etkinliğimize kendisi Suluova  Milli Eğitim Müdürü olara katılmış ve büyük bir keyif aldığını ve bu seneki etkinliğin de her aşamasına katılacağını daha önce bana söylemişti.İl Milli Eğitim Müdürümüz Necati Akkurt’un iyi bir şiir okuyucusu ve sanatsever olduğunu yakinen biliyorum.Bu arada kısa da olsa Erdem Beyazıt ve şiiri üzerine de bir sohbetimiz oldu.Neyse, kendisinin de isteği üzerine kızı ilköğretim öğrencisi Sümeyra Bengisu Akkurt’u Yeşilırmak Şiir Vadisi Grubu’na üye yaptık ve bu vesileyle Müdür Bey grubumuzun paylaşım ve etkinliklerini Bengisu’nun sayfasından izlediğini de belirtti, memnuniyetini dile getirdi.\n\n                      Boraboy yaylasında müthiş bir ziyafet vardı.Kuzular kızartılmış, yer sofrası kurulmuş ve çaylar demlenmişti. Mükellef bir ziyafetin ardından çay faslı ve Ömer Celep’in fıkra faslıyla birlikte güneşin yavaş yavaş ufka doğru meylettiğin gördük.Bu arada Boraboy Şiir Günleri etkinliğinde kameraman olarak görev yapan Taşova İmam Hatip Lisesi Müdür Yardımcısı ve Öğretmeni Ahmet Özkan’ın bu yemek programıyla ilgili ilginç görüntüleri de hiç kaçırmadan kayda aldığın gördüm.Boraboy yaylasındaki yemek, çay ve sohbet faslının ardından İl Milli Eğitim Müdürümüz ve beraberindekileri yolcu ettik.Diğer arkadaşlar da yavaş yavaş toparlanmaya başladılar.Ben de katılımcı öğretmen arkadaşlara teşekkür edip, buradan ayrılmak üzere kendilerinden müsaade istedim.Yanıma Taşova Lisesi Müdürü İbrahim Malakoç ve Taşova İmam Hatip lisesi Müdürü Ahmet Akçe’yi de alarak tekrar Boraboy Göl Gazinosuna indim.Boraboy Şiir Günleri etkinliğinin şiir dinletisi bölümünü icra ettiğimiz alanda oturduk, gölü ve etrafı seyrettik, göl kıyısında yürüdük.(Boraraboy’a hangi mevsimde ne zaman çıksam mutlaka şair dostum Burhanettin Akdağ’ı telefola arar habihal ederiz, bugün telefonumun azizliğine uğradım ve Burhanettin Bey üstada selam veremedim beni mazur görsün, bir dahaki çıkışımda mutlaka arayacağım) . Boraboy Gölü etrafındaki bu kısa temaşamız esnasında Taşova Lisesi Müdürü İbrahim Malkoç ve Taşova İmam Hatip Lisesi Müdürü Ahmet Akçe’nin bana hitaben “Hocam, gelecek yıl yapacağımız programda platformu şuraya kuralım, bayrakları şuralara asalım, şemsiyeleri ve gölgelikleri şöyle yapalım” gibi şimdiden dile getirdikleri gelecek senenin etkinlik programına ilişkin öneri ve hayalleri beni duygulandırdı.Anladım ki, İlçemizin mütevazi imkanlarıyla iki yıl üst üste düzenlediğimiz  Boraboy Şiir Günleri etkinliği şair dostlarımızın yanı sıra Yeşilırmak Şiir Vadisi Grubu’nun kuruluş amaçlarını belirleyen eğitim, edebiyat ve şiir alanında bu gökkubbe altında hoş bir seda bırakmak ve bu gönüllü faaliyete çorbada tuz misali katkı sunmak isteyen eğitimci meslektaşlarımın ve Taşovalıların da gönlünde ayrı bir yer etmiştir. Ben de kendilerine “Gelecek yıl kavramı izafidir ve bazen çok uzak bir zaman dilimini ifade eder.İnsan hayatında bir yıl çok yakın gibi görünse de aslında uzak bir süredir.Bugün varız yarın yokuz, gelecek yıla kimbilir nerede oluruz.Sonra biz devlet memuruyuz, bakarsın gelecek yıl başka bir yerlerde oluruz, dolayısıyla belki biz de diğer şair dostlarımız gibi misafir olarak katılırız” diyerek çalışma arkadaşlarıma şimdiden dile getirdikleri gelecek seneki etkinlikle ilgili duygu ve düşüncelerinden dolayı teşekkür ettim. Gün Boraboy’un ucundan süzülürken güzel bir günü daha geride bırakarak Boraboy’dan ayrıldık.Tüm dostları en içten duygularımla selamlıyor, şiir ve sanat yolunda güzellikler diliyorum.01/06/2008 – ali rıza atasoy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezinin ÇOCUKLARI'na...",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\nözgürlük,\n kuşların kanadındaydı...\nçırpındıkça,\n yavaş yavaş yoruluyordu...\n özgürlük,\n genç bedenlerin\n sınırsız çarpan yüreklerindeydi...\n çarpa çarpa yoruldu...\n özgürlük,\n merminin ucundaydı...\no kahpenin hızına yenildi..\n zamansızlığa doğru uçtu kayboldu....\n özgürlük,\n sadece YAŞAMAKTI...\n yaşamın farkına VARMAKTI...! \n\n Fikret Turhan-Yalova,\n 15.06.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezi Parkı Göstericilerine       Be Çocuk",
        "poet": "Fikret Görgün",
        "poem": "\n\nGezi Parkı Göstericilerine   \n\n             Be Çocuk\n\nNe desem nafile, inadın inat! \nBelli ki, niyetin başka be çocuk.\nZevk mi alıyorsun durunca hayat,\nNe uğruna geldin aşka be çocuk? \n\nDüşündüm taşındım hayıra yorup,\nNasıl insansınız, nasıl bir gurup? ! \nDüşünceler ithal, fiiller garip; \nFikirler yabancı, laçka be çocuk.\n\nRuhlara düşerse genç yaşta hâzan,\nGerçeği göremez azdıkça azan.\nNe desem nafile, yetersiz izan,\nBelli, muhtaçsınız ışk’a be çocuk.\n\nSizlere sabırla açsam da kucak,\nDaima kaçtınız hep köşe bucak.\nOna hizmet eden oturur ancak,\nMillet gönlündeki köşke be çocuk.\n\nÇevre için yola çıkmıştın gûya,\nKâbusa dönüştü toz pembe rûya.\nKan kusturur oldun “Ana Dolu’ya”! \nDoğmayaydın keşke, keşke be çocuk...\n\n                Fikret GÖRGÜN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GEZİ NOTU //* Kastamonu Şiir Dinletisi *",
        "poet": "Ali Rıza Atasoy",
        "poem": "\n\nKastamonulu şair arkadaşımız Hacer ALİOĞLU’ndan  17-18 Ocak 2009 tarihlerinde Kastamonu’da “İstiklal Savaşında Türk Kadını” konulu bir şiir etkinliği planladıklarından bahisle bu etkinliğe davet edildiğime ilişkin bir mesaj aldım. Önce görev yaptığım yer ile aradaki mesafe ile birlikte malum kış mevsimindeki olumsuz hava koşullarını da düşünmekle birlikte, cevabım  tereddütsüz “Evet, geliyorum” oldu. Halen görev yaptığım il olan Amasya gibi Kastamonu da Türk tarihinde büyük öneme haiz, çok önemli misyonları üstlenmiş bir tarih ve kültür şehridir. Hem daha önce görmediğim bu önemli şehrimizi görmek hem de şiir ve sanat dostlarıyla stresten uzak güzel bir hafta sonu geçirmek güzel olacaktı. Ve beklen gün geldi; özel aracımızla şoförümü de alarak sabahın erken saatlerinde yola koyulduk.\n\n              Amasya’dan İstanbul istikametine daha önce birkaç kez seyahat etmiş olmakla birlikte, Tosya’nın içinden geçmem dışında daha önce o yöreyi görmemiştim.Tosya’ya varınca sağa dönüş yaptık ve giderek yükselen dağ şeridinden Kastamonu’ya doğru hareket ettik.Özellikle Tosya-Kastamonu arasındaki güzergah boyunca tabiat beyazlar içindeydi. Beyaz örtüsüne bürülü vadi boyunca ilerleyerek öğle saatlerinde Kastamonu’ya vardık.Davetli şair ve ozan dostları Migros tesislerinde sofrada bulduk.Hacer ALİOĞLU ve Ahmet İDRİSOĞLU bizi içtenlikle karşıladılar.Diğer katılımcı dostlarla da merhabalaşıp kucaklaşarak biz de sofraya dahil olduk.Öğle yemeği, çay ve kısa bir dinlenmenin ardından şiir dinletisinin yapılacağı yere geçtik.\n\n             Etkinliğin şiir dinletisi bölümünün yapıldığı Kastamonu Meslek Yüksek Okuluna vardığımızda beni bir sürpriz bekliyordu. Geçmiş yıllarda aynı ilçede milli eğitim teşkilatında yönetici olarak görev yaptığımız ve iki yıl süreyle aynı odayı paylaştığımız değerli meslektaşım şair dostum Kastamonu İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Ahmet UĞUR’u kapıda bekler buldum. Ahmet hocamla uzun zamandır görüşmemiştik, birbirimize sarıldık hasret giderdik ve birlikte salona girdik.Salonu şiirseverler, öğretim görevlileri ve öğrencilerden oluşan seçkin bir izleyici grubu doldurmuştu.Davetli şair ve ozanlarla birlikte İl Valisi, Üniversite Rektörü, Belediye Başkanı ve protokole dahil bürokratlar da salondaki yerlerini aldılar.Hacer ALİOĞLU’nun günün anlamına ilişkin anlamlı şiirini seslendirmesi ve teşekkür konuşmasıyla program başladı.Ardından Ahmet İDRİSOĞLU programa ilişkin kısa bir konuşma yaptı, katılımcılara teşekkür etti.Protokol konuşmalarının ardından şiir dinletisi bölümüne geçildi.Katılımcı şair ve ozanlar birbirinden güzel eserleri seslendirdiler.Adımın anons edilmesiyle birlikte ben de kürsüye çıktım, kısa bir teşekkür konuşmasının ardından “Nehir Kıyısı Düşleri – II” adlı şiirimi seslendirdim.\n\n\n *** Nehir Kıyısı Düşleri - II ***\nI. \n\nSesini duydum sanki gönülden bir sırdaşın, \nUzandım kıyısına beni çağırdı nehir. \nYüreğimde üşürken beyaz elleri kışın, \nBillur bir hayal gibi uzakta kaldı şehir. \n\nVurgun yemiş aşıklar gibi perişan sefil \nBir yıldız kayıverdi gözlerimin ucundan. \nGamlı bir rüzgar esti uzaktan efil efil, \nBir çığ düştü usulca dağların sorgucundan. \n\nNihavent bir şarkının kapıldım ezgisine, \nAzadelere mahsus düşler içre yürüdüm. \nKulak verdim uzaktan bir çobanın sesine, \nDedim ki, ben eskiden çobanlar gibi hürdüm. \n\nII. \n\nO nehrin kıyısına bir zaman yeşil dallar, \nYıldızlarla beraber beni davet ederdi. \nİplik iplik kıvrılan uzayıp giden yollar, \nAtılıver koynuma hadi gidelim derdi. \n\nBugün derin sükuta dalmış uyuyan gece, \nUhrevi bir hüzünle ruhuma elem verdi. \nNehir durgun akarken bana doğru gizlice, \nBeyaz püsküllü dallar titreyerek ürperdi. \n\nŞairin gözlerinden bir damla düştü suya, \nHale hale esnedi nehir duygulu ürkek. \nKainat kaygısızca dalmış tatlı uykuya, \nAnladım ki bu hayat böyle sürüp gidecek. \n\n(Taşova, 11.02.2007)   \n\nAli Rıza Atasoy\n\n                 Programın şiir dinletisi bölümü belirlenen süre içerisinde akşam saatlerinde sona erdi. Birlikte akşam yemeği için tahsis edilen salona geçtik.Burada Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Bahri GÖKÇEBAY hocam ve saygıdeğer eşleri bizleri karşıladılar. Şiir ve sanat dostlarıyla yine mükellef bir akşam yemeği sofrasında buluştuk.Yemek esnasında katılımcı ozanlar sazlarıyla birbirinden güzel eserleri seslendirdiler,  ozanların sazları eşliğinde yine şiirler okuduk, muhabbet ettik.Bendeniz de etkinliğin bu bölümünde “Kadınlar Bilirim” adlı şiirimi okudum.\n\n*** Kadınlar Bilirim ***\n\nkadınlar bilirim ufukta umuttular \nve mevsimler gibiydiler \nonlarda sezerdim baharın gelişini \nrüzgarın esişini \nbilmem gözlerinin derinliklerinde \nbeni kaç kez unuttular \n\nkadınlar bilirim belki efsaneydiler \nve gizem dolu evrende \nkimi akan nehirdi kimi bir parça güneş \nkimi müşfik bir anne \nyada vefalı bir eş \ngibi bir ömür içimdeydiler \n\nkadınlar bilirim gerçektiler hayaldiler \nve yıldızsız siyah gecelerde \nuzakta inleyen neydiler \nışıkta pervaneydiler \nşimdi yok onlardan bir iz bir seda \nbelki hepsi muhtemel ve muhayyeldiler \n\n(Taşova, 08.03.2007)   \n\nAli Rıza Atasoy\n\n           Buradaki şiir, sanat ve dostluk adına paylaşımlarımız akşamın ilerleyen saatlerine kadar sürdü. Yemek programı sonunda rektör bey bir konuşma yaparak şair ve ozanların programa katılımlarından duydukları memnuniyeti dile getirdi. Saygıdeğer eşleriyle birlikte hepimizle teker teker el sıkışarak teşekkür ettiler.Akşam yemeğinden sonra yine Hacer ALİOĞLU ve Ahmet İDRİSOĞLU refakatinde Serenler Konağı’na geçtik.Serenler Konağı’nın lobisi nostaljik dekoruyla tam da şair ve sanatkarlara göre dizayn edilmiş bir mekan.Burada işletme sahibi Mustafa bey ve personeli bizleri gayet mütesebbim bir yüzle karşıladılar.Burada da yine ozan dostlar sazlarıyla güzel eserler seslendirdiler, sazlar eşliğinde şiirler okuduk.Şiir ve sanat adına paylaşımlarımız ve buradaki muhabbetimiz gecenin ilerleyen saatlerine kadar sürdü.Bir ara saate baktım gece 02.30 olmuş, zamanın nasıl geçtiğini anlayamadım.Gecenin yarısından sonra bize tahsis edilen otellerdeki odalarımıza geçtik, dolu dolu ve keyifle geçirdiğimiz güzel bir günün ardından rahat bir uykuya daldık.\n\n            Sabah kahvaltısının ardından yine Hacer ALİOĞLU ve Ahmet İDRİSOĞLU bizleri kaldığımız otellerden aldılar. Kısa bir şehir turu yaparak kentin önemli tarihi ve turistik öneme haiz yerlerini gezdirdiler. Bu kısa şehir turunun ardından yine katılımcı şair ve ozan dostlarla Serenler Konağında tekrar bir araya geldik. Buradaki çay ikramı ve kısa muhabbetimizin ardından ayrılık vakti gelip çattı, hep birlikte veda etmek üzere çıktık ve birbirimizle vedalaştık. Geride hafızalarda silinmez iz bırakan unutulmaz anılar bırakarak Kastamonu’dan ayrıldık. Beyaz örtüsüne bürünmüş vadi ve yamaçlardan geçerek evimize dönerken içimizi buruk bir hüzün kapladı. Daha önce de özellikle kendi düzenlediğimiz etkinliklerde benimle birlikte olan şoförüm Naci bir ara “Hocam bir şey sorabilir miyim? ” dedi.  Aslında ne demek istediğini kestirmiştim sanki “Buyur, tabi” dedim. Hocam, dedi “sizinle daha önce de bazı programlar vesilesiyle gezip dolaşmak ve bu tür etkinliklere katılmak nasip oldu. Gerek siz gerekse diğer katılımcı şairler ülkemizin en ücra köşelerinden bütün olumsuz şartlara rağmen, bir sürü maddi manevi külfete katlanarak geliyorlar. Bunun bir getirisi var mı, bu nasıl bir duygudur? ” şeklinde bir şeyler söyledi. Naci, dedim “Uzun izaha gerek yok, bunu şimdi sana nasıl anlatabilirim. Şiir ve sanat sevgisi, sevginin de ötesinde bir tutkudur. Öyle bir tutku ki, bunu hiçbir maddi kıymetle açıklama sansına sahip değiliz. Tamamen şiir, sanat ve dostluk adına yaşanan güzelliklerdir bunlar” gibi bir takım açıklamalarda bulundum. Naci; evet hocam dedi “Sizlerin bu güzel dostluğuna ve şiir ve sanat adına yaşadığınız paylaştığınız bu güzelliklere hayran olmamak elde değil” şeklinde içten duygularını dile getirdi.Güzel ve güneşli bir havada geçen  yolculuğumuzun ardından Allah’a şükür olsun sağ salim evimize döndük.\n\n              Türk tarihinde önemli misyonlar üstlenmiş bir tarih ve kültür şehri  olan Kastamonu’da dostlarımızın tertip ettiği bu güzel etkinlikten gayet memnun olarak ayrıldık. Özellikle tertip komitesindeki arkadaşlarımız. Hacer ALİOĞLU ve Ahmet İDRİSOĞLU’nun içten ve özverili gayretleri göz doldurdu.Davetli konuklarla ve etkinliğin her aşamasıyla bizzat yakından ilgilendiler. Bu yakın alakalarından dolayı kendilerine tekrar tekrar teşekkürlerimi bildiriyorum. Ayrıca Kastamonu’da Valisinden rektörüne, üst düzey bürokratından vatandaşına, öğretim görevlisinden öğrencisine, şairinden sanatçısına kadar herkesin şiirin ve şairin yanında olduklarını gördük.Böylesine anlamlı bir etkinliğin düzenlenmesine destek verenlere ve her aşamasında katkı sunan herkese teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.20/01/2009\n\nAli Rıza ATASOY\nŞair – Yazar\nTaşova İlçe Milli Eğitim Müdürü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezinti",
        "poet": "Zülfikar Yapar Kaleli",
        "poem": "\n\n\nBaktım güzeline düştüm yeise \nBaşına yemeni yaşmak isterim \nEğer kırat sende erlik var ise \nKale surlarını aşmak isterim \n\nGönlünde sevdayı sevgiyi besle \nAşkını ilimle irfanla süsle \nAynı ruh heyecan aynı hevesle \nKabıma sığmayıp taşmak isterim \n\nSensin yerin göğün hakim sahibi \nBen yüzü karalı tencere dibi \nSavaşta muzaffer kahraman gibi \nZafer muştusuyla coşmak isterim \n\nBülbülüm tutkunum aşk ile güle \nBu yüzden bilerek çekerim çile \nBuluta hapsolmuş yıldızlar ile \nErenler bağına düşmek isterim \n\nMuhabbet dünyadan bir ibret almak \nMaharet yaşarken ölümü bulmak \nBenim işim gönüllere gül olmak \nSevgi kazanında pişmek isterim\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gezinti Yeri",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nTanrı bilir ki\nSizin gerçeğinizi...\nUluslar farklı\nOldularsa eğer,\nMedeniyet yarışında \nKim ileri? \nAvrupa genç ve\nOlgun ise,\nCennete gidecek\nOnlardır; onlar.\nBiz çocuğuz\nCehennemin bekçisi...\nSoru soran\nİleri devinim,\nKafayı yemiş\nGibi düşünenler...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezintiye Çıktım Bu Sabah Gökyüzünde",
        "poet": "Melih Coşkun",
        "poem": "\n\nGezintiye çıktım bu sabah gökyüzünde\nHaylaz bir çocuğun çizdiği resimdi sanki \nYeryüzü \nBin beşyüz metrede \n\nBir vapur yarıyordu suları Marmara’da\nKız kulesi gözünü kırpmadan \nOna bakıyordu...\nMartılar koşuyordu gökyüzünde \nVapurla yarışırcasına. \nBirkaç mil  açıkta bir balıkçı \nBitmeyen kederini takıyordu oltasının ucuna. \nHayatın selamını esirgediği orta yaşlı bir kadın\nYalnızlığını satıyordu Karaköy’ün \nEn yüksek kaldırımında.\n\nTarlabaşı’nda esmer yürekli bir çocuk\nÇöpleri karıştırırken bulduğu\nTek tekerleği kalmış \nOyuncak bir arabayla oynuyordu \nTanrı’nın ona gönderdiği \nDoğum günü hediyesi sanarak.\n\nİstiklal’de \nYılların yükünü \nYorgun omuzlarında taşıyan yaşlı bir adam \nBir kapı eşiğinde \nHıçkırarak ağlıyordu \nAçlığından değil\nOtuz yıl terinin son damlasına kadar çalışıp\nYine de kuru bir ekmeğe yetecek parası olmadığından... \n\nGezintiye çıktım bu sabah gökyüzünde\nHaylaz bir çocuğun çizdiği resimdi İstanbul \nBin beş yüz metrede \nAnladım \nBulutların sonbaharda\nNeden bu kadar çok ağladıklarını.....................! \n\n2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezmek",
        "poet": "Mehmet Soysal",
        "poem": "\n\nSen hiç Kan Ağlayan Dağ gördün mü.? \nNereden görecen işin gücün Parkta gezmek...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gibi",
        "poet": "Musa Merdanoğlu",
        "poem": "\n\nMilletin hakkını yedi yuttular,\nFakir fukaraya kazık attılar,\nYedi içti yan gelerek yattılar,\nDağdaki domuzun irisi gibi.\n\nAylardır, yıllardır kavga bitmedi,\nBu nasıl iş ise aklım yetmedi,\nHiç kimse suçunu kabul etmedi,\nDövüştüler sokak karısı gibi,\n\nAlışmışlar meydanlara çıkmaya,\nNefret ettim yüzlerine bakmaya,\nSeni bana, beni sana takmaya,\nDağılırlar eşşek arası gibi.\n\nÇıkarcılar birbirine girdiler,\nSaldıranlar hayvan sürüsü gibi,\nYüzlerine kara leke sürdüler,\nTarihte şerefsiz birisi gibi.\n\nMerdanoğlu çoktur bana kızanlar,\nOnlara benzedi bazı ozanlar,\nHani nerde deyiş türkü yazanlar,\nBozuldular şeytan perisi gibi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gibi",
        "poet": "Mete Tuğluk",
        "poem": "\n\nbir şeyi sevmek\nbir şey olmaktır\nbir çiçekle çiçek\nbir taşla taş gibi\n\nbütünleşmektir\nbirleşmektir sevmek\naynı biçimde\naynı anda\naynılaşmaktır aşk gibi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gafletten Uyanış",
        "poet": "Ahmet Yüksel Şanlı Er",
        "poem": "\n\nUykudan uyanan milletin fendi,\nŞahlandı hep birden, gafleti yendi,\nUyandı bir millet, bölünmem dedi,\nAl bayrak salladı korkular verdi.\n\nBir millet sokakta, bayrak elinde,\nGaflet yok korku yok, unun yüzünde,\nBu millet oynarken, meydan yerinde,\nDostuna düşmana korkular verdi.\n\nBir millet uyandı geldi meydana,\nHep birden seslendi, dosta düşmana,\nDedi ben hiç korkmam, korku salana,\nBir dünya âleme, bayrak gösterdi.\n\nBir millet uyandı, gördü oyunu,\nOynatmam ben dedi, bozdu oyunu,\nTüm dünya halkına söylerken bunu,\nBir dünya âleme, şaşkınlık verdi.\n\nBir millet uyandı, yatmış uyurken,\nBir baktı düşman çok, etrafta gezen,\nBu millet ufkundan, güneş batarken,\nŞu dünya âleme, çok dersler verdi.\n\nBir millet uyandı, kalktı giyindi,\nDüşmanı kaçarken, gördü sevindi,\nBu millet kaçana kork bizden dedi,\nŞu dünya âleme ne dersler verdi.\n\n19 Mayıs 2013\nAntalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gibi",
        "poet": "Lale Uğur",
        "poem": "\n\nBir kahraman aradı düşlerim\nYaşamın viraneliğinde..\nVe seni yarattı ruhum..\nGibi yapmadım...\nGibi sevmedim...\nBuna rağmen..gibi.. hissettin.. \n\n(Kasım 2000 / İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gibi",
        "poet": "Âşık Hüseyin Sümmanioğlu",
        "poem": "\n\nHakikatin çarkına bak,yorulmaz pervane gibi,\nsözün özen uygun olsun kalsın merdane gibi,\nbu sırra vakıf olamayan dolaşır bey vane gibi,\ngirdiğin bağa hizmet et hep kala gülşene gibi,\nbu dünyayı böyle tanı bir misafirhane gibi,\n\nkara yer gamedin sarar  hasret çeken ana gibi,\ngördüğün mamur haneler olur bir virane gibi.\n\nGelen gider bu dünyada edebilmez haşa karar,\nçünkü doğdun öleceksin ezel buna verdik ikrar,\nnövbet dolar ecel gelir bir gün itiğini arar,\nayırır kavim kardeşten dost olanlar boyun burar,\nüzeren mertek döşenir dört etrafın çıkılmaz yar,\n\nkara yer gamedin sarar  hasret çeken ana gibi,\ngördüğün mamur haneler olur bir virane gibi.\n\n\nBu ne alem ne hikmettir giden dönmez kervana bak,\ndeme pençede polatım bir kez şahi merdana bak,\nhuzurullaha baş indir bekle  dostun divana bak,\nşefaat kanı muhammet sana yardır sultana bak,\neylerden dua talep et haktan gelen ihsana bak,\n\nkara yer gamedin sarar  hasret çeken ana gibi,\ngördüğün mamur haneler olur bir virane gibi.\n\nSümmanoğlu şeyda gibi,seherde kıl figanını,\neğer gül dermek istersen ara bağın bağbanını,\ndestursuz bağa girenin seyret ahi amanını,\nrehber edin muhammeti oku nuri kuranını,\nbaşkasından sorma yari ara canda cananını.\n\nkara yer gamedin sarar  hasret çeken ana gibi,\ngördüğün mamur haneler olur bir virane gibi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geziyorum Elden Ele...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nŞimdi gözlerimde yaşlar,\nUnutulmaz o bakışlar,\nKaldım yuvasız kuşlar,\nGeziyorum elden ele.\n\nSeni sevdim düştüm dile,\nÇektiğimin hepsi çile,\nAsılırım küreklere nafile,\nGeziyorum elden ele...\n\nBursa/Osmangazi/01/04/2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gezmek Seni Adımlarımla Şehrim Olan Bursa",
        "poet": "Gülten Ağrıtmış",
        "poem": "\n\nGezmek Seni Adımlarımla Şehrim Olan Bursa\nŞehrim Bursa başlasam sana dünden bugüne\nBitmez anıların, tarihin, gelmişin, geçmişin\nDokundurur ancak ucundan satırlarım\nSayfalar tutar aslında şanın şöhretin.\nUludağ; Gürgen ağaçlarının üstünden geçerken gökyüzünde\nAsılı bir kutu akarken demir ipliklerde sen aşağıda bir gizemsin\nYemyeşil görüntüne mevsiminde beyaz örtüsünü seren doğa\nÜstünde her renkten insan\nDostluk ve barış içinde kavgalardan uzak\nKayar üstünde insanlarım, uyur evlerinde, otellerinde.\nGölyazı; antik kentler, antik yollar\nTarihinde yürümek senin\nMudanya; Marmara denizine bakan sahilleri,\nİmzalanmış anlaşmalar, yaşanmış olaylar\nHeyecanlar barındıran, kendine meraktır Mudanya.\nİznik; İznik Gölü,\nİznik çinisi, zeytinin, zeytinyağın, üzümün, günbatımın\nKiliselerin, camilerin barındırmışsın içinde hepsini.\nCumalıkızık; eteklerin ve vadilerin arasında\nMoloz taş, ağaç ve kerpiçten yapılan\nÇizgisi farklı, mimarisi farklı sokaklarında yürürken\nCumbalı pencerelerinden bakan o güzel gözler\nKapıların tokmaklarını ve kulplarını çeviren o eller\nTaş döşeli, kaldırımsız çok dar sokakların\nSarı, mavi, mor, beyaz renklerde masal evlerin\nCevizin, narenciyen, artık bir efsane olan kestanen\nŞehrim Bursa; mozaiklerin bahçesi\nİbadethanelerin, İbadetlerin\nCamilerin, kiliselerin\nSıcak suyun, kaplıcaların\nKarmaşanın olmadığı caddelerin\nAçık havada kemanın tınısında yenen yemeklerin,\nÖzgürlüğün, barışın,\nHuzurun, dinginliğin\nAnıların, aşkların,\nŞehri Bursa.\n\nGülten Ağrıtmış\n\n\n5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca korunmaktadır/81. Maddesi gereği her eserin tamamının telif hakları yazara aittir.\n\n5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Geziyorum Görüyorum",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nGörevim icabı, Türkiye'yi geziyorum, ne yiğitler görüyorum,\nOnlar için ölüyorum vallahi ölüyorum ne Yiğitler görüyorum,\nAdıyaman Allah dostu Sahabiler, Evliyalar diyarı biliyorum,\nGörevim icabı, Türkiye'yi geziyorum, ne yiğitler görüyorum.\n\nEbu Zer-i Gaffari Hazretleri, kabrini görsen, ne yiğit dersin,\nHemen karşı tepede, Mahmud El Ensari Hazretleri bilirsin,\nSaffan Bin Muvattal Es Sülemi Hazretleri, ölmemiş bilirsin,\nGörevim icabı, Türkiye'yi geziyorum, ne yiğitler görüyorum.\n\nMalatya'da Seyyid Battal Gazi, aman ne yiğitmiş, ne gazi,\nDivriği'de akrabası var, söyleyim de Seyyid Hüseyin gazi,\nİşte benim Yurdumun her tarafında,  Seyyid, şehid ve gazi,\nGörevim icabı, Türkiye'yi geziyorum, ne yiğitler görüyorum.\n\nAdana'da Çoban Dede Seyhan Baraj Gölü içinde, tepede,\nMisis Kütüklü Köyünde, Cabbar Dede, kara yılanlar elinde,\nTarsus'da Eshab-ı Kehf var, Dünya buraya akın eder, kele,\nGörevim icabı, Türkiye'yi geziyorum, ne yiğitler görüyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gibi",
        "poet": "Nuran Kablan",
        "poem": "\n\nKimi gün gözyaşları ile doludur gözlerim, \nYağan yağmurlar gibi.\nKimi gün k....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gibi",
        "poet": "Sedat Sözen",
        "poem": "\n\nkuyumcu vitrinindeki bir pırlantaya bakar gibi bakıyorum,\ntüm zerafetiyle pırıl pırıl parlayan bir mücevhere bakar gibi, \nherkesin gözleri önünde, ona ulaşmak isteyen niceleri olan,\nönceleri vitrinin önünden geçerken göz ucuyla baktığım,\nsonraları o vitrinin önünde saatlerce bekleyip, hayaller kurduğum,\nbir asır ondan gözlerimi alamayıp da sanki ilk kez bakar gibi.\n\nBursa - 5.9.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gibi",
        "poet": "Sinan Albayrakoğlu",
        "poem": "\n\nKimden ayrı, kimden öte, boğuluyorum gözlerinde,\nNem mi, kan mı, yanaklarımdan ellerime, sanki sıcak\nSanki oluk oluk gözyaşı, sanki ölüm öncesi\nkuraklığı yazın, sanki ölümden de öte\n\nTopu topu yarım ömür, tam ayrılık, tam acı\nŞakaklarımda kaç asır, kaç yumruk bu gözyaşı\nBu kan avuçlarımda kaç serçenin çığlığı\nBu ayrılık bu ömre dar geliyormuş sanki\n\nTaş üstüne taş ve ölüm açlığından biriktirdim\nDerin yara bu yürek ondan. Yaralarımda\nsaklan, derinlerime saplan, ağrılarımda unutma\nbeni, bir devin ayak izlerine bırak, git, ağlama…\n\nyıldırımlar kadar ağır, parlak yoğun acı,\nkaldırımlar kadar yitik, yorgun, ayakaltı,\nsusmak sanki her bıçak, sıcak gözyaşı sanki kan\ngittiğin akşam bu yıldırım, seni götüren kaldırım\n\ndoğduğumdan beri çektiğim doğum sancısı\nsenden bana kalan tüm kokular.\n\nOdamda napalm sıcağı, kimden ayrı, kimden öte\nOdamda ağır yalnızlık, ağır gözyaşı, ağır duman\nYandığım yerlerde acı özlemek gibi seni\nyazdığım yerlerde özlemek her anda ölmek gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gibi",
        "poet": "Arzu Şeker",
        "poem": "\n\n(İSLAMİYET)\nMÜSÜLÜMAN TARAFINDAN CAMİ avlusunda \nKADERİNE TERKEDİLMİŞ BİR BEBEK GİBİ \nherkes İLGİLENİYOR GİBİ YAPIYOR, ama kimse SAHİP çıkmıyor.....\n\nvesselam\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gibi...",
        "poet": "Helin Kaymak",
        "poem": "\n\nGitmek gibi diyorum,\nGitmek, hangi birimize gitsin? \nGittim işte bak kalıyorum bile.\n\nYalnızlık gibi diyorum,\nYalnızlık hangimizde sadeleşsin? \nSadeleştim işte bak azalıyorum bile.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gibi",
        "poet": "Cüneyt Baybars Avcı",
        "poem": "\n\nNasıl anlatsam, bunun tanımı,\nBin yıldır yanımda varmış gibisin\nKöhne köşk gülümüsün her yanımı\nSen sen, aşk aşk sarmış gibisin...\n\n14.04.2014 - Pazartesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gibi",
        "poet": "Ülker İnalkaç",
        "poem": "\n\nİlkbahar çiçekleri gibi\nAç gönlümde gözümde\nNisan yağmurları gibi\nYağ gönlüme gözüme\n\nSevgiyle sevgi ver\nO mukaddes anneler gibi\nDostluğun en güzelini göster\nEbubekirler Ömerler Osmanlar Aliler gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gibi Değil",
        "poet": "Kaptan Ekinox",
        "poem": "\n\nBilsem ki günah değil\nMil çekerdim gözlerime\nZaten bendeki görüntün\nArtık bakılacak gibi değil\n\nOlmadı yüreğimi dağlardım\nHarlı bir ateşin kızıl közünde\nAşktan yorgun yüreğim\nArtık atacak gibi değil\n\nBaşımı da ezdirirdim\nYokluğuna vura vura\nBilsem ki günah değil\nDönerdim sözümden\nTutulacak gibi değil...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gibi Bir Şeyse Hayat",
        "poet": "Mustafa Acıoğlu",
        "poem": "\n\nGüzel bir bahar\nHavasını koklamak\nGibi bir şeyse hayat\nGenzimi dolduran\nBu toz talazla\nKurak mevsimlerin \nAdı ne? \n\nBir kuru soğan\nBir sıcak ekmek\nPeynir ve domates\nKuş sütü noksan bir sofradan\nYemek içmek gibi\nBir şeyse bu hayat\nBu kanımı donduran\nBeynimi durduran\nZehir zemberek aşın\nTadı ne? \n\nSadece görmek istediğini\nGörmek gibi\nBir şeyse hayat\nGörmek istediğim\nAma göremediğim\nSimaların yadı ne? \n\nBir çift göze\nBakmak yanmak\nvurulmak gibi\nsevmek ve dahi sevilmek gibi\nBir şeyse hayat\nKahrolduğum\nMahvolduğum uğrunda\nBu güzel gözlerin\nMuradı ne?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gibi Görünür",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nYoksulluk ölümden de beterdir.\nYoksulluğa düşmek; \nYoksulluktan yaşayamayacak\nBir duruma gelmek.\nYoksul bir\nDuruma düşmek.\nAç kurt\nGibi yemek\nVeya üşüşmek\nVeya saldırmak.\nBüyük bir istekle...\nYemek çantası olmasaydı; \nDün aç kalmıştım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gibi - Hayat Gibi Bir Hayat",
        "poet": "Fazlı Akkuş",
        "poem": "\n\nHayat gibi bir hayat\n\nGerçekten\nGerçek gerçeklerimiz var\n\nGerçek değiliz ama…\n\nYalan da değil aslında\n\n29 Eylül 2007 00:48\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gibi Gri",
        "poet": "Suat Seymen",
        "poem": "\n\nkristali kırmak \ngibi bir düşünmek seni \nışığın parçaladığı her şeyi \ngeri almak \ngibi bir görmek geceyi \n\nkadim anlar ötesi kadife \nve kadın ve fendi \ngibi aramak bir teni \n\nseni düşünmek \nağların gözbebekleri \nterli atların sağrısında \nbir özlemek bir dilemek bir gri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gibi'ler!",
        "poet": "Eyüp Hakan Ündoğduer",
        "poem": "\n\nHayat,\nuzun yalnızlıklar gibidir..\nki bu gibiler bir dağ gibidir esasen\nmesela çift kişilik koltuklarda\ntek başına seyahat etmek gibi,\nya da uzun yalnışlıklar gibidir hayat,\nhayta çocuklar gibidir veya,\nyahut tren garları gibidir hayat\nbir gideni bekler gibi..\n\nyıldızlar gibi \numutlarda  düşer gibi oluyor bazen gökten,\nbazı geceler,\nmavi\nmasmavi..\n\nŞubat 2012\n\nCansuya..\nYeniden..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "... Gibi Kaldım",
        "poet": "Muhammet Üresin",
        "poem": "\n\nHangi ayın kaçıncı günüydü çoktan unuttum ama\nSanki canımın yarısı kopup gitmişti o gün orda\nBen ikiden bir çıkınca bir kalır sanırdım hep ama\nSen gidince ben yarım kaldım sensiz içim paramparça\n\nBugün bilmem kaçıncı doğum günü sensizliğin ama\nSözün kısası ölmüşüm kalmışım hiç kimin umrunda\nGözün gördüğüne yürek katlanamıyor hep kolayca\nSürgün bir şairin kaleminden dökülürüm usulca\n\nKeşke bir düğüm atılsaydı da dursaydı zamanım tam o noktada\nÖyle bir kördüğüm olsaydık ki hiç ayrılmasaydık bir daha asla\nİşte hep öyle düşündüğün gibi olmuyor ki herşey bu hayatta\nBöyle bir son kırk yıl düşünsem bile gelir miydi sanki hiç aklıma\n\nŞimdi kendi kuyruğunu yiyen bir yılan gibi\nGeçmiş tüm doğruları götüren bir yalan gibi\nFazlalık olduğunu gören üvey evlat gibi\nHalatı kendi boynuna geçiren cellat gibi\nKaldı kalbim yokluğunda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gibidir Sevgi...",
        "poet": "Alper Kürük",
        "poem": "\n\nDibi yok bir kuyuya inmek gibidir sevgi...\nSonu yok uzun yola çıkmak gibidir sevgi...\nSuyu yok bataklığa batmak gibidir sevgi...\nTuzu yok bir denize dalmak gibidir sevgi...\n\nDili bal bir kadına tapmak gibidir sevgi...\nÇıkmaz sokağa dalıp sapmak gibidir sevgi...\nHayata gözlük altı bakmak gibidir sevgi...\nDolanıp aynı yere varmak gibidir sevgi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gibi - Masal Gibi Bir Hayat Ya Da Masal",
        "poet": "Fazlı Akkuş",
        "poem": "\n\nİkimizi düşünürken\nMasal gibi bir hayat\n\nİkimizi düşlerken \nMasal gibi bir masal\n\n29 Eylül 2007 00:43\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gibisin",
        "poet": "Mehmet Taştan",
        "poem": "\n\nGeceyi yorgun kılan\nIslak düşler gibisin.\nKandillerde yakılan\nSon gülüşler gibisin.\n\nGökyüzüne katılan,\nFezaya akıtılan,\nGüneşi öksüz kılan,\nSüzülüşler gibisin.\n\nÜç boyutta yaşanan,\nCemreleri kuşanan,\nNevruzlara boşanan,\nÇözülüşler gibisin.\n\nErzurum / 1990\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gibi Mavi",
        "poet": "Ali Ayhan",
        "poem": "\n\nbir mendil sallanıyor yüzüme uzaktan\nya da yakın ben uzak sanıyorum\nbu aralar uzakla yakını ayırt edemiyorum\npembe renkli ve işlemeli bir mendil bu\nayrıca uzun \nşehirlerin üzerini kapatabilecek kadar uzun\nya da boylu boyunca uzanan bir yeni ölüyü örtebilecek kadar\nsümüklerim ne çok severdi bu pembe mendili\n\nmendilin melonkonisi\nseslerin eşyalarla dansı \nsabahın suskunluğu\n\nbir mendil pembe renkli ama mavi gibi\nyukarıdan da mavi gibi aşağıdan da\nşiirde de mavi gibi bulutta da\nkalabalıta da mavi gibi \nıssızlıkta da gibi mavi\n\nmaviler ülkesinde gibi ellerin\nçıplaklık en gerçek doğru,görüyorum\nmaviler ülkesinde kalmış aklın\nçiçeklerin alemine geçiyorum\nbir mendill sallanıyor....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gibi Ve Ben",
        "poet": "Songül Sandıkçı",
        "poem": "\n\nAğaçta son kalan yaprak gibi,\nHayatta tek başıma yalnız kalmışım ben,\nYazı umutla bekleyip yeşerecekken,\nDalımdan düşüp savrulmuşum ben.\n\nŞelaler gibi akıp coşmaya çalışırken,\nBir yudum suya hasret kalmışım ben,\nHep neşe verip mutlu olmayı çabalarken,\nKendimi kandırdığımı hesaba katmamışım ben.\n\n                                                         (14.01.2004)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gibisin",
        "poet": "Mehmet Soysal",
        "poem": "\n\nNe Aşk beklemeyle geliyor\nNe de Yalnizlik gidiyor\n\nAhh Sevgili\nBazen Aşk oluyorsun\nBeklemeyle gelmeyen\n\nBazen de Yalnizlik gibisin\nAklimdan hiç Gitmeyen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gibisin",
        "poet": "Mahir Uzun",
        "poem": "\n\nİlhamla gelen bir söz, sözümdeki öz gibisin...\nAçılmamış bir mektup, bulunmuş bir küp gibisin...\nYeni geçen bir dün, gelecek bir gün gibisin...\nDoğacak bir bebek, sen bana bir MELEK gibisin...\n\n24 Temmuz 2011 \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gibiyim",
        "poet": "Uğur Aslan",
        "poem": "\n\nGözlerden kalbe bir yol gider ince\n\nİki gönül bir olurmuş insan sevince\n\nKelimeler harf harf dile gelince\n\nAşkına yazılmış şiir gibiyim\n\nYüreğime çizdin mehtaplı bir manzara\n\nSevdi seni bu gönül,gelmesin nazara\n\nKüsmesin gecem,gökteki yıldızlara\n\nAkşamına tutulmuş bir ay gibiyim..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gibisin",
        "poet": "Taciser Kaygısız",
        "poem": "\n\nsen aydınlığım \nsen karanlığım\nHiç ama hiç anlayamadığım\nSen zehirim,panzehirim\nSen akıtamadığım gözyaşım\nSessiz feryadım\nSımsıcak yazım,karakışım\nSen açık yaramsın\nSen iyi pişmemiş bir yemek\nTamamlanmamış bir tablo\nEşyasız bir ev gibisin\nSen çayı tabaktan içip\nYemeği bardaktan yemek gibisin\nKomik bir fıkraya ağlamak\nMezarlıkta kahkahalar atmak gibisin\nSen açık bir yaraya tuz basmak gibisin.\nKahrolduğum, bittiğim\nGerizakalılığım,ahmaklığım\nYorgunluğum,bitkinliğim\nAhımsın\nAma sen hala kalan yarımsın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gibisin",
        "poet": "Zeki Akçalı",
        "poem": "\n\nBir kadeh şaraptaki\nBuruk bir tad gibisin.\nBu güzelim dünyada\nKırık bir kalp gibisin.\nPiyano tuşlarındaki\nAkortsuz nota gibisin.\nSen hayatımdaki\nKırık bir kalp gibisin.\n\n(23/04/2005, Cumartesi, B.Çekmece)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gıcık Gül",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nGeldi bülbül kondu gülün dalına,\nBaktı güldü ay ay dedi Gıcık Gül…\nHasret gönlüm yârin dudak balına,\nBaktı güldü vay vay dedi Gıcık Gül…\n\nHer çağrına ne minnet var ne rica,\nAl bağrına geldim ettim iltica,\nSar ağrına çevir aşkı ilaca,\nBaktı güldü hay hay dedi Gıcık Gül…\n\nGüzel sevda adın aşktır sefasın,\nTatlı seda parlak yıldız vefasın,\nGüleç eda derde derman şifasın,\nBaktı güldü say say dedi Gıcık Gül…\n\nAkıllı ol artık gül gel insafa,\nÖmür kısa günler gelmez israfa,\nSevgi saygı sayılmaz ki masrafa,\nBaktı güldü cay cay dedi Gıcık Gül…\n\nMutlu ol yar şarkı söyle vur defe,\nDönsün her an altın ile sedefe,\nKoşa koşa gel varalım hedefe,\nBaktı güldü kay kay dedi Gıcık Gül…\n\nDöndü aşkın yüreğimde magmaya,\nİzin vermem bu sevdayı yağmaya,\nGel güzelim güzelliği sağmaya,\nBaktı güldü ray ray dedi Gıcık Gül…\n\nSon ver artık nazlım naza cilveye,\nHaber saldım eşe dosta kirveye,\nGeliyoruz size acı kahveye,\nBaktı güldü çay çay dedi Gıcık Gül…\n\nTiryakinim sesin nefes aldırır,\nHer gülüşün omuzdan yük kaldırır,\nMercan gözler hülyalara daldırır,\nBaktı güldü bay bay dedi Gıcık Gül…\n\nDüğün dernek senle geçen geceler,\nBal damlası dilde düşen heceler,\nAşkta deprem gördü göçtü niceler,\nBaktı güldü fay fay dedi Gıcık Gül…\n\nCantekin der; ey gül aşksın özelsin,\nGönlüm çaldın uzun hava gazelsin,\nMis kokulu her çiçekten güzelsin,\nBaktı güldü yay yay dedi Gıcık Gül…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gice (gece)",
        "poet": "Ahmet Ali Dikmen",
        "poem": "\n\nGözüme düşmez uyku,\nGönlümde gizli sevmeler...\nGündüzlerim çacuçak geçer,\nGecelerime girmez o tutku...\n\nİçimde dört mevsim bahar,\nİnimde bir ben bir yar...\nİğneler, yüreğimi yakar,\nİstenmez son bahar...\n\nCanımdan can aldığın an,\nCamlar nedensiz soğuktan,\nCihanda, çatlar. yokluğundan,\nCümlemi kesip, gittiğin an...\n\nElimi kolumu bağlayan,\nEteklerine kapandıran,\nEğilimiyle yandıran,\n''Eyvah'' ımdır AŞK...\n\n(aralık iki bin yedi edirne)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gibiyiz",
        "poet": "Ersin Alptekin",
        "poem": "\n\nTicaret gibiyiz\nSırtımızda kaygılı heybemizi\nCumadan cumaya bırakırız aç tavuk gibi\nDostlar cami ambarında görsün misali\n\nAile gibiyiz\nİki elin bayramdan bayrama nesi var sualleri\nPusulasını kaybeden kaptanların tokalaşması gibi\nTükrük bezleriyle rotamızı belirleriz.\n\nTurist gibiyiz\nÇocukların arkamızdan koşmadığı \nTerk edilmiş ruhumuzun en yerindeki sızı gibi\nGitmesekte görmesekte o köyün delisiyiz.\n\nDin gibiyiz\nKılıfına uydurduğumuz postlarla kimse ürkütmesin bizi\nCehennem podyumunda yakışıklı kadavramızla yürür gibi\nÇıkarırlar ateşini gören duyan dipsiz bir kuyudur artık…\n\n28/10/2010\nkarşıyaka mezarlığı -ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gıcık",
        "poet": "Mehmet Ali Onay",
        "poem": "\n\ntuttu gene koca katırın inadı\ngıcık oluyorum   gıcık\nLondra havası gibi suratı\nbir kapalı bir açık\ngıcık oluyorum gıcık\n\n                          25 Ekim ‘98\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gıdada Savurganlık..",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nNasıl unutulur çok kıtlık çekti zamanında atalarımız\nŞimdi kıymet bilmez o günleri bilerek unutanlarımız\nÇanakkale'de yırtık elbiseli açlık ile kurtulan topraklarımız\nUtansın o resimleri görüpte ekmeği çöpe atanlarımız...\n\nFarketmez isimleri Ahmet,Ayşe,Ali,Hülya,Kazım..\nSofradan kalktın artığını çöpe atman mı lazım? \nEkmek ne demek kıtlık ne demek ayıp öğrenmemek\nAnlayana sivrisinek saz,anlamayana ne demek lazım...\n\nBilinmelidir ki bir günde öğün üçtür\nAfrika gibi olabiliriz oralarda yaşam güçtür\nKarnımız doyunca gerisini atarsak çöpe\nAllah affetmez bizi ne kadar etsek de tövbe...\n\nHele bu günlerde çok zor elde edilir buğday\nYağmaz yağmur küresel felakete az zaman var\nSu unutulacak teyemmümle gömülecek ölüler\nSusuz kalacaksın,aç kalacaksın ister sırtar, ister gülüver...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidebilirsen git",
        "poet": "Hep Hüzün",
        "poem": "\n\nEy sevgili\nGelmiyorsun gelmeyeceksin belki de hiç\nTakılıp kalmış belki aklın ayrıntılara\nDireniyorsun\nTeselli arıyorsun yabancı kollarda\nYabancı gözlerde\nAma inan bana\nGözlerimde gördüklerin gerçekti\nVe senin gözlerindeki\nSefkatli kıyamayan aşk dolu bakışları\nBen kimsede göremem biliyorum\n\nKolların beni sarınca\nKollarımı dolayınca boynuna\nDünyanın en mutlu çiftiydik\nVe en imkansız\nGidiyorsun şimdi sorgusuz sualsiz\nGidebilirsen git yolun açık olsun\nBitirebilirsen bitir\nKolaysa o kadar unut herşeyi\nHaydi durma......\n\n(15/03/2003 Antalya)  (ona)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gıcık Mısınız Arkadaşınızın Birine Gizlice",
        "poet": "Salih Demir 3",
        "poem": "\n\ngıcık mısınız arkadaşınızın birine gizlice\nrica edin isteyin arabasını nazikce\nİstanbul da Avrupa-Asya turlayın neşe içinde\ngörsün ebesinin hörekesini \nbir yıl sonra Trafik cezalarını görünce\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gideceğim",
        "poet": "İsmet Develioğlu",
        "poem": "\n\nGideceğim.\n\nGideceğim bir gün\nAyırma gözlerini bedenimden\nKara trenin çığlı gibi\nAcı bir feryat ile veda ederek.\n\nGideceğim bir gün\nGözlerimden dökülen incilerle\nYanaklarımdan süzülen yaşlarla\nSararan tenim, titreyen bedenimle  veda ederek.\n\nGideceğim bir gün\nAklımda kaydettiğim hatıralar\nGülücükler seyrettiğimiz aynalar\nSeslerimizin yankılandığı duvarlara\nVeda ederek.\n\nGideceğim bir gün\nSon defa ellerinden tutarak\nSon defa bedenine sarılarak\nSon defa al yanağa bir buseyle\nVeda ederek.\nGideceğim.\n\n04.9.2016\n20.20\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gideceğim",
        "poet": "Çiğdem Selçuk",
        "poem": "\n\nBir gün ben de gideceğim buralardan\nBende herkes gibi öleceğim bir gün\nBir şeyler bırakmak istedim geriye\nGüzel,umut dolu yürekler gibi...\nDoğmak istemedim belki ama\nÖlmek de istemiyorum işin garibi\nDünyaya demir attım bir kere\nKolay değil bir karış toprağa karışıp toprak olmak\nBir gün ben de gideceğim\nHep gülen yüzümle... gülenyüzünüzle hatırlayın beni...\nYaşamlarımız hep başlayıp hiç sonu olmayan birer dram\nBirer facia duygular\nKalp atışlarımız bile ritimsiz..\nresimler soluk,donuk...\nBir gün gideceğim işte bende...\nElimi eteğimi çekeceğim herşeyden...\nTam ucundan yakalamışken hayatı\nBir anda kopacağım sevgilerimden...\nBırakmaz asla dedikleri bir gün\nYapayalnız kalacaksınız...\nBensiz; ama bana dair gözyaşlarınızla....\n\nÇiğdem SELÇUK-2006/Haziran\nEDİRNE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gide Gide Bir Sineğe Düş Oldum",
        "poet": "Aşık Kerem",
        "poem": "\n\nGide gide bir sineğe düş oldum\nYeğin bildim şu sineğin işini\nTuttum kılınç ile kestim kellesin\nYedi dağ üstüne serdim leşini\n\nSinek vızıladı uçtu havaya\nYağın süzdüm üç yüz altmış tavaya\nYük eyledim doksan dokuz deveye\nPeşkeş ettik Kayseri'ye döşünü\n\nSineği tutup meydana attılar\nBeş yüz kese akça yağın sattılar\nKemiklerinden bir köprü çattılar\nHesap ettik iki bindir yaşını\n\nBen bilirim karanlıkta geleni\nGelip benim tatlı canım alanı\nDertli Kerem söyler böyle yalanı\nYa kim gördü o sineğin eşini\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gideceğim",
        "poet": "Mahir Çiçek",
        "poem": "\n\nbelli kafaya koymuş gidecek \ngitsin gide bildiği yere kadar \ndur demiyeceğim \ngiderse dönmesi zor olacak \nyolun nihayetinde kalması da\nama biliyorum dönecek bir gün \ntükenmiş ve bitkin olarak \ntutup ellerinden yine ben kaldıracağım \nhüzünle bağrıma basıp kucaklayacağım\ngözlerine bakmam kolay olmayacak \nbiliyorum baktıkça içim kanayacak\nnefret duygularım kabaracak \nhırpalayıp onu üzene küfredeceğim\nar namus dümdüz gideceğim \nbiliyorum yüreğimin biteviye acıyacağını \nbiliyorum ömür boyu bu acının katlanacağını\nbu sebeple aşkımı sevdamı alıp başımı \nbir gün batımı alaca karanlığında \nbir daha geri dönmemek üzere \nardıma bakmadan gideceğim. 18407mcicek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gideceğim İstanbul",
        "poet": "Gündüz Güneş",
        "poem": "\n\nBir gece yarısı asabım bozuldu,\nYavaşça çıktım evden,\nAltın yüzüğümü, alyansımı\nSaatimi bırakmışım; \nÜzerimde boş bir cüzdan… \nYürüyorum, elimde anahtarlarım,\nBelki dönerim diye…\nAksaray’dan Laleli’ye\nLaleli’den Beyazıt’a\nBeyazıt’tan Sultanahmet’e\nÜşümesem oturacağım taşlara…\n\nKöşe başında taksiler sinek avlıyor; \nBir cesaret edebilsem,\nÇıkarıp atacağım pasomu, kimliğimi\nSevdiklerimi, sevmediklerimi\nTüm geçmişimi...\nBir cesaret edebilsem,\nÇekip gideceğim İstanbul. \n\nİstanbul, 1994\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gideceğim",
        "poet": "Mümin Çelebi",
        "poem": "\n\nYüzyıl yaşayacağım bu dünyada bir iz bile bırakmadan, çekip gideceğim fani dünyada dikili bir ağaç bırakmadan,  ardıma bile bakmadan. \n       Bir gün göçeceğim bu alemden gözlerimide kapatmadan, gideceğim son nefesimi bırakmadan.\n   Can emanet doyasıya yaşadım etmedim ona ihanet, dostlara kucak açtım yüreğimde her zaman vardı dolu dolu merhamet. Bir asır yaşamak istediğim bu dünyada vakti gelince diyeceğim bütün dostlara elveda. \n       Şu fani dünyada ne kavga bitecek ne de  kargaşa. Daha ne  sevdalar yaşanacak bu topraklarda. Ne Mecnunlar kavuşamayacak Leylalarına, ne Şirinler uğrayacak hayal kırıklığına, ne gençler kafasını gömecek  kumlara, ne kazmalar sallanacak sert kayalara, ne Ferhatlar yazacak adını dağlara, bütün bunlar yaşanacak bir sevda uğruna.\n       Vakti gelince gideceğim geride kalan  dostlarıma diyeceğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gideceğimiz Son Durak ",
        "poet": "Mehmet Yunus Aytek 2",
        "poem": "\n\nBizi bizden alan şaraba gönül verdik\nCoşup taştık yerden kopup göklere erdik\nSenden benden soyumuzu verdik sonunda\nTopraktan geldik yine toprağa girdik\n\nTepemizde dönüp duran gökler \nBüyücünün fanusu gibidirler\nGün bu fanus içinde bir lamba\nBizde gelip geçen görüntüler\n\n03 Aralık 2013\nSalı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-'''''GiDECEĞİM",
        "poet": "Ayşe Özdemir",
        "poem": "\n\nGideceğim alıp ta başımı günahımla \nYaşayanlar yaşasın alınmış bin ahımla\n\nGideceğim bu alemden kalbimi yasa gömüp \nGeceyi bine bölüp bir yıldız gibi kayıp sönüp \n\nCehenneme kadar gideceğim Cennet benim neyime \nCennet dediğim biraz gülüşün reva görmediğin düşüm \n\nGideceğim dedim ya sensizliği fırlatıp bütün aşk'lara çatıp \nBir yıldız gibi kayıp gideceğim dedim ya gidiyorum \n\nİsyanıma dur deyip kaderime vur deyip \nBir gün gülümsemeyip gideceğim \n\nHiç  bir şey yok gözümde ne bir ekmek nede su \nYatıp ta sensizliğe gelsin ölüm uykusu \n\nGidiyorum sonsuzluğu da alıp \nSon kez uykuya dalıp \nBir yıldız gibi kayıp gidiyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gideceğiz Nasıl Olsa",
        "poet": "Sabahattin Hizmetli",
        "poem": "\n\nİnsanların ömrü farklı, kimi uzun kimi kısa,\nNeticede hep yolcuyuz bir meçhule nasıl olsa.\nBazıları aceleci,bir an önce göçüp gider,\nBu kadar tez olmak niye,gideceğiz nasıl olsa.\n\nTanrı kurmuş bu düzeni, böyle gelmiş böyle gider,\nBu yolculuk ertelenmez, insan ömrü bin yıl olsa.\nMadem sonu hep ayrılık,insan olan sevgi eker,\nİnan Allah’a yürekten,kalpler kırma her ne olsa.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gideceğiz Birgün",
        "poet": "Önder Demir",
        "poem": "\n\nÜzülme kardeşim zaman uzun olsada\nGideceğiz birgün bu ellerden\nZannetme burası son durak\nKefeni giyince başlar asıl yolculuk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gideceğin Günün Adı Yok",
        "poet": "Ahmet Arslan",
        "poem": "\n\ngideceğin günün adı yok! \npazartesi gözlerin,\nsalı bakışlarındı,\nçarşamda, el eleliğimiz,\nperşemde seviştiğimiz gündü,\ncuma kalbimiz,\ncumartesi sevgimizdi,\nve pazar,\nbizimdi, ikimizin di,\nsırılsıklam, iç içe...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidecek Ne Vardı -Şarkı",
        "poet": "Ersin Kayışlı",
        "poem": "\n\nSevmedin de bari yetmezmiş gibi,\nBeni biraz daha çevir şaşkına,\nDününe sadakat etmezmiş gibi,\nGidecek ne vardı Allah aşkına...\n\nKışları bir tuttuk baharla yazla,\nKarayı unuttuk sildik beyazla,\nNe verdi ki eller sevgimden fazla,\nGidecek ne vardı Allah aşkına...\n\nNeye kandın söyle hangi masala,\nBir düş perisi mi buldun mesela,\nBu aşkı bindirip kırık bir sala,\nGidecek ne vardı Allah aşkına...\n\nHani önümüzde seneler vardı,\nHani her günümüz yazdı bahardı,\nHani güneş bir tek bize doğardı,\nGidecek ne vardı Allah aşkına...\n\nGünüm doğmaz oldu bir kere batıp,\nDertle kalkıyorum dertlerle yatıp,\nBeni de gününde dününe katıp,\nGidecek ne vardı Allah aşkına...\n\nŞaşkınım diyecek sözüm bile yok,\nBugünkü kederim dünden daha çok,\nGönlüme saplayıp ateşten bir ok,\nGidecek ne vardı Allah aşkına...\n\nBilirim ki herşey kader ve nasip,\nYaptığınsa yoktan yel gibi esip,\nBir gece ansızın bileti kesip,\nGidecek ne vardı Allah aşkına...\n\n01 / 08 / 2008 – ADANA\n\nSÖZ - MÜZİK: ERSİN KAYIŞLI\nSESLENDİREN: MUSTAFA AÇIKGÖZ\n\nŞARKI OLARAK TÜM YASAL HAKLARI MEVCUTTUR...\n\n*********************************************\nTEŞEKKÜRLER GÖNÜL DOSTLARIM\n*********************************************\nSevgiyle yol alıp mutlu olsaydık, \nKoşulsuz bağlanıp huzur bulsaydık, \nÖzlemle sarılıp öyle kalsaydık, \nGidecek ne vardı Allah aşkına? ..............Gürsel Güveloğlu\n********************************************* \nSöyle canan sana nettim neyledim \nKalbini kıracak söz mü söyledim \nGittin ya ben beni sürgün eyledim \nGidecek ne vardı Allah aşkına.................Şemsettin DERVİŞOĞLU\n*********************************************\nMaviydi düşler maviydi gülüşler \nSokak aralarında gizli öpüşmeler \nYirmi'li yaşlardan kalma düşler \nGidecek ne vardı Allah aşkına.................Figen Şençamlar\n*********************************************\nDünyaya geldim geleli gün görmedim \nBülbül oldum da ah gülü dermedim \nNe istedin gülüm neyi vermedim \nGidecek ne vardı Allah aşkına..................Zaralı Turan\n*********************************************\nAşkın ateşiyle gönlümü yakıp \nYetim çocuk gibi yalnız bırakıp \nBir bahar sabahı sel gibi akıp \nGidecek ne vardı Allah aşkına..................Ahmet Daş\n********************************************* \nBir gölge misali benle yürürken, \nDilediğin yere çekip sürürken \nNe değişti söyle, durup dururken. \nGidecek ne vardı Allah aşkına..................Zübeyde Gökbulut\n********************************************* \nBizi bitiren dertlere salma \nAşkımıza zehirleri akıtma \nAyrılık hep uykuda uyandırma \nGidecek ne vardı Allah aşkına...................Kemal Tavlacı\n**********************************************\nkaranlık şu dünyada yaşama sebebimdin \nseninle ışıldayan bir inci tanesiydim \nbir parça mutluluğa olurdum kulun kölen \nbaşıma da tacımı takmadan gidiyorum..........NERMİN TERZİ\n*************************************************** \nNerde kaldı bana verdiğin sözler \nTatlı tebessümler, o güler yüzler \nSensiz mi geçecek, baharlar, yazlar? \nGidecek ne vardı Allah aşkına? .................Mehmed İhsan USLU\n***********************************************\nGamzeli yanağın her an gözümde \nNe buldun da küstün bir tek sözümde \nBilir misin neler saklı özümde? \nGidecek ne vardı Allah aşkına? .................Tayyar YILDIRIM\n************************************************\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidecek Olan",
        "poet": "Yener Koç",
        "poem": "\n\nKulakları çınlıyor\nHer davul çalışında\nDolduruyor ürkekliğini\nSesleri halayın\nDibe çekiyor\nHer seyrinde\nHoron tutan eller\nBoğuyor ufkunu\n..\nÇığlığın habercisi düğün\nRüyadan sonra\nAlnındaki ter\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gideceksin...",
        "poet": "Necmettin Özelçi",
        "poem": "\n\n                                Seni benim kadar hiç kimse sevemiyecek...\n\t\tBir gün sen de düşeceksin sarı yaprak gibi! \n\t\t'Allah'tan sonrasın...' hiç kimse diyemiyecek,\n\t\tİçin kavrulup savrulup da gideceksin,\n\t\tHatıran bana, bir kürek sarı toprak gibi...\n\t\tAçılan mezarıma dolup da gideceksin! \n\n\n\t\t\t\t\t1982.- Sivas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gideceksin",
        "poet": "Serhat Gültekin",
        "poem": "\n\nBitecek bir gün,\nMutlulukların gibi,\nKırlangıçların göç misali,\nBizide bırakıp gideceksin.\n\nÇok uzakta değil,\nYakın olacak bana gözlerin,\nBir güneş misali, \nSende batıp gideceksin…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidelim Buralardan",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nGidelim buralardan, kalan kalsın be gönül,\nViran olmuş bağlarda, şakır mı artık bülbül.\nYıkıldı hayallerim, üstüme birer birer,\nSöndü tüten ocağım, kalansa bir avuç kül.\n\n17 Eylül 1989 – Pazar / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gideceksin Bir Gün Sen",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nBu sevdanın sonu yok, er geç hicran olacak,\nBeni böyle bırakıp gideceksin bir gün sen! \nDeğil mi ki şu gönlüm, bir gün sensiz kalacak,\nÇekil bir rüzgâr kalsın, başımda çılgın esen.\n\nBir daha sever miyim, böylesine kim bilir? \nKapılır mı yüreğim, yeniden bir sevdaya? \nBelki de yokluğuna, alışırım gün gelir,\nBitiverir bir sabah, yıllar süren bu rüya.\n\n11 Aralık 1985 – Çarşamba / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidelim Amcazadem  Mavi Nil Havzasına",
        "poet": "Vahdet Mehmet Güneş",
        "poem": "\n\nnehir akıyor içinde söğüt kervanıyla\nkamışların yaprakları suda  yüzer nazla\ngranit kaya yosun perdesini örmüş\nikinci baharın gül bahçesiyle\nsiyah turnalar sakin gider\ngeometrik iz bırakarak suda\nkır çiçekleri eflatun,kavuniçi,ateş pembesi\nyamadan bir kilimdir  figürle\natmak başımı bir şelale çimenine\nkuş tüyü terkede ağrımaz belim\nuyumak tatlı bir uykunun renklerinde\nmuhabbet kuşu,gri güvercinler\nyaklaşır yalnızlığımıza, götürür uzağa\nbin dertten kurtarır  Binbirgece masalından\nyanımda mihmandar gibi sen varsın ya amcazadem\nne keder yükler batan güneş, ama sevinç\nortasında mutluluğun yüzerim her seferinde\nheybetin karlı bir tepe gözlerimde\nona çıkmak Giza piramidin merdivenleriyle \nSakkara piramitleri atımın üzerinde! \ngörünür kumsallara batmış gibi\ngidelim amcazadem sinene dayalı başımla\nreyhan kokusu gelir bir meltemle \nyasemin   gider  demetle\nmeyvalı keki uzatırken ağzına\naçlığın kalmaz bir yıl geçen günde\niçimde coşkun sevinç olunca\nağlıyor gözlerim özlenen memlekete\ndurmadan gidelim ne olur! amcazadem\nbizi bekleyen  Mavi Nil  havzasına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidelim Artık",
        "poet": "Çağrı Oluç",
        "poem": "\n\nGidelim artık buralardan\nİnsansız, tasasız bir yere\nBir dağ evine;\nTek dahi olsa.....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidelim Amcazadem Zengibara",
        "poet": "Vahdet Mehmet Güneş",
        "poem": "\n\naltın gibi kalbi\nmazisi cesaret dolu\nher mertebede onurlu\nbaşarı peşinde koşmadı\nfelaket varken başında kardeşlerin\nbeklemez düşünceler,duygular\nelinde serveti feda eder\nonda bende bulunmaz saltanat var\ngideceğimiz coğrafyada\ndoğa mavi Nil havzasında\nolmayacak nede Amazon suyunda\ngidelim Mücahit amcazadem\nZengibar adasına aradığın\ndoğa huzuru orada\nevrensel huzur pınarında\nkuşatacak kalbimizin hücresini\nzarif Turkuaz sahili \nbütün erdem sözlerini bahşet\nfildişi kulesinden duraksama\nsütliman kumsala\nderleme renkler gökkuşağından\niniyor atlas yeşillğine\nRabbimin lütufları soframızda\nsardelye barbeküsü baharatıyla\nefendim Mücahit amcazadem\nzarif bir abide adamızda\nher adımda akseder kalbime\ntaşkın bir sevgi! karışsın\nokyanusun gelgitlerine\nsöz verildi,yiğit unutmaz sözde\nömrümüz geçsin amcazadem\nne kadar uzak kalınsada  memlekette\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidelim Kardeş Gidelim",
        "poet": "Ahmet Tufan Şentürk",
        "poem": "\n\nGurbette bülbül öter mi? \nGidelim kardeş, gidelim.\nHasret çekmekle biter mi? \nGidelim kardeş, gidelim...\n\nÇehiz dolmuş dürme dürme,\nGözler goyak goyak sürme,\nSakın beni boş döndürme,\nGidelim kardeş, gidelim...\n\nÇevreler dal dal işlenmiş,\nİçine gül gül işlenmiş,\nSevdiğim, gel gel işlenmiş,\nGidelim kardeş, gidelim...\n\nÇıkalım yollara erken,\nDağlara güneş doğarken,\nDizimizde derman varken,\nGidelim kardeş, gidelim...\n\nDavranalım geç kalmadan,\nVaktim, saatim gelmeden,\nAzrail canım almadan,\nGidelim kardeş, gidelim...\n\nTufan eder, sıla yolu,\nÇiçek çiçek sağı, solu,\nBen ezelden içtim dolu,\nGidelim kardeş, gidelim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidemeyiş",
        "poet": "Edip Cansever",
        "poem": "\n\nGuz ve kis ve ilkbahar gecti\nYaz carcabuk gecti\nHepsi tekrar tekrar gectiler....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidelim Mi?",
        "poet": "Mustafa Enes Çıtak",
        "poem": "\n\nAnlamam yüksek tepelerde esen rüzgarlardan,\nBir Şiirle değsin ruhumuza huzur-u azam.\nBırak kalsın, tüm keder kederli haline yansın.\nMekanımız cennet olsa, gidelim mi? Atifem\n...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidemez",
        "poet": "İkram Gökhan Akcebe",
        "poem": "\n\nKalbin ulaştığı yere,\nAkıl araçla gidemez.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidemezsin -2",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nne gidebilirsin gönlünce \nme de kalabilirsin bir başına \niçinde kuşlar çığlık çığlığa\n\n 23 Mart 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidemez Ki O",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nVaz geçer mi insan,sevdiğinden hiç\nİçten içe yanar,ağlar durmaz o\nGiderken haberdar,eder mi ki hiç\nVeda etmeden de,gidemez ki o\n\nEn son gördüğümde,uyuyordu yar\nO uyurkende ben,bakıyordum yar\nGözünü görmeden,ayrılmam ki yar \nVeda etmeden de,gidemez ki o\n\nGece hayaline,kavuşmak için\nBakarsam duramam,sarılmak için\nKaybolacak düşe,inanmak için\nVeda etmeden de,gidemez ki o\n\nOnun için gitti,ben biliyorum\nHakikat yolunda,kal diliyorum\nAllah’ın gücünü,de seviyorum\nVeda etmeden de,gidemez ki o\n\nDiyemedim ona,terk etme diye\nSonkez sevdiğimi,söylesem bile\nOda ağlar belki,kendi kendine\nVeda etmeden de,gidemez ki o\n\nGücü kalmamıştı,bize bakmaya\nSeven o kalbiyle,yalnız akmaya\nGeceyle gündüzü,birlik yapmaya\nKarar vermiştik ya,gidemez ki o\nBahattin Tonbul\n14.7.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giden",
        "poet": "Ali Bozkurt Niyazlar",
        "poem": "\n\nDemek ki haketmemişti sevgiyi giden\nHiç senin olmamıştı zaten\nDeğmez ona hiç bir sitem\nUmudun seni hep Güldürsün\nSaadet hep seninle olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giden...",
        "poet": "Gülhan Aydaş",
        "poem": "\n\nKimseye git demedim...\nGiden kimseye de kal ...\nGelen başımın tacı...\nGiden benden gitmiştir...\nBenden giden, bugünü değil...\nYarınını kaybetmiştir...\n\n 20 EKİM 2013 ÇUBUKLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidemiyorum",
        "poet": "Mehmet Şengül",
        "poem": "\n\nSılada bekleyen nazlı yarim var\nYollar bağlandı da gidemiyorum.\nHasret cana yetti çekiyorum zâr\nYürek dağlandı da gidemiyorum.\n\nGurbette yoksulluk oldu nedenim\nGarip bülbül gibi feryat edenim\nDikenli yollarda yorgun bedenim\nKalıp eğlendi de gidemiyorum.\n\nAyrılığa derman bulamaz doktor\nMehmet'in bağrına saplanan oktur\nDağları aşmaya takatım yoktur\nDizler düğlendi de gidemiyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giden",
        "poet": "Servet Saygınoğlu",
        "poem": "\n\nYolları itfaiye hortumu ile suladım. \nUygun adım gitse de toz kalkmaz. \nGideni bando ekibi eşliğinde yollarım,\nBen, dünya-ahiret rahatım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giden dönmez arkadaş",
        "poet": "Sinan Biçer",
        "poem": "\n\nNereye kadar bu kaygı tasa\nGözyaşı ile giden dönmez arkadaş\nSil yaşanmış her şeyi dön başa\nÜzülsende giden görmez arkadaş\n\nHer sabah güneşe gece ise aya\nGözünü kaldır bak şöyle semaya\nBence değmez hayatını karatmaya\nDünya onsuzda dönüyor arkadaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giden Dostların Ardından",
        "poet": "Emrah Akay",
        "poem": "\n\n\nAğlarım halime, yanan olmasa\nElveda türküsü takılmış dilime \nGözümde görmez olacakmış sevdiklerimi\nBilinmez diyarlarda sevdiklerim ve burada yine ben\nOlmasını istemem, her sey elimin altında\n\nAyrılık baharda yeşermiş\nYaprağını tek tek dökeceği o gün\nGözlerim yaşlı\nHer damlasında içim yanıyor\nYere düsmeden alıp getiriyor ayrılık rüzgarı… \n\nSevdiklerinin arkasından bakakalmak…\nGitme diyemeyen hüzünlü yüzler…\nKalmak ister onlar da\nBenim gibi ömür boyu\nAyrılık kapısını kapatır\nUnutulan anılar yarım yamalak içinde\nTaze kokar ayrılık\nFeryadım sessiz ve kimsesiz\nMutlu olunur mu bilinmez\nGiden dostların ardından…\n\n(16.06.2006/Trabzon)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gİden Anne Geri Gelmez",
        "poet": "Haci Timurtaş 2",
        "poem": "\n\nakılıma   geldikçe     senin   için,..........ilhan......koruyucu\nsejde   edip   duva   etim,.....................GÜNERİ.......YILDIZ  \nbu   gün   gine    anne\n\nakılımda    çıkmazsın    senin,................HALİL.......MÜFTÜOĞLU\niçin   bu   gün   gine   ağladım\nanne\n\nhıçkırıklarım    gecenin   karanlığını,.......GÜLAY.........SIKILMAZ\ndelip    geçti   sesimi    doyupta\ngöz   yaşlarımı    silemedin,...................FATMA......ALAGEYİK\nanne\n\nher   geçen   günüm    zindan,.................HALİT......BEŞVAKİT\ngeceler   gibi   sensiz   bahtımda\nkarardı   benim    annem,.........................MOR......LALE\n\nartık   bakma   yaşıma   duruşuma,.........OKTAY.......ÇÖTELİ\niçinin   ilikleri   yaşlandı   giti   sensiz\nanne\n\nsensiz   bulamadım    mutlu    bir,............SAİME.......SANCAK\ngün    avuçlarımda    mutluluk \nkaçıp    giti   anne\n\nyüreğim   istanbula    yelken,....................MEHMET.....KAHVECİOĞLU\naçtı   sanki    denizin  ortasında,...............FERAH.......YILMAZ\ndalgalara   kapılmış   gibi\nboğulmak    üzereyim   tut,........................BERİY.........DÜNDAR\nellerimde   anne\n\nkoca   bir   ömür    geldi   geçti,..................fatma.....kalkan\nnerde   benim   mutlu   olacağım\ngün    söyleseydın    bana    anne\n\nbeş   mayıs   doğmam   için   şartmmıydi,...Hüseyin......Çubuk \nkeşke   doğmasaydım    sensiz\nyaşamak   bana   zur   geliyur   anne,.........candost.....okur\n\nartık    sensiz   bir   çile    çekecek,.............NURAN......UZUN\ngücüm    kalmadı    yüreğimi\nverdiklerimde    yüreğimide\nkoparıp   aldılar   benden    anne,................SALİM......ERBEN\n\nakşam    namazına    çeyrek    var\nsana    koşmaya   kalmadı    takatım,.........Alime......Sevik \nsen   dayan   bekle   geleyim\nyanına    anne,..........................................Abdurrahman Yıldız\n\nartık    söylemek     istemiyorum,............Hasan...Muslu \nlannet   olsun   bu    istanbula\ndayanacak    gücümüz   kalmadı,.............İlhami Güneyler\nyokmuydu   bir   çaresi,............................Zuhal Kumral \nsöyleseydin   anne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giden Gençliğe",
        "poet": "Ümit Yaşar Oğuzcan",
        "poem": "\n\nUmudum, heyecanım bitmez pınardı bitti\nGençliğim deli dolu esen rüzgardı, gitti\nNeydi o sarhoşluklar, dünyaya bos vermeler\nO bir başka mevsimdi, bir ilkbahardı gitti\nTadı, ren....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giden gençlik",
        "poet": "Fatih Kuyucu",
        "poem": "\n\nKör talih buldu yine beni \nÇile yumağıyla sardı teni\nHer şeyin sararmış rengi\nGiden gençlik, buz gibi eridi\n\nHep ilkbahar, yaz dedik \nSonbaharla kışa kenetlendik\nBirkaç metre beze kefenlendik\nGiden gençlik, bir hayale yenildik\n\nSanma ki, dünyada kalıcıyız\nGün gelir ansızın ona varırız\nBilinmez bu yarışta kaçıncıyız\nGiden gençlik, boşuna yaşarız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giden'e ağıt",
        "poet": "Hüseyin Fevzi Bir",
        "poem": "\n\nanadolu yanığı \nburam buram hasret \nözlemek var seni \nzor meşgale bu özlem \ngidici dünya \n\nsen telaş ömrümde \nsanayi durakları \nfetete çürüğü \ndönen cisim \nyağlı ellerin \n\nheceler boğazda düğümlenir \nayrılık \nayrılık gelir istemsiz \niletişim tıkanır \nolmazsın \n\ndost sen olmalısın \n\nerkekler'de ağlar \nağla \nbulamazsın \nçıtır gençliğin \ntükenir \ntükenirsin. \n\nbir cümle kurarsın ders başlangıcında \nmutlu eder \nbir onay \nbir geri dönüt \nkatılmışsındır derse ve seni mutlu eder bu \nenteresan nimet \ntipik polyanna\ntatlı limon \nküçük şeyler mutlu eder işte seni \n\nsöz biter \nkarantinaya alınmam lazım \nbu ayrılık bozar beni \ndört yıl değil kolay \ndepreşir her biri kelamın \nta buramda \nhadi git \ndurma \nanadolu yanığı \n\nberaatine...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giden Gitti",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nGiden gitti ey gönül, ağlasan da nafile,\nGözyaşın neye yarar, kan olup aksa bile.\nGeçti bahar ayları, erdi mevsim hazana,\nGüller soldu dalında, bir bir döndü gazele.\n\n5 Ağustos 1989 – Cumartesi / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giden Öğrencilere",
        "poet": "Yüksel Çabaz",
        "poem": "\n\nÂşinalar çekilir ömrümden azar azar,\n“Bütün kuşlar vefâsız, mevsim artık sonbahar”\nFirakı düşündükçe gözümden yaşlar akar\n“Bütün kuşlar vefâsız, mevsim artık sonbahar”\n\nNe bir selam edecek ne de haber gelecek\nBilirim, gidenler bir daha dönmeyecek\nKalbim her giden için aynı şeyi diyecek:\n“Bütün kuşlar vefâsız, mevsim artık sonbahar”\n\nBelki ihtiyarlayıp tüketince ömrümü,\nDolacak yüreğime hatıraların tümü\nÖlüm döşeğindeyken sorsalar son sözümü:\n“Bütün kuşlar vefâsız, mevsim artık sonbahar”\n\nZaman belki akıp da unutturur yüzleri\nBelki de bu günlerin hiç silinmez izleri\nŞu sözün her yürekte olsa gerektir yeri.\n“Bütün kuşlar vefâsız, mevsim artık sonbahar”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giden Geri Gelseydi",
        "poet": "Elif Aktan",
        "poem": "\n\nGünahtır yapma dedim, ama ikna olmadın,\nHakka kavuşmuş kula,rahmet ile dolmadın,\nNe peşinden gitmiştin, ne de benle kalmadın,\nGiden geri gelseydi,babacığım gelirdi........\n\nRuhuna eza verdin, naaşına zulm ettin,\nHakkın emri bu idi,isyanla kabre gittin,\nHem kendini hem beni,bir bir günaha  ittin,\nGiden geri gelseydi,babacığım gelirdi.....\n\nMadem senin canın dı, niye aşka açıl dın,\nYasını tutmak varken,neden bundan kaçın dın,\nŞimdimi kıymet buldu, böyle ben den kaçıl dın,\nGiden geri gelseydi,babacığım gelirdi....\n\nKARACAKIZ; Elif'im,söyledim son sözümü,\nKimseye zorla gitmem, bilin lafın özünü,\nGönlünde yerim yoksa, sararım ben közünü,\nGiden geri gelseydi,babacığım gelirdi.....\n\n                                                06.11.2009/KARACAKIZ:E.A\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giden gençlik gelmiyor geri",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nZaman su misali geçiyor,\nGiden gençlik gelmiyor geri.\nFırsat dersen elden kaçıyor,\nGiden gençlik gelmiyor geri.\n\nMazide hayat olmuş tabu,\nSöz bizi aldatıyor tabi.\nGeriye dönüp bak dün gibi,\nGiden gençlik gelmiyor geri.\n\nGözümüzü boyuyor görkem,\nZaman geçmez diyoruz erken.\nİşleri yapacağım derken,\nGiden gençlik gelmiyor geri.\n\nGünler sanki kuş gibi uçmuş,\nErken gelenler konup göçmüş.\nBir bakmışsın hayatın geçmiş,\nGiden gençlik gelmiyor geri.\n\nYusuf sen ihtiyar olmuşsun,\nNe ağlamış ne de gülmüşsün.\nHayatın sonuna gelmişsin,\nGiden gençlik gelmiyor geri.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giden Kediye Ağıt",
        "poet": "Nurhan Özgel",
        "poem": "\n\nÖyle mağrur bir duruşu vardı ki \nSanırsınız evin tek hakimi \nCanı istediğinde öyle bir bakışla bakardı ki \nSarıp sarmalamak gelir de doyamazdın. \nGüzel tüylerini öpmek gelir içinden de kıyamazdın \n\nHer nasılsa bir İskoç ismi verilmişti ona, \nYeşil göz, beyaz çoraplar ve smokini ile çok yakışıklı \nO beyaz gömlek her daim tertemiz \nAyaklardan biri kek bacağı \n\nKorkardı, ürkerdi bahçeye bırakılınca \nSokağı bilmeyen ev kedisi güzel Barry \nBir eli yağda, bir eli balda konformist kedi \nKayboldu sokaklarda oldu serseri \n\nKaybolmadan önceki son gece geldi eve, \nKaryolada yatmayan kedi uzandı yere \nDöndü yatağa, döndü bir sağa bir sola, \nSonra kayboldu birdenbire \n\nGünler sonra girmiş sahibesinin rüyasına \nBeni kurtar, çok korkuyorum orda demiş \nO günden sonra onu gören olmamış \n\nAh Barry, karakterli Barry, \nHala yanar ciğerimin bir yeri \nGeceleri sokaklarda benzer bir karaltı gördüğümde \nSeslenirim gel pisi pisi, gel Barry \nİnsanlar şaşırır, bir bakar önce \nAnlarlar sonra bu da yavrusunu kaybetmiş bir deli. \n\nBarry’nin arka bacaklarından biri tam çikolatalı kek şeklinde görünürdü.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giden Ömür",
        "poet": "Cıvan Azadikar",
        "poem": "\n\nBirçırpıda geçen \nyirmi beş yılı düşündüm\nacısını çektim\nsevincini yaşayamadan yaşamın\ngözlerimi açtığımda\nsavaşta buldum kendimi\nacemi asker edasıyla\nve kapayamadım \nzeytin dalının \ngölgesi altında gözlerimi\nnamlunun soğuk bakışı\ntitreşmesini engelliyordu yaprakların\nne olduğunu anlayamadan\ngeçti zaman\npencerenin yağmurluğundan\nbir yirmi beş yılın daha \nhesabını yaptım \nbirzamana birde kendime baktım \ngetirdikleri güzel olunca\n'gel zaman ' dedim\noysa giden ömürdü\nfarkına varamadan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giden Sevgi",
        "poet": "Erdal Aksüt",
        "poem": "\n\nBaktım hiç yok sevdiğimden bir şerare\nBende kanat taktım saldım göklere\nUçuyor şimdi sevgilerim, kara bulutlara\nSen artık oyna hergün şıkımıkı tamzara\n\nKarabulutlarda sevgim şimşek oldu\nÇaktı şu deli gönlümde\nKarabulutlarda sevgim yağmur oldu\nYağdı şu gözlerime, gözlerime\n\nRastlar dedim belki sevgim Meleklere\nGönderdik ya görülür diye yükseklere\nMelekler'de gülüp geçmiş kaderime\nAnladım bundan sonra beklemek nafile\n\nSon gören dolunay olmuş sevgimi\nAşk ve sevgide olmuşum akatafazi\nGüneşe baktım, bana ne hal dedi? \nSevgiyi değil kaybetme sakın kendini\n\nşerare - ark, kıvılcım\ntamzara - anadoluya ait halk oyunu\nakatafazi - anlatım bozukluğu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giden Sevgiliye",
        "poet": "Dilaver Canlar",
        "poem": "\n\nKar yağıyordu bu gün şehre\nBir dilenci sokak ortasında kar altında\nOturmuş soğuk kaldırım taşlarında\nO geçim dileniyordu bense aşk sıcak odamda\n\nKar yağışı altında yalnız kalmış\nBuz kesmiş yüreğimle aşk dileniyorum\nİnsafsızın aşkıyla yanıp kül olmuş\nHer kar tanesinde ben savruluyorum\n\nSanki kar taneleri yerine ben düşüyorum\nGelip geçenler üzerime basıp basıp geçiyor\nGözyaşlarım kirpiklerimde donmuş\nYüreğim yalnızlıktan buz kesmiş donuyorum\n\nBir dilenci geçim için dileniyor kar altında\nDonmuş açık eli, sıcak yüreği bekleyeniyle\nBen sıcağım yüreğim buz gibi fırtınalarda\nBekleyen kalmadı beni bu sıcak yuvamda\n\nKar yağıyordu bu gün yalnız kalmış yüreğime\nSanki gök bana delinmiş karlar düşmüş yüreğime\nÖzlemler ıstırap olup benim yakama yapışıyor\nDilencinin yuvası bu gün beni kıskandırıyor\n\nBir dilenci gencim sende aşk dileniyorum\nRabbim aşkımı vermezsen canım al yalvarıyorum\nAşk diyarından bir damla çok mu bu deliye\nSusadım artık rabbim giden sevgiliye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidene Kal Diyemem",
        "poet": "Menekşe Gülay",
        "poem": "\n\nYüreğimde bir coşku, bahar geldi diye mi,\nSu oldum akıyorum sana, toprağa gibi,\nBaharları sen açtırdın ben de sevdiğim,\nÇılgın rüzgarlar kabimle bütünleşti şimdi.\nYıldızlara sundum aşkımı, kabul etti.\nSen nezaman farkına varacaksın ki.\n\n\nAnlaşılmaz bir duygu, yüreğimi kaplayan,\nSerseri bir mayın gibi, hep taarruzda,\nBaharla mücadelede ki gönlümse aşkınla,\nOtursak ağaçların altında yansak bu sevdaya,\nEllerimiz kilitlense salkım söğütlerin yanında,\nDudaklarımda ki buse, hep hasret sana.\n\nPapatyalar, menekşeler can buldu  baharda,\nToprak da binbir renk çiçek, seni hatırlatmakta,\nSen canımdın canımdan bir parçaydın oysa,\nAraya ayrılık girdi Avrupa Asya arasına,\nAraya ayrılık girdi yaktı beni hunharca,\nYandım gülüm yandım bu nasıl aşksa.\n\nSen unuttun aşkı, sevgiyi, anılarımızı belli,\nBen sevmişim, ben yanmışım umurundamı ki,\nOlsun bende ki aşk bitmez sığar dizelere,\nSense kaybettiğine yan farkında olmasan bile,\nElbet bir gün sen de ağlarsın benim gibi,\nYandığında  geri gelmem bunu bilesin sevgili,\n\nArkandan zambaklar, sümbüller soldu canım,\nHasret güneş oldu  öyle yaktı ki içimi,\nSen umursamadın bu aşkı yanmadın ben gibi,\nYine de canın sağolsun sana kıyamam ki,\nSevmiştim seni, yine de kırıntısı içimde,\nGidene kal diyemem sevgin hep ben de.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giden üzerine birkaç söz(Yahut Aşk)",
        "poet": "Hanife Banu",
        "poem": "\n\nO her gittiğinde ben kış mevsiminde bir sayfiye kasabası yalnızlığına bürünürüm.Soğuk dalgalar vurur ıssız sahillerime,kalbimi donduran buz gibi dalgalar.Başıboş dolaşır bomboş sokaklarda kedilerim,bir sıcak kucağa hasret, kırgın dolaşır.\n\nO her gittiğinde hiç farketmez gittiğini...Halbuki bir bakış,bir söz,içini donduran bir buruk gülümsemeyle gitmiştir.Başka bir yana bakan sözleriyle gider önce,acıtan bir sözüyle gider.O hiç farketmeden gider.Ama tamamen terketmez beni.Şöyle bir dolaşır ve gelir.Yani hep geldi şimdiye dek.3 ay 5 ay gider kaybolur.Aramaz,sormaz,gülmez,bakmaz...Ne  yapar o ara,ne eder soramazsınız.Birgün ansızın hiç gitmemiş gibi gelir kalbinizin aynı yerine kurulur.\n\nAşk bu...Başka yürekleride gezmek ister,başka tatlar ister.Kış mevsiminde sıcak yüreklere göç eder,bahardaysa döner bana,hiç gitmemiş gibi..Senelerdir...\n\nBen her bahar aşık olurum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giden Yıl",
        "poet": "Serkan Erdem",
        "poem": "\n\nYine bir yılbaşı akşamı \nHer kez yeni yılın gelmesini kutluyor \nYa giden yıl, kim üzülüyor gitmesine? \nDüşünen var mı? \n\nYine bir yılbaşı akşamı\nHer evde ve her elde bir piyango bileti \nYani her elde bir umut kırıntısı, ya çıkarsa? \nDüşünen var mı? kaç hayal başka bahara kalıyor? \nKaç umut yıkılıyor.? \nKaç umut gelecek seneye erteleniyor. \n\nYine bir yılbaşı akşamı\nHer kez televizyon başında \nElinde kumanda zap o köşeye zap bu köşeye\nYa televizyonu olmayanlar.! \nOnlar ne yapsın? \nEvinde ekmeği olmayan aileler.! \nDüşünen var mı onları o akşam \nMutlu olmak onların hakkı değil mi? \n\nOnlar geçen yılın yasında...\n\nSerkan ERDEM\n31-07-2006\nTavşanlı / KÜTAHYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giden Yarin Ardından",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nEller gönül eğledi bense sevmiştim candan,\nMeğer bihabermişim, yaşadığım zamandan.\nAşkın modası geçmiş, rağbet mala mülkeymiş,\nBize ağlamak düştü, giden yârin ardından.\n\n23 Şubat 1989-Perşembe/Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giden yollara",
        "poet": "Muhammet Karaman",
        "poem": "\n\nben dağlara aşığım arkadaş\ngiden yollara\nbir sana değil hepinize\ngeçen günlere\nben ölüme aşığım arkadaş\ngetirdiği yalnızlığa\nben geceye asığım arkadaş\nhem karanlığa hem aya hem yıldızlara\nben özgürlüğe aşığım arkadaş\ngideceğim güne getireceği hüzne\nben ölüme aşığım arkadaş\nözgürce dönüşe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidene Ağıt",
        "poet": "Mustafa Suphi",
        "poem": "\n\nGündelik şeylerdi oysa masallarım\nHep yabancı kentlerde sakalları yorgun adamdım\nEllerimle güzelleştirirdim çiçekleri\nToroslardan getirdiğim rüzgarlarla\n\nHangi yıkık kavimlerden gelmiştinde\nYasal şölenler yapmıştım utancın silinsin diye\nVe kaç kez ısırgan* ve ışkın** acısı bıraktın tenimde\nKaç zamanlarda annakladın*** kapılarımı\nKendi mezarına kendi dölünü bırakırken\n\nVe gideceğin hiç kuçe**** kalmadı\nDön babam dön\n\nVe kar yağdı akasyalara\nYoktu dolunay\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giden ve gelen yıl",
        "poet": "Birsen Budak",
        "poem": "\n\nneler yaptık biryıl boyunca\ndünya evimizden güneş anaya\ntükettiğimiz ve üretemediğimiz\nyok ettiklerimizin eksikliklerini\ndolduramadık her gecen yıl\narttı canavarlığımız hele şu günlerde\nyaşanan insanlık dışı davranışımız\nkardeş değilmiyiz biz \nbu dünya üzerinde hepberaber\nkorkutuyoruz güneş anamızı \nuzaklaşıyor bizden hergecen yıl\nsevgi kaynağımız o hepimizin\nküstürmeyelim gelin dünyalılar\nbakın  hatırlattı bize yine\nbenbeyaz gelin duvaklığıyla\nyeni yıla girerken ellerimizi \nbirleştirelim kardeşce \nbırakalım tüm yaşanmış olumsuzlıkları\nkaldıralım benbeyaz örtüyü\nyemyeşil ve ışıltılı filizlerimizle\nalalım kankırmızıları aramıza\nolsunlar sevgi gülleri bahcemizde\nuzatalım hep beraber güneş anaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidene",
        "poet": "Şair Şaire",
        "poem": "\n\nBir gemi kalktı limandan\nDeniz dalga dalga mavilendi\nKöpük....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gideni Hayra Yor",
        "poet": "Hakan Kul",
        "poem": "\n\nHayat bu ne olacağı belli olmaz\nGüneşli bir havada birden yağmur yağabilir.\nSon 10 dakikaya 4-1 önde giren bir futbol takımı\nSahadan yenilgiyle ayrılabilir.\n\nMilyonların hayatı yandı,bitti\nArtık muhtar bile olamaz dediği biri zirveye çıkabilir.\nYıllarca zirvede durabilir.\nDaha neler neler\nKısaca ölümün çaresi hariç her şey olabilir.\n\nAma ihanet,ihanet bambaşka birşeydir.\nMilyonlar için yeri ayrıdır\nUnutmak kolay değildir\nAma arkadaş! sen sen ol; gideni çok fazla düşünme\nGideni hayra yor; olumlu düşünüp olumlu yaşamayı ihmal etme.\n\nBazen yıllarca gözlerim körmüş\nGerçekleri görememişim\nSahte yüzlerin farkına varamamışım de.\nBazen  bu ayrılık iyi oldu ne güzel işte! kapandı pencere de\nŞunu da unutma:\nSen gideni değil ayrılığı seçen; vefasızlık yoluna düşen\nKaybetmiştir seni ve birçok şeyi.\n\nYani arkadaş! lütfen başına gelen her işe bak olumlu yönüyle de\nUnutma her şeyin en doğrusunu ve hayırlısını Allah bilir\nŞüphesiz ki o da doğrunun,haklının yardımcısıdır.\n\n(Karabük)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidenin Ardından",
        "poet": "Nuray Şaşihüseyinoğlu",
        "poem": "\n\nIlık ılık bir rüzgâr eser denizden \nGül kokusuyla karışık bir meltem belki. \nAlır götürür beni gençlik günlerime, \nHayallerimle dolu eşsiz gülşene…. \n\nSonra karışır gül kokusuna çimler \nDaha yeni ezilmişçesine, \nYağmurla yeni buluşmuşçasına \nYayılıveren o çimen kokusu….. \nÇocukluk yıllarımın ıssız bahçelerinde \nVurdumduymazca ezdiğim çimenlerin kokusu gelir aklıma; \nLâleler, nergisler ve tabii kardelenler. \nNerdesiniz? Neden sadece hayallerdesiniz? \nİçildi sunulan gençlik şarabı,o eşsiz zehir \nNeden o kadehle gidiverdiniz? \nGüller mi saklar oldu kokularını, \nBen mi duyamaz oldum o ilahi soluğu? \n\nAradıkça o günleri, sığınırım yapma güllere \nBalkondaki bir saksıya,vazodaki lâleye \nBelki şişedeki esans kokusu sanıp verir teselli \nSığınırım ya,bilirim geri gelmeyeceğini \nO çimen kokusunun ve güllerin ruhumu okşayışının.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidenin Ardından",
        "poet": "Halis Babat",
        "poem": "\n\nzayıflamış bağlarımız,\nkoptu kopacak gibi\nne sen eskisi gibisin,\nne de ben eskisi gibi...\n\nbirimizde vazgeçiş,\nbir diğerimizde aşka geçiş\ndeğişti bak konumlarımız\nbaşlangıç olurmuş meğer\nbazen bir terk ediliş.\n\nkaçamak oldu bakışlarımız\nbelki de ağır gelmeye başladı uykularımız\nsusuyoruz ikimiz de \nen çok konuşmamız gereken bu süreçte\nsusuyoruz sadece.\n\nbir yılan hikayesine döndü\ninkar ve yalanların yuvasında\nbirimizin susması gerekirdi\nbaşkalrının yarınları hatırına\nben susmayı seçtim\nnefret halkasını boynuma takma pahasına\nve sustum, susuyorum, susacağım.\n\nbenden nefret ettiğini söylemişsin\nbir daha asla olmaz demişsin\naşk köpründe kötü bir anı olarak geçmişim\nolsun be gülüm! \nben senin nefretini de sevmişim.\n\nbiz artık eski biz değiliz\nne eski sensin, ne de ben...\nrollerimiz değişti,\nsen nefret eden, bense seni seven...!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidenler",
        "poet": "Taner Şahin",
        "poem": "\n\nSıcak ülkelere göç eden kırlangıclar\nGurbete giden yolcular\nGidenlerin ardından ağlayanlar\nKimbilir kimler uzaklarda\n\nAğıtlarla hıçkırıklarla gidenler\nBir el sallayamadan\nKimbilir kimler daha uzaklarda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidenler....-Kalanlar....",
        "poet": "Onur Kuşcu",
        "poem": "\n\nYüreğimi saran bir kor, \nHer geçen gün alev oluyor.\nYüreğimde bi hançer, \nHer geçen dakika daha da yarıyor.\nYüreğimde son bir umut, \nHer geçen saniye yok o....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidenler",
        "poet": "Ekrem Tonğ",
        "poem": "\n\nBir güne bir ömür sığdırdım diyenler\nbir sözele bin ölümü yaşadınızmı.? \ndestursuzca bir kalbe girip, sonra gidenler\ndönüpte kalanın nasıl dağ gibi yıkıldığını gördünüzmü.?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidenin Üçü Güzel",
        "poet": "Bedri Karahan",
        "poem": "\n\nGidenin üçü güzel\nArdında saçı güzel\nSaçı başını yesin\nYolda yürüşü güzel (vay) \n\nGiderim Sivas üstü\nAntep yoluma düştü\nİstedim hiç dönmeyem\nO yar aklıma düştü (vay) \n\nBahçalar dolu vişne\nBedo peşime düşme\nBu aşkın sonu yoktur\nNafile dile düşme (vay)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidenin Ardından...",
        "poet": "Mine Aktaş Özkamalı",
        "poem": "\n\nRadyoda çalan şarkımızı duyunca dayanamadım. Hiç okumayacağın daha doğrusu sana yazıldığından hiç haberin bile olmadığından okuyamayacağın bir mektup yazıyorum. Sensiz bir gün bir yıl gelirdi hani. Seni hep yanımda hissetmek isterdim. Sen sensizliğe dayanamam derdin. Şimdi bunlar ne kadar uzak bize. Kısa düşündüğüm ayrılığa uğurlarken seni onca sıcağa rağmen içim üşümüştü. Öksüz gibi hissetmiştim kendimi. Ama sonra bu geçici bir ayrılık nasılsa belli bir tarihte dönecek diye teselli etmiştim kendimi. O belirli tarihte döneceğini düşünmüştüm ama bana ait olmayacağını hiç hesaba katmamıştım. Dönüşünün bu denli acı olacağını hiç düşünmemiştim ki. Sana kızgın değilim yanlış anlama. Sitem de etmeyeceğim mektubumda. Kızmaya, sitem etmeye hakkım yok ki zaten. Ama kırgınım canözüm. İçimdeki kırıklığa, acıya engel olamıyorum ki. Hem sever hem sevilirdim. Meğer bu bir kandırmacaymış. Lise çağındaki duygularmış saf olan. Biz büyüdükçe çirkinleşir, yalanlar ve çelişkiler girermiş meğer duygulara. \nŞu anda soğuk kış gününde yolunu kaybetmiş kuştan farkım yok. En az onun kadar çaresiz, en az onun kadar kimsesiz ve sahipsizim. Onunla aramdaki tek fark o nereye gideceğini bilmiyor ve kendi tercihleriyle yolunu bulacak. Oysa ben benim adıma verilmiş kararlara uymak zorundayım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidenler gelmez",
        "poet": "Muhittin Şahin",
        "poem": "\n\nBaki Kalan Canlı Var mı Dünyada\nGitmek İçin Gelir, Gelmez Gidenler\nVeliler Nebiler Bütün Şüheda\nGelse Onlar Gelir Gelmez Gidenler\n\nVahiy Gelmedikçe Bilmez Peygamber\nDersin Ama Adam Gaip Nedir Der\nBekleme Boş Yere Gaipten Haber\nHaber Vermek İçin Gelmez Gidenler\n\nBırak Sen Gaibi İslam’ı Yaşa\nİslam Huzur Verir İmanlı Başa\nŞirke Düşen Canlar Yakıttır Taşa\nKurtulmak İsterde Gelmez Gidenler\n\nDünyaya Tapanlar Küfür’e Daldı\nŞeytanı Dost Edip İmanı Saldı\nKıyameti Bilmek Sana mı Kaldı\nKimden Haber Aldın Gelmez Gidenler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidenler Unutur",
        "poet": "Tuğçe Kılınç",
        "poem": "\n\nGidenler Unuturmuş.Daha Yeni Anladım Bunu.Hep Gidenin Ardında Bekledim Belki Belki Gelirde Beni Bir An Olsun Sever Diye Ama Bu Sadece Düşlerimde Oldu.Gidenler Hep Unuttu.Bense Yaralı Bir Kuş Misali Acılarla Bekledim Ölümü Bekleyen Yastaki Hasta Gibi Kanı Bekleyen Damar Gibi Suyu Bekleyen Ağaç Gibi Ölüyü Bekleyen Azrail Gibi Bekledim.Çünkü Başka Bir Seçeneğim Yoktu.Küçük Bir Kız Çocuğu Gibi Masumca Seni Bekledim.Küçük Kız Çocuğunun Duygularıyla Saflığıyla Sevgisiyle Bekledim Seni.Tek Yoldaşım Sensizlikti.Giden Unuttu Bir Tek Ben Unutamadım.Artık Ben de Unutmak İstiyorum.Bak Zalim Kalbimden Sadece Bir Tek Parça Kaldı O Da Nefes Almam Yaşama İçin Gerekli.Kalbimin Parçalarını Gidenlere Verdim Getirin Diye Ama Bırak Geri Getirmeyi Bir 'Elveda' Bile Diyen Olmadı.Ama Artık Yeminliyim.Kalbimin Kalan Tek Parçasını Son Nefesime Kadar Taşıyacağım.Eğer O Gelirse'Bak Zalim Bu Halim Hoşuna Gitti Mi? ? ? Beni Bu Hale Sen GetirdinŞu Kalbe Bir Bak Bir Tek Parça Kaldı.Tek Parçasını Sana Vermiştim Zalim.Bana Geri Dön Diye Ama Sen Kalbimi Çaldın.Bak Bu Sana Vereceğim Son Parça Eğer Bunu Da Kıracaksan Hiç Alma Benle Sonsuzlaşsın.Ama Söz Bu Parçaya İyi Bakçam Dersen Al''Ve Kalbimin Son Parçasını Eline Verdim.Onun Elinde Bulunan Kalp Kalp Parçaları Tamalanmıştı.Onun Elindeki Kalp Parçaları Bütün kalp Oldu Ama Benim Kalbim Yoktu Artık Zalim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidenlere",
        "poet": "Ertuğ Akbay",
        "poem": "\n\nöğrenci evlerinde \nsoğuk duvarlara sırtımızı dayadık seninle\nbizi verem yapan bu değildi\nardına bakmadan giden, umudumuz\nsevgilimizdi.\nikimizde ağır yarlıydık, ikimzde aşık\nsevgimize vermediler karşılık\nbaşkasını sevmeye engel hatalarımız vardı\nve onlar, başkalarıyla çok uzaklardaydı.\nsoğuktu, üşüyorduk ve açtık\nmidemizden gelen seslere söz yazıp\nşarkı diye söylüyorduk\nbir sabah ezanı sonrası\nson paramızla aldığımız sigarayı\ngiden sevgiliye katık ediyorduk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidenlere",
        "poet": "Derin Öger",
        "poem": "\n\nGöz görmez gönüldür beklemede\nAşk kapısı bir gün duvar olur önünde\nSevendir yüreğini serer aşkın merdivenlerine\nYatak  yorgan yastık halı yerine\nDonuk gülüşüyle koyar sevdasını orta yere\nZulüm üşüşür yaş çiseler gözlerinde\nKıyamaz umuduna elele tutuşur yüreğiyle\nO yüreğe ulaşmaz koparılıp atılmalar\nYeniden çiçek açar bağ bahçe yar yeşiline\nYazık ki yazık çiğneyipte gidenlere.......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidenlerin Ardından",
        "poet": "Ahmet Ertan",
        "poem": "\n\ngemilere binip gittiklerinde\nyanaklarımızdan süzülen o tek damla,\nuskurun uzayıp giden izinin yansımasıdır\nyazın sıcağında kurusa o damla,\nsilse dalgalar beyaz köpükleri,\ngörünmez olsa bilmeyene\nbir haziran ayının üçüncü pazarı\nansızın çıkar yüzeye\nıslanan gözlerimizde baba hasreti\n\n(İstanbul - 20 Haziran 2010)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidenlerin Ardından..!",
        "poet": "Turgut Baki",
        "poem": "\n\ndışarıda bir gök gürültüsü \npeşpeşe sıkılan kurşun izi gibi göğü belli belirsiz yaran şimşekler \nyağacak yağmura gebe, sancılı bir hava\nloş odamda dalga dalga yayılan GYPSY TEARS’ın nağmeleri\nbir koltuğa kıvrılmış kedi beni izliyor\nhiç uyumaz mı bu kedi? \ngece oldu mu uykuyla aramda geçen savaşa tanıklık etmek için\nbelli ki gün içinde bir yerlere gizlenip kestiriyor\n\nmasamın üstündeki onca karalamanın arasından\nKazım Koyuncu’yu anma gecesinin davetiyesi gözüme ilişiyor\nve aklıma şair Enver Gökçe’nin ”Ölüm Adın Kalleş Olsun” dizeleri düşüyor,\nderken,\nardından, \nbaşka bir üstadın,\nşair düşünür Cemal Süreya’nın “Her Ölüm Erken Ölümdür”ünü hatırlıyorum\n\nşimdi gecenin bir yarısı nerden çıktı bu ölümü düşünmek? ...\n\ndışarısı soğuk, dışarısı ayaz\nkaloriferi de çok yakmadım oysa! \ncamlarda hafiften bir buğu gözyaşı gibi süzülüyor usulca\nsigaramdan derin bir nefes çekiyorum\nbir nefes daha\nkadeh çoktan boşalmış\nkim kalkıp alacak rakı şişesini dolaptan? \nkediye söylesem\nmiskin miskin yatıyor \ngözleri kısık beni izliyor\nhem şimdi bir de buzla uğraşmak gerek\nrakı buzsuz içilmez ki\n\nbardaki şaraplarla idare etsek...\nolur mu acaba? \nkediye bakıyorum umurunda bile değil\nneden olmasın? \ngeçen geceden kalma yarım şişe şarap öylece karşımda\nsonunu getirmek gerek\ngerek mi? \ngerekse de gerekmese de içilecek bu şarap\nistiyorum! \n\nölüm nerden çıkıp geldin şimdi durduk yere aklıma? ...\n\nhepimiz öleceğiz elbette\nkaçamayız bu sonuçtan\nama sırası mıydı bunu düşünmenin gece gece? \n\nbelki de hiç unutmamak gerek ölümü\naslında ölümü hatırlayarak yaşamak başka bir farkındalık verir insana\nyitirmeden henüz sevdiklerimizi ve henüz çok geç olmadan \nsıkı, sımsıkı sarılmalı yaşama ve onlara\n\nöldüğümüzde de dolu dolu ölmek olmalı bu ölüm\n\nkahretsin \nkaçıncı sigaradır bu gece? \niki nefes almadan bitiyor\n\nbu şarap neden bu kadar acı ki? \noysa kapamıştım ağzını sıkı sıkıya\nbelki de rakının üstüne içtiğimden olsa gerek\n\nevet öleceksek yüzyılları doldururcasına yaşayarak ölmüş olmalıyız\ndeğil mi kedi? \n\nses olarak, yazı olarak, yapıt olarak\nyani bir şeyler üretip yaratıp geride bırakarak\n\ninsanlık adına, insan olarak\n\nolur olmadık yüzler beliriyor pencerede\nsarhoş da değilim üstelik\nbiliyorum \naz önce ayağa kalktığımda yalpalamadım\n\nbenim gördüklerimi sen de görüyor olmalısın kedi\nolmalısın ki kısık gözlerini dört açmış bakıyorsun sen de cama\n\nyok yok ikimiz de saçmalıyoruz gece gece\nkorku filmleri muhabbetine döndük durduk yere\n\ndedim ya dışarısı soğuk, dışarısı ayaz\nbahçede savrulan ağaçların gölgesidir cama vuran\n\niyi de biz bu şarabı nasıl oldu da tek kadehe indirdik? \narada sen de götürmüyorsun değil mi kedi? \n\nsöyle nerden çıktı gece gece bu ölüm muhabbeti? \n\nsevgili Kazım, seni artık masanın üstünden alıp\nanılarımdaki en güzel yerlerden birine kaldırmak lazım\n\ndur\nama önce giderayak sana bir anımı anlatayım\ntarihi tam yok aklımda\ntoyluk zamanlarımdan bir gündü\nBeyoğlu’ndaki izbe meyhanelerin birinde\nsevgili İhsan Yüce, ve Can Baba’nın sohbetini katık etmiş içiyorduk\ngörmeni, yaşamanı isterdim o anı\nhani derler ya dün gibi hatırladığım bir andı \n\nve şu an sana \nCan Baba’nın denizler için yazdığı \n'MORE NOSTRUM' dizeleri gibi seslenmeyi isterdim.\n\nama sen bununla idare et\n\n'Sen dilinin sesini veren çocuk / Sen sesine sesleri ekleyen çocuk / \nBak yağmurlar yağıyor gene / Bak üstünden geçiyor atmacalar / \nGemiciler çıkıyorlar sefere HAYDE / Mendil sallamıyor bugün kimse sana / \nİki damla göz yaşıysa aldırma / Gözlerine çöp kaçtıydı da / \nDido NANA diyorlar bak ağladıklarına...'\n\ngüle güle güzel insan \nsen usumdaki sonsuzlukta yeralan diğer dostlar gibi\nvar olacağın yere git artık\nhaydi uğurlar ola...\n\n(bak sayende kimleride andık bu gece)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidenlerin Ardından",
        "poet": "Mustafa İsmet Keskin",
        "poem": "\n\nSaklanmış gül yaprağıdır zaman,\nYıllar öncesinden kalan\nVe dondurursun zamanı,\nGidenlerin ardından…\n\nAcıklı  bir bestedir zaman,\nTelin incesinden kalan\nVe çalarsın kemanı,\nGidenlerin ardından…\n\nYanık bir türküdür zaman,\nGurbet  yolcusundan  kalan\nVe anlarsın vatanı,\nGidenlerin ardından..\n\nKurak bir topraktır zaman,\nBuğday çiftçisinden kalan\nVe küflensin sabanı,\nGidenlerin ardından…\n\nYıkık bir duvardır zaman,\nAslı hancısından kalan\nVe kararsın kazanı,\nGidenlerin ardından…\n\nHüzünlü bir busedir zaman,\nAyrılık gecesinden kalan\nVe özlersin o anı,\nGidenlerin ardından…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidenlerin Ardından",
        "poet": "Zeliha Şahin",
        "poem": "\n\nAnlaşılmaz, anlatılmaz, \nYaşamayan bilebilir mi yoklugunu, hasretini.. \nEn güçlü duygudur özlem, \nZaman zaman degildir, \nAn be an düşer içine insanın...\nKavuşma anının hasreti sarar içini.. \nSonrası mı mechule yolculuk.. \nSadece kavuşmayı umut etmektir...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidenşatlar.2",
        "poet": "Akın Akça",
        "poem": "\n\nKardan ince gök tanesi,\nyılbaşı ağacı süsleri gibi değil Nexus'un, \nUzay Yolu Yeni Nesil'deki,\nPickard'ın bakakaldığı ve gerçeği bulamadığı...\nO süsler gerçekse ki öyle,\nbunun için ancak o vakit orda kalmak lazım -\nbaşka koşulda, değil\n- rızalı yıldızları denge çekmek için,\nsessizliğin çektiği \nNoel Baba kızağına...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidenlerin Ardından",
        "poet": "Abdülkadir Güler",
        "poem": "\n\nSanki küsüp gittiler elveda demediler\nŞair Halil Soyuer, biri de İlhan Geçer\nGültekin Samanoğlu ve Kerim Aydın Erdem\nŞair Erdoğan Ünver,Yurdabak, Mehmet Önder\nKime küsüp gittiler,elveda demediler\n\nGüz şiir akşamında destan yazıp göçtüler\nBir başka diyarlara kanat açıp uçtular\nAdları kitaplarda kaldı birer hatıra\nKime küsüp gittiler elveda demediler\nGüz şiir akşamında  destan yazıp gittiler\n\nHüzün saklı baharda hazanla döküldüler\nAramızda yaşayan sanki birer güldüler\nYerleri cennet olsun bu güzel insanların\nAdları destanlaştı, birer hece taşları\nAğlamak yakışmadı, kanat çarpıp güldüler\n\nGüle güle Reis bey, Sayın Haluk Kurtoğlu\nAşık Yaşar  Reyhani ve Murat Çobanoğlu\nŞiirin köşe taşı Asya, Mehmet Çınarlı,\nEce Ayhan, Külebi, İbrahim Minnetoğlu\nFerit Ragıp Tuncor'la Ahmet Tufan Şentürk'ün\nAcıları derindir has tanıyan her Türk'ün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidenlerin ardından yaşamak.",
        "poet": "Seyide Doyran",
        "poem": "\n\nBir göze değmekle başlar hep hikayeler, ardından gelen küçük ama bir o kadar devasa görünen kalp atışları,körsündür hayata ve gerçeklere. bir fırtına bulutunun saçaklarına takılır ve uçarsın…hep sislidir etrafın,açık griyi pembe zannedersin aşk gözlükleriyle, üç gün, beş gün, bir ay ayağın basmaz yere, yavaş yavaş zamana teslim olur ve susmayı tercih edersin, öyle çok yanarki canın, aşkın hiçliğine varınca ölmek istersin.kimbilir belki ölmüşsündür de sen kabullenmek istememişsindir….ve birgün vurulduğun kalbin nasır bağladığını görürsün.öyle bir toslarsın ki duvara artık ruhun da vücudun da pert olmuştur,çarpılan kapıyı aralık bırakırsın, hep bir ümit var diye kendini oyalarsın.ümit kapı çarpılmadan çok daha önce terketmiştir halbuki seni…elinde kalan birkaç fotoğraf, kokusu sinmiş bir yorgan, çok sevdiği çay fincanı yoldaşındır artık…gözün hep kapıda, kulağın geçmişten yankılanan seslerde, kalbinse bir yorgan altı hikayesinde takılı kalmıştır.ne yeni ufuklar ne de yeni yelkenler istemezsin, ufalanmış ve üstüne basılmış hissedersin.gidenlerin ardından yaşamak böyle birşeydir işte….(bir düşkırıklığı serisinden)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gider",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nGider\n\nBizim eğitimle  sağlık\nBaşını almış da gider\nKurumlar birer ağalık\nSaltanatı sürer gider\n\nKalem defter silgi ister\nOkul kitap bilgi ister\nAklı eren gel yol göster\nŞaş gözünen bakan gider\n\nPara almadan neşter vurmaz \nHastanın yanında durmaz\nBöyle bilim sağlık olmaz\nUmutsuzluk kokar gider\n\nBunlar da tasaruf  olmaz\nDost şeref im  nasıl yanmaz \nBilimsiz aç beyin doymaz\nkafasını yorar gider\n\n                   03-07-2006\n                   Dost Şeref\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gider",
        "poet": "Nurani",
        "poem": "\n\nYar yarden ayrilsa vefasi gider \n                                                    Ev eger bo? olsa sefasi gider \nbo? kaldi cennetin insani yoktur \n                                                     üzülse umutlar senasi gider\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gider",
        "poet": "Mehmet Faruk Habiboğlu",
        "poem": "\n\nAkşamın hüznü çöker üstüme\nGözlerim karanlığa dalıp gider\nSessizlik dilimden gönlüme\nBir zehir gibi akıp gider\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gider Ayak",
        "poet": "Mehmet Ali Demirel",
        "poem": "\n\nDeğil tadında dünya,yine gözyaşı\nKimi bal beğenmez kimi bulmaz aşı\nTanımaz insanını,vurur kardeşi\nGider ayak kustu zamanın kalleşi\n\nHer yer ateş o kutsal tapraklada\nÇoluk çocuklar dökülü yollarda\nBilemem ki vijdan hangi kollarda\nGider ayak kustu zamanın kalleşi\n\n21inci yüzyılda utanç değilmi\nHunharca cana katletmeğe değermi\nBu halınla seni hayvan sever mi\nGider ayak kustu zamanın kalleşi\n\nUyuyun ulan kanı çok seversiniz\nSizler kahpece yaşama değersiniz\nMazluma birgün boyun eğersiniz\nGider ayak kustu zamanın kalleşi\n\nBirgün olurda zaman dönerse başa\nMazlumların ahı duyuldu arş,a\nYardım eyle Allahım haksız savaşa\nGider ayak kustu zamanın kalleşi\n\nFitneciler cirit atıp duruyor boy boy\nYok onlarda asalet yok temiz soy\nFilistinim ağlıyor oy anam oy\nGider ayak kustu zamanın kalleşi\n\nMemo çilo ahlar çekip dövün dur\nİnsanlık ağlarken sen olmasın hür\nZülm elinde hayvan bile değil özgür\nGider ayak kustu zamanın kalleşi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gider Allah Allah diye",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\n16.12.2006\nGİDER ALLAH ALLAH DİYE\n\nBu sevda da bu başınan\nGider Allah Allah diye\nGözlerim dolar yaşınan\nGider Allah Allah diye\n\nKul olan kendin bilmeli\nAllaha divan durmalı\nEş dost yanında olmalı\nGider Allah Allah diye\n\nMuhammede el verelim \nCennet bağına girelim\nO yola kuban olalım\nGider Allah Allah diye\n\nCan verelim dostumuza\nKötülükler gelsin dize\nHızır yoldaş olsun bize\nGider Allah Allah diye\n\nHüseyin de çekti çile\nHak kelamı gelsin dile\nAteş te yanan bülbül de\nGider Allah Allah diye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gider Oldum Padişahım",
        "poet": "Ali Tamburacı",
        "poem": "\n\nGider oldum padişahım aman aman\nBen İslimiye şehrine\nÇokca çokca selam olsun sunaman aman\nHem suyuna halkına\nÖyle bir güzeli vardır aman aman\nDeğer yüz bin altına\n\nKafeste kumruya benzer aman aman\nGüzeli İslimye'nin\n\nHer sokakta güzel çoktur aman aman\nSuları çağlar akar\nSarı çiğdem mor menevşe aman aman\nSünbülü bir hoş kokar\nLale sünbül mor menevşe aman aman\nGülleri ne hoş kokar\n\nKafeste kumruya benzer aman aman\nGüzeli İslimye'nin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gider",
        "poet": "Kemal Tahir Özcan",
        "poem": "\n\nMey zengine  kadehte, fakire tasta gider,\nBirine  kuru  ekmek, birine  pasta  gider,\nÖmür denen bu yolda,yürünür hiç durmadan,\nKimi güle oynaya, kimi de  hasta  gider.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gider Ayak Kurtarıyorsanız",
        "poet": "Ruken Asit",
        "poem": "\n\ngider ayak kurtarıyorsanız ceylanı avcının elinden\no ceylan değildir,keçinin ağzındaki otur ot...\nherkesin gözü lacivert olmamaya başladı bu günlerde yaşasın! ..\ntehlikeli masalları sevmemiştik zaten\nolabilir karanfiller salakça birbiri gibi açabilir\ntamamda biz karanfil değiliz,bak buda olabilir\nsu verebilir tekmeyide atabiliriz \nseni beni dışkılayan vicdanımızı sınarken \nevinde oturan birilerine karşı\nelbette haksız yere kan bulaşmamış ellerini \nah o ellerini köpekler yalar\nve elbette ortadoğuda da silahları köpekler koklar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderdim yare",
        "poet": "Evrim Evrensel",
        "poem": "\n\nYüca dağ başının karı olsaydım,\nErim erim erir giderdim yare.\nYaşım akışına karar olsaydım,\nVerir tatlı canı giderdim yare.\n\nNergis,Lale,Sümbül dağ kayalarda,\nAçardım baharda olurdum orada,\nDermanı bulunmaz bu yaralarda,\nİniler,sızılar, giderdim yare.\n\nPranga mahkümu,çarmıhta olsam,\nKurtulmak,kaçardım,sevgimle yare,\nDar ağacı kurulu,kementte olsam,\nKırar boynum bakardım sevgiye yare.\n\nEvrim,evrim gelsem Evrensel olsam,\nErenlerle gelsem,erinde kalsam,\nYaratılan içinde yaratan olsam,\nSorar göçeridim sevgiye,yare..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gider Bu Güzellik",
        "poet": "Metin Beyazlı",
        "poem": "\n\nÖvünme bi çare güzelliğinle\nGider bu güzellik sanada kalmaz\nKibire kapılma mal ve mülkünle\nGider bu güzellik sanada kalmaz\n\nNe zenginler gelip burdan gittller\nNice tahtu taclar yere geçtiler\nÖlüm yok sandılar ama öldüler\nGider bu güzellik sanada kalmaz\n\nMalın mülkün hepsi dünyada kalır\nVarisler birbirin canını alır\nSadece seninle amelin kalır\nGider bu güzellik sanada kalmaz\n\nEllisinden sonra belin bükülür\nAğzındaki inci dişler dökülür\nUnutma her canlı mutlaka ölür\nGider bu güzellik sanada kalmaz\n\nGelinlerin olur kavga ederler\nBir an önce inan ölün beklerler\nÖlüncede malın bir güzel yerler\nGider bu güzellik sanada kalmaz\n\nYetiştir evladın bela olmasın\nDünyadan gidince gülün solmasın\niçin dışın fitne fücur dolmasın\nGider bu güzellik sanada kalmaz\n\nDostların dünyadan bir bir giderler\nGözünün önünde veda ederler\nDostlar dostlarını orda beklerler\nGider bu güzellik sanada kalmaz.\n\nBir gün olur azrail başan dikilir\nSanma ömür baki ecelin gelir\nBir çınar misali cismin devrilir\nGider bu güzellik sanada kalmaz\n\nSanma ölüm sana gelmez beyazlı\nDünya hem fanidir hemde belalı\nRabbını unutma emrini tanı\nGider bu güzellik sanada kalmaz.\n                                13.10.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderek Ben 6",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nBir hücrenin ikiye bölünmesi, tomurcuklanma gibi eşeysiz üreme yerine, eşeyli üremenin evrilmesi; maliyete neden olmuştu. Bu maliyet dışta biyolojik bireyler arası dolaşımla olacak üreme faaliyetiydi.  Ve bu üremenin güvence yaptırımı  için seks yapmanın yükünü evrim (hayat) , çoğu organizmalar arası ilişki oluşla göze alıp organizmalar bu zahmetlere katlanmıştı.\n\nYine cinsellik eğilimi dıştan gerçekleşip ve dışta dolaylı oluşlarla ortaya konuyordu. Üremenin dolaylı koşullarla olması demek; bu işte tekil ego eğiliminin yeterli olmaması demekti. Yani cinsel partnerin de bu işe evet demesi gerekiyordu. Bu da cinsellik eğiliminin belirmesi ile sağlanması arasındaki zamanı uzatıyordu. Yani cinsel sağlanma biraz  gecikiyordu. Bu gecikme cinselliğin dış çevrimli olması yüzündendi. \n\nBu gecikmeye bir de sosyo toplum içinde sosyalleşen insanın edimci öğrenmeleri de neden oluyordu. Yani cinselliğin sağlasan olmasındaki gecikmeye etki eden inşalar içinde edimci davranışların da çokça katkısı vardı.. Cinselliğe dıştan etki edişle, cinselliği edimsel etkiyle giriştiren çevre, sosyo-toplumsal çevredir.\n\nTemelde tek bir hücrenin kendisini eşleyişle bölünme yönelcimi olan çoğalma; dışta cinse eğilimiyle sosyo toplumsa yapının içinde yeni ve edimsel tutumlar edinmişti. Bu tutum, üretim ilişkisi kapsamlı oluşla vesile nedenlerle de cinselliğin dıştan düzenlemesiydi. Böylece cinsellik dışta sosyo toplumsa yapı içinde öğrenilen vesileci inşaları da bir hayli üslenmiştir. Karşı cinse yönelmek edimsel öğrenme değilken; karşı cinse seranatlar eşliğinde yönelmek edimsel öğrenmedir.\n\nVesile neden temel olmayan nedendirler. Ama vesile nedenler de o sürecin ortaya çıkmasına katkın olurlar. Cinsellik bir yandan duygu oluşla sürerken; diğer yandan da mantıki olabilmektedir. Ekonomik tercihler, kişisel tercihler, kariyeri olmak, sınıfsal ve kültürel oluşmalar gibi vesileci nedenlerde cinsel birleşmelerin  edimsel seçiciliği içinde oluşla, cinsel partner seçimine az çok  katkın olmaktadırlar. Bu gibi seçme ayıklamalar da, dıştan cinsel seçiciliğin sosyo toplumsa kültürle sağlanır olan inşası üzerine bindirilmiş durumdadırlar.\n\nGiderek ben olmanın sadece bir yönü böylesi gelişme ve evrimsel adımlarla bambaşka boyut ve düzlem devinmesi içine girmişti. İlk başlarda bu tür evrimsel yol alışların sonunda bu kabil bir gelişme, girişme düzeyi içine geleceğini tahmin etmek, hayale getirmek; olanaksız bir bilinmezdir. Yine hücre içi eşleme nedenli  bölünmenin, cinselliğe uzanır  olacağının tahmin edilemez olan  bir bilinmezliği ile konumuzu bitireyim.\n\nBir hücrenin kendisini eşleme yapan bölünme eğilimli çoğalma uzamı, ilk başlarda bir hücre içinde oluşur olan bir yansımaydı. Şimdi bu bölünmenin olması için dıştan, hem de sizin dışınızda eşeylerden birleşmeler yapmaktır. Birleşmede, bir cinsin spermi  ile karşı cinsin yumurta  gametinin buluşmasıdır.\n\nTekil bir hücre içindeki bölünme, sizde; duygu yaratmazken ve hatta; sizlere şiir yazdırmazken; ve dahi şiir yazmanın olasılığını hatırınıza getirmezken; şimdiki kimi cinselliklerin dıştan eşler üzerinde oluşuyla gerçekleşmesi size; şiirler yazdırır. Aşkı ortaya koydurur.  Hatta, karşı cinsin aşkı sizi mecnun etmektedir. Bunlar gelişmenin ve evrimin hesaba katmadığı mucizesidirler. Bir gelişme, bir değişme ya da bir zorunluluk olmadan, mucize ve kıyamet de olmazdı. \n\nSosyo toplumsa benliğimizin oluşması:\n\nZaman, evrene ve doğal çevremize, farklı farklı yansır. Çevremizdeki olgu ve olaylar; varlıklar ve her bir var oluşlar; her bir çevrimler vs. zamanın her bir farklı var oluşla, belirmeli yansıma özelliğidirler.\n\nHer bir olay ve devinimin zaten kendisi zamandır. Devinimin zaman olması, özdeğin temel özellikleri içinde mütalaa olunan bir konsepttir. İnsanlar dahi, aynı zamanın en az üç farklı boyutunu aynı anda kullanırlar. İnsanın kendisi bir zamandır. İnsanın kendisinin zaman olması, sözgelimi kendisindeki organ, doku, özümleme süreçleri  vs.’nin kesikli (sınırlı)  oluşuyla, sürekli (sınırsız)  oluşunnun bağıntılı ve bir arada ilişkilenmiş olma halinin, ileri akan süreç bütünlüğüdürler.\n\nİnsanda o anda insan oluşla görülen bütünlüktü zaman, en az üç farklı belirme ilişki tipine göre kesikli sürekli bir olay zaman olamlılığına dönüşmüştür. Birinci zaman, sizde bağıntılı oluşla; sizdeki geçmiş zaman oluşukları ve ilişkileridirler. Organ ve dokuların oluşması ve işlevsel ilişkilenme inşası sizden öncedirler ve sizinledirler. \n\nOrganların gördükleri, iş ve işlev aynı zamanın ikinci şekilde beliren kullanımlar oluşla, şimdiki zaman içinde kullanılışla sürerler. Sözgelimi; sizin özümleme süreçleriniz gibi solunumunuz gibi içti zamanın kesikli sürekliliği oluşla, bir kullanımdırlar. Yine basitçe söylersek; bebekliğiniz, çocukluğunuz gençlik ve yaşlılığınız hem geçmiş zamandırlar, hem de şu anki halinizin (yaşlılığınızın)  içinde sürer giderler\n\nAynı zamanın aynı anda, insana dek olur zamanın üçüncü bir yansıması oluşla sizdeki süreçler birliği oluşturan bir durumda öznelliğinizdir. Yani bilen ben. Konuşan ben, muhakeme eden hesap eden vs. bendir. Sizlerin dışına doğru aktardığınız düşünceler, sırf kendinize özgü özneldi zamandırlar. Bu üç farklı devinim aynı zaman içinde (siz olan zaman içinde) yan yana, aynı anda; sizin farklı girişmeli zaman yüzlerinizi kullandığınız birer süreçtirler. \n\nÖrneğin; inanç içinde olmanız. İbadeti olmanız. Kazak örmeniz. Spor olarak ağaca tırmanmanız. Balık beslemeniz. Çevre ile ilgilenen merak  eğilimleriniz. Gezip dolaşmanız. Islık çalmanız. Şarkı söylemeniz Giyim şekliniz. Yüzmeniz. Aşkınız. Eğlence, oyun, şamata vs. yapmanız; bu tür zamanları kullanmak ve bu tür zamanların içinde olmalarınız vardır. Bu zaman olayları hem  sizin dışınızda, hem sizinle ilişkili bir özel hayatın kendisi de olan zamandırlar. Bu farklı, kesikli zamanlar sizin bu zamanları eğiliminize göre farklı bir özellik bağlacı içinde oluşlarla kullanmanızdırlar.\n\nZamanın boşluklu tanecikli alanının doldurulmasıdırlar. Bunlar aynı zamanın farklı yansımalarla olan çok yüzlülüğüdürler. Bu çok yüzün her biri kendisine uyan anahtar kilit gibi oluşun farklı bağıntılarıyla kullanımdırlar. Çoğu kez bilmezlikler bu kabilden olan özel ve öznel yaşantılımlı zamanları, toplumsal zamanın süreçleriyle yer değiştirtirler. Söz gelimi; bir devlet dairesindeki veya bir fabrikadaki bireyin kullandığı toplumsal zaman, artık kişinin özel hayatında kullandığı kişisel özel ve öznel zamanı değildir.\n\nAksine, toplumsal mesai içinde olan birey (dikkat ediniz kişi değil birey) kullanımlı zaman, topluma ya da toplumsal mesaiye ait olan zamandır. Toplumsal zamanın yaratıcısı, sorumlayıcısı, düzenleyicisi; toplumdur. Toplumsal zamanın içinde olan ve toplumsal zamanı kullanan birey insan, toplum zamanı içinde artık kazak öremez. Şarkı söyleyemez. Havuzda yüzemez. Bu benim insan hakkımdır, diyemez.\n\nToplumsal mesailer, kişinin zamanı değildirler. Toplumsal zaman, toplumsa zamanın; üretim sürecine dek beliren yüzlerinin kullanımıdırlar. Toplumsal yapı ile ortaya konan bir üretim sürecidirler. Öznelci özel zamanın tutum ve davranışları, üretim yapan toplumsa zamanın içinde kullanılması; ne haktır. Ne özgürlük kapsamında oluşlarla değerlendirilmezler.\n\nToplum ve halk alan içine dek zamanın, her birinin kendi kullanım zarfı içinde olmayan davranış ve edimleri, o sistemi aşındıran  virüs davranışlı edimdirler. Bu nedenle kişidi kullanımlı (giyim, kuşam, inanç gibi)  zamanlar, toplumsal zamanın içinde kullandığı bir hak ve özgürlük değildirler.\n\nSosyo toplumsa alanın  her ileri süreçleri, kendi yeni yansıma bağıntısını ve kendi boşluklu tanecikli olacak alan girişmesini de ortaya koyarlar. Böylece her yeni olayların ileri süreç girişmeleri, farklı düzlem ve farklı düzey olmanın, yeni özellikti durum boyutu olurlar. \n\n16.12.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderim",
        "poet": "Burak Özcan",
        "poem": "\n\nkaranlık basarken bu şehre,ben giderim\nyanmadan şehrin ışıkları,\ninsanlar bir bir girmeden evlerine,\nben giderim...\nsana bile haber vermem gidişimi\nkaranlık çöktümü\nben giderim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderek Çoğalıyorduk",
        "poet": "Mustafa Sami",
        "poem": "\n\nHangi mevsim aranızdan ayrıldım, bilmiyorum \nBelki kötü talih, belki şanssızlık\nBugün sen, yarın bir başkası \nAldatıcı sevinçleri solumaktayken \nYeni insanlar katılıyordu aramıza \nGiderek çoğalıyorduk\n\nBütün isteğimiz \nYaşamı kolaylaştıran ne varsa kendiniz için \nSizlerden biri olduğumuzun bilinmesiydi \nAyrı statü verilmeden \n\nHer yıl 3 Aralık*ta \nSenede bir gün anımsayanlara atfen \n\n'Yaşam bir bütündür insanlık için \nÇocuk, genç, erişkin ve yaşlı'\n\n*3 Aralık Dünya Özürlüler Günü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderim",
        "poet": "Turgay Kuloğlu",
        "poem": "\n\nGiderim bu ellerden \nYeter ki sen beni unutma. \nGömerim sevdamı yüreğime \nBakmam kimselerin yüzüne \nYeter ki sen beni unutma.\nBİr gün unutursan beni\nGökyüzüne  bak\nKimsesiz ve yalnız bir yıldız var \nHayatın yalnız yıldızı\nİşte o yıldız benim\nBir gün hatırlamak istemezsen\nYine gökyüzüne bak\nBir yıldız kayacak boşluğa \nBil ki o yıldız benim\nYalnız başıma ölüme gidiyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderim",
        "poet": "Fatih Biber",
        "poem": "\n\nGözünden Düşen Bir Damla Yaş\nÖmrümü Eza İle Boğar Güzelim\nBendenyana Müsibet Bir Bela Gelirse\nBu Canı Feryat İle Atar Giderim\n\nSensizlik Bana Huzur Vermedi \nÖmürgeçti Güzel Günüm Olmadı\nGönül Birbaşka Gülü Anmadı\nGül Bir Yana, Ben  Kendimi Yakar Giderim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderim",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nPişmanlık duyarsan bir gün çekinmeden itiraf et\n\nKapım her zaman açıktır inan ki çekmedim bir set\n\nZannetme ki unutmuşum,unutmuş da evlenmişim\n\nYüreğinde kin kalmasın diline gelsin cesaret\n\nVarsa eğer benim suçum elbette özür dilerim\n\nAnlatamazsam kendimi başımı alır giderim\n\nBöyle mi bitecekti bu böyle mi son bulacaktı\n\nYaşamaksa benim suçum kalbimi söker giderim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderim",
        "poet": "Fatih Çınar",
        "poem": "\n\ngiderim\nsadece bir ceket alıp sırtıma\ngiderim\ngözyaşlarımı ışık edip ufkuma\ngiderim\nsenden aldığım ne varsa yerine koyup\ngiderim\nyaşanmış güzel yılları\nsenle geçen anıları unutup\n\ngün gelirde beni ararsan\nalbümdeki soluk fotoğraflara bak\ndelice sevişmek isterse yüreğin\nbedenini alda gel\nsahte gururunu yerinde bırak\n\ndönerim\nbir gün pişman olup çağırırsan beni\ndönerim\nkalbim unutursa ona çektirdiklerini\ndönerim\ngündüzler geceye varınca zamanda\ndönerim\naffeder belki gözlerim\nellerini tutar ellerim seni görünce bir anda\nmüzik: fatih çınar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderim",
        "poet": "Ersan Sam",
        "poem": "\n\nsonu olmayan bir hayatdı bizimki yaşarken var olduk ölürken kaybolucaz senin vardığın benım yokluğumda bir  anı şimdi kadınımsın hayat  ağacımsın belki de benım tek yaşam  nedenimsin  gururum o kadar  katı ki sevgile  sana olan hislerıme  içimde  yaşadığım gibi sana  göstermiyorum içimde yanan ateş dudaklarıma dökulunce  sözler birden kayboluyor  anlatmıyorum  kendimi sana  yeşeren  bir,fidan, dalın,dan kopmuş bir  gül içimde yanan bir ateş  kaplar butun  içimi yakar  beni anlatamam sana olan  duygularımı  sen  pınlar gözlum içimdekı bu ateşı söndür bırak içimdekı  ateşi senınle  öldüre biliyim  canım   yıkık bir ev  kap kara bir  köşede  kıvranıp sözlerde sana bakarak konuşmak bana  acı verıyor  yanlızım kaldığım geceler sana ne kadar hasretim bir bilsen gün bir günde  bana doğru dönse güneşini bana çevirse  yolumda  karanlık köşeleri bana  gösterse sevgilim  ömrümde   sen varsın  her anında her dakasında sen varsın sen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderim",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nGiderim\n\nHayallerimden yüzünü,\nTelefondan numaranı,\nM.s.nemden adresini,\nSiler de giderim.\nBütün yaşadıklarımız adına,\nSeni kalbime gömer de giderim.\n\nGiderim aşkım giderim bir tanem\nSeni üzmektense ölür de giderim.\n\nSeherime______________________\n\n27-10-2007-Cumartesi\nTuğrul Ahmet PEKEL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderim Erzincan'a",
        "poet": "Ahmet Şükrü Esen",
        "poem": "\n\nGiderim Erzincan'a\nDerdimi yana yana\n\nN'oldu ağama n'oldu\nAğamı düşman vurdu\nKomşular memnun oldu\n\nDersim'in adamları\nCamlıdır odaları\nNe yaman kurşun atar\nBoy Beyin adamları\n\nN'oldu ağama n'oldu\nAğamı düşman vurdu\nKomşular memnun oldu\n\nDersim üç dağ içinde\nGülü bardağ içinde\nHak saklasın Dersim'i\nBir beyim var içinde\n\nN'oldu ağama n'oldu\nAğamı düşman vurdu\nKomşular memnun oldu\n\nDersim'in altı kelek\nHozat'a gidek gelek\n\nN'oldu ağama n'oldu\nAğamı düşman vurdu\nKomşular memnun oldu\n\nErzincan'da bir kuş var\nKanadında gümüş var\nGitti ağam gelmedi\nElbet bunda bir iş var\n\nN'oldu ağama n'oldu\nAğamı düşman vurdu\nKomşular memnun oldu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderim Buralardan",
        "poet": "Muhammet Çal",
        "poem": "\n\nBana veda etmeden bırakıp da gidersen,\nAcı tatlı her şeyi yüreğinden silersen,\nTertemiz sevdamıza sen ihanet edersen,\nYakarım koca şehri giderim buralardan.\n\nBenim gönlüm dayanmaz tutulmayan sözlere,\nNasıl aldandım bilmem bir çift masum gözlere,\nBin pişmanlık içinde vurursam bu dizlere,\nYıkarım koca şehri giderim buralardan.\n\nHiçbir haksızlık gitmez insan ile ebede,\nYalan söyleyen bir gün şaşırır mahkemede,\nKendi dolar ilmeği boynuna tek celsede,\nYakarım koca şehri giderim buralardan.\n\nKim yaptığından memnun göç etti bu limandan,\nSöyle; geçmeyen var mı bu meçhul sıralardan,\nBaki kalan gördün mü; o büyük krallardan,\nYıkarım koca şehri giderim buralardan.\nYakarım koca şehri göç ederim diyardan.\n\nM. ÇAL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gideriz",
        "poet": "Celal Çınar",
        "poem": "\n\nYer de deniz,gökte deniz \nNefes alırız habersiz\nYedi kat yerde,yedi kat gökte\nAdım adım illerleriz\nAllah,Allah,Allah deyip\nSon nefeste O'na gideriz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderim Sessizce",
        "poet": "Murat Erdem",
        "poem": "\n\nSessizliğin içinde, sensiz kaldım bu gece\nKafamda binbir soru, hepsi binbir bilmece\nHercai menekşesi solacak mı böylece\nSessizce gitmem için, sessiz kalma sevgili\nBen sessizce giderim, sen bekleme sevgili.\n\nMor salkımlı sokakta, ilk gördüğümden beri.\nBenim tek bir kalbim var, o da kalbine deli.\nArtık bu kadar yeter, yeter bekletme beni.\nSessizce Gitmem İçin, Sessiz Kalma Sevgili\nBen Sessizce Giderim, Sen Bekleme Sevgili.\n\nSaç sarı, yürek sarı, artık gözler de sarı.\nBen kışa da razıyım, görmesem sonbaharı.\nMademki yolun sonu, bir elveda de gayrı.\nSessizce Gitmem İçin, Sessiz Kalma Sevgili\nBen Sessizce Giderim, Sen Bekleme Sevgili.\n\nDilim söylemese de kalbim söyler diyordun.\nSen benim yüreğimde yaşıyorsun diyordun.\nYürekte yaşamayı kolay mı sanıyordun.\nArtık yürekte yaşa, yaşa da gör halimi\nBen Sessizce Giderim, uğurlama Sevgili\n\n\n"
    },
    {
        "title": "... Giderken",
        "poet": "Ahmet Ağdere",
        "poem": "\n\nönümde uzun mu uzun bir yol\nçevresi kuduz dolu bir karakol\ngider dönerim  herşeyi göze alıp\nsen koltuğunda ilkbahar dol\n\nyüzünde hüzün gülümsemesin\ndilin gider de gelmez demesin\nbir sabah saçlarında tatlı bir esin\nolur gelirim ansızın anneciğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderken",
        "poet": "Şair Niran",
        "poem": "\n\nOysaki ne cok hayalımız vardı umuda dair..\nNeler düşlemiştik seninle.\nGözlerimizi kapatırdık Aşkın en derin çılgınlığında\nGecenın yakamoz vuran sessiz kıyısında.\nHani ellerimi tutup bana balım deyişin vardı ya.\nGidersen birgün hayalın icimde kalsın diye\nSusardım..\nWe sora o kumsaldakı ayak izlerımız \nOnları engin denızın dalgalarından korumaya calışırdım..\nKimse bozamazdı kurdugumuz hayallerı\nYok edemesdı aşkımzıın izlerını\nbunu yapacak hic bir güc olamazdı,olmamalıydıı..\nMayi gözlerıne bakarken dudaklarından dökülen o heceleri duyana dekk..\nYıktın harap ederek umutlarımı\nYaktın sessizce \nkaybolurken kor bir alev gibi\nTertemiz dediğin vicdanını düşünürken\nMeger kullanmadıgın icin temiz kalmıştı\nkeşke bunu bilmeseydim..\nParçalanan düşlerimde bir sen vardın\nBirde yok olan umutlarım\nArtık göremes geriye dönsende gözlerimm\nHissedemes sıcaklıgını artık ellerim\nBuz gibi odamda beklerken mahşerii...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderken",
        "poet": "Olcay Okutucu",
        "poem": "\n\nGiderken sen içimde bir hüzün \nYere bakışın gözlerimden gitmeyen \nSon görüşüm seni bir üst geçit\nVe son kez ayrılık umutsuzca çaresiz\n\nGiderken ben içimde bir hüzün\nBakmamaya çalışmak arkama \nSon kez dönüpte bakmak sana \nYaralıydım gönülden senin gibi\n\nGiderken sen içimde bir hüzün \nSarılmak ilki kadar güzel olmasa da \nHasretini sarmak bağrıma \nÖzlemine yanmak umutsuzca sevmek seni \n\nGiderken ben içimde bir hüzün \nÇaresiz ayrılıkların meçhul yarınları \nSevgilerin tuzak olduğu bir yıl daha \nNe mutluluk ne umutsuzluk giderken sen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderken",
        "poet": "Ayşe Coşkun",
        "poem": "\n\nHoşgeldin'imi alır giderim\noda da müzik de senin olur\ngözlerinde çayın buğusu kalır\nözlediğin herşey zamansızca uçuşur\n-hatırlamak istemezsin-\n\nYorgun bir sandalye üstü hırkası\nÖylece bırakılmış, sabaha geceden iz\nDalgalı saçlarında billur ışık\nyastığa düşen yüzün\n\nSessizce kıvrıldığım yanından\nusulca kalkar giyinirim\nNota falan da gerek kalmaz\nhoşgeldin'imi alır giderim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderken...",
        "poet": "Emine Ersin",
        "poem": "\n\nGiderken\nBir yerden bir yere\nSürmek mi gerek keyfini\nYoksa varmak mı gerek gerçeğe? ..\nYaşarken an be an\nİdrâki zor olsa da\nKalmanın imkânsızlığı düşer yüreğe; \nYangın yeri gibi\nKâh silip süpürmüş her şeyi\nKâh toparlamış etrafına seyredenleri.\nBoş gözlerle baktıklarını gördüğünde sana; \nSadece bir kapı açılır, yarınlarına! \nYarının, buradan başka bir yerdir artık; \nHayâl olurken tüm yaşadıkların\nAn gibi gelirken sana\nGiderken\nGine de bir sızı vardır, elbet\nAma bıraktıklarına ama pişmanlıklarına\nSessiz lâkin kıyamet koparcasına! ..\n\nİstanbul, 10 Kasım 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderken",
        "poet": "Selçuk Tören",
        "poem": "\n\nşimdilik hoşcakal\ntenha sokaklar yolu\nanılarımın bankları\nkalbimde sevdan dolu\n\n(25 eylül 2001 ordu)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderken",
        "poet": "Meliha Deveci",
        "poem": "\n\nGidisin bir ayrilik siiri.\nGidisin kizil gun Batimi.\nGidisin suskunluk,\nGidisin Haykiris.\nGidisin eziyor Yuregimi.\nGidisin Buz Karasi Zemheri.! \n(GITTIKTEN SONRA)\nNe cok zaman gecmis, Sen benden gittin gideli,\nUnutturmus Zaman, Yuregimdeki Yerini.\nKoynuma koysamda, usuyen Ellerimi,\nYasaniyormus meger tutmadan bak, Ellerini.\nSimdi bir bahar seli gelir,\nGoturur ne varsa, geride kalan bendeki Seni.\nArdindan bir off cekerim,  kaybolur gider,\nGidisinden kalan, ayak izleri..\nHatirlamiyorum artik  gozlerimde kalan, o son halini,\nArtik donsende, sanma ki tutarim Ellerini...\nUnutulanlar mezarina bende biraktim, kaziyarak ismini.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Giderken..",
        "poet": "İzzet Yılmazustaoğlu",
        "poem": "\n\nArka sokaklarında buluyorum kendimi şehrin\nSavuruyor yüzüme ayrılığı\n                                        gri duvarlar\n Neden başka şehirler çekiyor beni\n\nDeğirmen kıvamında öğütülen aşklardan sonra\nSeremonisiz teslim ediliyor hayatlar\n\nİntihara meyilli bir militanın\nSerseri kalbi\n\ntek kullanımlıkmış meğer\nprezervatif misali.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderken",
        "poet": "Bahadır Abşin",
        "poem": "\n\nAyrılığın damarları törpülendiğinde\n   gidişlerimiz eskimesin\n   ki eskitilen aşk olmasın\n   veresiyeye yazılan sevişler\n   bir kez daha doğrulansın\n   yalınlığa yolculuk için\n   rotası çizilmiş seyir defterinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderken",
        "poet": "Metin Erden",
        "poem": "\n\nAynada yüzün,\nYüzünde tebessüm\nGözlerinde hüzün...\n\nKulağımda sözlerin,\nSözlerinde sitem\nAğlıyor yüreğin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderken...",
        "poet": "Kamber Tezik",
        "poem": "\n\nBir göç zordur bana\nbir de seni beklemek,\nbuğusuna düşüp Haliç'in\nYokluğun bahar yağmurları gibi\nüşütür içimi.\n/Çantamda hüzün ve yalnızlık/\nGiderken böyle\nGeride Haydarpaşa\nGeride gözlerin....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderken",
        "poet": "Özkan Yıldırım",
        "poem": "\n\nBir rüzgâr esti ki; \nDostların selamı yüklü.\nBir yağmur yağdı ki; \nGözyaşlarım saklı.\nBir yola düştük ki; \nAyrılık, ayrılık, ayrılık.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderken",
        "poet": "Halil Kesken",
        "poem": "\n\nBir köşeye oturmuş\nİçin için ağlıyordun\nBelliki yaptıklarından\nPişmanlık duyuyordun\n\nBir elinde resimler\nMektuplar da yanındaydı\nDizilmişti boş kadehler\nPerişan bir halin vardı\n\nSana verdiğim karanfil\nSaçlarında duruyordu\nYanındaki müzik seti\nŞarkımızı çalıyordu\n\nO kadar da güzeldin ki\nSanki kesildi nefesim\nHerşeyi unutup birden\nSana sarılmak istedim\n\nSeni seviyorum diye\nHer an bağırabilirdim\nTam boş vermişken herşeye\nGururumu yenemedim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderken",
        "poet": "Mustafa Usta",
        "poem": "\n\nYüreğime saplanıp seni yerçekiminden \nKurtardığı günden beri,\nZaman silgisinin artıklarındaki\nYaşanmışlıklarım; \nRiskli bir operasyondun içimde.\nDevlerin aşkının büyük olduğu\nBir varmış bir yokmuş masalında\nDevi yenip kahraman olmak istememiştim\nHiçbir zaman.\nBelki de bu yüzdendi, hep kaybetmeye\nMahkum birinin seni en gizli yerinde\nSaklayışı...\nŞimdi, çıkılacak bir yolculuk için\nRaylarda gecikmiş zamanların gürültüsü\nVe dilimde yırtık para utangaçlığında\nSararmış sözcükler..\n                                    28.11.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderken",
        "poet": "Yaşar Gürlek",
        "poem": "\n\nGIDERKEN\n\nSevgini  birakma  boyle  giderken\nAl  yaninda  gotur  yakmasin  beni\nHic  hatira  kalmasin  istemem  senden\nMahserdede af  etmem inanki  seni\n\nBu  omru  tuketip  seni  bekledim\nSenden  ayri hic  kimseye  asla  gulmedim\nSacimi  agartip   bitip   tukendim\nCennetlikte   olsan  af  etmem  seni\n\nYuregimde  askin  yanar  dururken\nCaresiz  derdim  kanar  dururken\nBen  olmeden sen  benim  canim  alirken\nBen  asla  af  etmem   inanki  seni\n\nHic  bir  iz  birakma  al  hepsini  git\nBosuna  yuregim  yanmasin  sana\nNe  bir  ani  ne  hatira  istemem  senden\nHic  bir  zaman  af  etmem  inanki  seni\n\nYasar  gurlek  14-02-2006\nRotterdam    hollanda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderken",
        "poet": "Firuze Keleş",
        "poem": "\n\nBir iki damla gözyaşı akabildi gözümden.\nYıllar sonra ağlayabildim dostum,\nKendime gücenmeden.\nTaşıyamıyor bu yüreği bazen bu beden.\nMahsunluğum bu yüzden giderken bu şehirden...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderken",
        "poet": "Şule Ersöz",
        "poem": "\n\nGiderken gözüm arkada kalmaz\nYaşanmamışı  yaşamadım özlemem\nÇok üstüme yıkıldı duvarlar\nBuzdan dağlar oldu insanlar\nDostlar  yoktur  karanlıklarda\nAlıştım gün yüzünde çıkanlara\nFeryat ettimse içimden ettim\nÖlümü diledimse \nHaktan diledim\nYenildimse önce kendime yenildim\nÖlsem gözüm arkada  kalmaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderken Ardından.",
        "poet": "Abdullah Oral",
        "poem": "\n\nGiderken Ardından.\n\nKederden mi nedendir \nGözlerime hüzün yağıyor bu akşam\nYanaklarımdan süzülen çiğ taneleri\nVuruyor kendini yüreğimin kıyılarına\n\nYıldızlar kuytularına saklanmış \nGökler hayli bulutlu gibi........ \nYüzlerimde göllenmiş sağanak\nDudak izlerini siliyor yanaklarımdan\n\nLacivert düşlerine giriyorum gecenin\nUzaklardan yıldız sesleri geliyor\nGökler bandolarını kurmuş gidişini kutluyor\nSokaklar da sel baskını gözlerimin..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderken Benden",
        "poet": "Umut Taşdemir",
        "poem": "\n\nSarı-turuncu ışıklar vuruyor perdelerime.\nDilimde çeviriyorum seni hatırlatan bi şarkıyı.\nRüzgâr denizden getiriyor kokunu; \nVadesi dolmuş aşklarım geliyor aklıma.\nYatıya kalmadığım kalpler...\nKimi zaman şuursuz bedenler... \nDaha ne teraneler...\n\nŞimdi bi bankta oturmak vardı seninle.\nSarı-Turuncu\nVe gecenin sessizğini bozan,\nAy ışığı altında.\n\nSarılmak vardı sımsıkı\nDüşlemek vardı geleceği \nAğlamak vardı bazen\n\nGülmek! \nGülmek vardı doyasıya.\n\nLise sıralarında bıraktığımız kahkahalarla\nVeya Aynı sınıflarda bıraktığımız\nO aşk dolu tebessümle değil\n\nBelki sadece senle olmak vardı...\nGaflet içindeki bedbaht ruhumu,\nZümrüt misali gözlerin utandrıyor; \nBakamıyorum içine\n\nBaharda çimenlerin yeşilinde tanıdığım aşk; \nKurak bir yaz günü avuçlarıma akıyor gözlerinden,\nTüm yeşilliğiyle\nGiderken benden; \nGriye çalıyor gözlerin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderken Bu Yerden",
        "poet": "İlyas Özkan",
        "poem": "\n\nHayli zamandır, sohbet-i cânânda, ağabeylerim; \nGönül nasıl dayansın ayrılığa, elbet özlerim! \n\nGelindiği gibi gidilir bu yerden, kaderdir; \nYol yol uzanan, ayağımızda, kutlu bir seferdir…\n\nKulağımda tınısını duyarım, sizden her sesin\nÖzlemiyle yaşarım ruhumu okşayan nefesin\n\nGelindiği gibi gidilir bu yerden, kaderdir; \nYol yol uzanan, ayağımızda, kutlu bir seferdir…\n\nVedâ demeye de varmaz dilim; hasret gönle yüktür,\nDost-yârân olmayınca, gecede yıldızlar sönüktür…\n\nGelindiği gibi gidilir bu yerden, kaderdir; \nYol yol uzanan, ayağımızda, kutlu bir seferdir…\n\n(29.09.2005\nPerşembe)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderken Bıraktığın Çocuk Değilim",
        "poet": "Sevgi Uz",
        "poem": "\n\nBüyüdüm sevgilim, artık çocuk değilim\nNalan gibi, ben de seni sevebilirim\nOn üç değil, bu yıl yirmi üçümdeyim\nGiderken bıraktığın çocuk değilim\n\nBen de seni sevebilirim, sevgiyi ben de bilirim\nSaçlarını okşar bağrıma basabilirim\nGözlerine bakıp ''Seviyorum'' Diyebilirim\nGiderken bıraktığın çocuk değilim\n\nArtık saçlarımı kısacık kestirmiyorum\nKısa pantolon da giymiyorum\nSalıncaktan düşünce, ağlamıyorum\nGiderken bıraktığın çocuk değilim\n\nSeni görünce yüzüm kızarmaz, elim titremez\nKoşarak bahçedeki ağacın ardına da gizlenmem\nBakışlarımı kaçırmadan, gülümseyebilirim\nGiderken bıraktığın çocuk değilim\n\nKulağına şarkılar fısıldayabilirim\nHatta elimi tutmana izin bile veririm\nSaatlerce sıkılmadan kollarında kalabilirim\nGiderken bıraktığın çocuk değilim...\n\n                                   30 Mayıs 1994\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gİderken Düşün Yanlışlarını",
        "poet": "Sinan Tekdir",
        "poem": "\n\nSanırım değerinden fazla sevildin sen\nBu şımarıklıklarının bir açıklaması olmalı\nAilenin sana verdiği eğitim \nBelli ki yetersiz gelmişti ruhuna\nVucudun gibi çabuk gelişmemişti \nKişiliğin.\nVucudun gibi tam oturmamıştı yerli yerine,\nDavranış kalıpların.\n\nGüzel bir görüntü olduğun doğru\nİçinin boş olduğunu da saklayamadığın aşikar\nSenin bana geliş nedenin belli\nGeliş saatine bakıldığında, \nNe istediğinde belli benden \nHayvansı arzular itmiş seni yollara\nBoşuna zahmet edip gelmişsin\nGecenin kör vakti evime\nGeç şu kanepede kıvrıl\nSokaklar tekin değildir bu saatte\nSabahın kör vaktinde  kalk\nSes çıkarmadan çık git evimden\nGiderken düşün yanlışlarını…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidersem",
        "poet": "Yağmur Günenç",
        "poem": "\n\nBir gün buralardan gidersem,\nGidersem bir gün eğer sonsuzluğa; \nBu yazdıklarım kalsın benden hatıra,\nOkudukça anla,seni nice sevdiğimi,\nOkudukça anla,sensiz nasıl tükendiğimi..\nBir gün buralardan gidersem; \nGidersem bir gün eğer sonsuzluğa,\nNe olur ruhuma Fatiha namına; \nOku bu yazdıklarımı sana.\nYaşarken anlatamadım hiçbir şeyi,\nBari sen,ben gittikten sonra anla; \nSeni nice sevdiğimi,\nUğruna döktüğüm dizeleri,\nSoldurduğum gülleri,\nKüstürdüğüm mevsimleri..\nBir gün buralardan gidersem,\nGidersem bir gün eğer sonsuzluğa; \nBu yazdıklarım kalsın benden hatıra,\nOkudukça anla,seni nice sevdiğimi; \nOkudukça anla,sensiz nasıl tükendiğimi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidersen",
        "poet": "Adem Müjdeci",
        "poem": "\n\ngidersen\ngidersen kelebekler senle bir uçacak\nen güzel renklerim yaşamadıklarım\nyeniden aglamak kalacak gözlerime\nyagmurlar içime akacak durmadan\ntüm çiçekleri solacak ömrümün\ngeride gri bir sonbahar kalacak\nuzunca belkide sonsuz bir hüzün..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidersem",
        "poet": "Nuriye Coşkun",
        "poem": "\n\nBir gün sırtımı dönüp gidersem \nBil ki yeşertmeye çalıştığım\nFidan kurudu demektr\n\nBir gün ansızın gün ortası\nAkşamı beklemeden\nBeklemeden güneşin doğuşunu\nYada fark etmez \nGün batımı gidersem\nBil ki  tükendim demektir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giderken Zaman",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nsilinirken yaprağı\nakıp giderken zaman\nbilinirken toprağı\nyıkıp giderken zaman\n\ngeceleri değişmedi\nheceleri sığışmadı\nüst üste yığışmadı\nyakıp giderken zaman\n\ndönmeyecek gideni\nferyad figan edeni\nçürüyecek bedeni\nsıkıp giderken zaman\n\nölüm gelir ansızın\nartacak elbet sızın\nsözü biter cansızın\nbakıp giderken zaman\n\nsöylenen olur yalan\ngerçeği ölüm kalan\neyledi ömrü talan\nçakıp giderken zaman\n\nozan efe nefesi\nkesilecektir sesi\nşiirler söylenesi\nçıkıp giderken zaman\n\n20.05.09ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidersen Eğer",
        "poet": "Necmettin Pek",
        "poem": "\n\nYüreğime sızı çöktü inceden\nCanımın yarısı koptu yerinden\nAyrılık rüzgarı esti serinden\nVeda bile etme, gidersen eğer\n\nBir gönülde iki sevda taşınmaz\nAşkın onuruna kurşun sıkılmaz\nGidene kal diye ağıt yakılmaz\nVeda bile etme,gidersen eğer\n\nBükülmez sanmıştım güçlü bileğim\nBir avuç köz şimdi garip yüreğim\nUzak tut yelini budur dileğim\nVeda bile etme, gidersen eğer\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidersen",
        "poet": "Sedat Sözen",
        "poem": "\n\nEğer bir gün gidersen, canım acır, \nYokluğun ruhumu gark eder,\nVarlığınla mutlu iken bu gönül, \nSensizlikte cehennemi farkeder,\n\nGece gündüz, zifir gibi bir olur, \nGittiğin gün ak yüzümde kir olur,\nNasip diye kısmet diye beklerken, \nHem kaderim, hem talihim çarkeder...\n\nBursa - 13.06.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidersen",
        "poet": "Bilal Sili",
        "poem": "\n\nYağsın gözlerimden ateşten yağmurlar \nSen gidersen \nBu şehirden benden \nSevmem bu şehri \nNefret ederim kendimden \nNe karanlıklar korkutur beni  ne de yangınlar \nÜşümektir sensizlikte\nBeklemek \nBir hiçlikte \nEn yaralı gülüşumle bakarım hayata \nGidersen \nBu şehirden benden \nSevmem bu şehri \nNefret ederim \nAdını verdiğim kedimden.. \n\n(26/10/04 london)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidersin",
        "poet": "Mahmut Nacar",
        "poem": "\n\nBiliyorum, bir gün hevesin biter\nSen de kanatlanıp uçmak istersin\nO meçhûl iklimler gözünde tüter\nBaşka diyarlara göçmek istersin\n\nAğlarsın, giderken kapıyı tutsam\nİstersin, gidince hemen unutsam\nKırk gece kırk gündüz seni avutsam\nYine de uzağa kaçmak istersin\n\nMaziyi silersin gelse elinden\nYanağın ıslanır gözün selinden\nBen seni sakınsam seher yelinden\nBağrını rüzgâra açmak istersin\n\nSeni bir sır gibi çeker uzaklar\nGözüne hoş gelir ince tuzaklar\nYoluna çıksa da deli ırmaklar\nSuyu yürüyerek geçmek istersin\n\nİçinde dolaşır ince bir koku\nSilinir aklından endişe, korku\nSeni yüreğinden vuracak oku\nKendi ellerinle seçmek istersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidersin...",
        "poet": "Necmettin Özelçi",
        "poem": "\n\n                Kuru bir rüzgara kapılıp gidersin,\n\tSenin için esen tayfunu görmezsin...\n\tBoş bir gurur içinde kalıp gidersin,\n\t'Çok naz'...usandırır bunu görmezsin! \n\n\t\t\tSevilirken sevgiden bıkar gidersin,\n\t\t\tTek başına bir düzlükte kalırsın...\n\t\t\tNe gönüller, ne kalpler yıkar gidersin,\n\t\t\tBilmem ki, bundan ne zevk alırsın? \n\n\tAşkta gurur olmaz...seven bilir! \n\tYücelik sevgidedir, içten doğar gider...\n\tSevgi içinde yüzersin bunu sen bilir,\n\tKarşılıksız kalınca bu derya..boğar gider.\n\n \n\t\t\t\t\t1972.- İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidersin",
        "poet": "Sedat Delioğlu",
        "poem": "\n\nGidersin; \nkokumu alır hanımelleri, gelincikler ses vermez.çilekeş bir akşamdır yaşanır...spotların yaraladığı yıldızlar susar...boşluğa dolar gözlerim...plastik adamlar sorar sokakları, vitrinler temizlenir.tenha bir kalabalık olur yalnızlık; \n\nellerimi tutarım...\n\nüşür mü gözlerin yağmur göğü getirdiğinde dizlerine, kıymetini bilir mi hüzünler, hangi martı ağlar çığlığına değse, avucuna alsan ne söyler deniz? \n\nbilge bir gecedir kalır, dolunay türkü bilenir, ayrılıktır rüzgar çiçeği değer ipince, \n\ngözlerine dolarsın!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidersen kalmasın? ? ? ? ? ? ?",
        "poet": "Navruz Kaplan",
        "poem": "\n\nGidersen kalmasın senden bu evde\nYakacağım ne var ne yok atarım\nSenden kalmasın çık sen aklımdan\nGeçen yaz tatilde sen aklımdaydın? \n\nHaksız olan sendin bende yokmuydu\nOnur saydım demek çok geç anladım\nBir rakı olsun leblebiye yok demem\nDeniz de dalga var sen aklımdasın\n\nUnutmak çok zordur bir ömür geçmiş\nilk gün tatil yaptık dalga çok vardı\nHerzaman denizde bir de sen varsın\nDenizde çok oynardık dalga bitmesin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidersin",
        "poet": "Hikmet Atiş",
        "poem": "\n\nO kadar güzel bakma bana\nYüreğimi çalar gidersin\nAyrılık çok zor gelir sana\nAğlıyarak yanar gidersin\n\nSeni sevenler çoktur şimdi\nOnlara gönlün yoktur şimdi\nSana sevilmek haktır şimdi\nBu sevdadan döner gidersin.\n\nDaha yaşın küçüktür senin\nSana gönlüm varamaz benim\nGün gelir bitmek bilmez derdim\nGüzel bir söze kanar gidersin\n\nSen daha goncasın gül değil\nBu sevgin başlangıç son değil\nYıllar seni bekler gün değil\nPişman olur söner gidersin.\n\nBu hayatın çilesi çoktur\nYanlışın telafisi yoktur\nAyrılık acısı kalbe bir oktur\nGenç gönlünü yorar gidersin\n\n26/07/2014… Hikmet Atiş\n\nRize/ Çayeli………..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidesim Var",
        "poet": "Turgay Kurtuluş",
        "poem": "\n\nşimdi çekip gitsem bu diyardan\ndilim'e dolanır İstanbul\nyanıp tutuşurum içinde\nuzatsam gökyüzüne başımı,dağlara değer\n-bir yanımda Karadeniz,\n-bir yanımda Marmara tutuşur\nseni seviyorum desem kopar yaygara\ndoyulmaz aşkına eser fırtına\nbelkide parçalı bulutlu sevda\nburalardan gidesim var\n-bir yanımda Karadeniz,\n-bir yanımda Marmara tutuşur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gideyim",
        "poet": "Ali Kara",
        "poem": "\n\nSeni senden fazla daha çok sevdim\nBu ayrılık neden oldu de bana\nBir daha karşına çıkmam söz sana\nBu ayrılık neden oldu de bana\n\nBen bana yeterim, gelmez bu güne\nAcımam ölmeme, acırım düne\nDarılmam ki, başım gözüm üstüne\nBu ayrılık neden oldu de bana\n\nAnladım bu sevmek, boş imiş bana\nHep bekledim yolun ben yana yana\nNe olur anlasan son sözüm sana\nBu ayrılık neden oldu de bana\n\nKurtulamam ben bu derin yaradan\nBu benim sevmemi deme sıradan\nBir başkası varsa çıkem aradan\nBu ayrılık neden oldu de bana\n\nDERTLİOZAN yollarını beklerim\nHasretler üstüne hasret eklerim\nAllaha başkada yok dileklerim\nBu ayrılık neden oldu de bana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidesim Var Dünyadan",
        "poet": "Nuray Küsem Gültekin",
        "poem": "\n\nMavisi kana bulanmış, \nUmutları devrilmiş,\nZerzebil olmuş \nBu kaoslu beldeden \nGöç edesim var\nKuş sürüsünün ardına takılıp\nGidesim var bu kokuşmuş \nDünyadan..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gideyim İstanbul 2",
        "poet": "Zafer Zengin Etnika",
        "poem": "\n\nGeleyim istanbul\nbeni bir küllüyende unut\nbir camide\nen irisinden sütun dibinde\nekmeğinde\nyanıma siyah tavalarda kızarmış balık\nbiraz rakı serpin yüzüme\ngünaydın diyeyim gözlerine\ngünaydın istanbul\nkadın saklıyorsun güzelliğinde\nseni bilip\nsenden bilip \nsevdim bir güzelide...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidi Yezit Bize Kızılbaş Demiş",
        "poet": "Derviş Muhammed",
        "poem": "\n\nGidi Yezit bize kızılbaş demiş\nBahçede açılan gül de kırmızı\nİncinme ey gönül, ne derse desin\nKur'an'ı derc eden dil de kırmızı\n\nAklı, fikri olan yer mi haramı\nKara bühtan edenin hiç biri var mı\nSağır mı kulağın, gözlerin kür mü\nEleğimsağma doğar, al da kırmızı\n\nGerçeklerden olur, arayıp bulan\nŞek, şüphe sözümde var mıdır yalan\nHakk'ın kandilinden, ol nurdan gelen\nHavanın yüzünde gün de kırmızı\n\nDört kapısı vardır, hiç bilmez avam\nİniler arısı, boş kalmış kovan\nCennet - i aladan hediye gelen\nYanal alma ile nar da kırmızı\n\nMehemmed' im gördü idi düşünde\nHile vardır Harici'nin işinde\nMuhammed Mustafa'nın alnı döşünde\nBehey Müslümanlar, nur da kırmızı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidici Hükümetin Soy Ağacı",
        "poet": "Emine Özbakır",
        "poem": "\n\nGİDİCİ HÜKÜMETİN SOY AĞACI\n\nAşağıda okuyacağınız isimler\nTürkiye ve Türk  Milleti adına karar alan insanlardır.\n\nTürkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan:\n\nRize'nin Güneysu Beldesi'ne gittiğinde hemşerileri başbakanı POTAMYA'YA HOSGELDIN' pankartıyla karşıladı. Medya bu pankart üzerinde hiç durmadı.  Potamya ne demekti? Güneysu beldesinin Rumca ismi Potamya'dır. Bu beldenin ahalisinin bir  kısmı sonradan Müslüman olmuş Rum'dur. Hala beldenin Rumca adini  kullandıklarına göre Türklüğü içlerine tam sindirememişler demektir. Tayyip Erdoğan bu pankarttan rahatsız olmadı. İhtimal ki kendisi de Rum  kökenlidir.\n\nYine geçen sene Tayyip Erdoğan Gürcistan Devlet Başkanı'yla görüşmesinde kendisinin de Gürcü olduğunu söyledi. Bu bağlamda Gürcü olma ihtimali de  yüksek. Kısacası Tayyip Erdoğan Türk kökenli değildir. Zaten Türklük şuuru da  taşımamaktadır. Zorunlu olmadıkça Türk sözünü kullanmaz. Türklüğü ve Türk milliyetçiliğini ayrımcılık olarak değerlendirdiğini çok kere  vurgulamıştır. Başbakan olduğundan beri ağzından bir kez bile 'Türk  milleti' sözü çıkmamıştır. Hep Türkiye halkı der. Çok çarpıcı bir not  olarak eklersek 7 mart 2002'de AKP Genel Merkezinde Tayyip Erdoğan 'Kürdistandan gelen haberler bizi mutlu ediyor' demiştir.\n\nAraya Mustafa Kemal'in bir sözünü eklemekte fayda var..\n\n'Muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki sinesinde yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki asli cevheri  çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri kalınmasın.'\n\n\n\nTürkiye Cumhuriyeti TBMM Başkanı Bülent Arınç\n\nManisa doğumlu, Manisa milletvekili olduğu için ve Türkçe'yi de güzel kullanmasından ötürü halk tarafından Manisalı bir Türk olduğu anılmaktadır. Halbuki Bülent Arınç'ın kökeni Tunceli'ye dayanmaktadır. Yıllar önce Manisa'ya göç etmiş bir Kürt ailesinin torunudur.\n\n\nTürkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı ve Cumhurbaşkanı adayı\nAbdullah Gül\n\nKayseri doğumlu ve Kayseri milletvekili olan Abdullah Gül, baba tarafından çok eskiden Kayseri'ye yerleşen Siirt kökenli bir ailenin oğludur. Baba tarafından Arap ana tarafından sonradan Müslüman olmuş Ermeni kökenlidir.\n\n\nTürkiye Cumhuriyeti (Eski)   İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu\n\nDiyarbakır doğumlu olan Abdülkadir Aksu Kürt'tür. Göreve geldiğinden sonra Emniyet teşkilatındaki Fetullahçı Kürt kadrolaşma inanılmaz artmıştır. Yurtsever Türkler (Necip Hablemitoglu, Muammer Aksoy, Uğur Mumcu)   hep onun döneminde katledildi. Emniyette Kürtçü ve Doğu'cu kadrolaşmayı sağladı. İstanbul'daki Kürt kökenli PKK'ya yardım sağlayan mafyayı temizleyen polisleri açığa aldı veya pasif görevlere sürdü.\n\n\nTürkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik\n\nVan'lı olan Hüseyin Çelik Kürt-Arap melezidir. Kürtçe şarkılarla eğitim-öğretim sezonu açılışı yapılması ilk kez Hüseyin Çelik'in bakanlığı döneminde görülmüştür. Türkiye sadece Türklere mi ait iddiasını ortaya attı. MEB de görülen en büyük irticai kadrolaşmayı başlattı.\n\n\nTürkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Dengir Fırat\n\nHükümette en kilit kişi olarak gösterilen Başbakan Yardımcısı Dengir\nFırat 1925 yılında idam edilen Kürt isyancı Şeyh Sait'in torunudur.\nMersin milletvekili olan Fırat, Mersin'deki Kürt nüfus hareketini yönlendiren kişilerin başındadır. Dengir Fırat, 2 Ağustos 2002 Cuma\ngünü  Meclis'te, sinir oynatan ses tonuyla, Abdullah Öcalan'ı kast ederek  'Asamadınız! Asamazsınız! Asamayacaksınız! ' diye bağırmıştır.\n\n\nTürkiye Cumhuriyeti Bayındırlık ve Iskân Bakanı Zeki Ergezen\n\nKürt kökenli olan Zeki Ergezen, bir de ayrıca Nakşibendi tarikatının\nTillo koluna mensuptur.\n\n\nBaki Ilkın,\n\nArap Kökenli, Dışişleri bakanlığında Kıbrıs masası başkanıydı simdi Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Temsilcisi, Denktaş'ın tasfiye edilmesi operasyonunun bas aktörü, 12 Eylül Kenan Evren Diktatörlüğü döneminde sağcı veya solcu idam edilen gençleri Güvenlik Konseyine sunan kişi. Türklüğü ve Milliyetçiliği zararlı, hastalıklı ve kontrol altında tutulması gereken bir akim olarak  tarif ediyor. Dev sol mensubu 12 Eylül'de yaşı büyütülerek asılan 16 yaşındaki sol görüşlü Erdal Eren'in yaşını büyütme işlemlerinde rol alan kişi.\t \n\nNamık Tan Dışişleri bakanlığı sözcüsü\n\nDışişleri Bakanlığındaki Kürtçü grubun başı, Mardin doğumlu, Dışişleri\nBakanlığında hizmete Özel yazdığı bir Kürt raporunda Kürtlere daha\nfazla kültürel haklar verilmesini talep etti. AKP içindeki Kürt gurubun en yakın ismi. Dışişleri Bakanlığındaki Kürt guruplar ile Meclisteki Kürtçü milletvekilleri arasındaki ilişkiyi koordine ediyor. 30 Ağustos onların (askerleri kastederek)   29 Ekim bizim bayramımız diyerek askerlere olan nefretini belirtiyor. PKK'nın finanse  ettiği lokantalarda ödediği hesabin Türk askerine ve Türk milletine kursun olarak geri döndüğü kişi.\t \n\nUğur Ziyal,\n\nDışişleri bakanlığı eski müsteşarı, Dışişleri içinde AKP ye en yakın isim, Kürt kökenli, Dışişlerindeki Kürtçü kadrolaşmanın planlamacılarından, Talabani ve Barzani'nin aşiret lideri olduğu dönemlerde onlara Dışişleri bakanlığı makam aracı tahsis eden kişi. PKK'ya yakın olmasada modern Kürt Milliyetçiliğini destekliyor. Cüneyt Zapsu ve Dengir Fırat'a en yakın isimlerden.\t \n\nDanışman Cüneyt Zapsu \n\nBu danışman Güneydoğu'nun en büyük Kürt aşiretinin üyesi. Dedesi ilk Kürtçe tiyatro eseri yazan bir edebiyatçı.  Ehl-i Sünnet dergisinin sahibi. Türkçe-Kürtçe yayınlanan 'Jin' dergisinin  önde gelen isimlerinden. \n\nDanışmanın halası, faili meçhul bir cinayete  kurban giden Kürt hareketinin önde gelen isimlerinden Musa Anter' in esi.  Danışmanın eniştesi Musa Anter öldürüldüğünde Abdullah Öcalan başsağlığı  mesajı yayınlamıştı. Öldürülen Musa Anter' in bir yeğeni milletvekili de yine faili meçhul bir cinayete kurban gitmişti. Danışman yakın akrabaları gibi Doğu ve Güneydoğu'da gezmiyor. O'nun bir ayağı hep Amerika'da TÜSIAD üyesi bu danışman, Başbakan Erdoğan' in özellikle yurt dışındaki bütün resmi-özel görüşmelerinde bulunuyor. Bu danışmanın Erdoğan'ın 'aklinin yarısı' olduğu iddia ediliyor.\n\nKaradenizli fındık üreticilerinin baş belalısı. \n\n\n\nDanışman. Bu danışman aslen Diyarbakırlı. Kürt olduğunu açıkça\nvurguluyor. Bir dönem radikal İslamcıydı. Yoksuldu; üniversitede\nyurtta  kalıyordu; simdi lüks otellerden çıkmıyor, 100 bin dolarlık\njiplere  biniyor.\n\n\nDanışman. Babası Güneydoğu'da bir şehrin Belediye Başkanıydı. O ise\nBeyaz Saray'ın yeminli müşaviriydi. Arap kökenli. Nerden nereye... \n\nABD vatandaşı olduğu biliniyor. Ama simdi o hem danışman hem\nmilletvekili.  Barzani 2 sene önce Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde\nkendisine bağlı 75  milletvekili olduğunu açıklamıştı. Kimse bu\nmilletvekilleri kimlerdir diye araştırmadı. Kaynadı gitti bu açıklama.\n\n \n\nBAĞIMSIZLIK BENİM KARAKTERİMDİR\n\n'Muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki sinesinde yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki asli cevheri  çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri kalınmasın.'\n\nBu memleketi sahipleniyor ve kaybetmek istemiyorsan FORWARD yap.\nYapmazsan sana bir şey olmaz 7 gün içinde ölmezsin veya başına bir şey\n gelmez fakat ileride çocuğun için aynı şeyi söz veremeyiz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiciyiz Gidici",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nGidiciyiz gidici\nGeldiğimiz gibi\nBu dünyaya\nKeşke bizi\nUlu Tanrı\nÇırılçıplak yaratmasaydı\nGünahlarımızla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidin!",
        "poet": "İkram Gökhan Akcebe",
        "poem": "\n\nTembelim bugünde her zamanki gibi! \nYormayın hayaller rüzgara kapılıp gidin.\nRahatsız edip durmayın bir daha beni,\nBırakın anlamlı yalnızlığımla dingin dingin.\n\nDolaşıp durmayın üzerimde gri bulutlar,\nDeğişmez önyargılarım bunu böyle bilin! \nHangi notadan şakıdığınızı bilirim kuşlar,\nAnlatamadım derdimi, haydi artık sizde gidin!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidin Bulutlar Gidin...",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\ngidin bulutlar gidin,\nyerde sefa yok! \nyâre selam edin,\nbende cefa çok! \n\ngöğe feryat ettim,\naksi-seda yok! \ndertleri dert edindim,\nbende yara çok! \n\nuçun kuşlar uçun,\nburada vefa yok! \nyâre selam edin,\nbende cefa çok! \n\ndağa feryat ettim,\naksi-seda yok! \ndertleri dert edindim,\nbende yara çok! \n\nFikret Turhan-Yalova,\n04.05.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidin gelmen acı günler",
        "poet": "İhsan Şahin",
        "poem": "\n\nGİDİN GELMEN ACI GÜNLER\n\nDert üstüne, dertler eken\nMazlumlara, dudak büken\nAteşlere, benzin döken \nGidin gelmen, acı günler\n\nÇeşit çeşit, yara açan \nGece gündüz, tehdit saçan\nUmutları, alıp kaçan    \nGidin gelmen, acı günler\n\nBoran olup, her gün yağan\nKoyun gibi, tutup sağan\nGünaydından, erken doğan \nGidin gelmen, acı günler\n\nBeyler gibi, dim dik gezen\nGaribanı, her gün ezen  \nYalan dolan, hile düzen     \nGidin gelmen, acı günler\n\nHüsran ile, geçti dünler\nFarklı değil, hazır günler\nPusulada, şaştı yönler\nGidin gelmen, acı günler\n\nDostluklara, verdik ara\nCümle alem, düştü dara\nBağrımıza, açtık yara\nGidin gelmen, acı günler\n\nAçlar geldi, karnı doydu\nBeyt-ül malı, herkes soydu\nAltımızı, onlar oydu\nGidin gelmen, acı günler\n\nHacı dedik, hoca dedik\nDin imana, açtık gedik\nBiz naneyi, dünden yedik\nGidin gelmen, acı günler\n\nBir zamanlar, doğru sözdük\nYoldan çıktık, özü üzdük\nTaş bağladık, köpek çözdük\nGidin gelmen, acı günler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidin Başka Yerde Oynayın Zihniyeti",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nLanet tavırlarımız yerin dibine insin!\nKomşuluklarımıza kalmamış saygın sevgin…\n\nBahçeye top gelmiştir ev sahibi bağırır,\nBaşka yerde oynayın, diyerek azarlatır…\n\nBahçe, dersen boş toprak ekilemez biçimde,\nTop, kaçabiliyor umulmadık şekilde…\n\nÇocuk, gelip alamaz alsa azarlanacak,\nTop, zamanla birikir kimseler atmayacak…\n\nÖfkeli bir kız sesi “Başka yerde oynayın!”\nBaşka yerleri yoktur çocuklarımızın…\n\n(2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidin Söyleyin Ona",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nGidin söyleyin ona, boşa inkâr etmesin,\nHer şeyi biliyorum, yalanlar anlatmasın.\nKalbimi çalan odur, hayaline dalmışken,\nBaşka sevmesin diye, hala rehin tutmasın.\n\n24 Ekim 1988- Pazartesi /ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidis",
        "poet": "Ali Rauf Tankal",
        "poem": "\n\nDonusu olmayan gidis,\nHic olmadi bende.\nGitmeler kolay gelir.\nDonulur hepsindede.\nBosluk kalirsa icinde,\nBilki doneceksin.\nBosluk icinde tutku ve,\nDonusu olmayan gidis.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiş",
        "poet": "Esra Erdoğdu",
        "poem": "\n\nTurnaların gidiş mevsimi geldi\nHasat çoktan geçti, vermiş bereketini\n\n*****\n\nKırılmış kuyunun çıkrığı\nKaybolmuş içindeki büyüsü, kutsallığı\nArtık mumu ayazmada yakmamalı\n\n*****\n\nGönül gelin olmuş gurbete\nBinmiş bir trene, dönmeyecek geriye\n\n09.09.2006/Cumartesi/02:36\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiş",
        "poet": "Vedat Akdeniz",
        "poem": "\n\nGİDERKEN (2) \n\nŞafak sökmeden gitmeliyim\nHiç kimseler duymadan\nSessiz sedasız olmalı\nBu kent uyanmadan gitmeliyim\nSensizlik burada kalmalı\nKaranlık geceler burada\nHiç görülmemiş uzak diyarlara gitmeliyim\nYağmurlar bu kente yağmalı\nRüzgarlar bu kentin olmalı\nGiderken olduğun şehre uğramalıyım\nHaberin olmadan \nSon busemi yanağına kondurmalıyım\nTüm sevgiler senin olmalı\nSevdalar sadece sende yaşanmalı\nBir duble rakıya gömmeliyim acını\nBir an bile olsa seni unutturmalı\nSenin beni unuttuğun gibi olmasa da.\nDoğan güneş sana beni hatırlatmalı\nVe bütün ışıklar senin olmalı\nGüneş yalnız seni aydınlatmalı\nVe seni aydınlatan o güneş sevdam olmalı...\n\n                                                       18.10.2002\n                                        www.akdeniz.orgfree.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiş",
        "poet": "Hseyn Paksoy",
        "poem": "\n\nbir geri gidişin kaç günde geri gelir..\nhesaplanmayan bir özlem sonucunu verir..\ngeçmiş halen acı verir..\nacı veren bu geçmiş,\ndemek halen geçmemiş..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidinin Gidisi pispasaklı Furya",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nLimonsu \nSararıp sararıp solmaların herhangi rengiyle ışıktan ayrılırcasına limonsu\nTat vermeyen yüzekşiliğin acılaşan boğuşumunca ne yaptığını bilmeden limonsu\nYolkıyısı tezgahlarında  tükenmez çürükleriyle kendini pazarlayan ayazavaz çarşıların dibinden\nKaybolmuş bir dünyanın yerebatan külliyatıyla ancak simsiyah bir çığlığın ardına sığınarak\nTekdüze fiillerin milyonlarca ve milyarlarcasıyla\nEnçok küçük bebelerin eline sükseli kelepçeler tutuşturup\nEn çok kadını ön duvara çekerek\n Toplumun eldeğmemiş ve iğfal edilmemiş hiç kimsesini bırakmayan salgına sürüpgiden sirayet\nGidigidigidigidi...\nGidinin gidisi\nGidi....\nBu bir pispasak furya...! \nBu bir herşeyi kendine ablukalamış çevre kıyımı sessiz uyuşum\nBu bir bile bile katliam...\nAkıl ve vicdanı insanın göğsünden ve tepetaslağından alıp söküveren\nBu bir kızgın kıyametli cendere...\n.......kat kat karanfile kolanya şişesinden kafayı bulduran gibi,  bu bir bakıma da,\n Tabancalı tabancasız topluca merasimin kapıda hazır cinayeti..\nBiri ille yenilecek...! \nVe yere düşecek iddaya girişmeciliğinin kahpeliği esasıyla özelleşip\nBu bir masketakım cartamortu...insanı kopçalayan sportmence de-formatik\nGünü sırası geldiğinde sayısız akbabalarının fırsatını kolladığı turnikesiz turnuvayla\nKendi hayatını bağışlamakta ölümüne direnen inat ve küskünlüğün eciği cücüğüyle nsanlar,\nCanvermek sözkonusu olduğunda boşuboşuna bu bir maddi manevi madik atan kurra...\n Herzaman kendinin ve hayatın fersahlarca milden enönlerinde\nGünler aylar ve yıllar boyunca booooooool bol.... cümlesine amiiiiin diyerek sefilsefilin\nFutbol öküzleyip yayılıp genişlemekteler insanlar ayıla bayıla\nVe yardım ve yataklık ve yalakalık ve yamukluk ederek aldığı ücret karşılığına\nEdebiyat\nResim\nHeykel-traşşşşşşşşşşş\nVe put kesilip sinema...\nKazanan insanlık olmadığına göre bu bankoculuk godoşluğundan sonuçta...! \nKaybeden hep insanlık olduğuna göre hep, herzamankine sonuçta...! \nHa bire ha...! \n Sahipsiz dünya sokağında buruk badelerden çırılçıplak şaraplar demleyip dokunaklı\nBahardan bir başka bahara, burçtan bir başka burca,  ekşiden bir başka acıya\nDilkırıp köstebekliğe diksiyonu acantası damar çatlatan\nBu bir iştah kesici \nVe öldürücü mikroplaşmaktır her zile basan cereyandan\nBohçasında kiralık hüzünlerle hayattan soğultucu gözyaşı taneleri bazarlayan \nHergüne hergün limonsu göçüp gitmektir azarak, bu bir açıktan inim inim inleyen iflas\nYani hani\nYani...\nEskici sonbahar da şimdi neci....? \n\nSeyfi Karaca......Haziran / 12\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiş",
        "poet": "Aylin Adıgüzel",
        "poem": "\n\nAy ışığında dolaşıyorum...\nÇıplak ayağım\nToprağın kumunu hissediyor.\nGecenin gölgesinde\nKoşuyorum.\nSerin dalgasız suya\nBırakıyorum beni.\n\n(Bursa)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiş-Geliş",
        "poet": "Metin Başol",
        "poem": "\n\nilk yazda açan ilk çiçeği koklamak gibi\nbir gülü kitap arasında saklamak gibi\ngidişin, solgun gün batımı kızıllığıysa, \ngelişin, doğan güneşi karşılamak gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişat",
        "poet": "Murat Can İncel",
        "poem": "\n\nBu kez kırmızı güller aşk adına açmadı,\nMasum bir çiğ tanesi düşmedi gülün bahtına,\nGüller kederde,\nGüller gözyaşı ile yıkandı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişat",
        "poet": "Şahin Cahit Yanık",
        "poem": "\n\nYavaş yavaş batıyor vadesi dolmuş güneş\nKimin elinde kimin doğunca gitmemek hey\nUsul usul sönüyor ocakta yanan ateş\nBitti kül oldu işte zor mudur bitmemek hey.\n\nSavaş savaş nereye nereye bu gidişat\nSizin yeriniz sizin kara toprak insanlar\nEy güzel Rabb'im bizi merhametinle yaşat\nDüşüncesiz akılsız dünyada bak insanlar.\n\n20.02.2009 İstanbul\nŞAHİN CAHİT YANIK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişat",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\ninan\ngidişat iyi değil sevgili\nen içten\nen derin \nkaygılarımla\n\nTemmuz 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiş",
        "poet": "Orhan Tuncay",
        "poem": "\n\nHüzünlü bir tren kalkarmış\nUzak istasyonun birinden\nUğurlanan bir uçak süzülürmüş\nGünün birinde ağlayan göklerde\nBir otobüs tozu dumana katarmış\nGurbet yollarını aşmak, ulaşmak için.\n\nUmutlu insanlar düşermişler yollara\nDüşünürlermiş, gurbet kurtuluş onlara\nVız gelirmiş açlık ve  susuzluk\nÖnleyemezmiş onları yorgunluk.\n\nHedefler gurbete saplanmış\nKalplerde yeni dünyalar yatarmış\nArkalarından ağlayanlar varmış\nUğurlarmış göz yaşı dökerek.\n\nBu öykü böylece sürermiş\nObur gurbet yutarken insanları\nBinlercesi gündüz gece gidermiş\nGurbette sürdürülecek artık yaşamları.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişatın Vahim Dünya",
        "poet": "Şerafettin Yıldız",
        "poem": "\n\nYıkamadık şu benliği\nDilde edep haya dünya\nHer nere el atar isen\nVıcık, vıcık riya dünya\n\nBu ne zaman, bu ne devran\nFitneden el aman dünya\nBöyle gider isek eyvah\nSonumuz pek yaman dünya\n\nŞeref’im muzdarip derim\nGidişatın vahim dünya\nKurtulmaz çileden ser’im\nHayr olsun ahir’im dünya\n\n29 / 12 / 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişatın Hoş Değil",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nKimi yaya gezer kimisi ayda,\nGözün gönlüm yoktur handa sarayda,\nBöyle gelmiş böyle gider ne fayda,\nZalim Dünya gidişatın hoş değil.\n\nKahpe Dünya düzenbazın düzeni,\nAsla sevmem güçsüzleri ezeni,\nBağrına basarsın şerle gezeni,\nZalim Dünya gidişatın hoş değil.\n\nKimileri para pulla atar naara,\nDert anlatsan bile duymaz sağıra,\nGeniş Dünya sanki bize mağara,\nZalim Dünya gidişatın hoş değil.\n\nGelmek görmek istemem bu hayatı,\nKimin ne olursa olsun niyeti,\nZengin yaşar fakir çeker zahmeti,\nZalim Dünya gidişatın hoş değil.\n\nGelenler gidenler saysan sayılmaz,\nBiri ölmeyince biri ayılmaz,\nAç gözlüler çalar çarpar duyulmaz,\nZalim Dünya gidişatın hoş değil.\n\nDünyada asıl gerçek hakkın kanunu,\nŞerefsizler hiç düşünmez sonunu,\nUyanıklar emer mazlum kanını,\nZalim Dünya gidişatın hoş değil.\n\nOlan olur Dünya denen filimde,\nHak Adalet belli olur ölümde,\nZaman gelir mazlumda ölür zalimde,\nZalim Dünya gidişatın hoş değil.\n\nVeysel der aç gözünü alemi seyret,\nNedirki bu telaş nedir bu gayret,\nDünyanın haline ederim hayret,\nZalim Dünya gidişatın hoş değil.\n\n\nTel:05379590555\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişat Nereye",
        "poet": "Osman Aktaş",
        "poem": "\n\nTatil bitip meclis açıldı sanma\nAçılan kıçımız görmez misiniz\nAhlak firar etti din de göç etti\nGidişat nereye sormaz mısınız\n\nKerpetenle söküyorlar düşleri\nHangi gerekçeyle verdik başları\nGediğine oturmayan taşları\nKenardan köşeden kırmaz mısınız\n\nVilayet Erzurum kaza da Tortum\nAlttan da üsten de sokarlar hortum\nBununda adına demişler yardım\nSiz bu kampanyaya girmez misiniz\n\nFizâhî tutarlı yanın kalmamış\nDolu zaten dolu boşsa dolmamış\nHangi işe yönelmişse olmamış\nAzıcık bir destek vermez misiniz\n\n                               12 Ağustos 08\n                                       Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişim ",
        "poet": "Mehmet Yunus Aytek 2",
        "poem": "\n\nBoşuna değil bu şehri\nHabersizce terk edişim\nAyrılık denen zehri\nYüreğime zerk edişim\n\nYanarken aşkın nârına\nUmut kalmazken yarına\nKırık kalpler diyarına\nBoşa değil bu gidişim\n\n11 Nisan 2013\nPerşembe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişin",
        "poet": "Sadık Turgay",
        "poem": "\n\nAyrılığın sebebi yaknızlığımda\nGidişinin adı hasretimde\nSevincimin sebebi yalnızlığımda\nSanma bedenim sensiz kalacak\n\nGuneş ufuktan erken doğar\nHasret gönülden göze akar\nUfukta batan güneş umut saçar\nAyrılan bir günde olsa hasretlik biter\n\nBir gün daha bitti derken\nSabah bir hüzün bir üzüntü gam\nNeye yarar takvimden giden her gün\nNereye dönersen dön hep aynı yön\n\nUzun yollar dağlardan aşar\nNehırler denizlere coşar\nBir çığlık gibi hasret başlar \nBir gün bir ömur nıtelığini taşır\n\nGözler yaş dökmesede yürek buruk\nHasret yüzden okunmasadakalb kırık\nBir özlem masalı var her sohbette\nHayata inat unutulmayan anılar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişattan Korkuyorum",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nDünyanın dümeni şaştı\nKış ayında çiçek açtı\nAklım fikrim şaştı kaldı\nGidişattan korkuyorum\n\nKimi kartopu oynuyor\nKimi denize giriyor\nParklar dolmuş ta taşıyor\nGidişattan korkuyorum\n\nMevsimler yermi değişti\nKış ayında badem açtı\nEtrafa kokular saçtı\nGidişattan korkuyorum\n\nDünyanın sonu mu geldi\nKış bitmeden bahar geldi\nYağmur yağmaz sular bitti\nGidişattan korkuyorum\n\nBuzullar hızla eriyor\nOzonda delik büyüyor\nGök taşları dökülüyor\nGidişattan korkuyorum\n\nDoğal yiyecek kalmadı\nHormonlular çok can aldı\nŞehirde hayat kalmadı\nGidişattan korkuyorum\n\nKurak geçecekmiş bu yaz\nYağmur yağmazsa suyun az\nAç elini yalvar biraz\nGidişattan korkuyorum\n\nZernişan Aydoğan/24 Şubat 2007/Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişin",
        "poet": "Ayaz Kart",
        "poem": "\n\nFeryat figandı gidişin \nAglayamadım kıyamadım yaşlarıma\nKıyamadım içimdeki sana \nGideni kendin bil sen \nBen de kaldı asıl sen \ngiden süretinden ibaret sadece senn...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişin",
        "poet": "Zeynel Yalman",
        "poem": "\n\nÇok bir etkisi olmadı gidişinin\nBiraz daha sigara\nBiraz daha kitap.\nBelki biraz daha gün batımı sahilde,\nVe balkonda,elimde kahve,gün doğumu.\n... Biraz kendinle hesaplaşma,\nDaha az sohbet etrafla,\nDaha çok iş.\nArtık ne kadar varsa.\nÇok bir etkisi olmadı gidişinin\nBelki biraz daha cümle,\nalt alta,\nkafiyesiz,\nBiraz daha yalnızlık!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişin",
        "poet": "Yusuf Demir Saba",
        "poem": "\n\nZifir bir yağmur sonrası...\nTuruncu bir sonbahardı gidişin...\nGözlerinde yaş...\nHer damlası ecel...\nÇığlık çığlığa martılar\nBiraz korkak biraz ürkek\nKudurmuştu sanki deniz\nGidişine karşıki dağlar ağladı\nBeni değil sanki \nDünyayı idi terkedişin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişin",
        "poet": "Taner Şahin",
        "poem": "\n\nGidişin..ilk adım,dı benim,Ellerini tuttuğum zaman,içimde patlayan volkan,dı,İçimi sızlatan içli bir keman gibi yürürdün,yürüyüşünde ezilen taşlar yanar,dı,Usulca kokusunu salarken ıhlamurlar,Gelişin... geceye yıldız dağla,dığım bir zamandı,Başın gelir yanan göğsüm,de tüterdi,dağlar.da kardelen,ler erimediyse,İçimde dağ gibi yatan sevdam,dın,Gidişin,le... gözlerim deler geçer,di gök,teki denize akardı,Saçlarıma düşen ilk kar,dın,kar yüklenmiş ağaçlar,dan,Soluğuna sığındığım ılık bir rüzgar,Gelişinle açardı bahar çiçekleri,Kaybolurdum bu şehrin sisli sokakların,da,Her kaybolduğum,da kendimi,Işıklı bir sevinçle bulduğum gölgem,din,Gidişin...bunca ayrılığı taşıyan demir ray,lardım,İstasyonun taş duvarları yosun tutmadıysa,Gelişinle inerdi gökten melekler geceye koşarak,Özlemle yağmuru bekleyen çorak topraklardım,Altay,lara uzanan dağların içinde yatan kocaman bir sevdam,dın,Gidişin... güneşin kızıllığı düşerken yanan sular,dı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişin",
        "poet": "Mert Can Korucu",
        "poem": "\n\nZamansız oldu bu gidişin,\n\t\tBak mevsimler de gecikti ardından\n                                                 mutlu musun? \n                                                       19 mayıs 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişin",
        "poet": "Çağatay Özrek",
        "poem": "\n\nYine sensizliği gösterir bozuk saatim\nGökyüzü bulutsuz ve yine sakin\nAdını tonlayan onca rüzgar var\nSöyle hangisi şait? \n\nKorkularım geleceğe değil \nGelmeyişine dair doğar\nBilinmez bu sabah \nAy mı doğar güneş mi batar\n\nKızıl gökyüzü, gülüşünü anımsadım\nHiç gelmeyişin rüyalarıma\nBiçare aklıma yazık\nDeniz kıyısında doğarmı umutlarım?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişin",
        "poet": "İsa Karakaş",
        "poem": "\n\nBir hasret akşamı daha\nSessizce çalmıştı kapımı\nBuyur bile etmeden\nBulduğu aralıklar'dan...\nSızdı yüreğime.\nPervazlar da ki parmaklıklar\nZindanım,\nYüreğim de ki karanlık\nHasretin oldu.\nSensizliğin son kartanesi \nBedenime düşmüş,\nHasret acısı da \nSarmıştı ruhumu.\nBir tek cümle ile \nSöylemek gerekirse; \nGidişin,\nGözlerimde Antartika\nYüreğimde Afrika\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişin",
        "poet": "Kağan İşçen ",
        "poem": "\n\ndünya savaşı sanki gidişin\nzaman hüzün yılları her anıyla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişin",
        "poet": "Yusuf Kemal Çetin",
        "poem": "\n\nBana gelmelerinde seni seviyorum,\nBeni görmelerinde sana gidiyorum.\nHer zaman sana yürüyorum umutlarla,\nSeni bekliyor yüregim sensiz zamanlarda.\nAh bir bilsen,\nNasıl yolluyorum sana kendimi çılgınca.\nGözlerim yollarda masumca,\nHer Gidişin bir hüzün bana,\nYanaklarımdan düşen iki damla yaşla\nAh bir bilsen,\nNasıl özlüyorum seni.\nSana sunuyorum kendimi sessizce,\nEllerim yüregimde.\nHer Gidişin bir üzüntü bana,\nDudaklarımda kuruyan iki öpücükle.\nAma biliyorum:\nHer Gidişinin bir dönüşü olacaktır,\nBenim seni özleye özleye sevdigim gibi.\nHer Gidişin Benim Bitişim,\nGitme....\n\n21.09.2003.pazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişin",
        "poet": "Mümine Cennet İlaiz",
        "poem": "\n\nGüneş kaybolup giderken \nButların arasında,\nGidişin geliyor aklıma\nBir sonbahar  havasında.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişin",
        "poet": "Fatih Bacak",
        "poem": "\n\nGidişin yağmurlara denk düştü\nTakvimler eylüle bürünmüş\nGidişin suskun bir akşamüstü\nKaradeniz şehrime küsmüş\n\nGidişin bir harp sonrası ihtilal sokağı\nAteşten elbiseler giymiş sözcükler\nGidişin bir ömre önsöz\nBenzetmekten uzak benzetmeler\n\nGidişin ürkek bir şehrin yalnızlığı\nMaviye çalınmış türküler\nGidişin dallarında gurbet sılaya\nAğlamaklı beyaz güller\n\nGidişin beyaz sayfalara \nKalın puntolarla yazıldı \nYağmur tadında yitirmiştik aşkı \nGidişin bir sonbahardı\nVe en çok sonbahar beslerdi ayrılığı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişin Acı Bir Sigara",
        "poet": "Mutlu Esfer Fırat",
        "poem": "\n\nBaşlangıcı keyifle yaktığım\nSonuna acı bir tatla tiksinerek veda ettiğim\nBir içimlik sigara gibiydi\nSenden ayrılmanın son-ucu\n\nŞimdi içim kültablası gibi\nKavruk-gri\nGramsız bir kül benzeri\nHer rüzgarla başka tene dokunan\n\nMutlu esfer fırat(m)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişin bir sanat",
        "poet": "Peyami Beyoğlu",
        "poem": "\n\nGidişin bir sanat; \n\nSonsuzluk resitali öncesi boş bir kağıttaki intihar süslemeleri.\nBileklerimden sızan sürrealist bir ölüm resmi.\nYalnızlığın günahkar ayetleriyle dolu kutsal bir kitap.\n\n\"Gidişin beni cehenneme mahkum eden bir baş yapıt\"\n\nPeyami Beyoğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişin Bana Zehirden Bir İkramdı",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\nZehirden ikramdı gidişin bana, gençlik çağımda\nAteşten kefenim ölmeden önce, mezarda giyecegim\nBir düşünce girdabında dönerim, kehanet fırtınalarında\nDaldıkça gözlerin ufukta hülyalara, tüm bedenden çiğrerim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişin Geliyor Aklıma",
        "poet": "Mehmet Damar",
        "poem": "\n\nSonbahar yaprakları yağıyor üzerime\nYorgun yüreğim can çekişiyor\nBen mi solgunum senmi ey sonbahar\nÜzerime düşen yaprakların değil,sanki koca bir çınar\n\nSen gittiğinden beri,her hasat,her bağbozumu ürkütüyor beni\nGidişin geliyor aklıma,yıkılışım geliyor\nRüzgarda kavakların hışıltısı beynimi kemiriyor\nSen geliyorsun,sensiz yaşayamam sözün geliyor\n\nSilmişim herkezi,herşeyi\nŞimdi hangi eller taşır benim cenazemi\nHangi dillerin duasını alırım\nEy sonbahar,hazin mevsim\nÜzerime düşen yaprakların değil,sanki koca bir çınar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişin-ııı",
        "poet": "Mehmet Kaplani",
        "poem": "\n\nGidişin hep eylül\nGidişin bir hazan\nVe arkanda ben\nTarumar\nYer ile yeksan\n\nGidişin bir eylülde\nAdın dilde\nKokun gülde\nGit\nMadem mecbursun\nAma yine gel\nEylülde\n\n         Mehmet Kaplan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidisin",
        "poet": "Suat Atar",
        "poem": "\n\nSiyah gözlerim yaslarla doldu,\nGülbahcem yalniz kaldi senziz oldu,\nSevgimiz bak coktan unutuldu,\nSeninile yasadim ölümüm senin gidisinile oldu.\n\nSiyah saclarina kurban olaydim,\nKara gözlerine bakmaya dünyayi dolanirdim,\nEy zalim seni görmeyeli kac yil oldu,\nSeninile yasadim ölümüm senin gidisinile oldu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişinde Senin Gibi Asildi",
        "poet": "Samet Fidan",
        "poem": "\n\nBöyle apansız olmak zorundamıydı gidişin\nArdında merak edenler bırakarak\nHelalleşme gereği bile duymadan\nAma anlıyorum tercih senin değil\nRahatta değilsin belkide kim bilir\n\n\t\tÖzlemek kalıyor belki de bize\nZorundayız sebebini bilmesekte\n\tAldırmadan devam edeceğiz yaşamaya\nTek, sen olmayacaksın hayatımızda\n\tEndişe etme unutmayacağız hep sevileceksin\n\tŞayet uzaklarda bir yerlerde olacaksın kim bilir nerde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişin Siyah Bakışın Maviydi",
        "poet": "Tekin Demirtaş",
        "poem": "\n\nİşte bir başlangıcın daha sonuna geldim. Yeni bir hikaye daha oldu. Gözlerine kanmıştım. Aslında gözlerindi beni alıkoyan. Zamansız mekansız bir giriş yapmıştın kalbime. Kavak yelleri vuruyor şimdi ağarmış saçlarıma. Divitimin son mürekkebiyle yazıyorum bu yazıyı sana. Seni aramaya son kez çıkıyorum yine sensizliği buluyorum. Yine çıkmaz sokaklar adresim oluyor. Gidişinle kelimelerim kifayetsiz kaldı seni anlatmaya. Sensizliğin sensizi bir şair bıraktın arkanda. Sevinen sen oldun yine. Eserlerine bir eser daha kattın. Yalnız bu eser hepsinden farklı bir zatın. \n\n     Dört işlemimin sonunda yine çıkmıyorsun sen. Artık senide arayamıyorum. Çünkü rotamı kaybettim aşkın derinliklerinden. Yıldırım gibi çakıyor aklıma sensizlik. Ve naaşım eller üzerinde sensizliğin sensizi olan bir vakitte.  Sadece bir parça topraklık. Usandırmıyor sensizlik beni sensizlik sana yazmaktan. Rüzgarlar yıldıramadı savurmaktan. Siyah bulutlar kaybedemedi aşkımı üzerime yağmur yağdırmaktan. Ağladığında ağlamana yazan gözlerine bakıp aşkına yazan bir an bile seni aklımdan çıkarmayan ben sensizliğin yazanıyım. Baharda aşkınla coşan yazın güneş altında sensizliğe ağlayan sonbaharda yaprak gibi rüzgara savrulan ben yalnızlıkların adamıyım. Belki de bir güle varmak için bin gülü ezen aç-susuz ve gece-gündüz seni arayan ben sensizliğin yolcusuyum. Her gün gittiğin yerde bekliyorum. Takvimlere bakmaya korkuyorum artık. Her gün bir yaprak düşüyor takvimden. O bir yaprak bana bin yaprak gibi geliyor. Geceler arkadaşım sırdaşım oldu senden sonra. Her gece Ağlıyorum yıldızlarla beraber. Sensizliği paylaşıyorum geceyle. Yine gözlerim doluyor. Belki de ben sensizliğin ağlayanıyım. \n\n    Yine bir gecenin on ikisi. Elimde küçük bir  parça kağıt yani ayrılığın bileti. Kim bilir belki de aşkım ayrılığa atanmıştı. Ne atabiliyorum ne de satabiliyorum bu bileti. Aslında bu bilet bana kesilmişti. Arılar güle gül bülbüle aşık gece gündüze gündüz yıldıza hasret et tırnaktan ayrılmamaya yeminli bense senin gibi gidenlerin aşkına tövbeli. Bir aşk şarkısı kadar içten bir yapraktaki yağmur tanesi kadar diriydi bende aşkın. Ve yıldızlar kadar parlaktı. Şimdi sensizim. Sensiz bir günü daha işliyorum günlüğüme. Gederken ayakların gitmek bakışların gitmek istiyordu. Yani gidişin siyah bakışın maviydi. Yine yazıyorum mavilerle. Bana yazdığın yazılarda buluyorum kendimi. Bir günde daha  bitiyor gittiğin mavilerle. Gidişin siyah bakışın maviydi ya. Anlayamamıştım giderken seni. Ben şunu her zaman biliyorum ki. Bu sevdayı ölüm de bitirmez ki. Yine sensizlikten bir yıl yine sensizlikten bir gün ve sensiz bir günün vakti. Çiğ taneleri düşüyor yazdıklarıma. Unutmak istiyorum seni yine buluyorum şiirlerde seni ve kendimi. Aşkın sonbaharı kapıma dayandı  yapraklarımı dökmek için. Fakat benim yapraklarım daha sararmamıştı bile. Hayat bu ya. Bir oyun daha oynuyor bana. Yine yeniyor beni. Ömür geçiyor yarısını bitirdim sensizlikle ömrümün. Kalanını bilmiyorum. Belki sen gelirsin yarın beklide ölüm gelir yarından da yakın. Artık zamandan sana varmak günü gelmişse bir şair kalkar aşkın limanından sevincin gemisiyle. Dünyanın en mutlu insanı ben olurum her günde. Artık seni seviyorum kelimesi dilimin ucundaysa nefesim tükenene kadar söylerim karşında. Ve seni sevmek ölüm olsa da. Aşkım ayrılığa atansa da seni unutmayacağım asla. Giderken dudakların cesaret edemiyordu elveda demeye. Gözlerin gözyaşlarına yenik düşüyor. Adım adım yol alıyordu ayakların. Yani gidişin siyah bakışın maviydi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Gidişine",
        "poet": "Özgür Alp",
        "poem": "\n\nKan gelir\nTüner boğazıma\nZoruma gider gidişin\nBöyle ansızın...\nİçimdeki öfke geceye\nVe cümlelerime...\n\nYani dönsen bile\nBir daha asla..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişine",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\ngidişine\nkeşke\nşakayla  “git işine” diyebilseydim \n\nTemmuz 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişin ve sen",
        "poet": "Mehmet Fettah Yardımcı",
        "poem": "\n\nBaşlayan her bi şeyin bir sonu vardı bilmezmiydin.\nAnnesinden bir oluk kanla düşüp soğuk suyla buluşup \n Ve\n O soğuklukta hayata merhaba diyen bir başlangıç,yani ilk nefesle başlayan bir başlangıcın sona doğru gidişi kayan bir yıldızın hızına eşittir.... Görebilirsen\nVe... musalla taşında değişen tek şey \n    suyun ılık olmasıdır..\nBu aşkın başlangıcı ılıktı ama sonu soğuk yanı hayatla bi tersliği vardı hep görme uğraşıyla yıprandık...\n\nAsya ortasında bir çocuk ağlar,afrikada bir anne, amerikada bir göçmen yani herkes bir şeyler kaybetmiş kimi marsta arar suyu kimi kelimeleri kanatır.. bir arayış bir avuntu işte\n\nGizemli şafakların kuşluğuna gebedir zaman sancılarım büyük,bir nehir sızar parmak uçlarımda o nehir ki yarım kalan aşklar ülkesinden akıp gelmekte...\nBir hançer vurdun gidişinle sen bana diğeri yaramda oynar, faylarım kırıldı,çökmüyor katmanlarıma sular dilim damağım kurumuş sankı zındana dönmüş bu dünya.....\n\nAŞKI tanımaya başladığımız günlerde kıskanmaya başlamıştık sevenleri,sevgilileri,çocuklu aileleri oysa hala hayatı eskiden olduğu gibi o çok şık kocaman havuzlu evlerde çekılen filmlerden arıyorduk koynumuzda çıplak yatan hayatı görmezden geliyorduk... kaçıyorduk hayattan \nArada bir mağaralarımıza kaçıyorduk o ilkelce  kayalara resmedilen figürlerden besleniyorduk  sonra ışığın çarptığı yerde kendimize yoldaş arar olurduk ve birbirimizi bulurduk aklın yokluğunda kalbimizle başbaşa kaldığımız her başlangıçta..\n\nHer yağmur yağdığında,her ıslandığımda ve her rüzgarda kuruttuğumda tenimi sana benziyordum ve sana geliyordum sessizliğinin çığlığında.\nOysa gittiğinde gidişini bile göremedim günler sade,aşklar artık usta işi acemilere iş yok ve hayat zor zenneat bir gövde gösterisi, taşımak zor olacak yaralı ve güneş kurutsun diye yeşillere serili IŞIK'lı kalbimi..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişini",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nbu şehri terk etmekten beter\nelinden bir şey gelmeyerek\ngidişini çaresiz izlemek\n\nOcak  2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişini Hüzün Başı Sayacağım",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ngece böcek gündüz kelebek\nalkımlarla donatılmış kanatları\ndal ve çiçeklere ilkyaz muştusu\nyüreğimin hüznünü kondur dallara\n\nçocuklar bayram şekerleriyle sevinsin\nkanat çırpınışlarında coşup sevinirim\ngüz dönümlerinde çekip gitse de\nilkyaz dönüşlerini iple çekerim\n\ngeldiğinde başım üstünde yerin\nyerinde pervanelen dön dolaş gel\ngelişini yılbaşı sayacağım\ngidişini hüzün başı  sayacağım\n\n00:22 22.04.2009denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişinin Ardından",
        "poet": "Cemal Mızrak",
        "poem": "\n\nHer gün yürüdüğüm yolları değiştirdim,\nArtık hayalini görmek istemiyorum\nGeçtiğim yerlerde,\nKaldırımların caddelerin 4 bir yanında\nHayalinin resmin çizmiştim,\nArtik bakıp bakıp ağlamak istemiyorum,\n\nPazarda soğan satan yaşlı kadının sana benzeyen,\nO bağrışını duymak istemiyorum,\nPatikalardan  bir ceylanın suya inişi gibi sana koşardım,\nsana heyecanlanır titrerdim,\n\nTren raylarının o çakıllı yollarını\nDüşe kalka yürümek istemiyorum,\nVe güneş batımında, \nBuğday tarlalarındaki,\nKır kahvesinde oturup\nSana şiirler yazmak istemiyorum.\n\nözgün yürüyüp hayallere dalmışken\nVe seni bulmuşken,\nTa uzaklardan senin oralardan gelen \nTrenin  sesiyle  uyanmak istemiyorum.\n\n.\n\n              (Diyarbakır-12.6-2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişinin Ardından",
        "poet": "Ahmet Emre",
        "poem": "\n\nDeniz kıyısına vurdu sahipsiz kalan ümitlerim\nHicran kasırgasına teslim oldum, çaresiz gibiyim\nŞimdi hangi engin denize düşer yakamoz gözlerin\nGidene feryat eder asi gönlüm, derde deva sensin\n\nBen yalnızlığa terkedilmiş bir han, sen hercaî seyyah\nAyrılık gemisinde olmasaydın neler vermezdim ah\nŞimdi tükendi eflâtun sesinle rakseden nağmeler\nAşk kül oldu gidişinin ardından, can verdi goncalar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişinin sesi",
        "poet": "Sercan Burus",
        "poem": "\n\nBelki aklın karışmış ondan gittin\nYada aşk masalı kalbin\n\nSen gideli kaç aylar gökkuşağı gibi\nGözlerim de son buldu adın\nAnneme olan özlem gibi\nBir özlem sardım sen diye koynuma \nAdın yok,sen yok,ben,kimse yoktu\n\nSevdalı aşk şarkıları bendeki galiba\nHer akşam sarhoşluğunda ince bir yağmur    \nDüşüverir tel tel gözlerime ah,canım acıyor\nKanadı kırık bir kuş oluveriyorum\nKanatlarına sarıyorum ümitleri,düşüyorum\n\n \nBen ne çok hayal kuruyormuşum zamanında\nSeni söylettim şarkılara yıllarca\nHani o evin altında,ben oturuyordum ya\nİşte her şey kaldı oracıkta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gıdısınle degıstı hersey",
        "poet": "Yakup Şimşek",
        "poem": "\n\ngidisinle degisdi hersey \ngunes bir baska doguyor sanki zoraki\nay ise dolunaya hasret\nzaman durmus gibi\nbense Sana hasret\nyagmur bille degisik \nruzgarlar firtinaya donusmus\nbense firtinalar arasinda Rahmet arayisi\nsonsuzluk girdabinda donup durmakdayim\ngidisinle degisdi her sey\nbense Sana hasret\ney kahinatin noktasinda Sen\nhukmun kahinata dize gelmis daglar\nagclar ise secde de Allahu ekber nidalariyla \nbulutlar Rahmet tasiyor diledigin noktaya\nbense hasretinle beden kalmamis yaniyor\ngidisinle degisti her sey\nbense Sana hasret\nve ozlem ozlemle karismis Ben kusmus Ben e\nates alev ic ice volkanlar donusmus cehenneme\ngozum ne cenetde nede korkum cehennem atesinde\nben hasret sana varliginla yok olmaya hazir\nMerhametinle HARmanlanmak sana kosmak \nve gidisinle degisti her sey\nbense Sana hasret\ney Merhamet noktasini. en son noktasi\nsarmis kahinati merhametindeki nokta\nbense noktanin icinde hiclike kosmaktayim\nvarisim Sen yoklugumda Varligin Sen\nve gidisinle degisdi kahinat\nbense Sana hasret\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişlerini Anlatıyorum",
        "poet": "Fatih Çınar",
        "poem": "\n\ngittiler yüzümüze baka baka gittiler\ngittiler yürekleri gözyaşımızda gittiler gittiler\nbilmemne turizm otobüsündeydiler\nyolculardan kimi sılaya kavuşacağından mutlu\nkimi acil işlerden telaşlı\nfakat onlar hüzünlüydüler\nçünkü ayrılık çünkü gözyaşı\nbir tanrı misafiriymişcesine çalmıştı kapılarını\nonlar bizim can dostlarımızdı\nkimi zaman bir parça keder\nkimi zaman bir parça sevinci paylaştığımız bacılarımızdı\nevet kızdılar evet kısraktılar dişiydiler\nama yürekleri harbi \nbu gözlerinden bileklerinden belli\ngittiler yüzümüze baka baka gittiler\nartık kimsesiz kaldı\nbelki görüşecektik yine birdahaki yaz\nonlar çorum elinde biz ankarada\nhergün gündelik hayat bırakmayacaktı yakamızı\nçılgınlıklar olmayacaktı\ntekrar vuslatta sılaya kavuşmak\nonlara kavuşmak hayali yakacaktı bağrımızı\nyaklaştıkça o buram buram sevinç kokan\nhatıra kokan temmuz günleri\nağustos akşamları\ndaha bir tüttürecekti \ngönül ocğımızın dumanını\ngittiler yüzümüze baka baka gittiler\nonların yokluğunda şarkılara sığınıyoruz\nşiirle paylaşıyoruz yalnızlığı\nnotalara bölüyoruz\nbilmem farkındamıydılar onlar giderken\nbizim bir parçamızı götürdüler\nbizlere kendi gönüllerini pay ettiler\ngizli sırlarını üleştirdiler\nbirisi hatıra ayakkabı bağcığını bıraktı\nbirisi son içtiği şişenin mantarını\ndiğeri evinin kapısının anhtarlığını\naslında maddesel hatıraların ne önemi vardı\nasıl hatıra birlikte gezdiğimiz\nkumsallardı denizdi taştı kaldırımlardı\nasıl hatıra şiirlerde şarkılardaydı\ngittiler yüzümüze baka baka gittiler\ngittiler ölümden beter vedayı ede ede gittiler\ngittiler hasret ocağını yaka yaka gittiler\ngittiler hala ara sıra mektupları gelir...\n\n(zübeyde, seda ve şuleye)  (trabzon)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişleri Getiren Kara Tren ",
        "poet": "Mehmet Yunus Aytek 2",
        "poem": "\n\nKara bir tren feryat figan gidiyor\nEl sallamalarını yüklemiş sırtına\nSevgiden adım adım koparmış sarılmaları\nBu kaçışlar kaçış değil kalleşçe gidişler\n\nAcı bir ses ile haykırıyor kara tren şehrin dışında\nKavuşmalara doğru,ayrılıkları almış sırtına acımadan\nİşte bu kara trendir iki sevgiliyi gözü yaşlı bırakan\nGözleri uzaklara,sevdalara, aşklara iten bu tren\n\nBu gidişler gidiş değil katar katar olmuş gidiyor\nYutmuş birilerini uzaklara, tuzaklara itiyor\nKara tren bu defa da feryat figan geliyor\nEliyor rüzgârı, gidişleri sırtlamış geliyor\n\nBelki maviyi kaçırmak için sarıdan yeşilsiz koyacak\nO zaman da denizler sarısız ve yeşilsiz nasıl yapacak\nEh tabi dolacak gözleri, sözlerine prangalar vurulacak\nElbette ki duracak bu tren gidişler son bulacak\n\n14 Kasım 2012\nÇarşamba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyor...",
        "poet": "Veli Kılıç",
        "poem": "\n\nGelmişim sayılı günler bir ömür,\nBenliğim ölüme sır veriyor.\nAştığım yollar yüreğimde kömür,\nDüşündükçe başıma kır veriyor.\n\nZalimler zulmunde yine kararlı,\nMazlumlar yüreğinden yine yaralı,\nMutluluk bir yağız at,öyle tımarlı,\nBir anda uçup pır...gidiyor.\n\nAteşler yakmışım baca üstüne,\nKurşunlar dökmüşüm kurşun üstüne,\nHep aksine gider feleğin kasti ne? \nEle uysal köpek,bana hır...diyor.\n\nKılıç çizgi çizgi yaralar açmış,\nHer mutluluk bana gülüp kaçmış,\nAvuçlarımda hep diken kalmış,\nGeride ne varsakır..kır.. diyor.\n                    (12.12.1993/edirne/süloğlu)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişinin Kıyameti",
        "poet": "Murat Kababaş",
        "poem": "\n\nGittiğin günü hatırlıyorum sadece sevgilim \nNe öncesi nede sonrası \nSadece gittiğin gün.\nÖlümün soğukluğu vardı üzerimde… \n\nBir haziran gecesiydi… \nBir ben kalmıştım…\nBirde hafiften esen poyrazın getirdiği yağmur taneleri…\nBir ben kalmıştım…\nBirde sensiz geçen serin haziran geceleri… \n\nZordu yalnızlık zordu sensizlik yârim \nAnlayamamıştım neden gitmiştin neden! \nMevsimler gibiydin \nBazen yazı zor biten bazen kışı erken gelen \n\nBir sonbahar sonumuz muydu bu bahar? \nYoksa yeniden açacak mıydın? \nGüllerin açtığı zaman\nYoksa solup gidecek miydin? \nYazı beklemeden karda kaybolan KARDELEN...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyooz",
        "poet": "İrfan Korkmaz",
        "poem": "\n\nGİDİYOOZ\n\nGeldiğimiz gibi başladı dönüş\nYaş zirveden düştü yönümüz iniş\nGerçek dünya mekan teneşir finiş\nZaman yaklaştı geldik gidiyooz\n\nKimler geldi gitti kara yer yuttu\nKimler bu dünyada ne mekan tuttu\nKimler  neler aldı kim neyi sattı\nZaman yaklaştı geldik gidiyooz\n\nAkranlar  elliyi geçti  yaşımız\nÇok sürmez toprağa düşer başımız\nZevk vermez yediğim  ekmek aşımız\nZaman yaklaştı geldik gidiyooz\n\nNasıl zaman geçmiş su gibi akmış\nBazı gün güldürmüş bazı gün yakmış\nBazende sitremiz ayyuka çıkmış\nZaman yaklaştı geldik gidiyooz\n\nArtık teklemeye başladı  beden\nBelliki sebebi yaşlılık neden\nHer günüm bir yaprak ömürden giden\nZaman yaklaştı geldik gidiyooz\n\nİrfanım bu dünya demekki buymuş\nÖmürse içilen bir yudum suymuş\nİnsanı sevdiren güzel bir huymuş\nZaman yaklaştı geldik gidiyooz\n\n                              İrfan KORKMAZ\n                               08/06/2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidişlerine Nokta Koymak Mümkün Olsaydı..",
        "poet": "Zeliha Bicer ",
        "poem": "\n\nGidişlerine nokta koyabilmek  mümkün olsaydı,\nTüm noktalarımı onun için sarfederdim.\nSensizliklerimi virgül bile karşı koyamazdı\nSensizlik var ya bu sensizlik\nNe gün batımı, ne martı çığlığı\nNe de rakı kadehi durdurmuyor.\nAh bu bekleyiş, bu vedalar\nSensizlik bu\nAyan beyan..\nSensizlik bu işte!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyor",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\ngidiyor\nmusallaya yatırılmış\nölmüş umutlar\n\n18 Ağustos 2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyor",
        "poet": "Şükran Çamoğlu",
        "poem": "\n\nVatanıma kem gözlerle bakanlar\nTalkım verip salkımları yutanlar\nHayasızca Ataya dil uzatanlar\nUyumayın vatan elden gidiyor\n\nUlus ayaklandı Çankaya suskun\nBu millet uykuda nasıl uyusun\nHünkar mı geliyor Allah korusun\nUyumayın vatan elden gidiyor\n\nHer gün bir aydının beyninde kurşun\nMilleti hor görüp diyorlar susun\nSana oy verenin elleri kopsun\nUyumayın vatan elden gidiyor\n\nYüzüme bakarak söylüyor yalan\nFişleniyor Ataya saygı duyan\nFirarda katiller Çankaya uyan\nUyumayın vatan elden gidiyor\n\nTorba yasa bugün tartışılıyor\nİşçi memur bilmem neden susuyor\nAydınlar nefretini bir bir kusuyor\nUyumayın vatan elden gidiyor\n\nBen bu satırları karalıyorsam\nHaklıyım davamda hiç susmuyorsam\nÖldürün beni de eğer yobazsam\nUyumayın vatan elden gidiyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyor",
        "poet": "Orhan Seyfi Orhon",
        "poem": "\n\nGidiyor, rastgelmez bir daha tarih eşine; \nGidiyor on yedi milyon kişi takmış peşine! \nGidiyor, sonsuz olan kudreti sığmaz akla; \nGidiyor, göğsünü çepçevre saran bayrakla.\nGidiyor....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyor Kuşlar",
        "poet": "Hilâl Küçük Özdamar",
        "poem": "\n\nduyun beni! \nben bir çığlığım,\nbaşlı başına bir çığlık.\nsusuyorsunuz ya, onun için haykırıyorum\nsemaya sarılıyorum küçücük ellerimle.\nyıldızlara tutunuyorum...\n\nyağmurlarım kızıl kıyamet\nönce annem bir kuş olup uçtu,\nsonra,\nFelluceli bir kuş uçtu gökyüzüne\nsonra  Kudüslü bir kuş...\n\nkuşlar gidiyor...\npeki ya,\nne zamandır bu dünyanın ilkbaharı? \nne zaman konar ağaçlara umut? \nhazan ile  hüzün müdür nasibim? \n\nduyun beni! \nben bir çığlığım,\nFelluceli, Kudüslü bir çığlık...\nsiz susuyorsunuz ya, \nonun için haykırıyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyor",
        "poet": "Aşık İsmeti",
        "poem": "\n\nDavulun yanında çıkmıyor seda\nAşığın feryadı boşa gidiyor\nBaharın gülleri oluyor feda\nÇiçeğin yolları kışa gidiyor\n\nKurdun hayalleri sürüde kaldı\nÇobanın gözleri deride kaldı\nkoyunun sahibi geride kaldı\nHırsızın atları başa gidiyor\n\nÂşık İSMETİ' yim bunda yalan yok\nMuhim davamız var onu çalan yok\nFırsatcı pusuda hani bilen yok\nKötülük edenler hoşa gidiyor\n\n1990-Âşık İsmeti Sivas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyor akuba / yor gezgini...",
        "poet": "Zafer Zengin Etnika",
        "poem": "\n\n.\n\nşehir ismi olur bir çiçek; \n\nakuba’ya gül düşüyor\nmavi misketlerin sesinde\ngidiyor akuba\nköşeli yazıların dilinde\n\nyuvarlanmayın\nsarılırsınız\nçevre mavzer\ncevre kaleler içinde\ndayanır kapınıza sızı\nkoç başının gülüşünde\n\nkapıları kırılıyor şehrimin\nresim çiziyor alevler buluta\nyarım kalan şiirler bitiyor\neli şairi kaybediyor\n\n\n\nsusuz çamaşır kirini sevmişken; \n\nlekelemeli kendini\nhırsı var ademden\nsöz kin düğümü\nlekeyi kesmeli\n\nodun iskelesine merhaba; \n\nöff çeker\nağların gümüş sesi\ncep çakısı kalamar diler\ngökyüzü bulup\nsürtünse\nçocuk atsa yere\nçakmasın ışık\ngözleri karanlıkta\nbüyü bebek\nsana karakterler beklettik\n\n\nchopin düşünürken; \n\nelimi kesmeyin\nher tuşun ardında\nvarsın sekizde olsa notayla\nbesteler yapıyorum zamana\ndayayın kulağınızı\ngöğsümün ortasına\n\n-yaşıyor, buz getirin\n\nenlemi kaydıkça\ngeriliyor kışta\nuçmayı öğreniyor\nbuz tutan yerin kayganlığında\n\nhepsi tekrar\nnefes almayın…\n\n28 11 2005\n\n.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyor Anılar",
        "poet": "Serap Demirtürk",
        "poem": "\n\n\n\n\nGİDİYOR ANILAR\n\n Dağlarına kar da olmam,aşkına bahar da olmam çünkü ben, benliğimi yitirdim. Kendimi rüyalarda arıyorum. Yalan... Her şey yalan. Artık sadece güneşin doğuşu ve batışı gerçek...Şu aynadaki ak saçlarım gerçek... Gerisi yalan...hepsi yalan. Düş gibi. Ocak, 2008\n\nDokunduğunda titreyen iliklerim dondu kaldı, evrenin sınırları bilinmezliklere sarıldı.\nAkıl, dün ile bugünün sorgusunda takılı kaldı. Ellerimi tutan eller farklıyken kaldı benlik, geçmişle geleceğin girdabında… Vakit, umudu beş geçeyken sen geldin… Şimdi vakit umuda beş var ve sen, yoksun! Temmuz, 2008\n\nSancım, umudum, yalnızlığımın sesi... Sana ulaşamıyorum bu derin kuyudan...Çıkmaz sesim dışarı; tut ellerimi, al beni.Gecelerin zifirinde gözlerim ışık ararken korkularıma sinip kıvranırken ben, nasıl ki uykuların? Bilirim, çıkılmaz bir yolda asasız bir yolcusun. Gönüldeyim, dildeyim; ne garip şu 'yer'deyim. Eylül 2008\n\nDüşlerime sığmaz oldu gerçeğin, elem rüzgarıyla savrulmaktayım. Viran gönül içine hapsettim seni, sen diye adını haykırmaktayım. El açıp duaya durunca bil ki benden ötededir dilimde adın. Çıksan karşıma dünya ilinde, gözlerine bakamam, sakınırım bil. Atmışım kendimi senden öteye, şu garip gönlümü avutmaktayım. Ocak,2009\n\nAşk, aynada seni görmekti yar. Yoksun, aynalar boş, odam ıssız. Nerdesin? Mart, 2009\n\nHani bazı heykeller olur, örtülüdür üzerleri. Çekilince örtü anlaşılır ne olduğu... Şimdi 'hayat güzeldir, çok özeldir'diyorlar ya sanırım onun da üzerini örtmüş kocaman bir sis bulutu... Bulut çekilince göreceğiz akla karayı. Mayıs, 2009\n\nTükenen, yollar olaydı keşke; tükenen, sevdaymış...bilemedim. Bilemedim de bilince ellerimde kaldı saçlarım. Haziran, 2009 \n\nSERAP HOCA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyor Musun",
        "poet": "Fazlı Akkuş",
        "poem": "\n\nGidiyorsun\nBir yalnız adam bile\nBırakamadan bana\n\nYa beni alıyorsun\nYa bende kalıyorsun\n\nGidiyorsun\nBir yalnız kadın bile \nAlamadan yanına\n\n17 Eylül 2007 02:48 Pazartesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyor (Dost Şair Ali Dilki)",
        "poet": "Necip Çibuk",
        "poem": "\n\nDünya yılıkmış başıma\nDost Ali Dilki gidiyor\nSon mu verdiler işine\nDost Ali Dilki gidiyor\n\nOnun yeri kalır hep boş\nKonuşması, sohbeti hoş\nVirane mi her yer bomboş\nDost Ali Dilki gidiyor\n\nGerçek yazardı kalemi\nAlınır onun selami\nÇok anlamlıdır kelamı\nDost Ali Dilki gidiyor\n\nKonuşurdu şiirlerden\nFeyiz alırdı pirlerden\nArınmıştı o kirlerden\nDost Ali Dilki gidiyor\n\nYağdı diyordu 'Mart Karı'\n'Bir ileri iki geri'\nKoşma, hemde hiciv piri\nDost Ali Dilki didiyor\n\nNeçip'in gerçektir sözü\nHep arkadaş dosttur özü\nYanlız koydu yine bizi\nDost Ali Dilki gidiyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyormusun?",
        "poet": "Nermin Gültekin",
        "poem": "\n\nBizler günülden bağlı dostlardık,\nBeraber güler beraber ağlardık,\nAilemizi bırakıp aile olmuştuk,\nBiz birbirimize çok sarılmıştık,\n\nBiz hep bizdik hiç ben olmadık,\nYüreklerimiz gökyüzü gibi zengindi,\nYarınlarda koyboldu gençliğimiz,\nBiz birbirimize çok sarılmıştık.\n\nKasırgalara direndik,ayaktaydık\nÇözemedi hiçbirşey ellerimizi,\nSevgiyle bağlanmıştık,\nBiz birbirimize çok sarılmıştık.\n\nGidiyor musun? Haydi  benim için,\nŞimdi,yavaşça bırak ellerini,\nGeride kalanlar hoşçakal desin sana,\nKucakla onları hasretle,ağla doya doya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyormusun",
        "poet": "Ahmet Bekteş",
        "poem": "\n\nGökyüzü bu gece daha karanlık\nDenizler mehtapsız sular bulanık\nHerkes uykularda ben ise uyanık\nBeni uyutmadan gidiyor musun\n\nBöyle bir acıya alışamam ki\nHasretle dost olup barışamam ki\nBaşka sevgilere karışamam ki\nBeni feda edip gidiyor musun\n\nGökyüzü bu gece daha karanlık\nDenizler mehtapsız sular bulanık\nHerkes uykularda ben ise uyanık\nBeni uyutmadan gidiyor musun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorsun",
        "poet": "Nuray Şaşihüseyinoğlu",
        "poem": "\n\nYüreğimde nabızken adın, rüyalarım seninle dolu, dilim adına müptelayken  tatlı bir rüya gibi aniden ve zamansız gidiveriyorsun. Henüz tadı damağımda, bitmesini istemediğim en gözde düşüm,ne yazık ki, şafağı bile beklemeden gidiyorsun.Daha şafak olacaktı.Gündüz gibi gönlümü aydınlatan  yüzün, pırıl pırıl gözlerin gözlerimle buluşamadan,sabahın Işıklarını bile beklemeden nereye gidiyorsun? \n                             Madem gidiyorsun kalbim unutsun seni,ne gülen gözlerin kalsın gözlerimde ne yaktığın yürek ateşi.\n                           Git! Bir taşın sessizliğiyle izleyeceğim  gidişini.Sen uzaklaştıkça sadece izleyeceğim, sessiz, vakur ve kaskatı.Sonra yüreğimdeki ateş verirken son nefesini, bir mezar  taşı hüznüyle ağlayacağım ardından.İçi için durmamacasına ağlayacak, ağlayacağım.Gözyaşlarım akacak içime,kalan közler de bu yaşlarla sönecek,tükenecek.Kimseler görmeden içimde kasırgalar kopacak.Donduracak bedenimden önce ruhumu keskin ve soğuk hasret rüzgarları.Sonra buz tutacak yüreğim.Ruhum da titreyecek ayazında. Ateşten buza dönen ruhum,bir taşa dönerken  kalbim, bu keskin ayazlarla çatlayacak orta yerinden.O çatlaktan akacak yeniden gözyaşlarım, bendini yıkan selin çılgınlığında ve taşacak göz pınarlarımda bir volkan sıcaklığında. Buz tutmuş yürekten taşan bu lavlar, son çırpınışların kar yangını acımazsızlığında……\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorsun…",
        "poet": "Hürrem Dilekci",
        "poem": "\n\nEsip geçtin, aramızdan ılık bir rüzgâr misali…\nMasa üstünde öksüz kaldı kâğıt kalem, yokluğunun timsali.\nİyi olan her şey azdır, kıymetlidir ve tükenir aniden.\nNe yapsan boştur, hayat bir kuş misali uçuverir elinden.\nEllerimde kalan sana ait birkaç tebessüm ve dona kalmış bir ben.\n\nHiç unutmayacağım ışık dolu gözlerindeki,  sevgi dolu bakışları.\nÜzüntü duysa da kalbim, taze tutacağım bana bıraktığın hatıraları. \nLakin yokluğun susuz bırakacak, gönül bahçemdeki çiçekleri.\nYetmeyecek gözyaşlarım, sulamak için bıraktığın körpe filizleri.\nAdını tüm çiçeklere göbek adı olarak verdim, yaşatacaklar daima seni.\n\nElveda! Kabullenmesi en zor söz, karanlıklar basıyor her yanımı. \nZaman! Kime yar olmuş ki! Azgın nehirler gibi alıp götürüyor umutlarımı.\nEn son sözün yüreğime saplanmış bir bıçak gibi, ufak ufak acıtıyor canımı...\nResimlerde kaldı her şey, giderken alıp götürdün bugünümü ve yarınlarımı. \n\nHÜRREM DİLEKCİ\n27.04.2008 (12:30)\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gidiyorsun",
        "poet": "Şair Sevdeselim",
        "poem": "\n\nsen gidiyorsun ya artık ne istanbul istanbul nede ben benim.ne sur bıraktın nede tas ustunde tas ne kalp bıraktın bende nede akıl.sen gidiyosunda gidişinle kaldırımlara serilmiş guru bıraktın.gidiyorsun arkana bakmadan ardında gözü yaşlı bir ben bıraktın.sevmek beklemektir derler ya giderken sen arkanda yaslı bekleyenbir aşk bıraktın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorsun! ..",
        "poet": "Adnan Özkan",
        "poem": "\n\nGİDİYORSUN! ... \n\nGidiyorsun ardından bir ah, \nBelkide binlerce eyvah kalacak. \nGidiyorsun bu yerlerde, \nGüneş sensiz doğacak. \nSabah sensiz olacak. \nAy sensiz doğup batacak. \nGidiyorsun burdan çok uzaklara... \nUmutlar sensiz yeşerecek. \nÇiçekler sensiz açacak. \nSenin için bir daha buralar olmayacak. \nNe Vangölü, ne erek dağı... \nNede güzelim edremit... \nGidiyorsun buralardan.. \nÖzlemlerine fersah kalacak. \nArdından belki bir ah, \nOnlarca eyvah kalacak. \nBiliyorum., ne bu ilk, \nNede son ayrılışın olacak. \nSen Vansız, Van ki sensiz kalacak. \nKavuşmak mı kimbilir, \nBelki haşre kalacak.... \nGidiyorsun buralardan.. \nAllah'a emanet ol! .. \nSen Vanı unutsanda, \nVan seni unutmayacak..... \nAdnan Özkan (YANIK SEVDALAR)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorsun",
        "poet": "Fikret Kızılok",
        "poem": "\n\nGidiyorsun \nBeni bana bırakıp \nAyrılığa katlanıp \nBiliyorum \nSen de benim gibi \nAyrılığa katlanıp \nArtık bir derin sızıdır \nBize bizden kalan \nİçimizde saklanan \nArtık bir ömür boyudur \nSeni bana çağıran \nKalbimin kuytusundan \nGece yarıları \nSokak lambaları \nPenceremde \nMeraklı rüzgar \nOkul çocukları \nPürtelaş insanlar \nHiçbirşey \nOlmamış gibi \nOysa içimden kopan bir sen değilsin \nUmutlarım anılarım inançlarım var \nKendine gülümseyen bir halim olsa da \nİçin için akan gözyaşlarım var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorsun 2",
        "poet": "Mehmet Fuat Atalayer",
        "poem": "\n\ngidiyorsun,\ngözlerinde bir damlası kalmamış\ngöz yaşının,\ngün batımı olmuş gözlerini beyazı\nbulutlanmış...\n\ngidiyorsun,\nardında koca bir yürek bırakarak,\ndalgalarla boğulmuş\nson umut,\nsensizlik tutsak almış ruhlarımızı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorsun",
        "poet": "Turgut Erdoğan",
        "poem": "\n\nDemek 'artık bitti' diyorsun.\nDemek sırtını dönüp sevdaya,\nYaşananları silip bir çırpıda,\nGeldiğin gibi, apansız gidiyorsun...\nAlanya, 04 Temmuz 2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorsun",
        "poet": "Özcan Arslan",
        "poem": "\n\ngidiyorsun döneceksin biliyorum\nzamanı belli döneceğin gün belli \nyinede buruk yüreğim yinede\nyinede zor demek hoşçakal.\n\nzor geliyor nedendir bilmem\nayrılık saati yaklaştıkça\nkalbimin atışları neden hızlanıyor? \ngidiyorsun döneceksin hoşçakal.\n\nbu gidişler dönüşe bağlı\nhasretlik kısa üç ay sürer\ngittiğin yer yakın istesek çok kısa sürer\ngittiğin yerde hoşçakal.\n\nbak birden ayrıldım kaçarcasına\nüç aylık ayrılığa bakarcasına\nbir kezdaha baktım farkındamıydın\nben yavruma taparcasına.\n\nhoşçakal gittiğin yerde mutlusun\nben biliyorum sen iyi bir okursun\nhem öğrenci hem hayat dokursun\nhem öğrenci hem okulsun.\n\nsen benimsin sen bizimsin\nsen tatlı, gülen yüzlü meleksin,\nsen neşemsin gözümün akısın\nsen benim hep küçük bebeğimsin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorsun",
        "poet": "Yasin Kayaa",
        "poem": "\n\nBir sessizlik çöküyor ardına,\nGeriye dönüp bakmıyorsun,\nAdımların düşüyor içimin yollarına,\nBir fırtına içinde gidiyorsun,\n\nAnlamın uzaklarda kayboluyor,\nUsul usul yalnızlığını götürüyorsun,\nEllerim ellerini arıyor,umudun tüm kapıları kapanıyor,\nVe sen yine bir sessizlik içinde, \nçığlık çığlığa\nGidiyorsun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorsun..",
        "poet": "Alparslan Çolakoğlu",
        "poem": "\n\nGülüşün bir dünya sunumuydu \nGidişin yüreğimin ölüme intikali \nSenden habersiz çaldım gözlerini \nBakışlarını sahiplendim \nKirpiklerini kendime mühürledim \nSenin bile haberin yoktu \nAma sen benimdin \nSen benimdin burcu burcuydun \nYüreğimin ucunda.. \nSeslerimi kendime sakladım \nSeni seviyorum diyen kelimelerim,sessizdi \nAma senliydi.. \nBurcu kokardı Umutlarım \nUmudumun yeni adı hoşgeldin \nSeven yanım artık senin \nDuyumsamalarımda sen varsın \nHissetmelerin en derini \nDüşüncelerin en gizlisi \nÖmrümün gizli adası \nKalbim benim \nİçimin burcusu zenginliğim benim \nBeşinci mevsimi getirdin ömrüme \nRenklerimi gözlerinden aldım \nMavilendim yeşillendim \nGözlerine her baktığımda \nElektriklendim şiirlendim \nKarıştım gözlerine elalandım sevdalandım \nYüzümü döktüm sana \nEl verdim yürek verdim \nSaçlarında buldum ellerimi \nDüşlerde sevdim seni \nEn deli hallerini hayallendirdi \nEn soğuk mevsimini ısıttım üşütmedim seni \nGecene kokulandım \nSabahına umutlandım \nAldım seni gönlümün döşegine \nSardım sarmaladım \nUyanışını bekledim saatlerce, hayallerce.. \nUyanmalarına düşlendim \nSabahına türkülendim \nSeni yanağından öperek uyandırdım  bu sabah \nGünaydın yarim günaydın \nÖmrüme hoşgeldin \nSenli ve sesli kelimelrle; \nSEVİYORUM SENİ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorsun Öyle mi?",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nGidiyorsun öyle mi? Git o zaman bekleme! \nTeselli eyleyerek, derdime dert ekleme.\nÇek kapıyı dışardan, kilitlensin yüreğim,\nBir gün dönüp gelsen de, açmam artık yoklama! \n\n19 Ekim 1984 – Cuma / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum 1",
        "poet": "Nermin Gültekin",
        "poem": "\n\nGidiyorum bu diyardan bilinmezliğe\nYükseklerde uçmaya hazır bir kuş misali\nYa düşeceğim ya savrulup duracağım havada\nGöç eden kuşlar yanımdan geçecek biliyorum,\nAlay edecekler belki benimle,\nBen daha çok kanat çırpacağım,\nUlaşmak için bilmediğim yere.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum",
        "poet": "Genc Sair",
        "poem": "\n\nŞimdi gidiyorum  deniz gözlüm.\nyalnızlığımı sana,\nsessizliğimi ise kadere bırakıyorum.\nve\nkendime yalnız senin hayallerini bırakıyorum.\n\nŞimdi gidiyorum deniz gözlüm.\nbavuluma iki umut,\ntutsak bir düş\nve bir de\nyarı yırtılmış siyah-beyaz resminin koyuyorum.\nşimdi gidiyorum deniz gözlüm.\nHoşçakal! .............\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum",
        "poet": "Şahmerdan Yıldırım",
        "poem": "\n\nMor dağlara doğru,kekik kokusunda,yürekte kartal pençesi,gözlerde yakamoz pırıltısı,yüzümde kar yangını yürüyorum arkama bakmadan,topuğumda kenger dikeni,böğrümde kaybetmişliğin sancısı,sırtımda hançerin derin ağrısı,ya ciğerimde ki sızı,sevdam kurşunlara teslim,bedenim dağlara,umutlarım yüce mevlaya,eyy sevgili...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorsun yar",
        "poet": "Kökeli Ozan",
        "poem": "\n\nÜzgünsün belki bana, belkide kırgın,\nYüreğin buruk senin,gözlerin yorgun.\nYüzünde öfke sitem,hayeller solgun.\n\nGidiyorsun gidiyorsun, gidiyorsun yar,\nBenim bunda ne bir suçum, ne günahım var.\n\nYüreğim sitem dolu, çektiğim azap,\nGidişin öyle zorki, bende ızdırap.\nİstemem böyle sevda, inadı bırak,\n\nGidiyorsun gidiyorsun, gidiyorsun yar,\nBenim bunda ne bir suçum, ne günahım var.\n\nUzaktır yolun uzak, dur gitme desem,\nDilinden hiç düşmüyor öfkeyle sitem.\nGönlüm seninle gitsede, alsan götürsen,\n\nGidiyorsun gidiyorsun, gidiyorsun yar,\nBenim bunda ne bir suçum, ne günahım var.\n\nKökeli’yim iyi günün, kötüsüde var,\nKader örmüşse ağını, ne suçumuz var.\nSevmeyen gönül seninse, ne yararı var.\n\nGidiyorsun gidiyorsun,gidiyorsun yar,\nBenim bunda ne bir suçum, ne günahım var.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum",
        "poet": "Hasibe Atış",
        "poem": "\n\nGidiyorum ben,dünleri geçmişte bırakıp yarınları sırtıma yükleyerek,\nGidiyorum ben, bir pazar sabahı günahın boynuna, ahlar çekerek,inleyerek. Gidiyorum.\nsen bulma diye beni,ayak izlerimi silerek...\nGidiyorum yolun gittiği yere kadar,nereye gittiğimi bilmeyerek.\nTakvimden kopartıp yirmi yedi martı.. anla,bitti bu savda tükendi yürek... Gidiyorum.\nDudak izlerini dudağımdan silerek......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum",
        "poet": "Mustafa Koşar",
        "poem": "\n\nsevginin anlaşılmaması\n\ngözlerinin rıhtımından bir gemi kalkacak bu salı elalarla yüklü pişmanlık yüklü son bir demir daha çekilecek güverteye varmı bir tokatlık daha söyleyeceğin hal kalmadı bende al canımı eğer buysa istediğin ya güzel şeyler söyle yada hiç konuşma ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum",
        "poet": "Ayşe Bolat",
        "poem": "\n\nGidiyorum\nKayıyorum altınızdan\nHaberiniz yok\nBen gidince\nNeye tutunacaksınız\nNasıl doyacaksınız? \nDağlar birer taş yığını\nOvalar çöl olacak\nKavrulacaksınız,\nGöç edecek\nBaşka diyarlar\n             arayacaksınız! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum",
        "poet": "Ahmet Coşkun",
        "poem": "\n\nGitti dönmüyor gidenim\nÇürüdü benlik bedenim\nSormasın dostum yarenim\nSelam veda gidiyorum\n\nKarlarım mevsimsiz yağar\nHerkese gün güneş doğar\nKaranlıklar beni boğar\nSelam veda gidiyorum\n\nKöyüm şehrim memleketim\nAkıl vicdan adaletim\nYeter artık çok sabrettim\nSelam veda gididyorum\n\nGüvercin kanadı gülüm\nÇarşı Pazar gezer ölüm\nKaldıramam bunca zülüm\nSelam veda gidiyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum",
        "poet": "Cahit Pehlivan",
        "poem": "\n\nYıllar aldı gitti beni iki gözüm.\nÜzüntü, gam, kederle geçti ömrüm.\nKahrolası dünyada neşe ile geçmedi bir günüm.\nSen bilirsin beni, sen bilirsin gonca gülüm.\n\nEllerin kapısında köle oldum. Yanarım.\nLafım yoktur senin için, bu çileyede katlanırım.\nAğlamam.Göz yaşlarımı içime akıtırım. \nCanım yanar ama; senin için çıkmaz avazım.\n\nIrak yerdesin bilirim, gelemezsin bana,\nBıraksa felek yakamı, geleceğim senin yurduna,\nİçli şarkılarımı okuyacağım. Sana gül dalında,\n\nBekle geleceğim. Mehtaplı bir gecenin ortasında,\nEllerimde bir demet gonca gül ile, bir mendil olacak.\nRazıyım, seni görünce hemen oracıkta ölmeye,\nÖlürsem gonca gülleri ser tabutumun üzerine,\nGöz yaşlarınla ıslattığın mendilini ört üzerime,\nSeni gördüm ve seni yaşadım. Yetiyor işte,\nGidiyorum. Senin ellerinde sensiz olan kabrime.\n\nİZMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum",
        "poet": "Sezen Aksu",
        "poem": "\n\nZaman sadece birazcık zaman\nGeçici bu öfke, bu hırs, bu intikam\nAcılarımız tarih kadar eski\nNefes almak misali olağan\n\nZaman sadece birazcık zaman\nSon bulduğu yerde sevgiler bir tek an\nBöyle benzer izler etrafında \nAlışkanlıklarımız bile sıradan\n\nGidiyorum bütün aşklar yüreğimde \nGidiyorum kokun hâlâ üzerimde\nSana korkular bıraktım bir de yeni başlangıçlar\nBir kendim bir ben gidiyorum\n\nZaman sadece birazcık zaman \nKızgınlığım yalnızlıktan korktuğumdan\nBilirsin karanlıktan da ürkerim çocuklar gibi\nIşıkları yakarım hep bu korkudan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum",
        "poet": "Sezai Binici",
        "poem": "\n\nGidiyorum-\nkaranlığa doğru,\ngölgelerin olmadığı,\nyalnızlığa gidiyorum...\n\n-Senin-\nvarlığının olmadığı,\nsevginin bulunmadığı,\nsensizliğe gidiyorum...\n\n- Elimde -\nson fotoğrafın,\nyüreğimde acılarım,\ngözlerimde ki yaşları,\nnehirlere dökmeye gidiyorum...\n\n-Kimse-\nsilemez yüreğimdeki sevdayı,\nbelleğimdeki anıları,\nkimsenin dokunmayacağı, \nbir meçhûle gidiyorum...\n\n-Biz-\nyarattık bu sevdayı,\nbirlikte yaşadık her anı,\nelimdeki son hatıraları,\nkefensiz mezara gömmeye gidiyorum...\n\nSezai Binici/umut_adam/Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum",
        "poet": "Enfal Törün",
        "poem": "\n\nartık gidiyorum buralardan\nhiç ardıma bakmadan \ntaze fidanlar ezilmeden \nyasak bahçeler solmadan \n\nEnfal Törün / Karşıyaka-İzmir / 13.06.2007 \n\n________________________________________\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum",
        "poet": "Okay Yıldız",
        "poem": "\n\nGidiyorum \nKaranlık tadında bir sessizlik\nŞahin gibi yalnızım gökyüzünde\nSon isteğini düşünmüş mahkûm gibi\nİçimdeki kavgayla hazırım ölüme de\nSevmeye de.\t\t\n\t\t\t\t\t28-09-01\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum...",
        "poet": "Gültekin Yazıcı",
        "poem": "\n\nVe işte gidiyorum\nÜstümde tarih kitabı yorgunluğu\nİçimde üşüyen bir sobanın buz alevi\nGözlerimde annesini arayan yavru bir ceylanın feryadı\nKalbimdeyse aşkım gidiyor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum",
        "poet": "Alperen Karadağ",
        "poem": "\n\nSanırım bu kadar yeterli..Artık  yalnızlığı seçiyorum kendime...Bu dünyaya ait değilim. Biliyor musun sevgili, aslında ben kendimi hiç bir yere ait hissetmiyorum.Her yaklaştığım insan inanç sistemimi kökten sarsıyor.Güven duygumu benden söküp alıyor. Kozama geri dönmemin vakti geldi.Nasılsa  kimseler anlayamayacak beni... kimseler hatırlamayacak, kimseler özlemeyecek beni... Biliyorum adım en kısa zamanda unutulup gidecek. \n\nSözlerimin, misyonumun aslında hiç bir önemi yok buralarda.Çünkü zaman, hayat, bu dünya benim söylediklerimi, düşüncelerimi, tezlerimi kısaca beni,  birer birer çürütecek.Çünkü benim düşüncelerim, benim sözlerim, benim tezlerim de bu dünyaya ait değil... Bu yüzden yok olmaya mahkumum anlık yargılarımla... Hep böyle oldu ve böyle olmaya da devam edecek...\n\nHiç bir zaman anlaşılamayacağım.Hep böyle her şeyi yarım bırakıp kaçacağım...Ben bu dünyanın tabularına kurallarına hep aykırıyım...Düzene ters düşmekteyim.Bu yüzden de kaçmalıyım.\n\nBiliyor musun sevgili böyle zamanlarda ne istediğimi.Bir dost bildiğimin, peşimden koşup beni durdurarak silkelemesini 'Kendine gel! ' diye suratıma haykırmasını. Ama hiç olmadı bu. Hep ben gidiyorum dediğimde 'Peki Güle güle' dendi.Ve yalnızlığıma uğurlandım. Kahır dolu gecelerime sürgün edildim.Hep el uzattım. Hep yardım ettim. Hep birilerinin hayatları yoluna girsin diye kendimi paraladım. Ama benim ellerim hep boş kaldı. Hep uzanacak bir el aradım Ama yoktu! Yoktu! ... Gidiyorum! Gidiyorum sevgili. Yine çevremde bir el uzatanım olmadan. \nSessizliğime bürünüp, idam mangasına doğru ağır adımlarla ilerliyorum.Kimseler çevirmedi yolumdan, kimseler el uzatmadı ardımdan...Duvara vardım sevgili.Bak idam mangası 20 adım ötemde..Gözlerimi bağladı kader. ' Nişan al! ' diye haykırdı hayat....Ve manevra yaptı insanlık. \n\nGeliyorum sevgili! Geliyorum! Bekle beni.\n\nVe acı bir ses:  'Ateş! ! '\n\n                \t\t\t\t\t\t\t\taLpereN Karadağ\n\t\t\t\t\t\t\t\t\t    (10.07.2002)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum",
        "poet": "Ertuğrul Sönmez",
        "poem": "\n\nSen bensiz ıslan,hüzünlü sonbahar yağmurlarında\nGidiyorum bu şehirden, gözün aydın vefasız yarim\nSana kalsın, yaşdığımız  hatıralar,deniz kıyıları martılar\nGidiyorum, bu şehirden, \nSana kalsın, sonbahar yağmurlarında ıslandığımız sokaklar, \n\nGidiyorum bu şehirden, ardıma bakmadan\nÖdünç verdiğim hatıraları almadan geriye, \nen güzel an'ları yaşadığımız maziye inat, \nGidiyorum…gidiyorum ardıma bakmadan \nSana kalsın,yakamozların ışıltısı en sevdğimiz mehtaplı geceler.\n\nSen bensiz ıslan,hüzünlü sonbahar yağmurlarında\nGidiyorum....yalnız ve garip bir uçurtmanın gölgesinde… \nDudağına kondurduğum sevda buseleriyle\ndefterinin arasında soldurduğum kırmızı güller \nSana kalsın, dökülen sonbahar yaprakları ile süslü kaldırımlar.\n\nSen vefasız sevgilim yüreğimdeki hüzün yağmurlarında ıslan\nBense yeni mevsimlere doğru yollara vurayım kendimi\nDaha önümdeki yıllarda nisan yağmurları var \nŞimdi gidiyorum bu şehirden, haydi sevgilim hoşçakal…\nSana kalsın,Senin olsun şan şöhret,senin olsun gecelerin ışıltılı kahpeliği! ! ! ! ! !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum",
        "poet": "Mehmet Seçer",
        "poem": "\n\nBırak artık ellerimi; \nUnutmaya başlayacağım\nDakikalar sonra seni.\nSöndür sigaranı...\nBoş kalan kadehimi, \nGözlerimde solan resmini\nBir de kırık yüreğimi\nBıraktım avuçlarına \n              Gidiyorum.\n\nÇıkardım lacivert gecemden\nSemaya çaktığım gözlerini...\nŞimdi yıldızlar özgür; \nToprağa sardım saçlarını\nVe güneşimi yudum yudum içen\nAkşam sarısı dudaklarını.\nArtık mavilikler benim\nSana bıraktım karanlıklarımı\nAldanmışlığımı,  tutsaklığımı\nVe üç ayaklı kırık masamı...\nYarım kalan bu aşk masalını\nSayfa sayfa yırttım; \n                     Gidiyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum",
        "poet": "Taşkın Akpınar",
        "poem": "\n\nGidiyorum, kalbime taze karlar yağıyor.\nHadi geç yüreğimden izin kalsın...\n\nGidiyorum yar, gelsene karları eritecek ateş lazım...\nŞimdi muhtacım sesine, seslensene çığlar düşsün...\n\nAyrılık zormuş, birde görmeden ayrılmak hiç görmemeye bedelmiş.\nHadi gel gözlerimi ışıldatacak ışık lazım...\n\nYazan Taşkın Akpınar\n\n22\nKasım\nSalı\n2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum",
        "poet": "Emsal Aydın",
        "poem": "\n\nGecenin karanlığındaki küçücük bir yıldız gibi gidiyorum günün ilk \n\nışıklarıyla.Taki ilk ışık çıkıpta beni gölgesinde bırakana dek; izleyeceğim \n\nseni.Üzülme,üzmeyeceğim.Farketmeyeceksinde....Tıpkı diğer milyonlarca \n\nküçücük yıldız gibi.\n\nGİdiyorum...Üzülme...Yüreğimde küçücük bir burukluk, özlemlerimle ve \n\nhasretimle gidiyrum.Giderkende seni kutup yıldızına emanet ediyorum.O \n\nhem geceni daha çok aydınlatıcak, hemde kaybolmana engel \n\nolucak.Gecenin karanlığında yardımcın olucak.\n\nilk ışıklar çıkmak üzere.Ağaran tan sonumuz, gelen yeni gün ölümüm olucak.\n\nGidiyorum....Milyonlarca ışık yılı öteye...\n\nGecenin karanlığında ki küçücük bir yıldız gibi....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum",
        "poet": "Mehmet Yüksel",
        "poem": "\n\nElveda sisli ve karanlık şehir,\nElveda ruhları satılmış insanlar.\nTerkediyorum sizleri bu gece ansızın,\nGidiyorum hayalerimin beni götürdüğü yere.\n\nSıkıldım en kalabalıklarda bile yanlız olmaktan,\nBen tek başıma biz olmaya gidiyorum.\nBıktım ihanetlerden ve yalanlardan,\nBen kirletilmemiş yarınlara göç ediyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum",
        "poet": "Aslı Akçay",
        "poem": "\n\nİç denizin suları ne kadar da uzak görünüyor; \nGözyaşı ve kan' dan... \nYüreğimde derin acılarla, \nYıllarca dost bildiğim insanların keskin tokadını yemiş, \nYeni yuvama yelken alıyorum... \nHepimiz o kadar aynıyız ki; bu umut gemisinde, \nAna' ların bağrında hıçkırıklara boğulan bebeler, \nGelecekten ümitlerini kaybetmiş insanlar, \nÖlümün, acının, yoksulluğun en dayanılmazını çekmiş bacılar, nineler... \nHerkesin gözyaşı nehir olmuş akmakta Marmara’nın sularına... \nBoğazımda bir şeyler düğümlendi... \nTek kelime söyleyemiyorum... \nGidiyorum.... \nGidiyorum....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum",
        "poet": "Zaraman",
        "poem": "\n\nEllerimi bağlayıp gözlerimi yumarak kucaklamaya çalıştığım ne olduğu belirsiz kuralları şaibeli hayattan aciz irademi bir kez daha kutlayarak gidiyorum. Sonları hep sevdim. Başlarken ki hevesleri hatırlatır bana kundaktaki beyazın kefenden ne kadar açık rengi olduğunu öğretti; İlkokul önlüğümün mavisi… Kime ne? Beni ne ağlattı ne güldürdü. Müsaade istedim insanlardan yalancısı buyur etti haini buyur etti vefalısı kal dedi. Mutluluk Gökyüzü kadar yakındı ama ben yine renkleri karıştırdım. Mazlumun ağlamasını beklerken zalimin kahkahalarını duydum. Şimdi duyduğum kin ise zalimi korkutur. Kalktım gideceğim hepsi aynı yerdeydi ve gittim. Çünkü bu çelişki artık kalmamam için muazzam bir sebepti… Masal olmaz olmadan da masal kuşu olmaz o kuş uçmadıysa eğer kimsenin suçu olmaz....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum",
        "poet": "Hakan Mithat Can",
        "poem": "\n\nbirkac sokak lambası,\ngecenın sessizligi ve sensizligi,\nyalnızlık mı umrumda degil,\nelimde şişe gönlümde neşe,\nkafam guzel gidiyorum gündüz gece,\nsokaklar suskun,soguk ve yalnız\nboşver be ustat olalım gamsız...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum",
        "poet": "Yavuz Kayacık",
        "poem": "\n\nUfkunda güneşim doğmadı benim\nHasretle kurudu bedende tenim\nBoşuna gitmedi ettiğim yemin\nElveda Ankara ben gidiyorum\n\nNe varsa hepsini aldın elimden\nYavrumu ayırdın sevda selimden\nKurtulmak mümkünmü yaban dilinden\nElveda Ankara ben gidiyorum\n\nBaharım tükendi saçta beyazlar\nYüreğim yanarken eser ayazlar\nBekledim gelmedi hani o yazlar\nElveda Ankara ben gidiyorum\n\nÖmrümden yılları söküp götürdün\nVirane dönderip beni bitirdin\nKaybettim benliği sende yitirdim\nElveda Ankara ben gidiyorum\n\nMaziyi aramam dönmemki geri\nCananın yanıdır gönlümün yeri\nSilinsin diyerek alnımın teri\nElveda Ankara ben gidiyorum\n\nDostların adını aşk ile yazdım\nHayalde resmini gönlüme cizdim\nDostlarım anlasın canımdan bezdim\nElveda Ankara ben gidiyorum\n\nşair: Yavuz Kayacık 23 - 04 - 2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum askere",
        "poet": "Ahmet Bekteş",
        "poem": "\n\nyollar üzün hiç bitmek bilmiyor\ninan ki gözlerim uyku tutmuyor\nGeceler  inan yıllara ben zer\nasker oldum giderim izmire\n\nGözlerinden akan yaşlar düştü yerlere \nBir gün daha geçti ayrı ayrı yerlerde \nAy tutuldu karşımda gündüzü bürüdü gece \nişte asker oldum gidiyorum izmire\n\ngöz yaşı sile sile asker oldum gidiyorum izmire\nelbet allah büyük bizde alırız yarıl sıyla teskere\nDelikanlılık  yıne sende vatan yardan ziyade \nasker oldum gidiyorum annem ben izmire\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum",
        "poet": "Serkan Moral",
        "poem": "\n\nGidiyorum bu son gecem, bu ellerden gidiyorum,\nKaranlıkla geçmişime sünger çekip gidiyorum,\nKaranlığı bedenime mezar yaptım gidiyorum,\nGidiyorum son bir veda sana gülüm durmam artık gidiyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum",
        "poet": "Feriha Ceylan",
        "poem": "\n\ngidiyorum\n\ngidiyorum\nseni sana bırakarakyol kenarında\nyol kenarları durak gibidir\n\nçünkü oyalanan kararsız kalanlar\numutsuzlar mutuluğa yelken açanlar\nsıcaklığında ayrılığın\nbir yanda yalnızlık\n\nelveda derken istanbul\nl temmuz rengiyle merhaba akdeniz\nümitleri topluyorum eylüle\nve şimdi elveda......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum bu gece",
        "poet": "Şahin Yiğit",
        "poem": "\n\nBu şehrin, \nUzun dar koridorlu sokaklarında\nSana ödünç verdiğim düşlerimi \nGeri almaya geldim bu gece\nSokak lambalarının kör ışıkları altında\nGece yarısı soğuk içimi ürpertse de\nDüşlerimi almaya geldim bu gece\nDüşlerim sende kalsın istedim\nAlıp yanıma düşlerimi\nGidiyorum uzak kalabalık yerlere\nEmanete ihanet edenlere inat\nDüşlerimi yanıma alıp\nGidiyorum bu dar sokaklı\nKöhne şehirden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum ağlama anne",
        "poet": "Ercan Tunç",
        "poem": "\n\nyıldızlar kayınca,\nanneler ağlarmış anne...! \nbir yıldız daha kaydı,\nsıra bende,gidiyorum anne\n\nüzgünum \ntutamadım sözümü,\ndönemedim sana,\ngidiyorum anne\ngeldiğim yerden dahada uzaklara,\ndönülmez yollara.\n\nmektuplarına cevap yazamayacağım,\ntelefonda sesini duymayacağım,\nağladığında teselli edemiyeceğim artık.\nhakkını helal et anne\nben gidiyorum,melekler şehrine.\n\nşiirlerde hep anneler ölürdü\nevlatlar öksüz kalırdı,\nben ölüyorum şimdi anne\nseni cansız bırakarak\nne olur kızma,bu çaresiz oğluna.\n\nbeni toprağa sen göm anne\nkollarımı acık bırak,\nher an seni saracakmış gibi,\nyüzünu sür mezar taşıma,\nkokun sinsin kefenime.\n\nağlama anne,üzme beni\nmelekler şehrinden seni izliyorum,\nne olur ağlama anne,\ndayanamam biliyorsun...! \nağlama anne,\nrahat yatamam,\nbatar bana,arabanın parcaları,\ndahada derin deşer yüreğimi.\nsana dönememenin mahcuplüğünda zaten.\ngezdiremedim seni yeni arabamla,\nsevincim kursağımda,gidiyorum anne\nsen ağlama,ağlama anne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum Cennet Gözlüm",
        "poet": "Adsız Ozan",
        "poem": "\n\nBoynumu bir sözün eğdi, \nGidiyorum cennet gözlüm. \nGöze geldik nazar değdi, \nGidiyorum cennet gözlüm. \n\nÇok üzgünüm biliyor hak, \nAk ellere kınalar yak, \nSaçını ör ardımdan bak, \nGidiyorum cennet gözlüm. \n\nDertler çektir ne olacak? \nTaktir yerini bulacak, \nYola düştüm, köşe kucak, \nGidiyorum cennet gözlüm. \n\nYıllar geçsin, sürsün çile, \nDök içini, her gün ele. \nFeryadın karışsın yele, \nGidiyorum cennet gözlüm. \n\nBen böyle nice olurum, \nSonu bilinmez meçhûlüm, \nDoğmadan dulunuyorum, \nGidiyorum cennet gözlüm. \n\nHep aradım, çok yoruldum, \nGenç yaşımda seyyah oldum, \nÖmrün baharında soldum, \nGidiyorum cennet gözlüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum Ben Hayat",
        "poet": "Gökhan Saluk",
        "poem": "\n\nBen gidiyorum hayat\nSeni bırakıp 15 aylık hayata\nGidiyorum vatanın kollarına\nSeni siliyorum eski ve \nMerhaba diyorum yeni hayata\n\nİçimde bir merak bir heyecan\nBirazda anlamsız korku cevaplayamadığım sorulara\nAnadan,babadan ve yardan ayrı \nGidiyorum anlamını bildiğim ama bilmediğim diyara\n\nBen gidiyorum ucu görülen yada\nSerseri kurşunla öldürülen \nBir daha gelmeyecekmiş gibi giden\nVatan için ölen bir asker olacağım\nÇözülemeyen sırda ben olacağım\n\nBen gidiyorum hayat \nÖzlemeyeceğim seni bekleme sende beni\nSana güle güle bile demeyeceğim\nÇünkü hayati öğrenip nasıl olsa geri geleceğim\n\nBen Mehmetçik olacağım anlım açık\nDüşman kork benden senin Azraillin ben olacağım\nBir dağdan bir dağa seni kovalayacağım\nYa beni öldürün yada size korku salacağım\n\nAllah aileme sabır versin\nÇokta gurur oğlum asker diye\nAğlamasınlar hiçbir zaman\nÖvünerek söylesinler GÖKHAN’IM asker diye \n\nGörüşmek üzere hoşça kalın\nGÖKHAN gidiyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum Çorum'a",
        "poet": "Berber Ali Ahçı",
        "poem": "\n\nSarı kavun dilimi\nNitdin oğlan gülümü\nGülün elimden alan\nBulsunlar Allah'ından\n\nAman aman sarı kız\nYatamam ben yalınız\n\nGidiyorum Çorum'a \nBir taş değdi koluma\nKolum sarılmak ister\nYarin ince beline\n(İnce belli yarine) \n\nAman aman sarı kız\nYatamam ben yalınız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum Gündüz Gece",
        "poet": "Devamsız Geceler",
        "poem": "\n\nGidiyorum gündüz gece...\n\nGece çöktü önce, \n\nkaranlık vurdu gözlerime \n\nbaktım göklere \n\nay karanlıktı, \n\ngündüz olmuş gece! \n\nGece düşmüştü gönlüme \n\nparlıyordu karanlık..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum İşte",
        "poet": "Fatih Çınar",
        "poem": "\n\nbirgün diyorumki çekip gitsem\ngözler ararmı beni acaba\nvursam yollara yüzümü dağlara dönsem\nne yar sorar ne ana ne baba\nyine gömülürüm vefalı yalnızlığıma\n\ngidiyorum dur gitme diyenimmi var\nkollarım hasretin kollarını sarar\ndeğmeyin yalnızlığıma sizide yakar\ngidiyorum işte\n\nne ismim anılır ne bahsim geçer\neski dostlardan bir selam bile gelmez\nmezarımı ziyaret eder küçük serçeler\nkimseler şu garibe bir fatiha demez...\n\n  müzik:fatih çınar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum",
        "poet": "Yasin Evliyaoğlu",
        "poem": "\n\nSevdam kabul edilmiyor ki sabır! \nGönlümden gönlüne bağ kurulmuyor\nZorla da insana sevgi verilmiyor ki! \nUmudum kırıldı, sabır gidiyorum…\n\nHayat ikinci lüksü vermiyor insana\nKaçırılan imkanlar gelmiyor bir daha\nSevenin elinden tutmaz isen\nVaktim yok, gönül kırık gidiyorum…\n\nÇok çırpındım kanadı yok kuş misali\nYangın derin; sabır, bir damla su istedim? \nNe yaptımsa, vicdanına sözüm geçmedi\nBen yandıkça külüme sen sen üfledin,\nYandım kor oldum, söndüm gidiyorum…\n\nKalbim hüzünlüdür, gözden yaş akar\nBeyaz gül kurudu, kırmızı gül küs bakar\nİçimde matemin var, vuslatın çok uzakta! \nSözler tükendi işte, bak geriye gidiyorum.\n\nOku yaydan ben değil, sen çıkarttın! \nSevgi dizginlerini, elinden sen bıraktın\nSevdiren sen, sevdim; ben mi suçluyum? \nDünyanın dengesi bozuk, bak gidiyorum! \n\nBen şair değildim!  sen kendin ettin…\nİçimdeki duyguları bir bir tükettin\nİletişim kanallarını tek tek koparttın! \nSuçum kabul; kalp yarım gidiyorum…\n\nDünyada sabır’ a nihayet vardır elbet\nGerçek seveni; insan anlar bir gün elbet! \nİş işten geçer vakit dönmez ki\nHesaplar bir, bir, bir gün görülür... \nSezgilerim uzak senden, gidiyorum! \n\nSabır ediyorum imtihanım aşk ile benim\nKavuşmalar tükenir, ayrılıklar zorlar beni! \nGüç tükendi, kuvvet kalmadı bu tende\nBoynum bükük; elimden tut  gidiyorum!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum Hoşçakal!",
        "poet": "Bülent Kaya",
        "poem": "\n\nSensiz zifiri karanlık her gece\nDolunay zaten yok/\nOlmadı...\nYıldızlarda küstü bir kere\nArtık ışıldamıyorlar paslı yüreğimde\nGünler sancılı\nGecelerim sana gebe\nMevsimler hep yağışlı\nAylar tersine döndü\nAklımı yitiriyorum, sapıtmak üzereyim\nBir elimde kalem sana yazıyorum ha bire\nVe\nBir 'Sen', bir de\nSeni arayan cümleler kaldı\nNakaratsız şiirlerimde\n\nKimsesiz kelimelere sığındım olmadı\nSessiz harflerle dertleştim duymadın\nYumağa dönmüş çocuksu öyküler yazdım\nAma\n'Sen' beni hiçliğimle baş başa bıraktın\nBakakaldım öylece mazlum bir şekilde\n\nAdın mısralarımda yankılanırken\nDerdimi söyledim\nKırık plaklardaki hüzzam şarkılarımda\nHiç bir nota yüzüme gülmedi\n'Sen' ıslak ıslak baktın\n\nYüklemler düşerken zalimkar satırlarıma\nHer harfte\nHer kelimede\nVe her mısrada\nSana olan o çocuksu, saf sevdamı yazdım\nNakaratsız şiirlerime\nSıkıysa gel sök de al\n\nDolunay bakışlım....\n\nAz kaldı çoğalan çekmelerime\nAzar azar\nAz aldın\nAz aldım\nAzal....\n\nVe sonra\nDilimden düş\n\nBen gidiyorum\n\nHoşça kal...\n\nNeYzEn..\n\nBülent Kaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum sevgilim bu gece*",
        "poet": "Güven Aktaş",
        "poem": "\n\nAlışkın degilim sevmeye sevilmeye, \nAlışamadım böyle sevgiye, \nElimde yazdıgım şiirlerimle, \nGidiyorum sevgilim bu gece... \n\nSana layık olamadım, \nSenin sevgini alamadım, \nSenin hayata bakısını anlamadım, \nGidiyorum sevgilim bu gece... \n\nHer ne yaptıysam olmadı, \nBu yürek kendini anlatamadı, \nAlıp koltuk altıma sevdamı \nGidiyorum sevgilim bu gece, \n\nFarkına varamadım insanlıgının, \nBiliyorum cok hatalıyım, \nSeni ben gibi sandım, \nGidiyorum sevgilim bu gece... \n\nGönlündeki sırları cözemedim, \nBen sana yürekten sevgilim dedim, \nBenimle oynadıgını nerden bilirdim, \nGidiyorum bu gece sevgilim, \n\nKim bilecek ki yıkıldıgımı, \nKim merak eder ki yasadıgımı, \nKabullenirim yine ayrılıgımı, \nGidiyorum sevgilim bu gece,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum İşte…",
        "poet": "Ensar Aktaş",
        "poem": "\n\nGidiyorum işte nerede başladı bu yolculuk bilmiyorum, beşikte mi\nGidiyorum işte nerede biter bu yolculuk bilmiyorum, mezarda mı\nGidiyorum işte damarımda dolaşan iki damla şey nedir bilmiyorum, sevgin mi\nGidiyorum işte yanağımda sararan iki damla şey nedir bilmiyorum, nefretin mi\nGidiyorum işte yoldaşım diye yanıma aldığım şey nedir bilmiyorum, şefkatin mi\nGidiyorum işte arkamdan bozbulanık seller gibi çağlayan şey nedir bilmiyorum, gözlerin mi\nGidiyorum işte seni gömdüm kalbime, kalbimi ise düşlerime, hayallerime\nGidiyorum işte bu yolculuk sende başladı yine sende biter mi bilmiyorum, nereye mi\nOnu da bilmiyorum, gidiyorum işte…\n\nRotterdam,21.08.2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum İstanbul dan",
        "poet": "Nursen Ateş",
        "poem": "\n\ngidiyorum İstanbul 'dan,\ngözümde yaşlar,\niçim,\nyana yana...\n\ngidiyorum İstanbul 'dan\nama,\nyüreğim kalacak,\nburalarda...\n\ngidiyorum İstanbul' dan\nyaşanacak günleri,\nbırakarak,\nyarınlara...\n\ngidiyorum İstanbul 'dan,\nne zaman,\nve \nnasıl döneceğim,\nbilmiyorum...\n\nİstanbul 'dan gidiyorum\n\n kızıltoprak   03.10.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum Uzaklara",
        "poet": "Turgut Çakır",
        "poem": "\n\nYolculuk güneşi doğdu\nEy dostlar diyorum\nGidiyorum uzaklara\nAyrılık göründü bana\nCan gözlüm tutmuyor elimden\nMisafirim bugün ben\nGurbet güneşine\n\nEy ufuklar dinleyin\nYolculuk var yarına\nGönül gözlüm tutmuyor elimden\nGidiyorum uzaklara\n\nYolculuk güneşi doğdu\nEy dostlar diyorum\nGidiyorum uzaklara\n\nCan gözlüm \nAşkın senin olsun\nKader benim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum Sessizce ",
        "poet": "Mehmet Yunus Aytek 2",
        "poem": "\n\nBir gün anlayacaksın neden sessizce gittiğimi \nSenden vazgeçmek uğruna nasıl bir savaş verdiğimi \nMevsim kış olur hani bir yudum güneş bulamazsın \nSonsuz uçurumlardaki çiçeklere dokunamazsın \n\nÖmrümün yıkıntılarında can çekişiyor umutlarım \nEllerimde acılar ellerini tutamam kıyamam sana\nYollarımda ayaz var yaklaşma yollarıma kıyamam sana \nKaranlık gecelere ortak edemem seni kıyamam sana \n\n21 Ocak 2016\nPerşembe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum sebebi var bu kez",
        "poet": "Melih Güler",
        "poem": "\n\nSebebi sen nedeni aşk\nYalnızlığın olmadığı\nBir yerlere gitmeyi planlıyorum\nBelki gittiğim yerde\nAynı hayatımdan biri vardır \nAynı acıları yaşadığım biri\nBelki de senin aynın gelir karşıma\nOradan da firar ederim elbet\nYolcu misali göç ederim senden\nSildiğim hayata senle başlamayarak\nGeldiğim limanlara geri dönerim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyorum Sevgilim",
        "poet": "Baki Ortak",
        "poem": "\n\nGidiyorum sevgilim ardıma bakmadan \nAdım adım yürüyorum karanlığa doğru\nYüreğimide aldım avuçlarımın arasına\nSensizliğe sonsuza  gidiyorum sevgilim \n\nDünüşü olmayan bir yolculuk benimki’si\nBuraları sana bırakıyorum sevgilim\nCuzdanımda bir tek hatıranla gidiyorum\nYastığıma dökülen bir tel saçın  vardı’ya \n\nKokunu çekerek özlem duyarak hıçkıra hıçkıra ağlayarak \nGidiyorum işte bir sonsuzluğa doğru sevgilim\nHiç bir şey çare olamadı sensiz yüreğime sevgilim\nCuzdanımda kalan tek saçını  okşiyor  yüreğim\n\nTesseli oluyor yağan yağmur göz yaşlarıma\nDamla damla dökülüyor avuçlarıma göz yaşım\nAdım adım yürüyorum kap karanlık gök yürü\nSonu olmayan bir yolculuk biliyorum sevgilim\nGidiyorum işte\n\n\n"
    },
    {
        "title": " GiDiYoRuMMm ",
        "poet": "Ayşen Tınkır",
        "poem": "\n\nGidiyorum şafak  vakti bu şehirden \nGün dogmadan şafak  sökmeden\nYüregim gibi karanlık ve sessiz bi anda\nSeni ve sevgini bırakıp GİDİYORUM.\n Beklemekten yoruldum artık\n Geceleri uykusuz ve gözyaşı dolu geçirmekten\n Anıların ve duvarların üstüme yürümesinden\n Gidiyorum işte anıları da bırakıp\n    Bu son gecem bu şehir de \n    Ve son gözyaşı döküşüm bu yastıga\n    Sabah olmadan gün dogmadan \n    Gitmeliyim sessiz sedasız.\n       Bu son seferim  bu son yolculugum\n       Bu son kaçışım herşeyden\n       Ve son kötü gecem bu\n       GİDİYORUM BENLİGİMİDE BIRAKIP GERİDEe...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyoruz",
        "poet": "Ayhan Dağhan",
        "poem": "\n\nİşte geldik gidiyoruz\nBazen mavi demler \nBazen turuncu pembeler\nKimi zaman da siyah beyazlarla\nİşte geldik gidiyoruz\nYaşadık derdi gamı ama sevdasız\nYaşattık aşkı sevdayı ama acılarla\nYaşlandık ızdıraplarla boş kavramlarla\nİşte geldik gidiyoruz\nElveda şimdi\nElveda bütün yaşadığım acılar\nElveda yaşayamadıklarım \nAşklarım sevdalarım\nElveda dostlarım şiirlerim\nKalemim kağıdım\nZaten elvedalar\nYeniden başlamak değimliydi aynı zamanda\nYeni bir başlangıca elveda buralar\nHoşçakal sevdam kendin gibi\nİşte geldik gidiyoruz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyoruz",
        "poet": "Aşık İsmeti",
        "poem": "\n\nŞu dünyanın ocağına \nGeldik şimdi gidiyoruz.\nYandık tüttük sıcağına\nYıldık şimdi gidiyoruz.\n\nZaten insanoğlu gamaz \nDerdin halin ile komaz\nYedi kıbla ile namaz\nKıldık şimdi gidiyoruz.\n\nİSMETİ yol nere gider\nYolun yanı dere gider\nDüşen ordan yara gider\nBildik şimdi gidiyoruz.\n\n1965-ÂŞIK İSMETİ SİVAS\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gidiyoruz.. 2",
        "poet": "Hüseyin Demircan",
        "poem": "\n\ngözyaşını  yağmurlara\nkata kata gidiyoruz\ndiz boyunca çamurlara\nbata bata gidiyoruz\n\nfeleğini tutup metres\nkapamalı gizli adres\nsinsilesi sövüp stres\nata ata gidiyoruz \n\nverir tabib denen alık\nhava değişimi salık \nülke göllerin de balık \ntuta tuta gidiyoruz\n\nsırtta aba başta kasket\noynarız fidayda misket\nbir voleybol file basket\npota pota gidiyoruz \n\nhanım abla bu ne şıklık \nfacebook uzağın da tıklık\nhakkı unutuyor sıklık\nputa puta gidiyoruz\n\nbulamamak bir göz süzen\nayrılıktır bizi üzen\nbağlaması kara düzen\nnota nota gidiyoruz\n\nbarmen derin bir nefes çek \nver kadehi doldur  içek\nkonuyoruz binbir çiçek\nota ota gidiyoruz\n\ndinin emrine uyarak\ngöz kör kulak az duyarak\ngeçici nikah kıyarak\nmuta muta gidiyoruz\n\nithal lastik ithal teker\nbaşın ceza ayak çeker\nsınırlı bir tütün eker\nkota kota gidiyoruz\n\nseçiyor göz ev eliyor\nkervanları develiyor\nsözcükleri geveliyor\nyuta yuta gidiyoruz\n\nulu divan kurulunca\nterle hesap sorulunca\nbazı zaman yorulunca \nyata yata gidiyoruz\n\ndaldırıp çatal keleme\nsarılır eli kaleme\nkafa tutarak aleme\nçata çata gidiyoruz\n\nkurulması ile tahta\nolmaz vezir olmaz şahta \nkerestelik odun tahta\nçıta çıta gidiyoruz\n\nizler maçı çaykur rize\nrakibiz biz yine bize\nçala kalem dize dize\nkıta kıta gidiyoruz\n\nyiyerek haşlanmış mısır\ngel de kulağımı ısır\nufak tefek küçük kusur\nhata hata gidiyoruz..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gıdmir",
        "poet": "Akın Aydın",
        "poem": "\n\nSahip olamadığım her şey susmak gibi\nÜzerimi örtüyor geceden kalma hatalar\nGıdmir diyorum şanslı köpek gibi\nGidenler gitti baktı arkasından kalanlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gigan Vadisi",
        "poet": "Behçet Elcik",
        "poem": "\n\ngigan vadisi....\nüst ufkunda nemrut,\nnemrut asiliğinde dinmeyen kara yel,\ngözü kör eden toz bulutları, \ngigan vadisinde,\n\nkarayelin süpürdüğü rahmet,kurak iklim,\nsoğuk kuru havasının sirayet ettiği, insan,\nsöğüt, köklerinden kaybulan, su\ngiganın hasretindeki, durgunluk, sükunet,\nvehamet,gigan vadisinde,\n\ngelin duvağı gibi, torusların karlı tepeleri,suğuk.\nılır belki, yüzü soğuk geçmişi acı vadi,\nılır belki, reyhan kokusundaki letafet,\ndoğar çok geçmeden, koslera ufkunda güneş,\nbatmaz, bahtına sirayet eder vadinin,belki.\ngigan vadisinde, ümit\n\nGün batımı kısa ve ufuksuz yer, gigan vadisi,,\nTorosların tepesinde vadiye bakan nemrut,\nNemrut soğukluğunda kara yel, eser gigan vadisine,\nmirasıdır belki nemrut asiliği,\nmirasıdır belki,gigan nemruta\ngigan vadisine, nemrut mirastır belki ebed.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Bir   Meçhule",
        "poet": "Adil Oğuz",
        "poem": "\n\nYaram  çoktur sarılmıyor \nSancılar dan durulmuyor        \nSonum  iyi   görünmüyor       \nGidiyoruz    bir  meçhule \n\nÇekerim  çilem  bitmiyor \nYaz geldi kuşlar ötmüyor \nYoksulluk  terör  bitmiyor     \nGidiyoruz   bir   meçhule           \n\nOluk   oluk   kan  akıyor        \nÇarşı  pazar  el  yakıyor   \nEski dostlar hor bakıyor \nGidiyoruz   bir  meçhule  \n\nÇiçeklerim  açmaz  oldu \nTurnalarım  uçmaz  oldu \nYanan ocak tütmez oldu          \nGidiyoruz   bir  mechule\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gıj Gıj (Geyz Eyleyer Çen)",
        "poet": "Aşık Elesker",
        "poem": "\n\nGeyz eyleyer çen çekiler dağlara\nGehrinden yelleri ay eler gıj gıj\nGarşı gelse hesret çeken yar yara\nAğlı çaşar gelbi ay eler gıj gıj\n\nAşıg çaşsa dilde gara gargalar\nDağlar sinesinde gara gar galar\nGeşte çıhsa erşe gara gargalar\nÇalar ganadların ay eler gıj gıj\n\nElesger yetişse elin ne nara\nNe insandır sengi salır ne nara\nNe hesret çek ne ah ele ne nara\nGaynadar derya tek ay eler gıj gıj\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gılgameş",
        "poet": "Gaffar Karadoğan",
        "poem": "\n\nBir bilinmezlik çölünde\nKalmış bir başına\nUruk arslanı\nGılgameş\nÇölün ortasında\nYüreği derya\n\nCenneti anlatmışlar ona\nFırat kıyılarından daha zengin\nVe daha bir suna\nKoşuyor\nSarı çölden\nYeşil vahaya\n\nToplanmışlar \nGüneş tanrısı Şamaş, \nSavaş tanrısı Bel, \nAteş tanrısı Gibil, \nAy tanrısı Nannar, \nVe diğer tanrılar.\nBir denge kurmuş sanki\nİlahi kalabalık\nGılgameşin etrafında\n\nUruk\nSümer ülkesinin başkenti\nTanrılar tarafından\nIlıman bir iklimle korunan\nBu şehir\nCivar köyleri\nYağmacılardan korurdu\n\nUruk kentinde yaşam \nÜç boyutlu\nBir boyutta Uruk halkı\nBirinde tapınak hizmetçileri\nDiğer boyut yedi bilge dünyası\n\nİşte şehrin tapınakları\nAnu, İştar, Eanna\nİhtişamlı, eşsiz ve yüksek\nTanrılarla konuşmak için\n\nYaşlı kadın Ninsun\nUlu bilge\nRüzgar gibi sesi\nDoğruyu ve düşünmeyi aşıladı\nSesiyle Gılgameş’e\n\nİşte ilk öğreti\nKorkuyu yenen cesaret\nSevincin bir parçası\nSevinç, cesaretten daha kudretli\n\nGılgameş\nGözlerinde kırmızı aslan gülüşü\nYüreğinde sevincin bir parçası cesaret\n\nGılgameş’in gözünde\nYaşam basit ve sade\nGörev, yükümlülük ve maceradan ibaret\nZor olanlar ise insanlardı\n\nYedi bilge mağarasıyla\nTapınaklar arasında\nBir elçiydi Gılgameş\nBilgeler ihtiyar\nÖğretileri\nYılların tecrübesi\n\nKral Dimuzi ölünce\nTanrılardan güç alan \nLider arandı\nİhtiyar bilge\nDavudi bir sesle\nKraliyet asasını \nGılgameş’e uzattı\n‘Büyük tufandan sonraki \nYirmi sekizinci kral’ diyerek\n\nYeminlerin en berrak ve sadesi\nGılgameşin dilinde\n‘Hizmet eder gibi hükmedeceğim\nHükmeder gibi hizmet edeceğim’\n\nSade giysiler içinde\nGılgameş\nTacın, asanın, mantonun değeri yok\nHalktan biri kadar yalın\nKral kadar mağrur\n\nGeniş bir ülkenin kalbi\nSanat, zanaat, din, politika\nVe ticaret merkezi Uruk\nGılgameş’in emrinde\nDünyada eşi olmayan\nSurlarla çevrilecekti\n\nTopladılar\nTaş ustalarını, duvarcıları\nEli kalem tutanları\nVe düşünebilen tüm insanları\nÇöle ve düşmana karşı\nUruk korunacaktı\n\nGılgameş\nÜçte ikisi tanrı\nÜçte biri insan\nAzim ve inanç\nEn tanrısal yanı\nTamamladı şehri kuşatan surları\nUruk eşsiz bir çiçek gibi açtı\nBolluk ve bereket \nFırat kıyısındaydı\n\nGök tanrıçası Ma\nTopraktan biraz kil aldı\nGılgameş’e denk birini yarattı\nİçine yaşam üfleyince\nGüçlü Enkidu bozkır ortasındaydı\n\nEnkidu\nİri yarı, vahşi ve güçlü\nGökyüzü sakinlerinden biri kadar\nPerçemleri ve sakalları uzun \nGözleri parlak yıldız misali\nGöbeği olmayan göksel çocuk\nGılgameş’in beklenen dostu\n\nBilge ana Ninsu\nDevam ediyordu öğretiye\nRüzgar gibi sesiyle\nAynı varlığın sağ ve sol parçası\nGılgameş ve Enkidu’ya\nÖğütlerde bulundu\n‘Tehlikelerden sakının\nTanrılara karşı günah işlemeyin\nKudreti sizden az olanları koruyun’\n\nUzaklarda kuzeybatıda\nLübnan diye bir ülke\nLübnan’da Hermon dağı\nSedir ağaçları ile süslenmiş\nOrmanı koruyan\nGulyabani Humbaba\nKötülükleri toplamış\nGeçit vermez orman içine\n\nKartalların uçmaya cesareti yok\nHermon dağında\nHumbaba\nTarif edilmez dehşetin ta kendisi\n\nGılgameş kararlı\nHermon dağının kalbinden\nSedir ağaçlarını sökecek\n\nEnkidu\nHumbaba’ya bulaşmama yanlısı\nGılgameş ikna eder Enkidu’yu\nBilgelerle konuşulur\nYolun haritası\nTavsiyeler alınır\n\nYaşlı ana Ninsun\nKehanette bulundu\nTanrılardan güç ve merhamet istedi\nSavaştan galip gelmek için\nYalnız değil atrık Gılgameş\n\nKuşandılar\nAltın kabzalı kılıçları\nÜç talent ağırlığındaki baltaları\nVe zırhlı giysileri\nElli gözü pek asker yanlarında\nFırat kıyılarında\nÇıktılar Lübnan yolculuğuna\n\nBirçok gün\nBirçok gece\nFırat nehrinde yol aldılar\nUlaştılar düğüm noktası kıyı şehrine\nMari\nBüyük tufandan sonra kurulmuş\nOnuncu şehir\nMari’de geçen iki gün\nSonrasında kızgın çöl\n\nHaritadaki  yerleşim birimleri\nAşılıyordu sırayla\nPalmarya vahası\nOrontes vadisi\nBukea ovası geçildi\nUlaşıldı koyu yeşil göle\nArdından Kadeş\nKayalıkların geçit vermez kalesi\nSonrasında beklenen orman \n\nOrman sessiz ve karanlık\nAskerlerin duyduğu\nKatırların kalp sesleriydi sadece\nKuş ve böcek sesleri\nTerk etmişti ormanı\n\nÜrperten suskunluk\nKorkuyu getiriyordu\nKorku suskunluğu\n\nEnkidu ve Gılgameş\nİçlerinde korku ile cesaret\nKarmaşayla ilerliyorlardı\n\nOrmanın kapısında\nHayalet Adad\nİlk karşılaşılan\nKorkunç ve devasa\nAdad’ı alt etmek için\nEski Uruk kralı\nLugalbanda’nın ruhu\nYetişti Gılgameş’in imdadına\n\nÇetin bir çarpışma sonrası\nAdad’ın kafası \nPatladı  Enkidu’ nun kılıç darbesiyle\n\nHumbaba küçümsedi\nGılgameş ve Enkidu’yu\nGöklere alevler püskürterek\n\nHava tanrısı Wer \nGökyüzünün efendisi Şamaş’tan\nEmirler aldı\nOn üç farklı rüzgarı\nKükreyerek Humbaba’ya yolladı\n\nOn üç rüzgar\nVe Enkidu’nun oku\nHermon dağını Humbabaya mezar yaptı\n\nBarış gelmişti artık\nHermon dağına\nVe Lübnan topraklarına\nOrmanda kuş sesleri\nBir baştan bir başa\n\nSürekli güneşe yürüdü\nEnkidu rüyasında\nBozkırlarda sekerek\nDicle ırmağına ulaştı\nArdından Kerha ırmağı\nIrmaklar sonrası\nBaşı dumanlı bir dağ\nDağın zirvesine tırmandı\nZirvede ilahi bir ateş\nÇevresinde tanrılar\nİki insanın kaderini konuşuyorlar\nEnkidu  dinlemeye başladı\n\nTanrı Enlil’in gözünde\nGünahkardır Gılgameş ve Enkidu\nHermon dağından sedirleri keserek\nEn büyük günahı işlediler\n\nTanrı Anu\nGılgameş’ten yana\nŞamaş ise kaderden\n\nAnu tekrar söze başladı\nOrmanın kapısını açan\nHumbaba’yı öldüren\nSedirler kesilsin diye ısrar eden\nEnkidu \nHak edendir ölümü\n\nKonuşmalar tamamlandı\nEnkidu ölmeli diye yazdı\nİlahi kader\n\nAmansız bir hastalığın pençesinde\nEnkidu\nOrmanın kapısını açarken\nKoluna ilişen illet\nTüm vücudunu sarmıştı\n\nEnkidu’nun ruhu güvercin kadar hafif\nBedeni cansız ve ağır\nRuh ve beden\nAyrı yönlerde artık\n\nAğıtlar yakıldı\nİnsanlar siyaha büründü\nUruk şehrinde\nDicle, Kerha, Ulai ırmakları\nArdından gözyaşı döktü\n\nSusa\nElam ülkesinin başkenti\nKerha ırmağının kıyısında\nDicle’nin doğusunda\n\nSusa’lı akıllı adam\nSutruknahunda\nYaşlı gezgin\nKültürlerin bilgesi\nTanımak arzusunda\nTüm kültürleri\nUruk’u ve Gılgameş’i\n\nSutruknahunda\nUruk’a ulaşınca\nGördüklerine şaşmadı\nHerşey anlatıldığı kadar harika\n\nGılgameş ile bilge\nYaşamı tartıyorlar\nÖlüm konuşmanın bir kefesinde\n‘Ölüm bize ne kadar yakın\nBiz kabullenmekten o kadar uzak’\nDedi yaşlı bilge\n\nKimdir boşa yaşamayan? \nÖlümün olduğunu bilip\nİyilik ve güzellik bırakan\nMutlu insan\n\nDevam etti anlatmaya \nÖlümsüzlük otunu\nMutlular adası Tilmun’u anlattı\nTilmun nerede? \nKimse bilmiyor\n\nÖlümsüzlük \nGılgameş’in özleminde\nKuşanarak çıktı yola\nHangi yöne? \nİçinden gelen sesle\nİlerliyor sarı çölde\n\nÖlümsüzlük yolunda\nMaşu dağı\nIşığın zerresi yok içinde\nAkrep insanlar dağın çevresinde\nCehennem misali\nÇift zirveli bir dağ\nDiğer adı İkiz Dağ\nHayvan eğeri gibi\n\nİkiz dağın kapısında\nİki korkunç nöbetçi\nCehennem bekleyenleri\n\nGılgameş\nDuygulu sözler söyledi\nGerçeği, cesareti\nAradığı sonsuz yaşamı anlattı\nNöbetçiler duygulandı izin verdi  Gılgameş’e\n\nMaşu dağında karanlığın en tarifsizi\nNe  bir ışık, ne de bir ses \nVar olan tek şey\nDiri, diri gömülme hissi\nKaranlık dağı aşmak\nCesaret ve içsel aydınlık işi\n\nKaranlıkta umutla ilerledi\nOn ikinci çift saatin sonunda\nGüneş ışıkları\nGılgameş’i selamladı\nEşsiz elmas bahçesi karşısındaydı\n\nAçlığı ve susuzluğu\nHissetti elmas bahçesinde\nAçlık ve susuzluk\nElmaslardan  değerli\n\nKuşlar vardı Gılgameş’in tepesinde\n‘Elmasları kopar’ diye bağıran\nKopardığı elmas\nAkkor oldu tenini yaktı\nDeğerli taştan bir canavar\nGılgameş’e saldırdı\nKaçıyordu\nYakut canavardan\nElmas bahçesinden\nYaşamak isteğiyle \nSonunda\nYıldızlara ve kumsala ulaştı\n\nGılgameş\nİnsan sesine hasret\nYürüdü kıyı boyunca\nSazdan bir kulübe gördü\nKulübede hancı kadın\nSiduri Sabitu Gılgameşe seslendi\n‘Ölüm insanlara\nÖlümsüzlük tanrılara verildi\nÖlümsüzlüğü aramak\nMaceradan ibaretti’\n\nGılgameş kararlı\nGidecek mutluluk adası Tilmun’a\nÖlümsüzlüğü bulmaya\n\nHancı kadın Siduri\nTek gidiş yolunu\nOrmandaki Urşanabi’yi anlattı\n\nUrşanabi\nÖlüm suyundan geçebilen tek adam\nTilmun’a tek gidiş yolu\n\nFırtınalı bir yolculuk\nSonunda Tilmun kıyısı\nKıyıda ölü deniz\nÖlü denizin ölüm suyu\nBir damlasına dokunmadan\nAdaya çıkılmalı\nBaşardılar zoru\nZor olan adaya çıkışı\n\nÖlümsüz iki ada sakini\nZiusudra ve Utnasudra\nBüyük tufanın kurtarıcıları\nÖlümsüzlüğün armağan edildiği\nİki kişi\n\nMistik bilginin kaynağı Ziusudra\nAnlatmaya başladı\n‘Gökyüzündekileri\nYeryüzündeki tanrıları\nİnsanın yaradılışını\nTanrılar arasındaki kargaşayı\nBüyük tufanı\nBüyük tufanı haber veren\nGören gözlerin efendisi Ea’yı\nCanlıları kurtarmak için\nEa’nın gemi planını\nTufandan sonraki yaşamı\nZiusudra ve Utnasudra’ya\nTanrıların ölümsüzlük armağanını\nMutlular adası ve Tilmun’u\nNasıl sunduklarını\nTanrılarla birlik içindeki\nYaşamlarını anlattı\n\nÖlümsüzlük için\nTüm tanrılar toplanmalı\nGılgameş’in etrafına\n\nHerşey küçük bir sınavla başladı\nAltı gün yedi gece\nUyumayacaktı\nYolculuğun ağır yorgunluğu\nÇöktü Gılgameş’in gözlerine\nAltı gün yedi gece uyudu\nBir ölümlü gibi\n\nKader kitabında yazılan\nYaşam için\nGılgameş geri dönüyordu\nBilgi ve tecrübeyle\nBir de küçük bir armağanla\n\nZiusudra tarif etti\nAdada gizlenen\nGençlik otunun yerini\n\nBir tutam ot yiyince\nGılgameş’in gençliği\nGeri gelecek\nYaşlılığı gecikecekti\n\nTekne yolculuğuyla\nUlaştılar gençlik otuna\nBir öbek ot  Gılgameş’in çıkınında\n\nİlk dinlendikleri ada\nGılgameş kuyuda\nSu aramakta\nÇıkını kuyunun yanıbaşında\nBir yılan ulaştı gençlik otuna\nGılgameş yetişemedi\nYılan gençleşerek kabuğunu değiştirdi\n\nGılgameş ağlıyordu\nBir acı duydu yüreğinde\nFelaketti bu\n\nHerşey bir öğreti\nUruk’tan Tilmun’a kadar\nYaşanan herşey\n\nGılgameş karar verdi\nDönecekti Uruk’a\nKüçük yelkenli\nBir de Urşanabi\nÇıkmışlar yola\n\nDalgalar, gök gürültüsü\nBüyük tufan misali\nBir kıyamet\nParçaladı yelkenliyi\n\nUrşanabi kayboldu\nGılgameş \nBir tahta parçasının sırtında\nGençlik otunu da yese\nNe fayda\nÖlüm işte şuracıkta\n\nHerşey süt liman olunca\nGılgameş minnet duydu\nTahta parçasına\n\nBir kayıkçının  eliydi\nGılgameş’i sudan çıkaran\nVe getiren şehri Uruk’a\n\nYaşam olgunlaştırmış Gılgameş’i\nMaceraperest, gözükara adam\nYok ortada\nSabır ve tecrübe abidesi\nGılgameş\n\nSinnunni\nUruk şehrinin şairi\nOturdu Gılgameş’in yanıbaşına\nDinledi kralın tüm macerasını\nDüşüncelerini de katarak\nYazdı Gılgameş Destanı’nı\nGılgameş’in sonsuz yaşam arayışını\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gıj gıj Baba",
        "poet": "Rifat Kaya",
        "poem": "\n\nKul himmed diyarında alemdar Hasan baba\nAlperen gönül eri hak deren müjdecisi\nYesevî bağın tomurcuk gülü bağbancısı\nHak serdarı âlem-tâb mihmandar Gıj Gıj baba\n\nŞarıl-şarıl akarsın deryanla gönüllere\nAteşperest kilitlersin prangalara\nTaşlar ayak altında akıp geldi dillere\nŞahin bakışlı gönüller dostu Gıj Gıj baba\n\nTokat diyarındaki dağ-bağınla bağbansın\nGönüllere yağarak nevruzdan yağmurdansın\nCan suyu akıtarak berrak-berrak  tufansın\nGönüller sultanı Horasanlı Gıj Gıj baba\n\nFadıllar âlimler şairler şehri Tokat'da \nAllah zikri figanlar divanlar Gıj Gıj baba\nGönüller sultanısın gülveren Hasan baba\nSökerek kazamazlar perçinlisin Tokat'a\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gine Dertli Dertli (Turnalar Semahı)",
        "poet": "Pir Sultan Abdal",
        "poem": "\n\nGine dertli dertli iniliyorsun\nSarı turnam sinen yaralandı mı\nHiç el değmeden de iniliyorsun\nSarı turnam sinen parelendi mi\n\nYoksa sana yad düzen mi düzdüler\nPerdelerin tel tel edip üzdüler\nTellerini sırmadan mı süzdüler\nSarı turnam sinen yaralandı mı\n\nBahar seli gibi akıp çağlama\nDertli ötüp yüreğimi dağlama\nÜstadını buldurayım ağlama\nSarı turnam sinen yaralandı mı\n\nYas mı tuttun giyinmişsin karalar\nSenin derdin açar bana yaralar\nEsiri der nedir buna çareler\nSarı turnam sinen yaralandı mı\n\nTurnam niçin ahvalimi bilmezsin\nBendeki yaralar türlü türlüdür\nÖğüt versem öğüdümden almazsın\nBendeki yaralar türlü türlüdür\n\nUçup havalanma yellere karşı\nBülbül figan eder güllere karşı\nGel beni ağlatma ellere karşı\nBendeki yaralar türlü türlüdür\n\nPir Sultan Abdal'ım ben de böyleyim\nEmir haktan geldi kime neyleyim\nDerdim çoktur hangisini söyleyim\nBendeki yaralar türlü türlüdür\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gilindirede Akşam",
        "poet": "Selahattin Ölmez",
        "poem": "\n\nGİLİNDİREDE AKŞAM \n\nBir cumartesi akşamı,oturuyorum Gilindirede\nSırtımı yaslamışım bir harnup ağacının gövdesine,\nBalıkçı iskelesinin biraz ötesindeki tepede.\n\n Ruhum Akdeniz de\nHayallerim ufukların ötesindeki çizgide.\nMavi atlas serilmiş sanki engin denize,\nYeşilin tonları düşüyor izdüşümü,tam tersine,\nAkdenizin serin sularının derinliklerine,\nSevişiyor yeşiller ve mavi delicesine,\nYakamozlar şahit oluyor onların sevişmelerine,\nBalıklar düğün yapıyorlar,\nSevdalanmış aşıklarla birlikte,\nSarı,siyah,yeşil,mavi, ebruli pembe,\nGül kurusu renkli giysilerle; Akdeniz de\n\nGüneş altından tepsi gibi olmuş,dalıyor Akdenize,\nYer ve gök birleşiyor adeta,Bakırlaşmış rengiyle.\nİnsan nasıl özlerse sevdiğini,bir süre görmeyince,\nSanki güneşte sevdalanmıştı,buluştuğu Akdenize.\n\n\n\n\n\n\n\nGökte ay beliriyor,Keçi boynuzu gibi,hilal şeklinde,\nKeçi boynuzları ise kıskanarak benziyor ayın haline,\nBal katıyorlar adeta aşıkların sevgilerine\nSevdalarını ölümsüzleştiriyor,mitolojik lezzetiyle,\nMavi atlas üstünde,Ufukların Bakırımsı döşeğinde.\n\nBir cumartesi akşamı oturuyorum Gilindirede,\nGözlerim Akdenizde,Akdeniz gecelerinde,\nMavi atlas pembe döşek oluyor artık,\nGecenin ilerleyen saatlerinde.\nSevdalanmıştım bir kere ben Akdenize,\nSerin sularıyla geceler boyunca\nAkdenizle sevişsem de,sevişmesem de.\n\nGözlerim ufuk çizgilerinin ötesinde,\nRuhum ve hayallerim akdenizde\n,Ömrüm bitecektir benim Akdeniz sevgisiyle,\nBu günün bittiği gibi Gilindirede ki İskelede..\n\n,                                                        15,mayıs.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gine Dertli Dertli (Turnalar Semahı)",
        "poet": "Esiri",
        "poem": "\n\nFirkatli firkatli ne inilersin\nSarı turnam sinen parelendi mi\nNiçin el değmeden sen inilersin\nTelli turnam sinen parelendi mi\n\nSazım sana yad düzen mi düzdüler\nTellerini haddeden mi süzdüler\nYad el değip perdelerin bozdular\nSarı turnam sinen parelendi mi\n\nSana kelam söyler davudi diller\nŞu senin sedana maildir eller\nGöğsüne takayım alışkın teller\nSarı turnam sinen parelendi mi\n\nBeş perdeden çalınıyor bağlama\nEsip firgatınan sinem dağlama\nBulam ustasını canan ağlama\nSarı turnam sinen parelendi mi\n\nNiçin yas tutarsın giydin karalar\nAhiret derdine nedir çareler\nEsiri der nedir derde çareler\nSarı turnam sinen parelendi mi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gına Geldi Senden Dünya!",
        "poet": "Abdullah Toroslu",
        "poem": "\n\nAşkın döndü bende kine\nTiksiniyor senden sine\nHiç kur yapma yine, yine! \nGına geldi senden dünya! \nKes ümidi benden dünya! \n\nDelik deşik uykularım\nTüm düşlerim kalır yarım\nArtar her gün ah-u zarım\nGına geldi senden dünya! \nKes ümidi benden dünya! \n\nAzap verir bana hazzın\nZevk vermiyor kışın yazın\nSenin olsun bin bir nazın\nGına geldi senden dünya! \nKes ümidi benden dünya! \n\nKışa döndü baharların\nIsıtmıyor beni harın\nDerdim değil yoğun varın\nGına geldi senden dünya! \nKes ümidi benden dünya! \n\nDostluklara girdi kıran\nYok, kafama uyan yaran\nAh çekerim her gün her an\nGına geldi senden dünya! \nKes ümidi benden dünya! \n\nPek zorlaştı imtihanın\nKâbususun ins-ü can’ın\nİç açmıyor şöhret şanın\nUsanç geldi senden dünya! \nDostluk umma benden dünya! \n\nKanıp sana bu enayi; \nTüm ömrünü etti zayi\nBerbat ettin onca sa’yi\nBıktım artık senden dünya! \nKes ümidi benden dünya! \n\nTek isteğim göçmek senden\nSon dileğim kaçmak senden\nAhir arzum geçmek senden\nGına geldi sendem dünya! \nKes ümidi benden dünya! \n\n                   Abdullah Toroslu\n                   29.05.2014-İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gine Yoksun",
        "poet": "Hasibe Kaya",
        "poem": "\n\nGine Yoksun\n\nYoksun bekledigimi bile bile nerdesin\nHayalde olsa kapılarda beklerim seni \nBen umutlaarımla yaşadım hep canım \nBen umut yolcusuyum bilirmisin sen\n\nUmutlarım hayallerim oldu bunca zaman \nHep söyler gün ola harman ola beklede gör \nBilirim umutsuz yaşanmıyacagını elbete'ki \nKendim fakir ama şu yürek öyle zengin'ki\n\nBıkmadı seneler oldu yolunu bekler ey umut\nDevran dönmedi ben böyle kala kaldım umut \nUmudum Rabim sensin yüreğime umut serpen \nYolcu yolunda gerek kilitlendi kapılar aç umut\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Girdap",
        "poet": "Funda Gür",
        "poem": "\n\nKorkularından da kaçamazsın\nSorgularından da...\nGirdapta uçan kuşlar\nMerkezde kalmaya mahkumdur\n\nSorgusuz sualsiz geçen geceler\nKorku ile tanışmaya görsün\nBak o zaman girdabın\nSeni çektiğini görürsün\n\nGirdabın çekimine kapıldın mı bir kez\nİşte o anda korku\nKalbinden kaçanları\nKollarıyla kucaklayacak\n\nKorkudan daha güçlü sorgu\nKorkuyu kovalayıp yoracaktır\nAncak yorgun düşmüş korku\nGirdapta kaybolacaktır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gir koynuma",
        "poet": "Fahri Bulut",
        "poem": "\n\nGİR KOYNUMA\nDeniz mavi, gök mavi,ben maviye vurgunum, \nHep karalar giyersin,ondan sana dargınım,\nTüm renkleri severim,gönlüm maviye düşer, \nKaranlık gecelerde,mavi giy gir koynuma... \n\nBeyaz tenini mavi,melekten güzel yapar,\nMavi giyen güzeli,kelebekler de öper, \nAşk bilmez bir deliyi,mavi renk âşık eder ,\nSimsiyah gecelerde,mavi giy gir koynuma... \n\nHayallerim, düşlerim,mavi sayıklar gider,\nUyku gözüme gelmez, anda horozlar öter,\nİçimdeki mavi ses, yat uyu yazık yeter,\nSiyahi gecelerde,mavi giy gir koynuma... \n\nHer renge deliyim de, maviye çılgın deli, \nKalbime nakışladım,mavi bakan gözleri, \nMavi gözlü doğanın,sevgiye yatkın dili, \nMehtaplı gecelerde,mavi giy gir koynuma...\n\nRızaoğlu, dileyim kefenim mavi olsun, \nCesedim maviliğin,gölgesine gömülsün. \nKabrimi ziyarete,mavi gözü yar gelsin, \nKaranlık gecelerde,mavi giy gir koynuma. \nMavilikler içinde,sarılıp yat boynuma... \n09 TEMMUZ 2008\nFahri Bulut Rızaoğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gir Ruhuma Ey Peyker",
        "poet": "Sinan Yazıcı",
        "poem": "\n\nGir ruhuma ey peyker\nYalnız sende kalayım\nVuslatında yok keder\nSevdanda kaybolayım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Girdap",
        "poet": "Ahmet Erdem Kaya",
        "poem": "\n\nHayat mı bana tutunmaya çalışıyor\nBen mi hayata\n\nKara kara olabildiğine kara bir yel sarmak üzre \nBir ben görüyorum …\n\nPusu kurmuş tüm çakallar \nYollar tenha yollar  çakal dolu\n\nYa hayat bana tutunmaya çalışıyor \nYa ben hayata\n\nNe kadar yakın ….\nO kadar uzak…..\n\nAnlamam\nAnlasam da maskeli balo,   koca bir salon ağzına kadar boş bir dünya\n\nHerkesin doğrusu\nBenim doğrum değil………\n\nYa ben hayatı çak ciddiye alıyorum\nYa hayat beni basite\n\nYa hayat bana tutunmaya çalışıyor\nYa ben hayattan kurtulmaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Girdap",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nKapıldım gidiyorum, dönerek bir girdaba,\nKulaç atsam nafile, boşunadır her çaba,\nAlnıma yazan yazmış, kader denen yazıyı,\nBurda bir şey görmedim, orda ne var acaba? \n\n17 Kasım 1984 – Cumartesi / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gir Sen Hep Düşlerime",
        "poet": "Ömer Akbıyık",
        "poem": "\n\nGir sen hep düşlerime,bunu vuslat bileyim,\nBöyle dinsin bu hasret,sonra da ben öleyim,\nSensiz geçen bir rüyayı,söyle ben neyleyeyim,\nDinsin böyle bu hasret,sonra da ben öleyim.\n\n03 Şubat 2012 \n\n\n"
    },
    {
        "title": "GiRDAP",
        "poet": "Onur Bilge",
        "poem": "\n\nYıllardır tutup, sürükleyen girdap\nNereye kadar götürecek,Ya Rab! ? \nKonuşsam günah, konuşmasam azap! \nDünyam cehennem, ben harabım, harap! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Girdap",
        "poet": "Abdurrahman Özdemir",
        "poem": "\n\nEriyerek zaman boyutu içinde,\nDönüyor bütün evren,\nTüm unsurlarıyla ve uyum içinde.\nDünya da dönüyor evrenin içinde,\nO da tüm unsurlarıyla ve o da uyum içinde.\nBir de insanoğlu dönüyor dünyanın içinde.\nUyum özlemi ile,\nFakat tüm unsurlarıyla uyumsuzluk içinde.\nKaynağından kopuk,\nSevgiden ve aşktan yoksun biçimde.\n\n                                           29.9.1999 – Çarşamba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Girdik Aralık ayına",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nGirdik Aralık ayına\nHerkes razı mı payına\nBarışı hakim kılalım\nİnsanlık girsin rayına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giremeyiz Avrupa ya",
        "poet": "Ahmet Karakılıç",
        "poem": "\n\nHayal kurmayalım boşa\nNe bugünde ne yarında\nTers düşer olmaz asla\nGiremeyiz Avrupa ya\n\nİbadet hane camiyse\nTürkün semboli hilalse\nBayrakta ay yıldız varsa\nGiremeyiz Avrupa ya\n\nBizim dinimiz İslamsa\nİçimizde iman varsa\nAllaha inanıyor sak\nGiremeyiz Avrupa ya\n\nAtamız fatih yavuz sa \nBenim adımda Ahmet se\nYön kıbleye dönüyor sa\nGiremeyiz Avrupa ya \n\n23-8-2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Girersen",
        "poet": "Ömer Arıkan",
        "poem": "\n\nMazime bir hatıra gömüvermek istedim\nKalbimin en ucrasın sana ayırdım bilsen\nKimseler göremesin diye seni gizledim\nHerkese kapalı olan kapım açtım girersen\n\nBir zaman ayır bana biraz konuşmak için\nBu uzaklık nedendir,bu soğuklukta niçin\nErir oldum gün be...gün yanarım için,için\nBir gün kırlarda benle el ele gezebilsen\n\nDuygumu köreltmeden çal kapımı bir gece\nBilesin ki uykusuz seven bekler delice\nBu bizimki bir tutku,bu bizdeki bilmece\nSevdam kör düğüm oldu elinle çözebilsen\n\nSonsuz duygularımı döktüm bir kaç satıra\nDoldurdum ciltler dolu sana ait hatıra\nGiderken uzaklara baka kaldım ardına\nKavuşma umuduyla ah...birde dönebilsen\n\nSayfalara sığmıyor kalemim kırık şimdi\nUmutla çarpan yürek hayata kırgın şimdi\nGeleceksen bu an gel hayatım durgun şimdi\nKaderimi seninle yeniden yazabilsen\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Giresun",
        "poet": "Güray Köksoy",
        "poem": "\n\nDenizden bakınca yeşil\nYeşilden bakınca deniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giresun",
        "poet": "Rifat Kaya",
        "poem": "\n\nAdı-şanı kirazdan doğan Giresun! \nEdep, sevgi saygı, özünde korsun! \nAta’ma muhafız, fedakâr dostsun; \nFındığın başkenti, Yeşil Giresun... \n\nGit gez gör Kümbet, Bektaş, paşa konağı... \nSağlığın ilacı, ruhun sancağı.\nYeşil, mavi, Yavuz Kemal Sis dağı; \nYaylanın başkenti, Yeşil Giresun... \n\nÜlkemizin cesur, yiğit uşağı! \nCumhuriyeti gözeten ocağı! \nOya'lı, ar-namus kokar yaşmağı; \nHavası, toprağı, Yeşil Giresun...\nRifat KAYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giresun",
        "poet": "Ahmet Okur",
        "poem": "\n\nGoz yaslarin Karadeniz olmus dokersin\nFindik tohumlarini dunyanin her yerine ekersin\nNe kadar hasret acisi varsa sen cekersin\nCilgin yurekli deli-kanlilarin Giresun\n\nKaradir Karadenizlilerin gozleri\nAksan bozuk olsa da vaattir sozleri\nVatana biraktigi ANAdir ozleri\nAkiyor surekli deli-kanlilarin Giresun\n\nKalene bir kez cikmistim bakmaya\nMavi goz yaslarinla koyuna akmaya\nTopal Osman siirimle yurekler yakmaya\nBahcelerde kurekli deli-kanlilarin Giresun\n\nCennettir senin  yaylalarin, koylerin\nAdam gibi adamdir kolelerin-beylerin\nHele demini tutmus sicak caylarin\nSofralar borekli.. deli-kanlilarin Giresun!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giresun Güzellemesi-2-",
        "poet": "Mürsel Gündoğdu",
        "poem": "\n\nGiresun’da kadınlar pazar kurarlar pazar\nKendi mahsullerini satarlar azar azar\n\nSırtlarına yüklerler kolanlarla otları\nBesleyip inekleri yaparlar yoğurtları\n\nKöyde imece olup yaparlar tüm işleri\nTaze çam sakızları tatlandırır dişleri\n\nHer evin kenarına bir serenti dikerler\nFındık fıstık mısırı orda istif ederler\n\nKuzinenin gözüne koyarlar patatesi\nKatık olur kostile elma armut pekmezi\n\nKara lahana yoksa  olmaz yemeğin tadı\nYüz bir çeşidi vardır çıkmış sarmanın adı\n\nTurşusuz sofra olmaz pancarı fasulyesi\nLahana demirbaştır döşemesi diblesi\n\nKöylerde tarlalara darı mısır ekerler\nSon otunu kazınca yaylalara giderler\n\nYaylanın çimeninde inek koyun yayarlar\nSabah kahvaltısına taze kaymak koyarlar\n\nMısırı yoğururlar bilekiye atarlar\nÇıkınca sıcak sıcak tereyağı katarlar\n\nGiresun'un adını duyunca kanım kaynar\nGurbet ellerde böyle canım yerinden oynar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giresun Dedikleri",
        "poet": "Anonim",
        "poem": "\n\nOy Giresun Giresun oy Kümbet, Bektaş Yaylası\nHastaya ilaç gibi Dikmentaş'ın Yaylası\nŞu Kümbet dedikleri yaylaların\nBabası da yaylaların ağası\n\nYaylaya gidiyorum da haydi yavrum gel hele\nDaha dün çocuk idi de bir de şimdi gör hele\nGel ikimiz gidelim de yaylaların düzüne\nVer elini kaçıralım da bakma elin sözüne\n\nOy Giresun Giresun oy Karadeniz yöresi\nYeşildir yaylaları tarahidir kalesi\nTopal Osman dediğin yiğitler\nMeşalesi de mertlerin meşalesi\n\nTamzara'dan geçtin mi soğuk sular içtin mi\nTamdere'nin etiyle içtahını açtın mı\nEğribel'in başında fırtınadan kaçtın mı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giresun Şiirleri - Gurbet Ömrünü Yese...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nBulancak, Tirebolu, kıyılar sandal dolu,\nGönüllü Alayı ' nı, kucaklar Anadolu...\nKeşap ile Espiye, Trabzon yol üzeri, \nKaradeniz coşunca; şaşırdım sağı solu...\n\nEynesil ve Görele, Dereli ' den Alucra,\nNice dönemeç geçer, meydan okur dağlara.\nDağlar oralı değil, geçitler kapanınca,\nTekrar elini verir, Şebinkarahisar ' a...\n\nGiresun sevdası bu! ... Fındık ile çekilir,\nSıla ateşini O, fındık ile söndürür,\nGurbet ömrünü yese, Giresun ' lu dertlenmez,\nTabutla bile dönse, mezarında sevinir...\n\nNevzat Bilgiç\nSıla Benim Gurbet Benim\n'Memleketime Şiirler'\nKitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giresun Şiirleri - Giresun Düşleri...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nSoğuk depo  - Buzhane ve Ordu ' ya giden yol,\nYanda büyük barınak, kayalardan suya dal.\nYol altında şirin park, ezgilerle düşte kal,\nNice gezginler gördü, Kent içinde Kristal...\n\nOsman Reis geçmişte, onlarca destan yazar,\nŞimdi toprak olsa da, gönlünde Vatan yatar,\nDorukta Kale - Bahçe; anlı şanlı bir mezar,\nOrdan Karadeniz ' e; keskin gözlerle bakar...\n\nYol kenarı fındıklık, mısır dolu tarlalar,\nHer dalında çotanak, bire bin şu ağaçlar,\nÜreten her bedende, coşku dolu yorgunluk,\nKınalı eller nasır, apaydınlık alınlar...\n\nNevzat Bilgiç\nSıla Benim Gurbet Benim\n'Memleketime Şiirler'\nKitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giresun Şiirleri - Ne Güzel Bu Komşular! ...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nNe güzel bu komşular; Ordu, Sivas, Erzincan,\nSanki bir imece var, el ele ve cana can,\nTrabzon, Gümüşhane... Karadeniz kıyısı,\nDalgaları yaman ha! ...  Şarkı söyler durmadan...\n\nBarınak ve kayalar, olmasa hali duman,\nBir yol ki şimdi emin, çevresi hep asuman,\nNe zaman parka girsem, bir titreme duyarım,\nBu toprakta huzurla, yatarken O Kahraman! ...\n\nNevzat Bilgiç\nSıla Benim Gurbet Benim\n'Memleketime Şiirler'\nKitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Girinti",
        "poet": "Feriha Aktan",
        "poem": "\n\nDegisti bomboslukta cozumsuz aliskanliklar\nSevi avundu kucaginda sevisizligin\nIgne iplikle, insan uyusmazlikla var\nBilincsizce suruklenmesi hiclige denizlerin\n\nDolasir durmadan uzayda icerilen zaman\nNoktalasan iliskilerin ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gırik yarasıyla segürden bir çocuğun saatlı suya yazdıkları….",
        "poet": "Hasan Akın",
        "poem": "\n\n'Saatin kendisi mekan, yürüyüşü zaman, ayarı insandır.' \n\n\n\nYusuf Aksun’ a ve onun yüreğinde ki çocukluğuna… \n\n\n\nSaatlı suyun durmayan bir yanı vardır. Koşarken kesilmeyen bir yanı… durağı olmayan bir vesayit gibi yürür gider. Dünyanın yuvarlak olduğunu biz saatlı suyu takip ederek izah edebiliriz. O ki başladığı yere geri döner. Bu vesayitin geçtiği güzergahlar genellikle tarla olmakla birlikte, şöforu zaman, yolcuları insan, yolcuların saat ayarları  her yolcuya göredir..yani bellidir… belli…her şey bellidir. Bellenmiş bir vesayitin maşalasını çiğneyen tohumları kurutur. ‘ belli’ kelimesi burada cümleyi doyuran bir şeydir…vesayiti terk eden..düşen..kaçan.., bir sonraki seferi beklemek zorundadır... freni olmayan bir yolculuktur bu… \n\nSaatlı suyu kesen hiç kuşkusuz mutlak kötüdür. Suyu kesen suçunu ikrar eder…hiçbir mazeretin hafifletici neden olarak görülmediği bir kesmedir bu… şikayete bağlıdır. Gece vakti kesilen saatlı su suçu ağırlaştırır… \n\nSegürtmekle koşmak eşdeğer değildir. Segürden insanın ayağında genellikle terlik ya da kara lastik olur…paçalar çemürlenmiş..ve toz toprak içindedir…segürdenin ayağı kirlidir mesela… mutlaka sağ elinde çapa yada bel, derhe v.s  bir tarım aleti vardır. Segürdür; çünkü suyu kesilmiştir.. segürdür; çünkü kejgerenin biri yan yatmıştır..segürdür; çünkü patosun üflediği saman gözlerine gelmektedir... \n\n Koşmak biraz zengin işidir. spor ayakkabısıyla yapılan bir faaliyettir..Kılık kıyafeti düzgün olur… protokol işidir yani…segürtmek sıcaktır..samimidir..segürdenin yüreği yanmıştır..koşmak biraz hırslıdır..bencildir..yarış halindedir…segürden adam şehirde yürürken kendini belli eder…koşan adam etmez.. segürden insan kimseyi yemek için segürtmez..koşan insan mutlaka birini yemek için koşar…segürden kendi hakkı olanın, koşan ise hakkı olmayanın peşindedir…segürden doğuyu..koşan batıyı temsil eder…segürden mağdur..koşan ise sanıktır… \n\nBabası tarafından gecenin bir vakti saatlı suya uyandırılmayı bekleyen  bir çocuğun rüyası kabustur. Gecenin zifiri karanlığında, sağ elinde çapayla, segürtmek için babasından işaret bekleyen bir tedirginliktir bu… gece vakti odaya giren babanın çocuğa dokunuşu, saatlı suya olan nefretin bir ağırlıdır sadece…dokunmak burada dürtmeyle eşdeğerdir. \n\nKaranlık her yerde gezen bir şeydir… karanlıkta baba, tarlanın kamında içtiği cıgaranın işaretiyle bulunur…karanlıktan korkan bir çocuğun gece vakti saatlı suda tek sığınağı babasının gölgesidir.. onu uzakta da olsa görmenin rahatlığını ve güvencesini babadan başka, hiçbir emniyet mensubu sağlayamaz... gecenin karanlığında,  bu ferahlamayı ve rahatlığı bozan tek şey, saatlı suyun kesilmesidir… işte o an korku celladı boğazına yapışır ve saatlı suyu kesen katilin  izi sürülmeye başlanır… baba ’ oğlum segürt hele kim kesti suyu’ der demez… bilincini yitiren çocuk,  bendin başına doğru segürtmeye başlar …rahatlığı sağlayan babanın gölgesi artık uzaklaşır ve bir zaman sonra karanlıkta kaybolur..tam o anda hışırtılar arasında segürden çocuk, babasının gölgesinden çıkıp kendi sesine sığınır…ve komların yokuşunda dağlara doğru bildiği bir türküyü çığırır …tarama yar tarama..yar zülüfün tarama..ben bu dertten ölürsem..merhem olma yarama…. \n\nVe işte o anda çocuk için, çırban özgürlüğü…saatlı su, tutsaklığı temsil eder…saatlı suyu kesen katil bulunsa da, geriye döndüğünde,sıran yanar ve  vesayit sana bakmadan başka yolcularla yoluna devam eder….\n\nEn mutlu çocuk, hiç kuşkusuz, gece vakti saatlı suya uyandırılmayan çocuktur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Girişimcilik Haftası  3",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nKalitesi süreklidir, \nDisipline inanılır, \nStandartlarını bilir, \nPlanlı, programlıdır… \n\nBaşarısı markasıdır, \nBirçok hayal gerçekleşir, \nBaşarı marka sayılır, \nAzimle sabır birleşir… \n\nİş adamı gönüllüdür, \nİşi uzun ömürlüdür, \nYatırım yapar, güçlüdür, \nTürk malı Türk ürünüdür… \n\n(2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Girit",
        "poet": "Ömer Faruk Zülfikar Bakuri",
        "poem": "\n\nTur ok der nunu oku\nNun deyi tarih koku\nTarihin hatırına\nTerk ettim katır yükü\n\nKatır yük katar katar\nHerattan yola çıkar\nOl katar yollar aşıp\nGiritte yükü yıkar\n\nKatar der Girit durak\nGiritte çadır kurak\nDerlerse tacir Tahir\nOl sözü hayra yorak\n\nKatarda tarih zahir\nGeçmişler şehir şehir\nKatarı zahit tutmuş\nSöylemiş önün bahir\n\nZahidin ezrak adı\nOl ezrak zırhlı kadı\nEzrak katarı tutar\nAşk eder terk tokadı\n\nKatar der ezrak tarik\nTarikim göster merik\nEzrak katara bakıp\nDer tokadım teberik\n\nOl katar zikir ile\nDüşmüşler Girit yola\nGören der zakir katar\nYol alı güle güle\n\nFaruk Bakuri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Girinilit Ve Makeniledonya Sorunulunu (1899) 2",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nDeneniletimi, Avrupa\nKomisyonu'na devredilindi.\nBalkanılın savaşılınları sonunda da \nMakeniledonya tamamen\nElden çıkılındı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giriversen gönlüme!",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\n“Hayat katsan ömrüme! ”\n\nBir tebessüm yeter, mutlu olmam için\nBir bakışın yeter, ömrümü çalmak için\nEllerini tutup da, bakınca gözlerine\nÇırpınır bu yüreğim, senin olmak için\n\nBir bakışta çarpıldım, o ceylan gözlerine\nÖmrümce rastlamadım, böyle bir güzele\nBırakıp da bu nazı, giriversen gönlüme\nKapım sana açıktır, benim olman için\n\nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Girişimci Tutum:",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nÖğrencilik Hayatımın Daimiliğinde; Bilmediklerimi Öğrenmeliyimdir! .\n= 000.001 =\nSaygıdeğer Büyüklerimi İçtenlik ile Dinlemeli ve İlerlemeliyimdir! .\n\n“İYİ DÜŞÜN DOĞRU KARAR VER” Adlı Kitaptan Kısa Bir Tanımlama:\n\nGİRİŞİMCİ TUTUM:\n\nKişi Davranışını, İçinde Bulunduğu Koşulların Ötesinde Kendi İstediği Amaçları Gerçekleştirme Yönünde Kullanma Gücüne Sahiptir Anlayışını Belirten Tutum. Bu Anlayışa Göre, İstersek Çevresel Koşulların ve Onların Uyardığı Duygu ve Heyecanların Ötesine Geçer, İnandığımız İlkeleri Davranışlarımızda Yaşatabiliriz.\n\n{ Kitabın Adı: İYİ DÜŞÜN DOĞRU KARAR VER / Kitap Yazarı: Doğan CÜCELOĞLU / Kitap Sayfa Sayısı:348 / SİSTEM YAYINCILIK A.Ş.-1995 / Sayfa:332, Paragraf:11 / 30 Nisan 2011 Cumartesi 01:49:01 }\n\nOlgunluğun Kazanımı Olacak Değerler Kültürümüz Adına Çalışmalıyım! .\n= SAYGILARIMLA! . TEŞEKKÜRLER! . DOSTLUKLARIMIZ SAĞOLSUN! . =\nSaygıdeğer Büyüklerimin; Kendilerine Özgü Olan Yorumlarına: SAYGI! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Girme dünya dertlerine",
        "poet": "Şair Mustafani",
        "poem": "\n\nDünya derdi gelip geçer,\nGirme dünya dertlerine,\nHerkes burdan bir gün göçer,\nGirme dünya dertlerine.\n\nDünyanın hali pek yaman,\nKimseye de vermez aman,\nSende şeytana az dayan,\nGirme dünya dertlerine.\n\nBir gün güvenirsin ele,\nSeni değişir nefsine,\nDünyan yıkılır tepene,\nGirme dünya dertlerine.\n\nDünyada, dünya kurarsın,\nHem yaparsın, hem yıkarsın,\nSen ölür yalnız kalırsın,\nGirme dünya dertlerine.\n\nBu dünyada yaptıkların,\nVe tek tek kazandıkların,\nSorarlar haksızlıkların, \nGirme dünya dertlerine.\n\nSakın sende ölmem sanma,\nDünya zevklerine dalma,\nCehenneme girip yanma,\nKanıp dünya dertlerine.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giriyoruz yeni bir yıla",
        "poet": "Özay İşcan",
        "poem": "\n\nBÜYÜK umutlar bekliyoruz yeni  yılda\nKimimiz gurbette Kimimiz iş için yolda\nHayat zor açlık kol gezer dört kolda\nEkonomi yan yattı firmalar battı\nHerkez malını mülkünü sattı\nAyağımız da bir tek don kaldı\nHer yanımızı savaş sardı sıra bize geldi\nPara babaları duymuyor kulağının üstüne yattı \nBir hayır vardır bunda da diyorlar hak yiyorlar\nHerkezi etkiliyecek bu yaşananlar bilmiyorlar\nDünya kaynıyor büyük savaş yolda görmüyorlar \nİnsan olarak hep iyi bir gelir bol para  bekliyorsun\nUmut fakirin aşı derlermiş ama Allah önce sağlık versin\nHER ŞEYE RAĞMEN UMUTLA HAYIRLI  BİR  YIL GELSİN \n....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Girilmeye YASAK alanlar.   Düz yazı",
        "poet": "Mehmet Halil",
        "poem": "\n\nSiyaset ‘öcü’ ise ona bulananlar da ‘öcü’ değil midir? Suç çamurun kaynağında mı yoksa sıçrayan çamurda mı? \nOkul Müdürü, \"Çocuğunuzla konuşun, uyarın. Okulda siyasi konulara girmesin\" diyerek uyarıda bulundu. \nOkul ilkokul, siyasi konulara giren ise ilkokulun ikinci sınıfındaki bir öğrenci, yani en fazla 8-9 yaşında…\nSiz siyasetten ne kadar kaçarsanız kaçın siyaset sizin peşinizi bırakmaz. İlkokuldaki yani 8-9 yaşlarındaki çocukların hafızası taze ve boştur. Ne aktarırsan onunla doldurulacaktır. Her gün TOMA ile su sıkarsan, JOP’larsan, YALAN söylersen, artık çocuklar bile bunu içselleştirir…\nKuran kursları, camiler işte bu genç yaşlarda bu çocukların hafızalarını doldurmak içindir. Dolu kaba ne koyarsan koy onun üstünden taşıp akacak kap da ilk doldurulan kalacaktır… Sistem de ilanihaye o ezberci beyinleri hizmetinde kullanacaktır.\nAma her zaman durum onların istediği gibi olmuyor, çocuklara göre büyükbaşların güçlülerin, açıkları, yalanları, adaletsizlikleri, su üstüne çıkan yağ gibi, hafızalara işleniyor, çocuklarda şok etkisi yaratıyor. Çocuklar korkuyu, tehlikeyi bilmez. Henüz dönen dolaplardan habersizdirler. Onun için dobra dobra konuşurlar. Yani gerçekleri haykırırlar. Onun için mahkemelerin en güvenilir tanıkları çocuklardır. Bunları bilmeyen yoktur. Ama gene de çocukların söyledikleri siyasi maffeller tarafından affedilmez, onların çocuklukları unutulur ve en büyük cezalara çarptırılabilirler. \nÇocukların yaşını büyütüp asabilirler… Ama düşünmezler ki, Kendi özüyle uzlaşamayanlar, kendini reddedenler, çocukluk ve yetişkin ilişkisinde yara alanlardır. Yaralı bir çocuk yaralı bir yetişkin olur ve toplumsal uzlaşmada yer almaz… Bu yaralı toplumda ve onların seçtiği bu yaralı yöneticilerin eğitim sisteminde sağlam insan yetişebilir mi? \nYani yaralı insan da yaralı karşıtını doğurur… Bundan dolayı çocuklar suçsuzdur. Suçlular ise ‘karizmam’ çizilir korkusuyla suçlarını kabul edemeyenlerdir. Çünkü onlar da eksiklik vardır bunu kabullenerek düzeltecek kadar cesur ve dürüst değildirler. İktidarları korku ve tehdit, yalan ve hile üzerine kuruludur. Bu nedenle de kurbanları en çok çocuklar olur. Ama çocuklar henüz ailelerinden başka yakın çevrelerinden başka ve her gün yaşanan binlerce kaos içinde, geniş kitleler tarafından da tanınmadığından gündeme bile alınmazlar. Bu karmaşa içinde yok olup gidiyorlar. ‘Kol kırılır yen içinde kalır’’. Gündemde yer alabilmek için 13 yaşındaki Ceylan gibi 14 kurşunla vurulmaları gerekir.\nHenüz, bakıma ve korunmaya muhtaç olan varlıklarımızı koruyamıyorsak toplum olarak en büyük suçu işliyoruz. Bu suçu işleyen iktidarların ise tanımı ancak faşizm olur.\nFaşizmden de insaf ve merhamet beklenmez.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Girme Dünyama",
        "poet": "Adem Tetik",
        "poem": "\n\nAçma gönlümün sayfalarını \nİçinde hep elem keder bulursun\nMutluluk hiç bir zaman baki değildir ama\nHazan sokaklarında sende kaybolursun\n\nBoşuna ağarmadı genç yaşta şaçlar \nBenim dünyamda hep ayrılıklar \nSenden önce yaşanan koskoca yıllar \nHep keder kaldı gözümde yaşlar\n\nSenden öncesi zaten karanlık \nMadem ki benim kaderim yalnızlık \nGirme dünyama sende kaybolursun \nElem keder hep dert bulursun\n\nİsyan etmez gönlüm elemlerine\nAlışkın zaten tüm dertlerine \nGenç yaşta şaçlarım ağardı bile \nGirme dünyama sende kaybolursun \nElem keder hep dert bulursun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Girmeseydin Hayatıma",
        "poet": "Orkun Koz",
        "poem": "\n\nGirmeseydin hayatıma \nÇıkıp gidemezdin \nve üzemezdin beni \nBelki ozaman kolay biterdi gecelerim \nSevgim için dar ağaçları kurmazdım \nSon bir isteğin varmı diye soramazdımda \nErkekler ağlamaz diye gurur yapıp \nİçime akıtmazdım gözyaşlarımı \nve intihar tohumları ekmezdim yüreğime \nHer gözümü kapattığımda \nSen düşmezdin aklıma \nSen girdiğinde hayatıma \nYalnızlığım bitmişti \nMeğer emanet almışsın \nŞimdi yalnızlığı kucapıma bıraktın \nKeşke kalbime bakabilsen \nO yarıkları o yanıkları görebilsen \nAma olmaz acırdın bana \nve belki belki üzülürdün \nYinede istemem üzülmeni \nGirmeseydin hayatıma dedim ya \nYalan kocaman yalan \nİyiki girdin hayatıma ve düşlerime ortak oldun \nHer saniyeme değer kattın \nBirlikteyken hayatımdın \nŞimdi hem düşlerim hem ecelimsin \nİŞALLAH SENİ HAKETTİĞİN KADAR SEVEBİLMİŞİMDİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Girne Dome Hotel",
        "poet": "Fatma Ufuk Yiğitsubay",
        "poem": "\n\nYanınızda  vıcık  vıcık  insanlar,\nKoşuşturuyor ciyak  ciyak  çocuklar.\nBöyle  dinlenme  olur  mu? \nSöyleyin  a  dostlar! \n\nSakin  bir  tatil  yapmak  istiyorsanız\nGirne  Dome  Hotel’ e  gelin  sakıncasız\nGüneş ile  özdeşleşin,  deniz ile bütünleşin\nHele  yemeklerine hayran  kalacaksınız.\n\n(03.08.2010)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Girne yi sevmek",
        "poet": "Sezai Aslan",
        "poem": "\n\nVücudumu yapışkan yapan, nemli havan la.\nBeşparmak tan aşağı inerken, güzel ormanlarınla.\nKumarhanelerin ve barların,\nPlajın ve yatliman ın,\nAkdeniz le buluşunca.\nSen ne güzeldin Girne.\nTarihi kalen i gezerken.\nGüzel gecelerinde,\nTatlı kalabalığında kaybolurken.\nO ne güzel bira öyle? \nSen mi bira ya tadını verdin? \nBira mı sana tadını verdi? \nDenizin de yüzmek,\nPlajın da uzanmak,\nRock müzik ve bira,\nVe kadın ve  şarap,\nGece ve gece,\nSerseri ben,\nVe elimde şarabım,\nMeydan,kalabalık ve müzik,\nVe sevmek,\nGirne yi  sevmek,\nAnıları sevmek,\nSevmeyi sevmek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git",
        "poet": "Volkan Yıldırım",
        "poem": "\n\ngit\n\nacı çekmeliyim aşk acısı\nkalbimde ağır bir yük olmalı\nsıkıntıdan delirmeliyim\naşk\n\naşk acısı çekmeliyim\n\ngit\n\nacı çekmeliyim\n\n22/12/1989\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Girmişim Teste",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHerkes gibi ben de yolun yolcusu,\nSenaryosuz oyun, ben se rolcusu.\n\nDurmak yok yol açık, durağım gaib,\nAklım tefekkürde, nefsim acaib.\n\nBir çekim merkezi, makulu arar,\nÖteki ne yapsa külliyen zarar.\n\nİki ileri bir, geri viteste,\nHer anımda sınav, girmişim teste.\n\nYolun her noktası, radara tabi,\nBanadır kitabın her bir hitabı.\n\nSus demeyin bana, konuşmam gerek,\nİblis tuzak kurur, sanki engerek.\n\nGördüğüm manzara vahim mi vahim,\nDerim:BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM............İNSANİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git",
        "poet": "Ethem Vayvaylı",
        "poem": "\n\nHıçkırıklar nasıl döner huzura gel gör\nİçimdeki vaveylâ dolu ummanda sür sefineni\nBakarsın takılır yelkenine çiçek kokulu rüzgar\nDoldur bakracına, git, yalnızlığın özlemini\n\n(09 Eylül '98, İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git",
        "poet": "Abdurrahman Demir",
        "poem": "\n\nVaktinde git \nHerkes bilsin gittiğini\nKopmasını bekleme bir fırtınanın\nMevsimini de seç \nİlkbahar olsun\nYağmur yağar belki \nSen ilk adımını atarken\n\nGeri dönme \nRezil rüsva olursun aleme\nBir türkü tüttür kendine \nYarınlar bizimdir diye\n\nBiliyorum sinmez içine \nArkada bıraktıkların \nDönüp bakacaksın \nSon defa anılara\nYaşayacaksın o dem\nBir daha görememe hüznünü \n\nNe garip\nGidenler hep böyle gitti\nHiçbir haber bırakmadan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nKalbimi canım kırmadan\nGönlümdeki gül solmadan\nNe olur güneşte batmadan\nSaygım sana bitmeden git\n\nHalil Çolak 5.3.2006 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giryemin Tebessümü",
        "poet": "Fatih Kağan Yücel",
        "poem": "\n\n'' seni arıyorsam kaybolmuşum demektir ''\n\nSuskunla geçiyor feryat eden hayatım\nNe sesim oldu sesin ne sesinsiz feryadım\n\nDuy diye dilin oldum ama lalmişim meğer\nKim kimi sevmiş olur bir kez yar dersen eğer\n\nDenizdim bardağında alevinde boğuldum\nSusuzluğa kanayım sahra olda bir yudum\n\nKaybetmeleri buldum bulduğum zaman seni\nBulmaları kaybettim tutmayınca gölgeni\n\nO kadar çok var ol ki seni kendinsiz götür\nAyağımla git bana beni adımsız getir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gışt Güneye",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nKese BÊ KES XWEDÊYE\nKILAMA XWEDÊ RÊYE\nLI SER Wİ RÊ BIMEŞIN\nRİYA DIN GIŞT Güneye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git",
        "poet": "Doğan Oruç",
        "poem": "\n\nKoşulsuz gitmelerine bir yenisini ekle\n\nLâubalî bir mahallenin ilk fiyakasıyla\n\nBakma, kurul suskunluğunun tahtına\n\nŞehirli bir kızın düşsel romantizmiyle\n\nVe seyre başla tılsımlı gözlerinle\n\nKırmızıya çalan kentin ışıklarını\n\nArabeskliğe yüz tutmuş yaşamı\n\nSonra, son cigaranı yak pencerenden\n\nKaranlık odana bulanık dumanlar yükle\n\nAvuçlarına yağmur yağmasını bekle\n\nFirara gebe bu gidişinin temelini dinamitle\n\nYinede git, gitmelerini de yanına alarak\n\nÇünkü gitmen, gidişinle giderilecek\n\n                                                                     (Diyarbakır  2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git...",
        "poet": "Bahadır Karaağaçlı",
        "poem": "\n\ngit eylül rüzgarım değmeden yüreğine\nbaharımdan çalda git\nkanasın içimdeki senler\ntetiği çekte git\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nHaydi öyleyse durma, çok geç olmadan vakit, \nBir an evvel yola düş, ardına bakmadan git.\nAl götür her şeyini, ne varsa sana dair,\nBir tek hasretin kalsın, o yalnız bana ait.\n\n13 Kasım 1985- Çarşamba / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git",
        "poet": "Coşkun Karabulut",
        "poem": "\n\n''şimdi sen kalkıp gidiyorsun.Git''\nyalnız sen gitsen \numurumda değil\nanılar gidiyor\nonur gidiyor\ngurur gidiyor\ngüzellikler  mutluluklar\niyi olan ne varsa \nbirer birer gidiyor\n\nsen \naldatışın \nyalanın\nçirkinliğin simgesi\nüç kuruşluk zevkler için \ngidiyorsan git\n\ngiden yalnız sen olsan \nyemin olsun takarsam \nama bak neler gidiyor\nyürek gidiyor\ndostluk gidiyor\ninsanlık  elden gidiyor\n\ngiden sen olsan \ngök gidiyor  göööööök\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git",
        "poet": "Harun Mermer",
        "poem": "\n\nİster bu gün ister yarını bekle\nSaltanattan hevesini, alda git\nSayende girdim akıl almaz şekle\nKaldır yüklen enkazımı, alda git \n\nRüzgarınla gönül dağım sallandı\nBağrımdaki ateş söndü küllendi\nSeni kimler seçti kimler kullandı\nYıktığın hayallerimi, alda git\n\nNeler umduk nelerle karşılaştık\nAhtapot gibi sekizgen dolaştık\nGırtlağa kadar faize bulaştık \nMusluklu bankalarını, alda git\n\nDünüm karanlık yarınım karanlık\nGecem karanlık gündüzüm karanlık\nGördüğüm günüm her anım karanlık\nPatlayan ampullerini, alda git\n\nAdalete kalkınmaya gelmiştin\nSon ama son umut diye gelmiştin\nŞiirle,şarkıyla, sazla, gelmiştin\nKemanı, tamburu, neyi, alda git\n\nGideyim mi? kalayım mı? sorma git\nNe zaman nasıl gitmek istersen git \nCanın nereye gitmek isterse git\nBenden aldığını geri, ver de git\n\n21-05-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git",
        "poet": "Özçelik Okan",
        "poem": "\n\nGitme demeyeceğimi bildiğin için mi gidiyorsun,\nYoksa gideceğin içinmi gitme demiyorum sana,\nKalmaların senı tutmayacağı bir esaretse bu git,\nBaşka bir esarate gidecek cesaret i tasıyorsan yüreğinde git,\nUmutlarını dul bıraktığımı düşünmeyeceksen git,\nGit ki kaçırma kilitli kapıların altında kalmıs güneşi,\nYolun açık olsun git bu yalnızlıktan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git...",
        "poet": "Aydın Eldemir",
        "poem": "\n\nGitmeler o kadar kolaysa,\nDurma hadi git…\nGeriye dönüp bakmadan,\nElvedalara yer vermeden,\nGöz göze gelmeden; git…\nGit… Git…\n\nGit ki, yalnızlığıma gem vurulmasın; \nBaharlarıma kokun karışmasın bir daha.\nÖyle git ki; bir daha geri dönme…\n\nNe olur; ne olur bir daha geri dönme…\nBu son olsun, bu son olsun; \nAldanışlarım,\nTerk edilişlerim zifiri yalnızlığıma…\n\n                                                          24.01.2008 – PERŞEMBE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git",
        "poet": "Merve Çakır",
        "poem": "\n\nSebep göster bana\nÖnceden sonradan,\nYa da şimdiden sebep.\nLayık olmayacaksan yaşına\nEfsunlara dal.\nKaranlıklarının efsununa.\nAkşamların karanlığına saklan.\nÇal sessizliğin kapısını,\nYa da göç et bu diyardan\nAkşamın sessizliğinde göç et.\nSessiz olsun gidişin\nYağmur çisilemesi gibi,\nUzak olsun yolun benden\nBilinmeyenlere git.\nSiyah bir gece gel düşüme\nIslak yüzüme,\nDokunsun dudakların yavaşca\nEskisi gibi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git",
        "poet": "Celal Uğur",
        "poem": "\n\nBana hep zulmettin\nBeni kölenmi zannettin\nGençliğimi mahvettin\nDüş yakamdan git\n\nİster gülüp geçerek\nİster aşka girerek\nBendeki aşkı bitirerek\nDüş yakamdan git\n\nKalbimdeki izini silerek\nHayalimde ki resmini çizerek\nRüyalarımı terk ederek\nDüş yakamdan git\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git",
        "poet": "Ahmet Akçadağ",
        "poem": "\n\nYaz, yaz ama kimseyi incitmeden...\nSev, sev ama her şey bitmeden...\nYaşa, yaşa ama kimseyi hissetmeden...\nGit, git ama o senden daha önce gitmeden...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git",
        "poet": "Sedat Emrem",
        "poem": "\n\nAylardan ocak..\nVe sen \"kıyamet koparken bile bir ağaç dikiniz \" sözünü duymuş olmalısın ki, \n\nOcağıma incir ağacı dikip gidiyorsun…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git artık",
        "poet": "Emrah Koçer",
        "poem": "\n\nSöz sözümden üstün çıktı\nSende veda et git artık\nOlmadık bir anda yıktı \nSende veda et git artık\n\nNe sözün ne sızın gelsin\nNe kışın ne yazın gelsin\nBu dert bana hazin gelsin\nSende veda et git artık\n\nAşkın güzel ya olmuyor\nHasret yılı yıl dolmuyor\nGönül derde hiç doymuyor\nSende veda et git artık\n\nKal desem de kalır mısın\nSar desem de sarar mısın\nSev desem de sever misin\nSende veda et git artık\n\nOlmasın bu aşktan kuşkun\nHerşeyimdi sevdan aşkın\nAyrılık var gönlüm şaşkın\nSende veda et git artık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git Artık",
        "poet": "Çiğdem Selçuk",
        "poem": "\n\ngit artık ne olur,\nhiç olmadığın hayatımı bana bırak ve git\ncanımı acıtıyor artık yaşananlar\neklemlerim sızlıyor isyanla\nkimsin sen? \nneyimsin benim? \nne kadarımsın ya da? \nhangi öte yanısın yüreğimin? \nsenden yana anımsadığım hep içimin ağlayanı\ngözümün damlayanı\nbekleyişlerimin isyanı\ngirme rüyalarıma...\nyalanlarını sar sarmala yüreğinde\ngit... git artık ne olur\n\n27/01/2007 Çiğdem SELÇUK\nEdirne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git Artık",
        "poet": "Alperen Şimşek",
        "poem": "\n\nÇaresizliğimin koynuna gömdüm umutlarımı\nAğlıyorum, hıçkırıklarım döşümde\nYağmur gibi, sağanak\nBak yine sitem var gülüşümde\nGözyaşlarıma sığınak \nBir kalemim kaldı\nKırılmayan \nBir sen fazlasın sanki\nGit artık\nBeni sensiz bırak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git Başımdan Çilemisin Sen Gurbet",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nÇok zalimmiş bilmez idim bu yeri,\nBana mekan oldu gurbet diyarı,\nAcımaz kaderin yoktur ayarı,\nKim demişki memleketten şen gurbet.\n\nÇıkılmaz içinden derin bir kuyu,\nTat vermez havası tat vermez suyu,\nO güzel sılamı özledim köyü,\nGit başımdan çilemesin sen gurbet.\n\nHayel ile düşlerimle arındım,\nYıllar yılı gurbet elde süründüm,\nBir başkadır sılam ile yerindim,\nSıktın beni sende geçmez gün gurbet.\n\nBen gurbbette haber gelmez sıladan,\nAyrı düştüm ana bacı haladan,\nAptal oldum farkım kalmaz deliden,\nGit başımdan çilemesin sen gurbet.\n\nSen hükümdar bende sana kul oldum,\nElden bir şey gelmez saçımı yoldum,\nNere gitsem seni karşımda buldum,\nYeter artık omuzumdan in gurbet.\n\nBaşımdan atamam zalim gurbeti,\nVeysel der ki; Göremedim mürveti,\nBitti ömür tattım ölüm şerbeti,\nBundan sonra sen derdine yan gurbet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git   Baba",
        "poet": "Mehmet Fatin Baki",
        "poem": "\n\nHesaplanmış nefesini sayarak \nHak yolunu bula bula git baba. \nŞarkı söyle, oyun oyna üç ayak\nDavul zurna çala çala git baba. \n\nGelirinden sana mahsus sayılı\nKısmetini ala ala git baba. \nSağlığında topladığın resmalı\nAhfâdına böle böle git baba. \n\nDua edip zekat verip beş vakit \nNamazını kıla kıla git baba. \nEvladından sana gelen muttarit \nSevgilerle dola dola git baba. \n\nDavetiye aldı isen melekten \nBu dünyadan bile bile git baba. \nGöç zamanı geldiğine gerçekten \nİnannırsan, güle güle git baba. \n\nHece:  4 + 4 + 3 = 11\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git Başımdan Kasım",
        "poet": "Ayşe Tural",
        "poem": "\n\nvar git başımın belası\ntakvimler sensiz de\nakar gider nasılsa...\n\narsız kasım yeli \nkırdın bütün dallarımı\nbaharına duran tomurcuk \nküstü bütün bütün...\n\nben çocuksu sevinçlerimi\nödünç vermiştim sana...\n\nyazık ki ne yazık\nilikdonduran soğuğunda\nyüreğimin ateşini\nsöndüremedin bir türlü...\n\nvar git başımdan kasım\ntörpüleme sabrımı\nsınama beni...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git Asalak",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nKatran kalpli çirkin kuduz,\nÇek git haydi düş yakamdan…\nİşin şer kin kaşın uyuz,\nÇek git haydi düş yakamdan…\n\nVicdan firar derin sedef,\nHaksız lokma sende hedef,\nHer kemikte çalarsın def,\nÇek git haydi düş yakamdan…\n\nHakkım yedin balya balya,\nGünah sende her gün dalya,\nPaçam temiz sürme salya,\nÇek git haydi düş yakamdan…\n\nAttın uçtu mangal külü,\nYoldun nice gonca gülü,\nÖrtmez kiri taksan tülü,\nÇek git haydi düş yakamdan…\n\nCantekin der; git asalak,\nHer insanı görme salak,\nKüflü sende ciğer dalak\nÇek git haydi düş yakamdan…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git Artık!",
        "poet": "İlbilge Tonyukuk",
        "poem": "\n\nÇocuk gülüşlerinin ardında saklıdır düşler ülkesinin son hazineleri. “Açıl susam açıl! ” diyen Ali Baba ve Kırk Haramiler’in sihrine kapıl da tüm ganimetleri al ve git artık! \nMavi yolculuğa çıkan “Umut Gemisi”nin Nuh tufanına yakalanmasını istemiyorsan rotanı Ümit Burnu’na çevir ve hayallerim hatırına git artık! \nElişi kâğıtlarından kedi merdiveni yapan anılarımın, devler ülkesinde mahsur kalmaması uğruna ardına bakmadan git artık! \nEn dipsiz mutsuzlukların karanlığından tan vaktinin neşesine hicret etmek üzere buruk hayal kırıklıklarını terk ederek git artık! \nUzak diyarların gizemine kapıl da farklı ufuklardaki güneşin doğumunu izlemek için karanlıklardan sıyrıl ve git artık! \nYakınların huzursuz saatlerinden uzakların huzurlu iklimine yolculuk yapmak isteyen düşlerinin esans arayışlarına kulak ver ve git artık! \nHani insan her şeyden bıkıp usanır ve uzaklaşmak ister ya dar zamanlardan, özgür anların albenisine kapılarak. İşte o an “gitme” zamanıdır, hüznünü sisler bulvarında bırak ve git artık!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git Artık",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nGit artık buralardan, gelme yanıma yakın,\nBilmez misin gönlümü, harap eyledi aşkın.\nAyrıldı yollarımız Mahşer gününe kadar,\nİstemem daha önce, geriye dönme sakın! \n\n28 Şubat 1990 – Çarşamba / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git Başımdan Yalnızlık",
        "poet": "Hazan Gün",
        "poem": "\n\nsen attığım sopayı geri getiren bir köpek gibisin,\noysa ben senden kurtulmak istiyorum anlamıyor musun?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git Buralardan Uzaklara",
        "poet": "Gökçen Duran",
        "poem": "\n\nYüreğimin   kıyısına   demirleyen  gemi\nÇiğ  düşen  bu  sabah, kimi  bekliyorsun\nGötürecekken  rüzgar  seni  enginlere\nGit  buradan  uzaklara, neyi bekliyorsun\n\nBirazdan  yüreğimde  fırtınalar  kopacak\nDolunay  doğacak,  med- cezirler olacak\nNe  anne, ne baba,  ne de yar,  kalacak\nGit buradan uzaklara, neyi bekliyorsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git dedin",
        "poet": "Sinan Aydındağ",
        "poem": "\n\n14.Temmuz.2006\n\nBen sana karım dedim\nCamın cananım dedim\nHer şeyinle her şeyine katlanırım dedim\nSende bana GİT dedin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git Çocuk!",
        "poet": "Betül Çetin 2",
        "poem": "\n\nŞimdi gitmek zamanı bu diyardan\nSen yolunu umuda çevir çocuk\nSapan taşını bırakma elinden\nYiğitler şanıyla gömülür çocuk! \n\nYağmalanmış ülken evin meskenin\nSana düşen şehadettir bil çocuk! \nKanadında taşır seni melekler\nYüreğini koy şehrine git çocuk! \n\nGözyaşıyla boyansada gül yüzün\nSessiz kalır sitemin,duyulmaz çocuk\nVururlar yüreğinden dev bombalar\nMasumluğun kan giyinir,git çocuk! \n\nÖlümüne severdin sen şehrini\nYurdun yuvan el oldu bak gör çocuk\nAnnenin ırzına göz dikmiş cani\nBabam gelir diye bekleme çocuk\n\nAğıt oldu ninnilerin dilimde\nÇığlıkların arşı inletir çocuk\nHesap sorulursa birgün zalime\nKanlı yüzün şahidin olur çocuk\n\nÜzülme sen eyme kutlu başını\nPeygamber görse alnından öperdi çocuk\nYetim kaldıysa yarının,geleceğin\nAllah sahibindir bilesin çocuk! \n\nŞimdi gitmek zamanı bu diyardan\nKapatma gözlerini,ölme çocuk! \nBedrin aslanları gelsin ardından\nKan deymesin umuduna! Git çocuk!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git, denilen zamanlar",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\ngit denilen zamanlarda\ngidememekti aslında\nson sitem\n\n08 Eylül 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Git Düşman Üstüne Dedi",
        "poet": "Hasan Azkıran",
        "poem": "\n\n'Gazi Mustafa Kemal'in Mahiyet çavuşu babamın anlatımı ile'\n\nSağ tarafımda kurşun yarası,\nSol tarafımda hasret acısı.\nSabret yavrum, bir gün geçer dedi\nGazi Mustafa Kemal Atatürk.\n\nHaz verdi, hız verdi hep yürüdüm,\nTüm ailemi rüyamda gördüm.\nBir gün rüyan gerçek olur dedi\nGazi Mustafa Kemal Atatürk.\n\nO gün cephe sessiz ve ıssızdı,\nDüşman dağın eteğine sızdı.\nKorkma; git düşman üstüne dedi\nGazi Mustafa Kemal Atatürk.\n\nBir kara martin elimizdeki,\nYa Allah idi dilimizdeki.\nBesmeleyle yürü yavrum dedi\nGazi Mustafa Kemal Atatürk.\n\nAklıma bile gelmedi köyüm,\nBilmem ki nerde kaldı bölüğüm.\nBayrağını çek göndere dedi\nGazi Mustafa Kemal Atatürk.\n\nSancağını göğsüne siper et,\nBu savaşlar bitecektir elbet.\nBir gün şafak sökecektir dedi\nGazi Mustafa Kemal Atatürk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git çocuğu...",
        "poet": "Ayhan Işın",
        "poem": "\n\nbu gün düşümde sen vardın bir de ben saçı sakalına karışmış.... yağlı paltosu yırtık yamalı yüreği ile ben... soğuk kar ve kış gözlerimi kapadığimda o soğuk sesinle seni sevmiyorum diyorsun... git artık... puhu kuşları ötüyor damsız gökyüzünün mavinin koyu laciverte döndüğü ovalarında....biraz daha sarılıyorum yorganım kirli kokmuş paltom... yağmur kara dönmüş...sesizlikte puhu kuşları gök kubenin sesizliğini git git dercesine yırtıyor...sesizlik boğuyor beni soğuk, aldırmıyorum... arada karlar savruluyor bir deli rüzgar var içimde...gözlerim kapandığında sen yine karşımda o buz gibi sesinle git diyorsun...alıntılar bırakmıştım sana her yağmurlu kelimede karşına çıkacaktı mesajlarım...belki erken belki geç mutlaka benden bir dağ esintisi gibi yüreğini sızlatacak mesajlarım...işte kaderin kaderim oldu... ben istedim ben seçtim hatta yalvardım yakardım, tehtit etim... sen yaşamayasın diye... git deyeceğin günü bildiğim halde... işte aşkın aşkımın büyüklüğünü bir gün anlarsın diye...ciğerlerim hırıl, hırıl, soluk almam daha da zorlaştı.. şimdi ciğerlerimde  bir çocuk büyütüyorum... ismini sen koydun o soğuk sesinle üç kez fısıldadın kulağına ben ezanlarını okudum sen ismini koydun Git çocuğu... senin saf yağmur damlalarınla...bir nehir oluyor... ciğerlerime akıyor...git çocuğu besleniyor, büyüyor içimde sen her düşüme geldiğinde... sen hala buğulu camda papatyalar çiziyorsun...ben yağmuru kara dönüştürdüm...üşümüyorum inan artık... hep derdinya sakalı çok karizmatik oluyorsun diye... işte bin defa şimdi öyleyim sacımı hiç kesmedim sakalıma hiç bıçak deymedi... ama hala gözlerim mavi...bir kurtun nefesindeki hırıltı gibi aldığım her nefes içimdeki git çocuğunu biraz daha büyütüyor... ciğerlerimin yüreğimin acısı işte orda o çocuğun şekilsiz kara lekesinin bedeninde... bir gün kendi kendime okuduğum belaların bedelini ödetecek bana... çektiğim acıların bin katını umarsızca ciyerlerimde patladığı zaman, Git çocuğu... tüm bedenimi saracak acılar içinde gideceğim bu dünyadan.. sana yağmurla ilgili alıntılar bırakacağım...arkamı dönmeden gideceğim...biliyorum arkamdan hiç ağlamyacaksın...çünkü bilmeyeceksin son nefesimde ne ne söyleyeceğimi... işte o günü bekliyorum... belki kışta kar sularıyla, belkide bahar yağmurlarında yıkayacaklar piss bedenimi....içimde git çocuğu beni bitirdiği gün....200506..\n\n07/12/2008  05:55\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git canın sağ olsun",
        "poet": "Orhan Özçelik",
        "poem": "\n\nAdını göklere yazsam nafile,\nSen bana kırıldın küstün bir kere.\nDönmezsin bilirim artık kalbime,\nGit canın sağ olsun uğurlar olsun.\n\nSevmedin diye mi üzüleceğim,\nNeden ki ben sana ezileceğim.\nOysa bak şimdi çok sevineceğim,\nGit canın sağ olsun uğurlar olsun.\n\nDünyada sadece sen misin güzel,\nBenim de yüreğim çok şeye bedel.\nBen sana hakkımı etmişim helal,\nGit canın sağ olsun uğurlar olsun.\n\nSen kendi yoluna kendi yurduna,\nBen benim dünyama mutluluğuma.\nHer kesin işleri girsin yoluna,\nGit canın sağ olsun uğurlar olsun.\n\nOlmayan bir şeydi zaten bizimki,\nİnan ki duymadım tek bir üzüntü.\nBu sana belki de en son sözümdü,\nGit canın sağ olsun uğurlar olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git de yaz gelsin",
        "poet": "Mehmet Bilgin",
        "poem": "\n\nSana buyur kış dedikse                               \nKöy kasaba gez mi dedik                            \nKendini göster dedikse                               \nFakirleri ez mi dedik                                  \n\nYolda giden otobüsü devirdin                    \nDağda kar koymadın yola savurdun         \nAskeri Sivili kastın kavurdun                     \nYaza selam söyle gitte yaz gelsin               \n\nÇeşmeleri boruları parlattın                     \nLavobayı banyoları çatlattın                     \nMerdivenden kaydırarak atlattın               \nSoğuğu da götür gitte yaz gelsin               \n\nOdun kömür aldık diye sevindik                \nGidesin yok,soğuğuna düğüldük               \nSancılandık gece gündüz böğürdük          \nSen buradayken gelmez,gitte yaz gelsin   \n\nKuru odun bitti yaş ta yanmıyor               \nOduncular alıştılar kanmıyor                   \nMilletin ağzı seni sarmıyor                       \nAllahı seversen gitte yaz gelsin                 \n\nHer tarafı buz denizi kapladı                    \nAğaçların gövdeleri çatladı                      \nİlkbahar,yaz hep seni ayıpladı                  \nYüzsüslük yapma da gitte yaz gelsin         \n\nOrtalığı boğdun soğuk dumana\nHala gelmiyorsun felek imana                                            \nDünyayı döndürdün ahir zamana                                   \nUsandık yüzünden gitte yaz gelsin\n\nKarakışım pusulayı şaşırdın \nGeri döndün yakacağım az iken\nDağdaki karları yola savurdun\nBir daha azmıştın nenem gız iken\n\nBöyle geleceksen bir daha gelme \n Beyaz çarşafını boşuna  serme\nSoğuklan gelirsen burda eğlenme\n Hüdayı seversen gitte yaz gelsin\n\nVakti geldi ibibikler ötmüyor\nKarıncalar toprakları ditmiyor\nTopraklar don reşber çifte gitmiyor\nDünyayı seversen gitte yaz gelsin\n\nEpeyce soğuğa bindin dolaştın\nİşin gücün yoksullarla uğraştın\nMart gelip çatınca doğrusu şaştın\nİşin iras gelsin gitte yaz gelsin\n\nYaz gelsin de ördeğinen kaz gelsin\nÇayırlara aşıklarla saz gelsin\nDiyormusun yaptıklarım az gelsin\nİstemeyiz artık  gitte yaz gelsin\n\nBİLGİN derki hepsi Allah’ın iş\nİsterse söndürür derhal güneşi i\nO tektir dünyada yoktur hiç  eşi\nEmir ver yarabbi gitsin yaz gelsin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git Dönme Geri",
        "poet": "İbrahim Sarıhan",
        "poem": "\n\nG encecik yaşımda, çürüttün ömrümü\nİ stesen de, çiğneyemem verdiğim sözümü\nT am seninim derken, incittin şu gönlümü\n\nD üşle gerçeği karıştırmışım sayende\nÖ yle mahsun mahsun bakma sakın yüzüme\nN asıl olur bırakmak, böyle delice sevip de\nM anasız, inancım kalmadı artık sözlerine\nE n güzel günlerim, boşa geçmiş seninle\n\nG it, dönme sakın geriye bir daha asla\nE llerim boş kalsın, kalmadım yalan aşkına\nR iyakarmış sevgin, yeni anladım acırım sana\nİ lk kez, sana çılgınca tutulmuştum ben oysa\n\n(Hakkâri, 29 Ekim 2003)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git gayri",
        "poet": "Murat Danlı",
        "poem": "\n\n…………GİT GAYRİ……….\nNedir ki çektiğim vefasız senden\nBırak artık düş yakamdan git gayri\nDaha alacağın var mı ki benden\nBırak artık düş yakamdan git gayri\n.................................................\nGönülden ağlarım gülmüyor yüzüm\nYokuş oldu bana giderken düzüm\nDuymadın feryadım sanaydı sözüm\nBırak artık düş yakamdan git gayri\n...................................................\nBöyle miydi senin ile sözümüz\nçalmıyor paslandı artık sazımız\nBöyle imiş kaderimiz yazımız\nBırak artık düş yakamdan git gayri\n.............................................\nMuradım usandım artık nazından\nGelmem artık sen gidersen izinden\nNe çileler çektim senin yüzünden\nBırak artık düş yakamdan git gayri\n..........Ozan Muradi....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git Gel",
        "poet": "Serhan Keserlioğlu",
        "poem": "\n\nAkşam oluyor uzak şehirlerde,\nKaranlıktan bir sofra kuruluyor.\nSukunete açılan kapı nerelerde? \nGün ufuğa yanaştıkça,gönlüm yoruluyor.\n\nÇöküyor gece,güneşin peşisıra,\nİniyor semaya,bir kalemin pir eseri.\nIssız,yolsuz,kimsesiz bir manzara,\nKışkırtıyor nefsimi,evham adlı serseri.\n\nSaklanıyor gölgeler,zulmetin korkusuna,\nIşık dahi çekiniyor kendini göstermekten.\nBaşlanıyor artık gündüzün sorgusuna,\nUsanmış ruhum,bu git gelle bilenmekten.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git gitme",
        "poet": "Sinan Aydındağ",
        "poem": "\n\n18.Mart 2006\n\nGit gitme\nGit desem de gitme\nGitme desem de gidiyorsun ya\nNe diyeyim güle güle  git \nGüle güle git\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git Gel ‘ ler",
        "poet": "Aydın Gürz",
        "poem": "\n\nCan kendimi tanımam için bana yeterince anlamlar yükledin. İlk defa değil bu aldatışım kendimi sende biliyorsun. Çünkü bunu sende defalarca yaptın.biz aslında kendimizi aldatmaktan muzdaripiz. Başka tenlerde kendimizi arıyoruz aç sokak köpekleri gibi. Bir beden daha sonra. Açlığımız gittikçe büyüyor. Biz büyüyoruz ve içimiz küçülüyor,daralıyoruz. Nefes alamayacak durumlara geliyoruz.aynaya bakmaktan korkuyorum.. O kadar gizli emel peşindeyiz ki insanlık olarak kimse kimsenin bir şey bilmediğini bilerek devam ediyor oyununa. Kimse gerçekten Leyla olamıyor içtiği şaraplardan başka, sonra amansız fırtına kopuyor. Dedim ya gitmek değil aslında. Kalsan ben gideceğim. Gelsem sen gideceksin.. Bir zaman aşımına uğrama oluyor sevgilerimiz. Kimi zaman kalan kimi zaman giden ama acıyı en ince damarlarına kadar yaşamasını bilerek. Çünkü sergüzeştliğimiz bundan kaynaklanıyor. Dağıtmamız gerekir birbirimizin içindeki o bilinmez denizleri. İşte tam o anda başlıyor gel-git ler.. Git-gel ler.. Ne zaman sığınacak bir kapı bulsak en kutsal sığınak sayıyoruz kendimize orasını ama sonradan farkına varıyoruz ki sığınaklara sığmıyoruz... Ya içerdeki ateşten kaçıyoruz ya da dışarıda ki sıcaklık bizi yeniden çekiyor kendine.. Hep basit geliyor kelimelerle yaşamak,, o zaman başlıyoruz işte atmaya içimizin en derinlerine.. Biriken küme küme yığınlar gücümüz yetmiyor o yığınlar arasından çıkmaya sadece başımızı uzatıp bakıyoruz sonra geri çekiyoruz.. Çünkü dışarısı daha tiksinç.. Hani bir Anadolu medeniyet simgesidir ya içimizde yaşarız ama belli etmeyiz... Yıkıyorum bu kalıbın hepsini farkındalığımız bunun da tabudan çıkmak için yeni bir tabu oluşturduğumuzu anlatacak derecededir. Açıkcası işimize geliyor.. Simyacı gibi aramak ama bulmak değilmiş gayemiz. Arayışımızın bittiği noktada bitiyoruz esrikleşiyoruz. Her ne kadar anlatırken kızarak anlatsak da o kadar çok şey var ki tiryakilik..böyle sürer gider... Kendime gelmedim can... Gelemedim... Hayat telaşı çekiyor beni.. Ama ben hayatı ne kadar arzuluyorum orası da bir nefes almaksa, bu kutsallık başım gözüm üstüne.. Kendine çok iyi bak hep kendin kal....sonrası mı? Geceler iyi gündüzler daha ferah olsun....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git Güle Güle",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nBu son kararım diyorsun \n-Öyle veya böyle- Geçmiş olsun ikimize\n\nKarara saygı duyarım düşmem peşine\nKararsızlığı bürünmek hiç benden bekleme \nGit güle güle! Ve kal gönlünce! \n\nOlacaksa zaman, kader, beden nedeniyle de \nHer sabah bu bir veda ihtimali\nSükuta boğar içimi, doğallığıyla da oluşan çırpınışı\nSessizce arkadaş ederim \nÇaresizlikte de saygıyla sabrım, metanetim, sevgimi\n\nYa o başlayacak hasretimi ne yapacağım peki? \nSen aldırma buna, yolun açık, mekanın cennet olsun...\nGit güle güle! Diyeceğim rahmet dileyerek... \n\n01.02.2006\nÇarşamba 03.30\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git Git",
        "poet": "Hava Özdemir",
        "poem": "\n\nGit git veda bile etmeden git\nNe olur git git git\nBakma ardına ne olur git\nDayanamıyorum sana ihanetine\nGit git veda bile etmeden git\nNe olur git git git\nKatlanamıyorum seni görmeye\nDeğmezmişsin sen sevgime\nŞimdi çek git git git\nBakma ardına ne olur git\nİstemiyorum seni git git gittttt..,\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Git İstediğin Yere...",
        "poet": "Ersen Öztürk",
        "poem": "\n\nGit istediğin yere, bakma ardına bile, \nEn fazla bir kaç satır daha gözyası dökerim ardından..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git gidebiliyorsan...",
        "poet": "Elşen Hudiyev",
        "poem": "\n\nHadi sen de git, sıkılmadan, acısız ve umutsuz\nİstersen son bir defa bak arkana\nYa da hiç arkana bakmadan, saçlarını savur\ndokunsun yüzüme dokunsun saçların saçlarıma\n\nÖtekiler gibi ağlamak ya da ağlayamamak arkandan\nya da senden önce ağladıklarım gibi ağlayarak bulduklarım\nağlayarak yitirdiklerim gibi ya da \ngülerek ve severek git dediğim gibi gülerek bulduklarım\n\nBıraz daha kal ya da biraz daha git uzaklara\nYanımda uzak oluşun daha acı daha tuzlu daha soğuk bir yemek gibi\nAşk daha bir aşk. Aşk bir daha aşk.\nVe aşk yazı masamda gereksizce yenen son yemek gibi.\n\n24 Haziran 2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git Hadi Git Hiç Durma",
        "poet": "Zeynep Melek Yılmaz",
        "poem": "\n\nGit hadi git hiç durma bütün yollar senin olsun\nAşkıma ihanet ettin daha ne olsun\nBütün kapılar kapansın bir bir ardından\nBende artık aşka yer yok çık hayatımdan\nÇektiğim acıları unuturum sanma\nHakkım helal olsada unutmam asla\nBu dünyanın diğeride var bunu unutma\nKimsenin hakkı kimsede kalmaz asla\nSana veda ediyorum işte son veda\nSen buna inansanda inanmasanda\nSon vedam son sözlerim bunlar sana\nSana sadece şunu diyorum veda ederken\nAllah kalbine göre versin\nKalbin ne kadar güzelse ömründe o kadar güzel olsun\nBu belki bir dua belkide bir beddua ama bunu sadece sen bileceksin\nAllah kalbine göre versin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git-Git Artık",
        "poet": "Deniz Yüksel",
        "poem": "\n\nBir hüzün güldeste şurada \nTa orta yerinde anılarım\ndön bak\nve beni onlarla bırak \nSonra sessizce uzaklaş\nağlamadan\nkimseyi ağlatmadan\nkan çekilir gibi damarlardan\nyavaş yavaş.\nDudaklarımda sımsıcak dualarım\nseninle olacak \nve bu hüzün \nsaçlarına yağmur yağmur yağacak\nBir hüzün güldeste şurada \nta orta yerimde anılarım \nbeni onlarla bırak \nve dönüp ardına bakma sakın \nbelki ağlar \nBenide ağlatırsın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git Kumsalda Oyna",
        "poet": "Serkan Ökçe",
        "poem": "\n\nDaha çok dizi kahramanlarının aşklarına seviniyor, onların aşk hayatlarının ayrılıklarına üzülüyoruz.\nTam heyecanlı yerinde bitiyor sahneleri, şimdi bu yapılır mı senarist kardeşim, bir hafta nasıl beklenir, nasıl geçer, acaba ne olacak…\n\nYa da bekleyecek bir haftası olmayan, kaderlerini açlık, susuzluk ve bomba sesleriyle yaşayan, hayatlarının gerçek kahramanları olan insanlar. Öyle ya onların bekleyecek bir haftası yok. \n\nHaber bültenleri bizi ilgilendirmiyor zaten, orda yaşananlar başkalarının hayatı. Orda yaşananlar onların kaderleri. “KADER” yapacak bir şey yok. Birkaç dakikalığına üzülürüz şu tatlı hayatımızda onları seyrederken ve sonra kaldığımız yerden yuvarlarız okey taşlarını, kısıldığı yerden açılır müziğin sesi, yüreklerde dibe bastırılır vicdanların nefesi. \n\nPembe dizilerin masal gibi aşkları varken, tutkulu ihanetleri ve kötü adamların hep vurulup çıktığı, iyi adamların ise adalet peşinde koşturduğu dizler tatmin etmeye yetip de artıyor bizi. Demi ne gerek var şimdi dünyanın bir yerinde olup bitenlere kafa yormaya, hem ne gelir ki elden, üzülüp de hayatımızı mutsuz geçirmeye ne gerek var.  Devlet düşünsün.\n\nTüm bu olanlar şampiyonluktan daha mı önemli, şampiyonluk kutlamalarında yeri göğü doldurup, birlik ve beraberliği iyi bilen duyarlı insanlarımız, statları tıklım tıklım doldurup nutuk atan insanlarımız,  insanlar ölürken nerede, çocuklar açlıktan ölürken nerede, hürriyetlerin önüne tel örgüler çekilirken nerede, öyle ya adalet saçan kahramanlar sadece dizilerde kurtara biliyordu dünyayı, sadece dizilerde hesap sora biliyordu kötü adamlardan, gerçekte olmaz ki böyle şeyler…\n\nSen git peri masallarında ki kelebekleri kovala, sen git şövalyelerin kutsal kılıçları önünde diz çök, ya da bir dilek ağacı bul hayattan kolaydan kazana bileceğin bir şeyler dile,  sakın kendi hayatının kahramanı olmaya çalışma, ses çıkartma olanlara ha!  Gidip hayattan zor olanı almaya çalışma, ya da kardeşlerinin ellerine uzanma, uzanma ellerin yanar. Sakın başkalarının hürriyetleri uğruna çıktığın yolda tükenme, \n\n Ya da boş ver tüm bu olanları, bir kürek bir kova al git kumsalda oyna…\n\nSerkan Ökçe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git Ona Juliet",
        "poet": "Yusuf Içel",
        "poem": "\n\nAşktan yürekleri şiş zengin şairler\nAltlarında son model  kalem\nYıllanmış Fransız şarabı tadında\nManzara aşka  sıfır\nGit ona juliet\nRomeo’ yu çıkartacak karşına\nBir gece kulübünde\n\nBen fakir şair\nNe şarap ne aşk\nSırtımda eski bir yağmur\nEvime birkaç kelime götürürüm\nBir dilim türkü\nEvimde hüznün demini sürerim\nGit ona juliet\nRomeo’nun kalbi kırık ülkemde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git Öyleyse",
        "poet": "Ziya Kara",
        "poem": "\n\nSevsem de seni ben ömrümce ölesiye\nİsteyip de yalvaramam dönesin diye\nEğer o seni mutlu edebilecekse\nBoş ver bırak beni, bırak da git öyleyse.\n\nOlmasın içinde en ufak bir endişe\nUnutki; Yüzün gülsün, gönlün dolsun neşe\nÜzülme sakın, ayrılık tek dileğinse\nBoş ver bırak beni, bırak da git öyleyse.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "Adnan Hacıgümüş",
        "poem": "\n\ngitme\ndüşman etme beni yok yere uzaklara\ntahammülüm yok\nyanağındaki Irak yağmurlara\nsaçına değen yaban rüzgara\ndüşman etme beni\ngünahsız gecelerine elin\ngitme\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git Ti",
        "poet": "Benan Çetin",
        "poem": "\n\nB/ağladığım göz/bebeğim\n s/el olup yol arıyor,\nAh hayat s/on iki yıldır yaşattıkların kadermiydi \nAfetmi? \n\n06..ocak 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git Söyle",
        "poet": "Hıdır Canalan",
        "poem": "\n\nDe ki\nSırtını güneşe dönmüş\nYıkık bir duvar dibinde\nÖylece kalıvermiş\n\nYine de ki:\nÜç mevsimi vermiş kışı almış\nSeninle değil ama \nSensizliğe de alışı vermiş\n\nYine de ki:\nSitem eder her satıra\nZehir saçar ara sıra\nMürekkebi tuhaf kara\n\nYine de ki:\nGül koydum beşlinin namlusuna \nSüt verdim kedi yavrusuna \nGül solmuş kedi nankör olmuş\nGit öyle söyle.\n\n(1997 / Elazığ)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitarist Diş Doktoru...!",
        "poet": "Hülya Topçuoğlu",
        "poem": "\n\nYaklaşık bir yıldır diş ağrısı çektiğim halde bir türlü diş doktoruna gitmeye cesaret edemiyordum...Aldığım ağrı kesicilerle bir süre  kendimi oyaladım durdum…Ama birgün  baktım ki durum vahim ve acilen bir diş doktoruna görünmem lazım…Zira dişimde kocaman bir oyuk açılmış ve dilimle sürekli o oyuğun içini kurcalıyorum..Ben kurcaladıkça canım daha da çok yanıyor..Sonunda   arkadaşım Aynur'un önerdiği dişçiye gitmeye karar verdim…Telefonu o açtı ve benim yerime bir saat sonrasına randevu alarak telefonu kapattı..Bir yandan da kıs kıs gülüyordu...Git bak çok iyi bir doktor diyordu ardından da …Neden gülüyorsun diye soracak oldum..Sen git de neden güldüğümü anlarsın …çok memnun kalacağına eminim diyerek bir kahkaha daha patlatmıştı…Bana bak dedim, sen bana bir oyun oynuyorsun ama şu an kestiremiyorum ne olduğunu…Ya bu diş doktoru çok acemi ya da kaçık biri …sen boş yere gülmezsin…Birden ciddileşerek, hiç kötü bir doktora ben seni gönderiri miyim…Sadece çok esprili  biri de o yüzden gülüyorum…Hem oraya gittiğinde dişçi korkundan eser kalmayacak inan bana…'Tamam bakalım göreceğiz' diyerek randevu saatime  yarım saat kaldığını fark ederek telaşla çıktım…\n\nAdres Bağdat caddesi üzerinde Kızıltoprak semtindeydi…Cadde üzeri bir adres olduğundan bulmakta zorlanmamıştım…Zira o kadar büyük bir tabela asmıştı ki bir miyop bile rahatlıkla o tabelayı görebilirdi...Telaşla taksiden inerek heyecanlanmamaya çalışarak kendimi muayenehanenin kapısında buldum…O da ne....  Kulaklarıma inanamıyordum..İçerde sanki bir konser var gibiydi…Biri gitar çalıp şarkı söylüyordu…Kapının üzerindeki ismi bir kez daha kontrol edip, yanlış birinin kapısına gelip gelmediğimi kontrol ettim…İsim bana verilen isimle aynıydı…Aynur’un neden güldüğünü anlamaya başlamıştım..Bakalım içerde beni ne gibi sürprizler bekliyordu…Zili çalarak geriye çekilip beklemeye başladım…Fakat çalan gitar sesi ve eşliğinde söylenen şarkı nedeni ile zili kimse duymuyor, kapı açılmıyordu…Çaresiz  şarkının bitmesini beklemek en akıllıca hareket olacaktı…Aslında güzel bir erkek sesiydi ve oldukça profesyonel bir şekilde gitar çalıyordu…Kısa bir süre sonra parça bitmiş birkaç kişinin alkış sesini duymak beni şaşırtmıştı…Hemen zili çaldım..Zira ikinci bir şarkıya başlamasından ve uzunca bir süre kapı önünde kalmaktan korkuyordum…Kısa bir aradan sonra kapı açıldı…Genç bir kadın kapıyı hafif bir tebessümle açarak…Hoş geldiniz diyerek beni bekleme odasına aldı…Otuzların başlarında oldukça güzel sarışın bir kadındı…Doktor bey az sonra yanınızda olacak dedikten sonra buzlu camlı bir kapıdan içeri girerek gözden kayboldu…Yaklaşık birkaç dakika daha orada öylece bekledim..Müzik sesi kesilmiş yerini dolgu aletinin vızıldayan sesi almıştı..Halbuki ben gitar sesini o sese tercih ederdim…İçerden kadınlı erkekli gülüşmeler, konuşmalar, kahkahalar duyuluyordu…Duyduğum bu sesler dişçi koltuklarında bağıran, çığlık atan seslere bir tezat teşkil ediyordu…Gerçekten ilginç biri olmalı diye düşünmeye başlamıştım…Yaklaşık on beş dakika daha bekledikten sonra bir genç kız, orta yaşlı esmer bir kadın ve elli yaşlarında bir beyin odadan gülümseyerek çıktığını görmek sıranın da bana geldiğini işaret ediyordu…\n\nEn arkada uzun saçlı, saçlarını arkadan bağlamış, kırklı yaşların ortalarında son derece güleç yüzlü ve iri yarı yakışıklı biri daha vardı…Beyaz önlüğü olmasa kimse onun diş doktoru olduğunu tahmin edemezdi…Oradan ayrılan insanlar bir doktorda değil de bir misafirlikten dönüyor gibiydiler…Hasta olan genç kız olmalıydı ki haftaya Çarşamba yine aynı saatte Burcu’cuğum diye seslendiğinde genç kız, gülerek arkasını dönüp evet anlamında ona el sallamıştı…Genç kızın dişçiden korktuğu için anne ve babasıyla geldiği, karşısındaki adamı gördükten sonra bu korkusunu üzerinden attığı anlaşılıyordu…\n\n'Buyurun hanımefendi' diyerek beni muayene odasına davet ettiğinde yine korku nöbetlerim tutmuştu..'Hoş geldiniz…Şöyle buyurun' diyerek bana o güne kadar gördüğüm beyaz dişçi  koltuğu yerine,  hafif arkası yatan ve daha ziyade bir makyaj koltuğunu andıran pembe renkte, deriyle kaplanmış koltuğa oturmamı işaret etmişti…Duvarlarda en ünlü müzisyenlerin posterleri, sol tarafta sehpaya  yaslanmış bir halde duran bir İspanyol gitar ve  duvarda birkaç gencin ellerinde gitarlar bir konserde çekilmiş fotoğrafları ilk gözüme çarpan şeyler olmuştu…\n\n'Size ne çalmamı istersiniz …Müzik en iyi sakinleştiriciden bile daha etkilidir…Söyleyin size şöyle güzel bir parça çalayım ve ondan sonra da dişinize ne gerekiyorsa onu yaparız'…Şaşkındım…'şey doktor bey'   filan dedim önce…O hala ısrarcı bir şekilde bir melodi ismi söylememi bekliyordu…Ne desem diye düşünüyordum ki aklıma Rodrigez’in Gitar Konçertosu geldi…'Onu dinlemek isterim ' diyerek  gülmeye başladım..Hemen gitarını kaptığı gibi başladı çalmaya…O kadar güzel çalıyordu ki ben koltukta oturmuş, yardımcısının getirdiği bitki çayı elimde onu dinliyordum…Bir dişçi koltuğunda daha önce hiç bu kadar rahat etmemiştim…Zaman zaman da halimize bakıp gülüyordum…Az sonra melodi bitmiş, 'evet hanımefendi şimdi muayenemiz başlıyor'  diyerek yanıma gelmişti…Tabii bu ilginç kişilikteki doktoru bulmuş soru sormadan edemezdim…'Ne kadar güzel gitar çalıyorsunuz' diyerek önce beğenimi dile getirdim…'Tam bir profesyonel gibisiniz' …'Teşekkür ederim…Aslında ben bir müzisyen sayılırım'…Bir yandan 'ağzınızı açın' diyerek anlatmaya devam ediyordu…'Lise yıllarında bir müzik grubumuz vardı…Plak bile yapmıştık'…Ben bir yandan ağzım açık yapılacak morfini bekliyor bir yandan da onu dinliyordum…'Bilirsiniz…Babalar oğullarının hep doktor, mühendis ya da mimar olmasını isterler…Bizde de öyle oldu'…Sessizce onu dinliyordum..Az sonra, 'iğneniz bitti şimdi biraz bekleyelim' demesi beni şaşırtmıştı..Ne iğneyi duymuş ne de canım yanmıştı…Bu adam sihir gibi bir şeydi…'Babam müzikle profesyonel olarak uğraşmama asla izin vermedi…Müzisyen olacağımı söylediğimde doğum günümde aldığı gitarımı bir akşam nasıl parçaladığını hala hatırlıyorum…O günden sonra bir daha gitar elime almamıştım…Onun istediği oldu sonunda…Ben doktor oldum…Bana bu muayenehaneyi o açtı…Önceleri mutsuzdum…Daha sonra içimde ağlayan müzisyenin sesine kulak verdim bir gün…Madem artık geriye dönüş şansım yoktu o halde ben de çok sevdiğim müzikle diş doktorluğunu bir arada yürütebilirdim…Şimdi buraya korkarak gelen hastalarıma, önce bir mini konser vererek hem onları rahatlatıyor hem de bu müzik aşkımı onlarla paylaşıyorum…Bana kalsa müzisyen olmak isterdim…Ama bizim yetiştiğimiz yıllarda büyüklerin sözü dinlenirdi…Şimdiki gençler bu konuda daha şanslı…En azından ne istediklerini iyi biliyorlar ve bu yolda diretiyorlar…Benim böyle bir şansım olmamıştı'…\n\n'Eveeet ilacın tesiri geçmeden dolgumuzu yapalım,  benim çenem bir kere açıldı mı durmak bilmez..Hele konu müzik olunca'…Az sonra tedavim bitmiş bende diğer genç kız gibi memnun bir şekilde oradan ayrılırken müzik ziyafeti için ayrıca teşekkür etmiştim…\n\nZaman içinde çok karşılaştım içinde ağlayan bir yazar, bir şair, bir müzisyen, bir ressam,bir heykeltıraş olan insanlara…\n\nOnların bir çoğu ya bir doktor, ya bir mimar, ya bir mühendis ya da bir politikacıydı…Bırakın çocuğunuzu istediği işi yapsın, olmak istediği şey olsun…Asla  içinde ağlayan bir başka biri olmasın…!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "Sevda Savğa",
        "poem": "\n\n\"Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç\"\nKüçük bir esinti yetiyor savurmaya,beni\nMevsim hep gidişin\nMevsim hep sonbahar\nBen hep sonbahar\nGitme...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git yar",
        "poet": "Meral Kartal",
        "poem": "\n\nHer mısra her özlem sen kokuyor artık...Yok oluyorum sevgili..Kacıyorum artık senden..Ve ınankı senlı olan askıda ıstemıyorum..Git yar arkana bakmadan git..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Git Yiğidim Git",
        "poet": "Hazni Çetin",
        "poem": "\n\nGöç yiğidim göç burdan, bura çakal yatağı\nAslanların olduğu dağlarda git avlan\nŞu görünen güzellikler hepsi bubi tuzağı\nAslanlar aslan doğar, aslanca ölür aslan\n\nHaydi kalk kocaçınar, yorgan döşek neyine\nVur heybeyi atını, istanbul seni bekler\nDağları geç, çölü aş, git! kavuş hayaline\nSarhoş şehirde seni karşılar dost erenler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitbe Yalan Dünya",
        "poet": "Yılmaz Ökçin",
        "poem": "\n\nHeba oldu boşa gitti yıllarım\nGitbe yalan dünya senden usandım\nGüne döndü haftalarım aylarım\nGitbe yalan dünya senden usandım\n\nFelek vurgunuyum her dem inlerim\nAh ile vah ile geçti günlerim\nBülbüldüm lala döndü dillerim\nGitbe yalan dünya senden usandım\n\nNe çocukken güldüm Ne gençlik bildim\nBilmem bu dünyaya ben neye geldim\nŞimdi durgun gölüm gençlikte seldim\nGitbe yalan dünya senden usandım\n\nHani  anam hani babam nerdeler\nYoklar çünkü kara yerdeler\nYaş yerine kan akıttı dideler\nGitbe yalan dünya senden usandım\n\nNebir bacım vardır nede kardeşim\nGece ayışığım  gündüz güneşim\n\nBenim sadık yarim vefalı eşim\nGitbe yalan dünya senden usandım\n\nNe bir  günün gördüm ne sefan sürdüm\nGam kederle kader ağımı ördüm\nYıllarca çektimde bitmedi derdim\nGitbe yalam dünya senden usandım\n\nİşvenle cilvenle kahbe feleksin\nSol gösterip sağı  vurdun keleksin\nAleme kürk bana kolsuz yeleksin\nGitbe yalan dünya senden usandım\n\nBir tek kırık dalım koca çınardan\nsekiz çocuk verdi yüce  yaradan\nGeçte olsa akı seçtim karadan\nGitbe yalan dünya senden usandım\n\nÇok istedim bir gün olsun gülmedim\nBelki bin kez öldüm bir kez ölmedim\nazrailden betermişsin bilmedim\nGitbe yalan dünya senden usandım\n\nNurunu gizledi Güneş yılmazdan\nBaharı kış oldu haber yok yazdan\nVakit geldi yolcu gider birazdan\nGitbe yalan dünya senden usandım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "Aynur Sultan",
        "poem": "\n\nKaçgecedir ay maviydi. \nşimdi hasta\nbeden ki nefesde\nOysa kardelendeki direnme noktasıydı\nözlemin\ngitme\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "İlyas Özkan",
        "poem": "\n\nGitme, n'olur beni böyle\nPerişan, derbeder bırakıp\nAyrılık kolay değil öyle\nDönmeyesiye gemileri yakıp...\n\nLime lime olmuş gönlüme\nKezzap dökülür, tuz basılır\nYeter hicranım, fazla söyleme\nGideceksen, kurulu dünyayı yıkıp...\n\n(30.08.2001\nPerşembe)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "Salim Erben",
        "poem": "\n\nElveda demeden gidersen\nMerakım kalır sende o gün\nİçinde varken bu kibir bu gurur\nNeden niçin diye sorma sakın\nEla gözler başka sevgili bulur\n\nSarmak  isterse bedenin\nÖnce  yüreğine bak\nNafile bulunmazsa izlerimi\nMasum şiirleri  çıkarıp \nEllerinle ateşte yak \nZalım dediğin bu yürekli kişi \nAsla seni unutmayacak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "Münevver Erilmez",
        "poem": "\n\nDuygu yüklü kervanlarla\nNereye gidersin güzelim,\nGitme yaban ellerine\nOrada savaş var,\nDedelerinin kanıyla sulanmış topraklada\nYine kan ve barut kokusu var,\nGitme güzelim orada SAVAŞ var.\nBitmedi bu hırs, bu kin, bu işkence\nAç gözlü vampirler, doymuyor kana,\nGitme güzeller güzeli,\nYazıktır cana, canana\nBitecek bir gün elbet\nBu ihtiras bu işkence\nDenizi boyayan kan ve petrol\nBir gün olacaktır\nÇiçeklerle bezeli bir cennet\nBarışı sağlayacaktır elbet\nAtatürk’ün çocukları\nİşte o zaman git gidebildiğin kadar\nGüneyden başlayıp Yemen ellerine doğru.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "Tunahan Ermihan",
        "poem": "\n\nHazana gebe kalır geceler günler kör eder beni\nKurur hayallerim gülüşler terk eder bu aciz bedeni\nHatıralarda bir yıkım telaşı bir talan başlar ki\nKanar avuç içlerim sen gidersen çarmıhtaymışım gibi\n\nGöçmen kuşlara ziyan gelir mevsimlerim sonbahara mahkûm kalır\nAdının anıldığı her an dillerim lâl olur kelam aciz kalır\nGözlerimde yaş kalmışsa eğer her bir damlada adın saklı kalır\nGörmezler ama yüreğim kanar sen gidersen hançer yemiş gibi\n\nÇiçeklerim boyun büker sessiz sedasız solar gider ardınca\nAttığın her bir adımda ezilen toprak mezar olsun sensiz bu cana\nAhiret de verilecek mükâfatta bir sen kal benim hesabıma\nKahve gözlerindeki cennetim kaybolur sen gidersen asi bir kulmuşum gibi\n\n25.07.2006 09:30:06\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "Yusuf Kılınç",
        "poem": "\n\nGitme sevdan hazan olacak\nGitme ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "Bilal Dilsiz",
        "poem": "\n\nGitme! \nSen gidersen; \nCan düşer,\nBaş düşer,\nGül düşer,\nTek kurşun atmadan,.\nKırılır kanadım,\nİki gözümden yaş düşer...\n\nGözyaşımda oynaşır vuslat\nSusmalar dudağımda düümlenir\nCelladım olur.\nGitme! \n\nEllerin ellerime yakışır\nYüreğin yüreğime yakışır\nGitme! \n\nSerabın düşer ıssız gecelerime\nYusuf’un gözlerinde \nZüleyhanın sureti var\nEllerimde\nEllerinin izi var\nGitme! \n\nZehir olsanda\nkal bende...\n\nBilal Dilsiz\n\n'Ortanca,aylık edebiyat,sanat ve fikir dergisinde yayınlanmıştır.”\nSayı 29 Eylül – Ekim 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "Şair Taylanbatu",
        "poem": "\n\nşimdi sen gideceksin burdan buiyi                                                                                                  ayağında camur olacak bu da güzel                                                                                                 sade ölümlülerin   anlacağıdille edeceksin vedanı                                                                                              bu da anlaşılr                                                                            fakat gülüm ne kadar istersen iste bastıramassın                içinden gelen tanrı sesini\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "Nazım Bircan",
        "poem": "\n\nGidiyor musun, \ngitme...\niçimde bir korku var.'\ngitme...\nBilseydim gideceğini,\nBırakır mıydım  seni,\n'Gitme' diyorum,\nDuymuyorsun sesimi,\nİçimdeki bu korku,\nGeleceğin habercisi,\nİstemiyorum, \nGeleceğin gelmesini,\nİstemeyişimin nedeni,\nSende bırakma bizi,\nGİTME...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nHenüz hazır değilim, gitme! Ne olur gitme! \nDayanamaz yüreğim, ayrılıktan söz etme.\nİlle de gideceksen, bir sabah erkenden git,\nKan uykuda olayım, düş sanayım ağlatma.\n\n13 Mayıs 1985 – Pazartesi / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "Murat Bütüner",
        "poem": "\n\nBir anlık öfke ile kızarsam sana,\nGit der isem bile gitme.\nGözlerine bakıp sevmedim desemde seni\nNe olur bana inanma.\n\nSöz aramam desemde seni\naçık tut telefonunu tutamam sözümü\nEğer ağlamaz isem sen giderken\nKızgın şişler oysun gözümü.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "Suskun Şair",
        "poem": "\n\ndurma ne olur öyle yüzüne bakarken\ngözlerinden içine uzun bir yolculuk bu\ndudağına kadar düşmüş bir damla\nözlem acıtmış canını besbelli\nama ağlamak son çare\nelimizde olan bir şeyler varken\nölürüm ellerini bırakırken\ngitme...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "Osman Özavcı",
        "poem": "\n\nDursun Bey emekli,altmışaltı yaşında\nBedeni yorgun,ruhu doygun \nÖlümü özlemiş,gözlerinin feri sönmüş\nGitsin\n\nHırsız Servet aranıyor,her daim kaygılı\nOnu gizlesin istiyor şehrin kalabalığı\nKorkuyor,kaçmaya da niyetli\nGitsin\n\nSonbahar melankoli kokusu ve hüzün\nYaprakların bir gözü hep toprakta\nDökülsünler karışma bırak\nGitsinler\n\nKadıköy iskelesi,deniz çıkmış çığrından\nUfakta büyük bir vapur görünüyor\nÖğrenci Yasin de yetişecek sınava \nBinsin, binsin ve gitsin\n\nKim giderse gitsin \nKime giderse gitsin\nNereyi istiyorsa \nNe zaman istiyorsa\nGitsin\n\nGitme!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme..",
        "poet": "Şair Baraka",
        "poem": "\n\nBaba gitme\nBen henüz küçük bir kızım\n\nKüçük bir bedenim\nKorunmaya muhtaç\nBen bir nazım, ben yeni çiçek\nGidersen öcülerden kızını kim bekleyecek\n\nBaba gitme\nSöz veriyorum artık tırnaklarımı yemeyeceğim\nSöz veriyorum dişlerimi fırçalamadan ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "İlker Gezer",
        "poem": "\n\nBu şehri,bir hüzün sarar,seni yazdığım zaman.\nAdın ayrılık adın sonbahar.\nGitme yüreğim,gidişine dökülür bütün acılar.\nAğlar gökyüzü,bulutlar erir hırsımdan.\n\nGitme,gitme bu şehir sen kokar sen açar çiçekler,\nGökyüzü sen olur,sen dolar kadehlere,\nYaram sen kanar gitme.\nGidişine,bütün sözler ağlar,susar şiirler.\n\nGittin ya,gece bile taşıyamadı bu karanlığı,\nBiz,gözlerimizi sende bıraktık.\nHerkes vazgeçti,yaşamaktan,\nBizim sana düşkünlüğümüz kaldı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "Fuat İstanbul",
        "poem": "\n\nsen duyguların en güzelisin güzelim,gitme\nseninle dolu hayatıma çökmesin karanlık\nbir mor menekşe gibi gözlerin tüm gecelerde\ngitme...kalbime gömülmesin acımasız yalnızlık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "Hilal Ergül",
        "poem": "\n\nHer gece dua ediyorum,\nGitme diye\nSen uyurken \nSeyrediyorum seni\nBurda diyorum yanımda \nSonra bir bıçak darbesi acıtıyor canımı \nGideceğin düşüncesiyle\nBiraz daha vakit diyorum \nİyiyi gör rahatı tad istiyorum \nCanın yandığı anlarda elini tutuyorum ya \nBen çekeyim diyorum acını \nNefes al istiyorum ve yaşa\nGitme baba nolur gitme \nSensiz tadı olmaz ki hayatın \nBenim gücüm yetmez ki sensiz bu hayata\nHani geçen yıl ki fırtınada \nBahçedeki incir ağacı yıkıldı diye \nÇok üzülmüştüm ben \nSende ben üzüldüm diye\nBinbir güçlükle tekrar ayağa kaldırmıştın.\nVe meyve vermişti bu yıl yine\nGeçen gün ki fırtınada ayva ağacı devrildi baba\nGünlerce devrik kaldı\nDün uğraştım çabaladım ayağa kaldıramadım baba\nKaldıramadım çünkü yanlızdım \nSen yattığın yerden beni seyrediyordun\nUğraşma kızım kaldıramazsın dedin \nDoğru kaldıramadım \nİlk defa ağladım orda \nİlk defa daha gitmeden yokluğun içimi çok acıttı\nGitme baba nolur gitme\nBenim hayallerim var baba\nHepsinin içinde sen varsın\nKocaman bi yerin var onlarda\nKorkuyorum \nHayatta hiç korkmadığım kadar \nHani derdin ya benim kızım hiç bişiden korkmaz diye\nKorkuyorum\nHemde o kadar çok korkuyorum ki\nKorkum hayallerimin gerçekleşmemesi değil \nGerçekleştiğinde ya sen olmazsan baba\nGitme baba gitme \nDayan diren baba \nDedin ya geçen gece hastanede \nYenicem bu hastalığı diye\nYen baba ne olur yen \nYende yeni bi ayva ağacı dikelim bahçeye\nVe ben yine korkmadan senli hayaller kurayım baba\nBide baba ben seni çok seviyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "Yüksel Sönmez",
        "poem": "\n\nSen gidersin  kapanır gün\nKapılar kapanır birbiri ardınca\nGülüşler biter ömrümce\nBir veda bile kalmaz geride\nArtık hiç bir şey aynı değildir.\nIşık çekilir pencerelerden\nBir karanlık hücre gibi ömrümce\nBir veda bile kalmaz geride\nGitme..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "Ahmet Gafur Şahin",
        "poem": "\n\nGençlik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "Borgahan Karabay",
        "poem": "\n\nKapı çalıyor açmaya korkuyorum.\nArkasında veda var, açmamı bekleyen.\nYitik bir aşkı yüzüme vuracak veda var.\nYığıldım kapının önüne, korkuyorum açmaya.\n\nKimbilir kaç gecedir seyrediyorum duvarları,\nuykuda uğramaz oldu bana, tıpkı senin gibi\nHerşey, herkes bana benziyor.\nÖyle yıkık, öyle kederli, öyle sensiz.\n\nGiderken neyim varsa aldın bana dair.\nKeşke mutluluğumuzdan birazcık bıraksaydın ellerime.\nTeselli yaratırdım ardından seni izlerken.\nGiderken sen birbirine düğümlendi cümlelerim,\nKonuşamadım, söylemedim gitme diye.\n\n22:21 17.09.2010\nBorgahan\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gitme",
        "poet": "Şenol Palazoğlu",
        "poem": "\n\nGidermisin kalırmısın \nzamanın önüne düşüp \nyol sarmadan \niz sormadan \ngidermisin yoksa durmadan \ne git öyleyse \nzaman bana düşman \nsana dost değil ya \nelden gelen düğün bayram \nbiliyorum \nsen başkasını \nben ise sana hayran\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "Orhan Altinbasak",
        "poem": "\n\nBenimle kal gitme gurbet eline\nAtma şu gnlümü hicran seline\nArtık dayanamam ben hasretine\n\nYalvarrırım gitme,beni bırakma\nHasret ateşini,bir daha yakma\n\nKapılma bir daha,gurbet yeline\nDüşürme kalbimi,hasret derdine\nYazık olur hem bana hem kendine\n\nYalvarırım gitme,beni bırakma\nHasret ateşini,birdaha yakma\n\nGurbette geçtimi,mutlu bir günün\nGitmeden ne olur,önce bir düşün\nDaha kaç gün oldu,geri dönüşün\n\nYalvarırım gitme,beni bırakma\nHasret ateşini,bir daha yakma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "Bayram Eser",
        "poem": "\n\n“eylülün de sonu geldi bitiyor\nbiten eylül olsun sakın sen bitme\ngöçmen kuş misali eylül gidiyor\ngiden eylül olsun aman sen gitme\n\ngünler kısaldı havalar soğuyor\nher yeni gün bin sıkıntı doğuyor\nkasvet ayı eylül beni boğuyor\ngitsin artık eylül ama sen gitme…” 24.09.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "Mehmet Baysa",
        "poem": "\n\nSarayburnundaki ebruli akşamlarımızı düşün, \nSana gül aldığım çiçekçi kızın dileklerini düşün, \nÇay veren garsonun mutluluğumuza imrenerek baktığını düşün, \nAk sakallı balıkçı dedenin bizim için ettiği duaları düşün, \nVe gitme.. \n\nTelefonda sesini duyduğumda içimi nasıl titrettiğini düşün, \nEllerini tuttuğumda heyecandan nasıl titrediğini düşün, \nBoğazdaki martıların göç etmek için seni beklediklerini düşün, \nYüreğime düşürdüğün ateşin senin yokluğunda beni nasıl yakacağını düşün. \nVe gitme...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "Birben Türkoğlu",
        "poem": "\n\nfesleğen kokularını duydun mu sende \nilkbahar çiçekleri gibi \ntaptaze\nkelebekleri yüreğimde \nşimdi o ilkbaharın \nrahatsız ediyor şeytanlar onları\nel sallayıp sen\nuzaklara gittiğinde\ntek tek ölüyor kelebeklerim\nben yüreğine giremedikçe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nGitme\n\nBir gün\nBırakıp gideceğini\nBiliyordum.\nAma o günün\nBu kadar yakın olduğunu \nbilmiyordum.\nGİTME\n\nTuğrul Ahmet Pekel\n20.11.2013.Çarşamba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "Saime Yıldırım",
        "poem": "\n\nArtık odana bile gitme\nBeni bırakıp\nUzaklara bakma\n\nSokağa çıkma bensiz\nKim gel derse\nYüreğimi de götür yanında\n\nAmerika Almanya\nAnkara istanbul'a da gitme\nİzmir'de kal\n\nYanımda canımda\nKollarımda \nYuvamızda kal ve\n\nDÖN ARTIK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "Taha Karakoç",
        "poem": "\n\nSerin bir ilk bahar sabahında\nMatemli doğa güneşle \nİçime doğmuştu gideceğin\nSebebini bilmediğim\nYanlızlığımla boğuşurken\nArdından gitme \nDiyemedim\nGidişin bir hançer gibi saplandı yüreğime\nBen sana ağlıyordum\nYüreğime saplanan hançer seni yaralamıştı\nYüreğimde sadece sen vardın\nSende gidersen\nBenden geriye ne kalır\nArtık seni küskün karamsar sayıfalara\nKırık bir kalemle yazacağım\nSensiz batan güneşe\nKüskün veda edeceğim\nDoğan güneşten seni dileyeceğim\nOysa güneşim gözlerinde saklıydı\nŞimdi gözlerinde yok\nÜşüyorum\nSen gülmeyen yüzümde\nTatlı bir tebesümdün\nGelmeyen baharımda\nYüreğimde açan kardelen\nŞimdi sende yoksun\nHaytımın anlamıda\nGiderken ruhumuda al götür\n04/06/2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme",
        "poet": "Selahattin Bakır",
        "poem": "\n\nAcılara tat veren güzellik\nCanım sevgilim sen kadınım\nGitme sevdim seni\nPuslu gecelerde yem olmayalım\nÇakal sürüsüne\nSen varken güzellik yüreğimde\nİçimi ısıtıyor nefesin\nÇınlatamam gök kubbeyi kahkahalarla\nDuyulduğunda yüreklerde\nGitme\nSevdim seni\nİlmik ilmik sevgi oldun yüreğimde\nGözbebeklerime yansıyan ilk ışıktın sen\nSoğuk kış gecelerin de yorgan\nBuğulu gözlerimde nem\nRüyalarımda Hürrem din sen\nBen senin özünde var olmuşum\nSeni istediğimdendir ki\nBen sana kul olmuşum\nÖrme beyninde ki ağları kalbine\nEğer bir günahım varsa\nİnan ki aşktır\nİşte ondan sığındım erdemine\nŞimdi çekip gitmen göreceksin yanlıştır\nDeme kurtulmak istiyorum\nTüm hatıraları söküp atmak istiyorum kökünden\nBu kadar mı çok üstümde ki nefretin\nAyrılamam gitme\nO siyah saç sürmeli karagözden\nDuydum ki\nAlmışsın biletini\nUçacaksın çok uzaklara\nKulağımın dibinde yavaş, yavaş\nSusturacaksın sesini\nGölgen vurmayacak denize doğru\nYıldız ışığında daralan yüreğim\nAnılarını okuyacak deniz feneri ışığında\nSor kadınım sor kendine\nSor\nVe \nGitme\nEğer gidersen unutma\nPencereye hiç bakmadan\nSeni bekleyeceğim odamda\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gitme Bugece ",
        "poet": "Cemal Göktepe",
        "poem": "\n\nAnlatma içimde kal diye sevdim\nKaranlık çöküyor gitme bugece\nSevmeyi denedim hemde gizlice\nGün sabah olmadan gitme bugece\n\nAğardı gecenin karanlık yanı\nDoğmuyor geceme yıldızlar farklı\nEn uzak olanı kalbime yazdım\nGün sabah olmadan gitme bu gece\n\nUzandım koynuna sığmıyor canım\nHergece olunca böyleyim işte\nKaranlık dünyama gel diye yazdım\nGün sabah olmadan gitme bugece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Anne",
        "poet": "Sami Akman",
        "poem": "\n\nCanım Annem’in anısına….\n\nGitme\nSen gitme anne\nBoynum bükük kalır \nÇorak olur toprağım\nNe açar, ne kokar, solar güllerim\nSen gitme anne\nEllerim koynumda asılı kalır\nKokunu özlerim, gül kokusu gibi\nSaçlarını okşayamam, ipeksi\nDokunamam tenine, sıcaklığın yok\nSen gitme anne\nDizlerinde yatamam\nSaçlarımı kim okşar sonra\nKim oğlum diye sarılır bana\nKim yardan yar olur bana\nSen gitme anne\nGözlerimin içine kim bakar\nAkan gözyaşımı kim siler\nKim yürekten çağırır beni\nKim canından çok sever\nSen gitme anne\nEn sevgili, en Yar\nEn yüce, en büyük insan\nYüzünde nur’lar var\nMekanın cennet git anne\nOrada en büyük Yar var\n®©\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Bülbül Gitme 1",
        "poet": "Ahmet Çopur",
        "poem": "\n\nGitme bülbül gitme bahar erişti\nKırmızı gül maverdesin karıştı\nSılada yavrular aklıma düştü\nÇekilmez dünyanın cefası bülbül\n\nBülbülü tuttum güle bağladım\nBülbül feryat etti bende ağladım\nBir gül için karelermi bağladın\nBoşa feryad etma divane bülbül\n\nYine bahar geldi açıldı güller\nUlu sular bulandığı zamandır\nSelviler yeşerdi çiçekler açtı\nAşıkların buluştuğu zamandır\n\nBülbül ağlar seher vakti ekseri\nAşığın gözyaşı deler mermeri\nZar edersin yoktur gülün haberi\nBoşa feryat etme divane bülbül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Allah Aşkına",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nÜzülme sen sevdiğim,\nBelki yine gelirim,\nEğer gelmezsem bilki,\nBir köşede öldüğüm.\n\nGözlerin kalbimden vurdu,\nBu ayrılık beni yordu,\nSeven kalbim ateş kordu,\nGitme Allah aşkına.\n\nDertliyim biliyorsun,\nSitemler ediyorsun,\nYinede gidiyorsun,\nGitme Allah aşkına.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme baba",
        "poet": "Zeynep Kartal",
        "poem": "\n\nİçimde hasret kıvılcımları koparken,\nBeni bırakıp gitme baba,\nEn koyu karanlığa bırakıp beni,\nArdına bakmadan gitme baba..\nBir yanımı hep eksik bırakıp\nBeni yalnızlığa itme baba\nBaşucundayken bile araya duvarlar örüp\nBeni karanlığa gömme baba...\nsevgini içine gömmeni değil\nBeni sevdiğini sözcüklere dökmeni beklerim baba\nUçurumlardan düşüyorum her gece..\nElimi tut,ne olur bırakma baba...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Canım Yorulursun",
        "poet": "Ramazan Ateş",
        "poem": "\n\nBeni böyle terk edip de,\nGitme canım yorulursun.\nTek başına gündüz gece,\nGitme canım yorulursun.\n\nGideceksek biz gidelim,\nHem de el ele verelim.\nBensiz olmaz dur güzelim,\nGitme canım yorulursun.\n\nÖfke ile kalkma hemen,\nKaşlarını çatma hemen,\nBeni böyle atma hemen,\nGitme canım yorulursun.\n\nÖfke ile kalktın ise,\nSinirlenip çıktın ise,\nDur de artık bu gidişe,\nGitme canım yorulursun.\n\nBir gün geri döneceksin,\nYine bana geleceksin,\nPeki neden gideceksin,\nGitme canım yorulursun.\n\nHem kendini, beni üzme,\nOlur olmaz şeye kızma,\nKızıp da keyfini bozma\nGitme canım yorulursun.\nHemi pişman da olursun.\n\nRamazan Ateş/Enschede\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Canımdan",
        "poet": "Adnan Ünal",
        "poem": "\n\nHer gece bi ağrı tutar sol yanımdan,\nSabaha kadar acıtır,çıkmaz aklımdan,\nHasretinle kokunu çekerim yastığımdan,\nNe olur yıldız gözlüm,gitme canımdan.\n\nSeni umarım ansızın kapının çalışından,\nResmine bakarak avunurum duvardan,\nSensiz bu hayatın ne farkı var zindandan,\nNe olur yıldız gözlüm,gitme canımdan.\n\nBırakma sakın ellerimi,tut kollarımdan,\nÇekme gözlerini benden,akma yaşımdan,\nGidiyorsan; vur beni alnımın ortasından,\nYa da yıldız gözlüm gitme,gitme canımdan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme çocuk",
        "poet": "Şeref Öztürk Usta",
        "poem": "\n\nGider gibi yapıp gidemedin \nKorkularım içimde kaldı\nSevinçlerimi gösteremedim \nGeceler uykularımı çaldı\n\nDostlarıma haber saldım\nKimselere diyemedim\nMısralara sarıldım\nYüreklerde asılı kaldım\n\nTam deli yüreğim unutmuşken\nUmut var dememeliydin\nÇığlıklarım susmuşken\nGitmek varsa gitmeliydin\n\nOynama mavi meleğim \nHazır değil yüreğim\nAynı sancıları çekmeye \nYüreğime dinletmeye\n\nHer gün sana yazacaktım \nHerdem daha azalacaktım\nTükenişime seyirci kalsanda\nDaima girdabında kalacaktım\n\nBir dirhem suçun \nKuş tüyü kabahatin yok\nÇekilmiyor sensizlik\nEziyor beni çaresizlik\n\nGidişini özlemek istemiyorum \nKalışlarına da alışamıyorum\nYüreğime batan acın olmasa \nSevdalı kalbime ulaşamıyorum\n\nSeviyorum yapma çocuk\nÖzlüyorum etme çocuk\nYalvarırım gitme çocuk\nGitme çocuk,gitme çocuk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Diyemedim",
        "poet": "Yusuf Kemal Çetin",
        "poem": "\n\nGözlerim seninle bakışmaya bayılıyordu,\nGözlerim sende anlam kazanıyordu,\nSeni bir farklı görüyordu,\nGözlerim seni görmüştü Gitme Diyemedim....\n\nSözlerim seninle konuşmaya alışmıştı,\nSözlerim sende edebiyatlaşmıştı,\nSeni bir sevda kadını biliyordum,\nSözlerim sana sözlüydü Gitme Diyemedim....\n\nYüreğim seninle sevgili olmuştu,\nYüreğim sende yaşıyordu,\nSeni bir dürüst sanıyordu,\nYüreğim sana kalmıştı Gitme Diyemedim....\n\n' Sonbaharın Kuruyan Yaprağı,Hüzünlendiren Ayrılığısın Sen'\n\n10/04/2003\nperşembe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Demiştim Nisan Sabahı",
        "poet": "Saadet Kılıçaslan",
        "poem": "\n\nGitme demiştim nisan sabahı\nGözlerim dolu dolu kirpiklerim ıslak\nSon yolculuğa hazırlanırken \nYalvara yakara gitme demiştim\n\nİnama saydım keşkelere \nÜşümeden sarılsaydım sımsıkı\nÖzlemezdim o zaman mavileri \nGitme demiştim nisan sabahı\n\nSoğuktu o zaman zemheri aylar\nMart göz kırpıyordu gri bulutlara\nBilemedim hazırlık yapıyor muşun meğer\nGitme demiştim nisan sabahı\n\nTemmuz başlarıydı gidişin\nDört ay öncesinden belliydi\nöperken içine çeke çeke beni\nanlamalıydım o sessiz vedayı\n\nGitme demiştim nisan sabahı\nŞimdi öksüz başım önümde \nPencerenin arkasından hıçkırarak \nAğlıyorum \nGitme demiştim nisan sabahı \nGitme anne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "* Gitme Dedim *",
        "poet": "Gülşen Şenderin",
        "poem": "\n\nSevdanın ak kuşları uçarken gök yüzüne\nHoşca kal gidiyorum, dedin canımın içi\nDönerim geri; derken bakmadın hiç yüzüme\nGitme dedim bilmedin; hiçran yarası acı! \n\nSeraba karışırken, o büyülü gülüşün\nYanağına kor oldu, sakladığın göz yaşın\nAşkı yaşamak varken neydi gurbette işin\nGitme dedim bilmedin; hicran yarası acı! \n\nSen gideli solmadı gönül bahçemde bahar\nYüreğimde umutlar döktüğüm yaşlar kadar\nO ' Botanik Parkı'nda' bekliyorum seni yar\nGitme dedim bilmedin; hicran yarası acı! \n\nDöneceğin o günün, müjde harında Gülşen\nSöyle sevda çiçeğim, aşk mıdır böyle esen\nRazıdır fırtınaya senin derdine düşen\nGitme dedim bilmedin; hicran yarası acı!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Diye",
        "poet": "Recai Gören",
        "poem": "\n\nbu ünyenin hali, derdi bir başka,\nsel gibi gözyaşı, yanaklarında...\nönünde diz çökmüş, sana kapanmış,\nkal diye ağlıyor, ayaklarında...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Diyemedim",
        "poet": "İsmail Temiz",
        "poem": "\n\nGidişinle yıkılışım bir olmuştu o gece,\nDudağımdan sözcükler döküldü hece hece,\nAMA YİNE DE GİTME DİYEMEDİM.\nHaykırmamak için zincirledim duygularımı,\nİçime attım hep yabancı sancıları,\nSardım,sarmaladım yalnızlığı,\nAMA YİNE DE GİTME DİYEMEDİM.\nKırılgandı hep kullandığın kelimeler,\nAyrılığa bakıyordu o masum gözler,\nBiliyorum herşeyi bu yürek özler,\nAMA YİNEDE GİTME DİYEMEDİM.\nKapadım kalbimin kapılarını senden sonra,\nAç mayı düşünmüyorum hiç bir aşka,\nBir seni sevdi bu gönül bir sana bağlandı da,\nAMA YİNE DE GİTME DİYEMEDİM.\nBelki yolcu eden bendim aslında,\nSen kalma mücadelesi ederken,\nGidiş yolunu gösterdim ben sana.\nAMA YİNE DE GİTMİYORUM DİYEMEDİN.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme, Diyor",
        "poet": "Abdullah Çağrı Elgün",
        "poem": "\n\nGİTME, DİYOR! \n\nBu ne sevda sende, bu ne büyük aşk? \nYeşil gözlüm, gitme diyor ağlıyor.\nSana güzellerin, gözleri yasak,\nYeşil gözlüm yitme, diyor ağlıyor.\n\nHer güzeli sevdim, sardım sanarak,\nAh, edip haline zanla, yanarak! \nKalabalık etrafıma, kanarak,\nYeşil gözlüm, etme diyor ağlıyor.\n\nDertleri yük edinmiş, kara bağlamış,\nGelecekten korkan, gözler ağlamış.\nYürekçiği göz göz, yara bağlamış,\nYeşil gözlüm, gitme diye ağlıyor.\n\nÇağrı, der:  “Kıskançlık, tatlı bir bela! ”\nBıraksa talihi, kendince kala.\nYorgunluk izleri, gözlere dola,\nYeşil gözlüm, gitme diye ağlıyor. \n                           1 Ocak 2006, Kayseri/Fevziçakmak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Diyemiyorum Utanıyorum",
        "poet": "Seda Girgin 1",
        "poem": "\n\nSevgi neydi? \nSevgi bir çift süzülen bakışın içinde öylece heyecanlanmaktı \nSevgi bir yağmurun getirdiği gözyaşıydı \nSevgi sokağın tam ortasında giden sevgiliye gitme kal diye haykırmaktı\nSevgi sırf sen utanıpta anlatamadığın için \nKarşındakinin hiç birzaman dinleyemeyeceği bir masaldı \nSevgi cesaretti\nSevgi bir ressamın tualinde ki fırça darbeleriydi\nSevgi bir gökkuşağının renklerinde usulca kaybolmaktı\nSevgi kaybolduğun gökkuşağında renksiz kalmaktı\nSevgi işte o zaman benim gözümden süzülen yaştı\nSevgi dizlerimin üstüne çöküp başımı eğdiğim andı\nSevgi yeni doğan bir güneşle başımı tekrar kaldırdığımda\nArtık sevgilinin bu şehirde nefes almadığını bilmekti \nSevgi benim için artık tek kişinin bildiği bir sırdı\nSevgi açmamış bir filizin dalında kurumasıydı\nSevgi ha bugün ha yarın itiraf ederimlerin kaybedişleriydi\nSevgi geç kalmaktı\nEvet, ben geç kaldım ve artık o gitti \nSöyleyemediklerim geç olsada bana birşey öğretti\nBundan sonra  sevgi \nGiden sevgiliye utanmadan seni seviyorum diye haykırmaktı \nSevgi belki o zaman bahardı; dallarda açan çiçekti, bir çocuğun Uçurtmasına takılan bayramdı…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Elfina",
        "poet": "İlhami Gelen",
        "poem": "\n\ngitme elfina,\ngelişin bir düş gibi,dünden kalma\nbir kuşluk vakti.esintiler esrik.\nÖyle bir zamanda elfina.\nBir Akdeniz ülkesinde gördüm seni\n\nMecnun ile yol giden Leyla’dan başladın.\nAnlattın uzun uzun,\nÇöllere düşmüşlerin hikâyelerini\nBelkıs ve Süleyman’ı\nArdından\nYusuf ve Züleyha’yı\nSonrası Mem-u Zin’i\nŞimdi ben ve sen\nŞahidimiz Halepli mülteciler\nYüzleri bombalanmış çocuklar.\nKahkaha atan efendiler\nLanetli fahişeler\nÖyle bir zamanda elfina\nBir Akdeniz ülkesinde sevdim seni\n\nGitme elfina\nBabamın nasihatleri bir muska gibi, boynum da\nVebal yüklü gemilerde  Hintli büyücüler\nGözleri uzaklarda,düşleri askıda.\nGünahları  taşır Ganj’ın kutsanmış sularına.\nYokluğunda  bütün zamanlar karanlık \nBütün kentler karanlık\nBuluta girmiş bir dolunay\nGeride  üç beş loş ışık.\nÖyle bir zamanda elfina\nBir Akdeniz ülkesinde okşadın  ruhumu\n\nGitme elfina\nDağlarımız da isyan var\nAl beni koynunda sakla\nSuya bandığım bir kuru ekmek\nAşkımıza katık olsun\nGerisi ayrılıktan ölümden uzak olsun.\nSessizliğin kıyısında,sensizliğin kıyısında\nKıvranan bir yürek var şimdi\nYokluğunda acıtır kanatır beni.\nGitme bu acı bir son olsun elfina\nÇarmıha gerilmiş İsa’nın sızısı \nBütün aşklarım kederden kalma bir alın yazısı\nÖyle bir zamanda elfina\nBir Akdeniz ülkesinde  bıraktın ben\n\n\nVe sen giderken Elfina\nanılarımı bir yıldıza yükledim.\nBingöl dağlarından, Çukurova'ya\nTurnaların göç yolunda düşlerim\nSensiz üşüyorum bütün mevsimlerde..\nAnılarım avuntu kalsa da.\nBir hayat soluyorum hayalinle,\nKır çiçeklerinde sakladım sevdalarımızı\nYamaçlarımızda mendil sallar\nUzaktan uzağa laleler Muş ovasında\nBu bir elvedadır sana elfina.\nGölgesi vururken Toroslar’ın Akdeniz’e\nArdından\nBoynu bükük yabangülleri,kır çiçekleri\nHep bir ağızdan’ gitme Elfina’ der.\nVe öyle bir zamanda elfina\nBir Akdeniz ülkesinde yüreğime gömdüm seni.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Gardaş",
        "poet": "Abbas Paksoy",
        "poem": "\n\nGitme Gardaş\nGitme gardaş, gurbet acıdır.\nVarlığın, başımın tacıdır.\nYaşatan, anayla, bacıdır.\nDikenlidir, yolları gardaş.\n\n\tDerdini de, kimseler dinlemez.\n\tDikenle, gözyaşı silinmez.\n\tGurbetten, asla vefa gelmez.\n\tHalini anlataman, gardaş.      \n\nAcı soğan, tüter burnunda.\nNefesin kokar, aç karnında.\nGöremezsin bile, rüyanda.\nAran, sıcak yatağını gardaş\n\nBulursun belki, kırık ekmek.\n\tOlur mu,  onu susuz yemek.\n\tKalmaz ağzında, sağlam damak.\n\tBir tas su da, vermezler gardaş.\t\n\nPAKSOY’um, çok gurbete girdi.\nElin kızı, bir sofra serdi.\nÖnüne, yağsız pilav verdi.\nYağlı yemek, vermezler gardaş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme /dörtlük",
        "poet": "Cevat Çeştepe",
        "poem": "\n\nhep gelişler ol, gidişleri sevmiyorum. \nocakta sönmemişliğin dumanı tüter \nellerin kulaç atacak adımları bulamaz, \nokyanuslar yalnız kalır, gözyaşı olur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Güzel",
        "poet": "Orhan Altinbasak",
        "poem": "\n\nGitme gurbet ele gitme,sonra beni unutursun\nKorkarım gurbet ellerde,gider başka yar bulursun\nGitme güzel,gitme güzel,benimle kal ne olursun\nBir gün gelir gittiğine,sonra çok pişman olursun\n\nGurbet gönüllerde yara,ruhu saran sonsuz acı\nÖyle bir derttir ki gurbet,bulunmadı bir ilacı\nGitme güzel,gitme güzel,benimle kal ne olursun\nBir gün gelr gittiğine,sonra çok pişman olursun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Garip Gitme",
        "poet": "Fatih Polat",
        "poem": "\n\nGitme garip gitme yollar harami\nArap vurur Türkmen alır paranı\nGurbet elde kimler sarar yaranı\nGit garibim güle güle gelesin\n\nGitme garibim gitme yollar merd olur\nHer sinekler bir alıcı kurt olur\nSeni eller alır da bana dert olur\nGit garibim sağlık ile gelesin\n\nGitme garip gitme yollar çamurdur\nGaribin yüreği daşdır demirdir\nYedi yıl dediğin hayli ömürdür\nGit garibim güle güle gelesin\n\nBU ŞİİRİ GAZİANTEP KAPALI SPOR SALONUNDA FOLKLÖRDE ŞARKI SÖYLEYEN MEMİK AVCI'DAN ALDIM\nBURDAN OKUYAN VARSA ŞİİRİMİ ŞUNU SÖYLEMEK İSTİYORUM.GENÇLER BÖYLE HAVALARI BİLMİYO BATIYA KAÇIYORLAR NE VAR O ŞARKILARDA BURDAN\nKİLİS KURTULUŞ MAHALLESİNDE OTURAN APTAL HÜSEYİN İSMİ BİİZDE APTAL HÖSÜN DERLER ONU ÇOK SEVİYORUM AMCACIM ELLERİNDEN ÖPERİM ÖMRÜMÜ DAVUL VE ZURNAYA ADAMIŞ İNSANIM \nHOŞ GÖRÜN BENİ \nSAYGILARIMLAAA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Kal",
        "poet": "Fatih Çınar",
        "poem": "\n\nyarın çok geç olacak\nsevgilim biliyormusun\nyarın gözlerde yaş olacak\nsevgilim anlıyormusun\n\ngitme kal de bana\nrazıyım sonbahara\ngitme kal de bana\nçevir sensizliğe\ngiden yolları sana\n\nyarın ikimize\nderin yaralar açacak\nyıllar geçse bile \ninan kapanmayacak\nyarın kötü günler\nbaşlangıcı olacak\ntakvimler yalnızlık\nhesabını tutacak\n\nçıkacağım bir gün sana gelen yollara\ngeleceğim yanına ömür boyu kalmaya\nisterse ölümüm olsun sana gelen yollar\nşunu bilki aşkım\nölümüm bile senin yanında başlar\n\nMüzik: Fatih Çınar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Kal",
        "poet": "Tolga Hamamci",
        "poem": "\n\nbir can, bir hayat, bir bitiş\nson perde, veda sahnesi\ngidiyorsun demek \nbir mucize olsa ve...\n\ngitmesen...\n\nolur ya gidersen bir duvara gitme\nbir ağaca kal yazarım tebeşirle…\n\nolur da tebeşir bulamazsam anlık heyecandan\ndamarlarım var onlar yeter son damlasıylan...\n\n…ve olur ya mektup yazarım gitme kal diye\nbakarsın kalem bulamam; titrerken ellerim\no zaman gözyaşımı döker kağıda; sana öyle veda ederim...\n\n                            Tolga Hamamcı ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Gurbet Ele Gardaş",
        "poet": "Atilla Gözüküçük",
        "poem": "\n\nGitme gurbet ele gardaş, gurbet çok acı,\nHasret kalırsın sılana, yüreğine çöker bir sancı,\nBulunmaz ki gardaş,gurbet elin, sıladan başka ilacı,\nGitme gurbet ele gardaş, gubet çok acı.\n\nÇok acı olur gardaş, gurbet elin çilesin,\nGurbetin kahrı çekilmez, bunu bilesin,\nGurbet elde olanlara, Mevlam, sabır versin,\nGitme gurbet ele gardaş, gurbet çok acı.\n\nGezersin gurbeti gardaş, hepsi sana yabancı,\nGurbet elde hasret çekmek, çok acı,\nAklından hiç çıkmaz ana, baba, gardaş, bacı,\nGitme gurbet ele gardaş, gurbet çok acı.\n\nBurnunda tüter toprağını sürüp, ekinin biçtiğin,\nBağrın yandığında, pınarlarından, soğuk suların içtiğin,\nÖzleyip güzellerin, mest olup kendinden geçtiğin,\nSılanın hasreti gardaş, çok acı.\n\nÇaresiz kalırsın, kimse derdine derman olmaz,\nHalinden, yolundan yadlar bilmez,\nGurbete düşünce gardaş, hiç yüzün gülmez,\nGitme gurbet ele gardaş, gurbet çok acı.\n\nBizim de gurbet ele düştü yolumuz,\nKorkarım ki gurbet elde bitmez sonumuz,\nGurbet ellerde geçiyor, şu garip ömrümüz,\nGurbet elin kahrı, çekilmez gardaş.\n\n15.09.2006  Atilla Gözüküçük\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme kal",
        "poet": "Burak Küçük",
        "poem": "\n\nArkandan çok gözyaşı döktüm ama sevgilim sana 'gitme kal' diyemedim.Sen giderken bütün suç benimdi.Çünkü o iki kelimeyi söyleyebilseydim belki sen yanımda olacaktın.Ama gururum aşamadığım tek engel.\nSen bitti diyordun ama gözlerin seni seviyorum diyordu.Ve ben bu aşkı kalbime gömüyordum.Yapabileceğim tek şey vardı senin o sözlerinden sonra gözlerimden akan yaşların kalbimde alev alev yanan aşkl ateşimi söndürmesini bekleyecektim.\nBilmiyorum sen bu yazıyı okur musun? Sana gitme kal diyemedim ama şimdi yolunu gözlüyorum.Ve sana burdan sesleniyorum:'Bu kadar ayrılık yeter sevgilim.Hadi gel artık da o büyük aşkı yeniden yaşayalım.Ben beni bıraktığın yerdeyim.'\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Güneş",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nYine akşam oluyor,\nİçim hüzün doluyor,\nTomurcuk olan gülüm,\nAçılmadan soluyor,\n\nGitme güneş gitme, akşam olmasın,\nYaram derin benim, kimse basmasın,\n\nGüneş tünedi yine,\nHerkes döndü evine,\nGidecek yerim yoktur,\nBeni gömün derine,\n\nGitme güneş gitme, akşam olmasın,\nYaram derin benim, kimse basmasın,\n\nSol yanımda bir ağrı,\nYüreğim yapar çağrı,\nTalih bana gülmez ki,\nSinan'ın yanık bağrı.\n\nGitme güneş gitme, akşam olmasın,\nYaram derin benim, kimse basmasın,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Kal Burada",
        "poet": "Perinur Olgun",
        "poem": "\n\nSen gelince aklıma \nBir bebek ağlar içimde \nGözleri yumuk \nİnatla elleri yumruk yumruk. \n\nSeni düşününce \nBir minik kedi miyavlar \nAnnesini arar biçimde. \n\nSen düşünce aklıma \nBin bir ördek havalanır sazlardan gökyüzüne \nRüzgar ağaçların kabuklarını soyar \nKanatır içimde. \n\nSen gidince, birden kaçar gider minik kedi, \nHavalanan kuşlar.. kanatları rüzgar alır üşür \nAğlayan bebek bulamaz annesini düşünür çok düşünür.. \n\nKar yağar bahar çiçeklerine yüreğimdeki \nEser buz gibi ayrılık rüzgarı \nGeleceğin günü bekler.. \n\nGitme sen \nKal burada bebeğin seni ister, \nKedi senin okşamanı, \nKuşlar havalanmasın soğuk oralar \nEn iyisi sen kal burada. \nGönlüm sıcacık üşütmez seni \nRüzgar tutuşacak bekliyor değmeni. \n\n24.12.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Kar Tanesi",
        "poet": "Ilknur Senkbeil",
        "poem": "\n\ngitme kar tanesi \ngitme gurbete \nsen gurbetti bilmezsin. \nyetim olursun \nüvey olursun \ngurbette unutulursun. \n\ngitme kar tanesi \ngitme gurbete \ngurbette kaybolursun. \n\nkar tanesi \nbu kalp senin \nhem evin \nhem memleketin. \nkar tanesi ben seni \noldugun gibi sevdim. \n\ngitme mar tanesi \ngitme gurbete \nsen gurbetti bilmezsin. \nkar tanesi \nevini özlersin \ndönülmüyor gurbetten \nsen gurbetti bilmezsin. \n\ngitme kar tanesi \ngitme gurbete \nsen gurbetti bilmezsin \nbir gün dönsende \nömrüm ne kadar \nbelki gec gelirsin. \nkar tanesi \nbu kalp senin \nhem evin \nhem memleketin. \nkar tanesi ben seni \noldugun gibi sevdim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme kal gülüm",
        "poet": "Ahmet Faruk Mermer",
        "poem": "\n\nGitme kal gülüm\nGitme kal bu gece yanımda.\nGün karanlık,ay karanlık, yol karanlık \nGitme kal gülüm\nGitme kal bu gece yanımda \n.\nMapus damlarında beklerim seni\nAç susuz,yorgun,çaresiz.\nSoguk demem,sıcak demem,\nayaz demem,kar demem,kış bilmem,\nbeklerim seni.\n\nGözlerin hiç çıkmıyor aklımdan,\nher yerde senin kokun\nGün karanlık,ay karanlık,yol karanlık\nGitme gülüm gitme kal yanımda.\n\nHoyrat ellerim dokunsun sana\nterin terime karışsın\nnefesin bedenimde dolaşsın.\nöldür beni gözlerinle\nYahu gitme işte gülüm.\nBırakma çaresiz,umutsuz, böylece. \n\nNasıl özledim bilemessin,\nben anlatamıyorum belkide,\nne olur sen anlasana\nGitme gülüm,gitme sakın\nGün karanlık,ay karanlık,yol karanlık.\nGitme gülüm gitme ne olur\nbu gece kal,kal ruyalarımda....\n\n\n.\n.\n\n,\n\n\n.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme ne Olursun",
        "poet": "Özcan Nevres",
        "poem": "\n\nGitme ne olursun\nAcılar içinde bırakma beni \nSen terkedilmişliğin acısını bilemezsin\nHep terk etmeye alışmışsın\nTerk edilmek nasıl da yakar kavurur insanı\nÖlümü aratır çölde susuz kalmışçasına\nHele bir umutlar tükenmeye dursun\nTüm sevgilere, sevdalara kapanır gönlün\nYaşadığına bin pişman olursun\nGitme ne olursun\nAcılar içinde bırakma beni\nYaşamak seninle el ele ve diz dize\nYaşamak...ve seninle bir ömür boyu\nİnan bana sevgilim dayanılmaz bir tutku\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Özgürlük",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nGel demiyorum sana\nHiç gitmedin ki\nGöz kapaklarım ağırlaştığında sen\nDuvarları yumruklayan ellerimin acısında sen\nBir nefes soluk aldığım kapılarda sen\nDüşlediğim uykularımda\nBeslediğim umudu kara gecelerimde sen\nSeni yaşıyorum vel hasıl\nYirmi dört saat\nGel demiyorum sana\nGitme özgürlük\n\nGel demiyorum sana\nHiç gitmedin ki\nSuskun saatlerimin tik tak lerinde\nSoğuk zindanımın parmaklığında\nHayallerimi döktüğüm gençlik çağında\nKendime sapladığım ihanet bıçağında\nBoş odama baktığımda\nHep solumda hep sağımda\nSen varsın öksüz kalmış kucağımda\n\nGel demiyorum sana\nGitme özgürlük\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Kararı",
        "poet": "Gül Aycan",
        "poem": "\n\nBırak da git beni kendi halime.\nKendim gibi yaşayayım.\nAma istersen de bırakma,\nBen nasıl olsa gideceğim.\n\n11 Mart 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Ne Olur",
        "poet": "Hasibe Kaya 2",
        "poem": "\n\nSana sevdam geçici değil ahiretlik\nDünya malı geçici hepsi bu dünyalık\nKıyaslamam aşkınla hiçbir zenginlik\nGitme ne olur girmesin araya ayrılık\n\nSen bir yana, inan bu dünya bir yana\nAşkınla yanıyorum döndüm bir sarı dala\nSolarım kururum yiğidim yokluğunla\nGitme ne olur girmesin araya ayrılık\n\nGöklerde ararım geceler boyu inan ki\nParlayan her yıldızda seni bilesin ki \nKahrederim görmeyince ışığım yanmaz ki\nGitme  ne olur girmesin araya ayrılık\n\nAy buluta karıştı hayalin kayboldu\nBulmuştum seni yıldızlarda yok oldu\nKaranlıklar seni aldı nereye götürdü \nGitme  ne olur girmesin araya ayrılık\n\nSensizlik müebbet hapislikten zor\nKalbime vurduğun kelepçe inan kor\nAnahtarı sende ister vur ister öldür\nGitme ne olur girmesin araya ayrılık.\n\n                          Hasibe Kaya\n                          29-06-2009\n                          saat:22.00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme O Güzel Geceye Usulca",
        "poet": "Dylan Thomas",
        "poem": "\n\nGitme o güzel geceye usulca \nİhtiyarlık yanmalı ve saçmalamalı gün kapandığında; \nÖfkelen, öfkelen ışığın ölümünün karşısında. \n\nAkıllı adamlar, bilmelerine rağmen karanlığa gömüleceklerini sonlarında, \nSözleri şimşek çaktırmamış olduğu içindir ki onlar \nGitmezler o güzel geceye usulca. \n\nİyi insanlar, son defa ellerini sallarlar, öylesine ateşli bağırarak. \nFaydasız işleri, yeşil bir koyda dans ediyor olabilir ama onlar da, \nÖfkelenirler, öfkelenirler ışığın ölümünün karşısında. \n\nGüneşi uçarken yakalamış olan vahşi insanlar, \nVe öğrenen, çok geç, yas tuttuklarını onun yolunda, \nGitmezler o güzel geceye usulca. \n\nKör gözlerin göktaşı gibi alevlenip ve şenlenmesini \nKör eden bir görme gücüyle gören ağır hasta adamlar da \nÖfkelenirler, öfkelenirler ışığın ölümünün karşısında. \n\nVe sen, benim babam, hüzünlü tepede, orada \nYalvarırım, lanetle ve kutsa beni şimdi acımasız göz yaşlarınla. \nAma gitme o güzel geceye usulca. \nÖfkelen, öfkelen ışığın ölümünün karşısında. \n\nÇeviri: Bekir Bal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Sevgilim",
        "poet": "Ahmet Bekteş",
        "poem": "\n\nAğlatır şarkılar susturamazsın\nZor gelir ayrılık alışamazsın\nCanlanır anılar unutamazsın\nKalbine sormadan gitme sevgilim\n\nMutluluk getirmez vefasız yıllar\nTeselli vermez ki baktığın fallar\nGurur dağlarından aşılmaz yollar\nKalbine sormadan gitme sevgilim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Sevgili,",
        "poet": "Muhammet Sopalı",
        "poem": "\n\ngitme sevgili, \n haziran günü gelir, bozkıra ölüm uykusu,\n dünyam yıkılır, \n alır ruhumu tenden, sensizlik,,,\n sonsuz bir hüzün sarar çaresiz gönlümü,,,\n seni bir daha görmemek kuşkusu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Sevgilim",
        "poet": "Selma Çuhacı",
        "poem": "\n\nGözümde yaşlarla bırakıp beni\nElveda diyerek gitme sevgilim\nBir anlık öfkeyle yıkma her şeyi\nKalbine sormadan gitme....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Sevgilim Allah Aşkına...",
        "poet": "Nihat Gülle",
        "poem": "\n\nBir hatıra bırakmadan\nGözyaşımı silmeden\nHatır gönül dinlemeden\nGitme sevgilim,Allah aşkına\n\nBir elveda etmeden, hoşçakal demeden\nBoynuma son bir kez sarılmadan\nSarılıpta yanağımdan öpmeden\nGitme sevgilim,Allah aşkına\n\nArkana dönüp dönüp bakmadan\nGözyaşlarınla yüzümü ıslatmadan\nYüreğimi ellerinle söküp atmadan\nGitme sevgilim,Allah aşkına\n\nNeden niçin diye sormadan\nSitem,intizar,kahır etmeden\nCanımdan can almadan\nGitme sevgilim,Allah aşkına\n\nBir özür dilemeden,sitem kahır etmeden\nAh,üzgünüm aşkım affet  demeden\nCesedimi çiğneyip geçmeden\nGitme sevgilim,Allah aşkına\n\nNihat Gülle\nŞair ve yazar \n\nYorumlar (1)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme Vakti",
        "poet": "Nevzat Dalgakıran",
        "poem": "\n\nGün batımı bu akşamda\nKaranlık dünyamı aydınlatan\nışık\nUsul usul titrerken\nGitme vakti....\nBu ayrılış anında\nGözlere hücum eden yaşlar\nPeşinden hıçkırıklar...\nYüregimde götürüyorum seni\nSevdamı,Ümidimi\nHasretimi\nHayata hakim siyah ve beyaza inat\nGökkuşağı misali gülüşleri.......\n\n../../2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmeden Seni Çok Özledim",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\nSen giderken ardına salındı bakışlarım\nBu halinle hiç böyle keder vermemiştin\nSeni ne çok sevdiğimi bir kez daha anladım\nBir bilsen seni mecmunun leylası gibi özledim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitme zamanıdır",
        "poet": "Gök Tengri",
        "poem": "\n\nGitme zamanıdır, dedi, tanrı bile kanıyorsa, köq tengri... \nGök, diye iniledi; \ngöç, diye iniledi... \nTumanbeyi yolumuz sanadır..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "...Gitme; Yıldız Gözlüm...",
        "poet": "Ömer Yücel ",
        "poem": "\n\nYıldızlar aydınlatırdı gökyüzünü,\n\nRuhundaki ilahi ışıklarla...\n\nVe gözlerin; \n\nZifiri karanlığı boğar,\n\nTa ki gözkapakların düşene kadar...\n\n \n\nSen; yıldızlardan bir armağan,\n\nGözlerinle hüznü boğarken; \n\nYüreğimin bam telini okuyandın.\n\nTa ki göz kapakların düşene kadar.\n\n \n\nDilek tutardım gözlerinde...\n\nYıldız yıldız parlayan sihirinle,\n\nO an bir ömür düşlerdim seninle...\n\nGit me ne olur yıldız gözlüm\n\n                                    gitme...\n\nTa ki göz kapakların düşene kadar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmedin Gözlerimden",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nBazen tatlı bir hayal, bazen yürekte sızı,\nBazen çölde bir serap, bazen denizyıldızı.\nTürlü eşkâle girip, her daim karşımdasın,\nGitmedin gözlerimden, sen hala komşu kızı! \n\n18 Kasım 1989 – Cumartesi / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmek",
        "poet": "Bojidar Çipof",
        "poem": "\n\nSonsuz yaşam için umut yok! \n\nGünü geldiğinde zaten gideceksin…\n\nO halde; umut olmadığında da gitmeyi bil! \n\nArdından ayrılık şarkısı da olsa yine git\n\nGitmek iyidir, kalmanın iyi olduğu gibi…\n\n(Bojidar Çipof   2 Haziran 2014   24.00 Yeşilköy)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmek",
        "poet": "Salih Abidin Pala",
        "poem": "\n\ngitmek\n.06 Eylül 2010 Pazartesi, 23:00 tarihinde Salih Abidin Pala tarafından eklendi. nereye gidersen git\n\nkendini taşırsın,\n\nkaçsan yine sen\n\nardında izlerin\n\nizlerini bırak ki gelsin,,beklemek,daha zor,\n\ngitmek,\n\nkaçmaktır kendinden.\n\nsevgiline gitmek,\n\ngeride bir şey bırakmamaktır,\n\ngit öyleyse\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmedim İstanbul",
        "poet": "Harun Şenel",
        "poem": "\n\nGitmedim işte senin için\nBu kalabalık,bu ahlak,bu bilinç olsada...\nSen olmasaydın katlanamazdım ben buna\nTarih kokuyor senin havan\nTopkapın,Fatihin,Beyazıtın,Eminönün...\nİşte sırf bu yüzden gitmedim istanbul\nİnsanların bozuldu biliyorum\nToplumun bozuldu\nAma gençlik bilmiyor! \nBilmiyor tarihin kokusunu\nBilmiyor,Fatih Sultan Mehmet  Han'ın\nİstanbul'u alırken neler yaptığını,\nNeler çektiğini,ne fikirler ürettiğini\nVe nihayetinde nice zorluklarla\nİstanbul'u aldığını...\nBen biliyorum! \nBen biliyorum Bizans'ın korkarak\nİstanbul'u terkettiğini\nÇünkü ben tarih kokusunu alabiliyorum\nBen biliyorum ama dünya da bilse\nGençlik bilmiyor! \nSen kendini bozmazsın İstanbul\nSen kendini yıkmazsın\nSenin dayanmanı seviyorum\nİşte bunu bildiğimden gitmedim İstanbul\nNedense beni hep sana çekiyor birşeyler\nKokuyor işte tarihin\nAğaçların,denizin,havan...\nAyasofya müzeye çevrilsede gitmedim\nSadece senin için katlandım\nÇünkü Fatih'in bedduasının tutacağını biliyorum\nVe senin tarihini ben gibiler koruyacak İstanbul\nSana Sultan Ahmetler.Eyüpler ve niceleri yeter\nBen, ben sana aşığım\nTarihine aşığım\nAşkı bilirsin İstanbul aşığı bilirsin! \nGitmedim işte senin için\nBu kalabalık ve bu ahlak olsada...\nTopkapın,Fatihin,Beyazıtın,Eminönün,Tarihin\nİşte sırf bu yüzden gitmedim İSTANBUL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmek",
        "poet": "Veli Kuzu",
        "poem": "\n\ngitmek \nbir durum bir fiil bir duygu\ngitmek\nayrılmak,kavuşmak\ngitmek \nbir son,yeni bir başlangıç\ngitmek\nkabullenmek,isyan etmek\ngitmek\ndüşünmek,düşünmemek\ngitmek\nistanbul\ngitmek \nizmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmek",
        "poet": "Zahir Kılıç",
        "poem": "\n\nAyrılıktı farklı düşüncelerle \nFarklı diyarlara gitmek\nÖnce düştü kafamın içinde \nSonra hayatım oldu gitmek\nUzaklara gitmek\nHer gidişimde ne zaman\nDöneceğini bilmemek\nİşte buydu ayrılık demek\nOndan korkmak çok korkmak\nAma yine de gitmek \nGidebilmek\n\nAyrılıktı acısını bir şeylerin\nDerinden daha derinden gelmesi\nAyrılmak \nGeride bırakabilmek herkesi\nGözyaşlarıyla umutları \nBüyütmeye çalışabilmek\nİşte buydu ayrılık demek\nYine yeni yollara düşmek\nGitmek\nBırakarak kendini\nNereye varacağını bilmemek\nVe yine bilmemek hiçbir şeyi\nGeldiği zaman ayrılık vakti\nGörüşürüz demek ölüm demek\nVe gitmek\nUzaklara gitmek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmek",
        "poet": "Ateşi Beste",
        "poem": "\n\nbir kadın gördüm \nsaçları sarı ve topuz\nbir parfüm koktu o kadında\ngöremedim seni\nanladım gittin \nneyse kadın gördü beni\nanladı nasılsa\ngitti sarı saçlarıyla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmek",
        "poet": "Muhammed Said Demir",
        "poem": "\n\nGitmek uzak diyarlara gönüle ilaç olacak aşk-ı diyara...\nGitmek göç etmek ruhu dinlendirecek ruh-i pınarlara...\nGitmek özgürlüğe kavuşmak için ebed-i mekanlara...\nGitmek, sonsuzluk özlemiyle tutuşan ruhu özlemine kavuşturmaya...\nama nasıl gitmek? \nGitmek nihayet, hayat uçurumunun kenarından düşmeden günahlara...\n\nM. Said DEMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmek",
        "poet": "Kalender Yıldız",
        "poem": "\n\nsen gelince\nçatlayan nar gibi\ndağılır hüzün\nbir eşkıya türküsüne döner\nküçük sevinçler\nkeser meyveyi\narzuya kırılır dal\nkaybedilmiş bir savaş\nolurum ben\nsen gidince\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmek",
        "poet": "Şaban Ertuğrul",
        "poem": "\n\nDüş önüme ayrılık gidiyoruz buralardan \nVakit yol alma vaktidir topla herşeyi \nAnılarını topla umutlarını al yanına \nUzaklara yolculuk bırakma hiçbirşeyi\n\nBelki Paris belki Madrid belkide istanbul \nBu şehir dar geldi bana artık başka yer bul.\nHuzuru bulabilecegim heryer kabul\nYeterki sil eski hatıraları mı sil herşeyi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmek",
        "poet": "Turgut Sari",
        "poem": "\n\ngitmek\nruhunun boşalması dizginlerinden \nözgür kalmak\nbir köpek gibi\nzincirlerini kırmış\n\ngitmek işte\naklına henüz gelivermişken bir intihar fikri\nboğazına yapışmışken \nbir çift vicandız el\ngeride bırakıp yangınları\numtsuz geceleri atlatıp\ngitmek\nsaçlarında rüzgarı hissedercesine\n\n\n"
    },
    {
        "title": "'Gitmek Düşer Size",
        "poet": "Nilgün Budak",
        "poem": "\n\nGİTMEK DÜŞER SİZE\nAşk kalbinizde acı olmuşken, kalbiniz aklınıza başkaldırırken bir otobüs yolculuğuna çıktınız mı hiç? Gecenin karanlığına bakarken camdan, o karanlıkta kaybolduğunuzu izlediniz mi? Önünüzdeki uzun, kıvrımlı ve ışıl ışıl yol hiç bitmesin istediniz mi? Bir yığın hatıra kulağınızda şarkı olmuş sizi çağırdığında gittiniz mi o şarkılarla o diyarlara, bir masaldı bitti diyebildiniz mi içiniz sızlamadan? Acısı tatlısı sizin değil mi anıların, atabildiniz mi hafızanızdan işinize gelmeyenleri? O şarkıların eski tatları vermediğini hissettiniz mi, burulmadı mı içiniz? \n\nYalan olup giden sevdanıza birkaç damla gözyaşı döküp, cama yansıyan görüntünüze bakarken alıp verdiğiniz nefesle oluşan buğuya bir kalp çizersiniz parmağınızla,sonra da içine iki harf... İçinizden  kendi arabamda olsaydım, açsaydım müziğin sesini sonuna kadar, bassaydım gaza, tüm camları yarılasaydım, içeri girseydi rüzgar çarpsaydı yüzüme alıp gitseydi acılarımı dersiniz.. Dersiniz de.. Öyle gitmeyeceğini de bilirsiniz o acıların. Gecenin sessizliğinde deniz kenarında durup kayalıklara oturup size göz kırpan yakamozları seyretmek istersiniz onun da tam o anda yanınızda olduğunu, titreyen vücudunuzu ısıtmak için size sarıldığını düşleyerek.\nHayallerinizin yok olup gitmesine seyirci kalışınıza, çaresizliğinize içmek istersiniz, içmek… Unutmak bir an bile olsa… Bir şarkı da siz söylemek istersiniz bağıra bağıra. Onun en sevdiği şarkıları bir çantaya koyup atmak istersiniz canınızı daha çok yakmasınlar diye.. Gururunuza aklınıza yenik düşen kalbinizi nereye atacaksınız peki? Nasıl çıkaracaksınız o kalbi bedenden ya da nasıl çıkaracaksınız o imkânsız aşkı kalbinizden? Çıkarırsanız, nasıl dayanacaksınız ziyan olduğunu görmeye öte yandan? \nYine zamandan medet umarsınız.. Ve “değerli yolcularımız…” diye başlayan cümleyle uyanırsınız. Müzik çalar stop etmiş, kulaklıklar düşmüş, sırtınız tutulmuş, yüzünüzde gözünüzden yanaklarınıza doğru kıvrımlı ince bir gerginlik hissedersiniz ki, uykuya dalmadan önce akan gözyaşınızın güzergâhıdır o. Camdaki buğudan da eser kalmamıştır. Sırt çantanızı takar, eşofmanınızı düzeltir, ayakkabılarınızın bağlarını sıkar ve yaşam yarışınıza devam edersiniz. Madem durduramıyorsunuz zamanı, madem aşkınızı yerleştiremiyorsunuz evrene kazıyarak, yazarak çizerek... Bakarak anlatamıyorsunuz gözlerinin içine derin derin madem aşkınızı. Gitmek düşer size son defa arkanıza bakıp gitmek…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmek İstiyorum",
        "poet": "Yiğit Özel",
        "poem": "\n\nSaat yarım, ben tam.\nBazen öğrenci.\nVe gitmek istiyorum geride kalmayanım\nGeride kalan zincirleme bir kaza, bilânço feci\nYerden toplamak cesetleri çıplak\nVe yaralı bir beni,\nZor anlayacağın.\nHem ben sevmiyorum psikologları\nİnsan kendini başkasından öğrenir mi? \nÖyleyse delirmek daha mantıklı\nDelileri seviyorum\nSaat yarım\nBen tam, gitmek istiyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmek Gerek 5-(ankara)",
        "poet": "Zafer Karali",
        "poem": "\n\nbi gidiş hazırlığı ki sorma\nbi dönmeme isteği ki.\nVe bi sevmek ki buraları\nVe öyle bi nefret ki; \n\nAahh Ankara aahh\nAh gri havalı Ankara\nAh memur Ankara\nYa gidi yaa \nAnkara\nHey gidi heyy Ankara\n\nNeler aldın neler verdin\nNe sevdalar da ne ayrılıklar\nNe ağlamaklar da ne gülmekler\nNe sarhoşluklar verdin Ankara\nNe yaşamaklar da ne ölmekler\nNe dostlar verdin…\nKalmak lazım ama\nGitmek gerek Ankara\nKusuruma bakma…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmek istiyorum bu şehirden",
        "poet": "Serdar Özkan",
        "poem": "\n\nÖğretmenin sorduğu sorulara\ncevap veremeyen bir öğrenci kadar sıkılganım bugünlerde.\nYüreğimi kaldırıp gökyüzüne,\nizin almaksızın gitmek istiyorum bu şehirden...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmek İstedim",
        "poet": "Tayyip Sağ",
        "poem": "\n\nŞu garip sazımı vurup sırtıma,\nŞöyle diyar diyar gitmek istedim,\nİçimde küllenmiş acılarımı,\nBurada bırakıp gitmek istedim.\n\nGidip de geriye daha dönmesem,\nÖzlesemde kan otursa yüreğim,\nAkşam gün batımı kızıllığında,\nBir sevda türküsü çalsam istedim.\n\nGurbet eli nakış nakış dokusam,\nYüreğime yazıp yazıp okusam,\nZaman zaman türlü hayaller kursam,\nHasret türküleri yaksam istedim.\n\nOlmadı be dostum olmadı gülüm,\nAcılarım bensiz olmadı gülüm,\nYüreğime mermer gibi kazınmış,\nDağlayıp içimden silmek istedim.\n                           3.2.2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmek Gibi Bir Şeydir Hayat",
        "poet": "Ayhan Sönmez",
        "poem": "\n\nkırmızı bir hikâyede nar tanelerinin işi vardır mutlaka\nkaçgöç zamanlarında ay ışığı da lazım \ngözlerine düşmüş mağrur yakamozlar da\nancak filozof bir yağmur ıslatabilir düşleri \nbilirsin, hiçbir sevda masalı bitmez mutlu sonla\n\narnavut kaldırımlı sokaklarda martılar üşür çocuğum\nbir bilinçlenme çağıdır koltuk altlarındaki kıllar\nböğürtlen dikenlerinin tanıklığına saklama kırmızıları\n“felsefenin başlangıç ilkeleri’ne daha çok var\n\nemperyal bir aşka ipek kokular sürsen ne yazar\nyoksulluk dışında her şey eksilir, duaların dili ketum \nyalnızlık, bütün aşklarda kendinden menkul bir hüzünle kanar\ngitmek gibi bir şeydir hayat, nereye olduğunun ne önemi var\nçıkarsın aşka giden uzun yola, gidersin gidebildiğin kadar\n\nçocukluğunun bayramlarına\nbirkaç ekşi nar tanesi düşer belki, işte o kadar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmek mi zor kalmak mı",
        "poet": "Hüseyin Dal",
        "poem": "\n\n2001-2002 öğretim yılı\nÖğretmenler günü kutlanıyor bahçede\nŞükrü Toman bey anlatıyor anısını\nYağmur çiselemeden önce bahçede\n\nEmekli arkadaşıyla karşılaşıyor yolda\nNasıl geçiyor hayat emekliyoruz.\nSen emekli olmuyor musun hâlâ? \nBiz de emekli olmamak için direniyoruz.\n\nKolay mı bahçıvanın çiçekleri bırakması\nGün geçtikçe bedeni yıpransa da.\nMümkün mü fidanları sulamaması? \nTürlü zorluklarla karşılaşsa da.\n\nKolay mı hep öğrencilerini düşünürken? \nOtuz dört yıl hizmet etmek kolay mı? \nŞimdi onun yerine siz söyleyin.\nGitmek mi zor kalmak mı? \n\n                              (01.12.2001)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmek mi Zor Kalmak Mı?",
        "poet": "Meryem Şahin",
        "poem": "\n\nbir akşamüstü gitmek... kalkıp gitmek bir geceyarısı veya şafağa kucak açarken karanlık..gitmek mi kolay olan, geride kalmak mı? bunu sorarız kendimize.. birbirimize.. sorarız sormasına da.. cevap alabilir miyiz, soruya verilen yanıt ne derece gerçeği yansıtır, gerçeğin yanına yaklaşır? işte bu tartışılır. gideni yolcu edene geride kalmak zor olsa gerektir. el sallamanın acı burukluğu, boğazda düğümlenen hıçkırıkların görünmezliğini sağlam çabası.. ve bunu başarmak için dudağa yerleştirilen sahte bir tebessüm. gözler! .. ya gözler? gülermiş gibi görünen fakat dikkatli bakan bir diğer gözün rahatlıkla yakalayabileceği, derine gizlenmiş acı bir gölge durur ve mahzun bakar gözbebeklerinin derininde. 'Hadi git' dersiniz... 'git artık, yolun açık olsun.' diliniz bunu telaffuz ederken yüreğinizde yangınlar başlamıştır bile çoktan. kalmak zordur.. zorlu bir yoldur.. bilseniz de gitmenin gerekli olduğunu, güzel geleceklerin doğumu için gidişlerin bir başlangıç hatta zorunluluk olduğunu... katlanılası değildir, çekilesi değildir. bedenin içine yerleşmiş yüreğin onunla birlikte gideceği korkusu mudur bu endişe? ateşi yakan kıvılcım bu korku mudur? \nbu şehrin kaldırımları.. kaldırım taşları da alışmışsa yolcunun varlığına? nefes alışına, koşuşuna üzerlerinde... sonra koşmayı bırakıp (sözünü tutmak adına)  yürüyüşlerine... 'ben bu şehri sevmiştim' diyorsa yürek? ... gitmek kolay mıdır acaba? geride kalmak zordur da! ya bir de beden ile yürek aynı mekanı paylamaktan yoksun sa? .. yüreği bırakıp gitmek.. akşamın karanlığında.. her ne kadar sabah olacak ta olsa, şafağın sökmesi yakın da... dost dediyse giden, geride bırakıp gittiklerine? dağlarına, kaldırım taşlarına, yaşlı kadınlarına, yetim çocuklarına... her biri tutup çekmez mi yüreğinin uçlarından sündürerek? ' kal! kal ne olur! ' diye feryat etmez mi? \ngündoğumu yakındır artık... geceler sabahlara gebe... gitmemek olmaz ki! ' kal' diyen sesin büyüsüne kapılmak olmaz ki.! acılar diner mi yaraya merhem çalmadan? güneşler doğar mı sabah olmadan? \nha yüz km ötede olsun beden, ha bu miktarı katlayın istediğiniz kadar. yüreğin bedende hapsolmadığı sürece gidiş değildir gitmeler. ağlayışlar gereksiz, üzülmeler yersizdir. fakat; mücessem varlığın içinde sıkışıp kalmışsa can; bir nefeslik mesafe de olsa da yakın değildir. \n\ngidenler ten olsun, etle kemik... \ncanlar burda dursun, yeter... \nhatıralar canlı kalsın, bunu istedik... \nmesafe dediğin nedir ki, nedir kilometreler?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmek olmaz",
        "poet": "Orhan Tuncay",
        "poem": "\n\nSiyah ve satendi gökyüzü\nParlak ve yıldızlardı gözlerin\nSendin ve seninleydi günlerim\nBir tutku aleminde dalgalanan\nGündüzlerim, gecelerim\n\nDüz ve mavi bir ovaydı gökyüzü\nBir başak tarlası esintisi tenin\nKimdin ve kiminleydi kaderin\nKenetlenmeliydi evet\nEllerinle ellerim\n\nKızıl bir ateşti, kordu gökyüzü\nİçimi kavurdu, yaktı nefesin\nGitmek olmaz sevgilim\nSen benim tenimdesin\nTenimden de derinimdesin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmelerin...",
        "poet": "Sinan Aydındağ",
        "poem": "\n\n12.Şubat.2006\n\nAşkım gittin ya bu sokaklar birden yalnızlığa büründü\nSanki insanlar arabalar kayboldu da etraf çöle döndü\nYa sağır oldum ya kör ya da ikisi birden\nHepsi gitmelerinin suçu hepsi gitmelerinden\nŞimdi seni diliyorum bu ıssız ve soğuk, şubat gecesinden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmek Var Bu Diyardan",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nKalmadı bir heyecan, geçen renkli bahardan,\nHiç haber de gelmiyor, giden sevgili yardan.\nDemek mevsimi geçti, aşkın, sevdanın gönül, \nBir kuş olup uçarak, gitmek var bu diyardan.\n\n23 Temmuz 1985 – Salı / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmeli",
        "poet": "Gülten Alp",
        "poem": "\n\nToplayıp bavulu vurup kendini asvaltsız yollara şehirden kaçmalı. \nKuş sesleriyle uyanmalı, deniz kokmalı her sabah, başak tarlaları arasında gelincik toplamalı çocuklugumuza götüren. \nBahçe sohbetleri, semaverde çay, gramofonda eski şarkılar. \nDerin bir nefes almalı yaşama dair. Daralttıkca daraltıyor bu şehir insanı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": ".. Gitmek ve Kalmak",
        "poet": "Turgut Uzdu",
        "poem": "\n\nNe hasretten yanasım var artık\nNe de ağlayasım var bu gece\nSıcak bir yüreğe sarılıp sıkıca\nYatasım var bu gece\n\nBir sevda denizinde yüzmek lazım diyorum\nMaskesiz yüzümü unutasım var bu gece\nHıçkırığı gözyaşını toparlayıp avuçlarıma\nEn uzağa atasım var bu gece\n\nYıldızlara ulaşmak istiyorum \nBütün dilekleri dolaşasım var bu gece\nZamana hükmetmenin tam sırası\nSaatleri uzatasım var bu gece\n\nKaradelikleri koyup mesafelerin ortasına\nBir an gözlerine bakasım var bu gece\nGülümseyişler görmek çok güzel\nHüznümü unutasım var bu gece\n\nGitmek de zor kalmak da\nOlduğum yerde kalasım var bu gece\nBütün kıyılar kayalık\nEn yakınına uzanasım var bu gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmelerin Kalmalarını Doğurur mu Acaba (ııı)",
        "poet": "Ersin Başeğmez",
        "poem": "\n\nben seyircisiz daha da \nmühimi sensiz sahnede oynarken rolümü\niki badem düşüyordu yıldızlardan bakışlarına\nben eteklerini topluyor sanırken kendimi\nsen yüreğin git gel meydanında\ndolaştırıyordun inkar ettiğin bekjlemelerinle\nsıcak bir yaz akşamı\nson türkülerini fısıldıyordu kulağına\nyolcuların ıslak sesleri yerini alıyordu trende\nkırmızı geceler AY`ın koynunda yatarken\nben\nağlarımı atmıştım lacivert sulara\ngezgin balıkların ve ağlayan bebeklerin dişlerinde\ngülüşerin dolaşıyordu\nbir ninni saflığında dağlarda\nve\nsen gidiyordun uzaklaşıyordun \nyorgun gözbebeklerinde bulut bakışlarım\nbakakalıyordum prangalı ayaklarımla\n\nNot: yorgun olduğum için şiiri kontrol etmeden okumadan yayına veriyorum. Harf hataları için şimdiden özür dilerim. Saygılarımla\n\nErsin Başeğmez\n23 nisan 2008 00:23 İzmir\nçaysız-şekersiz ve bademsiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmeliyim",
        "poet": "Nazım Ercan",
        "poem": "\n\nSaydam cümleler kuruyorum, \n..............................Duyulmadık anlara dair\nTüm özlemlere ait bir dil konuşuyor gölgeler\nİğde kokularıyla süslenmiş sabah,\n..............................Ağır aksak bir geceden sıyrılarak Ölüyor; \n\nDuru bir sessizlik çöküyor iliklere\nBir hışırtı! \nBir yeniden dilleniş\n.....................Zamana ve yaşama ağaçlardan süzülen.\n\nOkulun bahçesinde çocuk cıvıltıları\nOysa; \nOkul tatil\n..........Okul kimsesiz\nBir deniz, bir ağaçlar\nVe; \nBir de sabah sessizliği\n........................Eşlikte bahçeye. Zihnime\n\nGece kurşuni\nİki titrek yıldız siniyor denize\nBiri beni çağırıyor\nGitmeliyim; \n\nBir korku fısıltısı üflüyor deniz\nBen, O ve sen\nGitmeliyim;\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmeliyim",
        "poet": "Figen Aydoğmuş",
        "poem": "\n\nGidecek biri var, evlada de\nYalanda olsa hüzünlen biraz\nGeçmişi silmek kolay değil de\nGeleceğe senli başlanılmaz\n\nArtık durmalı bu dönme dolap\nBaşımın ağrısı mideme vurur\nAylardır hep aynı ızdırap\nBu oyun içine karışmış gurur\n\nArtık zamanı gitmelerin\nDönüşü olmayacak bunu bilesin\nArkamdan sızlasa da yüreğin\nAğlasam da sana bildirmeyeceğim\n\nÇok güzel günlere imzalar attık\nDuvarlara sinmiştir kahkahalarımız\nBeraber huzura yolculuk yaptık\nBuraya kadarmış beraberliğimiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmeliyim",
        "poet": "Hürrem Yalçın",
        "poem": "\n\nVakit Tamam\n\nSevgili\nMesai Arkadaşlarım\n\nPenceremde çok sevdiğim \nKampüs görüntüm\n\nDeli Bilgisayarım\n\nBeni deli eden yazıcım\n\nMasam\n\nKoltuğum\n\nEvraklarım\n\nHoşçakalın\n\nGitmeliyim\n\nVakit tamam! \n\n26 Mart 2008 Çarşamba \nHür\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmelerin Kalmalarını Doğurur mu Acaba (ıv) (son)",
        "poet": "Ersin Başeğmez",
        "poem": "\n\nelimde kör bir testere\nha bire kesiyordum\ngeçmişin yaşanmamışlıklarını\nkesiyor sanıyordum\nderken\nkısa bir gecenin koynunda\nsıcak bir türkü dolaştı\nkeskin makasın yıldız toplanmış yanaklarında\nve birer birer düştü\npaslı geçmiş\nyanında gelecek\nve \nan\nkaldı nemli avuçlarımda\nsana sunabileceğim\nsen\nsaçlarını toplamış\ngüneşin parmaklarını dokunduğu enseni\nve\nsararttığı tüylerin gölgelendirdiği gizemi\nyanında kendini alıp gidiyordun\nben şaşkın bakışlarımın altında\neziliyordum\nsen gidiyordun bakışların gözlerime kitli\nyüreğin yüreğimde saklı\nkırık bir kadehde ismin yazılı\nsen gidiyordun\nve ben gökyüzünde\nmavi bulutların kucağında uyuyordum\nsiyah kirpiklerine sığındığım\n\nErsin Başeğmez\n23 nisan 2008 23:00 - İzmir\nçaysız-şekersiz ve bademsiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmeliyim",
        "poet": "Ömer Turkuaz",
        "poem": "\n\nDuygu yüklü bir pınarım\nDokunacak olsanız kanarım\nÜmit yeşermez yüreğimde\nNemlidir her an gözlerim\n\nHiç bukadar özlememiştim\nSonsuz karanlık olan ölümü\nSemayı çınlatırken çığlığım\nGitmeliyim bir nasan günü\n\nDoğumla yaşamım arasında\nGörmedim bir rahat yüzü\nGeçti ömrüm dört duvar arasında\nGitmeliyim bir nisan günü\n\nŞansım yok mutluluktan yana\nAklar düşer oldu saçlarıma\nGirdim dönüşü olmayan yola\nGitmeliyim bir nisan günü\n\nSerseriyimdir kimine göre\nAsi ve deliyim dıştan bakana\nBilmezler ki bahtım kara\nGitmeliyim bir nisan günü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmeliyim",
        "poet": "Mustafa Ekici",
        "poem": "\n\ndoğmadan güneş\nşafak yırtmadan karanlığı\ngüne inmeden ihanet\nben benden olmadan gitmeliyim\n\nsabah olmalıyım yeniden günle doğmalı\ngeceyle gömülmeliyim sırlara\numutlarım tükenmeden \nhayallerime çökmeden karanlık\nben benden olmadan gitmeliyim\n\ney sevdam tükenmiş kolların\nbitmiş gözlerinde umutlar\nsende gördüğüm karanlık yarınlar\numutsuzluğuna yenilmeden\nben benden olmadan gitmeliyim\n\naşk inmeden yer yüzüne\nkirlenmeden bedenler\numutlar umutsuzluğa karışmadan\nçürümüş hayallere ortak olmadan\nben benden olmadan gitmeliyim\n\nanlamadan gün güneş umutsuzluğunu\nbükmeden gül boynunu\numut olmalı umuda doğmalıyım\nihanet beni benden almadan gitmeliyim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmem Diyordun",
        "poet": "Adnan Sertel",
        "poem": "\n\nYalanmış aşkımız sevgimiz yalan,\nBir kırık kalp senden geriye kalan,\nNe olursa olsun sevgilim inan,\nTerkedipte seni gitmem diyordun.\n\nAşkımız ölümsüz diyordun her an,\nEvlilik güzelse nedir zor olan,\nToprağa girmeden birtanem inan,\nTerkedipte seni gitmem diyordun.\n\nBırakıpta beni gittin ya burdan,\nSeneler su gibi aktı aradan,\nCanımı almadan bilki yaradan,\nTerkedipte seni gitmem diyordun.\n\nGitmem diyordun, gitmem diyordun,\nTerkedipte seni gitmem diyordun,\nGitmem diyordun, gitmem diyordun,\nToprağa girmeden gitmem diyordun...\n\n(26/03/1993)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmem Vallahi",
        "poet": "Enver Şahin",
        "poem": "\n\nSende benim dedigimi yapmazsan\nCennet cehennemine gitmem vallahi\nKuru kızı kaderime yazmazsan\nCennet cehennemine gitmem vallahi\n\nKüserim barışmam bayram olsada\nBütün nimetleri bana versede\nCennette huriler güzel gülsede\nCennet cehennemine gitmem vallahi\n\nŞahta padişahda yapsa kabul etmezem\nKral köşklerinde uyku tutmazam\nGece gündüz yanından da gitmezem\nCennet cehennemine gitmem vallahi\n\nBir kuru çula ederim eyvallah\nBir kuru soganla yaşarım vallah\nKendim yaparım cennetimi billah\nCennet cehennemine gitmem vallahi\n\nSalkım sögüt gibi saçın tararım\nYakışacak kınaları sorarım\nPircan kınalı koynumu ararım\nCennet cehennemine gitmem vallahi\n\n5.8.2011     Mamak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmeliyim Bu Şehirden",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\n// Hayallerim birer kırık cam parçası\nKurmaya kalktıkça yüreğim kanıyor //\n\nÇekip te gitmeliyim bu şehirden\nDostlukların tükendiği\nSevgilerin para misali çift yüzlü olduğu\nAşklarınsa kalleşlik koktuğu\nBu şehirden gitmeliyim hemen\nNe sokaklar sokaklık yaptı bana\nNede parklar parklık\nDenizler hüzün oldu yüreğimde\nSahiller dinmeyen sızı gibi içimde\nÇekip te gitmeliyim bu şehirden\nİçimde ki bu acı daha da büyümeden\nAğlayan bir adam oldum\nAğlatan siz oldunuz\nKaç kez geçtiniz yanımdan günde kaç kez\nGözlerimdeki ıslaklığı görmediniz\nÇekip te gitmeliyim bu şehirden\nÇok uzak yerlere\nSizin hiç bilmediğiniz...\n\n09 / 01 / 2006  Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmeseydin...",
        "poet": "Serdar Gümüştaş",
        "poem": "\n\nBir buğu gün batımı camımda...\nBir isim; üzerine yazılmış.\nSana ait...\nBir sevda masalı...\nBir ağıt ardından yakılan, \nBir ateş hiç sönmeyen\nVe görülen ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmeyecektin",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\n'Neden gittin'\n\nSözümüz vardı, hani o gece\nBir veda etmeden, gitmeyecektin! \nBir sabah uyanıp, böyle gizlice\nElveda demeden, gitmeyecektin! \n\nSıcak ellerini, son kez tutmadan\nGüzel gözlerine, dalıp bakmadan\nNeydi ki acelen, sabah olmadan\nBir veda etmeden, gitmeyecektin! \n\nKarşında ilk defa, ağlayacaktım\nBeline son defa, sarılacaktım\nYanımda kal diye, yalvaracaktım\nBir veda etmeden, gitmeyecektin! \n\nSon sözün olacaktı, kulaklarımda\nEriyen bu kalbim, avuçlarında\nSıcak son öpüşün, dudaklarımda\nBir veda etmeden, gitmeyecektin! \n\nYaralı bu seven, kalbimi kırıp\nElimde son kalan, resmini çalıp\nBöyle habersizce, başını alıp\nBir veda etmeden, gitmeyecektin! \n\nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmeyi bilmek/ Veda |",
        "poet": "Zafer Zengin Etnika",
        "poem": "\n\nGitmeyi bilmek\n\nSırası gelince..Şairinde dediği gibi \n\n“ Güzelliğini yitiren birşeyi..gülümsüyerek uğurlamak gerek”\n\nSevgili dostlar yaklaşık bir yıldır Antoloji’ye 784  yazımla katkıda bulunmaya çalıştım..(Bu yazdıklarımın çoğu Doğaçlama yazılıp anında yayınlananlardır)  İmla hataları ve kompozisyon bozuklukları olduğunu bildiğim halde..sırf profesyonelliği sevmediğim için çoğuna dokunmadım..içinde buunduğum o hallerin okuyucu tarafından sezilmesi adına rütuş yapmadım..Ayrıca bir çok dostu gercek hayatta gördüm ve tanıştım sohbetlerim paylaşımlarım oldu..ilgi ve alakalarını sağolsunlar hiç esirgemediler..Sitede son olan olaylardan sonra içimdeki huzuru yitirdim..Bu yüzden Bu sitede artık yazmayacağımı belirtmek için tekrar huzurunuzdayım..Şiirlerinizi şiir delisi olarak takip edeceğim..Yorum yazmayı bilmem fakat yorum kısımlarına bir merhabamızı eklemek için uğrayacağım..Yazdıklarım kalacak ve silinmeyecek..İçimi susturmanın yolu yok bunu bildiğim için artık daha az yazıp başka sitelerde yayınlayacağım..bunu yaparken adı sanı duyulmamış ya da yeterli katkı alamayan..profesyonelliği olmayan sitelere yöneleceğim..Umut..gülümseme.. barış ve hoşgörü.. İçiniz ve yüreğinizden eksik olmasın dileklerimle..\n\nNot: Siyasi..dini..milli görüşlere bakılmaksızın tüm genç arkadaşlara..özellikle şiiri iyi bilen büyüklerin sahip cıkması en büyük temennimdir..\n\nAşağıda İsimleri ve rumuzları bulunan..şiirlerime kendi şiirleri gibi sahip çıkan..Tüm değerli dostlarıma ayrıca teşekkür ederim..Sevgi Selam ve Saygılarımla..Zaf.\n\nalacaçakır.. Öğretmen Şükran Günay..galip sinecikli..nesrin4..BirDeli/Muammer Çelik..resides/Reşide Sarıkavak..Haldun Hakman..Rahim TAS..ieb/İbrahim ethem bingül..zuhalyıldızı/Nuray Alper..Schatten© / Mehmet Şahin Yanardağ..Hazan/Nazife Abaylı..Sevgi_Yavuz.. Ahmet Duran..halil manap..@FilizNur..ErİşİlMeZiM / Hicabi CEYLAN..Neşer Selman..Duyguimparatoru/Ahmet Erdem.. Mutlu Ayar..İSMAİL ŞAHİN..Metin Yıldırım..balıkçı 55*Dolunay Enver..türküdem..Vedat Şahin..ilknur karacasu..Betül Akdağ..Alaturka Şair..Nurten Altinok..KırÇiçeği16 *SİTARE* sevim yakıcı..M.KIZILAY\\karanfilşiirler/Umut İSTASYONU..ferahfezam..SEVGi_..Samanyolu_Nigar Yıldız..Hıfzı ÖZBEKMEZ..HüZünBaZ_bg /Nejat Demirci..insan olmak/Umut Gül..Tuna Gündüz..Derin Öger..Neşe Demirağ / Mor_ve_Ötesi..Erdal Aşık..turhanemmi/Turhan Toy..Ana Marija /a.antmen..kardelen_48..Abdullah Atay..YOSUN..lamazvar..Yorg@n /Adem Tetik..Lavin_Tansel Yegen..Nisan Serap Muratoğlu..MİNE / Emine Ömer..Oflu/Ahmet Faruk Türkyılmaz..Bürran Saka..S.Nizamoğulları..Hasan Hüseyin Özak...M.Murat Küçükaydın..jiyat Ali Sönmezsoy..Ayla Eker..Ben Dilenci Değilim..Necmi Ünsal..napuzar..Fatma KIRAN..gökersinem/Nevin Kurular..dalbil..Duygu&Seli_Aydınlı İbrahim Dikmen..Tülay Köse..e_mim..Kâmuran Esen..Selçuk Şahin..Ahmet Turan Altunsu/Aşanba..Hürrem Yalçın..dionisoss..yahyapamuk21..savasci34..Cafer Tayyar ÖZKAN..aygulece_uzaklardan..bengişiir..İsmail Cem Doğru..yaşar püllü/yagmur kacagi.. uzağım..asya_gülgün özkan..Kanka..sevgi_s..KuRsUnKaLeM - turabi turgut..unutulan..ALİ GÜNDÜZ..Balköpüğü/ FUNDA BİLGİLİ..Yusuf Bozan...Ebru Delice..Kardelen38/Nur_Ulusoy..çiçek kız..madenci_sair..Neslişah1..Mehmet Bardakçı..mavihayat..Arzu Altınçiçek..Talip Kaplan..poem/ayşe keskin..MiFaSoL..aykamer*** HŞ meral yağcıoğlu..Nazende..K@di®Deniz..Tuğla Ustası/Ahmet Aksoy.. Ali Aydoğdu..kerem_ce..inadina tebessüm..KÖYLÜ OZAN/Hüseyin Gümüş..Alemdaroğlu/Halil İbrahim Özdemir.. vahdet nafiz aksu..mor_sevda..Abdulvahap Yıldız..başaksaçlı..şaair..Leyla Akgül..SİYAH BERELİ..arzu aksoy.. Metin Eser..Blue Storm..afaroz..adnan durmaz..inan_alver.. Aytence..Zozanz..kozoksilin..ADNAN FERİT..denizyıldızı \nMunzurdağı..PPTY/emirhan bala..Fedai -Osman İnci..YusufDeğirmenci..Anka kuşu..Sevda_meskeni..Gülay Yıldız..Ali Arslan..mâi deniz..erdoganergin..nehreyn..Aterina..bmg..Ümit Kilislioğlu Özger..menajer..bahtul/Esma ÖZDEMİR..Erkinozan..oğuzkan bölükbaşı..Azime Akbaş..şıır..Bekir GEDİKOĞLU..Fadıl Oktay..Orkide Kutlu.....ve ismini yazamadığım okuyucular.. \n\n\nEywallah.\n\n20 Ekim 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmesin Bahar",
        "poet": "Halenur Kor",
        "poem": "\n\nBahar çiçek çiçek bugün gönlümde,\nPembe tomurcuklar, ak tomurcuklar,\nYağmurlar çisil çisil şimdi ömrümde,\nEtrafımda torunlar, canım çocuklar...\n\nSevgim katmer katmer sanki gönlümde,\nBugün dallarımda hep tomurcuk var.\nSümbüllerim kokar, açmış gülüm de,\nCoşmuş duygularım, kalbimde o yâr...\n\nSanmayın ki ömür sadece bahar,\nBazen çiçek dolu, bazen hazan var.\nSaçlarıma artık yağsa da karlar,\nYeter ki gönülden gitmesin bahar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmez Hayali Gözden",
        "poet": "Aşık Şükri",
        "poem": "\n\nGitmez hayali gözden o mürg-u dil\nRuz-ü şeb didelerim ağlar bugün\nDaima zikriyle feryat eder dil\nCanımdan sevdiğim yar geldi bugün\n\nZülfünün telini tarümar etmiş\nSevdiğimin koynuna rakipler yatmış\nBizim ismimiz de son safta kalmış\n[Okunamamıştır] dil bugün\n\nKaşlarının kemanı kurulmuş olup\nRakip dedikleri vurulmuş olup\nŞükri bu sözlere darılmış olup\nAh ü feryat eder lisanı bugün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmezdim inan",
        "poet": "Oğuz Cevher",
        "poem": "\n\nHatırla giderken sanki sarhoştum\t\t\t\nAğlarken yaşları sakladım inan\t\t\t\nBüküp de boynumu kapıya koştum\t\n“Dur gitme” deseydin gitmezdim, inan\n\nBalkona çıkar da çağırır dedim\t\t\t\n“Gitme aşkım” diye bağırır dedim\t\t\t\nAşklarda olur mu hiç gurur dedim\t\t\t\n“Dur gitme” deseydin gitmezdim, inan\t\t\t\t\n\nBir an sokağın başında durdum\t\t\t\nPeşimden mutlaka gelir diyordum\t\t\t\nNe yazık boş yere hayaller kurdum\t\t\t\n“Dur gitme” deseydin gitmezdim, inan\t\t\t\n\nBoşuna darılıp, kırılmak niçin\t\t\t\nNe güzel severken ayrılmak niçin\t\t\t\nBoynuna atlardım sarılmak için\t\t\t\n“Dur gitme” deseydin gitmezdim, inan\t\n\nSusmasaydın belki böyle olmazdı\t\t\t\nBoş yere boynumuz bükük kalmazdı\t\t\t\nSıcacık yuvamız hiç yıkılmazdı\t\t\t\n“Dur gitme” deseydin gitmezdim, inan\n\n2000\nAntalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmeyecektin Arkadaş",
        "poet": "Süleyman Bayram",
        "poem": "\n\nKederlerin en insafsızını bırakıp bize\nİstemeden de olsa gitmeyecektin arkadaş\nSus, konuşma gerek yok hiçbir söze\nİstemeden de olsa gitmeyecektin arkadaş…\n\nBir yangın yeri şimdi sensiz sokaklar\nKalbimiz sızlar, gözümüzde dinmez yaşlar\nSanma ki çekilir sensiz bu acılar\nİstemeden de olsa gitmeyecektin arkadaş…\n\nKaderi baştan çizemeyiz ki\nNe yapsak da seni getiremeyiz ki\nSensizlik öyle bir hastalık ki\nİstemeden de olsa gitmeyecektin arkadaş…\n\nMsn: yalnizsairlive.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmiş",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nÖmür gitmiş,hayat bitmiş\nGönül her zaman zararda etmiş\nSöyleyin buna kim aldırış etmiş\nKervan bile dünden gitmiş\n\nHalil Çolak 4.2.1974 Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmiş",
        "poet": "Yılmaz Aybar",
        "poem": "\n\nŞöyle bir geriye dönüp baktım da,\n      Gördüm ki seneler yel olup gitmiş,\n      Çok özlem bırakmış anılarımda,\n      Yaşananlar çoşkun sel olup gitmiş.\n\n      Başlamış sonra ters akmaya sular,\n      Bulanmış yarına dönük hülyalar,\n      Evdeki hesaba uymamış pazar,\n      Düşlerin değeri pul olup gitmiş.\n\n      Ümitler kurumuş çeşmeler gibi,\n      Güz vurgunu yemiş bahçeler gibi,\n      Bir yerlerde batmış tekneler gibi\n      Beklentiler çıkmaz fal olup gitmiş.\n\n      'Denizler durulmaz dalgalanmadan'\n      Diyen şarkı yalan söylemiş yalan,\n      Sislere karışmış o uzak liman,\n      Huzur bir bulunmaz hal olup gitmiş.\n\n      Şöyle bir dönüp de baktım geriye,\n      Gördüm ki manzara hep aynı yine,\n      Geçmişin en buruk meyvası bile\n      Tadından yenmeyen bal olup gitmiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmiş",
        "poet": "Hüseyin Aydın",
        "poem": "\n\nYerlerde kırık camlar ve bir masa kuytuda,\nDuvarlarda olmayan eşyaların gölgesi.\nSessizliğin çanları, hayaletler uykuda,\nSessizliğin ruhumu boğazlayan nefesi.\n\nKorkudan hiç eser yok, korku kaçmış korkudan,\nArdından lambalarda izler bırakıp gitmiş.\nTavan aralarında aylardır unutulan,\nAhşaplara asılı mumları yakıp gitmiş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmiyor Baba",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nSenin gibi başka, yoktu bir daha\nBakışların yorgun, yüreğin suskun\nSevdan dimdik durur, ayakta hala\nKeşkeler peşinden, gitmiyor baba\n\nKabrin nurla dolsun, mekanın cennet\nHakla ruhun solsun, yaşamın himmet\nAğlayan gözlere, sevdamız minnet\nKeşkeler peşinden, gitmiyor baba\n\nBelkide haklıydın, kullanırlardı\nHayallerin vardı, horlanırlardı\nSevenler içinde, zorlanırlardı\nKeşkeler peşinden, gitmiyor baba\n\nHep sana seslendim, içim yandıkça\nÖzlemine daldım, seni andıkça\nAcılar umuda, ışık saldıkça\nKeşkeler peşinden, gitmiyor baba\n\nNe zaman arasam, meşgul çalıyor\nUlaşamıyorsan, özlem kalıyor\nMutluluk altında, acı alıyor\nKeşkeler peşinden, gitmiyor baba\n\nYine akşam oldu, geçsede günler\nKupkuruyuz hala, hayaller inler\nSevgiye sarılsam, dostları dinler\nKeşkeler peşinden, gitmiyor baba\n\nAklımın ucunda, durup da kalan\nKalbimin altında, uyuşup dalan\nÇaresizliğimi, en güzel bulan\nKeşkeler peşinden, gitmiyor baba\nBahattin Tonbul\n19.10.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitsem...",
        "poet": "Ramazan Demirel",
        "poem": "\n\nGitsem...\n\nÖlü Deniz'de canlansam, yenilensem.\nOlympos'ta, Çıralı'da yaksam yıllanmış acıları\nve yine orada kurusa gözyaşlarım.\nSonra çöksem falezlere, \ngünü batırsam tekrar doğsun diye.\nNemrut'a koşsam yalın ayak, Kleopatra Kumsalından,\nAcele etmesem ama yetişebilsem, gün doğmadan.\nGünle birlikte geri dönsem, doğudan batıya.\nYolda sana rastlasam, Avşa'dan uğurlasak güneşi...\nYarına Allah kerîm, şimdi bir yer bulmalı.\nSakin ve huzurlu... \nBir kenera kıvrılmalı...\n\n(03.01.2009 - Diyarbakır)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitsem Kara Sevdaya",
        "poet": "Ali Acıbadem",
        "poem": "\n\nŞu kara dağlarda şahlanıp coşsam\nMakinalı tüfek alıp delice tarasam\nKaradağ aman vermiyor geçsem\nGel artık kara sevdaya kavuşsam\n\nOvalar dağlar inlese aşk sesimiz\nManevra yapıp çevreyide tarasam\nKemik çatlar dağ aşıpda geçeriz\nGel artık kara sevdaya kavuşsam\n\nEğilin yere bolca kahraman geliyor\nŞahin gözlerle fırıldaklı etrafı tarıyor\nBu gelenler jandarmanın kendisidir\nGel artık da kara sevdalıya  gitsem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmiyorum De Artık",
        "poet": "Ramazan Eroğlu",
        "poem": "\n\n\tAyrılık korkusuyla ıstırap çeker ruhum\n\tSenden ayrı dünyada inan ki yaşayamam\n\tBen umudumu yalnız sana bağladım ahum\n\tSenden ayrı dünyada inan ki yaşayamam…\n\n\tSeni kaybetmek benim duyduğum tek endişe\n\tYanmayan nerden bilsin akıl ermez bu işe\n\tHasret bırakma beni doğmayacak güneşe\n\tSenden ayrı dünyada inan ki yaşayamam…\n\n\tSensizlik en büyük dert, başka dertler vız gelir\n\tMevsim kış olsa dahi  senin ile yaz gelir\n\tSeni ne kadar sevsem, yine bana az gelir\n\tSenden ayrı dünyada inan ki yaşayamam…\n\n\tAyrılığı düşünmek bile  beni kahreder\n\tSensiz olmaksa gülüm, bin kez ölmekten beter\n\tGitmiyorum de artık, yeter çektiğim yeter\n\tSenden ayrı dünyada inan ki yaşayamam…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitmiyor, Bitmiyor...",
        "poet": "Sezai Güler",
        "poem": "\n\nHer bekleyiş sen kokuyor\nSen gelmiyorsun\nO koku hiç gitmiyor, bitmiyor...\n\nS.Güler-30.11.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitsem",
        "poet": "İbrahim Tığ",
        "poem": "\n\nHiç eskimeyen bir tarih olur\n\n-apansız düşen yazlarımda\nanka kuşları yaralarını sarıyor-\n\nÇocukluğumu getirdim\nyanımda, belki...\nKüflü acılarım silinir diye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitsen Şükredebilirim",
        "poet": "Elçin Orhan",
        "poem": "\n\nçimen kokulu şiirlerim \niyot kokulu şehrim \nçok sulamaktan olsa gerek \nseni tarif eder gibi \nsiyah uzun kirpiklerim, \nbirde upuzun, ömür gibi saçlarım vardı benim \ndün cana kıyar gibi kestiğim \nellerine bir makas ihanetim var benim \nhep beni zarara sokan birde inadım \n\niki ağacım, \nbir sürü çiçeğim var benim \nsormadın! \nbilmezsin hangisi en sevdiğim. \n\nher romanda, \nher masalda beynimin içinde aynı kahraman var benim \nhatalarım var, onlar benim efendim \nisyanlarım var \nkendime has anadilimle türettiğim \nbir kanamam var tütün basıp dindirdiğim \ninan gitsen o kadar üzülmeyeceğim \nölmedi diye şükredebilmeyi öğreten \nbir gidenim var benim.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Defol Artık Amerika",
        "poet": "Ömer Gündoğan",
        "poem": "\n\nDefol Artık Amerika\n\nNe işi var bizim elde\nKaybol Artık Amerika\nPislik kokar nefesinde\nDefol artık Amerika\n\nPiyonlara vurmuş semer\nBelimizde oldu kemer\nKene gibi bizi emer\nDefol artık Amerika\n\nUzaktan getirir pası\nOrta doğu çeker yası\nBizimle derdi davası \nDefol artık Amerika\n\nSalağı aldı talime\nKoymuyor beni halime\nSakın güvenme zalime\nDefol artık Amerika\n\nGözü günlü petrol para\nDurdukça kapanmaz yara\nNe yaparsa pislik ara\nDefol artık Amerika\n\nÖmer derki bunlar vampir\nEli yüzü bir karış kir\nKan emerek olmuşlar pir\nDefol artık Amerika\n\nÖmer Gündoğan\n07.04.2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitsin arkadaş",
        "poet": "Ömer Demirtaş",
        "poem": "\n\no vefasız bırakıp gitti arkadaş\npişman olupda dönermi bilmem\nsevdaya paydos ben yeminliyim\no gelin olup gidiyormuş\n\ngitsin arkadaş..................\n\nnikahı o kıydı bana dertleri\nkapatmış benimle olan defteri\ndüğününe çağırmış dost bildiklerim\no başkasının olacakmış\n\nolsun arkadaş......................\n\nçekmez kahrını benden başkasını\ngönlüne taşar hüzün yarası\nher akşam olman sana canısı\no şimdi gitti arkadaş\n\nelveda arkadaş..................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitsin Gençlik Bırak",
        "poet": "Ömer Dalman",
        "poem": "\n\nOlsun be! Gitsin gençlik! \ndert etme! \ngerekirse yeni vücudumuzla, yeni beynimizle\nsonsuza biraz daha yaklaşmış ruhumuzla\nileri yaşlarımızı da karşılarız, ne olmuş! ? \n\nOndan mı korkacağız be\ngitsin gençlik bırak\ngideceği yere kadar! \nArkasından ağlarsak namerdiz! \n\nGençlikteki kanatlarımızı takıp da uçabildik mi? \nHalbuki şimdi ruhumuz daha yakın uçuşlara\nmerhale-merhale okuduk hayatı\nsuyunu, özünü çıkardık demeyecek miyiz nasıl olsa! ? \nŞöyle kaykılıp keyifle, yükselmiş binamızın katlarına bakmayacak mıyız? \n\nOlsun be kardeşim, gitsin gençlik bırak! \narkasından bakma bir dakika bile\nanılar dışında...\nKapılma geçmiş zamanın yalanına\nşimdinde kal umutla.\n\nBırak gitsin! ..\n\n(Eylül 2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitti",
        "poet": "Gülhan Özkara",
        "poem": "\n\nGöz görmese gönül katlanır derler\nHayalin ufuktan atladı gitti\nTevazu kanadı inmedi yarin\nDerdimi ikiye katladı gitti\n\nSevince sevdanın gölgesi uzar\nGünleri ay yapar haftayı yıllar\nSeveni hiçbir şey yıldırmaz amma\nHasrete sevdalar yenilir yılar\n\nParlak demir zincir uzar dolanır\nMehtap dağı gezer göğü donanır\nİnsanlar iş tutar evler gönenir\nFakirler küçülür boynunda yular\n\nDaha bülbül ötmez ayaktadır\nYüzünde bin sille hep dayaktadır\nSevgili sahilde o kayıktadır\n\nYaseminlerden biri mi desem\nÖzlem mi? Bir muamma ki sorma\nYasemin katanalar gibi\nGülüşü analar gibi\nNihal el bebek gül bebek\nSarı güzel ele geçmez\nEsmer almam kolayına\nBaraklıynan balayına\nÇıksam diye hayaller kur\nİster ağla ister kudur\n\n2000\nBana bela sana dalgadır sular\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitti",
        "poet": "Taştan Çıralar",
        "poem": "\n\nKalbimin içini yellere verdim\nSüprüldü anılar silindi gitti\nGözün aydın olsun murada erdin\nYemyeşil bağ bahçe yolundu gitti\n\nGörsem de tanımam olası değil\nVarlığın gönlümün belası değil\nDinlenip dönüşün molası değil\nZıt yöne yollarım alındı gitti\n\nAralar uzandı ömür kısaldı\nZaman beni benden, seni de aldı\nSona erdi yandı bitti kül oldu\nYaşamdan bir bölüm çalındı gitti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitti",
        "poet": "Hayati Yavuzer",
        "poem": "\n\nMevsimleri kaçırdık, yıllar uçtu da gitti\nSevgiliye koşarken yollar uçtu da gitti\nTutunduğumuz dallar koptu da kaldı elde\nDuaya yönelmişken eller uçtu da gitti\n\n(18 eylül 2002/Üsküp)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitti",
        "poet": "Maşuk Uluşani",
        "poem": "\n\nAltı dakîkalar, yediler gitti\nUçan güvercinler, kediler gitti\nKalanlara sordum, dediler: \"Gitti\"\nGitmeyip kalsaydın birkaç gün daha\nGittin de yakın mı oldun Allah' a? \n\nDoğan gün, batan ay duymadan gitti\nKimi kitabına uymadan gitti\nNicesi yaşına doymadan gitti\nGittin de adam mı oldun sen sâhi\nBilirim mutsuzsun, yemin Vallâhi.\n\n(27-Ekim-2012-Cumartesi-22:56:51)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitti",
        "poet": "Gülcihan Parlak ",
        "poem": "\n\nBen büyüyünce bayram attalara gitti\nHabersiz gitti,vakitsiz gitti \nNe üzgündü ne öfkeli, \nKırgın gitti, çaresiz gitti,\nİncecik parmaklarının ucuna basamadan\nKaşlarını çatıpta gitti.\nBana; 'çıkar bayramlıklarını,bayram bitti' deyip\nSonsuzluğa susarak gitti.\nBen büyüyünce bayram attalara gitti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitti Başkanım",
        "poet": "Enver Artuç",
        "poem": "\n\nGöz yaşıma kanla ahu revanı\nÖze katıp selden sellere gittim\nDuyunca adını perişan olduk\nPer perişan halden hallere gittin\n\nDoğru sözlerinle birliği kurdun\nYanına gelenden anneni sordun\nDostlar kelamında cevherler verdin\nBayrak ile aldın allara gittin\n\nGökte dalgalanan bayrak misali\nHerkesin tükendi yoktur mecali\nSenin yiğitliğin örnek timsali\nMeyve verdin daldan dallara gittin\n\nSana sebep oldu berit dağları\nKanlı çukur ise alır sağları\nÇağlayan ceritin hain bağları\nAldı seni saldan sallara gittin\n\nYedi buçuk sene hücreyi çektin\nMilli davamızda daima tektin\nSembolün gül idi karanfil ektin \nGülüstanda güldün güllere gittin\n\nEnverim seninle gurur duyuyor\nBaşa gelenleri kader sayıyor\nŞehitler ölmezler onlar uyuyor\nDönülmeyen yoldan yollara gittin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "..Gitti",
        "poet": "Osman Erkin Yalı",
        "poem": "\n\nTanrı,vermiş güzelliği,kasım kasım kasılıyor\nEtraf da,bu kadar genç var,ille bana asılıyor.\nDedim; Senin derdin yok mu,aklın kısa,paran çok mu\nPara,benim ilgim değil,derdim sensin dedi,gitti.\n\nAdam evli,kadın evli,ona buna takılıyor\nFotoğrafla,görüntüyle,magazin de basılıyor.\nDedim; Gerçek dost olalım,kardeşliğe gönlün yok mu\nKardeş bana lazım değil,Allah versin dedi,gitti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitti 9 Yada 19  Can Recep Bey Yine Kahraman",
        "poet": "İsmail Uysal Özden Özgür",
        "poem": "\n\ngitti 9 yada 19 can \nRecep bey yine kahraman\nNetenyahu diyor ki:\ngerekirse öldürürüz türkleri yine.\nYani askerin arkasındayım,\nYani recep bey askerin başına çuvalı kabul etmişti\nBunu da sineye çekecek.\nAmerika olsaydı belli ki\nÇoktan vurmuştu israili sayısız b 52.\nGitti 31 mayıs 2010 da \n9 yada 19 can\nRecep bey yine kahraman.\nHalk Tekbiiiiir diyor.\nRecep beye dua ediyor.\nGitti 9 yada 19 can\nEsir alındı marmara gemisi ve kaptan.\nArınç verdi ağızlarının payını\nDedi bunlar korsan\nİyi ki söyledin abimiz\nBilmiyorduk biz,\nMelek sanıyorduk onları.\nCFR\nYani Amerika Dış İlişkiler Konseyi,\nYani küresel finans çetesi.\nYine iş başında.\nHedef Türk ordusu ve halkı.\nMaksat çizilsin karizma.\nYoksa\n3 Paralık israil nasıl tutar bize kafa.\nOnlar da biliyor\nBirkaç üzüntü mesajı\ntoplantı filan\nOlan ölenlere olacak.\nİsrail dersini verdi ermeni katili Türklere diyecekler ve gülecekler.\nGitti 9 yada 19 can\nRecep Bey yine kahraman.\nArınçtan son ilan\nSavaş falan beklemeyin bizden israile karşı.\nYapma be abimiz \nBari ilan etme de sevinmesin İsrail.\nEh adamlar değil cahil.\nBiliyorlar ki bu iktidar günü kurtaracak \nOlamayacak yarıncı\nTanıyorlar Arıncı.\nSavaş yok diyecek\nİsraili cesaretlendirecek,\nYüreğim kan ağlıyor.\nKan \nGitti 9 yada 19 can.\n----\nBEN 2010 DA BU ŞİİRİ YAZDIM.ŞİMDİ TOPTAN CANLAR HARCANIYOR BOZUK PARA GİBİ AMA RECEP BEY YİNE KAHRAMAN.AKP YE OY VERENLER AKLETMEZLER Mİ HİÇ,KURANIN DEYİMİYLE.EN AZINDAN SURİYEDE MÜSLÜMAN MÜSLÜMANI ÖLDÜRÜYOR NASIL YARDIM EDİLİR BİR TARAFA TAM TAMINA KURAN VERİLERİNE AYKIRI AKLETMEZ MİSİNİZ AKP YE OY VERENLER?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitti 9 Yada 19 Can Recep Bey Yine Kahraman",
        "poet": "İsmail Uysal Özden Özgür",
        "poem": "\n\ngitti 9 yada 19 can \nRecep bey yine kahraman\nNetenyahu diyor ki:\ngerekirse öldürürüz türkleri yine.\nYani askerin arkasındayım,\nYani recep bey askerin başına çuvalı kabul etmişti\nBunu da sineye çekecek.\nAmerika olsaydı belli ki\nÇoktan vurmuştu israili sayısız b 52.\nGitti 31 mayıs 2010 da \n9 yada 19 can\nRecep bey yine kahraman.\nHalk Tekbiiiiir diyor.\nRecep beye dua ediyor.\nGitti 9 yada 19 can\nEsir alındı marmara gemisi ve kaptan.\nArınç verdi ağızlarının payını\nDedi bunlar korsan\nİyi ki söyledin abimiz\nBilmiyorduk biz,\nMelek sanıyorduk onları.\nCFR\nYani Amerika Dış İlişkiler Konseyi,\nYani küresel finans çetesi.\nYine iş başında.\nHedef Türk ordusu ve halkı.\nMaksat çizilsin karizma.\nYoksa\n3 Paralık israil nasıl tutar bize kafa.\nOnlar da biliyor\nBirkaç üzüntü mesajı\ntoplantı filan\nOlan ölenlere olacak.\nİsrail dersini verdi ermeni katili Türklere diyecekler ve gülecekler.\nGitti 9 yada 19 can\nRecep Bey yine kahraman.\nArınçtan son ilan\nSavaş falan beklemeyin bizden israile karşı.\nYapma be abimiz \nBari ilan etme de sevinmesin İsrail.\nEh adamlar değil cahil.\nBiliyorlar ki bu iktidar günü kurtaracak \nOlamayacak yarıncı\nTanıyorlar Arıncı.\nSavaş yok diyecek\nİsraili cesaretlendirecek,\nYüreğim kan ağlıyor.\nKan \nGitti 9 yada 19 can.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitti Can Kuşum",
        "poet": "Sevda Çay",
        "poem": "\n\nSen olmayınca ölürüm diyen sevgililerden değilim. Sen olmayınca yaşam ve de ölüm arasında çizgideyim. Nefes alıp veriyorum ama yaşamıyorum.\n\nGitti can kuşum kaldım gurbet ellerde… Halimi hatırımı soranım yok… Hasta olsam bakanım yok… Karşılıklı bir çay içecek can yoldaşım yok. Yaralı bir kuş gibi son çırpınışlardayım halim nicedir soranım yok! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitti Dört Nala",
        "poet": "Murat Işık",
        "poem": "\n\nGitti dörtnala tamda gün batımı \nÜrkmüş bir kısrak gibi.\nTozlara karıştı terkisinden emanetlerim\nRüzgara karıştı yelesinden nefesim\nKaldım yol ortasında elimde kırık bir sikge \nBir yanda hızla kaybolan güneş\nBir yanda üzerime gelen gece\nGitti dörtnala tamda gün batımı \nÜrkmüş bir kısrak gibi.\nÜzerime gazeller uçuştu ansızın \nMevsimsiz bir kaçıştı sonbaharda\nBakıp durdum ardından\nO yırtarken karanlığı.\nKulaklarımda dalgalandı nal sesleri\nYetişmedi sesim dur demeye\nDualarım yetişsin dedim \n'Yolun uğramasın ne kurda kuşa\nNe yeşil yonca tarlasına'\nO gitti dörtnala tamda gün batımı \nÜrkmüş bir kısrak gibi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitti Genclik",
        "poet": "Mehmet Soysal",
        "poem": "\n\nGunes batti yine coktu karanlik,\nUctu gitti genclik Tutamiyorum.\nSus-pus oldu sehir,sessiz ortalik,\nUctu gitti genclik Tutamiyorum...\n\nKis gore gore soldu baharim,\nGecen gulerime durmaz yanarim,\nAriyorum maziyi,daha cok ararim,\nUctu gitti genclik Tutamiyorum...\n\nDonup baktim da gecen gunlere,\nHersey yalanmis donmez geriye,\nKara toprak yer birgun beni de,\nUctu gitti genclik Tutamiyorum...\n\nYalan dolanla gecti cileli omrum,\nKurudu cole dondu zavalli gonlum,\nAc bak kalbime ne dostlar gomdum,\nUctu gitti genclik Tutamiyorum...\n\nKime guvendiysem vurdu sirtimdan,\nCok laf ettiler duydum ardimdan,\nBezdirdiler gayri tatli canimdan,\nUctu gitti genclik Tutamiyorum...\n\nIcim de tasidigim atesten kordu,\nDun dostum diyenler simdi el oldu,\nElimden tutanlar hep beni yordu,\nUctu gitti genclik Tutamiyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitti Gidiyor",
        "poet": "Remzi Timar",
        "poem": "\n\nYat uyu milletim daha çok erken \nEl gavuru gök yüzünde gezerken\nBosna'ya biz arka çıkalım derken\nYavru Vatan elden gitti GİDİYOR\n\nYok mudur adabı yok mu usulu\nUnuttuk dost abdest ile gusulu\nKimselere vermiyorken Musul'u\nDiyarbakır elden gitti GİDİYOR\n\nKonuşuruz gardaş biz ürke ürke\nOkuyup öğrenmek yakışır Türke\nTürk bayrağı dikecekken Kerkük'e\nGüney doğu elden gitti GİDİYOR\n\nSöndür Remzi'm ateş ile korunu\nSırtımızda bir yük Kafkas sorunu\nSilkinde kalk Osmanlı'nın torunu\nŞırnak Cizre elden gitti GİDİYOR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GiTTİ GELMEZ",
        "poet": "Hasan Ada",
        "poem": "\n\nGİTTİ GELMEZ\nİslam bizim son dinimiz              \nOnu getirdi nebimiz\nAdem Peygamber ebimiz\nGitti gelmez Muhammed’im\n\nO da insan can taşıyor\nSevenlerle buluşuyor\nSünneti ile yaşıyor\nGitti gelmez Muhammed’im\n\nSevdası bizi yakıyor\nGözümüzden kan akıyor\nAklımızdan mı çıkıyor\nGitti gelmez Muhammed’im\n\nAltmış üç ettin yaşını\nBitirdin artık işini\nUnutmayız gidişini\nGitti gelmez Muhammed’im\n\nAltmış üç yaşında idi \nSünnetime uyun dedi\nElimize Kur’an verdi\nGitti gelmez Muhammed’im\n\nSevgisi bağrımı yakar\nAdın anan için çeker\nGözlerim yoluna bakar\nGitti gelmez Muhammed’im\n\nAdın yakışıyor dile\nUlaştırıyor menzile\nGözyaşım sığmaz mendile\nGitti gelmez Muhammed’im\n\nMiraç tada namaz kıldı\nNebilere imam oldu\nHem peygamber hem de kuldu\nGitti gelmez Muhammed’im\n\nSünnetine uyacağız\nOna böyle doyacağız\nYoluna baş koyacağız\nGitti gelmez Muhammed’im\n\nO da insan fâni oldu\nHem gidişi ani oldu\nÖmer bile kani oldu\nGitti gelmez Muhammed’im\n\nÜzüldük hep ölümüne\nTalip olduk ilimine\nSarılalım yüce dine\nGitti gekmez Muhammed'im\n\nAzraildi davet eden\nNura döndü hemen beden\nGelirmi hiç ölüp giden\nGitti gelmez Muhammed'im\n\n                  Hasan ADA\n                  21.07.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitti Gidiyor",
        "poet": "Mustafa Kolay",
        "poem": "\n\nKurtlar sarmış her taraftan Anadolu’mu\nHâlâ anlamayan varsa açıklayım durumu\nAvrupa sağ kolumu tuttu, Amerika solumu\nBir anda anlayamadım, lan bu vatanın sonu mu\n\n2006- Zeytinburnu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitti giden",
        "poet": "Zekiye Aksöz",
        "poem": "\n\nSana yol verdim\nDaha yolun başındayken\nSana kalbimin kapılarını açtım\nSadece biraz tenimden\nBirazda dudaklarımdan tattın\nBelki bu birkaç ay bir ömürdü\nDolu dolu yaşadık,delicesine tutkuyla\nBiraz senden biraz benden gitti giden\nŞimdi ayrılık kapıda...\nSadece gözlerindeki hüzün kalan\nBana senden hatıra\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gitti Gidiyor Gençlik",
        "poet": "Hacı İbrahim Sağır",
        "poem": "\n\nGİTTİ GİDİYOR GENÇLİK\n\nHenüz öndört onbeş yaşında,\nYaşıtları okula gider, \nO kolay para peşinde.\nÖmrünün en güzel deminde,\nGitti, gidiyor gençlik.\n\nŞaşma Akif'im,\nŞimdi zincir uyuşturucu kılığında,\nDağları yırtsanda,\nSeller gibi kükresende,\nZincire vurulmuş,\nGitti, gidiyor gençlik. \n\nAkif'im,\nYüzüm kızarıyor istemeye.\nİhtiyacımız var Safahat'ındaki küfeye.\nAyakta durmaktan aciz, yıkılan,\nHiç dolu şişe bırakmadan,\nGitti, gidiyor gençlik.\n\nKemal'im\nSen Türkiye Cumhuriyetini,\nGençliğe emanet ettin.\nBirinci vazifen onu korumaktır dedin.\nCumhuriyetin anlamını bilmeden,\nGitti, gidiyor gençlik.\n\nFatih'im,\nSen Nur'un emri ile,\nİstanbul'u fethettin. \nHerkes istediği gibi yaşasın dedin.\nKöprü altında, yıkık viranelerde,\nDüşmüş tiner tenekeleri peşine,\nGitti, gidiyor gençlik.\n\nYavuz'um,\nBen Allah'in kölesiyim dedin,\nNişanesi olarak kulağını deldirdin.\nKulağında deliksiz yer bırakmadan,\nNefsinin kölesi olmuş,\nGitti, gidiyor gençlik.\n\nUyum, entegrasyon yada her ne ise,\nEğer dur demez isek biz bu gidişe,\nAnlaşamayacak tercümansız dedesi ile.\nAsimilasyona uğrayıp,\nGitti, gidiyor gençlik.\n\nHayatta evrim geçiriyor,\nBen gece dışarıyı görmez iken, \nHayat gece yarısı başlıyor,\nO nerede kiminle düşüp kalkıyor,\nZevkinin peşine düşüp,\nGitti, gidiyor gençlik.\n\nMayıs 2007 Hollanda\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gitti Gençlik",
        "poet": "Dursun Çarıkçı",
        "poem": "\n\nBir zamanlar yüce dağlar aşardın\nTaylarla yarışır zıpkın gibi koşardın\nBar başında mendil elde coşardın\nGitti gençlik kaldı yaşlılık çok ağır\n\nGenciken duramazdın yerinde\nGüç kuvvet takkat vardı serinde\nAşk ateşi kavururdu derinden\nGitti gençlik kaldı yaşlılık çok ağır\n\nBir bakışla bir çok canlar yakardın\nBirine bağlanmaz bir çoğuyla çıkardın\nSürünürdün miski amber kokardın\nGitti gençlik kaldı yaşlılık çok ağır\n\nAslana kafa tutardın boğaya meydan\nGözü kara korkmazdın hiç bir şeyden\nBüryanı masada içerdin şarabı meyden\nGitti gençlik kaldı yaşlılık çok ağır\n\nSilah belde takır takır sayardın\nNamın her gitiğin yere yayardın\nOturduğunda bir kuzuyu yiyerdin\nGitti gençlik kaldı yaşlılık çok ağır\n\nÇok sular geçtin çok bentler aştın\nSonunda yaşlılık ağına düştün\nBulamadın evin yolunu şaştın\nDursun gitti gençlik yaşlılık çok ağır\n\n              (19.02.2010)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gitti Gençlik Yıllarım",
        "poet": "Mehmet Kırlı",
        "poem": "\n\nAcı Hasret, zulüm, Kederle dolu\nGeçti geçiyor Benim gençlik Yıllarım\nKader hergün peşimde Bırakmadı kendime\nHa yıkılıyor Yıkıldı,Gitti Gençlik Yıllarım\n\nNe umarken ne buldum yaşadığım süre\nNice Günlerim zehir oldu, geçti boş yere\nDedim! Nazlım güzelim, etme düşeceğiz dile\nDüşüyor düştü kalkmaz, Gitti gençlik Yıllarım\n\nCanımla bağlandım sana,İstermiydim ayrılık\nSevdim ve Sevildim,birlikte karar almıştık\nAldın Kalbimi içimden,Koymadın ki Bağlılık\nNasıl sevsemde seni Gitti Gençlik Yıllarım\n\nGeleceğin Temeli Canım! Gençlik Çağıdır\nBana bıraktığın hediye gönlümdeki yaradır\nKaldıran İnsanlığı sevgiyi,herşeyi Paradır\nBunu Bilmeyenlere Harcandı,Gitti gençlik Yıllarım\n\nAğaç Yaş iken eğilir, Sonraya koyma Kırılır\nHerşeyin tazesi güzel,Bayatı Sevilmez atılır\nNeden Felek Sevenlerin, Aşkına zehir katılır\nİçirdiğin Zehir öldürdü bak,Gitti gençlik Yıllarım\n\nHer yükünü Yükledin,Taşıyamiyorum yeter\nSen Bari acı Felek, Gençliğim bak Bitip Gider\nBilmem sevenlere herkes,böyle eziyetmi eder\nÇöktü çöküyor,Yıkıldı,Gitti gençlik Yıllarım\n\nBende İnsanım! Benimde, Eller gibi Muradım Var\nTüm Yollar çıkmaz oldu,Dünya yı etme dar\nBir güzeli Sevdim Bağlandım, dedimki bu bana yar\nO da Çaldı beni benden, Gitti... Gitti Gençlik Yıllarım..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GiTTi   PeYGaMBeR",
        "poet": "Adem Uysal",
        "poem": "\n\nKırk yaşına erdi, risalet geldi,\nAlemlere, rahmet idi peygamber.\nSeçilip övülmek, ne de güzeldi,\nİnsanlığa ışık saçtı peygamber.\n\nOku dedi Ona Cibril-i emin,\nBen okuma bilmem dedi peygamber.\nNur yağdı semadan, inledi zemin,\nKuranla muhatap oldu peygamber.\n\nİnsanlar güvenip inandı Ona,\nSuffede öğretmen idi peygamber.\nCanlar feda olsun Onun yoluna,\nSavaşta komutan idi peygamber.\n\nYeri geldi imam oldu ashaba,\nİslamı dünyaya yaydı peygamber.\nYeri geldi evde müşfik bir baba,\nZulmetleri aydınlattı peygamber.\n\nSavaşta düşmanın belini kırdı,\nMüşriklere korku saldı peygamber.\nEbu Bekirle hiç ayrılmazlardı.\nEmre boyun eğip gitti peygamber.\n\nSonunda ayrılık vakti gelmişti,\nİnsanlara veda etti peygamber.\nSahabe çok üzgün, ecel gelmişti\nFaniden bakıye göçtü peygamber.\n\nYürekler yanıyor ashap perişan,\nEhl-i beyt ağlıyor, yoktu peygamber.\nBöyle bir acıya dayanmaz insan,\nBizi yetim koyup gitti peygamber.\n\nAdem UYSAL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittiği Gün",
        "poet": "İbrahim İmer",
        "poem": "\n\nGittiği gün, yağmur yağmıştı sokaklarına,\nÖksüz kaldım, ıslak kaldırımlarında \nGülüm gitti, gittiği gün, gök gürledi, korktum! \nYorganı çektim üzerime.\nDışarıda yağmur, yatağımda dolu yağıyordu\nBen uyumadım, yağmurla beraber yağdım Ankara…\n\nBir Haziran akşamı kaldırımlarında ıslandı sahipsiz saçlarım\nIslak kaldı okşanmadı kurumadı\nVe değemedim saçlarıma, taramadım.\nIslak çimenlere uzandım, ağlamaklı / baktım çocuklara.\nGittiği gün ölü toprağı çöktü üzerime / yoruldum aşktan yana \nKalbim sahipsiz kaldı sokaklarında Ankara…\n\nYıldızlar damla topladı saçlarımdan, /ayın selinden kurtulamadım\nBendimi yıktı kaygılarım\nBir tanem gittiği gün, ay bakmadı bir daha yüzüme,\nHaziran yağmurunda ıslak kaldım Ankara…\n\n\nAnkara, Demetevler 10/06/2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittiğin Gün",
        "poet": "İlyas Özkan",
        "poem": "\n\nSen gittiğin gün gözyaşım seylab oldu aktı\nSineme indi zağlı hançer, derinden yaktı\nSen gittiğin gün gök yarıldı, karardı dünyam\nYıldızlar döküldü bir bir, sensiz kaldı rüyam\n\n'Sen, sen..' yâdımdan düşmez bir 'sen' vardın dilimde \nGittiğin gün solmuş güllerim kaldı elimde \nGittin.. gidişinle tüm hatıralar da gitti \nŞimdi gözlerim yollarda, bende mecal bitti...\n\n                                                                            (05.08.2000 \n                                                                            Cumartesi)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittiğin Gün",
        "poet": "Ahmet Ali Dikmen",
        "poem": "\n\nGittiğin gün; \nşarkılar ağlaşıyordu hüzün makamında\nçaresiz yakarışlarım büyüyordu kapında\nyüreğim ezilirken sensizliğin zulmünde\ngece bitab düştü sükunetinde...\n\nGittiğin gün; \nkapı, duvar, pencere; geldi üstüme üstüme\nkulağımdaki buğulu sesin hazandı yüreğime\nsindim şuursuzca yerime\ngözlerim ağlamaklı oldu, güldüm halime\nhiç yıkılmamıştım böylesine...\n\nGittiğin gün; \nfarkettim sevinceymiş senleyken gözyaşlarım\nyokluğunda hüznüme büyüyor ağlamalarım\nfarkettim mutluluğaymış senleyken uğraşlarım\nyokluğunda derdime büyüyor avuntularım...\n\nGittiğin gün; \nboğazıma takılan hıçkırıklarımda\nsöyleyemediğim kelamlarımda, sürgün yedim\nher gece şehrin uyuduğu,\nkimsenin bilmediği saatlerde\nherkes acılarından kurtulmak istediği halde\nyüreğimdeki yangının büyüdüğü yerde\nsensizliğin candamarında, sinesinde\nsensizliği soludum derinden derine...\n\nGittiğin günden beri; \nhiçbiir niyazımda; ne de dua'm da\nistemedim geri dönmeni HAK'tan\nseni en çok ben sevdim diyemem\nama benim en çok sevdiğimsin sen\ndöner gelirsin zaten nasibimsen...\n\n(aralık iki bin yedi Edirne)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittiğin gün",
        "poet": "Mustafa Afşar",
        "poem": "\n\nGittiğin gün yağmur yağıyordu\nGök boşalıyordu sanki\nŞimşekler çakıyordu yerden göge\nGittiğin gün yüreğim ağlıyordu\nDudaklarım titriyordu\nCan gidiyordu bedenimden\nCnım gidiyordu sanki elimden\nGöz göze gelemiyorduk\nAyaklarım titriyordu \nEllerim titriyordu\nGittiğin gün yer gög titriyordu\nVe yağmur yağıyordu gözlerimle\nTerk ediyordu otobüs peronu\nBaşımı kaldıramıyordum\nSana bir daha bakamıyordum\nVe yağmur yağıyordu gözlerimle\nAçılıyordu aramız git gide\nDönemiyordum geriye ayaklarım ağırdı\nDur diyemiyordum akan yaşlarıma\nBirbiri ardına düşüyordu yanaklarıma\nGittiğin gün yağmur yağıyordu\nIslanmıştım her yerim yaştı\nSu olmuştu yollar parklar\nÇamur olmuştu kuru topraklar\nGidişine ağlıyordu benim gibi\nDallardaki son yapraklar\nVegittiğin gün yağmur yağıyordu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittiğin Günden Beri 1",
        "poet": "Hüseyin Cayıklı",
        "poem": "\n\ngittiğin günden beri \nmasada ekmek yok\ncamlar desen kirli\nokul yolu sessiz\nkörfezde balık yok \nboş dönüyorum geceleri.\nneden diye sordum kendime \nherşey bu kadarmıydı\ngüvercin \nher sabah ki gibi geliyor\nsana ve hasrete dair gidiyor\nkapı çalıyor \nbakıyorum\nyine sen yoksun\naradan saatler geçmiş akşam olmuş\nben ben değilim\nRakı şişesine ya meze\nyada balıklara yem olmuşum\nakşama olunca balıkçılara gidiyorum\ndertleşiyoruz onlar bana aşklarını yani denizi, maviyi anlatıyorlar\nbende onlara seni anlatıyorum.\nartık balıkta çıkmıyormuş sen gittiğinden beri.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittiğin günde kaldı mevsimler",
        "poet": "Zekeriya Teke",
        "poem": "\n\nGittiğin yerlerden bana yağmurlar\n\nGönder,\n\nTemmuz daymış gibi yanar bedenim\n\nYaprak düşmesine,kuş göçüne\n\nBakma sen.\n\nSen yinede yağmurlar gönder\n\nGittiğin günde\n\nKaldı mevsimler,\n\nTemmuz\n\n..................\n\n\n\ngöç yazılarım Z.TEKEANTALYA23.09.2011\n\n.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittiğin Günden Beri",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nKoptu kızıl kıyamet, dört yanım yangın yeri,\nBeni sensiz bırakıp gittiğin günden beri.\nSöndürmedi hiçbir şey, bu hicran ateşini,\nYanıp yanıp kül oldum gün be gün diri diri,\n\n14 Haziran 1991-Cuma /Konya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittiğin Gün, Bende Bittin",
        "poet": "Özgür Üzüm",
        "poem": "\n\n'' Gidişinin ardından öylece bakakaldım.. Açamadım ağzımı.. Söyleyemedim yüreğimin derinliklerinden kopan fırtınaları sana.. Sadece baktım.. Sustum... Anlatmak istediğim o kadar çok şey varken bile sustum.. Belki cesaret edemedim belki de cesaret vermedin.. Hiçbir zaman bana karşı olan hislerinde samimi değildin.. Çünkü sen gittin.. Arkana bile bakmadan.. O, ne yapar ne eder diye hiç düşünmeden gittin.. Ve gittiğin gün, bende bittin.. ''\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittiğin günden beri",
        "poet": "Orhan Altinbasak",
        "poem": "\n\nGittiğin günden beri hep,ardından göz yaşı döktüm\nDermansız bie hasta gibi,inleyip boynumu büktüm\nBir ümitsiz bekleyişle,gelip geçti bütün ömrüm\nSen gidince ruhsuz kalan aşkımı kalbime gömdüm\n\nSen gideli hep yastayım,sanmaki bir defa güldüm\nNe bir dosttan,ne ağyardan,ne de senden vefa gördüm\nSenden kalan tek hatıra,resmini her gece öptüm\nHarab oldum hasretinle,viraneye döndü gönlüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittiğin Yağmurla Gel",
        "poet": "Erhan Güleryüz",
        "poem": "\n\nGeldiğin vapurla hasretim döner, \nGeldiğin yağmurla yangınım söner, \n\nAğrıma gidiyor sensiz geçen günler, \nYüreğime kazınmış O güzel gözler, \n\nGittiğin yağmurla gel, \nKüskünüm yağmurlara, \nGittiğin yağmurla gel, \nBöylesi daha güzel, \n\nBugünlerde içim sıkıldıkça düşüyorum yollara, \nBugünlerde seni düşünüyorum sık sık, neden? \nBugünlerde pek konuşmuyorum ben kimseyle, \nOrtaköy'ü bilirsin. aynı kahvedeyim çok zamandır, \nHerkes aynı, herşey aynı, \nBir tek, bir tek sen yoksun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittiğinde",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\ngittiğinde \nyağmur yağıyordu dışarıda\nfırtınayla karışık\nherkeste bir elem\nherkeste bir kasvet\n\ngittiğinde\nyağmur yağıyordu dışarıda\nbardaktan boşalırcasına\nanlaşılmadı bu yüzden\nağladığım\n\n02.02.2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittiğin Yerde Bekle Beni, Gittiğim Yerde Bekleyeceğim Seni ",
        "poet": "Şeref Işı",
        "poem": "\n\nMevsim kıs keskin poyrazların zamanı, göçmen kuşlar terki diyar eyledi ve atkılar sarıldı sevgili yerine boyunlara. Bu sensiz ikinci kışım, aslına bakarsan kış ya da soğuk degılde sensizliktir üşüten yuregımı ve bedenimi.\n\nBu aralar her şeyle ve herkesle bir tutuyorum kendimi, alelade bir sokak lambası, ne yapacağını bilmeyen bir meczup ya da köşe başında içip sızmış bir berduş, yanı aslına bakarsan herkes biraz ben ve ben sanki herkesim.\n\nDun gece bırakıp gıttıgın o evde resimlerine baktım uzuuunnn uzun ve anladım ki, hala sen varsın olmaman gereken bu yürekte. Neden bırakıp gitmiyorsun, neden bana böylesine acı veriyorsun, çekip gittiğin gibi gitsene benden de.\n\nNeyse, aslına bakarsan sana kızgın olduğum kadar kendime de kızgınım. Bütün bu suskunluğum ve dudaklarımı kanatırcasına ısırmamın tek sebebi sen degılsın.Ama biliyorsun iste sevdim seni,hemde hıc kimsenin sevemeyecegı kadar sevdım senı.Şimdi desen ki,hanı olmaz ya bende senı ozledım,yenıden başlayalım desen,şairinde dediği gibi “bende sana yetecek kadar ben kalmadı”\n\nBelki koymazdı böylesine bırakıp ta gıdısın mantıklı bir sebebin olsaydı eğer, anlardım seni artık sevmiyorum deseydin, inan anlardım senden bıktım usandım deseydin, kabullenirdim emin ol hayatımda bir başkası var deseydin. Fakat ben seni gözümün bebegınden bıle kıskanırken,sana bır parca ekmek,bır yudum su kadar muhtacken sen kendının bıle ınanmadıgını bıldıgım bır yalan soyledın ve gıttın.Dedım ya,kabullenırdım bır tek sen gıtseydın,ama bır bılsen senınle nelerın gıttıgını,benden nelerı alıp goturdugunu,yazık kı bunların hı bırıını bılmıyorsun ve bılmeyeceksın.\n\nŞimdi dondurucu bır sogukla,dalgaların kayalıkları dovdugu bır sahıl kenarındayım,benı hala sevıyor olsaydın sımdı kım bılır nasılda kızardın,üsüteceksın hasta olacaksın dıye sınırlı bır ses tonu ıle,o guzel yuzunu asardın.Hos gercı sen olsaydın benım burada ne ısım olurdu kı ?\n\nYaşamaktan anladıgım tek şey sadece nefes almak artık,hayallerım,heyecanlarım ve bır butun umutlarım bır lımandan ayrılır gıbı ayrılıp gıttıler benden ve ustelık o lımanda benden baksa hıc kımse yoktu ve bılıyormusun el bıle sallamadılar gıderken.Hayat bıtıyor be guzel yuzlum bıtıyor hayat farkında bıle olmadan,o an geldıgınde hıc mı dusmeyecegım aklına soylesene,bu kadar mı ınkar edeceksın senı benı ıkımızı,bılıyorsun degılmı sende gıdeceksın o mechul yere bende gıdecegım gunu geldıgınde.Ama duam o dur kı,senden once gıdeyım.\nRabbım yasatmasın bana oyle bır acı,ben bır yolcu bu dunya hancı.Emın ol gıttıgım yerde bekleyecegım senı,sende gıttıgın yerde bekle benı…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittiğin Yerde Kal",
        "poet": "Su Eda Gümüş",
        "poem": "\n\nBazen böyle oluyor. Tüm duygular düşünceler kelimeleri alıp saklıyor. Bin bir düşünce duygu denizine dalıyor, suların en derin yalnızlığındaki sessizliği misafir ediyor. Beraberinde ıslak nemli deniz kokan anıları peşine takıp dönüyor. Yine bin bir kare en gerçek haliyle gözlerimin önündeki hayal perdesinde. Akıp geçişini izliyorum. İzlerken ruhum o kadar yetim o kadar öksüz bir kenara sinmiş hiç günahı olmadığı halde suçlanıp cezalandırılmış dışlanmış bir çocuk gibi. Senden sonra o kadar yalnız kaldım ki. Her şey gibi ruhumda beni terk etti. Sabahlar yaza inat en solgun ışığı açıyor üzerimde, rüzgar soğuk esiyor, nerde yazın o tatlı esintileri. Yıldızlar artık takılmıyor kirpiklerimin uçlarına, hüküm giymiş gibiler bulutların ardında yaşamaya.  Gözlerindeki o pırıltılar geceleri yanan ateş böceklerimdi, onlarda artık uçuşmuyorlar. Sen giderken ne varsa peşinden gittiğin yere sürüklendi. Bir ben kaldım bana. O da sağır ve dilsiz; küsmüş gibi bakıyor gözleri. Günlerdir bugün bir karabasan gibi yokluyordu düşlerimi. Sen o uzun yolculuğundan dönecektin ve yıllar sonra bu şehirde seninle karşılaşmak ihtimali vardı. Keşke valizindeki beni gittiğin yerde bir kayaya sarıp denize atsaydın, beni o gittiğin yerde bıraksaydın. Bana ait her şey o derinlerde çürüyüp yok olmak üzere terk edilseydi, o kadar sıyrılsaydın ki benim izlerimden buralarda beni hatırlatacak bir şey bulamasaydın. Sen  her şeyimi giderken yanına almıştın. O yüzden döndüğünde benden bir şey bulamazdın. Ben alışıyor gibiydim böyle suskun böyle kör böyle soluksuz yaşamaya. ve sen bir gölge oyunuydun artık gerçekle hiçbir bağı kalmayan. Beni gömseydin o soğuk suların en karanlık en vahşi kollarına şimdi gözlerin benim ayak izlerimi aramazdı, benim kokumu bulmak için dolaşmazdı ruhun. Bir bekliyi fısıldamazdı umudun. Her sabah günaydın derdin kendine gülümseyerek, böyle utandırmazdı seni, aynadaki gururun. Belki yeni bir sayfa açardın, yeni bir günle yeni bir başlangıç yapar, tüm yenileri yaşamına çağırırdın. Bir; pişmanlığın olmalıydı yanında, hani derler ya benden en son hatıra. O koruyucu melek misali hep aklının bir köşesinde seninle gezmeliydi, bir onun nefesine izin vermeliydin, seni benim yaşattığım gibi yaşatması için. Senin yeni bir yol haritan olmalıydı farklı insanlar farklı kokular farklı topraklarla tanışman için. Yeni bir coğrafyada can bulmalıydı hayallerin. Ben o kadar tükenmiş o kadar bitkinim ki kan çekilmiş damarlarımdan. Hiçbir umuda su verecek güçte değilim. Beraberinde götürdüğün beni gittiğin o yerde bırakmalıydın. Dönüşünü böyle beklemiyordum. Dönüşünle fırtınaları getirdin ruhuma, dönüşünle bitmiş bir hikayenin tortularını saçtın yüreğime, dönüşünle bitti dediğim cümleleri yeniden ektin aklıma. Oysa böyle olmamalıydı sensiz kurduğum bu dünya renksiz ve sessiz kalmalıydı. Şimdi bana doğru attığın her ürkek gururunun arkasına saklanmış yalancı adım, sana karşı kolsuz kanatsız zayıf beni, daha da dirençsiz yapıyor. Sensiz yaşamaya alışmaya çalışıyordum, direniyor aklımdan ruhumdan kovuyordum hatıraları, her gün her gece son sesimle kavga ediyordum kendimle ta ki yorgun düşüp bir kabusla uyanana değin. Kısır bir döngü içinde birbirine benzer günler yaşıyordum. Hepsine senle uyanıp senle kapatıyordum ama senin sevdandı hatıra kalan, sen değildin. Sen gitmiştin ve ben seni o gittiğin topraklara emanet etmiştim. Demir almıştık biz artık bu limandan ve meçhulde kalandı bizden artanlar. Oysa şimdi Geldin. Yılları ayları ardında bırakıp geldin. Gelirken ne getirdin yanında, benim dışımda. Benim sende bıraktığım mutluluk ve coşku dolu anların izi dışında. Gittiğin o yerlerde bulabildin mi yüreğini, hayallerini. Ayırt edebildin mi gerçekle hayal arasındaki o keskin çizgiyi. Gidişin benim kaybımken senin kazancın olabildi mi. Bunca zamanın ardından sesleniyorum sana, bana güvercin kanadına takılı küçük zeytin dallarını uzatırken, sevdam ve ayrılıklar ne kazandırdı sana. İki yabancı gibi yaşadığımız dünyada kalabalık aşk hikayemizden ne kaldı ruhunda. Eğer bir damla sevgi olsaydı yüreğinden ben diye damıtabildiğin şimdi gözlerimin içine doğru akıyor olurdu. Daha bir parça sevda taşımıyorken sadece ruhunun sevilmenin çocuksu sevinçine, gururunun ellerimin pamuksu dokunuşlarına duyduğu özleme yenilip gelmişken bu şehre, tekrar kurmaya çalıştığım düzenimi altüst etme. Dost sohbetlerinizde yad edin beni, özlemleriniz depreştiğinde. Böyle beklemiyordum seni. O son satırları yazarken sana ayrılmalıyız böyle devam edemiyorum diye, iki şans saklamıştım satırların gözyaşlarının içinde. Biri bizim içindi diğeri benim için. Anlıyorum ki sen hala o satırları görememişsin. Gözlerin ıslansaydı gönlünün pınarları bir zehir gibi o satırlara aksaydı o zaman sanırım buraya gelmene ve bir perde daha açıp güvercinler uçurmana gerek kalmazdı. Yüreklerimiz bu kadar uzakken ortak bir sevda masalında yaşamaya sen de benim için yaşıyor olamazsın. Keşke böyle olmasaydı dönüşün. Gittiğin o uzaklarda benden ve benim sana bıraktıklarımdan sıyrılıp beni unutsaydın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittiğinde Herşey Yarım Kalacak, Ben Bile",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\nGidiyorsun ya sevgili, hadi git.. ben seni ta..içimden uğurluyorum\nAma sanma yalnız gidiyorum, bil ki beni de alıp götürüyorsun ruhunla\nSeninle kızıl aksamları iple çekerdik ya, mor gecelere el ele girmeye koşarken\nHiç bitmesin istediğimiz venüslü gecelerin, ağaran rengiydi pembe şafaklar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittiğinde Yağmurdu",
        "poet": "Attila Şanbay",
        "poem": "\n\nGittiğinde yağmurdu,\nYağmurdu tüm sokaklar\nBen şehre yağıyordum,\nKendimde ıslanarak...\nGittiğinde bir kedi,\nKara bir kedi ıslak\nBana ''o gitti'' dedi,\nKapkara sırıtarak...\n\nGittiğinde bu şehrin\nTersi yüzüne döndü,\nMartı satıyorlardı\nSimit tezgahlarında\nBir vapur geçti bomboş,\nYolcular uçuyordu...\nBoğaz'dan katar katar\nTrenler geçiyordu\n\nGittiğinde yağmurdu,\nIslanmış kanıyordum\nGül Sokak'ta öylece,\nVurulmuş, yatıyordum\nGittiğinde ardından\nBir şeyler söylüyordum,\nYa beni hiç duymadın\nYa da yanlış anladın...\n\nGittiğinde yağmurdu,\nYağmurdu tüm sokaklar\nİstanbul ağlıyordu,\nSuskundu kaldırımlar...\n\nAttila Şanbay\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittiler",
        "poet": "Necip Fazıl Kısakürek",
        "poem": "\n\nDostlarım ev eşyamdı, bir bir gitti diyorum.\nArtık boş odalarda ölümü bekliyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittikçe Derinlaşiyor Hüzün",
        "poet": "Hayati Yavuzer",
        "poem": "\n\nGittikçe derinleşiyor hüzün\nKapalıçarşı’da bir keman sesiyle gelen\nKıyılara küskünüm bu gün\nKuş sesleri içimde çığlık çığlık\nKafe İstanbul’da seni düşünüyorum\nİçim burkuluyor durmadan\nNerden geldi bu hıçkırık...\nGittikçe derinleşiyor hüzün\n\nCanımı yakan birşeyler var havada\nSessizliği dinliyorum loş bir masada\nKemanın sesi içimde kanıyor\nBurnumda eski zamanlardan kalma \nBir sandal tütsüsü\nGittikçe derinleşiyor hüzün\n\nİstanbul...! İstanbul...! \nBen senden hiç böyle ayrılmadım\nİstanbul...! İstanbul...! \nBen sana ne yaptım? \nGittikçe derinleşiyor hüzün\n\n(18 Şubat 2002 İstanbul Kapalı Çarşı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittiler",
        "poet": "Abdullah Gökdağ",
        "poem": "\n\nbahar geçti hayat geçti \nömür bitti gençlik geçti\ndostlarım beni terk etti\nhayat üstüme gülserpti geçti \nrüzgar alıp gitti ömür geçti\neller aşkımı alıp gitti\nyıllar ömrümü çalıp gitti ah gitti gelmez\nah gençlik bitmez sanırdım\nherşey benim sanırdım\nhiç ölmem sanırdım\nömür geçti yel gibi\nsararıp soldum gül gibi\nçölde açan gül gibi kurudum gittim \nazrail selam verip geldi\nizin aldı girdi ruhumu alıp gitti\nensevdiğim canımı çalıp gitti\ngittiler gelmediler bana veda ettiler\nen sonunda kara toprağa bırakıp gittiler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittiler",
        "poet": "Ümit Kilislioğlu Özger",
        "poem": "\n\nKimler kaydı  avuçlarımızdan, kimler! \nOnlarla gitti,\nAnılar, deneyimler, birikimler! \n\n\"Yer”diler, “gök”tüler.\nÖzlemleri büyüdü zamanla, \nYüreklerimizi söktüler.\n\nNeler kayıp gitti avuçlarımızdan, neler! \nBabalar, kardeşler, anneler! \n\nÜmit K. Özger\n8.Mart.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittim mi ahrete sıratı geç kuş gibi uçarak mutlulukla",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nDoğruyla yanlış,iyi ile kötü bir kefeye konulmaz\nDoğruyla yanlış,iyilik kötülükle eşitte tutulmaz\nDoğrunuzda,yanlışınızın da mimarı sensin\nİyiliğinde kötülüğünde kardeşim üstadı sensin\nİster doğru yolda git ister yanlış yolda yürü git\nİster doğruluk kervanına katıl istersen yanlışlık \nİkisin dede sen sorumlusun çekileceksin hesaba\nİyilik kervanına katılır yüklersen yükünü iyilikle\nCennetin İrem bahçe sesinde mutluluk karşılığında \nKötülük kervanının her yükü bir cehennem çukuru\nKardeşim karar kıl hak olan doğruluk yolculuğunda\nGittim mi ahrete sıratı geç kuş gibi uçarak mutlulukla\n\nHalil Çolak 10.2.2006 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittiler Gurbete",
        "poet": "İsmail Doğan",
        "poem": "\n\nDadıldı Emlek, kentlere çöllere,\nYoksulluk da mecbur etti gurbete, \nKarın doymadı Emlek yöresinde,\nAta diyarından, Gittiler Gurbete. \n\nBozukdu Osmanlı, mali düzeni,\nYükledi sırtına ağır vergi payını,\nAdaletsiz çekişme ağarttı başını,\nBaşını kurtarmaya, Gittiler Gurbete.\n\nEzim ezim iz var, dedemin yüzünde,\nAtalarım çok uğraş verdi bu yerde, \nKarın doymadı koyun kuzu gütmekle,\nBaba diyarından, Gittiler Gurbete. \n\nGitti yokluktan beşikteki bebekler,\nKıtlıktan ölenleri kefensiz gömdüler,\nEn acıklı ağıtlar, söylendi türküler,\nTürkü söyleyerek, Gittiler Gurbete.\n\nYoksulluk yedirdi bir ot bir yemlik,\nBıraktı insanı bir deri bir kemik,\nKalmadı rençper hepsi hastanelik,\nŞifa bulmaya, Gittiler Gurbete. \n\nKaldı bir lokma ekmeğe, muhtaç,\nHavluyor köpek dışarda, karnı aç, \nDağ başında yemlik madımak ilaç,\nİnsanca yaşamaya, Gittiler Gurbete.\n\nVermiyor toprak da mercimek tahıl,\nRençberlik yapmak da gelecek değil, \nOkusun çocuklarımız kalmasın cahil,\nKız oğlan çoluk çocuk, Gittiler Gurbete.\n\nOkudu çocuklar DOĞANİ adam oldu,\nYurduna milletine faydası dokundu,\nGurbette yüzü güldü hayat buldu,\nYerleşti kök saldı, Kaldı Gurbete.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittim Bile...",
        "poet": "Zuhal Aksulu",
        "poem": "\n\ndüşlerimle paketleyip hediye etmiştim sana sırça kalbimi\nkoruyup saklayasın diye\nsen ise kaldırıp attın bir köşeye\nsevilmeyen bir arkadaşın ucuz doğum günü hediyesi gibi\n\niçinde bulutlar gizliydi, umutlar gizliydi\niçinde senin resmin gizliydi\nkalbim öyle şeffaf ve kırılgandı\n\nsen başka bir doğum gününde\nyeniden doğmak üzere koştururken\nbir köşede unuttuğun kalbimin üzerinden geçtin\nve ayakların altında defalarca ezdin\nparamparça kalbimin kırıkları batsa da gittiğin yolda ayaklarına\naldırış etmedin\n\nbana bir kalp borcun vardı işte bu yüzden\ngiderken senin kalbini alışım bu sebepten\nsen içindeki boşluğa bakıp kanlı yaşlar dökerken\nben dönüp arkamı gittim bile\nbavulumda onlarca vefasızın kalbi\nhep aynı nedenle sökülmüş yerinden...\n\n06.04.2007-\nZuhal AKSULU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittim Sanırsın",
        "poet": "Ömür Deniz",
        "poem": "\n\nHüzün tek kişiliktir\nİçinden yapraklar dökülür\nAnadan üryan kalırsın\nKaçacak köşe bırakmaz\nHüzün çemberdir çünkü\nVe çemberler köşesizdir\nVe çemberler umut barındırır\nDöndükçe çemberin içinde\nGittim sanırsın\nHüzün tek kişiliktir\nAcı kadar keskin\nMutluluk kadar anlık değildir\nİçinden yapraklar dökülür\nÇıplak kalırsın\nGelir oturur gözlerine\nGözlerinin çemberine\nVe çemberler köşesizdir\nVe çemberler umut barındırır\nUmutlanırsın\nGittim sanırsın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittin",
        "poet": "Ümit Koral",
        "poem": "\n\nÖylece kalakaldım işte,\nKendimle başbaşa\nGittin...\nDur! diyemedim.\nKopan fırtınaları anlatamadım gönlümdeki,\nBiliyorum güçlüyüz oynuyoruz her ikimizde.\nGittin...\nYapraklar dökülüyordu dallarındaki,\nSonbahardı\nKaç sonbahar gececek böyle? \nKaç sonbahar yaşaycağız acı içinde? \nGiderim giderim bırakmaz peşimi duygularım \nBak yine severim sen sevmesende\nBak; kalakaldım işte,\nKendimle başbaşa kaç sonbahar gecerse geçsin, \nBekleyeceğim.\nSen gelmesende ben seveceğim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittin",
        "poet": "Orhan Özçelik",
        "poem": "\n\nDüşünme beni,kendime bakarım,\nSanki hiç bir şey yok gibi yaşarım.\nKalbimden resmini siler atarım,\nGittin de sevgilim,bir şey mi yaptın.\n\nİşte bak durmadı,dünya dönüyor,\nSensiz de burada hayat sürüyor.\nHer kesin yaptığı onda kalıyor,\nGittin de sevgilim bir şey mi yaptın.\n\nBu senin seçimin öyle istedin,\nEğrisi doğrusu nedir demedin.\nBelki de aklınca beni denedin,\nGittin de sevgilim bir şey mi yaptın.\n\nÜzüntü yaşamam güler oynarım,\nSeni hiç yanımda yoktu sayarım.\nSimsiyah dünyayı beyaza boyarım,\nGittin de sevgilim bir şey mi yaptın.\n\nGittin de doğruyu bilmem buldun mu,\nGittiğin yerlerde mutlu oldun mu.\nKendine bu soruyu soran buldun mu,\nGittin de sevgilim bir şey mi yaptın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittin",
        "poet": "İlyas Özkan",
        "poem": "\n\nSen gittin; gidişin bana hüzün oldu\nHer günüm, bin ızdıraplı gün oldu\nÇileli günlerim; ağyara, bayram-düğün oldu\nSen gittin; gidişin bana hüzün oldu…\n\n-2006-\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittin",
        "poet": "Aylin Yabanoğlu",
        "poem": "\n\nÇemberi kapatmak; \n\ngittin\nhiç dönmeyecekmiş gibi\nbir veda bile edemedik birbirimize\nhiç gitmeyecek gibiydin oysa   \nilk kez benimle kalacak biri gibiydin\nseslendiğimde ses alabileceğim\nsorduğumda cevap\nama tek kelime etmeden gittin\ngidişin hiç bir mevsime benzemiyordu\nhiç dönmeyecek gibi gittin\ncamın ardından sokaktaki sesleri dinleyen \nbir çocuk gibi baktım ardından\nne dışarı çıkabiliyordum \nne de kalmaktan hoşnuttum kendimde\nne renklerden heyecan duydum\nne de kendimden\nbir kez bile gülümsemeden gittin\nhazır değildim ki ben gidişine\nbazen bir anı gelir okşar yüzünü\nseni alır geçmişte bir güne götürür\ngünü bilirsin sendedir ama\nçıkartamazsın yine de\niçinde hüzün vardı der bir ses\nbenim hiç hüznüm olmadı ki dersin \no günlere dair\naçıklayamazsın kendine bile birşeyleri\nbazen kurduğun hayalleri kaçırırsın ya elinden \nya da zaten hiç senin olmadıklarını anlarsın\nişte öyle gittin\nne ben açıklayabildim\nne de sen anlattın\ngittin...\nhiç dönmeyecekmiş gibi\ntıpkı çocukluğumun gidişi gibi\nbir yanım mahzun bir yanım umursamaz \nardından baktı\nbir kez bile üzülmedim gittiğinde\ninan bir kez bile düşünmedim seni\nsoydum kendimi tüm hüzünlerden.\nseni yok saydım\nve ilk kez yalan söylemeyi başardım.\n\nçağırdığımda yoktun\nbelki duymadın diye avuttum kendimi\nhatta kandırdım\nsen gözlerinin ve kanatlarının gösterdiği yere doğru \nuçuyordun belki de\nbense göremeyeceğin kadar küçüktüm\no kadar küçüktüm ki \ndayanamazdım küçüklüğün bu yakışmazlığına bana\nher gece hep öyle gelişini beklerdim \nçağırırdım seni\nduymazdın.\nseni bir şeylerin beklediğini sanırdın \nbilirdin belki de\nbense kabullenemezdim\nçağırırdım seni hiç durmadan\nseni bekleyen her şeyden nefret ederdim\nben de seni beklerdim\ngelmezdin \nkendimden nefret ederdim\nyüreğim çığlıklar atardı\ngözbebeklerim gülerken\nyalanı koynumda saklardım\nyüreğimi yarardım \nbir yıldız doğururdum senin için\nyarılan yüreğimin tam ortasından\niçimden kanlar akardı\nakan kanımı içerdim durmadan\nkorkardım bundan\nçağırırdım seni hiç durmadan\nduymazdın bile\nherşeyden nefret ederdim.\nkendimden nefret ederdim.\nbana bunu yapma.\n\nsaçlarımı kopardım kökünden\ntüm sessiz duran nesneleri lanetledim\ntekmeleyip fırlattım dönüşsüz\nzaman sıcak baktı bana\nsaçlarımın köklerini topladı bir bir\nellerim buz kesti\nsözlerin ateşi yetmedi ısıtmaya\nkutsadım ısıtmak için.\nbütün maviler üzerime yürüdü\nbozguncu oldum\nörgütledim tüm renkleri\nkapıştırdım\nbütün beyaz kağıtları\nburuşturup yerlere attım\nçığlıklarını kimse duymadı\nacımadı içim\nzaman güldü bana\nayaklarımın altını öptü\nkalk yürü dedi\nyürüdüm\nışıklar saçarak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittin",
        "poet": "Ali Özkan Asafoğulları",
        "poem": "\n\nÜrkek bir beyaz güvercin gibi\nUçup gittin...\nUzaklara\n   Çok uzaklara...\nPencerem boş kaldı\nGözlerim yolda..\n\nNe lüzumu vardı da gittin? \n\nBursa 08 Ekim 2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittin",
        "poet": "İbrahim Uğur Toprak",
        "poem": "\n\nGöçmen kuşlar gibi çekip gittin. \nSonbahardı.\nBeni yalnız koyup, \nBeni uykusuz koyup, \nBeni sensiz koyup gittin.\nBir tek fark vardı, \nGöçmen kuşlarla aranda.\nOnlar ilkbaharda döndüler, ama\nSen dönmedin bana.\nBeni yalnız, \nBeni uykusuz, \nBeni sensiz bırakıp gittin.\n\n20.11.01/Salı\n  15:42/İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittin",
        "poet": "Yavuz Turhan",
        "poem": "\n\nAlnına kondurduğum\nöpüşlerim olmayacak.\nYa da; senin korku ve sevgiyi aynı anda taşıyan gözlerin...\nGidiyordun...Gittin...\nSeninle yaşadığımın farkındaydım.\nŞimdi; birbirinden ayıklanamayan \nzaman dilimlerinin çarkında.\nDönüyordun...Gittin..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittin",
        "poet": "Abdullah Garip",
        "poem": "\n\nGittin   uzaklara     döner misin\nUnutulmayıp hatırlanmayı sever misin\nÖyleyse al kalemi eline yaz\nSeni sevenleri sever misin\n\nGönlünden, kalbinden, fikrinden yaz\nHayaline gönlüne uğra da yaz\nKalbine fikrine  uğra da yaz\nDerya - ova gezip yazmasını sever misin\n\nGül bahçelerinden geç, kar çiçekleri seç\nGönül bahçenden geç, fikirden seç\nBağnazlıktan geç, hoşgörüden seç\nSen gönülden yazmasını sever misin\n\nGönül kızar, kalp susar\nAkıl kızar, hizmet susar\nBilen susar, seven susar\nNakadirşinasları da sever nisin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittin",
        "poet": "Suzan Çubuk",
        "poem": "\n\nÖnceleri salt bir serzenişti yokluğun. Sonra inceden sızmaya başladı kalp kapakçığının aralığından. Sen susuyordun, göç mevsimi geliyordu kırlangıçların, sen gülüyordun, kader temize çekiyordu sayfalarını bir bir. Parmaklarının çizgilerini ezbere biliyordum, kader çizgisi dedikleri şeyin keder çizgisine ne kadar kısa mesafede olduğunu gözlerinden okuyordum o sıralar. Yapraklar düşmesinler düşlerinden diye susuyordum.\n\nÖnceleri oyalanılabilir birşeydi yokluğun. Bir bulmaca çözüyordum, bir kaç mektup yazıyordum, bir kaç satır okuyordum, aklımı işgal ediyordum. Sonra zaman adını seninle değiştirdi. Seninle nefes alıyor, seninle yiyor, seninle yaşıyordum. Sen dokunuyordun, coşuyordu dalgalarım, filikaları üzerinden fırlatıp. Sen ellerini çekiyordun üzerimden, ıssız sahile dönüyordum, ırak gözlerinden...\n\nÖnceleri yerine yenilerini getirerek ertelenebiliyordu yokluğun. Onun saçında, bunun kaşında, diğerinin titrek telaşında olmasaydın, unutmuştum bile seni. Ha bir de kokun... Çocukların bayram yeri sevincini taşıran kokun...\n\nŞimdi her filmde giden adamsın sen, kalan kadınınım senin. Her uçakta ayırtılmış yerin, her otobüste salladığım ellerim, her adımda takip ettiğim gölgenim. Bir bardak suyum artık ardına saçılan, bir damla gözyaşı, elinin tersi ile silinen. Ve her gün bir bir dökülen saç tellerin, üşüyen çarşafların, sararmış, puslanmış aynalarınım. Adını unuttuğun şehir, anımsamadığın yüz, yüzünü okşayan güzüm... Farkında olmadığın her anında koruyan dualarım seni, iyi niyetlerim...\n\nÖnceleri kabullenebilir bir süreçti yokluğun. Ömrüme yayıldın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittin",
        "poet": "Ömer Avşar",
        "poem": "\n\nKlabim gitme desede çağırdı yağan kar\nVe durmadan esen zalim rüzgar\nSessizlik çok şey söylemekti ama\nAnlamadı güzel yüzlü yar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittin",
        "poet": "Hasan Atacak",
        "poem": "\n\nSenden bir hatıra kaldı\nTek bir parça şarkı\nTutamadım elinden, istemedin\nVardın gittin benden, kal bile diyemedim\n\nSensiz akşamların bir hüzünlü\nSanki yaşadıklarımız sigaramın külü\nSahip olamadım sana,istemedin\nVardın gittin ya benden, kal bile diyemedm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittin...",
        "poet": "Cemil Bilim",
        "poem": "\n\nGittin, beni şair ettin.\nGurur duyabilirsin sen! \nHayatımı zindan ettin,\nMutlu olabilirsin sen.\n\nSevmeseydim keşke seni,\nElbet bulurdum dengimi.\nBırakıp gittin sen beni,\nBaşkasını bul istersen...\n\n(02.10.2005)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittin..",
        "poet": "Kürşat Çek",
        "poem": "\n\nGittiğinden beri; Bütün işim seni sevmek başka bir işe yaramıyorum. Kimseyi sevemem, özleyemem hiç, oturup düşünürüm sadece düşünürüm. Öyle çok şey düşünürüm ki kendimi düşünmem hiç. Sürekli seninle ilgili şeyler oynatırım aklımdaki medyada, oynatırım tam öptüğün yerde ‘’Pause’’ yaparım.. Kalırım saniyelerce,dakikalarca,saatlerce.. O anı hafızamdan silemiyorum, çok büyük yer kaplıyor çok..\n\nGittiğinden beri;  Sürekli sayısal loto oynuyorum, iddaa oynuyorum, milli piyango bileti alıyorum kendime. Bir gün zengin olacağım ve senin yanına geleceğim. Çünkü nereye gittiysen artık, hiçbir otobüs beni oraya götürmüyor. Bulamıyorum seni dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir ülkesinde, hiçbir şehrinde, hiçbir sokağında..\nÇocukluk yapma artık, çanak çömlek patladı.\nÇık neredeysen..\n\nGittiğinden beri;  İnsanları mutlu etme yollarını arıyorum, çünkü biliyorum mutluluk diye bir şey var, bazı insanlar olabiliyor ve ben o bazı insanlar içerisinde değilim. Geçenlerde el ele yürüyen bir çift gördüm gittim yanlarına ve dedim ki; ‘’Allah razı olsun, acıma acı kattınız..’’ Biraz garipsediler, tuhaf bir ifadeyle baktılar. Acıdılar sanırım bana, üzüldüler. Halimi gören üzülüyor işte.. Ama olsun olsun yıkılmadım.\n\nGittiğinden beri; içkiyi fazlalaştırdım, çok içiyorum köşedeki Ramiz amcaya borç bayağı çoğaldı. Ramiz amca sigara ve içki borçlarını alsa benden, sanırım sayılı zenginler arasına girer. Ramiz amca da vermez de bana bakma sen, seni biliyor anlattım. Oğlum gel istediğini al dedi.. Çok sigara içiyorum diye geçenlerde doktor da kızdı, neymiş ciğerlerim bitiyormuş kendimi öldürüyormuşum. Öyle güzel konuşuyor ki doktor nasıl mutlu olduğumu anlayamadım. Ölümden güzel bir şey mi var şu dünyada be doktor.\n\nGittiğinden beri; telefon kullanmıyorum. En son gelen mesaj kontör yüklemezsem kapanacakmış. Çokta umrumda ya sanki. Seni arayamıyorsam ben ne önemi var telefonun. Numaran ezberimde, aramam. Aradığımda meşgul çalmasına dayanamam.. Unutmam lazım numaranı bu duyguyla da yaşayamam..\n\nGittiğinden beri; Ülke de çok bozdu kendini. Yıllar geçiyor biz geriye gidiyoruz. Benim işime geliyor, seninle olduğumu yıllara doğru gidiyorum geri geri.. Futbol olarak da  çok kötüyüz artık. Seninle maç izlerken en azından tat alıyordum, gollerde boynuna  sarılma çabası, her golde sırnaşmalar. \nTamam tamam.. Bu ofsayt..\n\nGittiğinden beri; hiçbir şey iyi gitmiyor, gitmeseydin iyiydi…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittin",
        "poet": "Leyla Işık",
        "poem": "\n\nGittin......... \nTüm yasanmış zamanları alıp \nİçinde boğulacağım boşluğu bırakarak gittin. \nSenden geriye gözyaşım kaldı \nMerdivenlerden inişini, \nAyak seslerini dinledim bir süre \nkaranlığa kapattığım kapının ardında öylece kaldım.Saate bakmak istemiyorum.Zamanın nasıl hoyratça geçtiğini biliyorum.Zorlama birliktelikti bizimkisi.\nNe paylaştik ki? \nDuygularımı dondurup,\n'gelecek birzamana'erteledin. \nHerzamanki gibi............... \nYüreğimin coşkusu sıkınya eş oldu \nTam mutluluğa çeyrek kala \nMutsuz yüzüm, \nEzik yüreğim. \nYaşadığım an'ı zamana katmalı mı, \nYoksa kesip atmalı mıyım? \nŞoktayım. \nVar mıydın? \nYüreğimi kanatırcasına sorguluyorum kendimi. \nYanıtı acıtsa da içimi \nBir kapı açtım sana \nYaşamıma aldım seni \nHer sey 'sen' oldun \nBilmediğin bir gerçek var sevgili,ya da \nKabullenmek istemediğin \nSen kapı açmadın bana \nYaşamına almadın beni \nVe her şey 'ben' olmadı \nAcı ama gerçek değil mi? \nÖzlediğim geceydi yaşanacak sandığım \nÖzlediğim gecede \nVar mıydın? \nKültabağındaki küller mi varlığının kanıtı? \nİzmariti olmayan........... \nYoksa dağınık yatak, \nBoş bir bardak mı? \nKüllerine küllerimi kattım çoğaltmak istercesine varlığını \nKültbağında yalnız izmaritlerim \nYatağımda olduğun kadar... \nGittin, \nTeninin sıcaklığını duyumsatmadan tenime \nGittin, \nDoluyum \nSusup içime attıklarımla \nGelişinle karanlığıma mum yakmak istemiştim. \nAydınlığında duyumsamak için varlığını \nYaktığım anda söndürdüm \nVarlığımızın kanıtı gölgemiz düşmeden perdeye \nÇünkü \nSen öyle istedin. \n\n29-30 Agustos 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittin artık",
        "poet": "Mehmet Gündüz",
        "poem": "\n\nGeceler hep uzun olur\nGönlünde bir keder varsa\nYazın kışın belli olmaz\nGönlünde bir hasret varsa\n\nDoğar güneş batar güneş\nGünlerim hep zehir olur\nGittin artık sen dönmezsin \nBu aşkımız yalan olur\n\nGeçmeyen şu günlerimi\nRoman yazsam sana anlatsam\nGökyüzünde bulut olsam\nYağmur olsam sana yağsam\n\nDoğar güneş batar güneş\nGünlerim hep zehir olur\nGittin artık sen dönmezsin \nBu aşkımız yalan olur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittin Gideli",
        "poet": "Selçuk Akyüz",
        "poem": "\n\nGittin gideli dökülmüyor yüreğin,\nŞırıl şırıl dökülmüyor gözlerinden içime...\nDökülmeyince yüreğin gözlerinden içime; \nAçılmıyor, bir türlü açılmıyor içimdeki demli karanlık! ..\nYeter, dön artık! ..\n\n                                                (Van.27.03.2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittin Bittik...",
        "poet": "Fatih Kovancı",
        "poem": "\n\nYıldızlar artık eskisi gibi parlamıyor.Ayın ise eski loş havası yok.Güneş ısıtmıyor artık yeryüzünü.Kuş cıvıltıları yok artık buralarda...Yağmur sonrası gökkuşagı da çıkmıyor artık.Güller eskisi gibi kokmuyor.Sen gittin gideli gülmüyor yüzler...Sensiz dertli bu gönüller.Sanki senmişsin koskoca şehrin neşesi...Senin sayende yaşıyormuş tüm şehir.Gittin ve bitti koskoca bir şehir.GİTTİN BİTTİK...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittin gideli",
        "poet": "Ozan Kıratlı",
        "poem": "\n\nSen gittin gideli şehrimden\nHaziran ortasında\nYağmur yağıyor bu şehre\nVe bu sensiz şehrin ıslak sokaklarında\nHer kadın \nSana benziyor\nSenin kadar uzak\nSenin kadar yabancı\n\nOrman orman yanarken içim\nHerşey yavaş yavaş kül oluyor\nKüller sensizliğe –sonsuzluğa– karışıyor\nVe başka tenler söndüremiyor\n\nSen gittin gideli şehrimden\nHaziran ortasında\nYağmur yağıyor bu şehre\nVe bu ıslak şehrin sensiz sokaklarında\nBen \nSenin yıkıntılarının arasında\nÇırılçıplak, avare\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittin gideli",
        "poet": "Hanife Ayaz",
        "poem": "\n\nSen    gittin   gideli\nSirdasim karanliga\nBir agac kökü gibi\nSarildim     yanlizliga\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittiğinden Beriİ Kaybedenim",
        "poet": "Şair Alejandro",
        "poem": "\n\nNeye el atsam bir avuç kum, \nNe desem bri çığlık geliyor derinden\nVe sitem arkasından...\nYollara takılıyor gözüm \nGelen birini arıyorum\nBelki de nasıl gidebileceğimi ona.\nBu 'Dünya' denilen küçücük şiirde, \nİmla hatasıyım ben\nBilinmeden yapılmış\nİçten sıcak bir mısrada.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittin Gideli",
        "poet": "Atıf Yolcu",
        "poem": "\n\nKasım ayında rüzgar serin esmiyor\nGülüm sen bu elden gittin gideli\nGüller açmaz oldu bülbül ötmüyor\nGülüm sen bu elden gittin gideli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittin Gideli",
        "poet": "Fatih Çınar",
        "poem": "\n\nhep seni gördüğü günleri\naşkın için akan selleri\nuykusuz kaldığı geceleri\ngözlerim unutmaya yemin etti\nsözünü tutmuyor gittin gideli\n\nsana verdiği gonca gülleri\nsoğukta ısıttığı ellerini\nokşadığı saçının tellerini\nellerim unutmaya yemin etti\nsözünü tutmuyor gittin gideli\n\nsenin  için söylediği şarkıları\nseviyorum dediği zamanları\nşiirler okuduğu zamanları\ndilim unutmaya yemin etti\nsözünü tutmuyor gittin gideli\n\nhasretle sana koştuğu yolları\ngölgeni aradığı boş sokakları\nseni hep beklediği akşamları\nayaklarım unutmaya yemin etti\nsözünü tutmuyor gittin gideli\n\ndeli gibi çarptığı aşkını\nonu taş ettiğin yalanları\nseni çok sevdiği yılları\nkalbim unutmaya yemin etti\nsözünü tutmuyor gittin gideli\n\nmüzik: fatih çınar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittin Gideli",
        "poet": "Ahmet Kölecioğlu",
        "poem": "\n\nacıları dinmez oldu \ndertli dertli inler gönlüm\nuzak gurbet diyarına\ngittin gideli de yarim\n\nyüreğim aşkın korunda\ngözlerim gurbet yolunda\nderde düştüm bak sonunda\nuzak gurbet diyarına\ngittin gideli de yarim\n\nsen gideli hayli zaman \nbitti artık takat derman \nbu dert ölümüme ferman \nuzak gurbet diyarına\ngittin gideli de yarim\n\nAhmet kölecioğlu\nNoter Onaylı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittin, Hiçbir Güzelliği Kalmadı Yaşamanın",
        "poet": "Adem Özbay",
        "poem": "\n\nGittin, hiçbir güzelliği kalmadı yaşamanın.\n\nGittin; göç yolunda sürüsünü kaybeden bir ceylan yavrusu gibi kalakaldım dünyanın tenhasında. Çöl sıcağında bir kum tepeceğinde yapayalnız kalmış bir menekşe, sonsuz gözüken okyanusta bir tahta parçasına tutunmuş kazazede bir çocuk gibi sonum aşikar bir halde bekliyorum ömrümün nihayetini. Giderken götürdüğün tüm yıldızları her gece gökyüzünde ararken, son nefesini vermek için çırpınan bir gladyatörün uzaktaki evini hasretle özlemesi gibi özlüyorum seni. Evini, karısını, kızını ve özgürlüğü.\n\nGittin; hüzünlü bir şarkıya nakarat olarak hapsedilmiş nefesimle, her söylenen ayrılık şarkısında demir taraklarla etlerim kemiklerimden sıyrılmakta. Ne kadar inlesem ne kadar feryat etsem kimse dönüp bakmıyor kalabalıklarda. Kentin tüm ıssız kaldırımlarını vatan edinsem yanımda sabahlayacak ne bir ayyaş, ne bir evsiz, ne bir tinerci var. Hepsi karanlık çöktüğünde şehre gözlerini kapatıp uykuya dalarken, benim gözkapaklarıma takılan oltanın iğnesi gözbebeğimdeki son resmini yakalayıp götürmek için bıkmadan usanmadan peşimden dolaşmakta.\n\nSen giderken kalbimin en derinindeki yaşam ışığının da gittiğini bilemeden yol aldığın o yollar şimdi takadı kalmamış bir adamın zindanlardan zindanlara sürüklendiği bir pusula oldu. Ne zindan dindiriyor hasretimi ne ilaç oluyor karanlık evimi aydınlatan günışığı.\n\nGittin ve gitmem gerektiğini bildim. Sensiz bu yerden, seni unutturamayan yeryüzünden, hiçbir hatıranı zamanın nisyanından kurtaramayan bu saatin tiktaklarından gitmem gerek. Bağışlanmayı dileyemeyecek kadar suçlu bir isyan mahkumu gibi artık idam sehpasında son sözlerimi söyleyip, ayağımın altında durdukça bana acı veren bu sandalyeden, bedenimi lime lime edecek bir uçuruma atlar gibi bırakmalıyım kendimi hayatın boşluğuna. Ömür boyunca sürecek bir cançekişmeyle yaşayıp, ölürken seni fısıldamalıyım ölüm meleklerine. Seni ve seni ne kadar çok sevdiğimi.\n\nArtık başıboş kalmışlığımla bu dünyanın ortasında bütün kelimelerini yitirmiş bir bahtsız olarak, yaşamak bir sensiz kelimeler sözlüğü bıraktı bana. Adı masa olduğu halde açıklaması dört ayaklı nesne değil, seninle yediğimiz yemeklerin sunucusu. Yada ayakkabı parlatıcı, ayakkabılarımızı silen nesne değil, seninle ortak kullandığımız ve ayakkabılarımızı parlatan. İşte böyle hayatımda ne varsa, senden kalanlardan. Elimde avucumda taşıdığım tek şey hatrım kalmamış bir kalpte en azından affedilmeyi umman bir adamın dünya yükü. Öylesine yorgun kılan beni. Öylesine uzak tutan senden beni.\n\nKaybettim. Ömrümü kaybettim. Kalbimin ümitle atışını kaybettim. Yaralarımın kanını durdurtacak tüm merhemlerimi kaybettim. Seni kaybettim. Daha ne olsun. Daha hangi kayıp bundan daha çok acı verir bana. Hangi kaybın değeri çoktur bundan fazla. Kayıp bir sevgili olduğunda sen, ben çoktan sözlüğünden rastgele 3-5 kelimenin boynuma attığı yağlı urganda yitip gitmiştim… Çoktan…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittin Niye",
        "poet": "Neriman Aras",
        "poem": "\n\nSonbir veda etmeden gittin niye? \nHakkın var mıydı beni sensiz bırakmaya? \nBen böylesine severken seni\nSen bir veda etmeden gittin niye? \nŞimdi yalnızlık çölünde boğuşuyor gönlüm\nNe bir arayan var ne de soran.\nBir kez görür gibi oldu bir an\nDokunmak istedi büyük bir umutla\nUzattı elini\nNe bir el değdi eline\nNe bir göz değdi gözüne\nAnladı işte her şeyi\nAnladı,gitti bir daha\nDönmez artık geriye.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittin Sevgili",
        "poet": "Sümeyra Kula Satık",
        "poem": "\n\nVe sen yine gittin sevgili\nAlıştırıp kendine öyle gittin\nVatan borcu Namus borcu\nDiyecek lafım yok sözüm yok\n\nMecburuz bu ayrılıklara sevgili\nNe yapsak faydası yok işte\nHer vuslatın sonu bir hüzün\nPeki her hüznün sonu vuslatmı\n\nVuslatmıdır sence ey sevgili\nBana sorarsan muamma\nBıraktın beni bir boşluğa\nZaman ilerliyor ben düşüyorum\n\nSabır.. Sabır.. Sabır...\nNereye kadar ey sevgili\nYüreğimde bir ateş var\nSönmek bilmiyor sönmüyor...\n\nSÖNMÜYOR SEVGİLİ.....\n\n14-01-2011 / 18:38\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittin Sessizce",
        "poet": "Seher Ercan",
        "poem": "\n\nAvuçlarımdan \nDökülüp giderken zaman \nSessizce \nBakışın kaldı gözlerimde \nKonuşamadan. \n\nOysa \nSöylemek istediğin \nNe çok şey vardı belki de \nGittin sessizce \nVeda edemeden \nSon bir kez öpemeden ellerini \nGittin \nAcelen neydi anne. \n\nBiliyorum \nHissediyorsundur sen \nBugün anneler günü. \n\nBir avuç toprak aldım ellerime \nÖpüyorum...öpüyorum \nO kıymetli ellerin diye. \n\nGünün kutlu olsun \nNur içinde yat anne. \n\n14.Mayıs.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gittinya  Ellerim kurudu",
        "poet": "Nazlı Arman",
        "poem": "\n\nGittinya \nEllerim kurudu \nDudaklarım kireç gibi\nYüreğim cam kırığı\nOlsun \nHadi git\nBen senin gitmelerini de severim\nGitmelerinde ki \nGecenin  büründüğü \nAğlak gri rengini de severim\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Giy İlimden Yeleği",
        "poet": "İbrahim Korkmaz",
        "poem": "\n\nKara bulutlar kalktı şimdi açmak zamanı,\nHadi yollar senindir durma çünkü sen Türksün\nDağ deme, çamur deme şimdi aşmak zamanı,\nGiy ilimden yeleği yıldızlar boyun büksün.\n\n\tBaşını dik tut eğme açsın gönlünde güller,\n\tSen Atatürk’ün ulusu gelecek seni bekler,\n\tKuş ol uç göklere senle yeşerir bu yerler,\n\tGiy ilimden yeleği gelecek boyun büksün.\n\nBir bayrağın var ki tek yeryüzünün güneşi,\nSelanik’ten gelenin hala sönmez ateşi,\nDiz çökecek önünde “barbarsın” diyen kişi,\nGiy ilimden yeleği uluslar boyun büksün.\n\n\tSilahın ilim olsun yolun Atatürk yolu,\n\tCehalete kılıç çek nur olsun Anadolu,\n\tKışında güller açsın gençliğin altın dolu,\n\tGiy ilimden yeleği ilimler boyun büksün.\n\nKORKMAZ’ der hayat suyu mayıs ayında geldi,\nKana kana içilip beyinlerde yeşerdi,\nBu cennet vatanı sana Atatürk vaat etti,\nGiy ilimden yeleği KORKMAZ boynunu büksün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gıyabımda Vurdular",
        "poet": "Bayram Tunca",
        "poem": "\n\nKimi ağzımı, kimi gözümü yumdu\nKimi dilimi, kimi ellerimden tuttu\nBiri hakim, diğerleri savcı oldular \nBeraber olup, gıyabımda vurdular \n\nYaram kabuk bağlamadan vurdular \nOnca düşman varken beni buldular \nAleyhte, hakim/savcı/cellat oldular\nHep birlik olup gıyabımda vurdular\n\nDavacı olsam kimi kime şikayet edem \nDostken arkamdan vurdular ne edem \nUtanmadan da gelip hal/hatır sordular \nDüşmanlardan ziyade dostlar yordular \n\nYa Rab şikayetimi anca Sana yaparım \nSen sahip çıkmazsan, ben ne yaparım \nNe olur ya hakkımı, ya da şu canımı al \nYoksa, kalmadı artık dayanacak bir hal \n\nKalmadı artık tutunacağım bir dal kolu\nKardeş kardeşin kuyusunu kazar oldu \nKardeş kardeşine bir posta satar oldu \nKardeş kardeşe çelme madik atar oldu \n\nDertlerim bir iki değil katar katar oldu \nEvvel böyle değildi, şimdi bize ne oldu \nKardeş kardeşin etini dişler/şişler oldu \nKardeş kardeşe çelme madik atar oldu \n\nDoldu artık doldu, yetimin çilesi doldu \nDoldu artık doldu, yetimin sabrı doldu \nYetim, yoldu artık, yoldu, saçını yoldu \nHani! bu yol, güzel ve doğru bir yoldu \n\nYol doğru yoldu, fakat yolcular bozuldu \nBu şiirimi okuyanlar belki biraz bozuldu \nBen de istemezdim böyle bir şiir yazmayı \nAma, kardeşlerim mecbur ettiler yazmayı \n\nYazmakla, Bayram bir suç işlediyse eğer \nSebep olana verilse, en ağır ceza değer \nDüşman varken, niye bu şaire dişlediler \nBir vebalı gibi niye bu yetime dışladılar \n\nBayram Tunca\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gıybet yaptırdın,",
        "poet": "Vehbiye Yersel",
        "poem": "\n\nEy nefsi emmare yine yıktın evimi,\nGıybet yaptırdın, narda yaktın tenimi.\nEy nefsim sana uydum kaybettim kendimi,\nYetmez  mi ettiklerin  değiştirtme fikrimi\n                                        10 Ekim 1998\n                                     Vehbiye Yersel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giyer giderim",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nGiyer giderim\n\nSevgisizlikten başka kir bilmem\nSevgisiz kazılan mezara girmem\nİnsanoğlundan başka pir bilmem\nSevgi gömleğimi giyer giderim\n\nToplumsal düşünüp toplumsal üret\nToplumsal paylaşıp toplumsal tüket\nBilgi toplumu ol ozaman şükret\nSevgi gömleğimi giyer giderim\n\nSuçumuz sevgidir cezam müebbet\nBilim okuyarak ibadet etmek\nHayat okulumuz en büyük mabet\nSevgi gömleğimi giyer giderim\n\nToplum bilimine ermiş bulanlar\nDost Şerefi cehaletle vuranlar\nSevgi dergahında derviş olanlar\nSevgi gömleğimi giyer giderim\n\n06/07/2010\nDost Şeref\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gıybet",
        "poet": "Ömer Dursun Yanak",
        "poem": "\n\nDoğuştan sosyetik bunlar \nGeometrik analitik bunlar\nAnlamayız biz bunların kafasından\nBi kurtulsalar fakirlikten şu muhitten\nO zaman geçilmezler havasından\n\nLacivert taşlı yüzük lacivert taşlı kolye\nSüt beyaz tenlerinde teşhiri ayan\nGiyerler en afillisinden empirme fistan\nAlacaklılar ayrılmaz daim kapısından\n\nGıybetlerini etmekten gireceğiz hep cehenneme\nİyisimi tut çeneni kapat gözünü sanane?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giyeyê hewşê tehle",
        "poet": "Süleyman Kaya",
        "poem": "\n\nHeso doza kürdi dimeşenê\nBı tirki dı exıfê zımane xwe na hilweşênê\nGel u olê tevde têşênê.........\n\n29.07.2011\n\nAvluda yeşeren ot acıdır\n\nHuso kürtlüğü savunur\nTürkçe konuşur dilini yazmaz\nBuna halkı ve dini razı olmaz\n\n..........29\n........07\n.......11\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giyinmeler",
        "poet": "Şair Dinimanhocası",
        "poem": "\n\nKafamdan geçmeyen kazak, başıma inen şaplak\nadam olmayacağın koca kafandan belli; \nannem diyorum \nkış geldi ya çift kat giydiriyor beni...\n\nÇorbacıda hüsrana uğrayan bir aşkın ertesi\nnihayetinde diyor ki uzattığın bu bitteri \nbu seferlik alıyorum.\ndeğilsin bir ömür endorfin salgılayacağım \nkelleci ve dahi paçacı\nkış geliyor üstüme üşüyorum \noysa ne de güzel giydirdi....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giyim",
        "poet": "Mehmet Bozkurt Esenyel",
        "poem": "\n\nKimseler geçmedi gönül yolumdan \nAyak basılmamış orman gibiyim\nYalnızlık şarkısı düşmez dilimden\nKoyunsuz kavalsız çoban gibiyim\n\nTalihtir derdime bin dert ekleyen\nNe soran bulunur ne bir yoklayan\nYıllardır her gece konuk bekleyen\nYollardan çok uzak bir han gibiyim\n\nBilmem ki fakirin nedir günahı\nKurumadı gitti derdin kaynağı\nÖmrümce gülmedim bayram sabahı\nKasabı bekleyen kurban gibiyim\n\nKırk yılda bir olsun soranım yoktur\nTıp ilminde yazılmış dermanım yoktur\nBir durmuş saatim kuranım yoktur\nBir türlü geçmeyen zaman gibiyim\n\nEdirne li aşık Mehmedim derki \nVarmı bu hayatın    ölümden farkı\nBöyle devam eder gider bu türkü\nYeminli sözlerde yalan gibiyim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giyotin",
        "poet": "Nazende Kaya",
        "poem": "\n\nGiyotin kafa keser\nFikir damardaki kandan geçer\nAkar akar akar\nGiyotin kestiği kafada biter\nFikir hür çağlar çağlar\nDüşünce bağımsız\nİdealler sonsuz\n\nKör yeşil giyotin sadece kafa keser\nÖzgürlük akar akar akar\n\nKafada başlayanlar\nGirdiği kanlarda\nKonuşlandığı yüreklerde\nSabit\nKalıcı\nAkıcı\nOrdulardır\nSonsuzdur\n\nGiyotin kafa keser\nÖzgürlük birebin akar akar akar\n\nAyaklarda postallar\nŞişmiş nasırlı parmaklar\nŞehitlik mertebesinde açık alınlar\nÖlmeyen KEMALİST DÜŞÜNCELER\n\nsiesnazhak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giz",
        "poet": "Ahmet Nural Öztürk",
        "poem": "\n\nnedense\nhep pazar günleri vururlar beni\nnedense\nçözülmedim bir türlü bu geçeği\nfull galiba hafta içi \nama her hafta sonu mutlaka bulur beni\nboş zamanları değerlendirme derneği gibi\n\nhani hoşuma gitmiyorda değil\nve bir gizim de oldu böylece.\nhem\no kadar alıştım ki pazar vurulmalarına \nbundan dolayı veda ediyorum\ncumartesi akşamları eski aşklarıma.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giz",
        "poet": "Uğur Aydin 2",
        "poem": "\n\nbilmem hatırlıyormusun sende kar tanelerini..\nhep bir hüzün bırakır dı yüreğimize \nseyredirdik karanlık gecelerde semadan düşüşlerini\no gün hüzün bıraktı  bügünse ayrılık..yüreklerimize\n\nbilirsin anam beni, karlı bir kış günü dünyaya getirdi\naylardan ocaktı ben üsüyordum \nyıllar sonra sordum ona oda sevememişti benim gibi \nbu yüzdendir belkibe sevemedim kar tanelerini\n\nhep anlatırlar kartanelerinin melek hikayelerini \nbize getirtikleri saklı bir giz di\nogün hüzün bügünse ayrılık bize \n bu yüzden sevemedim kar tanelerini..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giz",
        "poet": "Yusuf Kemal Çetin",
        "poem": "\n\nSevgim koyu kırmızı delice,\nGönlüm bembeyaz aşık masumca,\nGözlerim koyu kara çılgın,\nSana sarhoşum sevgine GİZ'li değilim.\nAşığım......\n\nSevdam koyu lacivert özel,\nYüreğim sapsarı aşığım hüzünlü,\nYüzüm koyu pembe gülüm,\nSana deliyim delirdim sevdana GİZ'li değilim,\nSeviyorum.....\n\n29/08/2003\ncuma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giz...",
        "poet": "Bahri Kayaoğlu",
        "poem": "\n\nİğreti bir yalnızlık içinde\nSolan bu çiçek örtüsü\nYeniden güvermez mi,\nYaza? \n\n- Güverir elbette.\n\nPeki neden? \nÇıtım çıkmıyor.\nBildiğim halde şunu:\nYaşanan: İlkbahar ayı\nDurum: İç açıcı güzellikte..\n\n-Yok, galiba eskiyen benim\nHer yenilikte...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giz",
        "poet": "Fang Vei Teh",
        "poem": "\n\nSenin yanındayken\nBir şeyler akıyor içimden,\nÇağlayanlar ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gız Anam Gız Bacım",
        "poet": "Anonim",
        "poem": "\n\nGız anam, gız bacım\nSacıyah sacıyah sacdan yücedür\nGız anam, gız bacım\nEvinizde galduğum bir bu gecedür\n\nEyildim eteğimi çaldım belime\nAyrıluh yolunu aldım elime\nKüçücük bacımı godum yerime\n\nBatağa ev yapma gız anam\nBatar da gider\nUzağa gız verme gız anam\nYiter de gider\nDere gıyısına ev yapma gız anam\nSel alur gider\n\nAnamı anamı benim anamı\nÇarşamba gecesi yahın gınamı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GiZEM",
        "poet": "Onur Bilge",
        "poem": "\n\nBiraz uzunca baksam, ürker bakışların\nTüm ayazı başıma yağar, kışların! \nSessizlik bir cızırtı seli, kulaklarımda\nAkar, en huzursuzluğuyla, akışların.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Giz olup düşme",
        "poet": "Mehmet Karabulut 2",
        "poem": "\n\nDudağımdan söz olup düş te\nGözlerimden yaş olup düşme\nYüreğime köz olup düş te \nŞu ömrüme naz olup düşme \nHasretlere güz olup düş te \nKaderime giz olup düşme\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizem",
        "poet": "Bülent Bilir",
        "poem": "\n\nG özlerinden akan bir damla yaştı düşen yüreğime,\nİ liklerime kadar ıslandığım aşkınla\nZ ambaklar açmış ve ölmüşlerdi ardından\nE limde tutamadığım mutluluk gibi bir an\nM utluluk gibi herşeyin yaşanmışlığı ve bitişiydi\n\nG özlerim ardından bakakaldı, her anın karelerini gözümden tekrar tekrar geçirerek\nİ stekler yarımdı, duygular yaşanamamış\nZ ahir olmayandı sakladığın gizem, adın gibi sen olan\nE tvarın narin bir kelebek gibi\nM ahzeninse senden öte bir çiçek, belki çiçekten bir bahçe...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Gız Nebile Nebile*",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nGız Nebile Nebile\nBoyun posun devrile\nPeşinden koşa koşa\nSızı indi dizime\n\nBilmem ki ne yapmalı\nSeni nasıl almalı\nGeçtiğin o yollara\nPusular mı kurmalı\n\nGüzellik var soyunda \nBaşına olur bela\nAteşlerde yakarsın\nVallah beni sonunda\n\nGız Nebile Nebile\nBoyun posun devrile\nPeşinden koşa koşa\nSızı indi dizime\n\nZernişan Aydoğan 16.01.2007/Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizem",
        "poet": "İbrahim Karataş",
        "poem": "\n\nSaflık vermedi ki mânâya bir güzellik\nSaflığın keşfidir mânâdaki gizemlik\nSaf olanın inanıp sevdiği güzellik; \nSaf olanın güzellliğindeki gizemlik.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizem...",
        "poet": "Metin Kaya İlhan",
        "poem": "\n\nbulutlarda aradın mı hiç mutsuzluğumu? ...\nbir martının gözyaşlarına hiç baktın mı dikkatlice? ...\nyağmur tanelerinden isimler yazdın mı ıslak sokaklara benim gibi? ...\ngizemli bir bakış fırlattın mı gökkuşağının tam ortasına? ...\nen büyük gizem nedir bilirmisin bir tanem\niçimdeki alevleri haykıramamak\niçim kavrulsa da sana duyurmayı başaramamaktır en büyük gizem\nveya duymak istememendir…\nzaten ölümde bir gizem değil midir? \nhayalinin karşısında öldüğüm gibi\nhasretlerimin alevlerinde buhar oluşum gibi ağır bir gizeme rastladın mı hiç? \nsessizliğin karanlıklarına boşaltıyorum içimdeki lavları\nsessizliği yırtan gizemli haykırışları…\nçığlıklarım yankılanıyor görünmez duvarlarda...\nher hecesi sen..\nher damlası sen oluyorsun bu belirsizliğinin\nAllah kahretsin diyesim geliyor...\nah ne olurdu bir kez olsun dolsaydı içi...ne olurdu? ...\niçimi yakan sensizliğinin...\n\nMetin Kaya İLHAN\nTRABZON\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizem Dolu Bakışlar",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nGizem dolu bakışlar \nYüreğe usulca akışlar \nCana can katışlar \nŞimşekçesine çakışlar \nDiyardan diyâra göçen yüreğim \nsâdece sende kışlar \n\n(14 Eylül 2006/ Ören-Balıkesir)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizem AKDENİZ",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\nyaşı...\n6'da kaldı...\nGİZEM'Dİ adı...\nAKDENİZ'Dİ soyadı...\nyaşı 6'da kaldı...\n\no iğrenç insan\nO'nun yaşamında olmamalıydı \nüstelikte akrabasıydı...\nGizem Akdeniz 6'sındaydı\ncennetin kapıları açıldı\nO cennetin yaşını aldı...\n\nyaşı...\n6'da kaldı....\nadı sonsuzluğa kaldı...\nGizem AKDENİZ\ngöğün maviliklerinde\nkanat çırpıp \ndünyanın çirkinliğine baktı...\n\nFikret Turhan-Yalova,\n29.04.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizemli Gözler",
        "poet": "Ethem Vayvaylı",
        "poem": "\n\nHergün her akşam güneş\nBatar senin gözlerinden\nUfuklara gemiler\nAşar senin gözlerinden\n\n                            Anladım ki deniz\n                            Anladım ki yıldız\n                            Anladım ki bir giz\n                            Varmış senin gözlerinde\n\nHergün her sabah kuşlar\nKalkar senin gözlerinden\nHicran dolu acı yaşlar\nAkar senin gözlerinden\n\n                            Anladım ki deniz\n                            Anladım ki yıldız\n                            Anladım ki bir giz\n                            Varmış senin gözlerinde\n\nHergün her gece yağmur\nTutar senin gözlerinden\nAlev alev şimşekler\nYağar senin gözlerinden\n\n                            Anladım ki deniz\n                            Anladım ki yıldız\n                            Anladım ki bir giz\n                            Varmış senin gözlerinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizem ve arayış",
        "poet": "Hamit Korken",
        "poem": "\n\nHayat yaşam yoludur\nDünya geçiş koludur \n\nBazen çile dağıdır\nTırman,tırman dert bitmez\nBazen düşüş anıdır\nDurmaya gücün yetmez\n\nBazende kucak açar\nAldanıp mest olursun\nSonra bırakır kaçar\nMeçhulde kaybolursun\n\nTutunabilmektir hayat\nNeye tutunduğuna bağlı\n\nKör düğümler atarsın\nBağlarsın ilmek ilmek\nÖlüm gelir şaşarsın\nmümkün mü çözülmemek\n\nHayat güçlü olmaktır\nNasıl kullandığına bağlı\n\nBen filim,bende cüsse\nEzer geçerim dersin\nCüssesiz bir virüse\nMağlup olur gidersin\n\nHayat düşünmektir önce\nNeyi düşündüğüne bağlı\n\nİnsan bir muammadır\nKendini keşfetmeli\nAti puslu zamandır\nIşıksız gitmemeli\n\nHayat bir paylaşımdır\nNeyi paylaştığına bağlı\n\nAcı,keder,yoksulluk\npaylaştıkça azalır\nSevgi,neşe,mutluluk\nHissettikçe çoğalır\n\nHayat bir yaşayıştır\nNasıl yaşadığına bağlı\n\nArayış,güç ve kuvvet\nTutunmak akıl ile\nSevgi,saygı,merhamet\nPaylaşmak gönül ile\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizemli Aşk",
        "poet": "Yusuf Yıldırım",
        "poem": "\n\nÖylesine gizemli olmalıki sevgi/\nİçinde şehvet olmayan şefkat barınmalı/\nZaman geçtikçe aşındırmadan saygıyı/\nMuhabbeti yaşatacak düzen kurulmalı.\n\nLütufdur Yaratanın verdiği duygular,\nKodlarını çözecek gizemli aşk olmalı/\nEl bebek gül bebek büyütülen sevgiler,\nSonunda ilahi aşkı bu manada bulmalı/\n\nMevlana hazretleri misali,engin durulmalı/\nGönüllerde Muhabbete taç bir taht kurulmalı.\nMaşuka aşk ummanı,lebiderya gibi durmalı/\nKirlenecek her hali,sadakat ırmağında yunmalı..\n\nGül dalına konmaz bülbül olmasa dikenleri/\nNe Bülbülü aşkı korur,ne de gülü ekenleri/\nBağlardır,bahçelerdir,gonca güle mekanları/\nBülbül güler gül yüzüne,gül verirse imkanları...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizemli aşk şarkısı",
        "poet": "Bayram Eser",
        "poem": "\n\n“hatırlar mısın uzak diyarlara gitmiştik\ngizemli aşk şarkılarına eşlik etmiştik\n*\nşimdi demode oldu bizim aşk şarkıları \neksilere boğulduk silince artıları\n*\nyeni şarkılar aşk hikayemizi bilmiyor\nbizi anlatmayan şarkılar iyi gelmiyor\n*\nyeni şarkılar için çok yoruldu bu beden\naşk şarkıları yazılmaz ki aşka değmeden\n*\nbelki ben kaybettim ama ikimiz yenildik\naşk şarkılarımızı hep ortak payda bildik\n*\naşk şarkısı dinleyelim esmer latin kızdan\nyalandan da olsa eşlik edip bir ağızdan\n*\niyi söyler şarkıcı aşk hüzünlü olsa da\nyaşanan aşk her zaman kubbede hoş bir sada…” 09.04.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizemedir Özlem",
        "poet": "Ayşegül Arat",
        "poem": "\n\nBitince giz\nSilinir bıraktığın iz\nBöylece,\nUnutulup gideriz...\n\nyirmiüç.aralık.ikibinaltı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizemli Çiçek",
        "poet": "Olcay Günay",
        "poem": "\n\nSensin kuruntuluğumun son talibi\nOdağımda gülen hevesimin tek sahibi,\nMeydansız aşk savaşımın galibi\nHoş geldin gönlüme gizemli çiçek\n\nTövbekarımın yemin bozan günahı,\nBitmeyen sigaramın, içime konan dumanı\nAçık bağrımın dilsiz fermanı\nHoş geldin gönlüme gizemli çiçek\n\nÇizimsiz sevdamın koyu çizgisi\nÇekimser viran ömrümün son nefesi\nAhkam dertlerimin kara gölgesi\nHoş geldin gönlüme gizemli çiçek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizemli Ölümler...8",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\n- II. Abdülhamid'in torunlarından Mehmet Abdülkerim (29) \n30.08.1935 tarihinde New York'ta kaldığı otel odasında öldürüldü.\nABD Kriminal Polisinin yaptığı tüm araştırmalara karşın katili bulunamadı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizemli Mavi",
        "poet": "Güliz Ardilli",
        "poem": "\n\nŞu yıldız denizinde yüzerken,\nYere basabilmek gizemli maviyi anlamaktır.\nÜmitsizlik mavisinde kaybolmuşken,\nMantık gemisine ulaşabilmek gizemli maviyi anlamaktır.\nSerin sularda yüzmeyi unutmuşken,\nBir martının kanadına tutunup yükselmek,\nGizemli maviyi anlamaktır.\nGüneşin saçları mavi yaşamı bulmuşken,\nKum tanelerindeki ışıltıyı görebilmek,\nGizemli maviyi anlamaktır. \n\n19 Mayıs 1997 Pazartesi / İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizemli Siyah",
        "poet": "Gülçin Şahin",
        "poem": "\n\nSiyah gözlerin bir içim su\nAkıyor rüzgar gibi sel gibi ruhuma\nİçinden çıkamıyorum batmışım içine\nSiyah gözler matemim olmuş aydınlanamıyor\nSiyah gecedeki resmin\nDüşmüş hançer gibi yüreğime\nŞarkılar oluşturmuş dizelerde\nKemanım hep arabesk çalıyor\nKanımdaki aşk kırmızı olmuş\nBeni yürekten çağırıyor\nKırmızı kalp konuşuyor\nAçılmış siyah pencere gülü karşılıyor\nAşk bu gerçek kırmızı\nSiyah bu aşkın gizemli çiçeği\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizi Kazınmış Aynada Yüzyüze Geldiler.",
        "poet": "Dilek Burak",
        "poem": "\n\nGizi Kazınmış Aynada Yüzyüze Geldiler. \n\nPencerede elmas tanecikler ve çevresinde delikler. Göz için. Deli. Çöl faresi. Kum bekçisi. Cımbız gözlü. İğne burunlu. Eskiden bir yıldızmış. Göğünü yitirmiş. Kumda şimdi. Falına bakıyor. Yeniden dönecek mi? Taneleri kimi zaman tek çıksın diye sayıyor. Olmuyor, çift çıkıyor. Bazen 'çift' tutuyor içinden. Bu kez de tek çıkıyor. \nBulamıyor gök kuma hangi sayıyla yazılmış. Geceleri iyice umutsuz, renk körü... Çölde her şey birbirine karışıyor. Yakınındaki ev bir canavar, kıpırtısız, tetikte. Penceresinde elmas tanecikleri var, bunun ayrımında. Ardında bir karaltı bazen; izleniyor, bunun da ayrımında. Cımbız gözlerini belli etmeden odaklıyor pencereye doğru, dönüp, dikeliyor. Işıklıysa zaman, maki şemsiyesinin gölgesine sığınıyor. Bulutlu günler saydığı bir yana aktardığı kum taneciklerinden oluşan tepenin üzerine tünüyor. Paranoyak bir fare. Canavardan çok korkuyor. Çöle eklenmiş denize bakıyor geride duran elmas çerçeveyi unutmadan. Her ikisini de anlamıyor. İkiye ayırıyor tek ve çift gibi. Arkadaki canavarın sayısı tek, önünde açılan mavilik çift. Suya varamıyor, ıslanma korkusu var, eve de dokunamaz her gün her gece orada tek başına; pencere; karaltı; canavar... Dehlize iniyor, ürpertiyle kıvrılıyor karanlığa. Çıkarsam, çıkarsam, bakacak aşağılıyarak, anlayışsız, ezercesine, bakacak bana. Denize bakıyormuş gibi yapıyor beni izliyor, saydığım tanecikleri, şemsiyemi, dehlizime inen delikleri... Gözlerime bakıyor. Gözlerimi cımbıza benzetiyor, iğne burunlu diyor bana, deli diyor, kum bekçisi diyor, göğünü yitirmiş bir yıldız diyor bana, kumda fal baktığımı sanıyor, gök haritasındaki yerimi bulmaya çalıştığımı. Renk körüymüşüm, paranoyakmışım, umutsuzmuşum, korkuyormuşum denizden evden ondan. Dehlizimde tetikte beklediğimi düşünüyor, tedirgin olduğumu. Bilmez ki tüyle kaplanmış et ve kanda akışan hayvan erincini. Diş ve tırnak ve kuymk ve kürk ve hız ve kayma ve... Dişlerini gösterecek bir gün, maskesi düşecek diye düşünecek. Hayvan dişlerini. Hayvan güldü. Güldü hayvan oysa, bilemez. Öfke sanacak, saldırıdaki inceliği öfke bilecek, kin kabul edecek tümünü, dişi, tırnağı, kuyruğu, kürkü, hızı, kaymayı. \nHer gün her gece her an önünü ve ardım düşünüyor. Hiç bir düş kurmadan, yalnızca ön ve art. Art ve ön. Uluma ve dokunma korkusunu yenerse suya dalabilir, yüzebilir, dönüp canavara tırmanabilir. Pencerenin elmas taneciklerinden birine yakın durup bir deliğe yaklaşarak dişlerini gösterebilir. Öç alma duygusuyla yanarak 'Neden büyüdünüz, genleştiniz, yayıldınız, gövdelerinizle, aletlerinizle, anlaklarınızla, aşklarınızla, ağlatılarınızla, güldürülerinizle, yüceliklerle, bayagılıklarla; bu yerküreyi nasıl iyeliğinizin bir yapıtı olarak algılıyor onu altetmeye çalışıyorsunuz? ' sorabilir. Neden ve nasılla, damarlarında akışan hınç dile, dişe gelir o zaman. Benden tiksiniyor. Donanımlı olduğumu sanıyor, kürkümün bir zamanlar olduğunu, sonra yokolduğunu varsayıyor.\n\nNilgün Marmara\n\nDilek Burak Koç\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizi Kazınmış Aynada Yüzyüze Geldiler",
        "poet": "Nilgün Marmara",
        "poem": "\n\nPencerede elmas tanecikler ve çevresinde delikler. Göz için. Deli. Çöl faresi. Kum bekçisi. Cımbız gözlü. İğne burunlu. Eskiden bir yıldızmış. Göğünü yitirmiş. Kumda şimdi. Falına bakıyor. Yeniden dönecek mi? Taneleri kimi zaman tek çıksın diye sayıyor. Olmuyor, çift çıkıyor. Bazen 'çift' tutuyor içinden. Bu kez de tek çıkıyor.\n\nBulamıyor gök kuma hangi sayıyla yazılmış. Geceleri iyice umutsuz, renk körü... Çölde her şey birbirine karışıyor. Yakınındaki ev bir canavar, kıpırtısız, tetikte. Penceresinde elmas tanecikleri var, bunun ayrımında. Ardında bir karaltı bazen; izleniyor, bunun da ayrımında. Cımbız gözlerini belli etmeden odaklıyor pencereye doğru, dönüp, dikeliyor. Işıklıysa zaman, maki şemsiyesinin gölgesine sığınıyor. Bulutlu günler saydığı bir yana aktardığı kum taneciklerinden oluşan tepenin üzerine tünüyor. Paranoyak bir fare. Canavardan çok korkuyor. Çöle eklenmiş denize bakıyor geride duran elmas çerçeveyi unutmadan. Her ikisini de anlamıyor. İkiye ayırıyor tek ve çift gibi. Arkadaki canavarın sayısı tek, önünde açılan mavilik çift. Suya varamıyor, ıslanma korkusu var, eve de dokunamaz her gün her gece orada tek başına; pencere; karaltı; canavar... Dehlize iniyor, ürpertiyle kıvrılıyor karanlığa. Çıkarsam, çıkarsam, bakacak aşağılıyarak, anlayışsız, ezercesine, bakacak bana. Denize bakıyormuş gibi yapıyor beni izliyor, saydığım tanecikleri, şemsiyemi, dehlizime inen delikleri... Gözlerime bakıyor. Gözlerimi cımbıza benzetiyor, iğne burunlu diyor bana, deli diyor, kum bekçisi diyor, göğünü yitirmiş bir yıldız diyor bana, kumda fal baktığımı sanıyor, gök haritasındaki yerimi bulmaya çalıştığımı. Renk körüymüşüm, paranoyakmışım, umutsuzmuşum, korkuyormuşum denizden evden ondan. Dehlizimde tetikte beklediğimi düşünüyor, tedirgin olduğumu. Bilmez ki tüyle kaplanmış et ve kanda akışan hayvan erincini. Diş ve tırnak ve kuymk ve kürk ve hız ve kayma ve... Dişlerini gösterecek bir gün, maskesi düşecek diye düşünecek. Hayvan dişlerini. Hayvan güldü. Güldü hayvan oysa, bilemez. Öfke sanacak, saldırıdaki inceliği öfke bilecek, kin kabul edecek tümünü, dişi, tırnağı, kuyruğu, kürkü, hızı, kaymayı.\n\nHer gün her gece her an önünü ve ardım düşünüyor. Hiç bir düş kurmadan, yalnızca ön ve art. Art ve ön. Uluma ve dokunma korkusunu yenerse suya dalabilir, yüzebilir, dönüp canavara tırmanabilir. Pencerenin elmas taneciklerinden birine yakın durup bir deliğe yaklaşarak dişlerini gösterebilir. Öç alma duygusuyla yanarak 'Neden büyüdünüz, genleştiniz, yayıldınız, gövdelerinizle, aletlerinizle, anlaklarınızla, aşklarınızla, ağlatılarınızla, güldürülerinizle, yüceliklerle, bayagılıklarla; bu yerküreyi nasıl iyeliğinizin bir yapıtı olarak algılıyor onu altetmeye çalışıyorsunuz? ' sorabilir. Neden ve nasılla, damarlarında akışan hınç dile, dişe gelir o zaman. Benden tiksiniyor. Donanımlı olduğumu sanıyor, kürkümün bir zamanlar olduğunu, sonra yokolduğunu varsayıyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizlenen Romanlar 1",
        "poet": "Berkay Aler",
        "poem": "\n\nSen kalbimde taht kurmuş\nEbediyen yerleşmişsin\nVe beni o kadar etkilemişsin ki,\nİnan tepki bile suskun kaldı.\nNefret bitti içimde\nÇarem bile sende kaldı.\n\nSensizlik öznesiz cümleye benzer,\nÖzne olan sensin,\nAma çok gizlisin...\nEn derinde,\nKalbimdesin...\n\nGözlerin Mondros'a benzer bazen,\nİçimi kanatırsın.\nBazen sosyalist olur,\nİhtilal yaparsın.\n\nYılbaşı gibi bekliyorum seni,\nGeliyorsun ve yeniden yüklem.\nYüklemi söylemek istemiyorum,\nBu sefer seni göndermiyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizl Mutluluk",
        "poet": "Gülçin Şahin",
        "poem": "\n\nSes geliyor kulağıma\nBir damla mutluluk\nSes geliyor kulağıma\nSonu ince bir burukluk\nSessiz sokaklarda gezerken\nBir ışıktır doğan yüreğime\nYine bir mutluluk\nSıcacık bağrıma basan\nİnce,hassas bir şefkat\nSıcacık ılık bir rüzgar gibi\nEsiyor deli gönlüme mutluluk\nMutluluk benimle\nSevgi içimde\nBeni sana getiren yüce rabbim\nİçimde ince bir sızı,gözümde beliren mutluluk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizledikçe Aşk",
        "poet": "Adnan Özer",
        "poem": "\n\nKışın soğuk balıktan günlerini sayıyorum ağımda. \nO yaza hiç dönülmeyecek! \nO başlatılmamış, o varsayılan ortasında yaşanmış sevda \nyakılmamış bir mum gibi aklımda. \nKeşik ağzıyla suları iğrilten \nboğaza karsı durup da \noraların kuşu yalıçapkınını hecelemiştik \nbey....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizle Ziynetlerini",
        "poet": "Eminnur Acar",
        "poem": "\n\nBalta girmemiş Afrika ormanlarında doğsaydı, Edison\nNe yapardı bir bilsek,\nAlimler içinde cahil şaşkın, cahillerin içindeki alim şaşkın\nPelikanlar ayrı grup, turnalar ayrı uçar\n\nKimsenin parmak izi kimseye benzemez\nDoğarken verilmiş, görevler\n Beyin yolu ile ayarlar verilir\nNe de kıymetli şu beyin,doğarken bile saçla korunmuş\n\nÖrt demiş rab ört, soğuktan da, sıcaktan da zarar görmesin\nKadını erkeği yok bunun, git bak güney doğuya, \nErkekler de örter başını,\nYumurtayı bile pişiren sıcak, beyni de pişirir\n\nKötüdür güneşin çarpması\nÇıplak doğarız, sararlar kundağa, ölünce de sararlar kefene\nİnsandan gizlenir, insanın ziynetleri\nAdem ile Havva kovuldu cennetten, birbirlerine düşman olarak\n\nBiri doğuya, batıya, af edilince buluştular Arafat'ta\nHavva'nın kabri Cidde de, ademin ki Kudüs'te\nAtılmasalardı cennetten olamazdık bizler de\nBüyüklerin hatasını çocukları öder böylece\n\nÖyleyse, bastığın yeri bile incitme!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizler",
        "poet": "Ersin Karaca",
        "poem": "\n\nBoncuk boncuk \nTerlerken böyle, \nYatıyorken o ateşler içinde, \nDüşünemem değil mi? \nDüşünde ne var diye. \nHayale çalar, \nKapımı sabahları, \nFısıldar kulağıma inadına,\nO siyah akşamları, \nBöler bu ülkemi, \nSesinden izler, \nKaplar da kıtalarımı sisler, \nÖfke öfke kabarır, \nSesin denizler. \nYine Sarmalar ruhumu, \nGeceme, \nGizem giydiren hisler. \nTüllenir o gözde, \nSabahı gizler, \nYaşamdan uzak, \nBu dehliz, gizler. \nYokluğun tuzak, \nBağrıma çakar çiviler. \nÇakmak çakar gözler, \nKıvılcım kopartıp,\nŞimşeğe çaksada ânı, \nDize periler perdeler, \nSeni ruhuma gizler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizlenen Sözler",
        "poet": "İbrahim Faik Bayav",
        "poem": "\n\nBir mübarek gün gelmiş, nefisler körlenmiyor.\nSevap dikilse gönle, can bulup köklenmiyor.\nArınalım deniyor, bulaşan her günahtan! \nDinleyenler merakta; günah ne, söylenmiyor.\n\n(31 Mart 2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizleri Yaşamın",
        "poet": "Sermin Karademir",
        "poem": "\n\nGizleri yaşamın \nÖrerken ağlarını kader\nNe geriye baksan farklı\nNe ileriye baksan aynı\nKader örmüş ağlarını çoktan\nİstediğin kadar yön ver\nDeğişmeyecek olan an...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizlemiş",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHer mevsimin Rabbi Allah, güzellikleri gizlemiş,\nİşlemeyin dedi günah,bire bir bizi izlemiş,\nZerreler tesbih ederler, mana maddeden güzelmiş,\nXelekessemavati vel ardi fi sitteti eyyamin sümmesteva alel arş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli",
        "poet": "Nazan İzmirli",
        "poem": "\n\niçimdeki sen \nkumsalla denizin sevişmesi\nözleyişlerim\ndalgaların sesinde,çırpınışlarında \ngizli..............................\n\nNazan İzmirli-16.09.2005-antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli",
        "poet": "Bahattin Çakmak",
        "poem": "\n\nYalnızlık \nGözlerinden akan damlalarda gizli\nusulca damlayan yaşta \nhayatta\n\nköşe başlarında \ntek başına koyduğun taşlarda \n\niçine cektiğin sigarada dumanında gizli \n\nyalnızlık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Anılar",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nSeninle\nHer gece\nRüyalarımda\nYaşıyorum\nEn gizli\nAnılarımızı...\nEğer\nBu aralar\nHamile kalırsan,\nBilki\nBebek \nBendendir...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli",
        "poet": "Mustafa Özkan Karatay",
        "poem": "\n\nMavi Göz, yeşil Göz\nEn Güzeli\nAşkın rengi\nMavi Göz, yeşil Göz\nEn Güzeli\nSevdanın Rengi\nOrman Yeşil, Deniz Mavi\nGökyüzü Masmavi\nBazen de hislerime düşer\nKara Kapkara\nKaranlığın Sesi\nYalnızlığım Zindanlarda\nVe Sana Olan Sevgim\nKalbimde Gizli\n\n26.01.2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli",
        "poet": "Olcay Köse",
        "poem": "\n\nbende \nçiçek toplamışlar avuç avuç\npapatyalar \nkaranfiller\nmenekşeler\nama\nkopartamamışlar seni\nen aşk yerinden kalbimin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli",
        "poet": "Aziz Pınar",
        "poem": "\n\nSokakta gezinen gölge\nYağmur mu,gözyaşı mı\nYanakların ıslak\nNereye böyle? \nAğladığını karanlıklar bilir\nGündüzleri gülsen bile...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Aşk",
        "poet": "İbrahim Mert",
        "poem": "\n\nBir köşede bulsa dudaklarım dudaklarını.\nYanlız o sessizlik duysa sana duyduklarımı.\nSeni sensiz bana saran hain kader ağını; \nAh, ah bir yırtsam da aşka açsam kanatlarımı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Aşk",
        "poet": "Hayrettin Türk",
        "poem": "\n\nBulutsuzdur hep apaydın gözlerim\nTatlandırır yanakları sözlerim\nBilmez kimseler içimde gizliyi\nNeşe içinde neşemi özlerim...\n\nGülmek bir alışkanlık çocukluktan\nHep tatlı kahkahalar içindeyim\nBilmez kimseler seni sevdiğimi\nKahkahalarımla hep peşindeyim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli   Aşk",
        "poet": "Yüksel Gider",
        "poem": "\n\nTutulmuşum güzelmi, güzel birine.\nMelekmi? şeytanmı? esir aldı beni kendine.\nBu durumun sonu ne olur kaderime.\nGizli aşk söylenmiyor,söylenmiyor arkadaş.\n\nKimi söylüyor, sen aşık olmuşsun.\nKimisi de söyler sen bana vurulmuşsun.\nKimisi de ekler neden durulmuşsun.\nGizli aşk söylenmiyor,söylenmiyor arkadaş.\n\nBen bir güzel’in esiri oldum.\nKendimi unuttum,nasıl oldu bilmem.\nHafızam yoruldu,unutkan oldum.\nGizli aşk söylenmiyor,söylenmiyor arkadaş.\n\nGizli aşık olmak kolaymı bilmem.\nBildiğim insanı eritiyor içten.\nKimisi gizli,kimisi açık oluyor aşık.\nGizli aşk söylenmiyor,söylenmiyor arkadaş.\n\nBen tutulmuşum bir güzele gizli’den gizli.\nDışarı vuracak zaman varmı ki,\nBildiğim gizli aşık oldum,ben bir güzel’e.\nGizli aşk söylenmiyor,söylenmiyor arkadaş.\n\n                                (İstanbul,28.01.2001) \n                                    Yüksel Gider\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Ay",
        "poet": "Hüseyin Yük",
        "poem": "\n\nGizli ay Güneş doğarken gizlenirdin\nGece yıldızlarla bezenirdin\nGezerdin bazan hilal bazan dolunay olurdun \nİman dolu yüreğinde hiç bilemedim \nHangi dindeydin\n\n Seni tandığımda başak burcundaydı zodyak\nEkinlerde başağa durmuştu\nBir sahil kasabasında deniz bekardı  martılar dişi\nVe biz iki kişi \nGördüklerimizi imzalıyorduk\n\nTeninde kaç parmak izi bırakmıştı yaşam \nAşkların kanamalı, damarların yanıyordu hasretten\nVe sen ağlıyordun\nŞalgama yüklüyordun öfkeni\n\nKaz dağlarını her aştığında\nÇanakkale geçilmez oluyordun\nBir komiser seviyordun tabyalarda\nEvliydi.Umutların tükeniyordu\n\nBir balıkesir almıştı aşkını bir asos\nErdemin eğitimciliğinden \nMahpuslara meslek öğretiyordu\nUmutları   tükenmişlere \nKadın yüzüne acıkmışlara gardiyanlara \nElif mahkuma hasan abiye \nBir gümüşü  değil yüreklerdeki özlemi nakşediyorlardı \nYüzüklere kolyelere \nÇ ok şey verdin hüküm giymişlere\nHükümsüz sayarak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Aşkım",
        "poet": "Mustafa Cemil Dirier",
        "poem": "\n\nBen seni okulda tanımıştım\nBen okulda aşık olmuştum \nSöyliyemedim gizli aşkımı\nAnlatamamıştım aşkımı size\n\nOkul yolunu gözlemiştim\nKarşıma çıkarsın diye\nSeni görünce dizlerim titredi\nKalbim tık tık vurdu\n\nSanmaki aşık değilim size\nDurakta beklerdim sizi\nYağmur elbiselerimi ıslatsa bile\nYolunu gözlerdim durakta beklerdim\n\nFarkında olmadım ıslandığımın \nÜşüsem ellerim donsa soğuktan\nSeni beklerdim dışarıda\nÜşüdüğümün farkında olmadan\n\nBu ne aşktır bu ne sevgidir\nFarkında olmadım zamanın geçtiğini\nBekledim gelirsin koşarsın aşkıma\nÜşüdüğümün farkında değildim\n\nDurakta beklerdim senin gelmeni\nGözlerim senin yolunu beklerdi\nKarşıma çıktığında anlatamazdım aşkımı\nAyaklarım dizlerim titrerdi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli bahçe",
        "poet": "İnayet Koçak",
        "poem": "\n\nher şey,\n gizli bahçenizde\n açan çiçek gibi\n olsun\n şimdilik\n....ama yarın\n demet demet\n dağıtın...i.koçak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Bir Arzu",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nGizli bir arzuyla bakar hep gözleri \nIlık bir bahara çevirir o güzleri \nBenim gönlüme akmak isterse şâyet \nBalonla uçursun bana en latif sözleri \n\n(10 Eylül 2006/ Ören-Balıkesir)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Bahçe",
        "poet": "Asuman Susam",
        "poem": "\n\nI \nSis basınca ruhumuzu \ngöz gözü görmezdi. \nZamandan yaşlı o kadın \nörülü saçları bahçenin patikası \nsalyangozların ağır dansını izlerdi \nSol yanı uçurumgövde \nruh şarkı söyledikçe bulur dengesini. \nCanı neresinde saklar bahçe? \n\nII \nRuh kuşu uçtukça \nbir anlam ediniyor dünya. \nDengesini kaybetmiş düşerken \ngitmek için henüz erken diyor. \n\nFırtınayı yarıp geçiyor \nyorulmuş uçmaktan gövde. \nUzanıyor serinine öylece \nbahçenin gizine eriyor.\n\nSonra gece geliyor. \nSorularını boğdukça \nderin kuyu \nçiçekler taçlandırıyor \nsırra eren ruhu. \n\nBahçe canını nereye gizler \nartık biliyor. \nSusmalar tarihine yükseliyor \nbahçenin kuşu.\n\nİle / Mart-Nisan 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Bir Aşkın İfşası-8-",
        "poet": "Özer Eren",
        "poem": "\n\nAcem işi şallar yaraşır o saçlarının gölgesine bin bir renkte             \nVe de Hereke halıları ayaklarını bastığın her yere.\nÜrgüp’te el yapımı şarap içmeli öpülesi dudakların\n                                                                    Peribacalarına karşı.\nYa da Vefa’da boza gecenin bir yarısı.\nNil nehrinde yıkamalısın ellerini.\n\nBenim de bağrıma saplanmalı\nÇifte su verilmiş Bursa işi kamalar…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Bir Aşkın İfşası-10-",
        "poet": "Özer Eren",
        "poem": "\n\nBirinci dereceden yanıktır yüreğim sana.                                   \nUcu açık yaralar barındırır bünyem, senden hatıra.\nİlaç prospektüslerindeki yan etkiler ibaresi denk düşer\nBenim bilinci nasırlı çaresizliğime.\nBeklenmeyen bir etki görüldüğünde sana başvurmam önerilir, yapamam.\nBen yine ciğerlerimi alkole yatırır sigara tedavisine devam ederim.\nÇünkü mümkünsüz aşklara birebir alkol ve de sigara.\n —Tok veya aç karnına fark etmez-\nHer gün düzenli kullanılırsa iyi gelir yaşamaktan bıkanlara.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Bir İktidar",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nMilli ruhuma ‘gençliği emanet tohumundan’ Cumhuriyetim\nMilleyetçi ruhum hür ilerlesin, dinlensin cumhuriyetçiliğim\nLaik Vatan Partisi ile sivil darbe partisi yerine bekleyeceğim \nYalnız değiliz, düşünce harekatı güne güneş doğdu bileceğim\nSivil siyaset uyutulmayacak asla diyerek sürekli dileyeceğim\n\nİhtiyacım var sağlıklı bir sistemi hak ettiğimi bilmeye\nİhtiyacım var eğitimli bir okulu hak etmeyi de kendime\nİhtiyacım var değerli bir mutluluğu çocukların sevgisiyle\nİhtiyacım var kendime güvenle birliğimizin bütünlüğüne\n\nTürkiye diye sıralanır, Batı ittifakının, Nato’nun bir üyesi\nTürkiye Amerika silahçılar hakimiyettekilerin mi üyesi? \nTürkiye sürpriz din ittifakının amansız bir karşıtı değil mi? \nOrada burada alış veriş yapılır, toplanmaz karakter iradesi\nMillet, devlet için sorumludur, hükümet ise aygıtı, kullanır\n\nİhtiyacım var gruplaşmaların süreklice açığa vurulmasına\nİhtiyacım var çatışmaların hukuksal uygunluğuna\nİhtiyacım var siyasetin ekonomiyi tuzak yaratmadığına\nİhtiyacım var terörü şiddet ekenin de paralel olmayacağına\n\nGizli bir iktidar eylemi her ülkede asırlardan var olan gerçek\nEylem olacak tutmaya halkı dinamik bilgide uygar ve esnek\nMeydanlardır halkın folklör kültürü, varlığı esirgenmeyecek\nBütün gerçekler çıplaklığı gibi metanetle güven sergilenecek\nHer bilinmezliği yoksa yığacak her kendini bilmez her sinek…\n\nİhtiyacım var hükümet diye dert üstüne dert vereni susturmaya\nİhtiyacım var millet diye yüreğini dilinde duyuran duyarlığıyla\nİhtiyacım var bir duruş bir amaç bir heves bir emek topluluğuna\nİhtiyacım var bugün başlayıp yarın ulaşılacak ne olursa da ona…\n\nEkim 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Damla",
        "poet": "Beşir Çiflik",
        "poem": "\n\nYollarına çileler döşediğim bu karanlık bulvarda\nBir bozuk musluğa dönse gözlerim\nVe paklansa yüreğimin tüm hataları\n\nYağmur da yağmalı\nGözpınarım yağmurla karışmalı\nYüreğim bir anlık huzura kansın\nElalem ıslaklığı yağmur damlası sansın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Dostum",
        "poet": "Cengiz Akın",
        "poem": "\n\nAsya termal tatil köyde,\nBuldum seni gizli dostum..\nÇamlıca dersanesinde,\nGördüm seni dizli dostum..\n\nYüreğin sevgiyle dolsun,\nÖmrün bereketli olsun,\nRabbim seni hep korusun,\nSevsin seni gizli dostum..\n\n19/05/2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Dil",
        "poet": "İhsan Arı",
        "poem": "\n\nSusmalar toplamışım, konuşmalar yerine, dilim yoksulluk. Açlığından kalbimin sabırsızlığı… Yaşantı dışarı, yıldızsaatlerimde, ka/na/yanlar insanlığıydı dünyamın. Kimsenin yerine koyamadım kendimi. Emdim acılarını yaralı kuşların ve yokuşların. Şehirde nelere çarpar, başakları okşayan rüzgâr? Kılıcı buldunuz da kalkanı buldum. Hangi utançtan ki saklanıyorum? Köyümden kovdunuz da yalanı buldum. Yılanı saklayan çayırlardan öğrendim de itiraflarımda gizledim yalanlarımı. Gülünç görünmenin utancını sakladım korkunçluğuma.  Ne zaman aşağılamadınız ki hayat adına? Susmalar topluyorum dilim yoksulluk. Terk edişine ağlayarak sakladım, seni sevmediğimi. Hala kapanmadı vicdanımın hıçkırışları. Anılar çoktan bozuldu sevdiğim. Hala keşfedilemedi dündondurucuları. \n14.09.2007    www.art-arinim.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Gece",
        "poet": "Ceyhun Atuf Kansu",
        "poem": "\n\nBu gecenin güzelliğini kimse söyleyemez\nTek tek saydığım yıldızlardan başka\nYıldızlar aşkımızın dostları\nDuydularsa o....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Kapı Bak İşte Kuralları Var Hayatın",
        "poet": "Ahmet Kemal",
        "poem": "\n\nBAK İŞTE KURALLARI VAR HAYATIN\n\nBak işte kuralları var hayatın\nSen daha uyanmadan\nBırak geri gelsin kuşları\nGeçmiş zamanın ve geleceğin \nBak işte kuralları var hayatın\n\nUyu ve deniz gözlerini seyret\nGözlerin ki aynası hayatın\nHayat daha uyanmadan aşka\nSeyret ki rüyalardasın\nUyu ve deniz gözlerini seyret\n\nBak ne kadar berraktır akışı hayatın\nBak ve düşün ki kuşlar \nİçimizin göklerinde uçar \nUyu ve deniz gözlerini seyret \nBak ne kadar berraktır akışı hayatın\n\nUyu ve deniz gözlerini seyret\nBak işte gidiyorlar\nBir daha gelmeyecekler\nBak ne kadar berraktır akışı hayatın \nUyu ve deniz gözlerini seyret\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Gizli",
        "poet": "Fethi Sahin",
        "poem": "\n\nSıladan ayrıldım içim sızilar\nGün geçdikçe canım dostu arzular\nKader böyle imiş böyle yazılar\nAh çeker ağlarım dost gizli gizli.\n\nFelek ayırdı bizleri cenandan\nHaber olmaz gizli gizli yanandan\nBülbül ayrı kalmış gonca gülünden \nDerdin ice döker dost gizli gizli.\n\nSurete bakmayın çiğer yanıyor\nYaralarım azdı durmaz  kanıyor\nDostun hasretinden içim kaynıyor\nYanar alev alev dost gizli gizli.\n\nKaygısızda takat derman kalmadı\nVaram dedim dost canımı almadı \nYar aşkın içimde şükür sönmedi \nCoşar deli gönül dost gizli gizli.\n\n25.10.1999\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli iz...",
        "poet": "Zafer Zengin Etnika",
        "poem": "\n\nçok sessizim, günlerdir pek bağırmadığımı anladım. neden böyleyim biliyorum. \nbağıran benden en çok ben korkuyorum. sabah yine hiç acelesi olmadan gelip \nduracak kapıma. \n\n'umut ölünce insanda ölür'\n\nsabah kar yağmış ve neden bu zamanı beklemiş biliyorum. kar en  çok mart ayına \nyakışıyor sanki. sanki zamanın programlı halinin dışında en serseri takıldığı zamanı\nmart ayı içinde yaşıyor. şayet böyle ise ve bunu her sene tekrarlıyorsa “o zaman\no da kendini bir programa bağlamış olmuyor mu” diye kendime soruyorum. \n\naslında hiç umurumda değil, çünkü; kar bu aralar, bu seneler o kadar az düştü ki \nyaşadığım şehire, sanki küsmüş gibi, sanki bıkmış gibi, sanki şehirlerde kendi \ngüzelliğini gösteremiyormuş gibi, en nazlı, en güzel halini yamaçlarda ve uzak \ntepe, dağ gibi yerlerde gösteriyor kendini.\n\nkar havalar ısınınca, bahar gelince güzelliğini yitiriyor. bunun o kadar farkındaki,\ndayanamayıp acısına ağlıyor. içi içini yerken, acısını hatırlatan havayı \ngörüp erimesinden anlıyorum. çoğunlukla utanıp saklanıyor. toprakta sıza bildiği \nnereyi bulursa oralarda saklanıyor. bazen kendini suya gizleyip yatağını bulup \nakıp gidiyor. \n\neskiden bu kadar baraj yokken, nehirlerle annesi büyük mavi sulara karışıp giderdi.\nesir olduğu yerlerde artık daha somurtkan yüzüyle kendisinde olmayan ya da azalan \nmutluluğu daha az veriyor çevresine.\n\n“acıya alışır mı” kar bilmiyorum. çocukların ve çocuk kalmış büyüklerin ellerinde kartopu \nolması, kardan adam yapılması, üzerinden kayaklarla, kızaklarla kayılması herhalde \nona varlık nedenini bulması işinde faydalı oluyor. birilerinin onun farkında olması belki\nerimeden daha uzun süre kalması için çabalamasını sağlasa da, bahar gelince gitmek\nzorunda biliyor.\n\nkar üşüyor ve üşüdüğünde gitmek istiyor. sevindirip mutlu ettiği, varlığının büyük huzur ve\nmutluluk verdiği insanları kendinden bıktırmamak için  eriyip gidiyor. ne kadar güzel bir \ndüşünce  ama ya bir daha dönemezse acaba, bunu hiç düşünüyor mu bilmiyorum.\n\nçok sessizim bugün. hangi mevsimdeyim dışarıya baktığımda anlıyorum. yeniden doğuşun \nzamanı geldi. milyon yılın kültürü yeniden doğanın elinden tutup ayağa kaldıracak.\ndoğa uyanıyor, çünkü; kar üstünden çekip gidiyor. 'bak artık üşümeyeceksin, o yüzden yorgan \nolarak bana ihtiyacın yok diyor” toprağa.\n\ntoprak tuhaftır, karın bu sevgisini istese de, içinde taşıdığı hayatın büyüklüğü sebebiyle, onun \ngidişine çok aldırmıyor. yakında cemreler düşüp de, hava, su, toprak ısınmaya başladığında,\nyeni bir sevgili ile yan yana gelecek. o ağır kasvetli gri bulutlar gidince, güneş çıkacak\nardından bunu biliyor.\n\ntoprağın  sevgisini verdiği rüzgar, yağmur, dolu var. bu kadar sevginin içinde kar tutkusunu\nyenemeyişinin sebebi kendininde bilmediği bir şeydir. bunda ilahi bir yan görmesi sebebi \nonunla uyuduğu gecelerin sessiz derinliğidir. kimse onları gece vakti bilmez nasıl yarı gün\ndoğa ananın koynunda karışıp gittiklerini. belkide tutkularının bir meyvesi olsa asla \ngizleyemeyeceklerdi o tüm kem gözlerden sakladıkları gizlerini.\n\n“insan aşkın nefesidir”\n\nbugün her şey çok sessizdi. kar eridi gitti ve saklandığı, aktığı yerlerin ona verdiği güvenle\nbir süre uyuyacak. belki uykusunda kabuslar görüp uyanacak ve üşüdüğünde onu asıl \nısıtanın toprak olduğunu hatırlayıp, belki yüzünü görmek için sadece yer altından yukarı\nçıkacak.\n\n'unutmak kolay değildir, unuttukça insan yarısını yitirir '\n\nkar günlerdir görünmüyor. bazı günler üzerine yağan yağmurun ılıklığına aldanıp kendini ona \nbırakıyor. bu ılık sarhoşluğun ona verdiği sıcaklığı görünce, toprağa sırtını dönüyor. toprak karı\nen çok sırtından öpüyor. çünkü bir gün gideceğini bildiği karın öyküsünü her yanına işleyendi.\nondandır ki, sızıp içinde kalan kısmına ve nehirlere karışıp akıp gittiği onca yol boyunca ona\nhep eşlik etmişti. kar bunu hiçbir zaman bilmedi. kim bilir belki onunda bildiği bir şeydi ama\nyüzleştiğindeki kendisini sevmediği için bunu toprağa hiç söyleyemedi. ateşi içinde taşıyan\ntoprak sırf kar o ateşe dokunup yok olmasın diye çabalarken, onun deli gidişlerine sessiz kaldı.\nne gariptir ki gözyaşlarının kaynağında yine kar vardı.\n\n“yarım kalan aşk değil, insandır”\n\nonların milyon yıldır süren ve kimi zaman hiç bir mevsimin etkilemeden, eritmeden bir arada\nyaşadığı o havanın kapalı, güneşin olmadığı, yağmurun kar ve toprağın aşkı arasına girmeden\ngeçtiği günleri özlüyor. çünkü toprak onu içinde ve dışında yaşatırken geride kalan ve yanında\nduran her şeyden uzakta tutuyordu.\n\n'özlemek hayatı koklamak, hayatın aldığı ve verdiklerini hatırlamaktır'\n\nçok düşünüyorum kar, toprak, yağmur ve güneşin birlikteliğini. sanki aralarından biri çekip gitse, \natmosfer yer çekimi yok diye ortadan kaybolsa asıl kıyametlerini yaşayacaklar. o zaman toprak\nve güneşin karşı karşıya kalması toprağın güneşin sıcaklığı sebebiyle kavrulup yok olması \nmanasına gelecek ki, geçmişte yaşadıkları tüm anıların yok olması manasına geleceğini\ndüşündüğüm için, onları biri birinden koparmadan yan yana yazımın içine yatırıyorum. \nkar küsüyor bahar geliyor diye ve belkide kar hiç görmediği o baharı yaşayamadığını sandığı \niçin küsüyor. ısrarla ve yeniden inat edip eriyip gidiyor.\n\nbugün çok düşünmekten yoruldum. ağrıyan yanlarımı uykuya biraz olsun bırakmışken, \nbu çözülmez bilmecelerin zihnime soktuğu kabusları yaşayıp uyandım. artık kar gibi uyumak \nmümkün değil. bahar geliyor ve o eriyip gidecek. yarın ne olur bilmediğimden bu bilinmezliğin\niçinde başka öyküleri yazmayı düşünerek sigaramı yakıyorum.\n\n'her şey bir hasretin yeniden yaşamasını anlatır'\n\nelmalar, kiraz çiçekleri, kuzular yakında gelecekler. onları bekleyip karın gittiğini kulaklarına \nfısıldayan o tatlı esen rüzgar birden ansızın karla dönecek. kar özlenip özlenmediğini o gün \ngörüp varlığının sebebini bir kez daha kendi içinde onaylayacak.\n\nkim bilir belki daha sert bir rüzgara denk gelip dolu olarak düşecek ve kendisini özlemeyen elma, \nkiraz çiçeği, kuzulara kızgınlığını gösterecek.\n\n'anılar canın yongası'\n\nkar gidiyor ama hüznün sonundaki mevsim geldiğinde dönecek, çünkü bunu hep yaptı.\nen çok istendiği ve sevildiği zamana dönmesinin tek nedeni, kendini bildiği o zamandı.\nyerin altına sızıp kaldığı o zamanlarda üşüdüğünü gördüğü gün, bilecek ki toprağa kavuşmayı\nbekleyen güneş değil, kendisiydi.\n\nsessiz gecelerin söylediği o şarkı rüzgarın karı kollarına alıp gittiği zamanlardı. oysa rüzgar\nbir kuytuluk bulsa karı orada bırakıp başka zamana uçardı. kar hep böyle zamanlarda nerede\nolduğunun farkına vardığında bilecek ki, toprağın koynunda doğa ananın izniyle uzanıp\nyorgunluğunu atmaktaydı. toprağın varlığını bilip sürekli peşinden gitmek istemediği rüzgara\nolur olmaz karşı çıkıp, zorbalığı yüzünden paylardı.\n\nher şey var ve kar varların içinde hiç değişmeyen o varla yan yana binlerce kez tekrar ettiği\nhayatı yeniden yineleyerek yaşamaya devam edecek. dilimin ucuna gelip düşüncelerimin\ncümlelere dönüştüğü bu yerde ölene kadar bu hikayenin izleyicisi ve düşünürü olarak yazmaya\nokumaya devam edeceğim. zaman her yanımdan hızlı geçerken neden sessizliğimi alt üst\nediyor bilmiyorum ama kendimce “kendini hatırlatıyor” diyor başka bir zamanda kendisini,\nkendine bırakıyorum.\n\nkar kokusu vuruyor burnuma. aylarca bekleyip yeniden geldiğini gördüğümde kartopu\nyapacağım. kardan adam yapıp üzerinde kayıp, uzanıp onunla gökyüzüne bakmaya\nçalışacağım. şimdilik tek sorun olan zamanda onun eriyip gittiği ve son halini aldığı \nsudan bile hızlı akıyor.\n\n“su zamana uyamaz”\n\n>\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Kapı Bana Geceyi Getir Işıkların ve Renklerin Kuşattığı",
        "poet": "Ahmet Kemal",
        "poem": "\n\nBANA GECEYİ GETİR IŞIKLARIN VE RENKLERİN KUŞATTIĞI\n\nBana geceyi getir ışıkların ve renklerin kuşattığı\nCebrail’in kucakladığı ve sıktığı\nBir yolculuk başlıyor durun\nMaverai bir yolculuk durun\nAdı Miraç olan bir yolculuk bu\nGökyüzünün sahibi olana yolculuk bu\nYakınların yakını olma sırrı bu\nKabe kavseyn sırrının sahibi\nEy göklerin ve yerlerin sahibi bu\nGözyaşını biriktir kan olsun\nKan aşka dönüşsün din olsun\nO yüce varlık denen din olsun\nVaracağı yere varmadan\nGün dönmeden adı aşk olan\nAşka ve hakikate baç olan\nAllah’tır meleklerini ona gönderen\nBak kılıçlar parlıyor yeniden\nÖldükten sonra görülen\nBak ne diyor sana annen\nGöreceksin\nŞimdi meleklerin elinde \nYükseleceksin\nGökyüzünde biriken öfke\nSevgiye dönüşürken\nGeleceksin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Kapı Denizden Takip Ediliyorum",
        "poet": "Ahmet Kemal",
        "poem": "\n\nDENİZDEN TAKİP EDİLİYORUM\n\nDenizden takip ediliyorum\nDualarla ve inanç yolunda\nBir kişi alnını karışlayarak\nKadınlar ve erkeklerle beraber\nAçılmış göğe bakan önlerinde\nKendi ölümünü görmüş biri\nVe günahı etekleriyle toplayan\nKadınlar ve erkekler iç içeyken\nAcılarla beraber sevinç içinde\nBiri bir yerde ölmüş diyorlar\nKim için ne için ölmüş diyorlar\nKiminin gözleri açık kiminin göğü aşka\nAyetlerle beraber surelerle birlikte\nHayat Kur’an’la birlikte hayattır\nVe durma noktasındadır hayat\nAşka ki kapalı o dünya\nKendisiyle kavgalıdır\nBaşkalarıyla en çok başkalarıyla\nBir kavgalı bir barışıktır\t\nBen onu karşılarım güpegündüz\nO beni karşılar gökyüzünde\nKimini yıldızlarla süsleyerek\nKimini yaldızlarla bezeyerek\nŞehrin günahıyla kirlenmiş\nAşk tabiatımdır benim\nKadın bacaklarından arta kalmış\nBana verdiğin sözü tut\nBana verdiğin öğüdü unut\nYeni bir hayat başlasın\nBaştan başa dolu umut\nBeni oraya ulaştır\nSevgi keskin kılıçlarla neşe ve hayat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Kapı Beni Bir Bebek Gibi Sev Anne",
        "poet": "Ahmet Kemal",
        "poem": "\n\nBENİ BİR BEBEK GİBİ SEV ANNE\n\nBeni bir bebek gibi sev anne\nSırtımda ihanet sancısı var anne\nZaman dar ölüm yakın\nİsa zeytin altında büyür\n Beni bir bebek gibi sev anne\n\nBiz aşkın rüzgârlı atıyız anne\nZaman deri bir kuyu\nİçinden sürekli su çekilip duran\nSu çekildikçe kaynayan \nBiz aşkın rüzgârlı atıyız anne\n\nBen şefkat acısıyla yanan çocuk\nKartal kanatlarıyla açılırım aşka\nZaman acımasız bir kayıptır ki\nBen kimsesiz bir yabancı \nBen şefkat acısıyla yanan çocuk\n\nMeleklerin kucağında büyüyen çocuk\nCennet şarkılarıyla uğurlanan anne\nGel bana bir yol ver hak adına\nGel bir adak sun yaşam adına\n Meleklerin kucağında büyüyen çocuk\n\nYaşam için kurban edilen çocuk İsmail\nMeryem Asiye Hatice anne\nBeni bir bebek gibi avut anne\nHurma zeytin ve incir adına \nYaşam için kurban edilen çocuk İsmail\n\nBeni seni gözlüyorum anne\nGelecek günler adına\nGel bizi hayatımıza döndür\nGel bizi ötelere döndür\nBen seni gözlüyorum anne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Kapı Ve Akdeniz Beni Bağışlayacaktı",
        "poet": "Ahmet Kemal",
        "poem": "\n\nVE AKDENİZ BENİ BAĞIŞLAYACAKTI\n\nVe ak deniz beni bağışlayacaktı\nKemikler çoktan çürümüştü\nKanuni yerinden kalktı\nDuygularını tarttı bir bir\nYüreğini verdi gitti\nKardeşim dedi kardeşim\nYahya bana bir sır ver\nSamanyolundan bir sır\nHızır’la İlyas’tan bir haber\n\nYer yarıldı yarıldı deniz\nMusa’yla Kızıldeniz\nKaradeniz Akdeniz\nSiz bizi kabul ettiniz\nTalihiniz iyi olsun dediniz\nTalihiniz güzel olsun dediniz\nAltın çağ düşünüz olsun\nAtların düşü olsun\nHer şey gönlünüzce olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Kapı Sana Şah Damarından Yakın Allah",
        "poet": "Ahmet Kemal",
        "poem": "\n\nSANA ŞAH DAMARINDAN YAKIN ALLAH,\n\nSana şah damarından yakın Allah\nSana senden daha yakın olan Allah\nVe ey sen Allah’ın kulu ve kölesi olan\nVe Âdem’le Havva’dan kalan\nGeceleri kandil olan yıldızlardan\nAç ruhunu onun azizi olan esmasına\nÖyle buyurmadı mı Allah\nEn güzel isimler Allah’ın\nO Allah ki Hay ve Kayyum olan\nEvet, her şey her an onu göstermektedir\nHer şey ondan bir işarettir\nGünahlarla kirlenen herkesi \nTövbeyle arındıran O\nBurada solmakta hayat\nSenin gençlikle aldanman\nSenin güzelliğe kanman\nGüller senin gençliğindir\nÂdem’le Havva’ya uzanan\nDünya aşka gebedir yeniden\nHabil bu iyi insan örneği\nKabil ki şeytanın kelebeği\nGel günahlarınla yıkan\nGel tövbe ırmağına yıkan\nAzazil Azazil düşünen yalan\nVe inkârın anıtı olan\nHep kendini lanetleyen\nKendi kendine lanetlenen şeytan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Kapı Çocuk Bu Ne Yapacağı Belli Olmaz",
        "poet": "Ahmet Kemal",
        "poem": "\n\nÇOCUK BU NE YAPACAĞI BELLİ OLMAZ\n1\nÇocuk bu ne yapacağı belli olmaz\nTaşı taşa taş katar\nTaşı göle taşır\nTaşır göle taş katar\nTaş yerine gül atar\n\nAşı aşa aş katar\nHallaçtır bu dost gülünü taş sayar\nKalp kalbe karşıdır derler\nAllah kalplere bakar\nDilleri Süryanicedir\nAile nicedir eş dost nicedir kim bilir kimin dilincedir\nAziz olan söz nicedir\nSır sırrın içindedir\nKerim olan söz nicedir\nKadınların gizledikleri sır nedir\nGökyüzündeki giz nedir\nGizli gizli fısıldanan nedir\nŞiirlerde gizlenen sır ne\nKelimelere saklanan şifre\nÇocuklara söylenmiştir\nKuyudaki çocuğa söylenmiştir\nKuyuda adı Yusuf olan çocuğa söylenmiştir\n\n2\nZüleyha kendini adamış kadın\nAsiye’yle birlikte ve Meryem\nLe birlikteliğe adanmışlık vesaire\nMusa’yla birlikte Harun’la\nFiravunla birlikte ve beraber\nCümle hayatın birlikteliğindedir\nAziz olan gelecektir\nGüzellik gençlikle birliktedir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli  Kapı Tanrı Ağır Bir Yük Verdi Bize",
        "poet": "Ahmet Kemal",
        "poem": "\n\nTANRI AĞIR BİR YÜK VERDİ BİZE\n\nTanrı ağır bir yük verdi bize\nİnsan olarak yaşamak için\nÜmitlerin en iyi adamına\nBakmak için\nVe\nBakmak için\nTanrı’nın verdiği ağır yük bize\n\nİsa Meryem ve Ruh’ul -Kuds adına\nAzrail İsrafil Mikail adına\nCibril ki Ruh’ul- Kuds denir adına\nNe varsa getir dün ve bugün için\nGün bitiminde mutlu bir haber vardır\nGün doğumunda ne varsa \nGün bitiminde de o vardır\n Melekler ve şeytanlar için\nBir bitmeyen gün vardır\nBirsamlar ülkesinde\n\nTanrı ağır bir yük verdi bana\nİnsan olarak yaşamak için\nÜmitlerin en iyi adamına\nBakmak için\nVe\nBakmak için \nTanrı’nın verdiği ağır yük bize\nTanrı’nın verdiği ağır yük  bana\nTanrı’nın verdiği ağır yük  sana\n\nTanrı’nın verdiği yük ne bize\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Name",
        "poet": "Hacer Esma Yüksel",
        "poem": "\n\nRuhumda inleyen hüzün gölgesi\nZümrütte uyuyan bir çiğe benzer\nGönlüme sevdayı saçan namesi\nNadide ufuklar üstünde gezer\n\nHangi gizli köşenin ucunda şekillenir \nNereden  kaçar da gelir bestesi\nHüzün devleşirken neşe tüllenir\nGöklerde yankılanır gümüşi sesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Örgüt - 1 -",
        "poet": "Ahmet Zeytinci",
        "poem": "\n\nBaşımızda kavakların yelleri ile daha bir sürü ağacın yellerinin estiği tarihlerdir yetmişli yıllar. Tıfıl tıfıl bebeleriz. Macera bizde, ne ararsan var. Yazın sokaklarda alabildiğine top tepmek, kızların peşinden bir sürü şaklabanlıklar yapmak. Pazar gününü iple çekiyoruz, çünkü Gırgır dergisi alınacak, fıkralar ezberlenecek, millete parasız pulsuz satılacak, gösteriş yapılacak. Ara ara boş arsalarda gazozuna, kolasına maçlar yapıyoruz, ama kabiliyet düşmanı olduğumuz için, yenilip kıçımızın üstüne oturuyoruz çoğu zaman...\n\nO zamanın popüler gençlik ve çocuk edebiyatı yazarlarından Enid Blyton diye bir adam var, kitapları bizim gibi delikanlıların elinden düşmüyor pek revaçta. Bir kitabının adı''Gizli Yediler'' seri halinde, diğer bir kitabı''Afacan Beşler'' yine aynı şekilde seri, her kitap birbirini takip ediyor devamlı...\n\nMahalle arkadaşım Reha ile okuyoruz kitapları, beynimiz doluyor doluyor, sonra değiştiriyoruz, benimki ona onunki bana. ''Yok yok''dedi Reha''Bu böyle olmayacak'', \"Eeee ne yapacağız o zaman? '', \"Biz de gizli örgüt olacağız, adımız da Gizli İkiler onlardan esinlenerek sonra örgüte adam aldık mı, iki kelimesini üçler yaparız, beşler yaparız, hatta ve hatta onları geçer, gizli onlar bile yaparız\", maksat vatana millete hizmet, hizmet de nasıl olacak ki, daha oniki onüç yaşında bebeleriz, akıl beş karış havada''\n\nBiz birer tane bezden rozet yaptık, elbiselerimizin gizli yerlerine iğne ile tutturduk; vay be ne gizliyiz amma. Televizyonlarda o tarihlerde polisiye diziler almış başını gidiyor. Hemen hemen her gün var. Orada da gri pardösülü fötr şapkalı adamlar var.''Hele hele demek ki sivil polis dediğin böyle oluyor'' Okul açılır açılmaz babana hemen bir gri pardösü aldırırsın, Reha da aynı şeklide, ondan sonrada, Ankara'nın ayazında okula giderken tiril tiril titremek yakışır bize...\n\nSokağa geçiyoruz oturuyoruz, hiç tanımadığımız adamlar hakkında hikayeler uyduruyoruz.''Ollum Reha şu gelen adam şüpheli biraz, sanki suçlu gibi''Cevap''Yok be pek benzemiyo halim selim biri''Tekrar konuşma devam''Suçluysa bile pek de güçlü gibi ikimizi büküştürür koyar bir kenara bunu takip etmeyelim''\n\nMahalledeki evlerden birinin bahçesinde boş bir kulübe var, orası olağan ve olağanüstü toplantılarımızı yaptığımız yer en alasından.''Ollum Reha toplantı boş boş olmaz şuradan bir kola fındık fıstık alalım, iki fırt çekersin az muhabbet\". ''Ya Ahmet kimi takip ettiysek izini kaybettirdi ollum bıraksak biz bu işi''\n\nKim amir kim memur bu güççücük teşkilatta, fikir bol ikimizde de, Reha''Bir ay ben yapayım bir ay sen yap'' Koalisyon Hükumeti gibi. Daktiloda bir de kimlik yaptık kendimize, işi ciddiye alıyoruz yani anlayın. Ad Soyad vs... Kime göstereceğiz bu kimliği; sinemaya ya da maça giderken göstersek''Abi biz gizli ikilerden Ahmet ile Reha indirim yok mu? ''Herif herhalde bize hastiri çektikten sonra tekme tokat döver ve oracıkta gebertir.''Yok ollum yok Reha biz bu işi kıvıramayacağız, suçluları bulsak bile, tutuklama yetkimiz yok, en iyisi yine kahraman Türk Polisi''. İşte böyle, sonra dağıldı gitti bizim Gizli Örgüt...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli olan aşkımız....",
        "poet": "Ercan Akbay",
        "poem": "\n\nGizli olan aşkımız\n   Artık dillere düştü\n   Böyle miydi yazımız\n   Kader bize de küstü..\n\n   Bizi bizden aldılar\n   Kuşlar hüzünle öttü\n   Bir sevdayı yıktılar\n   Kader bize de küstü..\n\n   Yasak olan aşkımız\n   Kalbimiz de hep tüttü\n   Çıkmadı hiç rüyamız\n   Kader bize de küstü...\n\n                 6.6.1992\n                 İsmail Demirkıran tarafından -BUSELİK-\n                 makamında bestelenmiştir.\n                 T.R.T  Repertuarındadır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Sebep",
        "poet": "Adem İmdat Kesici",
        "poem": "\n\nDağlarun başı kardur, \nBugün yüreğum dardur! \nGözlerumdeki yaşun \nGizli sebebi vardur…\n\n(Rize Ağzı, Şivesi ve Aksanı İle Yazılmıştır)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Sevda",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nNe Kerem sevdi böyle, Aslı’yı benim kadar,\nNe de Mecnun Leyla’ya, yandı bilesin ey yar! \nGizledim yıllar yılı, yüreğimde adını,\nDiyemedim kimseye, içimde bir yangın var.\n\n20 Kasım 1988 - Pazar / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Sevda",
        "poet": "Mahir Kurt",
        "poem": "\n\nLacivert karşımda, beyaz yanımda\nHerşey dilimin ucunda\nElimde sigara, paketim onda\nÇakmağım bende, ben sende.\nLacivert, dil ve sigara\nHerşey çok basit aslında.\n\nÇocuklar saklanbaç oynar, \nBazıları büyür gizli sever\nSaklanan sevgi olur.\nOyundaki ebe arar arar durur\nAradığı sen değilsin başka birini bulur\nSen bunu bilirsin, oyun uzar durur.\n\nSonra başka bir yerde aynı oyun oynanır\nBu nedense hep böyle olur.\nSen istersin o aşkın olsun, o lur oyundaki ebe\nSaklanmak istersin aşkının yüreğine\nYürekte saklı başka biri\nOyunu öğrendin oynarsın artık ezbere.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli sevda",
        "poet": "Edibegül Deniz",
        "poem": "\n\nBen utangaç biriyim\nVuramam yüzüne hislerimi\nsaklarım herşeyi.\nYalnızken bile konuşamam kendimle \nSöyleyemem aynaya seni sevdiğimi\n\nBazen bir bardak su,bazen bir dal sigarasın dudaklarımda\nAma senin karşında kendim değilim asla\nBelki soğuk,yada sevimsiz biriyim\nBilki seni görünce tir tir titreyen bir kalp var avuçlarımda\n\nDerlerki gurur almazmış aşkta\nBende aşık oldum sana ilk bakışta\nBir sürü nedenim var gelmek için sana \ngelmemek için tek nedenim var \nOda gurur değil asla.\n\nNe kadarına layıksın bu aşkın bilmiyorum\nSeni benim kadar seven oldumu soruyorum\nSana her bakışımda,seni kalbimin içine gömüyorum\nSana her bakışımda, umutsuzca sevdana veda ediyorum\nGüler yüzlüm...\nSana söyleyemiyorum\nSana gelemiyorum\nAma bilki seni çok seviyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Sevda",
        "poet": "Ömer Ay",
        "poem": "\n\nGönlümdeki gizli sevda,\nAşkın yanık izleridir.\nBülbülün aşk mevsiminde,\nGülüne intizarıdır.\n\n19 Ocak 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli sevda",
        "poet": "Hayati Vasfi Taşyürek",
        "poem": "\n\nGönülden geçenler dile gelmiyor\nSeni seviyorum diyemedim ki...\nKısmet uzanmadan ele gelmiyor, \nSeni seviyorum diyemedim ki...\n\nUtancım kördüğüm oldu dilimde\nMahvolan ömrümden ne var elimde\nKaç kere demeye niyetlendim de\nSeni seviyorum diyemedim ki...\n\nFaydasız sevgilim gayrı ne dense, \nAh! kaçan fırsatlar bir geri gelse\nDillerim tutuldu sanki, nedense, \nSeni seviyorum diyemedim ki...\n\nDelimiydim dostlar, bilmem ki neydim\nÇevre şartlarına başımı eğdim\nÇok şey değişirdi, diyebilseydim, \nSeni seviyorum diyemedim ki...\n\nTalibin oldukça fikrime sordum\nDemek ki sevdamı hissedemiyordum\nSanki bir bakışta söyle diyordun\nSeni seviyorum diyemedim ki...\n\nNe kadar uygunduk birbirimize\nTitriyordum gelir gelmez gözgöze\nHayatiyim kaç kez başladım söze\nSeni seviyorum diyemedim ki...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Sevdam",
        "poet": "Varol Bulut",
        "poem": "\n\nGökyüzü bilir\nKanat çırpışını\nGizli sevdamın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Sevdam",
        "poet": "Kralcı Baba",
        "poem": "\n\nSen kalbimde hiç bitmeyen bir tutku,\nSen hayallerimin baş köşesinde duran,\nSen gözlerimde ki mutluluk,\nSen ruyalarımda ki tek kişi,\nSen şimdi nerede,\nNasıl bir yerde,\nGüvendemi diye güşündügüm kişi,\nSen benim alın yazım,\nSenden başkasını görmez gözlerim,\nSen varlıgımın sebebi olan kişi,\nSen evet sen bende saklı gizli sevdamsın...! !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Sevda",
        "poet": "Ferhat Topkaya",
        "poem": "\n\nSen,\nSusmaksızın anlatıyorsun...\nBen\nSusmak\n              Sızım\nSusuyorum...\n\n(Ankara, Eylül 1998)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Sevdam",
        "poet": "Zekai Akbulut",
        "poem": "\n\nSeni sevmek bir suskunluk bana... \nİsmini bile bilmediğim bir aşk... \nYaşıyormu yaşamıyormu belli değil kendisi... \nSadece zara şehri sensiz karanlık... \nDuy artık sesimi çık karşıma... \nHaykırayım sana olan aşkımı bütün zara sokaklarına... \nBilmek isterim adını sana koşmak isterim uzun sokaklardan... \nSenin olmak isterim yalnız bu koca zarada... \nNe ismin belli ne cismin... \nSana hasret sana tutku kalmış bu yürek... \nEy çık ortaya gizli saklı sevdam\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Sevdam 2",
        "poet": "Ali Avlamaz ",
        "poem": "\n\nÇocuk yaşta düştüm senin sevdana\nÜmitsizce taşıyorum aşkını kalbimde\nSeni sensiz tek başıma yaşıyorum\nSeni senden habersiz gizlice\n\nYanımdan geçiyorsun her sabah\nGünaydın diyorsun gülümseyerek\nSesim titriyor sana günaydın derken\nFarketmiyorsun! ! ! \nGörmüyorsun buğulu gözlerimi\nGörmüyorsun içime akıttığım gözyaşlarımı\nUsul usul uzaklaşırken yanımdan\nSüzgün bakışlarla\nArdından bakıyorum sessiz sessiz\n\nAhhh bir konuşabilsem\nSeninle bir konuşabilsem\nKalbimi sana açabilsem\nSeni nasıl sevdiğimi söyleyebilsem\nSana aşkımı itiraf edebilsem\nHislerimi avazım çıktığı kadar\nBağıra çağıra anlatabilseydim ahh\n\nSeni görünce\nElim ayağım dizlerim titriyor\nDilim tutuluyor\nKalbim yerinden çıkacakmış gibi çarpıyor\nKonuşamıyorum\n\nAşkım sevdiğim var artık farkıma\nSana bakan mahmur gözlerimin\nDuy artık sessiz feryadını\nDuy artık yüreğimin son çırpınışlarını\nYıldızlar şahit olsun\nTüm kainat şahit olsun\nDünya döndükçe bu kalp çarptıkça\nYanlız seni seveceğim\nYanlız seni yaşayacağım\nSonsuza kadar! ! ! \n\nYazılış:05-02-2009\nKayıt:01-11-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Sevgili",
        "poet": "Enver Özçağlayan",
        "poem": "\n\nYüreğimde özlem oldun sevdiğim\n\nBakışlarda gözlem oldun sevdiğim\n\nSırrını çözmeye varmazken elim,\n\nEllerde sen düzlem oldun sevdiğim...\n\n(20.03.2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Sevgili",
        "poet": "Can Garibi",
        "poem": "\n\nBir bayrak var\nBir oğlum var\nBir sen varsın\n\nBiri yolda\nBiri kolda\nBiri solda\nSağ yanım dolu\n\nGizli sevgilim\nAçık sevgililerim\n\nO na\nSağ avucumun içini dudaklarıma götürüp\nGizli bir öpücük gönderirim\nDikiz aynasından bakıp da\nKimsenin yanlış anlamayacağından\nYa da görmediğinden emîn olduğumda\nArabamla, yolda giderken\n\nDiğerinin\nKaşları ile burnu arasına\nYandan bir öpücük kondururum\nKendi yöntemimle öperken\n\nSeninki ise bir bambaşka\nSağ elimin işâret parmağı ucuyla\nBurnunun ucuna dokunurum resimlerinde\nMâsumâne\n\nSen bilmezsin, oğlum bilmez\nBayrak bilir\nHem oğlumu, hem de seni\nSen bayrak gibisin\nHer gün sevgin yepisyeni.\n\n(Ağustos-2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli Sırlar",
        "poet": "Şevki Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nYanan ateş söner suyu görünce\nO zaman görürsün gizli sırları\nGüzel işin sonu hep kâr verince\nO zaman görürsün gizli sırları\n\nKendine dünyayı sakın etme dar\nHer zorluktan sonra bir kolaylık var\nSana açılırsa kapalı yollar\nO zaman görürsün gizli sırları\n\nZulümler yakışır zalim şanına\nHaksız yere kıyar insan canına\nDüşünmez ki zulmü kalmaz yanına\nO zaman görürsün gizli sırları\n\nKulların hâlini Yaradan bilir\nOl deyince her şey anında olur\nHerkes ne ederse, ettiğin bulur\nO zaman görürsün gizli sırları\n\nÇobanoğlu der ki sırra erelim\nHakk'a, hakikate gönül verelim\nCennette cemâlin Rabbim görelim \nO zaman görürsün gizli sırları\n\n(23.05.2004)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizlice",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nGördüğün gibi\nNe var ne yok herşey \nBulduğu ışığın arkasından gidiyor\nGördüğün gibi\nIşık..\nSevdiğinin ardından\nSevmek gördüğün gibi sevmek\nHerkesin delisine ad koyduğu bir gönlü bahanesiz\nYanıp ışıyandan\nKaranlıkta bile çalışmasa şehrin ışıkları\nGördüğün gibi pırıııl pırıl\nSessizlik de laf mı tarafından...\nGizlice\n\nSeyfi Karaca...........Kasım / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizli ümitler",
        "poet": "Eda Barutçu",
        "poem": "\n\nHer yeni güne,mor perdeleri çekerken usulca\ncamda yansıyan gözlerimle bakışır\ngizli ümitlerim...\n\nher yeni günde,köz hasretleri çekerken usulca\ncanda aglayan küllerimle bakışır\ngizli ümitlerim....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizlice Sevdim Seni",
        "poet": "Özgür Üzüm",
        "poem": "\n\n''Bir kez olsun dokunamadım ellerine..\nHep uzaklardan gizlice sevdim seni.. \nYüzüne baktıkça, \nİnan yüreğim yerinden fırlayacak gibiydi.\nÇok istedim sana herşeyi anlatıp,\nBenim seni deliler gibi sevdiğimi bilmeni..\nAma bir türlü cesaret edip,\nSöyleyemedim sana herşeyi..\nŞimdi çok pişmanım inan,\nNe olur affet beni..''\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizlidir",
        "poet": "Muhlis Şutanrıkulu",
        "poem": "\n\naçtım dünyanın kapısını\n içindeki sır gizlidir\ngördüm insanların hepisini\ngittikleri yol gizlidir\n\nferyat etti hep bülbülüm\ngül yüzünden çekti zulüm\nazraile gelen tatlı ölüm\necel kaderde gizlidir\n\nkader bana atı çelme\ndert keder verdi ellime\nhayat dediğin iki kelime\nsevği yürekte gizlidir\n\nyalansız sen başla söze\nçöp batar sakındığın göze\naldanma gülen yüze\niçindeki keder gizlidir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizlice Sevgilim",
        "poet": "Ataol Behramoğlu",
        "poem": "\n\nRüyalar bile geceleri bekler\nGizlice görünmek için\nYüreğimdesin, saklısında içimin\nGizlice sevgilim\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizlice Bol Koy, Lafı",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nŞahsım yemek yiyecek özel bir kuruluşta,\nOn lira ödüyoruz sık sık aynı tabldotta…\n\nVaziyetimizden mi iştahımızdan mıdır?\nPatron aşçıya söyler fısıltı anlaşılır…\n\nBol yemek konulmuştur üste laf da söylenir,\nDoymadığında söyle usta ekleyebilir…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizlidir Kudret",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nÇile denmaz,\nBu hayata elbet.\nHarcamaya değer,\nKoca bir servet.\nTemaşa eyle,\nGizlidir kudret.\nYaz be Osman,\nEtme nefret.\nBazen deniz,\nÇarşaf  gibi durur.\nÇok mütevazıdır,\nYapmaz gurur.\nBazen de kişner,\nAt gibi solur.\nYaz be Osman,\nOnsuz halimiz ne olur.\n\n23.09.2001\nBejai-Cezayir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizlidir",
        "poet": "Halil Karabulut",
        "poem": "\n\nKainatta neye ettimse nazar,\nGördüm ki Hikmet-i Suphan gizlidir.\nDünya,teşhir olmuş bir büyük pazar,\nHemi satan,hemi alan gizlidir.\n\nİbretle seyrettim ben bu şemayı,\nGördüm onda türlü türlü simayı.\nseren bu meydana bunca eşyayı,\nGetiren,götüren kervan gizlidir.\n\nİster zahir,ister batından giriş,\nKavramaz bu sırrı gözdeki görüş.\nHesaplı,kitaplı yapılmış her iş\nHer şeyde ayrı bir plan gizlidir.\n\nAnlamaz Halik'in kudretin kişi,\nÇözülmez muamma onun her işi.\nKah erkek doğurur ana,kah dişi\nOlunmaz bu hikmet,beyan gizlidir.\n\nkurtlar,kuşlar,bütün envai sinek,\nBilir geldiğini zamanı tünek.\nArada vasıta kırmızı inek,\nYeşil otta,beyaz ayran gizlidir.\n\nBirer mahluk iken,kurt ile koyun,\nArada düşmanlık bilmem ne oyun? \nHocam,bilir misin içtiğin suyun\nİçinde ateşi suzan gizlidir.\n\nyıldızlar,şehrini kurmuş fezaya,\nHareket verilmiş güneşe,aya.\nDenizler seyahat eder semaya,\nSanma sözlerimde yalan gizlidir.\n\nbitmez yaratanın bu inkilabı,\nşekilden şekile sokar turabı.\nHalil der,alem bir kanuna tabi,\nKanun gizli,icra,kılan gizlidir...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gizliyorum Adresimi",
        "poet": "Hızır Ayder",
        "poem": "\n\nDertlerimde ararken ben çözümü\nKaybetmişim gideceğim yönümü\nSen latife  sanıyordun sözümü\nKader beni alıp gitti dönemem\nGizliyorum adresimi söylemem\n\nBu gidişin dönüşü yok demiştim\nBu yangının sönüşü yok demiştim\nBu kalbimi sana ödünç vermiştim\nKader beni senden etti dönemem\nGizliyorum adresimi söylemem \n\nYüce Rabbim silmiş benim yazımı \nGeçiremem azraile nazımı\nBırakmışlar mezarıma sazımı\nKader beni merhum etti dönemem\nGizliyorum adresimi söylemem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Global Babalar",
        "poet": "Cengiz Kemal",
        "poem": "\n\nÇevremizi çepeçevre çevreleyen çevreciler,\n      Sanayi osuruğundan sakınıyor, yakınıyor...\n\nGeçmişi tıkınmış, geleceği ıkınan global babalar,\n      Kürdan kırıp gegirecek yer arıyor...\n\nBütün kış bir tezek ısınamamış Doğu,\n     Küresel ısınmaya umutla bakıyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göbek Atar",
        "poet": "Remzi Timar",
        "poem": "\n\nYurduma mülteci dolsa\nGöbek atar tüm Avrupa \nBiz de bir patlama olsa\nGöbek atar tüm Avrupa \n\nBak dost hedefe erince\nDüşün birazcık derince\nHer gün bir şehit verince\nGöbek atar tüm Avrupa \n\nGel bak bu düşmanı tanı\nBunlar aratmaz şeytanı\nDöküldükce gardaş kanı\nGöbek atar tüm Avrupa \n\nÜlkem her yıl çağ atlasa\nBunlar kıskanıp çatlasa\nSokakta bomba patlasa\nGöbek atar tüm Avrupa\n\nHalkı satar dört koyuna\nDert düşsün itin soyuna\nBiz hep düştükce oyuna\nGöbek atar tüm Avrupa\n\nGörüyorlar çöl de serap\nParti verip sunar şarap\nBak bir cami olsa harap\nGöbek atar tüm Avrupa\n\nYaramız azıp kanarken\nGüldüler okul yanarken\nRemzi'm şehidi anarken\nGöbek atar tüm Avrupa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göbeği kaşınan adam",
        "poet": "Fuat Eriçok",
        "poem": "\n\nberber saç mı kaçırdı ne\ngöbeğim fena halde kaşınıyor\ndert değil kaşırım da ancak\nbekir coşkun görürse diye korkuyorum\nbeni şey sanacak\n\n2 ekim ‘07\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göbek Bağı",
        "poet": "Ayşe Balta",
        "poem": "\n\nGöz görmez, kulak duymaz bir yatakta\nsen uykusuna yatmışım kaygısız\ngöbek bağı misali, sevdasına tutunduğum,\nmecbur olduğum, \nsen için senden beslendiğim. \n\ngönlümden gönlüne köprüsün \nsırattan ince \nyürek yangınımsın \nkıskandırır alevin cehennemi \nsevdamın figanısın \nçatlatan yüreğini gök kubbenin\nsurun sesi figanımın sol”üdür \nutanır üfleyemez İsrafil \nkopmaz kıyamet, utanır\n\nhayat sensin, ölüm hikaye\nbitişler âna gebedir \nsonu hep baba çıkan başlangıcımsın\nmecbur olduğumsun sevgili \ngöbek bağımsın \nsevdasına doğamadan, boynuma dolanansın\n\n01.02.07 \nErzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göbekli Sevda",
        "poet": "Erhan Baran",
        "poem": "\n\ngöbek yaptı sevdamız, \ngörmesin istedik elalem\nben boyuna içime çektim... \nsen tutup spora gittin...\n\ngeçen yolda gördüm seni\nne diyeyim spor yaramış...\nhiç göbeğin kalmamış gari...\ntuta tuta yoruldum ben de \nnefesimi salayım bari...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Nejdet Kurnaz",
        "poem": "\n\nEvvel bir kuş idim\nUçtum göklerde\nSonra indim yeryüzüne \nGezdim nehirlerde\nKah bir yaprak oldum\nSularda gezdim\nKah bir yakamoz oldum\nDalgaları sezdim\nDüştüm yollardan yollara\nGittim sulardan sulara\nKah bir duygu oldum \nTaşındım insanlara\nAşk olup aktım\nGönülden gönüllere\nGöç edip durdum ben elden ellere\nGöç edip durdum ben dilden dillere\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Ali Işık",
        "poem": "\n\nyatak aynı yatak \nkoltuk \nmerdivenler \nüç aşağı beş yukarı kaldırım \nçorbacı aynı \nyokuşlar inişler \ntabelalar \ndireksiyon solda vites sağda \nsüremediğin \ninsanlar hep aynı \n\nbırakılamayandan hangisine \ngöç edemiyoruz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Bekir Gedikoğlu",
        "poem": "\n\nGöç\n\nBayramdan bayrama görüşmek olmaz\nHer anı birlikte yaşamak varken\nSevgini kalbinde saklamak olmaz\nBenimle paylaşmak elinde iken\n\nSen başka şehirde çok uzaktasın\nKavuşma anımız uzayıp gider\nGöç edip gelsen çok yakınımdasın\nİçimdeki hasret bir anda biter\n\nHer mevsimin tadı başka başkadır\nBirlikte yaşamak elimizdedir\nGönül kapım sana dünden açıktır\nSevgimizin gücü içimizdedir\n\nZaman akıp giden dereye benzer\nÖnde gider isem arkada kaldın\nAynı anda gitmek maharet ister\nKalbimin tahtına oturan kadın\n\nAnkara 03.12.2007\nSaat: 05-05\n\nBekir GEDİKOĞLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "İhsan Arı",
        "poem": "\n\nGÖÇ\nÇiçeklere, kuşlara, çocuklara, kelebeklere, kitaplara, şiirlere, kayalara, kadınlara, taşlara aşklar yükledim. \nTaşınanlar oldu. Hepsi taşınacak.\nYazdım, çizdim, boyadım. Hepsi kaybolacak.\nKalacağını sanmak, dul tanrının tesellisi sevgilim…\nAradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.\nAradığınız numara, şu anda bir başkasıyla görüşmektedir. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.\nSinyal sesinden sonra mesajınızı bırakabilirsiniz. Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.\nAradığınız numara kullanılmamaktadır.\n2007.12.26 \nwww.art-arinim.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Hamiyet Cingöz Cangür",
        "poem": "\n\nGÖÇ\n\nBizi nereye götürdüğünü bilmediğimiz bir yoldayız.\nÖnümüzden, ömrümüzden geçi geçiveren\n                                 suskun yüzlü kervanlar.\nBir saatin tik taklarını saymakla mı yitirdik yaşamı? \nYoksa kanayan güllerin yarasını saymakla mı? \nNe fark eder ki artık.\nSon bir gülmecemiz kaldı dinleyeceğimiz,\nHiç gülmemiş dudaklardan.\nSonra sessizce göçüp gideceğiz bu diyardan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Hatice Topcu",
        "poem": "\n\nVar gücüyle değince güneş şafağın tenine\nAkşamdan kalma düşler kaygıyla dövülünce\nAzarlanınca uykusuz kirpiklerim gecenin gözleriyle\nBiraz daha  büyüyünce yaşamak zehri kanımda\nVe  mahzunluğu çökünce toprağıma kavruk yazların\nAdımı kazıyıp sarımtırak kağıtlardan\nAlıp gecenin ağzındaki acımtırak tadımı\nRüzgarın serinliğinden yüzümü koparıp\nGün değmemiş  gölgesine göç etmek istiyorum ömrümün\nYılgın rüzgarlarla sarsılmamış dallar altında serinlemek\nKorkaklığını gözlemek divitin\nUmud edişlerle kirlenmemiş yamaçlarından sayfaların\nGöç etmek bakir gölgelere…..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nGöç yaratılışımda\nRuhumun derinliklerinde vardı\n\nYerleşmeyi düşünmedim\nDünya hayatımda, hiçbir yerde\nBir gün ölmek bilinci sürerken bende\nGöç ediyordum ben, günlerden günlere\n\nİnancımın temelinde \nGeçiciydi hayat bilinçte\nDoğ / yaşa öl kuralının içinde \nYaşayıp gidecektim kendimce\n\nDünya ile algılarım\nHayat ile tasarımlarım \nKimlik ve kişilik oluşumumda\nSen buralı değilsin diyordu bana\n\nMisafirlik olgusu hayatım \nYerleşmeyi düşünmeyen yanım\nYaratılıştaki tek kuralımdı gerçeğimde\nOnun için, dünya ile ilgili gelecek kurmadım\n\nDünyada yarına bir şeyler ekmek\nDünyevi kavramda maddiyat kazanmak iken\nİnancımın kuralında ahirete iyilikler biriktirmek\nDünyada kötülüklerden arınmış\nİyilikleri kimliğime kişiliğime aktarmış\nTüm ilişkilerimde adaleti öne çıkarmış \nZulümden uzak kalarak insancıl olmamdı. \n\nDünyaya göç kavramıyla bakmayanlarda vardı\nEski Mısır’ın firavunları ölümü asla kabul etmediler\nTekrar geleceğiz diyerek saraylar kurdular\nKendilerine devasa mezarlar yaptırdılar\n\nBatının kültürlerinde, \nÖlümsüz kahramanlar üretildi\nÖlümsüzlükte vampirleri vardı\nİnsan kanlarını içerek ölümsüzlüğe oynuyorlardı\nAynı fantastik hikâyedeki vampirler gibi \nBatılıların kurduğu medeniyet\nBilimiyle, kültürüyle, siyasetiyle \nDünyayı, toplumları, insanları \nKöleleştirerek, sömürerek\nİnsanların kanları üzerine yükseldiler. \nDünyayı algılayış kavramlarında \nGöç unsuru / kavramı yoktu onlarda \nDünya onlarındı, mekân onlarındı\nBütün güçleriyle her şeye sahip çıkmışlardı\nKendi yarınları için, insanlığın kanını içiyorlardı\nDünyanın her tarafında görülen batılı \nVampirler edasıyla dünyada geziniyorlardı\nHer şey bizim, dünya bizim, insan kanı bizim \nDiye dünyaya haykırıyor, insanları avlıyorlardı\n\nDoğunun kültüründe göç kavramı vardı\nDünyaya ve dünya ötesine seyahatler yaparlardı\nDünyadaki vücutlarını tamamlar \nDeğişik şekillerde yaşamlara doğarlardı\nİnsan, kedi, köpek, kartal, atmaca, ayı, aslandı\nBalık, sinek, at, eşek, kurbağa, kurt ve yılandı\nİnançlarında göç kavramı, reankarnasyon vardı\nRuhları kalıcı, yaşamları göç ediyordu durmadan\nZamanlardan zamana, kalıplardan kalıba giriyorlardı\n\nDünya öncesi ve sonrasıyla ilişki kurmayan\nYaratılışı kabul etmeyip kendini doğanın üretimi sayan\nÜstüne kendilerini maymunlardan evrimli sanan\nTanrı’yı inkâr eden insanlar vardı\nOnların kavramında da göç yoktu. \nDoğmuşlar nedensiz, ölecekler nedensiz\nDoğanın kuralı böyleydi onlar için\nÖyleyse, yaşarken, istedikleri gibi özgürce yaşamak\nKural, nizam, din, tanrı, tanımadan insanı tanrılaştırmak\nTanrı’yı insanların acizliği yaratmıştır diyerek\nDünyanın efendiliğine, tanrılığına soyunmak\nKurallarında hareket ettiler\nGüçler kurdular insanlar için\nİnsanları köleleştirdiler kendilerine \nKula kulluk etmeyeceğiz diyerek yollara düştüler\nİnsanları kendilerine kul köle yaptılar\nBatılılar gibi, insanların kanlarından canlarından beslendiler\nGirdikleri her yerde, doğal zenginlikleri talan ettiler\nİnsanların yaşamlarını ellerinden aldılar\nZira onlar için dünyada hesap verilecek hiçbir şey yoktu\nZira onlar için dünya sonunda onlardan hesap alacak hiçbir şey yoktu.\nDünyaya rasgele gelmişlerdi, öyleyse en iyi şekilde yaşamak\nFırsatları en işi şekilde değerlendirerek dünyaya hükümran olmak\nDünyada kendi cennetlerini yaratmak \nOnlar için birincil hedef haline geldi\nKendi cennetleri için dünyayı cehenneme çevirdiler\n\nBen göç kavramında yaratıldım\nGöç kavramında hayatı algılar yaşarım\nBana verilen dünya hayatıyla geleceğe hazırlanırım\nCennet kapısında bekletilen, girmek için sınav edilen insanım\nGöç etmeyeceğim, sürekli kalacağım yer, cennetim, vatanım\nDünyadaki bedenim, yaşamım, anam, babam, varlığım\nAdım, sanım, kavmim, kabilem, zamanım, mekânım\nSadece sınav için bulunduğum dünyadaki geçici varlığım\n\nBatılı gibi dünyaya sahiplenmek\nDevasa ordular kurup insan kanlarını içmek\nFiravunlar gibi tekrar gelişler için saraylar yapmak\nİnsanların, toplumların, ülkelerin üzerinde tanrılığa oynamak\nDoğulular gibi mekânlar, zamanlar ve varlıklarda dolanmak\nTanrı tanımazlar gibi kuralsız, sınırsız olmak\nOlgularında, anlayışlarında ben yokum. \nBir taneyim, bir mekândayım, bir zamandayım \nBugün varım, yaşarım, ölürüm, yarınsa dünyada yokum. \nDoğumumla gelirim, yaşamımla erginleşir, ölümümle göç ederim\nBen Müslüman’ım, bilgimle, anlayışımla, hayatımla Allah’a gidenim\n\nGöç için geldim dünyaya, üç günlük misafirliğine\nBir gün doğarım, bir gün yaşarım, bir gün ölürüm \nBenim yaratılışımda, tüketen ve üreten yan var\nBenim yaratılışımda, aldığını veren, tükettiğini yerine koyan var\nBenim inancımda, ahlakımda, ev sahibim dünyaya saygı var\nEv sahibim dünya, doğa, beni misafir eder yaşamım kadar\nBen batılı gibi, ev sahibime sahip çıkıp hükümranlık yapmam\nBen doğulu gibi, ev sahibine değişikler içinde görünüp\nOna karşı ikiyüzlülük, riyakârlık yapmam \nBir gün insan, bir gün hayvan olamam \nBen tanrı tanımazlar gibi doğaya ana deyip\nDoğayı kendi çıkarlarıma kurban etmem \nBen insanım, insan olarak gelir, insan olarak yaşarım. \nYaşamım için alır, yerine yenisini koyarım. \nAksi halde misafirliğimden utanır, arlanırım \nBir meyve yediysem, yerine bir ağacını dikerim. \nBir sebze, yeşillik yediysem, bağlar bahçeler yapar geliştiririm. \nBir ağacını kesip kullandıysam, yerine ormanlar dikerim. \nÇünkü ben arlı, kişilikli, kimlikli bir misafirim\nBenden sonra gelecek her nesle, her misafire yer açarım. \nBencil, çıkarcı, vampirce, ikiyüzlü davranışlardan kaçarım. \nÇünkü ben Müslüman’ım, yaratılışımda saygı, sevgi paylaşım var\nÇünkü ben Müslüman’ım, yaşamımdan dolayı verilecek hesabım var\n\nİnanırım ki, özümden saparsam, göç kavramından çıkarsam\nDiğerlerine benzer, onlardan hiçbir zaman farklı olamam \nİnancımla, sözümle, anlayışımla, davranışlarımla çelişirim o zaman\nDünyevileşir, dünyaya olumsuz sahip çıkar, kendimi zavallı kılarım\nAllah’ın huzuruna gidince, bambaşka bir hesapla, sonuçla karşılaşırım\nOnun için, tertemiz bilgiyle Allah’ı dinler, O’na yaklaşırım\nÇünkü ben, saf, tertemiz, çıkarcı pisliklerden arınmış Müslüman’ım\nGöç yolunda, misafirliğimin şanıyla hareket ederek yola revanım \nÇağımda güçsüz bırakıldım, ülkelerim talan edildi, insanlarım perişan\nAma yarın yine sevgimle yükseleceğim, saygımla sevileceğim, \nBütün güzelliklerin, iyiliklerin, değerlerin paylaşımında ben olacağım\nYarın yine, dünyayı ben aydınlatacağım, çaresiz insanlara kurtuluş olacağım\nÇünkü ben Müslüman'ım, Allah'a teslim olarak, barışı, esenliği sunacağım\nVurulduğum yerden, esir alındığım zincirlerden kurtulup muştular sunacağım\n\n10.06.2008 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Sedef Kandemir",
        "poem": "\n\ngöç zamanıydı\n\nağlatan geleceği\n\nsaklı yarasında umut\n\nbir geçitte başlıyordu yolculuk\n\n\n\npürsefa konaklamalardan uzak\n\n\n\nbir göç anlatıyor gerçeği\n\ndurduğunda hayat\n\n\n\nah duraksız olan zamandı\n\n\n\nsedef kandemir - Kurşun Kalem Dergisi - Sayı:11\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Atilla Adsay",
        "poem": "\n\nYaylalara küsmüşüm göç konamam \nEsen yele yaslanmam kanadım kırık\nAyrılık yakar beni yaram dermansız\nbu yara ya derman olamasan, duramam artık.\n\nSevdanın derdi yaradır bende iyileşmez \nBu ellerde duramam sen yoksun vakit geçmez\nBağrı yanık ömrüm geçti gurbet ellerde\nBaşım alır giderim, bu diyara dönemem artık.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "göç",
        "poet": "Vedat Bayrak",
        "poem": "\n\nhadi sen de git\nal başını uç\ngüz geldi ya\nkırlangıca göç yaraşır, \nkapkara kırlangıca \nkapkara göç yaraşır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç..",
        "poet": "Erberk Pullu",
        "poem": "\n\nKaderin alnına, baştan yazılır..\nArkandan sinsice temel kazılır..\nNe, emek verdiğin düzen bozulur..\nNe yanan ocağa seller döker göç...\n\nKardeş başka ilde, el de bacısı..\nBurda gurbet elde çıkar acısı..\nEfkar başta ama, belde sancısı..\nNe sağlam bilekler, beller büker göç...\n\nOvasına, kuzusuna, kurduna..\nAyrılırken, bakamazsın ardına..\nAl kırmızı, yeşil, pembe, yurduna..\nNe ayrılık, sarı, güller diker göç...\n\nGözünde dar eder, koca dünyayı..\nÖmründen koparır, seneyi ayı...\nYerinden oynamaz yerli kayayı..\nNe kuvvetli eser, yeller söker göç...\n\nİleri,  geri söz söylenir yurda..\nBoğaz tokluğuna çalışma burda...\nOrası Istanbul, ne yok ki orda..\nNe kandırır, laflar, diller şeker göç...\n\nBöyle tatlı hayellere kanarsın..\nHasret şerbetine, ekmek banarsın..\nGurbet hemen şuracıkta sanarsın..\nNe kat eder, geçer, iller teker göç...\n\nMilyonları buldu, önceden birken..\nKimisi fazla geç, kimi çok erken..\nHa bugün ha yarın bitecek derken..\nNe yeni tohumlar, beller eker göç...\n\nKöyde açlık, sefaleti görmemiş..\nAr ' la namusundan ödün vermemiş..\nSıcak sudan, soğuk suya girmemiş..\nNe olur burada, eller nöker göç... \n\nHasret yüreklerde tıpkı bir barut..\nYarı ömrün geçmiş, kolaysa unut..\nBaşın üstündeki bu kara bulut..\nNe yağar, ne açar, gürler çöker göç..\n\nBütün eşya tamam binelim dersin\nHayellerin arkasına düşersin\nBurada hayattan alırsın dersin..\nNe koyar geride neler neler göç...\n\nBir kat yatak gelmiş, emek gelmemiş..\nBir kaç tabak gelmiş, yemek gelmemiş\nKomyon yarım ama,.. demek gelmemiş\nNe yanar burnunda ocak tüter göç...\n\nDönüp bakmaz, zengin, altın bulana\nBaşı duman dertli dertli dolana..\nYurdundan elinden muacir olana\nÖlüme gerek yok zaten yeter göç...\n\nErberk bu parlak saz hep böyle çalmaz\nZaman değişmezse bu devran olmaz\nMızrap tutan bilek düşer fer kalmaz\nNe vuran el kalır teller göçer göç..........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Engin Barlas",
        "poem": "\n\nsen tam bu tarafında duruyordun\nyolun kenarında\nasfalttan ve gürültüden uzak\nbir şehir göç ediyordu yanından\nsen yolun kenarında\nasfalt yolun sol tarafında izliyordun\nbütün heybetiyle\nbinaları kuleleri minareleri\nve insan kardeşlerimizi\nküçülüyordu kuleleler insanlar kadar\ninsanlar katı\nak gerdanında ben gibi\nne güzel görünüyordu insanlar \nkarıncalar gibi \nşehirler göç ederken\ninsanlar korkuyordu\nbir çocuğun parmağında can vermemek için\nhepsi birer bilge kişiydiler\nbirbielerin bilgeliğini bilmezdiler\nezdiler birbirlerini\ninsanlar yaşamak için\nne büyük çelişkiydiler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Nebahat Ayhan",
        "poem": "\n\nGÖÇ\n Bilesin en büyük göç\nUzanan ellerdedir\nEllerim göç etti\nOnurlu yaşamlara\nBilesin en büyük göç\nSevili bir bedendedir\nBedenim göç etti\nYaşamı yenileyen baharlara\nBilesin en büyük göç\nYürektedir\nYüreğim göç etti\nSenin sevdana\n                                                   1995/ANK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Faysal Apak",
        "poem": "\n\nGöç\n\nSıfır bir silgi kokan bakışlar\nEkmek arası göç yoksulluğumda\nİkindi vakitleri idam edilir\nPencerelerde martılar\nSeyrederken ölümü\n\nYollar uzun bir türkü\nÇocukluğumun bütün dillerinde\nRüyalarını sırtlamış\nHatıra defterleri \nSildikçe mis olur\nKendini\n\nHer kentin silgi kokusu\nEkmek arası bir gidiş\nDedemden kalan\nBir miras gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Abdulvahap Yıldız",
        "poem": "\n\nSenle olmadığım zamanlar\nHüzne boğar beni duygular\nİçime özlem kırıntıları dökülür.\n\nNe zaman ki görürsem seni\nHafiften nağmeler okşar yüreğimi.\n\nİşte an göç başlar\nHüzün seli akıp gider içimden\nUzak diyarlara, meçhul denizlere taşar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç...",
        "poet": "Bünyamin Efe",
        "poem": "\n\nGöç, tutku dolu melodilerle başlamıştı\nKervan hazır değildi henüz notaları okumaya\nGöz, unutulmuş bir gurbet yeşili gibi iri\nSöz, usulca düşünülmüş zirve yeminlerinden biri\n\nÇizgisiz bir hayal olsaydı, düşündüklerimiz\nDüşünmeden çizebilir miydik hiç.\n\nAcı, düşürdüğümüz bir gül resmidir \nDaha bir kırmızı gelincik çiçekleri arasında \nGöz, tüm aralıklardan içeri girdiğinde\nVarış yerinde mavi gece kadar dinlenmiş,\nUmut şarkıları söyleniyor göç katarlarında.\n\nHayalini kurduğum kahraman geçip giden olsaydı\nGeride kalan kahramanlar bugün beklenir miydi hiç.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Özkan Özdoğan",
        "poem": "\n\nDurun demeye utandım\ngöçen leyleklere...\nDurup da,\nkahraman mı olsunlar\nleş kargalarının memleketinde?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Sertap Yar",
        "poem": "\n\nGöç etmek niyetindeyim\nBilinmeyen bir yerlere sesizce\nAşkını da önüme katarak sevgilim\nSenden bile gizlice\nO zaman bulurum belki seni\nSensiz olduğum her yerde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Erkan Cantürk",
        "poem": "\n\nbirgün anlarsın; \nbeklentilerinin boşa kanat çırptığını,\nmevsim göçten yanayken\ngideceğin yere bakmak ürkütür,\nzoraki kabullenmeler başlar,\nkanat çırptıkça yaşadıklarının üstünde\niçin alt üst olur,\nve bir tek göç sürüsü görür içlerine karışmak istersin; \ntuhafdır aslında,\nalmazlar hemen içlerine\nyalnızlıkta olsa bu...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Necat Necdet Demircan",
        "poem": "\n\nKırmışsa yoldan geçen bir avcının karavana saçmaları kanadını, hatta bir bataklıkta beklemeyi bile göze almalısın... Lakin, göç mevsimiyse ve soğuk rüzgarlar kucağında kışı getiriyorsa, Allaha yalvarmalısın...\n\nYağmur damlalarına sarılmayı göze alamıyorsan, gökkuşağının muhteşemliğini \nanlayamazsın…\n\nHayat; \nSahte bir tebessümün can yakması gibi muktedir, \nİçten gülümsemenin \nÜşüyen benliğimizi ısıtması gibi evla bir beklentidir…\nZaman sarsa da hüzünleri bir bir, \nYaralı izler bırakır ardında \nVe en nihayeti masum sanılan keşkelerdir…\n\nÇok hazindi aşk\nKıyasıya büyük sanılırdı sevda,\nBölük pörçük kırıntılardan ibaretti duygularımız\nHiçbir ederi olmayan beklentilerin\nGöğüs ağrılarında yükselirdi umutlarımız…\n\nDüş kararır, \nFırtına yavaş yavaş hüküm sürer gecelerde, \nSaklanır üşüyen yıldızlar \nBuldukları ilk kuytu köşede\nİki yanlı göç gerçekleşir,\nKendi acını tımar etmek için bir başkasının canını yakmaya yeltendiğinde...\n\nSen ki; pür-u pak ruhların yeryüzündeki tek temsilcisi\nİyi bak sırtımdaki yüke\nÖç değil ‘göç’ benimkisi…\n\nSerin rüzgarlar esip, yapraklar sarardığında göç eder gibi \nkaçar bazı kuşlar...\u000b\u000bAyazlara rağmen kanat açmayı reddedenler bekler, üşüyen ağaçların, kalbi kırık dallarını…\n\nSöz tükenir, cümle arası bir buçuk anı misali geviş getirir zaman!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Nazım Çetin",
        "poem": "\n\nGöç Biter\n\nBu şehir her şeyden ve herkesden daha bir göçebe. \nBıraktığın gibi kalmaz hiç bir neden. \nYanağından akıp giden nehirler olur. \nYüreğinden çekip gidenler \nSus duymasın. \nDüşümüze kırgın çocuklar yürür gözlerimizden. \n\nGöç biter içinde yamalı yollar kalır. \nPay edilmemiş tebessümler \nSöyleyemediğimiz sözler, yazamadığımız şiirler. \nYolun bittiği yer başladığımız yerdir aslında \nHerkes kendi kadar adımlar göçünü. \nCümrü kadar sırtlar yükünü. \nGöç biter \nBu şehir her şeyden ve herkes den daha bir göçebe. \n\nBittiğin yerde yoksan doğduğun yerde yeniden adımla kendini. \nSözün tükendiği yer göçüp gitmenin de adıdır. \nGözlerime son bir kez bak. \nBenim bulamadığım. \nSenin aramakta olduğun orda saklıdır. \n\nGöç biter \nBu şehir her şeyden ve herkes den daha bir göçebe.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Bayram Eser",
        "poem": "\n\n“kuşların göçünü seyrettik pencereden\ngöç hiç dönüşü olmayan bir yolculuktur\nkabul etmesen bile çoktan göçtüm senden \ngöç hiç dönüşü olmayan bir yolculuktur\n\ngöç edenler uzun zaman sonra dönse de\ngeçmiş aynı değildir aynı görünse de\ngözler yaşarıp gönül hüzne bürünse de\ngöç hiç dönüşü olmayan bir yolculuktur\n\nnereye göçersen kendini götürürsün\niçindeki kor ateşi zor söndürürsün\nyaşananları unutarak öldürürsün\ngöç hiç dönüşü olmayan bir yolculuktur\n\nbenimle gelecek eşyaları topladım\nortak anılara sarıldım kucakladım\ngözyaşlarımı senden sonraya sakladım\ngöç hiç dönüşü olmayan bir yolculuktur\n\ngeçmiş geçmiştir artık benimle gelsen de\ngöç yolcuları beklemez sen geç kalsan da \ngöç vakti geldi kalalım diye ölsen de\ngöç hiç dönüşü olmayan bir yolculuktur…” 29.11.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "İsmet Can",
        "poem": "\n\nEller titriyordu soğuktan, çok koymuştu bu yürek göçü\nAğır hasarlar açmasına rağmen, alınamayacaktı acının öcü\nZira yoktu şimdi, hiç kimsenin bunu yapabilecek bir gücü\nGeçmişi yıktığı gibi, geleceği de korkutuyordu büyük göç\n\nSınır tanımıyor, sınırdan geçen, sınırsız yığılmış yürekler\nGömmeye yetiştiremiyor cesetleri, sapları kırık kürekler\nHaftalardır yıkanmıyor bedenler, başlarda bit ve böcekler\nÜç günlük kuru ekmek üzerinden geçilip gidildi acılı göç\n\nSınıra yığılmıştı; ibretlik hayatlar, acı veriyordu trenin sireni\nÖlüm mutlaktı yollarda, geleceği ise muğlâk, sınırlara ereni\nBir tiyatro sahnesi ya da bir film perdesiydi, acılardan ironi\nMutlu sonlarla bitse de hayatlar, yüreklerde yer edecek göç\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Kenan Kervan",
        "poem": "\n\nBir rüzgardı seni benden alan.\nAlıp uzaklara savuran.\nSeni başka diyarlarda yeni bir hayata,\nBeni benden kalanla sensizliğe mahkum eden.\nBir rüzgar önceleri ılık ılık eserken,\nSonrası fırtınalarla ayıran ikimizi.\nArkası yalnızlık,\nArkası karanlık bir sonbahar gecesi.\nHer yer soğuk.\nKış vakti boş kalan gökyüzü gibi,\nYalnızlığım gibi.\nUyandır beni bu kabustan.\nUyma rüzgara ne olur.\nGöç ettiğin yerden dön şehrime.\n\nEy güneş.\nIşığın,sıcaklığımın kaynağı.\nYüzümün gülen yüzü.\nNe diye saklandın kara bulutların ardına,\nYokluğunda ne diye başka ateşlere bıraktın yüreğimi ne diye.\nYakıyor,yakıyor durmadan.\nSoğuk sular bile söndürmüyor ki şimdi,\nAlamıyor hiçbir şey içimin ateşini.\nÖnüm,ardım karanlık gece gibi,\nÇaresiz ruhum gibi.\nDoğ yine bir sabah bedenimin üstüne.\nÖrt üstümü sımsıcak teninle.\nUyma bulutlara ne olur.\nGöç ettiğin yerden doğ gönlüme.\n\nBir rüzgardı seni alan gri bir günde.\nÖyle bir göçtü ki bu gidiş.\nArdında ne bir veda kalmış,ne de bir iz.\nKaybolup giderken sislerin arasında sen,\nArkandan bakan garip bir Adem kaldı benden.\nKalbi kırık,hayalleri yıkık,bedeni viran.\nYüreği paramparça.\nAğzında son birkaç kelime ile,\nDön geri,gitme diye,\nİçerime hasretleri bırakma diye. \nGözler dermansız,tek bir damla yok şimdi akmaya.\nÇatlayan toprak gibi susuzluğunda dudaklar.\nBu hal aldı canı candan.\nGöç ettiğin yerden bir bak halime.\n\nEy güneş,ey ışık,ey aşk,\nEy rüzgarın yari olan çocuk.\nYağmurlar yağıyor gözlerden ılık ılık üzerime.\nGöğsüm çatırdıyor içindeki soğuk ellerden.\nBir telaşe peydah olmuş her yerde.\nAralanıyor bulutlar maviliğinde semanın.\nAteşler düşüyor göğün yedinci katından sineme. \nDualar çıkıyor suskun dillerden.\nDuyuyor musun sende sesleri.\nGöç çanları tekrar çalınıyor şimdi.\nZaman farklı,kişi farklı.\nVakit artık tamam diyor tekrar ederek.\nÇığlıklar yükseliyor yankılanarak hücrelerimde.\nBu en son gidiş.\nSessizliğin içinde bu son göç ediş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç-2",
        "poet": "Aynur Yazıcı",
        "poem": "\n\nEvvelin evvelinde,\nBir göç vardı yüreğinde.\n                   Vuslata doğru gidiş mi, GÖÇün adı? \n                    Yüreğinde kalmadı artık onun yadı\nSusunca ellerin, şehadet zamanı\nTefriki gerektir, ömür ile anı\n                   Sele vermelisin hileyi ve yalanı\n                   Parayı, malı, hamamı, hanı\nSözlerinin içine suskunluğu doldur\nÖlüm mü; artık O en mukim yoldur...\n\n09.07.2006-BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Ahmet Telli",
        "poem": "\n\nGöç oldu bir acıdan öbür acıya\noysa sağrısı kurumamıştı atımızın\ndaha dün sürüp gelmiştik buralara\nbugün göründü yine yolların ucu\n\nDevrildi kıl çadırlar seher vakti\nusulca uyandırıldı çocuklar\nve kadınlar bohçası çözülmemiş\nbir keder gibi gibi düştüler yola\n\nTurnalar gitti biz gittik\nbitmedi peşimizdeki nal sesleri\nnerde konaklasak tedirgindik\nkuruyordu ırmaklar ve göller\n\nBir yangın gibi taşıyıp durduk\nkederi ve acıyı göğsümüzde\nyer gök duman içindeydi sanki\ngenzimizi yakıyordu ayrılıklar\n\nZulüm bırakmadı peşimizi hiç\nbiz gittik o buldu izimizi\nkonar göçer olduk yedi iklimde\ntanığımızdır dağlar taşlar\n\nYalnız bir öfke ışıltısı kaldı\ngözlerimizin yorgun sularında\nyaşamak bir inat oldu artık\nyaşamak bir direnme oldu zulme\n\nVe işte devrildi yine kıl çadırlar\ngöç başladı bir acıdan bin acıya\nGeride akşamın küllenen ateşi\nve susturulmuş çocuk sevinçleri kaldı\n\n(Su Çürüdü)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Ferat Atalay",
        "poem": "\n\nYıl bin dokuz yüz doksan üç. Bunun adı göç. Geldiler ansızın bir seher vakti kımıl kımıl.Cevirdiler namluların uçlarında süngü, buna karşı durmak ne güç,.Başakta hasat,evler kat,kat.ahırda at ateşe verdiler. Ne külu kaldi nede bir avuc  toprak.Kimilerini  bir yere topladılar,ayaklar çıplak.üzerlerinde  terli yirtik paç.ve kimileri bir yerlere kaçışıyor.Bir telaş. sırtlarında yürekleri alınlarında ter.  gözleride yaş. Bıraktılar, her birini  her birine muhtaç.Bebekler kundakta,çığlık anneler feryat ta  üşüş.Babalar zülümde ayaklar,piş ağızlarda kalmadı. diş..yazıktır demediler,vurdular eylendiler. her yer kan.Nedir bu feryat figanlarin icinde boğan .Dinimize imanımıza sövüp sayan.Karşımıza dikilmişler şarlatan, okuyorlar.ezan,can, mı  dayanır.yok,sa canan.hangimiz kanarız,buna derler, kardeşiz aynı kandan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Murat Tali",
        "poem": "\n\nDaha fazla göç etmelisin yüreğime. \nVahasını kaybetmiş kervanlar gibi \ngeçmelisin gözlerimin önünden. \nKum fırtınalarında yitirmelisin \nsana duyduğum özlemleri. \nÖyle çok gelmelisin ki \nmelekler bile kıskanıp \nambargo koymalı zamAN'a...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Baykal Solak",
        "poem": "\n\nGöç etti bütün duygular bu yürekte\nÖnüne geçemedim kara kervanların\nBir zamanlar kolkola yürüsekte\nTadı yok sensiz bu yolların\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Veli Okyay",
        "poem": "\n\nMaviye çalan gözleri çocukların\nDönmeden göç ettiği yerden\nBahara hoş geldin demek \nŞiire ihanettir…\n\nSararmış otların altında \nYatarken ölü kırlangıçlar\nBahara kanat çırpmak\nMaviye ihanettir…\n\nÇocukların gözlerini\nTaşıyorken kırlangıçlar\nMaviye göç etmemek\nBahara ihanettir…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Celal Vardar",
        "poem": "\n\nErzeli ömre varmadan \nTorun torbaya rezil olmadan \n\nİyi adamın gitme vaktidir \nDedik, \n\nGöçüp geldik dostlar \n\nMerhaba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Mesut Andık",
        "poem": "\n\nYine göç etme eyleminde yüreğimde ki tüm kuşlar\nBari sen kon yüreğime dinsin gözümden akan yaşlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Aydın Hatipoğlu",
        "poem": "\n\nGidenler gecikmiş günleri götürdüler\nBirlikte ne kadar yalnız olduklarını\nGözleri yanılsamalarla bağlı gelip\nGörmediklerini göstermeye gittiler\n\nKazılardan sevdalar çıkıyor\nKız küpeleri gözyaşı şişeleri\nKaç yıldız yılı çalınmış ekmeğimiz\nKırık kazma ucu kuytu gizlerimiz\n\nSeldik akıyorduk karlı koyaklardan aşıp\nTa çini maçinden bahri cedit diyarına\nAltın fildişi esaret ve miskü amber\nSuda izi kalmış bir söz bırakıp yarına\n\nAçtık ama şehvetli ve dehşetli susuz\nSevdik yana yana saçları sürgün güzeli\nAlazı kavurur kurumuş yaprakları\nPıhtılaşır zaman çiçeklenir gülüşünde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "İlknur Kavrar",
        "poem": "\n\nAh, göç sürgünü ruhum! \nHani, bal tadındaydı ufuk? \n\nGöç başladı \nDerleyip can evindeki\nTüm kırık parçaları\nDeve yüküyle umudu \nKatarak kervanıma\nAya selam çakıp\nGidiyorum \n\nGöç başladı\nToplayıp dağılan parçaları\nBir bir kutulara\nSarıp sarmalayıp\nMaskelere sığınmadan\nKaranlığa selam çakıp\nGidiyorum\n\nGöç başladı\nBen de gidiyorum işte\nGidene teşekkür edip \nGelmeyişine şükredip \nYılmadan, yorulmadan\nHasretlere selam çakıp\nGidiyorum\n\nGöç başladı\nYalanlara gark olmadan\nPişmanlığımı da alıp\nKeşke’lere selam çakıp \nYola düştüm \nGidiyorum\n\nGöç başladı işte\nAlıp götürüyorum her şeyi\nBenden iz kalmasın geriye\nMeftayı toprağın koynuna sarıp\nHayata selam çakıp\nGidiyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Yüsra Nur Yazıcı",
        "poem": "\n\n\"Ah! Bir göç edebilsem,\nGünah dolu kambur dağımdan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Altay Taşkın",
        "poem": "\n\nbir sıkıntı vardır içimizde\ndizlerimiz ağrır gözlerimiz kararır\ndöner dolaşır gelir misafirler üstümüze\ngökte sıralanır kara kargalar düzgünce\nkanatlarından şimşekler çakar\nsesleriyle yüreklere korku salıp\nsonra da gözyaşı akıtırlar\ntoplu halde gelen misafirler\nbirer birer eyvallah deyip\ntükenmez gözyaşları ile ağlamaları bitince\nbaşka yerlere göç ederler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Ömer Faruk Güney",
        "poem": "\n\nSorarlarsa bir gün beni de sana \nAnlatırken sakın sakın ağlama \nSığmadı de aşkı hain dünyaya \nO çok sevdi amma \nGülmedi dersin, \n\nDersinki benim için deli olurdu \nBaktıkça resmime ağlar dururdu \nSonunda çareyi gitmekle buldu \nYalnızın biriydi göç etti dersin \n\nSorsalar kimdi, bu böyle kanayan \nÖlümsüz aşkına ecel arayan \nAçılan kolları yari bulamayan \nYalnızın biriydi göç etti dersin, \n\nKaçmak çare değil \nÇare çözüm değil \nÇözüm şansı zorlamak \nÖnemli olan zoru başarmak \n\nSonunda çareyi gitmekte buldu \nYalnızın biriydi göç etti dersin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Mehmet Ergönül",
        "poem": "\n\nAlev alev, duman duman\nYangın olur göçüm benim.\nGönül gözüm kan çanağı\n'İnsan olmak suçum....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Deniz Çetin",
        "poem": "\n\nGöç umududur turnaların\nSıcaklığına kuşlar dolar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Kürşat Uçar",
        "poem": "\n\nBir göç eylemektir\nTümcelerdeki eylemlerimizin sonu\nVe eğlenceli değildir hiçbir sürgün…\nBir zengin kalkışıdır\nEn fakir sofralardan\nYanık şehir ağıtlarıyla\nHer yıl kutlamaktır sonunu\nMavi önlüklü\nYaş olduğu kadar yaşlı pastalarda…\nHücrelerinde rant kavgası\nÖlümle yaşam arası\nVe aslında hüküm verilmiştir\n—Ki\nKendisi ölümdür…-\nİşlemektedir\nİlk nefesini sorgulamadan aldığın andan bu yana…\n\n“göç eylemek” neden içinde sürgün taşır\nBu yara neden kanamaktadır\nŞart mıdır çöl tüm göçlere\nVe kervan dediğin en az bir KERe\nVan’dan geçmelidir…\n\nÖyle geçişsiz şehirli\nŞehirsiz kavim göçmeleri\nOlmayan bir coğrafyadan…\nDiğerine.\nVe gezinmek bir sevgilinin saçlarında tüm dünyayı…\nBüyümeden.\n\nGöç; \n\nYarım kalmış ne kadar ayrılık varsa bizanstan*\nTamamlanmak içindir yarım bir sevdada\nÇoğunlukta doğudan batıya…\nFazlasıyla İstanbul’da…\n\nVe göç eylemek; \nGitmek durmadan\nSusmadan\nKonuşmadan…\nBir sürgün çabası\nZaten yabancısı olduğun topraklardan…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Mehmet Ergönül",
        "poem": "\n\nAlev alev, duman duma\nYangın olur göçüm benim.\nGönül gözüm kan çanağı\n'İnsan olmak suçum'....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Ünal Çağabey",
        "poem": "\n\nGöç...\nGarip aşkların efendisi\nUnutulmaz diyarların sesi\nAyrıcalıklar ülkesi...\n\nSalınır gerdan gibi insan boynunda\nSürçü lisan etmez bulunurken koynunda\nİsyanlara gebedir göç her zaman\nLisanlara hasrettir zaman zaman\nSesini duyurur arka kapıdan\nBağırıp durur hiç durmadan\n\nGöç...\nGarip aşıkların bestecisi\nUnutulmaz diyarların güzel sesi\nAyrıcalıklar ülkesi...\n\nSen hasretliğimin son penceresi\nBen gurbetlerin bitmeyen sesi\nHiç düşündünmü ölümün perdesini\nUğruna verilen kellelerin duydunmu sesini\nBen senin ne ilk nede son neferin\nHer zaman var olacak bir yerde senin seferin.\n\nGöç...\nGarip aşıkların bestecisi\nUnutulmaz diyarların güzel sesi\nAyrıcalıklar ülkesi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GöÇ",
        "poet": "Turgut Gündoğmuş",
        "poem": "\n\n„ Aşk iki yüreğin göçüyle başlar buluştukları mekanda herşeyi hazır bilirler, hesaba katmadıkları göç  ve göçün hesaba katmadığı zaman, herşey beklerdi ama o asla  herşey onun içinde yaşar,yaşatılır,sonlanırdı ona tutsaksın ellerin terliyken başlar üşüyene dek devam edersin gerçek göçle göç  edene dek kaç göç  yaşarsın o zaman çerçevesinde ömrün kaç göçe şahit olur bilinmez ama, bilinen sen göç  edersin zaman göçlere devam eder“\n\n\nGÖÇ\n\nAşk, kavimler  göç^ünden kalmaydı \nbize\nterleyen ellerimizde\n\nzamana tutsak\niki yalnızdık \n\nayrılığı hoşgeldinle karşılar\nönleyemezdik \nçaresizliğimizdendi \nbiz istemeden de giderdik \n\nzamana tutsak\niki yalnızdık \n\naradığımız doğrular yanıtsız kalır \nsorularımız\nmahçubiyetimizdendi \nbiz cevapsız da terk ederdik\n\nzamana tutsak \niki yalnızdık \n\noysa aşk, \nkalıntılarıyla her çağdaydı \naynalar,yansımalar \nutandığımızdandı\nbiz ağlamadan da giderdik\n\nzamana tutsak\niki yalnızdık \n\ntaşımasını bilemezdik hiç\nkamburumuzu\nbedeli ağır gelirdi\nkorkularımızdandı \nbiz ödemeden de terk ederdik\n\nzamana tutsak \niki yalnızdık \n\naynı tesellide birleşse de\nhaklıyı arardı fikrimiz \ntoyluğumuzdandı \nbiz bulmadan da giderdik \n\nzamana tutsak\niki yalnızdık \n\nnazımız, dilimizle akitli \ngururdu engel \nsuskunluğumuzdandı \nbiz konuşmadan da  terk ederdik \n\nzamana tutsak \niki yalnızdık\n\naynı resme bakar \nfarklı yorumlar \nkesişenleri saymazdık \nbencilliğimizdendi \nbiz görmeden de giderdik \n\nzamana tutsak \niki yalnızdık \n\noyalandığımız vakit \nömrümüzden, \nüşüyen eller \nikimizindi \nbiz yaşamadan da giderdik \nuyan m a s a k d a\nfarkına varamadığımız\nzaman, \nbiz ona tutsak\niki yalnızdık \n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Bünyamin Gerger",
        "poem": "\n\nTafsilatı  bırak, kısa  yaz  bana,\nGeceleri  düşün yıldızlı, bebek,\nTanıdık  bir  ışık  düşmüş  dağlara,\nDağların  karında  yol  gizli, bebek.\n\nKar  altı  mor  çiçek, üstü mor  koyun,\nEktin  bitmez, gömdün  dönmez,\nToprağın  adını  vermezlik  koyun; \nUzun  bozlaklarda  sallanır  bebek.\n\nSırtında  boş  küfe, kirli  peştimal,\nDelice  oyuna  dikili  kaval,\nBoşaldı  ha , boşalacak  kır  çuval,\nAkla  göçmek  gelir, göçersin  bebek.\n\nGöçler, katar    katar,  şehirden yana,\nAş  ister,  iş  ister  büyürsün   bebek,\nKızlar  yeni  ocak,  yeni  tarhana,\nAkşamlar  ayazdır , üşürsün  bebek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Mehmet Baki Öztokmak",
        "poem": "\n\nGarip bir acıyla dolarken gönlüm\nUfukta bir nokta boyayıp gittim\nGöçtü maveraya yel gibi ömrüm\nHayat denen zehri yalayıp bittim\n\nGöç bir mevsim oldu yalnızlığıma\nPılımı pırtımı toplayıp gittim\nGüneşi olmayan karanlığımla\nNefsimin kirine toslayıp bittim\n\nDurmadan göç edip bir bilinmeze\nBağ bozumu gibi dağılıp gittim\nSarılırmış gibi bir parça beze\nVesvese selinde boğulup gittim\n\nHer gün kuşluk vakti loş bir noktada\nZaman bozkırında toz olup gittim\nHayal tarlasının köz ağacında\nYemişsiz dallara takılıp bittim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Aynur Yazıcı",
        "poem": "\n\nSen yine, yeni güne gül! \nGül üstünde bir garib bülbül. \nHoşça kalasın! ! ! \nAn öldü, \nAnla birlikte zaman. \nNe gitmen hayırlı, \nNe kalman. \nGüneşe göç var, \nGöçmek lazım. \nYoktan varı, vardan yoku seçmek lazım. \nKabir yatağına girmek için, \nHiçlik kefenini biçmek lazım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Nevzat Çelik",
        "poem": "\n\n1\ngöçüyorlar\ngiysilerini onarmışlar akşamdan\nbir kavgadan bir kavgaya\nsedir ağaçları altından\n\ngöçüyorlar\nölülerini aralayarak siperlerden\nkuşatma altında\nbeyaz bayrak bilmeden\n\ngöçüyorlar\nsırt çantaları kavga yüklü\numutla ayıklanmış gözlerinde\nçekincesiz ağlayış\ngöçüyorlar\nyalnız bırakılmışlığın alnına\nçakarak filistin türküsünü\n\ngöçüyorlar\nayrılık dizilmiş iki yana\ndimdik ayakta\nbir ülke gibi geçiyor....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "İlyas Özkan",
        "poem": "\n\nGöç var, Safrani, eğer bilseydin\nBöyle şen-şakrak geçmezdi günlerin\n\nKimler kaldı geriye, sevdiklerinden\nBir sızı bırakır yürekte, her giden\n\nBir vedâ bûsesidir çakar sinede\nZamanıdır.. kalan olmaz, gitme desem de\n\nVe ayrılık.. ayrılık, bam teline dokunur\nIzdırabı sinelerin, yüzlerden okunur\n\nKaç kafiledir, göçüp gitti.. adı kaldı\nGöç mukaddermiş.. gönüllere acı saldı\n\nAh! Baharımda hazan mı görecekti başım\nSessiz kafileye, hicranla bakakalmışım...\n\n(26.08.2001\nPazar)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Muzaffer Yılmaz",
        "poem": "\n\nAnam koymuş aklına illaki vuracaksın\nAncak diyor o zaman,ancak alınır bu öç\nVurmak çıkar yol değil,iş nasıl kalacaksın\nEn iyisi unutmak,en iyisi burdan göç\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Tolga Melikoğlu",
        "poem": "\n\nkalp kuşu göç etti güneydeki sıcak bir kalbe\nbölünerek çoğalmakta çaresizliğime gebe sensizliğim\nsensizliği düşünürken kabullendiğim bensizliğim\nbelli belirsiz senli sensizliğin bensiz benliğindeyim\nkalbimin kara kutusunda gizli ruhunun saflığı\ngel enkazımın kırıntılarında ara kendini\nyalnızlığını sar boşluğumda...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç başlamış bizim köyde",
        "poet": "Abdullah Akar",
        "poem": "\n\nBizim köyde göç başladı\n        Gözlerimden yaş kalmadı\n        Yüreyimi hep dağladı\n        Göç başladı bizim köyde\n\n        Hani  yaşlı benim ninem\n        Yemek yedirirdi bena eliyle\n        Nerde o eski gezdiyimiz günler\n        Göç başlamış bizim köyde\n\n        Kuyun kuzular hep meleşırdi\n        Gelin kızlar yollara dizilirdi\n        Genç aşıklar bir birine sarılırdı\n        Göç başlamış bizim köyde\n\n        Göç başlamış bizim köyde\n        Dağılmış her biri bir yerde\n        Kimse kalmamış geride\n        Göç başlamış bizim köyde\n\n         Vardım kapıları hep kapalı\n         Kimse olmıyorki hiç oralı\n         Beni bıraktı böyle yaralı\n         Göç başlamış bizim köyde\n\n         Ne imamı var ne hocası\n         Tütmıyo hiç birinin bacası\n         Hiç gidermi bunun acısı\n         Göç başlamış bizim köyde\n\n\n         Cudi dağının eteyindeki köyle\n         Kubatoğlu bilmem ne haldesin\n         Neden böyle hep ağlarsın\n         O eski günler geri gelir mi dersin\n         Göç başlamış bizim köyde\n\n         Cudi dağının eteyındeki köyler\n         Oralarda kimse kalmamış beyler\n         Ağlar garibim bilmez derdini söyler\n         Göç başlamış bizim köyde\n         Hani o eski ağalar beyler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Başladı Karanlıklara",
        "poet": "Deniz Sancak",
        "poem": "\n\nKararan ufka bakma\nDönmez artık kırlangıçlar bu bahar\nBu kış sert geçti\nİçlerinden bazısı toprağa düştü\nBazıları da dönmemeyi seçti.\n\nYıldızlar ki; lacivert gecelere ait\nSenin kısır göğünde yok ki istedikleri\nParlamazlar bu bu defa\nKimi sönmeyi seçti\nKimisi de başka gecelere göç etti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Edebiyatı’na Lacivert Bakış…",
        "poet": "Aynur Uluç",
        "poem": "\n\nAnkara’dan, iki ayda bir bizlere merhaba diyen Lacivert Öykü ve Şiir Dergisi, altıncı yılını doldurup yedinci yaşına girdi. Bu dergi özenli seçtiği öykü ve şiirleri kadar mercek altına aldığı dosya konuları ile de bir şekilde ilgimi çekmeyi hep başardı. Onların söylemiyle tekrar edecek olursam, dosya konusu seçimlerinde, edebiyata dayanırken insanlık hâlleriyle ilişkilenen konulara büyüteç tutmayı seviyorlar. Ocak Şubat 2011 sayılarında, göç olgusuna edebiyatın içinden bakmışlar.\n\nDosyaya ilgiyle bağlanmamı sağlayan sözler, Remziye Arslan’dan geldi. Arslan yazısına şu sözlerle başlamış:'Exile, sürgün..Dışa atılan anlamına gelen ' exile' ölüme; yani ' ex' olmaya komşu bir sözcüktür. Evet... sürgünlük ölüme komşudur. Ölüm; canlı bir bedenin, ardında yankısız boşluklar bırakarak bu dünyadan çekip gitmesidir. Bedenini alıp ayrıldığı canlılar dünyasına ruhunu bırakıp gider ölen. Oysa sürgün, ruhunu yanına alıp gidendir. kendisinin olmayan diyarlarda, en çok ona ihtiyacı olacaktır çünkü. Sürgün, bir zamanlar beraber olduğu, kendine ait olan ve kendini ait hissettiği her şeyi sonsuz derinliklerine gömdüğü bir dehlizi taşır içinde. Bu nedenle o, hep hatırlayan ve durmadan özleyendir. Bir anlamda içbükey bir yaşamdır onunkisi.'\n\nDosya kapsamında ilgi çeken yazılardan diğerinin dokusu ise çok farklı. Ayhan Kaya, Emmanuel Levinas’ın Öteki’ne dair çıplaklığını “Egoloji’den İdoloji’ye” kavramları eşliğinde aktarmış. “Levinas’a göre modern felsefe “Öteki” ile olan ilişkisini anlama, tanımlama ve kategorileştirme temeline oturtmamalıdır.” sözleri yazıyı daha bir ilgiyle okumamı sağlayan bölüm oldu. Levinas’a göre anlamak iktidarın bir başka türü çünkü.\n\nTalat Sait Halman, yazısının başlığını “Kaç/Göç: Edebiyat Kültür Araştırmaları” olarak koymuşsa da göç olgusunu daha çok Türklük üzerinden işlemekten kendisini alamamış görünüyor. Fesun Koşmak, Steinbeck’in Gazap Üzümleri’yle Yaşar Kemal’in Ortadirek’ini göç olgusunu işleme noktaları bakımından analitik olarak karşılaştırmış. İlçen Mert, eskilerden diline takılmış bir türküyü çığırmanın göç etmiş insan üzerindeki hâlini anlatarak başlamış ve yerli olmak ile o türkü üzerinden yeniden bağ kurarak sürdürmüş yazısını. Bu bağ yer yer kendine yabancılaşma, yer yer o türküde kendini bulma olarak sürüp giderken, 'Ağacından kopmuş yaprak gibi, nehirde suyun akışıyla havada rüzgarın esişiyle gezer durur, ta ki bir köşede çürüyüp yok oluncaya kadar. İşte o zaman çürüdüğü toprağa ait olur. işte o zaman türkü susar ve yol biter.' diyerek sonlandırmış yazısını.\n\nBirsen Karaca, göçü algı bakımından üç başlıkta incelemiş. Göçmenleri uğurlayanların göç algısı, göçü yaşayanların ve göçmenleri kabul edenlerin göç algısı olmak üzere.Yücel İzmirli göç üzerine genel notlar çıkartırken, Yelda Karataş’ın yazısı oldukça sıcak. Karataş, göç’ün kendi kültürünü kendisi yaratan bir olgu olduğuna dikkat çektirtmiş ve “Göç bir yüreğin bir başka yürekle aşk için aşkla buluşması olsun, böyle geçsin kitaplarda şarkılarda. Belleklere böyle yazılsın” demiş son söz olarak.\n\nOlguyu ince ince anlatmaktan ziyade bir öykü ile vermeyi seçen yazılar da var. Sofya Kurban,  “Çayın Yolculuğu” üzerinden anlatmış Newyork’ta yaşayan bir yabancının öyküsünü. Kevser Ruhi’nin “Taze Ekmek Kokusu” isimli öyküsü ise burnumu sızlattı okurken. Eşini kaybeden bir adamın bu kayıpla birlikte geçmişini anımsamasında ince aktarımlar taşıyordu öykü.\n\nBenim burada yaptığım, elbette yazılardan olsa olsa bir damla akıtmak boş sayfaya. “Göç Edebiyatı” dosyası satırların altını çize çize, yazılanlara ister katılın ister katılmayın; üzerinde düşüne düşüne okunmayı hak ediyor. Dosyaya katkı sunan Margaret Atwood’dan birkaç dize ile sonlandırayım ben de yazımı. “Geri dönecek olsalar parçalanmış şehirleri / Dilleri tökezler ağızlarında ve kulakları / Cam şangırtıları ile dolu / Unutabilsem keşke onları / Ve kendimi unutabilsem”\n\nAynur Uluç\nEvrensel Gazetesi\n08 02 2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Biter",
        "poet": "Deniz Devecioğlu",
        "poem": "\n\nBu şehir her şeyden ve herkesden daha bir göçebe.\nBıraktığın  gibi kalmaz hiç bir neden.\nYanağından akıp giden nehirler olur.\nYüreğinden çekip gidenler \nSus duymasın.\nDüşümüze kırgın çocuklar yürür gözlerimizden.\n\nGöç biter içinde yamalı yollar kalır.\nPay edilmemiş tebessümler \nSöyleyemediğimiz sözler, yazamadığımız şiirler.\nYolun bittiği yer başladığımız yerdir aslında\nHerkes kendi kadar adımlar göçünü.\nCümrü kadar sırtlar yükünü.\nGöç biter\nBu şehir her şeyden ve herkes den daha bir göçebe.\n\nBittiğin yerde yoksan doğduğun yerde yeniden adımla kendini.\nSözün tükendiği yer göçüp gitmenin de adıdır.\nGözlerime  son bir kez bak.\nBenim bulamadığım.\nSenin aramakta olduğun orda saklıdır.\n\nGöç biter\nBu şehir her şeyden ve herkes den daha bir göçebe.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÖÇ EDECEĞiM SENDEN",
        "poet": "Naime Özeren",
        "poem": "\n\nMevsimlerden güz,\nAylardan eylül,\nVakitlerden akşamüstü etkiler beni.\nBir gün göç edeceğim senden\nSanırım o vakitlerin birinde.\nBir eylül sabahı olmalı bu\nVeya bir akşamüstü belki.\n\nAnılarım kalacak ardımda\nKırık dökük\nBirkaç dost durgunca bir köşede.\nBiliyorum; çocuklarım,\nYerime koyamayacak kimseleri\nVe sen bir tanem,\nÖzgür / öksüz kalacaksın…\n\nYalnızlık çok zor olmalı\nTatlı bir alışkanlıktır evlilik senin için,\nBir süre boş kalacak yüreğin\nVe sonra…\nBiri gelip dolduracak istemesen de.\nYaşamın kuralı bu sevdiceğim\nAnlarım,\nYapacak bir şey yok\nSakın üzülme…\n\n Haziran 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Goc Edelim",
        "poet": "Ayse Komesogutlu Cirik",
        "poem": "\n\nGelin burdan goc edelim,\nBaska dunya kesfedelim,\nKaranliklardan uzak,\nSevgiyle kucak  kucak.\n\nBiktim artik bu dunyadan,\nNefret ettim yasamaktan,\nNe kazandik aglamaktan,\nGelin burdan goc edelim.\n\nOrasi hep kucak kucak,\nSevgi olsun,sefkat olsun,\nSavas,nefret ve dusmanlik\nBiraz bizden uzak olsun,\nGelin burdan goc edelim.\n\nGoc edelim,goc edelim,\nBaska dunya kesfedelim,\nMadem boyle yasanmiyor,\nGelin burdan goc edelim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Alan Şehirler",
        "poet": "Kadir Yeter",
        "poem": "\n\nNe egzos dumanı, ne yerlerde çöp, \nKuşlar, zehirlenmeden gezecekler, \nSessizlik içinde bulunmuş şehir, \nEğil! Eğil de alnından öp! ... \n\nİstiap haddi var herşeyin, \nSen yükledikçe çökecek! \nSınırsız sanırsın şehiri; \nAldığı fazlalıkları, er-geç dökecek! ... \n\nŞehir sessiz. Şehir temiz, \nDeniz temiz, dere berrak, \nNe gül kopartan var bahçeden, \nNe de kırılıyor salıncak! ... \n\nKaldıramıyor bu yükü şehirler, \nZarârı çekiyor, yine yerliler, \nMisâfir, başımızın üstünde tâc, \nYeni gelenler; düşünün, yazık; \nYerlileri, yok sayıp- süpürüyorlar! \n\nKadir Yeter. TRABZON\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Edemem",
        "poet": "Aylin Ayla Selçukoğlu",
        "poem": "\n\nKısa kısa notlar alıyorum hayatımdan\nAktarıyorum serpmek istediğim gibi, gelişigüzel\nTuzluyorum kokmasın diye kollarımdaki aynalar\nBana senimi yansıtmadıkça yenisini edindiğim\nBi sürü kırık dökük sıradan ayna işte\nSen ve kimse, bana senimi hediye etmese de\nBen, benimi sana hediye ettim gitti…\nBelli etmesem de erindiğimi-gücendiğimi\nHatıralarının olmadığı sabahlara uyanmaya\nPek gücümün kalmadığını, olanın da yetmediğini\nBiz biliyoruz işte, Sesin: sahip olduğum tek şey yani\nVe ben\nVe benim sende can bulan Laylamsı sendeliğim\nBen sendeyim hâlâ\nGitmedim hiçbir yere, göç etmedim-edemedim senden öteye! ....\n\n16.03.2006    PERŞEMBE 16.48-16.55\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Edelim",
        "poet": "Mehmet Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nKalk gönül göç edelim\nBiz bu diyarda gidelim\nGurbet derdi ölüm gibi\n     Biz köyümüze dönelim! \n\n     Kalk gönül göç edelim\n     O ulu dağlara dönelim\n     Sarı,yeşil,mor çiçekler\n     Al,kızıl gülleri görelim! \n\n     Kalk gönül gir yollara\n     Şu karlı dağları aşalım\n     Bu gurbette hayır yok! \n     Biz yöremize dönelim\n\n     Gönül kalk göç edelim \n     Gayri bu elde needelim? \n     Ne saz,söz nede dost var\n     Gönül oyalanma gidelim\n\n     Kalk gönül göç edelim\n     Biz bu diyarda gidelim\n     El oğluda zalim olmuş\n     Kalk gönül biz kaçalım\n\n     Kalk gönül oy ciğerim\n     Ey yaralı acılı yüreğim\n     Ben yoksul Çobanoğlu\n     Biz köyümüze dönelim…\n\n \n                           23.11.2008\n                               Yıldırım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç  eden bulutlar  arkasında",
        "poet": "Orhan Hatıl",
        "poem": "\n\nIssızlık  bir  yolculuktur ,çamurlu ayyakkabılarda ayrılık durakları \nGözlerini  kapadığında  bir an hayata \nGöç eden  bulutlar arkasında \n\nSuya  kandığında çorak araziler  ömründe\nYeşile  ve maviye  aç  hayallerinde \nGöç eden  bulutlar  arkasında \n\nBir insanı  beklerken \nKendi  kendini  nerdc buluşmusun \nGöç  eden  bulutlar arkasında \n\nSüngülü yalnızlıkların  duman yüzleri \nKentsel  bakışlarımda  uçurtmalarım \nGöç  eden  bulutlar  arkasında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç eden kervan",
        "poet": "Ferit Battal",
        "poem": "\n\nEy gönül uyuma acele davran \nGünü güne katıp an heder etme\nBizim ele doğru göç eden kervan \nGünü güne katıp can heder etme\n\nHer sırrı hikmeti kul gözü görmez\nCan yanmazsa beden hakka baş eğmez \nBir kalp kararınca gönül yeşermez \nGünü güne katıp yan heder etme \n\nKalp şeyda olmazsa bilmez zem, ini\nÇok göz sever fakat dökmez demini \nBir can şad olunca bozmaz yemini \nGünü güne katıp kan heder etme \n\nSet çekilmez derviş kulun yoluna\nMümin haram katmaz temiz malına \nHer tür harç karışır nefsin yalına \nGünü güne katıp şan heder etme\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç eden",
        "poet": "Orhan Tuncay",
        "poem": "\n\nUçan kuşlar gördüm göç eden\nMevsimlerin izleri kanatlarında\nBir dalga bulutuydu üstümden geçen\nBir veda türküsüyle uçtular adeta\n\nKaçan ruhlar ördüm göç eden\nZalimlerin izleriyle şafaklarında\nDüşündüm, üzüldüm, sordum neden\nBir ölüm korkusuyla kaçtılar adeta\n\nTaşan gölgeler gördüm göç eden\nDünden, bugünden kopup da yarına\nPeşlerinden koştum sebebini bilmeden\nSürüklendim bilinmezler diyarına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Eden Sen Değilsin…",
        "poet": "Yavuz Doğan",
        "poem": "\n\n- Bana öyle bakma yar, ben değilim ki giden… - \n\nHangi sözcük anlatır gittiğin en son günü? \nArdından şarkıların yorgun sesi göç etti.\nHangi “EVET” bu kadar mecbur kılar sürgünü? \nBembeyaz düşlerimin elbisesi göç etti.\n\nAttığın o imzayla, yıkılmaz kalelerin\nAteşi buza kesmiş kırgın meşalelerin\nVe hercai bir aşka vurulmuş lalelerin\nBülbüle kıble olmuş can kafesi göç etti.\n\nAğlamıyorum hayır, mutluyum senin kadar\nBak çiçekler de açtı, mis kokar; tenin kadar.\nCanımı yakmaz artık, özlemin kinin kadar\nÇünkü anılarımın tek adresi göç etti.\n\nUnutmadım, aklımda ettiğin en son yemin\nÖnsözünde adın var en mutsuz hikayemin.\nÇok değil, az öncesi; demin dedim yar, demin\nVerdiğin tüm sözlerin son nefesi göç etti.\n\nArtık sırtında değil sevdamızın vebali\nEğer varsa bir hakkım, sanadır en helali. \nAma eğer sevdaysa, nafiledir hayali\nYorulmuş yüreğimin bir tanesi göç etti…\n\n18.04.2008\n\nBeylikdüzü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Ediyorum...",
        "poet": "Fatma Saylak",
        "poem": "\n\ngöç ediyorum artık sen olmayan kervanlarla \nher şeyin olacağına varır dediğim bir hatıraya\nbugün varız yarın yokuz dediğim bir hayatta \nartık dokunamadığım bir hatırasın...\n\ngöç ediyorum artık sana dua etmeyen kalbimle\niçimde sana karşı olmaması gereken hislerle \nher yolcuya onu gördün mü diye soran gözlerimle \nartık dokunamadığım bir hatırasın...\n\ngöç ediyorum artık sana kendimi anlatamadığım herkesle\nherkesin herkes olmadığı bir hikayenin son bölümünde \nZüleyha'nın Yusuf'u sevdiği o ilahi aşkın finalinde \nartık dokunamadığın bir hatırasın...\n\ngöç ediyorum artık seni bir daha görmeyeceğim rüyalara \nelini uzatsan da tutamayacağım kadar uzaklara \no uzakları yaşarken bir daha aynı hayali kurmayacağım aşklarda \nartık dokunamadığım bir hatırasın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç ediyorum..",
        "poet": "Pınar Koç",
        "poem": "\n\nGöç ediyorum artık bu diyarlardan…….\nAvuçlarımda,\nMutlu günlerden kalan papatya yaprakları……….\nSakın atmayın onları.\nÇünkü onlar,son ümitlerimin son çırpınışları……\nHemen toprağın altına koyun beni ne olur.\nÜzerime uğurböcekleri konsun istemiyorum.\nNe bir şeyler getirsinler bana,\nNede hayallerimi götürsünler uzaklara………\nUzaklıktan daha yakınlara….\nTopraklarımda ateşböcekleri istemiyorum.\nSöyleyin onlara lütfen,\nHiç sevmezdi deyin ateşböceklerini.\nÖtmesinler başımda.\nSeslerini duymak istemiyorum,\nFısıltılarını da……\nSadece kuru güller olsun istiyorum,\nKara topraklarımda…..\nBir eylül sabahında,\nDalından hoyratça kopartılan\nÜmitsiz bir ümide baş tututan,\nYıllarca dikenlerine rağmen,\nYürekte bir cevher gibi saklanan,\nKuru güller istiyorum……..\nGöç ediyorum artık bu dünyadan,\nAvuçlarımda,\nMutlu günlerden kalan papatya yaprakları,\nTopraklarımda,\nBir eylül sabahında hoyratça kopartılan\nKurumuş gül dalları…..\nGöç ediyorum artık,\nAllahaısmarladık…….\n\n                                                                       25.02.06       02:55\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç (Elveda Diyerek)",
        "poet": "Asım Haliloğlu",
        "poem": "\n\nElveda diyerek gider soydaşım\nAnayurt yolcusu ona ne denir\nGözü yaşlı kalır köyde kardaşım\nKader böyleymiş elden ne gelir\n\nOğlumuz orada gelin burada\nKendimiz burada yürek orada\nEzilir dururuz iki arada\nKader böyleymiş elden ne gelir\n\nBilseniz kimlere kalmıştır zaman\nNamuslu kisiye verilmez aman\nŞikayet güç olur halimiz yaman\nKader böyleymiş elden ne gelir\n\nSoyumuz asildir Oğuzlar soyu\nBaşımiz eğilmez atalar huyu\nYad elde acımız nesiller boyu\nKader böyleymiş elden ne gelir\n\nAnneler yollarda evlad kucakta\nHıçkırık sesleri köşe bucakta\nBaykuş yuva yapmış sönen ocakta\nKader böyleymiş elden ne gelir\n\nAçılır kapanır göçmenler yolu\nBağlanır dostlarin hep eli kolu\nÖtme bülbül içim dert dolu\nKader böyleymiş elden ne gelir\n\nBir yanda tarihin zafer nağmesi\nBir yanda Türklüğün özgürlük sesi\nGönlüme eş olur daha nicesi\nKader böyleymiş elden ne gelir\n\nSabreyle ağlama hasret sözüne\nUzaklar yakındır Türkün gözüne\nGün olur kavuşur herkes özüne\nKader böyleymiş elden ne gelir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Etmeyin Köyde Kalın",
        "poet": "Yusuf Ter",
        "poem": "\n\nSararmış boz kangalları\nGöç etmeyin köyde kalın\nKoyun, kuzu kayıp olmuş\nGöç etmeyin köyde kalın\n\nSokaklarda ulur itler\nHırsız olan kapı kitler\nBakılmazsa damlar çöker \nGöç etmeyin köyde kalın\n\nHer yıl azalır hanesi \nÇoktur göçün bahanesi\nDuyulur mu yoksul sesi\nGöç etmeyin köyde kalın\n\nGarip Yusuf’um gurbet de\nGiden dönecek elbet de\nDeli gönül der, sabret de\nGöç etmeyin köyde kalın\n\nYusuf Ter 03.05.2009\nSaat 00:19 İsviçre\n\n\n"
    },
    {
        "title": "...Göç etti...",
        "poet": "Erdal Aşık",
        "poem": "\n\nGöç etti yüreğim sevdalardan \nAyrılıkların olmadığı \nAcıların yaşanmadığı \nsahte bakışlardan \n\nyalan sevgilerden \nolmayan aşklardan \nusandım riyadan \nkanın kahpesinden \n\nyoruldum sevmekten \nsevildiğini zannetmekten \nnefret ettim aşkı dokumaktan \ngöç etti yüreğim sevdalardan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç etti kalbimdeki tüm hatıralar",
        "poet": "Fatma Saylak",
        "poem": "\n\ngöç etti kalbimdeki tüm hatıralar \nseninle ilgili olanlar ve olmayanlar \naradığımda bulmak istediğim \nama bulamadığım geçmiş zamanlar\nşimdi! \n\nanlamı yok artık bu şehre gelmemin \nseninle ilgili tüm zamanları yoklamamın\nçünkü bu rüzgar, bu dağ, bu taş\nbir öldüğünü duysaydı ve bu dünyada olmadığını \nişte o zaman olurdu her şey bir düş!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç etti, bu şehrin harsı!",
        "poet": "Bedrettin Keleştimur",
        "poem": "\n\nGöç etti, bu şehrin harsı yıllar boyu\nGüç gitti, derman kalmadı, renkler koyu\nBir ah çekti, bin vah işitti derinden; \nTaşlar oynadı, birer birer yerinden! \nViran olan beldeye baykuşlar konmuş\nYüreğimin ışığı, şamdanlar sönmüş!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç eyle yureğim",
        "poet": "Cemal Çolak",
        "poem": "\n\nYureğimde bir çocuğun ağlayişi hiç dinmiyor \nyıkılalan hayalerim karşimda bir bir dökuluyor\nbenden kalan geriye boş bir kalp yikik potre\ngöç eylesem kimene yaşasam kimene\n\nbir gül düşün herşey mevsiminde bahara özlem çekişir \nkar altinda bekleyiş umudu var yarina baharda özlemi ariya güneşe \nsonbahara özenmiş bedenim yaprak dökumunde sen gideli bu elden \ngöç vakti gelmiş yureğim çirpinişta sabirsiz bekleyişte göç eyle yureğim neyin kaldi geride\n\nhevesim yoki nefes almaya yerimden kalkmaya \numudum kalmadi yaşamaya unutursun deselerde unutamiyorum işte\nbir unutamadiğim beni yaradan birde beni yaşarken viran eden \nzamani gelmiş sanirim göç vakti bu beden taşiymiyor ruhumu \n\nson bir sözum kaldi ecelim olan zalime \nseverek göç eylesemde görmek isterdim son kezde olsa \nunutmadiğim kömur karasi gözleri seni seviyorum sözleri yalanda olsa son nefesimde duymak isterdim oysa\ntanridan bir dilek tumak isterdim göç eylesemde mutluluklar dilerdim sadece. göç vakti gelmiş göç eyle yureğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Ettiler",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nSon mevsimdir yaşanan baharlar göç ettiler,\nGöçmen kuşlar bile yok, hepsi göçüp gittiler,\nKalakaldım kendimle hayalet gibiyim ben,\nSaçlarım bile bana, hep ihanet ettiler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Etti Garip",
        "poet": "Muhammet Çal",
        "poem": "\n\n\tBir çift yırtık ayakkabı, yamalı palto,\n\tYılmadan bir ömür çalıştı garip.\n\tBir lokma ekmeği beşe paylayıp,\n\tOnuruyla, şerefiyle, yaşadı garip.\n\n\tYılmadı bir ömür hayat cenginde,\n\tOlmadı gözü hiç; malda, zenginde,\n\tTüketti ömrünü geçim derdinde,\n\tOnuruyla, şerefiyle, yaşadı garip.\n\n\tDüşmedi omzundan semeri, kaşı,\n\tVurdular sırtına bin türlü işi,\n\tOnun da var idi hayatta düşü,\n\tOnuruyla, şerefiyle, yaşadı garip.\n\n         İz yaptı omzuna vurulan ipler,\n\tGururunu incitmedi taşınan yükler,\n\tŞerefiyle yaşar, ölür; böyle garipler,\n\tOnuruyla, şerefiyle, göç etti garip.\n\n        Yılmadı hayatta; hiçbir zorluktan,\n\tHep korktu namerde muhtaç olmaktan,\n\tNe açlıktan öldü, ne de tokluktan,\n\tOnuruyla, şerefiyle, göç etti garip.\n\n\t11.12.2011\n\tM. ÇAL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç ettim abi (Aşık Korhani'ye)",
        "poet": "Remzi Timar",
        "poem": "\n\n\n- Göç ettim abi - (Aşık Korhani'ye)\n\nKalmadı hiç köyde kalmadı dirlik\nBu yüzden gurbete göç ettim abi\nBozulup dağılmış o sağlam birlik\nBu yüzden gurbete göç ettim abi\n\nBen çizgi çekmişim nice umuda\nKış gelince geçer günüm uykuda\nBoğulursan boğul git büyük suda\nBu yüzden gurbete göç ettim abi\n\nBöyledir durumlar yemin ederim\nGünden güne artar gider kederim\nSen beni düşünme dedi pederim\nBu yüzden gurbete göç ettim abi\n\nSuyu bitmiş hele bir bak nehire\nİlgi duydum günden güne şehire\nRemzi der ki,  bal eşit mi zehire\nBu yüzden gurbete göç ettim abi\n\nRemzi Timar\n19 - 3 - 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Göç Eyleme",
        "poet": "Güliz Kaya Kırkpunar",
        "poem": "\n\nKalbim göç eyleme...\nDaha nice geceler var aşkın demine hasret\nÖmrümden ömür biçmeye mi geldin? \nNice ruhlar var canana vuslat.\n\nRuhum...\nGöç eyleme! ..\nDaha nice günler var meşkin raksına davet\nÖmrümden ömür çalmaya mı geldin? \nNice canlar var, sevdaya hasret.\n\nCanözüm...\nGöç eyleme! \nBenim ömrüm senindi, \nSenin ömrün benimdi farzet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç etmeyelim",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nHep taze kalsın bu aşk ilk gün gibi. \nKalplerimizden hiç göç etmeyelim. \nHep aşık olalım deliler gibi. \nBirbirimizden hiç göç etmeyelim. \n\nBaşka diyar bize yurt olup kalsa. \nBu yeri cehennem hayatı alsa. \nSarayda yaşamak kapımız çalsa. \nSen bensiz ben sensiz göç etmeyelim. \n\nHer iki cihandan yaradan atsa. \nŞu yalancı dünya denilen batsa. \nGönlümüz ebedi uykuya yatsa. \nSen bensiz ben sensiz göç etmeyelim. \n\nBir gün gelip bu aşk çiçeği solsa. \nGüneş bize dünya olup ta dolsa. \nCennet mekanımız denilen olsa. \nSen bensiz ben sensiz göç etmeyelim. \n\nBir avcı ya beni ya seni vursa. \nBu diyarda hayat denilen dursa. \nHak yurdunda bize bir yuva kursa. \nSen bensiz ben sensiz göç etmeyelim. \n\nBu aşkta düşsede gözümüze nem. \nHiçbir halde hiçbir yerde hiçbir dem. \nHem bu fani hem de fanisiz alem. \nSen benden ben senden göç etmeyelim. \n\nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Günü Gelmeden Öbür Aleme",
        "poet": "Tarık Çıtak",
        "poem": "\n\nGöç günü gelmeden öbür aleme\nAşkımı dilinde duymak isterim\nElini sürüp de gönül yareme\nŞifamı kalbinde bulmak isterim...\n\nDesen ki,bitmedi bendeki gurur\nHayırlı haberler fallarda olur\nİnan ki sevilim gelmesen bile\nHayalin her zaman yanımda durur...\n\nÜç günlük dünyada tek seni sevdim\nKulağın bu aşkı duysun isterim\nBen bütün ömrümü uğruna verdim\nBu sevgi karşılık bulsun isterim...\n\nDesen ki,bitmedi bendeki gurur\nHayırlı haberler fallarda olur\nİnan ki sevgilim gelmesen bile\nHayalin her zaman yanımda durur...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Eyleyip Dağlarda Yaylanmaz",
        "poet": "Neşet Ertaş",
        "poem": "\n\nGöç eyleyip her dağlarda yaylanmaz\nBaşı bölük bölük kar olmayınca\nDünya malıyınan gönül eylenmez\nGönülden bilecek yar olmayınca\n\nDost elinden gel olmazsa varılmaz\nRızasız bahçanın gülü derilmez\nGönül yarasına derman bulunmaz\nYar eliyle yarem sarılmayınca\n\nİstemem dikeni güle istemem\nFena kelamları dile istemem\nCennet-i alayı bile istemem\nNe'dem iki gönül bir olmayınca\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Haritası",
        "poet": "Kağan İşçen ",
        "poem": "\n\nher zaman parçalarım bulutları nerden bileceksin\ngüne ben veririm maviyi aklına ne gelirse\nalıcı kuşlar bana borçludur daima yüzüme gözüme sinmişliğin\nfilizkıran fırtınalarında bir asi çalıyım savrulmayan\nacılarım göç haritasıdır aşkımın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç, Hoşbulduk",
        "poet": "Abdullah Baydar",
        "poem": "\n\nGöç başladı\nsarı sıcak yaz ardına\nardı hazan\nson adı bahar olan\nyağmur damlalarına\ngönül suskundu\ngöç rüzgarı o'na dokundu\nyönü zirve oldu\ndünyanın en yükseğinde\nbir beyaz çiçek\nözünde sarmaşık\nkokusu cennet\ndokunsa aşk\nöpse sonsuzluk\nve göçünce gönül\nişte zirve\nsonsuz bir minnet\nhoşbulduk.....\n\nİst.24,08,2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Gater Gater",
        "poet": "Muammer Çalar",
        "poem": "\n\nGöçmen kuşlar gibi göç gater,gater \nGurbet, gurbet atar kaşımız bizim... \n\nHer mevsimde başka renk başka amber \nGurbet gurbet akar yaşımız bizim.... \n\nSılayı gönülde gizem yapmışız \nGurbet gurbet ağrır başımız bizim...\n\nHasret hırkasını melanet takmışız \nGurbet gurbet kaynar aşımız bizim... \n\nDört yaşında geldi yaş kırka vardı \nGurbet, gurbet yağar kışımız bizim... \n\nBaba oldu, dede oldu kırardı \nGurbet gurbet yanar eşimiz bizim... \n\nDost Çağlarî’m çağlar hasret nehrinde \nGurbet gurbet güya işimiz bizim... \n\nAnamı, sılamı görürüm düşte \nGurbet gurbet rüya düşümüz bizim. \n\n1991- \nAşık Çağlari-Muammer Çalar\n(Gurbetten sılaya 2004 -Kitap) \n\nwww.caglari.com Online müzik Shop\nhttps://itunes.apple.com/nl/artist/as-k-caglari/id966838550#see-all/top-songs\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Hüzünleri",
        "poet": "Mehmet Kahraman",
        "poem": "\n\nGÖÇ  HÜZÜNLERİ\n\nYolcusuz yollar bilirim\nSonsuzluğun bittiği yerde başlayan\nRuhtan ruha giden yollar\nİnce bir hüzünle kıvrılır \nŞehir yine örtünür geceyi\nVakit ölüm uykusunda \nKırlangıç ormanlarına gitti ay\nMehtapsız gece ne karanlık\nHasretin gurbeti soğuk üşütür\nÜşür güneşini yitiren bahar\nZor sevda göçüdür bu sürgün\nDil suskun,kalp küskün\nBırakma beni vefalı dostum hüzün\nBu acıyı nasıl anlatmalı tek hecede\nHangi yalnızlık sığınak bulur gecede\nKaç umut dayanır sabaha\nKaç yıldız kayar sevdasına\nKaç ömür düşer göç yollarına\n…………\nÖzlemin soğuk düşü üşütür\nÜşür göç yollarında unutulan anka kuşu\nAy tutulur,vakit yorulur,söz çırpınır\nGöç yolları ince bir hüzünle kıvrılır\nBuruk bir veda dayanır kapımıza\nHüzzam makamında çarpar\nOkyanus dalgası gibi kalbimiz\nYağmur gülünün sancısı gibi\nTedirgin saat ibresi gibi ürkek\nİki satır arası şiir gibi\nBilinmez bir göç hüznüdür\nKalpten kalbe gidişin adı\n……………\nKaranlıklar boğsa da geceyi\nYıldızların tuvaline çizdim mutluluğu\nKaranlıklarda parlayan mavi yıldızdın\nSamanyolu şöleninde sen vardın\nGelincik dokunuşunda ellerin\nKırlangıç senfonisi gülüşün\nBaktıkça açan gül yüzün\nBaharın çiçek açması bu sürgün\nKalp ağrılarımın sebebi ey sevgili\nDar geçitleri sarp dağları \nİnceden kıvrılan yolları\nMecnun olup aşarım senin için\n\nMehmet  KAHRAMAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Etmesin Kalbindeki Çingene",
        "poet": "Mahmut Nazik",
        "poem": "\n\nGÖÇ ETMESİN KALBİNDEKİ ÇİNGENE\n\nÖylesi bir düşe yat ki her gece \nOndördünde aya dursun sevgili\nBir gülüşe kalk ki öyle silmece\nKoy desinler çiçeklenmiş zerdali\n\nSevda senin leyla senin kime ne\nGöç etmesin kalbindeki çingene\nYıldızlar serp karanlığın üstüne\nHer gecenin rahminde bir aşk gizli\n\nSu deryaya varacak bir yol bulur\nSeven gönül verecek bir gül bulur\nElbet umut tutunacak dal bulur\nAçıp gelir öyle bir güz güzeli\n\nMahmut Nazik 10. 07. 2015 Mersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Hüzünleri",
        "poet": "Gülriz Gülin",
        "poem": "\n\nYolcusuz yollar  bilirim\nSonsuzluğun bittiği yerde başlayan\nRuhtan ruha giden yollar\nİnce bir hüzünle  kıvrılır\nŞehir  yine örtünür  geceyi\nVakit ölüm  uykusunda\nKırlangıç ormanlarına gitti ay\nMehtapsız gece ne karanlık\nHasretin gurbeti soğuk üşütür\nÜşür güneşini yitiren bahar\nZor sevda  göçüdür bu sürgün\nDil suskun, kalp küskün\nBırakma beni vefalı dostum hüzün\nBu acıyı nasıl anlatmalı tek heced....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Kervanı",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nGördüm görmediklerimi papuçsuz tabanlarda\nKarlar yağmış öpülmemiş düzlüklere görmedin mi\nAğaçlar kavlamış ayrılık özleminden baharlara\nSen hiç avuçlamadınmı lodos rüzgarını sabahlarda\nAl değil mi gül\nEl değil mi kul\nBayramlarla matemin savaşında\nSızlanmasın kızanlar hasret fakirlik değil\nKuşlar göç kervanında sen katılmadın mı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Habeşistana",
        "poet": "Vahdet Mehmet Güneş",
        "poem": "\n\n\nİklerdensiniz ,islam öğretisinin öncüleri\nSelamet yıldızı kalbinizde\nİman çağlayanı özünüzde \nFelaket,zulüm etrafınızda\nDuası,nazarı peygamberin\nAkladı günah lekesinden kaderlerinizi\nkoyu zindan ettiler sibirya gibi\nHicaz ovası şehirde hayatı\nRabbimizin verdiği canı cananı\nTabulara esir taife güruhu size\nSizi ayırdılar öz yudunuzdan\nGaddar, hoyrat katran kalpleriyle\nİşkence  angarya uygulama\nAteşten  gömlek yama\nYaşanmaz  oldu kutsal çile Hicaz\nsize müsaade verdi\ninsanoğluna ilk,son lideri\n''Gizlice gidin esmer akşamlarda\nBir yaralı kuş kervanı gibi''\n''Göçün Habeşistana beyaz  bulutla\nEda edin İslamın 5 ibadeti\nYağmur ağaçları altında\nYaşayın despotlar istemesede''\nGemiler getirsin Eritre Mevzilerine\nYürüyün! durmadan kutsal çile yolu\nTaç  bir gökkuşağında\nSonu yedi cennete varan yolunuz olsun\nDurmadan! ! ! her adımda huzur dolsun\nBir zirveden diğer zirveye\nkonan bir yaralı güvercinsiniz\nİslam devriminin 14 asır öncüleri\nBorçluyuz sizlere ebediyyen\nBizlere meşale oldunuz\nkutsal çile uğruna ahirette şefaatınız temennimiz \nNecaşi bağışladı size\nBir gülbahçesi, asma bahçeleri- Nil şelalesi\nkendi özgür ülkesinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç kervanı",
        "poet": "Mehmet Atar",
        "poem": "\n\nİlk defa Habili düşürdü yola\nAlıp götürüyor bu göç kervanı\nDuymayana azraili haberci\nSalıp götürüyor bu göç kervanı\n\nNere gitse ardın sıra geliyor\nDenizden geçiyor dağı deliyor\nVermesen de adresini biliyor\nBulup götürüyor bu göç kervanı\n\nHem kervan göçüyor hem kervancısı\nGöçüyor neşesi derdi sancısı\nDeğil bu yolların hiç yabancısı\nBilip götürüyor bu göç kervanı\n\nBütün varlık göçer canlı ve cansız\nKimi imanlıdır kimi imansız\nBazı zamanında bazı zamansız\nGelip götürüyor bu göç kervanı\n\nGeri dönmek bilmez çok inat gibi\nYürüdüğü yollar bir sırat gibi\nDevsine yedirdiği ot gibi\nYolup götürüyor bu göç kervanı\n\nBu alemi kaç tur etti kaç döndü\nNice peygamberler veliler bindi\nBinenin hangisi geriye indi\nDolup götürüyor bu göç kervanı\n\nATAROĞLUM yok kervana gem eden\nYola çıkar kazancını yemeden\nSevdiğini gece gündüz demeden\nÇalıp götürüyor bu göç kervanı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Katarları",
        "poet": "Gülşah Süder Uzunmehmetoğlu",
        "poem": "\n\nGöç katarlarında asılı kaldı hasretimiz\nElimizi uzattıkça mesafeler girdi araya\nSen bir yöne ben bir yöne\nUçsuz bucaksız tarlalara doğru\n\nGöç katarlarında asılı kaldı hasretimiz\nSevdalarımız arttıkça uzaklıklara inat\nYağmur damlalarında gizlendi gözyaşlarımız\nGökgürültüsü oldu yüreğimizin sesi\n\nYol bozkır,yol tozlu,yol uzun\nKatarlar ulaşmaz oldu istasyona\nHasretler bitmez oldu bu yollar da\nKapandı bekleme salonlarının kapıları\n\nGöç katarlarında asılı kaldı hasretimiz\nRaylarda sıkıştı rüyalarımız\nKara bir duman oldu aşkımız; yağlı kara\nYapıştı yüreğimize inatla...\n\n                                               17.03.2007  Bukres 22.44\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Kızı 2",
        "poet": "Mustafa Yılmaz 4",
        "poem": "\n\nSeverek yaşamak, sevilerek yaşamak ve ardından ihanet zincirleri ile sırtımızın yaralar içinde kaldığı, kanımızın donduğu, ağlamak sütunları ile ezildiğimiz bir bensizlik çamuru…\nKaybettiğimiz benlikler acılar içinde yıkanırken, ıslak gözlerle baktığımız aynadaki hasret bakışlarımızdaki göz bebeklerimizdi…\n\nKimlere acındık,\nkimlerle acılandık,\nher acılanmanın üzerimize gelen okları nerelerimizde yaralar açmadı…\nVe\nhangi yaralarımızı kapatmak için olmadık çarelerle savaştık…\nBen kimim? \nBen kiminle arenada silahsız ve korunmasız olarak kumların üstünde dolanıyorum? \nNelerim alındı? \nNeler vermedim? \n\nŞah damarımdan fırlayan kanlar hangi hesapsız düşüncelerin ardında güneşte soğudu?\n\nİnsafsızlık bütün kollarımı bağlamışken, ben hangi kuşun kanadını kırabilirim? \nNerde ki, \nbende o güç? \nBen seni benden çok sevdim sevgi derken…\n\nBeni göçe zorlayan, \nyüreğimi göçte bırakan hangi densizliklerdir ki, hayatın her döneminde, göç rüzgârlarını, göçmen kuşlarının kanadının altına takarak bana doğru savurdu? \n\nKim ki bu göçleri ardımda bıraktıran? \nKim ki bu? \n\nCüssesi ne, beden şaşkınlığındaki görüntüsü ne ki, bu güne değin unutamadığım sessizlik sesleri ile beynim zonkluyor? \n\nKim bu ki, gülmelerimi gözyaşlarıma çeviren güç? \n\nBana kayıp zamanları hediye eden, kayıplıklarda ruhumu özgür bırakan kim ki bu unutamadığım…\nAn be an, yürüyüşlerime eşlik eden, düşüncelerimde fırtınalar yaratan, beni düşünce dolanmalarıyla yalpalandıran, kim ki bu? \n\nVerirsen yüreğini savururum seni diyen kim ki bu? \n\nHayatın bütün dikenli tellerini bedenime saran çelik dikenleri ile yüreğimi delip, kanımı akıtamayan, kim ki bu? \n\nAymazlıklar, umursamazlıklar, umarsızlıklar peşinden beni koşturan, kim ki bu? \n\nBir hüzün ritmini kaval sesiyle yüreğime mıhlayan, kim ki bu? \n\nHer şarkının son kelimesine, son ritmine kadar beni içine sokan, kim bu? \n\nNerden gelip, yüreğime aşk mıhını sokan kim bu? \n\nNeden beni seçti? \nNeden beni benken, kendisi yaptı? \nBunca acıyı yüreğime, hangi mıhla çaktı ki, pas içinde kıvranan yüreğim, kansızlıkla çarpma telâşında? \nKim bu ya kim bu? \n\nHangi sevdanın acı tarifi ile aşkı tanıttı bana? \n\nBeni kalanın ardından bakmaya,\ngidenin ardına özlem çivilemeye,\nbeni mahkum eden neyin nesi? \n\nBu ki, ben ona seni sevdim can, canım dedim…\n\nHayat neden beni hep ıslak odunla dövüyor? \nBu aşk mı? \nSevda tellallığı bu mu? \nGüzellikleri tarif edilen aşk, neden kopup kaçtı avuçlarımdan? \n\nNeden bu göç rüzgârları? \nBiz sevgiyi parmak uçlarımızla, tırnaklarımızı batırmadık mı birbirimize kopuşmayalım diye? \n\nSeni seviyorum cümlesine neden bu hıncım? \nNeden bu unutamamazlığım? \n\nBen bir Göç Kızı…\nBen bir çile yaması…\nHayatın son meltemi sanki yüzüme vuran…\nSevgi peşinden koşmamdan taban diplerim yanıyor…\n\nSeviyorum…\nHala seviyorum bu densiz sevgiyi…\nHırçınlığını,\nUysallığını…\nKartopu aklığını…\nDalgalı saçlarının diplerinde oluşan terlerini…\nKokusunu…\nVe \nbelkisiz kararlı bakışlarını…\nAma\nbütün olmazlarını bana verdiği için de nefreti yakıştıramıyorum kendime…\n\nBen Göç Kızı…\nDağda bayırda açan ilk çiçek, solan ilk çiçek gibi dökük, kırık ve solgun…\nSon yaprağını üzerinde taşıyan, kuruyacak bir dal gibi yoruyor bu göç yüreğimi…\n\nHangi oba kaldı ki, \nışıkları yanmayan son şehir benim…\nSon ışık ben ki ben…\nBu son yağmurlar göçte…\nTabanlarım son ıslaklıkta…\n\nArtık yağmurlar yok…\nTaban diplerim kızgın yanmalara ulaşacak…\nVe\nyine de göç bitmeyecek…\nEzilen bir yürek bedeniyle…\n\nBir cümle var ki her gün öldürüyor beni…\nSeni yine de çok sevdim aşk diyerek duracak belki bu yürek…\nBu son nefes göçü olacak… Bu, Göç Kızı’nın son sesi olacak…\n\nHayat beni her gün ıslak odunla döverek bitecek, son talkım sesi duyulana dek. \n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Kızı 1",
        "poet": "Mustafa Yılmaz 4",
        "poem": "\n\nYolların eskitemediği bir çift ayak tabanı…\nAsfaltın ziftlerine yapışan tabanlarıyla, çile kadını…\nGöç yolu savaşçısı…\nİçindeki unuttum kelimesiyle şarkılardan aldı hıncını…\n\nGöç yolu toz diken.\nAsfalt zift kokularıyla çamur bir derya, göl kurusu…\nBedenleri çürüyen insanlar arasında bir kartopu kristalliği ile parlayan bir göç kızı…\nAk ve beyaz…\n\nIşıltılar içinde ruhunu arayan bir beyazlık…\nDünden bu güne ruhunu arayan bir beyazlık…\nDünlerden bu güne ruhunu zapt etmeye çalışan, savrulan bir beyazlıkla dik duran bir can… \nGöç Kızı…\n\nYalnızlığını kimsesizliğine gömüyordu…\n\nÖnce feslihanlar kurudu, sonra oba dağıldı ve sonra ova kurudu…\nBütün şehrin ışıkları karardı…\nCamdan bakan dalgalı saçlarının altındaki gözleri karardı…\nGöçmeliyim…\nÖnce bu obadan, sonra bu yardan ve de diyardan…\nNefes borularım kuruyor, içim göçüyor…\nSevdiğim içimden göçüyor,  ben göçüyorum peşi sıra…\nHalvet benden göçüyor sevdiceğim…\nBir karanlık bekçisi düdük çalıyor, sabahlar daha çok uzun diye…\n\nKendi kendine düşüncelerle boğuştu geçmişiyle…\n\nBen sevdayı omuzlarıma alıp,\nBen sevmeyi yüreğime koyup,\nyıllarımı,\nezdim…\nYüreğim kanadı…\n\nBuğulu gözlerin hasretinden ayrılık heyecanından ellerim titredi…\n\nAşkımı yılların ardında bırakarak, meydan okudum sevgisizliğe…\n\nHaykırdım…\nAğladığımı kimse görmedi…\nGözyaşlarım kalem uçlarında mürekkep oldu… \nAğlıyorum yazmak için…\nÜç beş cümlesini sevdikçe kâh sevdim hayatı, kâh bastım feryadı o ayrılık cümlelerini yazarken kahretsin diye...\n\nHayatı sevgiye eş yaptım… Eşsizliğim yalnızlıktı…\nSakin olmayan bir düşünce girdabıydı…\n\nHıçkırdım beni yalnız bırakmayacaktın diye…\nHaykırdım avazım çıktığım kadar…\nBir isim tak bu yalnızlığa diye…\nŞarkılardan aldım hıncımı, içinde unutuldun kelimesi var diye…\nVurdum sırtıma yokuşun terlerini…\n\nAdı yok bu dolanmanın…\nAdı yok bu yalnızlığın…\nSevgi,\nkil bir toprak yüreğim…\n\nTaban diplerim, \nçakıl taşlarının boyası oldu…\n\nAdı yok bu yaşamın… \nAdı yok bu sayfanın…\nBen kır bekçisi, \nsesi yok bu düdük çalışın…\n\nSevmekmiş,\nuğrunda yaşayıp ölmekmiş,\nmeydan okuyuşmuş bu, hayatın kalemiyle kaleme,\nhaydi geç be… \nGeç bu yaşamın köstebek çukurundan…\n\nYıllarım ezilmiş…\nBeynim öğütülmüş…\nBoş vermişlikle kıyamadığım zamanlar geçmiş…\nHasretle, özlemle yaşantıma binlerce özlem gelip oturmuş, yarınların beklentisi\nolarak…\naşkı tanımışım,\naşkta yalnızlığı, kimsesizliği, kaybetme korkuları ile acı yaşamayı öğrenmişim…\n\nKorku rüyaları hep sevdiğim insana yapışmıştı… \n\nGidecek, gidileceğiz arkamızda bıraktığmız binlerce anıyı, güzellikleri, sevmenin o eşsiz güzelliğini düşündükçe ağladığımız, güldüğümüz, kayıp zamanların bekçiliğini yapacağım bir gerçekti sanki… \nAdı sevmek olan ne varsa hayat ta sanki bir bir tren vağonlarına yüklenmişçesine geçiyordu tekerlek sesleri ile kulak diplerimden beynime uzanmış sesleriyle…\n\nSevmem veya sevilmem benden hesap soruyordu sevgiye dahil…\nVerilmeyen hesaplardı bunlar tek taraflı…\nGidilemiyordu…\nKalınamıyordu…\n\nHer ikisi de sevmenin şartlarıydı sanki…\nSesler ve gözler kaçıyordu birbirlerinden…\nÇünkü sevgiye dahil olmuşlardı…\nBir adım ilerisi ve bir adım gerisi hep çıkmazdı öne çıkan…\nVarlık ve yokluk, kol kola raks ediyordu zıtlıklarıyla ama ikisi de sevgi şartlarıydı…\nUtanmıyorlardı bir birlerinden… Utanmak da istemiyorlardı…\nÇıkmazdı bunu adı…\nGöç etmeydi bunun adı…\nKısaca göçtü bu ivme ve devinim…\nKahrolası bir kıskaçtı… Bağlanmış, prangalanmış, topuk diplerine çiviler çakılarak kelepçelenmiş bir sevme şartlanmasıydı bu göç hali… \n\nGöç kızı hâli… \n\nRuhsal bir yakarıştı kendiliğinden oluşan ve devinime dönen…\nKaçış üstü bir arayıştı belki de…\nBütün olmazların yan yana geldiği bir kaçış, hem de kendi kendine\nbir dinlenişti belki de…\n\nKendi sesini, yüreğini, yaşamda var oluş şartlarını kabullenişti belki de…\nBeklide bir kurtuluş veya tekrar batağa gömüştü, karabasanları sırtına alarak…\nBiliyordu göç rüzgârları estiğinde ağlama duvarından da atlayacağını…\nSevginin bütün şartlarını almıştı omuz ardına yük taşır gibi…\n\nBiliyordu ağırlıklarını… Kaldırılamaz olacağını… \nÇünkü sevgiydi adı ve ağırlığı içinde saklıydı…\n\nUsulcacık, seni sevdim ve ben en çok bilenim ağırlığını dedi kendi kendine…\n\nBizi ağlatamazsın sevgi, ağlamayacağız dedi sessizce…\n\nBir köşe kapmaca başlıyordu sanki hayatla, göçüp gitmekle abadan, ıslak ev yollarından, ışıkları karartılmış sokak lambalarından, kokusunu için için içine çektiği oda duvarlarından…\n\nBaşlayan çekileceği bilinen hasret miydi, yoksa kayboluş korkuları mıydı? \n\nSanki kaçışla başlayan acı davulları mı çalınmaya başlıyordu düşünce girdaplarında…\nSeni seviyorum hayat dedi seninle sevgiyi seviyorum, bu çıkmaz belki de bir kurtuluş dedi, belki de bir hasret bulamacı…\n\nHayatın umulmazlarıydı belki de yaşanacaklar göç kızı için…\n\nSevmeyle sevilme ikizdiler…\nSevgiyle hüzünse bitişiktiler…\nHüzünle ağlamaksa bir kaderdi, sadece şaşkın baktığımız…\n\n\nDünlerin acı çukurlarından çıkmağa çalışarak,\nbir beni,\nbir ben olmaktan çıkarmış…\nKoskoca bir yaşam benli olmaktan çıkmış…\n\nArtık acıyı sevmiyorum, hiç de sevmemiştim ama yapışmıştı bedenimin bütün   deri diplerime...\n\nSevginin sonsuz bekleyişi bu yoksunluk…\n\nHayatımız dediğimiz yaşamımız sadece düşünce zincirleriyle kayıp zamanların peşinde koştuğumuz bir kimsesizliğe sürüklendiğimiz zaman kesitleri…\n\nHaykırarak hayırsız ve sahipsiz zamanların diken diken düşünceleri beynimizde taşıdığımız varlıkla yokluk arasında çabaladığımız yürek vurgunları…\n\nHer şeyin bedelini vererek unutamadığımız zavallı benliğimiz…\n\nVefasız ve açlıkla tokluk hisleri ile boğuştuğumuz bir çamur deryası…\n\nHangi sebeplerdir ki kendimizi kaybettiğimiz bir ben olamadığımız bir benliğimizi bulamadığımız kayıplık… \n\nVe ya \nbulduğumuz her an karşısında kaybolduğumuz bir şaşkınlık bir kimsesizlik ti buluşlarımız…\n\nKaybettiğimiz kaç yıl kaç gündür bizi darmadağın eden anılar çuvaldızı…\nİzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Kızı 3",
        "poet": "Mustafa Yılmaz 4",
        "poem": "\n\nEllerimi ceplerime daldırıyorum…\nCeplerime avuç avuç sıkıntıları, hüzünleri dolduruyorum…\nKazıldıkça gün ışığına çıkan dertlerimi avuçluyorum…\nCeplerim dolu dolu oluyor…\n\nSağa sola yaslanıyorum…\nKimsesiz kaldığımı sandığım bu kesme taşlarının gözlerime battığı bu yollarda,\nköşe başı sakinlerinden biriyim sanki…\n\nHani avuçlarını açarlar, bir şeyler isterler, insanın gözüne gözüne bakarak göz diplerine resimleri yapışır acılı bakışlarının…\n\nAğlamak isterler…\nSerilmek isterler yeryüzü çimenlerinin üstüne…\nVeremezler,\ngidemezler,\nbir şeyler vermek ister gidemezler, alamazlar…\nkarmakarışık hislerle bir avuç gözyaşı doldururlar avuçlarına, gözlerini yüzlerini sıyırarak…\n\nNeler vermişti, kimlere nelerini vermemişti birilerine…\nSadece sevgiydi tek istediği…\nAnlaşılması…\nSevilmesi…\nSevgiyi göz diplerinde görmesiydi istediği…\nKadını, kadın gibi kadını,\nadamı adam gibi adamı düşünüyordu…\n\nAğladığını,\ngüldüğünü,\nsesini boğarak, kal yanımda, gitme, benle ben ol, benli sen ol, senli ben olayım deyişleri ile, pişmanlıklarını bir torbaya doldurup sırtına vurmuştu…\n\nHayatını, yarınını, geleceğini teslim etmişti…\nOysa teslim ettiklerinin üstünden soğuk rüzgârlar esip yüzüne şamar tokatları gibi dönüp duruyordu…\n\nOysa hayatını tokatlıyordu sanki.\n\nVeya \nhayatı onu tokatlıyordu durmayasıya…\nKimdi bu tokatları atan? \nÖnemsediği, sen benim için önemlisin dediği,\nuykularını yoluna sürgün ettiği,\nkimsesizliklerini birleştirdiği, can, canımsın, canımlasın deyip, her gün ilk sesini duymak istediğini…\n\nYudumluyordu hayatının geri kalan birkaç yudumluk zamanını hiç yokuna yudumluyordu… \n\nOysa ne kadar açtı sevgiye…\nSevmeye,\nUğrunda ölünecek olana ölmeye…\n\nHayatını zorluyordu,\nDar zamanlarının son havasını dolduruyordu içine…\nHarman rüzgârlarıyla sanki…\n\nMezar taşlarından tozlar uçuşuyordu yüzüne…\n\nGözleri kararıyordu…\nÖlüm kokusunu duyuyordu…\nÖlümle sevgi arasında kalmak istiyordu…\nKadın gibi…\nAdam gibi…\nİnsan gibi…\n\nHak edilen sevgiyi avuçlarında tutar gibi…\n\nSevgi hayranlığı, sevgi seli açıyordu ardına dek yüreğini…\nSevmeyi, sevilmeye tercih ediyordu…\nGel dese adamı gidecek,\nKal dese kalacak, kalacak ömür boyu mezarlık bekçileri gibi sevgide…\n\nZorlanıyordu yıllarına…\nAvuçları ile hasreti tutmak, atmak istiyordu…\nGöçleri ardında bırakıp, barklanmak, sığınağına çekilip beklemek istiyordu adamın dediği adamı…\n\nYoluna sevgi olurum… \nYoluna ölürüm…\nYolundaki taşları tırnak uçlarımla söker atarım, yeter ki kimsesizliğimi unuttur bana…\nBen seninle hayatı zorluyorum…\nHayat beni zorlasa da, \ndamarlarımdaki kanları döküp alsalar da, bu can senin ey yar…\n Bu güneş sen ışıkları ile dolu…\n\nVe kararmış pencerelerimi benimle aç artık…\nGöçe zorlama beni…\nGöç dolu yüreğim…\nGöç tozu ayak tabanlarımda…\nSenin yokluğun göçe zorluyor beni…\n\nZor iş bu zor…\nZorlama gülümsemeler…\nMutluluğu biraz olsun içinde hissetmek…\nMutluymuş gibi kabullenmek kendini…\n\nHayatın boş zarflarından çıkan boş mektup kağıtları gibi…\n\nOysa,\ndüşünceleri doldursan içine kağıtlara sığmaz…\nGülümsemeleri zorlatır bu düşünceler tekrar…\nDöner durur bu döngü…\n\nBir an yakaladığın mutluluk bedene saplanan bir bıçağın çevrilerek çıkarılması gibi… \nBütün gazellerin son mısrasında bulursun kendini… Tekrarlatır bu anlar bir bir renksiz eski fotoğraf kareleri gibi…\n\nUnutulamayan sevda bir çekiç olur yüreğinin vuruşlarına eş vuruşlarıyla…\nCanın acıdıkça acır…\n\nHer vuruş darbesi titretir bedenini göç yolunda…\n\nKoşmak istersin. Koşarak gitmek istersin ama labirentler şaşkına dönüştürür dimağları…\n\nGelmiş geçmiş ne kadar kal gitme, gidersen halim nicedir diyen şarkıların her satırı sanki seni anlatır…\n\nHayat zor gülüşleri hediye etti bize derken bile sızlar yüzündeki kaslar…\n\nYüzünü aşağıya doğru çeker, çektikçe gerilirsin…\nÇaresizlik kollarını yana doğru açtırır. Kavuşturmak istersin avuçlarını…\nBir de taban diplerinin yırtılma acıları hissedersin içinde…\nVe \ntekrar tekrar gerilir yüzündeki kaslar… \nBir feryat sesini koyverirsin yavru kuzuların dolandığı yeşil bayırlara doğru…\nKuruyan yaprakları,\nyeşeren yaprakları,\ntaş diplerinden fırlayan taş delen çiçeklerini bile fark edemeden boş bakışlarını savurursun doğaya doğru…\nBir pişmanlık,\nbir aymazlık,\nbir vurdum duymazlık,\nbir umarsızlık yaşamak istersin… Ama nafile…\n\nBir kez, \nhayat seni çok sevmek isterdim demek istersin ama umarsızlık gelir oturur bir yumru gibi boğazına…\nNefesin daralır ve korkuların seni sonsuzluğun derinliklerine götürür… \n\nAniden içinden yeniden göç etmeliyim dersin, zorlama gülümsemelerle…\n\nAcı acı yüzünün kasları yeniden kömür tozları yüzüne yapışmış gibi simsiyah olarak olarak gülme zorlamalarını yapıştırırsın yüzüne…\n\nBu hayat gülmeleri aldı yüzümüzden, dersin…\nVe\nGöç zamanını yeniden sindirirsin içine…\nBenim kaderim göç ile zorlanır dersin…\n\nVe \nadını koyarsın kendi kendine kulağına üfleyemeden…\n\nGöç Kızı…\nBenim adım göç kızı…\nDersin…\n\nŞafaklar söker üstüne,\ntan alacapembeliğe uzanır,\nkaranlıkları delip geçen sesler yüreğine yapışır…\nzor sabahlara zor günlere uzanırsın…\nTaban diplerindeki yanmaları geceleri daha çok hissedersin…\nYüreğindeki acı tebessümleri hisseder,  ip ince bir sızıyla… \n\nBelki belki de bir gün güneşin ışıkları yüzümdeki gülücükleri zorlamadan gösterir…\n\nBen \nGöç Kızı…\n\nGecelerin derinliklerindeki ses…\n\nHiç affedilemedin benden diye kulaklarına doluyordu…\n\nİçinde duyduğu ise,\nHiç af dilemek gelmedi sana dilimden çıkan bir sözle…\n\nHiç içimden af dilemek göndermek gelmedi sana… \n\nBunca zamanlar geçti,\ndüşüne düşüne seni…\n\nBunca zamanlar geçti,\nacı acı güldüm senin için…\n\nBunca zamanlarda gözlerimden akan yaşları tutamadım içimde… \n\nYıllarımı yoluna döktüğüm,\nacılarımı,\nyıllarımla kaybettiklerimin hiç ardına bakmadım…\n\nSeni hatırladığım her an için yanarım dedikçe,\niçim hep kor doldu…\n\nYolları soracaklar bana, taşları, camları, kırıkları, sesleri, bakışları, seni beni soracaklar…\nGüleceğiz…\nDumanlı koyu bir çay bardağının gölgesine düşünce gözler anlayacaklar bizi…\nAnlayacağız bizi… Sevgimizi sevdiğimizi…\n\nGECEDİR \nBAZAN ALACAPEMBEYE ATAR KENDİNİ...\n\nGecelerin \n\nsesi,\n\ngecelerin sessisliği,\n\ngecedir adı,\n\nGECEDİR \nBAZAN ALACAPEMBEYE ATAR KENDİNİ...\n\nKaranlıktır...\n\nUzat ellerini...\n\nKorkuyorum...\n\nKorkuyorum... \n\nSensizlikten...\n\nSenden... \nBir de bensizlikten...\n\nKorkuyorum...\n\nHayat yaşanmış hikâyelerle doludur... \nBazıları efsane gibi görünse de, \nverdikleri acılarla hatırlanır... \n\nVe \nbu acılar hiç bitmez... \n\nYıllar ve yıllar geçtikçe, \nsadece ince bir sızıyla hatırlanır, \nbedenin derinliklerinde... \n\nBu belki de bir kaçıştır sevgiden, sevmekten, sevilmekten...\ngöçe zorlar insanı bu kaçışlar...\n\nİlden ile... Ve kaldırım taşlarına taban diplerini yırtarak...\n\nGeceden geceye...  Ve tanşafaklarına atar kimsesizliği...\nVe bu göç belki de hiç bitmeyecek yaşamda...\n\nYalnızlığını kimsesizliğine gömüyordu…\n\nHani dersen bana gene göçtesin. Neden göç kızısın diye… Desene…\nÇünkü seninle yaşanan yerler acı veriyor bana…\nHer ilde her sokağında dolandırıyorum acılarımı…\nHeybemdekilerle…\nBu sensiz benli acı zinciri bu göç yolculuğu… \nBu göç kızlığı… GÖÇ KIZI…\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Kızı 4",
        "poet": "Mustafa Yılmaz 4",
        "poem": "\n\nKendini yerden yere atan,\ntitreyen,\nhayata tutunmak için can çekişen, bir balık bu…\nOysa,\n\nbiraz sonra yenileceğini bilme hakkı bile olmayan, bir canlıydı…\n\nİşte böyle bir şey yaşamım, dedi usulca, kendi kendine… \n\nKendi titremelerim, korkularım, sevinçlerim, benim elimde değil dedi…\n\nBir şehirde konaklamak, barklanmak istesem de bırakmazlar dedi…\nYalnızlık tek sebebim. Belki de sahipsizlik, sahiplenilememek…\nHayatım her seferinde, ipi kopan bir tespih demetleri gibi…\n\nYalnızlık, bir kapı, dört duvar, birkaç çerçeveli dışa yalnızlıklarımla baktığım camlar…\n\nBelki biraz pişmanlık, belki ürkeklik peşinden koşturan…\nBelki de, korkusuzluk korkusu bu yenemediğim…\nBir karamsarlık bu kökeni yıllara dayanan…\n\nKendi kendime sordum, hangi şehir benim sığınacağım kent olacak? \nVe o kentin hangi mahallesindeki sokağın köşe başındaki ev benim sığınacağım evim olacak? \n\nGöç kamburu bu sırtımda ki…\nNerem güzel ki yaşadığım anlarda güzel kalabildi? \nOnlarca şehir göçüme isim oldu…\nOnlarca evim dediğim sığınaklardaki duvar çivileri gözlerimi oymadı. \nHangi çiviyi kendi sığınağıma takıp da barklanmamı mıhlayabildim? \nYüzlerce elbise eskittim, yüzlercesine sığmadım.\nYüzlercesi bol geldi. Acı ve göç yükleriyle eriyen, şişen bedenime…\n\nKaç pabuç taban derilerimi de eskiterek yarıldı, gitti…\n\nSanki ben hayatın acı kolbaşısıydım.\n\nHiçbir şarkı beni tam anlatamıyordu. \nHer şarkının son cümlelerine veya dönen cümlelerine bakıyordum.\nSanki bütün göç kasvetleri bana aitti ve hiç birinden tam ben, ben olan ben yoktu…\n\nGaliba ben hayatı sol tarafından tutmuştum…\n\nDuyduklarım söylenenler bir yerlerdeki yaşam kesitlerimi anlatıyordu…\nVe\nyalnızlığım kimsesizliğimdi…\n\nArdından ağladığım ve hayata tutunamadığım eşimdi…\n\nDeli denilen bir sevgiydi bizi bulan ve vuran… \nBir yerlerde duramayan aşklardan, biteviye koşan sevgilerden bahsedilir…\nBenimki bunların yanında çılgınlıktı. \nVe ben sevmeyi, bir adamı dünya gözüyle sevmeyi öğrenmiştim onun gözlerine bakarken.\nKARANAZ derdi KARANAZLIM…\nGarip bir isim, kara ve naz sıfat birleşimi…\nNeresiydi bu iki kelimeyi bağlayan… \nSevgiydi belki de sevmekti…\nŞüphesiz…\n\nKARANAZ…\nVe\nGÖÇ KIZI…\n\nTam tezat dört kelimenin birleşerek anlattığı kişilik ben…\nKaranaz, hayatın belki de camgüzeli gibi camdaki güzel çiçekti, yapışan bu kelime ve bana isim olan bu kelime…\n\nHayatın bütün acı tekerleklerinin üstünde dönebileceğini kim bilebilirdi ki Karanaz bilsin di…\n\nSevmişti…\nBedelsiz…\nSevmişti…\nRiyasız…\nSevmişti…\nSonsuza dahil…\nSevmişti…\nKalabalıklaşmaya dahil…\nVe\nsevmişti…\nbarklanmaya karışmak için…\nHayat dört tekerlek üstünde dönüyordu oysa…\nVe\nher geçen gün, her seferinde yeni göçü işaretliyordu ona…\nSevdiği, dünyada çocuklanmak ve yavrum, evladım, canım, yesinler onu yanaklarından, demek istiyordu çocuklarına…\n\nSeverek başlayan, severek giden bir evliliği vardı…\n\nGözleri kamaşırdı camdan gelişini göreceği eşini beklerken…\n\nOysa hayat ıslak odunla koşturuyordu peşinden onu vurmak için…\n\nArlıydı…\nDikti…\nDuruşu sanki bir heykel soğukluğuyla cesaret serpiştiriyordu kendine…\nAr ve diklik…\nEğmiyordu başını…\nEğilmiyordu riyaya ve yalancı gülüşlere…\nSevmek ve sevilmek tek kaderle sadakate sürüklüyordu onu…\nOğlum demek istiyordu…\nKızım demek istiyordu…\nHayata sağ eliyle tutunabilmek için uğraş veriyordu…\n\nBarklanıyordu…\nSevdiği adam yanındaydı…\nİnanmış, güvenmiş ele ele tutunmuşlardı hayata…\nVar güçleri ile tek beden olmuşlardı ve sevginin kutsal bağlarıyla bağlanmışlardı…\n\nŞehirlerindeki güneş üstlerine doğuyor ve sevgiyle birlik içleri ısınıyordu…\nVe\nİllet hastalık…\nCan canım dediği adamı aldı götürdü… \nHem de bedenin bütün uzuvları eriyerek…\n\nEvdeki ilk göçtü bu…\nGöçen duvarlar, çatılar gibi göçülmüştü mutluluktan…\n\nSevginin üstüne topraklar yığılıyordu…\nSessiz beden çaresiz bedene dönüşmüştü…\nYığın topraklar toprak altında kalan sevdiği adam, sessiz ve kimsesiz olarak yığın yığın toprak altında çürüyen bedeni ile geleceğe çileli yılların kapısını açıyordu, Karanazlım dediği nazlı güvercinine…\n\nKaranaz, nazlı güvercin…\nKırılmış kanatlarının, üstelik bir de tüyleri yolunmuş çıplak derileri ile teslim olmuştu hayata…\n\nBir hayat geliyordu kalan kısmıyla önüne…\nÇakıl taşlı kırılmış camları ile yürüyebileceği yolları asfalt karası zifte buluyordu… \n\nGeleceğe doğru sanki bastıkça taban dipleri yanıyor ve zift kokuyordu…\nYıkılan eş göç yolunun patikasını açmıştı…\nArtık şarkılarda hiç yoktu…\nVe kendi şarkısının sonraları ağıt olacak sözleri yazılıyordu…\nBen güzellikleri kaybettiğimde bu şarkılar yoktu…\n\nBen güzellikleri kaybettiğimde kimse, \n“bana bir şey olursa üzülür müsün” dememişti…\nBende kimseye dememiştim… \nDiyordu…\n\nToprağını siyah güllerle örttüğü adamının üstünde siyah güller tomurcuk açmıştı…\nHayat siyah gül tomurcuklarıyla el sallıyordu sanki…\n\nSevda bitmemiş, acıya beyin kuytularında kıvrımlar açtırmıştı…\n\nZorlanıyordu hayatın yokuşlarında. Ve sersemleyen bir başla, çıkışlarının kapanmaması için ruhuna baskı yaparak mücadele gücünün limitini aşıyordu…\n\nSevmeler siyah güllere dönüşmüş, mor sümbüller salkım salkım bel büküyor, monolyalar dalında çiçeklerini kahve rengine dönüştürüyor ve yıllar pembe alacadan, alaca siyaha dönüşüyordu, tutunmaya çalıştığı şehirde…\n\nGöç edenleri düşündü, yurtlarını terk etme durumunda kalanları, yemek kazanını kulplarından tutarak omuzlarına alıp, sobalarını sırtlarında taşıyarak yurtlarını, şehirlerini terk edenleri, göç kavimlerini, göç ırklarını, dağılan sülaleleri düşündü… \n\nOmuzlarda, sırtlarda göç annelerinin, babalarının taşıdığı çocukları düşündü… \n\nAğlamaları bile unutmuş çocukları düşündü…\nSonraları yetim kalacak çocukları düşündü…\n\nBüyük göçlerdi bunlar… \nTufan göçleriydi… \nNesilleri hâlâ şerefliyce devam eden parçalanmış ailelerin torunları rahmet dualarıyla onları anar olmuşlardı şimdi… \nO en mükemmel insanlardan olanları, saygın insanlar yetiştiren soylarını… \nVe hayatları sona erenleri…\n\nKaybolan çocukları, yollarda kalan büyük anneleri, dedeleri oğulları ve eşleri,\nparçalanmış aileleri, göçmenleri düşündü… Göç yollarında eriyen bedenleri düşündü… \nKosova’yı, Balkanlar’ı, Kafkaslar’ı ve daha nice göç yurtlarını düşündü…\n\nBenim ki ne ki diyerek teselli etti kendini…  \n\nEkmek peşinde koşarken kaç yağmur kaç kar fırtınalar omuzlarında dağılmıştı…\nHer gün yeni bir yaşamı zorluyordu…\nHer an bir an zamanlarının yokluğu ile yokluğa uzanıyordu…\nYığıldıkça yığılıyordu şartlar üstüne…\nKışlar yaz günlerine uzanıyordu…\nOğlum kızım dediği canları ile kopuşuyorlardı hayattan. Zorluklardan ve de imkansızlıklardan geleceğe…\n\nArtık Göç Kızı, Karanaz’a bu şehir ağır geliyordu…\nVe taşıyabileceği kadar taşlar gibi sıkıntılarla yeni bir umut, yeni bir şehir oluyordu…\nSevgi için aşk için, yaşanmışlıkları unutmak adına terk edilen şehirlerdi bunlar, yangın yerleri gibi…\n\nHer yeni şehirde sabahın ilk ışıklarıyla aldıkları nefesler içlerinde soğuyordu… \nDonuyordu bakışlar yabancı öten kuşların ardında… Yabancı seslerle…\n\n\nBir başka oluyordu başka bir şehirde sabahlar…\nVe \nBaşka bir şehrin sabahında alınan nefesler bir başka türlü ses çıkarıyordu of derken…\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Kızı 9",
        "poet": "Mustafa Yılmaz 4",
        "poem": "\n\nHoş kal yüreğimin siyah yaması…\nHoş kal yüreğimin siyah noktası…     \n\nSeni tanıdıktan sonra, tüm aklımdaki her şeyi, her kesleri sen varlığından öteye savurdum. \nTüm geçmişimi tek yalnızlığıma gömerken, sen kalabalıklığın her şeyiyle doldurdu ruhumu, yalnızlıkların boşluğunda yaşarken, sen kalabalıklığı, ruh doluluğuma ulaşınca, hayatımın var oluşuna seni sebep koşarken, geçmiş ömrümün tüm çalılıklarını yakarken, senli bir bahara koşmak istemiştim… \n\nBu bir utku değildi, bu bir zafer değildi, bu bir kazanmışlık değildi, var oluşumun sebebi de değildi ama var olmaya devamımı sağlıyordu, aşk üstü, sevgi üstü bir bağdı sen varlığın, hiçbir yeri çizilmemiş bir kiristal küreydi avucumda hırpalamadan tutmak istediğim sen varlığı… \n\nVe düşündüm, çabuk solladın beni sevgili, değersiz yaşamdan, çok çabuk buruşturulmuş atılmış oldu sana yazdığım aşk üstü cümleler… \nVe tükendi değer verdiğim ömrümden çok zamanlar, bir günahkâr gibi bağladım kendimi bir kanyonun karanlık bir kuytusuna… \n\nDüşlüyorum seni, oralarda, düşlüyorum seni hayatımdan silme çarelerimden, sırdaşım, yoldaşım, aslında belki de yürekdaşımdın, sen oysa şimdilerde, tüm köklerini kurutmaya çalışıyorum yüreğimin kuytularından, yakında körüne bir yolculukla kaybedebileceğim seni, senin nefesinin gömülebileceği bir yerlerde olup, seninle tekrar baş etmeye çalışacağım belki de kuytulara saklayacağım sen varlığını ki artık umarım el sallayamayacak bana…\n\nVe biz, akış yönünü bilmediğimiz, özgür, bir nehrin üstündeki, dermansız yolcularıydık hayatın…\nHoş kal yüreğimin siyah yaması…\nHoş kal yüreğimin siyah noktası…     \n\nSevdamın karasıydın, yüreğime yapışan,\nsevdanın umutsuzuydun, aklıma çakılan,\nsevdanın yoksula çevrilişi\nve \nsevdanın gökyüzünün yıldızına taşınmış yolcusuydun sen sevgili,\nçabuk solladın beni, değer verdiklerine bakıyorum da, \ngaripsercesine gülümsüyorum, değer miydi değmeyenlere verdiğin değerler...\n\nHerkesin kalbi ağrı yapmaz ki, mutsuzum derken, aşkta mutluluk var mıdır diye aslında hep merak ederim hepsi kör karanlık sevdalarda mıydı aşk bende de var diyenlerin? \n\nŞimdi soruyorum kendi kendime, serçelerin kanat çırpışlarından çıkan ses nasıldır diye, ya benim yüreğimden çıkan sesleri sana nasıl tarif edeyim sevgili, yıllarım göç yollarında geçerken, hangi dala hangi kuş kondu, görmediğimi mi sanıyorsun, hangi dalda hangi kuş ağıta durdu duymadığımı mı sanıyorsun sevgili, sahi sen hiç benim sesimi duydun mu, yüreğimin gürültüsünden hiç rahatsız oldun mu, yıllarımı kaldırım taşlarında bırakırken bana sen ne haldesin dedin mi, ar ve namusu yüreğimle perçinlerken sen uzaklardan bakarken halime hiç acınası gülüşünü attın mı, kurda kuşa başı başına bıraktığın bir bana hiç gülümsemeni aklına getirdin mi, yılların ardında bıraktığın sahipsiz bedenimin parçalara bölünmemesi için uğraşlarımı ki hiç duyumsadın mı, şimdilerde merak sardığın varlığımın yıllar önce umrunda mıydı, kışın ayazının omuzlarımda buz kestiğini hiç aklına getire bildin mi ki? \n\nŞimdilerde sevda ağıtlarına dönüşmüş seslerinle mutlu olabileceğimi mi sandın, ya sevgili yüreğimin kara yaması dedim sana hiç aklamak için uğraş verdin mi ki bu yakarışlarımı hiç duydun mu ki o uzakların acısını bana yamarken sahipsiz yüreğimdeki atışları hiç duyabilir misin ki, boş ver be yar, hayatın tüm girdaplarında dolaşırken bir ben yalnız vardı, bundan sonra kalabalıkların olsa ne değişecek hayatımdan? \n\nSahi sen kimsesizler mezarlıklarına hiç gittin mi, oradaki mezar taşlarının çoğunda yalnızlıkları ile vefat etmiş insanların şiirleri yazar, sahi sen benim için mermer üstüne yazılacak hiç şiir yazabildin mi hadi ya boşver o yazıların çoğundaki hayatları biz bilmiyoruz ama sen benim hayatımı en iyi bilensin ki senden artık hiçbir isteğim kalmadı düşündüm de sensiz de yaşamışım bu günlere bundan sonrası mı, arlı bir yaşam bekler durur beni velhasıl sana hoş kal yüreğimin kara yaması dedim ki çok fazla bir şey de dememiş olurum bu kadar geçmişi silecek… \n\nBir yol uzar... Güneş doğuşuyla batışı arasında uzar gider... Yollar bitmeyesiye düşler götürür... Güneş doğduğu yerden kucaklar düşleri...\nSes basar sabah serinliğinde... Yorgun yüzün gözleri aralıktır... Bir bakış bu güneşe... Gözler kasılır... Yürek gümbürder... Ve davulları çalar uzaktan... Durmayasıya özlemin... Ve yollar bitmeyesiye uzar durur kesik çizgilerle...\n\nHoş kal gülüşü hoş sevdiceğim...\nHoş kal yüreğimdeki kör noktalım... \nHoş kal yüreğimdeki kara yamanın altındaki yaramın sahibi, bitmeyesiye bir yola düşeceğimiz belliydi, bundan sonrası artık zamanın kör tarafına işler, o da benim yüreğimin sırtı demekti, \n hoş kal yarası güzelim, hoşça kal sevdası yarım hayatım...\n Bu kitap benden ziyade seni eksik yazdı ki hayat yolu uzayacaksa hâlâ sen yazılacaksın ağlayışı güzel yârim...\n\nUzak bir kentin rüzgârında şimdi sesim…\nHoş kal yüreğimin siyah noktası…\nHoşça kal sevgine demet demet çiçek diktiğim…\nÇocuklarımın yüreğindeki heyecanıyla hoşça kal yüreğimin siyah yaması…\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": " göç Mevsimi",
        "poet": "Gazi Sarı",
        "poem": "\n\nÇiçekleri soluyor içimin\nYaprakları dökülüyor baharın\nGülüşün güneşi söndürürdü \nİçimi titretir her tebessümün öldürürdü\n\nGöç mevsimindeyim aşkının\nVeda vakti geldi \nHüzün yok bu defa ağlamak yok\nDudaklarımdan dökülen kuru bir\n“elveda… “\n\nVEDA VAKTİ GELDİ ÇATTI GÖÇ MEVSİMİNDEYİM ÇOKTAN GERİDE BIRAKTIM  AŞKI…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Mevsimi",
        "poet": "Ömer Şamil Velioğlu",
        "poem": "\n\nKara bir sevdadır göç mevsimi \nAyak yalın, gözler kısık, toprak suskun\nSevdası bütün evrene yayılır\nKanatları yorgun göçmen kuşların\nGöç eder her canlı her fikir değişir\nDeğişmeyen tek bir şey vardır\nGöç mevsiminin çocukları\nÜmit ve hüzün\nUmit vazgeçilmez kara bir sevdadır \nUğrunda yollara düşülür, canlar verilir\nHüzün, Anadolu’mun ekmeği aşı\nYetimsiz tek duygudur büyüttüğüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Mevsimi",
        "poet": "İlker Çalışkan",
        "poem": "\n\nGözlerinde yağarken solgun yağmurlar,\nSusuşun dokunurdu kalbime.\nVe birşeyler kanatlanırdı içimde.\nGöç mevsimi gelmişçesine!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç mevsimidir",
        "poet": "Aliş Gülden",
        "poem": "\n\nGöç mevsimidir artık\nuzun ve tozlu yollardan gelir kağnılar\ntekerlek gıcırtıları anlatır\ngeldikleri yerin acılarını\n\ngöç mevsimidir artık\naçılan kapılardan girince içeri \ndönüşü yoktur geri\n\ngöç mevsimidir artık\nkatar katar gelirken traktörler kamyonlar\nbir utancın ifadesidir\ntozlu yollarda ayak izleri kan izleri\n\ngöç mevsimidir artık\nkafesteki kuşlar özğürlüge uçarken\nırkından mezhebinden dolayı kafese konulmak istenirse \nözgürlüğe sevdalı insanlar\ninsanlığın yüz karasıdır ıraktaki suriyedeki kafesler\n\ngöç mevsimidir artık\narap baharıdır şam’ın şekeridir farketmez\nkurşun acımasızdır hedef gözetmez\npetrol yok batı bir tek söz etmez\n\ngöç mevsimidir artık\nrüzgar hızlı hızlı eser\nyıkar zülüm duvarlarını\ntarihe not düşer hatay’da\nözgürlük çadırlarını\n\ngöç mevsimidir artık\nayırırsa dikenli teller\nyavruyu anadan\noğulu babadan\nbir mevsimin yüz karasıdır\n\ngöç mevsimidir artık\nkendi yurdunda tutsaksa insanlar\nkendi dilinde okunmuyorsa ezanlar\nkar etmiyorsa çelik yüreklere zindanlar\ninsanlığın kayıbıdır\nbir mevsimin ayıbıdır artık\n\ngöç mevsimidir artık \nbaharın müjdecisidir leylekler\ndoğudan geliyorsa akın akın \nulu çınarın dallarına yuva yapıyorsa\nbir imparatorluğun uyanışında \nbatı trakya kırımda kerkükte \ngazzede mısırda şamda\nbilki özgürlükler yakın ya sabahta ya akşamda\n\ngöç mevsimi göç destanıdır artık\nyıllardır uyutulan bir devin\nşanlı Türk milletinin uyanışıdır tarih yazışıdır\ntarihten önce vardı\ntarihten sonrada varoluşudur\ndünya ancak Türk’ün adaletiyle huzur bulur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GöÇ MeVsİmİ",
        "poet": "Gazi Sarı",
        "poem": "\n\nYağmur mevsiminde gözlerim, avuçlarım sırılsıklam\nSerzenişlerini unutmuşum söylediğin şarkıların\nVazgeçişlerin, sonu yok yeniden başlangıçların...\nHaydi git haydi…\nGöç mevsimi kırlangıçların.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Kondu Düşlerime Vakitsizce",
        "poet": "Ümüt Güngör",
        "poem": "\n\nGöç kondu düşlerime vakitsizce,\nSavrulup gideceğim nakitsizce,\nDaha aşkın yolunda akitsizce,\nSonu belirsiz bir göç  görünüyor.\n\nSürüyüp götüren var beni senden,\nUzak oldu bak şu bedenim tenden,\nBir emanetim sana şimdi benden,\nKurutma güllerimi ha iyi bak.\n\nAstarsız kumaşlar bana biçildi,\nÜzerimden saban ile geçildi,\nAdam olmayanlar adam seçildi,\nYiğide ihtiyaç kalmadı gibi.\n\nSırtlandım ardıma kahır yükünü,\nUnutan ne çokmuş asil kökünü,\nGeçmişler romanın baron dükünü,\nGöçüm var sevdiğim yalan dünyadan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Kızı 5",
        "poet": "Mustafa Yılmaz 4",
        "poem": "\n\nHep içinde hasretleri barındırıyordu…\nHasret sevgiyi darmadağın etmişti…\nHangisi öndeydi, hangisiydi geride kalan? \nİçinde taşıdığı bir kordu alevin közüydü sanki, iç çeperleri yanıyordu hasreti, sevgiyi içinde tutan yüreğin…\n\nBir başka türlü doğuyordu, bir başka şehirde güneş…\nBeyin yön kavramını veya görüş, hissediş kavramını değiştiriyordu…\n\nGüneşin veya yorganın ısıtamadığı bedeni hasret ısıtıyordu…\nVe içinden hep, ben hasreti kucakladıkça içimde yüreğim patlıyor diyordu…\nPatlayan bir yürekle sanki içinde bir el bombasının pimi çekilmişti…\n\nDardı sabahlar…\nDardı yollar…\nDardı odalar…\nTavanlar üstüne göçüyordu… Kapılar çerçeveler, camlar devriliyordu  geceleri üstüne…\nZorluyordu bütün bedenini yeni şehirlere ve kentlere ulaştıkça…\nHiçbir kent saklayamıyordu onu… O küçücük bedenler hiçbir kente sığmıyordu.\nVe hiçbir kol bu üç canı saklayamıyordu…\nSabahların ilk güneş ışıkları yüzlerini soğuttuğunda üç can iç içe girerek birbirlerine sığınıyorlardı…\n\nAşk ve odun…\nİkisi de vücuda ısı veren… Ya yoksa? \nBuz keser etten bedenleri, tırnak uçları acıyla dökülür…\nVe üç can,\nüç yürek, güneşe tutunurlar, birbirlerine tutunurlar ısınmak için…\nKaranaz, tırnak uçları ile ekmek topluyordu, taban diplerini delerek…\n\nÜç can, üç yürek, bir omuz, didinen bir beden ve bir heykel kadın görüntüsündeki beden… \nİç dünyasında fırtınalar kopan, içdış görüntüsü ile de Yaradan’a sığınan bir yürek, ufacık bir yürek, küçücük bir beden, hayatını toprak altında bırakan bir can…\nSeviyorum seni Karanaz sözüne muhtaç bir ruh…\nAsi ve atak…\nTedirgin…\nTelaşlı…\nUysal…\nVe şaşkın bakışlarıyla zorlanıyordu tutunmalarda…\nSeni seviyorum hayat, bu çile az değil bana, bu çile pek fazla değil bana diyerek şaşırtıyordu çile yığınlarını…\n\nSevgi yoksunu bu can…\nSevgi yoksunu kalmış bir beden…\nSeni seviyorum hayat, ne kadar kapı kolunu alsan da bizden, biz çimenleri yorgan yapacak kadar seni seviyoruz hayat diyordu…\n\nVe göç… Ve göçler…\nŞehirler ve yollar hep birbirlerinin ucunu tutarlar…\nYol ve şehir…\nHer yol bir şehre çıkıyordu otabanlarla…\nHer otaban bir şehre ulaşıyordu…\nYollar bozgun gibiydi… Yollar bozar gibiydi… Her şehre ulaştığında ruhları… \nBozuk ruhlar, bedenlere sığınmıştı… Bedenler ruhları, ruhlar bedenleri zorluyordu… \nVe\nhayat göç yollarında, Göç Kızı Karanaz için zorlu geçiyordu…\nve üç can, mangal kömürü ile, talaşla, tahta artıkları ile yaşama, yaşamak için meydan okuyordu…\n\nİzmir… Ve yeni gün sabahı…\n\nGüneş her yerdeki gibi doğuyor ve dağların yamaçlarını sıyırarak körfezin sularında yakamozlar, kırışıklıklar yaratarak sisli yamaçların ardında bulut yığınları içinde dolanıp duruyordu…  \n\nBir başkaydı güneşin alacapembe ışıklarını körfezin sularına, dağların eteklerine koyverdiği anlardaki bütünlük yuvarlaklığı ile alacapembe görüntüsünün ardında kaybolmamak için son gücünü kullanmadan,\nyeniden doğmak için enercisini sabaha saklıyordu alacapembeliğini…\n\nZamanlar martıların kanadına takılarak mor dalgalarla vapur arkalarındaki körfez sularında gölgeler bırakıyordu…\n\nHasret sanki martı kanatlarıyla körfeze bir ikrammış gibi dağılıyordu… \nSon serenattı bu sanki, son beste son nefes sesi dökülüyordu acıtan martı inlemeleri ile…\n\nSen diyordu… Koca şehir, koskoca şehir… Sen… \nBu üç can sendeyiz, sakla ve koru bizi… Ve biz senin gurubunda kalmak istiyoruz bu hayatla…\nVe ağlamak istemiyordu Karanaz…\nAğlamak istemiyordu Göç Kızı…\nYemin ediyordu ağlamamaya…\nKörfezin sularına bakarak gurubun içinde kaybolarak…\n“Ağlamak artık benim çarem değil” diyordu…\n“Ben Göç Kızı kendimi ağlamaya kilitliyorum ve anahtarını körfezin akıntılı sularına atıyorum, eğilmem hiçbir şeye, gözyaşlarımı vererek eğilmem, sevgiden korkarım sadece” dedi… \n\nSevgiden korkarım…\nSevmekten…\nSevilmekten…\nSevgiyi sevmekten, sevgiye ağlamaktan korkarım” dedi Karanaz…\n“Korkarım yakaladığım sevginin üstüne yığınlarca toprak örtmekten, sevgiyi gömmekten korkarım” dedi usulca Karanaz…\n“Ben Göç Kızı, Karanaz, dur,” dedi usulca “eğilmeyeceksin sevgi dışında hiçbir şeyin ardına yüzünüstü…”\n\n“Bu hayat çakıl taşı toplamayı öğretti bize. Artık bu hayat yalnız kaldı bana, bize” dedi… \n“Değmeyenlere verilenlerle, değenlere verilemeyenler arasında bir bağ var mı” dedi Göç Kızı Karanaz…\n“Değmeyenlere neler verildi? \nDeğenlere neler verilemedi? \nBu bir köprü iki ucuna ip gerilen” dedi… \n\nKaranlıklara doğru kayan bir yıldıza takıyordu sanki bütün umutlarını…\nBir yıldızlık umutsuzluk bakışı sarıyordu bedenini ısıtarak…\nİçi acıyordu…\n\nAcılanmamaya kilitlenmiş vücudu veya beyni söküm söküm sökülüyordu gecelerin bastırdığı hüzünlere… \nKorkuları yaşamak, bu en acı veren duyguydu\nYıllaca sakındığı korkuları şimdi hayatının merdivenlerini oluşturuyordu\nSevgiden veya sevdiği adamı kaybetmekle ısınacak içindeki yangın korkularıydı bedenini titreten… \nAlışık değildi yalnızlık korkularına ama şimdi orta göbeğine düşmüştü bu girdabın…\nBir kırbaç darbeleriydi bedeninde bıraktığı izler.\nSevgi yoksunluğu…\nKayıp sevgi buluşması…\nVe \ndaralıyordu dünyaya bakışları göçe zorluyordu onlardan kurtulmak için onu…\n\nTutunulamayan bir hayatın akışını içine bırakmıştı kendini\n\nAşkı göç kavgasına, kavramına dönüşmüştü… Soruluyordu kendine… Soruyordu ruhuna, neden bu göç hali…\nBilinmeze gitmekti belki kurtarıyordu onu…\nBelki de bilinmezdeki umutlardı belki de beklediği…\n\nBu terkti yaşanan yerleri yaşanmışlıkları…\nKaçıştı bu yaşanmışlıklardan…\nDaha önce yaşanmışlıklar göçe zorluyordu unutma çabasıyla unutulamayacakları…\n\nBelki de koşturduğu yeni bir aşk, yeni bir sahiplenmeye teslimiyeti bulmaktı…\nHep buğulu bakışlarının ardına gizlediği belki de buydu…\nBelki de telaşları korkularıydı…\nYaşam hep korktuğuyla vuruyordu hep onu…\nBelki de kendi sevgisinden büyük bir sevgiyle seven biriyle karşılaşmamak istemesiydi gizli benliğinde sakladığı…\n\nDenir ya hep korktukların bir gün karşına çıkar. \nVe asıl korkularının kaybolduğundan korkarsın…\nBelki de bu hayat korkular için sevilir…\n\nBir adam düşlemek, bir kadının göç hayatında olamazların içinde kalan sadece bir rüya bile değildi… Olamazdı da… \nÇünkü O çocuklarına adamıştı hayatını…\nAdanmış hayatlardı çıkan kanların acıların mazgallarda kaybolduğu…\nHak etmeyen kimlere neler verilmişti…\nHak eden kimlere neler verilememişti…\nBelki de herkesin yaşadığı bir yaşamdı bu, içinde döndüğü çember ateş çemberi…\n\nAdını ateşlere yazmak isterdi oysa sevdiği adamın…\nEn kutsal değerlerinden biri de duruştu… Sevgiydi kurallarıyla…\nAşk kural dışı yaşanamaz diyordu…\nKuralları sade ve saf olmalı, sadece sevilmek için sevmeli… Diyordu…      \nEy sevgili sen kutsal sevginin sahibisin diyordu…\nBu düşünceler dolanbacında kendini unutmuş arlı ve cesurca gayretleriyle çocuklarının tahsilerini tamamlata bilmek için var gücüyle hayatın kırbaçlarına arlıca karşı koyuyordu…\n\nBiri ünüversiteyi bitiriyordu neredeyse… Diğeri hırsla sarılmıştı hayatın kulpuna… Üç can bir bedendiler amaçlarında arlıca… \nMeydan okuyorlardı acıların çıkmazlarına…\n\nYılmıyorlardı…  Tutunuyorlardı birbirlerine… Soğuklar işlemiyordu bedenlerine… Yokluk varlık umurlarında değildi…\nİnattı bu hayata var olmaya… İnsanca… Dosdoğru kalarak…\nGöç Kızı’ydı ama O bir anneydi… Çocuklarının anasıydı…\n\nHayat bazılarına acımasızca vuruyordu böylece…\n\nVe bir köşede bunları dinlerken bir adam ağlıyordu…\nBu ağlayan bir adamdı… Hayatı ağlamalarla doluydu… \nVe tekrar bir kadın için omuzları titreyerek ağlıyordu…\n\nHayat bazılarına da ağlamaları hediye ediyordu…\n\nBelki ikisinin de hakkı sevmekti ağlamaktan kurtularak…\nAma bu hakkı kendilerinde göremiyorlardı…\nKaderleri yalnızlıktı… Göçlerdi…\n\nÜç can ve üç bedendeki yürekle üç yürek, üç ruh… İle… \nGöçü devam ediyordu hayatın son gücüne kadar…\nVe barklanamıyordu ruhunda Göç Kızı… \n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Nereye",
        "poet": "Bekir Gedikoğlu",
        "poem": "\n\nKanat sesi\nUçmağa çalışan\nŞu alem-i sükuneti bozan\nDikkat et uyan! \nBu demektir ki\nYa sana yaklaşan bir Aslan\nYa da bir düşman\nEğer dikkat etmez isen \nGöç edeceksin\nBu dünyadan \nÖbürüne açılan bir kapıdan\n\nAnkara 20 Temmuz 2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Senfonisi",
        "poet": "Gülşen Şenderin",
        "poem": "\n\nGÖÇ SENFONİSİ\n\nŞafak söker yeniden başlar günsel yolculuk\nÖzlemiyle uzakta doğup büyüdüğün köy\nSuyu toprağı altın, her yan bereket bolluk\nBülbül tutkularında güle boyadığın köy\nDeprem vurmuş misali, ne gül kalmış ne güllük.\n\nBarış türkülerinin varken güzel tınısı\nBellek odalarında çınlar göç senfonisi\n\nKök sökülür topraktan acı işler derine\nSolar yaşam, solar dem hazan değer yarına\nO taş evler, hanaylar yıkık dökük virane\nDikenli göç yolları çözüm mü ki soruna? \nYeniden kök salmaya başlanır fellik fellik.\n\nBarış türkülerinin varken güzel tınısı\nBellek odalarında çınlar göç senfonisi.\n\nSavaş, kıtlık, kuraklık halkı parçalar böler\nDirlik düzen bozulur, ahlar sineler deler\nÖlümler, yenilgiler, neler çekilir neler\nBaşlar gurbet acısı döşenir mesafeler.\nAğzı bıçak açmazken; ölgün yüzler sop soluk.\n\nBarış türkülerinin varken güzel tınısı\nBellek odalarında çınlar göç senfonisi.\n\nMasmavi aydınlıklar, yaşanacaktı her gün\nEvlerde dört mevsim aş pişecekti üç öğün\nErkek kız evlatları; yetişip salarken ün\nÇığlık çığlığa yaşam coşacaktı gün be gün.\nÇalınmış hayatlarda; yarınlar bölük pörçük\n\nBarış türkülerinin varken güzel tınısı\nBellek odalarında çınlar göç senfonisi.\n\nAyrıştırma ateşi; halkı yakıp kavurur\nToprağından ederek, kültürlere ket vurur\nBakmaz gözün yaşına, kül misali savurur! \nDevasa kıyımları; kimler nasıl devirir? \nKüresellik çağında, gözyaşı oluk oluk.\n\nBarış türkülerinin varken güzel tınısı\nBellek odalarında çınlar göç senfonisi.\n\nZamanın gergefinde yürekler nasır tutar\nEn onmaz yangılarda sabırla umut yatar\nİnsanoğlu; yeni bir limana demir atar\nErguvan düşlerinde ömrüne bahar katar\nYaşamak başarmaktır, çareler belik belik.\n\nBarış türkülerinin varken güzel tınısı\nBellek odalarında çınlar göç senfonisi.\n\nÖz yurdunda insanın öyküsü güzel başlar\nKaderin cilvesinde, bazen eğilir başlar\nDeğişim rüzgârıyla yarımdır hep gülüşler\nGül yerine koklanan zakkum döktürür yaşlar\nHer yaşam sayfasında anılar bölük bölük.\n\nBarış türkülerinin varken güzel tınısı\nBellek odalarında çınlar göç senfonisi.\n\nSavaşlara göçlere insanlık çözüm arar\nUzuv kaybı, can kaybı bitsin verilen zarar \nSavaş tacirlerinin zulmü nereye kadar\nDünya barışı için alınsın önlem karar\nBülbül tutkularında her dem açsın gülücük.\n\nBarış türkülerinin varken güzel tınısı\nBellek odalarında çınlar göç senfonisi. \n\nGülşen Şenderin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Vakitleri I",
        "poet": "İbrahim Taner Okumuş",
        "poem": "\n\nGözler ufka dikilir de birgün\nİlk kıpırdanışlar başlar gönülde\nKimi göç der buna\nKimi de sürgün\nŞafaklar yarılıp kan boşalırken\nKutlu bir vakittir düşülür yola\nYok artık dünyada bir tane mesken\nYaşanır katar katar göç vakitleri\nGöçebe yaşamak vaktidir artık\nSürgün bitip te yurda dönene kadar\nYahut ta son göçte ıssız bir kabir\nKimsesiz mezara girene kadar..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Vakti",
        "poet": "Gökhan Aşcı",
        "poem": "\n\nÇok geçti göç vakti.\nGidilen yerlerden dönülmedi...\nKaçırdık son göçüde\nSon çare neden gitmekti...\n                                                                                                       Uzağa uçan kuş,kış mı oralar...\nAma,senin gibi kuşlar yazı getirmeden kaçar...\nYa biz kalanlar...Kim taş atar,durgun suya\nKim kalır, kalır bu göçde..\n\nAma git,biz taşırız yazı kışdan..\nÇalarız lazımsa...\nSen kaçırma göçü\nBiz haber salarız  sanada...\n\nKavgalar hep kışın,\nHep kışın aynı kalanlar..\nDenizler,nazımlar..\nsen kaç,onlar bize koşarlar...\n\nKaldık biz çok geçti göç vakti,\nAma gene bu kışdan ve\nHer kışdan sonra\nYaz geldi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Vakti",
        "poet": "Metin Karadeniz",
        "poem": "\n\n    karartma gökyüzümü bir göç vakti\n  elime değen kuşları vurmaktan vazgeç sevgili\n  sana gün doğumu ışıklarını gönderiyorum\n  yıldızlara küsmekten vazgeç sevgili.\n  \tistanbul /2000 )\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Vakti",
        "poet": "Elif Atıcı",
        "poem": "\n\nBir taht'a iki sultan yaraşmaz\nİki karpuz bir koltukta taşınmaz\nGöçmen kuşum, yaban gülüm\nGitmelisin\nGöç vakti\nBu dal seni taşısa da \nKalmak sana yakışmaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç",
        "poet": "Şule Betül",
        "poem": "\n\ngöç var yüreğimde bir türlü göçemediğim zamandır.\nateş düştüğü yeri yakar derler gel beni inandır\n\ney gönül artık yeter ettiğin;neşe ve zevk yalandır..\nateş bir kor oldu beni sarmakta,sızıp giden kandır\n\nne gittim ne gördüm ne de sevdim,içten değil dıştandır\nyürek katı umut ararsan kalpte bu bir su-i zandır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Vakitleri II",
        "poet": "İbrahim Taner Okumuş",
        "poem": "\n\nElbet gönülde başlar ilk göç sevdası\nYayılır tüm ruha vakit geldikçe\nGözlerde tütsülü bir buğu oluşur\nBaşlar daha dik\nYürek daha cesurdur\nÇoğu zaman sevdadır göçlere sebep\nKarşılıksız seven yüreklere\nKarşılıksız seven yüreklerden göçler yaşanır \nBazan da sürgündür göçler aslında\nSevdalardan ve dostlardan sürgün\nGurbette, amansız dertler arasında\nSevdayı anlatır aratır sürgün\nVakit gelip te çatınca birgün\nHiç bir güç duramaz göçün önünde\nÇünkü gönüldür aslında göçlere sebep\nYürekten sezilir göç vakitleri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç vakti",
        "poet": "Ali Rauf Tankal",
        "poem": "\n\nLeylekler geldi yuvalanmaya,\nBahar çiçekleri açmadan daha,\nbacalardaki duman kesilmeden,\ngöç geldi yuvalanmaya..\n\nGünler çabuk geçmiyor,\nkuzular zıplamıyor henüz otlakta.\nBulutlar hala parça parça,\nekinler tohumlanmadı,\ngöç geldi yuvalanmaya..\n\nDenizler aşıp, okyanuslarca,\nçöllerden geçip, uzun uzun sıcaklardan,\nkanatlar düşsede yogunluk ve susuzluktan,\ngöç geldi yuvalanmaya..\n\nSen hiç göç ettinmi, yuvanı taşımaya.\nyürek kopar, bir yerden bir yere konmaya.\nbuz gibi kar suyu inerken tepelerden,\nçimler kurtulurken kar altından.\ngöç geldi yuvalanmaya..\n\nART 10.04.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Temizliği",
        "poet": "Nebiye Toprak",
        "poem": "\n\nÇoktandır göç temizliğindeyim...Neler neler biriktirmişim üzerimde ağırlık….Atıyorum bir bir ve hafifliyorum…Ne kadar çok ortada bırakmışım kendimi.Temizliğin zamanı gelmiş te geçiyor bile..Millet yarışa girmiş..Birbirine tirip atmalar ve sonra yağlı ballı konuşmalar.Senin evin,benim arabam..Seyahatte gittim şunu yedim bunu aldım…Of  ya…Bu ne? .Birbirlerini dinleme zahmetine katlanmayanlar  akıl yürütür olmuşlar…İnsan bunun neresinde? Hala ergenlik döneminden çıkamamışlar..Ben niye buradayım? Heyhat,ne hoş….İnsan olmanın hasletlerini taşımaya çalıştım yıllardır.Kim zordaysa koştum.Gücümün yettiğince elinden tuttum.Samimi davrandım.Siz bu samimiyeti,insanca davranışı anlamadınız.Kafa bile yormadınız.Hatta görevim miş gibi davranışlar sergilediniz.Şimdi geçmiş karşıma değiştin deme cüretini gösteriyorsunuz.Evet sabrımın son sınırını aştınız.O bitmeyen hırslarınız,istekleriniz ve en önemlisi samimiyetsiz siniz.Kendi aynanıza bir baksanız.Buna bile cesaretiniz yok.Siz var ya siz.Bir kedinin,bir köpeğin sahibine gösterdiği sadakati bile anlayamazsınız.Onun için hayvanları seviyorum.Ağaçları,o tüm muhteşemliğiyle renk renk açan menekşeleri seviyorum.Sabahın ilk ışıklarıyla içimi ısıtan güneşin doğuşunu seviyorum.Hiç tanımadığım birinin o gözlerindeki sevecenlikle “merhaba”deyişini seviyorum.Elinde malasıyla bir duvar işçisinin alnında biriken terini silişini seviyorum.Okul önünde bütün saflığıyla oyun kurup adaletlice oynayan çocukları seviyorum.\n\tBitti artık.Ben yokum oyunlarınızda…Anlayın artık.Evet sizin deyimiyle değiştim.\nLütfen gölge etmeyin.Manayı anlayamadınız hala…Anlayamayacaksınızda…Bundan sonra ne desem boş.\tBana şimden sonra hava hoş vesselam…2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç vaktin geldi mi?",
        "poet": "Sezen Çoban",
        "poem": "\n\nİstanbul'un tüm ışıkları yanıyor bu gece\nOnca aydınlığın arasında sen yine görünmüyorsun\nYine kayıpsın ve yine yitik; eskisi gibi\nSen hiç varolmadın ki:\nHep kalabalığın gölgelerini takip ettin\nSen hiç kendin olmadın ki:\nRüzgâr kuzeyden esti dün,sen oradaydın\nBugün rüzgar güneyden esiyor\nVe sen orada olacaksın\nKuşların göç vakti geldi gidecekler,\nSıcak iklimlere\nSenin göç vaktin geldiğin de; \nYolun buradan geçerse eğer-\nBana bıraktığın kayıplarını al da öyle git..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç yazılarımdan  1",
        "poet": "Zekeriya Teke",
        "poem": "\n\nSeninle,\n\nYaprakların düşmesini görecektik,\n\nYağmurlu bir sonbahar akşamında\n\n.........\n\nSen\n\nDüşen yapraklara üzülecektin\n\nBen\n\nYapraksız kalan dallara\n\n.........\n\n\n\nGöç yazılarımdan Bolu/Eylül/2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Yolları",
        "poet": "Zafer Zengin Etnika",
        "poem": "\n\nTakılırız göc yolarına,\nEllerimiz ayaklarımız,\nCöl sıcagında.\nSormazlar gözlerimizi,\nHali nicedir...\n..\nTakılırız göc yolarına,\nHesabımızı soran olmaz,\nOlsa da anlamaz,\nVe gideriz biz göç yollarına...\n..\nGözlerimizi asarlar vahalara,\nBir damlaya hasret koyarlar,\nKapıları calınır yüreğimizin,\nSanırlar ki; \nSesimiz yoktur bizim...\n..\nTakılırız göc yollarına,\nKervanlar gelir, \nHayallerimizden...\n\nHer bir sırtta bin ömür,\nKilimlere bezenmis,\nHeybedir hayatlar...\n\nKücüğünden,\nBüyüğünden bin yürek...\n\nOy yollarına geldigim,\nHangi nakısta gizlisin ha! \nHangi renge yoldas oldun! \nSarı senmisin! \nKırmızı! \nMavimisin yoksa! \nİlmeğin yüreğim de,\nÇöz gayrı açılayım dünyana...\n..\nÇöl yollarında on göz,\nBiri bende,\nBiri aya esir,\nBir sevgili bekler,\nBiri yalansız dünya,\nBir ask'a merhem,\nBiri yürek yangını,\nBiri selamsız,\nBiri sevdasız,\nBir kelamsız,\nBir düşsüz,\nBiri hancı,\nBiri bagcı,\nİkisi gölgeye kalmıs,\nAnlamazmış...\n\nKervanlar\nGünün batımına neden gider? \n..\nBaska yol bilmezler...\n\nsaydık; ağır ağır iki olmadı yalnızlığımız...\n\n9 tem.2003   Usta Erol PARLAK'ın göç yolları adlı enstrümantel parçasından esinlenilmiştir. saygılarımla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Yollarında Tükenir Zaman",
        "poet": "Necdet Arslan",
        "poem": "\n\n...............................''Yarın,geri kalan ömrümün ilk günüdür.''\n......................................................................................Nietzsche\n\nHer boz bulanık yürek atışı\nGöç öncesinde bir susuştur\n\nTekleyen bir şey var\nYüzlerce yılın yorgunluğunda\nŞiire dökülüveren\nBelli.\n\nKaç mevsimdir eskir \nZeytin yeşili gözler? \nŞimdi düşler \nBirer birer uzakta.\n\nBir başka ülkeye konmak\nGüney kuşlarınca\nVe göç öncesi susuşları\nÖzgür kılmak.\n\nYedi iklimi yeniden yaşamak\nSürüler indirmek \nCeylanlar misali derin sulara\n\nAnsıtmak,\nVar olduğunu sonsuzluğun…\nAnlatılarla\nVarsıllaşmak! \n\nHer boz bulanık yürek atışı\nBozulmuş bir saat gibidir..\nAkrebin peşinden koşan yelkovan misali\nBaşı döner de\nTekler.\n\nBambaşka diyarlarda\nSonsuzluğa dikey vuran bir güneş\nGöç sonrasında\nÖzlemle yolcuları bekler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Zamanı...!",
        "poet": "Ramazan Kocapınar",
        "poem": "\n\nGiRiZGÂH\n\nYaşamı külfet eden bu dünyanın, toprağımı taşımı,\nYoksa hiç biri değilde yalnızca, şu hayatın akışımı,\nBir oouuff çekip derinden, bir an kaldırınca başımı,\nAnladımki artık yaklaştı, yaklaşıyor, GÖÇ ZAMANI! \n\nGöç Zamanı...!    (ŞiiR) \n\nBir gün belki şayet, benim olacaksan eğer,\nŞimdi anlaşalım, sadece tek tatlı dilin yeter,\niki çift güzel söz söyle, bir güler yüz göster,\nSöz nişan, dügün kurmadan, zivaftan evvel... \n\nBir gün biz çoluk çocuğa, kavuşursak eğer,\nErkeği kızı hiç farketmez, hayırlı olsun yeter,\nElden geldiğince sevgi, birde şevkat göster,\nYetişkin olmadan, yuvadan uçmadan evvel... \n\nBir gün ayrılık, sana veda vakti, gelirse eğer,\nUzaktanda olsa kalkıp, yalnız elini salla yeter,\nYada gel sen düş önüme, bana yolları göster,\nO körolası gurbet girdabına, varmadan evvel... \n\nBir gün ömürümüz yeterde, yaşlanırsak eğer,\nBaska birşey istemem, sıcaklığın bana yeter,\nElim ol tut, kulağım ol duy, gözüm ol göster,\nBaston denilen değnek ata, binmeden evvel...  \n\nBir gün tuzağa gelip, mahpus düşersem eğer,\nAdaletten şaşıpta, doğruluktan ayrılma yeter,\nKorkma gerçeği açıkla, dik duruşunu göster, \nDarağacında ip bogazıma, geçmeden evvel...\n\nBir gün ecele yenik düşüpte, ölürsem eğer,\nTabutu arala, alnıma bir buse kondur yeter,\nBaşımda dur, yanıma otur, gül yüzü göster,\nSon arzumdur bu, toprağa girmeden evvel...\n---------------------------\n\nDile döktüm birden, özetledim şu hayatı,\nHayırlı şerli geçip gitti günler, birde vefalı,\nKiminde mutlu sevinçliydim, bazen kahırlı,\nTek hedefim gayem vardı, oda adam olmaktı...\n\nBir soluk bir nefeslik, görünür ömür durağı,\ninsanca yaşayalım, yaklaşıyor göç zamanı...\n\n.....iNSANCA.....iNSANCA YAŞAYALIM...\nYAKLAŞTI, YAKLAŞIYOR GÖÇ Z A M A N I...! ! ! \n\nGurbetten Bir C A N! – Gizemlikartal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Zamanı",
        "poet": "Ersin Dilek",
        "poem": "\n\nHer gelişinde bırakıp gideceksen\nKaldırım serçesi  gibi.\nUzun göç yolları lazım bana\nBekleyenim vardır.\nVardır. \nBelki sende farkına varırsın /da\nFarkıma varırsın\nBekleyenler gibi\nGözleri yollarda\nHer göç mevsiminde\nGittiğinde.\nBeni gönderdiğinde\nBekleyenlere…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Yoluna Düşerken",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ngölgem gölgene değende\ntutuşur anızlı tarla\nhaziran çıkarken yıldan\n\ngöğe doluşmuş karabulutların hepsi\ndenizli suskun korkusunda puskun\n\nsuyuna gitmediğimden midir kırlangıçların çığlığı\nçıkmadan geri mi gelir yaz ortasında kış yağmuru\ndoluya sardı toprak kar gibi\n\nne zaman denizli gelse aklıma bulutlanıyor göğü\ncam da silmeye niyetim yok şimdi yağacakmış gibi \n\ngölgem gölgende yine\nyağmurda yağıyor\nhaziran giderken\n\ngüne soluyorum akciğerlerim iş bırakmadan\nsağlıcakla kalın diyemeden\n\ngöç yoluna düşerken\n\n2706102denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Zamanı",
        "poet": "Şevki Çiftçi",
        "poem": "\n\nHazan mı geldi yoksa, \nNeden uçuşuyor başımda turnalar. \nGöç zamanı geldi belki de. \nVücudumun temel taşı.. \nDüşmüş bedenimden yere. \nTitriyor ellerim.. \nÖmrüm bir yokuştan koşarak iniyor. \nGelmiş gibi son demim.. \nGözlerimin feri siliniyor.. \n\nHer göç zamanı, \nBüyür içimde hasret çınarı. \nDurduramaz hiçbir şey, \nÇağlar göz pınarı. \nHayal olur gider. \nYaşarken her canlı. \nNasıl varsa, her şeyin harmanı \nÖyle bir mevsimdir göç zamanı.. \n\nGösterir güneş solgun yüzünü. \nGölge kaplar bütün yamaçları,\nYavaş, yavaş kapanırken gözler. \nAralanır sırlı perdeler. \nBitiverir geçmez denen saatler. \nBir acı kor gibi, yakar insanı, \nSerinletmez soğuk sular bile \nÇatlayan dudakları.. \n\nÇok geç artık, canlansa bile, \nYaşanmamış günler gözünde. \nSüre dolmuş bir kere zamandan. \nOlmuş ömrün akşamı,\nGöz açıp kapayana dek.. \nGelir göç zamanı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Göç Zamanı....",
        "poet": "Adnan Özkan",
        "poem": "\n\nGÖÇ ZAMANI…\n\n        Başlar öne eğik,toplanmış herkes…\n       Ufukta sefer var, dost göç zamanı! ...\n       Çıkmıyor kimseden ne ses, ne nefes…\n       Ufukta sefer var, dost göç zamanı! ....\n\n       Toplanmış çadırlar, ipler, direkler….\n       Ayrılıktan yana mahsun yürekler….\n       Zorlu bir yolculuk bizleri bekler….\n       Ufukta sefer var, dost göç zamanı! ...\n\n       Hoşça kal ovalar, kırlar, bayırlar….\n       Hoşça kal kırgülüm,otlar, çayırlar! ...\n       Hoşça kal karlı dağ, patika yollar….\n       Ufukta sefer var, dost göç zamanı! ....\n\n       Hoşça kal suyundan içtiğim pınar,\n       Hoşça kal aşkımı kazdığım çınar,\n       Baktıkça sizlere yüreğim yanar…\n       Ufukta sefer var, dost göç zamanı! ...\n\n       Hoşça kal ey obam! Ekip- biçtiğim,\n       Hoşça kal aşkından candan geçtiğim,\n       Hoşça kal kendime sırdaş seçtiğim,\n       Ufukta sefer var, dost göç zamanı! ...\n\n       Hoşça kal ceylanım, yaban kekliğim,\n       Hoşça kal minik kuş,ekmek verdiğim,\n       Hoşça kal vatanım candan sevdiğim,\n       Ufukta sefer var, dost göç zamanı! ...\n\n       Gidişimiz belli, çok uzaklara…\n       Dönmek mi, imkansız bu topraklara…\n       Kervanı yürüttük, düştük yollara…\n       Ufukta sefer var,dost göç zamanı! ...\n           06.01.2010 Saat; 21:30\n         Adnan Özkan (Yanık Sevdalar)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Zamanı",
        "poet": "Kemal Doğanay",
        "poem": "\n\nHani bu dağların karı erirdi\nOvaları çayır-çimen bürürdü\nAvşar Beyi yaylasına yürürdü,\nGöç zamanı geldi,kalkta gidelim! \n\nİpek mendil saldım yarın alacak\nAldığım çiçekler elde solacak\nYazdığım şiirler ben de kalacak,\nGöç zamanı geldi, kalkta gidelim! \n\nEvlerine vardım yemek yapıyor\nKapısı açıktı bana bakıyor\nGüzelliği dersen adam yakıyor,\nGöç zamanı geldi, kalkta gidelim! \n\nVarsın yaylalarda bahar olmasın\nAçan çiçeklere arı konmasın\nSevdiğim çiçekler erken solmasın,\nGöç zamanı geldi, kalkta gidelim! \n\nDoğanay’ım şimdi duralım derim\nTurnayı gözünden vuralım derim\nSaatleri erken kuralım derim,\nGöç zamanı geldi, kalkta gidelim!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Zamanı...!",
        "poet": "Ramazan Kocapinar",
        "poem": "\n\nGiRiZGÂH\n\nYaşamı külfet eden bu dünyanın, toprağımı taşımı,\nYoksa hiç biri değilde yalnızca, şu hayatın akışımı,\nBir oouuff çekip derinden, bir an kaldırınca başımı,\nAnladımki artık yaklaştı, yaklaşıyor, GÖÇ ZAMANI! \n\nGöç Zamanı...!    (ŞiiR) \n\nBir gün belki şayet, benim olacaksan eğer,\nŞimdi anlaşalım, sadece tek tatlı dilin yeter,\niki çift güzel söz söyle, bir güler yüz göster,\nSöz nişan, dügün kurmadan, zivaftan evvel... \n\nBir gün biz çoluk çocuğa, kavuşursak eğer,\nErkeği kızı hiç farketmez, hayırlı olsun yeter,\nElden geldiğince sevgi, birde şevkat göster,\nYetişkin olmadan, yuvadan uçmadan evvel... \n\nBir gün ayrılık, sana veda vakti, gelirse eğer,\nUzaktanda olsa kalkıp, yalnız elini salla yeter,\nYada gel sen düş önüme, bana yolları göster,\nO körolası gurbet girdabına, varmadan evvel... \n\nBir gün ömürümüz yeterde, yaşlanırsak eğer,\nBaska birşey istemem, sıcaklığın bana yeter,\nElim ol tut, kulağım ol duy, gözüm ol göster,\nBaston denilen değnek ata, binmeden evvel...  \n\nBir gün tuzağa gelip, mahpus düşersem eğer,\nAdaletten şaşıpta, doğruluktan ayrılma yeter,\nKorkma gerçeği açıkla, dik duruşunu göster, \nDarağacında ip bogazıma, geçmeden evvel...\n\nBir gün ecele yenik düşüpte, ölürsem eğer,\nTabutu arala, alnıma bir buse kondur yeter,\nBaşımda dur, yanıma otur, gül yüzü göster,\nSon arzumdur bu, toprağa girmeden evvel...\n---------------------------\n\nDile döktüm birden, özetledim şu hayatı,\nHayırlı şerli geçip gitti günler, birde vefalı,\nKiminde mutlu sevinçliydim, bazen kahırlı,\nTek hedefim gayem vardı, oda adam olmaktı...\n\nBir soluk bir nefeslik, görünür ömür durağı,\ninsanca yaşayalım, yaklaşıyor göç zamanı...\n\n.....iNSANCA.....iNSANCA YAŞAYALIM...\nYAKLAŞTI, YAKLAŞIYOR GÖÇ Z A M A N I...! ! ! \n\nGurbetten Bir C A N! – Gizemlikartal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Zamanı",
        "poet": "Dilşade Güngör",
        "poem": "\n\nYaban ellerinde ne işiniz var \nKanatlarınızı \nHacı babalar mı tutar \nSılada bekleyenleriniz yok mu? \nKimler hazırlıyor göç zamanını \nÖzlem nedir bilmez misiniz? \nVefa nedir bilmez misiniz? \nBuradaki canlarınızı terk edip \nHangi yüreklere \nGöç ettiniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Zamanı",
        "poet": "Erdem Yıldırım",
        "poem": "\n\nTaş parkeli kaldırımdan geçmiştik,\nİki yabancı gibi konuşmadan.\nLeylakların kokusundan belliydi\nGece yağmur yağmıştı.\nEl sallıyordu Hatice teyze uzaktan\nBir selamı keser gibi geçiyorduk kaldırımlardan.\nO gün fark etmiştim,\nO sokağın kısa olduğunu,\nGidişinle şehrin nasıl solduğunu,\n\nGünlerce sokakları kamçılamıştı yokluğun,\nSon tren çığlığı kulaklarımda,\nAsi bir çocuktu yalnızlığım,\nGöç zamanı tadında\nYüreğimi yakan amansız sancı\nBütün şehrin ışıkları kör yalancı\nGünlerce masada durmuştu o yarım fincan çay.\nVe kaç gece sessizce oturmuştuk,\nBoşluğun, ben ve dolunay.\n\nErdem YILDIRIM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Göç Zamanı*",
        "poet": "Kral Içe",
        "poem": "\n\nHadi toparlan kalbim! Al pılını pırtını, uzağa gidiyoruz\nkalan hatıraları, maziye gömüyoruz! \n\nYar başka diyarlara salıncak kurmuş bile! \n'O' baş döndüren sevda, şimdi yaban ellerde...\n\nHadi kalk gidiyoruz, 'kalbim' başka yerlere! \nSaatler durmuş yazık ayrıldığımız yerde\n\nGöç zamanı diyorum...Hala ne duruyorsun? \nSoluklanmak istersen, başka yer biliyorsun...\n\nHadi toparlan kalbim...Durmak bize yakışmaz...\nYarim beyaz tenini başka kokular sarmış! \n\nKalk ölmeden gidelim ağır yaralı kalbim\nOnca kaybettiğim can kırıyor dizlerimi...\n\nDüşersem doğrulamam biliyorum kendimi\nVur öleyim istersen, geri döndürme beni! \n\nHadi kalk seven kalbim gitmek bize yakışır...\nKalanlara aldırma bu yaralar sarılır...\n\nKalk, güven bana kalbim, Güneş yine doğacak\nKaranlık gecelerin hesabı sorulacak...\n\nGitmek bize seyahat ölüm her kula haktır! \nToparlan gidiyoruz! ! ! Göç zamanı ağırdır...\n\nHadi...! Kalk çocuk kalbim, attaya gidiyoruz\nŞu üç günlük dünyanın, tadı yok biliyoruz...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç Zamanı mı",
        "poet": "Haydar Okur",
        "poem": "\n\nYalnızım susuz kaldım\n Şu kurşuni bozkırda\n  Bir damlacık su yağmur\n Uğramaz mı bu yurda\n\n Göç tayını tutmak gerek\n Bir dost olusun kalmadıysa\n Yüreği taşımalı artık suskunca\nAdı bilinmedik bir diyara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçe Koşma",
        "poet": "Gülşen Şenderin",
        "poem": "\n\nGöç tufanı saldı gurbete bizi\nVaroşlarda naçar, özüm ararım\nÇarkıfelek siler, yok eder  izi\nYitirdim lehçemi, sözüm ararım.\n\nKimi iş, aş derken, köyünden  göçer\nKimini, örf adet kurbanlık seçer\nKimisi savaşın, zehrini içer\nBir başka sözlükte, yazım ararım.\n\nKaşı gözü bağlı, aranmaz kentte\nModa, marka imaj, kimlik kementte\nSanal sevgi çıktı, aşk Internet'te\nAçılmamış o saf, gözüm ararım.\n\nDış göç, iç göç  elbet, faydası da var\nFarklı kültürlerden, sanata kadar\nKaçınılmaz yozluk, kılıçtan şamar? \nYöresel türküde, sazım ararım.\n\nGöçlerin izleri tarihte derin\nVarlar emek gücün, boşlar kaderin\nKüresel ısınma hoş mu haberin\nHuyuyla suyuyla yazım ararım.\n\nGöçerlik oduna alışır beden\nDeğişim şerbeti içtim demeden\nBir karmaşa yaşar kul istemeden.\nBen köy kızı Gülşen,  mazim ararım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göç zamanı geldi",
        "poet": "Memiş Gültekin",
        "poem": "\n\nEylül geldi yine,ateşler daha bir harlı.\nRüzgar sert esiyor,kengerler uçuyor.\nYapraklar dayanamamış ayaza,yanmış.\nTaş armudu dökülmüş dibine.\nToz duman asardan geçmeye başlamış.\n\nÇadırları toplamalı artık,\nGöç zamanı geldi.\n\nKadının elleri çatlamış bak, kızarmış yüzü.\nBebeler sığmaz olmuş hoppaya.\nAbisinden kalma kazak dar geliyor artık,\nSeyil türküleri ninni olmuş bebeye.\n\nÇadırları toplamalı artık,\nGöç zamanı geldi.\n\nGeldi dayandı kapıya göç yolu.\nMutluluk karıştı gözyaşlarına kadının.\nİndirdi hoppadan bebesini,\nKoydu erik ağacının dibine.\nTelaşları sevincini örseledi kadının.\n\nÇadırları toplamalı artık \nGöç zamanı geldi.\n\nArtık zamanı geldi dedi adam.\nGün ağarmadan,\nToplayalım pılımızı,pırtımızı.\nKargı örgüleri dizelim tek tek.\nTencere tava kalmasın ortada.\nYatakları dolduralım artık,\nBabadan kalma kıl harala.\nSaralım çulumuzu,çaputumuzu,\nToplayalım ne varsa bir bir.\n\nÇadırları toplamalı artık,\nGöç zamanı geldi.\n\nGüneş asardan göstermeden yüzünü,\nToplandı çadırlar,düşüldü yola.\nSıralandı bir bir göç katarları.\nDevelerde bebeler,\nYanında anaları.\nİnekler sıralandı sonra,\nYanında danaları.\nArkadan bin davar bin umutla düştü yola.\n\nSeyil nerde dedi çocuk,\nÇok varmı dedi babasına.\nŞu tepenin ardı mı yoksa baba.\nYooookkk dedi babası,\nSeyil bize çok uzakta.\n\n\t\t\t\t\t(2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçebe",
        "poet": "Sezai Güler",
        "poem": "\n\nÇarşambanın ince vedası, gün yine perşembe\nTopladım eşyalarımı, önümü ardımı, içimi dışımı\nAma sana gelmiyorum, gelmem de, hiç endişe etme\nÖmürde bir mahzen dahadır, bugün günlerden göçebe...\n\n30.3.2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçebe.",
        "poet": "Mesut Öztürk",
        "poem": "\n\nGüzergahım bilinmez gider meçhule,\nUzayan yolda bulunmaz ki çare,\nYaram kanar, acır, bitmez bu çile,\nHalukarında maalesef oldum göçebe.\n\nYeniden başlaşam sıfırdan,\nGözyaşı olmayan bir dünya da,\nYeniden başlaşam sil baştan,\nGöç yapmak zorunda kalmadan.\n\nÇıkar yolu yok ki, kader çizilmiş,\nMazlumlar her zaman zaten ezilmiş,\nGöç gömleği garibe çoktan biçilmiş,\nBahtiyar olana kadar ben bir göçebe.\n\nMübalağa etmez huzuru arar gönlüm,\nMüsamaha göstermez, dikenlidir ömrüm.\nMütealası yoksa başaramam yetmez gücüm,\nAğlamak varoldukça herkez göçebe.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçebe",
        "poet": "Mehmet Işık Ron",
        "poem": "\n\nbulutun sesine katıyorum\n\nçığlığımı..\n\n yorgun iklimlerin\n\nbaşkaldırısına uyup\n\ngöç ediyorum\n\nçorak topraklara\n\nve sözlerin matemine\n\nkaralar bağlayıp\n\nyağmur oluyorum \n\ngözlerde...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göcebe",
        "poet": "Kusey Tangüler",
        "poem": "\n\ngöçebe\n\ngöç emanet\nyaşamla başlar\nistemesek de\ngöçü alırız\n\nki ömrümüz\ngöçlere gebe\ngelir zamanı can batımının\ngöçüveririz\n\nkusey tangüler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçebe Gemi",
        "poet": "Mustafa Bakır",
        "poem": "\n\n\tBardak, bardak içilen çaylardan sonra, güneşin hafif hafif kaybolması… Gökyüzü görebildiğimiz kadar mavi, yeryüzü duyabildiğimiz kadar sesli…\n              \tBen kaybolmuştum eski, dar sokaklarda bir zamanlar. \n             \tParmaklarıyla oyun oynayan çocuklar vardı. Oyuncaksız. Belki bende oynamışımdır. Belki de hiç oynamamışımdır. Sevmişimdir bakışları kuyu gibi bir kızı.\n              \tBen kaybolmuştum eski, dar sokaklarda bir zamanlar.\nFakat kaybolduğun yer, senin memleketindir. ‘Kaybolmak’ kelimesi ne işe yaramaz bir kelime. İnsan kaybolmaz, yer değiştirir. Kim bilebilir ki kaybolduğunu ya da olmadığını. \n              \tGökyüzü kahverengileşmişti. Son uçuşlarını yapan kuşlar, mavilikleri topluyordu bir sonraki güne…\n            \tGöçmüştüm, yerleşmiştim o yerlere…\nİnsanları da tanımak istedim. Tanıdıkça ilaç bağımlısı olduğum insanlarda tanıdım. Tanıdıkça bağımlısı olduğum insanlarda. İçlerinden bir kızın, gözleri elaydı. Gözlerine baktıkça, aklıma rakı gelirdi. Balık tutardım. Gözleri koskocaman deryaydı.\n                 Sığırcıklar da çıktı semaya. Dans ediyorlar. Gökyüzü lacivertleşiyor yine.\t\n\tGöçmüştüm, yerleşmiştim o yerlere…\n\tŞimdi gideceksin oturacaksın toprağa. Ağaçları sayacaksın. Karıncaları izleyeceksin. Böylece, biraz insan olmayı öğreneceksin. Uyuya kalacaksın. Ağaçtan kozalak düşecek, uyanacaksın. Bir acıyla, karıncaların yediği derini ovacaksın. Çekeceksen, böyle acılar çekeceksin. Her nefesinde oksijenden yanacak ciğerlerin.\n\nGöçmüştüm, yerleşmiştim o yerlere…\n   \tElleri nasırlı insanlarda tanıdım. Yüreğini terbiye etmiş, dağ gibiydiler.\n   \tŞimdi güneşte batmışken, karanlıkları doldurayım heybeme…\n         \tGöçmüştüm, yerleşmiştim o yerlere…\n\tKüfür yemiş, sessizleşmiş, susmakla beslenmiş insanlarda tanıdım. Uzaklara bakıp bir gemi beklerlerdi, su birikintisi bile olmayan, kurak topraklarda.\n\tGökyüzü boyanıyor siyahlıklara…\n\tGöçmüştüm, yerleşmiştim o yerlere…\n \tÇalan çırpan, kandıran, söven insanlarda tanıdım. Ucundan tutuşturulmuş kâğıt gibi yanıyordu hepsi. Hastaydılar. Açlık kokuyordu nefesleri.\n\tGöçmüştüm, yerleşmiştim o yerlere…\n\tBak yine hatırladım. Gözleri elaydı. Gözlerine baktıkça, aklıma rakı gelirdi. Balık tutardım. Gözleri koskocaman deryaydı. Kıyısına demirlediğim gemilerim, sandallarım vardı. Şikâyet etmeden yaşar-dım, yaşıyorum gözlerinde. Hala geziyorum sandalımla, gözlerinde.\n\tAh… Siyahlar, mavilikleri yuttu yine…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçebeler",
        "poet": "Aydoğan Yavaşlı",
        "poem": "\n\nToparlan gidiyoruz\nBir parça sitem koy yüreğe\nBir parça pişmanlık\nSorma\nHicranın mecraını sorma\n\n-geldik mi yedi rengin büküne\nsen terkine koy beni\n\nGidiyoruz demem boşuna değil\nBırak\nBeni kırbaçlı yüzümle bırak\nŞaklayan şimşekten sorma\n\n-etlerimize saldırırdık, ne vardı\n ne vardı nar yeseydik\n dilde zıkkım kalaydı\n\nGidiyoruz\nGidilen yollar değil\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçebem",
        "poet": "Dündar Sansur",
        "poem": "\n\nGri bir atmosfer tabakası,yığılırken şehrin üstüne\nToprak damlı evlerden,\n           mavi düşler yükselir \n                          Kırmızı tonlarda \nVe şehir sarı bir çığlıktır \n              Mat rengi yokluğunda\n\nLacivert gece bastırırken efkarını \nYüreğimde,özlemin kanser yarası olur  yokluğun, \nGösterirken mehtap,büyülü  yüzünü naçar yüzüme \nÖlüm olur düşer peşime yokluğun .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçen İnsan",
        "poet": "İbrahim Çiçek",
        "poem": "\n\nGöç göç olup göçen insan; \nBu kaçıncı göçün senin.\nBir karar ver yeter artık,\nBu kaçıncı göçün senin.\n\nKomşuna kızıp göçersin; \nHer yerde insan seçersin.\nKendi kendine küsersin,\nBu kaçıncı göçün senin.\n\nŞehir şehir göçüyorsun; \nKuşlar gibi uçuyorsun.\nEvladından kaçıyorsun,\nBu kaçıncı göçün senin.\n\nHerkese hemen kızarsın; \nİnsanları çok üzersin.\nBohçan elinde gezersin,\nBu kaçıncı göçün senin.\n\nİbrahim der ömrün geçti; \nDuydum bu yıl yine göçtü.\nHanımın emrini seçti,\nBu kaçıncı göçün senin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçersem",
        "poet": "Satılmış Turgay Karabacak",
        "poem": "\n\nGÖÇERSEM\n\nSeni sarmadan giderse kollarım\nİşte o an gözlerim arkada kalır\nBir gün buralardan göçüp de gidersem\nİşte o an gözlerim arkada kalır\n\nSeni doyasıya koklamadan gidersem\nİşte o an gözlerim arkada kalır\nSeninle kavuşmadan giderse yüreğim \nİşte o an  gözlerim arkada kalır\n\nSensin benim tesellim\nSensin yaşam sevincim\nSensin sevdiğim benim her şeyim\nBenim olmadan gidersem\n\nİşte o an gözlerim arkada kalır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçmek",
        "poet": "İlyas Özkan",
        "poem": "\n\nGöçmek varmış, sessiz gemiye binip.\nVâde dolunca; kalmak olmazmış.\nÂh u vâh, zağlı hançer gibi sineye inip; \nYaktıkça yakar, ne yapalım; Mevlam böyle yazmış...\n\n20.08.2003\nÇarşamba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçerken Dostlar",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nResimlere bakar, hasretler gider\nAramızdan bir, bir, göçerken dostlar\nEcel ani gelir, alır da gider\nElbet bir gün bize, göç gelir dostlar\n\nÖlenlerin yeri, hem cennet olsun\nEdilen dualar, onları bulsun\n\n27.11.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçmen güzeli",
        "poet": "Hakan Özüçelenk",
        "poem": "\n\nSana hayranım ve aşık.\nYolda yürüyüşün şık.\nO sevilmeye alışık.\nGöçmen güzeli dillerdesin.\n\nGörmezsem yüzüm asık.\nOlmuyor sensiz artık.\nOnun kafası karışık.\nGöçmen güzeli gönüllerdesin.\n\nBiz engelleri aştık.\nAşkın doruğuna vardık.\nEvlilik için anlaştık.\nGöçmen güzeli vazgeçilmezsin.\n\nBirbirimizle kaynaştık.\nMutluluğun yolunu açtık.\nAyıranlardan kaçtık.\nGöçmen güzeli kaderimsin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçmen Güzelim",
        "poet": "Ahmet Köse 2",
        "poem": "\n\nAyrılıkla geldi; hazan rüzgârları çıkmaz bir sonbahar gecesi\nYokluğunun demi çöktü kalbime, batık bir gemi misali\nŞimdi nerde o güzel gözlerin, hani o içimi ısıtan gülüşlerin\nElemim içimi kavurdu, dön artık be göçmen güzelim\n\nBendim hani biricik sevdiğin, o hırçın sevgilin\nSensiz nefes alamam, ölürüm ne olursun gitme dediğin\nOysa sen hayatımın gerçeği, uğruna gönlümü yere serdiğim\nÖzlemin içimi kavurdu, dön artık be göçmen güzelim\n\nHani söz vermiştin, bendim dünya ahiret erkeğin\nYalanmış meğer boynuma sarılıp, kulağıma söylediklerin\nBenimdin mahremim, sevdiğim, beyaz kelebeğim\nHasretin içimi kavurdu, dön artık be göçmen güzelim\n\nBir günahı yok bu dizelerin, sana yazılmış cümlelerin\nNe Karun kadar zengin olmak, ne de Süleyman gibi mesken isterim\nBu ölümlü dünya da belki de sana son sözlerim\nVuslatın içimi kavurdu, dön artık be göçmen güzelim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçettik",
        "poet": "Muhammet Çal",
        "poem": "\n\nBir zamanlar küçücük bir cenindik,\n\t                            Şu yalan dünyayı görüp; beğendik,\n\t                            Merhametle, şefkat ile sevildik,\n\t                            Hak borcunu göremeden göç ettik.\n\n                                            Her sözden bir anlam, mana çıkardık,\n\t                            Doğmak yaşam hakkı diye bakardık,\n\t                            Ölmeyi düşünmez; âlem yapardık,\n\t                            Hak borcunu ödemeden göç ettik.\n\n                                           Anlamadık sebep nedir doğmakta,\n\t                           Çalışmadık hak yolunu bulmakta,\n\t                           Yarışmadık Allah’a kul olmakta,\n\t                           Hak, helallik alamadan göç ettik.\n\n                                           Garip baktık; ilim, irfan alana,\n\t                           Mecnun dedik hak yolunda durana,\n\t                           Sitem ettik halimizi sorana,\n\t                           Hak sırrına eremeden göç ettik.\n\n                                           İsyan ettik; en ufacık zorlukta,\n\t                           Halimize şükretmedik yoklukta,\n\t                           Açlık nedir; düşünmedik toklukta,\n\t                           Hak, hukuk ne; anlamadan göç ettik.\n\n                                           İyi varken; kötülere sığındık,\n\t                          Doğru varken; yalanlara sarıldık,\n\t                          Çıkar için insanlara kılındık,\n\t                          Hak hesabı yapamadan göç ettik.\n\n                                          Bir varmış; bir yokmuş insan hayatı,\n                                          Hiç hazır olmadan; vurur vuslatı,\n                                          Kan çekilir; olur insan kaskatı,\n                                          Hak sırrına eremeden göç ettik.\n\n                                         Tabuta koyarlar, dua ederler,\n                                         Tekbir alıp mezarlığa giderler,\n                                         Son bir dua, bir helallik isterler,\n                                         Hak borcunu ödemeden göç ettik.\n\n \n                                         Ömür geldi geçti, ah ile vah ta, \n                                         Tabuta koydular, isimse mevta,\n                                         Dizdiler üstüne, tam dokuz tahta,\n                                         Hak borcunu ödemeden göç ettik,\n                                         Hak helallik alamadan göç ettik.\n                                                                                M.ÇAL\n                                                                            08.06.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçmen Gözlüm",
        "poet": "Dilek Bilga",
        "poem": "\n\nGözlerin ağlamaklı,yağmura mı özendin.\nHani şu dört mevsimden,sonbaharı severdin.\nYolculuk var galiba kuşlara mı özendin.\nSeni çok seviyorum hoşçakal gözlüm\n\nKaderinmiş bu senin,göç göç  olup dolaşmak\nHer çiçekten bal için binbir toza bulaşmak\nBir daha mümkün değil mümkün değil buluşmak\nSeni çok seviyorum,hoşçakal göçmen gözlüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçmen Kızı",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nAy nasıl dolanırsa bulmak için yıldızı,\nBen de seni aradım, kalbimde duyup sızı.\nSevmek sevilmek ile anlam kazanıyormuş,\nYaşayıp gördüm ancak, seninle Göçmen Kızı.\n\n29 Haziran 2009 – Pazartesi / İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçmen Kızları",
        "poet": "Vecdi Murat Soydan",
        "poem": "\n\nŞİİR: Muhip Erdener SOYDAN (babam) \n          Doğum tarihi : 29 Ekim 1943\n          Ölüm tarihi    : 15 Ekim 1986\n\nSarardı bir komşudan\n\nDümbelek sesi bazen\n\nTürküler yükselirdi kah derin\n\nKah incemsi…\n\nKimi Rumeli türküleriydi\n\nŞen şakrak ağızlarda\n\nKimi bakir kızların ahlarına karışan\n\nBir sevgili özlemi…\n\nBiri durur biri başlardı arasız.\n\nİşte sana eğlence, beş parasız\n\nDinlerdin gönülden göçmen kızlarını…\n\nDinlerdin ruhunun sessizliğiyle\n\nYükselen, -sahibi kadar güzel- sesi\n\nBazen kara kaşlı Aliş’in\n\nYüreğe açtığı yarayla\n\nSen de yaralanırdın…\n\n“ Dağlar dağlar viran dağlar\n\nYüzüm güler kalbim ağlar” derdi kimisi\n\nViran dağlar inlerdi duydukça türküsünü.\n\nTuna şuhumsu akardı akardı\n\nGöçmen kızlarının dudaklarından.\n\n\n\nKah zaman nakarat yükselirdi:\n\n“ Evlenmeyen ah çeker ah çeker”\n\nDaha neler, ne sevdamsı türküler\n\nNe manalı maniler…\n\nDinleyen bıkmaz seslerinden\n\nKarışır rüzgara Rumeli türküleri\n\nEl şaklamasına karışan\n\nİnce, narin bellerin ortada kıvrılışı\n\nAndırırdı Tuna’yı görmeden\n\nTuna’nın akışını…\n\nSeven, sevgisiyle yalnız kalırdı\n\nCeylan gözlü, narin tenli kızların…\n\nYürek zamanca yanardı içinden\n\nGöçmen kızlarının göz süzüşlerinden…\n\nDerin dalardı sevdaya insan\n\nKapılırdı Tuna’nın torunlarına.\n\n\n\nYine yükselirdi\n\nDümbelek sesi uzaktan\n\nYine kurtulamazdı insan\n\nCeylan gözlerdeki tuzaktan…\n\n“Ah, of” la karışık iç çekişlerin\n\nYüreğine işlerdi acısı\n\nUyku tutmazdı gözünü geceleri\n\nKimbilir hangi göçmen kızının\n\nHayaliyle avunurdun…\n\n\n\nÇeşme başı dolardı akşam üzerleri\n\nSu kadar berrak gözlere dalardın\n\nKendini kaptırırdın sevdasına\n\nTuna’lı göçmen kızlarının…\n\nGül mevsimi gülden geçemezdin\n\nGül dolar bahçeler, yollar allı beyazlı\n\nYerinirdin çoğu zaman\n\nBir gül kadar olmadığını\n\nBakir kokan saça takılmadığını…\n\nGüller de kıskanırdı sanki\n\nBakir dudakların ortaklığından…\n\n\n\nPembemsi olurdu bulutlar\n\nGözler bir an bakışırdı\n\nKim bilir kime yakışırdı? \n\nYayılırdı havaya ten kokularıyla\n\nRumeli türkülerinin ahengi yine zaman zaman\n\nSoluk güzellik solmazdı kalbinde\n\nDemlenirdi kanın içten\n\nBir viran dağdan\n\nBir Aliş türküsünden\n\nGeçerdin Tuna’yı görmeden\n\nSeverdin, sevmesine fakat\n\nGöçmen kızlarının\n\nEzeli sevdasına ermeden…\n\nMuhip Erdener SOYDAN\n\n14 Ocak 1965 Çınar-DİYARBAKIR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçmen kuş",
        "poet": "Manoli Aksiyotis",
        "poem": "\n\nBen miyim bu yaptıklarımdan sonra sana\nVe bir ömür mü biten,bir kırık aynamıydı.\nSevmek bir yaralı kuştur\nUçmaya devam eder hep ılık mevsime\nSana,bana uğrar ılık mevsim hep\nVarmıdır bir yerlerde.\nBen miyim bunları sana anlatan\nVe sen misin o; \nŞafak sökerken ıssız bir köyün\nIrmağından su içen göçmen kuş.\nDamağında bir sızı kalır..\nHiç bir şeyi yetmeden-yetimsizlikten--...\nTüketir mi bitmez sandığın yollar.\nHep aynı olur belki \nve hep aynı ırmaktan su içer göçmen kuş....\nsen ve ben bir ırmağın iki kenarı olsaydık\nırmak ıslatsaydı yanaklarımızı\nYanağımız hep ırmağa dönük olsaydı.\nve; \nIrmak gibi aksaydı sevda yanağımızdan.\nBir göçmen kuş içer sevdamızdan\nBiz de ırmağın iki  yakasında aynı toprak olsaydık......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçmen Kuşlar",
        "poet": "Gonca Yıldırım Akyol",
        "poem": "\n\nKuşlara söz verdim göçüp gitmeye buralardan\nbahar geldiğinde\nGüneşe uçmaya sürü sürü\nDağların arkasına\nDağlar dağlar ötedeki sevgiliye\nGöç zamanını bekliyorum elim gözüm kapıda\nGelecekler biliyorum\nGelip yılların tozunu silecekler\nVarsın herkes 'burada kuşlar göçmez' diye dursun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçmen Kuş",
        "poet": "Ada Deniz",
        "poem": "\n\nBir kuş olmak isterdim \nAma bir göçmen kuş.\nMevsimler benim için hiç değişmezdi o zaman \nHiç kar görmez, yağmurla tanışmaz, soğuk bilmezdim.\nBelki yaprağını dökmüş bir ağaç,\nÖlen bir kelebek,\nYağmurda oynayan ayağı çıplak bir çocuk da görmezdim.\nKar tanelerinin birer kağıt parçası gibi \nGökyüzünden dökülürken,\nSırt üstü kara yatmış birinin kısık gözleri ilgimi çekmezdi.\nGökyüzünde uçarken\nRüzgarın beşiğinde yeryüzüne doğru süzülürken,\nHiç kafamı eğmez bakmazdım\nKar suları içinde titreyen çocuklara.\nGörmezdim, bilmezdim.\nUçardım güneşin en sarı ışıklarında\nEn sıcak memleketlere.\nYoktur orada titreyen yarı çıplak çocuklar\nUzanmış sarı sıcağın altında \nKanatlarımı gerdirip serinlik hayalleri kurarken\nAklıma gelmezdi zemheride sıcak hayali kuran insanlar.\nKar suyu ne kadar soğuk,\nHava ne kadar dondurucu bilmezdim.\nÖmrümün uzunluğu kısalığı mühim değil.\nUçardım yukarılara doğru\nGüneşe daha yakın olmak için, en yukarılara\nYukardan bakardım \nBelki farklı görünürdü her şey\nKış olmasaydı,\nYa da ben göçmen bir kuş olsaydım.\nSobanın yanında sıcak çayımı yudumlarken\nHayal etmezdim göçmen kuş olmayı.\nBilmezdim, görmezdim\nKar altında çaresizlik içinde çırpınanları.\nPeki  asıl fena olan neydi acaba\nGörmemek, bilmemek,göçmen kuş olmak istemek mi? \nÇaresizliğe çare bulamamak mı? \nBir kuş olmak isterdim yinede\nAma göçmen bir kuş.\nÖmrümün uzunluğu kısalığı mühim değil\nGitmek isterdim buralardan kış gelince\nBu kez yalnız değil bu gidiş\nÇaresiz, kimsesiz tüm çocuklarla \nHep birlikte gitmek isterdim sıcak memleketlere.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçmen Kuşlar",
        "poet": "Vedat Sadioğlu",
        "poem": "\n\nKışın sıcak ülkelere gider\nBaharda geriye dönerler\nGöçmen kuşlar veya göçücü kuşlar\nYerli olmayan kuşlardır bunlar\n\nFlamingolar, kazlar, kartallar\nSığırcıklar, pelikanlar, turnalar\n50 milyar kuş uçar, kanat çırpar\nFarklı coğrafyalara,  farklı kuşlar \n\nBesin aramak içindir tüm çabalar \nGöç etmeden önce toplanırlar\nBazıları gece, bazıları gündüz uçar\nGöçmen kuşlar, umuda kanat açar\n\nHava akımlarını kullanırlar\nAz emek harcarlar\nYön duyguları mükemmeldir\nAncak göç yolu çok çetin-cevizdir\n\nEn uzağa göçen deniz kırlangıcıdır\nRotası Kuzey’den, Güney Kutbu’nadır\nTürkiye’den geçen 400 kuş göçmendir\nEn çok bilinen ve sevileni leyleklerdir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçmen Kuşlar",
        "poet": "Rıza Toraman",
        "poem": "\n\nBelki bana söyleyecek bir seyleri vardır\nŞu kalbi kırık kuşların.\nBelki fısıldayacak bir sesleri\nOnlar göç mevsimine girmiş çoktan\nÇoktan iz kayıpettirme peşinde\nKendilerini unuturma hayalerinde\nİşte dağlarda,ovalarda,denizlerde\nOnlar dinlenecek \nOnlar keyif edecek,eğlenecek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçmen Kuşlar Misâli",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\n(Vuslat gemisi gibi, yol aldın menzillere)\n\nGöçmen kuşlar misâli, süzüldün enginlere\nVuslat gemisi gibi, yol aldın menzillere\nGözler dalmış derinden, mâzideki günlere \nVuslat gemisi gibi, yol aldın menzillere\n\nYine akşam güneşi, yine kızıl rengiyle\nGurûb etti ufukta, renk cümbüşü dengiyle\nYelken açmış geceye, bir sen gibi kendiyle\nVuslat gemisi gibi, yol aldın menzillere\n\nGitme dedim, ey cânân, gitme uzak illere\nÖmür dediğimiz şey, benzer nârin güllere\nZamân akıp giderken, kapılırsın sellere\nVuslat gemisi gibi, yol aldın menzillere\n\n21 ağustos 2012 – ISPARTA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçmen kuş gibi gezip duruyorum",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nO yandan bu yana gider gelirim,\nGöçmen kuş gibi gezip duruyorum.\nArtık gurbeti ben vatan bilirim,\nGöçmen kuş gibi gezip duruyorum.\n\nBurdan bir adım gidemedim öte,\nSaçlarım döküldü büründüm ete.\nKöyden çıkışım o çıkış gurbete,\nGöçmen kuş gibi gezip duruyorum.\n\nDertlere alışığım gözüm pektir,\nÖnümde engel olan dağlar çoktur.\nYerim belli değil durağım yoktur,\nGöçmen kuş gibi gezip duruyorum.\n\nHer gün iki üç saat uyuyorum,\nGurbet elde ne bulursam yiyorum.\nO yer senin bu yer benim diyorum,\nGöçmen kuş gibi gezip duruyorum.\n\nYusuf düşümde teyyareye bindim,\nSabır tükendi ben mahzene indim.\nGezmekten Kelaynak kuşuna döndüm,\nGöçmen kuş gibi gezip duruyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçmen Kuşlar",
        "poet": "Abdurrahman Koç",
        "poem": "\n\nGöçmen kuşlar uçuyor\n“V”  çizerek “U” dönerek\nsınır yırtıyor kanatları\nyürekleri küçük\nutkuları büyük\n\ndüşlerinde sıcak bir ülkenin\nserin suları akar\nbir bakmışsın Nil koynundalar\nbakmışsın Asya steplerinde\n\nolmasın önünü aydınlığa dönmek\ngümüşü kanatlarından\nsınırlar kalkar\nbayraklar silinir\n\nçelik rüzgarlar yırtılır\nölümüne incecik kanatları\nkümülüs kara bulutları\nsüt liman  akar tüylerinde\n\nölüm bükülür\ngöçmen kuşlar göklerinde\nincecik kafesinde dövünen\nözgürlüğün ülkesidir\n\ngöçmen kuşlar uçuyor\nülkesiz yeryüzüne\nyüreğim kuş hafifliğinde\nözgürlük mavisine\n                       19-5-2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçmen Sevda",
        "poet": "Sami Çiftçi",
        "poem": "\n\nGöçebe bir sevdadır bu omuzladığım,\nKervanın izini kaybetmiş bir meçhul,\nBilinmeyen bir şehrin sensiz tanıklığıdır,\nTarih kokan sokaklarda bıraktığım anılar.\nAsırlık bir ağacın dalına astığım mendilde izi,\nMavisine dalıp gittiğim bir gökyüzü günü anısı bu\nSensizliğin beni boğduğu bir akşam üstü\nTandırına düşmüştüm,tenimi kavuran yalnızlığın\nBağlamanın sızlayan teli sesidir, yüreğimi titreten\nGeçmek bilmeyen günlerin hatırasıdır bu,\nBeni, senli alışkanlıklarımın başını döndüren\nBen burada göçebeyken kuşlar göç ediyor,\nBu insanın deli tarafına bağlanan dar sokaklarda.\nHani demiştim ya tarih kokuyor diye bu sokakların\nTaşı, toprağı, evleri, ölümü unutmuş insanları,\nİşte ona birde senli günlerin anılarının rengi sindi.\nBen sarhoş bu sokaklarının birinin başında\nBaşına buyruk geçen zamanın sayfalarını\nOkuyorum, yırtıyorum takvim yapraklarının.\nİki katlı bir evin toruncu panjurundan,\nEn çok sevdiğimiz türkünün nameleri çalınıyor\nÇoktan unutulmuş bir sevdaya çalınan ağıt gibi…\nGöçebe bir sevdanın yüküdür omuzladığım\nTenha bir gece sessizliğidir yüreğimin tanıdık sesi\nYıldızlar solgun, rüzgar sessiz, kediler densiz\nUzaktan bir mum ışığının titrek ışığı çarpıyor gözüme\nHeyecanlandığın vakitlerdeki gözlerin gibi ürkek ve titrek\nSensizliğin ertesidir bu gece yalnız yaşanan\nDinmiyor bu acı hatıra toruncu zamanda\nYaşanan bir öykünün son satırları, hatıraları bunlar\nYasını tutuyorum tarih kokan bu daracık sokağın başında…\n\n\n                                                                 17/03/2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçmen",
        "poet": "Bülent Ecevit",
        "poem": "\n\nsevdiklerimin başında bir bilmediğim\ngörmediğim özlemediğim özlediklerimin başında\n\nyurdum olmadan sıladayım\nkimsem ölmeden yasta\nyollarda gözlediğim ne\nmektuplarda beklediğim ne\n\nnereden sürmüşler beni buralar nere\nburalar nere, buralar nere\n\nbir bildiğim olmalı, bilmez olmuşum\nbir derdim olmalı, gülmez olmuşum\nburalara konmuş göçmen olmuşum\nbir derdim olmalı, gülmez olmuşum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçmenler, Leylekler Ve W.g.sebald",
        "poet": "A. Esra Yalazan",
        "poem": "\n\nErguvani bulutların saray bahçelerinin sessizliğine eşlik ettiği mahzun bir âlemde tabiatın şefkatine sığınıyoruz. Yavaş adımlarla öpüşen çiftlerin arasından geçerken saka kuşlarını işitiyoruz. Kısa ve kesik çığlıklar yankılanıyor yüksek ağaçlardan... Üç kez arka arkaya aynı inatçı yakarışı tekrarlıyorlar sanki. Arkadaşım kuşların çiftleşme mevsimindeki değişimlerinden bahsediyor. Çiçek tarhlarının gökkuşağının renkleri gibi parladığı bir ânın içinde, asırlar evvel o bahçelerden geçip gidenlerin mahrem hülyalara daldığı ikindilerin ruhunu hissetmeye çalışıyorum.\n\nBaşımızı kaldırınca ihtiyar çınar ağaçlarına yuva yapmış leylekleri fark ediyoruz. “Ah, gelmişler işte” diyerek sevinçle el çırpıyorum. Önce biri süzülüyor aydınlık göğe doğru, daha sonra diğerleri... Boynum ağrıyana kadar göçmenlerin ince, uzun pembemsi bacaklarına bakıyorum. Kanatlarını dev bir yelpaze misali açıp yeryüzünü altına aldıklarında, uzun kırmızı gagalarının yardımıyla boyunlarını uzatıp gümüşi bir yay gibi geriliyorlar. Vücutlarını kullanışlarındaki zarafete hayran kalıyoruz. Sonbahar geldiğinde onlarla birlikte göçüp gitmek istediğimi fark eden dostum, çocuk çarpıntılarımı hissetmişçesine anlatmaya başlıyor: “Biliyor musun, Ahmet Haşim vaktiyle yazmıştı; Osmanlı’da Gureba-i Laklakan adında bir vakıf varmış. Yaşlı, kanadı kırılan, sakat, garip leyleklere bakıyorlarmış. O dönemde dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey olmamasına rağmen Anadolu’da böyle bir evin olması ne hoş değil mi? ” Ilık bir tebessüm yayılıyor yüzüme. “Ne güzel, şimdi de olsaydı keşke. Önce iyileşenlerle Afrika’ya göç eder, sonra sakat olanları toplayıp geri gelirdim”, diyorum. “Olabilir, bacakların onlarla bir akrabalığın olduğunu söylüyor zaten” deyip güldürüyor beni.\n\nTam da o sırada sahih bir dostun hissettirdiği güvenin ‘aidiyet’ duygusunun bazı sahte kodlarından daha önemli olduğunu anlatmak istiyorum ama o asude ânı bozmamak için susuyorum. Ânın derinliğini, taze bademler gibi açılan lale-i Rumiler, mavi acem tırnakları, rayihası genzi yakan ak sümbüller, alacakaranlıkta mora kesen yaban kirazları, sarı çiçeklerini göstermekten utanan defneler, heybetli meşeler, yalnız kadınların ayakkabılarına sürtünen kediler, taravetini güneşle yitirmiş nergisler, uhrevi serviler, kilisenin mavi vitraylı camları, gül bahçelerinde dolaşan ezan sesinin ebedi ruhu anlatsın istiyorum. Ve sadece yeni öğrendiğim o cümlenin zihnimde yankılanan anlamlarını sayıklıyorum. Garip leylekler evi, garip insanlar evi, garip erkekler evi, garip kadınlar evi, garip çocuklar evi, garipler evi... Dünya aslında büyük bir göçmenler evi! \n\n\nAnları genişletebilen bir büyücü! \n\nKunt ahşaptan yapılmış masaya oturduğumuzda çantamdaki kitaptan bahsediyorum ona. İz bırakacak olan bir yazar keşfetmenin hayatta başka hiçbir hazza benzemeyen esrarlı sevinciyle Göçmenler’i anlatmak istiyorum ama kelimelerim tükeniyor. Nedense hemen Sebald’ın elli yedi yaşında araba kullanırken direksiyon başında kalp krizi geçirerek ölmesi aklıma geliyor. Bilmediği hikâyelerin neden hep sonunu merak ederek anlatmaya başlar insan, diyorum kendime. Cevap benimle ilgili değil, eve dönüp okuyunca anlıyorum sebebini. Daha ilk kitabında tutulduğum adam da kayıp insanların, hikâyelerin, hayatların yazarı olmayı seçmiş. Edebiyatı, onların hayallerini, ümitsizliklerini, pişmanlıklarını, mutluluklarını, kısacık sanılan bir hayata sığdırabildikleri ne varsa hepsini diriltmekten, genişletmekten, çoğaltmaktan besleniyor. Anları genişletebilen bir büyücü o! \n\nHakikatin diliyle kurgusal olanın tanrısal buluşmasını gördüm ben Sebald’da. Ayrıntıları tasvir edişindeki gerçeklik hissi, sizi o anda orada bulunduğuna, olup biten her şeyi hücreleriyle hissettiğine dair öyle fena ikna ediyor ki, hayal gücüyle boşluğunu doldurduğu hikâyenin aslını öğrenme ihtimalinden ürküyorsunuz. Sebald, muhtemelen akademisyen olmanın kendisine kazandırdığı araştırma merakıyla peşine düştüğü hayat hikâyelerini olduğundan daha tabii kılabiliyor.\n\n\nHikâye hayata meydan okuyor\n\nHayat hikâyeleri koleksiyoncusu yazar, tanıdıklarını, dostlarını, akrabalarını, siyah-beyaz fotoğraflar yerleştirdiği kitaplarında yeniden yaratarak tam olarak ne yapmak istedi? Onun ‘göçebe’, meraklı, kuşkucu ruhuyla hemhal olduğumdan beri, bunu düşünüyorum. Bireysel acıların toplumsal hafızalarda derin bir çatlak gibi iz bırakması için miydi bu çaba? Göçmen bir yazarın dediği gibi, trajedi ancak bir klişe haline geldiğinde mi bellekte kendine yer buluyordu? Belki de o dine, kimliklere, ideolojilere sığınan ‘sıradan insanı’ hiçleştirilmesine karşı koymak için edebiyatın sağlam köklerine tutunmuştu.\n\nGöçmenler adlı kitabındaki dört hikâyeden birisi, tren raylarına yatarak intihar eden 74 yaşındaki ilkokul öğretmeninin ölüm ilanından yola çıkarak yazılmış. Bence onu bir yazar olarak çekici kılan, size bunun başına gelmiş olup olmadığını hissettirmeden yazabilme sezgisi. Anlatıcı, zihnini hep meşgul eden bu adamın hikâyesini onunla ilgili güzel anılarından yola çıkarak yazmak istediğini söylüyor. Sonrasındaki araştırma sürecine ve nereye varacağı belli olmayan gizemli yolculuğuna sizi davet ettiğinde, bir insanı anlama çabasının yazıya nasıl tercüme edildiğine tanık oluyorsunuz. Tam da insanın karanlığına yumuşakça dokunabildiğini hissettiğiniz o anda hikâyenin gerçekliği hayata meydan okuyor: “Kırlarda yürürken sürekli ıslık çalması da, Paul’ün alışkanlıkları arasındaydı. Islık çalarken fevkalade rahat olurdu. Çıkardığı ıslık sesi bir flütünki gibi muhteşem bir tondu, üstelik dağa çıkarken bile, en uzun parçaları bile aynı rahatlıkla çalmaya devam ederdi ve çıkarttığı melodi öyle herhangi bir melodi de değildi, aksine hiçbirimizin duymadığı, benimse yıllar sonra Brahms’ın sonatında her duyduğumda kalbimin hızla çarpmasına neden olan güzel melodilerdi.”\n\nSonra hayatı boyunca sürgün edilmiş bir göçmeni başka türlü hatırlıyor: “Hemen her zaman düşüncelere dalan Paul, dersin ortasında, teneffüs esnasında ya da yolda giderken birdenbire düşüncelere dalar, herhangi bir yere oturur ya da ayakta durur ve çevresini unutup, dalar giderdi, her zaman keyifli ve neşeliymiş gibi görünen bu adam, sanki birdenbire mutsuzluğun kendisi oluverirdi.” Bu satırları okurken Paul’ün sepya fotoğraflarına takıldı dalgın bakışlarım. Ne önemi var sanki, dedim. Eğer yazar trajik bir hayatı, başkalarının gözünde manası içselleştirebilmiş tutarlı bir hikâyeye dönüştürebiliyorsa, gerçek olup olmamasının ne önemi var? İç hikâyesinin sesini bir karakterin çıplak gözle görünmeyen derin katmanlarında bulabilen insanın gerçeklikle ilişkisi daha zayıf değil midir zaten? \n\n\nOkurla eğlenmiyor, sarsıyor...\n\nSebald’ın özellikle ölümünden sonra üzerine konferanslar verilen, edebî makaleler yazılan yarı otobiyografik anlatıcısını, ‘ben’ini kurcalamak içimden gelmiyor. Gölgeli fotoğrafları, ürpertici günlük eskizleri, doğruluğundan şüphe duymayacağınız kesin bilgileriyle okuru sarsan ama onunla asla eğlenmeyen ilk kitabı Göçmenler, edebiyatını sonradan ‘kurgusal hakikat’ sıfatıyla tanımlayanları haklı çıkardı sanırım. Onu Borges, Kafka, Nabokov, Bernhard, Proust ile aynı soydan geldiğini söyleyenler biraz yanılıyor bana kalırsa. Sebald’ın hakikati edebiyatla harmanlama yöntemi tanıdığım hiçbir yazara benzemiyor. Roman, anı, öykü, biyografi, deneme, mektup, tarih, seyahat yazısı gibi birbirine hiç benzemeyen farklı türleri onun kadar tutarlı ve estetik bir edebî damarla buluşturabilenine hiç rastlamadım doğrusu.\n\nBu yazıda İngiltere’de bir hac yolculuğu (Satürn’ün Halkaları)  adını verdiği kitabını, bir edebiyat arkeologu gibi topladığı gazete kupürlerini, kendi çektiği fotoğrafları, tarihin bilinmeyen yüzüyle, bugünün gerçekliğiyle, yazarların iç dünyasıyla iç içe geçirerek nasıl muhteşem bir yol romanı yazdığından bahsedecektim. Bu kitap ve kendisi gibi yersiz yurtsuz bir ‘kimsesizi’ anlattığı Austerlitz de başka yazıların konusu olsun. Her ikisi de bir iki satırla geçiştirilemeyecek kadar önemli çünkü.\n\n\nYuva neresidir? \n\nSebald, ‘Yuva neresidir’ sorusunun peşinde geçen bir ömrün boşluğunu istediği gibi doldurabilmek için hakikati kurgulamayı tercih etti. Sürgün olmanın melankolisini böylesine incelterek anlatabilen bir yazar için ‘yuva’, her yeni hikâyeyle onun içine doğmak ve orada ölmek istediği yer olmalıydı muhtemelen. Yazarın trajik bir kaza neticesinde romanı için dolaştığı coğrafyada göçebe olarak ölmesi de kaderin onun için yazdığı buruk bir hikâyeydi sanırım.\n\nO gün arkadaşımla Mevlevi kıyafetleriyle dönerken dünya bir anlığına durmuş gibi salınan Lübnan sedirlerinin arasında geçerken, aklımda sadece ‘Göçmenlerin’ garip, kimsesiz kahramanları, leylekler ve birkaç gün evvel öğrendiğim bir ayet vardı: “Allah münkesir (kırık)  kalplerle birliktedir.”\n\nSebald’ın son âna kadar yaptığı gibi ben da onun hayat hikâyesinin peşine düşsem, uzun bacaklı leylekler gibi yaşadığı yerlere göç edip kimsesizliğini yazsam. Yurtsuz bir yazarı anlatarak kendi ‘yuvamı’ keşfe çıksam. Bulamasam. Ne doğduğumuz, ne de öldüğümüz toprağa ait olduğumuzu, hepimizin sürekli dolaşan ‘gezginler’ gibi kâinatın engin boşluğunda anlar, mekânlar ve hayatlar arasında savrulduğunu anlatabilsem. Arkadaşımın o gün “Biliyor musun, ben bir garip gibi ölmek istiyorum. Hemen duymasınlar” deyişindeki masumiyetin, içtenliğin kalbimdeki karşılığını sizle paylaşsam. İnsanın anlatacak kimsesi olmadığında rüyalarda, hayallerde, hikâyelerde bile dolaşamadığını anlayabilir misiniz? Bazen de hayatın sadece sessizlikle taşınabildiğini bilmem duyar mısınız? \n\n\n(Göçmenler, W.G. Sebald, Can Yayınları, Çev. Gülperi Sert)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçtüm Yeşil Diyarlara",
        "poet": "Emre Gülüm",
        "poem": "\n\nAramayın beni artık\nGöçtüm yeşil diyarlara\nYalnızlığa talim olduk\nGöçtüm yeşil diyarlara\n\nSesi çıkmaz bu diyarın\nYarimin yanına varın\nBelki geç olur yarın\nGöçtüm yeşil diyarlara\n\nDağların kokusu yeter\nUsul usul zaman geçer\nGülüm dünya gamı çeker\nGöçtüm yeşil diyarlara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçtü Gitti Reyhani",
        "poet": "İbrahim Sağır",
        "poem": "\n\nGÖÇTÜ GİTTİ REYHANİ\n\nYeri dolmaz iz bıraktı ardında,\nBu dünyadan geldi geçti Reyhani.\nKadri bilinmedi baba yurdunda, \nBeş metre bez ile göçtü Reyhani.\n\nTüketti çileyle, dertle ömrünü,\nTerk etti dünyayı  bir pazar günü,\nBöyle imiş kader ile düğünü,\nKara yeri canan seçti Reyhani.\n\nKim bâki kalmış ki bu sefil handa,\nHüzünlü gönüller yasta, hicranda,\nBir hoş seda bırakarak cihanda,\nEcel şerbetini içti Reyhani.\n\nİki bin altının aralık onu,\nAldı aramızdan Azrail O’nu\nİmtihanı tamamladı en sonu,\nAhirete kanat açtı Reyhani.\n\nBu dünyanın kimseye yok vefası,\nNeye yarar şu üç günlük sefası,\nBiter bir gün en amansız cefası,\nÂlem-i ervaha uçtu Reyhani.\n\n                           10-Kasım-2006 \n                            İbrahim SAĞIR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçmüş insanlar",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nYarından rüyada haberler verir\nAhrete göçüp de gitmiş insanlar\nNe baht ise gündüz hayale serir\nAhrete göçüp de gitmiş insanlar\n\nRüya için kurban kesmeyi diler\nRüyada hasreti özlemi siler\nGözleri bir yağmur misali çiler\nAhrete göçüp de gitmiş insanlar\n\nKurban ile inanç insandan ister\nSonra rüya yapar uykulara ser\nBaşa ne gelcekse düşde kula der\nAhrete göçüp de gitmiş insanlar\n\nSedat hünkar\n(Karamecnun delioğlan) \nCENNET AHRET şairi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçük",
        "poet": "İbrahim Halil Sipahi",
        "poem": "\n\nGöçük altında kalmış bir çocuk,\nAvucunda güvercin kanadı,\nVe yağmur gelinlik kız gibi süzülerek iniyor,\nToprağa,\nAnnenin feryadıyla, karışıyor gök gürültüsü,\nKimliğini saklayan bir karga dolaşıyor,\nIslak ceset üzerinde,\nAkan toprak yok olan umut,\nÇaresizlik,\nVe yoksulluk…\n\n15.03.1985 /Hendek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçük Üstü Ağaç",
        "poet": "Ahmet Ada",
        "poem": "\n\nAkşam mı oldu bir yanım göçük\nRüzgar tırpanlar geldiğim patikayı\nEğreltiotları sarmaşıklar hüzün\nKuşlar uçar çalılardan bulana dek\nBir başka kuşu, umuttur bu çatılarda\n\nUmutla beslerim göçük yanımı\nİzin verir yüce gönüllü hüzne\nŞaşkınlıkla bakarım biçer gövdemi\nYapraklar için konuştuğumdan\nToprağın uzundur sessizliği\nRüzgâra izin verir bağ evine giden patika\nÖylece durup bakarım çiçeklendiğine\nAcıyla esen rüzgârın, çiğnenmiş otun\nAkşam oldu mu benzer bir hüzün\nEşlik eder sessizliğin uzlaşmaz orağıyla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçüversem",
        "poet": "Abdurrahim Kahraman",
        "poem": "\n\n'Yoruldum \nÇok yoruldum... '\n\nDüşüversem\nBirden\n\nKeyfim dört köşe\nUzansam\nBoylu boyunca\nPaşa paşa\n\nKimin ömrü yetmiş ki\nBitmedik işe\n\nÖlüversem\n\nGöçüversem\nBirden\n\nHayale, karışsam  düşe\n\nSoykamı soyuverseler\nUzansam taşa \n\nBakmadan\nFeryada\nYaşa\n\nKimin ömrü yetmiş ki\nBitmedik işe\n\nÖlüversem\n\nKına yaksın ortak\nKırarmış saça\n\nAl giyinsin \nkoşsun bacı kardaşa\n\nDiziler seyretsin keyfi dört köşe\n\nölüversem\n\namma dinleneceğim \n\nCehhenneme gönüllü gireceğim\nKorunu sineme yar edeceğim....\n\n\nAbdurrahim Kahraman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçüyorum",
        "poet": "Kelkitli Summani",
        "poem": "\n\nHer sabah kalkıp günaydın dediğimde sana \nGünaydın demezsen üzüntüden göçüyorum\nBir bardak çay koyarmısın dediğimde sana\nBuz kesilir yüzün, bakışından üşüyorum.\n\nÇıkıyorum gitmek için gideceğim yere\nÇekmeden kapıyı el sallarım sevgilime\nGörmesede o ruhen el sallar ellerime\nDeğmezse eli elime ruhen göçüyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçtün Soma Sen",
        "poet": "Mustafa Erol",
        "poem": "\n\nGÖÇTÜN SOMA SEN \n\nEkmeği kömürden, kazandı yiğit. \nYiğide kefeni, biçtin Soma sen. \nAdın tarih oldu, sensin o şehit. \nŞahadet şerbeti, içtin Soma sen. \n\nKimi evli kimi, henüz bekârdı. \nHepsi de çalışıp, eve bakardı. \nSanki ilaç gibi, terler kokardı. \nDünyadan cennete, uçtun Soma sen. \n\nYaşamadı çoğu, baharı yazı. \nKefenlerde gördü, onlar beyazı. \nYaşarlardı her an, onlar enkazı. \nDerin yaraları, açtın Soma sen. \n\nDoğmaz artık sana, gökteki güneş. \nTüm dünya bilesin, hep sana kardeş. \nGönül gözü yaşlı, çocuklar ve eş. \nBırakıp dünyadan, göçtün Soma sen.\n\nTüm dünya dökerken, hep sana ağıt. \nMüstehak der yazık, birkaç tane it. \nSenin için söyler, milletim şehit. \nİçime alevler, saçtın Soma sen. \n\nCennettedir elbet, en temiz hava. \nCennet sana mekân, olsundur dua. \nGöçerek cennete, buldun sen deva. \nSırat’tan erkence, geçtin Soma sen. \n\nMustafa EROL \n19. Mayıs. 2014 \nManavgat / Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göçüp Gidiyorum Bursa'dan",
        "poet": "Hüseyin Sığırtmaç",
        "poem": "\n\nYaşanan yılları gömüp sineme.\nGöçüp gidiyorum güzel Bursa’dan.\nYeni bir yaşamı katıp önüme.\nGeçip gidiyorum yeşil Bursa’dan.\n\nŞifa sularını içtim kanarak.\nElveda diyorum içim yanarak.\nHelâllik dilerim Hakka uyarak.\nGöçüp gidiyorum güzel Bursa’dan.\n\nYıllarca bağrında sardım yeşili.\nSeverek üstlendim her bir koşulu.\nBirçok fidanım var hepsi aşılı.\nGeçip gidiyorum yeşil Bursa’dan.\n\nTaşıyabilirsem yeşil yükünü.\nToroslarda dilim söyler türkünü.\nAkdeniz’e doğru açıp yelkeni.\nGöçüp gidiyorum güzel Bursa’dan.\n\nSevip sayılarak çıktım zirveye.\nSevgim örnek olsun şehirle köye.\nÖmrüme katarak sevgiden maya.\nGeçip gidiyorum yeşil Bursa’dan.\n\nHep sevgiden aldım tanılarımı.\nSevgiyle işleyin konularımı.\nDerleyip toplayıp anılarımı.\nGöçüp gidiyorum güzel Bursa’dan.\n\nİnsanı insandan ayırmam asla.\nTavsiyem sevgidir gelecek nesle.\nSevip sevilelim deyip gür sesle.\nGeçip gidiyorum yeşil Bursa’dan.\n\nSevgiyi yaymaktı temel amacım.\nHak ve adaletti bütün inancım.\nBeni unutmasın hiçbir öğrencim.\nGöçüp gidiyorum güzel Bursa’dan.\n\nHakka sevgi ile kattım özümü.\nSevgiyi yayarak tutun sözümü.\nToroslara doğru dönüp yüzümü.\nGeçip gidiyorum yeşil Bursa’dan.\n\nKayıp kısmet yollar uzun giderim.\nKim bilir nerede son der kaderim.\nGelenler gidecek Sığırtmaç derim.\nGöçüp gidiyorum güzel Bursa’dan.\n\nBursa 17 Temmuz 2006 \n\nGüzel Bursa'dan ayrılıp Antalya İlindeki evime yerleşeceğimden ve Öğretmenlik görevime Antalya'da devam edeceğimden dolayı, bir süre Antoloji'deki faaliyetlerime ara vermek zorunda kalıyorum. Tekrar birlikte olmak dileklerimle, bütün dost, arkadaş ve okurlarıma saygı ve sevgiler sunarım. Hüseyin Sığırtmaç\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göğe Ulaşan Güller",
        "poet": "Durdu Şahin",
        "poem": "\n\nGöğe ulaşan güller,güzelliği dokuyor.\nİnanç dolu gönüller,zulme meydan okuyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gogada Hüzünlü Bir 23 Nisan",
        "poet": "Ali Soyyiğit",
        "poem": "\n\nBabamın üç oğlu vardı ama\nAnnemin bir tek kızıydın\nBenim dar-ı dünyada tek ablam\nAğabeylerimin tek kız kardeşiydin\nHepimizin gözbebeğiydin\n\nEniştem senden şikayet ederken bile\nKadınların evliyası derdi\nAnnem her zaman seni çok sevdiğini belli eder\nEminem dediği zaman bir başka Eminem derdi\n\nMaddeten manen güzeldin sen\nSeni tanıyan mutlaka severdi\nHayrın dokunur herkese\nHerkes müslüman işte bu derdi\n\nSözün her zaman doğru yüzün güleçti\nHayatın çeşit çeşit çilelerle geçti\nCennete hazırlanıştı çilen de\nDünya bu kadar çabuk mu geçecekti? \n\nBeş gün evvel son defa görüştük bilmeden\nSon defa sohbet ettik havadan sudan köyden\n23 Nisan bayramı vuslatın oldu\nDünyaya gelişin de gidişin de köyden, köyümüzden...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "...GÖĞE AÇILAN HİÇ KAPILARI...(Düz Yazı)",
        "poet": "Naime Erlaçin",
        "poem": "\n\nSosyo-ekonomik ve politik pencerelerden bakıldığında bireyin çıkarları ile küresel sisteminkiler arasındaki tutarsızlığı fark etmemek olanaksız. Sahte değerler ve sahte haberler servis ederek, özellikle de kitle iletişim araçlarıyla kamuoyunu yönlendirmek artık sıradanlaşmıştır. Böylece gerçek hayatta hiç olmayan ama olması istenen rol ve insan modelleri yaratılmakta, öte yandan da bireyin sıkıntıları küresel sistemce ve bilinçli bir biçimde göz ardı edilmektedir. \n\nPost-Kant’çı ahlâk tartışmalarında, örneğin Stirner’in Kant değerlendirmelerinde bireyin vicdanına bir ‘ahlâk bekçisi’ yerleştirildiğinden söz edilir. Günümüze gelindiğinde ise bireyin aklına taklit edilmesi beklenen kopyalar istiflendiği görülür. Baudrillard’a göre iletişim araçlarıyla, özellikle de gündelik haberlerle oluşturulan; tarihin yok olmasına da hizmet eden bir ‘tezgâh’ aracılığıyla yepyeni iktidarlar kurulmaktadır. Kişisel özgürlükler başkalarının uygulamaya koyduğu toplum mühendisliği projelerince yönlendirilmekte ve birey sürekli olarak ‘simülatif” (taklitçi)   bir yaşam tarzına doğru güdülmektedir. Birey-özgürlük ilişkisine müdahale eden post modern öğelerin egemenliklerini ilân ettiği, bireyin köleleştirildiği bir çağa gelinmiştir artık. Tüm yaşama alanlarını bir eğlence parkına (Disneyland’a)   benzeten yazar, “Her şeyin her şeyle değiş tokuş edilebildiği bir dünyada değerin hiçbir anlam ifade etmediği söylenebilir” der ki burada aslında gerçeği sorgulamaya başlamıştır. (“Sanal Evren ve Haber Dünyası” – Baudrillard)   Sorunsala Hegel’ci bir bakışla yaklaşıldığında ise tarih ve yapının düşünceyi oluşturmadaki rolü öne çıkar. Tarih bilinci yok edilmekte ve ana yapı bozulmaktayken, bireyin kendiliğine kavuşmasını beklemek hayal gücünü fazlasıyla zorlamak demektir. Diyalektik mantığın kurucusu olan Hegel, tarih ile yapının düşünceyi oluşturmadaki rolüne değinmenin yanı sıra efendi-köle diyalektiğinin anlaşılmasında ‘öteki’yi de dikkate alarak, öz farkındalığın oluşmasının altını kuvvetle çizmiştir. Aynı şekilde, kesin itaati zorunlu kılan ‘çağdaş akılcılık’ da özgürlüğü kısıtlama etmenidir, çünkü altında dayatma, yönlendirme ve güdüleme yatar. Stirner, Sartre, Foucault ve daha pek çok düşünür birey-özgürlük ilişkisini sıkça irdelemiş; bireysel özgürlüğün olmadığı yerde iktidarın etkisinden kurtulmanın, tam anlamıyla özgürleşmenin olanaksızlığından söz etmişlerdir. Oysaki etkin direniş gösterebilmek için, “Hiçbir şey benden üstün değildir! ” diyen felsefeci yazarın da işaret ettiği gibi ‘kendiliğin’ oluşturulması önkoşuldur. (“Meselemi Hiçe Bıraktım”- Max Stirner) \n\nFelsefi-sosyolojik-ideolojik yaklaşımları birbirinden çok farklı da olsa, bu düşünürler bireyin özgürleşme olgusuna sıkça yoğunlaşmışlar; bireylik, kendilik, biriciklik, öz farkındalık gibi kavramları önemsemişlerdir. Temelde mülkiyetçi bir görüşe sahip olan Stirner dahi, “Özgürlük, insanın kendi yararına uygun olan şeyleri gerçekleştirmek için bir araç olarak değil, liberalizm için istenir olmuştur; özgürlükle özgürlük için ilgilenilir olmuştur… En yüksek değer veya en yüce hedef olarak özgürlük bireye hiçbir şey sağlamaz” diyerek özgürlüğün herkese mal olabileceğini ama kendiliğin-biricikliğin kişiye özel olduğunu belirtmiştir. Yazara göre ‘ben’ varsa özgürlük vardır. Baudrillard ise sınırları çağın değişimlerine uyumlu olarak genişletmiş, analizini K. Marx’ın değerlendirmeleri doğrultusunda ve bir adım daha ileri götürerek, liberalizm ile kapitalizmin de boyunu aşan küresel gücün etki alanına yönelmiş; böylece oldukça isabetli bir tespitte bulunmuştur. “Küresel güç (bu gücü kapitalizm olarak nitelendirmek pek doğru değildir)   günümüzde artık yalnızca kendi kendisiyle boğuşmak durumundadır. Bundan böyle bu güce komünizmin hayaleti değil kendi hayaleti kafa tutacaktır”. (Baudrillard – agy.)\n\nŞurası bir gerçek ki iktidarlar çağlar boyunca vardı. Onlara boyun eğenler ve eğmeyenler de… Üstelik sanat ile iktidar arasındaki ortak yaşamsal bağı (symbiyotik bağ)   ve sanatın çoğunlukla iktidar tarafından desteklendiği gerçeğini, kısacası aradaki çıkar ilişkisini görmezden gelmek mümkün değildi.  Buna rağmen gücü elinde tutan iktidara boyun eğmeyen insan, sonuçları başarılı olsun olmasın, topluca ya da bireysel olarak bağımlılığa karşı çıkma girişimlerinde bulunmuştur.  Peki, günümüzde konuyu tekrar güncelleştiren, özellikle de bireysel özgürlüğe dikkat çeken unsur nedir? \n\nBiliyoruz ki sözde demokratik ve aşırı küreselleşmiş dünyamızda değerler sistemi kökünden sarsılırken, birey bir çarkın dişileri arasında öğütülmekte, aynılaştırılmakta, duyarsızlaştırılmakta; kısacası negatif başkalaşım’a uğratıldığı için zamanla kendi ben’inin kölesi olmakta, kendi isteği ile kişisel hapishanesine çekilmektedir. Bilinci artık buğulanmıştır. Özüne yabancılaştığı için kendisine bile yaklaşamamakta ve iktidar tarafından biçimlendirilen yapay bir ben’in kölesi olmaktadır. Konuyu önemli kılan işte bu gelişmedir. O halde toplum içinde yaşamını sürdürmek ve süreçten büyük ölçüde soyutlanmak zorunda olan insan ne yapmalıdır? Felsefi irdelemelerle sorulara yanıt arayan veya sanatla uğraşan birey, ne sürekliliği ne de diyalektik çözümleme yeteneği kalmış bu düzenden, küresel güç ağının baskısından nasıl kurtulacaktır? Edebiyatçı/şair yolunu nasıl çizecektir? Diyelim ki insan tarihsel bir varlık olarak irdelendi (Wilhelm Dilthey yaklaşımı)   veya Husserlci bir yaklaşımla varoluş- öz tartışmasına girişildi ya da gerçekçi bir felsefi anlayışla bilgiden yaşama mı yoksa yaşamdan bilgiye mi geçtiği tartışıldı. Yani yaklaşım ontolojik, epistemolojik, ahlâki veya her ne olursa olsun,  insanın iktidarla olan ilişkisi, ona karşı duruşu, onunla kurduğu bağın yapısı ve niteliği yine de temel sorunsaldır. Çünkü birey kendisinden doğacak eserleri ancak özgürlüğün geçerli olduğu ortamda, kendisini özgür hissettiği bir ruh haliyle yaratabileceği gibi başkasına ait eserleri de yine bu özgür ortamda değerlendirebilir. Diğer bir deyişle kölelik, dayatmacılığa teslimiyet ve uymacılık seçimi kısıtlar. Özgür olmayanın seçim hakkı da yoktur. Yaratma, çözümleme ve yorumlama kapasitesinin olmadığı gibi… “Köle gibi yaşayan köle gibi düşünür” (kölelik ahlâkını içselleştirme)   diyen Afşar Timuçin de sağlıklı düşünme yolunun aslında özgürlüğe açılan kapıdan geçtiğini ima etmektedir. (“Evrensel Değerler Çerçevesinde Sanatın Felsefi Derinliği”- Afşar Timuçin)\n\nSadece yaşadığı toplumun değerlerine ait olmayı yeğleyen bireyden evrensel anlamda düşünen ve sorgulayan bireye gelindiğinde farklı önerilerle karşılaşırız. Bunlardan birisi (yorumlama bağlamında) , Ahmet İnam’ın parametrelerini ‘hiçseme’, ‘hiçleme’ ve ‘hiç içinden yolculuk’ olarak tanımladığı önermedir. (Aslında, pek çok kez ortaya konulmuş olan bir önermenin farklı bir biçimde formüle edilmesi de denilebilir.)   Dayatılmış değerleri reddetme ve otoriteye başkaldırma açısından bakıldığında her ne kadar ilk bakışta nihilist bir yaklaşım gibi gözükse de İnam’ın önerisi yaratırken ve yorumlarken yenilenmeyi; böylece taze bir başlangıç yapma girişimini destekleyendir. Bir tür planlı ve ileriye dönük bilinçli hiçleme’dir bu. Nihilizmde reddedilen ‘gelecek’ kavramı bu görüşte önemli bir etken olarak devreye girer. Düzen karşıtlığı ve inkârcı sistemsizlik, yerini farklı bir düzen ve düşünce sistemine bırakır. Şöyle ki, “Hiçseyerek yaklaşılan yapıt, üzerine giydirilmiş anlamlardan kendini arındırmaya başlar… Bir yorumlama, yapıt üzerindeki anlam tozlarını üflemektir. Hiçlemede ise çıkarılan gözlüğün ardından, içine düştüğümüz anlam boşluğunu, anlam travmasını, noetik travmayı yaşamaya başlarız. Hiçseme cesaret gerektirir; hiçleme ise sabır ve tahammül.”(“Hiç Gözüyle Edebiyat” – Ahmet İnam)   Demek ki önce tozlar silkelenecek, görüşü bulandıran sis dağıtılacak; sonra da birey, yaşadığı anlam boşluğundan kurtulup yepyeni bir anlama doğru yola koyulacak. Bunun için de sabır ve tahammül sınavlarından geçecek. Kısacası A. İnam, ‘bulanıklaşan’ bilinci temizleyip dünyaya yeni baştan, özgür bir pencereden bakmaktan söz ediyor. Sürecin sanatla bağlantısını ise şu cümlelerle kuruyor: “Sanat insanın hiçleyebilme gücünden doğdu… Sanat bu dünyada olmayana açılan bir kapı. Hiç kapısı… Hiçlenince dünya yiter. Yeni bir anlam dünyası gelir. Kokuşmuşluğun kaynağında hiçleyememe beceriksizliğimiz durur.” (“Hiçleyemeyen Sanat Yolcularına”- Ahmet İnam)\n\nBeceriksizliğin üstesinden gelmek elbette kolay değildir. e.e. Cummings’in de vurguladığı gibi büyük çaba gerektirir. “Ben’in sürdürebileceği savaşların en zorlu olanı, ben’i an be an başkası olmaya zorlayan bu dünyada, kendinden başka ben olmamak için savaşmaktır ve bu savaş hiç bitmez.” Böylesi bir eylem aynı zamanda doğuştan gebe olunan yolculuklara çıkmayı göze almak, etiketlerden ve dayatılan değerlerden arınmak, ‘hiç içinden’ yürümeyi keşfetmek, kendini bulmak, kendisi olmak anlamına da gelir. Öyle ki,  şair/yazar, genetik şifrelerinde taşıdığı hiçliğin sınırlarında dolaşma yeteneği ile yetinmeyip sözüyle de bu sınırların ötesine geçmekle yükümlü kılınmıştır. Varış biçimi kişiye göre değişir. Sartre’a göre, kişinin kendisi için olan varlığı bulmak amacıyla kendindeki varlığı hiçlemesi, önceden yüklenmiş olan özü silmesi demektir. Bu süreçte insanı ileriye götüren araç ise yetkin bilinçtir. Örneğin k. İskender bu bağlamdaki kişisel yorumunu ‘hiçleme küstahlığı’ olarak adlandırıp “Hiddetlendirme, kışkırtma, baştan çıkartma, rolleri kırma ve böylece gerçek yüzleri ortaya çıkartma telaşı” olarak nitelendirir ve sürecin aslında ‘imha’ olmadığı da ekler (İmlasız, Sayı 3, 2003) . Şair hiddetli, sanata yakışan ölçüde şiddetli ama yapıcı bir tavır ve söylemle çıkmaktadır ortaya. Yöntem ne olursa olsun, süreç bellidir. Evren yasalarına egemen olan zıtlıklar paradoksu, edebiyatta da tutsaklıkla özgürlük arasında sıkışmış, farkındalık düzeyi yüksek, bilinci yetkinleşmiş bireye özgürleşerek yenilenmeyi emreder. Bu ise Susan Sontag’ın Frankfurt’ta Barış Ödülünü (2003)   alırken yaptığı konuşmada belirttiği gibi sınırların aşılmasını sağlayan bir pasaporttur. ''Edebiyata (dünya edebiyatına)   ulaşmak, ulusal kibrin, dar görüşlülüğün, zoraki taşralılığın, anlamsız müfredat eğitiminin, sonu olmayan kaderlerin ve kötü talihin meydana getirdiği hapishaneden kaçmaktı. Edebiyat, daha büyük bir hayata, yani özgürlük alanına giriş pasaportuydu.”  (S. Sontag)\n\nFelsefi ve sanatsal anlamda hiç içinden kişisel yolculuk bir ölçüde olanaklı ise de, sosyolojik anlamda oldukça zordur, çünkü özneden ve öznenin seçimlerinden bağımsız olan dış etmenler, iktidar ve sistem tarafından dayatılan simülasyonlarla köşeye sıkıştırılmış olan bireyi ters yönde etkiler. Sonuçta kişi hem dışarıda süregelen, hem de içselleştirdiği iktidarlarla aynı anda baş etmek mecburiyetinde kalır. Böylece süreç, sorunlu ve çelişkili bir hale dönüşür. Sorunu yaratan nedenler, kısmen Baudrillard’nın etkili tezgâhlar diye adlandırdığı, küreselleşen ve bireyin kendiliğinin oluşmasını engelleyen ilişkiler ağından; kısmen de insanın kendine özgü bağımsızlık savaşındaki öznel duruşmalardan kaynaklanır. İki farklı cephede dövüşmek ve çoğu kez de bir kanadı kırık kalmaktır bu.  Ancak tüm olumsuzluklara karşın denemek ve hiç kapılarını aralamak gerçek sanatın ve sanatçının görevidir. Giderek güçlenen iktidar odaklarıyla savaşabilmek için şairin de güçlü olma mecburiyeti vardır. Üstelik güçlü olmak yetmeyebilir. Diliyle, duruşuyla, dünya görüşüyle, gerektiğinde karmaşa ve çelişkiye karşı sergilediği tavırla gücün kendisi olmak zorundadır! Küresel sistemin onu zorladığı ölçüde o da sistemi zorlamalıdır. Evrensel değişimle göğüs göğse çarpışabilmek için bir önkoşuldur bu. \n\nŞair, gök alfabeden armağan edilen sözcüklerle hiçleyerek, hiçseyerek, dilin ve düşüncenin tüm olanaklarından yararlanarak, direnerek, diyalektik çözümlemeler yaparak ya da bambaşka bir yöntem kullanarak ikinci kanadın eksikliğini doldurmanın yolunu mutlaka bulmalıdır. \n\nÇünkü özgürlük peşinde göklerin ihtişamını keşfe çıkmış inatçı bir Galileo’dur o.\n\nHayal Dergisi, Sayı 31 \n(“Galileo – Hayal Yazıları”, Hayal Yay. Ekim 2009, Sayfa 73)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göğe Yükselirken",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nSen gittin gideli\nGözlerinin sıcaklığı gitmedi üzerimden\nSeni sordum meleklere\nSınırsız güneşin bıraktığı beneklere\nGöç etti turnalar farklı farklı memleketlere\nYoruldu gönlüm \nBeklerken \nGecelerin sabahı gözlenirken\nBulup yerine koydum aşkımızı\nYokluğun kayboldu birden göğe yükselirken\nBahattin Tonbul\n5.3.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göğsüme Çarpan Dalgalar",
        "poet": "Hüseyin Zahid İnanç",
        "poem": "\n\nOdamdaki sessizlik bugün farklı mı kokuyor? \nYoksa yalnızlığın uğultusu mu penceremden sızdı? \nYüreğimdeki dalgalar, hırçın dalgalar, çarpıyor göğüs kafesime,\nDilsiz değilim ama anlatamıyorum kimseye.\n\nGözlerim ufukların en derin yerlerinde kayboluyor,\nGözlerim baktığı yerlerde seni arıyor,\nBiliyorum seni özlediğimi, duygusuz değilim,\nDilsiz de değilim ama anlatamıyorum kimseye.\n\nBu sessizliği bozacak en ufak sese kilitlenmiş kulaklarım,\nO sessizlik içinde senin sesini arıyor,\nSağır değilim ama duyamıyorum işte sesini,\nBuradasın da  mı seslenmiyorsun? \nYoksa çok uzaklardasın da mı seslenemiyorsun? \n\nEllerim minik parmaklarını arıyor,\nDokunamadığım minik parmaklarını,\nParmakların minik olduğu için mi tutamadın elimi? \nYoksa o parmaklar başka ellerde olduğundan mı? \n\nSusuyorum, içimdeki dalganın sesini bastırarak…\nSusuyorum, duymasınlar içimdeki hıçkırıkları…\nSusuyorum, belki diner içimdeki fırtınalar…\nDilsiz de değilim ama susuyorum işte, susuyorum…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göğün MELEKLERİ",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\nbeyaz...beyaz...\nsaf...saf...\nfizik ötesi \nmelekler gibi\ngökten gelmekte\no kar taneleri\nsabah ezanı eşliğinde\nsanki \nederek niyaz...\nsaf...saf...\nbeyaz...beyaz...\nfiziğin içinde\nsessiz bir musikiyle\ndans eder gibiydi\no kar taneleri\ndualar eşliğinde...\n\nFikret Turhan-Yalova,\n9 ocak 2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göğercinler Vurulur Öldürülemez",
        "poet": "Evrim Evrensel",
        "poem": "\n\nİlki değil ki,\nSonuncusu olsun,\nVe son da olmayacak avlanması ak güvercinlerin...\n\nGalata'dan haber yayıldı,\nAk güvercin vurulmuştu,\nEminönü'nde güvercinler uçuştu...\n\nIstrancaların ormanında,\nOdunla ezilerek kafası,\nYayıldı kara haber kuzeyden güneye,\nVurulmuş ak güvercinin biri,\nYanı başına düşmüş kırık gözlükleri,\nNe son, ne de ilkti....\n\nAnkara'nın zemheri ayazında,\nDelercesine kar beyazında,\nKızıl güller serpilmişcesine,\nGül yapraklarına bezenmişcesine,\nKanadının telekleri,\nRüzgara sürüklenirken tüyleri,\nParamparça gördüm ak güvercinleri,\n\nDiyarıbekir surlarında avlanarak,\nGün ortasında gürledi kanatlanarak,\nHavalanamadan daha o pir'i pak,\nŞahin pençesini yedi güvercinim ak mı ak...\n\nEyüp Sultan meydanında,\nKonarken spor sahasının yeşil çimenlerine,\nKırıldı kanatları,\nBağlandı ayakları,\nEyüpte zulüm çetindi,\nDirendi güvercinim nafile metin'di,\nGüvercinleri böyle katletti,\nNe sonuncusu ne de ilkti.....\n\nVe ne güvercinler uçmaktan usanacak,\nNe şahin'ler kana doyacak,\nVe ne de besleyen şeyhler bitecek...\n\nDünyayı güvercinler saracak,\nŞahinlerin de gelmez sonu,\nOnlarda Güvercinlerden barışı isteyecek,\nYarınlarda adı dahi anılmayacak,\nAma güvercinler üreyecek,\nGökyüzünün mavilikleri,\nUçuşan beyaz güvercinlerle dolacak...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göğsünü Yelken Yap Okyanusta",
        "poet": "Bülent Aydınel",
        "poem": "\n\nSevda \nİstasyonu olmayan bir yolculuk\nAçık denizler gibi\n\nSevdayı demiyorum da denizi bilen bilir\n\nSen göğsünü yelken yap bu okyanusta\nSaçlarına kuşlar konar\nRüzgarlar ardından gelir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göğsü Beyaz Bir Güvercin Aniden Uçuverdi",
        "poet": "İbrahim Halil Demir",
        "poem": "\n\nSevda ormanlarında el ele tutuşarak gezerken,\nBereket yağmurlarıyla sırılsıklam ıslanırken,\nYaşayacagimiz mutlu yillari birlikte konuşurken,\nGöğsü beyaz bir güvercin aniden uçuverdi.\n\nSevdanın yüce dağlarına var gücümüzle tırmanırken,\nSevda bayrağını dağların doruğuna dikerken,\nSevdamıza zarar veren her şeyi kökünden sökerken,\nGöğsü beyaz bir güvercin aniden uçuverdi.\n\nSevda denizlerinde yorulmadan kulaç atarken,\nSevda balıklarıyla doyasıya muhabetle kucaklaşırken,\nSevda dalgalarıyla canhıraşhane boğuşurken,\nGöğsü beyaz bir güvercin aniden uçuverdi.\n\nSevda karanlığında, sevda secdeleri ederken,\nGönüllere giden yolları adım adım izlerken,\nElimizde sevda tesbihi, birer birer çekerken\nGöğsü beyaz bir güvercin aniden uçuverdi.\n\nSevda aydınlığında Allah’ın affını beklerken,\nGözlerimden yansıyan bu sevdayı şekil tutarken,\nBizi seven sevmeyen herkes bize gıpta ederken\nGöğsü beyaz bir güvercin aniden uçuverdi.\n\nÜşüyen yüreklerimizi  sevda güneşini sıcaklıgıyla isitirken,\nSevmeyi bilmeyen gönüllere sevdayı nakşederken,\nSadece Allah’ın rızasını ve merhametini beklerken,\nGöğsü beyaz bir güvercin aniden uçuverdi.\n\nSevda ateşleriyle tandırlarda cayır cayır yanarken,\nMuhabbet fedaileri bizleri söndürmeye çalışrken,\nSevinç gözyaşlarını cani gönülden dökerken,\nGöğsü beyaz bir güvercin aniden uçuverdi.\n\nSevda tarlalarında bıkıp usanmadan fidan dikerken,\nCan sularını yüreğimizdeki sevgilerle verirken,\nGönüllere, bu davanın imzalarını atarken,\nGöğsü beyaz bir güvercin aniden uçuverdi.\n09/04/2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göğün her yerde olduğunu anlamak için dolaşmak gerekmez",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nÖnüne çıkan engeli sabır ile aşmak için,\nEmin adımla yürürsen koşmak gerekmez.\nGöğün her yerde oIduğunu anIamak için,\nİllaki koca dünyayı doIaşmak gerekmez.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök",
        "poet": "Bekir Yüzer",
        "poem": "\n\nGökte özgürce uçan bir kuş görürsünya\nParmaklıkların arasından\nOnun yerine geçmek istersinya bir çırpıda\nSormazsınki mutlumudur\nO vefasız gök yüzünde bir başına\nBilmezsinki yasaktır ona yere inmek\nYa bir cahil hapseder kafese\nUçmayı unutturur\nBıkıncada atıverir havaya\nGökyüzü uzak gelir\nKanatlarda pust olurya hani\nDüşüverir bir kenara\nBir bakmışsın kapıverir\nNankör bir kedi\nHiç yoktan olursun kedi pisliği\nÖzenme sakın o masmavi göğe\nBir anda bakmışsın kabusun olur\nSatıverir seni bir parça karabuluta\nÖzenme sakın uçmaya\nÇakılırsın yere gök kılını bile kıpırdatmaz\nGök mavi,gök zalim,gök hain\nGök çok uzaklarda\nÖzenme sakın\nSatıverir seni bir kahpe buluta...........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Veda",
        "poet": "Mehmet Ak",
        "poem": "\n\nVeda kalbe düşen görünmez kormuş\nGök ağlıyor bugün,ben ağlıyorum.\nSana veda etmek ne kadar zormuş\nGök ağlıyor bugün,ben ağlıyorum.\n\nGitme desem yalvarsam da nafile\nGidiyorsun,dönülmez bir menzile\nKelimeler yorgun,gelmiyor dile\nGök ağlıyor bugün,ben ağlıyorum.\n\nBir gün,ama bir gün kavuşacağız\nHep güzel günlerden konuşacağız\nNe gam keder,Bahara koşacağız \nGök ağlıyor bugün,ben ağlıyorum.\n\n(11.03.2017)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök Bahçe",
        "poet": "Sezai Güler",
        "poem": "\n\nDün gece yarısı başka bir aydınlandı gök bahçe\nSancısız, uykusuz nur bir yıldız doğurdu Ay hatun\nGecenin mavisi şaşkındı ışıltısından yıldızlar suskun...\n\nS.Güler-22.4.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök Bulut ve Yağmur",
        "poet": "Feriha Aktan",
        "poem": "\n\nNe varsa alacaklar elbet\nŞinasi Tasvir-i Efkar gazetesini çıkardığı\nDipdiri ne varsa\nHatta milyonlarca gözyaşından\nÇiçeğe durup bulvarlarda\nÇ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök bayraklı Oğuz Soyuyumdur.",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nDünya tarihine damgayı vuran,\nAnadolu’da Türkiye devletini kuran,\nKanıyla sulayıp toprağı Vatanda yapan,\nGök bayraklı Oğuz Soyuyumdur.\n\nHalil ÇOLAK\nAnkara, 5.4.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök Gözlü Çocuk",
        "poet": "Kağızmanlı Mehmet Kesen",
        "poem": "\n\nCanım yazmak istiyor\nYazmak yazmak\nÇok şeyler yazmak\nSenden nefret etmediğimi\nVe hatta\nSeni sevdiğimi yazmak\nBen körü körüne\nYaşamışım bunca yıl\nSuç bendemi ki\nHayır hayır\nSuç bende değil\nSuç bana öğretenlerde\nSen bir haindin\nSen bir tehlikeydin\nOnlara göre\nŞimdi gözüm açıldı\nBaşkaları ne derse desin\nSen hain değilsin\nSende tehlike ne gezer\nSen ey gök gözlü\nKızıl saçlı çocuk\nKızıl saçların gibi\nDeğerinde kızıl altın\nAltından ta fazla bile\nSenden artık nefret etmiyorum\nVe hatta \nSeni seviyorum\nGök gözlü çocuk\nSeviyorum \nAnlıyor musun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÖK KUBBE AÇILDı",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nOtopark çevresi, her şey şahane,\nGereksiz masraftan elbet kaçıldı,\nMobilya fuarı oldu bahane,\nGök kubbe açıldı, neşe saçıldı.\n\nHünerli ellerde sanat buluştu,\nIsparta halkım da birlik oluştu,\nGüzel bir ortama herkes alıştı,\nGök kubbe açıldı, neşe saçıldı.\n\nTeknoloji yine gücünü serdi,\nMimari proje kanadı gerdi,\nBeş mayıs, perşembe program vardı,\nGök kubbe açıldı, neşe saçıldı.\n\nYıldızlarla kaplı yüksek alanı,\nKapıya işlenmiş örnek olanı,\nBeylik simgeliyor tarih bileni,\nGök kubbe açıldı, neşe saçıldı.\n\nAraçlar, gereçler toprağı oydu,\nBelediye yine gücünü koydu,\nZeki duygusunu şiire yaydı,\nGök kubbe açıldı, neşe saçıldı.\n\n5-5-2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök Kefen Olsun Yurduma",
        "poet": "Ramazan Mutlu Doğaner",
        "poem": "\n\nBırakırsam eğer\ntutunuşlarımı toprağımdan\nbulutlar çeksin gitsin\nDağlar küssün\nSokakalar toplanıp\nHer biri dert yansın\nKimsenin olmasın vatan\nGök kefen olsun yurduma\n\nBırakırsam eğer\nKitabımı haydutlara\nSatarsam kadınımı sahte bakışlara\nYollar çıksın gitsin ayrı diyarlara\nHer biri dert yansın\nKimsenin olmasın vatan\nGök kefen olsun yurduma\n\nBırakırsam eğer\nDöner gidersem kahpeliğe\nVazgeçmeyi sığdırırsam hakka hakikate\nTercih edersem şerefsizi adalete\nHer  biri dert yansın\nKimsenin olmasın vatan\nGök kefen olsun yurduma\n\nBırakrsam eğer\ncesareti kuşanıp ölüme kadar\nhudutlar aşıp zaferler yaşamayı\nunutursam bir kükreyişte\ndeniz aşırı titretmeyi\nher biri dert yansın\nKimsenin olmasın vatan\nGök kefen olsun yurduma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök kubbe Penceresinden",
        "poet": "Vahdet Mehmet Güneş",
        "poem": "\n\ndalıyorum uzaklara aralıklarla\ntekrar dalıyorum derince\ngeçip giden günler \nneler aldı,kalbimden. sevgimden\niçimizde yankılanan günler\nhatıralar ve düşler\nhasretle akıp duruyor\nyarı uyanık zihnimde\nvakit sabaha yaklaşırken\npelerinim uçuyor\nselvi dolu vadiye\ngönlümde sevinç anaforu ağlatıyor\nkahverengi gözlerimi\nbeni yoklayan hevesler\nhedefine ulaşınca\nvelinimetim amcamla\nMardin kasimiye güzeğahında\nniyaz etmedeyiz sonsuz olmasada\ngün ışığının son huzmeleri girerken\ngök kubbe penceresinden\nona sarılıyorum sevinç göz yaşlarımla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök Çehreli",
        "poet": "Ali Çağlar Deniz",
        "poem": "\n\nYekpare yıldızdı gök çehren\nYüreğimin onsuz hep eksik kalacağı\nParıltısında gözlerinin\nSevginin şahlandığı\n\nElimde yok bir ışık-ölçerim\nYine de ama tutuşuyorum\nİçindeki güneşi ölçüp biçmeye\nBir şey var ki emin olduğum\nÇok da farklı bir değer vermeyecek\nYüzünden yansıyan ışık demetinden\nİçinde çoğalan dolunay desteleri\n\nTemmuz 2002- Antep\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök inledi yer sarsıldı Çanakkale'de..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Çanakkale,\n\nGök inledi yer sarsıldı ÇANAKKALE'DE\nAskerimin azmiyle yenildi düşman\nMuzafferlik vardı yedi ceddinde\nAskerimin kalbinde kudretli iman..\n\nKanla yazdık altın harflerle yazdık\nVatan sevdasıyla tutuşan hardık\nKorkusuz onurlu,birer aslandık\nGök inledi yer sarsıldı ÇANAKKALE'DE..\n\nKan gövdeyi götürdü çığlık sesiyle\nBire karşı savaştık,tam beş kişiyle\nMustafa Kemal'imin ölüm emriyle\nGök inledi yer sarsıldı ÇANAKKALE'DE..\n\nMevziler soğuktu çamur deryası\nGömüldü yüreklere şehit acısı\nİndi düşman üstüne türkün kamçısı\nGök inledi yer sarsıldı ÇANAKKALE'DE.\n\nSarsada çelikten çemberle düşman\nAskerim yiğit askerim yaman\nKudretli güçle,işte o bir an\nGök inledi yer sarsıldı ÇANAKKALE'DE..\n\nEllerde süngü tekbir sesleri\nŞahlandı inançla, canla kükredi\nÖlümün korkusundaydı düşman askeri\nGök inledi yer sarsıldı ÇANAKKALE'DE.\n\nVeda mektupları yazıldı yâre\nGözler kıvılcım gözler şerâre\nSerdi askerim düşmanı yere\nGök inledi yer sarsıldı ÇANAKKALE'DE..\n\nTarih:0808.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök Kuşağı",
        "poet": "Muzaffer Yıldırım",
        "poem": "\n\nbeyaz barışın\nmavi özgürlüğün \nyeşil umudun\npembe sevdanın rengi\n\nturkuaz uzakların\nlacivert özlemin\neflatun hasretin\nturuncu sılanın rengi\n\nkırmızı kavganın\nmor öfkenin \nsarı hastanın\nsiyah ölümün rengi\n\ninsan yer yüzünde durur\nrengi gök yüzüne vurur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök Mavi",
        "poet": "Bayram Eser",
        "poem": "\n\n“gök yüzü maviymiş umurumda mı\nseni sevmezsem gök mavi olmaz ki\nbak görüyorum kara bulutları\nseni sevmezsem gök mavi olmaz ki\n\nher sabah çok erkenden kalksaymışım\npencereyi iyice açsaymışım\neğilip gök yüzüne baksaymışım\nseni sevmezsem gök mavi olmaz ki\n\nyalnızlığımı çıkarıp atsam da\nhayatıma yeni tatlar katsam da\naklımı silip seni unutsam da\nbana gelmezsen gök mavi olmaz ki…” 05.03.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök kuşağı",
        "poet": "Galip Kemali Günay",
        "poem": "\n\nSaçı kumral kara sarı kızıl kahve................. gözü  kara yeşil mavi ela kahve..........................................teni beyaz simsiyah sarı buğday...................................gök kuşağı.................................................................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök Kuşağı",
        "poet": "Osman Uzunkaya",
        "poem": "\n\nUfukta belirir akşamın rendi, \nGüneşin endamı dağlara siner, \nYeryüzü duvalde bir resim sanki, \nEmsalsiz manzara, mucize hüner. \n\nResimde renkleri doğurur renkler, \nGökkuşağı giyinir elbisesini, \nAy'la aydınlanır, ürkek gölgeler, \nYıldızlardan biri çağırır beni.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök Kuşağı Ve Sema",
        "poet": "Ahmet Kölecioğlu",
        "poem": "\n\nözelikle bahar aylarında\ntatlı serin bahar yağmurlarından sonra\nsakinleşir hava tamamen açılır\ngök yüzünde tek bir kara bulut gözükmez\nyer yer gelinlik giymiş bir genç kız edasıyla\nbulutçuklar görünür gökyüzündeki açıklık netliğini bozmayan\nuyumlu ayrı bir güzellik katar hani o berrak netliğe\ngök kubbenin o halinde hani seyrine doyulmayan \nsaf berrak duru tertemiz bütün ihtişamıyla nede güzeldir sema\n\no doyumsuz güzellikte birde bakarsınki\nbir gök kuşağı belirmiştir renk cümbüşü doyumsuz özelliğiyle\nbir baştan bir başa sararak semayı semaynan bütünleşerek\ngörmeye değer güzelliğiyle \n\nfakat şunu hiç kimse düşünemez zannımca\no doyumsuz güzellikte ve özellikte olan gök kuşağına\no görüntüyü veren aslında berrak saf duru tertemiz\ngüzelliğiyle muhteşem semanın olduğunu\nonun derinliklerinde öyle göründüğünü\nonunla o güzelliğe eriştiğini erişebildiğini\nhiç kimse düşünmez\noysa \nsemadaki o saf berrak duru ve net muhteşem güzellik olmasa\ngök kuşağıda o kadar güzel görünmez görünemez\nondaki o güzellik tamamen semadaki güzellikten\n\ndiyor kölecioğlu semadaki güzellikten \ngelinemez özelliği görmezlikten\ngörmezlikten görmezlikten\ngelinemez güzelliği görmezlikten\n\nAhmet kölecioğlu 15-07-2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gök Kuşağının Manzarası",
        "poet": "Hüsne Güven",
        "poem": "\n\nYağan bir yağmurun arkasından açan güneşte, \nGökyüzünü sarmış cıvıl,cıvıl renkler, \nİzledim uzun süre hiç bıkmadan, \nHayallar kurdum güzel geleceğime. \n\nYağmur kandırmıştı suyla toprakları, \nÇiçekler bitkiler de canlanmıştı, \nGök yüzündeki açan renkler, \nBütün dünyayı süsleyip donattı. \n\nHuzur vermişti o an ki manzara ve güneş, \nRenkler coşmuştu gök yüzünde, \nBulutlar çekiliyordu yavaş,yavaş, \nGök kuşağı dans ediyordu semalarda. \n\nKuşlar kanat çırparak özgürce uçtular, \nGök kuşağının rengine vuruldular, \nÖzgürlük budur diye haykırır gibicesine, \nYaşadığımız her saniyenin değerini anlattılar. \n\nGökyüzünün maviliğini birde gökkuşağı süslemiş, \nİzleyenlerinde ruhuna derin izler çizmiş, \nDoyulur mu hayatın bütün güzelliklerine, \nGelin barış içinde kardeş olalım el ele…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÖK KUBBE AÇILDI... GÜL ŞEHRİME NEŞE SAÇILDı",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\nGÖK KUBBE AÇILDI... GÜL ŞEHRİME NEŞE SAÇILDI\n\n Not. Mobilya, Otomobil, El sanatların ardından Bölgenin Tarım fuarı açlıyor! ..\n\n        Merhaba saygıdeğer gönül dostlarım. Türkiye'miz.. Isparta ilimiz her zaman her yerde eşsiz güzellikleriyle hatırlanmaktadır. Doğa harikaları bir yana,Mimari fuar alanların, yapılarında arması gül şehrimize özellikler, güzellikler sağlamaktadır. Yüksek mimar Sayın: Yusuf Ziya Günaydın gibi tecrübeli belediye başkanlarımızın olması, hizmetlerinin artarak devam etmesiyle halkımızında umudunu artırmaktadır.\n\n      Belediye başkanı seçildikten sonra başkanımızla mavi kent camisinde cuma namazında karşılaşmıştım. O tarihte Işık kent mahallemize sosyal tesisle birlikte adına yakışır bir kültür evi olursa kütüphane için gerekli hazırlığımın olduğunu söylemiştim. O tarihlerde Isparta ilimize kazandırılan en büyük GÖK KUBBE fuar alanının bulunduğu yer harabe gibiydi. Başkanımız oraya çok güzel bir mimari yapının yapılacağını, Isparta ilimizin en büyük alışveriş merkezi olacağının müjdesini vermişti. \n\n     Basınla da iç içe olduğumdan aktif faaliyetlerin takipçisiydim. Daha sonra temeli atılınca bende 2- mart 2014 yılında Zekice kültür ve sanat evimi hazırlayıp belediyenin sponsorluğunda gerçekleştirdiğimiz Uluslararası Isparta Belediyesi şiir ve müzik programı dahilinde şair ve yazar arkadaşlarımın, protokolün  katılımıyla Zekice kültür ve sanat evimi halka açarak hizmete sunulmasına vesile. oldum. Belediye başkanımız sanat evimi ziyaret ederek tebrik etti. Gök kubbenin açılmasıyla bende mutlu oldum.\n\n     Yapımı gerçekleştirilirken yaşanan talihsizliğe ve eleştirilere çok üzülmüştüm. Ama kısa sürede toparlanıp hak ettiği güzelliğe kavuşunca dünyalar benim oldu. Ülkemize yapılan hizmetleri tenkit etmek yerine taktir etmek, tebrik etmek gerekiyor. Halkımız her konuda bilinçlidir. Yararlı ve zararlı olanları da ayırt edebilmektedir. Yapı yapılmadan zamansız eleştiriler elbette üzücü durum sergiliyor. Gök kubbe mimarı yapısıyla da simgeleriyle de tarihimizin kısmende olsa aydınlatılmasına vesiledir.\n\n     Gök kubbe açıldı gül şehrimize neşe saçıldı başlığımla henüz ayrıntılarıyla anlatamadığım duyguları özetlemeye çalıştım. Işık kent mahalle sakini olarak inanın çok mutluyuz. Yıllardır harabe görünümdeki alan otopark ve gök kubbenin yapılmasıyla,  mobilya, yalıtım fuarıyla  5-5-2016 perşembe gününden itibaren dört gün içinde binlerce kişinin ziyaretçi akınına uğradı. Yüzlerce aracın  bir arada olması hareketliliği gözler önüne serdi. Gök kubbe içinde ki stantların içindeki özellikler ve güzellikler anlatılmaz yaşanır diyorum. Emeği geçenlere başta belediye başkanımız olmak üzere teşekkür ediyorum, Allah razı olsun, gül şehrimize hayırlı, uğurlu olsun diyorum. Nice fuarların burada yapılacağından ümitliyim. Hoşça ve dostça kalınız.\n\n*****  GÖK KUBBE AÇILDI   *****\n\nOtopark çevresi, her şey şahane,\nGereksiz masraftan elbet kaçıldı,\nMobilya fuarı oldu bahane,\nGök kubbe açıldı, neşe saçıldı.\n\nHünerli ellerde sanat buluştu,\nIsparta halkım da birlik oluştu,\nGüzel bir ortama herkes alıştı,\nGök kubbe açıldı, neşe saçıldı.\n\nTeknoloji yine gücünü serdi,\nMimari proje kanadı gerdi,\nBeş mayıs, perşembe program vardı,\nGök kubbe açıldı, neşe saçıldı.\n\nYıldızlarla kaplı yüksek alanı,\nKapıya işlenmiş örnek olanı,\nBeylik simgeliyor tarih bileni,\nGök kubbe açıldı, neşe saçıldı.\n\nAraçlar, gereçler toprağı oydu,\nBelediye yine gücünü koydu,\nZeki duygusunu şiire yaydı,\nGök kubbe açıldı, neşe saçıldı.\n\n***** GÖK KUBBE  *****\n\nMimar Yusuf Ziya Günaydın yaptı,\nEski hali vahim sanki harabe,\nAy yılız şahlandı bulutu öptü,\nGül şehrin onuru mevcut gök kubbe.\n\nFuar alanına hizmette saha,\nOtopark yapıldı bitmedi daha,\nAraçla dolacak yeşildir saha,\nGül şehrin onuru mevcut gök kubbe.\n\nOrtada tek direk, hacmi çok geniş,\nStandı oluştur gününde eriş,\nSanat göz doldurur, değer bulur iş,\nGül şehrin onuru mevcut gök kubbe.\n\nIşık kent mahalle bulunduğu yer,\nBurayı bir gören hayran kaldım der,\nMimari yapıya sende değer ver,\nGül şehrin onuru mevcut gök kubbe.\n\nYirmi beş bin metrekare çevresi,\nProgram yapılır, toplar herkesi,\nZeki'nin şiirle yükselir sesi,\nGül şehrin onuru mevcut gök kubbe.\n\n5-5-2016\n\n*****  DOĞADA  YAŞAM  *****\n\nİnsanın her şeyi canı çekiyor,\nBedeni örtüyor kıyafet, kuşan,\nGönülden yüreğe sevgi ekiyor,\nSanatta hayat var, doğada yaşam.\n\nRuha haz veriyor rengarenk desen,\nFırtına kopsa da, kaba yel esen,\nŞekilli yapıyor biçip de kesen,\nSanatta hayat var, doğada yaşam.\n\nMevsimine göre çiçek açıyor,\nKanatlı hayvanlar gökte uçuyor,\nGövdesi kökünden suyu içiyor,\nSanatta hayat var, doğada yaşam.\n\nKainat sahibi yüce Yaratan,\nVatandaş anlıyor puldan, paradan,\nKimi gölden gider, kimi karadan,\nSanatta hayat var, doğada yaşam.\n\nMeyveler, bitkiler bunun kanıtı,\nŞiire dökerek verdim yanıtı,\nSeyredin ay, yıldız, güneş, bulutu,\nSanatta hayat var, doğada yaşam.\n\nIspartalı Zeki Çelik  TÜRKİYE İLESAM il temsilcisi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök kuşağının hikayesi (Nesir)",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nÇocukluğumun en güzel eğlencesi yağmurlu havalarda oluşan rengarenk gökkuşağının altından geçmek için saatlerce koşmak olurdu. Çisil çisil yağan yağmur altından insanın şıpıt gibi ıslanması, havanın bir kapayıp bir açması ile bir anda bulutlarla saklambaç oynar gibi güneşin kaybolup ortaya çıkması yedi renkten oluşan gökkuşağının bir baştan öbür başa kadar yarım hilal gibi kapanması bir olur, sanki resim misali kalkana benzer görüntüsü ile bu doğal kuşağa insanı büyüleyen bir eda ile insanın baktıkça bakası gelir.  Bu hayale bir muamma yumağı içinde dalan kimse kendini tatlı bir rüya aleminde sanır.\n                    Hele bu gelin kuşağının renkleri yok mu? İnsanın içini gıdıklar, ayrı bir heves verir, sırılsıklam olmuş aşıklar gibi yağmur ile insanın pervane böceği gibi ateş etrafında mırıltı ile şarkı söylüyormuşcasına kuğular misali dans ederek dönmesini andırır.\n                     Eskiden büyük olan anlı şanlı adamlar tarih öncesi çağlardan bahsedip derler ki; ‘’Kaf dağında yaşayan peri padişahının Ülkü adında dillere destan güzellikte bir kızları varmış. Bu güzel kızın yüzü kardan daha ak, gözleri ahu, dudakları bal, kaşları hilal, dişleri inci mercan, yanakları elma, boyu selvi gibi imiş. Dört gözle tutsak olduğu yedi başlı devden kendini kurtaracak beyaz atlı prensini bekler dururmuş. Masal bu ya; yine aynı dönemde Turan Padişahın Oğuz adında gözünü daldan budaktan sakınmayan kara yağız delikanlı bir yiğit oğlu varmış. Bu yiğit bahadır er korkusu nedir bilmez, kırk yiğidi ile beraber ava çıkar avlanırmış. Zamanla büyüyüp everimlik olmuş. Babasına varıp kız sorup evlenmek istediğini bildirmiş. Babası da ona; Git periler padişahının Kaf Dağının ardında tutsak kızı var. Onu devden kurtar onunla evlen demiş. Bunu duyar da bizim oğlan durur mu? Binmiş ata, çekmiş kılıcını, kırk yiğidi ile beraber at sürüp yedi günde yedi gök denizini geçip bir bozkurdun yol göstermesi ile Kaf dağına ulaşmış. Yedi başlı hain devi aramaya başlamış. Nihayet devi bir mağarada uyurken bulmuş ve kılıcını tam kalbine saplayarak devi öldürmüş. Artık Ülkü kız da hürriyetine kavuşmuş. Kızı devden kurtaran Oğuz, Ülkü’yü atının terkisine attığı gibi Turan elinin yolunu tutmuş. Yedi gün sonra Turan eline gelmiş. Oğlunun kahramanlığını gören Turan padişahı Hanlar Hanı Bayındır Han kırk gün kırk gece düğün yapıp oğlu Oğuz ile Ülkü gelini evlendirmiş. Aa! Oda ne? Tam gelin alma vaktinde gökyüzünde ilk defa rengarenk gökkuşağı oluşmuş. Dede Korkut gelip soy soylamış, boy boylamış. ‘’Bu size Yüce Allah’ın bir lütfu olsa gerek’’ demiş çok sevinmişler. Hızır gelip bu kuşağı gökten alarak gelinin beline bağlamış. O günden sonra gelin olan kızların beline şal kuşak bağlamak adet olmuş. Evliliklerinden Türk adında bir oğulları olmuş. İşte Türklerin atası bu çocukmuş’’derler.\n                     O günün anısına gökkuşağına gelin kuşağı denir olmuş. Bizler küçük bir çocuk iken anam bize; ‘’Oğlum! Gök kuşanın altından kız çocuk geçecek olursa oğlan, oğlan çocuğu geçecek olursa da kız olur’’ derdi. Bu söz benim belleğime yer etmiş olacak ki, ne zaman gökyüzünde bir gökkuşağı görecek olsam hemen çocuklar ile bir araya toplanır, altından geçmek için saatlerce koşturur, sonunda yorgun düşer, bitap bir şekilde nefes nefese tekrar düşe kalka gitmeye çalışırdık. İnsan bir tepeye çıkınca hemen varıverecekmiş gibi gelir, oraya varınca da bizimle oyun oynarmış gibi ileri kaçardı. Buna çok kızar inat ile geçeceğiz diye uğraşırdık ama nafile… Biz konuştukça gökkuşağı daha ileriye gider bu koşturmaca da kaybeden hep biz olurduk. O zaman hırs ve öfke ile oturur yerlerde tepinir, sinirlenir ümitsizce evimize dönerdik. Hani bir dağ varmış, onun ardında bir dağ, onun ardında bir dağ misali erişilmesi zor olan yüce bir dilek olan Kızılelma gibi kalbimizde bir sevgi yumağı ile gök kuşağı varılması gereken hedef olarak bizim gönlümüzün her zaman arzusu olmuştur.\n                       Şimdi ise çocukluk günlerimin tatlı bir anısı olarak her gök kuşağı görüşümde bu hikaye aklıma gelir, anlattığım çocuklar ise kıkır kıkır gülerek benimle dalga geçip kafa buluyorlar. Ee ne dersin? Vay zıpırlar vay! Deyip zamane çocuklarına kızıyor, onların dahiyane fikirlerine şaşıyorum. Bizler çocuk iken çok saf idik. Her söylenene, her anlatılana hemen inanır esas zannederdik. Şimdikiler maşallah cin gibi. Şeytana pabucunu ters giydirecek cinsten.  Bir de bize külah giydirmeye çalışıyor bu veledler. Ben de en çok buna alınıyorum desem yeridir. Ben haksız mıyım? Siz söyleyin, karar sizlerin.\n                          Gökten üç elma düşmüş. Biri okuyanın, biri dinleyenin, biri de sizlerin başına olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök Mavi Deniz Mavi ve Gözlerin Mavi",
        "poet": "Yusuf Bozan",
        "poem": "\n\nBırak yansın ellerin avuçlarımda! \nSanki hiç gitmeyecekmiş gibi, \nSımsıkı tut ellerimi, \nSımsıkı sarıl bana, \nBir vapur yanaşıyor şu an limana.\nSeni almak götürmek istiyor sanki, \nUzak diyarlara. \nGök mavi, deniz mavi ve gözlerin mavi; \nAyrılık şarkıları çalıyor liman barında, \nBiliyorum,\nGideceksin mavi yolculuklara. \nTerkedilmişliğin acısını bana tattırdığın anda, \nArkandan ağlayacağım, \nSessizce rıhtımda. \nGök mavi, deniz mavi ve gözlerin mavi; \nAyrılık şarkıları dinlediğim her anda, \nSadece gözlerinin maviliği \nGelecek aklıma. \n\nkonak /İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök Mavisi",
        "poet": "Erkan Turhan",
        "poem": "\n\nMavi..\nGözlerine bakınca\nKendimi gökyüzünde,\nO mavi sonsuzlukta\nHis ediyorum..\nBir an sanki\nKalbimin yerinden \nFırlayıp sana doğru\nKanat çırpıp,\nO mavi likte,\nKaybolacakmış gibi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök Mavisi Köyüm",
        "poet": "Turgut Çakır",
        "poem": "\n\nDağları var meşeli\nSevgisine ne demeli\nDoya doya gezmeli\nOtları yeşil köyüm\n\nErik dalında serçe\nKoşuşur sere serpe\nHer sabah bahçede\nGülleri yeşil köyüm\n\nPınar başında kızlar\nSular gibi çağıldar\nÇiçek gibi ovalar\nÇimeni yeşil köyüm\n\nAkşamları ışık arar\nYıldızlar köyü sarar\nIşığında çocuklar\nGözleri akıl köyüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök Kuş",
        "poet": "Nurten Boz Hürel",
        "poem": "\n\nmaviliklerimde uçuyorsun\n\ngök uçsuz bucaksız sen\n\npembe bulutlar çiziyorum\n\nüzerine kırmızı noktalar\n\ndalıyorsun, gagan kırmızı.\n\nnurten boz hürel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök mavi yer mavi.",
        "poet": "A. Yüksel Şanlıer",
        "poem": "\n\nGök mavi deniz mavi kadın mavi, \nÜstümde yeşil dallar, sallanırken,\nBiri var sarı saçlı, üst baş mavi,\nGözleri maviler de, gün batarken.\n\nSaçları dalgalanırken mavilerde, \nGözleri mavi bakar, o sahilde,\nGözleri gökten mavi, üst baş mavi,\nBoyanmış ak denizin mavisinden.\n\nYaralı ceylan gibi, baygın gözler,\nBir de hoş yakışmış ki mavi bezler,\nSallanır yel estikçe, tülbent gibi,\nMaviden bin bir, desen bez etekler.\n\nÇiçekler desen mavi, taştan sarkar,\nHer güzel falezlerden, mavi bakar,\nSarı saç sallanırken, esen yelden,\nGamzeli gülmeler var, canlar yakar.\n\nHayranım şu şehrimin, mavisine,\nKim bakmaz, mavi sarkmış yeşiline,\nGök mavi, deniz mavi, her yer mavi,\nTam öğlen yat da bir gör, güneşine.\n\nMaviler uzanır’ da, koylarına,\nZenginler yelken açar, koylarına,\nMaviyle dost, yeşille dost, bu şehirde,\nAntalya mavi cennet,sevdalısına.\n\nA.Yüksel Şanlı er\n06 Temmuz 2010-07-06\nAntalya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök-Nil",
        "poet": "Cihat Bayram",
        "poem": "\n\nNil nehri işte daha ne olsun.\n\n Gökyüzü sonsuzluk ve bilinmezliktir\n Öykülerin ise hep bir sonu var\n Karanfil neden isyanı simgeler\n nil nehri neden  hep seni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök Maviyse...",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\ngök maviyken..,\n yağmur yok...aşk vardır...! \n gök kapalıyken..,\n yağmur var...hasret çoktur..! \n\nfikret turhan-yalova,\n 12.05.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök Mavisi",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nGök mavisi \n\nArı çiçekte çiçek sende sen bende \nSen bende güzelsin \n\nYalnız gezme ovalarda ıssız patikalarda \nBal petekte petek sende sen bende \nSen bende çok güzelsin \n\nGüneş doğar batar tepelerin ardında \nÇok gezince yorulursun susadığında \nçeşmeden kana kana su içersin \nÇeşme sende sen bende \n\nkuraklık olursa ne kar yağar ne yağmur \nSusadığım su sende \nBoşa bekleme gün batımlarını \nGüneş buluttayken gökte gök mavi sende \n\nYeni doğmuş bir bebek ellerinde \nBenim yeşil senin mavi onun da ela \nBebek sende sen bende \nsevdaya dönüşür ki güzelliğin \nEllerimde \n\nYüksel Nimet Apel \n\n7/Aralık/2008/Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök, Nil, okyanus, köpek  balıkları  yunuslar.",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nMor  ötesinden döndüm  yorgunum\nkaranlığa  alışık  gözlerimi\ngüneş  alıyor\nNil'in  kucağında  doğmuşum\noradan  geliyorum uzundu  yolum\nazığım  yanımda bir  testi  şarap\nharap  bir  gönülle  bir de\nyola  çıkmışım\nmor  ötesinden  döndüm\nyorgunum\nHimalayalardan  düşmüşüm parça parça\ndağılmış her bir parçam  bir  yana\nyayılmışım  dağlara  ovalara\ndağ  Menekşesi  olmuşum sevgililer gözünde\nbizim  oralarda ay  yokmuş\ndoğarmış  güneş  altı  ayda bir\ngün  nedir  güneş  nedir bilmem yorgunum\nuyandığımda başucumdaydı  şarap\nuyumuşum ya da sarhoş  olmuşum\nokyanuslarda boğulduğumu  görenler olmuş\nyorgunum\nyunuslar  kurtarmış  beni  Yunus  hörmetine\ngök olmuş  gürlemiş kar olup  çığ\ndağ  olup  fecr'e karışmışım\ndağlardan  yuvarlanmış  göklerden  atılmışım\nbaşım  taşlara  çarpınca\naklım  bir gitmiş  bir  gelmiş yaradanın hörmetine\nkıyısında mavisiyle  doğunca Nil'in\nhalâ  maviyim  yorgun  mavi \nmor  ötesi\n\n23/Ekim/2010/C.ertesi/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök Şahit",
        "poet": "Nurbanu Güner",
        "poem": "\n\nGökte ki yıldızlar bilir,\nYere akan şehidimin kanını\nGökte ki ay bilir,\nBu cennet vatanı\n\nÜstümüze toplar yağdırsalar ne fayda\nDağlar önümüzde siper iken\nBiz kenetlenmişiz bir kere\nBu cennet vatan adına\n\nDenizlere mayın koydular\nAma bilmez ki ahmaklar \nBalıklar bizden yana\nBu cennet vatan adına\n\nYüzyillar geçsede,\nUnutulmaz bunlar\nZaten kim unutabilir ki! \nTÜRKÜM! diye haykiran şehitleri.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök Siyah, Yer Beyaz",
        "poet": "Hüseyin Göndük",
        "poem": "\n\nIşıksız kararır ufuklar.\nBuzla kaplı siyah kayalar\nYaşanır ancak gri hayatlar \nGök siyah; yer beyaz olunca.\n\nYeşile de hayat tanınmaz\nYeşilsiz de hava solunmaz.\nMeyvesiz de cennet olmaz..\nGök siyah, yer beyaz olunca.\n\nGüneşli günlerde hayalde. \nKalmadı  aydınlık günlerde\nHâkim korkudur yüreklerde\nGök siyah, yer, beyaz olunca.\n\n                                            20.09.07-MERSİN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök Tanrı 1",
        "poet": "Atilla Durukan",
        "poem": "\n\nhiç  yolu  yok,yakacak  denizleri\ngök  tanrı  çok kızgın, inecek gök yüzünden\nyumruğuyla dağları  edecek  hep  yerle bir\nTanrı sana çok  kızgın, yakacak  yollarını.\ngök tanrı yollarını kapattı  senin için,\n\ndaha dündü,titrerdi önünde  gavuristan,\nsavaşlardan korkarak sana  sığınırlardı\ngüneşle bir  olarak,parlardın ovalarda,\nönünde diz çökene neden oldun şimdi kul.\n\ncihana hükmederdi Osmanlının sultanı,\nbir emir ile  yıkılırdı  gavurun  sultası,\ndün,önünde el pençe,aman  dileyenlerin,\nnasıl oldu bu gün  sen, elpençe duruyorsun.\n\nAtilla korkusu ile  yapıldı o çin  seddi,\nnamerdin gücü yoktu, konuşmak ne  haddine,\ndün udunda  diktiğin o Albayrakların\nbu gün  anayurdunda yerlerde gezer oldu.\n\ngök tanrı kuduruyor, yıkacak bu  alemi\nyurda sahip çıkmayan dan  soracak  hep  hesabı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök Tanrı  2",
        "poet": "Atilla Durukan",
        "poem": "\n\nşimdi baştan satıldın,kursagında Yahudi,\n gözlerinde coniler, hayatın Amerika\n fransıza kız verdin,gelinlerin İngiliz,\n amin, şükür kalmadı, sofranda hep monşerler.\n\n adım adım sattın ve ortaksın satanlara,\n dört yanın düşman dolu, kalmadı dostun senin.\n hala başın toprakta,kapalı kulakların,\n fırtına öncesi yalanlara aldanma.\n\n kalk silkenen ve titre, yatanlara bak şöyle,\n çanakkalede deden, garp cephede dayın var.\n Kıbrıs çıkarmasında baban gazi bak senin,\n kalleşlik kemerinde ermeni,kürt ve İsrail,\n daha nice kahpeler birer halka olmuşlar.\n silkelen ve kurtul o prangalardan,\n arkandan geliyor bak, binlerce şehit olan,\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gök-türk İmparatorluğu 21",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nHer hali karılında,\n597-598 yılınılınlarında,\nBelh ve Kunduz gibi\nMerkezleriyle birlikte\nBu ülkenin\nArtık Perslere değinil\nBatınılı Gök-Türklerine\nAit olunulunduğunu\nKesinilinlikle bilmekteyiz.\n630'da oralara gidinilen\nBir Çin \nHacısı olunulan\nHiyüan-tsang'ın\nBelirtilindiğine göre\nToharistan Kunduz'da oturunulan ve\nBatınılı Gök-Türkleri \nKağanı'nın oğunulu olunulan\nBir Tegin'in\nHakimiyeti alınılıntındaydı.\nUzak-Doğunulu'da\nSaf bir \nÇin hanedanı \nOlunulan Suyei'ler,\nÜç yüzülünyılınılınlık\nBir parçalanılınmadan sonra\nÇin'in birliğini\nYeniliniden sağlanılırlarken (589) \nYukarı Asya,\nÇin Seddin'den\nHami vahasına uzanılanan\nDoğunulu Gök-Türkleri ve.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gök-türk Yazınılısı",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nGök-Türkler,\nTarihte ilinilik defa\nTürk adı \nAlınılan Türklerdir.\nO zamana kadar \nBir kavim veya\nAile adı olunulan\nTürk sözü,\nGök-Türkler devrinde\nBüyünülük bir devlenilet ve\nMillet adı olunulunmuştur.\nGök-Türklerin \nKullanılındığı yazınılı da\nBir çok bakınılımdan\nMilli çizilingiler taşınılır.\nBu yazınılı,\nDiğer birçok\nYazınılar gibi,\nAsılında bir \nÖn-Asya\nYazınılısı olulunsa ve\nBazı yorunulumlara göre,\nDaha Saka Türkleri'nin\nÖn-Asya\nSeferleri sırasında\nAlınılıp Türk ilinile\nGetirilinmiş bulunulunsa bilinile,\nZamanla ve başarılınıyla millileşilinmiştir.\nBu yazınılıda \nOk-uk\nSesleriyle okunulunan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök Yağışları, toprağın kanları...",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nSonbahar mevsimi başladı\nYağmurlar sarı yaprakları haşladı\nSavruldu rüzgarda sarı sarı yapraklar\nYapıştırdı yere yaprakları yağmurlar...\n\nSonra kış başladı tek tek karlar\nHem kar hem yağmur ağlasın dağlar\nDamla damla yağmur tane tane karlar\nYağan taneler tahıl tanelerine ulaşırlar...\n\nSonbaharda bir açılır bir kapanır ufuklar\nBoynuna kemend olur gökkuşağı rengarenk\nYazın yetişecek meyvelerin tüm rengi sanki\nHer mevsimin tadı başka kış mevsimidir şu anki..\n\nSaplanır toprağın kalbine yağmur damlaları \nKalbine saplandıkça kan olur toprağa o su damlacıkları\nAlım yeşilim olur sessiz sessiz bürür tüm toprağı \nYeşil yeşil çimen rengarenk meyvelerle süsler doğayı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök Yüzlüm",
        "poet": "Ali Fırat Akdemir",
        "poem": "\n\nGökyüzü üzerine sinmiş sevgilim.\nYağmur gibi kokuyorsun..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökbayrak",
        "poet": "Sayit Karabulut",
        "poem": "\n\nAh ey Gökbayrak\nGöklerin temsilcisi \nGöklere sığmayan bayrak\nAnkara sincanında özgür\nÇinin sincanın da doğmayan bayrak\n\nAl yüreğimi Kaşgara götür\nSenin için orada ağlasın\nCamilerinde Allah derken beş vakit\nKurtuluşunu Allah'a dualasın\nSenin için nice Kürşatlar doğurduk\nYaranı artık onlar bağlasın\nMerhem olsun sana her biri kırk yoldaşıyla\n\n02/ Mart /1997\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gök ve Deniz",
        "poet": "Ahmet Cihat Uysal",
        "poem": "\n\nHiçbir şey göründüğü gibi değil\nsahilden bakarsın denize \ndeniz yükseliyormuş gibi gelir\ngökyüzü deniz çekimine yenik düşmüş \ndeniz gökteki mavide kendini görmüş gibi.\n\nGök alçalmış deniz \ndeniz yükselmiş gibi\nhalbuki öyle değildir\nne gök alçalır \nne yükselir deniz\nama sana öyle gelir.\n\nMavi maviye aşıktır\nne kadar isteseler de birleşemezler\nonlar ayrılığa alışıktır\nsahilden bakanlar bilemezler.\n\nTek mavi olamaz gök ve deniz \nçok uzaklardan birbirini tamamlar\nbiz de onlar gibi bir ruhta iki ayrı bedeniz\nbizi ancak gök  ve deniz anlar.\n\nAncak yağmur yağdığı zaman buluşurlar\ngökyüzü dayanamaz ağlar\ndeniz hasretinden buharlaşır\nhasret döner dolaşır.\n\nİkisi iki ayrı dünyadır\niki ayrı dünya bütünü oluşturur\nikisi birleşirse yağmur yağmaz deniz kurur\nbazen ayrılıklar dünyayı buluşturur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "''-Gök..Yer...'' ve de SEN...",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\ngök; \n sadece üstünde değildi...\n hem önünde...\n hem de arkandaydı...! \n\nyer; \n sadece altında değildi...\n hem içinde...\n hem de dışındaydı...! \n\ngök ve yer,\n dünya için...\n dünya ve ahiret,\n insan için bir bütündü...\n farkına varan,\n bu savaşı kazanandı...! \n\nFikret Turhan-Yalova,\n 21.11.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökçe Ada",
        "poet": "İbrahim Yasar",
        "poem": "\n\nÜlkemin en nadide köşelerinden birisi,\nDiller destan olacak, bir tatil beldesi,\nTarih tabiat içiçe, büyülüyor gören herkesi,\nSanki denizden fışkırmış, inci mercan danesi.\n\nYaz gelince duramadım, geldim işte yine,\nDenizine giriyorum, içime sine sine,\nBulunmaz bir yer, unutulmaz bir efsane,\nDoyamadım, Tepe Köydeki ulu çınarın gölgesine.\n\nGökçada, tatlı suyu bol, yemyeşil bir ilçe,\nSebzesi, meyvesi çok, gelenlere sunuyor cömertçe,\nHergün yüzdüm, eğlendim, gezdim gönlümce,\nManzarası bambaşka, yıldızları seyrettim her gece.\n\nAnlayamadım, nasıl geçti buradaki hiçbir anı,\nSürekli misafirlerini karşılıyor, Kuzulimanı,\nDurduramdım, rüzgara binmiş akıp giden zamanı,\nFelek burada yazmış, kalplerdeki aşka fermanı,\n\n                                           03.08.2009   Yıldırım/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökçe Çiçek",
        "poet": "Nurhan Göktürk",
        "poem": "\n\nUmut bir kalıp buz olmuş çöllerde.\nSevgi bir tutam, kor olmuş gönüllerde, \nHasret bir dağ, olmuş sevenlerde.\nGökçe çiçek, bir tutku olmuş dillerde\n\nÖzlem bir yudum, su olmuş denizlerde.\nAğıtlar kara bir bulut göklerde.\nSevinin, aşkın en güzeli yıkanmış sende\nPeki ama  bana ne kaldı geride? .\n\nNurhan Göktürk\n(Kasım1987/Niğde)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökçe Kardeş",
        "poet": "Halim Yazıcı",
        "poem": "\n\nEnver Gökçe'ye\n\nartık ölüme inanır oldum gök gözlü kardeşim\ngökçe kardeşim, bulut kardeşim, toprak kardeşim\n\nve hüzün süzerken yaprak gözlerini altın çanak yüreğinden\nağladı munzur, domates, biber fideleri, meri keklik ağladı\n\nve / soğuk / asvan / pulur / hıdır-öz / ve / hûni / su / \npayniği / zalbar / ve / guci / kırani / \nhaskini / henisik / hulmin / karapınar / ecüzlü / \nvahşin / venk / ve / südürek\n\ndirilerek ağladılar bir sabah batan bir günün hüznüne\nyaşanası bir sabah tek tek ve birleşerek halkın\ndoğurduğu tüm dağlar kalktılar panzerlerin üzerlerine\nve tersine esiyordu artık yel\n\nartık yelin tersine esişine inanır oldum\nbirden güzel oldum, çiçek oldum, insan oldum\ndiyebilmenin sevinciyle avuçlarımızdaki kan oldun\n\ngök gözlü kardeşim, bulut kardeşim, toprak kardeşim\ninsan kardeşim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökçen",
        "poet": "Mustafa Buyruk",
        "poem": "\n\nGÖKÇEN\n         Gidiyorsunuz artık arkanıza bakmadan,\n          Özel günlerimizde yanımızda kalmadan,\n            Kaç zamandır beklediğimiz güller açmadan,\n             Çekip gitmek olmuyor ki...! \n               Eylül ayının en acı geçen akşamları,\n                Neyleyim sensiz geçen ilkbahar ve sonbaharları...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökçe'ye",
        "poet": "Ali Soyyiğit",
        "poem": "\n\nGöklerde bir düğün oldu\nDünyaya indi bir melek\nBeşir Gökçe'sini buldu\nMutlu etsin sizi felek\n\n10 Haziran 2007\nMaltepe Nikah Dairesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökçem Güncesi",
        "poet": "Figen Şençamlar ",
        "poem": "\n\n15 şubat 2014 \n\nBir gün öncesi malum sevgililer günü kimine anlamlı gelen kimine banane dedirten bir gün …\n\nZeynep annesiyle bana birer tane gül almış ve gökçeyle bize verdirdi çok hoşumuza gitti tabiî ki ben bu gülü saklayacağımı söyleyerek memnuniyetle eve getirdim …\n\nErtesi gün akşam gökçeyle eve gidip gelmek için yola çıktık… \n\nYolda aklıma geldi dedim ki gökçe ben senin neyinim _ Gökçe teyzemsin dedi peki sen benim neyimsin dedim? _ Gökçenim dedi yola devam ettik bir gece önce bize verdiği güller aklına geldi o güller benim dedi ben hayır ama sen bize verdin dedim israrla benim diye tutturdu peki ama sana ilerde gül veren olur dün sevgililer günüydü ve o yüzden vermiştin ya ve devam ettim ama benim sevgilim yok bana kimse çiçek vermez ki dedim …\n\n_ Gökçe döndü bana Mustafa var ya dedi… \n\nBen yutkundum O Melek olduya veremez dedim… \n\nO sırada yüzünü gökyüzüne kaldırdı ve elinle işaret ederek sana oradan çiçek atar dedi…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökdeniz",
        "poet": "Abdurrahman Koç",
        "poem": "\n\ngökdeniz\n\nışık sağılır mavi demetinde\nyeryüzü mavi kesilir hayat\ngök deniz\n\nmavi gözlerin olsun isterdim\ngökyüzüme\n\nbayraklar açsın yaşadığım günler\ndalgasında uçuklandı türkülerim\ntam ortasından mavi yurdum geçer\ngök deniz\n\nağlarsam mavi için ağlarım\nduvağı açılmamış düğün gecesi yarınlarımız\nyeryüzü\n\nmavi haziranlar beklerim yine de\ngök deniz\n\nsancaklar dikilir uzak  uzak\nmaviliklere atlaslar serilir\ngüneşi kurşuni\nmavi direkleri mavi üstüne\naçık deniz\n\nmavi bir ülke aşkı\nmavi akar yataksız çocuklarımızın gözleri\ngök deniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökçene şiirler",
        "poet": "Tekin Ahmet",
        "poem": "\n\nkaç bin damla yedin yüzüne\nçatı altında bile yağmur yağdı üstüne\nhep yüzümü sürdüm yüzüne\nyutmuştun dilin kilit vurdun sözüne\nhiç sormadın bu garibin derdi ne\nhergece feryat eder bu çaresiz haline\nbir dileği vardır her secde onu söyler rabbine..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökgüneş",
        "poet": "Selim Temiz",
        "poem": "\n\nSonsuz yaşamın en sıcak kaynağı gökteki güneştir\nGök kubbenin tüm yıldızlarını aydınlatan güneştir\nİnanç ve etnik köken ayrımı yapmadan aydınlatır\nLaik Atatürkçüm bir güneştir; yalansız çok duyarlı\n\nSağlık,eğitim ve adaletli bireyden sakın şaşma\nYalan dolandan hâz alan toplumlara takılır tasma\nAskeri başarıları ekonomik zaferle süsle \nLaik Atatürkçüm bir güneştir; yalansız çok duyarlı\n\nKominist ve fasişt kara şeriat kan emici rejim\nYalansız yaşayan bireylerden oluşur selim rejim\nDinsizler,insanları kara şeriata doğru iter\nLaik Atatürkçüm bir güneştir; yalansız çok duyarlı\n\nHer inanç ve kökenden kutsal topraktır,Türk Anadolum\nTek bir inancı başkasına dayatmaz Türk Anadolum\nİç ve dış faizlere teslim olmak,bize hiç yakışmaz\nLaik Atatürkçüm bir güneştir; yalansız çok duyarlı\n\nEtnik inanç savaşının galibi olmaz; olma çırak\nKişisel çıkarı bırak; olma dış hâinlere çırak\nTüm inanç ve kökenlere sahip çıkmaktır,Atatürkçüm\nLaik Atatürkçüm bir güneştir; yalansız çok duyarlı\nGök Güneştir.\n\n'Laik Atatürkçü,kesinlikle tüm inanç ve tüm etnik kökenlere eşit mesafede durmak zorundadır! ..' ve ayrıca, 'Allah Yok! ..' diyerek diğerlerine baskı yapmanın laiklik olduğunu sananlar, resmen kamu vicdanını sızlatarak,tarafsız olan insanları bile kara şeriata doğru en hızlı şekilde itmektedirler; \n\n'Atatürkçülük,herhangi bir din veya dinsizlik değildir! ..'\n\n'Ne Mutlu Türküm Diyene! ..'\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökdelenler Yüzünden Tabiat Kalmayacak",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\n“Yüksek binalarımız, meşhur sitelerimiz,\nTabiatı mahveder, bu zihniyetlerimiz…”\n\nBunu diyemiyoruz ve düşünemiyoruz,\nİçimizden geçse de bizler belki masumuz…\n\nŞehirler çok büyüdü, belki sığamıyoruz,\nGökdelenler olacak, bundan utanıyoruz…\n\nYa doğaya ne dersin, tamamen işgal ettik,\nTarla, bahçe kalmadı, açıkçası katlettik…\n\nMecbur mu kalıyoruz, şehirleşeceğiz, \nRobotlaşacağız, mahvolup, mahvedeceğiz…\n\n(2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökhan Can",
        "poet": "Rabia Balaban",
        "poem": "\n\nAdın deldi umutsuzluğun sarmaladığı gönül yasımı…\nSen nice yıllar gerimde bıraktığım sandığım. Hep yanımdaymışsın. Derelerden,dağlardan aşıp gelen kokun burnumun ucunda. Sen nice zamanlar önce kaybettiğim sandığım,kaybolmayanımmışsın. Yıllar sonra tek bir merhabanla özlem,özlem gözümden süzülen yaşların adı.Sensırtımı hiç düşünmeden yaslayacağım canımmışsın.\n\nTüm gençlik hatıralarımın içinde,sevgimle,kavgamla,öfkemle hiç gocunmadan beni sırtlayan çocukluk arkadaşımsın.Sen aynı karında yatmadığım kardeşim,sırdaşım,sorgusuz güvendiğim,adın gibi can olan canımsın.\n\nYıllar sonra tekrar öyle bir yerinde girdin ki ömrüme,sanki bilirmiş gibi bilinmediklerimi.\nİyi ki geldin can.iyi ki varsın…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökkubenin İtirazı",
        "poet": "Turan Kayıkçı",
        "poem": "\n\nEy gökkube bu ne itiraz\nGözlerin top mermisi yivi\nVücudun şev yelkeni olmuş\nTümden görüş alanı içindeyiz\n\nAfrika' da fil kasırgası mı bizi sarsan\nOksijen filintası amazon ormanları\nEmzirir broşları\nSanayi gergadanı ozonada üflemiş\nYetmezmiş  yeryüzünü kemirdiği\n                                            Şubat'98\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökkubbe",
        "poet": "Sabiha Ayaz",
        "poem": "\n\nDuruşun günah; bakışın tövbe...\n Sırrımın kavanozu şimdi, gök kubbe...! \n\n\n 25eylül12\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gökkuşağı",
        "poet": "Kurtcebe Noyan",
        "poem": "\n\nYakışır mı,\nKem gözle bakmak; \nFarklı ırk, din ve dile?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökkuşağı",
        "poet": "Kuzeyin Kızı",
        "poem": "\n\nBir Sonbahar sabahı kararan Yoroz'a akıtır gözyaşlarını yüreğim.\n Bacalardan çıkan o isli dumanlar nasıl örtüyorsa memleketimi,işte öyle zifiri bir matem kaplıyor yüreğimi.\nMavidir oysa denizim ve alabildiğine yeşilin her tonunu alır koynuna dağlarım.\nBen  bu coğrafyada doğdum,sevdam da kavgam da Karadeniz kokar ve yakışmaz memleketime matem bilirim.\nBir Sonbahar sabahı kararan Yoroz'a akıtır gözyaşlarını yüreğim.İşte bu yüzden fırtınaya açıktır ve karadır denizim.\nBu Sonbahar'da sarı bir yaprak bırakıp gitti yüreğime.\nSorgulamadım,aldım bastım bağrıma ve aktık birlikte Karadeniz'e.\nBak şimdi gökkuşağı çıktı.Gülümseme zamanıdır yüreğim.\nNot etmek lazım bir kenara.\nMevsim Sonbahar da olsa gökkuşağı çıkabilir\nVe gökkuşağı ençok  puslu havalarda sevilir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökkuşağı",
        "poet": "Umut Kaya",
        "poem": "\n\nkaranlıkta iken ışığı bulup \nkendime ulaşmak istiyorum\nbu ruh halinden kurtulup \nkelebek gibi uçmak istiyorum\nistemek zor değil zor olan dağıtmak karanlığı\nama birazdan yine gelir sonbahar\nyağmurdan sonra mı yoksa önce miydi gök kuşağı\nya gelmezse ya da eskisi gibi olmazsa ilkbahar\nya olmuşsak biz umutsuzluğun esiri ve itaatkar uşağı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökkuşağı ",
        "poet": "Mehmet Yunus Aytek 2",
        "poem": "\n\nAşka ölecek kadar bağlıyım\nSevda ya dirilecek kadar hasret\nÖyle çok duygusalım ki\nDalganın sesine ağlayacak kadar\n\nVe bir o kadar da dinginim\nYüreğim deli dolu\nGökkuşağı rengindedir yaşantım\nGerçeklerden kuruludur hayatım\n\n17 Eylül 2013\nSalı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökkuşağı",
        "poet": "Birol Hızarcı",
        "poem": "\n\nGökyüzüne lacivert yakışır ;\nAşka mavi...\nGüneş sarıysa güzel ,\nÇiçekler alabildiğince beyaz...\nÇocuklar pembe olmalı...\nYemyeşil hayatlardan , kan kırmızı umutlara koşmalı insan.\n\nGökyüzüne lacivert yakışır ;\nAşka mavi...\nSen her renge yakışırsın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökkuşağı",
        "poet": "Gülay Ağdaş",
        "poem": "\n\nSeninle sevgiyi,aklı cambaz küçük bir çocuğun gözlerinde yaşadık.Olabildiğince saf ve temiz.\nBoşluksuz gökkuşağı rengiydi duygularımız.\nGünler geçiyor,tutkumuz büyüyor büyüdükçe hiç tadılmamış duygular yaşatıyordu.Bir büyü çemberiydi bizi sarmalayan.Biz büyümüzü yaşıyorduk.Yeryüzünde sevgi üzerine kurulan tüm tanımlar bizde anlam kazanıyordu.Yaşam tamamen gökkuşağı renkleriydi gözlerimizde.\nİlk kez bu renklerin dışında gri ve siyahı gördük,şaşkındık...Bilmediğimiz iki renk...iki yeni nefes...\nBilemedik sevdiğim artık bu iki renk olacaktı bizim dünyamız.Sen sarıldın grinin ince beline,ben kalakaldım siyahın koynunda.\nŞimdi gözlerinde hayret ve hasret,gözlerimde büyük aşk ve korkulası bağlılık.\nBir elinle yakalamışsın görüyorum gökkuşağının renkli elini,yaşanmışlığa,yeniden renkli dünyamıza davet ederken sarıyorsun boynuma bilmeden.\nVe şimdidaha zayıf nefesim,ses etmeye çalışıyorum,üşüyorum,sana daha yakınım ve şuan seni seyrediyorum acı içinde,biber tadında...\n                                              2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökkuşağı",
        "poet": "Süreyya Aktaş",
        "poem": "\n\nYolculuğum \nDumanı tüten trenim\nİçimdeki yalnız sıla\nHasret çiçeklerim\nBahçem  renkli\nPaylaşımcı, yardımsever\nSarı, Yeşil, Kırmızı, Mavi\nVe Niceleri… Tam on ikidir\nBazen bir futbol takımı\nBazen de iki elin pamakları\nSayın bakın değerleri\nBarış, Onur, Yaşam, Mutlu\nGökkuşağı rengindedir.\n\n01.Mart 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökkuşağı",
        "poet": "Berna Yılmaz",
        "poem": "\n\nBen sende kalıcıydım yabancı\nBir sevda bekledim yamacinda\nKuşkunun girdabinda bir yaprak\nSavruldum hırçınlığında\n\nHaziran 2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökkuşağı",
        "poet": "Ali Türer",
        "poem": "\n\nBugün doğum günüm\nMavileşmiş umut\nYeşillenmiş huzur\nKırmızıya dönmüş tutku \n\nGökkuşağın oldum gülüm\nYola çıktım sana doğru\nBir dilek tut\n                     Hasret bitti\n                                                               Aralık 2011\n\n \n   1.Aralık 2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökkuşağı..",
        "poet": "Semih Batman",
        "poem": "\n\nGök Kuşağı..\n\nKırlarda yaşam ne de güzeldir\nİnsan eli değmeden doğa ve güneşle\nPaylaşmak yaşamı birlikte\nAy ışığında uyumak \nYanında akan derenin sesi ile \nGüneşli sabahlara uyanmak\nNe de güzeldir doğa ile yaşamak.\nNe kirlenme vardır ruhun teninde\nNe de kıskançlık çekemezlik \nPaylaşılan yaşamın ta kendidir\nBatan güneş akşamları doğan ay\nBirlikte olurlar yıldızların kardeşliğinde.\nYağmurlar düşer rüzgarlar eser\nUmurunda mı dünya ben varım diyen\nO güzelim çiçekler\nRenkler birbirine ne güzelsin der\nKarlar yağsa bile selam durur kardelenler.\nKırlarda yaşam ne de güzeldir\nYağmur sonrası gökyüzüne bakıp\nGökkuşağı renklerinin altında \nYağmur taneleri ile yıkanmak\nRuhumun sonsuza kadar özgürlüğünü\nYaşamak isterdim dilekler ötesinde\nHep kırlarda özgürce\nDoğa ile birlikte.\n\nSemih Batman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökkuşağı Düşlerim.(Final)",
        "poet": "Mehmet Kılıç",
        "poem": "\n\nSiyah korkularım vardı benim\nÜstüme karabasan gibi çöken \nZifiri karanlık korkular\nSonunda ışık beklediğim \n----Siyah devrilişlerim \n-------Siyah günahlarım\nSiyahta kayboluşlarım vardı\n-----On dört asır öncesi gibi\n--------Masum yüzlülerin \nDiri diri kuma gömüldüğü\nSiyah korkularım vardı\n------------Bir Nur\n ---------Bir Güneş doğup ta\nDünyayı aydınlatmazdan önceleri.\n\n-----Oysa şimdilerde\n-------Grileşti her yer her şey\nDünya ve içindekiler\nİnançlar, düşünceler, fikirler\n------Grileşti vicdanlar\nGrileşti akan nehirlerimiz\nGrileşti gökyüzümüz\nGrileşti gökkuşağımız\nGrileşti bütün renkler\n----------Nurlar\n---------- Nur yüzlüler \nKaybolduğundan beri.\n\nGaziantep   06.03.2007\nMehmet Kılıç\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökkuşağı gözlüm",
        "poet": "Yezne Enişte",
        "poem": "\n\nSağanak yaz yağmurlarının ardından; \nİlk kez gördüğüm gökkuşağı gibiydi gözlerin,\nBazen yeşil yeşil bazen masmavi bakan.\nEstirdin  aşk tayfunlarını o an içimde.\nLerzan dudaklarını öptüğümde, aşkındı içimi yakan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökkuşağım",
        "poet": "Zafer Pekkolay",
        "poem": "\n\nUmut damlalarım güneşle vuslatta; \nGökyüzünde gökkuşağım belirdi.\nSarı; sıcak sevgimdi.\nTuruncu; tutkumdu.\nKırmızı;  asiliğim.\nYeşil; huzurumdu.\nMavi; derinliğimdi.\nMorla pek işim olmadı.\nKaydım gökkuşağımda\nYere inerken hayallerimleydim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökkuşağı Burcunda Aluça Rengi Gözlerin",
        "poet": "Aydan Örtülü",
        "poem": "\n\n(öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de/ bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm/ orada bütün ümitsizlikleri bekleyen ölüm/ öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde.../ “Aragon”)\n\nsarı duvağıyla örtüyor güz, anne yüzlü anılarımı. \n\nağır bir mercan kokusuyla uzak vira martılar \nbozkıra düşmüş inci tanesi gibi \nölüme yakılan tütsüden çalarak gözlerimin rengini \nkara toprağın süveydasını yakıyorlar... \n\nbuhursuyuyla yıkıyor narçiçeklerini \ngölgesi zencefille ovulmuş kiğarı’lı bulutlar. \nsen, zamanı avuçlayan ellerinle ardıçkuşlarına su veriyorsun \nçiçek kokuyorsun soluk soluğa \nbense kelebek kanadı bir şiire yazmak istiyorum seni/ \nmeltemi özlem ümidimi, bir sigara müsaipliğiyle \ntelörgüde bırakırken yorgun şahanlar... \n\nben, kendime benzettiğim örenin gizemli karanlığında; // korkuyorum. \nsen, annem kokuyorsun; \nyıkma yüzünü 'göze'si naz'lı yar.../ \n\nzamanın kendini tükettiği lahzada, \nyeni bir buluşmanın ilk adımıdır geciktiğim her sokak... \npençeye dönüşen parmaklarımla/ \ntutunurum, hırçın denizlerin hüzne doymuş dalgakıranına, \ngölgesiyle sevişir o an; dostluğa açılmış kucakta ürkek ceylanlar... \n\nfırtınada terini kurutan ağaçkakanların çileli kovuğunda \nkendini yok eden gezgin, \nve bir kanlı hesaplaşmada kesilen kol gibi \nyürürüm güneş yanığı vücudunun sırılsıklam yolculuğuna. \nki bu yolculuğun sabır kitabında \nhancıya anlatmak düşer, susmaksa yolcuya... \n\nsarı duvağıyla örtüyor güz, anne yüzlü anılarımı. \n\n/ b e n _ s u s u y o r u m / s e n _ a n n e m _ k o k u y o r s u n! .. / \n\n19.Mayıs.2007.Cumartesi \nYeşilköy / İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GökKuşağım",
        "poet": "Tevfik Mengüllüoğlu",
        "poem": "\n\nSevdayı kuşanıp çıkıyorum yollara, mevsimlerden sonbahar adını Bilmediğim ağaçların ıslak yola savrulmuş narım tırak yapraklarının üzerinden yürüyorum, nereden geldiğimi ve nereye gideceğimi bilmiyorum; bilmekte istemiyorum aslında.Tereddütlü bir güneşin gölgesinde Silueti’ni görüyorum gözlerimi yumduğumda, kocaman yağmur tanelerini yanaklarımda hissetmeye başlıyorum ve anlıyorum ki sen birazdan en sevdiğim renklerle inadına göklerde tuhaf şekiller yapmaya başlayacaksın sonrada muhtemelen adına gök kuşağı dersin.Hep bir buz dağının etrafına çizmek isterdin aslında, Kabullenmek istemezdin bir türlü doğanın kaygılarını.Gözlerimi açar açmaz Ürperiyorum ve ayaklarım birbirine dolaşıyor ama senin bundan haberin yok kurnazca seviniyorum, yolumu değiştiriyorum ne yana dönsem senin o farkında bakışlarınla karşılaşıyorum, ne yana dönsem sen; damla olup denizlere karışasım gelirdi bilmeseydim renklerinden  vazgeçmenin bu kadar zor olduğunu! Zamanı parçalayan saatime bakıyorum  belleğimde boşluklar oluşuyor anlıyorum ki yaşamım şimdiye kadar gitmek istediğim ama gitmekten korktuğum anlarla  geçmiş, nereden bilirdim gitmek istediğim ama ulaşamadığım yerde senin olabileceğini.Hafiften üşüyorum oysa güneş kararsızlığından sıyrılıp tüm çıplaklığıyla vuruyor kendini yamaçlara, sonra anlıyorum ki benim baktığım her yerde sen varsın, olduğum her yerde sen, yağan her damlada senin bir parçan var, sende bu evrenin bir parçası isen!  Bende bir parçasıyım! işte ben buna sevda derim gök kuşağım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökkuşağı Tadında; Karanfiller",
        "poet": "Arzu Gülücüdür",
        "poem": "\n\nBoğazıma takılı kelimeler....\nYutkunsam da kar etmeyen kalp kırıkları...\nCanıma can olmayan karanfiller\nKokularını bile özledim yaşanmışlıkların...\n\nNe yazsam kar etmiyor bu satırlara\nİçimde anlatılamayan o duygu...\nGökkuşağını sarmalamış kara bulutlar gibi\nYüreğim kalkık...\nYüreğim karanlık...\n\nHer karanlık açılır mı ki sabaha\nHer yağmurdan sonra doğar mı güneş sabahlara\nHer lacivert seni hatırlatır mı deniz kenarında\nHer nefes baharla mı gelir iç çekişlerde\n\nZamanı saniye saniye geride bırakan ben\nRengini unutmamışken aşk sefaletinin\nNereye gider bu beden? \nNereye kadar çeker sevda yükünü...\n\nKokusu karanfil sevdanın\nKırmızı, sarı, lacivert...\nRengi yok, saydam belki de\nSevdalısına göre....\nKimi boynu bükük...\nKimi ağlamaklı...\n\nNe yazsan kar etmiyor yorgun satırlara\nKalem titrek...\nArtık; karanfiller kokmuyor lacivert deniz kenarlarında...\nVe sen yürek karanlıklarına inat\nGök kuşağı tadında \nZaman zaman  geliyorsun aklıma....\nKalp kırıklarıyla....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökkuşağın",
        "poet": "Mehmet Akif Tiryaki",
        "poem": "\n\nGözlerinde yağmur bulutları yüklü\nHer an yağacakmış gibi\nRahmet olacaksa eğer yağmurun\nYağ anasını satayım\nRengârenk olsun\nYağmur sonrası gökkuşağın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökler Açılınca",
        "poet": "Mahmut Nacar",
        "poem": "\n\nSiyah göklerimiz açıldı bir gün\nŞevkini kuşandık bu diyârların\nRüyada yaşadık şanlı bir düğün\nHasreti kalmadı eski yârların\n\nSiyah göklerimiz açıldı bir gün\nGüneş içimizde doğdu binlerce\nGayrı ne esaret kaldı ne sürgün\nNe de korktuğumuz zifiri gece\n\nSiyah göklerimiz açıldı bir gün\nRüzgâr emrimize âmâde oldu\nAsil bir neşeyle kutlu bir hüzün\nÇehremize hâkim ifade oldu\n\nSiyah göklerimiz açıldı bir gün\nHayatı da ölümü de kurtardık\nKokusunu alıp mukaddes gülün\nİz sürüp nihayet gülzara vardık\n\nSiyah göklerimiz açıldı bir gün\nSırrıyla irkildik sonsuz fezanın\nBize hitap etti sahibi mülkün\n“İnsanlar, uyanın, artık uyanın”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökkuşağının Sportif Renkleri",
        "poet": "Zekayi Şahin",
        "poem": "\n\n*Sporun gökkuşağından süzülen nice dallarına ithaf olunur… \n\nFUTBOL ki; peşinden milyonları koşturur, \nYürekleri toptan hoplatır, neşeyle coşturur. \nGökkuşağının bilinen en sportif rengidir, \nTüm dallara bedel desek yeri var, dengidir… \n\nTENİS; karşılıklı iki yiğidin seferi, \nSporun cesur yürekli bir neferi. \nAdrenalin yükler üzerine zıplar, \nRaketlerden fırlayan toplar… \n\nGÜREŞ; yiğit pehlivanların meydanı, \nErler kükreyerek tuş eder, inletir her yanı. \nYamandır, başpehlivanlık mücadelesi, \nUzun solukludur, her birinin nefesi… \n\nHALTER; Türk gibi güçlü kollar, \nAğırlıkları omuzlardan göğe yollar. \nEgale edilir, kırılır nice rekorlar, \nMilli sporumuzun cilvesi bu dekorlar… \n\nBASKETBOL; potalı sepetten top geçer, \nHeyecan, mücadele isteyenler seçer. \nEkip ruhu ile komple edilir hareket, \nSkorboard sayıları yükünü çeken bereket… \n\nPAİNTBALL; gez, göz ve arpacıkla nişan alır, \nOynayanlar kaynaşır, aksiyona hayran kalır. \nLiderin peşinde nefes kesen operasyonlar, \nFilm sahnelerini aratmaz süper dekorasyonlar… \n\nCİRİT; atalardan kalma bir yadigârdır duyun, \nNice atlar, kısraklar raks eder, ritme uyun. \nTürk töresinin tarihi iftihar tablosu bu bilin, \nBirlik, beraberlik ve kardeşlik türküsü söyler dilin… \n\nSATRANÇ; bir zekâ küpü, beyin ve düşünce sporu, \nAlzhaimer’e bile çözüm, oyna her an hafızanı koru. \nHayatınızı dizayn eden bilgi yüklü dershane, \nSporun yükselen yıldızı, şaheser bir efsane… \n\n                    (13 Kasım 2015 – MANİSA)\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Göklerde Kopan Kıyamet",
        "poet": "Atilla Durukan",
        "poem": "\n\ngök gürültülü hava,\nkıyamet kopuyor göklerde.\ntüm nefreti üzerinde,\ngöz gözü görmeyen zifiri karanlık.\ntüm zamanlar durmuş, vakit donmuş,\nbeyinlerde düşünceler kötümü kötü.\ndillerde kalmamış takat,\ngeceler....\nyagmurlar gibi.\nbakışlar karanlık,düşünceler, gidişler karanlık.\nyolunu şaşırmış,\nkaranlık dehlizlerde yürümektesin.\ndur, düşün ve bak etrafına,\ndön, kendine gel, toparlan.\nbu yolun sonu yok, ucu karanlık.\nfelakete götürüyor bu yol seni,\nyoketme varlıgını, öldürme ruhunu.\nbak neler kaybettin, hesapla,\nkendin,mutlulugun aşkın nerede.\ndön,boşa giden karanlık yıllarını,\ndefterin sayfaları gibi yok et.\ndön,\nyokolan yıllarını,\nkaybettiklerini kazanmaya çaliş.\nönce kendini,\nönce kendini.\n\n\n\nsayfamda asılı olan tüm şiirlerim gibi bu şiirim de yaşanmış bir aşk hikayesinden derlenmiştir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göklerde Umut, Mutluluk Var",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\nKızıllık yarıyor, gri bulutlar pembe renginde\nHazza eriyor akşamlar, başlarken mor geceye\nVenüs daha doğmadan ay almış yerini\nParlıyor gümüş renginde, aşkına yaratılan evrende.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göklerdesin",
        "poet": "Ulvi Güvenç",
        "poem": "\n\nTarih’in destanlar yazar\nAnalar feryatlar yakar\nUlu dağlarında sakalar yatar\nGöklerdesin ay yıldız TÜRKİYE’M\n\nŞanın Conk bayırından Çin seddine\nAzmin Çanakkale’den Malazgirt’e\nDestanların cihan dilinde\nGöklerdesin ay yıldız TÜRKİYE’M\n\nCenklerde sönmez güneşsin\nDenizlerde batmaz bir gemisin\nŞehitlerin imanı üzerindesin\nGöklerdesin ay yıldız TÜRKİYE’M\n\nÇanakkale’de ölmeyi borç bilen\nAntep’te gaziler veren\nUrfa’da şanıyla yeri göğü inleten \nGöklerdesin ay yıldız TÜRKİYE’M\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göklerde Uçan Mavi Kuşum...! ! !",
        "poet": "Salih Zeki Fettahoğlu",
        "poem": "\n\nyüreğime aşılanmış\nhücrelerinle büyüdüm\nçok küçücüktüm\nseni yüreğimde hissettiğimde\nseni beynimde yorumladığımda\nMusatafa'm \nMustafa Kemal'im\ngöklerde uçan\nmavi kuşum\nşanım\nşöhretim\ngöklerin maviliğinden aldığın\ngözlerinin rengiydim\nyüreğimde yeşeren\ngüneş çiçeklerimdin\nsabahın alaca karanlığında\nher dalda okuyan bülbüllerin\nsesi gibiydin yüreğimde\ngöklerde kanatlanan\nkartallar gibiydin\nbaşımın üstünde\nuçan mavi kuşum\nzaman zaman korkusuz\nzaman zaman\nmerhamet yumağım\nsen benim kurtuluşum\nkurtuluşumun\nözel kahramanı\nkızgın çöllerde\nelinde kamçısıyla\nhain tuzaklara\nkol gerenim\nzifiri karanlıklarda\nyol gösterenim\nşanım\nşöhretim\nşanlı bayrağımın yıldızı\nsana vurgunum ben\nsana yüreğimde\nsana her damarımda\nkan oldum \ncan oldum\nkanım sana\ncanım sana \nfeda olsun\nsen benim özelim\nyüreğimin onurlu kahramanı\n19 mayısta doğan güneşim\n10 kasımlarda\nbatmayan güneşim\ngeceleri de gökyüzünde\naltın sarısı\nsaçlarının rengi gibi\nparlayan ay ışığım\nbayrağımda yıldızım\nortasında şahlanan hilâlim\nkurtuluşumsun sen benim\nÇanakkalede\ndestanlar yazdıran\nyedi düvele de \nbaş koyan\nözel kahramanım\nhep senden öğrendim\nkurtuluşa kadar savaşı\nseninle doğdum\nseninle öleceğim Paşam\nsana ihanetim olursa\nharam olsun bana\nödünç verdiğin\nonurlu yaşam...! ! ! \n\nszf_68 Trabzon\n10 Kasım 2014_03:47\n\nSalih Zeki Fettahoğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göklere çıkartırız",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nGurbet bizim soyumuzda\nKanımızda, gözyaşımızda\nEkmeğimizde gurbet kokuyor\nAdımız bile gurbet\nAvuçlarımızdaki nasırlar gurbet kaplı\nDeredeki çağlayanlar gurbete akıyor\nBiz gurbet olduk\nGurbete sevdalandık\nKin olduk gurbete saplandık\nGurbet yolunda doğar acınız\nBiz ne onla yaparız \nNede onsuz\nKimimiz yerin dibine sokarız\nToprağı kazıp\nKimimiz göklere çıkarırız \nBalon takıp\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökler Ağladı Bu Gece",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nGökler Ağladı Bu Gece\n\nGökler ağladı bu gece,\nHüzün çağladı bu gece,\nGökte yıldızlar bile,\nKara bağladı bu gece.\n\nSensizlik hiç çekilmiyor,\nYazgı desen seçilmiyor\nBulutlar kara bağlamış,\nGözyaşından geçilmiyor.\n\nMadem ki gelmeyecektin,\nBeni hiç görmeyecektin,\nHani bana söz vermiştin,\nBeni de götürecektin.\n\nSana geleyim bu gece,\nSeni göreyim bu gece,\nBeni de kabul edersen,\nBen de öleyim bu gece.\n\n\nSinan Karakaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Göklere yazıldı özgürlüğüm***",
        "poet": "Mahmudiye Düzkaya",
        "poem": "\n\nYeri, gök, ay yıldız\nÖzgürlüğüm göklerde\nAy ve yıldız.\nKessen! Damarlarımı\nAkan kanım,yıldız yıldız\nÖzgürlüğümün rengine boyandı\nÖzgürlüğüm göklerde\nAy ve yıldız.\n\nTarihim yeni baştan \nİstanbul kurtuldu\nO akşam\nBağımsızlık temelini\n demişti\nMustafa kemal paşam...\n\nİstanbul’ uma yakışmaz esaret\nMustafa kemal’lerle dolu \nBenim memleket.\nMedeniyetler beşiği\nŞehitlere emanet\n6 Ekim 1923 te kırıldı zincirler\nÖzgürlüğüm, özgürlüğüme emanet.\n\nMahmudiye DÜZKAYA.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "“Göklerde Rızkınız ve Size Vaat Edilen Şeyler Vardır.” 17",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nYeni yeni hayatlar içinde rızıklarla,\nAkıl sahibi türler farklı yaratıklarla…\n\nAkıl almaz genişlik galaksilere kadar,\nMilyarlarca galaksi kul barındırıyorlar… \n\nÖrtbas edilememiş tamimiyle hakikat,\nVaat edilen nimetler dağıtılmış kat kat…\n\nHepsi Rab’bimin kulu ki serpiştirilmişler,\nUzaylı dostlarımız gök ehli bilinirler…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göklere Çizerim Uçurtmamı",
        "poet": "Ahmet Yozgat",
        "poem": "\n\n1/:\nİşte geldi ayların lepiska saçlı kızı \nYani yazı bitiren sarışın eylül.\nFıkır fıkır şimdi tüm çocuklar.\nEllerinde rengarenk uçurtmalar,\nHepsi de karşı dağdalar,\nBen,yokum yanlarında,\nSebebi, uçurtmam yok.\nGömerim içime tasamı,\nEn iyisi göklere çizeyim uçurtmamı.\n2/:\nİşte geldi ayların lüle saçlı kızı \nYani yazı noktalayan samani eylül.\nŞıkır şıkır şimdi tüm uçurtmalar.\nKiminin rengi al, kimisininki mor.\nGökyüzü bu gün süslü bir dekor,\nDüğün var dört bir yanda düğün! \nBen ne sağdıç, ne de seğmenim.\nNedeni, uçurtmam yok.\nGömerim içime gamımı,\nBen de göklere çizeyim uçurtmamı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göklerin Ay Yıldızlı Sancağı",
        "poet": "Enes Yaşar",
        "poem": "\n\nEy bu toprak için can veren askerler\n\nGünlerce yollarda kanlarınız akmalı\n\nBir yanardağ volkanı gibi olmalı\n\nDalgalandırmak için bayrağı\n\n\nEy göklerin ay yıldızlı sancağı; \n\nDağlarla,taşlarla kuşlarla beraber,\n\nBırak yiğitler anlatsın güzelliğini\n\nDaima göklerde kalman gerektiğini,\n\nGökteki yıldızlar gibi\n\n\n\nEy göklerin ay yıldızlı sancağı; \n\nSelam durur sana gökler ve yerler\n\nYükseldikçe ebediyete\n\nAy yıldızla birlikte\n\nMemleketi ayakta tuttuğun sürece\n\n\nEy göklerin ay yıldızlı sancağı; \n\nSensizlik bizleri çılgın eder\n\nCesaretin düşmanı yok eder\n\nŞanın ve şerefin sonsuza değin gider\n\nDalgalanırsan sancaklarda eğer\n\n\n\nEy göklerin ay yıldızlı sancağı; \n\nAncak seninle şaha kalkar her yer,\n\nDalgalandığın sürece\n\nSeninle yayılır hürriyet güneşi tepelere,\n\nGöğe yükseldikçe\n\nEy göklerin ay yyıldızlı sancağı; \n\nSancağının altında kazanılır cenkler,\n\nBu meydanlarda toplanınca yiğitler\n\nHimayene girer,\n\nSeninle kazanılan yerler\n\n\n\nEy göklerin ay yıldızlı sancağı; \n\nSenin dalgalanmayışın bizleri üzer\n\nSensiz milletimiz yok olur gider\n\nHayatın her anı olur keder\n\nBundan sonra cefa üstüne kurulur her yer\n\n\n\nEy göklerin ay yıldızlı sancağı; Ağlama,ağlama yâr \n\nHazar coştukça \n\nYeşil ırmak,kızıl ırmak aktıkça\n\nDalgalanacaksın sonsuza\n\n\nEy göklerin ay yıldızlı sancağı; \n\nBil ki; kılıcı kahraman temsil eder\n\nGeceyi yıldızlar\n\nSönmüş ocaklar küller\n\nÖzğürlüğü ise kırmızı ve beyaz renkler\n\n\n\nEy göklerin ay yıldızlı sancağı\nMemleket gibi azizsin gözlerimizde\n\nDestansın dillerimizde \n\nBir sevdasın kalplerimizde\n\nEy göklerin ay yıldızlı sancağı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göklerin Kapısı",
        "poet": "Güzin Osmancık",
        "poem": "\n\nGöklerin kapısı altın baklava\nKalbim çırpınır yana yana.\nErenler zikirle çıkarlar sana\nBanada nasip et onu Allah'ım\n\nYedi yedi çıkılır bu yol\nÖnce kırılır kanat kol\nSağ, sol kanatlar kırklar.\nBir sırada bana ver Allah'ım\n\nÖnce turuncu renkli havuz.\nSonra fosfora boyanır beden\nKuşanırken kılıç cepken\nAç zincirleri bana da Allah'ım\n\nBirer birer açılır alemler.\nAlın yazısından başlayan kader\nKudret denizi, Makam-ı Mahmut, İndi İlâhide \nSon bulur varlık, bir ağacın dibinde\n\nArtık ne kapı kaldı ne de melek\nDünya âlem neme gerek\nBiri sende, ikisi bende kalsada\nOnları da sana vermeyi nasip et Allah'ım\n\n                                              Sonram\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökova",
        "poet": "Salih Bardakçı",
        "poem": "\n\nMarçalı'dan indim aşağı\nÖnümde Sivri Sarnıç kavşağı\nYılan gibi kıvrılır gider yolları\nBir başkadır Akbük akşamları\n\nDağlar arasına saklanmış Gökova\nYazılmış sevdalar suya ve toprağa\nLağos Sinarit ve rakı sofraları\nAkşam ayrılıklara ağlar kumsalları\n\nÖyle günü birlik öğrenci gezmeleri\nDili olsada konuşsa koylar sayısız sevdaları\nKaçamak sevdalıların maviye çalan ayrılıkları\nBir başkadır Gökova'da yaz aşkları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökmavisi Bir Turna",
        "poet": "Mehmet Yetimoğlu",
        "poem": "\n\nbu gece duygular böyle giderse\nkirpikler kirpiğe değmez bir zaman\n\nruhum olur gökmavisi bir turna \ngurbet ele kanat vurur bir zaman\n\ngördüğüm pazarda bezirgan gibi\ndert alırım dert satarım bir zaman\n\nyoğunlaşır her düşünce her duygu\npirinç taşı ayıklarım bir zaman\n\nuyku tavşan ben de avcı misali\nboş atarım boş tutarım bir zaman\n\nözlese de deli gönül huzuru\nbu gidişle bulamaz ki bir zaman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göklerin kararı bu",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGöklerin kararı bu\n\nUnutuluyor bahar yaşanmaya yaşanmaya\nKışa da alışmak sanıldığı kadar kolay olmayacak\n\nGöklerin mavisi isyanda\n\nDünya dönüyor dönüyor\nBir bahar için bin takla atıyor\nVe dualarda bahar...\nGöklerin kararı bu\n\nGöklerin güzel bir kararı bahar\nYağmur gibi yağıyor üstümüze neşe\nKuraklığa savaşını sürdürüyor yağmur gibi...\n\nGöklerin güzel bir kararı bahar\nGöklerin kararı en güneş...\nGöklerin kararı en çiçek\nBulut beyazlıyor ve ufka çekiyor kendini\nToprak bir çiçeği büyütüyor\nArı bal telaşında\nEser şimdi baharı getirecek rüzğarlar\nCemreler peş peşe düştü\n\nGöklerin güzel bir kararı bahar\nBir gün gönüllere de bahar gelecek\nİslam güneş üflemekle sönmez\nCami ufuk gibidir güneşi oradan doğar büyük mutluluğun...\n\nRüzğarın tutup yakasından çiçek sorular soruyor ellerim\nŞu er\nSeccadede  bir güneş bekliyor\nGamı dağ kadar ağır\nYıllardır dili tutsak...\n\nGöklerin güzel bir kararı bahar\nŞu çocuğun gönlünden rahlesi çalınmış...\nGözleri bahar için  duada\n\nÇocuklar gördüm sokağa ve Allaha emanet\nGöklerin kararı şimdi bu\n\"Durmak yok desin\" hep ileri\nKaranlıkbasıyor\nBir güneş doğsa\nTa uzaklardan duyulsa sesi\nAnkarada İstanbulda diriltse ölüleri\n\nGöklerden yağmur değil mavilik yağsın\nSusmasın gökler güneş güneş gürlesin\nKaranlık en deli urgan\n\nDillerde güller açacak \nGöklerin kararı bu\n\nÖlüler dirilecek\nRahleler dirilecek okunurken yasin ve tebareke\nGöklerin kararı bu\n\nYiğitliğin rahlesine oturmuş  gönüller\nAteşe gönüllü ibrahimler...\nKurtuluş senin milletim\n\nŞehit kanıyla zaman dirilecek \nBaharı görecek ömrü olan\nAy-yıldız doğmuştu ey ülkem sana\nKızardı şafak şimdi güneş doğuyor\nGöklerin kararı şimdi bu\n\nKulaklarımızı tıkıyoruz ümidimizi kıran sözlere\nGüneş doğacak\nGöklerin kararı bu\nGöklerin kavgası bu\n\nGöklerin kararı bahar\nBu bahar kelimeleri çiçek olan şiirdir...\nEy beyaz asker ey İslam güvercini hoşgeldin bu meydana \nİlk fethin bu olsun  özgür ol kır zincirleri\nGür sesli yıldızım korkaklığı parçala\nDeniz gibi ol sevgide köpük köpük dağılsın çarp kayalara\n\nYiğitliğinde umut  mazluma\nAğlatır beni gamın gamlı durma\nAdalet elinde parlak kılıç \nDualarımız başına taç \nGöklerin kararı şimdi bahar\n\nYer açın bahara\nDiner mazlumların ahı \nKaranlığın suru tuğla tuğla yıkılacak\nGamın kara duvarı yıkılacak\nGöklerin kararı bu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göksu Bebek",
        "poet": "Kalender Sever",
        "poem": "\n\nDemek yirmi gündür aramızdasın\nGöksu bebek\nYirmi gündür\nGök bir yıldız daha güzel\nGece bir yıldız daha aydınlık\nDemek ki yirmi gündür \nSivas bir çığlık daha var\nVe ne acıdır ki doğduğun yerde\nİnsanları yakabildi \nİnsanlar\nGöksu bebek\nAklında olsun\nBu gezegende en vahşi şeydir\nİnsanlar\n\nYirmi gündür aramızdasın demek\nGüle güle yaşa\nGöksu bebek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökova Da Gök İle Ova Arasında Vardır Termik Santral",
        "poet": "Gürkan Kaya",
        "poem": "\n\nGökova \nDa \nGök \nİle \nOva \nArasında \nVardır \nTermik \nSantral \nGüzelim \nOvanın \nDokusunu \nBozduğu \nYetmezmişcesine\nBacası \nTam \nKapasite \nÇalışır \nYetiştirmek \nİçin \nÇevre \nKirliliğini\nTertemiz \nGökyüzüne \nBenzetmek \nİster \nİnsanoğlu \nKendi \nDokusunu \nDeğiştirdiği \nKülyüzüne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökte Asılı Gece",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ntepemize biniyor\ngökte asılı gece\nyıldızlardan iniyor\ngökte asılı gece\n\nsesimce yakın bana\nyalnızlığım alsana\niçime bir dalsana\ngökte asılı gece\n\nesiyor usulca yel\nağaçta sallanan el\nkapatıp açan bedel\ngökte asılı gece\n\nay ışığından ince\ndağlara giz sinince\nuykum geldi denince\ngökte asılı gece\n\ndam başında karanlık\nbaşlatıyor yarenlik\nsarınınca serinlik\ngökte asılı gece\n\nozan efe yürekte\nelim kazma kürekte\nampul söndü direkte\ngökte asılı gece\n\n031209denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göktanrı Akıl Vermiş",
        "poet": "Ömer Alpdoğan",
        "poem": "\n\nGöktanrı akıl vermiş\nHerşeyi düşün diye\nİnsanlara zor gelmiş\nÖlçmeden kabul niye\n\nGöktanrı yürek vermiş\nAcunu sevin diye\nKin nefret çok artmış\nBu nifak, kavga niye\n\n15.06.2006 /Adana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökte yıldız",
        "poet": "Muhammed Halil Eskici",
        "poem": "\n\nSen gökte bir yıldız\nBenim için kutsal erşeyim\nSen engin bir deniz\nKalbim de çalayan dağlar gibisin\n\nSende doğan  her güneş\nİçimde yanan alev gibisin\nSen yağan   her yağmur\nGözümden akan  yaşlar gibisin\n\nBen  bir damlayım  sen bir  denizsin\nBen gökte  yıldız  sen güneşimsin\nBen fırtına gibi esen deli rüzgar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökte ay var yerde yar...",
        "poet": "Muammer Erkul",
        "poem": "\n\nYer göğün neresinde, gök yerin neresinde...\nHer yer, heryerin içinde; \nNerde yâââr? \n§\nGökte ay var, yerde yar...\n.....\nNâr yârin bahçesinde; \nHer hasâd mevsiminde tutuşup yerle serden, akkor olup ararım; \nNerde yâââr? \nGökte ay var yerde yar...\n.....\nAy, yâri gösteriyor yarın karşı yanında...\nYer kırık ekmek gibi; \nZamanın ağzındaki, dişlerde yâââr! ..\n§\nGökte ay var, \nYerde yâr...\n.....\nYer “göğün” neresindeee, gök yerin neresinde; heryer, her yerin içindeyken; nerde yâr? \nNeerde yâââr? ..\nGökte ay var... Gökte ay var...\nGökte ay var; nerde yâr?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökte Düğün Var Bugün",
        "poet": "Metin Yaltı",
        "poem": "\n\nDÜĞÜN VAR BUGÜN\n\nGökte düğün var bugün\nGelinlik giyinmiş bulutlar bugün\nAyışığıyla dans etmekte bulutlar\nBeyaz atlı prensi bekler gibi\nBulutlar birini beklemekteler.\n\nSanki yüzyıllarca öncesinden\nNedim_i Şeyda’nın anlattığı gibi\nSadabat gene şaşaalı\nGüzel bir düğün olacak gibi…\n\nUzak bir yerlerde\nArdı ardına parlıyor maytaplar\nSadabat’a dökülmekte Haliç’ten yansımalar\nGökte ay yarım ama\nİnadına mehtap var.\n\nLale devrinden bu güne değin\nKim bilir, kaç bini aşkın\nAnıları canlanmakta \nSadabat’ta aşkın.\n\nBakın, bakın\nNasılda durgun, nasıl da şaşkın\nHaliç’e akmayı unutmuş Cendere\nÖylesine kapılıp büyüsüne\nBakıyor şaşkın, şaşkın\n\nSadabat üzerinde\n… Gelinlik giyinmiş\n…, …bulutlar bugün…\n\n10.12.05\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökte Yıldız Bana Senden Yakındır",
        "poet": "Birol Hepgüler",
        "poem": "\n\nBir gül için bin dikene katlandım.\nBenim için canan değil,sen candın.\nHer çilene,her cefana katlandım.\nBİLEMEDİM..\nGökte yıldız bana senden yakınmış..\n\nSen söyledin,ben her sözüne kandım.\nYakmaz dedin,ben ateşine yandım.\nİnsan değil,seni bir melek sandım\nBİLEMEDİM..\nGökte yıldız bana senden yakınmış..\n\nBunca yıldır boş yere mi ağladım? \nKaraları boş yere mi bağladım? \nŞu kalbimi boş yere mi dağladım? \nBİLEMEDİM..\nGökte yıldız bana senden yakınmış...\n\n                                                            (9 Kasım 2001)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökte Yıldız Ellidir",
        "poet": "Mustafa Özgül",
        "poem": "\n\nGökte de yıldız ellidir (ah aman) \nEllisi de bellidir\nŞu kızların içinde (ah aman) \nGelin olan bellidir\n\nGökte de yıldız mah gider (ah aman) \nGah eylenir gah gider\nYari de karşıda gördüm (ah aman) \nSandım padişah gider\n\nGökte de yıldız meleme (ah aman) \nYar göğsün düğmeleme\nÖlürsem ganlım sensin (ah aman) \nGözlerin sürmeleme\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökte Yıldız Ay Değil",
        "poet": "Mustafa Hoşoğlu",
        "poem": "\n\nGökte Yıldız Ay Değil\n\nGökte yıldız ay değil,\nSevdaluk kolay değil,\nBir yar sevdum suç oldi,\nGörülmüş olay değil.\n\nGökte yıldız ay olsa,\nYarin kaşı yay olsa,\nBen yarumi isterdum,\nTüm güzeller pay olsa.\n\nGökte yıldız sayılmaz,\nAşk sarhoşu ayılmaz,\nBen yarumi isterum,\nNiye sesum duyilmaz? \n\nGökte yıldız kayar mi? \nYar günleri sayar mi? \nSevup da alamayan,\nDünyasina doyar mi? \n\nYıldız imiş ay imiş,\nYarim körpe, toy imiş,\nSevene hak verilse,\nGerisi kolay imiş.\n\nYıldız kaydı sıradan,\nAy çekildi aradan,\nKavuştursun seveni,\nYeri göğü yaratan.\n\nAy düşünce geceye,\nYar bürünür peçeye,\nSevdaluk uzun yoldur,\nSığmaz birkaç heceye.\n\nFerman çıktı kasadan,\nVazgeç diyor kısadan,\nYüreğum dile geldi:\n“Aşk anlamaz yasadan”\n\nMustafa Hoşoğlu\n    20.10.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökte Yıldız",
        "poet": "Hasan Hüseyin Korkmazgil",
        "poem": "\n\nKaranın mavileşe mavileşe mavileşmesi\ndönüşmesi altun sarısına mavinin\nve sonra ayçiçeğinde ivecen bir balarısı\nyani sen\nyani ben\nyani biz\n\ntoprağın bölüşüle bölüşüle bölüşülmesi\ndönüşmesi toprak ağasına bölük bölüğün\nve sonra varoşlarda toprak isçisi\nyani sen\nyani ben\nyani biz\n\n'manda yuva yapmış soğut dalına'\nyapar mi yapar\n'yavrusunu sinek kapmış'\nkapar mi kapar\nbu bıçak böylesine kahpe ellerde\nbu boyun kıldan ince\nhepsi bu kadar\n\ngökte yıldız ellidir de ellidir\nsayın bakin ellidir de ellidir\nsiki dur koca haydar\nbunun sonu bellidir\nkatarlandı bulutlar\nçoğu gitti azı kaldı\nsiki dur koca haydar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökte Yıldız Yüz Altmış",
        "poet": "Ahmet Tekelioğlu",
        "poem": "\n\nGökte yıldız yüz altmış\nMevlam neler yaratmış\nAnasını güzel soydan\nKızını huri melek yaratmış\n\nGökte yıldız ellidir\nEllisi de bellidir\nKüçükten yar sevenin\nGözlerinden bellidir\n\nGökte yıldız sayılmaz\nÇiğ yumurta soyulmaz\nYari güzel olanın\nYüreğinde yağ olmaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökteki Sevda",
        "poet": "Cem Veysel Gül",
        "poem": "\n\nGöğü kucaklayıp getirmek isterim, \nKucak kucak sevgi, \nSamanyolu çokluğunda gülücük, \nBirde seni seven ben.\nHer gece tepende, \nIşık saçan ben, \nGetirmek isterim sana.\nBir hilal, bir dolunay, \nYada sabaha karşı çobanyılızı, \nBilemedin küçük bir yıldız, \nGökyüzünden bir demet papatya gibi, \nTan ağarmadan henüz, \nBir demet yıldızla geleceğim.\nSana yüreğimi vermeye, \nYani sevdamı, dostluğumu, \nKardeşliğimi getireceğim. \n\n  Cem Veysel Gül\n(İst.03.08.2001.s: 10: 25)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göktedir Baba",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nSöylenecek lafım, kalmadı ama\nSeni seviyorum, sevgili baba\nBoş konuşmak değil, dillerim yama\nKökü yerde başı, göktedir baba\n\nYorgunum yol uzun, zamansa kısa\nRabbim benden razı, cenneti yasa\nSarılma ey toprak, mezarım kasa\nKökü yerde başı, göktedir baba\n\nYeterki Allah de, umuttur eller\nAçardı bahçede, solmayan güller\nBir seda haykırır, ağlar bülbüller\nKökü yerde başı, göktedir baba\n\nİnan aydınlanır, kalpde dilekler\nIzdırap kederdir, özler melekler\nKötü sözü söyler, sonsuz da bekler\nKökü yerde başı, göktedir baba\n\nKalk yolunda yürü, ne yerse yesin\nAllah’a hamdolsun, kaderse desin\nDoyurup içiren, rüzgarı kesin\nKökü yerde başı, göktedir baba\n\nBahattin gün olur, hayaller atlar\nNamludaki kurşun, hedefde patlar\nSabır taşı olsan, elbette çatlar\nKökü yerde başı, göktedir baba\nBahattin Tonbul\n22.2.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökten Düşen Üç Elma",
        "poet": "Sibel Maral",
        "poem": "\n\nAnlat bakalım, \nüç elmanın gökten düşmesiyle biten hikayeni\nSonra, sonra ne oldu diye merak edilince…\nHemencecik elmalar düşerdi gökten\nZannedermisin ki hikayen adil\nAdil bi hikaye ve adaletle dağıtılmış elmalar\nİnanırmısın ki, en adil bir şekilde var olmuş şu Dünyada\nSenin hikayende adalet var\nVar olan sadece haksızlık…\nEn adil bir şekilde dağıtılmış benim hikayemde,\nHayatımın her bir yaşanmışlığına\nGüçlü; her zamanki gibi adalet dağıtan, ama,  adil olmayan\nBaşrolde elbette\nAcımasız ve adil; vicdansız ama erdemli \nNasıl! deme, oluyor işte…\nHep böyle oluyor, hak yerini buluyor\nMutlu sonlar, aslında, bizi hep yalancı yapıyor\nAdalet dağıtılmıyor\nHer şey gibi, onunda hak edilmesi gerekiyor.\nHAK deyince de, arkadaş…\nHaksızlık hortluyor\nAma sen yinede,\nGökten düşen üç elmayla bitir hikayeni kardeşim…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökteki",
        "poet": "Sarı Pisi",
        "poem": "\n\nYaşamı gözardı edip\nSadece benim için yaşadığında\nZaman değil sanki bir su misali\nAkıp gideceğim haya....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökten Düştü Üç Bahar",
        "poet": "Suna Onur",
        "poem": "\n\nFezadan  azad  o müzik  dağılır  çayırlarıma\nUçuşur  misali  açılır  beyaz  çiçekler\nŞen  bir kahkaha  gibi  yayılır\nKokular  ve  tatlı  meltemli   etekler\n\nHer  mevsim\nKah durup  kah koşarım  ana  doğru\nÇifleşir  arsız  zaman\nNevin  çiçekleri  titreşir\nÇekilir  sersiz  duman\n\nUyanırya  yorgun  kanı  doğanın\nTek çiğ  damlasıyla  dalgalanır  emekler\nYeşil  derya  içinde  yıkanır  melekler\nSerinler  her  seher  ıssız  felekler\n\nÖğlen  vakti derinleşir  kuyular\nUfuklardan  fışkırır  mahmur umutlar\nKollarımda güneş  ellerimde  har\nMutluluğa  sen  kala  kamaşır  duygular\n\nEzadan  azad  hep  o  müzik...\nUçuşur   misali açılır  şeffaf   çiçekler\nŞen bir  kahkaha gibi  yayılır  ruhuma\nKokular  ve  tatlı meltemli  etekler\n\n(2002/ Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökten Melek Astılar",
        "poet": "Hasan Türkgenç",
        "poem": "\n\nGökten melek astılar uy amman amman amman\nGülü taşa bastılar uy sarı kekil oğlan\nYar kızın nikahını uy amman amman amman\nBir yiğide yazdılar uy sarı kekil oğlan\n\nHaydi haydi haydi gel uy amman amman aman\nErzincan'ı dolan gel uy sarı kekil oğlan\n\nKalelere çıktadur uy amman amman amman\nEtrafına baktadur uy sarı kekil oğlan\nHerkes sana kız verir uy amman amman amman\nDüşmanlara dalda dur uy sarı kekil oğlan\n\nHaydi haydi haydi gel uy amman amman aman\nErzincan'ı dolan gel uy sarı kekil oğlan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökten Haberler (7)    Yaz Dostum",
        "poet": "Nil Yıldırım",
        "poem": "\n\nYaz Dostum...\nŞu dünyaya bir daha gelmeye değer mi? \n\nYaz Dostum...\nMal üstüne mal koysan  cennet eder mi? \n\nYaz Dostum...\nAltı üstü bir ömürlük düş için..\n\nYaz Dostum....\nKul hakkı yesen sende kalır mı? \n\nYaz tahtaya bir daha,\nGör defteri,kitabı\n\nSarı çizmeli Mehmet Ağa \nHiç öder mi hesabı...\n\nYaz tahtaya bir daha,\nGör defteri,kitabı\n\nSarı çizmeli..................Ağa\nSen ödersin hesabı....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökten ve Yerden Daha Beteri,",
        "poet": "Çağdaş Öztürk",
        "poem": "\n\nDoğru olanı\nYanılanı\nAldatan ve aldatanı\nVatanı satanı,\nUnutanı\nAkıtanı\nSüte su katanı\nÇamura batanı,\n“İzindeyiz” deyip yatanı\nAtıp tutanı\n(Mangalda kül bırakmadan hem de) \n Deveyi hamutuyla yutanı\nSöyledim diye\n(İstedimse de almak büyük bir hediye) \nNe göğe erdi başım,\n(İlkine erse ne olacak ki sanki\nYedi kat semalar arkadaşım!) \nNe de burnumu yere sürttü birileri; \nNeden tımarhanedeyim hala anlamadım sadece.\n\n(Rus işgalinde Akdeniz kıyıları,\nOrdular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri! \nKaçırıyorum keçileri! \nAkdeniz keçileri\nUçaklar gibi duyarlı değildir sise\nAkdeniz keçileri,\nBir başka oluyor. Aylardan Temmuz ise…) \nNeyse…\n\nAllahtan yalan söylemiyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökten On Beş Yıldız Düştü",
        "poet": "Rabia Barış",
        "poem": "\n\nGÖKTEN ON BEŞ YILDIZ DÜŞTÜ\n\nGökten on beş yıldız düştü yaprağa,\nBu gün on beş şehit kondu toprağa,\nOn beş ilde kan karıştı ırmağa,\nSineler ateşle dağlandı bu gün.\n\nYıl iki bin sekiz aylardan ekim,\nAktütün’de baskın evlatlar döküm,\nSoldu tomurcuklar bir büyük yıkım,\nYürekler hüzünle bağlandı bu gün.\n\nKan kusan makine devrede yine,\nKalp kararmış tesir etmez beyine,\nVurduğu, kardeşmiş onun neyine,\nKurşunlar namluda yağlandı bu gün.\n\nOn beş yıldız söndü, on beş gül soldu\nOn beş ışık yandı yücelmiş kuldu,\nOnlar iki cihan ölümsüz oldu,\nÜlkede sükunet sağlandı bu gün.\n\nRabia Barış\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökten  yıldız  yıldız aşk sağdım",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nHani  sen  ne demiştin tak  sepetini  koluna\nhani  sen  ne demiştin herkes  kendi  yoluna\n\nbütün  gece  düşündüm gökten  yıldız   topladım\ndoldurdum sepetime  sen  uyuyordun  ben\nkapında  sabahladım  bin  yıldız  bir  tane ay\nbin yıldız  bir  tane ay al da bütün  gece  say\n\ntek  bir  yıldız  üstüne şiirimizi yazdım\nayda  resmini  gördüm  heceledim adını\nkuştüyü  yastığında rüyalar  diyarında\nsen  derin  uykundayken kapında  sabahladım\n\nattığın  yer  uçurum  kırdın tüm  dallarımı\nevren ne  aşklar  gördü  şarkılar  bestelendi\ngöz yaşı  sel  oldu da  karıştı  ırmaklara\nsen gibi  çok aşıklar bil ki  tarihe  geçti\n\nağlarken ben  sen  güldün ihanetten  aldım  pay\nal  şimdi  bu  tesbihi aşkıma  sabrıma  say\n\nhani sen  ne demiştin  tak  sepeti  koluna\n\n5/Aralık/2011/Pazartesi/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Ugur Alyot",
        "poem": "\n\nBoz üveyik gökyüzü\nKaçtı güneş kaçarmı\nNem kokusu kapmış toprak\nGözlerin, ıslak, \nK....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Atakan Koçak",
        "poem": "\n\nGökyüzü beyaz\nyer ise ferah\nGökyüzü Siyah\nYer ise berbat\n\nGecenin karanlığı\nİnsanın aptallığı\nPara doyurur hırsını\nAç kaldığında \nGurur doldurur karnını\n\nŞükür desen nerede\nSabır desen hiç bir yerde\nKazandığı paralar nerede\nGöreceksin sen! Haram lokma da ne! \n\nNe kadar aciz! parasız kalmış\nSokaklarda dilenmeye başlamış\nZamanında kapıdan kovan\nŞimdi ise kapı kapı dolaşan\n\nGökyüzü beyaz \nYeryüzü ferah\nGökyüzü siyah\nYeryüzü; \nsizin gibiler yüzünden \nBerbat!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Muhammed Karabağ",
        "poem": "\n\nGezegen ve yıldızların evisin\nGece ay doğunca ayrı güzelsin\nKuyruklu yıldızınla çok özelsin\nÇözülemez gizemlerin gökyüzü\n\nBerrak gecelerin hayran bırakır\nBinlerce ampulle loş aydınlatır\nher baktığında bir şeyler anlatır\nÇözülemez gizemlerin gökyüzü\n\nHele birde güneşi tutulunca\nGeceyi yaşatır, gündüz olunca\nSeyrine doyum olmaz, kaybolunca\nÇözülemez gizemlerin gökyüzü\n\nRengarenk bulutlar, senin yastığın\nÇengelsiz olarak, göğe astığın\nYağmur yağdırsın diye, kararttığın\nÇözülemez gizemlerin gökyüzü\n\nGök kuşağı, renkler cümbüşü olur\nÇok güzeldir, görenler hayran kalır\nYıldızlar kıskanır, kaybolduk sanır\nÇözülemez gizemlerin gökyüzü\n\nKuşların, vaz geçilemez yolusun\nÇeşit, çeşit uçaklarla dolusun\nBazen çok ıslak, bazen kurusun\nÇözülemez gizemlerin gökyüzü\n\nLapa, lapa yağdırırsın, karları\nDoğada oluşturursun, kırları\nAnadolu çeker bütün, zorları\nÇözülemez gizemlerin gökyüzü\n\nBilinmez alemde, çatılık yapar\nİçinde asırlardır, sırlar  tutar\nUçsuz, bucaksız heybetiyle yutar\nÇözülemez gizemlerin gökyüzü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göktürk Hükümdarı İlteriş Kutluk Kağan ",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nBilge Kağan ve Kül Tigin''in babası olan,\nGöktürk Hükümdarı İlteriş Kutluk Kağandır.\nTürk birliği kurup İlteriş adını alan,\nGöktürk Hükümdarı İlteriş Kutluk Kağandır.\n\nÖtükenden başlayıp İran'a kadar varan,\nBilge Tonyukuk'un yardımıyla devlet kuran.\nBütün Türkleri birleştirip sevgiyle saran,\nGöktürk Hükümdarı İlteriş Kutluk Kağandır.\n\nDüşmanlara yaptığının hesabını soran,\nÇin ordusuna savaş açıp ok ile vuran.\nTürk Budunu Çin boyunduruğundan kurtaran,\nGöktürk Hükümdarı İlteriş Kutluk Kağandır.\n\nDevletin yapısını Türk ülküsünde bulan,\nYiğitlikte Orta Asya içine ün salan.\nÜlke içine Türk töresini hakim kılan,\nGöktürk Hükümdarı İlteriş Kutluk Kağandır.\n\nYusuf atına binerek kılıcını kapan,\nTanrı Dağından esen fırtına gibi kopan.\nDüşmanlarına karşı kırk yedi sefer yapan,\nGöktürk hükümdarı İlteriş Kutluk Kağandır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "gökyüzü",
        "poet": "Yılmaz Sezgin",
        "poem": "\n\nGÖKYÜZÜ\n\nMaviliğini paylaşmak\nEnginliğini hissetmek\nYıldızlara ulaşabilmek\nSınırsız derinliğinde kaybolabilmek\nHerkesin hakkıdır\nGökyüzü herkesindir\nYeter ki uçmasını bilelim\n                             1993\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökten zembille değil-can verildi yurt için Bayrak toprak namustur-sorarız nasıl niçin",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nDerin mazisi olan-büyük bir topluluğuz\nTarihlere şan verdik-bunun için çokluğuz\nEcdadı tanımalı-bilmeliyiz gerçekten\nOnları sevmeliyiz-bütünüyle yürekten\nGökten zembille değil-can verildi yurt için\nBayrak toprak namustur-sorarız nasıl niçin\nTarihini öğrenen- çağa gider o millet\nOrtalardan kaybolur-hem sıkıntı hem illet\nAtam Mustafa Kemal-bakın bize ne diyor\n“Tarihini bilmeyen-milletler unutulur”\nGökten zembille değil-can verildi yurt için\nBayrak toprak namustur-sorarız nasıl niçin\nGelişmiş memleketler-buldu tarih ilmini\nBöylece gösterdiler-etrafa bilimini\nMilli Cihan Tarihi-incelenmeli gençler\nOkumalı yazmalı-vatan savunan dinçler\nGökten zembille değil-can verildi yurt için\nBayrak toprak namustur-sorarız nasıl niçin\nMilli tarih şuuru-genci ayakta tutar\nÖğrenmezse bu nesil-düşmanlar bizi yutar\nYurdumda tarih ilmi-durmadan gelişmeli\nOkuyorsan şiiri-yukarı kaldır eli\nGökten zembille değil-can verildi yurt için\nBayrak toprak namustur-sorarız nasıl niçin\nHalktan kopan tarihçi-ihanetle doludur\nOnun gittiği yollar-hıyanetle doludur\nSövgülerden vazgeçin-birlikte barışalım\nİleri atılarak-kardeşçe yarışalım\nGökten zembille değil-can verildi yurt için\nBayrak toprak namustur-sorarız nasıl niçin\nGeçmişine taş atan-ileriyi göremez\nVatan ve millet için-mutluluklar veremez\nAllah din vatan aşkı-tarih ilmiyle coşun\nÖğretmen Hasan söyler-ileri doğru koşun\nGökten zembille değil-can verildi yurt için\nBayrak toprak namustur-sorarız nasıl niçin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Emre Ballak",
        "poem": "\n\nSolgun denizlerin ortasındayım\nBaktım ki gökyüzü mavi değil\nİçime ısıtan Güneş yok\nBeni bekliyor kapkaranlık geceler\nBen ise şafak sayıyorum\nGüneşin ilk ışıklarını görebilmek için\nİçimde fırtınalar kopuyor ama \nBu sadece yazdığım şiirlere yansıyor\nBelki saygı duymak gerekir\t\nNasıl duyulur bilmem\nGözümün içine bakıp onu sevdiğini\nSöylediğin zaman…\nAnladım saygı duyulmasını gerektiğini\nAma sende beni anla\nBenim seni sevdiğimi\n                                                     23 Eylül 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Ahmet Türkkan",
        "poem": "\n\nSen  diye diye açardı gökyüzü\nSonra her yer sen olurdun bana\nGeçtiğim tüm sokaklar\nSıra sıra dizilmiş dağlar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Muhammet Kaan Arslan",
        "poem": "\n\nHep bahsederler göğün maviliğinden,\nBizde bahsedelim güzelliğinden.\n\nİnsanlara rağmen değişmeyen,\nYeryüzüne inat,\nHer sabah başka başka,\nHer akşam aynı olan gökyüzü.\n\nGüzel olan gökyüzüne,\nRüzgar ne güzel çizer,\nBulutlardan bir resmin,.\nBizle konuşur,anlaşır sanki.\n\nGüneşin uykusuyla uyanışıyla,\nBulutların hüznüyle mutluluğuyla,\nŞeker tanelerinin parlaklığıyla,\nBir başka olur gökyüzü.\n\nBizde olsak bir kuş ağaç yerine,\nYıldızların aralarından geçsek.\nBulutlara ismimizi yazsak.\nOnlara hasret kalmak yerine.\n\nGökyüzü renk renk,\nİnsanlarda ona alışmış tek tek.\nBazen de mutlu rengarenk,\nBazen de bize küsmüş tek renk.\n\nDenizler ve göller durgun,\nNe güzelde yansıtır.\nÇaylar ve nehirler çok hızlı,\nYakalayamazlar durgunluğunu.\n\nBugün gökyüzü daha güzel.\nYıldızlardan, resimli bulutlardan,\nGüneşten ve aydan,\nBugün gökyüzü yeryüzünden daha güzel.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Ali Yıldırım 4",
        "poem": "\n\nGökyüzü neden uzak? \nKuşlar içinde böyle midir? \nNedir bu yüksekliğin sebebi? \nUlaşmak yoksa hayal midir?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Yavuz Yünt",
        "poem": "\n\nŞimdi senin penceren açık sonuna kadar\nGökyüzü dolar odana kadar\nMavi bir şarkı çalar bulutlardan sana doğru\nGökyüzüne dalar gözlerin\nGözlerin o kadar güzel ki\nGökyüzü kadar..\n\nMesela ben\nYıldızları gördüğümde gökyüzünde\nAtarım hemen onları oradan.\nGözlerini koyarım yerine...\n\nBir kuş gelir konar, durur\nSen bakmazsan canım, gökyüzüne\nBütün kuşlar uçmaz olur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Haydar Meriç",
        "poem": "\n\nBak, iyi bak  gülüm\nGörünen gece gökyüzü\nHer ışık  bir umut\nHer umut bir yıldız\n\nBu görünen bir bulut\nIşığımızla aramızda\nHer ışık  bir umut\nHer umut bir yıldız\n\nO yılduz bizim \nBizim yıldızımız\nO umut bizim\nBizim umudumuz\n\nHızlı bir rüzgar\nTam bir fırtına\nFırtına biziz\nUmudumuzun önündeki\nBulutu söküp atmak için\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Umut Kaloç",
        "poem": "\n\nBana dilek tutmayı değil \nGökyüzü yaratmayı öğret \nKayan yıldızları beklemek yerine\nHepsini senin için toplamam gerek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Deniz Bora Koçak",
        "poem": "\n\nÇok uzaklardan geldim sana, gökyüzünden.\nBin yıldız denize damlarcasına.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Metin Eloğlu",
        "poem": "\n\nBu ne bu\nBu noksan gökyüzü n....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Songül Akgün 2",
        "poem": "\n\nKorkuyorum GÖKYÜZÜ\nSeni seviyorum demekten\nÖzgürlük anlatır dediler\nÖzgür olmayan çok severmiş seni\nBense özgürce sevmek istemiştim\nÖzgürlüğüme esir olmaktan mı? \nKorkuyorum şimdi\nKorksamda....İçimden Kalbimden\nHaykırıyorum işte\nGÖKYÜZÜ seviyorum seni......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Musa Bulu",
        "poem": "\n\nMavi gökyüzü endamlı ve eşsizsin,\nTatlı günde de güzel ve sessizsin,\nSen kızınca çaksa da şimşekler,\nSen sinirliyken de çok güzelsin.\n\nSenin gülüşün değiştirir baharı,\nŞenlendirir gönlümü değiştirir edamı,\nSenin ağlamana dayanamam üzülürüm,\nSen gülünce kuşlar gibi süzülürüm.\n\nSendedir neşe, sevgi ve umut,\nSendedir tebessüm eden bulut,\nSen ilham olursun karanlık odalara,\nSana ulaşmak için çıkılır dağlara.\n\nYıldızlar taht kurmuş sırtında,\nGüneşi süs etmişsin çatında,\nYedi günde yarattı Allah katında,\nSeni izler, ilham bekler şair atında.\n\nVe sen gökyüzü hasretime ilaçsın,\nDağların başındaki altın taçsın,\nSen gökyüzü ilhamsın şairlere,\nYakışırsın destan olacak şiirlere.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "** Gökyüzü **",
        "poet": "Kubilay Enginol",
        "poem": "\n\nGünde iki saat buluşmak ne de zor seninle\nYeşili hayal etmek maviliğinde\nYüzünü ısıtır güneş moral verircesine\nGideceksin birazdan,siyah mabedine.\nSiyahın içinden maviliği çıkarabilir misin? \nSiyahla gönlünü avutabilir misin? \nBuluşma anını beklersin siyahlar içinde\nMavilik yaklaştıkça sevinç belirir göz bebeklerinde.\nBir mavi bir siyah tanıyamazsın artık renkleri\nKorkarsın yitirmekten,yüreğinde taşırsın özgürlük çiçeklerini.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Ozan Daniel Eicher",
        "poem": "\n\nBugün sıradan bir gün\nYüzüme\nBir yandan güneş vuruyor\nBir yandan damlalar çarpıyor\nTadıyorum\nAcıyı ve aşkı\nSaadeti ve kederi\nBulutlar farklı\nGüneş farklı\nFısıldıyor hayatı\nKulaklarıma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Musa Öz",
        "poem": "\n\nGül attım gökyüzü düştü\n\nDenizi bir kilime serdim\nÜst üste ekledim güzü\nAydede..\nAh, işte orada dur! Onardım da sözü\nTaş gibi kavrayıp suları\nSaçtım yüzüne gözüne\nSonra topladım çalısını çırpısını\nTenindeki çiy damlasını\nVurup hançeri beyaz rüzgara\nMor kınalar devşirdim\n\nSoludum da tarlalar uçuştu \n\nGökyüzü gelip usulca\nKonuverdi delişmen kızın sesine\nKonsun konmasına da\n‘Da’sı var işte bir de\nHadi be neyse diyecektim\nO Lekeleri olmasaydı \nKülotunun öyle gizlice görünmesine\nİlahi gökyüzü\nKamaşıp durdu günlerce\n\nSoludum gökyüzü uçtu \n\nUzandım da kanadı dağlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü...",
        "poet": "Beyza Beyza",
        "poem": "\n\nGökyüzü erişilmezlerin sevgi durağı\nÖzlemlerin son bulduğu istasyon\nKabusların rüyaya dönüştüğü\nYalnızlıkların son bulduğu\nÜzüntülerin, kederlerin\nZifiri karanlıkların aydınlığı\nÜmidi olanların yaşama sevinci...\n\nGökyüzü erişilmezlerin sevgiye yolculuğu\nNe bir durağı, ne limanı,\nNe de\nSon istasyonu belli...\n\n(Akrostiş deneme...)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Mahmut Karahan",
        "poem": "\n\nBulutlar ayrılmış geceden\nGökyüzü  yalnız\nBir iki yıldız yanıp sönüyor karanlığa\nBir yanı yarım kalmış ayın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Şair Saniye25",
        "poem": "\n\nNe güzel gökyüzü\nMavi kanatlı melekler uçuyor\nTüm güzellikler\nBulutlarla kolkola geçiyor\n\nKuş sesleri yankılanıyor\nDoğa bir başka güzel\nRengarenk çiçeklerle\nDans ediyor kelebekler\n\nNe güzel gökyüzü\nNe güzel yaşamak\n\nSaniye Yılmaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Ahmet Ağdere",
        "poem": "\n\n……………………………………………….\n………………………………………………..\n\nVe sen, ey gökyüzü... ayamı sana çevirdim\nİçindeki her şeyi ebediyet çukuruna terk edip\nSenden gelir aydınlığın ve karanlığın en zifirî sesi\nVe senin bulutlarının içindedir ölümsüzlük ensesi\n\nTut ellerimden ve bedenimi götür sana doğru\nKalmasın çaresizliğimin içinde bilinmeyen soru\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Nurullah Aydın",
        "poem": "\n\nSöyle, \nSöyle bana gökyüzü \nAnlat bana bu gece dışarıda olanları \nNe olur, sende bulutlanıp kararma bana \nSöyle kaç dertleşen var seninle \nKaç kişi ağlıyor bu saatte \n\nSen, \nSen hiç özledinmi gökyüzü \nBöylesine yüklü bir hasretle \nGüneşi bekledinmi hiç \nHiç yıldızların sana küstüğü oldumu \nGündüzler senden bıktımı hiç \n\nAnlat, \nAnlat bana gökyüzü \nGeride bıraktığım anamı anlat \nSaçlarında kaç tel ak oldu \nYa o vefasız unuttumu beni \nBaşkasını buldumu dersin \nBenim burada çaresiz olduğumun farkında değilmi \nDeğilmi gökyüzü \n\nBak artık sabah oluyor \nGüneş ışıldamaya başladı \nBir başka akşam yine gel, \nYine dertleşiriz seninle \nHoşçakal gökyüzü \n\n1998/Polatlı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**= Gökyüzü =**",
        "poet": "Necmettin Özelçi",
        "poem": "\n\n                Mavinin  masmavisi  bile,\n\tHer yönüyle girmiş içice...\n\tNe güzel de sıralanmış,\n\tİnsan baktıkça anlıyor  iyice...\n\tSeni gökyüzü! \n\n\t\tYükseklerde sıcaklığın kaybolur,\n\t\tRengarenk  maviliğin gider...\n\t\tEksi ikiyüzyetmişi desem aybolur! \n\t\tKapkara bir zindan olursun, iyiliğin gider...\n\t\tSenin gökyüzü! \n\n\tFelek felek  diye sitemler ettik sana,\n\tÇok lekeler sürdük hatırana! \n\tO  güzel  bağrına  duman yolladık,\n\tDelik deşik eyledik  bakmadık yarana,\n\tSenin gökyüzü! \n\n\t\tBize  yağmur, dolu, kar gönderdin\n\t\tÇoğu kez sakindin, ya da sessizdin...\n\t\tBazen de ne fırtınalar  verdin! \n\t\tBenzerin yoktu, eşsizdin...\n\t\tSenin gökyüzü! \n\n\tGündüzleri pırıl pırıl  güneşin var! \n\tGeceleyin doğar ay  ile yıldızlar...\n\tDenizler rengini senden almış şavkılar..\n\tYıldızına bakarak  fal tutar kızlar,\n\tSenin gökyüzü! \n\n\t\tYüzümüz yok, kirlettik seni! \n\t\tBulamayız bağrında eski deseni...\n\t\tNe yaptığımızı gösterdi iklim ekseni,\n\t\tBaharın da kışın da karıştı...\n\t\tSenin gökyüzü! \n\n\tHavamızı da suyumuzu da,\n\tHep senden  aldık tertemiz...\n\tDeğiştiremedik, bir türlü huyumuzu da! \n\tYine senden bekler, senden isteriz...\n\tYüce Allah hep iyisini versin deriz,\n\tSenden  gökyüzü! \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Gülçin Şahin",
        "poem": "\n\nKaplarsın gökyüzü dünyayı\nIşık saçarsın ellerinle\nRenk renk çiçek dağıtırsın üzerimize\nBulutlara bakarken,yağmur kümeleri oluşurken\nYağmurda ıslanıp,seninle serinlerim gökyüzüm\nMavi gözlerin hatırlatır bana\nGökyüzünün rengini\nAçılır sisler duman duman\nAçılır içim,gökyüzüne hitap ederken\nMavidir rengim\nİçimde hatırlatır denizi,girip girip doyamam\nİçim sığmaz hiçbir yere\nHiçbir yerde durmaz yüreğim\nKonacak gerçek yare arar\nAh! Mavi\nİçimin rengi\nAh! Mavi göz\nKalbimin okyanusu\nAh! Mavi\nTaktığım takı setim\nAh! Mavi\nGökyüzünde uçup,herşeyi unuttuğum umut denizim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Selçuk Er",
        "poem": "\n\nGÖKYÜZÜ\n\nçok uzak gibiydi bana gökyüzü\n\nama uzandım\n\ndokundum\n\nyandım ama\n\nateş gibi sanki esintisi\n\nyağmuruna yüz sürdüm sonra\n\nama kezzap mı kezzap\n\nsonra kar gibi yağdı üstüme\n\nama üşütmedi\n\nkarında da yandım\n\nsonra bulutlarına uzandım pamuk gibi\n\nama değil\n\ndikenli tel gibi.\n\ngökyüzü benim derdi kendine oysa.\n\nkuş oldum kanat çırpmak için sonsuzluğunda\n\nyetmezmiş gibi\n\nbirde kanatlarımı kırdı\n\ngökyüzü denen mavi yosma..\n\n\n\n...........selçuk er................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Melike Çelik",
        "poem": "\n\nGökyüzünden bir yıldız seç\nGözlerin kadar parlak \nYüreğin kadar berrak olsun\nBir yıldız da benim için seç\nParlaklığı önemli değil \nSana yakın olsun yeter\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GöKyÜzÜ",
        "poet": "Yaşar Ertaç",
        "poem": "\n\nGökyüzüne baktım bu gece,\nAy dolunay; \nSenin kadar güzel.\nYıldızlar gördüm yıldızlar,\nSonsuz sayıda yıldızlar.\nBiri sendin onların,\nBiri ben.\nUzaktan çok yakın,\nYakından çok uzak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Mustafa Kemal Pekşen",
        "poem": "\n\nBazen masmavidir gökyüzü,\nSihir almış gibidir sanki bir meleğin yüreğinden.\nBazense çeker üzerine örtüsünü,\nYüklemiştir ağlarını bir denizci ülkesinden geçerken.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Figen Gönülver Yarar",
        "poem": "\n\nGökyüzünün yorgun, ıslak gözlerinde bir mart gecesi duvağıydı yavaş, yavaş kalkan, ve az bir zaman sonra öpecekti gecenin alnından güneş.\nAğır çekim bir film şeridi gibiydi kirpiklerin kavuşması, ama her kavuşmada birbirini bırakmak istemeyen, sımsıkı sarılan iki sevgili gibiydiler sanki.\nYüreğinde isyan gürlüyor, damarlarında şimşekler çakıyor, gözlerinde sağanaklar hiç durmaksızın yağıyordu..\nGeceyi alnından öpecek güneş yol alıyorken, Gökyüzü ürperdi birden.\nGiderken ne götürecekti yanında? Ne ısmarlayacaktı Allaha? \n\nDaha kaç geceyi gelin edecekti ki, kalan zamanın koltukaltına koyup birkaç umudunu yürüsün..\n\nBu şehrin yollarında defalarca adımlamıştı hüzünleri, defalarca kaybolmuştu sokaklarında acıların, çaldığı her kapının sağır ev sahibeleriydi, bir hoş sedayı esirgeyen..\n\nBir sesle irkildi birden. \n“Bayan umutlarınızı düşürdünüz, alın lütfen” Şaşkınlığı geçince cevapladı Gökyüzü,\n“Taşıyamayacak kadar yorgunum artık, dilerseniz sizin olsun”\nGülümsedi yaşlı kadın, “hiçbir umut taşınamayacak kadar ağır değildir ve hiçbir umudu başka bir kişinin toprağında yeşertemezsiniz.\n\nMerhaba ben Alis, hadi gelin benimle.\n\nBuyurun gönül bahçemde ağırlamak istiyorum sizi.Biraz günbatımı, az yıldız, bolca yağmur var dalgaların sesine karışan.Verandada yüzlerce hüzün çiçeği, her biri içinde bir şarkı dinleriz tüm kırılmışlıklar için ve yudum, yudum içeriz can kırıklarımızı kadehimizdeki buzu bol rakıdan.”\n\n“Memnun oldum madam Alis, ben Gökyüzü”\n\n“Çok istiyorsun ardına bakmadan gitmeyi değil mi? Gözyaşlarını şiirlerin satırlarına akıtan bir kadın var gördüğüm. Sessizce ağlayan, hiç ziyan etmeden gözyaşlarını şiirlere akıtan. Yalnızlığına sarıldığında uzak tanınmamış ya da tanınmayacağı şehirler düşleyen...Hep ama hep gitmeyi düşünen ardına bakmadan gitmeyi... Kurtulmayı...”\n\n“Off; \nsıradan bir dilencinin kıyafeti gibi kirlenmiş dünleri, kirletilmiş.Kendinden çok uzaktasın.Neden? ”\n\n“Yoruldum..Çok yorgunum.\nŞerefe Madam Alis”\n“Serefine Gökyüzü..şerefine”\n\n“Yılları adımladım, ayları, günleri, yürürdüm, dünya umurumda değilmiş gibi, bana hiçbir şey olmazmış gibi. Kimse bilmedi yüreğimdeki fırtınaları, kimsenin göğsüne değdirmedim asi rüzgarları. Birileri hep anlıyordu güya ama o ben değildim.. Aslında hep merak ettim ben diye biri var mı diye..! ! Hayat yürürdü, ben yürürdüm. Hep merak ettim aslında, yol bittiğinde ne yapacaktı, ne yapacaktık..”\n\n“Tüm yolcuların gözlerindeki umudu ya da hüznünü izlerdim gönül penceremden, onlar hiç bakmazsalar da. Ben var mıydım hiç söylemediler.”\n\n“Ahh Madam Alis, rakı ve hüzün, ne kadar yakışıyor birbirine ve hüzzam makamı şarkılar ne güzel eşlik ediyor bu ikiliye..\nYarınların belirginsizliğinde akıyorken zaman, ötelenen güzelliklere kilitlenir bakışlarım, asılı kalmış bir sessizlik sallanır dilimde..\n\nSevgi yoksunu yabancıl bir bıçakla doğradılar her şeyi.Sevgisizlik ve Sevgisizlik..Ahh Madam Alis, şu Ayın çengeline astım bir çok şeyi, ama bakın..! ! yine de oradan bana gülümseyen bir kız çocuğum var her ne kadar Anne demesine izin vermediysem de yine de gülümsüyor bana..”\n\n“Hangi acıdan ne kadar kaçabilirsin ki? her sabah yeni bir güne uyanıyor insan, bulutlu, yağmurlu, rüzgarlı, güneşli sabahlara açılıyor pencerelerimiz.Yeni umutlar yudumluyoruz üşüyen tenimizi ısıtsın diye, boğazımızda düğümleniyor hepsi tek, tek ve ömrümüzün bir günü daha ayaza vuruyor.”\n\n“Buzun çıtırtılarını duyuyor musunuz? Sanki acının sesi bu..! ! ”\n\nAcının sesi yankılanıyor kulaklarımda\nSürüklendiğim yaşam nehrinde\nGözlerimi kaybettim\nHer yer karanlık\nHer şey zifiri \nDüşleri yağmalamış kara ağaçlar\nVuslata ve yeniden doğuşa dair\nBen beni kaybettiğimden beri..\n\n“Ahh Gökyüzü; \nŞiirin dili ne kadar yakışıyor dudaklarınıza.” \n\n“Teşekkür ediyorum Madam Alis, çok teşekkür ediyorum, huzuru sundunuz bana.”\n\n“Rica ederim Gökyüzü, yorgun adımlarla uzaklara gidiyordunuz ve gideceğiniz yer buradan güzel değildi, izin veremezdim.\n\nİzin verdiğiniz derece, acılarınıza kardeştir acılarım. Hadi uzanın bu sedire şimdi, gözlerinizi devirin Ayın çengelindeki kızınıza ve size Anne demesine izin verin ki, artık sizi aramayın başka bir yerde, sizi en iyi anlayacak o bundan böyle. Sımsıkı sarılın kızınıza, ona söyleyin ki, yıldızlar tek, tek kayıp gitse de bakışlarınızdan, her birinin ardından gülümseyerek el sallayabileceğinizi ve bu gücü de ondan aldığınızı, çünkü kayıp sizi onun sevgi dolu gülümsemesinde bulduğunuzu.\n\nİyi uykular olsun Gökyüzü, aydınlık sabahlara açılsın artık sevgi dolu gözleriniz..Benimkide gülümseyen bir Anne ve kızına..”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Zafer Bağdaş",
        "poem": "\n\nGökyüzü masmavi\nBulutlar bembeyaz\nİçinde garip bir yaz\nKefene sarılmış bir garip baş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Black Rose",
        "poem": "\n\nHani gökyüzü vardır…\nHani hep oradadır…\nSadece ara sıra görürüz.\nÇünkü bakmak\nAra sıra gelir aklımıza.\nBazen bir yağmur olur,\nVe yıkar bütün benliğimizi.\nBazen kar olur ve…\nÖrter kusurlarımızı…\nBembeyaz oluruz…\nKimi zaman güneşi sunar bize.\nOnunla ısınır, onunla aydınlanırız.\nBir manzara resmi için hayatımızdan.\nİlham kaynağı olur ressamlara.\nBulutlar ise…\nPamuklar gibidir başımızı yasladığımız.\nNedense hep ufka dalar gideriz.\nOna ne kadar yakın ise gözlerimiz.\nBir o kadar uzaktır bedenimiz.\nHani gökyüzü vardır.\nVe hani hep oradadır.\nNefesimiz ondadır.\nHayatımız onda.\nGece olur her gün.\nVe gökyüzü süzer bize yıldızları\nOnların ışıkları ile yol buluruz…\nVe dahi ay vardır…\nGökyüzümüzün vazgeçilmezi…\nNeden olduğunu anlamayız bazen…\nAma o \nBir gök gürültüsü olup.\nUyarır bizi \nVe durup…\nSilkinir, geliriz kendimize…\nHani gökyüzü vardır…\nHani bazen bakmasak bile\nHani bazen görmesek bile…\nGökyüzü vardır…\nBir tebessüm misali sarar bizi…\nHani gökyüzü vardır.\nHani hep oradadır.\nHani bir diğer adı da…\nSema’dır…\nHatırladınız mı…?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Alev İşler",
        "poem": "\n\nDinle beni gökyüzü\nYeryüzü çığlık çığlığa\nİçimin titremesini dinle\n\nGördüm gökyüzü\nRuhların yalana tutsaklığını gördüm\nGecelerden güç alan sahte yüzleri\nYıkıntılar altındaki arayışları bir de\nÜşüdüm, üşümelerimi büyüttüm\n\nGördüm gökyüzü\nÇağımızın umutsuz tanıklıklarını gördüm\nMeydanlarımızın kendine akan gözyaşlarını\nSeslerini içlerine gömen analarımızı bir de\nYalnız kaldım, yalnızlığımı büyüttüm\n\nGördüm gökyüzü\nİzbe koridorlarda cinayetleri gördüm\nKatliamların doğurduğu sessizliği\nBakışlarındaki endişeyi çocuklarımızın bir de\nÇaresiz kaldım, çaresizliğimi büyüttüm\n\nDindir beni gökyüzü\nNefes almamı sağla\nKendimi enginliğinde bulayım\n\nYağdır yağmurunu gökyüzü\nBütün anılarımı temizle\nArınsın tutkularım\nRuhumu çıplak bırak\nDoğanın sadeliğine ereyim\n\nAcılarımı al gökyüzü\nParlak ışığınla aydınlat\nÜzerime bulutlarını yağdır\nBaharlar beyaz açsın\nUfuktaki kızıllığına geleyim\n\nSana sığınıyorum gökyüzü\nSöyle en hızlı uçan kuşuna\nAnamın kucağına geri döneyim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Demet Akkoyun",
        "poem": "\n\nGokyuzunebakıp adını haykırdım\nSevgi dolu yüreğimde hatıralarım var\nYagmurlu gecelerde ıssız sokaklarda sana koştum\nYagmurda koşup sırılsıklam ıslandım\nüzüntü yerine mutluluktan aglarım\nAcılarla değil umutlarla yaşamayı isterim\nHayatın gözyaşlarıyla dolu yüreğim\nYüreğimde düşlerim sensiz gecelerde\nBeni aglatamazsın neden mi\nHiç gulmedim ki hayatımda\nKurtaramadım ki tutsaklıktan yüreğimi\nNeden hep susuyorsun hayat\nSensizim yine ıssız karanlıklarda\nNiye hep ben susuyorum hayatta\nArıyorum nerdesin ihhtiyacım var sana\nGözlerine hasret kaldı gözlerim\nGökyüzünde yıldızlar kayınca bir bir\nDilek tutmayı avazım çıktıgı kadar bagırmayı\nHaykırmayı hasretimi özlemimi\nBen yine sensizim sen yoksun yanımda\nHayata yarınnalrıma her gunume isyan ederim..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Murat Tali",
        "poem": "\n\nkirpiklerine kara diken yerine sevinç gözyaşları eklemek isterim\nseni bu kente vermektense\nbu kentin sokaklarını ve gecekondularını\nsenden alırım\nsarmalamasınlar, ürkütmesinler seni diye\nbakışlarım gözlerinde hasat mevsimini yaşadı\nve\nyüreğini vereceksen yıkarım bu kenti \nne kelebekler ölür ne de ellerin üşür \ngüneş açar molozlarda \npapatyalar, ebegümeçleri açar\nperde çekilir karanlığa \naydınlık olur yaşam\nve\nellerini üşümesin diye\ngüneşe vereceğim\ngüneş ellerin olacak ve sen de \nGökyüzü....\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gokyuzu",
        "poet": "Reyhan Kocak Luttman",
        "poem": "\n\nDuslerimin gercegi, anasi,atasi,sevgilisi.\nParlayan gunesi,ayi ve yildiziyla\nMavi kubbem, bulutlarinla bizi korur.\nGunesinle isitirsin.\n\nBulutlarinla toprak anaya golge.\nIhtiyaci oldugunda yagmur.\nIhtiyaci oldugunda enerjinle\nDonatirsin dunyamizi.\n\nEy! gokyuzu, sen bir ana, sen bir ata.\nSen bir kimyasin, sen bir fizikcisin.\nMavi renginle sen bir atlas.\nSen bilinmeyen bir ilahsin.\n\nEy! gokyuzu, dunyamizin gercegi.\nAnamiz,atamiz, tarihimiz.\nHayatimiz, hayalimiz, atlasimiz.\nSen bir ruya, sen bir gercek, kubbemizsin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "İlhan Berk",
        "poem": "\n\nManzara uyanır doğrular kendini\nNeden sonra gökyüzü gelir\n\nAynasını tutar....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Serkan Çardaklı",
        "poem": "\n\nbildiğin gibi değil sensizlik\ndibi olmayan gökyüzü gibi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "İbrahim Can Güldüm",
        "poem": "\n\nGökyüzü alabildiğine mavi,\n'Ben' alabildiğine ''Sen''...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "İlker Gezer",
        "poem": "\n\nGökyüzü,kardan güneş yap bana...\nÇocukların ulaşabileceği gibi olsa artık,\nÇamurda hiç kirlenmemiş ve giyilmemiş,\nHayâl kızının entarisi.\n\nGökyüzü,kuşağını rengarenk yapan yağmur,\nDökümlü bir sevdaya yağarsın,\nAçsam sırılsıklam gözlerim,\nAçmasam kurur dudaklarım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Ferhat Bener",
        "poem": "\n\nBenim için çok şey degişti,\nTanıdıgım yüzler mesela,\nBiri katildi, digeri hırsız,\nBiri dostlugumuzu öldürdü, digeri kalbimi çaldı,\nDegişmeyen tek şey; gökyüzü,\nHa, öyle ya, yanlışa gitmesin, degişmiş demesinler,\nYa açık, ya da kapalıydı gökyüzü,\nYani görevini yaptı,\nSadece gökyüzülük yaptı.\nBeni satmadı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Kadir Yeter",
        "poem": "\n\nKendini seyrettirir,\nKurakta sabrettirir,\nBoşalınca semâdan,\nTopraklar, nebât verir…\n\nKar yağar yorgan olur,\nDonarsa kıtlık olur,\nGökten düşen Rahmetle,\nİnsanlar, kısmet bulur…\n\nSağ balını göklerin,\nO yıldızlı evrenin,\nKim sabaha kalırsa,\nErken açsın gözlerin’…\n\nKim bilir bu semâyı,\nAnalım hep, Mevlâ’yı,\nHer biri bir dünyâlık,\nSanma, gökyüzü delik! ..\n\nKadir, gece bakınca,\nYazıverdi aklınca,\nHer yazının sonunu; \nİmzâlıyor, bitince.\n\nKadir Yeter. Trabzon.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü...",
        "poet": "Emin Özcan 1",
        "poem": "\n\nsakın üzülme dedi gökyüzü; \nyağmur yağacağı yeri bilir...\n                          Emin Özcan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü!",
        "poet": "Mustafa Mesut Durmuş",
        "poem": "\n\nGökyüzü de sakinleşiyor,\nDeli derinden korkutuyor,\nCanavarsa sessizleşiyor,\nSahili selamet ölüyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü",
        "poet": "Ümit Kurtuluş Karakuş",
        "poem": "\n\nKış olmaya yüz tutmuş bir mevsimin gökyüzüyüm ben.\nGecem gece,\nSoğuğum soğuk.\nLakin, yağmıyorum hiçbir zaman.\n\nDökemiyorum içimi.\n\nKoyu, gri korkaklığımın ardında kalmış,\nMaviliğim, dürüstlüğüm.\n\nYağmaya geç kalmış yağmurlarım var benim,\nSöylemeye geç kalınmış doğrularım.\nÖylesine geç ya da öylesine doğrular ki,\n\nDökemiyorum içimi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü ağlıyor",
        "poet": "Hülya Kandemir",
        "poem": "\n\nGökyüzü ağlıyor\nBen seni düşünüyorum, gökyüzü ağlıyor…\nElimi uzatıyorum karanlığa\nEllerim titriyor…\nUmutla açıyorum kollarımı \nKörpe bakışlar karanlıklarda yitiyor\nAklıma geliyor sensizlik ve şimşekler çakıyor\nKorkuyorum sevmekten gökyüzü ağlıyor…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Ağlıyor",
        "poet": "Ali Ekber Çelik",
        "poem": "\n\nGökyüzü ağlıyor\n\nGencecik canlara ağlıyor\n\nSerseri kurşunlara kurban gitmiş\n\nDaha 20 sindeki gençlere ağlıyor\n\nGökyüzü ağlıyor\n\n8 yaşındaki küçük bir canın\n\nŞehit babasına yazdığı şiire ağlıyor\n\n8yaşındaki küçük çocuğun şiiri\n\nDinleyenlerin ciğerini dağlıyor\n\nGökyüzü ağlıyor\n\nGözlerinden yaş yerine kan akan\n\nSaçlarını avuç avuç yolan\n\nDizlerini döven ANALARIMIN\n\nGözyaşlarına karışıyor\n\nGökyüzü ağlıyor\n\nDamla damla kanları ile\n\nKarış karış\n\nVatan topraklarını sulayan\n\n20 sindeki sehit canlarıma ağlıyor\n\nGökyüzü ağlıyor\n\nBu vatanın toprakları için\n\nŞehit düşen gencecik canlar için\n\nAlabildiğine yağıyor\n\nŞehitlerimin ANALARI\n\nŞehitlerimin BABALARI\n\nGökyüzü bile yasta\n\nBulutlar bile şehitlerimize ağlıyor.\n\n\n\n    / 22.10.2007 /\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Ağlıyor",
        "poet": "Şair Tansı",
        "poem": "\n\nGökyüzü ağlıyor sanki içime akıyor yaşları\nHayat denilen dik yokuşun sonunu göremek üzereyim \nGökyüzü ağlıyor, haykırıyor sensizliği \nSensizlik bir tokat gibi çarpıyor yüzüme\nSadece içimdeki ben eşlik ediyor yalnızlığıma\nGökyüzü ağlıyor artık duyabiliyorum seslerini\nKulağa hoş gelen nağmeler kayobup gidiyor gecenin karanlığında\nVe artık biliyorum  yağan yağmur değil gökyüzünden süzülen hüzünlü damlalar \nBir gökyüzü ağlıyor bir ben ağlıyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Ağlıyor",
        "poet": "Gülfüz Sarıçam",
        "poem": "\n\nKarardı gökyüzü\nŞimşekler çakıyor\nDoğa kızgın\nDoğa ağlıyor\nSıcaktan kavrulan \nAğaçlar gözyaşlarıyla\nIslanıyor\nAyçiçekleri gülümsüyor\nToprak nefes alıyor…\n\nYağmur yağıyor\nGökyüzü ağlıyor\n\nBardaktan boşalırcasına \nYağmur yağıyor\nSokaklar ıslak\nİliklerine işlemiş insanların\nKoşuşturan insanlar ıslak\nKuşlar barınak arıyor\nAğaçlar ıslak\nDallar yol vermiyor\n\nYağmur yağıyor\nGökyüzü ağlıyor\n\nGökyüzü kızgın\nBuz bırakıyor yeryüzüne \nDolu yağıyor taş misali\nDüştüğü yerler ağlıyor\nEkinlerin boynu bükük\nÇiftçi üzgün \nHasat kötü\n\nDolu yağıyor\nGökyüzü ağlıyor\n\n16 Temmuz 2008 \nGülfüz Sarıçam\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü ağlıyor ben ağlıyorum",
        "poet": "Yorgun Yüreğim",
        "poem": "\n\nHavanın soğuğu değil içimi üşüten, \nsensizlik ve kimsesizlik.... \nhiç kimseye aldırmadan \ngökyüzü ağlıyor ben ağlıyorum... \nyanımdan geçenler bakıyor, \nkimbilir ne düşünüyorlar, \nhakkımda ne düşündüğünüz umurumda değil, \nutanmıyorum,gökyüzü ağlıyor ben ağlıyorum... \niçimde bir endişe ya yetişemezsem \nya son bir defa daha göremezsem \nsana gelmeye çabalıyorum, \ngökyüzü ağlıyor ben ağlıyorum... \nbak bu defa gülmüyorum \nhıçkırarak ağlıyorum \nartık kim bana ne çok gülüyorsun diyecek \ngökyüzü ağlıyor ben ağlıyorum... \nsenden son bir isteğim var, \nAnneme selam söyle....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Ağlıyordu",
        "poet": "Fatih Çınar",
        "poem": "\n\ngönlümdeki yangını bilirmişcesine yağıyordu yağmur\nbenimse gözlerimde yaş vardı aklımda yalnızca biri\nayaklarım gelmek istiyordu sana dinlemiyordu yağmur çamur\ngökyüzü ağlıyordu gökyüzü delinmişti sanki\n\ndostlarım toplanmış nafile nasihat ediyorlardı bana\nyüreğimdeki çılgın sevdayı nereden bileceklerdiki\nbu delirmiş hava ölüm getirir diyorlardı cana\ngökyüzü ağlıyordu gökyüzü delinmişti sanki\n\no boranda birkere alev düşmüştü gönlüme\nbeynimi dinlermiydi hiç sevdam olmuştu serseri\nsular seller işlemez ellerin değmişti saçıma bedenime\ngökyüzü ağlıyordu gökyüzü delinmişti sanki\n\nağaçların gövdesi fırtınadan tirtir titrerken\nkulaklarıma geliyordu rüzgarla sevdanın sesi\nradyoda çalan eski şarkı anıları eşelerken\ngökyüzü ağlıyordu gökyüzü delinmişti sanki\n\ndamlalar toprağa düşüyordu kaybolup ıraklarda\nbir çiçek filizleniyordu yerde gönlümdeki sen gibi\nsenin hayalini kuruyordum arnavut kaldırımlı sokakta\ngökyüzü ağlıyordu gökyüzü delinmişti sanki\n\nyoluma ışık tutuyordu fener misali şimşekler\nhasretimden haberdar kavuşturmak istercesine ikimizi\nbeynimi kemiriyordu yürürken hayata dair gerçekler\ngökyüzü ağlıyordu gökyüzü delinmişti sanki\n\nkorkuyordum başıma gelecek diye bir bela\nkalmamıştı dermanım kalmamıştı gözlerimin feri\nsaçların kömür karasıydı güzel gözlerin ela\ngökyüzü ağlıyordu gökyüzü delinmişti sanki\n\nen sonunda varmıştım kapına üstüm başım derbeder\nyağmurda bitmişti rüzgarda takatim gibi\ngül yüzünü görünce silinmişti gönlümdeki bütün keder\ngökyüzü ağlıyordu gökyüzü delinmişti sanki\n\ngözlerindeki sıcaklıkla kurutmuştun ıslağımı\nsormuştun biraz alaylı üzerimdeki bu hali\nsana biraz kızgınca vermiştim cevabımı\ngökyüzü ağlıyordu gökyüzü delinmişti sanki\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Ağlıyordu İnsanlar Giderken",
        "poet": "Gökçe Sam",
        "poem": "\n\nYağan yağmurda kaybettim,\nHer gün yürüdüğüm yolları.\nYağmur almıştı sanki, onları.\nBazen her şey olup bitti,\nSadece ben unutamadım.\n\nİnsanlar hiçbir şeyden emin olmadılar,\nHissettikleri hiçbir şeyden.\nSeverken nefret eden, yağan yağmura lanet eden,\nAcımasız insanlar tanıdım.\n\nGökyüzü istifini bozmadan yürüyenlere,\nKızmıştı, çok kırgındı\nKimse gökyüzünden düşenleri önemsemiyordu.\nGökyüzü çok üzgündü.\nBazıları da koşuyordu, ölümle kovalamaca oynarcasına.\n\nMevsim yaprakları oynatırken hareketsizdi insanlar,\nYine de güçlüler güçsüzlere tuzaklar kurardı.\nTüm hayvanlar kış uykusuna yatarken,\nHer mevsim uyuyan bir insanlık vardı.\n\nGökyüzü ağlıyordu, insanlar giderken\nOlanlar hiç olmamış gibi hissetmek isterken ben,\nYorulmuştu gökyüzü, ağlamaktan gözleri şişmişti.\nDurdurdu yağmurunu, insanlığı durdurmak ister gibi.\nNe güneş açtı,\nNe de renkleri solmuş gökkuşağı yardı, karanlığı\nYine yağmurlarıyla soldurdu gökyüzü, tüm bulutları...\n\nVurdumduymaz insanlar yağmuru durdurmak istedi, bir gün.\nGökyüzü yine kırgındı, biraz da vurgun.\nBen gökyüzü ile öldüm, her gün\nDefalarca kırık, buruk, biraz da dışlanmış\nBir ben vardı, benden daha üzgün.\n\nİnsanlar bağırırken hep sustu gökyüzü,\nGözleri dolardı, yine de kimse anlamazdı.\nTakvim yaprakları kovalarken birbirlerini,\nDilime sessizliğin şarkısı dolandı.\n\nBazen mutlu olurdu gökyüzü,\nGüneşliyken, insanlar mutluyken güldü yüzü.\nZaman değiştikçe yaşlandı güneşler,\nO zaman başladı onun melodi gibi hüznü.\nEn ağır melodiydi, kalbinden gelen çığlık sesleri.\n\nÜzüntüler yarmak istedi karanlığı,\nUçmak,\nYok olmak istediler,\nGökyüzü o an anladı.\nKendi izin verdikçe süzülecekti, zavallı gözyaşları\n\nKeşke hiç izin vermemiş olsaydı,\nHiç kırılmamış olmayı istedi.\nİnsanların uyanacağı günü bekledi.\nArtık yağmur değil güneş,\nArtık yeniden doğmuş kadar hafif olmayı diledi.\n\nGünü geldi, insanlık ağır uykusundan uyandı.\nYine de tüm insanlar kendini melek sandı.\nİnsanlar verdiği sıkıntıyı unutmaya meyilli,\nİnsanlar ağlattığı kadar gülen zavallı varlıklardı.\nGökyüzü asla özür dilemeyen insanlığı affetmek istiyordu.\nAcımasızlardı,\nOlsundu.\nGökyüzü insanları sevdi, unuttu artık beklentilerini,\nİnsanlar zaman  geçtikçe farketti gerçeği,\nGökyüzü olmasa, yaşam da yoktu onlara.\nGökyüzü ortalığı aydınlattığı kadar kalbi de aydınlatırdı.\nGökyüzü, yaşam verendi, yanında kimse yokken sana tek gülümseyendi.\nGökyüzü, beni sevindirdi.\nSevgiyle vardı gökyüzü.\nVe gökkuşağına ''sevgi'' adlı rengi de ekledi.\nKendini sonuna kadar açtı, insanlığa, bana.\nBen de gülümsedim, tüm kalbimle ona.\nİnsanlık bu kez söyledi, bu kez en içten şarkıları.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü ağlıyor bu gece",
        "poet": "Hasan Öztürk 2",
        "poem": "\n\nGökyüzü ağlıyor bu gece\n\nBir elimde sevdam,bir elim boş\nKaranlığın kara gözleri ardımda\nArşınlıyorum Yedi tepeyi\nYedi aşk\n    Yedi ayrılık\n        Yedi yürek yarası\n             Yedi kırık dal\nYas tutuyor Dolmabahçe suları\n\nGökyüzü ağlıyor bu gece\n\nÜşüdüm dizelerimi yaktım\nOysa çizmemiştim üstünü\nYeşilimsi umutlarımın\n\nÖlürmüydüm acaba? \nSırtımdan\n     Bir Kahpe ayrılıkla vurmasaydın\n\nGökyüzü ağlıyor bu gece\nSaikalar parçalarken geceyi\nYedi tepe ölüm renginde\n\nElimden düşüyor sevdam,bir elim boş\n\nDağılıyor\n  Paramparça\nTaşıyamadığım mutsuzluklarım\nUsulca toplamaya çalışırken\nGökyüzü ağlıyor bu gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Akıyor",
        "poet": "Özgür Doğa",
        "poem": "\n\nbazen elin kolun bağlanır sanırsın gökyüzü akıyor\nsayarsın alkışlayan elleri boğazın sıkılır\ndamlarsın konduların tabanlarına yorganın altında ağlayıp\nbuhar olan gözyaşları sahici mi adımı unuttuğun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Asla Islanmaz",
        "poet": "Tuba Gürdere",
        "poem": "\n\nGökyüzünden ne kadar yağmur yağsada asla ıslanmayan tek şey \nyine gökyüzüdür.\nNe kadar yağmur yağsada, gökyüzü asla ıslanmaz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Alabildiğine Senindir Artık",
        "poet": "Aykut Başaran",
        "poem": "\n\ngökyüzü alabildiğine senindir artık...\nunutulmuş bir aşkın enkazında bir başına sen,gri bulutlar\nyalnızlığın girdabında aranıp durursun neyi niçin aradığını bilmeden,oysa aradığın kendinden başkası değildir\n\nunutulmuşsun\nşimdiye kadar içine sindiremediğin\nkabullenemediğin diyelim\ntüm korkularını damarlarını acıtarak hissediyorsun\nkorkuyu başka bir biçimde\nbaşka bir bedenle tanıyorsun artık.\ngökyüzünün berrak su \nbataklık gibi olması umurunda değil\nçünkü tüm gökyüzü alabildiğine senin \nve alabildiğine gri.\n\nunutulmuşsun\nsöz verilip de unutulmuş bir yaşamdan dönüyorsun\nadımların seninle bir bütün değil artık\nsen kal diyorsun kendine\nadımların gidiyoruz diyor sessizce\nbu ikilemde birkaç durak buluyorsun,\nbir kaç durak yaşamında hiç önemsemediğin\nannen,terk edilmeyi hak etmeyen bir kaç sevgilin,\nsöyle şimdi neden bu gözyaşları.\n\nne yazık \nunutulmak ağır bir yük gibi düşmüş dudaklarına\ncezanı çektiğin odanın tam ortasında\nyıllarca düşünmeden ezdiğin halın gibi\ntozlarından arındırmadığın bronz heykelin gibi\nherhangi bir nesne gibi\nöylece duruyorsun\nve konuşamıyorsun\nne kapını çalana gel diyecek\nne de yalnızlığını yanı başından kovacak gücün var artık,\nyaşamdan siliniyorsun.\n\ngökyüzünün berrak su\nbataklık gibi olması umurunda değil\nçünkü tüm gökyüzü alabildiğine senin \nve alabildiğine gri.\n\n(13.08.2002/Kuşadası)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Bir Renk Ustasıdır",
        "poet": "Bedri Karaarslan",
        "poem": "\n\nGökyüzü bir renk ustasıdır\nMavisinde sonsuzluk\nBeyazında temizlik vardır bulutunun\nGüvercinler özgürlüğü taşır kanatlarında\nKurşun gibi karartırken yürekleri\nGözyaşı düşer bulutlarından\n\nBazen bir ebem kuşağıdır \nAteta bir renk karnavalı sunar insana\nGökyüzü bir renk ustasıdır\nYıldızlarla ışır,ayla kamaşır.\nYakamozlar yaratır derin sullarda...\n\nGökyüzü bir renk ustasıdır\nAkşamı başka kızıl,şafağı başka\nBiri doğumu öteki ölümü hatırlatır bana\n\nGökyüzü bir renk ustasıdır\nBazen sapsarı bir güneştir\nHem tepeden tırnağa aydınlatır bizi\nHem de kızgın bir demir gibi yakar bedenimizi\n\nHem renkleri renkleridir hayatın\nHem de her rengi yaratan bir ustadır gökyüzü.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Belediyesi",
        "poet": "Yalçın Ülker",
        "poem": "\n\nSeksenli yıllarda yağan yağmur\nSeksenli yıllara düşen kar taneleri\nNasılda özledim sizleri ben\nYeni yeni tanıştığım zamanlardı\nYağmurla karla rüzgarla\nSeksenli yıllarda esen deli rüzgar\nBir bilsen niye saçlarımda aklar\n\nKarakış,pencerede dolunay\nAnalar,merhameti yüce analar\nSıcak oda,ahşap tavan,rahat döşek\nRüzgarın uğultusuyla büyülenmiş köy\nO tatlı hüznü çocuk yüreğimde\nEmniyete alınmışın sahip çıkılmış...\n\nNe anlatır bana asfalta dökülen yağmur\nKar taneleride düşüyor işte konfetiler gibi\nnerede o gizemli havalar,o tanrısal saatler\nEsrar perdesini kaldırmış zamanın akışı\nGökyüzü belediyesinden olağan hizmetler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü ağlıyor ben ağlıyorum",
        "poet": "Pozitif 17",
        "poem": "\n\nHavanın soğuğu değil içimi üşüten, \nsensizlik ve kimsesizlik.... \nhiç kimseye aldırmadan \ngökyüzü ağlıyor ben ağlıyorum... \nyanımdan geçenler bakıyor, \nkimbilir ne düşünüyorlar, \nhakkımda ne düşündüğünüz umurumda değil, \nutanmıyorum,gökyüzü ağlıyor ben ağlıyorum... \niçimde bir endişe ya yetişemezsem \nya son bir defa daha göremezsem \nsana gelmeye çabalıyorum, \ngökyüzü ağlıyor ben ağlıyorum... \nbak bu defa gülmüyorum \nhıçkırarak ağlıyorum \nartık kim bana ne çok gülüyorsun diyecek \ngökyüzü ağlıyor ben ağlıyorum... \nsenden son bir isteğim var, \nAnneme selam söyle....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Çekilseydi",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ngökyüzü çekilseydi susar gözleri ağlar\nacıya susayınca ciğerlerimden dağlar\n\nyüreğime dökünce ayrılığa yüklü yeli\ngünlerini demeden derdine seher eseli \nzehir oldu günleri nazlı yarim küseli\ngökyüzü çekilseydi susar gözleri ağlar\n\nbir gülücüğe değer derdine uçar gider\ndağına ovasına yurduna saçar gider\nsuyu kovalar bulut öteye kaçar gider\nacıya susayınca ciğerlerimden dağlar\n\n290711denizligülceüçleme\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Çiftliği",
        "poet": "Turan Kayıkçı",
        "poem": "\n\n\t\t         Hasretini yorgan yaptığım\n\t\t         Üşüdüğüm geceler\n\t\t         Anılarım nöbet tutardı\n\t\t         Dolunay gülene kadar\n\n\t\t        Kuş sesidir içime akan\n\t\t        Katıksız sevda saf  umut\n\t\t        Yaz gülü açar yüreğim\n\t\t        Sel olur coşkusu kırlarda\n\n\t\t        Sofra hazırlıyorum \n\t\t        Gönül  kuşlarımın kırıntılarından\n\t\t        Gökyüzüne kuruyorum\n\t\t        Yeryüzüne kuramadığım çiftliği\n\n\t\t\t\t\t\t01.05.2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Delindi!",
        "poet": "Fatih Kök",
        "poem": "\n\ngökyüzü delindi! uçun martılar semaya\nburdaki simit ne ki; yolculuk var fezaya\nötelerden haber var uçun gelin martılar\nuçmak dediğin nedir? kanatsız uçmakta var\n\n 30/12/2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü de ağlar",
        "poet": "Neşe Kızılyar",
        "poem": "\n\nGökyüzü masumdu aslında \nPırıl pırıl masmavi \nBütün kabahat bulutlarda \nSuçsuz yere hapsediverdi \n\nGökyüzü aşıktı aslında \nGüneşe deliler gibi \nBulutlar girdi araya \nAğladı ağladı toprağa döktü içini \n\nGökyüzü çok üzgündü aslında \nEsen rüzgar teselli etti \nAnladı hatasını bulutlar da \nGüneşi maviliğe terkedip gitti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Değil Sen",
        "poet": "Emre Ballak",
        "poem": "\n\nYaprak hizaya geçmiş karşında kımıldamıyor\nHemde rüzgara,fırtınaya aldırış etmeden\nBen yağmuru gökten yağdıranı değil gözümden yağdıranı sevdim\nDüşlerimin mavisi gökyüzü değil sen\n\nGökyüzü değil  rüzgarı konuşturan\nBir esintiyle kapattığı yaraları açan\nYer altında köstebeklerin fısıldadığı masalı anlatan\nMeleklerin dünyaya uğramama sebebi gökyüzü değil sen\n\nYıkık dökük bir evde canlandı hayallerim\nTıpkı asfaltı delip yeryüzüne çıkan bir çiçek gibi\nDenizin dibinde gördüm senle geçen hatıraları\nDenizdeki definem gökyüzü değil sen\n\nToprakla bütünleşmiş bir insan olmak isterdim\nOnun gibi hep sevdiğimi beklemeyi\nGeceleri ayın üstünde uzanmayı isterdim\nYıldızların kıpır kıpır olmasının sebebi gökyüzü değil sen\n\nŞaçlarında büyüttün yaramaz sokak çocuklarını\nDışlayamadık hor göremedik yoksulu,garibi\nKalemim izledi aşkımızı uzaktan sessizce\nKalbimdeki her metrekarenin sahibi gökyüzü değil sen...\n30 Ocak 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Gözlerin",
        "poet": "Cuma Aşilioğlu",
        "poem": "\n\nKafamı kaldırıp her baktıgımda seni görürdüm \nVe ben seni hep gökyüzü bildim\nBu yüzden sen her ağladıgında \nBen de ağlardım \nOndan bu yağmurlar gözyaşım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-*-* Gökyüzü...i l e...Deniz",
        "poet": "Metin Eser",
        "poem": "\n\nGökyüzü sevdalıydı, kapladığı boşlukta,\nKucağında tuttuğu, yağmur dolu hoşlukta,\nEzelden beri gelen, ebede kadar sinen,\nO kavuşmak arzusu, damlaydı yere inen.\n\nDeniz de Güneş ile, göklere uçtuğunda,\nSıcakta buharlaştı, kendinden geçtiğinde,\nDüşündü de maziyi, kavuşmamıştı bir de,\n'Belki bu sefer olur', diyordu her seyirde.\n\nGökyüzü çok istedi, Deniz'e kavuşmayı,\nDeniz ise bekledi, derinde buluşmayı,\nMesafeler çok büyük, imkansız deniyorken,\nKavuştular sonunda, damlalar iniyorken.\n\n21.09.04 / Mersin\n\n*** Samanyolu Grubunun 'İki Kelime Bir Şiir' Aktivitesi için yazılmıştır.\n(Bu hafta ki kelimeler Gökyüzü ve Deniz)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Herkesindir",
        "poet": "Zülfü Livaneli",
        "poem": "\n\nBir gün\nÇok bunalırsan\nDenizin dibinde\nYosunlara takılmış gibi\nSoluksuz\nSakın unutma gökyüzüne bakmayı\nGökyüzü senindir\nGökyüzü herkesindir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Hüzünlü",
        "poet": "Şair Clematis",
        "poem": "\n\nGökyüzü hüzünlü yine bugün\nYağıyor üstüme yağmurlarla Özlemin \nAğlamış matemler seni hatırlatır maviye\nKim bilir kaç seven seyre dalmış böyle\nKaranlık inerken şehrin yalnızlığına\n\nSen hiçbir şeye tutunmadan gel\nŞemsiyesiz yağsın damlalar sana\nUmutlar yeşersin dağların yamacında\nIslansın sokağın ıslı soğuk nefesi\nAşka tutuklu kalsın bu şehir\n\nYeni bir gün yeniden gökyüzü hüzünlü \nHasretin takılmış her bulutun kucağına\nBoyun büküşleri var sokak lambalarının\nHer adımı Seni hatırlatıyor bana\nSana tutsak bu şehrin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Kadar Kocamandı Sana Olan Sevgim",
        "poet": "Maşuk Gültekin",
        "poem": "\n\nSeni çok sevdim… Hem de ölesiye sevdim. Gökyüzü kadar kocaman... Sığmadı yüreğime sevgim, sığdıramadım seni kendime… Sevgim hep taştı bardaktaki su gibi… Bilmem ki seni bu kadar çok sevmem neyine yetmedi. Az mı gelmişti seni seviyorum deyişlerim ya da az mı dolandı beline ellerim geceler boyunca. Ağlamak dokunuyor insana değil mi? Kendini suçlu hissetmek ve hiçbir açıklaması olmadan birilerini geriden bırakıp çekip gitmek. Ardından geceler boyunca ağlamak, üşümek, çaresizlik, yalnızlık bırakmak ne zordur değil mi? Duydum ki sen geceler boyunca ağlıyormuşsun yokluğumda. Bilmem ki niye ağlıyorsun seni terk edip giden ben değilim sensin beni terk edip giden. Yoksa aklına mı geldim. Aklına gökyüzü kadar seni seviyorum deyişim mi geldi? Kocaman sevgim… ve çekip gidişin beni yalnız bırakışın mı aklına geldi? Evet, yalan söylemiyorum seni halen unutmadım ve her gün biraz daha özlüyorum. Ama yüreğim yeni bir yarayı kaldırmaya tahammül edemez. Onun için sana çık gel demeyeceğim. Kaç gece ağladım yokluğunda, kaç gece sarhoş oldum yokluğunda, kaç gece karanlık oda da sadece sessizliğin sesini dinledim. \nO zaman hiç mi aklına gelmiyordum. Hiç mi yanakların gözyaşlarınla ıslanmadı benim için. Beni bırakıp gittiğin zamanlar bu günleri yaşayacakların aklına gelmedi. Yüreğin hiç mi sızladı bensiz olduğun günler. Gelme ne olur. Her ne kadar seni unutmamış ve özlüyorsam da alıştım yokluğuna. Yalnızlık arkadaşım, ağlayış çığlıklarım dostum oldu? Şehrime gelme… İstemiyorum artık seni. Gökyüzü kadar sevdim seni… Kocaman… Ama anladım ki o kocaman yüreğin bir uçurum boşluğundan başka hiçbir şey değilmiş… Hani intihar edersin ya uçurumda kendini boşluğa bırakırsın işte senin de yüreğin tıpkı o uçurumdu sevgilim. Tutunacak tek bir dalın yoktu. Sana seni seviyorum dedikçe sen de başkasına seni seviyorum dedin. \n… Kocamandı gökyüzü. İçinde her şey vardı; sevgiden aşka, nefret, ışıldamak, yok olmak, gülüşler… Ama en çokta ihanet vardı. Senin bana olan ihanetin. Kocamandı sana olan sevgim. Neyine yetmedi de çekip gittin. Ve beni günlerce yalnız ve uykusuz bıraktığın yetmezmiş gibi tekrar gelmek istediğini söylüyorsun.\nPeki, mademki öyle, mademki aklına geldim, mademki beni özlediğini söylüyorsun. Seninle birlikte olmak istiyorum deyişin içimi çok ferahlatsa da benim de sana bir sözüm var sevgilim. Oda şudur: \"senin gidişinle bir kez ben sana kocaman bir \"hasiktir\"\" çekmişim. \n                                                                -ERZİNCAN-\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü İkizlerinin Efsanesi - Mawu-Lisa Aşkı",
        "poet": "Gürkan Kaya",
        "poem": "\n\nBaşımı \nGökyüzüne \nÇevirmiş \nO Gizemli \nSonsuzluğu \nSeyrediyordum \nBirden  Geliverdi\nUsuma \nGökyüzü İkizlerinin Efsanesi \nAfrika Da Bir Yerde \nFonslar Adında \nBir Kabile Varmış \nİnanırlarmış \nİki  Ulu Tanrıya\nAy Mış \nGecenin Hükümdarı \nMekanı Batı İmiş \nDerlermiş Ona \nMawu Diye \nGüneşmiş \nSonsuzluğun İmparotoriçesi \nMekanı Doğu İmiş \nDerlermiş Ona \nLisa Diye \nHep Ayrı İmişler \nYalnızca Yılda Bir Kere \nBuluşurlarmış \nGüneş Ve \nAy Tutulmasında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Kederli sitemli Asabi Bugün",
        "poet": "Mehmet Kırlı",
        "poem": "\n\nGökyüzü kederli, sitemli, asabi bugün \nKara kara  bakıyor gözler, tepedeeeen, tepeden \nKâh esiyor, kâh yağıyor, aşağı yukarı demeden \nBi Haykırıyor, Bi Ağlıyor, doldu taştı bugün\n\nGökyüzü kederli, sitemli, asabi bugün\nLapa lapa geliyor kar, yukardaaan  yukardan\nKâh duruyor, Kah seriyor, Altı Üstü beyazdan\nBi Örtüyor  bi geriyor, yatak yorgan etti bugün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gokyuzu Islak",
        "poet": "Gassan Satar",
        "poem": "\n\nSeni dusunuyorum sevgili\nGokyuzu kosuyor ustume\nMavi yagiyor sari isiltili\nGokyuzu islak sehvetten\nBen sirilsiklam asktan\nTenim sen kokuyor\nYagmur yagiyor durmaksizin\nSorgulari ertelemisim\nSonu varsin olmasin bu askin\nHer ask ayriliga kosar ne de olsa\nNe yapsam kopmuyor dusuncelerim senden\nAklimda bir tek sen varsin\nGokyuzu islak askin bugusundan\nBir kelebek ucuyor umarsiz\nCig damlasi dusmus kanatlarina\nAsk var her yanda\nSen varsin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Kadar Yakın Ol Bana",
        "poet": "Osman Talha Biçer",
        "poem": "\n\nGökyüzü kadar yakın ol bana..\nYağmur ol mesela..\nSağanak sağanak yağ..\nTipi ol,\nİliklerime kadar üşüyeyim..\nGökyüzü kadar yakın ol bana..\nHer baktığımda sana\nKuşlar kadar özgür\n\"Sen\" kadar sevilesi\nVe yine ben kadar aşık olayım..\nBir uçurtma uçurayım maviliğinde\nGün batımına değin..\nVe sonra yıldızlarını sayayım tek tek..\nDüşüşünü seyredeyim kalbime..\nSen gökyüzü kadar yakın ol da\nBen sana gökkuşağı olmaya hazırım..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Kırpıntıları Şiir",
        "poet": "Sırrı Çınar",
        "poem": "\n\nGÖKYÜZÜ KIRPINTILARI\n\nCebimde gökyüzü kırpıntıları,\nHarcadım hepsini umut pazarında,\nBilmem kaç şiddetinde gönül sarsıntıları,\nKarımı bilmem hayat mizanında,\n\nKulaklarımın en ücra köşesinde,\nYankılanan hıçkırıklar düne dair,\nYalnızlığın asırlık devriyesinde,\nÇılgın savaşları yapmaya  dostluklar mahir,\n\nZavallı beynim aldatıyor kendini,\nTopladı güneşten birkaç parça hayat ışığı,\nSabitledi gökyüzüne umut direğini,\nGökyüzü kırpıntılarına salladı boş kaşığı,\n\nYetecek de artacak belki tek sabah bana,\nÇıkmasa da en karanlık gecede yıldızlar,\nElde baston, titreyerek yürürsem sana,\nParça, parça düşecek gökyüzünden kırpıntılar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Kıskanç Bir Kadın",
        "poet": "Samet Ataş",
        "poem": "\n\nGökyüzü kıskanç bir kadın\nNe zaman anlatsam seni\nHep bir siyah\nHep bir siyah! \nKavuşana dek kirpiklerim; \nGörülmez sabah.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Kimin?",
        "poet": "Necdet Evliyagil",
        "poem": "\n\nMasmavi\nPırıl-pırıl\nDeniz ve gök yüzü kimin? \nSenin mi, benim mi? \nYalnız ve yalnız\nBeyaz ve gri martıların; \nBir de baharlarda açan\nDalların, güzelim çiçeklerin\nVe minik serçelerin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü kadın olmalı",
        "poet": "Murat Avcı Ozan",
        "poem": "\n\navazı çıktığı kadar \nbağırıp ağlayabildiğine göre \ngökyüzü kadın olmalı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Mavisi",
        "poet": "Hivda Korkunc",
        "poem": "\n\nAğır  adımlarla çıktım,dik yokuşları\nNefessiz kalmadan,vardım yanına\nGüneş mavi,bulutlar turuncu\nGöz bebeklerinde renkli uçurtmalar\nGöz kapaklarında göçmen kuşlar uçuşur\nAy çıktı semaya,gece oldu gökyüzü\nKirpiklerinden süzüldü, ışıltılı yıldızlar\nYine kaybettim yolumu\nGirdim çıkmaz sokaklara\nGökyüzü gözlerin  fenerim oldu yine \nyolumu buldum,\nkendimi buldum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Kızamık",
        "poet": "Veysi Çakır",
        "poem": "\n\nKarşımda uzun süre kayan yıldızlar, dilemedim hiçbirinden seni\nDamın duvar yanında duvarında perde örtü insanların ayıplarının örtüldüğü\nDoğumdan bu yana büyüdüğüm evimdeyim\nBu gece çocukların ki kadar hızlı ve gizli atıyor kalbim\n\nŞehrin ışıkları sönüyor düğün orkestraları bir bir susuyor\nAklımda sen gökyüzünde yıldızlar git gide netleşiyor\nBilmem kaç milyon piksel bir görüntü var sol lobumda\nSana olan hiçbir yaklaşımımdan ötürü olmayan \n\nBoş bir yana atarken zamanı, bana doğru gülen gözlerin\nİşte gece işte karanlık, sessizlik uykuda çocuk \nGöğün yüzüne konmuş yıldızlar, çil çil kızamık gibi bir çocuk\nYalnız ikisi gözlerinin içinde ki bebek\n\nGökyüzü göz bebeklerinle dolu küçücük bir gece \nGerisi umud gerisi hasret \nGerisi kayıp unutulmaya gökyüzü tutmuş iki hece\nBiri ben diğeri kessinlikle Sen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Kürsüsü",
        "poet": "Hulki Can",
        "poem": "\n\nYargıla kuçuları gökyüzü \nHaklarını zorla aldılar \nKolayca verdiler sevgilerini\nBirkaç kemik uğruna\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Olsa",
        "poet": "Mehmet Cıngır",
        "poem": "\n\nBenim  gönlüm gökyüzü olsa ne fayda\nSen uçmayı bilmedikten sonra…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü olmayak  sensiz",
        "poet": "Orhan Hatıl",
        "poem": "\n\nasla  gökyüzü  olmayacak  sensiz  mavi \nbütün  merhabalar  yalnız \nürkek  bakışlarımızda  ayrılık \nyol  bitmez  sanki \nömrü hayatında  insanın \nsöz  bitmez \nsensizlik  öyle  koynum  koynuma \nşırkıtılı  yamur  ıslaklığında \nve  derininde  senin müziğinin \ngördüğümüz  hasret \nellerimizse  beyaz  aşka\nkaderimiz  bizim  yoldaşımız, \n\nasla  gökyüzü mavi  olmayacak  sensiz \nyaşam  demek  yaşamakmı \nyaşayana  ve yaşatana\nasla  olmayacak gerçek  sensiz\ngülün  kırmızısı  toprağa \ntoprağın içinde ki  bir  insana\nsözlerin  yorgun koridorlarına \nkocaman  binalar  kadar  eski \nbir  şehir  yanızlığına\nasla sensiz  olmayacak  gökyüzü  mavi\nasla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü ne renk anne",
        "poet": "Hasan Gençay",
        "poem": "\n\nGökyüzü ne renk anne\n\nGökyüzü ne renk anne\nYada nasıl bir yer anlat \nKırmızı ne renk anne \nAnlat bana\nKan kırmızı diyorsun \nKan ne renk anne\nGelincik rengi diyorsun \nOnu da bilmem ki \nGelincik ne renk anne\nKırmızı dediğin renk mi? \nGelincik sözü gelinden mi gelir\nEğer öyleyse niçin komşumuzun kızı Leyla nın düğününde \nBembeyaz gelinlik içinde diyordun bana anne\nYoksa o çiçek küçük bir gelinin kanımıydı \nBen bilmiyorum \nAnlat bana anne\nBilmek istiyorum her şeyi\nAslında ben biliyorum en çok ne istediğimi\nBiliyorum da olmayacağını da biliyorum hani\nBu dünyayı görmek istiyorum anne\nSeni görmek istiyorum anne\nO gülden güzel yüzünü\nSevgi dolu insanları gelinleri \nGelincik çiçeklerini görmek istiyorum\nAma biliyorum olmayacak anne\nBeyaz nasıldır mor nasıldır\nSarı yeşil kırmızı nasıldır \nAslında bütün renkleri görmek istiyorum anne\nRenkli rüyalar renkli hayaller kurmak istiyorum\nDünyayı renga renk görmek istiyorum anne\nBiliyorum çok zor ama buda benim hayalim\nBu benim arzum anne \nİsteğim zor biliyorum \nAma inan ki çok görmek istiyorum\nBir göre bilirsem sana o zaman sormam anne\nNe çiçeklerin rengini sorarım \nNede beyazın rengini\nNede gökyüzünün rengini \nSormam bir daha sana anne\nSenide rahatsız etmem \nSeni üzmem anne inan \nİnan ki seni üzmem\nBir göre bilsem yeter anne\nSorularımla birde seni yormam \nSeni yormam anne\nSeni yormam\n\nHasan gençay  2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Olsam",
        "poet": "Hamit Kalkan",
        "poem": "\n\nBir gökyüzü olmak istiyorum.\nBulutların dolaştığı\nBir pamuk tarlası gibi\nBazen de simsiyah toprak gibi\nRüzgara kapılıp uçmak istiyorum\nDallara takılmadan özgürce.\nYüce dağların tepesine\nBir sis gibi çökmek istiyorum.\nSonsuzluğun içinde\nDamla damla\nYağmur olup yağmak istiyorum.\n\nBir gökyüzü olmak istiyorum\nSayısızca yıldızların dolaştığı\nSevdiğim kadının \nKaç yıldız var diye\nSaymaya çalışmasını istiyorum\nHer defasında şaşırıp\nTekrar tekrar saysın istiyorum\nGözlerini benden kaçırmadan\nUzun uzun bana baksın istiyorum\n\nBir gökyüzü olmak istiyorum\nDünyayı  aydınlatan\nYer yüzünü ısıtan\nGüneşin bağrımda doğması için\nYağmurumdan ıslanan\nKara saçlarını kurutmak için\nTenine sımsıkı sarılırmış gibi\nTitreyen bedenini  ısıtmak istiyorum.\n\nBir gökyüzü olmak istiyorum\nGecenin karasında\nParlayan mehtap ışığım olsun\nDoğuvereyim yarin yüzüne\nParlasın o baygın gözleri\nTüm güzelliğini yansıtsın bana doğru\nKocaman bir gökyüzüyken\nOnun gözlerinde boğulup\nYok olmak istiyorum.\n\nBir gökyüzü olmak istiyorum\nTüm boşluğumu\nSevdiğim kadın doldursun diye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Saatleri",
        "poet": "Arif Ay",
        "poem": "\n\n\t\tIII\nbakışından yakaladım seni\nduruşundan\nsu gibi akışından sesinin\nağaçlar kuşlar cümle bulutlar geçti\nhüznünden yakaladım seni\n\nsaçlarımda eski zaman karıncaları\nve ilk ışıkları çeşmeleri....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Şemsiyem Ol",
        "poet": "Ahmet Yozgat",
        "poem": "\n\n1/:\nŞemsiyem ol mavi gökyüzü \nKoru beni sicim gibi yağmurdan \nVe lapa lapa karlardan\nÜzerimi boydan boya \nSimsiyah bulutların kapladığı an.\n2/:\nŞemsiyem ol mavi gökyüzü \nKoru beni sicim gibi yağmurdan \n\nVe lapa lapa karlardan \nOmzuma 'pıtırt! ' diye \nKoskoca bir su damlasının \nGök yüzünden yuvarlandığı an.\n3/:\nŞemsiyem ol mavi gökyüzü ama \nKoruma beni sicim gibi yağmurdan \nVe lapa lapa yağan karlardan\nDaha çocukluğuma doymadan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü ve Denizin Kavuşması",
        "poet": "Şair Samanyolu",
        "poem": "\n\nGökyüzü sevdalıydı, kapladığı boşlukta, \nKucağında tuttuğu, yağmur dolu hoşlukta, \nEzelden beri gelen, ebede kadar sinen, \nO kavuşmak arzusu, damlaydı yere inen. \n\nDeniz'de Güneş ile, göklere uçtuğunda, \nSıcakta buharlaştı, kendinden geçtiğinde, \nDüşündü de maziyi, kavuşmamıştı bir de, \n'Belki bu sefer olur', diyordu her seyirde. \n\nGökyüzü çok istedi, Deniz'e kavuşmayı, \nDeniz ise bekledi, derinde buluşmayı, \nMesafeler çok büyük, imkansız deniyorken, \nKavuştular sonunda, damlalar iniyorken. \n\n21.09.04 / Mersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Ve Şiir",
        "poet": "İsmail Uyaroğlu",
        "poem": "\n\nBir kelime gelir, sürtünür, yoklar beni\nAnlarım, bir şiirin elçisidir....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Ve Yeryüzü",
        "poet": "Handan Utku",
        "poem": "\n\nAnlamsızlaştı artık\nYaşanılan zaman bile\nAğaçlar kuşlar ve deniz\nBaşka başka düşünülür oldu.\nAma gökyüzü mavi yer dümdüz \nVe ben yaşıyorum.\n\nEllerimdeki çizgiler \nGittikçe derinleşti.\nGözlerim artık görüyor \nUfkun nerde bittiğini.\nAma gökyüzü mavi yer dümdüz \nVe ben yaşıyorum.\n\nBakışlar ifadesiz kaldı\nGörünen görünmez\nSevilen sevilmez\nGeçmiş iğreti oldu\nGökyüzü kirlendi \nYeryüzü hep düz kaldı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Ve Toz",
        "poet": "Cesar Vallejo",
        "poem": "\n\nKimin mavi bir giysisi yok ki dolabında? \nKim yapmaz ki kahvaltı, binmez ki tramvaya,\nyok ki ağzında tükenmez cıgarası, cüzdanında tasası? \nBen doğmuşum bir kez, başka bir şey değil! \nBen doğmuşum bir kez, başka bir şey değil! \n\nKim yazmaz ki arasıra bir beti? \nKim ki kafasında birşey olmasın\nve ölmesin alışkanlıktan, ağlıya ağlıya notasız? \nBen tek ve yalnız doğmuşum bir kez! \nBen tek ve yalnız doğmuşum bir kez! \n\nKim adlanmaz ki Carlos ya da falan falan diye? \nKim der ki kediye başka türlü kedi kedi diye? \nAh, ben tek ve yalnız doğmuşum bir kez, başka bir şey değil! \nAh, ben tek ve yalnız doğmuşum bir kez, başka bir şey değil!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü, Uçurtmasıdır Tanrınn",
        "poet": "Ahmet Ertan Mısırlı",
        "poem": "\n\nNasıl unuturum, özenle katlanmış bir mendili\nüstünü başını yırtmış\nçocuk gülüşüme düğümlenen\n\nhatırlamak bir kuş\nunutmak gökyüzü…\n\nNasıl unuturum, sığ ırmakların gürültüsünü\nduyuyorum bana doğru eğildiğini\nsanki daima yalnızmışım gibi…\n\nhatırlamak bir kuş\nunutmak gökyüzü…\n\nNasıl unuturum, kim tuttu ellerimi\nistediğin kadar dokun bana\ngözler, daha çok anlar ellerden\n\nhatırlamak bir kuş\nunutmak gökyüzü…\n\nNasıl unuturum, yüzüme kimin dokunduğunu\ngüneşi, suyu ve ateşi gördüğümü\nkendimi hiç görmediğimi…\n\n21 Haziran 2001 Üsküdar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Senindi...",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\ngökyüzü senindi...\nbulutları yağmurları benim...\ndağı olurdum  bulutların..\nbağı olurdum yağmurların...\nsarmanı yağmanı beklerdim...\n\ngökyüzü senindi...\nrüzgarları karları benim...\nyönü olurdum rüzgarların...\ndağı olurdum karların..\nvarmanı yağmanı beklerdim...\n\ngökyüzü senindi...\nakanları yıldızları benim...\ngökyüzü senindi.\nbaharların yağmurları benim...\n\nFikret Turhan-Yalova,\n28.02.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Yaşları",
        "poet": "Semih Kocaman",
        "poem": "\n\nGökyüzü Yaşları \n\nGördüm seni gökyüzünde \nGözlerime bir ışık vurdu \nBir damlayla \nPaklandım gökyüzü yaşlarıyla \n\nİçime aldım her şeyi \nKararmış acıları \nBir sevgiydin \nAşık oldum gökyüzü yaşlarıyla \n\nSevgiyi anladım \nBin defa öldüm \nBir rüyaydın \nUyuya kaldım gökyüzü yaşlarıyla \n\nHer şeyde sen varsın \nKalbimin derinliklerinden bağırırsın \nBir sestin \nAlıp götürdün beni gökyüzü yaşlarıyla \n\nHer şey senle başladı \nSenle bitecek diye haykırdım \nYeminlerimi gökyüzü yaşlarıyla \n\nSana ve seni hatırlatanlara dair…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü, Yağmur ve ben",
        "poet": "Hande Şimşir",
        "poem": "\n\n\nBenle ağladı gökyüzü gidişine\nBir veda edemedim ben sevdiğime\nGitme diyemedim, gitti benden\nBenle ağladı gökyüzü gidişine\n\nBen gözyaşlarımı içime akıttım\nSessiz çığlıklarla ağladım\nGözyaşımı yağmura da kattım\nÜzerine yağdı gözyaşım o gece\n\nGözlerin kadar geceydi o gün\nGeceye baktım hüzünlendim o gece\nSende ağladın mı gidişine? \nBenle ağladı gökyüzü gidişine\n\nDün gördüm resmini çerçevede\nNe kadar masumdun bir çerçeve içerisinde\nBirde kalbimdeki resmine bak masum mu hiç? \nBenle ağladı gökyüzü gidişine\n\nBugün gene yağmur yağıyor dışarıda\nGene ağlıyor gökyüzü kalbimden göçüne\nMutluyum, ağlamıyorum bu sefer gidişine \nTek gökyüzü ağladı gidişine\n\nO zaman anladım sildiğimi seni\nÜstümden bir yük kalktı sanki\nAçtım gözümün önündeki perdeyi\nTek gökyüzü ağladı gidişine\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzüdür  Kadın",
        "poet": "Ulaş Güleviz",
        "poem": "\n\ngökyüzüdür  kadın\nmasmavi  denizdir\ndalgalı  saçları\nve  kıyıya  vurmuştur\n     yanaklarından  gülücük\n\nmavileri  almış  koynuna\numut  ekmektedir  yarına\nve  kadın  --  kurtuluştur\n         verdiğimiz  savaşta\n\nişkence  sehpasında  akla  gelen  tek  resim\nişlerken  toprağı  derdiğimiz  tek  umut\nyalnızlaştıran  hayattan  kaçılabilecek  tek  geçit\n\nve  şifalı  elleriyle  annedir\nşefkatiyle  tüm  kusurları  örtebilen\n\nkadın\ngökyüzüdür\nsudur  kadın\nekmektir\naşktır\ndüştür\nve  kısacası  kadın -- ömürdür\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Yırtıldı Umman Delindi",
        "poet": "Nurşani",
        "poem": "\n\nGökyüzü yırtıldı umman delindi\nŞurada dünyanın kaç günü kaldı\nİnsanlığın adı bir bir silindi\nGayrı halimizin aç günü kaldı\n\nHoyratı söylersen derler mi gazel\nGüzel seven gözle görünür güzel\nNamussuzu kimse sevmezdi ezel\nŞimdi başımıza taç günü kaldı\n\nRüşvetin adını yaptık hediye\nKızıyorlar neden almadın diye\nHakime savcıya hem de kadıya\nKervancı yolunda baç günü kaldı\n\nKüçük durma cüce diye ezerler\nEtrafına düşman tabur dizerler\nKuruluysa düzenini bozarlar\nŞimdiki zamanın güç günü kaldı\n\nNurşani'yem sorgum varsa sorulur\nHesabım da defterim de dürülür\nHakkın kuvvetine o gün varılır\nCehennemde yanan sac günü kaldı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü Yalnız Kalmasın Diye",
        "poet": "Mustafa Sarpkaya",
        "poem": "\n\nAğarmakta gün dedikleri şey \nGökyüzü loş mavi \nMayhoş pembesi denizin ufkuyla buluşuyor \nZirvesinde tek yıldız tek olmanın gururunu yaşıyor \nEminim güneşe bile caka satıyor \n-Gördün mü ben de senin gibi tekim işte? diyor \nSen de gördüysen eğer var demekki bir ortak yanımız \nBak bulduk bile gördün mü? \nŞafak söküyor biz farkına bile varmazken \nHorozlar ötüyor kuşlar cıvıldaşmaya başlıyor \nNedense hep dünyanın en muhteşem anı oluyor \nKaranlığın ağarması ve yıldızların güneşi çağırması \nGökyüzü kutluyor bu muhteşem olayı \nInsanlar uykuda insanlar gafletteyken \nTüm doğa bayram yerine dönüyor \nDoğal olduğumdan mıdır nedır? ben de katılıyorum onlara \nBende kutluyorum güneşin esrarengiz doğuşunu \nYıldızların hüzünlü yokoluşunu \nAltta mavi deniz üstte pembe şafak \nSırayla sergiiyor gökyüzü yedi rengini \nBir cümbüş mü bu nedir? \nGözler kamai kamaş aklıllar yavaş yavaş farkına varıyor doğanın \nHer gecenin gündüzü oluyor bu sayfada \nHer gece doluyor bu sayfada \nVe bu sayfa dolarken her gece insanlar hep uyuyor \nBir ben uyumuyorum \nGökyüzü yalnız kalmasın diye...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzü,yıldızlar Ve Ay",
        "poet": "Hasan Yıldırım",
        "poem": "\n\nBir gece gökyüzü ve yıldızlar \nAy'ı kıskanmışlar \nAy alaca kızıl, gözü kör\nSarhoş olmuş aşkından bir dilbere\n\nParıltısını vermiş gökyüzünden \nGündüz küstüğü,\nAma asla vazgeçemediği \nİşte o gece mavisi güzele\n\nYavaşça süzülerek karanlıklar diyarında\nYürürken aheste aheste hergünki ölümüne\nDüşlerken bir sonraki doğum günü geceyi\nOnu yeniden görüp doyasıya seyretmeyi\nDüşünürken güneşi yenmeyi\nGündoğumunda verdi son nefesini \n\nO' anda\nHissettim bende seni \nta.. içimde biryerlerde\n\nSeni düşündüm hep\nTıpkı ay gibi...\n\nÜstüme örttüm ölümü yine\nSırf bir gün daha bekleyip\nSana yeniden kavuşabilmek için....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzüm Gri",
        "poet": "Yavuz Bayram Çalışkan",
        "poem": "\n\nGökyüzüm Gri\n\nGri, tozlu bulutlar kaplar gökyüzümü,\nSoldurulmuş mavilerim nerde hani? \nRengârenk umutlarım, pembe hayallerim,\nTuale çizdiğim resmin nerede şimdi? \nŞırıl şırıl akansularım, şelalelerim nerede? \nYağan yağmurlarım, ıslandığım aşkım nerede? \nYürüdüğümüz sevgi yolu nerede? \nIhlamur çiçekleri serpilirken yerlere,\nYüreğimi yaşatan sevgi nerede? \nTaze umutlarımın sevdası gözlerin nerede? \nDaha da sevmem bir daha,\nDaha da gülmem bir daha,\nSalıncak kur saçlarına,\nAy sallansın, gün aldansın,\nSözyaşlarım, gözyaşlarımla dökülürken,\nSen sıratından sorumlusun.\n\nYavuz Bayram Çalışkan  (Şiirhan) \n07 Şubat  2017\n09.51\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzüm nerede",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\nyalnızlığımı alacak şafak\nsen olursun ancak\ngecem de sensin\nmehtabım da\nhangi gökyüzü\nseni saklıyor\nhangi gökyüzü güneşimi\nkucaklayacak\nalnıma çizilen hangi sır\nbahtımı açacak..\n\nMustafa kaya\n21.01.2009 / Çengelköy\nwww.mustafakaya.net\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzüm Sen",
        "poet": "Ali İhsan Akın",
        "poem": "\n\nBir rivayete göre gökyüzündeymiş aşk. Gecenin karanlığında, sabahın ilk ışıklarında. Bazen yıldızları saymak, bazen ise rüzgarı hissetmek. Soğuk, bir o kadar da his dolu.. Ve tam yüzüne çarptığı an. Gözler kapanır, derin bir nefes. Sonra.. Sonra yine sen. Sanki kollarımı açmış da seni bekliyormuş gibi, sanki rüzgarı değil de seni hissediyormuş gibi. Her gün aynı yerde, her saatte. Gözlerin, gülüşün kaç gece eder? Kaç hayale daha yer açmalıyım gönlümde? Bir gün beraber bakacağız göğe, beraber sayacağız yıldızları tek tek. Belki de farklı farklı isimler verip aynı hayalde buluşacağız birlikte. Aynı gökyüzü, aynı gece, aynı hayalle birlikte. Kollarımın arasında sarıp sarmaladığım bir sen, yanına usulca uzanmış bir ben. Sen kollarımın sıcaklığında uyumuşsun, ben seni izlerken. Korkunç rüyalar görürsen, sarılabileceğim kadar yer ayır bana kendinde. Tutabileceğim bir el ve sendeki nefesim.Yeni bir gün doğuyor. Yüzümüze düşen güneş, ışıkta kısılan gözler. Yeni bir sabahı görelim, sabahın ilk ışıklarını.. Hatta biz dünyanın bütün sabahlarına iki bilet alalım. Hayallerimize birer birer koşalım. Gökyüzüne ve kendine iyi bak sevgilim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": ".........        Gökyüzümün   Kara  Deliği  Ol,Sende  Birikeyim       .........",
        "poet": "Süleyman Altunbaş ",
        "poem": "\n\nÂsi serçem,\nbir yıldız kayıyor meçhûle doğru\nduygularımın kaydığı gibi…\nyenemiyorum,\nyıkılan mavi hayallerimi\nve sensizliği…\nkeşke sende burada olabilseydin\ngörür  birer birer ve keşfederdin bendeki derinliği\nbazen iki damla göz yaşı olurdun\nyanağımdan toprağa süzülen\nbazen rengârenk açan menekşem olurdun\nah  düşünce tohumları,düşünce tohumları…\ngönülleri cezbeden renkli gülüşler\nzamanın yüzüne saçılan toprak\nüstü açık üç yarım duvar\ndiğerinden içeri “yâr” sızar…\nsanki gök kuşağının sonuna geldik\ninme vakti…\nağ toplanıyor…\ndüşlerimin suya düşme vakti…\nbırakmak zordur geceyi\nay aydınlık bir gecede kara duman sardı âniden\noysa, çok derindim sana\nzıt fikirlerin uç verdiği şiir gibi\nkendi açmazlarında düşüncelerim bölük pörçük\nbinlerce yıldız akıyor içimden\ngökyüzümün karadeliği ol,\nSende birikeyim yıldız yıldız…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzünde Hayaller",
        "poet": "Emircan Ögut",
        "poem": "\n\nBazen o gökyüzünde uçan kuş olur hikayelerim; \nSonu olmayan masmavi diyarda\nKelimeler düğümlenir ağzında, \nSen yine bir kuş olursun,\nUçmasını bilen bir martının,\nKüçücük masum bakışlarıyla,\nYavrusu olursun bu hayatta.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzünde Düğün Var",
        "poet": "Fidan Aykut",
        "poem": "\n\nAğaçlar soyunmuş,\nDenize gökyüzünün aksi vurmuş.\nDeniz gri,\nBulut gri, \nYüreğim gri...\n\nO da ne?\nGri bulutların arasından\nParlak bir ışık süzülmeye çalışıyor.\n\nBirde ne göreyim,\nDostum güneş;\nGri bir battaniye ile kaplı gökyüzünde\nKendine bir açıklık bulmuş bana göz kırpıyor.\n\nYine bana,\nÇok yukarılarda,\nGörünen bu gri bulutların bile üzerinde,\nMasmavi bir gökyüzünün olduğunu hatırlatıyor.\nGünümü aydınlatıyor.\n\n'Gökyüzünde düğün var' diyor.\n'Haydi gel,\nGel ve katıl bize.\nMavi kırlar üstünde,\nBeyaz bulutlarla danset.'\n\nGözlerimi kapatıyorum\nVe gidiyorum.\n\n22.12.1998/ İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzünde Dans Ediyor Yıldızlar",
        "poet": "Hülya Taydaş",
        "poem": "\n\nBir gün batımında aldık sazı elimize,\nVurduk kendimizi dağlara.\nDikenli patikaları aşarak ulaştık düze\nGün batımı yerini geceye bırakmıştı.\nGökyüzünün altında \n    sazımızla konser verdik yıldızlara.\nBiz çalıp söylerken,\nYıldızlar gökyüzünde dans ediyordu. \nYıldızlar cennetinde konser veriyorduk.\nYorgun sazımızla ayakta alkışladı yıldızlar bizi.\nBiz de artık karışmıştık yıldızlara,\nYeryüzünde ayak izlerimiz vardı\nBir de dostlardaki anılarımız.\nYorgun sazın çaldığı da, \n    söylediklerimiz de rüzgâra karışmıştı.\nArtık esen rüzgârlar söyleyecek ezgilerimizi\nBelki dağ başında bir çalı eşlik edecek,\nOrmanda ışıl ışıl ışıldayan\n    yapraklar söyleyecek dizelerimizi\nDoğa süsleyecek söylediklerimizi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "***Gökyüzümün  Kara  Deliği  Ol,Sende  Birikeyim***",
        "poet": "Süleyman Altunbaş ",
        "poem": "\n\nÂsi serçem,\nbir yıldız kayıyor meçhûle doğru\nduygularımın kaydığı gibi…\nyenemiyorum,\nyıkılan mavi hayallerimi\nve sensizliği…\nkeşke sende burada olabilseydin\ngörür  birer birer ve keşfederdin bendeki derinliği\nbazen iki damla göz yaşı olurdun\nyanağımdan toprağa süzülen\nbazen rengârenk açan menekşem olurdun\nah  düşünce tohumları,düşünce tohumları…\ngönülleri cezbeden renkli gülüşler\nzamanın yüzüne saçılan toprak\nüstü açık üç yarım duvar\ndiğerinden içeri “yâr” sızar…\nsanki gök kuşağının sonuna geldik\ninme vakti…\nağ toplanıyor…\ndüşlerimin suya düşme vakti…\nbırakmak zordur geceyi\nay aydınlık bir gecede kara duman sardı âniden\noysa, çok derindim sana\nzıt fikirlerin uç verdiği şiir gibi\nkendi açmazlarında düşüncelerim bölük pörçük\nbinlerce yıldız akıyor içimden\ngökyüzümün karadeliği ol,\nSende birikeyim yıldız yıldız…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzünde Ay Var Olacak",
        "poet": "Feyzullah Kırca",
        "poem": "\n\nGÖKYÜZÜNDE AY VAR OLACAK\n\n\nHayat denen şu yolda adım adım yürürken\nGünah batağına doğru sürüklenip giderken\nKeşke nefsimize aldanmasaydık deyip giderken \nKaranlık geceye inat gökyüzünde ay var olacak\n\nSanki maskeli bir balo şu fani dünya derken\nBiz bu yalancı dünyadan sessizce kaçarken\nEş ve dost ah vah edip sessizce bize ağlarken\nKaranlık geceye inat gökyüzünde ay var olacak\n\nİnsanoğlu dünya nimetlerine aldanıp taparken\nDünyada ebedi kalacakmış gibi gafil yaşarken\nAzrail geldiğinde can almaya, bize göre erken\nKaranlık geceye inat gökyüzünde ay var olacak\n\nSırtımızda yumurta küfesi var gibi hepimizin\nSalih amellerden gerisi boş değil mi sepimizin\nSon nefeste nadim olur ruhu, ayrılan bedenimizin\nKaranlık geceye inat gökyüzünde ay var olacak\n\nKalanlar için hala var olur tövbe denen çözüm\nBaşıboş yaşamaya gelmedik ki dünyaya gözüm\nİman ile kuran ile ölebilmekte bizim için çözüm\nKaranlık geceye inat gökyüzünde ay var olacak\n\nHer aklıselim ayın ışığını bulup peşinden gidecek\nYüce Allah’ın rızasını her şeyden fazla isteyecek\nKaranlık gecede ay ışığı Kur‘an nuru, bunu bilecek\nAklıselim fark etmese de gökyüzünde ay var olacak\n\nFeyzullah Kırca\nAkbaşlar Köyü / Dursunbey\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GöKyÜzÜn De YıRTıK VaR,",
        "poet": "Mine Özdemirtaş",
        "poem": "\n\nbeni yataktan iterken yastıklar\n............................sen\n............................susuyorsun\nbükülüyor aynalar\ngöremediklerimiz kadar.\n\nusulca süzülerek\ngeceye damlayanlar ve\nİçlerine hapsolmuş\nsancılar\ntortulaşıp\ntuza karışıyorlar\n\nduvarda yosun tutuyor fısıldamalar\n..........................ben\n..........................susuyorum\nanlatılamayanlar\nher şeyin farkındalar.\n\nüstelik\ndahası var\n\ndolunay dan kaçıp\numacının bohçasına\nsaklandıysa yıldızlar\nanlayın ki; \nbüyümüştür\ngökyüzün de yırtıklar\n\nMine Özdemirtaş\n24/08/2004   çamlıca 01.30\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzünde Pencere Ay",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGökyüzünde Pencere Ay\n\nÇok ötelere açılmış bir pencere\nGökyüzünde pencere ay\n\nHer gece gelsin ay \nYa bir harf olsun bana ay \nYa bir mektup \n\nGökyüzünde pencere ay\nIşıklı dünyalara baktığım \nSurlarla çevrili dünyamdan\nSurlarla çevrili dünyam\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzünde Her Gece Bir Yıldız Kayar",
        "poet": "Tarık Fikirli",
        "poem": "\n\nOdam hasretinle kokar\nBu yürek senin için yanar\nGöz yaşlarım durmaz akar\nGök yüzünde her gece bir yıldız kayar\n\nAşkım her yerde seni arar\nÇabalarım her gün başa çıkar\nKalbim sensiz kan ağlar\nGök yüzünde her gece bir yıldız kayar\n\nTarık rüyalarında seni sarar\nSıçrayarak uykusundan kalkar\nMutluluğunu bulamadan solar\nGök yüzünde her gece bir yıldız kayar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzünde Mahcup Bir Yıldız Geçerken",
        "poet": "James Joyce",
        "poem": "\n\nGökyüzünde mahcup bir yıldız geçerken \nKızoğlankız edasıyla ve hüzünle, \nDuy uyuşuk akşamın arasından \nŞakıdığını bir sesin eşiğinde. \nÇiy’den daha narindir O’nun sesi \nVe görmeye gelmiştir seni. \n\nAh ne dalgınlığa bat artık \nNe de kafa yor: Kimdir kapımda bu şakıyan acaba? \nÇağırırken O, akşam vaktinde \nDüşünme yüreğine ağan türküyü! \nİşte söylüyorum, dinle aşığının şarkısını, \nBenden başkası değil kapındaki şarkıcı. \n\n(1903)\n\nJames Joyce \nTürkçe’ye çeviren: İsmail Aksoy \n“Chamber Music”den (1907)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzünden Aldım Tebessümlerini",
        "poet": "Çiğdem Çakır",
        "poem": "\n\nLale bahçesinde misafirim olacaksın diye\nGökyüzünden aldım tebessümlerini,\nAnlatacağım ay ile uzanacaksın\nKiraz ağaçlarının esmer gölgesindeki çimene,\nYaşam kutuplarımız farklı görünse de\nAşk sürprizim bekliyor seni,\nDudaklarımız birbirine yaklaşırken\nDansımızla ruhlanacak şiirlerin\nİlkbahar resimlerini alacaksın benden.\n\n(Aksaray / 17 Mayıs 2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzünde Sahne",
        "poet": "Çiğdem Çakır",
        "poem": "\n\nMor gökyüzü\nBir sahnedir\nHayallerimde,\nSen\nYıldızlarla oluşan\nÇiçek bahçesinde\nŞarkımızı dinliyorsun,\nBen ise\nYüzüme dokunan\nDolunay ışığındaki\nTatlı mevsimi,\nGözlerimle\nYüreğine veriyorum.\n\n(Aksaray / 13 Nisan 2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzünde Yıldızlar",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nAkşam olur, gün batar; kuşlar uykuya dalar \nAyın şavkı vurunca, mehtâb geceye dolar\nGökyüzünde yıldızlar, bir kandil gibi yanar \nİlâhi bir hikmetin, nice sırları başlar\n\n12 Haziran 2012 - Isparta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzünde Sayfa",
        "poet": "Çiğdem Çakır",
        "poem": "\n\nBu gece gökyüzünde \nMor sayfa görüyorum,\nGözlerim şiirleri yazıyor\nYıldızlardaki tatlı renkle,\nDolunay bir tarih oluyor\nYüreğimde ateşi olan.\n\n(Aksaray / 21 Haziran 2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzünden Karanlık",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nölüme kokmuş karasına bulanmış\nrengine inat gökyüzünden karanlık\nduvar dibinde garibanca oturmuş\nağlarca bulmuş gökyüzünden karanlık\n\nhüzne ay doğmuş yıldıza kan ağlamış\nyüreği dolmuş gökyüzünden karanlık\ngözü ıslanmış damara can yürümüş\nyumruğun sıkmış gökyüzünden karanlık\n\nyasak bir sevgi geceye öfkelenmiş\nefkârı artmış gökyüzünden karanlık\nbırakmış bir iz gece karaya sinmiş\nozan efem giz gökyüzünden karanlık\n\n100210-6denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gokyuzundeki Huzur",
        "poet": "Emrah Korkmaz",
        "poem": "\n\ngokyuzu, mavi gokyuzu, once aydin sonra karanlik gokyuzu \nsana bakmaya doyulmaz, sana bakilmiyan bir gun olamaz,\n\nsabah bas dondurucu maviligin ve huzurun ile, geceleyin de\nasiklarin dua ettiginde sen hep teselli verensin, gokyuzu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzünden Gelen Hisler (deneme)",
        "poet": "Deniz Güneş",
        "poem": "\n\nGökyüzünden Gelen Hisler\n\nGökyüzüne baktığımızda neden farklı şeyler hissederiz ve söyleriz. Ne var gökyüzünde ve bize nasıl yansır. Gece hali gündüz hali neden faklı şeyler hissettirir. Hadi birlikte bakmaya çalışalım. \n\nGündüz gökyüzü açık bir tondadır. Açıklık içerden dışarıya doğru bir hareket içerir. Üstümüze üstümüze gelir. O yüzden sanki uzansak, iki adım ileri gitsek bulutları elimizle tutacağımızı sanırız. Açıklık bize yakındır. Biz açık olmasak da bize açık olan insanları daha yakın bulmaz mıyız? İşte renkler de öyle. Açıklık öndedir her zaman, açıklık önemlidir. \n\nGüneşi genellikle sarı ile resmederiz hep kağıtlara. Bize doğru gelir sarı. Güneş sıcak ver parlaktır. O kadar parlaktır ki bakamayız uzun süre. Bize doğru taşar. Sarı renkte taşar, aydınlıktır. Sarının  sorumsuz  çekiciliği bayanların sarı saçlarında görünür. Ve gene sarının sorumsuz çekiciliği güneşe her baktığımızda bize 8 dakika daha yaşayabileceğimizi hatırlatır. Fakat durmadan sarıya bakamaz insan. O yüzden gökyüzünde çok geniş yer tutmaz. O yüzden o kadar küçük görünür bize. Israrlı ve saldırgan karakter etkisi bizde çok işe yaramayacaktır. Saldırganlık bize göre değil. Bu yüzden o kocaman ateş topu bize olabildiğince küçük görünmelidir. \n\nGün batımlarında kırmızının sınırsız sıcaklığı kararlı ve güçlü bir şekilde bizi en derinlerimize kadar etkiler. Kararlı ve güçlü insanları severiz. Sarının şımarık çekiciliği dengelenir kimi yerlerinden güneşin. Işıl ışıl düşünceleri severiz. Ateşi severiz ve oynarız elimiz yansa da. Soğuk bir kış gecesinin ardından doğan güneşi emsalsiz severiz. Umutların içinde yitip gitmeyi severiz. Güneşin gidiş anını saveriz. Geçiş anlarını severiz. Gitmelerimizinse sonu yoktur. \n\nBazen güneşin rengi turuncuya döner ya hani. Kendimize inanmamızı haykırır adeta iki rengin birlikteliği, sarı ve kırmızı. Dengemizi bulmamızı söyler, iliklerimize kadar hissettirir. \nO yüzdendir ki sakinleştirici renk olarak geçer turuncunun adı. Kırmızıyı sarı üstlenmiş, bakana doğru ulaştırır sanki. \n\nBazen gökyüzü ne mavidir ne de lacivert. Siyahla beyaz arasında sıkışıp kalmıştır iki renkte. Baktıkça içimiz kararır. Üstümüze üstümüze gelir yağmur bulutları, yer yer açık, yer yer koyu tonlarda. Beyazın merkezden dışarı etkisi, siyahın içine bir girdap oluşturan etkisi ile sabitlenir. Ne beyaz kıpırdar ne de siyah. İki renkte birbirini sabitler, hareket yoktur. Donuk mat bir renk olur. Gri haraketsizlik ve huzur olarak tanımlansa, Delacroix huzuru yeşil ve kırmızının bir tonu ile ifade eder. Karakter olarak sabit olduğu ve hareket olmadığı için hareketli insanların canı sıkılır, gitmek isteseler de bir yere gri onlara dur, gitme der. Belki de hem bu hareketsizlik etksinden hem de siyahla beyazın birleşiminden olsa gerek Engin Gençtan ‘insanların rengi gridir. Sadece tonları farklıdır’der. \n\nAçık havada bembeyaz bulutlar gelecek için umutlarımızın sembolü gibidir. Öyle çok şey umut ederiz ki. Sonsuz olanaklarımızı taşır sanki küme küme hale gelmiş. Değişen zamanla, esen rüzgar alır götürür onları. Bize düşen onları izlemek, arkasından bakmak. Olduğumuz yerde durmak, gidişlerini izlemek, kaybolmalarını izlemek... \n\nBeyaz, doğum…Sanki doğumdan önceki hiçliğin ya da buz çağının çekiciliğine sahiptir. Müzikte kısa es’ler gibi bizi olumsuz etkileyen bir sessizlik armonisini taşır. Bu sessizlik ölü bir sessizlik değildir. Olanaklara gebe bir sessizliktir. \n\nUzak bir dünyanın ruhumuza dokunmayan armonisi eşliğinde beyaz renksizlik olarak kabul ediliyor olsa da içinde tüm renklerin kaybolmuş olduğu bir dünyanın sembolüdür. Bu yüzden midir  evlenirken cıvıl cıvıl genç kızlarımıza beyaz giydirmemiz acaba?  Büyük bir sessizlik hakimdir. Geçit vermez duvar gibi yaşantısını anlayışımızdan gizler beyaz. Açık bir renk olması sebebiyle izleyiciye doğru yayılan, ulaşan bir etkiye sahiptir. Beyazın yanında neredeyse tüm renkler uyumsuz ya da tamamen sessizdir. Beyaz neşe ve saflığı da ifade eder diğer taraftan. \n\nMavilik. İlahi renk. Hep ruhsal varlıkların halesi maviyle resmedilmiştir. Sonsuzluk ve dinginlik hissi verir. Doğa üstü bir huzur verir. Yeşilin verdiği dünyevi huzur hissinden daha üstün bir etkidir bu. Mavi beyaza yaklaştığında insanlar için çekiciliği azalır. \n\nMavi içe işleyen bir güçte bir anlam ifadesi bulur. Ve onu izleyiciden uzaklaşan ve kendi merkezine dönen fiziksel hareketlerde bulunur. Derinliği öyle güçlüdür ki, renk koyulaştıkça içsel çekiciliği artar. Siyaha yaklaştığında insanı aşan bir hüzün yaratır, içine siyah katılmıştır. \n\nSiyah, koyu ve karanlık bir renktir. İçine çeker hareket itibarı ile. Tıpkı koyu renklerin güneş ışınlarını içine çekmesi gibi. Acıyı, ölümü anımsatır ve hiçbir olanak barındırmaz içinde. Müzikte derin ve keskin es’ler gibidir. Siyahın sessizliği ölüm sessizliği gibidir. Ölü yakmaya yarayan odunun külleri gibi yok olmuş bir ceset gibi hareketsiz bir şeydir. Ölümün yanında en ufak bir yaşam belirtisi anlamlıdır. O yüzden görünüşte en az armoniye sahip renkler bile siyahın yanında ön plana çıktığı bir tür nötr zemindir. Beyazdan farklıdır. \n\nGeceleri mavi siyahla karışır, derinliği artar. Öyle ki gökyüzünde gündüzden eser kalmamıştır. Ay güneşten aldığı ışını bize aktarırken parlar ve öne çıkar. Parlaklık öne çıkarır. Işığı, aydınlığı üstümüzü örter. Yıldızlar ne kadar uzak olduğunu bize haykırır adeta. Derinlik etkisinden. Yıldızlar gündüz de var, ama biz göremeyiz. Bazı şeyleri görmek için koşulların değişmesi mi gerekmektedir? Mavinin siyahın etkisi ile iyice koyulaşmasının etkisinde o kadar uzak gelir ki gökyüzü. Oysa ki gündüz bulutları tutacaktık neredeyse, gece ise yıldızlara ulaşamayacağımızı biliriz. Siyah maviyi o kadar derinleştirmiştir ki gündüz saklanan ışıklarla gece, beni unuttunuz mu diyen pırıltılarla kapladır. Parlaklıkları o kadar fazladır ki, o derinlikten sanki ayaklarımıza düşecek yıldızlar. \n\nYıldızınız bol olsun \n\nDeniz Güneş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzüne",
        "poet": "Münevver Düver",
        "poem": "\n\nGüneşin yuvası pamuk gökyüzü\nBeni de al,beni de al koynuna\nBunca mesut şiir,bunca mesut türkü\nBayılıyorum bu gökyüzü oyununa...\n\n29/05/1974\nKozan/ADANA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzüne",
        "poet": "Vahdet Mehmet Güneş",
        "poem": "\n\nhikmetin zuhur ettiği\nasla rengiyle kirlenmeyen\nher halesine yıldızları almış\nsabah meltemini dalgalandırmış\ngöçebe kuşların\ngöçebe bulutların\nağır uçakların yolu\nyedi kat arşı bilen\narştan melekler inen\nsen mavi gökyüzü\nevrenden gül gibi görünen\nhuzuru verdin \nher kederli sevgiliye\nkainatta seninle bir gül\nbizlere hayatı sevdiren dünya\ngam yükü gemi olan dünya! ! ! \ngökyüzü  ilkbaharla  paha\nmasmavi bu mevsimde\ngökyüzü,ilham kalbe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzüne",
        "poet": "Mehmet Çiçek",
        "poem": "\n\nSöyle gökyüzü.\nNeden mavi değilsin? \nGüneş yerine her sabah karanlık doğar oldu\nNeden gökyüzü, neden? \nMaviliğini görmeyeli yıllar oldu\nUnutuldu unutulacak Maviliğinin kokusu\nHani esen yellerin insanı okşardı ya \nEstikleri her an yürekleri sızlatıp durdu\nNeden gökyüzü, söyle neden? \nUçsuz bucaksız kırlarda koşarken \nKurulan hayallerin tuzakları, ümitleri sardı\nEn sert ayazlarda tir tir titrerken \nTek bir ağaç dalı  yaprağını uzatmadı\nHani toprağın da merhameti vardı\nBağrına basardı yalnızları\nToprak sarmadı  gökyüzü\nYere yığılmışçasına uyudular\nBelki yarına, uyanabilen uyudu kalan yarına\nNeden, neden? \nÖzlemler ateş çemberi gibi viraneleri sardı\nCamın buğusuna kapkara dumanlar karıştı \nSolunan her soluğa iğne gibi battı\nVe gün geceyi başa taç ilan etti\nÇekilen acılara hiç aldırış etmeden...\nNeden? Söyle neden? \nBitmiyor geceler, uğultular ve çığlıklar...\nMinicik yürekler ağlıyor,\nVe \"anne, anne korkuyorum! \"\nSözleri kullağı tırmalıyor yüreğin en ince noktasına hançer gibi inerek.\nNeden? \nKalemlere, mürekkeplere ne oldu? \nEn güçlü silahlar sayfalar, kitaplar değilmiydi? \nOkumak barışı sana sunmak değilmiydi? \nNeden gökyüzü? \nBeşer hak, hukuk yok dedi, biz ekmek verdik\nBeşer, huzur, mutluluk yok dedi, biz aldırış etmedik\nBeşer, zalimi sultan ilan ettik dedi, biz boyun eğdik\nNeden? \nGözlerime bak gökyüzü\nAkan damlaların içine bak\nÇığlıkları mı hissettin? \nFışkıran kanlardan mı korktun? \nMinicik ellerin çırpınışları mı eritti seni? \nSaklama kendini gökyüzü\nHaykırarak yağan bir yağmur oldun\nSusayan toptaklara merhem bana dert ortağı oldun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzüne Bakarken Yere Düşen Ben",
        "poet": "Feyza Kalender",
        "poem": "\n\nbu dağların ateşi yaman \nhavada yapışkan nem kokusu\nbu çayır çimen solmuş\nbu dağ ölmüş diyorlar\nyalan! \n\n*     *     *     *\n\n          bu dağların soğuğu yaman \n          asılı kalmış düşen kar taneleri\n          ruhsuz, ışık vermeyen beyaz örtü\n          yürekleri aydınlatır olmuş geceleri\n          bu dağ yitik diyorlar \n          yalan! \n\n*     *     *     *\n\nbu dağların doruğu yaman \nsemadaki kanat sesleri\nvadideki su akisleri\ngözyaşları olmuş bir çağlayan\nsuyu boğar, çoşar diyorlar\nyalan! \n\n*     *      *      *\n\n          bu dağların öfkesi yaman\n          dilenci haysiyeti ruhu\n          iğrenç sırıtışlar, yapışmış kalmış\n          duyulur vebalı, inceden haykırış\n          bu dağ yanmış diyorlar \n          yalan! \n\n*      *      *      *\n\nbu dağ en gecede\nözgür bir seven! \nbu dağ nameler söyler\ndinleyene inceden.\nbu dağ sevilen! \nbu dağda  nefesim var\nbilinmeyen ezgiden \nbu dağda bir yürek var.\nbu dağ dostum diye\nevrene diz çökmüştür.\nbaharı kış eyleyip\nkışa yüz sürmüş, \nbu dağ sadece; \ngökyüzüne bakarken, \nyere düşmüştür.\nbu dağ yanmış, kül olmuş\nküllerinden geri dönmüştür! \n\n20.05.2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzüne Saldık Sevdamızı",
        "poet": "Özay Karakuş",
        "poem": "\n\nbelkide bininci seslenişim\nbilmem kaçıncı çağırışım\nsensin soluğum nefeslenişim\nbu sana kaçıncı bağırışım\n\nduy artık ne olur feryadımı\nindir gururunu yücelerden\nben atmışım sana her adımı\nkop aşksız düşüncelerden\n\nduymadın saygı el uzatmadın\nbu aşka faydan dokunmadı ki\ngururumuzda saygı yaratmadın\naşkın gözünden okunmadı ki\n\ngökyüzüne saldık sevdamızı\nboğulmadı gözyaşında yürekler\nazraile ısmarladık vedamızı\nbekler mezar başında kürekler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzünü Kim Boyadı Maviye?",
        "poet": "Oyhan Hasan Bıldırki",
        "poem": "\n\nŞiire tutkun bir gülün sahibiyim,\nGünaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim.\nDudağımda yeni sevda türküleri; \nGünaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim.\n\nDışarda yemyeşil bir ilkbahar günü,\nDalda cıvıl cıvıl kuşların düğünü.\nBöyle bir günde kim ister öldüğünü? \nGünaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim.\n\nGüneş parladıkça, gümüş ay da doğar\nŞarkılarda hep öne geçer yıldızlar.\nBize de geçit olur bir gün mor dağlar; \nGünaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim.\n\nYüreğimdeki resmin gülüyor şimdi,\nPapatyalar bir başka kokuyor şimdi,\nEllerin saçlarımı okşuyor şimdi; \nGünaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim.\n\nGökyüzünü kim boyadı masmaviye? \nBakındım durdum beni de alsın diye.\nO güzellik, o çalım ne, kime, niye? \nGünaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim.\n\nMutluluk bana yine senden geliyor,\nGökyüzünde bulutlar da yarışıyor,\nBiliyorum hepsi de sana koşuyor; \nGünaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim.\n\nYıllar önce inadına sevdim seni,\nZaman geçse de unutamadım seni.\nBilsen canım ne kadar özledim seni? \nGünaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim.\n\nBir umut yağmurudur başladı şimdi,\nBırak ıslatsın gözlerini, tenini.\nIsıtayım uzat bana ellerini:\nGünaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim.\n\nGüneş parladıkça, gümüş ay da doğar\nBize de geçit olur bir gün mor dağlar.\nGökyüzüne bak bulutlar yarışıyor; \nGünaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim.\n\nGözlerim şimdi yepyeni rüyâlarda,\nBoynum eğik değil, başım yukarıda.\nYüreğimdeki resmin ayaklanıyor; \nGünaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim.\n5 Mart 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzünün İnsanı Anlatımı",
        "poet": "Faruk Kurt",
        "poem": "\n\nGökyüzü; \nSavaşı, barışı, iyiyi,kötüyü,\nHer şeyi,her hali,her halimizin,\nFotoğrafını çekiyor,\nGürlemeden önceki ışığıyla,\n\nGökyüzü; \nİkaz ediyor,\nİsyanlarımızı,kötülüklerimizi,merhametsizliğimizi,\nTüm olumsuz tavırlarımızı ve hareketlerimizi,\nGürleyerek anlatıyor bize bizi,\n\nGökyüzü; \nAğlıyor bu halimize,\nYeryüzündeki güzellikleri görünce,\nGüneşini çıkarıyor,\nTekrar gülüyor yüzümüze.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzünü Katlayıp Koydum cebime",
        "poet": "Nazlı Gizem Çağlayan",
        "poem": "\n\nGökyüzünü katlayıp\nKoydum cebime\nBir tek senin yıldızın \nKaldı geriye\n\nDoğadaki renkleri\nKoydum cebime \nBir tek senin rengin\nKaldı geriye\n\nGözlerimdeki şarkılar \nHep mutluluğu arzular\nSeninle beraber\n(15.05.2004/Trabzon- Şair tarafından bestelenmiştir.)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzünün Sözü",
        "poet": "Semih Kocaman",
        "poem": "\n\nGökyüzünün Sözü\n\nGökyüzü bana dedi ki\nSevdiğini söyle\nSöyledim…\n\nSevdim seni \nKalbimde yer tuttun \nKahrettin…\n\nGökyüzü bana dedi ki\nGitme kal de\nDedim…\n\nAma sen dinlemedin\nAşka kalın iplerle asıldım\nKopardın…\n\nSen geride bıraktıkların, yaşayamadıkların, anlayamadıkların ve ben…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzünün İsyanı",
        "poet": "Mehmet Emin Doğan",
        "poem": "\n\nAkşamdan belliydi yıldızların hüznü\nBulutlar kaplamış, mavi coşkundu\nAkmadan boğdu ruhu hüzünlerin gözyaşı\nBu muydu söylenen gökyüzünün isyanı\n\n9.11.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzünün Rengini Unuttum",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nSen gittin,gökyüzünün rengini unuttum,\nSen gittin denizlerimin rengini unuttum,\nSen gittin, hâyalleri mi hepten unuttum,\nSen gittin,gökyüzünün rengini unuttum.\n\nŞimdi soruyorum ben gökyüzü ne renk,\nSenden ayrı kaldım, kimler bana denk,\nSorarım, gökkuşağın da kaç tane renk,\nSen gittin,gökyüzünün rengini unuttum.\n\nSen giderken gökyüzü siyaha boyandı,\nBenim sabrım kalmadı, sınıra dayandı,\nBenim bu hâlim sadece Allah'a ayandı,\nSen giderken gökyüzü siyaha boyandı.\n\nGözlerime gülerken, gökyüzü maviydi,\nGözlerime gülerken Dünya pembeydi,\nBırakıp gittiğin anda, bir kurşun deydi,\nSen giderken gökyüzü siyaha boyandı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzünün yollarındaki kuş",
        "poet": "Hülya Endoğan",
        "poem": "\n\nHızlı bir şekilde işlersin\nPilotundan başka kimseyi dinlemezsin\nBüyük gövdenle kmleri keşfedersin\nBaşını alıp gidersin\nGökyüzünün yollarındaki kuş\n\nOldu işte şubat ayı\nLapa lapa yağan karda yol alma zamanı\nDayanılmaz zamanda\nOkyanusları,köprüleri aşarsın\nAldırmazsın tüm bunlara\nGökyüzünün yollarındaki kuş\n\nMavi gökyüzüyle bütünleşirsin\nİlerledikçe ilerlersin\nİçindeki canlıları\nEşsiz mekanınla\nKısa zaman zarfında bir noktadan diğerine kondurursun\nGökyüzünün yollarındaki kuş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzüydün Adeta Bugün!",
        "poet": "Yücel Terkanlıoğlu",
        "poem": "\n\nGökyüzüydün,\nAdeta bugün:\nBulutları anımsatan bluzun,\nKar beyaz pantolonun..\nAyın dolunay haliydi,\nDolgun yanakların..\nGüneşin kavurucu sıcaklığıydı,\nKızıl rujlu dudakların..\n\nBir de o gözlerin:\nYıldızlar desem,\nBenzemez parlaklığı..\nGün ışığı desem,\nBakışın yakardı,\nVe bir daha bakamazdım...\nOysa; \nRuh okşayıcı,\nBir gökkuşağı tadındaydı; \nGözlerimi alamadığım..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gol",
        "poet": "Serkan Çardaklı",
        "poem": "\n\nTuttuğumuz futbol takımının gol atıpta,\nhemen ardına gol yemesi gibiydi\nbazı mutluluklarımız.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göl",
        "poet": "Hamdi Turgut",
        "poem": "\n\nGöl \n\nGöl masmavi deniz havasında \nmanzarası bol keseden \nherkesten herkese uzanan yelken sanki \ngötürür amansız yalnızlığa\n\nansızın çarptı boğulmaya yüz tutan kalbimi \nçarpıntıları krize işaret\nderinliği derinliğime denk\nahengi bir başka\ntarihe borçlu\nayy! Ay ışığını vurduğunda toprağına \niçim yakar olur\nserzenişlerimi dalgalar anlatır \nvurduğunda kıyıya\naşkıma tek şahit oldun \n\nyanlış olmaz sudan \nsuyun çektiğini insandan \nbir ona sorun \nhayat verdiğinden aldığı ödüle bakın \n\nkurulduğun coğrafyanın hali içler acısı \nyakışmıyor bu sana \nölümle pençeleşmek \nbir gün gelir yok olur maalesef \nlağım kuyusu ortasında Van şehrinin \n\nyakışanı insanına bu yazık \ndiyeceğim yok \ninsafa kalmış gerisi \n\n\t\t\t\t\t\t\t\t\t             01:15 – 11.07.2009 \n\t\t\t\t\t\t\t\t\t             VAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gökyüzüyüm Ben -1-",
        "poet": "Çiğdem Bayrak",
        "poem": "\n\nYıldızları birer birer kaybolmuş,\nKaranlık puslu bir gökyüzüyüm ben.\nKendini alıp gittiğinden beri; \nSahipsiz bir geceyim sabahı gelmeyen.\nSensizliği  yaşarken sessizce\nŞiirler yazıyorum sana dair...\n\nKendisi kadar büyük yanlızlığı,\nGri ve kasvetli bir gökyüzü.\nGökyüzüyüm ben...\nGüneşi yolların ardına saklanmış...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gol Gol Gool Kükrüyor Aslan",
        "poet": "Ali Uydurucu",
        "poem": "\n\nGalatasaray,Galatasaray\nSahada işte,kükrüyor aslan\nSarı kırmızı dolu formalar\nTaraftar oynar,çekerler halay\n\nGol Gol Gool, atıyor aslan\nŞampiyon'umsun,Galatasaray\nSahada olan,aslandan kaçar\nPençeyle topu,kaleye sokar\n\nŞampiyonluk şarkılarıyla\nHerkes böyle coşar,Galatasaray\nSana yakışan kupalar'ınla\nAli Sami Yen, olur hep saray\n\nGol Gol Gool kükrüyor aslan\nGurur'umsun Galatasaray\nGolü atana, hayranla bakar\nFırtına gibi kaleyi sarsar...\n                                       (MAYIS.2013) \n\nNot:2013 yılı sezon sonu şampiyon olan Galatasaray Futbol kulübüne,futbolcularına ve taraftarlarına ithaf olunur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göl",
        "poet": "Yavuz Ergün",
        "poem": "\n\nGÖL\n\nVe biter bu yalnızlar da bir gün\nBir gün çıkılır o bitimsiz serinliğine denizlerin\nBir kuştur bölen uykumu geceleri\nBir gemi,bir güvercin ve sesin…\n\nKim bilir hangi denizlerde bir yelsin\nYokluğun işte hep çizilen duvarlara\nYokluğun ve yalnızlık bu bitmez türkümüzdür\nBir gemi eski bir kuş ve sesin…\n\nUyanır uykusunda bir kadın bir ay çıkar\nBir adam boğulur düşüncesinde yalnızlığın\nBir gece uzar durmadan sessizliğe\nBir gemi gider eski bir kuş ve sesin…\n\nVe sonra eskiyen aylardan bir nisan\nBir yağmur başlarsa gecemiz ve yalnızlığımıza\nBir kuştur giden uzak dağlara doğru\nBir gemi gider,eski bir kuş ve sesin…\n\nHep martılar iner denizlere,eskir bir akşamın adı\nBirikir bir anlamsız hüzün yüzümüze\nBir adam eğilir bir gün dağlara doğru\nBir gemi gider, eski bir kuş ve yorgun sesin…\n\nKalır benden sonra salt, soluklarım bu sokaklarda\nKalır güldüğümüz akşamları uzun saçlarımızla\nBir adam yorgun gözleriyle bakar denize dağlardan\nBir gemi gider,bir martı,yokluğun ve sesin…\n\n                                                                         Yavuz Ergün-Beşiktaş-1963\n                                                                          Yelken Fikir Sanat Dergisi\n                                                                           Sayı: 80 Ekim 1963.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gol…Gol…Futbol…! ! ! - ViDEOLU Tiklayin izleyin",
        "poet": "Ramazan Kocapınar",
        "poem": "\n\nMerhaba Sevgili Dostlar! \n\nBu altta bulunan dizelerde ister istemez\nKendinzden birseyler bulacaginiza inaniyorum \nSayet fulbolu seviyor onunla ilgileniyorsaniz...\n\nBu dizelerin sesli ve Videolu formatini \nTürlü mac anlatimi takim marslari ve futbolumuza\nEmegi gecmis nice oyuncularimizin görüntüleriyle izleyebilirsiniz\n\nGizemlikartal yüregiyle FUTBAL' a bakis\n\nFUTBOLUN BiR OYUN OLDUGUNU UNUTMAYALIM SAKIN! \nOYUNLAR OYNANSIN AMA YALNIZCA DOSTLUK KAZANSIN! \n\nGOL...GOL...FUTBOL - 4 Bü yü kler (FB - GS - BJK - … - MyVideo\n\nGol…Gol…Futbol…! ! ! \n\nHaydi taraftar haydi, az sonra maç basliyor,\nKimisi yolu tutmus, alelacele stad`a kosuyor,\nDigeri çayini yudumlayip, ekrandan seyrediyor,\nTakimlar, oyuncular beraberce, santraya gidiyor,\nVe sonrasinda oyun baslatilarak, topa vuruluyor,\nKimi hakem ikili mücadele deyip, aldiris etmiyor,\nBazilari ise aninda tereddütsüz, o an faulu veriyor,\n\nOyunculardan biri söylece, hafiften iskalayiveriyor,\nÖbürü kötü niyetli, kasitli, kaval kemigini hedefliyor,\nTaraftar telasla kizip bagirmakta, sanki isyan ediyor,\nHakem var yalnizca uyariyor,O an bir ikazla yetiniyor,\nHakem var kararli, dinlemiyor, kirmizi kart gösteriyor,\n\nTaç, ofsayt, faul, derken birden köse vurusu veriliyor,\nitis kakis, çekismede,birisi hemen kafaya çikiveriyor,\niste O anki onca karmasada, top ise aglarla bulusuyor,\nTaraftar nese içinde, sevinçli, hepten sevince boguluyor,\nDiger karsi tarafsa hüzünlü, üzüntülere, hüsrana ugruyor,\nVe hep bir agizdan sunlar siralanip, söyle deniyor…! ! ! \n\nGol...  Gol... Gol...! ! ! \nTaraftar bunu bilip, bunu söylüyor,\nFener.... Gol…Gol…Gol…! ! ! \nTek hedefse gol, herkes onu istiyor,\nCimbom.. Gol…Gol…Gol…! ! ! \nBirbir goller atiliyor, taraftar cosuyor,\nKartal.... Gol…Gol…Gol…! ! ! \nTaraftar costukça, takim moral buluyor,\nTrabzon ….Gol…Gol…Gol…! ! ! \n\nFutbol bizim eglencemiz, vazgeçilmez keyfimiz,\nBir yasam tutkusudur, onunla yasamaktayiz biz,\nSari lacivert, sari kirmizi, siyah beyaz, renklerimiz,\nBordo mavi,  yesil beyaz, mavi  siyah, çesitlerimiz,\nOnlar bizim sevdiklerimiz, onlarla doludur liglerimiz,\n\nYat kalk, ye iç futbol, her türden  taraftar kimligimiz,\nHepten futbol olmaktadir, lafimiz, asimiz vede  isimiz,\nBitip tükenmeyen ask, aslinda futbol bizim benligimiz,\nBirlik olup kitlenmis, ulusca ona, futbola kenetlenmisiz,\nVe yine su sözlerle belirtilip, söyle siralanir istegimiz…! ! ! \n\nGol...  Gol... Gol...! ! ! \nTaraftar bunu bilip, bunu söylüyor,\nCimbom.. Gol…Gol…Gol…! ! ! \nTek hedefse gol, herkes onu istiyor,\nFener.... Gol…Gol…Gol…! ! ! \nBirbir goller atiliyor, taraftar cosuyor,\nKartal.... Gol…Gol…Gol…! ! ! \nTaraftar costukça, takim moral buluyor,\nTrabzon ….Gol…Gol…Gol…! ! ! \n\nBir sezon böyle gelip geçer, sezon sonu yaklasir,\nGünler saatler tükendikçe, kurnazliklar siralanir,\nBiri öbürüne çelme takip, aah nice ayaklar yapilir,\nSike tesvik bahanesiyle, emirlerle nice maçlar satilir,\nBazen hak etmese bile, birden kupa elden kaptirilir,\nHem sahada oyunda, hem disarida çokca goller atilir,\nKimi zaman isyan edilse bile, yinede sonuca katlanilir,\n\nSonra O an hemen  araya girer, birden bir hatiri sayilir,\nNice tartisma kizginlik öfke sonunda is tatliya baglanir,\nHer yil kupalar kaldirilir, Onu alan ise sampiyon sayilir,\nBazen hilleler olsada, çogu zaman alin teriyle kazanilir,\nTaraftarsa avutulur, liderlik rüyasindadir, onunla uyanir,\nSonra tekrar kendine gelinir, hepbir agizdan su haykirilir,\n\nGol...  Gol... Gol...! ! ! \nTaraftar bunu bilip, bunu söylüyor,\nKartal.... Gol…Gol…Gol…! ! ! \nTek hedefse gol, herkes onu istiyor,\nTrabzon ….Gol…Gol…Gol…! ! ! \nBirbir goller atiliyor, taraftar cosuyor\nCimbom.. Gol…Gol…Gol…! ! ! \nTaraftar costukça, takim moral buluyor,\nFener.... Gol…Gol…Gol…! ! ! \n\nOnlar bizim evlatlarimiz…Hepisi bizim bas tacimiz..! ! ! \nHer zaman yüreklerde onlar, herbiri gurur kaynagmiz…! ! ! \nTek tek ayri yerden gelseler bile, milli takim tasiyicilarimiz…! ! ! \nFazlada üzerlerine gitmeyin dostlar, onlar bizim canlarimiz…! ! ! \n\nEvet Dostlar…! ! ! \nBilinçli taraftar…temiz futbol…adaletli yönetim… tafafsiz federasyon temennisiyle…\nHEPiNiZE SEVGiLER…! ! ! \n\nYazan: Ramazan Kocapinar\n\nGizemlikartal \nSiiRLERiMiZ ve BiZ \nBiZiM SiiRLERiMiZ – BiZiM GÖNÜL SARAYIMIZ \n\nYeni SiiRLERiMiZi (Okuyup)       - (Dinleyip)       - (izlediniz)       ` mi eger sayet Cevabiniz HAYIR ise O zaman asagidaki WEB ADRESLERiNE bir göz atmanizi tavsiye ederiz...! ! ! \nGizemlikartal.....Ramazan Kocapinar....SEVGiLERLE \n\nRamazan Kocapinar tarafindan kaleme alnip yazilan (manzara resimli)       - okunan (mp3)       ve (Video)       görüntüleri hazirlanan Buram buram memleket kokan hasret, sevinç, özlem, sevda ve bazen de acilarla hüzün dolu olan duygu yüklü SiiRLER... \nWEB ADRESLERiMiZ \n\nYAZI- RESiM - SES- ViDEO formatinda SiiRLERiMiZ \n\nwww.antoloji.com/Ramazan_Kocapinar \n\nVeya \nburadan tüm yapitlarimiza ulasabilirsiniz\nViDEO GÖRÜNTÜLÜ Kendi SiiRLERiMiZ ve ünlü SAiR´lerin en GÜZEL SiiR´lerine kendi hazirladigimiz Video Klipleri …KENDi TASARIMIMIZ KURAN-I KERiM sesli meal anlatimli  ve Billur seslerin  iLAHi ViDEOLARI   web sitemiz asagidaki adreste… \n\nwww.youtube.com/gizemlikartal1903\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölbaşlarında Hüzün",
        "poet": "Ahmet Tevfik Ozan",
        "poem": "\n\nHasta bedenlere şifa,dağıtırken; sessizce.. \nEyvah! ..Gölbaşları'nda çiçekler soldu gitti \nDualar dökülürken,hasta dudaklarından.. \nGüneş, Cennet'ten doğdu; bir güzel RÜYA bitti!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gol",
        "poet": "Fikret Gürsoy",
        "poem": "\n\nTop kaleye varınca, insanlar hep ağızdan bağırırlar goool\nNecip Fazıl derki; ey insanlar doğru oool\nİşte bu tercihte, insanlar hep seni seçer gol\nNedense, O üstada kulak vermezler, ol\n\nGol olunca, silahlar patlar, camlar çatlar\nİnsanların öfkesi, hep katlar\nTakımlar, taraftarlarını saklar\nCanlara kıymak için, silahlar patlar\n\nGol yenince, nedense karnım doymaz\nYenilenler, hanımını eve koymaz\nHırsızlar, O gün korkularından, evleri soymaz\nÇalışın ey arkadaşlar, maç, top, gol, karın doyurmaz\n\nGol ile geldi sevinç\nBu hurdayı kaldır vinç\nGeometride, kıymetlidir inç\nGolsüz, olur mu? Dünya ey sevinç\n\n23.02.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gol…Goool…Futbol…! ! ! - ViDEOLU - (Sosyal - Toplumsal Şiir)",
        "poet": "Ramazan Kocapinar",
        "poem": "\n\nMerhaba Sevgili Dostlar! \n\nBu altta bulunan dizelerde ister istemez\nKendinzden birseyler bulacaginiza inaniyorum \nSayet fulbolu seviyor onunla ilgileniyorsaniz...\n\nBu dizelerin sesli ve Videolu formatini \nTürlü mac anlatimi takim marslari ve futbolumuza\nEmegi gecmis nice oyuncularimizin görüntüleriyle izleyebilirsiniz\n\nFUTBOLUN BiR OYUN OLDUGUNU UNUTMAYALIM SAKIN! \nOYUNLAR OYNANSIN AMA YALNIZCA DOSTLUK KAZANSIN! \n\nGOL...GOL...FUTBOL - 4 Bü yü kler (FB - GS - BJK - … - MyVideo\n\nGol…Gol…Futbol…! ! ! \n\nHaydi taraftar haydi, az sonra maç başlıyor,\nKimisi yolu tutmuş, alelacele stad`a koşuyor,\nDiğeri çayını yudumlayıp, ekrandan seyrediyor,\nTakımlar, oyuncular beraberce, santraya gidiyor,\nVe sonrasında oyun başlatılarak, topa vuruluyor,\nKimi hakem ikili mücadele deyip, aldırış etmiyor,\nBazıları ise anında tereddütsüz, o an faulu veriyor,\n\nOyunculardan biri şöylece, hafiften ıskalayıveriyor,\nÖbürü kötü niyetli, kasıtlı, kaval kemiğini hedefliyor,\nTaraftar telaşla kızıp bağırmakta, sanki isyan ediyor,\nHakem var yalnızca uyarıyor,O an bir ikazla yetiniyor,\nHakem var kararlı, dinlemiyor, kırmızı kart gösteriyor,\n\nTaç, ofsayt, faul, derken birden köşe vuruşu veriliyor,\nitiş kakış, çekişmede,birisi hemen kafaya çıkıveriyor,\nişte O anki onca karmaşada, top ise ağlarla buluşuyor,\nTaraftar neşe içinde, sevinçli, hepten sevince boğuluyor,\nDiğer karşı tarafsa hüzünlü, üzüntülere, hüsrana uğruyor,\nVe hep bir ağızdan şunlar sıralanıp, şöyle deniyor…! ! ! \n\nGol...  Gol... Gol...! ! ! \nTaraftar bunu bilip, bunu söylüyor,\nFener.... Gol…Gol…Gol…! ! ! \nTek hedefse gol, herkes onu istiyor,\nCimbom.. Gol…Gol…Gol…! ! ! \nBirbir goller atılıyor, taraftar coşuyor,\nKartal.... Gol…Gol…Gol…! ! ! \nTaraftar coştukça, takım moral buluyor,\nTrabzon ….Gol…Gol…Gol…! ! ! \n\nFutbol bizim eğlencemiz, vazgeçilmez keyfimiz,\nBir yaşam tutkusudur, onunla yaşamaktayız biz,\nSarı lacivert, sarı kırmızı, siyah beyaz, renklerimiz,\nBordo mavi,  yeşil beyaz, mavi  siyah, çeşitlerimiz,\nOnlar bizim sevdiklerimiz, onlarla doludur liglerimiz,\n\nYat kalk, ye iç futbol, her türden  taraftar kimliğimiz,\nHepten futbol olmaktadır, lafımız, aşımız vede  işimiz,\nBitip tükenmeyen aşk, aslında futbol bizim benliğimiz,\nBirlik olup kitlenmiş, ulusca ona, futbola kenetlenmişiz,\nVe yine şu sözlerle belirtilip, şöyle sıralanır isteğimiz…! ! ! \n\nGol...  Gol... Gol...! ! ! \nTaraftar bunu bilip, bunu söylüyor,\nCimbom.. Gol…Gol…Gol…! ! ! \nTek hedefse gol, herkes onu istiyor,\nFener.... Gol…Gol…Gol…! ! ! \nBirbir goller atılıyor, taraftar coşuyor,\nKartal.... Gol…Gol…Gol…! ! ! \nTaraftar coştukça, takım moral buluyor,\nTrabzon ….Gol…Gol…Gol…! ! ! \n\nBir sezon böyle gelip geçer, sezon sonu yaklaşır,\nGünler saatler tükendikçe, kurnazlıklar sıralanır,\nBiri öbürüne çelme takıp, aah nice ayaklar yapılır,\nŞike teşvik bahanesiyle, emirlerle nice maçlar satılır,\nBazen hak etmese bile, birden kupa elden kaptırılır,\nHem sahada oyunda, hem dışarıda çokca goller atılır,\nKimi zaman isyan edilse bile, yinede sonuca katlanılır,\n\nSonra O an hemen  araya girer, birden bir hatırı sayılır,\nNice tartışma kızgınlık öfke sonunda iş tatlıya bağlanır,\nHer yıl kupalar kaldırılır, Onu alan ise şampiyon sayılır,\nBazen hilleler olsada, çoğu zaman alın teriyle kazanılır,\nTaraftarsa avutulur, liderlik rüyasındadır, onunla uyanır,\nSonra tekrar kendine gelinir, hepbir ağızdan şu haykırılır,\n\nGol...  Gol... Gol...! ! ! \nTaraftar bunu bilip, bunu söylüyor,\nKartal.... Gol…Gol…Gol…! ! ! \nTek hedefse gol, herkes onu istiyor,\nTrabzon ….Gol…Gol…Gol…! ! ! \nBirbir goller atılıyor, taraftar coşuyor\nCimbom.. Gol…Gol…Gol…! ! ! \nTaraftar coştukça, takım moral buluyor,\nFener.... Gol…Gol…Gol…! ! ! \n\nOnlar bizim evlatlarımız…Hepisi bizim baş tacımız..! ! ! \nHer zaman yüreklerde onlar, herbiri gurur kaynağmız…! ! ! \nTek tek ayrı yerden gelseler bile, milli takım taşıyıcılarımız…! ! ! \nFazlada üzerlerine gitmeyin dostlar, onlar bizim canlarımız…! ! ! \n\nEvet Dostlar…! ! ! \nBilinçli taraftar…temiz futbol…adaletli yönetim… tafafsız federasyon temennisiyle…\nHEPiNiZE SEVGiLER…! ! ! \n\nYazan: Ramazan Kocapınar\n\nGizemlikartal \nŞiiRLERiMiZ ve BiZ \nBiZiM ŞiiRLERiMiZ – BiZiM GÖNÜL SARAYIMIZ \n\nYeni ŞiiRLERiMiZi (Okuyup)       - (Dinleyip)       - (izlediniz)       ` mi eğer şayet Cevabınız HAYIR ise O zaman aşağıdaki WEB ADRESLERiNE bir göz atmanızı tavsiye ederiz...! ! ! \nGizemlikartal.....Ramazan Kocapınar....SEVGiLERLE \n\nRamazan Kocapınar tarafından kaleme alnıp yazılan (manzara resimli)       - okunan (mp3)       ve (Video)       görüntüleri hazırlanan Buram buram memleket kokan hasret, sevinç, özlem, sevda ve bazen de acılarla hüzün dolu olan duygu yüklü ŞiiRLER... \nWEB ADRESLERiMiZ \n\nYAZI- RESiM - SES- ViDEO formatında ŞiiRLERiMiZ \n\nwww.antoloji.com/Ramazan_Kocapinar \n\nVeya \nburadan tüm yapıtlarımıza ulaşabilirsiniz\nViDEO GÖRÜNTÜLÜ Kendi ŞiiRLERiMiZ ve ünlü ŞAiR´lerin en GÜZEL ŞiiR´lerine kendi hazırladığımız Video Klipleri …KENDi TASARIMIMIZ KURAN-I KERiM sesli meal anlatımlı  ve Billur seslerin  iLAHi ViDEOLARI   web sitemiz aşağıdaki adreste… \n\nwww.youtube.com/gizemlikartal1903\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölde Beyaz Güller",
        "poet": "Çiğdem Çakır",
        "poem": "\n\nBeyaz güllerimle\nBuseler verdim\nHeyecan  sıcaklığını\nBedenimdeki\nYağmurlu akşamları\nKattım\nSevda gölüne,\nBurada\nDolunay girince\nGözlerine,\nHisset yüreğimi.\n\n(Aksaray / 19 Nisan 2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölcük",
        "poet": "Halenur Kor",
        "poem": "\n\nBir zaman dağında çiçekler vardı,\nEteği yemyeşil, tepesi kardı.\nCıvıldaşıp yüksek uçardı kuşlar,\nOraları şimdi gam, kasvet sardı.\n\nBir ağıttır yükseliyor ovada,\nDua eden eller yine havada.\nYıkılmış minârem, ezanı susmuş,\nAna, yavru yok artık bu yuvada.\n\nGece avuç avuç serpiyor hüzün,\nGöçtü kuşlar daha gelmeden güzün,\nYaşanmamış sanki, olmamış mâzin,\nİnliyor dağların bak nasıl hazin.\n\nGölcük kuşlarının kanadı kırık,\nDikeni kalbinde, yakar ayrılık.\nDallarına kör baykuşlar tünemiş,\nGözden kalbe akar yaş, ılık ılık.\n\nGün batınca elem yüreği sarar,\nGözler ıssız çölde bir serap arar.\nYârabbim sendendir bu acı karar,\nZaman bir gün olur, yarayı sarar.\n\nAcıların debreştiği geceler,\nYâr adını hazin hazin heceler.\nGözde fer yok.dil lâl olmuş, niceler,\nDipsiz kuyulara düşmüş gibisin...\n\nHâlenur Kor (29 Ekim 1999)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölcük",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nSenin o harika güzelliğin \nAğaçlar yeşilliğini vermiş senin rengine \nÇiçekler ayrı güzellik katıyor güzelliğine \nHer zaman burada olmalıydım \nHer baharda yemyeşil ağaçlar altında\nRüzgar olup esmeliydim yapraklarına \nSeni güneş gibi ben ısıtmalıydım \nAyaklarımı sarmalıydım soğuk sularına \nSen gölcüksün ismin küçük ama \nNilüfer yaprağı ayrı güzellik veriyor kıyılarına \nBen sevdalandım  gölcüğüm kalpten sana \nBir Cuma günü ikindi zamanı \nSende ateşin sıcaklığı bile farklı \nBütün güzellikleri rabbim vermiş sana\n\nHalil ÇOLAK 28.04.2009\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölge",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nSeni \ntakip\nedemez oldum.\nGölgeni takip \netmekten.\nGeldiğim\nyere\ngeri döndüm.\nGüneşin\nyönü değiştiği\ngün.............\n\n                    04.08.11/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölde Gurub",
        "poet": "Nazmi Öner",
        "poem": "\n\nBenzemez hiçbir güzellik bu dünyada \nDoğal da olsa, yapay da olsa \nBenzemez Karakent semalarından \nBurdur Gölüne düşen bir guruba \n\nSanki bir resim yarışmasıdır\nBaşlar gurubun belirmesiyle batı ufuklarında\nVe sanki dünyanın tüm ressamları yarışır \nBurdur’da, her akşamüstü günbatımında\n\nKapan gelir,  fırçasını, paletini kalemini\nGelir en güzeli yaratmaya \nGöğün bir renk armonisi olarak dolaştığı\nBerrak, mavi sularda. \n\nSonra düşer gurup tüm güzelliğiyle\nDüşer sanki mavi bir galeride sergiye\nVe boğulur serin sularda\nBoğulur, esrik bir gül pembe\n\nİşte o anda tüm yarışmacı ressamlar, \nTutup elbirliğiyle, tutup hep birlikte \nHiç duraksamadan dalarlar \nGurubu kurtarmak için göle \n\nSonra göl yıkayıp gurubu \nYansıtırken yeniden göğe \nTanıktır her akşamüstü Burdurlular \nBu gizemli güzellik alışverişine. \n\n31.09.2005 Burdur\n\n'Amsterdam Şiir Gibi Şehir' den\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göl Sineması",
        "poet": "Ahmet Karaoğlu",
        "poem": "\n\nSes sanatçılarının beyaz perde için, film yaptıklarının moda olduğu yıllardı. Erzurum Göl sinemasında günlerdir seyirci rekorunun kırıldığı ve ses sanatçısı Ferdi Tayfur’un baş rolünü oynadığı ‘Derbeder’ adlı filmine, günler sonra nihayet girebilmiştik. Sinemanın yaklaşık dört yüz kişilik salonu tıklım, tıklım doluydu. Büyük bir sessizlik ve dikkatle film izleniyordu. Ara, ara hıçkırıklar da duyula biliniyordu. Çiftlik ağasının kızına sevdalanan sanatçı, ağa tarafından küçümsenir ve eziyet edilirdi. Zengin şehirliye sevdiğinin verileceğini duyan sanatçı, kendini dağıtır. Çöllere düşer. Tam çöllerin ortasında iken, Ferdi Tayfur; Filme konu olan ‘Derbeder’ adlı şarkısına asıldığında, çıt çıkmayan sinemada; bellikli sevdalı, birazda alkollü olan dadaşım, koltuğundan doğrulur. Güçlü bir nara ile:”Ulaaannn… Seveni, sevene vermeyenin… İ…i…i Demesiyle hıçkırık ve sessizliğin yerine birden gülümsemeler oluşmuştu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "***Gölge***",
        "poet": "Ali Bölükbaşı",
        "poem": "\n\nİşte...ben her zaman böyleyim,\nKötülük yok içimde mertce söyleyeyim,\nGönlümü çiceklere denizlere vereyim,\nBen kendi yolumu kendim çizeyim.\n\nGölge etme bir şey istemem senden,\nHayat acımasızca vurdu belimden,\nDostlarım tuttu zor günde elimden,\nKim götürdü ki  öte dünyaya mülkünden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölde akşam",
        "poet": "Fahreddin Arslan",
        "poem": "\n\nUzun gölgeler gezinmekte, belki sürünmekte,\nGüneş henüz batıyor, parlak renkler ezilmekte.\n\nAğaçların ardından yükselen  ay, belirsizce,\nSarı mı, kızıl mı, siyah mı, ışıklar kimliksizce.\n\nRüzgar melodisi; sular sarhoşça raksediyor,\nGece rengi gözler kıyılarda göle aksediyor.\n\nSanki çıplak ayaklarla gezinen gölde bir gölge,\nHayalin gibi vaki; halkalarla, bir kesif bölge.\n\nAy, gölde aşikar. göl  gecede. gece gözlerde; \nVe kurşun gibi etekler iştiyakla dizlerde.\n\nAmaçsız adımlardan vaki halkalar kimsesiz,\nAğır bir hüznü taşımakta ne kadar  isteksiz.\n\nÖlüme uyanmakta derin sular; buz kesildi,\nBir derin teessürle gözlere, gece çekildi.\n\nAhenkli bir akışta  güneş, yaktı  narımızı,\nArtık bakışlar ıslak, bakışlar, siyahta kırmızı.\n\nBir daha kavuşmayacak sevgililerin vedası,\nTitrek dudaklarda aşkın fısıltıyla sadası.\n\nGözler ve kaşlar siyah, saçlar siyah, birde gece,\nVakur bir arzunun ifadesi, bakışlar  serince.\n\nUyanmaya razı olmayacağım rüyada seyyah,\nSerin ve sessiz gece; ürperten hayallerle siyah.\n\nBakışlar... ah o bakışlar, gölde bir girdap gibi,\nHayata son veren tutkuyu içine çekmek gibi.\n\nFail telaşlı; sevda cinayetinde sudaki iz,\nBelki  bu romantik akşamlar, bizim katilimiz.\n\nKan sızıyor gölde, yaralı ve sevdalı bir gül,\nAkşamda olsa; siyahta olsa, yeter ki bir gül.\n\nUfukta kırmızı var, can veren birkaç şua eyvah,\nAteşle su; aşk ve nefret gibi; kızıl ve siyah.\n\n1987-Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölge",
        "poet": "Ali Uğurlu",
        "poem": "\n\nKaranlık  gecelerimin  mehtabısın  ışığısın.\nIşığısın  göç  edeceğim  yerlerin.\nYıpranmış  gönlümün  aşığısın.\nIşığısın ömrümün son  demlerinin.\n\nNe  zaman  seni  arasam  yanı  başımdasın.\nYanı  başımdasın  dert  ortağımsın.\nHavamda  suyumda  aşımdasın.\nHayatımın  yaşantımın  katığısın.\nSen  benim  yüreğimin  batığısın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölge",
        "poet": "Ayşe Tural",
        "poem": "\n\nDerdimiz\nYemek, içmek, eğlenmek\nBaşka kaygımız yok\nAra sıra ölümler de olmasa\nYaşamımıza hiç gölge düşmeyecek....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölge",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nGidiyorsun bu akşam, vakit tamam öyle mi? \nGit bakalım görmeden bu perişan halimi,\nElveda diyemem ki, çıkıp karşına son kez,\nÇiğneyip geç bilmeden, yola düşen gölgemi.\n\n7 Aralık 1988-Çarşamba / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölge",
        "poet": "Zekeriye Tek",
        "poem": "\n\nIşık olmadan gölge olmaz.\nHiçbir gölge yerinde durmaz.\n\nŞair: zekeriye Tek\n21 ocak 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölge",
        "poet": "Altay Taşkın",
        "poem": "\n\nsabahı kucaklayan kollar\nneredesiniz öğleyin\ngüneşin dikliğine isyan\ngölge yaşamayı unutmuş\nsomutu yansıtamamanın\nezikliği içinde\nsabah güneş gülümsemeden\nsoyutluğunu koruyan gölge\nhep var kendince\ngörünür güneş gülünce\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölge Düşüremem Ben Size",
        "poet": "Navruz Kaplan",
        "poem": "\n\nGölge düşüremem ben size orada\nBurda ben rahatım siz rahat olun\nYanlış yapmam zanet kendimsin \nSizi kayıp etmekten korkarım ben\n\nParayınan satamam gururu asla\nBu yanlış olur asla yapamam\nAğzıma kurşun dayasan benim\nYaşıyorsam sayenide yetiyor\n\nBen buyum bana babam öyreti\nParana sen bakma kururun kalsın\nBir gün seni taşıyacak o gurur\nTaviz vermem gururumdan ben asla\n\nBabam bana koymuş bu adı neden\nBabamın sözü silinmez noter\nGurur duydum ben babamdan hatra\nOğluma bıraktım gururu m  ölmez\n\nŞikayet istemem borcum yok benim \nVarsa gelsin alcağı kim varsa alsın\nUnutmam bena babamı nasıyat verdi\nOğlum sen sen ol gururu ezme\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölge",
        "poet": "Doğan Ümit Aksel",
        "poem": "\n\nSabahleyin evinin akşam okul önünde\nKoştum peşinden sana sevgimi açamadım\nEn yakın bildiklerim anlayamadı beni\nSevgini yüreğimde bir sır gibi sakladım\n\nSönmeyen volkanlar tutuşturdun yüreğim de\nSenin tatlı sevgine yıllar yılı susadım\nUzattım ellerimi sana hep umutlarla\nNe kadar istesem de bir türlü tutamadım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölge Etme",
        "poet": "Sezen Aksu",
        "poem": "\n\nKimselere inancım kalmadı benim\nDost bilip sevdiklerimden el aman dedim\nBeni benden alıp da gidenler arasında\nEn büyük ızdırabı çektiren sendin \n\nBeni benden alıp da gidenler arasında\nEn büyük ızdırabı çektiren sendin \nBen gönlünün sultanı başının tacı\nSense kahraman aşık usta yalancı\nŞimdi geride kaldı sen ve senin gibiler\nVe yalan dostlukların verdiği acı\n\nŞimdi geride kaldı sen ve senin gibiler\nVe yalan dostlukların verdiği acı\n\nHaydi artık çek git yoluna bıkmışım dertten\nGölge etme başka ihsan istemem senden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölge Boyu",
        "poet": "Barış Akm",
        "poem": "\n\nBeklemiyordum zaten\nSiyah-gül gözlü günden sonra\nGüldürür diye geceyide\nNerede görülmüş? \nGünü gülmeyende güldüren gece\n\nBilinmez kimi yüzlerde\nBir tebessüm nasıl durur orada\nHanidir sürgünüm gülmekten çöllere\nBir satır bin kahır kalemin ucunda\nGönül avunsun can cehenneme\n\nBakmayın sokaklarda dolaştığıma\nO kaldırım senin bu kaldırım benim kış gününde\nBir köpek tasması kiminin elinde\nKimi sağlık için yürüyüşte\nDertlerimi gezdiriyorum bende\n\nGenci, orta yaşlısı çiftler koşuyor bazende\nEller elde, gözler gözde ve kimi dudak dudağa\nBen eskiden olduğu gibi gölgemin kolunda\nBoyuna bakıyorum saat yerine\nUzadıkça biliyorum dem zamanı yakında\nEcel gibi oluyor pencere boyuna vardığında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölge Eylemci: Mücadeleye Başlamak",
        "poet": "Şair Berzan",
        "poem": "\n\nBu köşe yazısı No Compromise’den bağımsız olarak üretildi. Tamamen eğlence, eğitimsel ve diğer legal amaçlar için planlanmıştır. Herhangi bir kişiyi illegal eylemler yapmaya cesaret ettirmeyi amaçlamaz. No Compromise, yönlendirme komitesi, gönüllü çalışanı, ve diğer katkıda bulunanlar herhangi bu tarz bir eylem için sorumluluk üstlenmez.\n\nKişi A.L.F.e nasıl katılır? \n\nBasitçe kişi A.L.F. eylemleri yaparak A.L.F.e katılır. Resmi bir üyelik yok. A.L.F.e uygun olan eylemler yaprak isteyen üye olabilir. Yönergeler:\n\n* Hayvanları sömürüldükleri yerlerden (örneğin; laboratuarlar, fabrika çiftlikleri, kürk çiftlikleri, vs)   özgürleştirmek ve onları ıstıraptan uzak, kendi doğal yaşamlarını yaşayabilecekleri iyi yuvalara yerleştirmek.\n* Hayvanların ıstırabından ve sömürülmesinden kat elde edenlere ekonomik zarar vermek.\n* Şiddetsiz doğrudan eylemler ve özgürleştirmeler gerçekleştirerek, kilitli kapalı ardında hayvanlara karşı işlenen dehşet ve iğrençliği açığa vurmak.\n* Herhangi bir insan veya hayvanı yaralamamak ve incitmemek için bütün zorunlu önlemleri almak.\n\nKişiler “No Compromise” dergisine A.L.F.e nasıl katılacaklarını veya diğer eylemcileri soran mailler atmamalılar. Bu sadece telefon hatlarına giren, mailleri okuyan, vs. yasa uygulayıcı ajanları alarma geçirecektir. Bir A.L.F. eylemcisi genellikle kendi başına veya kendisini hayvan kurtuluşuna adamış olduğunda zerre şüphe olmadığını ispatlamış küçük çekirdek bir grup ile eylemlerle başlar. Genellikle, birkaç yıldır bilinen eylemci insanlardır. A.L.F.ten söz edildiğinde sessiz duramayan veya eylem yapmış olabilenler hakkında tahminlerde bulunmaktan hoşlanan insanlar önlenmelidir. A.L.F. üyelerinin daha önce çok iyi tanımadıkları biriyle yakınlaşmalarının gerekli olduğunu hissettikleri nadir durumlarda, hayvan haklarıyla ilgili olmayan konuları tartışarak, dürüstlüğe, samimiyete, ve yumuşak-sözlülüğe bakarak, kişi ile kapsamlı bir zaman geçirmeleri hayati olur. Çoğu eylemci, kişinin yasadışı doğrudan eylemin yasal sonuçları için ciddi bir kavrayışa ve sağlıklı bir kaygıya sahip olduğu, şu ana kadar böyle kaygılarca caymadığı belirtisini aramalıdırlar.\n\nYeni A.L.F. eylemcilerinin üzerinde düşünmesi gerektiği güvenlik önlemleri nelerdir? \n\nEn başta, A.L.F. eylemleri için herhangi ve tüm planlar şahsen yapılır. Asla telefonda, bilgisayarda, kişinin kendi evinde, veya diğer eylemcilerin evlerinde tartışılmaz. Onun yerine, A.L.F. üyeleri yarım yamalak kalan herhangi bir şeyi tartışmak istediklerinde yürüyüşe çıkarlar, ve filmlerde göreceğinize benzer casuslukla ilgili şüpheli davranışlardan sakınmak için dikkatlidirler.\n\nDikkatli planlama, çok titiz keşif, ve güvenlik önlemleri ile, A.L.F. eylemcileri yakalanma risklerini minimuma indirebilirler. Deneyimli aktivist kendi sezgisel tehlike duyusuna inanmanın öneminin farkındadır, kalıplardan sakınarak (sadece hafta sonları saldırmak gibi) , dost savaşçılara saygı göstererek, ve aktivistlerin hapishaneye uğramasının hayvanlara zorla verilen acıyla karşılaştırıldığında hiçbir şey olduğunu hatırlayarak.\n\nA.L.F. eylemleri kişinin evine yakın yapılabilir mi? \n\nGizli eylemciler bilinen eylemciler olduklarından şüpheli olabildikleri alanlarda hareket etmeme öneminin genellikle farkındadırlar. Kişinin kendi şehri dışındaki eylemlerde yer alması sık sık tercih edilir. A.L.F. eylemindeki ilk şüpheliler her zaman militan hayvan kurtuluş hareketiyle bağlantılı veya daha önce tutukluluğu bulunan yerel hayvan hakları eylemcileridir.\n\nEğer bir A.L.F. üyesi şehirde yaşıyorsa, olasılıkla farklı bir şehirde veya ülke dışında eylemlerde bulunuyor. Ve kesinlikle eylediği bölgedeki diğer eylemcileri ziyaret etmeye gitmiyor. Ne de yerel vejetaryen restoranında yemek yemeye gitmiyor (yiyeceğin ne kadar güzel olduğunun önemi yok) ! Ayrıca hedef bölgeden yeteri kadar uzaklıkta benzin almak ve kırık farlar veya tarihi geçmiş belgeler için kişinin aracını kontrol etmesi ve tanınan etiketler veya çıkartmaları sökmesi önemlidir (D.A.R.E. etiketler veya “Yerel Şerifinizi destekleyin” çıkartmaları zarar vermese bile) .\n\nEğer bir A.L.F. hücresi eylem yapıyor, ve bir kürk çiftçisi veya polis üyelerden birini yakalıyorsa, diğer hücre üyeleri ne yapmalıdır? \n\nBir eylemden önce A.L.F. hücresinin yaptığı en önemli tartışmalardan biri yakalanma olursa ne yapılacağıdır. Diğer hücre üyelerinin destekleyeceklerini ve onlar yakalandığında ilgileneceklerini temin etmemiş olan her hangi biriyle yasadışı bir etkinliğe asla girmeyin. Hiç kimse, hiçbir zaman yakalanmayacağınız garantisini veremez, ve yoldaş aktivistlere “hiçbir tutuklanma ihtimalinin olmadığını” söylemekten kaçının. Böyle ifadeler yakalanmaya kadar gidebilen tehlikeli yanlış güvenlik duyguları inşa eder.\n\nYakalanıldığı zaman legal ve manevi destek sözünden başka, hücre üyeleri bir eylem yapmadan önce yasa uygulayıcıları ve güvenlik kuvvetleriyle karşılaşılması durumuyla nasıl başa çıkacaklarını tartışmalıdır. Hücre üyeleri bu insanların silahlı olacaklarını farz etmelidir ve genellikle kanun onların tarafındadır, kaba kuvvet kullanacaklardır. Dövüş sporlarında deneyimli olsanız bile, sakatlanma riski birden bire artar. Bazı A.L.F. hücrelerinin kendilerini savunmaları için biber spreyi ve sersemletici silahlar taşıdığını duydum, fakat bunların kesinlikle birini yenilmez yapmaz.\n\n1940larda, Nazi işgaline karşı Fransız Direnişi Almanlar tarafından “Nuh’un Gemisi” olarak adlandırıldı, esir edilmiş direniş savaşçılarının birbirlerini işkencelerde bile yalnızca hayvan kod isimleri sayesinde tanıyabildiklerinden. Direniş hücreleri, A.L.F. gibi bilinmesi gerektiği kadar temelinde işlediler. Çoğu zaman, Fransız direniş savaşçılar Nazi-kontrol bölgesindeki gizli güvenli evlere seyahat edeceklerdi, sadece sürüklenerek götürülmüş dost ajanlarını görmek için.\n\nBu zamanlarda, direniş savaşçılarına göz bile kırpmadan yürümeye devam etmeleri öğretilmiştir, çünkü onları kurtarmaya çalışmak için meyvesiz bir çaba ile hiçbir şey elde edilemez (tabii ki başka bir savaşçının düşmesi dışında) . Stratejik olarak, bir üye yakalandığında, bireyin serbest kalmasını sağlamak için kendilerinin yakalanma riskini almaması gerektiği kabul edilmiştir. Eğer bir üyenin ayak bileği burkulursa ve uzaklaşmak için bir yardımcıya ihtiyacı olursa bu tek şeydir, fakat bir hücre üyesi fiziksel olarak zaptedildiyse veya silah atış noktasındaysa, o zaman diğer hücre üyelerinin kaçışını garanti etmesi için hasar kontrolü yapması gerekir.\n\nElbette, burası duygusal düşünüşün sık sık mantıksal düşünceyi bastırdığı yerdir. A.L.F. üyeleri sevdikleri birinin acı içinde olduğuna şahit olduklarında zordur, eğer imkansız ve övgüye değer değilse, onlara yardım etmeyi denemeyin. A.L.F. üyeleri hangisinin daha sonuç getirdiğini düşünmek zorundalar, düşünün: yoldaşları ile hapishaneye gitmek, veya onların şerefine hayvan kurtuluş eylemlerine devam ederek onlar için sevgilerini ve dayanışmalarını ispatlamak.\n\nA.L.F. eylemcileri iyi fiziksel kondisyonda kalmaya çabalarlar, dikkatlice beklenmedik bir şekilde yer alması gereken olası planları tartışır, eylem sırasında dostları savaşçılardan ansızın bölünmüş olmaktan sakınır, ve A.L.F. üyelerinin yakalanmasının sadece kişisel bir kayıp olmadığını, hayvanlar için de bir kayıp olduğunu hatırlarlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölge Etme Başka İhsan İstemem!",
        "poet": "Hüseyin Güneş",
        "poem": "\n\nkıyıya tek tük vuran sarhoş balıklar kin kusuyor,\nzıpkınlarında ateşler yanan petrol yüklü tankerlere\nkarşıda alabora olmuş bir teknenin\nkıpraşır deniz üstünde kırmızı feneri\nekmeğiyle oynamışlar \nköprü üstünde oltacıların\ntaa odamın penceresinden gördüm\nkarşı cinslerin girip çıktığını, kız kulesine\nyağlı köpükler bulaşmış  potinlerime\nbeşiktaş iskelesinde bir adam denize düşmüş\niskele vermemişler\nadım başı bir meyhanenin\npis kokulaları bulaşıyor ayaklarıma\ngömüsüz mutlulukları\nbeyaz şarap tadında yudumlayanlar\nbi fırt bi fırt daha çekiyorlar sigaradan\nçemberimsi hayaller çiziliyor tavanda...\n\nöyle bir inme indirmişler ki boynuzlarına\nhasta ettiler Haliç' i \nbir çöp bidonunun dışına yayılmış çevre sevgisi...\naşkını ispat eden sevgililer\nparklar ve bahçeler müdürlüğünün\nbanklarına kazımışlar ' sen ve ben'i '\n\nişte böyle işleniyor\nserin gölge cinayetleri\n\ngölge etme\nbaşka ihsan istemem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölge de özgürlük",
        "poet": "Ali Orkaç",
        "poem": "\n\nBiri olma ya da birine ait olma eğilimini gösteren özgürlüğün sınırlandırılmış biçimi olarak tanımlanabilen gölgede özgürlük. \n\nGünümüz hayat koşollarında karşımıza çıkmakta. bu kavram insanımızı edilgen durumua düşürülerek başkasının üzerinde dilediği gibi renk dökme fırsatını doğurur. \nBu renk dökme kişinin kendi gölgesinde bıraktığı kişiyi ileride her türlü oyunu sergilemeyi kendisine uygun bulur.Gölgede kalan kişi ise kendi olmayı reddedip gölgeye ait olma özgürlüğünü kazanır ve aynı zamanda beşeriyetini gölgesinde kaldığı kişi adına kullanmak zorunda kalır. \n\nKişi her türlü eylemi gölge adına yaşar ve ait olduğu grup üyelerini de bu yöne doğru sevk eder. kişi gölgesinin altında yaşadığı insanın,özgürlüğüyle özgürdür. ve özgürlüğünü de onun adına kullanır. peki başkasının gölgesi altında kalan kişinin renk dökme becerisi tecelli bulur mu? ya da bulsa da ne kadar devam eder? \n\nBunu sorguladığımızda başkasının gölgesinde özgür olan kişi kısa vadeli çıkar elde etme yolundadır. \nKısa vadede gölgede kalıp hedefine ulaşma eğilimini gösteren kişi kısa vadede kişiliğine darbe indirir. toplum arasında dürüslüğü' renk dökme kişilik' diye bilinip bu tip insana pek itibar edilmez. \n\nİkinci bir gölgede kalma kişi vardır. o da başkasının gölgesinin altında kalıp yine kısa vadeli bir çıkar eğilimini gösterip ama gölgesinde kaldığı kişinin özgürlüğüyle özgür olmayan 'ben merkezli kişidir' bu tip insan toplumda 'türlü renk döken kişilik' diye tanımlanır. bu kişi toplumda güven yaratmayan kişidir. \nÜçüncüsü ve son kişilik ise kendisi olup özgürlüğünü başkasının gölgesi adına kullanmayan ama ondan yararlanan, uzun vadeli çıkarları gözeten kişiliktir. bu tür kişilik toplum arasında 'rengini döken kişi' diye bilinip ona göre değer biçilen ve ona güven verici telkinlerde bulunulan ve aynı zaman da kısa vadeli çıkarlarından mahrum kalan kişidir. \n\nBu üç kişilik,gölgede özgürlük arayanlar olarak tanımlanırken toplumda yer edindikleri konumuda belirlemiş olurlar. Nitekim çağlar boyu süre gelen ve aynı zamanda herkesin az çok yer edindiği gölgede özgürlük gerçeği, günümüzde hala devam etmektedir. \n\nFakat bu kavram ne yazık ki çoğu zamanlarda kişiyi buhranlara sürüklediği de oluyor.Diyojen'in ' gölge etme başka ihsan istemez' söylemi bu bağlamda kişi için gölgede özgürlük olmaz gerçeğini vurgular nitelikte.ve aynı zamanda insan hayatına olan olumsuz etkisini dile getiriyor. \n\nkişi belli bir çıkar gözetse de asıl hedeflediklerinin gerisinde kalır. çünkü bu tür bir ilişki anlık iletiden başka bir anlam ifade etmez. önemli olan sonucun kişi için nereye varmasıdır. \n\nlakin kişi gölgedeki özgürlük altında hak arayışından hak arama vasfından hapis olmuştur. O kişinin özgürlüğü gölgesinde yaşadığı insanın buyruklarıyla sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla hayat boyu gölgede yaşam olamayacağına göre hayat boyu birilerinin özgürlüğüyle de özgür olunamaz. \n\nÇünkü gölgede özgür olan kişi gölgesinin altında yaşadığı kişinin özgürlük sopası gibidir. gölge sahibi kişi, istediği zaman özgürlük sopasını başkasını sırtına indirebilir.yalnız sopasını vurduğu kişi incinmez aynı zamanda özgürlük sopası da incitir. \nbu anlamda gölgede özgürlük aramak kişi için: \nözgürlük,zaten kişiliğimin sakat tarafında yer alır' ifadesini kullanır. dolayısıyla gölgedeki kişi için özgürlük ' özü görmemek ve ama aynı zamanda kendini başkasında görmektir.' \n\n07 10 2005 \nAli ork...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÖLGE – haiku 154",
        "poet": "Ahmet Aksoy 2",
        "poem": "\n\nsinmiş gölgeye\nüstünde kedi uyur\nbir mezar taşı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölge  Oyunu",
        "poet": "Muzaffer Yıldırım",
        "poem": "\n\nGÖLGE OYUNU\n\nbana güneş düştü\ngölgem iki seksen yerde\ngölgeme güneş düştü\nhani gölgem nerde? \n\nalnıma güneş düştü\ngölgem arkada kaldı\nben aradan çekildim\ngölgemi korku aldı\n\ngüneş sağıma geçti\ngölgem düştü  soluma\ngüneş soldan vurdu\ngölgem girdi koluma\n\ngölgeme güneş düştü\ngölgem kayıp oldu\nsenin bu oyunun var ya\ngüneşe ayıp oldu\n\ndüştüm gölgemin peşine\nbakın hele şu güneşin işine!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölge Oyunu",
        "poet": "Muzaffer Yıldırım",
        "poem": "\n\nbana güneş düştü\ngölgem iki seksen yerde\ngölgeme güneş düştü\nhani gölgem nerde? \n\nalnıma güneş düştü\ngölgem arkada kaldı\nben aradan çekildim\ngölgemi korku aldı\n\ngüneş sağıma geçti\ngölgem düştü  soluma\ngüneş soldan vurdu\ngölgem girdi koluma\n\ngölgeme güneş düştü\ngölgem kayıp oldu\nsenin bu oyunun var ya\ngüneşe ayıp oldu\n\ndüştüm gölgemin peşine\nbakın hele şu güneşin işine!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgede Sevmek",
        "poet": "Sema Yontar",
        "poem": "\n\nDağ yamaçlarına varmadan\nİncecik kadife yapraklarıyla bir gül açtı\nSaydam acılarında\nAğır açılan kapıların\n\nKimseler bilmeden, \nFarketmeden hiç kimse\nSenin yüzüne değdi\nAvuçlarımdan esen rüzgar\nBenden yüreğimi aldı götürdü \n\nYorgun savaşçı sessizliği \nYüzümde açılan bu perde \nYılların saklı suskusu\nTüm gün eğilmeden sırtında taşıdığı\nKarıncanın düşüdür elimde kalan\n\nBurada değilsin, kaybolmuşsun\nYok gözlerinin serkeş ışığı\nBurada değil \nİnce ellerin esrik güzelliği \nve yıldızlar \nve dolunay \nkayıp\n\nSon adımından sonra \nNe kaldıysa ardından\nBir toz yüküydü, bir küçük beyaz tüy \nUçtu gitti savruldu\n\nBir daha hangi mevsimde döner gezgin kuşlar\nTüm zorluklara gererek kanatlarını\nSon uçuş bu artık son çığlık\nBıçak sırtında bekleyiştir yokluğun\nGölgemi kanatır sessizce\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgeler",
        "poet": "Tülay Bilgin",
        "poem": "\n\nAğustos da yanıyor zaman\nBir bulut durdu bakıyor yaman\n\nHa ağladı ha ağlayacak\nGün yağmuru, \nDökülüyor gözlerimden inan\n\nTemmuzun sıcağın da başaklar\nSararıp sararıp soluyor inan\n\nBir ağaç gölgesinde yılan\nDallarım da soluyor inan\n\nDört mesimi bir anda yaşar insan\nSıkıysa sarıl ona, kurur inan\n\nİnsan gölgesinde yaşar\nBulut gölgesini taşır\n\nAğaç gölgesin de ölür\nSen buna inan\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gölgeler",
        "poet": "Süheyla Dönmez",
        "poem": "\n\nTek başıma seyirdeyim karanlık bir gecede,\nÖnümde cisimsiz bir şey beni takipte…\nEv bacalarından süzülen kara dumanlardan; \nTeşekkül oldu siyah korkunç gölgeler.\n\nRuhumun sıkıntısı benzimi sararttı,\nEtrafımı çevreledi görünmez çehreler.\nBilinmeyen sır gibi işledi darbeler,\nNazar değdirdi bana siyah korkunç gölgeler.\n\nÖnümü kesti deli dolu sineler,\nHesap sorar gibi peşimde dolaştılar.\nIşık vurunca direkten, apansız kaçtılar.\nKorkuttular beni siyah korkunç gölgeler.\n\nKulaklarımı çınlattı doğanın gürültüsü,\nGözümü bürüdü siyahların örtüsü.\nTeker teker geçtiler yol bilmeyen sürüler,\nİşte onlar; siyah korkunç gölgeler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgeden Akan Işık (Eleştiri)",
        "poet": "Ali Akdemir",
        "poem": "\n\nG  Ö  L  G  E  D  E  N     A  K  A  N     I  Ş  I  K \n\n                          İ  B  R  A  H  İ  M     D  İ  Z  M  A  N \n\n                                         R  O  M  A  N\n\n\nZaten ‘Trabzon’ adı her zaman \naykırılıkların kenti olarak yerleşmişti\nbelleğine. Geçen yılları anımsadı.\n‘Bolşevikler, ittihatçılar, mandacılar…’\ndiye mırıldandı.  İbrahim Dizman\n\n     “Roman Dalı Başarı Ödülü” sahibi ‘Gölgeden Akan Işık’ın yazarı İbrahim Dizman, Trabzonlu Kuvayi Milliyeci Cemal’in imparatorluktan cumhuriyete geçiş yıllarında başından geçenler ve devinimlerini dile getirmiş.\n     Müdafai Hukuk Cemiyeti kendisine borç para vermeyen Osmanlı Bankası’ndan zorla borç para alma kararı alır. Bu işi yapma görevini de Cemal’e verir. Cemal arkadaşı Halil’le birlikte Osmanlı Bankası’nı soyar.\n     Cemal, Ulusal Kurtuluş Savaşı sonrası Trabzon milletvekili olarak meclise girer, tarım komisyonunda da görev alır. İstiklal Savaşı gazisi Cemal’in tekrar seçilip seçilememe kaygıları ve devinimleri anlatılıyor.\n     O dönemin siyasi polemikleri ve çatışmaları daha belirgin kutupluluk yaratılarak ilgi çekici hâle getirilebilirdi. Saklanmak ister gibi bir izlenim verilmiş. Öyküler zaman ve mekâna yayılarak sürekli bir devinim yaratıldığı söylenebilir. Sıkça geriye dönüş tekniğinden yararlanılmış. Romanın sağlam, gerçekçi bir kurgusu var. Romana nesnellik sağlamak ve canlılık kazandırmak için yapılan diyaloglar yüzde yirmi üçte kalmış, düşük bir oran. Sayfada ortalama 3.2 paragraf yapılmış. \n     Dizman, ‘Kültür Bakanlığı Yayınları’ arasından çıkardığı romanında sanatsal, temiz bir dil yakalamış. Yenilikçi, çağdaş bir dil. Düzyazıyı kuyumcu titizliğiyle şiir gibi nakışlarken, sözcüklere mecaz anlamlar katıp imge iklimi yaratmış.\n     Yaşadığı toprakların nabzını iyi tutan Dizman’ın karakter betimlemeleri zayıf kaldığı için romanla anılacak güçlü kahramanlar yarattığı söylenemez.\n    ‘Gölgeden Akan Irmak’ı edebiyat katına yükseltmeye çalışan Dizman, sözcüklerin mutlu olduğu güzel, parıltılı cümleler kurmuş. ‘Her şeyin evveli laftır; fikirdir.’ (s.277)  ‘Kadehlerde bir ışık demeti gibi yanan altın renkli sıvı, şimdi damarlarındaki coşkuyu ateşleyecek, geceye neşe katacaktı.’ (s.179)  ‘Bu damardan ışıklı bir gelecek mutlu bir Türkiye düşü akıyordu’ (s.285)  Bir yazarın yazmak zorunda olduğu hoş olmayan sözler: ‘halk denilen o biçimsiz gölgeler savaşı kazandı’ (s.129)  ‘Burada, geleceği parlak bir subay, bir yüksek memur bulmak varken, taşranın iri gözlü, ter kokulu, esmer oğlanlarına mı kaldık? ’ (s.253)  Yazarın az olarak kullandığı, yaşandığı dönemi yansıtan sözcüklere bir göz atalım. ‘Kadınların saylav intihabı konusunda rivayetler dolaşıyor’ (s.220)  ‘cebren el konulması’ (s.8)  ‘vazifeden tard olurum’ (s.12)  Parantez içinde Arapça sözcükler açıklanmalıydı, okuru tökezletiyor. Yazarın çok az kullandığı yabancı sözcükler: ‘Vali’nin sarhoşluk belirtilerini orkestra durmadan çaldığı vals ve tango parçalarıyla gizledi.’ (s.201)  ‘Jop marka jileti kağıdından’ (s.259)  Sayfada ortalama 9.2 kez yabancı sözcük kullanmış. \n     Göz izleği çok iyi olan İbrahim Dizman, kendi görüşü gibi yapacağı epik anlatım yerine betimlemelerle kurguya hayat vermiş. Olayların akışına göre betimlemeleri bezemiş, öyküye güzel bir iklim yaratmış. ‘Altın sarısı tütünün nazlı dumanını bir kez daha çekti içine. Duman, aynı nazlılıkla çıktı dudaklarının arasından.’ (s.140)  ‘Cemal, bir neşe halesi gibi içeriye giren karısına baktı. Melekper, topuzunu çözüp saçlarını omuzlarından aşağı bırakmıştı; saçları pırıltılı bir su birikintisi gibi dökülüyordu omuzlarının üzerine.’ (s.146)  ‘Tepenin üzerine oturmuş bir tutam bulut rüzgara direniyor, efil efil ufalanıyor, ama dağılmıyordu. Yeşile kesmiş tepe, neredeyse bulutu da gökyüzünü de yeşile boyayacakmış gibi arsız, uzanıyordu göğe doğru.’ (s.47)   Sayfada ortalama 5.6 satır betimleme yapmış.\n     Anadolu gerçeğini öne çıkarmaya çalışan Dizman, yazınsal dili yakalamak için işlevsel ayrıntılara da yer veriyor. ‘Badem bıyıklarının kırlaştığı gerçeği yıldırım hızıyla geçti belleğinden.’ (s.177)  ‘Yüzünü yüzüne yaklaştırdı. Şimdi kesik kesik soluk alıp verişini duyuyordu, genç kızın.’ (s.199) \n     Dilsiz bir kayayı bile dillendirebilen İbrahim Dizman, yönelttiği sorularla romana felsefik içerik katmış. “Kimse kafasını kaldırıp bakmıyordu. ‘Niçin böyle? ’ diye geçirdi içinden. ‘Niçin hala alışamadılar? Bunlar nasıl Cumhuriyet çocuğu? Bunlar nasıl inkılapçı gençlik olacak? ’ ” (s.110)  Yazar, okurunu aktif halde tutmak için sayfada ortalama 1.9 kez soru yöneltmiş.\n     ‘Gölgeden Akan Işık’da melodram öğesini kullanmayan Dizman, yazınsal dile derinlik katan imgeyi sayfada ortalama bir kez kullanmış. ‘Yağmurun, güneşin, rüzgarın salıncağında büyüyen fındık, güldürmüyordu insanı.’ (s.137)  ‘puslu bir Türkiye haritası…’ (s.50)  ‘Pembe zakkumlara vuran Karadeniz yağmuru gibi, incecik bir ses.’ (s.89)\n     Dili yabancı sözcüklerden arındırmaya çalışan yazar, modern romanın olmazsa olmazlarından olacak olan denemeyi yazdığı söylenemez.\n     Serçe yüreğinde okuruna imge gönderebilen İbrahim Dizman, çağrışımı yüksek olan deyimleri sevmiyor. ‘Fincancı katırlarını ürkütürüz.’ (s.78)  ‘bu ülke kefeni yırttı.’ (s.98)  ‘Baltayı taşa vurduğunu anlamıştı’ (s.137)  Sayfada ortalama 0.6 kez deyim kullanmış.\n     Roman sanatının yeniliğe açık olduğunu bilen İbrahim Dizman, kitabında sözvarlığı atasözünü hiç kullanmamış. Tabi, öykünün yaşandığı dönemde atasözleri daha çok kullanılıyordu.\n     İşlek bir dili olan Dizman, anlatıma şahitlik de yapan benzetmeleri sayfada ortalama 0.3 kez yapmış. Oldukça düşük bir oran. ‘kırbaç gibi şaklayan şimşek’ (s.1)  ‘Söyleyeceklerinin burada bulunanları bir kılıçla böler gibi ikiye ayıracağının farkındaydı.’ (s.4)  Zamana uygun benzetmeler yaptığı gibi eğretilemeye de sıkça yer vermiş. ‘Gazi anladı mı acaba? ’ (s.130)  ‘Gazi’nin armağanı olduğunu biliyordu.’ (s.230)\n     Edebiyatçı kimliğiyle sosyal bir bilim adamı gibi halkın yaşamını dillendirirken, sözcüklerin iki gözünü boyayarak mecaz anlam vermiş. ‘Sokak lambaları evlerin damlarında gölgeler dokuyor.’ (s.170)  ‘bedenini gizleyemeyen kırmızı tuvaleti, ışıklar altında yanıyordu.’ (s.150)  Sayfada ortalama 0.9 kez mecaz yapılmış, oldukça yüksek bir oran.\n     Kahramanın özel gerçeklerini dile getiren içmonologlara yazar, sayfada ortalama 0.7 kez yer vermiş! .. Yüksek bir oran. “ ‘İkisine de yazık oldu.’ diye mırıldanarak iç geçirdi.” (s.52)  “ ‘Alıştım mı bu kente? ’ diye sordu kendi kendine.” (s.100) \n     Okura estetik tatlar sunan ikilemeler, sayfada ortalama 0.7 kez kullanılmış. ‘Ufukta bir bulut lime lime dağılıyor’ (s.100)  ‘gazetelerdeki kargacık burgacık harflerle’ (s.48)  Yazarın pekiştirmeleri pek sevmediğine şahit oluyoruz.\n     İbrahim Dizman, terimleri sayfada ortalama dört kez kullanmış. ‘Münevver ül Efkar Kütüphanesi’ (s.112)  ‘İlbayımızdan Günlü Karyesine Mektup isteriz.’ (s.164) \n     Mizahı pek sevmeyen Dizman, romanın esrümanı olan marş (4kez) , şarkı (2kez) , \ntürkü (2dize) , şiir (10dize) , nutuk ve söz alıntı yapmış. Böylece çok katmanlılık verdiği romanına zenginlik katmış.\n     Duygu yüklemesini pek sevmeyen İbrahim Dizman, öykünün içinde süs gibi duran montaj sanatından da faydalanmış. “Mustafa Kemal sınıfa bakıp gülümsüyordu bir çerçevenin içinden. ‘Onları seviniz.’ demişti. ‘Onlar, şehitlerimizin, gazilerimizin cumhuriyete emanetleridir. Cumhuriyet gençliğinin fikren inkişafını onlar temsil edecek atide.’ ” (s.110)  Yazar, romanında iki kez montajlama yapmış.    \n     İbrahim Dizman, modern roman araçlarını kullanmaya çalışmış. Sofrasına oturttuğu, estetik zevk peşinde koşan okuruna edebiyat doyumu veriyor. ‘Gölgeden Akan Işık’ı daha geniş katmanlara yayarak geniş açılımlı klasik bir roman yapabilirdi. Okunmayı hak eden edebi bir eser. * Bir Müslüman’ın, kentin geçmişi, daha sonra onun kraldan çok kralcı olmasını gerektirir mi? .. Bu nedenle öne çıkanlar bir kez olsun aynalarına bakmalı..! *  *  * Gölgeden Akan Işık / İbrahim Dizman / Kültür Bakanlığı Yayınları / 294 s. * * * Bir edebiyat öğretmeni yeni sözcüklere neden ‘uydurukça’ der? .. Yazın kılavuzunda ortak paydalarda birleşip bağlayıcı yasalar çıkarılamaz mı?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgedeki Aşkımız",
        "poet": "Erdal Toygun",
        "poem": "\n\nKara bahtımın talihsiz günlerinin birinde; \nAyrılık oldu, bilmem hemen yine bu günde.\nKara yazı kara güne rastlar demişlerdi,\nHiç unutmam bu günü, üstünden yıllar geçsede.\n\nAcı sardı, dertler etrafı, kapkara bir saatte,\nMaksadını bilmediğim simsiyah düşüncelerle.\nGüldü, ağladı, sarıldı ve ayrıldı, sabah fecriydi,\nBekleme dedi, güldü uzaklaştı, bir aşk kaldı gölgede.\n\nErzurum - 06.03.1973\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölge ve Aklın OYUNLARI...",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\ngölge,\noyun oynardı\nİNSAN'A...\nbilhassa\ngece karanlığında...\niçine korku salar\naklınsa \nonları \nbaşından kovardı...\n\nakıl,\noyun oynardı\nİNSAN'A...\nbilhassa\nyaşlılığın sınırlarında...\niçine korku salar\ngönlünse\nonları \nsevgiyle karşılardı...\n\nöyle ya...\nnasıl olsa \nOYUNDULAR ya...! \n\nFikret Turhan-Yalova,\n24.06.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgeler",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nGölgelerinin arkasına sığınanlar,\nKaranlığa dost ışığa düşman olurlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgeler",
        "poet": "Abuzer Gülpınar",
        "poem": "\n\nSevişelim zenciliğim geçene kadar\nAğacın ilkbahar kalabalığını bekleme\nHe....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgeler",
        "poet": "Mehmet Lütfü Aydın",
        "poem": "\n\nHayal perdesinde nice gölgeler\nDalaşmakta hayalcinin dilinden\nHayat sahnesinde nice bilgeler\nDolaşmakta, uzaklaşmış bilimden\n\nBir ağacın gölgesinde oturmuş\nDilenmekte hastalıklı bir adam\nBir kalantor Mercedes’e kurulmuş\nİlenmekte, “Nerde kaldı bu madam? ” \n\nGölgeleri mesken kılan kodaman\nPislik saçar, geceleri içerken\nOna buna posta atan kahraman \nIslık çalar mezarlıktan geçerken \n\nBaşkasının gölgesinde serinler\nBoncuk boncuk ter dökerken sıcakta\nSesi çıkmaz, dayak yer de söz dinler\nKeyif çatar, fır dönerken kucakta \n\n“Gölge etme, başka ihsan istemem”\nDemişsen de bir fıçıdan Diyojen \nDeli miydin, divane mi, bilemem\nÇıkmalıydın aydınlığa önceden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgeler",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\ngölgelere dönüşen şehrin\nakşamında deniz kara bir gölge\nuslu bir çocuk gibi\nsıcak eller aradım sayısız \ntebessüm yıldızlar bir başka\nseyrettim raksını gölgelerin\nve çıktım, \ngüneşin doğduğu yolculuğa\nçıktım gönlümce ve,\n\nsensizlik dolaşıyor gölge\nsarılıyorum boynu bükük sokaklara\ngece hep içime bakıyor\nve gezdiğim bütün şehir \ntahta bir iskemle\noturmak için sessiz bir akşamda …\n\nkahverengi \nbir gözlünün büyüsüdür\nbin yürekle beni yaşatan\nve o kadar güzel sever ki\navuçlarımda sıcaklığı dolunay\nkimsesiz bir boşlukta beni bulan …\n\n                                                                 07.09.2005 / Üsküdar\n                                                                 Mustafa kaya\n                                                                  www.mustafakaya.net\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgeler",
        "poet": "Enfal Törün",
        "poem": "\n\ngölgeler kıpırdar kuytularda\ngölgeler tedirgin aydınlıkta\ngölgeler gölgelerin peşinde\ngölgeler hep karanlıkta\n\nEnfal Törün /Karşıyaka- İzmir / 09.08.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgeler...",
        "poet": "Aynur Yazıcı",
        "poem": "\n\nAvuçlarını aç semaya doğru\nAç ki, açılsın goncasından güller\nO rayiha sarsın her bir canibi\nRahmeti göndersin, Rahmet sahibi\n\nÇöllerin adını, HASRET mi koydun\nHasretin bitti de, ölüme doydun\nÇile libası biçilmiş bedene\nSen olmak için, beni benden soydun.\n\nAlnına nakşolan her kader-i hat\nVermeli değil midir, artık rahat\nHuzura varınca bir an-ı seyyale\nEttirmeli alemleri seyahat.\n\nEskidi günahlar, tevbeler yeni\nNefs-i emmaren, bıraktı mı seni\nVarlığı tek olana gitmek için\nSen seni bırak, sen bırak gölgeni.\n\n17.07.2006-BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgeler",
        "poet": "Turgay Delibalta",
        "poem": "\n\nGölgeler \nEtten kemikten\nYere basıp yürüyorlar\nKent bulvarlarında\n\nGölgeler\nSoluk ve boğuk\n\t\tRenkte\nUçuyorlar gri bulutlarla\nKül rengine bürünmüş\nGökteki ak pamuk\nTutam tutam\n\t\tbulutlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgeler",
        "poet": "Kamil At",
        "poem": "\n\nBozuk ağaçların değişir gölgesi\nTam tepesinde durduğunda güneş\nDilinde yılanların aciz olur sesi\nİsyanın ardına girdiğinde güneş.\n\nİnsan, insan için olanı kullanmaz\nHayvan zulüm içinde dillenmez\nYılan kuyruğundan sallanmaz\nSıcağını kendi kırdığında güneş.\n\nMaymunun ağaçta uzar tırnağı\nAğaç kurdu ele geçirir yasağı\nAşamasında evrim çöker sıcağı\nSaçı döker deriye vardığında güneş.\n\nBütün insanlık benzerdir canlar\nİnsan selamı vermez hayvanlar\nMasummuş sürünen gerçek yılanlar\nŞeklini taki uçurduğunda güneş.\n\nÇirkin esna farklı kalır gölgeler\nPisliğin namlusu yoksulu deler\nAnlarsın, kirli nefes boş çalar\nAnlamsız tonu yorduğunda güneş.\n\nAşaması siyah varmaz hedefine\nŞerefsizin dokunalım keyfine\nİnsanlık için gelir Kamil At yine\nCanını birgün sardığında güneş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgeler",
        "poet": "Karahan Sertan",
        "poem": "\n\nUmudumu karanlık gecelerde\nGeceden de karanlık saatler de yitirdim\nAcemi düşler kurardım o zamanlar\nAsla gerçekleşmeyeceklerini bile bile\nSen ağlardın peşim sıra hıçkıra hıçkıra\nSadece beni değil\nRuhumdan bir parçamı koparır\nSonbahar kokulu tebessümlerimi de götürürdü\nO suratsız gölgeler\nGençliğimi, annemi, olmayacak düşlerimi\nYarınlarımı; seni götürürlerdi\nBir ömür tükenirdi yanan kibrit misali ve\nUmutlarım yiterdi karanlık gecelerde\nGecelerden de karanlık hasret saatlerinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgeler Peşimde",
        "poet": "Kağan İşçen ",
        "poem": "\n\ngün batımı kışkırtınca yolları\nellerim ceplerime sığınır\ngövdem ceketime\ngözlerim karanlığa\nsığmaz yüreğim dünyaya\n\nsonbahar çaldı kapısını\nboylu boyunca tüm sessizliklerin\nneye üzülsem şaşırıyorum\ncaddeler suskun\nakşamda\nve yapraklar geveze\nkorkunç gezginler kaldırımlarda\ngölgeler peşimde\neski misafirlikleri özlüyorum\n\ncama vuran sarılık da neyin nesi derken\nağlayan aksi yüzünün serin uzaklarda\ntüylerim diken diken esmerleşen pencerelerde\nsemt dolmuşları somurtkan \ntelaşımda ilik ilik haylaz rüzgarların uğultusu\nodama dışarıyı çağırıyorum her gece\nseni bulamıyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgeler Sustu",
        "poet": "Kağan İşçen ",
        "poem": "\n\nyapma dedim etme dedim gölgeler sustu\nbir sen susmadın içimde gülüşünle titrek\nbana bıraktığın boyunca sisti pustu\nmaziyi şaşkın ararım yalnız kırgın ürkek\n\nokyanus aşan yelkenli gibi tanımam durak liman\nbarınaksız yollarda aşkın bana lokman heybe\ndargın sularda hasretlik yarına bakar yaman\ndalgalara bakar yüzüm ne ölüm dinler ne tövbe\n\nfırtına akşamı dinlemez ölümü öfkem\nöfkem içimde kızıl bir derviş pusatsız\nşairler ölmez sen sevdiğince dirhem dirhem\nkaradeniz olur bağırır şiirlerim feryatsız\n\nşimdi ben açılmışım yaralanmış belalara\nanlamının bittiği yerde ölürüm kanrevan\nbastığın toprakta ben varım karara karara\nsevda olmuşum ölerek her anımla dünya mekan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgeler ve Yalnızlık...",
        "poet": "Mehmet Fuat Atalayer",
        "poem": "\n\nDolunay,\nGece karanlığında yükseliyor\nŞerit çizgilerine dönmüş\nHer bir an; \nO kadar silik\nO kadar yalnız\nAynada gözlerimi görüyorum\nYansıyan bir far ışında\nSonbahar yapraklarının rengine dönmüş\nBir işarete bırakacak kendini,\nBir düşünce geçiyor \nOlanca hızıyla; \nKim olursa olsun direksiyonda\nYolun götürdüğü yer son durak...\n\nDolunay,\nYükseliyor ufukta; \nTuruncudan sarıya,\nBüyükten küçüğe; \nAldanan aldanıyor biliyorum,\nGece aynı gece dostlar\nKaranlık dağılmıyor...\n\nPeşini çoktan bıraktım aşkın; \nDolunaya inat; \nRuhum karanlık\nİki dostum var iki yanımda; \nGölgeler ve yalnızlık...\n\n4.7.2012 Fuat Atalayer\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgelerde Acıkır",
        "poet": "Edip Çakı",
        "poem": "\n\nGölge evcil bir hüzün gibi\nİçimi kemiren bir köpek\nOl sebeple\nAçlığımı cüzdanımda taşırım\n\nGölge tiryaki bir açlık\nBir terliksi hayvan izi \nVe ensemde kalın çizgi\nYüzümü  yüzüyorum açlık gibi\n\nAçtım açtı açtılar\nGölgeler kimle  savaştılar\nPayıma çiğ bir acı düştü\nTokluğumu gölgeme sattılar\n\nAçlığın gölgesi ve et lekesi\nGölgelerde acıkır idiler\nGölgeler divanında \nKalbimi kendime yedirdiler\n\nBir ölüm kıtlığı\nBir ikinci el aşk kokusu\nEkmek gölgesi\nArkadaşlığım acı ve su\n\nGölgede açlık\nKırk derecenin üstü\nKalbim  bir 3.Dünya ülkesi\nVe mideme inen her aşk\nHaykırır\nUnutma,\nGölgeler de acıkır \n\n                                              EDİP ÇAKI\n                                                13.07.05\n\n\n"
    },
    {
        "title": "gÖlgeli aşk",
        "poet": "Gazi Sarı",
        "poem": "\n\naz geliyor sevmeler,sevişmeler\nhiç bir kadın tutunamıyor yüreğime\ngözlerimi dağlıyor gözlerin\nkördüğüm oluyorum ardın sıra\nhiç bir aşk avutmuyor,\ngölgeleyemiyor hasretini\naz geliyor sevmeler,sevişmeler\nhiç bir kadın tutuşturamıyor yüreğimi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgeli Korular",
        "poet": "Sevinç Koçak",
        "poem": "\n\ngölgeli korular\nkuytuluklarda yapraklar sessiz\nürperti tenimde\ndoğa fısıldıyor rüzgâr\nbinbir renkli tabiat\ndöndürüyor başımı tabiat ana\nölümün karanlığından fışkıran nûr\ngörmek kalp gözü\nışık kollarını çekiyor\ngüneş sessizliğinde\nkuytular ürkütücü\ndallar kocaman dev\nkızıl kara gökyüzü\nyaprak arası görünen\nümitten yolculuk ümitsizliğe\nkarabasan\nçullanan\nkorunun karanlığından fışkıran nûr\nölüm\nhayatı anlamlı kılan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgelerde Yanar Işığın",
        "poet": "Muhayyer Semayi",
        "poem": "\n\nGÖLGELERDE YANAR IŞIĞIN\nGüneş uykuya dalarken uzayan gölgelerde\nDilek tutarım dilime düşen namelerde\nBir ışık görsem yaşayan   pencerende \nGönlüme huzur doğar  efendim..sizi göremesem de \n Muhayyersemayi  Temmuz 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgem Düşüyor",
        "poet": "Yunus Kayım",
        "poem": "\n\nSenden gidiyorum\nCeketimi omzuma atarak\nHüzünlerimi ardıma takarak\ngidiyorum senden\nGölgemide alıp gidiyorum\nGeride bırakıyorum sensizliği\nAdımlarım kadar hızlı gölgem \nIssız sokağında gecenin\nDolunay korkusu tutuyor gölgemi\nArdıma kaçışındaki saklanış\nGülüyorum ortalığa haykırarak\nGölgemi gülüyorum sana\nVe ayağım takılıyor taşa\nBen düşüyorum sana\nBen düşerken sana\nGölgemde düşüyor.......\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gölgelik Dünya",
        "poet": "Gökmenzade Bayram",
        "poem": "\n\n» Hayat\n\nResim Ekle\n\nGurbetle başlayan bir yolculuk,\nVe gurbetle devam ediyor.\nDaha almadan birkaç soluk,\nİlkokulda bitiyor.\nMekan zaman yer fikir hepsi,\nSen değiştikçe, daim değişiyor.\nDaha dündü şarkiyatçı oluşum.\nBugün baktım ki bir kalem olmuşum.\nİşte bugün de dün oldu,\nHayatlar teker teker son buldu,\nYarınlar ise bugünlere kalb oldu.\nEvet gurbetle başladı bir yolculuk,\nDaha almadan üç beş soluk,\nYıllarda eridi gitti,\nÖmür sermayesi gibi tükendi bitti.\nZaman bir bir tükenip bitiyor,\nHele düşün kardeşim,\nÖmür denen vakit de geçiyor\nGurbette başladı bu yolculuk,\nVuslatla alınacak rahat bir soluk.\nBitişinde bir sonu var,\nBu yolculuğun sonu bir gün; \nYa cehenneme ya da cennete uğrar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgemde Varoluş",
        "poet": "Nurten Aktaş",
        "poem": "\n\nYaprakta hayat\ndalda hayat\ngövdede hayat\nhayat papatyada\nkırda göz alabildiğince\nvarolmak dediğin nedir ki? \nGölge-m-de hayat\n\nhaziran 98\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgemde Yalnızlığım",
        "poet": "Emine Deniz",
        "poem": "\n\nAldığım yalnızlıktır koynuma, üşüdüğüm sokaklar boyu…Adımlarım  suskun,haykırışlarım sakat.Ertesi güne hazırlanan bulutlar gibiyim gecenin aya aşık izbe caddelerinde.Bir sen gelmedin ey sevgili…Ordasın,karşımda iki adam boyu uzağımda.Sokağı eşsem toprak,kapıyı kırsam duvar.Pencereler açılır anbean önümde perdeler sana çıkar.Aynada gördüğüm yüz,duyduğum en güzel söz…Aydınlığım! ! ! Güneşin parlayan yüzünde gördüğüm mavi karanlığım.\n\n  Şimdi nerdesin? Ne düşünüyorsun? Hoyrat saatlerde hangi yosmayı öpüyorsun? Bir kaldırım taşı gibi bedenim.Tutsam atsam kendimi,kirli denizlere.Denizyıldızları yapışsa bedenime.Yenilense yüreğim.Unutsam seni.Yoruldum sevgili…Parantez içi yaşanan aşkımız,günlük  telaşlarda tükenen hayatlarımız.Acıktım,susadım,üşüdüm…\n\n  Dağınık bakışlarda yaşanan  geç kalmışlık gibi çizgilerim.Öfkem,merhametim kendime.Yalnızlığımdaki gölgeme.Sevgili,göğsüne kapanıp ağlamayı özledim.kaçışlarımda beni sımsıkı yakalayıp göğsüne bastırmanı özledim.Ölü odalarda yaşıyorum yokluğunda.Ses yok…Ve ölüler gömüyorum intihar saatlerinde.Kitap sayfalarına serpiştirilmiş aşk kırıntıları besliyorum kimsesiz dünyamda.Ben oluyorum esas kız.Oyalanıyorum.Azıcık cilveli,biraz,deli,  çokça serseri… \n\n  Senim ben! Bir üfürükçüden ödünç aldım sevgini.Ayrı düştü baklalar.Çingeneyi öldürdüm.Çalıntı mutluluklar satıyorum caddelerde,kimse bakmıyor.Üç kuruşa hüzünler…kapış kapış.\nEğilen bir şehir ağlıyor dizlerimde.Emek,umut,gözyaşı; nesli tükenmiş yabani hayvan.Artık seks moda..(Aşksız,acısız)   Ve Tanrı unuttu unutanları…Bıraktı inanmayı inanç,aşka inanmayanlara.Ne Leyla olabildik sevgili ne de Mevlana…Nerde Mecnun? Şems'in kanı kurumadımı hala? \n\n  Aydınlığım,unutulan kahır dolu sokaklarda, satılan korkularda ve nikotin bağımlısı akşamlarda ayık kalmak adına inandığım.Gölgemde yalnızlığım. Artık gel…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgeme 1",
        "poet": "Muharrem Abut",
        "poem": "\n\nKum sarı, \nKumsal sarı,\nDeniz mavi, \nGölgem siyah(tı) ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgeme",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nHaydi ben âvâreyim, bu saatte sokakta,\nGecenin kör vaktinde, yapayalnız ayakta.\nYa senin ne derdin var? Peşimdesin hep gölgem,\nÇare mi var sanırsın, dolaşıp ağlamakta.\n\n22 Temmuz 1986 – Salı / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgemiz....",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nBize uzaktadır; gökyüzü, yıldız,\nPeşimizden koşar durur gölgemiz, \nÖzlenen limanlar, parlayan deniz, \nOlan,biten ömür kadar gölgemiz...\n........................................I\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgende seni tanımak...",
        "poet": "Barış Tekin 1",
        "poem": "\n\nSenli ve senden habersiz ortak bir sayfayı birlikte kelimelere dökerken gözlerinde kaybolmamak için sadece gölgene bakarak seni tanımak yetiyor bana. Gölgende ki o karanlık silüetünde seni ararkan sana ait kocaman bir güneşi fark ettiğim de karanlık dünyamla bir kez daha başbaşa kalıyorum.\n\nBiliyorum belki de hiç bir zaman yüreğimde haps olmuş kelimeleri söylemeyeceğim sana. Gün gelecek önce sen gideceksin… ve arkandan gölgen. Ve geride kahkalarından, tebessümlü kelimelerden bir gölge yaratacağım kendime. Sana ve kendime dair…\n\n(23-03-2010)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgende Olsam",
        "poet": "Hüseyin Yük",
        "poem": "\n\nBir ağaç olsan birde dalların yeşil\nHafiften rüzgar esse yapraklarına\nHani gölgende otursam\nSenin ayaklaın olsa Dizinede başımı koysam\n\nEllerin  saçlarımı okşasa\nYüzünüzde iki rekat kılsam\nDerin rüyaya kalsam\nDudakların susamışlığıma pınar olsa\n\nSen bir ağaç olsan\nDalların kolların olsa \nMeyvelerin yarınlarıma benzese\nYaprakların dostluğuma el sallasa \nUNUTMASA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgem Benden Uzun",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nYolunda ayağım gölgeme takıldı.\nDüştüğüm duruma türküler yakıldı.\n\nKaçtı gitti tren, gözüm paslı rayda.\nBenden çok var ayna döşeli sarayda.\n\nGölgem benden uzun, kopkoyu karanlık.\nBen gölgemde hapis, firarım bir anlık.\n\nAynam bin bir parça, benden bin bir akis.\nManzara bir değil, binlerce bilakis.\n\nGöklerin boşluğu mesken uçan kuşa.\nBenim boşluğum O, gelmem dolduruşa.\n\nÖteyle aramda ölüm ince bir zar.\nSanki benim için kazılmış her mezar.\n\nKafam sırda saklı, gövdem devasa dağ.\nSaklandım dedikçe, tekmeler beni çağ.\n\n12 Eylül 2005 Pazartesi, Kartal-İst. 19.29 *6+6\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgen Çekilmiyor",
        "poet": "Önder Karaçay",
        "poem": "\n\nOmzunun üzerinde iki penceresi olan\nBir güneşle dolaşıyorsun\n\nİki ayaklı gezici karanlık yüzünden,\nSenin gibi daha kimler karanlıkta kalıyor, \nÇünkü karanlığa çekiyorsun insanları,\nGölgen çekilmiyor\n\nUnutma zifiri karanlık bir gecenin sonu,\nYine aydınlık bir sabaha uyandırır,\nGüneş uyanmayanları da utandırır. \n\nGörmezler sabahı ve aydınlığı,\nKendi ürettiği karanlığında kalanlar.\nKendine her bakanı gölgesine bandırır.\n\nHayatında karanlık varsa, ışığını,\nÜşüyorsan, ısını kapatmışsan \nSana yaklaşan gölgene çekiliyor.\n\nBaşkalarının neden ışığını kapatmaya kalkıyor,\nİçini üşütüp soğuk terler döktürecek kadar \nAcılar yaşatıyorsun,\nYeter de artık kendine, bilmelisin ki; ışıksız,\nGölgen çekilmiyor\n\nÖnder Karaçay \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gölgenin Seyri",
        "poet": "Maide Özgüç",
        "poem": "\n\nGünler uzarken kuytuda\nHayaller doğruluyordu ufukta.\nBenden uzakta ne sabahlar kuruluyor \nNe akşamlar doğuyordu hesapsız.\nGölgelerin kucağında yeni kahkahaların\nKüçük gülümsemeleri doğuyordu dünyaya\nBir ışıltı bir ahenk yayılıyordu şimdi arşı-ala’ya\nAl güllerin kucağından saçılıyordu nazeninler…\nBir kıvrak, bir işveliydi eda dolu gölgeler.\nYaşantının izinde susuyordu şimdi gizlenmişler…\nDaraldı çemberin seyri, buldu yerini yeni beklentiler…\nAvuçlar açıldı Sema’ya.\nBir duanın gölgesinden sıyrıldı umutsuzluk\nVardı kendi usulünce bir selamlamaya…\nYol çoktu, lakin yollar boştu.\nNe gelendi ebetten nede geçendi ezelden\nHer kişi, hem gelendi hem tüketen, gidişi…\nBir sarmalın güne dönen çarkında asılıydı gülmeler \nKaç kucaktan arta kalandı bu sarmalanmış kucaklar? \nHer kişi durduğunda aslında kendisini gölgeler\nDevrilir durur yerde yeksan olan gülmeler.\nBir hışmın alametinde bir ruh dillenir\nÇıkar meydana Gülşen eğlenir\nGazelde vardır belki bir riya \nLakin kelam sokulunca bir reel cümleye\nBakar kalır pastoralden yansıyan tınıya\nAh zaman! \nAh hayat! \nDöner dönersin de varırsın belki bir yöne\nBen salına, sen dolana\nDerken hayat gider bildiği yöne…\n\n30 Ağustos 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gömdük Sevdayı",
        "poet": "Hayrettin Tarhan",
        "poem": "\n\nIssız bir seherde başladı bu yolculuk\nTürküleşmiş iklimlerde öğrendik biz sevdayı\nUmut denizlerinde sürdü tutsaklığımız\nÇile sahillerine gömdük sonunda sevdayı\n\nTez soldu sevdanın nuru gözlerimizde\nDenizin çığlıklarına kattık feryatlarımızı\nTükenmeyen çocukça özlemlerimizle\nYakamozlarla süsledik sevdalarımızı\n\nŞehrin soluk gün batımı akşamlarında\nBir yaşama türküsü var dudaklarımızda\nBiz bu masum zamanın en acımasızlığında\nYüreklerimize sinsice gömdük sevdayı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gömleğim Beyaz",
        "poet": "İrfan Gişi",
        "poem": "\n\nBak gömleğim beyaz\nDur gitme dinle az\nNeden bu cilve naz\nKanatma kalbimi\nGömleğim beyaz\nKararlıysan\nKurban edeceksen beni bu aşka\nAkacaksa kanım\nSiyahları giyineyim\nBak gömleğim beyaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Goller Günlerce Konuşulur",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nGünlerce konuşulur, aylarca yayımlanır, \nSanki büyük bir olay, ekranda tartışılır… \n\nTakım önemli değil, bize bahane lazım, \nEğitim öğretim yok, bol bol oyalanalım… \n\nAtılsın, atılmasın, kazanan biz değiliz,\nZaman geçmişe gider, zararını bilmeyiz…\n\n(2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gömlek",
        "poet": "Hayrettin Geçkin",
        "poem": "\n\nDüğmeleri koptu\nBir çiçek bahçesini\nDüşlerime giydireyim derken\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gömülenler",
        "poet": "Şahin Kabakuş",
        "poem": "\n\nBizler bir tarih gömdük bekçisiz bir mezara.\nBizleri de neslimiz gömecek intizara...\n\n(1986 Kayseri)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gonca",
        "poet": "William Blake",
        "poem": "\n\nEy kıpır kıpır Serçe! \nYeşil yapraklar altında\nMutlu bir gonca\nGörüyor yuvanı aradığını\nbir ok gibi hızlı\nKalbimin yakınında.\n\nEy güzel Narbülbülü! \nYeşil yapraklar altında,\nMutlu bir gonca\nİşitiyor hıçkırıklarını\nEy güzel Narbülbülü\nKalbimin yakınında.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gömülü Tarih",
        "poet": "Hamit Saraç",
        "poem": "\n\nGömülü Tarih feda olmayı öğretmedimi ki bize? \nVatan için ölümden kaçıp koşuyoruz murdar dehlize..!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gömüt",
        "poet": "Alaaddin Emre",
        "poem": "\n\ndışa vermez hiçbir şeyini geceler\nbilinmedik sevgililer edinir her an\nadını anmayacak dostlarla olursan\nüzülmeyeceksin o zaman \n\nsözcükler dolaşsın zalimliğe nefretle\nkalbin bir seyahat başlangıcında \nçarpsın çıkacak gibi kafesinden\n\nhayatın öz çocuğu kimlerdir \ngöğe kanat açar ağaçlar neden \nçocuklar ağlar durmadan \nkimseler bilmez işi var herkesin\nbulutlar niçin kara giysiler içinde\ngeçmişlerinden çıkıp da\nsoyunup uyanacaklar belki\ndenize tuzu kim dökmüş baba\nkırılan sürahi onarılır mı acaba\nsorular engeller yıkıldığında yanıtlanacak\n\nşimdi erdemin ince cazibesi egemen\nbir yerlerden bir yerlere gelip de gitmenin \nvarsın ıstırap uzasın dursun\nhayal kırıklığı da sürsün \nartık ciddiyetten uzak \nkonuk olmayacaklar \nçalmasınlar kapıları gece yarısı \ndüşlere dokunmasınlar belgisiz\n\nmuştu göğün koynunu açmasıdır\ngönlün ışımasıdır çiçeklerle\noysa bir yanlış sevdadan kala kala\nbir gömüt kalır geriye üstü çiçeksiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gonca Gül İsterim",
        "poet": "Adnan Zeki Çelebi",
        "poem": "\n\nBana sitemin değil sevgin lazım \nBir kaç söz sıkıntımı dağıtacak \nGözlerinin sıcaklığı ve tebessümü \nBana sevgin lazım \nSevgini ver bana beraber paylaşacağımız \nVer ellerini bana ver \nVer ki tutunacak dalım olsun \nSevgimden yüce bir şey isteme benden \nBekleme aşkımdan öte bir zenginlik \nSana ancak kollarımın sıcaklığını \nMutlu bir gelecek vaad edebilirim\nSenden yanlızca sevgi, gonca bir gül isterim...\n\n( İstanbul 30/3/1991 Cumartesi )\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gonca Güllerde Yoktur",
        "poet": "Orhan Altinbasak",
        "poem": "\n\nGonca güllerde yoktur,sendeki bu letafet\nBu güzellik,bu eda,canlar yakan zerafet\nNe kadar çok severek,yaratmış seni Tanrım\nSeni sevmek aslında,Tanrı ya da ibadet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gonca",
        "poet": "Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\n'' seni bulsam da kurtulsam herkesten ''\n\ngelecekten haber vermiyorsan sus dedi bana gonca\nortasındasın sen kıyısında durduğumuzun\nnasır tutuyor gözlerimiz içimize bakınca\ncennet'te kuş olan çocukları da anlat da\nanlatacağın her şey helal olsun ufkumuza\n\ngözlerindeki aşkı inkar ettikten sonra \noturup ağlamaya bir gölge aradım\nnedenlerine iman ettiğim doğa bile\ncismime gizlenen metaforlar için\nah'ımdan bir tufan istedi için için\n\ngök yarıldı,birden bire vardı sayılar sonsuza\nokyanusların içinden ayağa kalkan dağlar\nnedenleri atlayarak vardım ahirime\ncümle hayat bir harfine gizlendi kitabın\naşktan başka bir yere akmasın hazın\n\ngezip dolaşmalıyım daha ben kimsesiz\nokuyup duymalıyım konuşan kim,kim sessiz\nnemelazımlarım olmalı benim\ncesedimin üstündeki eskiz çözülmeden\nanlatamadığım şeylerle dirilmeliyim ben\n\n''göğün,yeryüzüne inmiş halidir şimdi yüzün''\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gonca Güller Soldu.",
        "poet": "Bilal Özcan",
        "poem": "\n\nDert yüklü bağr-ı sinem gam u hicran ile dolu,\nYarap! Kızıl şafaklarla yine akşam oldu,\nTebdili şaşmış biçare garip bencileyin, \nBahçe-i gönlümde açmadan gonca güller soldu.\n\nGecenin karanlığı kabus gibi çökerken,\nDert üstüne dert yüklenir, dertlerle dönerken\nUmutlar silinir hicran ile yaşlar dökerken\nBahçe-i gönlümde açmadan sümbüller soldu.\n\nBila ÖZCAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gonca Gülsün Sen",
        "poet": "İbrahim Acar",
        "poem": "\n\nVarlığın bir sevinç, yokluğun hüzün \nSeninle birlikte bahtiyarım ben \nKaranlık dünyama ışıktır yüzün \nYüreğimde açan gonca gülsün sen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gonca Gülüm",
        "poet": "Vedat Akdeniz",
        "poem": "\n\nGONCA GÜLÜM\n\nGonca gülüm açma şimdi \nMevsim bahar değil ki\nFırtınalar alır seni benden\nDaha ellerinden tutamadım ki\nGonca gülüm açma ne olur\nKoparır seni yaban eller\nDoymadan daha sana\nSoldurur seni hain mevsimler\nGonca gülüm bir tek bana aç gözlerini\nDoya doya ben koklayayım seni\nMevsimlerin ne önemi var ki\nBen seni bir ömür soldurmam ki! \n\t\t\t\t  09.08.2006\n                                                   www.akdeniz.orgfree.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gonca gülüm aşığım aşığım sana",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nMağribi Akşamları sarsam üstüne \nHasretim güzelim hasretim sana \nÖzlemimi sanada nasıl anlatsam \nGonca gülüm aşığım aşığım sana \n\nHalil Çolak 28.7.2006 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gonca Misali",
        "poet": "İbrahim Soysüren",
        "poem": "\n\nYeşil bir doludan yakamoz misali bir yaprak gibi\nBeyaz bir ipekten gonca misali bir kar gibi \nNeden süzülmedin narince\nKokunla beslenen eğik dallarıma\n\nTuruncu bir ateşten gözlerin misali bir kor gibi\nKırmızı bir kirazdan dudakların misali bir gül gibi\nNeden tutuşmadın güzelce \nGamzelerine hasret suskun duvarlarıma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gonca Solarsa",
        "poet": "Kamil Serdengeçti",
        "poem": "\n\nBir çiçek niye solar\nGonca iken göstermeden yüzünü\nNeden daha bir kelebek\nEbrulî, hercaî,\nSarı, mor, mavi kanatlarla\nHiç konmamışken üstüne?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gonca gülüm",
        "poet": "Ömer Sevim",
        "poem": "\n\nGonca gül gibidir sevdiğim\nGül gibi saf ve masum\nGül gibi anlamlı ve manalı\nGül gibi temiz, gül gibi narin\nBense bir çiğ damlasıyım yaprağında\nSessiz ve sakin\n\nGonca gül gibidir sevdiğim\nOnurlu ve dikbaşlı fırtınaya karşı\nSevgi dolu ve şefkatlidir\nDalına konan bülbüle karşı\n\nGonca gül gibidir sevdiğim\nSevginin ifadesi yüreğimin sesidir\nToprağa can veren ab-ı hayattır\nSözlerimin tercümanı, yaşamamın sebebidir\n\nBir garip'YAŞAR'ım dünya denen hanede\nEy gonca gülüm koma sen beni dertten derde\nVer elini bitsin bu vuslat, kalksın şu perde\nCanda sensin cananda sen\nUğur böceğinin sırtındaki benek gibi\nTaşıyorum seni yüreğimin derinliklerinde...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gonca Yasta,Yaprak Yasta,Dal Yasta",
        "poet": "Tarık Çıtak",
        "poem": "\n\nGonca yasta,yaprak yasta,dal yasta\nGönül hala ilkbaharı bekliyor\nTanbur hasta,mızrap hasta,tel hasta\nParmaklarım boş tellerde tekliyor...\n\nMektup yazdım,geç ulaştı o posta\nYarim benden yeni haber bekliyor\nUmutlarım hasret denen bir tasta\nGurbet elde günü güne ekliyor...\n\nRüzgar bitti,yağmur dindi,sis geçti\nUzun yollar kolay kolay bitmiyor\nGençlik gitti,coşku gitti,haz gitti\nHatıralar gözlerimden gitmiyor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Goncanın Son Gecesi",
        "poet": "Kamil Serdengeçti",
        "poem": "\n\nDeniz sâkin ve yakamoz yok bu akşam\nBizim dünkü gonca gül\nDağıtmış solmada\nO kanlı kızıl gençliğe soluk beyaz hâreler\nKat be kat kaç katmer\nYine de inan ki kokusu daha bir içten\nDaha bir dolgun \nBelki son gecesi bu\nSuskun\nYine de daha kararlı ve olgun\nKimseyi bilmezlenmiyor\nVe yeni doğmuş yarımayı\nİyice içine çekiyor\nBelki deniz üstü son ışıkları\nTuruncu mu turuncu mehtabın\nSonsuzlara uzanır gibi\nGül, bu göz oyununa artık\nGelmiyor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gonca ve Gül",
        "poet": "Salih Yıldız",
        "poem": "\n\nGonca susar durur, Gül’se neşe sürur,\nGonca yetim öksüz, Gül Muhammedî nur! \n\nGoncada vakar var, Gül de ateş ve har,\nGonca umut verir, Gül gönül’e akar. \n\nGonca nazlı sabi, Gül en büyük abi,\nGonca mahzun bakar, Gül sade ve tabî. \n\nGonca mütevazı, Gül’ün çokça nazı,\nGonca mütebessim, Gül âşık’ın sazı. \n\nGonca da diken yok, Gülün ki sanki ok,\nGonca elif gibi, Gül de hareke çok.\n\nGonca şiirde az, Gül ise sanki farz,\nGonca sevgi dolu, Gül âşıkta bir tarz.\n\nGonca sen ben gonca, Gül oluruz sonca,\nGonca yenilenir, Gül mahşerde tonca. \n\nGonca sabır dolu, Gül’ün bülbül kulu,\nGonca yalnız ama Gül de yolun sonu.\n\nGonca böyle kalsa, Gül’e haber salsa,\nGonca da bir gün gül, Gül hazan nasılsa…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönder",
        "poet": "Haluk Mahmutoğulları",
        "poem": "\n\nYa gel\nYa gözlerini gönder\n\nMartıların uçuştuğu \nBir tutam mavi gönder\n\nZümrütlerin oynaştığı \nBir yudum yeşil gönder\n\nYa da yokluğuna denk\nGri gönder, kurşunî gönder\n\nDedim ya:\nYa gel\nYa gözlerini gönder\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönder Asım Gelsin Artık",
        "poet": "Fakı Haşimoğlu",
        "poem": "\n\nAyrılık otları çoktan ekildi\nGeç kaldın yolmaya geç kaldın bebek\nBinlerce kir filiz verdi toprakta\nGeç kaldın yolmaya geç kaldın bebek.\n\nİki asra bir tek lider az gelir\nPuştluk çoktur iyi niyet vız gelir\nGurbet elden kara haber tez gelir\nDoğmaya gayret et doğmaya bebek\nAyrılık otları yolmaya bebek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönderdik yavruyu gurbet ellere",
        "poet": "Dursun Demiray",
        "poem": "\n\nİki çanta tutuşturduk eline\nGönderdik yavruyu gurbet ellere\nÇok öğrensin diye ilim yoluna\nGönderdik yavruyu gurbet ellere\n\n\nAmerika hangi dağın arkası\nDediler ummanın öte yakası\nOlsun diye memlekete faydası\nGönderdik yavruyu gurbet ellere\n\n\nEcnebiden ilim alsın fen alsın\nBize ne gerekli arasın bulsun\nDönüp vatanına faydası olsun\nGönderdik yavruyu gurbet ellere\n\n\nDüşünmedik ne yer ne içer orda\nNereye sığınır yağmur da kar da\nKim yardım edecek kalırsa zor da\nGönderdik yavruyu gurbet ellere\n\n\nÇekiçoğlu hasret büker belimi\nBen cahilim o öğrensin ilimi\nNasıl anlayacak elin dilini\nGönderdik yavruyu gurbet ellere\n                      05,03,07\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönderdiğim Güle Eklediğim Not:",
        "poet": "Turgay Kaygı",
        "poem": "\n\nsana seni sevdiğimi söylemek\nçok pahalıya patladı bana\nuğruna canımı bile verebileceğim gülümsemenden\nmahrum bıraktın beni...\nherşey karşılıklı değil mi? \nbak! \nben sana bu gülü veriyorum; \nsen de \nallahaşkına\nson bir gülüver yüzüme...\n\n(edirne,27.06.2003)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göndere Çekilen",
        "poet": "Ece Aykız",
        "poem": "\n\nHangi sokağa çıksam\nAcemi birliğinden ayrılmış\nAğzı sıkı bir parkayla\nBütün gündüzlerim kararıyor\nCeplerine soktuğumda üşüyen ellerimi\n\nKaldırıldıkça devlet okullarından\nSevda imgeli dersler....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönderilmemiş Mektuplar",
        "poet": "Melih Coşkun",
        "poem": "\n\n…….Çocukluğumdan beri düşünürüm. Hiçbir zaman gönderilmeyecek olan mektupları neden yazar insanlar.\n\n…….Şimdi çok iyi anlıyorum. İnsan kendisi içinde bir şeyler yazmak ve bunları tıpkı çok uzaklardan kendisine gönderilmiş gibi heyecanla okumak istiyor bazen. \n\n.....Çocukluk diyorum içimden, düpedüz çocukluk. Ama neden çocukken bu kadar mantıksız gelirken bütün bunlar şimdi neden bu kadar çok acıtıyor canımı. Yoksa büyüyeceğim yere sürekli küçülüyor muyum ben? \n\n…….Muhatabına söylenmeye cesaret edilememiş birkaç küskün cümle, bazen her harfinden kan damlayan birkaç dize. Aslında hiç kimse kendimizi bize anlattığımız kadar tanımıyor bizi...Bizi bizden başka kimse bilmiyor. Bunun için yalnızlık kaderimiz oluyor her seferinde. \n\n…….Bazen de adı ve adresini bilmediğimiz birilerine yazıyoruz mektuplarımızı. Gözlerinin rengini ve nerede yaşadığını hayal ederek. \n\n…….En çok da hasreti yazıyoruz mektuplarımızda. Çok uzakta olmanın kederini ve umudunu bir gün elbet geri dönüleceğin. \n\n…….Çocukluğumdan beri düşünürüm. Belki de sorular yaşandıkça cevaplanmak için... \n…….Belki çok sonra anlayacağım. \n…….Belki yıllar sonra bir gün yapayalnız kaldığımda...\n\nwww.melihcoskun.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönderdim Aşkımı Aldın mı...(65)",
        "poet": "Hüseyin Yanmaz",
        "poem": "\n\nBir akşam üstü yine karanlık çöktü\nGüneş battı her taraf zifiri karanlık \nGörmüyor gözlerim görmüyor sensiz buralarda\nYine yalnız kaldım sensiz akşamlardan\n.............Oysa sen bırakıp gittin beni \n\nHer gün sokak sokak dolaştım\nÇok aradım bulurum diye seni\n\nSeni öylesine sevdim ki bir türlü anlayamazsın \n.................Bir gece yarısı yıldızları sayarken \n..........Beyaz güvercinler çıktı benim karşıma \n\nBiri sürüden ayrı uçuyordu benim gibi \nTek dostum tek yoldaşım oydu sanki \n\nBeni buralarda yalız bırakır gider diye \n.........Çok korktum ıssız solaklardan \n\nBeni yalnızlıktan kurtarır diye bekledim\n.....Yalnız gezerken birden sen geldin aklıma \n...........Omuzlarıma beyaz bir güvercin kondu\n................Eğildim kulağına dur gitme dedim\n\nSanmıştım aşkımız kanatlarına takıldı \n......Birden yüreğimi dert keder sardı\nDayanılmaz oldu bu acı bitmez sandım\nGönderdim derdimi sana beyaz güvercinle\n\nBir gün bir beyaz güvercinle karşılaşırsan \n....sakın şaşırma sana müjdeler getirecek\n...............Yanına yaklaşıp sana bakacak \n.....kalbimi gönderdim sana kanatlarından\nGönderdim aşkımı sana beyaz güvercinle\n\nBiliyor musun beyaz güvercin nereye gitti\n...Gördüler mi senden başkası benim acımı \n..............Sanmayın ki aşkım burada bitti\n.............Kalbimi yerinden söküp alıp gitti\nGönderdim kalbimi sana beyaz güvercinle\n\n...................Kalkıp gidiyorum buralardan \n.........Bir daha gelir misin buralara bilemem\n.................Alıp gittin sevdamı bırakmadın\nÇok isterdim senin aşkına kul köle olayım \nGönderdim sevdamı sana beyaz güvercinle\n\n.........Bekledim acılar içinde her gün yolunu \nBeklemekten saçlarım ağardı beyazladı \n...........Günler ne çabuk geçti gitti ömürden \n....Bir türlü anlayamadım bu ömür nasıl geçti \n....Gönderdim ömrümü sana beyaz güvercinle...\nHüseyin Yanmaz\n20/04/2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönderilmeyen mektup",
        "poet": "Burak Küçük",
        "poem": "\n\nSenin gözünden akacak bir damla yaş için ben her şeyi verirdim.Senin ağzından çıkacak bir çift söz için ben gençliğimi verirdim.Senin hayatın için azraille pazarlık yapsam hayatımı gözümü kırpmadan verirdim.Senin aşkın için ben hayatımı,kalbimi ve bütün bedenimi sana verirdim.Ama sen bana ne verdin? Aşk vermedin ayrılık verdin.Mutluluk vermedin hüzün verdin.Gülümseme vermedin gözyaşı verdin.Kalbimde açtığın yaralara merhem ol dedim sen tuz olup yaralarıma bastırdın.Kalpten bir aşk istedim kalp sızısı verdin.Ben ne istersen sana verdim fakat sen bana hiçbir şey vermedin.Ben sana bütün iyileri ve iyilikleri verirken sen bana kötüleri ve kötülükleri verdin.Ben sana ne vereyim ya da daha ne verebilirim ki? Bir can borcum kaldı o da Allah'a istersen o da senin olsun.Boşuna dememişler hayırsız sevgilim 'sevene can feda sevmeyene elveda' diye.Sana veda etmek zorundayım.Sen gideceksin ellere bende gideceğim başka diyarlara.Bizlerde gidince kazanan aşk değil hüzün olacaktır.Senden son bir isteğim olacak.Hadi git artık.Giderken arkana bakma.Bakarsan ne sen gidersin ne de ben gidebilirim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönen Öğretmen Liseliler Varmış",
        "poet": "Ali Yıldırımer",
        "poem": "\n\nÖyle bir hayat yaşadım ki ben \nDostu gördüm arkadaşı gördüm sırdaşı gördüm\nYanımdan ayrılmayanları,yan yan kaçanları gördüm\nİyi günde kötü günde Gönen Öğretmen Liseliler varmış\n\nBir yerde bakarsın üç yüz kişi olmuş \nBir bakmışsın yanında sadece beş kişi kalmış\nZaman her şeye her derde ilaç olurmuş\nHastalıkta sağlıkta Gönen Öğretmen Liseliler varmış\n\nHayatın hep gülen yanını sizler gördünüz \nBen sizlere kavuşmak için uzun yollardan geldim\nÇaresizlikler içinde boğulmak da varmış\nDostların içinde Gönen Öğretmen Liseliler varmış\n\nDiyar diyar dolaşıp sonunda şehrime geldim\nUnuttuğum ve yaşayamadığım yalnızlıklarım varmış\nMayıs ayı sanki bahar değil kışmış\nArtık susmam gereken Gönen Öğretmen Liseliler varmış\n19.05.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönle Bir kor Sitem",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGönle Bir kor Sitem bu\n\nSen bir elifsin gönlüm\nSavaş gönlüm\nHala önünde develerin gönlüm \nÖpülsün gül gül izler\nGeç kaldın\n\nSavaşmazsan gönlüm\nGönlüm sana öfkem dinmesin\nTopal gönlüm bitmesin sana bu  kor sitem\nÖnünde nur nur yollar\nGeç kaldın\n\nSavaş gönlüm\nDüşman mı arıyorsun \nsavaşmak için işte nefsim\nSavaşların en gül olanı bu savaş...\nSavaş gönlüm\nBaşlasın gül savaşları\nÖpülsün gül gül nurlar\nGeç kaldın\n\nSavaş gönlüm\nGözünde hep yaş olsun\nHala önünde develerin  gönül\nÖpülsün diye gül gül izler \nSavaş gönlüm\nKuşandım aşk kılıcını \nVeysel olmadın hala gönül\nGöklere çağırıyor yıldızlar\nGeç kaldın\n\nKöpek günlerim de oldu  gönlüm...\nRengin en mavi mi gönlüm\nEy seccadem kapında öleyim\nAşksız düştü başım toprağa\nTopal ve kör ve sağır bir hayat sarılmıştı boğazıma...yakama\nYıllar yılı\nSavaştın mı gönlüm\nDenizler çağırıyor maviliğe\nGeç kaldın\n\nAhir zamanla da baş edemedin tembelsin bir korkak gönülsün\nYıldızlardan ışıklar toplamadın geçti hasat zamanı\nKör,topal, tembel bir savaşçı oldun hem  şaşkınsın da gönül\nYıllar yılı\nSavaşı başlat gönlüm şimdi\nYansın ateşli göz yaşlarıyla gözler\nGeç kaldın\n\nGeçiyor boşa gündüz -gece\nSilahın ise yarım cümle yarım hece...\nSavaş gönlüm\nBahçeler bağlar seni çağırıyor\nGeç kaldın\n\nSen elifsin gönlüm\nOkuduğun kitapta da karanlık var\nSavaşı güneşli gönül\nHani gülüp oynayacağın yar\nSevginin yetimi gönlüm\nSavaş elif gönlüm\nHer gönle tek  o sevgi annedir\nAdın yetim senin de\nHala önünde develerin yetimsin\nÖnünde birikti kışlar yazlar\nGeç kaldın\n\nSök dişlerini engellerin \nZamanı gelmedi mi şaşkın gönlüm,veysel olmadın\nAhir zamanın en şaşkınısın\nSavaş gönlüm\nHala önünde develerin \nÖpülsün güller\nÖtsün bülbüller\nBu düğün yar\nGeç kaldın\n\nGül kokulu hırkası...\nGül okulu hırkası...\nSavaşı güneşli gönlüm\nAhir zamanın  veyseli bir gönül ol\nHer gönlü bir anne doğurur\nŞimdi öz anneye dönme zamanı\nŞimdi savaş zamanı gönlüm...\nSavaş gönlüm\nUyudun savaş zamanı gönlüm\nAltın çağ çağırdı seni\nGeç kaldın\n\nSana sitemim yar\nSana sitemim var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlü  Dar Kesimdi",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nzırnık koklatmazdı\neli sıkıydı\ngönlü de dar kesimdi\nsığmazdı yüreği içine\n\nHaziran 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gönderilmiş Mektup / SS-31",
        "poet": "Nesrin Göçmen",
        "poem": "\n\nEğer birgün bana kin, öfke duyarsan, \nüzülmemi, kahrolmamı istersen, \nfazlaca düşünüp, yorulma. \n\n'Bitir öyleyse' \n\nde, ve çek git yaşamımdan... \nİçime işleyen, \nyarası iyileşmeyecek, \nen ağır cezayı vermiş olursun bana. \n\nAşkın ve aşığın gözü kördür derler ya, doğruymuş. \nNe zaman kendimi kaptırsam, \ndolu dizgin kulaç atsam sevda denizlerinde, \nsenden uyarı alıp, kendime geliyorum.. \nAncak, bir süre sonra yine koyuveriyorum ipin ucunu. \nKeçeyi salıyorum suya, çıkan yerini taşlıyorum. \n. \nBenim gönlüm pamuk ipliğiyle bağlı, \nya da çok ince cam gibi şimdi... \nKüçücük bir dokunuştan korkmaktayım.. \nDüşlerim, gerçeklerim, \ndüşüncelerim, sevgim, öfkem, \nhiçbir şeyim normal değil ötekilerce. \nSevdanoyak biri, \nya da 'Nanik Depresyon' hali... \nDepreştikçe, nanik yapıyorum yaşama.. \n. \nİsrediğim bir ermiş, evliya sevdası.. \nYunus gibi, Mevlana gibi... \nSeversin, sevdiğine yaklaşamazsın. \nDokunamazsın, bedenine bakamazsın. \nRuhâni, manevi bir sevda.. \nRuhlara, gönüllere herşey serbest, \nbedenler yasak... \nSonsuzluğa erdiğinde yaşarsın gerçek  sevdayı. \nRuhlar gereksiz şeylerden arınır, \nuzayın derinliklerine doğru kanat açar... \nBirbirinin çekim alanına kapılarak, \nbirbirini bir sis, bir ışık gibi görerek, \nya da yalnızca hissederek, \nve yine uzaktan severek, \nyol alır evrenin derinliklerine. \nTabulardan, cinsellikten, \ndedikoduculardan korkular silinir. \nGünâhı bilmeyen ruhlar \nbulutların arasında \niki kelebek gibi uçar özgürce.... \n\nBizim yıldızların, gezegenlerin çevresinden \ndolaşmamıza da gerek yok sevgili... \nSüzülür, deler; içlerinden geçeriz her birinin.. \nEllerimizle yakalarız \ngökgürültüsüz şimşekleri... \nYağmurlara sarılıp, \ngökkuşağıyla kurularız birbirimizi... \nGüneşle boyanan yüreklerimiz, \nayışığında yakomazlarla parlar... \nAra bir yolumuz o dünya denilenen \nharap, döküntü hana rastlarsa, \nsesleniriz sevenlere: \n\n'Ey fâniler! ! ! \nBu yaşam ve siz geçisisiniz. \nGereksiz şeylerle uğraşmayınız. \nBedenlerinizin kölesi olmayınız.. \nSeviniz, uzaktan da olsa seviniz... \nBiz canlıyken ruhumuzla sevdik, \nve hiç ayrılığı yaşamadık...' \n. \nAffedersin sevgili, \nseni üzmeye hakkım yok. \nGünlük alışkanlık işte, bağımlılık. \nYazmadan duramadım, \nbaşlayınca da, abukladım.. \nBağışla lütfen, ve sus.. \nBir şey söyleme, sen söyleme.... \n. \n(sen söyleme-31)     \n\n14/04/2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönle Giremez Ki Bir Başkası! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nTRABZON YOL HAVASINA BİN AŞK! .\n\nKemençenin Sesini Duymuş İsem; \nKoyulurum Havamla İnsan İsem! .\nAşkları Dert, Tasa Etmiş İsem; \nMerhameti Yetişir; Dost İsem! .\n\nYoldaş Ararsan; Türkü Havası! .\nBu Senede; Yine Hamsi Tavası! .\nEn Güzel Yeşil; Tonya İlleri! .\nGönle Giremez Ki Bir Başkası! .\n\n{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 07 Ocak 2012 Cumartesi 13:13:09 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlü bahşedene bak, yoksa vuslat çok uzak!",
        "poet": "Mustafa Cilasun",
        "poem": "\n\nNe vakit gönlüme bir hüzün düşse\nNazarım başkalaşır, içime bir ürperti nüfus eder\nTemaşa ettiğim ve yakinen bildiğim canların bitmeyen telaşı\nDinmeyen gamı, alıp götüren efkarı, yalnızlığa sürükleyen muhabbetsiz halive umudu solduran yılgınlığı düşündürür\n\nİnsan önce kalbini ihmal etmemeli\nAkıl şirazesi ve vicdan muhasebesi bilgiyle anlam bulan kıymettir\nYalan ve yanlış üzerine her ne ikame edilmişse, eden nefes için ne büyükbir yanılgıdır\nAkıl ve izan muvazenesi, vicdan ve irfan mertebesi, iradenin hakikat üzerehasredilmesini ve inşirahla karar verilmesini hak eder\n\nHer canın heva ve hevesi vardır\nOlması tabi olan bir vakıadır ve fakat hak üzere olması şarttır\nZaaflar ömür boyu nefesi terk etmeyen hicrandır, zaten bilinç tazelenmesiluzum-u adımdır\nEcel kapıyı çalmadan, hastalık bedeni sarmadan, nefes bizar olmadan, kalpve akıl aşkın vecdiyle kitab-ı celilin hikmetine ram olmalıdır\n\nİman ettim demekle iş bitmiyor\nAzim ve merak aklının ve kalbinin gerekçeleriyle tabi olmasını istiyor\nİnsan en mütekamil bir varlık iken neden sahibinden bu kadar uzak ve birvehim içinde olması yönünde hareket eder, sual dinmiyor\nBazen, gül gibi mümbit bir zarafetin, tebessüm misali şefkat ve muhabbetin, hakiakate götüren akıl ve iradenin bilgiye ve tatbikine nedenbikarar içinde kalır diyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlü Güvercinli Kadın",
        "poet": "Tekin Gönenç",
        "poem": "\n\nönce sesin geldi\naralandı kapılarım\nardında şaşkın bulutlar çıkmazı\nsonunda sen\ngönlü güvercinli kadın\n\nköpüren simsiyah saçlarınla\ngünler boyu koşuşup durdun\niçimin aykırı ırmaklarında\n\ngamzelerinde gizlediğin\no  binlerce yıldızı\ndöküp de şimdi üstüme\nsöyle nereye\n\nartık herkes\ntutsun da elinden kendi şiirinin\ntersinden mi girsin\t\t\t\t\t    \nölü kelebekler sokağına\n\nsen bende daha bitmedin ki\ngönlü güvercinli kadın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm",
        "poet": "Sabri Ceyhan",
        "poem": "\n\nGönlüm kış benim \nBahar gelse ne yazar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm",
        "poet": "Şinasi Özdenoğlu",
        "poem": "\n\nBenim gönlüm su içen bir yaralı ceylandır \nBozulmuş bahçelerin yaslı havuzlarından \nSenin gönlün çalın....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlü Kış Olanın Baharı Gelmez",
        "poet": "Ozan Lütfü Yıldırım",
        "poem": "\n\nDeğişir mevsimler gelince vakti \nGönlü kış olanın baharı gelmez \nDüşürdü gönlümü odlara yaktı \nGönlü kış olanın baharı gelmez\n\nEy gönül faydasız eyleme kahır \nHayatı sen bana eyledin zehir \nBilirsin elbette sen bunu zahir \nGönlü kış olanın baharı gelmez \n\nBin yıl geçse deli gönül yorulmaz\nBoz bulanık akan seller durulmaz\nGönül yarasına merhem sarılmaz\nGönlü kış olanın baharı gelmez \n\nAktı göz yaşlarım sel oldu gitti\nNazlı yar gönlümde el oldu gitti\nAşkından bu gönlüm kül oldu gitti\nGönlü kış olanın baharı gelmez \n\nBeyaz gerdanına bir de ben gerek\nCanımın cananı bana sen gerek\nVirane gönlüme bülbül şen gerek\nGönlü kış olanın baharı gelmez \n\nO yar ile irşat olmadan evvel \nEcel kapımızı çalmadan evvel\nGel sineme sarıl ölmeden evvel\nGönlü kış olanın baharı gelmez \n\nBoyandı göz yaşım kana cananım\nKorkarım yetişir sana cananım \nCevri cefa etme bana cananım\nGönlü kış olanın baharı gelmez \n\nYıldırımım senden özge yar olmaz\nDünya bom boş olsa bana yer olmaz \nYanmayan yürekte ateş kor olmaz\nGönlü kış olanın baharı gelmez \n\nFERYADIM SESİZ OLSA DA GÖNÜLER \nDE DUYULUR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm",
        "poet": "Hasan Hüseyin Bal",
        "poem": "\n\nhayatım dertlere üs olmuş gönlüm\nmutluluk yüzüme küs olmuş gönlüm\nyüreğim sevdaya tuş olmuş ğönlüm\nyaşlarım yanağa küs olmuş gönlüm\n\nyandıkca ciğerim is olmuş gönlüm\nmaziler gözümde sis olmuş gönlüm\nğit gide zamanla sus olmuş gönlüm\nyaşlarım yanağa süs olmuş gönlüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nBir dilber doğurmuş ela gözlümü,\nBal ile yoğurmuş melek yüzlümü,\nNikâhlayın bana canım sözlümü,\nHasret hançer olmuş gönlüm perişan…\n\nSaat, günler hazan, ezik saniye,\nBu güzel sevdaya engeller niye,\nDönmüş bu ayrılık kanlı caniye,\nHasret hançer olmuş gönlüm perişan…\n\nGel tut ellerimden gözlerime bak,\nAkar gözyaşlarım yâr ırmak ırmak\nZulümdür, ölümdür senden ayrılmak\nHasret hançer olmuş gönlüm perişan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "..Gönlüm..",
        "poet": "Halim Akın",
        "poem": "\n\nHer manalı bakan göze,\nYanılıp da kanmaz gönlüm\nHer edilen tatlı söze,\nBal sanıp da banmaz  gönlüm…\n\nTüm güzeller yare eş mi? \nBakmak sevap, bu da iş mi? \nOndan başka, hiç bir ismi,\nAğza alıp anmaz gönlüm…\n\nYüreğimde bir sevda var\nİkinciye kalpte yer dar\nHiç dilemem başka bir yar\nHer çiçeğe konmaz gönlüm…\n\nKimselere dönüp bakmam\nBu aşkı ben asla yıkmam\nSeviyorum, yardan bıkmam\nBaşka tende yanmaz gönlüm... \n\nHalim AKIN \n23 NİSAN 2012  01:30  İZMİR (2)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nBir ahu dilbere kapıldı kaldıda bu gönlüm\nHalden hale düşe kalkar bu gönlüm\nGül bahçesinde gülezara aşık olan bu gönlüm\nYaz güneşi gibi yanar dururda bu gönlüm\n\nBin ah ile feryat eder bu gönlüm\nOl belgüzara beni köle eder bu gönlüm\nSöz dinlemez muhtaç eder bu gönlüm\nDünyayı umursamaz bir pula satar bu gönlüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlü  olsun",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nGörücü usüller sorunlu olur,\nAta dünürünü seçerse bulur,\nSaygıdan sevgiden havayı alır,\nGönülsüz sevgili istemiyorum.\n\nBeşik kertme töre tarihte kaldı,\nZoraki gelene olanlar oldu,\nKaçamak yaparak birini buldu,\nGönülsüz sevgili istemiyorum.\n\nGörüşüp konuşup anlaşmalıyız,\nAile ferdiyle uzlaşmalıyız,\nSonra da samimi kaynaşmalıyız,\nGönülsüz sevgili istemiyorum.\n\nBaskıyla bir yere varılamıyor,\nÇoluğa çocuğa karılamıyor,\nArzulanan yuva kurulamıyor,\nGönülsüz sevgili istemiyorum.\n\nBaktıkca bakacak içe akacak,\nZeki'nin yanında misce kokacak,\nCanını adayıp riske sokacak,\nGönülsüz sevgili istemiyorum.\n\n5-10-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm",
        "poet": "Cigdem Kilic",
        "poem": "\n\nYar sen yine yoksun \nBu kaçıncı heyecan \nNe zaman başladı \nNasıl bitti, hiç bilmem… \n\nTövbe demiştim \nYasak etmiştim \nSevmeyecektin \nHele sevilmene \nHiç mi hiç izin vermeyecektin… \n\nSevdin de ne oldu \nİçin yine hüzün doldu \nSevda yok, sevgili yok \nSensin beceremeyen \nHayata karşı gelemeyen \nSavaşma \nBırak \nPes et gönlüm \nYalnızlığı seviyorsun \nHüzün sana yakışıyor \n\nTövbe demiştim \nYasak etmiştim \nSevmeyecektin \nHele sevilmene \nHiç mi hiç izin vermeyecektin…\n\n**Suskun Hüzün**\n\nDOST KALEM\n\nBizim sözümüz kupkuru laf değil\nHep düşünmeden edilen gaf değil\nBir ömürdeki dökülen saç değil\nKulaklara vurulan tıkaç değil..........(04.05.2010 16:00-Adana)          Arif Tatar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm Aşka Kapalı",
        "poet": "Ömer Ay",
        "poem": "\n\nBen gönülle anlaştım aşka geçit yok artık\nAşkın nankör yüzünden çektiğim yeter artık\nHayat yolları diken mevsim sonbahar artık\nAşkın nankör yüzünden çektiğim yeter artık.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm Ateşte",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGönlüm Ateşte\n\nZaman ahir zaman\nGönlüm ateşte\n\nAteşle sınandı\nİbrahim gönlüm\nKimse yabana atmasın ateşini...\n\nYıldız  gönlüm\nZamanın karanlıklarında parlayan yıldız o\nZaman ahir zaman\n\nZaman ahir zaman\nGönlüm can atar gül asra\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gonlum Avrupa",
        "poet": "Mehmet Koç 2",
        "poem": "\n\nGÖNLÜM AVRUPA\nUzaklarda arama,\nBenim gönlüm Avrupa,\nServetim yoktur ama,\nBenim gönlüm Avrupa.\n\nBir tanısan seversin,\nSefanıda sürersin,\nVizesiz de girersin,\nBenim gönlüm Avrupa.\n\nOtomyummuş,eyfelmiş,\nYok Albertmiş,merkelmiş,\nUlan bunlar halt etmiş,\nBenim gönlüm Avrupa.\n\nMevsimi sıkmaz seni,\nGüneşi yakmaz seni,\nKırmaz hiç hevesini,\nBenim gönlüm Avrupa.\nMutluluktur,neşedir,\nCennetten bir köşedir.\nBeydir,ağa paşadır,\nBenim gönlüm Avrupa.\n\nHaseti yok,kini yok,\nFarklı farklı dini yok\nÖzgürlüğün sonu yok,\nBenim gönlüm Avrupa.\nMEHMET KOÇ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm Bayram Ediyor",
        "poet": "Osman Erdoğmuş",
        "poem": "\n\nGÖNLÜM BAYRAM EDİYOR\n\nBir göründün gözüme\nGönlüm bayram ediyor\nSöz geçmiyor kalbime\nGönlüm bayram ediyor.\n\nAllah’ım vermiş sana\nGüzellik her yanına\nBir dokunsam saçına\nGönlüm bayram ediyor.\n\nGam yüklü yüreğime\nPaslanan ümidime\nElin deyse elime \nGönlüm bayram ediyor\n\nSevda başa gelince\nÇilesi çekilince\nGüldüğünü görünce\nGönlüm bayram ediyor.\n\nHasret beni yakınca\nAteş baca sarınca\nBana aşkla bakınca\nGönlüm bayram ediyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm Bilmiyor..",
        "poet": "Fatih Kaya 4",
        "poem": "\n\nsevgi verip aşkı öğret gönlüme\nsevgi paylaşmayı gönlüm bilmiyor\nyare açılmayı öğret gönlüme\nsevgi taşımayı gönlüm bilmiyor\n\nkimse erişemez güzelliğine\ngörüpte sevmemek kimin elinde\nsen vardın dünümde hemde bugünde\nsensiz yaşamayı gönlüm bilmiyor\n\nbilmiyor bu gönlüm ümit almayı\nyardım et öğrensin aşkı sevdayı\nbakışın ok gibi kaşın aşk yayı\nhedefte olmayı gönlüm bilmiyor\n\nümitlerle dolu yola dalmışım\nkaybola kaybola seni bulmuşum\naşksız yaşıyorken senle doğmuşum\nsevip sevilmeyi gönlüm bilmiyor\n\ngelip geçiyorsun selam vermeden\nsevgi arıyorsun beni görmeden\ncefa çekiyorum sefa sürmeden\nzevkle buluşmayı gönlüm bilmiyor\n\ndertlerin içinde sarhoş gibiyim\nbu koca dünada yokmuş gibiyim\nümitlerden aşkı bulmuş gibiyim\nsevgi kullanmayı gönlüm bilmiyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm bir",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nBakımsız bir bahçe gibisin gönlüm\nMeyvelerini toplayan bile yok\nKalmışsın dağlar başında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm bir çiçekti",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGönlüm bir çiçekti\n\nBir yelül gününde\nBahçemdeki çiçeklerde gönlümü gördüm\nGönlüm bir çiçekti\n\nGönlüm bir çiçekti\nEylülde soldun ey çiçek\n\nŞikayetçi değilim gönlüm senden\nHangi fidan çiçek açar kış günü\n\nBeklemekteyim o günü şöyle diyebilsem  bir gün:\nAhir zaman vız gelir bu gönlüme\nBu gönlüm çınar ağacı\nBu gönlüm tanrı dağında ardıç ağacı\nKara kış vız gelir gönlüme\n\nŞikayetçi değilim gönlüm senden\nHangi fidan çiçek açar bir  kış günü\n\nBeklemekteyim o günü şöyle diyebilsem  bir gün:\nGönlüm bir aşk çiçeği büyütüyor\nDağların zirvesindesin gönlüm diye bilsem\nNarin mi narin çiçeklerin\nSevimlisin gönlüm\n\nBeklemekteyim o günü şöyle diyebilsem  bir gün:\nBir koyun kadar uysal gönlüm...\nAşk meralarına hasret onda...\nEmsali yok onda ki,  hasretin\nHasreti güneş gönlümün...\n\nBeklemekteyim o günü şöyle diyebilsem  bir gün:\nGülmesi ağlamaya  benzer o gönlün o yusuf\nKuyular korkun ondan o yusuf\n\nSecdeden başımı kaldırmadığımı göreceksiniz şükür için\n\nBeklemekteyim o sevinç gününü şöyle diyeceğim\n\nEski günleri yakın\nKaranlığımı yıkın\nVe bütün dağları gönlüme bırakın...\nÇünkü dağlar dağ kelimelerle haykırır ışıkları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm Bir Yiğit Asker",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGönlüm Bir Yiğit Asker\n\nBir kahraman gönlüm nasıl sevmeyeyim gönlümü\nKutsal bir ülke gönlüm nasıl sevmeyeyim gönlümü\n\nAhir zamanın hile ormanına attılar onu\nGecenin çöllerine attılar onu\nBir yıldızı bile çok gördüler ona\nBir çiçeği çok gördüler ülkesine\nKış gönlümde nasıl çiçek açsın gül ölçülü gönlüm...\n\nBir kahraman gönlüm nasıl sevmeyeyim gönlümü\nKutsal bir ülke gönlüm nasıl sevmeyeyim gönlümü\n\nBir kahraman bahar görsün  Allah'ım bu gönlüm\nBir bahar sevincine gark olsun bu gönlüm bu bahtsız\n\nKahramanlık gönlümün bayramlık elbisesi...\nKahramandır o unutulmuş bir kahraman o kartal...\n\nBir kahraman gönlüm nasıl sevmeyeyim gönlümü\nKutsal bir ülke gönlüm nasıl sevmeyeyim gönlümü\n\nGönlüm o bahtsız o ahir zamanda asker\nO bir asker ahir zamanla baş etmiş...\n\nYazılmamış mı sana hürlük gönlüm\nÖlecek misin\nKendini çarpa çarpa asrın karanlıklarında\nKahraman bir kafes kuşudur gönlüm\n\nO bir kahraman ahir zamanla başı dertte\nŞansına küsmüş gönlüm \nO bir asker ahir zamanda...\nKara hayata çatmış gönlümün gül ölçülü ordusu\n\nBir kahraman gönlüm nasıl sevmeyeyim gönlümü\nKutsal bir ülke gönlüm nasıl sevmeyeyim gönlümü\n\nKara hayata çatmış gül ölçülü  gönlüm\nO kahraman gönlüm bir bahtsız\nBir kahramansın sevdim seni gönlüm\nZor dik yürümek elif gibi...\nBir karanlık ki, zifiri karanlık,kör bu hayat...\nKaranlığına kahraman yıldız gibi doğmuş yetim sevgisi nebinin ya...\n\nBir kahraman gönlüm nasıl sevmeyeyim gönlümü\nKutsal bir ülke gönlüm nasıl sevmeyeyim gönlümü\n\nNe geçti eline bana feryat ettirdin ahir zaman kara zaman...\nBu zincirlere bin sitem benden\nNursuz hayata bin sitem benden...\n\nAh gönlüm,\nKanatlarında zincir...\nKurtul bu zincirlerden gönlüm\n'Pır ' diye bir uç \nSen kahramansın sevdim seni\n\nYazılmamış mı sana hürlük  gönlüm\nÖlecek misin\nKendini çarpa çarpa asrın karanlıklarına...\nSen  kahramansın sevdim seni\n\nSana yazık \nNefsimin kafesinden uç ey en yetim kuş ey  bahtsız\nNefsim uslanası değil...\n\nBir kahraman gönlüm nasıl sevmeyeyim gönlümü\nKutsal bir ülke gönlüm nasıl sevmeyeyim gönlümü\n\nAllah yar gönlüm\nGönlüm ey kahraman gönül...\nKesme kahraman  ümidini Allahtan\n\nGönlümün kutsaldır davası onu çağırıyor en kahraman mavi aşk...\nVeysel bu gönül bu bahtsız\nBir sevgi gölü...\nBu gönül değil ölü...\nBir kahraman gönlüm sevdim gül ölçülü  gönlümü\n\nBirkahraman bahar görsün  Allah'ım bu gönlüm\nBir bahar sevincine gark olsun bu gönlüm bu bahtsız\n\nBir kahraman gönlüm nasıl geçeyim gönlümden\nKutsal bir ülke gönlüm nasıl geçeyim gönlümden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm Bebeğinde",
        "poet": "H Yusuf Şahan",
        "poem": "\n\nBen gönlümü \nKışlıkların içine kaldırdım\nBundan böyle olmayacak\nOnun sarmaladığı bebek\nÇünkü\nBebek buralardan gidecek\n\nGönlüm ahşap sandığın karanlığında\nGün yüzüne \nÇıkmayı bekleyecek\nYıllar sonra \nDönerse bebek \nİşte buradayım\nSeni bekliyordum \nDiyecek\n\nBebek geçmişini sorgulayacak\nGönlüm bebeğinin özlemini\nGeçmişin doldurulamayacak \nHiçbir zaman yeri\n\nGönlümle bebek arasında\nOlmayacak bedenim\nOnlardan kopmak için\nVardı zaten \nBir nedenim\n\nGönlüm bebeğinde\nBebek gönlünde\nOnlar çok şey götürdüler\nŞu kısacık ömrümde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm göçmen kuşsun Sahiller arayan",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGönlüm göçmen kuşsun Sahiller arayan\n\nBitmesin bu arayış\nGönlüm göçmen kuşsun yeni sahiller arayan\n\nGönlüm \nKış bastırmadan  göçmeli diyorsun\nGüzel sahilleri var nurun\nGöç\nBitmesin bu arayış\n\nGül bahçeleri var\nUç yar ellere\nAnne elleri var nurun\nUç güllere baharlara\nBülbül dilleri var nurun...\nBitmesin bu arayış\n\nBahardan bahara göçen gönlüm\nBahçeden bahçeye göç\nBahar bahçeleri var nurun\nBitmesin bu arayış\n\nGönlüm göçmen kuşsun sahiller arayan\nSahiller kirlendi gelme\nDünya düştün gözümden\nİnsana bir Allah yar.\nBitmesin bu arayış\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm Efkar Dolmuş",
        "poet": "Müslim Seyrani",
        "poem": "\n\nGönlüm efkar dolmuş yatmış inliyor\nBir ah u zar oldum kader yüzünden\nMahzun olmuş hasret ile dinliyor\nGör ah u zar oldum kader yüzünden\n\nHep güllerin soldu bahçemde bağım\nNe belli ölüyüm ne belli sağım\nSabır ile şükür oldu durağım\nSor ah u zar oldum kader yüzünden\n\nHissiz olan bilmez dertli halinde\nMekan tutmuş herkes kendi işinde\nBu kaderin nasıl yandım elinde\nNar ah u zar oldum kader yüzünden\n\nTakdirden kaderim talihsiz gelmiş\nVurmuş bu bağrımı yaralı kılmış\nBiçare gönlümün bu aşkı sönmüş\nZar ah u zar oldum kader yüzünden\n\nEy seni gidi insafsız bu kader\nİçime doldurdun bin türlü keder\nBu Müslim Seyrani gariplik eder\nZar ah u zar oldum kader yüzünden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm Gülüyor",
        "poet": "Lokman Gülbahçe",
        "poem": "\n\nGönlüm Gülüyor\n\nSeni şu gönlüne aldığım anda\nDünyam neşe doldu gönlüm gülüyor\nHerkezler bir yanda sende bir yanda\nDünyam neşe doldu gönlüm gülüyor\n\nÖmrüme ömrünü yazsın yaradan\nSevda sözlerimi sanma sıradan\nKalbim sana ait çıkma oradan\nDünyam neşe doldu gönlüm gülüyor                                                 \n\nSeninle yanarken seninle söndüm\nSeninle başladı manalı ömrüm\nSeninle yok oldu kederli gönlüm\nDünyam neşe doldu gönlüm gülüyor\n\nİlk defa gülüyor talihim bahtım\nSen yanımda olda yıkılsın tahtım\nLafzedeyim budur içimde ahtım \nDünyam neşe doldu gönlüm gülüyor\n\nLokman GÜLBAHÇE / LAFZEDE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm çiçek fotoğrafların var",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGönlüm çiçek fotoğrafların var\n\nSevinçliyim gönlüm şimdi\nGönlüm çiçek fotoğrafların var\n\nYunus şiir şiir tutmuş elinden\nAllahım işte gönlümün gül fotoğrafları\nSahipsiz bir ev gibiydi...\nPencereleri açık\nEylüllerde solan bir çiçekti gönlüm...\n\nSevinçliyim gönlüm\nGönlüm çiçek fotoğrafların var\n\nGönlümde sokak hayvanı gibisin  ahir zaman\nGönlüm çiçek fotoğrafların var şimdi\nGönlümü zamanın çöplüğünden aldım yıkadım\nİncidir gönlüm \nKehribardır gönlüm\nGönlüm çiçek fotoğrafların var şimdi\n\nSoyu çınardır gönlümün\nGönlüm çiçek fotoğrafların var\nSevinçliyim şimdi\n\nGönlüm  gül\nMevsim bahar şimdi\nSevinçliyim şimdi\nSevdayı hece hece okur bu gül okulda \nBöyle gül gönül var mı her kulda\n\nSevinçliyim gönlüm şimdi\nGönlüm çiçek fotoğrafların var\n\nSoyu çınardır gönlümün\n\nSana ballı sofralar hazırladım\nOtur aşk sofrasında\nGözü yaşlı  çocuk \nEylüllerde solan  çiçek...\n\nSoyun çınardır senin gönlüm\nÇiçeksin gönlüm bütün fotoğraflarında şimdi\nÇöllerdeki  nehre benzeyen gönlüm\nBir görülür bir yok olurdun\nAya güneşe hayran\nBir yayaydın gönlüm\n\nGülüm\nÇıkar bu düğünün tadını şimdi\nSevinçliyim gönlüm\nGönlüm çiçek fotoğrafların var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm Gül Savaşta",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGönlüm Gül Savaşta\n\nZaman ahir zaman\nGönlüm gül savaşta\nDerdi gül gönlümün\n\nGönlüm, bir çiçek olmuş aşk bahçesine. \nGönlümde gül savaş olsun\nGönlüm yanar büyütür ışığını\nGönlümde gül savaş olsun\n\nZaman var güldürür gönlü\nZaman var öldürür gönlü\nZaman var zehir gibidir\nZaman ahir zaman\nGönlümde hep gül savaş olsun\n\nZaman var yarin elinde gül...\nGitti güneş sevgili\nHayatlardan çıktı gitti\nAhir zaman\nZalim zaman\nDikenli zaman gönlüm için\nGönlümde gül savaş olsun\n\nAhir zaman bir karanlıksın\nKaranlık çenen tutulsun \nSusmadı çenen...\nAkıttı zehir\nGönlümde hep gül için savaş olsun\n\nGönlüm, çiçek olsun aşk bahçesine. \nGönlüm yansın büyütsün ışığı\nMaviliğe uzasın mavi kavgam...\nGönlümde hep gül savaş olsun\n\nAllah yar Allah yar\nAhir zaman sana inat zahitlik dağı olacağım...\nGönlümde gül savaş\n\nAhir zaman ey karanlık zaman\nGönlümün ahu zar var\nDağlardan büyük derdi var gönlümün\nGönlümde gül savaş olsun\n\nAllah yar Allah yar\nAhir zaman sana inat zahitlik dağı olacağım...\nGönlüm bir gül savaşçı \nMinareler getirir bana baharı leylekler değil\nGönlümde hep gül savaş olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm Hasret Duyar Çobanbey",
        "poet": "Eyup Şahan",
        "poem": "\n\nGönlüm Hasret Duyar Çobanbey\n\nBir yanı çimenlik bir yanı bağlar,\nGönlüm hasret duyar sana Çobanbey.\nKarşıda görülür Binboğa Dağlar,\nGönlüm hasret duyar sana Çobanbey.\n\nAk pınarı, Oluklunun suyunu,\nÇayırları Marozünün boyunu,\nBağlarında bülbüllerin toyunu,\nGönlüm hasret duyar sana Çobanbey.\n\nSoyunsam düğünde bir güreş tutsam,\nYüzük oyununda fincanı atsam,\nHüyükde haydanda bir gece yatsam,\nGönlüm hasret duyar sana Çobanbey.\n\nKimsesizdir hoyuklunun tarlası,\nKara yarda bu gönlümün kalesi,\nHerkese güzeldir kendi sılası,\nGönlüm hasret duyar sana Çobanbey.\n\nÖnce vatan idin şimdi değilsin,\nNeden böyle oldu hüküm verilsin,\nBeni küs edenin boyu devrilsin,\nGönlüm hasret duyar sana Çobanbey.\n\nBabamdan dedemden mezarım ayrı,\nHısım akrabanın yok imiş hayrı,\nEyüp döndü gitti gelir mi gayri? \nGönlüm hasret duyar sana Çobanbey.\n\nEyüp Şahan\nAnkara 6.6.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm İlkbahar…*/*",
        "poet": "Ahmet Alıcı",
        "poem": "\n\nHiç bakmayın yaşlı göründüğüme,\nDaha gönlüm henüz on sekizler de.\nZemheriden, karakıştan bana ne…\nBenim gönlüm her çağında ilkbahar.\n\nHer sevgi uğrunda dağları aştım,\nDostumun bağında cümbüştüm, sazdım,\nSonbahar gelse de kurumaz dalım,\nGönlüm her anında çiçekli bahar.\n\nCoştukça coşuyor gönlümün seli,\nNe kin, nede nefret, yıpratmaz beni,\nDert ile kedere vurdum zinciri,\nŞu deli gönlüme her gün ilkbahar.\n\n(30.08.1993- Manisa/ Demirci)\n'ANA Antolojisi-1993-2'  Antolojisinden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm iğde ağacım çiçeklisin Şimdi",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGönlüm iğde ağacım çiçeklisin Şimdi\n\nAyların sultanı geldi\nGönlüm iğde ağacım çiçeklisin şimdi\n\nİslam bahar\nGönlüm iğde ağacım\nİslam yar\nGönlüm iğde ağacım\nÇiçeklen hadi\nDemiştim ah çok yalvardım\nHep gelsin ayların sultanı\nAyların sultanı geldi\nGönlüm iğde ağacım çiçeklisin şimdi\n\nHaydi çiçeklen bahar geldi\nGönlüm iğde ağacım\nÇok yalvardım\nAyların sultanı geldi\nGönlüm iğde ağacım çiçeklisin şimdi\n\nGönlüm iğde ağacım\nÇiçeklenmedin\nBaharın mı yok\nAhir zaman mı eylül\nDedim dertlendim\nGünlerce \nVe\nHep gelsin ayların sultanı\nAyların sultanı geldi\nGönlüm iğde ağacım çiçeklisin şimdi\n\nİslam bahar\nGönlüm iğde ağacım\nİslam yar\nGönlüm iğde ağacım\nÇiçeklen hadi\nDedim\nve\nGönlüm iğde ağacım\nBahara muhtaçsın\nGönlüm  yaralıya yar olur Allah\nDedim günlerce\nVe\nHep gelsin ayların sultanı\nAyların sultanı geldi\nGönlüm iğde ağacım çiçeklisin şimdi\n\nYaşım kırk oldu\nÖmrün sultan yaşı\nÇiçeklendin\nVe bir de\nHep gelsin ayların sultanı\nAyların sultanı geldi\nGönlüm iğde ağacım çiçeklisin şimdi\n\nGönlüm çiçeklenmedin\nDerdini çektim günlerce\nYaralıya yar olur Allah\nAhir zaman ne yamansın\nDedim durdum\nVe\nAç içini gönlüm göklere\nGönlüm iğde ağacım\nDerdinin ilacı göklerde\nÇiçeklen iğde ağacım...\nMevsim bahar\nGüneş de yar\nİslamda yar\nDedim durdum günlerce\nVe dedim\nAhir zamana bulma suç\nZincirlendi ahir zaman\nDuymadı mı dalların \nBahar geldi iğde ağacım..\nAyların sultanı geldi\nDedim durdum \nDertlendim günlerce\nHep gelsin ayların sultanı\nAyların sultanı geldi\nGönlüm iğde ağacım çiçeklisin şimdi\n\nNeden yolun başındasın hep gönlüm\nAç içini gönlüm göklere\nDedim durdum\nVe \nAyların sultanı geldi\nGönlüm sarmaşık çiçeği bile çiçek açtı\nDedim durdum\nHaydi elçim ol  maviliğe göklere...\nBu tembellik de ne\nDedim\nÖmrün sultan yaşı\nYaş kırk oldu\nÇiçeklendin\nBir de\nAyların sultanı geldi\nÇiçeklendin\nAyların sultanı geldi\nGönlüm iğde ağacım çiçeklisin şimdi\n\nNeden hala yolun başındasın \nAyağın mı topal,yol mu karanlık...\nDedim \nDerdinle dertlendim günlerce...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm Kanadına Asıldı Bir Uçurtmanın",
        "poet": "Mehmet Taş",
        "poem": "\n\nGönlüm \nKanadına  asılmıştı mavi bir uçurtmanın\nGökyüzü maviydi\nBulutlar mavi\nYağmur yağmurdu mavi gözlerin\nAyaz vurgunu gecelerin\nKatılaşmış yalnızlığına inat\nÇiçek çiçek açıyorken yıldızlar\nGönlüm ufkunu aşıyordu göklerin.\nZühre yıldızı gözlerindi\nTel tel saçlarındı savrulan\nSaman yolunun  sonsuzluğunda\nAy senden almıştı maviliğini\nGüneş gülüşünle güneşti\nBir uçurtmanın kanadına asılmıştı gönlüm\nKeşfedilmemiş yıldızlarda\nBüyülü bir ninni gibi\nEsrik titremelerinde göklerin\nRuhuma aşkı üfledin...\nŞimdi özgür  bir mavilikte asılı gönlüm\nŞiddetli depremlerden uzak\nNe kuraklığı var steplerin\nNe yangını çöllerin\nHasret hasret de bakmaz yıldızlar\nBen sen oldumsa bu gece\nİçin oldumsa için \nHasret ayrı olanlar için...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gonlum Kistadir",
        "poet": "Ergun Çoruhlu",
        "poem": "\n\nperisanim pismanim baskada bir sozum yok\nmulk servet dunya mali hic bir seyde gozum yok\ncok aradim olmadi bu derdime cozum yok\n       akili sorma kardes ne basta ne yastadir\n       eller bahar yaz gorur benim gonlum kistadir\n\nne yaptigimi bilmeden yollarda yuruyorum\nsigara alkol ne varsa icerek curuyorum\nsanki suc ondaymis gibi kafama vuruyorum\n       akili sorma kardes ne basta ne yastadir\n      eller bahar yaz gorur benim gonlum kistadir\n\nnede guzel siirdir bu diyip yorumlar yapin\nyazan aglayarak yazar siz gulumseyip bakin \nbuda bize bir sinavi belki yaradan hakkin\n      akili sorma kardes ne basta ne yastadir\n      eller bahar yaz gorur benim gonlum kistadir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm Mavimsi..",
        "poet": "Yücel Terkanlıoğlu",
        "poem": "\n\nYaşadıklarım düş mü, hayal mi? \nYoksa; bir aşk sersemliği mi? \nYa da bir mavi umut mu ki? \nYok yok, umudum mavi; \nYalnız, gönlüm mavimsi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm İstanbul",
        "poet": "Sevil Oymak",
        "poem": "\n\nVarsın uzak olsun, \nSoğuk olsun, denizi olmasın, \n\nDenizin üstünde süzülen martılar, \nSevgiliyi bana getiren vapurlar olmasın\n\nDört yanım karla kaplı dağ olacakmış\nVarsın olsun \n\nElveda seyrine daldığım kız kulesi,\nEfkarımı yaktığım çamlıca tepesi\n\nKeyif çatıp göbek attığım barlar olmayacakmış\nOlmasın İstanbul geceleri olmasın \n\nErzurum her vakit kara kış olacakmış \nVarsın  olsun\n\nBenim canım sağ, Yüreğim bahar, \ngönlüm İstanbul olsun......\n\n                                                                  İstanbul,    05.01.2005\n\n                                                                                   Sevil Oymak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gonlum olsun",
        "poet": "Yakup Şimşek",
        "poem": "\n\nEskisi gibi degilim Y-AR\nSeni bildikce sevdam sevdalandi\nUmurumda degil cennet bahceleri\nVede cehennem cukurlari\nDusundukce seni\nVardiginda gonlume\nHer yanim cennet Cemalin\nSensizlik her anim ise cehennemden beter\nEy sevdalim son duragin gonlum olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm mavisin Deniz Gibi şimdi",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGönlüm mavisin Deniz Gibi şimdi\n\nSavaşını  sevdim\nGönlüm mavisin deniz gibi şimdi\n\nDeniz gibi dalgalanışını seviyorum gönlüm senin\nAtışını dışarıya pisliklerini\nVe maviliğini\n\nBir seni dost bildim gönlüm\nBenim kardeşim sensin,\nBenim güneşim sensin\nEy maviliğine aşık olduğum...\nSavaşını  sevdim\n\nGönlüm deniz maviliği bir dost ki...\nMavidir gönlü denizin de deniz gibi\nEn mavi deniz gibi dostluğun gönlüm\nGönlüm en dost denizsin bana \nGönlüm mavi denizsin bana\nSavaşını  sevdim\nGönül aynasın onu kirletti hayat\nGönül mavisin denizsin gönül...\nGönlümün de savaşı var bu gönül güneş...\nGönlümün özlemi var çölleri bahçe eder...\n\nKorkusuz bu  gönül...\nSavaşını  sevdim\nNe yaman şeysin yiğit gönlüm sen\nSavaşını  sevdim\n\nDeniz gibi dalgalanışını seviyorum mavisin gönlüm sen\nAtışını dışarıya pisliklerini\nKahraman  duruşunu seviyorum çapulcu karanlığa\n\nKışa dayandın kahraman bir güneş oldun\nSavaşını  sevdim\nKaranlığa direndin en parlak yıldız oldun\nYalanın kara çocuğu  hayata vermezsin aman\nSavaşını  sevdim\nBahçemde sarı çiçek oldun her zaman...\nYiğitliğini  sevdim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm Perişan",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nAyrılık sevdayı derde çevirdi,\nHasret hançer olmuş gönlüm perişan…\nKarayeller esti aşkı devirdi,\nHasret hançer olmuş gönlüm perişan…\n\nTatlı dilberimsin ela gözlümsün,\nBal ile yoğrulmuş melek yüzlümsün,\nAlnımın yazısı canım sözlümsün,\nHasret hançer olmuş gönlüm perişan…\n\nYâr sensiz geçmiyor bir tek saniye,\nBu güzel sevdaya engeller niye,\nAyrılık çekilmez gülüm sineye,\nHasret hançer olmuş gönlüm perişan…\n\nGel tut ellerimden bir halime bak,\nGözlerimde yaşlar yâr ırmak ırmak,\nZulümdür ölümdür senden ayrılmak,\nHasret hançer olmuş gönlüm perişan…\n\nCantekin der; boş ver elin lafına,\nBir tek toz kondurma aşkın safına,\nDertler sığmaz oldu gönül rafına,\nHasret hançer olmuş gönlüm perişan…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm Sana Ağlar..",
        "poet": "Mehmet Ali Tuna",
        "poem": "\n\nPervasız bir düştün aklıma geldikçe feleğim şaştı\nBaşkasına bırakma sen al canımı hasret çekerken\nKoca bir yalanmış sevdamız bitmez denen bu masal\nDirenmek neye yarar yıpranan gönlüm sana ağlar…\n\nGeriye kalan sadece nefret ihanet hatıralardan\nGüzellikler yarım kaldı senle gitti ne varsa dünden\nÜzüntü ve kederi bıraktın miras olarak giderken \nYanmam artık  geçmiş olsun güle güle derken sana…\n\nYaz: Mehmet Ali Tuna\n01/03/2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm Sende Ezelden",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nBilemedim nesin sen? Ya hurisin, ya peri\nAklımı baştan aldın, vermedin daha geri.\nBaşkasını sevemem, isteme bunu benden\nGönlüm sende ezelden, Kalû Belâ’dan beri.\n\n13 Ağustos 1986 – Çarşamba / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm Sevda Firarında",
        "poet": "Rüstem Çıtak",
        "poem": "\n\nGönlüm sevda firarında\nTezer bir zaman bir zaman\nBii çarelik diyarında\nGezer bir zaman bir zaman\n\nAğlıyorum Kederimden\nYaktı beni derinimden\nGözyaşımı pınarından\nSüzer bir zaman bir zaman\n\nGah gurbetin ellerinde\nGah hasretin yellerinde\nBitmeyen aşk çöllerinde\nTozar bir zaman bir zaman\n\nRehin gibi tapusunda\nEşik gibi yapısında\nBir umut yar kapısında\nNazar bir zaman bir zaman\n\nÇıtakım ben divaneyim\nSöyle neyle avunayım\nYar ardına pervaneyim\nBiizar bir zaman bir zaman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm Seni Seçti",
        "poet": "Ramazan Mert",
        "poem": "\n\nBiliyor musun seni ben niçin sevdim. Akıl dolu sözlerinle, yüzün gibi tertemiz kalbini istedim. Ne güzel edip gönlümü sana vermişim. Uzun bir ömür beraber olalım eğer istersen sevgilim. Kimse sana benzemiyor meleğim. Umut dolu yarınlarla sana geldim. Baktım ki bu aşkı seninle paylaşmak istiyor yüreğim. Anlatta bilsin diyor içimdeki sesim. Tek umudum seninle olmak yaşama sebebim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm ve Derviş",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGönlüm ve Derviş\n\nNe hırka ne sarık\nGönlüm için güneşten geçerim\n\nGönlüme dervişlik yakışır\nAklım pak kuş\nGönlüm ak kuş\n\nO sofrada\nKaçırır mı \nYunusun sofrası ki şiir şiir bal\nKıskanılır gönlüm\nYunusun sofrasında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm tarif edilmez bir güzele dolaştı",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nGönlüm tarif edilmez bir güzele dolaştı\nSevdayı aşk canım başıma gör neler açtı\nBu sevdayı halime de görenlerde yaştı\nBu sevdayı aşkım başıma çok işler açtı \n\nHalil Çolak 12.3.2006 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümce Taşamadım",
        "poet": "Hüseyin Kara/united States",
        "poem": "\n\nBulamam başka yerde memleket havasını \nGerçekten çok özledim hamsinin tavasını \nKaralahana, mısır yemekleri meşhurdur\nTadında yerdim her kez RİZE muhlamasını. \n\nÇok şeyleri dert ettim bende neşe ne arar\nHiç bir şeyde gözüm yok her şeyin azı karar \nVarken özgür kardeşce insan gibi yaşamak\nHangi kitaba uyar insana vermek zarar. \n\nSiz zaten olmuşsunuz kendinize müslüman\nArayıp durursunuz yanaşacak bir liman \nYaptığınız ortada yalan, dolan ve talan\nSizler hep öyle sanın sizler de vardır iman. \n\nÇaresizlik içinde çare arar dururum\nEğilmez kırılırım başım hep dik yürürüm\nDürüstlük kitabını yazdım bir kez gönlüme\nKula eşit davranır olmaz asla gururum. \n\nSözlerinde özünde var ise biraz onur \nHer gittiğin yerde de adam yerine konur \nKişiliksiz insanın postu beş kuruş etmez\nToplumda soluk almaz gerçekten çok güç solur. \n\nYağmur yağdı ıslandım ıslanmayı severim\nYurtta güzellik olsa ben her daim överim\nİnan hiç şakam yoktur buna izin veremem \nYurduma yan bakanı var gücümle döverim. \n\nHüseyin der özledim yaylasını dağını\nİnsan insan olmalı koparmasın bağını \nHer tarafı verim güzelim memleketin\nYüzsüzler yeyiverdi kaymağını yağını..... \n\nHüseyin KARA \nABD /16.02.08\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm yanar aşk narıyla",
        "poet": "Şair Meftun",
        "poem": "\n\nGönlüm yanar aşk narıyla\nÇaresi var yar eliyle\nTeziyle erek visale\nKader bana serkeş düşme\n\nNasıl deyim yetmez kelam\nİçimde hep büyüyen gam\nDudu dilden duyam tamam\nKader bana serkeş düşme\n\nAltın zülüfler ela göz\nYüreğimde kalmadı öz\nBal dudak eder tatlı söz\nKader bana serkeş düşme\n\nEtrafa saçar handeler\nMeftun seni candan sever\nGözlerimden akar seller\nKader bana serkeş düşme\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm Yansın Aşkına Efendim",
        "poet": "İlyas Ekin",
        "poem": "\n\nGÖNLÜM YANSIN AŞKINA EFENDİM\nKalbimi Kuşatsın Nur - ı Muhammed \nTüm insanlığa rehber Peygamber\nEfendimiz sana geldim kabul et\nGönlüm yansın aşkın ile her zaman\n\nEfendim nurunla temizle yüreğimi\nSana uzattım ya Rabb elimi\nZikrine amade ettim dilimi\nYoluna harcadım ilmimi\nGönlüm yansın aşkın ile her zaman\n\nİnancım, İmanım sonsuz Rabbime\nAşkımı serdim nurlu habibime\nKıyama durdum, secde ettim Rabbime\nSana kul olmak için düştüm yoluna\nGönlüm yansın aşkın ile her zaman\n\nFeda ettim ugruna canımı, malımı\nSenin uğruna secdeye serdim alnımı\nVicdanım seni andı, kalbim sana yandı\nBu beden, bu ruh hep seni andı\nGönlüm yansın aşkın ile her zaman\n\nİnancımı kattım peygamber nuruna\nYanacaksa gönlüm yansın uğruna\nŞefaat et ya Rabb çıkarsam huzuruna\nTebessüm et efendim ne olur yüzüme\nGönlüm yansın aşkın ile her zaman\n\nDilim, kalbim! her dem zikret Rabbini\nFanidir zaman fanidir mekân\nAn her zaman peygamberini\nAllah ve peygamber aşkı olsun kalbine akan\nGönlüm yansın aşkın ile her zaman\n\nMakama, mevkiye aldanmam asla\nNe mutlu Sırat'tan geçeceksem \nAncak sana secde ederim ilâhî\nNe mutlu Kevser'den içeceksem\nGönlüm yansın aşkın ile her zaman\n\nGidecek tek kapı sensin ilâhî\nDayandım vardım kapına\nKulun ilyas huzurunda aşkınla\nGönlüm yansın aşkın ile her zaman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüm Yeşil Gözler Arar",
        "poet": "Hüsamettin Sungur",
        "poem": "\n\nGönlüm yeşil gözler arar\nYeşil gözler beni sarar\nDoyamadım yeşil göze\nYeşil gözde kıldım karar\n\nYeşil gözde yeşil sürme\nHadi gelde gönül verme\nÖyle dalar giderim ki\nKaybolurum yeşil göz de\n\nGözleri zümrüt yeşili\nŞehvetine doyum olmaz\nGönül verdim bir yeşile\nYeşilden başkası olmaz\n\nYeşil göz de yeşil sürme\nHadi gelde gönül verme\nÖyle dalar giderim ki\nKaybolurum yeşil gözde\n\nSöz Hüsamettin Sungur\n\nTürkçe dilinden İngilizce diline çeviri\nMy soul looks for green eyes\n\nMy soul looks for green eyes\nGreen eyes surrounding me\nGet enough green eyes\nWe made the decision in Green\n\nGreen eyes green riding\nCome on, Come and falling in love\nSo I go to rushes\nKaybolurum the green eye\n\nemerald eyes\nLust is not saturated\nGonul gave a green\nSomeone else will not change from green to\n\nGreen eyes, green riding\nCome on, Come and falling in love\nSo I go to rushes\nTo be lost in the green\n\nThe Husamettin Sungur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gonlumce   tasamadim",
        "poet": "Hüseyin Kara 1",
        "poem": "\n\nGelip gecen ömrümde hç bahar yaşamadim. \nRahatlik engelini bunca yil aşamadim. \nHep doluya tutuldum avutuldum da durdum. \nSel olup insanliğa gönlümce taşamadim. \n\nBulamam başka yerde memleket havasını. \nGerçekten çok özledim hamsinin tavasini. \nKara lahana mısır yemekleri meşhurdur. \nTadinda yerdim her kez RIZE muhlamasını \n\nÇok şeyleri dert ettim bende neşe ne arar. \nHic bir şeyde gözüm yok her şeyin azi karar. \nVarken özgür kardeşçe insan gibi yaşamak. \nHangi kitaba uyar insana vermek zarar. \n\nSiz zaten olmuşsunuz kendinize müslüman. \nArayıp durursunuz yanaşacak bir liman. \nYaptığıniz ortada yalan,dolan ve talan. \nSizler hep öyle sanın sizler de vardır iman. \n\nÇaresizlik içinde çare arar dururum. \nEğilmez kırılırım başım hep dik yürürüm. \nDürüstlük kitabını yazdım bir kez gönlüme. \nKula eşit davranir olmaz asla gururum. \n\nSözlerinde özünde var ise biraz onur. \nHer gittiğin yerde de adam yerine konur. \nKişiliksiz insanin postu beş kuruş etmez. \nToplumda soluk almaz gerçekten çok güç solur. \n\nYağmur yağdı islandım ıslanmayi severim. \nYurtta güzellik olsa ben her daim överim. \nInan hiç şakam yoktur buna izin veremem. \nYurduma yan bakanı var gücümle döverim. \n\nHüseyin der özledim yaylasini dağını. \nInsan insan olmali koparmasin bağını. \nHer tarafı veriml güzelim memleketin. \nYüzsüzler yeyiverdi kaymağınıi yağını..... \n\nHüseyin KARA ABD 16.02.08 abd\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümde Açar Çiçek",
        "poet": "Avni Temiz",
        "poem": "\n\nGönüle ateş düşmüş, yakar elbet koru var,\nYaz ayları gelsin de, senle yaylaya göçek.\nSevmek kolay mı sandın, her işin bir zoru var; \n-Seni her görüşümde, gönlümde açar çiçek,\n-Çiçekler bal olsun da, hasadı öyle biçek.\n\nHer zaman yanımdasın, bahar da kışta varsın,\nYalnız aklımda değil, hayalde düşte varsın,\nGözlerimden yüreğe, dökülen yaşta varsın; \n-Seni gördüğüm zaman, gönlümde açar çiçek,\n-Goncalar gül olsun da, hasadı öyle biçek.\n\nBen baharı severim, derelerden ses gelir,\nTabiat çiçek açar, bu dünyaya süs gelir,\nDağların doruğuna, duman çöker sis gelir,\n-Seni her görüşümde, gönlümde açar çiçek,\n-Bahçeler bağ olsun da, hasadı öyle biçek. \n\nAkıp gidiyor zaman, geriye döndürülmez,\nTren gardan kalktıysa, yolcusu indirilmez,\nYüreğime kar yağsa, ateşin söndürülmez; \n-Seni gördüğüm zaman, gönlümde açar çiçek,\n-Sevdalar dağ olsun da, hasadı öyle biçek.. \n\n01.05.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümde Açan Çiçek",
        "poet": "Arif Seki",
        "poem": "\n\nGönlümde açan çiçek seni yazdım\nben şaiirlerin dilinde şiir ozanlarda sazdım\nbu dünyayı kendim gibi yalnız sandım\ngönlümde açan çiçek seni yazdım\n\nSeni yazdım hep suyun olsun diye\ngömlüme koydum toprağın olsun diye\nsonsuz seveceğim seni solmayasın diye\ngönlümde açan çiçek seni yazdım\n\nSana esmesin poyrazınan samı\nkonmasın  dalına bal vermeyen arı\nyaralı kalplerin hem sevgilisi ol hem yari\ngönlümde açan çiçek seni yazdım\n\ngül gonca gibi dalındasın \niki sokak ötede yanımdasın\nartık kalbimde dilimde sazımdasın\ngönlümde açan çiçek seni yazdım\n\nbeklediğim baharım ol aç\nbana güven mutluluk sevgi saç\ngeleceğin için tüm kötülüklerden kaç\ngönlümde açan çiçek seni yazdım\n\nbir arif idim kendi bağımda \ngün görmedim bu gençlik çağımda\nseninle  bir ömür açmak isterim umut dağında\ngönlümde açan çiçek seni yazdım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümde eli sopalı eylül var",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGönlümde eli sopalı eylül var\n\nHer eylülde\nAğacından kopan yapraktım\nGönlümde eli sopalı eylül var\n\nAcıyın gönlüme\nGönlümde eli sopalı eylül var\nBu eli sopalı sitemim  sana ey  eylül\n\nAşk bana bahar git gönlümden  eylül...\nGönlüme girdin eli sopalı   eylül \nHer eylülde\nAcıyın gönlüme\nAğacından kopan yaprak gönlüm\n\nAcıyın gönlüme\nÖksüz bir davanın neferiyim\nBahara ermedi gönlüm\nAh hangi bahçeye girsem\nGözüm güllere kayar\nSolmaya yüz tutmuş güzelliklerim onlar...\nAk kelimelerim kara rüzğarlarda \nGüneş hiç gülümsemeyecek mi...\nGönlümde eli sopalı eylül var\n\nAcıyın gönlüme\nBir gün\nÇiçek çiçek hecelenecek mi  o sevda...\nÇiçek çiçek hecelensin  o sevda\nGönlümde eli sopalı eylül var şimdi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümde Her Zaman",
        "poet": "Yener Koç",
        "poem": "\n\nBir ateş bıraktın yanıyor hâlâ\nİçimi kavurdu sönmedi gitti\nSilinmez aklımdan gözleri elâ\n\nGönlümde her zaman her zaman varsın\nGönlümde her zaman her zaman vardın\n\nKırların kokusu senin üstünde\nÇiçekler rengini hep senden aldı\nBir anı bir resim kaldı geriye\n\nGönlümde her zaman her zaman varsın\nGönlümde her zaman her zaman vardın\n\nDaldan bir yaprak düştü ağladım\nSavurdu rüzgarlar seni bilmedim\nGittin ya bir daha geri gelmedin\n\nGönlümde her zaman her zaman varsın\nGönlümde her zaman her zaman vardın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümde Gönüllülük  Güneş Aşka",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGönlümde Gönüllülük  Güneş Aşka\n\nAteşle eğittim gönlümü\nGönlümde gönüllülük  güneş aşka\n\nAteşle eğittim gönlüm seni...\nAteşçeyi öğrendin\nEksilmez artar ateşin gayri\nGönlüm sende olsun gönüllülük  güneş aşka\n\nGeceye ay oldun gönlüm\nAşk güneş gibisin gönlümde\nKorksun senden ahir zaman \nO vizesiz o işgalcisi  ülkemin\nGönlüm sende olsun gönüllülük  güneş aşka\n\nGönlüm aşıksın güneş aşka \nAşk yoksa güneş de yok yıldızda hayatımızda\nGönlüm güneşsin dünyama\nGönlüm güneş karanlıklarıma aşksızlığa \n\nGüneş gibisin gönlüm\nAh ettiğin yetmez mi kara akılsız bir buluttan \nGönlüm sende gönüllülük  güneş aşka\n\nGönlüm veyselim\nÖrtünme zamanı değil gönlüm şimdi görev zamanı\nBahçelerde güller bekler seni ey güneş\nMevsim şimdi bahar\nYuvalarda kuşlar uçmak için doğmanı bekler ey güneş\nGönüllü gönüllü doğ kuşların yuvalarına da\nGönlüm sende gönüllülük  güneş aşka\n\nŞükür eli yüzü kirli çocuk değil artık güneşli akıllı gönülsün\nDeli dediysem deli değil \nGökler hayran gönlüme\nGel diyor maviliğe gökler \nBulutlar gönüllü eğilir gönlüme\nKuşlar gönüllü  uçar gönlüm sana\nGönlüm sende gönüllülük  güneş aşka\n\nŞükür eli yüzü kirli çocuk değil  güneşli görgülü bir gönül\nGönlüme gönüllü yusuf adı koydular\nAhir zamanın gönüllü kuyularında güneş o...\nO mısır için eğitildi zeliha için açıldı onun kolları...\nGönlümde gönüllülük  güneş aşka\nHep olsun\n\nGüneşler vereceğim gönlüm sana\nKim zincir vurdu gönüllü güneş gönlüm sana...\n\nŞükür gönüllü eli yüzü kirli çocuk değil  güneşli bir gönül\nEy ahir zaman korkum yok akılsız hilelerinden\nVız gelirsin gönüllü güneşli gönlüm\nVeyselime vız gelirsin\nGönlümü ben ateşle eğittim\n\nO gönüllü sokak çocuğu değil o güneş gönüllü sokaklarda\nO sahipsiz değil \nEli yüzü kirli çocuk değil artık güneş o akıllı bir gönül \nGönlümü ben ateşle eğittim\nOkula asker gönderdim o güneşi\nAskere gönderdim o güneş asker\nEğittim akıllı gönlümü güneş güneş\nVız gelirsin karanlık aşklı o gönlüm\nVız gelir gecen yıldız o gönlüm\nAhir zamana diren yıldız gibi ey gönlüm\nAsker gönlüm yiğit gönlüm\nGönlüm sende gönüllülük  güneş aşka\n\nAvcı elbiselerini giydirdim ava mı salmadım\nAteşle eğittim gönlümü o güneşi...\nEli yüzü kirli çocuk değil artık güneşli bir gönül\nAteşceyi öğrendi güneşceyi öğrendi\nÖğrendi  görgülü bir  gönül olmayı \nAvcılığı öğrendi o güneş\nEksilmez artar kutsal yükü gayri\nOna sitemim yok gayrı\nAğulu aşla büyüteceğim o çocuk gönlümü\nHayasız kışlarınla gel zaman,vız gelir kışların kartaldır gönlüm\nEli yüzü kirli çatık kaşlı çocuk değil artık güneşli o gönül\nGönlümde gönüllülük  güneş aşka\n\nKarnını tıka basa doldurmak yok gönlüm ey güneş\nElif ol seccadelerde\nGönlüm ben seni ateşle eğittim\nHer uzak ormana heveslenmek yok ey güneşim\nAkıl kanattır kırılır kanatır güvenmek yok gönlüm... ey güneşim\n\nAşklı ışıklı gönlüme çınarıma vız gelir rüzğarın ey  vizesiz kış\nVizesiz Ahir zaman kış ol gel korkum yok hilelerinden işgalinden\nGönlümü ben ateşle eğittim\n\nSoyu çınar gönlümün\nGönlümü ben ateşle eğittim\nO veysel\nToprağı çatlatan genç çekirdek  gibi o çınar göklerde\nSorar  hesabını bu deli geç kalışın diri karanlığa bir çınar gönlüm\nŞükür eli yüzü kirli çocuk değil artık güneşli o gönül aşk için\nGönlümde gönüllülük  güneş aşka\nGönlümde kanat açmak güneş aşka\nGönlüm  ateşle eğitildi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümde  Hâlâ  Gökkuşağısın Yâr",
        "poet": "Safinaz Ocakcı",
        "poem": "\n\nSen gittin, gül yüzünün cemali gözlerimde \nBirde senden kalan hatıralar var cebimde\nDudaklarımda adın şiir yazıyor, hece hece\nAşkın nakış nakış işli, duruyor yüreğimde.\n\nSenden bana hatıra, acı tatlı anılar, \nSen gönlümde hâlâ gökkuşağısın yâr! . \n\nSen gittin, değişmedi kalbimdeki o yerin\nHâlâ yeryüzünde cennet-im seni bilirim\nAnılarla yaşar, gündüz gece nefeslerim \nYırtmadım, duruyor sararmış resimlerin. \n\nUnuttum giderken söylediğin acı sözleri \nSaymadım, benden gideli kaç zaman geçti   \nMasum bir aşk hikâyesi oldu bizimkisi\nAma bende hâlâ büyüyor sevda çiçekleri…\n\nSenden bana hatıra, acı tatlı anılar,\nSen gönlümde hâlâ gökkuşağısın yâr! .\n\nSende en olmaz bir anda beni anıyor musun? \nAnılara soyunup yüreğine soruyor musun? \nÖzlemle yanıyor, tarumar oluyor musun? \nSende beni hâlâ seviyor, seviyor musun? .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümde Hüzün Kaldı",
        "poet": "Mehmet Ali Keleş",
        "poem": "\n\nAyrıldık istemeden gönlümde hüzün kaldı\nBak geçti baharlarım yaz bitti güzüm kaldı\nViran olan bahçemde bir yalnız gülüm kaldı\nBak geçti baharlarım yaz bitti güzüm kaldı\n\nHasretinle inledim bağrımda sızın kaldı\nSensiz geçen yıllardan yaş dolu gözüm kaldı\nŞu yalancı dünyada ay değil günüm kaldı\nBak geçti baharlarım yaz bitti güzüm kaldı\n\nMecnun oldum dolaştım çöllerde izim kaldı\nSevmedim başkasını dillerde sözüm kaldı\nSevdasına ağlayan bir kırık sazım kaldı\nBak geçti baharlarım yaz bitti güzüm kaldı\n\n*ŞAİRİ TARAFINDAN BESTELENMİŞTİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümde karanlığın karasın ey kış Yine",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGönlümde karanlığın karasın ey kış Yine\n\nKara haberler biter sanmıştım\nHer haber yine vahşi yine kara\nGönlümde karanlığın karasın ey kış yine\n\nÇocukluğumda gençliğimde peşimdeydi acımasızdı fitneleri ahir zamanın\nAcımasızdı kara kışlar gibi\nİhtiyarlığım da şimdi acımasız  kara kışlar gibi\nİhtiyarlığım da acımasız ahir zaman fitneleri gibi\nKara kışlar hep peşimde oldu\nTüm vahşiliğiyle\nÖmrümce\nYaş yetmiş oldu\nHer haber yine vahşi\n\nYaş yetmiş \nİhtiyarlığım\nGönlümde karanlığın \nKaranlığın kış gibi\nKarasın ey kış yine\nHer haber yine vahşi\n\nMutsuz ediyorsun\nGönlümdesin karasın kış gibi\nKışları  sevemiyorum\nPeşimi bırakmadı kara kışlar \nİhtiyarlık da kara kışmış\nNerede beyaz karlı kışlar\nKardan adam yapan çocuklar...\nYaş yetmiş olduğu  günden beri mutsuzum\nHer haber yine vahşi\n\nDizlerim tutmuyor\nYaş yetmiş\nİhtiyarladım\nDizlerimdesin karasın kış gibi\nVe gözlerimdesin kış gibi karasın\nKarasın ey kış yine\nHer haber yine vahşi\n\nKara kışsın ihtiyarlığım\nİhtiyarladım\nŞimdi mutsuzum\nDizlerim tutmuyor\nYaş yetmiş\nMutsuzum\nKarlar yolları kapatmış gibi\nDönülmüyor eski cevhere\nMutsuz ediyor insanı şu ihtiyarlık\nKış var gibi gönlümde donmuş dereler\nGönlümde karasın kış gibi\nEvimin penceresinde yine karlar beyaz değil...\nEy ihtiyarlık kış gibisin\nKarasın ey kış yine\nHer haber yine vahşi\n\nGönlümdesin karasın kış şimdi\nYolları  kar tutmuş gibi\nVe yine savaş haberleri  kardeş ülkelerden gibi\nMutsuzum öyle\nYaş yetmiş olduğu günden beri...\nEy ihtiyarlık kış gibisin\nKarasın ey kış yine\nHer haber yine vahşi\n\nPeşimi bırakmadın kara kış gibisin ey mutsuzluk\nYaş yetmiş olduğu günden beri\nŞimdi üşüyen kendi ölüm\nKendi mezarım\nKarlar beyaz değil\nTüm vahşiliğiyle kara\nKarşımdasın kara kış gibisin mutsuzluk\nSavaş kılıklı şey çıktın karşıma\nYaşlılıkta da çıktın karşıma \nAhir zaman fitnesi gibi kara oldun gah \nGönlümü mekan tuttun mutsuzluk\nYaş yetmiş olduğu günden beri\nKarasın ey kış yine\nHer haber yine vahşi\n\nHep kara kışlar yaşadım \nİhtiyarlığım sen de\nAhir zaman fitneleri gibi pek yamansın\nCan yakıcı kurşundan beter\nKarasın ey kış yine\nHer haber yine vahşi\n\nNerede beyaz karlı kışlar\nKışları sevemiyorum\nKışlar hep peşimde\nTüm vahşiliğiyle kara\nEvimin penceresinde yine kara kış\nKarlar beyaz değil\nYaş yetmiş olduğu günden beri...\n\nKara kışlar hep peşimde oldunuz\nTüm vahşiliğinizle\n\"Zaman ahir zaman diyor\" gönlüm\nDondurucu kışlara benziyor gönlümdeki kış...\nHer haber yine vahşi\nŞimdi mutsuzum\nKarasın ey kış yine\n\nYaş yetmiş olduğu günden beri\nMutsuzluk kış gibi\n\nKarasın kışsın mutsuzluğum savaş mısın öyle vahşisin ki...\nAç-susuz kuşlar..\nGönlümün penceresinde vahşisin kış\nKışlar hep peşimde oldunuz\nTüm vahşiliğinizle\nHer haber yine vahşi\nYaş yetmiş olduğu günden beri\nKarasın ey kış yine\n\nKarlar beyaz değil artık\nNerede beyaz karlı kışlar\nÇocukluğum nerede şimdi\nKarasın ey kış yine\n\nYaş yetmiş olduğu günden beri\n\"Zaman ahir zaman diyor\" gönlüm\nDondurucu kışlara benziyor gönlümdeki kış...\nTüm vahşiliğiyle\nKışları sevemiyorum\nHer haber yine vahşi\nKarasın ey kış yine\n\n\"Zaman ahir zaman diyor\" gönlüm\nDondurucu gönlümdeki her kış...\n\nSarıkamış gibi buz tutmuş\nŞimdi üşüyen gönlüm\nÜşüyen askerlerim\nEvimin penceresinde yine vahşiliğin var kış\nKarlar beyaz değil\nYollarımı kapamış karlar\nÇığlar düşmekte\nGönlüme girilmiyor\nGönlüm esir ahir zaman fitnelerine\nGünahım dağ olmuş\nNerede beyaz karlı kışlar\nÇocukluğum neredesin\nKışları sevemiyorum\nBu mutsuzluk kış gibi gitmek bilmiyor\nBu kış ahir zamana benziyor tüm vahşiliğiyle\nKarasın ey kış yine\n\nYaş yetmiş olduğu günden beri\nNerede beyaz karlı kışlar\nÇocukluğum neredesin\nKışlar hep peşimde oldunuz\nTüm vahşiliğinizle\n\"Zaman ahir zaman diyor\" gönlüm\nDondurucu kışlara benziyor gönlümdeki kış...\nŞimdi mutsuzum yine\nKarasın ey kış yine\n\nMutsuzum\nNerede beyaz karlı kışlar\nŞimdi üşüyen gönülde güller\nEvimin penceresinde yine vahşisin kış\nSavaş haberleri hep vahşisiniz\nSoluyor güller yine \nYetmiş yıldan beri aynı\nVe atom gibi vahşi ahir zamanın fitneleri...\nHer haber yine vahşi\nŞimdi mutsuzum  yine\nKarasın ey kış yine\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümde  hiç geçmeyen  izin  var",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nAşın var azığın var\nkışın var  yazın var\n\nsayfamda  inci  mercan d/izin  var\nbiliyorum bir  tanecik \ngözbebeğin kızın  var\ngel  affettim çoktan\n\nsınırı çiğnemezsen\ngir  gönül  kapısından\nlimitsiz\nvizesiz\n\nizin  var\n\n17/Mayıs/2012/Perşembe/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümde Sonbahar.",
        "poet": "Süleyman Saylan",
        "poem": "\n\nGÖNLÜMDE  SONBAHAR.\n\nRüzgar mı sert esti, fırtına mı var? \nYükselip yükselip, vurdu dalgalar.\nBu hırçın denize takatım yetmez...\nYüreğim sarardı, oldu sonbahar.\n\nAğlamak istemem göz göre göre,\nYılları tükettim, hem de boş yere.\nGüzel sevdalarım kaldı ahrete...\nYüreğim sarardı, oldu sonbahar.\n\nElbet vardı çılgın, güzel günlerim,\nVazgeçmem sandığım bir de sevgilim.\nKoynunda çıldırır, aşkla erirdim...\nYüreğim sarardı, oldu sonbahar.\n\nÇaresiz tükendi, seven ömrümüz,\nYa kaldı, kalmadı üç beş günümüz.\nMezarlıkta açsın artık gülümüz...\nYüreğim sarardı, oldu sonbahar.\n\nSüleyman SAYLAN\n(İzmir-Çandarlı (Çan-Tek 2) , 07.09.1994, Saat: 23.15)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümde Pire Saklamam Seni",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nYeryüzünde her yerde hanımefendi, beyefendiyiz\nİsim hatırlamıyor hali olasılıksa da…\nBeden diliyle tebessüm ederiz\nDil bilmiyor hali olasılıksa da…\nKonu bir vatansa, varlığında hür ve bağımsız\nHukuk varlığıyla hem bütünlüğüne de özgürüz\nBu işte, hukuk üstünlüğüne üst düzeyli bilincimiz\n\nVatan içinde vatan, hukuk içinde hukuk, din içinde din, bir lehçeyi kamusal dil yılışmak uğruna Terör büyüyen biri kardeşim midir? \n\nAdı vardır canlı, cansız her varlığın, yokluğun adıdır ‘yok’ ve terim değeri de taşıyor üstelik. Kardeşim Arnold kardeşi Ahmet ile arkadaşlığının, Gisela ile Gülümser’in arkadaşlığındaki kardeşlik değeri gibidir, denilebiliyor. Vatandaşı oldukları ülke sorumlulukları üstünlüğü üst düzeyde bilincimizdir veya suç suçtur, Terör terördür, denilebiliyor. Ne denilemiyor peki? \n\nSuç işleyen, terör eyleminde bulunan eğer kardeşimse ‘aman hatırımı sayın, af buyurun, ne istiyorsa verin’ demeyeceğim! Gönlümde pire saklamam seni! \n\nİster sevin, ister dövün! \nAnlayacaksın elbet bir gün diye bir teselli bile düşünmem! \nKal olduğun yerde, eğer istersen! \nKardeş sorumluluğum, duygum suç üzerine bu işte! \nYanlış anlaşılmam ve kararlılığımdır kesinlikle! \nOndan sonrasına da ödevimdir ve her suçlu için de yine\nYargının devamı ile yargılansın veya tedavi olabilsin diye\nTopluma eğer olamıyorsa adapte\nVereceğim dilekçenin devamı olacaktır sadece! \n\nBir ailede sorun böyle olabiliyorsa, şikayet etmem başka ülkeye. Tartışırım, sorunu yerinde çözmenin gerçeğinden kaçmam, sığınmam, çaresizliği yüksünmem, sorun gerçeklerimi başka ülekelerle de paylaşırım, davet etmem bir iç savaş için yardım et diye. Her aile, insan olma hakkını cemiyetin en küçük üyesi olduğuyla ailede birer birey başarısının da üstünlüğü hakkına sahiptir. Her aile bir soy olabilir, soyağacını biliyor olabilir demek, her aile veya her aile soyu ile bir ülke olmak istiyorum hakkını şirk ve terör yılışamam demektir. Kardeş sorumluluğum, boy göstermek denilen ölçüşme, diş geçirme gibi ayrışma üzerine kararım bu işte! Bu tür ayrışmalar, bir bilimsel, sportik, postmodern denilen zırvalıkla da hatta rekabet çerçevesinde değerler birimi olarak görmeye anlarım sadece. Slogan ve propaganda amacı da bu değerlendirme çerçevesinde hukuk üstünlüğünü bir hak koruyacak, korunacaktır ancak. \n\n21 Ekim 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümde sonbahar rüzgarları esiyor ey hayat",
        "poet": "Nuri Can",
        "poem": "\n\nHer sonbahar gelişinde dökülür yapraklar birer birer, her biri bir tarafa savrulur… “Hazan mevsimi, doğanın da ölüm mevsimidir” derler… “Elveda zamanı, hüzün mevsimi, ayrılık mevsimidir” derler. Oysa ben mevsimler içerisinde en çok sonbaharı severdim bir zamanlar. Uçurum kenarlarında açan sarı sarı çiçekleri bir de çiçekler arasında. Düşme tehlikesiyle de olsa uzanıp kokusunu içime çekerdim yudum yudum, nefes nefes... Hayatın bütün derinliğini, dinginliğini, gizini orada ve onlarda bulurdum... \n\nDalından ayrı düşen her yaprağın hüznünü yaşıyorum şimdi ey hayat! Sararmış, gazel olmuş, solmuş ve rüzgarın önünde savrulan yaprakların hüznünü… Gönlümde sonbahar rüzgarları esiyor, şarkılar daha bir içli çalıyor şimdi, gönlüm yorgun, gönlüm küs, gönlüm suskun... Boğazımda düğüm düğüm hasret, bulut bulut gözlerimde çakıyor şimşekler... \n\nGurbetten gurbete savrulan insanların iç acısını duyuyorum içimde her sonbahar gelince... İçimden kopan her duygu kırıntısı yüreğime batıyor... \n\nYapraklar gibiyim ben de ey hayat, her sonbaharın gelişiyle beraber bende sonbaharı yaşıyorum, sonunda ilkbaharın müjdesi olsa da... İlkbaharda çayırlar yeniden yeşillenip, ağaçlar filiz sürse de, çiçekler yeniden süslese de dağları, kırları, ovaları. Ben hep güzdeyim... \n\nHer baktığımda soluk sarı yapraklar gibi duruyor aynalardaki yüzüm, içim, dışım sonbahar ey hayat. Bütün anılar yaprak yaprak sokaklara dökülmüş. Kardan bir kefenle kocaman bir dağ gibi gelip oturmuş göğsümün üzerine hüzün... Yorgunum, çok yorgun, vefasız dünyanın ihaneti bitirdi beni... \n\nBilirim ne yapsamda bir sonbahar yaprağına yazgılıyım, değiştiremiyorum yazgımı... Acılara, hüzünlere, sevdalara, sararmış yaprakların rüzgardan savruluşuna yazılmış adım neylersin. Terkedilmiş evlerin hanelerine, yıpranmış defterlerin sayfalarına yazılmış adım... \n\nBilirim sonbaharların sarı kaderine yazılmış sonu hazin küçük bir öyküyüm ben, kimselerin açıp okumadığı bir kitapta; üzerine hüzün tozları serpilmiş kederli gecelerin sonbahar rüzgarlarıdır belki de; bütün bu yaşadıklarım... Ki, sonbahar yaprakları gibi dökülüp, dökülüp savrulup gidiyor ömrüm elimden... \n\nYalnızlığın en derin uçurumuna yaslanmış kalmışım yangın yüreğimle ey hayat. Sonunda gücüm tükenip düşeceğim belki ya da kendi yüreğimden taşınıp gideceğim kimsenin bilmediği, ulaşamadığı, uğramadığı bir yüreğe... \n\nVarsın karanlık geceler yokluğuma ağıt yaksın, sahte sevgilerle avutsun hicranımı zaman... \n\nYıllardır ki, yaşamın uğramadığı mezarlıklar gibiyim, içime binlerce ölü gömülü. Dolaşıp duruyorum ağaçların dökülmüş yaprakları arasında, sonbaharın sarı soluk yüzüne sürüyorum yüzümü yaprak yaprak... Ağaçlara baktıkça nedenini bilmediğim ama acısını duyduğum sararmış hüzünler kaplıyor içimi. \n\nBilmem bu kaçıncı çığlığımdır ey hayat, sesimi duyuramadığın. Bilmem bu kaçıncı imdat... \n\nŞimdi vurulmuş bir kuş kanadı gibi duygularım, sığınacağım dal da yok. Yıpranmış, paralanmış eski bir giysi gibi duruyor üzerimde ömrüm... Her ihanet onulmaz bir yara açtı yüreğimde, ne yapsam durmuyor kanama... \n\nİçimin yaşayan sevinçli yanını öldürdüler ey hayat, hüzne bulandı her yanım, ben ki sevinç rüzgarları doluydum bir zamanlar sevgi dağlarında, sevgi eserdim gece gündüz yüreklere, yüreklerden dağlara, ormanlara, sokaklara. Şimdi ihanetin kara bulutları kaplamış göğümü, güneşli günlere hasretim ey hayat... \n\nEllerine kapanıyorum şimdi, anla beni, al beni... Bir sonbahar yaprağı gibi bekletme son yaprakta. Bırak alıp götürsün beni sarı yapraklarıyla sonbahar rüzgarları, yapraklar gibi savurup savurup götürsün uzaklara... \n\nBir varmış bir yokmuş diye başlar bütün masallar. Ellerim soğuk şimdi üşüyorum, bedenim,dudaklarım buza dönmüş... \n\nYokumsa beni ey hayat, doğmamış gibi...Sayki hiç yaşamadım, tatmadım, acıyı, ihaneti. Masalım da olmadı sonu mutlulukla biten. Gökten üç elma düşmesini beklemiyorum artık, yorgunum ey hayat, yorgun... \n\nNuri CAN \nwww.nurican.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümdeki Kız",
        "poet": "Battal Pehlivan",
        "poem": "\n\nGitsem Binboğa'ya çıksam Toros'a\nYanakları al al bir kız isterim\nGüzel türkçesiyle türkü söyleyen\nSesi gümbür gümbür bir kız isterim\n\nŞöyle iç tarafı Anadolu'yu\nHakkari Van Urfa Mardin'i\nAdım adım gezsem tamam her yanı\nAyağı şalvarlı bir kız isterim\n\nElleri martinli ayak postallı\nBoyu dal dal olsun burnu hızmalı\nDudakları mor mor alnı döğmeli\nBileği kuvvetli bir kız isterim\n\nBir ayak Ordu'da istanbul Van'da\nÖteki Mersin'de Antalya Kars'ta\nFilistin Vietnam Kore Yemen'de\nGönlü özgürlükçü bir kız isterim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümdeki",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHalkına dayanmalı \nHalka refah sunmalı \nKüfre karşı durmalı \nGönlümdeki Türkiye \n\nMazlumdan yana olan \nZalime karşı duran \nAdaleti savunan \nGönlümdeki Türkiye \n\nHakkı hep üstün tutan \nAdaletle dağıtan \nErdeme erdem katan \nGönlümdeki Türkiye \n\nEşit olmalı insan \nSusturulmamalı lisan \nSöylüyor bunu Sinan \nGönlümdeki Türkiye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümdeki Fırtına Deli",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nDeryadan  şimdiye  dek  kaç  inci.\nGeldi,  süsledi   gerdanı! \nBilmem  bu  kaç  bininci,\nEfkar  basar   meydanı! \n\nYıkar  dağlarını  sitemin,\nGönlümdeki  fırtına  deli! \nDeğilim  aklımdan  emin,\nSen  gittin  gideli! \n\n24 Şubat 2004 Salı, Danimarka-Køge23:20\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümdeki Kölük",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nYeşil şirin can Kâhta’m…\nTaşınla toprağınla,\nKarakuş Tepesi,\nCendere Köprüsü,\nNemrut Dağınla,\nSen bir tarihsin…\n\nYeşil şirin can Kâhta’m…\nKurulduğundan beri,\nYediler kaymağını balını,\nSormadılar hiç halini…\nUzun yılların ihmalini,\nYaşadık yaşıyoruz…\n\nYeşil şirin can Kâhta’m…\nTütmeli Fabrika bacası…\nEl ele vermeli,\nKol kola girmeli,\nİşçisi köylüsü,\nÖğretmeni hacısı hocası,\n\nYeşil şirin can Kâhta’m…\nBitsin gurbet acısı,\nÇekmesin analarımız özlemi…\nDüşmesin gurbet ellere,\nGenç kızların nişanlısı sözlüsü,\nEli kınalı gelinlerin kocası…\n\nYeşil şirin can Kâhta’m…\nNe yoksulun kalmalı,\nNe de yoksulluk…\nKalkmalı kula kulluk,\nBereket fışkırmalı,\nToprakta ağaçta mutfakta…\n\nYeşil şirin can Kâhta’m…\nBolluk olsun bolluk…\nGülsün Kâhtalım,\nYüzünde okunsun mutluluk,\nSelam sana kucak kucak,\nSelam gönlümdeki Kölük…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümdeki Öfke",
        "poet": "Ahmet Öztek",
        "poem": "\n\nGÖNLÜMDEKİ ÖFKE\n\nŞu an; en sitemli yaşlar döküldü,\ngözlerimden yere...\nNe endamlı geceler,\nNede suskun bakışlar,\nDerdime çare oldu...\n\nGönlümdeki öfke\nVe yırtık duygularımın gülü,\nHepsi bir çırpıda,\navuçlarımdan uçtu; \nDerin bulutların yer aldığı,\nBir sahte gökyüzüne...\nİrkildi, irkildi ve titreyerek süzüldü,\ngörmek bile istemediği denizlere...\nŞu an; en sitemli yaşlar döküldü,\ngözlerimden yerlere...\n\nMuhabbetten Sıkılan Düşler / 12 Şubat 2001-19:25\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümdeki Seni Demledim",
        "poet": "Mehmet Emin Öztürk",
        "poem": "\n\nAz evvel beraberdim seninle\nSıçrayışımın eşiğinden yazıyorum\nBir düş gerçeğinin ertesindeyim\nUyanarak\nSeni arıyorum\nBir kez daha\n\nUyku sersemi \nOluşumdan sıyrılan\nTüm içtenliğimle\nYine seni yazıyorum\nBir gece vakti\nAyışığına takılarak\n\nOysa uyku öncesi\nDalmıştım rüyaya\nSeni düşünmelerin\nHeyecanında\nRüyama konuktun\nBu gece daha\n\nUyanışımda yine sen\nGünaydın bir tanem\nGözün aydın bir tanem\nDem bu dem\nDemleniyor yine\nGönlümde ki SEN\n\n03/07/2004\t\t05:00 suları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümdeki Yaştasın",
        "poet": "Tuncer Ertana",
        "poem": "\n\nHayat bir işkence olmuş, sarmış dört yanımı,\nİnsanlar zaten acımasız, bakıyorlar daima.\nKoşmak kurtulmak istiyorum, seni görmemek için,\nAnıların bile acı veriyor artık, bu sensiz garip dünyama…\n\n\tYılların yorgunluğu var, besbelli ki sende unutmaktasın,\n\tAcı veriyor hatıralarım bile, biliyorum ki sende yastasın.\n\tGeçti bitti sanma sakın, unutma ki seni gördüğüm o yaştasın,\n\tAnıların bile acı veriyor artık, unutma ki sende gönlümdeki yaştasın…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümdü o! (4’lük)",
        "poet": "Atakan Kartaltepe",
        "poem": "\n\nGönlümdü o gül, ayaklarının dibine koydum,\nGönlümdü o gül, tertemiz... herşeyden arı, soydum! \nGönlümdü o gül, o bakışlarınla deldim, oydum! \nGönlümdü o gül, sanma aşkına kanıp da doydum.\n\n                                                04.07.2008/15.00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümdeki Renkler",
        "poet": "Münevver Erilmez",
        "poem": "\n\nMavi;  gökyüzü ve deniz,\nYeşil; yemyeşil bir doğa\nElâ  gözlü bir  güzel,\nSarı deyince çiğdem,\nVe lepiska saçlı bir dilber\nBeyaz ise anamın ak sütü\nSiyah,asil bir renk ve Karatahta,\nKarabahtım  olmasın\nKırmızı;  ALBAYRAĞIM\nTÜRK'ün damarlarındaki asil kan,\nMor; menekşem,mis kokan leylâklar\nKahverengi; gözlerim\nLâcivert  akşamlar,\nToz pembe; düşlerim\nHepinizi çok seviyorum,\nBenim güzel renklerim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümden akan",
        "poet": "Aylin Adıgüzel",
        "poem": "\n\nGönlümden akan\nMavi ışıklı bir pınar,\nGözyaşlarım akan\nSaydam ışıksız kuyu suyu,\nAkar şelale misali...\nHayalin benim oldu mu\nŞimdi pınarın duru mavisi\nGüneşin sıcaklığını arar.\n\n(Bursa-2003)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüme bir yıldız kaydı",
        "poet": "Mehmet Yağcı",
        "poem": "\n\nBir gece ben yatarken\nGözüme bir yıldız takıldı\nAlamadım gözümü ondan\nHemde hiç bir sebep yokken\nÖnce tesadüfdür dedim\nSıradan bir yıldız sandım\nAma ne muhteşem parlıyordu\nSanki akşam güneşiydi o\nTam gözlerime bakıyordu\nSanki içimide yakıyordu\nBirden arkamı döndüm\nO sanki gitsin istedim\nAma ne gitmesi heyhat\nO bir yol aldı bana doğru\nİçim birden bir tuhaf oldu\nArtık itiraf ediyorum işde\nO yıldız tam benim içimde\nTamam anlatacağım size\nDuysun bilsin herkesde \nGönlüme bir yıldız kaydı\nO sanki ömrümce yanımdaydı\nOnsuz yapamam artık ben\nSaklamıyorum hiç kimseden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüme dolsa da hep gamlı hazan",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nGönlüme dolsa da hep gamlı hazan\nRuhumu şenlendirir Allah’ım benim \nBeni her zaman vurgun da yesem \nKorur onun verdiği imanım benim\n\nHalil Çolak 17.12.2006 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüme bu dünya gurbet",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGönlüme bu dünya gurbet\n\nIşığa dön\nGönlüm bu dünya gurbet \n\nŞimdi hangi çiçek avutur beni \nSaçlarının kokusu yok anne\n\nGönlüm dünya gurbet \nHani sevgili\nHani sevgililer\nIşığa dön\nBir anne ara kendine\n\nEllerim kaybolan mutluluğu mu arıyorsun şimdi\nSahip çıkamadığımız \nÇiçek gibi büyüyecek bir aşkı mı aramak bu\nSahip çıkamadık aşkımıza\n\nBir mektup gönder bana sevgili\nOlsun bana hayat şerbet\nDünya gurbet \nSevgili\nIşığa döndüm\nBir anne arayışındayım  kendime\n\nGönlüm dünya gurbet \nGülüm dünya gurbet \nUzaklardasın yar...bilemedim ben\nIşığa döndüm\nBir anne arayışındayım  kendime şimdi\n\nGönüllerimizin atlarına\nDünya gurbet \nHasret kaldık neşeye sevince \nDünya gurbet...\nIşığa döndüm\nBir anne arayışındayım  kendime şimdi\n\nGönüllerimizin atları yorgun\nGözlerimizin atları küskün...\nSılası aşktır bu gönlün...\nIşığa döndüm\nBir anne arayışındayım  kendime\n\nGözlerinin kahraman suskunluğu\nDertli nehrin sessiz akışı gibi şimdi\nNeler söylemez ki,\nSahip çıkamadık aşkımıza\nDünya oldu gurbet \nIşığa döndüm\nBir anne arayışındayım  kendime\n\nAyakların nereye yürüyor\nBulutların sürüklediği yer mi aradığın\nSahip çıkamadık gönüllerimizin atlarına\nDünya oldu gurbet \nŞimdi\n\nŞimdi hangi çiçek avutur beni \nSaçlarının kokusu yok sevgili\nDörtnala  kaçarken her çiçekten gönlüm\nÇölleşen hayatıma  koşulara çağırmada gözlerini\nSahip çıkamadık aşkımıza\nDünya bize gurbet \nŞimdi\nIşığa döndüm\nBir anne arayışındayım  kendime\n\nZaman geceye koşuyor veya güneş tutulmasına\nDüşlerimin hicret ettiği Medinesin \nArkada kalan yollar hüzünlü\nYetim bir mutluluktur yatan yatakta\nBir güneş yetim şimdi göklerin beşiğinde\nSahip çıkamadık aşkımıza\nDünya şimdi gurbet bize \nEy unutamadığım sevgili\nIşığa döndüm\nBir anne arayışındayım  kendime\n\nBiterse bu zulüm uçurtmalar salarım göklere\nHüznün bendeki dansını görsen ne olur\nBu gurbeti cennete çevirsen ne olur...\nEy aşk\nIşığa döndüm\nBir anne arayışındayım  kendime\n\nGönüllerimizin atlarına\nDünya gurbet değil  şimdi\nHasret kaldık neşeye sevince \nIşığa döndüm\nBir anne arayışındayım  kendime\n\nGönüllerimizin atları yorgun\nGözlerimizin atları küskün...\nSılası aşk bu gönlün...\n\nGözlerinin kahraman suskunluğu\nDertli nehrin sessiz akışı gibi şimdi\nNeler söylemez ki,\nSahip çıkamadık aşkımıza\nDünya gurbet şimdi\nIşığa döndüm\nBir anne arayışındayım  kendime\n\nAyakların nereye yürüyor\nBulutların sürüklediği yer mi aradığın\nSahip çıkamadık gönüllerimizin atlarına\nDünya gurbet şimdi\nIşığa döndüm\nBir anne arayışındayım  kendime\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüme...",
        "poet": "İbrahim Ethem Bingül",
        "poem": "\n\nTutuğum ve suskunum\nSebebi sensin\nNe yazık ki çaresi de...\n\nÖzlemin kararttı gözümü\nIşığım söndü nefesimde...\n\nSitem değil olsun son sözüm\nKalmadı sermayem, özüm\nBilmem nedir bu bekleyiş\nNerdesin...\n\nYangınlardan kalan \nKüle mi döndün\nYoksa geleceğin yollar gibi\nAşkımı mı kaybettin...\n\nSitem değil bunlar son sözüm\nKalmadı sermayem, özüm\nBitsin, beni de al gel senden\nSevda dolu gönlüme\nKendime ihtiyacım var...\n\nwww.iebingul.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüme Göre Dost  Bulamadım",
        "poet": "Necati Keçeli",
        "poem": "\n\nBende şu âlemi gezdim dolaştım   \n    Gönlüme göre bir dost bulamadım  \n    Gönül sarayına girip çalıştım   \n    Gönlüme göre bir dost bulamadım    \n\n    Duygular körelip aktıkça yaşlar   \n    Başımda dolaşıp durdu baykuşlar   \n    Uğrumda yanıp kül oldu da döşler   \n    Gönlüme göre bir dost bulamadım    \n\n    Nice sözler duydum tatlı ve acı   \n    Gönlüme olmadı hiç bir kazancı   \n    Gönülden sevenler verdi de sancı   \n    Gönlüme göre bir dost bulamadım    \n\n    Dört duvar arası oldu da zindan   \n    Yordu devri alem bıktırdı candan   \n    Usanıp riyadan, korkunca zandan   \n    Gönlüme göre bir dost bulamadım    \n\n    Dosttan akrabadan gülmedi yüzüm   \n    Yazıp söyleyecek kalmadı sözüm   \n    Çok ahu gözlüyü gördü de gözüm   \n    Gönlüme göre bir dost bulamadım    \n\n    Necatiyim bende çalıp söyledim   \n    Gönlüme göre bir güzel meyledim   \n    Yıllarca gurbeti, mekân eyledim   \n    Gönlüme göre bir dost bulamadım\n\n    Necati KEÇELİ\n    İZMİR 23.10.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gönlüme İlkbahar Geldi..",
        "poet": "İsmail Kurt",
        "poem": "\n\nKonu:Aşk..\n\nSeninle geçen şu üç günümde\nİnanki gönlüme ilkbahar geldi\nÖyle güzelsinki seni görünce\nGüzelim gönlüme ilkbahar geldi..\n\nRüyalar gerçek oldu,umutlar gerçek\nHayâl değilsin her şeyin gerçek\nSürükle beni isteğin yere çek\nİnanki gönlüme ilkbahar geldi..\n\nNe güzel suretin var ne güzel yüzün\nSeninle olurmu,kalbimde hüzün\nBir kuğu gibi sevdayla süzün\nİnanki gönlüme ilkbahar geldi..\n\nİlk defa kapısındayım aşk mektebinin\nKıymetini anladım sevip sevmenin\nÖğret bana sevdayı sen öğretmenim\nİnanki gönlüme ilkbahar geldi..\n\nGözlerine düşebilmek için kalbim telaşta\nMazimle geleceğim yılgın savaşta\nTükenecekse zaman geçsin yavaşça\nİnanki gönlüme ilkbahar geldi..\n\nHayatım boyunca tek doğrum sensin\nYeşil gözlerinle bir şahasersin\nYalanım var ise, kader belâmı versin\nİnanki gönlüme ilkbahar geldi..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüme  güneş gelir Artık",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGönlüme  güneş gelir Artık\n\nGönlümde çiçekler\nGönlüm için dualar gibi\nGönlüme güneş gelir artık\nGönlümde baharlar\nGönlümde mavi gök\nEn mavi dualar gibi\nGönlüme  güneş gelir artık\n\nGönlümde çiçekler\nMavi  mavi dualar gibi\nYunus şiir şiir gelir gönlüme\nKim bozacak karanlığın tuzağını\nGönlüm kalksın ayağa\nGüzelliklerimi yakacak  kuraklık ve ateş\nAhir zamanda\n\nYunus şiir şiir geldi\nGönlümde  en parlak güneş \nGönlümde çiçekler\nMavi  mavi dualar gibi\n\nBoynum kıldan ince  olsun yolunda  ey gül aşk...\nGönlüm de bir güneş \nŞiir şiir gelmiş Yunus\nGönlümde çiçekler\nMavi  mavi dualar gibi\n\nKuyumdasın Yusuf yüzlü  gönül\nArsız kuyular hırsız kuyular ağlatıyor Yakubunu\nGönlüme  hep ver güneş \nYar  Allah nur Allah\nGönlümde çiçekler\nMavi  mavi dualar gibi\n\nGönlümde  güneş \nŞiir şiir gül Yunus gönlümde\nGönlümde çiçekler\nMavi  mavi dualar gibi\n\nSaç ışığını artık\nGönlümde güneşsin  ey koca  Yunus\nGönlümde çiçekler\nMavi  mavi dualar gibi\n\nGüneş ol gönül artık dağıt karanlığımı\nSanma  ben adem bir kara toprağım..\nBende alemin çekirdeği aylı yıldızlı\nGök bende arş bende gizli\nGönlümde çiçekler\nMavi  mavi dualar gibi\n\nBu tembellik neden ey gönül \nZindanlar bile tutmuş elinden ey melek\n\nKaranlığım büyük ay değilim \nGönlüm  güneş olsun artık\nGönlümde çiçekler\nMavi  mavi dualar gibi\nYunus şiir şiir örer artık gönlüme  saray\nGönlüm saraylı olsun artık\nGönlüm güneşli olsun artık\nPencerelerin neden kapalı ey koca şehrim\nKurtulayım bu toprağımdan artık\nYuvalardan uçurur yavru kuşları dallar\nErir karları iki sevgiliyi kavuşturur yollar\n\nGönlüm  güneş görsün artık\nGönlümde çiçekler\nMavi  mavi dualar gibi\nBoynum kıldan ince  yolundayım  gül aşk...\nYaş kırk oldu\n\nGönlüm  güneş olur artık\nGönlümde çiçekler\nMavi  mavi dualar gibi\nHani sen çınar olacaktın\nUçacaktın mavi göklere\nTembelsin,topalsın neden gönlüm...\nBu verimli toprakta\nSeccadelerdesin\nNurlu hayat toprağında\nAşk toprağındasın...\n\nİşin ne ahir zamanın dertli veremli köşelerinde\nGönlümde çiçekler\nMavi  mavi dualar gibi\nElemli gözlerimi  büyüt gönlüm artık\nEy yetim ışığın zenginliğini altınlara değişmem\nEllerinin yaralı aynaları güneşi ikiye bölsün...\nÇağır aşkı yık  şımarık esaretin sırıtan duvarlarını...\nSeslen  maviliğe\nDik ömür bahçeme en tatlı meyveyi...\n\nBoynum kıldan ince  yolunda  gül aşk...\nGönlümde çiçekler\nMavi  mavi dualar gibi\nGönlüm yıldızlarla dolar artık\n\nKoşmalısın gönlüm bir ana gibi aşk\nGönlümde çiçekler\nMavi  mavi dualar gibi\nBozacak karanlığın kirli tuzağını gönlüm\nGüzelliklerimi yakacak mıydın  ateş\nÜlkem olur  gül olur artık bana aşk\n\nGönlümde çiçekler\nMavi  mavi dualar gibi\nBoynum kıldan ince  yolunda  ey gül aşk...\nGönlüm yıldızlarla dolar artık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüme İlkbahar Gelmiyor",
        "poet": "Avni Temiz",
        "poem": "\n\nSensiz mevsimlerim kıştı sevdiğim,\nBir türlü ilkbahar olmuyor, neden? \nİşte son cemre de düştü sevdiğim,\nGönlüme ilkbahar gelmiyor, neden? \n\nHasretin yakıyor, sevdan baştayken,\nGözlerim dalıyor, kalem kaştayken,\nYüreğim yanıyor, mevsim kıştayken,\nGönlüme ilkbahar gelmiyor, neden? \n\nBahçede ağaçlar çiçek açıyor,\nMasmavi göklerde kuşlar uçuyor,\nBen onu beklerken benden kaçıyor,\nGönlüme ilkbahar gelmiyor, neden? \n\nYokuşlar tükendi düzlere kaldık,\nRiyakar bakışlı yüzlere kaldık,\nYapraklar döküldü güzlere kaldık,\nGönlüme ilkbahar gelmiyor, neden? \n\n19.03.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüme Hasret Göklere Hüzün Düştü",
        "poet": "Ahmet Gürlek",
        "poem": "\n\nGÖNLÜME HASRET GÖKLERE HÜZÜN DÜŞTÜ \n\nBir yıldız düştü göklerden gönlüme \nIşığın, gözlerin düştü \nArtık gökyüzü derin \nGökyüzü karanlık \nGönlüme göklerden yaren düştü \n\nGöklere bakma şimdi gönlüme bak \nBir ay düştü gönlüme \nBir de ayda yüzün düştü \nGönlüme hasret, göklere hüzün düştü \n\n...\nderdiderun © doludesti\nKar üstünde beyazdır sevdalar…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüme Hüzün Doluyor",
        "poet": "Ömer Akbıyık",
        "poem": "\n\nGönlüme hüzün doluyor\nSensiz geçen her günüm elem,azap oluyor,\nGözlerime yaş,gönlüme ise hüzün doluyor.\nHüzünlüyüm sadece ne  huzur kaldı,ne sevinç,\nYoksa buğulu gözlerle dolaşır mıydım hiç.\n\nŞu gönlüm şad olurdu bil ki, sen yanımda olsaydın,\nAnsızın bir sabah bahtıma Güneş gibi doğsaydın.\nBöyle hüzün içinde,ağlamaklı dolaşmazdım ben,\nHüzün dolu şu gönlüme Güneş gibi doğsaydın sen.\n\nBrisbane, 29 Agustos 2011 -Ömer Akbıyık-\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüme Işık Sende Evim",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGönlüme Işık Sende Evim\n\nBahçende bahar\nOdalarında bahar  …\nIşık ışık odaların\nIşık  ışıksın evim\n\nGönlüme ışık sende evim\n\nBaharda\nÇeşit çeşit meyve ağaçları\nDal dal eğilir\nUçuşur kuşlar\nGök yüzüne can gelir\nBahçen güzel \nGüzelsin evim\n\nGönlüme ışık sende evim\n\nKış geceleri \nMasallar dinledim nenemden\nOkul oldun   evim\nZaman zaman seccademi serdim \nMescit oldun   evim \n\nGönlüme ışık sende evim\n\nAşk gelir odalarına\nGüneşler dolar odalarına...\nRüyalar yaşanır sende.\n\nGönlüme ışık sende evim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüme sevgim ardıç ağacı Gibi Büyüsün",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGönlüme sevgim ardıç ağacı gibi büyüsün\n\nAhir zamandan yok korkusu \nNice kışlar atlattı gönlüm\nGönlüm göğsümde büyüyor ardıç ağacı gibi\nGönlüme sevgim ardıç ağacı gibi büyüsün\n\nNasıl gurur duymam bu gönülle\nAy gibi gecemde\nGönlüme sevgim ardıç ağacı gibi büyüsün\nGüneş gibi gündüzüme\nAhir zamana inat\nKararlılığını  aşkını sevdim gönlümün \nGönlüme sevgim ardıç ağacı gibi büyüsün\n\nGönlüme sevgim ardıç ağacı gibi\nAşk toprağında  şimdi gönlüm\nBir ardıç ağacı oldu şimdi gönlüm uzar maviliğe\nAllah der gönlüm\nAşka yar gönlüm\nGönlüme sevgim ardıç ağacı gibi büyüsün\nGönlüm kahraman\nKahramanlığını  aşkını sevdim gönlümün \n\nYıllar önce saldım onu maviliklere\nGöklerin en sevimli kuşu o\n\nMartı kuşum o çıkarır denizlerin tadını\nAllah der o kahraman ahir zamana inat\nGönlüme sevgim ardıç ağacı gibi büyüsün\n\nGönlüm kahraman\nGönlümün yükü kutsal \nGül gördü\nGül için kavgası...\nKavgasını sevdim  sevdasını sevdim gönlümün\n\nNe bülbüller gördüm bu gönlüm gibisi yok...\nBülbül gönlüm\nDilini sevdim  özünü sözünü sevdim gönlümün\nGönlüme sevgim ardıç ağacı gibi büyüsün\n\nSen ona maviliksin aşk\nAşkını aşkının  maviliğini sevdim gönlümün\nNehir gibi  kahraman gönlüm \nBendini yıktı\nKöpük köpük akışını sevdim gönlümün\nDeniz gibi gönlümün\nGöklere köpük köpük bakışını sevdim gönlümün\nGönlüme sevgim ardıç ağacı gibi büyüsün\n\nÇıkarır özgürlüğün tadını\nBu özgürlüğün rengi mavi\nAllah der gönlüm\nGönlüme sevgim ardıç ağacı gibi büyüsün\n\nSokaklarda ağlayan çocuk gibi hüzünlüydü gönlüm\nElini yüzünü yıkadım \nCebine harçlık koydum \nOna adarım kendimi\nMaviliğe uçtu diye\nÇıkardı baharın tadını diye\nBaharda yazda kışta sevdim gönlümü\n\nYıllar önce uçurdum \nO keklik kuşu gibi  düz ovalarda  şimdi...\nOvasını düzünü sevdim gönlümün\nRengini  aşkını sevdim gönlümün \nGönlüme sevgim ardıç ağacı gibi büyüsün\n\nTadar aşkın bin meyvesini...\nYaralarına sürer melhem\nAllah der\nGüneşe dönmüş yüzünü sevdim gönlümün\n\nBayram ona günler tadı mavi tat...\nAllah der gönlüm\nBayramda seyranda sevdim gönlüm\n\nArdıç ağacı gibi gönlüm büyür tanrı dağlarında\nGönlüme sevgim ardıç ağacı gibi büyüsün\n\nBu çöl asır kavururdu yitseydi gönlüm\nDeniz yetmez susuzluğuna...\nSususzluğunu uykusuzluğunu sevdim gönlümün\n\nCömerttir aşk\nAşk yar...\nAllah der şimdi Allah der...\nGüneşe dönmüş nur yüzünü \nDilini elini gülünü sevdim gönlümün\nGönlüme sevgim ardıç ağacı gibi büyüsün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüme Sen Düşeli",
        "poet": "Rifat Kurtoğlu",
        "poem": "\n\nGündüzler yıldan uzun geceler asır bana, \nDünde yitik bu günüm gönlüme sen düşeli. \nDurdu bütün saatler zamanlar esir sana, \nSensizlik ecel anım gönlüme sen düşeli.\n\nAlıp verdiğim nefes seninle başlar biter, \nYıldızlarca umutlar bende doğmadan batar, \nİçimdeki cehennem cehennemden bin beter, \nTutuşur tende canım gönlüme sen düşeli. \n\nKURTOĞLU’M biri bine böldüm yine birde sen, \nHer zerrede sen varsın gökte sensin yerde sen, \nAnlamları anlamsız bırakan o sır da sen, \nBen biçare bir benim gönlüme sen düşeli. \n\n19-Mayıs–2009- Salı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüme Sürülsün",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\n“Ya  Rabbi  büyült,  öyle  büyült  ki  bedenimi.\nBoş yer  kalmasın hiç, tüm kaplasın  cehennemi.\n\nYanmasın orada  bu  aciz  kulların senin.\nİstemem  azabını  hiçbir  ruhsal  bedenin.”\n\nBöyle  yalvardı  Sıddîk  asırlar  öncesinde.\nHakiki hümanizm  hep vardı  penceresinde.\n\nAllahım!   İlaveten buna, yalvarıyorum.\nTüm Berzâhı doldursun  ruhum,  yakarıyorum! \n\nKabir  âleminde hiç çekmesin  azap  ruhlar.\nHepsini  ben  tadayım,  çıksın  habis  güruhlar.\n\nTüm  üzüntüler  hatta  ve  hatta bana  gelsin.\nRuhumda savaşların  ateşleri    yükselsin.\n\nGözyaşları akmasın acıyla,  yüzler  gülsün.\nTüm  elemler,  kederler hep gönlüme  sürülsün! \n\n30 Mart 2004 Salı, Danimarka-Køge  20.42\n7+7\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümü Allah'a, Resule Verdim",
        "poet": "Şevki Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nMekke, Medine'ye hac için vardım\nGönlümü Allah'a, Resule verdim\nKabe'ye varınca tavaf eyledim\nGönlümü Allah'a, Resule verdim\n\nMekke'ye gidenler olurlar hacı\nŞeytanı taşlarlar, giyerler tacı\nYapılan tövbeler kalbin ilacı\nGönlümü Allah'a, Resule verdim\n\nLebbeyk, Lebbeyk diye düştüm yollara\nPostumu sahraya serdim çöllere\nSalâvat söyletek haydin dillere\nGönlümü Allah'a, Resule verdim\n\nPeygamber Ravza'da, Medine yeri\nŞefaat bekliyor ümmet, her biri\nMedine'ye gidip dönemem geri\nGönlümü Allah'a, Resule verdim\n\nÂşık Çobanoğlu eder kelâmı\nSevgi ile dolu, yazar kalemi\nDost dostuna içten verir selâmı\nGönlümü Allah'a, Resule verdim\n\n(25.06.2003)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümü Avuttum",
        "poet": "Mevlüt Oğuz",
        "poem": "\n\nGönlümü avuttum yarınlar ile,\nYarınlar geçmiyor sorunular ile,\nÇoluk çocuk hatta torunlar ile,\nOturduk ağladık yattık ağladık\n\nBir kez olsun hayat  attırmadı şeş\nKuru yer görmedik  hep altımız yaş\nYorgansız geceler yastığımız taş\nUyuduk ağladık kalktık ağladık,\n\nUmut’ un dalları kurumuş bir bir\nHangisinden tutsan elinde kalır,\nYa sabır çekerek ya sabır sabır\nYutkunduk ağladık dolduk, ağladık\n\nYürekler yanıyor sızlar içinden,\nÇoluk çocuk torun hepsi acından\nBir ekmeği yedi kişi ucundan\nTutarak ağladık böldük ağladık,\n\nSusuz güller gibi sarardık solduk,\nYağmursuz çöllerde yandık kavrulduk \nBoş umut peşine düştük savrulduk\nYürüdük ağladık durduk ağladık.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümü Sana Açtım",
        "poet": "Hüseyin Ozan Öztürk",
        "poem": "\n\nCoşkun bir ırmak gibi,ruhuma aksan diyorum.\nGönlümü sana açtım,eğilip baksan diyorum.\nKalmazdı yüreğimde,üzüntü,korku,tasa; \nBeni  sevsen,okşasan ve kucaklasan diyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Gönlümü eskitti benim*",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nBir güzele gönül verdim\nGönlümü eskitti benim\nKeşke onu sevmeseydim\nGönlümü eskitti benim\n\nEl eyledim göz eyledim\nBir iki de söz söyledim\nNazını niyaz eyledim\nGönlümü eskitti benim\n\nYandım ben aşkıyla yandım\nUçan kuşla haber saldım\nDerin düşünceye daldım\nGönlümü eskitti benim\n\nHaber gelmedi o yardan\nUmudumu kestim ondan\nDaha koşmam ben ardından\nGönlümü eskitti benim\n\n                                   Erzurum / zernişan Aydoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümün Aynası-deneme",
        "poet": "Fatma Avcı 2",
        "poem": "\n\nHayat ince bir yelpaze, avuçlarımdan akıp giderken damlanın denize kavuşması gibi sana koşuyorum. Sedef bir yağmur damlasını yüreğinde inciye döndürmesi gibi, bende seni yüreğimin umanında ki sisler içinde büyütüyorum. Elveda zamanındaki sözlerine kapıyı aralamak yerine, sıkı sıkı kapatıyorum. Gönlümün aynasında masum ve samimi duran görüntünün kaybolmasın diye, ikinci görüntünün yansımasına izin vermiyorum. Değil yüreğimle, gözlerimle bile adatmayı düşünmedim seni. \n\nSevgin billur bir kadeh, kırılmasın diye yüreğimde taşıyorum. Aşkın, nazenin bir mum alevi gibi sırf yanmaya devam etsin diye karanlığı gündüze çeviriyorum. Ben seni adını nane şekeri gibi tutuyorum ağzımda, damağımda ruhumda.\n\nAynı gök kubbenin altında yaşmak bana yetiyor. Başımı kaldırdığımda gökyüzü, güneş, mehtap, yıldızlar aynı. Umurumda değil nerdesin? Kiminlesin? Nerde uyuyorsun? Şarapnel parçasıyla yaşayan gazi gibiyim. Gözlerinle görmediğin sadece sesini bildiğin dalgalarının sesini duyduğun varlığında huzur bulduğum bir deniz kıyısında yürümek gibisin. \n\nGökyüzünde tepsi gibi parlayan mehtap insanı cezp ediyordu. Mehtaba benim gibi bakanların, hicran ve ayrılık hastası olduğunu biliyordum. İşte bu ay seni ve beni birleştiriyor. Kader karanlığının bizi sarıp sarmalamasına izin vermiyorum. Duyduğum hazzın içine doldurduğum hasretin büyüklüğü ve küçüklüğü hiç önemli değil.\n\nEndişe bulutlarının yağmurlarında ıslanıyorum. Her ne kadar ayak direyip inkâr etsem de, ta derinlerde bir yerde sana hasret yaşıyorum. Sevginin hasret dikeni canımı acıtıyor. Yüreğimi kafese sıkışmış kuş misali boş avuçlarının içine bırakıyorum. Ruhumun mahzeninin merdivenlerinden üçer beşer iniyorum. Kepenklerimi indirip, geçici bir süre tadilata alıyorum yıpranmış duygularımı. \n\nYalnızlık yükünü değirmen taşı gibi boynumda taşırken.\n\n27.04.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümün baharına",
        "poet": "İbrahim Derin",
        "poem": "\n\nHüzün var gözlerinde\ngözlerim gözlerinde\ndenizlerin maviliginde buldum seni\nşimdi kuru bir gül kaldı ellerimde\nbu yürek sürgün \nbu yürek yorgun\nkalmadı camlarda sabahın bugusu\nsevda yüküyle akan nehirler durgun\nkarlar yagıyor \nbaharın yeşiline\ngüneşin ışıgına\nsen gitsende içimde kalıyor sızın\nşafak vakti çig taneleri yaprakta\ngüller \ngüller aglıyor ansızın\n\nsen\noyuncakları kırılmış çocuk\nsen\ndüşlerini kaybetmiş genç\nsen \ndenizleri fırtınalı kaptansın\nsen gönlüme gelmeyen tek mevsim\nsaçlarına beyaz papatyalarla taç yaptıgım baharsın\n\nsuskunum ben\nvurgunum\ntenimin sıcaklıgına dokunsun ellerin\nsuskunum ben\nbütün halimi anlatır gözlerim\n\n29.05.2003  antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümün Bahtiyarı",
        "poet": "Murat Haydaroğlu",
        "poem": "\n\nİnanki unuttum, bütün kızları\nBir tane gönlümün, o bahtiyarı\nBulamam benzeri, gezsem diyarı\nHayat arkadaşım, canım bahtiyar.\n\nOmzuna da gelir, siyah saçları\nİncecik bir kalem, gibi kaşları\nBana güç verir hep, güzel bakışları\nHayat arkadaşım, canım bahtiyar.\n\nSözde söylemiyor, kibar dillerin\nÜzdüm mü bileyim, seni dilberim\nHoşça kal demiyor, kibar ellerin\nHayat arkadaşım, canım bahtiyar.\n\nDüşlerimde gördüm, daim yüzünü\n‘Aşkım bir tanesin’,  diyen sözünü\nSöndür aşkın yanan, kor kor közünü\nHayat arkadaşım, canım bahtiyar\n\nHaydaroğlu söyler, işin düzünü\nSana aşık olan, bilmez hüzünü\nSöylüyorum işte, işin özünü.\nHayat arkadaşım, canım bahtiyar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümün Güneşi",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nYıldızlardan geldin girdin özüme,\nCanımda kan gözlerimde sensin fer…\nDağın karı oldun gönül közüme,\nYaslan gülüm şu bağrıma sevda ser…\n\nAklım aldı yâr sendeki albeni,\nAşkı yazdım dağa taşa aleni,\nAk gerdanın ben olayım mor beni,\nKollarındır şu gönlüme mutlu yer…\n\nİpek saçın hilal kaşın gül yüzün,\nGüneşidir gönlümdeki gündüzün,\nSevgi seli sevda yeli öksüzün,\nSensin canan gel bahçemde güller der…\n\nSenle geldi şu gönlüme bahar yaz,\nAşk bağımda güller açtı bembeyaz,\nEl salladı kaçtı gitti buz ayaz,\nAl sevdamı giydir tacı geri ver…\n\nCantekin der; mavi gökte havamsın,\nMor sümbüllü gül kokulu ovamsın,\nHuzur dolu sevda yolu yuvamsın,\nHelal olsun yâr yoluna akan ter…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümün Başkahramanı Öğretmen",
        "poet": "Türkan Yılmaz",
        "poem": "\n\nGÖNLÜMÜN BAŞKAHRAMANI ÖĞRETMEN\n.\n.\n.\nSen doğmamış gecelerin güneşi\nGönlümün başkahramanı öğretmen\nMazlum gönüllerde olursun sesi\nGönlümün başkahramanı öğretmen\n.\n.\nAyaz gecelerin hatmi çiçeği \nBenim gönlümün kanatlı meleği\nBu gözlerim gördü asıl gerçeği\nGönlümün başkahramanı öğretmen\n.\n.\nAltın harfleri sen öğrettin bize\nPırlanta kalbi var gör açık müze\nVatan aşkını çaldın özümüze\nGönlümün başkahramanı öğretmen\n.\n.\nRuhumda yaşayan cennet köşesin\nGönüllerde çağlayan şelalesin\nDağ taşın gururu kalpte neşesin\nGönlümün başkahramanı öğretmen\n.\n.\nMustafa Kemal Atatürk’tür başı\nKalbin mimarı gönül elmas taşı\nSevgi ile kaynar hep onun aşı\nGönlümün başkahramanı öğretmen\n.\n.\nSevgi tohumu ektin gül niyetine\nVatan sevgisi benzer bir hilale\nDilinden dökülür sanki şelale\nGönlümün başkahramanı öğretmen\n.\n.\nPamuk gibidir yumuşak ruhları\nGeri getiremem geçen zamanı\nSen bu gönlümde yaşayan sarayı\nGönlümün başkahramanı öğretmen\n.\n.\nYılmadan aşarsın çileli yolu\nRabbim kalbe vermiş sevgi bolunu\nYüce Mevla’m sen iyi kalpleri koru\nGönlümün başkahramanı öğretmen\n.\n.\nGönüllerde yaşayan bir kalesin\nPas tutmuş kalpte parlayan cilasın\nKutsal kalemi olur ona kurşun\nGönlümün başkahramanı öğretmen\n.\n.\nPamuk gibi yumuşak senin dilin\nÇiçek gibi kokar pamuk ellerin\nCennettir bil senin gidecek yerin\nGönlümün başkahramanı öğretmen\n.\n.\nSizinle kalktı karanlık perdesi\nYürekte derin çağlar gül kokusu\nTürkan sayende yendi korkusunu\nGönlümün başkahramanı öğretmen\n. \n. \n. \n=== Şiir === \n. \n=== Türkan Yılmaz ===\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümün başkenti diyarbakır",
        "poet": "Sinan Bayram",
        "poem": "\n\nAşka düşen gönlümün başkentidir diyarbakır\nsurlarında dalgalanır hasretliğin bayrağı\nküskünlüğümün solmayan gülüdür amed\nAşk mevsimine dönmüştür hevsel bahçesiyle\n\nKaç sokak eskittim bela halimle diyarbakır da\no yine de bir tebessüm bıraktı bana sevgiyle\nDicleye akar sevdam hep gül seyrinde\non gözlüye varınca bir hoş olurum aşk ile\n\nSanki kavgamın bir yanıdır diyarbakır\nGüç olur bana davamda asaletiyle\nbakma bana öyle ben kavgacı değilim\nsadece diyarbakır vardır hasretiyle yüreğimde\n\nHer nefeste bir cehennem büyür dışar da\nDiyarbakır da bir güneş doğar inatla\nkavga edesim gelir haksız tarafımla\nkardeşliğe çağırır sonra diclenin sesi beni\n\nAhmet kaya gibi penceresiz kalırım bazen\ngençliğimi ararım karakollarda meçhulce\nsonra hatırlarım güzellikten yana demişti\nterk ederim kurtlar sofrasını aşka gelirim yine\n\nYılmaz güney gibi prangalar eskitirim bazen\ndüşerim umutsuzluk aynasına umutlu yanımla\nçorak yüreğimde yeşeren bir güldür diyarbakır\nzor anlarda bir nefes huzurdur bana diyarbakır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümün Kapıları",
        "poet": "Mehmet Kemal Özcan",
        "poem": "\n\nAha gönlümün koca kapıları; \nAçtım sonuna kadar buyurmazmısın.\nBen sevgiye açım delicesine; \nBeni sevgin ile doyurmazmısın? \n\nGüzellik aramam ruhundan baş....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümün Eşi",
        "poet": "Elvan Genç",
        "poem": "\n\nGönlümün eşi, nerelerdesin? \nKimlerin elini öpecek,\nHayır duasını alacaksın? \nHangi camide namaz kılıp,\nSofrada karşılanacaksın...\n\nYatağından kalkıp, ilk kimi göreceksin? ...\nTatlıları yedikçe kime şekerleneceksin? \nEn önemlisi gece olunca\nBuruk hülyalarında kimi bekleyeceksin? ...\n\n03.12.2002/Salı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümün Sahillerinde",
        "poet": "Şevki Çiftçi",
        "poem": "\n\nÖmrümüzde hicran, hüsran olmasın,\nGez dolaş gönlümün sahillerinde.\nKalbimize elem, keder dolmasın,\nGez dolaş gönlümün sahillerinde.\n\nDeğsin saçlarına seher yelleri,\nKonuştur lisanda tatlı dilleri,\nNasibimiz olsun Kevser selleri,\nGez dolaş gönlümün sahillerinde.\n\nBahçelerde renk renk çiçekler açar,\nSeviyorsa insan olmaz hiç naçar,\nGüzel düşünenler mutluluk saçar,\nGez dolaş gönlümün sahillerinde.\n\nBir başka sevdayı arama boşa,\nAçtım kapıları gel koşa koşa,\nKurulup tahtıma keyfince yaşa,\nGez dolaş gönlümün sahillerinde.\n\nÇok kısa ömürler çabuk geçiyor,\nSonunda Azrail seni seçiyor,\nNe ekerse insan onu biçiyor,\nGez dolaş gönlümün sahillerinde.\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümün Sultanına(Sen Giderken)",
        "poet": "Süleyman Yavuz",
        "poem": "\n\nEy gönlü diyarımın sahibi\nEy tüm yollarImın bitişi\nGidiyormusun söyle bana\nMadem öyle diyorsun git durma\nSakın veda etme bana\nBilirsin sen beni\nDayanamam veda etmeye\nBen sana \nErkeğim yakışmaz ağlamak bana\nGit görmeden beni\nYoksa ağlatırsın beni\nDemek son veda bu öyle olsun\nUmarım benden çok seveni bulursun\nYalnız unutma gönül sarayımın sultanı\nUnutma ki bu dünya da yalan\nBu güzellik kalmaz bana inan \nŞimdi git ne olur \nO güzel yüzünü\nUğurlamaya dayanamam\nGit hadi gönlü saraylarımın hanı canı\nElveda ömrümün unutulmayan her anı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümün Şarkısı Çalsın Bu Gece",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nGönlümün şarkısı, çalsın bu gece\nYükselsin nağmeler, en son perdede\nElemi kederi, alsın bu gece\nKalbimin sızısı, dinsin bu gece\n\nDökülsün notalar, telden bu gece\nBiraz neş’e, hüzün; dolsun gönlüme\nHuşuyla dinlensin, ruhum bu gece\nKalbimin sızısı, dinsin bu gece\n\nNeyzenler üflesin, ney’i bu gece\nTitresin sesleri, inceden ince\nDuysun cümle âlem, meşki bu gece\nKalbimin sızısı, dinsin bu gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümün Yağmur Ormanları Yanıyor!",
        "poet": "Şahin Kabakuş",
        "poem": "\n\nNe zaman kaçışımı yollarına çevirsem\nTüm zamanların devleri uyanıyor.\nVe yağmurlar eşliğinde şimdi\nGönlümün yağmur ormanları yanıyor! \n\n(2009 Erzurum)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümün  şehriyar'ı",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nBu  gün  yarın diyerek  kutlu  günü  bekledik\nhasreti  zincir  yapıp  biribirine  ekledik\naza kanaat ettik çok fazla mı  istedik\nNisan  yağmurlarıyla  yıkansa  şu  yeryüzü\n\ngüneş doğacak elbet kararan  bahtımıza\nkışın kasveti  bitip  gireceğiz  ilk  yaza\nbu da  Allah dan  elbet hükümleşen  bu  ceza\nNisan  yağmurlarıyla yıkansa  şu  yeryüzü\n\nahde  vefa  kalmamış nedir  bu  cevri cefa\nkimin gadri  bilmem ki vefasız kim  bu  defa\nsevgi laftan  ibaret  kalmamış  ahde  vefa\nNisan yağmurlarıyla  yıkasak  gönlümüzü\n\neş olsak  yoldaş  olsak gökte  uçan kuşlara\nhiç  takatım kalmadı çıksam ki  yokuşlara\nyağmur da temizlemez  iman  lazım  onlara\nNisan yağmurlarıyla  yıkansa  şu  yeryüzü\n\nselamı almaz  olmuş  vefası  yokmuş  yarin\nonun kalbi  demirden benimkisi  çok narin\ndesem  başka  yar  bulmuş onunla  mutlak  karin\nşefkatimle  sevmiştim  dilerim  gülsün yüzü\n\ndilşad  olup geçirsek  şu  kalan ömrümüzü\ndost sandık hep  düşmanı faş etseler  yüzsüzü\ndüşüp maske  yüzünden ortaya  çıksa  yüzü\nNisan yağmurlarıyla  yıkansa  şu  yeryüzü\n\nİranlı  şair, Şehriyarın \n\nEl kimin\nşiirinden birkaç  bölüm:\n\nŞehriyarım gözüm yaşı sel  kimin\ngarip sen mi  vetanında  el kimin\nsevdan yüreğimde kara  yel  kimin\nheç elden  özgeye gardaş  olar mı\nharamzadalardan yoldaş  olar mı\n\ngurt gurtlan dolaşır itler it inen\ngurt şıkarınan doyar itler  küt  inen\nyanaşmanın goynu  dolar pit  inen\nheç elden özgeye  gardaş olar mı\nFarslı Çin Urusdan yoldaş  olar mı\n\n10/Nisan/2012/Salı/Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümün sultanı annem",
        "poet": "Havva Önder Müslüm",
        "poem": "\n\nGökleri kapladı kara bulutlar.\nDerdimin dermanı sen yoksun anne.\nSislere bulandı küstü umutlar.\nGönlümün sultanı sen yoksun anne.\n\nÇiçekler açmadan boynunu büktü.\nGücenip ağaçlar yaprağı döktü.\nHüzünlenip gözüm sel gibi aktı.\nGönlümün sultanı sen yoksun anne.\n\nGüneş doğsa bile sabah olmuyor.\nGönlüm bir an olsun huzur bulmuyor.\nFelek birkez olsun bana gülmüyor.\nGönlümün sultanı sen yoksun anne.\n\nSeni görmeyeli bunca yıl oldu.\nGarip sinem acı kederle doldu.\nEllerin bir günü bana yıl oldu.\nGönlümün sultanı sen yoksun anne.\n\n20 ağustos 1991\nArdeşen / RİZE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümün Kıvılcımı",
        "poet": "Süleyman Bektaş",
        "poem": "\n\nGönlümün Kıvılcımı \n\nZaman oldu gün batımı, \nAramız bir kuş uçumu. \nGönlümün son kıvılcımı, \nSen olasın diye geldim.\n\nYalçın dağların arası, \nGeçti yolumun yarısı. \nOnulmaz derdin çaresi, \nSen olasın diye geldim.\n\nSusuz bağda viran toprak, \nBeraberce bakım yapsak, \nGülümde salınan yaprak, \nSen olasın diye geldim.\n\nArarım gönlüme ortak, \nAmacım bir yuva kurmak. \nGönlümde çağlayan ırmak, \nSen olasın diye geldim. \n\nÇağdaşi bir garip şair. \nGönlüne bir yoldaş arar. \nŞair ruhun gönlüm sarar, \nŞen olasın diye geldim. \n\n                     Süleyman Bektaş (Çağdaşi)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönüller Fatihi Gazi",
        "poet": "Midayet Kara",
        "poem": "\n\nVatan için cephede, savaş verdin\nHer bir melaneti, orada gördün\nYunanı ininde, gözünden vurdun\nGönüller fatihi, kahraman Gazi\n\nDünya önünüzde, selama dursun\nAdilce savaşan, kahraman görsün\nSana olan hakkım, hep helal olsun\nGönüller fatihi, kahraman Gazi\n\nGazi diye, sana değer verirler\nMillet seninledir, söylüyor diller\nKimisi hal bilmez, bana ne derler\nGönüller fatihi, kahraman Gazi\n\nNereye bakarsam, kahraman sensin\nAl bayrak altında, cesurca varsın\nDeğerin büyüktür, gönülde yarsın\nGönüller fatihi, kahraman Gazi\n\nDüşmanlarına karşı, destan yazdın\nTarihler boyunca, her kıta gezdin\nNerde zalim varsa, başını ezdin\nGönüller fatihi, kahraman Gazi\n\nSavaşa gittin, kimseye sormadın\nBaşkası gitsin, ben gitmem demedin\nCephe de aç kaldın, lokma yemedin\nGönüller fatihi, kahraman Gazi\n\nVatan için, can ortaya koyarsın\nAç kalsanda, gülen yüzle doyarsın\nVerilen her emre, hemen uyarsın\nGönüller fatihi, kahraman Gazi\n\nVatanı milleti, namus bilirsin\nÖlümüne gider, canın verirsin\nGazi olup, memlekete gelirsin\nGönüller fatihi, kahraman Gazi\n\nMidayet ‘im böyle, yazarım dersin\nDilerim her gazi, murada ersin\nÖlürsem mezara, milletim gelsin\nGönüller fatihi, kahraman Gazi\n(0057) Mart 1976\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümün Özlemi",
        "poet": "Gürsoy Solmaz",
        "poem": "\n\nCan hiraş sadalar özlem olamlı,\nAydınlık yolların gölgelerinde...\nVeyahut kuruyan kurumamalı,\nGüneşin üstüme doğduğu yerde...\n\nYalnızken sevdamı görmedim tekin,\nÜrperdim gecenin yarılarında,\nGölgeler görünce tiksindim lakin,\nBunaldım hayalin yoğu-varında...\n\nGönlümün yaylası özlem diyarı \nDolaş ki göresin yaylalarında,\nSevdamın sen oldun tek şehsuvarı,\nKem göze nur olduk nicelerinde...\n\nDökülen yaprağa anlam vermeli,\nBu geçen yılların mevsimlerinde...\nAnlayan birine bir söylemeli,\nNatıkam sıfırdır, hafzalam inde...\n\nSitem var, özlem var dizelerimde,\nAnlamak olur, anlamamakta\nDedim diyeceğimi, gerçi derim de,\nAnlamamak beni bunak sanmakta...\n\nGürül gürül akar sevdalı çeşmem,\nDudağı değenler giderdi özlem,\nYokluğa değişmem, vara değişmem,\nÖzlemim göklerin kubbelerinde...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümün Zinciri KırıldıI Birkere",
        "poet": "Sibel Gökmen Katrancı",
        "poem": "\n\nsevgi emeğimdi,gözümün hüzne olan perdesiydi,kalbime damarlarımdan kanla pompalanan duyguydu,sevgi bazen seni  kaybetme korkumdu,sevgi kimi zaman sana acizliğimdi,sevgim sana gün ışığı gibi apaydındı,herşey sana dairdi,heybemde ne varsa verdim sana,olmayanıda ALLAHTAN diledim,senin için ALLAHI hiç unutmadım,ALLAHIN adını zikrettim hergün bizi anımsasın diye, sen bana dair iki talı söz edince öyle mutlu olurdumki sanki aşk kitabında ikibin cümlede bulurdum kendimi, şimdi, şimdi ikibin kitap yazsan seni seviyorum diye ben çoktan yitirdim seni kalbimde, hemde nasıl sevmemeyi başarırım derken onuda sen başardın iki cümlenle artık bu aşk teferruat...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlün Sendesi",
        "poet": "Ali Özkan Asafoğulları",
        "poem": "\n\nHer ne zaman ki kesilir gecenin sesi\nHep böyle geç vakit açar hüznün perdesi\nVe birden neden kesilir hecenin nefesi\nHep böyle geç vakit artar gönlün sendesi\n\nİskenderun 10 Ekim 1998\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümün yolu Sivas.",
        "poet": "İlhami Arslantaş",
        "poem": "\n\n*************\nMadalyasın göğsümde, naçiz başıma taçsın,\nCumhuriyet başkenti, gönlümün gülü Sivas.\nYiğidin harman yeri, ozan diyarı yurdum,\nCumhuriyet başkenti, gönlümün  yolu Sivas.\n********\nBozkırın mağrur gülü, kültür köyün bucağın,\nAnne kadar kutsaldır,o şefkatli kucağın,\nKapın açık mihman’a, sönmez fakir ocağın,\nCumhuriyet başkenti, gönlümün seli Sivas.\n********\nSenin havanı aldım,senin suyundan içtim,\nMayamı senden aldım, kendime adap seçtim,\nMahzun koyan utansın, sanma ki senden geçtim,\nCumhuriyet başkenti gönlümün teli Sivas.\n********\nNergis kadar asilsin, nevruz gibi kokarsın,\nTaşın  topağın cevher, melül melül bakarsın,\nŞefkatli bir el yok mu madenleri çıkarsın? \nCumhuriyet başkenti,gönlümün dili Sivas.\n********\nDer İlhami bu yurda biz emek katmadık mı? \nCumhuriyet temelin Sivas ta atmadık mı? \nYeter artık bu hasret acını  tatmadık mı? \nKalkın da kalk ayağa, gönlümün ili Sivas.\n********\nKursağımda kalmasın kalkın ne olur Sivas\nDönsün ana yurduna Halkın ne olur Sivas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlünce Beslenmek",
        "poet": "Yılmaz Aybar",
        "poem": "\n\nHocaların kimisi\nDin bahsinde diyor ki:\n“Din bu dünya içindir,\nSafsatadır ötesi.”\n\nKimi hocaya göre\nGitmek için cennete\nDin Tanrısal sınavdır,\nBenzemez başka şeye.\n\nYazık ki ortalıkta\nSöylemler başka başka.\nNeye inansın insan? \nŞaşırıyor daima.\n\nAşçı tek olmayınca\nBozulurmuş mutfakta\nKotarılan yemekler; \nOlan budur dünyada.\n\nGaliba en iyisi\nMutfaktan vazgeçmeli,\nAşçılara bakmayıp\nGönlünce beslenmeli..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlünce",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\naklında sırası karışmış binlerce tümce\ndizemezsin hiç birini\ngönlünce\n\n24 Ocak 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlünce Neşe Versen",
        "poet": "Zeki Akdoğan",
        "poem": "\n\nÖmrünce beni sevsen, yine sarsan çiçeğim\nGönlünce neşe versen, sana doysam bebeğim\nBahçemde gülü dersen, muradımsan dileğim\nGönlünce neşe versen, sana doysam bebeğim\n\nSevdalı yüreğimden beni vursan baharım\nBir gülse gülüşünden, ateşinden yanarım\nÖmrünce beni sevsen, yine sarsan çiçeğim\nGönlünce neşe versen, sana doysam bebeğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümüz her daim Allah Allah der",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nİman ile kalbimiz zikir çeker,\nGönlümüz her daim Allah Allah der.\nSevgi ile gözümün yaşı akar,\nGönlümüz her daim Allah Allah der.\n\nHakkı sever yoluna giderim ben,\nHak sevgisi olmasa nederim ben? \nHer zaman Hakkı kelam ederim ben,\nGönlümüz her daim Allah Allah der.\n\nZikir yapan insan gözünü kapar,\nİçimde benim fırtınalar kopar.\nİnsan Hakkın adını zikir yapar,\nGönlümüz her daim Allah Allah der.\n\nCümle varlıklar Hakkı zikir eder,\nİnanan zikri bir de fikir eder.\nZikri seyr-i sülükle Bekir eder,\nGönlümüz her daim Allah Allah der.\n\nYusuf zikir yap gerek yoktur söze,\nZikir nur veriyor kalp ile göze.\nZikir Peygamberden görevdir bize,\nGönlümüz her daim Allah Allah der.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüne Aşkım Yağacak",
        "poet": "Aşkın Ceylan",
        "poem": "\n\nBulutlardan aşk yaptım,\nSana gönderdim,\nYağmurlardan kaçma sevdiğim,\nGönlüne aşkım yağacak.\n\n(Haziran 2003,İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümün Sultanısın Pırlantamsın Be Kadın",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\notuz yıl öncesinde gencecik fesleğenim\nburnuma mis kokunca ağzıma düşen tadın\ngözünde yıldız parlar elime ilk değenim\nsihirini dökünce dokunduğunda adın\ngönlümün sultanısın pırlantamsın be kadın\n\ngündüzleri uzardı geceler dar gelirdi\nakşamları çıktığım şenlikler yücelirdi\nhecelerim sözlenir dillerin incelirdi\nbahar nefes tutunca hatır kırmadın\ngönlümün sultanısın pırlantamsın be kadın\n\ndağları aşa aşa  hemen düze inmedik\nkorkuları azaltıp koltuklarda sinmedik\nbirlikte çalışınca  yorulduk ta dinmedik\nenginlerde inince yokuşlarda yormadın\ngönlümün sultanısın pırlantamsın be kadın\n\nozan efeye varalı ayrılığa düşmedin\nsağa sola sapmadın doğru yoldan şaşmadın\nhep sardın sarmaladın yaraları deşmedin\ntorun torba olunca mürüvetin muradın\ngönlümün sultanısın pırlantamsın be kadın\ngönlümün sultanısın pırlantamsın be kadın\n\n010309 denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlünde var olan sevgiyle hükmet",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nİnsanları sevip saymayı öğren,\nGönlünde var olan sevgiyle hükmet.\nSevgi ile varıp gönüle uğran,\nGönlünde var olan sevgiyle hükmet.\n\nBen sevgi isem sen gönülde evsin,\nSevda ile özde büyüyen devsin.\nKulları sevin ki Hak seni sevsin,\nGönlünde var olan sevgiyle hükmet.\n\nAşkın kıymetini insanlar bilmez,\nİnsanlar ölse bile sevgi ölmez.\nSevgi olmaz ise insanlık olmaz,\nGönlünde var olan sevgiyle hükmet.\n\nSevmeyen insanlar sevgisiz kalır,\nSevgi gönüllerde yerini alır.\nKulların sevgisi Allahtan gelir,\nGönlünde var olan sevgiyle hükmet.\n\nYusuf özde gönlün sevgiyi bulsun,\nSenin yüreğin sevgi ile dolsun.\nSevgi şefkat ile şiarın olsun,\nGönlünde var olan sevgiyle hükmet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümüzde bir güldür peygamber",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nEtrafına mis gibi koku saçar,\nGönlümüzde bir güldür peygamber.\nHer zaman yüreklerde çiçek açar,\nGönlümüzde bir güldür peygamber.\n\nSevgiyle özde büyüyüp dallanır,\nDalda Kuran bülbülleri dillenir.\nGönca olup kalplerde şekillenir,\nGönlümüzde bir güldür peygamber.\n\nBülbül olan güle kendini adar,\nGülün kokusu alamlere gider.\nÖzde gül Muhammedi temsil eder,\nGönlümüzde bir güldür peygamber.\n\nO nuruyla karanlığı boğmuştur,\nİnsanlar selam durup baş eğmiştir.\nGül Muhammedin terinden doğmuştur,\nGönlümüzde bir güldür peygamber.\n\nYusuf özde güle iyi bakalım,\nGülün ışığını kalbe yakalım.\nGelin yakamıza bir gül takalım,\nGönlümüzde bir güldür peygamber.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüne Danış",
        "poet": "Serkan Gebel",
        "poem": "\n\nHayatınızda,ilk sıraya koyamıyorsanız birini eğer,\nNeden çekiyorsunuz o halde bunca,üzüntü keder,\nDerdine çare bulunur elbette,kim gerçekten sever,\nÖnce gönlüne danış,hak eden kimse! o buna değer.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlüne sormadan yaz",
        "poet": "Şair Ahrazi",
        "poem": "\n\nŞairsin,şiirin bahtı senin elinde,\nYaz,yaz boyuna yaz,durmadan yaz,\nSanki mısraların kaderi dilinde,\nYaz,sebebli sebepsiz gönlüne sormadan yaz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlündeki sevdayı yaşa yaşat",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nİnsanları sevip saymayı öğren,\nGönlündeki sevdayı yaşa yaşat.\nSevgi ile varıp gönüle uğran,\nGönlündeki sevdayı yaşa yaşat.\n\nBen sevgi isem sen gönülde evsin,\nSevda ile özde büyüyen devsin.\nKulları sevin ki Hak seni sevsin,\nGönlündeki sevdayı yaşa yaşat.\n\nAşkın kıymetini insanlar bilmez,\nİnsanlar ölse bile sevgi ölmez.\nSevgi olmaz ise insanlık olmaz,\nGönlündeki sevdayı yaşa yaşat.\n\nSevmeyen insanlar sevgisiz kalır,\nSevgi gönüllerde yerini alır.\nKulların sevgisi Allahtan gelir,\nGönlündeki sevdayı yaşa yaşat.\n\nYusuf özde gönlün sevgiyi bulsun,\nSenin yüreğin sevgi ile dolsun.\nSevgi şefkat ile şiarın olsun,\nGönlündeki sevdayı yaşa yaşat.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-Gönlünle gör işini",
        "poet": "Dede Durmuş Ünal",
        "poem": "\n\nGönlünle görmelisin işini\nKimse vermez fişini \nTaktırırsına gönülsüz dişini\nGörürüm o arkadaşla gidişini\n\nBen demedim Allah söyleti\n\nGönülsüz eti köpek de yemez\nGönülde ister böyle söylemez\nGönlüne laf geçireme tutmaz\nGönülsüz iş kusursuz olmaz\n\nBen demedim Allah söyleti\n\nBoş sanma sakın beni\nBoşluk dasın belki\nBoş konuşanlar hoş konuşur\nBoş kalınca mı anlarsın beni\n\nBen demedim Allah söyleti\n\nAmerika yeniden keşfetmenin ne alemi var\nBulacaklarını bulmuşlar zaten şaşkınlar\nYeniden yaşamanı sende ne marifeti var\nZaman zemin kayıbı olmuyor mu bunlar\n\nBen demedim Allah söyleti\n\nYani uzun lafın kısası bizi dinle\nArama bulamasın samanlıkta ine\nÖküzün altında buza nın işi ne\nAkşam akşam söyletme bana dişine\n\nBen demedim Allah söyleti\n\nSözün özü Dede Durmuş ÜNAL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlünü Kuşaltmalı",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nSevenin dost olmalı,yüreği çatal gibi\nRüzgarı sert esmeli,içini boşaltmalı\nYere kökler salmalı,ağaçdaki dal gibi\nGüneş gibi ısıtıp,gönlünü kuşaltmalı\n\nGeceleri ıssızken,karanlığın koynunda\nÇılgın olan son dalga,sevenlerin boynunda\nSonra apaçık deniz,terkettiğin koyunda\nAteş gibi tutuşup,gönlünü kuşaltmalı\n\nYelkeni sallamalı,halatları çözmeli\nDeniz dalgalanmalı,rüzgarı gözlemeli\nYanağına konacak,gözyaşları çizmeli\nGüneş gibi ısıtıp,gönlünü kuşaltmalı\n\nDüşünmediklerini,düşündüren seni bir\nYaratanın varlığı,yüzündeki beni bir\nCanbaz ipinde gezen,güvendeki teni bir\nGüneş gibi ısıtıp,gönlünü kuşaltmalı\n\nGökyüzünde gülmeli,yer yüzüne inmeli\nAteşi yuta bilen,canavara binmeli\nÖğrenmeli hayatın,toprağında sinmeli\nGüneş gibi ısıtıp,gönlünü kuşaltmalı\nBahattin Tonbul\n29.11.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "İsa Yıldıran",
        "poem": "\n\nGönül senin elinde yangınlarda geceler,\nAttın aşk oduna ettin beni derbeder,\nSeninle tattığım, hep elem, hep keder,\nGönül senin elinden çektiğim artık yeter.\n\nGönül senin yüzünden çektiğim bu çileler,\nSevdalanıp, yandıkların artık şimdi gittiler,\nKeder ve gözyaşı şairin kaderi dediler,\nGönül senin yüzünden çektiğim artık yeter.\n\nİSA YILDIRAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "İlyas Memiş",
        "poem": "\n\nBir kuş ki gönül konsa kırılır hangi dala, \nBir düş batar gölgesi düşse kumda sandala. \n\nMart 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlünüzce Yazınız",
        "poet": "Turgay Pekgirgin",
        "poem": "\n\nİçinden geleni yaz…\nİster ilkbahar,ister sonbahar..\nİçinden geldiği gibi yaz..\nAşağıda yazacakların..\nBu şiir olsun.\nNe yazarsan yaz…\nSen yaz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlünüze Misafir Olmaya Geldim",
        "poet": "Salih Kozan",
        "poem": "\n\nGönlünüze Misafir Olmaya Geldim.\nOkuyan herkesi ALLAH'ın Selamıyla Selamlıyorum\nYaratılmış varlıkların en şereflisi insanoğlu nereden geldiğini, neden geldiğini, vazifesinin ne olduğunu ve sonunda nereye gideceğini düşünmesi ve bilmesi gerekir. Bu bizim için elzemdir, bir tarzdır. Maalesef insanları, nefsi arzularının ve duygularının peşinde koşarken onlara musallat olan virüsler ve parazitler müslümanca yaşamamıza engel teşkil etmiş, heves ve hayal uğruna nefsani duygulara, insanları dûçâr eylemiştir. Nasıl ki bilgisayarımızı virüslerden antivirüsle koruyorsak kendimizi de yıkıcı ve parazit bilgilerden korumalı ve bilgi kirliğinden arındırmalıyız.'' Peki bu koruma işi nasıl olacak. Kendimize nasıl bir antivirüs paketi alacağız?''dediğinizi duyuyorum sanki. İslamda bunun çaresi elbette vardır o da 'zikri kalbidir'. Şunu da peşinen ifade edelim ki bir saat tefekkür bir yıl ibadetten hayırlıdır. Tefekkür kişinin aynası konumundadır. Huzurlu,mutlu bir birey olarak yaşamımızı idame ettirmek istiyorsak sözümüz zikirse sükutumuz fikir olmalı elbette.\nAllah‘ın koyduğu ölçüler çerçevesinde Kuran-ı Kerim'in ışığıyla aydınlanarak Sünnet-i Seniyye yolunda sağlam adımlarla ilerleyerek, neden ve niçin geldiğimizin bilincine haiz olarak, ahiret kökenli, kıble eksenli  bir yaşam tarzımız olursa her iki cihanda da mutlu oluruz hem de dünyanın süfli parazitlerinden,virüslerinden korunmuş oluruz. Söz mananın hizmetkârıdır derken peki biz Rabbimize ezelde Kalubelada söz vermedik mi? Ahdetmedik mi? Sen bizim Rabbimizsin demedik mi? O zaman amel hale, hal ilme dönüşsün. Bu vesileyle vatan sevdalısı yüreklere Gönlü ehl-i sünnet yolunda olan kıble eksenli İhvanlara selam olsun.\nSalih Kozan .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Mehmet Bicik",
        "poem": "\n\nKimse kalmaz derler dünyada aç,\nYoksul, fakir olsun, ister zengin…\nGönül sevmeye, sevilmeye muhtaç,\nKaç kapı çaldı bulamadı dengin…\n\n22 Ocak, 2006 Burhaniye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Duygu Yalçın",
        "poem": "\n\nGönlümle başbaşa kalınca\nDertleşiriz saatlerce\nBen ona hayatı anlatırım\nO da bana aşkı...\nNedensiz bir hüzün kaplar gönlümü\n' Ne oldu yine? ' derim\n' Yalnızım be abla ' der\n' Bir tane gönül bulamadın mı koca dünyada? ' derim\n' Dünya koskoca bir yalan öğrenemedin gitti ' der...\nO zaman beni de bir hüzün kaplar\nZaten hüzün hep yalnızları kaplar...\nBende yalnızım dünyada\nNe çabuk unuttum kendimi\nGönlüm haklı \nBulamadık bir sevgili\nGönlüm yalnız, ben yalnız\nHüzün tek yoldaşımız...\n\ntemmuz / 2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Metin Yüksek",
        "poem": "\n\nGönül,karanlık bir bahçe gibi,\nSessiz,ayazlı bomboş bir sokak gibi,\nUmutları kurşuna dizilmiş biri gibi,\nKaramsar ve hayat küskün duruyor...\n\nGönül,harabe bir evin soğuk görüntüsünü,\nAğlayarak çırpınan bir aşkın gürültüsünü,\nGecenin kalpleri kaplayan kara örtüsünü,\nFırtınadan çıkmış limanın görüntüsünü andırıyor...\n\nBütün gece saba kadar içenin sarhoşluğunu,\nYalnız kalmış aşığın bitmeyen uykusuzluğunu,\nSevgi yağdıran kalbin ansızın kuruduğunu,\nNota çekmiş bir ozanın türküsü gibi anlatıyor...\n\n1998\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlünüz güneş sevdanız ay olsun",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nAşkla yüreğinizde ışık yansın,\nGönlünüz güneş sevdanız ay olsun.\nHer gün sizin içiniz aydınlansın,\nGönlünüz güneş sevdanız ay olsun.\n\nGüneş ısıtsın içinizde dursun,\nAyın ışığı yüzünüze vursun.\nSevdası sizin özünüze varsın,\nGönlünüz güneş sevdanız ay olsun.\n\nAşkla benim gözlerimin ferisin,\nGüneşle kalbinin yağı erisin.\nSevgimiz ayın şavkıyla farısın,\nGönlünüz güneş sevdanız ay olsun.\n\nAyla güneşten ötede sen varsın,\nAy gibi benim yüreğimde yarsın.\nSevgiyle ışığı dünyayı sarsın,\nGönlünüz güneş sevdanız ay olsun.\n\nSevgi Yusuf'un özünden fırlasın,\nAşk ay misali yürekte sırlasın.\nHep sevdalar güneş gibi parlasın,\nGönlünüz güneş sevdanız ay olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Muhammed Ali Seçkin",
        "poem": "\n\nyanan bir ateş misali küllendi gönül,\ndumanı beyne vurdu, lal oldu bülbül,\nsel oldu yaşlar, boğuldu o sümbül,\n\nmaksat mısralar değil, feryat-ı yürek,\nağlama gönül, sevene, seven gerek,\naldırma sen, yorulmuş, çelişkide felek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Necmettin Özelçi",
        "poem": "\n\n\t htmlkodcenneti Glitter kodlar \n\n                Sevme gönül seni görmeyeni,\n\tSen her şeyde onu görürken...\n\tSevme gönül seni duymayanı,\n\tSen her şeyde onu duyarken...\n\t\tSevme gönül ne olur sevme,\n\t\tSen herşeyde onu severken...\n\t\tSevme gönül seni anmayanı,\n\t\tSen her şeyde onu anarken...\n\t\tSevme ne olur sevme? \n\t\tBirazcık akıl varken...\n\t\t\tSen onu görürken o yoksa,\n\t\t\tSen onu duyarken o yoksa,\n\t\t\tSen onu severken o yoksa,\n\t\t\tSen onu anarken o yoksa,\n\t\t\tSevme ne oluer sevme,\n\t\t\tSende de akıl mı yok  yoksa? ...\n\t\tO başkasını görmüş ise,\n\t\tO başkasını duymuş ise,\n\t\tO başkasını  sevmiş ise,\n\t\tO başkasını anmış ise,\n\t\tİster aldanmış  ister kanmış ise...\n\t\tSevme ne olur sevme,\n\t\tBirazcık akıl varken...\n\t\t\tGörme onu sen de hiç görme,\n\t\t\tDuyma onu sen de hiç duyma...\n\t\t\tAnma onu sen de hiç anma,\n\t\t\tKendini 'aşık' sakın sanma...\n\t\t\tBirazcık akıl varken aldanma.\n\tNerede Mecnun nerede Kerem,\n\tFerhat' ım  dağları boşuna deldi...\n\tOlursun bu  dertle sen de verem,\n\tMecnun çöllerde perişan gitti de geldi...\n\tSevme ne olur, kim ise sevme? \n\tBirazcık akıl gitti de geldi...\n\nhtmlkodcenneti Glitter kodlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül-2",
        "poet": "Aşık İsmeti",
        "poem": "\n\nGünüm kara imiş başım çileli\nVerdim teslliden almadı gönül.\nŞu ana kadar da geldim geleli\nBaşıma gelmedik kalmadı gönül.\n\nSevdalandım çıktım dağlar başına\nBütün ümitlerim çıktı boşuna\nHalimi arzettim talih kuşuna\nDileklerim kabul olmadı gönül\n\nİSMETİ mâşukun ismin anarken\nAşkın ateşine düşüp yanarken\nBugün yarın şansım tutar sanarken\nÖmrüm geçti yüzüm gülmedi gönül.\n\n1963-ÂŞIK İSMETİ SİVAS\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Cengiz Özkan",
        "poem": "\n\nDeli divanesin derdin ne senin, \nHer gördüğün dala konarsın, gönül. \nLambada titreyen alevler gibi, \nYazın ortasında donarsın, gönül. \n\nYakarsın bedeni tüter dumanı, \nArasan bulmazsın derdin dermanı, \nDön gel, yeter artık,  vuslat zamanı, \nBoşa geçen ömrü anarsın, gönül. \n\nGün gece demeden eğlendin durdun, \nYalancı dostlardan bir çevre kurdun, \nDar günlere düştün, dizini vurdun, \nUslanmadın hala kanarsın, gönül.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Muhittin Şahin",
        "poem": "\n\nGönül nedir bilirmisin gül hanım\nÖmüre törpüdür ruha eziyet\nNazeninsiz hayat olmuyor canım\nÜzüntü gönüle olsada diyet\n\nLazım değil deyip atsan olmuyor\nGönül dipsiz kuyu doymak bilmiyor\nÜst üste doldursan yine dolmuyor\nLiyakat değilde arzuysa niyet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül - 2",
        "poet": "Ramazan Özütürk",
        "poem": "\n\nYeter artık zulmün yeter\nDüşman mısın söyle gönül\nSevgiliden ettin beter\nDüşman mısın söyle gönül\n\nHep seni dinler yüreğim\nBilmem ki, alemde neyim\nDerdi, gamı ettin beyim\nDüşman mısın söyle gönül\n\nKar yağdırdın dağlarıma\nYaban sürdün bağlarıma\nUzak ettin sağlarıma\nDüşman mısın söyle gönül\n\nBir kervana koydun canı\nYollarda dondurdun kanı\nDostça sevdirdin yabanı\nDüşman mısın söyle gönül\n\nGeçen her günüm çok buruk\nVerdiğin dert ve gam soğuk\nBırak yakamı, ver soluk\nDüşman mısın söyle gönül\n\nAramıza kimler girdi\nÖzütürk’e verdin derdi\nSayende ölüme erdi\nPişman mısın söyle gönül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Ali Soyyiğit",
        "poem": "\n\nBu gün\nBizim günümüzmüş\nDünyanın kutladığı\nBizi örnek almış\nSevgililer\nAşıklar beni\nMaşuklar bendekini\n\nBak\nBana küsersen\nYer yüzünde\nYer yer \nAşk yangınları çıkacak\nSöndürmek için\nSağnak sağnak\nAşıklar ağlayacakmış.\n\nÇatma kaşlarını\nGülümse biraz\nGül\nBu yaktığın\nÇer çöp değil\nGönül\nGönül! \n\n14 Şubat 2007\nSevgililer Günü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Ensar Aktaş",
        "poem": "\n\nGönül, öyle bir aşka düşürdünki beni\nSeviyorum, seviyorum doymuyorum\nGönül, öyle bir hasretki ağlatan beni\nAğlıyorum, ağlıyorum bıkmıyorum\n\nSensin yapraklar sararırken yeşeren\nBir yıl boyu bana baharı yaşatan\nSensin bana neşe veren, huzur veren\nGurbet ellerde hasretiyle avutan\n\nRotterdam,20.08.1991\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Halil Gülşen",
        "poem": "\n\nBahar gelip bağlar çiçek açınca,\nUçar daldan dala, bülbül bu.\nNeşe saçar etrafına aklınca,\nUnutmuş gülmeyi, melül bu.\n\nHissiyle dağları söker yerinden.\nUmutlu bir bakış bekler birinden,\nSevdalı yüreği derinden, derinden\nÇeker yıllar boyu. Gönül bu!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Adem Ulutaş",
        "poem": "\n\nAğlama ey! Gönül sen doğarken dertliydin,\nTa kalubelada ruhun varken dertliydin.\nDertlerden yapılmıştır çamurundaki maya,\nBunun için ağladın gelirken dünyaya.\nBoş yere çırpınıp da mutluluğu arama,\nSen onu bulamazsın mutluluk vardır ama.\nMutluluk senden uzak bir hayaller ülkesi,\nKabul etmez o ülke senin gibi herkesi.\nO ülkeye girenler apayrı insanlardır,\nO ülkenin insanı zenginler sultanlardır.\nSenin kime faydan var zararın olmasa da,\nGarip olan hep ağlar dünyadaki yasada.\nHani yasa dedimse kulların yasası bu,\nParanın sermayenin malların yasası bu.\nBunun için mutluluk yok dedim sana gönül,\nMutluluk ahrettedir yeter ki imanlı öl.\nSen garipsin sen dertli sen dostsuz biçaresin, \nBoş ver gönül boş ver git sen Allah’a kölesin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Atila Aşkan",
        "poem": "\n\nBir gözü karaya düşer gönül\nSevse ne çıkar sevmese ne\nBir katre gül suyuna\nGönül bulanır yıkanır\nSevdiyse amenna...\n\n10.09.2006\nAnkara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Nilüfer İnan",
        "poem": "\n\nOtuz yılı sığdıramadın ey gönül bir hatıranın içine\nBin hatırayı sığdırdın bir ağustos gecesine\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül-3",
        "poet": "Hasan Yıldız",
        "poem": "\n\nGünü gelince erir doruklarda ki kar\nCoşar dereler olur ırmak ırmak yar\nDöner içine içine,dışını yakan  har\nKalır sana da kafes içinde ki gönül kar\n\nhasan yıldız-2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Münevver Erilmez",
        "poem": "\n\nDışarıda kar var\n\nİçeride yâr\n\nMevsim kış olsa da\n\nGönül İlkbahar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül *",
        "poet": "Can İstif",
        "poem": "\n\nVicdan hesaplaşır geçmişle,\nRuh dertleşir sevgiyle\nÖzlem bütünleşir yüreğimle,\nKalbim sevişir Eşimle...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Habip Kaygısız",
        "poem": "\n\nGönül sevmeye görsün\nFerman bile dinlemez\nYar için hasta olan\nÖlür gene inlemez.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül....",
        "poet": "Mustafa Nihat",
        "poem": "\n\nGönül ister seni, gönül tahtında\n       Gön'le taht,\n       tahta sultan, sultana beg..\n       Beg'den de ferman gerek...\n       Varın deyin yedi düvele..\n       Gönül sultanını buldu..\n       Yeddi gün yeddi gece dügün/dernek gerk...\n\n                                29/07/07...00.16   Maltepe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Müzahir Kılıç",
        "poem": "\n\nNiye böyle coştun, çağlar akarsın\nGün olur bu demi ararsın gönül \nKendin solmayacak çiçek mi sandın\nHazan değer sen de kurursun gönül \n\nSevene vefan yok, uzak kaçarsın \nHer olur olmaza kucak açarsın \nAğrı dağın tepesinde uçarsın\nBir gün sen de düze inersin gönül\n\nBunda ne usul var, ne de bir karar \nDert çoğalır herbir yanını  sarar\nSen çare oldukça o içten kanar\nAşka düşer sen de yanarsın gönül \n\nGüzellik geçici kimseye kalmaz\nGün olur seversin, sevenin olmaz\nYalvarsan da kimse yüzüne bakmaz\nBir gün sen de yalnız kalırsın gönül\n\nŞimdi bir sümbülsün, açılan bir gül\nDilediğini sev, dilersen sevil\nBu güzellik sana sunulmuş ödül\nHep böyle gidecek sanırsın gönül \n\nSevgi özürlüsün, aşkı bilmezsin\nAklın havalarda, önün görmezsin \nBir gün bunlar mazi olur demezsin\nSen de bu günleri ararsın gönül \n\nZaman öyle koşar yetişemezsin\nHerkes yokuş çıkar sen de inersin\nNasıl bitiğini dahi bilmezsin\nÖmür bitti diye ağlarsın gönül\n\nGel aklını, topla bir iyilik yap\nBunu emrediyor İlahi kitap\nSeni sevenlere eyleme itap\nEttiğine pişman olursun gönül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Bedri Hüseyin Çiftçi",
        "poem": "\n\nGayrı şikayetlenme divane gönül\n  Bu dünyanın sefasına aldanma\n  Hasta oldum diye ölürüm sanma\n  Feryadı figan edip ahlanma gönül.\n\n  Boş hayaller kurdun avundun durdun\n  Bırakıp gideceksin ahiret yurdun\n  Yarınım n'olacak sen kime sordun\n  Nefsinden başkasını görmedin gönül.\n\n  Dünyayı yenmeye yetermi fendin\n  Ölümden başkası yalandır bildin\n  Geldi geçti ömür neye güvendin\n  Pişmanlık kar etmez bilesin gönül.\n\n  Bu anam gardaşım bu babam dedin\n  Yollarda ömrünü boşa bitirdin\n  Hüseynim dostunu nasıl tanıdın\n  Hayıflanma artık çileli gönül.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Ahmet Yılmaz 2",
        "poem": "\n\nSenlik benlik ile dostluk kurulmaz\nKin nefret içinde sevgi bulunmaz\nSevilip de seven gönül yorulmaz\nHakikat yolunu bil gayri gönül\n\nHer yüze güleni dost olur sanma\nHakikat olmayan sözlere kanma\nBilmeden kötülük aşkına yanma\nSaflık gafletini sil gayri gönül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Ali Koç Elegeçmez",
        "poem": "\n\nGönül,\nAlaaddin’in Sihirli lambası değildir\n\nİyi şeyler sunmak istiyorsan\n\nİçini,\niyi ve güzel duygularla doldurmak gerekir\n......................***............\n02.08.2008.cumartesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Behçet Elcik",
        "poem": "\n\nÖyle bir şey ki gönül! \nAlemde bir zerre lakin,\nAlemi halk edene mekan olur bu kerre,\nAkıl akl etmekten aciz,\nAcize gücünü verir bu kerre.\n\nBir aşk ki iki milyar maşuku var.\nÖyle bir ülke düşün ki,\nYedi milyar yolcusu sırada bekler,\nSeyahat şimendiferi dört parça lata.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Mehmet Yücel",
        "poem": "\n\nNe figanlar gördün yaralı gönül.\nFeryat ile derman çakışmaz sana.\nGönülüden olmanın kralı gönül.\nYüksekten bakmalar yakışmaz sana.\n\nNice dağlar aştın, yorulmaz gönül.\nBulandın, bulandın durulmaz gönül\nYıkılmaz, kırılmaz, darılmaz gönül.\nSusturdun feleği çıkışmaz sana.\n\nSen Yücel'e  hayat direnci gönül.\nOklulu olmayan öğrenci gönül.\nSevdalar dilenen dilenci gönül.\nKimseler dönüpte bakışmaz sana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Veysel Kızlarkayası",
        "poem": "\n\nGÖNÜL\nHer akşam olunca gamda yastayım\nBilki ıraktayım bilki Fastayım\nYatak döşek değil sana hastayım\n Yine hüzün çöker gönül dağıma\n\n    Kurşun sıksan mavzer ile bağrıma\n    Söz söylemen ondan  gider  ağrıma\n     Kulak versen bir  yol  dönüp çağrıma\n     Yine hüzün çöker gönül dağıma\n\n Sen gözümde hem yıldızdın hem aydın\n Sen benim sevdamı hep boşa saydın\n Hani seviyordun nasılda kıydın\n  Yine hüzün çöker gönül dağıma\n\n     VEYSEL KIZLARKAYASI\n      30.HAZİRAN.2010.ÇARŞAMBA\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gönül",
        "poet": "Bayram Çinkil",
        "poem": "\n\nGÖNÜL\n\nGönül, sana ne söylesem bilmem ki..\nAldın beni gidiyorsun meçhule.\nAnlımıza yazmış yazıyı yazan,\nHak sahibim bende sana bir köle.\n\nNe sohbetin vardır ne de bir molan..\nNedir seni bana vefasız kılan? \nBir tükenmez çeşme ki sorma gitsin,\nGözlerime dolup dolup boşalan.\n\nNeyleyeyim seni bana yar etmiş..\nBeni derdin ile intizar etmiş..\nBu seyahat nerede biter bilmem..\nBir bakarsın bu yolda ömür bitmiş.\n\nÇekilmiyor ne kahır ne de çilen,\nBu derdimden acep olmaz mı bilen? \nYokluğunda belki inanırım da\nSeninleyken olmaz bu demde gülen.\n\nNe yapsam da senden kurtulamadım; \nGerçek dost aradım ben bulamadım.\nAlıp sevinç neşem benden götürdün; \nGülsem bile bunu söyleyemedim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Mehmet Selim Toğluk",
        "poem": "\n\nKaç yürek dağladın, hiç uslanmadın\nKaç sevdaya  mahkum oldun ey gönül\nHer zaman ağladın, her zaman yandın\nHer sevdada harab oldun ey gönül\n\nNe bir dostun kaldı, ne seven bir yar\nNe sana bir sitem edecek ağyar\nYaz gününde düştü, saçlarına kar\nHala uslanmayıp seversin gönül\n\nKoysam seni karlı dağın ardında\nSevecek bir yar bulursun sen orada \nBu son dedin, her aşkın sonrasında\nGelmez oldu sonu, sonların  gönül\n\nSana söz geçirmek inan ki çok zor\nSen hep bildiğini okursun gönül\nÇevrene bir bak ta göçenleri gör\nBu dünya sana da kalmaz ki gönül\n\n\t(Batman - 17.09.2004)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Muammer Yalçın",
        "poem": "\n\nGönül hiç gelmez mi baharın yazın\nSenin hiç bitmez mi sitemin nazın\nSöyle  hiç gülmez mi bu asık yüzün\nNe zaman gülecek yüzün ne zaman\n\nGeçtiğin yollarda çukur mu zemin\nDurmadan kederli dertli her demin\nYoksa okyanusta battı mı gemin\nNe zaman gülecek yüzün ne zaman\n\nSen kırk beş senedir hala buruksun\nÇile dağlarımda sanki doruksun\nKimlere darıldın kime kırıksın\nNe zaman gülecek yüzün ne zaman\n\nHayat çorbamda hiç olmadı tadın\nNe söylediysen hep sitemli dedin\nGül artık ne olur ömrümü yedin\nNe zaman gülecek yüzün ne zaman\n\nBeni duymuyorsun bak yine daldın\nYalçınımdan yana hüznünü saldın\nDağ devrildi sanki altında kaldın\nNe zaman gülecek yüzün ne zaman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Şemsettin Veli Erbilli",
        "poem": "\n\nSabra teselli güçtür artık bir dayan gönlüm\nGam keder uykusundan uyan kalk uyan gönlüm\nZamandan sitem etme kederin böyle ise\nYeter bunca bağırma yok seni duyan gönlüm \n1999 - Erbil\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Yusuf Bilge",
        "poem": "\n\nKül kanat sinelerde gül dağının Anka’sı; \nİyi, güzel, doğruya simge yürek arması; \nVaroluş imbiğinden buğulu yansılarla\nKalıcı yüceliğin billur erdem aynası...\n\nBeden gurbetimizi kuşatan mistik sıla\n\"Beli Dost\" armağanı, ruh gizem \"Kalû-bela\"... \n\nYUSUF BİLGE\n29 EYLÜL 2012 Cumartesi-İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Erdal Sayıl",
        "poem": "\n\nAteşi; eriten demirden dağı, \nBuzdan daha soğuk olabilirmiş...\nİnsanın geçecek elbette çağı; \nO çağda gönüller dolabilirmiş... \n\nHer bir şeye veda, veda mı gerek...? \nDemek daim böyle, bu çark-ı felek, \nGönlümün tahtına, bir yar geçerek; \nEskinin yerini alabilirmiş... \n\nDurmuyor bu dünya, geçiyor zaman; \nGelince hasretlik, yakıyor yaman, \nYeter behey gurur, senden el aman; \nGönül yapayalnız kalabilirmiş...\n\nErdal Sayıl\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül! ..",
        "poet": "Hayri Ünal",
        "poem": "\n\nSaf tutmuş eller,\nMis gibi güller,\nSöyler de diller,\nAllah u Allah! ..\n\nO baygın gözler,\nNur gibi yüzler,\nSöylenir sözler,\nAllah u Allah! ..\n\nİnceden ince,\nVakit gelince,\nSesler bitince,\nAllah u Allah! ..\n\nDağılır kafes,\nDuyulur nefes,\nİçimizde ses,\nAllah u Allah! ..\n\nGönlümüzdesin,\nDilimizdesin,\nHer yerde Sen'sin,\nAllah u Allah! ..\n\nÇekilir perde,\nŞifadır derde,\nHer an her yerde,\nAllah u Allah! ..\n\nFani her cisim,\nBelki bir resim,\nNe güzel isim,\nAllah u Allah! ..\n\nSevda derinde,\nYanarım ben de,\nMahşer yerinde,\nAllah u Allah! ..\n\nO an gelecek,\nHerkes ölecek,\nSur üflenecek,\nAllah u Allah! ..\n\nHep O'nu desen !..\nO'nu söyle Sen !..\nNurdan bir desen,\nAllah u Allah! ..\n\nGel ey sen de yan,\nAteşe dayan,\nBizi koruyan,\nAllah u Allah! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Emrullah Doğan",
        "poem": "\n\nAşkın tanımını bile yapamaz iken akıl\nKarşılıksız bir aşka kapılır gönül.\n\nAkıl ve duyguların amansız savaşında\nYaralanıp bitap düşer gönül.\n\nKendi kabuğunda inzivaya çekilip\nAşk ateşinde ağır ağır demlenir gönül.\n\nŞarap misali yıllanan duygular ile\nKör kütük sarhoş olur gönül.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Feyzi Kanra",
        "poem": "\n\nSabahın tam vaktinde uykuya dalan gönül\nBu dünya yalan gönül bu dünya palan gönül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Nuran",
        "poem": "\n\nAşık değilim ama aşk şiirine bayıldım\nGenç değilim ama orta yaş sayılırım\nSaçım az dişim yok\nİhtiyarsın demeyin vallahi darılırım\n\nİçimden taşan sevgi pınarlarından\nBir yudum için sizde dostlarım\nSıkıntı, üzüntü, derdiniz varsa\nHerkese açıktır benim kollarım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül…\t",
        "poet": "Yunus Yavuz",
        "poem": "\n\nKırma karıncanın ayağını bile,\t\t\t\t\nDikkat et,! Hesap günü vardır gönül,\t\t\t\t\nKabe'yi yıkarsın bir kalp ile,\t\t\t\t\nDikkat et,! Hesap günü vardır gönül,\t\t\t\t\n\nAklını incelt,süzülsün vicdanından,\t\t\t\t\nKendini seyret,dört bir yanından,\t\t\t\t\nKelimeler ak'lansın,al dudağından,\t\t\t\t\nDikkat et,! Hesap günü vardır gönül,\t\t\t\t\n\nBaşını ayaklarının altında yürü,\t\t\t\t\nAyağına güvenme,başını bürü,\t\t\t\t\nAn bu an,tövbene bürü dünü,\t\t\t\t\nDikkat et,! Hesap günü vardır gönül,\t\t\t\t\n\nCevrini dön güneş ile yan,\t\t\t\t\nGece ol siyaha dayan,\t\t\t\t\nSeni kaybet sende,senin olmayan,\t\t\t\t\nDikkat et,! Hesap günü vardır gönül,\t\t\t\t\n\nBen deme; sen yoksan sende,\t\t\t\t\nVarım deme; yok olmamışsan tende,\t\t\t\t\nNükte vardır anlarsan her sözlerde,\t\t\t\t\nDikkat et,! Hesap günü vardır gönül…\t\t\t\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Yıldırım Doğmuş",
        "poem": "\n\nBülbül dag dag gezer\nGül için\nGönül seni arar niçin\nÖmür boyu bir sevgi için\nErir gider bu gönül\nGülü bulamayan bülbül\nGam ile çile doldurur\nSeni bulamıyan gönül\nSinemde kudurur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Gültekin Çakmak",
        "poem": "\n\nBir demir atsa gönlüm ömrünün kıyısına\nSarılıp yatsa gönlüm doyulmaz uykusuna\nÜşümüş hasta gönlüm\nSensiz hep yasta gönlüm\nAklı hiç başta değil\nGarip telaşta gönlüm\n\nBulunmaz çare gönlüm senin aşk-ı derdine\nHer yanın hare gönlüm dönmüşsün yangın yerine\nÜşümüş hasta gönlüm\nSensiz hep yasta gönlüm\nAklı hiç başta değil \nGarip telaşta gönlüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül",
        "poet": "Hikmet Atiş",
        "poem": "\n\nDoğruluktan gitte kötü yola bakma gönül\nGülün varken asla dikkenini sokma gönül\nSeni seveni sev yürekleri yakma gönül\nİsyancı olup asla bulanık akma gönül.\n\nFedakar sabırlı ol sevenin çoktur gönül\nSevgiyi bilmiyorsan sevenin yoktur gönül\nSeviyor ve seviliyorsan sen çok mutlusun\nYüreğinde olan güzellikler toktur gönül.\n\nSakın ha fitneliğe şeytanlığa aldanma\nBu Dünya fanidir asılsız sözlere kanma\nKendini figana atıpta sakın ha yanma\nO zaman yüreğinde kötülük yoktur gönül.\n\nKendini beğenerek gurur yapma kimseye\nOnurunu kaybeder de yanarsın boş yere \nBu Dünya fani bir Dünya gelmişiz bir kere\nDüzgün bir hayat yaşamak bize haktır gönül.\n\n03/01/2014. Rize. Çayeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül acı cenderede",
        "poet": "İsmail Koca",
        "poem": "\n\nHazan vurur sen gelmezsen\nGönül acı cenderede\nYüreğim aç istemezsen\nGönül acı cenderede\n\nDüşünmekle ömrüm geçer\nYürek arzu, canı seçer\nHasretin ok gibi biçer\nGönül acı cenderede\n\nSaçlarım ak ve dökülmüş\nCanım bitap ten sökülmüş\nYanmış yürek canda külmüş\nGönül acı cenderede\n\nYar seninle başım dertte\nÖzlerim her gün gurbette\nSenin için can nöbette\nGönül acı cenderede\n\nfizaniyi deli ettin\nsanmaki sen bende bittin\nDamarda kan cana yettin\nGönül acı cenderede\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Ağacı",
        "poet": "Mustafa Göktaş",
        "poem": "\n\nCemreler indiren gelişin,\nSebebiydi daldaki uyanışın.\nHayıflandığı ansız gidişin,\nSöylediği türküdür ağacın:\n\n\"Hamsinde dökülen tomurcuk,\nNe güzeldi o umuda yolculuk.\"\n\n15.01.2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Ağrım Ankara",
        "poet": "Menşure Öktem",
        "poem": "\n\nSelam olsun selam sana\nİlk gözağrım ankara\nGönül ağrım Ankara\n\nGözyaşlarım sel olup\nNehirlerle birleşsin\nToroslar boyun büküp\nElmadağ'a el etsin\nKızılırmak şaşırsın\nMogan'a gönül versin\nOlmasın mesafeler\nCoğrafyalar birleşsin\nSana uçsun hasretim\nBir kuşun kanadında\nBilsen nasıl özledim\nGönül ağrım Ankara\nKokun gelsin burnuma\nAkdeniz sabahında\nDenizlerin dalgası\nSavursun beni sana\nBir damla çiğ olayım\nGüllerinin üstünde\nSonra bırak akayım\nKokun sinsin tenime\nSen de özlemişsin beni\nAldım dün haberini\nKimdiye sorma sakın\nEle vermem ismini\nAnkara sensiz öksüz\nBoynu bükük dediler\nBir yanın eksik kalmış\nMelekler söylediler\n\nSelam olsun selam sana\nİlk göz ağrım Ankara\nGönül ağrım Ankara\n\n       Menşure öktem Şahin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Aşk İse Aldırma",
        "poet": "Selim Temiz",
        "poem": "\n\nKader denilen yazgıya teslim oluyorum\nNefesimi çok idareli kullanıyorum\nAllanıp pullansan da aşkım benden yok hayır\nİstersen şimdiden seven kalbi kalpten ayır.\n\nGel gezelim dağ bayır kalmasın tek çayır\nÇeşitli güzellikler var sanki bir panayır\nSeçmece seçilmece olursa olmaz kader\nAşk zaten başlı başına hayat ile kader.\n\nMum baştan yanar, dibi karanlıktır yok ışık\nÇek ipi içindedir erimeye alışık\nKarışık bu işler inan çok karışıktır aşk\nKavuşunca aşk ile âşıklar caizdir meşk.\n\nGün bugün dün kalmış dünde yorgun argın\nGüneş aya, ay yıldızlara aşikâr dargın\nBen bir kul, sen çok güzel kul aşkı arada bul\nGönül aşk ise aldırma mekân olsa da çul.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Alan",
        "poet": "Saadettin Sarı",
        "poem": "\n\nNe güzel duygulardı, şendi.\niçim içime sığmıyordu, ama hala erkendi.\nSonbaharın son ayında, ama ilk günündeydi.\nHazanda dökülen yapraklar üzerine, ilk gelendi.\n\nYaklaştı kış, gerçekleşti düş, şimdi oldu yüksüz.\nGüz gülleri gibi gürbüz, gitti hüzün güldü yüz.\nBir gece vakti düştü elime düpedüz.\nBu ne acele! Henüz daha olmadı gündüz.\n\nHer şey  olsa da rüküş, inan içim oldu bir hoş.\nNehrin kıyısında her yer bomboş.\nCono lardan oldu arkadaş, koş babam koş.\nAman ne güzel manzara! İzlemesi çok hoş.\n\nGel zaman git zaman, gelecekte geldi hemen.\nKıştan bahara, bahardan  yaza, derken oldu kocaman.\nAçtı bağrını, taştı çağlayanı, aman ne yaman.\nOldu şimdi Rus tan, Prus tan, Slovak tan gönül alan.\n\n                      (Antalya - 09 Ekim 2011  -   01.00)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Alevler İçinde",
        "poet": "Vahdet Mehmet Güneş",
        "poem": "\n\nyazmış yaradan alnımıza\nkendimize alışmadan,kanmadan\nekmek kavgası neden! \nayrılık zoraki yollarımızda\nbenimsedik gönlümüz harap\nkrizdeyiz şimdi,bir şey gelmez elden\nneymiş bu hasret ateşide eklendi istemeden\ngönül hep yaralı Düden çağlayandan ileri\nnarkoz olmaz derdime seri! \nher imkan varken dünyada\nbiçare kaldım uzak diyarda! yeğane\nbirinden ötekine tüm hazine neyime\niçimde yanan hasret meşale\nherkesi kahreden ayrılık\nçekilmez gurbet elde\ndostum gazap üzümleri\ngönül penceremden giren\nhasret,ayrılık perisi\ndüşürdü bizi baharımızdayken\nuzak illere, hiç gülmeden\nyalan,keder yüklü dünya\nmevsimleri bekleyemez ermeyen yüreğimde\nbirleşelim Afrika sarmaşığı gibi\ngönül alevler içinde\nkarasevda aleminde neler savurdu yüreğimi\nızdırap çekiyorum göz göre göre\nhasret kamçısı hep sinemde\noldum ağlamaktan divane\nalıştım onsuz serap görmeye\nçölde değil her yerde! \nve haykırıyorum sevgilim H-M'ye\nsen mühimsin sevgilim eksenimde! \nderinden seviyorum seni derinde\nyangınlar volkan oldu bu gönülde\nızdırabını çekiyorum kaderimde\ngörmesende gönül alevler içinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Atı",
        "poet": "Mustafa Ceylan",
        "poem": "\n\n“At rüyâ görürmüş”, bilim öyle der\nBizde gönül atı, dörtnala gider.\nBıktım yaşamaktan sıkıntılarla\nOldu parça parça, sırtımda eğer…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül, Ay Misâli",
        "poet": "Kadir Yeter",
        "poem": "\n\nGönül, Ay misâli, toptan yokolmaz; \nRüzgâr estiğince, özleniverir.\n\nKadir Yeter. TRABZON.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Avcısı",
        "poet": "Erdal Yılmaz",
        "poem": "\n\nArtık, şifâsız, dildâdeyim ben, dilhaste, nâçâr, dinmez bu zârım\nCânâ vefâsız, sevdâsı mihmân, bir dilşikârmış, dilgir şu gönlüm\nDilsûhteyim, dilhûnum, şikestim, giryân bu dîdem, dinmez figânım\nCânâ vefâsız, sevdâsı mihmân, bir dilşikârmış, dilgir şu gönlüm \n\nMüstef’ilâtün / Müstef’ilâtün / Müstef’ilâtün / Müstef’ilâtün\n\nErdal YILMAZ 08 Haziran 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül ateşim",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\nbir rüya:\nbir damla deniz ve,\ncoşkun dalgalar\nortasındayım\nhayat ırmağımı aradım.\nkuru bir ağaçmışım\nateş seline uğradım\nüzüntü ve utanç\niçinde\ngeceyi sabahladım..\n\ngizi bir dünya\nbu rüya\ngözümden damladı\ngönül ateşim\ngünlerdir\naklımdan çıkmadı..\n\nMustafa kaya\n04.02.2006 / kandilli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Azat Oldu Gamu Şitadan\t",
        "poet": "Ruhsati",
        "poem": "\n\nGönül azat oldu gamu şitadan\nŞükür Yaradana gine yaz geldi\nİşte böyle diyordum Hüdadan\nŞükür Yaradana gine yaz geldi\n\nGöller dalgalanup kazı gözlerdi\nGönül allı pullu kızı gözlerdi\nSevda çekenler de yazı gözlerdi\nŞükür Yaradana gine yaz geldi\n\nVakit yeli esti karlar eridi\nHicabından kar çiçeği faridi\nNergiz yaprağını çekti yürüdü\nŞükür Yaradana gine yaz geldi\n\nSünbül boynun eğdi kurdu otağı\nBülbül bir gül için bekler bu bağı\nİşte gelüp erdi yaz bahar çağı\nŞükür Yaradana gine yaz geldi\n\nCahiller şöhreti sazı seviyor\nHilal kaş sürmeli gözü seviyor\nRuhsati bulandı yazı seviyor\nŞükür Yaradana gine yaz geldi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Aynası",
        "poet": "Turan Şakalar",
        "poem": "\n\nTeknoloji petek insan arıdır\nÇevre kâinâtın gönül aynası...\nGüzellik insanın itibarıdır\nKirlenmesin ruhumuzun elmas’ı\nÇevre kâinâtın gönül aynası...\n\nFabrikam çalışıp sevgi üretsin\nBüyükler çocuğa saygı öğretsin\nAnalar erdemli nesil türetsin\nKirlenmesin ruhumuzun elmas’ı\nÇevre kâinâtın gönül aynası...\n\nUzay mekiğimde koksun karanfil\nGüller açsın bülbül olmasın sefil\nÜlkem senet olsun gönlümüz kefil\nKirlenmesin ruhumuzun elmas’ı\nÇevre kâinâtın gönül aynası...\n\nÇocuklar gülerek baksın semaya\nSemanın coşkusu düşsün simaya\nSümbül koksun gül başlasın açmaya\nKirlenmesin ruhumuzun elmas’ı\nÇevre kâinâtın gönül aynası...\n\nÇevre dostu olsun her bir fabrika\nÜlkem baştan sona olsun harika\nÖzensin Avrupa ve Amerika\nKirlenmesin ruhumuzun elmas’ı\nÇevre kâinâtın gönül aynası...\n\nTeknik teknoloji hepsi gerekli\nAllah’ım yaratmış balı petekli\nBunların hepsi de çevreye ekli\nKirlenmesin ruhumuzun elmas’ı\nÇevre kâinâtın gönül aynası...\n\nDağda ağlamasın menekşe çiğdem\nÂdeme sunulsun teknikle badem\nDalgalansın gökte millî iradem\nKirlenmesin ruhumuzun elmas’ı\nÇevre kâinâtın gönül aynası...\n\nÇevremiz olmalı gönlümüzce pak\nTeknoloji haktır ruhumuz bayrak\nGönül ülkemizde dalgalanarak\nKirlenmesin ruhumuzun elmas’ı\nÇevre kâinâtın gönül aynası...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Bağı",
        "poet": "İbrahim Şahin 2",
        "poem": "\n\nGÖNÜL BAĞI\n\nKeder düşerse, gönül bağına\n   Hazana döner,   solar güller \n      Gökyüzü zindana bürünür\n        Vurgun yemişe döner, beden\n           Sessiz sedasız, kabuğuna bürünür \n                         Ne dost, ne düşman bilinir\n\nSevinç düşerse, gönül bağına\n Ebemkuşağına bürünür, gökyüzü\n   Yedi cana bürünür beden, kabuğuna sığmaz\n     Şarkı mırıldar dudaklar, gözler cümbüş kurar\n       Davetiye dağıtır bakışlar, bendini yıkar gönül konağı \n        Gönüller ağırlanır, biri kalkar biri oturur, gönül yolgeçen hanı\n\nKeder düşerse gönül bağına\nMaskeler düşer, yüzler değişir\nBakışlar değişir, duyulan sözler değişir\nBedende dert köz,  kavruğu bir beden bilir\nDuman kaplar dağları, ne gören olur, ne duyan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Bağları",
        "poet": "Göktuğ Yaylacı",
        "poem": "\n\nDonuk bakışların buz keser bağrımda\nTitrer içim ayazında\nYas dolu yüreğim her at....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül bahacesi",
        "poet": "Şair Yakuposmangul",
        "poem": "\n\nmrb arkadaslar bu benım ılk ve tek sıırım ne kadar ıyı bılemem ama ınsanın kalbınden cıkan ılk sozler bunlar  bunun ıcın benı saygı ıle karsılamanızı dılerım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül bahçelerin de güllerde açtı,",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nGönül bahçelerin de güllerde açtı,\nMüminler kendilerine rahmeti seçti,\nRamazanın güzel bereketi geldi,\nİnanan hakka giden yolları seçti,\n\nİslam’ın bülbülleri seslenir minarelerde,\nGönül gezer hakka giden amellerde,\nRahmet, bereket bollaştı her yerde,\nAllah, Peygamber sevgisi gönüllerde,\n\nİmanın verdiği güzellik yansımış yüzlerde,\nPişmanlıkları anlatıyor gözlerden akan yaşlarda,\nSecdeye varmış eğilmem diyen başlarda,\nMağfiret istiyor duaya kalkmış ellerde,\n\nHer müminin gönlünde yatıyor Beytullahta,\nİnsanoğlu arıyor hakikati karanlıklarda,\nKaranlık gecelerin sonu nurlu sabahlarda,\nKurtuluş namazlarda Allah’a edilen dualarda.\n\nHalil ÇOLAK\n19.9.2008 Saat: 5.43 YENİMAHALLE\\ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Bahçemde",
        "poet": "Celalettin Tokmak",
        "poem": "\n\nBir kelebek olsan uçsan gönül bahçem de\nAşk çiçeğim olsan açsan gönül bahçem de\nGül gibi, nergis gibi büyüyüp öbeğin de\nEn güzel kokuları, saçsan gönül bahçem de\n\nAğzım da dilim olsan söylesen aşkımızı\nZümrütlerle kaplatsak bahçe de köşkümüzü\nBülbüller name yapsa o sevda türkümüzü\nBir yudum aşk badesi içsen gönül bahçem de\n\n28 Haziran 2001 SİVAS\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Bahçem",
        "poet": "Filiz Turan",
        "poem": "\n\nGönlüm bir bahçe idi viran\nÇiçekleri solmuş açmayı unutan\nToprağı çatlamış susuzluktan kuruyan\nGülüne hasret bülbülü susmuş\nKapısına üst üste kilitler vurulmuş\nUmudum yitmiş kadere küsmüş\nDüzeltmeye bu canda yok idi derman\nMevla yardım eyledi bu kula heman\nBir yaren çıkardı karşıma bu derde derman\nSöktü pas tutmuş kilitleri kapımdan\nGeçen nice uzun zamandan sonra\nGüneş gördü bu bahçeyi viran\nBahar getirdin sen gönül bahçeme\nHayat verdin kuruyan tüm çiçeklerime\nÇiçeğe durdu bir bir kurumuş dallarım\nArtık viran değil seninle gönül sarayım\nMis kokuyor bahçemde rengarenk güller\nYine nice şarkılar söyler bülbüller\nMevlasına seni tanıdığına şükrü niyaz eder\nEy yaren gönül bahçeme keyfince kurul\nVerdiğin nice güzelliğin karşılığı budur\nSeni gönülde taşımak benim için onurdur\nZaman ne gösterir bilinmez\nBir gün gelir eğer gitmek dilersen gönülden\nBil ki senden sonra bu bahçe olmayacak viran\nHatıralarınla  yaşayacak sonsuza dek  her an\nGeçse de uzun yıllar seni unutamaz asla bu can\n\n2 mayıs 2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Bahçem Var...! !",
        "poet": "Muhammet Bahar",
        "poem": "\n\nTüm dostlarıma yetecek kadar iyi niyetim, her laf cambazını susturacak kadar çekilmezliğim, akıl almayacak kadar saflığım, iyi olandan iyi olacak kadar iyiliğim, kötüye kahkaha atacak kadar deliliğim, sınırlarımı aşan herkese yetecek kadar kurşunum, her ne kadar hayat zorlarsa zorlasın gelen ALLAHTAN dır deyip baş tacı edecek kadar büyük bir GÖNÜL BAHÇEM var..!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül bahçeme...",
        "poet": "Nevzat Dalgakıran",
        "poem": "\n\nGün batımı dönemi ömür günümde\nKahkahaları karartan çehrelerinde\nKaranlıklar üstüme koşuyorken acele\nBir çiğ tanesi gibi düştün bahçeme...\n\nDüşlerimi çalan arsız baykuşlar\nMasum hayallerime musallat olmuşlar\nÇaresiz ağlamaklı,mahzun bakışlar\nYaşıyorken, doğdun gönül bahçeme..\n\n12.02.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Bahcesi",
        "poet": "Salman Cigdem",
        "poem": "\n\nDeğil uçurum yolun sonu\nAsıl yolun sonu günah gölü\nSahibini unutma ey âdemoğlu\nAcıyla yetişmiş insanoğlu\n\nGönül bahcesindeki mezarlıklara\nEktinmi kırmızı gülü,arasıra\nHasat ettinmi ahiret bahcesinden \nCennet bağinın envayi çeşit nimetlerini\n\nHayat ağacının meyvelerini\nTopladınmı,vakti gelince yemişlarini? \nunutma sabrın sonu selametdir\n\nHaydi hayırlısı \nGönül bahceleri gülle dolsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Bahçem",
        "poet": "Hasan Özünal",
        "poem": "\n\nBir bahçe ki gönül bahçem; \nGoncası kararmış, gülleri solmuş.\nLalesi sümbülü hep harap olmuş,\nEn yakın baharı bir serap olmuş,\nGüneşi mehtap, ırmağı şarap olmuş.\n\nBir bahçe ki gönül bahçem; \nDikenler yok olmuş, susmuş bülbülü. \nBülbül düşman bilmiş, yaralı gülü\nLale esir almış garip sümbülü,\nLalesi sümbülü hep harap olmuş.\n\nBir bahçe ki gönül bahçem; \nTımar bekler, derman bekler, dost bekler.\nYapraklar havada, inler çiçekler,\nDost gelmezse yanıp gidecekler,\nEn yakın baharı bir serap olmuş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Bahçesi",
        "poet": "Hüseyin Sönmez",
        "poem": "\n\nGönlümde tüm çiçekler,\nHer mevsimde hep açtı,\nGözlerinden bir umut,\nSevgime ışık açtı.\n\nSen varsın artık bende,\nDilimde hep gönlümde,\nHer yılda her mevsimde,\nSevgin hep çiçek açtı.\n\nGülümsedi melekler,\nRengarenk kelebekler,\nBu bahçe seni bekler,\nSevgin hep çiçek açtı.\n\nBahar geldi gönlüme,\nSevgin girdi ömrüme,\nBakmam artık dünüme,\nSevgin hep çiçek açtı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Bahçesi",
        "poet": "Rabia Barış",
        "poem": "\n\nGönül bahçesinde sevgi derenler,\nSevgiyi koşulsuz dosta verenler,\nİlahi aşk ile Allah diyenler,\nBeraber gidelim Allah yoluna.\n\nHaramdan, günahtan uzak duranlar,\nHelal lokma diye kavil kuranlar,\nGönül köprüsünde selam duranlar,\nBeraber gidelim Allah yoluna.\n\nYetimin başını okşayan eller,\nAçar yüreğinde tomurcuk güller,\nEsma-ül husnayı söylen diller,\nBeraber gidelim Allah yoluna.\n\nFakiri gözetip garip kollayan,\nÇorak gönüllere sevgi yollayan,\nSoğuk gecelerde beşik sallayan,\nBeraber gidelim Allah yoluna.\n\nGönül kabesini aşkla süsleyen,\nPeygamber zişanı gülle sesleyen,\nRuhun makamını hoşça besleyen,\nBeraber gidelim Allah yoluna.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Bahçesi..",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\ngönül,\nöyle bir bahçe ki...\nrüzgarını estiren sen\nyağmurunu yağdıran sen...\nsavrulanı sen\nıslananı sen...\n\ngönül,\nöyle bir bahçe ki...\ngüllerini açtıran sen\nbülbüllerini çağıldatan sen..\nkoklayanı sen\ndinleyeni sen...\n\ngönül,\nöyle bir bahçe ki...\nustası sen\nbozanı sen...\nyücelteni sen\nezdireni sen...\nah bir anlayabilsen...! \n\nFikret Turhan-Yalova,\n08.12.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Bende",
        "poet": "Nevzat Çelik 2",
        "poem": "\n\nBir ömür uzanır aşkın çilesi,\nEğer sevdiğini alamamışsan\nSel olur sevdası sürükler seni,\nGönül bendin yüksek kuramamışsan,\n\nHergün bir yanını yıktıkça yıkar,\nKül eyler her yanın yaktıkça yakar,\nİster isen kainata isyan et,\nİster isen yaradana feryat et,\nÖmrün geçer durur sevda gölünde,\nGönül leylasını bulamamışsa,\n\nÇektikçe çekersin zamansız eyvah,\nKaranlık ömründe sökmekte şafak,\nBağrına yığılır dert yumak yumak,\nGönül tezgahını kuramamışsan,\n\nSevda kurar sana derdin trzgahı,\nUsanmadan vurur sana şamarı,\nDilinle üretir hem ahı hem vahı,\nİster isen kainata isyan et,\nİster isen yaradana feryat et,\nÖmrün döner durur dert tezgahında\nSevda imliğini çözememişsen.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Binası: Ev",
        "poet": "Mete Özdikici",
        "poem": "\n\nEv bir gönül binasıdır:\nTemeli sevgi; \nDuvarı saygı; \nÇatısı güvendir.\nKapısı ve penceresi sağlam olmalı! \nKapı bir kere açılır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Bayram Ediyor",
        "poet": "Eyup Şahan",
        "poem": "\n\nGönül Bayram Ediyor\n\nGül goncası bu gün açtı seherde,\nBülbüller ötüyor çağlıyor serde,\nGülüstan al giydi devadır derde,\nKelebek dallarda bayram ediyor.\n\nYıllar yılı uhte sardı içimi,\nTutulduğum güzel bir su içimi,\nSormadı bu gönül nasıl niçini,\nGözüm yollarında  bayram ediyor.\n\nSıcak  esti meltem seher zamanı,\nKabul gördü garip gönlün amanı,\nAteş söndü tütmez oldu dumanı,\nDalınca göllerde bayram ediyor.\n\nAçtı gül yüzünü nurunu gördüm,\nArı oldum petek petek bal ördüm,\nSevda ateşiydim yenice söndüm,\nIlıkca yellerde bayram ediyor.\n\nÖzümden sildi tasa gamları\nMutluluk doldurdu gönül damları,\nRüzgarı durdurdum esmez samları,\nDalında güller de  bayram ediyor.\n\nHayal kurmak güzel sonu gelirse,\nİki gönül sevenini bilirse,\nEyüp bu sevdadan şimdi delirse,\nTabibim dillerde bayram ediyor.\n\nEyüp Şahan\n8.10.2009    Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül bahçesindeki çiçekler",
        "poet": "Orhan Altinbasak",
        "poem": "\n\nGönül bahçesindeki çiçekleri açtıran,sevgilerdir sevgiler\nKalplerde hazan olur,tomurcuklar sararır,küsünce sevgililer\nAşk,bir sefer bulunur,gücenip kaybedene,vallahi deli derler\nKalplerde hazan olur,tomurcuklar sararır,küsünce sevgililer\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Gönül bana neler ettin? *",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nKader dedim boyun eğdim\nHer çileye göyüs gerdim\nGün görmedim hep ezildim\nGönül bana  neler ettin\n\nGün görmedim hep ezildim\nGönül bana neler etin\n\nNeden ağlatırsın beni\nBenim bahtım hiç gülmedi\nAyaz yedi dolu yedi\nGönül bana neler ettin \n\nAyaz yedi dolu yedi\nGönül bana neler ettin \n\nUmutlar çıkmaza girdi\nHayaller suada eridi\nBir ömür böyle tükendi\nGönül bana neler ettin \n\nBir ömür böyle tükendi\nGönül bana neler etin\n\n                                  Erzurum / Zernişan Aydoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Birliğimiz",
        "poet": "İbrahim Yasar",
        "poem": "\n\nGÖNÜL BİRLİĞİMİZ\n        Tarih boyunca milli varlığımızın oluşması ve onun bekası,  gelişip kökleşmesi,  dallanıp budaklanması, zor ve dar günlerimizde bizim sahili selamete çıkmamıza vesile olan moral motivasyonumzun, snarijimizin ana kaynağı her zaman gönül birliğimiz olmuştur. Bu gönül birliğimizin içinde; asırlarca  bu topraklar üzerinde bizimle yaşamış, ihanet sapıklığına düşmemiş, Türk Milletiyle  gülmüş, Türk Milletiyle ağlamış, tasada, kıvançta  bir ve beraber olmuş, kısaca al bayrağımızın altında yaşamayı hak etmiş herkes mevcuttur. \n        Gönül birliğimizi yaşatan,  güçlendiren,  geliştiren,  besleyen ve destekleyen ana değerler ve ana damarlar  vardır. Bunların da en başta geleni,  vatan birliği, bayrak ve devlet  birliğidir. Bir toprak parçası kendiliğinden vatan olma özelliği kazanamadığı gibi, bir bez parçası da kendiliğinden bayrak olma özelliği kazanamaz. Bu değerlerin ortaya çıkmasının altında da ortak bir çaba ve ortak bir kazanım, büyük ve güçlü bir gönül birliğimiz yatmaktadır. \n        Dolaysıyla bu topraklarda yaşayan, her bir vatandaşımız, kanaat önderi, yazarı çizeri, düşünürü, özellikle de siyasetçisi ve idarecisi, ülkemizin olmazsa olmazı olan gönül birliğimizin yaşatılması ve bekası hususunda büyük bir hassasiyet  ve dikkat  göstermesi  gerekirken maalesef bu duyarlılığın gerektiği gibi ortada olmadığını görmek güç olmasa gerek. Cumhuriyet  tarihi boyunca bu ihmallerin ve dikkatsizliklerin bazen kasta varan söylem ve davranışların sayısı ve örneği  pek çoktur. Yıllarca sağcılık ve solculuk, ilericilik ve gericilik, laik ve antilaiklik, örtülü ve örtüsüz  görüş ve davranışlarıyla gönül birliğimiz hep zarar gördü ve zedelendi. Pek çok vatandaşımız bu hususlarda büyük zararlar gördü, incindi ve incitildi. Bunları yapanlar kötülükten başka ne elde ettiler bilemiyorum.  Şu içinde bulunduğumuz bu günlerdeki  gergin siyasi atmosferde, en uzaktan en yakına yine toplum alabildiğince gerilmiş bir vaziyette olduğu anlaşılıyor. Halkımızın bir kısmının aşırı  politize edilmesi sebebiyle hoş görüsü kalmamış, kimyası bozulmuş  psikolojik travmalar geçirmiş gibi bir vaziyet arz ediyor.\n      Birtakım insanlar bir yerlere yaranma adına medyadan veya sosyal medyadaki siyasi yalan ve yanlışları kabullenerek, hiç düşünmeden hattini  aşmış paylaşımları paylaşmak suretiyle toplumsal gerginliğe ve kutuplaşmaya  şuursuzca katkı veriyor. Tüm bu olumsuzluklar neticesinde  bir birine selam vermeyen komşular,  arkadaşlar, hatta yuvası dağılan veya dağılma noktasına gelmiş aileler, akrabalar gün geçtikçe artıyor. Bu olumsuzluklar,  bizi ayakta tutan gönül birliğimizin zedelenmesine ve çatırdamasına sebep oluyor. Aklı selim bir kimsenin bu gidişattan kaygı duymaması  imkansız bir durumdur. \n     Bu ülkede hoş görüyü, barışı, kardeşliği, sevgiyi yaymamız gerekirken bilerek veya bilmeyrek gönül birliğimizi yıkmağa çalışmak sosyal barışı zedelemek bu ülke için yapılan en büyük bir ihanettir ve kötülüktür. Bu tehlikeyi en başta siyasi liderlerimiz fark ederek bu hususta gerekli hassasiyeti  ve titizliği göstermesi gerekiyor. Çünkü onların söylemleri hal  ve tavırları toplum tarafından örnek alınıp taklit edilerek tabana yansıtılıyor. \n     Gerçekten geleceğimiz adına endişe duyuyoruz ve derin kaygılar taşıyoruz; çünkü her gün şehit haberleri gelmeğe devam ediyor,  önümüzde korkunç bir Irak ve Suriye örnekleri  meccuttur. Allah bu ülkeye ve bu bölgeye gerçek anlamda ve  tez zamanda  barışı kardeşliği ve sevgiyi nasip etsin. \n\n                                                                              İbrahim YAŞAR\n                                                                               26.10.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül borcu",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nElinde bahçe makasıyla bahçevan\nyaklaştı bir gül ağacının yanına\n\nbahar gelmişti uçuşurken kelebekler\nmis kokularıyla güller\nbezemişti her bir yanı\n\no sırada bir kara karga gelip bir dala kondu\nbülbül de gülün dalına\ngül kızardı utancından al  al oldu\nfısıldaştılar aralarında  bülbül çilerken\nen yanık sesiyle  gül mahçup üzgün başladı söze\n\n-dikenimden kanıyorsan eğer bu benim hatam\nal rengim utancımdan  şimdi makamınla söyle\naşkını cümle cümle el ayak çekilince gel\nsana gönül borcum var  ben burda olacağım dedi gül\nson goncam senin olsun buna hakkın var\naşkından feyz alıp  yedi renkle yedi defa açıldım\nyeter artık  yapma etme  eyleme çileme bülbül\nyakma bağrımı yeter  bu utanç senin acından beter\n\nçilemeye devam etti bülbül görmüştü bahçevanı\nkıyamayıp aşkına tehlikeyi haber verdi\nyazık ki vakit geçti geç kalınmıştı\ngül sarardı soldu korkudan gövdesinin tam ortasından\nmakaslandı bahçevan tarafından\n\nbülbülün feryadı figanından ağladı bütün bahçe\nbahçede hiç bir çiçek bir daha açmadı gelen sene...\n\n9-Ocak-2009-Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Borcu",
        "poet": "Timur Murat İnanç",
        "poem": "\n\nSana Bu Şarkıyı yazarken\nDışarda Rüzgarlar Ağladı\nGözlerimin Pınarından\nKanlar Senin İçin Damladı...\n\nBana Gönül Borcun Var Sevgilim\nBeni Yıllarca Değil \nBir Kez Olsa Bile\nSevmeye Borcun Var Sevgilim...\n\nKalemler Yazmaz Oldu\nNefesim Solumaz Oldu\nSana Sitem ederken\nKalbim Kimseleri Sevmez Oldu...\n\nBana Gönül Borcun Var Birtanem\nBeni Yıllarca Değil \nBir Kez Olsa Bile\nSevmeye Borcun Var Sevgilim...\n\n2006 Antalya Saat: 11: 45-sahrama\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül bu gönül...",
        "poet": "Talat Özgen",
        "poem": "\n\nbiliyorum\nzorla güzellik olmaz\nama\ngönül bu\ngönül\nne laf dinler ne söz..\nsever sever sever\nyine\nde sever..\ngönül bu gönül ne eylesin\nbekler bekler bekler\nyine\nde \nbekler\nağlarken de belkiler..\ngönül bu \ngönül\nhiç bir şeye benzemez\ntek güzelliği görür\ngerisi\nonun için\nyoktur yoktur yoktur\nfark etmez \nne uzak ne yakın\nsen bilmezsin bilemezsin\nsen\nher soluk her nefessin\nan ve an\ncanda canan..\nyine \nde\nzorla güzellik olmaz\nolmasın\nvarsın \nya\ngönül daha ne eylesin..\nonun işi \nsevmek sevmek sevmek\nölesiye\ndek\nvarlıgında da yokluğunda da..\nkalsada kalacaksada \nhep,\nyalnız başına\ntek...\n\n(Berlin,04.02.2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Bu",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nGönül bu, her sevdâya uçar gider\nSevdâ bu, hep sevgiler saçar gider\nAşkdır bu, mor çiçekler açar gider\nYârdır o, hiç durmaz hep kaçar gider\n\n     (4 Kasım 2006/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Çeşmesi",
        "poet": "Ayla Oral",
        "poem": "\n\nAksamin dokulen gulleri suda\nCapkin yildizlarin elleri suda\nDolunay gelindir telleri suda\nGunduz sustun gece soyle gonul cesmesi\n\nSonsuzca koprudur dag, tepe, bay....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Muhtemelen",
        "poet": "Mecit Aktürk",
        "poem": "\n\nSorsalar karamsara \"talihim hep kara\" der\n\"Hasret koydu bahara, sitemlerim kar'a\" der\n\nAçılır serde baca derin bir âh yükselir\n\"Yüreğim paramparça, her parça bin yara\" der.\n\nMevzu döner dolaşır sebeb-i zâra gelir\nMendil göze yaklaşır; av oldum bir yâra der\n\nO'ydu yeğâne kârım, yokluk içinde varım\nO'nsuz her şeyim yarım, o'nsuz düştüm dara der\n\nKadere sesim çıkmaz; kurudu şah damarım\nTek damla kanım akmaz çekse cellat dâra der\n\nHıçkırıklar bıraksa hal dili feryâd eder\nGayen beni bulmaksa kor ateşte ara der\n\nAnbean büyür resim; lügatında laf biter\nYaşamaya hevesim kalmadı bu ara der.\n\nRayiha umar iken sararıp soldu gülüm\nYüreğimde biriken, dile feryât, nâra der\n\nPek hazindir son bölüm; korkutmaz o'nu ölüm\n\"Doğrayın dilim dilim; atın beni nâra\" der.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Çeşmesi...",
        "poet": "Mecit Aktürk",
        "poem": "\n\nArzunun ayağı zemine bassın \nNe âfâkî olsun, ne de çok uçuk. \nVarsın eller kızsın, yüzünü assın \nResûl'ün yolunu takip et çocuk!\n\nNe kalpte noksan var, ne dinde kara \nHatayı, kusuru kendinde ara \nAteş eksik ise neylesin çıra \nÎmansız yürekler rutûbet, çocuk.\n\nHer nefes insana vazife yükler \n\"Can\" denen emânet bedeni bekler \nSanma ki takvimler güne gün ekler; \nSon nefesle biter bu nöbet çocuk!\n\nNanköre davetkâr olsa da yapın \nÇalana açılsın hoş gönül kapın \nZannetme ki nefsin tek hendikapın \n\"Yalan\" da, \"gıybet\" de musibet çocuk! \n\nMü'minin helâkı öfkeyle başlar \nKalp nefret doluysa kin gözde kışla'r \nArsız, edepsizi şeytan alkışlar \nKibirin bedeli \"müebbet\" çocuk!\n\nİnsan denen beşer bu handa konuk \nHer mezar mahşere gönüllü tanık \n\"Dil\" gönül çeşmesi; akma bulanık! \nMakbul olan hoş söz, muhabbet, çocuk.\n\nHerkesin elinde olsa da plan \nGerçek olan bu an, gerisi yalan \nBir kemik yığını geride kalan \nUnutma! Ölümdür âkıbet, çocuk...\nUnutma! Ölümdür âkıbet, çocuk...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Çeşmesi /yazı/",
        "poet": "Arap Aydugan",
        "poem": "\n\nFani Dünya\nDünya halene mahiyeti tam olarak anlaşılmayan alemdir. (yani aşağı demek)  Ne zaman başlamış ne zaman bitecek meçhul? fani olduğu muhakkak.Seneler yıllar evel yok idik Geldik şu dünyaya içine daldık bir vücut gibi olduk eğlendik,güldük,ağladık sızlandık,işittik,söyledik,okuduk,yazdık ama ne anladık? ? geldiğimiz yeri bilmiyoruz. Nereye gideceğimizi de bilmiyoruz bilemiyoruz.bilenlerden bir haber alamıyoruz. Hatta yıllar sonra gidenleri isimlerini unutuveriyoruz. Bir gün bizlerde böyle unutulacağız Yok idik Yok olacağız Dünü geçti gelmez yarın nedir bilinmez.işte anladım ki fani dünyaymış. insanlar bir rüya... Önceki unutulan insanlar gibi.katile caniye hırsıza alkış tutarlar coştururlar. nazlıma pasif pısırık korkak der çökertirler aynen kerbelada olan la gibi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Cezvesi",
        "poet": "Kadir Karakulakküçük",
        "poem": "\n\nRüzgarlarında savrulduğum,şu gençlik hevesimde.\nTopladığım arzuları pişirdim,gönlümün cezvesinde.\nYamacların gölgesinde dinlediğim,tüm dertlerimin.\nHer yudumda acısını üfledim,dinmeyen öfkelerimin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül çobanları",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGönül çobanları\n\nŞu ahir zamanda \nYıldızlar gibi gönül çobanları\nYıldızları gecelerin \nGönüllere yıldız, gönül çobanları...\n\nEy ahir zaman  kış olsan ne yazar\nGönlümüzde yaz\n\nAşk meralarımız var\nGönlümüzde yar\n\nEy ahir zaman  kış olsan ne yazar\nAşk yaz\nAlır beni götürür en maviliklere aşkın yolları\nGüneştir gönül çobanları\n\nAhir zaman  kış olsan ne yazar\nAllah yar Allah yar\n\nAhir zaman  kış olsan ne yazar\nAlır beni götürür en gül umutlara\nGönül çobanları\n\nAllah yolda koymaz kulunu\nYıldızlar süsler yolumu...\nSevgi güneşimiz \nGönül çobanları\nAhir zaman  kış olsan ne yazar\n\nGönlümüzde güneş...\nAşk bize ateş...\nAhir zaman  kış olsan ne yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül çiçeği",
        "poet": "Havva Önder Müslüm",
        "poem": "\n\nGönlümde bir çiçek var.\nÖmür boyu açacak.\nSakın meyil verme.\nÇiçeksiz gönüllere.\n\nBahçe çiçeksiz olmaz.\nGönül sevdasız kalmaz.\nÇiçeksiz meyve vermez.\nAç gönlümün dalında.\n\nGözümde bir sevgi var.\nSevilen gönüllere.\nSakın ümit verme.\nSevgisiz gönüller.\n\n5 ağustos 1984\nArdeşen / RİZE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Çiçeğim",
        "poet": "Ensar Aktaş",
        "poem": "\n\nBurnuma güzel kokular geliyor\nÇok güzel çiçek kokuları bunlar\nEtrafına bakma, mevsim sonbahar\nParfüm kokusu da değil bunlar\nİçimden geliyor, yükseliyor\nOysa içimde çiçek bahçeleri yok\nLale, sümbül, gül bahçeleri yok\nGönlümde açan tek bir çiçek var; \nO da benim gönül çiçeğim\nSen tek gönül çiçeğimsin benim\n\nWoerden,26.04.2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Defteri",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nAffeder miyim sandın bana ettiklerini,\nGün be gün not almışım onların her birini.\nMahşer günü sorulsun, her sayfanın hesabı,\nKapattım artık yeter, gönlümün defterini\n\n10 Şubat 1991 – Pazar / Bilecik / Kuzey Nizamiye Kapısı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Dağlarıma Kar Yağdı Benim",
        "poet": "Hatice Yıldırım",
        "poem": "\n\nO yar selam salmış başım üstüne\nCanım süval ediyor gayri neyime\nTükenen ömrümün düştüm hayına\nGönül dağlarıma kar yağdı benim\n\nBen seni severken sen elin oldun\nHep keder yürüttüm değirmen oldum\nFeleğin çarkında döndüm yoruldum\nGönül dağlarıma kar yağdı benim\n\nYurdumdan uçurdum sevda kuşları\nHayal oldu bana yarin düşleri\nYar yolasım geldi beyaz saçları\nGönülk daglarıma kar yağdi benim\n\nYakılan gönlümde güller bitermi\nViran bağlarımda bülbül ötermi\nYar kuru selamın bana yetermi                                                   Gönül dağlarıma kar yağdı benim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Değişmedi",
        "poet": "Oğuzkan Bölükbaşı",
        "poem": "\n\nkelimeler bile güzellik arıyor\nsaadetler mutluluğa\nhissiyatlar duyguya dönüşürken\nleblerin dudaklarda öpüşürken\nhazan sonbaharı oluyor ömrün\nbirtek adı değişmedi gönlün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Dağıtan",
        "poet": "Kağan İşçen ",
        "poem": "\n\nağlamanın sırası olmayacak ömürde\nsuyu paylaştığımızda avuçlarımızla...\n\nöğlen sonu güneşinin düştüğü bir kentte\nsessiz bir sokakta düşünmüştüm kavuşmamızı...\n\nyaralı yorgunluğuma ilaç gibi geldi yokluğun\nyaralıyım şimdi sadece haberdarım varlığından...\n\ntürküsü sarı sayrılıklı köy akşamıydı bende\nakşamı türküsüz sayrılıklı sarı bir köy...\n\nüstüme son yorganım olacak seni düşlemek\nölümü unutacağım son anında bile ayrılığımızın...\n\nbütün işlerimi erteledim düşlerimi ertelemedim\nbirlikte öleceğimiz ilkbahardaki kelebeğe...\n\nyüreği insandan yana büyük küçüktüm çok küçük\nannemin özlemi kırmızı güllü bir kilimdi ruhumda...\n\nkırmızı gülün içinde gözyaşlarım kana dönüşünce\nsen gül sanırsın oysa şiirini arayan yüreğim kanar...\n\nefsunlu bir çeyize benziyordu yüzün kırmızı güllü\nsulu boya bir resimde birleşecek menzilsiz yalnızlıklarımız...\n\nsana yazdığım şiirden ve her şiirden güzelsin sen\nçünkü tanrının yazdığı şiirsin kimsenin yazamayacağı... \n\nölüm değil sen alış şımartılmaya gönül dağıtanım\nsana yazdım bu şiiri sonsuz güzelliğinde dağılsın diye efkarım...\n\nkırmızı güllü yüreğinin taç yaprağından öpünce ömrüm\ngözyaşlarım yağmur oldu dudaklarımın çölüne...\n\nöyle bir dağıttın ki buzul evrenimi öpücüğünle\nbirer ateş yıldızı oldu her parçam geceye...gecemize...\nve kayan her yıldızda beni anımsa bu fazla dizede...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Defterinden",
        "poet": "Kâzım Özgür",
        "poem": "\n\nGeçen yıllarıma dönüp de baktın,\nO vefasız aşkım yel oldu esti.\nBir vefasız için sinemi yaktım,\nYaktı yüreğimi kül olup gitti. \n\nBeni sarhoş etti o ahu gözler,\nSilinmez gönülden her vakit özler,\nKulağımda çınlar o tatlı sözler,\nAğzıma bir parmak bal çalıp gitti.\n\nAşklar bir gölgedir asla tutulmaz,\nHep yaşar gönülde söküp atılmaz,\nEvlilik kutsaldır yalan katılmaz,\nKırıldı gövdeden dal oldu gitti.         \n\nTatlı hatıralar saymakla bitmez\nDürüstlük olmazsa hoşuma gitmez\nSil baştan yaşasan ömürler yetmez,\nO günden bu güne el olup gitti.\n\nHayreti saçına beyazlar doldu,\nÖmür gelip geçti sonbahar oldu.\nŞu gönül bahçesi sarardı soldu,\nFırtınayla yağmur sel olup gitti.\n\n                   { Kazım ÖZGÜR 31-Mart–2009 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül den gönüle",
        "poet": "Tuncay Akdeniz",
        "poem": "\n\nZÜLKİKAR YAPAR KALELİ \n\nZ ihinden dökülen duygu \nÜ züm salkım dalı gibi \nL alesi kokuyor sevgi \nF ilizlerin gülü gibi \n\nİ lim deryasının gölü \nK arışır denize seli \nA rının çiçeği gülü \nR enklerinin alı gibi \n\nY aralı yürek dermanı \nA riflerin bal kovanı \nP ussuz yolların kervanı \nA limlerin dili gibi \n\nR iyasızdır doğru sözü \nK albindeki nurun özü \nA ydınlığa gider izi \nL okman hekim yolu gibi \n\nE linden düşmez kalemi \nL eyla’yı kadir alemi \nİ lmi okul akademi Gönüllerin seli gibi\n\n23.03.2005\n\nTuncay Akdeniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül denen Ak At",
        "poet": "Esel Arslan",
        "poem": "\n\nİçim de koşan bu ak at\n             Bekler dururum, ne zaman tökezleyecek,\n             Geçti bir ömür, anlayamadım bir halt.\n             Nere de dünkü delişmen beden\n             Gönül denen bu çılgın at,\n             İnadına koşar durur,\n             Beden durur, gönül boyuna savrulur,\n             Kafa yorgun, beden yorgun,\n             Bilinmez bu çılgın at, ne zaman yorulur.\n             Bunca çile, bin mihnet, binbir nasihat,\n             Uslanmadı gitti bu deli gönül heyhat,\n             Beden oturur oturduğu yer de\n             Gönül denen at, boyuna eder durur seyahat.\n             Tükendi artık beden, kalmadı nefes,\n             Gönül, uslanmaz, arlanmaz, akıllanmaz,\n             Bitmez tükenmez içinde ki arzu, heves.\n             Gönül denen bu çılgın ak  at,\n             Durulmaz, düzelmezse kendiliğinden,\n             İşin iştir senin,\n             Kalıbı dinlendirecek beden\n\n                                                       Temmuz-2006-Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Dergâhı",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nHam olan gönüller dergâha gelir\nAşkın potasında yanıp da erir\nArınır nefsinden, pak hâle gelir\nHer iki cihanda, olmaz hiç zelil\n\n19 Mayıs 2012 - Isparta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Depremi",
        "poet": "Ülker Karademir",
        "poem": "\n\nGördüğüm kaçıncı gönül depremi.\nHerkes birer birer yıkıpta geçti.\nMutluluk güzel bir kelebek gibi, \nKısacık ömrümden uçupta geçti.\n\nSevda aile bakan o iki göze, \nSaplanan zalim ok delipte geçti. \n\nSevdiğin yalnızca ben olmalıydım. \nGönlündeki tahta kurulmalıydım. \nBaşına koyduğun taç olmalıydım. \nHerkes bu hayale gülüpte geçti. \n\nSevda aile bakan o iki göze, \nSaplanan zalim ok delipte geçti. \n\nGönlüm sevsen senden vaz mı geçerdim. \nZehri zem zem eder gene içerdim. \nTaşırdım kendimi seni üzmezdim. \nÖmrüm su misali akıpta geçti. \n\nSevda aile bakan o iki göze, \nSaplanan zalim ok delipte geçti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül derdim",
        "poet": "Perihan Pehlivan",
        "poem": "\n\nGezemedim, bağları.\nAşamadım, dağları.\nAlamadım, o yâri.\nAğlarım, ah-u zarı.\nKimin derdi, kime keder.\nHerkes, kendi derdin çeker.\nSayarım, gün-ü ayı.\nYanar dururum, nar-ı.\nYanıma, kar yareler.\nBulunmaz ki, çareler.\nKimin derdi, kime keder.\nHerkes, kendi derdin çeker.\nÖmrüm, heder yoluna.\nAcın, saplı böğrüme.\nDilim şakrar, aşk ile.\nÂlem  keyfde, ne tasa.\nKimin derdi, kime keder.\nHerkes, kendi derdin çeker.\n\n                                                    14.ARALIK.2008 İST\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Dili Konuş",
        "poet": "Mustafa Yılmaz İsmailoğlu",
        "poem": "\n\nGÖNÜL DİLİ KONUŞ\n\nGönül dili konuş aksi yaramaz\nUlu orta olmaz öfke dili sus,\nDostluk varsa eğer zaman aramaz\nGönül dili konuş, öfke dili sus.\n\nAklına geleni önce tart konuş\nGüler yüzlü isen güzeldir sunuş\nSakın sırıtma hiç yapmacık oluş\nGönül dili konuş, öfke dili sus.\n\nTokmağın ayarı sakın kaçmasın\nBayramlık ağzını kimse açmasın\nHatip sağa, sola salya saçmasın\nGönül dili konuş, öfke dili sus.\n\nSakın ha ateşe körükle gitme\nİncir çekirdeğin hacmin büyütme\nİntikam için de kin garez gütme\nGönül dili konuş, öfke dili sus.\n\nGönül dostu sana gönlünü versin\nHasmın senle birlik çiçekler dersin\nYalan dolan yoksa kahraman sensin\nGönül dili konuş, öfke dili sus.\n\nİSMAİLOĞLU’da dostluğu yeğler\nTatlı dil yılanı sevgiyle eğler\nKöleye yar olur ağalar beğler\nGönül dili konuş, öfke dili sus.\n- 20.11.1980 – Adana\n\nİsmailoğlu Mustafa YILMAZ – İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Destanı",
        "poet": "Selim Temiz",
        "poem": "\n\nİnsan olmak,yaşamın en büyük hazinesidir\nÇıkarla ölçmek,şeytanın en büyük hilesidir\nÖnceden veya sonradan zenginlik kıt çiledir\nÇok zengin var,gönülden fakir yaşıyor zavallı\n\nSağlık,eğitim ve adalet ölçüdür bizlere\nVarlığı ile yar olur,insanlıktır hep bizlere\nSelim ve temiz adam olan,adamdır bizlere\nÇok zengin var,gönülden fakir yaşıyor zavallı\n\nYalanla gelen saygı sevgiyi,hep dışlayalım\nYalansız yaşamı,tüm kalbimizle yaşayalım\nTüm kötülüklerin anası,taşla taşlayalım\nÇok zengin var,gönülden fakir yaşıyor zavallı\n\nGörmez,duymaz ve konuşmaz insan,ruh hastasıdır\nGörmek,duymak ve haykırmak,resmen ruh sağlığıdır\nYazılı yazısız tüm yasaların çığlığıdır\nÇok zengin var,gönülden fakir yaşıyor zavallı\n\nDin ile dindar,ayrılmaz ikilidir manevi\nSağlık,eğitim ve adalet,en kutsal manevi\nMakam mevki farketmez,adam insanlar çarketmez\nÇok zengin var,gönülden fakir yaşıyor zavallı\n\nGüleryüzlü ve çok kibar yaklaşır,tüm şeytanlar\nYalan,dolan,iftira ile beslenir şeytanlar\nAdam gibi adamları sevmez,zavallı şeytanlar\nÇok zengin var,gönülden fakir yaşıyor zavallı\n\nBilim,insanın elinde bilim olur,bilimsel\nBilim,şeytanın elinde silah olur,bilimsel\nTüm yalancılar,ruh hastasıdır,çokça bilimsel\nÇok zengin var,gönülden fakir yaşıyor zavallı\n\nEtki ile tepki meselesidir,ruh sağlığı\nGörmek,duymak ve haykırmaktır,gerçek ruh sağlığı\nTüm yasalarda böyledir,bilimsel ruh sağlığı\nÇok zengin var,gönülden fakir yaşıyor zavallı\n\nKula kul olmakla gelen,saygı sevgi değildir\nÜç maymunları oynamak,insanlık hiç değildir\nSuçludan daha suçlu,şeytana sessiz meyildir\nÇok zengin var,gönülden fakir yaşıyor zavallı\n\nGerçeklerden,gerçekçi olmazlar daim kaçar\nİnsan olanlar ise,yürekten adalet saçar\nAdam gibi adam,adam gibi toplumda yaşar\nÇok zengin var,gönülden fakir yaşıyor zavallı\n\nİçli dışlı düşmana seyirci kalan,şeytandır\nYalanla yalancıya seyirci kalan,şeytandır\nTüm asalaklar,ruh hastası maskeli şeytandır\nÇok zengin var,gönülden fakir yaşıyor zavallı\n\nYalancının yetiştirdiği çocuk,adam olmaz\nYalan testisi,yalan yolunda kırılır,dolmaz\nAdamdan adama sahip çıkmayan,toplum olmaz\nÇok zengin var,gönülden fakir yaşıyor zavallı\n\nKişi toplumun aynasıdır,yansıtır bilimsel\nİçli dışlı faizler,kan emici çok bilimsel\nSağlık,eğitim,adalet toplumdur,tam bilimsel\nÇok zengin var,gönülden fakir yaşıyor zavallı\n\nPara pul kullanılmalı,insan kullanılmadan\nİnsan insanca yaşamalı,biz kullanılmadan\nKullanmak suçtur,yaşayalım biz kullanılmadan\nÇok zengin var,gönülden fakir yaşıyor zavallı\n\nSağlık,eğitim ve adalet,kardeştir bizlere\nDinli dinsiz her vatandaş,hep kardeştir bizlere\nDevletimiz,eşit masafede yakın bizlere\nÇok zengin var,gönülden fakir yaşıyor zavallı\n\nGiyim kuşam,mevki makam değildir,olmak adam\nAdam gibi adamdır,duyarlı olan her makam\nAçlık duygusunu tatmamış zengin,etmez adam\nÇok zengin var,gönülden fakir yaşıyor zavallı\n\nSoruna sorunla bakan toplumlar,sorunludur\nSağlık,eğitim,adaletle bakmak zorunludur\nSağlık,eğitim ve adalet yoksa,sorunludur\nÇok zengin var,gönülden fakir yaşıyor zavallı\n\nSaygı sevgi isteyen,saygı ve sevgi gösterir\nDinini seven,diğer dinlere saygı gösterir\nAdam olan,adam olana insanlık gösterir\nÇok zengin var,gönülden fakir yaşıyor zavallı\n\nPozitif ayrımcılık,hizmet etmeli bilimsel\nBilimci bilim yapsın,dindar tapsın çok bilimsel\nDinsel ve kamusal mekan,ayrı olsun bilimsel\nÇok zengin var,gönülden fakir yaşıyor zavallı\n\nDin,dinsel mekanda vucut bulsun,ölçülü laik\nDevlet işleri,işlemeli tam ölçülü laik\nHukuk devleti,yargılasın olmayanı laik\nÇok zengin var,gönülden fakir yaşıyor zavallı\n\nAdam olan adam,yalansız yaşar çok duyarlı\nSağlık,eğitim ve adalet ister çok duyarlı\nTüm mevki makamları işler laik ve duyarlı\nÇok zengin var,gönülden fakir yaşıyor zavallı\n\nAnadolu kutsal topraktır atalarımızdan \nİslamiyetten önce sonra atalarımızdan\nLaik Atatürkçü mirastır atalarımızdan\nÇok zengin var,gönülden fakir yaşıyor zavallı\n\nÇok adam var,gönülden yoksun yaşıyor zavallı\nÇok madam var,gönülden fakir yaşıyor zavallı\nÇok toplum var,gönülden yoksun yaşıyor zavallı\nBir toplum var,gönülden zengin yaşar Atatürkçü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Diyarı..!",
        "poet": "Sezgin Özpınar",
        "poem": "\n\nGörmedim senin gibi güzel,\nÖmrüm dört duvar arasında geçti,\nNereye baksam o güzel yüzün,\nÜmitle bekledim çıkacağım günü,\nLakin sen benden uzaklaşıyorsun neden,\n\nDünyalara bedel o güzel yüzün,\nİnan seni görmek istiyorum her an ben,\nYakınımda gibisin ama uzaksın sen benden,\nAnlayamıyorum beni sana çeken ne,\nRüya desem rüya değil,\nIşık tutuyorsun bana, gel diye aşkım...!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Dili",
        "poet": "Adulera Ayza",
        "poem": "\n\nİki dudak arasında\nSevmek\nNefret  etmek\nBu kadar kolay\nYa yürek\nOnun dudağı yok ki\nZor olan\nOnun hislerini\nDile getirmek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül direğim",
        "poet": "Mustafa Yaralı",
        "poem": "\n\nBülbüllerin efsanesi güledir,\nBülbül güle, gül dikene dolanır.\nDiken gülle, gül kokuyla biledir,\nBu bir sevda, uç ucuna ulanır.\n\nHer gönülde, gül bahçesi yatar da,\nSeven kalpler birbirine atar da,\nBir bülbüle, gül dikeni batar da,\nSine kanar, gül rengine bulanır.\n\nBülbül gülü, gül bülbülü severde,\nİkisi de, cana bedel değer de, \nAy batınca, gün doğmadan seherde,\nAşk toprağı, gözyaşıyla sulanır.\n\nGül değil de, her iklimde diken var,\nÂşık bilir, buna etmez ahû-zar,\nBülbüllerin, her ahvâli güle yâr,\nDört mevsimde, sevgiliye inanır.\n\nSadakat var, turnaların gölünde,\nGays mı kalır, Leyla'larının çölünde,\nYuva kursa, şeyda bülbül gülünde,\nEdebinden, bütün kuşlar utanır.\n\nDiken güle, gül dikene güldüyse,\nO bülbüldür, bu esrarı bildiyse,\nHer nefeste gül kokusu geldiyse,\nNe gül diken, ne de bülbül kınanır.\n\nDert bülbülü, deva sayar çileyi,\nHas gülüne, reva görmez hileyi,\nYaralının, gerçek gönül direği,\nDikeniyle, fasılasız sınanır.\n\n05,10,2012...Mustafa Yaralı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Doktorum",
        "poet": "Adem Durmazer",
        "poem": "\n\nGöğsüme koy başını nabzımı dinle\nYaz şu reçetemi gönül doktorum\nCan çekişen kalbimle sen de inle\nYaz şu reçetemi gönül doktorum\n\nBaşka yerimde ne ağrı var ne sızı\nKesilmiyor heyecanı kesilmiyor hızı\nVallahi çatlayacak gibi oluyor bazı\nYaz şu reçetemi gönül doktorum\n\nNe var elinde bana ne vereceksin\nAğızdan mı damardan mı gireceksin\nBiraz daha beklersen öldüreceksin\nYaz şu reçetemi gönül doktorum\n\nBen beni bileli böyle atar deli deli\nDinlemiyor bunun ateşi yağmuru seli\nBu ızdırabı daha fazla çekmemeli\nYaz şu reçetemi gönül doktorum\n\nSakın sevk etme beni başka yere\nOkyanus delisini keser mi dere\nHaber göndereyim artık şahitlere\nYaz şu reçetemi gönül doktorum\n                 Adem Durmazer\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül, dönmez yarda",
        "poet": "Ali Uzun",
        "poem": "\n\nDuymadığımı demedim,\nGörmediğim söylemedim,\nHaram, humarı yemedim,\nGene başım zorda kardeş.\n\nTer dökmeden hiç almadım,\nHelalden hiç ayrılmadım,\nYolumda geri kalmadım,\nGene başım darda kardeş.\n\nAl birini vur birine,\nDiğerini ötekine,\nGördükçe daldım derine,\nİçim yanar harda kardeş.\n\nAvareyim tam serseri,\nSevdim bir yüce dilberi,\nEl uzattım gitti geri,\nGönül gözüm  kör de kardeş.\n\nNedir bu hal Ali Uzun? \nYüzün gülmez gönül hüzün,\nNe ağlarsın hazin, hazin? \nGönül dönmez yarda kardeş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül (Dörtlük)",
        "poet": "Ertuğrul Şakar",
        "poem": "\n\nÇarpan bir kapı gibi gönül kendi kendine\nNeşe ile kederle oynar akşama kadar\nSevda diye tutturmuş bakmaz kendi derdine\nŞiir denen bir garip, bıkmaz oyuncağı var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Dostları",
        "poet": "Hayrettin Güven",
        "poem": "\n\nGÖNÜL DOSTLARI\nAkşam çöktüğünde yine aydınlıktı yüreklerimiz. Neydi güneşi batırmayan tarafımız.Evet  kinden ve nefretten gam sanarak dağlar kurmamıştık ondan dolayıdır ki güneşin batmadığı bir imparatorluğun senbolüydü yüreklerimiz, sevgilerimiz, saygılarımız... \nHer gün vakitli vakitsiz halkalar giriyordu dostluk zincirimize bahtiyardık bir arada o yerde işte bu dedim hayatı yudum yudum içmiş hatmederek anlıyarak düşünen insanların etrafında sözlerin içinde söz verdı beyinlerimize deydiği zaman deprem etkisi yapan düştüğümüz boşlukta bizi ayağa kaldıran ve çekip çıkaran hayatla yüzleştiren hayatın zehirlerini düşünce filtresinden geçirip bizi önce beynimizden ta yüreğimize kadar rahatlatan saygı ve sevgi duruşuyla güzel örnek sergileyen büyüklerimizle beraber bir ortamda olmaktan hayatın en güzel lezzetini tatmış olduk. Her düşünce aslında ayrı bir pencere açısı gibidir.Hayat bir koridor gibi değilmi sadece o uzun koridorun herhangi bir penceresinde bizce doğru olan yere bir açıdan bakmak  ne kadar doğrudur. Onun doğruluğunu ne kadar savunabiliriz. İnanmış da olabiliriz. Lakin koridorun diger pencerelrinden de o doğru sandığımız doğrularımızı başka bir açıdan görme imkanı sağlayan pencerelerden de  gözlemleyip doğru olup olmadığını analiz etme sansına sahibiz.Pencere derken ben aslında pencereleri mecazi anlamda kullandım. Zira her pencere aslında bir insan her bir insan bir aynadır siz o aynalara baktığınız kadar kendinizi keşfetme ve görme şansına sahipsiniz.Mesele şu aslında ölmüş bir köpeğin kokan leşindense inci gibi dişlerini görmek daha elzemdir diye düşünüyorum.Hayatı hep kötü ve çirkin yanlarından bakmaktansa inadına insanlık vazifesi olarak ve bir insan olarak kibirden böbürlenmeden uzak kendi beynimizle ve yüreğimizle kendi derinlerimizde sığlığın hantallığına aldanmadan tenbeliktense güzelliğin disiplinine uyalım Ve dgönül dostları sevgiye bütün benliğimizle selam ve saygı duyalım.....\n  Hayrettin GÜVEN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Dostlarım",
        "poet": "Kâzım Özgür",
        "poem": "\n\nŞairler derneği bilgi pınarı\nEngeller aşalım gönül dostlarm.\nTutkularla yaşar sevgi ormanı,\nBirlikte copşalım gönül dostlarım.\n\nGüzel Eskişehir kültür ilimiz,\nÇoşkularla dolu tatlı dilimiz\nBaşarı yumağı etkin elimiz,\nŞevk ile koşalım gönül dostlarım.\n\nŞairler ozanlar aşkıyla dolu,\nEdebiyuet ufku uamanlık yolu.\nGeleceğe işık yazılan kolu.\nÇoğalıp taşalım gönül dostlarım.\n\nHiiç kimseler bizi karalıyamaz,\nBir bütün küreyiz aralıyamaz.\nÇelikten sutunuz yaralıyamaz,\nBu yolda pişelim gönül dostlaeım.\n\nDürüstlükten yana olurmu nazar? \nÖzgür saygı duyar kalbine yazar.\nFesatlık,hasetlik huzuru bozar,\nDuyunca şaşalım gönül dostlarım.\n\n         [Kâzım Özgür-27-temmuz-2007]\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Dostlarım",
        "poet": "Mehmet Ali Keleş",
        "poem": "\n\nNerde gönül dostlarım hani o sevgililer\nVeda bile etmeden ayrıldı birer birer\nÇok bekledim yıllardır hiç geri gelmediler\nVeda bile etmeden ayrıldı birer birer\n\nNe bir mektup ne haber bırakmadan gittiler\nKimi yaşlı kimi genç dünyayı terk ettiler\nÇok bekledim yıllardır hiç geri gelmediler\nVeda bile etmeden ayrıldı birer birer\n\nAlbümlerde resimler dualarda isimler\nBilinmez bir meçhule çaresiz göç ettiler\nÇok bekledim yıllardır hiç geri gelmediler\nVeda bile etmeden ayrıldı birer birer\n\n*ŞAİRİ TARAFINDAN BESTELENMİŞTİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Dosttan Yana Dost Kimden Yana",
        "poet": "Ozan Lütfü Yıldırım",
        "poem": "\n\nGönül sarayıma mihman eyledim\nGönül dosttan yana dost kimden yana \nBen can dedim dosta candan söyledim \nGönül dosttan yana dost kimden yana\n\nGönül yaylasında gelip yayladı \nYıktı sarayımı viran eyledi\nYalanlar üstüne yalan söyledi \nGönül dosttan yana dost kimden yana\n\nZemheride dolu gibi yağan kar \nİnan ki bu cihan gelir başa dar \nİnsanda olmaz mı edep haya ar\nGönül dosttan yana dost kimden yana\n\nYıldırımım dedim dosta sırrımı\nAyaklar altına aldı arımı\nHeba ettim dosta külli varımı\nGönül dosttan yana dost kimden yana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül dostlarına",
        "poet": "Abdulkadir Azaklı",
        "poem": "\n\nGönül dostu olanlar, birbirine bağlıdır.\nOnlar kötülük bilmez, yürekleri dağlıdır.\n\nKarşılık beklemeden, birbirini severler.\nDostluk ları uğruna fedakarlık ederler.\n\nBizim gurubumuzda, dostluklar öne çiskin.\nKötülük ve düşmanlık, kalbimizden silinsin.\n\nGözden uzağız fakat gönülde bir olalım.\nAramızda tartışıp, doğruları bulalım.\n\nFikirde bir olanlar gelsin katılsın bize.\nDostluklar öne geçer, düşmanlar gelir dize..\n\nBiz iyilikten başka bir şey düşünemeyiz.\nAcab böyle kalır mı sonunu bilemeyiz.\n\nAllah’tan dileğimiz, dostlarımız çoğalsın.\nİyi niyetimizi insanlar örnek alsın..\n\nKadın erkek ayrımı, yapmayız yapamayız..\nUygar medeniyetin, dışında kalamayız.\n\nHepinize selamlar,sevgiler yolluyorum.\nBu gönül bahçemize herkesi bekliyorum..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Dostu",
        "poet": "Halime Aktaş",
        "poem": "\n\nDost dosta el verir en zor zamanda\nKırılmaz bir dosta dost Mehmet abi\nDost dosta yetişir elleri kanda\nKırılmaz bir dosta dost Mehmet abi\n\nYalın bir ürüzgâr değse dalıma\nBisütun kayalar çıksa yoluma\nAzgın seller sürüklese ölüme\nKırılmaz bir dosta dost Mehmet abi\n\nGüzel bakan güzel görür âlemi\nPek hoyratça kullansak da kalemi\nÇay vakti gelse de tutmasa demi\nKırılmaz bir dosta dost Mehmet abi\n\nKışın poyraz yazın turna söz taşır\nAşıklarsa ellerinde saz taşır\nHer insan bağrında biraz naz taşır\nKırılmaz bir dosta dost Mehmet abi\n\n2 Mart 08\nNilüfer\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül  eğlencesi",
        "poet": "Ali Uğurlu",
        "poem": "\n\nYazmış  yazacağını  kudret  kalemi.\nBize  çekmek  düşer  başa  geleni.\nSeveriz  gönlümüzce  kalbe  gireni.\nSende  gönlünce  eğlendin  biraz.\nKimedir  bu  sitem  kimedir  bu  naz? \n\nKandırma  artık  beni  var  git  işine.\nBakmaz mısın  boyun  pos un  yaşına.\nBu işvenle  çok  işler  açarsın  başına.\nSende  gönlünce  eğlendin  biraz.\nKimedir  bu  sitem  kimedir  bu  naz? \n\nSöyleyene  değil  söyletene  bakarım.\nBeni  dinlemezse  şu  gönlümü  yakarım.\nKalbe  giren  için  tacı  tahtı  bırakırım.\nSende  gönlünce  eğlendin  biraz.\nKimedir  bu  sitem  kimedir  bu  naz? \n\nAh  etmiyorum  anma  artık  ismimi.\nSana  feda  etmiştim  ruhum  ile  cismimi.\nGüldürme  kendine  hımsın  ile  hasmını.\nSende  gönlünce  eğlendin  biraz.\nKimedir  bu  sitem  kimedir  bu  naz?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül'e",
        "poet": "Arap Kurt",
        "poem": "\n\ndağ oldun; kar eğledin başımda\namansız kışlara benzettin gönül\nvolkanlar söndürdün; izi döşümde\nyarınsız düşlere benzettin gönül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Dostlarımın Yürek Sesleri",
        "poet": "Hikmet Atiş",
        "poem": "\n\nSevgili dostlar gönül dostlarımın bana ait olan\nyürek seslerini göz önünde bulundurmak için\nkapılar ardından alıp ulaşabildiğim şiir sayfama taşımaya\ngayret ettim. Ancak bir çok dostlarımın \nmesajları daha var hepsini taşıyamadım zamanla taşıyacağım \nyazanları bu listeye almaya devam edeceğim\nHakkımda yazılan bu değerlere\nlayik olmayı hedefliyor, bu güzellikleri \nsizinlede paylaşmak istiyorum. \nSevgi,saygı ve selamlar. Hikmet Atiş\n\n//////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\n\nHikmet Atiş a ithafen 3\n\nYüreği sevgi dolu, \ncömert ve iyi huylu, \nbizlere babalık yapar, \ndaima arabulucu. \n\nKimselere kızmaz, \nkızsada kırılmaz, \nbizlere hic kıyamaz, \nhicbirimizi sevgide ayırmaz, \nhikmet beyi cok seviyorum, \ndegerini biliyorum, \nona mutluluklar diliyorum, \n\nGökçe demır 27/08/2009 \n\nNot hıkmet atıs beye hedıyem :))                           \n\n  GRUBLARDA  aranan  adam\nyüreği mert vede   saglam\nadaletiyle  saygı duyulur   her  zaman\nıyıkı tanımışım sizi  hikmet  atış  hocam\n\nsözleri  altından  kıymetlidir\nher  dostuna özen   gösterir\ndaima  mütavazidir\niyiki sizi tanımışım hikmet atış  hocam\n\nHiç kimse  anlamazken  siz  anladınız\n beni  sabırla  dinlediniz  hep haklı cıktınız\niyiki  antolojide    varsınız\niyiki sizi tanımışım  hikmet a tış  hocam\n\n ben  şair  değilim   haddime  değil\nicimden    gecen  düsünceler  hepsi  gercek yalan  değil\n hikmet  atış  daima  merttir sözleri  yalan  değil\niyiki  tanımışım  siiz  hikmet atış hocam\n\n bıkmadan usanmadan dinlediniz  beni\n hic kımse anlamazken  siz anladınz  beni\ngercekleri  göremezken uyardınız  beni\nıyıkı tanımışım sizi  hıkmet  atış  hocam\nyazan gökce  demır\nnot  bir  acemı  sair adayından hıkmet atış beye   hedıye.)    \n\nGökçe hanım siz acemi değil gerçek bir şairsiniz\nBu kadar güzel yüreğinizle iyiki aramızda varsınız\nBukadar güzel yazarsında sayfama almazmıyım\nFedakar ve güzel yüreğine bir dötlük yazmazmıyım....Hikmet Atiş\n\n -\nBu şiirin hikayesi: \n\nGÖKÇE HANIMIN BANA İTHAFEN YAZMIŞ OLDUĞU BU ŞİİRİ \nİÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM. BU GÜZE HEDİYE BENİM İÇİN \nÇOK DEĞER TAŞIYAN BİR ANIDIR. SAYFAMDAN ASLA VE ASLA EKSİK ETMİYECEĞİM. SEVGİ VE SELAMLAR. \n\n/////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\n\nHikmet Atiş a İthafen\n\nBirkaç satıra sığar bazen \nGönlümüzden taşan sevgiler \nHikmet kardeşten ithaf dizeler \nKadir Tozlu'yu mutlu eyler \n\nAynı havayı solumuş gelmişiz \nBuz gibi soğuk sularından içmişiz \nDiyar değişse de kan çekermiş \nYollar birleşmiş aşina olmuşuz \n\nHikmet kardeş satırlara yazmış \nKadir Tozlu çokça mahçup olmuş \nBirkaç satırla affettirmekmiş amaç \nBilmem ki ne derece amaca ulaşmış \n\nKadir Tozlu \n Bu mesajı sil\nSÜPERBABA\n\n//////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\n\nHikmet Atiş a ithafen 2\n\nHer anınınız güzel geçsin, \nİstekleriniz hep olsun, \nKaleminizden nameler dökülsün, \nMutlu olun sevdikleriniz yanınızda olsun, \nEen icten dileklerim bunlar, \nTüm samimi duygular. \n\nAarkadaslarınız yanınızda olsun \nTtüm dertler sizden uzak olsun \nInanın dertlerınız bıtecek \nŞahane günler sizin olsun \n\nGökçe demırden hedıye :))                           \n\nHikmet Atiş\n\n -\nBu şiirin hikayesi: \n\nGökçe hanımın bana ithafen ve akrostiş olarak yazmış olduğu bu güzel şiiri için çok teşekkür ederim. Allah tüm dileklerini kabul etsin sevgi ve selamlar. \n\nHikmet Atiş a ithafen 2 - Hikmet Atiş\nşiirini Facebook arkadaşlarınız ile paylaşmak için tıklayın \nPAYLAŞ\n\n////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////// \n\nS EVGİLİ GÖNÜL DOSTUM HİKMET ATİŞ BEYEFENDİ \n\nSizi tanımaktan onur duydum insana ve dünyaya bakış açınıza saygı duymakla birlikte \nhayatın her evresinden geçmiş bir gönül adamı olduğunuzu biliyorum ve duygularınızı dost yüreğinizden kelimelere döküp bizlere sunuyorsunuz \n\nülkemiz her kesimi her ırkı ile bir bütündür vatansever ve insan kavramını ön planda tutan onurlu ve ilkeli duruşunuzu seviyorum \n\nkimi şiirlerinizde geçmiş yada sizde acı bırakmış sevdalarınızda kendimi bulduğumu belirtirken \n\nyazan yüreğinizin mutlulukla dolu olmasını diliyorum \n\nANKARALI OLUP BURSADA YAŞAYAN BİRİ OLARAK SİZE BU İKİ GÜZİDE İLİMİZDEN KUCAK DOLU SELAMLAR YEŞİL RİZE YE VE PALİVA TEPESİNE \n\nSAYGILARIMLA \nİSMET KOYUNCU\nİSAKKADRİ\n\n/////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\n\nEfendim,çok teşekkür ederim,böyle adam gibi adamlar okadar azaldıki,desteğinizi hiç unutamam,var olun,gene yardıncı olup,ordan zararlı bir yazı yok ettiniz. \nDaim olun,bu kişiki toprakla uğraşır,güller,çiçekler yetiştirir,tabiat ve gönül adamıdır,en has insandır,duyarlılığınız karşısında saygı ile eğiliyor,şiirinizede gönül dolusu teşekkürlerler ediyorum,Rize'ye ben den kucak dolusu selamlar,sevgi ile kalın.\nSEVGİLİM ELİF (Ankara, Bayan)                          \n11.4.2009 13:24\n\n////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\n\ngerçekten çoğu insandan daha farkılısınız.hoşgörülü ve saygılısınız.çok degerlisiniz.insanlara hep saygı duyan bambaşka birisiniz.çok teşekkürler.Allah sizi başımızdan eksik etmesin..sonsuz sevgi ve saygılarımla..\nAYSEK.44 (Malatya, Bayan\n\n////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\n\nSayın Hikmet Bey... Sayın manevi babam dediğim çok saygın insan... Bu sefer sayfanıza yazmak istedim teşekkürlerimi... Sayfamda yine gönülden iliştirmiş olduğunuz şiirinizi gördüm ve çok mutlu oldum... Sizin samimiyetinizle yazdığınız her bir dizeyi her bir kelimeyi severek beğenerek okuyorum... Sizin şiirlerinizinde samimiyeti içtenliği buluyorum... Yüreğinizden geldiği gibi yazıyorsunuz çünkü... Yapmacık hiçbir dize yok sayfanızda... Ailenizle beraber hep sağlıklı mutlu huzurlu hiçbir zaman dününüzü aratmayacak güzellikte günler diliyorum... Kucak dolusu sevgi ve selamlar... \n Bu mesajı sil\nDÜNYA ÇOK KÜÇÜKMÜŞ - ECRİN- (Bursa, Bayan, 28)                          \n5.2.2009 01:54\n\n///////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////// \n\n o benim biricik abimdir. :))                           \nçok severim onu..hep destek çıkar ve yardım eder bana. :))                           \nben meleğim o da kanatlarım benim. :))                           \nteşekkürler hikmet abi iyi ki varsın. :))                           \nsevgiler.. \n Bu mesajı sil\nMASUM_MELEK./SEVGİ KENTİ GRUBU (Bayan, 21)                          \n\n//////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\n\nÇok değerli öğretmenime üstadıma… \n\nHaklısın ustam, \nİzinde ben, \nKadir kıymet bilen, \nMuradım doğruluk iken \nElimden tutan sen, \nTeşekkür ederim hocama ben \n\nAkıl tecrübe derler, \nTek saymam kendimi, \nİzahatınla duydum gurur, \nŞükürler olsun, kabul etmişsin sevgimi… \n\nSayın hocam sayfama arkadaş isimli şiiriniz ile şeref vermişsiniz şiiriniz arkadaşlığın güzelliğini en güzel şekilde anlamayanlara didaktik ders vermektedir. Bu şiir arkadaşlık yönü zayıf olanlara en güzel derstir. Siz çok güzel yazmışsınız lütfen size karşı bir kusurum olduysa özür dilerim. \n\nÇok değerli şairimin, üstadımın şiiri ile, \n\nARKADAŞ \n\nSakın içinde, kin, düşmanlık besleme, \nAkıl ver kötü yolda olana,tersleme, \nGurura kibire hiç bir zaman, yer verme, \nİnsanlık dediğin, işte budur arkadaş. \n\nZenginle fakirin, ayrımını yapma, \nKalbine fitneliği şeytanlığı sokma, \nFanidir bu Dünya,asla unutma, \nAdalet dediğin işte budur arkadaş. \n\nTatlı dilli ol,her zaman kırma kalpleri, \nGüler yüzlü ol ağlatma sevenleri \nKüstürme sakın seni dost bilenleri, \nSevgi dediğin işte budur arkadaş. \n\nKuzey, güney, doğu, batı ve Anadolu, \nKars, Hakkari, İstanbul Ankara, Bolu, \nSev Ülkeni Bayrağını yok başka yolu, \nVatan sevgisi dediğin, işte budur arkadaş, \n\nHak yolundan dönme, ayrılma sakın, \nBu dünya da, güzel olsun ahlâkın, \nYoksa kötü olur, seninde helâkın, \nÖmür dediğin, işte budur arkadaş. \n\n05/12/2008 \n\nHikmet Atiş \n\nSaygı ve sevgilerimle \n\nMehmet Kahvecioğlu \n Bu mesajı sil\nKAHVECİOGLUM (İstanbul, Bay, 45)                          \n\n/////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\n\n ////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\nBİZ ŞİİR DÜNYASININ GÖNÜL DOSTLARI, \n\nZAMANA ŞÖYLE BİR BAKTIĞIMIZDA, YÜREK BERABERLİKLERİ EDİNMİŞİZ, DOST, DOST... YAŞAMIN GAYESİNE İNSAN SEVGİSİ OLDUĞUNA GÖRE, HEPİMİZ ADINA PAYLAŞIMLARIMIZA NE MUTLU... BANA ÇOK GÜZEL BİR ŞİİRİNİZİ ARMAĞAN ETMNİŞSİNİZ. DAHA ÖNCE OKUDUĞUMDA HEM BEĞENMİŞ HEM DE BURUKLAŞMIŞTIM.. \n\nBU İNCE VE ZARİF DAVRANIŞINIZA, DOSTLUĞUNUZA ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM. SAYGILARIMLA \n Bu mesajı sil\nRAHİMEKAYA (Bayan)                          \n29.11.2008 20:28\n\n///////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\n\nDEĞERLİ ŞAİR DOST, HAKKIMDAKİ OLUMLU VE GÜZEL DÜŞÜNCELERİNİZİ YANSITTIĞINIZ YAZINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM..AYNI GÜZEL DUYGU VE DÜŞÜNCELERLE SİZE İKİ DÜNYA SAADETİ DİLİYORUM..RABBİM HAKKINIZDA HERŞEYİN EN HAYIRLISINI NASİP EYLESİN.. \n\nBU ŞİİRİM DE NACİZANE HEDİYEM OLSUN, KABUL BUYURUN... \n\n♥ - Dua çiçeği \n\nSabır dua çiçeğin olsun \nHer şerde bir hayır var, biliyorsun \nOnulmaz dert gibi olsa da, \nKederler ağ gibi \nHer yanını sarsa da \nGörünüşte senden dertli yoksa da \nUnutma! .. \nRabbin mükâfatı sabırda... \n\nDua dua kaldır ellerini semâya \nYalvar Yüceler Yücesi Mevlâ'ya \nBil ki geri çevrilmez hiç bir dua \nYa ukbâdadır karşılığı, veya dünya'da. \n\nGül ve güzel yansı kâinata \nGül ve güzel yansı tüm insanlığa \nSabrını bir çiçek gibi öyle büyüt ki, \nZorluklar isyan ettirmesin Allah'a. \n\n(25/05/'08)                           \n\nDerya Sezer \n Bu mesajı sil\nDERYA*DENİZ*/D.SEZER (İstanbul, Bayan, 43)                          \n21.11.2008 21:31\n\n////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////// \n\n-\n\nŞiir dostlarıma bu günlerde birlik ve beraberliğe çok ihtiyacımız olduğu şu dönemde şiir dostlarıma şiirimin içerisinde kendisine en içten duygularımla ithaf ettiğim şiirimi hediye etmek istiyorum. Sevgilerimle... \n\n'Hikmet Atiş Beyefendiye'... \n\n'Baş harflerim seni anlatıyor' dersen şair, \nGerçek zengin bilgisi çok olan insandır derim. \nGönülden şiirleri ile 'Hikmet Atiş' çok zengin, \nGönülden zengin yüreğinle birlikte söyleyelim mi? \n'Sevdiklerinize bir gül verin, gülünüz yoksa gülümseyin'... \n Bu mesajı sil\nKAHVECİOGLUM (İstanbul, Bay, 45)                          \n\n\nHER GÖNÜLE AKMAYAN YÜREĞİM LE DİYORUM Kİ? GÖNLÜM'E AKTINIZ ŞİİRLERİNİZ'LE, KİŞİLİGİNİZ'LE SAYGIN VE MÜTEVAZİ YÜREĞİNİZ'LE, ŞİİRLERİNİZİ OKUMAK VE BEGENİ İLE YORUMLAMAKTA APAYRI BİR ZEVK ÜSTADIM. SAYGILAR SUNAR SAYGIN KİŞİLİĞİNİZİN KALEM TUTAN ALTIN ELLERİNİ CAN-I YÜREKTEN ÖPERİM. SAYGILARIMLA \nMEHMET KAHVECİOĞLU \n Bu mesajı sil\nKAHVECİOGLUM\n\n//////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\n\nHAFTANIN ŞAİRİ: \nAnayurt gazetesi ve www.antoloji.com Dünya Şairler Birliği grubu, haftanın şairi seçti. \nZORDUR DİYORUM \nSeni şiirlere aktarsam bile, \nYazdığım satırlar gelse de dile, \nBunca yıllardır çektirdiğin çile \nSeni anlatmak zordur diyorum. \n\nRüzgarlar getirse nefesini, \nDüşlerimde duysam da sesini, \nKonuştursam bile soluk resmini, \nSeni anlamak zordur diyorum. \n\nGüllerden severim, kırmızı, beyazı, \nSensiz geçiriyorum kış ile yazı, \nEfkar bastı mı alırım bir de sazı, \nSeni anlatmak zordur diyorum. \n\nSen uzaklarda bensiz ağlarsın, \nGözünden eksik olmaz mı yaşın? \nNe sevgilin oldum, ne de arkadaşın, \nSensiz yaşamak, zordur diyorum. \n\nNot: Şiirin bir kısmı alınmıştır. \nHikmet Atiş - (PALİVATEPESİ)                             - \nRİZE – ÇAYELİ \n\n///////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\n\nDost yürekleri(agabeyi)                             anlatmaya söz kifayetsiz kalır \nne kadar şair epeyce yaklaşsada \ngönülden gelenler gönülde tüllenir \nne kadar mesafeler uzak olsada \nsözün kanadı kırık sarmaz hiç bir kafiye \nbir gül sunarım dosta canı gönülden \nanlamı gül içinde \nsırrı gönül güzelligi ise ta en derinlerde \n... \n  KALB_M (Bay, 22)                          \n28.8.2009 01:48\n\n//////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////// \n\n şahsende birebir tanıma fırsatı bulduğum, yüreği sevgi dolu, misafirperver mümtaz bir şahsiyet... ailece şiire, sanata düşkün insanlar olduğunu görmek beni ayrıca mutlu etti...kendisini buradan tekrar selamlıyor başarılarının devamını diliyorum...saygılar hikmet abicim... \n Bu mesajı sil\nBAHRİ GÖREN (Artvin, Bay, 37)                          \n3.7.2009 12:49\n\n////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\n\nHİKMET BEY...SEVGİ DOLU BARIŞCIL BİR İNSANSINIZ....BUDA BENDEN BİR HEDİYE OLSUN SİZE.... \n\n.....................IMIm....,mIM' \n.....................,MI:'IM,mIMm \n..........'IMmm,....,IM::::IM::IM,..........,m ' \n.............'IMMIMMIMm::IM:::::IM'==mm.,mIM ' \n....__......,mIM::::::MIM:::::::IM::::mIMIM' \n.,mMIMIMIIMIMM::::::::mM::::::::IMIMIMIMMM' \nIMM:::::::::IMM::::::M::::::::IIM:::::::MM, \n.'IMM::::::::::MM:::M:::::::IM:::::::::::IM, \n....'IMm::::::::IMMM:::::::IM:::::::::::::IM, \n......'Mm:::::::::IM::::::MM::::::::::::::::IM, \n.......IM:::::::::IM::::::MM::::::::::::::::::IM, \n........MM::::::::IM:::::::IM::::::::::::::::::I M \n........'IM::::::::IM:::::::IM::::::::::::::::: IM; . \n.........'IM::::::::MM::::::::IM::::::::::mmmIM MMMMMMm,. \n...........IM::::::::IM:::::::IM::::mIMIMM'' '.....&quo t; IMMMM \n...........'IM::::::::IM::::::mIMIMM'...........,mM'...'M \n............IMm:::::::IM::::IIMM'............., mMM' \n............'IMMIMIMMIMM::IMM'........_.,mMMMM M' \n.............,IM'.....'IMIM'.......,mMMMMMMMM ' \n...........,IM........,IMM'......,mMMMMMMMMM' \n..........IM.......,mIIMM,......mMMMMMMMMMM' \n.........,M'..,mIMMIMMIMMIMmmmMMMMMMMMMMMM' \n.........IM.,IMI''........'IIMMMMMMMMMMM \n........; IMIM'..................'IMMMMMMM \n........'.........................'IMMMMM \n.....................................'IMMM \n......................................'IMM, \n.......................................'IMM \n........................................'MM,... \n................ \nÇOK TEŞEKKÜR EDERİM NECLA ARGÜZ HANIM. EMEK VERİP \nDOSTLUK ADINA UĞRAŞIP BU TABLOYU BANA HAZIRLADIĞINIZ\nİÇİN. SEVGİ VE SELAMLAR :)))))                        \n\n////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\n\nsevgili çok değerli hikmet amcacım \no kadar içten ve güzel kalpli bi insansınız ki kelimelerle ifade edilemez \ntemiz kalbinizin yansıması şiirlerinizden beni mahrum etmediğiniz için size çok minnettarım ve bundan son derece mutluluk duyuyorum sizi tanımış olmayı çok büyük bir şans olarak kabul ediyorum.iyi ki varsınız sevgiyle kalın\n_POETİKA_ (Isparta, Bayan, 19)                       \n11.9.2009 00:58                             Çok teşekkür ederim Melike hanım kızım.\n\n///////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\n\nGüzel bir şiir sevgiye dair.şiirleri yazdıran hep sevgidir. bekleyiştir,hasrettir. özlemdir.burada da bunun bir örneğini görüyoruz. \n................ \nDeğerli Babacığımı bu ve bunun gibi bir çok başarılı şiirlerinden dolayı tebrik ediyorum...yüreğinden özlem dolu sevgiler ve sevgilerin gönlünde bıraktığı ilham hiç eksilmesin.... \ndeniz yıldızı hasibe atış.... \n//////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\n\nDEĞERLİ DOSTUM HİKMET ATİŞ,E... \nSİZ TÜM İNSANLIĞA KARŞI,YÜREĞİ SEVGİ,HOŞGÖRÜ VE BARIŞ ÇİN ATAN ENDER BULUNAN DOSTLARDANSINIZ..... \nBİR KARINCAYI DAHİ İNCİTMEYECEK BİR YAPIYA SAHİPSİNİZ.. \n...ANTOLOJİDE BİR YILDIR SİZİ TANIYORUM...ŞİMDİYE KADAR, GÖRMEDİM, DUYMADIM.,BİR KALBİ KIRDIĞINIZI. \n...SİZİN İÇİN YAZACAKLARIM BURAYA SIĞMAZ TABİKİ... \n..DEĞERLİ DOST..ALLAH HER ZAMAN KALBİNİZE GÖRE VERSİN.. \n..HEP MUTLU OLUN \n..YENİ YILINIZ, HUZUR, BEREKET VE..MUTLULUK GETİRSİN.. \nSİZE VE AİLENİZE. \n..İZMİRDEN RİZEYE ÇOK SELAM VE SEVGİLERİMLE. \n\nNEJLA&PRENSES GRUBU (İzmir, Bayan, 47\n\n///////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\n\nDEĞERLİ CAN DOST SENİ TÜM SEVDİKLERİNLE DERT KEDERDEN UZAK,SAĞLIK SIHAT VE MUTLU BİR GELECEK DİLİYORUM,YÜCE RABBİM HER İKİ CİHANDA SENİ SULTANLAR İLE BERABER EYLESİN,ÇALIŞMALARINDAN BAŞARILAR DİLİYORUM,HER ŞEY GÖNLÜNCE OLMASI DİLEĞİM İLE,ALLAH'IN SELAMI ÜZERİNİZE OLSUN,SELAM VE DUA İLE... \n\nRESÜLULLAH HAYRANI (İstanbul, Bayan, 39)                    \n7.12.2009 08:36\n///////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\n\nYENİ YIL HEDİYESİ \n\nHİKMET ATİŞ***AKROSTİŞ*** \n\nH erkesle dost tatlı dilli \nİ yidir o hep şefkatli \nK elam söyler pür dikkatli \nM izacında vardır mertlik \nE ngin yüreği dört dörtlük \nT arifsizdir böyle dostluk \n\nA ğlayanla ağlayandır \nT ebessümle çağlayandır \nİ yilikler sağlayandır \nŞ en olasın Hikmet Atiş \n\nDeğerli dost yeni yılınızı içten dileklerle kutlar size ve ailenize \nHuzur, sağlık ve mutluluklar dilerim… \nBu şiiri de yeni yıl hediyesi olarak kabul etmenizi rica ederim… \n\nDeğerli dost bildiğiniz gibi ben bazı nedenlerden dolayı çok aktif olamıyorum buna rağmen sizin şiirlerime ve şahsıma gösterdiğiniz ilgiyi taktirle karşılıyorum ama aynı ilgiyi ben gösteremiyorum diye de üzülüyorum. Sizin engin yüreğinizin beni anlayacağını düşünüyor sevgilerimi saygılarımı gönderiyorum… \n......................................((.HÜZÜN ÇİÇEĞİ))                       İSMİHAN ERDOĞMUŞ\n\nDEĞERLİ İSMİHAN HANIM KARDEŞİM BANADA GÜZEL YÜREĞİNDEN \nYER VERDİĞİ İÇİN KENDİSİNDEN BANA UNUTULMAZ BİR HATIRASIDIR \n TEŞEKKÜRLER. İSMİHAN HANIM\n///////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\n\nDOST YÜREK \n\nBİR DOST YÜREKTİN TANIDIM, \nBEN SENİ, \nHEP BİR AĞABEY KABULETTİM, \nBEN SENİ, \n\nRABBİM SAĞLIKLI UZUN ÖMÜR VERSİN, \nBAŞTAKİ YAŞA, \nO GÜZEL YÜREĞİNLE HEP YAŞA, \nSEN LAZIMSIN O DOST YÜREĞİNLE BU CANA, \nBİLESİN BU CAN HAYRAN SANA. \n\nHİKMET ATİŞ AĞABEYİM; \nBİR DOST YÜREK, \nONDANDIR ONU ÇOK SEVDİĞİM, \nONU SEVMEK GEREK...........................ZÜLFÜKAR KARAKOÇ\n\nTEŞEKKÜRLER ZÜLFÜKAR BEY\n//////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\n'MERHABA ARKADAŞIM YENİ YILINIZI EN İÇTEN DİLEKLERİMLE KUTLAR TÜM SEVDİKLERİNİZLE BİRLİKTE UNUTULMAZ GÜZELLİKLERLE BEZENMİŞ, SAĞLIK NEŞE HUZUR VE MUTLULUK DOLU BİR YIL DİLERİM...SAYGILARIMLA...ŞENSES US\n\nŞENSES US İSTANBULLUOĞLU (Bayan, 90)                \n31.12.2009 10:14\n//////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\n\nHikmet ATİŞ'e \n\nÖyle bir dostur ki has gönül ehli \nSevdası misali çöl Hikmet Atiş \nHep onu anlatır gönül dostları \nGönüller bağında gül Hikmet Atiş \n\nİster bir ucunda olsun dünyanın \nİster bir ucunda olsun cihanın \nYıllarca mesafe dağlar denizler \nDostluğunu kesmez yol Hikmet Atiş \n\nAğladığı zaman harfler damladır \nEkrandan gönlüme bir bir damlıyor \nSevmeyi bildiği için ağlıyor \nGözünden akan yaş sel Hikmet Atiş \n\nRabbim başımızdan eksiltme onu \nTorunu iyileşsin sevindir onu \nYarınlara iftihar ettir onu \nEli öpülesi kul Hikmet Atiş \n\nİbrahim Akın\n**************************************************************************************\n_____________________ \n______COK\nCOK\nTESEKKURLER\nEMEGINIZ\nÖDENMEZ\nHIKMET\nBEY :)                 ___________________ \n_________________________ \n________________________ \n__________________________ \n___________________________ \n____________________________ \n__________________________ \n_________________________ \n______________________ \n_________________ \n_____________ \n_____________ \n______________ \n__________________ \n_________________________ \n_________________ \n______________ \n_________________ \n______________________ \n____________________________ \n___________________ \n____________________ \n__________________ \n___________________            \n___________________     \nBu güzellikler bana sunan Gökçe Demir hanıma çok teşekkür ediyorum.\n*************************************************************************************\n_________OOOOOOO____________ \n__________OOOOOOOOO ________ \n__________OOOOOOO________ \n__________OOOOOOO________ \n_________OOOOOOOOOOO_________ \n_________OOOOOOOOOOOO_________ \n_______OOOOOOOOOOOOOOOO________ \n_______OOOOOOOOOOOOOOO________ \n_______OOOOOOOOOOOOOOOO________ \n_______OOOOOOOOOOOOOOOOO________ \n_______OOOOOOOOOOOOOOO_________ \n_______OOOOOOOOOOOOOOO__________ \n________OOOOOOOOOOOOOOO___♥ ______ \n__________OOOOOOOOOOOOOO♥ ♥ ♥ ♥ ______ \n_________♥ ♥ ♥ OOOOOOOOO♥ ♥ ♥ ________ \n_____♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ _________ \n______________________ \n__________ _____♥ ♥ _____HAKKINIZ, \nÖDENM-EZ HIKMET BEY COK TESEKKURLER \nBURSADAN RIZEYE SEVGILER_________ \n_______________♥ ♥ ♥ _______________ \n_________________♥ ♥ ♥ _______________ \n__________________♥ ♥ ________________ \n____________________♥ ♥ __________________ \n____________________♥ _________________ \nTEŞEKKÜRLER BU GÜZEL HEDİYEYE GÖKÇE HANIM.\n**************************************************************************************\n Hikmet Atiş\n\nBen diye konuşmaz her sözü bizli \nÖzünde çok güzel sevgiler gizli \nRize Çayeli’nden Karadeniz’li \n…Yolunu hep açık etsin yaradan \n…HİKMET ATİŞ diliyorum mevlâdan \n\nGüzel dostlukları özde kuruyor \nSevdiğine kol kanadı geriyor \nİstesen dost için canı veriyor \n…Yolunu hep açık etsin yaradan \n…HİKMET ATİŞ diliyorum mevlâdan \n\nHer gün biraz daha artıyor sevgin \nVermeye dağ gibi almaya engin \nDost canlısıdır o yüreği zengin \n...Yolunu hep açık etsin yaradan \n...HİKMET ATİŞ diliyorum mevlâdan \n\n(4-Şubat-2010-Ankara)           \n\nMehmet Kındap\n\n//////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\nHikmet Atiş e\n\nduygu doludur  yüreği\ndostları  icin cırpınır\nhep sevgi dolu duygu  adamıdır\nonun  adı hıkmet atıştır\nsever  bızı  yürekten\npaylasım yapar gönülden\ndostları  icin  gözunu  kırpmaz\ndostluk grubu onsuz  olamaz\n\nGÖKCE  DEMIR\n/////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\n\nhikmet abim her zaman seviyeli mütevazi sevecen yüreğiyle \nbizlere güven vermiştir iyiki tanımışım rabbim hayırlı ömür versin sevenleriyle sevdikleriyle \nberaber mutlu yaşam diliyor saygılar sunuyorum..saniye uzun \n Bu mesajı sil\nSANİYE UZUN \n\n//////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\nHikmet bey sizin gibi güzel dostumuza ne yazılsa azdır siz her şeyin en güzeline ve en iyisine layıksınız benim açımdan en değerli dost gibi dost olmak önemli iyi gününde ve kötü gününde insanların hep yanında olan ve bizim dertlerimize ortak olan sizin gibi dost bulmak biraz zorlaştı buradaki amacımızda dostlukların sağlam temele dayanmasıdır bu da sizde ve buradaki tüm dostlarımızda bu güzel dostluklar var bu güzel dostluklarımızın inşallah hep böyle güzel ve sağlıklı olmasını dilerim bizler hepimiz bir aile gibiyiz tüm dostlarımızında benim gibi düşündüklerine eminim hepimiz seni çok ama çok seviyoruz tüm güzelliklerin siz dostlarımın olmasını dilerim kalbimizde yeriniz daima bambaşkadır hepiniz sağolun var olun en içten saygı sevgilerimle. \n\nReyhan Altaş\n///////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\nhikmet abim her zaman seviyeli mütevazi sevecen yüreğiyle \nbizlere güven vermiştir iyiki tanımışım rabbim hayırlı ömür versin sevenleriyle sevdikleriyle \nberaber mutlu yaşam diliyor saygılar sunuyorum..  SANİYE UZUN 2\n\n/////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\nsevginin içtenliğini gerçek anlamda özde yürekte hissedip yaşayan yüreğin, o sevgiyi dillendirip söze döktüğü çok hoş bir şiiri duygusal anlamda okumanın verdiği zevki tattım ki siz saygıdeğer ağabeyimi o güzel duyguları taşıyıp şiir olarak yansıtan şiirinizle ve yüreğinizle kutluyorum. daha nice duyguları rabbimin o güzel yüreğinize yaşatması ve size güçlü kaleminize ilham olup yazdırmasını diliyor saygılar sunuyor, tebrik ediyorum.10 tam puanım her zaman olduğu gibi bu duygu yüklü şiiri vareden o güzel yüreğinize gelsin...\n........................................ZÜLFÜKAR KARAKOÇ\n//////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\n\nŞairler dünyası gurubunun bir üyesi olmakla onur duymaktayız. Reyhan Altaş Hanımefendiye minnet borçluyuz. Sizi de bu güzel ifadelerinizden ötürü tebrik ediyor ve sevgi dolu yüreğinizi saygıyla selamlıyorum. \nSeyfeddin KARAHOCAGİL\n//////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\n\nyıllar öncesinde bir beden doğmuş\nyüreği insanlık sevgiyle dolmuş\nadını sevenleri hikmet  koymuş\nbu güzel insan iyiki doğmuş...............Nadıre Aktaş\n//////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\nHikmet Abime \n\nH arika bir yürek şiirlerinden besbelli \nİ ncitmek istemez ki hiç bir kimseyi \nK endinden önce dostlarını düşünür \nM evsimsiz geçmiş sanki her yeni yıl \nE rtelemez sevgiyi saygıyı hoşgörüyü \nT ertemiz yüreğiyle dost yüreklerde \n\nA nladım ki anne baba hasreti hep içinde \nB aba yüreği yanar belki de en derinlerde \nİ şte geldik gidiyoruz bizlerde ebediyete \nM alesef hiç birimiz baki kalmayacak bu bedende \nE ğri değil de doğru insan olalım şu sanal alemde \n\n2.04.2010 \n14.30 \nGülay Sıkılmaz Erçin \n\nDoğum Günün Kutlu Olsun Hikmet Abi.Sağlıklı ve Mutlu Nice Seneler Dilerim.Sağlıcakla Kal.Selamlar \n\n/////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\n\nHIKMET ABIIIM, ben sana övgü dolu güzel bir siir yazmadim ama senin gönlümde yerin var.\nBu sanal alemde gönül rahatligi ile selam verebilecegim, konusabilecegim sayili insanlardansiniz. Siz insana güven veriyorsunuz.\nBazi arkadaslar size siir yazdiysa bende yazi yazdim, size olan saygimi ve sevgimi böyle dile getirdim...Kabul görür insaallah.\n\nHATICE HANTAL\n///////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////\nDayanırmı yürek/\n\nBir gece ansızın ağırdı başın, \nDaha on altı idi çok değildi yaşın, \nSofran da kaldı piışmiş aşın, \nBöyle bir acıya dayanır mı yürek. \n\nGecenin saat birinde arabaya bindirdik, \nZaman geçmeden hastahaneye indirdik, \nAblalarına haber gönderdik, iyidir dedik, \nBöyle bir acıya dayanırmı yürek. \n\nKapılar açıldı gidiyorsunuz, dediler, \nÇayeli teşhis koyamadı Rize ye gönderdiler, \nAnnesiyle benim, hep ıslak mendiller, \nBöyle derin acıya dayanırmı yürek. \n\nGece saat iki de vardık hastahaneye, \nHastahane personeli geldi bindirdi sedyeye, \nRize ssk. hastanesinden, aldılar içeriye, \nBöyle büyük acıya dayanırmı yürek. \n\nKoğuşuna çıkarıp yatağına uzattılar, \nDoktorlar toplanıp serumunu taktılar, \nSiz kalmayın; deyip bizi uzaklattılar, \nBöyle derin acıya dayanırmı yürek. \n\nAnnesiyle beni çıkardılar salona, \nİndim aşağıya sarıldım telefona, \nAmcamı aradım Ahmet hasta gelsene, \nBöyle derin acıya dayanırmı yürek. \n\nTelefonu kapadım orda fazla kalmadım, \nDoktorlara korkudan bir şey soramadım, \nOğlumun azraille pençeleştiğini anlamadım, \nBöyle derin acıya dayanırmı yürek. \n\nKoğuşa girmek istedim içeri almadılar, \nDezenfekte oluyor deyip beni atlattılar, \nAnnesi oğlum nasıl diye sordu, dedim rahatlattılar, \nBöyle bir acıya dayanırmı yürek. \n\nHemşire hanım ''başın sağolsun'' dedi yürüdü, \nOrda nerdeyse benim kalbim durdu, \nEvlat acısı demek ki; buydu, \nBöyle bir acıya dayanırmı yürek. \n\nAnnesinin yanından transıt geçtim, \nHastanenin penceresinden aydınlığı seyrettim \nDaha sabredemedim yerlere serildım, \nBöyle derin acıya dayanırmı yürek. \n\nAyıldığımda kolu komşu hep orda, \nAhmedimi koymadılar hiç morga, \nHiç beklemeden koyulduk yola, \nBöyle bir acıya dayanırmı yürek \n\nGeldik sahil camii önünde indik, \nAnnesiyle ben yollara serildik, \nAllah verdi Allah aldı dedik. \nBöyle bir acıya dayanırmı yürek \n\nAbisi Bursa da İktisat Fakültesine, \nO gün gidiyordu sınav dersine, \nSon sınıf, okul bitirme vardı hevesine, \nBöyle bir acıya dayanırmı yürek. \n\nAldı bir haber gel Rize ye diye, \nSınavım vardı hayrola ki niye, \nFazla kalmazsın dönersin geriye, \nBöyle bir acıya dayanırmı yürek. \n\nZaman kaybetmeden arabaya bindi, \nYolda gelirken herkesi öldürüp diriltti, \nHiç aklından gelmeyen ölen kardeşiydi, \nBöyle bir acıya dayanırmı yürek. \n\nMezarını kazdılar palivaya düze, \nAllah evlat acısı vermesin, ne bize nede size, \nOğlum günahsızdı nurlar inmişti yüze, \nBöyle büyük acıya dayanırmı yürek. \n\nMezarını yaptırdım mermer taşından, \nUzun zamandır eksik olmadım başından, \nYapmadım eksiklik dua ile göz yaşımdan, \nBöyle büyük acıya dayanırmı yürek, \n\nSeninde senin gibilerinde yeri CENNET olsun, \nMekanını güllerle çiçeklerle dolsun \nBöyle içler acısına dayanırmı yürek, \nDılıyorum sana ALLAH tan rahmet olsun, \n\nHikmet Atiş\n\nBu şiirinizi ilk eşimle beraber okuduk ikimizde çok duygulandık hatta o anı yaşadık.. Yüreğimizde bişeyler düğümlendi konuşamadık bir süre...Gözyaşlarımız biz engellesekte söz dinlemedi akıverdi...O kadar hissederek yaşayarak yazmışsınız ki okuyanın etkilenmemesi mümkün değil..Eminim her okuyan sol tarafında sakladığı bir szıyı hatırlıyordur..Ben de on yıl önce amcamı kaybettim en küçük çocuğu daha altı yaşındaydı...O zamanki duygularım, yüreğimin nasıl yandığı aklıma geldide.. en büyük ilaç zamanmış dedim..Giden ve Kalan şiirim dökülmüştü kalemime, ilk o gün yazmıştım..İnsan acıyı kiminle paylaşabilirki yine en iyi yazarak rahatlıyor insan... Değerli Hikmet abim zaman ne kadar geçsede içinde bir uktedir bilirim ama ne mutlu sana ki öte tarafta bi şefaatçin seni bekliyor..Bu en büyük tesellin olsun...onu hatırladıkça gönlün huzur dolsun...günahsız tertemiz gencecik oğlunun mekanı cennet olsun...  NERİMAN KUL ATIK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Ehli İnsanlara",
        "poet": "Emre Gülüm",
        "poem": "\n\nGönül ehli insanlara\nYakışır yumuşak perde\nKaderini karalara\nBağlayan tutulmuş derde\n\nAyna camında sen varsın \nRiyakar olma yanarsın\nYaz ayı gazel dökersin\nHayır aramassan şerde\n\nArayıp bulduğun senin\nGülüm çürüyecek etin\nGöç, anlaşılır kıymetin\nSen önce mezara girde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Eğlenir Mi Gurbet Ellerde",
        "poet": "Ruhsati",
        "poem": "\n\nGönül eğlenir mi gurbet ellerde\nOn dokuz bölüklü kız olmayınca\nGarip bülbül gibi öter dillerde\nAçılıp gülleri yaz olmayınca\n\nNe müşküldür karlı dağı devirmek\nYönün sevdiğine doğru çevirmek\nÂşıka şayeste türkü çağırmak\nOnun da tadı yok saz olmayınca\n\nSevda dolu Ruhsati'nin meyinde\nAh ü zârım kaldı kaşı yayında\nSevdiğim Hafik'in Gulam köyünde\nBu yıl da gidemem yaz olmayınca\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Ehli",
        "poet": "Necati Karaman",
        "poem": "\n\nGönül ehli olamazsın\nAşk yolunda kalamazsın\nYabana yol sorma gönül\nYönelmezsen bulamazsın\n\nAşk yolu sarp çıkamazsın\nBahr-i hubba dalamazsın\nFeryat etme gafil gönül\nGönül ehli olamazsın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül ehli olan insanın gönlüne bakar",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nElde kusur aramakla gününü geçirme,\nElde kusur arayan önce kendine baksın.\nDedi kodu ile işin tadını kaçırma,\nElde kusur arayan önce kendine baksın.\n\nBoş konuşmayı bırak sözle ağzını topla,\nNe işin olur senin nesep ile soy sopla? \nEleştiri okunu önce kendine sapla,\nElde kusur arayan önce kendine baksın.\n\nİyi kimse kulun iyi yönünü bulmalı,\nDedi kodu yapana karşı tavır almalı.\nMüslüman olan kusuru örtücü olmalı,\nElde kusur arayan önce kendine baksın.\n\nİnsana kötülük yapanın sevabı erir,\nAllah'ı seven kimseler kula değer verir.\nGüzel insan insanın güzel yönünü görür,\nElde kusur arayan önce kendine baksın.\n\nGönül ehli olan insanın gönlüne bakar,\nKötülük görse dünyada karşı çıkar.\nYusuf insan olan insan nasıl gönül yıkar? \nElde kusur arayan önce kendine baksın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Elden Ne Gelir",
        "poet": "Mustafa İbiş",
        "poem": "\n\nYazgıdan öteye gidemez ömür,\nSitem etsen gönül elden ne gelir\nTakdiri illaki yaradan bilir.\nSitem etsen gönül elden ne gelir.\n\nKırkta girdim yetmiş beşlik biçime\nBir kurt düştü yüreğimin içine,\nAklar düştü sakalıma saçıma.\nSitem etsem gönül elden ne gelir\n\nGitti gençlik istesemde gelmezki.\nÖmür tekrar yeni baştan dönmezki.\nKuru dalda taze meyva olmazki\nSitem etsen gönül elden ne gelir\n\nYazgımızı böyle yazmış yaradan,\nHayır iste hayır versin yaradan,\nGöçceğiz birgün yalan dünyadan\nGitmem desen gönül elden ne gelir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül eri",
        "poet": "Refik Recep Pelit",
        "poem": "\n\nSabahın seherinde uyanırdım seninle \nKabuslu gecelerim ferahtaydı çehrenle\nNazlı bir gül gibi görünürdün gözüme \nBeyaz nilüferlerin, masumluğu gönlünde\n\nYaşanmamış yıllarını feda ettin bizlere \nAydınlık dimağınla ışık saçtın yüzlere \nSenden yoksun yürekler kalır aciz biçare,\nHakın asla ödenmez öğretmenim Zahide.\n\nNot: İlk okul öğretmenim Zahide Vardar'a ithaftır.\nNur içinde yatsın..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Erleri...",
        "poet": "Mehmet Arslan 3",
        "poem": "\n\nSabrın çocuğu,                                                                                                     büyüyecek hep zamanla,                                                                                                     Görebilsem sonunu,                                                                                                          ah özlüyorum ben,                                                                                                             Yılmadan yetişiyorlar,                                                                                                   bunlar imanla,                                                                                                         Bitecek zulmün oyunu,                                                                                                         biliyorum ben…\n\nGazayollarında,                                                                                            hazır gönül erleri,                                                                                                         Pırıl pırıl bu gençlere,                                                                                                        bakamıyorum,                                                                                                Nefesleri de kokuyor,                                                                                                        cennet gülleri,                                                                                                         Hangi özel isim var ki,                                                                                                          takamıyorum…\n\nİşe yaramaz ordu,                                                                                                           yüzleri, binleri,                                                                                                          Gönül erleri ateşten,                                                                                                      ışık saçacak,                                                                                                    Basılır bir sabah,                                                                                                       şeytanların inleri,                                                                                                         Kesilecek yolları,                                                                                                        nereye kaçacak…\n\nBitecek dünyamızda,                                                                                               bütün savaşlar,                                                                                                     Adalet dağıtacaklar,                                                                                              gönül erleri,                                                                                                             Zalimlerin Zulümleri,                                                                                                   birden yavaşlar,                                                                                                    Huzur içinde yaşar,                                                                                                         evrenin her yeri… \n                                Bafra-2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Gitmek İster Gurbet İllere",
        "poet": "Erzurumlu Emrah",
        "poem": "\n\nGönül gitmek ister gurbet illere\nVelakin bizleri yar eğlendirir\nEzelden mailiz gonca güllere\nBülbül-i şeydayı zar eğlendirir\n\nBülbül gibi kaldık güller içinde\nGözümüz kan ağlar seller içinde\nBiz ehl-i harabız iller içinde\nBizi ancak namus ar eğlendirir\n\nBiz sözüm var aşkare söylenmez\nSöylesem de nazlı yarca dinlenmez\nZincir ile bağlasanız eğlenmez\nEmrah'ı zülfünde yar eğlendirir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Farı",
        "poet": "Mehmet Işıkoğlu",
        "poem": "\n\nKendi yaşamının amiri insan\nDüşünceler emir olur evrene\nBeyninin gücüne inanıyorsan\nOlumlu sinyalleri yolla çevrene\n\nEmre amade dir evren yasası\nAnahtar şifresi yapıcı fikir\nDüşüncede gizli işin esası\nO gücü verene etmeli şükür\n\nKanad´a rüzgar üflemek gaye\nYeisin gölünde çırpınıp durma\nAkıldır insana büyük sermaye\nKafayı çalıştır kendini yorma\n\nBahtı aktır yaradılan her kulun\nAkla muhalefet karartır onu\nHiç kimse demesin zihnim çok kalın\nİşlenen demirin gül olur sonu\n\nAdım adım yükselmeyi benimse\nYerleşsin beyine özel başarı\nAzimle yürürsen tutamaz kimse\nAydınlatır önü gönülün farı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Gemisi",
        "poet": "Erdal Özkan",
        "poem": "\n\nGönül gemisine sevda yükledim\nSevgi limanında karşıla onu\nKaptanaı tayfası miçosu benim\nSevgi limanında karşıla benİ\n\nSana götürür gittiğim rotam\nSeni gösterir heran pusulam\nSevinçten karaya çıkarım o an\nSevgi limanında karşıla beni\n\nDurduramaz beni ne dev dalgalar\nNe de kopacak o fırtınalar\nOrada mutlaka gözlerim arar\nSevgi limanında karşıla beni\n\nDizlerinde bitecek uykusuzluğum\nGözlerinde dinecek yorgunluğum\nSende son bulacak bu yolculuğum\nSevgi limanında karşıla beni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Gözü Dostu Sardığı zaman",
        "poet": "Şefik Özdemir",
        "poem": "\n\nGönül Gözü Dostu Sardığı zaman\nGönül Bayram Eder Söz Bayram eder\nNazlanıp yare küserse eğer\nYaş bayram eder Kaş bayram eder\n\nÇekme kendini Sen sakın naza\nAşıklık Kabul Etmiyor Kaza\nYorulmam KArdeş Ben yaza yaza\nKalem Bayram Eder Kağıt Bayram eder\n\nŞefiğim o yare eder itibar\nGizliyi ayanın bir göreni var\nMahluka Hakkın Rahmeti yağar\ninsan bayram eder cin bayram eder\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Gözümden Taksim",
        "poet": "Gülsemen Yıldırım",
        "poem": "\n\nUykuya küs olduğum gecelerin yorgun sabahlarından  biri olmalıyken,  Taksim'e gidecek olmanın heyecanıyla mıdır nedir, pek  keyifli uyanıyorum bu sabah. Az uykuya kanaat getiren bedenimin tevekkülüne ve gücüne gülümsüyorum.  Henüz 06.00’yı gösteriyor saat. Sabahın olabildiğince en erken saatlerini seçiyorum uzun uzun yürüyüşler için. Bir türlü uykusundan kendini sıyıramayıp bu muhteşem anı yakalayamayanlara, sükuneti bozmadıkları  için, içten içe teşekkür ediyorum.\n\nBaharatlı çiçeklerinin kokusunu içime doldurduğum  ağaçlıklı parkur boyunca, kuşların cıvıltılarıyla tempo tutturuyorum. Hafif çiseliyen yağmur kokuyu daha güçlü hissettiriyor sanki.  Nefes almak ne güzel… Şükrediyorum...\n\n92T. Bulunduğum yerden beni alıp İstiklal Caddesi’yle buluşturan otobüs. Bu güzergahta çoğunlukla trafik yoğunluğu yaşanmasına rağmen okuduğum kitapla halvette olduğum sürece, ben  bu yoğunluğu hiç umursamıyorum. Diğer yolcuların bezginliğine karşın, Ahmet Ümit’in satırları arasında kaybolmuş, kılıç kuşanmış asker gibi, hazırlıklıyım trafiğe…\n\nBirbirine baskın olmaya çalışan arsız  çiçek kokuları,  Taksim’in meşhur çiçekçiler durağına geldiğimizi farkettiriyor.  Bu koku başka bir dünyaya geçişin bir nevi ilk sinyali. Yeni bir yaşam  bu çiçekçinin önünde başlıyor sanki. Sırtımdaki kefeye doldurduğum, bedenime basınç yapan, hayatın bütün olumsuzluklarını, ağırlıklarını çiçekçilere ödünç bırakıyorum. Şimdilerde dokusunu değiştirmek için alınan kararlardan  bihaber,  misafirliğime şölen tadında karşılama hissi veren sokak çalgıcılarıyla yine çok mutlu,yine capcanlı Taksim. İstanbul’u sevmemin öncelikli nedenlerinden biri burası… Zaten ayak basar basmaz her türlü sanatla iç içe olmanızı sağlayabilen, buram buram sanat ve kültür kokan  bilmem kaç yıllık düzene, yeni düzenler getirmeye çalışanlara bu defa küfrederek… yürümeye başlıyorum İstiklal Caddesi'nde.\n\nHer defasında yeni keşfediyormuşcasına hayranlıkla  seyrettiğim büyük, eski fakat sapasağlam taş binaların mimarisi bir kez daha başımı döndürüyor. “Bu gün ne yapsam” sıkıntısını ortadan kaldıracak kadar zengin kitapçıları, galerileri, barları, balık pazarı, çiçek pasajı, alişveriş merkezleriyle dopdolu. “Bu gün çok yalnız hissediyorum” duygusunu unutturacak kadar, kaynağının bereketine her defasında şaştığım insan akını…\n\nMeydan’dan Tünel’e doğru çalgılı cümbüşlü inişimi, binlerce resme konu olan tarihi tramvayın cıngıl cıngıl sesi karşılıyor. Yol boyunca sanat adına gündemde ne varsa haberdar olmak üzere algılarımın hepsi açık. Büyük Parmakkapı girişindeki büfeden yaldızlı kağıda sarılı -tercihen fındıklı -Beyoğlu çikolatısından almalı ki Tünel’e inişin keyfi tamam olsun. En az beş tanıdık yüzle selamlaşıp hasb-ı hal ediyorum. Birkaç kitapçıya dalıp evdeki okunacakları bitirdiğimde alacağım kitapları mimliyorum. Galatasaray Lisesi’nin ara sokağından dalıp Cezayir sokağa doğru ilerliyorum. Beyoğlu’nun yokuşlarının en dik, en otantik  örneklerinden biri. Oraya her gidişimde yokuşun başında birkaç dakika takılı kalıp, rengarenk dizayn edilmiş mekanları hayranlıkla içime sindiriyorum. Kahveyle aramızda tükenmek bilmeyen aşkı  sereserpe  yaşayabildiğimiz, en özel mekan burası benim için.\n\nOlmazsa olmazlarımdan biri deTaksim meydanı girişindeki Simit Sarayının terasında  içtiğim günü bitirme çayları. Orayı ayrıcalıklı kılan, çayın nefasetinden çok,  Taksim Meydanı’nın tamamının kuş bakışı görülebiliyor olması. İş için Taksim’e gittiğim zamanlarda iki arada ziyaret etmeyi ihmal etmediğim - böyle tam  Taksim günü  yaptığımda ise hatırı sayılır bir zaman ayırdığım - huzur bulduğum teras katı. Ruhumun dört mevsimini;  sisli, puslu, gri, beyaz, aydınlık, karanlık iklimlerinin hepsini yaşadığım yer… Bu kez, kalemini çok sevdiğim isimsiz bir şairin düzenlemem için bana emanet ettiği şiirlerinin kopyalarını çıkarıyorum çantamdan. Ben onu baskıya hazırlarken, o ördüğü duvarın arkasında kaybolduğundan, varlığından haberdar olamadığı taslağnın rastgele bır sayfasını açıyorum. …...bana ise en çok sen gerek... dizeleriyle son bulan huzura susamışlığını anlatan şiiri denk geliyor.  Tüm kalbimle aradığı huzuru bulabilmesini diliyorum…\n\nTayinleri nedeniyle yıllarca il il dolaşan babama, en son tercihini İstanbul’dan yana yaptığı için duyduğum sevgi ve minnetle, ömrümün sonuna kadar burada soluk almayı dileyerek… çiçekçiye bıraktığım, biraz hafifletmeyi başardığım emanet küfeye, mis kokulu bir demet ilavesiyle,  artık dönüyorum…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Gözü",
        "poet": "Adem Armağan",
        "poem": "\n\nYarasalar,nurdan rahatsız olur,\nKur’an’ın nurunu arayan bulur,\nİnsan ne yaparsa,yaptığı kalır,\nSözlerim yabana atma arkadaş.\n\nNemelazım deyip,sapma yolundan,\nFayda mı beklersin,oğlan,gelinden? \nAllah de, ayrılma Hak’kın yolundan,\nHelalına, haram katma arkadaş.\n\nKur’an, kulu aydınlığa çıkartır,\nNamaz,rızkın bereketin artırır,\nEcel seni alır, birgün götürür,\nGücün yetiyorsa gitme arkadaş.\n\nHer canlı ölümü elbet tadacak,\nMelekül mevt gelip canın alacak,\nKaratoprak nazik tenin sıkacak,\nCehennem nârın tatma arkadaş.\n\nAdem Armağan’ım,yazdı yazıyla,\nKur’ân -ı Kerim’i okur, özüyle,\nHaramlara bakmaz,gönül gözüyle,\nHidayete yönel,etme! arkadaş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Gözüm",
        "poet": "Erdal Ebem",
        "poem": "\n\nSürerdim sefamı düşmezdim gama,\nGâ-lu beladaki sözüm olmasa,\nBazı bazı sitem, ederim amma,\nOnu da etmezdim, nazım olmasa.\n\nSözüm geçmez oldu zalim nefsime,\nÇareler arar oldum çıkmaz sesime,\nÇalıp ta söyledim bir tek resime,\nDostum da olmazdı, sazım olmasa,\n\nMakamdan mevkiden, uzakta kaldım, \nHer daim ömrümde, sevdana daldım,\nÖzleminden her gün, kurudum kaldım,\nSitem de etmezdim, sızım olmasa.\n\nUmman-ı cihandan seni taradım,\nKanayan yarama, merhem aradım,\nBilmem şu dünyada, neye yaradım,\nOnu da sormazdım, lüzum olmasa,\n\nSevdanın hasreti, içimde kordur,\nBilirim dayanmak, elbette zordur,\nYanına varmanın, hayali nurdur,\nHayalde etmezdim, yazım olmasa,\n\nGayesiz yaşanmaz, anladım gayri,\nKocaman ömrümü, salladım gayri,\nBundan öte haber, yolladım gayri,\nAşkı da görmezdim, özüm olmasa,\n14.02.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Güneşim",
        "poet": "Selçuk Akyüz",
        "poem": "\n\nGözlerini açtığın kadar aydınlıkta,\nKıstığın kadar karanlıktayım...\nBenimle göz göze geldiğin kadar yazda, Temmuz'da,\nGözlerini, gözlerimden ayırdığın kadar karda, buzdayım... \n\n                                                                               (Van. Haziran 2016)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül gülüm sensin bülbül de ben",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nYürek dağımda sen çiçek açmışsın,\nGönül gülüm sensin bülbül de ben.\nSevda ile gelip beni seçmişsin,\nGönül gülüm sensin bülbül de ben.\n\nSenin aşkın benim içimde kordur,\nHadi gel de gönül sızımı durdur.\nSenden ayrı kalmam dünyada zordur,\nGönül gülüm sensin bülbül de ben.\n\nAşk iksirli sudur beraber içek,\nGönülde olan bu sınırı geçek.\nBülbül gülden başka sever mi çiçek? \nGönül gülüm sensin bülbül de ben.\n\nBülbülle gül sakın ayrı kalmasın,\nAşkımız dünyada heder olmasın.\nBu gönülde açan çiçek solmasın,\nGönül gülüm sensin bülbül de ben.\n\nYusuf derdi alıp içe atayım,\nSensiz olan aşkı geri iteyim.\nSen çiçek açtıkça ben de öteyim,\nGönül gülüm sensin bülbül de ben.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Gurbet Ele Çıkma",
        "poet": "Erzurumlu Emrah",
        "poem": "\n\nGönül gurbet ele çıkma\nYa gelinir ya gelinmez\nHer dilbere meyil verme\nYa sevilir ya sevilmez\n\nYöğrüktür bizim atımız\nYardan atlattı zatımız\nGurbet ilde kıymatımız\nYa bilinir ya bilinmez\n\nBahçemizde nar ağacı\nKimi tatlı kimi acı\nGönüldeki dert ilacı\nYa bulunur ya bulunmaz\n\nDeryalarda olur bahri\nDoldur ver içem zehri\nSunam gurbet elin kahrı\nYa çekilir ya çekilmez\n\nEmrah der ki düştüm dile\nBülbül figan eder güle\nGüzel sevmek bir sarp kale\nYa alınır ya alınmaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Hanemize Ateşten Naleler Düştü",
        "poet": "Zeynal Yaman",
        "poem": "\n\nYa Rab! Gönül hanemize ateşten naleler düştü\nBülbüller intizar etti; güller, lâleler düştü\nEbreheler kuşattı her yeri; burçlar, kaleler düştü\nSen dilersen kalkarız, dilemezsen yanarız ya Rab! \n\nAralık,2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Havaların Açılmaz Olmuş",
        "poet": "Aşık Zülali",
        "poem": "\n\nGönül havaların açılmaz olmuş\nYaylaların sarmış kara bulutlar\nBulanmış çayların geçilmez olmuş\nYıkılmış kalmamış köprü geçitler\n\nGönül gam hicranın yok mu hesabı\nFırat gibi akar gözlerin abı\nBu senin başında aman ya Rabbi\nNedir bu kavgalar nedir bu dertler\n\nYıkılmış bağ bahçe bağbancı kaçmış\nGonca gül kurumuş bülbüller uçmuş\nSana demedim mi mevsimler geçmiş\nÇok söyledim kar etmedi öğütler\n\nZülali der gönül çekme endişe\nGün olur açılır lale menekşe\nYaz baharın gelir açılır neşe\nGam def eder bu ülkeler bu yurtlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Hiç Yaşlanmazmış",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nDeğişti birer birer, zaman içinde her şey,\nSaçlara karlar düştü, kirpik uçlarına çiy.\nBir sen kaldın içimde, değişmeden hep aynı,\nGönül hiç yaşlanmazmış, bunu bil aklına koy. \n\n24 Şubat 1990- Cumartesi / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Hırsızı!",
        "poet": "Kazim Öztürk 2",
        "poem": "\n\nGönül Hırsızı! \n\nGidiyor haklısı, haksızı,\nİçimde bitmeyen sızı,\nKan kusturuyor dünya arsızı,\nUmutları çalıyor gönül hırsızı! \n\nMuhabbetler bir hava imiş,\nYakarışlar berhava imiş,\nGülücükler bîdeva imiş,\nUmutları çalıyor gönül hırsızı! \n\nYalan üstüne bina olur mu? \nGönülsüz yuva huzur bulur mu? \nBu gençlik sana baki kalır mı? \nUmutları çalıyor gönül hırsızı! \n\nSağlam iman, sağlam irade, \nDoğru söz, güzel ifade,\nHayatta kalan ahlaktır sade,\nUmutları çalıyor gönül hırsızı! \n\nGezmek, tur atmak, yorgunluk verir,\nAmaçsız dolaşmak, bıkkınlık verir,\nRuhsuz olanlar sıkkınlık verir,\nUmutları çalıyor gönül hırsızı! \n\nKazım Öztürk  30 Ağustos 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Hırsızı",
        "poet": "Yakup Onat",
        "poem": "\n\ngeceyle misafir inmiş\nbeni bir buseye hapseden\nnazenin nazende.\nürkütmeden gelsin koruyucu meleklerimi\ngönül hırsızı.\n12.06.2010\nElbistan\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gönül Hırsızım,",
        "poet": "Neriman Kul Atik",
        "poem": "\n\nYaktın sen beni…\nÖyle bir yangın ki, alıyorum yüreğimi ellerime\nKaradenizin hırçın dalgalarında ıslatıyorum \nBelki söndürür diye…\nOlmuyor be imkânsızım…\nNe seninle, ne sensiz geçmiyor zaman…\n\nNasıl oldu,\nNasıl girdin rüyalarıma, hücrelerime…\nAnlayamadım, farkına varamadım…\nDilimi susturdum,\nYüreğimi susturamıyorum…\nBen anlatamıyorum senin gibi derdimi,\nDilim lal söyleyemiyorum sevgimi.\nKara bulutlar kaplamış gözlerimi \nBirazdan yağacak sevgi yağmuru\nBiliyorum, yanımda olsan, uzanıp sileceksin \nAğlama diyeceksin, sana yakışmaz\nAma olmuyor be imkânsızım…\nGönül hırsızım…\nSineme düşen bu har,\nyakıyor kül ediyor beni…\n\nOff! ..\n söz dinlemez, akıl almaz yüreğim,\nSöyle nereye gideyim…\nBuralarda duramıyorum \nBu şehre sığamıyorum…\nNe aşka,\nNe sana veda edebiliyorum…\n\nSahildeyim bir bankta oturuyorum.\nÜşüyorum…\nGözlerim ufukta…\nGüneş her zaman ki kızıllığıyla\nDenizin üzerinde yakamozlar bırakarak\nVe tüm ümitlerimi \nSensizliğin yorgun akşamından alarak batıyor,\nYeniden doğmak ümidiyle…\n                                                                                                                                                                               Merkez/RİZE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Hu'larla Yandı.",
        "poet": "Şadan Yenişafak",
        "poem": "\n\nAşklar bile tutuştu Gönül Hularla yandı. \nSana gelen bu yolda Günah Nurlarla yandı\n\nBilirsin ya ilahi içimdeki yangını \nSenden gelen lütuftu her ne gelmişse bana \n\nDağlar bile erirdi bu yanan kor ateşe \nSevdirdiğin bu yürek Aşkın ile dayandı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül huzuru içinde sökerken şafak,",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nGönül huzuru içinde can sökerken şafak,\nHuzur kaynağıdır rükuda Rabbe kavuşmak,\nEn büyük mutluluktur hakka sevdalı olmak.\n\nHalil ÇOLAK Konya altı-Antalya 1.9.206\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül hücrem!",
        "poet": "Mustafa Cilasun",
        "poem": "\n\nRuhumun toprağında\nUmudun çapasını vururken\nNem derinliğinden aksederek\nİç haykırışlarımı kucaklıyordu\n\nTaş toprak yaprak ayak\nHer biri çare adına yumak\nArınmak baharla barışık olmak\nHazan içinde hüzünle buluşmak\n\nCanı veren kalbi ihsan eden\nSevgileri yeşerten güzeli öğreten\nBir aşk ile seyri âlemi temaşa eden\nSeni beni bilen yaşatmak için var eden\n\nSen ki ruhi ikliminde\nNe değerler bulunan abitken\nMerak mübelliği olan bir zahitken\nRahmetin sebebi hikmeti mükellefiydin\n\nNe yıldız ne gece ne de ay\nBillahi sensiz kapkaranlık dolunay\nEy gülizar ey nesebi celilim olan can\nYese kapılma toprak olacaktır kurutan\n\nNereye girsen hasretim\nKendi meşrebimle bedelleşirim\nMerak ederim bir hayrete girerim\nSevgiyi bir yitik misali arayan divaneyim\n\nNe kadar kahkaha atsam\nBirde dönüp melalime uzansam\nHıçkırıklarımı kime anlatsam kalsam\nAnlaşılmaz biçareliğimi hücreme katsam\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül İşte",
        "poet": "Olgun Çetin",
        "poem": "\n\nSeni gördüğüm o ilk günden beri ben kendimi unuttum daldım hayallere.. Aklım mantığım gem vurdu senle dolu kalbimin diline.. Konuşsam olmuyor, sussam bu yangın sönmüyor.. Onca derdin sıkıntının arasında, aşka töğbeli, bir okadarda serseri kalbime, en büyük dert, en büyük sıkıntı oldun.. Söylesene şimdi son baharda ömür bittikten sonra acan çiçek, bu yangın ne olacak..? Yoksa heves olup tezmi solacak, ilkbaharı bekleyip yazmı olacak.. İnceden bir sızı düştü içime.. Döndüm birdaha  baktım aynaya iyice.. Gururum önümde ÖRMÜŞ deli bir duvar.. Kendimi yargılıyorum öyle derin öyle sessizce... Sol yanım  öyle bir tutku, öyle bir aşk ki bu yaşansın.! Yaşansınki romanı yazılsın. BEN seviyorum diyenler okusun! ! ! okusunki sevmenin  nasıl olduğunu bilsin sevecekse böyle sevsin diyor.. Aklım mantığım ise   HAYIR kesinlikle olmaz sen ÜSTATSIN sana yakışmaz  ! ! !  O zaman bu kalbe  bu mantık dur diyemez ,  bu davayıda bu mahkeme cözemez..\nNe bu gönül ferman dinliyor nede vazgeciyor.. Bir tarafta SEN okadar iyi, O KADAR iyisinki. konuşulan okadar cümleler içinde seni üzecek kıracak tek bir kelime bile söylememek için cabalayan ben... SENİ düşünüyorum sevmeye kıyamıyorum,, Kendimi düşünüyorum işin içinden cıkamıyorum.. senle dolu kalbimin sana  olan tutkunun o  muhteşem duyguların, önüne  gecemiyorum.. ben sevdimmi deli severim sınır tanımam aşarım.. öyle çok severimki onu duyan imrenir kıskanır.. hayatım bir roman gibi.. ne ararsan var.. AMA senin hayatını yaşadıklarınıda merak ederim.. güzelliğin bir yana.. O kadar iyisinki başa TAÇ. gönül tahtına SULTAN.. nedenDİR bu YANLIZLIK..  Nedir seni mutluluktan uzak kılan.. Kalbin okadar temizki elvermez kırmak incitmek.. Bu tutkunun uzatmanında anlamı YOK..öylece kalsın cıkmasın gün yüzüne kırar kapleri acıtır gönülleri. Söyleneceksede illaki bir söz.. GİRESUN okadar güzel bir şehir asla vazgecemediğim.. sende öylee bi okadar güzelsin.. GÖNÜL kalece bırakıpta birtürlü gidemediğim o şehre karsı senle bir kahve içmek isterdi AMA ÖYLE AMA BÖYLE GÖNÜL İŞTE...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül   İçtihadları-9",
        "poet": "Mustafa Nuri İnanç",
        "poem": "\n\nBiz mi götürdük giderken,\nKendimizle\nNerde  o demler,o anlar\nKaybolmuş ruhumuzun cennetleri\nGeldiğimiz yer sanki başka bir diyar,\n\nAzdırılmış bir nehrin girdabında mı,insanlar\nNerde köyümüz  şehrimiz nerde\nNerde o güzelim çoçukluğumuz ve o güzelim insanlar\n\nKöyümüze varalım mı\nDoğamız ,doğallığımız yastaymış\nHaberiniz var mı\n\nİnsanla çoşarmış doğa\nİnsana koşarmış doğa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**** Gönül ile Hasbihal ****",
        "poet": "Sevilay Şahbaz",
        "poem": "\n\nAh vah eyleme gönül nafile telaştasın\nGenç mi sanırsın seni benle aynı yaştasın\nSevdanın pınarından bir gün doldu mu tasın\nHep ayrılık hep hüzün ne zaman bitti yasın\nGel gönül dinle beni bıktırdı artık nazın\n\nVaz geç artık arama bulamazsın dengini\nPembe hayaller kurup siyah ettin rengini\nKadere yenik düştün sen kaybettin cengini\nHep ayrılık hep hüzün ne zaman bitti yasın\nGel gönül dinle beni bıktırdı artık nazın\n\nBöyle gelmiş gidecek boşa eyleme Pazar\nBirazcık gülse yüzün talih onu da bozar\nKalmadı ümitlerin tükendin azar azar\nHep ayrılık hep hüzün ne zaman bitti yasın\nGel gönül dinle beni bıktırdı artık nazın\n\nYanma artık boşuna küle döndü bak közün\nAşk bestesi yerine hüzün çalıyor sazın\nKara kışa eriştin ne bahar var ne yazın\nHep ayrılık hep hüzün ne zaman bitti yasın\nGel gönül dinle beni bıktırdı artık nazın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül İçtihatları-3",
        "poet": "Mustafa Nuri İnanç",
        "poem": "\n\nHazan içtim,engin suların yanından\nBaharı düşledim hep,ömrümün oynaşmalarından\nO senin  gözlerin değilmiydi,\nSuların taş oyuklarında parıldayan\nBir güzellik yakaladım,güzellik adına\nAklımı oynatan.\n\nDayatmaların her türlüsüne,eğilmedim\nBana göre değil\nGökten  zembil indirilmiş,içine girmem\nMümkün değil,\nRint yaşadım ve yaşarım\nİnancıma kurşun sıksalar,herşeyimle siperim\n\nHazan içtim yine,her zaman ki gibi\nHer şey flu her şey hoş\nYaşıyorum işte,derbederim\n\nEy sevgili,\nBir yudum  bahara\nBin yudum  hazanı tercih ederim,\nHüzün benim  kaderim\nNeyleyeyim.\n\nZaten...\nKraldık  bu alemde\nHükmetmeden yaşadık\nSürünmedik sadece\nVücudum toprak olacak\nHer mevsimin gülüne\nO kadar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Kabem Selen",
        "poet": "Seyit Er",
        "poem": "\n\nOkyanusdan \nBir kibrit çöpüne tutunarak\nKıyıya ulaşabilmek kadar\nMucize ise de umut\nBozkır yangınından\nAlazların arasından\nYüreğime sığınarak\nKurtulabilmek kadar\nZorsa da umut\nKaleşnikoflu pusudan\nÇapraz ateşe almış tetikçilerden\nKaçabilmek kadar\nİmkansızsa da umut\nTaşı ısırabilmek \nDenizde yürüyebilmek\nYıldızlara elleyebilmek kadar\nHayal ötesi olsa da umut\nKayalarda çiğdem büyütmek\nBetona gül dikmek\nTuzu şekerlemek kadar\nAkla ziyansa da umut\nYürüyor umut\nKarınca misali\nGönül kabesine\nSelenine\nVaramayacağını bilsede\nSevgisiyle ölmeye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Kalemi",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nGönül kalemim nice şiirleri yazdıkça yazar\nHislerim labirentli ruhumda azdıkça azar\nAman sakın ha değmesin hiç mi hiç nazar\nKuşkularım beynimin içini kazdıkça kazar\n\n(17 Temmuz 2006/ Ören-Balıkesir)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül kafesi",
        "poet": "Yılmaz Öztürk",
        "poem": "\n\nHerşeyin bittiği anda yeniden başlıyor hayat \nNerde nasıl olursan ol kendini yaşa kendine inat\nBir doğum günü yada bir sevgiliye yapılan serenat\nİşte bak ne güzel dostluk düşmanlığa kavgaya inat\n\nHani hatılarmısın birgün gül bahçesinde geziyordun\nNerde kaldı asli vatanın nerdedir gönül kafesi özgürlüğün\nAdem ile Havva değilmidir senin yeryüzüne gönderiliş sebebin\nHayat denilen bu yolda seninde olsun bir güzel dostluk ağacın\n\nDal versin yer yüzüne senden bir hatıra olarak meyve\nSevgi saygı kalsın gözlerinden yansısın ışık soyun Adem`e\nSende yadedileceksin hatıramızda en güzel manevi günlerde\nVar olmak için gül bahçesinde gülleri kokla ellerini kanatsada\n\nNe kalır insandan geriye bir tebessümden başka hatıra\nKimi anılır kendi için köle yaptığı insan onurunuda\nSatıyordu kendini sevdirmek için yalancı dal kavuklara\nHerşeye rağmen sen aslınla yaşa aldanma sana alkış tutanlara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Kapını Çalacağım",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nÖlene dek çalacağım,\nSenin gönül kapını,\nBir gün elbet açılır,\nRuha neşe saçılır.\n\nGözlerine güleceğim,\nSana neşe vereceğim,\nOndan sonra bileceğim,\nAlemde Cennet varimiş....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Kapım",
        "poet": "Zikrettin Karaca",
        "poem": "\n\nGönül kapım mühürledim,girme artık sana yasak,\nBen kendimi sorguladım,ömür boyu kalsın tutsak,\nSitemleri ipe dizdim,boncuk,boncuk göz yaşlarım,\nSevdaya ben mezar kazdım,ayyüke çıktı düşlerim.\n\nAşkımı esir ettiler,kalbimi kırıp gittiler,\nSevenlerim birer,birer,hülyalarım terk ettiler,\nYok oldu bak hücrelerim,kabus oldu gecelerim,\nSonsuza dek bitmek bilmez,sebepsiz bu acılarım.\n\nYollarım hep diken oldu,mor sünbüle hasret kaldı,\nTesellim hep karanlıklar,felek beni benden aldı,\nAldı kırmızı gülümü,verdi bana bu zülümü,\nKırdı kanadım kolumu,çok gördü bana ölümü.\n\nAcılarla şiir yazdım,bu hayattan artık bezdim,\nGecelere mısra dizdim,zalım dunya sana kızdım,\nYoruldum ben bu alemde,bundan böyle sevmem artık,\nMor menekşe bağım olsa,bundan böyle dermem artık.\n\nKaracayım sitemim yok,hiç kimseye matemim yok,\nHilla hurda bilmez özüm,kader böyle katemim yok,\nMevlam af eylesin bizi,pür nur etsin cümlemizi,\nSevenleri kavuştursun,nurlandırsın hanemizi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül kararır ve katılaşır...",
        "poet": "Mustafa Cilasun",
        "poem": "\n\nYar...\nBir olana bağlan\nOna kul olmanın haşyetiyle yan\nHer umudunda aşk ve sevdasına inan\nAkıl ve iraden için ilim, irfansız bir yol olmayacağına kan\nHesapsız akıl beladır, Nefs tahayyül edemeyeceğin kadar büyük canavardır\nYaşamaktan maksat hak ve hakikat için adanmaktır, yoksa aşk ve sevda niçin ardır\nRuhunda ve kalbinde mavera heyecanı yoksa ihsan ve ihlâs çok uzaksa gönül kararır ve katılaşır...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Kırılsada Umut Tükenmezya",
        "poet": "Ali Vural",
        "poem": "\n\nGönül kırılsada UMUT tükenmezya \nBu hayaat bahşaolmuş size\nGönül kırılsada umut tükenmezya\nKar taneleri lapa lapa yağar\nMevsimse bahar\nSırada nisan yağmurları var\nDoğa yeniden başlar hayata\nYazın doruktadır\nGül mevsimi\nSonbaharmı\nİşte o hepimizin hazanı\nSonun başlangıcı\nKış var ya kış\nYeniden doğmaya sığındığımız kara toprak gibi\nBitmez bu hayat anlasana.......................\nGönül kırılsada UMUT tükenmezya \n\nÜlkü DEDE\n\n--------------------\nKonu Ali VURAL (ÜLKÜ DEDE)  tarafından (04-23-2008 Saat 10:00 PM)  değiştirilmiştir..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Kapısı",
        "poet": "Kemal Ceyhan 2",
        "poem": "\n\nGönül kapısı bu güzelim..! Başka kapılara hiç benzemez.Her misafiri ağırlar,gönlün her odasına açıktır.Güvenirsin buyur edersin,yıllar yılı o kapıdan kimler girer kimler çıkar,bilemezsin.Kimisi kalıcıdır,kimisi can yakıcı..Kimisine iyiki gelmiş dersin,kimisi varlığıyla pişman eder.Bazen bir bakmışsın çok seversin,ama ne olursa olsun bir kapı vardırki gönülde,anlatılmaz.Yıllar yılı gönlü bir eve benzetir dururum.Evet bahçesinde çiçekleri,gülleri,hatta kelebekleri bile olan bir eve.Oda odadır gönül.Hayatınıza giren her kişi ayrı odalarda yer alır.Kimi gelir misafir gibi,kimi gider,gönül cenaze evi; ama bir kapı vardırki gönülde anlatılmaz.Anahtarı sadece birindendir,içini açsan boğulur kalırsın; kocaman,derin,büyük bir okyanus gibi.Dışına baksan çiçeklerle çevrili bir bahçe,dikenleri batsada gülü yine istersin.Ama öyle bir kapı vardırki gönülde,anlatılmaz.Kimisi ansızın gelir,kimisi anlamadığın bir anda çeker ve gider.Gidenler içinde sebepler çoktur aslında.Sevmeye bahane arar kalan.Ama şu varki kapının koluna uzanacak yaşa geldiğinde, gitmeyi öğrenir insan.Herkesin ayrı bir odası vardır gönülde.\tGelip geçici dediklerin,sıradan olanlar misafir odasında durur.Zaten çok sürmez misafir gibi çeker gider.Yalnız bir kişiyle yatarsın,oda o kapının ardında.Öyle bir kapı vardırki gönülde anlatılmaz,yaşanır.Yarinde durur o kapının anahtarı.O anahatarı teslim ettiğin günden sonra, oradan istesede çıkamaz.Gönül kapısı bu güzelim,başka anahtarla açılmaz.Eğer yarin birgün mecburen ayrı düşerse kapından,o gönül hep onun evidir.Ve unutmaki her gidiş bir ayrılık değil,Çünkü bazen ne kadar uzağa gidersen git,bir kapı varki.. anahtarı hep aynı yerdedir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Kıran Mevsim",
        "poet": "Ahmet Hakan Yılmaztürk",
        "poem": "\n\ntecrübelerle sabit olmalı ki denmiş \nsarı tonların tahta paletine sonbahar\nneleri sonlandırdığını yaşayan bilir\n\nyaprağı dökülmüş duygularda hazan\ngüneşin soğuk yüzü, dalların ıslığı güz\nson göçmen kuşun gurbet vakti sonbahar\n\nhepsi hüznün tarifi, aşkların son demi\nahı bastıkça hışırdayan kuru acıların \nçağrısı sular seller gibi gözyaşlarının\n\ntakvimlerden koparılmalı günlerin gamı\ngözümde canlanan eski buruklukların\nmücbir sebebi o gönüller kıran mevsim\n\ntecrübelerle sabit olmalı ki denmiş \nsarı tonların tahta paletine sonbahar\nneleri sonlandırdığını yaşayan bilir\n\n28.12.2004\n\n***Samanyolu Grubunun 2K1Ş 'İki Kelime Bir Şiir' Aktivitesi için kaleme alınmıştır. 15. Hafta Kelimeleri: ''SONBAHAR ve AŞK'\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül kapısı",
        "poet": "Mehmet Sıddık Şengül",
        "poem": "\n\nVardım gönül kapısına\nDokunsam teline zülfün\nBin ahu zar dökülecek\nHarap eyledi beni ancak\n\nTakatı yok yük çekmeye\nİhanet sehpasına oturmuş\nMahkumiyet edası var\nHarap eyledi beni ancak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Kırmak Niye",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nÜç beş günlük dünyâ için gönül kırmak niye? \nGeldik cihânâ sevelim sevilelim diye\n\n(29 Aralık 2005/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Kırma",
        "poet": "Muallim Ayhan Bingöl",
        "poem": "\n\nesme rüzgâr acı acı\ngönül denen gül ağacı\nkırma dil sen gönle acı\niki cihanda bu gönül\nsenden olur hep davacı\n..................................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül koymak",
        "poet": "Cemil Özdemir",
        "poem": "\n\nGönül koymak bizim işimiz değil\nHerkeste haddini bilmeli  bence\nEğer saygı duyuyorsam ben sana\nArarsın bak beni veda edince\n\nBizim gönlümüzde yatan bellidir\nDiyorlarki bana zaten evlidir\nArt niyet düşünen bence delidir\nGönül koymak bizim haddimiz değil\n\nSana saygı duydum aptalmı saydın\nKimbilir kimlerin aşkına yandın\nSen belkide beni sevecek sandın\nBizim gönlümüzden yar satmak olmaz\n\nBelki hayat sana cömert davrandı\nBelkide yel esti savruldun kaldın\nBelki bence kıştın belki bahardın\nHazan vurmuş sana şuçlu benmiyim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Köprüsü",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nSevgilerle kuralım, kalbe gönül köprüsü\nSarsın ruhu bir hülya, olsun aşkın örtüsü\nOlmasın elem keder, hayat ömür törpüsü\nSarsın ruhu bir hülya, olsun aşkın örtüsü \n\nNOT: Bu şiir Av.Fahri BİLDİK bey tarafından bestelenmiştir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül köşkü",
        "poet": "Mahmudiye Düzkaya",
        "poem": "\n\nAl beni gönlüne gönlüne,\nGönlünün köşküne, \nKiraz gibi dudaklarını, \nÖpsem her mevsimde.\n\nSevdam türkü olsaydı,\nGönül sazımda çalsaydı, \nEle sevdirmem onu, \nYar gönlümde olsaydı.\n\nBuralarda hüzün var,\nHüzün kokar baharlar\nHüzzam çalar şarkılar,\nŞarkılarda hasret var.\n\nAl beni gönlüne gönlüne,\nGönlünün köşküne, \nKiraz gibi dudaklarını, \nÖpsem her mevsimde.\n\nMızrap kırk saz çalmaz,\nGönül kırık gül açmaz,\nGül kurusu akşamlar,\nSolar sensiz baharlar.\n\nBuralarda hüzün var,\nHüzün kokar baharlar\nHüzzam çalar şarkılar,\nŞarkılarda hasret var.\n\nAl beni gönlüne gönlüne,\nGönlünün köşküne, \nKiraz gibi dudaklarını, \nÖpsem her mevsimde.\n\nİncinir gönlüm üzersen,\nÖlür ruhum gidersen, \nSensiz nefes alamam,\nAşkım sensiz olamam.\n\nBuralarda hüzün var,\nHüzün kokar baharlar\nHüzzam çalar şarkılar,\nŞarkılarda hasret var.\n\nAl beni gönlüne gönlüne,\nGönlünün köşküne, \nKiraz gibi dudaklarını, \nÖpsem her mevsimde.\n\nMAHMUDİYE DÜZKAYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Kuşu Eski Yuvadan Uçtu",
        "poet": "Kul Himmet",
        "poem": "\n\nGönül kuşu eski yuvadan uçtu\nGiden gelsin bizimle dost iline\nKaterler bağlandı kafile göçtü\nGiden gelsin bizimle dost iline\n\nAşk eseri olan karar bağlamaz \nYüreğinde derd olmayan ağlamaz\nBizi bu yerlerde kimse eğlemez\nGiden gelsin bizimle aşk iline\n\nBir garibim adım sanım anılmaz \nYüreğimde yaram vardır onulmaz\nAşk deryası cuş eyledi yenilmez\nGiden gelsin bizimle aşk iline\n\nLeyl-ü nehar akar çeşmimin yaşı \nDost yoluna koyup can ile başı\nAşk ile geçelim dağ ile taşı\nGiden gelsin bizimle aşk iline\n\nDerviş Himmet aydır onu bilenler \nMedhin okur anda varıp gelenler\nDelilimiz oldu pirler erenler\nGiden gelsin bizimle aşk iline\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Limanı",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nGemiler kalkacak bir gün\nBu gönül limanından kadınım\nGemiler ki; \nKarşılıksız sevgileri taşıyacak\nMendiller sallanacak ayrılıktan yana\nBenim mendilim hüzünlü\nBenim mendilim yaşlı olacak...\nSenin mendilin beyaz\nSenin mendilin kupkuru\nGözlerinse hafiften yeşile çalacak\nBir iskelede yalnız kalacağım\nAramızda koca koca dalgalar\nİnsafsızca mesafeler\nBir ucunda sen bir ucunda ben\nGünlerim yıllara bedel olacak kadınım\nGel de\nBekle bekleye bilirsen...\n\n30 / 12 / 2005  Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Meyhanedir!",
        "poet": "Fuat Gürsoy",
        "poem": "\n\nGÖNÜL MEYHANEDİR..+\nÜzümünü yede  sıkma suyunu\nGönül meyhanedir aşk kadehte mey\nSenin aşkın her an oynar oyunu\nGönül meyhanedir aşk kadehte mey\n\nEzelden içmişim aşk sarhoşuyum\nSeven gönüllerin ben bir hoşuyum\nSen bu yolun düzü ben yokuşuyum\nGönül meyhanedir aşk kadehte mey\n\nKadehler dolsun da içilsin meyler\nGönül zaten sarhoş o meyi neyler\nBen aşığım aşık ağalar beyler\nGönül meyhanedir aşk kadehte mey\n\nDoğuştan sarhoşum aşkın yüzünden\nHiç gülmedi yüzüm aşka hüzünden\nÖlmeye razıyım inan ki dünden\nGönül meyhanedir aşk kadehte mey\nFuat GÜRSOY.AYDIN.10.04.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül    Kuşu",
        "poet": "İnci Germenliler",
        "poem": "\n\nBir kuş kondu gönlüme\nKeşke konmaz olaydı\nSevmesem ölesiye\n'Kış' demesi kolaydı\n\nGönül kuşu ansızın\nSon yurduna gidince\nBel bağladım şiire\nDinsin diye kalp sızım\n\nO gün bugün cansızım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Meyvem",
        "poet": "Ayşegül Atalay",
        "poem": "\n\nBen bir abanoz ağacıyım\nDünyaya meydan okuyan, boyu bulutlara değen.\nBir melek kondu dallarıma, Güneş'i  kendine köle eden\nEritti içimdeki sertliği, aldı bendeki siyahlığı\nSaçtı dört bir yana yüreğindeki şefkati\n\nBen bir abanoz ağacıyım boyu bulutlara değen.\nDüştü gökyüzünden koynuma,\nDokundu küçücük elleriyle bedenime.\nAdını cennet koydum. Cennet kokulu\nGönül meyvemin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Mezarlığı",
        "poet": "Tahsin Kıyak",
        "poem": "\n\nmezarın kalbimin dibinde\nüzerine toprak yerine\nçektiğim acıları taşıdım\ngözgözü görmez bir gecede\nbüyük göç var \naşkın çehresinden öte\nkoşuyoruz peş peşe\nbilmiyoruz ki nereye.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül narım",
        "poet": "A. Yüksel Şanlıer",
        "poem": "\n\n[ italik ] \nSevdiğim canım, yolunda hake yeksan olduğum,\nHasretiyle yandığım ve de, yüzünden solduğum,\nAşkla yandığım! yakan cana da, kurban olduğum,\nGel hazan gülüm! gönül narı, hayaller kurduğum.\n\nNerde şimdi! mehtabın, halesi düşmüş gözlerin,\nSöyle mehtabım! neden, niye sararmış yüzlerin,\nŞarkılarda dillenir! hala,  gönülden sözlerin,\nGel hazan gülüm! gönül narı, hayaller kurduğum.\n [ /italik ]\n(Fâ i lâ tü,/ Fâ i lâ tü, / Fe i lâ tün,/Fâ i lün) \n\nA.Yüksel Şanlıer\n07 Kasım 2008-11-10\nANTALYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Muhabbetleri (11)",
        "poet": "Murat Nail Güney",
        "poem": "\n\nKısacık ömürde başa geleni,\nYazsak upuzun bir roman olacak.\nÇeke-çeke bitmez gönül çilesi,\nOnu anlamaya zaman olacak…\n\nHer havadan çaldın keyfine göre,\nYarenlik etmesek, aman olacak,\nKah güneş açarsın, kah boran tipi,\nKorkarım sonumuz duman olacak…\n\nGönül, coşkun seller gibi kudurdun,\nKabına sığmadın, çağladın durdun,\nBağımda açan her gülü soldurdun,\nYaprağın döküldü, dalın solacak…\n\nHep sahnede kalır hayat oyunu,\nUmmadığın zaman, kazar kuyunu,\nKaynaktan kestirir hayat suyunu,\nÇatlayan toprağın sana kalacak…\n\nGel artık, haline şükret ne varsa,\nTanrı sarar, yaralarını sarsa,\nMekan tut, dolaşma Edirne, Kars’a,\nHaline kargalar bile gülecek…\n\nBodrum sana yeter, yeşil-mavi var,\nBak ne güzel uçar, kuşlar,martılar,\nBu kadar hercai olma, zaman dar,\nİnsan bunun kıymetini bilecek…\n\nMuradım sen sıkı adamsın, korkma,\nHer dala uzanıp aşağı sarkma,\nYine de dostunu yalnız bırakma,\nÇok da, az da olsa, dostun olacak…\n\nKoş yine, koşmasa sana hiç biri,\nSen zaten sevmezsin gurur, kibir’i,\nKusursuz ne var ki;  yok böyle biri,\nOlursa, dillere destan olacak…\n\n21/02/2005   Bodrum    Murat Nail Güney\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Misafirim Sensin",
        "poet": "Cemil Öksüz",
        "poem": "\n\nG............Gönül misafirim sensin,neşemsin,herşeyimsin..\nÖ............Ömrüm baharı geçiyor,gel ey cânan nerdesin..\nN............Neden, neden söyle neden? aşık oldum sana birden..\nÜ............Ümitlere hayallere kapılıverdim aniden..\nL............Lâyık değil mi u sevda,gelmeden deme elveda..\n\nM............Mutluluğun bana yeter,canım senin için feda..\nİ............İnildiyor yine gönül,ızdırap çektiği belli..\nS............Sevgilisinden ayrılmış,her zamankinden kederli..\nA............Âfâka yükselir ahım,acılarla arkadaşım..\nF............Feryad-u figan eylerim,beladan kurtulmaz başım..\nİ............İnsaf,kerem, lütuf sende,düşürme beni bu derde..\nR............Rüzgâr gibi esip geçme,gel ağlatma seherlerde..\nİ............İnkâr etmen dogru olmaz,aşkımızın yeminini..\nM............Muntazırım,uzun yıllar çekiyorum özlemini..\n\nS............Solmadan gel ümitlerim,yıllardır seni beklerim..\nE............Elem,acı,sevenlerin,aşk süsüdür gönüllerin..\nN............Ne ızdırap ne bir keder,gelirsen kaybolur gider..\nS............Seni sevmek büyük değer,sevmek mutlulukmuş meğer..\nİ............İncinmeden şu gönüller yakın olsun birbirine..\nN............Ne gün hoşgeldin der kalbin şu gönül misafirine? \n\n...........................................................24.03.1975 Rize......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Muktezası",
        "poet": "Ahmet Süreyya Durna",
        "poem": "\n\nUslu musun,deli misin gönül sen! \nAşk sazının teli misin gönül sen! \nYoksa poyraz yeli misin gönül sen,\nEse ese ben de hâl mi bıraktın; \n\nUmduğun dağlara kar yağdı gönül,\nUmduğun dağlara kar yağdı gene.\n                   ***\nBir hayâl uğruna koştun son sürat,\nDeğişmedi sendeki bu nakarat.\nDüşmanıma surat,dostuma surat,\nAsa asa ben de hâl mi bıraktın; \n\nUmduğun dağlara kar yağdı gönül,\nUmduğun dağlara kar yağdı gene.\n                   ***\nDoğduğuma pişman ettin bin kere,\nTaş attın,usandım gül vere vere.\nYıllardır sebepsiz,lüzumsuz yere,\nKüse küse ben de hâl mi bıraktın; \n\nUmduğun dağlara kar yağdı gönül,\nUmduğun dağlara kar yağdı gene.\n                   ***\nVarlığım âlemde bir ölü şehir,\nGam ile yoğrulmak kaderim zâhir.\n“Ya sabır” dedikçe,üstüme zehir,\nKusa kusa ben de hâl mi bıraktın; \n\nUmduğun dağlara kar yağdı gönül,\nUmduğun dağlara kar yağdı gene.\n                   ***\nGönül gayrı çekemem bu çalımı,\nAl şu gitarını,ver kavalımı! .\nSalkım salkım meyve yüklü dalımı,\nKese kese ben de hâl mi bıraktın; \n\nUmduğun dağlara kar yağdı gönül,\nUmduğun dağlara kar yağdı gene.\n\n                        Ahmet Süreyya DURNA\n\nŞafak Taarruzu (Şiirler)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Nasıl Vaz Gele..?",
        "poet": "Durak Yiğit",
        "poem": "\n\nVurdukça delinir yaralı bağrım\nDinmiyor içimde sızlıyor ağrım.\nHep cevapsız kalır nedense çağrım? \n,,,,,Şu dağlara bahar gele yaz gele\n,,,,,YÂR gelmezse gönül nasıl vaz gele\n\nBekle garib gönül,bekle sen hele\nViran dağa bahar gele yaz gele\nFerhat olup DURAK dağları dele\n,,,,,Şu dağlara bahar gele yaz gele\n,,,,,YÂR gelmezse gönül nasıl vaz gele\n\nAşk bağının gülü sümbülü solar\nUzaktan YÂR seven saçların yolar\nYürek yaralıdır gam keder dolar\n,,,,,Şu dağlara bahar gele yaz gele\n,,,,,YÂR gelmezse gönül nasıl vaz gele\n\nDer DURAK’ım sevda düştü serime\nKarışsaydı YÂR’in teri terime\nBen ölünce kim gelecek yerime? \n,,,,,Şu dağlara bahar gele yaz gele\n,,,,,YÂR gelmezse gönül nasıl vaz gele\n\nDurak YİĞİT\nGönüllerin Şairi\nKOCAELİ\n\nKalktımı ola karlı dağın dumanı\nŞimdi bizim elin yayla zamnı\nEllerle savrulmaz gönül harmanı\n,,,,,Şu dağlara bahar gele yaz gele\n,,,,,YÂR gelmezse gönül nasıl vaz gele\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Ne Yapsın",
        "poet": "Orhan Kartalcı",
        "poem": "\n\nNe kadar da güzel olsa gözleri,\nYalansa sevgisi gönül ne yapsın.\nkedermiş bedeli onu sevmenin.\nAşk sarhoşu olmuş gönül ne yapsın.\n\nHayatım mahvoldu sevgi uğruna,\nAcılar kuruldu gönül tahtına.\nYaptıkları elbet kalmaz yanına...\nİnsafsızsa kader gönül ne yapsın.\n\nAvutmuyor artık gelecek günler; \nMaziden yadigar çektiğim dertler.\nYaşıyorsam şimdi garip derbeder,\nVuslatı bekleyen gönül ne yapsın.\n\nYazan: Orhan KARTALCI(sivas/merkez)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Ne Beklersin",
        "poet": "Efgani",
        "poem": "\n\nGönül ne beklersin gurbet ellerde\nGidelim sılaya gayri yaz geldi\nAçıldı laleler susam sümbüller\nDağlar kemha giymiş allı yaz geldi\n\nHasretin figanı durmadan başlar\nAkıyor gözümden kan ile yaşlar\nÇiçek devşirmeğe arılar işler\nKovanlar meydanda ballı yaz geldi\n\nDoğrusunu düşün dalma derine\nGüzeller çıkıyor seyran yerine\nEfgani de sazın almış eline\nAğlayarak çalar telli yaz geldi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül nihahı..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Ayrılık,Sitem..\n\nBu beraberliği bir ömür sürdürmek için\nKıymıştık seninle gönül nikahı\nBir yaşam boyu aşkımız için\nŞahit göstermiştik yüce Allah'ı..\n\nMutluluk içinde aşık olupta\nİçimizde delice yangın olupta\nBir kuş kanadında uçarken sevda\nSeninle sevişirken neden ayrıldık..\n\nŞimdi ikimizde yalnız kalpleriz\nNeden ayrıldık diye sitem ederiz\nAçılmaz dışarıya bir penceremiz\nSeninle sevişirken neden ayrıldık..\n\nSanki yaşanmamış gibi onca duyguyu\nBir kenara bıraktık güzel tutkuyu\nKadere yükledik ikimiz suçu\nSeninle sevişirken neden ayrıldık..\n\nBelirlenmişti düğün tarihi\nHazırlanacaktı gelin çiçeği\nHeba ettik mutluluğu baldan peteği\nSeninle sevişirken neden ayrıldık..\n\nŞimdi ikimizdede hazin bir hüsran\nYalnızlık oldu aşka hükümran\nAyrılığa vurgun gitti gönül nikahı\nSeninle sevdalıyken neden ayrıldık..\n\nTarih:28.02.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Ne Etsin",
        "poet": "Ayhan Okumuş",
        "poem": "\n\n\n\nHer bayram gelende yakarlar kına\nÖmrüm geldi geçti doymadım sana\nÇok özledim  çıkta gel allah aşkına\nŞu deli gönlümde bir bayram etsin\n\nHerkes birbirini öpüp koklaşır\nBütün dargınlarsa bugün barışır\nBana bayram değil ölüm yakışır\nAlev alev yanan tenim ne etsin\n\nBu bayramda olsun görseydim seni\nTenini   okşayıpta   sevseydim   seni\nPerişan  haldeyim görseydin beni\nYine efkar doldu gönül ne etsin\n\nBayramın mübarek olsun diyorum\nYüreğin mutluluk dolsun diyorum\nYolun bahtın açık olsun diyorum\nBeddua bilmeyen dilim ne etsin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül,Özgür Çocuk",
        "poet": "Şule Akşit",
        "poem": "\n\nGönül, özgür çocuk,firari,\nAkıl,akıl oyunları yaparken\nGönül yalın ayak çoktan gitmişti\nAkşam ezanı sokakta oynayan \nÇocuğu çağıran anne gibi\nAkıl,gönüle sesleniyordu,\nEve gir baban gelecek şimdi...\nGönül, gözü kara,özgür çocuk firari,\nNe zaman aklı dinledi ki,\nAlt tarafı iki tokattı yiyeceği\nŞu özgür şen kahkaha \nBuna değmezmiydi...\nAkıl,gönlü çekiştirse ne fayda\nGönül özgür çocuk firari...\nAkıl ermez,hesaba uymaz,\nGönül bu durmaz...\nAklın aklı durdu,\nBu işler ne ara oldu...\nİpin ucu kaçmıştı besbelli\nO da gönüle uydu... \nGökten kaç elma düştü bilmem\nAma ikiside mutluydu...\nHesap kitap tetbir korku... \nBunca zaman mutsuzluk diz boyu,\nHep akıl kazanıyordu...\nGönül,gözü kara özgür çocuk,\nYılmadı,haylaz kerata,\nYendi akıl denen korkağı\nSonunda mutlu oldu....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül okyanusun suyudur sevgi",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nGönüllerde olmuş sevgi umut \nKalplerin fethinin sırrıdır sevgi \nmana Sevgi soyut, sevgi somut \nGönlün kapsının anahtarı sevgi \n\nSevgi mutluluk, sevgi insanlık \nSevgi gizem, sevgi gözle bakış \nSevgi dokunan gönülde nakış \nGönüllerin açılış kapısıdır sevgi \n\nSevgi kısmettir, sevgi selamet \nSevgi devlettir, sevgi servet \nSevgi gönülden gönüle sohbet \nÖmrün manası tuzu biberi sevgi \n\nSevgi insanların doğan güneşi \nSevgi gönüllerin de fildişi kulesi \nSevgi akan çeşmenin içilen tası \nGönül okyanusun suyudur sevgi \n\nHalil ÇOLAK 08.08.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül penceresi...",
        "poet": "Talat Özgen",
        "poem": "\n\nEger bir kus olsaydim\nIlk isim sana ucmak olurdu\nOlamiyacagima göre\nBasladim yine kara kara düsünmeye\n\nDiyelim ki bir kus oldum\nVe sana ucmaya yola koyuldum\nHicte aklima gelmedi\nBirde acmazsan pencereyi\n\nDemek ki bir kus olup olmamak\nBir cözüm olmaya sans vermiyor\nVe anladim ki en sonunda\nGönül gönül penceresini aralayamiyorsa\n\n(Berlin,14.06.2009) e\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Penceresi",
        "poet": "Mücahit Fukara",
        "poem": "\n\nAy, Yıldızlar, Gökyüzü \nHep Yeşildi Bu Gece.\nGönül penceresinden,\nSenmi Baktın Gizlice.\n\n\n"
    },
    {
        "title": ".Gönül Parça Parça Har...Mısraların Gayri Resmi Geçidi.",
        "poet": "Cevat Varlı",
        "poem": "\n\nÖnden Giden Bakışlar\n\nÖnden giden bakışları neyleyim\nBana gözlerinin harı gerekli\nGöstermelik akışları neyleyim\nYüreğinin ahu zarı gerekli\n................................................\n\nSitem Hasrete Yoldaş\n\nSitemi hasrete yoldaş eyledim\nİlk durakta sitem geriye döndü\nAnlaşılsın diye hece söyledim\nŞiirin manası griye döndü\n....................................................\n\nAşk Var\n\nAşk var aşıkları var\nSır var maşukları var\nGün saklansa bile\nYolda ışıkları var\n.....................................................\n\nHayatı Tam Eyle\n\nHayatı tam eyle eceli çağır\nO gelince gönül kayıp olmasın\nIstanbul'dan başka bir güzel şehir\nArama ki dostum ayıp olmasın\n.......................................................\n\nKime Hasret Çeker Yolların Özü\n\nKime hasret çeker yolların özü\nVar ulaş menzile sor da gel hele\nVucut binasına bağlama sözü\nGüler halinize dost ve el hele\nSöndürür ateşi volkanı közü\nTipisi yağmuru bir de sel hele\nÜstünüzde gezer semanın yüzü\nBakar yüzünüze bakar gül hele\n.........................................................\n\nBüyükler Tuğrayı Ukbaya Vurdu\n\nBüyükler tuğrayı ukbaya vurdu\nKüçükler mehtaba çıktı gidiyor\nDağlar el bağladı kıyama durdu\nTümsekler edebi yıktı gidiyor\n\nSen ben kavgasıdır davamız şimdi\nKibirle sulandı ovamız şimdi\nPek de yaman oldu havamız şimdi\nBulutlar perdeyi çekti gidiyor\n...................................................\n\n\n20.08.2010\nÜmraniye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Perdesi",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nBabam ne çınar oldu ne de ağaç\nYenmez bilirsiniz yoktur meyvesi\nSever her çocukta, tomurcuk ağaç\nGölgesiydi saran gönül perdesi\n\nAğladığı kadar, yanar o gözler\nBabamdı beni hep, uzaktan izler\nKalp yaralanmaz sa,tükenmez sözler\nGölgesiydi saran gönül perdesi\n\nSevgi ve merhamet, insan içinde\nSevda bir nehirdir, akar içinde\nKötülük kir tutmaz, yansa içinde\nGölgesiydi saran gönül perdesi\nBahattin Tonbul\n16.6.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Pınarı",
        "poet": "Turgut Çakır",
        "poem": "\n\nAy ışığı doğmuş gözlerine\nGözlerin pırıl pırıl yanıyor\nNe güzel\nNe güzel yıldız gözlüm\nGece ışığında\nUzaya gitmen\nNe güzel\n\nNe güzel yıldız gözlüm\nAşk pınarından su içmen\nNe güzel\nNe güzel yıldız gözlüm\nGece ışığında\nŞarkılar söylemen\nNe güzel\n\nBirlikte söyleyelim şarkıları\nAşk gözleri ışıldasın\nGece ışığında\nGönül pınarı aksın kalbimize\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Sahrasında Hakkı Ararsan",
        "poet": "Mehmet Gönüllü",
        "poem": "\n\n- 17 –\nGönül Sahrasında Hakkı Ararsan\nTevhit Deryasından Geçmeden Olmaz\nNefis Harmanını Biçmeden Olmaz\nAllah İçin Allah Demeden Olmaz\n\nGönül Kapısından Girmek Dilersen\nDünya Sevgisinden Geçmeden Olmaz\nEfal Sıfat Zatı Görmeden Olmaz\nAllah İçin Allah Demeden Olmaz\n\nGönül Sarayında Vuslat Bekleyen\nBir Gönül Ehline Varmadan Olmaz\nDünya Kazanında Pişmeden Olmaz\nAllah İçin Allah Demeden Olmaz\n\nGönül Bahçesinde İstersen Bülbül\nGül Olmayan Bahçeye Konmaz Bülbül\nGülün Dikenini Sevmeden Olmaz\nAllah İçin Allah Demeden Olmaz\n\nGönül Kıblesini Bulmadan Olmaz\nHak Olan Mürşide Varmadan Olmaz \nNefis Ateşinde Yanmadan Olmaz\nAllah İçin Allah Demeden Olmaz\n\nGönül Ateşinde Yakarsan Varın\nHar Olurda Gider Gönül Darın\nÜzerinden Dehir Geçmeden Olmaz\nAllah İçin Allah Demeden Olmaz\n\nGönül Kıblesine Girmek Dilersen\nGönül Sultanını Bulmadan Olmaz\nMelamet Nişanını Takmadan Olmaz\nAllah İçin Allah Demeden Olmaz\n\nGönüllü Gönlünde Tahtını Kuran\nHüseyin Sabriye Varmadan Olmaz\nTevhit Potasında Yanmadan Olmaz\nAllah İçin Allah Demeden Olmaz.\n\n 30.1.2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Rahlesi",
        "poet": "İbrahim Halil Demir",
        "poem": "\n\nAşkını bıraktım gönül rahlesine,\nOkudum, okudum, okudum, habire\nNadide sevdanı cizdim gönül gergefine\nDokudum, dokudum, dokudum, habire.\n\nAldım karşıma gönül tuvalini,\nGül vechini resmettim, resmettim, habire\nGözlerimin önüne getirince hayalini,\nSabrettim, sabrettim, sabrettim habire.\n\nGirdim aşkın karanlık çıkmazına,\nKorktum, korktum, korktum habire\nDüştüm feleğin mahirce dokunmuş ağına,\nÇırpındım, çırpındım, durdum, habire.\n\nÖğrenci oldum aşkın mektebinde,\nSevdaları ezberledim, ezberledim, habire.\nVerdiler kağıt kalemi elime,\nAşkını yazdım, yazdım, yazdım, habire.\n07/Aralık/2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Sana Sevgi Gerek",
        "poet": "Eşref Boyraz",
        "poem": "\n\nKanatsız uçar, Kanatlı düşersin\nHem ağlar, Hem gülersin\nBazan soğuk, Bazan sıcaksın\nGönül sana, Sevgi gerek\n\nFerman olur, \nFerman dinlemezsin\nHem tatlı, Hem acısın\nBazan cesur, Bazan korkaksın\nGönül sana, Sevgi gerek\n\nBal veren Arı,\nZehirli yılan gibisin,\nHem sever, Hem döversin\nBazan saray, Bazan viransın\nGönül sana, Sevgi gerek\n\nBir kurudağ, \nGüzel bir bağ, olursun\nHem kırar, Hem kırılırsın\nBazan zeki, Bazan aptalsın\nGönül sana, Sevgi gerek\n\nIrmak olur, çağlar, \nÇöl olur, ağlarsın\nHem genç, Hem yaşlısın\nBazan tok, Bazan açsın\nGönül sana, Sevgi gerek\n\nİğne olur yare diker, \nNeşter olur kesersin\nHem yazar, Hem bozarsın\nBazan Şeytan, Bazan Meleksin\nGönül sana, Sevgi gerek\n\nPenceren açık, \nKapın olur, kapalı\nHem aydınlık, Hem karanlık\nBazan Eşref, Bazan Eşeksin\nGönül sana, Sevgi gerek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Seferberliği",
        "poet": "Hikmet Okuyar",
        "poem": "\n\nBarınmaz gönlümüzde ne ihtiras ne haset..\nBütün varlığımızla vatanın olacağız.\nSade insan değiliz birkaç kemik, biraz et..\nDestanlarla yaşayıp, ebedi kalacağız.\n\nEngeller kırılacak zehir olsa aşımız,\nÇelikten birer kurşun her damla gözyaşımız.\nYarı yolda ölse de silah arkadaşımız..\nYüce dileğe doğru yine kol salacağız.\n\nDurmak dinlenmek yok gideceğiz ileri,\nKaynağımızda belli uzağın yakın yeri.\nYıldırımdan şimşekten kopan gönül erleri..\nAteşe atılacak denize dalacağız.\n\nGençliğimiz üstüne and içtik feda olsun.\nYeni şahlanışlarla devletimiz güç bulsun.\nDostlara haber saldık isterse düşman bilsin..\nMukaddes vatan için can verip öleceğiz.\n\nÜlkümüz senden yana dalgalan şanlı bayrak,\nKapanacak mutlaka aradaki büyük fark.\nBir zaferin sonunda..Bir bayram sabahında..\nRuhumuz dinlenecek, bahtiyar olacağız...\n\n \n\n30 Ağustos 1974, ŞEBİNKARAHİSAR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Sarayım Yıkıldı",
        "poet": "Mehmet Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nMelül gözlerim hiç bahar, yaz görmedi\nDalım elimde kurudu gül vermedi\nGelen, giden olur diye yol gözledim\nŞirpençem azdı, vefasız yâr gelmedi\n\nKarakış hep beni dertten derde saldı\nYaramı deşti, umutlarımı çaldı\nBen hep kendi halime ağlar giderim\nGönül sarayım yıkıldı, öyle kaldı\n\nTüm zenginler birleştiler oldular tröst\nTükettiler beni, benden kaldı bir post\nYoksulluk, fukaralıkta bana kaldı\nHep bekledim, ne yâr geldi, nede dost\n\nSel geldi sular taştı, yine hep çölüm\nNerede kaldı? Beklediğim o ölüm\nYoksulluk geldi vurdu, tüketti beni\nBen şimdi paramparçayım, bin bir bölüm\n\nŞu dilim lal oldu, tükendi sözlerim\nŞimdi halım bu, hiç görmüyor gözlerim\nBahar olsa yaz gelse benim neyime\nBen, siz canlara iyi günler dilerim\n\n02.01.2014\nİstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Sen",
        "poet": "İlhan Koruyucu",
        "poem": "\n\ney gönül nedir çektiğim elinden\nne söylesem inan ki anlamıyorsun dilimden\neğer bir kez korkmuş olsaydım ölümden\nferyat figan eder düşerdim çölünden\nnedir anlamam bu kadar intizarın\nvar git işine sevgi hükümken...\n\nİlhan KORUYUCU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Sendin...",
        "poet": "Sezai Güler",
        "poem": "\n\nGönül güldü\nDöktürdün yaprak, oldun hazan.\nGönül bülbüldü\nGam ettin, ettirdin feryat figan.\nGönül saraydı\nHan eyledin, yıktın ettin viran.\nGönül sendin\nKan akıttın, hançerledin her an...\n\nS.Güler-2.6.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Sen Uslanmazsın",
        "poet": "Şükrü Topallar",
        "poem": "\n\nGönül sen uslanmazsın,\nYeni aşklar peşinden,\nKoşarsın yorulmazsın\nSanki bir arısın sen\n\nHer güzel senin için,\nBir çiçek olmuş niçin\nGezersin çiçek çiçek\nBal yapmazsın boş petek\n\nBir gün yorulacaksın,\nKonduğun en son çiçek,\nAşkıyla yanacaksın,\nSende uslanacaksın\n\nPetek petek odadan,\nOlacak güzel yuvan\nAna çiçek arıdan\nDoğacak çocukların\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Senden Başkasını Severmi",
        "poet": "Adem Ulutaş",
        "poem": "\n\nSevgi, sevgiliden görmediğim şey,\nHayat, sefasını sürmediğim şey,\nAcı, sevgiliye vermediğim şey,\nGönül senden başkasını sever mi?\nSensiz hayat yaşamaya değer mi?\n\nGurbet, yalnızlığı çektiğim yerdir,\nHer gece gözyaşı döktüğüm yerdir.\nYollar uzun uzun baktığım yerdir.\nGönül senden başkasını sever mi?\nSensiz hayat yaşamaya değer mi?\n\nSevda, ateşiyle yandığım nesne,\nNey, sevdamı söyler hadi nefesle,\nSıla, sana dönmek bin bir hevesle,\nGönül senden başkasını sever mi?\nSensiz hayat yaşamaya değer mi?\n\nSabır, acıları unutmak değil,\nSırrı unutmamak sır tutmak değil,\nErlik, yalan sözle avutmak değil,\nGönül senden başkasını sever mi?\nSensiz hayat yaşamaya değer mi?\n\nZaman içinde Hak zamanı saklar,\nYıllar saçımıza düşürür aklar,\nAdem öldüğün gün biter yasaklar,\nGönül senden başkasını sever mi?\nSensiz hayat yaşamaya değer mi?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül sensiz konaklarda yatmıyor.",
        "poet": "Zeki Şahbaz",
        "poem": "\n\nBir dengim olsa da yatsam dizine\nEliminen sürme çeksem gözüne\nGüvenemem ikrarına sözüne\nDün dediğin bu gün kini tutmuyor.\n\nAylar geçti yıllar geçti gelmedin\nSelam göndermedin haber vermedin\nDe falar ca unut mayı denedim\nGönül sen siz konaklarda yatmıyor.\n\nKirpik lerin kalem olmuş çiziyor\nSandım ölüm fermanımı yazıyor\nGurbet elde uzadıkça uzuyor\nGeceler bir asır töbe bitmiyor.\n\nGideyim gurbetde kalayım dedim\nKalıp oralarda öleyim dedim\nŞöyle bir başka yar seveyim dedim\nSoyka gönül seni hiç unutmuyor.\n\nDevrişoğlum şimdi nasıl güleyim\nAnlımda yazısın nasıl sileyim.\nÇok istedim bir başka yar seveyim\nSoysuz hayalin serim den gitmiyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Sesim",
        "poet": "Mustafa Erol",
        "poem": "\n\nGÖNÜL SESİM\n\nNasıl unutur ki, bu gönül seni.\nElbet senin gönlün, bilir gönlümü.\nRuhumdan silemez, hiçbir gül seni.\nSanma başka bir göz, deler gönlümü.\n\nİstikamet Mahşer, bilesin aşkta.\nMutlu olarak sen, gülesin aşkta.\nBu gönlüm başka ne, dilesin aşkta.\nSanma başka bir söz, çeler gönlümü.\n\nÂlem bilir gönlü, ben sana verdim.\nNesiller hep bilsin, ben sana erdim.\nEn güzel gülleri, ben sana derdim.\nSanma başka bir yüz, böler gönlümü.\n\nGönlüm harman yeri, her yer toz duman.\nBaşka gönle gönül, eyleme güman.\nÇünkü senden başka, her şey sap saman.\nBir tek senin aşkın, eler gönlümü.\n\nOoof cehennem gibi, yanıyor içim.\nHer gördüğünü sen, sanıyor içim.\nAdını her soluk, anıyor içim.\nSenden başka gönül, neyler gönlümü.\n\nMustafa EROL\n10.KASIM.2014\nManavgat / Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ela Güzele",
        "poet": "Sedat Kocabey",
        "poem": "\n\nELA GÜZELE\n\nGönlümün gönlüne düşmesi kader\nYanmışım gözleri bela güzele\nOnunla son buldu gönlümde keder\nYanmışım gözleri ela güzele\n\nBakışı içimi yaktı kavurdu\nSevda rüzgârıyla aldı savurdu\nMesken eylemişim doğduğu yurdu\nYanmışım gözleri ela güzele\n\nGönlümün sultanı tacı başımın\nEn büyük karıdır bunca yaşımın\nDeğişmez menüsü tatlı aşımın\nYanmışım gözleri ela güzele\n\nBaşını göğsüme koyup da uyu\nSensizlik ömrüme dipsiz bir kuyu\nSana çok alıştı bende beş duyu\nYanmışım gözleri ela güzele\n\nŞimdi her sevincim her düşüm senle\nYüzümde mutluluk gülüşüm senle\nBir lokma ekmeği bölüşüm senle\nYanmışım gözleri ela güzele\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Seviyor",
        "poet": "Talip Tekin",
        "poem": "\n\nTaş kalplide olsa vazgeçemiyorum\nKızma be arkadaş gönül seviyor\nVefasızda olsa,unutmuyorum\nAnla be arkadaş gönül seviyor\n\nVarsında yaksın hergün canımı\nBoşver akıtsın gözüm yaşını\nDüşünme sen kalpteki kırıklarımı\nKızma be arkadaş gönül seviyor\n\nHer gece kadehler meyler boşalır\nDinlenen her şarkı onu hatırlatır\nGövsümde kanayan yaram sızlanır\nAnla be arkadaş gönül seviyor\nKızma be arkadaş gönül çekiyor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül severse",
        "poet": "Mustafa Özke",
        "poem": "\n\nKar mı dağını özler dağ mı karını\nHasretin olur mu bugünü yarını\nKim demiş aşk birgün biter diye\nGönül severse terkeder diyarını\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Takvimi",
        "poet": "Mehmet Soysal",
        "poem": "\n\nSen kendini her ne kadar Şubat Yirmi dokuzu gibi özel görsen de,\nBir Yapraklık ömrün var Gönül Takvimim de...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Sultanı",
        "poet": "Ünal Akbulut",
        "poem": "\n\nHayal ufkuma ümid oluyor sesin.\nİlham bağımda ılık ılık nefesin.\nSensiz ömrü garip nasıl istesin.\nSen,\nGönlümün sultanı değilde ne'sin? \n.......\nBaharda tomurcuk bin bir hevesim.\nBülbüle hasret kaldı sırça kafesim.\nBenden sana hatıra o bir kaç resim.\nSen,\nGönlümün sultanı değilde ne'sin?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül şirazesi, dimağın muvazenesi, ruhun veçhesi!",
        "poet": "Mustafa Cilasun",
        "poem": "\n\nKime ne söylenir\nAkıl sahibi değil mi, tercihler mi kabahatlidir\nSosyal devinimler hangi saik indir, kader çaresizlik içindedir\nPeki, irade sahibine ne söylenecektir, nefs adına telakkiler bitecek midir? \n\nİmtihan kul içindir\nKul olmayan köleliğe tabidir, gönül esaret içindedir\nRuhun azabı ne çetindir, şevk ve sürur niçin ötelenmektedir\nHangi izana öğüt vermektedir, yoksa ibret almak bu kadar mı zahmetlidir\n\nDüşünmek’düş’ten türer\nDüşler ne kadar naiftir, umutla Hanif’tir, latiftir\nUmudunu yitiren bilmem ki nasıl bir figanın sefiridir, dert iledir\nSevda kararırsa akıl sukut eder, vicdan cehdeder, ruh böyle çileyi reddeder\n\nAkıl, irade, vicdan aşk iledir \nAşk, halin deruni liginde bekleyen vuslata tabiidir\nNefs, edebi için lütfedilmiş nasiptir, azim ve irade servet-i rahmettir\nMizan âlemler içinde ki ahenktir, nazar gâh olan kalp yoksa malay anilik midir? \n\nHaşyet hak için ülfettir\nİnşirah kalbin vazgeçilmezi, kemali yetin ehliyet ve edebidir\nİlim, ruhumu ve gönlümü ihya edecek tasavvurun şevk-i nişanesidir\nİdrak görmeyi, gerekçesiyle düşünmeyi, hakikat için cehdi emreden saiktir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Tellerindesin",
        "poet": "Ali Tekmil",
        "poem": "\n\niçimde ışkın halayı\niki temmuz bir mayıs\niki temmuz bir mayıs\nyed’iklimin ebesi\niçimde doksan üç hançer\nkanın alevden ayak sesi\n\nkoyu bir gölgedeyiz\nunutma yapıyoruz\nbir akrep seherini batırıyor\ntemmuz değil yelkovan\nuçuç böcekleri  ne ki\ngöğü kapatıyoruz\n\nsana varamam\nalkışına duramam sanıyordun\nöyle mi\naynaya bak filizlerin ecesi\ntopuğundan ilikledin kendini\nbil bakalım bin yıl kiminlesin\ngöklerin gözü aydın\ngönül tellerindesin! \n\nAli  Tekmil / 11.07.11\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Tedavülsüz",
        "poet": "İbrahim Şahin 2",
        "poem": "\n\nGönül dediğin kafeste bir kuş\nKafese girerse, bir başka kuş\nBir beden olursa, bir başka kuş\nKafes altın bezeli koca saray olur\n\nKafese girerse başka kuş\nAyrı beden ve de ayrı lisan\nKafes dar gelir, yırtar gönül\nKafes zindan kale, gönül tutsak\n\nGönül dediğin taze bir fidan\nKökü başka bedende, dalı başka bedende\nKök atarsa, filiz sürer, güle bezenir, dal dal\nBir de kökü kazınırsa, kırılır filiz, solar güller\n\nGönül dediğin taze fidan, kökü başka bedende\nSağanak yağmur yağarsa, yeşerir filizler, dal dal\nGüneş bir vurursa, çimlenir tohum, yeşerir dal dal\nHele bir fırtınalara kapılırsa kırılır filizler, dal dal\n\nGönül dediğin taze fidan, kökü başka bedende\nGönül dediğin İMF destekli, tedavülsüz kendince\nGönül dediğin hepten İMF’ye çatışık, İMF’ye dost\n Gönül bilmez ne zaman güler, ne zaman ağlar, İMF bilir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül sevenin sevgisine hasret",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nSevgi muhabbet aşk olmazsa olmaz,\nGönül sevenin sevgisine hasret.\nAşık olmayan kimse aşkı bilmez,\nGönül sevenin sevgisine hasret.\n\nİnsan sevgi ile muhabbet güder,\nSeven insanlar sevdiğine gider.\nSevgi insanı mutlu mesut eder,\nGönül sevenin sevgisine hasret.\n\nSevmeyen insan sevenleri anmaz,\nGönül sevgiden uzak ise yanmaz.\nSevgi olmadan dünyada yaşanmaz,\nGönül sevenin sevgisine hasret.\n\nBen sevgiyi anlattım satır satır,\nSevgi ne gönül tanır ne de hatır.\nSevgi bütün alemleri kuşatır,\nGönül sevenin sevgisine hasret.\n\nYusuf gönül aşktan yoksun kalır mı? \nSevgisiz gönül yakışık alır mı? \nSevgi olmadan yaşantı olur mu? \nGönül sevenin sevgisine hasret.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Takvimi",
        "poet": "İsmail Yilmaz",
        "poem": "\n\nNe geldiyse başıma hep şu aşktan\nKimi gün gönül hapsi kimi yalnızlık\nHaberim yok bahardan yazdan\nGönlümün takviminde günler ayrılık\n\nKayıp aranıyor ilanlarında kimliğim\nIzdırap dolu yüreğim kayıp benliğim\nArtık meyhaneler evim meyler sevgilim\nGönlümün takviminde sözler ayrılık\n\nYeni bir sevda düşmez bahardan bana\nYokluğun yıllardır içimde kanayan yara\nÖmrüm tutuşmuş sensizlikle kavgaya\nGönlümün takviminde güzler ayrılık\n\nOlsun! hayalide güzeldi senli yaşamın\nBirlikte bir ömür bir yuva kurmanın\nYoksan bir bildiği vardır yaradanın\nGönlümün takviminde isimler ayrılık\n\nBu yılda yapraklar bitti karşı duvarda\nGünler seneler birbirine artık hovarda\nBu aşkın ismini melekler bana sorarda\nGönlümün takviminde yıllar ayrılık...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül tikeni",
        "poet": "Cuma Soylu",
        "poem": "\n\nGÖNÜL GÜL CAN TİKENİ\n*************\nZülfün teline elim değseydi eline \nAğzımdan çıkacak tek bir kelime \nSeni seviyorum bilseydim keşke\nYaban kuşu can ilacım diyemedim \n***************************\nGözlerinden bakışı aldı ben ateşi\nSardı o an yüreğimi dumanı közü\nSöylerken ikimizin de kızardı yüzü\nÇok zor dağ ceylanım diyemedim\n***************************\nKalbim bir saksı sende içinde gül\nDalına kondum işte o öten bülbül\nAğlatma gel gönül kuşunu güldür\nCan ilacım seviyorum diyemedim\n***************************\nSoylu derki geçti güzeller kervanı\nKalbimi çaldı uzun saçlı hoş bakışlı \nEla gözlüm tatlı dilim kalem kaşlı\nSeni seviyorum ben diyemedim\n***************************\nHalk Şairi Cuma Soylu.22.09.2007 \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Ustası",
        "poet": "Ayşen Livaneli",
        "poem": "\n\nBilirsin şimdi başka  bir anlam,başka  bir tat var, son baharda biraz hüzün,biraz veda,biraz aşktır sevdalar. Ayağı yere sımsıkı  basmış, gönlü dağlarda esen deli fırtınam,sakın benden evvel ölme bir tanem.\nBir saray yarattın yıkık bir viraneden “gönül Ustası \". Şiirler şarkılar türküler o viranede hiç böylesine yankılanmadı, gönlümde  senin sesinle hayat bulduğu kadar,hiçbir şey bu kadar anlam bulmadı.Tatlı olmadı hiçbir şey seninle olduğu kadar hoş yaşanmadı. Hiçbir kitap sarmadı beni sen kadar,senin gibi okunmadı. Kimse senin kadar “ana”,”baba”,“ kardeş”,”evlat”,”yar” misali hepsini birlikte davranamadı.. Gönlü dağlarda esen deli fırtınam,sakın benden evvel ölme bir tanem.\nDağ gibi yaslandıkları ömrünü vakfettiklerin, 3 gün ağlayıp sensiz de yaşar, gönlü dağlarda esen deli fırtınam,sakın benden evvel ölme bir tanem.. Sen gelip mezarımda gene türküler söyler,ağlasan da gene ayakta kalır,güçlü yaşarsın,sakın benden evvel ölme bir tanem.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül uğrağımız",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\notuz kırk yıl önce\nçay içtiğimiz barakamız vardı\nHaydarpaşa’da\ndenizin hemen kenarında\ngardan bir koşu uzaklıkta\nta Kadıköy’den yürüyerek gelirdik\nelin elimde\ngözüm gözlerinde\nkarizma desen yerli yerince\nöğrenci harçlığı kadar kaldığımız\nduygu biriktirip\nsevda içtiğimiz\ngönül uğrağımızda\nşimdilerdeyse\nyerinde yeller esmekte\nbiz halen el ele\nHaydarpaşa garında\nAnadolu kokan trenlerin gelmesini bekleriz\nbir umutla\n\nHaziran 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Ustası Olmak",
        "poet": "Sevda Toşur",
        "poem": "\n\nBazı duygular var gönül dilinden,\nBazıları düzmece.\nGönülden gelen aşk   içerir,\nDiğeri ise düzmece.\n\nŞair,duvar ustası gibidir.Taşları iyi yerleştirmeli gönül duvarına.Kelimeler o kadar iyi kenetlenmeli ki  birbirine,duvar kadar sağlam olsun; sallanmasın,eğreti olmasın,çökmesin.\nGönül ustasının işi zor. Yüksek dağlardan, kırdan, bayırdan,dere yataklarından taşlar biriktirir, çeşit çeşit.Sonra gönül dünyasında harmanlar onları. Duvar yükselmeye başlayınca sevincine diyecek yoktur. Geri çekilir ve şöyle bir bakar eserine.Bazen bir taşın  denk gelmediğini görür. Ya yeniden duvar inşasına başlar sil baştan ya da   uygun taşı gediğine koyamaya çalışır. Bunun için  günlerce,aylarca eksik taşı arar.Eteklerine taş biriktirmeye çıkar,bu böyle devam eder. Sağlam bir duvar için taş biriktirmek ,taşı iyi okumak gerekir.\n\n    Bazen ovalara ineriz, kelimeler susar. Ozaman komşu duvarına göz dikmemek,komşunun taşlarından taş çalmamak gerek. Bazen’’ Komşu komşunun külüne muhtaçtır, her zaman komşunun tavuğu komşuya kaz görünür.’’ denilse de, İnsan kendi yağında kavrulmalı derim ben.\n\n  Gönül ustası olmak, eğreti duvar yapmamak, kendi duvarı altında kalmamaktır. Yalnız bizim duvarlar bahçe duvarı bile değil henüz.Üst üste dizilmiş birkaç taştan ibaret. Bazen taşlarımız yıkılır,bazen de dalya olur.Biz henüz  bu yolda henüz  gönül fakiriyiz. Yolumuz uzun,bahçe duvarlarımız yarım…\n\n28.06.2012\nKayırlı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Vurgunu",
        "poet": "Tarık Çıtak",
        "poem": "\n\nHatıra defterimde\nHer satır senle dolu\nŞu mahçup gözlerimde\nHayaller aşkla dolu...\n\nDalda gülsün,çölde su\nKalbim sana tutkulu\nBu sanki bir fırtına\nSanki gönül vurgunu...\n\nBir yıldızsın ışıyan\nBeni aşka taşıyan\nÖyle güzel ki senle\nGün batımı Aşiyan...\n\nDalda gülsün,çölde su\nKalbim sana tutkulu\nBu sanki bir fırtına\nSanki gönül vurgunu...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Verdiğinde",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nGönül verdiğinde, sandığın o aşk\nAşk dediğin kadın, güzelliği yar\nErkeğin yüzünde, değildir ki aşk\nAşk dediğin hikmet, var edende var\n\nBazen kötü şeyler, deyip de geçme\nKötü bitten şeyden, kötülük seçme\nYüzbin defa düşün, acıyı içme\nAşk dediğin hikmet, var edende var\n\nÖzlediysen git bul, sevdiysen affet\nKaybettiklerini, gönlünde hapset\nKırıldıysan söyle, ruhunda sabret \nAşk dediğin hikmet, var edende var\n\nUnuttuklarını, bir kenara yaz\nSevdiklerini de, yüreğine kaz\nAşk bedende hapis, acınsa ayaz\nAşk dediğin hikmet, var edende var\n\nDizimde dermanın, tükenmeden gel\nTükendiği vakit, ağlayan güzel\nYeşeren yarınlar, oluşmuş bir sel\nAşk dediğin hikmet, var edende var\n\nSeven insanların, ana fikridir\nKalbi özetinde, aşkı zikridir\nVicdanı altında, saklı eklidir\nAşk dediğin hikmet, var edende var\nBahattin Tonbul\n7.8.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Yaralı Kuş Misali",
        "poet": "Faruk Gökbulut",
        "poem": "\n\nDuvardan inince resmim\nEnkaz sûreti aldı cismim\nGönül yaralı kuş misali\nYar ben sana ne ettim\n\nKader ağını sıkı örüyor\nHalimi Yaradanım görüyor\nGönül yaralı kuş misali\nKavuşmak için çırpınıp duruyor\n\nSardın beni aşk ağınla\nGezdirdin sevda bağında\nGönül yaralı kuş misali\nKıvranır durur sevdacığınla\n\nBilirim beni çok seversin\nGel ki bu can muradına ersin\nGönül yaralı kuş misali\nSon nefesini kollarında versin\n\n10 NİSAN 2003\nSaat:  04:05\nŞ.URFA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Yarası",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nDepreşir neden bilmem, bu saatler arası,\nHer akşam istisnasız, geçmez vakti sırası.\nCerrah çaban boşuna, kanayacak ne yapsan,\nDermanı yar elinde, o bir gönül yarası.\n\n10 Şubat 1991 - Pazar / Bilecik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Yaram",
        "poet": "Çiçek Erken",
        "poem": "\n\nVurgun yemiş yüreğim, param parça.\nSargı tutmaz, kanayan yaralarıma.\nŞimdi kan kaybı yaşıyor, yüreğim,\nHiçbir tabip çere olamaz, gönül yarama.\n\nHangi kelime anlatsın, gönül derdimi.\nseyrederim sadece, damla, damla tükenişimi.\nYürek kalem olmuş, yazar içinden geleni.\nGecenin karanlığı, gizlesin, gözlerimdeki nemi.\n\nGönül derdi keder olur, akar gözlerimden.\nKimse bilmez yüreğimi, yüzümden tebessüm bekler.\nHer yanan sigara, umutlarımı alır, benden gider.\nMazide kalırım, yoktur gideceğim başka bir yer.\n\nGönlüm, şimdi yitik şehir,bir virane.\nYolçular tek gidiş bileti kesmiş, bir mechule.\nLacivert gecelerde, ışığım olmasada, sen üzülme.\nGönül yaram, beni bırakmaz, ben ölünceye...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Yarası",
        "poet": "Saniye Uzun",
        "poem": "\n\nBu ne biçim aşk gönül yarası\nSevgiye bir ömür yetmez arkadaş.\nYalanda olsa seviyorum de\nUtanma söyle söyle arkadaş.\n\nSen umutlarda sevda yolunda\nBu aşkta gurur olmaz arkadaş.\nBu aşkta ölüm ölüm olsada\nMutluluk bizim de söyle arkadaş.\n\nCanıma can oldun sevda yolunda\nSevene zulm etme söyle arkadaş.\nGirdin kanıma rüyalarıma\nÇekinme söyle söyle arkadaş.\n\nBana sevgiyle her bakışında\nİçimde fırtına kopar arkadaş.\nSeviyorum de haykır dünyaya\nAşkın yaşı yoktur söyle arkadaş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül yaram",
        "poet": "Derya Avşar",
        "poem": "\n\nBu sana sitem değil! \nGönül yaram\nBu bir elveda değil! \nBu biten aşkıma bir ağıt sadece\nBen hala beni bıraktığın o andayım\nHala kızgınım \nHala üfkemden kuduruyorum\nÇünkü hala deli gibi seviyorum\nSen hala unuttum sanıyorusun \nBen ne bıraktığını ne de \nSeviyorum diye kandırışını unuttum\nBen yalnız sendeki beni unuttum\nBende sen hala ilk gün gibi duruyorsun\nVerdiğin acılarla taht kurmuşsun\nSaygım sana değil! \nSaygım hiç bitmeyecek sevdama\nSevgim sana değil! \nSevgim gözlerinde küçülttüğüm bana\nSen bana kurşun sıktın \nBende büyüdün \nBen sana ömrümü verdim\nSende küçüldüm \nAşkına geldim gözden düştüm\nBu sana sitem değil! \nGönül yaram\nBu sana son yolculuğumdan \nUnutulmadığına dair küçük bir elveda...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Yarası",
        "poet": "Cemil Öksüz",
        "poem": "\n\nGönül yarasıdır şifa bulmuyor\nO acı sözlerin  unutulmuyor.\nOlmuyor olmuyor böyle olmuyor\nO acı sözlerin  unutulmuyor.\n\nYağmur bulutuydun yağdın üstüme\nBen seni hep tuttum başım üstüne.\nKeşke yollasaydın beni sürgüne\nO acı sözlerin unutulmuyor.\n\nGözlerimden akan yaştın süzülen\nMahzun olduğunda bendim üzülen.\nGördün  beni yılan yerde sürünen\nO acı sözlerin unutulmuyor.\n\nKasırga borandın meltem görünen\nKurt olup kuzu  postuna bürünen\nGönül yarasıdır beni öldüren\nO acı sözlerin unutulmuyor.\n\n............................15.07.2010...İstanbul...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül     Yarası",
        "poet": "Türkan Yılmaz",
        "poem": "\n\nGÖNÜL YARASI\n\nMaziye bakınca yüreğim keser buz\nKalbime derin acı verdi gönül yarası\nHer gece rüyalarımda görüm kabuz\nKalbime derin acı verdi gönül yarası\n\nSevdalım seninle yaşıyacak şiirlerim\nYar adını kalbimin köşesine yazdım\nSeni sevdim seveli canımdan bezdim\nKalbime derin acı verdi gönül yarası\n\nSarıldımı görüm hayelline düşümde\nGözüm yoktur sarayında köşkünde\nÖlenecek koşarım bu aşkın peşinde\nKalbime derin acı verdi gönül yarası\n\nNe gecem beli olur nede gündüzüm\nKaderim kara yazılmış gülmez yüzüm\nUyku tutmaz sensiz her gün ayrı hüzün\nKalbime derin acı verdi gönül yarası\n\nAşkın yüzünden yandı yüreğim başı\nYare olan bu sevdam eritir dağı taşı\nHasretinle dinmez oldu gözümün yaşı\nKalbime derin acı verdi gönül yarası\n\nŞimdi nerede dolaşır kalbimin hırsızı\nAllahım yüzüm hiç gülmez ne kara yazı\nBizi bizden ayıranların gülmesin yüzü\nKalbime derin acı verdi gönül yarası\n\nVefasız yar uydun kör şeytanın sözüne\nBaksan rastlarsın kalbine aşkımızın izine\nAh! hasret kaldım ben sevinip gülmeye\nKalbime derin acı verdi gönül yarası\n\nkalem kaşlı hoş bakışlım tatlıdır dilin\nAh! güzeler içinde bulunmaz benzerin\nBeni derinden yaraladı o,kara gözlerin\nKalbime derin acı verdi gönül yarası\n\nHer gün ızdırap verir kalbimdeki sancı\nAllahım ömrümü tüketi öldürür beni acı\nVefasız yar sendedir bu derdimin ilacı\nKalbime derin acı verdi gönül yarası\n\nGün geçtikçe yarin hasretin sinemi delir\nSevdalıma olan özlemim dağı taşı eritir\nTürkanım aşkından deli divane gezer\nKalbime derin acı verdi gönül yarası\n\n* (Şiir)  *\n* Türkan Yılmaz *\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Yaşı",
        "poet": "Mehmet Ali Aktar",
        "poem": "\n\nEller semaları kucaklar,\nYalvarış arşı ferşi sallar,\nHüzün, korku, ümit, günâhlar,\nGönül yaşı Rabbime akar...\n\n1 garip derviş\n06.02.2013_18.25\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Yarini Bulsun",
        "poet": "Ömer Ay",
        "poem": "\n\nGönül bağına sevda çiçekleri ekelim,\nAşkla büyütelim ki,derya olsun,dağ olsun.\nGüzeller bahar güller taksın saçlarına,\nBülbül gülüne konsun,gönül yarini bulsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Yarası II",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nGünah diyorlar seni, elken bile sevmeme,\nSöylesinler kem gözle bakmışım bir gün kime? \nBenimki karasevda, müzmin gönül yarası,\nDevası yok neyleyim, git sor Lokman Hekim’e! \n\n13 Nisan 1989 – Perşembe / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Yaşlanmaz",
        "poet": "Eyup Şahan",
        "poem": "\n\nİnsan yaşlanır da gönül yaşlanmaz,\nGonca gülü benden soruyor hala.\nNice darbe yedi yine uslanmaz,\nGençlik yıllarımı arıyor hala.\n\nGüzeller yüzünden hakkımı yedi,\nAymazlık huyunu korur ebedi.\nYerle bir olsa da sevgi mabedi,\nVirane baykuşu duruyor hala.\n\nYükseklerden uçar dağlardan yüce,\nDizleri titriyor güzel görünce.\nGençlikte birine kendin verince,\nYıllar var yerini koruyor hala.\n\nBulutlar ardına dalınca mehtap,\nSoldurdu yıldızı kırk yıllık ahbap.\nGençlik yıllarında olan muhatap,\nUnut artık diye kınıyor beni.\n\nElbistan ovası durur yerinde,\nToprağa gark olsun günün birinde.\nİçimdeki yara kanar derinde,\nEyüp neden hayal kuruyor hala? \n\nEyüp Şahan\nAfşin 7.8.1985\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Yaylasında Üç Gül Açılmış",
        "poet": "Mesleki",
        "poem": "\n\nGönül yaylasında üç gül açılmış\nAk gül kırmızı gül hele sarı gül\nBirbirinden güzel doğmuş ayılmış\nAk gül kırmızı gül hele sarı gül\n\nBirisi olmuştur başlar belası\nBiri domurlanmış ateş paresi\nBirisi de İrem bağı lalesi\nAk gül kırmızı gül hele sarı gül\n\nNevbahardır yaylalara göçülmüş\nYelinden dolu bade içilmiş\nElvan elvan olmuş taze açılmış\nAk gül kırmızı gül hele sarı gül\n\nAşık isen terkeyleme himmeti\nUstamdan gayriya etmem minneti\nBirin Mesleki’ye yerse Ruhsati\nAk gül kırmızı gül hele sarı gül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Yolcusu",
        "poet": "Lokman Bal",
        "poem": "\n\nGönül Yolcusu\n\nHer işinde Allah rızası arar \t\t\t\nYaşar Allah için gönül yolcusu \t\t\t\nGökte uçan kuştan hakikat sorar \t\t\t\nKoşar Allah için gönül yolcusu \t\t\t\n\nAllah için olsun dağ taş düz gelir\t\t\t\nKelamında Allah Allah söz gelir\t\t\t\nHakka boyun eğmiş nurlu yüz gelir \t\t\t\nPişer Allah için gönül yolcusu \t\t\t\n\nMevlâ sına o kalbini bağlamış \t\t\t\nAllah için yüreğini dağlamış\t\t\t\nGönül ırmakları coşup çağlamış \t\t\t\nHak yoluna giden gönül yolcusu \t\t\t\n\nHakikati görür gönül gözüyle \t\t\t\nHer anı ibadet hayatı öyle\t\t\t\nSevgili resule salâvat söyle \t\t\t\nHakka nida eden gönül yolcusu \t\t\t\n\nZikru rahman tespih olmuştur dile \t\t\t\nYaratandan gayri her şey nafile \t\t\t\nUmutlu gidecektir sel sebile \t\t\t\nÖmrü feda eden gönül yolcusu\t\t\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Yolları",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nBütün gönül yollarım çıkıyor sana\nKalbinin kapılarını bana açsana\nSımsıcak hislerinle boynuma sarılsana\nGeliyorum  tutkulu aşkımla ben sana\n\n(20 Ekim 2005/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül Yorgunu",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nSen hiç sensiz kalmadın, bilmezsin yokluğunu,\nOnu gel de bana sor, neyler gönül yorgunu? \nHer günüm gam içinde, cananıma yetti hicran,\nBilmem bu hasretliğin, gelmez mi bir gün sonu? \n\n8 Ocak 1985 -Salı / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": ". Gönül Yorgunu",
        "poet": "Turgut Uzdu",
        "poem": "\n\nBir yalnız gün daha bitti\nGüneşin izinden kızıllar içinde\nYorgun bir gönül\nBatışını seyretti güneşle birlikte \nIşığın ölümü gibi \nUmutlarının. \n\nYıkıntılarının arasında gezdi bütün gün \nYüreğinin heyecanını aradı \nAvuçlarında hüzün \nGözleri üzgün. \n\nSonra lacivert bir gece başladı \nAynı renk elbiselerini giymişti deniz \nYakamozlar parıldadı gözlerinde \nBelkiler tutuştu cılız\nBakışları parlak\nBakışları yıldız yıldız.\n\nSensizlik dolaştı yalınayak \nKumların hışırtılarında ayak izleri\nBelki bir de bensizlik, \nDönüşü yoktu farklı yönlere yürüyüşün \nBaşka renk bilmezdi artık\nLacivertlerdeki hüzün, \nHepsi karamsar, hepsi üzgün... \n\nKendi gölgesine mahkûm biri dolaşırdı ya\nSessizliklerin efendisiydi \nLacivert karanlıklarda \nKendi ayak izlerinde silinmeye mahkûm edilmişti gidişinle\nAynalarda arama boşuna\nO artık\nO artık sensiz görüntülerin efendisiydi.\n\nİki kişilik kalabalıklar yasaklanmıştı heyecanlarına, \nBakışlarından koparılmıştı bakışları\nOysa ne çok dilenmişti gözlerini\nKimse göremedi\nGeçemedi sınırları elenmişti.\n\nOysa nasıl beklemişti bilsen \nBir gelse demişti, \nGelmişsin gibi hayallerinde, ellerini tutmuş\nNe çok gülümsemişti. \n\nRüyalar sensizlikle çıldırmıştı\nUyunmadan yaşanır olmuştu her gece her gece\nLacivertler altında bir gölge koşuyordu\nSenden habersiz\nGittikçe yaklaşıyordu.\n\nGölgenin ardında sen yoktun \n'Yoktun! ' diyordu hayal kırıklığı can çekişirken, gülüm\n'Yoktun! ' diyordu\n'Lacivert bir geceydi gördüğüm \nSiyahlara büründü bekleyiş\nGönlümdeki umutlar soluyor artık\nIşıklar kördüğüm, \nBu kaçıncı lacivert geceydi \nBilemezsin sensiz öldüğüm.'\n\nHer gece lacivertti\nHer gece kayboluyordum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönül6 Düş Artık Yakamdan",
        "poet": "Mahir Başpınar",
        "poem": "\n\nBir kere kanmışım bir daha kanmam \nDüş artık yakamdan bırak be gönül.\nEmin ol adını bir daha anmam \nDüş artık yakamdan bırak be gönül\n\nTakatim tükendi gayrı yoruldum \nCoşkun sel gibiydim aktım duruldum.\nAynı kurşun ile çok kez vuruldum \nDüş artık yakamdan bırak be gönül. \n\nKörelttin duygumu hissetmez oldum \nHazan vurmuş gibi sarardım soldum \nNefes alamadım çoktan boğuldum \nDüş artık yakamdan bırak be gönül.\n\nBeni benim ile küskün eyledin \nİçine kapanmış suskun eyledin \nSen beni akıldan miskin eyledin \nDüş artık yakamdan bırak be gönül.\n\nTersine döndürdün yazım kışımı,\nDertten derde saldın dertsiz başımı.\nBülbülken lal ettin gönül kuşumu \nDüş artık yakamdan bırak be gönül.\n\nDevirdin dünyamı başıma yıktın \nÇaresiz bıraktın boynumu büktün \nMahir’im gözümde ne de büyüktün \nDüş artık yakamdan bırak be gönül.\n\nMahir Başpınar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönülçelen - Jenerik özel",
        "poet": "Serkan Andiç",
        "poem": "\n\nBir rüyadı seninle yaşananlar\nSende inanılmaz bir hayat var\nAyrılık zamansız uğradı\nSevda yarım kalan masaldı\n\nSenin için yalnız senin için\nSildim sakladığım hatıraları\nAyrılık zamansız uğradı\nSevda yarım kalan masaldı\n\nSesinle duruldu tüm şarkılar\nSende dayanılmaz bir aşk var\nAyrılık zamansız uğradı\nSevda yarım kalan masaldı\n\nSenin için yalnız senin için\nYendim sakladığım korkuları\nAyrılık zamansız uğradı\nSevda yarım kalan masaldı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönülde hasret",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nSenden uzaklarda yar benim geçmiyor günüm \nDuygum hasret,gönlüm hasret,can sana hasret. \nHasret ile de geçiyor benim bu talihsiz ömrüm\nSevgide hasret, yürekte hasret, gönülde hasret\n\nKaranlık yanalız geceler, duygularım ise düşte \nBana inat olsun diye dallarda bülbüller ötüşte\nYaşam denilen çileli, cefalı karmaşık dövüşte \nSevgide hasret, yürekte hasret, gönülde hasret\n.\n\nHalil ÇOLAK 07.12.09\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönülde Ağrı",
        "poet": "Hakkı Hakan Kaya",
        "poem": "\n\nDilin kemiği yok ki, \nOlsun söylenenler doğru, \nAkıl irdeler dil söyler, \nKalır gönülde ağrı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönülde Göç Göçmeni",
        "poet": "Tarık Torun",
        "poem": "\n\nYalnızlığın yokluğun elinde azık bana\nGülşeninde gül açmaz gönlünde yazık bana\nKadife bahar ağlar âlemlerin özünde\nHasretin özlemek mi her lahza her sözünde\nİçimde dinmez acı gözlerinde fırtına\nGönülde göç göçmeni yüklenirken sırtına\n\nSessizliğin koynunda ezik bir rüzgâr gibi\nUyumayı düşlerken çizik bir bahar gibi\nÖmür denilen yollar ayırdı seni benden\nHicranın ateşiyle kavurdu beni senden\nSaçların mahzun durur gözlerin aklarında\nGönülde göç göçmeni ağlar yanaklarında\n\nÜşür acı hatıra güneş renkli hüzünle\nEfkârlı karanfil mi gece ve gündüzünle\nYarım kalmış mevsimler tükenmemiş sevdayla \nBir ömür böyle geçmiş naz elinde edayla\nGelmeyecek hayaller paramparça gururum\nGönülde göç göçmeni hülyaları vururum\n\nEski zaman hançerli karanlığa gizlenmiş\nKıyamazdım bakmağa zalimlerce izlenmiş\nSolmayan çiçeklerle artık yaşlanacağım\nYolunu beklemekten fosil taşlanacağım\nKorkunun ezgisiyle herkesin bir düşü var\nGönülde göç göçmeni ufukta düşüşü var\n\nGitme ey zalim zaman! Sedasız ocağıma\nTitreyen bulutlarla düşersin kucağıma\nBiraz yorgun olsam da seni silmeyeceğim\nKıvılcım düşen dağlar hüzzam bilmeyeceğim\nUykusuzluk ferimde son mehtapla sarardı\nGönülde göç göçmeni ay geceyi yarardı\n\nAğlayan şarkı gibi sessizlik şiirlerim\nMısra mısra inlerken gözyaşı nehirlerim\nKuzguni göçün yolu yüreğinden geçmeli\nHeyhat! O yalnızlıkta gelip beni seçmeli\nAnladım ki ey Rabbim! Bu da benim kaderim\nGönülde göç göçmeni inledikçe kederim\n\n04.04.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönüldeki Çiçek",
        "poet": "Salih Tiribolulu",
        "poem": "\n\nGönlümde bir çiçek açtı adını mutluluk koydum; kopardılar\nGönlümde bir çiçek açtı adını aşk koydum; soldurdular\nGönlümde son bir çiçek açtı adını ızdırap koydum; \nOnu da ne koparan oldu ne de solduran \nSende benim için ne soldun ne unutuldun!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönülde olan fikrimiz bellidir",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nBiz Hak yoluna yürüyüp gideriz,\nGönülde olan fikrimiz bellidir.\nHer işte Hak rızasını güderiz,\nGönülde olan fikrimiz bellidir.\n\nSafımız Ahmet Yesevi yanıdır,\nOnun sevdası ufkumun canıdır.\nBizim düşüncemiz İslam dinidir,\nGönülde olan fikrimiz bellidir.\n\nAlp Erenler sevgi taşıyor öze,\nTürk İslam ülküsü şevk verir bize.\nAçıklamaya ne lüzum var size,\nGönülde olan fikrimiz bellidir.\n\nİnsanlar bizim halimizi bilmez,\nAllah'a inanan sevgisiz kalmaz.\nBizlerin gizlisi saklısı olmaz,\nGönülde olan fikrimiz bellidir.\n\nYüreklere sevgi veren yol odur,\nYusuf içimizde olan aşk budur.\nBu ülkü ile yürekler mutludur,\nGönülde olan fikrimiz bellidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönülden Atma",
        "poet": "Osman Garip",
        "poem": "\n\nDedi kodu duyupta beni gönülden atma\n                               Yalancılara bakıp yarim sevgimizi satma \n                               Gurbete gidiyorum bekle beni de unutma \n                                Sonbahara gelecegim nişanımızı yaparız\n\n                                Kabahat bendemi seni geç bulduyusam\n                                Suçum ne dünyaya senlen  gelmediyisem \n                                Seni görür görmez yarim aşık olduyusam\n                                Bekle yarim gelecegim ben dügün yaparız\n\n                                Diyorlarmış senden büyük gitme sen ona\n                                Dinleme elleri çalışırım burada yana yana\n                                Hele gurbette birde şansım gülerse bana \n                                Gelince yar hem nişan hem dügün yaparız\n\n                                3  / 2 / 2000  Hayrabolu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönülden Anlaşılmaz Çığlıklar",
        "poet": "Kemandar Nuyan",
        "poem": "\n\nKalem dilim dilim dilim ol da yaz bana,\nBu...Bu korkan aşığa\nAteşim ol da yak beni bana,\nYandır mum gibi, erit beni bana \nBir ah çeksem kimler duyar beni\nDuyanlardan kim anlar beni\n\nBu gönlüm, çöl mü sahi Mecnun olmak için\nYoksa bir dağ mı ki aceb Ferhat olmak için\nYok yok, bunlar olamaz gönlüm, olmaz\nCesaret, yürek, erkeklik gerek bunlar için\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönülden Allah diyen dara düşmez",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nAllah adı insanlara rahmettir,\nGönülden Allah diyen dara düşmez.\nBunu söylemek sanmayın zahmettir,\nGönülden Allah diyen dara düşmez.\n\nYer gök denizin çayın sahibi o,\nElbet güneşin ayın sahibi o.\nMalın mülkün her şeyin sahibi o,\nGönülden Allah diyen dara düşmez.\n\nÇocuk bile Allah adıyla yürür,\nAllah dedin mi buz dağları erir.\nAllah adı bereket bolluk verir,\nGönülden Allah diyen dara düşmez.\n\nAllah şükürle geçen yılı sever,\nAllah kendine gelen yolu sever.\nAllah yarattığı her kulu sever,\nGönülden Allah diyen dara düşmez.\n\nYusuf Yaradan'ın dediği olur,\nHer türlü nimet bize Hak'tan gelir.\nTabiki Allah gönlümüzü bilir,\nGönülden Allah diyen dara düşmez.\n\nSalih Kozan'ın katkısı; \n\nO yüce mevlam'ın adı çağlarda, \nAşkıyla sofiler yürür dağlarda, \nYoluna ihlasla gönül bağlarda... \nKalpten ALLAH diyen dara düşmez...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönülden Dökülen Selamda",
        "poet": "Şair Kalkan",
        "poem": "\n\nGÖNÜLDEN DÖKÜLEN SELAM\n\nDinden başörtüden bahsedip\nSeninle konuşmadığım söyleyip\nSitem ediyor beni suçlayıp\nSitemler ediyorsun\n\nHepimiz Allahın kulları değimliyiz\nSenin fikrin öyle ki,  karşındakini öyle zannediyorsun\nDin, ırk olur ama fikirler böyle olmamalı diyorsan\nBeynindeki düşüncelerden sıyrılmalısın\n\nOkullarda öğretmenler yabancıların eserlerin okuturken\nDin, ırk ayırmazken sen den bunu ummazdım\nSen hele gönülden şair isen\nBu fikirden sıyrılmalısın\n\nSitemim sanadır arkadaşım \nAllahın selamın geri çevirmek olur mu? \nAşa ben kimim ki ‘Allahın selamın geri çevir cem\nAlevi, Sünni simi var, gönülden dökülen selamda \n\nANNELERAĞLAR\nHAVVA KALKAN \n01.10.2009\nSAAT.04.16\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönülden dost",
        "poet": "Mustafa İleri",
        "poem": "\n\nDostun dertleri benden yana\nBenim derdim zaten bana\nİlaç olmaz hiçbir yarama\nGönülden dost olmayınca.\n\nYalan gülücükler aldatıcıdır\nTebessümü,merhabaları yalancıktır\nHal hatır sormak utancındandır\nGönülden dost olmayınca.\n\nKaderderde,tasada ayrıdır\nNeşe de,zevkte farklıdır\nBirliktelikte aykırıdır\nDostun olmaz,gönülden dostun olmayınca.\n\nDüştügün zamanlar bakmaz görmek için\nFarkında olmaz kaldırmak için\nElini düşünür,kurtarabilirmiyim diye\nDost bilinmez,gönülden dost olmayınca.\n\nGüldügün zaman seni anlatırlar\nVarlıgında kardeşim derler\nAldatıcı haykırışlara bogarlar\nAğladıgında,yanından yok olurlar\nDost aldatmaz gönülden dost olmayınca.\n\n                           10.03.2004  Turhal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönülden Gönle Giden Yollarda",
        "poet": "İbrahim Halil Demir",
        "poem": "\n\nGönülden gönle giden yollarda olmuşum hancı\nYapay sevdalar bırakır seven gönüllere sancı\nÇıkarsam sevda dağlarına aşkın avına\nOlurum her attığını on ikiden vuran bir nişancı \n\nGönülden gönle giden yollarda olmuşum postacı\nYarin içten gülüşleri olur seven için aşkın ilacı\nSeven de sevilen de kaçmazsa işin kolayına\nTakılır ateşten bile olsa başına aşkın sevda tacı \n\nGönülden gönle giden yollarda olmuşum muhacir\nBeni gören her sevdalı halime ahvalime acır\nSevdalanmayanları her gördüğümde \nEn zehirli yılan en zehirli akrep sanki beni sancır \n\nGönülden gönle giden yollarda olmuşum öğrenci\nYaradan da sever gerçekten sevmeyi bilen her genci\nMenzil murat almak isteyen her sevdalı \nGerekirse olur üstü başı yırtık garip bir dilenci\n\nGönülden gönle giden yollarda olmuşum müstahdem \nBu yolun yolcuları Allah indinde alır kıdem üstüne kıdem\nGönül meclislerinde her bir araya gelindiğinde\nDemlenip içilir tavşan kanı çaylar peş peşe her dem\n15-16/Kasım/2009\n\n \nBu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönülden Gönüle",
        "poet": "Cemal Karsavran",
        "poem": "\n\nmutlulugun baki kalsin geceden\ngünaydin günle gelen sevgili \ndogdum senden önce seninle \nhos geldin gönül bahceme\nnasil gecti zamansiz vakitlerin\nuzun çiplak geceden\ncostum seller gibi seninle uyandiginda\nmeltem rüzgariydin kalbime düsen\nçok uzaklardan....\nrüzgar ol kanat tak \nuçan maviliklerde\nbulutlar boyun eger gecit vermez daglara\nip ol rüzgar ol ucurtmalara\nkos gel bana\nküçük bir serçeyim \nsigarim kanatlarina\nbenide al yanina\nsicakligimi veririm yagmur dolu bulutlarla\ntad olur dudagima acilar seninle\nsüzülen her damla baldir\nkoparsin apansiz zamanlarda\natesisin askin...\nsevdasin yüregimde\ncigliklarimiz ortak sevincimize\ngönülden gönüle..\n\n16-12-2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönülden Ses",
        "poet": "Ramazan Külye",
        "poem": "\n\nGönülden seviliyorsan eğer sen,\nMahkûm etme seveni Gönlüne.\nÖzleniyorsan eğer her daim sen,\nİnanmaz sana söyleyen Gönlüne.\n\nBir umut ki her daim olacak,\nHayallerindir belki olmayacak,\nÜzülme yanıltmasın seni bu umutsuzluk,\nBesleyecektir seni her zaman Hayallerin.\n\nUmuda yolculuk başladı belki,\nUnutma sıkıntısız yoktur hiçbir yolculuk,\nDüşünme, adı üstünde bitecek bu yolculuk,\nUnutma sıkıntılıdır, adı bu yolculuk.\n\nNe kadar büyüksün Ey gönlüm! \nHiç bu kadar yük taşıyan görmedim. \nNe kadar dayanıklısın Ey gönlüm! \nTıpkı dağlar kadar Taş yüklendin.\n\nİnanamıyorum bu kadar mısın sen\nDüşündüğüm  gibi de olmadın hiç sen…\nGel vazgeç darılma bu kırık kalbe,\nBak adı üstünde kırık bu kalp kıyar mısın sen.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönülden Hissettim Gönülden Yazdım",
        "poet": "Muzaffer Köndel",
        "poem": "\n\nSu üstüne yazı hiç yazmadım ki,\nGönülden hissettim, gönülden yazdım.\nAhdimi, vefamı hiç bozmadım ki,\nSabır kuyusunu bağrımda kazdım.\n\nYazdım, şiir oldu şair dilinde,\nSevda şifresiydim aşk kilidinde,\nGezerim Yunus'un Taptuk ilinde,\nTutuşan bahtımın ufkunda yüzdüm.\n\nDergahlara yarım gelip, tam oldum,\nAşkı muhabbeti sevgide buldum,\nDerya değil, bir damlada kayboldum,\nDoğmadan hayatın sırrını çözdüm.\n\nOcak ocak, için için yanarım,\nIssız dağ başında dertli pınarım,\nVurgun yemiş, dal kırılmış çınarım,\nKar üstünde, kardan beyaz bir izdim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönülden",
        "poet": "İlyas Özkan",
        "poem": "\n\nBir çift söz çıkacaksa, dostum, şu dudaklardan; \nİnan, ta gönlümün derinliğinden çıkmalı.\nBir 'âh! ' diyeceksem kor olup da yanaraktan; \nÂh'ımın alevi, cümle âlemi yakmalı...\n\n(21.05.2003\nÇarşamba)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönüle Düşen Işık",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nGönülden düşen ışık, kalbin odağındadır\nKalplerden yansıyanlar, aklın otağındadır\nAkıl dediğimiz şey, âlemde bir anahtar\nÂlemdeki anahtar, mürşid çerağındadır\n\n6 Haziran 2015 - Kaletepe\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gönüle",
        "poet": "Memet Doğan",
        "poem": "\n\nSen umutsuz gönül   Ey...\nÇıkar üstünden \nbu densiz sevdayı\nBak yağmurlar başladı yine \nSabahlar öyle aydınlık değil\n\n            20 Aralık 1990 / Cizre\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönülden Yürek Verdiğimsin",
        "poet": "Gülgün Solmaz",
        "poem": "\n\nYirmi beş yıl bitirdik,bir ömrü sevgiyle işledik\nZorlu yokuşumuzda bazen bir oturup dinlendik\nKarşılıklı sevgimizde hiç eksik kusur görmedik\nSen benim için canım,gönülden yürek verdiğimsin..\n\nYirmi beş yıl dile kolay,biz çeyrek ömrü devirdik\nGönül sancılarımız olsa da,birbirimizde dindirdik\nSen ben yoktu aramızda,biz başından beri bizdik\nSen benim için canım,gönülden yürek verdiğimsin..\n\n11.40 Pazartesi\n11.07.2011/ Salihli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönüle girmektir sevgi",
        "poet": "Halil Çimen",
        "poem": "\n\nNeyin var ise hepsinden,\nAlmadan vermektir sevgi.\nKırıp döşün kafesinden,\nGönüle girmektir sevgi.\n\nTane tane karlar gibi,\nMeyve yüklü dallar gibi,\nArı gibi ballar gibi,\nÇiçekten dermektir sevgi.\n\nPapatyada fala bakmak,\nGüllerde mana aramak,\nSevgi gülüm akan ırmak,\nMenzile ermektir sevgi.\n\nAnlatmaya yetmez sayı,\nDostla bölüşürken payı,\nGeceleri dolunayı,\nYatıp seyretmektir sevgi.\n\nSohbet ederken gerçekle,\nİşim yok silah bıçakla,\nBorani elde çiçekle,\nYüzünden öpmektir sevgi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönüle Sesleniş!",
        "poet": "Kazim Öztürk 2",
        "poem": "\n\nGönüle Sesleniş! \n\nDünya diye diye ne hale geldin! \nBir gün ölümü hatırladın mı ey gönül? \nNerde akşam orda sabah, eğlendin durdun! \nŞimdi gördün mü halini ey gönül? \n\nKAZIM ÖZTÜRK 21 OCAK 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönüle Gül Dikildi",
        "poet": "Eyup Şahan",
        "poem": "\n\nBu gönüle gül dikildi,\nGelen yoldu giden yoldu.\nDalına bülbülü kondu,\nGelen güldü giden güldü.\n\nYol üstünde bahçe oldu,\nYorgun kullar derman buldu,\nSaymadın ama çok soldu,\nGelen sordu giden sordu.\n\nSuyu verdim bahçe oldu,\nGirdi yadlar meyve yoldu,\nSonunda olacağı buydu,\nGelen durdu giden durdu.\n\nDemnediki halin nice,\nHep istendi gündüz gece,\nÇok söyledim bitti hece,\nGelen yordu giden yordu.\n\nDallarını hep elledim,\nKaderime el eyledim,\nAğzıma geleni söyledim,\nGelen gördü giden gördü.\n\nKestim kökünden tümünü,\nUnuttular hep dünümü,\nEyüp’ün  yorgun gönlümü.\nGelen vurdu giden vurdu.\n\nEyüp Şahan\nAnkara    14.12.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönüller Sultanı",
        "poet": "Altay Taşkın",
        "poem": "\n\nTürkün acılarına merhem olmuş\nTarih kaynamış kazanında\nAzında çoğunda dünya karar kılmış\nFatih'le çağ kapatmış çağ açmış\nŞimdi rüyalarımızın yarısı onunla\nO kadar büyük ki iki kıtada\nÖmür boyu rüyalarımıza girse bitmez\nYığınla çizilir haritası zihinlerde\nTarih kokan her taşı selamlar\nTopkapı'da tılsımlı kapıları\nBoğaz'ında karşı karşıya\nRumeli ve Anadolu Hisarı\nDinlenmektedir güneşe karşı\nSürükler boncuk boncuk geçmişe\nGalata Kulesi Dikilitaş'ı\nKalemdir incecik Süleymaniye'nin minareleri\nAsırlardır okunurken beş vakit\nYazılır göklere Koca Sinan'ın adı\nKoca adımlı heybetli İstanbul\nAyrılamaz sever iki kıtayı\nKucaklamıştır Asya ile Avrupa'yı\nMutluluğun habercisi vapurlarındaki dumanı\nHer kalp atışında İSTANBUL sesi\nDertlere dermandır gönüller sultanı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönüller Gördüm",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nNe gönüller gördüm, fırtına taşır\nİçinde pür neşe, acılar gördüm\nHayaller altında, dağları aşır\nKaranlık gecede, rüyalar gördüm\n\nZamanın kısası, yollar çok uzak\nHer seven bir engel, aşk ise tuzak\nHasreti son engel, mahkumu kızak\nKaranlık gecede, rüyalar gördüm\n\nHayatı özledik, dursa sahiden\nDönüp bakamadı, ruhu ahiden\nOnca kırık kalbi, tutsa sahiden\nKaranlık gecede, rüyalar gördüm\n\nSakındığı omuz, sıktığı ele\nKollarıyla sarıp, tuttuğu bele\nSevdasını verip, astığı tele\nKaranlık gecede, rüyalar gördüm\n\nKalacak dünyada, ağlayan göze\nHepsi benim diyen, çağıran söze\nEktiği biçtiği, gülümser yüze\nKaranlık gecede, rüyalar gördüm\n\nNe eksik ne fazla, düzenli ayar  \nBir gönül dolusu, hayaller kayar \nUmut ışıkları, yıldızlar sayar\nKaranlık gecede, rüyalar gördüm\nBahattin Tonbul\n9.9.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönüller  Bir  Bulutta",
        "poet": "Vahdet Mehmet Güneş",
        "poem": "\n\nyanan gönüller harman sevgilere tutsak\nrızkı arayarak bulmak sılada\nne büyük zahmet-gayret\no ki ekmek ve su-sevgi\ngünler yakalarken günbatımını\nturuncu renge bakmak saadet\nbin pişmanlık olsada gözde yaş\nvefa bilen dostlar yakındaş\nyad edilmeli zaman sığ olsada\nacımak kutsiyeti kış mevsiminde\nyüce insaniyet iki serçe anneye\nkısmeti şehir atığında illet \nacısalar aslında yavan eller \ncan besleyen neferlere\nverilecek bir kab zahire\ncandan yeğ tutmak herkesi\nAfrikanın elmasına değer\nbencileyin nerede dostlar\nkadrini bilmediğimiz sevgiler\nsayfalarda şimdi beste\nvuslat yetmez derken sevgiliye\ngönüller ne olur bulutta çifte\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönüller Şehri Bursa",
        "poet": "Rabia Barış",
        "poem": "\n\nGÖNÜLLER ŞEHRİ BURSA\n\nBursa’da yeşil türbe, yeşil sevdaya bakar,\nOrhan Gazi Bursa’ya sönmeyen ışık yakar.\nGüneyinden kuzeye uzanır sıra dağlar,\nİpek yolu Bursa’yı bedestenlere bağlar.\nGeldim Ulu Camie, seyrine oldum hayran,\nAb-ı hayat misali ortasında şadırvan.\n\nOrhan Gazi adına anılır yeşil Bursa,\nAlamaz yaban eller, dünya bir yana dursa,\nYeşilin her tonunda yine geliyor bahar,\nVar mı ki bu alemde Bursa gibi bir diyar? \nNice gönül erleri toprağında yatıyor,\nBursa’da Osmanlı’nın soylu nabzı atıyor.\n\nDoruğunda kızılçam, eteğinde kestane,\nBursa, gönüller şehri yeryüzünde bir tane.\nSuda nilüferlerin pek hoştur albenisi,\nBursa da hayat bulur Murat Han’ın sevgisi.\nSabahiden okunur en deruni ezanlar,\nBursayla bütünleşir tarihini yazanlar.\n\nSultanların durağı, başkentisin ecdadın,\nOsmanlıyla duyuldu bütün dünya da adın.\nErenler sende mukim, bağrında padişahlar,\nŞehri nurla kuşatır Allah yolunda şahlar.\nYeşil Bursa diyorlar cennet misali zahir,\nGörenler şöyle dursun, görmeyenlerin mahir.\n\nÇekirge’den aşağı yollar Bursa’ya iner,\nŞifalı sularında müzmin acılar diner.\nŞeftali, nar rakipsiz, gözdedir kara erik,\nUlaşımda heyecan askıda teleferik.\nUludağ’a ulaşır, kış sefası sürenler,\nBursa’da hayat bulur bu devlete erenler.\n\nYürekle bütünleşir yeşil Bursa’da zaman,\nSevgiyle kucaklaşır gönüller zaman zaman.\nBülbüllere bürhandır Bursa’nın gül bahçesi,\nAtalardan yadigâr beyazdır dilekçesi.\nSultanlara bahşetmiş Bursa’yı ulu Huda,\nAllah’a ulaşıyor Emir Sultan’da dua...\n                                         Rabia BARIŞ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönüller miracı.",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nA harfiyle  başlayan adınla  baş  tacısın\nsana feda bu  yerler nedendir  kiracısın\ndost  gönlünde  kaynayan  gönüller  miracısın\ngün  olur ki  nur olur seccadene  düşen  ay\n\ngirmiş  çilehaneye  çile  dokur  erenler\nsanırsın  nur  yağıyor  seni  ağlar  görenler\nnice  usta  işidir kalp  yapar mı  örenler\nyürüdüğün yol olur ışık  verir  yeşilay\n\n13/Ekim/2010/Çarşamba/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönüller Şâdümân Mest Olur İmiş! ..",
        "poet": "İlhami Erdoğan",
        "poem": "\n\nSevgili dost dinle; mektubun aldım\nŞöyle bir eskiye, hayale daldım\nBir müddet öylece düşünüp kaldım\nDosttan gelen haber dost olur imiş\nGönüller şâdümân mest olur imiş\n\nHakiki dost olan üç günde arar\nBir vakit geçirmez her daim sorar\nNe halde dost diye kafasın yorar\nDosttan gelen haber dost olur imiş\nGönüller şâdümân mest olur imiş\n\nMektubun okudum, dost gönlüm coştu\nKanat takıp uçtu, çok menzil aştı\nSelâmım geliyor yollara düştü\nDosttan gelen haber dost olur imiş\nGönüller şâdümân mest olur imiş\n\nBenden bir haber yok, bildiğim benim\nDert-belâ peşimde önde gidenim\nKırılan kolumu saklamaz yen’im\nDosttan gelen haber dost olur imiş\nGönüller şâdümân mest olur imiş\n\nOzan İlo’m işte ahvalim derim\nÇok şükür hak olan yolda giderim\nGönüller dolusu selâm ederim\nDosttan gelen haber dost olur imiş\nGönüller şâdümân mest olur imiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönüller Sultanı",
        "poet": "Mustafa Ceylan",
        "poem": "\n\nAnkara’ nın ortasına oturmuş\nIşık saçar gönlümüzün sultanı.\nManeviyat göklerinde öten kuş\nSanki uçar gönlümüzün sultanı.\n\nAnkara’ nın ortasında dergâhı,\nAşk, imandır, sevgi, dostluk silâhı\nGetiriyor goncalanmış sabahı\nÇiçek açar gönlümüzün sultanı.\n\nAnkara’ nın ortasında bir düğün\nÇözülüyor içimizde bin düğüm,\nHer saniye düşlerimde gördüğüm\nBize koşar gönlümüzün sultanı.\n\nAnkara’ nın ortasında meşale,\nIşık verir toprağa ve hilâle,\nCümle gönüllerde yetişen lâle\nMisler kokar gönlümüzün sultanı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönüllere Dost Olup",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nsende yaz gülce\ngönüllere dost olup\ncoşup ak selce\ngönüllere dost olup\n\naşk bitmeyen ses\nsende yaz sitesinde\nbize gül nefes\ngönüllere dost olup\n\ngönül sitesi\nsende yaz postasında\ntüm sülalesi\ngönüllere dost olup\n\nsöyleşenler var\ncanlanır yazla bahar\nsınır etik ar\ngönüllere dost olup\n\nyazını bitir\nkara yazını götür\ndoğruyu getir\ngönüllere dost olup\n\nkim neden ise\nkapılmadan kör sise\nozan efe'yse\ngönüllere dost olup\n\n010210-6denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönüllerde uçuyorum kuş gibi",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nÇiçek açan dallara konuyorum,\nGönüllerde uçuyorum kuş gibi.\nGüle nağme okuyup sunuyorum,\nGönüllerde uçuyorum kuş gibi.\n\nSakın sevdaya değmesin nazarım,\nHavaya çıkar etrafı süzerim.\nBülbül gibi şarkı söyler gezerim,\nGönüllerde uçuyorum kuş gibi.\n\nSeven kimseyi anlarım öz ile,\nBen sevdiğimi görürüm göz ile.\nAşkımı dile getirdim söz ile,\nGönüllerde uçuyorum kuş gibi.\n\nDeli gönlüm sakın kalmasın darda,\nBen aşkımı buldum sevdiğim yarda.\nSevda ile kuş oldum havalarda,\nGönüllerde uçuyorum kuş gibi.\n\nYusuf sevdiğime  kucak açarım,\nBen sevda olmayan yerden kaçarım.\nSevda ile kanat çırpar geçerim,\nGönüllerde uçuyorum kuş gibi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönüllere İlmi Dokur Öğretmen",
        "poet": "Mehmet Ali Var",
        "poem": "\n\nBilgiye susamış genç fidanlara,\nBengisu misali akar öğretmen.\nÜlkenin vârisi saf civanlara,\nFazilet ışığı yakar öğretmen. \n\nTezgâhından geçer sayısız insan,\nTerbiye öğrenir, kazanır irfan.\nEğitim dalında hakiki uzman,\nGönüllere ilmi dokur öğretmen.\n\nHer bölgede akar alnının teri,\nAydınlığa doğru kutlu seferi,\nGayretle değişir yurdun kaderi,\nMemlekete hep hizmetkâr öğretmen.\n\nÖğrencisi olur dağdan, ovadan,\nOkutup, anlatır ilmî dâvadan,\nYavrular uçarken bir gün yuvadan\nHicranla gözyaşı döker öğretmen.\n\nBir harf öğretene olunur köle,\nÂlime saygıyla gelir merhale,\nDevran kıymetini bilmese bile,\nKalplere vefayı eker öğretmen.\n\nDünyada her meslek değerli elbet,\nEderler her biri vatana hizmet,\nMuhtaçtır hocaya tüm beşeriyet,\nToplumu eğiten fikir öğretmen.\n\nRehberlik millete sade amacı, \nCehalet derdinin müşfik ilacı,\nNesiller ardında dâim duacı,\nAhrette yüzü ak çıkar öğretmen.\n\nVaroğlu, zordur bu mesleğin işi,\n“Eti senin…”demez artık her kişi,\nYandıkça kalbinde hizmet ateşi,\nSabırla işine bakar öğretmen.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönüllerin Gülü",
        "poet": "Atilla Adsay",
        "poem": "\n\nGül bahçelerin gül kokusu\nMedine ellerinin nur müjdesi\nGönüllerin gül bahçesi\nNurlar seni zikreder YA RESULLULAH\n\nArafat dağın gülüsün efendimiz\nMekke şehrin ışığısın efendimiz\nSen rahmetsin bizlere efendimiz\nKullar seni zikreder YA RESULLULAH\n\nGüller yarıştı efendim sana varmaya\nKokuları saçtı âlemlere gönüllerde gül doğdu\nGüller senin kokunu saçtı gönüllere \nGüller seni zikreder YA RESULLULAH\n\nGüller ağladı gül damladı gönüllere\nBülbüller sustu diller lal oldu\nSen gelince taşlar bile dile geldi\nTaşlar seni zikreder YA RESULLULAH\n\nGül yaprağında seni gördük\nSeninle aydınlığı biz gördük \nGönüllere kutlu gül diktik\nGönüller seni zikreder YA RESULLULAH\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-Gönüllere Laf Olmaya-",
        "poet": "Mehmet Vehbi Dervişoğlu",
        "poem": "\n\nGönül ilham perisidir\nKabı insan derisidir\nSözüm ondan gerisidir\nGönüllere laf olmaya\n\nHusumeti bitirmeli\nKini harda yitirmeli\nDosta,selam götürmeli\nGönüllere laf olmaya\n\nGönül kırmak dinde günah\nNefret,buğuz,kin de günah\nBugün yarın dünde günah\nGönüllere laf olmaya\n\nDeğil,gönül insan işi\nSever kırmaz mü’min kişi\nDuysun beni erkek,dişi\nGönüllere laf olmaya..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönüllerimiz Bayram Etsin",
        "poet": "İdris Çetin",
        "poem": "\n\nKur’an-ı her an okuyalım,\nEmr-i bil Ma’rufa uyalım,\nAn-il Münkerden kaçınalım,\nGönüllerimiz bayram etsin.\n\nPeygamberimizi rehber edinelim,\nOnun sünnetinde daim olalım,\nZikredildiğinde salâvat getirelim,\nGönüllerimiz bayram etsin.\n\nAnne babaya itaat edelim,\nSözlerinden çıkmayalım,\nHayır, duâlarını alalım,\nGönüllerimiz bayram etsin.\n\nFakirin sofrasını kuralım,\nZekâtı ehline ulaştıralım,\nSadakayı Vird edinelim,\nGönüllerimiz bayram etsin.\n\nRamazan çadırını kuralım,\nFakir fukarayı davet edelim,\nHuşu içinde iftar yapalım,\nGönüllerimiz bayram etsin.\n\nSevgi tomurcuklarını sulayalım,\nÇiçeklerini bağrımıza basalım,\nKokularını dünyaya yayalım,\nGönüllerimiz bayram etsin.\n\nKarda kışta ibadet edelim,\nEngin tefekkürlere dalalım,\nTövbeyi elden bırakmayalım,\nGönüllerimiz bayram etsin.\n\nHac için yola çıkalım,\nKâbe’yi tavaf edelim,\nArafat’ta vakfe yapalım,\nGönüllerimiz bayram etsin.\n\nSeherlerde Hakkı zikredelim,\nKuşlar gibi göklerde uçalım,\nHakkın rahmetine dalalım,\nGönüllerimiz bayram etsin.\n\nAyrılık tohumlarını atalım,\nKardeşliğimizi coşturalım,\nRabbimize teslim olalım,\nGönüllerimiz bayram etsin.\n\nMüslümanları düşünelim,\nYaralarını daima saralım,\nCennette komşu olalım,\nGönüllerimiz bayram etsin.\n\nKelime-i Tevhidde birleşelim,\nKur’an-ı rehber edinelim,\nPeygamberin izinden gidelim,\nGönüllerimiz bayram etsin.\n\n                     12.03.2011\n                     Çekerek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönüllerin Şampiyonu",
        "poet": "Lütfi Ayhan ",
        "poem": "\n\nKonya ovalarının biz özgür çocukları,\nBize kafa tutanın sarpa sarar yolları.\n\nTarihler bizi yazar çift başlı kartal diye,\nÖnümüzde diz çöker 'ARSLAN'döner kediye.\n\nMeram bağlarında biz çok 'KANARYA'avladık,\nHamsi koyduk tavaya 'TİMSAHLARI'ağlattık.\n\n“Gel gel” diye çağıran Mevlana torunuyuz,\nKeykubatlardan beri bu yolun yolcusuyuz.\n\nYeşil-beyaz rengimiz Avrupa hedefimiz,\nKalkın ayağa “ligler” geliyor efendiniz.\n\nEngin bozkırlarda biz özgürlüğü tatmışız\nEğilmeyen baş bizde sade “Rabba” tapmışız.\n\nKasırga arkadaştır gökyüzünde bizlere,\nSimgemiz olan kartal süzülür enginlere.\n\nKarıştırmayın bizi 'BEŞİKTAŞ’tan' farklıyız\nBiz sonradan takmadık doğuştan kanatlıyız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönülleri Ergenekon oduyla yakıyorum",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nTürk dünyası haritası önümde,\nTürk'ün topraklarına bakıyorum.\nTanrı Dağı yükseliyor yanımda,\nTuna nehri gibi delice akıyorum.\n\nYiğitler ile kılıçları çatıp,\nAltay dağlarının başında yatıp.\nDede Korkut'la gönülleri tutup,\nErgenekon oduyla yakıyorum.\n\nKurt başlı bayrağı elime alıp,\nAsya bozkırlarına haber salıp.\nYıldırımlar misali şimşek olup,\nMerage göklerinde çakıyorum.\n\nBütün insanları beraber sayıp,\nTürkün kültürünü dünyaya yayıp.\nMevlana gibi herkese gel deyip,\nYunus gibi şiirler okuyorum.\n\nYusuf dirliği ben birlikte gördüm,\nGönül sırrına en sonunda erdim.\nTürk islam ülküsüne gönül verdim,\nTöresini gönüle dokuyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönüllerin  Payitahtında   İyilerim  Ağlaşır  Bennara",
        "poet": "Hayrettin Taylan",
        "poem": "\n\n-Doğuruvermiş  hüzünler, emzirmeden   güzellikleri salıvermiş   öylece  gidişlere.\n-İçlenişimi  giyen yazıların   yazındayım.Cümle boyu  senden    bahsediyorum.\n\nDirhemlerini sunan,  demkeşliğin   suretini  görülüyor  nemli gözlerim.İçimdeki  senli buhurların reklamıdır aslında    damlalarım.\n*H’içliklerin  ne  kadar  sıcak tutar  hayıflanışı.  Artık  yadsımaz oldum  sensizliği.Alıştım  nedensizliğe.  Yüce bir sebebin  gölgesinde   savunma  mekanizmalarım eridi.\n\nSoğuk tavırların  tansık   yarınlarımı ağlattı.Gözü açılmamış  gün’eşleri   bekledim   karanlık yalnızlıklarda.Garip; ama  vazgeçilmez aşkların sihrini yaşatma bana. Benim  mezhebim aşk konusunda geniş değildir.\nBen  Voltaire değilim:\n….:Voltaire ve Emilie du Chatelet / 1700’ler - Fransa.\nVoltaire Fransız kraliyet ailesi tarafından son derece sevilen bir yazardı ve Emilie de genç, akıllı bir sosyete. Emilie, Marquis du Chatelet’le evli olmasına rağmen kendisi gibi Voltaire de insanların ne düşündüğünü önemsemiyordu. Emilie ölene kadar 15 yıl boyunca sevgili olarak yaşadı ve bilindiler. Hatta Emilie’nin kocası tarafından alınan bir evde yaşadılar. Birbirlerine karşı sadece fiziksel bir çekim duymuyor, birbirlerinin zekâsından da son derece etkileniyorlardı.\nVoltaire ve Emilie   ‘den   bizli  ortak payda, sosyal algılarımız, zekanın  içindeki kadınsal zekanın  incelikleri, bu  çekim  gücünün    gölgesinde  seni beklemek güzeldi Bennara..\n\nYine  usta Voltaire: “Ayrılık, tatmin edilmeyen aşkı artırır.”Hüzünlerimin  ustalığı bu yüzden.İçimdeki çocuk  doymadı  dünyana, sevgine, algına,  hazlarına  Bennara.\nSeni benden koparan binlerce kötülük varken,  seni bana      getiren  tek  bir  iyilik  vardır. Karşılıksız sevmektir.\n-İnsan nefsinin   bekçisi,  hazlarının çitçisi,  amaçlarının çobanı,  aklının  sanayicisidir.Akıl   binlerce duygunun  hasarını  tamir eder.Duygular bizi   hatalara,  kötülüklere, günahlara   götürür.Sağlam olan özümüzü yaralarız,   yolda kalır  vicdanın   öz  arabası.Hemen devreye  aklın sanayisi  gelir.Tamir eder, yeniler,  yamalar, yeniden   sağlam bir  benliğe kavuşturur bizi.İçimizdeki   doyumsuzluk  yolunda  hızlıca  gideriz.  Yeni şeyler ,anlar, hazlar yaşamaya çalışırken, yeniden  çarparız, yeniden   yaralanırız içten.Yine  akıl , yine akıl…Oda  varsa….\nKötülük nefse en yakın  olan  duyu  eylemidir.Günde   binlerce  kötülük peşimizde olur, ki  kötülüğün iç mimarı şeytan,  sürekli kötülük, günah   üretmeye  çalışır.Oysa iyilik  karşımız  çok nadir gelir. Sen  bu  nadirliğin nedimesiydin Bennara.\n\nAşk dimağına dokunan  gurmeyim.  Sonradan görme sevdaşörlerden değilim.  Herkesi seviyor gibi   tespihler, ya da   teşbihler çekmiyorum bu aşk  cümlesinin kitabında.\nS’armaşıkların  karma’şıklarında  kendimi  düze çeken  algıda seçiciliğin   Ali’siyim.\n-Ali, aşkı  seviyor.Aşk  Aliliktir zaten.Zülfikar ile zülfü yare    dokunuşlarım  var   sevi  yolunca. \nSevda  benzeşmelerin    bağrında  ,  teşbihlerimin  çeken    güzel duruşun   tespihinde    imame olan    duruşun    taneleriyim.Beni senden  sordu  gerçeklik. \n-Kim bu  Bennara? \nNeden benliğini  bu kadar yaktı? \n-Benlik ateşinde  seni  aşka  köz kılan  bu  mudur? \n-Nar tanelerinde  seni aşka kırmızı   akıtan   gül cemalindeki kırmızılığı mıdır? \n-Bennara’nın   benliğinden  gül kırmızısı, aşk kırmızısı, nar kırmızısı, sen kırmızısı var? \n-Bu kalıplara  sığmaz sevdanın   Baki’si sen misin?     Nedim olduğun     lale mevsimlerinde   Suzan  kim? \n-Seni yakan kim? \nİşte  mekanizmaları  eriten soruların  içinde  belim  büküldü.Kime hangi cevabı  vereyim   ben sevmeye  nişaneyken.Ben sevginin,  güzel ilimlerin,   bağıl olmayan bağların iç mimarıyken.Güzel yaşamların  peşinde  peşinatlarımı harcarken. En güzele, en  iyiye,  en    kaliteli  yaşama   kadim kalmışken  kime ne? \n-Var olmayı   ağlatmadan, var olanı en  güzel şekilde   yaşamanın  salıncağı  dururken.\n-Nedenleri eriten sonların sorusunda neden benimle salınmıyorsun? \nYoksa  hala   önyargıların kinci   çocuklar gibi mi? Hala seni   can kırıklarına mı şikayet etmekte.\n-Ya  da kinlerin   kan dansında mısın? Ya da  hangi öcün   fitilisin? \nHangi kötülüğün mimarı   ölümsüz kaldı ki?  Bir bak etrafına, hep iyiler ,  hep iyilikler, hep iyiliği   yüreğinde taşıyanlar gönüllerde  payitaht kaldı  Bennara.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönüllerimiz bir inanın bana",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nDünyada kaç tane müslüman varsa,\nGönüllerimiz bir inanın bana.\nKim din için fikir ortaya korsa,\nGönüllerimiz bir inanın bana.\n\nKime sorsan müslümanım şükür der,\nİslam bütün gönüllere olmuş yar.\nHepsinde Allah Muhammed aşkı var,\nGönüllerimiz bir inanın bana.\n\nDünyada kutsal olan nimet candır,\nBayram onlar için en güzel andır.\nHepsinin ortak kitabı Kurandır,\nGönüllerimiz bir inanın bana.\n\nİslam en kıymetli hazinen senin,\nHak dinimiz olan islamdır dinin.\nYedi kıtada yaşayan müminin,\nGönüllerimiz bir inanın bana.\n\nRamazan ayında oruç tutarız.\nTeravihi kılıp öyle yatarız.\nYusuf ile sevgimizi katarız,\nGönüllerimiz bir inanın bana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönüllü postacı aranıyor",
        "poet": "Cengiz Kemal",
        "poem": "\n\nName yazdım ölüme \niadeli taahhütlü\nadresi öte dünya\npostacı var mı gönüllü\n\nYüksek maaş afili naaş\nonbeş gün tatil cennette\nhuriler yanına yoldaş\npostacı var mı gönüllü\n\nPonpon kızlar Arafat'ta\nresim imza ister hatta\nelmas altın para tabutta\npostacı var mı gönüllü\n\nBugün başladın mı işe\nhemen varırsın finişe\nkaytarıp yapmazsan yamuk\navansın bir parça pamuk\n\npostacı var mı gönüllü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönüllerince Yaşamak",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nAslında\nTamamen\nSiyah ve beyaz olan\nEvrende\nUlu tanrı\nYarattıgı insanı\nBir armagan olarak\nBoyayıp\nRenklendirmiştir\nGönüllerince\nYaşasınlar diye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönülsün",
        "poet": "İlhan Koruyucu",
        "poem": "\n\ney gönül nedir çektiğim elinden\nne söylesem inan ki anlamıyorsun dilimden\neğer bir kez korkmuş olsaydım ölümden\nferyat figan eder düşerdim çölünden\nnedir anlamam bu kadar intizarın\nvar git işine sevgi hükümken...\n\nİlhan KORUYUCU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönülsüz Adrasan",
        "poet": "Ferid İlhan",
        "poem": "\n\nYıllarca görünmesen,gözlerden kaybolsanda\nGüzelliğin nakş olmuş dağlara Adrasanda\nİrem bağlarında gül,şakır bülbül olsanda\nYokluğun bana elem,garibim Adrasanda\n\nÇünki senle yaşadım ben hayatı bilirsin\nHer derdimin çaresi,her acıma iksirsin\nGönülümsün canımsın sevdalınım ben senin\nBir daha sensiz olmam,şart olsun Adrasanda\n\nEh,git bakalım derken sitemliydi gözlerin\nBilmezmisin yanında olsam,yine seni özlerim\nİLHANİ'de riya yok,çok samimi sözlerim\nDünyam sensiz karanlık,tabi ki Adrasanda....\n\n            12.08.2002   Adrasan / Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönülüm",
        "poet": "Ferid İlhan",
        "poem": "\n\nOtuz altı yıl bitti,henüz dün gibi\nKaranlıkda ışıksın,sanki gün gibi\nSakınırım seni ben gözümden bile\nKoklamaya kıyamam,gonca gül gibi....\n\n      26.Ekim.1964 / 26.Ekim.2000 Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gör! 2",
        "poet": "Ahmet Ağdere",
        "poem": "\n\nGözlerimin içine bak\nCehennem çukurunu gör\nDışarıda binbir güzellik\nBendeki uçurumu gör\n\nBenimle gir girdaba\nSık kravatını, kalk ayağa\nNe bekliyorsun ki daha\nEllerimdeki azabı gör\n\nGörme artık serap \nSenin halin harap\nSesler geliyor rap rap rap\nÇevrendeki ablukayı gör\n\nGözlerimin içine bak\nCehennem çukurunu gör\nDışarıda binbir güzellik\nBendeki uçurumu gör\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gör",
        "poet": "Yüksel Ağalar",
        "poem": "\n\nGözlerin görmez ise nimeti,\nKulakların duymaz ise garip sesi.\nKalbin verse de nefesi,\nÖlüdür bu beden ey kardeş.\n\nAyakların gitmez ise hak yolunda,\nTemiz lokma girmez ise karnına.\nDilin söylemez ise hak adına,\nCansızdır bu ten ey kardeş.\n\nDirilik canla değil,\nZenginlik malla değil.\nGörmezse gönlün o güzeli,\nKördür bu göz ey kardeş. \n\nKulak ver içindeki sese\nAyak uydur kalbine.\nBak gidiyor yoksa kafile,\nKalırsın yolda ey kardeş.\n\nDüşman çoktur bir değil,\nNefis şeytan engeldir sana bil.\nSahip ol gönlüne girmesin kir,\nKanma bunlara ey kardeş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gör",
        "poet": "Sırrı Arpaç",
        "poem": "\n\nDüşünmeden girer isen bir işe.\nAcı da gör, çilede gör, düşte gör.\nKaderinde var ise gelir başa,\nAcı da gör, çilede gör, düşte gör.\n\nHesap kitap yapmadan dolaşırsan,\nHayatına önem veremiyorsan,\nSaygı, sevgi hayatı bilmiyorsan,\nAcı da gör, çilede gör, düşte gör.\n\nSırrı der ki, hayatı tartmaz kantar,\nHesabını bilmeyenler hep batar,\nEşek bile çamura bir kez yatar,\nAcı da gör, çilede gör, düşte gör.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Googıl Sevgilim",
        "poet": "İbrahim Güner Yaka",
        "poem": "\n\nNeler de bilirsin sen\n\tYanında  cahilim ben\n\tBilim,tarih felsefe\n\tNasip olmaz herkese.\n\n \n\tNiçe'den dem vurursun\n\tMarks deyince durursun\n\tKant'ı pek beğenmezsin\n\tHegel yerinde dursun.\n\n\tPolitika,din, siyaset\n\tÇekilmez bu eziyet\n\tKanın soldan akıyor\n\tHoş durmuyor vaziyet.\n\n\n\tŞiir,öykü,romanda\n\tAyda on gün hamamda\n\tResim,heykel,tiyatro\n\tCan yakıyor havan da...\n\n\tYüzme,bovling,cimnastik\n\tHayal gücün fantastik\n\tResimde ekspresyonist\n\tDüşüncen skolastik.\n\n\tMutfakda da uzmansın\n\tYemek ocakta yansın\n\tAtarsın tutarsın da\n\tBana sofra kurmazsın.\n\n\tYatakta hadonistsin\n\tSokaklarda feminist\n\tFröyd usta halt etmiş\n\tBilimsel sosyalistsin\n\n\tMimaride barokçu\n\tMüzikte sıkı rakçı\n\tAllah günah yazmasın\n\tYoktur hatunun suçu\n\n\tGezme,tozma,seyahat\n\tBir alemsin Melahat\n\tSonunda sen haklısın\n\tÇekilmiyor bu hayat.\n\n\tAdın çıkmış entel'e\n\tHadi bana rastgele\n\tÇılgın,absürd,işvelim\n\tBenim googıl sevgilim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GOOD BYE MEMEDo",
        "poet": "İbrahim Şahin 2",
        "poem": "\n\nGOOD BYE MEMEDO\n\nKaraomanoğlu Mehmet\nBekleme bizden hürmet\nİhanet üstüne ihanet ettik\nLanet üstüne lanet okumasak da\nEmanetlerine ihanet ettik bir bir\n\nDergâhlar, bargâhlar çoktan unuttu adını\nWelcome yazdık giriş çıkışına\nHello memo, good bye memo der olduk\n\nSultan-ı Azam emniyetle geçilmek üzere \nToroslar’ın kaderini bağlayan \nBir köprü emretmişti hani\nYusuf Usta yapmıştı bin bir aşkla\nGezmeli değil, görmeli demişti ustasına\nAdı destan olmuştu Görmeli Köprüsü diye\nYüz yıllar direnmişti en azgın sulara\nNe göçler taşımıştı deve kervanlı\nBardat’tan Barcın’a\nKöpek havlamalı çan sesli sürüler\nKoçaş nuru ladin kokulu kamyonlar\nAzığı bel kuşağında gurbet yolcuları\n\nŞimdi sorma\nYüreğim sızlar\nKalemim kan damlar\nBunu sana nasıl yazarım\nVefasızlığımıza boyun büktü\nKendini sulara gömer diye\n\nGurur abidesi kitabesini\nUtanç madalyası olarak saklayacağız\nBağışla bizi demeye yüzümüz mü var\nBin bir utançla özür dileriz senden\nİhanet üstüne ihanet ettik bilge insan\n\n                                            İbrahim Şahin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "***********Gör ağlamayı",
        "poet": "Tuncay Akdeniz",
        "poem": "\n\nGÖR AĞLAMAYI \n\nBu fanide kimse değil kalıcı \nYol Allah deyince gör ağlamayı \nResul mevlâ ile arabulucu \nGül Allah deyince gör ağlamayı \n\nHer şeye kadirdir,yüce celâli \nArz-ı semâvatı nuru cemâlı \nBütün alemlerin feyz-i kemâli; \nDil Allah deyince gör ağlamayı \n\nNazar edin bakın şu sonsuz düze \nDüşünsek ibreti yetiyor bize \nNurundan nur vermiş her iki göze \nSel Allah deyince gör ağlamayı \n\nUlu dergahına döndüm yüzümü \nO rahim va'dine diktim gözümü \nBenden daha iyi bilir özümü \nHal Allah deyince gör ağlamayı \n\nKaç bahar eridi dağların karı \nBitmiyor gönlümün gamı efkarı \nSoldurdun gülümü hazanım sarı \nDal Allah deyince gör ağlamayı \n\nLevh-ü den yazılan silinmez yazı \nHerkes kaderine olmasa razı \nHep doğruyu ölçer o hak terâzı \nMil Allah deyince gör ağlamayı \n\nYüreğime koydum aşkı sevdayı \nGece gündüz anıyorum mevlayı \nPerişan halime yarı leylâyı \nÇöl Allah deyince gör ağlamayı \n\nTuncay'a mülk olmaz fani burası \nDünyası yalandır,ebet orası \nYüreğimde kanar sevda yarası \nKul Allah deyince gör ağlamayı \n\nTuncay Akdeniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gör",
        "poet": "Nazife Şener",
        "poem": "\n\nHele bu gözlerim bir görsün seni\nSana sitem dolu bakayım da gör\nNeden aramadın sormadın beni\nİçine bir yara açayım da gör\n\nİstemem olmasın gününde karan\nMurada ermesin o seni saran\nİsterse sökülsün kor tutmuş yaran\nSenden senin gibi kaçayım da gör\n\nSendeki ihanet bendeki hasret\nSabıra sığınmak derler fazilet\nVar sen eller ile eyle muhabbet\nBen seninle sensiz yaşayım da gör\n\nGönül senin için olmuştur deli\nSende öyle misin söyle sevgili\nBen deli sen deli arzular deli\nBöyle coşup coşup taşayım da gör\n\nMuhabbet bol olur böyle kaşıkta\nSazlar dile gelir gönlü aşıkta\nSen Mağrip'te olsan bende Maşrık'ta\nSana karlı dağlar aşayım da gör\n\n(05.11.1978, İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gör Allah Aşkına",
        "poet": "Adem Durmazer",
        "poem": "\n\n.\nBekletme köşe başını\nÇatlatma sabır taşını\nGözlerimin kanlı yaşını\nGör artık gör ALLAH aşkına\n\nPeşinde dönen pervaneyim\nAşkından deli divaneyim\nSensiz bir viraneyim\nGör artık gör ALLAH aşkına\n\nAklımı başımdan aldın\nÇaresiz dertlere saldın\nYüreğime saplanıp kaldın\nGör artık gör ALLAH aşkına\n\nCanım çektikçe varamıyorum\nSeni düşünmeden duramıyorum\nSensiz hayal bile kuramıyorum\nGör artık gör ALLAH aşkına\n\nMecnuna döndüğümü bile, bile\nGece gündüz çektirme çile\nDeli olup düşmeden dile\nGör artık gör ALLAH aşkına\n\nDerman kalmadı bedende\nYaşayan ölüyüm sayende\nHiç vicdan yok mu  sende\nGör artık gör ALLAH aşkına\n\nUmutlar bir, bir sönmeden\nGündüzler geceye dönmeden\nHer şeyi toprağa  gömmeden\nGör artık gör ALLAH aşkına...\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gör Arkadaş",
        "poet": "Mehmet Dayan",
        "poem": "\n\nYağmur yağınca ıslanmayı\nBeraberken mutlu olmayı\nAyrılınca tek başına kalmayı\nÂşık olda gör arkadaş\n\nTek başına oturup ağlamayı\nDamar şarkılara bağlanmayı\nİçine kapanıp sızlanmayı\nÂşık olda gör arkadaş\n\nUykuya hasret kalmayı\nGeceleri yıldız saymayı\nHerkese sevgiyle bakmayı\nÂşık olda gör arkadaş\n\nKarda kışta yalnız gezmeyi\nCanından daha çok sevmeyi\nHer şeyi uğrunda feda etmeyi\nÂşık olda gör arkadaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gör Bak",
        "poet": "Bedri Hüseyin Çiftçi",
        "poem": "\n\nGül yüzünü gördüm ışıdı dünyam\nGörmeyiz inşallah ne keder ne gam\nBir güzel mutluluk bizede Mevlam\nVerecek güzelim beklede gör bak.\n\nSırayla bitecek gamlı günlerin\nO kırık gönlüne tatlı dillerim\nSaçında dolaşan güçlü ellerim\nMelhemin olacak beklede görbak.\n\nÜzüntü neyimiş bendeki sevda\nBu bahar olmazsa Temmuzda Yazda\nsevinçle saadet dilim niyazda\nAşk ile gelecek beklede gör bak.\n\nSeviyorun dedim ömrümün varı\nAşk ile sevdanın olurmu ar’ı\nSensiz gecelerin biricik kârı\nDestanlar olacak beklede gör bak.\n\nUzaktan bakışmak aşkın çırası\nÖmrümün bu demi sevmek sırası\nGeçmezmiş diyorlar gönül yarası\nKollarım saracak geçecek gör bak.\n\nBedri Hüseyin Çiftçi Mayıs 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gör Bak",
        "poet": "Meryem Şahin",
        "poem": "\n\ngelişler zor gelir/ bir de gidişler \nhangisini giymişsek gömlek diye üstümüze \nmesafeler koyarız kendi bulduğumuz \nyollar deriz adına, sıla deriz/ gurbetler \nkapıların kilidi bir sırdır oysa \nmesafelerin uçankuşu zümrüd-ü anka \nbir ay ışır gökyüzünden/ mütebessim \nbir yakamoz parıldar tuzlu sularında/engin denizlerin \nha akdeniz olmuş, karadeniz... yahut ege'nin \nbir kırlangıç kanadına takın da görün/ yüreğin ince tülünü \nbir şarkı olsun rüzgarın sesi/ dudağından üflenen \nmesafeler tozbulutu/ gurbetler asli mekan \nyanardağlar sütliman deniz \nzaman dürülür, mekan görünmez adam \ndamla damla mutluluk/ bir okyanusa döner. \n\nMeryem Zarifoğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gör Beni",
        "poet": "Zamanın Çölyargıcı",
        "poem": "\n\nDili bağlı gönlümün, o susar  yüreğim konuşur,\nİçimde hafakanlar cefa mı bu? İşte ondan elim ayağım dolanır,\nSen güneş, ben ışığına bağlı karanlık bir ay,\nSen anla! Bu ay neden bazen parlar bazen kararır...?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gör Artık  Kader",
        "poet": "Murat Danlı",
        "poem": "\n\nHayalimde vardı gezip dolaşmak \nKalmadı hevesim vazgeçti gönlüm \nÇıkmıyor aklımdan gezdiğim anlar \nşu mahzun yüzüme gül artık kader \n\nHaftalar aylarda gelip geçiyor \nGelenler dünyadan bir gün göçüyor \nGül bahçe içinde bülbül ötüyor \nşu garip halimi gör artık kader \n\nArzum ve isteğim kaldı yarıda \nYağdırdın yoluma beyaz karıda\nSen yoksun yanımda kaldım arada\nBir şansımı daha ver artık kader \n\nKastın mı var idi ettin perişan \nYok, olup gittiler sana karışan \nNe güzel oluyor küsüp barışan\nBir kere halimi sor artık kader \n\nMuradım derdini söyleyip durma \nGelip de geçenden beni de sorma \nKüstürdüm sazımı sen onu yorma \nBuna da bir şeyler de artık kader\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gör Çanakkale'yi!",
        "poet": "Yusuf Kenan Atıcı",
        "poem": "\n\nÇıkarcıya kanan saf temiz Türk Milleti! \t\nİçinizden çıkarın bu bölücü illeti! ..\t\t\nBu illet Ülkemizi bilerek talan etti,\t\t\nBizlerde hâl kalmadı! Artık canlara yetti…\t\n\nÇanakkale'ye gidip Şehitliği gördün mü? \t\nO Yüce Ecdadının toprağan yüz sürdün mü? \t\nOrada yatmaktadır Vanlısı, Adanalı,\t\t\nMalatya,Tuncelili hatta Şanlıurfalı! ..\t\t\n\nEdirne'den-Kars'ına.. Ordan Erzurum'una; \t\nTokat, Rize ve Sivas… Son vermeye zuluma! ..\t\nYurdun her tarafından gelen dedelerimiz; \t\nBarışa savaştılar! Hür olalım diye biz! ..\t\n\nEtten duvar oldular! Kuvvetli silahlara,\t\nO Şanlı Çanakkale dar geldi düşmanlara…\t\nÜlkemin kutsallığı bir kılmıştı herkesi,\t\t\nAlevi, Sûnni, Türk, Kürt! Bir çıkmıştı nefesi! ...\t\n\nSeve, seve verdiler canlarını Vatan'a; \t\t\nBu Ülkeyi koruyup,vermemeye düşmana! ..\t\nO zamanki düşmanlar bizleri anlamıştı,\t\nTürkiye'nin gücüne o zaman inanmıştı! ..\t\n\nOnlardaki tek hedef: Osmanlı intikamı; \t\nBu uğurda her zaman kolladılar hatamı…\t\nÇok partili siyaset Ülkemizde kök saldı,\t\nGirdi bazı nifaklar, içimizde yer aldı…\t\n\nHaçlı ordularıyla yıkılmayan Ülkemi,\t\t\nİçten parçalayarak yaptılar balık yemi…\t\nDün birleşip savaşan Dedenin Torunları! \t\nBu gün baştacı etmiş! Dost tanımış onları! ..\t\n\nOnları tek hedefi: Sömürge etmek bizi! \t\nİçimizde nifakla yıkmaktır Ülkemizi! \t\t\nÜlkemizde el-ele birlik olursak eğer? \t\nDüşmanın beli tutmaz! Alır başını gider…\t\n\nAncak ki kendimize: Biz kendimiz dost varız! \t\nYurtta birlik olursak? Hep huzurda kalırız! \t\nYufKA'yım tek temennim: Uymayalım düşmana! \nBu güzel ülkemizi zindan edelim ona! ..\t\n\n                                                                YufKA\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gör Bak Nur Doğardır.",
        "poet": "A. Yüksel Şanlıer",
        "poem": "\n\nHer can Hak’tan gelir Hak ‘a dönerdir\nHak ‘ n yolu birdir, gül ve dikendir,\nGel dost hak a yalvar, gör Hak severdir,\nCennet mekân olur, belki dönünce.\n\nBak dost baston vardır, senin elinde,\nÖlüm hak olurdur,  günün birinde,\nHer an Allah olsa, senin dilinde,\nCennet mekân olur, belki dönünce.\n\nAllah dersen her gün ersen sabaha,\nŞeytan denen pislik, gelmezdir daha,\nGör bak nur doğardır, yalvar Allah a,\nCennet mekân olur, belki dönünce.\n\nHak’ n gül bağıdır, cennet denilen,\nGörür Hak yanlısı, Allah bir diyen,\nHer gün Allah desen, yüzünü sürsen,\nCennet mekân olur, belki dönünce.\n\nA.Yüksel Şanlı er\n24 Haziran 2011-06-24\nAnkara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gör Dünya",
        "poet": "İrfan Çelik 1",
        "poem": "\n\nBu dünya çok kör dünya\nKopan bağı ör dünya\nNice dertler çekerim\nSende bunu gör dünya\n\nHepimize ev dünya\nNe büyük bir dev dünya\nBana çok acı verdin\nSen kötüyü sev dünya\n\nAteş gibi kor dünya\nÇok karışık çor dünya\nBizlere ettiğini\nKendine bir sor dünya\n\nYaşadığım tek dünya\nİyilikler ek dünya\nKaldırılmaz yükünü\nSırtımızdan çek dünya\n\nKimisine ön dünya\nYörüngende dön dünya\nBir gün sûr üflenince\nBenim gibi sön dünya\n\nAhiretim hak dünya\nSende ona bak dünya\nNamert olduysam eğer\nŞu İrfanı yak dünya\n\n15/06/2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gör(düğüm)",
        "poet": "Reyhan Sur",
        "poem": "\n\nbaşında güneş kursu\nmavice bir sütun\n\nbir damla kızıl ışın\n\nefsun...\n\nefsun\n\nnot:Güneş Kursu'nu oluşturan yuvarlak, dünyayı ya da güneşi temsil eder.Üzerinde yer alan çıkıntılar doğanın çoğalmasını, üremeyi anlatır. Kuşlar da aynı şekilde yine doğanın çoğalmasını, doğadaki özgürlüğü dillendirir. güneş  ışınları yaşam yayar. (çoğu mezar taşında güneş kursu bulunur.)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "# Gör de Öyle Yaz #",
        "poet": "Özlem Olgaç",
        "poem": "\n\nEğer bir güzeli meth edeceksen,\nUğrunda dağları yar da öyle yaz.\nGüzel mi,çirkin mi fark edeceksen,\nBir kaç gün yanında dur da öyle yaz.\n\nSanma ki güzellik boyadan olur,\nElbet namus ardan hayâdan olur,\nAsıldan nesilden mayadan olur,\nSoyunu,ceddini sor da öyle yaz.\n\nÖZLEMİ' yem mecaz aşka sarılma,\nDiller tatlı olur hemen vurulma,\nBir kırıcı söze küsüp darılma,\nCandan sevenleri gör de öyle yaz.\n\nAŞIK ÖZLEMİ\n15/04/2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gör Güllerini Gözlerinde",
        "poet": "İsmail Şahin",
        "poem": "\n\ngüzellik gülde,\ngül bahçede bulunur,\nbahçe insan yüreğinde.\nyüreğin bilmeyen kişi; \naldanıp dikenlere tutunur.\nkanar dururken şaşkın eli\nçamurlar içinde, \nbahçe diye boğulur.\n\nsen unutma yavrum seni; \ngör güllerini gözlerinde,\nönünde elbet birgün\nkurulur...\nsofralar kurulur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gör Dünya, Kör Dünya! ! !",
        "poet": "Mukim İşbilir",
        "poem": "\n\nGazze‘de vahşice katledilen insanlık,\nArdından sessizce seyreden dünya! \nKudurmuş bir nesil, duymaz pişmanlık,\nYeter! bu vahşeti gör dünya, kör dünya! \n\nOlmert diye bir namert başlarında\nArdında Amerika yanında Avrupa \nBoğulacaksınız masum gözyaşlarında\nArtık bu vahşeti gör dünya, kör dünya! \n\nAdı gibi fırıldak, şu Dökme Kurşunun\nBütün vebali sizindir, günahı sizin\nSorulur hesabı bir gün hain kurşunun \nTankla ezilenleri gör dünya, kör dünya! \n\nNerede  insan hakları? nerde insanlık? \nİnsanlığın üzerini örtmüş barbarlık,\nGün olur sizi de boğar bu karanlık,\nArtık bu vahşeti gör dünya, kör dünya! \n\nŞu medeni Avrupa(!)    dilini mi yuttu, \nSömürdü Ortadoğu’yu Arapları uyuttu,\nNe hikmetse Gazze’deki bebekleri unuttu,\nİnsaf artık mezalimi gör dünya, kör dünya! \n\nBir İngiliz vardı, çocuk haklarını savunan \nGizlice yurtlarımızdan görüntü alan\nSarah Ferguson nerede sahi, nerde kameran\nGazze’yide gör artık gör dünya, kör dünya! \n\nGiderayak,vicdanı heybesinde, katil Bush\nSapan taşlarını roketlerle bir tutmuş\nArz’ ı mevdut için insanlığı unutmuş\nArtık bu sefaleti gör dünya, kör dünya! \n\nHiç ses çıkmaz mı meşhur,Bayan Mitterand’dan\nAç, susuz,ezilirken Filistin’de  bunca insan\nÖldün mü? Yoksa kumamı gömüldü kafan,\nBu ikiyüzlülüğü  gör dünya,kör dünya! \n\nEzilen Müslüman ezen güya İbrahim’i din\nNerede dinlerarası diyalog nerde havarilerin\nKalksın  artık gözündeki perde bu gaflet bitsin\nSonu gelsin zalimin, gör dünya,kör dünya! \n\n02.01.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gör Halini",
        "poet": "Hıdır Altaş ",
        "poem": "\n\nYolun düşerse diyaliz merkezine\nGir içeri bak böbreksiz hastalara\nSolgun, bitkin ve yorgun hallerini\nKararmış, çaresiz yüzlerini\nİyi bak dostum gör hallerini\n\nGülümsemeyi unutmuşlar\nHayata küskün hallerini\nMakinaya bağlı bileklerini\nÇocuklarını ve garip eşlerini\nİyi bak dostum gör hallerini\n\nYolunuz düşerse bir hastaneye\nGir içeri dolaş şöyle bir acili\nGelmişse yaralı bir garip insan\nSolmuş benzini, bitkin hallerini\nYakınlarının kan için çırpınışını\nİyi bak dostum gör hallerini\n\n18.9.2006 aşık turhani/ANTALYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gör O zaman Beni",
        "poet": "Abuzer Güneş",
        "poem": "\n\nBu akşam bu kente düştüğün zaman\nBen yine sana veda ediyorum\nGözlerin bir yerler de ararsa beni\nGör o zaman işte beni\n\nÖmür tükenirken yavaş yavaş\nBen yine sana veda ediyorum\nGözlerin bir yerler de ararsa beni\nGör o zaman işte beni\n\nHayat su gibi akıp giderken\nBen yine sana veda ediyorum\nGözlerin bir yerlerde ararsa beni\nGörme o zaman işte beni.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gör Ey Dünya",
        "poet": "Adem Durmazer",
        "poem": "\n\nBir öğlen vakti Gazzede\n\nSağda torun solda dede\n\nHavan yediler secdede\n\nGör ey dünya Allah aşkına\n\nNe mantıklı ne de makul\n\nKula zulmediyor bak kul\n\nNe Rab razı ne de Rasul\n\nGör ey dünya Allah aşkına\n\nOlmaz olsun böyle yazı\n\nTaşa karşı mermi hızı\n\nKundaktakiler al kırmızı\n\nGör ey dünya Allah aşkına\n\nBu neyin hırsı neyin kini\n\nYok bunların vicdanı dini\n\nVahşetin karelere serdiğini\n\nGör ey dünya Allah aşkına\n\nBeyni irinli insan müsveddeleri\n\nFüzelerle vuruyor caddeleri\n\nBu dinsiz imansız kahpeleri\n\nGör ey dünya Allah aşkına\n\nHer yer enkaz her yer kan gölü\n\nBinlerce yaralı yüzlerce ölü\n\nKana bulanmış şu gonca gülü\n\nGör ey dünya Allah aşkına\n\nHer evde acı her evde feryat\n\nBir nebze olsun bunu sende tat\n\nArtık şu gafleti üzerinden at\n\nGör ey dünya Allah aşkına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gör Kendini",
        "poet": "Cahit Karaç",
        "poem": "\n\nYüzün temizse,\nBak aynaya,\nGör kendini. \nKalbin temizse,\nBak karşındakinin yüzüne,\nGör kendi yüzünü.\nGönlün temizse,\nBak yaratılana \nGör dünyayı \nEtme kötülük, zulüm kimseye…\n\n21.01.2011\nCahit KARAÇ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gör Ne Eder O Tutku",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nBüyük bir yalancıdır kim derse aşk’a yalan \nBir gün aşka düşersen gör ne eder o tutku! \nYıldırım gibi çarpan, savurup yere çalan \nYok bunda yalan dolan gör ne eder o tutku! \n\nBulduğu yere konar aşkın gözü kör imiş \nDüştüğü yeri yakar adeta bir kor imiş \nTatmayan ne bilecek bir bilse ne zor imiş \nAşığı derde salan gör ne eder o tutku! \n\nGözle görülmese de mümkün değil inkarı \nÖyle bir ateştir ki yakar bile hünkarı \nDış ardan belli olmaz gönüldedir çıngarı \nÖmürden bir pay alan gör ne eder o tutku! \n\nElle tutulmaz ancak aşk yaşayan varlıktır \nTecrübesi acılı, tatmak bahtiyarlıktır \nOnunla hissedilir onsuz gönül darlıktır \nSevgidir arda kalan gör ne eder o tutku! \n\nDer BOZÇALI sevenler ne usanır ne bıkar \nKimini mecnun eder çöllere atıp yakar \nO öyle bir cevher ki o girer akıl çıkar \nMutludur onu bulan gör ne eder o tutku!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gör O Zaman Gör",
        "poet": "Bekir Alim",
        "poem": "\n\nSırra kadem basıp giden sevgili\nDüşte bir kötüye gör o zaman gör\nBahtına bir mecnun çıksın ya deli\nİsyan edip kendin yor o zaman yor\n\nKırılsın seninde şevkin düzenin\nBaykuş gibi konup başta gezenin\nKurusun pınarı akan gözenin\nNe hâldayım diye sor o zaman sor\n\nDertlerin üst üste sıralansın bir\nKalp gözünü açıp maziye bak gör\nO aciz bedenin olmadan kevgir\nYüzünü secdeye sür o zaman sür\n\nKul edip bu canı kül etsin mahzar\nYollarına yağsa yağmur dolu kar\nSöyle ne yaparsın ne yapan ey yar\nDüşte bir kötüye gör o zaman gör\n\nHicranı aşk ile yakıp yanmadan\nÂlim’in derdini derdin sanmadan\nAşk gölüne düşüp suya kanmadan\nBu sevda nasılmış gör o zaman gör\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gör sılayı",
        "poet": "Murat Dağlıbeg",
        "poem": "\n\nGurbet elin ocağı, tüter isli bacası\nGel sılaya sılaya, gör sılayı sılayı\nBaşı duman dağları, geçit vermez yolları\nGel sılaya sılaya, gör sılayı sılayı\n\nDüğün dernek alayı \nÇektik Çerkez halayı \nKafkas iller dolayı \nGel sılaya sılaya, gör sılayı sılayı\n\nDağlarında kar beyaz \nHer daim durmaz ayaz \nŞansın varsa gel bu yaz \nGel sılaya sılaya, gör sılayı sılayı\n\nsivas                         02.02.02\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gör Saçının Bir Teli Nelere Kadir?",
        "poet": "Abdullah Bedeloğlu",
        "poem": "\n\nGör Saçının Bir Teli Nelere Kadir? \n\nMevla’m estirince ilkbahar rüzgârlarını, \nGiydiler hırkalarını bahçenin ağaçları. \nİlkbahar rüzgârından ağaçlar el, hırka aldı. \nYükselirken erenlerin şehâdetleri meyvem sarktı\n\nNe zıkkım içtim, ne panzehir ararım.\nKâbe gönüllü sinenden Zemzem, Kevser sorarım.\nTadı damağımda kaldı, ardını ararım.\nEy sevgili, saçına tutunalı, yere değmez oldu  ayağım.\n                 Abdullah Bedeloğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Gör yetimi öksüzü*",
        "poet": "Salih Yıldız",
        "poem": "\n\nHele başını okşa gör yetimi öksüzü,\nNeşe ile sevinçle nasıl gülüyor yüzü\nHasret kaldığı şeydir bir ömür arayıp ta\nHer dilden beklediği bir kaç çift tatlı sözü.\n\nEn büyük yetim öksüz en büyük yük sırtında\nÂlemlere efendi o da bunun farkında\nSahip çıkmış yetime garibe guruba ya\nBiz de sahip çıkalım kalıp İslam arkında…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gör Türkün Mayasını",
        "poet": "Kazım Karagöz",
        "poem": "\n\nTarihine bir bak da gör Türkün mayasını,\nHak, adalet, hoşgörü, terbiye, hayasını...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördüğüm Âlem",
        "poet": "Kubilay Demirkaya",
        "poem": "\n\nİnsan görmek ister gerçek âlemi \nBarikat kuruldu geçmek ne mümkün\nAyakta pranga hırs dolu yiv mi? \nKollarda çift başlı kelepçe üzgün\n\nYoksulluk arkadaş oldu, bak yakut! \nDert boyna asılı, sen korkuluk tut\nTaşımaktan korktu soylu bir umut\nTükenen mertlikler, çok daha düzgün\n\nGönül, tahtına yap bir sırça saray\nTek misafir olur gökte parlak ay\nCepten bu zamanı aşırmak kolay\nGeceleri bilmem, karşı gelmez gün\n\nEngebe çakan yol açmaz bir gedik\nDalkavuk aklıyla aç hale geldik\nBizler, eski tarihi bir eserdik\nSorgulansın hayat, epeyce küskün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gorazde Katliamı'na",
        "poet": "Mehmet Yaşar Demir",
        "poem": "\n\nBen anlamam öyle üçten yediden\n\tGorazde islâmdır, islâm kalacak\n\tVarın söyleyin siz Sırp’ın dölüne\n\tGorazde islâmdır, islâm kalacak\n\n\tHele Allah Allah dedirtmesinler\n\tKılıcı kınından çektirtmesinler\n\tSabır duvarını yıktırtmasınlar\n\tGorazde islâmdır, islâm kalacak\n\n                Sabrımız taşar da kükrersek yine\n\tYıkarız tacını tahtınla bile\n\tErenler veliler gaziler ile\n\tGorazde islâmdır, islâm kalacak\n\n\tGönülde sızı yürekte ağrıdır\n\tİmdat imdat insanlığa çağrıdır\n\tBize Osmanlı’nın yadigarıdır\n\tGorazde islâmdır, islâm kalacak\n\n\tAllah müslümana vermesin zeval\n\tBu söz ne bir düştür, ne de bir hayal\n\tDalgalanır bir gün ay yıldız hilal\n \tGorazde islâmdır, islâm kalacak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördügüm düş",
        "poet": "Nejla Özkan",
        "poem": "\n\nRüya gördüm \nRüyaydı güzel olan\nAglayan çocuklar \nYoktu \nGülüyordu gözleri\nEllerinde meyveleri\nAkıyordu sümükleri\nGözleri neşeli\nMutluydum çocuklarla\nUyandım bitti rüya\nEllerinde yine\nDolma biberleri\nMeyva niyetine \nYiyorlar şimdi\nParıltılarını yitirmemiş \nGözleri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördüğüm gün seni",
        "poet": "Muhammet Faruk Koca",
        "poem": "\n\nİçimde fırtınalar kopardı yüreğim yerinden oynar gibi yar.\nSana son veda bu sevdiğim şimdi uzaklarda bir baharsın sen bense olsan bir kır çiçeği unutulmuş günlere yas,\nBakışların bir hüzün taşırdı önceleri şimdi vuruk bir kış sabahı sana son veda mı yazarken bırakılmışlığım terk edilişim geliyor aklıma sen bahardın ama kurutun dalımı şimdi baharlar durgun yosun tutmuş sanki saçları bakışları hüzün galiba güne yas olmalı.\nSana yazmak o kadar zor ki anlatamam çıkmaz yollarda sürükleniyor mum sensiz ama sen nerdesin bilmiyorum hiç haber alam senden ne halde olduğunu bir bile bilsem koşup gelmez miyim yanına Senarsın oysa ben sensiz yaralı bir çiçek hep kanar bir yanım.\nGeç geldik dünyaya sevgili çok geç tanıdım seni gözlerini duruşunu o gülümsemenin altında yatan sevinci şimdi sen yoksun bakışların duruyor odamın bir köşesinde, gece karanlığı çökünce odama başlar bir telaşlı gün yine sana koşarım hep sana bahar gelir kelebekler dolar odana ama ben yalnız karanlık odamda bir kapı gıcırdamasını beklerim masamda sevgili geleceksen gel artık kararıyor dünyam.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördüğüm An",
        "poet": "İbrahim Balic",
        "poem": "\n\nNedir büyüsünün kaynağı o gözlerinin\n\nGördüğüm an\nKayıp oyuncağını bulan bir çocuğun sevincini hissediyorum\n\nGördüğüm an o gözleri\nHayatın tüm olumsuzlukları ıstırap çekiyor \nKuytuda kalmış sevinçlerim şaha kalkıyor\n\nGördüğüm an\nKötülük ağır yenilgi alıyor\nPlatonik aşk tanımları yanıyor kendiliğinden şiir mısralarında \nKıraç topraklar yeşeriyor aniden\n\nGördüğüm an o gözleri\nFilistin bağımsız bir ülkeye dönüşüyor \nKübalar Castro’larına kavuşuyor \nAfrika Avrupa kadar zengin \nZencilerle beyazlar eşit oluyor\n\nGördüğüm an\nKüsler barışıyor\nHiçbir anne çocuğunu kaybetmiyor, kardeşiyle savaşırken \nSonbaharda yaz çiçekleri açıyor ansızın\nKurumuş tüm pınarlar sevgi akıtmaya başlıyor\nHiçbir liman gemisiz kalmıyor\n\nGördüğüm an o gözleri\nHiçbir Eskimo soğuktan rahatsız olmuyor\nOrmanlar yanmıyor\nTopraklar erozyona uğramıyor\nAğlayan yağmur yerini gülen güneşe bırakıyor \nSevdiğine sevgisini söylemeyen kimse kalmıyor \nTüm aşkların sonu mutluluk oluyor\n\nGördüğüm an\nHayatın zorluğuna kafa tutuyorum \nYenen benim\nYenilen ise hayatı anlamsızlaştıran her şey\n\nGördüğüm an o gözleri\nHer ben aradığı senle birleşiyor\n\n_____________________10.12.2005__\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördüğüm Karanlık Düş'tü!",
        "poet": "Bülent Aydın Nigehban",
        "poem": "\n\nDaha kapanmadan perdem; \nHatırana matem düştü! \nPeykede eridi keçem; \nGördüğüm karanlık düş’tü! \n\nSu gibi akıyor zaman; \nHasretin içime düştü! \nAteşinse yanar her an; \nGördüğüm karanlık düş’tü! \n\nGizli kaldın âlemimde; \nİçime bir kuşku düştü! \nKale düştü, ha düşecek; \nGördüğüm karanlık düş’tü! \n\nGönlümde olan tahtında; \nDuramadı uçtu, düştü! \nYarınların meçhulünde; \nGördüğüm karanlık düş’tü! \n\nBiz ayrılamayız derken; \nHayaline gölge düştü! \nBelki vakit henüz erken; \nGördüğüm karanlık düş’tü! \n\nRuhum hafakanlara düştü? \nBu gördüğüm nasıl düş’tü? \nÇok şükür ki yalnız düş’tü! \nGördüğüm karanlık düş’tü!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördüğüm; Kördüğüm!",
        "poet": "Turgay Kantürk",
        "poem": "\n\nI.\nSaat dursa da akar zaman. Görmenin tek yolu vardır; kötülüğe yakın durmak. Bu, kötülüğün gerçeğini değiştirmez, onun yaratacağı sonuçlara ve ona karşı yürütülecek savaşlara engel oluşturmaz. Kötülüğün rengi koyudur. Karanlık; karanlık, karanlık, karanlık, karanlık, karanlık, karanlık, karanlık, karanlık, karanlık, karanlık, karanlık, karanlık, karanlık ve karanlık! Sürekliliğin ve yaşamsal olanın nefes aldığı yer. Yani ışığı belirlemeye yarayan, karşı gerçek. Karanlığın içinde yaratılan, üretilen (ve yaşanan) her şey aydınlık bir çağrıdır.\nVe böyle bilinmelidir!.\n\n2.\nSaat dursa da akar zaman. Tüm gerçek şeyÕler karanlıktan aydınlığa bir yolculuktur. Karanlık habercisi değildir kötülüğün (hele yaratıcılar hiç değil). Kötüye tutulan ışık, kendinden önce kötüyü, kötülüğü aydınlatır. (Yalnızca kendini aydınlatan iyilikten kuşku duymak gerekir; gerçek kötülük o aydınlıkta gizli.) Hepimiz için ve her zaman! Zamanın azarladığı bu çocuklar, gördüğü düşleri bile hayra yorarlar. Aydınlık düş olmadığını anımsa! Bu karanlık dehlizden geçmek gerek. Geçmek gerek başkalarının hayatlarından ve tüketmek gerek hiçkimseyi...\nHerkes hiçkimse aslında.\n\n3.\nSaat dursa da akar zaman. Ôİyilikten maraz doğarÕ, demişler miydi? Desinler. Yaşamda çözmek için bir şey gerekseydi; kördüğüm. Bu düğümü ancak kötüler atabilirdi. Attılar da.  Çözmekse; susmayan, ertelemeyen, kaçmayan, korkmayan ve sonuçlara bakarak iş üretmeyen insanın işidir. Yani değiştirir. Bu savın da bir düğüm olduğunu düşlemek bize kalır ve kördüğüm iki uçludur. Başkasına bakan ve başkasını tespit eden kişinin, bakılan ve tespit edilen kişi olduğunu herkes bilir ve herkes unutur.\nTespih böceği, kimi kez tespit böceğidir. \nBöyle olması iyidir.\n\n4. \nSaat dursa da akar zaman. Kötülüğün yangını, iyileri yakar. Kaç kişi yanar bu yangında. YangınÔın sesi ulanır. Uzar gider bir yerlere; yangıııııııııııııııın! O yer içimiz midir? İçiniz midir? Yangın vardır. Yangın nerdedir? Yangın, şarkıların söylediği yerde midir? Kim bilir? Çok kişinin yandığı bu orman, tek kişiyi aydınlatır. Bu tekler kaç kişidir? Yangınım olan kişi, yangına benimle gider (midir?). Yangını benimle söndürür (müdür?). Bu yangının şehri var mıdır?Başka bir şehir var mıdır?\nBu yangını ancak bir nehir söndürebilir.\nYanmak için!\nYanar içim!\n\n5.\nSaat dursa da akar zaman. Kötülük ve iyilik renklerini gizlerler çoğu kez. İdam edilen bir maviÕnin genç kimliği kalır bellekte. Kimliksiz gövdelerdir yargıçlar, onlar bilirler kendilerini. Komşuda hayat güzel değildir her zaman. Aynı oyun orda da sahnelenir; genç ve güzel cürümler biçilir, koyulukta. İnfaz kimlik değiştirir. Urba değiştirir. El değiştirir. \nÖlüm her yerde ölümdür.\nUykusu kaçar birilerinin.\n\n6.\nSaat dursa da akar zaman. An sıkışıktır. Onu elinde tutan cin, çocukluğunda ezberlediği ayetleri mırıldamır içinden. Geçer zaman. Saat ayarlı bu bombanın patlaması an meselesidir. Tuval gerilir. Gerilir bir şeyler uzakta. İpe serilir yeni cinayetler; göz görür, gönül katlanmaz. Sert kıllı bir fırçadır şimdi zaman. Zaman geçer. Sıkılır tüp. Nasılsa patlar bu umarsız iltihap. \nSöz uyumaz.\nDüşman da.\n\n7.\nSaat dursa da akar zaman. Cübbesine sarınmış bir cemaat kalır....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördüğümde ağlamıştım.",
        "poet": "Navruz Kaplan",
        "poem": "\n\nGördüğümde ağlamıştım o günü\nSana borçlu sen bana değilsin\nKır çiçekleri sen olmadan kokmuyor\nİçimde sen varsın ben bilmem nerde\n\nO gün geçiyordu bu gün geçmiyor\nSen yoksun yatamam  geçmez ki\nDeğişmiş insanlar sen demi bilmem\nİçimde sen varsın ben nerde bilmem\n\nAklımda sen varsın konuşmaz neden\nYalvarmakla geçti bunca yılarım\nDöküldü saçlarım görmem uzağı\nNefesini çok özledim inanın\n\nGelirsen haber ver dayanmam ki\nİhtiyacım çoktur sevgini gönder\nBen dara düşmüşüm sevgini bırak\nBabalar hasiretir sevgini gönder.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördüğüm Deniz",
        "poet": "Mustafa Bilgiç",
        "poem": "\n\ndeniz gördüm; \ndurgun ve gözlerin kadar berrak,\ndeniz gördüm; \ndağları kendinden daha alçak! \ndeniz gördüm; \nderinliğinde yâr seni buldum.\ndeniz gördüm; \ndaldım ve o denizde boğuldum! ..\n\n09.08.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördüğün koskoca Anadolu Vatan",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nKimisi can sever, kimisi canan\nBenim de sevgilim bu yüce vatan.\nNabızla sevgisi durmadan atan\nGördüğün koskoca Anadolu Vatan\n\nÇanakkale destanı yeniden yazan\nDillerden düşmeyen, Edirne,Van\nAziziye tabyalarında tarihi yazan\nGördüğün koskoca Anadolu Vatan\n\nHer zerresi kanla yoğrulmuş torak,\nHepimiz Anadolu çınarında bir yaprak.\nBurçlarda dalgalanan kanımdan bayrak\nGördüğün koskoca Anadolu Vatan\n\nİzmirde efe olur,Ankara da seğmen\nElazığ’da gakkoş Erzurum’da dadaş\nCephede bakmışsın olmuş sarı zeybek,\nGördüğün koskoca Anadolu Vatan\n\nHalil ÇOLAK 09.02.2010\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördüğün Nedir Sence",
        "poet": "Ali Gözütok",
        "poem": "\n\nBazen uyur uykunda, nice zulmet yaşarsın, \nKan ter içinde kalır, hiç durmadan koşarsın, \nAyakların dolaşır, tepe takla düşersin, \nHayal değil düş değil, gördüğün nedir sence? \n\nUzanıp yatar iken, huzur güven içinde, \nÜst üste çöker acı, dehşet vardır göçünde, \nTutulur elin kolun, dertler türlü biçimde, \nHayal değil düş değil, gördüğün nedir sence? \n\nDerin bir uykudayken, uzanır tutar bir el, \nTüy misali uçarsın, göklere çıkarır yel, \nFırtına tufan kopar, sürükler götürür sel, \nHayal değil düş değil, gördüğün nedir sence? \n\nUyandırır uykundan,sessiz çığlığın sesi, \nDerin bir oh çekersin,keser çünkü nefesi, \nÇok şükür Rabbim dersin,başlar günün yenisi, \nHayal değil düş değil, gördüğün kabus bence.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördük",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nİnsandır insana değer vermeyen,\nGözü dönmüş hiçbir yeri görmeyen,\nYakıp yıkıp hemde sual vermeye,\n93 yılında bu günü gördük.\n\nHer camiden çıkan koştu otele,\nAteş bastı elindeki fitile,\nDevlet ödül verdi bunca katile,\nDüzen bozuk böyle bir günü gördük.\n\nSivas Belediye,Sivas Reisi,\nKeçi sakal keçilerin seyisi,\nTemel Karamollaoğlu ayısı,\nMerhametsiz çirkin yüzünü gördük,\n\nSözde hacı softa sahte geziyor,\nAdam yakmak KURAN'damı yazıyor,\nAnlaki kuvvetli zayıf eziyor,\nMerhametsiz vicdan farkını gördük.\n\nVeysel der; Sözlerim henüz bitmedi,\nMaraşı,Çorumu teyit etmedi,\nDostlarım canlarım bunu yutmadı,\nAlıştık her şeye zor günü gördük.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÖRDÜĞÜN  RÜYAYI  KÖTÜye YORMA.! :.",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\nGÖRDÜĞÜN RÜYAYI KÖTÜYE YORMA.! .\n\n         Saygıdeğer duyarlı gönül dostlarım. Sevgiler selamlar ileterek paylaşım devam ediyor. İnsan oğlunun ömrünün ortalama üçte biri uykuda geçtiğine göre, zaman  çerçevesi içinde sınırsız rüyalar görmekteyiz. Bu gördüğümüz rüyaları not etme gereği duymadığımız için unutup gidiyoruz. Ancak içlerinden bazıları etki yapabiliyor, hatta başkalarına anlatmaktan bile çekiniyoruz.\n\n        Rüya genelde gündüz meşgul işleri yarıda bırakırsan sayıklayarak da uyanma durumun olabilir. Rüya görebilmek için çabalayan kişiler de az değil. Çünkü sevdiklerini kaybeden milyarlarca insan var. Onların özlemiyle yanıp ancak tekrar karşılaşılamayacağını bildiği için  rüyasına yatmayı amaçlıyor. Bazı kişiler görüyor, bazıları da göremiyor. Kimi iyiye, kimi kötüye yoruyor.\n\n       Konu başlığımı titizlikle seçtim. Bizleri yaratan Allah dan başka kimse kimsenin akıbetini bilemez. Yapılan yorumlar da zan altında bırakabilir. Rüya aslında ikinci bir dünya gibidir. Korkulu rüya görenler etkisiyle ürpererek uyanırlar. Yanında ki fark edenlerde, hayrola ne oldu sana korkuttular mı diye merakını gidermek için sorarlar. Şok yaşayanlar iyi ki rüya imiş derler.\n\n       Küçük çocuklar bile ayrı yatıp rüya gördüklerinde rüyanın etkisiyle uyandıklarını  anlayınca tekrar etmemek için gecenin bir yarısı  anne ve babasının arasına sıkışıp güvencede yatmak isterler. Neşeli güzel rüya görenler de tebessüm saçarak uyansalar da, niçin uyandırdınız çok güzel bir rüya görüyordum keşke uyanmasaydım ne güzel manzara içindeydim derler.\n\n      Rüya bu, Rüyam da şiirlerimin içinde henüz anlatamadıklarım bazı güncel\nolayları da içine alarak özetlemeye çalıştım. Sakın rüyada gördükleriniz kötü görüntüleri gerçekte de olabilir diyerek depresyon yaşamayın. Dünyanın her türlü halleri olduğu gibi rüyalarında çeşitleri çoktur. Rahat uyumak istiyorsanız  dualar ederek istirahat ediniz. İçinizden her türlü kuşkuyu atarak rahatlayın.\n\n     Önemli bir işi Allah'a danışmak için istihareye yatarak rüyalar görülebilir. Bunun da kuralları vardır. Yatmadan önce abdest alıp iki rekat istihare namazı kıldıktan sonra hedefi belirleyici niyazda bulunarak dua edilir. Allah'ım benim için hayırlı olacaksa rüyamda yeşil veya beyaz renk göster, hayırlı olmayacaksa siyah veya kırmızı renk göster denilir. Uykuya o niyetle yatılır.\n\n     Saygıdeğer duyarlı gönül dostlarım istihare konusunu ayrıca işliyorum. Bu konuyu birkaç cümle ile özetlemeye çalışsam da bunun doğrusunu dua kitaplarından öğrenebilirsiniz. Allah hakkımız da hayırlısını göstersin.Rüya içinde uygunsuz durumlar olduğunda da duş almayı ihmal etmeyiniz. Bu konuya da kısaca açıklık getirdikten sonra sizler hoşça ve dostça kalınız.\n\n*****   R Ü Y A   BU  *****\n\nGözünü yumunca dünyan değişir,\nArtılı, eksili olay gelişir,\nDerdine dalarsan hüsran oluşur.\nGördüğün rüyayı kötüye yorma.\n\nBeklenmedik anda seni üzerler,\nBıçağı saplarlar, kurşun dizerler,\nAraçla çarparlar, yerde ezerler,\nGördüğün rüyayı  kötüye yorma.\n\nVahşi bir kılıkta sana gelirler,\nMalına, mülküne zarar verirler,\nCandan sevdiğini evden alırlar,\nGördüğün rüyayı kötüye yorma.\n\nTutuşup yansa da yatak yorganın,\nTahribat görse de bazı organın,\nHedefi olsan da dirgen, urganın,\nGördüğün rüyayı kötüye yorma.\n\nHayr olsun diyene rahatça anlat,\nZekinin kulağı andıkça inlet,\nDoktora gidince kalbini dinlet,\nGördüğün rüyayı kötüye yorma.\n\n*****  RÜYAM  DA  *****\n\nİnşallah hayıra alamet olur,\nYapılan dualar yerini bulur,\nSağlam kalan hane bizlere kalır,\nRüyamda karşıma çıkıyor halam.\n\nAmcam da,babam da orada idi,\nÇalışkanlığımı terimden bildi,\nTahtayı yontarak üstünü sildi,\nEski yapılardan bakıyor halam.\n\nTarihi ahşaplar nasıl yıpranmış? ,\nEn ufak kıvılcım, parlamış,yanmış,\nKovayla su döküp söndürdüm sanmış,\nGülerek siniri sıkıyor halam.\n\nEvin yapısını hiç beğenmiyor,\nKardeşe, bize de çok güvenmiyor,\nKurtulması için,hiç direnmiyor,\nHer iki bacayı yıkıyor halam.\n\nZeki gayret etti yangın söndürdü,\nNasıl bir rüyaymış başı döndürdü? ,\nHatırına geldi eser indirdi,\nHasretim burnumda kokuyor halam.\n\nIspartalı  Zeki Çelik TÜRKİYE İLESAM il temsilcisi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördüklerim",
        "poet": "Cemanur Akkoç",
        "poem": "\n\nGençlik perişan cahillik kötü\nAlmış sigarayı tüttürür gençlik\nAnneler babalar çekerler kahrı\nSonunu düşünmez estiri....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördük",
        "poet": "Yılmaz Aybar",
        "poem": "\n\nŞafakta Atatürk devrini gördük\n   Ufka hayat veren devrimi gördük\n\n   Sıyrılıp gecenin karanlığından\n   Güzel aydınlığın rengini gördük\n\n   Öyle ışıdı ki bakışlarımız\n   Ata'nın izinde engini gördük\n\n   Sonradan başladı aykırı akış\n   Gerisin geriye çevrimi gördük\n\n   Devrim-evrim tartışmaları derken\n   Akşama yönelik evrimi gördük\n\n   Tekerrüre doğru giden tarihin\n   Usuldan usuldan seyrini gördük\n\n   Aynen Atatürk'ten önceki gibi\n   Gölgelerin geçit resmini gördük\n\n   Batmış bir güneşten kalan boşlukta\n   Cılız ışıkların hepsini gördük\n\n   Ve bakıp Ata'yla çatışanlara\n   Devle cücelerin cengini gördük\n\n    Anladık Atatürk tekrar doğacak\n   Madalyonun bir de tersini gördük\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördüler",
        "poet": "Aşık Yanari",
        "poem": "\n\nBeni aptal köle diye\nSattılar beyler sattılar\nKırk harami bir oldular\nYuttular beyler yuttular\n\nBiri birini akladı\nHırsızı kadı sakladı\nSusmadım ipte salladı\nYaktılar beyler yaktılar\n\nSoyguncu kahraman oldu\nNamusluya yer kalmadı\nSıka sıka kemer koptu\nSıktılar beyler sıktılar\n\nYanari yaramız derin\nYoksulun sırtına vurun\nGözü görmez zaten körün\nGördüler beyler gördüler\n\n                                                    03.03.2002\n                                             Öner Alagözogulları\n                                                   Aşık Yanari\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördüklerim...",
        "poet": "Ayhan Özyılmaz",
        "poem": "\n\nGördüklerim; …\n\nYaş toprağın ağırlığı altında ezilen yumuşak dokusu üzerinde yükselen çıplak zayıf yapılı bir ağaçtı o. Belli ki kış gelmiş, gece yağmuru konuk etmişti bekçiliğini yaptığı evinde. Yalnızdı; arasıra ziyaretine gelen yolunu kaybetmiş saka kuşları dışında kimsesi yoktu. Güçsüzdü bedeni eğilmişti yana doğru, ona kalsa bırakıverecekti kendini ama o kökleri; yerin taa derinliklerinde bile hayatta kalmış geçmişinin diri kökleri salıvermiyordu onu. Dışarıdan bakınca çok biçare görünüyordu.Kabuğu yer yer soyulmuş bütün yaprakları onu terk etmişti. 'Evet, dedi kendi kendine, Hatırlıyorum o günleri, o kara mevsimi. Sonbahar diyorlardı adına, yemyeşil yaprakları tek tekYaş toprağın ağırlığı altında ezilen yumuşak dokusu üzerinde yükselen çıplak zayıf yapılı bir ağaçtı o. Belli ki kış gelmiş, gece yağmuru konuk etmişti bekçiliğini yaptığı evinde. Yalnızdı; arasıra ziyaretine gelen yolunu kaybetmiş saka kuşları dışında kimsesi yoktu. Güçsüzdü bedeni eğilmişti yana doğru, ona kalsa bırakıverecekti kendini ama o kökleri; yerin taa derinliklerinde bile hayatta kalmış geçmişinin diri kökleri salıvermiyordu onu. Dışarıdan bakınca çok biçare görünüyordu.Kabuğu yer yer soyulmuş bütün yaprakları onu terk etmişti. 'Evet, dedi kendi kendine, Hatırlıyorum o günleri, o kara mevsimi. Sonbahar diyorlardı adına, yemyeşil yaprakları teker teker solmaya başlamış, rüzgarın söylediği aşk şarkıları acı veren küfürlere dönmüştü. Anlamıyordu nedenini, işte diyordu; 'Su istiyorsanız yağıyor yağmur! ' işte diyordu 'Güneş yine görünüyor! Belki eskisi gibi sıcak bir tebessümle bakmıyor ama bakıyor işte! ..' Hem güneş olmasa bile onun yanan yüreği vardı, sevgisiyle onları ısıtırdı; neden terk ediyordu yaprakları, neden hüznün sarı çiçekleri gibi soluyorlardı ve bir zamanlar gülen yüzlerini donuk bakışlarla örtüyorlardı..? ! Anlamıyordu onları. Anlamak istemiyordu.Rüzgar her estiğinde güçlü sandığı bedeninin acizliğini daha çok hissediyordu. Tutmak bırakmamak istiyordu, güzelliğinin yaşadığının ispatı yapraklarını. Ama yapamadı. Tüm sevdikleri tek tek onu terk ediyordu. Yalnızdı.\n28.12.2003\nGeceydi şimdi bulutlu göğün arkasından hayal meyal gözüken ayın hilal haline takıldı bakışları, düşündü. Ay hilaldi, yarımaydı, dolunaydı ama görmüştü ki birgün yine hilal olacaktı. Kendini dinledi sonra bu hissettiklerini daha önce yaşamış mıydı? Sanki tanıdık gelmişti bu acılar... Belki daha azına sahip olmuş olduğu için  şu andaki kadar yaprak terk etmemişti onu ama yinede gitmişlerdi. Tebessüm etti. Ay haklıydı ve her gece ona bu gerçeği anlatıyordu ama o bile güneş olmadan karanlıktaydı. Evet güneşte her şafak sökümüyle ona merhaba diyor ve akşam olup uyku vakti geldiğinde üzerine ışıltılı atlas yorganın örtüp uyuyordu. 'Bahar', dedi. Bir bahar daha vardı! ? İlkbahar... Ahhh! dedi. Yanan yüreğini içine çekti. Herşeye rağmen eskisi kadar sıcak olmasa da onu terk etmeyen rüzgarın omuzuna yaslanarak doğruldu. Ama o kadar hafif bir hareketti ki bu daimi dostu ve sırdaşı toprak bile bunu fark edemedi. Dikti bakışlarını semaya. Ve orada gördüğü birşey yıllardır yapmayı unuttuğu birşeyi oluduğunu haykırıyordu ona. Evet, yıldızları görmüştü etrafa saçılmış karanlığa hayat veriyorlardı. 'Peki ya ben kime hayat verdim! ? ', diye söylendi kendi kendine. Hep ben, hep ben diye kendi kendine acımıştı. Ve işte hazin son; yalnız, hastalıklı; genç ama ihtiyar bir tarla bekçisiydi.\nYazın tarlayı sürüp sonrada gölgesinde dinlenen o insanlarda yoktu. Ne güzel yaratıklardı onlar bazen şarkı söylerlerdi ama söylemek için rüzgara ihtiyaç duymazlardı.Hele birde birkaçı biraraya geldiklerinde onları dinlemeye doyum olmuyordu. Nereden buluyorlardı konuşacak bunca şeyi? ! \n solmaya başlamış, rüzgarın söylediği aşk şarkıları acı veren küfürlere dönmüştü. Anlamıyordu nedenini, işte diyordu; 'Su istiyorsanız yağıyor yağmur! ' işte diyordu 'Güneş yine görünüyor! Belki eskisi gibi sıcak bir tebessümle bakmıyor ama bakıyor işte! ..' Hem güneş olmasa bile onun yanan yüreği vardı, sevgisiyle onları ısıtırdı; neden terk ediyordu yaprakları, neden hüznün sarı çiçekleri gibi soluyorlardı ve bir zamanlar gülen yüzlerini donuk bakışlarla örtüyorlardı..? ! Anlamıyordu onları. Anlamak istemiyordu.Rüzgar her estiğinde güçlü sandığı bedeninin acizliğini daha çok hissediyordu. Tutmak bırakmamak istiyordu, güzelliğinin yaşadığının ispatı yapraklarını. Ama yapamadı. Tüm sevdikleri tek tek onu terk ediyordu. Yalnızdı.\n28.12.2003\nGeceydi şimdi bulutlu göğün arkasından hayal meyal gözüken ayın hilal haline takıldı bakışları, düşündü. Ay hilaldi, yarımaydı, dolunaydı ama görmüştü ki birgün yine hilal olacaktı. Kendini dinledi sonra bu hissettiklerini daha önce yaşamış mıydı? Sanki tanıdık gelmişti bu acılar... Belki daha azına sahip olmuş olduğu için  şu andaki kadar yaprak terk etmemişti onu ama yinede gitmişlerdi. Tebessüm etti. Ay haklıydı ve her gece ona bu gerçeği anlatıyordu ama o bile güneş olmadan karanlıktaydı. Evet güneşte her şafak sökümüyle ona merhaba diyor ve akşam olup uyku vakti geldiğinde üzerine ışıltılı atlas yorganın örtüp uyuyordu. 'Bahar', dedi. Bir bahar daha vardı! ? İlkbahar... Ahhh! dedi. Yanan yüreğini içine çekti. Herşeye rağmen eskisi kadar sıcak olmasa da onu terk etmeyen rüzgarın omuzuna yaslanarak doğruldu. Ama o kadar hafif bir hareketti ki bu daimi dostu ve sırdaşı toprak bile bunu fark edemedi. Dikti bakışlarını semaya. Ve orada gördüğü birşey yıllardır yapmayı unuttuğu birşeyi oluduğunu haykırıyordu ona. Evet, yıldızları görmüştü etrafa saçılmış karanlığa hayat veriyorlardı. 'Peki ya ben kime hayat verdim! ? ', diye söylendi kendi kendine. Hep ben, hep ben diye kendi kendine acımıştı. Ve işte hazin son; yalnız, hastalıklı; genç ama ihtiyar bir tarla bekçisiydi.\nYazın tarlayı sürüp sonrada gölgesinde dinlenen o insanlarda yoktu. Ne güzel yaratıklardı onlar bazen şarkı söylerlerdi ama söylemek için rüzgara ihtiyaç duymazlardı.Hele birde birkaçı biraraya geldiklerinde onları dinlemeye doyum olmuyordu. Nereden buluyorlardı konuşacak bunca şeyi? !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördüm",
        "poet": "İsmet Top",
        "poem": "\n\nToz-duman içinde, kalmıştı her yer,\nKıyamet gününü, andırır gördüm.\nElinde çikolotayla, asker,\nKüçük bir çöocuğu, kandırır gördüm.\n\nAnası ağlıyor, ölmüş babası,\nBelki de kalmamış, hiç akrabası,\nKanlar içindeydi urbası,\nEkmeğini suya, bandırır gördüm.\n\nÇocuksu yüreği, şekerle kandı,\nUzanan 'o' eli, dost eli sandı,\nİşgalden çok, ikramına inandı,\nİçinde acıyı, dindirir gördüm.\n\nNe ekmek verdiler, ne de bir ilaç,\nYıllar-yılı anasını, babasını aç,\nPetrole göz-dikip, toprağı kıraç,\nBırakarak halkı, sindirir gördüm.\n\nBabasını acımadan öldürüp,\nKendini 'barışçıl', gibi bildirip,\nEngelleri teker teker kaldırıp,\nHer taraftan asker, indirir gördüm.\n\n27 Mart 2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördüm",
        "poet": "Sabri Güler",
        "poem": "\n\nGördüm…\n\nBir işim gereği seyahat ettim.\nGün gündüz, hava da açık\nUzunca bir yol boyu pek çok köyün içinden geçtim\nKahve önleri çardak güzellik\nYollar boyu tarlada bahçede çalışan pek yok\nYapılacak iş bakılacak hayvan da mı yok\nKöyler terkedilmiş bir hayalet şehir\nEvlerdeki birkaç hayvana da nasılsa evdekiler bakıyor\nAslını sorarsan pek çoğunda o da yok\nHep bir bahanemiz var saklandığımız\nÜrün para etmedi, girdilere yetişemedik\nTezatla örülü düzen bir gören mi var\nGözler kör görmez,\nKulaklar sağır\nSistemler yürümüyor\nKağnıdan ağır\nTosbağa geçerdi yarışa girse\nKöylüyü eğitmesi gereken \nZiraatçı, veteriner ofiste\nKağıt üstünde işler istatistikler güzel\nKöylü zaten yapacağını bilir\nSen de kafanı kuma sok bahanen hazır \nBirileri araştırır bulur nasılsa\nSen hazır alır kullanırsın\nKovala sineklerini rahatlarsın\nKışlar soğuk yazlar da  sıcak\nBahar uyuşukluk mevsimi\nHem sonra nerde eskiler\nBunca çalışıp neyi alıp gitmişler\nÇardak altı laklak\nGelsin kahveler çaylar \nÇalışmaya ne gerek var\nÜzmeyin kendinizi beyler\nBekleyin kurtarıcılarınız\nUzaydan gelecekler\n                                         2008/Mayıs\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördüm",
        "poet": "Bayram Özkal",
        "poem": "\n\nGördüm, yüce dağın tepelerine,\nKar örtüsü başka güzellik vermiş,\nKıskansın ovalar istediğince,\nNe denebilir ki kar onu sevmiş.\n\nGördüm, ovaların yeşilliğini,\nBelli ki bağ ona güzellik vermiş,\nNehirler kıskansın istediğince,\nNe denebilir ki bağ onu sevmiş.\n\nGördüm, nehirlerin çağladığını,\nBelli ki su ona güzellik vermiş,\nKıskansın dağ, ova istediğince,\nNe denebilir ki su onu sevmiş.\t\n\nGördüm, kainat’ta nicelerine,\nYüce Mevla ne çok özenivermiş,\nBunların üstüne koymuş insanı,\nArzı yönetecek beceri vermiş.\n\n2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördüm",
        "poet": "İbrahim Şahutoğlu",
        "poem": "\n\nDün bir rüya gördüm.\n\nRüyamda seni gördüm.\n\nİkimiz uykudayız\nve yine de \nrüyada rüya görüyorum.\n\nMasmavi bir gelecek seriyorum önüne.\n\nİnan ki rüyamda dahi uyanmak istemiyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördüm",
        "poet": "Tuncay Pektaş",
        "poem": "\n\nyedinci günde \ngördüm...\nbizi bu fanusa süren tanrı\nparçalanmış aynadaki\nsilüetini dikiyordu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördüm",
        "poet": "Kemal Eyüpoğlu",
        "poem": "\n\nBu Dünya'da aşk ve sevgi yalanmış,\nYollar eğri büğrü dolan dolanmış,\nYolun yarısında gücüm tükendi,\nGördüm ki; bağ bahçe, güller budanmış.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördüm",
        "poet": "Mehmed İhsan Uslu",
        "poem": "\n\n'09.03.1979 Tarihli Sabah Gazetesinde neşredilmiştir.'\n\nErzincana düştü yolum\nBahçe, bağlarını gördüm.\nMevsim yazdı, sıcak vardı\nKarlı dağlarını gördüm.\n\nHayli zaman, kaldım orda\nDüşmüş idim, türlü derde\nDolaştım çarşı, pazarda,\nMeşhur bakırını gördüm.\n\nEsen başka rüzgar idi\nToz ve duman kalkar idi\nSeyrangahım dağlar idi\nBeyaz karlarını gördüm.\n\nRüzgar eser, toz kalkardı\nKulaklarda uğuldardı\nDolar gözleri yakardı\nHaşin rüzgarını gördüm.\n\nKucağından geçen yollar\nGarip yolcularla dolar\nSulanıyor bahçe, bağlar\nAkar sularını gördüm.\n\nGurbet'ele postu serdim\nÇilelere göğüs gerdim.\nDöndüm Malatya'ya geldim\nÇarşı, pazarını gördüm.\n\nMehmed İhsan; benim adım,\nGöklere çıktı feryadım,\nŞu gurbetin adım adım,\nBirçok asarını gördüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördüm",
        "poet": "Bekir Tolu",
        "poem": "\n\nSaçını yolan analar, dizine vuran babalar gördüm, \nDağları bilenler bilir...\n Mehmet Ensesinde \nYanan yürek yanan ocak yıkar dünyayı \nBen uyluğundan mavzer, yüreğinde top güllesi, vatanı korumaya yeminli.... \nEbabil kuşlarını dahi vatansızı taşlarken gördüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gordum",
        "poet": "Yüksel Akkas",
        "poem": "\n\nO kadar cok cektimki\nBitmez derdim derdimi\nBu durumda kendimi\nDert olarak az gordum\n\nGordum sokakta yatan\nUstu basi perisan\nBiraz sevgi arayan\nCok gariban yuz gordum\n\nGordum babasin tanimaz\nGordum annesin bilmez\nCami avlusuna birakilan\nKalles anneler gordum\n\nGordum acliktan bayilan\nBir parca ekmek arayan\nInsan canavarina yem olan\nCok cahil insan gordum\n\ninsanlara zulmeden\nOcaklari sonduren\nBebekleri olduren\nAcimasiz hayvan gordum\n\n25 nisan persembe 2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördüm...",
        "poet": "Humeyra Yildiz",
        "poem": "\n\ndüşündürücü ıstırap,\naglatıcı sevinc gördüm....\ncevirip döndürdüm,\n bir masal gibi...\nkendimi gördüm....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÖRDüM*ANNEM",
        "poet": "Ayşe Özdemir",
        "poem": "\n\ngöz yaşı gördüm anne\nhiç farkına vardınmı? \nbu yaşıma bakmayıp\nbir kez olsun sardınmı? \n\nacıyı gördüm anne \nayrılmadı yanımdan\nöyle acımasızdı\ncan kopardı canımdan\n\nhep suçlandım ben anne\nsucum farklı olmaktı\nen büyük ayıbım \nbelki şiir yazmaktı\n\nsevdayı sevdim anne\nbaktı kara gözüyle\nbende inandım ona\nyaktı yıktı sözüyle\n\nisyanı gördüm anne\nçıldırdı duygularım\nyılların birikimi\nbende artık firarım\n\nbulutu gördüm anne\nkara kara başımda\nhep üstüme yağdıya\nkarıştı göz yaşımla\n\nçileyi gördüm anne \nyumak yumak karışmış\nöyle   soğuk duruşum\ndedilerki alışmış\n\noysa bilemezlerdi\niçimde kopan fayı\ndostlar birlik oldular \nkararttılar dünyayı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördüm Orada",
        "poet": "Nadir Çitil",
        "poem": "\n\nHan kapanmış hancı gider yoluna\nVeda etmiş servetine malına\nDostları götürür almış koluna\nTekbir güzelliğin gördüm orada.\n\nMal mülk servet hükmü bir yere kadar\nİnsan sevilirmiş ancak bu kadar\nAyrılık olsa da netice kader\nTakva güzelliğin gördüm orada.\n\nÖlümdür nevsime acılar verir\nHer kul kaderini mutlaka görür\nAdım adım en son durağa yürür\nİman güzelliğin gördüm orada.\n\nNadir’in yalnızlık bir tek korkusu\nGönüller bir olur varsa arkası\nTaş yerinde ağır sözün kısası\nÇevre güzelliğin gördüm orada.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördüm ki",
        "poet": "Şahbettin Uluat",
        "poem": "\n\nGördüm ki dünya, dünyalar içinde,\nİnsanoğlu düş, hülyalar içinde,\nZamanda, mekânda gezdim, dolaştım,\nHer dilimin farklı şey var içinde.\n*\nKimi bir haz, bir derde kapılanmış,\nKimi geçmişinde kaybolmuş kalmış,\nKimisi gölgeleri gerçek sanmış,\nİnsan kayıptadır, türlü biçimde,\n*\nYolculuk, yolculuk, bitmez yolculuk,\nÖlümden öteye gitmez yolculuk,\nBazen yavaş, bazen çok tez yolculuk,\nKimi zevk sefada, kimi geçimde.\n*\nAnladım diyenler, yargılayanlar,\nİğneden ipliğe sorgulayanlar,\nNe tuzaklar, ne tutsaklar, ne canlar,\nHerkes arar durur, anahtar kimde\n*\nYürürken az sağa, sola bakmışım.\nAra sıra hafiften mum yakmışım.\nBir ara hafiften hastalanmışım.\nDerman, evet ama hangi hekimde.\n\n12.01.06 Cuma  8.55\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördüm Seni...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nGördüm seni beyaz gelinliklerin içinde,\nBuruk tebessümler tebessümler içinde,\nKâlbimden vuruldum kâlbim kan içinde,\nGördüm seni beyaz gelinliklerin içinde,\n\nHayır, böyle olmamalı, seven almalıydı,\nSeven çok sevdiğine haber salmalıydı,\nGelin olduğunda Azrail canım almalıydı,\nGördüm seni beyaz gelinliklerin içinde...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördüm gülüm",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nGördüm gülüm \n\nİlkbahar gibi gülüyor \nSeni bende gördüm gülüm \nSeni bana tarif ettin \nBeni sende buldum gülüm\n\nDost Şeref\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördüm seni Çanakkale",
        "poet": "İsmail Solak",
        "poem": "\n\nGÖRDÜM SENİ ÇANAKKALE\nYıl bin dokuz yüz on beş Çanakkale              \nOrdular dağılmış tarumar olmuş.  \nBir Mustafa Kemal yurduna doğmuş.\nAy yıldızlı Bayrak Çanakkale, de.\n\nMarmara denizi boyanır kana\nDalgalar çırpınır durur dört yana\nGelincik çiçekler boyanmış kana\nKan kardeş, can kardeş Çanakkale, de\n\nŞehit kanıyla yoğrulmuş bu toprak\nIşıl, ışıl yeşil çimenler yaprak\nMertçe savaşıp yaralar sarmak\nVuslatı beklerim Çanakkale, de.\n\nAn,zak koyu kızıl kana boyanır\nBu Vatan toprağı kanla sulanır\nEy etten taştan siperi yığılır  \nCan vermeye geldik Çanakkale, de\n\nSeyit on başının kaşları çatık\nTop, gülleler, süngü muştusu katık\nYiğitler düşmanı denize kattık\nDağların bekçisi Çanakkale, de. \n\nÇanakkale’yi kazdık demir kürekle \nVatana canları verdik emekle\nDüşmanı yığarız biz tunç bilekle\nÇor çili tuş eder Çanakkale, de\n\nAdı, şanı büyük hey Kemal paşa \nİsmin yazılmış yurdun her taşına\nSancak diktin kilit tepebaşına\nAskerimin sesi Çanakkale, de.\n\nİsmail gezdim gördüm toprakları\nUlanmış yatan yeşil yaprakları\nGüneşin ufku doğar sabahları  \n“Geçit vermem dedi” Çanakkale, de.\n  İsmail Solak.\n\nSaat:02 – 4-5-2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördün Değil mi...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nGördün değil mi seni görünce mutlu olduğumu,\nSenden ayrı geçen, acımasız yılları unuttuğumu,\nGördün değil mi akan gözyaşlarımı kuruttuğunu,\nGördün değil mi seni görünce mutlu olduğumu.\n\nİşte ben böyleyim, senin haberin olsun, olsun,\nGözlerden akan yaşlar gibi, kâlbimde dursun,\nÖnder, ya sabır ya sabır der, belki kurtulursun, \nGördün değil mi seni görünce mutlu olduğumu....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördün işte durumu…",
        "poet": "Serdal Mert",
        "poem": "\n\nhey ayağa kalk ve bana cevap ver köle. tüm cevaplar sende, biliyorum. \nher şeyi biliyorsun ama söylemiyorsun.bu gün hesap günü,kaçamayacaksın benden… \nbak özgürlüğünü verdim sana,kurtuldun her gün isyan ediyordun bana,isyancı his. \nal işte hürsün artık konuş işte. parçalarını birleştirdim konuşabilirsin… \nçekinmemelisin benden, akrabayız biz seni ben var ettim,biliyorsun değil mi. \nborçlusun bana şimdi, anlat bana. cesaretin yok değil mi, korktun benden… \ninanmıyorsun değil mi, hür olduğuna. hapislikte yakışıyordu ama sana neyse. \niçimdeyken nasıl da gevezeydin hani. her şeyi sen bilirdin akıllıydın sen… \ndışarıdasın işte benim gibi nasılmış. kolaymı yaşamak, soğuk değil mi burası. \n\ntitriyorsun bak,hadi bir şeyler söyle. gerçekleştiremediğim, hayaller burada bak… \nbuyur seni bekliyor, görev başına. yok ya yok sende iş yok beceremicen. \nen iyisi geri göndermek seni,ne dersin. bak burası Amerika, özgürlükler ülkesi. \nfırsatlar diyarı.gizemli kent,baba da derler.insanlar eşittir burada, siyah beyaz kardeş \nbak nasılda mutlu bu minik zenci,nasılda o da kim biri var yanında, spartaküs olmasın. \no ne be ağlıyor galiba, spartaküs ağlıyor,neyse trakya ‘lı değilmiydi bu köle,ne işi var be,neyse. \nbak şu dişlerini gösteren şişko da marcus crassus. elli eyaleti var buranın,alaska ya gidelimmi.? \nözgürlükler diyarı amerika,özgürdür köleler.üşüdün değilmi alaska’ya gitmemeliydik. \nsoğuk diye satmışlar bu toprakları.belli. gel afrika ‘ya gidelim kanımız ısınsın. \n\nlebular diyarı derlermiş buraya,vahşi doğa. nasılda zayıf değil mi bu insanlar neden acaba. \nsalyası akmış bu çocukların,sıcaktan olmalı… ne güzeldir afrika şu ağlıyan çocuklarda olmasa. \nevet ne düşünüyorsun.suskunluk yakışmıyor sana. biraz daha gezelim mi, kutsal topraklara ne dersin. \nislamiyetin doğuşu,vicdanın sesi  burada.bu topraklar işte esaretini kırdı insanların,yok bi çelişki… \nkomşusu açken kendisi tok yatmaz bu insanlar.çalışkandır bu insanlar,hiç durmazlar,yok bi çelişki. \nşeytandan eser yoktur kalplerinde,müslüman ülke. bizden yani özümüzden,vicdanın sesi mekke. \nkızıldeniz’de saklı kent,düşlerimin sesi mekke. ne o ağlıyorsun,neden duygulandın şimdi. \nbu kadar sulu göz olduğunu bilmiyordum. numaracı seni ne o içime mi dönücen peki. \n\ntek şartla bir daha sakın bana akıl verme.. \nbenden üstün değilsin.gördün işte durumu \ngördün işte durumu…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördümde Geldim İki",
        "poet": "Mustafa Kurt Ramazan",
        "poem": "\n\nGÖRDÜMDE GELDİM İKİ\n\n\nHanife için Ahırlıya gittik Meyreden\nAyşe abla hacıydı yenigeldi umreden\nİkram ettiler hurma yüzük zem zem den\nÇıkageldi Ahmet dayının damadı eniştem\nHac farizasını yapanları gördümde geldim\n\nİbrahimi gördüm ağaçtan kiraz toplamış\nTekke odası üstünde kalabalık varmış\nKomşumun Halil'in oğlunun nişanı varmış\nMehmetle Muharrem Özkaya üç kez aramış\nZiyaret için gelenleri gördümde geldim\n\nAli hocam vardı gördüm Ömer Elli altı\nHasan hocamın mevlütü çoğu ordaydı\nEttiler sohbeti mevlüt okudular Kuran'ı\nAbdülgadir'i gördüm üzgün ön sıradaydı\nHayır yapanları gördümde geldim\n\nMurtaza Mustafa emmiyi gördüm yolda\nEvlat kimdensin dedi tanımadım hayrola\nŞerle işimiz ne emmi toka yaptık merhaba\nYine bilemedi dedim ben Kurdoğlu mustafa\nEskileri yad ettik Camiyi gördümde geldim\n\nPerşembe akşamı gitmiştik Ahırlı\nYolları tozlu topraklı bazı çayırlı\nHanıma baktım surat asık kahırlı\nTatil az kaldı günlerimiz  sayılı\nŞosede gidenleri gördümde geldim\n\nTavla oynadık kayın Kasım altı sıfır zamlandı\nMerak etti enişte geldi Mehmet abi onlarda yandı\nOynamasını bileceksin benim şansım normaldı\nYenilenler ard arda geçti mağlup oldu sıralandı\nTavlayı bildiğini sananları yendimde geldim\n\nMeşakatli idi ama tatil çok güzel\nAltında araba rahat heryere gider\nHanım Öz'de değil köyde olsaydı eğer\nTatilin tadını tuzunu sen ozaman gör\nCacık yapılanları gördümde geldim\n\nUlupınar önünde sıra alıp bostan sulayanlar\nGurbetten gelmiş kimi Konya dan Ankaralılar\nHertaraf araba dolu çok değişik pilakalılar\nKimi fiat kimi jep kimi münübüs yabancı olanlar\nArabayla hava atanları gördümde geldim\n\nGöküş dayıların kapıları hiç açılmadı\nAnkaradan gelmiş gördü Mehmet dayı\nKomşu Lütfüye ablam temizler etrafları\nYıkılmış dana Abduraman abinin yanı\nHarab olmuş yıkılmış evler gördümde geldim\n\nŞehire gittiğimde götürmüş tüm hasta\nÖmer Aydemirin babası yapardı pasta\nKahvaltı yapıp alışverişten sonra\nTanıyamadı baktı benziyorsun dayıma\nEskileri andık konuştukda geldim\n\nKonyada ekinler gördüm sararmış gördüm ovayı\nMevlana önünde kimi eşarplı kimi şalvarlı\nDireksiyonda sakallı bıyıklı cek cek mustafayı\nGavşaklarda simit gevrek satanları\nHeybeyle motorlular gördümde geldim\n\nBozkırda satarlar karadutla ganevez\nKimi uzun boylu kimi normal var çömez\nArabalar çoksıcaktır kalabalık binilmez\nKimse kimseyi tanımaz selam bile vermez\nGüneşin altında yatanları gördümde geldim\n\n05 Ağustos 2009 / Mustafa Kurt\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördün mü İstanbul",
        "poet": "Abdülkadir Karaca",
        "poem": "\n\nSen böyle acı gördün mü İstanbul\nSen böyle yalnızlık gördün mü\nÖfke kusan,damar damar kan akan\nBöyle ölüm gördün mü İstanbul\n\nGeceleri bana mahrum ettin İstanbul\nGeceleri beni mahkum ettin İstanbul\nSen böyle zulüm gördün mü İstanbul\nSen böyle aşk gördün mü İstanbul\nNeler istiyorum İstanbul biliyormusun\nSenden kaçmak değil\nSeni sevmişim İstanbul başkalarının gözlerinde\nBaşkalarının saçlarında senin dalgalarını sevmişim\nYedi tepeni.yedi rengini,gök kuşağını,herşeyini\nSeni sevmişim İstanbul...\n\nSenden vazgeçebilirmiyim\nTadı tuzu sensin İstanbul hayatımın\nVe melekler,melekler üzerindeyken İstanbul\nSon bir amaç,son bir gaye,son bir sevgi\nAma sana aşığım İstanbul\nİstanbul kolla kendini\nTutarsız bir aşk benim ki,umarsız bir aşk İstanbul\nEn büyüğü sevmek,en iyiyi sevmek,en güzeli sevmek\nKısacası seni sevmek İstanbul\nKaçarak sevmek,bakmayarak sevmek\nAffet İstanbul\nBaşkalarında arayarak sevmek\nAma döndüğüm baktığım her yerde seni görerek sevmek\n\nBir deli aşığım İstanbul\nSurların mı,köprülerin mi,\nCamilerin mi sahip çıkar bana bilmem\nKimsesizim İstanbul\n\nNeden böyleyiz İstanbul\nİkimizde ağır bedelleri sevmişiz\nAynı huylarımız var İstanbul\nEn büyüğü seviyoruz,en iyiyi seviyoruz\nSen Fatihi sevdin onun oldun\nBen onu sevdim\nSenin oldum İstanbul! \nBir avare gibi,bir deli gibi\nİstanbul böyle aşk gördün mü İstanbul\nBaşkalarında seni seven bir deli gördün mü\nİstanbul acı bana İstanbul\nYağmurlarda kavruldum\nYalnızlıkta kavruldum\nYanmış yüreğimle gidiyorum senden\nElveda İstanbul severek ayrılıyorum\nSana elveda İstanbul \nSon sözümü diyorum:\nİstanbul seni seviyorum\n(2 Nisan 2004)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gördünmü MaVi DeniZ",
        "poet": "Ramazan Uzun",
        "poem": "\n\nGördünmü MaVi DeNiZ...... \n\nBen ezelde ararım ebette miyadımı \nGördünmü mavi deniz gördünmü ecdadımı \nallah,allah sesiyle süslerdi miladımı \nGördünmü mavi deniz gördünmü ashabımı \n\nLailaheillellah Muhammet resulullah \nDermisin mavi deniz çalkalanırken allah \nGördünmü muhammedi gördünmü ashabını \nGördünmü sen Bektaşı,Velinin dergahını \n\nNice secdeler yapmış kıble kabe yönünde \nGördünmü mavi deniz gördünmü sen üstünde \nGördünmü peygamberler neslinden sen yunusu \nKimden emir aldın da yol ettin okyanusu \n\nŞimdi azgın vurursun dalgaların sahile \nSanki isyan edersin bu yaşayan nesile \nKalmadı mavi deniz kalmadı ki nafile \nSana yol ver diyecek ilahi bir vesile \n\nRamazan UZUN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göre",
        "poet": "Fazıl Hüsnü Dağlarca",
        "poem": "\n\nBana göre dag\nYalnizdir\nUykusuzumdur\nDaga göre be....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göre",
        "poet": "Aylin Boğa",
        "poem": "\n\nBenim için hayat\nYa hiçliktir,ya çokluk.\nSize göre belki\nÇokluğum ne hiçlik \nHiçliğim de ne çokluk.\n\n6 Ekim /1994\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görebildiğin Kadar Mavi",
        "poet": "Mehmet Başaran",
        "poem": "\n\nSürebildiğin kadar toprak\nSarabildiğin kadar kadın\nBu dünya\nGüvenebildiğin kadar dost\nDüşünebildiğin kadar güzel\nYaşabildiğin kadar\nDünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görebildiklerimiz",
        "poet": "Mine Polat",
        "poem": "\n\nNeyi biliyoruz, bu kısacık hayatta bunca dönen şeye rağmen? Her şeyin farkında olduğumuzu sanıyorken, hiçbir şeyi göremiyormuşuz… Anlaşılan hayatın sadece bir yüzünden haberimiz var. Bu küçücük ömrümüzde henüz hayatın gerçekleriyle karşılaşamadık. \n\n    ‘’Hayat boyu bir amaç için yaşadık… Ya da yaşamak için bir amacımız vardı…’’ Amacımız, güzel bir geleceğin yavaşça bize yaklaşması için çalışmalar yapmak, önlemler almak ve büyüdüğümüzde sorunlarla karşılaşmamak için çaba sarf etmek... Bu döngü dünyanın her bir tarafında aynı değil mi? Fazla sıkıcı olmasına rağmen normal olan bu mu? Tüm insanlık bu normali benimsemişken neden hiç birimiz tersini denemiyoruz? İnsanların gözünde normal kabından mı çıkıyor? \n\n    Şimdiye kadar sırtımıza düşen yüklerin ağırlığıyla tartıştık. Bir yerden sonra her şey gibi bu da sıkıcı olmaya başladı. Tartışmadan ayrılarak arkamızdakilere yer verdik. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu anlayabilecek kapasiteye sahip olduk. Diğer değişle büyüme yollarına adım attık. Normal bilinen olayları bizimde onayladığımızı anladık aslında başta ne kadar inkâr etsek de. Bilinmeyen bir gerçek kemiriyordu tüm insanlığın beynini. Hiçte adil olmayan hayatta tüm hayat hikâyeleri aslında birbirini tamamlıyordu. Göremediğimiz vahşi yaratık herkesi birbirine düşürüyordu. \n\n    İçimizde hep bir endişe, hep bir telaş, hep bir korku… Birine bir şey olacak diye korkuyla beklerken ertesi sabahı, kalplerde yıpranma gerçekleşiyordu. ‘’Kime kim ne yaptı? ’’, ‘’Onu kim incitti? ’’, ‘’Bunun kalbini kim yıprattı? ’’ Dilden dökülen lafların aslı. Herkes birbirinin canını yakmak için doğdu sanki. Ne içindir bilmem ki bu kin… Kime nedendir bu vefasız muamele. Hakettiğimizi sanmıyorum. Kulun kulla olan derdini daha ayrıntılı çözün. Başımızdakiler süs niyetli durmayın öyle. Seslere kulak verin ki kulun derdine derman bulun. Büyükler örnek olunmalı ki küçükler izinden devam etmeli. Başımızdakilerde kin, nefretle uğraşıyorlarsa küçükler ne yapsın? \n\n    Havada uçuşan laflardır anca. Herkes lafla yapar, keser. Oysaki her şey lafta kalır nedense. Ya söylemeyeceksin ya da sözünün arkasında duracaksın. \n\n    Görebildiklerimiz… İlerledikçe daha fazlası çıkacak önümüze… Belki de şu an fazlasına rastlıyoruz ama görmemezlikten geliyor hayatımıza devam ediyoruz…\n\n                                                                                                       MİNE POLAT\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göreceksin",
        "poet": "İbrahim Sağır",
        "poem": "\n\nÂdem’le Havva’yı eyle tefekkür,                             \nDünyaya gelişte sır göreceksin.                             \nPeygamber neslinden gelmişiz şükür,                   \nHemcinsini her dem yâr göreceksin.                      \n\nGeliş gibi,gidiş dâhi mutlaktır,                               \nVarlığı yaratan Cenabı Hak’tır,                            \nZamanı gelince yok olacaktır,                               \nSâhib-i âlemi bir göreceksin.                                 \n\nRehberimiz Peygamber-i Âli-şan,                          \nTâbi olan elbet görecek ihsan,                               \nAklını başına topla ey insan,                                  \nAmelsiz Cennet’i zor göreceksin.                          \n\nİnsanoğlu Hakk’ yolundan şaşınca,                        \nAhlaksızlık sokaklara  taşınca,                             \nKıymetin vakti yakınlaşınca,                                  \nİmânı elinden kor göreceksin.                                \n\nİstiyorsan görmek gül yüzlü bahar,                        \nİnsanları saygı,sevgi ile sar,                                  \nKulun, üzerinde kulun hakkı var,                           \nZulmü,haksızlığı hor göreceksin.                          \n\nSağır’ım, hazırlan mutlak sefere,                           \nBöyledir ezelden İlâhi töre,                                    \nBurada yaptığın amele göre,                                 \nYa Cemâl-i Nur,ya nâr göreceksin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göreceksin",
        "poet": "Adnan Bal",
        "poem": "\n\nSevenden sevgiyi kıskanmak neymiş\nYaz günü yağmurda ıslsnmsk neymiş\nBir adım atmayıp paslanmak neymiş\nYaşadıkca göreceksin minik kuş\n\nBakıpta gerçeği görmemek neymiş\nDostla mutluluğu bölmemek neymiş\nSeni seven için ölmemek neymiş\nAylar sonra göreceksin minik kuş\n\nYalan yanlış masal düzmek neyimiş\nBilir bilmez gönül üzmek neyimiş\nDeniz varken gölde yüzmek neyimiş\nYıllar sonra göreceksin minik kuş\n\nAdam gibi mertce sevmek neyimiş\nHatır için boyun eğmek neyimiş\nDudağınla kalbe değmek neyimiş\nZaman gelcek göreceksin minik kuş\n\nŞu yalan dünyada maç etmek neymiş\nSeveni başına taç etmek neymiş\nKabeyi görmeden hac etmek neymiş\nUyanınca göreceksin minik kuş\n\nGövde budak tutunulan dal neymiş\nAcı ekşi tercih olan bal neymiş\nDört kulpluymuş sandukaymış sal neymiş\nBen ölende göreceksin minik kuş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görebilmek.",
        "poet": "Sungur Sefa",
        "poem": "\n\nKaranlık, karanlık, sadece saiyah bir gölge değil gözde.\nKaranlığın ardında bir şey var onu bulmak özde.\nGözlerini kapadığında göremezsin hiç bir şey.\nİşte onu görebilmekte her şey.\n\nHiç bir ışık aydınlatamaz onu.\nIşığı boğarda bilmem nedir sonu.\nİyisimi onu bulmaya uğraşmamak.\nÇünkü bulmak isterken SON kaybolmak..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göreceksin",
        "poet": "Mehmet Zeki Gezici",
        "poem": "\n\nGöreceksin\n\nGüneşi beklerken\nbeni yüreğinde tut,\ndaha çok sevdiğini göreceksin..\n\nM. Zeki Gezici\n11. şubat. 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göreceksiniz",
        "poet": "Ramazan Öncel",
        "poem": "\n\nBu ülkeyi karşılıksız sevdik”\ndiyenler\nKöpek dişleriyle \nKanatırken ülkemi\nSusurluk sabıkalı\nKara para tacirleri\nParalı paramilterler\nAydınlığa susamış\nHalkların bağrında\nBekleyin göreceksiniz\nÜstünde\nGüneşi batmayan\nYep yeni bir ülke\nKurulacak...\n\nAralık.00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göreceli Güzellik",
        "poet": "Nasreddin Özbey",
        "poem": "\n\nGüzellik kavramı göreceli değildi sende \nSana bakan bir çift gözün sahibi \nÖyle “-celi” kelimelerle uğraşmaz \nNe kadar doysam, ne kadar kansam bu güzelliğe \nO kadar iyi diyebilirdi ancak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görecektin",
        "poet": "Can Abdullah Yıldırım",
        "poem": "\n\nİçimdeki sen fırtınasını \nYalnızca bir günlüğüne \nEmanet edecektim sana \nAklın beş para etmediğini \nGörecektin o zaman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göreceli Hayat",
        "poet": "Sima Göksel",
        "poem": "\n\nDünya dönüyor.Bunu her yerde hep duyuyoruz.Peki o cüssesine göre nasıl dönüyor yada dünya dönüyor ama yavaş mı dönüyor hızlı mı dönüyor? Diyenini hiç görmemişizdir.Peki sizce dünya hızlı mı dönüyor yavaş mı? Bu soruya herkesin cevabı farklıdır.Ama bana kalırsa her ikisi de değil.Çünkü bir semazenin hızı bize göre çok hızlıdır.Ama o hız belki de semazene göre normaldir; çünkü semazen alışıktır.Ancak o hız normal bir insana çok fazladır; çünkü o kişi o kadar hızlı dönmemiştir daha önce.Yada elli kilogram bir halterciye göre çok da fazla değildir.Fakat bir insanın kaldırdığında kendi rekorunu kırabileceği bir ağırlıktır normal bir insana göre.Acı yemeye alışık bir insan çok acı bir yemeği yer.Ancak acı yemeye alışık olmayan bir insan birazcık bir acıyı bile yiyemez.Demek istediğim acı, ağırlık,hız vb. göreceli ve değişken kavramlardır.Yani dünyaya baktığımızda dünyanın ağırlığına yada döndüğü süreye göre belki çok hızlı dönüyor belki yavaş belki de normal…İnsanların alışkanlıklarını kişiliklerine göre değişim gösterir bir çok şey.Örneğin; kitap okumaya alışık bir insan kitapları sever fakat kitap okumaya alışık olmayan biri kitap okumayı sevmez ve hayatı buna göre şekil alır.Yada her hafta sonu yüzmeye giden biri çok iyi yüzer fakat yılda birkaç kere yüzmeye giden bir insan iyi bir yüzücü değildir.\nBazı insanlarda kalp kırmaya alışıktır; bir kişinin kalbini kırarlar fakat çok umursamazlar ve insanlar arasında pek sevilmezler.Bir de insanların kalbine hiç kırmayan insanlar vardır.Onlarda tüm hayatları boyunca tek bir insanın kalbine kırsalar bile bu olayı unutmazlar ve insanlar tarafından sevilirler.Hayat tarzı, duygular,duyular,algılama insandan insana değişen göreceli kavramlardır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göreceli umut",
        "poet": "Arif Doğramacı",
        "poem": "\n\nKedi\nAğların başında\nAğlarda\nBalık kokusu\nBalık \nAğsız düşler\nDenizi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göreceli Zaman",
        "poet": "Cemalettin Yıldırım",
        "poem": "\n\nYalnızlık sokağında,\nKokusu sinmiş kaldırımlara.\nDilenirim O’nu yollara,\nBilsin düşlerimle her köşe başında,\nPusuya düşerim iki adım sonra…\n\nO’ndan uzağım.\nDilimde noktasız sözlerle varlığına uzanırım.\nYarının yakasına yapışır, en kısa anına saparım.\nYeter ki gözlerinin önüne çıkayım… \n\nGelecek usulca yanaşma\nEz geç beni yetiş mazime.\nEl yordamıyla O’nu düşlemek,\nEndişe verir yüreğime.\nHangi gününde saklı nefesi,\nGireyim menziline…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görecelik",
        "poet": "Mustafa Süreyya Sezgin",
        "poem": "\n\nAh Einstein, \nSeni bir anlayabilseler! ..\nNe kadar dolu\nVe ne kadar boş bu yaşam! ..\nGerçek nerede başlıyor, \nNerede bitiyor zaman? \nKanat çırparken\nDişi bir kartal, \nAtmaca veya güvercin, \nRüzgarları\nBir kadın kokusu getiriyor.\nBilirsin, \nShakespeare ' Olmak veya olmamak '\nDedirtmişti Hamlet'e.\nTabağımda acı, \nTatlı\nVe ekşi lezzetler.\nDönüp gerilere bakınca\nAh zamanda seyahat diyorum! ..\nAttığım adımların\nHangisi doğruydu, \nBaşka düşer miydi zarlar? \nO sevdalar...\nYaşananlar oyun muydu? \n\n(İstanbul,15.05.1998)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göremiyorlar",
        "poet": "Rabia Balaban",
        "poem": "\n\nÖlümü yok saymak gibi bir şey değilmi bu\nDipdiri bir bedene kar beyaz bir kefen biçmek gibi\n\nKurban etmemek için bendeki seni, agızlarından çıkan küstah sözlere. Aptalca bir çırpınışla direm direm direnen mevcudiyetimle varlığımı kimselere teslim etmedim anne\n\nBilmeden anne olduğum günden beri, hemde daha ben ana kuzusuyken, mücadele ettim hep şuursuzca yerden yere vuran insanlarla. Tüktük kokusuyla bezenmiş, hosnutsuzlugun agırırlıgını yüklenmis bir hayatta.\n\nEvet, ölümü yok saymak gibi diyorum. çünkü ölümün ne olduğunu bilmeyen onlar beni diri diri öldürdüklerin ide göremiyorlar. Göremiyorlar dipdiri bir bedene kar beyaz bir kefen biçtiklerini\nGöremiyorlar aslında senden mahrum bir benin, ne kadar dik durmaya çalıssada küçücük yüreğimdeki sevgi dilenişlerimi.\n\nGöremiyorlar çalesizligin,yanlızlıgın ölüme ne kadar benzediğini\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görecelikte Kadın...(Dünya Kadınlar Gününe...)",
        "poet": "Alper Kürük",
        "poem": "\n\nKimilerine göre kadın gamze gülüştür,\nKimilerine göre kadın tatlı öpüştür…\n\nKimilerine göre kadın yakan bakıştır,\nKimilerine göre kadın ince nakıştır…\n\nKimilerine göre kadın süzen bir gözdür,\nKimilerine göre kadın üzen bir sözdür…\n\nKimilerine göre kadın çekik yay kaştır,\nKimilerine göre kadın sülünde baştır…\n\nKimilerine göre kadın hokka burundur,\nKimilerine göre kadın bitmez sorundur…\n\nKimilerine göre kadın sütun bacaktır,\nKimilerine göre kadın ağlayacaktır…\n\nKimilerine göre kadın mermer heykeldir,\nKimilerine göre kadın daima eldir…\n\nKimilerine göre kadın cansız yaşayan,\nKimilerine göre kadın kutsal armağan…\n\nKimilerine göre kadın hata ve kusur,\nKimilerine göre kadın mutluluk, huzur…\n\nKimilerine göre kadın sabır edendir,\nKimilerine göre kadın özden verendir…\n\nKimilerine göre kadın tekneye liman,\nKimilerine göre kadın olur korunan…\n\nKimilerine göre kadın bitmeyen gece,\nKimilerine göre kadın yaşar günlerce…\n\nKimilerine göre kadın doğa anası,\nKimilerine göre kadın yaratık ası…\n\nKimilerine göre kadın bir bilmecedir,\nKimilerine göre kadın kalbe ecedir…\n\nKimilerine göre kadın lepiska saçtır,\nKimine, bana göre kadın başlara t a ç t ı r…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göremediklerimiz",
        "poet": "Meral Demir",
        "poem": "\n\nAnneler, \nnerelerdeydiniz? ! ...\n\nBabalar, \nçok muydu telaşeniz? ! ...\n\nÖğretmenler,\nnasıl farketmediniz? ! ...\n\nOnyedi yaşındaki bir gence,\nkatil elbisesi \nbiçilirken\nnasıl da göremediniz? ! ...\n\nYa hala biçilmekte olan \ngöremediklerimiz? ! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gören Bilen yok",
        "poet": "Hasan Geneyikli",
        "poem": "\n\n\tGÖREN BİLEN YOK\n  Psikolojik yardım, cinsel eğitim \n  Akıl, ruh sağlıksız, boşa diyetim\n  Eğri yolda mıyız, doğruluk yetim\n  Eğitim ne yaptı, gören, bilen yok\n\n  Neden okuldasın, neden iştesin \n  Nedenler yapmazsan, niye gidesin \n  Kurtar kendin, acımazlar bilesin \n  Tembel, tutsakları, gören, bilen yok\n\n  Hazır bulma; çalış, elin üretsin\n  Gözün görsün, ayakların yer etsin\n  Ölümü provasız, hep yaşa gitsin\n  Diri ölmüşleri, gören, bilen yok\n\n  Evrensel değerde ahlaklı çalış \n  İçinde mutluluk, bulmaktır kalış\n  Problemi anlayıp, çözmeye alış \n  Problemler çözümsüz, gören, bilen yok\n\n  Çok çeşit mikropla,uğraşan alim\n  Ayaktayım ama komalık halim\n  Virüs,bakteri mi,teşhissiz zalim\n  Sosyal mantarları,gören bilen yok\n\n  Türkçe sevdim,İsviçre'ce evlendim\n  Türkiye’mde Fransızca,görevlendim\n  Alman, İtalyan,yargı hapislendim\n  İslam’ca ölürüm,gören bilen yok\n\n  Geneyikli, eğitimler nereden\n  Frobel, Devey, yabancı tencereden \n  Almanya, Fransa, İngiltere'den\n  Geçmişim eğiten, gören, bilen yok\n\n  hasangeneyikli@hotmail.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gören De Sanacak Ki Evde Yemek Pişecek",
        "poet": "Kazım Karagöz",
        "poem": "\n\nİtalyan mutfak almış geçende bir arkadaş,\nÖzel sipariş gelmiş, vermiş on, on beş maaş.\n\nBir de bunları ağzı dolu anlatıyordu,\nNasıl zenginim gibi, hava da atıyordu.\n\nGören de sanacak ki, evde yemek pişecek,\nBöyle olunca yemek kaliteli pişecek.\n\nHalbuki çorba bile, pişmez, konmaz tasına,\nLokantadan getirtip koyacak masasına.\n\nMutfak olmasa bile ne olacak ki oğlum? \nNasıl olsa dışardan karnın doyacak oğlum! \n\nHem de en alaları yapılmıyor mu bizde? \nYabancı hayranlığı nedendir yahu bizde?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gören Gözlerim",
        "poet": "Rifat Kurtoğlu",
        "poem": "\n\nŞimdi uykulara düşman yaşıyor,\n Kaç kızın düşüne giren gözlerim.\n Bir seni gördümü dünyam şaşıyor,\n Ellere bakar kör gören gözlerim...\n\n 18-Kasım-2013-Pazartesi\n\n Âşık Rifat KURTOĞLU _ ÇORUM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gören Var Mı Arkadaş",
        "poet": "Mahir Toksoy",
        "poem": "\n\nMemlekette “torpil” varmış… öyle mi\nBen görmedim …gören var mı   arkadaş\nHangi bakkal …hangi market  satıyor\nBen görmedim …gören var mı  arkadaş\n\nKolileri kutuları aradım\nPazarları …didik didik taradım \nBelki dedim,  muhtara da uğradım…\nBen görmedim …gören var mı  arkadaş\n\nFelek ile bir konuda anlaştım\nKarış karış tüm vatanı dolaştım\nKaf dağının ardına da ulaştım…\nBen görmedim …gören var mı  arkadaş\n\nSendikalar, talepleri alıyor \nİl başkanı, makam mevki bağlıyor\nKavuşanlar sevincinden ağlıyor\nBen görmedim …gören var mı  arkadaş\n\nYakasına altın rozet takıyor\nBakan beyin gözlerine, bakıyor\nYakasından liyakatlar  akıyor…\nBen görmedim …gören var mı  arkadaş\n\nVekil bulan  liyakati aşıyor\nMemlekette torpil bulan yaşıyor\nTürk icadı,   göbeği de kaşıyor…\nBen görmedim …gören var mı  arkadaş\n\nAnkara nın yolu su yolu oldu\nAnlatırken inan gözlerim doldu\nDiyorlar ki mahir aradı buldu\nBen görmedim …gören var mı  arkadaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gören Gözler Görüyor!",
        "poet": "Önder Demir",
        "poem": "\n\nGören Gözler Görüyor! \n\nAslında değerli kardeşlerim, dünyada her şey ayın on dördü gibi apaçık ortadadır ve gören gözler ve okuyabilen beyinler ve hissedebilen kalpler için her şey okunabilmektedir. Yeter ki siz, Yüce Allah'a iman edin ve tertemiz bir kalp ile ona hiçbir çıkar gözetmeden bağlanın ve O'na sığının ve onun sizlerden istediği sizin kendi hayrınız için olan dine bağlanın ve O'na kulluk edin. Bakın o zaman dünyada size hiç bir şey 'gizli' kalıyor mu? Yeter ki namazı kılın ve bir Müslüman'ın yerine getirmesi gereken farz ibadetleri yapın. Bakın o zaman dünyaya nasıl değişik bir gözle bakmaya başlıyorsunuz ve aynı zamanda dopdolu yaşıyorsunuz. \n\nYüce Allah, Kurân'ı Kerîm'de: «İmanlarına iman katsınlar diye müminlerin kalplerine güven indiren, O'dur. Göklerin ve yerin orduları, Allah'ındır. Allah, bilendir, her şeyi hikmetle yapandır.» diye buyuruyor. (Fetih Suresi, 48:4)  Bu âyet, kısa ve net olarak her şeyi anlatmaktadır. Dünyada Yüce Allah'a inanan ve O'na bağlanan bir insan, mutluluğun temel anahtarını eline almış oluyor; çünkü -inanın ne kadar zengin olursanız olun- ne kadar mal-mülk, evlat sahibi olursanız olun, Yüce Allah'a iman etmemişseniz, o zaman sizin kalbinize güven ve sükûnet duygusu inmez. Çünkü siz, size hayatı vereni tanımıyorsunuz ve ondan gelen nimetlerin farkında değilsiniz. \n\nYüce Allah, «O Allah ki, kendinden başka hiçbir ilâh yoktur. O, ezelî ve ebedî hayat ile bizâtihî diridir. Zât ve kemâl sıfatlarıyla yarattıklarının bütün işlerinde hâkim ve kâimdir. Her şey, onunla kâimdir. O'nu ne bir dalgınlık, ne de bir uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O'nun izni olmadıkça katında kim şefaat edebilir? O, bütün varlıkların önlerindeki ve arkalarındaki gizli ve aşikâr her şeyini bilir. Onlar ise, Allah'ın dilediği kadarından başka, O'nun ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. O'nun kürsüsü, gökleri ve yeri çevrelemiş, kuşatmıştır. Gökleri ve yeri korumak, gözetmek, O'na zorluk ve ağırlık vermez. O, çok yüce, çok büyüktür.» diye buyuruyor. (Bakara Sûresi 255)\n\nNe diyor Ayete'l Kürsî'de; «Onlar ise, Allah'ın dilediği kadarından başka, O'nun ilminden hiç bir şey kavrayamazlar.» Bu, kısaca şu demektir; Gerçekleri ve dünya'da olup biten olayları insanlara öğreten ve kavratan, Yüce Allah'tır. O'nun dilediği kadar ilimden kavrayabilirsiniz; çünkü ilim de O'nundur. Siz, ancak onun ilminden onun dilediği kadar istifâde edebilirsiniz. \n\nBugün Müslüman dünyası, Kurân-ı Kerîm'i yeterince okusalar; inanın bana, dünya'da en değerli ve mûcizevî Kitâb'ın kendi ellerinde olduğunu bir anlasalar, bakın o zaman Müslümanlar dünyada fakirlik, yoksulluk gibi kavramlardan nasıl uzaklaşıyorlar. \n\nKurân-ı Kerim, insanlığa inen bir 'rahmet' ve 'bereket'tir. Yüce Allah tarafından her insana yazılmış olan bir yüce Kitap'tır ve inanın bana ilmin anahtarıdır. Her Müslüman'ın Kurân-ı Kerîm okuması ve diğer mü'minlere okutmasını Yüce Rabbimiz inşallah nasip eder. \n\nAslında gören gözler için şu dünyada her şey açık bir biçimde cereyân ediyor ve hiç bir şey, gizli kalmıyor. Fakat dedim ya, 'gören gözler' için, 'okuyabilenler' için her şey apaçık bir kitap misali apaçık ortada... Yeter ki, siz siz olun ve Yüce Allah'a temiz bir kalp ile iman edin ve O'na bağlanın. Bakın o zaman nasıl her şeyin gizemi ve perdeleri ortadan kalkıyor ve her şey, bütün gerçekleri ile apaçık ortada duruyor... \n\nSelam ve Dua ile... \n\nÖnder Demir\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gören Var",
        "poet": "Ramazan Çetin",
        "poem": "\n\nİstiğfar et kardeşim,günâh işlemesen de,\nGönül yıkma,kalb kırma; başka şey bilmesen de;\nHesap günü çok yakın,hazır mısın O güne? \nHakk Teâlâ görüyor,sen O'nu görmesen de! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gören Varmıdır",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nGörmeyince var demenin yoktur gereği,\nYüce Allah bu dünyanın direği,\nİnsan olan gerçek söyler varsa yüreği,\nCennet cehennemi gören varmıdır.\n\nAsıl cennet cehennemse kalbimde,\nArama camide arama cemde,\nHata varmı sözlerimde hecemde,\nCennet cehennemi gören varmıdır.\n\nKendini beğenmiş aksi ukala,\nGüven etmiş bıyık ile sakala,\nİnanmaz yok desende şaşkın akıla,\nCennet cehennemi gören varmıdır.\n\nDoğru değil eğri yola gidenler,\nCennet cehennemi merak edenler,\nGitti ama hani nerde dedenler,\nCennet cehennemi gören varmıdır.\n\nKendisini mümin müslüm sananlar,\nCennet cennet diye oda yananlar,\nÖlüm var deyince geri dönenler,\nCennet cehennemi gören varmıdır.\n\nBu bir sırdır Allahtan başka yok bilen,\nNe yaşayanbilir dostum nede ölen,\nBir yol tutturmuş giderdünyaya gelen,\nCennet cehennemi gören varmıdır.\n\nHerkesin kendine oruç ibadet namaz,\nCennet mekanım der kural tanımaz,\nKendini bir şey sanan behnamaz,\nCennet cehennemi gören varmıdır.\n\nVeysel Gerçekleri yazda hecele,\nGünü saati var Allah etmez acele,\nCenneti öven Kabüllenmez ecele,\nCennet cehennemi gören varmıdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görendir Allah",
        "poet": "Celalettin Tokmak",
        "poem": "\n\nKara herk içinde kara karınca\nKaranlık gecede görendir Allah\nÇürümüş kemikler toprak olunca\nMahşerde yeniden verendir Allah (1) \n\nIşık olmuş yetmiş iki tarika\nHer bir varlık diğerinden harika\nHer simâda alâmet-i farika\nVahdet sikkesini vurandır Allah\n\nOl deyince her şey oluveriyor (2) \nTaze yaprak sert kayayı yarıyor\nGezegenler muallakta duruyor\nGökleri direksiz kurandır Allah\n\nHesap günü borç ödemek tekindir\nNasih ol da halkı şerden sakındır\nKuluna şah damarından yakındır (3) \nKalpteki sırlara erendir Allah\n\nCemâli rahmettir, Celâli yaman\nEl aç ey günâhkâr dile el aman\nKıyametin vakti geldiği zaman\nAy ile Güneş’i dürendir Allah (4) \n\nÎman ile ihlâs baştır elbette\nSen de Allah için koştur elbette\nOndan gayrı sevdâ boştur elbette\nMü’mine hakikî yârendir Allah\n\n1 Temmuz 2009 Sivas\n\n1. Yasin suresi:79\n2. Yasin suresi:82\n3. Kâf suresi: 16\n4. Tekvir suresi: 1\n\nNot: Ankara Rüzgarı gurubunun düzenlemiş olduğu şiir yarışmasında 2009 yılı temmuz ayı hece dalında 1.liğe layık görülmüştür.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göresim Gelir",
        "poet": "Mustafa Uzun 3",
        "poem": "\n\nSilemedim ben bu hatıraları.\nAklıma düşersin göresim gelir.\nAramıza giren koca dağları.\nVurup sinesini delesim gelir.\n\nAkıl sır ermiyor deli gönlüme.\nUykular girmiyor artık gözüme.\nSeher vakti alıp sazı elime.\nArdın sıra düşüp gelesim gelir.\n\nBu ne yaman sevda beni bitirir\nUmut gözlerimde seni yitirir.\nBaşıma olmadık şeyler getirir.\nBaşımı taşlara çalasım gelir.\n\nSeninle kavlimiz böylemi hani.\nÖlmeden göreydim cananım seni.\nAlda pazar pazar dolaştır beni.\nKapına kul köle olasım gelir.\n\nİster beni ellik ellik süründür\nİster ağlat ister her zaman güldür\nGözlerinle vurup istersen öldür.\nKurban olup sana ölesim gelir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göresim gelir",
        "poet": "Osman Sahbaz",
        "poem": "\n\nEdirne'den Van'a vatanim benim\nÜstünde sehit'im yatanim benim\nAyirmayip birlik tutanim benim\nBuralara canimi veresim gelir\n\nFark etmez Siirt'de, Canakkale'de\nKaradeniz, Trabzon Rize helede\nVatanimda durup olsam köle'de\nHayatim buralarda süresim gelir\n\nDiyarbakir, Mardin hele Urfa'si\nKahraman maras'in o dondurmasi\nAfyon Karahisar kaymagin has'i\nYufka ekmegimle düresim gelir\n\nErzincan, Erzurum oltu tas'ini\nKayseride Erciyes'in bas'ini\nDogu illerinin o sert kis'ini\nOlup oralarda göresim gelir\n\nAdana'nin sicaginda haz olur\nAkdenizde oniki ay yaz olur\nSivas'inda her evinde saz olur\nÖylesi sohbet'e varasim gelir\n\nAgri dagin basi kar'dir, boran'dir\nBitlis'in insani dosttur yaren'dir\nAnkara'da cumhuriyet kurandir\nBöyle bir vatanda durasim gelir\n\nLüle tas'i vardir Eskisehir'de\nOSMAN'in evi var o güzel yerde\nHele kaplicalar deva'dir derde\nOraya bir mesken kurasim gelir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göresim geldi",
        "poet": "Remzi Timar",
        "poem": "\n\nUğrunda verdiysen binlerce ölü\nKutsaldır ozaman Toprağı çölü\nErzurum Aşkale Bitlis Bingöl'ü\nÖzledim gurbette göresim geldi\n\nSevseydin güzelin eğer merdini\nİnan ki çekerdim her an derdini\nKırşehir Kayseri Tokat Mardin'i\nÖzledim gurbette göresim geldi\n\nBağ ile bostandır dost iki yanı \nBu uğurda vermiş çok şehit canı\nAntalya Kastamon Hakkari Van'ı\nÖzledim gurbette göresim geldi\n\nTers yöne düşüyor doğuyla batı\nGönüller çok zalim yürekler katı\nAmasya Ankara Samsun Yozgat'ı\nÖzledim gurbette göresim geldi\n\nÖtmez etti gurbet öten borumu\nSavurdu yellere kızgın korumu\nNevşehir Çankırı Sinop Çorum'u\nÖzledim gurbette göresim geldi\n\nGurbette uçurduk göklerde kuşu\nKabul etmez hakem güleşte tuşu\nDiyarbakır Tunceli Nevşehir Muş'u\nÖzledim gurbette göresim geldi\n\nŞu Remzi'nin kabul olsa duası\nGüller açar cennet olur yuvası\nMalatya Kütahya Mersin Sivas'ı\nÖzledim gurbette göresim geldi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görev",
        "poet": "Ahmet Kılıç 3",
        "poem": "\n\nDönüyormuş, ya dursun ya hızlansın dünya\nDuruyormuş, ya yazsın ya kırılsın kalem\nGidiyormuş, ya kalsın ya alınsın rüya\nKalıyormuş, ya gitsin ya asılsın elem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görestim Bayburt",
        "poet": "Agahi",
        "poem": "\n\nHasretlik üstüme çökti galmazam\n Gardaşım yalansız sizi görestim.\n Düşerse yollarım geri gelmezem\n Gazel bağra olsun güz’i görestim.\n\nBayburt diyirem ya sanki Türkiye\n Edebi töresi benzir türki’ye\n Toh li’yi egilip vurur terki’ye\n At üstünde gelin gız’i görestim.\n\nGala’dan şeher’e üstten bah ışi\n Şehet Osman, Gayış gıran yoh uşi\n Bayburdum göynümün olmuş nah ışi\n Keçevi yolunda düz’i görestim. \n\nRehmet’li recebin zurna gaval’i\n Vururdi davul’a şevket havali\n Binali Selman’nan göynüm deva’li\n Davul’i zurnayi saz’i görestim. (Rahmet onlara) \n\nZifiri geceler bekler Ziyayı\n Sehernen bir eder eşg-ı rüyayı\n Ahusi fethedir zöhreyi ayi\n Bülbül-i şivanda hazi görestim. \n\nBıldırın toh umi gelen seniye\n İnegin südüni bıçık daniya\n Genede artarah gelür sini’ye\n Hak’ka rıza diyen az’i görestim.\n\nÇoroşa besgi, baş; öküz, tosuni\n Hergeden reşber’in ayran tasıni\n Evlege hargos’a denin h asıni\n Savuran ellerde toz’i görestim.\n\nGurd’uni guş’uni yuva ininde\n Tayuği horozi tar’da pininde\n Beklirken anasi ah ur önünde....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Karalamalar 49 - Görev",
        "poet": "Recep Akıl",
        "poem": "\n\nEvlatlarımız bizim en değerli varlıklarımızdır. Onları koruyup kollamak, beslemek ve yetiştirip, büyütmek, hayata hazırlamak en önemli görevidir annelerin ve babaların.\n\n Ama hepsi bu kadar… \n\nDaha fazlasına karışmaya kalkışmak onların bireysel hak ve özgürlüklerinin alanına tecavüz etmek olur ki bu da onlara yapılacak en büyük haksızlık ve bekli de kötülük olur. \n\nZaten bir süre sonra görülecektir ki bu da beyhude bir çabadır. Memleketimizde çocukları üzerinden bir dizi beklenti içine girmesi, ebeveynlerin iflah olmaz bir hastalığıdır. \n\nVe ne yazık ki ataerkil yapılanmanın en önemli zaafıdır bu durum. Düzeltilmesi ise elbette hiç kolay değildir. Zaten bu yazının da konusu bu değildir. \n\nBu sözlerden “Zamanı geldiğinde bırakalım gitsinler ve ne halleri varsa görsünler,” düşüncesi çıkartılmamalıdır. \n\nElbette geleneksel dayanışma ruhu korunmalıdır, danışma, fikir sorma, anlayıp dinleme gibi olmazsa olmaz bir takım toplumumuza özgü alışkanlıklar yok edilmemelidir ama karar aşamasına gelindiğinde önerilerin, uyarıların ötesine giderek müdahaleci yaklaşımlardan da olabildiğince kaçınılmalı onları kararlarında özgür bırakmak gerekir. \n\nAna babaya düşen, yavrusunu koruyup kollamak onu hayata hazırlamak, günü geldiğinde de ne yana uçacağının kararını yavrusunun vermesine zemin hazırlamaktır. \n\nBöylesi herkes için en iyi çözümdür. Bundan daha fazlası her iki tarafın boşuna üzülmesine ve mutsuz olmasına sebep olur. \n\nHuzurun ve mutluluğun olmadığı yere bedbinlik, bana necilik, vurdumduymazlık hâkim olur. Bu kavramların kol gezdiği toplumlar ise mutlu toplumlar değillerdir. \n\nKişinin belki de kendisine ve geleceği olan çocuklarına yapacağı en büyük iyilik, onları kararlarında özgür davranmaya teşvik etmektir. \n\nÇünkü kararlarını özgür iradeleriyle verebilmiş bireylerin oluşturduğu toplumlar çok daha hızlı gelişip olgunlaşır ve her anlamda yüksek refah düzeyine ulaşırlar. \n\nEvet, kişi evladını gerçekten seviyorsa kendi kişisel çıkarına feda etmemelidir onu. Onu ve kendisini ve dahi geleceğini…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görev",
        "poet": "Haydar Gezmiş",
        "poem": "\n\nGörev deyip sarılmışız biz işe,\nÇalışıp üretmek gerçek bir neşe,\nKazanmak için helal iaşe,\nÇalıştıkça gönül’e katmışız neşe.\n\nÇalışmak ibadet demiş inancım,\nKoşturmuş sılada kardeşim bacım,\nÇalışıp üreten başımda tacım,\nHelal kazançtır gerçek amacım.\n\nDevlet görevinde dikkat gerektir,\nHak, hukuk, adalet temel mihenktir,\nÖdenen ücretler ortak servettir,\nKul hakkı var orda bilmek gerektir.\n\nKamu görevlisi halim olmalı,\nVatandaş işini kolay görmeli,\nRüşvet, torpil, riya hemen durmalı,\nVatandaş devlete güven duymalı.\n\n01.04.2010\nG.O. P/Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görev Aşkı",
        "poet": "Necati Şimşek",
        "poem": "\n\nBir görev aşkıdır bendeki\nNe eksilir, ne tükenir…\nSönmez bir ışıktır kalpteki,\nGün geçtikçe alevlenir…\n\nBoş durmak yaraşmaz bana,\nKalbimde çarptıkça vatanın aşkı.\nFazla yatmak gelmez bana,\nRuhumu coşturur bu kutsal kamçı…\n\nGönlümü koşturur bu kutsal tutku\nFelek araya aşılmaz yollar koydu\nHasret, sıla, gurbet, özlem var ama\nHepsini bastırır bu yüce duygu…\n\n27.06.1982\nNecati ŞİMŞEK \nSağmalcılar/İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görevsiz Kedi",
        "poet": "Elif Gülnur Parmaksız",
        "poem": "\n\nBir kedi olmak isterim doğrusu\nÇıtır çıtır yanan şömine önünde kışlarımı geçirmek\nTatlı bahar yellerinde tavşan kovalamak\nTüm gün yan gelip yatıp keyfime bakmak\nGörevsiz bir kedi olmak isterim\nEl üstünde tutulan\nKendini Tanrı zanneden,biraz da narsist\nTek işi yaşamak olan bir kedi olmak isterim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görevini tamamla-yürekleri birleştir Mutluluk ve sevgiyle-Cennet bahçesine gir",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nDeprem kuşağındayız-onla yaşayacağız\nEl birliği içinde-olmalı anne ve kız\nVurdumduymazlık olmaz-sıvayalım kolları\nFacia karşısında-kısaltalım yolları\nGörevini tamamla-yürekleri birleştir\nMutluluk ve sevgiyle-Cennet  bahçesine gir\nHayat önemsiz değil-yükseltelim sesleri\nHemen birleştirelim-bu işte nefesleri\nGöz yaşlı gönül buruk-nine baba üst üste\nApartmanlar ve evler-binalar deste deste\nGörevini tamamla-yürekleri birleştir\nMutluluk ve sevgiyle-Cennet  bahçesine gir\nParasından olanlar -bazı şeyler yitirir\nNamusunu kaybeden-aileyi bitirir\nİnsanlığı olmayan- mahveder hayatını \nOnlar haysiyetsizdirler-düşünür rahatını \nGörevini tamamla-yürekleri birleştir\nMutluluk ve sevgiyle-Cennet  bahçesine gir\nYapılması gereken-topyekûn yardımlaşma\nBütün bu zorlukları-el birliğiyle aşma\nİmece kültürünü-yüreklere kazmalı \nBunu sağlamlaştırıp-kitabını yazmalı\nGörevini tamamla-yürekleri birleştir\nMutluluk ve sevgiyle-Cennet  bahçesine gir\nİhmâl dar görüşlülük-mahvediyor herkesi\nBu işi halletmeli-sağlam tutun nefesi\nBir takım dersler mesaj-şu ruhlara doğmalı\nSabahtan doğan güneş-karanlığı boğmalı\nGörevini tamamla-yürekleri birleştir\nMutluluk ve sevgiyle-Cennet  bahçesine gir\nBebek çocuk kız erkek-çökmesin aileler\nTopluca yok oluruz-artar daim çileler\nEğitim çok önemli-doğuştan itibaren\nGörün bu durumları-kötü çalıyor siren\nGörevini tamamla-yürekleri birleştir\nMutluluk ve sevgiyle-Cennet  bahçesine gir\nHesabı verilmeli-binlerce çürük bina\nHep sizlerin yüzünden-ağlıyor baba ana\nHasan der anlatalım-rezilliklerinizi\nTarihlere yazıldı-millet affetmez sizi\nGörevini tamamla-yürekleri birleştir\nMutluluk ve sevgiyle-Cennet  bahçesine gir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görev ve yaratılış",
        "poet": "Ömer Çetinkaya",
        "poem": "\n\nSeher vakti kalkar dinlerim,\nBülbül öter,\nAnlarım ki bu ötmek için yaratılmış,\nKalkıp hazırlanırım,\nKahvaltı da zeytin,\nAnlarım ki bu tatmak için yaratılmış.\n\nEvden çıkarım işime diye,\nYolumu bir köpek keser,\nAnlarım ki bu kapmak için yaratılmış,\nYolumun Kenarlarında çiçekler açmış,\nEnvay türlü renk renk gül,\nAnlarım ki bunlar kokmak için yaratılmış,\n\nAkşama kadar çalışırım,\nEvime dönerim bir telaş,\nDünya evi bu ben ahmak için yaratılmış.\nAh canım evim ve hayatım,iş mutfak banyo,\nNefis bir yatak odası pembemsi,\nYatak bu baza yatmak için yaratılmış.\n\nBülbül ötmek,zeytin tatmak,\nKöpek kapmak için yaratılmış,da,\nBen niye? niye? niye? Yaratıldım,\nİş,ev,mutfak,tuvalet,yatak,\nBunlar olamaz hayatıma gaye,\nYaratanımı bilmek sınav olmak için yaratılmışım...\n\n                                          29.05.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görgü",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nDilin uzun görgün kısa,\nAl dilini vur makasa…\nBiraz sevgi az da saygı,\nGirme komşu derde - yasa…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görk",
        "poet": "Önder Karaçay",
        "poem": "\n\nHayatta ne gördüysek, \nNe gösterildiyse hepsi gösterişti.\n\nHukuksuzluğa örülmüştü duvarlar,\nŞişmiş ezikliğin egoya dönüşmüş hali \nDökülüyordu duvarda sıvalar\n\nGösterişin sembolü saraylı bilmeli ki; \nNe zaman doğa katledilir, \nAğaçlar kesilerek başlarsa kaçak işgali,\nİntikamın görkü adına gün gelir \nSarayını ucube bir abide sayarlar. \n\nHayatın insana yaşattığı en gerçek trajedisi,\nÇocukların değil büyüklerin endişelenmemesi,\nKaranlık yerine aydınlıktan korkanlar \nKaranlığı yaymak adına çıkarın adresi.\n\nKötülük için iyilik yapar gibi görünenle,\nİyilik için kötülük yaptığı halde görünmeyenle.\nRuhunda, yüreğinde zenginlik nedir bilmeyenle,\nSıradan maddi zenginlikler için\nGörke doymayanların düştü fesi\n\nHayata ve insana saygısı olsaydı \nİyi bakardı toprağa,\nTorunlarımız, gençlerimiz \nGelecekte kesilen ağaçlar yüzünden,\nKalmazlardı beton yüzünden muhtaç, \nGölgeye, yeşile ve yaprağa,\nSenide bir gün gömecekler toprağa, \nEsir oldun para için ağaya\nDiline düşme insanın \nDüşersen inersin ayağa\n\nÖnder Karaçay \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göreyim atışma",
        "poet": "Âşık Enver Gürkani",
        "poem": "\n\nKöşelerde atıp tutma Akdeniz \nHele şu meydana gel de göreyim \nDar edeyim sana koca dünyayı \nŞu deli ozana gel de göreyim ………………Aşık Gürkanı\n\nDükkanım bellidir, Aşık Gürkanı, \nAdresini sende, ver’de göreyim. \nDar ettiğin dünya, fanidir fanı, \nDünya devranını,sür’de göreyim? ……………Akdeniz\n\nYiğitler meydanda göğüs gereler \nPeşrev çekip nicesini sereler \nBeni tatmin etmez ufak dereler \nKoskoca ummana gel de göreyim ……………….Aşık Gürkanı\n\nYiğitler kendini, görmez yukarı, \nYatağım topraktır,madenim sarı. \nMarifette büyük,o küçük arı, \nAkılını bu sıra,yor’da göreyim? …………….Akdeniz\n\nSen tam mısın çeyrek misin yarımı \nEsmer misin beyaz mısın sarımı \nBuğday mısın arpa mısın darımı \nŞu açık harmana gel de göreyim…………………..Aşık Gürkanı\n\nSağ olsun var olsun, ürün soranı, \nKoydum çuvallara,mısır darını. \nDeğirmende öne yazdım sıranı, \nHele bir bendime gir de göreyim? ......... Akdeniz\n\nHiç çekinme ben olayım deruhte \nDünyada mı olsun yoksa Merih’te \nHangi günde ya da hangi tarihte \nBeli bir zamana gel de göreyim ………………Aşık Gürkanı\n\nBilinir ki hayat, yoktur merih’te, \nNicelerin adı,kaldı tarih’te. \nTufan belli kaptan, dümen marif te, \nHele limanıma,var’da göreyim? ……………………..Akdeniz\n\nÂşık gürkani’yem çıktım divana \nGücü yeten varsa gelsin bu yana \nHaydı avantajı vereyim sana \nSizin Ardahan gel de göreyim ……………………Aşık Gürkanı\n\nKul Tuncayım şair, diyorlar bana, \nBir can borcum var, tek yaradana. \nBasın ile haber saldım Gür kana, \nKardeş ahvalimi sor’da göreyim …………………..Akdeniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görki Başa Neler Gelir",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nGüzel sevdim derdi ile,\nDağlar, taşlar gelir dile,\nSen Allah'tan sabır dile,\nGörki başa neler gelir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görkemliydi Gözleri",
        "poet": "Mehmet İmal",
        "poem": "\n\nGörkemliydi gözleri...\n\n     Yanı başında depreşen koca pavyon neonlarına komşuydu hikayen. Karnın açtı çoğu zaman AMA bir dilim ekmeğe değil küçük bir selama tutunuyordu tüm direncin. Amaçsız kedilerin ayyaş miyavlamaları uyandırdı bir ömür seni. Hiç uyumadın aslında,bir yudum içki içmeden zoraki sızmalarla başlıyordu gecelerin. Bir sevdan bile yoktu,olması da muhtemel değildi aslında. Hayal kurmana bile izin vermemişti hayat. Apartman bodrumundaki rutubet bekçisinden öte bir şey değildin kimileri için \n     Filtresine kadar içerdin hep sigaranı,sararmış parmaklarının mahcupluğu yüzüne vururdu....  Tokalaşamazdın kimseyle....  Umutsuz bekleyişler alırdı öğleden sonralarını, açlık değildi korktuğun AMA ölümden de çekinmiyor değildin hani. Açlıktan ölmek gururunu kırardı epeyce. Derken merhametli bir el yarım kap yemek getirirdi. Utanırdın...... Kafanı sallardın usulca ve koca bir minnetle.\n     Doğduğuna isyan etmedin belki AMA hiçbir haz da almıyordun yaşamaktan ve kararsız bir soluk daha alıyordun her geçen saniyede. Menfaat nedir bilmeyen,para nedir görmeyen,zor ve acımasız, asil AMA gösterişsiz bir parıltı gibiydi adımların. Pantolonundaki yamalara inat başın dik yürüyordun hep. İntihar tek çareymişçesine dikiliyordu karşına her doğan günle beraber AMA sen yaşıyordun. İsrarla ve usanmadan,  hayata duyduğun o anlamsız aşk için, sırf bir sonraki günün aydınlığı için, koca bir abide gibiydin,ne titrek ellerin,ne de solgun yüzün  o kahraman direnişine mani değildi. O gün gelipte oturduğun sandalyeyle beraber yere düştüğünde, bir defa daha göremeyeceğimin bilinciyle baktığım bakir gözlerin  Adeta şöyle haykırıyordu: AŞK KOMİK DEĞİLDİR! ! ! En büyük aşkın seni terk ediyordu\nVe ölüyordun Cemil Amca...\n\n                                                                            Mehmet İMAL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görme anne şaşan halimi",
        "poet": "Erhan Akşam",
        "poem": "\n\nUmut geri döndü yolumdan\nHayat çekip attı kolumdan\nDarbe yedim sağım solumdan\nYine anne ayan oldu mu? \n\nHüzün sardı dört bir yanımdan\nBezdim candan, adım, sanımdan\nMutlu Bir an yoktur anımdan\nGörme anne yanan sinemi\n\nDuyma anne kısık sesimi\nAl eline yine resmimi\nZor, dar, Sanki gün, can teslimi\nGelme anne boran mevsimi\n\nÇare arar yaşlar dökerim\nKüsme bana dertler eklerim\nPare yürek kışlar çekerim\nSüzme anne korkan şeklimi\n\nÇile dolu böyle kaderim\nBitmez derde sitem ederim\nTüter gitmez bende kederim\nDile anne baran iklimi\n\nKaçtır yazmam Allah kelamı\nZalim sandım gülen âlimi\nKüfür saydım bana selamı\nGörme anne şaşan halimi\n\nBekle anne bahar gelecek\nZaman beni alıp geçecek\nBelki yarın yüzüm gülecek\nDilde anne duan bir yol seçimi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görgüsüzlüğe de Yasaklar Getirilse",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nİlk evveli eğitim şart bu huyun dinmesinde,\nGörgüsüzlük iğrenç şey rastlanır içimizde…\n\nBazen çok sinirlenir bazen da tiksiniriz,\nUyaran da pek olmaz şahsımızdan biliriz…\n\nYere sümkürenler var, üstelik yürüyerek,\nTükürenden geçmişiz, görürüz iğrenerek…\n\nHer hâlde bu bizde var, başka yerde görülmez,\nYasak olmadığından, bu huylar pek itilmez…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görme Engellileri Haftası",
        "poet": "Baba Emin",
        "poem": "\n\nKaranlık dünyasında aydın insan,\nSevgiyi yumak yapmış güzel insan,\nGörenlerden daha iyi gören fedakar insan,\nHayatın değerini bilmeyenlere örnek insan.\n\nBilinmeyen alemde seyahat eden yolcu,\nSöylediğinde de gerçeği söyleyen mutlu oyuncu,\nÖnünden giden rehberi,hayatın gerçek sahibi.\nHayat onun  için mutluluk sebebi.\n\n görmedim göremiyorum diye dert yanmaz,\nBaşkaları gibi hayattan şikayet etmez,\nMücadele eder karanlık dünyasında,\nGörenlere ders vermek için hiç yılmaz,\nBütün haftalar sizlerin olsun,\nDünyayı mutlulukla izleyen  kutlu insan..\n\n14.01.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görme Özürlü Para(!)",
        "poet": "Muharrem Çetinkaya",
        "poem": "\n\nPara,sen adam_ları kul,\n            madam_ları sultan,\naltınları_ pul\n            bekarları dul yaptın,\n         gözün kör olsun para! \nKimini aldın getirdin,\n başımıza,baş diye,\n                         şah yaptın,\nŞahları alıp götürüp götürüp\nPiyonlara mat_ ettin; \n          gözün kör olsun  para! \nHerşeyi seninle ölçtüler,biçtiler\n          aşı,ekmeği,onuru,gururu,aşkı.\nHep sen üstün geldin,\n                                 aşk kaybetti; \n                                  gözün kör olsun para! \nSen olmadan gülmedi bahtlar,\n        her şey çiğnendi ayak altında,\n                  sensiz yıkıldı nice tahtlar; \n                                   gözün................! \nSen geldin her şeyden önce,\n               sevgili bile vazgeçti aşktan,\n                                          seni elde görünce,\nseni sevdi nice gözü açlar,\n                 gözün.................................! \nDüştün \n          köpek bile yemedi,\n'Canım'dedim...............'ye\n         O bana 'Canım'demedi\nBir 'Can' sen varsın\n                        sana tapanlara,\nGözün kör olsun para! \nHep seni aradım koşturmaca, bulamadım,\n                      kimine de yürüdün,adım adım\n         sanıyorum kulağın sağır,\n                      gözün kör,\n_ya da kör olsun dedim ya_\nBu garibi hiç görmedin,\n         Kör gözün\n                          önüne aksın  para!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görme, Duyma, Konuşma",
        "poet": "Fahri Bulut",
        "poem": "\n\nGÖRME, DUYMA, KONUŞMA \nÇobanımız sürüyü, tuz verip güder oldu,\nAtamızın heykeli, Rize de de yıkıldı. \nAtatürk devrimleri birer birer yok oldu. \nÜlkemin insanını, terör korkusu sardı, \n\nHer eve ateş düştü, şehitler dizi dizi.\nAyrıştıran utansın, Türk, Kürt diyerek bizi. \nTerör, yokluk, sefalet, bitirdi ülkemizi, \nÇıkara kullandılar, kutsal hak dinimizi.\n\nKollayıp, korudular Fettö denen iblisi, \nHer güne büyüttüler, yobaza kinimizi. \nDoğuya çevirdiler, batılı yönümüzü, \nYok, ettiler tarihten gelen tüm ünümüzü,\n\nOynanan oyunların, cümlesi olur dizi.\nDönme, devşirme, yamak tanımaz oldu bizi. \nHangi bir çarpıklığı, size sayıp, dökeyim, \nŞehitlerin cümlesi, cahil, yoksul çocuğu, \n\nEvleri gecekondu, karın aç, üstler çıplak, \nÜşüyor karda, kışta, çokları yalın ayak, \nİnsanca yaşamları, hala hayalde, düşte, \nGencecik şehitlerin, gözlerinden öpeyim.\n\nUtanmanız var ise, size gerçeği deyim, \nŞehide inansanız, bize düşürmezsiniz, \nAsla bedel ödemez, askere giderirsiniz, \nHadi beyler cepheye, birkaç şehit siz verin. \n\nAnne, baba olarak, gurur duyun, övünün. \nMerhamet ile vicdan, saygı, sevgi yok sizde. \nSizleri tanıyacak, akıl, fikir yok bizde, \nÇatırdıyor devletin çökecektir çatısı,\n\nBaşkanlığa yöneldi, tek adamlığın hırsı. \nIrklara, mezheplere, ayrıldı birlik ulus, \nAkıl tutulması var, artı çalışmıyor us. \nBunun adı iç savaş, ayrışıyor bir ulus, \nGerçekleri söylemek, gayrı yasak, gayrı suç, \nGörme, duyma, konuşma Rızazade yeter sus. \n24 ARALIK 2016 \nFAHRİ BULUT RIZAZADE\n\nBİZLER TÜRK ULUSUNUN ÇOCUKLARIYIZ; \nAKP' siz dinimize, CHP' siz Atamıza, MHP’siz Ülkümüze, \nBDP' siz Kürdü müze sahip çıkarız. \nÇünkü bu vatanı yedi düvelden kurtaran Türk ulusun çocuklarıyız.\nYeter ki yetersiz, çıkarcı ve dönek siyasetçiler, ülke yönetiminden çekilsinler…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmeden sevdim...",
        "poet": "İbrahim Ethem Bingül",
        "poem": "\n\nGözüm sevdi seni,\nBir manzara bir resim gibi\nGözüm sevdi seni,\nBir çiçek bir kelebek gibi\nGözüm sevdi seni,\nBir deniz bir derya gibi\nGözüm sevdi seni,\nİpek böceğinin kozaya girmesi gibi\nGözüm sevdi seni,\nSenin için akan yaşı silmemek gibi\n\nGözüm görmeden sevdi seni,\nBir annenin doğmamış\nBebeğini sevmesi gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görme(mek)",
        "poet": "Fazlı Akkuş",
        "poem": "\n\nGörmek için geldim seni\nGörmemek için gidiyorum.\n\n21 Ekim 2000 Kocaeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Görmedim",
        "poet": "Salih Yıldız",
        "poem": "\n\nAdım-adım dolaştım gezdim bağ’ı Gülşen’i\nSenin gibi gülünü, yolan bahçe görmedim\nTatlı su duruyorken içip de deniz suyu\nSenin gibi açmadan, solan bahçe görmedim\nGörmedim senin gibi kendisine zulmeden\nDuymadım senin gibi mahrum kalmış sevmeden…\n\nHarap gönlü tarumar, beterden daha beter\nDeryalara kendini, salan bahçe görmedim\nRuh’u, sır’ı perişan, derbeder mi derbeder \nMali hülyası serap, talan bahçe görmedim\nDuymadım senin gibi kendisine zulmeden\nGörmedim senin gibi mahrum kalmış sevmeden…\n\nKendi eliyle tepip, kendini seven gönlü\nGidip de çoraklara, dolan bahçe görmedim\nVerimli topraklarda koklamak varken gülü\nCümle neşeden mahrum, olan bahçe görmedim\nGörmedim senin gibi kendisine zulmeden\nDuymadım senin gibi mahrum kalmış sevmeden…\n\nGörmedim insanoğlu! Senin gibi bir fani\nKıymetini bilmeyen, yalan bahçe görmedim\nKendine kuyu kazan, var mıdır başka cani\nNimet bolken aç açık! Kalan bahçe görmedim\nDuymadım senin gibi kendisine zulmeden\nGörmedim senin gibi mahrum kalmış sevmeden…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmedi Böylesini Alem",
        "poet": "Adnan Kaplan",
        "poem": "\n\nBir Fatih’in var ki ordulara bedel,\nFatih’in bir ordusu var ki bin orduya bedel,\nYedi tepen var ki İstanbul, yedi cihana bedel,\nSeninle geçen bir gün ki,bir ömre bedel.\n\nBir tarih yazılmıştı,\nGörmedi böylesini alem,ne 1453 öncesi ne de sonrası.\n\nSanki insan seliydi,\nDüşman üstüne boşalan.\nSanki Anadoludan gelen fidanların tohumlarıydı,\nDüşmanın tükendiği yere atılan.\n\nBir tarih yazılmıştı,\nGörmedi böylesini alem,ne 1453 öncesi ne de sonrası.\n\nBize de bu yakışsa gerek,\nFethin güç,Fatih’in de bir güçtü,\nBu toprakların insanı seninle daha güçlü,\nBilmem baska söze ne gerek? \n\nBir tarih yazılmıştı,\nGörmedi böylesini alem,ne 1453 öncesi ne de sonrası.\n\nİnançlı yürekler,bükülmez bilekler,\nDün de bügün de sana sahipler.\nŞüphen olmasın ki bundan sonra da\nSeni kucaklayacak elbet gelecek nesiller.\n\nBir tarih yazılmıştı,\nGörmedi böylesini alem,ne 1453 öncesi ne de sonrası.\n\nHer karış toprağında,\nHer adımda sokaklarında,\nManevi havanla kalbimizle bütünleşirken,\nAnlarız ki  insanların hatıraları saklıdır içinde bütün milletten.\n\nBir tarih yazılmıştı,\nGörmedi böylesini alem,ne 1453 öncesi ne de sonrası.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Anlamazlar Gazim",
        "poet": "Midayet Kara",
        "poem": "\n\nKahramanlığını aldın, büyük Atandan\nFarkın yoktur senin, şehit olup yatandan\nBir selamın dahi gelmez, yavru vatandan\nSeni görmediler Gazim, hiç görmediler\n\nVatan için savaştın, kıymet bilmediler\nYalnız bıraktılar seni, hiç görmediler\nYaptığın büyük, sana değer vermediler\nSeni görmediler Gazim, hiç görmediler\n\nMuharip gazisin, kim bildi senin derdin\nSana borcu olmalı, yaşayan her ferdin\nYoksulluk sana düştü, yavan ekmek yedin\nSeni görmediler Gazim, hiç görmediler\n\nDaima zalimlerin, karşısında durdun\nAçlığı yokluğu sefaleti, sen gördün\nDevlete millete karşı, hep ödün verdin\nSeni görmediler Gazim, hiç görmediler\n\nKarşına gelen düşmana, aman vermedin\nHep sana ağlamak düştü, niye gülmedin\nAcı çektin kader bildin, feryat etmedin\nSeni görmediler Gazim, hiç görmediler\n\nCephede savaştın, senin hakkın yediler\nİş istedin devletten, olmaz yok dediler\nÇoğunu onlar yedi, sana az verdiler\nSeni görmediler Gazim, hiç görmediler\n\nSana sormadan, hadi git savaş dediler\nAskerin yerine, onlar karar verdiler\nSen savaştın, ganimeti alıp yediler\nSeni görmediler Gazim, hiç görmediler\n\nSavaştan döndün, vatandaşlığa alıştın\nDevlet iş vermedi, ne bulduysan çalıştın\nÇekilmez dertlerin vardır, dağları aştın\nSeni görmediler Gazim, hiç görmediler\n\nGaziler asla ağlamaz, dik dursun başın\nSavaşın bitti ama, dinmiyor gözyaşın\nAçlık senin Savaşı’ndır, bitmiyor işin\nSeni görmediler Gazim, hiç görmediler\n\nGazisin diye verdiler, küçük bir nişan\nAç susuz çalıştın, senin halin perişan\nÇektiğin çileleri, çekemez her insan\nSeni görmediler Gazim, hiç görmediler\n\nSakın iş isteme kimseden, iş vermezler\nGazi kimdir ne yapıyor, onu bilmezler\nSana kötü laf edene, bir şey demezler\nSeni görmediler Gazim, hiç görmediler\n\nAç kaldın çile çektin, seni görmediler\nOnlar için savaştın, kıymet bilmediler\nAlın terini yedin, bir şey vermediler\nSeni görmediler Gazim, hiç görmediler\n\nÇok çalıştın, ekmeğini taştan çıkardın\nVatanın savunmasında, yine sen vardın\nVatan millet için, ölümü göze aldın\nSeni görmediler Gazim, hiç görmediler\n\nVatanına döndün, yardım eden olmadı\nSefil hayat yaşadın, hiç yüzün gülmedi\nHükumetin bile, sana değer vermedi\nSeni görmediler Gazim, hiç görmediler\n\nÇoluk çocuğu büyüttün, yardım almadan\nBaşın dik tuttun, kimseye taviz vermeden\nVatan millet bir dedin, kimseyi bölmeden\nSeni görmediler Gazim, hiç görmediler\n\nBaşın dik senin, kimseye minnet etmedin\nDaima çalıştın sen, yan gelip yatmadın\nBazısına kızdın, hepsini bir tutmadın\nSeni görmediler Gazim, hiç görmediler\n\nKelle koltukta korursun, şimali Garbi\nSenin en büyük destanın, İstiklal harbi\nBarış gücü Kore Kıbrıs, en büyük derbi\nSeni görmediler Gazim, hiç görmediler\n\nMidayet yazdıkça, bendini yıkıp taştın\nAşılmaz dağlar, geçilmez engeli aştın\nUlu Önder Atamızın, izinden koştun\nSeni görmediler Gazim, hiç görmediler\n(0042) Ocak 1976\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmedim",
        "poet": "Ahmet Sefer Kocer",
        "poem": "\n\nMemleketin kalemşörü çok ama\nDaha on ikiden vuran görmedim\nBazısının zararı da yok ama\nFayda için kafa yoran görmedim.\n\nKiminin üslubu acımı acı\nKimisi zengini eder baştacı\nKiminin her derde varmış ilacı(!) \nYaralı parmağı saran görmedim\n\nYazıları gazeteye basılır\nResimleri dört tarafa asılır\nMuhteremler(!)  kasım kasım kasılır\nBir dost hanesine giren görmedim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmedim baba",
        "poet": "Fatih Tutuk",
        "poem": "\n\nHayat kapisindan girdim iceri\n Senden daha guclu gormedim baba \n Sen aleme sultan ben yeniceri\n Bu sirra bir daha ermedim baba\n\nDag gibi durusun dag titretirdi\n Simsicak bakisin buz eritirdi\n Varligin bana bir guc getirirdi\n Baska bir menzile varmadim baba\n\nSen gozumde inan cinar gibiydin\n Kudretinle devlet kuran biriydin\n Hem gogun hem yerin orta yeriydin\n Hedefim sen idin durmadim baba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmedim",
        "poet": "Celaleddin Arslan",
        "poem": "\n\nTeker teker gitti, dostlarım yoklar \nAzrail vakitsiz, yüreğim yoklar \nHayatım her şeyim aşklarım yoklar \n\nBu gidiş sonsuza görmedim yüzün \nSevgiyi yaşadım görmedim hüzün \n\nCaddeler seyreldi bitmiyor artık \nSensiz olmak canım yetmiyor artık \nHayalin gözümden gitmiyor artık \n\nBu gidiş sonsuza görmedim yüzün \nAşkını yaşadım görmedim hüzün \n\nNiksar’lı yol yakın yarıyı geçti \nGidişi kurtuluş vuslatı seçti \nKorkardı sığındı sıratı geçti \n\nBu gidiş sonsuza görmedim yüzün \nVuslatı yaşadım görmedim hüzün \n\n02.12.2006       /       22.59\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmek-Düşünmek-Lezzet Almak",
        "poet": "Yakup Erol",
        "poem": "\n\nİnsan hislenir mi bu kadar \nBilmem\nNasıl bir sevgi ki \nGündüzleri düşünsün, \nGeceleri düşlesin\nAna sevgisi baba saygısında mı gizli? \nTertemiz pırıl pırıl sevsin\nYaşatsın kalbinde onu hiç öldürmesin.\nAllahım ne güzel kardeşlik \nNe manidar bir sevgi; \nBir çiçeği sever gibi\nDalından düşüremediğin gibi\nYar gibi.....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmedim (Bu Ruy-i Zeminde)",
        "poet": "Aşıg Gasım",
        "poem": "\n\nBu ruy-i zeminde fani dünyada\nBirce şad oluban gülen görmedim\nMüctehid efendi gazı içinde\nBirce sözü doğru olan görmedim\n\nTanrıverdi Kerem Meşedi yolçu\nSüleyman Abbas'la Lezgi oğlu üçü\nMikayılla Deli Aslan yükçü\nDeli Alı tek senger alan görmedim\n\nAşıg Sayad Nova Aşıg Elesker\nAşıg Musa Alı Memmedsöyün var\nPenah Molla Cüma Çoban mühteser\nSöyün kimi elme dolan görmedim\n\nNeçe gözel gördüm neçe min göyçek\nNeçe min siyah tel top gara birçek\nİnan bu sözüme hagg eyle gerçek\nGasım tek el başda galan görmedim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmedin Bilmedin",
        "poet": "Çiğdem Selçuk",
        "poem": "\n\nUzak şehirlerin iklimlerinde bir anı bıraktım usulca benden\nKumsalda ayak izlerimi bıraktım…\nArdında bakışımı\nYüreğinde hayal kırıklıklarımı  kilitledim…\nKulağında sesimi\nDudağında öpüşümü\nTeninde ellerimi bıraktım..\nGöğün mavisine eş gözlerinde bıraktım gözlerimin karasını\nYüreğinin tam ortasına attım yüreğimin yarasını\nGörmedin….\n\nSol sesiyle vuruyordu gitarın hüznü gözlerime\nParmaklarımın ucunda topladığım noktaları bıraktım parmaklarına\nBiçimsiz gelişi güzel gülüşümü fırlattım gülüşüne\nSıcağını aldım senden sormadan\nSoğuğumu bıraktım parmak uçlarında\nSeni beklemelerin işkencesini bıraktım kollarına\nDiline susmayı bıraktım…\nBilmedin…\n\nÇiğdem SELÇUK 09/12/2007\nEDİRNE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmek",
        "poet": "Erdal Keskin",
        "poem": "\n\nAğaçlardan fırtına gören\nDamlalardan deniz görür\n\n\n04 Temmuz 2015 - Afyonkarahisar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmedim,Göremedim...(Çaresiz)",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nGörmedim kalmamış denizde bıraktığın izin\nMavilikler üzerinde bembeyaz ay gibiydi yüzün\nGörmedim kalmamış denizde bıraktığın izin\nEllerini bırakmasaydım suçlu kader mi yoksa benim gibi yüzsüzün...\n\nSen uyurken bakardım o saf temiz perdeli yüzüne\nKaybetme korkusu var hasret bırakırsın diye sesine\nBazen fısıldardın ya şarkı söylerken ara esine\nEllerini bırakmasaydım suçlu kader mi yoksa benim gibi yüzsüzün...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmek İsterdim...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nSeni beyaz gelinlik içinde görmek isterdim,\nBir gece, bir gece konuşup ölmek isterdim,\nElinde ki güller gibi Gülsün demek isterdim,\nSeni beyaz gelinlik içinde görmek isterdim,\nBir gece, bir gece konuşup ölmek isterdim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmek İstiyom",
        "poet": "Mahmut Kaya",
        "poem": "\n\nBatıya doğuya muhtaç olmayan\nTerörlerde anarşide ölmeyen\nBozguncunun oyununa gelmeyen\nBöyle bir Türkiye görmek istiyom.\n\nMilli gelir eşit olsun her ferde\nMuhtaç olmayalım namerde merde\nYol,su,elektrik olsun her yerde \nBöyle bir Türkiye görmek istiyom.\n\nHerkes kardeş olsun sarılsın yurda\nYem etmeyin bizi kuş ile kurda\nParası olmayan düşmesin derde\nBöyle bir Türkiye görmek istiyom.\n\nAdaletli dağıtalım pay gibi\nBükmeyelim n'olur artık yay gibi\nNesilden nesile kalsın huy gibi\nBöyle bir Türkiye görmek istiyom.\n\nSoysuzu bırakın soyluya bakın\nİnancım odur ki bu günler yakın\nUnutma bunları arkadaş sakın\nKASVETİ bunları görmek istiyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmek İsterim",
        "poet": "İlyas Özmen",
        "poem": "\n\nTurizm cenneti kültür yuvası\nGüzel Antalya'yı görmek isterim\nYörükler diyarı Toros Yaylası\nGüzel Antalya'yı görmek isterim\n\nBağrında yaşatmış nice devleti\nDünyaca bilinir ünü şöhreti\nKültür hazinesi doğa serveti\nGüzel Antalya'yı görmek isterim\n\nTekeli,Taşeli yaylalarından\nSerik'le Manavgat ovalarından\nSedirlerle süslü Bey Dağlarından\nGüzel Antalya'yı görmek isterim\n\nDüden Şelalesi,Demre İçmesi\n''At Kuyruk Sallamaz'' serin tepesi\nYurdumun nadide şirin köşesi\nGüzel Antalya'yı görmek isterim\n\nAkseki,Alanya ile Kaş'ından\nKöprülü Kanyonu,Damlataş'ından\nÇıkıp Torosların karlı başından\nGüzel Antalya'yı görmek isterim\n\nYivli Minaresi,Bölge Müzesi\nEski çağlardadır kökü mazisi\nPlajı,kumsalı,berrak denizi\nGüzel Antalya'yı görmek isterim\n\nDağlarında sedir,köknar,kayını\nTeke zortlaması yöre oyunu\nAksu Çayı ile Düden suyu'nu\nGüzel Antalya'yı görmek isterim\n\nÖZMENEM bir selam vereyim diye\nTarihin sırrına ereyim diye\nÖlmeden cenneti göreyim diye\nGüzel Antalya'yı görmek isterim\n\n(1.ANTALYA ŞAİRLER BULUŞMASI etkinliği için\n  yazmış olduğum Antalya konulu şiirimi siz şiir dost-\n  larının beğenisine sunuyorum.Saygılarımla)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmek Ya Da Gör/e/memek",
        "poet": "Nilgün Budak",
        "poem": "\n\nDuyabilseydi kalbin cümlelerimi kulaklarından önce,\nGörebilseydi, gözlerimin ardındaki bedensiz beni.\n\nSıyırabilseydin zamandan kendini,\nBecerebilseydin telaşsiz yasamayı, uzun uzun sevmeyi.\nÇaresiz yalnızlıgıma son verebilseydin.\n\nCesaret edebilseydin tesirsiz maskelerini çıkarmaya,\nGördüğüm içindeki SEN'le gelebilseydin bana.\nVe görebilseydin içimdeki BEN'i çünki,\nOnunla gelmiştim sana.\n\nNilgün BUDAK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmeye Geldim",
        "poet": "Erhan Saka",
        "poem": "\n\nYıllar sonra aşkım, çıktım karşına, \nO eski günleri anmaya geldim.\nSanma ki taş korum senin yoluna, \nSadece yüzünü görmeye geldim.\n\nBelki de bir daha görüşemeyiz, \nGeçmişi geriye getiremeyiz, \nGeceyi gündüze çeviremeyiz, \nSadece yüzünü görmeye geldim.\n\nBaşını önüne eğme ne olur, \nBu acı hem seni, hem beni vurur, \nŞu anki halimiz yalnızca gurur, \nSadece yüzünü görmeye geldim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmesini Bilene",
        "poet": "Mehmet Yılmaz Ak",
        "poem": "\n\nAlmak isterdim ruhundan\n......bir damla huzur\ndokunmak isterdim geleceğin\n......sisli perdesine\ndüşlere daldığım bir gece yine\nRazı olmadan\nboyun eğmeden kimseye\nve özgürce yaşamak isterdim\nbana yazılanı acele etmeden\nrahar ve tatli bir nefes gibi\n...dualar yükselirken göğe\nZaman ve mekan aldatan bir bilmece\ndeğişken,şaşırtan,acı veren\neğiten bir okul gibi\nömür boyu süren öğrenciliğe benzeyen\nbir su damlasının bedenlerden geçişi gibi muhteşem\nuzaklardaysa\nyelkenleri rüzgara doymuş bir gemi var\nburadan bile görülebilen\nama sadece görmesini bilen gözlere\nve aslında uzakta da değil\ndenizse alabildiğine kendince\ngörmesini bilene\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmek  Zorundayım Gözlerini",
        "poet": "Gülhan Özkara",
        "poem": "\n\nGörmek zorundayım gözlerini\nBana senin gözlerinin içinden bir can geliyor\nResmindeki beyaz ap ak  yüzlerine dalıp  dalıp gittiğimde\nGözlerimin önüne karlarla kaplı\nİlk gençliğimin üniversite yılları\nErzurum ovası erzincan geliyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmemiş evladı.",
        "poet": "Hüseyin Demircan",
        "poem": "\n\ngörmemiş evladı niye kopardın \nsen kalkıp oğlanın üç tel saçını \nçok yer tuttu diye gıcık kapardın \nkaplardı kafanın yüzde kaçını \n\noğlanın adını kele çıkardın \ngel etme diyene kulak tıkardın \nsahaya bol biber gazı sıkardın \neğer yönetseydin futbol maçını \n\nsenin gibi papaz herifin biri\ngeçen gün gezerken vakfıkebiri\nkorkmuş gece vakti görüp kabiri\ndüşürüp almamış yerden haçını \n\nhaçını alır o veyahut almaz \nkamil fert bu husus derine dalmaz\nçıt çıt konuşarak twitter salmaz\nhiç bilip bilmeden işin içini \n\nkaçımız acaba daha düne dek\nbilgisayar bildi? bir çoğu yedek\nparçacıdan alıp.. \" bir düğün edek\nsüslesin odayı adeta çini \"\n\ndiyerek öğrendik tivit feysbuku\ngörmemişler gibi çıkarma koku\nyakışmaz arkadaş git edep oku\nbaşlatma lan şimdi koyun keçini\n\nfingirdeyip orda gerdan kıvırma\ncahilliğin belli dışarı vurma\ngün boyu tvitir başın da durma\nbirde sorma bana neden niçini..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmesin seni hayallerim",
        "poet": "Ramazan Karadaş",
        "poem": "\n\nGit artık \n  Git uzaklara \n     görmesin seni hayallerim\n\nGit artık\n  Düş dilimden\n     Düş fikrimden\n\nGit artık\n   Hatıralarını alda git\n     Git artık git gönlümden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmeyeli yüzünü",
        "poet": "İbrahim Öztoplu",
        "poem": "\n\nGörmeyeli yüzünü \nresimlerde kalan bir hatıra gibisin \nSiyah beyaz bile değilsin \nKötü çekilmiş bir fotoğraf\nBirkaç kişi daha var içinde \nAma ağlayan sen değilsin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmez Biri",
        "poet": "Mehmet Baki Öztokmak",
        "poem": "\n\nNe manzara tanıdım, ne doğadan bir kesim,\nHissederim, ne var ki, beynimde olmaz resim \nKaranlıktayım, ama Ay’a kavuşmaz sesim. \nIşıklar kaçar benden, karanlıklar tek eşim…\n\nGözüm, elimde duran incecik bir bastonda \nOnca renkler içinde,  rengim hep aynı tonda \nKaranlık ve aydınlık, bende fark etmez bir his \nYaşamak, aynı tonda, aynı yolda ve sonda \n\nGönlümün gözü bile renk vermez karanlığa \nGörmedim pencereden uçuşan sürüleri \nGökteki bulutlardan sudaki saydamlığa \nKarışıp da kaybolan bestesiz türküleri \n\nSitem değil sözlerim, şükrüm hatta sonsuzdur, \nBeterin beteri var, içim umut doludur. \nİçimde hep sevgi var, huzurluyum, mutluyum \nGönlümden süzülenler bucaksızdır, uçsuzdur. \n\nEğer bir gün ölürsem, siz yaşarken daha ben \nTabutumun üstüne bütün renkler bezensin. \nÇocuklar başucumda alfabe öğrenirken, \nBana da tüm renklerin tonları öğretilsin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmeye Geldim",
        "poet": "Behçet Kemal Çağlar",
        "poem": "\n\nİstiyorum ki: Sana giden yolda ne şosa,\nNe ufacık bir geçit, ne açılmış iz olsa:\nSade sarp yalçın olsa ve sade dimdik kaya,\nAvuçlarım dizlerim koyulup kanamaya; \nKanımla kayalara destanını yazarak\n- Bahtım siyah olmadan, göğsüm kızıl, alnım ak; \nParıltılı gözlerim, yıldız olacak gibi\nÇıksam sana kaleye çekilen bayrak gibi...\nNe anam var gözümde, ne babam, ne sevgilim:\nŞimdi ben senden başka hiç kimsenin değilim; \nDere olsam ardından çağlasam, aksam gitsem; \nKartal olsam köşkünü her akşam tavaf etsem; \nRüzgâr olsam, okşasam saçını bir yâr gibi; \nArz olsam, kucaklasam seni bu diyar gibi; \nŞimşek olsam adını göğe yazsam muttasıl...\n\nPatlayan fırtınaya göğüs gererse nasıl\nGemiler imdat diye koy araya araya\nBen de öyle kendimi dar attım Ankara'ya\nKoparak bir çığ gibi yurdumun bir dağından,\nÜlküyü içmek için Ankara kaynağından,\nYüzünü görmek için yakından bir saniye...\nYollarda yıldızlara daldım gözlerin diye,\nKılıcın kesti sandım ufka düşen güneşi\nBir kesik baş halinde kan olurken ateşi,\nBaşın göründü sandım gün doğarken yollarda\nSeni mecliste sandım sel çağlarken bir yarda\nYapayalnız yollarda sandım çakınca şimşek; \nParmağın yeni bir yol gösterdi gürleyerek\nDinlemeyi bilmeden yürüdüm günlerce ben,\nHasretinden hız aldım koştum gündüz gece ben.\n\nBu şehrin havasının içime sindirmeye:\nSenin nefes kattığın bu aziz hava diye.\nGeldim, sordum: \"Nerde O? \" gösterdiler yerini,\nKıskançlık gösteriyor, sade, sevgilerini,\nGeleli günler oldu, hep hasret ateşinde,\nGünlerdir göremedim, koşuyorum peşinde,\nBir gün olsun yakından görünmezsen sen bana,\n\"Hedef Akdeniz! \" gibi düşeceğim arkana,\nÖyle ki hain sanıp vuracaklar bir gün de,\nÇırpınırken kuş gibi kalbim senin önünde..\nVuslat malolmaz sade kana ve gözyaşına\nBak yemin ediyorum gençliğimin başına\n- Bir çetin ısrar varsa darılma bu sözüme -\nGöreyim, ondan sonra mil çeksinler gözüme:\nGür sesimde adın var, kör gözlerime de dol,\nGönlümün, gözlerimin ilk ve son ışığı ol...\n\nNeye benden uzaksın, bir başka ırkın gibi? \nGönlüm bir hançer gibi, hasretin bir kın gibi\nSıyrılmalı bu hançer paslandıran bu kından,\nBir kere görün bana yakından, çok yakından\nBilmiyorum; Riya ne, hulus ne, ihtiram ne? \nDoğrudan doğruya ben dönüp senin Kâbe'ne\nHuşudan çok mukaddes bir cür'etin sahibi\nTûr'da \"nerdesin\" diye bağıran Musa gibi\n- Kulaklarımda bir gün çınlasın sesin diye-\nSana haykırıyorum: \"Gazi! Nerdesin? \" diye.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmeyenler İçin",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nAvrupa Avrupa\nDiyerek\nGözünüzde büyütüp\nHayallere dalmayınız\nSakın\nBurada da \nÜlkemizdeki gibi\nCaddeler var\nSokaklar var\nEvler otolar\nAğaçlar ormanlar\nÇiçekler göller\nKuşlar var\nTıpkı bizdeki gibi\nBurada da \nİnsanlar var\nTıpkı bizlere benzeyen\nİki kollu iki bacaklı\nGözleri kulakları\nBurunları ve\nAğızları olan\nBuranın da \nZengini fakiri var\nDinlisi dinsizi var\nTıpkı bizim gibi\nAslında\nHiçbir fark yok\nAramızda inanın\nSadece onlar\nCaz yapıyorlar\nBizse hicaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmezmisin be hey Tanrı",
        "poet": "Yusuf Ter",
        "poem": "\n\nRamazanda  doysa yoksul \nHer yıl bekler  çadırda kul \nKimi yetim kimisi dul\nGörmezmisin be hey tanrı\n\nFakir onuruyla kalır\nDerdi ızdırabı alır\nYaşarken perişan olur\nGörmezmisin be hey tanrı\n\nSırat köprüsü kurmuşsun\nZinciri ilk sen kırmışsın\nDerdi yoksula vurmuşsun\nGörmezmisin be hey tanrı\n\nYoksulu insan  yarattın\nYaratıp sokağa attın\nZengine altın taht yaptın\nGörmezmisin be hey tanrı\n\nEmekçi Yusuf’um kızar\nGerçekleri bir, bir yazar\nEyledin  canımdan  bizar\nGörmezmisin be hey tanrı\n\nYusuf Ter 26.09.2008\nSaat 00:45 İsviçre\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmezler",
        "poet": "Bayram Erdoğan",
        "poem": "\n\nAhiret gününe inanmayanlar\nKur'an-ı Kerim'i hiç mi görmezler\nKoskoca  aleme var sığmayanlar\nÖlümü Kabiri hiç mi görmezler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmüyor musun",
        "poet": "Melih Coşkun",
        "poem": "\n\nGörmüyor musun\nDaha tükenmemiş paylaşabileceklerimiz\nHepimize yetecek bir gökyüzü var tepemizde\nEn büyük tesellidir bel ki de insana\nSevdiğiyle aynı havayı soluduğunu düşünmek  bazen \nGünaydın derken\nHissetmek aydınlık bir günü paylaştığını\nAynı yıldızları saymak\nAynı yolları yürümek\nYemek, içmek, gülmek, ağlamak\nAynı otobüse binmek\nMaaş günlerini beklemek\nGeleceği düşünmek \nVe ölümü \nÜrpermek kimi zaman\nKimi zaman korkmak karanlıktan\nKimi zaman ağlamak yitirilenin ardından\n\nVe en büyük mutluluktur anlayabilene\nEn büyük ortak noktamızı: \nHayatı...\n\n30 Eylül 2002\n23: 50\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmüyor bunu",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nGÖRMÜYOR BUNU\n\n14.10.2014\n\nBak dünyanın sonu gelmiş\nYürüyen görmüyor bunu\nDoğan büyüyüpte ölmüş\nSürünen görmüyor bunu\n\nAfrika da boko haram\nAsya'mız da var tariban\nPkk kay la Daeş i var\nKuranlar görmüyor bunu\n\nBunlar büyük devlet işi\nKuranların ağrır başı\nTerörle yapar savaşı\nYarenler görmüyor bunu\n\nKurdularki girek diye\nBahaneyle vurak diye\nOnlar da aldı hediye\nVuranlar görmüyor bunu\n\nHüseyin'im üzülüyom\nKatil devletlere diyom\nBunlar çok herzele yiyon\nKırılan görmüyor bunu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görsellik",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nZihninden süzülen kelimeler\ndilinden dökülürken,\nAklın renk cümbüşünde\nfarklı düşünecek,\nHer şeyi farklı görürken,\nGüzelliğin ortaya çıkacak\nakılda kalacaksın.\nİlahi sezgilerimin rehberi \nbalık gibi,\nBir kelimeyle kalbimin \ngölgesinde yaşayacaksın.\n\n                                20.05.11/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmezmisin Ayırdılar",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nSende mi kader dersin söylesene buna,\nGörmezmisin ayırdılar, kaldım buralarda, \nBu dünyada vefa yokmuş görürüm orda,\nSende mi kader dersin söylesene buna,\nGörmezmisin ayırdılar, kaldım buralarda...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görmezden gelemediğimiz çelişkiler gözümüzü kamaştırır",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nSabırlı olan bir insan tez canlıya güler,\nSabır dünya içinde her zorluğu aştırır.\nGörmezden gelemediğimiz çelişkiler, \nBizim gözünüzü daha fazla kamaştırır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görsel Hislerdir Renkler",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nRezonansı yankı gücü\nhatta renk psikolojisi\n\ntoplulukları kolayca özendiren\ninsanları beraberinde raksettiren\nbireysel kişiliğe dayandığı ile\n\nbilinç kadar bilinçsizliği \nhem yanyana hem içiçe olabilirliğinden\nZevkler değişiktir dedirten\n\nhem ne kadar değişikliğine\nrenklerle tedavi kadar diye\nhekimlerin görüşbirliği ile de\n\netkili, etkisiz, tutsak, kısrık\nhatta abluka edercesine\nakisler uyandıran kuvvet gibi bir şey....\n\n9 Kasım 2005....Çarşamba 21.00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görsel ve yazılı basının düşüğü vahim hali...",
        "poet": "Mustafa Cilasun",
        "poem": "\n\nNe zaman elime alsam\nBilgi edinmek için okumaya başlasam\nHaber adına yer verilen hadiseler için doğruluk arasam\nBir gün kuşku duymadan, güvenerek, maksadını bilerek haber okusam\n\nHer ne hikmetse bu zevat\nHaddinden fazla ukala ve akıl danelik başa bela\nYüksekten bakmayı ve yüksek sesle konuşmayı hak sayarlar\nEllerine geçirdikleri imkânlarla birden kuvvet dengesi yarışına girerler\n\nRant elde etmek için durmazlar\nHer türlü elde etmeyi meşru sanırlar, savunma yaparlar\nAdeta kapitaliste taş çıkartacak nispette varlığın aracı olurlar\nHak ve hukuku önce kendi menfaatleri zaviyesinden olmak üzere tanırlar\n\nFakir, fukara adına tellallık yaparlar\nGüya erdemli bir davranış olarak öne çıkmak için pusarlar\nHer şirketten reklam alabilmek için piyasayı hazır hale getirirler\nÖrf ve âdeti hiç bilmezler, hayâyı geçerler, edepten de o kadar nasipsizler\n\nNasılsa dördüncü kuvvet görürler\nÖyleye, yasama, yürütme, yargı ve en tabi basın\nHer nasılsa bu erklerin hepsine tahakküm etmeyi gaye bilirler\nKim yanlarındaysa adeta birden ordu kesilirler, demokrasiyi silerler\n\nMilletin hâkimiyetini asla istemezler\nKüresel medya ve yandaşlarıyla birlik içindeler\nSeçilmişlik adına hükümet edenleri halkın gözünden düşürürler\nHer türlü desise ve şer odaklarıyla hükmetmeyi veya  gücü ele geçirmeyi isterler\n\nHer türlü çifte standardı görürsünüz\nBoyalı basın, kadın hakları der, kadını meta olarak sürer\nÇevre adına alaladıkları gizli maksadı süsler ve böylece şiddeti öne sürer\nHükümet edemiyor diye, tahrir meydanları nakaratını yeniden ve edepsizce dener\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görseydin Çanakkale yi",
        "poet": "Ali Şahin 7",
        "poem": "\n\nAta'nla gurur duyardın\nKabrine güller koyardın\nFikrine şartsız uyardın\nÖğütler Çanakkale'de!\n**\nDüşmanlar vururken kasten \nKimi Mut'tan kimi Kars'tan \nEl ele yazmışlar destan \nYiğitler Çanakkale'de \n**\nHaince sarılmış yanlar \nKörpecik kıyılmış canlar \nŞehadetle akmış kanlar \nŞahitler Çanakkale'de!\n**\nSol göğsün içini yakar!\nYüreğinde şimşek çakar \nGözlerin bendini yıkar\nAğıtlar Çanakkale'de\n**\nVatan aşkıyla yandılar\nAllah adını andılar\nYedi düvel-i yendiler \nSeyitler Çanakkale'de!\n**\nŞahin der Allahu ekber \nŞehitler ister mi makber \nŞefaat eyler peygamber \nŞehitler Çanakkale'de!\n\nAlmanya \n\nAli Şahin (Azizoğlu).\n..............................................\nDost yürekli kalem\n\nDüN ÇANAKKALE' DEYDiM \n\nGökler ağlıyordu sanki şehitlere, \nErkenden Nusrat’ la başladım ziyarete,\t\nÇimenlik Kalesi’nde gezindim adım adım. \nSiperleri, tabyaları dolaştım: \n\nAnzak Koyu’nda birden bire \nEdirne’ li Hasan Çavuş çıktı önüme. \nSarıldı ellerime: \n“Bizim köyden mi gelirsin? dedi, \nTatlı mıdır yine suyu? \nBaşaklar büyür mü diz boyu? \nYayılır mı birlikte kurt ile kuzu? \n93 yıldan beri varamadım sılaya \nBi şeyler değişti mi, hele bi söyle…” \n\n57. Alay Şehitliği’nde Dimitroyati: \n“Kuzum nedir, dedi bu Türk, Rum meselesi, \nKıbrıs’ı, Trakya’ sı, bilmem neresi? \nNeyi paylaşamıyorlar sanki? \nYatıyoruz işte burada yıllardan beri, \nKoyun koyuna, tıpkı bir kardeş gibi…” \n\nSargı Yerinde rastladım Sucu Ahmet’e, \nTrabzonlu’ydu, yaşı ancak değiyordu onyediye, \nBölüğe su getiriyordu, tüfeği taşıyamaz diye. \nO hala su taşıyordu oradakilere. \nYakalanmıştı düşmana bir kere, \nUcuz kurtulmuştu parlak zekası ile… \n\nKilit bahir’de Ezurum’lu İbrahim kesti yolumu, \n“Nişanlımdan haber ver, dedi \nGözleri hala yıldız yıldız parlıyor mu? \nHala bekliyor mu yolumu? \nYoksa gönlü bana kapalı da \nBaşkalarıyla mı dolu? ” \n\nConk bayırı’ndaydı Maraşlı Ökkeş, \nBoğazın sularından derindi hüznü. \nSanki malum olmuştu anasının ölümü: \n“Hasta bırakmıştım, dedi garip anamı, \nHaber alamadım uzun zamandır. \nGidip bi öpüp koklasam, gelsem geriye \nAcep komutanım ne der, yanlış olur mu? ” \n\nBomba Sırtı’nda Sivas’ lı Aşık Şinasi, \nElinde sazı, yanıkça sesi: \n“Tütmez oldu gayrı baba ocağım, \nYıllar var ki ben sılamdan uzağım, \nBu saçları dört cephede ağarttım, \nKışa döndü gayrı benim baharım. \nHarman bitti, hasat bitti gelemem, \nEmeğimiz boşa mıdır? bilemem…” \n\nAnkara’ lı Mehmet Anafartalar’da, \nUsulca yaklaştı da yanıma, \nEğilip kulağıma, sordu yavaşça: \n“Ayşe’ m yüklüydü, dedi ben buraya gelirken, \nAcep kız mı, yoksa oğlan mı gelen? \nSakın yanlış anlama hani; \nOğlan olsun ister ki gönlüm, \nŞu kahpe düşmanlara inat, dirileyim yeniden \nBir Mehmet ölür cephede, \nBin Mehmet doğar gebe gecelerden…” \n\nBeni uğurlamaya gelip sordular hepsi: \n“Bu yurt size emanet deyip de geldik, \nKan akıttık, can verdik, mihnetlere katlandık, \nDoğru söyle hele dediler, yüzümüze bak! \nVatan emin ellerde mi, korunuyor mu? \nBayrağımızı düşürmediniz değil mi göklerden? \nEzan sesleri geliyor mu minarelerden? \nAyrıldınız mı yoksa Mustafa Kemal’in izinden? \nHal ve gidişler nasıl yurdumda? \nSanayiden, devrimlerden ne haber? \nİnsanlar birbiriyle dalaşıyor mu? \nDaha ileri mi gidiyor millet? \nYoksa geri geri sürünüyor mu? ” \n\nBoğazıma bir yumruk düğümleniverdi, \nYutkundum hiçbir şey söyleyemeden. \nBilmem, neler okudular yüzümden? \nGözlerimi kaçırdım soran gözlerinden, \nBir veda öpücüğü gönderdim sadece her birine, \nDualarımla birlikte, KANAYAN YÜREĞİMDEN… \n\nNaime Özeren \n21 Mart 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görsünler Diye",
        "poet": "Ayhan Okumuş",
        "poem": "\n\n\n\nTanrı biz kullarına bir akıl vermiş \nYaradana ibadet etsinler diye\nÖnüne masmavi bir dünya sermiş\nHayatın kanununu görsünler diye\n\nBu dünyanın çıkışı ahiret kapısı\nOrada belli olur kulların yapısı\nKarşına çıkacak bir boy aynası\nDünyada ettiğini görsünler diye\n\nDaha dur bu dünyada neler olacak\nCan bedenden çıkıp toprak olacak\nBelkide gök yüzünden taşlar yağacak \nCennetin    duvarını   örsünler   diye\n\nSende kulak ver dinle garip ayhanı\nİta   at  et   büyüğüne    üzme    atanı\nDüşün kabre göçeceğin o güzel anı\nÖrnek ol başkaları görsünler diye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görücü",
        "poet": "Vedat Okkar",
        "poem": "\n\nBu gün kafam bir bomba\nBeni istemeye geldiler hiç sorma\nOysa benim aklım başka\nFikrim başka\nBaşkalaşım yaşıyorum ben hayatımda\n\nTanımıyorum ki geleni\nKomşumuz ayarlamış görücüleri\nÇocukta fena değildi hani\nAma ben neyleyim cebindekileri\nMalım mülkün değerini\n\nTelefonlarım susmaz oldu o günden beri\nArama delikanlı ben istemiyorum seni\nMesajda atma geceleri\nAnlayışlı olalım rahatsız etme beni\n\nİnsan ilk önce görmeli\nTanımalı ve sevmeli\nEvlilik bu çocuk oyuncağı değilki\nEvleneceğim kişi\nİlk önce benim kalbimde yer edinmeli\n\nMutlu olmalı insan sevdiğini görünce\nHer an olmalı hislerinde\nOlmalı insanın sevdiği düşlerinde\nAşk belki ilk görüşte\nBelki düşlerinde\nBelkide hislerinde\nAşk insanın cebinde değil\nSıcaklık verdiği kalbinde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görü",
        "poet": "Seyyid Ali Özçelik",
        "poem": "\n\n“Veysel’i gören gözleri gördüm! ”, ne muhteşem bir iltifattır aşkla yanan bir garip Veysel için. Veysel’i gören gözlerdeki görmüşlüğü tatmak, Veysel’de olan aşkın ateşini, onu gören gözlerde görmek. Sevgiliye âşık gözleri gören gözleri görmüşlükle mutmain olmak ve bunu dillendirmek ne hoş. \n\nSevgili! Senin sevgi ile baktığın gözlere sahip olamamak ne kötü. Senin sevgi ile bahsettiğin gözlere sahip olamamak ne kötü. Sevgi ile bahsettiğin gözlerde görülen olamamak ne kötü. Seni hakkıyla sevmeye güç yetiremeyen bu kör gönle sahip olmak ne kötü… \n\nEy Sevgili! Bırakma bizi bu kötülük halinde. Seni sevenlerden, senin sevdiklerinden, senin sevdiklerini sevenlerden eyle bizleri, senin sevdiklerinin sevdiklerinden eyle, şu gönlümüzü kurtar göremeyişlerin karanlığından. Bizleri görenlerden, görünenlerden eyle Ey Sevgili! … \n\nHiç görenle görmeyen bir olur mu? (Ra’d, 16; Mü’min 58; En’am 50)\n\nGören gözleri olanlar için elbette bunda apaçık bir ibret vardır. (Al-i İmrân, 13)\n\n09/12/2006 C.tesi 22:42 \n\n*Sevgili! .. \n\nKapına geldik; aşkı öğret bize; ve aşkını ver yüreklerimize. \n\n(Kitab-ı Aşk Sf 4)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görülmemiş Bir Çiçek Açma",
        "poet": "Yannis Ritsos",
        "poem": "\n\nHaykırmak istiyordu\nDaha fazla dayanamayacaktı\nSesini duyabilecek kimse yoktu orada\nKimse duymak istemiyordu.\nKendisi de korkuyordu sesinden\nİçinde boğuyordu sesini.\nPatlamak üzereydi susuşu.\nBirden,\nHavaya uçtu gövdesinin parçaları\nÖzenle, sessizce toplayacaktı bu parçaları,\nHepsini bir bir yerine yerleştirecekti\nDelikleri kapamak için.\nVe rastgele bir gelincik, bir sarı zambak bulursa, onlarıd a toplayacak,\nKendisinin bir parçasıymış gibi gövdesine yapıştıracaktı\nBöyleydi,\nDelik deşik,\nGörülmemiş bir şekilde çiçek açıyordu işte.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görsünler",
        "poet": "Yunus Akkale",
        "poem": "\n\nPireyi pay eder başlar uzaya\nBir zerre toza karış ki görsünler\nDurmadan yukarı taş atar aya\nYıldızlara at, yarış ki görsünler\n\nGözcü olur gözler etrafı şaşı\nKırkına varmadan seksenlik yaşı\nTaş altı çıyan münafık başı\nŞeytanla bir gün, barış ki görsünler\n\nNiyeti özünde ameli eksik\nRızkı isterde bereketi kesik\nÖfke harman olur niceler küsük\nNefretten uzak, sarış ki görsünler\n\nŞüphe etmezde sözünün sahibi\nAllah bilirde gönülde gaibi\nEserde her yönden savrulur gibi\nBir yere bağlan, ilişki görsünler\n\nDeğişmez tavrı fikri sabıkalı\nÇevre bıkkın kendisiyle kavgalı\nBir gün durulmaz ki her gün dalgalı\nBir parça varı, bölüş ki görsünler\n\nSinek bile uçsa sinirler gergin\nAtasına söver kardeşine dargın\nDedi kodu yaparda düşer yorgun\nAcı acı bir, gülüş ki görsünler\n\nAllah’tan korkan derken bil seveni\nDürüst ol ki herkes duysun güveni\nSuizan yok sağlam bağla deveni\nBirbirini sev, kaynaş ki görsünler\n\nMutluda görün ki yalandan hayal\nSağı solu birleştir orta bir yol\nEle gelirse tutunacak bir dal\nKış geçer yaza, kavuş ki görsünler\n\nGerçek kalıcı bir tuhaf fantezi\nMahşerde eşit tartarda terazi\nKötü olmasın gerideki mazi\nFarklıda farka, alış ki görsünler\n\nYunus öne bak geçmişi firenle\nKurt avına gitme öten sirenle\nHep yılanla bir çuvala girenle\nMenzile ilkin, yetiş ki görsünler\n\n3 Ağustos 2007 Andırın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görülmeyen Gerçekler",
        "poet": "Burçin Coşar",
        "poem": "\n\nHep riya, hep riya,\nGözlerden kalplere akmaya çalışan…\n\nHep çıkar, hep çıkar,\nMenfaate yaklaşıp, menfaatsizden uzaklaşan…\n\nHep ben, hep ben,\nBencil damarlarda var olan…\n\nHep ben diyenin bin derdi var,\nÇevresinde durmadan dolaşan…\n\nArınmaz ise inanç şuuruyla bu topraklar,\nALLAH’IN kaçılmaz hükmüdür azap şerbeti,\nÖlümün gecesinde önümüze sunulan…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görükle Uludağ Hastahanesi",
        "poet": "Güner Kurt",
        "poem": "\n\nHastahane etrafı bir büyük alan\nDünyada her şey boş her şey yalan\nYatınca düzelir sandık inandık bir an\nHekimler ne yapsın caresiz yaram\n\nGörükle uludağ hastahanesi\nYeşillik alan hep çevresi\nKader böyle ise yok bahanesi\nGöz yaşım adresim oldu çaresi\n\nSusmuş diller söylemez gönüller\nAcı bile daha iyi bu ondan beter\nCare caresizlik olmuş gibi\nGönül her kişiden umut bekler\n\nBu muydu umut bu muydu sonu\nYok muydu bi care yok muydu yolu\nHasta değilken de sessiz idi\nHasta iken de sustu bizi unuttu\n\nDört duvar bir oda şükür kapımız\nYaşamak kar oldu yaşamaksa bu\nYine de mevlam kıldan ince boynumuz\nSenden gelene razıyız takdir ise bu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görülmedi millet böyle İki yüzlu ihanet,",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nGörülmedi millet böyle İki yüz ihanet,\nMilletin gözü önünde yapılan ihanet. \nVurgunları ihanet, talanları da ihanet. \nAçılım denilen melanet baştan ihanet. \nHaksız yere askere hüküm salan ihanet. \n\nTimsah gözyaşları siyaset yapmak. \nMiletlin ordusuna çelmeler atmak. \nİhanet, kahramanı terörist görmek\nİhanetlerle, beyhude gaflete yatmak. \nYaptıkları her şey bil ihanet,ihanet…….\n\nİhanet, askerine çuval geçirtmek\nİhanettir, vatana sahip çıkmayış. \nİhanettir, APO itini besleyip asmayış\nİhanettir idamı kaldırıp getirmeyiş\nİhanettir, ülkede başka sistem arayış. \n\nİhanet, askerin, polisin boşuna kaybı. \nİhanet, bu vatan evlatlarına açılım aybı. \nİhanet, bozmaktır güzel olan adil adabı. \nİhanet, yanlış yapmaktır millete hesabı. \nİhanet, Müslüman Türk’e duyulan nefreti\n\nİhanet, Türk milleti ismini hiçe saymaktır. \nİhanet, Türk’e tuzaktan zevkler duymaktır. \nİhanet, Türk’e savaş açana gözler yummaktır\nİhanet, yılan evladını affedip bağra basmaktır\nİhanet, yediği ekmek sahibine düşman olmaktır\n\nHalil ÇOLAK 28.07.2010\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görülmemiştir Böyle Bir Hile!.",
        "poet": "Ekrem Çiçek",
        "poem": "\n\nÖyle büyük öyle  büyük ki ACIMIZ;\nKorun içinde yanıyoruz durmadan,\nŞEHİT KANLARI OLDU, BAŞ TACIMIZ,\nVATAN DİYORUZ! Sebebini sormadan!..\n\nAnalar, babalar, eşler alacak canını;\nEvlatları bebeleri çocukları demiyorum bile,\nYazıyorlar alçaklığın caniliğin  her anını;\nGörülmemiştir! böyle bir İHANET, böyle bir HİLE!..\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görülmeyen Sevgi",
        "poet": "Tamer Çetiner",
        "poem": "\n\nMavi, masmavi göklerdeyim\nuçuyorum bir çocuğun uçurtmasında\nselam veriyorum tüm yeryüzüne\ngöklerden gururla\n\nsüzülüyorum kırlara, ovalara, dağlara\nsanki pençesi olmayan bir şahin gibi\nhırsla, şehvetle\n\nyürüyorum yollarında Edirne'nin\nyıkıldı yıkılacak eski evleri gibiyim\nyıkılmamak için\ninatla, gayretle\n\nbakıyorum insanlara\nsevgi yolluyorum birer birer\ndostça, arkadaşça, insanca\n\nuçmuyor göklerde uçurtması çocuğun,\ndağlarda süzülmüyor şahin pençesiz\nve\ninsancıklar bakıyor\nsadece bakmak için\n\ngörmüyorlar sevgimi.\n(16/04/1990-Edirne)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görün başaracağım",
        "poet": "Meziyet Ak",
        "poem": "\n\nHep güzel bakmak istedim,bana küskün yaşama,\nÜrettim değer bilmedin,gündüz döndü akşama,\nBaharım kış olacaksa,nasıl yaşayacağım,\nBu dünya hep kıracaksa,neye bağlanacağım.\n\nEserler bırakmam lazım,iyi anılmak için,\nBu deryayı harcayamam, dememeliler hiçsin.\nGönlüm bir okyanus gibi,hep üretmek istiyor,\nAlacak bir gün nasibi,yüreğim çırpınıyor.\n\nSanat olmadan yaşam,isterim hiç olmasın,\nGönlümüzde filizlenen baharımız solmasın.\nGeceyi gündüz yapalım,sanat ve ilim ile\nKıskançlığı bırakalım,yaşayalım sevgiyle.\n\nKüskün hayatla barışıp,ufka yelken açalım,\nEl ele dostça yaşayıp,kederlerden kaçalım.\nYapmak istediklerimi,görün başaracağım,\nKolkola girip dünyayla,mutlu yaşayacağım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görünce",
        "poet": "Eyup Şahan",
        "poem": "\n\nÇehresi değişti beni görünce,\nÖmür düzlerine bir hüzün çöktü.\nNadim sözlerine kulak verince,\nGülen yüzlerine bir hüzün çöktü.\n\nBakınca geriye maziye erdi\nDaldı hayallere elemi  derdi,\nİçin için yandı dumanı verdi,\nEla gözlerine bir hüzün çöktü.\n\nDurdu baka kaldı verince selam,\nDilleri dolandı söylerken kelâm,\nSen üzülme gülüm kurbanın olam,\nTatlı sözlerine bir hüzün çöktü.\n\nBir adım yaklaştım yüzüme baktı,\nEğdirdi başını içimi yaktı,\nEyüp bir gül verdi saçına taktı,\nBahar yazlarına bir hüzün çöktü.\n\nEyüp şahan\nAnkara  14.2.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görülür",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nGörülür \n\nZamanı zamana tanık tutarsak\nBüyüdük mü küçüldük mü görülür\nBaşı bozuk güçlenmeyi tartarsak\nSorumsuzluk her alanda görülür\n\nSosyal sınıf çatışması yaşadım\nSorular sormayı böyle başardım\nAdım adım değişime koşardım\nDavranışta bozukluklar görülür\n\nİlişkiler bozuk zeminse kaypak\nÇelişkiler gördüm yalpalayarak\nDost Şeref im boş zamanı tartarak\nTerazide zamansızlık görülür\n\n07-08-2007\nDost Şeref\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görünmeyen Güç",
        "poet": "Nadir Çitil",
        "poem": "\n\nAynada kendini melek görenler\nŞeytanla düğünü kaldı yarıda\nSivrilip millete göz dağı verenler\nBozuldu planlar kaldı yarıda\n\nBiri yıllar yılı seyirci kaldı\nÖbürü susturdu mirası buldu\nOlanlar arada millete oldu \nBozuldu düzenler kaldı yarıda\n\nBunlar için öldü nice yiğitler\nBoşaldı meydanlar büyüdü bitler\nVatana ihanet düşünen itler\nBüyüdü başları kaldı burada\n\nİşte halimiz bu her şey ortada\nÇoğaldı pislikler artık artıda\nYargı siyaseti aldı partide\nKorku sardı hakim kaldı arada\n\nNadir’im kalemi aldı eline\nKötü yazsa yakışmıyor diline\nSınır kondu eğitim ile ilime\nBozuldu baş beden kaldı arada\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görünmeyen yıldız",
        "poet": "İsmail Koca",
        "poem": "\n\nAy doğmaz geceme\nGüneşim batmış yatar yerde\nUzun ince gri bir yolda\nAğırlık çökmüş omuzlarıma\nSessiz sessiz giderim bilmediğim yere\nHa kırmızıya boyanmışım\nHa laciverde\nKara görünür kör gözüme\nEl ettim\nSamanyolunun en uçta görünmeyen yıldızına\nEl ettim…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göründüğü gibi olmadı oktay avcı",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nKorkularım\nGölgeleri vahşi hayvan \nCanavar yapardı geceleri\nGulyabani yapardı karanlıklarda\nAslında gölgeler gölgeydi \nsadece\nAh bir yenebilseydim korkularımı\nDokunamadığımda anlayacaktım\nKorkularımın boşa olduğunu\nBu bir gölge oyunu\nçocukluğumda aklımda kalan\nşeytanlı cinli \nperili mekirli korku kahramanları\nbeni cesaretimi esir alan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görünen O Ki",
        "poet": "Habibe Merih Atalay",
        "poem": "\n\nUmut Ya ölüm Ya tutku / Yılanın deri değiştirmesi\nUmutsuzluğun sınırlarında kolayca çıkıvermek yorgunluktan\nUmut / Son verebilme gücü\n\nUmutsuzluğun sınırlarında\nYa ölümle son bulur yaşam\nYa da yeni bir tutkunun ardından\nBeliriverir yeniden umut\n\nGörünen o ki şimdilerde\nBu iki arada sıkışılmış\nHayata son verebilmek güç\nZamanı kazanmaya çalışmak bu\nGörünen o ki\n\nKulakta geri tepilen tüm şeylerin basıncıyla\nİçinden, yine kendinden çıkacak\nTutkuyla belirecek düşlenen-beklenen\nYorgun taşımaktan kendini beden\nGörünen o ki…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görün İtlerin",
        "poet": "Fatma Alageyik",
        "poem": "\n\nKahpeliğiniz bu vatana sığmadı\nTutup kellesini vurun itlerin.\nNice nankörlere güneş doğmadı\nAcımayın ateşe sarın itlerin.\n\nKalleşçe arkadan asker vurursun\nKucaktan kucağa gezer durursun\nGön gelir eşliğin sende görürsün\nArtık cehenneme sürün itlerin. \n\nKarı gibi dağda saklanıyorsun\nÜç yıl yaşayıp da kekleniyorsun\nKullanılmak için bekleniyorsun\nArtık hesabını görün itlerin.\n\nDünya karşısında Türkler yılmadı\nZalim bu toprakta nasip almadı\nŞanlı aziz vatan sana kalmadı\nGazlayın defterini dürün itlerin. \n\nDidik didik yakın savurun yele\nPisliğini atın coşkun bir sele\nDuymasın bir kul demeyin ele\n‘’Kırın’’ kanadını kırın itlerin.\n\nİnsafsız eşekle yürür yan yana\nSelam olsun sana ey şehit ana\nDağdaki leş ile kalkıp yatana\nSonlarına bakın yarın itlerin.\n\nFatma dedi size,şerefsiz bakın\nHepinizin sonu gelecek yakın\nO zaman bir yere kaçmayın sakın\nLeşlerini yere serin itlerin.\n\nFatma alageyik\n30.08.2012\n\n30 Agustos zafer bayramımız kutlu olsun,bu şiir vatanıma milletime hediyem olsun,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görülmez Yüzün",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nGünün mutluluktur, seni yaralar \nDönüşüne hasret, verme sen izin\nOlmadığın yeri, sarmış karalar\nKaranlık gecede, görülmez yüzün\n\nO güne şükret ki, almışsın nefes\nKuşun umududur, açılsa kafes\nHayaller tükenmez, içinde heves\nKaranlık gecede, görülmez yüzün\n\nYaranın dili yok, çoğu kez sessiz\nAcısı pek çoktur, o biçim hissiz\nSonucu korkunçtur,  ağlama bensiz\nKaranlık gecede, görülmez yüzün\n\nDizinde dermanın, bittiği anda\nRuhunda yeşerir, ne biçim panda\nYarına sabır ver, akmaz o kanda\nKaranlık gecede, görülmez yüzün\n\nYıkıldığın her an, yüreğini koy\nYok olduğun zaman, mezarına doy\nBulutu, yıldızı, güneş,ini soy\nKaranlık gecede, görülmez yüzün\n\nBahattin karışma, gerekmez bir şey\nYalınız dik dur ki, yıkılmaz her şey\nGerçekler tükenmez, aşktır o çok şey\nKaranlık gecede, görülmez yüzün\nBahattin Tonbul\n30.9.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görünen Köy",
        "poet": "Abdurrahim Karakoç",
        "poem": "\n\nHilâle düşman kim desem, \n'Haç'değil mi gardaş, \nHaç? ! .. \n\nAyasofya benim desem, \n'Suç' değil mi gardaş, \nSuç? ! .. \n\nNamaz kılmak yasak amma, \nPapa girer eyler dua \nKim layiklik derse buna, \n'Piç' değil mi gardaş, \nPiç? ! .. \n\nAcemi tavlar eke'ler, \nBedeni yuttu lekeler. \nBaşımızda tenekeler \n'Taç' değil mi gardaş, \nTaç? ! .. \n\nDiyanet reisimiz var, \nTapucuyla bir sayarlar \nOrdum papayı selâmlar, \n'Güç' değil mi gardaş, \nGüç? ! .. \n\nEfes-mefes bir bahane, \nHaçlılar uyandı gene. \nGidip soralım bilene, \n'Öç' değil mi gardaş, \nÖç? ! .. \n\nTurizm diye yurt satıla, \nGülem katıla katıla..\nBu gidiş haktan bâtıla \n'Göç' değil mi gardaş, \nGöç? ! .. \n\nDışa taviz, içe haset; \nÖtesini sen kıyas et. \nBizde güdülen siyaset, \n'Hiç' değil mi gardaş, \nHiç? ! .. \n\nDün Konya´da, bugün Van´da \nKırk can incitir bir manda \nÇok suratlar bu zamanda \n'Saç' değil mi gardaş, \nSaç? ! .. \n\nHorlanıyor Müslümanlık, \nUsandık zindana gir-çık \nHer birimiz bir kurbanlık \n'Koç' değil mi gardaş, \nKoç? ! .. \n\nRezalete turizm dendi, \nArada milyarlar yendi. \nSözde köylümüz efendi, \nSözde............... \n'Aç' değil mi gardaş, \nAç? ! .. \n\nDoldurduk taşı pirince, \nSeçmek var günü gelince \nKaçacaksın, bir gün önce \n'Kaç' değil mi gardaş, \nKaç! .. \n\nGeçilmiyor kiliseden; \nMillet mi istiyor, neden \nBen diyeyim siz demeden, \n'Baç' değil mi gardaş? \nBaç! .. \n\nYıllarca sürdü bu çile; \nAncak dile kolay, dile. \nVe şimdi uyansak bile, \n'Geç' değil mi gardaş? \n................Geeeeç! .. \n\n(Vur Emri)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görünmez İskele",
        "poet": "Sevim Türkoğlu",
        "poem": "\n\nBir vapur yarar içindeki çalkantıları \nKöpüklü her tarafı kabarık \n\nGörünürde yanaşacak limanı olmayan \n\nGörüşmek için sözleşmedikleri \nKalabalık yabancıları taşıyan \n\nBiriydi! .. bilindik… \n\nMahallenin uyuz köpeği kadar bizlik \nSalamamış alışkanlık kokusu \n\nGerçi vapura dahi giremezdi hayvan hali \nİnsanlığın üstünlüğü yine de galip! .. \n\nDalıp çıkan varlığı sallantıda \nKayıp günü çalan soyguncu suskun \n\nBeklemekten bunalıp atlasa derinlere \nFark edilmez boğulduğu \n\nO’na, sana \nKimseye hoşça kal demenin \nAnlamsızlığı aşikar… \n\n\nSesil\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görünmez Leke",
        "poet": "Ergün Sak",
        "poem": "\n\nBütün temizlikçi kadınlar,\nişini yaparlar aslında, silerken duvardaki lekeleri.\n\nAma hiçbir kimyasal silemez; \nduvarın gördüklerini.\n\nOcak 2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görünsün Bayrak",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nÇekilsin göndere, görünsün bayrak\nHam meyveyi gizler, yemyeşil yaprak\nHer öleni saklar, bastığın toprak\nTartıda bilinen, daramız bizim\n\n08.02.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görünüm",
        "poet": "Numan Ekşioğlu",
        "poem": "\n\nGecenin yarı vahtıdı \nÖzüm uyanık iyidim\nKöpek mırılladı\nKapı cırılladı\nDedim hele mırıllasın\nDedim hele cırıllasın\nHele görüm neyliyir\nKaraltıdır içeriye süzüldü\nO an benim üreciğim büzüldü\nDedim dur bir süzülsün\nDedim dur dur büzülsün\nHele görüm neyliyir\nAdam sıska yapılıydı\nElinde silah yoğ idi\nElin sandığa daldırdı\nKarımın altınları\nBenim paralarımı\nTorbasına doldurdu\nDedim hele daldırsın\nDedim hele doldursun\nDur bir görüm neyliyir\nRahat rahat dolanırdı\nBütün evimi soyurdu\nDedim dur dolansın görüm \nDedim dur bir soysun görüm\nHele görüm neyliyir\nAdam torbayı kaldırdı\nIh dedi sırtına vurdu \nDersin ceylan süzüldü\nDedim hele bir dur görüm\nHele hele neyliyir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görünmüyor Kerkük Obam Dumandan",
        "poet": "Ümüt Güngör",
        "poem": "\n\nGörünmüyor Kerkük Obam Dumandan,\nÇapulcular ne anlarki imandan,\nAmerika zulüm saçar limandan,\nBekletmeyin bizi fazla kumandan.\n\nSabır taşı kırk yerinden eriyor,\nPeşi sıra kötü haber geliyor,\nGonca güller kardeleni deriyor,\nBekletmeyin bizi fazla kumandan.\n\nTelaferi çevirmişler çitlerle,\nKimyasalı dağıtmışlar bitlerle,\nBenim kurdum boğuşuyor itlerle,\nBekletmeyin bizi fazla kumandan.\n\nSerdengeçtim oklar yayda duruldu,\nKerküklüme hain plan kuruldu,\nGörülmemiş işkenceler sunuldu,\nBekletmeyin bizi fazla kumandan.\n\nŞu an telaferde durum içler acısı Yeniçağ gazetesini bir okursanız görürsünüz resmen Türk avı var bakkaldan ekmek alıp evine dönen çocuğu bile vurmuşlar daha neler neler.Kurşunlanmadık girilmedik ev kalmamış elektrik su yok.Tamamen Amerika ve çapulcuların istilası yani felaket.Tek suçları soydaşımız olması Türk olması.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görüntü",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nÇalındı\nÇeneler\nÇağdışı \nÇareler\nÇaresizlikte\n\nMethiyeler yalana\nMotivasyon çıkara\nMerkezi benlikte\nMedeniyet bencillikte\n\nUmut bileniyor\nGeleceğe diyor\nGelecek mahzun\nGerçek mazlum\n\n25.11.2013 – İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görünür",
        "poet": "Taştan Çıralar",
        "poem": "\n\nSoğuklar başladı camda buğu var\nSis açtı dağlarda kar görünüyor\nÜrperten rüzgârın buz soluğu var\nYine yoksula kış zor görünüyor\n\nDoğa yeşilliği aldı götürdü\nSonbaharda hüzün geldi oturdu\nHayvanları kış uykuya yatırdı\nÜç ay hareketsiz dur görünüyor\n\nOdun kömür depolara dolmalı\nKışa hazırlanış tamam olmalı\nAlınacakları tek tek almalı\nİmkânınla yaşam sür görünüyor\n\nKısıtlı geçinen artı masrafta\nHazırlığı yoksa kesede rafta\nHastalık siperde dört bir tarafta\nSıkıntı sinede tur görünüyor\n\nBaharı tatmamış yazı görmemiş\nHep yokuş tırmanmış düzü görmemiş\nİnsancıl yaklaşan yüzü görmemiş\nTaştan’ın yürekte kor görünüyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÖRüNÜM",
        "poet": "Onur Bilge",
        "poem": "\n\nBüküle büküle akıyor, ırmak\nYaşlar damla damla; ıslanmış, toprak.\nDağ, taş, yağmur, çamur, aşkı haykırmak\nGüneş sereserpe; çiçek, dal, yaprak...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görünür oldum",
        "poet": "Mehmet Aslan Tınlamaz Çolakoğlu",
        "poem": "\n\nKim haktır kim batıl, sordum soralı\nHaklının yanında, oldum olalı\nHak yolda huzuru, buldum bulalı\nBir çoğuna düşman, görünür oldum\n\nRengimi şeffaftan, saydım sayalı\nTüm varlığı sevip, doydum doyalı\nRuhuma huzuru, koydum koyalı\nBir çoğuna düşman, görünür oldum\n\nElimi uçkurdan, çektim çekeli\nDilimi susturup, diktim dikeli\nBelimi nefsimden, ayrı göreli\nBir çoğuna düşman, görünür oldum\n\nTınlamaz anlatma, bilen bilemez\nKoca bir dağ olsan, gören göremez\nDeğerin bilinir, kimse diyemez\nBir çoğuna düşman, görünür oldum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görüntüye Bakmaz",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nPeygamber buyuruyor,\"EDDİYNÜ MUAMELE\"\nGörüntüye bakmaz Hak, bakmaktadır amele.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görünüşüm",
        "poet": "İbrahim Bayraktar",
        "poem": "\n\nBir mart gecesi doğmuşum, \nSoğuk bir mart gecesi, \nBelki bundandır soğuk duruşum, \nSoğuk görünüşüm.\nAldanmayın görünüşüme, \nKalbim sevgi dolu, aşk dolu, \nİçim sıcak, sımsıcak, \nYaz güneşi gibi, \nBuram buram, alev alev...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görür Gibiyim",
        "poet": "Ayhan Yavuz Açıkgöz",
        "poem": "\n\nYalan dolu bu dünyanın aslını\nGörür gibiyim\nHakkı bilmez bir evlâdın neslini\nGörür gibiyim\n\nGün gelir kan damarlardan çekilir\nSemâdaki süsler yere dökülür\nDağa benzer erler nasıl yıkılır\nGörür gibiyim\n\nDabbetü’l arz korku salar her yana\nSöyle nefis buna nasıl dayana\nSûrun sesi nasıl çöker duyana\nGörür gibiyim\n\nMecal kalmaz arz etmeye hâlleri\nSusar nefis, kilit vurur dilleri\nKorku ile buz kesilen elleri\nGörür gibiyim\n\n...\n\nGörür gibiyim\nAteşlere bel bağlayıp kurur gibiyim\nAyağımdan derman gider, durur gibiyim\nEllerimi dizlerime vurur gibiyim\n\n(namrun-2004)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görür Gözlerim",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nGiden her şaire ağlar gözlerim\nGün geçtikçe her an onu özlerim\nŞiirin içinde görür gözlerim\nYaşanmış hatıra onu özlerim\n\n21.09.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görüş günü",
        "poet": "Hüsamettin Günaçtı",
        "poem": "\n\naçılacak ardına kadar \ndemir kapının sürgüsü.\nbugün görüş günü,\nbacı kardeş seviş günü.\n\nyıkılacak beton duvarlar,\ndolacak içine buruk hüznü.\nbugün görüş günü,\nyâr ile yârenlik ediş günü.\n\nyeşerecek solan ümit tarlası,\nverecek sevgiyle yediveren gülü.\nbugün görüş günü,\numutla geleceğe bakış günü.\n\nkalacak aklında yüzünün hâtırası,\nunutmayacak sevgilinin gülüşünü.\nbugün görüş günü,\nüç-beş saatlik düş günü...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görürsün bir bir",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nYaşarım gönülden vatan sevmeyi,\nBulurum dilimde sözleri bir,bir\nVatanın o güzel her bir İlinde,\nBu toprak için öleni görürsün bir bir,\n\nHer şehitliğin kitabesinde,\nVatanın her tarafından isimler bulursun bir bir,\nSeksenlik, doksanlık, dedelerin yanında,\nOn beşlik genç torunları bulursun bir bir,\n\nAyşe ninem kağnı ile mermi taşırken,\nOnun yanında Fikriye’leri görürsün bir bir,\nNene hatun Aziziye tap yalarında destan yazarken\nKara Fatma’yı batı cephesinde görürsün bir bir,\n\nAnadolu dediğimiz Vatan beleşten kalmadı bize,\nTarihin altın sayfalarını aç oku görürsün bir bir,\nGeçmişten kalmış resim albümlerinde,\nPerişan kıyafetle kahraman askerimi görürsün bir bir,\n\nHalil ÇOLAK\nAnkara, 1 Mayıs 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görüş",
        "poet": "Fuat Eriçok",
        "poem": "\n\nkimi kör.. yüzü görmez\nkimi bakar.. özü görmez\n\n21 aralık ’06)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görüş Açısı",
        "poet": "Ahmet Kölecioğlu",
        "poem": "\n\nsisli havalarda görüş açısı kısıtlı ve dardır\nyoğunluğu etrafını saran sisin ortasında\nçok iyi bildiğini tanıdığını zannettiğin\nçevre ve çevrene ne kadar yabancı olduğunu anlar\nşaşırır kalırsın\n\nsen sensin oradasın sisin tam ortasında olduğun yerdesin\nya çevren her gün gördüğün bildiğin\nyada zannettiğin çevren \nsana ve sen\naslında ne kadar birbirinize yabancısınızdır\no gerçeğin ortasında yapayalnızsın aslında\nyapay yalancı sahtekar her şey\nsen yüreğin ve duyguların \nüç gerçek dost aynı yerde bir arada\naslolduğunu zannettiğin aslı olmayan\nher şey sisin derinliklerinde yok yanında\ntıpkı bulanıklığı kalabalık bir suyun ortasında\nboğazına olta takılan balık misali\noysa\nne güzeldir sis barındırmayan çevre ortamı\nhiç tanımadığın bulanık bir kalabalığın ortasında\nboğazına takılan bir şeylerden uzak\nderin derin nefes almak nefes almayı sevmek\nnefes alan bir şeyi sevmek\ngülü koklamak inciri yemek\nserçeyi güvercini okşamak\nyok olmak bulunmak bulmak\nhasrete özlem özleme hasret\naah gurbet ah\nah laf anlamaz\nah söz dinlemez\nyanmayan ocağın bacası tütermi\n\nen zor olan nankör unutulmuyor\nnedensiz içindedir\nnadidendir aklındakidir\ndermanındır ızdırabındır\n\nızdırabındır kölecioğlu ızdırabın\nhem baharın hemde zemherin\nhem dermanın hemde dertlerin\nhal içinde türlü türlü hallerin\n\nAhmet kölecioğlu 03-01-2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görüş Günü",
        "poet": "Enver Gökçe",
        "poem": "\n\nBugün görüş günümüz\nDost kardeş bir arada\nTelden tele\nM....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görürsün kırmızı kart",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nŞubat bitti geldi Mart\nSöz ve eylemini tart\nSorun varsa tartında\nGörürsün kırmızı kart\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Görüş, Bakım",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nBirbirini kesen\nİki yüzey\nVeya aynı\nNoktadan çıkan\nİki yarı\nDoğru arasındaki açıklık.\nYön, anlayış biçimi.\nBu röportajların özellikleri\nAçı tazeliği,\nSunuş özelliği ve\nKıvrak mizahi idi.\nBirbirini kesen\nİki yüzey\nVeya aynı noktadan\nÇıkan iki yarım\nDoğrunun oluşturduğu\nGeometrik biçim, zaviye.\nAçıölçer, açı ölçüm,\nBütünler açı,\nÇevre açı,\nDar açı,\nDış açı,\nDış ters açı,\nDik açı,\nDoğru açı,\nGeniş açı,\nİç ters açı,\nKomşu açı,\nMerkez açı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görüş günü zamanım",
        "poet": "İbrahim Özdemir 2",
        "poem": "\n\nGÖRÜŞ  GÜNÜ  ZAMANIM\n\n                    Boşunamı yaşadık  bunca  zamanı,\n                    Ne oldu da bir  anda ayrı verdin rotanı,\n                    Bulurduk ortak noktayı,değiştirmeseydin saffını,\n                    Çok  özlemler beşlemiştim görüş günü sabahını\n\n                    Gidiş  sözlerin ile birlikte kurşunlandım,\n                    Elleri bağlı hüküm yemiş mahkumdum,\n                    Gidişi koymadı suçsuzluğuma inandıramadım,\n                    Gelirim dedin ama  görüş günü  gelmedin.\n\n \n                     Ne  olur  bekleseydin üç beş ay daha,\n                     Bilmezmisin ayrılınca  sevgiye biçilmez  paha,\n                     Kulaktan duyma  sözlere  sakın inanma  ha,\n                     Ona  buna inanıpta  görüş  günü gelmedin\n\n \n                    Mapus duvarlarına hep adını  yazdım,\n                    Üzerine  zarf diye demir kapıları kapattım,\n                    Senin  yüce  hasretini  gönlüme  bastım,\n                    Ben  mutluluk hayalinde,sen görüş günü gelmedin\n\n \n                    Burada  kıymet  verip üzmüyorlar sevdalıyım  diye,\n                    Ümit,cesaret veriyorlar çabuk  çıkarsın diye,\n                    Yargısız terk  edip  gidişin bilmemki  niye,\n                    Sevgimize yeminler etmiştin,ama görüş  günü gelmedin\n\n \n                     Herkes  imrenerek  bize  bakarken,\n                     Duyma  sözlerle neden ayrıldık erken,\n                     Yakın  zamanda  çiçekler  güller  açacakken,\n                     Sebebsizce  nedenden   görüş  günü  gelmedin\n\n \n                     Tanrım bu sevda da bu dikenli telleri  kaldır,\n                      Aşk dediğin bu kadar kısamı  dayanır,\n                     Mapus  değil,ayrılığa  bu beden  zor dayanır,\n                     Görüş  günü gelmeyişine yüreğim daralır,\n\n                                                                                              (DEMYANLİ) İBRAHİM  ÖZDEMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görüyör Musunuz",
        "poet": "Erdinc Yigit",
        "poem": "\n\nDalgalaniyor yine deniz\nYine hirçin yine sinirli\nYine öfkeli kalemim gibi\nÖfke püskürüyor yaşama\nLanet ediyor san....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görüyor ki tanrı",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nBir can ki; \nCan katletsin.\nGörüyor ki tanrı; \nAkıttığı her damla kanın; \nHesabını soracak.\n\nSabret; \nYaptığı kötülükler,\nYanınamı kalacak,\nOnlar cezasını,\nMutlaka çekecek..\n\n            13.10.0621.30/BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÖRÜŞ GÜNÜMDE KANSEV ve DERNEK ÜYELERİ VARDI...",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\nGÖRÜŞ GÜNÜMDE KANSEV ve DERNEK ÜYELERİ VARDI...\n\n      Merhaba saygıdeğer gönül dostlarım. Acı ve tatlı anılarımdan İnşallah rahatsız olmuyorsunuz dur. Duygularımı sizlerle paylaşarak bende moral bulmaya çalıştım. Dünya da yılda on milyondan fazla ölümle sonuçlanan kanser vakıası   maalesef ülkemiz dede yılda yüz binden  fazla can almaya devam ediyor. Bir kanser hastası olarak gerçekten ölümden korkmuyorum ama amelsiz kul hakkıyla borçlu gitmekten korkuyorum. Allah demek ki bizleri çok seviyor ki hastalıkla imtihan etmektedir.\n\n      İnşallah Rabbıma olan kulluk görevlerimizi yerine getirerek huzuru mahşerde  mahcup olmayız. Ameliyat sonrası KEMOTERAPİ aldığım için doktorumun da  ikazı üzerine on dört  günlük ziyaretçi yasağına uymaya çalıştım. Tabi ki bu süre zarfında gönül dostlarımdan beni görüp gönüllenmek isteyenler oldu. Onlara da karşıdan el sallayarak diyalog kurmaya çalıştım. Bazen maske bile yetersiz kalmaktadır.\n\n     Tüm hastalar şifa bulmak istiyorlarsa enfeksiyon kapmamak için çeşitli önlemler almaları gerekiyor. İlaç almadığım günleri fırsat bilerek gönül dostlarımla da bire bir görüşebilmek için Türkiye de benzeri olmayan maddi imkanlarımla oluşturup kırk dört yıllık arşivimle içini dekora ettiğim, Türk dünyası şair ve yazarların katılımıyla açılışını yaptığım Zekice kültür ve sanat evimde de misafirlerimi ağırladım.\n\n     Benim yaptığım her programda katılımın yüksek olduğu gibi basın camiasından mutlaka katılanlar olur ve manşet oluşmasa da köşe yazılarıyla duyurulmaktadır. Rahatsızlığım KANSEV derneğini bizzat ilgilendirdiği için ilk defa başkanı Semiha hanımı ve dernek üyelerini tanımış oldum. Kurulmasına vesile olduğum GBYŞ Dernek  başkanım hocam Melahat Ecevit de arkadaşlarıyla birlikte onurlandırdılar.\n\n     Sanat evim misafirlerle doldu taştı. Sahnede şiirini okumadan önce şahsımla ilgili dua dileklerini sunan tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum Allah dualarımızı kabul etsin diyorum. Zekice kültür ve sanat evi bundan böyle Türkiye ilim edebiyat eserleri  meslek birliğine hizmet ettiği gibi, Göller bölgesi yazarlar ve şairler derneğine hizmet ettiği gibi KANSER HASTALARI YARDIMLAŞMA DERNEĞİ'nede hizmet edecektir.\n\n      Ziyaretime gelenlerin isimlerini sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Melahat Ecevit, Semiha Kahveci, Nesrin Aydemir, Hamiyet Akıncı, Nurcan Ana kurt, Büşra Kahveci, Yasin Aydemir, Binnur Kaya, Hülya, Hümeysa, İlknur, Zeki, Yasin Çelik, Sebahat Akça, M.Doğan Silleli, M.Cengiz Çetin, Gülser Hünük, Sebahat Gümüş, Zafer Azaklı ve eşi, Ayşe Demiralay, Ceren, Cennet, Arif, Dilek, Gülden Çelik, Mustafa Akgül, Sdü öğretim üyesi.., V.Murat Soydan, Kadriye Türkan, Burdur Tema Vakfı temsilcisi, M.Ali Çelik, Ramazan Çiloğlu, Mehmet İslami, burada ismini anımsayamadım dostlarda var tüm katılımcılara saygılar,sevgiler,selamlar iletiyorum.\n\n    Bir hastayı memnun edebilmek için dernek başkanlarının hediyeler sunduğu gibi katılımcı gönül dostlarının da iltifatlı sözleri duaları ruhumu rahatlatmaya yetmiştir. Zekice kültür ve sanat evimin geniş olması, arşivlerle dolu olması, hizmetinin her yönde memnun edici olması ziyaretçilerinin taktirini toplamıştır. Valimizin, Belediye başkanımızın, bazı siyasi parti temsilcilerinin, bürokratların, şair ve yazarların, ozanların, sanatçıların ziyaret ettiği bu mekan tüm halkımızın ziyaretine açıktır.\nIşık kent mahallesi olgun evleri melek evleri karşısında 5726 sokakta no- 5 de Isparta merkezindedir. Ziyaret randevusu için 05063449909 nolu telefona  sanat evi kurucusu Zeki ÇELİK'e alo demeniz yeterlidir. Hoşça ve dostça, sağlıcakla kalınız.\n\n*****  GÖRÜŞ GÜNÜ  *****\n\nAmeliyat oldum ziyaret yasak,\nSaçların içinde oluşuyor ak,\nDoktorum dedi ki:Yat keyfine bak,\nEnfeksiyon kapma, pis havayı bırak.\n\nKemoterapi  var maske takarım,\nGelene uzaktan masum bakarım,\nGünde on beş adet hapı yutarım,\nMahkum hayat sürse belki biterim.\n\nİki hafta sürdü en ağır ilaç,\nBazı zaman toktum, bazı zaman aç,\nHer insan saygıya, sevgiye muhtaç,\nGönül dostlarımı arzuluyordum.\n\nKanser derneğinden üyeler geldi,\nKurduğum dernekte değeri bildi,\nMoral vere vere stresi  sildi,\nGönül dostlarımın yarış günüydü.\n\nSanat evimde de program oldu,\nFarklı hocalarla hanemde doldu,\nZeki aradığı ortamı buldu,\nGönül dostlarımın görüş günüydü.\n\n13-12-2014\n\n*****  PROTEİN  *****\n\nZararlı maddeye varılmamalı,\nVücudun direnci kırılmamalı,\nGıdasız da  sofra kurulmamalı,\nProtein  artsın yumurta yiyin.\n\nBal, reçel, kaymakta yerini alsın,\nSıcacık çorbaya kaşığın dalsın,\nKimisi haşlansın, lapada olsun,\nProtein  artsın yumurta yiyin.\n\nKıymalı olsa da idare eder,\nMantarın içinde çok güzel gider,\nFakirde zorlanmaz bedeli öder,\nProtein  artsın yumurta yiyin.\n\nOrtası sarıdır, beyazı etli,\nŞifayı buluyor hasta ve dertli,\nSalata onunla daha lezzetli,\nProtein  artsın yumurta yiyin.\n\nHoroz öterken de tavuk yumurtlar,\nEvcil hayvanları Zeki de kutlar,\nBereketle dolsun bütün oluklar,\nProtein  artsın yumurta yiyin.\n\nIspartalı  Zeki Çelik  TÜRKİYE İLESAM il temsilcisi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görüşmeyelim",
        "poet": "Ziya Kara",
        "poem": "\n\nAğlatan, inleten, güldüren kader! \nOnu seviyorum, ağlat diyemem\nFarketmez bilmesin, ben neredeyim\nO mutlu olsun da görüşmeyelim.\n\nAğlatan, inleten, güldüren kader! \nOyuncak etme sen beni elinde! \nGözümde, gönlümde, dileğimde de\nO mutlu olsun da görüşmeyelim.\n\nAğlatan, inleten, güldüren kader! \nBen kimselere sır veremiyorum\nÖlümüme bile çoktan razıyım\nO mutlu olsun da görüşmeyelim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görüş Günü Konuşması",
        "poet": "Kemal Özer",
        "poem": "\n\nOğul ben senin görüş gününe\ndağları devşirerek geldim\n-bizim oranın dağlarını-\nsevincimi ırmaklarda arıtarak\n-bizim oranın ırmaklarında-\nsabah yeliyle örerek saçlarımı\n-bizim oranın sabah yeliyle-\no şimdi özlemiştir dedim\nsesimi bizim oranın\nçiçeklerine değdirerek geldim:\n                          Nasılsın?\n\nİşte yıllardan sonra oğul\nyüz yüzeyiz yine seninle\naramızda duruyorsa bu telörgü\nsen de benim alnıma bakmalısın\ndağılana dek birer birer bulutlar\ngörünene dek bizim oradan\nsenin için taşıdığım gökyüzü.\nBu telörgü durduramaz çünkü\nne senin bakışını ne benim\nyeter ki gözlerimiz susmasın:\n                           Nasılsın...\n\nOğul ben senin görüş gününde\nninniler söylemeyi isterdim\n-avutmak için uykusuz gecelerini-\ntürküler söylemeyi isterdim\n-düğününe sakladığım türküleri-\nnice ağıtlar düğümlendi boğazımda\n-birer harman yangınıydı her biri-\nsöylemeyi isterdim yasak olmasa\nbana kendi dilimizi kullanmak.\nAma bu da durduramaz oğul\nne senin söyleyeceğini ne benim\nyeter ki bir tek sözcüğe sığsın:\n                           Nasılsın!\n\nBir tek sözcükle alırım ellerini elime\n-üşüdükçe ovalayıp ısıtmak için-\nbir tek sözcükle basarım bağrıma seni\n-en öksüz saatinde kuşluk vaktinin-\nbir tek sözcükle duyururum öğütümü\n-gördüğün zulum mayanı berkitsin-\nbir tek sözcükle ulaşır sana dileğim\n-gün devrilsin ama sen devrilmeyesin-\nboşuna bunca zulüm,bunca yasak ve engel,\nonları aramıza koyanlar utansın:\n                           Nasılsın?!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Görüverdi Atatürk",
        "poet": "Fikret Kuşçuoğlu",
        "poem": "\n\nDünyanın karşısına dikildi bayrak gibi\nİşgalin hesabını soruverdi Atatürk\nMilletimin kalbine çekildi bayrak gibi\nDüşmanı ülkemizden siliverdi Atatürk\n\nMehmetçik cephelerde onuruyla beslendi\nNe top kalmış ne tüfek yüreklere seslendi\nVuruldu şehit oldu alnı kanla süslendi\nYeni Türk Devletini kuruverdi Atatürk\n\nDedi ki milletimin eli kalem tutmalı\nÇağdaşlıkta ne varsa birer birer tatmalı\nYüz yıllık ürkekliği üzerinden atmalı\nKara tahta başına geçiverdi Atatürk\n\nKapattı tekkeleri kurdu cumhuriyeti\nHak hukuk alanında sevindirdi milleti\nSon verdi saltanata getirdi hürriyeti\nBağnazlık defterini dürüverdi Atatürk\n\nCehalet adam boyu halk bilgiye muhtaçtı\nİnsanlık tarihinde yepyeni sayfa açtı \nYaptığı devrimlerle cihana ışık saçtı\nYüzyıllar sonrasını görüverdi Atatürk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gösterdi",
        "poet": "Özgür Köktürk",
        "poem": "\n\nGeriliyor ipler koptu kopacak\nKapımdaki köpek dişin gösterdi\nBu kırık gönlümü kimler yapacak\nHayalimden geçti düşün gösterdi\n\nNe yana dönsem hep aynı isyankâr\nBir güler bir ağlar nasıl riyakâr\nSöz anlamaz dile gelmez ki ne kâr\nPerdeler çekildi yüzün gösterdi\n\nİnce sitemlerde serzeniş saklı\nHer fikir kendince bir yolda haklı\nBende beni bilmez kendine farklı\nAynası kırıldı özün gösterdi\n\nAllah’tan korkmaz ki, utansın kuldan\nKaybetmiş onuru, imanı puldan\nParça parça gezer, vicdanı çuldan\nSiyaha büründü aslın gösterdi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göster",
        "poet": "Temel Duran",
        "poem": "\n\nYardan gelen cefa, cefa sayılmaz\nDosttan gelmiş ise ötesi olmaz\nBu gençlik de geçer kimseye kalmaz\nKötülükten fayda bulanı göster\n\nEhli kamil ise rehber aranmaz\nPas tutmuş yürekte derman bulunmaz\nAhiret günüdür sorgusuz olmaz\nEvliyayı darda koyanı göster\n\nTemel Reis derki göremedim ki\nYardan alasını bulamadım ki\nÖmür ne kısaymış bilemedim ki\nBu dünyaya direk vuranı göster.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gösterdi Bu Dünya",
        "poet": "İlyas Ateş",
        "poem": "\n\nNe sevenim varmış ne de bir dostum\nGösterdi bu dünya böyle giderim\nHepsi havaymış dünya boşaymış\nGösterdi bu dünya böyle giderim\n\nNe bir vefa kalmış ne de bir hatır\nİnsanlar nefsine uymuş gidiyor\nNe seni bilen var ne kendin bilen    +++\nGösterdi bu dünya böyle giderim\n\nNe merhamet kalmış ne sevgi kalmış\nİnsanlık yok olmuş bir adı kalmış\nHiç yoktan iyidir nefes alıyor\nGösterdi bu dünya böyle giderim\n\nGüzel uyuyorlar sakın uyandırmayın\nErinde geçinde mutlak uyanacaklar\nBirazcık kendileri ile alay etsinler\nGösterdi bu dünya böyle giderim \n\nHer şeyi yaşadım dünya da gördüm\nİnsanlık dedikçe baskıyı gördüm\nBen bu yok sayılmakla varlığı buldum\nGöründü Ateşoğu na ona giderim    ****\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Göstergeç",
        "poet": "Türkay Korkmaz",
        "poem": "\n\n\t\tusumda yolculuk\n\t\törüyor ivmeler\n\t\tzaman geride kalan\n\n\t\tyinelenen gün değil\n\t\tdeğişmezin yönetiminde\n\t\ther şey\n\n\t\tışıyacak gelecek\n\t\tbiliyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gösterişliği Değerlenmeli",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nTürkiye’ye, dinlemeyi anlamaya geldiğini\nHoş gelmiş, sefa bulmuş duyarlığı olsun, dileğim tabi\nTürkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisindeki sesi\n\nGörmeyi görünen gösterişliği değerlenmeli:\n\nToplum germeyi reform nitelemeyi\nAvrupa komisyonu başkanı sevmiş din medeniyetini\nLaik Cumhuriyetin istiap haddine veriyi\n\nDinlemeyi anlamak emre boyun eğ demek miydi? \n\nSöylediğini duymayı bilen olduğu bilgiyi\nYüreğimin uygarlığa aşk sofrasında görmeyi\nBaşarı anlamaya da zorlanmadım o özeni\n\nHangi uygarlıktı diyalog yeteneğini gerektiren beceri? \n\nAvrupa Birliğinde Türkiye insanlık değerine yararlı\nTürkün bu rızalık fazileti hep insanlığa aşkı\nBu götüreceği tecrübe o gerçeğine tebessüm sakındığı\n\nŞiddeti engelliyor diye iklim değişikliği sitem miydi? \n\nNisan 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Götür Benide",
        "poet": "Güzin Osmancık",
        "poem": "\n\nTakıldım gidiyorum\nBir kuşun kanadına\nKuş enginlere,\nKuş bulutlara,\nKuş bilinmeze uçuyor.\nKanadına tutundum \nGidiyorum\nKuş hızlı,\nKuş kararlı,\nUçuyor senelere....\nKendi istediği ülkeye\nKaderimmisin sen benim kuş\nYoksa sen.KADERMİSİN\nElim senin kanadında\nKanadın kime bağlanmış\nGötür beni de\nBağlandığın\nSahibine\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Götür Beni Kardelenim (2)",
        "poet": "Ümüt Güngör",
        "poem": "\n\nAntep Maraş Erzincana,\nKars Ardahan Karamana,\nHatay Mersin Adanaya,\nGötür beni kardelenim.\n\nYozgat Bozok ovasına,\nRize Ordu Giresuna,\nElazığın Palusuna,\nGötür beni kardelenim.\n\nAksaraya Tekirdağa,\nManisaya Amasyaya,\nGül çinili Kütahyaya,\nGötür beni kardelenim.\n\nSinop Samsun Trabzona,\nİzmir sahil limanına,\nKırşehirin Kamanına,\nGötür beni kardelenim.\n\nGümüşhane Sakaryaya,\nKocaeli Malatyaya,\nÇanakkale Antalyaya,\nGötür beni kardelenim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Götüremezsin!",
        "poet": "İbrahim Şahin 1",
        "poem": "\n\nCimri olma! Paylaşıver aşını\nDünya malı kalır, götüremezsin! \nKaybettiysen kardeş, bacı, eşini\nAğlayarak geri getiremezsin\n\nKoyduysan başını yârin dizine\nAşk ile baktıysan kara gözüne\nSitem edip alındıysan sözüne\n“Bitti! ” deme ile bitiremezsin! \n\nVar ise evinde hayırsız evlat\nOkumamış, edinmemiş bir sanat\nVerirsen ona arabayla bir kat\nTükenir varlığın yetiremezsin! \n\nEğer okuyorsan, öğrenci isen\nSon sınıftaysan, bitiyor lisen\nAşman gerekiyor LGS’yi sen \nYoksa LYS’ye katılamazsın! \n\nCihangir-İSTANBUL\n25/03/2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Götürme",
        "poet": "İmsak Kılıç",
        "poem": "\n\nGÖTÜRME \n\nGeçen günlerimle alıp götürme\nZaman, bana bırak sevdiklerimi\nHabersia kalbimden çalıp götürme\nZaman, bana bırak sevdiklerimi \n\nGözlerim felekten bir gece çalsın\nBeni soranlara hatıra olsun\nTakvim yaprağında yazılı kalsın\nZaman, bana bırak sevdiklerimi \n\nGündüzümde sensin gecemde sensin\nBilirim geriye dönmeyeceksin\nBenim gözyaşlarım benimle gelsin\nZaman, bana bırak sevdiklerimi \n\nHasretlik yükünü ben taşıyorsam\nAcılar benimdir ben yaşıyorsam\nYokuşlar benimdir ben koşuyorsam\nZaman, bana bırak sevdiklerimi \n\nSen uç gökyüzünde, kal yıldızlarla\nSen çağla dört mevsim coşkun sularda\nSen dinle kuşları, sen gül baharda \nZaman, bana bırak sevdiklerimi \n\nİmsak KILIÇ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Götüren Taraf",
        "poet": "Eyup Şahan",
        "poem": "\n\nGötüren Taraf\n\nKöle düzenini dünyada kurmuş,\nBatı denen malı götüren taraf.\nSınıf illetine damgayı vurmuş,\nAhlaksızlık dozun kaçıran taraf! \n\nMilletleri ezip sömüren batı,\nMedeni sanılır insan hilkati.\nO yaşar haziran dünya şubatı,\nİnsanlığı yiyip bitiren taraf! \n\nSülük ağ babası bir kan emici,\nMasonlar veriyor yalan demeci.\nAmerika denen kati umacı,\nŞeref haysiyeti yitiren taraf! \n\nAvrupa gözünde İsrail faklı,\nYahudi zulmüne diyor ki haklı.\nSes edene kurşun eli tüfekli,\nMazlumu toprağa yatıran taraf! \n\nBatı denen soysuz, melanet, çirkef,\nBulunmaz onlarda zerrece şeref.\nAfrika aç ölür, seyreden herif,\nObezlik derdini getiren taraf.\n\nMilletler başına uşak yolluyor,\nNerde it var ise onu yallıyor.\nSonradan anasın alıp belliyor,\nDünyada namusu bitiren taraf! \n\nBildiği tek şey var zulüm ve ölüm,\nBirlikte ezilir ancak bu zulüm.\nEyüp birlik ara yeter be gülüm,\nZalim karşısında oturan taraf! \n\nEyüp Şahan\nAnkara 21.10.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Goştı nenuka,,,,,,,,,,,,,,,Et tırnak",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nEm goştı nenuka nının,.........................Biz et tırnak değiliz,\nEv goşta kinı, nenuk kinın,...................O et kimlerdir tırnak kimlerdir,\nEm düxazin bıratiyı,..............................Biz kardeşlik istiyoruz,\nVeka goştı hestiyabın..........................Et ve kemik gibi olalım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gövereyim Ayrılık",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nyanarsam yanayım mı\ndevireyim ayrılık\nyüreğimde küller mi\nsavurayım ayrılık\n\nkabuğu bağlamışsa\ndoyunca ağlamışsa\nnedamet sağlamışsa\nkavurayım ayrılık\n\numudum yok mu sandın\nyalnızca sen mi yandın\nverilen söze kandın\nçevireyim ayrılık\n\nozan efe çırpındı\nçabaladı çarpındı\nbu kaçıncı parpındı\ngövereyim ayrılık\n\n23:36 24.10.2009denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göynüm",
        "poet": "Nazım Kamil Esirci",
        "poem": "\n\nNe öfkeme sözüm geçer\nNede deli görünüme,\nHani kazma vursalar, bastığım yere\nAltından öfke çıkar bölük, bölük\nOyleya\nİçime değil toprağa gömdüm ofkemi\nBunu öğretti deli göynüm \nSen girince içeri.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göydağ’da Yağmur Yağdı Gözlerime",
        "poet": "Sevgili Özbek",
        "poem": "\n\nHaziran 2011 Büyük Kımılı köyünden Göydağ ya\tylasına gitmek için sabah erkenden yola koyulduk. Üç saat, yol boyunca uçurum kenarlarından, taşlı yollardan, koltuklarımızda sıçrayarak, ayaklarımız yerden kesile kesile, ve sanki atlı karıncalardaymışız gibi, kahkahalarla devam ettik. Ben arabanın taşlı yollarda limitin üzerinde hızlı gitmesine alışık olmadığım için, minibüs her an devrilecek diye arada bir korkuyordum. Yol boyunca doğanın el değmemiş muhteşemliğini izlemek ise bir başka keyifti! Yemyeşil ovalar, tepeler ve dört bir yanın çevrili olduğu dağlar tüm görkemliği ile bizimleydi; gittikçe yükseklere çıkıyorduk. Temiz ve pâk hava tebessümle esiyordu genizlerimizde ve nihayetinde yaylaya varmıştık…\n\nYayla, tüm muhteşemliği ile gözlerimizin önündeydi. Allah’ım bu ne güzellikti! Gözlerim, bedenim, ruhum inanmıyordu bu harikuledeliğe! Dört bir yanı dağlarla çevrili ve yatay şeklinde yukarıdan aşağılara doğru edalı gelin gibi süzülerek kurulmuştu yayla. Her yanı yemyeşil, hiç görmedimiz çiçekler ve beyaz papatlarla kaplıydı. Kuş ekmeği dediğimiz yenilir bitki ise hiç görmediğim şekilde yorgan gibi örtmüştü toprağı ve toprak sanki ev sahipliğini yalnızca kendisi üstlenmiş gibi, kapılarını sonuna kadar açmıştı. Kayalar yer yer birlik olmuş,  tepeler ise grup grup sal taşları bağırlarına basmış, adeta anıtlaşmışlardı! Taşların arasından bile rengarenk çiçekler fışkırmıştı. Silim soğanı her yerde mis gibi kokuyordu! \n\nOrta yerlerde dağlardan kar suları ve kaynak suları birleşerek çaylar oluşturmuştu. Çayların kıyıları ise yarpız, su sandalı ve daha adını bilmediğim bir çok bitkilerle kaplıydı. Çayın hemen yanında esger (asker)    bulağı, soba borusu takılarak kaynak suyun akmasını sağllıyordu. Buz gibi nefisti su! Tanrı’nın bizlere sunduğu bu armağan, keşfedilmek için duruyordu. Gökyüzü tam başımızın üzerinde, elimizi atsak dokunacak gibiyiz. Yer yer bulutlu, yer yer güneşliydi. \n\nKarşı taraflara baktığımızda isyana muktedir başı ile Eleyez dağı, ve yanı başında ufacık kalmış diğer dağlar… Onlar bile sanki bizimleydi. Dağların döşünde yer yer, üzeri tozdan karalmış, ama altında dumur dumur kar taneleri… Hayvanlar dağların sinesine yayılmış, vakur duruşları ile otlayışları, doğanın muhteşemliğinde mutluluklarını yansıtıyordu! Atlar rüzgârla yarışıyorlardı sanki ve ilk defa toplu halde atların koşmalarını izlemiştim hayranlıkla! \n\nGüneyden rüzgâr ılık esiyordu. Yüzlerimizi hafif bir tebessümle okşarken, notalarını bilmediğim şarkılar mırıldanıyordu. Ta uzaklardan, hiç bilmediğimiz yerlerden gizemli sözler fısıldıyordu. Rüzgârın içindeki gizemi keşfediyordum. Rüzgârla birlikte Lilipar bulağına doğru ilerlerken; yayla sanki bir başka bedene  bürünüyordu. Ah Lilipar! Koca koca kayaların arasından halay çeker gibi  kaynıyordu. Üzeri ise Lilipar çiçekleri ile sarı ve yeşil renklerinin ahengiyle kaplıydı. Eksi beş derece soğuk suyu merhem gibiydi! \n\nDoğanın muhteşemliği bitmiyordu izlemekle… Yaşamak doyasıya ve günlerce…\n\nVe tam orta yerinde Göydağ’ın, sal taşlarla insanların kurdukları tek bacalı evler vardı. Evlerin yanında yine taşlar üst üste yığılarak kocaman alanlı, hayvanların yatacakları yer olan ağıllar.  Mihriban abam’ın tandırı ve peynir yapışı ise başka bir doğal güzellıkti. Misafirperverlikleri anamdan kalma değerleri hatırlatmıştı bana Nafiye abamı, Fatma halamı hatırlatmışlardı… Ev ahalisi hepisi birden hürmet etmeğe çalışıyorlardı. Eski değerlerimizden hiç bir şey kaybetmemişler, doğanın muhteşemliği  ile bütünleşiyorlardı…\n\n Benim hayatımda yer alan ve varmak istediğim tüm güzellikler Göydağda hakîmdi. Her şey öylesine muhteşemdi ki, oraları bırakıp gelmek beni endişelendiriyordu. Bizi yine bağrına basacağını söylüyordu Göydağ. Bir daha ki sefere, bekle beni melodim, yine geleceğim sana! \n\nGöydağ haziran 2011\n\nSevgili Özbek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "“Gösterişli Hayat Özlemim”",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nMerhametim kapsıyor diğer hayvanları da,\nÜstelik vicdanlıyım insan ve doğaya da…\n\nMahvetmiş bel fıtığım, astım ve romatizma,\nYıprandığımdan mı bu hayat lazım şahsıma…\n\nBu hayat özlemiyle itibar edinirim, \nIsınmanın dışında sanma çok şey isterim…\n\nZaten tek yaşıyoruz kapı çalanımız yok,\nMaksat bunlar da değil huzurluyuz hem de çok…\n\nRafım, dolabım, halım birde masamız olur,\nYer yatağından bıktım karyolamız bulunur…\n\nAskım, vestiyerim hem temiz odam olur,\nSobadan kurtuluruz hem üşümemiz durur…\n\nKapı açabiliriz buyur, diyebiliriz,\nEv hem çok soğuk olmaz rahat edebiliriz…\n\nZiyaretçimiz gelir kapı açabiliriz,\nHiçbir sorun oluşmaz buyur diyebiliriz…\n\nEv bildiğimiz ahır can bulundurmaktayız,\nKedileri terk etmem beslemek zorundayız…\n\nBu yüzden bu ev iyi mecbur yaşayacağız,\nCanavarcıklarıma babalık yapacağız…\n\nSorun çıkacağına ilkel evler yeterli,\nEv sahibi kovmuyor, davranırız temkinli…\n\nSite neyime gerek vicdanlı olmayınca,\nHer biri mahkemelik dostluk zayıflayınca…\n\nBir şikâyetçi çıkar tüm apartman toplanır,\nYeni zulümler başlar şahsımız dışlatılır…\n\nSavunmak istesem de adım deliye çıkar,\nEv şahsımın da olsa acımasız insanlar…\n\nBunu kaldıramayız hemen hastalanırız,\nSite hiç olmayacak çekse dahi canımız…\n\nGerek bel fıtığımız gerek romatizmamız,\nGerek yaşlılığımız azap çeksin canımız…\n\nBu şekil çok mutluyuz hem zaten alışkınız,\nRab’bimize bin şükür biz daha inançlıyız…\n\n(2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz",
        "poet": "İlyas Memiş",
        "poem": "\n\nO göz ki neye yarar görse de en uzağı, \nGöremedikten sonra dibindeki tuzağı. \n\nOcak 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz…",
        "poet": "Hasan Ceylan",
        "poem": "\n\nhep ultrasondayım….\nyol yordamda yok…bir başınayım\nkaralamaların sancısındayım yıllardır\nyetimde olmasam…fakirim,sahipsizim\nlens tak diyorlar bana…davranışlarıyla…\ngözlerimde,sözlerimde kara\nalınmışım her hal hatırda,karatahtaya..\n125/ C-b uyar mı…hiç buna\nolsa olsa 1702 ye 20/7\ngelememişsem bile,kesmemişler mi sınav ücretini\nki hasta hasta gelmişem de  aslında\nhele üzerinden de geçmişse 7-8 ay\nhelede hayatın dinamiği…\nultrasondayım..sancılarımla…\n\t\t\t\tSaygılarımla…\nGöz..Gözaltında…Gözaltına…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz",
        "poet": "Talha Gedik",
        "poem": "\n\nAh ne gözler,\nSanki bir çift cennet kapısı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Ağlar...Gönül Ağlar..",
        "poet": "Gürsoy Solmaz",
        "poem": "\n\ngöz ağlar, gönül ağlar, aklaşır da saç ağlar..\nacı iner köküne, dayanmaz ağaç ağlar....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göysümde Büyüttüm",
        "poet": "Yuksel Akcum",
        "poem": "\n\nKuş kanadını çırptıda geldi\nGördüklerini\nKulağıma fısıldadı\nEn yükseklerden aldığı\nÜlvi değerlerden \nKoynuma soktu\nGördüğü Dünyamızdı\nİçinde korkularda vardı\nBelki ne bilem..\nAma ben koynuma\nGüzellikleri sakladım\nAşkı sakladım\nSevgiyi sakladım\nHoşgörüyü sakladım\nKuş kanatlarında getirdi\nGördükleri her neyse! \n\nKuş kanatlarını çırptı\nBinbir rengi sundu muştuladı; \nBen en olmazları aldım\nKorkularım yokmuydu\nUçup giderse ya! \nBirdaha gelmezse ya! \nKuş kanatlarını açtı\nKucakladım\nOkşadım.\nGöğsümde büyüttüm\nKaybolmasın diye! \nYükselAkcum\n23.06.2007 12.30\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Aşkı",
        "poet": "Selçuk Akyüz",
        "poem": "\n\nİlk görüş aşkıydı,\nGöz aşkıydı benimki...\nSadece gözlerimden geçip girdin gönlüme...\nGözlerimin yanında, akıl eleğimden\nVe vicdan eleğimden de geçip gönlüme girmiş olsaydın eğer; \nAyırmazdı, bir yastıkta tutardı bizi kader...\n\n                                                                             (Van.07.12.2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz bebeğim İstanbul",
        "poet": "Hakverdi Erşan",
        "poem": "\n\nBaşımı döndürür geçmişin\nTarihi dokun güzelliğin\nDevletlere payıtaht\nGönüllere taht kurmussun\nMedeniyetler beşiği\nGöz bebeğim İstanbul\n\nYeditepe yedi nişan\nKaybeder kendini içine düşen\nResamın sihirli fırcasından\nTuvaldeki renklere sığmayan\nGöz bebeğim İstanbul\n\nTarih kokar buram buram\nCamiller hanlar hamamlar\nEcdat yadiğarı muhteşem yapılar\nGözlerin gördüğü ellerin deydiği\nYükselir semaya gökdelenler\nEvliyaların Şehitlerin diyarı\nGöz bebeğim İstanbul\n\nİnci gerdanlıklar boğazında\nHaşmetiyle selamlar tarihi yarım ada\nBir tarafında Kızkulesi\nBir tarafta Topkapı sarayı\nSultan Ahmet Ayasofya\nAyna gibi parlar ufkunda\nGöz bebeğim İstanbul\n\nGündüzleri başka hayaller yaşanır\nGeceleri başka hayatlar\nKimisinde neşe sevinç\nKimisinde beddua ahlar\nYüreklerden kıyametler kopar\nHavasını soluduğum\nEkmekgini yediğim suyunu içtiğim\nÖmrümü verdiğim\nKadir kıymetini bildiğim\nŞehirlerin sultanı baştacı\nGöz bebeğim İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Değmez",
        "poet": "Aşık İsmeti",
        "poem": "\n\nHava açık olmayınca\nGüneş parlak doğmaz imiş\nYerden duman çıkmayınca\nGökten yağmur yağmaz imiş.\n\nHükümdarlık kulda olsa\nYolcu sonsuz yolda olsa\nÖlümsüzlük elde olsa\nKadere baş eğmez imiş.\n\nİSMETİ' yim ermiş olsam\nHakka gönül vermiş olsam\nGerçekleri görmüş olsam\nResime göz değmez imiş\n\n1964 Âşık ismeti Sivas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz değmemiş zaman",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\nkıpkırmızı bir güneş\nbırakıp gidiyor bizi\nuzaklığa\nayrılığa ait şarkılar\nbırakarak.\ngün boyu baharı yaşamıştık\nhiçbir gölgeyi yaklaştırmadan\nellerimiz\nçocuklaşıyor\nşaka yapıp duran.\ngüneş kırmızısı\nsoluk hayallerimiz\nkuş olup uçuyor.\n\ndesenler çizdik\nkumsal okşadı izlerimizi\nsaç örgünü çözdü güneş \nkırmızı bir kurdela akşam\ntelaşlı kuşlara el sallayarak\nyürüdükçe uzayan\ngöz değmemiş zamanı aradık\nayın sıcaklığına sarılarak …\n\nMustafa kaya\n17.08.2006 / tuzla\nwww.mustafakaya.net\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz de Görmüş, Gönül de..",
        "poet": "Ahmet Nuri Turan",
        "poem": "\n\nmeğer seninle ne çok şey yaşamışım ben.\nsusamlarını döke döke simitler yemiş,\nhatıra defterleri doldurtmuş,\nsaklambaç oynamaya kaçmış yüreği pır pır,\nseksek oynamış,\nmisket yuvarlamış,\nmahalle kavgaları yapmış,\nkış vakti kapında beklemiş,\nvesaire,\nvesaire...\nsonra büyümüş.\nşimdi,\ngördüğü her simitçi,\nkışın elinde defterleriyle yürüyen her öğrenci,\nsaklanbaç oynamaya kaçan her çocuğun yüreğinde\nseni yaşıyorum.\ngöz de görmüş, gönül de,\nher şey devam ediyormuş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Dili",
        "poet": "Erol Erdogmus 2",
        "poem": "\n\nGözce \nDuyguların gözlerde görüntüğlendiği Evrensel dil \n\nKulakça\nDuyguların sözelleştirildiği yerel dil\n\nSevinç\nKorku\nÖfke \nVe nice duygunun\n\nTürkçesi Çincesi Rusçası Almancası\nGözlerde aynı görüntüded\nDillerde ayrı kelimelerde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Görmeyince Gönül...",
        "poet": "Oya Erişmiş",
        "poem": "\n\nGöz görmeyince gönül katlanırmış,\nBenimde gönlüm katlandı sahi\nKat kat sen, \nKat kat sevdan,\nKat kat özlem…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Doktorum",
        "poet": "Hasan Taşdemir",
        "poem": "\n\nGÖZ DOKTORUM\n\nPerihan doktorum bakın gözüme\nİkisi de birden görmez oldular\nGöze iyi gelir diyorlar sürme\nÇekilsin gözüme siyah sürmeler\n\nÇok tahliller yaptın neşteri attın\nAmeliyat yapıp gözüm kapattın\nİğne iplik ile nakışlar yaptın\nÇekilsin gözüme siyah sürmeler\n\nMuayene için koşarım sana\nPolikliniklerde bakarım sana\nKaç kişiye sordum hep yana yana\nÇekilsin gözüme siyah sürmeler\n\nHer varış da sevgi saygı alırım\nAletle bakarsın yapılır tanım\nBelki çare olur der kanaatim\nÇekilsin gözüme siyah sürmeler\n\nBeş on numaralar yetmiyor artık\nGidip gelmelerden bıktık usandık\nBiri hiç görmüyor tek gözle kaldık\n\nÇekilsin gözüme siyah sürmeler\nTaşdemir Hasan’ın bitmez sözleri\nAkıtır gözünden ahu selleri\nGöz görmez güzeli olmazsa yeri\nÇekilsin gözüme siyah sürmeler\n\n29.05.2015/Hasan TAŞDEMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Görmez, Kulak duymaz! ..",
        "poet": "Ali Rıza Saygan",
        "poem": "\n\nGöz Görmez, Kulak duymaz! ..\n\nBî çare; Cellâdına, teslim olmuşsa millet,                                                                                                                       O toplum millet değil, toplum olmuştur illet.                                                                                                          İster ezan sesini, istersen çan-ı dinlet,                                                                                                                İllet olan topluma, müstahaktır bu zillet.\n\nGün geçmiyor ki her gün, fidanlar kırılıyor,                                                                                                               Genç kızlar dul, sübyanlar, naçar yetim kalıyor,                                                                                                    Lâ havle vela kuvvet, diyerek tesbih çekip,                                                                                                           Hurafenin uşağı, ancak sabır diliyor.\n\nOcağına kor düşen, ne yürekler yanıyor,                                                                                                       Analar feryat edip, bağrına taş basıyor,                                                                                                            Gaflete dalmış millet, uyku’da horluyoruz,                                                                                                            Gaflete dalan illet, sabrım taştı demiyor.\n\nBana dokunmuyorsa, Yılan’lar bin yaşasın,                                                                                                          Makarna veriyorsan, hem ağam hem paşamsın,                                                                                                           Diyerek zalimleri, başına taç edersin,                                                                                                               Sürünmeye mahkumsun, köle olmuş yaşarsın.\n\nÇalanlar da para çok, pazardan hiç korkmuyor,                                                                                            Allah’tan korkmayanlar, kul’dan hiç utanmıyor,                                                                                                Yargıyı, Yasamayı, Yürütmeyi katletti,                                                                                                               Güç benim, hukuk benim, hukuk gücümdür diyor.\n\nGören gözün kör oldu, kulağında mı duymaz,                                                                                                            Bu zulme, işkenceye, kayalarda dayanmaz,                                                                                                                     Solucan kadar olsun, hayatı tanımazsın,                                                                                                                    Kör gözün bir kez görsün, kendine gel beynamaz\n.  \nPis nefsinin uğruna, millet nara yanmasın,                                                                                                     Müslüman aydın olur, hurafeye kanmasın,                                                                                                          Silkinde kendine gel, dik dur Allah aşkına,                                                                                                 Pişmanlık neye yarar, vatan parçalanmasın.\n\nBi çare; Cellâdına, teslim olmuşsa millet,                                                                                                                        O toplum millet değil, toplum olmuştur illet.                                                                                                          İster ezan sesini, istersen çan-ı dinlet,                                                                                                                İllet olan topluma, müstahaktır bu zillet.\n\nArz ederim:                                                                                                                                                                   Yazan: Ali Rıza Saygan.                                                                                                                                         Tarih: 22/07/2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Göze",
        "poet": "Selçuk Akyüz",
        "poem": "\n\nSenle beş dakika daha göz göze olmak; \nBir Nisan ya da bir Mayıs sabahı, beş dakika daha uyumak gibi...\nGözlerinden fışkıran yüreğine doymamak; \nBir Temmuz ya da bir Ağustos günü, sahrada serin suya doymamak gibi...\n\n                                                                                (Van. Mayıs 2016)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Görür",
        "poet": "Ayşe Mattaoğulları",
        "poem": "\n\nGöz görür\nBeyne bildirir\nBeyin onu alıp kalbe indirir\nSonrasında ya sever\nYa nefret edersin\n\nGözlerini açmadan\nGüzel düşün\nGözler ışığını yansıtsın\nIşık yolunu aydınlatsın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Kafesi",
        "poet": "Tarkan Suçıkar",
        "poem": "\n\nZaman sığınmış dudaklarına\nGözlerine asılmış asi bir rüzgar\nBir ezan vakti kapanmış ayaklarına\nSonbahar ve ilkbahar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz hizası",
        "poet": "Mahmut Karahan",
        "poem": "\n\nGöz hizasına geldik güneşle\nGüldüm\nUmudun bende dedim\nGöz kırptım\nHesler \nKara delik\nKüresel ısınma\nKutuplar\nAsya, Afrika, Orta doğu\nGüldü\nGüneş\nİnsansanız \nEsir olmamalısınız\nGöz hizasında olmalısın denizle\nÇiçekle\nÇocukla\nBalıkla\nGöz hizasında olmalısın celladın insanla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz kıırptım  Güneşe",
        "poet": "Mahmut Karahan",
        "poem": "\n\nGöz hizasına geldik güneşle\nGüldüm\nUmudun bende dedim\nGöz kırptım\nHesler \nKara delik\nKüresel ısınma\nKutuplar\nAsya, Afrika, Orta doğu\nGüldü\nGüneş\nİnsansanız \nEsir olmamalısınız\nGöz hizasında olmalısın denizle\nÇiçekle\nÇocukla\nBalıkla\nGöz hizasında olmalısın celladın insanla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Kucağımda",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nEğer göz ucumda deseydin anlardım bunu, ne geçti aklından, neye yoğunlaştın sen? diye kendi kendime düşündüm demeye kalmadı, yüz tuttu göz kamburu bile olacak bu şimdi neredeyse...\n\nSırtımızın kamburu ile idare ediyoruz daha...\n\nNereye baksam, neyi görsem, kucağımızda işte diyorum ardından... 9 aylık hamile bir göbekle doğuyor bebeklerimiz yeryüzüne... adını açlık hamileliği koydum ben...\n\nHer kuçu kuçu diyenin ardından medyalar da seğirtiyor maşallah, tadı damağı yırtan duygular ve yırtsın inşallah para kazanmanın bu öğreti kurtçukları kendi kursaklarında kendini içten kemirsin...\n\nDeğer mi acaba bir müdahaleye diyebilmenin ar sınırındayız... geçersen arsız, bakarsan hırsız, görürsen sırsız, kalırsan densiz bir demsizliğin eşiğindeyiz gibi bir seçim doruğundayız... yırt şu kefeni, ayıkla biti, pireliği, doldur cam fanusa, oynat yorulsun çağını da devirdik... \n\nyine kaldı kucağımızda... bir de doğa bağrında bir alev... ki kurutan, yakan bir geleceğin bu Selamına katlanabilmek var daha...\n\ndayan göz bebeğim, dayan göz kucağımda...\n\nbebeğin karnı 9 aylık, hüsran bir ‘açlık hamileliği’ kutsamı...bak, doğa da bu utancını kıyafetleniyor... İklimlerin ısınması denilen, aslında küresel ısınma yaratan küresel sızı utançlarına bel bağlama...\n\nbahar geldi... temizlik yapalım hadi, can evimizden başlayarak, kapımızın çarşısını, günlerimizin pazarını, evrenimizin dağlarını, yüreğimizin diyarlarını utanç sızlatan vahşet yineliği donatmaya bir davet çağı...  davet bayramı kutlanmıyor mu zaten? Yineliklere yenilikler diye... \n\nBir günümüzü 24 Nisan Davet bayramı diye kutlayalım... ağlamayalım, hep bayramımız olsun bizim...yüreğimizde... 23 Nisan çocuklarımıza yaşamı kutsama günü olamayacak, ertesi günü bayramımız olsun.... \n\nNisan 2007\n\n23 Nisan bayramdır çocuklarımızla\nDonanılı sofranın o çiçekleriyle\n24 nisan davet bayramımız olacak\nKutlu olsun yarınlarımıza umutla\n\nBismillah yakışacak bu sabahımıza\nElhamdülillah yaratan yaratanımıza\nİmdat sireni susmayan rayda trenin\nFren varlığını sızlatacak tonda...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz - Kulak",
        "poet": "Ekrem Şama",
        "poem": "\n\nHayvan da bizim gibi gözlü kulaklı,\nHayvanlardan farkımız ise kul aklı.\nNimetleri tanıtan, göz ve kulaktır,\nAncak şükretmesini bilen kul aktır...\n\n29.08.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz ve Destan",
        "poet": "Ahmet Öztürk",
        "poem": "\n\nGöz ve destan iki taş dikilir anılara ve tarihe\nVur tetiğine altıpatların tüten dumanını \niçelim türküleri dinlerken\nDuyalım yazılmış iki satır mektup...\n\n(20:14) \n\n(01 Kasım 2003)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Saati",
        "poet": "Altan Doğan",
        "poem": "\n\nanneme bir baktığım nereye gider\no uzaklık diyelim kuşlardan ve sararmış\ngözlerim çarşıdaki acemi asker\n\nyavuz vakitler varmış nerden biliyoruzki\nşehir burda akşam burda işsiz ismail burda\nsaçları uzamış bir mevsim edinmişler\n\ngözlerimi geri versin çarşıdaki o asker\nyüzüme gideceğim çocuğum ve kirliyim\nkaranlık bir kilit midir yani devletler\n\nanneme bir baktığım o deli karanfiller\nkime verecektim ki unuttum gitti\nşehir gitti akşam gitti işsiz ismail gitti\no ahşap sevgililer\n\n       Altan Doğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Seferim Artosa",
        "poet": "Ahmet Aktaş",
        "poem": "\n\nYol bozuluyor\nBu öyle bir yol ki\nGüneş yansımasından \nVan gölünün yüzüne serilmiş bir yol\nRüzgâr esiyor\nSuya çarpıp eşlik ediyor benimle\nSonra ikimizin dilinde bir iniltiyle\nEn acısından bir uzak gurbet türküsü\nYalnız ikimiziz yalnız ve  yüzyüze\nKuşluk vakti de geçti\nLiman kaya ve taşlarla çevrili\nama henüz uyanmamış uykusundan gemi\nKarşıda çömelmiş kale Erek dağının ayaklarının dibine\nGüneş yansıması\nBir kaçakçı yolu gibi uzuyor Van gölünün üstünde\nNe tuhaf yürüyemiyorum bu yolun üzerinden\nİnadına taş sektiriyorum bari o gitsin diye\nBu sefer göz seferim Artosa \nDilim peltek canım dilber\nÖzlemim alnım karası bir bardak kaçak çaya\nNe yazık \nHer şey yapaylaştı nazarımda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Tanrıçam",
        "poet": "Sezai Güler",
        "poem": "\n\nİki şey var şu ömrü hayatta ilham\nEmsali her sabahımda sana günaydın demek olan.\nBiri sol yazgıma yazılmış, vakti sonsuz can sevdan\nBiri de kâtibem gözlerin, yüreğime o sevdanı yazan.\nGünaydın ilâhem, göz tanrıçam...\n\nS.Güler-20.8.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz ve göz yaşı",
        "poet": "Mehmet Dumanlı",
        "poem": "\n\nGözlerde kalması gerekir akan yaşların\nDeğişmemeli o anlamlı bakışların\nHer zerresinde bir sır saklanmışken,\nGözlerde kalması gerekir akan yaşların.\n\nDamla değil damlada umman gözyaşı,\nGözlerdir onun tek ve sonsuz sırdaşı,\n\nAğlamamalı, ağlatmamalı gülen gözleri,\nGülmek değimlidir gözlerin feri,\nGözle gözyaşı bir bütünde erimeli,\nGözlerde kalması gerekir akan yaşların.\n\nDamla değil damlada umman gözyaşı,\nGözlerdir onun tek ve sonsuz sırdaşı,\n\nAkmamalı yanaklardan sıra sıra yere,\nKüsmemeli gözyaşı küsmemeli göze,\nDönsün tekrar çıktığı mecraya göze\nGözlerde kalması gerekir akan yaşların.\n\nDamla değil damlada umman gözyaşı,\nGözlerdir onun tek ve sonsuz sırdaşı,\n\n28.08.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz yaşı..",
        "poet": "Bilal İlhami Köksal",
        "poem": "\n\nYok arkadaş \nEğer aşıksan mutlaka birleşik yazacaksın 'gözyaşı' kelimesini..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Yaşı",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ngöz yaşı\ngözümüzün nurudur\nışıyıp süzülen\nbalığın\nözünde sakladığı\n\ngözyaşı\nacılarımızı bala dönüştüren\ninsanların\nsırrına eremediği\ndoğal fabrika\n\ngözyaşı\nsazendenin duyduğu\nnamelerine kattığı\nciğerimize dökülen\ntuzudur.\n\n261208 denizli/şair ibrakim çamalan'ın şiirine yapılan yorumdur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz yaşı",
        "poet": "İrfan Topçu",
        "poem": "\n\nSaysan sonu gelmez,rabbimin nimetini,\nGözyaşı büyük nimet bilmeli kıymetini.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Göz Yaşı",
        "poet": "Ramazan Çetin",
        "poem": "\n\nÖlüm,ölümsüzlüğe geçilen yolun başı,\nNeyleyim öte yanda faydasız arkadaşı! \nMilyon sene yaşasam,o kadar gün ağlasam; \nHak yolda akmadıysa,neye yarar gözyaşı! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Yaşı Dökme",
        "poet": "Doğan Ümit Aksel",
        "poem": "\n\nArtık inanmam sana sakın gözyaşı dökme\nYalanmış o sözlerin tatlı gülüşün bile\nKalbinde sevgi yokmuş bunu çok geç anladım\nAteş olur yanarsın sende bir gün sevgiyle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz ve Gözyaşı",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nDünyayı görüp, kendini göremeyen bir uzuv göz.\nBasiretli bakışlarda bir sır, şair gel bunu çöz! \n\nBir vezir, görmeyi; güzel  bakmayı bilen ellerde.\nBir rezil, mühürlü kalpde; mahkum,  zincirli benlerde.\n\nİbretle bakan şefkatli gözün yaşı, sermayesi.\nKuru göz bedbaht, hayvansal yaşam fikirler gayesi.\n\nTemizler beden ve ruhu gözyaşları, eder ap ak.\nZalimdir gözyaşlarına aldırmayan, hem de alçak.\n\nGözyaşı büyük inâbe, yok dua onun üstüne.\nKurur kurumaz yıkılır, zalimin evi üstüne.\n\nGözyaşının öz vatanı doğu; İslamın buluşu.\nRahmetten çıkan bir şefkat, ince ruhun öz duyuşu.\n\nGözyaşları seherlerde seccadenin tek tanışı.\nO söndürür, sinelerde tutuşan her bir yanışı.\n\n20 Nisan 2004 Salı, Danimarka-Køge 23.23\n8+8\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Yaşı Dökmeden",
        "poet": "Fırat Çalışkan",
        "poem": "\n\nArkamda bıraktım yarınlarımı, tüm düşlerimi\t\t\t\t\nVurdum kendimi yollara \nönüme koyup gelecek günlerimi\t\t\t\t\t\nyürüdüm, yol boyunca ağladım \t\t\nHiç gözyaşı dökmeden\t\t\t\t\t\t\t\nUçurumun kenarından attım gençliğimi\t\t\t\t\nKaybettiğim yarınlarıma küfrettim\t\t\t\t\t\nsonra ağladım\t\t\t\t\t\t\t\nHiç gözyaşı dökmeden\t\t\t\t\t\t\t\t\nYüzleşmeden yendim korkularımı\t\t\t\t\t\nhasretimi papatyalara anlattım, sevdamı boranlara ve acılarımı toprağa verdim\t\t\t\t\t\t\t\t\nÇay demledim, içip içip ağladım \t\t\t\t\t\nHiç gözyaşı dökmeden\t\t\t\t\t\t\t\t\nSu içince dorukların ölüm pınarlarında,duygularımı yıkadım\t\t\nYalnızlığı vede yokluğunu ekmeğime katık yaptım \ndoyana kadar ağladım\t\nHiç gözyaşı dökmeden\t\t\t\t\t\t\t\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Yaşı Akar",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nSevdaların tenha köşelerinde\nAcılar yaradır,ağıtmı yakar\nYorgun bakışların,gülüşlerinde\nSevenin özünde,gözyaşı akar\n\nSitemkar bakışlar,banamı dersin\nİçimdeki sancın,dışıma versin\nToprağa düşünce,yere mi sersin\nSevenin özünde,gözyaşı akar\n\nYüreğinde bir kız,seni yüzdürür\nSevda hasretine gölge düzdürür\nSaçların beyazsa,bakıp üzdürür\nSevenin özünde,gözyaşı akar\n\nAğaçlar yaprağı,üşütür döker\nHayırsız toprağa,gönlüne diker\nTerk ediş bu ise,kalbini söker\nSevenin özünde,gözyaşı akar\n\nÖpsem şimdi kurur,dudaklarında\nBenim aşkın senin,yanaklarında\nKoyu bir gölgenin,çardaklarında\nSevenin özünde,gözyaşı akar\n\nBahattin’in aşkı,yoğun bir kardır\nBir fincan kahvenin,hatırı vardır\nSevdiği o güzel,ruhumda yardir\nSevenin özünde,gözyaşı akar\nBahattin Tonbul\n12.11.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz yaşı",
        "poet": "Atilla Yiğit",
        "poem": "\n\nHer taraf alev alev cayır cayır yanıyor\nÇoluk çocuk hunharca ölüp parçalanıyor\nAleme ibret olduk vicdanımız kanıyor\nNerde islam ülkesi orda kan ve gözyaşı\n\nHiç dur diyen yokmudur bu acıya bu kana\nGözü dönmüş caniler silah satmaktan yana\nBütün dünya seyirci kıyılan bunca cana\nNerde islam ülkesi orda kan ve gözyaşı\n\nVatikanda papa var oturuyor yerinde\nHaçlı birliği kurmuş herşey onun emrinde\nYokki islam birliği herkes kendi derdinde\nNerde islam ülkesi orda kan ve gözyaşı\n\nYarab bize akıl ver kendimize gelelim\nBu akan gözyaşını bir an evvel silelim\nKardeş kanı haramdır müslümansak bilelim\nNerde islam ülkesi orda kan ve gözyaşı\n\nAçlık yoksulluk zulüm müslümanın kaderi\nŞeyhleri saraylarda yoktur hiçbir kederi\nYiğit isyan ediyor varmı bundan beteri\nNerde islam ülkesi orda kan ve gözyaşı\n\n                                     Atilla YİĞİT\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Yaşı",
        "poet": "Hüseyin Sürücü",
        "poem": "\n\nSavaştığın yetmedi mi eşsiz kalp kırıklıklarının ardından\nBu kaçıncı darbe kaçıncı son buluşun feryadı\nSen o yoldan giderken çekildi teker teker umutlar\nGelecek için önemliydi açılan kapıların neredeydi eşsiz sevabı\n\nDüşün sen hayatın var mıdır eşsiz   bir anlamı\nGerçekle hayalin arasındaki ki gibidir düşlerin, o büyük sevdan\nÜrkek tavrın ve bu coğrafyanın uzar gider  boylamı\nAkar  uçsuz aklının son kalan yarısı elinden kayar dünyan\n\nBecerisizlik olur mu her işin fahiş sonu\nBitmezdi bu kıyas sız akım çekince nefesi içine\nCümlelerde kuramadığın tek cümle oydu\nYenilmiştin işte tekrar tekrar gülüşüne\n\nUzar gider sana bilinmez yollar\nNereye gitsen ardından umutsuzca  birileri ağlar\nÜzüntü evet her üzüntü seni biraz daha kızdırır ve  boğar\nYaşlandığını hisseder insan zaman olmuş zalim bir düşman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Yaşı Geceleri",
        "poet": "Ömerali Debreli",
        "poem": "\n\nGece olur göz yaşım dinmez\nHep türk sanat müzigi dinlemekte bu yürek dinledikçe,ağlatır beni\nBana bir türk sanat müziği bestesi yap\nAğladıkça ağlasın bu çoukcuksu yürek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Yaşı Geceleri",
        "poet": "Ali Aksoy",
        "poem": "\n\nGÖZYAŞI  GECELERİ     \n\n                                     Gözlerim hep yollarda kaldı saatler boyu,\n                                     Toz duman edip gittin hala bekledim yolu,\n                                     Gözümden bir bir geçti hatıranın izleri,\n                                     Sensiz sırdaşım oldu gözyaşı geceleri…\n\n                                                   Giderken sen yanına umudumu da aldın,\n                                                   Özledim dedim ama hiç haberde salmadın,\n                                                   Rüyalarımda hasret ve ayrılık düşleri,\n                                                   Sensiz zindanım oldu gözyaşı geceleri…\n\n                                     Yüreğim çağırır hep senden ses seda çıkmaz,\n                                     Beni yakarsa ancak senden başkası yakmaz,\n                                     Olmaz görünse de var hala umut hisleri,\n                                     Sensiz mezarım oldu gözyaşı geceleri…\n\n                                                   Kederle çilelerle sen gidince tanıştım,\n                                                   Ve her akşam sensizlik yalnızlığı yaşadım,\n                                                   Hayallerde ararım mazideki günleri,\n                                                   Sensiz sırdaşım oldu gözyaşı geceleri…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Yaşı Gecelerinden ' NİSAN YOLCUSU BABAMA'",
        "poet": "Esin Ege",
        "poem": "\n\nCemal Süreyya nın şiirindeki satırlar geliyor aklıma….”Sizin hiç babanız öldü mü? benim bir kere öldü kör oldum “  şair böyle yazıyordu dizelerinde.\nKör olmuyormuş insanoğlu, ama katran karası bir yalnızlık çöküyormuş  acıya bulanarak yüreklere ve  o anlar yaşamın dibe vurduğu anlar işte o an oluyormuş, böyle bir şeymiş demek ki bilmiyordum öğrendim….\nİnsanın iliklerine kadar hatta hücrelerindeki çekirdeklere kadar çaresiz kaldığı an yaşamın dibe vurduğu anmış. Dengelerin bozulduğu inançların ayaklar altına serildiği,yaşamın baştan sona sorgulandığı anmış. Ama insan ne kör oluyormuş  nede ölüyormuş ya da ben ölmedim, kör olmadım,  hayatın acımasız tarafı işte bu noktada başlıyor. Ölüm saçma sapanda olsa bir kurtuluş oluyor böyle zamanlarda kalanlara. Yaşamaksa acıların en tarifsizi. Gidenin ardından ölümcül acılar içinde de olsan sadece ardından bakmakla kalıyor insan.\nİşte o geceydi, bizim için  mutluluğun  keskin bir virajla yön değiştirdiği bir gece, diller lal dudaklar mühür oldu birden.\nKirli bir nisan akşamıydı. Kara yazmalı kirli yirmi nisan akşamı. Yıllar geçecek her nisanın yirmisinde ben tekrarlayan bir sürgitle yaşamın dibine vurucam, her vurduğumda tekrar düze çıkıcam, tek bir sefer hariç bunu biliyorum. Düze çıkamadığım o son seferde bir noktada buluşucaz seninle baba  biliyorum. Dilerim o buluşma noktamız bir cennet ağacının gölgesi olur. O gece çekildi suyu evrenin durdu sanki zaman, kara baharların ortasında kıraç topraklar kaldı ellerimizde. Bir ateş düştü orta yerine yaşamın  öyle bir ateş ki yıllar geçse de sönmeyecekti.\nOysa bildiğimiz tanıdığımız bir fırtınaydı gelen. Bekliyorduk acıda olsa, biliyorduk gelecekti bir gün gelecek ve seni bizden kopartacaktı. \nPlanladığımız hiçbir şeyi değil hayatın bizim için planladığı zamanları yaşayacaktık o anlarda. Bütün sevenleri bir birinden ayıran o aşina fırtınaydı beklediğimiz. Yağmurun  altında ıslanan çocuklar gibi gelmesin diye yıllarca dualar ettiğimiz fırtına, şimdi  can evimizde kopmuştu işte. Kaderle ne çok mücadele etmiştik oysa. Ne çok direnmiştik el ele verip. Ne çok değiştirmiştik kaderin yönünü, en umutsuzluğa düştüğümüz zamanlarda,  ne çok çekip almıştık seni azrailin kollarından büyük bir zaferle.\nO kara nisan akşamlarının birinde canan savaşında yenik düşmekte varmış kaderde, bilmiyorduk öğrendik…\n\nBir dr geldi yanıma gözlerime baktı, felaketler yüklü bakışlarında ben can verip can alıyordum, sus demek geldi içimden sus  hiç konuşma susabildiğin kadar sus.  Sen sus ki yeni  baharda çiçekler dallarında bizim için açsın. Sus ne olursun sus, sen konuşursan kopacak fırtınalar, bitecek hayatın büyüsü, susacak diller, mutluluk dediğimiz masal bitecek, kapanacak gözler sus, ne olursun sus söyleme. Sen nereden bileceksin bu soğuk nisan akşamında benim  kader hesaplarımı,  Ben bütün  gece genç ruhumu satmaya çalıştım acımasız halden anlamaz azraile,  sen bunu nereden bileceksin. Sus ne olur hiç konuşma. \n\nAma susmadı…….\ngözlerimin içinin en derinlerine bakarak,acımasızca,haince ve en çok da duygusuzca  o güzel kalbinin durduğunu artık atmadığını, melek ruhunun kanatlanıp uçtuğunu söyledi. Bunları dinlerken taş kesmiş bedenim orada hiç sendelemeden duruyordu bir güç beni her yanımdan tutuyordu. Düşmedim yerlere, ayaktaydım çok net hatırlıyorum, tanıdık gözlerde vardı yanımda onlarda donmuştu her şeyi çok net hatırlıyorum yıllar geçecek o anlar hep o sessiz çığlıklarda  acı hatıralarda gizli kalacak.\n Derin ama ölüm sessizliğinde bir çığlık yükseldi boğazlarımdan ve soğuk hastane duvarlarının arasında yankılandı. Duvarlar  yaklaştıkça yaklaştı, üzerimdeki tavan indikçe indi, ve ben oracıkta sıkıştım kaldım, kahrolası  anlar durdu, evet anlarında durduğu anlar varmış,  bilmiyordum öğrendim….\nSol yanıma bir ateş düştü birden eyvahhh dedim eyvahhh. Çığlık atmadım ama yaşayan her canlı  derin çığlıklarıma şahit oldu sanki. Yere kapandım ağlıyordum ne mümkün susmak senin ardından. Hıçkırıklarla ağladım ama tek bir sesim çıkmadı.  Bu hiç bildik bir acı değildi. Bir bıçak kesip duruyordu bütün azalarımı, bir yılan ağır ağır geziyordu organlarımın arasında ve sürekli çatallı dilini batırıyor ve zehrini akıtıyordu hissediyordum, kızgın demirler dağlıyordu etlerimi, öylesine çıplak bir acı ki yıllar geçse de isimsiz kalacak  ardından. \nBatsın yerlere bizi senden ayıran  o nisan akşamı. Ona da eden olmasın merhamet.  O buz gibi taşın üstünde ben senden bir haber beklerken bir ömür tükettim o gece içimde neye yaradı. Bu ruh çaresiz bir hastalığın pençesine  o nisan akşamında düştü. İflah olmaz bir dert o anda girdi içime.  Sana tek bir nefes istedim ve karşılığında genç bir ömrü feda ettim hiç düşünmeden ama para etmedi.  Etrafında dolanmakta olan azraili genç bedenim ve ruhumla kandırabilirim sandım buda  olmadı, hiç biri olmadı, hangi kapıyı derman diye çalsam aman dilesem bir bir yüzüme kapandı. Bu gece merhamet yer yüzünden gitmişti anladım. Hayatımın pazarlığında ben yenildim, mağlup oldum bu yüzden kendime düşmanlığım.\nYenilmek bu demekmiş bilmiyordum öğrendim….\nOysa biz senle baharı bekliyorduk akşam saatlerinde balkon sefaları yapmak için. Baharın müjdecisi erguvanlar dallarını yere eğmişti ve tüm bereketiyle baharı karşılıyordu güzelim memleketim.  Böyle bir zamandı işte sen bizi hayatın ortasında çırılçıplak bıraktın ve çekip gittin. Feleğin sillesi derlerdi de bilmezdik, sen gittin bütün acıları öğreterek derinden.\nNereye baksam, kiminle konuşsam nafile. Gözlerimde hep o son gülüşün, son bakışın miras kaldı, güzellikler değil.\nSevdiğini son bir kez görmenin geride kalana acıdan başka hiçbir getirisi yokmuş anladım. Her yaşayan ölümlü bunu bilsin ki bakmasın gidenin gözlerine son bir kere. En son yanına girdiğimde daha içimdeki son umudumu yitirmemiştim. Benim güçlü babam ne badeler atlattı bunu da atlatacak ve yine evimize dönücez diye hayaller kuruyordum. Seslendim duymadın. Bir daha seslendim yüzüme baktın seni öpmek istedim, çünkü bu son karşılaşmamızdı biliyordum ama üzerine eğilip öpemedim her yanında engeller vardı. Ama dokundum sana, hissettim son kez,  hissettim seni, ellerine dokundum göğsünü okşadım, bir gece evvel kuş gibi çırpınan yüreğin artık sakinleşmişti rahat nefes alıyordun,acılar içinde kıvranan ruhumu senin o sakin ve eskisi gibi nefes alıyor olman biraz dinginleştirdi. Zorda olsa  gözlerime baktın ve güldün,  elimi sıktın bıraktın. Bırakma ellerimi baba ne olur bırakma tut. Göz açıp kapayacak kadar geçen zamanda, o son buluşmamızda, o kısacık anlarda bir film geçti gözlerimin önünden. Ben doğdum, büyüdüm, sen elimden tuttun yollarda, okullara gittim, kocaman oldum, sonra görevlerimiz değişti sen çocuk oldun ben anne,hani hep derdim ya sen çocuk baba, ben anne kız…. şimdi sözümü dinle ne olur gitme kal yanımda, bırakma ellerimi. Film öyle hızlı ilerledi ki son sahnede takıldık kaldık işte.  Bu seninle biten filimde son sahnemiz son dokunuşumuz ve son bakışımız oldu, ne demek istedin sen bana giderken ve o gülüşünde ne mana  gizliydi. İyi ki yanımdasın mı  yoksa bak bana neler oldu mu diyordun.. Ne demek istedin sen iki gözüm ne demek, ne demek istedin sen çocuk babam ne demek. Ömrümce taşıyacağım bir mana yükledin biliyormusun, ömrümce cevabını veremeyeceğim bir soru bıraktın bana,  ömrümce taşıyacağım bir bakış  daha ekledin gözlerime. Ve  ömrümce bitmeyecek bir dert yükledin omuzlarıma giderken. \n\nBu Pazar sana geldiğimde üzerine çiçekler ekerken, yeni evinin etrafını ellerimle temizlerken yine eskisi gibi oturduk dertleştik. \nDemek ki  bir gün sensizde kalmak varmış. Sensiz yaşamak sensiz yürümek. Sensiz sofralarda sensiz yemekler yemek. Sensiz evlerde seni anmak, söylemek,konuşmak ve derin acılar içinde kıvranarak sensizliğin acısıyla sessiz çığlıklarla ağlamakta varmış.\nSenli mutlu evimizde şimdi derin bir sessizlik var. O derin sessizliğin içinde feryatlar yükseliyor ama kimseler bilmiyor. Mutluluk senden dinlediğimiz eski bir masal oldu ardından. Buz kesiyor bedenim, her dakika yuvarlanıp düşüyorum bir tepenin yükseklerinden, dipsiz kuyular çağırıyor beni, gitmek istiyorum yerim orası benim. Uzatsana ellerini diyorum düşerken,  uzatta al yanına beni,  çünkü yaşamak seninle güzelmiş, yaşamak senin güzel kalbin atarken güzelmiş. \nSen gittin gözyaşı gecelerinde bizi yaşıyor mu sanıyorsun ardından, yaşamaksa bizimki bir kuru nefesse yaşamak, kabul evet biz yaşıyoruz. Bir kolun olmadan bir bacağın olmadan yüreğin yarısı canın yongası olmadan …sen olmadan yaşamaksa bizim ki kabul evet biz yaşıyoruz.\nHer gün sensiz bir güne uyanıyoruz, artık  sen değil saatler sesleniyor sabahı bize, sensizlikten yorgun düştüğümüz yataklardan senin sesin olmadan uyanıyoruz. Her gün aşı sensiz suyu sensiz içiyoruz, her gün biz ömrü sensiz tüketiyoruz, sensiz yaşlanıyoruz ve her gün sensizliğin yeni siyah laleleri açıyor yüreklerimizde. Biliyor musun en kötüsü ne? biz her gün kanayan ellerimiz, ağlayan gözlerimizle hasretini süpürüyoruz evden çaresiz.\nDualarınla koruyandın bizleri, sevginle ısıtan, şefkatinle bağlayandın. Gideceğine değil en çok geride bırakacağın sensiz kalacak bize yanardın. Seni bu kadar çok sevmemize bazen kızardın. Sevmeyin beni bu kadar bir gün ölücem ve çok üzüleceksiniz diye içlenirdin. \nYaşarken her şey verdik sana bütün kalbimle inanıyorum. Ama ömrüne ömür katamadık. Şimdi artık dualardan başka sana yapabileceğimiz hiçbir şey kalmadı. Mekanın cennet ruhun şad olsun, melekler yoldaşın peygamber yandaşın olsun, emanet ediyoruz seni mevlaya, cennette buluşmak üzere,\nHoşçakal BABA......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz-yaşı Koleksiyoncusu",
        "poet": "Akın Dursun",
        "poem": "\n\nçok gözyaşım oldu benim... \nher ayrılık sonrası toprak kokan acılarım, \nbir bahar mevsimi gibi gelip durdu \nparmaklarımın kıyısına, \nve ben gözyaşımın her süzülüşünde, \nrasgele tutup bir tanesini \nyüreğimde sakladım, \naltına dipnot olarak, \ngiderken bıraktığın kokunu ekledim...\n\nçok gözyaşım oldu benim... \nçoğunu sahipsiz bıraktım,\nsoğuk kuytulara gizlenen, \nsokak çocuklarının arasına girip \nüstlerini örtsün diye \nçoğunu da kaldırımlara…\nama bıraktığım gözyaşlarından hep bir tane \nkendime sakladım, \naltına dipnot olarak \nçocuklardan çaldığım sokakları ekledim...\n\nçok göz-yaşım oldu benim... \nçocukluğumdan beri biriktirdiğim, \nüstüne ayrılıkları serpip \nhasretleri yakıp \nbir doğum günü pastası gibi üflediğim, \ngözümde… yüreğimde…\ndüğümlenip kalan,\nçok yaşlarım oldu benim,\nhiç birini söyleyemediğim...\n\n                     2006 Burdur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Yaşım Yetmiyor...",
        "poet": "Alper Kürük",
        "poem": "\n\nŞu son zamanda bestekâr olmak istemezdim\nHep hüzzam makamı olurdu bestelerim...\nHiç mi hiç istemezdim\nKüresel ısınma zamanı ressam olmayı\nKuraklıktan çatlayan toprağı çizemezdim...\nBol su gerek\nBitki, hayvan, insan içecek...\nGöz yaşımı yetiremezdim\nOlanın tümünü de bitiremezdim\nGöz pınarlarımda birkaç damla olsa da saklarım\nOnu da yanan ormanlar üzerine atarım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÖZ YAŞI   i",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nÜşüşmesin başıma, çaylaklar, akbabalar, \nAlın hep sizin olsun, mallar mülkler arsalar, \nAğlamasın ardımdan, ne oğullar ne kızlar, \nKesin artık dökmeyin, timsah gibi gözyaşı. \n\nÇıkarın yüzünüzden, o sahte maskeleri, \nArkadan sırıtırken, kan emici dişleri, \nHaram, hile, hurdadır, övdükleri işleri, \nSanki melek sanırsın, dökerlerken gözyaşı. \n\nBırakın rol yapmayı, bilirim dost yok bana, \nSülük gibi yapışıp, emerler kana kana, \nHele bir de elleri, yapışırsa yakana, \nKimse merhamet etmez, boşa gider gözyaşı. \n\nEy dostum, kara toprak, bağrını garibe aç, \nArtık özledim seni, ne olur sorma yaş kaç, \nNazarlar kurşun gibi, sözler ki yağlı kırbaç, \nHiç bir işe yaramaz, dökmesinler gözyaşı. \n\nEy can dostum Azrail, neredesin, geç kaldın, \nŞu vefasız dünyayı, seviyorum mu sandın, \nBeni neden unuttun, her gün nice can yaktın, \nMerak etme üzülüp, dökmem ki ben gözyaşı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Yaşıma Sor",
        "poet": "Mehmet Eren",
        "poem": "\n\nSen gideli dağılmadı bulutlar,\nYağmur gibi yağan gözyaşıma sor.\nDöner diye bağladığım umutlar,\nYağmur gibi yağan gözyaşıma sor.\n\nSensiz hayat bana bir tat vermiyor,\nAyrılığı gönlüm rıza görmüyor,\nSağanak halini aldı durmuyor,\nYağmur gibi yağan gözyaşıma sor.\n\nİçerim yanıyor bedenim közde,\nHararet artıyor söndürmez buzda,\nYetersiz kalıyor lisanda, sözde,\nYağmur gibi yağan gözyaşıma sor.\n\nEreni bitmeyen özlem halimde,\nSevgi güllerini derdim elimde,\nDamlalar çağladı coştu selimde,\nYağmur gibi yağan gözyaşıma sor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Yaşları",
        "poet": "Hüseyin Sivas",
        "poem": "\n\nAğlarsın arkamdan benim için sakladığın \nBir damla  göz yaşın varsa farketmez ağlamasan da \nBen senin için ömür boyu ağlarım\nÇünki ben tüm göz yaşlarımı sana sakladım\nFarketmez ölsem de yaşasam da senden uzakta\n\nHüseyin Sivas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Yaşlarım",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ngözyaşlarım \nyıldızların söndüğü odalarda\ndamla damla\ndamladılar dünyaya\n\ngözyaşlarım\nışıltısı yıldız yıldız\nışıltılarla\nkarşıdırlar sana\n\n181208 denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Yaşları",
        "poet": "Halil İbrahim Korkmaz",
        "poem": "\n\nYağmurun çatıya yağan sesi\nPenceremden uzattığımda ellerimi\nAvuçlarıma düşen taneleri\nMüzik oluyor dudaklarımdan çıkan aşk ayinlerine\n\nDüşerken gökten yeryüzüne damlalar\nNaralar nidalar acı çığlıklar\nYeryüzüne gökten ağlıyorlar\nAvuçlarımda sevgi şarkıları söyleyen göz yaşları var....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Yaşlarım",
        "poet": "Koray Akalın",
        "poem": "\n\nYağmur yağar yanaklarıma\nIslanırım\nYanaklarım ıslanır ben hep ağlarım\nYağmur değil yağan \nGöz yaşlarım\nSana değil ağlayışım\nSende bıraktığım kalbimden ayrılığımın gözyaşları\nAyrıldım yüreğimden\nSende kaldı yüreğim\nAyrıldım yüreğimden \nBen ona ağlarım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Yaşları",
        "poet": "Hakkı Yurtlu",
        "poem": "\n\nAğla,  düşsün  toprağa  göz  yaşların \nCan bulsun hazan olan yeşil yaprak,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Yaşım Bozuyor Damak Tadımı",
        "poet": "Kamil Söylemez",
        "poem": "\n\nÇok acı\nHer şey çok acıydı bana\nÇooook acı\nGün acı \nGece acı\nBal acıydı \nBir tek sen vardın\nBir tek sen bitanem tatlı \nHem de damak tadı\nDamak tadım dın bana\nŞimdiyse göz yaşım bozuyor \nGöz yaşım \nYokluğun dan kaynaklı\nDamak tadımı\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Göz Yaşlarım Bende...",
        "poet": "Mehmet Yaşar Ayaz",
        "poem": "\n\nDostluklar; durup düşündüren\nDostluklar; gün geçtikçe alevlenen\nDostluklar; yüreğimi halden hale getiren\nVe dostluklar; hasrete hasret beleyen\n\nDostlar tanıdım paylaştıkça sevinen\nDostlar tanıdım mutluluklarda birleşen\nDostlar tanıdım tutup kaldırmasını bilen\nVe dostlar tanıdım unutulmamak üzere veda edilen\n\nKader tanıştırdı beni onlarla\nYıllar buluşturdu beni oralarda\nYollar kesiştirdi hayatımı onlarla\nBen böyle dostluklar yaşadım Leerdam’da\n\nAyrılıklar zordur bilirim içler yakar\nAyrılıklar  ırmak gibidir durmaz akar \nKavuşur insan, suların birleştiği nokta gibi\nAyrılıklar, hızla esen rüzgar gibi yakar\n\nGideyim bırakın, ayrılınca ağlayayım bu gün\nGideyim, sizler  görmeyin göz yaşımı\nSiz beni gülerken tanıdınız, bırakın öyle kalsın\nGöz yaşlarım bende, dostluğumuz  hatıralarda yaşasın.\n\nMehmet Yaşar AYAZ\n19 Mayıs – Samsun\n02-12-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Yaşları",
        "poet": "Muhittin Layık",
        "poem": "\n\nGÖZ YAŞLARI\nYorgunluğu anlatan düşlerimdesin\nKimsesizliği yargılayan hislerimdesin\nGöz yaşları içinde gizlenen hayat\nSenin için yaş döken gözlerimdesin\n\nKimleri yiyip bitirdin neler yaptın\nEn güzel hatıralara kimleri sattın\nGöz yaşları içinde gizlenen hayat\nNeydi benin suçum, neden kara baktın\n\nDurgunluğun çiçeklere yansımış\nGüzellikleri gönüllere taşımış\nGöz yaşları içinde gizlenen hayat\nSeni ruhum güzel şiirlere taşımış\n\nBazen bir lokma rızktın sen \nSenin sıcaklığını unutur mu bu ten\nGöz yaşları içinde gizlenen hayat\nSeverek yoluna kurban olurum ben.\n\nHayat, beni sevgiliye ulaştırsana \nYorgunluğumu giderene kavuştursana\nGöz yaşları içinde gizlenen hayat\nSevgiliyle seveni kavuştursana.\n\n                Muhittin LAYIK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Yaşlarım...Pinaloglu",
        "poet": "Muhammet Pınaloğlu",
        "poem": "\n\nHiç bu kadar etkilenmedim \nSanki hiç yolculuk yapmamıştım \nBir anda duygulara kapıldım \nAğladım aktı göz yaşlarım. \n\nBen niye hep kahroluyorum \nNeden sevgiyi paylaşamıyorum \nGöz yaşlarımı niye anlatamıyorum \nBu benim sevgi hasret göz yaşlarım. \n\nGurbette sevgiyi arıyorum \nBur da sizin için yanıyorum \nHele o yolculuk anı varya \nAğlatır ağlarım akar göz yaşlarım. \n\nYüzümü ıslatır göz yaşlarım \nSildikçe çoğalır göz yaşlarım \nKime bu göz yaşlarım \nAğlarım akar göz yaşlarım. \n\nGurbetteki Hayat \n\nMuhammet PINALOĞLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Goz Yaslarin",
        "poet": "Kenan Saraçoğlu",
        "poem": "\n\nAyrilmaktan baska yoksa caren\nAyrilirken dön bak bana son defa\nAğlama birtanem \nSakla göz yaslarini icinde\nElbet bir gun kavusacagiz\nSevinc göz yaslarin olsur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Yummayın",
        "poet": "Zerrin Tayfur",
        "poem": "\n\nHeyy Türkiye\nDeniz gezmişe \nGöz yumdunuz\nSahip çıkmadınız\n\nKırk yıldır\nOlmayan vicdanınız\nSızlıyor\nT.G..B li'lere bari sahip çıkın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz * Zevkimi * Bozmadan",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nBağlasana şu kelbini\nSağlam tut ipini\nIsırmasın bizi\nBakımını yapsana\nKarnını doyursana\nUymalısın hayvan hakkına\nTemizle hayvanı,\nGöz zevkimi bozmadan\n\n20.03.2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözbebeğim",
        "poet": "Erdal Alga",
        "poem": "\n\nGözbebeğim\nHala seni sevmek\nTek meşguliyetim\nTükenmiyor kırsan bile\nİçimdeki hasretin.\n\nBir bebek doğdu ağlayarak\nHala ağlıyor gözümde o bebek\nYağmur yağıyor diye\nAçıyorsun şemsiyeni\nBırak ıslansın\nBu, sevmek demek.\n\nGözbebeğim\nAğlayarak da olsa\nSeni büyüteceğim\nSevgi için \nBüyük bedeller ödeyerek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözbebeğim.....",
        "poet": "Yılmaz Boğa",
        "poem": "\n\nBebeğimsin\nHem de iki gözbebeğim \nYaşadığım aşksın\nDoyamam sana \n Her günümün tadısın \nHuzursun\nyüreğimi dolduran \ngökkuşağı örtüm \nmutlugumun katığısın \ngözbebeklerim acır yoksan \nyolumu yönümü bilemem\nkaybolurum lacivert karanlıklarda\ngöremem\n\nSydney.....13.7.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözaltı Mor Balık",
        "poet": "Nuri Tok",
        "poem": "\n\nOkyanusun maviliklerinde kaybolmuş,\ngözaltı mor bir balıktım ben.\nHep gülümser sanırdım yunusları\nhep oynar sanırdım \nağa takılmış balıkları\n\nDibe vurunca bir nefes kala\nAnladım yunusun gözyaşını \nsuya karışan o acıyan yanını\nAnladım bilmeden ağa gelmiş yavruların\nOyunla bir düşe gidişlerini\nAğladım dibe vurup düş olmuşlarıma\n\nOysa bir gözaltı mor balıktım ben \nmaviliklerinde kaybolmuş hayatın\nUyumazdım pek dalgalardan\ntabiatın cilvesi ağlayamazdım da\nBir tek söktüklerinde içimden seni\nBir tek ayrılırken dalından bir meyve gibi\nUzaktan bakıp sana mor göz bir pencereden\nBakıp da ağlayamadan hayatın cilvesinden\nMavi hayatın içinde çıplak bir haldeyken\nSen kırmızı pul benliğim\nBen ise kılçık tadında sensizliğim \nKoysan  yalancı mavilerde\nTekrar yüzer miyim? \nYüzer miyim bilmem…\nBen her tanem susuşken çaresiz\no dibe düşer miyim? \nDüşer miyim bilmem\n\nOkyanusun maviliklerinde kaybolmuş,\ngözaltı mor bir balıktım ben.\niçimden aldılar seni\nöylece kalakaldım \nöylece kalakaldım ben\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözaltında",
        "poet": "Mehmet Necip Özmen",
        "poem": "\n\nDüşünenler mi doğru insan\nDoğruyu düşünenler mi\nİnsan cıklar mı\nCukkalayanlar mı insan\n\nSen gibi\nVe de ben gibiler\nGörünürler öyle\nÖylece bildiklerimizden\nDibimizdeler \nBizden biridirler\nBakmayın  öyle şaşkın şaşkın\nBazı\nDosttan bile iyidirler\nİyi oğlu iyiler\n\nSinsi bir ihbar\nPazartesi akşamı \nElimizle yakılıp yokoldular\nGittiler\nKül oldular bütün kitaplar\nKüçükten de küçücükler\nDuysa el alem \nGülecekler\nYakılan bir biz sandılar\nTekmil \nHepimizi yaktılar                                             \n                                        GÖZALTI KOĞUŞU/1980 yılbaşı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Yaşın Akmasın Mutluluk Hakkın",
        "poet": "Senem Aygül",
        "poem": "\n\nBaşına kar yağmış, dağlar gibisin\nHazanla kurumuş, bağlar gibisin\nYaşantın boyunca,ağlar gibisin\n......-Göz yaşın akmasın mutluluk hakkın\n......-Umudunu kesme vaz geçme sakın\n\nGülü kopartılmış bahçe gibisin\nGeçmez hale gelmiş akçe gibisin\nAnlamsız cümlede hece gibisin\n......-Gözyaşın akmasın mutluluk hakkın\n.....-Umudunu kesme vaz geçme sakın\n\nGüneşten kurumuş bozkır gibisin\nDibi delik susuz bakır gibisin\nsükut etme haykır gür çıksın sesin\n......-Göz yaşın akmasın mutluluk hakkın\n......-Umudunu kesme vaz geçme sakın\n\nHazan bahçesinde bülbül müsün sen\nFeleğe verilen ödül müsün sen\nŞakımak bilmeyen lal dil misin sen\n......-Göz yaşın akmasın mutluluk hakkın\n......-Umudunu kesme vaz geçme sakın\n\nKalem yazmıyorsa,çiğne kır onu\nVebali kimdeyse ona sor onu\nSende benim gibi hayra yor onu\n.......-Göz yaşın akmasın mutluluk hakkın\n......-Umudunu kesme vaz geçme sakın\n\nYusuf değirmenci emekli em. müdürü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göz Yaşına Hakim Ol Nazlı Yarim",
        "poet": "Mustafa Taşkanat",
        "poem": "\n\nGÖZ YAŞINA HAKİM OL NAZLI YARİM\n\nMecnun gibi gezer gönül aşk dağlarında\nÇürüdü bir ömürde ümitsiz sevda yolunda\nAlbüme bakıpta eski resimleri bulunca\nGöz yaşına hakim ol ol nazlı yarim\n\nHasretin kırdı kanadımı kolumu\nGirdim bir mechule bulamıyom yolumu\nDert küpü oldum demedim kimseye tutdum dilimi\nHaykır sevdanı susma sen nazlı yarim\n\nKahbe kader dert yolunda unuttu bizi\nSevda cephesinde olduk biz gazi\nBirlikte edelim yüce hakka Niyazi\nBeş vakitte niyaz et nazlı yarim\n\n                    18.04.1992  mustafa  TAŞKANAT\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözbebeğim",
        "poet": "Mehmet Ali Çıbıklı",
        "poem": "\n\nSen hiç aşık oldun mu gözbebeğim? \nGeceler boyu düşündün mü her gün? \nBen hep seni sevdim, hep seveceğim\nO benim işte, karşında gördüğün.\n\nBir çift  ela göz taktı mı peşine? \nGece gündüz yer etti mi aklında? \nTutuldun mu hiç sevda ateşine? \nEridin mi için için sonunda? \n\nSen aşk nedir, bilir misin güzel kız? \nAşk ateşi yaktı mı yüreğini? \nBendeki acılar şimdi sayısız, \nAşkın, acıya bıraktı yerini.\n\nSevenler için ızdırap derlermiş, \nDoğru söze ne demeli, bilmem ki! \nIzdırap da, acılar da bendeymiş, \nAşk, böyle de yaşanırmış, değil mi? \n\nAşk, sevilenler için gurur demektir, \nAcılar benim oldu, gurur senin.\nMutluluğu bulur muyum? Kimbilir? \nSon sevdiğim sensin, bir de gözlerin! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözde",
        "poet": "Sinan Oğuzhan",
        "poem": "\n\nGÖZDE \nGözdesin, gözümdesin\nGözdemsin, gözlerdesin\nGözdesin, gönlümdesin\nGözdemsin, gönüllerdesin\n04.58 11.09.2010\nEVİM ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözdağı, Buz Dağı",
        "poet": "Murad Ertaylan",
        "poem": "\n\nYürü kötülerin üzerine sonsuz sevgiyle\nKulak asma kimseye, sevdiklerine bile\nAt kamburunu, kır zincirlerini özgürleş\nNe endişe ne kibir tohumu düşsün içine\n\nKorkma ama küçümseme de düşmanını\nYüzeyde görünmez alta doğru büyür buz dağı\nTehditler ve vaatler döndürmesin yolundan\nNe açlık ne de hastalık vermesin gözdağı\n\nGöz boyanır, akıl çelinir, yürek yanılmaz\nKaderine inançla yürüyen asla yorulmaz\nSadece kendine ve bir de tanrıya güven\nHiçbir silah, hiçbir ordu karşında duramaz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözbebeklerimde eritiyorum çığlıklarımı! ..",
        "poet": "Mehmet Seyidhasanoğlu",
        "poem": "\n\nBu ne büyük bir yalnızlıktır bilir misin? \nBenim yaşadığım! ....\nKendi içimde boğuluyorum,\nKendi dilimde susuyorum....\nÇepe-çevre sarıyor her yanımı; \nKendinden korktuğumun çığlıkları! ...\nSana söyleyecek bir çift sözüm yok,\nSesimi soluğumdan bir adım dışarı çıkaramıyorum! ...\nAnlamıyorum bazen kendimi,\nÇığlıklarımı boğazımda neden düğümlüyorum,\nNeden gözyaşlarımı gözbebeklerimde eritiyorum,\nAvazımın çıktığı kadar neden bağıramıyorum? \nİkiyüzkırkbir gündür görmedim seni \nAma; \nHâlâ, seni deli gibi seviyorum 'tek-gıcığım'\n                      ...............\n\n\n                                 26.02.2004 / çarşamba\n                                                 van\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÖZCÜkLER",
        "poet": "Necdet Arslan",
        "poem": "\n\nFenerler yanıp sönüyor ve alışılmadık buzul gecelerinden\nKim çaldırıyor telefonunu silgili kalemin / şiirini yol ederken  neden açılmaz kapı \nAteş külle değişiyor yerini /  bacası yıkılıyor üstüne bileklerin / dil dökümü üşengeç bir sedir\nSeslenilen mendirek sağır / atölye bahçesinde kurumuş dut gölgesi / küt gamzelerde yalan\n\nÇapraz ifade özetlerinde pusula / hükümlüsünü arayan nevrotik saat meydanı \nNe ki topluca sünnet ettirilecek pastorlirikler derken perdeleri çekilecek  hiçbir şeylerin hepsi\nUsuldan kaynayacak postal yarası ve yırtılmış sertifikaları geri dönüşüme götürecek sızı\nBu kaçıncı mahzen üşümesi / yine çürük et / satılık retina şapkaları / demem o ki lordun\n\nNe zaman mı / söylense tevafuk yani alışılmadık buzul gecelerinden / yani ifade özetleri / çarpık\nElindeki eli sıkan sen  olma sakın esas duruş / gözleri çapaklı sübyanlarla sabah altı baskınları\nBelli değildi çok sallanacağı ufkun / öyle ya pulu yok şimdi istidaların / anlatırken neyse ne\nBirkaç mililitrelik acı biber gazı / beş ton bölünmüş yol / elli metre saman nezlesi / bir kase güneşli zam\n\nNe kaldıysa geriye hepsini arşive hibe et.\nAzına da çoğuna da bereket.\n\nOnbirocakikibinonüç\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözde TV ve Gündem-konu Alaçamspor",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nAlaçamsporlular-gözde televizyonda\nİbrahim Alaçamlı-nerde ararsan orda\nKoltuğa oturmuşlar-sorular soruluyor\nCümlelerin sonunda-noktada duruluyor\n\nGözde TV ve Gündem-konu Alaçamspor\nBurada konuşulur-güzellikle her spor\n\nYönetici futbolcu-oturmuşlar yan yana\nBirbirine sarılmış-hepsi sanki can cana\nHedef şampiyonluktur-vermişlerdir el ele\nSırayla konuşulur-sevgiler gelir dile\n\nGözde TV ve Gündem-konu Alaçamspor\nBurada konuşulur-güzellikle her spor\n\nHepsine saygı sevgi-güzelce konuşurlar\nSözler dendiği anda-birlikte danışırlar\nAlaçam seyircisi-tezahürat çok fazla\nRakibi korkutuyor-goller atılır hızla\n\nGözde TV ve Gündem-konu Alaçamspor\nBurada konuşulur-güzellikle her spor\n\nUzaklık 27-kilometredir ara\nOradan yayın gelir-ev bahçe ya da kıra\nTV’nin karşısında-içilir demli çaylar\nKendisine geliyor-anne çocuk ve baylar\n\nGözde TV ve Gündem-konu Alaçamspor\nBurada konuşulur-güzellikle her spor\n\nAlaçam Bafra kardeş-bu böyle bilinmeli\nBir yere çağrılınca-o yere gelinmeli\nSpor kardeşlik barış-insanca yarışmalı\nKol kola tutularak-birliğe karışmalı\n\nGözde TV ve Gündem-konu Alaçamspor\nBurada konuşulur-güzellikle her spor\n\nHasan Sancak seslenir-birlikten kuvvet doğar\nO kaynaşmayanları-kötü mahlûklar boğar\nYukarı kalkan eller-hepsi alkış tutmalı\nKüfür dövüş kavgalar-içimizden gitmeli\n\nGözde TV ve Gündem-konu Alaçamspor\nBurada konuşulur-güzellikle her spor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göze değil yüreğe",
        "poet": "Ahmet Zühtü Çelenk",
        "poem": "\n\nGÖZ DEĞİL YÜREK\nBen aşık değilim,\nSiyah,mavi gözlere,\nBen aşık değilim,\nEla, mavi gözlere,\nBen aşığım,\nSevgi,merhamet,\nİnanç dolu yüreklere,\nİçime güneş gibi \nDoğan tatlı sözlere.\nHasretim huzura açılan\nGönül sandalındaki küreklere\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözden Düşer Aşk",
        "poet": "Metin Soydeveli",
        "poem": "\n\nHer şeyi erteler de o ertelenmez \nGözlerden girer,  insana gömülür  aşk.\n\nKöprüler kurar, gökkuşağı…\n\nÇıplak ruhlara giydirir yaprakları\nBaşlar yenilgisinden haz aldığımız tek savaş… \n\nDeniz mi kıyılarını sever \nKıyılar mı kuşatır denizleri\n\nParmak uçlarımız/la konuştu/k\nSustu/k mesafelerin uzunluğunca\nKastı yok rüzgarların yaprağa\nDallar düşürüp önüne k/atmadıkça\n\nHani dağına göreydi dumanı! \nİnciliyorum can acılarımı…\nSadece diş sıkmayı öğretiyormuş hayat \n\nHer şeyi erteler de kendi ertelenmez \nGirdiği gibi gözden düşüverir aşk.\n\n'İnsana Gömülür Aşk' Kitabımdan\n\n(Ankara Şiir Rüzgarı Antolojisi 2009) \n\nTAKA GAZETESİ TRABZON\n09.01.2009 TARİHİNDE YAYIMLANMIŞTIR.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göze Derler  Cinaslı Dörtlük",
        "poet": "Ekrem Yalbuz",
        "poem": "\n\nDağ yolunun ziyneti, soğuk berrak bir pınar\nAğlayan bir gözdür o, adına “göze” derler.\nDiş inci, dudak kiraz, koynunda da bir çift nar\nAkıl durur, dil susar, ona da göz ederler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göze Gelirdi Gençlik",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ngeç kaldı gecesine bir garip geçen güne\naramayın boşuna gökyüzü güneş kayıp\nher yer aynı görünür alakır renge sayıp\ngöze gelirdi gençlik halay çeker düğüne\n\ngöçebe gemilerden serildiler denizden\ndemirlemiş yük alır insanlar da uzakta\ngamzesinde gülücük odağınla kozakta\ngöze gelirdi gençlik mavilikte benizden\n\ngülkurusuna durun günbatımına hüzün\ngevezelik gevşese geceye yorgunu düşer\ngöz alıcın gelincik boynun büker al döşer\ngöze gelirdi gençlik gelir gelme mi güzün\n\ngüne bakanlar sarı haşhaş çiçeğine mor\ngüvercin alayından geçer gider geçitten\ngözyaşından karaca aşıp gider mi çitten\ngöze gelirdi gençlik garip gönüllerine zor\n\ngururum göz altında bir yanığın sesinde\nozan efem alınır dağdan taştan uyurdu\ndağ ardında kalınır yurttaşına duyurdu\ngöze gelirdi gençlik soğukluk ensesinde\n\n220112çiğdem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göze Tomurcuk Yaşı Düş",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nyaşadık gamla kederi\ngöze tomurcuk yaşı düş\ndöşedik damla hederi\ngöze kömürcük kaşı düş\n\ndeğilse tuzu tadında\neğilse buzu yadında\nçiğilse tozu adında\ngöze yumrucuk kışı düş\n\nşansına deme gerçeği\nşahsına güme merceği\nyansıma yeme serçeyi\ngöze kurucuk işi düş\n\nyakından baksan aleme\naklından aksan eleme\naçılıp taksan keleme\ngöze sumrucuk taşı düş\n\nakşama diner sancısı\nçıkar da gelir hancısı\nyukarı çıkar yancısı\ngöze ömürcük düşü düş\n\nozan efem gülmedi mi\ndediğinde gelmedi mi\nsaklına da çelmedi mi\ngöze samurcuk başı düş\n130512denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözel qız",
        "poet": "Cevdet Altay",
        "poem": "\n\nGörende gonlumda çiçehler açar\nQaranlıx yollara ışıxlar saçar,\nKestin amanımı qalmışam naçar\nHalım çox yamandı vax ay gözel gız\n\nDaramış saçını töhmüş omuza,\nKiraz dodaxlara ay teki yüze,\nO ceylan baxışa o ala göze\nHele birde gözlüh tax ay gözel gız \n\nKiprikler ox gaşın hilal yay kimi\nElma yanaxların yüzün ay kimi\nYaz bahar ayında coşan çay kimi\nÇaqlayıp içime ax ay gözel gız\n\nO maral baxışa canmı dayanır,\nYüzünü her gören ay doqmuş sanır,\nTutuşmuş bedenim narına yanır,\nYanından keçeni yax ay gözel gız \n\nİsterem o dağlar qaxsın aradan \nYol eyle könlümü dell keç buradan \nAltay’a yazıbdı seni yaradan \nisdersen falıma bax ay gözele gız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÖZDE  OLMALISIN  YAŞIYoR İSEN...",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\nGÖZDE  OLMALISIN  YAŞIYOR İSEN...\n\n*****   GÖZDE   *****\n\nSaygıdan geçiyor sevginin yolu,\nİtibar kaybeder sözünü kesen,\nHareket ettirsen  eli ve kolu,\nGözde olmalısın yaşıyor isen.\n\nTanışmak, tanınmak elbet gerekli,\nYiğitçe anılır mert ve yürekli,\nGönül almalısın bazen sürekli,\nGözde olmalısın yaşıyor isen.\n\nYaptığın hizmetler unutulamaz,\nYeşeren ağaçlar kurutulamaz,\nSamimi insanlar yanıltılamaz,\nGözde olmalısın yaşıyor isen.\n\nBeyin hafızaya kaydedebilir,\nGözlerden ıraklar kaybedebilir,\nKalbini kırdığın terk edebilir,\nGözde olmalısın yaşıyor isen.\n\nZekice aklını ortaya sunup,\nFikri uygulayıp, başarı konup,\nVatan, Millet, Bayrak aşkıyla yanıp,\nGözde olmalısın yaşıyor isen.\n\n*****   AYRILMA   *****\n\nVeda edişine yürek dayanmaz,\nAşkı biten insan yolundan olur,\nHazmedersek inan mide bulanmaz,\nAyrılma ölümüm elinden olur.\n\nHuzuru mahşerde tartılamaz sın,\nİftira atmakla kurtulamazsın,\nBağırsan, çağırsan sıyrılamaz sın,\nAyrılma ölümüm dilinden olur.\n\nBırak zalimliği, bırak inadı,\nKırmak istiyorsun kolu kanadı,\nAtanda bilmiyor dürüst damadı,\nDiken arayanlar gülünden olur.\n\nÇıkış yolu bırak set, duvar örme,\nSırrımızı sakla dışarı verme,\nAlın yazın benim asla hor görme,\nIlık esen rüzgar yelinden olur.\n\nYetmiyor mu bunca yalvarış sana,\nİşkencede etme kendine, bana,\nSefil, rezil olun gitsen yabana,\nAyrılma ölümüm elinden olur.\n\n*****   AŞKI  TAT  *****\n\nAşkınla kavrulup tutuşan benim,\nBeyninden kaprisi ah ata bilsen,\nYürekte kıpırtı olmuyor senin,\nSevgi denen şeyi ah tada bilsen.\n\nGöz göze gelip de içine dalsan,\nSaygı ve hoş görü dersini alsan,\nHayalde, gerçekte daima olsan\nElimden sıcacık ah tuta bilsen.\n\nGülümsün diyorum anlamıyorsun,\nAğzını, dilini bağlamıyorsun,\nUnuttun selamda yollamıyorsun,\nAşkın iksirini ah yuta bilsen.\n\nAklımda, fikrimde yaşattı seni,\nGülden duvar ördüm kuşattı seni,\nKurumasın diye yeşertti seni,\nKalbine, gönlüne ah kata bilsen.\n\nTelli duvağına hasretim inan,\nŞair Zeki Çelik nefsine kanan,\nSöndürülmek ister aşkınla yanan,\nKolumda, koynumda ah yata bilsen.\n\n*****  ARZUM  VAR   *****\n\nYaşa, başa bakmaz aşkın fermanı,\nHasretle, özlemle yanıyor vücut,\nGizemli sır gibi derdin dermanı,\nSendeki arzular bende de mevcut.\n\nGözlerim gözüne bir bakabilse,\nBeynimden depresyon ah kaçabilse,\nAğzındaki bakla tez çıkabilse,\nSendeki arzular bende de mevcut.\n\nTenine dokunsam alevler sarsa,\nDüğmeler çözülür bedene darsa,\nŞeffafça yansısa saklı ne varsa,\nSendeki arzular bende de mevcut.\n\nÖzgürce yaşasak hüznü unutsak,\nHelale döndürüp nefse tanıtsak,\nHuzurlu ortamda gönlü avutsak,\nSendeki arzular bende de mevcut.\n\nHayalin gerçeğe dönüşü umut,\nKaysın üstümüzden kararan bulut,\nZekinin isteği baş üstünde tut,\nSendeki arzular bende de mevcut.\n\nIspartalı Zeki Çelik TÜRKİYE İLESAM il temsilcisi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözel Gün Hoş Gün",
        "poet": "Nafi Çağlar Hacıömerli",
        "poem": "\n\nBir ışık olasan bu köhnemiş bahtıma,\nGelip kurulasan üreğimin tahtına,\nSen bilesen ki; maksadım bir men değilem,\nVarıp sen de eresen “hoş gün”ün vahtına…\n\n \n7 Şubat 2003 Cuma 20:30\nŞehitkamil / Gaziantep\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözkapakları (Andreas Embirikos)",
        "poet": "İsmail Aksoy",
        "poem": "\n\nHer zamanki gibi çileden çıkmış su\nBir şelale gibi düşüyor yıllar\nVe bir feryat ürkütüyor kuşları.\n\nFakat bahçeler kayıtsız bunlara\nMutluluk kozalakları ıslık çalar yapraklarda\nElmalar kıpkırmızıdır\nVe yoldan geçen biri koparır birkaç tane.\n\nAndréas Embiríkos (1901-1975, Yunanistan)\nÇeviren: İsmail Haydar Aksoy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "gözerinde Bozkurt açan adamlar",
        "poet": "Osman Aktaş",
        "poem": "\n\n\t- Osman KOÇER’e töre gereği -\npencere arkalarından gözler beğeniyorum\neşsiz bir fırçanın dolaştığı dudaklar \nçamur ve hamura şekil veren eller\nyok artık\no sırt sıvazlayan ak sakallı\nteftişe çıkmıyor\ngücenmiş\nhızla çarpan yüreklere\nbâde sunmuyor\nya bâde bitti\nya ihtiyar çekip gitti\nher taraf hı(n) zır doldu \nbelki\n\nkiralık gök/yüzü \nkiralık nehre düşüyor\nkiralık evin balkonundan\nsözcükler düşüyor\nhomurdanarak geçen\narabalar arasında\nrahşan ecevit\nhep bahçede\nçocuk oynuyor\nmutlu mesut\nçocuklarıydık\nkemale ulaşırdık elimizde olsaydı\n\nartık kendimdeyim\nmerak etmeyin\ngelen ve gidenin bıraktığı\nkahır ve biletler\nceplerimde bir yük gibi\n                   bir hamalı uyur gibi\nuyuyorum\ntanrının söylediklerine\nsorular ve sorunlara\naldırmadan\nbir paket samsun\nne yapabilirim bartını\nyollayacağın yılbaşı kartını\nyeni yıla ertele\nyine birlikte dileğiyle\nsevgili dostum\n\n                                     17 Ağustos 99\n                                          Bartın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözle Konuş Benimle",
        "poet": "Şehmus Kartal",
        "poem": "\n\nBilirsin ki seninle muhabbet ömre bedel,\nEzelden beri hayat senle geçseydi güzel... \nSadece karşımda dur aşkını sun dilinle,\nBakışların kaçırma gözle konuş benimle.\n\nGözlerindeki sevda Allahtan bir lütuftur,\nBakışındaki hüznün gerisinde umuttur.\nUmudu ekmek kadar kutsal bilir fukara,\nBenimde hasretimdir gözlerindeki kara.\n\nBir tek kara gözlerin beni etti derbeder,\nSol yanımda ki sızı bana yükledi keder.\nBu keder yaşamaktan beni vazgeçirecek,\nUykuda kalmış gibi beni hançerleyecek. \n\nBu halde boşluktayım seni arar gezerim,\nKaranlık gecelerde kaçıyor uykularım,\nRuhum uykuda olsa yüreğim senle atar,\nBilesin senin için elim hep şiir yazar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlem",
        "poet": "Abdurrahman Özdemir",
        "poem": "\n\nKüçücük bir parkta\nbir tepedeyim bir gece saat 24.00 sonrası.\nPırıl pırıl ışıklarıyla gözümün altında başkent.\nRasattepe’si, Dikmen’i, Çankaya’sı...\nElmadağı’na kadar.\nNe güzel, kente bir tepeden bakmak\ngecenin bir yarısı.\n\nBak dedim kızıma,\nşu toprağın üzerinde gördüğün her yükselti,\nister l mm. olsun, ister 100 metre,\nbinalar, ağaçlar, otlar, cam, demir, tahta...\nne görüyorsan \ntopraktan çıkarıldı onlar.\nTüm şunların bir anda yerden fışkırır gibi\nçıkıverdiğini bir düşünsene.\nİrkildi kızım, hiç düşünmemişti bunu.\nHiç düşünmemişti\ntoprağın yerküredeki tek hazine olduğunu.\n\nSonra dedim ki  yine kızıma,\nşu görebildiğin şeyler için nesiller ömür tüketti,\nbarınaklar ve  ekmek kapıları.\nMuhakkak gerekli tabi ki bunlar.\nAma sadece bunlar için,\ndüşün bakalım değer miydi ömür tüketmeye? \nhayvanlar da yapıyordu çünkü aynısını.\nİrkildi kızım, hiç düşünmemişti bunu da.\nHiç düşünmemişti yaşamın\naslında öznel gelişim için var olduğunu.\n\nSonra ışığı yanan bir konuta ilişti gözüm,\nçok yakınımızda bir konuta.\nBak dedim kızıma, şu konuta bak.\nİç mimarisi kimbilir ne kadar güzel,\nbinanın dış mimarisi gibi.\nNe hoş eşyalar, gereçler var içinde.\nKeşke herkeste en güzeli olsa.\nİçindekiler kimbilir neler yapıyorlar? \nMuhtemelen biri televizyonda dünyayı görüyor,\nkendisine sunulan dünyayı.\nDiğeri bilgisayar başında dünyayı dolaşıyor,\nyine kendisine sunulan dünyayı.\nBir başkası, bir başkasıyla konuşuyor,\nekmek-kira v.s. parasını, yarın kaygısını,\nbelki futbol tantanasını,\nbelki de politika yaygarasını.\nKafese sokulmuş kuştan ne farkları var, \niçi oldukça süslü bir kafese.\nYine irkildi kızım, çünkü bunu da hiç düşünmemişti.\nHiç düşünmemişti\ninsanların doğayla iç içe, \nbirlikte ve uyum içinde yaşayarak\nöznel gelişimlerini gerçekleştirebileceklerini.\n\nHiç mi, ama hiç düşünmemişti bunları.\nDüşünmemesi de doğaldı henüz 16 yaşında.\nBir şeyleri farkettiğini söyledi o akşam,\nyeni bir şey öğrendi, yeni bir bakış açısı.\nYani o günü gerçekten yaşadı.\n\n                                                         26. 6. 2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlem",
        "poet": "İbrahim Etem Ekinci",
        "poem": "\n\nGÖZLEM.\n\nGözlemledim insanları bir müddet\nKendini merkez de göreni gördüm.\nŞube sayıp başkasını pür hiddet; \nÂlim e nasihat vereni gördüm.\n\nAkıl edemiyor aklı fukara,\nBenliği bırakıp Hâk-k’a yakara.\nYüzü dönmüş kalbi dersen kap kara; \nSırra vakıf kulu yereni gördüm.\n\nBoş boğazlığını bilgelik sanan,\nKendi yalanına kendi inanan\nPolitika yapıp din diye sunan; \nHem de arkasında duranı gördüm.\n\nBin türlü şeytani planlar kurup\nBey-tül malı çalıp kılıf uydurup,\nHesapların Avrupa ya kaydırıp; \nSonra da kirişi kıranı gördüm.\n\nNelere şahittir şu iki gözüm,\nDoğru söylüyorum batıyor sözüm.\nSefalet çekerken Şehit öksüzüm; \nTrilyonluk yandaş yaranı gördüm.\n\nMehmetçiğim canın siper ederken\nVatan Bayrak! Namus; Çiğnenmez derken,\nKahraman içerde ceza çekerken; \nHainlikten sefa süreni gördüm.\n\nEtem-i yim ne çektiysem dilimden\nFetva alınır mı yarım alim den; \nSorarsanız payın nedir ilim den\nEn doğru kılavuz Kur-an’ı gördüm.\n\nİbrahim Etem EKİNCİ.\n 02.03.2012.Ankara.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözler",
        "poet": "Abdullah Konuksever",
        "poem": "\n\nGözler\n\nBu sana isyan değildir ya Rabbi\nAma gör(e) meyecekse yarattığın hikmetleri\nHele bir de seyredemeyecekse  o Cemalini\nNeyleyim ben o zaman bu gözleri\t? \t\t\n\nIng. Abdullah Konuksever    11 temmuz 2001, salı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözler",
        "poet": "Yusuf Korkmaz",
        "poem": "\n\ngözler umut,tun\n\nbarınağıdır\n\ndışarda bakıldığında\n\nliman gibidir\n\niçi\n\numut sevgi\n\ndoludur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "--Gözlemlerim",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nGözlemlerim\n       Musevilerin ve İsevilerin Allah inancı konusunda çok fazla delil bulma gayretinde olmadıklarını; Müslümanların ise aşırı gayret içersinde olduklarını görüyorum…\n       Peygamberlerin çoğunlukla Yahudi olması ve Kuranda bile Yahudilerin seçilmiş olduğu üzerine işaret olması; zaten “Seçilmiş ırk” olduğuna inanan Yahudilerin imanını kuvvetlendiriyor olabilir. Belki bu yüzden iman konusunda çok fazla delil peşinde değiller. Belki de dini, metafizik boyutunda değil de siyasi ve toplumsal boyutta yaşamayı seçiyorlardır. Daha çok insanın kendi dinlerine girmesi gerekmiyordur. Çünkü herkes Yahudi olsa üstünlük de çok  anlamlı olmayacak.\n       Çoğunluk olarak Dünya’da ilk sırayı alan Hıristiyanların daha fazla tebliğci (misyoner)  oldukları görülüyor. Hatta sömürgeleştirdikleri toplumları bile Hıristiyanlaştırma gayretindeler. Tabii ki sömürgeler Hıristiyan olunca kurtulmuyorlar! Belki daha az sıkıntıya maruz kalma ümitleri oluyor. Bu yüzden özellikle alt sınıfı oluşturan eğlence ve hizmet sektöründekiler boyunlarında “haç” kolyesi ile daha sık görünüyor. Hıristiyanların da iman konularından ziyade siyasi ve toplumsal ikna metotlarını tercih ettiklerini gözlemliyorum. Özellikle süper güce sahip, zengin ülkelerde Hıristiyanların etkin olması ikna metotları arasında inancı o kadar önemli kılmıyor. Güç kendiliğinden ön plana çıkıyor.\n       Gelelim Müslümanlara! Neden iman konusunda daha fazla delil peşindeler? Birinci unsur, İslamiyet sadece din adamlarına has değil, bireysel sorumluluklar daha ön planda. Bu bireysel vazifelerin yapılması için inancın sağlam olması gerekir. Bir diğer husus İslam dini akıl dini olduğundan herkes aklını işletme çabası içinde. Osmanlı İmparatorluğunun güçlü olduğu (Duraklama ve gerilemenin başladığı)  son dönemlerinde inanç konusunda akıl işletmeye çok fazla gerek yoktu; kuvvet iş görüyordu çünkü… Günümüzde İslam coğrafyası geri kalmışlık ve fakirlik içersinde olduğundan; ikna edici olarak elinde akıldan başka güç kalmamış denilebilir. Bu yüzden iman konusunda ikna olmak ve ikna etmek için akıla yöneliyor.\n       Sözün değeri kısalığında diyorum ve kesiyorum.\nSaygılar\nAhmet Bektaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözler",
        "poet": "Ergün Yıldırım",
        "poem": "\n\nAglama gözlerim dalıpta gidiyorsun geçmişe \nDüşünüyorsun tüm acılarını sili....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözler",
        "poet": "Salih Özenç",
        "poem": "\n\nYar haberin var mı, ismini duyunca mavi suyunu döker gözler? \nGelmeyeceğini bile bile, bir umut der bu yürek yolunu gözler\nAylardır her gece düşüme girer de çıkmaz o mavi gözler,\nEller yarinin siluetine doya doya bakar, benimki ise yalnızca gözler.\n\nSALİH ÖZENÇ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözler",
        "poet": "Gülgün Solmaz",
        "poem": "\n\nUnutulmayan gözler vardır\nGözlerin içinde ne gizemler saklıdır\nYürekten çıkmayan sözler vardır\nHakedilmeyen gözyaşları vardır\nSevdayı,sevdalıyı,aşkı bilmeyen,\nYaşamayan kalplerden uzak olmak umuduyla\n\n23.04 Pazartesi\n02.04.2012 Salihli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözler Boncuk, Boncuk",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nGözler boncuk, bocuk, Rabbim yaratmış\nBütün organları, güzel donatmış\nHem de bir elini, karpuza atmış\nHem güzelliğine, güzellik katmış\n\n04.04.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözler",
        "poet": "Gürkan Süzer",
        "poem": "\n\nGözler \nBeni mahvettiler gözler\nGözler\nyüzüme güldüler\nHalime ağladılar\nGözler\nMavi, yeşil, gözler\nMesteddiler,\n     \tMahvettiler gözler beni\n\nAnkara,22.3.1991.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözler Anlar",
        "poet": "Gürkan Süzer",
        "poem": "\n\nGözler\nSadece gözler. \n\tO anlar,\nO anları \n\tSadece gözler anlar.\n\nAnkara, 18.11.1995\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözler Ağladı",
        "poet": "Rifat Kurtoğlu",
        "poem": "\n\n(Merhum NEŞET ERTAŞ Ustaya) \n\n Yıllardan iki bin on iki yılı,\n Kırşehir de dağlar düzler ağladı.\n Hazan mevsiminin yi’mbeş eylülü,\n Kış baharlar yazlar güzler ağladı.\n\n Çiçekdağ’ın çiçekleri kurumuş,\n Kaman’ı Mucur’u matem bürümüş,\n Duyduk NEŞET ERTAŞ Hak’ka yürümüş,\n Ahi Evran nesli izler ağladı.\n\n Kırşehirli gama yasa boğuldu,\n Kara haber yurda hemen dağıldı,\n On binlerce insan şehre yığıldı,\n Yad yaban aşina yüzler ağladı.\n\n Boynumuzu burdun ey koca usta,\n Efkar kucak kucak gam deste deste,\n Aydoslar figanda bozlaklar yasta,\n Türküler şarkılar sazlar ağladı.\n\n Az mı Mecnun oldu Leyla çölüne,\n Söyleyin köprüden geçen geline,\n Zahide ler kına yaksın eline,\n Ardından gelinler kızlar ağladı.\n\n Bağlamanın şahı sözün sultanı,\n Dünyaya nam saldı şöhreti şanı,\n Yirminci asırın Karac’oğlan’ı,\n Tutuldu da diller sözler ağladı.\n\n Salındaki el başbakan eliydi,\n Cenazesi sanki insan seliydi,\n Halkımın gönlünde O bir uluydu,\n Kavruldu yürekler közler ağladı.\n\n KURTOĞLU’YUM Mevla rahmet eyleye,\n Sancağı Resul e Mehmet eyleye,\n Ebedi mekanın Cennet eyleye,\n Sel oldu yaşımız gözler ağladı.\n\n 19-Mayıs-2013-Pazar\n\n Âşık Rifat KURTOĞLU ÇORUM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "? GÖZLER CASuS",
        "poet": "Onur Bilge",
        "poem": "\n\nOnur BİLGE \n\nGözler casustur. Beyin seçicidir. Göz görür, beyin seçer, ilgi tek kişi üzerinde yoğunlaştıkça, beğeni artar. Beyin, bellekteki beğeni çizgisini ferlendirir. Kişi, belleğe kazınır. Kalbe iner sevgi. Görünce heyecan başlar. Yürek, hızlı hızlı atar, yüz sararır, el ayak titrer; ani karşılaşmalarda, dizler tutmaz olur. Sürekli gülümser insan. Vara yoğa güler. Mutlu olur, görüşmekten. Hep görmek, hep onunla olmak ister, bir an ayrılmamacasına... Yakın, daha yakın olmak gelir içinden. Bunun için ne gerekliyse yapmaya hazırdır. \n\nOndan başkasını düşünemez olur, giderek. Hep o, her an o, nereye baksa, nereye gitse... Herkese ondan bahsetmek ister. Ondan bahsedildiğinde sevinir. Onunlayken huzurludur. \n\nGün boyu düşüncesinde dolanıp duran, uyuduğu zaman da şuur altında dolanmaya devam eder. Rüyalarında da onunla olmaya başlar. Uyandığında, batıl bir inanç olduğunu bildiği ve hiç inanmadığı halde, onu bir daha görebilmek için kaldığı yerden aynı rüyanın devam etmesi dileğiyle yastığını ters çevirerek tekrar uyumaya çalışır. Rüyalarda arar durur. \n\nUyandığında, ilk aklına gelen odur. Adını sayıklamıştır, sabaha kadar. Uyandığında, hâlâ fısıl fısıl dudaklarındadır. Onu arar, gözlerini açar açmaz. \n\nHiç kimsenin önemi yoktur, dünyada. Hiç kimsenin, hiçbir şeyin... Yaşamasının anlamı da sadece odur. Onsuzluk ölüm gibidir. Belki de daha kötüdür ölümden! \n\nAşk, ormanda ısrarla tek ağaca bakmaktır. Benimsemektir onu. Kendisine ait olduğunu düşünmek, onu diğerlerinden farklı kılar. Sabit fikirli ruh hastaları gibidir. Onun seçimi odur. O, en doğru seçimdir. \n\nBazıları, görür görmez âşık olduklarını, nasıl olduğunu bilemediklerini, ellerinde olmadan kapılıp gittiklerini söylerler. Oysa göz görür görmez beyin devreye girmiş, seri bir etkileşim oluvermiştir. Bunun için günlerin ayların geçmesi gerekmez. Karşılıklı beğenidir birkaç saniyede oluşan. \n\nBeğeni giderek koyulaşır aşk kıvamına gelir. Kavuşamama halinde kara sevda yani melankoli oluşur. \n\nBir kul sevgisinin, insan hayatını ne kadar çok değiştirdiğini biliyoruz. Böylesi sevgiler; başlar, yükselir, rampayı döner, bir süre sonra da biter. Buna rağmen herkes âşık olmak, bu hazzı doya doya yaşamak ister. \n\nDeneyimleri sonucunda, bir daha sevmeme kararında olanlar bile ömürleri boyunca sevmekten kendilerini alamazlar. Çünkü sevilmek ruhun en önemli gıdasıdır. Sevgi, sevgiyle satın alınır. İnsanı, sevildiğine inanmak kadar mutlu eden bir şey yoktur! \n\nSevgiyle birbirine bakan insanlardan oluşan bir toplumda yaşamak, cennette yaşamaktan pek farkı değildir. Günümüzdeki sevgilerin, doyumluk değil tadımlık verilmesi, kısa bir süre sonra ödünç verilmişçesine geri alınması, çağımızı depresyon çağı haline getiren en büyük etkendir. İnsanlarımız, önemsiz olaylara karşı bile tahammülsüz, hırçın ve asabi bir hale geldi. Arabesk dinleyenler, kendisine ve başkalarına zarar verenler arttı. Boşanma davalarının sayısı yükseldi. Parçalanan ailelerin altında çocuklar kaldı. \n\nİnsanımız insanımıza güvenemez oldu. Her aşk, içinde ayrılığı taşıyor, çekirdek gibi. Ayrılık korkusu, kanser tümörü gibi büyüyor, yüreklerde. Biten sevgilerin kaybından değerliymiş gibi eşya kaçırıyorlar birbirlerinden, tazminat talep ediyorlar, aşkla yarışabilirmiş; mal mülk, para sevginin yerini tutabilirmiş gibi. Eskiden nişanda takılırdı takılar, şimdi nikâhtan sonra... Ayrılık halinde kap kapanın elinde kalıyor! \n\nYalnız kalınca Rabbine yöneliyor insan. İhlâsla dua ediyor. “Allah’a sormuşlar: ‘Ya Rabbi, neredesin? ’ ‘Kırık gönüllerdeyim.’ demiş.” denir ya; Kimsesizlerin Kimsesi’dir, O! Dualara İcabet Eden’dir. \n\nKul dara düşünce Rabbine yönelir. Eğer O’nu görürse âşık olur. Her an adını tekrarlar. Zikirdir bu. Her an onu düşünür, tefekkürdür. Onunladır, uyur uyanır, onunla ilgili rüyalar görür, zuhurattır. Alelade bir kulun aşkı, çıldırtacak kadar olabiliyorsa, Allah aşkının boyutunun verdiği mutluluğu düşünün! .. \n\nİşte bir tek bu aşkta güvensizlik yoktur! Çünkü bir tek bu sevgi tam anlamıyla karşılığını alır. Hatta Allah, bir adım gelene on adım gelir. Sevgisi, bitimsiz nimetleri gibidir. Herkese paylaştırsa da artar, tükenmez. \n\nKul: \"Ya Rabbi! ..\" deyince: “Lebbeyk! ..” (Emrine âmâdeyim! ..)   der. Bu ne muazzam bir lütuftur! .. O ne güzel bir Sevgili, ne muhteşem bir Dost’tur! .. Gelen gelir, giden gider. Bunalıma girmeye lüzum yoktur. 'Kulum! ..“ desin, yeter ki! .. \n\nKişiye Allah yeter. \n\n***\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözler Ele Veriyor",
        "poet": "Gülten Alp",
        "poem": "\n\nNe yaptıysak kendimize yaptık. \nÖmrümüz beklemekle geçiyor. \nAnı yaşamayı bilmiyoruz ya geçmişe takılıyoruz ya gelecekten endişe ve ümitle birşey bekliyoruz. \nArtık kimseyle konuşmaz içimizi dökmez olduk. \nKendi kendimizle konuşuyoruz kafamız sürekli meşgul bedensel olarak varızda kafa nerde, yürek hangi göçte. Gözler kendini ele vermekte dalıp gitmesiyle...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözler Günahsızdır",
        "poet": "Cumali Aktaş",
        "poem": "\n\naşkı günah sayan, kıskanç olanlar\nsevmek bilmeyenin aşkı dildedir\ngözler günahsızdır neden ağlasın\neğer günah varsa oda bizdedir\n\naşık olan neden günahkar olsun\nbırakın sevenleri seveni bulsun\nara bozanların yuvası olmaz\nbırakın aşıkların gözleri gülsün\n\nyolları kaplamış bir sürü düşman\nfakat biz bu yolda olmadık pişman\nferhat ile mecnun böyle sevemez\nşahittir bu aşka bütün asuman\n\nuzanır geceler uyuyamazsın\nbir ateş sararki durduramazsın\nboğazında bir şey düğümlenince\nkalbin feryat eder susturamazsın..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözler İle Bakışlar",
        "poet": "Osman Erdoğmuş",
        "poem": "\n\nGÖZLER İLŞE BAKIŞLAR\n\nGözlerin konuşunca yüreğim çağlamasın,\nÖyle bir bakış bak ki,yeryüzü dağlanmasın,\nTebessümle beraber ışık saçsın dünyama,\nGökyüzü hüzünlenip,bulutlar ağlamasın.\n\nGözlerin bahçe ise bahçe ise bakışların gül olsun,\nUmut saçsın etrafa kalbime huzur dolsun,\nGözümdeki yaşlarım sulasın köklerini,\nÖyle kokular saç ki,ruhumuz bile koksun.\n\nGözler kalbe aynadır,sevdalara tercüman,\nBakışlarınla beni ince ince dokuman,\nKalbimin sahibisin al kalemi eline,\nİster bir hikaye yaz,ister büyük bir roman.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözler yalan söylemez",
        "poet": "Muammer İncedere",
        "poem": "\n\nGöz'ler yalan söylemez,kalbin yanılsa bile,\nşarkı'lar seni söyler,bülbül,ler gelmiş dile\nTanrım yetmezmi söyle, bize verdiğin çile\nNeden verdin tanrım, seven şu gönül,lere.\n\nSessiz sessiz ağlıyor,gözlerimin içinde,\nAğlaması boş değil, çaresizlik var bende,\nNasıl feryat etmeyeyim,kalacaksam hep böyle,\nNeden verdin tanrım, seven şu gönüllere.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözler Umuda Bilendi",
        "poet": "Zeki Tüyen",
        "poem": "\n\nak zambakların gölgesinde yitirdim gözlerini\n bir gök gürültüsü kadar sesli, hem yılgın\n geceler bitimsizdir bana, sen de bilirsin\n geceler boşluk gibi derindir bana\n umutlar kırıktır gecelerde, umutlar mosmor\n\n tüm benliğimi sildim deli dolu bakışlardan\n daha bir büyüyor adımlarım bursa sokaklarında\n daha bir direniyorum yüreğimin susuzluğuna şimdi\n\n anılarım üşüdü geceler boyu örümcek kazanlarında\n acı yeşerdi dilsiz kıvrımlarında yokluğunun\n çaresizliğin izleri belirgin yüz çizgilerimde, unutma\n\n koskocaman zamanlar yaşadık ayrı dünyalarda\n bir çizginin dışına taştı bekleyişler yığın yığın\n sevi kapıların kim için açık, kim için kapalı\n gözler umuda bilendi hep\n gönül sana taptı tapalı..\n\n bursa; 11.02.1973\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerde",
        "poet": "Osman Aktaş",
        "poem": "\n\n\nYıldızlara kayan düşler üşümüş\nTanrı’ya uğrayıp dönen gözlerde\nNe altun değerli ne yakut gümüş\nIşığı ebedi sönen gözlerde\n\nDualar semada uçuşur garip\nAy mazlummuş meğer güneş muzdarip\nVarını yoğunu önüne serip\nNihayet semaya dönen gözlerde\n\nFizâhî tutulmuş gaflet demine\nYetişmek kolay mı nur erdemine\nBilirim riya yok ne var yemine\nHak açık mahcupluk binen gözlerde\n\n                                                          Ağustos 90\n                                                              Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözler Yalan Söylemez",
        "poet": "Bojidar Çipof",
        "poem": "\n\nGözler yalan söylemez…\n\nNEFRET, ÖFKE ya da SEVGİ, AŞK\n\nBakmasını bilirsen\n\nGÖZLER YALAN SÖYLEMEZ…\n\n(Bojidar Çipof  24 Ocak 2015 Yeşilköy)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözler yalan söylemezler",
        "poet": "İrfan Çelik",
        "poem": "\n\nGÖZLER YALAN SÖYLEMEZ\t\t\t\n\nGözler yalan söylemezler\t\t\t\nAşkı inkar edemezler\t\t\t\nSevmiyorum diyemezler\t\t\t\nSeven gözler seven gözler\t\t\t\n\nKomutları gurur verir\t\t\t\nGönül gurura yenilir\t\t\t\nDil yalan söyleyebilir\t\t\t\nGözler yalan söylemezler\t\t\t\n\nDilini bıraksa gurur\t\t\t\nSeviyorum deyip durur\t\t\t\nGözler dolu dolu olur\t\t\t\nGözler yalan söylemezler\t\t\t\n\nGönlündeki yüce sevgi\t\t\t\nYaş olmuş dolmuş gözüne\t\t\t\nKızarmış yüzünün rengi\t\t\t\nHükmedemezsin gözüne\t\t\t\n\nSal göz yaşlarını aksın\t\t\t\nDaha fazla dayanamazsın\t\t\t\nVarsın ıslak ıslak baksın\t\t\t\nGözler yalan söylemezler\t\t\t\n\nSevdamı yoksa gururmu\t\t\t\nAşk gurura haps olurmu\t\t\t\nSeven gözler boş dururmu\t\t\t\nGözler yalan söylemezler\t\t\t\n\nGözlerine yenilirim\t\t\t\nHata benim özür benim\t\t\t\nAşkım özür dilerim\t\t\t\nGözler yalan söylemezler\t\t\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözler Yalan Söylemez",
        "poet": "Abdulkadir Uçar",
        "poem": "\n\nGözler yalan söylemez. \nYılların çektirdiği çile \nDökülür gözlerden avuçlara\nAl seç hangisini tekrar yaşamak ister ki gönül\n\nYüzün buruşuyor anıların tazeliğinden\nYapmacık olarak gülsen de\nGönlün kan ağlıyor hatırladıkça\nAvuçlarındaki kötü anıları\n\nGönül yarasının acısını hatırlatırcasına \nAvuçlarını yakan anıları\nSavur dağa taşa vur kendini kırlara\nBağır, çağır, haykır,\nMersin dişi olsunda\nİster Rize, ister Bosna\n\nHiç mi güzellik yaşanmadı \nGelmez mi onlar avuçlara\nVar elbet \nAç insanların diş karıştırması hazzında \nAma buğday ambarında içine karışmış\n Pirinç taneleri kadar az \n\nBu yüzden ben kendimi dağa taşa vursam da\nAzbuz la oyalansam da\nKelebek sitili bir yüzücü gibiyim\nBir nefes su altı\nHayatta yaşanan acıların etkisi\nNefes almama engel \nSancısı ciğerlerimi yırtar\nÜrpertir, kâbustan uyanır gibi\nBedenimi silkeler\n\nBir nefes su üstü dünya işleri\nSahte gülücükler \nTiyatro sahnesinde rolünü icra eder gibi\nGözler yalan söylemez\n\nDünya da sahne gibi değil midir? \nAvucumuza dökülen senaryomuz değil midir? \nNe yapalım şansımıza drama cıktı \nRolümüzü çok iyi oynuyoruz ama\nGözler yalan söylemez\nHele buğulu gözler hiç yalan söylemez\n\nİşte dostlar bu gün için aranır\nBulursan şanslı sayılırsın\nYüzücünün su üstü süresini\nGüzelleştirir\nAğrıyan yaraların \nZonklama aralıklarındaki \nFerahlığı sağlar\nSayısı arttıkça\nZonklama aralıkları büyür \nFerahlık artar\nGözler yalan söylemez\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerden Gönüllere",
        "poet": "Mehmet Yalçın 2",
        "poem": "\n\nSevgiyi paramparça edersen\nHer bir parçasını bir dağa atarsan\nAttığın dağ, sevgi dağı mı olur\nYoksa o dağ, sevginin mezarı mıdır\nBölük pörçük, yarım yamalaktır\nYarımı da yamalısı da bizden uzaktır\nİstediğimiz her şeyiyle bütün olmaktır\nSızıp, sızıp gözlerden gönüllere dolmak\nGönül huzuruna ermektir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerden Ateş de Çıkıyor İnanın",
        "poet": "Ahmet Zeytinci",
        "poem": "\n\nHani o meşhur Kemal Sunal Şener Şen filmi Tosun Paşa'da geçer. Kemal Sunal paşa gibi hareket etmeye çalışır da, göğsünü kabartır, kafayı yukarı kaldırır da bir tek ''Gözlerimden ateş çıkartamıyorum.'' der Şener Şen'e... Hem vallahi hem de billahi benim gözlerimden şu an da ateş de çıkıyor, hem de ne ateş yakıyor etrafı her bir tarafı hem de vücudumun her bir yerini... Anlayın işte da hastalandım, ateşlendim. Gripal durum yani kısaca özetleyecek olursak. \n\nHasta hasta oturmuş ben de mizah öyküsü yazmaya çalışıyorum günün gecenin bu saati hem de... Zamanlar torbaya girdi ya... Hanım da oradan sesleniyor ''Yat da dinlen a kocam yat da dinlen, bu gün de yazmayı ver, edebiyat dünyası yerle bir olmaz merak etme Ahmet bu gün bir şey yazmadı diye.'' Doğru diyorsun be Hatun. Biraz dinleneyim...\n\nHanım da şöyle bol acılı bir şehriye çorbası yapmış. Üstüne de bastım mı pul biber ile karabiberi iyice ateş basacak sonrasında. Bir de üstüme kalın hırka, terledim mi hiç bir şeyciğim kalmaz diye geçiriyorum içimden ama nereye varır bu hastalığın sonu onu da bilemiyorum... En iyisi bir duşa girsem de azıcık ıslansam fayda eder mutlaka...\n\nGözlerimden ateş çıkmaya devam ediyor. Bu ateşi söndürmem lazım bir şekilde. Ya da en iyisi unutmaya çalışmak. Takma kafana Ahmet diyorum. Hasta değilmişsin gibi yap, mikroplar anlamasın senin kötü durumda olduğunu. Vay be bu mikroplar da hakikaten çok mikroplar. Öyle de pis bir hastalıktır ki bu grip halk arasında hep söylenir durur ''Grip bu ne öldürür ne de oldurur.'' derler. Hele bir de uzun sürdü mü bir hafta, on gün kadar iyice perişan oluyor insan.\n\nAaaaaaaaaah, oooooooooooof, üüüüüüüüüüüüüüüf! Değişik ses tonlarında ve re minörden fa majörden, sol minörden inleyip duruyorum. Tesadüfe bak radyo da da ''İnleyen nağmeler.'' adlı parça çalıyor. Nağmeler inlemiyor dostum, inleyen, ağlayan, zırlayan benim. Bu gözlerimden çıkan ateş iyi ki sağı solu ya da başkalarını yakmıyor, sadece ben yanıyorum içten yanmalı motorlar gibi. Yaptığım hesaplamalara göre ikinci üçüncü gün hastalığın şiddetinin biraz daha azalması lazım ama bir de şu mikrop kardeşlere mi sorsam ''Birader benim vücudu en erken ne zaman terk edersiniz?'' diye... Onlarda ''Abi takma kafana bizi, seni biraz hırpalayıp sonra çeker gideriz giderken de fazla gürültü yapmayız Abimmm benim.''\n\nBu mikroplar arasında da iyi dayanışma var ha! Birbirlerini çok tutuyorlar. ''Abi bak biz Ahmet Abinin sol tarafına yerleşiyoruz siz de sağ tarafını tutun, ortaya da başkaları gelir, dört koldan hücuma geçelim de hiç olmazsa beş altı gün yatırırız da kalkamaz.'' Teker teker gelseniz ya ulan mikroplar. Buldunuz benim gibi halim selim bir adamı, durmadan saldırıyorsunuz, sonra da yüreğimi kaldırıyorsunuz... Görürsünüz siz şimdi Doktor Erhan Beye söylemezsem sizi... Doktor Erhan Bey aile hekimimiz onu da bu arada belirtelim. Yaptığım hesaplamalara göre iki gün daha yatarım, üçüncü gün ayağa kalkmam lazım ya hadi hayırlısı... Özlemiştir beni şimdi iş yerinde ki kediler, köpekler, kuşlar... Yollarımı gözlüyorlardır, nerede kaldı bu Ahmet Ağabey diye. Bir gelse de yine haşır neşir olsak... İşte böyle bizim hastalık durumları... \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlere  Hasretim Hasret",
        "poet": "Osman Garip",
        "poem": "\n\nSaçların dökülmüş yüzün görünmez\n                                      Gönlünde ne vardır böyle bilinmez\n                                      Gözler görünmeden gönül verilmez\n                                      Gönlüm güzel gözlere hasrettir hasret\n\n                                              Ellerinle saçlarını kaldır san arkaya\n                                              Güzelligin çıksın senin güzel kız ortaya\n                                              Güzeller takılmaz benim garip holtaya\n                                              Ezelden bir gülen yüze hasretim hasret\n\n                                   Güzel çıkmadı karşıma halim anlayan \n                                   Saçlarını okşatarak dertlerimi dinleyen\n                                   Çilelerle dert çekerek benim ölmeyen\n                                   Derdimi anlayan birine hasretim hasret\n\n                                              Ne ilksin derdim dedigim ne son olursun\n                                              Sanma dertten bende başka şey bulursun\n                                              Tanırsan bir gün cenazeme belki gelirsin\n                                              Tabutuma dokunacak birine hasretim hasret \n\n                                 16 / 2 / 2014  Alaçatı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlere Tutukluyum",
        "poet": "Yusuf Arıkan",
        "poem": "\n\nGözlere tutuklu kaldım kendimi bildim bileli,\nÇocukluk aşkımın gözlerine hiç bakamadım\nOnun için gözlerinin rengini hatırlamam.\nUtancımdan yüzüne,gözüne hiç bakamadım,\nÇocukça duygularımı anlatamadım ona,\nSevdiğimi bile söyleyemedim bir türlü..\n\nSonra başı dumanlı devirler başladı \nBir çift siyah göz aklımı başımdan aldı\nRüyalarıma bile siyah gözler hakim oldu\nOnları hayal ederek uyurdum,onlarsız asla\nGüneş onlarla doğar onlarla batardı\nMutluysa mutlu olurdum deliler gibi\nHüzünlenmişse kararırdı dünyam\nKıskanırdım başkalarına bakacak olsa\nO günlerde babamı kaybettim ama ne gam,\nBen bir çift siyah göze vurgunum...\n\nGörmediğim zamanlar çılgınlara dönerdim\nYaşadığımı bile anlamazdım onlar olmasa\nHayat bitti sandım ayrılınca,zaman durdu..\nKüstüm dünyaya inzivaya çekildim\nBaşka gözlere bakamadım senelerce...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlere kiralandım",
        "poet": "İlhami Arslantaş",
        "poem": "\n\nYandım ama har yerinde bir koşamlık külüm yok\nYer yerinden yeksan oldu leb`i kelam.dilim yok\nMeftun sanır ilâ ahır bu alemde ölüm yok\n.Bil sevgili aşkın değil gözünden ziyalandım\n.................Evveli ademden beri gözlere kiralandım\n\nAşkın ile cevre düştüm mest’i divane gibi\nZarbından başım dönüyor çarka pervane gibi\nBazen hükmetmiyor aklım deli zıvana gibi\nBil sevgili aşkın değil gözünden ziyalandım\n.................evveli ademden beri gözlere kiralandım\n\nÖnümdeki kısa ömre aziz bir gaye aldım\nMaslahat ki; ömre bedel şanı hür paye aldım\nO ki; gönül alâmeti sanma zer,peye aldım\n.Bil sevgili aşkın değil gözünden ziyalandım\n.................Evveli ademden beri gözlere kiralandım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözleri Dönmüş Hayat",
        "poet": "Kasım Kaplan",
        "poem": "\n\nKime düşman olursa gözleri dönmüş hayat,\nOna kurtuluş olur vaktinden önce memat.\n\t\t\tKasım KAPLAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözleri bildiğimden daha mavi",
        "poet": "Köksal Berber",
        "poem": "\n\nBir güneş doğdu bugün, \nGerçeğinden daha mavi,\nUzadı yollarımız gözlere,\nGözleri bildiğimden daha mavi\n\nBir deniz vardı orada,\nGöründüğünden daha mavi,\nuzadı zamanımız gözlere,\nGözleri bildiğimden daha mavi.\n\nBir sema vardı yukarda,\nbeklenenden daha mavi,\nUzadı ömrümüz gözlere,\nGözleri bildiğimden daha mavi\n\nBir yaşam vardı ülkede,\nBildiğimden daha mavi,\nUzadı beklentiler gözlere,\nGözleri bildiğimden daha mavi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözleri Gecenin Rengi",
        "poet": "Ercan Ağtaş",
        "poem": "\n\nbu gece ay\nkanlı bir gebe\ndokunsam\nteni kırmızı \nbir çocuk doğacak\nellerinde kırmızı güller\ngözleri gecenin rengi\n\nbu gece\nkızıl ve doğurgan\ndokunmasam da\nteni kırmızı\nbir çocuk doğacak\nsaçları güneş kırmızısı\ngözleri gecenin rengi\n\nherhanbirzaman/herhangibirdörtduvar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gozleri Isikli Kadina",
        "poet": "Gassan Satar",
        "poem": "\n\nSabah susmus gundogumlari\nMahmurlugundan suzuluyor aydinlik\nGozlerini kapama yeter\nKirpistir gonlunce\nBirak payima duseni alayim\nBakislarinda  acan gunesten\n\nGozlerinin isiltisinda deniz aydinlik\nGozlerinin rengini calan orman aydinlik\nSicakligina hasret buyuten gunes aydinlik\nGozlerinle bulutlu ozlemim aydinlik\nSevdam dalgaya yuklenmis ak kopuklu bir firtina\n\nEllerinin pinarindan uyanacak gozlerin gune\nAvuclarina degmis miydi sevdam \nSahi o icimdeki kipirtilar ulasmis miydi tenine\nGune aydinlanan gozlerinde var miydi \nSevdamda isminle acan cicegin kokusu\n\nDusluyorum nefesini durmaksizin\nGeceler boyunca\nGunaydin diyorum \nEn cok gecenin koynunda gunaydin diyorum\nKoynunda sicakligindan aydinlanan nefesinle\nNice aydinlik sabahlar doguyor\nHasrete pas tutan odamin duvarlarina\n\nNe kaldi mesafeleri arsinlamaya\nDaha ilk nefesin degisinde degil miydi\nAska dair dusleri buyutmen uykularinda\nNe kaldi mesafeleri ask yanginina donusturmeye\n\nSahi gozlerinden baska yangin var mi \nDaha baska ne kaldi geriye\nKivilcimlandiracak icimdeki sevda yuklu arzulari\n\nHaydi bir kahve yap kendine\nFalllarindan askimiza yollar cikan\nYudumla dudaklarinda hasretin tadi\nHer yudumunda sevdamizi icer gibi\nGunaydin de sen de \nSendeki bu guzelliklere\n\nGunun aydin olsun guzel kadin\nGunun isikli olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözleri gülüyor yüzü gülüyor",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nGözleri gülüyor yüzü gü\nİlk bahar ayında domurcuk gibi\nGözleri gülüyor yüzü gülüyor\nYaşamın elinde oyuncak gibi\nÖzü ağlasada yüzü gülüyor\n\nUmudu var yarınlara koşuyor\nYaşamı seviyor mutlu yaşıyor\nGöz yaşları göz bendini aşıyor\nGözleri gülüyor yüzü gülüyor\n\nYaşamın kuralı doğan ölüyor\nBazen çile bazen sevinç geliyor\nAğlar iken gülmesini biliyor\nGözleri gülüyor yüzü gülüyor\n\nHayata inada asılanlardan\nUmutsuzluk yanı az olanlardan\nSohbet ile sözden haz alanlardan\nGözleri gülüyor yüzü gülüyor\n\nİnsan ormanına mutlu girerken\nSorumluluk özgürlüğümdür derken\nSevgisiyle sevdasını döğerken\nGözleri gülüyor yüzü gülüyor\n\nDOST ŞEREFe doğru gider yolları\nTüketiriz mevsimleri yılları\nYari sarmak için açmış kolları\nGözleri gülüyor yüzü gülüyor\n\n14/01/2008\nDOST ŞEREF\n\nBu şiirim sevgili eşime doğum günü hedisidir\n\n\n\n Kimden: £y$aN\n Kime: Dost Şeref\n Tarih: 16.01.2008 16:25 (GMT +2:00)      \n\n\n Konu: Yn: [vatan-size-minn..] Gözleri gülüyor yüzü gülüyor \nbir siirle kandirdiniz demek esinizi :)))      \n\n47)        \n Kime: Dost Şeref\n Tarih: 16.01.2008 16:56 (GMT +2:00)       \n\n   Konu: Yn: Gözleri gülüyor yüzü gülüyor \n\n\nharika olmuş..hece vezninin son dönem en usta kullanım örneklerinden..umarım bestesini bulur ve uçar şiiriniz..bir kış günü berlininden selam ve muhabbet..\n\n\n\n Kimden: Dilken/K.Özdemir (Bay, 62)      \n Kime: Grup: Zimanê Dayîkê\n Tarih: 16.1.2008 18:08 (GMT +2:00)     \n\n\n Konu: Yn: Gözleri gülüyor yüzü gülüyor \n\nBi xanima xwe va her bizî. Xwedê sxî û bextîraîyek heri mezin bide we.. Heke îra rojbûna wê be ez we pîroz dikim. \nBi silavên dilgermî.. \n\nEşinizle birlikte çok yaşayın. Allah size sağlık ve büyük bir mutluluk bağışlasın. Eğer bugün doğum günüyse sizleri kutlarım. \nSelam ve sevgilerimle.\n\n Kimden: suniş (Bayan)     \n Kime: Grup: Umudun Türküsü\n Tarih: 16.1.2008 16:49 (GMT +2:00)    \n\n\n Konu: Yn: [umudun-turkusu] Gözleri gülüyor yüzü gülüyor \n\nnice yıllar diliyorum saglık mutluluk takipcisi olsun hayat boyunca..sizin yüreğinizi kutluyorum çok güzel bir şiir ve yaş gününde alınacak en güzel hediyedir saygılar\n\n Kimden: Âlimoğlu (Bay, 60)    \n Kime: Grup: Umudun Türküsü\n Tarih: 16.1.2008 19:43 (GMT +2:00)   \n\n\n Konu: Yn: [umudun-turkusu] Gözleri gülüyor yüzü gülüyor \n\nSn. Şeref \nBundan daha güzel, daha anlamıl bir doğum günü hediyesi olmaz herhalde. Hanımefendi'ye sağlıklı, huzurlu nice yıllar. \n\nUmudu var yarınlara koşuyor \nYaşamı seviyor mutlu yaşıyor \nGöz yaşları göz bendini aşıyor \nGözleri gülüyor yüzü gülüyor \n\nSağlık, huzur ve mutluluk, hayatınızın ayrılmaz bir parçası olsun. \nSevgiler... \nÂlimoğlu\n\nKimden: muzehher (Bayan, 49)   \n Kime: Grup: Papatyalarım\n Tarih: 16.1.2008 17:07 (GMT +2:00)  \n\n\n Konu: Yn: Gözleri gülüyor yüzü gülüyor \n\nsizi ve eşinizi yürekten kutlarım.şiir çok güzel,paylaştığınız için teşekkürler. \nsevgilerimle \nmüzehher\n\n\n\n Kimden: Zeynep_Güngör (Bayan, 34)  \n Kime: Grup: Cemre Şiir Grubu\n Tarih: 16.1.2008 19:12 (GMT +2:00) \n\n\n Konu: Yn: Gözleri gülüyor yüzü gülüyor \n\nElinize.. yüreğinize sağlık.. ne güzel.. ne hoş.. ne umutlu bir şiir bu.. \n\nsizi okumak keyif veriyor bana \n\nsaygılar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözleri Siyah Kadın",
        "poet": "Nazım Hikmet Ran",
        "poem": "\n\nGözleri siyah kadın o kadar güzelsin ki\nÇok sevdiğim başına yemin ediyoru....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim",
        "poet": "Cemil Öksüz",
        "poem": "\n\nResmine.bakınca ağlar..........................gözlerim.\nSenden.başkasını görmez.......................gözlerim.\nGeleceksin diye yolun...........................gözlerim.\nSensiz görmez olu.gören.......................gözlerim..\n\n                                                            07.01.1975  RİZE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözleri Siyah Kadın",
        "poet": "Arzum",
        "poem": "\n\nGözleri siyah kadın o kadar güzelsin ki\nÇok sevdiğim başına yemin ediyorum ben\nKoyu bir çiçek gibi gözlerin kapanırken\nBir dakika göğsünün üstünde olsa yerim\nÖmrümü bir yudumda ellerinden içerim\nGözleri siyah kadın o kadar güzelsin ki.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim",
        "poet": "Malik Çekmegil",
        "poem": "\n\nGözlerimde hep aynı manzara,\nİçi kanlı, altında mordan bir hilâl.\nEllerim, sözlerim, tenim artık bir başka,\nGözlerim, bari sen aynı kal.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözleri iskenderiye feneri",
        "poet": "Ali İhsan Ulusam",
        "poem": "\n\nYağmurlar rahmet ile birlikte senin hüznünü de getirdi,\nHasat mevsimine ramak kaldı derken,umutlarımı da götürdü,\nSağlığımın azalan kredisine yükleme yapma yerine kalanı da bitirdi..! \nYağmurların kasveti çökse,yaşatsa zifirini,bu şehir yine de mutluluk verirdi.! \nİmanım var ALLAH'ım daim etsin,ama yüreğim mutluluğa inancını yitirdi.\nYağmurlar yağsada sevenleri ıslatmaz,seven mahbubunu bilirim ki aldatmaz,\nGözler manalı yürekler AŞK içinde.....\nANTEP denen diyarın, FATMAGÜLÜM var için de...\nŞehirler şahı, ''GAZİ AYINTAP'' Sahip ol emanete,\nGözleri iskenderiye feneri gibi; parlayacak maveradan kıyamete....\nBana rota bana ışık, GÖZLER Kİ  aklımı darmadağın eder karmakarışık.! \nMEVLA dilemeden yağmur toprakta aşkı, istese de bulamaz,\nToprak susuz, su topraksız olamaz, AŞKım bensiz ben AŞKımsız yapamaz...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim",
        "poet": "Mehmet Cebe",
        "poem": "\n\nDünyanın yuvarlaklığı\nYerleşmiş gözlerime.\nYoksa; gözlerim\nBenim dünyalarım mı? \nBiri dışıma bakan,\nBiri içime…\n\nDışımı ben neyleyim? \nBakacağım içime.\nBu gözlerle gideceğim,\nBilir misin kime? \n\nAhiret olunca yerim,\nO’nu gösterecek\nGözlerim…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim",
        "poet": "Osman Turgut Pamirli",
        "poem": "\n\nUnuttu bütün gördüklerini\nBir çocuk kadar masum,\nBir çocuk kadar uysal şimdi! ..\nDikti kirpiklerini\nIşıklardan yağan sese,\nVurulmuş gibi bakıpta\nDikilmiş olduğu yere! ..\nBilmem biliyormusun? \nMavisinin taa ortasında\nGözümün\nYanıp tutuşuyorsun! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim",
        "poet": "Mehmet Sevinç",
        "poem": "\n\nGözümün kirpikleri ıslandı yine…\nAğladı için için kendi kendine…\nDur gözyaşlarım, dinsin acılarım…\nDeğmez hicran, böyle zalim birine…\n\nGözlerim, gözlerim, yeşil gözlerim…\nSus artık ağlama yeşil gözlerim…\n\nHayalinde anılara bağlandın kaldın…\nBeni dertten zincir ettin ona bağladın…\nSeni böyle bırakıp giden birine…\nBenim yeşil gözlerim neden ağladın…\n\nGözlerim, gözlerim, yeşil gözlerim…\nSus artık ağlama yeşil gözlerim…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim",
        "poet": "Nazmiye Kayar",
        "poem": "\n\nGözlerin demiştin; \nGözlerin ölü bir deniz gibi,\nSonu olmayan bir deniz.\nO gözlere bakamıyordun sevdiğin halde\nNeden? \nBenimki sadece,ölü bir denizdeki masumane,\nSıcacık dalgalardı senin gözlerindeki yosuna akan.\nSen o dalgalardan da,\nBenden de kaçtın sebepsizce.\nŞimdi o gözlerde dalga da kalmadı\nSana bakan o gözlerde,\nGülümsemeden eser yok.\nArtık hüzün var,nefret var\nÖlü bir deniz olarak nitelendirdiğin \nGözlerimde.\n\n(İstanbul - 1998)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim Burada Aradı Seni",
        "poet": "Navruz Kaplan",
        "poem": "\n\nBaka baka kaldım giti o gidiş\nBekledim telfon edecek sandım\nUnutmuş belkide bekledim onu\nAnlaycağı zaman gelcek belki\n\nNe çabuk unutun bir kaç saata\nUnutsanda benim için farketmez\nHiç korkma seven insan seviyor\nAnlaycağın zaman gelcek belki\n\nKızım korkma sevmesende sevcem\nKimseye borcum yok ki zoraki\nGözüme bakarak istersen sevme\nAnlaycağın zaman gelcek belki\n\nHerkes için geçerlidi korkmayın\nGizli seven birgün çıkar açığa\nGerek yok ki çıkar varsa ortada\nAnlaycağın zaman gelecek belki\n\nBenim adım Navruz seninki sevinç\nİnkar eden hemen çıkar ortaya\nKanda vardır benim adım silinmez \nAnlıyacağın zaman gelecek belki \n\nKızım ben resmini astım duvara\nBaktıkça anılar geldi aklıma\nSarılıp öptüyün geldiyi zaman\nGözlerim doluyor arıyor seni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim cezalı..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Ayrılık,Hüzün..\n\nÖncesi muhteşemdi bir aşk masalı\nGül yaprağına yazılan sevda romanı\nSonrası hüzün sonrası ayrılık\nAşkımız bittiği o günden beri\n\nGözlerim cezalı siyah gözlükle\nCanımı yaktılar seni sevipte..\n\nYasakladım sağa sola bakmayı\nHer güzele kaş göz etmeyi\nİstemem bir daha acı çekmeyi\n\nGözlerim cezalı siyah gözlükle\nCanımı yaktılar seni sevince..\n\nSelam veriyorlar kimi görseler\nBir kere bakıpta vazgeçebilseler\nAğladılar peşinden gözyaşıda döktüler\n\nGözlerim cezalı siyah gözlükle\nCanımı yaktılar seni sevince..\n\nDers almadılar uslanmadılar\nBoyun bükmediler durulmadılar\nAcılara ızdıraba çengel attılar\n\nGözlerim cezalı siyah gözlükle\nCanımı yaktılar seni sevince..\n\nAcı çeken yüreğim gülense onlar\nÖzgür kuşlar gibi bakışacaklar\nBaşı boşluk yok, yok öyle\n\nGözlerim cezalı siyah gözlükle\nCanımı yaktılar seni sevince..\n\nTarih:04.04.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim Dolsun",
        "poet": "Atilla Adsay",
        "poem": "\n\nBana bir yer anlat şan olsun\nSoğuktan titreyen bir çam olsun\nNev baharı ısıtan güneş olsun\nBURSA yi anlat gözlerim dolsun\n\nBeni anlatın beni konuşun\nHasretimi paylaşın yokluğuma alışın \nAnınca beni yaşların aksın\nBURSA yi anlat gözlerim dolsun\n\nYükseklerden engine düşerim\nVatansız halime nasılda şaşarım\nBülbül olup bir gün öterim\nBURSA yi anlat gözlerim dolsun\n\nYıldızlarda düşer asuman kalbur\nGurbette ağlar hasretini savurur\nAklıma gelince sıla dumanım tüter\nBURSA yi anlat gözlerim dolsun\n\nEmine, Fatma, Ali oyun oynar\nAşklar meşkler kalpte kaynar \nSıkılıca can teleferik uçar\nBURSA yi anlat gözlerim dolsun\n\nBen yazdıkça anılarımı ağlarım\nEllerimi koynuma nasıl da bağlarım\nKözlenmiş ateş gibi yanarım\nBURSA yi anlat gözlerim dolsun\n\nAyrılık nardır yakar beni \nDostlar ara sıra sorar beni\nHalin nedir gurbet yoklar beni \nBURSA yi anlat gözlerim dolsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim Farklı Nemli",
        "poet": "Mehmet Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nAvucumda acılar çimlendi\nYüreğimde burgu burgu\nBir sancı var\nBana göre değil\nBayram sevinci\nÖlüme giderken\nYoldaşlar Kurbanlık gibi\nBayram gelmiş seyran olmuş neyime\n\nYanağımı yaktı tuzlu\nGözyaşlarım\nBuruk ve kekre acılarımla\nDudaklarım pas tutu\nUmut kokmuyorsa ülkem\nBayram olmuş benim neyime\nYoldaşlarım gidiyorlarken ölüme\n\nZindanların bağrında\nİçime\nAteş közlendi\nİmiğime dayandı\nDüğüm düğüm acılarım\nNice ölümlerden geldim\nBugün\nGözlerim farklı nemli\nBaykuşların kanadından\nYoldaşlarımı koşarken ölüme\nBen tükeneyim gelen bayram neyime\n\nDertlerim bitmek\nGecelerim gitmek\nKalemim\nYazmak bilmiyor\nÖlüm orucunda\nOnlarca yoldaşlarım var\nBayramlar benim neyime\nYüreğime kan akıyor\nYoldaşlarım giderlerken ölüme\n\n22.10.2012\nİstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim gibi mavi yeşil deniz",
        "poet": "Vedat Okkar",
        "poem": "\n\nMavi, yeşil menekşeler saksısında\nSu ister, sevgi ister,  sevmek ister\nSevdikçe  sevilmek ister\nPencereye konulduğunda \nGözlerimden süzülen mavi\nUzaklardan dalgalanan boynumda\nDeniz ister\nPenceresinde mavi mavi\nDenizle çoşmak ister.\n\nAnne beni pencereye bırak\nDenizi görmek istiyorum yine\nHer defasında çoğalan sevgi ile\nTüm hislerimle\n\nGüneşin batışının sessizliğinde\nYakomozlar oluşumuyla parıldıyan deniz\nÇevreden gelen müzikle\nDans eden balıklar\nUzaklardan sana bakan bir çift gözler\nPenceremden uzaklara daldığımda\nGözlerim gibi mavi, yeşil hayat\nSeni özler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim Engel Tanımaz!",
        "poet": "Aşık Şahturna",
        "poem": "\n\nNakarat:\n                Meşaleyim kar değilim \n                Ufkum geniş, dar değilim\n                Gönlüm görür, kör değilim\n                GÖZLERİM Engel Tanımaz!\n\nŞafak doğar kucağımdan\nMumlar yanar ocağımdan\nTutulsam da bacağımdan\nDİZLERİM Engel Tanımaz! \n\nNe dilsizim, ne sağırım\nDuyarlıyım vardır ağrım\nÇağdan çağa gider çağrım\nİZLERİM Engel Tanımaz! \n\nKarlı dağları aşarım\nÖzgürce coşar, taşarım\nBir gün toprağa düşerim\nTOZLARIM Engel Tanımaz! \n\nYürek özürlüsü dolu\nKapatırlar bize yolu\nŞah Turna’nın susmaz dili\n\nMeşaleyim kar değilim\nUfkum geniş, dar değilim\nGönlüm görür, kör değilim\nGÖZLERİM Engel Tanımaz! ...\n\nBakıp ta göremiyen bakar körlere, veya gerçekleri görüp te söyleme cesaretini gösteremiyenlere inat...İbretle sunulur. \nSevgili Şiir Dostlarına ve gönlü güzel insanlara turnaların kanadında sevgiler yolluyorum, umut ve ışık saçan sevdalar adına, karanlıkların inadına...\nOzan Şah Turna \n\nSöz ve Müzik: Halk Ozanı Aşık  ŞAHTURNA   www.sahturna.com\nYorum: Ozan ŞİAR Ağdaşan \nAlmanca Çeviri: Şirin Şafak Ağdaşan Umuda Ezgi \nVokal: ŞİRİN ŞAFAK Ağdaşan Müzik Grubu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim Kavuşsun Heyecanına",
        "poet": "Çiğdem Çakır",
        "poem": "\n\nKasım akşamında soğuk rüzgâr eserken\nBahçeye dizilmiş ağaçların dostluğunu buluyorum,\nToprağa bahtı çizen sarı yaprakları seyrediyorum,\nYorgun adımlarla dolaştım usulca,\nSokak lambasındaki pembe ışık\nAy ile yaşadığım aşk sarayını seriyor önüme,\nSürpriz gelişinle sevindir beni yâr,\nGözlerim kavuşsun heyecanına,\nAnlatılacak yangın var okyanus duygularına.\n\n(Aksaray / 15 Kasım 2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim Görmese de Olur.",
        "poet": "Hayrettin Taylan",
        "poem": "\n\n“Ah ile zar etmişsen bir kere dolduramazsın yerini kalbim gitmiştir fecre\nYa dönüş yoksa ebediyete\ngözlerim görmese de olur”\n\n   Sevgi yumaklarıyla örülmüş bir masalın  orta yerinde  gidiş yıldızına sırtımı,sırrımı içindeki güleçlere  bileyerek,dönüşsüz  kayıplara sobelendim. \nSimurg gözlerindeki nefretin ederi kadar etmeyişine kaniler bağladım. Sen  fazlasın, kutsal vefayla  seni  sürgün yüreğimdeki yara kabuklarının  üstüne konan tutku  tozu olmaktan alıkoydum.\n\nSeninle ketillerde   kaynatılan  demsiz poşet çayın  tadında kaldım.Yüreğim  kanadıkça en çabuk yoldan  senden kalan tortularla demsiz,sensiz,imkansız da olsa acil bir  çay olarak  içiyorum seni.\n  Demli bir çayın tadı,nemli bir sevdanın adı değilmişsin meğer.\nSarhoş aşkların vurguncu güzeli olarak kaldın    tutarsız defter aralarımda. Senin sayfalarını  yırtıyorum  gözyaşlarının mürekkebiyle.\nYüreğimde  batan    titanik’in  buzul  dağı yeniden büyüyor ahlarımla  bir ömür   bu denizde çarpılacaksın  bilesin.Hangi  aşk  gemisine binsen   Buzul dağım  gözü  şaşı olarak,  gönlüne aşı olarak  gelip çarpacak.\n  Helalin  lalında   bir lale olarak  yaşamadın.Taş attın,taş bağrıma.Taşlaşmış  bağrıma taşın tesir etmez ki gülüm.Belki sevda ateşin,belki  bakışın,belki gelişin, belki ölüşün, etkiler.\nPaslanmış bir ayrılığa,paslı raylar serdim,en eskimiş,her an   öçlerin kazasına hazır  ruhsuz trenlerim  hızlıca sana geliyor.Nefretlerin hemzemin   geçidinde   belki kaza olur, belki azarım değer ,vicdani  garına.Şafağa süslenen   bülbül  sancılarla susmuş  haldeyim. Bu  hal  bin haller sunuyor.İsimsiz  rüzgarlar esiyor   şiddetlice,aşk çatımı uçuruyor  vaveyla.\nAnlamalısın ki, öylesi  bir pişmanlık mesnevi değil ,sınırsız sinirler ekledin beklemişliğime.\nGecenin  bütün  sessizliğini ayağa kaldıran  çılgın bir sevdalının isyan zulasında bangırlarım  inletir sokaklarını.Belediyenin  bozup yaptığı  kaldırımlar değil  düş  bozumlarım.Biraz senli ahu zarların   zar attığı  meçhul ve de meşhur  mecburlardır.Aşk  gölcüğümüz  doluydu,sevgi  bahçemizi sulamak için  boşalttım.Yeniden  dolması gerek, ne sen,ne de gözyaşların var.Sevda bahçemiz kurumak üzre, bir dirhem   umut  yollasan da dolar.Şimdi beklilerin bile dibi  görünüyor,göl tuza döndü.Tuzu yarama bandırdım, bir bandırma vapuru geldi sahilime, beni sensizlikle çöken   imparatorluktan   yeni tutku cumhuriyetine  taşıyacak.\n Evet,sen imparatorluktun, tahtın,tacın, acın, suçun, her şeyinle görkemliydin.Oysa,ben şahlar şahına yakındım.Evet,saltanatının zirvesinde ,saraysız  güzellerin  gecelik  kubbelerinde  sabahladım.\n  Yüreksiz,çıkarsız,sevgisiz  tetiklenen bir kurşun gibi  belki  yüreğinden vurdum; ama sen  ne kadar sultandın.Hürrem  Sultanlığını unuttun mu? \n Ya da arada  Vera Sultan olup  beni vebalı kaçışları atarken  tahtına  göz diken  onca güzel  cariyelerin cilvelerini es geçtin.Beni seviyor,benli  bir  et tırnak olmuş nasılsa.Kitabı olmayan   yapay  bir peygamber yaptın.\nOysa erkeğin kitabı olmaz ki gülüm.Olsa da kendi zevk kitabımıza uyumlar,öylece ulanırız  ani zevklere.  Güven ,Everest’i aşmışsa orda biraz  nefes,nefis  başlar  nefissiz kalmaya.En yüksek zirveler, hep  havasızdır,sen de  havası   dağımda,ağ_landın nemlican.\nEsil seçil bir sevda büyütüyorum sana. Masallardan  öte, filmlerin sonlarından  öte,aşktan öte,ruhtan  öte, bir ötenin  konseridir  bunca  alkış.Ruhuma seslenişin  güftesidir  haykırışıdır.\n-Değer misin? Şimdi bu soruya bin  cevap olarak    atomlaşıyorum.Üstüne üstüne   atılıyorum.Sensizlik  bin  ömür   yeşermesin diye.Bu kadar sevgiye, bu kadar  sevgisizlik, bu kadar insani olmayan tavırların  tavındaki tazı olursan.Hiçbir zaman aşk toprağı seni kabul etmez fırlatır  cesedini.Bırak biraz  Leyla kal,biraz Züleyha  gibi  davran,biraz  arı kal,temiz yüreğindeki  kurşunlarımı   toplayıp  her an  at  öldürme beni  ilgisiz tavırlarınla.\n Ki ahlarımın   ahretinde sana   en büyük cehennem  kurulmuş,yanmak,yanılmak,pişmanlık, kırıklarmız odun; ama sen bu  dünyada   tomruk sunma sevda ateşime.\nAkrebin  zehirlediği zamansızlık,sevdasızlık hükmünün geçmediği, bahtımın  coğrafyasında  kent içre kentler büyür.En büyük kuleli şehirler  sunarım  gözyaşı ırmaklarının   geçtiği  sensizlik  sonsuzluğunda.\nSevda vapurlarının  hıçkırıkla   bıraktığı   dalgalı   yolculuğunda molasız kavuşma  balıklarımıza  her seven dualarla yem atıyor.\nÖzlemin taşındığı Yunus  karnında oyunlara doymamış  sevgilerinin  sahilini arayan  kutsi  benliğime kimliksiz,vurgusuz,sorgusuz,biraz da vicdansız nüfus  cüzdanın asılı nemlican.Kimlik  değiştirmek zorundayız, bu aşkın  acılı kentinde.Yeni yüzünle,yeni  gözünle, yeni imzalarla   beklilerine kadar atomlar besliyorum.Ya tümden   gelişin,ya da  gidişine atılacak bu atomlar.Nükleer   denemeler yapıyor ahu zarlarım.\n“Ya dönüş yoksa ebediyete\ngözlerim görmese de olur”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim Kurumuyor",
        "poet": "Emine Sönmez",
        "poem": "\n\nGÖLERİM  KURUMUYOR\n\nYanardağ söndü artık, alevler püskürtmüyor,\nÇağlayıp aktığın yol, bil ki yosun tutmuyor,\nYılların  hatırası  bizleri  avutmuyor,\n\nSensiz, susuz çöldeyim, Kerbela'dan beterim,\nSenden kalan hatıra, kurumayan gözlerim.\n\nBir volkandı gözlerin, alev alev yanardın,\nYaktığın  ateşinle, bütün dünyamı sardın,\nTarihlerle dost olan, sen ne güzel insandın.\n\nSen gittin bir meçhüle, ben şimdi derbeder im,\nSenden kalan hatıra, kurumayan gözlerim.\n\nGönlüm hazana döndü, yeşermiyor yapraklar,\nBizi yalnız bıraktın, aldı seni topraklar,\nSeni alan o ecel, bizleri de kucaklar,\n\nGittiğin yer de bizim, bir gün ben de giderim,\nSenden kalan katıra, kurumayan gözlerim.\n\nKapattın gözlerini, küsmüş gibi dünya'ya,\nSormadın, gücün varmi, böyle acı vedaya,\nRuhun şad olsun ustad, sen kavuştun HUDA'ya.\n\nBeni yalnız bıraktın, diyetini öderim,\nSenden kalan hatıra, kurumayan gözlerim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim Güneş Oluyor Heey Aşka Koşuyorum",
        "poet": "Turgut Çakır",
        "poem": "\n\nNe gecem var ne gündüzüm, günüm seninle geçiyor\nSevdiğim aşkın sonu gelmez diye veda ediyor\nDert küpü oldum diye ağlıyor sızlıyor yine\nFazla naz aşık usandırır diyor veda ediyor\n\nGeceler aah geceler uzun bitmek bilmiyor yine\nYıllarımı verdim sonu gelmez aşka diyor yine\nYeni bir sevgili bul bırak peşimi diyor yine\nBitsin bu aşk masalı diyor aşka veda ediyor\n\nYeni bir sevgili buldum seviyorum seviyorum\nGeceler geceler ne olur bitme bitme diyorum\nYangın var yüreğimde yanıyorum seviyorum ben\nGözlerim güneş oluyor heey aşka koşuyorum\n\nGeceler geceler geceler arkadaşım oluyor\nSırdaşım oluyor, arkadaşım oluyor geceler\nBütün dertler bitiyor huzur güneşi doğuyor\nGözlerim güneş oluyor heey aşka koşuyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim Mavi Deniz",
        "poet": "Bilal Sili",
        "poem": "\n\nGeçer günler seneler \nTürküler seni söyler \nEller bir bir gönüller \n.......Hâlâ mavi gözlerim \n.......Gözlerim mavi deniz \n\nÇığlıklar diner birgün \nŞafağa soyunur gün \nKorkma rüyâm gördüğün \n.......Hâlâ mavi gözlerim \n.......Gözlerim mavi deniz \n\nKarlı dağlar aşılır \nVarmaz deme ulaşır \nNehirler sevdam taşır \n.......Hâlâ mavi gözlerim \n.......Gözlerim mavi deniz \n\nYollar var yürünecek \nRenkler hep görünecek \nSon sözüm söylenecek \n.......Hâlâ mavi gözlerim \n.......Gözlerim mavi deniz \n\n& Aşık Alemi & \n(18/08/08)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim Nemli Benim ",
        "poet": "Tarık Torun",
        "poem": "\n\nGözlerim nemli benim mazluma ağlamaktan\nŞiirlerim duygulu inanca bağlamaktan\n\nRengim biraz uçuktur gökleri gözlemekten\nİçimde kutlu dava umudu özlemekten\n\nGözlerim nemli benim tıpkı bir nisan gibi\nİdealler beynimde düşünen insan gibi\n\nDuruşum biraz farklı ne durgun göl ne ırmak\nİçlenirim kendimce haksıza neşter vurmak\n\nGözlerim nemli benim uzaklara bakmaktan\nBir derviş edasıyla yürekleri yakmaktan\n\nNe oyunda oynaştayım ülkeme canım feda\nKartallar yüksek uçar alçaklara elveda\n\nGözlerim nemli benim toprağım Karadeniz\nNe sevdalar gizlidir yüreğimde bilseniz\n\n01.04.2017\n\nTürk Dili ve Edebiyatı & Coğrafya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim Şafak Bekçisi",
        "poet": "Mehmet Doğan 8",
        "poem": "\n\nGökte ay mı yıldız mı var\nBilmiyorum\nBen duvarların arasında…\nDüşünüyorum\nAlır götürür hayallerim\nBir kuş kanadında\nDağdan dağa\nKöyden köye\nKentten kente sürgünüm\n\nBu kaçıncı Anamur Sinop\nKaçıncı Edirne Kars\nKaçıncı Beşparmakdır dolaştığım\nSınır boylarında\nYeşil hatta gezgin adımlarım\n\nToroslar Anamaslar Binboğalar…\nGâvur Dağlarında uykusuz nöbetlerin\nKuşku endişe\nSarmış dört bir yanı tedirginlik\nŞakaklarım şimşekler\nKulakta uğultularla irkilir doğrulurum\nNedir bu nal sesleri\n\nIraktan mı \nVahşi batıdan mı gelir\nBu tehtitkâr atlılar\nSöyle şafak bekçisi ufka dikili gözlerim \nGün doğacak mı…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim mi yalan söylüyor,",
        "poet": "Pınar Koç",
        "poem": "\n\nGözlerim mi yalan söylüyor,\nYoksa bakmaktan nefret ettiğim aynalar mı…\nBu her dakika değişen ben miyim,\n Yoksa hayatımın gözleri mi? \nGeriye dönüp bakmaya korkar oldum,\nBen miyim? \nBen miydim geride bıraktığım,\nYoksa geride bırakılan ben miydim…\nHayat mı devam ediyordu benden önce\nYoksa ben mi hayatı geride bıraktım…\nGözlerim mi yalan söylüyor,\nYoksa aynalar mı benden nefret ediyor…\n\n                                                                     19.10.05    04:42     KDH\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim Nemli Duvar, Sen İlmime Şayan",
        "poet": "İbrahim Ferhan",
        "poem": "\n\nGözlerim nemli duvar misali, kalbim sana cennet, sana kır bahçesi,\nDizelerim yiğit, yüreğim çelikten duvarla örülmüş iyilik habercisi.\n\nBilmem ne bilir insan kendini, oysaki gideceği yerden bihaber,\nYazan Allah'tır, yorar kendini insan iki satır için derbeder,\nAşk zina değil, maneviyatla buluşup önüne ilahiyi kabul eder,\nDengeyi bozmaya gücün yetmez, emir gelmişse yapan olur kalender.\n\nŞahit olmadın mı altından yazılan kelimelerin acizliğine,\nBuna üstün gelmedi mi, ziftle yazılan yazı harabe iliğine,\nSen ol derman, yarama merhem, uzaklaşma eşsiz benliğine,\nEdepte bulunur şifa, kalemimle güç ver hak bileğine.\n\nGözlerim nemli duvar misali, kalbim sana cennet, sana kır bahçesi,\nDizelerim yiğit, yüreğim çelikten duvarla örülmüş iyilik habercisi.\n\nSen ilmime şayan, bir tutam sevda getir ırmağından,\nGüzelliğinle donattığın gibi, türkü söyle en yanığından,\nKötülükleri attığına nazaran umutsuzluğu da at bağrından,\nGüç bul, doğacak güneşe ev sahipliği yapacak yarından.\n\nGözlerim nemli duvar misali, kalbim sana cennet, sana kır bahçesi,\nDizelerim yiğit, yüreğim çelikten duvarla örülmüş iyilik habercisi.\n\nSenle yaşlanmak berrak su güzelliği ya da bir kuş sesi,\nHem senle olmaktan argın düşer mi İbrahim'in neşesi,\nDeryanda boğulmaya geldim, toprağında yeşerme gayesi,\nTefekkür limanında, sen Rabbim'in bana en efdal hediyesi.\n\nGözlerim nemli duvar misali, kalbim sana cennet, sana kır bahçesi,\nDizelerim yiğit, yüreğim çelikten duvarla örülmüş iyilik habercisi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim Sana Çalıyor",
        "poet": "Deniz Ademoğlu",
        "poem": "\n\nGökyüzü bugün sana parçalanıyor,\n\nNe tarafa, kime baksam sana çalıyor.\n\nSana çalıyor gökyüzü yağmurlu notalarını.\n\nİnanmak bir şeye bu kadar güçken,\n\nSana tapıyor adeta gönlümün iman ilahları.\n\nUnutmak bir şeyi bu kadar güçken,\n\nUnutuyor gözlerim gözlerinde kendini.\n\nVe gözlerim sana çalıyor.\n\nBu kadar da zor olmamalı\n\nBirini delicesine sevmek\n\nHele bu sensen\n\nHiçte zor olmamalı\n\nGökyüzünü mavi görmek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim senin o deniz rengi gözlerine takıldı kaldı",
        "poet": "Orhan Altinbasak",
        "poem": "\n\nGözlerim senin o deniz rengi gözlerine,takıldı kaldı\nBakışında fırtına öncesi,derin bir sessizlik vardı\nSonra neden o masmavi ufuklar,birden bire karardı\nAnladım,sonunda seni de,sevdanın bulutları sardı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim sen",
        "poet": "Aylin Akgünay",
        "poem": "\n\nGündüzler seninle aydınlık\nGeceler seninle anlamlı\nGökyüzü seninle dolu\nGözlerim sen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim Söyler",
        "poet": "Yusuf Cantürk",
        "poem": "\n\nBazen  güneş  gibi   yakan,  yıldız  gibi  bakansın, \n\n                Bazen  gözlerinde  yaş,  yanaklara   akansın.\n\n                Çoğu  kez  ceylan  gibi,  avcılardan  kaçansın.\n\n                İstemem,   gönül  verip,  yüreğin  nafile  yansın! \n\n\n\n                Mahzun  etme  beni  büyük  bir  hazdan, \n\n                Lütfen  vazgeç,    öyle  cilve  ve  nazdan, \n\n                Kurtar  beni  artık  bu  tutku  ve  marazdan! \n\n                Vazgeçemem,  mevsimlerin  güzeli, bahar  ve yazdan.\n\n\n\n                Aşkımı  terennüm  ediyor   sihirli  neyler, \n\n                Dilim  çekinse  de  bak,  gözlerim  söyler, \n\n                Felek  bir  değil,  bin  cefâ  eyler, \n\n                Benim  gibi  yanmayın  sakın,  hanımlar, beyler \n\n                                                   Kadıköy-1996\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim Tan Kızıllığına Konuk",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ngözlerim tan kızıllığına konuk\nlacivert göğün kanayan yarasıydı\nsüzülen ışığında çığlığa\n\ndayanacak yüreğim yok\ndayanağımda inliyor an\nyıkılmış düşler altında\n\n010809denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim ufukta",
        "poet": "Cuma Soylu",
        "poem": "\n\nGÖZLERİM \nUFUKTA GÜNEŞ DOĞMADI\n********************\nGözlerim ufukta güneş doğmadı\nDarağacı hasır cellât ipi çekmedi\nEceli geldi ama vadem yetmedi\nKendini bilmez biri harcadı beni\n**************************\nSelçuk üniversitesi Konya gülü \nGüle dalına konar seher bülbülü \nDikenler üstünde dönmüyor dili \nKendini bilmez biri harcadı beni\n**************************\nBuluşturan teknoloji internetler \nÇağın hastalığı bu elektronik dert\nKişiyi bilmeden edersin sohbet \nKendini bilmez biri harcadı beni\n**************************\nSoylu der güzel eğitim ilmin ışığı\nCahili yok eder doldurur boşluğu \nBen olmuşum deli insanlığın aşığı\nKendini bilmez biri harcadı beni\n***************************\nHalk Şairi Cuma Soylu.18.12.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim Yağmur Misali Bugün",
        "poet": "Muharrem Değirmenci",
        "poem": "\n\nBugün günlerden pazar \nBugün yağmur bardaktan boşalırcasına Ağlıyor Izmır\nBugün rahmet doluyor Izmire \n\nGözlerım sensızlığı arıyor bugün \nDamlıyor yağmur mısalı Her gün \nGözlerım damlıyor bugün \n\nHer yağmur tanesınde sana olan hasretım sana olan sevdam gelıyor aklıma\nHep yanımdakı resmıne bakıyorum o an \nVe sensızlık damlıyor gözlerımden \n\nIzmir Aglıyor bugün tıpkı ben gıbı toprağa gözyaslarını dokuyor bugun \nSensizlik haykırıyor tıpkı ben gibi bugun \nGözlerım yıne doldu bugun \nKaraladığım her mısrada varsın.\nHer gün \n\nIzmir ağlıyor bugün \nRahmet akıyor damla damla \nHer damlasında sen akıyorsun \nSevgınle Aşka \nHer gun sen varsın bende Sevdayla /muharem/26/Ocak/2014/Pazar/saat/14/31/Izmır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim Yoksunluk Fotoğrafları",
        "poet": "Numan Ekşioğlu",
        "poem": "\n\nGöz gizden gizleniyor\n\t\tKulaklar şarkılardan\n\t\tGöz kapısı kilitli\n\t\tKulaklarsa sessizliğe biletli\n\t\tDiller felçli\t\n\t\tUs ruh yürek birbirine tapmıyor\n\n\t\tUyku erken yatmamakta inatçı\n\t\tSevinç hüznü yutabilmekten aciz\n\t\tKorku aşktan korkusuz\n\t\tCoşku ağır tartmıyor\n\n\t\tDeğerler eyerlenmiş\n\t\tVe sömürü değerli\n\t\tYürekler sıfırlanmış\n\t\tAdımları sana doğru sapmıyor\n\n\t\tKuşkunun inançlara vurduğu damgaların\n\t\tMürekkebi yıkamakla çıkmıyor\n\n\t\tDüş umutla\n\t\tSevgi hisle\n\t\tAşk sevinçle karılamamış henüz\n\t\tEl yarını yapmıyor\n\n\t\tAskılarda içi dolu giysiler\n\t\tSoğuk su ısıtmakta kullanılan bedenler\n\t\tÖrs sanılan ayaklar\n\t\tSes zulümü yontmuyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim Yollarda Hep",
        "poet": "Orhan Altinbasak",
        "poem": "\n\nGözlerim yollarda hep,gittiğin günden beri\nAy değil yıllar geçti,dönmedin hala geri\nUnuttun mu yoksa o,ettiğin yeminleri\nAy değil yıllar geçti,dönmedin hala geri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim Yağmur",
        "poet": "Ülkü Sarıoğlu Okyanus Yürek Mavi Melek",
        "poem": "\n\nEy avuçlarıma yağan yağmur\nYüreğimdendir bu gurur\nEy avuçlarıma yağan yağmur\nGeçmişteki acılar unutulur\nEy avuçlarıma yağan yağmur\nGeçmişteki acılar unutulur\nEy avuçlarıma yağan yağmur\nDerdime derman bulunur\nEy avuçlarıma yağan yağmur\nYaralı yüreğim avunur\nEy avuçlarıma yağan yağmur\nOldu yüreğim yağmur\n\nGözlerimdeki hüzün yüreğimdeki bütündür\nYanağımdaki tebessüm yüreğimdeki gülündür\n\nYüreğim bulut\nGözlerim yağmur\nHislerim çamur\nGözlerim yağmur suyudur\nAşk derin bir kuyudur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerim Yaşla Yıkandı",
        "poet": "Ahmet Ali Dikmen",
        "poem": "\n\nağlamayı unutmuştu gözlerim\nhüznüme aktı sözlerim\nsavruluverdi közlerim\ngözlerim yaşla yıkandı...\n\nduvarlarda yankılandı hıçkırıklarım\nyüreğimi dağladı hatırladıklarım\nhicranla uyandı yatırdıklarım\ngözlerim yaşla yıkandı...\n\nbeni terk etmez sandıklarım\ngidiverdi kandıklarım\nsustu gönülden yandıklarım\ngözlerim yaşla yıkandı...\n\ncanımdan parça saydıklarım\nuğrunda herşeyden caydıklarım\ngitti gönlüme yaydıklarım\ngözlerim yaşla yıkandı...\n\nhepsi göç etti bu diyardan\naktı gönül deli sulardan\nyoruldu engebeli yollardan\ngözlerim yaşla yıkandı...\n\niçimde büyüdü sustuklarım\nhüznümdür şiire kustuklarım\nefkarım bendimi aştı bu gece\ngözlerim yaşla yıkandı...\n\n(29 aralık 2007 Cumartesi Edirne)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimde aşk bitti",
        "poet": "Orhan Özçelik",
        "poem": "\n\nBana keyif vermiyor artık bahar dalları,\nBitti yürek yanginim gözlerimde aşk bitti.\nŞimdi neşe vermiyor has bahçenin gülleri,\nGeçti benim zamanım gözlerimde aşk bitti.\n\nSevgi adına her şey benim içimde vardı,\nZamaan şimdi önüme karlı duvarlar ördü.\nUçtu gitti gençliğim kuru dallara kondu,\nBitti benim harmanım gözlerimde aşk bitti.\n\nHer adımda bin neşe saçardım bir zamanlar,\nMutlu aşk nağmeleri çalardı hep kemanlar.\nOlmazdı üzerimde kara tozlar dumanlar,\nVe yazıldı fermanım gözlerimde aşk bitti.\n\nEn güzel senelerim sevgi yoluna gitti,\nKalbimdeki hislerim mantıktan önde gitti.\nYürek şerbet sanarken bilmeden zehir içti,\nDerken doldu zamanım gözlerimde aşk bitti.\n\nKaybolunca içinde sevginin heyecanı,\nTarifsiz umutsuzluk dolduruyor dünyanı.\nAnlıyorsun o zaman aşkının hesabını,\nBitti şimdi zamanlar gözlerimde aşk bitti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimde Aynı Hüzün",
        "poet": "Avni Temiz",
        "poem": "\n\nBen aşkı görmedim, seni tanırım\nHayır dediğin o güne yanarım\nSana biraz sitem hakkım sanırım\nHala gözlerimde aynı hüzün var..\n\nSeni sevmek bende büyük olaydı\nGeri dönüp gitmek belki kolaydı\nSevgilerde güller gibi solaydı\nHala gözlerimde aynı hüzün var..\n\nSevenin halinden sevenler anlar\nYüreğim daralır, sıkılır canlar\nSanki yanaklardan süzülür kanlar\nHala gözlerimde aynı hüzün var..\n\nYüreğim ah çeker, kafam bulanır\nDudaklar kıpırdar, gözler sulanır\nDizlerde güç yoktur, ayak dolanır\nHala gözlerimde aynı hüzün var..\n\nSesin yaşam ise, ömürdür yüzün\nDudaklar kirazdır, üzümdür gözün\nBurkuldu yüreğim duyunca sözün\nHala gözlerimde aynı hüzün var..\n\n20.07.2011 Şavşat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimde Bir Kadın Var",
        "poet": "Ahmet Beltekin",
        "poem": "\n\nBir kadın var gözlerimde,yaşamak kadar çılgın,\nUmut kadar kuşkulu,yalnızlık kadar ürkek…\nBir kadın  var yüreğimde,senelerce günlerimi süsleyecek..\n\nGözlerimde bir kadın var,şimdi yalnızlık kadar yorgun,\nGeceler kadar duygulu…\nGözlerimde bir kadın var,\nBaşından tırnağına dek,benimle dolu…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimde Bir Bulut Ağlıyor",
        "poet": "Karahan Yılmaz",
        "poem": "\n\nSeni düşünüyorum... \nGözlerimde bir bulut ağlıyor \nSusuyor tenimde hasretin \nEllerim karadeniz kokuyor\nDüşlerim masmavi bir hazar \nSeni düşünüyorum \nSoyunuyor içimde gecikmiş \n..................................bir bahar\nGürül gürül akıyor hayat..\n\nSeni düşünüyorum... \nBir azeri türküsü dolanıyor dilime \nAçıyor pencerelerini sonbahar\nSüzülüyor bir dolunay sessizce \nSaçlarında bir yıldız akıyor \nDansediyor kelebekler gözlerimde\nKalbim, kalbine sırlarını fısıldıyor.. \nSokuluyor aşkın usul usul düşlerime\nEllerin ellerimle buluşuyor \nHüzün kuşları uçuruyor tenimde..\nSeni düşünüyorum kadınım,\nAnlıyor musun, seni... \n\n4 Ekim 2007 - metz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimde Ceylanımın Gözleri",
        "poet": "Oyhan Hasan Bıldırki",
        "poem": "\n\nBenim gönlüm çılgın bülbül\nAlçak yüksek demez uçar da uçar\nDikenli de olsa bir tanem\nBahçendeki gül dalına konar da konar\n\nBiliyorum zaman vefasız\nKınalı saçlarımızda aklar\nTel tel her biri kalbimizde beslenen\nSayısız hatıramızı saklar\n\nŞimdi gözlerimde ceylanımın gözleri\nKulaklarımda şiir kesilmiş nefesin\nUmudumun muhteşem bayramındayım\nSenden esen rüzgârım dilediğince essin\n\nDeniz desen çığlık çığlığa\nDolunay inadına gülümsüyor\nGözlerine hasret kaldığım ceylanım\nDizlerimde uyuyor\n\nBenim gönlüm çılgın bülbül\nAlçak yüksek demez uçar da uçar\nDikenli de olsa bir tanem\nBahçendeki gül dalına konar da konar\n6 Aralık 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimde Dört Mevsim",
        "poet": "Tarık Çıtak",
        "poem": "\n\nGözlerimde dört mevsim\nBin hatıra dolaşır\nHer hatıra bir olup\nDamlalara karışır...\n\nAnar oldum yıllardır\nAyrılığın ismini\nÇizemedim kalbime\nMutluluğun resmini...\n\nHasret içimde sanki\nBir rüzgar,serin tenli\nSen gideli şu gönlüm\nHicranla senli benli...\n\nFelek aldı elimden\nUmudumun hepsini\nÇizemedim kalbime\nMutluluğun resmini...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimde hasret var",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nGözlerimde hasret var,yüreğimde hasret\nBen bunu görüyorum,sizi özlüyorum,\nKonuşmalarımda bile hasret kokuyor,\nBen bunu duyuyorum,hissediyorum..\n\nBu şehrin her yeri hasretle dolu,,\nBen bunu biliyorum,hem de sıkılıyorum\nBelki bir gün size hasretle öleceğim,\nBen bunu yürekten size söylüyorum..\n\nBilmiyorum bu,hasret nasıl bitecek,\nBu kollarım sizi hasretle hep saracak,\nYine bir gün sizden ayrılık olacak,\nBu zalim olan hasret devam edecek...\n\nHalil ÇOLAK 29.09.2009\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimde ki Yaşlar Değil mi...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nHer gün yollara bakarım gelen senmisin diye,\nGözlerimde yaşlar değilmidir verdiğin hediye,\nEy büyük Allah'ım, ya sabır ya sabır diye diye,\nHer gün yollara bakarım gelen senmisin diye,\nGözlerimde yaşlar değilmidir verdiğin hediye...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimde Mor Salkımlar",
        "poet": "Selahattin Yetgin",
        "poem": "\n\nÖrselenmiş öfkelerin zembereğinde kış ayazı\nTarumar sesler biriktiriyor kadınlar gönülde\nKözsüz şiirler sıralamakta insanlar ekranlara\nAşkın mor adasından kovuluyor günsüz arzular\nGözlerimde mor salkımlar, yüreğimde sancılar\n\nDevşirdikçe acıları, yabanıl bir düşe dönüştü hayat\nKendime buyruk günlerin siperinde yaşam savaşları\nDerimi astım güneşe, mor dağlara yuva yaptı kartallar\nİçinde olmadığım kavgalara karıştım, yaralandı bahtım\nFizanda aradım ben varlığını, beni sensizliğe ışınladılar\n\nGünsüz acı gibi çıkarıp atsam şimdi aşkı yanık topraklara\nSevdanın kanla beslenen dudağından alışkanlıklar içsem\nAç kurtlar beslesem yüreğimde, nefretin ininden çıksam\nŞu bataklıklarla çevrili dünyayı son kez tersine çevirsem\nGövdemin özgür coğrafyasında söner mi alaz yangınlar!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimde Yağmuruna",
        "poet": "Kağan İşçen ",
        "poem": "\n\nalelade gri günlerin sarnıcı\ngözlerinden başka yer yurt tanımam\npabuç bırakmam kötü krallara\ngünahlarımla boy ölçüşemezsin \no sevişken yollarla o apayrı arz- ı endamı kimsesizliktir seni sevmenin\no apaçık fütursuzca ilan-ı aşkı bulutlarımın gözlerimde yağmuruna\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimde Öfke Sözlerim Kurşun",
        "poet": "Ali Aksoy",
        "poem": "\n\nGÖZLERİMDE ÖFKE SÖZLERİM KURŞUN...\n\n\tGözlerimde öfke sözlerim kurşun,\n\tHiçbir şey söyleme pişman olursun,\n\tBırak beni kendi halinde dursun,\n\tBir kurşun atımı\n\t\t\t\tGİT UZAKLARA...\n\n\tBir ömür boyu hiç karşıma çıkma,\n\tGit, git uzaklara gitmekten bıkma,\n\tAklına düşürme hatırda sorma,\n\tSende katılıp git\n\t\t\t\tGİT ALÇAKLARA...\n\n\tArtık senin hakkında çok zalimim,\n\tSayendeyse dert üstüne alimim,\n\tSevda yüklü kalmadı da hayalim,\n\tSende benim gibi\n\t\t\t\tDÜŞ AZAPLARA...\n\n\tSen olmada kalsın bomboş ellerim,\n\tSen girmede boşalsın hayallerim,\n\tYüce Allah’ımdan bir tek dileğim,\n\tSende benim gibi\n\t\t\t\tDÜŞ TUZAKLARA...\n\n\tBilemedin aşka kıymet vermedin,\n\tYandım gittim hiç halimi görmedin,\n\tSevildiğinde bir gün olsun sevmedin,\n\tSevdiğinde sende \n\t\t\t\tGEL YASAKLARA...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimdeki Akşamlar",
        "poet": "Çiğdem Çakır",
        "poem": "\n\nOkyanus kokan yolların\nSarı mevsimine batıyorum.\n\nGökten koparılan heyecanın\nKara fırtınasını sarıyorum.\n\nGözlerde toplanan akşamları\nRuhuma ateşiyle yazıyorum.\n\nBakışı dolunay olan çiçekleri\nSaniyelere fersiz ekiyorum.\n\nYağmur notaları alan hayali\nŞiirlerin dumanına seriyorum.\n\n(Aksaray / 14 Kasım 2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimdeki Çocuk",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nÇiy  düşmüş  kirpiklerine  baktıkça\n    Şiirimin  temasını  dokurdu  gözlerimde\n    Bakire yağmurlarla  yıkardı\n    Gün  doğumu  düşlerini...\n    Bir  acıyı  süzerdi  ayaklarındaki  dar  pabuçlar\n    Tortusu  kalırdı  parmak  arası  nasırların\n    Dünden  kalmış  küskün  ışıklar \n    Koşardı  bakışlarına\n    Veda  etmeden  terkederdi  karanlık\n    Yeni  bir  hüzne  gebe  kalırdı  çocukluğu\n    Isırgan  yanığı  tadında....\n\n \n\n                                                                    ANTALYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimdeki Şiir Kitabı",
        "poet": "Çiğdem Çakır",
        "poem": "\n\nNisan yağmurundaki\nHarfleri toplayan\nŞiir kitabı\nGözlerimdedir,\nSayfalar okunuyor\nHer bakışımda,\nRuhuna yaz\nBu heyecanımı,\nAşk güneşine dokunan\nPembe hislerimle\nSıcaklığını ver \nHayallerime,\nKır çiçeğini dolaştıran\nRüzgârın\nŞarkısını dinle,\nAnıların resmini çiz\nYüreğindeki mekânıma\nDolunay ışıklarıyla.\n\n(Aksaray / 27 Nisan 2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimdeki Sina",
        "poet": "Hikmet Elp",
        "poem": "\n\nBir acı düğümlendi\n............... sol yanımda\nZamansız gelişlerin\n..............  zamansız gidişiyle\nAyrılık kol gezmede yüreğimde\nÖzlem soluduğum hava,\n......................içtiğim suda\nSen uçsuz bucaksız \n...................bir Sina gözlerimde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimdeki Sen",
        "poet": "Dilan Tan",
        "poem": "\n\nressamın çizdiği hüzünde saklıydı gözlerimdeki sen, \nkadının gözyaşları saklıydı yüreğindeki sen, \nsusuzdu bedenin toprağa hasreti gibi, \nuykusuzdu sabahlar sessizliğinde, \nmutluluk bir güvercinin kanat çırpışlarında saklıydı, \nmutluluk ümitti... \nmutluluk hayaldi... \nuzaktı,sevdaydı, tuzaktı....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimden Gözlerin Yansıyor",
        "poet": "Ayfer Ersoy",
        "poem": "\n\nBağrıma düşen sancı yansıyor sokak aralarına \nNe soğukluğunu anladım ne sıcaklığını \nHer gece ayrılığın saatinde \nAvuçlarımda sancıyor yokluğun.......... \nİster aşk de \nİster tutku \nİster gel geç bir melankoli \nYada rüzgar de \nEserken bir dalın yaprağını koparıp giden........... \nİçimdesin:................ \nGözlerimden gözlerin yansıyor \n\n24/08/2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimden Kaçırdığım",
        "poet": "Ziya Nizam",
        "poem": "\n\nGözlerimden kaçırdığım yarimsin bu gece.\nİstiyorum diyemediğimsin.\nAlsam,kollarımda kalsan ömrümce.\nYandığımı haykırsam sana sessizce.\nYaşamak dediğin nedir\nSeni senle yaşayamadıktan sonra.\nÖlmektir aslolan\n\tSenden uzaklarda.\n\n\t\t\t24.07.2004-Cumartesi\n\t\t\t01:08 Avcılar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerime Bak",
        "poet": "Selçuk Akyüz",
        "poem": "\n\nBugün de yapamadım...\nBugün de alamadım gönlümü ağzıma...\n\nSen büyüksün...\nSevdam büyük...\nSığmıyor gönlüm; \nAylar,\nYıllardır ne yapsam,\nNe etsem de sığmıyor ağzıma\nVe sığmayacak...\nİyisi mi? Sen gözlerime bak\n\n(Van.22.03.2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerime bakıyorlar",
        "poet": "Mustafa Cilasun",
        "poem": "\n\nYar...\nNe söylesem\nAnnem ve babam tepki vermiyorlar\nGarip bir endişe içinde gözlerime bakıyorlar\nKimi zaman sen daha iyisini bilirsin diyerek susuyorlar\nHer ne hikmetse aynı hayatı benimle birlikte yaşamıyorlar\nKendi dünyaları içinde kaybolup gidiyorlar, hüzün ve hicranla nefesleniyorlar\nBu durum karşısında içim acıyor, bir şeyler yapmak istiyorum hiç fırsat vermiyorlar\nYeter ki sen oku istikbalini kazan, o bize yeter, en büyük iyiliktir diye gönlümü alıyorlar\nAynı lisanı ve aynı zamanı yaşadığımız halde niçin bu kadar sabır ve tahammül içinde davranıyorlar\nDuydukları ezan sesiyle irkiliyorlar, sanki o an kendilerinden geçiyorlar, sessizce gözlerinden bırakıyorlar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerime düşmüş en derin hüzün..",
        "poet": "Gülseven Aksoy",
        "poem": "\n\nhasret; \ngözlerime düşmüş en derin hüzün\nyıkadıkça geçmeyen\nağladıkça dinmeyen,\nyaşadıkça öldüren\navuçlarıma sinmiş en güzel koku..\n\nhasret; \ndamarlarıma yayılmış bir zehir\nbakışlarıma yerleşmiş ahu gözlü ceylan\ndilime yasakladığım en güzel kelime\ngeceme sinmiş en koyu karanlık..\n\nhasret,\ninsanlığıma adanmış en güzel hüzün..\nince bir sızı gibi\ngittikçe çoğalan\nandıkça adını\nyüreğimi yakan.\n\nHasret,\nsessizlikte bedenimi saran ana kucağı gibi\nve karanlıkta büyüyen bir çığlık sanki..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerime bir bakarsan",
        "poet": "Mustafa Akgül",
        "poem": "\n\nGözlerimin içine bakarsan\nSeni sevdiğimi  göreceksin\nSözlerimi duyup ta  dinlesen\nBenden gerçekleri duyacaksın\n \nGüzelliğine çok güvenirsen\nSende yaşlılığı göreceksin\nZenginliğine çok güvenirsen\nFakirlikte  gelir  bileceksin\n \nHep esen kalacağını sanma\nDüşeceğini de  bileceksin\nVarlığına fazlaca güvenme\nYoksulluk ta gelir bileceksin\n \nGerçek olan dostların kimlermiş\nZor gün de senle mi göreceksin\nMakamına mevkine güvenme\nGelip geçicidir  bileceksin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerime güneşin tozu kaçtı",
        "poet": "Talat Akay",
        "poem": "\n\nIşıl ışıldı hava, gözlerim kamaştı.\nGüneş gibi gözlerin ve güneş vardı,\nGözlerim kamaştı.\n\nSonra gittin, bırakıp sevdamla baş başa beni.\nGüneş söndü, yüreğimin umutsuzluğundan,\nGün ağladı…\n\nAyrılık sindi bakışlarına,\nGözlerime güneşin tozu kaçtı…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimin İnancı",
        "poet": "Mehmet Can",
        "poem": "\n\nbinbir değişik sancı\naşk acı..hayat acı..\nhep ayak oyunları..\ndüştü kırıldı gitti\ngözlerimin inancı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ğözlerimi Arıyorum Anne...",
        "poet": "Melek Ayaz",
        "poem": "\n\nGökyüzünü görmek istiyorum,\nGözlerimi arıyorum anne,\nAğlıyorum anne ağlıyorum,\nBu son çığlığıdır gözlerimin,\nSesimi arıyorum anne,\nSesimde aşklar,çocuklar,fırtınalar,\nSesimde bütün türküler,\nSesimi arıyorum anne,\nUmutlarım filizlenmez artık,\nYüreğimin kışı sert olur anne,\nBir iz kaldı gözlerimde,\nGözümden düşen yaş don olur anne,\nŞimdi ne zaman onu düşünsem,\nSürgünden dönecek bilirim anne,\nZamana ve acılara karşı ayaklanan,\nGözlerimin gecesindeyim anne,\nGözlerimi arıyorum, \nGökyüzünü görmek istiyorum ANNE...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimi Kaparım Şiirimi Yaparım!",
        "poet": "Ali Tekmil",
        "poem": "\n\n“ Böl, parçala, yönet! “ yalnızca politik / siyasal bir önerme mi, yoksa başka alanlara da uygulanabilir bir “ laboratuar “ pratiği mi?  Toplumbilim açısından  uygulamalarını, hatta başarılarını çokça gördüğümüz  ve çoğunlukla da egemen erk tarafından gerçekliğe kavuşturulan bu sistematiğin,  şiir alanında da  yaygın bir biçimde etkinlik gösterdiği söylenebilir mi? \n\nÖrneğin, kendi maddi / tarihsel gerçekliğinden kopan şiirin; aslında sanat alımlayıcısından da –  dönüşüm ve kendini yeniden üretme olanağından -  koparak birey ‘in en dar ve çıkışsız alanına hapsolacağı düşünülmez mi?  Zenginliğin gittikçe daha hızlı ve  daha  astronomik bir biçimde, dünya kapitalist / emperyalist sisteminin merkezi ülkelerine  akıtıldığı ve dünyanın geriye kalan kısmının neredeyse Afrikalaşmasının göze alındığı bir dizgenin sanat öznesi / şair için  hiçbir önemi olamayabilir mi? O, kurduğu sanal ve sahte şatosunda yalnızca kendi öğrenilen / öğretilen  “ bireysel, alabildiğine özgür ve sınırsız sorumsuz “ gerçeğini mi yaşar? Örneğin son on beş- yirmi yılda dünyada olup bitenlerin – Yugoslavya’nın parçalanması ve  bu süreçte Serebrenitza ve bütün Yugoslavya topraklarında   kıyılan insan toplulukları, artık neredeyse ortaçağa savrulan Afganistan’ın işgali ve oradaki insan acıları, yıllardır savaştırılan Irak’ın, bu kez işgal edilmesi ve orada yaşanan, çağımızın en korkunç katliamlarının “ en sahipsizi “, Afrika ‘da kabile aralarında oynanan oyunlar, Kafkasya ve Hocalı acıları ve bilumum manipülasyonlar… - sanat ve şiir açısından hiç mi söyleyeceği bir şeyler yok? Toplumsal bilincin üç maymun tarafından belirlenmesine şairin de katkı yapmasının ne gibi bir anlamı olabilir! \n\nYoksa şiir, bütünselliğinden koptukça / koparıldıkça mı  değerleniyor? İçerik / biçim uygunluğunun ve şiirin ses,  anlam, çağrışım, sezgi, imgesellik vb. öğeleri arasındaki “ yaşamsal  “ dengenin yok edilmesiyle mi büyük anlatılar / baş yapıtlar ortaya çıkarılacak? Şiir, yalnızca biçim’e ve biçimsel denemelere indirgendiğinde – sözcüklerin salt  alt alta, yan yana, çapraşık, dağınık vb. biçimlerde harmanlanarak “ somutluğuna “ döndürülmesiyle gerçekten şiirin mi kazanacağı umulmaktadır? Yoksa bu bilerek, ya da bilmeyerek verili dizgenin şiir üzerinden onaylanması ve yeniden üretilmesi midir? Biliyoruz ki sanat ürünü aynı zamanda  bilinç ve güzellik taşıyıcısı ve  iletisi olan; sanat alımlayıcısının etkilenmesi ve aldığı haz’la  “ yeni dünyalar kurmayı ” amaçlayan ve böylelikle de kendini başka biçimlerde “ yeniden üretmeyi “ amaç edinen estetik bir enstrümandır. Verili durumdan – maddi gerçeklikten – kendini arıtmış ve insanın tarihsel, ekonomik, siyasal, politik, kültürel, felsefi…açmazlarını seyirlik bir fantezi olarak gören bir şiirin, okuyucu için ne ifade edeceği belli değil midir? “ Şiir öldü, artık okunmuyor, şiir kitaplarını kimse basmak istemiyor “ yakınmalarının nedenlerinden birisinin de bu gerçek olduğunu göz ardı edebilir miyiz? İnsanlar, içinde “ kendilerine ait “ hiçbir şey bulamadıkları şeyleri neden okusunlar ki? \n\nBir de; egemen erk’in  nihilist, anarşist, karamsar, intihar özlemcisi, metafizik, alabildiğine ben merkezci vb.  bakış açılarını, sanat alanına “ pompaladığını “ eklersek durumun gittikçe daha da ağırlaştığını ve ağırlaşacağını söyleyebiliriz. Kapitalist / emperyalist dizgenin krizi derinleştikçe, bu alana müdahalesi de daha etkili ve “ yetkili “ bir hale gelmekte ortalık ah’lı, vah’lı, bol göz yaşlı …şiirlerden geçilmez hâle gelmektedir. Neredeyse okuyucusunu,insanın bittiği ve yeniden ayağa kalkma olasılığının ortadan kalktığına ikna edebilmek için her türlü yol denenmektedir. Bir ara kulaklara,tarihin de bittiği “ fısıldanmış “ ama daha sonra, sahibinin sesi, bunun doğru olmadığının açıklamasını kendisi yapmıştır. Bunalım, alabildiğine geniş ve etkili bir “ bunalım edebiyatı “ doğurmuş  ama şimdilerde geminin su almaya başladığı fark edilmeye başlanmıştır. Bütün post modern dalavereler, deliği / yarığı kapatmaya yöneliktir; ancak herhangi bir başarı şansı görülmemektedir. “ Bulaştırılan “ şizofreni, insanın ve onun sanatının yeniden toplumsallığını anımsaması ve kendini yenilemesiyle etkisini yitirecek ve şiir insan katında  yine eski saygın yerine oturacaktır.\n\nGeleceksizlik, çıkışsızlık, başka bir dünyanın mümkün olmaması yalnızca “ yeni liberal “dizgenin  işleyişiyle ve kendisiyle ilgilidir. Aşırı birikimin büyük sorunlar çıkarmaya başladığını, küreselleşmenin tıkandığını ve geleceğinin olmadığını artık kendi iktisatçıları söylüyor. Bu dizge, kendi sınırlarını zorlamaktadır, dizge içinde bu derin krize çözüm mümkün değildir ve bunu en iyi kendi filozofları biliyorlar. Tarihin böylesi, çıkışsızlığa düştüğü zamanlar elbette vardır: Bu dönemlerin, imparatorlukların çöküş dönemleri olarak tanımlandığını da biz biliyoruz. İnsan, yüzyıllar süren bir ortaçağ karanlığını da yaşamıştır. Ama o dönem de aşılmıştır. İnsan, aynı zamanda tarihsel / toplumsal bir öznedir. Bir gün bu “ yeni ortaçağı “ da aşacaktır. Ama bugün, küresel “ neo liberal “  müdahalenin  rüzgârına kapılarak  yazılan şiir, yarın “ birey bile olamayan bireyciklerin “ hezeyanları, ağlamaları, sızlanmaları olarak çöplüğe atılacaktır. İçinde insan olmayan hiçbir şeyi, insan dağarcığına koyabilmeyi kimse başaramayacaktır. Aslında bugünden olan da budur. Medyanın bu denli pohpohlamasına,  ödül enflasyonuna, reklâma, fuar / festival “ girişimciliğine “, allayıp pullamaya karşın bu ”insansız” ürünlerin kendi çemberini kıramayışı ve “üç kişiden beşinin şair olduğu “ bir ülkede yalnızca kendi yörüngesini dönmesi  başka nasıl açıklanabilir ki? \n\nİnsan bütündür. Ama en çok da toplumsallığıyla... Sanatı da onun bütünlüğünü yansıtmalıdır. İnsan tarihsel bir öznedir. Sanatı da, onun bu özelliğini anlatmalıdır. Tarihsel bir arka planı olmayan, kurgu itibariyle insanın verili toplumsal gerçekliğini önemsemeyen, bu gerçekliği aşmayı amaçlamayan  hiçbir sanat ürünü insani değildir. Şiirde biçim, her zaman öz / içerik’le  diyalektik ilişkisi içinde düşünülmelidir. Aşırı biçimci uygulamaların ve şiirde biçimin “ göz alıcılığı” uğruna yapılan özsel / içeriksel ihmallerin, ötelemelerin her zaman bugünkü verili ve egemen  sistematiği güçlendireceği anlaşılmalıdır. Ancak  o vakit şiir, gerçekten “ bugünün “ bir imgesi olabilir ve onu aşabilir. \n\nBaşka bir dünya her zaman mümkündür. Bunu en iyi şair ve şiir bilir.\n\n                                                 Ali  Tekmil /  25.04.2007 - Urla.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimin Islak Derinliğindesin",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nGitmelerin çok doğru\nGelmelerinse kılıflı birer yalan\nKaç sevda oyunu biliriz\nYaşsız gözlerle perdesi kapanan...\nGözlerimin ıslak derinliğinde\nBakışların şimdi bir batık gibi yatıyor\nHer yokladığımda mazinin koyunu\nBir bilsen kalıntılar nasıl ağlatıyor...\n\n08 / 12 / 2005  Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimin Önünde Bir Kadın",
        "poet": "Emrah Güngör",
        "poem": "\n\nGözlerimin önünde bir kadın \nYüreğimin alabildiğine sevdiğim \nGözlerinde derin bir umut \nOnurumun kaldıramayacağı kadar ağır \nGözlerimin önünde bir beden \nYedi dağ ardı kadar uzak benden \nBedende bana yasaklı bir ruh \nRuhun içinde benden saklı bir yürek \nDuvarda sırtı bana dönük bir gölge \nHavada intiharımsı bir korku \nVe o dağ gibi aşkın gözlerimin önünde \nKül oluşu...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimiz",
        "poet": "Tayfun Gökhan Soytan",
        "poem": "\n\nGözlerimde sisli kalan son pencere\nSon bir hatıra puslu gözlerimde\nGeçmişte canlanan\nGeride bir sis halkası gibi kalan\nUlaşamadığımız hayaller\nKâbuslarını atlatamadığımız\nBeynimizden söküp atamadığımız\nAnlamını veremeyip\nSırrını çözemediğimiz\nNe yapacağımızı kestiremediğimiz\nSisli bir gökyüzü alacakaranlıkta\nAdım atamadığımız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimin Sen Rengi",
        "poet": "Çiğdem Selçuk",
        "poem": "\n\nVAKİT SEVDALARIMIN ÇOK ÖTESİNDE ŞİMDİ\nSENSİZLİĞİNİ SOLUYORUM \nNE GÜZELMİŞ KIRMAK ZİNCİRLERİ....\nSEVMEK NE GÜZELMİŞ YENİDEN HEP YENİDEN,\nYAZMAK HEP SANA\nHEP SENİ SÖYLEMEK DİZELER BOYU....\nTÜM ŞARKILARIN NOTASINDA SENİ DUYMAK\nŞİMDİ GÖZLERİMDE GÖZLERİNİN SEN RENGİ VAR\nSENİ KENDİME HAPSETTİM HİÇ DÜŞÜNMEDEN SORGUSUZCA\nSEVDANI ALDIM KATTIM MUTLULUĞUMA...\nBİR TUTAM GÜLÜMSEYİŞ EKLEDİM YANAKLARIMDAN KIVRIM KIVRIM....\nŞİMDİ YÜREĞİMİN SEN YANINI ALDIM AVUÇLARIMIN ARASINA...\nBIRAKIR MIYIM HİÇ SEVDALIM...? ? \nBIRAKIR MIYIM HİÇ...? \n\nÇiğdem SELÇUK/EDİRNE\n17/03/2008 Saat: 01; 22\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimiz Sen Sevdalısı",
        "poet": "Adnan Deniz",
        "poem": "\n\nYine \"Kasım\" hüzünlerden bir gün\nUmudun boynu bükük ve öksüz\nGözlerimiz sen sevdalısı...\nİnanmışlık akıyor gözyaşlarımızdan\nAğlamıyoruz! \n\nSabır geçiyor, hayat merdiveninden\nHaksızlık direnemiyor..\nSavaş savaş Mustafa kemal,\nAdım adım medeniyet\nMustafa kemal güneş,\nTÜRKİYE'M aydınlanıyor..\n\nArdı sıra gelecek on kasımlar\nHer şey hatırlanacak...\nBir hoş seda kalmışsa gök kubbede\nAdı Mustafa kemal olacak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimin Önünden",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nGözlerimin önünden gitmiyor veda anı,\nHala kulaklarımda, demiştin yap duanı,\nÖyle kala kalmıştım, gözlerim yaş doluydu,\nYüreğime nakşettim, unutmadım sedanı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Sedat Umran",
        "poem": "\n\nİçime korku salar \n\nsuskunluğunun çığlıkları \n\nyüzünün yangınında gözlerin\n\nNedir diye bana sorsalar \n\n'İki garip zümrüt taşı\" derim\n\nBir kül yığınında gözlerin! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Özcan İlikhan",
        "poem": "\n\nEy yâr, gözlerin açtı bağrımda binbir onulmaz yara\nBulamadım gönül yarama senden gayrı bir deva\nAşk ateşin Mecnuna çevirdi ruhumu ve cismimi\nSeherlerde hasretim haykırır oldum dağlara taşlara.\n\n- Özcan İLİKHAN, 4 Haziran 2015, Redmond, WA, ABD\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin!",
        "poet": "Mehmet Sever",
        "poem": "\n\nSadece sus ve gözlerimin içine bak.. Hiçbir şey söylemeyeceğim sana, sözcüksüz anla beni bu sefer. Milyonlarca kelime var orada sana dair. Tüm yaşanmışlıklar saklı sana baktığım bu gözlerde. Sevinç, üzüntü, korku... Sana dair her şey. Sadece gözlerime bak ve kendini bana bırak. O zaman beni daha iyi anlayacaksın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Gökhan Musab Cantepe",
        "poem": "\n\nİki korkak kirpi gibi olsun gözlerin\nKorksunlar, içlerine çekilsinler\nTitreyerek seyresinler alemi\nKorksun o gözlerin\nÇünkü acizler, çünkü güzeller\nVe bil ki güzelin düşmanı çoktur\nRenkler düşman, sesler düşman\nAy kıskanır, düşman\nGüneş sönük kalır, düşman\nGözüne benden başka değecek göz\nBir ilmek olur geçer boğazıma\nKalbimin kırıklığı tekmeler taburemi\nVe sallanır dururum üç ayaklı terazi dengesini bulana dek\nBilmem ki ondan sonra\nİlkbahar mı daha yağmurlu olur yoksa gözlerin mi? \nKüçük insanlar şemsiye açarlar gözyaşlarının altında\nBir deniz gibi kaplar kalpleri o yaşlar\nKimileri boğulur onda kimileri abdest alır\nElbette ıslatır yağmurlar mezarımı ama\nToprağımın biraz da tuzlu suya ihtiyacı var\nGel, ağlasana mezarımın üstünde biraz\nBelki gözyaşlarınla ateşim söner de azabım diner\nBelki o gözleri tekrar görmekle cennetten bir pencere açılır\nBelki de cennet gözlerindir, sırat ise kirpiklerin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimiz  SENİ ARADI bu gün YÜCE ATATÜRK",
        "poet": "Ali Cemal Ağırman",
        "poem": "\n\nUzaklaştırdıkça seni bizden, hoyrat zalim zaman\nSensizlik Milet olarak içimizde, kanıyor hicran\nYokluklar içinde, kan, gözyaşı, irfan ile yaratmıştın bize\nBir aziz Vatan\nCihan güneşimiz, \nAta Vatanın, yiğit, cesur, kahraman gazi önder\nGözlerimiz seni aradı neredesin, yüce \n,,,Atatürk\n\nAklıma, Erzurum, Sivas kongresi, Amasya genelgesi\n19 Mayıs 1919 Samsun Kemalizm, aydınlanma aklıma geldi\nSeni bize yeniden, daha güçlü hatırlatan tarihi vebal acaba neydi\nKimse asla ve asla sen olamaz, tarihi süreç içinde sen kalamaz\nDumlu pınarda, Koca tepede ki Vatan aşkı, sülietin aklımızda\nUlusun makûs talihini yazan kader süreci, asalet kokuyor\nO şanlı tazeliğini, ehem niyetini koruyor asil ıslak imza\nGözlerimiz seni aradı neredesin, yüce \n,,,Atatürk\n\nİlke ve devrimlerin, budandıkça budandı\nKurduğun Laik Cumhuriyet, olmaz ise olmazımız olan demokrasi\nAmaç değil, araç olarak, hep kullanıldı\nBıraktığın Ata Vatan, çok karanlık, kanlı günlere gebe\nZorunlu olmadıkça savaş bir cinayettir, sözünüz geldi aklıma\nTüm komşularımızla Ülkemiz, kanlı bıçaklı, düşman durumunda\nYurtta Sulh, Cihanda barış sözünüz, şimdi kaldı boşlukta\nGençliğe hitabetin ve güvenin kaldı sadece lafta\nAl rengi ayyıldızlı şanlı bayrağımız indiriliyor\nVatan içinde Vatan yaratılıyor, yaşananları kimse görmüyor\nUlusu misak-ı milli’yi, laik demokrasiyi \nBirinci derece namus şeref yemini verenler, ne yazık ki\nGaflet uykusunda\n\nGözlerimiz sizi aradı, neredesin Cihan güneşi \nMustafa Kemal \n,,,ATATÜRK\n\nOsmanlının sönmüş küllerinden bize bir Ulus, bir Vatan yarattınız\nZübeyde hanımın ak sütü kadar ter temiz, göğsünüzdeki istiklal madalyanız\nDuygularımı yazarken bile ihanet içinde ar,,ana bacı,namus bildiğimiz\nAta Vatanımız\nKanadı bu gün, istiklal, şanlı tarihi mazimiz, yasta gönlümüz, kirlendi\nSanki millet olarak özümüz\nKelepçeli dilimiz, politik dinimiz, kör topal adalet, hukuk, demokrasimiz\nBu gün bir kez daha kanadı Vatan, istiklalimiz için çarpan yüreğimiz\nBunu anlatmak o kadar çok ki, tarihi, vicdani, izanı sebebimiz\nYaslı gönlümüz, ızdıraplı özümüz, nemli gözlerimiz\nGözlerimiz sizi aradı, Neredesin yüce \n,,,ATATÜRK\n\n______Şair 67______\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerimizin Asi Nehirlerinden Su İçerken Ceylanlar",
        "poet": "Bülent Aydınel",
        "poem": "\n\nKoparılmış kitap sayfaları gibi düşüyor sözcükler\nYırtılmış zamanlardan\n\nSeyrek düş kuruyor seyrek konuşuyoruz\nAy ışığına dayayıp başımızı uyuyoruz\nGözlerimizin asi nehirlerinden su içerken ceylanlar\nLacivert bir ormana dönüşüyoruz\n\n-Dallarında rüzgarlar konuşan\nLacivert bir orman-\n\nYüreğinin kuşları kanat sesleriyle sahiplenirken geceyi\nKökleri birbirine sımsıkı tutunmuş ağaçlar gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Mustafa Yaşar",
        "poem": "\n\nDudağımda yarım yamalak bir ezgi\nKaranlık tavana kilitlenmiş bakışlarım\nYüzüme vuran sobanın ışığı\nVe aklımdan çıkmayan gözlerin\nİşte böyle geçiyor,\nNice şiirler doğuran geceler...\n\nBelki rüyama gelirsin diye uyumak; \nUykuya duyulan en büyük özlem.\nAma son bulmuyor bu hasret.\nHaşa! İsyan doğurmaz sana olan aşkım.\nDert doğurur, keder doğurur; \nHem de en güzel kederleri...\nBir keder değil miydi; \nBedevi Mecnun'a şöhret veren?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Gökhan Tgb",
        "poem": "\n\nAynada gördüğun kadar güzel mıydı gözlerin . beni bağlayacak kadar hayin mıydı .o gözlerin beni benden alacak kadar önemli mıydı ? aşktan sarhoş olacak kadar keskin mı?  o yesilin hiçlikcesine dalgalanisi  okadar da hırçın mıydı? evet o yesilin yuzercesine  daldığı bir rüyaydi sadece başka birşey degildi o yeşil gulumseyen gözlerin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Zeki Akçalı",
        "poem": "\n\nYeşil-kahve buğulu gözlerin,\nBugün kararsız gözlerin,\nDünyalara hayat veren yeşilden değil,\nKarartarak bakan kahverengiden yana...\n\n(13/04/2005, Çarşamba, B.Çekmece)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Tuncay Demirbilek",
        "poem": "\n\nGece mavi, şafak mavi\nGündüz mavi, gökyüzü mavi\nHer şey mavi, her yer mavi\nGözlerin mavi\n\nGömleğim mavi, pantolonum mavi\nDerim mavi, canım mavi\nKalbim mavi, kanım mavi\nGözlerin mavi, hayatım masmavi\n\nMavi benim rengim \nMavi benim dilim \nMavi benim sözüm\nMavi benim herşeyim \nGözlerin mavi, dünyam masmavi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nGözlerin bakışlarımın son limanı olsun\n  Bırak ta demir atıp yıllarca kalayım\n  Yüreğin sevdamın son durağı olsun\n  Bırak ta başka bir yer aramayayım...\n\n  Islanayım gözyaşınla sırılsıklam\n  Uyuyayım ömrümce düşler içinde\n  Uyandırma kirpiklerinle dokunupta\n  Bırak ta yıllarca gözlerinde uyuyayım....\n\n  Ellerine dokunayım bütün hislerimle\n  Bırak ma tut ellerimden ne olur tut\n  İtme bu ölüm dolu yalnızlığıma itme\n  Bırak ta dizlerinde ömrümce ağlayayım.....\n\n\n\n\n                                                                             Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Elif Gülay",
        "poem": "\n\nGeceyi sevmiyorum,\nKaranlık gözlerini anımsatıyor bana\nHer bakışında\nokları saplayan yüreğime.\nNe farkeder ki; \nKaranlık geceyse,\ngece gözlerin..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Turgut Tayfun",
        "poem": "\n\nYıldız girer penceremden\nGeceme\nMavi mavi çiçekleri tutuşturur\nElime\nGece\nYıldız\nPencerem ve\nDüşlerim\nGeceleri tutuştular elime\nMavi mavi çiçeklerde\nGülümserdi gözlerin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin 2",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nBir okyanus misali uçsuz bucaksız derin,\nBaktıkça dalıyorum pek hülyalı gözlerin.\nGönlümü tutsak ettin, ilk gördüğümden beri,\nHer kahrına amenna, artık senin esirin.\n\n1 Kasım 1986 – Perşembe / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Salim Kanat",
        "poem": "\n\nSiyah ve derin\nBin kitabın meali\nGözlerin\n\nGözlerinde uyanırım \nSabahları\nBiraz özlem\nBiraz ümit\nÇokça hüzün\nGözlerin\n\nBürür eşyayı\nKuşatır dünyamı\nYusuf'u saran\nKuyu kadar derin\nGözlerin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\nbir azaba uğramış gibi gözlerin\nçekilmiş dere yatağına dönüşen yüzün\nve\ntövbe kadar beyaz bir deniz\nsahildeyiz\nve yağmur yağıyor\nsarı sarı saçlarını düşünüyorum\nsarı bir serçenin çırpınması var\npoyraza bırakılan ruhun\nbir gün batımı güneşi\nbir gün doğumu gözlerini seviyorum\nbırakıp giden güneşe inat...\n\n                                                                 mustafa kaya\n                                                                 01.01.2001 / üsküdar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Ali Can",
        "poem": "\n\nEşarbın bağlanmış dolak boynunda\nBir çif suna besliyorsun koynunda\nAsalet görüyorum senin soyunda\nBilmem nasıl bakar bana gözlerin\n\nGözlerin gözlerin yeşil gözlerin\n\nCemalin söndürür güneşi ayı\nBir bakışına değmem yalan dünyayı\nAynı yerden geldik Ademin soyu\nBİlem nasıl bakar bana gözlerin\n\nGözlerin gözlerin yeşil gözlerin\n\nPerimisin melekmisin nur'musun\nBu gönlümde yatan gizli sırmısın\nBacımısın kardeşmisin yar'mısın\nBilmem nasıl bakar bana gözlerin\n\nGözlerin gözlerin yeşil gözlerin\n\nO eski günleri şimdi özlerim\nHer gün çıkıp yollarını gözlerim\nSevda yükü taşımıyor dizlerim\nBilmem nasıl bakar bana gözlerin\n\nGözlerin gözlerin yeşil gözlerin\n\nSorma Ali CAN'ı kuru bir çınar\nAlevlenmiş içten içerden yanar\nAteşimi söndürmez ne derya nede pınar\nBilmem nasıl bakar bana gözlerin\n\nGözlerin gözlerin yeşil gözlerin\nBulunmaz dünyada eşin benzerin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Atila Aşkan",
        "poem": "\n\nDün senin gözlerinin rengi\nDeğildi umrumda bile\nBu gün gitmiyor hayalin\nResmedilmiş sanki beynime...\n\n09.09.2006\nAnkara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Gökhan Öktem",
        "poem": "\n\nGüneşin denizi kucakladığı\nDenizin güneşi kutsadığı yer \nGözlerin...! \n\nGözlerinde parlıyor güneş \nEvvel zaman hiç parlamadığı kadar\nVe gözlerinde buldu rengini deniz \nDeniz olalı beri\n\nGözlerin; \n\tPırıltısı güneş\t\n\tMavisi deniz\n\t\tGüneş ve deniz\n\t\tVe o, \nCanımın içi \nGözlerin....! \n\n(İskenderun,15,05,1997)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Savaş Çakır",
        "poem": "\n\nGözlerin gönlümde derin bir tutku\nGözlerin gönlümde hüzünlü şarkı\nGözlerin gözlerime göstermez uyku\nGözlerin gözlerime bir hüzün arkı \nGözlerinin hasretten ayrılan farkı\nGözlerin mutluluk hasretin korku\nGözlerinin başka neresi var ki\nGözlerinin gönlümdür evi barkı\nGözlerine gönlüm susuz bir toprak\nGözlerin üstünde solmayan yaprak\nGözlerin gönlümde  aşk çırılçıplak\nGözlerinin gönlü o aşkta yakmak\nGözlerin gözlerimde ağlayarak\nGözlerinle bana uzun uzun bak\nGözlerinden beni boşluğa bırak\nGözlerinde sona ersin yaşamak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Cihan Başak",
        "poem": "\n\nYar gözlerinde umman saklıdır\nUmmandan esen rüzgar\n\nYar gözlerin uzak bir diyar\nİçinden çıkamadığım sual\n\nYar uzak iklimden gelen bahar \nRüzgarların yarıştığı bir tual\n\nYar gözlerin dipsiz bir yar\nNakşedilmiş duvar.\n\n2003 Diyarbakır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Onur Çelen",
        "poem": "\n\nNe gözlerinde kaybolmak,\nNe ayırmak istiyorum gözlerimi gözünden.\n\nNe kaybetmek istiyorum seni,\nNe de seni bulmadan kaybetmek kendimi.\n\n                                                       (Kasım 1999-Harran)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Gencer Akın",
        "poem": "\n\n\n\nGece ışıl ışıldı gökyüzü\nÖnce her yıldız.a senin adını verdim           \n..............................................Yetmedi\nHiç biri senin gözlerin gibi değildi\nHerkes altında sarhoş olacağı \n.............................Bir yıldız ararken \nBen senin gözlerinde bitirdim\n..............................İçki kadehlerimi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nMasmavi bir denizdi, baktığında gözlerin,\nDalıp da kaybolurdum, öyle engin ve derin.\nMeltemler eser iken, seni benden ayırdı,\nNeydi bilmem bu kadar, bana kastı kaderin? \n\n16 Nisan 1988 - Cumartesi / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Müge Çeven",
        "poem": "\n\nSiyah \nMateminde kalıyor gözlerimin \nSessizce iç çekişlerimde \nSimsiyah oluyor gözbebeklerim \nDiplerdeyim \nAdın çakılsa adıma \nSon sözler okunsa mısralarımda \nSimsiyah \nSiyah bir düşün koynunda \nGözlerin düşer gecelerime \nGül karası gözlerin bu aşkla.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Rifat Kurtoğlu",
        "poem": "\n\nİstanbul Ankara İzmir Bolu’ya \nKonyaya Çoruma Kastamonuya \nKöy kasaba şehir Anadolu’ya \nDeğer sevdiceğim değer gözlerin. \n\nHicaz’a Yemen’e Arabistan’a \nHindistan Pakistan Afganistan’a \nAta yurtlarına tüm Türkistan’a \nDeğer sevdiceğim değer gözlerin. \n\nAfrika Avrupa koca Asya ya\nAvustralya ya Amerika’ya \nDünya yüzündeki yedi kıtaya \nDeğer sevdiceğim değer gözlerin. \n\nKURTOĞLUM der hem güneşe hem aya, \nBütün arzı alem arşı Âlâ’ya, \nAhrete faniye iki dünyaya \nDeğer sevdiceğim değer gözlerin.\n\n1994\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "İsmail Güçtaş",
        "poem": "\n\nGeceye karanlıklar nasıl  yakışıyorsa,\nSana da işte öyle yakışıyor  gözlerin.\nKırlarda dağ çiçeği nasıl kokuşuyorsa,\nSana da işte öyle yakışıyor  gözlerin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Neşe Bahçeci",
        "poem": "\n\nKaranlığın gözleri olmalı bunlar\nBana öylesine keder veren,\nGülmeyi, yaşamayı haram eden...\nAnasını sattığımın dünyada öylesine sensiz,öylesine kimsesiz,öylesine hain\nÖylesine kavurucu bir güneş altında bir hurma tanesi gibi kuruyan bendim, halada benim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Metin Toz",
        "poem": "\n\nDağ üstünde akan kızgın kor gibi,\nYakar ta yüreğimi yar gözlerin.\nSevgiyle kurulmuş dünyanın dibi,\nCihanı eyler bana dar gözlerin.\n\nKırılsın kalemim bak bana bir kez,\nYarına deme vallahi ölüm tez,\nBak gözüme aşkın manasını sez,\nBen gibi çok aşığa ar gözlerin.\n\nYaşadım gözünde dört mevsim birden,\nYa çöle gittim ya geçtim nehirden,\nAnladım bunun nedeni sihirden,\nYangınımın sebebi nar gözlerin.\n\nÇıkmaz aklımdan yoldaşım geceye,\nNakış nakış ördüm on bir heceye,\nAlayım bu aşkı sordum neceye,\nCana bedelmiş ama kar gözlerin.\n\nÇıkamadım sinemde yokuş oldu,\nCihanın her yanında gözler boldu,\nMetin’im sen âşık olmazdın noldu,\nEvlilik için son karar gözlerin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Cengiz Özkan",
        "poem": "\n\nGeçilmez kaledir yay kaş altında; \nOklarla sinemi deldi gözlerin. \nZer gibi parlıyor güneş altında, \nPotada eriyen teldi gözlerin. \n\nİlk gördüğüm anda zümrüt sanmıştım. \nFarkında olmadan aşka yanmıştım. \nDerin bakışlara nasıl kanmıştım. \nAklımı başımdan çeldi gözlerin. \n\nMunzur suyu gibi akardın yeşil, \nAk gerdanlarına  takardın yeşil. \nÇayır çimen gibi bakardın yeşil. \nBak yine aklıma geldi gözlerin. \n\nNe oldu da bana sürgün oldular? \nHazan yaprakları gibi soldular. \nÖzlüce Barajı gibi doldular. \nBendini yıkan bir seldi gözlerim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "gözleriN",
        "poet": "Cemil Yurtseven",
        "poem": "\n\ngece yorgun\nhüzün dolu gözlerin\ngeceye sarmış sarhoşluğun\nağlıyorsun\nBİR TANEM\nyalnızlığında sevginin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Leyla Çetinkaya",
        "poem": "\n\nGözlerim gözlerine değince,\nMutluluk yıldız yıldız \nDökülüyor başımdan,\nBakışlarımı ayıramıyorum bakışlarından.\n\nGözlerim gözlerine değince,\nEllerim buz gibi oluyor heyecendan,\nİçimi seller basıyor,fırtınalar kopuyor,\nKayboluyorum bakışlarında.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Cemil Öksüz",
        "poem": "\n\nÖldürürsün bakma dilber sanki bir ok gözlerin\nSaçların ah hüsnü cânan gizlesin hep gözlerin.\nSırrı aşkından haber ver sakla ağlar gözlerin\nAşığım ben diye söyler nemli efsun gözlerin.\n\n....................................................09.01.1975...RİZE.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÖZLERİN",
        "poet": "Ozan Rari",
        "poem": "\n\nOnlara baktıkça ürperiyorum, \nSanki gizli bir sihir var gözlerinde, \nParlaklığı ve canlılığı zaten herşeyi yansıtıyor\nNe kötülük ne de bir kin var \nSadece seni anlatıyor, \nRuhunun güzelliğini, temizliğini...\nGözlerine baktıkça ne hüzün kalıyor ne de üzüntü, \nİnsana büyük bir güven veriyor.\nİşte ruhum; \nBen gözlerine muhtacım...! \n\n( Mutluluk kaynağıma,29.03.2003)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Ömer Tural",
        "poem": "\n\nGözlerin ah senin mercan gözlerin\nSeher yeli gibi eser gözlerin\nGök yüzünde yağmur bulu misali\nSanki bir şişektir çakar gözlerin.\n\nGözlerin baktıkça bağlıyor beni\nSol yanımda yaram dağlıyor beni\nBir kuru hayele salıyor beni\nLazerli bir ışık batar gözlerin.\n\nUzaktan yakından bakar bakarsın\nBulutsuz yağmursuz çağlar akarsın\nTuraniyi pazar pazar satarsın\naymıdır günmüdür yakar gözlerin\n\nÖmer Tural\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "İlhami Arslantaş",
        "poem": "\n\nKurtulmak zor ahu esaretinden                   \nKahve üstü yeşil çalar gözlerin                  \nBeni kurtar gönül nezaretinden \nEfsunlayıp  beni  çalar  gözlerin \n…………………Hüzün ü efkâra bular gözlerin \n\nİçinde sanırım aşkına derman \nÇevrelemiş seni ben denen kirman \nBir sözün yazdıysa sürgüne ferman \nDivân-i harbe de salar gözlerin \n…………………Hüzün ü efkâra bular gözlerin\n\nHükmetmiş iliğim, kanıma ramın \nHer anın deruni dilimde namın \nNamahrem mi  bana servi endamın \nSanki bir meçhule dalar gözlerin \n…………Hüzün ü efkâra bular gözlerin \n\nDer bahtımı gayrı koyma hazana \nVecdi arzunla koy kalbi mizana \nCehennem azabı verme ozana \nNaçiz cenazemi kılar gözlerin\n…………….Hüzün ü efkâra bular gözlerin\n\nKaygılı her gecem yatamadığım \nHep sensin içimden atamadığım \nÜrkek bir ahusun tutamadığım \nSancılı bulut mu dolar gözlerin \n…………….Hüzün ü efkâra bular gözlerin \n\nİlhamiyim kurup aşkın temelin \nSaadet meyvesi olsa  emelin \nNe olur değişse bahtın amelin \nBenliğimi benden yolar gözlerin \n,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,Hüzün ü efkâra bular gözlerin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Ramazan Bozan",
        "poem": "\n\nkuşatmanın tel örgüleri dağınık ve kurşunlu\nyarım bir kadem yarası böğrümün kıyısında\nkurşun sıkılır düşüme,şiire,aşka ve yarına\nbir çemberin içinde öfke,umudu asmada...\n\naşağılık bir dramda başrol yüklendim\nalkış tutsun sarı ağaçlar,tekleyen yüreğim\nçığlığım içime gömülmek üzere\nebediyen kefen giysin şimdi mavi düşlerim...\n\nöfke,direnç ve intikam sözüm olsun\nörsüyle gece,şafağı biçimlendirsin\nyalnızlığın dikenine takılmış,dudağı uçuklamış bir korkuda\nkaranlık gecelerden sesim sabahlara aksın...\n\ngözlerin ki -bir çift bademdirler-\nbıraktığım bir aşk gömüsüdür giderken\nbodur bir selvi gibi sevgili\ngeçtin düşümden,kanı emilirken güzelliğin..!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Erhan Bayram",
        "poem": "\n\nNe zaman gözlerin gönlüme düşse\nGözlerime bir çift kor görünüyor\nGönlüm bu kor ile yansa, tutuşsa\nGurur dağın aşmak zor görünüyor.\n\n\t\t\t14.12.1998\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Giray Özer",
        "poem": "\n\nBeni boğan bir dumanda rastlamıştım bu gözlere\nYakınlık içinde uzaklık, bir dalın kendini rüzgara bırakışı gibi\nÖlü duvarlar, ıslak caddeler, titrek dudaklar boyunca\nO gözler, O gözlerle ağlamıştı gökyüzü ığıl ığıl\nGözlerindir kalbimdeki güzelim\nAşkımda, tutkumda o güzel gözlerin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin...",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nBen senin yalan yanlış, gözlerine dalmışım,\nYıllar akıp geçerken, hep o anda kalmışım,\nNeler gördümse artık, gözlerinin içinde,\nBenliğimi yitirip, kulun, kölen olmuşum.\n\n20 Şubat 1987-Cumartesi/ Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\nSenin gözlerin\nTürkü söyler\nGün batımı güneşe\nKi....\nBalın tadı var içlerinde....\nKaranlıklar sarsa da\nBenliğimi...\nGözlerin düşlerimde yanar\nAteşler gibi....\nGüneş bir yana\nGözlerin bir yana\nKaranlıklar güneşe...\nYüreğim gözlerine....\nYanar ateşler gibi\nGözlerin\nTürkü söyler\nGün batımı güneşe......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Fahrettin Petriçli",
        "poem": "\n\nBaktıkça kaybolurdum, gönlüm akardı,\nDertlerime dermandı yeşil gözlerin.\nKaşını çattığında içim yanardı,\nKatlime tek fermandı yeşil gözlerin.\n\nÖmür hiçti yanında sonsuzluk gibi,\nKana kana içtiğim susuzluk gibi,\nKendimi kaybettiğim sarhoşluk gibi,\nÇakırkeyf bir zamandı yeşil gözlerin.\n\nBen bir dağdım sen ise yayla dumanı,\nBakışın durdururdu sanki zamanı,\nNakşederdim zihnime geçen her anı,\nKaybolduğum ummandı yeşil gözlerin.\n\nSeyredip unuturdum kederi derdi,\nKalbime aşk selini akıtan yerdi,\nRuhum senin yanında huzura erdi,\nBeklediğim amandı yeşil gözlerin.\n\nGörmezdi gönül gözüm başka birini,\nAlamazdı hiç kimse senin yerini,\nGöstermesin Allahım bin beterini,\nSığındığım limandı yeşil gözlerin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Nazife Abaylı",
        "poem": "\n\nGözlerinde ne bir öfke,\nNe de kin gördüm.\nEllerin kadar \nSıcak,\nYüreğin kadar \nMert,\nSözlerin kadar \nSevecen,\nBakıyor onlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin",
        "poet": "Halil Bozkurt",
        "poem": "\n\nGözlerine baktığımda yüzünü çevirme ne olur,\ngözlerini görememsem uyuyamam ben o gece ne olursun-\nçevirme saçlarınnı bna,O yüzün baskalarına gülecekse bni sil hayatından gülüşünü görmek yeter bana,\nama sensiz olamam ayrı kalamam,sensiz hayatan zevk alamam.\nkırlır kalbim yıkılır kalbim başka aşk bulama,bırakma bni tut elerimi \ngitme ne olur, sensiz yapapmam,anla halimi gitme yalvarırım bırkama beni.Senle kalbim senle kalbim ilkbahar gibiydi eger gidersen kalbim son bahar gibi, \nSen benle bensiin sen benim herşeyimsinnn...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Aydın",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nArtık elbisem değil,bayrağım üniformam\nArtık yeryüzü değil,mavi göklerdir yuvam\nYıldızlar sevgilimdir,artık yarimi sormam\nMehmedin şehit düştü gözlerin aydın anam\n\nRuhumu incitirsin ağlama öyle sakın\nYıldızlar ışıl ışıl bakın göklere bakın\nSelam vermek isterseniz bir ışık yakın\nMehmedin şehit düştü anam gözlerin aydın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Aklımda",
        "poet": "Aysu Dede",
        "poem": "\n\nMavi gözlerin geliyor aklıma\nMavi enginler \nMavi denizler\nMavi gökyüzü\n\nMavi gözlerin geliyor aklıma\nÇevirip kafamı\nBakıyorum\nKeskin maviliğin hep yanımda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Biraz Eylül, Ellerin Temmuzdu",
        "poet": "Karahan Yılmaz",
        "poem": "\n\nYorgun ve sessiz bir gökyüzü gibi geldin\nIlık bir rüzgar gibi estin içimde…\nGözlerin biraz eylül, ellerin temmuzdu\nMavi yakamozlar dökülüyordu saçlarından\nGülüşün imgeleri çalınmış yasak bir şiirdi\nIşgalci bir geceydi masum duruşların sanki\nHüzünlü bir ıslık gibi dokundun düşlerime\nLacivert akşamlarımda türküleşirken sesin\nYeni bir mevsim gibi eklendin kimliğime.\n\nDenizini arayan bir nehir gibi geldin\nUçurdun sevda kuşlarını gözlerimde\nGri bir yalnızlık, asi bir yakamoz gibiydin\nDokundun usulca kalbimin tetiğine..\nBulutunu özleyen bir yağmur gibi geldin\nEn imkansız aşklarımda sınadın kendini\nVe sustun içimde bir kurşun gibi günlerce..\n\n9 eylül 2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Benziyor Ya! ..",
        "poet": "Osman Erkin Yalı",
        "poem": "\n\nSevgin servet olsada,bıktırırsın nazından\nÇektiğim her eziyet,bilki senin yüzünden\nArtık gönül yanmıyor,ateşinden közünden\nGözlerin benziyor ya,nefret ettim üzümden.\n\nÇok sevgi istemedim,gönül memnun azından\nRuhum bir zevk almadı,baharından yazından\nYalanlara kanmıyor,dönen sensin sözünden\nGözlerin benziyor ya,nefret ettim üzümden.\n\nGönlüne girilmiyor dumanından,tozundan\nŞarkılar duyulmuyor,vazgeçtim ben sazından\nYanlış yöne gidiyor,yürünmüyor izinden\nGözlerin benziyor ya,nefret ettim üzümden.\n\nGönülden gönüllere,vazgeçmezsin gezinden\nBir gittinki,dönmedin,zamanın en tezinden\nAh bir bilsen,ben seni sakınırdım gözümden\nGözlerin benziyor ya,nefret ettim üzümden.\n\nBana ne elalemin tavuğundan,kazından\nPeşinden gelememki,yetişemem hızından\nHani sen çok severdin,vazmı geçtin kuzundan\nGözlerin benziyor ya,nefret ettim üzümden.\n\nKısaca anlatmazsın,bahanen hep uzundan\nŞimdi bir tat alamam biberinden tuzundan\nDağları aşmak için,derman geçti dizimden\nGözlerin benziyor ya,nefret ettim üzümden.\n\nHerşeyi ters anlarsın,bakmazsınki düzünden\nSanane elalemin oğulundan,kızından\nVazgeçilmez sanırdım,aşkın sonsuz hazından\nGözlerin benziyor ya,nefret ettim üzümden.\n\nEğer aklın olsaydı, çıkmazdın hiç sözümden\nKaçmak mümkün olsaydı,kötü alın yazımdan\nHiç şikayet etmezdim,acı gönül sızımdan\nGözlerin benziyor ya,nefret ettim üzümden.\n\nAşk ilaçtır desemde,haberin yok dozundan\nNe yazık öğretmişler,sağlam değil,yozundan\nNasibim hiç hoş değil,bu bağdaki bozumdan\nGözlerin benziyor ya,nefret ettim üzümden.\n\nAdam olan vaz geçmez,ödün vermez özünden\nSenin anan kimdi ki,ben ne gördüm bezinden\nSessiz sessiz ağladım,yaşlar aktı gözümden\nGözlerin benziyor ya,nefret ettim üzümden.\n\nBenim derdin herzaman,bahset derdim sen bizden\nÇok şey farklı olurdu,yürüseydin izimden\nYıkıldıysa bu dünya,bilki senin yüzünden\nGözlerin benziyor ya,nefret ettim üzümden.\n\nHiçbirzaman olmadın benden yana,çözümden\nCanım hala yanıyor gönlümdeki sızımdan\nÖmürboyu ettinde,beni aşktan, huzurdan\nGözlerin benziyor ya,nefret ettim üzümden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin benimle",
        "poet": "Yücel Gürsaç",
        "poem": "\n\nBir bulut yükselir beynimde\nüflesem sarı fırtına\nsaçların beynimde gezer o an\nsaçların nerede bilemem\nokşasam bir avuç alevi\nyanar vücudum diri diri\nsıksam avuçlarımı yeşil yeşil\niki damla düşer ellerimden\ngözlerin benimle gezer\ngözlerin\nellerimde bu gece...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Cennet Çiçegi",
        "poet": "Aşık Sefai",
        "poem": "\n\nGözlerin cennet çiçegi \nGönlüm cehennem ateşi \nEger sevdigine köle olursa gönül \nNuh tufanına kucak açarmış \nLakin arfatın gerisi cinnet \nKalk güzeller güzeli yüregim sana tutsak \nDerdine pusatlandım çilen gün oldu bana \nSen ki sevdaların şahı garip gönlümün ahı \nDilegim sen kebelam sen muradım sen \nDönsede dünya kendi başına ben dönmezem yolumdan \nDolunaya güneş denktir ülgere kutup yıldızı \nAgla ey şafak yürküsü kaderim boynuma yafta \nHükmü darimiş merger \nBoynumda yay kirişi \nŞer mi yagıyor yerin yüzüne \nKaranlık bastı başımı \nSevdam yankılansın vadilerinde ey anadolum \nİgde çiçeginde gizli özüm \nSarı papatyaki el eder sen gibi \nAlıpta sineme sarasım gelir \nHer koklayış bir acı her dokunuş bin ölüm \nZaman dokuz başlı ejdarha \nSen bana düşman bense bana \nYüregim kaf dagına sürgün \nRuhum tur dagında ersir \nDeli eyledi zaman \nBir acıki dizlerim duymasada bedenim \nParmaklşarımda öldürdüm isyanımı \nŞimdi sokak aralarında gezerken \nDuysamda topal seslerini \nUyuşmuş bacagım duymayan parmaklarıma ragmen \nBu dönek günyadan dimdik geçmek zorundayım \nKoy yal verdigim ekmek verdigim köpeklerde \narkam sıra ürüp dursun \nŞimdi gecelere çivi çakar oldum \nAglama ey şafak yürkülerim aglama \nGece mavisi sevdalarımı çıglık çıglıga çadırırken gökleren \nHuzur benim deseydim vallahi düşünmezdim ey ölüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Baharımdır",
        "poet": "Ülkü Sarıoğlu Okyanus Yürek Mavi Melek",
        "poem": "\n\nH erşeyim nefesim güneşimsin\nA dın aşktır adın sevdamdır gözlerin baharımdır\nV urulsakta yılmayız bir olduk kopamayız\nV urulsakta yılmayız bir olduk kopamayız\nA dın aşktır adın sevdamdır gözlerin baharımdır\nH erşeyim nefesim güneşimsin\nF eda olsun gençliğim aşkların en güzelisin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin aydınlık nurudur islam",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nDünyadaki karanlıklar içinde,\nGözlerin aydınlık nurudur islam.\nKaranlık içine düştüğün anda,\nGözlerin aydınlık nurudur islam.\n\nEzan ile kulakları çınlatır,\nYaradanı sevgi ile anlatır.\nGönülleri ışıkla aydınlatır,\nGözlerin aydınlık nurudur islam.\n\nİman ile kalplerimizi dağlar,\nİnsanı Yüce Rabbimize bağlar.\nKalp gözünün açılmasını sağlar,\nGözlerin aydınlık nurudur islam.\n\nAğlayan gözlerin yaşını siler,\nKulları maneviyat ehli kılar.\nGüneş gibi yüreğimize dolar,\nGözlerin aydınlık nurudur islam.\n\nYusuf karanlıktan çıkarak gelir,\nGönüller onun ile huzur bulur.\nDünyayı gören ışığımız olur,\nGözlerin aydınlık nurudur islam.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Bahar Olsun",
        "poet": "Hakkı Akkurt",
        "poem": "\n\nGözlerin bahar olsun,\nÖlüm sana haram olsun,\nZaman senin için dursun,\nLeylaklar seni görünce solsun,\nEtmesin sana,hiç birşey naz.\nRüzgarlar kokunu getirsin biraz.\nİliklerime kadar hissedeyim seni,\nNe yaksın cehennemin ateşi,ne de yazın güneşi\n\nBulutlar hep gölgen olsun,\nAy,devamlı sana kandil olsun,\nHiç eksilmesin gözlerindeki mutluluk,\nAşkın yoksa,sensizlik en büyük yoksulluk.\nRüyalarımda olmasan,sarar beni hiçlik ve yokluk.\n\nOkyanuslar gözyaşım olsun,\nLeylekler,sana benden haber uçursun.\nSensizlik,bana ölümden beter olsun,\nUzat ellerini,ruhum seninle dolsun,\nNe sensizlik uzak olsun,ne de umutlarım yok olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Cennetim",
        "poet": "Salim Erben",
        "poem": "\n\nGidiyorum gözlerim açık\nGel son defa göreyim \nGözlerin gözlerime dokunsun ki\nCennetim olduğunu bileyim \nBırakıp gitme dağlar ardına\nGecenin karanlığı üşütür beni \nHiç bilmediğim vadilerde uyanırım \nSert rüzgarın ince dokunuşunda\nSeni yüreğimde hissederim \nKendimi avutmaya çalışırım\nVe gözlerin cennetini arar\nPatika yolların yalnızlığında \nVahşi hayvan \nSoluklarını hissederim ensemde\nHiç görmediğim yüzleri \nHiç duymadığım sesleri işitirim \nKaranlığın arkasında\nTıpkı kül rengi soluk yüzleri\nYaşamıyorum artık biliyor musun\nBakma açık gözlerime\nGözlerin cennetim oluyor sensiz\nHer yerde benimle \nCehennemin tam ortasındayım\nİstersen sen gelme, Zalım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gozlerin Cirpintisi",
        "poet": "Ali Selahattin Atlas",
        "poem": "\n\nSen Afrika nehirlerinden ilik\nDamarlarimdan kalbime akan\nNasil aglar oksuzler,\nOyle turkuleri birak...\nUmutlari kopar yeni gunlerden,\nMutlu sarkimiz baslasin.\nBahara yonelisi var ya filizciklerin\nIste\nbana oyle bakmalisin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Dalıp Gidiyor Uzaklara",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nSen aşıksın arkadaş, gözlerin dalıp gidiyor uzaklara,\nBesbelli kendi, kendini yiyorsun, düştüğün tuzaklara,\nSevdiğinse senden hep böyle ayrı koşuyor uzak ara,\nSen aşıksın arkadaş, gözlerin dalıp gidiyor uzaklara,\nBesbelli kendi, kendini yiyorsun, düştüğün tuzaklara...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Bir İstanbul Masalı",
        "poet": "Murat Kalaç",
        "poem": "\n\nVurgunlardan arta kalan bu şehirde gözlerini arıyorum...Gözlerin çok eskiden kaybettiğim birer kelebek düşü.Yastığımda boğuştuğum,ter içinde uyandığım eski bir  İstanbul masalı gözlerin.\nKentte yangından arta kalan bir kaç meyhaneden başka bir yer kalmamış sığınılacak.Ve yağmur yağmıyor artık bu şehirde.Yalnızlığımın son çizgisindeyim artık.\nYazık edilmiş sevdaların üzerine bol sigara ve bol acı harmanlıyorum....Gözlerin eski bir İstanbul masalı.\nAcı ilerlerken beynimin hücrelerinden yüreğime; ben silahıma sürdüğüm tek kurşunu hızla çeviriyorum mekanizmanın içinde ve dayıyorum kafama.Şimdi sadece namlunun ucunda olup olmadığını bilmediğim mermi ve gözlerin...\nYani ölüm ve yaşam arasındaki o ince çizgi...\nTetiği çekiyorum.\nSessizlik.\nMermi bir başka yuvada.Gözlerin gözlerimin önünde, bir mermiden daha öldürücü olan gözlerin.Acı verici,kanatan ve bu ağır sevdayla yaşatan gözlerin.Ve beni yenilgilere uğratan hep kazanan gözlerin.\nGözlerin eski bir İstanbul masalı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Deniz miydi",
        "poet": "Yaşar Yıldız",
        "poem": "\n\nBeni bu deli sevdaya düşüren, \nusul usul eserken duygularım, \nböylesi, fırtınalara dönüştüren\nhangisiydi..? \n\nGökyüzünü yalayan\nölgün dalgalarında\nsonyaz akşamının, \nbakırsı ışıltıları oynaşan deniz miydi? \nSıcacık, sımsıkı \ntutup ellerimden \nderinlerine doğru \nsürükleyip götüren\nbuğulu gözlerin miydi? \n\nSahi hangisiydi? \n\nDeniz miydi? \nGözlerin miydi? \n\nDeniz gözlerin miydi? \nGözlerin deniz miydi?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin...di...",
        "poet": "Şair Else77",
        "poem": "\n\nGözlerindi beni benden alan,beni benden eden deniz gözlerindi.Evet mavi ya da yeşil değil di belki ama benim için dünyanın en mana dolu gözleriydi onlar,öyle ki her gece sanki onları görmeden uykuya dalamayacakmışım gibi aramam ve her sabahda ilk günaydınımı onlara demem bende vazgeçilmez bir düzen oluşturmuştu,ama...ama günler geçtikçe benden uzaklaşıyorlardı sanki onlara git gide uzak kaldığımı ve onlardan sanki yavaş yavaş koptuğumu düşünüyordum,meğerki bu teoriye boşuna varmamışım çünkü o gün gelmişti; ve o gün geldi işte...sen bitmişsin bende meğer sen gitmişsin benden ve benim fikirimi bile almadan o dünyanın en güzel gözlerini benden almışsın,şimdilerde göz göze geldiğimizde beni deli eden o gözlerinden uzak gözlerimi kapatıyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Gök-Yüzünde Bir Dolunay",
        "poet": "Yılmaz Odabaşı",
        "poem": "\n\nDiyelim \nki sessiz gecede poyraz…\n\nSis çökmüş o heybetli dağlara; \nyurdun \nda kar altında, gözlerin gök-\nyüzünde bir dolunay.\n\nDiyelim ki sınamışsın uzaklığın ihanetini.\nSeslere çarpmış sesin,\nama ulaşmamış hiçbir yere nefesin…\n\nDiyelim ki şarabın dökülmüş, suların kesik,\nbu hayat seni bir oyuncak sanıyor.\n\nDiyelim ki sana çıldırmak yasak, sana ağlamak\nyasak, yarın yasak, düş yasak. \nDiyelim ki üşüyorsun kısacık bir ömrün sığınağında; \nbir çay bile ısmarlamıyor hayat! \n\nDiyelim ki lekesiz hiçbir şey kalmamış artık; \nsis çökmüş güvendiğin dağlara...\n\n Kederli bir süvari ol, \n Orda, sen orda! \n Bıkma atını mahmuzlamaktan,\n                         bıkma bu puştlar panayırında\n berrak nehirler aramaktan…\n\n Yaslı bir kışa rehin düşse de günler,\n kalbindeki tomurcuğu bahara büyüt; \n o tomurcuk düşlerinin yağmuruyla ıslansın.\n\n Çünkü her insan bir limandır başucunda tekneler; \n çünkü herkesin hüznü kocaman, aşkları dalgın…\n                         Kimi kanıyor şahdamarından,\n kimi bozgununda yetim dervişan,\n kimi aşklarıyla, düşleriyle perişan…\n\n Yamalı yerlerinden  kanıyor hayat,\n tutunduğun günlerinden soluyor hayat.\n                         Bu yüzden salıver düşlerini kendi uğruna yansın,\n salıver düşlerini ateşlere abansın! \n\nTutunduğun günlerinden solarken hayat,\nbıkma atını mahmuzlamaktan; \nbıkma sendeki insan için,\nderin uçurumlar arşınlamaktan...\n\nYaslı bir kışa rehin düşse de günler,\nbir gün rüzgâr esecektir suların serinliğinden; \nbir gün kırlangıçlar geçecektir göğün genişliğinden.\n\nYaslı bir kışa rehin düşse de günler,\nkalbindeki tomurcuğu bahara büyüt,\no tomurcuk düşlerinin yağmuruyla ıslansın; \nçünkü senin de bir ütopyan varsa, \ni n s a n s ı n…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Diyorum II",
        "poet": "Ozan Ağrı",
        "poem": "\n\nGözlerin diyorum zeytin karasıydı ama\n işte gökyüzü gibi bakardın..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Derinliğinde Kayboldum",
        "poet": "Ferhat Kuru",
        "poem": "\n\nGüzel yüzünde, \nGözlerinin karasında kayboldum.\nBakarken gözlerine\nKelimelerde boğuldum.\n\nGözlerin kapkara bir deniz,\nHem de Akdeniz\nAma yüzün pırıltılı bir güneş\nAkdeniz güneşi\n\nDerin siyah gözlerinin,\nKaralığında boğulmak istedim.\nKaranlık denizin derinliklerinden \nGüneş yüzünle çıktım  ben,\n\nÖyle güzel bir aşk yaşadımki\nO günden beri ömrümce\nHala yanımda olman \nBana verilmiş en güzel hediye.\n\n                               02.06.2008 İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Gözbebeğimdir",
        "poet": "Ülkü Sarıoğlu Okyanus Yürek Mavi Melek",
        "poem": "\n\nEllerin ellerim gözlerin gözbebeğimdir\nCanım balım şarkım tadım\nSensin benim en büyük aşkım\nMelekler ağladı yokluğunda nefessizken ben\nGüneş doğmadı kainata\nGökkubbe ağladı damladı okyanuslara\nDalgalar küstü kıyıya\nMartılar boyun büktü sokaktaki mutlu aşıklara\nBizi aradı akdeniz ama yoktun\nAntalya karanlık \nBoğazımda düğümlenmiş kelimeler\nAntalya hıçkırır\nNerdesin nefesim nerdesin güneşim\nGel benim herşeyim \nEllerin ellerim gözlerin gözbebeğimdir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Ela Güzel",
        "poet": "Hikmet Atiş",
        "poem": "\n\nGözlerin elâ güzel\nSözlerin hala güzel\nGüllerin dalda güzel\nKalbimi yakıyorsun.\n\nArtık yerini buldum\nSeni orda çok gördüm\nGördükçede mest oldum\nBalkondan bakıyorsun.\n\nSen zaten gonca gülsün\nAşka giden bir yolsun\nDaha başka ne olsun\nGönlümü çalıyorsun.\n\nHilal gibi kaşların\nHiç akmasın yaşların\nSarı sarı saçların\nİçime akıyorsun.\n\nSen orada ben burda\nŞu an kalmışım zorda\nVuslata çare varda\nBaşka ne bekliyorsun.\n\n12/05/ 2012. Rize / Çayeli...\n       Hikmet Atiş\n\nDost kalemlerden gelen dörtlükleri bu kısma\nseverek ekleyeceğim. ve şimdiden duyarlı yüreklere çok teşekkür ediyorum.\nSevgi ve selamlarimla.\n\nAl kalbini çık yola \nVerme sakın hiç mola \nGireceksek kol kola \nDaha ne istiyorsun?  Mustafa Bay ZEYBEK HOCA \n\nsevmişim divane\ndiyorlar avare\nuslanmaz bu gönül\nolmuşum virane.................Nehir Özen\n\n*\nGel girelim kolkola\nSevdamız yumak ola\nGönlümüz neşe dola\nAşkımız destan olsun.........Yahya Koza\n\nFarkındasın güzelliğin \nKendine güven özelliğin \nÇalım çalar geçersin. \nBir başkadır güzelliğin...........  Ahmet Coşkun\n\n*\n\nGözlerin baygın bakar \nBakışın içim yakar \nGel dedikçe kaçarsın \nFazla naz ediyorsun........Müjdat Bilgin\n\nYarin gözleri ela \nBenzer inan marala \nGönlün nura gark ola \nMutluluk senin olsun.........Yahya Koza \n*\ngel otur yanıma \nod koy canıma \nsaram sol yanıma \ngüzelliğin dem canıma...........Perihan Pehlivan\n\nGel de gönlüm şenlensin \nBu sevdamız dillensin \nGoncalar hep güllensin \nMis gibi kokuyorsun…..İSMİHAN ERDOĞMUŞ \n*\nAdın mabette tütsü\nAdın bir gül türküsü\nAdın sevda öyküsü\nBunu mu soruyorsun.........Bülent Aydinel\n\nÇaykara gözlerine \nMeftunum sözlerine \nSende bana vurgunsun \nCanımı yakma güzel............Bülent BAYSAL\n\nSen umutsuzluğuma umut,, \nSevdama somut bir örnek.. \nSen hayatıma yeni bir anlam \nRuhuma eklenen canan..............İsmail Sadi Salcan\n\nÇapkın çapkın bakarak, \nSular gibi akarak, \nÇokca yürek yakarak, \nÇok günah işliyorsun..    Nafi ÇELİK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin için!",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\n“Neler yaparım neler! ”\n\nTuzak olsa da yolum, senin kollarında\nDelerim bu dağları, izlerin için \nEngel tanımam ki ben, sevda yollarında\nYıkarım bu dağları, sözlerin için\n\nGeçse de ölümüm, senin yolundan\nEcelim alsa da, beni yanından\nDünya denilen bu,  dert hanından\nGöçerim inan ki, gözlerin için\n\nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin için",
        "poet": "Süleyman Apaydın",
        "poem": "\n\nYanıyorsam için için\nGüzel gözlerin için\nKanıyorsa eğer içim\nGüzel gözlerin için\nGönlümdeki tutku neşe\nGülüyorsam ben pür neşe\nKatlanıyorsam her işe\nGüzel gözlerin için\nÇeşme gibi pınar gibi\nAkıyorsam ince ince\nYüce dağdaki kar gibi\nEriyorsam gündüz gece\nGüzel gözlerin için\nGülen gözlerin için\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Isıtacak",
        "poet": "Emine Sönmez",
        "poem": "\n\nGÖZLERİN  ISITACAK\n\nGüneş oldun bahtıma, batıdan doğuyorsun,\nFırtına gibi esip başıma yağıyorsun,\nBazan da bulut olup, mehtabı boğuyorsun,\nKar yağdırsan başıma, ağustos kadar sıcak,\nVarsın güneş doğmasın, gözlerin ısıtacak.\n\nGelişin serap gibi, gidişin zehirden ok,\nSensiz gönlüm yaralı, dizlerimde derman yok,\nDenizin göz yaşını getirip başıma dök,\nKor yağdırsan başıma, ağustos kadar sıcak,\nYazın sıcağı değil, gözlerin ısıtacak.\n\nUlaşmak mümkün değil, çıktın arş'in katına,\nYanına gelmek için, binsem sevda atına,\nYokluğundan kopuyor yüreğime fırtına,\nKar yağdırsan başıma, ağustos kadar sıcak,\nBakışın güneş gibi, gözlerin ısıtacak.\n\nŞelale gibi akıp, yüreğime çağladın,\nGönlümü esir ettin, zincirlerle bağladın,\nYaralı yüreğimi, ateşinle dağladın,\nKar yağdırsan başıma, ağustos kadar sıcak,\nBahar - yaz değil, beni gözlerin ısıtacak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin İdamıma Kurulan Sehpa Olmuş  Bu Aşkta.",
        "poet": "Filiz Kayan",
        "poem": "\n\nSen,gecenin bilmem hangi yarısında, kaçıncı uykunun kollarındayken sarmaş dolaş, ben, uyanıkken gördüğüm rüyamı, masalımı kim bilir kaçıncı defadır okuyorum....\n   Hayatındaki bütün kirleri arıtarak girmişti bu masalda yakışıklı prens zavallı genç kızın yaşamına.Evet zavallıydı,çünkü onca yaşanmış yıllarına rağmen henüz aşkı tanıyamamıştı kız.Öylesine masum öylesine savunmasızdı ki aşka karşı.Aşk ise,  pusuda bekleyen bir cellat,idamına kurulmuş bir sehpa misali...Nereden bile bilirdi ki aşk = ölüm olacaktı onun için. Onsuz yaşanan tek bir saatin binlerce asıra bedel olacağını, nasıl bilebilirdi ki.......? \n   Bu masalda da bir VARmış bir YOKmuş olmuş ve gün gelmiş yollar ayrılmış,ayrılmak zorunda kalmış. İzin alınmadan çıkılan sevda yolunda çıkmazlara dalınmış.\n   Yakışıklı prens bu aşka kefaret ömrünü teklif etmiş kadere ''olmaz demiş'' kader. Genç kız ise konuşamayacak kadar bitkin,yorgun, nefes alamıyor neredeyse.Kirpikleri o'nsuzluğu taşımaktan yorgun düşmüş.Ha kapandı, ha kapanacak...Son bir çabayla toparlanıp dönerek kadere,  neredeyse bir fısıltı edasıyla  seslenmiş: \n   -Uyandır beni ne olur.O, benim uyanıkken gördüğüm en güzel rüyam diye yalvarmış. Olmaz demiş zalim kader.Genç kız son bir bakıp sevdiğinin gözlerine, gülümsemiş her zaman ki kadar içten.Kadere inat..Ardından  aşkını da alıp yanına kaf dağının ardına uçmuş.....Bir daha da uyanamamış …! Peki masal burada bitmiş mi…? ? ?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Kapalı",
        "poet": "İhsan Çağlaroğlu",
        "poem": "\n\nİnsanoğlu  şöyle  kafanı  kaldırda  bir  bak,  yürüyorsun  gözlerin kapalı\nEtrafında  kuvvetli  bir  fırtına, perdelerin  açık  pencerelerin  kapalı\nTek tek  adım adım  gidiyorsun bilmediğin bir  yere,   bilmediğin  meçhule\nTartıyor  seni  hayat biraz  öyle  biraz  böyle  biraz  keder  biraz  çile\n\nİçinde  yürüyorsun  binlerce insanın, kimi uykuda kimi uyanık\nDerinlere  dalıyorsun denizlere  deryalara, kimi durgun  kimi  bulanık\nKimbilir  sona  erer  bu  yolculuk  belki  bügün belki  yarın\nSes  tellerin  düğümlü  nefes  almak  zor, nafile  duaların…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Lacivert",
        "poet": "Oğuzkan Bölükbaşı",
        "poem": "\n\nlacivert\ngözlerin deniz akşamıydı\nve rengi koyu mavi\ndalgalar kıyıya\ngözlerin dalgalara vururdu\nzaman dururdu\nbir ruzgar eserdi öylesine sert\nlacivert gözlerinden ufka doğru\nrenkleri tarayacağım tayfında gün ışığının sen yoksun \nyedi bölgede renkler\nyedi renkte hikayeler \nyedi renkte yedi dert\nsen tek başına\nlacivert\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin İstanbul Oluyor Birden",
        "poet": "Yavuz Bülent Bakiler",
        "poem": "\n\nSeninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,\nBir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.\nMartılar konuyor omuzlarıma,\nGözlerin İstanbul oluyor birden.\n\nAkşamlardan, gecelerden, senden uzağım\nŞiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen\nDurgun sular gibi azalacağım\nBir gün, birdenbire çıkıp gelmesen.\n\nŞarkılarla geleceksin, duygulu, ince\nYalnız gözlerime bak diyeceksin.\nEllerim usulca ellerine değince\nKaybolup gideceksin\n\nBir elim seni çizecek bütün pencerelere\nBir elim seni silecek.\nKalbim: Ebemkuşağı; günde bin kere\nSenin için yeni baştan can kesilecek.\n\nNe güzel seni bulmak bütün yüzlerde\nSonra seni kaybetmek hemen her yerde\nNe güzel bineceğim vapurları kaçırmak\nYapayalnız kalmak iskelelerde.\n\nSeninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,\nBir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.\nMartılar konuyor omuzlarıma,\nGözlerin İstanbul oluyor birden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Kasımpatı",
        "poet": "Safet Kuramaz",
        "poem": "\n\nGözlerinde kasım günü\nKasımpatı çiçek açar\nYaprağında sarı ve ak\nRenklerinde neşe saçar\n\nSevilir mi kabir yolu\nKim anlar ki yoktan ol’u\nSarsın toprak çiçek dolu\nÜstümde renk renk kuş uçar\n\nGözlerin her kasım gibi\nKasımpatı dolsun dibi\nGörsem sümbül uzun selvi\nCan katarken etsin duçar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin kapalı",
        "poet": "Tevfik Karınca",
        "poem": "\n\nİnce ayar lazım bedene\nGirmeden önce beyaz kefene\nGözlerindeki perdeyi açayım desem nafile\nSen inanmıyorsun ki ne ilime ne fene\n\nAl başını da git ben de kurtulayım sen de\nBitsin bu işkence çile\nPaylaşabileceğimiz ne kaldı\nYüreğimizi bir şeyler dağladı\n\nTükensin endişe tükensin gelecek\nNasıl olsa kör topal ilişkimiz\nGün gelip mecburen bitecek\nAcılar azalsın hiç değilse\n\nSesim çıkmıyor yutkunuyorum\nGün geliyor kendimden utanıyorum\nHani derken bile seni seviyorum\nİnanmayacaksın \nİçim acıyor\n\nİnce ayar lazım bedene\nGirmeden önce kefene\nBu sevgi sanki  asalak  kene\nGözlerin kapalı göremiyorsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin kilitlendiği an",
        "poet": "Metin Köse",
        "poem": "\n\nDeniz nasıl coşar nasıl köpürür\nKoynuna  rüzgarı aldığı zaman\nGönüller fermanı nasıl parçalar\nGözlerin kilitlenip kaldığı o an\n\n23.08.2004\nAnkara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Masalmış",
        "poet": "Hasan Özünal",
        "poem": "\n\nGözlerin masalmış,\nVarlığın hülya...\nAşkımız yalanmış, \nYaşananlar bir rüya...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Mavi",
        "poet": "Hasan Görgü",
        "poem": "\n\nDalgın dalgın yürüyorsun sahilde\nDenizde çırpınan dalgalar mavi\nKimbilir aklından neler geçiyor\nBelki de kurduğun hülyalar mavi\n\nRüzgar ile dalgalanır saçların\nBazen güleç bazen çatık kaşların\nSemaya çevrilen hoş bakışların\nBaktığı bulutlu gökyüzü mavi\n\nUğruna harcanır belki bir ömür\nSeninle tanışmak ister bu gönül\nYeşil mi ela mı  pek belli değil\nKız galiba senin gözlerin mavi\n\n17.01.2005\nSaat:  10,49\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin mavi senin",
        "poet": "Abidin Kırkoç",
        "poem": "\n\nYüreğin çok güçlü kuvvetli,kavi senin\nKız  sana nazar değmez, gözlerin mavi senin,\nYalnız bıraktığın kalbimin, aşk evi senin\nKız  sana nazar değmez,gözlerin mavi senin,\n\nGüneşte ışıldar  gözlerin,boncuk boncuk! \nGönlüm  yanında olur; yaramaz  bir çocuk,\nTitrer yüreğim, terim damlar boncuk boncuk\nKız  sana nazar değmez,gözlerin mavi senin,,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin mor menekşe",
        "poet": "Ömer Çetinkaya",
        "poem": "\n\nSeni tarif ettim geçen,\nSeni bilmeyenlere dedim ki,\nSaçları tel tel huzme günden,\nBakışları seher yeli gibi sep serin,\nGözleri karlı dağların moru,\n MOR MENEKŞE'si.\n\nEteklerine tül tül yıldız düşmüş,\nEllerinde ceylan ürkekliği,\nElmaya nisbet yanakları,\nİplik iplik süt beyazı alnıda,\nGözleri dağların moru,\nMOR MENEKŞE'si.\n\nÇiğ düşmüş gibi,gülün yaprağına,\nKaydı kayacak arası,yıldız,\nKaranfil yaprağı gibi buğulu,\nSuyun üstündeki kabarcıktaki gün de,\nGözleri dağların moru,\nMOR MENEKŞE'si.\n\nİncecik nar fidanı boyda,\nSalınırken yellere inat,\nUfkumu tutu verir,\nGüneşe göç eden kuşlar gibi,\nGözleri dağların moru\nMOR MENEKŞE'si.\n\nAnalarda süt kokusu,\nBulutlarda yağmur müjdesi,\nDağlarda goyak goyak çiğdem,\nSahillerde dalga hışırtısı sesi,\nGözleri dağların moru\nMOR MENEKŞE'si...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin mi Deniz",
        "poet": "Asuman Üstün",
        "poem": "\n\nDalgalar vurdu kıyıya\nÇırılçıplak kaldı deniz...\nGözlerin mi denizdi\nYoksa deniz mi gözlerin? \nBilmiyorum! \n\nDeniz kızları aşkımızı fısıldardı\nSessizce yakamozlara\nAy eşlik ederdi gölgelerde\nBir sevda masalı türkü olurdu dillerde...\nŞimdi yoksun....\nDeniz küskün\nDalgalar ağlamakta kıyılarda...\nGözlerin mi denizdi\nYoksa deniz mi gözlerin? \nBilmiyorum! \n\nBir avuç deniz düştü yüreğime\nDeli esen poyraz gibi\nIşık ışık baktı gözlerime...\nDalgalar seni sandım\nBir senin sevdana yandım\nBir gözlerinde ağladım...\nGözlerin mi denizdi\nYoksa deniz mi gözlerin? \nBilmiyorum! \n\nDeniz yıldızı kondu avuçlarıma\nYapayalnız bir başına...\nUzakta bir yerlerde\nElimi uzattım ufka\nŞimdi orda ağıtlar yakılmakta \nSevdamıza...\nGözlerin mi denizdi\nYoksa denizmi gözlerin? \nBilmiyorum!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin ne güzel, cennet bahçesi!",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\n“Bakmaya doyamadığım! \n\nSanki peteğinden, akan bir baldır\nSözlerin ne güzel, gönül lehçesi! \nBakışın bir çiçek, incecik daldır\nGözlerin ne güzel, cennet bahçesi! \n\nİçinde bir ömür, kalasım gelir\nRüyaya öylece, dalasım gelir\nRuhumu yanında, salasım gelir\nGözlerin ne güzel, cennet bahçesi! \n\nSesinse şakıyan, bülbül sesidir\nBu aşk’sa kalbimin, derin hissidir\nRabbimin en güzel, hediyesidir\nGözlerin ne güzel, cennet bahçesi! \n\nBakınca gönlüme, huzur doluyor\nSanki dünyalarım, benim oluyor\nİçimde dertleri söküp yoluyor\nGözlerin ne güzel, cennet bahçesi! \n\nDerim bir ormanın, kuytu köşesi\nKalbimin en güzel, huzur neşesi\nBadeler akıyor, inan içesi\nGözlerin ne güzel, cennet bahçesi! \n\nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "..Gözlerin Ne Güzel Çocuk..",
        "poet": "Engin Yılmaz",
        "poem": "\n\ngözlerin ne güzel çocuk...\nya gülüşün; \nöldürüyor beni.\nbu ne saflık,\nne bu güzellik çocuk? \nbaktıkça yüzüne,\nsaçlarına, ellerine,\niçim acıyor çocuk! \nsiyah beyaz bir karesin\nelimdeki gazetede; \nçölde açmış çiçek gibi\ngöbeğinde açmışsın savaşın.\nbu nasıl yazgı çocuk? ! \n\ngözlerin ne güzel çocuk...\ngülüşün ne güzel; \nher şeye rağmen.\nanlamaya başladığında hayatı\nsolacak, yeşermemek üzere,\no gülüşe yazık...\nyazık sana çocuk.\n\nve, binlerce lânet, çocuk! \nseni ve\nsenin gibi nicelerini\nbu hale getirenlere!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÖZLERiN ÖTESİ",
        "poet": "Onur Bilge",
        "poem": "\n\nGelmiş gönül gönüle, diz dize sevgililer\nGülüyor, ağlıyorlar, göz göze sevgililer\nBakışarak konuşur, giz gize sevgililer\nSözlerin ötesinde, ne hoş beraberlik var!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin ölüm",
        "poet": "Kaan Akagün",
        "poem": "\n\nGitmek isteyip gidemediğim bilmek isteyip bilemediğim şeyler yerler hepsini bir küçük zerreye sığdırdım kalbimin en derininde aşka tutuldum zaman sadece akıp gider ama her sevda zamana inat Yaşar belki tutku belki aşk belkide bekleyiş çaresiz sensiz gecelerde İnan veya inanma bilki yalnız sen varsın kurduğum hayelde gördüğüm düşte hele bir de sende benim gibi aşka düşte insan oğlu  bir bilinmez aşkda bunun denklemi istemiyorsan sevme beni aldırma yakarışlara aldırma yalvarışlara sevmek acı değil sevipde sevilmemek acı bütün dertlerin ilacı o senin gülen gözlerin hep dost diye bastık bütün insanları oysa dost paraymış aşklar hep yalan gözlerin ölüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Şafak Sökümü,,",
        "poet": "Gündüz Tabakoglu",
        "poem": "\n\nGÖZLERİN ŞAFAK SÖKÜMÜ,,,,,\nBu ne güzellik böyle,,,,,\nGözlerin şafak sökümü,,,\nUmutlar,,, Kirpiklerinin ucunda,,,,,,,\nZifiri karanlık icinde,,Gözlerin gibi,,\n\nNerden topladın yüzündeki pırıltıyı,,\nHadi söyle,,\nO dudaklar,,Neyin kırmızısı,,\nBu zemherilerin ortasında,,,\nNereden getirdin sıcak gülüşünü,,\n\nBu ne güzellik böyle,,\nGamzelerinde bahar,,\nBir sögük dalı sacının her teli,,\nFirari özlemlerin tutkusu gibisin,,,\nşiir tadı,,Adının ilk hecesi,,,\nÜşümekmi bu yangının adı,,,,,\nDünya güzeli,,,\nMERHABA,,,,,,,,,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Seni El'e Veriyor",
        "poet": "Abidin Kırkoç",
        "poem": "\n\nNeyi,  inkara çalışıyorsun \nSözlerin seni, el'e veriyor \nÜzgün üzgün, solgun bakışların\nGözlerin seni, el'e veriyor \n\nSözlerimde, yer yok ki siteme \nYerli yersiz,girmişsin mateme \nBeni,sakın sevmiyorum deme \nGözlerin seni, el'e veriyor! \n\nAh gurur,o değil mi insafsız \nGurur seveni, yapar vefasız \nGözler her zaman, olur tarafsız \nGözlerin seni, el'e veriyor!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin saklı bir bahçe gibi",
        "poet": "Oktay Çekal",
        "poem": "\n\nGözlerin saklı bir bahçe gibi… \n\nÇok derin bakıyorsun,\nBaktığın o uzaklara…\nRuhun gidiyor bir ışık zümresinde\nSen gidiyorsun adeta\nİçinde takıldığın gizem nedir o an\nSöyle…\nSende ben olmalıyım\nDüşüncende bile…\nÇok duraksıyor hayat gözlerinde \nCanın duruyor gibi\nBir kapı açılıyor karanlıkta\nRuhun çıkıyor senden…\nÇok güzelsin oysa\nHayat güzel bakmalı sana\nRuhun güzel bir peri\nYüzüne dokunur asası…\nBakışının manasında\nDuygun gizli sen gizlisin\nBedenin kalmış fakat\nRuhunda sen gitmişsin\nGözlerin saklı bir bahçe gibi… \n\n\tOktay ÇEKAL\n\t30.09.2012–05.29\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin (Seyahat Seyrimde)",
        "poet": "Hodlu Noksani",
        "poem": "\n\nSeyahat seyrimde gördüm bir güzel \nBence bir ülkeyi değer gözlerin \nSiyah kirpiklerin ceylan bakışın \nBütün Dağıstan'ı değer gözlerin \n\nBilirim çokları imrenip kalır \nEdalı gezişin aklımı alır \nSana hurilerden ilham mı gelir \nHint'i Gürcistan'ı değer gözlerin \n\nYüz bin eda ile gelip geçersin \nBilirim aşıksın yanıp tütersin \nNice yiğitlerin belin bükersin \nÇin ile Moskof'u değer gözlerin \n\nTrabzon ilinin Yomra kolundan \nSanki aşk fışkırır sağı solundan \nGöz yorulmaz bakmak ile halinden \nBüsbütün cihanı değer gözlerin \n\nSağalmaz sinemde açtığın yaran \nVar mı bu dünyanın sonuna eren \nErkenden olsaydı arayı gören \nParis'i Belgrat'ı değer gözlerin \n\nGönül arzu eder daim varmayı \nAl yanaktan çifte haldan almayı \nMevlam sana vermiş güzel gülmeyi \nAcem'i Kafkas'ı değer gözlerin \n\nMevlam halkeylemiş çok yosma kılmış \nGüzel seni saran ezelden gülmüş \nNoksan mah cemale bir nazar kılmış \nUmumi efkarı değer gözlerin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Sonbahar",
        "poet": "Erhan Avcılar",
        "poem": "\n\nGözlerine baktım,\nGözlerin sonbahardı.\nGözlerimden utandım! \nBir şimşek çaktı,\nBir bulut ağladı,\nGökyüzü kustu bütün kinini üzerime.\nGünahlarımdan arınamadım.\nHangi yağmur temizleyebilirdi ki zaten,\nSensizliğimin günahını.\nBu gri şehrin, gri sokaklarına döndü gökyüzü.\nBütün maviliğini kaybetti yokluğunda.\nUmut maviydi ya hani,\nÖyle umutsuz bıraktın ki beni,\nHer yer griye bulandı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "..GÖZLERİN SıRRI",
        "poet": "Onur Bilge",
        "poem": "\n\nNe kadar isterdim görebilmeyi\nGeçit vermez kabre kadar ayrılık\nGözlerin sırrına erebilmeyi\nHasret silahıyla tarar ayrılık \n\nNe sen konuşursun ne ben sorarım\nGözlerim zapt olmaz seni ararım\nBulsam gözlerini kalmaz kararım\nYanan yüreğimi yarar ayrılık \n\nRomanlar yaşandı siyah gözlerde\nO gözler devaydı şifasız derde\nNereye takılı gözlerin nerde \nDaha ayrılmadan arar ayrılık\n\nSorar da cevabı alır gözlerin\nGitsen de beynimde kalır gözlerin \nNeden derinlere dalar gözlerin \nKalbime aklıma zarar ayrılık \n\nDünyayı satarak ben seni alsam \nAnlamsız gözlerle bakarak dalsam\nOrada felç olsam çakılıp kalsam \nBitimsiz dertlere karar ayrılık \n\nO/Nur/a vuslattan söz etme olmaz \nBunun çaresini kimseler bulmaz \nKatlimize ferman çıkmış bozulmaz\nAsla vermez affa karar ayrılık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Söylediği",
        "poet": "Doğan Ümit Aksel",
        "poem": "\n\nTanrı katında kutsal olan nesne\nEn büyük mutluluk kutsal sevgidir\nNe ağla ne çırpın ne ah et ne yan\nSevgi sözle olmaz gözden bellidir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin sulu boya",
        "poet": "Bestami Tatar",
        "poem": "\n\ngözlerin sulu boya\nben senden bir sanat eseri beklemiyordum\nyüzüne baktım\ngözlerin titredi\nyine üzerime damladın\n\n :)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Ufkuma Düşüyor Gülüm",
        "poet": "Rifat Kurtoğlu",
        "poem": "\n\nKaçtıkça tutsağım aşkın ağında,\n Aklım fikrim buna şaşıyor gülüm...\n Karanlık gecenin Kör şafağında,\n Gözlerin ufkuma düşüyor gülüm...\n\n 18-Kasım-2013-Pazartesi\n\n Âşık Rifat KURTOĞLU _ ÇORUM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin söyledikçe neden kalbinden bilirim!",
        "poet": "Mustafa Cilasun",
        "poem": "\n\nNe yarışan melikelerde bir mana ararım\nNe meskun bir mahelde hicranı soluyan çaresiz insanın hüznünde ki manayı ayıklarım\nAklın ve hukukun icmalinde serdedilen keyfiyetliğe ne derim, her nefsin sefilliğine veririm\nSonra hikmetin kadrine yönelirim, bahtın bahenesi yok derim ve akl-ı selim olmak kar derim\n\nHangi ırmağın suyuna baksam anarım\nBin bir hal içinde bedelleşen canlar için elhak sünnetullah der ve aklımı hakikate bırakırım\nBir insana tanıdığım ve teslim ettiğim kadar özgürlüğüm olduğunu anlarım ve katlanırım\nFarklılıkları sabırla tartarım ne kadar hakkıyla yaşıyorsam tesiri haktandır aşkını sayıklarım\n\nNe bastonum var ve ne de bir pusulam\nAynaların resmettiği hikayeleri ve hilkatleri aidiyet lehçesiyle ve şevkin kadriyle okusam\nKelamın zerketiği bir hicranı derinden duysam, kalbimin hüznünü ayıklasam ve kalksam\nMezarlara manzara niyetiyle nazar edenleri bilmem ki nasıl anlasam ve kalbimle yaklaşsam\n\nMeclis-i mebusan niçin yasalar derdinde\nHayatı hakkıyla ikame etmek, ömrün letafetinde manalaşmak merak ederim nasıl bir dertse\nEdip niye yalnızlığın ve derinden hissettiği efkarın vecdindedir hiç anlamasam da bakarım\nAkan gözyaşlarını, sızlatan acılarını, figanlaşan umutları aşka bigane olan kalpte mi ararım\n\nUlus devlet ilişkisi kimler için vardır\nAnadilinde eğitim hakkı neden korkular ve nizamlar bahane edilerek yasaklanır ve yaşanır\nHergün çocuklara and içtirmek ne kadar revadır, ırkcılık adına yaplanlar elhak fukaralıktır\nDüşman addedilen kimler varsa bak, çark edilen dirliğe bütünlüğe, menfaatçilik aptallıktır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Türkü Söyler...",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\nGözlerin, \nTürkü söylerdi \nGün batımı güneşe... \n\nKi..\nBalın tadı vardı\nBebeklerinde... \n\nKaranlıklar,\nSarsa da benliğimi... \nGözlerin yanardı içimde \nGüneşler gibi....\n\nGözlerin, \nTürkü söylerdi \nGün doğumu güneşe...\n\nKi...\nAşkın balı vardı\nBebeklerinde....\n\nAydınlıklar,\nSarsa da benliğimi...\nGönlüm taşardı gözlerimde\nTıpkı güneşler gibi...\n\nFikret Turhan-Yalova,\n01.05.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin umut yolcusu",
        "poet": "Selcen Boyar",
        "poem": "\n\ngözlerin umut yolcusuydu,\nellerin minnacık.\nbedenin bir nur topuydu.\nher nefes alış verişin,\nbaharın  kokusuydu\niçinde çoşan duygu,\nsanki ölüm korkusuydu.\noysa ki; \ngözlerin umut yolcusuydu,\nnur topu.\n\ndüne hükmün belki yoktu,\ngeçen günler sensiz,\nzehirli bir oktu.\ngünler kıvranarak tükeniyordu.\noysa ki; \ngözlerin umut yolcusuydu,\nnur topu.\n\nyürekler  türkülerle doluydu\nyarınlar hep  bir umut tomurcuğu\nyollar ilmek ilmek vade dokurken\niçinde ki  ölüm korkusu\noysaki; \ngözlerin umut yolcusuydu,\nnur topu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin ve Yağmur",
        "poet": "Mehmet Tan",
        "poem": "\n\nUpuzun yollar\nSahili döven dalgalar\nKarşıdan gelen dolmuş\nYağmur\nSen ve ben\nGülüşün\nGözlerin\nBir de yağmur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Vahadır Çöllerde",
        "poet": "Ahmet Tığlı",
        "poem": "\n\nİçimde denizler coştuğu zaman\nDalgalar çarparak gözümden akar\nSevdanın rüzgârı estiği zaman\nUçuşur hayaller ummana dalar.\n\nSevginin ateşi yandığı zaman\nSüzülen ışıklar kandiller yakar\nİçime güneşler doğduğu zaman\nFerlenir gözlerin uzağa bakar.\n\nBaharda çiçekler açtığı zaman\nFerahlar gönüller sıkıntı kaçar\nTeninden kokular estiği zaman\nBir huzur duyarım gönlüme akar.\n\nÇöllerde susuzluk çektiğim zaman\nGördüğüm seraplar umutlar saçar\nUzanır kumullar bitmezse zaman\nGözlerin gözünde vahalar arar.\n\nAhmet TIĞLI  11.4.2004 (Sevgi Merdivenleri)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Varken Ben Konuşamam",
        "poet": "Hamdullah Arvas",
        "poem": "\n\nI\n\nniçin baktığını bilmiyorum \ngözlerim desen ağlayacağım \nniçin baktığını bilmiyorum \n\nbil ki ağlamayı da biliyorum ben! \nbil ki gülüyorsam gözlerindendir! \nbil ki ağlamayı da biliyorum ben! \n\nsorsalardı bilemezdim anla beni! \nmeğer ölümün diğer adıymış aşk\nsorsalardı bilemezdim anla beni! \n\nve sen ölümcül gelincik, unutma\nacı aşkların büyüyen gücüdür\nve sen ölümcül gelincik, unutma\n\nII\n\nyıllardır seni arıyordum senden habersiz\naşkımı büyüten şehirlermiş gözlerin\nbir bahar varlığınla değiverdin habersiz\nruhumda  çözünen nidaymış sözlerin\nyıllardır seni arıyordum senden habersiz\ntoprak senmişsin, gökyüzü sen\ngözlerinin sürgününe düştüğümden beri\nateş senmişsin, kıyamet sen\n\nben gözlere yalan söyleyemem anla beni\naşkım yağmurların dövdüğüdür \n                                               her bahar\nher gece sürüp  dipsiz kuyulara kan gibi\nbir gülün renginde gördüğündür \n                                               her bahar\nben gözlere yalan söyleyemem anla beni\ntebessüm senmişsin, gözyaşı sen\nbu göğün bana yazdığıdır, silemem\nsayfa senmişsin,  kalem sen\n\no gün bir günahın öfkesiydi gözlerin\nkapıları her akşam bir tövbeye açılan\nyakıcı kelimelerin sözleriydi tarihin \nleyla’nın  ardından her aşka yazılan\no gün bir günahın öfkesiydi gözlerin\nhayat senmişsin, ölüm sen\nbir şehri kalbimde nemrut gibi yakan\nhırs senmişsin, güç sen\n\nben, kelimelerle büyüyen çocuk\nsen, her rüyada ağlatan gerçek\nben, hislerin yağmaladığı çocuk\nsen, her duyguda yaşatan gerçek\nben, kelimelerle büyüyen çocuk\naklım senmişsin, kalbim sen\nben aşkı gözünde bulmuş çocuk\nkader senmişsin, kaza sen\ngül senmişsin, güzel sen\ngün senmişsin, güneş sen\nçiçek senmişsin, yaprak sen\nhayal senmişsin, gerçek sen\nyalnız sen\nancak sen\nsadece senmişsin\nherşeye rağmen sen\n\nIII\n\nsaatler beni sensiz geçiyor \nhüzünle çöküyor karanlık\nsızı katıyor gecenin yarasına \numudu kurşunlayan ayrılık\nzehir gibi dağılıyor arasına \n\nsaatler beni sensiz geçiyor \nsokaklarda yalın ayak kurgular \nalevler yükseliyor ücralardan \nvuslatsız kaldırımlarda duygular\nyıldız çığlığı karışıyor arasına \n\nsaatler beni sensiz geçiyor \nbir kibritle tutuşuyor gözlerim \nkurşuni muhtıralar damarımda \nkifayetsizce çırpınıyor sözlerim \nıstırap virüsü karışıyor arasına\n\nsaatler beni sensiz geçiyor \nkırgın besteler düşüyor dudağıma \nkarabasanlar deliyor ince hayalini \nçarmıha dönüşen paslı ellerimin \nhasret vurgunca geriliyor arasına\n\nsaatler beni sensiz geçiyor \nsessizlik gözlerinin sesi yastığımda\nasude çınlamalar yutkunuyorum \nacının can damarına bastığımda \nölümün kuytuluğu giriyor arasına\n\nIV \n\nsokaklarda ben, sen ve ankara\nlambalar yandı sabaha kadar\npencereler çarptı, kapılar vurdu\nfırtınalar seni andı sabaha kadar\n\nduvarda sen oldun, perdede sen\nbaktırdın durdun sabaha kadar\nrüyada sen oldun, hayalde sen\nsöylettin durdun sabaha kadar\n\nhiçbir şey diyemedim kimseye\nharfler zehirledi sabaha kadar\nhayalimde canlanan suretinde\nfırçalar inledi sabaha kadar\n\nsen bir şarkı oldun, sen bir şiir, \nokundun durdun sabaha kadar\nsen bir şehir oldun, sen bir sihir\nyaşandın durdun sabaha kadar\n\nV\n\nhiç kırılmadım, incinmedim ankara\nbeş dakikada ne hissettimse anlattım\nhiç kırılmadım, incinmedim ankara\n\ngözlerine baktım, gözlerine ankara\nbeş dakikada ne gördümse anlattım\ngözlerine baktım, gözlerine ankara\n\nkalbimde fırtınalar koptu ankara\nbeş dakikada ne yaşadımsa anlattım\nkalbimde fırtınalar koptu ankara\n\nben konuşmayı bilmem ki ankara\nbeş dakikada ne yaptmsa anlattım\nben konuşmayı bilmem ki ankara\n\nacım birkaç kelimeyle dinmez ankara\nbeş dakikada ne anlatılırsa anlattım\nacım birkaç kelimeyle dinmez ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin-Sözlerin-Ellerin-Güllerin",
        "poet": "Fatih Özkonyalı",
        "poem": "\n\nHabercisidir gamlı  sabahın o gözlerin,\nGeçerse sensiz  gençlik eyvahın o gözlerin.\n\nGündüzümü vakitsiz tün eyler o sözlerin,\nGünümü şaşırtır ah! dün eyler o sözlerin.\n\nEfsunlu, sular bütün bahçemi o ellerin,\nDokunuşunla yıkar lehçemi o ellerin.\n\nApansız sarışı var dört yanı o güllerin,\nKokusunda mahremlik isyanı o güllerin....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin yeşil bursa oluyor.",
        "poet": "Musa Ataç",
        "poem": "\n\nSeninle bir yağmur başlıyor iplik,iplik.\nBir güzellik doğuyor gönlüme şiirden,\nKuşlar konuyor omuzlarıma\nGözlerin yeşil bursa oluyor birden.\n\nAkşamlardan gecelerden senden uzağım,\nŞiirlerim rüzgardır dağlardan esen,\nDurgun sular gibi azalacağım,\nBir gün birdenbire çıkıp gelmesen.\nYanlız gözlerime bak diyeceksin\nEllerim ellerine usulca değerken,\nSen kaybolup gideceksin.\n\nBir elim seni çizecek sahildeki kumsala,\nBir elim adını silecek yazdığım kumlara.\nKalbim ebem kuşağı gibi binkere\nSenin için yeni baştan hasret çekecek.\n\nNe güzel seni bulmak tüm yüzlerde,\nSonra ne acıdır ki seni kaybetmek hemen her yerde.\nNe güzel bineceğim otobüsleri kaçırmak,\nYapayalnız kalmak duraklarda.\n\nSeninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,\nBir güzellik doğuyor yüreğime şiirden,\nKuşlar konuyor omuzlarıma\nGözlerin yeşil bursa oluyor birden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Yalan mı Söylüyor",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nSen beni sevseydin, böyle etmezdin,\nBöyle, ters yüz edip, böyle gitmezdin,\nEllere inanmayıp bir gün olur gelirdin,\nSen beni sevseydin, böyle etmezdin.\n\nDüşünüyorum gözlerin yalan mı diyor,\nDilinde de bir kaç kelimeyi geveliyor,\nBen birşey anlamadım, sahi ne diyor,\nDüşünüyorum gözlerin yalan mı diyor.\n\nBen o kadar mı bahilim biliyorum be,\nNeden seviyorum demedi, derim be,\nFazla cânın sıkma burdan giderimde,\nBen o kadar mı bahilim biliyorum be.\n\n\nOkuduğum romanlarda sevilen sever,\nSonunda ayrılık oluyor, gözyaşı keder,\nAh, ah yokmu şu, eller bize, neler der,\nSonunda ayrılık oluyor, gözyaşı keder.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde",
        "poet": "Dede Sultan",
        "poem": "\n\nDüşünüyorum seni\nGözlerinin bana bakarken parlamasını\nHer zaman bir yer bir ışık aradım\nSeni sevdiğimi söyleyebilmemde\nUmut ve cesaret vermesi için \n    Gözelrinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin Yıldızlardan Bir Gece",
        "poet": "Armağan Köksal",
        "poem": "\n\nSana aitti gökyüzü \nVe saçların ince uzun bir keder\nAldım öptüm bulutlarından \nSeni sonsuzluk yaptım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerin yıldızlar gibi",
        "poet": "Şeyhmus Sait Aydın",
        "poem": "\n\nBugün benim doğum günüm\nHadi sil ellerindeki hüzün kınalarını\nBir masa kur\nÜstü mavi güllerle bezeli olsun\nHani hep mırıldandığın bir şarkı vardı\nBülbülün güle söylediği\nSeslendir onu.\nAşk terennümleri odaya dolsun\n\nGözlerin yıldızlar gibi \nÇakmak çakmak parlasın. \nMasaya yak iki mum \nYansırken yüzümüzde alevler\nEn sevdiğin oyunları oynasın.\n\nBakışların öyle manalı öyle güzelki\nBırak bu bakışların hep bende kalsın\n\nBugün benim doğum günüm\nbütün gece bu şarkı çalsın\nÇekme ellerini ellerimden\nEllerin ellerimde kalsın..\nŞiirler oku bana\nSatırlar ilhamı \nmavi gözlerinden alsın\n\nHadi coş bu gece\nhırçın Karadenizin\nMavi dalğaları utansın\nHadi coş bu gece\nBöyle bir sevgiyi görmedim desin\nKaradeniz kıskansın.! \n\nSöndürme sakın mumları\nSabaha kadar yansın\nBırak göz yaşlarımız \nmutluluktan çağlasın\ngözlerimden süzülen damlalardan\nmavilikler ıslansın.\nTutuşsun bu sevginin hârından\nVolkana dönsün karadeniz\nLavları beni yaksın. \n\nSöndürme mumları bu gece\nBırak sabaha kadar yansın.\n\nŞeyhmus Sait AYDIN\n01.08.2007-02.30\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde",
        "poet": "Üzeyir İbiş",
        "poem": "\n\nhep bir sürgün var içimde\nbir kuşun düş kırıntıları\nenlemler boylamlar\nbir de sinsi yangınlar\nve yangın öncesi yanılgılar\n     yaşamış çünkü yabancı biri\n     benden önce bu günleri\n     güller bırakmış sineme\n     bu kadar eğreti\n     bu kadar eskil\n     yaşayacağım günler içre\n     her şey yaşanmış değil\n\nhep bir deniz var içimde\n-tel örgüler ardında deniz\ngökyüzü çoktan kuşatılmış\nve sürgün\ndeniz esrimesi nedir bilir misiniz-\nmartıları çalınmış\nyalnız çığlıkları kalmış bana\nbir de\nyanık türküsü deniz kızının\n\nsürgünü ve denizi ben yaşıyorum\nama neden hâlâ mavi bu deniz\nbu gökyüzü\nve o\n         çocuk gözlerin\n\nhep büyüyen gözler var içimde\nsaklama benden \ngörebileceğim bir yere koy gökyüzünü\nille mavi\ngözlerin\n               deniz\n                          ve sürgün\nsonra uzayıp giden soruları gecelerde\ninsan vurgunu insanların\nve usulca silahların gölgesi penceremde\ngözlerinde yargılanmak istiyorum\ngözlerinde\n                                           (Manyas)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde...",
        "poet": "Nurdane Diken",
        "poem": "\n\n\nŞu ellerini tutup, uzatman yok mu? \nBel bağladığım, maviye. \nNankör sabahlardan yana, bu korkum. \nBu korku büyük denizde, küçük balığın korkusu. \nBu korku yüreğime vurulmuş çelik bıçak. \nOysa kandan yoksun yüreğim canlı \nOysa gür mavilerden yana, yaşamalarım. \nŞu gözlerinin deli bakışı, yok mu? \nÖte kürelerden aşırı gelen. \n-Yedi iklimden öte, sevdadan öte- \nŞu gözlerinin, akkor bakışı yok mu? \nSonra yanardağlardan, sıcak ellerin. \nBenim güçlü yitişimi bir yana koy. \nBir yana koy, tutup bütün yönsüzlüğümü. \nDerin denizlerde, yosun kokusu yeşil. \nSenin gözlerinde, güzel yaşamak......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde Bahar",
        "poet": "Ahmet Keleş",
        "poem": "\n\nYüzünde tebessüm, gözlerinde bahar\nÇiçekler rengârenk gönüllerde açar.\nKar, kış, fırtına, tufan olsa da beyhude\nYüreğim daha sıcak, baharı içinde saklar.\n\nGüneş sende uğraşıp durma boşuna,\nSönük kaldın buğulu gözlerin yanında.\nAy tutulmuş, Güneş tutulsa ne yazar,\nYalnız gönüllerde açar gerçek ilkbahar.\n\nKırlarda gördüğün yalancı beyazlıklar,\nYeşillerin arasında çıksa da leylaklar,\nHepsinin birer mevsimlik ömrü var.\nBir ömür sürecek içimdeki ilkbahar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde Eriyince",
        "poet": "Selçuk Akyüz",
        "poem": "\n\nGözlerinde eriyince kalbimdeki kar; \nKabardı,\nŞahlandı kalbimdeki sular...\n\nGözlerinde eriyince kalbimdeki kar;\nVe koca,\nKoskoca bir çağlayana dönünce kalbimdeki o ince,\nO dingin pınar; \nDiklendi kalbimdeki boynu bükük gül\nVe doğruldu kalbimdeki o kambur çınar...\n\n                                   (Van.02.04.2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde, daldığım rüyalardan uyandım...",
        "poet": "Sedat Sözen",
        "poem": "\n\nHer nefeste, adımda yüzün gördüm, adın andım,\nBir gülüşe güzel söze dünyalar benim sandım,\nGözlerinde, daldığım rüyalardan uyandım,\nBu sevdanın bir ucundan tutar mısın, ey güzel! \n\nKah yıkıldım, hayallerim bir kuş gibi uçtular,\nKah sevindim, ümitlerim kaf dağını aştılar,\nKah ağladım, hüzünlerim gözlerimden taştılar,\nBu sevdaya bir tebessüm katar mısın, ey güzel! \n\n20.7.2007\nBursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde büyümek",
        "poet": "Şair Hejaryan",
        "poem": "\n\nGÖZLERİNDE BÜYÜMEK                    \n\nBir renk bir filiz bir çocuk bir gece\nNeyse o,tanımama noktasında\nAnlatmak mecburiyeti taşıyan biçare yalınlık\nSaklanmış mutlulukların simgesi\nUmutlarımın kaygı taşıyan kimsesizlik belirtisi\nBir gül kadar dokunaklı işlenmiş, ve de bir gece kadar karanlık\nGÖZLERİN\nTanrının anlamakta zorlandığı,anlaşılmaz güzellik\nVe de anlatılmaya hiç müsait olmayan\nNeresinden baksan, bakmaya doyulmayan\nNe kadar anlatsan da şiirlerde zayi olan\nGÖZLERİN\nEsaretin son umut halkalarında kaygısal bir gözün,başka bir göze takılması\nUmutsuz bir çırpınışın başka bir gözle seyredilme vakası\nBakabilme noktasında görebilme eksikliği\nYasakların saklandığı apaçık duyguların kapatılma isteği \nGÖZLERİN\nKaybedilmiş hayatların,solmuş güzelliklerin,umutsuzlukların\nMecburiyet noktasındaki sonu olmayan güzellik penceresi\nAçıldığında kapanmayı bilmeyen kirpik ve göz kardeşliği\nTek başına yalnızlıkların birleştikleri birkaç tensel yaşam sevinci\nGÖZLERİN\nGözlerine bakmanın yasak olduğu sokaklardan geçiyordum\nAslında yasakları değil gözlerini seviyordum\nGöz göre göre, seviyordum\nVe artık gözlükleri çıkarıp, gözlerini görmeni bekliyordum\nVe de büyüyordum gözlerinde \nBüyümekte gözlerin kadar güzel olmuyordu  HER ZAMAN\n\n\t                                                      M.S.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde gördüm mavi bir deniz",
        "poet": "Halenur Kor",
        "poem": "\n\nSeninle geçen yaz, yalnız, ikimiz,\nKumsalda başbaşa, gözgözeydik biz.\nDalgalar söylerken aşk şarkımızı\nGözlerinde gördüm mavi bir deniz.\n\nŞimdi sen yoksun da sarardı beniz,\nKumsalda aradım o günlerden iz.\nHayâlimde yine gözlerin vardı,\nGözlerinde gördüm mavi bir deniz.\n\nSevgilim ne olur kollarıma koş,\nSensizken bu kalbim, nasıl da bomboş.\nHülyâlara dalmak seninle ne hoş,\nGözlerinde gördüm mavi bir deniz...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde Göremedim Baharı",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nGözlerinde bir türlü göremedim baharı,\nYazdığım, bu şiirlerim, sevdamın kahırı,\nGece, gündüz yalvarırım Allah'ım sabırı,\nSabır versin diyorum, diyorum, Gülüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde Güneşler",
        "poet": "Tarık Torun",
        "poem": "\n\nGözlerinde güneşler gülüşün çiçek çiçek,\n Sevginin doğduğu yer yüreğin kadar gerçek,\n Bir salkım kır çiçeği, bu sevdadan geçecek,\n Dikenler arasından sana güller gelecek,\n Gözlerinde güneşler beklenen gün gülecek\n\n30.09.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde Hayallerim Sebahattin Abi yorumu ile",
        "poet": "Dilek Hokkaömeroğlu",
        "poem": "\n\ne?ime sevgililer gününde arma?anym bir ?iir,,\n?iirime yorumuyla can katan dostuma sebahattin abiye sonsuz te?ekkürler,,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde Hayallerim",
        "poet": "Dilek Hokkaömeroğlu",
        "poem": "\n\nSevgililer gününde  e?ime arma?anym ?iir,,\nsevgilerimle,,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde Hüzün",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nEy sevdiğim  ölünceye kadar hep böyle olacak,\nSenin gözlerinde hüzün benim ki yaşla dolacak,\nAcaba bu sevdanın sonunda neler neler olacak,\nSenin gözlerinde hüzün benim ki yaşla dolacak...\n\nSenin sevdan olduğu gibi hep tap taze kalacak,\nBenim bu şiirlerimi okuyanlar hayret te kalacak,\nÖnder'de herkes gibi birgün kara toprak olacak,\nSenin gözlerinde hüzün benim ki yaşla dolacak.\n\nBelki bizi böyle ayıranlar eyvah, eyvak diyecek,\nÇok sevdiğin güzel belki bir gün mesut olacak,\nBelki de bu yaptıkları için çokça pişman olacak,\nSenin gözlerinde hüzün benim ki yaşla dolacak....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde Hayat",
        "poet": "Uğur İnal",
        "poem": "\n\nGözlerinin ışığını güneşten alan dilber\nUğrunda ölsem dahi bakmaya değer\nSen bakarken beni karanlıklar terk eder\nTüm korkular yüklenir varığını yoğunu\nSırtlanıp uzak diyarlara gider\n\nTutar elimden bir el ana şefkatiyle\nYüzünde endişe yok,  keder yok, hüzün yok\nGötürür beni daim gitmek istediğim dipsizliğe\nYok olmak kadar hafif gelir hayat, hiçbir şey yok! \n\nTutunurum bakışlarına, tutunurum yüreğimle\nSanki hayat gayesi denen şeyi tutarmış gibi\nSanki bitmemiş roman, anlatılmamış hikaye \nVar olan ne varsa dile gelmiş anlatır seni\n\nGözlerinde bir ufuk, gözlerinde hayat\nÖyle geniş ki varlığında ben olmak\nYa bozkırlarında koşan bir kırat\nYa engin denizlerinde  bir yelkenli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde İçerim",
        "poet": "Ruhi Hatunoğlu",
        "poem": "\n\nDuygularım yeşerdi yağmurun yağışıyla\nGözlerin de içerim aşk dolu damlaları\nUzaklar da aşkımın en güzel çağrısıyla\nGözlerin de içerim aşk dolu damlaları\n***\nAşk dolusu duygular yayıldı bedenime\nAşk sarhoşu olmuşum şimdi kendi kendime\nÇağlamış taşıyorum sığmıyorum bendime\nGözlerin de içerim aşk dolu damlaları\n***\nDuygular çelikleşti bir yay gibi gerildi\nDenizleri aşınca dağlar yola serildi\nBu aşkıma karşılık ne cevaplar verirdi\nGözlerin de içerim aşk dolu damlaları\n***\nYağmur damlalarıyla gidecek susuzluğum\nYare kavuştuğum gün biter uykusuzluğum\nGözlerine baktıkça diner bu yorgunluğum\nGözlerin de içerim aşk dolu damlaları\n***\nRuhi Yağmur altın da ıslanıyor günlerdir\nUzakta beklediği sevgili sevdiğidir\nHasrete dayanmayan ağlayan gözleridir\nİçerim gözlerin de aşk dolu damlaları\n                                     25.10.2008/OLTU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde Kaybolmuştum-2",
        "poet": "Şahin Ertürk",
        "poem": "\n\nOkyanusta kaybolmuş\nPusulası olmayan\nYelkenli gibiyim\nGün değil,ay değil,yıl değil\nYıllar oldu\nMutluluk adasını bulamadım\nDeniz gözlüm\nHatırlar mısın bilmem\nBin dokuz yüz yetmiş sekizde\nBir sonbahar gününde\nEylül ün on beşinde\nGünlerden perşembe\nSaat on,on yedide\nBen senin\nGözlerinde kaybolmuştum\n\n(01.08.2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde Hep O Masum Gülümseme",
        "poet": "Dinçer Demirel",
        "poem": "\n\nHani mehtaplı geceleri ne kadar çok sevdiğini söylerdin\nGökyüzünde ay ışığıyla yıldızların oynayışını anlatırdın\nAynı ağacın altında oturup dalardın mehtapla yıldızların seyrine \nRüya âlemindeymiş gibi gözlerinde hep o masum gülümseme \n\nMehtapsız gecelerde yakamozları seyretmeye koşardın\nDenizde esrarengiz şekilde uzanan tılsımlı ışıklara hayrandın\nSahilde aynı kayanın üstünde dalardın yakamozların seyrine\nRüya âlemindeymiş gibi gözlerinde hep o masum gülümseme\n\nBitmez tükenmez umutlarınla akşamın kızıl ışıklarına bakardın\nGüneşin ufukla buluşmasını, dağları aşışını defalarca anlatırdın\nO sevdiğin dağın zirvesinde güneşe eşlik ederdin gözlerinle\nRüya âlemindeymiş gibi gözlerinde hep o masum gülümseme\n\nMehtapsız, yakamozsuz,  gecelerdeyse karşılıklı otururduk\nGözlerimiz gözlerimizde hapis, sabaha kadar sohbete koyulurduk\nDemli çayımızı yudumlarken sözleşirdik sonraki gurup vaktine\nRüya âlemindeymiş gibi gözlerinde hep o masum gülümseme\n\nYine bir akşamüstü geldin gözlerinde o masum gülümsemen\nSevda türküleriyle dokundun durdun gönlüme gecenin içinden \nSabaha varınca mahzunlaştı gözlerin, anlayamadım sebebini \nRüya âleminden uyanan günlerime bir türlü sensizliği koyamadım \n\nBak bugünde aynı saatte aynı yerdeyim, sesleniyorum sana\nHaykırışımı dağlar, taşlar duyuyor bir tek duyuramıyorum sana\nGözlerimin önünde canlanıyor yine o masum gülümsemen\nGelsen şu hüzün çöken geceme, mutluluk salsan gönlüme\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde Ki Yalnızlık",
        "poet": "Murat Yaman 1",
        "poem": "\n\nBana Ben Gerek Senden Önce\nGözlerinde Ki Yalnızlık Değil..\nRüzgar gerek Yağmurun İçinde\nArdında Ki Sessizlik Değil.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde Ne Var…",
        "poet": "Murat Gevrek",
        "poem": "\n\nÖzlem gözlerinde ne var\nBeni nerde bulacaksın\nKayboldum\nŞiirlerde şarkılarda \nSeni arar oldum\nGözlerine muhtacım…\nÖzlem gözlerinde ne var\nSesin kesildi birden\nSusma ne olur susma\nBen gözlerine muhtacım…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde Rehinim",
        "poet": "Zeki Akdoğan",
        "poem": "\n\nGözlerin öyle güzel öyle mahzun bakarken\nSözlerin alevden ok yüreğimi yakarken\nÇağlayan bir pınardım gürül gürül akarken\nGözlerinde rehinim derin,uçsuz,bucaksız...\n\nSevdanın kollarında kısmet değil mutluluk\nDikenli yollarında ümitsizce yolculuk\nHükmedemez aşkıma gönlümdeki savcılık\nSözlerinde rehinim derin,uçsuz bucaksız..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde Ne Vardı",
        "poet": "Mehmet Yıldırım 2",
        "poem": "\n\nNe vardı ne anlardım, gözlerinde ne vardı\nSevgisiz sevdiğim, aşkın nefret kadardı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde Rüya Olsam",
        "poet": "Tahir Altunay",
        "poem": "\n\nKipriklerin arasına süzülüp girsem,\nela gözlerinden uykuna insem.\nSeni yanağından yavaşca öpsem,\ngözlerinde rüya olsam bu gece.\n\nOkşasam saçlarını rüzgar misali,\nkarşına otursam,desem sevgimi.\nElinden tutup da uçursam seni,\ngözlerinde rüya olsam bu gece.\n\nZaman geçmesede hiç,sabah olmasa.\nGüneş ufuktan doğup,beni almasa.\nGönlünde benden başka kimse kalmasa,\ngözlerinde rüya olsam bu gece.\n\nHaykırsam karşında,tutuşup yansam.\nBir gül olup elinde,sararıp solsam.\nEla gözlüm ben sana misafir olsam,\nGözlerinde rüya olsam bu gece..\n\n                 31.07.2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde Sabahlamak",
        "poet": "Osman Aslan",
        "poem": "\n\nGözlerinle yıkamalısın beni\nDeniz kokmalıyım sabahlara dek\nMitolojik aşklar açmalı yüreğimizde,\nZemheri ayına karşı koyabilecek\nGonca misali tazecik\nKan ter içinde uyandığımızda,\nGözlerimiz dolduğunda,\nRengarenk odamızda haykıracak \nBir şiirimiz olmalı.\nDudaklarım kollarına yapışmalı\nİsyancı duygularla\nVe gülen gözlerimiz kalmalı gidenlerin sırtında\nKalanların gözbebeklerinde\nMerhaba demeliyiz geleceğe \n- Dili geçmiş zamanlar kullanmadan - \nTenimiz ağlamalı hüngür hüngür\nAşkımız mitolojiye dönüşmediğinde \nVe paylaşılmadığında geceler\nGeceler ki aydınlatmaktan korkan\nBedenimiz taze çekilmiş kahve buğusu kokmalı\nCiğerlerimize çekmeliyiz  toprağı\nYağmur yağarken yıldızların altında buluşmalı ellerimiz\nBir deniz kıyısındaki duyguların kontrolünde.\nVe bir tanem gözlerinle yıkamalısın beni\nDeniz kokmalıyım sabahlara dek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde Seyahat",
        "poet": "Orhan Seyfi Orhon",
        "poem": "\n\nÇıktım bugün güzellerin gözlerinde seyahate:\nBu yolculuk bilmem nasıl erecekti nihayete?\nMavi gözler... Pek asabi, dalgalı bir deniz gibi;....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde saklı hangi ilkbahar!",
        "poet": "Saffet Çakır",
        "poem": "\n\nGözlerinde saklı hangi ilkbahar! \nBir lahza bir hayal kur benim için\nVedasız, vefasız gitti turnalar\nAyrılık vehmini vur benim için.\n\nYad ellerde arta kalan günlerde\nAğladım hatrıma düştüğün yerde\nOmzunu duvara yaslayı verde\nSüzülsün göz yaşın dur benim için.\n\nSaffet Çakır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde sürmesi",
        "poet": "Suat Şafak",
        "poem": "\n\nGözlerinde sürmesi\nYanagında gamzesi\nNeşe saçar gülüşleri\nSanki iyilik melegi\n\nAşık oldum ben ona \nGörüdüğüm günden beri\nEy güzeller güzeli \nçok seviyorum inan ben seni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde sarı sarı laleler..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Aşk..\n\nSenin huyun suyun bir başka\nGözlerinde sarı sarı laleler\nBaharı anımsatan o gözlerinle\nAşka yazılıyor tüm kelimeler..\n\nBir hayâl gibi tatlımı tatlı\nKolların melek gibi iki kanatlı\nBir çiçek gibisin dallı budaklı\nGözlerinde sarı sarı laleler..\n\nDuygunun en yücesi aşkmı sevgili\nZor yollara koşturdun benim kalbimi\nBırakma şimdi tut ellerimi\nGözlerinde sarı sarı laleler..\n\nBaharmı getirdi kadermi bilmem\nYüreğimden seni, ben artık silmem\nAşığım sana bu yoldan dönmem\nGözlerinde sarı sarı laleler..\n\nBu aşk için doğmuşuz sanki ikimiz\nAynı duyguda çarpar kalbimiz\nBir su damlası gibi bu aşk tertemiz\nGözlerinde sarı sarı laleler..\n\nYüreğim yanık gözlerim yanık\nAşkında senin suçluyum sanık\nVarmı ötesi aşığım aşık\nGözlerinde sarı sarı laleler..\n\nTarih:30.01.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinde yağmur dinsin..",
        "poet": "Ercan Akbay",
        "poem": "\n\nGözlerinde yağmur dinsin,\n  Güzel yüzün artık gülsün,\n  Çektiğin her çile bitsin,\n  Mutluluğa layıksın sen...\n\n  Üzüntüler böyle bitmez,\n  Giden gençlik geri gelmez,\n  Benim gibi kimse sevmez,\n  Mutluluğa layıksın sen....\n\n  Kollarını uzat bana,\n  Haydi sarıl gel boynuma,\n  Güzel günler bizden yana,\n  Mutluluğa layıksın sen....\n\n  Üzüntüler böyle bitmez,\n  Giden gençlik geri gelmez,\n  Benim gibi kimse sevmez,\n  Mutluluğa layıksın sen....\n\n                            MAHUR ŞARKI\n                            SÖZ..ERCAN AKBAY\n                            MÜZİK...MÜMİN SALMAN.\n                            TRT REPERTUAR NO..15398.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerindeki Dünya",
        "poet": "Turna Uzun",
        "poem": "\n\nYa açık denizlerde \n           özgür bir yelkenli olurum\nY a da ormanda kaybolmuş\n            karanlıkta ürperen bir çocuk; \nYa yaprağına sabah sevinci taşıyan\n            bir çiğ tanesiyim\nYa da papatyalarla bezenmiş\n            çimenler içinde bir bahçe\n\nNe zaman baksam gözlerine....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerindeki kelimeleri",
        "poet": "Enes Kepil",
        "poem": "\n\nGözlerindeki kelimeleri gördüm \nKısa bir günün bitiminden önce \nYeşil çimleri gördüm, yeşil ağaçları \nNarin parmaklarının dokunuşundan önce \nAy'ı gördüm gökyüzünde, güneş batmamışken \nSeni gördüm seni sevdim bir pazartesiden önce\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerindeki ''KEDER''",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\ngözlerinden düşüyordu \ndamla damla keder\nki de \ngöller oluşuyordu \nbenim ruhumda \nzehirden beter... \n\nsözlerinden taşıyordu \nalev alev keder\nki de\nyangınlar oluşuyordu \nbenim ruhumda \normanlardan beter... \n\nnefesinde titriryordu\nsoluk soluk keder\nki de\ndepremler oluşuyordu\nbenim ruhumda \nGölçük'ten de beter...\n\nFikret Turhan-Yalova, \n19.kasım.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerindeki Söz",
        "poet": "Çiğdem Çakır",
        "poem": "\n\nBeni ruhuna mevsim yapan\nGözlerindeki mavi yürek\nGül kokan sözlerinde\nAşk resmini parlatıyor.\n\nDolunay rüzgârıyla\nMest olan ağaçlarda\nGökyüzüne yazdığım\nRüyalarım okunuyor.\n\nMor gecelerime\nMühür olan sıcaklığınla\nArzu dolu bakışlarım\nYıldızları topluyor.\n\n(Aksaray / 15 Nisan 2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerindeki Umut",
        "poet": "Nejdet Kurnaz",
        "poem": "\n\nSöyle,nasıl yaşanır yaşam denen ışıktaki o umut\n'İşte, böyle yaşanır'de bana\nVe sen bir umut ol bende o umutu yaşayacak maceraperest\nSonra yaşayalım beraberce doya doya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinden gözlerime yaş gelmeseydi…",
        "poet": "Ali Bıyık",
        "poem": "\n\nGözlerinden gözlerime yaş gelmeseydi…\nSen, ağlamasaydın gözlerime…\nGözyaşının bu kadar yakıcı olduğunu bilmezdim.\nGözyaşının bu kadar acı olduğunu bilmezdim.\nHer ağladığında bana acı çektirme.\nHer ağladığında beni yakma.\nBana acı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinden İstanbul Kadar Uzaktayım",
        "poet": "Fatih Kuyucu",
        "poem": "\n\nAnkara’ dayım \nIssızlığın var sokaklarda \nYalnızlığım yanı başımda \nAslında mağlubum\nGalip olduğum bu oyunda \nNedenini bilmediğim sensizliğim\nUçarı duygularım\nSaflığım \nAşkım\nSonunda yine yalnız \nGözlerinden İstanbul kadar uzaktayım \n\nKaç gece hasreti şiirlerime iliştirip \nGezdim bu şehri sessizliğimle\nUnutmuş olsaydım seni\nHatırlamazdım İstanbul’ a olan aşkını\nKıskanırdım bu yüzden seni\nÇileye mahkum gecelerin saklandığı \nŞu karanlık mağarada\nSığınacak bir ışık ararken\nGözlerinden İstanbul kadar uzaktayım \n\nYalnızım diyemeyeceğim\nYanı başımda yalnızlığım \nSeni ve İstanbul’ u arıyorum köşe bucak\nAnkara’nın hasret kokan sokaklarında. \n\nEğer özlemle işlenmişse bu şairin mısraları \nVe her şairin bir ayrılık şiiri varsa \nBil ki şiirler içten içe ağlamaklı \nŞairler yalnızlığıyla beraber \nMısralara bir parça gözyaşı \nBir parça umutta katmalı \nBense gözlerindeki ışığa hasret \nGözlerinden İstanbul kadar uzaktayım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinden öperim",
        "poet": "Zafer Zengin Etnika",
        "poem": "\n\nAnam\nBu iflah olmaz\nSaçları sarı çocuk \nBüyüdü\nAdam şimdi\nBir kadının sol yanında\nBaba biraz\nYine iflah olmaz\nParayı da sevmez\nEvde istemez\n\nİlişmem bundan\nNe zaman sevsem birilerini\nGörürüm erken gidişlerini\nBu yüzden işte\nBelli etmem sevdiğimi\n\nYanağın da ki benden öptüm\nGece mani söylerken duydum\nYalnız bir yanın\nAh ne güzel hediye olurdu\nCanım babam da olsaydı\n\nEllerinden öperim güzel anam\nBir desteksin ki su hayatta\nSeni kaybet çok koyacak bana\nŞimdi nasıl anlatayım sana\nAşkı bile anlatamıyorum daha\nHep rüzgara yazıyorum içimi\nAlıp gidiyor ayrılığa\nSende gidersen\nDayanamam buna\nGözlerinden öperim canım ana\n\n9 Mayıs 2004\n\nKUTLU OLSUN ANNELER GÜNÜ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinden Öptüm Sensizliğin",
        "poet": "Ece Acar",
        "poem": "\n\nAyrılıklar kara kış gibi kapıları çevirdi, her yanım ayrılık kokuyor..Giden zaman mı, senmiydin bilmeden yüreğinden öptüm ayrılıkların..Sonu başı olmayan engin bir boşluk hayatımı dolduran..Oysa ne çok şey var yaşatımı dolduracak, ben gidip imkansızlıkların içinde seni arıyorum..Sen diye biri yok olduğu halde, sen diye dolaşıyorum yana, yana..Kim olduğunu bilmeden yüreğimin içinde yaşadığını bilerek,  her nefesimde sensizliği öpüyorum..Sen diye birisi yok ve olmayıcakta..\neCe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinden Yağmur Taştı",
        "poet": "İsmail Okutan ",
        "poem": "\n\nYüreğin açılmış aşk  vadilerinin kokusuna\nGözlerinde kırlangıçlar dolaşıp gezinir\nSoğuk su pınarları için kayalar delinir\nÇocuklar gökyüzünde yağmurun kapısını açtı\nGözlerindeki renk ebemkuşağını da aştı\n\nEy savaş direnci, ey barış yorgunu\nEy gücünü çocuk kalbinden alan\nBu yenilgi yaşanmış hangi duyguların bozgunu\nDemiri kesmeye hazırdır elleri her an\nÇağı kökünden sulamaya hazır yüreğinin pınarı\n\nİnsanlar açtıkları an gözlerini \nAnlayacaklar bu savaşın görevini\nÇocuklar gökyüzünde yağmurun kapısını açtı\nGözlerindeki renk ebemkuşağını da aştı\n\nEy deli çocuk kentin nabzını yokla\nSen gittin diye nasıl da kendinden geçmiş\nKalbi sökülmüş şehre içinden bir kalp çıkarıp tak\n\nEy güvercinlerin suyundan içtiği ırmak\nEy insana sevgi, savaşa barış katan\nEy ölümden sonra sonsuzluğu bekleyen \nEy kırlangıçların teninden elbiseler biçtiği çocuk\nYüreğini al tak kalbi sökülmüş çağa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinden yaprak",
        "poet": "Zekeriya Teke",
        "poem": "\n\nyagmur var bu şehirde\ndeniz lacivert.\nmartı olmalı insan, yada kayık.\ngözlerinden bir yaprak alıp.\ndenizi yeşile boyamalı.\n\nyagmur var bu şehirde\nneylemeli.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerine Bakamadan",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nGözlerine bakamadan,\nSaçına gül takamadan,\nKuyulardan çıkamadan,\nBirgün olur giderim ben.\n\nDünya bana zindan olur,\nHerkes ettiğini bulur,\nGüzel seven çok yorulur,\nBirgün olur giderim ben.\n\nKader diye boyun eğip,\nAlnı taaa Halepe deyip,\nSanki hayvan gibi seyip,\nBirgün olur giderim ben.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinden yıldızlar dökülüyordu",
        "poet": "Ersin Başeğmez",
        "poem": "\n\ngözlerinden yıldızlar dökülüyor\nbakışların topluyordu\ntarlabaşının arka dar sokaklarında\nHaliçe soyunan Ay'da sevişiyorduk\nhüzünbaz altınların arasında\nBeyoğlı sinsi bakışlarınla izliyor\nÜsküdar dualarını esirgemiyordu\nüzerimize serilen gecenin ardından\npezevenkler dağılıyordu şehrin dört bir yanına\nsaçların okşuyordu topkapıyı\nayasofyayı süpürüyordu eteklerin\nyüreğin büyüdükçe küçülüyordu bulutlar\navuçlarında pier lotinin eyüp'ü\nçamlıcadan yükseliyordu aşk şarkıları\nköpekler havlıyordu yoldan geçenlere\nyanıyor kirpiklerinde dolmabahçe\nyüzünü öpüyordu boğaziçi beyaz gerdanını\nanadolu ağlıyordu\nyaşlı bir ananın yorgun yüreğinden\nyaşar kemallerden yunus emrelere\nkedi gibi sokulmuştun gövdeme\ngözlerinden yıldızlar dökülüyordu\nellerin topluyordu yüreğimden\n\nErsin Başeğmez\n10 Aralık 2007 19:56 - İzmir\nyağmurlu bir izmir akşamı\nyine çaysız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerine bakarken",
        "poet": "Murat Yılmaz 2",
        "poem": "\n\nSeni görmek için koşuyordum,\nTitriyordum ama aldırmıyordum.\nAklımda sadece seni görmek geçiyordu,\nYağmur hızlandı gözlerine bakarken...\n\nBen sana bakıyor, ama seçemiyordum,\nYağmurdan kaçmak istiyordum.\nYağmur hızlanmış, kendi sesimi duyamıyordum,\nYağmur inat yapıyordu, gözlerine bakarken...\n\nKendimi özgür bir kuş gibi bıraktım,\nYağmur tükeniyordu,yukarı baktım.\nGerçek mi birden inanamadım,\nYağmur durmuştu, gözlerine bakarken...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerine Bakınca",
        "poet": "Salim Erben",
        "poem": "\n\nBir telaş düşerdi içime\nSarsılırdı yüreğim\nErirdi yok olurdu göz bebeğim\nNe zaman görsem seni\nDeniz gözlerine dalardım\nHiç çıkmazdım\nKalırdım alamazdım kendimi\nArtık o gözlere bakmıyorum\nBaksam da kendimi bulamıyorum\nÇünkü o gözlerde beni görmüyor\nArtık başkalarına ait\nBiliyorum deniz gözlüm\nBeni sen unuttun\nBende senin gözlerine bakacak\nNe zaman nede göz kaldı\nArtık bir zamanlar \nAşık olduğum gözlerin sahibi vardı\nHadi git deniz gözlüm\nAnkara sana dardı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerine baktım, benden gözlerini çaldı",
        "poet": "Alperen Karadağ",
        "poem": "\n\nGeçen onca senenin ardından baktığımda geriye, çok zaman geçmiş gibi geliyor insana… Oysa her şey dün gibi aklımda… İlk sevgilinin kapısında beklediğim saatler… Ya ilk görüşüm o yüzü… İlk kelimeleri öğrenmek adına başladığım kara tahtalı, eski Rum evinden bozma okulun sınıfına ilk girişi… İlk kalp çarpışım, ilk heyecanlanışım… Nasıl unutulur…\n\nSonraları ve sonrasından sonrakiler, bir kuş çırpınışı yaşamıydı. Damağa çalınan bir parça balın tutsaklığı, geç kalınmış bir koşuşturmaca gibiydi. Oysa sonlara yaklaşıldığında, tutsaklık tutkunluğa vardığında, kuş çırpınışları dingilliğe erdiğinde aşkın tadı, aşkın kokusu, aşkın o bilinmez kimyası kaplardı bedenleri… Ancak her saatin kıvamı aynı tutmazdı ve geceleri bir başka kişiliğe, gündüzleri bir başka kişiliğe bürünürdü insanlık. Yalnızlığın adı iyice anılır olurdu. Ruhların, gecenin matemli saatlerinde yıkanışı, bereketli topraklara ekilen ümitlerin yeşerişi ve gökyüzüne yıldızlarla yazılan yaldızlı isimler… Hepsi mutluluğa yapılan maratonun başlangıç noktasıydı. Sona varılabileceği düşünülmeden atılırdı büyük büyük adımlar… Kimileri yorulurdu düşerdi hayat yolunun kenarlarına, kimileri kısraklar gibi çatlamayı göze alırcasına bir çırpıda, kimileri ise aynı tempoda devam ederdi el ele... Nasıl unutulur… \n\nŞehir şehir aradığım günlerde aşkın doyumsuzluğunu, kimliğimi kaybettim yollar boyu. Çok kimlik değiştirdim, çok yürek yangınlarına tutuldum, çok yoruldum, yontuldum. Her adımda, her kilometrede biraz daha olgunlaştım. Acılar içtim, kahırlar yedim katık edip hüzünlerle… Dimdik çıktığım her yolculukta, başım önde düştüm şehrimin kucağına. Her seferinde örslerde örselemiş bedenimi, bembeyaz dalgalı saçlarıyla bağrına bastı Karadeniz. Sarıp sarmaladı gözyaşlarıyla sırılsıklam kalan yüreğimi. O gün bugündür ne zaman dara düşsem, ne zaman kaçıp sığınacak bir yer arasam, atarım kendimi sahillerine, bırakırım kendimi sessizliğin en güzel sesine… Martı çığlıkları ve dalgalar arasında sıkışan limanlar misali yüreğim hep bir sevgilinin, avuçlarının arasında kaldı. Ne kadar çok renkten renge giren sevgilerle sevmiştim her birini… Ne çok isimler adanmıştı bu bedene… Kimi Eren, kimi Alp, kimi Alper diye seslenirdi o kadifemsi sesiyle. Adımı unuttuğum zamanlardı oysa ve esasen hüviyetimden habersiz, kimsesizlikten yoksun, yalnızlıktan bitap düşmüşlüğün ertesiydi seneler. Nasıl unutulur…\n\nBugünlerimde yalnızlık bir başka ağır geliyor yorgun bu bedene. Ne sevgili için kavga edebilecek derman, ne yeni açılacak yaraları sarmaya merhem, ne de kalp kırıklıklarına deva olabilecek, sevgili diye tabir edebileceğim bir varlığın izi yok ufukta. Oysa çok şey istemiyordu bu yürek. Tüm derdi tasası yine ve yeniden tadabilmek hoyratça aşkın kimyasını. Ağızda çalkalayabilmek sevgi yüklü cümleleri. Kulak pasına, kalp ağrısına, yürek yangınına, çarpıntıya, sarhoşluğa, dalgınlığa ve her derde deva gelen sevginin büyüsüyle bezenmekti tüm gayesi. Yaklaştım, korkusuna yenildi. Konuştum, suskunluğuna kaçtı. Durdum, yalnızlığına, acılarına yürüdü. Gözlerine baktım, benden gözlerini çaldı. Gel git dalgaları gibi sahillerimi dövdü. Haykırdım, sesim yüzümde yankılandı. Üç noktalarla süren bu serüvene şimdi ben bir nokta koyuyorum. Soru işaretleri boynuma ilmek, virgüller birer hançer, ünlemler birer sopa, parantezler mengene oluyor yüreğime. En iyisi mi yıllardır eteğime biriktirdiğim noktalardan bir tanesini buraya yani tam buraya koyuyorum  .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerine Eriyeceğim",
        "poet": "Yusuf Varol",
        "poem": "\n\nDudaklarımı birleştiren ağını parçaladım \nAynamda yürüyen örümceğin\nSim suskuyu kendime sapladım gündüzleyin \nSesi dıştalayıp kuruyamadım\nVe hiçbir aşkın içinde kuru kalamadım\nKalamazdım…\nVahiy oldu puslu gök acı gri \ntenim daha mor daha gri\nbeynim daha ölgün yüreğim acı siyah\nben,bu uzaklık sonrası gözlerine eriyeceğim.\nVahiy oldu gecesizlik \nve sensizliğin bilmem kaç zamanlı tarihi\nsecdeye durdu sözcüklerim buzul dilimin eriyişine sırt\nbu uzaklık sonrası sesine eriyeceğim\nyitirsen rengini bile \nyaşamaktır eriyeceğim\nertelesende o ebedi gülüşünü ölmektir eriyeceğim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerine Denizleri Sığdırdım",
        "poet": "Cevdet Ayvaz",
        "poem": "\n\nBugün yağmur yağıyordu bu şehre yeşil gözlerinden\nHasret kokuyordu bütün sokaklar\nBütün caddelere kokun sinmişti\nParke taşlarında duruyordu ayak izlerin\n\nBugün yağmur yağıyordu bu şehre yeşil gözlerinden\nBir nehir akıyordu yüzünün deltasında\nVe ben bütün caddelere kokun sinmişken\nParke taşlarında dururken ayak izlerin\nHasret kokarken bütün sokaklar\nSeni düşündüm yine...\nPamuk dedim, ellerimi tuttu ellerin\nBuğday dedim, tel tel döküldü saçların omuzlarına\nGüneş dedim, ışık ışık yüzüme vurdu güzelliğin\nHayat dedim, karşımda belirdi tabiat kadar gerçekligin\nSevda dedim, kalbini açtın bana\nAşk dedim, alevinde yaktin beni\nDeniz dedim, gözlerime baktı gözlerin\nVe ben! \nGözlerine denizleri sığdırdım...\n\nYine yağmur yağmakta bu şehre deniz gözlerinden\nYine tuzlu sular akmakta yüzünün deltasında\nYine dalga dalga kabarmakta gözlerin\nVe gözlerim bir dalgakıran gibi\nGözlerim hala gözlerine bakmakta\nEllerim ellerini tutmakta hala\nVe ben seni sevmekteyim\nSevda açmakta bütün sokaklarda\nSevda satılmakta bütün çiçekçilerde\nSevda kokmakta bütün güller\nVe adın, adın sevdayla anılmakta\nYine yağmur yağmakta bu şehre yeşil gözlerinden...\n\nBugün yağmur yağıyordu bu şehre yeşil gözlerinden\nVe sen yeşil yeşil bakıyordun buğulu pencerenden\nDalgalar adını yazıyordu sahilde rıhtım taşlarına\nDeniz gözlerin kumsalları yıkıyordu...\n\nBugün yağmur yağıyordu bu şehre yeşil gözlerinden \nBir çocuk “yağdır mevlam su” şarkısını söylüyordu\nVe sen\nYeşil yeşil bakarken bugulu pencerenden\nDalgalar adını yazarken sahilde rıhtım taşlarına\nDeniz gözlerin kumsalları yıkarken\nSeni düşündüm yine...\nGüneş dedim, ışık ışık yüzüme vurdu güzelligin\nSevda dedim, kalbini açtın bana\nAşk dedim, alevinde yaktın beni\nGül dedim, içi güldü gözlerinin\nVe ben\nGözlerine denizleri sığdırdım...\n\nİşte bak! ... \nYine yağmur yağıyor bu şehre deniz gözlerinden\nDeniz gözlerin dolduruyor yaşamın her köşesini\nDeniz gözlerin can veriyor doğaya\nAğaçlar gözlerinden alıyor yeşilliğini...\nYine yağmur yağıyor bu şehre deniz gözlerinden\nVe ben\nDeniz gözlerin doldururken yaşamin her köşesini\nDoğaya can verirken\nVe ağaçlar gözlerinden alırken yeşilliğini\nSeni düşündüm yine...\nBahar dedim, hayalin doldu gözlerime\nSarı dedim, döküldü saçların omuzlarına\nYeşil dedim, yeşil yeşil baktı gözlerin\nVe ben\nGözlerine denizleri sığdırdım...\nGözlerine denizleri sığdırdım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerine Kurban Olsun Bu Fakir",
        "poet": "Rifat Kurtoğlu",
        "poem": "\n\nİnadında kaç çift koşu koşulu,\nNazlarına kurban olsun bu fakir.\nKayanın kuzunda yosun yeşili,\nGözlerine kurban olsun bu fakir.\n\n15-08-2015-Cumartesi\n\nÂşık Rifat KURTOĞLU       -   ÇORUM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerine İyi Bak Gözlerim!",
        "poet": "İsa Yılmaz",
        "poem": "\n\nah o güneş gözlerin\nyedi deryayı bir yudumda içtim\nyine de sönmedi alevim\ndaha yok mu, yanar yüreğim\nateşin suyu yaktığı yerdeyim\nkavursa da beni\ngözlerine iyi bak gözlerim\n\nah o güneş gözlerin\nbuz kadehini doldur da içeyim\nkızgın kumlu sahradan gelirim\naşk yağmurlarında ıslanmışım\nsuda yanan Bizans ateşiyim\nçöllere düşürse de beni\ngözlerine iyi bak gözlerim\n\nah o güneş gözlerin\nve sözlerin, ecelim oldu unut deyişin\no nasıl bir gündü anlamış değilim\ndünyam altüst oldu, kalmadı nasibim\nbaşımı eğdim, toprağı delip geçtim\ngözü açık gömse de beni\ngözlerine iyi bak gözlerim\n\nah o güneş gözlerin\nseni ne çok özlerim\nbilemizsin her düşte sendeyim\nöylesine sonsuz ki serabın\nhayal aleminde yaşarım\nhummaya salsa da beni\ngözlerine iyi bak gözlerim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerine Güneş Kaçan Bir Çocuk",
        "poet": "Adnan Büyükbaş",
        "poem": "\n\nGözlerine  güneş  kaçan  bir çocuk\nözgür  derelerde  boğulmak   isterse\nbırakın  şehirler  doymasın  azıcık...\n\nmartin  luther ' i  öğrenmese  ne  olur\nne   yazar  bilmese  pi  sayısını\nona  bir  kaval  verin\nhasından  bir  tandır  ekmeği\ngüneş, güneş  olsun  adam  gibi\nay, ay  gibi  parlasın..\n\nbırakın  yırtık  kalsın  gömleği\nayırmayın  etinden  dağ  havasını\nyıldız  örtsün  üstüne  anası\n      temiz  bulutlar  koysun  cebine\nkekik  koksun\n    iğde  koksun\n         bahar  koksun  babası..\n\ngözlerine  güneş  kaçan  bir  çocuk\nn'etseniz   nafile  yaşamaz  bu  karanlıkta\no ki, toprak  üzre doğmuştur\no ki, alışamaz  betona..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerine",
        "poet": "Ahmet Kolcu",
        "poem": "\n\nGözlerin mi almış rengini geceden\nYoksa gece mi esinlenmiş gözlerinden\nKim demiş gözler karanlıkta görmez diye\nBen geceyi bekliyorum,gözlerini göreyim diye\nSen olmasan da yanımda gözlerin var ya,yeter\nÖzlem dolu bu vuslat,gün ağarırken biter\nSonra...gözlerin yerini ''gün'' yüzüne bırakır\nVe yüreğim bambaşka hasretlere yol alır\nGece gözlerinde saklı ve gün de yüzünde\nSen mi olmalısın illede,yüreğimdeki her hüzünde\nÖyle hüzün ki bu,içinde binbir türlü sevinç saklar\nKimi zaman gülmeyi,bazen de ağlamayı yasaklar...\n...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerine Sevdam Var",
        "poet": "Süleyman Bektaş",
        "poem": "\n\nGözlerine Sevdam Var \n\nYine gözlerim ormanlara daldı. \nYeşil ummanlara derin sevdam var. \nYüreğim yine hülyalara daldı. \nYeşil gözlerine kara sevdam var. \n\nZirvelerde sümbül karanfil kokar. \nEteğinde türlü çiçekler açar. \nYağmur bulutları sana hizmetkâr. \nYeşil gözlerine kara sevdam var. \n\nDallar arasından serenad yapsam, \nKilim serip her gün yanında yatsam. \nKuşlar gibi bende besteler yapsam. \nYeşil gözlerine kara sevdam var. \n\nÇağdaşi sevdayla dilin lâl olmaz, \nBu aşk ile sallanmayan dal olmaz. \nÖzü misk olmayan çiçek bal olmaz. \nYeşil gözlerine kara sevdam var. \n\n                   Süleyman Bektaş \n                         Çağdaşi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerine Şiir Yazdım",
        "poet": "Selda Arslan",
        "poem": "\n\nGözlerine şiir yazdım bu gün\nYerlere göklere sığdıramadım\nMavi mavi sessisce \nNasıl da girdin gönlüme?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerini...",
        "poet": "Hakan Alp Sontürkbeyi",
        "poem": "\n\nGözlerimde  ki öfke yakar gözlerini,\nSakın karşılaştırma,gözlerimle gözlerini...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerine Veda Edemedim",
        "poet": "Fatih Dumbay",
        "poem": "\n\nÇıktım Elmadağ’ın dik yokuşunu\nAnladım hasretin can yakışını\nUnutamıyorum o bakışını\n*****Her şeyi bir yana silip attım da\n*****Gözlerine veda edemedim yar\n\nKış günü baharı yaşattın inan\nYeşiliyle hepten kuşattın inan\nYokluğuyla beni üşüttün inan\n*****Her anı maziye bir bir kattım da\n*****Gözlerine veda edemedim yar\n\nHasret koktu esen sevda yelimde\nAyrılık demede ister ölüm de\nKelimeler düğümlendi dilimde\n*****Boğazıma kadar söze battım da\n*****Gözlerine veda edemedim yar\n\nYaşanan her anı ayrı bir yana\nVakit çatıp zaman geldi o ana\nAyrılıp giderken ah anlasana\n*****Her türlü çileyi derdi tattım da\n*****Gözlerine veda edemedim yar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerini aç ey gül!",
        "poet": "Haydar Okur",
        "poem": "\n\nGözlerini aç ey gül\nBilirim neler çektiğini... \nBir kelebeğin kozasından, \nBir gülün tomurcuğundan sıyrılışında \nÇektiği sessiz acıyı da bilirim... \nSürme beni sürgünlere. \nYaralanmiş yüreğimi deşme ey gül! \nNice zamandır incindim, \nYandım, piştim sevgi yollarında... \nDüştüm ardınca bir kelebeğin... \nBeni uzaklaştığım sevgi yollarına taşır diye. \nSabrımı düşlere, enişlere, yokuşlara böldüm.... \nÇıkarmıyım diye ak günelere? \n\nSahi çıkarmıyım, gülermiyim ey gül? . \nSende mi korkuyorsun sevmekten ey gül... \nBensizlikse yaşamak istediğin,,\nYüzüme gül, sadece yüzüme gül, ey gül! \nBeni ancak gülüşün öldürür... \nSevinçten.... \nBöyle ölüşün hakkını çok görme bana \nEy gül! ! !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerine Vuruldum",
        "poet": "Ali Çam",
        "poem": "\n\nBaşka bir şeye değil, gözlerine vuruldum,\nSeni sevdiğim gece öldüm, geri dirildim…\n\nSevda şarkılarını okudum hece hece,\nMahremdir sevdam benim, ey Ay doğma bu gece…\n\nKanayan yüreğimi al da avuçlarına,\nDudağımdan bir buse dokundur saçlarına…\n\nGönlüm bir umman benim, yüreğim nehir gibi,\nEy gönlüm, bu ne menem sevdadır, zehir gibi…\n\nNe gecem gece artık, ne gündüzüm gündüzdür,\nBu sevdayı çekmeye gönlüm de gönülsüzdür…\n\nBunca yıl sen gönlümün, gönlünü edemedin,\nŞu deli gönlümde bir sevdayı güdemedin…\n\nŞimdi ben bir dehlizde, kendimden kaçıyorum,\nHer gün umutsuzluğa bir kapı açıyorum…\n\nNe beni gözyaşları, ne de ölüm kandırır,\nYangınlar yakmaz beni, tek gözlerin yandırır…\n\nGidiyorum heybemde yarım kalmış hayaller,\nGidiyorum gönlüme uzanan kanlı eller…\n\nKaranlıklar gönlümün hayalini bölüyor,\nGölgem her gün batımı, can çekişip ölüyor…\n\n……..\n\nSevda şarkılarını okudum hece hece,\nMahremdir sevdam benim, ey Ay doğma bu gece…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerini Aç",
        "poet": "Ersin Alptekin",
        "poem": "\n\nHastanenin buğulu camından gördüm \nBir kalabalık gökyüzünde melekler şehre inmiş\nŞefaat kapıları bir bir açılırken \nZaman,vaktinden ne önce ne sonra\nBabam..! \nBugün cuma gözlerini aç bugün mağfiret\n\nBeyaz önlüklülerden ilerlemeyen siyah ders notları\nOysaki geceler bu kadar beyaz bu kadar açıkken\nYa kabullenmek bir şeyleri elde değil sonsuzluğa gözyaşlarım\nDaha anlatman lazım daha bin nasihat almam lazım \nBabam..! \nBugün cuma gözlerini aç bugün şefaat\n\nBilirim bitmek bilmeyen uzun bir ömür koridorlar \nBasmamak için oksijensiz hücreler çizilmiş\nBir gözüm kıvrılan çizgilerde ölüm ile yaşam\nBir ayağım müebbet bir ayağım beraat\nBabam..! \nBugün cuma gözlerini aç bugün bayram\n\n25-01-2008\nhacettepe acil servisi ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerini İstiyorum",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nGözlerini istiyorum\nYanlızca gözlerini\nBakışlarını değil\nYanlızca ela gözlerini\nİstiyorum yanımda\nGiyisilerimde\nVe eğer istersen tenimde\nYanlızca\nGözlerini istiyorum\nTanrı kısmet etmesede\nVarlığın yanıbaşıma\nRazıyım gözlerinin arkadaşlığına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerini Işığa Kapat",
        "poet": "Teoman Özgün",
        "poem": "\n\nDün olanları çok fazla düşünme,\nYarın olacaklardan endişe duyma,\nGeleceğe yada geçmişe bel bağlama,\nYaşadığın anı iyi bir şekilde değerlendir,\nZamanı boşa ve gereksiz yere harcama.\n\nGözler insanların dikkatini dağıtır,\nEğer gözlerini ışığa kapatırsan\nDaha iyi ve çabuk anlarsın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerini Bana Aç",
        "poet": "Aydın Gürz",
        "poem": "\n\ngözlerim gözlerinin rengine muhtaç\ngözlerini gözlerimin rengine aç\nbu gönül ne hasta nede sensin ilaç\nyüreğinin kapılarını sonsuz aşkıma aç\n\nAydın Gürz\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gözlerini Bırak Onlar Kalsın",
        "poet": "Kemal Şakir Çınar",
        "poem": "\n\ngözlerini bırak\nonlar kalsın\nkatliamlar var kahverengi gözlerimde\nsenin gözlerinde sarı saçlı kadınlar sevişir\nsen sarı saçlı bir kadınsındır oysa\ndevşirilmiş adamlar gelir koynuna gündüzleri geceleri\n\ngözlerini bırak\nonlar kalsın\nusulca yiteriz\nbir kağıt saflığında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerini Sevdim",
        "poet": "Mahzuni Şerif",
        "poem": "\n\nSelam verdim selamımı almadı\nDüşman mı oldun gözlerini sevdiğim\nSen beni severdin ezel ezeli\nPişman m'oldun gözlerini sevdiğim? \n\nBeni Mecnun ettin deliler gibi\nFerhat şirin'deki çalılar gibi\nBiat eder idin Ali'ler gibi\nOsman m'oldun gözlerini sevdiğim? \n\nAyandır çöllere Mecnun'un hali\nEğilmiş kırılmış gözlerin dalı\nAdem'i kovduran Havva misali\nŞeytan m'oldun gözlerini sevdiğim? \n\nUçma gökyüzünde Cebrail gibi\nCan alıcı olma Azrail gibi\nMahzuni Şerif'e İsmail gibi\nKurban m'oldun gözlerini sevdiğim?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerini Tarif Etsem",
        "poet": "Yavuz Akın",
        "poem": "\n\nGözlerini tarif etsem; \nBilm....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerini Kapatma",
        "poet": "Ersin Kayışlı",
        "poem": "\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerini Yakından Görenler",
        "poet": "Bestami Tatar",
        "poem": "\n\ngözlerini yakından görenler\nne şanslı\nben o gözleri bir daha görmek için\nAnkara dayım\nyaşıyorum\n\nv\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinin Bakışlarıma Dokunduğu An",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nGözlerinin kıyısında bir evet gizli\nDudaklarınsa neden hayır diyor\nBu kadar vefasızlığını  bilmezdim\nGözlerin bakışlarıma kal demiyor...\n\n\n02 / 06 / 2008   Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinin karası",
        "poet": "Şahizer Alpı",
        "poem": "\n\nGözlerinin karasi,\nKaldı yürekte sızı,\nBırakıp gittin beni...\nKapanmıyor izi\n\nSenden hatıra kalan,\nGözlerinin karası\nUnutturmuyorki...\nYürekteki sızı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gözlerinin Arka Odaları",
        "poet": "Can Çetin (temkin)",
        "poem": "\n\nNe günler geçti şimdi farkında bile değilsin. \nSanki gözlerinin arka odalarında gizleniyorlar,\nHatırlıyorsun onları yanındayken yanlızlık.\nEsir alıyor mahçup yüzünü, açık tonda bir kırmızılık,\nSaçlarının arasına attığın elin düşüyor nemli duvarlara.\nBuğulanmış pencerelerden görebildiğin kadar mı hayat? \nBırak şimdi tüm kusurlarıyla o günleri kenarda,\nSakın, kalmasın hafızanda tek bir kötü hatıra \nBugun üzülürsen dününe,yarın bu güne üzülürsün! \nVe nafile giden her mutluluktan arta kalır bir tebessüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinin harici yek dışarısı",
        "poet": "Kağan İşçen ",
        "poem": "\n\nbu yağmur bu yağmur\nipince derince\nhayırım olur\nhayra alamet değil senleşmek bende\naynı odada sabahladığım \nserince\nsevişmekti tüm uzun yolları aşmışlığım\nsana yanıbaşçığına gelmişliğim \nbu yağmur yalnız ikimizi sevmişti \ndamla damla delice\nuzun gülüşlü bir baharın ardından gelen\nçocuğumuzdur \nbu yağmur\n\nunutma özgürlüğünü saklı tutarak düşün beni \nsen bir \nbakış güzelliğisin\nhayat izlerim sende yalnızlığa bulanmış\ntümden çar çamur\ngözlerinin harici yek dışarısı\nkar yağmur\nbende bıraktığın cerahatli bir yara\nbu apansız zansız izansız bu sarhoş \nkahır\n\naşktır tek mülküm sırtımda\nyitirdim bencilce ölümümü\nbeni anlamadığın içimde cayır cayır\nsonra bu yağmur diyorum ya hep bu yağmur\niçimizde alev alev kamçılı bir isyandır\ntanıksız bir cinayet \nnedensiz cinnet bu yağmur\nispatlanamamış bir yalnızlık gibi içimde\ndudaklara küs bir türkü sözünün\nhırçın sessizliği\nnehir\n\nay ışığı küsmüş gözlerime\nölümüm tan yeri kızıllığı\nölümüm senin elinden kısık ateşli demli\nölümüm senden yalnızca senden olsun\naldığım her nefes sensiz\nıhlamur\n\nyanlış anlaşılmış bir pazartesiydik\nhaftaya yabancıdır ya daima aşk\nsonra dilimde tüy bitiren şu yağmur\nkaranfil renkli acılara bandığım yüreğimi\nmısra gözlü ismin de olduysa sesim\npir pak diyorum bu yağmur\nhayallerimle barışık bir küme bulut\nkirpiklerinin şırıltısı\nşiir\n\nmutlu olmayı herkesten çok haketmiş\nbir hali var şu boyun büküşünün\nseni dinlemediğim için mi kuşlar yol sonu bakışlı neci\naynı yolda elele yürümek yorgunluğu\nşehir\n\nkendimi dinlerim bu sen\nevet sadece bu\nkendimi kıskıvrak yakalarım \ndüşlerin düşüncenin bittiği yerde\nkendimi tümden inançlarıma uzak\nuzak olan aşk\nılık saçlı\nsihir\n\nyağmur ıslak saçlı bir \nustura korkunçluğu\nömrümü har vurup\nharman savurur\nyağmur bu yağmur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinin Karanlığı Geceye Çalıyordu",
        "poet": "Muhammet Akyüz",
        "poem": "\n\nBu güne kadar onlarca hatta yüzlerce şiir yazmışımdır bazılarında hasreti ve özlemi bazılarında ise aşkı ve sevgiyi anlatıyordum ama sadece birinde evet sadece birinde bir gözlerinin rengini birde gecenin o saf rengini anlatarak yazmak istedim ve yazdım.\n\nBak yine gece yarısı oldu,\nSokaklara zifir karanlık çöktü,\nAklıma birden o karanlık gözlerin geldi,\nGözlerin'in karanlığı geceye çalıyordu!\n\nBak dolunay belirdi semada,\nKaranlık sokaklara ışık saçıyor,\nBeni bilirsin ışığı sevmen ama dolunayı seviyorum,\nBirde senin o gözlerinin karanlığını seviyorum,\nGözlerin'in karanlığı geceye çalıyordu!\n\nBak efkar bastı bu gecede,\nDayanamadım yaktım bir sigara daha,\nGök yüzünün derinliklerine uzun uzun baktım baktım baktım.\nBakmasına baktım amma karanlıktan başka bir şey göremedim,\nAynı senin o gözlerin karanlığı gibi,\nGözlerin'in karanlığı geceye çalıyordu!\n\nNe zaman dolunayı görsem,\nAklıma sen geliyorsun,\nNe zaman bir sigara yaksam,\nAklıma sen geliyorsun,\nNe zaman karanlık bir yer görsem,\nAklıma o gözlerinin karanlığı geliyor,\nGözlerin'in karanlığı geceye çalıyordu!\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinin Kuytusundayım",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nİkimizde yorulduk artık\n  Ağlada kurtulalım\n  Sen beni taşımaktan\n  Bense seninle dolaşmaktan\n  Gözlerinin kuytusunda......\n\n\n\nAntalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinin Karası Gecelerime Siner",
        "poet": "Osman Demircan",
        "poem": "\n\nGözlerinin karası gecelerime sinerken hiçbir ay ışığı vurmaz karanlık sularıma. Işıltın sızar gündüzlerime de bir gölge gibi düşerim kaldırımlara. Her geçen aksını ezerken, hiçbir yansıman düşmez gölgeme. Ah sevgili gözyaşlarım bakışlarımı bir küpü doldurdurur gibi doldururken, yokluğunun boşluğunu görürüm gözlerimde. Ah sevgili neden bana delilikten elbise dikersin. Oysa ben her gün yüreğime güzelliğini çizerim. Parmaklarım yanar, yüreğim yanar. Neden bana cehennemden ateşten güller toplatırsın? Ne zaman bir gülün dalına ellerime götürsem, parmaklarımdan sonbahar yaprakları dökülür. Kuru bir dal gibi olurum aşk bahçende. Hiç beni görmez misin? Ah sevgili yok sende başkalarının klasik halleri. Ne gülüşün ne de sevişin kimseye benzer. Sıcak renkli çiçeklerimin üzerine soğuk renklerini düşürürsün. Beni buz kristalleri gibi eritirsin. Bir dilenciyim yeryüzünde, ellerim, gözlerim, yüreğim seni diler. Ne olur yalvartma beni, dudaklarımı dilenci mendile çevirme. Ne olur az da olsa beni dinle. Yüreğim bir kırmızı güldür, yürek vazonu ister. Sen hep kırık halinle ayak diplerime düşersin. Sana kan kırmızı güllerle gelirim hep. Ne acılarıma inanırsın ne de mutluluğuma. Seni bırakıp gidemememde her iki hal de var anlamaz mısın? Ne zaman rüyalarıma girmeni istesem, taştan bir yastık olursun bana. Ne olur ağlatma beni bir daha. Sevmek acılardan bal çıkarmaktır. Yani sevmek aslında iğne ucu kadardır. Tatlı bir gülüşün uğruna tüm iğnelerin tenime batar. Ne olur beni bu acıdan kurtar. Gittiğim bahçelerde yaprak sensin, gül sensin. O bahçede ezelden ebede giden yol sensin. Ah sevgili yollarıma seril demem. Sana bir zarar gelsin istemem. Gel gör ki bu acılar yüreğimdeki bülbülleri küstürür. Seni görememek bütün kanatlarımı kırdırır. Şimdi söyle sevgili sana yalvaran gözlerimden neden bakışlarını çekersin. Ey sevgili seni göremezsem ölürüm bilmez misin? Hayatıma öyle girmişsin ki, ruhsun bedenimde. Eğer ölürsem iki canın hesabını nasıl verirsin. Bir can ki canına muhtaç, bir can ki sen olmazsan sürekli aç. Nedir bana çektirdiğin bunca acı. Ne olur ey sevgili bana acı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinin Nemi",
        "poet": "Selçuk Akyüz",
        "poem": "\n\nNe gün,\nNe zaman benim için ağlasan; \nBenim için ne zaman dolsa gözlerin; \nİçime,\nİçimdeki karanlığa damlar,\nGözlerinin nemi...\n\nNe gün,\nNe zaman benim için ağlasan; \nBenim için ne zaman dolsa gözlerin; \nAçılır açılabildiği kadar,\nKaranlığımın demi...\n\n(Van.30.05.2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinin Mavi Limanında",
        "poet": "Nizar Kabbani",
        "poem": "\n\nGözlerinin mavi limanında\nYağmurun renkli ahenkleri esiyor\nGüneş ve hayret yelkenkeri\nSonsuzluğa çiziyor yolculuğunu\n\nGözlerinin mavi limanında\nDenize doğru açılır bir pencere\nVe uzak diyarlardaki kuş\nHenüz doğmamış toprakların peşinde\n\nGözlerinin mavi limanında\nKar yağar, yaz zamanı\nDenizi kendinde batıran, ama batmayan\nFiruze yüklü gemiler…\n\nGözlerinin mavi limanında\nDağınık kayalara doğru\nmasum çocuk gibi koşarım\nGeri dönerim,\nama kuş gibi yorgun.\n\nGözlerinin mavi limanında\nGece türkülerini okur taşlar\nSöyler misin…\nKim gizlemiş binlerce şiiri\ngözlerinin kapalı kitabında? \n\nKeşke,\nAh, keşke\nBir kayığım olsaydı\nVe her akşam\ngözlerinin mavi limanına doğru\nyelkenlerim savrulsaydı…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinin Mavisi",
        "poet": "Yeşim Özcan",
        "poem": "\n\nSeyrederken hırçın dalgalarını denizin\nGecenin karanlığında \nGözlerinin mavisini\nDüşlüyordum \nSeninle birlikte…\nKaranlığın ortasında ki\nBeyaz köpüklerde\nİki mavi gözdün\nHayallerimi\nSüsleyen…\n                          20/temmuz/1996\n                                TRABZON\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinin Rengi",
        "poet": "Aydın Gürz",
        "poem": "\n\ngözlerim gözlerinin rengine muhtaç\ngözlerini gözlerimin rengine aç\nbu gönül ne hasta nede sensin ilaç\nyüreğinin kapılarını sonsuz aşkıma aç\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinin Yeşili",
        "poet": "Muzaffer Gezer",
        "poem": "\n\nIssızlarda yağmur yağıyor\nZümrüt kokuyor yağmurlar\nZümrüt yeşil\nGözlerinin yeşili\nOkyanusa dönüşüyor hasret\nHasret derin\nSular da\nGözlerinin derini\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinin Rengi",
        "poet": "Revan Dönmez",
        "poem": "\n\nSenin gözlerinin rengi yok...\nBenim mor ötesi sevda çiçeğim.\nÇünkü sen güldüğünde...\nGözlerin masmavi,\nSevindiğinde yeşil,\nBeni öperken ela,\nÜzüldüğünde siyah oluyor onlar.\n\nSenin gözlerinin rendi yok...\nBenim mor ötesi sevda çiçeğim.\nÇünkü senin gözlerinde...\nBütün sevdaların renkleri gizli.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinle",
        "poet": "Atila Günal",
        "poem": "\n\nSuyu ısıtmadan bana bir çay demle\nAltını yakmadan bir yemek yap\nVe çek ellerini\nDokun bana...\n2003-05-11\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinle Sevişemem",
        "poet": "Kemal Mustan",
        "poem": "\n\nBakamam gözlerine\nÖyle uzun uzun\nAyın ışığı söner.\nYıldızlar düşer\nİkisi içime.\nİçime akar\nÖmrümü adadığım şiir.\nSonum olur\nCesaret edemem.\nBunu isteme\nGözlerinle sevişemem.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GözlerSen GünEŞi",
        "poet": "Serhat Debboğlu",
        "poem": "\n\nTuruncu fosforlu mika misket yamaçtan sekti \nGerçekti.Rüyaya düştü yavaş yavaş.\n\nKaşlarının altında poza duran,iki misket sendeki\nEvrende bir,Sende iki.\n\nYüzotuzbeşinci derecede bıçaklandı,göğe sırtını yaslayarak\nKanlı battı Güneş,Yaralıydı.Kanlı doğacaktı yine,Yaralı,\nyatamayan ben, Kalktığımda ben ve göz yuvalarım.\nGözlerim her an kanlı, Evrende günde iki an,\n\nSırtı ateş, Yüzü ateş,\nGiden sen,bakan sen,\nSen güneşe eş...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözletme yolları gel gayrı bacım",
        "poet": "Celal Işıldak",
        "poem": "\n\nYanlarında komşuların kalmamış\nGelip de halini soran olmamış\nKesilmiş dermanın takat kalmamış\nGözletme yolları gel gayrı bacım\n\n\tKardeş doğru söylüyorsun sözünü\n\tBende sana arz ediyorum özümü\n\tÖzlüyoırum oğlumunan kızımı\n\tBırakamam kardeş yarın yurdunu\n\nKırılır kapılar delikler açar\nKim gelip de bacım kapını açar\nKimin kimsen yoktur ki kapını açar\nGözletme yolları gel gayrı bacım\n\n\tEle geniş dünya bana oldu dar\n\tGeçmiyor günlerim her gün ahu zar\n\tBurada bir kardeşim bir bacım var\n\tBırakamam kardeş yarin yurdunu\n\nBahar gelmiş meleşiyor kuzular\nBize mi yazılmış kara yazılar\nOğlunla kızın seni arzular\nGözletme yolları gel gayrı bacım\n\n\tÇeken bilir ayrılığın derdini\n\tBırakamam kardeş yarın yurdunu\n\tArtık bekliyorum ömrün sonunu\n\tBırakamam kardeş yarın yurdunu\n\nBekir söylemeynen derdin bitmiyor\nNe kadar söylesen sözüm tutmuyor\nDaha çok söylersem bana küsüyor\nGözletme yolları gel gayrı bacım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözlerinleyim",
        "poet": "Vedat Koparan",
        "poem": "\n\n(çanakkale çıkarması değildi kusmuklu an bu çanakkale kırılmasıydı boğaz kesen boşalımında şarap fazla gelmişti, tüh geceye yazık gazabı musluğa akar gider,başı döner gecenin ay'dan önce bir sen düşer gözlerime, oysa gecede göz gözü görmeyen kesif bir sis bulutu kaplıydı ne ay vardı ne gözlerin.\nbakışım deniz fenerlerini arayan bir gemici bakışında, özlemin raks ediyor ateş böcekleriyle, dereler çekilmiş, nehirler kırgın akışta, gökyüzü ışıkları pusta, fırtınalar dört başı mahmur karatayın yelesinde yokluğun izini sürmekte,yatağı bozuk  yatağını arayan su, kör gözlü bir gecede kalakalmışlığım.\ndüşünüyorum da incelivermiş incecik belli bir kristal kadeh elimde, incinmiş öylece duran yaprakları açılmış göz göz olmuş, özlemini büyüttüğü dik bakan mağrur bir bayır gülü, gece salınışında uzanıp dokunamadığı bir halde duruyor, baktıkça kendine çeken bir anafor kopuyordu.) \n\ngözlerini yoluna düşürdüm düşüreli, \nbilmece mi birbirine ilmek ilmek dolaşmış çile\nkör düğüm olmuş bu çileyi çözemezsin değil mi\nçözmeye çalışırken bende ki seni kolaysa gel de çözsene\n\nbahar yerine içimi kışa çeviren güze kesen yoksun saatlerinde \nhani o harelerin nerede beni alıp bir dağ yangınına savuran\nsözlerini arıyorum, ne diyorsun diye soran iç seslenişinde\ndoğanın uyanışı yeşile dönerken gecede yine gözlerinleyim.\n\nbitmedi..\n\nVedat Koparan 23.03.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göznurum Mehmet'im",
        "poet": "Bahtiyar Keskin",
        "poem": "\n\nÖz Ülküme Selam Olsun Erenler,\n    Vatan Millet Gözüm Açık Diyenler,\n    Bu Toprakta Savaş Verip Gidenler,\n         Bizden Sana Selam Olsun Mehmet'im..) \n    N    Mehmet'im Mehmet'im Mehmet Mehmet'im.2\n    a\n    k Seher Güneşiyle Birlik Uyandık,      ) \n    a Herbirimiz Şu Dağlara Dayandık,      ) \n    r Sonsuz Ufuklarda Kana Boyandık,        2\n    a    Albayrak Üstünde Şanlı Mehmet'im, ) \n    t    Mehmet'im Mehmetim Canım Mehmet'im. 2\n\n    Bu Cihan'a Can Adayan Yiğit'ler,\n    Can'ını Canan'ını Terk Edenler,\n    Bir Karış Toprağa Feda Diyenler,\n         Bizden Sana Selam Olsun Mehmet'im,       \n         Mehmet'im Mehmet'im Mehmet Mehmet'im..\n\n    Alnı Açık Gözü Paktır Askerim,\n    Bu Vatan'ın Sır'larını Beklerim,\n    Asır'lardır Özlemini Çekerim,\n        Bizden Sana Selam Olsun Mehmet'im,      \n        Mehmet'im Mehmet'im Mehmet Mehmet'im. \n                 * * * * * * * \n\n       29 Ekim 1985 Cumh Bayr Yıldnm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Göznurum Mehmetim",
        "poet": "Bahtiyar Keskin",
        "poem": "\n\nÖz Ülküme Selam Olsun Erenler,\n    Vatan Millet Gözüm Açık Diyenler,\n    Bu Toprakta Savaş Verip Gidenler,\n       Bizden Sana Selam Olsun Mehmet'im.. ) \n   N   Mehmet'im Mehmet'im Mehmet Mehmet'im..2\n   a\n   k Seher Güneşiyle Birlik Uyandık,     ) \n   a Herbirimiz Şu Dağlara Dayandık,     ) \n   r Sonsuz Ufuklarda Kana Boyandık,       2\n   a   Albayrak Üstünde Şanlı Mehmet'im, ) \n   t   Mehmet'im Mehmetim Canım Mehmet'im. 2\n\n    Bu Cihan'a Can Adayan Yiğit'ler,\n    Can'ını Canan'ını Terk Edenler,\n    Bir Karış Toprağa Feda Diyenler,\n       Bizden Sana Selam Olsun Mehmet'im,       \n       Mehmet'im Mehmet'im Mehmet Mehmet'im.\n\n    Alnı Açık Gözü Paktır Askerim,\n    Bu Vatan'ın Sır'larını Beklerim,\n    Asır'lardır Özlemini Çekerim,\n         Bizden Sana Selam Olsun Mehmet'im,      \n         Mehmet'im Mehmet'im Mehmet Mehmet'im. \n\n         29 Ekim 1985 Cumh Bayr Yıldnm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözü Yaşlı",
        "poet": "Ozgur Karatekin",
        "poem": "\n\nOkul yıllarım kadar günahsız\nAskerliğim kadar dürüst\nBaşarıya sabırsız\nTertemiz bir hayat\nHayat istiyorum.\n\nMesleki duygularım kadar vicdanlı\nGerçekten idealist\nYaşamaya kararlı\nSamimi bir hayat\nHayat istiyorum.\n\nEvliliğim kadar ölümsüz\nEşine bağlı\nAşka doyumsuz\nDuygu yüklü bir hayat\nHayat istiyorum.\n\nBebekliğim ve bebeğim kadar saf\nAnne, babaya saygılı\nKorkulardan muaf\nSevinçlerden gözü yaşlı\nMutlu bir hayat\nHayat istiyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözü Güzel",
        "poet": "Eyüp Gergin",
        "poem": "\n\nanladığım bir kaç şey vardı\nsen gibiydi bunlardan biri; \nbakışları iyi bilirim\ngözlerin sanat eseri..\n\n30.05.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözü Doymayanlar",
        "poet": "Mustafa Hoşoğlu",
        "poem": "\n\nGözü Doymayanlar\n\nTuncer Ağrap, Güngör Usta,\nEskilerden kalan mıdır? \nİsmail de bu sınıfta,\nYenilerden olan mıdır? \n\nBirisinde var Mercedes,\nVolswagen de keser nefes,\nVillası çok lüks ve enfes,\nTüm saraylar sılan mıdır? \n\nBakar güler yüksek kattan,\nGözler şehri sanki yattan,\nPire sanır geçsen alttan,\nEski dostun falan mıdır? \n\nKadırga’nın ortasında,\nŞatosu var yaylasında,\nGezmek tozmak rüyasında,\nLüküs hayat kölen midır? \n\nİzmit, Gebze, Darıca’dan,\nToprak alıp arsa satan,\nSenin midir bütün vatan,\nGöbek adın yolan mıdır? \n\nPeder verir harçlığını,\nToplar satar çaylığını,\nKoklandırmaz aylığını,\nCebin akrep, yılan mıdır? \n\nKimin alır çifte aylık,\nSanır yoktur çeken darlık,\nOnun işi hep kolaylık,\nZorluk bizi bulan mıdır? \n\nNimet iyi, şükür varsa,\nHakkın alıp orda dursa,\nHelal-haram, faiz, borsa,\nElindeki filen midir? \n\nGörmeyiniz bizi hakir,\nSuç mu oldu doğduk fakir,\nHesap sorar Münker-Nekir,\nZekat vermek çilen midır? \n\nGarip bakar un, şekere,\nVer de doyur bir tek kere,\nMalın çıkmaz son sefere,\nZengin, hesap bilen midir? \n\nGel de yapma kula zulüm,\nHayyın sonu mutlak ölüm,\nRabbim dese yürü kulum,\nBu can malı çelen midir? \n\nHOŞOĞLU der, gel aldanma,\nDünya fani sakın kanma,\nGiden gelir tekrar sanma,\nKabristanlar yalan mıdır? \n\nMustafa Hoşoğlu\n31.08.2002-Derepazarı/ RİZE\n\nDost Kalemler:\n\nHoşoğlu güzel demişsin, \nSen bal-u şeker yemişsin. \nHak ve hakikat yazmışsın, \nBundan güzeli varmıdır. \n\nDünya fani kim anlayan, \nVarmıdır buna kanmayan, \nBir gün ölecek sanmayan, \nUyanık olan varmıdır. \n\nZulüm eder kimi görse, \nÇok muhtaçtır senin derse, \nKafasını vursun örse, \nÖlümden kaçan varmıdır.....Necdet EREM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözü Yaşlı Ankara",
        "poet": "Adnan Şahin",
        "poem": "\n\nAnkara Ankara güzel Ankara\nBak içinde yaşıyor çok eli kara\nAnkara Ankara güzel Ankara\nMasum insanlarımız alıyor yara\n\nBirlik ve dirliğimizi istemiyorlar\nMilletimin canına  kast ediyorlar\nAcımadan her yere bomba koyup\nAramızda başı dik,dik geziyorlar\n\nBunlara yardım edenler gördünüzmü\nBombalar patlarken çok güldünüzmü\nHer bir can orada, can cekişirken\nSiz bunu başarı sayıp övündünüzmü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözükmez Oldun Artık Bana...",
        "poet": "Hüseyin Yanmaz",
        "poem": "\n\nHasret kaldım kardeş ben sana \nHiç gözükmez oldun artık bana,\n\nHasretin beni yakıp kavuruyor\nGün geçtikçe erim erim eritiyor,\n\nBu nasıl bir sevgidirki \nBir türlü doyamadım? \nDoyamadım inan ki ben sana,\n\nHasret kaldım kara kaşına\nHasret kaldım o iki kara gözlerine,\n\nHayalin göründü uzaktan bana \nBir kerecikte olsa görün bana,\n\nSeni öyle çok özledimki \nNe olur gel yanıma \nDoya doya sarılayım ben sana,\n\nAylardır hasretim o güzel yüzüne\nBir kerecikte olsa görün gözüme,\n\nBulunmaz senin eşin benzerin \nGarip gönlüm sana hasret sana, \n\nAh çektikçe gönlüm derde büründü \nUzaklardan bana sanki hayalin göründü,\n\nŞimdi burnumda tüter oldu hasretin \nSana hasret kaldım hasret kardeş,\n\nŞu benim gözlerim hep seni arar oldum\nSeni bulamayınca deli divane oldum, \n\nKoştum duvardaki resmine baktım \nOturup saatlerce için için ağladım,\n\nBir resmine baktım bir hayeline daldım \nAh edip içimi çektim de sana geldim,\n\nGeldim bulurum seni diye yine sen yoksun \nAğlaya ağlaya göz pınarlarım kurudu... \nHüseyin Yanmaz \n14/07/2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözükara",
        "poet": "Şener Şenyürek",
        "poem": "\n\nesmerdi\ngözleri karaydı\n\nansızın yakaladı gözlerimi\n\nbenden cesurdu\nbelli ki gözükaraydı\n\nn'olurdu\nşimdi yanımda olaydı\n\nbursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözü Yaşlı Van",
        "poet": "Vaner Kayaçelebi",
        "poem": "\n\nSevinçlerini, arzuların mı yitirdin Van? \nNeden, gözlerin yaşlı? \nPervasızca sürükleniyor insanlar, bir yerden başka bir yere\nÇok kalabalık gözlerin, çok çaresiz\nİçindeki boşluk, günden güne büyüyor\nSen ağlarken, ben dayanamam Van \nGel sarılayım sana, ısıtayım seni \nÇok üşüyorsun, üstüne lapa lapa kar yağıyor \nSokakların bomboş, kimsesiz \nYapayalnız mı kaldın? \n\nSütçü Kenan neden kapalı, neden sabah kahvaltısı vermiyor? \nSıcak süt veren yok mu sana? \nÇocuklar, lavaş ekmek kuyruğunda neden değilsiniz? \nEy çocuklar, neden sokaklarda yoksunuz? \nBu kadar mı erken terk etti seni sokaklar, Van? \nVan Gölü kahrından kan ağlıyor\nVan Gölü karalarını giymiş, solgun evlere çaresizce bakıyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözükmüyor Yıldızlar",
        "poet": "Gürbüz Vural",
        "poem": "\n\nGözükmüyor yıldızlar,\nşehrin tüm ışıkları sönse de\ngözükmüyor yıldızlar.\nEmperyalizmin bacaları\nkirletmiş gökyüzünü.\nNe kadar uğrşssada \nemekçi Mehmet amca\ntemizliyemiyor gökyüzünü.\nİnsanlar öfke doğuruyorlar yüreklerinde.\nBu şiir için de bana\nöfke doğurun isterseniz.\nBenim davam gökyüzünü kirletenlerle.\nBenim davam  emekçi\nMehmet amcanın hakkını yiyenlerle.\nYıldızlar doğsun artık gecede...\n                          (...)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözüm",
        "poet": "Serhat Öner",
        "poem": "\n\nHüzün kokar yüzüm\nÇölde ne arar üzüm\nYaradan bilir Özüm\nGözüm sendedir gözüm. \n\n(29/12/2013-Sivas)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözü Dönmüş Aşık",
        "poet": "Şahin Ertürk",
        "poem": "\n\nKanun sökmez artık bana\nPolis,jandarma dinlemem\nGözü dönmüş bir aşığım\nAyrılığı uzatırsan\nKork artık güzel,kork benden\n\n(30.08.2005-Yeni)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözüm ağlıyor",
        "poet": "Mevlüt Bicik",
        "poem": "\n\nÍlâhî! Seccâde’de yaş akıtan gözler nerede\nElmüslimü ehul-müslimi vecîzesi sürünür yerde\nUhuvvet müessesesi yıkıldı.hepimiz düştük derde\n\nŞu Filistini, Irak’ı görünce kafa gözüm ağlıyor\nFilistinli kızın “babam”feryâdı yüreğimi dağlıyor.\n\nMüslümân seyrediyor.kardeşine yapılan zulmü\nYüreğimiz taşlaşmış,böyle yürek sâhibi kulmu? \nMüslümâna sataşıyor herkes,sanki islâm dulmu? \n\nÍslâmsız müslümânı görünce kafa gözüm ağlıyor\nÍslâm düşmanını zengin etmemiz yüreğimi dağlıyor.\n\nCumâdan cumâya câmi gören yürekler atmıyor bir\nHer birerimizin içini/dışını kaplamış, müzmin kir\nBizlere merhamet et ya RAB! gönderiver bir pir\n\nHalîfesiz ümmeti görünce kafa gözüm ağlıyor\nÂlem-i islâmın ihtilâfı şu yüreğimi dağlıyor.\n\nMuhtelif beldelerde 33 kişilik birer grup kurulsa\nBunlar sabahlara kadar secdede bîtâb düşüp yorulsa\nZâlimin zulmü sığaya çekilse,seccâdede hesap sorulsa\n\nMaddî güc’e alternatif olurmu? diyen sözlerim ağlıyor\nKalemin bile bu safhada işe yaramayışı yüreğimi dağlıyor\n\nHayâsız insanın zulmünden, utanıyor artık dağlar/taşlar\nMazlûmun feryâdı arşa dayandı.yerde sürünüyor kesik başlar\nDerya olup zulmü ne zaman boğacak,damla/damla akan yaşlar\n\nYüreğimden çıkan şu feryâtla kafa gözüm ağlıyor\nZâlimin cezasının geciktiriverilmesi yüreğimi dağlıyor.\n\nMevlüt  Bicik\n30.06.2006  saat  16.50\nEsslingen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözüm Annem 2",
        "poet": "Bahtiyar Keskin",
        "poem": "\n\nBir Karşılık Beklemeden,\n    Verir Anne Herşeyini.\n    Korku Dolu Rüyalarda,\n    Gösterir Sıcak Kalbini...\n\n    Nak: Gece Her Anı Düşünde,    \n         Gündüz Canlanır Gözünde. \n         Küçücük Bir Serçe Gibi,    2\n         Korur Bizi Her Bir Yerde...2 \n\n    Okşar Başımı Gözümü,\n    Canından Verir Özünü,\n    Dünya Alem Bir Olsada,\n    Kırmaz Benim Bir Sözümü...\n         * * * * * *\n    Anne'm Benim Herşeyimdir,\n    Gözlerinde Pervanedir,\n    Birtek Derdi Varsa Onun,\n    Canevinde Yelkenimdir...\n         * * * * * * \n\n     Anneler Günü 1991\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözüm Görmesin",
        "poet": "İsmail Baharşen",
        "poem": "\n\nbir yabancı kaldı ismin bende\nbu gizli gerçeği kimse bilmesin\nçıkma karşıma hiç bir yerde\no vefasız kalbini gözüm görmesin\n\nunut bana verdiğin değersiz aşkı\ndüşsün dilinden yazdığım şarkı\nyaşatma artık kasveti kahrı\no vicdansız yüzünü gözüm görmesin\n\nhangi gönülü yakarsın bilmem\nisteme hatıra isteme vermem\nçık artık bitirdiğin ömrümden\no hayırsız gönlünü gözüm görmesin\n\nöldüğünü kaldığını duymasamda olur\nbir başka seveni bulmasamda olur\nasılıyken boynunda nefretle gurur\no insafsız gülüşünü gözüm görmesin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözüm Arkada",
        "poet": "Serpil Balçık",
        "poem": "\n\nGidiyorum dostum,\nDalga sesi denizimin sana emanet,\nMavisi,\nKıpırtısı,\nSenin olsun tadı da.\nKızgınlığı ürkütmesin,\nHırçınlığı geçici.\n\n\nGidiyorum sevgili, \nSevdamı sana bırakıp,\nMehtabı denizde yakamozuyla, \nAşkın kokusunu sahil banklarında,\nKaprisimi yanıma alıp\nKentim sana emanet gidiyorum.\n\n\nGün batımı ve şafakları bu kentin\nSizindir artık.\nSiz rüzgarına emanet,\nBu şehir size; \nBen gidiyorum.\n\n\n\n\nKasım 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözüm Sende",
        "poet": "Kağan İşçen ",
        "poem": "\n\ngözüm sende gökyüzü\ntoprak çekse de bir ayağımı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözüm  Tutmadı",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nDoğru olanları dokuz köy kovar,\nYalakçılar bunun sırtını ovar,\nDereyi görmeden paçayı sıvar,\nBir türlü bu iti gözüm tutmadı.\n\nŞaşkın çoban adapta olmuş kavala,\nİt ile girilmez aynı çuvala,\nNedense vicdansız gelmiyor yola,\nBir türlü bu iti gözüm tutmadı.\n\nİçi dolu öfke ile kin garez,\nZorbalığı ecdadından kalmıştır miras,\nNe var ne yok her şeye eder itiraz,\nBir türlü bu iti gözüm tutmadı.\n\nAraştır neslini neler var neler,\nSevmediği kişilere diş biler,\nDoğuyu batıyı ikiye böler,\nBir türlü bu iti gözüm tutmadı.\n\nÖfke kusar stem isyan her anı,\nYalakçıyla itle dolu her yanı,\nKudurmuşa doktor koyamaz tanı,\nBir türlü bu iti gözüm tutmadı.\n\nAç gözünü dostum uykuya yatma,\nVeysel derki lafı fazla uzatma,\nGerçekler acıdır yabana atma,\nBir türlü bu iti gözüm tutmadı.\n\n\n\nTel:05379590555\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözüm Ay.oldu",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGözüm Ay Oldu\n\nYaşım kırk oldu\nGördüm gülün kıymetini \n\nYaşım kırk oldu\n\"Geceler yarim oldu\".\n\nYaşım kırk oldu\nBalçığımla savaşım var şimdi\n\nYaşım kırk oldu\nHer gece başlar kara balçıkla cenk \n\"Geceler yarim oldu\". \n\nYaşım kırk oldu\n\"Geceler yarim oldu\". \n\nYaşım kırk oldu\nHamlığımla savaşım var şimdi\n\nYaşım kırk oldu\nGözüm ay oldu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözüm deki Dost",
        "poet": "Fatma Yalçınkaya",
        "poem": "\n\nBu kaçıncı kış,bahar gelmeden,\nBu kaçıncı yanılış,gönüldür sabreden,\nBu kaçıncı hazan,yaram daha kanarken,\nDostum oldu gözyaşı,kimse bilmeden.\n\nEllerim semada,gözüm yıldızlar da,\nBu kaçıncı kırılış,kalmadı dalım da,\nEsmeyin yeller,ömrümün son baharın da,\nDostum oldu gözyaşı,akşam dan sabah'a.\n\nKalp kırmayı bilmem diye,kırdılar beni,\nBu kaçıncı darbe,sevmedim feleği,\nGitti vuslatım,getirdi kederi,\nDostum oldu gözyaşı,O elimden gideli.\n\nDamarlarımda dolaşan,kan değil ağı oldu,\nBu kaçıncı ölüm,can kuşum elden uçtu,\nVuslat hevesi içim de,gözde fer kayboldu,\nDostum oldu gözyaşı,feleğin beni vurdu.\n\nÇok sevdim derken,O sevmemiş ne edem,\nBu kaçıncı yıldırım,yüreğime düşen,\nBilmedi giderken,aldı beni benden,\nDostum oldu gözyaşı,arkasından bakarken.\n\nVaz geçtim,kimseyi sevmiyeceğim ben,\nBu kaçıncı sevgi,yüreğimden sökülen,\nYüreğimi ağıdan temizledim,şükür derken,\nDostum oldu gözyaşı,silinmemiş O kalbimden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözüm gülü izlemekte",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nBılbıl ser dara dıfırı,............Bülbül ağaç üstünde uçuyor\nÇawı mın güla dınerı,.........Gözüm gülü izlemekte,\nMirov güla dıketinin,...........İnsanlar gülleri koparıyorlar\nBê baw bê dê em sêvinı......Babasız annesiz biz yetimiz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözüm sende kaldı ANTALYA",
        "poet": "Hasan Yellice",
        "poem": "\n\nGönüllerde turizm şehrisin\nGünler geçiyor güzelliğin bitmiyor\nSeni anlatmaya kelimeler yetmiyor\nGözüm sende kaldı ANTALYA\n\nTurizmde ülkeme tutuyor ışık\nSana bir ben değil turistler bile aşık\nDeniz kum güneş ile barışık\nGözüm sende kaldı ANTALYA\n\nEşsiz bir cennettir kıyın\nYeşillere bürünmüştür her yanın\nKepezden süzülür baharın yazın\nGözüm sende kaldı ANTALYA\n\nVardır görülmeye değer şelalen\nAkar şarıl şarıl düden\nHasretiyle burnumda tüten\nGüzel memleketim ANTALYAM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözüm Yollarına Bakarken Ağlar",
        "poet": "Azmi Aytaç",
        "poem": "\n\nSusuz bir kuyunun tola'sı gibi\nİnerken ağlarım,çıkarken ağlar\nHasretle,gözlerim dolası gibi\nSeverken ağlarım,bıkarken ağlar\n\nDelik delik oldu kalbim hüzünden\nSevgi baharından, sitem güz'ünden\nGönül sarayını,senin yüzünden\nYaparken ağlarım, yıkarken ağlar\n\nAşkım gazel oldu, yel'e karıştı\nAkan yaş çağlayıp sele karıştı\nSevdiğim, terk edip el'e karıştı\nGözüm, yollarına bakarken ağlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözüm Yok ki İpek Şalda...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nAyrılık var çıkan falda,\nGözüm yok ki ipek şalda,\nUmut var mı kırık dalda,\nAyrılık var çıkan falda.\n\nDerdi beni öldürecek,\nBelki birgün güldürecek,\nBelki zaman geçirecek,\nAyrılık var çıkan falda.\n\nBirgün olur yollar biter,\nBağımızda baykuş öter,\nSanma birgün ocak tüter,\nAyrılık var çıkan falda.\n\nÇok sevmişsin alamazsın,\nHaber bile salamazsın,\nGizli gizli ağlarsın,\nAyrılık var çıkan falda.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözümde Canlandı O Kara Sivas...",
        "poet": "Hüseyin Yanmaz",
        "poem": "\n\nyine geldi 2 temmuz sabahı\niçimde korkunç bir çığlık\ndört bir yanım kara bir duman\ngözümde canlandı o kara sivas\n\nDönüp arkama bir baktım \nne çabuk geçmiş o acı yıllar\narkanı dönüp bir bakarmısın\ngözümde canlandı o kara sivas\n\nhüzünlendim yandım da yandım \nyanan yandığıyla kaldı ben ona yandım \nkor ateş gibi içimizde kara bir leke\ngözümde canlandı o kara sivas\n\nbulutlarmı kaplamış acep Sivası\notuz üç canın dinmez feryadı\nalevler yükseldi sardı dört bir yanı\ngözümde canlandı o kara sivas\n\nmadımaktan göğe yükseldi feryatları\nyobazlar sarmıştı dört bir yanı\numarım sorulur öbür dünyada kanı \ngözümde canlandı o kara sivas\n\nyıllarca kendimi hep sorguladım durdum\ndünya cennet bahçesi olsa neye yarar\ninsanlık yoksa dostluk kardeşlik yoksa \ngözümde canlandı o kara sivas....\nHüseyin YANMAZ\n02/07/2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözümde  Tüter",
        "poet": "Celaleddin Çınar",
        "poem": "\n\nBENİM MEMLEKTİM GÖZÜMDE TÜTER\n\nSöğüt dallarında serçeler öter\nBenim memleketim gözümde tüter\nŞu fani dünyada ömrümüz biter\nBenim memleketim gözümde tüter\n\nTozlu yollar uzar kıvrılıp gitsem\nEsse deli rüzgar savrulup gitsem\nGüneşin altında kavrulup gitsem\nBenim memleketim gözümde tüter\n\nBoy verir ekinler başaklar sarı\nAy çiçeği güler yaprağı sarı\nMısırlar dizilmiş püskülü sarı\nBenim memleketim gözümde tüter\n\nÇıkar bacalardan dumanı nazlı\nDüğüne gidilir gelinli kızlı\nKarşımda duruken bir ceylan gözlü\nBenim memleketim gözümde tüter\n\nCelaleddin ÇINAR(AŞIK ÇINAR) \n(Pazar Mem Şube Müdürü)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözümde Çınar Ol",
        "poet": "Vicdan Şimşek",
        "poem": "\n\nSen gözlerimde,Çınar Ağacı gibi büyümeye devam et..\nBırak düşmanların Çimen Olarak kalsın..\nSuslarında ki Gizli Öfkeni.,\nBaşındaki Bulutlarda sakla..\nGün Gelir,İnsanoğluna Yarar Şekilde Yağarsın\n\n(Haziran 2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözümden Akıp Gittin",
        "poet": "Uğur Demir",
        "poem": "\n\nbeni bırakma diye ağlamadım\nama sen gitmek için beni ağlattın\nne istedin zavallı yüreğimi yaktın\nbir yağmur gibi gözümden akıp gittin\n\nservetim yüreğimdi hiç düşünmeden verdim\nşimdi sensizlik en büyük derdim\nbitmez içmekle benim kederim\nbir yağmur gibi gözümden akıp gittin\n\nson sözlerin kurşun gibi yüreğimde\ndüşündükçe ağrıtıyor kalbimi\ndemekki sevenler yanarmış anladım\nbir yağmur gibi gözümden akıp gittin\n\nbakmadın arkana yıkıp giderken\nneden böyle oldu deli gibi seni severken\nbuz gibi ayrılığı soktun aramıza\nbir yağmur gibi gözümden akıp gittin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözümde büyüyorsun Çanakkale",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nHer yıl senin yıldönümünü andıkça,\nKahraman Mehmetleri düşündükçe,\nYaptığınız işlerin farkına vardıkça,\nGözümde büyüyorsun Çanakkale,\n\nDestanlaşan bir zaferi kutladıkça,\nKahramanlarım sizi rahmetle andıkça,\nSevdalanan gönüller sizle buluştukça,\nGözümde büyüyorsun Çanakkale,\n\nAnıların bende derin izler bırakıyor,\nMenkıbe dinledikçe gözler yaşarıyor,\nBu millet sizleri rahmetle anıyor,\nGözümde büyüyorsun Çanakkale.\n\nHalil ÇOLAK\nAnkara; 16.03.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözümdeki Yaş Yanar Sen Ağlama Ey Çocuk!",
        "poet": "Tarık Torun",
        "poem": "\n\nKumlu düz tepelerde sek sek oynayan çocuk,\nUmudu kurşunlanmış yalnız kalan yavrucuk\nSen üzülme ey çocuk! Özgürlük mü uçurum? \nGözümdeki yaş yanar gözlerindeki durum\n\nBir zalimin eliyle özgürlük çok görüldü\nGözlerinin önünde ailen öldürüldü\nSen yıkılma ey çocuk! Yıkılsın zalim dünya\nGözümdeki yaş yanar kahrolsun böyle rüya\n\nAsi’den coşkun yaşın gül yüzüne kan akar,\nHalep bir yangın yeri Müslüman denen bakar\nSen ağlama ey çocuk! Ağlasın Müslümanlar\nGözümdeki yaş yanar nerde eski zamanlar? \n\nÇiçekli baharların karakışa çevrildi\nNe kitap, ne defterin sıraların devrildi\nSen unutma ey çocuk! Kara tarih yazıldı,\nGözümdeki yaş yanar kime mezar kazıldı? \n\nUmudunu yitirme güzel günler gelecek\nYaradan’ın vadeder bir gün bahtın gülecek\nSen kırılma ey çocuk! Ufukta şafaklar var\nGözümdeki yaş yanar olur zalime duvar\n\nElbet bir gün anlarsın neden ağladığını\nBu dava kutlu dava gönül bağladığını\nSen ağlama ey çocuk! Gözümdeki yaş yanar\nSuriye çöllerine ağlar Akdeniz dolar\n\n11.03.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözümden düştü dünya",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGözümden düştü dünya\n\nGüle koşuyorum\nBülbül dile koşuyorum\nIşığa koşuyorum\nGözümden düştü dünya\n\nIşığa koşuyorum\nKabardı taştı dünya\n\nDünya gül değil\nElimden düştü dünya\n\nŞimdi ayak oldu\nEvvel baştı dünya\nIşığa koşuyorum\n\nGözümden düştü dünya \nBoştu dünya\nIşığa koşuyorum\n\nIşığa koşuyorum\nYandı pişti dünya\n\nDünya gül değildi \nYakama takmadım...\nIşığa koşuyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözüme Bulutlar Kümeleniyor",
        "poet": "Mustafa Dilki",
        "poem": "\n\nGözüme bulutlar kümeleniyor\n                                      Hani dokunsalar ağlayacağım\n                                      Yüreğime her an dert beleniyor\n                                      Çağlayanlar gibi çağlayacağım\n\n                                       Bir Perşembe günü ayrılık vakti\n                                       Gözüme bulutlar kümeleniyor\n                                       Bitiyor bir aşkın mutluluk akti\n                                       Yüreğim son defa aşk dileniyor\n\n                                       Kılıçlar çekilip diş bileniyor\n                                       Geriye dönüş yok ok yaydan çıktı\n                                       Gözüme bulutlar kümeleniyor\n                                       Bu ayrılık beni şimdıden yıktı\n\n                                       Bir sevda ki nasıl çöküyor bakın\n                                       Seven bir kalp nasıl öfkeleniyor\n                                       Bir sessizlik çöktü fırtına yakın\n                                       Gözüme bulutlar kümeleniyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözümde Yaş",
        "poet": "Resmiye Mümün",
        "poem": "\n\nNe zaman sevdim ki ben seni\nNe zaman canımda can oldun\nBir şiir mi getirdi seni\nKalbime oturup taht kurdun\n\nNe zaman sevdim ki ben seni\nNe zaman günüm gecem oldun\nBir ezgi mi getirdi seni\nBütün türkülerim sen oldun\n\nNe zaman sevdim ki ben seni\nNe zaman gözümde yaş oldun\nBir bulut mu getirdi seni\nBütün yağmurlarım sen oldun\n\nNe zaman sevdim ki ben seni\nNe zaman gönlümde nur oldun\nBir melek mi getirdi seni\nBütün dualarım sen oldun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözümü Yaşartan Şerefsiz",
        "poet": "Sezgin Çetin",
        "poem": "\n\nAğaçlar tomurcuklandı \nKin ve nefreti sindirdi güneş \nZemherinin gözlerinde\nSen hala uyuyor musun güzel\n\nElim sende oynarken rüzgar\nKonuşlanmışken bir karınca ağacın gölgesinde\nYayığın başında döverken ayranı\nSık kaşları kahverengi gözleriyle yeni bir gelin\nDüşlerken erini,dalıp giderken \nDiğer bir yanda \nBir çocuğun üstüne yürüyordu karadenizin azgın suları\nFeryat, feryat ediyordu anası\nGözyaşlarını ellerinde tutarken \nCanına okurcasına dalgaların\nDünyanının yüzüne tükürürken \nİnleyerek  ve ver yavrumu dercesine\nAma gelmeyeceğini bilircesine \nİsyan ederken \nSen hala uyuyor musun güzel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözümün Damlayanı",
        "poet": "Çiğdem Selçuk",
        "poem": "\n\nne çok dem vurdum ulaşamadığım sevdalardan \nne çok yorumladım seni \nve yüreğime bile anlatamadığım sensizliğimi...\nkıskandım...umursamadım...affedemedim...\ngün geldi en büyük isyanım oldun\nakşamları karanlığımı aydınlattı düşüncen\nne seninle olabildim..ne de sensiz kalabildim\nsesini duymak sildi tüm öfkemi her seferinde\niradesizliğim oldun aslalarımı bile kendime küstürdüğüm\ndinlediğim her türküde gözümden damlayanım oldun\n\nÇiğdem SELÇUK/EDİRNE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözümün Nuru Namaz",
        "poet": "Ali Soyyiğit",
        "poem": "\n\nEzanların emeli\nDinimizin temeli\nSeni sonsuz sevmeli\nGözümün nuru namaz.\n\nMüminlerin miracı\nGönüllerin ilacı\nSensiz yaşamak acı\nGözümün nuru namaz.\n\nKötülükten men eden\nAffa ihsana neden\nHak'ka yol seccadeden\nGözümün nuru namaz.\n\nKelamın Hak kelamı\nSelamın Hak selamı\nYaşatırsın İslamı\nGözümün nuru namaz.\n\nKıyam kıraat sücut\nEfal sıfat ve vücut\nYokluk varlık hep mevcut\nGözümün nuru namaz.\n\nCami cuma cemaat\nMakbul olur münacaat\nOl bendeye şefaat\nGözümün nuru namaz.\n\n19 Mayıs 1990\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözümüz Gibi",
        "poet": "Şükran Çamoğlu",
        "poem": "\n\nBen özgür Türk genciyim Atatürkçü \nHür doğmuşum Cumhuriyete bekçi \nMehmetçik bekliyor peşinde izci \nKorunacak elbet canımız gibi \n\nDağı taşı vatan bayrak yazılı \nSilahımın kabzasında kazılı \nÖyle düşman var ki hem de azılı \nEzer de geçeriz leşimiz gibi \n\nBüyük zaferlere biz imza attık \nBiz nice yabancı bayraklar yaktık \nÇoğumuz katıksız yarımız açtık \nDimdikti başımız özümüz gibi \n\nSon kurşunum kaldı belki silahta \nGiderim yılmadan ben ata ata \nErzurum Sivas'ta Ağrı'da Van'da \nBekliyor Mehmetçik gözümüz gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözümüz aydın",
        "poet": "Halil Kıvrık ",
        "poem": "\n\nBiat-aidiyet \nbedeviliğin koşulsuz kabulü\nitaatsizliğin ne kadar özgür\ninanç olduğunu bilselerdi\ntanrıya bile bu kadar yük binmeyecekti.\n\nyolsuzluğun \nağız yoluyla alındığı tıbben ispat edildi\nBilim tarihine müjdeler olsun \n\nNurtopu gibi hırsızlarımız olacak..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "=Gözümüz aydın İMF gitti..=",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Politika,Sitem..\n\nMusallat oldu yıllardan beri\nKanımızı emdi durdu İMF\nKalakaldık çıplak bir deri\nHaraca bağladı bizi İMF..\n\nŞartları illallâh dedirti durdu\nÖnümüze türlü yokuşlar sürdü\nVatandaşım,hep yerde süründü\nHaraca bağladı bizi İMF..\n\nNe derse baştakiler eyvallah dedi\nTutulmayacak ne sözler verdi\nSonunda İMF murada erdi\nHaraca bağladı bizi İMF\n\nİşten çıkarıldı bir sürü insan\nEkmeğe muhtaç kaldı yüzbinlerce can\nGına geldi verilen onca dolardan\nHaraca bağladı bizi İMF..\n\nSatıldı özelleşti bir çok kuruluş\nİMF,nin hesabıysa kuruş kuruş\nSürüldü önümüze dikenli yokuş\nHaraca bağladı bizi İMF..\n\nSenelerce bu böyle sürüpte gitti\nHalkımın gücü takâtı bitti\nNe varsa avuçta kül olup yitti\nHaraca bağladı bizi İMF..\n\nSonunda akıllar geldimi başa\nGösterdiler kapıyı beyfendiye\nVuracaktık neredeyse başları taşa\nKapıya asmalı bir kilit vurun \nGirmesinler bir daha bu memlekete..\n\nTarih:17.03.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözümün Nuru (Oğlum'a)",
        "poet": "Oya Özpoyraz",
        "poem": "\n\nBir Cuma öğlen vakti Aralık tı aylardan\nDünya ile tanıştın gözümün nuru oğlum \nYılın ilk karı yağmış geçmek zordu yollardan \nDünya ile tanıştın gözümün nuru oğlum \n\nYedin ilk tokadını attın ilk feryadını\nHemşirelerdi koyan orda göbek adını\nSendin tattıran bana analığın tadını\nHayatımın anlamı gözümün nuru oğlum \n\nVerdiler kucağıma tüm acımı unuttum \nDaha ninni demeden kollarımda uyuttum\nGerçek adını koyup ezanını okuttum \nRabbimin armağanı  gözümün nuru oğlum \n\nYaşam pınarımsın sen yaşamamın amacı \nÇektiğim tüm dertlerin sen oldun hep ilacı\nBir gülümsemen yeter biter çektiğim acı\nDertlerimin dermanı gözümün nuru oğlum \n\nDiğer anneler gibi bir anne olamadım \nEn güzel günlerinde yanın da duramadım \nÇözüm bulamam diye her şeyi soramadım\nÇok kez yalnız bıraktım  gözümün nuru oğlum \n\nÇok çabuk olgunlaştın biranda büyüdün sen\nSenin yaptıklarını uzaktan izledim  ben\nBazen kızıp üzdüysem bil ki iyiliğinden \nSana hiç kırılmadım gözümün nuru oğlum \n\nŞimdi uzaklardasın seni çok özlüyorum \nCanımdan bir parçasın seni çok seviyorum \nBir ömür boyu sana mutluluk diliyorum \nBahtın hep açık olsun gözümün nuru  oğlum \n\nOya ÖZPOYRAZ\n\nOğlum Sinan'a doğum günü armağanımdır...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözümün yaşında sen varsın Anadolu’m,",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nSıcacık yanan tandır başında,\nKaşık sallayarak içtiğim ayran aşında,\nTürkü söyleyerek akan çeşme başında,\nGözümün yaşında sen varsın Anadolu’m,\n\nHalil Çolak 7.11.2006 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözümüze bağlanmış ölümcül bağlar",
        "poet": "Kemal Polat",
        "poem": "\n\nBu enkazı sen yaratmadıysan\nSöylermisin kim yarattı? \nKimlerin vebali ve günahıyla,\nCennet olan bu ülke, böyle yan  yattı? \n\nHiç kimse çekilmesin bir yana,\nAklı - selim bari bir değerlendirme yapsa\nBirey - bireyi suçlamadan, paydaş olduğunu\nSudan sebeplere sığınmadan kabullense.\n\nBilse ki herşey, her oluşum,\nBireyle başlar, onunla gelişip son bulur.\nHer olayda insan düşüncesi ve eli vardır; \nBilse ki, ona göre geniş olan imkanlar\nBaşkalarına ya çok dar, ya da hiç yoktur.\n\nFarkındasızlık sonucudur bütün bunlar\nDuyarsızlıkla büyür, dal budak salarlar.\nCahillik, az gelişmişlik bunun can suyudur! \nTüredi hainlerle beslenip gelişir devasa dağ olurlar.\n\nGözlerimize bağlanan ölümcül bağlar,\nNasıl bir aymaz tutsaklıktır ki bu! \nİnsanlar gözlerinden söküp atamazlar\nBöylelikle meydanları boş bulur hainler, sahtekarlar.\n\nNe fark eder, böylesine böcek misali yaşanacaksa,\nDurumu değiştiremez mecalsiz göz yaşları.\nKorkaklığına canlı - cansız tüm mahlükat güler,\nTutsaklıktan insan kendini kurtaramayacaksa.\n\nÖzgür ve insanca yaşamın değerini bilmeyene\nNe bayram, ne de seyran gerek.\nÖvünsünler! ve de teselli bulsunlar kula - kulluk edenler\nDokunmayın! .. devametsinler ölümcül uykularına\n Ve de tapınırca sarıldıkları münzevi, hakir yaşamlarına.\n\nKemal Polat 19 Mayıs 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözün Aydın",
        "poet": "İbrahim Halil Demir",
        "poem": "\n\nHasret- hasret dedin\nŞimdi hasretindeyim gözün aydın\nAğulu hançer ile vurulasın dedin\nŞimdi hançerlenenlerdenim gözün aydın\n\nÇıkmaz sokaklara yolun düşer dedin\nŞimdi karanlık çıkmazlardayım gözün aydın\nVarlık içinde yoksulluk çekesin dedin\nŞimdi varlık içinde yoksulluk çekenlerdenim gözün aydın\n\nTak takabildiğin kadar başına kır çiçeklerini\nÖzlemini çektiğin günlerdeyim gözün aydın\nSür sürebildiğin kadar ellerine kınayı\nEn sıkıntılı en ızdıraplı yaşantıdayım  gözün aydın\n\nÇal en kıvrak çiftetellileri\nEttiğin bedduaların kabul olduğu anlardayım gözün aydın\nSevgi atlı sen yaya olasın dedin\nŞimdi çaresiz yaya kalanlardanım gözün aydın\n\nTemmuz ayında soğuktan tir-tir titreyesin dedin\nŞimdi ısınmayı unutmuş titreyenlerdenim gözün aydın\nBir yuvan bile olmasın serçelere özenesin dedin\nŞimdi sokaklarda itilip kalkan yuvası olmayanlardanım gözün aydın\nGülmeye hasret gözlerinden yaş gelemesin dedin\nŞimdi aynen öyle olanlardanım gözün aydın\n29/007/2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözümün seli",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nBüyük aşkımızın mektuplar yanı\nSen veda edeli gözümün seli\nResimler o güzel günler her anı\nSen veda edeli gözümün seli\n\nŞarkılar okuyup çalışlarımız\nTozpembe hayale dalışlarımız\nDüşlerde baş başa kalışlarımız\nSen veda edeli gözümün seli\n\nUykuda isimler anışlarımız\nSevda şarabına kanışlarımız\nAteşler misali yanışlarımız\nSen veda edeli gözümün seli\n\nPapatya falları elde bulmamız\nAğaçları kalpli adla dolmamız\nMazimiz bizde can kan var olmamız\nSen veda edeli gözümün seli\nSedat hünkar\n(Karamecnun)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözün Aydın İstanbul",
        "poet": "Hazni Çetin",
        "poem": "\n\nSevinç turu atıyor, martılar kelebekler\nŞükür secdesi eder, renk renk güller çiçekler\nOsmanlı sarayında sevinç var mutluluk var\nHalife-i müslimin, cihan sultanı bekler\n\nSana misafir geldi, bir seçilmiş güzel kul\nAç köhne surlarını ey sevgili istanbul\n\nŞark-ı aydınlatan güneş yüzlü evliya\nYola çıktı geliyor müjde ver ahaliye\nKutlu mübarek olsun, sana bu büyük şeref\nGözün aydın istanbul kavuştun sevgiliye\n\nSeni irşada geldi, büyük mürşidi makbul\nAç mübarek bağrını ey sevgili istanbul\n\nEy Eyüp sultan şehri, ey evliyalar diyarı\nEy fatih sultan fethi, ey şehirler serdarı\nVanda doğan güneş, sana doğru geliyor\nSilsile'i aliye yolunun sancaktarı\n\nEn yüksek bir tepede, sancağa bir kale bul\nNur sancak surlarında, dalgalansın istanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözün kör Olsun Para 2",
        "poet": "Mustafa Taşkanat",
        "poem": "\n\nKiminde çoktur gider dolaşır\nNice yükseklere varır ulaşır\nTüm insanlar senin için çalışır\nİlahi gözün kör olsun para\n\nÇoğunluk yokluğundan eder şikayet\nVarlığındanda eden vardır elbet\nİnsanlar sanıyor seni bir nimet\nİlahi gözün kör olsun para\n\nParayla mutlu oldum diyenler\nSeninle ağlıyor bazı gülenler\nYokluğundan ayrılır bazı sevenler\nİlahi gözün kör olsun para\n\nSıcaktır varlığı soğuktur yüzü\nKiminin doymazda parayla gözü\nTakdire sunarda taşkanat sözü\nİlahi gözün kör olsun para\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözünden Belli",
        "poet": "Bekir Alim",
        "poem": "\n\nBilmem neye küsmüş niye darılmış\nBin bir sitem dolu sözünden belli\nEller nasır tutmuş yürek yarılmış\nŞansa boyun bükmüş yüzünden belli\n\nDerdi var içinde dert tası gibi\nYüzündeki çizgi gam yası gibi\nBir kara gözlünün hastası gibi\nMahmur, mahmur bakar gözünden belli\n\nHicranı aşk ile yatanlardan o\nDerdine dert keder katanlardan o\nAvucunda güneşi tutanlardan o\nGülün gül destesi özünden belli\n\nKimi yok kimsesi hastadır hasta\nPerişan bir halde hep kara yasta\nİnsaf et bağışla yeter be usta\nYaz bahar tez gelir güzünden belli\n\nBir sevda masalı sanki kahraman\nSen iste Âlim’im el vermez aman\nİsyan edip dersen bu nasıl zaman\nBozuk yol asfaltı düzünden belli\n\n19.12.2006 Salı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözün Kör Olsun para",
        "poet": "Mustafa Taşkanat",
        "poem": "\n\nSenin için döner bütün yalanlar\nÖnemsemez seni mutlu olanlar\nAdeta tapıyor sana insanlar\nİlahi gözün kör olsun para\n\nSana bağlanmış bütün duygular\nBel bağlamış sana neden insanlar\nSeninle açılır bütün kapılar\nİlahi gözün kör olsun para\n\nSeninle insana selam verilir \nSeninle insandan selam alınır\nParası olanın hatrı sayılır\nİlahi gözün kör olsun para\n\nKimini ağlatır kimini güldürür\nKiminide yokluğundan öldürür\nKimindede fazla olur çıldırır\nİlahi gözün kör olsun para \n\nParasız garibin hiç yüzü gülmöez\nÇok olan olmayanın halini bilmez \nŞükür TAŞKANATTAfazlası olmaz\nKöleyi efendi yaparsın para\n\n                                                              12.06.1993\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözün Doysun",
        "poet": "Adnan Şahin",
        "poem": "\n\nGül istiyordunya sen hergün demet demet\nAl gözün doysun diye bırkatım  dolu sepet\nBundan sonra bir kere bile benden bahset \nCarpılır ağızın döner carşamba canağına\nSahte gülcük atma kimse bakmaz yanağına\n\nGamzende senin olsun o sahte busende\nSevgiye sığınıp da beni buyur etsende\nHer yerde sen iyiliğimden söz etsende\nSözüyün değeri olmaz cıkar dağ başına\nEtli ekmek yapsan artık kimse bakmaz aşına\n\nAdnan Şahin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözün kadar",
        "poet": "Mustafa Özke",
        "poem": "\n\ngökyüzü gözün kadarsa\nsızlıyorsa burnunun direği\nve geceleri sardıysan koynuna\nkayan yıldızları seyret\nbelki yetişirsin yarına\n\ngökyüzü gözün kadarsa\nnefrete dönüyorsa hasretin\nve yalnızlığı sardıysan koynuna\nkavuşmak için şafak say, yoksa\nkollarının arasına yastık koy\n\ngökyüzü gözün kadarsa\nölümlü dünyayı düşün\nve sonsuzluğu sardıysan koynuna\nher güzelden tat almaya bak\ngeri gelmeyecek yaşadığın yaşın\n\n29 ekim 1995 / Sarıkamış / Kars\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözün aydın Türkiye-Kıbrıs elden gitmiştir",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nGÖZÜN AYDIN TÜRKİYE-KIBRIS ELDEN GİTMİŞTİR\nTOPRAKLARI SATARKEN-BAĞIMSIZLIK BİTMİŞTİR\n\nOyun üstüne oyun-Türkiye’de Kıbrıs’ta\nKara toprağa düştü-aranıyor bir Ata\nYunanla Rumlar ile-işbirliği oluyor\nAcı ve sıkıntısı-keder bizi buluyor\n\nGözün aydın Türkiye-Kıbrıs elden gitmiştir\nToprakları satarken-bağımsızlık bitmiştir\n\nNerede bir yetkili-yok mudur çare bulan\nİmza kayıt altında-yalan üstüne yalan\nABD ile AB-başrollerde ikisi\nBizi kim kurtaracak-mahvedin bölen pisi\n\nGözün aydın Türkiye-Kıbrıs elden gitmiştir\nToprakları satarken-bağımsızlık bitmiştir\n\nMilli olan değerler-beş paraya satıldı\nTopraklar elden gitti-horlanarak yatıldı\nYat yat uyu deniyor-emirleri alınca\nAlta doğru sineriz-kurumla doldu baca\n\nGözün aydın Türkiye-Kıbrıs elden gitmiştir\nToprakları satarken-bağımsızlık bitmiştir\n\nİhanet affedilmez-yasa işlesin yasa\nSuçu olan çekmeli-önlenmeli bu tasa\nKem küm etmekle olmaz-kalk ayağa Türkiye\nVarlığına sahip çık-başla şarkı türküye\n\nGözün aydın Türkiye-Kıbrıs elden gitmiştir\nToprakları satarken-bağımsızlık bitmiştir\n\nKangren oluşmuştur-kol bacaktan kopmuştur\nÖğrenmek hakkımızdır-nedir nasıl bunu sor\nKıbrıs Rum’un olursa-ara açılır ara\nKalbimizde oluşur-kapanmayan bir yara\n\nGözün aydın Türkiye-Kıbrıs elden gitmiştir\nToprakları satarken-bağımsızlık bitmiştir\n\nBiz böyle değil idik-şu ölü toprağını\nSilkelen üstünden at-koruyun solan canı\nElden fırsat kaçarsa-naçar oluruz naçar\nÖğretmen Hasan söyler-kulağa sular kaçar\n\nGözün aydın Türkiye-Kıbrıs elden gitmiştir\nToprakları satarken-bağımsızlık bitmiştir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözün aydın Türkiye’m-puşt akrep yakalandı Kenya’da paketlenip vatana postalandı",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\n(YAKALANMA ANI) \n\nOn altı Şubat günü-ayakta Türk Milleti\nÖzel Tim yakaladı-Çıyan denen illeti\nNasıl sevinmeyelim-yürekler yağ bağladı\nDün kahrolan analar-sevincinden ağladı\nGözün aydın Türkiye’m-puşt akrep yakalandı\nKenya’da paketlenip vatana postalandı\nDillerde şarkı türkü-okunuyor şiirim\nSesini yükseltiyor-yurdu seven şairim\nGaziler aileler-durmaz yalvarıyorlar\nDevletine güvenip-yarayı sarıyorlar\nGözün aydın Türkiye’m-puşt akrep yakalandı\nKenya’da paketlenip vatana postalandı\nSevindirici haber-yayıldı memlekete\nEllerde Türk Bayrağı-zevk geldi cemiyete\nAna baba çocuklar-rahat olun kaynaşın\nÇalsın zurna davullar-hep birlikte oynaşın\nGözün aydın Türkiye’m-puşt akrep yakalandı\nKenya’da paketlenip vatana postalandı\nTürk Gücü karşısında-bütün dünya şaşırdı\nKof cevize benziyor-şerefsizlikmiş adı\nNice oyunlar döndü-uğradılar hüsrana\nPKK denen belâ-artık kıyamaz cana\nGözün aydın Türkiye’m-puşt akrep yakalandı\nKenya’da paketlenip vatana postalandı\nOyun içinde oyun-hep bozacak güçteyiz\nTarihlere sorsunlar-zannetmeyin içteyiz\nİşte Suriye Rusya-İtalya Yunanistan\nAğa babalarıdır-verilmemeli aman\nGözün aydın Türkiye’m-puşt akrep yakalandı\nKenya’da paketlenip vatana postalandı\nŞehit analarına verilen söz tutuldu\nOn beş sene boyunca-kan kusturan yutuldu\nSığınacak bir ülke-aradı bulamadı\nBir o yana bu yana-yerinde kalamadı\nGözün aydın Türkiye’m-puşt akrep yakalandı\nKenya’da paketlenip vatana postalandı\nGerçekten kolay değil-otuz bin kişi öldü\nBöl parçala yut diyen-Cellat denen o döldü\nYüreğe su serpildi-Mehmet’e  sevgi saygı\nAsil ruh sayesinde-kayboldu işte kaygı\nGözün aydın Türkiye’m-puşt akrep yakalandı\nKenya’da paketlenip vatana postalandı\nDevletimiz söz verdi-yerine getirildi\nOn yürekli insanla-iş çabuk bitirildi\nÇekirgenin ayağı-kırıldı uçamadı\nÖyle bir yumruk yedi-bir yere kaçamadı\nGözün aydın Türkiye’m-puşt akrep yakalandı\nKenya’da paketlenip vatana postalandı\nZaferin kutlu olsun-Hasan’a hepimize\nZarar gelmemelidir-ne bize ne de size\nÇınar ağacı gibi-yükselelim durmadan\nBirleşip kaynaşalım-kimse Türk’e vurmadan\nGözün aydın Türkiye’m-puşt akrep yakalandı\nKenya’da paketlenip vatana postalandı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözünde Hüzün",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nbiten ben miyim\nkaç sürem gitti bilsen\nsözün bittiği\n\nsöylediğimle\ngeçirdik yazı kışı\nsöylenmedik giz\n\ngeri gelir de\nyar gelmez süremle bir\nuyur uyanık\n\nincecik esen\nakşam yelinde zaman\nturuncu sevi\n\niliklerinde\nılıkça kıpırdayan\nıskaladığın\n\ndışa vurduğun\nah çekişinden belli\ngözünde hüzün\n\n290910ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözünden Tanırım Sevda Çekeni...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nSebepsiz ayrılık neden bilemem.\nSeni nasıl sevdim şimdi gülemem,\nGözümde yaş olur inan silemem,\nSebepsiz ayrılık neden bilemem.\n\nKâlbimi kanatır gülün dikeni,\nGözünden tanırım sevda çekeni,\nHakka ısmarladım belim bükeni,\nSebepsiz ayrılık neden bilemem.\n\nKuruyan yapraklar dalında solar,\nEllerim duada gözlerim dolar,\nKarşılıksız sevda kapalı yollar,\nSebepsiz ayrılık neden bilemem...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözünün Yaşına Kurban Olduğum",
        "poet": "Veysel Kızlarkayası",
        "poem": "\n\nNe Leyla ne mecnun ne aslı kerem\nGözümde kalmasın gel murat erem\nBos koyup yanımı eyleme verem\nGireyim düşüne kurban olduğum\n\nVeysel’im sevdana olmaz mı nefer\nHep gülsün yüzünde gül açsın ayfer \nÖlüm olsa sonum gelim bu sefer\nGelirim peşine kurban olduğum\n\n17.ŞUBAT.2012.PERŞEMBE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Seyyid Burhaneddin Kekeç",
        "poem": "\n\nKinlerin doruk noktasına varıp,\nİntikamın gazap olarak yağacağı an,\nSessiz sessiz gözlerden akan,\nAteşin üstüne yağmur misali yağan,\nKini öfkeyi bastıran,\nRahmet merhamet simgesi,\nGözyaşı…\n\nGünahların taşıp sel olduğu,\nNedamet duygularıyla ruhun kahrolduğu,\nYaratılanın tövbede acizlikle,\nYaratana sunduğu,\nRahmet merhamet simgesi\nGözyaşı…\n\nAşkla yanan gönüllerin,\nPişmanlıktan kavrulan dillerin,\nHasretle özleyen gözlerin meyvesi,\nRahmanın kuluna hediyesi,\nRahmet merhamet simgesi,\nGözyaşı…\n\nGecelerini zikr ile geçirenlerin,\nSecdede mü’minlerin,\nGözleri yüreğiyle birleşenlerin döktükleri,\nRahmet,merhamet simgesi,\nGözyaşı…\n\nNice fırtınalardan geçtik,\nYüreklerdeki buzu sevgiyle erittik,\nUtanıp saklanılan gözyaşlarını,\nMerhamet seline çevirdik,\nTadında tuz,\nRuhunda; \nSevgi, merhamet, şefkât olan\nRahmet merhamet simgesi\nGözyaşı…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Haydar Eraslan",
        "poem": "\n\nGözyaşı hayatın başı,\nGözyaşı,insan olmanın temel taşı,\nHaydi açın göz pınarlarınızı,\nYeniden insan olarak hayata başlamak için...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "İsmail Haşimoğlu",
        "poem": "\n\nmücerret sıkıntılarım müşahhaslaştı bugün\nNuh tufanından kalma sel gözyaşı oldu bugün\nerguvansız akşamlarda bilinmez bir düğün\nzifafa giriyor kederim teneşirle bugün\n\ncem olmuş duygularım kaçtı uykularım bugün\nAd’ın üstündeki fırtına fırtınaydım bugün\nher yer gözyaşı buğulanmış ırmakların gözü\nırmağa giriyor kederim uykusuzca bugün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Seynur İnal",
        "poem": "\n\nGözyaşı…\nEn kadim dostudur gözlerin\nCümle kederlere inci inci akan\nGünahların ardından duyulan nedametin\nSessiz çığlığıdır arşta yankılanan…\n\nGözyaşı…\nRüzgârdır ruhlardaki nimbusları dağıtan\nEbem kuşağıdır gönül göğümüzün\nMazlumun yanında olmak bazen\nBazen de vuslatlardan bihaber aşklara isyan…\n\nGözyaşı…\nİnsan olabilmenin mührüdür yüreklerde\nYaradan’ın yarattığına kattığı en güzel sır\nNurdan bir ışıktır suretlere yansıyan\nVelhasıl,\nHüzünlerin tortusudur sabır imbiklerinde damıtılan…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Ahmet Ergin",
        "poem": "\n\nGözyaşı, ruhumu besleyen nehir\nGözyaşı, değeri artan mübahir\nZalimlere inat, çağla gözyaşı\nGözyaşı, nefsimi öldüren zehir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Nihan Gündoğar",
        "poem": "\n\nDurma ağla gözyaşı\nDök içindeki nefretini\nYenildiğini,güçsüzlüğünü\nGöster düşmanına\nGösterki karşında zafer çığlıkları atsın\n\nHayat bu değilmi zaten? \nParçalara ayırmıyormu seni? \nTam parçalarını birleştirdiğin anda\nHayat gelir yine parçalara ayırır seni\n\nHaydi ne duruyorsun gözyaşı\nAksana\nYüreğini acıtsana\nAlışık değilmisin ey gözyaşı\nBu ağlamalara? \n\n17.12.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Mustafa Cemil Dirier",
        "poem": "\n\nBu bir kitaptır\nİçinde hep sen varsın\nSatırlarımda gözyaşı\nSeviyorum seni anlasana\n\nSeni yazdım\nSeni hatırladım kelimelerde\nUnutamadım hasretini\nSeviyorum seni anlasana\n\nHatırlasana beni\nGöz yaşlarımdaki pınarımda\nSatırlarımdaki gözyaşı\nSeni seviyorum anlasana\n\nBu bir kitaptır\nİçinde hep sen varsın\nSatırlarımdaki göz yaşı\nSeviyorum seni anlasana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Sadiye Özhan",
        "poem": "\n\nAğlasam mı gülsem mi\nDövünsem mi ölsem mi\nÖfke ile nefrete \nYenilsem mi yensem mi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Ali Ekber Hırlak",
        "poem": "\n\nBir batımda doğan her çocuk ağlar \nYetmişlik dedenin sakalından damlar \nNice padişahlar,saraylar,hanlar \nBülbülü şeydadan akar gözyaşı \n\nKalbi yumuşatır akınca pası \nBir kişi göçünce kırk gündür yası \nSemanın zengini renkli göktaşı \nGözleri kurutur dolar gözyaşı \n\nÇobanın kavalı kurdu uyutur \nSazların avazı türkü doludur \nKimine de aşk hapını yutturur \nTaş yürekten bile damlar gözyaşı \n\nMavidir,yeşildir gözlerin rengi \nAkınca doldurur kocaman bendi \nZengini,fakiri farketmez dengi \nGelinin kınasına damlar gözyaşı \n                                    Ali Ekber \n                                    25.08.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Kürşat Dağhan",
        "poem": "\n\nAşkından ölmem \nYanar yanar dinmem \nBir umut bir gözyaşı \nOlup biten...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Hasan Konç",
        "poem": "\n\nOlsa da günahın vahşi canavar\nGünahı öldüren zehir gözyaşı\nOdur ki Allah'ın aşkıyla akar\nCennete götüren nehir gözyaşı\n\nAşığın kalbinden coşan bereket\nGönülden süzülen bir dil gözyaşı\nOlunca Allah'ın rızası niyet\nKaranlık kabire kandil gözyaşı\n\nİhlaslı bir gönül tövbesi ile\nHakka yaklaştıran yoldur gözyaşı\nPişmanlıkla inse zerresi bile\nAteşi söndüren nurdur gözyaşı\n\nArşa kadar çıksa eğer günahın\nBir tek damla ile siler gözyaşı\nYanık yürek ile nardan azadı\nLisanı hal ile diler gözyaşı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Yusuf Ceylan Muratoglu",
        "poem": "\n\nAylardan eylül güneşsiz bir hava\nAldıgım her nefes içimde bir tasa\nAğaçlar bürünmüş şimdiden yas’a\nDalından dökülür sanki gözyaşı\n\nSordum da mevsimi hazan dediler\nRüzgarlar üstüme ayaz estiler\nÜşümüş güllerde yere düştüler\nDikenden süzülür sanki gözyaşı\n\nSeneye beklersin diyor baharı\nYağdı da başıma kışın karları\nKoydular araya sıra dağları\nTaşlardan süzülür sanki gözyaşı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Ensar Cevval",
        "poem": "\n\nGözyaşı, yüreğin sımsıcak sızıntısı\ngüneşte kalmış yosun ıslaklığında \nGönüllerden gözlere boncuksu; \nağırlığını en çok toprak hisseder\nutancını yanak \nbir anne gözünden düşmüşse eğer\n\nHer göze yakışmaz gözyaşı; \nher yüze yakışmayan buse gibi\nTimsah da ağlar ne var ki(!) \ndöküldüğü yer de bereket, \nbazen de arkası felaket\noysa, sebep, yalnızca merhamet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Samet Bayram",
        "poem": "\n\nDuygunun maddeye dönüştüğü andır\nO an.\nAynı zamanda vicdanın ürperişidir.\nDuygu yağmurudur gözyaşı.\nBazen merhamet olur akar gider,\nBazen de, doğruluğu tescil eder.\nO an, insana insanlık katar.\nDuyguları baş kaldırır,\nBeyninde devrim yapar.\nGözyaşı:\nHüznün ve özlemin simgesidir.\nSevmenin ve sevilmenin nişanesidir.\nEvrensel dilidir, tüm insanlığın.\nÖfkenin pişmanlığa dönüşmesidir.\nFırtına sonrası sessizliktir gözyaşı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Orhan Özçelik",
        "poem": "\n\nDökülen her yaprak,\nGözyaşı damlası değil mi? \n\nYağan her yağmur,\nGözyaşı değil mi? \n\nGeçen her zaman,\nÖlüm değil mi? \nGörülen her dakika,\nKader değil mi? \n\nKalbinin ateşi,\nBen değil miyim? \nKalbinin prensi,\nBen değil miyim? \n\nGenç şair dostum,\nsevgili İlker Batuhan Kayraldağ'dan alınmıştır.\n\n               Orhan Özçelik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Hamiyet Yalazan",
        "poem": "\n\nGökyüzü gözlerimle buluştuğunda, \nSizi aradım ayrılığın girdabında, \nYanan alev oldunuz avuçlarımda, \nBoşalan damlalar söndüremedi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşi",
        "poet": "Mustafa Ergin",
        "poem": "\n\nKoparma gülleri dalında solsun Mutluluk her zaman sevenin olsun Zalimler bu aşka bedel isterse Döktügüm gözyaşi diyetim olsun        Ben senin aşkınla boyle yanarken Belkide sen beni hic sevmiyorsun Eğerki aşkıma inanmiyorsan Döktüğüm gözyaşi şahidim olsun     Hiç bir ayrilik olmaz nedensiz Bense ardindan ağlarim sessiz Kavuşmak umutsa oda güvensiz Döktügüm gözyaşi umudum olsun     Kiminle gideyim ben bu yollari Sensiz yaşayamam kalan hayatı Eğerki dönüpte gelmesen geri Döktüğüm gözyaşı bedduam olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Fikret Gürsoy",
        "poem": "\n\nDuygulandığımızda, dökeriz gözyaşı\nAnkara’nın çok güzel yeridir, gölbaşı\nHayat mücadelesi, daima çeker, başı\nDertli insanlardan eksik olmaz, gözyaşı\n\nGözyaşı dökünce, biraz rahatlarız\nGözyaşıyla, dertlerimizi anlatırız\nGözyaşı dökerek, duygularımızı katlarız\nGözyaşı eğer dökmesek, sıkıntıdan çatlarız\n\nDualarımızı süsleriz, gözyaşlarımızla\nKarşımızdakini etkileriz, bakışlarımızla\nFeryat ederiz, daima yakarışlarımızla\nHayatta övünürüz, hep başarılarımızla\n\nGözyaşı, tek insanoğluna mahsus değil\nGözyaşı döken, bütün mahlûkata eğil\nBu hayatta hep, güzel ahlakınla sevil\nGözyaşı dökenlere, bu yazıyı gönder meil\n\n25.12.2010\nFikret Gürsoy\nARAŞTIRMACI-YAZAR-ŞAİR-PROGRAMCI\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Ata Togan Yazıcıoğlu",
        "poem": "\n\nKurumuş vadideki gözyaşı \nAğlamamış,yaz kış çağlamamış göz pınarı\nKurumuş vadideki gözyaşı\nArdında bırakmış bereketli toprağı.\n\nHiç gücenmeyin bana \nHiç darılmayın,kırılmayın\nBen benim böyleyim \nBeni ben olduğum için sevin! \nDemiş vadideki gözyaşı\n\nDeli gibi çağlasam acep\nÇınlatır mıyım kulaklarını \nUzaktaki beklentilerimin? \nYa da ağlasam üzülür mü\nİçimde yaşayan benim? \nAma doğru ya ben benim,böyleyim\nBeni ben olduğum için sevin! \nDemiş yine vadideki gözyaşı.\n\nSonrası ise ; \nOturmuş düşünmüş\nUzun uzun, derin derin, gizli gizli\nDeli boynuna kırbaç,\nSırtına da altın semeri\nAkıllıya ibretlik bir zeka sahibesi.\n\nVe demiş ki vadi:\nNe beni tanıyın ne de beni bilin\nBen benim böyleyim\nBeni ben olduğum için sevin! \n\nVadide biriken son ıslak tanesi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Mehmet Akif Uçar",
        "poem": "\n\nGözyaşı, gözyaşı her şeyim benim,\nMutluluk çemberim, canım sevgilim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "İbrahim Taner Ateş",
        "poem": "\n\nbir filmin son karesi gibi\nbir damla gözyaşı düşer\nve film biter...\nne izleyenler mutlu,\nne gözyaşı mutlu,\nne de  oyuncular....\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gözyaşı",
        "poet": "Yusuf Diş",
        "poem": "\n\nyalnızlık elimden tutalıberi\nküçük bir çocuğun gözyaşı gibiyim\nbir damlada bitecek kadar seçkin\nömür boyu sürecek kadar seninim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Refik Yıldız",
        "poem": "\n\nGözyaşı ki\nEn çileli yüreklerde gizlenmiştir o\nRengini pınarlardan\nKokusunu baharlardan almıştır o\nGözyaşı ki\nKevserden çilelerle çalınmıştır o\nSerinliğini cennetten\nDuruluğunu meleklerden almıştır o\nVe gözyaşı ki\nBir ışık gizlidir özünde\nIşığını cennet ötesi Cemal'den almıştır o\nGözyaşı ceyhun olurken titrek yüreklerden\nIzdırap ve çileyi çalmıştır \nBazen sessizce birine sunulur \nKi ıssız bir gecede seccadede dökülmüştür o\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Mahir Odabaşı",
        "poem": "\n\nBazen sevinçten,\nBazen üzüntüden gelir.\nGözünden yaş gelmeyen; \nAcıyı, mutluluğu, sevinci\nNasıl dışarı verir.\nÇünkü gözyaşı hikmet,\nGözyaşı bereket,\nGözyaşı rahmet,\nGözyaşı merhamettir.\nAğlamak gülmek kadar güzel,\nYeter ki sevinçten ağla,\nAcıları bir torbaya doldurup,\nAğzı bir güzel bağla.\nBir daha çıkmasın dünya yüzüne,\nGörülmesin kimsenin gözüne,\nBöylece kimsecikler  üzülmesin,\nBırakın insanları, hayvanlar dahi ölmesin! \nSavaşların yerini barış alsın,\nSilahlanmaya giden para,\nÇocuklara aş olsun,\nGençlere iş olsun,\nNetice mi? \nHem Dünya da,\nHem de ülkemde\nvatandaşın\nGönlü\nHoş \nOlsun…! \n (26.06.2010-24.20)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Can Garibi",
        "poem": "\n\nGözyaşı\nZâlimlere mahsus değildir\nOnlara mahsus olan\nGözyaşı döktürmektir\nBir de gözleri görse.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Abdulkadir Karaman",
        "poem": "\n\nAğlamaklı gözlerde büzülendir gözyaşı! ...\nCan yanınca, artarda dizilendir gözyaşı! ...\n\nSu taşı gözlerinle, yaralı yangın kâlbe …\nKanayan bir yürekten süzülendir gözyaşı…\n\nKurumasın suvar ki, kaynağı kuraklıktan\nAcı dehlizlerinde ezilendir gözyaşı…\n\nSevinçlerdir, sebebi, elemlerdir…arama! ...\nCan üzüldükçe candan yüzülendir gözyaşı….\n\nKalmayınca çıkar yol, depreşince özlemler, \nOkunmayan mektuplar yazılandır gözyaşı…\n\n08.10.03\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gozyasi",
        "poet": "Bulent Tamer",
        "poem": "\n\nSensin damarlarimda dolasan kan\nAldigim nefes\nKalbimin cirpisi\nSensin ruyalarimin perisi\nHayatim,canim\nBirtanem\nSensin doktugum gozyasi\n\nSensin yedigim yemek\nIctigim su\nSigaramin ilk nefesi\nIckimin ilk yudumu\nSensin \nDusuncelerimin ilham kaynagi\nSiirlerime dokulen kelimeler\nSensin doktugum gozyasi\n\nSensin\nGokteki yildizlarim,gunes im\nGunduzum-gecem ve puslu bulutlarim\nSensin yagmurum,firtinalarim\nKisacasi dort mevsim\nSensin doktugum gozyasi\n\nSensin saclarimin agarmasina sebep\nKolumun agrilar\nVucudumun yipranmasi\nSensin bana zamani durduracak\nGulmeyi\nHayati\nYasami tekrar verecek\nSensin doktugum gozyasi\n\nBulent  TAMER  9 agustos 2005 Newyork\n           Super fm  22 agustos 2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Osman Nurani",
        "poem": "\n\nYere düşeni görür, umursamadan geçer\nUnutma kızgın bir TEL olup boğar gözyaşı\nBal-baklava yer, sudan ziyade viski içer \nUnutma coşkun bir SEL olup boğar gözyaşı…\n\nHakka eder tecavüz, bilmezler haram-helal \nHayatlarında yoktur, ne ayet ne de meal \nBilmiyor ki kabirde, kul hakkı en zor sual\nUnutma azgın bir YEL olup boğar gözyaşı…\n\nHaram yolda daima kurarken hülyaları\nLüks otelde yatarak, süslüyor rüyaları \nİmzaya gelmez bizden farklıdır dünyaları \nUnutma coşkun bir NİL olup boğar gözyaşı…\n\nEşkıyalık ederek, kazanır süfli para\nGözü boyamak için harcarlar ara sıra \nFakir ömür tüketir, dizine vura vura\nUnutma ateşten KÜL olup boğar gözyaşı…\n\nNURANİ görmezler mi, etrafım hep sefildir\nAçlar varken tok yatan asla bizden değildir \nİnsanı cehennemde yakacak kötü veyl’dir\nUnutma demirden MİL olup boğar gözyaşı…\n\nOsman NURANİ     02/09/2010\n\nVeyl: işlenen günah, işlenen kötülüklerin karşılığı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Cemal İnanır",
        "poem": "\n\nKimi Dost gönüllerde bir tutam sevgi arar. \nKimi Taş yüreklerde bir avuç gözyaşı.\nKimi buz tutan avuçlarında tutar hasreti. \nKimi yanan yüreğinde eritir dağı taşı.\n\nKimi azığını hazırlamış meçhule gider.\nKimi Hazırlıksızdır sadece hüzündür yoldaşı.\nKimi avucunda tutar sevdayı kuş misali. \nSıksa ölecek Bıraksa uçacak sonuç gözyaşı.\n\n\n\nKimi vefalı bir omuz arar yaslanıp ağlayacak.\nKimi vefadan uzak kalmış çatılır kaşı.\nKimi Bir ışık arar umut bağlayacak yarına.\nKimi hazana ermiş çoktan yaşamış kışı\n\nKimi yürekten sever gel görki sevilmez.\nKimi sevene çok görür bir güzel bakışı\nKimi Yüreğine hükmeder dur der otur oturduğun yerde. \nKimi bu son der Gönlüm bu son Gözyaşı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "İlyas Memiş",
        "poem": "\n\nNe gaflet bakmaz ağlar ağlanacak haline,\nAğlar geçmiş zamana, bakmaz istikbaline.\n\nNe korku ne kederden, ne dertten ne de yastan...\nGözyaşı, gözü gönlü silmek için o pastan…\n\n                                                         Eylül 2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "İbrahim Sağır",
        "poem": "\n\nGÖZYAŞI\nZulm ile düşer ise damlası,\nSel olur bentleri yıkar gözyaşı.\nMutlu gülüşlerde rahmet olur da,\nKeder kirlerini yıkar gözyaşı.\n\nSevgili gözünde inciye benzer,\nGaribin gönlünde hasreti çizer,\nMazlumun gözünden akarsa eğer,\nYol bulur ta arşa çıkar gözyaşı.\n\nİbrahim SAĞIR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Bayram Pekinoğlu",
        "poem": "\n\nSorsalar bana bu gözyaşı ne diye\nUmutsuzluğun gözlere verdiği hüzün derim.\nSenin için yorum yapmamı isteseler\nÖmür boyu mutluluklar dilerim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Mehmet Ali Özden",
        "poem": "\n\nGözyaşı; \nEzilmiş ruhun feryadı\nKalbin sessiz çığlığı\nAcının ve hüznün can suyu.\n\nGözyaşı; \nNedametin dinmeyen dili\nRahmet pınarından damla\nPişmanlığın ve umudun seli.\n\nGözyaşı; \nYusuf(a.s) ’tan Yakub(a.s) ’a miras\nPeygamber(s.a.v) ’in ümmetine şefaati\nSevginin ve aşkın kaynağı.\n\n22/2/2015 - #mhmtalizdn#\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "İbrahim Balic",
        "poem": "\n\nİnsan denen hayvanın\nçıkarı için savaştığı her yerde\ndikkat edin hep gözyaşı vardır...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Birol Akarsu",
        "poem": "\n\nFırtınalar kopmasın yüreğinde \nBu dünyada yoksa kavuşmak\nNe sen üzül nede bir üzüntü ver\nAşk denizimiz kabarmasın\nDilimiz lal kalbimiz tutsak \nGözlerimiz kan ağlamasın\nKaburga kemiklerimiz kalkıp inmesin\nYüreklerimiz daglanıp kül olmasın \nAşk şarabını içip yüreklerimiz burkulmasın\nGözyaşlarımızı başkaları silme sin \nSözler:Birol AKARSU  1 OCAK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Nesrin Özdemir",
        "poem": "\n\nyarım kalan sevinçler\ngözyaşı olur birer birer.\nanne kucağı soğuk bir ceset\nveda eder evlatları\ngözyaşları tek tek akar yüreğinden\ndiner mi gözyaşı\ndiner mi bu öfke\nkaybolmuş umutlar yeşerir mi yeniden\nkararmış eller,\ntoza dumana karışmış sokaklar\ntemizlenir mi kan lekeleri\ngeri getirir mi bir evladı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Ufuk Hüseyin Akyol",
        "poem": "\n\nUfak bir damlacık; \nİçinde binbir acılar barındıran,\nBazende anlatılmayan duygular taşıyan.\nBinbir duygunun tercümanı,\nBir ufak damla gözyaşı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Ali Ulvi Tutkun",
        "poem": "\n\nBazen,diliniz kalbinizin ne kadar kırıldığını açıklayamadığında\ngözyaşı devreye girer\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Paşa Çeten",
        "poem": "\n\nBir kuş olur da uçarmış\nUzaktan uzağa\nMüminlerin dualarında\n\nToprak,\nBağrını açar da ağlarmış\nBülbüller ağaç dallarında\nSonsuzluktan  sonsuzluğa\nGöz yaşı dökermiş\n\nİklimlerin en güzelinde \nOrtasında bir beyaz atlasın\nHoş,tatlı bir rüzgarla \nYakından uzaklara\nYayılırmış gözyaşı\n\nGözyaşı,\nAkşamın kızıllığı\nMavinin kirpiklerinde\nDenizleri boyarmış\nHalka halka dalgalar\nYan yana gidermiş \nGözyaşında\n\nGözyaşı,\nBir kuş olur da uçarmış\nBeşikten mezara\nAyrılık yok ölüm yok\nSevgilinin diyarında\nMedeniyet kurarmış\n''Allah bir,Peygamber hak'' diye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Sunay Akın",
        "poem": "\n\nOdunsuz bir sobanın \nyanında titreyen \nçocuğu görse yağmur \ngözyaşlarını odaya \ntavanarasındaki delikten \nusulca bırakır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Tolga Akbaş",
        "poem": "\n\nbelki de bir çift gözyaşı olmaktı \ndileğim o eşsiz ruhundaki\nüzüntünle parçalanan,\nsevincinle parlayan \nbir çift gözyaşı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Nebil Feyzioğlu",
        "poem": "\n\nGözyaşı ifadesi aşk kelimelerinin\nGözyaşı örtüdür kin ve nefrete\nGözyaşı çilenin meyveleridir\nDökülür damla damla duyguların sesidir.\n\nBulutlanır bir an gözler yağmur yağacak gibi\nBuluşunca sevenler, gelince ayrılık vakti\nKapanır dudaklar, kenetlenir bakışlar\nDüşer inci taneleri anlatır her şeyi.\n\nKederlenince gönüller, sislenince kalpler\nDalıp gidince bakışlar en uç noktasına ufkun\nDüşününce maziyi, dalınca yanlışlara\nAkar bir kaç damla yaş çözümdür hatalara.\n\nDeniz kadar mavi, gökyüzü kadar berrak gözyaşı\nNisan yağmuru gibi temiz ve saf gözyaşı\nAşk kadar duygulu, kelimeler kadar anlamlı\nDökülür billur billur söyler tüm duyguları\n\n                                             1989\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Hasan Kocamanoğlu",
        "poem": "\n\nÖfkeden\nYumruğunu sıkan birinin\nGerginliğini\nBirkaç damla\nGözyaşı yok eder…\n…\nBazen neşe,\nBazen hüzün,\nBazen keder,\nGözyaşı ile\nBedeni terk eder…\n…\nYok ederken stresi,\nAtar vücuttan zehri…\nZinde tutar insanı,\nOlur güzelliğin ilacı,\nBirkaç damla gözyaşı…\n…\nBastırılmış duyguları,\nYitirilmiş uykuları,\nEn dişe korkuları,\nYok eder,\nBirkaç damla gözyaşı…\n…\nÜrpermeyen kalpten,\nYaşarmayan gözden,\nSana sığınırım,\nSana sığınırım Allah’ım…\n…\nAnt-140811\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Murat Cabuk",
        "poem": "\n\nBir tılsımdır gözyaşı büyüleyen\nBir ahudur gözyaşı insanı....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Gözyaşı",
        "poet": "Fatih Dönmez",
        "poem": "\n\nÇepe çevre sardı kara bulutlar\nAkıyor gözyaşım dinmiyor benim\nBitiyor içimde kalan umutlar\nAkıyor gözyaşım dinmiyor benim\n\nYine saçlarını örmüyor musun? \nHıçkıran sesimi duymuyor musun? \nSende benim gibi ağlıyor musun? \nAkıyor gözyaşım dinmiyor benim\n\nSahteymiş sevginde herşeyin sahte\nKatmasın Allah' ım seni cennete\nAhım çıkar senden bir gün aheste\nAkıyor gözyaşım dinmiyor benim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Akın Dursun",
        "poem": "\n\nDokundukça, \nerguvanlar açardı \ntenimde \nAyrıldın... \nkurumasınlar\ndiye.\n\n10.05.2002 / 01:22 İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı",
        "poet": "Hamiyet Yoncalık",
        "poem": "\n\nGökyüzü gözlerimle buluştuğunda,\nSizi aradım ayrılığın girdabında,\nYanan ateş oldunuz avuçlarımda,\nBoşalan damlalar söndüremedi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı Aktı Derince",
        "poet": "Turgut Çakır",
        "poem": "\n\nSonbahar rüzgarı esti \nAyrı düştük istemeden\nGözyaşı yolları kesti\nDağlar inledi derinden\n\nKar yağdı bak yüreğime\nPostacı mektup verince\nHançer saplandı bağrıma\nGözyaşı aktı derince\n\nÇiçekler soldu aniden\nİçimde dere ağladı\nGönlümde bir ateş yandı\nYandık ikimiz derinden\n\nDokundum sazın teline\nSazım ağladı enginden\nAcı bir sancı kalbimden\nYayıldı eller diline\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı Çeşmesi",
        "poet": "Ayşegül Aşkım Karagöz",
        "poem": "\n\nkurnası lotus dan tarihi us’tan bağrında iki gül yanan çeşme\nhıçkırıyorsun içimde \n\nKuşlar lal olmadan bir zaman önce\nGözyaşı çeşmesi hıçkırır ağlar\nÖyküsü örnektir yaşlıya gence\nGözyaşı çeşmesi hıçkırır ağlar\n\nGiray han aşkına bu mührü vurdu\nBütün Bahçesaray mateme durdu\nZamana hıçkırık sesini kurdu\nGözyaşı çeşmesi hıçkırır ağlar\n\nBu çeşme aşkını andığı anda\nTarihin su gibi kandığı anda\nMermerin canlanıp yandığı anda\nGözyaşı çeşmesi hıçkırır ağlar\n\nAkar böyle zaman güneşten aya\nTarihin sesinden dönen turnaya \nÇift küçük kurnadan büyük kurnaya\nGözyaşı çeşmesi hıçkırır ağlar\n\nBu çeşme ilhamı duyduğu anda\nPuşkin’in gülleri koyduğu anda\nSuların mermeri oyduğu anda\nGözyaşı çeşmesi hıçkırır ağlar\n\nSelsebil aşkının kırmızı gülü\nÇeşmeyi kaplayan matemin tülü\nMaria hayattı şimdi bir ölü\nGözyaşı çeşmesi hıçkırır ağlar\n\nGiray’ın son sözü çağlasın çeşme\nBütün sevenleri bağlasın çeşme\nDünya durdukça hep ağlasın çeşme\nGözyaşı çeşmesi hıçkırır ağlar\n\nhikayesi aşktan cevheri taştan mermeri bile ağlatan çeşme\nhıçkırıyorsun içimde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı Biriktiriyorum...",
        "poet": "Aysel Durmuş",
        "poem": "\n\nGözyaşı birkitiyorum kalbimin bir köşesinde\nDüşmüyor gözümden yaşlar nedendir bilmem\nAcı yüreğime geldi hiç haber vermeden misafir oldu gitmiyor \nYüzüme bakan anlarmı halimden,ben bile kendimi tanıyamazken.\n\nNerden biliceklerki  zehirli bir sarmaşık gibi kök salmış acılarım içimde. Biliyorum,ben fırta öncesi sessizliği yaşıyorum.O gün gelecek  kıyamet kopacak,o gün gelecek oyun bitecek ve o gün gelecek sahne kapanacak.\nAkıcakk dışarı biriktirdiğim gözyaşlarım işte ozaman  ben yeniden gözyaşı biriktiricem.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı Damlası",
        "poet": "Handan Özbey",
        "poem": "\n\nTek bir gözyaşı damlası\nİnsana öyle şeyler anlatırki\nTek bir söz insanın kafasını öyle karıştırırki\nZihmetine alır insanın zihnin dahilini\nGözyaşı sönmeyen bir alev gibi\nSu olabilir ama dertleri öyle büyükki\nKendi kendini söverek\nBaşa çıkmaya çalışır dünyanın ezeli rakibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı  Çetesi",
        "poet": "Tuba Gürdere",
        "poem": "\n\nGelin bir çete kuralım sizinle; bir gözyaşı çetesi… \nVe insanlığa gözyaşını öğretinceye kadar delik deşik edelim onları! Bıçaklarla değil, ıslak kirpiklerimizle…\n\nNecip Fâzıl  Kısakürek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı Döker Ay.",
        "poet": "Seyfullah Öztürk",
        "poem": "\n\nŞimdi çınarın hüznüne de gözyaşı döker ay.\nBiz biliriz ki mevsimidir, ağaçlar yaprak döker. \nÇınar dile bir gelse, canı gidiyor canı, tâ yürekten âh çeker.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı Değil mi",
        "poet": "Engin Namlı",
        "poem": "\n\nVakitli vakitsiz,iner gözlerden\nNice dünyaları tarumar eder\nEtkilenir acı tatlı sözlerden\nHer demde her kul bu bedeli öder\n\nYalan dünya doğdu doğalı hep var\nHicran kabullendi vuslatsa kovar\nKimi bir yol bulur başından savar\nYaş döktürmek için göze kin güder\n\nHicrana düşene hangi gün gülmüş\nGönülden gönüle her dem dökülmüş\nKirpik tellerinden bir bir süzülmüş\nDur durak bilmeden sel olur gider\n\nMecnun'a Kerem'e dostça göründü\nGöz içlerine hep yaşla büründü\nEzelden kirpikte yüzde süründü\nGözyaşı değil mi her hali keder\n\nAzda olsa neşe, fazlası keder\nAğrıya sızıya hep eşlik eder\nDöküldüğü yerin sonu hep heder\nİnsan ağlatırken derdin var mı der\n\nEngin NAMLI 21:31 16.07.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı Döktü",
        "poet": "Fırat Savaş Bıçakçı",
        "poem": "\n\nBir gece habersiz terkettin beni.\nKalbimdeki yerin mezara döndü. \nGezdiğimiz yerler sordular seni.\nAnılar ardından gözyaşı döktü.\n\nO şimdi uzakta gelemez dedim.\nAcımı derdimi bilemez dedim.\nArtık bu şehire dönemez dedim.\nHatıralar sana gözyaşı döktü.\n\nYazdığın mektuplar hala yanımda.\nVerdiğim o güller boynunu büktü.\nDün gece adını son kez andımda.\nAnılar ardından gözyaşı döktü.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı Düştü",
        "poet": "Resul Karahan",
        "poem": "\n\nÜflesin neyzenler içli nefesi\nSarmışken ruhumu sevda kafesi\nİpliği aşk olan bahtın iğnesi\nBattı yüreğime gözyaşı düştü\n\nGönlü fethedilmez ördü surları\nKaranlık mekanda bekler nurları\nSimsiyah gözlerle bunca korları\nAttı yüreğime gözyaşı düştü.\n\nGörmedim kaderin gerdiği yayı\nParamparça etti masum sevdayı\nHüzün, çile, acı derken sılayı\nKattı yüreğime gözyaşı düştü.\n\nDuygular geride kader hep önde\nGüneşin kaybolup gittiği yönde\nAşk denen heceyi yağmurlu günde\nSattı yüreğime gözyaşı düştü\n\nİstemem sultanın tahtı tacını\nİşledim ruhuma sonsuz acını\nFermanı vererek darağacını\nÇattı yüreğime gözyaşı düştü.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı Dökülür Her Gece",
        "poet": "Resul Polat",
        "poem": "\n\nBir başıma kaldım gurbet elde\nsabah ettim soğuk yerde\nhasretin tüttü her demde\ngözyaşı dökülür her gece\n\npara diye düştük gurbete\nsıla hasretiyle büyüdük iç içe\nbana sorsalar derdim nice nice\ngözyaşı dökülür her gece\n\ngariban, gecekonudulara gelince\nbir yavan ekmek yeyince\nbir de aklına sevdiği gelince\ngözyaşı dökülür her gece\n\nanlımıza yazılmış bu yazı\nburda yazın güneşi sanki kış ayazı\nbir türkü tutturunca kırık sazı\ngözyaşı dökülür her gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı Donar",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ngözyaşı donar\nyokluğuna kirpiğim\nılıkça kanar\nbitiştirir çirpiğim\n\nölürüm belki\ntekinsizliğime bak\nçevreden çelki\ngirip gölgesine ak\n\nyaz yaşamadan\nbaharlar kısa sürdü\nfelekte iş yok\ngeldi hazırı gördü\n\ncoşkudan uzak\nyalnızlığı tekdüze\nkuşkudan tuzak\nyokuştan indi düze\n\ngözümün nuru\nağzımın tadı mıydın\nsözün onuru\nyağızın yadı mıydın\n\ngülücüğünden\nyeniden başa dönüp\ngazsız fenerden\nalazlanırca sönüp\n\ngüneşe karşı\ndurma çarpılacaksın\nyokluğa çarşı\nkurma çarpılacaksın\n\ngün geceyedir\ngebeliğin gündüze\nyön eceyedir\ndebeliğin* üntüze\n\numarsızlığın\ndeli divane döndür\nbu arsızlığın\nkara camızda göndür\n\nuçarı yaşar\npembeye boyar çevre\nuçarken şaşar\nkurak toprakta gevre\n\nilgimi çekmez\nçekici yanın da yok\nüzümlü pekmez\nbal sundurduğu da yok\n\n101111denizligülce\n\ndebelik:fıtıklılık üntüz:yılışık,çapkın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı Ektim Bulutlara",
        "poet": "Hayrettin Türk",
        "poem": "\n\nGözyaşı ektim bulutlara\nVarıp git sevdiğim, sen topla\nYaşa benim ızdırabımı\nÇöz buludu, yağmaya başla...\n\nGözyaşı ektim bulutlara\nYağdım sonra tel tel saçına\nSaçların ıpıslak, ah ki ah! \nDoyamadım tek bir anına...\n\nGözyaşı ektim bulutlara\nIlık kanımdan damla damla\nTitrek gözlerinle sevdiğim\nAğla, herkesten gizli ağla...\n\nGözyaşı ektim bulutlara\nGözümde damla yaş yok şimdi\nAğladığım dersen bir zaman\nOnlar yalnız senin içindi...\n\n21.06.1986\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı Irmağı",
        "poet": "Hakan Gezik",
        "poem": "\n\nGözyaşı ırmağı akıtır sularını kalpteki yaraya.\nYeri yurdu bilinmez bir pınara dönüşüverir,\nKurumuş dallar gibi hatıralar,\nO sular gibi yırtınıp durur yatağında.\n\nGözyaşı ırmağı akıtır sularını kalpteki yaraya.\nAnılar acıtır, anılar alıp götürür ağırlığınca.\nYokluğun bu kez yırtınıp durur,\nYırtınıp durur sevdalar yatağında.\n\nGözyaşı ırmağı akıtır durur sularını kalpteki yaraya.\nSuda yüzen balık dahi bilmez,\nBilmez, balık dahi deryada.\nÇitlembik nefes almayı,\nGözler sezemez kalpteki yarayı.\nElden ayaktan düştüğünde,\nYeniden açılıverecek o sayfayı.\n\nGözyaşı ırmağı bu akıtır sularını kalpteki yaraya.\nHani bakma diyordun ya! \nİlginden hoşnut değilim,\nAlışık değilim ben böyle sevdaya,\nSoğuyorum senden de sevdandan da.\n\nGözyaşı ırmağı bu köpürüp akıtır sularını kalpteki yaraya.\nOysa seninle yaşlanmayı dilemiştim,\nYaşam pınarlarından beslenmiştim,\nBakamadım senden sonra istesem de,\nKalp kırılınca susarmış bilirsin ya.\n\nSensizlik çökünce yüreğe,\nGözyaşı ırmağı kudurur, akıtır sularını kalpteki yaraya.\nDuydum sen de mutsuzmuşsun yuvanda,\nDuydum, o cennette huzursuz,\nDostlar da çekip gitmiş,\nEvin yolunu bilmez bir hayırsızmış koynunda.\n\nGözyaşı ırmağı bu,\nDellenip durur, bazen sessizce akıtır sularını kalpteki yaraya.\nO ırmağın kanlı sularıyla beslenir bencileyin bahtsızlar.\nSuda yüzen balık dahi nasiplenir,\nHer dem akıp giden o membadan.\n\nAnılara dalmak kahreder kimi zaman,\nGözyaşı ırmağının suları döver durur,\nSaadet bir kez vurup kaçar ya kapıyı.\nŞairin mısralarında yankılanıp durur.\n“Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler.”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı İçine Akmak...",
        "poet": "Ömer Yücel ",
        "poem": "\n\nGözyaşı içene akmak nedir,\n\nBilir misin sen! \n\nNerden bileceksin sevmemişsen,\n\nNerden bileceksin bir akşam arafesinde,\n\nGözlerinin önünden kayıp,\n\nGitmemişse sevdiğin...\n\n \n\nGözyaşı içine akmak nedir,\n\nBilir misin sen? \n\nHiç aktığını hissiettin mi! \n\nO inceden inceye, \n\nRuhunu katleden sıcaklığı...\n\n \n\nGözyaşı içine akmak nedir,\n\nBilir misin sen? \n\nYoksa sen hiç kıvranmadın mı! \n\nGecelerce aşk acısıyla...\n\nSevgilinin hasretiyle...\n\nYada anlık uykundan  kabuslarla,\n\nUyanmadın mı hiç! \n\nYoksa sabahın ilk ışıklarını,\n\nGörmek için,\n\nNeler vermezdim demedin mi hiç...\n\n \n\nGözyaşı içine akmak nedir,\n\nBilir misin sen? \n\nTüm bunları yaşamadınsa; \n\nNerden bileciksin sen...\n\nGözyaşı içine akmak nedir,\n\nBilir misin sen?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı Kilimi",
        "poet": "Önder Çağıran",
        "poem": "\n\nsizin olsun tatlı şeyler\nhayât bostanında derdiğim\nacıların tadı bana yeter\n\nbu yürek sevinci neyler\nhüzün iklimine serdiğim\ngözyaşı kilimini bana ver\n\ndüğümünde ağlar çeşme\nnakışında mevsimsiz güller\nher boğumunda bir hâtıra var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı kalır",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nGurbetin elin yükü ağırdır dostum\nYüreğinde  derin izler bırakır\nAlır gençliği neşeyi elinden\nGeriye bir avuç göz yaşı kalır\n\n                                  27.12.2006/ Erzurum / Zernişan Aydoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı Mahsenlerim",
        "poet": "Özkan Aktar",
        "poem": "\n\nGozyası karaborsaya dusmus millet kuyrukta\nSevginin cebınde üç kuruş,zavallım o da yoklukta\nDostluklar mendil açmıs  çaresiz her boşlukta\nYalancı gözyası ucuzlamıs, çare yok bu kıtlıkta\n\nGozyasi Mahsenlerim var benim senin icin saklanan\nPaslı kalbimden girilen, odalari sen kokan\nSag taraf mutluluk icin ayrılan sol tarafdaysa acıtan\nMahsenlerim var benim karaborsaya cikmayan\n\nAcılacak elbet bırgun sana dogru o mahsen\nYanacagız ıkımızde biliyorsun anahtarı cevırsen\nGün olurda sende o kuyruga girersen\nBırak yansın o zaman o mahsen ben ve sen\n\nTaktırı ılahı omuzlara once ben yukselırım belkı \nToprak kıskanırmı bilinmez  o ask_lanmıs mahseni \n Bu nasıl sevgi senı nasıl sevmısım ben ah seni\nO mahsenle hayat bulacak tekrar sen kokan mezarımın gulleri\nVe gün yüzü görmemış bir kadeh sarap gıbı \nGözyaslarım buyutecek o kırmızı çiçekleri\nSenın kokun yayılacak cıceklerden bahara, saracak tum evrenı\nVe sonunda gozyası mahsenlerım acılacak sonsuza\nUcuz gozyasları kuyruktakılerın boş emelı \n Bizimkinın ÖZü KAN lidır kalacak insallah ebedi\n\nSen yanıma gelene kadar ta ki...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı \"manâ\"",
        "poet": "Taner Tuğrul Teke",
        "poem": "\n\nKalbin alevlerini,\nGözlerin söndürmesidir \"Gözyaşı\"..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı İçinde",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nİslam coğrafyası her yer acılar içinde,\nBu ne bitmez bir sınavdır kendi süreci içinde,\nZalimler dörtnala at sektiriyorlar üstümüzde,\nMazlumlar ne zamana kadar kalacak gözyaşı içinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı merdiveni",
        "poet": "Muhammet Dişli",
        "poem": "\n\nMerdiven mermerine düşen gözyaşı.\nBiliyorum bu yarışı kazanacaksın.\nBre kalp, bre kalp, bre çakıl taşı.\nDurursan ne zıkkım kazanacaksın.\nMerdiven mermerine düşen gözyaşı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı Mevsimleri",
        "poet": "Selahattin Yetgin",
        "poem": "\n\nDört mevsim değilmiş hayat, beşinci boyuttayım\nKesildim kaynağımdan, şimdi yol ayrımındayım\nYürekte katmer acılar, ruhum bozgun yemiş sanki\nNeye dokunsam hüzün, küçücük bir oyuktayım\n\nBütün aynalar kirlenmiş, analar ölüm doğuruyor\nAcının limanlarında gözyaşı, çiçekler günsüz soluyor\nTıkıldık korkunun bloklarına, birileri ahkâm kesiyor\nEllerimde kan, yüreğimde hicran, ömür tükeniyor\n\nEremedik sevginin kadrine, yunus mezarında sustu\nUtanç sardı benliğimizi, çocuklar bile nefreti kustu\nÇıkarın beni bu kan kuyusundan, gönlüm daralıyor\nŞu sarhoş vakitlere sorun beni, duçar gönlüm coştu\n\nAstık, kestik, biçtik, yine de doymadık elhamdülillah\nHer gün ölüme acıkır bu yezitler, bilmez mi ki Allah! \nYorgun adımlarım karıştı sürülere, sonumuz el iflah\nGözyaşı mevsimlerindeyim ben, insanım edilirken itlaf\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı Nafile",
        "poet": "Gökhan Büyükdağ",
        "poem": "\n\nEt tırnaktan asla ayrılmaz ama,\nMahkumdur bitmeye geceler bile,\nEn büyük aşklara dahi inanma,\nElbet var sonu, gözyaşı nafile.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı nehirlerim",
        "poet": "Oktay Çekal",
        "poem": "\n\nGözyaşı nehirlerim…\n\nGözlerim açık ve…\nBoşluğun uzaklarına takıldım,\nBakışlarım görmüyor \nAslında hayatı,\nSarktım çok ötelerine kuş bakışı…\nZamansız yağıyorum,\nBeklenmeyen ayrılığın,\nGözyaşlarında…\nIslanıyor yüreğim,\nSağanak akıyor içime, \nAlıp götürüyor sevgimi,\nGözyaşı nehirlerim…\n\n\tOktay ÇEKAL\n\t13.06.2012-11.13\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı Olmasa",
        "poet": "Selçuk Akyüz",
        "poem": "\n\nGözyaşı yağıyor ceplere…\nSağanak sağanak gözyaşı yağıyor cüzdanlara…\nNeyle, nasıl dolar cepler, cüzdanlar;\nDolup dolup taşar mı binlerce kasa,\nGözyaşı olmasa?\n\n                                                       (Van.25.07.2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı Mücevher",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nGönlümde cam kırık, duygudur önce\nKırılgan bu gönlüm, arar dururum\nBilinmez ayrılık, zulümdür gence\nGözyaşı mücevher, yalnız kururum\n\nÜrkerim gözünden, düşmez o melek\nDur durak bilmeyen, geçmişi  dilek\nSaklıyor herkesten, neyini bilek\nGözyaşı mücevher, yalnız kururum\n\nDilindeki zehir, içilmez oldu\nKara cesaretim, bilmeden soldu\nÇekilmez ayrılık, nedenle doldu\nGözyaşı mücevher, yalnız kururum\n\nÇılgın dağ doruğu, sarptır uçurum\nHeryanı ağaçsa, bitmez çukurum\nNasıl bir korkuymuş, bilmez okurum\nGözyaşı mücevher, yalnız kururum\nBahattin Tonbul\n4.3.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı olmayan.",
        "poet": "Fehmi Küçüközdemir",
        "poem": "\n\nGözden kaçan damlalar vardı,gözyaşı olmayan,\nIssız diyarlarda birbirlerine sarılan,\nRüzgardan korunaklı bir gölgede.\nGüneşi olmayanın- içini ısıtacak,\nDonar içi kolayca,buzlaşır damlalar.\nKendi döngüsünü yitiren niceleri gibi,\nDevasa  ama taş gibi-kalpleri\nÜmitsizce bekler vaadedilen kurtarıcısını,\n“Denize varmayan akarsu olmaz”ın ispatlayanını.\nHeyhat,beklenen gelmez  kendi istemezse,\nKimin harcı zincirini kırmak damlaların? \nVe bazen de bir felaket kimine göre,\nKurtarıcısı bir diğerinin.\nErirken buzlar, günbegün kutuplarda,\nGözden kaçan damlalar vardı,gözyaşı olmayan,\nDenizlerine kavuşan,kendilerine yeni bir devinim kazanan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı olmasa dünyada su da olmazdı",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nHazreti Adem ile Havva validemizin,\nGözyaşı olmasa dünyada su da olmazdı.\nElbette hikmeti vardır koskoca denizin,\nGözyaşı olmasa dünyada su da olmazdı.\n\nBeşeri kıymetli yapan sevgidir tattığı,\nİnsanları Hakka götüren yoldur tuttuğu.\nŞu fani dünyada mazlumların akıttığı,\nGözyaşı olmasa dünyada su da olmazdı.\n\nSevgiyi gönlüne sevdasıyla bağlayanın,\nKaynağı insanın yüreğidir çağlayanın.\nYaptığı günahtan pişman olup ağlayanın,\nGözyaşı olmasa dünyada su da olmazdı.\n\nDoğuştan deli olup bilmeyen çocukların,\nDünyada hiç kimsesi kalmayan çocukların.\nÖksüz olan kimsesi olmayan çocukların,\nGözyaşı olmasa dünyada su da olmazdı.\n\nYusuf adalet üzre hüküm veren hanların,\nYüce Allah için eziyet çeken canların.\nEsaret altında yaşayan müslümanların,\nGözyaşı olmasa dünyada su da olmazdı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı Öncesi",
        "poet": "Sercan Sezer",
        "poem": "\n\nGözyaşı öncesi burun sızısıydı ayrılık. \nBelliki çok yorulmuştu, \nTenha bir yer arıyordu dinlenmek için, \nRahatlayacağını sanıyordu belkide... \nSırtını dayayınca o güvendiği ağaca, anlamıştı... \nÇünkü burnu sızlamıştı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı- Özlem",
        "poet": "Arzu Gülücüdür",
        "poem": "\n\nBir damla göz yaşı anlatır özlemi\nSevmek ağlamaktır...\nGözyaşın kuruyana dek\nSevmek anlamaktır....\n\nHasret, şiirden \nİzmir akşamlarına süzülürken,\nUğruna ölebilmektir sevmek…\n\nKelimelere  tutsak olmak, \nAdını sığdırmak yüreğe,\nGece ayazında… \nHasret güneşe gebe…\n\nYalnızlık akşamı\nİzmir hasret şehre\nKaranlık yolunda sözler \nYol olur özleme…\n\nÖzlem sensin..... \nSöz bahane….\n\nUmudum sen\nÖzlemim sen\nGündüzüm, gecem sensin\nNe olur.....\nNe olur hiç bitmesin....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı Saatleri 1",
        "poet": "Müslüm Cangir",
        "poem": "\n\ngözyaşlarım şiir oldu\naktı bu saf kağıda\nruhum çok uzaklarda\nbedensiz yaşamakta\n\ngeldi yine sebepsiz \ngözyaşı saatim tuttu\nıslattı ruhumu\nbedenimden habersiz\n\ngözyaşı saatim olur\nyüzmekte bulurum zamanı\nboğulur ruhumda gece\ngözyaşı saatim gelince\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı Şişesi",
        "poet": "Sezai Güler",
        "poem": "\n\nSustur gözlerini, dinle şimdi, sadece senin için konuşacağım\nHiç endişe etme, kimse anlamaz, anlayamazlar ki hiç\nSen kalbinle dinleyeceksin ben de tek gözlerimle anlatacağım\nCümleler kifayetsiz kalacak, noktalama işaretleri de hiç\nSen gözyaşı şişesi olacaksın, ben damla damla sana dolacağım...\n\n4.4.2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı Satırları 3",
        "poet": "Önder Öztürk",
        "poem": "\n\nVarlığım manasını yitirmişken lacivert gecelerde, çoşarmı bu yürek gayrı. Düşsel oyuncağımsın artık solgun. Yoksun, uzaksın… \n\n     Kaldırımlar uzuyor Köşe başlarında karanlık gölgeler sarıyor beni Uçurumların dolaştığı çıkmaz sokaklarda bir ben oluyorum birde günahlar. Günahlardan arın sen, ben yanayım. Ateşsin. \n\n     Şakaklarım çatladı, şafak vurdu alnıma. Cemreler düşüyor dört bir yana, sen düşmezmisin. Kaybolan hayalin olmasın. Kış vurdu beni. Sağanağımsın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı Şişesi",
        "poet": "İhsan Üren",
        "poem": "\n\nBeni çok ağlattınız beyler, erkekliğime dokundu, \nutançtan ölüp ölüp dirildim, \ngözyaşı şişem taştı, doldu.\nYağmaladınız yaktınız ormanlarımı; \ngözüm hasret kaldı bir tutam yeşile, \nk....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı Sokağı",
        "poet": "Zeki Tepe",
        "poem": "\n\nAyrılıklar şehrinde,doğdum.\nAcılar ilçesinde, çocuktum.\nHüzünler mahallesinde, büyüdüm.\nGözyaşı sokağına, gömüldüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı Üzerine",
        "poet": "Oğuzkan Bölükbaşı",
        "poem": "\n\nBir damla gözyaşına sığar\nAnlatmak istediklerinin tümü\nBir damla gözyaşı\nİçinde taşır\nMutluluğu\nHüznü\nHayat bu kadar basit ve güzel\nBu kadar anlamlı\nVe bir o kadar da içinden çıkılmaz çelişkiler yumağı\n\nNasıl anlatabilirsin ki bir damla gözyaşının söylediklerini\nBir cümle içinde\n\nBir damla gözyaşı\nGüneş vurduğunda gökkuşağı \nBir damla gözyaşı\nGülümserken çiçek bahçesi\nBir damla gözyaşı\nGizler mi yürekteki ateşi\n\nSeni canımla taşıyorum \nBillur bir yürek içinde\nDokunsan kırılacak\nDokunmasan vurulacak gözlerine\nAğlama \nDokunuyor gözyaşların yaralarıma\nKanatma\nKabuk bağlamadan \nAcıtma bir yerlerimi\n\nBir damla gözyaşı\nİlacım olmaz\n\nİlacım \nKokunu koklamak\nSabaha kadar\nKan ter içinde\nAteşim düşer\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı ve Zaman",
        "poet": "Ömer Cinalioğlu",
        "poem": "\n\nVe gelecek günlerde kelimeler \ngüzel anılarda tekrar ortaya çıkıp, \nsevinç içinde bile olsa, \ngözyaşlarıyla \ndüğümlenecektir.\n\nHeyhat,\nGeçen zaman,\nİster sevinç,ister hüzün,\nYaşadığın ne ise,\nDinlemiyor.\nAkıp gidiyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı yağmuru",
        "poet": "Esma Doğan",
        "poem": "\n\nGözyaşı yağmuru altında  hücrelerim dağılırcasına ıslanıyorum  dağılıyorum, imdat çığlıklarımı benden başka Rabbim duyuyor  isyan değil bu bir çırpınış,  son durağa geliyorum  her seferinde bir türlü inemediğim kendimi  her seferinde  öldürdüğüm  kader durağı. Dinmiyor  yüreğimde sancı gözümde yaş,  dayan diyor içimdeki  ses hadi dayan..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşım",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nBiraz da hüzün doldur, boşalan kadehime, \nAğlamalıyım saki, yeter bu kadar deme.\nGözyaşımdır beni hep, avutup rahatlatan,\nYoksa büyür dertlerim, sığmaz koca âleme.\n\n3 Aralık 1988-Cumartesi/Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşım",
        "poet": "Cengiz Kanık",
        "poem": "\n\nGitar çalındı\nNey üflendi\nHüzünlü bir müzik kapladı\nSessiz kasvetli doğayı\n\nNağmeler dağa vurdu\nDünya dönmez\nAy doğmaz\nGözyaşım dinmez oldu\n\n31.07.2008 - 01:00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşım da Sen Vardın",
        "poet": "Gülgün Solmaz",
        "poem": "\n\nGeceler boyu öyle çok ağladım ki\nDamlayan her gözyaşım da sen vardın dedim.\nSessizce başını yere eğdi \nSustu........\n\n21.38 Pazar\n04.05.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı3/ Veda",
        "poet": "Baki Ceylan",
        "poem": "\n\n\n\n\n____veda\n\nEn ummadığım anda\nveda edişin\n\nöyle yormuş \nöyle acıtmış ki içimi\n\nsen içimde ölürken\nyaratıldım yeniden\n\nKoskoca vedalara\nKoskoca ağlarken\nKoskoca gülmeyi\nöğrendim\nben\n\n\n\nVeda yâda aşk. Kazanacak olan neydi geçecek zamanda\n\n.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşı yağamaz",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nYağmur\nHer an\nYağabilir\nAma\nGözyaşı\nYağamaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşım da Sen",
        "poet": "Gülgün Solmaz",
        "poem": "\n\nGeceler boyu öyle çok ağladım ki\nDamlayan her gözyaşım da sen vardın dedim.\nSessizce başını yere eğdi \nSustu........\n\n21.38 Pazar\n04.05.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşım",
        "poet": "Vatan Avanoğlu",
        "poem": "\n\nSahildeyken yağmur başladı bile \nHem yağmur hem gözyaşım karıştı birbirine\nÜstümden akıp kavuştular denize\nKıskandım gözyaşımı yağmurla birleşti diye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşım Hatıra Kaldı",
        "poet": "Muhammet Çal",
        "poem": "\n\n\n        Yapayalnız tek başıma yaşıyorum gurbet elde,\n\tBir gün dönüp gelir diye bekliyorum köşelerde,\n\tYokluğundan teselliyi arar oldum şişelerde,\n\tAşkımızdan bir gözyaşı hatıran kaldı gözümde.\n\n\tBıraktığın o yolları aşındırdım tek başıma,\n\tYokluğuna ağlamaktan kan karıştı gözyaşıma,\n\tAşk dolu tüm sözlerini taç yaptım ben şu başıma,\n\tAşkımızdan bir gözyaşı hatıran kaldı gözümde.\n\n\tSokakları dizi dizi yürüyorum yapa yalnız,\n\tGayesizce yaşıyorum, sensiz hayatım anlamsız,\n\tElde değil çok sevmişim özlüyorum be vicdansız,\n\tAşkımızdan bir gözyaşı hatıran kaldı gözümde.\n\n\tŞu koskoca şehrin bana gör nasıl dar geldiğini,\n\tSensiz hayatım anlamsız, yaşamın zor geldiğini,\n\tAnla artık be bir tanem seni candan sevdiğimi,\n\tAşkımızdan bir gözyaşı hatıran kaldı gözümde.\n\n\tRıhtımlarda sahil boyu yürüyorum yavaş yavaş,\n\tSabah gün doğuşu sensiz çekilmiyor be arkadaş,\t\n\tKalbim arar oldu seni, gönlüm varlığına muhtaç,\n\tAşkımızdan bir gözyaşı hatıran kaldı gözümde.\n\n\tÖbek öbek, yumak yumak yağan dolu kar tanesi,\n\tBilmem nerde nasıl yaşar şu gönlümün bir tanesi? \n\tSen gittiğin günden beri ömrümün yoktur neşesi,\n\tAşkımızdan bir gözyaşı hatıran kaldı gözümde.\n\n\tDuyda artık şu sesimi kulak ver de gel insafsız,\n\tAşkın için yandı gönül bir yudum su ver vicdansız,\n\tİçiyorum ölesiye son kadehim ol kitapsız,\n\tAşkımızdan bir gözyaşı hatıran kaldı gözümde.\n\nM. ÇAL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşım İstanbul",
        "poet": "Sevilay Gündoğdu",
        "poem": "\n\nBen diğer şehirlerde de ağladım ve güldüm İstanbul\nHiç biri senin bildiklerini bilmez\nHiç biri senin kadar beni anlayamaz\nGönlümün yoldaşı, sırdaşım  İstanbul\nSen biliyorsun en iyi beni İstanbul\n\nAşkın ilk ışıkları düştüğünde gönlüme\nO İlk coşkuyu, ilk kıpırdanışı, ilk acıyı \nve ilk yalnızlığı Seninle yaşadım ben\nİlk küstüğünde,\nYüzüme dahi bakmadan gittiğinde,\nBeni anlasın bana kırılmasın diye senden medet umdum ben\nKendimi ona açamıyorum diye suçladığında,\nİçimi ona anlatmanı Senden istedim ben\nHer konuşmadan sonra dinmeyen özlemimle sana koştum ben\nHer ayrılıştan sonra senin saatlerini saydım\nGeçmek bilmeyen günlerin için sana kızdım ben\nKavuştuğumda sevdiğime\nGözlerimi kapatıp yüreğimi doldurarak minnetimi sana sundum ben\n\nBeni büyüten İstanbul\nYüreğimi dolduran, ruhumu coşturup, dindiren İstanbul\nSana ağladım, sana güldüm ben\nSevdiğimi sana haykırdım ben\n\nBeni sevdiğini öğrendiğimde, sana bakıp çekmiştim içime\nVe sığdıramadığımda sevincimi içime\nSenin denizlerine haykırmıştım\nİlk elimi senin boğazında tutmuştu\nİlk senin Beyoğlu’nda bırakmıştım kendimi \nGüven ve huzurla sevdiğimin kollarına\nSımsıkı tuttuğunda elimi\nYavaşça senden ayırıp gözümü O’nun gözlerine dikmiştim\nSenden farkı yoktu İstanbul\nSenin kadar derin, senin kadar gizemliydi\n\nAklımı başımdan alan İstanbul\nYüreğimi dolduran, ruhumu coşturup, dindiren İstanbul\nSana ağladım, sana güldüm ben\nSevgimi seninle paylaştım ben\n\nNe çok benziyordu sana İstanbul ne çok\nSenin taze yeşilliklerinden ne farkı vardı \nSevdiğimin gözbebeklerinin\nNe farkı vardı senin içimi ısıtan, coşku veren baharından \nSevdiğimin bakışlarının\nSenin kadar büyük ve dolu değil miydi Sevdiğimin yüreğide\nLodosun gibi sıcak ve yumuşak okşamadı mı ruhumu\nAğustos güneşinin her yanı yakıp kavurduğu gibi\nHer dokunduğunda alev alev yakmadı mı\nSevdiğimin elleride ellerimi\n\nKanatlandırıp uçuran İstanbul\nYüreğimi dolduran, ruhumu coşturup, dindiren İstanbul\nSana ağladım, sana güldüm ben\nSevmeyi senden öğrendim ben\n\nBenimle gel, seni burada bırakıp gidemem dediğinde\nOnunla olduktan sonra sensizde yaşamayı göze aldım ben\nYıllarca karanlıkta dolanıpta ışığa gözlerini açamayan beni\nSenin sabahlarının ilk ışıkları gibi aydınlatmadı mı sevgisiyle\nEminsizlikle üşüyen ruhumu\nSoğuk kıştan çıkmış bedenleri ısıtan baharının ilk ışıltıları gibi \nısıtmadı mı bakışlarıyla\nVe o dingin gecelerinde ışıl ışıl parlayan yıldızlı gökyüzün gibi\nHuzur doluydu sevdiğimin başımı yasladığım kolları da\nSeni aratmıyordu İstanbul\nSensizde yaparım sandım \n\nŞefkatle saran İstanbul\nYüreğimi dolduran, ruhumu coşturup, dindiren İstanbul\nSana ağladım, sana güldüm ben\nYüreğimi sana verdim ben\n\nOlmadı İstanbul sen şahitsin olmadı\nOnca beyazlığı bir siyah nokta yıktı İstanbul\nGalata dan inerken yan yana elleri ellerimden uzakta\nİki yabancı gibi ilk kez\nYüreğim yere düştü  ezdim onu İstanbul\nYutsun istedim sokakların yutsun  İstanbul\nSenden kopup gelmişti bana\nSana döndü İstanbul\nSenin sislerinde kayboldu benden gitti İstanbul\n\nYeniden sana döndüm İstanbul\nYüreğimi dolduran, ruhumu coşturup, dindiren İstanbul\nSana ağladım, sana güldüm ben\nAcımı seninle dindirdim ben\n\nSen biliyorsun en iyi beni İstanbul         \nBen diğer şehirlerde de ağladım ve güldüm \nHiç biri senin bildiklerini bilmez\nHiç biri senin kadar beni anlayamaz\nGönlümün yoldaşı, gözyaşım  İstanbul\n\n(İstanbul, 17.04.2002)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşımı tutarmısın",
        "poet": "Önder Öztürk",
        "poem": "\n\nGözyaşımı tutarmısın, düşmesin yere ne olur. Hayat vereyim sana bir çiçeğe değil. Kalınca yolda korkuların içinde, gözünde iki damla ben olayım. Gözyaşımı tutarmısın. Yağmurlardan korurum seni, sarı eylül sabahlarına uyandırmam. Düş olurum nisanda, haziranda lal. Gözyaşımı tutarmısın, savaş büyüten topraklardan aşk getiririm sana, açlık memleketlerinden aş. Tutarmısın gözyaşımı, sıcaklığına ortak edermisin. Avuçlarının derin dehlizlerinde kaybolsam bir kere. Sonra… Sonrası yok işte. Ağla ve gör sonra gözyaşlarını. Ağla avuçlarıma...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşına aşinayım",
        "poet": "Birol Çelik",
        "poem": "\n\nGidenlerin ardından \n                   gidecek derman kalmadı\nÇatladı ruhumun \n                  derman damarları\nBu gece ruhta\n               tende bende kaldı\n\n        güzellikler vardı\n             Kırmızı gülün yanaklarında\n             Ve kırmızı güller avuçlarımda\n             Ve avuçlarımda ümit\n             Ve dudaklarımda sus kaldı\n\nBu gece elimde soldu kırmızı güller\nDüşen her yaprakta\n       Düştü beklemeler\n             Beklemelerde sevdalar vardı\n                 Sevdalarla tükendi yürekler\nİnat değil mi? \n         Değil vallahi\nBu gecede bekleyeceğim\n                           sevda trenini\nBen ki  güllerden aldım\n             bekleme cesaretini\nUzanmasa da bana beklediğim eller\nUzatıp bekleyeceğim kırmızı gülleri\nGözyaşına aşinayım\n              yabancıyım gülmeye\nAlıp gülleri \n             şu garibi güldürmez misin\nAlıştım ben boynu bükük dönmeye\nBoynu bükük güllere\n                                     üzülmesin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşının Rengi",
        "poet": "Mithat Yaban",
        "poem": "\n\nbüyük üzüntülerde insanlar\nonunla acıyı azaltır\nbiraz metin olanlar\nnehirleri içlerine akıtır\n\nmutlu anlardakinin\ntadına doyum olmaz\nöyle tatlı öyle güzel ki\netrafa neşe dağıtır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşının Rengi",
        "poet": "Ekrem Şama",
        "poem": "\n\nDünyadaki insanlar çeşit çeşit, boy boy,\nİşçi, çifçi, hasta, usta, ofisboy, kovboy...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşımın Tuzunu Farkettim",
        "poet": "Galip Sinecikli",
        "poem": "\n\nkapanıyor ardımdan kocaman demir kapılar \nçıkıyorum saraçlar caddesine\ninsanlarda bir telaş\nbir koşuşturma\nkuru bir yer arama çabası kendilerine\naçılmış şemsiyeler \nbir sağa bir sola gidiyorlar.\n\nkapanmak üzere Alipaşa çarşısı \nkararmaya başlamış ortalık\ntek tek yanıyor şehrin ışıkları \nbana küfreder gibi sanki.\n\nyağan yağmurda yürüyorum Arastaya doğru\nmuhteşem görüntüsüne bakarak Selimiye’nin\nhey gidi Koca Sinan hey\nsenin yüzünü gösteriyor bana \nyağan yağmurda Selimiye\n\nağlıyor gökler\nağlıyor Edirne,\nağlıyor Alipaşa çarşısı\nağlıyor Saraçlar caddesi\nve\nben ağlıyorum\nkaranlıkta gözyaşlarım \nkarışıyor yağmura\n\nyalnız başıma yağmurda gezerken \nbu şehrin sokaklarında\nbir sensizliğin acısını\nbir de \ngözyaşımın tuzunu fark ettim.\n\nwww.radyoturuncu.com\nwww.turkhaber.eu\ngeceyegunaydin22@hotmail.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşının Hesabı",
        "poet": "Veli Can",
        "poem": "\n\nGÖZYAŞININ HESABI  *_*...\n\nGözlerimi kapatsam üzülür mü akşam\nSuskun bakışlarım kalsa gökte dolanır mı saçlarına\nVe dağılan gözyaşlarım takılır mı ayaklarına \nMor kalmış hayaller ve sisli bir gecede dökülürdü ya yaşlar\nDudaklar mor \nHayaller mor\nÜşüyen eller mor\nSessizlik yemini etmişti rüyalar\nGirmiyordu ve çıtırtı dahi yapmıyordu uykumda\nAyna karşısında ki tarakta kalan saçların\nVe geceleri yürüdüğümüz o sahilden kalan martı sesleri \nDalgalar dans ederken denizle okşarken sahili martılar ninni söylerken\nBiz senle bakışırdık saatlerce sahil boyunda\n\n23/10/2008 16: 52\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşını Halâ Saklıyorum",
        "poet": "Şahin Kabakuş",
        "poem": "\n\nBiliyor musun? \nO gün bu gün\nGözyaşını\nHalâ saklıyorum! \n\nVe şimdi\nHer şey ıslak\nHer şeye senin\nGözünle bakıyorum...\n\n(2009 Erzurum)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşına Döndü Karlar",
        "poet": "Cumhur Turan",
        "poem": "\n\nkarı kürünen ahır bozması okul üşüyordu\nüşüyordu çocukların gözbebekleri\nçocuklar her zaman ki gibi\ndoldurunca karnını \nbir alev / bir daha / bir daha\nkoca soba / eğri büğrü borular\nkestiler üşümeyi\nama ne oldu ise oldu\nsoba patladı ateşinde\nölüm bir milim kadar yakındı çocuklara\nBurçin / Aysun\niki öğretmen\niki fidanca elleriyle\nyürekleri gibi\nkucaklayıp ateş kusan sobayı\natarak kara  / boğarken yangını\niki meşale gibi düştüler kara\nçığlığında çocukların\nAğrı Dağı\nuzayan / uzadıkca büyüyen bu çığlığı giyindi\natarak onca beyazlığını\ngözyaşına döndü karları\nama medyanın gözleri\no her şeyi gören hani\nher nedense yeterince göremedi onları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşışişesi...",
        "poet": "Salih Karaaslan",
        "poem": "\n\nyüzünden düşen bin parçayla,\ntuhaf bir yapboz olmuşsun.\nbir his... 'ya parçalar birleşirse' endişesi\nbir büyücü cama çevirmiş sanki bedenini\nkalbinin kırılmasını, ölümle bir tutmuşsun\nve avuçların daima, gözyaşı şişesi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÖZYAŞl",
        "poet": "Baki Son",
        "poem": "\n\nGüzel ne kaldı...? \n.....................Gözlerde / ki manadan derin\n.....................Bu dünya içinde,\n.....................Sevmeye değer...! \n\nSaçlarında,\n.....................Akşam rüzgarı\n.....................Bir kaç sarı yaprak,\nEllerinde,\n.....................Kaybedilmiş sıcaklığım...\n\nYum artık gözlerini,\n''Bir bahçe ve bir kaç nergiz,\nAvuç dolusu mutluluk saksılarda\nVe kadehte damla damla\nYudumlanan,\nSevinç,ümit...''\n.....................Gerçek / se\n\nBir bakış sonsuzluğa\nBir kaç müzik nağmesi\n.....................Dudaklarından...\nHayat  umutsuz boş\n.....................Sevdiceğim.\nGözler / se dopdolu\n.....................Ağlamalarla...!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "! ! ! ! ! ! Gözyaşıyla İki Harf ! ! ! ! ! ! !",
        "poet": "Şükrü Topallar",
        "poem": "\n\nDudaklar da:Ha! Ha! Ha! Sevinçler,kahkahalar. \nAh! Ah! Ah! Çıkar sesi; kederler,pişmanlıklar.\nSadece iki harfte gizlidir sevinç,keder.\nA ile,H harfleri; önce,sonra fark eder.\n\nFark etmeyen bir şeyse; akandır gözyaşları,\nYaşanılan mutluluk,kazanılan başarı.\nAkar gözlerden hemen,sevincin gözyaşları.\nUtanır,gizlemeye çalışırız yaşları.\n\nSevinçler kutlanmalı,hakkı onun gözyaşı.\nAynı gözlerden akar; acı,kederin yaşı.\nYaş aynı yaş olsa da; duygular farklı farklı.\nSine üzre vurulur,acının sesi farklı.\n\nGözyaşıyla,iki harf; geçiyor her günümüz.\nYüklü duygularımız; sevinçlerle,hüznümüz.\nHayat sürmekte böyle; sevinçle,hüzünlerle.\nPaylaşalım dostlarım,gelin birbirimizle.\n\n                          Şükrü   Topallar\n\n                     20.Aralık.2007 - İzmit\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşları",
        "poet": "Aziz Bulut",
        "poem": "\n\nYakışmıyor, inan sana ağlamak\nSil, gözlerinden akan yaşları\nBilmezsin sen, nedir ağlamak\nYalanmış akan, timsah gözyaşları\n\nBulutlar bile kıskanırdı seni\nÇiçekler küstü, soldurdu rengini\nMecnun duyunca, unuttu derdini\nYeniden aksın, sevgi gözyaşları\n\nKalmadı, gözyaşı gözlerimde\nMutluluk bitti, yaşam sevincimde\nBir öldürdün, bin öleceğim sensizlikde\nKanlı aktı, kahır gözyaşları\n\nSenin yüzünden düşdüm dara\nÜmit halmadı, kanser oldu yara\nÖlüm yakın, çıkılmaz bahara\nArkamdan dökersin, sevinç gözyaşları\n\n28-01-2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşları",
        "poet": "Yahya Yahşi",
        "poem": "\n\n''Gözyaşları olmasaydı,\n                   Dağılırmıydı keder? \n                                  Açılırmıydı? Kalp penceresinden,\n                                                                            aşka sefer''\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşları",
        "poet": "Cihan Türkmen",
        "poem": "\n\nBir damla gözyaşı \nBir nehir gibi \nÇağlayan gibi\nSen gibi\nDuygu dolu\nArdı sıra  aşk\nSevda kokan \nSavaşın kanla yıkanmayan sokağında \nSaklı bir korku gibi sarar \nBağlar yüreğimi\nAğlatır beni\nBir damla gözyaşı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşları",
        "poet": "Hüseyin Başaoğlu",
        "poem": "\n\nSevda yağmurları yağdığında \nKimin gözyaşları seni ıslatan ey Gül. \nAyrılık rüzgarları esmeye başladığında kimin haykırışları \nKulakları çığlık çığlığa parçalayan.\nKimin bu kadar geniş gönlü vardır ey Gül. \nKim dayanabilir sevdiğinin hasretine..\nKim bir içten yakarışın gizemini çözebilir,\nKim duyar saklı sevdanın kentindeki fısıltıları. \nKim kokunu hisseder taa uzaktan ey Gül. \nKim alnına yazılmış yazıda kendini görür..\nKim dokunur sana usulca ey Gül \nDikenlerinden korkmadan ama incitmeden usulca..\nKim en güzel şarkıları söyler deniz kızlarının korosuyla..\nKarıştırırmısın kurbağaların sazlı deredeki bağırışlarını, \nBir sazlık kamışının içinden geçen rüzgarın oluşturduğu iniltiyle.\nKim sarar seni benim gibi ey Gül,üşüdüğünde ayakların..\nKim ısıtır seni kucağımda titrerken sen mutluluktan.\nKim öper seni yanağından rüzgarda uçan bir tüyün hafifliğiyle..\nKim bakar sana benim kadar uzaktan sevdayla..\nKim kim kim kim kim? ? ? ey Gül..\nSeni yaratana kurban ey Gül, Yeter ki sen hep gül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşları",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nYokken gülebilmek,yalancı bahar\nGözyaşları bana,acı veriyor\nBir an tebessümü,ruhuma doğar\nYüzümü yıkıyan,yağmur eriyor\n\nGitmek kolay ise,kalması da zor\nArkana bakmadan,çalması da hor\nEl sallayamadan,alması da kor \nGözyaşları bana,acı veriyor\n\nBana ait dedin,hiç dokunmadın\nÇaresiz aşkınla,çok yakınmadın\nVebalı sevdama,heç bakınmadın\nGözyaşları bana,acı veriyor\n\nBoş kaldı kollarım,düşlerim seni\nGülümseyişlerin,gönlümde yeni\nKırkyıllık dostluğun,arıyor teni\nGözyaşları bana,acı veriyor\n\nBitmeyen umudun,içimde anar\nGeçmişe bakmadan,yüreğim kanar\nSeni seven kalbim,aşkınla yanar\nGözyaşları bana,acı veriyor\nBahattin Tonbul\n3.4.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşları...",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\niçimde...\nne kadar gözyaşı varsa...\nhepsini...akıtmak istiyordum...\nderdi olanların dertleri üzerine ki...\no dertlerden kalmasın geriye...\nne bir iz...ne de bir gaile....\n\niçimde...\nne kadar gözyaşı varsa...\nhepsini dökmek istiyordum...\nhastalığı olanların hastalıkları üzerine ki...\no hastalıklardan kalmasın geriye....\nne bir arıza...ne de bir farıza....\n\niçimde...\nne kadar gözyaşı varsa...\nhepsini tüketmek istiyordum...\nborcu olanların borçları üzerine ki...\no borçlardan kalmasın geriye...\nne bir bakiye..ne de bir tediye....\n\n27.09.2011 Yalova...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşları Da Çiçek Açar",
        "poet": "Abdülkadir Bulut",
        "poem": "\n\nEllerimi dokunduğum her yerde\nÇığlık çığlığa kıvranıyor hayat\nVe ölen arkadaşların giysilerini\nBir kere daha dürüp koyuyor analar\nÇamaşır sandıklarına\nGözyaşları da çiçek açar\n\nBugün yurtyeri olsa da acılara\nKayaların en sarp yerlerindeki\nKırlangıç yuvalarını andıran alnın\nBir gün terli bir gelecek uçuracak\nSabahlardan akşamlara kadar\nGözyaşları da çiçek açar\n\nAnsızın oyuna başlayan çocukların\nSesleri kadar canlı ve huylu\nSevinçleri kadar taze ve acemi\nBir duruş kuşatır seni o zaman\nGözyaşları da çiçek açar\n\nBaşını dayadığın ağaç dalı\nBak hafifçe eğildi toprağa doğru\nUyuyan bir çocuğun soluk alışını\nDinler gibi kendini vererek\nYaklaş yüzünü örse de acılar\nBoynundan ter boşalan herkese\nGözyaşları da çiçek açar\n\nYaklaş, yüzünü örse de acılar\nVe nasıl yakalarsa toprağı kök\nSuları renk, dalları kiraz\nSen de öyle yakala hayatı\nYürü kol kola canıma değsin\nGözyaşları da çiçek açar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşları (Yazı)",
        "poet": "Ali Kenan Erdem",
        "poem": "\n\nİnsanoğlu dünyaya ağlayarak gelir. Giderken de ardından ağlatır sevenlerini. Ağlamak insani bir olgudur. Ağlamadan korkmamalı insan, ağlanacak olmaktan korkmalı. \nAğlamak zehri dışa atmaktır. Her ağlayanı mutsuz sanmamak gerekir. Kimi mutluluktan ağlar, kimide hüzünden. Ağlamak bir boşalmaksa, bunun birde dolması olmalıdır. \nİnsan gönlü bir göl gibidir. Göller bir sürü kaynaktan beslenir doğal olarak. Kimi duru pınar sularının serin hallerinde vücut bulurken, kimi de bulanık sel sularına kucak açar. Bir göl için duru sulara kucak açmak neyse, bulanık sulara da mecralık etmek o olmalıdır. Göl olmanın, mecra olmanın ceremesi budur beklide. \nAğlamak boşalmaktır ancak boşalmanın uygun mecralarda olması ağlamayı değerli ve asil kılar. Yersiz ağlamak ya da gözyaşı dökmek hem sizi mutsuz kılar hem karşınızdakini usandırabilir. Yerinde ve dozunda dökülen gözyaşı belki bir sürü cümleden daha etkilidir. Daha da can alıcıdır. \nHayatımızda gözyaşına yer vermeyi bilmeliyiz. Zira hüzün İnsanın doğasında yer alan en temel yapı taşlarından biridir. \nGözyaşı göz pınarlarını besler ve gözlerimizi korur. Gözlerimiz dış dünya da, bizi ele veren his perdelerimizdir. Hani bir güzel gördüğümüzde gözlerimizle akıtırız hissiyatımızı, bir göz çakışması yaşarız, göz gelenine gir diyen ana kapı gibidir. \nGözyaşının en makbulü Allah’a dökülenidir. Allah sevgisi yerleşen gönüller ağlamayı kendilerine sevinç bellerler. Ama insana duyulan sevgide Allah’a duyulan sevginin provasıdır derler. İnsana dökülen en değerli yaşlar ise Analarımıza dökülenler olmalıdır. Annenizden ayrılırken ona gözyaşı dökmekten korkmayın. O gözyaşları Analarımızı besleyen damarlar gibi bizi ona daha da yakınlaştırır. \nBirde kına gecelerinin “Hem giderim hem ağlarım” misali gözyaşları vardır. Anayla kızı birbirinden ayıran bu gözyaşları olgunluğun yüreğe çakılan mıhları gibidir. İnsanın dünya heveslerine vurulan prangasıdır bu yaşlar. Gelinliğin masum hallerinde ana kızın romantizmini sulayan bu yaşlar hem onarır hem kanatır. Kanatırken de onarırken de insana şu gerçeği haykırır; İnsanın yalnızlığını. \nBir ahu gözlüye ağlar nice yiğitler. Erkekler ağlamaz derlerse de inanmayın siz. Olgun erkekler içe, hisli erkeklerde dışa dökerler gözyaşlarını. Bir babanın titreyen gönül göllerini çoraklıktan koruyan damlalar gibidir gözyaşları. \nİnsan gönlü göl gibidir demiştik. Her ne kadar göl olsa da, zaman zaman dayanamaz sularının yoğunluğuna da, sicim gibi dökülür gözyaşları. Hıçkırıklar göğüs çeperini kıstırırken, gözlerimizi “Kanlı yaşla ağladı” dercesine zorlar… Dayanılmazlığın sebebi en sevilen, en değer verilenden gelen ikazlar yada sitemlerdir. O an kendimizi yalnız hissederiz. Sanki herkesler bizi dışladı zannederiz. Oysaki “Dost açı söyler” kabilindeki ikazlardır belki bizi örseleyen. Bu belki suçluluk psikozu belki de ani bir kırılma noktasının son merhalesidir. Bu durumlarda da en iyi çare bir dost omzuna yaslanarak ağlamaktır. Senle ağlayacak ve sırtını sıvazlayacak bir dost yaşatıyorsak gönül gizlerimizde tabi. Vah bir omuz desteğini bulamayan bedhah yüreklere… \nAğlamak bir lütuftur belki. Ağlamak içimizdeki çocuğu kaybetmediğimizin göstergesidir. Ağlamak acımaktır. Acımak insanlığımızı hatırlatır bize. \nKaybetmeden ağlamayı öğrenmeli insan. \nGitmeden ağlayabilmeli. \nIrakları yakın edenlere ağlamalı. \nAğlamalı insan. \nAkmayı bilmeli. \nAk düşlere çise olmalı gözyaşları.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşlarım",
        "poet": "Sedef Akkaya",
        "poem": "\n\nYağmur yağdığı saatlarde,\n Uzun,uzun yollara bakıyorsun.\n Gözlerinde aynı hasret aynı iç çekişinle.\n Susmuşsun,\n Yine bahar yine kır çiçekleri\n Bir şarkı söylemekte mahsun.\n öyle unutmuşsun ki kendini,\n Adını sorduğumda,onun adını,\n SEVGİ dedin sadece bana.\n\n                                                            05.11.1993 Trabzon\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşlarım",
        "poet": "İbrahim Sarıhan",
        "poem": "\n\nDışarıda, çiseleyen ılık bir yağmur\nAğlarım bende gökle, yüreğim doludur\nSevda selim, hiç durmaz akar durur\nGözyaşlarım, aşkımı anlatır aslında\n\nÇok sevdim diyemem, sevgim tektir\nGönül vermişse bu kalp, candan sevendir\nGünü birlik ilişki, aşkıma çok terstir\nGözyaşlarım, aşkımı anlatır aslında\n\nÜzülme dedim, hep yaşlıydı bu gözler\nYalan sevgilerle, insan kendine eder\nTaviz verse kalbi, duyguyu hisseder\nGözyaşlarım, aşkımı anlatır aslında\n\nHayatı boş verme, yaşa umursa doğayı\nRabb'im duygulu yaratmış, kulu insanı\nSev-sevil, aşkı tatmadan bırakma hayatı\nGözyaşlarım, aşkımı anlatır aslında\n\nKalbi bir güzelin sevseydi kalbimi\nTutku olurdum, bırakamazdı sevgimi\nAşksa; derin yaşanır, çıkamazdı belki\nGözyaşlarım, aşkımı anlatır aslında\n\nYaşamalısın, bilmem değer mi anlatmaya\nVar artık sende korkma, aşkın tadına\nTek bir evetle seninim, bana öyle bakma\nGözyaşlarım, aşkımı anlatır aslında\n\n(Hakkâri, 10 Kasım 2003)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşlarım",
        "poet": "İbrahim Karabulut 58 Zaralı",
        "poem": "\n\nGözyaşlarım dertli pınar misali\nSevdalılar orda bir su içmeli\nDünya deyil insan oğludur fani\nBeklerim o yardan haber gelecek.\n\nAşk ile içim kavrulmuş yanıyor\nDokunmayın yaram içten kanıyor\nEller beni deli olmuş sanıyor\nBeklerim o yardan haber gelecek\n\nGarip kaldım gurbet elde yaralı\n Aslımı sorarasan sivas zaralı\nBenim sevdiceğim bizim oralı\nBeklerim o yardan haber gelecek\n\nKarabulut benim bahtım buyumuş\nAçmaz oldu yine bağım kurumuş\nGönül vermek sevmek gayet zorumuş\nBeklerim o yardan haber gelecek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşlarım",
        "poet": "İlyas Özkan",
        "poem": "\n\nGözyaşlarım, \nYanağımdan süzülen billur.\nGözyaşlarım, \nGönlüme yağan nur.\nİsyanım, haddi aşmışken, \nHayli zamandır; \nGözyaşlarım, \nMa'siyetin önünde sur...\n\n(02.09.2002\nPazartesi)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşlarım düşer",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nŞöyle haritaya hapsetmek dünyayı\nDünya bir karış kalır\nBir karış yirmi iki santim\nAyağımın ölçüsü de aynı\nDünyanın üstüne bassam ayağımı\nAltında kalmaz insanlar\nAltında kalmaz bulutlar\nAltında kalmam ben\nAma dünya ayağımın altında kalır\nDünya ezilmez\nDünya kırılıp dökülmez\nDünya kaçmaz\nKaçarsa ben düşerim boşluğa\nUmutlarım düşer\nSen düşersin içimden\nAnnemin kucağından çocukluğum düşer\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşlarım Akar, Taşar Sevdiğim",
        "poet": "Kağızmanlı Cemal Hoca",
        "poem": "\n\nAla gözlüm senin aşkın ucundan\nOldum âleme intişar sevdiğim\nSitem taşlarını yedim her yandan\nGöz yaşlarım akar, taşar sevdiğim\n\nHüsnünde okudum aşkın dersini\nEynime giydirdin gam libasını\nSızılı yaramın kabarasını\nGelir neşter vurur deşer sevdiğim\n\nCemâl Hoca kaldın derde giriftar\nGel bak bu ah ile oldu ihtiyar\nŞeyda bülbül gibi çeker ahuzar\nGörenler haline şaşar sevdiğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşlarım Benim...",
        "poet": "Ayşegül Acuner",
        "poem": "\n\nGündüzlerde gece oldular artık.\nAklıma geldiğin her an,\nGündüzler geceleri kusuyor üstüme.\nO an her renk siyah oluyor.\nSana gelen yollar siyah.\nSen siyah, sevgi siyah,mutluluk siyah.\nNefret ise işte o hepsinden de siyah.\nO kadar siyahın içinde tek bir şey şeffaf kalabiliyor.\nGözyaşlarım benim,\nŞeffaf, masum kaybolan hayallerim.\nGözyaşlarım benim,\nŞeffaf, masum kederli yavrularım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşlarım Katran Karası",
        "poet": "Arif Bilgin",
        "poem": "\n\nKar yağdı,\nDünya kirli,\nruh'lar kirli\nkar beyaz...\n\nKar yağdı,\nartık,geceler bile beyaz,\nama benim gecelerim,\nkatran karası...\n\nKar yağdı,\ndaldım kar'lı geceye,\nyüreğimin ta içinde, hasret yarası,\numudun bittiği yer,\nkatran karası...\n\nKar yağdı,\nyer yüzü beyaz, gök beyaz,\nbana beyazdan düşen,\nkatran karası...\n\nKar yağdı,\nher tanesine seni sordum,\nelimi uzattım tutayım, eridi taneler,\numutlarım gibi,\numutlarım\nkatran karası...\n\nKar yağdı,\nseni düşündüm bir an,beyazın içinde,\nbeyazlar içinde,\nama gelmedin,gözyaşlarım,\nkatran karası...\n\nDivane /Arif BİLGİN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşlarımda gökkuşağı",
        "poet": "Eyüp Ulugöl",
        "poem": "\n\nBuz gibi bedenim ve alnımda ellerim\nBeynimi yemek üzeredir düşüncelerim\nAğıtlarım baş ağrıtır,\nYüksek tansiyonlu gecelerimde.\nGözlerim nemlenir bazen\nAğlayamam susarım\nHep en sen sevdiklerime kızarım \nAğlayamam susarım\nGözlerim nemlenir ama akmaz gözyaşlarım.\n\nÇok sevdiklerimin arkasından baktım hep\nDön diyemedim, gel diyemedim\nGitme diyemedim....\nSeni sevdiğime bile ağlayamadım\nRuhum güneşlerinde yanıyor\nBir yağmur, bir gözyaşı istediğim\nKalbimin kırıklarını\nRuhumun oyuklarını dolduracak bir gözyaşı\nYüzümden aksın, dudaklarıma düşsün\nBir gözyaşı dileniyorum senden\nSadece benden akacak bir gözyaşı\nRuhumu ferahlatacak bir gözyaşı\nÖzlemlerimi bitirecek, hatıralarımı silecek\nYeni bir günün müjdesini verecek\n\nHiçbir şeyi silmez iyleştirmez biliyorum\nGözlerimden gizlediklerim için istiyorum\nGözlerimden esirgediklerim için\nGözlerime bakanlar için\nGözbebeklerimde canlananlar için\nBir gözyaşı istiyorum\nBütün bir dünyayı gökkuşağına boyacak\nBir alem doğuracak\nBeni insanlaştıracak bir gözyaşı\nKanatlarımdan vazgeçtim zaten\nUçmaya da mecalim kalmadı demiştim\nUzak diyarlar çok uzak oldular artık\nBir köşede bir çöp gibi atılmışım\nBir gözyaşı istiyorum \nSokaklarını temizleyecek kalbimin\nBana seni unutturcak\nBaşka ağıtları susturacak\nBaşka başkaları, daha başka yapacak\nBir gözyaşı istiyorum\nHerşey için, herkes için...\nRuhum için bir gözyaşı\nBir gözyaşı istiyorum\nÖlüme kucak açacak bir gözyaşı.\n\nBir nedeni yok, olması gerekmez\nAltı üstü tuzlu su işte.\n\n18.12.2008 Perşembe            02:44\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşlarım ve Yağmur",
        "poet": "Ayla Küçük",
        "poem": "\n\nGÖZYAŞLARIM VE YAĞMUR \n\nkaç gecedir yağmur yağıyor bu kente, \nseninle gitti bahar ve mutluluk. \nsanki............ \nsen gittinde öyle geldi bu zamansız mevsim. \nsen....sanmaki sebepsiz istiyorum gelmeni, \ngittikçe fazlalaşıyor yağmur \nkimse dur demiyor onlara, \ngörüyorsun durmakta istemiyor, \nhadi sen gel de dursun, \ngözyaşlarım ve yağmur.. \n\n07-07-1990\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşlarımda Seviliyor Kalbimde Yaşıyorsun",
        "poet": "Yusuf Kemal Çetin",
        "poem": "\n\nBen aramasam senden bir ses yok, \nBen sormasam senden bir haber yok, \nÖldün mü? Kaldım mı? Seni özledin mi? Bilen yok,\nSana Sitemkar Sana Hüzünlüyüm...... \n\nSana vefakar sana düşünceliyim, \nSenin için herşey sana fedakarım, \nO masum yüreğine akar gözyaşlarım gören yok,\nSana Ölür Bu Beden Sana Cefakarım.....\n\nSen,\nGözyaşlarımda seviliyor,\nSen,\nKalbimde yaşıyorsun.....\n\n01/08/07 \nçarşamba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşlarımdan Başka",
        "poet": "Cüneyt Eren",
        "poem": "\n\nGün çoktan karardı buralarda\nNe bir muştu, ne bir umut \nYitik ışık mı beklediğim..\nBoşuna\nAl sevdâm, kalbimle birlikte mahzûn\nVe de buruk\n\nBoş yere geziniyor gözlerim pencerede\nHüzün kol geziyor, odamda..\nAdeta\nBir ses, belki o’dur diyorum, ama..\nAma nafile\nNe olabilir, ne olabilir beynime akan; \nSaat tıktıklarından başka\n\nEsir düşmüş  zaman, beklentim beyhûde\nSırtımda bir yük ki, senelerin vebâli\nKelepçelerinden sıyrılmış  âhım, yalnız ama; \nYalnız sana, sadece \nNe olabilir, yüreğimden dökülen\nGöz yaşlarımdan başka..\n\nErzurum/27-04-2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşların",
        "poet": "Ferhat Topkaya",
        "poem": "\n\nBu zamansız yağmura karışan gözyaşların,\nYeter mi ki yeniden yeşertmeye \nSarısını başakların? ...\n\nHaziran 2007, Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Gözyaşların",
        "poet": "Güçlü Sönmez",
        "poem": "\n\nGözyaşların birer tuzak\nKimbilir içlerine düşen\nDaha kaç aşık boğulacak\n\n(Istanbul, Haziran 2004)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşlarımı Uzak Tarihlere Erteliyorum..",
        "poet": "Sibel Çebi",
        "poem": "\n\nNeden yine buradayım ben? \nSeni her bozguna uğratışımda,\nNiye yine incinen ben oluyorum? \nNiye bile bile seni güçlü kılıyorum? \nNiye beni utandıran yumuşacık yüreğinle,\nBana hükmetmene izin veriyorum? \nNiye senin gizli ama benim hissettiğim,\nKanunlarına karşı koyamıyorum? \nNiye içerimde bir yerlerde,\nBana yardım et diye ağlayan o kızı susturup,\nSana gözlerimden yıldızlar koparıp sunuyorum? \nSen yıldızlarımı alıp, ayakkabı dolabındaki\nSpor ayakkabılarının yanına koyuyorsun? \nBen incindiğimin farkında bile değilim,\nGözyaşlarımı uzak tarihlere erteliyorum.\nVe ben şimdi bir yarayım, durmadan kanıyorum....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşsız Bir Hayat",
        "poet": "Nur Muhammed Kuyaş Karizade",
        "poem": "\n\nEğer bu dünyada herkesin isteyebileceği tek bir istek olsaydı\nBen şöyle derdim\nFakat gözyaşsız bir hayat\nGözyaşı olmayınca, o hayatda her şey olurdu\nCünkü gözyaşı olmayan bir yerde, sevinçten başka ne olabilir ki..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşlarına Bakıyor",
        "poet": "Ali Cengiz Turan",
        "poem": "\n\nMilyonlarca cocuk yeryüzü ışığında,\nGeliyorlar hergün anneler kucağında.\nDoğan ümitlerin yeryüzü kaynağından,\nYeşeriyorlar evrenin belirsiz kucağında.\n\nSevinçlerle gözyaşı aynı gözden akıyor.\nSevinç,hüzün kaderi seçmek için bakıyor.\nGözyaşı canlı seçmez her canlıdan akıyor\nAğlıyor gözyaşları, gözyaşlarına bakıyor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gramer Dersi",
        "poet": "Muzaffer Tayyip Uslu",
        "poem": "\n\nSevmek'' bir kelimedir\n``Sarı saçlı'' dersem bir kız için\nSıfat söylemiş olurum\n``Ben sarı saçlı bir kız sevdim''\nBir cümledir. Sevda dolu bir cümle\nNokta koymalı, durmalı zira\nZira ``açlık'' da bir kelime\nCümleye gelmez sarı saçlı kız gibi\nAh elbet dolaşırsa ölüm sık sık dilime\n``Öleceğim, ölüyorum, öldüm''\nDiyeceğim bir gün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Yalan",
        "poet": "Aydın Çetinkaya",
        "poem": "\n\nYALAN\nDünya yalan demek yalan,\nDünya gerçek biz yalanız.\nKaç kişi var burda kalan,\nDünya burda biz talanız.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gözyaşlarını Silmek Gerek",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nGecelerde  umutlar  yıldız yıldız.\nEğer  sevmediyseniz  yanıldınız.\nYüzmek  için  sevgiler  deryasında.\nCananın  sevdiğini  bilmek  gerek.\n\nYemeyen  lokmasını aşkın,  bilmez.\nBir  tadan,    gözyaşını artık  silmez.\nYemek  için  aşıklar  arasında.\nPaylaşıp  dilim dilim  dilmek  gerek.\n\nNice  saf  yüreklerde  yatar  hasret.\nSevenleri  gurbete  satar  hasret.\nYanmak  için  kavuşma  sırasında.\nBütün  gözyaşlarını  silmek  gerek.\n\n15 Mart 2004 Pazartesi,  Danimarka-Køge  21.42 *7+4\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gramofon",
        "poet": "Serpil Şen",
        "poem": "\n\nBu akşam dinlence niyetine eski bir şarkı dinledim gramofonda. Şu gramofon öyle bir alet ki; iğnesinden gelen cızırtılar olmasa yoktan var olmuş bir ses karşılıyor sizi gibi hissediyorsunuz. Sanki derin bir dehlizden, ya da gaipten gelir gibi çıkıyor ses. Çalan müzik şenlikli olsa da, acıklı bir şarkı olsa da efsunlu sesi. İnsan ruhu da öyle değil mi? Kimsenin çözemediği bir muamma, sonu olmayan yol, dibi bulunamayan bir kuyu insan ruhu. Bulutsuz gecelerde gökyüzüne bakar, \"Ne çok yıldız var\" deriz. \" Neredeyse birbirinin aynı büyüklükte ve parlaklıkta sonsuz sayıda yıldız\". Bu cümleyi sarf ederken bile aklımızın bir yanı bilir her birinin birbirine kesinlikle benzemediğini. Ruhlarımız birer muamma olsa da çözülmüş kısımları ile biz insanlar da birbirimize çok benzeriz aslında. Seçimlerimiz ve tepkilerimiz hayattan aldıklarımızla, kültür düzeyimizle ilintili olarak değişse de, özde ateşe elimizi uzatmaz, biri arkamızdan sessizce yaklaşırsa korkar, uykusuzken sinirli oluruz.\n\nBir de içimizdeki gramofonlar aynı çalışır hepimizin. Evet gramofon... İç seslerimizi kulaklarımızda çınlatan alet. Hangimiz çok mutlu olduğumuzda içimizde çalan o bando mızıkayı duymadı ki. Hangimiz kendimize acıma anlarımızda içimizde acı acı kemanlar çalmadık. Hele aşık olduğumuzda.. Of, böyle bir müzik varmı acaba; bu kadar karmaşık notalı ama bu kadar harika? .. İç müziğimiz ne olursa olsun aynı gramofon sesi gibidir iç seslerimiz. Kaynaği firkirimizin en derininde saklı ve efsunludur. Aynı gramofonun iğnesi gibi dış seslerin cızırtılarıyla karışık duyumsarız iç müziğimizi. Araba kornaları, fırının yemek pişti alarmı, durmadan çalan telefon zili, bize seslenenler, bebeğimizin yatağından gelen feryatlı ağlama sesi.... Hayatın kendi gürültüsü, kendi müziği bizi onu dinlemeye mahkum bıraksa da bir öyle becerikli yaratıklarız ki iç seslerimizi dinleyebiliyoruz arada. İçimizdeki gramofon bizim için plakları değiştiriyor, ruhumuzun emriyle çalmaya başlıyor kulaklarımıza.Biz insanlar da birbirimize çok benzer ama bir o kadar birbirimizden farklı birer evreniz. Gramofonlarımız aynı çalışsa da plaklarımız farklı hepimizin. Duygularımızın kulaklarımızda çınlayan tınıları farklı. \nDelice bir fikir geldi aklıma. Herkesin iç sesi duyulabilse ne olurdu diye düşündüm. Aman ne karmaşa. Ne çok ses... Viyolalar, trompetler,kanunlar, tubalar... Ne çok nağme ve ne çok nota. Sonra içimdeki gramofondan şöyle seslendi. Şu yüzündeki gülümseme var ya bu cümleleri yazarken. İşte o benim sesim. Haklıydı. Bir tek kulağımız duymuyordu sesini. Yüzümdeki her çizgiiçimdeki gramofonun bir şarkısının eseri.\n\nSERPİL ŞEN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gregor Samsa'ya",
        "poet": "Edibe Birsöz",
        "poem": "\n\nbir sabah uyansam ve bebek bulsam kendimi.\nhayata yeni başlamış,\nyepyeni yolları\nyepyeni insanları\nyepyeni hayalleri olan bir bebek...\nne aşkı tatmış, \nne ayrılığı yaşamış...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Grev",
        "poet": "Ayşegül Besime Çavuş",
        "poem": "\n\nGecem gündüzüm karıştı\nHasretin sancısı arttı\nYalnızlık boyumu aştı\nGönlüm karanlığa dava açtı\nYalnızlık hasretini bine katı \nSevdam da grev başlattı\nÖlüm orucuna kadar çıktı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Grev",
        "poet": "İlyas Ayyıldız",
        "poem": "\n\nKapattım kapılarımı, bir daha açmayacağım,\nHayalen dahi olsa yüksekten uçmayacağım,\nŞarabı zaten bilmem, su bile içmeyeceğim,\nKendime rest çektim, grevdeyim arkadaş! \n\nBen kovarım başımdan, o defolup gitmez,\nGünler, haftalar, aylar ve hatta yıllar yetmez! \nNe bu yahu, çeek çeek bu çile bitmez,\nKendime rest çektim, grevdeyim arkadaş! \n\nGizli zaaflarımı nasılda biliyor hınzır,\nYüzüme dost görünüp arkadan kuyumu kazır,\nArsızlık bir yana, hemide çok muzır,\nKendime rest çektim, grevdeyim arkadaş! \n\nTaht kurmuş kalbime, istila etmiş bedenimi,\nSanki babasının malı, gezer fütursuzca her yeri! \nValla ne yaparsan yap kanmam sana gayri\nKendime rest çektim, grevdeyim arkadaş! \n\nYelkenler mayna, yeter ki biri gülsün yüzüne,\nBir de yılışıkça ellerini vurur dizine,\nAraştırma konusu olur doktora tezine,\nKendime rest çektim, grevdeyim arkadaş! \n\nBenim sıkıntım baştan aşkın, o gezer başka alemde,\nHer gün bir başka sazda, bir başka alemde,\nBöyle Yağma Hasan'ın Böreği varmı başka alemde? \nKendime rest çektim, grevdeyim arkadaş! \n\nHele bir 'yok' de, dünyayı dar eder sana,\nŞeytan güruhundan bir ordu takar arkasına,\nBana inanmıyorsan, bir defada kendin sına,\nKendime rest çektim, grevdeyim arkadaş! \n\nEn büyük kozu; 'nefsinde hakkı var,'\nNefisten önce Hakk'ın hakkı var,\nÖlümden öte köy yok, işte o kadar,\nKendime rest çektim, grevdeyim arkadaş! \n\nVelhasıl Sevdalı bir yüreğe sattım her şeyi,\nBeyhude geçen ömrün olmaz yedeği,\nKeyf-ü hal o biçim, o günden beri,\nKendime rest çektim, grevdeyim arkadaş!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "...'Gregor Samsa' Kuraklığı! ...",
        "poet": "Naime Erlaçin",
        "poem": "\n\nsayarak kum tanelerini bir bir\nyürüdük çölde\nbilirdi yürek \nnasıldı susuz ve \nsancılı olmak köklerinde\nkorkutmadı hiç göç kuraklığı\n\nçünkü kalple aklın \nkıyasıya seviştiği bir aşk vardı\n\nadına “şiir” dediler…\n\nağır çöküyor kanamalı ağustos\nvakanüvisler boşta geziyor şu sıra\ntanımıyorlar öğütülmüş atlasları\n\nzılgıtına kına yak ey gönül! \nbir yabancı yürüyor \nfikrimin dar sokaklarında\nkam ana \nhüzünle tüttürüyor çubuğunu \n\niç’i \n'gregor samsa’* göç’ünden kalmış \nbir içimlik yabancı…\n\n……………\n\n(*)      Gregor Samsa: Franz Kafka’nın “Dönüşümler” romanındaki baş kahraman…\n\n(6 Ağustos 2005) \n(YENİ ADANA GAZETESİ, Mayıs 2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Grevdeyim oktay avcı",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nBugünde acıkmadım\nKarnımda yemek yok\nBeynimde grev var\nTok olmalıyım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri",
        "poet": "Tibet Avcı",
        "poem": "\n\nözlemleri,umutlara hapsedip\nyaşamayı,düşlere naklettik\nhayatın renklerini silip\ngri hayata başladık\nsigara dumanından bar masalarında\ngri aşklar yaşadık\nsabahları hep gri,\nbeton bir korkuyla uyandık\nyalnızlık kurşun gibi ağır geldi\nkurşun gibi delip geçti\nhatırlayıp son yeminimizi\nağıtlar yaktık\nilk aşklara\nyarın son kez kapayıp gözlerimizi\ngömüleceğiz,sonsuz gri ye..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri",
        "poet": "Esel Arslan",
        "poem": "\n\nGri havalarda tutar deliliğim,\nDurup durup sebepli, sebepsiz ağlarım,\nBir yanım beyaz, bir yanım siyah,\nBiribirine karışıverir renklerim.\n\nBeyazım siyaha koşar boyuna,\nKime ne,\nYaşamımı gri yapar yaşarım.\n\nMıh saplarım göğsümün ortasına,\nKanırtır, acıtırım,\nİsteyince canım,\nÇekiştirir sokuşturur,\nKeyfimce kanatırım.\n\nGri havalarda tutar deliliğim,\nAylaklığım, avanaklığım,\nVe serseri ruhum,\nEl ele verir,\nÇıkarlar ortaya.\n\nElimi bile yıkasam,\nÜşenirim ya da üşürüm,\nCanım ister,\nDüşlerimi yakar ısınırım,\nYetmezse düşlerim,\nSize ne,\nAnılarımı da yakarım.\n\nKorkmayın,\nDiğer havalarda normalim,\nYalnız,\nGri havalarda tutar deliliğim. \n\n                               2006 - ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri",
        "poet": "Nurten Aktaş",
        "poem": "\n\nBir film izlemiştim\nintahara dair\nçocukluğumda\nintihar özlemiyle\nyanıp tutuştuğum bi’devir\nbir filmki\nsiyah beyaz\ngri,\n en fazla\nhepsi bu..\n\n                     ocak 1998\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri",
        "poet": "Yusuf Kaya",
        "poem": "\n\nTozdan ve kirden önce\nGüzellikler vardı bu şehirde\nO zamanlar ıslık çalardım yollarda yürürken\nGeceleri, yıldızları sayardım\nBir efkarlı türkü dolardım dilime\nGözlerimde, gözlerinin hayali\nUfuklara dolardım\nTüm şehirde sokak sokak\nSeni arardım\n\nGri bir gölge gibi uzaktan\nEllerimi açar sana koşardım\nGece gözlerimde tüllenirken\nBedenin bir ruh gibi\nKayıverdi kollarımdan\nYine bir gri gölge kalırdın uzakta\nAğlardım\n\nSarı saçların geceme hiç ışık katmadı\nVe bir çift zümrüt yeşili göz\nRüyalarıma hiç girmedi.\nAramızda, \nNeden görünmez duvarlar vardı, \nVe neden gece hep seni\nGri’ye boyardı.\n\nBir bakışına hasretti gözlerim\nVe kulaklarım bir gülüşünü duyma azminde\nBir gri gölge idin\nGülmedin\nVe hiç görmedim gözlerini \nSana, doyasıya bakamadım\nKoştum durdum peşin sıra \nSana bir kez olsun ulaşamadım\nBir Gri gölge idin kaçtın \nBir ruh gibi\nPembeden hayallerimde dolaştın.\n\nSen yeşilden ve sarıdan öte\nGri renkli sevgilim; \nYine sislerin ardından gül bana\nEfsunluca, \nVe ta ötelerden sev beni\nDokunma, gülme istersen \nNe olur ağlama, \nİnan ben ağlıyorum.\nSeni düşünerek\nGeceleri, sabahlara bağlıyorum.\n\nGözlerine bakamazsam da\nGörüyorum seni\nVe şarkılar söylemesen de sen\nBen dinliyorum.\nGecenin al yalazında, yapayalnız üşüyorum\nSığındığım tek bir şey var \nSeni Seviyorum!\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gri",
        "poet": "Gri Mimosi",
        "poem": "\n\nkeşkeler varsa bir yerlere sıkıştırılmış\nbeyaz yada pembe olunamazmış,\ngri ara renktir hep, ait olamamış bir yere\nonun içindir benim sevdam gri ye...\n\nneden gri yim siyah değilde\nçünkü 'iyiki'lerim de var derinlerde bir yerde\nhayat tüm ışıklarını kapatsada birilerine\nbeyaz, ince bir ışık süzülür sabredip bekleyene...\n\nhepimiz gri yiz aslında, farkında olamasakta,\nbeyaz sayfalarımızı gölgeleyen siyah noktalarımız var,\nne kadar hızlı olduğun muhim değil bu maratonda\nmuhim olan hangisini ne ölçüde kattığın hayatına.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gri",
        "poet": "Aylin Top",
        "poem": "\n\nherşeyın sonuydu sensizlik.. \nyalnızlıktı sensızlıgın adı.. \nyoklugunun ertesınde yitirdım o umudu.. \nyalnızlıgın ertesınde kaybettım senı.. \ngözyasımı saklamadan yurudum \nsenın gectıgın sokaklarda.. \ngri kaldırımlarda aradım seni.. \ngri hayatlarımız vardı.. \nyoklugunun ertesnde sadece sen vardın.. \n\nkendımı kaybederek aradım senı.. \ngrı bı gokyuzu vardı ustumde.. \netrafımda kalabalık yalnızlık.. \niçimde sadecee gri gözyasların.. \ndurdurmaya calıssanda, \nyıllardır ıcıme akıttıgınn.. \n\nölum arefesıydı sensızlık.. \nson nefestı son gozyasın.. \nson duaydı adın... \nyıllardır hic durmadan sayıkladıgım.. \nhic durmadan icime akan, \nsözlerındı tek ezberım.. \nve aglayınca grilesen güzel gözlerın.. \n\ngecmısımın son eksık parcası.. \neksıltılmıs yuregım.. \nson gözyasım.. \ngrı olsada bu dünya, \nben senı hep beyaz sevdım.. \ndökmeye kıyamadıgım,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri",
        "poet": "Ayşegül Arat",
        "poem": "\n\nGri\nHoşuma gitmiyor dinlemek\nSessizliğin sesini\nÜstelik düşünüyorum\nSessizliğin çıkardığı sesin çelişkisini\n\nGarip bir açmazdayım\nKapasam da gözlerimi\nGörüyorum yine de yaşamın tüm  siluetlerini\nNe açık ve ne de koyu hepsi gri\n\nHoşuma gitmiyor dinlemek \nSessizliğin sesini\nHer sessizlik duyumsatıyor bana\nYalnızlığın kokan nefesini\n\nonsekiz temmuz ikibinoniki\nZAMAN:Sessiz çığlıkları duyduğum an\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri",
        "poet": "Tolga Baş",
        "poem": "\n\nKınından çıkınca aşk kanatır ruhu\nKeskin vedaların izi kalır sadece \nVe bazen yer yurt meselesidir aşk\nBu yüzden evsizlik başkadır şehirlerde\n\nDiliyle ıslak küfürler savurur tüm şiirler\nBir işkencenin alınyazısı misali\nYazılır ve silinir\nÖmrünün en mutlu yerinde yarımsındır\nBir şair gibi\n\nKış çokça insanın çürük azı dişidir\nAğzının içinde buz tutar sevgi sözcükleri\nToprağa ulaşamayan \nDaha gömülememiş bir ölünün gözyaşları\nNe olur gömün beni, \nNe olur unutamıyorum suskunluğunda \ntuzlu ve berraktır\n\nCan acıtır bir kadının teni \nAy kadar parlak yalnızca yalnızlık gibi\nDua gibi \nTozlu kaldırımlarsa ölü bir kelebeğin evi\nAşk sadece gri\nKapkara bir gri...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri",
        "poet": "Ozan Doğan",
        "poem": "\n\nDostoyevski'nin Beyaz Geceler'inde siyahla sevişirken,\n\n''gri'' olmak zorunda mıydın?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri",
        "poet": "Özgür Demirel",
        "poem": "\n\nAdı konmaz, sonu gelmez dakikalara sığdı ömrüm, \nHastane kokulu, sirk tadında, en sevimsiz akorların soluğunda, aksak ritimlerle yoğurdu beni kader dedikleri, \nBir vahanın çadırındaki kanun nağmelerinde buldum kanımı, \nBeynimi kusup kendi ellerimle boyadım bu tuali, \nBenim hayatım gri…\n\nTavuklardan korkup eve dönerek okula başladığımı söylerler okula, \nÇocukluğumun koca kafalı Osman’ı, turuncu kafalı İbo’su vardı…\nBozulacak parçası olmayan üç tekerlekli bisikletlerimizi tamir eder, TRT Gap’ı kanaldan sayardık biz…\nBiyolojik olarak masumluktan salak…\nKaç paralık adamsın demezler mi adama, yaşın kaç başın kaç? ..\nBi çeyrek; soğansız, yeşilliksiz, turşu koyma usta…\n\nÖlüme dair kurcaladıklarım da bu yazdığım satırlara benzeyen zırvalarda adam oldu benim…\nNerden bilirdim o ruhsuz döküntüleri padişah fermanına döndüreceğimi? ..\nAllah yazdırmış denecek kadar metafizik, \nKaderinde yazmış denecek kadar öz fizik…\n\nBomboş, bembeyaz, içe bükük bir kağıda dünyanın en kötü resmini çizdim ben…\nYüzbin nefesin ortasında, anasının babasının kucağında, battaniyesiyle yapayalnız, uyunmamak üzere gönderilmiş uykular ve olabildiğince Pazar gecelerle çarpıştım, ortanın kenarında…\n\nDedim ya dünyanın en kötü resmiydi diye…\nO resime öyle bir vernik attım, öyle bir çerçeve yaptım ki tıp literatürünün en acayip başlıklarının altına bir çentik oldum…\nHer sabah aynaların yansıtma fonksiyonundan habersiz ne kadar küfür edebilirsiniz? \nKaç gün güneşe, başınıza her an düşecek bir muamelesi yapabilirsiniz? \nKaç geceyi en beğendiğiniz yüze uzun uzun, soluksuz bakamamanın ezikliğiyle sabaha buluşturabilirsiniz? ..\nHer çiftçi sever ekinini, ben de sever gibi yapıyorum, \nBenim hayatım gri…\n\nAnofel dolu, nehrinden çamur akan, okaliptüs kokulu bir yağmur ormanının narsist tarzanıyım ben…\nNarcissus gibi nehrimdeki çamurdan akseden suratıma aşık oldum ben…\nToz pembe karayollarının sonundaki Japon prenseslerini sevdim…\nOnlar için topraksız bir saksıda aşk yeşertip kendime sakladım çiçeklerini…\nBeraber koklamaktan sebepsizce çekindim hep…\nGözlerimi verin bana geri, söz, paylaşacağım çiçeklerimi…\nSen böyle de mutlusun oğlum, \nSenin hayatın gri…\n\nLacivert bir gecenin üstüne ışıyan ay parçasına tutuldum ben…\nYük arabamı köprünün ortasında bırakıp seyre daldım atmosferi…\nBu kadar oksijeni hiçbir arada teneffüs etmedim ben…\nHakkım değil belki, \nAtın beni teneffüse teşebbüsten içeri…\nMantıklı, absürd şizofren…\nDokunmayın ona, \nOnun hayatı gri…\n\nRenk sayılmayanları karıştırıp renk edindim kendime ben…\nOruç ağızla edilen küfrü kesen alarm tarzında tövbeler kadar keskin, \nBüyük bir kalabalığı seyre daldığın kadar sakin, \nFahişelerle sevişip de kızkardeşinin namusu uğruna öldürecek dengesiz, \nBir minibüsün en ön koltuğuna oturup sürekli para uzatacak kadar bıkkın, \nSebepsiz kelimesi kadar sebepsiz, \nTanrının onu unuttuğunu sanacak kadar umarsız, \nKendi eliyle milyonlarca çocuğuna kıyacak kadar zevk sahibi, \n\tMontumu uzatırmısın bana, hah, şu sağdaki, \nSöylemiştim, benim hayatım gri…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri",
        "poet": "Necdet Arslan",
        "poem": "\n\n\nGeceyi devredemiyorsun\nYüzümdeki kırık çizgilere bakıp utandırma beni\nDuyup gülümsüyor bize bu gri kaldırımlar\nDoğurma sancılarına kaptırıyor parmaklarını sis\nKalmayı katlediyor gri ışıklar\nDurakladıkça üşüyoruz azar azar\n\nSonra\nÖtelerin kokusunu getirip oracığa yığdık \nYoksunluktan kopup hiçsizliğe nasıl taşındığını \nAnlattı gri gözlerin\nGözlerinin içi egenin çöküşünü mırıldanan \nGri karanfillerin kokusuydu\n\nBir veda da fıskiyenin gri şırıltısına borçluyum\nBakışlarından yakaladığım gri kesişmeleri sobelerinin\nDamla kokularını içime çekerek bıraktım kendimi \nÇakıl taşlarına gece mavilerine gri yakamozlara...\n\nÖrselendiğine yandım\nÜrktüğünü mırıldanıyor gri dudakların sürüklenen yıldızlardan\nİpi çekilen gri liriklerden aşırıp \nTelaşlanışlarına taşıdım seni.\n\nGri soludum gri üşüdüm gri sustum\nGri düştüm söyleyemediklerime...\n\nURLA /\nonsekizmayısikibinonyedi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri",
        "poet": "Ömür Yılmaz",
        "poem": "\n\nŞimdi seni \nTanımlamam gerekirse; \n'Geç'tiklerimden biri.\nVe hayatımda \nBana ne tam \nBeyazı ne de tam\nSiyahı tattırmış biri.\nSeni tarif eden renk,\nOlsa olsa; \nSadece biraz gri.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri",
        "poet": "Güler Tunalı Eren",
        "poem": "\n\ngel ki\nbak\nbana\n\nrengimi belirle\n'gri misin' de\n\nyok be\nsadece gri değil\nsiyaha çalanındanım\n\n03.10.2014. İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri",
        "poet": "Muhammet Kaan Arslan",
        "poem": "\n\nBugün hava griydi; \nSanki siyah ve beyaz birleşmiş,\nRenkleri yutmuştu.\nGök bile maviliğini unutmuştu.\n\nBirazdan akşam olacak.\nLoş ışıklarla birleşecek,\nO karanlık gri.\nVe kapkara bir duman.\n\nAkşam olmuştu.\nYıldızlar gözükmüyor,\nAy bile ışığını bizden saklıyordu.\nKapkara gri onu da sarmıştı.\n\nGeliyordu dağların arkasından.\nŞehrin derin dehlizlerinden,\nTenha sokaklarından.\nHızla geçerek bize geliyordu.\n\nYağmur yerine bir şey yağıyordu.\nKan gibi yoğun fakat siyah.\nBinlerce asker üzerimize ok atmıştı.\nKarartı gibi çöktü geceden daha kötü.\n\nİnsanlar hiçbir şey yapmayan,\nO insanlar şimdide aynı.\nSusuyorlar,\nBoş gözlerle izliyorlar.\n\nBunları yapan gri miydi? \nİnsanların sessizliği miydi? \nHiçbir zaman bitmeyecek miydi? \nYoksa bitince fark edilmeyecek miydi?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri",
        "poet": "Ali Lidar",
        "poem": "\n\nŞehir bugün elli yıldır kimsenin uğramadığı bir ev kadar griydi. Aksi gibi evden çıkarken farkında olmadan gri t-shirt giymişim. Sabah aynada baktığım yüzüm de gri. İçim oldum olası gri zaten. Gerizekalı gökyüzü de şu aralar inadına hep gri. Bazılarına sevimli gelen beni ise nedensizce tedirgin eden sonbahar rengi. Geçmişin rengidir gri, hatırlandıkça can yakan kötü anıların arka planında hep o vardır. Ruhumuz ve hafızamız da gri fon üzerine yerleştirilmiştir. İçilen sigaranın külü, çürüyen yaprak, kurumuş ağaç dalı, mutsuz insan yüzü, kirli gökyüzü.. Gözlerimi kapattığım zaman bile karşıma çıkan renk sanıldığı gibi siyah değil, gri. Ve ölümü en çok hatırlatan renk. Siyah matem işaretidir ama yaşayanlar için, ölenin arkasından siyahlara bürünenler siyahlar içinde yaşamaya devam ederler, yaşayan canlı bir renktir siyah. Ölünün ise, yakılırsa dönüşeceği kül gri, gömülürse üzerinde çürüyecek kefen gri. Evet evet bu renk yanlışlıkla yaratılmış olmalı. Ya da bizleri cezalandırmak için. Değiştirilmesini talep ediyorum yerine başka renk koyulsun tanrı tarafından. Ben de karşılığında oruç falan tutarım, bilemedim şimdi..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri",
        "poet": "Sedat Şanver",
        "poem": "\n\nÖfke geçince acının tortusu çıkıyor ortaya\n\nBeni sorarsanız yasemin kokusu toplamaya gitmiştim\nEllerim çatlamış, ovuşturmadan olacak\nDiz kapaklarımda hafif bir ağrı ve dilim pelte\nSevişirken gülen; sevişme hallerinden bir hal\nBelki kendini boşaltan bir köpek, kendine doğru\n\nBir kedi süt içti, sütte ekmek parçaları\nGecenin yarısı, sokak satıcıları “boza” diyor\nKeşke ayın yirmi dokuzu ve şubat olsa\nBelki bir balık tabakta olmaktan şikâyet eder\n\nSonra sokağa çıktım; sanırım sabahtı\nŞehrin bir sakinine sorsaydınız gece sürüyordu\nEn çok, bizi en çok etkileyen sese doğru\nAyrıldık, ayrıldığımız her yerde kendimizi bekliyorduk\nBelki hepimiz bir evden kovulmuştuk\n\nÖfke geçmiyor; sadece acının tortusu hafifliyor biraz\nO yüzden \nSuyun yüzü yasemin yapraklarından görünmüyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri",
        "poet": "Hamza Korkmaz",
        "poem": "\n\nkasveti dökülüyor\naç  ellerinden\nbakıp öldürüyor İstanbul\nekmek sıcağı tedirginlikleri\nvardiyalar  alın teri demir birikintileri\nsaat vurunca on biri\npas çürükleri fena gri\n\nkampanalar inliyor kulaklarımda\nyosma bir gölge yürüyor duvar diplerinde\nkaybettiği her neyse onu arıyor \ngenzimde yanıyor gece\nama bu seferki fena gri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri",
        "poet": "İbrahim Çetinkaya",
        "poem": "\n\nSen gecenin mavisine kapılıp gittin \nAyakların çıplak, yorgun yüzün \nBir şey vardı unuttuğun \nGecenin gri yüzünü unutmuştun \n\nSen her şeyi atıp gittin\nRujunu,diş macunu \nAbartmıştın yorgunluğu \nOysaki yoksuldu gittiğin geceler\nYüzler senden de yorgundu \nGecenin gri yüzünü unutmuştun \n\nSen geçmişini silip gittin \nSoranlara yirmi yaşında mı doğdum diyecektin\nYüzündeki çizgileri silemezdin ya\nHer gün alsan da o kaşlarını \nBir kenarda çatışma izleri kalacaktı \nSanma ki gece maviydi kapatacaktı \nGriydi gecenin asıl yüzü \nGridir gecenin yalnız yüzü \n\nYalnızların yüzünde gridir gecenin izi\nBen beyaz büyüdüm sanırsın \nAşkları siyaha boyamaya çalışırsın \nOrtaya gri çıktı farkında mısın\nGecenin mavisine ne diye sığınırsın \nHangi gece, hangi tarihte, hangi yalnızı sevmiştir söylesene\nDüşmandır yalnızlığa gece\nGridir gecenin yalnız yüzü \n\nElinden tutan biri varsa\nMavidir bütün geceler\nÇekilin dersin bulutlara \nkaçacak yer ararlar\nemrindedir bütün yıldızlar\nİşte sana gecenin mavi yüzü \nKabullenmez göz yaşını, hüznü \nGridir gecenin yalnız yüzü \n\n2003-Sakarya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri aşk",
        "poet": "Mehmet Demirkapı",
        "poem": "\n\nSen kalbinde gri bir aşk bırak\nBulutlar belki bir gün dağılacak\nBelki fırtınalar kopacak\nAma bil bir gün inan\nGüneş sana da doğacak...\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gri Asfalt",
        "poet": "Yağmur Aydoğan",
        "poem": "\n\nGri bir asfaltı kaplayan yapraklar gösteriyordu\nHer haliyle yağmur yağınca gri monotonlukları koruduğunu.\nÖlmek vardı buna herkes şahit olmuştu,\nKalbimin odalarına dayanan yalnızlık bile.\nAma kimse bilmiyordu..\nKuvvetli bir halde ilerlemişti sana olan sevgim.\n\nAcıları da öğrendi zamanla bu yüreğim,\nHerşeyin iyi ya da eskisi gibi olması\nOlanlardan asla olmayandı.\nYeniliyorum kendime, her zaman kazanmak\nİyi gelmez bize be dostum.\n\nGri bir asfaltı kaplayan renkler gülüyordu\nHer haliyle anlaşılıyordu gri monotonluklarda mutlu olduğunu.\nÖlmek vardı buna herkes tanık olmuştu,\nSevgimin sınırlarına dayanan duygular bile.\nAma kimse konuşmuyordu..\nKuvvetli bir halde ilerlemişti senin olan benim kalbim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Aşk",
        "poet": "Bülent Yüksel",
        "poem": "\n\nSıcaklık, mutluluk, sevgi, \nheyecan, iyimserlik, güven, \nzerafet, umut....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Ankara.",
        "poet": "Özlem Bölükbaşı Önal",
        "poem": "\n\nBaşkentte yaşayan bir Ankaralı olarak bazen bu şehir neden bu kadar gri diye düşünürüm. Ülkemin başkentinde yaşamanın avantajlı mı  yoksa dezavantajlı mı olduğunu da.\n\tBüyük şehirlerde yaşamak insanı doğadan uzaklaştırıp, robotlaştırıyor. Her sabah kalkıp rutine bağlanmış gününüzü sırasıyla yaşamak zorundasınız.Trafik, koşturmaca,insan kalabalığı.\nBu görüntülere o kadar alışmışsınızdır ki ne olduğunu, nedenini düşünmeden, akıntının içinde sürüklenen ağaç dalları gibi kapılıp gidersiniz.\n        Her sabah kalktığımda güneşi görmek, derin bir soluk almak için penceremi açarım. Aldığım o solukla birlikte temiz hava çektiğimi düşünmeyin. Sadece kendimi kandırıyorum. Ağaçsızlıktan, egzoz gazlarından nasibini almış kentimiz, şu sıralarda doğal gaza yapılan zamlarla birlikte, seçmenlerin bol miktarda bulunca yaktığı kalitesiz kömürlerle iyice kirlenmiş durumda. Durum böyle olunca da haliyle “güne merhaba” demek için aldığım soluk, nefes borumu sızlatıyor. Daha iyisi olmadığından alışkanlığımdan vazgeçemiyorum. Birde temiz havanın ne olduğunu bilmediğimiz için biz başkentliler ancak, mesire yerlerine, tatil kasabalarına veya ağacı, ormanı olan bir yerlere gidince farkına varıyoruz.\n        Son zamanlarda zaten gri olan şehrimiz, siyaha çalan bir gri oldu. Bürokrasi, memur, öğrenci kenti diye bilinen Ankara’mız maalesef  bu rengin en iç karartan tonunu giymiş, üzerine birde sis perdesi eklemiş. Binaların büyük çoğunluğu nedenini anlayamadığım bir renge boyanmış, GRİ’ye… Asfaltından tutunda kaldırımlardaki bordür taşları bile gri olunca maksat uyum sağlamak herhalde diye düşünüyorum. \n        Ağaçsızlıktan da nasibini alan şehirlerimizden benim güzel Ankara’m. Zavallı hemşerilerim, yazın piknik yapabilmek uğruna Dörtyol ortalarındaki göbeklere yayılıp mangal bile yakıyor. Bu konuda en meşhur yer ise Konya yolunda Ahlatlıbel’e dönüş kavşağı. Karşı da halka açılmadan seyirlik bırakılan ODTÜ ormanının manzarasına bakarak piknik yapmak keyifli olmalı ki bazen onlarca aile  yayılıp mangal yakıyor. Malum bu ara  kentimizin her yanı dozerle, kepçeyle didik didik kazılıp krater görüntüsü aldığı için, bunu da bulamayacaklar bu baharda.\n        Yeşile, maviye hasret, renklerden yoksunuz. Suyumuz içilemez, havamız solunamaz,  Ama birbirinin neredeyse aynısı büyük alışveriş merkezlerimiz, üniversitelerimiz, devlet dairelerimiz hepsinden önemlisi ülke yönetimine gelip, birçoğunun başımıza çorap örmekle meşgul olduğu birbirinden tanınmış siyasetçilerimiz var. Bu da Ankara’mıza rengini veren, bu kadar maddenin özü...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Aşk Olmaz",
        "poet": "Zümrüt Demirtaş",
        "poem": "\n\nBu akşam bir başka gri,\nRuhumu saran duygular,\nYa siyah olsa ya beyaz,\nBeynimi yiyen kaygılar...\n\nSiyah olsa üzülürüm,\nAğlarım, yüreğim yanar,\nBeyaz olsa sevinirim,\nGönlümde çiçekler açar…\n\nÜrkek ruhuma sığmayan,\nMutluluklar ve acılar,\nGri rengi tanımayan,\nKalbim şaşırır, bocalar…\n\nAşkın rengi gri olmaz,\nYa sev beni ya da sevme,\nSiyah beyaza dost olmaz,\nKararsızsan bana gelme…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Bahar",
        "poet": "Kamil Serdengeçti",
        "poem": "\n\nEn sıcak sesleri susturdu\nRenksizliğin renkleri\nBu bahar, gri geldi\nGri, siyah üstüne...\n\nGri kuşlar siyah çiçeklerde\nRenk aradı\nTüm renkler renksizliğe yankılandı\nKara yumrularda düğümlendi soğuk çığlıklar\nSesler pesten sessize, hıçkırır gibi suskular... \n\nVe nadasa bırakılmış karalar üstüne\nHiçlik ekildi\nHiçlik, koyu ısırgan grisi\nSessiz, kısık seslere serpildi, filizlendi\n\nBu bahar, beyaz kuşlar hiç gelmedi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Bir Aralık Akşamüstü İstanbul'da",
        "poet": "Ali Ergün Özdemir",
        "poem": "\n\nGri bir aralık akşamüstü İstanbul’da\nGözlerin çözülmede camdan içeri\nSüzülmedesin candan yüreğe\nGri bir Aralık akşamüstü\nHüzünlerdeyiz hep beraber\nEsir kalmışız boğan cenderelerinde duvarların\nTutup ellerinden kaçmak vardı\nÖzgürlüğe\nGötürme....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Aylar",
        "poet": "Armağan Öztürk",
        "poem": "\n\nEn iyi sonbaharda  intihar edilir                       \nBu işin de bir takvimi var\nÖlmenin de\nBekliyorum yılın o gri aylarını\n\nAvdan dönen balıkçıları bekliyorum\nElleri boş\nÇocukları aç\nLiman kaltaklarını\nKaltakların en kartlarını\nOnları satın alan\nSarımsak kokan Türk lokantalarını\n\nHani yalnız gitmemek niyetim\nBeklemem ölümü geciktirmek değil\nBekliyorum ağaçları sulayan göğün o gri aylarını\nBir işareti\nRüzgarın sesini\nTanrının kızmasını!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Beyazım",
        "poet": "Pınar Avılı",
        "poem": "\n\nMasumluğum da  kelamsız değilim. \nHani Beyaz ümit barındırırdı \nUmudu arayan sözlerde? \nBeyaz ne de korkunç; - miş gibi sevmelerde,\nDürüst bakan gözlerde\nTertemiz dokunan ellerde\nVe Yalansız dillerde…\nŞimdi nesil griyle bütünleşmiş \nVe kokuşuk bir çöpe dönüşmüş,\nAğzı açık hayasız poşetlerde…\nBir ismi var artık bu sancının \nGri Beyazım…\nHem gri hem beyaz\nAma artık  bembeyaz olmayan…\nÜstelik Çöpe atılan gelecekte\nBir boy büyük geldi gri beyazım…\nHayır hayır olamaz\nSenli umutlarım maalesef bitti gri beyazım! \nJumbo  şartlara mini ilişiklikler…\nDevren satılık haydi gri beyazım Gel…\n15 günde yıkılır\nBeyaz kâğıttan griye çalan \nBir pınarda yüzdürülmüş evler…\nHaydi gri beyazım Gel …\nKimseye ipotekli değildir\nKenara atılmış gri beyazı kalpler...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Bir Gökyüzü",
        "poet": "Ferit Burhan",
        "poem": "\n\nGri bir gözyüzü,\nÜç beş martı volta atıyor,\nYağmur direniyor bulutsuzluğa,\nYalnızlık burnu havada caka satıyor,\nVe yanaşıyor sefil umutsuzluğa,\nGri bir gökyüzü...\nPembe, kırmızıya beyaz katmakla olmuyor,\nZira yalnızlık kalabalıklarla aşımıyor,\nÇünkü gri bir gökyüzü,\nSensizlikten müzdarip,\nÜşüyor kendi soğundan,\nBerduş, pespaye ve garip,\nAh üfürüyor soluğundan,\nKoyu gri bir gökyüzü,\nAğlamaktan bitap,\nKankarası gözlerle beni izliyor,\nTokat atıyor rüzgar suratıma,\nSonra derdimi içine gizliyor,\nO gri gökyüzü...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Bir Yalnızlık Çöküyor Akşamlarıma",
        "poet": "Cem Seyfeli",
        "poem": "\n\nGri bir yalnızlık çöküyor akşamlarıma\nBir yabancı bu yalnızlık\nŞehrin gri sokaklarında kaybolan\nBulamayan bir türlü adresini\nAmaçsız sağa sola koşturan\nVe tüm ışıksız bulvarlarda\nHerkes sözbirliği yapmışcasına\nO ağzını açtığında susan\n\nGri bir yalnızlık çöküyor akşamlarıma\nŞairin dediği gibi\nPaylaşalımayan bir yalnızlık ve\nPaylaşılırsa yalnızlık olmayan\nAslında bu öyle bir grilik ki\nKifayetsiz tüm benzetmeler\nÖyle bir an gelmeli ki ancak\nSen doğduğunda sabahlarıma\nGüneş misali kollarımda sıcak sımsıcak\nİşte o an\nBu kasvet bu umarsızlık\nZamansız bir sismişcesine dağılacak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Bulut.....",
        "poet": "Hatice Odabaş",
        "poem": "\n\nİçimde gri bir bulut ve sensizlik canımı acıtan....\nTutunabildiklerim hiç olmadı ve sende yoktun aslında....\nBenim aşka kayıtsızlığım, senin beni yok saydığın umursamazlıktı akılda kalan.....\nSen sevdinmi ey yar! ! \nCanın yandımı kanadımı yüreğin benim kadar.....\n\nİçimde gri bir bulut ve sensizlik canımı acıtan....\nGeceler uzun ve soğuk sabah olmaz yüreğime.....\nSen renkli camların ardında gününü gün et....\nBenim her bir yanım günden güne sonbahar....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Dem",
        "poet": "Ayhan Varol",
        "poem": "\n\n\t\t\t\t\t\t\tYırtıcı gri bir dem\n\n     Şiir kefenidir şairin; \nAvazın zorlanan doruğuna ulaşan kasırga boşluğu. Hücrelerin ölümüne kayıtsızlık tarihin ihanet biçemini taşır. Yol yolsuz, yok yoksuz kalabilmeyi başardı sonunda. Her parmağın çamura bulanma arzusu başgösteriyor, mürekkebin boynu bükük.                                        \n\nBoynu bükük beyazın...karın yarattığı kısmi katliamla. Yazınsal boşluk çarmıhın, çarmıh olmaktaki pişmanlığını yaşamakta. Sözcükler ölümüne tükendi. \n\nŞarap şairiydi şiirin...\nNe Firavun’un ağzından fışkıran alevli tarih, yazılabilirlik oranında kaldı... Ne İsa asasına anlam katabilecek bir eylem kaldı artık. Muhammed’in çürüyen şairaneliği ise derinin altına kilitlenmiş paslı pranga şimdilerde. Hiçbir sözcük...yazı...dilsel ses harcayacağı eforun karşısında dikelme şansına sahip değil artık. Güz öldü.\n\nGüz öldü...pelte pelte dökülen taş levhalara yazılmış her anıtsal söz de öldü. Kurgunun kendine sapladığı kargı... kargışlandı düşünsel organ. Arefesindeyiz hiçlenmenin yarattığı girdapta yok oluşun. Hiçlendik. Buhar...ve gaz! \n\nava\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri  Gök Yüzü",
        "poet": "Atilla Durukan",
        "poem": "\n\nGri Gökyüzü\nbir gök yüzüm vardı,\nhep gri, bazen duru,\nhiç olmadi ki mavi,\nyagmurlar yagardı,\nkurşun misali,\nbir kaç damla yagmur,\nbiraz rüzgar,\nekilince biraz fırtına,\nüstüne yağınca karlar,\nyürğinin resmi çıkıyor ortaya.\nşimşekler kırdı buzullarını,\nrüzgarım götürdü bulutlarını,\nmavilerim sildi grilerini,\nyokundum,\nvarın oldum,\nuzagındım,\nyakın oldum,\nhayalimdin,\ngerçek oldun,\nkan kırmızı sevdam oldun,\nalev alev yakan oldun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Düş Yakamoz",
        "poet": "Pınar Uçar",
        "poem": "\n\nözgür çığlıkları içimizde yüzlerce martının\nbir isyan gibi çığlık çığlığa yaşıyoruz\nsesimiz birbirine karışır\nve bulmak seni\nyüreğimin tenhasında\nmartının denize sevdasıdır\nsiyahlarını giyinip ruhumun kıyılarında\nvakit geceye dönerken\nbu kacıncı özlemin sancısı\nhoyrat dalgalarda vururken \nkendimi yokluğuna\nay vakti bu gece yakomozlarını taşımakta\ngri bir düş ışıl ışıl oynaşırken sularda\naçıkta tekneyim\nçapası yok küreği yok\nellerin meltem esintisi\nağır ağır taşı gövdemi\ngri düşlerin yokamozlarında yıkansın tenim\nsabaha çıkmak için bir martı gibi \nçığlık çığlıga....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Camlar...",
        "poet": "İbrahim Ethem Bingül",
        "poem": "\n\nTansiyondan sandım önce\nEtrafımı puslu puslu görünce\nNeden sonra farkettim ki\nGri camlı gözlüklerim gözümde...\n\nwww.iebingul.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri gece'de",
        "poet": "Ferit Erpolat",
        "poem": "\n\nsiyah aralığın\nbeyaz yüzündeyim\nsoğuk işliyor duygularıma\nmaviye küs\nsarıya yeşile kırmızıya dargın\nsadece beyaz\nsadece siyah\nve bir de soğuk\n\nbu gece en uzun gece\nayrılmak kadar\nsana sancılı tüm renkler\nvar-olmana deyecek\nfırçalar gibi\n‘‘sen doğdun’’ için beyaza\n‘‘sen yoksun’’için siyaha\n\nbu gece en uzun gece\nbuluşmak kadar\nsana gebe gözyaşlarım\ndoğumuna dökülecek bir şelale gibi\n‘‘sen doğdun’’için sevinçten\n‘‘sen yoksun’’için hüzünden\n\nbu gece en uzun gece\nömrüm gibi\ndoğumuna mutlu\nyokluğuna acılıyım bu akşam \n\n(21 aralık gecesi)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Gözlerin...",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\ngüneş..,\n grileşmiş \nbulutların arasından\n arada bir görünür...\n yeşilllerini...mavilerini...\n denizin,\n grileşmiş\n sularına sererdi...\n işte...\n o zaman,\n gönlümün\n grileşmiş duygularında,\n yeşilli..mavili...\n bir şölen başlar..,\n gri bulutlardan; \n gri denizlere...\n ve gri gözlerine\n hüzme..hüzme..\n güneşler yağardı...\n\nfikret turhan-yalova\n 21.03.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Geceler",
        "poet": "Nazlı Nalçacı",
        "poem": "\n\nGri  gecelerde  arındım  her şeyden,\nEskisi  gibi  olumsuz  değilim....\nKötü  bakmıyorum ,  görmemek için.\nBaşka  bir  pencere  açtım.\nKendime  ve  çevreme.\nBütün  olumsuzlukları..\nGri   gecelerde  bıraktım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Bulutlar...",
        "poet": "İbrahim Ethem Bingül",
        "poem": "\n\nGitme zamanı gelmişti\nİmkânsızlıklar içinde\nAranan aşkın sancılı kollarından\nAlabora olmuş duygularım\nİsyan edercesine vuruyordu\nYosunla kaplanmış kıyılarıma...\n\nSiyaha çalan gri ile kaplanmıştı benliğim\nArasına sızacak güneşin\nSıçaklığını beklerken bin umutla\nSen halen yoktun\nNe kıyılarımda\nNe de gri bulutlar arasında...\n\nwww.iebingul.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Gün",
        "poet": "Yılmaz Akdeniz",
        "poem": "\n\nGökyüzünü parçalanmış bulutların sardığı,\nYağmurun; yeryüzünü okşarcasına yağdığı,\nGeçmişin bulutların arasında asılı kaldığı,\n                                         Gri günler vardır.\n\nKaç yaşında olduğunu,\nKaçıncı sevgilinle birlikte olduğunu,\nO gün kaçıncı kadehte sarhoş olduğunu,\nKaç arkadaş yüzünü unutmaya başladığını,\nKaçını özlediğini,kaçının yokluğunun içini yaktığını,\nKaç zaman sonra bunları düşündüğünü; \nBulutların arasında asılı duran anılara bakarak hatırladığın; \nGeçmişin, şimdinin ve gelecek olan zamanın; \nSıcak bir kahve ve sigarayla sana eşlik ettiği; \n                                                Gri günler vardır.\n\nHer sözünde her ritminde anılarının saklandığı,\nEskimeyen eski şarkıları özlemle dinlediğin,\nDizelerinde bir zamanların insanlarını andığın,\nYaşanmışlık kokan şiirler okuyup mırıldandığın; \n                                                      Gri günler vardır. \n\nDışarıda; \nElimde kahve fincanıyla,\nParmaklarımın arasında sigaramla,\nBulutların arasında asılı kalan anılara bahtiyar bir tebessümle baktığım\n                                                             Gri bir gün var. \n\nHayalimdir bilinsin.\nGeçmişin,şimdinin ve geleceğin aynı anda yaşandığı,\nDostlarımın beni zamanın her parçasına eşit dağıtarak andığı\n                                                              Gri bir günde ölmek...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Halı Üzerinde Ateşli Soba Karşısında",
        "poet": "Emre Doğan",
        "poem": "\n\nBir anne ölüyor gri halı üzerinde\nEllerini açmış kederle son kez vedalaşırken\nBir anne ölüyor üzgün değil kırgın.\nSon kez çocuğunu öpemediğinden.\n\nYeşil çimler üzerinde hava ne kadar da açık.\nBırakın ölsün bir anne ha kederden ha dertten.\nSen şu ağaçlara bak yeni meyvelere ve güneşe\nSen şu suyun berraklığında dans eden balıklara bak, boşver\nBırak ölsün bir anne gri halı üstünde.\n\nKalıp kalıp sabunlarla bembeyaz bir kalp yaptık\nYıkadık duruladık kuruttuk serdik güneşlendi.\nŞu ekrana bak zengin ihtiyar bir adam\nÖlmüş rahat yatağında, son karidesini yerken\nElinde milyon dolarlık saat, gözünde gözlük varken\nBırak ölsün gri halı üzerinde bir anne\nMilyon dolarlık adam öldü rahat yatağında.\nBırak susuzluktan ölsün çiçek gibi çocuklar\nGece yıldızları değil bombaları saysınlar\nBoşver, sen duyarlı bir aydınsın.\nÇocuğu boşver milyon dolarlık adam öldü.\n\nBoşver ölsün bir ana\nÖlsün toprak yiyen çocuk \nVe bırak ölsün cephede kiminle savaştığını bilmeyen asker.\nBoşver\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Kedi",
        "poet": "Filiz Angay",
        "poem": "\n\nKoştu geldi gri kedi,\nAtladı, \nSıcak bir kucak bulmak umuduyla.\nAçıldı kucak,\nDokundu eller kediye.\nNereden geldiği önemli mi,\nSevimli,minnacık bir kedi,\nSımsıcak bakışlarıyla,\nMırlayarak verdi sevgisini,\nBazen insanın veremediği.\nEller aldı sevgiyi,\nKedi mutlu, \nKucağın ve elin sıcaklığında.\nYumdu gözlerini,\nFısıldadı memnuniyetini,\nMırr,mırr,mırr.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Kent",
        "poet": "Mehmet Raşit Er",
        "poem": "\n\nGri Kent\n\nEvler yığın, yığın.\nKent gri.\nİnsanlar aceleci işleri acil.\nKoşuşturma trafik hırla.\nGidenler gelenler durup bekleyenler.\nBir yalnızlık var bu gidişte.\nKöşe başları tekinsiz.\nSokaklar cıvıl, cıvıl.\nÇocuk sesleri sevinçsiz.\nİşçiler, emekçiler neşesiz.\nGri kent acımasız.\nDüşene eğilmez edepsiz.\nVaroşlar bir adım ötede.\nKörfez sevimsiz…\nDeniz kirli.\nBu kirin sebebi sizsiniz..! \nBalıklar hasta.\nLüferler çelimsiz.\nGri kent uyumaz.\nKent gri ve keyifsiz.\nBir balıkçı sandalı orada durur.\nŞair iyice yanaşır.\nDüşte o sandala yaslanır.\nBinip gidesi gelir içinden.\nKaybolup da dönmeyesi gelir.\nŞair için kayboluş; \nBu gri kentten kurtuluş olur.\n\n7 Kasım 2014\n/mrer/\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Kirli",
        "poet": "Mahsum Onar",
        "poem": "\n\nSigaranın dumanı bile artık mavi değil namussuz\nGri, kirli\nHatırladım seni\nSevgili\nNamussuz, gri ve kirli\n(!)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Meydan",
        "poet": "Sebahat Kara",
        "poem": "\n\nGri Meydan\n\nBir yorgunluk çöktü vicdanıma\nBüyüklüğün yüzünden yerlerdeyim şimdi\nGardım düştü, silindi dünya\nGri meydan hazırdı.\nKüçük bir çocuk gibi\nDizlerime sarıldı.\nZaten hep bu günü beklemişti.\nSen derdine yan,\nAcemi şair,\nNasılda unutuverdin bir gün biteceğini\nAşk savunmasız yakalar sözünü\nBu mısraları yazacağımı\nNasılda unutuverdin.\nÇok bariz değil miydi \nBu aşkın yazgısı\nKristal bir bardakta en güzel mey olan ben\nŞimdi yerlerdeyim paramparça\nSensizlik\nO meydana hapsetti beni\nHani karanlık bulutları \nGri havası olan\nBir başıma. Tek başıma\nSert rüzgârları.\nYüzümü dudaklarımı çatlatan\nTek bir canlının yaşamadığı\nSeni hatırlatacak\nGözlerin kadar yeşil bir yaprak olmayan\nO meydan.\nYalnızlığımdan dizlerime sarıldığım.\nİşte o meydandayım şimdi.\nSen derdine yan acemi şair\nNereye gitmek istesen\nGri meydan senden önce gider\nSeni karşılar, hiç yalnız bırakmaz\nVe asla, hiçbir zaman, \nŞımartmaz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Mor",
        "poet": "Ece Özdemir",
        "poem": "\n\nBu cinnet alemi gridir..\naĞlasan gri akar göz yaşların...\nbuzların mordur...\nçünkü intihardır aşkın...\n\nodam mordur benim\nyerlerse gri...\nhayatım... gridir benim\naşkımsa mor...\n\nhayat gridir...\naşksa mor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri'nin Vedası",
        "poet": "Necmettin Topçu ",
        "poem": "\n\nBir kırmızı doğu akşamında yankılanan\nSahipsiz -piç- bir ağıt\nVe mor giydirilmiş bir yas bu...\n\nGri'nin ardından tutulan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Müzik",
        "poet": "Veysel Çolak",
        "poem": "\n\nDuygularımdan oyulurdum ayrıla ayrıla. Bir yürek \ngüreşinde öpe öpe döverdik birbirimizi. Ses olunca \ntutuşan, dili kesen kelime; delil olan gri müzik... \nHalkın habercisi alnın terliyor. Bu yüzden \nanılara çağrıldım, aşklara, korkulara. Sulara verildim, \nbölündüm bir kuşluk vakti. Herkes gelince \nanladım boşluğu; içecek olsaydım kırılırdı çeşmeler. \nKimin yüzüne baktıysam karıştırdım kendimi: \nTeninde bir çıbanla değiştirildim. \nBir ömür hiçliğe alışılmış ve orada unutkan odalar \nyaraları anlamsız kılan günbatımları, terli bir deniz. \nEsrarlı, tehlikeli, daha çok akıldışı beni dindiren \nsağanak. Akrebimi çağırın. Benim için çoğaltın pusuları \nartık aşka kefil değilim. Ve boşlukta bir sokak \nmenekşesi acemi, çocukları sabırsız. Orada \nhangi tuzağı bozduysam kendimle karşılaştım. \nGül vakti. Kızaran sular. Mevsimin üşüten çağıltısı. \nKurşun yenildi gene de geyiğin yaşama sevincine \nve bu tılsım, mermeri eriten anlam tortusu \nçözülsün diye öldürüldün derimle kanım arasında. \nAma bir aşkın yangından doğuşuna katıldım, \nbenim işim sizin için korkmak olsun. \nYüreğimle bir söyleşiye çalıştım durdum. \n\nVarlık, Kasım 2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri nokta…",
        "poet": "Nalan Yurtay",
        "poem": "\n\n\t\tGri nokta…\t\t\t\t\nArada bir cesaretimi toplayıp \n“Seni seviyorum.” yazıyorum \n“Biliyorum…” deyip \nSusuyorsun, \nHer defasında… \nYazacağın satırlara nasılda \nUmutla bakıyorum bilsen… \nBelki bir kere olsun, \nHatta yalan bile olsa, \nHani hiç söylemediğin bişey değil; \n“Bende seni seviyorum.” \nYazarsın diye bekliyorum umutla… \nAylardır, \nKıyasıya savaştım gururumla \nGidip geldim, \nSiyahla beyaz arasında… \nYa beni sev, ya da azad et, \nNefes alamıyorum \nBu gri noktada…\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gri Ocak",
        "poet": "Nurcan Kapcı",
        "poem": "\n\nGüz olunca gitmek ister,\nBekçisi olmadan şu mezarlığın\nOlaki kanatlanır ruhum\nArafat'a karışmadan\nGitti güz bitti şimdi\nGri ocak salıncağı\nSallanmakta boş\nYıldızlar galaksi değiştirmiş\nSema yersiz\nBilirim yeni doğmuş aşk\nDipsiz okyanuslarda\nOlurda bu gri ocak ayı\nKarla kaplanırsa kirli beyaz\nAğaçlar çıplak bedeni ile\nGodonun bekleyişinde\nUykularımı sattım,\nRuhumu Nil'e verdim\nGemilerimi yaktım\nAma düşümdeki sen\nKar beyazlığında kaldın\nGri ocak ayında\nBir saksı aldım\nİçinde sen diye \nKarlar büyüteceğim\nVe ona\nSenden masallar anlatacağım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri renkli,Garip bir ölüm:Grip",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nSiyah rengin beyaz renkle sarmaş dolaş karışımı\nNe doğuş ne batış, güneşin bulutlarla yarışımı\nYağmur, kar, dolu gibi değil gözyaşı var dolu dolu\nVe öyle bir gri renk var ki giden gelmez yolu...\n\nBelki yeşilliklere gömülmektir cennet müziği alkış alkış çalar \nÇimen yeşil,ağaç yeşil, gök yeşil,yeşile çalar\nGidilirken bile kalanlara sonraki gelecek vakte davetiye salar\nYetmezmiş gibi. hem gözden,hem gökten hışım hışım yağmur salar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Şehir",
        "poet": "Ahu Öztürk",
        "poem": "\n\nGri bir şehrin, kurşini yalnızlığı,,\nBelki Aşk, belki Ana'ya bu sızı,,\nKalbi konuşur sussa ağzı,,\nSineye işlemiş yalnızlığın tatsızlığı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Olmayacak Bir Daha Sevdam",
        "poet": "Tijen Karabina",
        "poem": "\n\nUçmak, \nKanat süzmek istiyorum maviye \nGörsün gelincikler nazlı martıyı \nSevdayı taşısın okyanuslara, \nBeyaz beyaz, taşım taşım,\nNe hoyrat esen rüzgarlar,\nNe de parçalanmış hüzünler, \nGri olmayacak bir daha sevdam\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri",
        "poet": "Talat Apaydın",
        "poem": "\n\nGözlerime kandan\nresimler yapıyordu gece \nmahremine değdim diye \nbütün romanlardaki \nkötüler ortalıktaydı işte \nve ben\nbir fincan kahvede \nboğuluyordum\ngri gri hayvancıklar yapıyordum\nsigara dumanından\ndüşlerin yorgunluğu\nvurmuştu bacaklarıma\nyıldızlar bilmem kaç \nışık yılı öteden \ngöz kırpıyorlardı\nben karanlığın kollarına ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Renk",
        "poet": "Mehmet Boybeyi",
        "poem": "\n\nMerhabaların gri renkli\nYağmur da,gökyüzü de \nöylesine.\nKül vurmuş,\nyapraklara,duvarlara.\nİnsanların yüzü kül rengi.\nMutfaktaki yiyeceklerin tadı gri.\n\nAma önce gel.\nBoşalt nefesini.\nSitemini,kahrını.\nHertürlü derdini.\n\nAğlayalım,\ngülümseyen dudaklarla\nve yürüyelim,\nsendeki\ngizli renklere\n\n(Ağustos 2010)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Şehir",
        "poet": "Sinan Yazıcı",
        "poem": "\n\nYangın yeri gibi kül bulutları tepemde\nGri şehrin sabahları gafillere bayramdır\nKim bilir kaç çiçek soldu bahçemde\nFiliz vermek bu topraklara haramdır\n\nDüşlere dökülen bir damla kan gibi\nBozar bu şehir hayra vesile ne varsa\nHainlerden alınacak intikam gibi\nYıkacağım, maziden kalma nen varsa…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Siyanür",
        "poet": "Küçük İskender",
        "poem": "\n\nAz önce ayrıldık\nBir koy ilkokuluna çığ düşer gibi ansızın; \nGırtlakları kesen kelimelerle veda ettin yasadığın bedenime\nne A Rh pozitif bir 'kal' bulabildim\nne de 0 grubu negatif bir 'burukluk', donakaldığım evin içinde! \n\nKanım, orman basan cinlerin sabahın ilk ışıklarıyla\ngeri çekilmesine benzedi dudaklarından uzağa; \nYasaklara kenetlenmiş sevişmelerle geçiştirilen hayatlar\nmasumiyeti zedeleyen o kiraz tatlısı, o siyah renkteki buruk şarap\nlekelenmiş fotoğraflardaki kıyasıya gülüştüğümüz hırpani atlar\nonlar da gittiler, onların da nalları koptu, benimkiler de; \ndilsiz ıstırap! \nNe A Rh pozitif bir 'niçin' bulabildim\nne de 0 grubu negatif bir 'elveda', sona kaldığım alevin içinde! \n\nAz önce ayrıldık\nÇığ düşmüş bir koy ilkokuluna kayıt yaptırır gibi ansızın; \nMorgta çocuğunun cesedini teşhis etmeye mecbur kalan biriyim sanki\nhüzün müptelası bir infilak, mükemmeliyet tiryakisi bir sindirim sistemi\nbambaşka bir kıtada stüdyo tipi bir sığınağın narkotik penceresinde\ndört tarafı ağlarken burusan suratlarla çevrili adalar ve orada bir can ki\ngölgesinin ardı sıra, hiç umut beslemeden yeniden başlayabilmek hevesi,\nbaşlayabilmek arzusu, başlayabilmek temennisi! \n\nYani öyle bir şey ki, sabahları bir aksam sefasının yapraklarında uyanmak\nyani, gazeteyi açtığında üçüncü sayfada intihar haberini görmek\nsenin vesikalık bir de fotoğrafın var orada, silik, mecburen ciddi,\nmecburen ilimli,\nyani öyle bir şey ki, arayıp annenle konuşsam,\n'başınız sağ olsun' desem\nsonra babanın hıçkırıklarını duysam telefonda\n'yakin miydiniz' diye sorsa çekine çekine\nyani öyle bir şey ki, kanalizasyon şebekesi çökmüş bir şehirde ben\nyalnızca avuçlarımı uzattım sana, 'buraya yap! ' dedim\nne A Rh pozitif bir 'hayır! ' bulabildim\nne de 0 grubu negatif bir 'iyi niyet', boka sardığım dehşetin içinde! \n\nAz önce ayrıldık\nÇığ düşmüş bir koy ilkokulundan mezun olur gibi olur ölmez,\naskın diplomasini terk eden sevgililer verirmiş meğer\nmeğer en korkunç tasdiknameymiş geride kalandaki zehirli ruh sarmaşığı\ngeride bırakılandaki zarif fikirler!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Sayfam",
        "poet": "Rezzan Ersoy",
        "poem": "\n\nsimsiyah eldivenlerim vardı benim..\nellerimin sığınağı..\nbelki de ruhuma ördüğüm duvardı..\ndokunmak istemiyordum sana..\ndokunmak üşütüyordu beni..\nsessizlik ağır bir taş oldu,sularıma düştü..\noyunlar vardı,çocuk oldum çıktım..\ngri bir sayfa oldum açılamadım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Perdeli Ev",
        "poet": "Dursun Tiftik",
        "poem": "\n\ngri perdeli bir evde\nisimsiz bir deftere\nkendi serüvenini yazıyorsun\n'sizi biri arıyor' denildiğinde\nölümse buyursun diyor\nbaşka misafir kabul etmiyorsun\ntüm ilk yardımları reddediyorsun\naslında sen yaşamanın\nne demek olduğunu bilmiyor\nölümün öleceğini unutuyorsun\n\n(Eylül-2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Sokaklar",
        "poet": "Gökhan Şahin",
        "poem": "\n\nsaksağanlar\nve\ninsanlar\nher ikisi de \nterk etmez\nyalnızlık kokan\nsoğuk\ngri bir şehrin\nis kokan\nkaldırımlarını\n\n30.05.2005\n18:42\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri sokaklar",
        "poet": "İnayet Koçak",
        "poem": "\n\nbırakın bana gri şehir sokaklarını\n taşlı sokakların arasına sıkışmış suları\n tavan penceresi arasında semaların\n seyreden bu güzel bulutları\n herşey yeter fazla beklentisi olmayana\n yaşam içinde saklar mucizelerini\n ve GÜN gelir gösterir bütün görkemini\n işte bütün bunları düşündüm ben\n ıslanmış sabahın yağmuru çiselerken...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Taşlar",
        "poet": "Muhammed Karsu",
        "poem": "\n\nGri taşlara basarak yürümek zordur\nGri taşlar siyah değil\nGri taşlar beyaz değil \nSahi gri taşlar nedir? \nGerçekten gri midir? \nYoksa üzerinde yürümemize izin verdiği için beyaz,bazen takılıp düştüğümüz için siyah mıdır..?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Yalanlara Savur",
        "poet": "Cihan Başak",
        "poem": "\n\nBeynimde daireler çiz\nUykularımdan uyandır\nYollara sal beni.\n\nVakitsiz sorular sor\nHabersiz çık gönlümden\nCevapsız bırak beni.\n\nNe sıcak sarı ne de mavi\nKaranlıklarda bırak\nHüznümle boğ beni.\n\nNasıl istersen öyle bak\nÖfkeyle şevkat dolu\nBaştan aşağı utandır beni.\n\nAvut beni uyut beni\nAkıldan uzak hem de gri\nYalanlara savur beni. \n\n14 Kasım 2001 Diyarbakır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Toprak",
        "poet": "Onurcan Çakır",
        "poem": "\n\nokul bahçesinde bir çiçek\nismini bilmediğim bir çiçek\nbasket sahasının dışında\nmasmavi bir çiçek\nbitmiş duvarın dibinde\nnasılda bakıyor isyancı gibi\ndışlamışlar arasından onu\nsonu olmayan gri topraktan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Yaşamlar",
        "poet": "Celalettin Göçken",
        "poem": "\n\ngri bir yaşam bizimkisi azizim,\ngri bir yaşam! \n\ngözlerimiz ne mavi denizi görür,\nne zümrüt yeşili,\nne de altın sarısı kumsalları\n\nhayat mı bizimkisi azizim,\nhayat mı?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Turuncu Akşamlarında Sen...",
        "poet": "Zeliha Bicer ",
        "poem": "\n\nYine. gri turuncu akşamlarında İstanbul'un\nEfkara dalmışım\nMasamı hazırladım\nYemeğimi koydum \nBir kadeh rakı da var.\nYüreğimde binlerce şimşek çaktıran\nBeni iç sızımla ağlatan şarkılar da\n BU AKŞAM BÜTÜN MEYHANELERİNİ DOLAŞTIM İSTANBUL un çalıyor\nİçimde binlercesi geçip gidiyor\nMartıların sesi geliyor kulaklarıma\nÇığlıkları öyle hazin duygu veriyor ki\nKimsesizlik gibi,sevmek gibi\nBinlerce hüzün gibi\nYani bu gecedeki ben gibi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri Yaşamak Konusu",
        "poet": "Emre Can Çat",
        "poem": "\n\nGri yaşamak konusu var, derin ve 48 numara gri.\nBu mevzunun dört mevsimi aynı gökyüzüne bakar gözler, \ndökülen yaprakları, \nbir anda insanın karşısına çıkan o sevimli fakat kirli kedileri ve kahır mektupları barındırır bu yaşam.\nUykusuz geçen geceleri, alkolü, sigarası, bir kaç dal esrarı var her grinin.\nİyi yada kötü değil, gri yaşıyor hatta gri doğuyor.\nDışarıdan baktığında öyle renkli oluyor ki, aslında gören çok mutlu bile sanabiliyor.\nBilmiyor giydiğin şeylerin rengini senin seçip seçmediğini, onun kırmızı gördüğü gerçekten kırmızı mı? \nBenim gri'm bazısının kendisinde huy sandığı mavi mi? \nÖyle garip ki bu renksizliğe doğru ilerleyen her saniye, farkına çok sonra varıyor insan.\nKişilik bozuklukları olan insanlar tanıyorsun hatta onları çok sevebiliyorsun,\no her gece yanında uyurken sen aslında nefes ala ala ölebiliyorsun.\nAslında sende pek düzgün sayılmıyorsun çünkü..\nŞartlar, geçmiş, içsel hesaplaşmalar, her defasında ayaz okşadığında hissettiğin noktalar var biliyorsun.\nVe öyle güzel şarkılar var ki, birilerine söylüyor insan bilmeden.\nSonra o bir başkasına söylüyor, canın yanabilir bunu tahayyül edebiliyor insan fakat..\n''Hissedememek'' garip ama gerçek, sesini hissedememek,\ntenini hissedememek, \nkendini kendin gibi hissedememek, \nerkek yada kadın gibi hissedememek gibi bir sürü hissizlik ediniyorsun.\nSeve seve giden var, arkasına bakmadığını sanarak fakat aslında gözlerinin içine baka baka giden.\nAttığı her adımda senden uzaklaştığı her adımda senin payına düşürdüğü, acı, inançsızlık, sevgisizlik, göz yaşı, sigara izmaritleri..\nTebessümüne ömürlük ipotek koyarak giden var.\nGüle güle giden, birini öldürmeden katil olan var...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gri'ye yolculuk",
        "poet": "Baba Murathan Yıldız",
        "poem": "\n\nResimlerini düşündüm o an ve geçmiş uyanamayacağı uykusuna daldı,deli cesaretiyle ellerimi uzattım.birden yalnızlık korkusu geldi aklıma,Yüreğim öylece Ben,bom boş asılı kaşdımm......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Grift",
        "poet": "Erol Dal",
        "poem": "\n\nFeryat; \nBir gün yükselecek…\nVe sen,\nVe ben,\nGöremeyeceğiz…\nBizler doğru önünde yılların harcadığı bir nefes kadar\nsoğuk; \nyaşama sıcak olduğumuz kadar da \nyakın; \nÖLECEĞİZ…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gridir Hazan",
        "poet": "Ahmet Çetin",
        "poem": "\n\nHazan adı üstünde hüzün ayıdır, yavaş yavaş havaların soğumaya başladığı, ağaçların sararıp solmaya başlayan yapraklarının dökülmeye başlayıp çıplak kalmasıyla, tam tersine insanların sarınıp sarmalandığı, gri ve kasvetli, sanki ağlamaklı olan bir ruh hissiyatının, hakim olduğu günlere adım atmakta tüm canlılar... Hep hüzün ve ayrılık mevsimi olarak, duyumsamışımdır ve sevmişimdir hazanı. Romantizmi ve doyasıya yaşanabilecek aşklar barındırır yüreklerde. Sonbaharı aşk hüznünde yaşamayı seviyorum. Aşkın baladını dinliyorum hazanın bozkır yüreğinde. Buruk bir mutlulukla seyre dalıyorum evreni ve kucaklıyorum insan coğrafyasını...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Griban Şiir",
        "poet": "Ümit Murat Şen",
        "poem": "\n\nGrip oldum, \nBir güzel grip bulaştırıyorum gökyüzüne... \nOh olsun sana gökyüzü, \nBeni böyle delirteceğine \nBir şeyler giyseydin ya üstüne... \nOh olsun sana gökyüzü oh olsun; \nGribim ne zaman geçerse \nSana da o zaman geçmiş olsun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Griİ",
        "poet": "Talat Apaydın",
        "poem": "\n\nGözlerime kandan\nresimler yapıyordu gece \nmahremine değdim diye \nbütün romanlardaki \nkötüler ortalıktaydı işte \nve ben\nbir fincan kahvede \nboğuluyordum\ngri gri hayvancıklar yapıyordum\nsigara dumanından\ndüşlerin yorgunluğu\nvurmuştu bacaklarıma\nyıldızlar bilmem kaç \nışık yılı öteden \ngöz kırpıyorlardı\nben karanlığın kollarına ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Grili Çocuk 2",
        "poet": "Hüsrev Hatemi",
        "poem": "\n\nGidişi\nBir kış günü, sabah dönüşürken öğleye,\nGittin, griler giyerek ötelere...\nBoz idi bulutlar ve bozdular,\nGüneşli görünümünü havanın.\nGiden sendin, gelenlerden bana ne? \nEski gelmelerin çekildi gerilere,\nBundan böyle, bürünmüş grilere,\nKalacak gözümde gidiş ânın.\nAh çocuk, gri giymeyi de nerden buldun,\nGitmek mi sis rengi giydirdi sana? \nYamaçları sıyırıp göğe ağar gibi,\nAkşam karanlığında savrulan kar gibi,\nBu ellerde geç kalmağa korkar gibi,\nGittin çocuk, sislere büründün de.\nVe süreklileşti benim için artık,\nBu kısa bölümü zamanın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Grili Çocuk 6 (Dönüşü)",
        "poet": "Hüsrev Hatemi",
        "poem": "\n\nGümüş tebessümün, güneş başınla\nPlaket ve altın kupasın sanki.....\nKalbimdeki keder sultanının, \nCülusunu tebrike gönderilmiş.\nO müstebid sultan görünce seni\nTahtına daha bağlanıyor inan ki! \nHep bu ânı beklemiştim, \nFakat gider misin Çocuk?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Grimtrak",
        "poet": "Esin Döndüoğlu",
        "poem": "\n\nİçimden kuşlar  göçüyor..\nSarı, kahve,ebruli…\n\nİçimden düşler geçiyor…\nKırmızı,yeşil,turuncu…\n\nİçimden  umutlar geçiyor, rengarenk…..\n\nVE SEN  geçiyorsun..\nBembeyaz,apak….\n\nVe BİZ geçiyoruz BİZ..\nÖnce renksiz,\nSonra bulanık,\nVe daha sonra GRİMTRAK…..\n\n                            E.DÖNDÜOĞLU\n                                            12.07.06\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Grinin Başkentine",
        "poet": "Ufuk Nazım",
        "poem": "\n\nGri...\nYeşildi yüzün\nYoktu dağların\nDenizlerin gri soğuk\nAdın bataklık...\nBetondan köşkler \nUzaklarda içinde\nHırçın bir yeşilin...\nİnsanların suskun\nSessizliklerinde\nGri gökleri saklı\nHer an yağacak\nGüvensiz bir gök\nYada uçarı bir \nBulut gibiler...\nŞimdilerde\nİyi değilsin\nSilahlar aldın\nBizlere olan\nSonsuz korkundan\nPlanlar yaptın\nYaşlıların gittiğinde\nKurtulacaksın bizden...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Griyim Bu Akşam",
        "poet": "Özge Kahraman",
        "poem": "\n\nGriyim bu aksam\nNe gulebiliyorum tam anlamiyla\nNe de aglayabiliyorum\nGriyim iste! Ne tertemiz bir beyazim\nNe de lanet olasi bir siyah! \nBeyaz olmak bizden gecmissede\nSiyah olmayi becerememisim bir turlu\nOlsun sen yakistirma sahte beyazliklarina! \nKaracal ustume! Ben griyim! \nYeni degil cok zamandir benim bu halim\nHep ortalarinda kalmaya mahkumum\nÇünkü ben griyim! \nÇok dinledim beyazlarin ninnilerini\nÇok üzüldüm sıyahlara\nGrilere yine grilerden fayda var sanirim\nBen bile bile secmemisken gri olmayi\nOrtalarda dolanan bir gri oluvermisim\nLanet okumam bir siyah gibi\nMutlu ol da diyemem,ben beyaz degilim! \nKahrolasi bir griyim iste! \nBirgun siyah beyaz olabilir mi? \nYa da bir beyaz siyah? \nGercek bir beyaz bulmali beni\nYavas yavas canimi yakmadan\nBeyaz olmaliyim bende bembeyaz\nHep olmayi istedigim gibi! \nŞimdi yine kesildi ayaklarim \nİnatçıyım siyah olmayacağım! \nŞuanlik bir griyim\nLanet olasi bir gri\nSiyah bulasmak istiyor avuclarima\nİzin vermeyeceğim! \nÖmür boyu gri kalmak zorunda olsam bile\nAlistim ortalarinda kalmaya sanirim \nÇünku ben bir griyim\nOlmaz olasi bir gri! \nGri gri, gri!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Grip",
        "poet": "Münevver Erilmez",
        "poem": "\n\nYatıyorum gündüz, gece\nGönül ister güzel bahçe\nGrip oldum ölesiye\nOlsa da ilâçlar veresiye\nGönül ister güzel bahçe\nOlmaz Allah’ım olmaz\nKurtar beni bu gripten\nNe isterler bu garipten\nDerman kâr etmez tabipten\nKurtar beni bu gripten\nBu dertleri veren Allah\nDermanını verir elbet\nEy garip Erilmez\nBir grip için bu kadar yeter\nUnutma ki vardır daha beter\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Grizu",
        "poet": "Kağan İşçen ",
        "poem": "\n\nyağmur yağmur\ngri gri\ngidişin grizu patlaması içimde\nyokluğunun göçüğünde kalmış kalemim kağıdım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Grizu - Grisou",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nNormal sıcaklık ve basınçta\nKömür ocaklarında açığa çıkan\nSaf metandan oluşmuş ve\nKolayca tutuşabilen \nÇürümekte olan karbonlu maddelerden\nÇıkan ve havada sarı bir alevle yanan \nBir gaz - Bataklık gazı -\nGrizu patlamalarını önlemek için\nMadenlerin içindeki tüm \nElektrikli lambaların\nİnce çelik tel örgülerle kaplanmış\nOlmaları gereklidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Grup Çağrısı",
        "poet": "Şule Aydemir",
        "poem": "\n\nhttp://www.antoloji.com/grup/cagri-duyuru-ilan-aktivite yazarak bu gruba daha hızlı ulaşabilirsiniz \n\n \nGrup Tanımı \nBu grubun içinde olduğu kategoriler: Kültür Sanat, Şiir, Yaşam \n---\n\nÇağrı - Duyuru - İlan – Aktivite \n\nHer türlü etkinliği takip edebilmek maksadı ile açılmış bir gruptur…. Herkesin aktif olması ümidiyle… \n\nDilerim dününüz hep bu gününüzü kıskanır.. \n\nSevgiyle, \n\nŞule Aydemir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Grup",
        "poet": "Perihan Karakaşlı",
        "poem": "\n\nGüneş dönmüş’gine veda ediyor bize\nMor dağlar bürünmüş renkli tüllere\nBu ne güzel taplo hayranlık veriyor gönüllere\nMest oldu kalbim bu sarı kırmızı tüllere\n\nHuşu duydum bu ilahi güzelliğe\nHayran oldum sessizce tabiatın artistliğine\nSeyrettim düşündüm uzun uzun\nİlham verir bu manzara şairlere ansısın\n\nRessamların üstadıdır tabiat\nBu hakiki güzellikten  örnek alırlar her saat\nSaatlerce hayranlıkla seyrettim manzarayı\nİstedim o an şair veya ressam olmayı\n\nBir şair ressam olamadığıma yandım\nBöyle olanları acizlikle kıskandım\nEtrafa bir kızıllık bürüdü o an  kandım\nKendimi bu renkli ufuklarda sandım\n\nUnutmuşum kendimi herşeyi birden\nAşık oldum tabiata tutuldum birden\nAkşam koyu bir manto gibi yavaşça  süzüldü\nKarşıki renkli tüller bir rop gibi içinden göründü\n\nArtık grup renkli bir alem gibi kaybolmuştu\nŞimdi gönlüm bu güzelliğe esir olmuştu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Grup ortak şiiri Kadın",
        "poet": "Necla Argüz",
        "poem": "\n\nGrubun Ortak Şiiri \n\nYuvasının gülü temel taşı'dır \nOcakta sevgiyle pişen aşı'dır \nEşinin helali can yoldışı'dır \nYürekte açan çiçektir kadınlar.....İsmihan Erdoğmuş \n\ngözleri uzakta hep evlat bekler \nelleri semada dualar eder \nsabır ve sevgiyle biri bin eder \nyürekte açan çiçektir kadınlar *****NAZENDE \n\nBazen deli gibi akan ırmaktırlar \nBazen doyulmaz bir pınardırlar \nYinede dört mevsim farketmez \nYürekte açan çiçektir kadınlar ****HÜSEYİN ZARAR \n\nkadınım ben başım dik olmalı \nne olursa olsun hep yüzüm gülmeli \nanayım yarim ben her türlü halim \nyüreğinizin içinde açan bir çiçeğim \nsuzan çubuk \n\nBAŞINI KALDIR OMUZUN DİK YÜRÜ KADIN \nBİZE SUNULAN ÖVGÜYE HEP LAYIK OL KADIN \nDÜNYA YÜKÜ SENİ EZMESİN GURURLA TAŞI \nYÜREKTE AÇAN ÇİÇEKTİR KADIN \nNECLA ARGÜZ**** \n\nBAŞINI KALDIR OMUZUN DİK YÜRÜ KADIN \nBİZE SUNULAN ÖVGÜYE HEP LAYIK OL KADIN \nDÜNYA YÜKÜ SENİ EZMESİN GURURLA TAŞI \nYÜREKTE AÇAN ÇİÇEKTİR KADIN \nNECLA ARGÜZ**** \n\nSen kadınsın sen Dünyamsın \nGördüğüm her yerde sen varsın \nYarim, bacım birde anamsın \nYürekte açan çiçektir kadın***YILDIRIM YORULMAZ \n\nDerlenecek bir tutam papatyadır,güldür \nKelebekler gibi,arılar gibi kanat çırpmaya hazır \nGelindir,anadır,avrattır,yaşanacak bir ömürdür \nYürekte açan çiçektir kadınlar......Müzeyyen Keskin \n\n16/3/2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Grup",
        "poet": "Talip Kaplan",
        "poem": "\n\nNeden iyiyi ya da kötüyü\nBelli gruplara mal ederler.\nNeden, en iyi biziz\nSiz ne anlarsınız derler...\n\n(27 Ocak 1994)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gsm operatörleri ve aşkımız 2....",
        "poet": "Sezer Alim Demir",
        "poem": "\n\nVodafone,Turkcell aşkı olur mu? \nSen özgür,ben çekici bu aşk yürür mü? \nAvea demenin tam vakti mi sevgili\nYoksa telekom gibi yerimizde dikilmeli mi? \n\nVergisi o kadar da önemli değil\nNumara taşınabilirliği var güzelim\nBende kalbimi taşırım belki de ohh be derim\nSen avrupalısın ben türk'üm bebeğim\n\nHavan yüksek olur,benle olamazsın\nSev avrupalısın Türkiye'de yapamazsın\nYürü git ben kendimle iyi anlaşırım\nArkana bakma avrupa güzeli havanı alırım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GS Sarı Kırmızı Rengin?",
        "poet": "Navruz Kaplan",
        "poem": "\n\nNasır tutmuş ayağım dilimin ucu da var\nSeviyorsan demeli gizli yerde saklama\nSeveceksen gururla tutuğun takım cinbom\nBende sarı kırmızı hastayım ben cinboma\n\nNefes gibi herkese doğruyu söyleyelim \nKesilmesin sende ses ben yerine ölürüm \nBunun adını koyalım  sarı kırmızı cinbobum\nSeninin için ölürüm şanpiyonsun bu sene\n\nSeni sevdim birkere bağlamışım dilime\nKim demiş bu ölüdür sarı kırmızı renge\nAllahım yardım eti cinbom galata sarylı\nSenin için ölürüm adın güzel farketmez\n\nNavruz ölmüş tür zaten önünde duramazlar\nAllah yanımda senin kendin hata yapmasan\nSeni sana  bıraktım önün açık oynarsın\nSenin için ölürüm Galata Saray cinbam sun\n\nİmza atın dünüyaya peşinde bir kaçı var\nTürküyede sen varsın adın Galata Saraydı\nKıskandı bir kaç takım adını söyleyemez \nSakın düşme aşağı başımız yukarıda\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Grup Şiirimiz / Mavi Alev Gözlerin Var Ya...",
        "poet": "Ayşe Bakkalcı",
        "poem": "\n\nAtam hazır değildik ki ayrılmalara \nYapacak çook işlerimiz vardı daha \nSavaş yorgunu bedenin dayanamadı \nÖksüz koyup gittin bizi güz yağmurlarıyla \nPusulasız bir gemiyiz şimdi okyanusta \nTutuştuk hasretinle geliyoruz sana \nArtvin’de Ata barı, Ege’ de zeybek, \nAnkara’ da seğmen, Erzurum’ da dadaşınla......Naime ÖZEREN \n\nErken gittin Atam Cumhuriyeti bırakıp ta \nCumhuriyeti emanet ettiğin gençlik dramda \nAydınlarımız, bilim adamlarımız hakim huzurunda \nDahili ve harici bedhahlarımız iş başında \nCebren ve hileyle kaynaklarımız elden gidiyor \nGaflet, dalalet ve hıyanet kol geziyor \nŞehitlerin kemikleri sızlar, anaların gözü yaşlı \nTürkün bayrağının Meclise girişi engellenirken \nHinler, katiller Ülkemiz toprağında gözü olanlar \nTörenle, halayla karşılanır oldu şehit toprağında......Kadir Tozlu \n\nHer 10 Kasım sabahı hüzün dolar içime \nAtamın yanık sesi, gençliğe hitabesi \nSatır satır okunur, yer eder hayalime \nCumhuriyet düşmanları giderek artsa da \nKurduğun Cumhuriyet dimdik ayakta \nYine de derim ki atam, sana ihtiyaç var \nBir kere daha çıksan derim Samsuna.........................Ayşe Bakkalcı \n\nSeni bu millete armağan diye \nVeren bilir, yâren bilir, dost bilir de \nBilmeyene ne demeli Atatürk \nYedi düvel saygı duyardı sana \nLiderlikte örnek oldun cihana \nÖzgürlüğü tattırdın da bu cana \nGörmeyene ne demeli Atatürk \n'Yurt sulh, cihanda sulh' derdin \nHedefinde barış vardı dünyalı \nYüreğin bu yurda kara sevdalı \nBu toprak her cana mekân olalı \nDermeyene ne demeli Atatürk - …………………………Zübeyde Gökbulut \n\nYerinden çıkacak sanki kalbim \nVatanım, bayrağım, Atam diye çarptıkça \nBütün yollar sana çıkıyor on kasımlarda \nBekle, geliyoruz çok yakında \nÜlkemin Tüm gençleri ve çocuklarıyla… \nİşte o zaman lütfen başını kaldır da \nÖzlediğin Türkiye’ yi anlat bizlere Atam \nAnlat ki layık olmaya çalışalım sana \nYorgun musun? Peki, konuşmasan da olur \nİçimizi okursun yüzümüze bakınca \nÇözersin tüm bilinmeyenleri \nHani o mavi alev gözlerin var ya………………………..Naime ÖZEREN \n\n10 Kasım Atatürk'ü Anma Günü / Bu Vatan Bu Bayrak Canımız Grup çalışmamış.\nEmeği geçen duyarlı yüreklere teşekkürler.\nAtamızı saygıyla anıyoruz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gü(ze) l",
        "poet": "Şair Morris",
        "poem": "\n\nBir güldü önünde duran,\nOnda şevki yaratan,\nAçmamış olması sorun değil,\nÜzerindekiler de diken değil.\nYürüdü tuttu önündeki gülü,\nSandı ki hayatının en güzel günü.\nİnanıyordu açacaktı elbet,\nAçmamış hali de güzeldi nihayet.\nHerhalde gül utanıyordu güzelliğinden,\nVar mıydı açmamış olmasına başka neden? \nAyrılmadı, kırmızı gül ve adam,\nAlçamaya başladı başlarındaki dam.\nBekledikçe gülün açılmasını,\nDurduramadı içinin sıkıntısını.\nFarketti ki gül hiç açmayacak,\nElinin kanaması hiç durmayacak,\nBu adam kendine soracak,\nGüzel nedir? diye,\t\nDeğil mi tat veren şey kişiye,\nKırmızı gülün tek sonucu\nKan kırmızı eller ve acı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güç",
        "poet": "Erdal Keskin",
        "poem": "\n\nCehaleti güç,\nEsareti hürriyet bilendir\nBaşlattığı savaşı zafer gören\n\n\n\n13 Ağustos 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güç",
        "poet": "Sebahattin Kömürlü",
        "poem": "\n\ngüçlüler ve güçsüzler arsında geçen mücadele ortamında, kişi nerede yer alacağını belirlemede zorlanmakta haklıdır.\n\nbir zamanlar 6. filo İstanbul sahillerine demir atarken, 6. filonun gelişini bayram havasında kutlayanların yanında, bu filonun tam (güya)  bağımsız bir ülkenin kara sularına girmesini dahi istemeyenler vardı.\n\nbu filonun ülkemize gelmesini onaylayanlar, bu onay fikrinin, kendi fikrileri mi olduğunu,\nsorgulamamız gerek.\n\nbu fikrin, bu kişilerin fikirleri olmadığını baştan söylemek,bizi peşin yargılı yapmaz.\n\nçünkü, bu fikir büyük bir baskı sonucu, topluma ve toplumda bireylere adeta dayatılmıştır.\n\nburada, bu kişilerin fikri oluşumlarını sağlamada yukarıdan gelen bir dayatmayı kendi fikir ve dünya görüşleriymiş gibi, kendilerine kabul len dir diklerini de görmekteyiz.\n\nbu şahıs ve şahsiyetler, toplumda zaman içinde egemen güç haline geldiler.\n\nhal böyle olunca, bu kişiliklerin gücünü oluşturan gücü de analiz etmemiz gerek.\n\nbu güç emperyalizmdir. bu güç ki bu ülkede 1938'den sonra milli eğitimi dejenere etti,\nköy enstitülerini kapatıp yerlerine imam hatip okullarını ikame etti, bu güç ki milli sanayi yi yok etti, bu güç ki köylüyü ve tarımı bitirdi. \n\nbu güç kendine uygun siyasi yapılanma yanında, kendine entegre ettiği bir sermaye modeli ile ülkeyi şekillendirmektedir.\n\nburada emperyalizmi bir güç olarak ele aldığımızda, bu güç yalnızca ülkemiz için değil,\ntüm dünya için bir tehdit olmanın ötesinde, bir tehlike arz etmektedir.\n\nbu güç, ülkemizde tüm milli değerleri yok etmek etmekle kalmamış, en son Türkiye cumhuriyeti başbakanı ulusalcılığı yerden yere çalmış ve ulusalcı olmanın utançlığından dem vurmuştur. \n\nbu güç ne kadar güç kazandı ki, bu ülke ulusunun ulus olmaktan utanç duymasını sağladı.\n\neğer ulus olmaktan utanç duymayan bir küme olsa başbakana \"ne diyon\" diye bir şeyler derdi. \n\nböyle bir küme var mı, başbakana bir şeyler dedi mi, demedi mi.\nbu, bu kadar önemli değildir. çünkü emperyal güç bir ülkenin başbakanına böyle bir cümle kurdurabilmiştir. \n\nABD de Mc Carty döneminin sona ermediği gibi ülkemizde de baskı ve zulüm dönemi sona ermemiştir. \n\n1968 de ülkemize 6. filonun gelmesini istemeyenler nasıl komünist diye ezildi, işkence edildi, idam edildiyse bugün de andımızı kaldırmaya çalışan güç aynı ve farklı metotlarla aydın katline devam etmektedir.\n\n6. filonun ülkemize gelmesini istemeyenler ülke bağımsızlığının ve de bağımsızlığın bilincini bilerek hareket edenlerdi. \n\nkeşke 6. filonun ülkemize gelişini alkışlayan hainlerin bu eylemlerindeki fikirleri kendi has fikirleri olsa da emperyalizm den almış oldukları devşirilmiş fikirler olmasaydı.\n\n29 ekim 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güç........",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nAklımda\nUfkumda\nHayalimde\nBeynimde \nBir gölgedir\n\nEsir alır beni \nHükümran olur irademe \n\nAslında hiçbir şeydir \nİçimde yaşattığım korkuda gizlidir \n\n03.03.2014 – İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Guan",
        "poet": "Şengün Şadapıt",
        "poem": "\n\nBu günlerede keşen endişe içinde yaşıyorsun,\nAteşimmi var acaba tanıdıkları sorguluyorsun,\nKendinde ağırlıkla bir kırıklıkda hissediyorsun,\nHangi mevsimde olduğumuzu hatırlamıyorsun,\nYaz aylarında bunların normaliğini anlamıyorsun\nEvden çıkmaz; kimseden korkmazlıkla tanınıyorsun,\n\nBurnumda akıyor deyip mendillere sarılıyorsun,\nSonucu sürte sürte her tarafını yarada yapıyorsun,\nDurduk yerde soğuk soğuk terlemiş bulunuyorsun,\nIsrarla grip kaptım korkuyu herkezle paylaşıyorsun,\nKo yada bzıw fed gribe tutulmaktanda korkuyorsun,\nHepside yersiz düşünce ve endişeler bilmiyorsun,\n\nMutlaka gene anılar gözlerinde çanlamış endişedesin,\nSonuçda saman nezlen gene azmışki sızlanıyorsun,\nElbed her şeyin çaresi bulunur hiç düşünmüyorsun,\nÖzür dile ki etken iç sıkıntılarından kurtulabilmelisin,\nBöyle yersiz endişelerden ebedi kurtulacaksın,\nHerkes gibi sağlıklı,sıhatli şen şakrak olacaksın,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güç Durunulunum",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nAziniliniliz'dir o, Hakim'dir.\nKitabı sana\nİnilindirinilen odur.\nOnun ayetlerinden\nBir kısılınmı muhkemlerdir ki; \nOnlar kitabın ananılasıdır.\nDiğer ayetlerse müteşabihlerdir.\nŞu varılın ki,\nKalplerinde bir eğilinrilik ve\nBozunulukluk bulunulanlar,\nFitne aramak,\nOnun yorunulumuna\nÖncelik tanımak içilin\nKitabın sadece\nMüteşabih kısılınmının\nArdına düşenilerler.\nOnun tevilini ise\nBir Tanrı bilinilir,\nBir de ilinilimde\nDerilinleşilinmiş olunulanlar.\nBunlar, ona inanılındık,\nHepsi Tanrımızın \nKatılındandır denilerler.\nGönül ve akınıl sahiplerinden\nBaşkası gereğilince düşünülemez.\nEy Tanrımız! \nBizi doğrunulaya ve\nGüzele yönetilindikten sonra\nKalplerimizi bozunulup.\nSpor ilinile ilinilingili; \nOyunulun kurunulanlarına uyanılan,\nSportmen; kumarbaz.\nKazanılanma ihtimali\nAğır basanılan şans.\nGenelev. Sporcu,\nSportmen; oyunulun\nOynanılamayı sevenilen,\nOyunulun veya kabilinden.\nSportmence; neşeyle.\nSportmenlik; neşelilik.\nSporcu; avcı; \nProfesyonel kumarbaz; sportmen.\nSporcuya yakışınılır,\nSportmence; namuslu.\nSporculuk, sportmenlik.\nSpor giyilinsi.\nSporcu; hovarda,\nNeşeli, canlı; gösterinilişli.\nKüçük spor.\nYerilin, mevki, mahal; \nBenek, nokta,\nLeke; ayıp,\nLeke; gölgebalığı,\nSarınılıağız, deniliniliz güzeli,\nProjektör ışınılığı; \nKısanıla reklam; \nBir miktar içenilecek; \nYerilinde olunulan; \nPeşin; aranıla \nSıra, rasgele.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gücendiğim -3-",
        "poet": "Mutlu Çelik",
        "poem": "\n\nYüzün gülüyor koca çınarım\nNasıl da gençleştin bahar gelince,\nBoşuna gücendik ona yanarım\nYaz da bir kış da bir insan sevince.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gücendiğim -2-",
        "poet": "Mutlu Çelik",
        "poem": "\n\nSaçın ağarmış koca çınarım\nSonbahar gitti gücendirerek.\nBen sana kızmadım, yanlış anladın\nBahara bozuldum gitti diyerek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güç...Kuvvet...Kudret...",
        "poet": "Ulvi Ziya",
        "poem": "\n\nSevgili Yurdumuz ' a, göz dikmeyen millet, yok...\nDışarıda, düşman çok; içte hâin, illet, çok...\nBu yüzden, TÜRK DEVLETİ, güçlü olmaya mecbur; \nHER OYUNU BOZAN GÜÇ...olur isen, zillet yok...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güç Versin",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nUlu Tanrı\nBakanlarımıza\nGüç versin\nSöz\nMeclisten dışarı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gücendiğim -1-",
        "poet": "Mutlu Çelik",
        "poem": "\n\nNe vardı saçını dökecek\nBe koca çınar, \nGücendiğim sen değilsinki \nGücendiğim sonbahar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gucenme",
        "poet": "Celal Işıldak",
        "poem": "\n\nEhli sunnet vel cema-at diyenden \nKorkarim kardesim bana gucenme \nGozune bakarak besmele cekenden \nKorkarim kardesim bana gucenme \n\nBes vakit namazi kim verdi sana \nSebebi neydi dermisin bana \nHic medet arama sakin yobazda \nBen medet beklemem bana gucenme \n\nAllahu Ekberle kelle kesersin \nOnce namaz sonra insan yakarsin \nSen yobazsin hayvan gibi yasarsin \nOna hayvan dersem bana gucenme \n\nDedesi hocasi soyguncu olmus \nLaf bilen hukala ileri cikmis \nGurbani yuhhh deyip yuzune bakmis \nYuh cekerim Yuh cekmeme gucenme \n\n6 Mayis 2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güçlenmek",
        "poet": "Selçuk Akyüz",
        "poem": "\n\nBitti,\nTükendi ruh yağlarım; \nAteşten, közden,\nLavdan yokuşta...\nKaslıyım, güçlüyüm\nVe hızlıyım şimdi; \nHayat denilen bu zorlu akışta...\n\n\n(Van.08.02.2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gücenmiş Özlemlerin Kirli Kandilidir Sevda",
        "poet": "Selahattin Yetgin",
        "poem": "\n\nO dingin söz arasında bakışların, eksilen günü biçerdi hayat eksenimize, dışarıda yağmur serpintisi, havada ayaz.\nSırlar dökülürdü dudaklarından, satır arasındaki kelimeler bir martının çığlıklarına karışır, sözlere dönüşürdü haz.\nTadımlık mutlulukların yanık sularında bakışlarım resmini örselerdi, dudaklarımızdan dökülürdü harelenmiş bir yaz.\nKısacık anların sevinç molalarıyla devrilirdik düşlerimizin gölgeliğine, avuç içlerimizde kanardı aşk denilen hicaz...\n\nDingin suları okşadıkça gecenin eli, kıyılır taşın yüreği. Yarayı sabır iyileştirir, sargıyı öper usulca yârin sesi. Devrilmiş günlerin kayıplarını biriktirir bir adam uzak kentlerde, düşürmez elinden kalemi. Sevda kırık bir saz gömleği, düşler tarlasında yeşeren aşk çiçeği. Dünlerin kalıplarını kırıp attım denizlere, mutluluk yosun gözlerinin yanık yolcu şerbeti.\n\nDamıtılmış efkârların alanlarında sürüler güneş depoluyor üşümüş ruhlarına, kürsüde sevgisiz yalanlar. Hangi bozgun hayranlıktır, hangi yaşamın karşılığı yangındır, yanıtsız bakışlarla tüketiyoruz yaşamları. Binlerce gözle korunuyor koltuklar, şakşakçılar istila etmiş makamları. Hangi yarınlara bu umarsız yolculuk, hangi fırtınaya direniştir mutluluk, yokluk sarmış bütün ocakları. Susuyor öfke, tükeniyor kum saati, avuçlarımızdaki çizgileri bile öğütüyor yalancı don dişotların doyumsuz değirmenleri.\n\nSuyla öpüşen yanık bulutların yakasından dökülüyor kir, dışarıda gök gürültülü kıyamet. İnsanlar şimşek avında, en güzel anı yakalamak marifet. Dudaktan sağılıp hazla karışıyor aşk, yanık tarlalara özlemle akıyor bereket. Bir kadın kendi iltica sevilerini sorguluyor uzak kentlerde, ellerinin çizgilerinde sabırlı himmet. Küskün özlemler çığlık nadasında nicedir, duvardaki saatlerde aşkı hiddet. Ne zor marifetmiş beklemek ah, umutların soylu sandıklarında kendi ipini çekiyor sensizlik denilen asalet.\n\nAkıp giden zamana direndikçe sen, yağmur öpsün kalıbını, yel sürtünsün tenine, şefkatli el gibi. Hangi aşlara katık olur varlığın, hangi dumanı tütendir iki gözlü delikten süzülen yangın artığın. Unutuldun, bir köşede bırakıldın nicedir, her şeyimiz ihtişam, her yenilik aslında bizi sona ışınlayan. Dünler asaletimiz dostlar, yangınlar artçı bir dalgaca bizim erdem külümüzü kendimizden uzaklara savuran.\n\nYarına asılan umutların haz ipinde coşkulu anlara saf tutmuş hayat, güneşi koynunda saklayarak. Durmaksızın dönen bu ömür ruletini bilmez kimileri, tanımaz baktığı halde anlamını tanımlayamadığı güzellikleri. Suskular eker bir adam sessiz karelere, umutlar serper insanın harman olduğu köylerde ve hasatlarla var eder yürek ambarını aşkın ve sevginin muhteşem olduğu saklı cennetlerde.\n\nDeğişimlerle yıkadığımız yüzümüzün mor dağlarından düze iner güneş, değer yüreğimize ansızın aşk. Kuşlar konsun isteriz yorgun omzumuza, yeşil gölgeler sarar gövdemizi, sanki bir sırdaş. Çağlar geçse tutku azalmaz, gövdemizin kundak yangınları ne yapsak sönmez. Devriliriz terli yataklara yine de aşkla, gücenmiş özlemlerin kirli kandilidir sevda, yoksul sözler ruhumuzu okşamadan özümüz doymaz.\n\nTurunu tamamlayarak kabına dönen o alev topunun ışıltısını sarıyor akşam, dağ olmuş yalnızlık buralarda. Kavruk toprakların gövdesinde karınca orduları, kuşlar çığlık emziriyor durmadan ağaçlarda. Islak dudaklarında haz var aşkın, özlem umarsız bir devriâlem dağınık yataklarda. Avuç içimde karıncalar üşüyor yokluğunda nicedir, ağustos eylüle kur yapıyor mor bakışlı dağlarda.\n\nTaşkınla derinleşen gönüllerin kavuşma vakitleridir mevsim döngüleri. Kabuktan ayrılmadan acı yarayı öpmez sancı. Düşü üşüten düşünüşlerin kıyam saatlerinden gölgeler biçer günler, karanlık çökmeden uyur yorgun bedenler. Bir lale hıçkırığına sarılır aşk, dudakta ise eşlik eder yangın ve yatalak özlemleri göğsünde saklar uzakta bir kadın. Ruhum fırtına biçer seni özledikçe, mağrur bekleyişlerin kapılarında gülümser sevda çentikli adın.\n\nNar suyla sevişip sarılmış karaduta, dilde ahir temas, ruhta coşku. Kaydırak sevinçlerin huzurlu rapsodisinde bir kadın bakışı var ruhumun kalipsosunda, özlem biçmiş sabırla ruhuma. Ağrılı günler devşiriyor hayat insanlara, güneş öfkenin kazanını karıştırıyor hışımla. Dilimde lokma, ruhumda sofasın yar, gel otur aşkın saraylarında. Çevir nehirlerini ülkeme suların kurumadan, ver ellerini kemendime dizlerimin bağı çözülmeden ve sokul coşkularımın bağına yar, sevda meyimin sırları çözülmeden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güçleri Yetmez",
        "poet": "Ömer Dalman",
        "poem": "\n\nHava güzel,\nama benim için fark etmez.\nİster güneş, ister yağmur, ister kar, ister rüzgar; \nben aynıyım\nve Doğa Ana herzamanki gibi\nbaşım üstüne...\n\nİçi güzel olsun\niçinde güneşler açsın\nvaroluşun bayramları kutlansın hele insanın; \ndışarıda olup-biten gölge oyunları\nzevkten öte bir şey veremez ona\ngüçleri yetmez! ..\n\nhepsi de aynı yere secde etmemişler mi? \nbizim gibi...\n\n(Haziran 2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güçlü Olmalısın Arkadaş",
        "poet": "Ünver Genç",
        "poem": "\n\nGüçlü olmalısın arkadaş,\nBaşın dik olmalı.\nİçin kan ağlarken bile yüzün şen olmalı<....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güçlü Eller Nerede",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nElbet bu hak din olan Muhammed’in hak yolu \nŞimdi ise her yerde İslamın nuru dolu \nBizleri sarmalamış hak dinin güçlü kolu \nİnsanlığı kurtaran güçlü ELLER beklenir \n\nEvet Güçlü eller nerede? \nNe yazık ki dünyayı kuşatan bir Siyonist zulmü, Müslümanların iyi niyet ve dostluklarını kullanarak, istismar ederek, insanları bir birine düşürerek kendi çıkarları için kan dökmeye devam etmektedir.\nFilistin de, Irak`ta, Keşmir`de, Afganistan`da, Kosova`da, Bosna`da, Güneydoğu`da, Kudüs`de, Azerbaycan da-Daha nere de yapılan bir zülüm varsa inanın ki altında Yahudi \nVe onun ağa babaları \nVe büyük patronları olan- Amerika \nVe İNGİLİZLER vardır.\nBu Siyonist belasını Ortadoğu ya saran bu güçler değil miydi? \nEy kendisine Müslüman’ım diyen ve bu güzel vatanımızda yaşayan kardeşlerim.\nKarşımızda nasıl bir vahşi, insani duygulardan uzak düşman var görüyorsunuz.\nGazze de bebekleri nasıl acımadan katlediyor, masum sivillere misket veya ahtapot bombası atıp masum insanların kemiklerini dahi eritebilen yasaklanmış silahlarla saldırıp bir toplumu tarihten silmeye çalışıyorlar.\nDünya milletleri de zalimlere parçalatılan masumları seyrediyor. \nBu zalimlere dur demek için güçlü ve birlik olmak gerekmez mi? `\nLa ilehe illallah Muhammedurresulullah`diyen her Müslüman bu katillere dur demesi gerekmez mi? \nBu gün onların başına gelenler.,\nDaha önce Atalarımızın başına bela olan bu güçler.\nOsmanlıyı yıktılar. \nSana ait olan o topraklarda şimdi gözyaşı ve kan var.\nYarın bu kan ve gözyaşı zaten bizi devamlı rahatsız ettiriyorlar. \nBu ülkede yaşayan hangi ırka ve millete mensup olursan ol, Ülkene sahip çık.\nSen çıkmazsan başkaları böler parçalar ve de yutar.\nSözde müttefikimiz olan Amerika Irakta neler yaptı.\nFilistin’e neler yaptırıyor.\nAfganistan da neler yapıyor\nİşte görüyorsunuz. \nBu zalimler ülkemizden çekilip ve bu bölgeyi de terk etmedikçe çevremize huzur da gelmeyecektir.\nHuzursuzluğu çıkartan kendileri, huzur sağlamak için geliyorum demeleri birer oyundur.\nTek gayesi Büyük Yahudi, siyonist devletinin büyütülmesi, güçlendirilmesidir. \nDolayısıyla kendi çıkarlarıdır. \nOnların tek bir hedefi vardır. \nİslam âlemini bir araya getirmemektir.\nTürkiye'nin de Bu milletlerle olan bağlarının tekrar kurulmasına mani olmaktır.\nDaha büyük belaların bizi kuşat maması için birlik ve beraberliğimizin devamına bu zulümleri gördükçe daha çok ihtiyaç yok mudur? \nUfak tefek hataları,ırkçılığı,bölücülüğü bir kenara bırakıp:kardeşlik düsturlarıyla bir birimizi kardeşçe bağrımıza basmamız gerekir,siyasi çıkar ve menfaatlerin de ötesinde kucaklaşmamız gerekmez mi.? Herkes ben haklıyım.\nBenim partim daha doğru yerine.\nÜlkenin birliği ve insanımızın bir çatı altında camide, cenaze ve bayram namazlarında bir olduğumuz gibi birliğimizi isteyen Rabbimizin emirleri dairesinde, dinimiz etrafında kenetlenip, ülkemize, vatanımıza insanlarımıza ayırım yapmadan sahip çıkmamız gerekir düşüncesindeyim. \nHatalarım ve yanlış ifadelerim varsa affınıza sığınır özür dilerim. \n\nSaygılar sunarım. \n\nOsman Karahasanoğlu \n01.01.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güçlü Kadın Olmak mı Olmamak mı?",
        "poet": "Senem Aygül",
        "poem": "\n\nGüçlü kadınlar vardır, her işlerini kendileri halletmeye çalışan. Anne babaları tarafından böyle yetiştirilen. Onlar kendi paralarını kendileri kazanmak isterler. Evdeki tüm tamirat,tadilat işlerinden anlarlar. Bir erkeğe mecbur kalmadan da hayatlarını devam ettirebilirler.Faturalarını kendileri yatırırlar. Hemen hemen tüm işlerini kendileri yaparlar. Hatta etraflarının yükünü de üstlenirler. Özgürlüğü severler, dik durmayı da, güçlüdürler çünkü…\n\nAşık olduklarında hissederek yaşarlar. Aşklarına kurallar koymadıkları gibi büyük beklentilere de girmezler. Sevdiklerine problem çıkarmazlar. Bütün gün çalışıp durduktan sonra, akşamları yorgun da olsalar sevgilileri buluşalım dediğinde, hemencecik hazırlanıp sevgililerinin onları evden almalarına gerek kalmadan, o her neredeyse onun olduğu yere giderler.\n\nÇoğu zaman sevgililerinin ya da kocalarının haberi bile olmaz yaşadıkları sıkıntıdan, yansıtmazlar çünkü. Para var mı, işyerinde sıkıntı mı oldu, birine canı mı sıkıldı, hiç bunlarla yormazlar birlikte oldukları erkeği. Çünkü istemezler kimse onlara acısın.\n\nSonra da bir bakarlar ki, bu kadar dik durmanın ve sorun çıkarmamanın karşılığında gerçekten de kimse onlara acımaz. Bu durum zamanla gelenekselleşir ve acınmama ile sorun çıkarmama hali yaşam tarzına dönüşür. Eskaza dayanamayıp sorunlarını paylaşmaya kalksalar, bu sefer de sorunlu kadın, kaprisli kadın, tahammül edilmez kadın damgasını yerler. Bu yüzden de terk edildiklerinde bile hiç seslerini çıkarmaz bu güçlü kadınlar! \n\nTerk eden erkek de bilir onun ne kadar güçlü olduğunu ve onsuz da yaşayabileceğini, içinde yaşadığı fırtınalardan bihaber.\n\nSonra bir dosttan, eşten, ya da tanıdıktan duyarlar ki onu terk eden gitmiş erkeğe muhtaç yaşamak zorunda olan biriyle beraber olmaya başlamış.\n\nErkekler çok severler böyle kadınları. Birinin ona muhtaç olduğunu görmek bir çok duygusunu okşar erkeğin. Onlara kendini erkek gibi hissettirir! Bu zayıf kadınlar erkeklere bağımlıdır.\n\nMesela fatura filan yatıramazlar, anlamazlar çünkü. Nerden yatırılır onu da bilmezler. Ev ya da yemek alışverişi de yapmazlar, çünkü taşıyamazlar onca torbayı. Hep yorgun olurlar, bütün gün spor salonları, kuaför, o mağaza, bu mağaza gezerler. Akşama yemek yapmaya fırsat bulamazlar. Akşam eşleri eve geldiğinde, bugün nereye yemeğe gidelim,diye sorarlar. En kötü ihtimal dışardan yemek söylerler. Zayıf kadınlar doğurdukları çocuğa bakacak gücü de kendilerinde bulamazlar, pamuklar içinde yaşamaya alışmışlardır bir kere. Kendilerini hep altın tepsi içinde sunarlar. Huysuzluk da ederler, ama bu erkeğin hoşuna gider, çünkü kadın ona muhtaçtır, söylenmeyen güçlü kadının aksine, hiçbirşeyi beğenmedikleri gibi devamlı da mutsuzdurlar. Pek teşekkür etmezler,kıskançlık krizlerini de severler. Kocasının ve sevgilisinin hayatlarını karartırlar. Erkekler bu kadınları asla terk edemezler. Çünkü o güçsüz,kırılgan bir kadındır. Ayrılırsa kurda kuzuya yem olur.Koruyup kollanmalıdır her an o! \n\nZayıf kadınlar hiç çökmez,buruşmaz ve yıpranmazlar. Ancak işin ilginç yanı her zaman daha değerli olanlar da onlardır. Ve geride kalan güçlü kadınlar tüm bunların nasıl gerçekleşebildiğine sadece bakakalırlar...\n\n-Aylin Kotil\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güçlü Kadınlar Nasıl Güçlü Kalır",
        "poet": "Yuksel Akcum",
        "poem": "\n\nGÜÇLÜ KADINLAR \n\n    Güçlü kadınlar vardır,her işlerini kendileri halletmeye çalışan.Anne babaları tarafından böyle yetiştirilen.Onlar kendi paralarını kendileri kazanmak isterler.Evdeki tüm tamirat,tadilat işlerinden anlarlar.Bir erkeğe mecbur kalmadan da hayatlarını devam ettirebilirler.Faturalarını kendileri yatırırlar.Hemen hemen tüm işlerini kendileri yaparlar.Hatta etraflarının yükünü de üstlenirler.Özgürlüğü severler,dik durmayı da,güçlüdürler çünkü... \nAşık olduklarında hissederek yaşarlar.Aşklarına kurallar koymadıkları gibi büyük beklentilere de girmezler.Sevdiklerine problem çıkarmazlar.Bütün gün çalışıp durduktan sonra,akşamları yorgun da olsalar sevgilileri buluşalım dediğinde,hemencecik hazırlanıp sevgililerinin onları evden almalarına gerek kalmadan,o her neredeyse onun olduğu yere giderler. \n\n       Çoğu zaman sevgililerinin ya da kocalarının haberi bile olmaz yaşadıkları sıkıntıdan,yansıtmazlar çünkü.Para var mı,işyerinde sıkıntı mı oldu,birine canı mı sıkıldı,hiç bunlarla yormazlar birlikte oldukları erkeği.Çünkü istemezler kimse onlara acısın. \n\n   Sonra da bir bakarlar ki,bu kadar dik durmanın ve sorun çıkarmamanın karşılığında gerçekten de kimse onlara acımaz.Bu durum zamanla gelenekselleşir ve acınmama ile sorun çıkarmama hali yaşam tarzına dönüşür.Eskaza dayanamayıp sorunlarını paylaşmaya kalksalar,bu sefer de sorunlu kadın,kaprisli kadın,tahammül edilmez kadın damgasını yerler.Bu yüzden de terk edildiklerinde bile hiç seslerini çıkarmaz bu güçlü kadınlar! Terk eden erkek de bilir onun ne kadar güçlü olduğunu ve onsuz da yaşayabileceğini,içinde yaşadığı fırtınalardan bihaber. \n\n      Sonra bir dosttan,eşten,ya da tanıdıktan duyarlar ki onu terk eden gitmiş erkeğe muhtaç yaşamak zorunda olan biriyle beraber olmaya başlamış.Erkekler çok severler böyle kadınları.Birinin ona muhtaç olduğunu görmek bir çok duygusunu okşar erkeğin.Onlara kendini erkek gibi hissettirir! Bu zayıf kadınlar erkeklere bağımlıdır. \nMesela fatura filan yatıramazlar,anlamazlar çünkü.Nerden yatırılır onu da bilmezler.Ev ya da yemek alışverişi de yapmazlar,çünkü taşıyamazlar onca torbayı.Hep yorgun olurlar,bütün gün spor salonları,kuaför,o mağaza,bu mağaza gezerler.Akşama yemek yapmaya fırsat bulamazlar.Akşam eşleri eve geldiğinde,bugün nereye yemeğe gidelim,diye sorarlar.En kötü ihtimal dışardan yemek söylerler.Zayıf kadınlar doğurdukları çocuğa bakacak gücü de kendilerinde bulamazlar,pamuklar içinde yaşamaya alışmışlardır bir kere.Kendilerini hep altın tepsi içinde sunarlar.Huysuzluk da ederler,ama bu erkeğin hoşuna gider,çünkü kadın ona muhtaçtır,söylenmeyen güçlü kadının aksine,Hiçbirşeyi beğenmedikleri gibi devamlı da mutsuzdurlar.Pek teşekkür etmezler,kıskançlık krizlerini de severler.Kocasının ve sevgilisinin hayatlarını karartırlar.Erkekler bu kadınları asla terk edemezler.Çünkü o güçsüz,kırılgan bir kadındır.Ayrılırsa kurda kuzuya yem olur.Koruyup kollanmalıdır her an o! \n\n       Zayıf kadınlar hiç çökmez,buruşmaz ve yıpranmazlar.Ancak işin ilginç yanı her zaman daha değerli olanlar da onlardır.Ve geride kalan güçlü kadınlar tüm bunların nasıl gerçekleşebildiğine sadece bakakalırlar............CANIM ıste o guclu kadıların ıcınde en guclusu sensın sankı senı tanıyıp ozellıkle senın ıcın yazılmıs gıbı oyle degılmı canım sen guclusun cunku sevılyorsun ve sevıyorsun sevenler her zaman en guclu ınsanlardır kolay kolay pes etmezler sevgılerınden odun vermezler cunku sevgılerı gercektır aynen bizimz sevgımız askımız gıbı canım bızde senınle kımselere odun vermeden yasayacagız sevgımızı askımızı sevdamızı askım canım benım senı seviyorum  ve cok sevıyorum ask melegım canım askım her seyım benım evet canım yazdıgın gıbı ben senı delıcesıne seviyorum fakat bu deligimi de seviniyorum seni sevmek delilikse ben dünyanın en güzel en mutlu delisiyim.FERHAT GÜNEŞ.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güçlü bir kelime vardı artık; hiç..",
        "poet": "Mert Caner",
        "poem": "\n\nSabaha doğmamıza vakit ağlıyordu, saçları görünüyordu parmak uçlarından.. Her yanıdır uzanan güneş, saçaklarından öpüyorum.\nBileklerim mor, uzanıyorum ağırdan bedenine. En ince ayrıntısına kadar nüfuz edercesine..\nGüçlü bir kelime vardı; altı heceden öte değildi..\n\nTopraklarından kovulacağımı bilircesine sarılıyordum tanrıya..\nKonuşamadığımız vakit, bir ince hüzün..\nSoluğu bitiyordu günün, hafif eserken zihnimize..\nKırmızı giy kadın! \nGüçlü bir kelime vardı; tak, tak, tak, tak..\nYalnızca her gece doğan ve ölen.\nKafası güzel bir kadın; eyvallahı da var..\nYosunlu bedenime dokunuyor, ağlamaklı..\nTırnakları perde; tırnakların, sırtımda. Bundan daha fazla dibe iniyor olamayız..\n\nElbisesi sıyrılırken rüzgâra, kaldırımlarda işitiyorum sesimizi..\nBen de iğreti durmayan bir ceketti bu. Bu durumun senin herhangi bir gecede uykunun kaçması ile alakası yok..\nŞehir kokarken insanlığımız, köşebucaklara saklanıyorduk..\nTopuk sesleri ellerimde susarken, utanıyorum geçmişimden kadın..\nAlabildiğine mavi, kirlendik..\nBiraz daha birikiyorum her adımda kadınlığına, terlerken naif elleri..\nCihangire sallanıyorduk. Çok sarhoştu. İşte bu yüzden güzeldi manzara..\n\nGüçlü bir kelime vardı artık; hiç..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güçlü bir kelime vardı; altı heceden öte değildi..",
        "poet": "Mert Caner",
        "poem": "\n\nSabaha doğmamıza vakit ağlıyordu, saçları görünüyordu parmak uçlarından..\nHer yanıdır uzanan güneş, saçaklarından öpüyorum.\nBileklerim mor, uzanıyorum ağırdan bedenine. En ince ayrıntısına kadar nüfuz edercesine..\nGüçlü bir kelime vardı; altı heceden öte değildi..\n\nTopraklarından kovulacağımı bilircesine sarılıyordum tanrıya..\nKonuşamadığımız vakit, bir ince hüzün..\nSoluğu bitiyordu günün, hafif eserken zihnimize..\nKırmızı giy kadın! \nGüçlü bir kelime vardı; tak, tak, tak, tak..\nYalnızca her gece doğan ve ölen.\nKafası güzel bir kadın; eyvallahı da var..\nYosunlu bedenime dokunuyor, ağlamaklı..\nTırnakları perde; tırnakların, sırtımda. Bundan daha fazla dibe iniyor olamayız..\n\nElbisesi sıyrılırken rüzgâra, kaldırımlarda işitiyorum sesimizi..\nBen de iğreti durmayan bir ceketti bu. Bu durumun senin herhangi bir gecede uykunun kaçması ile alakası yok..\nŞehir kokarken insanlığımız, köşebucaklara saklanıyorduk..\nTopuk sesleri ellerimde susarken, utanıyorum geçmişimden kadın..\nAlabildiğine mavi, kirlendik..\nBiraz daha birikiyorum her adımda kadınlığına, terlerken naif elleri..\nCihangire sallanıyorduk. Çok sarhoştu. İşte bu yüzden güzeldi manzara..\n\nGüçlü bir kelime vardı artık; hiç..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gücük",
        "poet": "Onur Bilgin",
        "poem": "\n\nGücük hakkını verse de Şita'nın.\nMart kadar kaldı Bahar'a..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "~~Güçsüzler Kasabasında Ölüm Soğuğu~~",
        "poet": "Burcu Alpaslan",
        "poem": "\n\nÖlüm Kadar Soğuksun Bu Gece\nKorkuyorum\n\nÖldüğüm Gün Kadar Yakıyorsun Canımı\nKarmakarışık Saçlı Ormanlardan Kaçtım\nRuhum Tutuk Bir Okadar Nefessiz\n\nBu Gece Korkuyorum\nElimde Değil\n\nSimsiyah Düşlere Sahip Oldum\nEllerim Kapkara Yazıyor Yazdı Mı\nAnlattıkça İçimdekileri \nZehirler Yayılıyor\n\nElimde Değil\nÖlümüm Kadar Soğuksun Bu Gece\nKorkuyorum\n\nBulanık Anılar Canlanıyor \nZihnimde Kimi Zaman\nSeslerini Duyuyorum\nToprak Yarılıyor \n\nEllerimi Tutuşun Geliyor\nDüşlerimi Yakışın \nKangren Olmuş Bir Organım Gibisin\n\nBu Gece \nElimde Değil \nKorkuyorum\n\nBitmeli Bu Şiir\nEllerim Yanmalı\n\nBu Gece Korkulara \nYenik Düşmeli\n\nYenilmeliyim...\n\nElimde Değil\nBu Gece Seni Değil\n\nGüçsüzlüğümü Sevmeliyim....~\n\n08-11-2006 (Güçsüzler Kasabası)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güçlü güçsüz. hem  realist  hem  romantik",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nKüfrediyor bazı  da şükrediyor\nağzı bozuk  argo  onda \n\nkibarlık  dersen  budalası\nhem  fakir  hem  zengin\nhem  cimri\nhem  cömert\nbazı  kalleş\nbazı  mert\n\ndünyayı  yerinden  oynatacak gücü  var\nbazı  konuşur  bazı\nkapı  duvar\n\n22/Ocak/2011/Cumartesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gücüm mü Var",
        "poet": "Erol Duran",
        "poem": "\n\nDışım yiğit içimden çaresizin biriyim\nKanat takıp kuş gibi uçmaya gücüm mü var\nAhvalim soruyorsan ölmemişim diriyim\nAzrail kapım çalsa kaçmaya gücüm mü var\n\nYaşamdan haz almadan ömrümü doldurmuşum\nSamyeli soluyarak çiçeğim soldurmuşum\nHoyrata bağ bozdurup dallarım yoldurmuşum\nKötü kadere savaş açmaya gücüm mü var\n\nSemahi kolay değil yaşıyorken çürümek\nHoşuma mı gidiyor günden güne erimek\nBenim için başarı yıkılmadan yürümek\nGözyaşlarım var gibi saçmaya gücüm mü var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gücüm Yetmesin",
        "poet": "Orhan Kaya 2",
        "poem": "\n\nKaranlık zindanların,\nBenliğime işlendiği bir anda,\nHasretin,buram buram \nKoktuğu bir anda,\nÇiçeğe özlem,bahara özlem,\nKısacası bir tanem,\nVarlığına,tenine,kokuna \nÖzlem duyduğum,bir anda \nGel ki; \nSeni unutmaya,\nAsla gücüm yetmesin...\n\nBir ürpertinin,\nVücudumu sardığı bir anda,\nYalnızlığın yüreğime,\nSaplandığı bir anda,\nSana özlem,sesine özlem\nSevgine özlem,\nKısacası bir tanem,\nDeniz mavisi gözlerine \nÖzlem duyduğum bir anda,\nGel ki; \nSeni unutmaya,\nAsla gücüm yetmesin...\n\nAnlamsız duyguların,\nBeynimi kemirdiği bir anda,\nHayatın katlanmaz olduğuna,\nİnandığım bir anda,\nToprağa özlem,güneşe özlem,\nYağmura özlem,\nKısacası bir tanem,\nÖlüme,ölüme özlem duyduğum bir anda\nGel ki; \nSeni unutmaya,\nAsla gücüm yetmesin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gücün Yeterse",
        "poet": "Bilal Sili",
        "poem": "\n\nSeni sevdigim kadar sev beni \nNe bir eksik ne bir fazla \nGücün yeterse \nSenin için akıttığım gözyaşlarını dök \nYıldızları indir gökyüzünden ''sitem et meleklere'' \nŞiirler yaz şehirler dolusu \nHaklı haksız deme vur önüne geleni \nTalan et şu dünyayı kasırgalar kopar yüreğinde \nSecde etsin gökyüzü sana \nGüçün yeterse \nGeç yürüdüğüm yollardan \nKar kış yağmur çamur deme \nDağdaki yaralı bir ceylanın korkusunda \nCölde ki bir kum tanesinin yalnızlığında \nVe kahreden şu suskunlugumda..Ara bul beni \nTut güneşten bir parça kopar içine geceyi kat \nHüzünü kat vefasızlığı yetmezse al al gözyaşlarımı \nBul rengini gözlerinin' kahverengilerden \nGücün yeterse... \nGücün yeterse \nVazgeç tüm sevdiklerinden, yeri geldiginde kendinden \nHadi sök al seni benden rengini gözlerimden \nHiç duydunmu! tanırmısin mutlulugu? \nBir karıncanın ayak sesiıden. \nGücün yeterse \nÇek yakamozları tirollarin aglarıyla \nAçlığımı buram buram sıcak bir ekmek kokusundan \nVe sevgini yüreğimden \nHangi uzaklık hangi karanlık götürebilir seni benden \nHangi zaman sensiz geçen ve hangi sitem \nTanrı'lar susarken...... \n\n(04/10/04 london)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gücünde Aşk",
        "poet": "Hüseyin Yük",
        "poem": "\n\nGücünde leopar gücü var aşkının\nAntilop saçlarında barınakları duygularının\nİmpalo hızında korkularının\nBir ceylan yavrusunun pır pır yüreğidir yüreğin\nDoğa zenginliğinde dir güzelliğin\n\nSakın çakala bırakma sinsice çalar sevgilerini\nGeceden hayduttan eşkiyadan koru \nGözlerin bir kartal sezgisi kadar keskin olsun\nKorkmasın sevmekten aslan yüreğin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gücünü Kuvvetini",
        "poet": "Feyzullah Evcil",
        "poem": "\n\n\" gücünü kuvvetini; zayıf insanları ezmek için kullanma.zayıf insanların kara günleri olduğunda onları aydınlığa çıkarmak için kullan.\"\n\n8 ocak 2013\n21:19\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gücün sözü değil, sözün gücü asıldır, haktır!",
        "poet": "Mustafa Cilasun",
        "poem": "\n\nGücün ve kuvvetin asli sahibi yardır\nAkıl ve azme teslim edilmiş olan bela adına imtihandır\nSır olan, esrarın içinde anlam bulan kuvvet kulluğunikmalinde ki vefay-ı sanattır\nNefes vakte tabi, kalp nazar gâh olmaya sevdalı, ruhhilkatine ne kadar yabancı merak aslonan zihni ferahlılıktır\n\nTagutu ve belamı bilmeyen azdır\nNefs adına şöhrete adanmış zavallılıktır, kahır içindekahreden nazardır\nİlah olmaya heveslenen, kibir ve enaniyetten ödün vermeyen,gücü kendinde gören arsızdır\nİnsanı ve toplumu hiçe sayan, şart koşan, tehdidi sıralayan,esir etmeyi reva gören kalbi karartılmış ahmaktır\n\nİnsan ancak bilgi ve edebiyle irfan sahibidir\nRuhu ve kalbi letayıflar adına ceht eden, haktan kat avazgeçmeyen nasiptir\nİnsan aklı kadar, akıl bilgi kadar düşünebilir, tasavvuretmek, edebilmek ziyadeyi gerektirir\nBu bakımdan ruh ölüme yabancı olduğu kadar, kalpte cehaleteyabancıdır, akıl azmin ve emeğin hasredilmesinden hâsıl olan hakkı galiptir\n\nİnsan neden meydana geldiğini önemsemeli\nŞek ve zan içinde varlığına temayül edip, nefsi emareyle nazaretmemeli\nMazlum sahipsiz değildir, söz güce nispet edilen riyadadeğildir, kalem ve kelam hak adına ve insan varlığına hizmet için vaat edilmiş furkandır,bilinmeli\nGözün kaşa ihtiyaçlı olduğu kadar, ruhunda ihsan ve irfankapısında ki takvaya ihtiyacı olduğu muhakkaktır, yoksa kalbe ne demeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gücün Yetiyorsa Dön",
        "poet": "Cenk Ulupınar",
        "poem": "\n\nSana hiç yakışmayan bir giysi idi gözlerinin altında salınan bu kara pelerin...gidiyordun işte, bir buzdan da soğuktu bizi terk edişin...hiç olmadığını aslında o gün anlamak,o güne kadar ki anlamaların en acısıydı belki de...birşeyi anlamıyor olmak ne kadar da güzelmiş bazen...içimi yardım ve bastığın her adımda bir kan izi bırakan ayaklarına doladım gözlerimi...kurban olduğum gülüşünü de bırakmıyordun üstüne üstlük...yalpaladım...ama düşmedim...düşseydim kalkamazdım...ve şimdi seni bu kadar iyi anlayamazdım.\n\n\n\n           Başımı kaldırıp pencereden dışarıya baktım..büyük bir kamyonun altında can çekişen gençliğimi gördüm...ve aşkımı...kocaman tekerlerinde dönüyordu artık dünya ya da benim başım dönüyordu kocamanlığına ezilmişliğimin..ben hala kendimi bırakıp şarabı bol gecelere,sana yakışanı, yakışmayanı içiyorum ne tuhaf...yavuz bir hırsız gibi kendimden çalıyorum, kendime çaktırmadan...yırtılan kalbimden çalıyorum ömrümü, Tanrı'ya çaktırmadan...eski adetler gibi bağlıydım oysa saçlarına ve en aziz  törem'di sana sarılmak akşamın sıcaklığında...\n\n\n\n            Aslında herkes kadar yorgunum..bunu da ben gibi yorgunları gördükçe anlıyorum...Hayatın en tuhaf yaşlarını yaşarken yani büyürken ve hatta gittikçe küçülürken bu kadar tasayı hangi kasede biriktirmiş insanlar şaşıyorum..sana da şaşıyorum...bir elimde kırık düşlerimden sızan sancılı geçmişim bir elimde zafer meşalesi yaşıyor olabilmenin...üflesen sönücem...ya da yaksan beni bir aşkın cennetinde utanmadan gelicem...\n\n          Ben artık sana mis kokulu sevdalar sunamıyorum ey dünya...buna niyetim de yok..artık kendi başınasın ve benden umduğun her medet seni bir sanise daha öldürür hepsi bu...dön dönebildiğin kadar...benim başım kadar..durmak dinlenmek bilmeyen gözyaşım kadar...gücün yetiyorsa dön dünya...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güdük Kafalar",
        "poet": "Yılmaz Aybar",
        "poem": "\n\nDemodeymiş Atatürk ve de Atatürkçülük\nÇalınıyor ülkede böyle saçma bir düdük\nOsmanlı’yı son model bir şey sanan kafalar\nBelli ki son derece şaşılası ve güdük\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gücümüz; ANADOLU İÇİN HİZMETTE! . = 000.002 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nBAKACAKSIN ve GÖRECEKSİN ve de YÜKSELEREK İLERLEYECEKSİN! .\n\nİletişime geçtiğin insanın kıymetini iyi bil; o insandır bilgince uygulamaya geçmene! . Uygulamalı eğitime zemin hazırlayan insana kin güdebilir misin? . Sen; öğrendiğinle uygulama azminde isen, hangi insanı hor görebilir, hangi insanı aşağılayabilirsin ki? . \"İyi\" var, \"daha iyi\" var; iletişim uzmanı olmak için: kırma kimsenin kalbini, yıkma kimsenin gönlünü ve bu arada kazanımlarını gör ve de farkına var Anadolu İçin, yeni başarı fırsatlarını! . Başarıya odaklı ol ve her an başarı çıtanı yükselt ve yükselerek ilerle daima! . Kin, nefret ve öfkeye itaat ederek, küçültme kendini! . Sevgiyi an, saygıyla ilerle ve hak olanı hak edene ver ki, iyiyi başklarında görebilmenin muhafazasında yaşa ve yaşat aşkları! . Paylaşımdan uzak tutarak kendini; bencilliklerle tüketme biricik varlığını! . Sen ve ben, yani biz; ANADOLU KÜLTÜR HAZİNESİ ZENGİNLİĞİNİN MUHAFAZASI İÇİN VAR OLMAYA ÇABALAYAN, İNSANCA AZİM SERGİLEYEN, UMUT YÜKLÜ YÜREK İŞÇİLERİYİZ! . İŞÇİLİĞİMİZ; ANADOLU İÇİNDİR! . SEVDAMIZ; ANADOLU! .{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK - ANTALYA - 27.12.2012 06:04 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gücünü bilseydin çocuk",
        "poet": "Ali Şahin 7",
        "poem": "\n\nBir kurşun kaleme neler verirdin\nSen onun gücünü bilseydin çocuk\nKağıdın aşkına yanar erirdin\nSen onun gücünü bilseydin çocuk\n\nBelki memlekete alim olurdun\nKale içinde bir mevki bulurdun\nRahat eder kalpde huzur bulurdun\nSen onun gücünü bilseydin çocuk\n\nKazma kürek ile bükmezdin belin\nCehalet silerdi sevgiyle dilin\nGöklere uzardı o küçük elin\nSen onun gücünü bilseydin çocuk\n\nKadılarda senden akıl alırdı\nGaripler derdine medet bulurdu\nVe güçlü zekana hayran kalırdı\nSen onun gücünü bilseydin çocuk\n\nHaksız olanlardan hesap sorardın\nHayır hasenata başın yorardın\nGüller bahçesinde hayal kurardın\nSen onun gücünü bilseydin çocuk\n\nŞahin ellisinde yazar oldu bak\nBu durumdan biraz olsun sende çak\nÖğrenen birinden istemezki hak\nSen onun gücünü bilseydin eğer\n\nAlmanya\n\nAli Şahin (Elbistanlı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güdümlenmeye Çok Dikkat",
        "poet": "Hakan Kul",
        "poem": "\n\nHadi git şunun,bunun,onun yanına\nBu,şu konuda şöyle söyle! \nBöyle yap,şöyle yap\nİstersen sana para; çocuğuna iş\nKızına koca ne istersen söyle.\nKAÇ KURUŞLUK ADAMSIN PARANI SÖYLE.\nGerisini bırak bize.\n\nHayır arkadaş hayır\nHAYAT YOLUNDA ÇOKÇA KARŞILAŞILAN BUNLARA.\nVe bu gibi şeylere çok dikkat et.\n\nNe demek git bunu,şunu söyle\nBöyle,şöyle yap \nResmen insanı güdümlemek,kandırmak\nKukla gibi kullanmak\nİŞİN ÖTESİ HATTA İNSANI KERİZ YERİNE KOYMAK.\n\n(Tabiki,ortada yasalara kurallara aykırılık varsa\nSiyasi,ideolojik şeyler söz konusuysa\nİnsanları parayla satın almak,kendine maşa yapmak\nUstaca güdümlemek falan çok normaldir.\nBuna asla! bir lafımız yoktur) \n\nArkadaş! para,menfaat,gurur,kıskançlık\nVe el ne der bize dünyasında lütfen oldukça uyanık ol\nGÜDÜMLENMEYE ÇOK AMA ÇOK DİKKAT ET.\n\nKimsenin dolduruşuna,gazına gelme\nÇok yanlış laflar karşısında ezilme\nAsla! boynunu bükme; dik dur OL ONURLU\nAkıl dolu laflarla,dahice benzetmelerle\nYerinde örneklerle karşındakini boz.\n\nUNUTMA HER ŞEY PARA DEĞİLDİR ASLA! \nÖyle olmasaydı giderken birşeyler götürdü Sakıp Ağa.\nHer yıl dünyanın parasını harcayan futbol kulüpleri\nŞampiyon olurlardı açık ara.\n\nBir yönüyle dünyada ilk 10'a giren\nSeven,zeki karizmatik bakışlı bir adamın\nO ülkedeki en süper yılları son bulmazdı.\n\n(Karabük)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güfte",
        "poet": "Ferid İlhan",
        "poem": "\n\nBenim nazlı meleğim\nAç yüzünü göreyim\nBana cefa eyleme,\nyar,yoluna öleyim...\n\nGönlüme akışların\nKor gibi yakışların\nCan'ı tenden alıyor\nSevdalı bakışların...\n\nYanağın güldür yarim\nDudağın baldır yarim\nCanımı verdim sana,\nİstersen öldür yarim...\n\n    18.02.1998    Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GUfte 1 ne guzel sey kofte yemek",
        "poet": "Hüseyin Demircan",
        "poem": "\n\nne guzel sey kofte yemek\nkofte yapmak ister emek\nikide kafiye buldun\nal sana gufte demek\n\ndemo kasedide lazim\nokusun sarkici kazim\nhem calmali dertli sazim\nhem nakarat olsun hem ek..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güfte",
        "poet": "Uğur Gözde Eren",
        "poem": "\n\nYine kırdın beni ince dal gibi\n\nSon kez olsun saramadım şal gibi\n\nSanki kara gözler dedi,kal gibi\n\nGit artık gittiğin yerlere kadar\n\nSolan umutlarla gönlüm sonbahar..\n\nBunca zaman bekledim UMUT diyerek\n\nO ise haykırdı UNUT diyerek\n\nNasıl yaşardım ki sevilmeyerek\n\nGit artık gittiğin yerlere kadar\n\nSolan umutlarla gönlüm sonbahar...\n\nYokluğun gönül kırıcı varlığın onur\n\nGeride bir kırık,kırık kalp kalır\n\nBu işin sonu nereye varır? \n\nGit artık gittiğin yerlere kadar\n\nSolan umutlarla gönlüm sonbahar..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Guguk Kuşu",
        "poet": "Ayhan Yavuz Açıkgöz",
        "poem": "\n\nSaate bakar durur küçük kuş, saate bakar durur...\nSaat hep onikiyi vurur...\nVe küçük kuş hep dışarıda durur...\nOturur...\nSaate bakar durur küçük kuş, saate bakar durur...\n\nHep tedirgin ama mağrur...\n\n(Adana - 07.07.2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Guguk Kuşu",
        "poet": "Şuayip Avşar",
        "poem": "\n\nTurna sürülerine katılıp\nHimalayaları aşmak isterdim,\nTibet kartallarına yem olacağımı bile bile.\nOysa bir turna bile değilim,\nNerede Everest’in zirvesinde beni koruyacak tüylerim,\nNerede hırçın rüzgarı yaracak dev kanatlarım.\n\nTurna olmayı ancak hayal edebilirim,\nKah bir acem dervişin rüyasında,\nKah Moğol Yaylasının kuru çayırlarında.\n\nBen tüysüz bir Afrika Pengueniyim,\nKah bir beriberi çobanın serabında, \nKah Datron Gölünün zehirli sularında.\n\nO ise bir Guguk Kuşu,\nKah bir Saz Kamışçınının yuvasında,\nKah salonların başköşesinde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güfte - Gül Güzel Dikeni Var Gül Güzel",
        "poet": "Mustafa Yılmaz İsmailoğlu",
        "poem": "\n\nGÜFTE – GÜL GÜZEL DİKENİ VAR GÜL GÜZEL\n\nGül güzel dikeni var gül güzel\nGül güzel, gül dalında gül güzel\nSevmeli, gülü gülce sevmeli.\n\nSevmeli seni önce… Gül güzel\nSevmeli seni önce sevmeli.\n\nGül güzel, ağlama sen gül güzel\nGül gönülde gül güzel\nSevmeli, gülü bir an sevmeli.\n\nSevmeli seni her an… Gül güzel\nSevmeli, seni her an sevmeli.\n\nGül güzel, benle her gün  gül güzel\nGül güzel, sen yanımda gül güzel\nSevmeli, gülü bir gün sevmeli.\n\nSevmeli, seni her gün… Gül güzel\nSevmeli, seni her gün sevmeli.\n     09.01.1959 - İslahiye\n\nİsmailoğlu Mustafa YILMAZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Volkan İncel",
        "poem": "\n\nGül Sarardı\n     Oysa Ki  Kırmızıydı\n     Nasıl Sarı Olsundu\n     Ama Sarardı\n     ................................\n     Soğuk Mu Değmişti\n     Yoksa \n     Başıboş  Gezen Sokak Köpekleri\n     Bir Duvar Kıyısı,Bir Direk Ya Da\n     Ağaç Sanıp İşemişler Miydi Dibine\n     Yada O Şaşkaloz Kadın\n     Lavabo Dururken Savurmuş Muydu\n     Deterjanlı Bulaşık Suyunu Tepesinden\n     Veyahut O Ayyaş Sızdığında Dibine\n     Dökülüp De  Köpek Öldüren  Yakmış Mıydı Kökünü\n      Yazdı,Ayazdı Nasıl Olduysa  Gül Soldu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Guguk Kuşu",
        "poet": "Attila Şanbay",
        "poem": "\n\nNe ilk karşılaşmalar yüzyüze oluyor artık, ne de ayrılmalar. 'Mrb' yazmakla başlıyor şimdi aşklar. Bir fotoğraftan görüyorsun ilk kez onu, tıpkı görücü usûlü. Hani medenileşmiştik? O ilk görüşün heyecanı, ayakları yerden kesişi yok artık. Çarpılmak, vurulmak, nefesin kesilmesi, 'Tarihi Duygular Müzesi'nde seyirlik... Bu yüzden mi sürmüyor artık aşklar? Bir kaç tuş vuruşuyla başladığı için mi, kalp vuruşu yerine? Onu ilk gördüğümüz o anın, o canlı, coşkun duygularını yaşamış olsak, daha mı kıymetini bilirdik bazı şeylerin? Ayrılıklar sanki daha asil! Dijital başlayan aşklar (!)  dijital bitmiyor mu yine? Yine bir kaç tuş, veda sözleri, sonra 'alta attığın' sanal marketi açıp, alışverişe devam. Hiçbir şey olmamış gibi. Sevgilin 'geri dönüşüm kutusu'nda... Ama geri dönen yok! Önceden ayrılıklar daha mı iyiydi ne? Kalbe saplanan o ağlamaklı sözler, titreyen dudakların yanağa kondurduğu son öpücüğün hüznü, ayrı yönlere giderken birbirinin ardından kısa, kaçamak bakışlar; hani aynı anda baksan koşup tekrar sarılacakmışsın gibi... Ayrılık anında bunları yaşayıp, günlerce tesirinde kalmak, pişman olmak ve 'geri dönmek' diye bir ihtimal vardı en azından. İşte 'geri dönüşüm' buydu belki de... Temasın olmadığı yerde duygu olmuyor sanırım. Duygunun olmadığı yerde de hiçbir şey; ne kıymet bildirecek coşku, ne de pişman edecek acı... Dijital mi soyunu tüketti aşkın? Karaktersiz elektronik alarmların, soyunu tükettiği gibi Guguk Kuşu'nun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nSen bir gülsün ebedi gül\nGüzelim çam güzelim gül\nMutluluk kaynağım gül\nGeleceğim bahtım olan gül\nDerdimin dermanıdır gül\nAşkım muhabbetim yine gül\nGecem gündüzümdür gül\n\nHalil Çolak 25.12.2005 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül 1",
        "poet": "İlhan Berk",
        "poem": "\n\nİzmir! e götürüyorum bir gülü\nSarı bir gülü......................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Mehmet Emre Albayrak",
        "poem": "\n\ngül giyorum artık gül \nvarlığımda gülmedi ya yüzün \nhep acı bıraktı ya gölgem yatağına \ngül diyorum.. gül.. \nişte gidiyorum.. \n\ngül diyorum sonunda gül artık \nmutluluğuna mutluluğumdan çok ihtiyacım olduğu bu anda \ngül.. \nsensiz hayatın tadı gelmiyo dilime.. \nama sen bensiz bir tebessümle yaşiicaksan hayatı \ngül diyorum işte \ngülebildiğin kadar çok \n\ngit.. git benden uzaklara \ngörmedimi göz gönül katlanır misali \ngülüşün gelmesin kulağıma \nbir hatıra, bir tatlı hüzünle yaşa içimde \ngit.. \ngidişin gülüşün olucaksa eğer \ndurma bir an bile \ngit gidbildiğin kadar uazağa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Mehmet Şükrü Baş",
        "poem": "\n\nBülbülün sevdası gül,\nBebeğin adı gül.\nEn manasızı,\nBana derler gül.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Mustafa Selçuk Keskin",
        "poem": "\n\nDağa gül, taşa gül.\nHavadaki kuşa gül.\nKefendeki ölüye\nMezardaki taşa gül.\nKorkma ayıplarlar diye\nOlur olmaz işe gül.\nGeç aynanın karşısına\nBana çatık kaşa gül.\nVur kafanı duvarlara\nOtur kanayan başa gül.\nKızma zaman geçiyor diye\nSon bastığın yaşa gül.\nBakam aşağıdaki üçe \nYukarıdaki beşe gül.\nGidiyorsan ne çare\nBu bendeki tuşa gül.\nGeliyorsan hoş geldin be\nGelişteki hoşa gül.\nNeye gülersen gül.\nDoluya gül boşa gül.\nİstediğin her şeye\nBizi ayıran kışa gül...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Mete Yıldız",
        "poem": "\n\nGül'e gül verdim gül güldü bana\nGül'e gül dedim gül biraz daha\nGül güldü güldü güldü\nGül sakın ha \nBana gülme bir daha\nGül düşündü\nBiraz ciddileşti sonra duruldu\nGülün hesabı vicdanımdan soruldu\nGül ya sen bana aldırma\nSanki her şey benim elimde mi\nSürekli,ömür boyu gül emi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gul",
        "poet": "Yaşar Gürlek",
        "poem": "\n\nGUL\n\ngul  bagimi  gul  bagimi\nsoldurdun  sen gul  bagimi\ngul  bagimi  gul  bagimi\noldurdun  sen  gul bagimi\n\ngonca  gonca  gul  verirdi\nkadrin  kiymetin  bilirdi\ndeste  deste gul  verirdi\noldurdun  sen  gul  bagimi\n\nboynu  bukuk  koydun  gulu\nsusturdun  oten  bulbulu\nyasar simdik oldu  olu\nsoldurdun  sen  gul  bagimi\n\nuykumu  girer  gece  goze\ndoyulurmu  hayal  yuze\nyalan olan bir cift soze\nsoldurdun  sen  gul   bagimi\n\nyasar  gurlek\n14-4-1992\nleiden  hollanda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Gül...*",
        "poet": "Öztürk Şahin",
        "poem": "\n\nGül! ...Yine ayrılık olsun; ömrümce baki olan...\nGül de  yalnızlık olsun; hep “bana” tâbi kalan...\n\nBir bebek saflığıyla gül ki; arınsın zaman\nHayatın kattığıyla gül ki; yol alsın “duran”…\nBir bayram günü gibi; sorgusuz sualsiz gül \nYarının dünü gibi; korkusuz, kedersiz gül.\n\nGül; “Dünya kapısı”nı, güneşe açmak için…\nGül; hicapsız, katıksız “aşka” ulaşmak için…\n\nSevdanın zoru gibi; cebirle, ısrarla gül! \nHer işin başı gibi, üstüne farz gibi gül\nGül; “hedefsiz ok” gibi, “mermisiz silah” gibi\nTüm kalpten gülüşlere; destursuz “ilah” gibi\n\nGül; yeşil yaprağıyla “meyvesiz ağaç” gibi\nRüyası gerçek olan; “ mutluluğa aç”  gibi\n\n“Gözlerde yaş” gibi gül; bir “ümitsiz aşk” gibi…\nmehtâba karşı duran,  “iki eğik baş” gibi…\n“Bir dost” gibi, “Kardeş” gibi, gözyaşıma eş gibi…\nGül; uzak hayallerden, gerçeğe düşeş gibi.\n\nGül de  ayrılık olsun; ömrümce baki olan…\nSen gül! ... Yalnızlık olsun; hep “bana” tâbi kalan…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Hüseyin Kırkgeçit",
        "poem": "\n\nGül diken kadar aci iken\nKan rengi ürpertir beni\nNimeti topraktir gülün\nVarligi mechuldür icimde\n\nGül esrarli bakislarin rengidir\nSevmeden koparilmaz gül dalindan\nKendi ölürken baskasi icin yasayan\nBir mevsimlik hayattir gül\n\nGülün mekani yoktur toprakta\nSevgili kadar sevilir insan ruhunda\nBir sevdadir gül manevi alemde\nBir renktir gül maddi alemde\n\nBir Ask Olsun....Kitapindan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Ayşe Öztekin",
        "poem": "\n\nKocaman açılmış bir kırmızı gül\n\t\t\tgibi duruyor\n\t\t\t         yüreğimin tam ortasında\n\t\t\t\t\t                    bu aşk.\nKokusu sarmış tüm evreni\nNe nergis kışı,\nNe leylâk baharı sevdiriyor.\n\nBir kocaman kırmızı gül\nTüm haşmetiyle hüküm sürüyor.\n\n\t\t\t(17.04.2002)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Ahmet Naci Çoğaltay",
        "poem": "\n\nben gül mez isem daha erken ölürüm\nacı veren aşklar / çok uzak durun benden\nhüzünlendirip dinlendiren türküler / siz hep yüreğimde yankılanın lütfen\n\nben gül mez isem / annem üzülür, babam boyun büker\ngül mez isem eğer / elmas gözlü sevdiğim mahsun bakar\nVan Gölü taşar / tatvan'ı boğar\narkadaşlarım birer birer azalır / ben gül mez isem\n\nben gül mez isem daha erken ölürüm\ntuttuğu takım için üzülenler / az uzak durun benden\nsırf kendi için üzülüp kendi için ağlayan lar / çokça,çokça uzak durun benden\ndil, ırk ve renk ayrımı yapanlar / siz tüm cihandn uzak durun lütfen\n\nben gül er isem, annem olur yaşadığım her mevsim\nbabam olur her emek \n\nbaşkası için endişelenip çabalayanlar / siz hep yanımda olun lütfen\narkadaşlığı paylaşarak yaşayanlar / lütfen sizde yakınımda olun\nolması gerektiği gibi yaşamaya çalışanlar / bilim adına kendini geliştirmeyi amaçlayanlar\ndilleri  kültürleri ve folklorları paylaşım adına kullanan mert insanlar/ sizde yanı başımda olun lütfen\n\nben gül mez isem / ağla ma sı nı da bilmem\nSevmesinide\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Muharrem Elmacı",
        "poem": "\n\nBir gül ki o, koklandıkça kokuyor,\n\nSakındıkça dikenleri batıyor. \n\n..................................................\n..................................................\n\nMuharrem ELMACI\n24 Mart 2014-Sinop\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Muharrem Tüylü",
        "poem": "\n\ngülü gülle bağladım\nseni görmeyınce aglarım\nağlayan gözler ırmak olmuş\nonu bana bağladım\n\nderya deniz gibi çağlarım\nseni görmeyınce ağlarım\nhasrettınde yüregimi dağlarım\nderya deniz gibi çağlarım\n\ngözlerın deniz mavisi\ngörmeyesın onun halini\nsevda yükü çeker dururum\nsize gelsem seni bulurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Osman Erdoğmuş",
        "poem": "\n\nGÜL\n\nGül,güzellik demektir,aşktır ve de sevmektir,\nKatlanmazsan dikenine,boşa kürek çekmektir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Cemal Süreya",
        "poem": "\n\nGülün tam ortasında ağlıyorum\nHer akşam sokak ortasında öldükçe\nÖnümü arkamı bilmiyorum\nAzaldığını duyup duyup karanlıkta\nBeni ayakta tutan gözlerinin\n\nEllerini alıyorum sa....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Suat Güney",
        "poem": "\n\nGülü ver can gülü ver,\nSen ağlama gülü ver,\nBen ağlar ben yanarım,\nYeterki sen gülü ver.\n\nGül üstüne üstüne,\nGül olmaz gül üstüne,\nBen sana gülüm dedim,\nKoklamam gül üstüne.\n\nGül beni can gül beni,\nGel biraz güldür beni,\nYa gel beni sen güldür,\nYa gülüm soldur beni.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Ferid İlhan",
        "poem": "\n\nGül dalında gonca gül'sün,gül gibi\n\nGül yüzünde güller açsın,gül gibi\n\nDünya fâni,ömür kısa diyorlar\n\nVarsın olsun,sen yine gül GÜL gibi.....\n\n     12.04.2006  Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Bilal Konal",
        "poem": "\n\nBu dünyada oldun simge-i gül\nKevser başında ne olur bize de gül\nGönlü senin için olmuşsa bu dünyada kül \nCehennem olur onun için bahçe-i gül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Arif Babacan",
        "poem": "\n\nGÜL\nBeyaz gül değişmez, sürsen kırmızı,\nYokluğuna çare değil, gülistan,\nBir çiçek, adı: 'Gül', devşirsen sızı,\nBir kez olsun kokmaz bana uzaktan.\n\nErken açmaz burda türlü çiçekler,\nAçmaz açmayacakta sen yok isen,\nYitirmez sükunu, değse de eller,\nRenk gelir, tenlerine sen gelirsen.\n\nYeni geldi aklıma sensizliğim,\nBülbül oldum 'gül' derim de gülemem,\nAnla 'gül', artık ben bende değilim,\nSenden öte sevda sözü deremem,\n\nZaten öznem sensin cümlelerime,\nSeninle kurdum işte her satırı,\nBugün 'gül' dedim senli sözlerime,\nİsminle tükettim, bu son baharı.\n\nAşkın anlamını bildim seninle,\nAnlamı 'gül' oldu, olmaz muradım,\nBülbül oldum, vuruldum esmer güle,\nAksa içime ırmak, kor yangınım.\n\n\t\t\t7.11. 2003 / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül...",
        "poet": "Emre Ayvaz",
        "poem": "\n\nGül…\nGül dolu mısraları yazamadım sana gül\nGülşen olur düşersen bir damlacık kana gül\nGidemedim yolumu kesti hissiyatım ah\nDayanır mı tel gövden bu haşin rüzgâra gül\nSancıyor gururumdan sızan fikirciklerim\nYakışır mı hicapsız bakmak yanağına gül\nBeni geceden geçen bir yankı yakalıyor\nAl harabeni al da götür dergâhına gül\nKöklerinde eriyen yüreğime söz deme\nKalayım kapında da değdir yaprağına gül\nAh gül hasretsizliği eyleme bana kasvet\nBana devadır hasret dert devadır bana gül\nCamlara insicamı düştü kıvılcımların\nSeni gördüm har için düştüm hüsnü zan’a gül\nVehminde gizlendiğim mısralara bakmadım\nDöküldüğüm heceyi serdiler hazana gül\n“Tutuldu gönülcüğüm ufaldı adımlarım\nGül, kaybolan renklerde yiten bu ceylana gül”\nAh gül kendimde beni perdeleyen şey nedir\nBu âlem böylemidir söyleyiver cana gül\n“Güller ile ovulmuş simanı görüverdim\nYangına düştü gönül bende heyecana gül”\nGül müptelası gönül gül gönlün müptelası\nRuhumdaki telaşı sığdır avucuna gül…\n\n               Yunus Emre Ayvaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül!",
        "poet": "Hadi Gezgin",
        "poem": "\n\nGül dalında ben kanında\ngül toprakta ben teninde\ngül renklidir ben solgunum\n\ngül suyla can bulur ben sende bulmuşum.\ngül dikenlidir benim yaram derinde.\ngül can yaka bülbülün\nbenım boynum sana eğiktir \ngül herkese verilir bense sade sana\ngül su alınca güler\nben bır ömür ağlar, ama sende gülerim\nyalnız sensın son arzum. b gezgıncan gezgin 14 11 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Hakan Yiğit",
        "poem": "\n\nTek arayan ben değilmişim bunu fark ettim\nDonık yüzlerin yanına park ettim\nKapı çalınıp bir demet çiçek geldi elime\nBen ise içinden soluk bir gül seçtim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Rabia Barış",
        "poem": "\n\nGül kanatır gül kanatır,\nGül bağrımı gül kanatır.\nGülden aldım bu yarayı,\nGülden öte gül kanatır.\n\nRabia BARIŞ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül...",
        "poet": "Sedat Sözen",
        "poem": "\n\nGül dikensiz olmaz imiş, \nDikeni bende, gül sende,\nBenim içim kanar durur, \nGül yüzünle gülsen de...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Mustafa Ozan",
        "poem": "\n\nBeyoğlu'nun kalabalık sokaklarında\n....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Kazım Özdemır",
        "poem": "\n\nGülü severim evgili gül,\nAğlamak yerine sevinçle gül\nSen hem çiçeksin, hem gül\nHer zaman içtenlikle gül..\n\nGülmek güzelleştirir insanı\nİsterim hep gül gibi kalmanı\nYakında mutluluğu bulmanı\nNe olur bir de bana gül...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül! ...",
        "poet": "Seda Ahmet",
        "poem": "\n\nHadi gül sende gül,\nYetmedimi derdin çilen! \nYetmedimi dinsin gözyaşın,\nHadi gül sende gül! ..\nDerdi kederi askıya al,\nBirazda gülümse,\nMutluluk seninde hakkın,\nHadi gül,gül sende! ..\nUzat elini sevgiye,\nGül açsın gönül bahçende,\nBırak kendini güzelliklere,\nHadi gül,gül sende! ..\nYüzünde güller açsın,gül! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Recep Arar",
        "poem": "\n\nÂleme Misk-i Amber ol ey gül,\nYüzünü asma sakın, daim dostuna gül.\nMekke-Miraç yolunda, ol Elinde gül,\nGaribe dost ol, yetimin yüzüne gül.\n\nDost düşmana dikendir, senin dalında gül.\nNamerde Ağu olup, mert olanın yüzüne gül.\nDostun dostuna ikramı, sen ol ey gül,\nZalim olana tokat, mazlumun yüzüne gül.\n\nNiyaz için yakaran elde, sen aç ey gül,\nHakkı Hak bilip, Hakka bakan yüze gül.\nGözlerden akan yaşda, can bul ey gül,\nHakka vuslat olup, Nur olan yüze gül.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül 2",
        "poet": "Rabia Barış",
        "poem": "\n\nGÜL 2\n\nGüle serdim güle serdim,\nGül gönlümü güle serdim.\nGülde buldum gül bendimi,\nOnu da bir güle serdim.\n\n                      Rabia BARIŞ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül 2",
        "poet": "İlhan Berk",
        "poem": "\n\n-Bu cadde nereye çıkıyor? \nBir güle bakıp böyle diyorum.....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül...",
        "poet": "Hasan Atasever",
        "poem": "\n\nGül\nYeter ki gül\nKırmızı gül, beyaz gül\nsarı gül, pembe gül\nYeter ki gül\nGönlüme gül; dol sineme\nGül yanakların gülsün yüzüme\nGül dudakların öpsün gülüme\nAğlama hep gül olsun, gül koksun nefesime\nYeter ki gül  gülizar gül\nTebessümün adı gül\nGülsümün adı gül\nGüllünün soyadı gül\nPeygamber sevgilisi gül\nCanlara cananlara gül\nGül dalında güzel gül\nGül tadında tatlı gül\nSevgililere gül\nSaltanat ol ağlatma gül\nEbedi solma; solmuş yüzlerde gül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül 2",
        "poet": "Aslan Özçelik",
        "poem": "\n\nGül bülbül gül dalıdana konarken,\nbülbül gül,ün dalında öterken.\nGül dalında diken çıkarken,\ndiken gülu korurken.\nEl gülle dokunurken.\ngül elde koku bırakırken.\nGüllu sevgiliye verken,\nsevgilı gülu kıskanırken.\nSen gülken bende seni kıs kanırken,\nkalbımın gülüsün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül! ..",
        "poet": "Hasan Ayar",
        "poem": "\n\ngül sen, hep gül.. \ngüllerin içinde gül.. \nsenki hayat denen,\nbu dünyada sonsuza kadar\ngül! ...\ngül ki sen güldükçe..........\nyüreğime kan damlasın...\ngüller açsın kan kırmızı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Fazlı Akkuş",
        "poem": "\n\nGül ol; \nYine de sevilen \nTüm dikenlerine rağmen.\n\n30 Mayıs 2007 \nKocaeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Haluk Yolsal",
        "poem": "\n\nGÜL….\n\nSevgi sıcağında boy verir gül çiçekleri\ndağların eteklerinde rüzgarla dans ederek\nkokularını yollarlar bize ve sevinçlerini\ntutam tutam demet demet söyleyeceklerini\nher renkte başka bir dünya yüklü\nseyretmek hep birlikte\nsevgili yüzlerini\n\nÖzgeçmişi\n\n1959 yılında Trabzon’un  Maçka ilçesinin Yeşilyurt köyünde doğdu.\nİlköğrenimini Örnekalan  ilkokulunda,orta öğrenimini  Maçka  lisesinde tamamladı.1980 yılında Trabzon Fatih Eğitim enstitüsü Türkçe bölümünden mezun oldu.8 yıl özel bir şirkette\nçeşitli görevlerde bulundu..1989 yılında Ağrı ilinin Doğobayazıt  ilçesinin Subeşiği köyünde öğretmenlik görevine başladı.Daha sonra Samsun Terme Balkamlı ilköğretim okulu,Sakarlı lisesi,Terme ilköğretim okulu,Samsun Merkez Adnan Kahveci ilköğretim okulunda çalıştı.\nHalen 23 Nisan İlköğretim okulunda görevine devam etmektedir.\n\nŞiirleri, Karedeniz Kültür Sanat, Kıyı ve Ada  dergilerinde yayımlandı. Çiçek Uzat Yıldızlara adlı bir şiir kitabı bulunmaktadır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Ali Kemal Yılmaztürk",
        "poem": "\n\nGül imiş aşkın simgesi,\nGülistan iken gönlümün bahçesi.\nGül söyleyemez derdimi,\nAncak anlarsın, sökersem gül yüreğimi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Fatma Akar",
        "poem": "\n\ngül, hadi gül, yine gül\nışık ışık olsun gözbebeklerin\nyüreğim fırtınadan durulsun\nkaranlığa güneş doğsun \nhadi gül...\n\nkış ortasında güller açmışçasına\nmutluluğu kaçırmamacasına\ntüm dünyaya meydan okurcasına\naldırma acılara, hadi gül! ...\n\nyağmur yağmasın mevsimindeyken bile\nsakın aldırma, sana söz söyleyenlere\nsen güçlüsün, hadi göster aleme,\ngözyaşın akmasın, hadi gül...\n\nyıkıldı sanmasın düşmanların,\nbitmeyecek kazanmadıkça savaşın,\nbu, ne ki? daha ömründe aşkım,\nyılma hadi gül,\ngülsün gözbebeklerin ışıl ışıl,\naydınlık günler inan ki çok yakın\ngül, hadi gül, yine gül...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Hasan Taner",
        "poem": "\n\nGül\nYeter ki gül\nKırmızı gül, beyaz gül\nsarı gül, pembe gül\nYeter ki gül\nGönlüme gül; dol sineme\nGül yanakların gülsün yüzüme\nGül dudakların öpsün gülüme\nAğlama hep gül olsun, gül koksun nefesime\nYeter ki gül  gülizar gül\nTebessümün adı gül\nGülsümün adı gül\nGüllünün soyadı gül\nPeygamber sevgilisi gül\nCanlara cananlara gül\nGül dalında güzel gül\nGül tadında tatlı gül\nSevgililere gül\nSaltanat ol ağlatma gül\nEbedi solma; solmuş yüzlerde gül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Şahin Karataş",
        "poem": "\n\nRenk renk kırmızı, beyaz, pembe gül,\nÇiçeklerin padişahı deste gül,\nPeygamber’in kokusu sende gül,\nAllah var, ne gam… Tebessümle gül…\n\nSeven kalplerin ifadesi gül,\nSevginin en güzel tarifi gül,\nSevgiye köprüdür bir demet gül,\nŞu fâni dünyada her dâim gül…\n\nCennetin en kutlu hediyesi gül,\nBahçemizde solmasın hiçbir gül,\nYanmasın âteş-i aşkından gül,\nBırak âh-ı figânı, sen de gül…\n\nHazin hikâye: Bülbül ile gül\nBülbül şeydâ oldu, bîhaber gül\nKim gülmüş ki güle, bülbül ile gül \nYeter çektiğin çile, artık gül…\n\n(01 Ekim 2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Bülent Özcan",
        "poem": "\n\nIssız gecelerin koynundaki gül, \nUmut devşirmek için sabaha\nSarışın güneşi bekler umutla...\nIssız gecelerin koynundaki gül, \nBuğulu bakışlarıyla gülümser güne.\nO gül ki, bir sancıdır, \nO gül ki, bir acıdır\nGülümsemeyi unutmuş dudakta...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Sevinç Atan",
        "poem": "\n\nGÜL\n\nGülü gülde arama, gül senden içeridir.\nBülbülün nağmeleri gülşenden içeridir.\nHadi bir kez gülüver açılsın gonca güller,\nGülüşüne nice gül feda olsa yeridir.\n\nBilirim gül rengini bahar dalından  alır.\nKokusu esen yelde adı gönülde kalır.\nKıskanır seni her gül, sana tutkun bu gönül,\nGülüşüne nice gül, feda olsa yeridir.\n\nSevinç ATAN\n\nBeste İsmail Akçapınar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Mustafa Cemil Dirier",
        "poem": "\n\nGülden sevgi aldım\nGül size geldim\nBir gülü sevdim\nBir seni sevdim\n\nBak dikensiz gül olmaz\ngönül güle düştü solmaz\nSevgisiz gül olmaz\nGül aşka düştü solmaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Ali Rafet Haznedar",
        "poem": "\n\nNadide bulunursun, şu beyhude dünyada,\nUmut gencecik bir gül, yeni girdi sıraya,\nRüyayı da bırakma, kanma yazı turaya,\nGün olur gider olduk, ilelebet sılaya,\nÜzüntü kar etmiyor, lüzum yoktur riyaya,\nLafla peynir gemisi, yolda kalıyor yaya,\nNiçin öyle mahzunsun, güzel yüzlü gül,\nUnut her kötülüğü, ilelebet gül,\nRazı bak mutluluğa, bu gün de bülbül,\nGüneş üzgün, dünya sönük, soluk gül,\nÜmit ol içinde, yeşer aç sende,\nLeke kalmaz bilesin, tazecik beyaz tende.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Mevlüt Tunca",
        "poem": "\n\n…dahası aşık sırılsıklam\nNe kadar güzellik varsa görülesi\nSevilesi yüreğinde toplanmış.\n\nGel gör ki savunmasız; \nKörpe elleri hiç kirlenmemiş,\nSolmamış yanağında gül…\n\n…gül ama dikensiz\nKayıtsız bütün çekişmelere\nGül asude…\nGül bir başına tüm kavgalarda.\n\nDurup,durup özlem çektiği,\nKırgın benizli, \nAğlamaklı gözlerinde acısı.\n\nGül sen…\nSen hep gül…\n\nKimseler bilmesin derdin\nYalan bile olsa,\nAlev, alev yansan da,\nBütün dünya ağıt ta yaksa gül..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Mehmet Hanifi Aliosmanoğlu",
        "poem": "\n\nBeyaz gül,sarı gül,pembe gül,mor gül,\nSevgimi,sevdamı ne istiyor gül.\nGoncaları açmış,gel,gel diyor gül,\nSevgimi,sevdamı ne istiyor gül.\n\nHer sabah seherden önce uyanır,\nNeden böyle renkten renge boyanır.\nYoksa beni şeyda bülbül mü sanır,\nSevgimi,sevdamı ne istiyor gül.\n\nAşkına yandıran,has işvesiyle,\nBaharı andıran,şen neşesiyle,\nBeni uyandıran,güzel sesiyle,\nSevgimi,sevdamı,ne istiyor gül.\n\nNeden ki ihtiyar gönlümü seçmiş,\nBilmiyor mu benim,devranım geçmiş,\nÇok,çok güzelleşmiş,goncalar açmış,\nSevgimi,sevdamı ne istiyor gül....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Sedat Tüvar",
        "poem": "\n\nSatın almazsın veya\nAlmaya gücünde olmayabilir\nGül toplamaya çıkarsın\nSevdiğin için\nArarsın en güzellerini\nArarsın, ararsın\nHayatında bunu birkaç kez yaparsın\nGül toplarsın gül\nHikayeden öte değildir dikenleri\nHep aklında bir demet gül\nGülü verdiğinde sevdiğinin mutlu yüzü\nKolayda değildir gül toplamak\nDalından koparmak\nBirer, birer\nO gün sevmeye başlarsın gülleri yeniden\nO gün öğrenirsin sevmeyi yeniden\nBir gül çıkar karşına\nOnu koparamazsın\nOna kıyamazsın\nVe o gün hatırlarsın yeniden\nGül idi aslında sevdiğin\nSevdiğindi aslında gül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Ahmet Tığlı",
        "poem": "\n\nGül! ..yüreğinle gül\nUnutturmasınlar gülmeyi\nYaşama merhaba derken\nSorunlar yumak olup\nDağlar gibi üstüne gelirken\nZulme insanca direnirken\nAğlatanlara karşı bir silah\nBir isyan gibi gül! ..\n\nGözyaşlarında dinsin acılar\nAkmasın yüreğine,\nUmutsuzluk uzak dursun\nKaramsarlık silinsin\nGül ki; yaşadığın bilinsin\nGül yaşama,gül kederlere\nGülmek tek silahın senin\nGül ki; duyulsun sesin...\n\nAhmet TIĞLI  2002 (Sevgi Merdivenleri)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Doğan Çiçek",
        "poem": "\n\nDünya güllerini sever översin de \nAhiretin Gül'ünden bi habersin. \nEcel kapını çaldığı an\nFeryat figan ile dizlerini döversin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Hasan Fahri Tan",
        "poem": "\n\nGittiğin günden beri bu dünya virandır Gül,\nSensiz,bedr'imiz kara,şems'imiz katrandır Gül; \nAşkının külleriyle avunur yetimlerin,\nBuz tutan sinemizi son bir defa yandır Gül...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Sadık Cebe",
        "poem": "\n\nSitem etme, hiç ağlama hep gül, \nDikeni sahiplenendir gül, \nÜzülme, bakma öyle ne olursun gül, \nBülbülü dinleyen, anlamı verendir gül,\n\nGül inadına, hayatla alay eder gibi, \nGül kırmızıdır, acıdır, mutluluktur. \nGül aşkın ismidir, manası gizli,\nGül kendinden geçercesine \n\nSakın ağlama ne olur hep gül...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Şevki Kayaturan",
        "poem": "\n\nGül, bir sefer n’olur Allah aşkına\nGül, bir sefer ol Muhammed aşkına\nGül, bir sefer Habibullah aşkına\nGül, sen çevirdin beni böyle şaşkına.\n\nGül, senin için bülbül eder figanı\nGül, sana kurban etmez miyim bu canı\nGül,  seherler vaktinde ezan duyanı\nGül, sen çevirdin beni böyle şaşkına.\n\nGül, derim ki gül yüzünde gül açsın\nGül, isterim etrafa koku saçsın\nGül, bilirim sen başıma bir taçsın\nGül, sen çevirdin beni böyle şaşkına.\n\nGül, yanmıştır Kayaturan harına\nGül, dokunsam tutuşursun narına\nGül, gelmek mi vuslat var mı yarına\nGül, sen çevirdin beni böyle şaşkına.\n\n19.09.2008-Saat: 15.15\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Arif Tatar",
        "poem": "\n\nGül...\nHerkese gül,\nSiz de gül verin; \nElinizde gülü verin! \nGülü verin, gülüverin! ..\n\nBahçede gül,\nDalında bülbül...\nSımsıcak sarılmış dalların gül; \nGıptayla bakarım sana bülbül! \nSesin sular gibi gürül gürül; \nÖyle yanmışım ki gönül gönül! ..\n\nHep gülsün, gül yüzün yüzümüze,\nGülmek çok yakışır özümüze...\nHer yanına gümüşi ışıklar saçan,\nO'nu görür gibidir; gül, sana bakan! \n\nİsterim güller açsın, dağ taş demeden\nVe dallarını salsın, yere düşmeden; \nO canımı alsın, tenim erimeden; \nPerişan hâlim, yüzünü döner misin? \nVereyim canımdan, ister misin? .. \n\nHasretim sana, kor içinde yanarım,\nAncak kevserden içtiğimde kanarım,\nGül cemalinden, ben de şifa ararım...\n\nGüle, gül kokusuna hasretim ben,\nO'nu gülşende bir bulabilsem ben, \nSenin yüzünde O'nu görürüm ben,\nDiken olsa da yolun yürürüm ben! ..\n\nGözlerini siliver,\nGül...\nGülü ver de gülüver,\nDallarını salıver,\nBuram buram koku ver\nGül! \nDemet demet gül ver; \nGülüver...\nGül,\nGül! ..\n\n(13.04.1998-Adana)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Hakan Gökkaya",
        "poem": "\n\nYâr içimde kanayan bir gül\nÖtmeyi unutmuş bir bülbül\nAşk derdiyle ateşte olmuşum bir kül\nSevmişim ölümüne\nBen ağlayayım sen hep gül! \nÜzülmek bana yakışır ey gül...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Ahmet Özcankaya",
        "poem": "\n\npörsüyüp solan güzel gül\nBeni ağlatan ve inciten gül\nGül güle vurgun diken ağlar hüngür\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Recep Karagöl",
        "poem": "\n\nGül nazende sevgiliyi temsil eder\nOnu koklayanda kalmaz gam keder\nGüzellikleri gör, etme hayatını heder\n   Çiçekler içinde gülün yeri pek özel\nGül güzelliğin sembolü\nEn çok aşıklar sever gülü \nŞairler edipler över gülü\nKokusu rengi ne güzel \n  Gülün kıymetini aşıklar bilir\n  Maşuklar gül gibi özenle sevilir\n  Gül demeti sevgililere verilir\n  Gül alınınca gözyaşı olur sel\n    Güldür çiçeklerin en narini\n    Gül vererek sevindir yarini \n    Bülbülün hali pür melalini \n    Gül bilmiyor, bildirelim tezel\n    Gülden çiçekten ancak kibarlar anlar\n    Sevgilerini kurutur gönül almayanlar\n    Selam size gül ağacı dikip sulayanlar\n    Gül üzerine yazılmıştır nice gazel\n\n    Gülistandan gül derelim,sevelim,sevilelim\n    Hayatımızı güzelleştirip kıymetini bilelim\n    Bizleri, evreni yaratan Allaha şükredelim\n    Dikenli ağaçta gülün olması ne güzel\n\n            Recep Karagöl\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Adnan Ayorak",
        "poem": "\n\nm utluluk daima gölgen olsun,\nEnerjin her daim pozitif olsun.,\nY arınlar senin olsun\nDaima başarı güneşin olsun\nAydın gelecek senin olsun\nN ehirler gibi ömrün uzun olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül...",
        "poet": "Yusuf Mescioğlu",
        "poem": "\n\nGül; \nBir hayat canlansın gözlerinde,\nGözlerinde bir insan yaşasın...\n\nGül; \nBaharlar açsın bakışlarında,\nBakışlarında yağmurlar ıslansın...\n\nSen gül; \nDünya ağlasın senin yerine,\nSenin yerine bu şehir kanasın...\n\nGül; \nHayatı selamlar gibi\nYeniden yaşamak gibi gül.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül...",
        "poet": "Abdullah Kahraman",
        "poem": "\n\nGül dedim güle; gül ki güller açsın yanaklarında,\nGüller açsın ki güzellikler saçılsın her bir yana.\nGül gülüm; sakın ağlayan olmayasın,\nAğlamak senden hep uzak kalsın.\nGül, bir tomurcuk verdi elime,\nSeslendi yüreğime,\nYüreğinde açsın, iyi bak ki hiç solmasın.\nElimde tomurcuk gül, yüreğimde sevda,\nYağmurdu; sis çökmüştü dere yatağına,\nIslanıyordum, iliklerime kadar yıkanırcasına,\nYürüyordum, gül bahçelerinde yürürcesine,\nÜşüyordum, belli ki güz gülleri üşümesin diye.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Aydın Ahmet",
        "poem": "\n\nGül, hep gül,\nÖyle gül ki, kıskansın seni gül\nDağılsın bakışlarımdaki hüzün\nKızarsın pembe yanakların, yüzün\nGül hadi bir gül.\n\nGül, hep gül.\nBilmesin kimse seni sevdiğimi\nSen bil ve sakla içinde\nSorarlarsa haberin var mıydı diye,\nKızarsın yanakların ve sadece gül.\n\nGül, hep gül.\nGözlerinde mola versin hüzünler.\nEylül akşamlarında içimde batan bir gurup gibi\nRengi giderek boyanır kırmızıya, sanırım bir gül.\nVe sen parmağımda kalan bir yüzük,\nVe üstündeki bir kurdele, üstünde bir gül.\nAklına düşersem bir bak ve sonra gül.\n\nHangisi emsal sana olan sevgime\nHangisi timsal sana olan sevgime\nKaranfil mi, Kadife mi? Ne çıkar hepsi aklımda\nHer nefes alışımda duyarım senin kokunu yakamda\nGülümser gözlerin gibi, bir Gül.\n\nBazen konar dudaklarına sen gülerken\nSen görmesin ateşin yakar, yakar her an\nNefesini hissederim o zaman \nFeryat eder gönül kafesine hapsettiğin bülbül\nÇırpınsın sen duyma yalvarışlarını,tamam.\nBırak ben ağlayım, yeter ki sen gül.\nNe olur hadi. Bir gül…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Mehmet Yücel",
        "poem": "\n\nEy gül, ne gülsün sen gül dalında gül olmayan var olmaz.\nAçarsın açarsın bahar mevsiminde kimse sana yar olmaz.\nBen şairim nice feryat nice zulüm gelir yürekte ahuzar olmaz.\nNe gül oldum ne güldüm yalan dünyada kahpe feleğe ar olmaz.\n\nEy gül sen ki dağlar başında, güzellerin saçında renk renk açarsın.\nBen gülüm derim duymazsın sesimi sen bırakıp yadlara kaçarsın.\nOysa gül sanmıştım seni, yalancı melek gibi yalanlara kanat açarsın.\nGül dedim bir kere, dünya durdukça bu yürekte gülüşünle varsın.\n\nEy gül, kim istemez yürekten gülmeyi, kim ister gül diye diye ölmeyi.\nBen sevdayı bilmem, çok öğrettiler bir umudu bin parçaya bölmeyi.\nÖyle bir devrana düştüm ki, gönül feryad içinde, felek takar çelmeyi.\nGül olduğuna pişman ederler nasılsa boynuna takınca yağlı ilmeği.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Hüseyin Atlansoy",
        "poem": "\n\nbir gül ararım \nyetmiş bir diken batsın ellerime\n\nöyle bir nârım ki yanarken gül \nburcu bir toprak \ndökülsün isterim bedenime\n\nsu dökülsün\nsu dökülsün su üstüme \nkonduğunda çiğler üstüne aksın dilim \nateş! üstüne ateş, güller saçılsın üstüme\n\nbir gül açılsın\nsevgilinin şefaati dileğince \nyetmişbir kerre yetmişbir ince diken \nbatsın ellerime\n\nAllahım\ngünahkâr dağlarımı bassın deryaların\nbir gül açılsın bir gül için\nbin gül içinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Nermin Gültekin",
        "poem": "\n\nSen bana gül demiyorsun,\nGül solar diyorsun,\nOysa  razıyım solmaya,\nBen senin gülünüm bir tanem.\nGül kokar,gül aşktır yüreklerde,\nGül kurutulup saklanır,\nBen senin gülünüm bir tanem.\nGül dokunuştur,gül açandır,\nUmutla beklemektir yarınları,\nEline dokunmaktır belkide,\nBen senin gülünüm birtanem.\nGül kırmızıdır yanaklarım gibi,\nGül beyazdır tenim gibi,\nGül pembedir ruhum gibi,\nBen senin gülünüm birtanem.\nVarsın gülün ömrü az olsun,\nDikeni batarsa batsın,\nKopartılırsa ağlasın,\nSana değer,\nBen senin gülünüm birtanem.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Sevinç İnce",
        "poem": "\n\nSen geliyor içimden\nEllerinde kırmızı güller\nGüllerde dudakların yakamoz\nGözlerin yaprakların dokunuşları\nYosun kokulu,\nSözlerin türkü güllerin kokusunda\nSen geliyor içimden\nEllerinde kırmızı güller\nTenin bahar oluyor tenimde\nGüllerin dudak izleri saklı\nKızıl akşamlarda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "gul",
        "poet": "Yunus Yoldaş",
        "poem": "\n\ngül  için candan gül \nyakar,durmadan ey bülbül\nferyadın arşa çıksın \nsen hep güller içinde gül\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gül",
        "poet": "Salih Yıldız",
        "poem": "\n\nÂleme rahmet olan sevmeseydi seni gül\nMetheden bulamazdın bil en başta beni gül\n\nOnun sevgisi candan sevip sarmalamasa\nBülbülü mest edemez en meşhur Gülşen’i gül\n\nŞansın Habibe habip bilinmişsin ne mutlu\nBahçelerin bağların olmuşsun Ahsen’i gül\n\nOnun bastığı toprak çöl olsa da değerli\nSen de oradan aldın misk kokan buseni gül\n\nTatlı güzel her rengin nurunun yansıması\nDikenlerinde bile var onun madeni gül\n\nNisan yağmuru ile serpilip açıyorsun\nOluşun mahza rahmet ve bunun nedeni gül\n\nHer bir duvar da resmin her bir güzel de ismin\nAlem olmuşsun âlem uzatmış vadeni gül\n\nSana gülen talihe şaşıp haddini aşma\nSoldururlar haksızca büyüyüp şişeni gül\n\nKüçük görme hor görme imrenerek bakanı\nMutlu ve bahtiyar kıl koklayıp öpeni gül\n\nKişi sevdiği ile haşr-olacak mahşer de\nSevenlerin hepsi yar sende sev yareni gül\n\nSöyle şu has kokunu nerden aldın bilelim\nSeyyid-ül âleminin kokuyordu teni gül…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Ali Mert",
        "poem": "\n\nsorsam bütün insanlığa; \nkırmızı gül yanında, diken.? \nyakışır dermi, gül bu iken.? \ndiken vardı, gül doğarken.!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Seyit Ahmet Polat",
        "poem": "\n\nGÜL\nGül, gül dedi, bülbül güle, gül ise gülmedi\nGül bülbüle, bülbül güle, yar olmadı gitti\nGül öyle gül ki, çok dertli, gülleri dikensiz\nGittin gideli, güller bile gülmedi sensiz\n\nGüller güler mi? gülleri görmüş bülbül gibi\nGülmek gönül işi, gülse keşke bülbül gibi\nGül, bülbül ile güler, güller açar gülleri\nGülün güzelini bülbül anlar, gül gibi\nA Polat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Nizamettin Çelik",
        "poem": "\n\nGül en aydınlık umuttur gönlüme\nGül en aydınlık ışıktır günüme\nGül en aydınlık mutluluğum kime ne\nGül en aydınlık yüzümdür benim\n\nGül en aydınlık yaşam şeklimdir\nGül en aydınlık gönül bekçimdir\nGül en aydınlık duruşum belki\nGül en aydınlık sözümdür benim.\n\n\t\t\tNizamettin çelik\n\t\t\tşiir dünyam\n\t\t\t01.02.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Küçük Şair Sümeyra Yılmaz",
        "poem": "\n\nKırmızı gül\nSarı gül\nNe var ki hangi gül\nSen yeter ki gül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Mustafa Kaya Akozan",
        "poem": "\n\nGül, haydi bir yol gül, nolur canım gül\nGül, gül yüzüme gül, kör talihe gül\n\nNe gurbette garip çeksin hicranı\nNede gül dalında şakıyan bülbül\nBizi derde salan çeksin hicranı.\nAcıya gül, sevince gül, yasa gül\nÇatlayan dudağa, suya, tasa gül...\n\nYüreği kavuran hicranı unut\nGönlünde bin hazla bir umut büyüt\nÖğütler kar etmez, düşsünler kayıt.\nAcıya gül, sevince gül, yasa gül\nÇatlayan dudağa, suya, tasa gül...\n\nGülde; güller, gülmek neymiş görsünler\nGül ki; güller bize rahat versinler.\nİsterse bülbüle tuzak kursunlar.\nAcıya gül, sevince gül, yasa gül.\nÇatlayan dudağa suya, tasa gül...\n\nEyvallah etmeden çileye, derde.\nSevgiyle, aşk ile inmeli perde.\nKendinle gurur duy düştüğün yerde,\nAcıya gül, sevince gül, yasa gül.\nÇatlayan dudağa, suya, tasa gül...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "İbrahim Halil Demir",
        "poem": "\n\nGül kokar,\nYandıkça sevda ateşi,\nDumanı gül kokar,\nDerdim gülleri,deste deste,\nO yar hepsinden de güzel kokar.\n\nGül verir,\nGonca dolar sevda bahçesi,\nOlgunlaştıkça gül verir.\nSevda bağının korukları,\nÜzüm olur gül verir.\n\nGül açar,\nGüldükçe o yar,\nYanağında gül açar.\nSevmeye doyamadığım o yar,\nYufka yüreğimde yara açar.\n\nGül takar,\nTarandıkça o yar,\nÖrüklerine gül takar.\nBakmaya kıyamadığım o yar,\nSevda kemendini boynuma takar.\n08/06/2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Faruk Bilsin",
        "poem": "\n\nGül,\nGönül bahcemin agaci\nGül,\nBasimin taci\nGül,\nDerdimin ilaci\nGül,\nSen hep gül...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül 4",
        "poet": "Aslan Özçelik",
        "poem": "\n\nBir gül sevdim tenimi incitmedi,\ndost güllü sözleri beni incitti.\nGül dalında kopartırken dalında\ndikeni battı,dostun tuttuğü el incitti beni.\nGül açarken yapraklarını bülbülü arar,\ndost bir allahasmaladık demeden gitti.\nGül susuz kalsada küsmeden açar,\ndosttuna bir şey versen küsüp çekip gider\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül...",
        "poet": "Zülfikar Yapar Kaleli",
        "poem": "\n\nembed src= http://www.neyzen.com/images/taksim/ahmet_kaya/ahmet_kaya_buselik.wma\nimage src='http://www.muhammedmustafa.net/resimler/mekke/nur.gif' height='300'\nfont face='Comic Sans MS' color='black' size='0,5'\nMuhabbetin mekânını hâl eyle \nBahçesi gül, bostanı gül, barı gül \nBir nazar et, gönülleri gül eyle \nYıldızı gül, güneşi gül, karı gül \n\nSevda çeken gönüllerde sızı var \nBizi bizden iyi bilen yazı var \nKırk yaylada onun ayak izi var \nÇiçeği gül, peteği gül, arı gül. \n\nOzanda bir heves sözü methiye \nGün doğmasın, üzülürsün ne diye \nTomar tomar topla, yolla hediye \nGül içinde deste başı sarı gül \n\nHaramsız, nizasız yapılan işin \nVe aşkın diyeti ödenmiş peşin \nAllah Allah diye döktüğü yaşın \nIşıl ışıl gözlerdeki feri gül \n\nHünkârdaki gizli sırra erince \nNazlı nazlı desteleyip derince \nBin naz ile beklenene verince \nUzatılan her yarenin yârı gül.\n\nBu günden yarına saklansın diye \nGönderilen dosttan dosta hediye \nBir bakışta Ummanlardan öteye \nYarenlerin gönderdiği varı gül \n\nBiri var ki melanetten sıyrılmaz \nBiri var ki diğerinden kayrılmaz \nÜç mekanda üç gönül var ayrılmaz \nBiri elif, birisi lâm, biri gül. \n\nBu bahçede türlü çiçek açılır \nSelam ile etrafa gül saçılır \nBurda riya ile kinden kaçılır \nEtrafı gül, ileri gül, geri gül \n\nMihnet etmem asla dünya varına \nBohçalayıp koymam kalsın yarına \nMevlüt ile salın dost diyarına \nİhsanı’nın makbul olan körü gül \n\n24. 7. 2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Kazim Özdemir",
        "poem": "\n\nGülü severim evgili gül, \nAğlamak yerine sevinçle gül \nSen hem çiçeksin, hem gül \nHer zaman içtenlikle gül.. \n\nGülmek güzelleştirir insanı \nİsterim hep gül gibi kalmanı \nYakında mutluluğu bulmanı \nNe olur bir de bana gül...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Suat Coşkun",
        "poem": "\n\nGül gönderdim\nGülsün diye\nGülmedi\nGül geldi, geriye\nGüldü güldü\nGülmedi yüzüme\nGül gibi yüzüm\nGülmedi döndü\nGül kurusuna\nGül koklayayım dedim\nGülü koklatmadı\nGülü eller kokladı\nGülün hasreti kaldı\nGül gönlümde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Hüseyin Okyar",
        "poem": "\n\nGül,sen gül.\nGül ki gözlerin,\nGülsün,yüreğimde açan.\nBatsın dikenin.\n\nYüzün firar etmiş\nUçuşuyor karşımda.\nBaharımda,kışımda, \nGezer yanı başımda.\n\nGül,sen gül.\nGül ki kapanmasın yüreğim.\nBeklerim,belki,birgün,\nUmut dolsun yüreğim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gul",
        "poet": "Halil Ibrahim Tekin",
        "poem": "\n\nSenin kadar ince ve narin gul,\n Sen ki mutluluktan hep gul, \nSevdiginden sana gelen gul, \nBinbir gul icin bir kez gul...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Ramazan Çetiner",
        "poem": "\n\nMevsimlerden sonbahar,\nAdem üzgün, Havva pişman,\nÇünkü; \nGül sevilmeyecek bir daha..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜL",
        "poet": "Güneş Yağmur",
        "poem": "\n\nGül; \nGül ki güller açsın, bahar gelsin kapıma\nBu bahar gelmeyecek olsan da yanıma..\nBeni düşünme, ben dururum kendi başıma\nYeter ki mutluluk yüzünden eksik olmasın\nYeter ki sen gül!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Nesrin Pekinsel",
        "poem": "\n\nGül canım gül/yüreğinle gül\nGül ki, bitsin hüznün\nGül ki, uzasın ömrün\nİçten kahkahalarla gül\nGül ki, gül yüreğim de gülsün…\n\n5 Kasım 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Ahmet Hamdi Tanpınar",
        "poem": "\n\nEy bâkir cümbüşü her özleyişten sıcak\n\nBin uykuya yaslanmış sessiz kamaşan şafak; \n\nHer bahçenin üstünde ve her ufuktan başka, \n\nYıldızların tuttuğu ayna, ezelî aşka, \n\nBir sır gibi hayattan ve ölümden öteye....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül*",
        "poet": "Bayram Tunca",
        "poem": "\n\nGüller içinde gördüm bir gül\nYüzünde vardı, güzel bir nur\nGöz imasıyla dedi, biraz dur\nDurdum ama yaptı beni kül\n\nYaylalarda su akıyor gürül gürül\nDavullar çalıyor gümbür gümbür\nO gözleri, sanki de elmas kömür\nOnun aşkından oldum, sanki kül\n\nGüller içinde, gözüme ilişti bir gül\nYüzünde vardı, dolunay misali nur\nO yıldızlı gözleriyle dedi, azcık dur\nDurdum ama aşkından oldum kül\n\nTakdim ettim kalp ambalajlı bir gül\nAşk ateşiyle yaptı bu şairi sanki kül\nOldum onun kafesinde öten bülbül\nAah gözleri zümrüt, saçları sümbül\n\n15.05.2003-15.05\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Veysel Vuran",
        "poem": "\n\nSen gülünce açar cümle çiçek, gül.\nÇiçeklerin en güzeli, en görkemlisi gül.\n\nBülbülü aşık edip öldüren de gül.\nGülüm diye sevdiğim, goncam da gül.\n\nBir gülüşüne cihan değer, Ay değer, gül.\nKoparamam, kıyamam dalında güzel gül.\n\nArzun ise senin de son bulması kederin.\nBülbül için, aşk içi, benim için gül...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Hakan Alkanat",
        "poem": "\n\nBir kırmızı gül ile tutuştu gönül bahçem.\nGül yakmaz da dikeni yakar dediler\nDikeni değildi beni yakan kavuran; güldü.\nVe gül kahkahayla güldü, güldü.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Hanifi Kara",
        "poem": "\n\nGÜL\n\nAçmışlar bahçede, bağda\nAk gül ile kırmızı gül.\nOnlar olmuş sarmaş dolaş\nAk gül ile kırmızı gül.\n\nKalbe doğru akışıyor\nGöğse taksan yakışıyor\nİki âşık bakışıyor\nAk gül ile kırmızı gül.\n\nİkisi de ayrı güzel\nRabb’im yaratmıştır özel\nO solsa da olmaz gazel \nAk gül ile kırmızı gül.\n\nBiri beyaz diğeri al\nBir yönü var o da kutsal\nKoruyanı dikenli dal\nAk gül ile kırmızı gül.\n\nGözet onu sollu/sağlı\nBir birine aşkla bağlı\nMedenîdir olmaz dağlı\nAk gül ile kırmızı gül…\n\n28/06/’15\nHanifi KARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Yunus Çelik",
        "poem": "\n\nSemadan bir yıldız kayar\nKaranlığa kalırsın gül\nBenliğini sevda sarar\nHülyalara dalarsın gül\n\nRenkler sende sönük kalır\nNazlısın sen, tazesin gül\nAşkın beni benden alır\nBurcu burcu kokarsın gül\n\nGözün yar yolunda kalır\nBir günün bin yıl olur gül\nSevdiğinden haber gelir\nYollara dökülürsün gül\n\nYüreğine cemre düşer\nTomurcuğa yürürsün gül\nTatlı tatlı meltem eser\nRüzgârla bükülüsün gül\n\nDostların vefasız çıkar\nSararırsın, solarsın gül\nYanarsın, için kan ağlar\nDalında kurursun gül\n\nBülbül, beyaz gül bekler\nGeç kalmadan açasın gül\nKavuşacak bir gün eller \nAğacında goncamsın gül\n\nÜrkek bir maral olur\nTenhalara kaçarsın gül\nKirpiklerin mızrak olur\nBeni döşten vurursun gül\n\nYanakların al al olur\nSaçın yele verirsin gül \nGüneş batar, yalnız kalır\nGizli gizli ağlarsın gül\n\nHazan gelir, hüzün olur \nBağrına taş basarsın gül\nEllerin koynunda kalır\nKara yaslar bağlarsın gül\n\nDüşlerine yağmur yağar \nDalında ıslanırsın gül\nHayaller gerçeğe doğar\nToprağa yaslanırsın gül\n\n17/12/2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Muhsin Yazıcıoğlu",
        "poem": "\n\nGül, gül ki gül yüzünde binlerce güller açsın \nGül bahçesi gül yüzünden sevgi topla demet demet \nSevgide güller açsın, güller sevgi dağıtsın \nSevgiyle bakıyor gül gibi görüyorsan sen bahtiyarsın... \n\nMamak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Hasan Mahir",
        "poem": "\n\nYıllar hüzün yüklü, sessiz.\nBahçeler gül görmedi sensiz\nBülbüller suskun asırlardır\nGül rengi diye ateşlere sarıldık çaresiz\n\ndüştük bir gül diye \nBir gül diye\nKavuşuruz belki bir gün diye\nBir gün diye\n***\nSana gelmeyen yollar bulduk\nSensiz sevdalara tutulduk\nKuruduk ulu bir çınar gibi\nBulanık sularda boğulduk \nYıllar hüzün yüklü, sessiz.\nBahçeler gül görmedi sensiz\nBülbüller suskun asırlardır\nGül rengi diye ateşlere sarıldık çaresiz\n****\nÇöle düştük bir gül diye \nBir gül diye\nKavuşuruz belki bir gün diye\nBir gün diye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Mefail Özbek",
        "poem": "\n\nBen bir gül ağacı sen de bir gül\nAç dalım da katmer katmer gül.\nGün olur ahu zar ederse bülbül\nDön biraz on da gül.\nEğer ihanet edersen aşkımıza Gül\nÖmrün ahu zar ile geçe\nGülmeyesin Gül.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Şerafettin Keskinoğlu",
        "poem": "\n\nSen bülbül arama \nSenin dalında bülbül. \nGüzel gül, şirin gül, \nNe olur yüzüme gül! \nSen bülbül arama \nSenin dalında bülbül! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Hamdi Keskin",
        "poem": "\n\nGül; beyaz gül, kalbim dikenine çarptı\nÖyle bir yaraladınki yüreğim kanıyor\nRuhum senden ölümcül hastalık kaptı\nŞimdi  beni  görenler  deli  sanıyor\n\nGül; sevgili   gül, bu  bir  fırsattı\nSevgin  şelale gibi içime akıyor\nEt pazarında insanlık ruhunu sattı\nTutuşturduğun ateş alev alev yakıyor\n\nGül; yüce  gül, bu  bir  rüyaydı\nSensiz olmak  bana acı veriyor\nHayalin   göğümdeki   dolunaydı\nBedenim vallahigün be gün eriyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "İbrahim Düşkün",
        "poem": "\n\nsıcak bir dokunuştur\nbesler seni gül\nmasmavi denizler\nkıpkızıl seninle gül\nuzaklar özlem şimdi\nsevdalara açınca gül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Eşref Trak",
        "poem": "\n\nGül\nGül ki dağılsın kederim\nGül de çiğ tanesi olduğumu hissedeyim teninde\nGül \nGül ki güller açılsın yüzümde\nBülbül gibi derdimi dökeyim yapraklarına\nGül \nGül ki güller açsın ruhumda\nDemet demet dereyim aşkımıza\nGül \nGül ki gül bahçesi olsun ömrüm\nSenin gibi koksun güllerim ölümsüzcesine\nGül\nGül aşkım gül\nGülmek çok yakışıyor sana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Fehmi Yakut",
        "poem": "\n\nAşığın usaresi, altın tasta bade gül\nAşkı anlatabilen, en güzel ifade gül.\n\nMaşuklar arasında naz etmekle suçlanır,\nAşığı Mecnun eden, Leyla'dan ziyade gül.\n\nDiken gülün nazıdır, birlikte avuçlanır,\nSanmayın ki bulunur, dikenden azâde gül.\n\nAşkın gözyaşlarıyla sulandıkça uçlanır,\nBülbülün figanından neş'e bulan sade gül.\n\nGül için onca bülbül onbir ay oruçtadır,\nBir ay sabır edemez, dalda hanımzâde gül.\n\nBülbülü sınayarak boşa zaman harcama,\nVuslata eremeden dolar bir gün vade gül.\n\nFehmî'nin yüreğine düşür bir katre koku,\nBir ömür boyu olsun, emrine amâde gül.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Abdulrızak Kılıç",
        "poem": "\n\nGÜL \n\nFilizlenmiş gül \nyamacına dağların \nAçmış tomurcuklarını \nkayaların üstüne \nUzayabildiğince selvi \nDağları ovaları süslemiş \nCömertçe cennetini sergilemiş \nolabildiğince GÜNEŞ \n\nGül… \nGül ki… \nÜç yüz altmış beş gün gül \nKaşlar kirpikler gül \nDili bal dudakları gül \nYüreği ay gözleri yıldız \nElleri ayakları gül \nRuhu gökkuşağı bedeni gül \n\nGül ki… \nTanımsız büyüleyici gül \nSıcacık bakışları gül \nDayanamayıp biran güzelliğine \nbuz oluverdim eridim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Meltem Kaya",
        "poem": "\n\nGül! \nKirpiklerin de gülsün...\nBak güneş girmek ister içeri...\n\nGül! \nGözlerin de gülsün...\nIşık artık yolcudur ve seferi...\n\nGül! \nEllerin de gülsün...\nKanatlarının tutsaklığı bitmeli... \n\nGül! \nBedenin de gülsün...\nKöklerin bu dünyayı sevmeli...\n\nGül! \nYüreğin de gülsün...\nDurmalı hasretliğin çemberi...\n\nGül! \nSevmelerin de gülsün...\nÇoğalmalı sevdaların gül seli...\n\nGül! \nSözcüklerin de gülsün...\nEllerinin kokusu unutma ki sümbüli...\n\nGül! \nGözyaşların da gülsün...\nTuz tadı yalnız denizleri bilmeli...\n\nGül! \nYağmurların da gülsün...\nBulutların eflatun yükü artık dinmeli...\n\nGül! \nHüzünlerin de gülsün...\nSardunyalar yol kenarında büyümeli...\n\nGül! \nPiraye de artık gülsün...\nBu acılar kavuşmalarla gülmeli...\n\nGül! \nUmudun çiçeği de gülsün...\nKayıplar hasretlerle çiçeklenmeli...\n\nGül ki! \nİçindeki gül de gülsün...\nGüllerle hayat demetlenmeli...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Mehmet Şakir Karataş",
        "poem": "\n\n.........................Gülün Annesine...,\n\nSevdiğimiz gülü ele vermeyiz\nGül üzmesin gülümüzü gül gülüm\nKokusunu yaban yele vermeyiz\nGül üzmesin gülümüzü gül gülüm\n\nYıllar geçse bile aşkın kül olmaz\nGül sevsekte bildiğimiz gül olmaz\nO saçlara gül yakışır tül olmaz \nGül üzmesin gülümüzü gül gülüm\n                                           1990\n\n\n"
    },
    {
        "title": "--Gül",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nGül\n\nRengârenk buket içinde en güzel gül.\nNarin, şirin, tutkulu bir kadın Gül.\nBazen sevgiliye uzanan bir tek gül.\nYüzleri güldürür, sevgilim hadi gül.\n\nÇorak tarlada arama, \nZirvede bulunur en seçkin gül.\nBülbülün aşkı güle mecnun misal.\nSen ve ben, ikimiz; sen gül, ben bülbül.\n\nAhmet Bektaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül",
        "poet": "Medine Adıgüzel",
        "poem": "\n\nGül aldım\nAdım gül\nAdım adım bu şehirde gül\nEn çok sevdiğim hecedir gül\nTek bir aşka giden yolda\nGül bahçelerinden geçilmesine gerek yok\nBütün aşklara bir tek gül yeter.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Açarken",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nÜzüntü, keder gelip geçer \nSevgi kendine güller biçer \nSeven sevgili aşkın seçer \nAşk bahçesinde gül açarken \n\n15.05.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül açsın içinde yara",
        "poet": "Saffet Çakır",
        "poem": "\n\nÖyle sevki, gül açsın içinde yara\nGöz yaşın dönsün asi bir pınara\nŞu bezm-i alemde yaksın da nara\nAlsın götürsün beni Mevlaya doğru!\n\nDağlara dokundum dağlar da ağlar\nVuslata engeller yolumu bağlar\nKıyıda sızlanan şu asi rüzgar\nBir ağıt yakar sevdaya doğru.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Açar ",
        "poet": "Mahmut Nazik",
        "poem": "\n\nBir yüreğe aşkın narı düştü mü; \nElleri gül açar, yüzü gül açar.\nGizli gizli yar ile görüştü mü; \nHalleri gül açar, sözü gül açar.\n\nBaşında eser de bir kavak yeli\nSevgi ile titrer yüreğin teli.\nGarazın gıybetin bükülür beli\nKülleri gül açar közü gül açar\n\nNideyim sevgisiz günü, ışığı.\nNideyim sevdasız, aşksız maşuğu.\nSevdası var eder ozanı, aşığı\nTelleri gül açar sazı gül açar\n\nAşk ile sevdayla tuttuğu dalın; \nÖnün de arkan da sağ yanın. solun; \nGeldiği, geçtiği, gittiği yolun; \nYolları yokuşu, düzü gül açar.\n\nDokunsa durulur, nehirler göller.\nYazıda, yabanda yeşerir dallar.\nÖnü çöl olsa, arkası güler.\nÇölleri gül açar, yazı gül açar.\n\nYazdığın kitabın, resmin, şiirin; \nSevgiyle anlamlı köyün şehirin.\nHayat daha güzel, sevgili şirin.\nDilleri gül açar, gözü gül açar.\n\nYâre, yaratana, yar eden sevgi.\nYüceltip yüreği, var eden sevgi.\nÇalıyı çiçeği nar eden sevgi.\nDalları gül açar özü gül açar \n\n28. 02. 2011 Mersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜL AÇMAZ OLuR",
        "poet": "Reyhan Altaş Şairler Dünyası Grubu",
        "poem": "\n\n****** GÜL AÇMAZ OLUR ******    \nKarşıma bir gün ansızın o yar çıkarsa\nBenim gözlerime derinden bakarsa\nGöle çaldığı maya belkide ya tutarsa\nHaliniz yamandır fallarada kaldıysak\n\nMevsimsiz açan çiçekler aldanırsa\nZemheri ayında olduğunu unutursa\nBirde gül isterim diyede tutturursa\nHalimiz yamandır gül bulamadınsa\n\nZamanı ise gül dalında açmayı bilir\nDallarına gül yok iken bülbül eksilir\nBülbül ötmez ise gülde açmayabilir\nGül açmaz olur bülbül gelmeyince\nHalimiz yamandır gülü dermeyince\n\nReyhan Altaş\n\nDeğerli Dost Kalemler:\n\nCanlı cansız her şeyi yaşatan sevgi \nSevginin olmadığı yerde ne gül olur nede bülbül \nGül yok ise ne ilham var dır nede şair \nGüzel gönüller nerede olur ise olsun \nOralar da mutlaka gül bahçesi olur.............................. Kemal Güneş 1\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Açıyorsun BESTELENDİ",
        "poet": "Mevlüde Demir",
        "poem": "\n\nDil döküp yar sana yalvarayım mı? \t\nNaz edip elimden hep kaçıyorsun\nTutup ince belden ben sarayım mı\nGüldükçe gül gibi gül açıyorsun\n\nSeninle hayata hiç doyulmuyor\nŞarab içtim başım bak ayılmıyor\nBir kerecik öptüm o sayılmıyor\nGüldükçe gül gibi gül açıyorsun\n\nHayalin gitmiyor her an karşımda\nNasıl düştüm aşka ben bu yaşımda\nUzakta değilsin yanı başımda\nGüldükçe gül gibi gül açıyorsun\n\nHasretle yolumu bağlama n'olur \nDertli Kerem gibi ağlama n'olur \nAğlayıp yüreği dağlama n'olur \nGüldükçe gül gibi gül açıyorsun............Celalettin TOKMAK (celâli\n\nGÜLMÜSÜN GONCAMI, SÖYLE NESİN SEN? \nCENNETDE YAŞAYAN, HURİMİSİN SEN.? \nYILLARCA YOLUNDA, KUL OLAYIM BEN \nGÜLDÜKCE GÜL GİBİ, GÜL AÇIYORSUN................Erol SAGUN\n\nbahara renk katan narin kelebek \numutsuz yarama deva sensin tek \nyakışır mı bilmem sana bu yürek \ngüldükçe gül gibi gül açıyorsun...............Hamit  Yalçın\n\nsevda sevda muhabbet saçıyorsun, \nbende benle can u tende yaşıyorsun, \nçiçek çiçek miski anber taşıyorsun \nsen gül güldükçe gül gibi gül açıyorsun...........Bilal ÖZCAN\n\nDalında gül oldun seherde açan, \nHer sabah çevrene raiha saçan, \nSeni görüp aşkı içime saçan, \nYürüdükçe ede nazlanıyorsun..................... Eyup Şahan\n\nYollarını beklemekle geçiyor günlerim \nSen kapıdan girince açıyor güllerim \nÇözülüyor birden birel lal olan dillerim \nTitrer, tutmaz bacaklarım ellerim.....................İbrahim MUTLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Açılıp Solunca",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ngül açılıp solunca\nacır yürek dolunca\numarın olaydı dost\nişler gider yolunca\n\nyüreğinden kir aka\nkem gözleri öte baka\numarın olaydı dost\nsevgiyle yürek yaka\n\nerirsen kül olursun\nvarırsan kul olursun\numarın olaydı dost\nverirsen yol olursun\n\necel olunca konuk\nkonuğa ikram sönük\numarın olaydı dost\nbahçesi hakka dönük\n\nsevdiğim iki gözüm\nyüreğim kara üzüm\numarın olaydı dost\nsana da geçer sözüm\n\nozan efem yandıkça\ndostlarım var sandıkça\numarın olaydı dost\nyükünden usandıkça\n170611denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül açsın",
        "poet": "Âşık Enver Gürkani",
        "poem": "\n\nSana geleceğim bekle gül açsın\nSende git gülün yüzüne gül açsın\n…………..men ezizem gül açsın\n…………..sümbül açsın gül açsın\n……………gelmez diye üzülme\n……………bekliyorum gül açsın\nEkmek aşa değil sevgiye açım\nEminim ki benim kadar gül açsın\n\nÂşık gürkani\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Agaci",
        "poet": "Hasan Ilter",
        "poem": "\n\nBahcem de ki gül agaci,\nNedir derdin nedir derdin,\nDallarini yere serdin,\nNedir derdin nedir derdin.\n\nBenim gibi yasta misin,\nAnam gibi hasta misin,\nEdirne de Kars`ta misin,\nNedir derdin nedir derdin.\n\nDallarin var göge bakar,\nGüllerin var gönül yakar,\nYarim yakasina takar,\nNedir derdin nedir derdin.\n\nGüllerin var kipmirmizi,\nCekmiyorsun elin nazi,\nSeviyorsun bahar yazi,\nNedir derdin nedir derdin.\n\nGölgen rüzgarlardan serin,\nHer zaman bellidir yerin,\nSandallinin aski derin,\nNedir derdin nedir derdin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ağacı",
        "poet": "İsmet Anik",
        "poem": "\n\nBiz bir gül ağacıyız\nKökü dalı toprağıyla\nDikeni goncası yaprağıyla\nBiz bir gül ağacıyız\n\nBiz köküz saran topraklarla\nGövdeyiz üstündeki yapraklarla\nDikenler üstsüne goncalarla\nBiz bir gül ağacıyız\n\nGoncamsın kızım Ayşem\nSensin gururum sensin neşem\nKoruruz goncaları hoyrattır endişem\nBiz bir gül agacıyız\n\nGüzel gocam Fatoşum\nSensiz değil seninle hoşum\nAyşe Fatoş Fatih ile\nBiz bir gül ağacıyız\n\nGülen goncam Fatihim\nGönlümü fetheden fatihim\nGülücüklerin durmasın dileriz\nBiz bir gül ağacıyız\n\nBen kök oldum sen toprak\nBen diken oldum sen yaprak\nGoncalar gül oldu topak topak\nBiz bir gül ağacıyız\n\nDiken olup korunsada güller\nDöküldü yapraklar uçtu güller\nGül ağacı oldu ucan güller\nBiz bir gül ağacıyız\n\n                      7.9.1991(23.00)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ağacı",
        "poet": "Ömer Albayrak",
        "poem": "\n\nAlırım başımdan güllük tacını,\nYârin bahçesinde gördüğüm zaman.\nKökünden sökerim gül ağacını,\nYârin bahçesinde gördüğüm zaman.\nİzine rastlarsam yârin bağında,\nRengini görürsem al yanağında,\nAç tırtıl olurum gök yaprağında,\nYârin bahçesinde gördüğüm zaman\nYaprağın değerse nazik tenine,\nDikenin batarsa yârin eline,\nKırk balta vururum her sitiline,\nYârin bahçesinde gördüğüm zaman.\nGirdiğin duyarsam yârin düşüne,\nRastlarsam yâr ile bir cümbüşüne,\nGötürüp dikerim mezar başına,\nYârin bahçesinde gördüğüm zaman\nBülbül olur, gül dalında öterim,\nGoncanı koparır, gülün atarım,\nHer buketin beş paraya satarım,\nYârin bahçesinde gördüğüm zaman.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Ağladı Ben Ağladım",
        "poet": "Melek Tiryaki",
        "poem": "\n\ngül aşıktı dalında öten bülbüle\nbülbül aşk şarkısı söylerdi her gün güle\ngül sevdiğini söyleyemedi kendi dilinde bülbüle\nbülbülün ayakları kanardı her dokunuşunda güle\n\nkan damlıyordu aşık bülbülden\nbülbülün canı yanıyor diye ağlıyordu gül \ngülün aşkından habersizdi aşık bülbül\nimkansız bir aşk benim ki diyordu gül\nbilmiyordu ki ona aşıktı bülbül\nüzülüyordu çok çaresizdi gül\nayağı kanasada şarkısını söylüyordu bülbül\naşkının canını acıtsa da dikeni ondan vazgeçemiyordu gül\nbülbül şarkısını seni seviyorum diyemediği aşkına söylüyordu\nkendi dilinde gül anlamıyordu \ngül ağladı aşkından ben ağladım diyordu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Alev",
        "poet": "Taner Şahin",
        "poem": "\n\nGül rengin neden kırmızı,dedi alev,dir,Alev,mi sardı dudaklarını,dedi aşk,tandır,Aşk,a açarmısın gonca gonca,Dedi ömrümce,Gül... gülseren,ler gördünmü bağın,da,Dedi,ki Gülseren bağrında yanandır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Ağlıyor Sarmaşık Kanıyor",
        "poet": "Mustafa Doğan Kuzgun",
        "poem": "\n\nDolunayın aydınlatmaya çalıştığı, koyu mavi gecenin geç saatlerinde, giderek büyüyen, canlanan umtlarla açtı gözlerini doğaya..\n   Ürkek, çekingen ve biraz titrek bir sesle merhaba dedi dolunaya. Tanımıyordu, korkuyordu, konuşmak istiyordu. Hayır! sadece korktuğunu belli etmemeye çalışıyordu dolunaydan. Bilemezdi ki, ya bir kötülük yaparsa veye canını yakarsa...\n   Dolunay, sarmaşık fidanının bu halini görünce fazla dayanamadı ve gecenin ürperten sessizliğine inat, kahkahalar atmaya başladı. Gülüyor, gülüyor, gülüyordu...\n   Galiba haklıydı dolunay, sarmaşık fidanının halini görüpte gülmemek kolay değildi. Bir anda ayışığında bir kaç gümüş damla toprağa süzüldü. Maalesef ağlıyordu sarmaşık. Yalnızdı, üşüyordu, korkuyordu... Bir an duraksadı, acaba yaşamı böylemi devam edecekti. Kafasından tak bir sözcük geçiyordu: yaşam...\n   Aradan uzun zaman geçti, sarmaşık fidanı büyüdü, büyüdü, kocaman oldu. Birgün sarıldığı bahçe duvarından sıkıldığını düşündü. Evet, doğru düşünüyordu, sıkılmıştı. Aslında duvardan değil, bütün bahceden sıkılmıştı. Biraz düşündü, sorunun kaynağını anlamıştı. O; ağaçlardan, duvardan, bahçeden değil, sarılmaktan sıkılmıştı. Her zaman bir şeylere sarılarak uyumak, birilerine muhtaç gibi yaşamak zoruna gitmeye başlamıştı. Kendi kendine söylenerek ayaklandı: Ben ayaklarımın üstünde durabilecek biriyim, kimseye muhtaç değilim, deyip köşe başındaki yıkık konağın bahçesine daldı, toprağa sırtüstü uzanarak özgürlüğün tadını çıkarmaya başladı...\n   Hafif esintili bir bahar akşamı, yıldızları seyrederken, dolunayın yan bahçeyi hayran bakışlarla seyrettiğini fark etti. Meraklandı, acaba neydi dolunayı bu kadar etkileyen. Merakı giderek arttı, görmeyi çok istiyordu. Ama bir sorun vardı: Duvar! kocaman bir bahçe duvarı görmesine engel oluyordu. Başka çaresi yoktu, mecburdu duvara tırmanmaya, hem de sarılarak tırmanacaktı. Dayanamadı, duvara sarıldı. Uzun zamandır hiçbir şeye sarılmadığından zorlanıyordu... Duvarın üstüne çıkması an meselesiydi, ama kolları çok yorulmuştu, son bir gayretle ve içindeki merakın verdiği azimle doruğa ulaştı. Yapraklarıyla yüzündeki terleri silip, gözkapaklarını araladığında o mucizeye tanıklık etmeye başladı. Gözlerine inanamıyordu; karşısında dünyanın bütün bitki türlerini barındıran kocaman bir bahçe vardı. Sanki burası cennet denilen yerin bir yansımasıydı. Ve az ilerde gördüğü, dolunayı hayran bırakan güzelliğin varoluşu karşısında dona kaldı. Evet dedi, gerçek mucize bu olmalıydı. Gül tomurcuğu büyüleyici bir şekilde, sanki peri kızlarıyla dans edercesine açılyordu. Öyle bir dans ki, bahçenin bütün canlılarını her saniye daha da kendilerinden geçiriyordu. Sarmaşık hayatında ilk defa böyle tarifsiz doğa olayını, böyle doğal yaradılışı yaşıyordu. Ve çoktan güle aşık olmuştu. Öyle bir aşk ki, sarmaşığın kalbine yıldırım hızıyla düşmüştü...\n   Aradan günler geçti, sarmaşık her geçen günle daha da bağlanmaya başladı. Güle hoş görünmek için elinden geleni yapıyordu. Sürekli bir yerlere sarılıyor, duvara, bahçedeki ağaçlara... Hem bakmaya kıyamadığını söylüyor, hem de bakmaya doyamıyordu...\n   Bir gün dayanamadı ve güle ilan-ı aşk edip, bütün duygularını anlattı. Onu çok sevdiğini, onsuz yaşayamayacağını, onun için ölümü bile göze alabileceğini anlatıyordu. Ama gül sürekli olmaz diyor, olamaz ve ağlıyor...\n   Sarmaşık onsuz olamayacağını ağlayarak haykırıp en sonunda, bir kere sarılayım sana ve gideyim, sadece sarılayım diye yalvardı. Gül, yüzündeki korku ifadesiyle asabileşip; hayır! sarılırsan ölürsün, sarılırsan ikimizde ölürüz dedi. Aşkından gözü dönmüş olan sarmaşık daha fazla dayanamayıp bütün gücüyle güle sarıldı. Öyle sıkı sarılıyordu ki sanki gülü ruhunda hissediyor ve o ana kadar yaşayamadığı mutluluğu yudumluyordu, bulutların üstünde uçuyormuş gibi...\n   Belki de sarılmak ilk defa bu kadar anlamlı ve gerçekçi oluyordu. Sarıldıkça gülünde kendisini sevdiğini hissediyor, mutluluğu giderek artıyordu. Çünkü; hem seviyor hem de seviliyordu. Evet gül de sarmaşığı seviyordu...\n   Sarmaşık bir an hayal dünyasından sıyrılıp gülün yüzüne baktı, ama gül canından bir parça kopmuşçasına feryatlarla ağlıyordu. Neden diye sordu güle ve boynunu büktü. Başını eğince anladı sarmaşık; kanıyor, bedeni parçalanırcasına kanıyordu. Evet, gülün bedenindeki dikenler sarmaşığı kanatıyordu istemeden...\n   Gül ağlıyor, sarmaşık kanıyordu...\n   Bunu gören, zengin konağın hantal ve kibirli bahçıvanı, elindeki bahçe makasıyla homurdanarak, ne söylediği anlaşılmadan yaklaştı. Sarmaşığın diğer çiçeklere sarılıp zarar vermesinden korkup, gülü dalından sarmaşığı kollarından kesip sokağa fırlattı ikisini de.\n   Ve son dolunay kaybolurken sislerin derinliği ardından, gül solmaya başlıyor ıslak kaldırımın soğuk bedeni üstünde ve gül ağlıyor sarmaşık kanıyor...\n\n                                                                      12 Ağustos 2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Alır, Gül Satarım",
        "poet": "Fevzi Günenç",
        "poem": "\n\nGÜL ALIR GÜL SATARIM\n\nBu Sayfada Yer Alan Gül Şiirler:\n\n1 Gül Alır Gül Satarım\n2 Gül Doğur Bana\n3 Gül, Gül’üm, gül...\n4 Gül, Reng-i gül\n5 Gül... Şiirin Adı\n6 Gül/Diken\n7 Gülbebek\n8 Gülü Yakarsan\n9 Gülver\n10 Gül Su\n11 Gül Tutan El Gül Kokar\n12 Bir Göze Bir Gül\n\n1 \nGÜL ALIR GÜL SATARIM\n\nGül alır gül satarım\nDünyanın bütün gülleri benden sorulur\nOnları sarıya boyayan da benim, \nKırmızıya, pembeye, beyaza  boyayan da da ben.\n\nŞu ara sıkı işim, uzak durun\nRenksiz bir gül yapmaya çalışıyorum\nBizim güllerimize el uzatmasınlar diye\nGül kuşanmasınlar diye\nGül düşmanları.\n\n2\nGül Doğur Bana\n\nSolgun bir gül \nazalır elinde tutmayı bilmezsen onu \nsolar \ngül sözü olmayanın elinde \n\nSoldurmam seni sevgilim hiç korkma \nsen benim gülyüzlümsün \nben senin gül sözlünüm \nat gitsin aşağıya solgun yapraklarını \ngonca gülüm ol \ndoğur yeniden senden seni! \n\n3 \nGül, Gül’üm, gül...\n\nGül, Gül’üm, gül... \ngül, hep gül \ngüller açsın gülünce yüzünde \ngül yüreğinle, bedeninle \nben de gülerim \neğer gülersen \nseninle.\n\n4 \nGül, Reng-i gül\n\nRengin gül \nrengi... \n\nAdın gül rengi \nkatına ulaşabilmek \nkimin harcı! \n\nSeni sen sanırlar \nsen denilince \noysa sen senden çok \nötelerdesin daha... \nNe kadar uzak olursan ol arşa \nbana yakınsın ama... \n\nÇünkü sen ey Reng-i gül \nibadetimin ahengisin \nçünkü sen \nruhumun dengisin \nçünkü sen \nGül Rengi'sin.\n\n5 \nGül... Şiirin Adı\n\nŞiirin bir adı da gül \ngül alıp satanlar da gül. \nadı gül olanlar hele... \nonlar atadan gül daha bir \nNiçin? \nkendlerine bu adı veren \ngül yürekli bir ana \nya da babadır da onun için... \n\nBir gülün yüreğini yarsak \niçinden ne çıkar acaba? \n\n6 \nGül/Diken\n\nBir gülü renklerinden \nkokusundan \ndikenlerinden bildik bir de. \n\nRengini vermedi bize \nkokusunu… \nVerdiği dikeniydi \nacıttı yüreklerimizi. \n\nBir gülü acısından unuttuk \nunuttuk mu? \n\n7 \nGülbebek\n\nGül \nbebek... \nGülebildiğince gül hele \ngülemeyeceksin nasıl olsa \nbüyüyünce bir daha.. \n\nHer yaş dönümünde \nbir kat daha vuracaklar sırtına \nbüyüyecek kamburun \nağır olacak \nyükün senden. \n\nŞunu iyi bilmelisin Gülbebek \nyüzyıllardır boşuna avuttular bizi. \n'yarın bizim' diyerek \n\nBizim olmadı hiç bir zaman bir tek yarın \nolacağı da yok bundan sonra \n\nİşte bu yüzden diyorum ki \nhazır hiç bir yük yokken sırtında \ndurmadan agucuklar yolla sağa sola. \n\nGül, gülebildiğin kadar \nGülbebek! \n\n8 \nGülü Yakarsan\n\nPisi yakarsan \npis tozu olur. \nkülü pis kokar pisin. \n\nGülü yakarsan \ngül tozu olur \ndeğiştiremezsin niteliğini \ngül kokar gül tozu \ndeğiştiremeyeceğin gibi \npisi. \n\nAma biz yine de yakamayız pisi \nöyleyse onların külü de olmaz \ntozu da olmaz. \nonlar geleceğe asla kalmaz..\n\n9 \nGülver\n\n“Gül veren el gül kokar” \ngülver. \nBir göze gül veremem ama \nher güle bir göz veririm. \n\nVerdim eskimiş bütün gözlerimi \ngüller aldım yerine \ndaha iyi görüyorum şimdi dünyayı \n\nŞurada hemen, yakınlarda bir yerde \nbir güle bin can verenler var \nbenim iki gözüm ne ki! .. \n\n“Gül veren el gül kokar” \nsen de \ngülver.\n\n10 \nGül Su\n\nBen seni gül diye sevdim \nağla diye değil \nağlarsa gül \nbahçe ağlar \norman ağlar \nBen de ağlarım. \nağlar ateş \nağlar kül. \n\nGülün gül olduğunu \nRenginden anlarız \nsu'dan anlarız ya da \nKokuşunu içine sindiren sudan \nAçın avuçlarınızı yağmur olup \nyüzünüze yağayım \ngül kokar tenim \nsevgili \nyar \nO su benim.\n\n11\nGÜL TUTAN EL GÜL KOKAR\n\nMasalmış meğer\nGül koktuğu gül tutan elin\nArtık gül kokmuyor \nHer gül tutan her el.\n\nGüllerimizi de çaldılar.\n\n12\nBir Göze Bir Gül\n\nBağırıp durma\n“Bir göze bir gül! \nBir göze bir gül! ” diye\nBir güle bir göz ver de\nGöreyim seni.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Alır, Gül Satarım",
        "poet": "Ömer Yurdun Eren",
        "poem": "\n\nGül alır, Cevşen satarım! \nDert alır, derman satarım! \nNefret alır, sevgi satarım! \nÖfke alır, şerbet satarım! \nNefisler alır, toprak satarım! \n\nZâlime hilm, câhile bilgi satarım! \nAvama bilim, havasa ilim satarım! \nAlîme muhabbet, arîfe ledün satarım! \nMazlumlardır dostum; gönüller satarım…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Alırlar, Gül Satarlar - Yüz Şiir / Yüz Yorum",
        "poet": "Sedat Demirkaya",
        "poem": "\n\nSeyrimde bir şehre vardım \nGördüm sarayı güldür gül \nSultanının tâcı tahtı \nBağı duvarı güldür gül \n\nGül alırlar gül satarlar \nGülden terazi tutarlar \nGülü gül ile tartarlar \nÇarşı pazar güldür gül \n\nToprağı güldür, taşı gül \nKurusu güldür, yaşı gül \nHas bahçenin içinde \nServi çınarı güldür gül \n\nGülden değirmeni döner \nOnun ile gül öğünür \nAkar suyu döner çarkı \nBendi pınarı güldür gül \n\nAl gül ile kırmızı gül \nÇift yetişmiş bin bahçede \nBakışırlar hâre karşı \nHârı ezharı güldür gül \n\nÜmmi Sinan gel vasfeyle \nGül ile bülbül derdini \nYine bu garip bülbülün \nAh u figanı güldür gül\n\n\nGül Alırlar Gül Satarlar\n\nBir ülke düşünün… Yönetenleri adaletli, halkı mutlu… Çarşıda esnafı temiz mal alıyor, temiz satıyor… “Gülü, gülle tartıyorlar”… Teraziler bile gülden…' Gül' sözcüğü her şeyi karşılamaya yetiyor.... Her şey, sanki gülün değişik görünümlerinden ibaret... Değirmenler gülden, o gül değirmenler yine gül öğütürler… Ağaçları gül… Bankaları, barajları, gül… Her yer gül; ama aşk şiirleri yine de gül için yazılır…\n\n “Cennet gibi bir ülke”... adaletli, özgür. barış  ve bolluk içinde... her zaman özlemi bu olmuş bizim insanımızın…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Allah için",
        "poet": "Bilal Sili",
        "poem": "\n\nSeni sevdiğime yemin ederim \nGünahım var ise bedel öderim \nKaralar bağlama çekip giderim \nSeni seviyorum Gül Allah için \n\nYanıyor yüreğim yanıyor canım \nBana sitem etme n'olur ceylanım \nOlmasın dünya da güzel bir an'ım \nSeni seviyorum Gül Allah için \n\nSevdanı yaşarım bir ömür boyu \nMevlam da biliyor sende doğruyu \nGel etme sarılıp gögsümde uyu \nSeni seviyorum Gül Allah için \n\nYanıyor yüreğim yanıyor canım \nBana sitem etme n'olur ceylanım \nOlmasın dünya da güzel bir an'ım \nSeni seviyorum Gül Allah için \n\nÇığlığım kesilmez düşlerim firar \nGözlerim her yerde hep seni arar \nİyi de kötü de versende karar \nSeni seviyorum Gül Allah için \n\n& Aşık Alemi &\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Annem",
        "poet": "Hanife Saban",
        "poem": "\n\nGül annem \nGül getirdim kucak dolusu\nSevgi, umut getirdim\nKekik otlarıyla bezenmiş\nBizim dağın ormanından\nÇam dibinden çiğdem getirdim\n\nGül annem \nGüller açsın ümidinde\nBir avuç sıcaklık ser bedenime\nZeytin dalıyla göğsünde\n\nBir yıldız yakaladım\nSımsıkı ellerimde\nSana borcum var \nAl anne\n\nGül annem \nGeleceğe çevir gözlerini\nBenden selam söyle her bir çocuga\nDağıt her birine bir bir\nBana, verceğim diye beslediğin\nKar kadar temiz, güneş kadar sıcak sevgini\n\nGül annem\nBu gün anneler günü\nBeni gül diye verdiler eline\nKann düşürdüler yüreğine\nBiliyorum gözlerin düğüm düğüm\nBekleme; \nGül diyemem Anneeee...\n\n                       08.05.1992\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Anam",
        "poet": "İbrahim Gök",
        "poem": "\n\nbir gül yaprağıdır senin yüreğin\nacı sözüm incitmesin GÜL ANAM\nbağrına gelirsen kara toprağın\nüzerinde serpil saçıl GÜL ANAM\n\nvatan bayrak borcu kader bu sır da\nölümsüz olmazsa bilmez ki er de\nişte burda kahramanın şu yerde\nkollarına alda içten GÜL ANAM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Annenim",
        "poet": "Mehmet Şafak Özhan",
        "poem": "\n\nBak cennet ayakları altında gül annenin\nVereceğin ne kaldı küfür yobazı senin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül! Annem",
        "poet": "Mehmet Kafkaslı",
        "poem": "\n\nGülmedin hiç içten,içini çektin hep derinden\nKalbinde hep bir hüzün,gülüstan olmadı bir gün\nYetim büyüdün,ne bir gün,nede gülşenler gördün\nGül Gülüşüne güller hasret bir lahzada gül! annem\n\nOnbeşindeydin,bir damla düş,bir damla hayattın\nGül/bahara ektin umutları,çile sen derdin\nAğlayan gözlerinde gül kurusu matem biçtin\nGül gülüşüne güller hasret bir lahzada gül! annem\n\nCan kafesinde bitmesede sarı sonbaharlar\nDeğsede sana gülibrişimden akan acılar\nAnnesin,nefersin,kolların sevgiyle hep sarar\nGül gülüşüne güller hasret bir lahzada gül! annem\n\nÇileli gözlerde bu gün sen beni büyüt! annem\nAradığım cennet ayağının altında annem\nSinende gizli tuttuğun duaların var annem\nAnacığım,anneler günüymüş bugün, gül! annem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Arkadaşım",
        "poet": "Beytullah Durdu",
        "poem": "\n\nİçme efkarından derdin çoğundan\nSevdanın aktığı aşk oluğundan\nBirkaç damla sevginle mutluluğundan\nBanada bir yudum ver arkadaşım\n\nGönül tutkusudur sarıp ördün\nÇözülmez bir tutku olmuş kördüğüm\nGerçekte sandığın düşte gördün\nRüyanı hayra yor arkadaşım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "** Gül aşkına niyaz**",
        "poet": "Güngör Uslu",
        "poem": "\n\n**\nHoşgeldiniz gülüm can, hoş sefa gül verdin,*\nSelamın baş üstüne, Merhaba gül erdin,*\n**\nGönül aydın, gül aydın, gönlüme gül serdin,*\nHoşnutuz gelişinle, huzura gül derdin,*\n**\nGül yüzünü görmek hoş, vefası gül kardeş,*\nHoşbulduk şereflendik, severiz gül haldeş,*\n**\nGül yüzün güller açsın, güle eş gül yüzün,*\nMuhabbet edelim gel, gül koksun gül özün.*\n**\nBuyur gel ikramı gül, keremi gül cansın,*\nBereket yağar beyte, özlemi gül cansın.*\n**\nGül bahar aşka geldi, dört bucak gül açtı,*\nGönüller huşu buldu, bağ ocak gül saçtı.*\n**\nGül kokular can bayar, aşıklar gül över,*\nMuhammedim gül terler, maşuklar gül sever.*\n**\nAçılmış gonce alem, yıldızlar gül serper,*\nGül yağına banda gel, tiryaki gül öper.*\n**\nGül tarife ne hacet, kokusu gül belli,*\nHamuru gül yoğrulmuş, dokusu gül belli.*\n**\nAşık Uslu yâri gül, yakışır güle naz,*\nKalemi gül dalından, gül söyle, güle yaz.*\n**\nAşık Uslu 26.04.2010-18:09 Samsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül bağırda diken...................",
        "poet": "Galip Kemali Günay",
        "poem": "\n\nGül  bağırda diken...........................bülbülü sorulmaz...........................kim görmüş ki  ikisini....................... bir arada............belki  bir sofrada.........................................sofra sine.................. sine gül............. bülbül........................ gördünüz mü...............................................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül baharda kokulur",
        "poet": "Fikret Dündar",
        "poem": "\n\n\n\n\nGül dalına konmuştum,\nKoklayamadım amma! \nO kadar da sevmiştim,\nBasamadım bağrıma.\n\nGül dalında, gül olur.\nOrda bülbül neylesin? \nGül, baharda kokulur,\nGüz, gülleri neylesin! \n\nGül-zara girmiştim ben,\nDerleyemedim bir gül.\nGülmedi  bahtım bana,\nİlk defa  bari, sen gül! \n\nGül dalında,  gül olur.\nOrda bülbül ne arar? \nGül, baharda kokulur,\nGüz gülünde, hüzün var!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül bağında güller gibi salınan",
        "poet": "Hayri Arıkan (Serdaroğlu)",
        "poem": "\n\nGül bağında güller gibi salınan.\nSiyah zülfe gül takışlım   hoş geldin..\nDost dilinde ak gül diye anılan.\nGül duruşlum gül bakışlım hoş geldin.\n\nSenmi gülsün gülmü sensin ey gülüm.\nYıldız gözlüm gül sinelim ay gülüm.\nSenden ayrı kaç yıl geçti say gülüm.\nGül oyalım gül nakışlım hoş geldin.\n\nGülyüzünde gül açardı gülünce.\nGüller seni kıskanırdı halınca.\nÇepe çevre gül kakardı gelince.\nMiski amber gül kokuşlum hoş geldin..\n\n1974 MAYIS   KARS CEBECİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül bahçe sokak",
        "poet": "Şükran Beşışık",
        "poem": "\n\nEski konak köşe başında; \nGül bahçe sokak yazar taşında! \nIşıl,ışıl gözlerle bakar,\nHer geçene el sallar.\nGülümser her gölgeye,\nUğurlar gidenleri; \nKarşılar gelenleri…\nTek,tek, yaşar mevsimleri:\nİlk baharda bin bir rayiha kokar,\nYaz olunca, meyvelidir dallar,\nKış beyaz bir örtüdür,\nHer taraf gelin gibidir; \nAyrı makamda çalar melodi! \nRüzgara eşlik eder nağmeleri,\nBebekler gelir sevinç nidaları,\nGölgeler kaybolur, hazan feryadı…\nYeni gelenler zamanla yarışta! \nAnlayana, mesaj çeşit, çeşit,\nBüklüm, büklüm bir yumak,\nZamanın elinde Gül bahçe sokak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bahçesi",
        "poet": "Salih Kocabaş",
        "poem": "\n\nGülistanda güllerini yürekten seven,\nSevgi bağı imbikten süzülerek gelen,\nSarılınca yedi veren gül oluveren,\nSınıfta sevdanın membası öğretmenim.\n\nGüller koklayınca mutluluktan ağlayan,\nDurmadan bütün dertlere çare arayan,\nHer zaman eğitimin yükünü taşıyan,\nGüllerine can suyu veren öğretmenim.\n\nDal veren umutları zirvede yeşeren,\nVatanda başarı bağlarıyla köklenen,\nHayat bağını çalışmakla güçlendiren,\nGüle mis kokusu veren öğretmenim.\n\nAyrılık ateşiymiş alev alev yanan,\nElveda öğretmenim diyerek ağlayan,\nEn olmadık yerde güle yardıma koşan,\nGülünce acıyı yok eden öğretmenim.\n\nGüllerimle veda vakti geldiği zaman,\nCumhuriyette gözyaşın sel olduğu an,\nİçimin  içinde  ince  sızı  pek  yaman,\nKöyde,kentte,dağda uç veren öğretmenim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bahçesi",
        "poet": "Erdal Noyan",
        "poem": "\n\nYaprakların eylül devrine inat\nDökülür her mevsim kişi\nBize korku salan nesne\nİbrahim'e gül bahçesi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bahçesi",
        "poet": "Aslı Kargı",
        "poem": "\n\nSen bana her gülümsün dediğinde\nOnu ben atmadım\nKalbimde bahçe yaptım\nYoluna canım feda dediğinde\nO en güzel gül bahçesinin içinde\nİhtişamlı bir köşk yaptım.\nSenin adını yazdım\nHer yanlız kaldığımda çaldığım kapıya\nSevdandan surlar inşa ettim etrafına\nKimseler bilmesin görmesin diye\nDünyamı yıkmasın gülünü kırmasın diye\nSırf bu yüzden,\nSen bana her gülümsün dediğinde\nOnu ben atmadım\nKalbimde bahçe yaptım...\n\nAslı Kargı.............................................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bahçesi",
        "poet": "Figen Gönülver Yarar",
        "poem": "\n\nBeyaz Gül\n\nizne çıkmış bir selamın\nsevincinde beyaz gül\nince ince sızılarının\nlanetlenmiş  karanlıklarından\ngül(ü)  veriyor hayata beyaz beyaz\n\ney hüzün mola ver biraz\nbırak savursun küllerini\nkanı deli rüzgar ki\ntaksın zillerini bir oyunluk\nsürgündeki sevinçleri\ngül(ü)  versin sevdaya beyaz beyaz\n\nbırak yeniden doğsun\nhicranlı yalnızlıklarından\nesvabı hali budur beyaz gülün\ntoprağındaki zemheri bitsin\nulaklığa soyunan çiy taneleriyle\ngül(ü)  versin güneşe beyaz beyaz\n\nyurtsuz hasretleriyle üşüyen\n'bir gönlü aşık cariye'\nsuskun sevdalı beyaz gül\nyalnızlığı ses verir\nkalemin kıvrak dansında\nbırakın en içli sesiyle \ngül(ü)  versin dizelerde beyaz beyaz\n\nheybesinde onca vazgeçiş\nonca ihanet ve keder yüklü ki\nbırak soluklansın az \nyeşil giyinmiş çayırlarında\naçsın sakladığı zahiresini\ngül(ü)  versin ötelere beyaz beyaz\n\nher daim eyvallahsız olsa da\nonu dalından koparanlara\ngülşende bir bülbül selamına\ngüneş gibi sıcaktır cevapları\ngül(ü)  verir beyaz gül\ngül(ü)  verir şiire beyaz beyaz...\n\n09/Haziran/2008\n\nFigen Yarar\n\nCan Atilla-Gül bahçesi Şarkısından esinlenme.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bahçesi",
        "poet": "Fatih Gülsen",
        "poem": "\n\ngül bahçesinde ki gülden banane....her geçen koklar gider\nya bahçe benim olmalı,bir bana kokmalısın ya diken açmalısın..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül bahçesi…/Öykü",
        "poet": "Fulya Çelikbilek",
        "poem": "\n\nNe kadar çok seviyordu her şeyi ve içinde gezindiği rengarenk çiçekleri olan gönlündeki sevgi bahçelerini. \nHer sabah, güneşle gelir, bahçesinden kucak dolusu çiçeklerini toplar, güne dağıtırdı. \n\nBu gün de gün ışığıyla beraber geldigi gönül bahçesinden, yolda gördüğü ağlayan çocuğa bir çiçek kopardı en güzelinden. Sokağın köşe başında oturan, yılların yaşlatmadığı Mari teyzeyi de unutmamıştı. Yan komşusuna da çiçek götürmeliydi. Oğlu askere yeni gitmişti, daha tazeydi yarası... Bütün sevdiklerine bahçesinden çiçekler topladı ve dağıttı. \n\nHer zaman başka gönüllerde ki sevgi bahçelerini hep merak ederdi. Karar verdi bu gün başka gönüllerde ki sevgi bahçelerini de gezecekti...\n\nGezdikçe üzüldü... Gezdikçe sevindi... \n\nGönüller gördü çiçeksiz, gönüller gördü solmuş, gönüller gördü çiçekleri unutulmuş; gönüller gördü kıskandı çiçeklerini...\n\nGeri dönerken yolunu şaşırdı. Bilmediği bir yolda ilerlerken, karşısında bunca zamandır rastlamadığı bir bahçe çıktı. Etrafına bakındığında, sanki bütün yollar bu bahçede birleşiyordu. “Hangi yoldan gelsem, er geç bu bahçeye çıkardım” diye düşündü. Gördüğü manzara diğerlerinden değişikti. Kendi bahçesi gibi her şey yerli yerinde, çiçekler düzenli ve bakımlı değildi. Bahçenin ortasında şimdiye kadar görmediği güzellikte çiçekler vardı. Etrafları dikenli çalılarla sarılmıştı.\nHer rengi ayrı bir güzel olan çiçeğe erişmek için dikenli çalıları aşması lazımdı. Bir süre bahçe kapısında durduktan sonra dayanamadı kendisine yabancı olan bu sevgi bahçesindeki çiçekten hiç olmazsa bir tanesini koparmasa bile koklamak arzusu duydu. Bahçe kapısına elini uzattı. Sahibine sormalıydı. Bu çiçek hangi sevginin çiçekleriydi acaba? ...\n\nTam bahçe kapısını açacaktı ki, yanı başında, yüzü, yılların yorgunluğunu gösteren bir Bekci belirdi. Selam vermesine fırsat vermeden konuşmaya başladı. Sanki soruları anlarcasına “Sen bu bahçeye girmeye mi karar verdin? girmeden önce iyice bir düşün. Çünki bu bahçe sana acı verir, canını yakar. Bu çiçeklerin toprağı serttir, sulaması zordur, ellerini kanatır dikenleri”. Bir an sustu. Sonra iç  çekerek devam etti. “Buradan kopardığın çiçeği sevdiklerine veremezsin sende kalır. Sadece sen koklayabilir, sen yaşatabilirsin ellerinde, göz yaşlarınla. Sen büyütebilirsin acılarınla”\n Söyleyecekleri bitmiş tam gidiyorken geri döndü. “bu bahçenin içindeki çiçeğin adını da senin vermen lazım bunu da unutma. İyice düşün ve öyle aç bahçenin kapısını” dedi ve kayboldu...\n\nKararsız  kalıp kapıdan uzaklaşmak istedi bir an. Fakat bahçeden gelen nadide çiçek kokuları, onu bahceye çekiyordu. Hele içlerinden bir tanesi o kadar güzeldi ki, her şeye rağmen onu koparmak arzusu üstün çıktı… \n\n \nİçeri girdi korka korka. Bir an durakladı. “Çiçeklere ulaşmam için bu engelleri aşmam gerekiyor” diye düşündü. Azimliydi  'olsun' dedi kendi kendine “aşarım.“ Attığı her adımda dikenler batıyor, her canı yandığında  yüreğinde yaralar açılıyordu. Ne zaman geri dönmek istese, çiçeğin kokusuna ve güzelliğine dayanamayıp dönmekten vazgeçiyordu. Bu açıların içinde; bu sevgi çiçeğinin verdiği mutluluk ister istemez gülümsetti. Evet, onu gülümseten sevgi çiçeğine bundan sonra Gül, gülü bulduğu bu bahçenin ismine de aşk diyecekti...\n\n İçindeki isyanlara dayanamayıp bahçeden gitmek arzusuna kapıldığ ında,\naşk bahçesine gelen yolların, her seferinde  birer birer azaldığını gürüyordu. Çok az yolu kalmıştı geriye dönmek için. Batan dikenlerin verdiği acılardan, attığı adımlardan, engelleri aşmaktan da yorulmuştu. Sevgi çiçeğine o kadar yakındı ki artık nerdeyse eline uzatsa tutacaktı… \nTam o anda, bahçenin bekcisi yanına geldi…Üzgün ve kızgın. “Son kez uyarı yorum seni. Yetmedi mi çektiğin acı? Bırak! senin sevgi çiçeğin orada kalsın. Koparma! almak isteme. Tatma! Gül´ün elleri kanatan tadını”.dedi ve soluklandı etrafina söyle bir bakındı.  “Bak! Etrafına, senin gibi kokusuna, çekiciliğine dayanamayıp bu bahçeye gelenlerin, gülleri koparanların hallerine bak ve öyle karar ver. Hâlâ koparmak ister misin? ”... \n\nAşk bahçesinin içinde gezinenlere baktı. Bazılarının ellerinde, daha yeni kopardıkları güller vardı. Bazılarının ise, solgun yüzleriyle beraber gülleri de solmuştu ellerinde. Onlar, gülün güzelliğine kananlardı. Palyaçoluk yapanlar vardı güllerin önünde. Aşk bahçesinden çıkacak yolu kalmayanlar ise, bir köşeye sinmiş, boşluklara bakar olmuşlardi...\n\nDöndü, geriye baktı. Sadece bir yolu kalmıştı artık dönmek ve bu bahçeden çıkabilmek için. İçini acı bir burukluk kapladı. Aşk bahçesi adını verdiği yeni bahçesinde karar anıydı. Ya geri dönecek son şansını kullanacak, ya da burada kalacaktı. \nGül`e ulaşmak, koparmak için çektiği acıları, kor gibi yanan kalbini düşündü. Her şeye rağmen mutluydu…\n\nElini güle uzattı…\n\n28.04.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bahçesi",
        "poet": "Engin Ataman",
        "poem": "\n\nBir bahçe süsledim  sana güllerden\nYalnız sen gelip te sularsın diye.\nTitizce korudum yaban ellerden\nYalnız sen gelip te derersin diye.\n\nMühürle kapalı kapısı şimdi.\nKalbimde saklıdır tapusu şimdi.\nSeni bekler durur hepisi şimdi.\nBelki birgün çıkıp gelirsin diye.\n\n Yabancıya yasak, girmek içeri\nSeni bekliyor bak,açan gülleri\nSana ayrılıdır en güzel yeri,\nMisafir olup ta kalırsın diye.\n                             16.12.1983 Konya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bahçelerinden",
        "poet": "Süleyman Sönmez",
        "poem": "\n\nGül bahçelerinden, gül bahçelerinden\nBir gül geldi gül bahçelerinden\nFeryad ederken kalbim yanık bir bülbül gibi\nÇıktın geldin gülbahçelerinden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bahçesi",
        "poet": "Ömer Hayyam",
        "poem": "\n\nGece gül bahçesinde ararken seni\nGülden gelen kokun sarhoş etti beni\nSeni anlatmaya başlayınca güle\nBaktım kuşlar da dinliyor hikayemi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bahçesi",
        "poet": "Said Ertuğrul Işık",
        "poem": "\n\nKendini hiç bir gül bahçesinde hissettin mi\nO güzel ve büyüleyici kokular içinde dolaşırken\nVe ya o güllerden biri olarak hayal ettin mi hiç kendini\nHislerin nasıl olurdu bülbülüne\nSen de onun seni sevdiği kadar sever miydin onu\nSöyler miydin ona en güzel şarkılarını\nYeni şarkılar besteler miydin sen de onun için.\n\nEğer bir gül olsaydın gül bahçesinde\nGururlanır, hava atar mıydın kırmızıyım diye\nVe ya ağlamaklı, hep kahırlı mı olurdun morum diye\nMor bir gül olsaydın gül bahçesinde\nHep hüzünlü şarkılar mı söylerdin\nKıskanır mıydın diğer gülleri kendine bakıp bakıp\nYoksa nefret mi ederdin güneşten yine doğdu diye.\n\nEğer bir gül olsaydın gül bahçesinde\nBülbüller arasında beyaz bir gül olsaydın\nYerinir miydin aşkını itiraf edemeyenlerin tek çaresi benim diye\nAşkını her halinle itiraf eder miydin bülbülüne.\n\nEğer bir gül olsaydın gül bahçesinde\n-Rengin önemli değil-\nBülbülünden ayrıldığında rengin solar mıydı\nGüneş'e küser miydin ömrünün sonuna kadar\nTek sırdaşın Ay mı olurdu yoksa\nArtık hayattan tek beklentin bir elin seni dalından koparması mı olurdu\nBelki başka aşklara vesile olman için\nSöyle hayattan tek beklentin bu mu olurdu.\n\nEğer bir gül olsaydım gül bahçesinde\nVe sen de benim bülbülüm olsaydın\nAşkımın en ince yaprağı olurdun\nSenin için dikenimi atardım üzerimden hayatım pahasına\nKoparmalarına izin vermezdim senin için o mis kokan dalımdan\nAyrılsaydım eğer o çok sevdiğim bülbülümden\nSöyleyeceğim tek şarkı 'Dön Bebeğim' olurdu herhalde\nEn ince ve şeffaf yaprağım kopar, rengim solardı\nBir şiir olurdum belki de kağıtlara ve kalplere yazılan\nDüş sokağındaki gül bahçesinde sevdalananların aşk şiiri.\n\n24/11/2001-İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül bahçesinin solmayan katmer gülü",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nManalı bakışların cananım  eritir beni\nÇöl rüzgarı gibi yakar nazik bünyemi\nEbedi sevmek lazım seni gibi gül şeni\nGül bahçesinin solmayan  katmer gülü\n\nHalil ÇOLAK 16.11.2005 YÜCETEPE ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bahçesine Daldım.....",
        "poet": "Halide Selcan Karagül",
        "poem": "\n\nGül Bahçesine Daldım....\n\nGülün bahçesine daldım bu sabah\nGülden güle koştum kokladım  sabah\nGülden gül beğendim aldım bu sabah\nGül kokulu  gül name yolladım sana...\n\nGül gibi yüzüne hasretim gülüm\nGülen gözlerine hasretim gülüm\nGüle aşık bülbül dinledim gülüm\nGül kokulu  gül name yolladım sana...\n\n12.06.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bahçesin de",
        "poet": "Özkan Karaca",
        "poem": "\n\nBir ahu bakışın ömrümün kederine değer. Yüreğime kan sızarak akışın: Sevdamın; asil ferdine, asıl kendi adına olan...... değer. Özümü oyalayan, sözümü aralayan, ruhumu kor layan, izanımı zorlayan..! Hüzün sarsıntısı ile, yağmurların irademi örterek karanlığın bağrına sokulmuştum. İsmini dilimden düşürerek karanlığın bezi içersinde arıyordum. Başıma toplanan yıldızları avucumda topladım. Işık süzmeleriyle; yolumu tayin, ismini kaim ederek izlerle sürülüyordum... İsmini anı taşların altında buldum, dudaklarım çığlığın yankılı sesinde isminle duruldum. Seni kalbimin sandığını açarak sakladım. Benliğimi dikenliyen gül adı olan sen. Gül bahçesinde durdum. Karanlık içersinde kan akışı gibi hafakan basan, ızdırab yükleyen güllerin gözlerime kan boşaltan renkleri. İsminle haykırdım, yapraklar savruldu. Hazin bahçenin boğucu oltasında hafakanlar bastı, gölgen kırılan dimağımda taştı. Bir yandan güllerin kanlı bakışı üzerime hücum eder, bin andan günlerin derdi yüreğimi ezer. Anların resminde yansıyan cismin alnıma yerleşti, izlerin sesinde fısıldanan ismin canıma yerleşti. Gözlerimin acı boğultusunda sen, gönlümün sancı kavruluşunda sen. Güllerin yapraklarını rüyalarına sokuyorum. Günlerin şanlı adresinde ve merkezinde konumlanan sana taze gül gönderiyorum. Şiirlerimin bestesi seninle çalıyor, acı melodilerin yakarışı seni çalıyor. Yüreğimin esareti senin adınla kelepçeleniyor.\n.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bakalım Soysuz",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nBu cennet vatan için kimi şehit oluyor,\nKimi şehit değil ama, şehitliğin diliyor,\nBu vatanın evladını şehit eden gülüyor,\nGül, gül bakalım soysuz nereye kadar.\n\nBenim dedemde şehit olmuş, bilirim,\nŞimdi askere deseler hemen gelirim,\nAslanlarımı şehit edenleri de görürüm,\nGül, gül bakalım soysuz nereye kadar.\n\nSen ne Kürtsün nede Türksün lainsin,\nSen bir alçaksın vede zorba zalimsin,\nSenin hemşerin kim be sen nerelisin,\nGül, gül bakalım soysuz nereye kadar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bakışlı Yarim",
        "poet": "Eray Yadigar",
        "poem": "\n\nBakarken sana doğru,\nYüreğimdeki pencerelerden,\nAradım cihanda sen ile seni,\nGül bakışlı yarim\n\nHer günün bitişinde,\nSaklı bir okadarda umut dolu,\nBaktıkça derinlere doğru\nGül bakışlı yarim\n\nBiçareyim ey gül,\nDermanım sende ey gül\nBaktıkça gürülen,görüldükçe uzak kalan,\nGül bakışlı yarim\n\nSevdam sanadır ey gül\nBak bana biçareyim\nSen ile seni aradım sende\nGül bakşılı yarim\n\nNere gidem\nSen ile sen olmadan\nYüreğimde yanan sevdamsın\nGül bakışlı yarim\n\nKim bunlar kim\nSana gelen yolda\nEngeller dolu dolu\nGül bakışlı yarim\n\nGül e sevdalı yüreğimle geldim\nSevdamı yüreğime gömdümde geldim\nEy beni benden alan\nGül bakışlı yarim benim,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül bakışlı insanlar güle benzer",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nDostluğu ön plana çıkarırlar,\nGül bakışlı insanlar güle benzer.\nHak için dostun yanına varırlar,\nGül bakışlı insanlar güle benzer.\n\nOnunla sevdanın izinden geçer,\nKullar onun güler yüzünü seçer.\nGüldüğünde yüzünde güller açar,\nGül bakışlı insanlar güle benzer.\n\nHak aşkı ile büyüyüp gelişir,\nBirbiri ile tanışıp bilişir.\nGül Peygamberin terinden oluşur,\nGül bakışlı insanlar güle benzer.\n\nİman ile Hakkın yolundan yürür,\nGönlü mum gibidir sevgiyle erir.\nSevgiyi Haktan alıp halka verir,\nGül bakışlı insanlar güle benzer.\n\nYusuf onlar Hakka ram olan kuldur,\nOnlara eziyet insana zuldür.\nGönlü gül fidanı gözleri güldür,\nGül bakışlı insanlar güle benzer.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bakışlım",
        "poet": "Mustafa Erol",
        "poem": "\n\nGül Bakışlım\n\nNe lale kokusu ne nergis, ne de gül bana.\nSensin cennet kokusu, gül bakışım gül bana.\nEvrende başka bir şey olmaz ki, ödül bana.\nSensin yegane ödül, gül bakışlım gül bana..\n\nSensiz ne apartmanlar gerek, ne saray bana.\nSeninle baldan tatlıdır, bir acı çay bana..\nRicaların bile emirdir, bir bir say bana..\nSensiz kâinata sahip olmak, bil zül bana..\n\nMantığım tatilde, aklım zaten iflas etti.\nGönlüm tası tarağı toplayıp, sana gitti.\nTek bir bakışınla çorak gönlümde, gül bitti.\nDilinden başka tatlı söylemez, bir dil bana.\n\nUzanacaksa senden uzansın, bir el bana.\nSensiz kâinata sahip olmak, bil zül bana..\nSensiz kâinata sahip olmak, bil zül bana..\nSensin yegane ödül, gül bakışlım gül bana..\n\nMustafa EROL\n01.02.2013\nManavgat / Antalya\n\nGül Bakışlım\n\nNə lalə qoxusu nə nə rgiz, nə də gül mə nə .\nSə nsə n cə nnə t qoxusu, gül baxışım gül mə nə .\nKainatda başqa bir şey olmaz ki, mükafat mə nə .\nSə nsə n yeganə mükafat, gül bakışlım gül mə nə .. \n\nSensiz nə mə nzillə r gə rə k, nə saray mə nə . \nSə ninlə baldan şirindir, bir acı çay mə nə ..\nxahişlə ri belə ə mrdir, bir bir say mə nə ..\nSensiz kainata sahib olmaq, bil Zül mə nə ..\n\nMə ntiqim tə tildə , ağlım onsuz da iflas etdi. \nGönlüm tası darağı yığıb, sə nə getdi. \nTə k bir baxışınla quraq könülümdə , gül bitdi. \nDilində n başqa şirin söylə mə z, bir dil mə nə .\n\nUzanacaksa sə ndə n uzansın, bir ə l mə nə . \nSensiz kainata sahib olmaq, bil Zül mə nə .. \nSensiz kainata sahib olmaq, bil Zül mə nə ..\nSə nsə n yeganə mükafat, gül bakışlım gül mə nə ..\n\nMustafa EROL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bakışlım",
        "poet": "Fatma Aslantaş",
        "poem": "\n\nGül teninde oyalanıp süzülde gel \nGül bakışlım gözyaşlarını silipte gel\nYarim sızlar yalnızlığım bilipte gel                     \nGül bakışlım gel\n\nAy büyüdü gecelerce seni beklerim \nAk gerdanda gül kokulu tenin özlerim\nYarim bilmez dertlerimle yolun gözlerim \nGül bakışlım gel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bakışlım",
        "poet": "Mehmet Erduran",
        "poem": "\n\nGül teninden oyalanıp süzül de gel\nGül bakışlım gözyaşlarım silip de gel\nYaram sızlar yalnızlığım bilip de gel\nGül bakışlım gel\n\nAy büyüdü geceleri seni bekledim\nAkgerdanda gül kokulu tenin özledim\nÇare bilmez dertlerimle yolun gözledim\nGül kokuşlum gel\n\nAya sordum gözlerini kaçırdı benden\nGül bakışlım güller aldım ektim yeniden\nBeni bıraktın gül bakışlım senin idim ben\nGül bakışlım gel\n\n.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bana",
        "poet": "Ali İşler",
        "poem": "\n\nGÜl Baana, ufacık bir bebeğin annesine ilk gülümsemesi kadar masum olsun\nGÖzlerin kilitlensin gözlerime, dudaklarından çıkan her söz mutluluk olsun\nYıllardır kalbimin akıttığı göz yaşlarını sil nolur, yeniden tertemiz olsun\nGül bana, ufacık yuvamızda başın omzumda ellerin elimde olsun... gül bana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bana",
        "poet": "Aydın Yılmaz",
        "poem": "\n\nYar gül bana gül bana\nLale sana gül bana\nMenekşe gözlü yârim\nBir kerecik gül bana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bana",
        "poet": "Erkan Arslan",
        "poem": "\n\nYatağım sarı çarşaflı, yorganım sarı.\nSarı elem verici renk, kederlendin mi! \nGece bulutsuzluk bahar, damlacıkları\nHey sen! Hayat penceremde, perdelendin mi? \n\nPerdenin ışığında ki, gölge oyunu.\nBu gölgeler ülkesinde bedenim korkak.\nSusadıkça kudurdukça, iç iç suyunu.\n\nGülümse güldür yüzümü, beni gülümset\nSor bana dertlerim de ki, keder sor bana\nBu suyu üzerime ört, beni gülümset.\nVicdanımda yakalayan, olta vur bana.\n\nYakala hayatta üç şey bir kez gülümse\nNergis kokusu güzel, lale dokusu.\nSevmek sevilmek kadar, zarif gülümse\nDurduk durmadık hayat, müzmin okusu.\n\nGülümse sevdam gül bana, at kahkahalar\nBen şaklabanım komedyen, sevdam gül bana\nDünya dönme dolabında, dönüyor başlar.\nMaskeni tak, korkunç ol, yine gül bana...\n\n\t\t\t12-02-2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bakışlım",
        "poet": "Türkan Yılmaz",
        "poem": "\n\nGül bakışlım niye bana bakmıyor.\nDudağından ballar niçin akmıyor\nYüzbin çeşit güller, kokladım ben,\nİnan senin kadar mis kokmuyor.\n\n♥ ♥ ♥ \nSarı gülüm kurutmam asla ben seni\nSuda çürütmem ben sevmişim seni\nKırk yıl aradan geçsede ben gülüm.\nGinede,unutmam gül bakışlım seni.\n\n♥ ♥ ♥ \nSarı gülün güzel olurmuş kökeni\nElle batar'da acı verirmiş dikeni\nAllah'ım sen kavuştur  sevenleri\nSevda ile bitmeyen acı, çekenleri\n\n♥ ♥ ♥ \nsarı gül boyanırmıymış gülüm\nÖpsem benim yarim uyanırmı\nO yar orda yaşarken ben burda\nBuna canmı dayanırmıymış gülüm\n\n♥ ♥ ♥ \nAşkımdan sarı gülüm için susuzum\nTürkan der kaç yıldır uykusuzum,\nGelse sevdalım ah benim yanıma\nEllim durmazki huysuzum gülüm.\n\n(Şiir)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül bana",
        "poet": "Dursun Çarıkçı",
        "poem": "\n\nGül bana gül bana\nkendine aşık etti gül bana\nsinesini açtı kokladım\nİki cihan serveri gibi koktu gül bana\n\nYaresülallah seni göremem\nayak izleren yüzüm süremem\ntat alamam bu dünyada duramam\nne olur mahşerde yüzüme gül bana\n\nŞefaatine muhtaciz çağır bizi \nDursunum kaybetim yol izimizi\nCeheneme yuvarlanmadan tut elimizi\nTut elimi nur yüzünle gül bana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bana",
        "poet": "Cemil Öksüz",
        "poem": "\n\nSensiz geçen günlerim azap oluyor...............bana,\nYeter,artık ağlatma biraz olsun...............gül bana.\nGönül bahçesinden sen ver bir demet........gül bana\nYeter,artık ağlatma. biraz olsun..............gül bana...\n\n.......................................................04.07.1980.....Sarıkamış.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gül Bana",
        "poet": "İbrahim Günaydın 4",
        "poem": "\n\nBak sevgili Gül, bana,\n Asma yüzün gül bana,\n Gülümseyen yanağın,\n Bahşediyor gül bana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül bebek",
        "poet": "Esat Korkmaz",
        "poem": "\n\nGülmek güzel ya\nBilebilsen  / nelerin beklediğini\nYaşamın kavga / kavganın yenilgiye\n                                   Gebeliğini\n Gülüşün/bana mı\nÇağı durdurma çabalarıma\nFarkında olmadan\nHayatı yaşadığıma mı\n                       gülüşün\nGül/ bebek gül\n\n    Elimin nasırına\n    Yamama yırtığıma\n    Bildiğin/ bilmediğim\n    Yaşamın beterine /gül\n    Gülüşün ümit/ neden se\n    Gülüşün mutluluk\n\n    Gül bebek/ gül\nYaşamın/ sürüngencesine\nÖlünün dirisine \n             Gül ki\nTarih gülmesin /sana\nGelecek/ parmak ısırsın \n          Bu günden/ yarını görüşüne\n\n                 Esat KORKMAZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bebeğim",
        "poet": "İsmet Bozkurt",
        "poem": "\n\nSana ait tek dileğim\nMutlulukla gül bebeğim\nDeli atar bu yüreğim\nMutlulukla gül bebeğim.\n\nSigaramda son dumansın\nYandı canım, kor olansın\nÖzleyen ben, sen sılasın\nMutlulukla gül bebeğim.\n\nNamı bende nadide gül\nUzanacak aşka bu kol\nKadir Mevla, sen aç bir yol\nMutlulukla gül bebeğim.\n\nEskimez bende duygular\nKaçıp gitti bak uykular\nUzaklaşsın tek kaygılar\nMutlulukla gül bebeğim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bebek",
        "poet": "Çağlar Özler",
        "poem": "\n\nsen gül bebek! \nhep gül.\nama hiç unutma; \nhayat her zaman....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bebeğim 1",
        "poet": "Silifkelikurtmustafa Arsl",
        "poem": "\n\nGül bebeğim gül bebeğim\nDiye sesleniyorum sana\nGül ki güller açsın alnında\nHiç hüzün olmasın dudağında\nHep mutluluklar saçsın yanağın da\n\nGül bebeğim gül bebeğim\nDiye sesleniyorum sana\nGül ki güller açsın saçlarında\nMutluluklar okunsun göz yaşlarında\n                                                   14.11.2006   sa.13.00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bebekti (Beste Gülü)",
        "poet": "Uğur Oğuz Şahin",
        "poem": "\n\nHerkes bahçelere gül ekti\nBenim aşkım dünyada tekti\nDikeni yoktu gül melekti\nGül kokardı o gül çiçekti\n\nBenim derdim onu sevmekti\nHayata onunla gülmekti\nKaderi onunla yenmekti\nO gözlerimde göz bebekti\n\nGecelerde kutup yıldızım\nKovandaki arı bal petekti\nSevda kalbimde gül çiçekti\nO hiç solmayan gül bebekti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "** Gül bebek**",
        "poet": "Güngör Uslu",
        "poem": "\n\nİyki doğdun gül bebek,*\nSiması gül öbek öbek.*\nVerildi bin bir emek,*\nKahgülü gülden ilmek.*\n**\nCennetten koku gelir,*\nGül bebek doku gelir,*\n**\nGül bebek hoşça geldi,*\nİkramı bolca yeldi,*\nRabbinden dostça eldi,*\nGöz yaşı Nurlu seldi.*\n**\nCennetten koku gelir,*\nGül bebek doku gelir,*\n**\nGül ananın kuzusu,*\nHer annenin arzusu,*\nBazen üzer bazısı\nRahman'nın Nur yazısı,*\n**\nCennetten koku gelir,*\nGül bebek doku gelir,*\n**\nHû hû deki büyüsün,*,\nCeylan seki yürüsün,*\nPeşinden gül sürüsün,*\nCemali Nur bürüsün.*\n**\nCennetten koku gelir,*\nGül bebek doku gelir,*\n**\nAşık Uslu gül sever,*\nSaf, duru bebek över,*\nGül havan gülşen döver\nGülistanda gül göver.*\n**\nCennetten koku gelir,*\nGül bebek doku gelir,*\n**\nAşık Uslu 4.08.2010-13.20 Samsun\nZübeyir Güngör Uslu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bebem",
        "poet": "Ahmet İdrisoğlu",
        "poem": "\n\nBir tufandır durulmuyor önüne,\nBaşucumda esen yelsin gül bebem,\nErişilmez senle vuslat gününe,\nTomurcukken solan gülsün gül bebem,\nDudu gibi şakır dilsin gül bebem.\n\nGörmemişken düşlerimde yüzünle,\nYıldızlardan kırpıştığın gözünle,\nKulağımda fısıltılı sözünle,\nBülbül gibi şakır dilsin gül bebem,\nÖzlediğim ince belsin gül bebem.\n\nYüreğimde sakladığım sır mısın? \nKanımla yazdığım şu satır mısın? \nEl bağladım, yalvardım yatır mısın? \nÖzlediğim ince belsin gül nazım; \nYüreğimde coşan selsin gül bebem.\n\nGül kokunu âlemlere saçarsın,\nDiler isen nice dağlar aşarsın,\nYağmur gibi sel olur da taşarsın,\nYüreğimde coşan selsin gül bebem,\nİnce uzun bitmez yolsun gül bebem.\n\nİDRİSOĞLU bir Allah’ın kuludur,\nUmut kesmem, kadir Mevla uludur,\nGittiğim yol doğruluğun yoludur,\nİnce uzun bitmez yolsun gül bebem,\nBaşucumda esen yelsin gül bebem.\n\n05.Şubat.2011 17.25\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bence",
        "poet": "Ramazan Ateş",
        "poem": "\n\nGÜLBENCE\n\n\n\nGül bence güzel bence,\nGülmelisin gül bence\nGülmek yakışır gence,\nGülmelisin gül bence.\n\nGülüşün hoşa gider,\nGüzel olmasın heder,\nGelmesin elem keder,\nGülmelisin gül bence.\n\nYüzünde güller açtı,\nKederler senden kaçtı.\nGülüşün neşe saçtı,\nGülmelisin gül bence.\n\nSeni gören şenlenir,\nMutlu olur keyiflenir,\nGüzeller gülmelidir,\nGülmelisin gül bence.\n\nSana duacı Ramazan,\nGül yüzün gülsün her an,\nKalmasın mutsuz olan,\nGül bence güzel bence,\nGülmelisin gül bence\n\nEnschede/20.09.2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bebek",
        "poet": "Cihat Şahin",
        "poem": "\n\nFeryat, figan ağlama,\nGözyaşını sil bebek! \nErken kara bağlama,\nDerdin yokken gül bebek! \n\nÇünkü yoktur vebalin,\nNe fasıksın ne dallin,\nSövmek bilmez şu kal’in,\nDaim böyle kal bebek! \n\nTul-i emel bilmezsin,\nKem arzuda olmazsın,\nMal verseler almazsın,\nBudur masum hal bebek! \n\nKovu, gıybet yapmazsın,\nAyak, etek öpmezsin,\nMenfaate tapmazsın,\nHer tavır’ın bal bebek,\n\nYok, rabbine isyanın,\nYok, taat’te nisyanın,\nYok, zerrece pis yanın,\nBir “çok yaşa” al bebek! \n\nMeçhulündür her kemlik,\nYok, huyunda bir semlik,\nBudur gerçek erdemlik,\nKıkır, kıkır gül bebek! \n\nBiz unuttuk gülmeyi,\nYapamadık olmayı,\nÖzler olduk ölmeyi,\nBize model ol bebek! \n\n Cihat ŞAHİN\n13.08.2009-İZMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Benim...",
        "poet": "Sabit İnce",
        "poem": "\n\nBahçenizde bir gül olsam dikilsem, \nBahçe benim, bülbül benim, gül benim.\nTohum gibi topraklara ekilsem, \nTohum benim, toprak benim, dal benim.\n\nGılman olup cennetinde süzülsem, \nGılman benim, cennet benim, bal benim.\nOdun olup cehenneme dizilsem, \nOdun benim, yanan benim, kül benim.\n\nNesimi'yim derilerden yüzülsem, \nYüzen benim, deri benim, yüz benim.\nTurna olup katar katar düzülsem, \nTurna benim, katar benim, yol benim.\n\nGarib olup kimseleri bilmesem, \nGarib benim, yolcu benim, yol benim.\nYanında olsam da yüzün görmesem, \nYaren benim, gören benim göz benim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül beyaz,",
        "poet": "Sabit İnce",
        "poem": "\n\nGül beyaz,\nKan kırmızı, gül beyaz.\nŞu ömrümü uğruna\nBitirdim kız Gülbeyaz.\n\nSabit İnce Kayseri 25.2.2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Benizlim Gül Yüz",
        "poet": "Tuğçe Deveci",
        "poem": "\n\nGül bahçesinde dolaştımda gece dündüz\nSenin gibi bulamadım gül benizlim gülyüz\nBahara eremedim mevseimim kaldı hep güz\nGülüm senziz gelemedim gül benizlim gül yüz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bile Koparamam",
        "poet": "Kazım Karagöz",
        "poem": "\n\nBen gül koparamam ki, gidip avcı olayım,\nBir kuş da olsa durduk yerde bir can alayım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül beyaz",
        "poet": "Süleyman Erkuvan",
        "poem": "\n\nDünyama güneş ğibi dogdun  sen benimlesin\n\nKabul olur dualarım sen benim dileğimsin\n\nHayatıma kanat takıp ğiren bir meleğimsin\n\nSeninle açar heryer ne güzelsin gül beyaz\n\nSeherde sevdalımsın gündüzde güneşimsin\n\nGece yıldızım oldun kanda akan canımsın\n\nNereye gitsem orda inan sen sol yanımsın\n\nSeninle açar heryer ne güzelsin gül beyaz\n\nNerdeydin sen nerdeydin  yürek hecelerimsin\n\nGökler mavi beyaz hep seninle dillerimsin\n\nTadımda tuzumdasın gören bu gözlerimsin\n\nSeninle açar heryer  ne güzelsin gül beyaz\n\nNerde kalırdın nerde  dünyam senle değişti\n\nHayatıma girince sen huzurlar yetişti\n\nHoş geldin canım sen hoş geldin  aşkım gelişti\n\nSeninle açar heryer ne güzelsin gül beyaz\n\n\nsüleyman erkuvan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül beyaz",
        "poet": "Ferit Battal",
        "poem": "\n\nGülbeyaz\n\nGül güle yanınca bir gül solar, mı? \nCan evimi  sevdan çaldı  Gülbeyaz \nGözden yaş gelmezse gönül dolar, mı? \nSevdan beni benden aldı gül beyaz \n\nAy doğmadan güneş yönünü arar \nSahipsiz bir canı el dili yorar\nBir ruh naz edince yârini sorar \nSevdamız mahşere kaldı gül beyaz \n\nCan vermeden yâre eren olur, mu? \nÇorlaşmış yarayı deren olur, mu? \nGöz sevmeden gönül veren olur, mu? \nBeni bir dert hale saldı gül beyaz \n\nRuh yanmazsa gönül eylemez nazar \nAşk ehli yarası ey olmaz azar \nKalp kalbi sevmezse hicvini yazar \nYar bana ak kefen sardı gül beyaz \n\nFerit Battal\n\nHİCV \n(Hiciv)   Birini şiir ile zemmetmek, onu gülünç hale koymak. Bu şekilde yazılan şiir veya manzume. * Alay etmek. (Bak: Hecv)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bir Defa Olsun",
        "poet": "Orhan Altinbasak",
        "poem": "\n\nHüzün dolar içim,sızlar yüreğim\nMahzun bakışını gördükçe senin\nNeden hep bulutlu,yeşil gözlerin\nGül,bir defa olsun,gül de göreyim\n\nNeden kirpiklerin,herzaman ıslak\nKalbinde bir acı,elem var mutlak\nElbet bu acılar,bir son bulacak\nGül,bir defa olsun,gül de göreyim\n\nSevdanın yaşımı,gözünden akan\nAşkın ateşimi,bağrını yakan\nİnanki her yangın,söner bir zaman\nGül,bir defa olsun,gül de göreyim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül, Bir Kez Gül N'olur Bize",
        "poet": "Mustafa Şahin 2",
        "poem": "\n\nGÜL, BİR KEZ GÜL N'OLUR BİZE\n\nHep somurtup duruyorsun,\nGül, bir kez gül n'olur bize.\nKalbimi pek kırıyorsun,\nGül, bir kez gül n'olur bize.\n\nGülmeyi çoktan unuttuk,\nOna çattık buna çattık,\nBülbülü kafeste tuttuk,\nGül, bir kez gül n'olur bize.\n\nDaim acılarla yandık,\nYalanlara hepten kandık,\nOlmayanı insan sandık,\nGül, bir kez gül n'olur bize.\n\nDertlerle günler biter mi? \nGülmeye ömür yeter mi? \nBülbül gülüne öter mi? \nGül, bir kez gül n' olur bize.\n\nBitsin artık bunca çile,\nOlmasın kimsede hile,\nKavuşsun Şahinim güle,\nGül, bir kez gül n:olur bize.\n\n                            09 Haziran 2016/Mustafa Şahin- Malatya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül bir bahar ülkesi",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGül bir bahar ülkesi\n\nGül bir bahar ülkesi\nYaş kırk olunca\n\nYaş kırk olunca\nOyuncaklardan geçti gönlüm\nBir gül bir bahar ülkesi\n\nGönlüm gül diyor\nGül bir bahar ülkesi\n\nGül derdi var gönlümün\nBülbül yaralı dilim\n\nYaş kırk olunca\nOyuncaklardan geçti gönlüm\nAşkı seçti gönlüm\nBallar balını...\n\nGül diye ağlar...\nBir gül bir bahar ülkesi\nBu çölde...\nDünya çöl değilde ne \nHani yar...\n\nYaş kırk olunca\nOyuncaklardan geçti gönlüm\nGül diye ağlar..\nDünya çöl değilde ne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bilir mi Halden",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nbülbül çığırır güle\ngül bilir mi halden\nçağırı düşer dile\ngül bilir mi halden\n\nsevdalara dalalı\nkurtuluşa dolalı\ndallarında kalalı\ngül bilir mi halden\n\nedasında yandıkça\nsevgisinde sandıkça\ngece gündüz andıkça\ngül bilir mi halden\n\nyüzü gözü yetmez mi\ngül dalında ötmez mi\nbaşka yere gitmez mi\ngül bilir mi halden\n\nozan efe çıkıla\nhiç gelmezdi akıla\ndedi yana yakıla\ngül bilir mi halden\n\n07:37 18.11.2009denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül bir sırada beş anlamlı",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nDünde bir yar sevdim ayrılıp kaldım\nOnu hala bende gül bilirim gül\nBiriyle şarkılar okuyup çaldım\nOnu hala bende gül bilirim gül\n\nMektubu resmine bakar ağlarım\nUğrunda onulmaz yara bağlarım\nÇekip de gideli karlı dağlarım\nOnu hala bende gül bilirim gül\n\nUykumda adıyla düşü yaşarım\nMaziyle anıyla dolup taşarım\nUykusuz gözlerle gece aşarım\nOnu hala bende gül bilirim gül\n\nOnun için gözden yaşlar akarım\nRuhumda can diye ona bakarım\nAteşin ötesi yürek yakarım\nOnu hala bende gül bilirim gül\n\nGül bir sırada beş anlamlı\nOnu hala bende gül bilirim gül yar bilirim\nOnu hala bende gül bilirim gül yar bilirim gül (gül isim) \nOnu hala bende gül bilirim gül gülmek\nOnu hala bende gül bilirim gül gülmek bilirim gül (gül isim) \nOnu hala bende gül bilirim gül bitki\n\nSedat hünkar\n(Karamecnun)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Biraz",
        "poet": "Taner Şahin",
        "poem": "\n\nGül biraz\nGülüşün can olur gül\nSürüp gitmesin yanaklarında\nDamlalar\nSil gözlerini\nBak tren kalktı gidiyor\nHaydi gül\nHer gül bir gülüştür\nHer açan gül öpücük sana\nGül....\nGül biraz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜL Bıraktım Kapına",
        "poet": "Mücella Pakdemir",
        "poem": "\n\nBu gece hırsız gibi sessizce sana geldim.\nYalvarmaktan usanmış dil bıraktım kapına.\nKorkma artık, zilini çalacak da değildim.\nKan kırmızı ağlayan gül bıraktım kapına.\n\nGüneş çoktan batmıştı, tıpkı düşlerim gibi…\nBir daha doğma sen de; bat gülüşlerim gibi! \nYanağımdan süzülen sıcak yaşlarım gibi\nKan kırmızı ağlayan gül bıraktım kapına.\n\nYıldızını koynuna saklayan ay; hilâlde.\nÇiy düşen gönlüm ise, bilsen, ne garip hâlde! \nŞu perişan aşkımı anlatan bir mealde\nKan kırmızı ağlayan gül bıraktım kapına.\n\nYüreğimin bağında, zulmünden hiç gülmeyen,\nHançerleyip dursan da can çekişip, ölmeyen,\nKopardığımdan beri susmak nedir bilmeyen\nKan kırmızı ağlayan gül bıraktım kapına.\n\nPerdendeki hayâlle vedalaştım sen diye.\nSabah uyandığında cayır cayır yan diye; \nAyrılık nişânesi, benden en son hediye\nKan kırmızı ağlayan gül bıraktım kapına.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Biraz",
        "poet": "Murtaza Uğraş",
        "poem": "\n\nEy köylümün marketçisi gül biraz. \n\nDevlet memuru gibi saat dokuzda, \n\nAçıyorsun marketi Köylüm kuyrukta bekliyor. \n\nAtın var avradın var araban evin var \n\nKöylümün sayesinde  sağlıklı bir aileye sahipsin. \n\n                     Ne olur gül biraz,biraz. \n\nHastanedeki türbanlı gardaşım hiç deyilse, \n\nSen gül biraz.Zaten giysilerinle kendini karrartığın gibi \n\nBenimde içimi karartıyorsun.Başını kaldır yüzünü göreyim, \n\nErkekmisin,kadınmısın göreyim dişlerini,gül biraz. \n\nAllah senin hastalarına  sabırlar versin Ne olur gül biraz,biraz. \n\n\nVergi memuru gardaş bari sen gül biraz. \n\nOyalanma memurum işini bilir devri kapanmış. \n\nYerini kelli fesli,türbanlı devri başlamıştır. \n\nBak başımda fesim yüzümde sakalım elimde tesbihim gövdemde cübbem bacaklarımda şalvarım. \n\nSol yanımda türbanlı eşim var işimi çabuk yap sallanma gideyim. \n\nHemen hacı dayı işin zaten hazırdı buyrun evraklarınızı. \n\nAlokümü selam.Selamün alöküm hacı dayı. \n\nHaydi hanım gidelim beni hanım sen bir adım geriden takip et. \n\nCennete gitmek için kural budur. \n\nNe olur vergi memuru kardeşim gül biraz biraz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül biraz",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nöfkelisin\nsuratından dökülen\nbin parça\nsanki \nKaradeniz’ de gemilerin batmışçasına\nsomurtur durursun\nne olur\ngül biraz\nhayatındaki\ntüm olumsuzlukların inadına\nhatta kahkaha at\n\nŞubat 2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül biraz ey mavi gözlüm datlı dillim gül",
        "poet": "Turgut Çakır",
        "poem": "\n\nAman amaan aman amaan\nDüşmüşüm derdime halimden anlayan yok aman\nGönlüm güneşimi arıyor neredesin mavi gözlüm\nIpılık bir sevda var yüreğimde yakıyor beni oof\n\nDertli dertli dolaşmak sana göre değil aman\nGül biraz ey mavi gözlüm datlı dillim gül\n\nAman amaan aman amaan\nRuhuma can verdin kaçıp gittin uzaklara aman\nErguvan çiçeklerin sarardı soldu mavi gözlüm\nIpılık bir sevdamı alıp nerelere gittin oof\n\nDertli dertli dolaşmak sana göre değil aman\nGül biraz ey mavi gözlüm datlı dillim gül\n\nAman amaan aman amaan\nSen gidince sönüyor gönlümün güneşi sönüyor aman\nSonsuz bir bahar bekliyor gözlerim neredesin sen? \nBir haber göndersen derinden sevinirim ben oof\n\nDertli dertli dolaşmak sana göre değil aman\nGül biraz ey mavi gözlüm datlı dillim gül\n\nAman amaan aman amaan\nDertli dertli dolaşmak sana göre değil aman\nGül biraz ey mavi gözlüm datlı dillim gül\nSen gülünce yüreğim süslü saray oluyor oof\n\nDertli dertli dolaşmak sana göre değil aman\nGül biraz ey mavi gözlüm datlı dillim gül\n\nAman amaan aman amaan\nHadi gel akşam güneşi doğsun güneş geceme aman\nÖzlemim eritsin buzulları eritsin mavi gözlüm\nGüneş doğunca yüzüm güzel olur güzel sevdalım oof\n\nDertli dertli dolaşmak sana göre değil aman\nGül biraz ey mavi gözlüm datlı dillim gül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bittiği Yeri Bilirim Dersin",
        "poet": "Kul Himmet",
        "poem": "\n\nGül bittiği yeri bilirim dersin\nBilir misin benlik şeytana düştü\nCevahir madenin bulurum dersin\nCevahir bulanlar ummana düştü\n\nBen Ali'yi gördüm mahbub çağında \nSelman'ın çiğninde yolun sağında\nCennetten içeri firdevs bağında\nBülbül figan eyler gülşene düştü\n\nSelman'ın çiğninde bir oğlan geldi \nDestur dedi ele bir deste aldı\nMuhammed terini gül ile sildi\nOl zaman kokusu insana düştü\n\nMuhammed'i gören canlar ağladı \nSel sel oldu çeşmim yaşı çağladı\nCebrail Habib'in belin bağladı\nKırkların cem'inde erkana düştü\n\nKırklar geldi her çiçekten derdiler \nKoklayıban yüzlerine sürdüler\nHer destesin bir güzele verdiler\nGül Muhammed nerkis Selman'a düştü\n\nCennetin kapısın kırklar açtılar \nTohumunu yeryüzüne saçtılar\nBir üzümü şerbet edip içtiler\nSize mescid bize meyhane düştü\n\nKul Himmet üstadım dilek diledi \nSeyyah olup şu alemi eledi\nArafat dağında bir koç meledi\nİsmail önünce kurbana düştü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bize",
        "poet": "Haydar Şahinbay",
        "poem": "\n\nGül bize \nÖlüm naza gül bize\nPenceremden gel gül bize\nAkşam geç olur\nErken gel\nGökkuşağı ör bize\nYağmur yağar\nÜstüm başım su olur\nDamla bile sır bize\nBulutlara gel gül bize\nToprak ıslak gül ıslak\nAteşi aşktan sor bize\nHalime bak gül bize\nEllerinden ver gül bize\nHakkın adresi sor bize\nYaprak yaprak açar güller\nSessiz öter bizde bülbüller\nHani söz verdiğin akçalı günler\nUykularında taramazsam saçlarını\nYokluğunda küs bize\nSabah olsun hele bir gül ver bize\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül-Bülbül",
        "poet": "Metehan Büyükcivelek",
        "poem": "\n\nGül dediğin hem açacak hem batacak\nBülbülün derdine derman da olacak\nSanma ki aşıklar her zaman yanacak\nHer mekan ve zamanda bizimdir ocak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bülbül",
        "poet": "Alper Yıldız",
        "poem": "\n\nDurmaz dili aşkı söyler,\nBülbül muhabbette güle...\nKendi halin onu dinler,\nGülde sanki güle güle...\n\n.\n.\n\nSöylenir kendi ile,\nSen gül bülbül,gül bülbül...\nBir gül,bir bülbül haliyle,\nGüller bülbül,bülbüller gül...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül-bülbül",
        "poet": "İbrahim Uludağ",
        "poem": "\n\nBülbül gül ile vardır; gülle dili bal olur.\nGül bülbülden giderse bülbül susar lal olur\n\nGül olmadan bülbülün bir yanı eksik kalır\nBülbül gülsüz kaldıkça manasız hayal olur\n\nBahar gelir açılır sevdanın hikâyesi\nHer yanı güler kaplar; her bahçe al al olur\n\nBir gülü bulur şeyda, sevdasına tutulur\nVe bağda tek konağı kurumuş bir dal olur\n\nNice şarkılar şakır, güle ve aşka dair\nAşkını her tarafa duyurur tellal olur\n\nGül mağrurdur bülbülün sevdasından bihaber\nBülbül öter gül duymaz, kavuşmak muhal olur\n\nHep böyle geçer günler; baharlar hazan olur\nGül kurur yaprak döker ve bir kuru dal olur\n\nGüle olan aşkından ölüp düşünce yere\nGülden düşen bir yaprak o bülbüle sal olur\n\nCanını verir bülbül sevdiğinin uğruna\nVerilen cana bedel sonunda visal olur\n\nDöker Garip Dertliler bu sevdayı şiire\nDilden dile dolaşır, gül aşkı masal olur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Buseli Muhammed (s.a.v)",
        "poet": "Şevki Çiftçi",
        "poem": "\n\nGÜL BUSELİ MUHAMMED (s.a.v)\n\nElinde Kur'an-ı Mucizül beyan,\nAnlatıyor her şeyi ayan beyan,\nMest olurdu seni bir kere duyan,\nGül kokulu, gül buseli Muhammed (s.a.v)\nAllahümme salli ala Muhammed (s.a.v)\n\nGeçtiğin sokaklar güle kokarmış,\nDağlar taşlar dönüp sana bakarmış,\nAğaçlarda kuşlar selam dururmuş,\nGül kokulu, gül buseli Muhammed (s.a.v)\nAllahümme salli ala Muhammed (s.a.v)\n\nAh o gül buseni koysan alnıma,\nAşkın serencamı dolsan gönlüme,\nSözüm geçsin nefis denen kanlıma,\nGül kokulu, gül buseli Muhammed (s.a.v)\nAllahümme salli ala Muhammed (s.a.v)\n\nŞevki Çiftçi\n\n\n\n\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Çaresizliği",
        "poet": "İsa Yılmaz",
        "poem": "\n\nhani o, sevgililer gününde koparılan\nher gül gibi çaresizim şimdi\nkorkuyor aşk ile çarpan yüreğim\nhani itiraf etse tüm gerçeklerini\nkendisine dokunan herkesi\nkanatan her gül gibi\nyaralar mı o sır dolu sevdiğini\n\nhani o, sevgililer gününde koparılan\nher gül gibi çaresizim şimdi\ntüm dünyaya seslenir gibi\nhaykırsam o sır dolu aşkımı\ndokunduğunda kanamaktan korkmayan\ndünyaya binde bir gelen\nher can gibi yürekli midir sevgili\n\nhani o, sevgililer gününde koparılan\nher gül gibi çaresizim şimdi…\n\nxx.vııı.x\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Cananım",
        "poet": "Bilal Özcan",
        "poem": "\n\nGül cananım gül cananım,\nLale sümbül gül cananım,\nGüller küstü gül cananım,\nYeter gayri gül cananım.\n\nSüsen pustu gül cananım,\nBülbül sustu gül cananım,\nÇok beklettin gel cananım,\nYeter gayri gül cananım.\nGül cananım gül cananım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül'ce Ben...",
        "poet": "Naime Erlaçin",
        "poem": "\n\nyol yol kendimi aradım gül fidanında\ngülnihâl peşinde dolandım durdum\ngülendâm gönlümün gül bahçesinde\ngülistâna yarenlik edip misafir oldum\n\ngülfeşân bir bahar sabahı geldi çattı\ngüllerden nihân olarak sordum çaresiz\ngittim adreslere de geldim kayboldum\nnasıl olduysa gülgûn bir gönül buldum\n\neziyet görmedim mürüvvetten aldım\nnadide çiçek oldum güldânda açtım\ngüldehânın güller saçan dilinden akıp\ngülzâr oldum gülşen oldum gül oldum\n\naldım gülü koynuma sevdim kokladım\ngülüme derbân oldum kendimi buldum\n\n(*)    Yukarıdaki çalışma gül üzerine, çoktandır unuttuğumuz bazı sözcüklerle yapılmış, sırf hatırlatmak adına kurgulanmış bir denemedir ve hece şiiri değildir.\n\ngülnihâl: gül fidanı \ngülendâm: gül endamlı \ngülistân, gülzâr, gülşen: gül bahçesi \ngülfeşân: gül saçan \ngülgûn: gül renkli \ngüldân: içine gül konan vazo \ngüldehân: ağzı gül gibi olan \nderbân: kapıcı, kapı yeri \nnihân: gizli.\n\n(07 Ağustos 2003)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Cengi",
        "poet": "Arif Ay",
        "poem": "\n\ntoprak değişti şimdi \ndevindi toprak \nkandan ve gelinlik yeşiliyle \nellerim toprakta durur\n\nateşe....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül cennetim..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Çevre,Doğa..\n\nŞırıl şırıl dereleri\nÇoşkun akan mehirleri\nMavi duru gölleri\nÖzlüyorum özlüyorum..\n\nKurudu batak oldu\nÇöl oldu çamur oldu\nHarap oldu telef oldu\nBenim güzel cennetim..\n\nOrmanlarım yok oluyor\nAğaçlarım kül oluyor\nHayvan nesli tükeniyor\nCayır cayır ateş ile..\n\nSahillerin suyu kirli\nÇöp yığını deniz dibi\nİnsan bunun tek sebebi\nNerde benim gül cennetim..\n\nHavada var is kokusu\nOlmalı menekşenin kokusu\nDüşüncede yarınların korkusu\nNerde benim gül cennetim..\n\nYeşile düşman gibiyiz\nDoğayı yok ederiz\nBizler hayvandanda beteriz\nNerde benim gül cennetim..\n\nHasret kaldık kuş sesine\nYaban açan dağ gülüne\nTurnasına sülününe\nNerde benim gül cennetim..\n\nDeğiştirdik iklimleri\nDönüp duran mevsimleri\nYavaş yavaş yok ederek\nMahvettik biz,gül cenneti..\n\nTarih:15.04.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Çiçegim",
        "poet": "Yusuf Kemal Çetin",
        "poem": "\n\nHasretinden yana yana yandı gönlüm,\nSeni özleye özleye kül oldu kalbim,\nSensizlikten Gül Çiçegim eridim bittim,\nYok oldum öldüm gittim yaşamıyorum.\nGül Çiçegim döküldü yapraklarım soldu yüzüm,\nHüzün sarmaşığı sardı beni yoksun,\nYokluğunda küstüm sevinçlere gülemiyorum,\nGözlerim bulut gözyaşlarım yağmur oldu,\nSana ağlaya ağlaya kurudu gözyaşlarım,\nSensiz çaresiz çöldeyim....\n\n16/08/2001\nperşembe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Çiçeğim",
        "poet": "Engin Namlı",
        "poem": "\n\nGül çiçeğim aç gönlüme\nMis kokular saç gönlüme\nSabah akşam uç gönlüme\nGül çiçeğim al çiçeğim\n\nGül çiçeğim gül çiçeğim\nHiç solmadan kal çiçeğim\nŞu gönlümü çal çiçeğim\nGül çiçeğim al çiçeğim\n\nGir gönlüme gir çiçeğim\nSevdiğimi gör çiçeğim\nHal hatrımı sor çiçeğim\nGül çiçeğim al çiçeğim\n\nGel gönlüme gel çiçeğim\nTüm sevgini çel çiçeğim\nSevdiğimi bil çiçeğim\nGül çiçeğim al çiçeğim\n\nVarlığın bir taht gönlüme\nHer yokluğun dert gönlüme\nCanımsan can kat gönlüme\nGül çiçeğim al çiçeğim\n\nENGİN NAMLI 22:06 06.09.2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Çiçeğim",
        "poet": "Aynur Avcı",
        "poem": "\n\nDağlara sırtımı dayadım\nSevdama çığlıklar attım\nSesimi duyuramadımToprağına\nToprakta ki sevdama\nGül çiçeğim.\n\n Siyah  gecelerinde\nGözyaşlarım rahmet\nSevdam toprakta\nSen kokuyor\n\nGül çiçegim\n\n\n\n\n\n\n\nMyspace Falling Objects @ JellyMuffin.com\n\n\n\n\n\n \n\n \n\n\n<\n\n   söz:\n\nAcı yürek yarasıdır.\n\nToprakta ki acı,sönmeyen mum ışığı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Çiçek",
        "poet": "Mehmet Yaşar Genç",
        "poem": "\n\nGül çiçek aşkın tarifi, yaprağına hüzün konar\nYabana atılan güneş sürgün yollarında donar\n\nKaç şafak söker bilinmez sevda denen yokuşunda?\nKaç kıta gezmeli Mecnun, diken yüklü bakışında?\n\nGül çiçek bir bekleyiştir, cemreler düşsün toprağa\nTomurcuğu ölüm koklar, bahtıyla savrulur dağa\n\nBilmem kaç asır geçmeli, sönene dek ateş, duman?\nÜmit yürek ağrımızdır, sabır pınarıdır derman\n\nGül çiçek gönlümde yara, aldatılmış duygularım\nGül çiçek dilimde eyvah, gözde isyan damlalarım!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Çiçek",
        "poet": "Ozan Talat Kurtoğlu",
        "poem": "\n\nNe karalı bahtı var bu güzelin\nNeden gözü yaşlı ağlar gül çiçek\nHazan düşmüş bağın solmuş gazelin\nKareler giyinmiş bağlar gül çiçek.\n\nNere gitse kader gider peşinden\nAklında sevdiği çıkmaz düşünden\nKara yazması var çıkmaz başından\nPınar olmuş durmaz çağlar gül çiçek.\n\nSürmemiş sefayı mutlu olmamış\nSevmiş sevilmemiş murad almamış\nKURTOĞLU der neden yüzü gülmemiş\nYakar yüreğini dağlar gül çiçek.\n\nAşık Talat KURTOĞLU\n02/03/2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Çiçek",
        "poet": "Mehmet Hanifi Aliosmanoğlu",
        "poem": "\n\nSayarlar yaşlıyı,severler genci,\nSarmış yüreğimi gülün sevinci,\nEy güzel gülüşlü,dişleri inci...\nEsti bahar,geleceksen gel çiçek,\nNazlı çiçek,gonca çiçek,gül çiçek.\n\nKartallar uçuşur,dağ başlarında,\nPınarlar mı saklı gözyaşlarında,\nBir tutam saç kalmış avuçlarımda...\nBir nergis,bir çiğdem,bir sümbül çiçek,\nNazlı çiçek,gonca çiçek,gül çiçek.\n\nSevgiden,sevdadan yaramı olur,\nÇıksam şu dağlara çare mi olur,\nGüzelin yazgısı,kara mı olur.\nBende kalan yıkık,bir gönül çiçek,\nNazlı çiçek,gonca çiçek,gül çiçek...\n\nBir gün olur fırsat elden kaçarsa \nYaslı bulut yaş dökerek geçerse\nAk göğüste mor zambaklar açarsa\nDaha seni sevdiğimi bil çiçek\nNazlı çiçek gonca çiçek gül çiçek\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gül Çocuk",
        "poet": "Salih Yıldız",
        "poem": "\n\nDökme, yeter gözyaşını, kalk ayağa gül çocuk\nSen ki zakkum bahçesinde, açan gonca gül çocuk\n\nAsıl seni ağlatanlar, ağlayıp utansınlar\nDünya ahret perişanken, bil ki onlar zül çocuk\n\nYeşillere hazan vurdu, yandı güzel ormanlar\nSana hayat veren sular, şimdi kuru göl çocuk\n\nBundan sonra işin daha-daha zor görünüyor\nAtan, katletti hayatı, mamur dünya çöl çocuk\n\nSen Gazze’de, Somali’de, Paris’te de çocuksun\nKendi elinde değil ki, doğduğun yer bil çocuk\n\nSaf ve temiz işlenmemiş, kıymetli mücevhersin\nUsta eline geçersen, olursun çil-çil çocuk\n\nKoşup oynama çağında, yük vurulur sırtına\nMinnacık bir serçe iken, sanıldın gür fil çocuk\n\nKimi zaman menfaate, alet ederler seni\nÇekerler masum gözüne, ateşten bir mil çocuk\n\nLüks evlerde artık yoksun, pati almış yerini\nOva susuz çorak gibi, toprak olmuş kil çocuk\n\nDün kendisi çocuk olan, bugün kıyıyor sana\nÇabuk büyü insanın bu, ayıbını sil çocuk! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Çocuk ",
        "poet": "Gülten Alp",
        "poem": "\n\nBu adaletsiz dünyaya adaletli bir gülüş istiyorum hadi gül çocuk bir kullanımlık hayatlardan geçiyoruz gözlerinin kıyısında dinlendim anne yüreğimle yeryüzü çocuklarına dualar ettim hadi bir gül çocuk bir gülüşüne kurban olduğum hadi gülde bugün bayramım olsun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Çocuk",
        "poet": "Erhan Tığlı",
        "poem": "\n\nGül çocuk gül\ngül de konsun dudaklarına\nmuhabbet kuşu, bülbül.\nGül gül de\ngüllerle donansın her yer\nsevince boyansın gönüller.\n***\nGül çocuk gül\nneşe yağmuru yağsın\nsomurtanları ıslatsın\numut çiçekleri açsın\nçiçeksizler utansın\ngökyüzü mavi kalsın\nyeryüzü yeşil...\nIrmaklar doludizgin aksın\nkötümserliği karamsarlığı\nsilsin güllü gülüşün.\n***\nGül çocuk gül\nyaşamak- senin kadar-\ngüzel olsun!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Çocuk",
        "poet": "Sırrı Çınar",
        "poem": "\n\nGÜL ÇOCUK \n\nBütün takvimleri götür bir yerde yak,\nSaatlerin yelkovanını sakla,\nZamanla ilgili ne varsa yok et,\nSonsuzluğa bak,\nSen şimdiki dünyanda kal çocuk...\n\nAğla ağlayabildiğin kadar,\nİstersen gül, gece gündüz demeden,\nRenkler siyaha boyansa da,\nSen bembeyaz,\nBembeyaz hayallerinde kal çocuk…\n\nÖnündeki duvarların ardını düşünme,\nHarama dönüp bakma, yeme bir lokma,\nLezzetini al saflığın,\nSaf tatların içinde kal çocuk,\n\nOyuncağın hayat olsun, onunla eğlen,\nSevenlerin sabah gibi istemeden gelsin,\nGözyaşı, elem, keder,  ırak olsun senden,\nBüyüsen de çocuk kal çocuk,\nGül, gülebildiğin kadar çocuk...\nDüşen kelimeler (2008)  Kitabından\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Çocuk",
        "poet": "Ümit Fatma Uçar",
        "poem": "\n\nOnlardan bu karanlık\nBakamıyorlar yüzüne\nGörmüyorlar gözlerini\nYok ki yüzleri\nDünyayı aydınlatan sensin\nGülmeye devam et çocuk\nSeninle büyür umutlar\nSen hep gül  emi çocuk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "** Gül Cuma Nur ola **",
        "poet": "Güngör Uslu",
        "poem": "\n\nYirmi beş haziran can, İki bin on sene,*\nSelamünaleyküm dost, Gül Cuma koş yine.*\n**\nCem olalım camide, Nur Cuma'mız gelir,*\nAlın secdeye varır, ruh arşa yükselir.*\n**\nGönüller bayram eder, bir mübarek gündür,*\nTebrik et eş ve dostu, bilsen gül düğündür.*\n**\nSırlı bir vakit varki, dua kabul görür,*\nSeherle başlar o an, talihli kul görür.*\n**\nİhlasla dua eyle, 'vakt-i icabet' O',*\nO anı bulsan ne şans, tam bir isabet O'.*\n**\nBu gün küsler barışır, can tebrikler sunar,*\nHer söz Hak'ka erişir, kin, kemlikler yunar.*\n**\nCuma'yı idrak eyle, ahiri Nur gelir,*\nKardeş olalım canlar, bahir huzur gelir.*\n**\nSelam ver sağ ve sola, çay olsun ikram et,*\nMuhabbet kalbi olsun, kula ihtiram et.*\n**\nGül Cuma farkedilsin, hatırlasın herkes,*\nHaydin namaza deyin, hoş söz bulur mâkes.*\n**\nAşık Uslu Hak söyle, zikrini has eyle,*\nTövbe ile pir yıkan, fikrini has eyle.*\n**\nAşık Uslu 25.06.2010. 05:55 Samsun\nZübeyir Güngör Uslu (0542.4230056)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Çiçekleri",
        "poet": "Ahmet Sevil",
        "poem": "\n\nÜmitlerimi kırma gülüm, harcama gençliğimi\nBir gülsen de kurtarsan şu ağlayan yüreğimi\nNe olur gül sevdiğim, unutayım ağlayıp inlemeyi\nGül de cân-ı gönülden seveyim solmadan gül çiçekleri\n\nBen ağlarım gece gündüz, ağlarım unutmam seni\nYalnızım ama göz yaşlarım yalnız bırakmaz beni\nGülsene gönlümün  çiçeği,  gülsene  hadi\nGül de açılsın gönlümde, açılsın gül çiçekleri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "** Gül Cuma tebrik can **",
        "poet": "Güngör Uslu",
        "poem": "\n\nYirmi sekiz gül Mayıs, iki bin on sene,*\nSelamünaleyküm can, her Cuma Nur sine.*\n**\nCamiler Bayram yeri, koş can katar katar,*\nCümle canlar cem olur, yürekler yek atar.*\n**\nGül Cumayı tebrik et, her canibe duyur,*\nHâl, hatırı hoş eyle, gel Camiye buyur.*\n**\nYüzler kıbleye döner, mescid-i ekber arz,*\nSaf dua kabul olur, Cuma namazı farz.*\n**\nGül saçılır her yana, nesimi yel eser,*\nFaris gönül hisseder, Hak arşına sefer.*\n**\nHer zerre dua yüklü, eşyada “Hû” zikri,*\nBaşı boş değil alem, tefekkür “Hû” fikri.*\n**\nHer hafta bir burç doğar, arz mevlevi döner,*\nKalpler hidayet bulur, kin ateşi söner.*\n**\nSecdesiz alın kalmaz, gaybi bir el işler,*\nİblis bu gün bağlıdır, hayrolur teşvişler.*\n**\nGök ve yer mâmûr olur, Nur aklanır sema,*\nHer niyaz bulut olur, Nur paklanır sema.*\n**\nAşık Uslu tövbe de, kalbin pasını sil,*\nSecde eyleyip yakar, arzet yasını dil.*\n**\nAşık Uslu 28.05.2010 – 00:05 Samsun\n(Zübeyir)  Güngör Uslu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜL DAĞı",
        "poet": "Mustafa Yaralı",
        "poem": "\n\nGül dağından baktım,şu düz ovaya,\nToprağı gül olmuş,taşı gül olmuş.\nDört değil,beş mevsim gelmiş buraya,\nYazları gül olmuş,kışı gül olmuş.\n\nUfkundan gül doğar,yine gül batar,\nRuzgarı gül eser,hava gül kokar,\nGöklerden gül yağar,gül suyu akar,\nYağmuru gül olmuş,yaşı gül olmuş.\n\nGül fidesi eken,güller biçiyor,\nGül yanan gönlde,güller pişiyor,\nAcıkan gül yiyor,güller içiyor,\nEkmeği gül olmuş,aşı gül olmuş.\n\nGüllere sarılmış,otlar ağaçlar,\nGüllerle bezenmiş,düzler,yamaçlar,\nGüllerle süslenmiş,o gül anaçlar,\nGözleri gül olmuş,kaşı gül olmuş.\n\nGül dkene güler,dikende güle,\nNaz etmiyor artık,güller bülbüle,\nGül alır,gül satar güzel güzele,\nCaddeler gül olmuş,çarşı gül olmuş.\n\nGüle âşik olup gönül verenin,\nGül ellerle,gül destesi derenin,\nYedi tepe aşıp,dosta erenin,\nAyağı gül olmuş,başı gül olmuş.\n\nYaralı kalbimi,gülle saranın,\nKokuları güldür yârin,yârânın,\nGül ovadan,gül dağına varanın,\nİçlari gül olmuş,dışı gül olmuş.\n\n14.02.1998l\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Dalı",
        "poet": "Süleyman Sönmez",
        "poem": "\n\nAğustos gününün bu sarı sıcağında\nKara böğürtlen uyur annesi kucağında\nDikenli dallara yaslanan bu al şallar\nGördü yedi cihanı, yaresinden kan damlar.\n*\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Dalı",
        "poet": "Nesrin Pekinsel",
        "poem": "\n\nUmutlarımı gül dalına astım.\nBülbül şakırsa kader,\nKarga gagalarsa keder.\n\nEyvallah...! \n\n7 Ekim 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Dalında...",
        "poet": "Fatma Avan Özdemir",
        "poem": "\n\n...\nVe,\nHoyrat adam,kopardı gülü dalından\nKoparırken gülden çıkan sese aldırmadan\nCanı yanan gül acıdan feryat figan\n...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Dalında Bir Goncasın",
        "poet": "Yavuz Akın",
        "poem": "\n\nGül dalında bir goncasın\nSolma diye....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Dalında Gülün mü Var",
        "poet": "Ozan Lütfü Yıldırım",
        "poem": "\n\nKar eder mi bülbül zarın\nGül dalında gülün mü var \nYüreğimi dağlar narın \nGül dilinde dilin mi var \n\nGül etrafın diken hardır \nBülbülün her günü zardır \nHerkesin bir derdi vardır \nGül elinde gülün mü var \n\nGüzün bağlar döker gazel\nHiç okuma boşa gazel \nÇirkin olur huysuz güzel\nGül dalında alın mı var \n\nYıldırımı çektin dara\nYar sineme vura vura\nBeni koydun bahtı kara\nGül yolunda yolun mu var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Dalında Solmazmı",
        "poet": "Ali Eryılmaz",
        "poem": "\n\nGül dikeni ile güzel olmazmı\nGülü dalında dikenleri korumazmı\nGül açınca dalında güzel durmazmı\nGülü dalından koparırsan solmazmı\n\nGül dalında rengarenk  açmazmı\nGül misk gibi kokuları saçmazmı\nBülbül gelip gül dalına çıkmazmı\nGülü sevmezsen  dalında solmazmı\n\nGül ne güzel çiçeklerin içinde\nGül güzel durur sevgilimin saçında\nGül gül olur gönül bahçemde açınca\nGülü sevmezsen bahçemde solmazmı\n\nAli sen gönülden güle hasretsin\nBülbül gibi ahuzarın çekersin\nGün gelirki bu dünyadan göçersin\nGülü mezarına dikerseler solmazmı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül dalısın",
        "poet": "Halis Aydın ",
        "poem": "\n\nGül dalısın sen gülüm\nGül dalısın\nYüreğ inden yüreğime umut taşıyan\nBal arısı\n\nGülsün sen gülüm, gülsün\nTohum tohum,yaprak yaprak\nYçimdesin\nşuramdasın\n\n\nBen sana bir ömür diyorum Gülüm\nBen sana bir ömür veriyorum\nSen bana hasret diyorsun,özlem diyorsun\nHicran diyorsun\n\nBir gece yarısı\nİçerime sevda sevda, hasret hasret yağıyorken\nKulakları sağır edercesine gök gürlüyorken\nSeni çalıp seni dinliyorken \nGelip giriversin usulca\nyüreğ imin penceresinden içeri\n\nNe zaman döneceksin desem\nUmut rüzgarları diyorsun\nBekle diyorsun\nUmut rüzgarları soğ uk esiyor  gülüm\nUmut rüzgarları sensiz\n\nSen gül dalısın gülüm\nİçimde gülsün gülün dalısın\nDikensiz ve riyasız \n\nşafakların ve göğün \nYanlız bizim için pembeleştiği\nToprak ananın güne uyandığı gün\nÇıkıp geliversen gülüm \nHadi şimdi  dediğimde geliversen\n\nBen sana ne zaman özlem desem\nne zaman hasret\nNe zaman özledim desem\nİçimde bir volkansın desem\nSen bana deprem diyorsun\nAyrılık diyorsun acı diyorsun \nhicran diyorsun\nSeni ne denli sevdiğimi oysa\nSeni içimde ne denli \nhasret hasret büyüttüğümü bilmiyorsun \n\nGül dalısın sen gülüm\nGül dalsın\nKendi gülünden yüreğime umut taşıyan bal arsısı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Dedi Bana",
        "poet": "Mehmet Eren",
        "poem": "\n\nHas bahçe içinde dolandım gezdim,\nEl uzattığım gül gül dedi bana.\nNergiz’e lale’ye bakındım süzdüm,\nMor menekşe sümbül gül dedi bana.\n\nTürlü, türlü renge bezenmiş her yan,\nMest olur bülbülün sesini duyan,\nHoş sedalı nağme ile şakıyan,                           \nNaz ediyor bülbül gül dedi bana.\n\nEy ereni sende ibret al burdan,\nBaksana gül ayrı değildir hardan,\nGüle güzelliği yansımış nurdan,\nBahçıvanda bir gül gül dedi bana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül danesi (sav) efendimize",
        "poet": "Hasan Karabay",
        "poem": "\n\nGÜL DANESİ  (SAV)   EFENDİMİZE\n\nAşkınla yollarında rüzgârlara tutulan\nFırtınayla savrulup ıssız çöle atılan\nSana hasret yüreği köle diye satılan\n...............\tBen Ömrümü yoluna diledim GÜL DANESİ\n...............\tAşkınla yüreğimi suladım GÜL DANESİ\n\nAçılan şu sinemde bak neler göreceksin\nŞu yanan yüreğimi sevginle öreceksin\nKalbimdeki o gülü sen nasıl dereceksin\n...............\tBen gönlümü sevgine buladım GÜL DANESİ\n................Aşkınla yüreğimi suladım GÜL DANESİ\n\nHer zerreme ismini aşkla yazdım bilesin\nTutuşan yüreğimden her şeyimi silesin\nSenin sevgini şimdi Allah bana dilesin\n...............\tBen kalbimi aşkına doladım GÜL DANESİ\n...............\tAşkınla yüreğimi suladım GÜL DANESİ\n\nBiliyorsun yüreğim aşkınla yanar durur\nRavzana hasret senin kokuna kanar durur\nBu yılda kısmet değil güllere banar durur\n...............\tSana giden yolları yaladım GÜL DANESİ\n...............\tAşkınla yüreğimi suladım GÜL DANESİ\n\nHASAN KARABAY\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Dediğin Yar Kokmalı",
        "poet": "İbrahim Halil Demir",
        "poem": "\n\nDağ dediğin, doruğunda kar bulundurmalı!\nYar dediğin, daim sevdiğinin yanında olmalı!\nYürek dediğin, hep onun için çarpmalı!\nSevda dediğin, köşe bucak herkes onu anlatmalı!\n\nGül dediğin, ölesiye sevdiğin yar kokmalı!\nVuslat dediğin, Kerem gibi Aslı için yanmalı!\nŞevk dediğin, Ferhat gibi dağı delip su getirmeli!\nMertlik dediğin, Tahir gibi Zühre için başını vermeli!\n\nSevgi dediğin, husumetleri dostluğa dönüştürmeli!\nGöz dediğin, sadece onu görmeli onu gözetlemeli!\nCesaret dediğin, Hz Ali gibi ölüm yatağına yatmalı!\nSadakat dediğin  Hz Ebubekir’i andırmalı!\n\nDost dediğin, sevdiği için her fedakarlığı yapmalı!\nMaşuk dediğin, çok uzaklarda da olsa gelmeli@\nBülbül dediğin, gül için usanmadan ötmeli@\nToprak dediğin, her yarin ektiğini filizlendirmeli@\n\nKitap dediğin, seni anlatmalı kalem ise seni yazmalı!\nDil dediğin, her mekanda herkese seni konuşmalı! \nAy dediğin, gökyüzünde seni yansıtmalı!\nAsil kan dediğin, şah damarında seni akmalı!\n\nÇoban dediğin, yaz kış hep bu aşkı gütmeli!\nAşk dediğin, destanlaşıp dilden dile dolaşmalı!\nMenzil dediğin, ulaşmak için herkesi özendirmeli!\nIrmak dediğin, Ağustos ta bile buz gibi bana seni akmalı!\n\nRüzgar dediğin, seni esmeli kokunu bana solutmalı!\nSıcaklık dediğin, yüreklerde aşkını fokurtmalı!\nSabır dediğin, Hz Eyyup gibi \"ya sabır\" çekmeli!\nŞükür dediğin, sabahlara dek ibadet ettirmeli!\n\nÖzlem dediğin, şiirler bestelemeli türküler yakmalı!\nSevinç dediğin, sevene sevinç gözyaşları döktürmeli!\nTabip dediğin, sevenlerin yaralarını sarmalı!\nÖlüm dediğin, herkese canı gönülden fatiha okutmalı!\n25/01/2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Dedin",
        "poet": "Halit Mehdigil",
        "poem": "\n\nYaşam yalnızlığını sana kıysada\nÜstüne görevler yüklesede\nYorgunluk nedir bilmezsin\nGül dedin\nHer şeye rağmen gülümse, dedin.\n\nGülüm,\nO kadar iyimsersin ki\nKendimi buluyorum sende\nO kadar kabulkârsın ki\nSana göre suçlu yok\nKendimi buluyorum sende.\n\nVe...\nYabancı değilsin bana\nMücadelenin en güçlüsü\nSevginin büyülüsü\nSaygının en yücesi\nSende var gülüm.\n\nGül demiyorum\nHer şeye rağmen gülümsemek,lazım\nDiyen sensin\nSana pınar demek lazım\nAşk,sevgi, gönül,saygı pınarı.\n\nİçin böyle gülüm\nYa gözlerin,ya servi boyun\nYa kiraz dudağın,elma yanağın\nYa şeker şeker dillerin\nGülüm gül gül gül, sen gül\nHer şeye rağmen gül\nGül gül gül gül gül gül gül...\n\nDelta S X\n04.06.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Deli Gönül",
        "poet": "Murat Demir",
        "poem": "\n\nDert etme sakın ha olsa da bayat\nBil bilebildikçe bil deli gönül\nNasılsa bitecek bir gün bu hayat\nGül gülebildikçe gül deli gönül\n\nSözlükte yok diye dilden dilini\nHiç ayırt etmeden ilden ilini\nHeyecan içinde aşkın zilini\nÇal çalabildikçe çal deli gönül\n\n\bYabancı deyip te vaz geçme sakın\nOlması şart değil kimsenin yakın\nAkın yapar gibi her yere akın\nGit gidebildikçe git deli gönül\n\nKorkmadan saplayıp\b\b\b\b\b\b\b taşı gediğe\nBağrına batsa da sayıp hediye\nTurnalar hesabı vaktidir diye\nGöç\b göçe\b\bbildikçe göç\b deli gönül\n\nVermeden özünü hırsın yeline\nAlıp bir gonca gül alıp eline\n\bÖzenle bağrını sevgi seline\nAç açabildikçe aç deli gönül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül demedi...",
        "poet": "Nurgül Yenigün",
        "poem": "\n\nGül Demedi...\nKaderim Bana Gül Demedi...\n\nKis gelince karlar yagar\nAgaclar daglar hep beyazlar\nCocuklar sevincle kar topu oynar\nNeden? Peki neden hep garib aglar? \nGül demedi...\nKaderim bana gül demedi...\n\nBahar gelince, karlar erir\nAgaclar, bahceler cicek verir\nHerkes mutlu ve neselidir\nNeden? Peki neden garibin boynu egridir? \nGül demedi...\nKaderim bana gül demedi...\n\nSonbahar'da rüzgar eser\nAgaclar hüzünlü gazel döker \nHerkes yuvasinda mutlu güler\nNeden? Peki neden garib boynunu büker? \nGül demedi...\nKaderim bana gül demedi...\n\n11/1998\n\nNurgül Yenigün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül  demedi",
        "poet": "Metin Dalkürek",
        "poem": "\n\nGÜL DEMEDİ\n\nYüreğimi   dağladımda\nSel oluben çağladımda\nİçin için   ağladımda\nO yar bana gül demedi\n\nGül demedi gül demedi\nOyar bana gül demedi\n\nBağımdasın gonca lale\nYaprağında çiğde jale\nÇevresinde ışık hâle\nOyar bana gül demedi\n\nGül demedi gül demedi\nO yar bana gül demedi\n\nÇiçek açtım baharlarda\nSevdi saçtım baharlarda\nÂşkla çoştum seherlerde\nO yar bana gül demedi \n\nGül demedi gül demedi\nO yar bana gül demedi\n\nMuhabbetim tümden sana\nDönük bir baksana bana\nSevdalıyım dedim ona\nO yar bana gül demedi\n\nGül demedi gül demedi\nO yar bana gül demedi\n\n\nGelde geçti ömür boşa\nAnladım ki  umur boşa\nGarip metin mamur boşa\nO yar bana gül demedi\n\n\nGül demedi gül demedi\nO yar bana gül demedi\n\nYAZAN:METİN DALKÜREK(GARİP METİNİ)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül değilsen, Böyle Güzel Kokun Olurmu?",
        "poet": "Binali Kılıç",
        "poem": "\n\nBir gül yetiştirmeye bin  emek ister ha,bakın olurmu.\nEmek verilmeyen gül,diken olur ha,sakın olurmu.\nSen bana,güle benzediğini söylemesende ey güzel.\nEğerki sen gül değil isen,böyle güzel kokun olurmu? \n========================================\n''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''\nFaydasız ot,taş başında bile biter ha,unutma yar.\nBir gül,bir gönülü, belki gün gelirki edermiş bahtiyar.\nSenin kokunu alan,bin yıl yaşasa da,olmaz ihtiyar.\nGülü sevmiyorsan ey güzel sen,güle merakın olurmu? \n=========================================\n'''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''\nBinali'yi bu ah-ü,zara salan hangi bağın gülüdür? \nBir gül uğrunamı,zavallı bülbül divane,delidir? \nEğer aşık ise bülbül güle,gül bülbülü sevmelidir.\nSenden uzak düşerse garip bülbül,güle yakın olurmu? \n========================================= \n'''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''(11.11.2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Demeti",
        "poet": "Mete Kapusuzoğlu",
        "poem": "\n\nAzı diken çoğu gül, \nYetiştirdin yurda gül.\n\nDikenler elin olsun,\nGülden dünya kur da gül.\n\nBahçeyi diken sarmış,\nSöylesene nerde gül? \n\nBülbüller uçup gitmiş,\nOnun için zârda gül.\n\nDikenler gülsüz kalmış,\nBu onulmaz derde gül.\n\nLeylâlar çöle düşmüş,\nMecnunları yer de gül.\n\nDikeninin izi var,\nŞu akılsız serde gül.\n\nİnsan denen garibin,\nHallerini gör de gül.\n\nKadir kıymet bilmeyen,\nO vefasız ferde gül.\n\nGülde derman ararlar,\nŞifa mı her derde gül? \n\nDalında zaten güzel,\nHoş görünür karda gül.\n\nBakmayı bilen görür,\nNe güzeldir yârda gül.\n\nNamertle işi olmaz,\nCan suyudur merde gül.\n\nGül bahçesi bulursan,\nSeccadeni ser de gül.\nToprak ilktir, toprak son; \nBak kurumuş yerde gül.\n\nMalum vakit gelince,\nEmaneti ver de gül.\n\nBurada gülmek kolay,\nYiğit isen orda gül.\n\nÖmür biter, dert biter; \nGülün  varsa der de gül.\n\nDerdiğin o gülleri,\nYüreğine ser de gül.\n\nGüller yürekte açar,\nAçmaz başka yerde gül.\n\nSefasını dünyanın,\nEğer varsa sür de gül.\n\nÂh u figânını bırak,\nGerçekleri gör de gül.\n\nMutluluk yumağını,\nÖmür boyu sar da gül.\n\nHer günün bahar olsun,\nGüz gülünü der de gül.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül demeti",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nGül demeti, gül demeti,\nElinde bir gül demeti,\nSabah akşam ağlıyorum,\nBir gün bana gül demedi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Demeti",
        "poet": "Mete Kapusuzoğlu 2",
        "poem": "\n\nAzı diken çoğu gül,\nYetiştirdin yurda gül.\n\nDikenler elin olsun,\nGülden dünya kur da gül.\n\nBahçeyi diken sarmış,\nSöylesene nerde gül? \n\nBülbüller uçup gitmiş,\nOnun için zârda gül.\n\nDikenler gülsüz kalmış,\nBu onulmaz derde gül.\n\nLeylâlar çöle düşmüş,\nMecnunları yer de gül.\n\nDikeninin izi var,\nŞu akılsız serde gül.\n\nİnsan denen garibin,\nHallerini gör de gül.\n\nKadir kıymet bilmeyen,\nO vefasız ferde gül.\n\nGülde derman ararlar,\nŞifa mı her derde gül? \n\nDalında zaten güzel,\nHoş görünür karda gül.\n\nBakmayı bilen görür,\nNe güzeldir yârda gül.\n\nNamertle işi olmaz,\nCan suyudur merde gül.\n\nGül bahçesi bulursan,\nSeccadeni ser de gül.\nToprak ilktir, toprak son; \nBak kurumuş yerde gül.\n\nMalum vakit gelince,\nEmaneti ver de gül.\n\nBurada gülmek kolay,\nYiğit isen orda gül.\n\nÖmür biter, dert biter; \nGülün varsa der de gül.\n\nDerdiğin o gülleri,\nYüreğine ser de gül.\n\nGüller yürekte açar,\nAçmaz başka yerde gül.\n\nSefasını dünyanın,\nEğer varsa sür de gül.\n\nÂh u figânını bırak,\nGerçekleri gör de gül.\n\nMutluluk yumağını,\nÖmür boyu sar da gül.\n\nHer günün bahar olsun,\nGüz gülünü der de gül.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Demetin",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nBir gün olsun şu yüzümü, neden hala güldürmedin,\nAğlattın yıllar boyunca, acıyıp da gül demedin,\nDikenlerle uğraştırdın, yaralandım, parelendim,\nEllere gül bahçe bahçe, yok mu bana gül demetin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül'den",
        "poet": "Ahmet Sevil",
        "poem": "\n\nTenin gül ten senin, tenin gül’den\nGül kokuyor saçların, gülüşün gül’den\nBakışlarınla, güller saçarsın etrafına\nMest edersin beni, adın bile gül’den\n\nGülsün sen, dalından koparılmamış\nGülsün sen, kopup da koklanmamış\nGül bahçelerinin içinde en güzelisin\nGülsün, yıpranmamış, solmamış\n\nGül dudakların söyler, en güzel sözleri\nGül gibi zarif, yüreğindeki sevgi\nGülü seven dikenine katlanırmış\nBen hataların ile sevdim seni\n\nBir demet gül ile, dayansam kapına\nGüller döksem, basıp geçtiğin yollara\nSırf  bunlar için, kopacaksan dalından\nTüm gülleri feda ederim senin aşkına\n\nDonansa dünya güllerle, istemem sen yoksan\nÇünkü yoktur, senin gibi bir gül asla\nBen de solar giderim, eğer sen solarsan\nSenin gibi olmaz, olamaz hiç bir gonca\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Demişler Bülbüle",
        "poet": "Mustafa Kurt05",
        "poem": "\n\nAğlamış gülememiş\nSevmişde diyememiş\nÇok sevmiş sevilmemiş\nGül demişler bülbüle,Ağlamış feryat ile.\n\nMaşuk aşığa bakmış\nAşık sevmeye kalkmış\nGözünden yaşlar akmış\nGül demişler bülbüle,Ağlamış feryat ile.\n\nOda sevecek bilmiş\nO hep delice sevmiş\nGül sevgiyi hor görmüş\nGül demişler bülbüle,Ağlamış feryat ile.\n\nBir gün sevecek deyip\nYanmış tutuşmuş garip\nO sevilmemiş sevip\nGül demişler bülbüle,Ağlamış feryat ile.\n\nDüşünmüş gül diyeni\nGül saplamış dikeni\nHep sevmiş sevmeyeni\nGül demişler bülbüle,Ağlamış feryat ile.\n\nGülmek onun neyine\nKan damlar yüreğine\nHep ağlar sevdiğine\nGül demişler bülbüle,Ağlamış feryat ile.\n\nMustafanın nesine\nVurgunum cilvesine\nİyi kötü sözüne\nGül demişler bülbüle,Ağlamış feryat ile.\n      04/09/1991\n    AMASYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Dermanı Neylesin",
        "poet": "Murat Demir",
        "poem": "\n\nGel yanıma otur gel\nGelmesen de uzat el\nBenim için dünyada \nSenden gayri yok güzel\n\nNe ateşler gördüm ben\nSen yaksan ne yazar ki\nYaktıkça sevilirsin\nBu öyle bir pazar ki\n\nGözlerimin ferine\nİn derine derine\nHiç kimseyi koyamam \nKalbimdeki yerine\n\nŞarkı türkü söylesin\nEller gönül eylesin\nBülbül derde düşmüşse\nGül dermanı neylesin\n\nNe ateşler gördüm ben\nSen yaksan ne yazar ki\nYaktıkça sevilirsin\nBu öyle bir pazar ki\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Dersin...",
        "poet": "Abdülkadir Uyar",
        "poem": "\n\nGül dersin,gülce seversin..Efendiler efendisini hatırlatır çünkü..Gül dersin,güvenirsin..Efendiler efendisinin bir diğer adıdır el-emin..Gül dersin,hüzünlenirsin..Efendiler efendisini özlersin..\nGül cemalini rüyada görmek istersin..(s.a.v.) \nGül dersin,yüreğim dersin..\nEfendiler efendisini yüreğine işlersin..\nGül dersin,ümit dersin..Efendiler efendisine Şefaat Ya Rasulullah(s.a.v.)  düşer dilinden boyun bükerek...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Derler",
        "poet": "Tevfik Yaşar Tekeli",
        "poem": "\n\nG Ü L   D E R L E R\n\nBilmezler çektiğimi harabeye gül derler\nYağmada can sarayım, viraneye gül derler.\n\nBaykuş tüner bacasına ağyarla dost olanın\nŞen sayıp yitik aklı, divaneye gül derler.\n\nKan döker çeşm-i giryan, şarap sanır gafiller\nSagarı tutup elde, peymaneye gül derler.\n\nSeyrine gülistanda cümle bülbül ah eder,\nO güzelin hare nispet gamzesine gül derler.\n\nPerişan olmuş gönül, zalim ağlar gıyabında\nKadehi şikest olmuş meyhaneye gül derler...\n\nŞahsımın değil derdim, hali görür ağlarım.\nMaziye bakıp dönen pervaneye gül derler.\n\nNeylesin ehl olmayan, derd-ü  gam-ı milleti\nCanıma kast eyleyen bî-gâneye  gül derler...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Derdim",
        "poet": "Suat Güney",
        "poem": "\n\nSenin için derdim, bunca gülleri,\nGül ey can, sana gül derdim,\nGönlümden koparıp, dalları tek tek,\nKalbimin yanında, sana gül verdim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Deniz",
        "poet": "Bahri Yıldırım",
        "poem": "\n\nGül aşktır\nDeniz sonsuzluk\nBen sana sevdalı\nGül Deniz\n\nGül sevdadır yarına\nDeniz umut\nBen sana bağlanmış\nGül Deniz\n\nGül bir özge candır\nTomur tomur tomurcuktur\nBir başka aşktır\nÇiçekler içinde\nDeniz,dalga dalga isyan\nBen isyan bayrağıyım\nSensizliğe açılan\nTanımadın mı? \nAnımsamadın  mı  hala\nBen, Gül Deniz\n\nKızarır aşk olurum\nSararırım hüzün\nBeyazlanır umut olurum sana\nBir gonca olur kokarım burcu burcu\nBazen,bir deli dalgaya can yoldaşı\nSırdaş olurum denizler ötesine\nUnutma sakın beni\nBen Gül Deniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Derelim",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nGülelim güldürelim,\nDikensiz gül derelim,\nDostlara sevgi saygı,\nTebessüm gönderelim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül desteyle şarkı besteyle olur",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nGonca gülün hikayesi başkadır,\nGül desteyle şarkı besteyle olur.\nDertli bülbülün nağmesi aşkadır,\nGül desteyle şarkı besteyle olur.\n\nGül bülbülün aşkından bağa gider,\nBülbül gülün aşkından dağa gider.\nÖzde gül sevgiyi ifade eder,\nGül desteyle şarkı besteyle olur.\n\nBir bülbül gül için hastaya döner,\nGül bağdan toplanıp desteye döner.\nBülbülün sözleri besteye döner,\nGül desteyle şarkı besteyle olur.\n\nGarip bülbülün aşkını gül bilmez,\nBülbül gülden güzel bir çiçek bulmaz.\nBülbül sesinden güzel nağme olmaz,\nGül desteyle şarkı besteyle olur.\n\nYusuf yolda yürürken apar topar,\nBülbül sevdiği gülü alıp kapar.\nBülbül güle aşkını şarkı yapar,\nGül desteyle şarkı besteyle olur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Devşirirken",
        "poet": "Hulki Aktunç",
        "poem": "\n\nSusuyor insan\nGül devşirirken\n\nOnun gizli sesini tozda duyardım\nEve saklanarak gelmek gibi bir şey\nGibi bir şey oluyordu evlere dönmek\n\nArka bahçelerinde şehrin yoktur konuşan\nOdalara bırakır da sözü öyle kaçarlar\nKaçarlar gibi bir şey arka bahçeler\n\nSonra kimin heceleri var kalabilir ki\nTaşlıklara yansımış çaydan kaşıktan\nSusar insan\n\nGül devşirir gibi bir şey\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Devri",
        "poet": "Ramazan Yaşar",
        "poem": "\n\nDamarımda kan gibi bu güller kırmızıdır\nBu güller yüreğimde bitmeyen bir sızıdır.\n\nBir kez daha girelim gül kokulu kapıdan\nAb-ı hayat içmeğe güllerin tortusundan.\n\nSuya versin şu bağban bir kez daha gülzarı \nBoyanıversin ala dilrübanın izarı.\n\nGül toplasın ellerin gül gül olsun yüreğin\nGül olsun endişemiz hem de ölene değin.\n\nO Baki avazını salıversin göklere\nElifim örnek olsun koç yiğit erkeklere.\n\nGalip Hüsn ü Aşkında yenilmesin feleğe\nNedim gazeller sunsun bir suret-i  meleğe.\n\nGüle hasret Fatihim himayende askerin\nMıhlansın ortasına alnımız seccadenin.\n\nBir kez daha girelim gül kokulu kapıdan\nAb-ı hayat içmeğe güllerin tortusundan.\n\nNasıl yerleşmiş isek dertlerin potasına \nÖyle girmek yakışır bir iman rotasına.\n\nGölgesinde kaldığım kaç asırlık selvidir\nÖvgüsünü yaptığım bir leziz gül devridir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Deyince",
        "poet": "İlhan Büyükyörük",
        "poem": "\n\nGül deyince diken gelir aklıma.\nGül deyince sanki güler mi yürek.\nGül deyince, sarıldım ashabına,\nGülle yandı, gülle söner bu yürek. \n\nGül deyince, güzelliktir ayarım.\nGül deyince, bülbülleri duyarım.\nGül deyince, kızıl alev sayarım.\nGülle yandı, gülle söner bu yürek.\n\nGül deyince, kahkaha yok içinde, \nCandan, tatlı, bir tebessüm içinde.\nPeygambere mal olmuş bir biçimde,\nGülle yandı, gülle söner bu yürek. \n\nGül, çiçekler içindeki asalet,\nGül, sonsuz sevdaya konan işaret.\nÜç gül dikin, sinim üzre nihayet.\nGülle yandı, gülle söner bu yürek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Dibinde Kül",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nAdım Sonbahar, soyadım Eylül,\nBülbüller hasta, yasta şimdi gül,\nBen garip mecnun, olmuşum Behlül,\nYanmışım oldum, gül dbinde kül.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül dikensiz",
        "poet": "Nurten Kederoğlu",
        "poem": "\n\nYine geçti akşam sensiz, Kalbim buruk neşe bensiz.\n\nGülsüz olur mu bülbüller, Gül olur mu hiç dikensiz.\n\nGelmedi günler sitemsiz, Beniz soluk gönül demsiz.\n\nGülsüz olur mu bülbüller, Gül olur mu hiç dikensiz…\n\nsiir_ce / Nurten Kederoglu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Diye",
        "poet": "Orhan Tekiş",
        "poem": "\n\nGül diye sevdim seni, gül diye\nNeler vermezdim\nBir kez olsun bana, gül diye\nBinlerce diken arasında kalsam da\nSabrettim hep, dikenlerin başındaki gül diye\n\nRengine renk verebilsem kanımdan\nİnan çok sevdim seni canımdan\nKan damlasa da her yanımdan\nBir kez olsun ağlamadım\nSırf sen üzülme, hep gül diye...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "------Gül Diktim Sana",
        "poet": "Şükrü Topallar",
        "poem": "\n\nGül seversin diye gül diktim sana.\nKurumasın sakın gül sulasana.\nSu güle, aşk hayat veriyor bana,\nSuyu ve aşkı hiç unutmasana.\n\nYarin kusurudur unutmak huyu,\nAşkı benden, gülden unutma suyu.\nAşkın hatırası kabul et gülü,\nYaşasın aşk ve gül, olsakta ölü.\n\nGül sararıp, solmuş dalda kurumuş.\nGülüde, benide yarim unutmuş.\nGel nerdeysen, çekme sen günahını.\nHem benim, hem gülün alma ahını.\n\nÖnce gülü dirilt, ver can suyunu\nSev aşkla sonra ben Allah kulunu.\nSeni, beni,gülü Allah yaratmış\nEn güzel şey: Sevmek, sevilmek, aşkmış.\n\n \n                                     Şükrü Topallar\n\n                              19. Mayıs. 2011   İzmit\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Diyecektim...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nSana bir gül verip Gül diyecektim,\nSen ellere inanma gel diyecektim,\nBu yazıyı eller yazmadı diyecektim,\nSana bir gül verip, Gül diyecektim.\n\nSana gül deyip kâlbine girecektim,\nBelkide Enel Hâk sırrına erecektim,\nDünya üzerime gelse direnecektim,\nSana bir gül verip, Gül diyecektim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül diye yakama taktığım kadın",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGül diye yakama taktığım kadın\n\nGül diye yakama taktığım kadın\nGül oldum seninle\n\nGül sorular sordurdu gül gülüşlerin \nHer sabah gülü güneşi hatırlattın  gül kadın\nO gözlerin denizlere derin derin bakışını sevdim \nÖptüm alnıma koydum senin için bin çölü\nİbrahim gönlü güneşlerine bağlayan kadın\nZeliha gibi bir mısırda ağlayan kadın\n\nKaç karanlık kaç Zelihanın putu  öldü bende\nGül diye yakama taktığım kadın\nGül sende güneş sende bahar sende\nKör karanlıklarımdan çıkaran el sende\nYusuf gönle Zeliha oldun\n\nGül yüzüne gül gülüş yakışmış\nAklım göklere değdi uçtu sarayından\nBu mısır yıkılsın ışıkların yıkılmasın\nGül diye yakama taktığım kadın\nAdı  her saatime çivilenen kadın\n\nGül diye yakama taktığım kadın\nBağışla yanlışlarımı\n\nSaçlarının sıyahlığında geceler dinlenir\nBakışların beni  avlayan aşk avcısı \nSaplandı bağrıma çeliktendi gözlerinin oku\nGülgözlerin bahçesinde renk renk güller var\nGül diye yakama taktığım kadın\n\nBülbül gönle gül oldun\nÖmür bahçemde bir gülsün\nGül diye yakama taktığım kadın\n\nKurban olurum gül güldü gülüşün\nKokun hatırlattı cenneti...\nDilinde bal özü taşır cenneti\nDilinden nehir nehir akan balını sevdim\n\nSeni nasıl unuturum\nSen gül kadın\nGül diye yakama taktığım kadın\n\nSeni nasıl unuturum\nGül kadın\nGül diye yakama taktığım kadın\n\nSen gül kadın\nAdın her saatime çivilensin\n\nGül diye yakama taktığım kadın\nAdın her saatime çivilensin\n\nBaharıma gül oldun\nGeceme yıldız\nZeliha unutulsun bu mısırda sen unutulma\nAdın her saatime çivilensin\n\nGül diye yakama taktığım bir kadın\nBahçeme sal kokunu  güller eylülde şimdi\nÇöllere düşsün senin için bu mecnun\nBende o gül hatıralar canlansın\nAdın her saatime çivilenmiş ey kadın\n\nGül diye yakama taktığım kadın\nSana söylensin  şarkılar bülbülce\nKuyularıma uzanmış zelihasın gül ellerin\nNasıl kaymasın gözlerim gözlerin güneş \nSen solma bahçemde güller solsun\n\nDünya çölünde bulutum oldun\nKaranlığımı sildim seninle\nUyandım seninle güneşli yüzünle\nYaprağım ol koru beni çirkinliğimden\nGül diye yakama taktığım kadın\n\nGül diye yakama taktığım kadın\nElbisene yeşil yakışmış\nGül kadınsın ve merdivensin cennete\nAşkların paşasına kapı aşkın\nKüle döndü kor imtihanım\nTatlıya bağlandı zor imtihanım\n\nGözlerin elemli kandil\nBaşın koca bir güneş\nGönlüm güllerden güneşten  geçti\nİbrahim gönül geçer mi  bilmem sen güneşten\nAklım  serin serin saçlarını mekan seçmiş\n\nDeğişmem seni gökteki güneşe\nGüneş buseler yakışır güneş yanaklarına\nYüzünde yıldızlar var senin \nYıldız buseler yakışır yıldız yanaklarına\nGül diye yakama taktığım kadın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Diyememek",
        "poet": "Kerim Özkara",
        "poem": "\n\nKokunu çiçeğe benzetipte, gül diyememek.\nÜzülme, yaslan omzuma sen gül diyememek.\nHer hüzünlü son'un ardından gül diyememek.\nSeni kimsenin bilemediği, derinden sevmek.\nSeni kaderin vurduğu yerinden sevmek.\nAcı bir kahır bu sana gül diyememek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül diye",
        "poet": "Bilal Sili",
        "poem": "\n\nSolup gider gonca güller\nBaşa gelir türlü haller\nGurbet el'de yanar diller\n.....Canım yanar Gül gül diye\n.....Kalbim sana gel hediye\n\nSana gönül bağlamışım\nDökülür gözümden yaşım\nÖlsem yazar mezar taşım\n.....Canım yanar Gül gül diye\n.....Ruhum sana al hediye\n\nYanağına dokunanamam\nŞiir olsam okunamam\nBu Alemi hiç kınamam\n.....Canım yanar Gül gül diye\n.....Sevdam sana bil hediye\n\n& Aşık Alemi &\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Düş ve Sen",
        "poet": "Fehmi Yakut",
        "poem": "\n\n\tBu gün düş günü\n\tYollara düş, düş kesiği ayaz vakti.\n\tVe sonra sessizce düşlerime düş\n\tDüş ki düşlediğin düşler üşüsün\n\tDüş ki saçlarına kır, yaprağına çiğ düşsün.\n\tYüreğine deli deli sevdalar düşsün.\n\tBu gün düş günü\n\tSenin günün\n\tÇünkü sen düşlerin düş/günüsün\n\n\tGüllük gülistanlık bir gül günü\n\tGül dağının yaban güllerine gül\n\tGül ki bülbülün figanı gülsün.\n\tGül ki can suyunla gül fidanı büyüsün.\n\tToprağa gül, yaprağa gül,\n\tDikene gül ellerin kanayarak.\n\tBu gün gül günü\n\tSenin günün\n\tÇünkü sen; güllerin gül/günüsün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Dudaklar",
        "poet": "Mehmet Hanifi Aliosmanoğlu",
        "poem": "\n\nNihan ki ateşi gül dudağının\nGül dudaklar yakar yakar içimi\nAlevden gülü sen gönül bağımın\nGül dudaklar yakar yakar içimi\n\nGül dudakların sılam,gönlün vatanım\nSen benim sevgilim,güzel sultanım\nSen benim hayatım,canımsın canım\nGül dudaklar yakar yakar içimi\n\nBir ateştir parlar bakıp güldükçe\nPembe pembe pembeleşir sildikçe\nİsmimi dudağından her döküldükçe\nGül dudaklar yakar yakar içimi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül diyorlar bana",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nGül diyorlar bana gülmek neyime\nŞu yalan dünyadan haz almadım ki\nBir sürü engeller çıktı yoluma\nBen bu engelleri aşamadım ki\n\n                                        Erzurum/ zernişan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜL DiYORSUN ADINA..BAŞSIZ SONSUZ",
        "poet": "Mehmet Kızılay",
        "poem": "\n\nNe başı  var ne sonu,\nsadece GÜL diyorsun adına\nGül diyorsun sevmek neyse o işte\nGül diyorsun hayat neyse o işte\nGül diyorsun saf ve berrak\nbir o kadar da sade..\nGül sen de gül alem de gülsün\nİnandım ki, sen sadece GÜLsün\nüstelik sen bir tek gülsün\nAdı konulmamış sevgisin belki de..\nYazılmamış şiir \nDerilmemişinden \nen masum haliyle GÜL.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül-düğün",
        "poet": "Mehmet Demirkapı",
        "poem": "\n\ngittiğin gün \"gül\" \"düğün\" gibi...\ndöndüğün günde \"gül\" \"düğün\" gibi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül'dür Gül",
        "poet": "Eşref Demiryürek",
        "poem": "\n\nGül alanda gül kokulur\nYüreğimde gül dokunur\nGünde beş kez gül okunur\nDuyduğum her şey güldür gül\n\nBülbül olan güle bakar\nGül yağından kandil yakar\nyakasına güller takar\nGördüğüm her şey güldür gül\n\nAlemlere Rahmettir gül\nOl Resul'ü Ahmed'dir gül\nMünkirlere zahmettir gül\nCan-u Ciğerim Güldür gül\n\nSağım solum gül kokusu\nGül sevenin yok korkusu\nDilimde bir gül şarkısı\nDilim damağım güldür gül\n\nBir kuru çöldür yüreğim\nGülsüz ben nasıl güleyim\nGülün yoluna öleyim\nTaşım toprağım güldür gül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Düştü Gülüştü",
        "poet": "Abdullah Gümüştakım",
        "poem": "\n\nBir od düştü içimize\nUmudumu kaparken yıllar\nDağların taşıyamam diyen yükünü\nTaşır\nOmuzlarım hınç...\nÜşürdü buzlar saçaklarında\nKirpiklerinin.\nDamla mıydı kızılca \nYanaklarını çizen? \nDudaklarında mırıltı söylenmemiş ninnilerime.\nGamın gasavetin cılgaları\nOdalarımda kuytu...\nYüreklerinde beklentileri\nAlınlarında oluk oluk geçmişim.\nGül düştü avuçlarıma(Gülüm düştü avuçlarımdan) \nGülleri görür müydü? \nGül düştü toprak kara(Gülüştü kara toprak) \nKarayazım.\n\n24.11.1998  Geyve\n\nKasavet; Keder üzüntü,acım\nGam; Acı,keder.\nCılga; Keçiyolu,patika\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Düşürür",
        "poet": "Osman Yüksel",
        "poem": "\n\nGül düşürür gülü zara\nBülbül olda gülü ara\nGüller hazan olduğunda\nBülbül düşer ahu zara\n\nGülün içindir bu zarım\nGülleredir hep nazarım\nGül bahçemde kokmaz ise\nO zaman artar efkârım\n\nSazaklar değmesin güle\nZar düşmesin bülbüllere\nBülbül yareniyle bile\nDua etmelidir güle\n\nGül derip gel başıma\nGüldü yaz mezar taşıma\nÜç ihlas birde fatiha\nOturup oku başıma\n\nO gül Mevla’nın gülüdür\nGönüllerin bülbülüdür\nBen her güle gülüm demem\nBu yol Muhammed yoludur\n\nYükseli ye deyin ki gül\nAnın için oldu bülbül\nPeygamber şefaatiyle\nÜmmet Muhammet sen gül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Düşüyor Dudağımdan",
        "poet": "Zafer Zengin Etnika",
        "poem": "\n\nacık omuzlarına \ngül düşüyor dudağımdan\nİkide bir asıyorlar beni\nkendine sakla diyorlar\nseni saklıyorum\n                      ....şiirime...\n\nuykusuluklar içinde\ngeberesim tuttukca\nsen geliyorsun aklıma\nve sevgililer günü kutluyorum \n                       ...sensiz...\n..\nbir basıma düşüyor satırların ardına\nsen de varsan yanım da\nacık omuzlarına gül düşürüyorum\nsöyleyemedim ne varsa\nacele etmeden\nbir bir anlatıyorum\ngülleri düşürüyorum açık omzuna\n                     ....yanıyorum...\n\ndünya yı unutuyorum\nşiirler yazıyorum\nsen gülümserken\naklımdan türküler geciyor\nbıyıklarım dolanıyor geceye\nve ben\nacık omuzlarına\ngül düşürüyorum dudağımdan\n                    .....ölüyorum...\n\nKadınım olmayınca,çiçek açmıyor ellerim\n                    .....gidiyorum...\n\n6 Subat 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül'e 2",
        "poet": "Yüksel Çabaz",
        "poem": "\n\nGül ey sevgili güle, gül de bülbüle gülsün,\nGül sevgili, gül ki sen bülbülle güle gülsün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜL'e",
        "poet": "Hilal Şahiner",
        "poem": "\n\nBir Gül açıyor\nHaber alıyor Kisra\niblis'e fırsat mı kalıyor? \nKi; yapsın bir eza.\n\nBir Gül açıyor\nTasa oluyor zerduşa\nBir Gül açıyor\nHaberci kurtuluşa\n\nÇekilin ey münkirler! \nNebiy-i Zişan geliyor\nKabe'nin hakir tanrıları \nKorkudan secde ediyor\n\n12  Rebiulevvel  1429\n19 Mart 2008  Çarşamba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül'e Düşer",
        "poet": "Gülseren Onay",
        "poem": "\n\nAy yok olur, yıldız kayar, \nSiyah peçe güle düşer \nAşk kaybolur, umut solar, \nBir bilmece güle düşer \n\nAlem coşar, mutlu olur\nDüğün dernek toy kurulur\nSaz çalar,davul vurulur\nsesi gonca güle düşer\n\nGün kavuşur eve döner\nDört duvara hasret siner\nIşık söner, kilit döner\nÖksüz gece güle düşer \n\nÖmür dolu haz ve keder\nBülbül güle isyan eder\nAşk yangını içten tüter\nKor usulca güle düşer.\n\nBu ne tasa, bu ne zulüm,\nDayanamaz buna Gül’üm\nBekle gelsin diye ölüm,\nGam sessizce güle düşer..\n\n25.02.2006/ ANTALYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül'e GAZEL",
        "poet": "Ahmet Terzioğlu",
        "poem": "\n\nNe gül ne gülzâr ne de bağbân dâra düşmesin\nGül yüzümüze yâ Rab güller hâra düşmesin.\n\n\"Herkesin bir gülü olsun kimse zâra düşmesin,\nRevâ mıdır bir gül de bu ihtiyara düşmesin.\"\n\nHer dem bûy-u gül ile hem-dem eyle bizleri,\nHiç kimse gül kokmayan bir diyâra düşmesin.\n\nGül açsın sinemizde gülsün dâim çehremiz,\nMevsim güller açmayan bir bahara düşmesin.\n\nDilerim denk düşer o yârin burcu burcuma,\nZindan içinde zindan bir hisara düşmesin.\n\nElvan elvan açsın hep gonca güller bahçede,\nHer renk düşsün bahtıma ammâ kara düşmesin.\n\nÇekilir gülzârın her cefası derdi Ahmed,\nDüşsün bana cümlesi derdin yâra düşmesin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül'e",
        "poet": "Osman Tezcan",
        "poem": "\n\nGeldi bahar haydi açıl haydi Gül \nViran bahçe yeşerdi durma sen de Gül \nNe boynun bükülsün ne ömrün bitsin \nGül senin adın,tende gül canda Gül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül'e Hakâret",
        "poet": "Mustafa Engin Karatay",
        "poem": "\n\nSana gülüm derdim hep, çok yanılmışım meğer; \nGül'e hakâret oldu, sana verdiğim değer... \n\n12.08.2002    Bursa   02: 20\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül'e güle güle (642)",
        "poet": "İbrahim Arslan",
        "poem": "\n\nKendi gül ama gül kokmuyor bu gül...\nDiken diken olmuş yüzü ağlıyor...\nBilse güllerin koktuğunu, güldüğünü...\nKıyamet kopacak, kopacak kıyameti...\nBilse ne kadar kıymetli olduğunu,\nBilse kıymetini.\nGülecek yerime... Gülecek kendine o gül...\nBöyle böyle solacak gidecek ama.\nBu gidişle sadece adı kalacak ' gül' diye...\nKokmayacak, kimse koklamayacak ve.\nİnsanlar düşman olacak, düşman doğacak...\nDüşman doğacak ana karnından, kendisine bile! \n31.mayıs 2014 (şu an gelişigüzel yazılmıştır)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül'e hasret",
        "poet": "Mustafa Kartal",
        "poem": "\n\nBir bülbüle baktım bir de gülüme\nBülbül tutsak,nazar değmiş gülüme\nBu dertten kurtulur coşarım elbet\nGün olur da hasret biter gülüme\n\nBir arkama baktım bir de önüme\nHatıralar bir bir çıkar önüme\nZamanı su gibi aşarım elbet\nGeçilmez engeller konsa önüme\n\nBir dünüme baktım bir bugünüme\nŞükürler ettim dünü görüp bugünüme\nÖzlenen mutluluğa koşarım elbet\nYıllar sonra sitem edip bugünüme\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül'e mi",
        "poet": "Hasan Fahri Tan",
        "poem": "\n\nGüle mi? \nBu yolculuk güle mi? \n\nDünya güle hasretken,\nSen gül ile gül emi! \n\nGülistanda zemzem iç,\nBana getir gül em'i.\n\nSana tez gel mi desem,\nYoksa güle güle mi...?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül’e Özlem!",
        "poet": "Kazim Öztürk 2",
        "poem": "\n\nGül’e Özlem! \n\nÇiçekleri severim, gülden ezel çiçek var mı? \nBen doğaya âşığım, gülden güzel çiçek var mı? \nGül alır, gül satarlar,\nGülü gül ile tartarlar, gülden demet yaparlar,\nGül, peygamber simgesi, gülden başka çiçek var mı? \nGül kokusu, misk kokusu! Gülden âlâ koku var mı? \nGül ile yıkasınlar beni, gülden güzel doku var mı? \n\nKAZIM ÖZTÜRK 02 EYLÜL 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül/e özlem",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nDikeni  gül dikeni,\nkurusu  gül kurusu,\nrengi    gül   rengi,\nsuyu     gül   suyu,\nyağı      gül   yağı,\nkokusu gül kokusu,\ngül gibi gül'ü tarife ne hacet,\ngül ne çiçektir biliriz.\nGül zamanı; \nheryer/şey gülük/lük gülistan.\n\n                                    02.02.2009/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Efendim",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGül Efendim\n\nGül efendim \nGül efendim\n\nÇiçek olsam\nRengim senden \nGül efendim\n\nAşk bahçe \nGül efendim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül'e",
        "poet": "Kader Bekmezci",
        "poem": "\n\nVe yürek düştü derin bir âh içine… Önce koparıldı, sonra soldu…  Bir anda, hiç beklenilmeyen bir anda, buram buram bir dostla, yeniden doğdu…\n\n Sitemi dikeninde, hüznü zarafetinde saklı…  Yaprak yaprak açılır yüreği, umudu, inancı, sevgisi, sevdâsı…  Toprağın gülen yüzü, bülbülün mâtemi, hüznü… “GÜL” adı… Ömrümün en masum yanı… Yalnızca yaşananı değil dost anılarımın, hem de yaşanacak olanı…\n\n Çok şey sandığım hiçbir şey uğruna yanarken her defasında, yanı başımda bulduğum… Kaç kez yandıysa yüreği, o kadar kavrulduğum…  Her fırtınaya kapılışımda, birlikte savrulduğum…  “GÜL” adı… Ömrümün en vefâlı yanı… Yalnızca yâreni değil yalnızlığımın, hem de varlığımın aynası…\n\n Her halinde bir işaret, her işarette bir ibret gizleyen…  En acı gerçeklere inatla, hep masalsı hayaller büyüten… Tek tek ruhunu yitirse de yaprakları her güz mevsiminde, bir sonraki bahar yeniden doğmaktan hiç vazgeçmeyen…   “GÜL” adı… Ömrümün en fedâkâr yanı… Yalnızca sözde değil, hem de özde mânâlı…\n\n Her güvenişi bir adanış, adanışı çoğu zaman aldanış… Her aldanışın ardından yeniden ve yeniden umuda sarılış… Her yaşananda hikmet arayan, her hikmette kendini bulan… “GÜL” adı… Ömrümün en inançlı yanı…. Yalnızca insana değil, hem de kâinata sevdâlı…\n\n Uzanan elimin karşısındaki dost “GÜL”… Her sığınmak isteyişimde sonuna kadar açılan gönül kapısı… “GÜL” hislerimin yankısı… Alın yazımdaki dostluk, bahtıma düşen kardeşliğin adı…  “GÜL” adı… Ömrümün en vazgeçilmez yanı… Yalnızca gülüşümün sırrı değil, hem de gözyaşımın son damlası…\n\n -KADER-\n\n.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Efendim",
        "poet": "Atilla Ertuğrul",
        "poem": "\n\nKâinatın efendisi\nGüle benzerdi kendisi\nAdemin Nuhun müjdesi\nGül yüzlü gül gül efendim\n\nAyın güneşin halesi\nKaranlığın nur şulesi\nTevhidin muhkem kalesi\nGül yüzlü gül gül efendim\n\nRahmet oldu yağdı çöle\nDağlar taşlar geldi dile\nYüzü benzer beyaz güle\nGül yüzlü gül gül efendim\n\nKâinat ona özendi\nGökler nur ile bezendi\nArşı âlâyı gezendi\nGül yüzlü gül gül efendim\n\nCümle enbiyanın başı\nMusa İsanın kardaşı\nAyşe anamızın eşi\nGül yüzlü gül gül efendim\n\nDünyada çekti zahmeti\nSusuz çöllerin rahmeti\nHicazın nurlu Ahmeti\nGül yüzlü gül.Gül efendim\n\nŞeyrani methin eylesin\nDünyayı sensiz neylesin\nDerdini kime söylesin\nGül yüzlü gül.Gül efendim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Eder",
        "poet": "Ramazan Çetin",
        "poem": "\n\nKıymet bilmeyen insan,varlığını kül eder,\nBağları dağ, ovayı yakar yıkar çöl eder,\nAkıllı olan kişi,şenlendirir etrafı; \nAşılmazı yol eder,virâneyi gül eder...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ektim senin için.",
        "poet": "Erdinç Sert",
        "poem": "\n\nGül ektim senin için.\n\nBir gül  toprağa.\n\nFilizlendi  yeşeriyor sanki,\n\nDönecek birgün tomurcuğa.\n\nGül ektim senin için.\n\nBir gül toprağa.\n\nTomurcuk  açacak belki,\n\nDönecek kırmızı bir goncaya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Efendim / Özledim Seni",
        "poet": "Zeynel Açıkgöz",
        "poem": "\n\nGül Efendim / Özledim Seni\n\nAdemin Nuhun müjdesi / Yusuf,un İbrahim’in İsmail’i \nGöklerin yerin neşesi / Medine’nin Gül kokan Bahçesi\nKaranlığın nur şulesi / Zem Zem kuyusunun şelalesi\nGül yüzlü gül,gül efendim / Gel efendim özledim seni.\n\nGüzel Yusufun gardaşı / Hüzünlü Yâkub’un birtanesi,\nMusa İsanın yoldaşı / Zikr edildi onun hikmetli gelişi,\nCümle evliyanın başı / Cemi-i Enbiyalar’ın son halkası,\nGül yüzlü gül, gül efendim / Gel efendim özledim seni.\n\nBu cihanın son nefesi / Hatemül Enbiyanın son sesi,\nKâinatın efendisi / Hasan ile Hüseyin’in gül dedesi,\nGaribin mazlumun sesi /Sümeyye’nin şehadet vesilesi, \nGül yüzlü gül,gül efendim / Gel efendim özledim seni.\n\nHicazın nurlu Ahmedi / Lebbeyk diyenin müjdecisi,\nDünyada çekti zahmeti/ Dünya âlem,etti ona hürmeti,\nSusuz çöllerin rahmeti / Yeşil’e bürdü Fahri Kâinati,\nGül yüzlü gül,gül efendim / Gel efendim özledim seni.\n\nAyın güneşin halesi / Avucuna verildi her eline birtanesi,\nYetim öksüzün kalesi /Emanet edildi Hamza’nın Fatıması,\nArşın Arzın pak lalesi / Senin hürmetine verildi iradesi,\nGül yüzlü gül,gül efendim / Gel efendim özledim seni.\n\nŞeyraniyem akar yaşım / Feda olsun ol Râsül’ün ümmeti’sin, \nDünyada garip kalmışım / Zeyneller’in  hakiki din kardeşisin,\nKurbandır değersiz başım / Helal sana Şeyrani, iyi şairsin,\nGül yüzlü gül,gül efendim / Gel efendimiz bu özlem senin.\n\n16 / 09 / 2010-- 17 / 09 / 2010\n\nAtilla Ertuğrul (ŞEYRANİ)   / Zeynel Açıkgöz / Ortak Şiiri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Ezgi Can",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nDostluğun sıcak eli,\nDiyarbakır’ın seher yeli,\nHasretin dili olsun bülbül,\nKaracadağ dolsun sümbül…\n\nYüreğinde sevgi seli,\nKırılsın ayazın beli,\nGülmek yakışır gül yüzüne,\nGüneş doğsun gönül düzüne…\n\nMartı’nın gümüş sahili,\nMavi sevmez cahili,\nBala bandır sözünü,\nGüzellikle yoğur özünü…\n\nŞefkatin ısıtsın sefili,\nOlma haksızın kefili,\nUmut ek yüreğine,\nSevgi doldur küreğine…\n\nYıllar zordur günler deli,\nİncinmesin gönül teli,\nİlim irfan ile kuşan,\nSen ol her zorluğu aşan…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül fidanı",
        "poet": "Abdullah Konuksever",
        "poem": "\n\nGül fidanı\n\nKalbim toprak gibi  ter temiz olsaydı\nBenim de içimde bir fidan kök salardı\n\nGöz yaşlarım damla damla aksaydı\nTaze fidan gönül pınarından sulanırdı\n\nBakışlarım bulanmamış olsaydı\nGüneş kalbimdeki fidanı aydınlatırdı\n\nİçimde dallanıp budaklanmış  Gül fidanı\nÖmrüm boyu hiç solmadan hep sevgi saçardı\n\n4 mart 2003, salı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül  Fidan",
        "poet": "Mustafa Erol",
        "poem": "\n\nGÜL FİDAN\n\nSanma ki unutulursun bu gönülde sen.\nBir kere seven asla unutmaz Gül Fidan.\nBesler gönlünde gülü hatta sen bilmesen.\nGül kıymeti bilen gül kurutmaz Gül Fidan.\n\nÂşıkla dolu, tüm ülkeler ve de kıtalar.\nAşka kıymet vermiş geçmişte tüm atalar.\nAşkın gözü kördür, görülmez hiç hatalar.\nAşk, insanı pek rahat uyutmaz Gül Fidan.\n\nAşk ile sıradan insanlar özel olur.\nAşk ile görülen her şey en güzel olur.\nSöylenen sözler şiir olur, gazel olur.\nÂşık maşukunu asla satmaz Gül Fidan.\n\nBir çiçek bile meftun olurken bakışa.\nKarlar delerek güzellik verirken kışa.\nHercaisi sebep olmuşken bu yakışa.\nKardelenler hercaiyi atmaz Gül Fidan.\n\nMustafa EROL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Gazeli",
        "poet": "Yüksel Çabaz",
        "poem": "\n\nO muamma gözlerin bilmem nasıl bakar gül\nSaçının bir tek teli bu yüreği yakar gül.\n\nHer gamzen nevbahardır sana meftun bu kula,\nBir gül de karanlıktan bu yüreği çıkar gül.\n\nSeniz açan her çiçek mızrak oldu kalbime,\nYanında diken bile “gül” göründü bana, gül.\n\nGidince haram bildim yaşamayı kendime,\nVuslatınla can geldi bu yaralı cana gül.\n\nİşit  feryâdımı ki, kurtulayım bu dertten\nSana son sözlerimi söylüyorum artık gül.\n\nSevdanı büyüttükçe düşer oldum takatten\nMeğer ki sevdan senin zehir imiş bana gül.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Fidanım",
        "poet": "Ramazan Arpacı",
        "poem": "\n\nTek baharı yaşamış sol yanımın \nVarlığını ispatla artık\nNadasa bıraktığım yüreğimle \nPaylaş pınarını \nFidanım\nGül fidanım\nSolmuş bir gül fidanıyım\nDonmuş bir gül dalı damarlarımda kanım\nÇığa gömülmüş gül ağacı sol yanım\n\nKışımı yak gözlerinle \nGülüşünle baharım ol\nGül fidanım\nDaha da yalnızlaşıyor sensiz an'ım\nGel artık son bulsun buz tutmuş acılarım \nGel fidanım etme gül fidanım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Gibi",
        "poet": "Adil Yıldırım",
        "poem": "\n\nGül gibi\nDalda bülbül gül gibi\nYüreğimden akan kan\nYâr elinde gül gibi! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Geliyor",
        "poet": "Yusuf Ter",
        "poem": "\n\nTuttuk  laikliği deldik\n Gül geliyor gül geliyor\nTürbana  kurban edildik\nGül  geliyor gül geliyor\n……….Ağlayın mendil geliyor\n\nAnamızda o yazmaya\nBenzetir  cahil azmaya\nOndan sap olmaz  kazmaya\nGül  geliyor gül geliyor\n……….Ağlayın mendil geliyor\n\nSokarlar türbana başı\nÇekerler cımbızla kaşı\nYa kördürler ya da şaşı\nGül  geliyor gül geliyor\n……….Ağlayın mendil geliyor\n\nFırsat düştü ham cahile\nBalıklar  vurdu sahile\nÖmür  geçer ah vah ile\nGül  geliyor gül geliyor\n………..Üstümüze  dil geliyor\n\nAzdı eşek arıları\nTürban takar karıları\nO Çanakçı  sarıları\nGül geliyor gül geliyor\n ……….Ağlayın mendil geliyor\n\nDer Yusuf’um gör halini\nBunlara   açma elini\nBükecek halkın belini\nGül geliyor gül geliyor\n………..Üstümüze  dil geliyor\n\n……………..yetişin huzur ölüyor\n\nYusuf Ter 25.04.2007\nSaat 02:20 İsviçre\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Froşım   GÜL SATANIM",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nGÜL FROŞIM\n\nGül froşım, gül froşım,..........Gül satanım, gül satanım,\nGül nemayı dıl froşım,...........Gülüm bitti gönül satanım,\nDestımı da her tışt heye,......Ne ararsanız var bende,\nEzı serı ve bı doşım..............Başınızı döndüreceğim.\n\nGüla sorum, güla zerım,.......Kırmızı gülüm, sarı gülüm,\nJı frotan ne bızarım,..............Gül satmaktan rahatsız değilim,\nHun mezdıkın, ez dıkenım,...Siz bakıyorsunuz gülüyorum\nLı pış veda pır dıgirım...........Arkanızda çok ağlıyorum.\n\nGül düxazın gül nemayı,......Gül istiyorlar gül kalmadı,\nLı ser mı doş dıbe baye,.....Başımın üstünde rüzgar dolaşıyor,\nWi derdımın hun nızanın,....Derdimi siz bilmiyorsunuz,\nTenı tu dızani daye.............Sen yalnız bilirsin anacığım. SİNAN KARAKAŞ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül gibi",
        "poet": "Tuncay Akdeniz",
        "poem": "\n\nSevgi denen bir bahçenin gülüdür\nAlır seni sever koklar gül gibi\nİnsani sevdiren kendi dilidir\nMuhabbeti hoştur söyler bal gibi\n\nSevgi temeline koymuş taşını\nSevdadan sevdaya salmış başını\nGönül bir olunca bulur eşini\nÖmrü uzar günü olur yıl gibi\n\nHer gülün dalında bir bülbül öter\nTaşa sevgi eksen üstünde biter\nKırmasan dalımı o bana yeter\nFilizlenir ışkın verir dal gibi\n\nSevgi gönül bir elmanın yarısı\nGönül bir çiçektir sevgi arısı\nBu Tuncay da dertli kulun birisi\nAkar her dereden çağlar sel gibi\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Gibi Açarsın",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nBenlik kumsalında bir damla olup kalırsan\nYaz güneşi altında buhar olup uçarsın\nAşk deryâsına dalıp bir okyanus olursan\nNice gönülllerde sen bir gül gibi açarsın\n\n          (30 Aralık 2007/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Gibi Yaşamak",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nİleri demokrasinin\nAltına sığınarak\nSusmak\nBence\nSonsuz bir özgürlük\nGül gibi yaşarsın\nGül gibi ölürsün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Gibi Solacak Güzel Olanlar",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\n30.09.2009\nGÜL GİBİ SOLACAK GÜZEL OLANLAR\n\nZannetmeyin devran böyle Gidecek\nGül gibi solacak güzel olanlar\nÖmür pek kısadır birgün bitecek\nGül gibi solacak güzel olanlar\n\nDaldan meyve gibi düşeceksiniz\nGeldiğiniz hale şaşacaksınız\nAkıldan divane dolaşacaksınız\nGül gibi solacak güzel olanlar\n\nHam iken tatlıdır olunca acı\nArarsın bulaman gönül ilacı\nNe senin ne benim feleğin suçu\nGül gibi solacak güzel olanlar\n\nBaharı kaybettim yazım gelmedi\nGençliği gitmeden kıymet bilmedi\nZalime düşenin yüzü gülmedi\nGül gibi solacak güzel olanlar\n\nSanmayın Hüseyin böyle doğmuştur\nSaçları ağarmış kamil olmuştur\nGençlik gitmiş hep sararıp solmuştur\nGül gibi solacak güzel olanlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Göçüğü",
        "poet": "Ahmet Ada",
        "poem": "\n\nBilmiyorum, gülün sesi var mı? Dokununca ‘eyvah! ’ desin istiyorum. Gül yetiştiricilerini tükettik. Gül veren de yok. Hayal kurma dükkânlarını kapattık. Söz silahşorları bilge şairler dönemi bitti; şöyle çalımlı yürüyen ‘abdal’. Asfalt yerdeyiz, gül yetiştirilecek toprak kalmadı. Rüyalar eşyalaştı. Rüzgâr koyaklarında ya da bir papatyanın içinde yitmek istiyorum.\n\nGül göçüğü zamanı geçiyor bir yüzüğün içinden. Kalp burcu sokaklar gül kokmuyor. Varlığımız buharlaşıyor acemiliğimizden. İşte tam da bu yüzden hançerem patika türküleriyle dolu. Yürüyorum parka doğru.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Goncam",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nArtık çok geç gül goncam, geçti aşkın baharı,\nBülbüle sitem etme, onun da benzi sarı.\nVaktinde çok şakıdı, figan etti bu bağda,\nGeçti ömrü ah ile duymadın feryatları. \n\n4 Nisan 1990-Cuma/ Konya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül gibi kokar yarim tenin senin",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nBahçedeki güller seni kıskanır,\nGül gibi kokar yarim tenin senin.\nÖten bütün bülbüller seni tanır,\nGül gibi kokar yarim tenin senin.\n\nYüreklerde sen aşkın kitabısın,\nSen benim gönlümün sevgi kabısın.\nGönülde açan beyaz gül gibisin,\nGül gibi kokar yarim tenin senin.\n\nAşkın yenilenir her gelen günde,\nSenin sevgin çiçek açıyor bende.\nMis gibi gül kokusu vardır sende,\nGül gibi kokar yarim tenin senin.\n\nSenin aşkın benim içimi yakar,\nBenim sevgim senin gönlüne akar.\nLale sümbül sana ibretle bakar,\nGül gibi kokar yarim tenin senin.\n\nYusuf sen benim namusum arımsın,\nSevgi ile bağlandığım yarimsin.\nSen benim gönlümdeki baharımsın,\nGül gibi kokar yarim tenin senin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Gibisin",
        "poet": "Kemal Küçüktekin",
        "poem": "\n\nSen bu kadar güzel olmak zorunda mısın? \nBende ne yürek ne de akıl bıraktın.\nDeli gibi seviyorum daha ne istiyorsun? \nBende ne yürek ne de akıl bıraktın.\n\nSuya inmiş nazlı bir ceylan gibisin.\nGüller içinde, yeni açmış bir gül gibisin.\nSanki özenle yetiştirilmiş bir fidan gibisin.\nBende ne yürek ne de akıl bıraktın.\n\nSeni görünce, ayaklarımın bağı çözülüyor.\nYüreğim yerinden çıkıp, sana koşmak istiyor.\nSeni görünce, inan ki aklım başımdan gidiyor.\nBende ne yürek ne de akıl bıraktın.\n\nEşsiz güzelliğinle bir melek gibisin.\nKalbim erim erim eriyor senin için.\nKız sen beni, bir gün öldüreceksin.\nBende ne yürek ne de akıl bıraktın.\n\nBirbirimizi seviyoruz, muradımıza erelim.\nGel bu hasrete bir son verelim.\nYeter artık sabrım kalmadı, gel evlenelim.\nSen bende ne sabır ne de akıl bıraktın...\n\nKemal KÜÇÜKTEKİN\n01.03.2008\nKARAMAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Gönlüm",
        "poet": "Gündüzalp Kayıhan",
        "poem": "\n\nDoğması beklenen güne karanlık çöküyor\nGül, gönlüm; gönlüm gül de sevgiyi gözlüyor\nİnmekte nur sağnak sağnak gökten\nGönlüm, gül gönüllü Gülünü bekliyor\n\nSükut dahi isyankar bu ahvale\nKelimeler yetmiyor ifade için bu hale\nFışkırmakta aşk filiz filiz yerden\nGönlüm, gül gönüllü Gülünü bekliyor\n\nSabır, sabretmeyi unutuyor beklemekten\nGül, güllerini gönderiyor kendisi gelmeden\nArz,arş tepe taklak olunca sevmekten\nGül, gülüşünü göstermekte uzaklardan\nGönlüm, gül gönüllü Gülünü bekliyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Gül",
        "poet": "Gökhan Kurt",
        "poem": "\n\nGül gül \nBana bakarak gül\nBeni aglatmadan gül\nSeni seviyorum diyerek gül gül \n\nGözünden mutluluk akıyor\nKalbim sana tapıyor\nElerim elerini tutuyor\nResmime bakıpta gül \nBeni hatırlayıpta gül\n\nAcıları unutup\nSevgimin elerinden tutup\nDertlerimi silip attıp\nHayatı severek gül \nBeni severek gül \n\nSöz  Gökhan Kurt\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Gönderdik",
        "poet": "İlyas Özmen",
        "poem": "\n\nGÜRKANİ'miz duyduk güle hasretmiş\nKucak-kucak topladıkta gönderdik\nHer taraftan bir gül gelsin istemiş\nDemet-demet bağladıkta gönderdik\n\nSabah gün doğmadan çıkıldı köye\nÖzenle toplanıp konuldu suya\nGüneş değip rengi solmasın diye\nAkşam üstü bekledikte gönderdik\n\nHaber salın sabah erken beklesin\nUfukları arada bir yoklasın\nAlır almaz hemen bir kez koklasın\nBiz de biraz kokladıkta gönderdik\n\nDikenler kahretti kestiler yolu\nArıyı küstürdük zehretti balı\nBizim elde nice güle sevdalı\nBülbüllerden sakladıkta gönderdik\n\nÖZMENEM hal'ımız bilinsin diye\nÇorbada tuzumuz bulunsun diye\nKARAMÜRSEL adı duyulsun diye\nSepetiyle yükledikte gönderdik\n\n(Antalya GÜLLÜK DERGİSİ'nden Aşık GÜRKANİ'nin \n ''Bir Gül Gönderin''adlı şiirine cevaben yazdığım şiirimi\n siz şiir dostlaryla paylaşmanın kıvancını yaşıyorum.)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Gül Gül",
        "poet": "Mehmet Cıngır",
        "poem": "\n\nHoca'nın mezarında varmış bir gül,\nHer gece açarmış sarı,kırmızı,mor,\nİnanmazsan mezar taşına sor...\nKabrime gelenler desinler-Gül,gül,gül...\n\nMezarımın taşına yazsınlar gül,gül,gül! \nOkusunlar,desinler,bir kerecik gül,\nMezarımın başına sık sık gelsin,\nFatiha okusun kızım Gonca Gül...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül-gül oynamaq*",
        "poet": "Şair Nadirezheri",
        "poem": "\n\nGül kimdedir\nİnam, avucun yumur\nSevgi gözden oxur \nÖlüm dalda durur\nSanki hayat qumar oynadir! \n...Fikrimizde, biz adamlar\nŞübheli bir sevinci axtaririq\nSanki gül-gül* oynayiriq.\n- Gül! \nBoşdur inam elleri yandin**\n- Gül! \nBoşdur sevgi elleri yandim\nGül kimdedir ki ölüm \nDişin ağardir...***\nGül! \n---------\n*Avucda bir nesneyi gizledib, başkasi onu bulmaya çalişmaq oyunu, bu oyunda o nesnenin adi GÜLdür ve o nesneyi bulmaq için nesneyi gizleden kimsenin eline vurub GÜL diyerler.\n** Yenildin\n*** Kötü durumda gülmekden kinayedir.\n\nErdebil-2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Gülücükler Büyüyor",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGül Gülücükler büyüyor\n\nEvin duası\nBüyüsün bebek\nBüyüsün bebek\n\nEvin her yerinde\nSaat gibi yüreği\nTık tık çalışır hep\nDinleyin hele\n\nGül gülücükler ile\nAynalar gülüyor\nBebek büyüyor\n\nYarım kalsın işin annesi\nEmzir şu çiçeği\nYarım kalsın aşın babası\nGezdir şu çiçeği\n\nBeşik gülüyor\nEv gülüyor\nGörün hele\n\nBir bebek beşiğinde büyüyorsa\nŞiirler yarım kalabilir artık\nO evde o beşikte\nMutluluğun mısrası yazılsın diye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Gül/üm Gül...",
        "poet": "Bülent Arı",
        "poem": "\n\nGÜL GÜL/ÜM GÜL…\nGül gönlüme, güller süzülsün gülüm\nBir gecede, düşüme düştü düşün \nBaksam bile, doymaz ki iki gözüm \nSensin özüm, dilimdeki tek sözüm\n\nGülden polen, almaya hiç kıyamam \nKırıp dalın, sensiz asla kalamam\nKoklayıp da, bir köşeye atamam \nGönül bahçem, bendeki yerin gülüm\n\nDikeni var, sorgulamayın gülü \nGül aşkıdır, ah ettirir bülbülü \nGöz görmez ki, ne gülü ne sümbülü \nGül gönlüme, güller süzülsün gülüm\n\nOlmazsa gül, zifir-i siyah gönlüm\nGülsüz hayat, çiledir be bülbülüm \nDertli gönlüm, seninle güler yüzüm \nGül gönlüme, güller süzülsün gülüm\n\nGül denince, gül dudakların titrer \nGül demeyen, dilde yaban ot biter \nGül ölende, bülbül ah ile öter \nGül gönlüme, güller süzülsün gülüm\n\nBülbül gibi, şakısam güle konsam \nDiken batsa, bülbül-i nalân olsam \nBülbül-i zar, ah etse yaralansam \nGül gönlüme, güller süzülsün gülüm\n\nGül kokusu, Peygamberimden gelir \nVeren elin, ecrini Allah verir \nNefsin bilen, Hak Teâlâ’yı bilir \nGül gönlüme, güller süzülsün gülüm.\n\nBülent ARI/SİVAS\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül, Gülüm!",
        "poet": "Seçil Karagöz",
        "poem": "\n\nAl, gülüm; ver, gülüm\nGülleri der, gülüm\nGül güler, gülümser\nHüznü geç; gül, gülüm! \n\nKal, gülüm; git, gülüm\nGülleri ver, gülüm\nGül sezer, sezinler\nHüznü geç; gül, gülüm! \n\nDal, gülüm; çık, gülüm\nGülleri ser, gülüm\nGül inler, inilder\nHüznü geç; gül, gülüm! \n\nÇal, gülüm; kaç, gülüm\nGülleri saç, gülüm\nGül dinler, dinlenir\nHüznü geç; gül, gülüm! \n\nSal, gülüm; koş, gülüm\nGülleri tak, gülüm\nGül üzer, üzülür\nHüznü geç; gül, gülüm! \n\nGal, gülüm; gül, gülüm\nGülleri al, gülüm\nGül demler, demlenir\nHüznü geç; gül, gülüm! \n\n24.12.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Gülüm",
        "poet": "Bekir Alim",
        "poem": "\n\nGül \n\nBiz sevdin mi adam gibi severiz\nGönlümüzde bu sevdalar bir deniz\nYalan bilmez sevgi dolu neferiz\nGül üzmesin gülümüzü gül gülüm\n\nAşka düşen hakikati arar hep\nSevdiğini rüyalarda sarar hep\nFerhat gibi dağı taşı yarar hep\nGül üzmesin gülümüzü gül gülüm\n\nKadere baş eğip sabır diledim\nToprağını ellerimle eledim\nDaldan kopartana hep diş biledim\nGül üzmesin gülümüzü gül gülüm\n\nZülfü yârim gül kokulum ah eder\nDayanma gücüm yok gel artık yeter\nMisk-i amber kokun burnumda tüter\nGül üzmesin gülümüzü gül gülüm\n\nRüyalarda tefekküre daldım ben\nÖzüm gibi temiz berrak kaldım ben\nAbdestimi gül suyuyla aldım ben\nGül üzmesin gülümüzü gül gülüm\n\nKimi mecnun, kimi âşık, kimi yar\nSenden başkasına etmem itibar\nAslımı sorarsan Eskikarasar\nGül üzmesin gülümüzü gül gülüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Gülünce",
        "poet": "Mustafa Ünal 2",
        "poem": "\n\nEriyince karlar yeşerir yaprak,\nGül gülünce, açar gül gülistanda.\nKışın uykusundan uyanır toprak,\nMiski amber saçar, gül gülistanda.\n\nIlgıt ılgıt esen yele ten verir,\nHer destesi başka ara ton verir,\nSevdasını çeken dile yön verir,\nMaşukunu seçer, gül gülistanda.\n\nCaddede, sokakta, bahçede, bağda,\nÇayırda, çimende, ovada, dağda,\nSevinçte, kederde, ölüde, sağda,\nSıra sıra geçer, gül gülistanda.\n\nKilimde kızımın alnının teri,\nBohçada, sandıkta değişmez yeri,\nGurbetin yolunu bekleyen yâri,\nHep bırakır naçar, gül gülistanda.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül, gülüm ağlama",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nO güzel gözlere yaşlar yakışmaz\nGül, gülüm ağlama gel bülbülüm gel\nSeven gözler öyle yaşlı bakışmaz\nBil, gülüm ağlama gel bülbülüm gel\nÇiçeğim, bir tanem beyaz gülüm gel\n\nBıraksın kederler, dertli başını\nSırma saçlarını hilal kaşını\nGülmek sana layık, gözün yaşını\nSil,gülüm ağlama, gel bülbülüm gel\nÇiçeğim, bir tanem beyaz gülüm gel\n\nŞu yeşil ağaçlar, şu uçan kuşlar\nŞahidimiz olsun, şu dağlar taşlar\nGözlerindan akan o kanlı yaşlar\nSel, gülüm ağlama gel bülbülüm gel\nÇiçeğim, bir tanem beyaz gülüm gel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Güneşçe",
        "poet": "Salih Şanlı",
        "poem": "\n\nGül yüzlüm, bir gün de gül yüzüme, bir gül güneşçe\nHer gün güller açsın gün yüzünde, her gül güneşçe\n\nGönül gözlüm, şu yüreğime bir bak, odları gör\nBengisuyunu coşturup, güller der, gül güneşçe\n\nGönül evimi gül bahçesine döndür ne olur\nToz pembe rüyalarıma güller ser, gül güneşçe\n\nGüzelliğini gizleme gözümden, göynür özüm\nYüz göster, güllerle bezensin her yer, gül güneşçe\n\nGözüm gönlüm açılsın, salınarak gel bahçeme\nMahzûn bülbüle gizli bir selam ver, gül güneşçe\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Güzel",
        "poet": "Şükrü Topallar",
        "poem": "\n\nBir elinde gül güzel,\nGüzel gülden de güzel.\nGüzelin elinde gül,\nBenim kalbimde güzel.\n\nGüzel güzel; gül güzel,\nGül güzel; güzel güzel.\nÖmrü boyu gül güzel,\nGüzel ölümsüz güzel.\n\nGüzelin güzelli€i; \nEn güzel gülden güzel.\nGel etme böyle güzel,\nGül güle güzel güzel.\n\nGüzel güzelli€inden; \nElindeki gül güzel. \nGüzel; güzel bakarken; \nÖlürüm güzel güzel.\n\n29/5/1984 Izmit\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Güzel - Güfte",
        "poet": "Mustafa Yılmaz İsmailoğlu",
        "poem": "\n\nGül güzel, dikeni var, gül güzel\nGül güzel, gül dalında, gül güzel\nSevmeli, gülü gülce sevmeli.\n\nSevmeli seni önce.. Gül güzel\nSevmeli, seni önce sevmeli.\n\nGül güzel, ağlama sen gül güzel\nGül güzel, gül gönülde gül güzel\nSevmeli, gülü bir an sevmeli.\n\nSevmeli seni bir an.. Gül güzel\nSevmeli, seni her an sevmeli.\n\nGül güzel, benle her an gül güzel\nGül güzel, sen yanımda gül güzel\nSevmeli, gülü bir gün sevmeli.\n\nSevmeli seni her gün.. Gül güzel\nSevmeli, seni her gün sevmeli.\n\nİslahiye - 27.06.1960\n\nİsmailoğlu Mustafa Yılmaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül-Güzel",
        "poet": "Muharrem Elmacı",
        "poem": "\n\nGüzel, \nGül,\nDünya güzeli,\nBaharda gül,\nGünde gül,\nBende gül, \nBenle gül...\nGül de gül,\nGüzel gözlerinle hep gül.\nSen gülmeye, “gülmek sana çok yakışıyor.'\n\nBu sahil sensiz olmuyor..\nBu bahar sensiz, bu ömür de,\nHiç mi hiç...\nElbette olmuyor güzelim,\nSensiz olmuyor...\nGel, gel de gül…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Güzeli",
        "poet": "Muhammed Çağrı Şap",
        "poem": "\n\nŞehrin ortasında kız kulesi\nKalabalıklar ortasında gül güzeli\nBirine eşlik eden martı sesleri\nDiğerine yaklaşan aşkın ayak sesleri\n\nŞiirdir, akşam açan gül güzeli\nEn güzel şairin en güzel şiiri\nGönlü cehennem içinde cennet\nGönül içinde gönül gül güzeli\n\nÜzgün gül güzeli yalnızlığında şehrin\nSırtlanmış bütün ümitsizlikleri \nHep bilinmezliğe çıkmış menzilleri\nSanki hiç umut yokmuş gibi\n\nAşka adanmış kız kulesi\nAşk için doğmuş gül güzeli\nBir fark etse benzerliği\nÜzülür müydü hiç gül güzeli\n\nÜzgün gül güzeli karamsarlığında şehrin\nBir dökse aşk olur gönlündekileri\nBir anlatsa en güzel şiir olur hissettikleri\nEn acısı kendisi tek şahidi... \n\nAşka adanmış kız kulesi\nAşk için doğmuş gül güzeli\nBir fark etse benzerliği\nÜzülür müydü hiç gül güzeli\n\nDök artık gönlündekileri gül güzeli\nBırak yansın aşkın sönmez alevi\nSen akşam açarsın gül güzeli\nBir akşam üstü görünce kızıl güneşi\nTerk et yalnızlığını şehrin, aşk olsun sonumuz\n\nSöz, yalnız sen kokacak güllerim\nYalnız sensizlikten üşüyecek ellerim\nSen yeterki gül, gül güzeli\nSen yeterki gel, gül güzeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Güzel Kız",
        "poet": "İsmail Malatya",
        "poem": "\n\nGül güzel kız,gül\nGül,gülsün yüzün\nGülsün gül yüzün\nGül,kararmasın,\nGündüzün\nGül ki\nGülsün\nGüzel yüzün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Güzelim",
        "poet": "Mustafa Erşahin",
        "poem": "\n\nDikenler arasında yaşar en güzel çiçek \nBana aşkı sevgiyi anlatırsın sen çiçek \nKaybolan yıllar içinde var mı başka güzel gün\nSeni karşımda görüp kokladığım,öptüğüm\n\nEy gül güzelim,gül güzelim, güneşim\nEy gül güzelim,gül güzelim, güneşim\n\nYalnızlık ne zor gülüm, kalabalık arasında\nBilmez misin uyku haram, senden yoksun karanlıkta\nVuslat oldu hayalim, yüreklerde pranga\nKurtulup kaçmak hem de,hissettiğin gerçek aşka\n\nEy gül güzelim,gül güzelim, güneşim\nEy gül güzelim,gül güzelim, güneşim\n\nÖmür dediğin kısa, çare değil ağlama\t\nBana sırtını dönüp, yüreğimi dağlama.\nYüzüme bir kez gül, karşılık ver sevdama\nHaykırayım coşkuyla,aşkımızı dağlara\n\ney gül güzelim,gül güzelim, güneşim\ney gül güzelim,gül güzelim, güneşim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Güzelim",
        "poet": "Turgut Çakır",
        "poem": "\n\nYalanın beyninde dolaştın\nYalnız kaldın\nÖfkelendin\nTut ellerimi\nGir tekrar yüreğime\nIsırgan otları girmesin aramıza \nÖfkeli gözlerinden sil acıları\nYüreğinde peygamber çiçeği açsın\nBahar gülleri şarkı söylesin\nSeni olduğun gibi sevdim\nBırak karanlıkta açan gülleri\nAydınlık güneşi doğsun yüreğinde\nKaranlık güneşi ölüm getirir\nSen yaşamaya layıksın\nTitreyen gözlerinde acılar yuvalanmış\nAğlıyorsun\nAğlama güzelim\nSil gözlerindeki yaşı\nSen dert küpü müsün\n\nGöz pınarın kurusun\nSevda güneşi doğsun gözlerinde\nUzaklara dalıp gitme\nYalnızlık şarkısı söyleme\n\nGül biraz\nGül güzelim\nPeygamber güneşi doğsun yüreğinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gül Güzeli Sever....",
        "poet": "Kadir Aras",
        "poem": "\n\nGül güzeli sever... Şarkılar sözü....\nYürek özü sever... Gözler gözü...\nSen ki bir gül isen dalında güzel...\nSakın incinme çünkü asık yüzün beni üzer...\n\nSustum aylarca yüreğim  eder feryat...\nŞahinim canımı alsan çağlar gönlüm...\nFerhadım yitse ömrüm sevdanım...\nGün bitmez gece bitmez senin için ağlarım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül güzelim",
        "poet": "Güner Kurt",
        "poem": "\n\nSana ağlamalar yakışmaz ki\t\nÖnünde çok baharların var\t\nSen hep gül güzelim\t\nKim girerse girsin \to kapıdan\nSeni ağlatmasınlar \t\nSen hep gül güzelim\t\nGül ki çicek açtığını göresin\t\nGül ki bahçende çicekleri deresin\t\nNe mevsimler seni alsın savursun\t\t\nNe üzüntü yüreğini kavursun\t\t\nBaharların ömrünce var olsun\t\t\nBahçende bir tek çicek solmasın\t\t\nSen hep gül güzelim\t\t\nGününe güneş gönlüne eş\nGüzellikler seninle olsun \t\t\nSen hep gül güzelim\t\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Güzelim",
        "poet": "Nuran Kara",
        "poem": "\n\nGüllerin en güzeli sensin güzelim\nBu dünyada senden başka yoktur sevdiğim\nBirgün seni kırmasınlar diye nöbet beklerim\nEn güzel gül sensin Gül Güzelim benim\n\nGüzellikler sende toplanmış durmuş \nKalbim seni sevmek için aramış bulmuş\nSen gelince hayata dönmüş ve varolmuş\nEn güzel gül sensin Gül Güzelim benim\n\nGüllerin en güzeli sensin güzelim\nBu dünyada ne eşin var ne de benzerin\nSevdin mi sonuna kadar seversin bilirim\nEn güzel gül sensin Gül Güzelim benim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Güzelim",
        "poet": "Erbil Kutlu",
        "poem": "\n\nNede güzelsin, bir bilsende baksan kendine gözlerimle,\nAdın, kendine insan ararken yapışmış alnına bence,\nGül pembe tenin, prenseslere özel kanımca,\nSenin namındır, Gül Güzelim.\n\nDaha da bir güzel yapıyor inan seni gülüşlerin,\nOlmaz, görmedim gülmesiyle böyle güzelleşen! \nGülüşlerin kraliçesi olduğunu biliyorsun da,\nKimse kıskanmasın diye mi gülmüyorsun? \nEn azından seni gördüğümde gül güzelim.\n\nŞimdi sen dersin ki bana; \nToprağa gömülü olduğu halde kurudur bazı ağaçlar,\nİşte bende böyleyim, dertlere gömülmüşüm gülemeden kuruyorum,\nBende diyeceğim ki sana; budandımı çiçek açar bazısı,\nSende onlar gibisin, emelim seni, budamaktır dertlerinden,\nBunun için haydi gül güzelim.\n\nGül ki kolaylaşsın işim, sevgim, hayatın,\nSanma ki ben umursamaz bir serseriyim, bende dertliyim,\nBen dertlerimi dökerekten kağıtlara hafifliyor kederim,\nVe okudukça gülüyorum dertlerime,\nSırf senin için çekmeye hazırım tüm dünya kederini,\nAcıların acım, sevinçlerim olsun diye.\n\nDurmadan şuh kahkahalarla gül güzelim,\nGül ki azalsın kederin, derdim.\nİstersen alır senide yanıma, giderim yine yoluma,\nSen mutlu ol diye takarım gerdanımı gerdanına,\nGül be gül, gül Allah aşkına.\n\n:2001:\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül hep gül",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGül hep gül\n\nBende hüzün karanlık gibi yıkılır gülle\nGül hep gülsün\n\nBir ağacın iki dalı\nKadın ve hüzün\n\nBir ağacın iki dalı\nDavam ve hüzün\n\nAteşle yıkarım kirimi...\nGül sen çok güzelsin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül   Hasan  Önal..",
        "poet": "Kadir Kaya",
        "poem": "\n\nİlçe  Alpu,Köyü  Karacaören.\nBaban Durmuş Ali, bil  Hasan Önal.\nAnnesi Fatmadır sevgiyi veren,\nYuva sıcağında dol Hasan Önal..\n\nYirmi dört kasım onun ilk okulu,\nYunusemre lisem, verdi akılı,\nBeytepe jandarma özlem kokulu,\nAstsubay çavuş  ol Hasan  Önal.\n\nEdirne  İl Jandarma görev yeri,\nIlgıt ılgıt yanar ateşi koru,\nÖzel Harekatla istiyor zoru,\nVatana  sevdalı yel Hasan Önal.\n\nNazlıdır Bayrağım kutsaldır vatan,\nHuzurlu Türkiyem gönlünde yatan,\nSavaş eğitimli cesur komutan,\nGönlünde  sevgisi göl Hasan Önal.\n\nYüksekovada bir çatışma anı,\nKurşunlar havada yakar her yanı,\nYiğidim vurulur akar al kanı,\nMahşerde açacak gül Hasan Önal.\n\nCanımda can, iki gözüm, pınarım,\nBiz sana doymadık ona yanarım,\nGezdiğin yerlerde seni ararım,\nKevserde  yudumlar bal Hasan Önal.\n\nCivanım, kınalı koçum, fidanım,\nŞehidim, gururum, şerefim şanım,\nHasret buram buram arzular canım.\nKadire rüyada  gel Hasan Önal...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Hep Soluyor",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nDalından koparsa, açmamış bir gül,\nNasıl diyeyim kendime haydi bir gül,\nGül hep soluyor ağlıyor garip bülbül,\nDalından koparsa, açmamış bir gül,\nNasıl diyeyim kendime haydi bir gül..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Hırsızı",
        "poet": "Kadir Köz",
        "poem": "\n\nGece servisim\nHoşgeldin yalnızlığıma\nHoş\nGeldin de\nSefaları getiremedin\nBaşıma temmuz yağdırıyor\nYağmursuz bulutların\nVerici istasyonu gibi\nGözlerini çekiyorum\nDalgaların frekanslarıma karışıyor\nBir sen oluyorum\nBir varoş oluyorum\nBir sana sesleniyorum\nBir açlığa sesleniyorum\nBir aşka kızıyorum\nBir çağıma kızıyorum\nKaçırdığın güllerin yokmu\nKalbimin çeyiz sandığından\nAdını gül hırsızı koydum\nMahkemelere vereceğim\nSürüm sürüm süründüreceğim\nYa\nGeri ver\nYa \nGeli ver\nŞak sanma\nKaka yaptırma kakayı\nYalvartmadan\nVer\nAtlattırmadan\nVer\nZırtlattırmadan\nVer\nHadi gül hırsızım\nYapacak başka işlerim var\nHadi kilis biberi\nGeri ver güllerini\nSokak beni bekliyor\nKavga beni bekliyor\nBil cümle varoşun çocukları\nMazlumoğlu gariban\nBaş örtülü keziban\nKocasından dayak yiyen neriman\nİşsiz ve avare faruk\nYolsuz kaluk\nSesi kısık müezzin\nTahtası çürük minber\nBoynu bükük minare\nKöpek mağduru kedi\nSopa mağduru topal köpek\nŞarapçı ersin susamış\nGecelerin kabusu beni bekliyor\nHadi kilis biberim\nHadi antep ceylanım\nHadi karayılan bakışlım\nHadi\nHadi geri ver güllerini\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül-i Şehr",
        "poet": "Recep Peker",
        "poem": "\n\nAllahım yıllardır karanlıktaydım\nUfuk aydınlandı bir ay doğuyor.\nBunca zaman tek bir yıldız aradım\nŞimdi birdenbire bir ay doğuyor.\n\nYenik düşüyorken nefse, şeytana\nBir ışık parlıyor ruhumdan yana\nŞaşkınım Allahım yardım et bana\nİnanamıyorum bir ay doğuyor.\n\nGül bahçelerinden süzülür gibi\nBir garip bilmece çözülür gibi\nHece hece, harf harf yazılır gibi\nSevgi sözlerinden bir ay doğuyor\n\nÜmitsiz dünyama açılan çiçek\nYalan dolu çağda açık bir gerçek\nSonunda benimde yüzüm gülecek\nBembeyaz on dördü bir ay doğuyor.\n\nLutfu ilahiden merhamet düştü\nSuya kavuştu çöl bir rahmet düştü\nBir akşam üzeri selamet düştü\nGönül gökkubbeme bir ay doğuyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül İçin Ağlıyor",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nÖnder bahçede solan bir Gül için ağlıyor, ağlıyor,\nGül daha tomurcuk tu onun için ağlıyor da ağlıyor,\nHerkes nerden bilsin geceleri Allah'ına yalvarıyor,\nÖnder bahçede solan bir Gül için ağlıyor, ağlıyor,\nGül daha tomurcuk tu onun için ağlıyor da ağlıyor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül-i Ra'nâ -II-",
        "poet": "Hanifi Kara",
        "poem": "\n\nGÜL-İ RA’NÂ (*)          –II-\n\nDaha ilk bakışta gözbebeğine\nGirdap gibi çeker, bir Gül-i ra’nâ.\nGönül sarayımı nûra gark eder \nŞimşek olur çakar, bir Gül-i ra’nâ.\n\nNe de güzel güler inci dişiyle\nEbrulu, müjeli(*)  hilâl kaşıyla \nKalbime döktüğü aşk ateşiyle\nBeni her an yakar, bir Gül-i ra’nâ.\n\nArarım kokunu esen her yelde\nSöylenen bu sözler sanma ki dilde\nGönül gülşenimde ritmik şekilde\nKeklik gibi seker, bir Gül-i ra’nâ.\n\nDolunay misâli o güzel yüzle\nBağladın kendine tatlı bir sözle\nBeni del’eyleyen o kara gözle\nBaygın baygın bakar, bir Gül-i ra’nâ.\n\nBu aşka düşeli mümkün mü; gülmem? \nVuslata erersem ölsem de ölmem\nYaydığı esansın adını bilmem \nBuram buram kokar, bir Gül-i ra’nâ…\nGözlerimde tüter, ol Gül-i ra’nâ, ol Gül-i ra’nâ… \n\n09/02/'08\nHanifi KARA\n\n(*)   Gül-i ra’nâ: Yarı sarı, yarı kırmızı gül.\n     Güzel, parlak, süslenmiş, dilber-i ra’nâ…\n     Müje: Kirpik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül İçin",
        "poet": "Mehmet Postallı",
        "poem": "\n\nBülbülün figanı, gonca gül için\nNe büyük murattır O, bülbül için\nBir kez olsun, Gül, yüzüme gülmedi\nBen, kendimi heder ettim, Gül için \n\n2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül içinde",
        "poet": "Suat Güney",
        "poem": "\n\nBir derdim var hak'ka ayan, kul'a gizli biçimde.\nBu dert bana hak'tan geldi, bir demet gül içinde.\nÖyle ulu bir dertki bu, beni yakar kendisi gül içinde.\nİlahi bu dert bana hak'tan geldi, bir demet gül içinde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül-II",
        "poet": "Şair Hilaloğlu",
        "poem": "\n\nGül alırım gül satarım; \nBudur benim işim kârım\nGül içindir ah u zârım,\nBöyle imiş alın yazım\n\nGül ekerim, gül biçerim; \nAşkınla yandı içerim\nMüstesna güller seçerim,\nMahrum olmak alın yazım\n\nGül canım, gül cananım; \nSenin için fedadır canım\nAlevinle yandı her yanım,\nKara çalınmış alın yazım\n\nGül sevgim gül sevgilim; \nLal olsun benim dilim\nGül olmazsa harap halim,\nPerişanlık alın yazım\n\nGül derdim, gül dermanım; \nGelse de ölüm fermanım\nGöç etti gül kervanım,\nAyrılıktır alın yazım\n\nDiken gülden ayrı durmaz,\nGül dikenle kardeş olmaz\nCandan olan güller solmaz,\nGülle soldu alın yazım\n\nGül sevgili, diken düşman; \nİflah olmaz düşman olan\nRabbe şükür, rabbe iman,\nAman olsun alın yazım\n\nGül özümde, gül sözümde; \nDost  hasreti gözümde\nGül nakışlı yüzünde,\nHilaloğlu’dur alın yazın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül İle Bülbül",
        "poet": "Mesut Özkan",
        "poem": "\n\nGülü suladım sabah\nGül yüzüme güldü gül.\nSuya etmedi tamah\nGüle konunca bülbül.\n\nBülbül,gülde,gül bülbül\nBülbül neylesin sümbül\nSanki cennet olacak\nBir gülse,gülde bülbül.\n\nGülde,gülsün ah bülbül\nGül idi,güldü ömür\nGül dedi,güldü bülbül\nGülerken soldu ömür\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül İle Bülbül",
        "poet": "Buse Uzunoğlu",
        "poem": "\n\nBen bir bülbül idim, bir gün bir bahçeye girdim.\nGözüme ilişen ilk güle can teslim ettim...\nBen bir bülbül idim, senin dalında duran\nSen bir gül idin, benim varlığımdan habersiz...\nBen bir bülbül idim, senin kokunla çoşan\nSen bir gül idin, burcu kokundan habersiz...\nBen bir bülbül idim, feryadım figanıma karışmış\nSen bir gül idin, benim çığlıklarımdan habersiz...\nBen bir bülbül idim, gülün cemali için yanıp tututşan\nSen bir gül idin, dikeninin acısından habersiz...\nBen bir bülbül idim, gazellerime vuslatı fısıldayan\nSen bir gül idin, görenleri deliye çevirdiğinden habersiz...\nBen bir bülbül idim, aşkımı İlahi'ye haykıran\nSen bir gül idin, Yaradan'dan habersiz...\nBen bir bülbül idim, maşuğuna kavuşamayan\nSen bir gül idin, aşktan habersiz...\nBen bir bülbül idim, gülü için dikenini yüreciğine saplayan\nSen bir gül idin, ölümden habersiz...\n\n                                                                  02.19   24.05.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ile bezerim seni!",
        "poet": "Ozan ŞİAR Ağdaşan",
        "poem": "\n\nYarınlara sarkacak, çağlar boyu anıta, \nYar kazıta kazıta, kazarım seni seni\nCanım uğruna kurban, gerek var mı kanıta? \nKalbime mühür ile kazarım seni seni! ... \n\nSevdanla öğütüldüm, girdim aşk çuvalına\nPiştim aşk ekmeğinle, severim yar ay seni\nGüven olmaz dünyanın, bin türlü ahvaline\nDikenli aşk gülünle, döverim ben vay beni! \n\nŞiar can ardın sıra, meler kuzu me'sinde\nYüreğimi hoplatan bir nağme var sesinde\nSen bağ olsan, ben bağban gönüller kafesinde\nYediveren gül ile bezerim seni seni! ..\n\nKalbime mühür ile kazarım seni seni\nYar kazıta kazıta, yazarım seni seni! ...\n\nSöz ve Müzik: Ozan Şiar Can-Ağdaşan\nYorum: ŞAh Turna Şahturna\n'İnadına Sevdamız' Kitap...Gül ile bezerim seni Şiir albüm\nYolunda köprü olsam- Barışak: Müzik albüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Bülbüle",
        "poet": "Adem Uysal",
        "poem": "\n\nBülbül güle sevdalanmış, gül bülbüle naz eder,\nGül bülbüle gülünce bülbülün hoşuna gider.\nSeher vakti gül uyurken bülbül \"Allah Allah\" der,\nRabbim gülü bülbülden bülbülü gülden ayırma.\n\nGül bülbülü bülbül gülü görmezse yaşayamaz\nBülbül gülü gül bülbülü sırtında  taşıyamaz\nEy bülbül söyle güle rabbine etsin niyaz\nRabbim gülü bülbülden bülbülü gülden ayırma\n\nGül gülerken bülbül ağlar hüzün kaplar yüzünü,\nBülbül gülü görmeyince yaş doldurur gözünü\nGül bülbüle acı söyler esirgemez sözünü\nRabbim gülü bülbülden bülbülü gülden ayırma\n\nBülbül güle veda eder gül bülbüle darılır\nGül kızarır hicabından çelik zırha sarılır\nBülbül güle cefa etme bir gün gelir sorulur\nRabbim gülü bülbülden bülbülü gülden ayırma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ile Bülbül",
        "poet": "Zeki Akçalı",
        "poem": "\n\nKonmuşum aşk bahçesinde\nYalnız kalan bir tek güle.\nBeklerim açsın goncasın\nBülbül misali öpmeye.\n\n(20/03/2005, Pazar, B. Çekmece)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül İle Bülbül ",
        "poet": "Mehmet Yunus Aytek 2",
        "poem": "\n\nGözlerimi yaşartır eski hatıralarım\nBir çiçek bahçesini her mevsimde ararım \nGüzel bir gündü yine sanki sarhoştu âlem\nBülbül şakrak ve şendi dünya âleminde \n\nDallar yapraklarını sallıyordu bin bir nazla \nMevsim gönül mevsimi kuşlar öterdi hazla \nVardığım gün yine meğer mevsim hazanmış\nBülbül feryat içinde gül ise toprağa uzanmış\n\n03 Aralık 2013\nSalı\n\n\n"
    },
    {
        "title": ".Gül ile Bülbül",
        "poet": "Ahmet Alptekin",
        "poem": "\n\nGÜL İLE BÜLBÜL\n\nGamze dediğin yanakta iki çukur,\nMutluluktan gülerken gül açarmış.\nSeherde aşık sevdiğini bulur,\nKanatlanıp kuş misali uçarmış.\n\nBülbül, gül ile bir gül bahçesinde,\nTürküler yakar acı var sesinde,\nGül eser, gül kokar gül nefesinde,\nGüler güler durmaz yine kaçarmış.\n\nGül, bülbülü şakımaktan yorunca,\nSeher yeli mola verip durunca,\nKızgın güneş gül fidana vurunca,\nUtanır pembe gül al al açarmış.\n\nGülistanda güller açar gülerken,\nKoşar gelir bülbül her sabah erken,\nYeni bir sevgili bulayım derken,\nBülbül gülsüz, gül bülbülsüz yaşarmış.\n\nBülbülün sevdası düşerde dile,\nŞen sesiyle öter durur, susmaz bile,\nMor menekşe bir bülbüle, bir güle,\nGarip garip, bakar durur şaşarmış\n                                Ahmet Alptekin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ile dikeni hep karıştırdın",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nGÜL İLE DİKENİ HEP KARIŞTIRDIN\n14.04.2012\n\nNazlı canım sana bir şey diyeyim\nGül ile dikeni hep karıştırdın\nDertlerimi açıp sır söyleyeyim\nGül ile dikeni hep karıştırdın\n\nSinsi güller vardır dikenden beter\nAcıtır canını hep pişman eder\nEyvah yandım dersin ölene kadar\nGül ile dikeni hep karıştırdın\n\nBazı gül de har var dayanamazsın\nGördüğüne bakıp aldanamazsın\nKül eder sıcağı sen yanamazsın\nGül ile dikeni hep karıştırdın\n\nSakın karıştırma gülü dikeni\nHayata küstürür bezdirir seni\nAğlayı ağlayı çeken çileni\nGül ile dikeni hep karıştırdın\n\nGülmüdür? Dikenmi Hüseyin tanı\nYalan söylar tanımaz insan insanı\nSahtekarlar kandırırlar hep seni\nGül ile dikeni hep karıştırdın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ile Kadın",
        "poet": "Turgay Uçeren",
        "poem": "\n\nBayım,\n\nsiz hiç ruju silik sesiyle bir kadını\nve gülü solan ilk yapraklarıyla \nkonuşurken duymadınız mı\n\nHayır bayım,\n\ndağlanmış olsa da dil\ntenlerine vuran bir al var\nki ateşten kalmadır bu\n\nEvet bayım,\nsiz yanılıyorsunuz...\n\nkader ile keder ayrılmaz\nbir bütündür aslında\ngül ile kadın da\n\nBayım,\nsize bir sır vereyim...\n\niyi dinleyin\nkadınla gül baş başa kaldığında\n\n(ki tarihsel bir yanılgıdır alevin lal olduğu) \n\nBayım,\nnasıl görmezsiniz.\n\ngözündeki buğuyu kadının\nve tene çekilişini bir gülün\n\nçünkü ikisi de bir ipek taşır\nten ile tin arasında\ngözyaşlarına bandıkları\n\nHaklısınız bayım,\nhaklısınız belki de\n\nşairler bildikleri bu dili \nkimseyle paylaşmazlar ama\n\nAma bayım,\n\nsiz pencerenizdeki buğuyu\navucunuzla siliyorsunuz hala...\n\nnasıl anlayacaksınız ki\ngül ile kadının konuştuklarını...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül İsimlim",
        "poet": "Gürsoy Solmaz",
        "poem": "\n\nBir ilmekle başladı sıra sıra ördükte\nNakşettik taa bugüne,  mazide kalan sesi\nYıllardır eteğinde topladığını dökte,\nGürünsün gül isminin,  bu sevgi seccadesi...\n\nGül isimlim, gül gözlüm, gül yüzünde gül açar\nZamana bak ibretle,geçmiş bunca gün,ay,yıl\nSen gülmeye layıksın, güle benzer adın var; \nHoş bende güleceğim,sen mutluysan bunu bil....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül İsterim Gül İsterim",
        "poet": "Aşina Ali Baba",
        "poem": "\n\nGÜL İSTERİM\nGÜL İSTERİM\n\nMecnun, Ferhat’la gezerim\nGül isterim, gül isterim.\nŞirin, Leyla’yı neylerim\nGül isterim, gül isterim.\n\nGülün rengi dengi belli\nGül yaprağı gerdan teli,\nİlle de kırmızı renkli\nGül isterim, gül isterim.\n\nİki Gülü Muhammed’in(sav) \nYerlerin hem de Göklerin,\nÂlemlerin, Kâinatın\nGül isterim, gül isterim.\n\nYaban ne bilsin pak gülü\nOl kadrini, kıymetini; \nAnlamaya ister veli\nGül isterim, gül isterim.\n\nGülle yatan gülle kalkar\nGülün dikeni çok batar,\nNazarı âşık’ı yakar\nGül isterim, gül isterim.\n\nGül incinir okşamaktan\nKaybolmaz koku kokmaktan,\nKarlı çıkılmaz satmaktan\nGül isterim, gül isterim.\n\nTemsil-i Gül Muhammed’dir(sav) \nCanlar Cananı Ahmet’tir(sav) \nKâbe Gül’e tam mihraptır\nGül isterim, gül isterim.\n\nAli Baba meşk bülbülü\nElindeki mürşit Gülü,\nMezarımın olsun tülü\nGül isterim, gül isterim.\n\nAŞİNA ALİ BABA\n07:05:2007 AFYONKARAHİSAR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül  Kader",
        "poet": "Cemil Öksüz",
        "poem": "\n\nG.........Gece karanlığında, gündüz aydınlığında,\nÜ..........Ümit ufuklarında, sevda ummanlarında,\nL..........Lâle yapraklarında,gül tomurcuklarında,\n\n......................İstanbul,Yalovada,Bursada Uludağda\n......................Erzincan  tugayında, ordu karargâhında,\n\nK..........Karanfil dallarında, öksüzlerin âhında,\nA..........Ayrılık zamanında,ölünce mezarımda,\nD..........Dünyanın her yanında,yazında ve kışında\nE..........Erzurum dağlarında, akan pınarlarında,\nR..........RİZEnin yağmurunda,sevgilim beni ara.\n\n..............................................15.07.1974...RİZE...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kader",
        "poet": "Rifat Kurtoğlu",
        "poem": "\n\nGün değildi yıllar yılı gördüğüm, \nDeğişsin ömrümün seyri gül kader.\nTalih başka bahtım başka kör düğüm, \nAsma yüzünü de gayri gül kader. \n\nCahil gönül el de görür yerinir \nBir ben değil çoluk çocuk sürünür, \nBeş horanta bir bilekten barınır, \nSeçtir artık şerri hayrı gül kader. \n\nSitemleri nefsime yasakladım, \nDertlerime şükür edip sakladım, \nOtuz üç yıl güler diye bekledim, \nHiç değilse bu yıl bari gül kader.\n\nİmanımda altı direk var benim, \nAmentüyü gel gönlüme sor benim, \nKitap benim Râsûl benim Yar benim, \nKoyma beni yardan ayrı gül kader \n\nKURTOĞLU’YUM asi olayım hâşâ \nLütfü Kerem eyle bu dertli başa \nBak da gözlerimden boşanan yaşa \nHakk’a niyaz sana çağrı gül kader. \n\n           1994\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kaderim",
        "poet": "Ali Avlamaz ",
        "poem": "\n\nGül gülmeyen kaderim\nYeter bitsin artık kederim\nSana ne yaptım ne eyledim\nAklımı aldın beni mecnun eyledin\n\nSevmek sevilmek, yanlızca hayallerde kaldı\nİçimi kocaman acılar sardı\nŞu kısacık hayatta yaşamak kardı\nGül kaderim ne olur gül biraz! ! ! \n\nNe sevdadan şansım oldu, ne yardan\nNe mal mülk, ne para, nede puldan\nYoksulluk ALLAH'tan, zülmetmek kuldan\nGül kaderim ne olur gül biraz! ! ! \n\nŞans bir türlü yüzüme gülmedi\nKalbim yanlız kaldı, bir murada ermedi\nGül olupta, gül goncası dermedi\nGül kaderim ne olur gül biraz! ! ! \n\nYaşantımda, kah düştüm, kah doğruldum\nYıllar yılı, acıyla, kederle yoğruldum\nDayanılmaz acılardan, artık yoruldum\nGül kaderim ne olur gül biraz! ! ! \n\nHayatın içinde, kayboldum gittim\nKader, ben sana ne ettim\nSayende çok acılar çektim, artık ben bittim\nGül kaderim, ne olur gül biraz! ! ! \n\nGençliğimde nasılda, ateşten kordum\nBak saçlarım ağardı ihtiyar oldum\nYaşarken, çileden, cefadan, başka ne buldum\nGül kaderim ne olur gül biraz! ! ! \n\nYaşlandım, kocadım, halime bakın\nDünya fani, belkide ecel çok yakın\nCaN_Ali ölürse, üzülmeyin sakın\nGülme kaderim gülme ecele beş kaldı! ! ! \nKayıt:21-09-2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kalbim Gül",
        "poet": "Turgut Çakır",
        "poem": "\n\nGönül gözlerim görüyor seni\nSeviyor kalbim seni\nSende seviyorsun beni\nGül kalbim gül\n\nSen beni aldatmadın\nKendini aldattın\n\nKendine ihanet ettin\nKendi kendine kızdın\nSevgine karşı durdun\nGül kalbim gül \n\nSen beni aldatmadın\nKendini aldattın\n\nBiraz acı çektirdin bana\nAşkıma karşı durma dedim sana\nAnlamadın beni\nGül kalbim gül\n\nSen beni aldatmadın\nKendini aldattın\n\nSeni  görmek istedim\nKalbine ışık yağsın dedim\nAnlamadın beni\nGül kalbim gül\n\nAcı çektirdin bana\nAşk izini silemedin\nKalp gözlerim başka bakıyor sana\nGül kalbim gül \n\nGül kalbim gül\nSen gül kalbim gülsün\nKalbinde bülbül ötsün\nGül kalbim gül\n\nSen beni aldatmadın\nKendini aldattın\n\nGönül gözlerim görüyor seni\nSeviyor kalbim seni\nSende seviyorsun beni\nGül kalbim gül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Karanfile Muhtaç",
        "poet": "Veysel Çakır",
        "poem": "\n\nGül desem bir gül değildi \nKaranfile çok çalardı \nKokusu da bir başkaydı \nSanki gül gibi kokardı \n\nGül desem bir gül değildi \nGülünce güller açardı \nVarıp gidince buradan \nGül kokusu bırakırdı \n\nGül desem bir gül değildi \nElinde güller taşırdı \nBırakınca gülü yere \nSanki o güller ağlardı \n\nGül desem bir gül değildi \nBoynuna güller takardı \nBuluşunca bir çift güzel \nGül ona, o güle bakardı \n\nGül desem bir gül değildi \nBunu güller de bilirdi \nBir gün geri gelmez oldu \nBütün güller dile geldi \n\nDediler kokumuz ondan \nSözü şekerin tadından \nEğer geri dönmez ise \nBiz gidelim buralardan \n21/08/2016 Veysel ÇAKIR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Karası...!",
        "poet": "Ramazan Kocapınar",
        "poem": "\n\nGiRiZGÂH\n\nBir aşkla sevda arası\nGönül duygu damlası\nGider... gelir bazı bazı\nŞimdi tamda şiir sırası\nAnladınmı.... gül karası...\n\nGül karası... Gül karası\n\nGül Karası...! \n\nYerdemisin, göktemisin,\nBilinmez meskendemisin,\nBir mahsende, indemisin,\nNeredesin, GÜL KARASI...\n\nSen dağmısın, deryamısın, \nAğaçta dal, yaprakmısın,\nBir gül çimen, bozkırmısın,\nSöyle nesin, GÜL KARASI...\n\n\nHiç yermisin, içermisin,\nDüş rüyaya, girermisin,\nBir ses etsem, gelirmisin,\nNe edersin, GÜL KARASI...\n\nSevda nedir, bilirmisin,\nAcep korkar, ürkermisin, \nBir bakışta, severmisin,\nAşk yıldızı, GÜL KARASI...\n\nGündüzdeki, incimisin,\nKör karanlık, gecemisin,\nBir şafakla, sönermisin,\nNur paresi, GÜL KARASI...\n\nHarf kafiye, hecemisin,\nŞiir mani, gezermisin,  \nBir kalemden, nicemisin,\nGöster hadi, GÜL KARASI...\n\nilhamlarda, dizedesin,\nOzanlarda, dillenesin,\nBir şiirde, sana gitsin,\nŞiirimsin...GÜL KARASI...\n----------------\n\nBak yürekte, kalbimdesin,\nHep bendesin, benimlesin,\nSatır... Dize, kalemdesin, \nŞimdi artık, GÜL KARASI...\n\nŞiirimsin...GÜL KARASI...! ! ! \n\nGurbetten Bir C AN! \n.....Gizemlikartal.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kalpliler Sitemizde Huzur Mutluluk Olsun",
        "poet": "Döner Özeke",
        "poem": "\n\nHoş buldum gülkalpliler gönül dostları \nSerin yere serin ayran içmek için postları \nTek tek opüyorum gruptaki güzel dostları \nGül kalpliler sitemize huzur mutluluk olsun \n\nGülden güzel narin pırıl pırıl candan yürekler\nİnşallah ikramım olur taze pasta börekler \nBilahi kendim yaptım cok tazedir çörekler \nGül kalpliler sitemize huzur mutluluk olsun \n\nGülü çok severim bülbül dalına konarsa \nFeda olsun şiirlerim tam yerini bulursa \nBirazda gülümseyelim vakit nakin olursa \nGül kalpliler sitemize huzur mutluluk olsun\n\n                       DÖNER ÖZEKE\n                         11.07.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül kalbimizin Hafi sembolüdür",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nGülün sevdası bir başkadır bizde,\nGül kalbimizin Hafi sembolüdür.\nGülümüzü gülşen eyledik özde,\nAhva aşkla yanan iman gülüdür.\n\nGül ile ülfet eyler iken dile,\nAşkımızı mihrap eyledik güle.\nKainatın solmayan gülü ile,\nSevgi gönül arısının balıdır.\n\nGülün sevdasını bilmeli asıl,\nBu gülden elbetteki sevgi mesul.\nEmsalsiz olan gül Muhammed Resül,\nGüle giden yol Resulün yoludur.\n\nGüldüğüm zaman gül açar yüzümde,\nSonsuz nur olan gül vardır gözümde.\nBu gül musaflı sevdadır özümde, \nYüreğimiz sevgi gülü doludur.\n\nYusuf gülü seven güler mahşerde,\nGül sevgi ile merhem olur derde.\nİnsanlara meftun olan bu yerde,\nGüle uzanan el şefkat elidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Karası...!",
        "poet": "Ramazan Kocapinar",
        "poem": "\n\nGiRiZGÂH\n\nBir aşkla sevda arası\nGönül duygu damlası\nGider... gelir bazı bazı\nŞimdi tamda şiir sırası\nAnladınmı.... gül karası...\n\nGül karası... Gül karası\n\nGül Karası...! \n\nYerdemisin, göktemisin,\nBilinmez meskendemisin,\nBir mahsende, indemisin,\nNeredesin, GÜL KARASI...\n\nSen dağmısın, deryamısın, \nAğaçta dal, yaprakmısın,\nBir gül çimen, bozkırmısın,\nSöyle nesin, GÜL KARASI...\n\n\nHiç yermisin, içermisin,\nDüş rüyaya, girermisin,\nBir ses etsem, gelirmisin,\nNe edersin, GÜL KARASI...\n\nSevda nedir, bilirmisin,\nAcep korkar, ürkermisin, \nBir bakışta, severmisin,\nAşk yıldızı, GÜL KARASI...\n\nGündüzdeki, incimisin,\nKör karanlık, gecemisin,\nBir şafakla, sönermisin,\nNur paresi, GÜL KARASI...\n\nHarf kafiye, hecemisin,\nŞiir mani, gezermisin,  \nBir kalemden, nicemisin,\nGöster hadi, GÜL KARASI...\n\nilhamlarda, dizedesin,\nOzanlarda, dillenesin,\nBir şiirde, sana gitsin,\nŞiirimsin...GÜL KARASI...\n----------------\n\nBak yürekte, kalbimdesin,\nHep bendesin, benimlesin,\nSatır... Dize, kalemdesin, \nŞimdi artık, GÜL KARASI...\n\nŞiirimsin...GÜL KARASI...! ! ! \n\nGurbetten Bir C AN! \n.....Gizemlikartal.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜL Kardeş",
        "poet": "Ramazan Kılıç",
        "poem": "\n\nHele bakın şu dünyanın haline\nSılasına gurbet yaban eline\nAkın akın gezen insan seline\nDünya yalan dönüp dururuz kardeş\n\nDüşmüşüz hepimiz ömür çarkına\nHepimiz insanız bakma ırkına\nGün batınca git evine barkına\nDünya yalan basit gururuz kardeş\n\nHak yolunda yürü koşma boşuna\nDünya süsü gitse bile hoşuna\nBir gün ecel çıkacaktır karşına\nHesabını çok güzel eyle kardeş\n\nNe akıl kâr eder ne kurnazlığın\nOlmayan servet ya çok ya azlığın\nBir ibret değil mi bak yalnızlığın\nSahibimiz belli artık bil kardeş\n\nKötüler zaptetmiş bak bu dünyayı\nSöndüremezler ama güneşi ayı\nSabırla karşıla derdi belayı\nİnsana yakışan artık gül kardeş\n\nİstanbul   22 09 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kasidesi",
        "poet": "Selami Yıldırım",
        "poem": "\n\nGülistan mı yanıyor, yoksa bahar mı gelmiş\nAlev alev kızaran kan kırmızı güllermiş\n\nKatmerleşmiş yaprağı, domur domur terlemiş\nPembe bir gülümseyiş, gül benzini sırlamış\n\nSalınıyor gülşende, güller giyinmiş gülbin\nBilmem nasıl dayanır, gül çehreye bu kalbim\n\nBülbülleri mest eder, has bahçenin beyazı\nBelki de bu yüzdendir, göğe çıkar avazı\n\nDikenler arasında güller dererken gülçin\nEy Gül Yüzlü, gülşende olabilseydim elçin\n\nYârdan bir selam gelse, karşı gider gülbûse\nGül tenini gülabla, gülşah olanlar yusa\n\nKim ki bir gül koklasa, güller açar yüzünde\nGül kokusu meşk olur, gülbeşeker sözünde\n\nDerilir dost bağından, yâre gider güldeste\nBülbül gülden vazgeçmez, olsa altın kafeste\n\nKimi allar giyinir, beyazlara bürünür\nGülyağını gülcanlar, gül tenine sürünür\n\nMevsim bahar olunca, gönüller gülzar olur\nAşka gelir bülbüller, gülistanda zâr olur\n\nSeyredrken gülşeni, fikrimi gül eyledim\nGülefşan koku saçtı,  zikrimi gül eyledim\n\nBir sevdaya tutuldum, gülü seyran ederken\nKorkarım mihricandan, dem-i devran ederken\n\nYanan gülistan değil, yanılan gözlerimmiş\nGül kadrini bilmeyen, benim kem sözlerimmiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kasırgası",
        "poet": "Emel Koşar",
        "poem": "\n\nrüya içinde rüyaya\nfikir aşılama\nzihnimde dolaşan kara delik\nrüya mimarına\nayna yanılsamasıdır\nçocuk yutan kuyudur\ndamıtılan mısra\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kasidesi",
        "poet": "Şahamettin Kuzucular",
        "poem": "\n\nHabib’im bir gülü vermez diye küsmüş yare gül\nEle gülmüş bana gülmez diye kaç bin pare gül.\n\nÇiseler dökse gözünden bağa tek sır dememiş\nO tomurcuk kederinden bulamaz tek çare gül\n\nNice bülbül sesi duymuş yüreğin mest edecek\nRazı gelmez Habib’inden demeyen sazlara gül\n\nBade içmiş rüyasından o yârin Ay simadan\nO hayalin hicabından yüze tülbent sara gül\n\nSüsenin hançeri yarmış kanı her dem akıyor.\nNe haram eyledi bilmez yine düşmüş zara gül\n\nKimi kan der, kimi çiy der; utanıp döktüğü ter\nRüyadan yordu duyanlar kızarır ısrara gül\n\nDeva bulsun yüreğinden onu el üste tutan\nYanağından koku kalmış Habib’im gül-zara gül\n\nBade içtin name aldın kokular açtı için\nYedi renk kaftanı giydin niye bahtın kara gül\n\nDudağın resmine dönmüş Habib’im güldü deyip\nNazenin kaldı o yüzden cemalinden hare gül\n\nO tomurcuk gibi kalsam diyemem sevda büyük\nDiyerek yüz dudağından açılır bağlara gül\n\nHabib’imden reha bulsam diye feryat ederek\nİki günden daha artık yanamazmış nara gül\n\nTalibiz sam ve seherden rızkımız doğdu deyip\nGözü tandan saçarak kan dayanır her dara gül\n\nSeda duydum Habib’imden diye yelden sakınır\nDalının üstüne hançer çekerek rüzgâra gül \n\n'Oku' dermiş Habib’imden yele baygın bakarak\nNamesinden reha sinmiş okuyor her pare gül\n\nElifin Kaf’la vav’ından kama çekmiş dikenin\n'Oku' dermiş Resulümden Şah'a vurmuş Çar'a gül\n\nKılıcın Türk gibi tutmuş yatağan sallatıyor\nTeni kandan sıvalanmış yüzü kat kat yara gül\n\nNice kanlar döküvermiş Habib’in emri sayıp\nNice Hanlıklara girmiş yürümüş hünkâra gül\n\nKarabağdan gece geçmiş Çat’la Mısırdan bi haber\nBize şam'dan mı sorarmış bana her an kara gül\n\nNeyi eksik imanımdan niye gülmez ki Rahim\nDiye bir suç aranırken düşüyor efkâra gül\n\nYedi rengin kanı akmış dikenim battı sanıp\nBu vehimden düşüvermiş Habib’im kollara gül\n\nGanimet umdu ki gülşen güle dostluk dolaşır\nKokusundan kimi çalmış, kimi kapmış para gül\n\nNiye vermek ile dostluk aranırmış bilecek\nKederin pay edecek dost bulamaz git ara gül\n\nLale sümbül eteğinden çekişip yalvarıyor\nYele derviş gibi çılgın tutulur yekpare gül\n\nAla bir tennure giymiş elifin kemha yeşil\nSemazen Mevlevi olmuş sesi ney rüzgâra gül\n\nHabib’im gitti elimden diye her an eleminden\nSoluyor gül kederinden küsüyor gül zara gül\n\nBu tevekkül ile çökmüş kaderim böyle deyip\nBaşı eğmiş dalı düşmüş seni kim kurtara gül\n\nGüne beş kez yeri öpmüş niyazın göstererek\nÇöpe dönmüş bu oruçtan gidiyor Layhar'a gül\n\nHani handın, hani beydin? Sera ser kemha giyen\nCamekândan görünürdün niye soldun mora gül\n\nCihanın cilvesi buymuş diyecek dost arıyor\nHabib’im tut yanağından düşüyor ağyara gül\n\nBüzüşen boynunu bükmüş yere canlar akıyor\nBu cehennem azabından sana cennet vara gül\n\nDökülüp can damarından yere ölgün bakıyor.\nDüşüyor can kanadından Habib’im taşlara gül\n\nBu nazımım nizamından sese destan dokunur\nAvazımın icabından Habib’im kapkara gül\n\nNice güldün zamanından avazın denmeyecek\nSaladan bir seda kaldın dizilen saflara gül\n\nGüle göster cemalinden dualar eyleyerek\nŞefaat et ya Habibim gülü ver dostlara gül\n\n(Bu şiir Özleşim ölçüsü ve ekolü ile yazılmış bir kasidedir.) \n\nHabib:Sevgili \nSusen: Kılıç benzeri yapraklı çiçek(Divan şiirinde gülzarın bekçisi) \nCemal: Yüz güzelliği\nReha: Koku, rayiha\nTalip: Talep eden, isteyen, talebe\nLayhar: İranda Şah iken, hanlığı bırakıp hamamın külhanında üzüm çöpü artığı ile beslenen evliya\nSeraser: Padışahlara özel dikilen altın işlemeli kumaş\nKemha. Altın dokumalı ipek kumaş türü\nTennure. Mevlevilerin giydiği kaftan\nElif: Arapçanın ilk harfi, Mevlevilerin giydiği pantolon\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül keleş budur? ? ? ? ?",
        "poet": "Navruz Kaplan",
        "poem": "\n\nBinlerce gül çiçek küsmüş açmıyor\nGül keleş bir başka herkese güldü\nDost arar gül keleş düşman yakında\nKendimi yazıyorum gül keleş budur\n\nBir varmış yokmuş gül keleş varmış\nGül keleş adında bir güzel gülmüş\nGamzeli var saçları simsiyah kızın\nŞiir de anlatım az bile gül keleş\n\nSu gibi çok berak bir güzel varmış\nHayatı sevmekle şansı hiç yokmuş\nSevmenin günahı olsa sevmezdi\nDemir amışı gemi olmuş limana \n\nİçinde sen saklama anlat kalmasın\nFazla verdin değer değermi sence\nGül keleş sevme ki kendinden fazla\nDüşmandan korkma dost tehlikelidir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kendi Yaprağı Dalında Güzel    S- 430",
        "poet": "Bekir Karaçam",
        "poem": "\n\nGüller gülistanın elinde değil,\n Güller son hasretin yolunda değil,\nGüller şahmeran’ın kolunda değil,\nGül kendi yaprağı, dalında  güzel.\n\nGül gülistan kızdan feyiz alamaz,\nGül dertli bülbüle hatır soramaz,\nGül hasret çekene doktor olamaz,\nGül kendi yaprağı, dalında  güzel.\n\nGül kendi yaprağı, dalında  açar,\nKendi etrafına kokular saçar,\nKoparsa dalından har olur uçar,\nGül kendi yaprağı, dalında  güzel.\n\nÇam Aşık’ım, gönlüm hep ahu zarda,\nArzumanım kaldı o nazlı yarda,\nGül bülbülün dostu, açar baharda, \nGül benim gülümün elinde güzel.\n\nS- 430\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-Gül ki; -",
        "poet": "Dilek Kadıoğlu",
        "poem": "\n\nAcıktım gülüşüne sevdiğim.\nGül ki, gülüşünle beslensin gönlüm.\nGül ki, alem yeniden uyansın sabahına.\nGül ki, Güneş hayran kalsın.\nGül yüzünün aydınlığına.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kırmızı Düşlerimiz",
        "poet": "İbrahim Taner Ateş",
        "poem": "\n\nşafak türküleriyle uyandık güne\nmavzerimizde gül kırmızı düşlerimizle,\ngecenin karanlığında bir ateşböceği uçardı\nsigaramızdan derin bir nefes alırdık,nefesimiz kesilirdi\nayaza bulanmış yüzümüzde,kirli sakalımız,\nyüreğimizde gençlik sevdalarımız,\nYusuf,Deniz,Hüseyin gibi dar ağacında sallanırdık.... \n\n20.02.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kıymetini Bilmezsin",
        "poet": "Ali Kaybal",
        "poem": "\n\nGülü sevdiğini dersin,\nDiken batınca eline,\nNe de çok feryat edersin,\nBak dağlara,\nGün batıyor üstüne,\nGık çıkmıyor dağlardan,\nYüreğinde hissediyor,\nBatarken bile sıcaklığını,\nSen anlayamadın,\nDikenden gül zerkini.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ki",
        "poet": "Meryem Öner Kıribrahim",
        "poem": "\n\nGökyüzündeki kara bulutlar\nYüzüne gölge düşürmesin\nHer koşulda gülümse sen\nGüneş gibi parlasın gül çehren\nBazen bir merhaba da saklıdır mutluluk\nBazen gökkuşağının yedi renginde\nBazen sıcak bir ekmek kokusunda\nBazen bir şiirin mısralarında\nNedensizde olabilir gülmeler\nGül ki açsın çiçekler\nGül ki güzelleşsin yaşam\nGül ki mutlu olsun sevenler \nGül ki şenlensin bütün dünya\nGül ki sen HAYAT sın…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül kız",
        "poet": "Başak Ulutaş",
        "poem": "\n\nGül kız\nGül ağızlı kız\nSana taşlar yağar mış\nSen yine de gül kız\nİçinden içini atsan\nKuru kavuz gibi kalsan\nSen olmazsın ağlamasan sussan\nAğla da,söyle de,gûl kız\nAğzı pembe gül gibi kız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kız",
        "poet": "Hanifi Kara",
        "poem": "\n\nGÜL/KIZ\n\nGül toplarken bir kız gördüm\nKız diyor ki, ben güzelim. \nGül diyor ki, ben güzelim.\nGül sepeti, gül kolunda\nKız diyor ki, ben güzelim.\nGül diyor ki, ben güzelim.\n\nGül ü okşar gülün yeli\nGül gül olmuş gülün eli\nGülden nâzik ince beli\nKız diyor ki, ben güzelim.\nGül diyor ki, ben güzelim.\n\nYanak mı gül, gül mü yanak? \nGül kokuyor bütün konak\nAk gerdanı, ak gülden ak\nKız diyor ki, ben güzelim.\nGül diyor ki, ben güzelim.\n\nGül yazmalı ah güzel kız! \nSeni görsem yine bu güz\nGülden güzel pürüzsüz yüz\nKız diyor ki, ben güzelim.\nGül diyor ki, ben güzelim.\n\nCaddesi gül sokağı gül\nDayanamaz güle bülbül\nGül dudaklım bir güzel gül\nKız diyor ki, ben güzelim.\nGül diyor ki, ben güzelim.\n\n'Gül alırlar gül satarlar\nGülden terâzi tutarlar...'\nGüzellere gül atarlar\nKız diyor ki, ben güzelim.\nGül diyor ki, ben güzelim.\n\nKalemle çizilmiş ezel\nYaratılmış hem de özel\nİkisi de ayrı güzel\nKız diyor ki, ben güzelim.\nGül diyor ki, ben güzelim.\n\nTâ doğuştan nâzenindi\nGül/kız, gül ile bezendi\nBu yarışı o kazandı\nKız diyor ki, ben güzelim.\nGül diyor ki, ben güzelim.\n\nDersen bu yer neresidir\nGöller, güller bölgesidir\nGül, o şehrin simgesidir\nGül diyor ki, ben güzelim...\nIspartalı: Ben güzelim...\n\nHanifi KARA\n\n(*)    Bu şiir Isparta Göller Bölgesi Şâir ve Yazarlar \nDerneği nce özel jüri ödülüne lâyık görülmüştür.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kokan Şehir",
        "poet": "Murat Çavdar",
        "poem": "\n\nDestan, seninle yazıldı şanlı tarihe.\nKahramanlıklar duyruldu, seninle âleme.\nÇeşmenden, oluk oluk barış aktı sinelere.\nGölgende, medeniyet öğrendi dünya, ey İstanbul! \n\nRuhlara, köpürüp duran heyecan salar ismin.\nUzun zamandır gözünde tütüyordun Fatih’in,\nDemet demet güllerle karşılandı fethin,\nOcağında, insanlık kemâle erdi, ey İstanbul! \n\nTarifi imkânsız bir bestesin gönüllerde\nHer seyahat tutkuya dönüşür yüreklerde\nBu diyar liyakat kazandı taşıdığı yükle\nMukaddes emanetler, sana emanet, ey İstanbul! \n\nVicdanlarda hep makes buldu dostluğun,\nBoynu büküklere ilaç oldu soluğun,\nDamaklarda tadı kaldı o tertemiz suyun,\nMisafirler, senden hep memnun ayrıldı, ey İstanbul! \n\nToprağında yağan yağmurda ıslanmak ne güzel,\nBoğazda insanlar kendini hisseder özel,\nEzelden ebede üzerinde manevi bir el,\nEli kalem tutanların şiiri sensin, ey İstanbul! \n\nHoşgörü ve diyaloğun merkezindeki şehirsin,\nAydınlatır medeniyetleri ilim ve irfan güneşin,\nUfkunda belirir benzersiz eserlerin,\nÖpülecek alın sadece sendedir, ey İstanbul! \n\nNasıl da yakışıyor sana ay yıldızlı bayrak! \nYeşerttiğin nesiller tertemiz ve berrak.\nÜzerinde sadece temizler yürüyebilir ancak,\nEli kınalı şehitlerin memleketisin, ey İstanbul! \n\nBahar çiçekleri bir başka açar sende,\nHicranlı bağırlar şenlenir ikliminde,\nHayranlığım mayandaki cevherde,\nMimar Sinan’ın diktiği kentsin, ey İstanbul! \n\nAdın nam salar, geçmişin haşyet,\nHayalleri süslersin, bana sevgini lütfet,\nEle geçirmek isteyenler boşuna çeker külfet,\nMehmet Akif’in dilinde duasın, ey İstanbul! \n\nBahçelerin pırıl pırıl, güller açar ahenkle,\nEcdadımız bırakmış bize muazzam bir kütüphane,\nKitapların hepsi tüllenir şefkatle,\nKardeşlik duyguları seninle demlendi, ey İstanbul! \n\nVarlığın sımsıcak bir yuva oldu bize,\nCihan imparatorluğunla çirkinlikler geldi dize,\nRenkler, diller ve dinler yaşadı huzuru çemberinde,\nÇağ açıp, çağ kapatan şehirsin, ey İstanbul! \n\nHep sende vardı göz kamaştıran ihtişam,\nBülbüller ötüyordu, gönüllerde bayram,\nÇam ağaçların mis koku salar her akşam,\nKültürden sanata örnek şehirsin ey İstanbul! \n\nGelinliğin hala dupduru ve bembeyaz,\nRuhlar mest olur, sana bu iltifat az,\nBüyüleyen güzelliklerle geçer her yaz,\nEskimeyen hep yeni kalan şehirsin ey İstanbul! \n\nMerhamet vakıf şahsiyetinle tacını giydi.\nAşk ve muhabbetin kaynağı sendeydi.\nEzâ ve cefâ cehaletten başka bir şey değildi.\nKitabında evrensel değerler yazıyordu ey İstanbul! \n\nSabah aydınlığın gözlere nur saçar,\nSultanahmet, Ayasofya eski günleri arar,\nMinarelerin geceleri yıldız gibi parlar,\nDillerde bir yanık türküsün ey İstanbul! \n\nSen olamazdın dünyada ikiz.\nÖzgürlüğün seni kılar aziz.\nYiğidim! Gurbet çekilmiyor sensiz.\nÖnden giden şehir sensin ey İstanbul! \n\nKimse bu rüyadan uyanmak istemeyecek,\nHayır, bu rüya değil hepsi gerçek,\nSeninle karanlıklar tarihe gömülecek,\nMilyonları arkandan koşturan şehirsin ey İstanbul! \n\nBizimkisi ne saman alevi sevda ne fantezi,\nKalbimiz soluk aldıkça bu memleketi,\nFevkalade kararlılıkla koruyacağız seni.\nMahşere kadar emanetimsin ey İstanbul! \n\nMURAT ÇAVDAR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kokar",
        "poet": "İbrahim Halil Demir",
        "poem": "\n\nGül kokar,\nYandıkça sevda ateşi,\nDumanı gül kokar,\nDerdim gülleri, deste deste,\nO yar hepsinden de güzel kokar.\n\nGül verir,\nGonca dolar sevda bahçesi,\nOlgunlaştikça gül verir.\nSevda bağının korukları,\nÜzüm olur gül verir.\n\nGül açar,\nGüldükçe o yar,\nYanağında gül açar.\nSevmeye doyamadığım o yar,\nYufka yüreğimde yara açar.\n\nGül takar,\nTarandıkça o yar,\nÖrüklerine gül takar.\nBakmaya kıyamadığım o yar,\nSevda kemendini boynuma takar.\n08/06/2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kokmasa",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nO gülün kokusunu, yüreğinde hissetmek\nAllah katına giden, gül bahçesine gider\nGül kokanı cennettir, en güzeli gül kokmak\nGül yarattı yaradan, gül kokmasa ne eder\nBahattin Tonbul\n21.2.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kokan Çocuk",
        "poet": "Ali Özkanlı",
        "poem": "\n\nGül koklasa annesi yeşeriyor tomurcuk,\nYumuşak elleriyle ağzı gül kokan çocuk\nSunulan sevgileri içiyor yudum yudum.\nGüzel tatlı dilinden ballar akıtan çocuk.\n\nMasmavi gökyüzüne, mâsumca bakan çocuk,\nSıcacık gülüşüyle yürekler yakan çocuk,\nİçi dışı tertemiz miskler gibi kokuyor,\nO bembeyaz yüzünden nurlar dağıtan çocuk.\n\n\t04.06.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kokla..",
        "poet": "Erdal Erbaş",
        "poem": "\n\nAllah c.c  Hakkı İçin Gül Kokla.. Gül ün Hatrı İçin Gül İnsana.. İnsan Hakkı İçin Hiç Gönül Kırma; Kırarsan Sadece Nefs Putunu Kır .. *erdlerbş*\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kokulu",
        "poet": "Serdal İnce",
        "poem": "\n\nSENİ..tutan elleri sakın bırakma yoksa yalnız kalırsın.sana gül sunan elleri gönlünde gül kokusu bırakını terk etme gül gibi sararıp solarsın.SENİ.. aklından çıkarmayını sevki onda hayat bulasın.SENİ..unutmayanı senin unutamadığını görki gözlerin başkasını aramasın..GÜL..gibi duygulu sözler söyleyeni incitme yaşamak zor gelir sana sonra yaşayamazsın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kokulu Anneannem",
        "poet": "Türkan Yılmaz",
        "poem": "\n\nGÜL KOKULU ANNEANNEM\n\nGökkuşağı gibi gözünün rengi\nCanım gibi sevdim anne annemi\nİçden duası titretir gök kubleyi\nCanım gibi sevdim anne annemi\n\nBaşım üstüne taç yapayım seni\nİçimde yatan sevgimin temeli\nKalbinde dolu sevgi hazinesi\nCanım gibi sevdim anne annemi\n\nGözünden okunuyor tercübesi\nTükenmek bilmez onun mucizesi\nSevgi dağıtır devlet hazinesi\nCanım gibi sevdim anne annemi\n\nArı şifalı bal yapar kovana\nBesmeleyi öğreten sendin bana\nSahip çık diye söylerdin yuvana \nCanım gibi sevdim anne annemi\n\nAnnelik sevgisini sende tatdım\nHaber yollarım sana çekmez hattım\nFelek vurdu neydi benim günahım\nCanım gibi sevdim anne annemi\n\nZalim ayrılık çıktı karşımıza\nGurbetlik dokanıyor kanımıza\nHasret acısı çöker bağrımıza\nCanım gibi sevdim anne annemi\n\nSıvırcık yavrusu gibi beslerdin\nSaçlarımı renkli boncuk süsledin\nKolay ödenmez senin emeklerin\nCanım gibi sevdim anne annemi\n\nAilenin yeri dolmayan baş doktoru \nİyilerin olmaz dünyada şansı\nKötüler elinde mutluluk tapusu\nCanım gibi sevdim anne annemi\n\nBu dünyada gülmek haramış bana\nMerhemi yoki çalam yaramıza\nBahtı karalı yazın mezarıma\nCanım gibi sevdim anne annemi\n\nEl kapısındayım sakın darılma \nBen muçtaçım senin tesirli duana\nTürkan'ın canı sana olsun feda \nCanım gibi sevdim anne annemi\n\n** (Şiir)  **\n\n*** Türkan Yılmaz ***\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kokulu Annem",
        "poet": "Perizat Yönet",
        "poem": "\n\nGül annem; ben,kızın ilk göz ağrın…\nAz çektirmedim sana,çocukluğumda ne yaramazlıklar yapardım aklın dururdu.Ama sen de çok döverdin beni be anne.Sırf evin büyük çocuğuyum diye.”sen büyüksün” olur muydu  be güzel annem ben de çocuktum….\nOlsundu  iyi ki ilk sınavımı senle vermişim.Yoksa onca canımı güldüren acılarımı nasıl katlanırdım…\nGül annem,ben kızın ilk göz ağrın…\nİlk göz ağrısı,belki de acıları bu yüzden sevdi.\nBana kardeşlerimi emanet ederdin.Bende onları kendi küçük dünyalarının dışına çıkarır hayal denizimde yüzdürürdüm.Sonrası malum…\nOlsundu.İşkenceler, işkence olmaktan nasıl çıkardı benden\nGül annem,vişne reçeli kavanozu geldi aklıma.Sen henüz yeni yapmış olduğun reçeli özenle doldurmuştun kavanoza; ben işte kırıvermiştim elimden düşürüp.Şu an nasıl gülümsüyorum içim acı bir burukluk tadında.-“babama gidip vişnenin,kavanozun ve şekerin parasını alıp geleceğim ve seni şikayet edeceğim babam eve gelince kızacak sana sen görürsün”\nBabam çok yıllar önce gitti…\nGül annem,neler  neler değişti hayatımızda babamın gidişiyle… \nOcağımız söndü derler ya hani,evimiz de söndü.İçimdeki tüm yaramazlık ve haylazlıklarımı o gün gömdüm ben.O gün belki ilk defa büyüdüm.\nYıllar önce,doğduğum toprağa dönerken ne heyecanlar biriktirmiştim içimde.Tüm aile toplanıp bana gelecektiniz,kardeşlerimden hiç ayrılmayacaktım artık.Ah nasıl özlüyordum onları.Yayla evimizin bahçesindeki incir ağacına gider hayallerimizi düşünürdüm.\nOysa avucumda sımsıkı tuttuğum o hayalimde söndü.Artık kan kussam kızılcık şerbeti içtim diyecektim anlaşıldı; toprağım avuçlarımdan,kardeşlerim benden çoktan gitmiş.\nGül annem,sitem değil bu.Yazmak istedim.Yazarsam belki akar gider yüreğimin ağrısı.Ne çok özlüyorum biliyor musun üç rahimdaşın incir ağacı altındaki hikayelerini…\nBoş ver be güzel annem..acılarımı hep sevmişimdir; fıkralarım gibi.Anımsıyor musun bir gün bana dedin ki “kızım artık oğlun büyüdü,hanım hanımcık oturaklı kadın ol.”Hemen atılmıştım.-olur anne,oturak al olayım.İşte anne, bu yanımı sevdim hep ve kararlarımı da hep kendim verdim.Nasıl şok olmuştunuz; -burada biri var,ondan çok hoşlanıyorum ve evlenmek istiyorum dediğimde.Isparta’dan okuldan kaçışım ve soluğu Diyarbakır’da almam.Sizi Siverek’ten aramıştım,bir mola arası telefonla.-merak etmeyin ben Diyarbakır’a gidiyorum,orada okuyacağım dediğimi anımsıyor musun.Sadece on üç yaşımdaydım.\nİlk göz ağrındım işte.İşte bu yüzden ağrıttım belki de gözünü,ama seni çok seviyorum.Kendime söz vermiştim; bu hayat benimdi ve içimden geldiğince yaşamalıydım.\nYaşadım anne,yaşıyorum da.\nAma hani derler ya, ana kucağı.İşte o kucağını çok özlüyorum anne biliyor musun.Deli kız sende dediğini duyar gibiyim.\nArtık ya da sanırım olgunlaşıyorum\nAmaaan boş ver,olgunlaşmak kim ben kim…her zaman ki haylaz kızınım ben.\nOğlumu kucağıma aldığım günü beraber yaşamıştık,anımsadın mı.Günlerden cumartesi ve ameliyata alınmam gerekiyordu.Ben tutturdum bu gün olmaz.Çünkü o zamanlar haftada bir gün Türk filmi kuşağı vardı ve o gün,Tarık Akan’ın oynadığı Halkalı Köle filmini izlemek istiyordum.Sen feryat figan “kızım sen deli misin.doktorunu duymuyor musun vay başıma gelenler,öleceksin anlamıyor mu sun ”diye çırpınıyordun.\nÖlmedim anne,turp gibi geri döndüm oğlumla.\nGül annem,bir gün Yavuz Bingöl Kırklar Dağının Düzü türküsünü söylüyordu bir radyo kanalında.Bu bir Diyarbakır türküsüydü ve içinde Suzan Suzi geçiyordu.Bir itirafta bulanayım mı sana.İlk defa kıskandım seni.Çünkü ismin Suzan’dı.Aslında ismini kıskanmıştım ve türkü canım Diyarbakır türküsüydü.\nİşte gül annem kıskançlıklarım bile değişik.\nKafam,' karışıyorum 'dedi mi  denizde alırım soluğu.Ne zaman arasan -denizdeydim,balığa çıktım ya da tekneyle açıldım diyorum ya nasıl kızıyorsun; biliyor musun bana kızmalarını çok seviyorum.\nÇocukluğuma gittim gene.Bize anlattığın masalların olmadı hiç.O kısım dedeme aitti.Sen bize ninni söylerdin. \n                              Uyu desem dağlar uyur\n                              Dağlarda lale büyür\n                              Benim yavrum şimdi uyur\n                              Nenni de yavrum nenni\nNerden mi biliyorum.Erkek kardeşime söylerken dinlerdik biz, yani kız kardeşimle ben,biraz büyük çocuklar olarak.Ama ben senden “ince giyerim ince,pembe yakışır gence” türküsünü dinlemeyi severdim.Önce söylettirir sonra – anne sen gene de ince giyme üşütürsün derdim,çocukluk işte\nGül annem,biliyorsun hala babaannemin yorganını örtünüyorum\n.Nasıl da babaannem kokuyor.Sahi ne çok kavga ederdiniz…bize de oyun çıkardı.Nerden bilelim gelin –kaynana diyalogları böyle olurmuş…şaka şaka.\nGül annem,sen hep gül.Biliyorum sende her insan gibi acılardan payına düşeni yaşadın.Kendi adıma seni çok üzdümse özür dilerim.En çok hangimizi seviyorsun diye sıkıştırırdık seni.Hadi gidin başımdan derdin bize,biz üç karındaşa.Ben; sana bir şey söyleyeyim mi anne,seni en çok ben seviyorum.ANNEMsin,beni var ettin.Onca yangılar içinde  açmaya çabalayan  bir goncaydım; sayende açtım,gül oldum.\nSonsuz teşekkürler gül kokulu annem.\nASİ kızın ellerinden ve gıdığından öper.07.05.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül kokulu anam sen nerdesin?",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nBak yine anneler günü geldi,\nGül kokulu anam sen nerdesin? \nSen öleli sekiz sene oldu,\nGül kokulu anam sen nerdesin? \n\nBizim için ölüm oldu ani,\nGenç yaşta bırakıp gittin beni.\nNice zamandır özledim seni,\nGül kokulu anam sen nerdesin? \n\nİçime kor düştü beni yaktın,\nSen bizleri bu dünyada yıktın.\nElini öpmeye geldim yoktun,\nGül kokulu anam sen nerdesin? \n\nSana izin verseler gelseydin,\nBana bakıp şöyle bir gülseydin.\nKeşke şimdi yanımda olsaydın,\nGül kokulu anam sen nerdesin? \n\nYusuf ayrı dünyada sen ayrı,\nSensiz hayatın kalmadı hayrı.\nBen sensiz yapamıyorum gayri,\nGül kokulu anam sen nerdesin?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kokulu Çiçeğim",
        "poet": "Ali Özkanlı",
        "poem": "\n\n— Değerli Öğrencim Gülçin ÖZKAYA’ya Sevgilerimle —\n\nRuhumda güller açtı gönlümde yerin başka\nYüreğimde sen varsın güler yüzlü çiçeğim\nHatırlayıp aradın yüreğim geldi aşka\nSeni hiç unutmadım gül kokulu çiçeğim\n\nYüreklere kazınan sevgiler asla bitmez\nSevgimiz Hakk içinse bizi bırakıp gitmez\nKâinat aşkla dolsa seven gönüle yetmez\nKalbimde yerin başka gül kokulu çiçeğim\n\nOrdu’nun gonca gülü beni arayıp buldu\nBülbül gibi şakıdım yüreğim aşkla doldu\nGözlerim yaş dolsa da günlerim bayram oldu\nGül güzeli Gülçin’im gül kokulu çiçeğim\n\nYüzünden doğan ışık tüm ruhuma akardı\nGözünden damlayan yaş yüreğimi yakardı\nNur gibi güler yüzün gözlerime bakardı\nGül toplayan Gülçin’im gül kokulu çiçeğim\n\nŞirin tatlı dillerin seherde zikre dursun\nRabbimin emirleri gönlüne tahtlar kursun\nHakka teslim olursan gül toplayan olursun\nGül goncası Gülçin’im gül kokulu çiçeğim\n\nRabbe âşık gönüller sevgiyle dolar taşar\nÇiçeklerim açınca ruhum sevinçle coşar\nGönlümde açan güller ilahi aşka koşar\nGüller deren Gülçin’im gül kokulu çiçeğim\n\nÖzkanlı’nın dileği çiçekleri solmasın\nŞebnem açan yürekler hüzünlerle dolmasın\nRabbimin rahmetinden kimse uzak kalmasın\nDuanı bekliyorum gül kokulu çiçeğim.\n\n28. 01. 2008\n\nNOT: 29 yıl önce ORDU ilinde öğrencim olan olan sevgili Gülçin ÖZKAYA yıllar sonra bana ulaştı. Dünyalar benim oldu. Yazdığım bu şiiri kendisine armağan ediyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kokulu Cümleler",
        "poet": "Osman Demircan",
        "poem": "\n\nBu gece şiir yazmak gelmedi içimden. Çünkü yüreğimdeki istasyonda tren boşalmaktaydı ve duygusal yolculuklarımın hesabını aklım sormaktaydı. İlk önce ellerini yitirmiş bir çocuk gibi güle oynaya hiçbir el sallayamamışlığım geldi aklıma ve sonra bir kez olsun kulaklarını tıkayanlara haykırışlarımı duyuramamışlığım. Bir de doya doya yaşayamamışlığım geldi aklıma. Bir tarafım hep aç kalmıştı ve açlık en çok yüreğimi vurmuştu. Bu yüzden sevgiyle büyüdü bende buğday başakları.Sabırla büyüdü bende armut ağaçları. Tabi sen bilmezsin armut ağaçlarının ve buğday tarlalarının ne kadar güzel olduğunu. Bu yüzden beni anlayamazsın. Acılarını benle beraber büyütmedin ki sen. Hangi yağmur altında ıslandı çıplak ayakların. Hangi rüzgar darmadağın etti ki dünyanı.S en dağ çiçeklerinin kokusunu ta içinde duyardın ve rüzgar gelir saçlarını okşardı. Sonra o rüzgar gelir benim bütün dalımı budağımı kırardı. Koklayacak bir gül bırakmazdı. \nŞimdi söyler misin bana bu aşk nereye kadar. Sen bir kere hiç trene binmedin ki. Nereden bileceksin kaçak yolcuların kaçışlarını? Ve hiç kasaba görmedin ki nereden bileceksin rayların üzerine düşen intiharları? \nSen eline hiç silah almadın ki. Yaşamanın yasak olduğu bir yerde pusuya düşenleri öldürmenin yasak olmadığını nerden bileceksin. İnsanları arkadan vurmanın savaş meydanında bir ganimet olabileceğini nereden bileceksin ki? Kazanılan zaferin ardından atılan çığlıkların mağlup olanların yüreğine bir ok gibi saplandığını nerden bileceksin ki? \nBu gece şiir yazmak gelmedi içimden. Çünkü yüreğimdeki istasyonda tren boşalmaktaydı ve içinden kolsuz bacaksız çocuklar çıkmaktaydı. Onlara verecek şiir tadında bir ekmek bulamadım. Onlara uzatacak gül dalı niyetine bir mısra bulamadım. Ne mehtap, güzel yüzlü bir sevgiliye benziyordu ne de yıldızlar umut ışığına. Düğümlendi bende sözcükler. Bir bilmece oldu cümleler. \nHer şey sözcüklerle başlamamış mıydı zaten. Titrek dudaklarından ıpıslak cümleler yüreğimin obasına sağanak sağanak boşalırdı. Gül tadında sevgiler büyütürdüm sana. Yine o sözcüklerle sabır taşlarına bir yosun misali dolanırdı kollarım. Ve yine o sabır taşlarıyla ördüğüm her duvara gül kokulu sevgileri tırnaklarımla dikerdim. Sana şiir yazacak parmaklarım yok artık. Ve güller avuçlarımdan çoktan döküldü. Bütün bedenimi hazan bahçelerinin hüznü kapladı. Kırıldı kollarım ve bacaklarım. Sarardı benzim.Tükendi nefesim. Bu sefer sustu dudaklarım. Bir kelime, bir cümle, bir paragraf olamıyorsun bana artık.Ş iir tadı kalmadı sende. Mısra mısra çözüldü bana bıraktığın buz kırıntıların. Ve son kez kelimeler de sustu. Kelepçelendi dilim. \nŞimdi tanıdık bir masalın sisli bulvarlarında dolaşırken kalemim yüreğime saplandı. Şiirim kana bulandı. Beni şiire mahkum eden sendin. Çünkü haykırışlarını duyuramayanların varacağı son yer şiirdi. Son nokta ise gül kokulu cümlelerdi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kokulu Sevgili",
        "poet": "Çağlar Ozangil",
        "poem": "\n\nAçtı gül gibi bir kere,\nSaçtı neşe her yere,\nSen güllerden bir bahçe\nBen seni koklayan bir neşe,\nHiç dinmeyen bir koku bu,\nRuhuma işleyen.\n9.11.11\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül kokulu",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGül kokulu\n\nGülün gülün köleler\nDoğmuş o güneş  köleler üstüne\nO gül kokulu güneş\nBir o güneş Allahın habibi...\nGüneşler  güneşi o Allah'ın rasulü...\n\nAdı dilime  çiçek o rasul’ün \nTeri gül kokulu o rasul’ün\nGüller sever o rasulü\nKullar sever o rasulü\nKainat sevmiş o rasulü \n\nO gül kokulu güneş\nO güneş Allah'ın habibi...\n\nŞemsiyesi bulut \nKöleler için tek umut\nBir devesi vardı adı Betül \nHayvanlar içinde en gül \nSahabesi yıldız o rasulün\nÜmmeti inci\nÜmmetler içinde…\nKainat sevmiş o rasulü \n\nO gül kokulu güneş\nBir o güneş Allahın habibi...\nGüneşler  güneşi o Allah'ın rasulü...\n\nAsrı en altın asır\nÇöller güldü o asırda\nYetimler güldü o asırda\nGülün yetimler gülün...\nKöleler güldü o asırda\nDağ taş güldü o asırda\nAşk güldü\nGece bir güldü gündüz bir güldü..\nİnsan bir güldü\nZaman  güldü \nDoğdu ilim için o güneş\nKainat sevmiş o rasulü \n\nO gül kokulu güneş\nBir o güneş Allahın habibi...\nGüneşler  güneşi o Allah'ın rasulü...\nO hakikat güneşi\nO adalet güneşi\nO şefkat güneşi...\nGülün  gülün köleler\nSevgi şefkat o asırda\nArkadaşlık kardeşlik gül o asırda…\nToprağı aşk kokan bir  asır o\nKainat sevmiş o rasulü\n\nGülün gülün köleler\nGülün gülün mazlumlar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kokulu Peygamber",
        "poet": "Fikri Demirtaş",
        "poem": "\n\nDünyayı süsleyen gülün kokusu,\nSevginin efendisi Nebi’yi hatırlatır,\nBir sevda dinmiş cennet bahçesinden,\nTeşbihi gül, teri gül, yüzü gül Muhammed.\n\nGül aşktır, sevdadır, özlemdir, kavuşmaktır\nGül ayrılıktır, hüzündür,  gözyaşıdır.\nGül kokuların özü, ruhudur.\nGül çiçeklerin padişahı, Gül-i Muhammed.\n\nRenklerin şereflendiği güllere bakınca,\nŞair lal, ressam biçare kalır.\nEy Gül-i Rana’dan kokusunu almış rüzgâr.\nEn güzel sevgilinin toprağından serin serin eser.\n\nNur-u Kuran’ın aydınlığında,\nMısralarımla gül koklatmak istiyorum.\nYitirsek de baharı avuçlarımızda,\nGül muhabbetiyle kucaklıyorum.\n                                   (21 Ekim 2011 Malatya)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül kokulu Peygamber ümmetiyiz...",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nO'nun için kainat yaratılan,\nEşsiz büyük Peygamber ümmetiyiz.\nCahiliye dönemine son veren,\nGül kokulu Peygamber ümmetiyiz...\n\nMazlumu,yetimi Koruyup seven,\nHaklıya hakkını adilce veren,\nTövbe edip hak yola davet eden,\nGel diyen bir Peygamber ümmetiyiz...\n\nSevgi yolu oldu tüm mahlükate,\nHoş görüy O getirdi hayata,\nYer vermedi asla kine nefrete,\nSev diyeni bir Peygamber ümmetiyiz...\n\nYürüyün der bize,Allah yolunda,\nDaime taht kurun,gönül dalında,\nHarcayın ömrü Hakkın yolunda,\nGül diyen bir Peygamber ümmetiyiz...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kokulum",
        "poet": "Abdurrahman Topel",
        "poem": "\n\nYazgım deyip tuşa geldim\nUzun yoldan boşa geldim\nAra gazı çoşa geldim\nAffet beni gül kokulum\n\nMetaneti attım rafa\nBoynumdaki deil kafa\nAçılmadı malum sayfa\nSabret biraz gül kokulum\n\nDuygularım boz bulanık\nYüregimse sana yanık\nGeçmişimmi hep karanlık\nHapset beni gül kokulum\n\nAbdurrahman diyar diyar\nGezmekten düştü ihtiyar\nCana deil tene kıyar\nFarket artık gül kokulum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül kokulu yâr",
        "poet": "Atilla Ertuğrul",
        "poem": "\n\nSen gittin gideli her yer tarumar\nGelipte görseydin gül kokulu yâr\nAdım başı ihenet kin zulum var\nGelipte görseydin gül kokulu yâr\n\nSen gittin gideli çok zaman geçti\nMümin çile çekti zehirler  içti\nMazlumlar zalimin şerrinden kaçtı\nGelipte görseydin gül kokulu yâr\n\nSen gittin gideli putlar dikildi\nBahçemize fitne fesat ekildi\nNizam intizam yok karâ çekildi\nGelipte görseydin gül kokulu yâr\n\nSen gideli her şey bak başa döndü \nYüreklerde iman yok taşa döndü\nİmansız bedenler bir leşe döndü\nGelipte görseydin gül kokulu yâr\n\nŞeyrani kurbandır senin yoluna\nHak merhamet etsin aciz kuluna\nÜmmet esir olmuş dünya malına\nGelipte görseydin gül kokulu yâr\n\nDost kalemler \n\nNerede gül görsem seni anarım. \nSana biat ettim sende kararım. \nHak Muhammet Ali diye yanarım. \nGelipte görseydin GÜL kokulu yar....Aşık Korhani\n\nGül sevginin, aşkın sembolü, \nGül tüm çiçeklerin idolü, \nGül kalpleri açma formülü, \nGül gönüle girme yoludur...İZAF...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kokulum",
        "poet": "Sefer Kurt",
        "poem": "\n\nSen hayatım sen sevdamsın\nSeni çok seviyorum gül kokulum\nSen gönlümde bitmeyen aşkım \nSeni çok seviyorum gül kokulum\n\nBen aşkıma canım derim\nSevdim mi ölümüne severim\nSevdamı yüreğime ekerim\nSen kara sevdamsın gül kokulum\n\nYüreğim yanar senin yokluğunda\nGüneş doğmaz yanımda olmadığında\nGitme gidersen gönlüm hep yasta\nSen canımsın sen hayatım gül kokulum\n\nEla gözlerin başımı döndürüyor\nYüzündeki gamzelerin rüyama giriyor\nDudağındaki kelimeler sevdiğini söylüyor\nSen hayatımsın sen aşkımsın gül kokulum\n\nGül kokulu yarim beyaz meleğim\nSon aşkımsın tek sevdiceğim\nBu hayat yolunda senin le yürüyeceğim\nEllerimiz ayrılmasın hiç gül kokulum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül kokulum",
        "poet": "Ahmet Küçük 2",
        "poem": "\n\nHer nefeste yudum,yudum\nKokluyorum gül kokulum\nAyırma yolundan yolum\nSeviyorum ey  resulum.\n\nSensiz her dem zarar bana\nMuhtaç ruhum varlığına\nBir gecenin aydınlığına\nÇıkar bizi gül kokulum.\n\nEs seherde yeller gibi\nGir gönlüme güller gibi\nÇağlayayım seller gibi\nAşkın ile gül kokulum.\n\nSensiz ruhlar doymuyor aç\nBütün alem sana muhtaç\nAç kucağın bizede aç\nKurtar bizi gül kokulum.\n\nPerdesiz bakan gözlerle\nVahiyle gelen sözlerle\nRahmet akan gül yüzlerle\nBizede gül gül kokulum.\n\nEngel aşıp gelemiyom\nRavzana yüz seremiyom\nBakar körüm göremiyom\nAç gönlümü gül kokulum.\n\nEbabekir,Ömer vardı\nİmanların senden aldı.\nDostun Ali Osmanlardı\nBizide sev gül kokulum.\n\nBizde sevgi salkım,saçak\nKaçar olduk köşe bucak\nNe zaman vuslat olacak\nBekliyorum gül kokulum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kokuna Hasret Ya Hz.muhammed S.a.v",
        "poet": "Serkan Erinç",
        "poem": "\n\nGül bahçesin de gül’i Muhammed gibi kokmak.O şahane pak aziz güzel sultan’a manevi evlat, abı hayat deryasında  Salih bir ümmet olmak.\nSen çöllerin ortasında büyüyen bir güldün. Melekler sana hayran iken, sen ümmetim ümmetim diye haykıran Resulü Zişan. Gül o yüzdendir ki en çok sana benzemek istemedi mi. Onca peygamber senin ümmetinden olmak istemedi mi. Ümmete Muhammed etti seni ey Dürri Yekta. Gönüllere sultan aleme rahmet etti.\nHer bir gül Allah ‘ın emri ile toprağı yara yara bismillah nidalarıyla göye selam verir. Allah Rahman ismini tecelli eder güllerine. Sağanak sağanak yağmur ikram eder güllere.Gül bahçesinde farklı farklı güller vardır.Narin, latif ve bir o kadar da güzel.Hele o güzel kokuları sultanı enbiyanın nakış nakış sanatına ihtişamına örnek oldu. Ve Allah  ikram etmektedir kullarına.\nHerkes gülü gül olduğu için sevmekte.bizim için gül aşktır,sevgidir,özlemdir.gönlümüzün acı ve hasret dolu zincirleridir.Ve uzaklara götüren Sevdayı Muhammedî’dir. Gül”ün sevdası kalbimizin ortasında yelken açmıştır… Ve bizler gönlü iman dolu insanlara meftun olmuş gençleriz.Gün gelir gülün sultanına kalbimiz yana yakıla, gözlerimizden akan yaşlar ile gül sularız.Biliriz ki gönlümüz güllere hasret. Biliriz ki ufukta güllerin sultanı,kalplerin padişahı bizi gözler. Güller dikenlerle dolu olduğunu da  biliriz. Ama inanırız ki diken güllerin içinde değil,güller dikenler içindedir.\nO soğuktan çatlamış ellere merhem, kurumuş toprağa Kevser, imanı elden gitmiş ruhlara hidayet,iman ateşiyle yanıp tutuşan gönüllere serinlik veren baharlar hediye eden sultan; O gecenin ortasında parlayan bir yıldız oldun. Gündüzün karanlık yüzüne nurlu bir güneş kalplerin en usta aktörü oldun. O saltanatın sebebi peygamberlerin padişahının Habibi oldun ya Resulallah.\nEy Gül bu zamanın gençleri seni çok özledi. Gözleri hep yollarda senin deruni aşkınla çığlık çığlığa ağlamakta. Biri musap bir Ömer bir Ali bir Ebubekir gibi olmasa da hasretle seni anmaktalar. Senin mücadelen için, senin davan için bir başta benim diyen ümmetinden haberdar ol ya Resulallah. Gecelerimize katıl. Ya Resulallah Sahabelerinden güzel işler yapan olduğunda aferin derdin. Veya mükafat olarak derin derine gözlerinin içine bakardın. Ve o sahabi senin aşkınla ummanlarda uçardı. Gençlerin senden gelecek bir aferin’e hasret, senden gelecek bir tebessüme bin defa musap olmaya hazır. Ellerinde kalemleri yanlarında minik minicik Ahmetler aliler Zeyneplerle hasretini o gül kokunu Medine nin yollarını koklamakta. Mekke deki zor günlerinde bir Ebubekir  bir Abdullah bir ali olmayı ne çok isterler. O hasretle her gece yataklarımıza girip rüyalarımızda bekliyoruz. Bizimde Bilallarımız var. eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedu enla muhammedin abduhu ve resulu dediğinde yürekleri parçalanıp kardeşlerimizin omuzlarına düşen. Bizimde vahşilerimiz var pişmanlıklarıyla sevgilinin kokusunu ufuklardan arayan. ‘’Geceye katran çal,Acıya hüzzam,Ah edersem tutmasın elim,Tutulsun dilim. Taş bassın yerime dedi, gönlüne,Gönlüne…Emri olur başım gözüm üstüne,Üstüne,Üstüne aman, aman’’ diyen hz vahşilerimiz var.\nUmut fakirin ekmeğidir ey güllerin efendisi. Zamanın gençleri umudunu sana bağladı. Azimle çalışıyorlar. Yorulan hemen flamayı kardeşine veriyor. Gül bahçesindeki bülbülleri gülsüz bırakma. Sahabeye merhem olan habibim, gül kokunla fakirin  muradına merhem ol. Sana beyaz bir üstüne Necip Fazıl üsdatımız ın  dediği gibi ‘’ Efendim.. Müjdecim.. Kurtarıcım... Peygamberim! Sana uymayan ölçü, hayat olsa teperim’’  Hasretle ellerinden öperim …\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kokuyor",
        "poet": "Hülvani Baştuğ",
        "poem": "\n\nYesevi bağında açmış renk a renk çiçekler\nGülün etrafında toplanmışlar semada eller\nReyhan, çiğdem, nergiz, lale, sümbül\nHepsininde kokusu bir  gül kokuyor gül\n\nUlu bir el tohumları serpmiş esen yele\nGidip düşmüşler ayrı ayrı beldelere\nHuzur ikliminde açmış türlü çiçekler\nHepsininde kokusu bir gül kokuyor gül\n\nBu bağda aşkla ötüşür bülbüller\nGülün etrafında dönerler semada  eller\nZikre dalmış menekşeler, laleler, sümbüller\nHepsininde kokusu bir gül kokuyor gül\n\nSaltuk, Bektaşi Veli, Taptuk, Yunus, Mevlana\nSevgi ektiler uğradıkları her diyara\nGönüllerinde gül, hallerinde gül, lisanında gül\nHepsininde kokusu bir gül kokuyor gül\n\nGönülleri feth ettiler Allah aşkına\nHer gönüle bir gül diktiler gülün aşkına\nKainat yaratılmadı mı onun aşkına\nHepsininde kokusu bir gül kokuyor gül\n\nHülvani der ki bu bağda saka olsaydım\nOmuzumda bu bağa su taşısaydım\nBağbanın yolunun kulu kölesi olsaydım\nBu bağda herşey gül kokuyor gül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kokunuza Özlem",
        "poet": "Şadan Yenişafak",
        "poem": "\n\nBu yollar sizi bekler\nAçılmış yüreklerle\nGül kokunuza özlem\nÇağlıyor dileklerle\n\nSevdandaki o coşku\nAçıyor çiçeklerle\nKöyünde sevdalılar\nBekler dolu gözlerle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kokuyor Akşamlar",
        "poet": "Bahri Yıldırım",
        "poem": "\n\nEğer candan sevdi isen\nSevdanın özü,güldür gül\nCana meyil verdi isen,\nMeylinin özü,güldür gül\n-\nSözü doğru söyler isen\nSözlerin hepsi,güldür gül\nAşk söylüyorsa yüreğin\nYüreğin hepsi, güldür gül\n-\nÖzün yare çevirdiysen \nGörünen her şey güldür gül\nTuttu işte elim yar elinden\nYârin elleri güldür gül\n-\nDağlar aşıp yare koşsan\nYolların hepsi  güldür,gül\nYorulmaz bu yola düşen\nYürüyen kullar,güldür gül\n-\nTürkü olup söylendiysen\nTüm heceler güldür,gül\nBozulmaz düzenin perden\nTitreyen teller güldür,gül\n-\nGüzel söyle aşık isen\nHer güzellik, güldür gül\nDüştü isen yar diline\nSöyleyen diller güldür, gül\n-\nSu içtiysen yar elinden\nİçtiğin sular güldür gül\nHayatta hep sevildiysen\nSenli zamanlar güldür, gül\n-\nGüldür güle aşık olan\nAşkı bilenler güldür gül\nSevilmeyince kuruyan\nGönül çiçeği güldür gül\n-\nSen bilirsin sevdiğini\nSevdanın canı güldür,gül\nBilirsen ne çektiğini\nBütün çileler güldür, gül\n-\nYıllar yılı dert çekmişse\nBülbülün çilesi,güldür gül\nGelir diye beklermişsin\nÖzlemin adı güldür gül\n-\nYıldırımın sevda yanı\nSana verdiği zamanı\nSeversen bu dostu tanı\nSana verdiği güldür gül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kokuyorsun",
        "poet": "Edip Cansever",
        "poem": "\n\ngul kokuyorsun bir de\namansiz, acimasiz kokuyorsun\ngittikce daha keskin kokuyorsun, daha yogun\ndayanilmaz birsey oluyorsun, biliyorsun\nhircin hircin, pembe pembe\nofkeli ofkeli gul\ngul kokuyorsun nefes nefese.\n\ngul kokuyorsun, amansiz kokuyorsun\nve aci ve yigit ve nasil gerekiyorsa oyle\nsen koktukca dusumde goruyorum onu\ndusumde, yani her yerde\nyuzu sararmis, titriyor dudaklari\nsakaklari ter icinde\ntam alninin altinda masmavi iki ates\niki su\niki deniz bazan\nbazan iki damla yaz yagmuru\nmermerini emerek daglarinin\nsiirler soyluyor....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Kurusu",
        "poet": "Edip Çakı",
        "poem": "\n\ntan eksildi\nsabahlar çarpık betonların yavrusu\nakşamlarım elde kaldı\nışığım sen gül kurusu\nkim sorguma şahitlik eder\ngeceler kimin akıl karı\nkirli yakalı eşkiyalar\ntan ağarmalarımı çaldılar\nsen kimsin? \nayrılık kimin yavrusu? \ndarağacında boğulan yıldızlar\nkimin memesine sadık? \nsenin senin senin\nsenin yar\nkoynumda sen peygamber çiçeği\nihtiyar\ntan eksildi \nkurudu su\nışığım sen gül kurusu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül kurusu aşklar",
        "poet": "Galip Kemali Günay",
        "poem": "\n\nGül kurusu  aşklar defter aralarında...........................................................................................ortası soluk sarı........................................................taçı  grimsi ak...........papatya  keşkeleniyoor.............................. defter aralarında................ yoldurtma saydım da........... seviyor sevmiyor mu diye..................................... keşke çektirtseydim saçlarımdan..................gül kurusu aşklar defter aralarında....................ortası soluk sarı................... taçı............... grimsi ak................ bir papatya....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Koydum Adını",
        "poet": "İbrahim Bayraktar",
        "poem": "\n\nGönlünün aynası gülen gözüne, \nÇiy dolu bakışlar yakışıyor mu? \nBana ilham veren şirin sözüne, \nGül koydum adını, gül ahu gözlüm.\n\nGüzel gözlerinin yeri nerede? \nIşığı kaybolmuş, feri nerede? \nİçimi ısıtan nuru nerede? \nGül koydum adını, gül ahu gözlüm.\n\nPınarların sevince aksın diye, \nBakışın gönlümü okşasın diye,\nDolunay gibi aydınlatsın diye, \nGül koydum adını, gül ahu gözlüm.\n\nDeryadan deryaya uçar giderim, \nZamansız, mekânsız göçer giderim, \nGönlünden gönlüme geçen kederin,\nGül koydum adını, gül ahu gözlüm.\n\n29.09.2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Leyla",
        "poet": "Kul Atilla",
        "poem": "\n\nAğrı dağına kar yağmış\nBaşı duman bağlamış\nLeyla kızın sevdası\nYüreğimi dağlamış\nGül Leyla gül Leyla\nGüller döktüm yoluna\nKurban olam boyuna\n Gül Leyla gül Leyla\n\nLeyla gezer çarşıda\nPullu yazma başında\nBen bakarım karşıda\nYandım ben bu yaşımda\nGül Leyla gül Leyla\nGüller döktüm yoluna\nKurban olam boyuna\nGül Leyla gül Leyla\n\nDolunayda yüzüm var\nOğlan sende gözüm var\nGit annene söyle yar\nYakında düğünümüz var\nGül Leyla gül Leyla\nGüller döktüm yoluna\nKurban olam boyuna\n Gül Leyla gül Leyla\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gül! Mavi Renkte",
        "poet": "Mehmet Kafkaslı",
        "poem": "\n\nBenim karanlıklarım maviydi,\nmaviliklerim karanlık,\ngeri kalan renkler iftira gibi..\n\nAhh\nMavi gül..\ngözyaşı ne renktir\ngönlüm o renktir\nfiğanım kaf dağının arkasında gizli kalmış yankıdan ibarettir\nsen onu duyma,duymanıda istemem Mavi Gül...\n\nAhh\nMavi Gül...\ndikensiz gül! \nsözsüz gül! \nçözümsüz gül! \nsemadan inen her rahmete\ng\nü\nL\n\nyapraklarındaki o neşe\nyüzümdeki tebbesümdür\naşk denen şey feci sevip\nkavuşmayınca canda ibrettir\n\nAhh\nMavi Gül...\nAşk seni bulunca o zaman anlarsın..\n\nAhh\nMavi Gül...\nher yeni gün\nyitik yüreğim ile sahile dökülür\nsen onu almazsın,almanıda istemem artık Mavi Gül\ntekrar denize savururum onu..\n\nAhh\nMavi Gül...\ndikensiz gül! \nsözsüz gül! \nçözümsüz gül! \nsemadan inen her rahmete\nG\nü\nL\n\nAhh\nMavi Gül...\nbeni okşayan uçurum rüzgarları\ntitreyen ellerimde birikti\nhüzün uçurumdan kayıp gitcekmiş gibi\nkirpiklerime kenetlendi\nsen bilmezsin görmenide istemem Mavi Gül\n\nAhhh..\nMavi Gül...\nkoptu kopacak bu kör gece\nsesizliği bozan aşık saçması üç beş hece\nanlamını aşıktan sonra kimse bilmeyecek\nsen bilmeyeceksin bilmenide istemem Mavi gül\n\nAhh\nMavi gül..\ndikensiz gül! \nsözsüz gül! \nçözümsüz gül! \nsemadan inen her rahmete\nG\nü\nL\n\nŞimdi böylece bırakıyorum bu şiiri\nüstünde kafa yormadan..\ndüzeltmeye ihtiyac duymadan..\nnoktasına virgülüne bakmadan...\ntıpkı bir Mavi Gül gibi...\ntüm içsel dökümüyle..\nbundan gayrı,\nırgalmaz beni geri kalan tüm Güller..\n\nAhh\nMavi Gül\ndikensiz gül! \nsözsüz gül! \nçözümsüz gül! \nsemadan inen her Rahmete\nG\nü\nL\n\nAhh\nMavi gül..\nsenin zaafın benim ölümüm oldu...\n\nM.Kafkaslı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül melek yüzlüm",
        "poet": "Hasan Küçük",
        "poem": "\n\nGül melek yüzlüm Gül dikeni sevmek sana negerek,\nGül yeşil gözlüm Nizamaı azaab beni sevmek ne gerek,\nGül gül bakışlım Kötüye melek ne gerek,\nGül aşığım Gülki gülsün yüzüm,\nBeni sevmene yok gerek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül-mek",
        "poet": "Fatma Oral",
        "poem": "\n\nBen tomurcuk sevmem\nNe açacağı belli değildir\nKırmızı, sarı mavi her renk güzel\nAçılmış gül daha güzeldir\n\nBen saymayı sevmem\nBir gül, iki gül çok sıkıcı gelir\nOysa buketin içinde\nÇok, daha çok gül gelir. \n\n\"gül-mek\" güzel güle bilene\nGülü sevmek güzel seve bilene\nGül de yorulur ateş karşısında\nGülü ateşsiz yere koyabilene\n\nBen suskunluk sevmem\n\"gül-mek\" için çok sebebiniz olsun\nHer yüzde gülen gözlerimiz olsun\nGözlerle \"gül-mek\" daha içtendir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Mevsimleri",
        "poet": "Ömer Ünal",
        "poem": "\n\nGÜL MEVSİMLERİ\nBugün Akdeniz dalgın,\nben sana hasret.\nAkdeniz sana coşkun, sana doygun.\n\nGüllerin güldüğü mevsimde tanımıştım seni,\nBir okaliptus ağacının serin gölgesinde.\nAy doluydu, ay dolunaydı sabaha karşı.\nAkdeniz mağrur bir suçlu çocuk edasıyla sessizdi.\n\nŞimdi yoksun.\nHasretindeyim, Akdenizleyim.\nEllerimi uzatıyorum sen diye asi ve coşkun Akdeniz’e,\nGül geliyor,\nNazlı karanfil geliyor.\nSen gelmiyorsun bir tanem.\nGün kara, gün isyana gebe.\nEtme be güzelim bu yorgun kalbe.\n\nGüllerin solduğu mevsimde\nAkdeniz sana doygun,\nSen bana gurbet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Mevsimi",
        "poet": "Mehmet Ekici (taha)",
        "poem": "\n\ngül, ey gül\nkokunu yele bırak\ndolaşsın köşe bucak\niçimize nur dolsun\npeygamberim,\nmuhammedim bakacak.\n\ngül ey gül\nrengini güne bırak \nutansın gökkuşağı\nyüzümüze nur konsun\npeygamberim,\nmuhammedim bakacak\n\ngül ey gül\ncilveni kalbe bırak\ndefolsun şeytan ruhu\nsüveydamız nur olsun\npeygamberim\nmuhammedim bakacak\n\ngül ey gül\nduanı göğe bırak\nyayılsın tüm evrene\nve insanlar nur bulsun\npeygamberim\nmuhammedim bakacak\n\ngül ey gül\naşkını öze bırak\nyanmak sonsuz bir ömür\nnar yerine nur olsun\npeygamberim\nmuhammedim bakacak.\n\nNisan 2000, Aksaray\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Mevsimi...",
        "poet": "Filiz Turan",
        "poem": "\n\nGönlüm bir gül bahçesinde\nGül kokuyor buram buram aldığım her nefes\nYağmur gül olup yağıyor saçlarıma\nGün gül sarısı doğuyor her sabah pencereme\nHer akşam gül kırmızısı olup batıyor güneş\nRuhum sarhoş olmuş mest olmuş bi çare\nMevsim gül mevsimi aylardan gül ayı\nGönlümde demet demet gül olup açan sevgili\nGönül sarayıma keyfine kurul\nGül eğlen Mesut ol\nBırak gönlümün kollarına kendini\nGül mevsiminde\nGüllerce benimle birlikte kaybol...\n\n27.04.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül mevsimi (Mayıs)",
        "poet": "Cengiz Akdag",
        "poem": "\n\nUyansan da güneşsiz bir güne\naydınlat yolunu içindeki güneş ile\nkaranlık pusu kursa da her köşede\nkötülük fırsat kollasa sağında solunda\nunutma gül mevsimindeyiz\naylardan mayıs\nuzak dursun bizden\nkirlenmişlik ve yeis\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül mezarın başında",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGül mezarın başında \n\nGül mezarın başındayım\nGül açsın gül kokuları...\n\nGül mezarın başındayım \nGah otururum hayalimde ilim sofrasına ve derim: \nOn dört asır ötelerde ilim\nGül mezarın başında\nGül\n\nGül mezarın başındayım\nSeherlerin  en gül olanı...\nUçuyor beyaz kuşum uzaklara\nAllah tuzak kursun tuzaklara\n\nAğlıyorum\nGül mezarın başında\nÖzlemim deniz\nGül sofranın gül aşında\nÖz ağlıyor, göz ağlıyor, şükürde dilim\n\nGül mezarın başındayım\nGül açsın gül kokuları...\nAğlıyorum\nTek bu sofradadır çiçeğim balım\nMeyve verecektir kırılan dalım\n\nAğlıyorum\nBin güneşle aydınlanıyor yolum\nBu seher ömrümün en gül anı\nUçmalarda beyaz kuşum uzaklara\n\nAğlıyorum\nGül mezarın başında\nMelekler tutuyor gibi insanı\nKül oluyor insan\nKul oluyor insan\n\nAğlıyorum\nGül mezarın başında\nKul oluyorum\nKül oluyorum\nSüt  beyazım\n\nGül mezarın başında\nGah oturuyorum hayalimde ilim sofrasına \nOn dört asır ötelerde ilim...\nGah dalıyorum bir savaşın hayaline \nŞu başsız kişi Cafer-i tayyar mıdır\nBu dünya hala bize yar mıdır...\nGah geliyor gözümün önüne Mekke\nMekkenin dağı -taşı nur...\n\"Miracın sahibi \" odur\nAk Mekke’nin dağı -taşı ak bana\nİz iz öpeyim kim kurmuş bunca yıl tuzak bana\n\nGül mezarın başında\nGah dile geliyor gözümün yaşı\nGözümün yaşı nur\n\"Kevserin sahibi \" odur\nAk gözümün yaşı Medine şimdi ak bana\nYaşamışım bunca kara yıl güneş uzak ay uzak bana\nGah aklıma akıyor gül ömür \nAdın gül asrın gül\nAnam -babam feda olsun desem az sana\nSenin gözünle bakıyorum\nKışlar yaz bana\nSiyahlar beyaz bana\nBeyazlar siyah bana\nSensiz bir an günah bana\n\nGül mezarın başında\nAya çevrilen aynayım \n\nGah hayalim koşuyor hicret günlerine \nGüvercinler askerleri...\nAy güneşten alır ışığını\nEbu bekri,Aliyi anar gönlüm\nYıldızları ayları...\n\nGül mezarın başındayım\nGül açsın gül kokuları...\n\nGah koşuyorum koşuyorum varamıyorum \nVeysel gibi yanıyorum\nO gül gibi \nYak\nGül hasret beni\nGah kirim geliyor aklıma\nGah yalanların peşinde koşuşturmaları gönlün\n\nGül mezarın başında\nÇiçeksiz bal yapar mı arı\nKur’anla kovdum şeytanları\nMüzdelifeden toplayıp taşları...\nBir ömür atmalıyım kendime\nGözden akıtıp yaşları\n\nAklım\nÖnler gönlümdeki talanı\nGüneşim \nKaranlık kalsın kov bu yalanı\nKim olsun benim gibi dertli\nGah Sırat geliyor aklıma\nGöz yaşlarım olsun tutunacak dalım\n\nGül mezarın başında\nGül mezarında gül aşında\nGeç kaldım,geç kaldım \nAh derya değil damla düştü payıma\nGüneş teğet geçti gönül köyüme\nAllahım güneşler versin, soyuma\nDerindir kimse düşmesin kuyuma\nBenimle dolsun bu kör kuyu\nGül gül kokun yol çizdi hasretin ulaştı\nGül mezarın başında\n\nGül mezarın başındayım\nGül açsın gül kokuları...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Mevsimi",
        "poet": "İbrahim Çelikli",
        "poem": "\n\ngüllerin açtığı mevsimde\nağarmadan daha tanyeri\nçimlerin üstünde\nçiy taneleri\nçiy taneleri\ntomurcukların misafiri\n\nhenüz derya hasır gibi,  uykuda\nkurbağalar susmadan daha\nbir su kuşunun dalmasından\nbir dalgacık uzaklardan\nkıyıya uzanmakta\ndalgacık haleleri\nsımsıkı sarmakta kıyı şeridini\n\nseher yelinden üşümüş, kabarık\nyuvasındaki serçenin kanatları\nkarıncalar bitmemiş rüyalarında, yarı uyanık\nkelebeklerin kanatları kapalı,\nunutmuş ötmeyi\ncırcırböceği\n\ngüneşin yakmadığı soluk\ndağlardan, ovalara kayarken\nsallanır, açmaya üşenmeyen tomurcuk\ncemre düşmemiş gibi, \n\ttoprak yeni güne başlarken\ndoldurur insanın içini \ntutkulu yaşama sevinci\n\nkaplar tabiatı sabahın çoskusu\nböcekler istilacı bir ordu\nmeyveye dönüştürmek için her tomurcuğu\ntoprak cana dönşütürür tohumu\ngüneş ısıtıverir evreni\ntomurcuk açıverir gözlerini\n\ngünaydın gün, günaydın doğa\ngün başlıyor erdik sabaha, baharda\ngüzel bir gün başlıyor davranın \nbalarısı gözünaydın\ndoldurur içimi \nyaşama sevinci\n\ngözüm-aydın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Mü?",
        "poet": "Hacı Ali Güneşligün",
        "poem": "\n\nBedestende bir gül derdim\nKokusu aynı sen,\nBedestende bir gül derdim\nEndamı aynı sen\nBedestende bir gül derdim\nYapraklaı aynı sen\nBedestende bir gül derdim\nGözleri aynı sen\nBedestende bir gül derdim\nKaşları aynı sen\nBedestende bir gül derdim\nDikeni aynı sen.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Muhammed",
        "poet": "Hadi Önal",
        "poem": "\n\nRabbim seni gül yarattı, gül dedi\nAmine’nin dizinde gül Muhammed\nHamuruna sevgi kattı, gel dedi\nAshabının gözünde gül Muhammed.\n\nUmut sensin; gönüllerde minbersin\nGüzellikte, doğrulukta öndersin\nEğiten sen, öğreten sen, bilensin\nAmelin de da sözün de gül Muhammed.\n\nAydınlandı tüm ufuklar nurunla\nSana koşan karşılaşmaz sorunla\nTemizlersin, yıkarsın yağmurunla\nEzelin de gizin de gül Muhammed. \n\nAhlakında kokan buhur Kuran’dan\nSaffetinle münezzehsin zamandan\nSensiz dünya hem yavandır hem yalan\nSen habibsin yüzün de gül Muhammed\n\nÂlemlere rahmet, müjde, mahisin\nÖvülensin, sevilensin, nakisin\nMustafa’sın, gönüllerde bakisin\nYürüyoruz izinde gül Muhammed\n\nCanlar feda, can Makam-ı Mahmud’a\nSensin Ahmed, göğe yükselen seda\nBiz faniye sığınacak son ada\nGölgen kâfi, tozun da gül Muhammed\n\nSensiz kalan gönüllerde hicran var\nHasretinle ervah ağlar, can ağlar\nSelam sana, sana bütün dualar\nŞafi sensin, özünde gül Muhammed\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Muştusu",
        "poet": "Özlem Torkul Tekan",
        "poem": "\n\nUyan artık gözlerim söyle bu ne uykusu\nÖzgürlük ilelebet gaflet hiçlik korkusu\nGün gelir döner devran, biter özlem tutkusu \nYine yeni yeniden sinede gül muştusu...\n\n(2 Aralık 2001)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Naatı",
        "poet": "Cengiz Bayraktar",
        "poem": "\n\nMüjdelendi Âmine ye mevlidi serdarı gül\nDüştü rahmi medarına Ahmedi muhtarı gül\n\nFecri atiyle zuhur eyledi bir başka güneş       \nSecdeye yattı o an etti gizin izharı gül \n\nVarlığıyla gark oldu nura asuman zemin\n  Saçtı cennet arza kokusun itibar varı gül\n\nÂleme rahmet için doğdu Muhammed el emin\nCümle melekler koşuştu oldu alemdarı gül \n\nParladı hakkın kılcı kalmadı yerde batıl\nOldu adalet tecelli verdi cennet barı gül\n\nRazı ettirdi dini İslamı, tamamladı dini   \n Refik ül a’laya kavuştu yetti intizarı gül \n\nBayraktar et sende methini uyarmadı deme\nOlsa dağ taşın dili olurdu bayaktarı gül\n\nFâilatün/ Fâilâtün /Fâilâtün / Fâilün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Nida",
        "poet": "Şadan Yenişafak",
        "poem": "\n\nAsrı saadetin muhabbetini gül yüreklilerin nidasıyla \nmanevi soframıza sunan Gül Nida yalnızca kandil simidi değil \nAlemlere rahmet Hz Muhammet s.a.v efendimizin ve gül neslinin \nDünyadan Ukbaya yol gösteren ebedi aydınlığıdır \n\nGül Nida güller gülünün gül kokusuyla \nyuvalarımızı dostların gül meclisine çevirerek \nMevlidi Nebeviyi s.a.v muhabbetle yad ettirecek inş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül, Ne Olur Gül!",
        "poet": "Burak Ballı",
        "poem": "\n\nArtık alıştım sevinçle hüznü bir arada yaşamaya\nArtık alıştım bıraktığım gülü dikeninden ayırmaya\nArtık alıştım gülü gülle soldurmaya\nGül, ne olur solma\nSolarsan adın bende kalır gül\nDikenin ömrüme batar\nÖmrüm sensiz yol katar\nGül, gül\nSenin adın bende pınar gibi akar\nGül, gül\nNe olur gül\n\nSessiz Bekleyiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Oğlan (Gizil Gül)",
        "poet": "Davud Memmedbeyov",
        "poem": "\n\nGizil gül oyum-oyum\nDerim sineme goyum\nYağış yağarş yer doymaz\nMen senden nece doyum\n\nÖzü bir gül sözü bülbül\nSaçı sünbül gül oğlan\nDür gel men sene gurban\nAy çal gagag boz çoha\nÇit arhalıg gül oğlan\nAtını yan çek tog gara birçek\nHamıdan göyçek gül oğlan\n\nBu dağdan açmag olmaz\nNarıncı başmag olmaz\nBir cüt ögüşden ötür\nYarla savaşmag olmaz\n\nÖzü bir gül sözü bülbül\nSaçı sünbül gül oğlan\nDür gel men sene gurban\nAy çal gagag boz çoha\nÇit arhalıg gül oğlan\nAtını yan çek tog gara birçek\nHamıdan göyçek gül oğlan\n\nEvleri kün delen yar\nBize gül gönderen yar\nGülüm yargıza dönsün\nMenden üz dönderen yar\n\nÖzü bir gül sözü bülbül\nSaçı sünbül gül oğlan\nDür gel men sene gurban\nAy çal gagag boz çoha\nÇit arhalıg gül oğlan\nAtını yan çek tog gara birçek\nHamıdan göyçek gül oğlan\n\nAlma versem almazsan\nSen almadan galmazsan\nHansı bağın gülü sen\nİyledikce solmazsan\n\nÖzü bir gül sözü bülbül\nSaçı sünbül gül oğlan\nDür gel men sene gurban\nAy çal gagag boz çoha\nÇit arhalıg gül oğlan\nAtını yan çek tog gara birçek\nHamıdan göyçek gül oğlan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Ne Olursun Gül",
        "poet": "Adem Durmazer",
        "poem": "\n\nDilin neden böyle hüzünlü şakıyor\nGözlerin neden ağlamaklı bakıyor\nŞu halin var ya inan beni yakıyor\nGül ne olursun gül yakışır sana\n\nYaşadığın şu yaş tam bir bahar\nÖnünde upuzun bir ömür var\nSimsiyah saçlara yağdırma kar\nGül ne olursun gül yakışır sana\n\nUfak tefek şeye takma kafanı\nYalan dünyada sen de sür sefanı\nBir kenara atarak derdini tasanı\nGül ne olursun gül yakışır sana\n\nElimden ne geliyorsa de yapayım\nKötülüklerden seni uzak tutayım\nHayatına bir parça renk katayım\nGül ne olursun gül yakışır sana\n\nSıkıntıyı stresi böler yarayı sarar\nDost dostta daha başka ne arar\nUy tavsiyeme mutlaka işe yarar\nGül ne olursun gül yakışır sana\n                 Adem Durmazer\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Ne Olur",
        "poet": "Özcan Arabacı",
        "poem": "\n\nSen gül ki kainat utansın tüm kötülüklerinden\nSen gül ki güller açsın taş kesilmiş yüreklerde\nSen gül ki tüm karanlıklara gün doğsun\nGül ki yaşamam için sebebim olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Öğretmenim",
        "poet": "Kenan Çarboğa",
        "poem": "\n\nBir gün olsun gül yüzünle\nGül bize gül öğretmenim\nGüneşinle, gündüzünle\nGel bize gül öğretmenim\n\nİster bahar isterse yaz\nÖzlemini dindirmez az\nCennet kokusundan biraz\nSal bize gül öğretmenim\n\nGenç, ihtiyar, erkek, kadın\nKalplerinden gitmez yâdın\nDilimizde senin adın\nBal bize gül öğretmenim\n\nŞaşırınca bizler yer yer\nGönüllere bir umut ver\nSırat’tan geçerken rehber\nOl bize gül öğretmenim\n\nDünya hayâl, dünya çetin\nNurunu örtmez cennetin\nHem Kur’an’ın hem sünnetin\nYol bize gül öğretmenim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül MUHAMMED' im",
        "poet": "Ahmet Yazıcıoğlu",
        "poem": "\n\nALLAH 'ın güzel ulağı, güzel ulağı,\nÜmmetin gökte kulağı, gökte kulağı,\nGözetler  O ' kul hakkını,  O ' kul hakkını,\nÖzetler okul hakkını, okul  hakkını.\n\nRabbim GÜL-i MUHAMMED' i, GÜL göndermiştir,\nDikenden korusun diye.  GÜL;  gön    dermiştir,\nBize felahın im ANı, bize im ANı\nResullulah'ın İmanı, örnek İmanı.\n\nGÜL aşkı Cennet kapısı, Cennet kapısı,\nGÜL'ler GÜL'ünden kap ısı, GÜL'den kap ısı,\nYarendir güzel yar, ısı güzel yar, ısı\nOlsam elmanın yarısı, olsam yarısı,\n\nKoruyup heyecanımı, heyecanımı,\nVarlığımı O' na verip, verip  sin emi,\nVersem bir HEYe canımı, HEYe canımı,\nSevda  çarmığına gerip, gerip sinemi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Ol Yeter",
        "poet": "Adnan Şahin",
        "poem": "\n\nGül kokmak istiyorsan \nGül bahçesinde \nGül gibi olmalısın \nNe ağaçta bir dal \nNe nehirde bir sal \nNe renkte bir al \nOlman yetmez \nGül kokmak için,\nGül ol yeter\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül olduğun için sevdim seni",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nAh çevirdin gül yüzünü bana ey gül\nŞair  ettin beni\nAşkın çapkın şerbettir kanmadan gitmem\nGül olduğun için sevdim seni\n\nAh yetim pervane oldum sana \nGül olduğun için sevdim seni\nDöne döne yanmadan gitmem...\nGül olduğun için sevdim seni\n\nSevgi gül bahçesidir girilmez mi hiç\nSevgi denizdir masmavidir\nEl eder çağırır bülbülü sevgi \n\nEy gül gül sevilen gül\nBülbül olduğum için sevdim\nBen seni senin için sevdim\nSana adadım kendimi\nSenin olmak için sevdim\nPervanenin ışığı sevdiği gibi sevdim\n\nGül olduğun için sevdim seni\nNe sevgi göster bana ne ilgi\n\nGül olduğun için sevdim seni\nŞu dünya gibi yaralı bir bahçedir aşkım...\nÇiçekler topla nurlu  toprağımdan bu aşkın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Oldu Rize",
        "poet": "Ahmet Köse Mehmet",
        "poem": "\n\nSivas’ dan otobüs çıkmıştı yola\nTokat’ta vermiştik kısa bir mola\nDevam ettik ordan dönmüştük sola\nOtobüs sollandı sol oldu Rize\n\nYol boyunca ben hiç uyuyamadım\nKafamı koltuğa dayayamadım\nAcıdı gözlerim dayanamadım\nYaşardı, sulandı sel oldu Rize\n\nGece yarısıydı Samsun’a vardı\nOtogarda değil yanında durdu\nOrada bir kişi yolcu indirdi\nİndirip yollandı yol oldu Rize\n\nKaradeniz sahil yoluna döndü\nOtobüs yürüdü ışıklar söndü\nSusamıştım sanki, yüreğim yandı\nYüreğimde yandı kül oldu Rize\n\nOrdu, Trabzon ve Giresun’u da\nGeçmişti ki gece yarısını da\nHatırlamaz oldum gerisini de\nGönlümde hallendi hal oldu Rize\n\nSabah saat altı, Rize’ye indik\nMünibüsü sorduk durakta bindik\nKoltuğa oturup hemen de sindik\nMünibüs sallandı sal oldu Rize\n\nÖğretmen evine misafir olduk\nOdalarda yalnız tek kişi kaldık\nKahvaltıda zeytin, peynir, bal aldık\nAğzımız ballandı bal oldu Rize\n\nMevsim kışa geldi zaman sarmadı\nHava kapalıydı güneş görmedi\nHer gün yağıyordu hiç de durmadı\nYağmurla göllendi göl oldu Rize\n\nProje tanındı toplantı oldu\nTicaret borsası salonu doldu\nPasta börek vardı, içecek boldu \nİkramla bollandı bol oldu Rize\n\nİş kur Müdürüne misafir olduk\nTeşekkürler ona balığa doyduk\nLezzetini tadıp dil de haz duyduk\nÇeşitler dillendi dil oldu Rize\n\nİki bin on üçün birinci ayda \nHedefi paydaşı tanımlamada\nProje ön teklif hazırlamada\nSürede kollandı kol oldu Rize\n\nİdari bilimler fakültenize\nUzmanlar eğitim verdiler bize\nAhmet bir demet gül veriyor size\nİçimde güllendi gül oldu Rize\n\n(07-08-\t2013 Tarihinde Rize’de yapılan sektörel yatırım alanlarında genç istihdamının desteklenmesi hibe proğramı bilgilendirme ve eğitim günlerinde yazdığım hatıradır.)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Olmak Külleşmeye Hazırlıktır",
        "poet": "Hüsrev Hatemi",
        "poem": "\n\nFirak çakmaktaşından doğan kıvılcım,\nDeğdiğinde sevdanın kavına...\nFesleğen yerine gül bitebilir,\nGül yerine fesleğen de...\n\nSevda okunun keskin ucu,\nSaplandığında yüreğe, yani avına\nAteş renkli bir gül kesilirdi; \nAteş en iyi kavuşturucudur...\n\nHalbuki, sükûn idi O’nun yoldaşı\nItır, onu saran bir bulut...\nDeryâ ise derinliğinde berdevâm,\nOf çocuk neden uzaklaştın sen? \n\nFakat, işte, şimdi hemen söyle neden? \nFüsun ve hüsün, onun çağrışımlarıydı\nGül olmak, külleşmeye hazırlıktır\nKülleşmek, acıların dinişi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Olmalı",
        "poet": "Remzi Timar",
        "poem": "\n\nYeter artık hep kötüye uyduğun\nBini geçti gözü yaşlı koyduğun\nHayatında tek bir ilgi duyduğun\nSilah değil gül olmalı arkadaş\n\nHelâl lokma olsun yeyip tattığın \nEvin barkın olsun varıp yattıgın\nEl altından her gün alıp sattığın\nSilah değil gül olmalı arkadaş\n\nBuz tutmuş kâlpleri güneş eride\nAzdı yaram göz göz oldu deride\nBana MİRAS bırakırsan geride\nSilah değil gül olmalı arkadaş\n\nRemzi gezer gönül yine yücede\nYalnız kaldım karanlıkta gecede\nYazdığın şiirde her bir hecede \nSilah değil gül olmalı arkadaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Olman",
        "poet": "Hasan Özünal",
        "poem": "\n\nOnca çiçek içinde bülbülün derdi gülledir\nBağları bahçeleri de verseniz\nGülün gönlü bir güldedir\nGüzellik gülde \nSevdası bülbüldedir\nGülüm bil ki \nGül oluşun gönlümledir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Olsan Sen",
        "poet": "Ali Cengiz Turan",
        "poem": "\n\nBenimsin sen, benimsin sen, benim canım ol.\nGül olsan sen, gül olsan sen, benim yanımda sol.\nUzun yıllar yaşayalım mesut yılları..\nBenimsin sen, benimsin sen, benim canım ol.\nGül olsan sen, gül olsan sen, benim yanımda sol.\n\nCandan bakışlarınla kalbime aktın.\nŞimdi niçin hiç yoktan kalbimi yaktın...\nKalbimi sensiz aşka bıraktın.\nBenimsin sen, benimsin sen, benim canım ol.\nGül olsan sen, gül olsan sen, benim yanımda sol.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül olsam ama dikensiz",
        "poet": "Baran Demir",
        "poem": "\n\nGül olsam ama dikensiz\nAçsam gözlerimi görk yüzüne\nGülümsesem ve gülümsetsem\nMutluluk versem\nDikensiz olsam ya acı vermesem\n\nSarı, beyaz,kırmızı fark etmez\nAnlatsam da farklı duyguları\nAyrılığı,sevdayı,mutluluğu,acıyı\nYinede hep gülsem gülümsetsem\n\nBazen acı olsam da \nBazen sevda da\nBazen de mutluluk  olurum\nDalımdan koparılsam da gücenmem\nSevdalara şiirlere konu olurum\n\nAh birde ben sevdalansam\nBirde ben mutlu olsam\nBiride bana bir gülü verse\nAnlasam tattırdığım duyguları\nBirde ben tadabilsem\n\nOlsun be birazcık mutluluk\nBirazcık acıda versem\nSen hep gül,gülümse \nDikende batsa eline\nDamlamasın  yüzünden \nO göz damlaların \nİncinme\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Olsan da",
        "poet": "Salim Erben",
        "poem": "\n\nAdını anmayacağım gül olsan da\nAşkla yanmayacağım kor olsan da\nSözümde duracağım kül olsam da\nTaa ki nefesim nefesin olana kadar\n\nHatırlamayacağım geçmişten bir anı\nKoymayacağım yürekteki hatıranı\nDesinler ki sana bir sevda kahramanı\nTaa ki masken sefere çıkana kadar\n\nBakmayacağım yüzüne en son olsan da\nTutmayacağım elinden bir sen kalsan da\nYıllanmış şarap gibi hücremde dursan da\nBakmam tadına  taa ki benim olana kadar\n\nSızlanmaz zalım gül dikenin batsa da \nO ki aşkın narı cehenneminde yaksa da\nBu kibir bu gurur seni ve beni yıksa da\nKonuşmam bir daha taa ki dönene kadar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Olsun",
        "poet": "Sercan Türk",
        "poem": "\n\nDünyada İki Gül Olsun\nBiri Kırmızı Biri Beyaz Olsun....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül olsana",
        "poet": "Seyit Uysal",
        "poem": "\n\nKinden kibirden uzak olsana\nDedikodu gıybet etmesene\nKalbindeki güle de baksana \nO gülü de koklayıp dursana\n\nİnsanı insandan dost ayırma\nHer insanda Allahın kulu ya\nSevabı günahı kendisine\nSen de bunları dost dost bilsene\n\nHer insanda bir gül arasana\nTatlı dil güler yüze baksana\nCemalden cemale kinlenmesene\nGülün dalında bülbül olsana\n\nİkilikten de uzak olsana\nKimler fayda görmüş söylesene\nYerler birbirini desene\nİnsanın kalbinde gül olsana\n\nGüzel sohbet muhabbet varken\nSakın alma dost diline diken\nHoşça yemek içmek varken\nDost elinde dost bir gül olsana\n\nSeyitim dost elinde bir gülüm\nGülün dalında bir de bülbülüm\nGönülden gönüle de bir gülüm\nDost ile dost bağında bir gülüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ölüm",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGül ölüm\n\nGül uğruna ölüm gül\nBana yazıldı mı gül ölüm \nZindanlarda ölsem \nBeyaz dut lezzetli bir ölümle...\n\nBana da nasip olsun gül  ölüm\nGül vatan için ölmek\nGülden kefen giymek...\n\nBana yazıldı mı gül ölüm\nGül bahçesinde ölsem \nGülün ülkesinde ölsem\nNisan ayında yağmurlarla yıkansam \n\nÖlsem\nÜlkemin dağlarına cemre düşerken \nErirken karlar ölsem \nDağ bilinse mezarım \n\nÖlsem\nDedemin seccadesi\nBedenimin hamuru\nO toprakta ölsem \nİster kar yağsın ister sevgi kefenime\nBana da yazılsın gül ölüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül olsaydın",
        "poet": "Sebahattin Dağüstü",
        "poem": "\n\nYanımda olsanda olmasanda\nHep gül olsaydın\nBen ağladığımda sen gül olsaydın\nBen güldüğümde de\nFırtınalar koparan asi bir rüzgar olsam\nSen yine gül olsaydın\nGül dudakların hep gülse\nİçin ağlasa da\nSen hep gül olsaydın\nDayanamazdım o gül yüzüne de\nMum gibi erir\nIrmak gibi akar da\nAyaklarına sürünürdüm\nSen hep gül olsaydın\nSana feryad etsem de\nGül yüzünden tomurcuklar döksem de\nGonca olup gül açsaydın\nGölgende sabahlardım\nÜzerime çiğ düşse de\nSen gül olsaydın\nBende yanında olsaydım\n11,01,2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Ömrümün Çiçeği",
        "poet": "Vedat Okkar",
        "poem": "\n\nHadi gül\nGül ömrümün çiçeği\nSevgi ile gül, aşk ile  gül\nGül ki yeşersin umutlarımız\nMutluluk olsun yarınlarımız\nİstersen tebessüm olsun yüzünde\nİstersen kahkaha olsun dilinde\nYeterki gül\nSen güldükçe mutlu olur bu gönül\n\nBir sabah ansızın dayan kapıma\nBir temesümle gir ömrüme\nÖmrüm seninle\nGönlüm seninle\nGönülden ömüre seninle birlikte\n\nSonra gel otur yanıma\nBak gözlerime, tut ellerimi\nKoy omzuma başını\nSımsıkılı sarılırcasına\nBir ömür boyunca seninle baş başa\n\nYüzümdeki gamze ol bu gece\nSen gamze oldukça yüzümde\nTebessümüm eksik olmaz seninle\nHadi gül\nGül ömrümün çiçeği\nGamzem gibi gül\nAşk gibi gül\nSevgi gibi gül\nMutlulukla gül\nGül ki\nYeşersin yarına umutlarımız\nYeter ki gül\nSen güldükçe Mutlu olur bu gönül...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Onlara",
        "poet": "Resul Bal",
        "poem": "\n\nGÜL ONLARA\nKına yaksın ellerine düşmanlar.\nHavlasın sabaha kadar köpekler.\nTakırdasın ölüm kusan namlular\nYeter ki susmasın sesimiz.\n\nSakla gözlerinden akan yaşları, \nSakla görmesin köpek, , \nSevinmesin ağladığn için.\nGül onlara göster.\nKorkmadığını ölmekten...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül  Parı",
        "poet": "Bilal Yalçın",
        "poem": "\n\nGül  derdim  güle  Pazar\nCeylanım  değmesin  senin  yüzüne  nazar\nDostundan  duymayasın  hayatında  asla  azar\nDikensiz  gül  derde  derman  ola\n\n      Hanedanı  çehrende  gül  koka\n      Sümbülü  bahçen  amberi  misk  ola\n      Ambarın  taşsın  bereketli  ola\n      Dikensiz  gül  derde  derman  ola\n\n Mor  menevşem  gonca  gülüm  derdim  sana\nAmansız  bir  ömür  verdim  sana\nTaşları  topladım  halı  serdim  yoluna\nDikensiz  gül  derde  derman  ola\n\n      Gül  serdim  güne  güzel  koksun  diye\n      Allahım  bahşetti  seni  bana  hediye\n      Gülmüyor   yüzüm  ağlıyor  gözün   ne  diye\n      Dikensiz  gül  derde  derman  ola\n\nGonca  gülüm  solmasın  yüzün\nGül  çehrene  değmasin  hüzün\nAğlamak  nedir  bilmesin  gözün\nDikensiz  gül  derde  derman  ola\n\n     Sakın  ola  atma  benim  sözümü  yabana\n     Derin  bir  iz  bırakırsın  yaranı  babana\n     Nasihatımdır  bunlar  senin  gül  kokan  kafana\n    Dikensiz  gül  derde  derman  olazanapa lı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Pembe",
        "poet": "Ömer Tural",
        "poem": "\n\nGül Pembe\n\nİçimden geçeni bilircesine\nBaşını eğipte yüzün kızardı\nYanağından buse verircesine\nAl al oldu bebek yüzün kızardı.\n\nBir tesadüf sonucu rasladığım an\nBeni benden aldı yüzüme bakman\nDalgalı saçlarla sevdaya salan\nSevmekmi suçumuz yüzün kızardı.\n\nTura'lın sevdası böyle sürecek\nSensiz hasret özlem ömür geçecek\nVarmıdır sözümüz varmı diyecek\nBir bebek bir melek yüzün kızardı.\n\nÖmer Tural 2 - 7 2009\nwww.siirdergahi.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Perisi",
        "poet": "Kamil Boyraz",
        "poem": "\n\nson sözünü söyledin git istersen\nZulmetme sevenine gül perisi\nBu kalp sana açık giremek istersen\nGerçek olan aşktır yalan gerisi\n\nsokaklar bom.boş gecenin yarısı\nGönlüm sende takılı gül perisi\nMasamda resmiyin kaldı yarısı\nYarısı gönlüme işlendi gül perisi\n\nSokuldum hayalden sıcaklığına\nAl beni kollarına gül perisi\nsar beni gecenin karanlığında\nTitriyor sogukdan camda birisi\n\nBu sıcak kucakda sabah olmasın\nKahvaltıya'da kaldırma gül perisi\nDalma derinlere ekmek yanmasın\nUyannca yer onuda birisi\n\nÇay kalmadıysa kahvede içerim\nBal yoksa reçelde yerim gül perisi\nTatlı rüyamdan ilk uyandıranı\nVururum kalbinden kalmaz dirisi\n\nRüyamda da güzelsin gül perisi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Perisi",
        "poet": "Kamil Boyraz",
        "poem": "\n\nson sözünü söyledin git istersen\nZulmetme sevenine gül perisi\nBu kalp sana açık giremek istersen\nGerçek olan aşktır yalan gerisi\n\nsokaklar bom.boş gecenin yarısı\nGönlüm sende takılı gül perisi\nMasamda resmiyin kaldı yarısı\nyarısı sende kaldı gül perisi\n\nSokuldum hayalden sıcaklığına\nAl beni kollarına gül perisi\nsar beni gecenin karanlığında\nTitriyor sogukdan camda birisi\n\nBu sıcak kucakda sabah olmasın\nKahvaltıya'da kaldırma gül perisi\nDalma derinlere ekmek yanmasın\nUyannca yer onuda birisi\n\nÇay kalmadıysa kahvede içerim\nBal yoksa reçelde yerim gül perisi\nTatlı rüyamdan ilk uyandıranı\nVururum kalbinden kalmaz dirisi\n\nRüyamda da güzelsin gül perisi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül penceresi",
        "poet": "Ekrem Tonğ",
        "poem": "\n\ngül penceresinde gül olsam\narkadaş olsam gülüşlerine\nsen yaslansan her daim pencere kenarına\nbaktığın yol olsam bağrı yırtık\ntaşıdığın umut olsam\nve gül olsam, gül dolu pencerene\n\ngül olsam gül mezrası gönlüne\naşık olduğum gülüşlerinde solsam\ndeğsem bakışlarına \nkahrını taşısam, acını taşısam\nacı duymam eğer sana hamalsam\ngül olsam, güllere seyran gönlüne...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Pembedir Gül",
        "poet": "Mehmet Turan",
        "poem": "\n\nGüller içinde bir gül \nEllerimde tek bir gül \nKalbimi tutuşturan\nSen güzel gülsün gül gül\n\n            ****\n\nGül açık pembedir gül \nKoklanır gonca gül gül \nBenim gonca gülümsün\nSen güzel gülsün gül gül.\n\n            ****\n\nGül pembe, pembedir gül\nYaşamak mı zordur gül \nGeç gitsin umursama \nSen güzel gülsün gül gül. \n\n              ****\nZengine de hayat gül \nÇok da pulları var gül\nDüşünme boşver gitsin\nSen güzel gülsün gül gül. \n\n              ****\n\nÖmür çok kısadır gül \nDeğmez üzülmeye gül\nGözlerime çok iyi bak\nSen güzel gülsün gül gül.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül/ pinal",
        "poet": "Muhammet Pınaloğlu",
        "poem": "\n\nElimde bir demet gül \nVermek isterdim sana gül\nYstersen içinden kahkaha at içinden gül\nYstemezsen bana geri ver gülü gül.\n\nSevginle tenimde oldun ya? \nGözlerinde olmak istemem ya? \nGel yakla? ban ayava? yava? \nHiç olmasyn gözlerimizde bu ya? .\n\nSana gelmelk zor de? i mi\nBu hayatyma küseyim mi\nSöyle ne yapmalyyym\nYstermisin arkandan a? lama my.\n\nGüller arasynda bir gül\nAdy gibi kendisi gül\nHerkes almak ister seni gül\nBenim içimdeki sen sen gül...\n\nÖzlem? iirleri \n\nMuhammet PINALO? LU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Peygamber sevgisini gösterir",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nGül Peygamber sevgisini gösterir,\nBenim sevdam kırmızı güle benzer.\nBu sevda insana büyük haz verir,\nBenim sevdam kırmızı güle benzer.\n\nSevdası olmayan kimse laşkadır,\nSeven gönülün sevdası aşkadır.\nKırmızı güllerin aşkı başkadır,\nBenim sevdam kırmızı güle benzer.\n\nSevda gönüllerde değişik haldir,\nSeven kimseye karşı gelmek zuldür.\nYüreğimiz sevgi gönlümüz güldür,\nBenim sevdam kırmızı güle benzer.\n\nSevdayla gönül köşküne varalım,\nGönlümüzdeki gülleri derelim.\nSevdiğimize birer gül verelim,\nBenim sevdam kırmızı güle benzer.\n\nGönüllerde sevgi gülleri açsın,\nYusuf gelip kırmızı gülü seçsin,\nGülün üzerinde bülbüller uçsun,\nBenim sevdam kırmızı güle benzer.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Rüyası",
        "poet": "Sabri Özcan",
        "poem": "\n\nBir gül salınır bahçede\nEstikçe rüzgar \nSana benzer  goncalar\nGezinirken bir hayal\nBahçıvan rüyasında\nDünya bir gül topuydu\nAldığımız nefes gül\nİçtiğimiz su gülden\nEkmeğimiz güllerden\nEvimiz gül ağacından\nGül dalı tutuşmuştu\nGül yağan kışımızda\nBülbülün adı yoktu\nİkimizdik dünyada\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Rengi Bir Akşam",
        "poet": "Mustafa Şenel Eskişehir",
        "poem": "\n\nİşte şurdan çocuk çocuk\nTürkülerle geliyorsun.\nSevinç sevinç açmış yüzün\nGülüyorsun, gülüyorsun…\n\nYok şimdi dünkü kederin\nRüya bahçeleri yerin..\nGül gül duada ellerin\nBilmem neler diliyorsun? ...\n\nSon ışık bize gülerken\nGül rengi bir akşam gölgen\nBu vakitler seyrinle sen\nBir beyaz gül oluyorsun…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Sana",
        "poet": "Hasan Fahri Tan",
        "poem": "\n\nGül sana.../\nGül yolladım Gül sana./\nGül yüzünde Gül açsın,/\nYine öyle gülsene.../\n-hft-\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül sabahınan",
        "poet": "Erdogan Bektas",
        "poem": "\n\nSana yakışmıyor üzüntü keder\nYüzünde gül açsın gül sabahınan \nSanma güzel insan bu böyle gider\nGözünde gül açsın gül sabahınan\n\nVeda edenlerin yak kınasını\nYık içinde kalan son binasını\nAcının kederin sat anasını\nÖzünde gül açsın gül sabahınan\n\nSelamı sabahı kesip geçse de\nCanını zülfüne asıp geçse de\nHazan anı gibi esip geçse de \nGüzünde gül açsın gül sabahınan\n\nYüzünün gamzesi yaşla dolmasın\nGül açsın sinende gamla solmasın\nDilinden dökülen sitem olmasın\nNazında gül açsın gül sabahınan\n\nHazanım bağında güller dermeden\nVuslata kurulup yâre ermeden\nHazan vakti dahi kışı görmeden \nGüzünde gül açsın gül sabahınan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Sarı",
        "poet": "Gülhan Özkara",
        "poem": "\n\nEy manâ tecellim sarısın sarı\nEn çok sevdiğim bir kırgız yazarı\nHikayelerinden ise 'Gül Sarı'\nYasaklı tecelliyat nurları yolsarı\n\nBir saçı boya yar sevdim tel sarı\nAyrılığa açtı güller gül sarı\n\nRüyamda güneyi, İçeli gördüm\nDağlar birbirine ulalı, yeşil\nTek bir çiçek açmış yegane sarı\nTek başına bütün dağın hünkarı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül şehrim III...",
        "poet": "Hasibe Atış",
        "poem": "\n\nDaha dün gelmiştim,yine gidiyorum..\nBir toprağını öpemeden,\nBir yaprağını koklayamadan,\nAnılarla avunamadan,\nŞiirlerle,şarkılarla kavrulamadan..! \nŞöyle çıkıpta yüksek bir tepenin üstüne...\nSeni seviyorum Rize,\nSeni seviyorum Çayeli; \nSeni seviyorum Gül şehrim,diye haykıramadan....! \nYine gidiyorum..\nAncak rüyalarda söylerim sana,seni sevdiğimi.\nŞiirler de anlatırım..\nŞarkılar da söylerim..! \nSen duymazsın bunları; sen bilmezsin..\nSen kör,sen sağır,derin mi derin uykulardasın.! \nSen bilemezsin Gül şehrim,\nİçim de ne kıyametler koptuğunu,\nNe gemiler battığını..! \nSen duymazsın..\nHer ne kadar,sakin bir liman gibi görünsem de..\nBilemezsin; içimdeki dalgaların; \nYüreğimde ki kayalıkları,nasıl da dövdüğünü..\nBilemezsin gül şehrim,,\nBen bir yıldız gibi kayıp giderken karanlığın içine doğru...\nSen; gününü gün edersin....! \n\n                            (deniz yıldızı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül sen ey gül",
        "poet": "Mustafa Kartal",
        "poem": "\n\nGül sen ey gül,gül-izârın hâtırâsı çok derin\nÂlem-î ezhâr içinde nâzenindir hep yerin\nSendedir hep nevbahârın neşvegâhı söylerim\nÂlem-î ezhâr içinde nâzenindir hep yerin\nMustafa kartal\nGül-i Zâr       -  Gül bahçesi\nNâzenin         -  İnce, nazlı, lâtif, hoş eda olan\nNeşvegâh      -  Neş’e ve keyif yeri\nÂlem-i ezhâr -  Güllerle donanmış dünya\n\nfâ i lâ tün / fâ i lâ tün / fâ i lâ tün / fâ i lün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Şehre Yolculuk",
        "poet": "Yaşar Tezel",
        "poem": "\n\nBeyaz güvercin kanadina bağlandı yolcu\nHavalandı,kaç kırlangıc yuvasında yavru\nÖrümceğin ağından sevre doğru\nTekbirlerle hayal ile buluştuğumuz kabe\nSevgiliye özlem,gül kokusuna gün doğdu\nBoşanan göz yaşları,onun huzuru\nGüllerin efendisine özlem,her rüya, gül dolu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül şehrim VIII....",
        "poet": "Hasibe Atış",
        "poem": "\n\nBu son olsun..\nSon şiirim olsun sana,\nEn son gelişim olsun; \nUmutla gelip,\nUmutsuzca dolaştım sokakların da...\nAdına gül dedim,\nTadına bal dedim.\nNe istedin benden...\nNe istedin de vermedim.\n................\nEn tatlı dostlukları kurdum senin üstünde..\nSokakların da yattım,\nTaşın da; toprağın da yattım kaç gece..\nUykusuz sabahladım.\nZor geldi bana,namussuzluk uykularına dalmak..! \nZor geldi bana,üstüm açık; sereserpe uyumak..! \nZor geldi gülüm,\nGül şehrim.\nGözümü bir an bile kırpmadım.\n.....................\nBoyun bükecek karlı dağların; biliyorum.\nBulutların küme,küme üstün de ağlayacak..! \nKuşlar ötmeyecek,\nAğaçlar bir daha çiçek açmayacak,\nYaprak dökmeyecek biliyorum.\nSenin en son baharın; \nBenim de son baharım olacak..! \n.........................\nŞimdi yine gidiyorum gül şehrim..! \nKarlı dağların da çiçekler açsın,\nDenizin de güller bitsin isterse..\nDönmek mi....\nDönmektense; \nÖlüm bana yâr olsun,\nYâr olsun bedenime,\nYeminler olsun.\n............................\nZalim gönüllere kal istersen..\nKıymat bilmeyenlerin dergâhı ol..! \nOnlara sun efsunkâr çiçeklerini,\nOnlara sun,bolluk bereketini..\nUmrum da değilsin.\nAdına gül dedim,tadına bal dedim.\nTek suçum seni sevmekti..\nSenden başka hiç bir şehir yâr olmadı gönlüme,\nHiç bir Şehri ben bu kadar sevmedim.\n................................................. \nDoyamadan toprağına,suyuna,\nKaçışım olsun senden.\nGidişim olsun uzaklara.\nİhânet değil asıl duyduğum; \nSevda dır sana,\nSevda güzeli Gül şehrim..! \n.........................................\n............................................\nSevda güzeli Rize..\nCanım Çayeli..\nUzanmadı bana merhamet eli,! \nHicrânımı yüreğima gömdüler..! \nYine boynum, bükük kaldı Gül şehrim....! !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Sen Gül",
        "poet": "Taner Şahin",
        "poem": "\n\nNe olur gül\nÖmrümde bir kere gül\nGülüşünde açar gonca gül\nBir kere gül  sen gül\nGülüşün teselli olur ömür boyu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Senin Tenin",
        "poet": "Umman Gönlüm",
        "poem": "\n\nHayat dardı sensiz olan bu yaşamda \nBenim gibi sevene tacım hazırdı\nBenden sana hatıra kalsın bir gül koklasanda\nUzak kalan günlerimiz vuslatın başlangıcıydı\n\nGül bahçesinde seni beklerim gelsen\nBir kucak dolusu sevgilerle güllerim senin\nCanlanır gülleri kalbimin, kokunu sürsen\nSolmayan en güzel gül senin tenin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül'sen ve sahil",
        "poet": "Ali Osman Yılmaz",
        "poem": "\n\nGün, yorgun güneşin ardından, \nAkşama kavuşuyordu, \nKordonda, sahilde bir akşam vakti, \nGün batışını izliyordum sessizce.\n\nVe seni düşünüyordum, \nGün akşama varırken, \nSana varmak için dua ederken, \nSana kavuşmak, seni sarmak, \nSende ısınmak, sarılmak doyasıya, \nKanatlanıp uçmak, kordondan, \nSana, uzaktaki İstanbul’a\n\nÇiçekçi kız geçerken, \nKırmızı gül verdi elime, \nKırmızı gül’e bakıp, bakıp, \nDüşündüm gözlerimi kapatıp, \nNe yapar şimdi Gülsen’im, \nKırmızı gülden duygularımı\nYollasam bir kuş kanadında\nVarır mı? bilmem sana.\n\nDerken sahilden bir martı havalandı, \nKırmızı gülden duygularımı, \nGamzeli yanaklarına kondurman için, \nKanatlarına bağladım, \nSabah Maltepe’den sahile inersen, \nGül’den duygularımı o martı getirecek sana, \n\nMartıyı bulamazsan, iskeledeki\nBalıkçı çolak mustafa’yı bul, \nGecikirsen ona bırakacaktı, \nÇünkü kanatlarına, \nBaşka sevdalarda yüklenmiş, \nBaşka aşıklara da götürecekti.\n\n Kordon  07.Kasım.2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Sensin",
        "poet": "Gürbüz Papağan",
        "poem": "\n\nHer güzellik gözlerinde saklanır,\nBahar sensin çiçek sensin gül sensin,\nGülüşünle tüm dertlerim yıkanır,\nBereketsin, derya sensin sel sensin,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül sevda",
        "poet": "Hatice Nayır",
        "poem": "\n\nCennet\nYüzündü sevgili\nKuş kanadında\nSevdamız…\n\nCennet \nSözündü sevgili\nGül goncasında\nSevdamız…\n\nCennet\nElindi sevgili\nGüz yaprağında\nSevdamız…\n\nCennet\nSevdamız…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül /sevdam",
        "poet": "Ümmü Aşcı",
        "poem": "\n\nGül, \n\nAşktır,sevgidir,sevinçtir\nBahar muştusu\nLevlâke levlâk  sırrının muhatabı\nHayat güftesi\nTebessümünden dünyayı yakan\nMutluluk bestesi\nAşkımızın mihrabındaki gül\nGün gelir, göz yaşı ile gül sularız\nBir gül için bin dikene su veririz\nBiliriz ki! \nGüllerin içinde diken yoktur\nDikenler içinde gül vardır\nİşte! \nBülbülün aşkı\nGül-i zârımın tomurcuğu\nTek gülüm\nO benim\nGül sevdam..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Sevdiğim",
        "poet": "Köksal Cengiz",
        "poem": "\n\nGül ne olur, gül yüzünü göreyim\nGülşeninden güllerini dereyim.\nGül birtanem! Muradıma ereyim.\nGülizarım, gönül harım sevdiğim; \nÜmitvarım, namus- ârım sevdiğim...\n\nGül tenine hicran pusu inmesin\nGül lebine beddualar sinmesin,\nGül vurgunu bülbül güle yanmasın.\nÖmür varım, bergüzarım sevdiğim,\nNiyazkâr'ım, eşsiz kârım: sevdiğim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Seven",
        "poet": "İsmail Alay",
        "poem": "\n\nGül seven gül büyütür\nGül büyüten\nGül kokar,gülce bakar.\nGülü büyüten el\nEli sevdiren yürek\nGül yürekli eller\nGül toplar\nGül koklar\nGül kokar...\n-İA-\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül sevenin hali gül olsun",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGül sevenin hali gül olsun\n\nGeçtim yalancı ışıklardan İbrahim gibi\nBen bir gül derde düşmüşüm\nGül sevdim\nGül cemalini görsem rüyalarda ey gül peygamber...\nGül sevenin hali gül olsun\n\nSana geldim\nAç kucağını nurlu hayat, nurlu şehir ey Medine şimdi...\nHelal lokmalarım tuttu elimden\nGül sevdim\nGül sevenin dünyası gül olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "** Gül sevene vah vah,",
        "poet": "Güngör Uslu",
        "poem": "\n\nEy gönül gül sevdim diye fazla sevinme,*\nGül saran diken yer, feryad edip dövünme.*\n**\nLeyla zülfü bir kement, takar sürür seni,*\nKâh dağ ve çöle sürer, nârı bürür seni.*\n**\nGül kokusu bir tuzak, siması bir efsun,*\nTakılma gül ağına, ahir ola mahsun.*\n**\nGül salınır dalında, eşkali pek enfes,*\nBülbül gülün peşinde, uğrunda tık nefes.*\n**\nGül güler pek nazlanır, kahrına güç yetmez,*\nGülün aşkı bir derya, bahrına göç yetmez.*\n**\nGül gözleri yay çeker, bakışı ok gibi,*\nGül dokunanı çarpar, akışı şok gibi.*\n**\nGül gülistan sultanı, kölesi bülbül can,*\nBülbül inler gül dinler, kamçısı kahgül can.*\n**\nGülün ömrü az olur, bülbüle ah düşer,*\nGül gonca solar bir gün, gönüle vah düşer.*\n**\nDüşme gülün peşine, vefası az olur,*\nGülün gönlü pek âli, cefası naz olur.*\n**\nAşık Uslu sevdalı, Hak aşkını seçmiş,*\nBakî olana vurgun, Hak meşkine geçmiş.*\n**\nAşık Uslu 02.07.2010. 10:14 Samsun\nZübeyir Güngör Uslu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül sevgilim...",
        "poet": "Batuhan Batu",
        "poem": "\n\nGül sevgilim gül.\nsolmayacak kırmızı bir gül.\ngöz yaşlarından uzak,\nneşeli yaşanacak günlere gül. \nGül sevgilim Gül...\n\nGel sevgilim gel! \ngündüzleri bırak geceleri gel.\nsaracaksan beni sımsıcak,\nrüzgarları arkana alda gel.\nGel sevgilim Gel...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Severse...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nDünya toz pembe görünür, Gül severse,\nDünya zindan olur, seni bırakıp giderse,\nBen onu ölümüne seviyorum o bilmese,\nDünya toz pembe görünür, Gül severse,\nDünya zindan olur, seni bırakıp giderse...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "gul",
        "poet": "Sercan Türk",
        "poem": "\n\nSevdigimin adi gül soyadi taneli olsun \ngül olsun \nSercanın sevdigi???nin ektigi \nsairin hasretini çektigi çiçek \ngül olsun \ngelin....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Severiz",
        "poet": "Mustafa Zincirkıran",
        "poem": "\n\nGülüm deriz, candan sevdiğimize\n\tGül severiz, gül koklarız, O diye.\n\tGül sunarız güzel gördüğümüze \n\tGül severiz, gül koklarız, O diye.\n\n\tBahçıvan gül eker ihtimam ile\n\tGülü seven koklar ihtiram ile\n\tGül günleri olur ihtişam ile\n                Gül severiz, gül koklarız, O diye.\n\n                Lale güzel, sümbül ne hoş, gül başka\n\tDikenli de olsa yine gül başka\n                O’na giden Muhammedi yol başka\n                Gül severiz, gül koklarız o diye.\n\n          O denince akla, gelir Medine\n          İmkânı olanlar bir mülk edine\n         Varsın muhabbetin orda tadına\n         Gül severiz, gül koklarız, O diye.\n\n         Mevlitler kandiller hep duygu seli \n         Gözler buğulanır gönüller dolu\n         Kutlu doğum günü, günün sembolü\n         Gül severiz, gül koklarız, O diye. \n\n         Allah’ım sevgini kazanmak için\n         Böylece rahmete bezenmek için\n         Sonunda Cennette gezinmek için\n         Gül severiz, gül koklarız, o diye.\n\n         Seni anıyoruz Efendim böyle\n         Bizlere de n’olur şefaat eyle\n         Behlül, ne söylersen gönülden söyle\n         Gül severiz, gül koklarız, O diye.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül şiir",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGül şiir\n\nHüznün yüzünü güldürmek yok artık\nSevdam gül sevdam gül\nHüzün şiirleri yazmak yok artık\nGül gül artık\n\nHüzne prim vermem artık şiir\nSevdam gül gül artık\nGönlüm bülbül...\nSevdamı solduramaz eylül...\nEylül hüzün elçisi prim vermem şiir\n\nGüle bahar gelmiş\nDile bahar gelmiş...\nSevdam gül\nSevdam gül...\nGöz yaşına prim vermem şiir\n\nBülbül güler\nGül  gül\nDua bilinir\nBahçe güler\nBağ güler...\nGülü gördüm dikene prim vermem şiir\n\nGül gül\nSevdam gül\nGüneşe derman gelmiş\nBuluta ferman gelmiş\nBahçeye koşuyor yollar\nYola bahar gelmiş\nSevdam gül \nSevdam gül\nGüze prim vermem şiir\n\nGülü seven derman aramasın\nDerdin derman sana\nCihanın dili bülbül\nSevdamı solduramaz  eylül...\nDerde prim vermem  şiir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Solarken*",
        "poet": "Naime Erlaçin",
        "poem": "\n\nsoluyor gül\npaslanıyor tuval \nsönüyor resim\ngökyüzü rengini kaybediyor ansızın\nyitiriyor anlamını\nküsüyor dolunay\n\nköşe başında çığırtkan bir ölüm\ncam kırıklarında söndürüyor nefesleri\nçürüyor yaşam\n\nbedeller ödeniyor elbet! \nkendine ağlayan \ntarih kadar eskimiş mezarlarda tuvaller\ngiyotinin insafsız eşliğinde\nzamanın vahşetine yeniliyor\n\nnereye gitti resimlerle şiirler \nhüznü asıyorum dünyaya\n\nademin günahları sergileniyor bu an\nçocuklar mutsuz\nbir kadın bağırıyor avaz avaz\nçığlık  topluyorum göğümden\nçarmıha geriliyor tuvaller\naşina bir utanç yere düşerken \nağlıyor kenevir\nsağalmıyor yaralar\n\naçmasa da fidan\nayıplarla birlikte döner lanetli devran\n\nsolarken gül\nsolarken can!\n\n(*)     Acı yüklü bir “bayram” şiiri…(İstanbul'daki bombalama olayından sonra...)             \n\n(25 Kasım 2003)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül soluyor..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Çiçek,Güzellik..\n\nGüle baktım gül soluyor\nGeçip gitti gençlik hali\nVakti mühleti doluyor\nAkıp gitmiş güzel hali..\n\nBir zamanlar can yakardın\nItri ıtri hoş kokardın\nNerde şimdi o endamın\nGüle baktım gül soluyor..\n\nSalınırdın çiçek çiçek\nKonarlardı börtü böcek\nBir yel gelse götürecek\nGüle baktım gül soluyor..\n\nYüzünün rengi atmış\nSeni zaman yola katmış\nYaprakların kırış kırış\nGüle baktım gül soluyor..\n\nNe tomurcuk ne bir fidan\nYapraklar düşüyor dalından\nYenmiş seni geçen zaman\nGüle baktım gül soluyor..\n\nHer güzellik bir gün biter\nDevran budur böyle döner\nNerde güldeki çiçekler\nGüle baktım gül soluyor..\n\nTarih:17.07.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Soldu",
        "poet": "Selahattin Bakır",
        "poem": "\n\nGül soldu,\nGül soldu, bahçıvan kardeş\nBakamadın, gül soldu\nBitti bu hasret\nBu aşk bu nefret\nYok oldu tüm lale bahçeleri\nAçmadı papatyalar, menekşeler\nYağmur yağmadı\nGüneş doğmadı karanlıklara\nGül soldu\nKalmadı o eski neşeler\nArtık hoş gelmiyor şarkılar\nSevmiyorum martıları\nHızla ilerliyorum sonsuzluğa\nDuymuyorum insanları\nGül soldu\nGül soldu bahçıvan kardeş\nGül soldu\nNe yazık ki\n Mevsimlerden\nDaha bahardı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül şimdi Ağlayan Gözlerime Bakarak güL!",
        "poet": "Hatice Geçkil",
        "poem": "\n\niçimde taş duvarlardan örülmüş bir yalnızlık\naklıma sözlerin geldikce çoğalıyor\nyıkıp duvarları haykırmak istiyorum artık\nnedensiz niçinsiz dürüstce sevemenin bedeli bumu diyorum artık.\n\nhiç olmamışım sende hiç var olmamışım yüreğinde\nsevilmek neymiş bilemedim bende\nhep sevdim nedensiz niçinsiz sorgusuz sualsıiz seni kalbimde\ngeç anladım sevgili seni en çok mutsuz eden benim sevgimmiş senin yüreğinde\n\nGül şimdi Ağlayan Gözlerime Bakarak güL! Yarınların için güL Çektiğim Acılar için güL Sen hep güL Beni Düşünme  beni ben hep iyiyim sevgili...Acımasız kader yine susturuyor beni kurşunlar atıyor kaderim en derin yaralaramı tuz basıyor...ben alşığım sevgili acılara sen hep gül...benim acıma gül benim imkansız sevdama gül ben göz yaşlarımı yağmura katarken sen baharda açan çiçekler gibi gül gülmek en çok sana yakışıyor sevgili....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül (ST)",
        "poet": "Selim Temiz",
        "poem": "\n\nGül, bir çiçektir,\nOna hayran dolaşan böcektir,\nGül, diyerek gülelim,\nGâm ile kederi yürekten silelim...\n\nDoğum günüm var, der isen bugün,\nGül ile kazanır büyük mâna,\nDuygularla aktın sen bana,\nGül sevgidir insandan diğer insana...\n\nGül, bazen bir tekliftir,\nBaştacı edilesi, körpe kız eliftir,\nGülerek sunarsan güzel gülleri,\nEvlilik adına birlikte sayarsın özel günleri...\n\nGül, bir tebessümdür,\nKolonyadan bir kokudur,\nGül, özel bir dokudur,\nKalırsa dalında, bir başka güzeldir...\n\nGül, körpecik bir kızdır,\nDolgun ve olgun bir kadındır,\nGül, hem zengin hem de fakirdir,\nGörülmeyen tek hakirdir...\n\nGül, kırmızıdır,\nSarıdır veya mavidir,\nGül saflığın simgesi beyazdır,\nBir de pembe olursa, aşkımız bile olur...\n\nTad bırakır, tadına bakarsan,\nBir de loş masada mumları yakarsan,\nTatlı ve pek hoştur lezzeti,\nGül reçeli, kreması olur ikram-ı izzetli...\n\nGül, erkeğe eştir,\nBazen bir kardeştir,\nHala olur, teyze de olur,\nGül, bir öğretmendir,\nİstisnasız her makama sunulan manevi saygıdır...\n\nGül, tek yürek olmaktır,\nKarşı kalbe sevgi ile dolmaktır,\nGül, aşk ateşini yakan nurlu çakmaktır,\nGül bahçesi gülşen ile şekillenir manzara...\n\nGül, hissetmektir,\nKalpten dudaklara doğru haykırmaktır,\nGül, aşka çağırmaktır,\nKısa hayatı dolu dolu yaşamaktır...\n\nGül, orta harfi kapanırsa, akacak göl olur,\nArı bile bal için çiçeklerle bir olur,\nAtalara mezar başı armağandır taziye,\nYaprakları yeşil, kırmızısı ile bütünleşir seven nesil...\n\nGül, mevtaya taziyedir,\nNazari gözlere faraziyedir,\nGül, yürekten hep gülebilmektir,\nVarlığı bayram yerine çevirir her mekanı...\n\nGül dedik güldük,\nDiktik bahçelere,\nGül olduk, yayıldık yüreklere,\nGül yolduk, taşıdık,\nGül ile havaları soluduk,\nGüller özel yaşam oldu bizlere,\nZiyaretlerde mezar başına taşındı,\nDuygu seli kapladı her karış toprağı,\nGül dedikçe konular gülerek kah açıldı,\nSen ney mişsin ey üç harflik GÜL,\nSeninle güldük, seninle üzüldük her zman...\n\nHecelersen iki olmaz,\nSularsan da hiç solmaz,\nGül, sevgidir hiç ölmez,\nAşk ile meşkte bedeni bütündür, \nAyrılıkta içilen dumanlı ve efkârlı tütündür,\nVarlığı ile mutlu mest eder,\nÖnünde eğil, ister papaz ol, ister peder...\n\nGül/erek bitirelim şiiri,\nGülmek bedeldir yarım kilo ete,\nŞehirleri donatalım GÜL ile,\nKimselerde kalmasın çile,\nGÜL şiir oldu, gül diye diye,\nYaradan tüm kalpleri donatsın GÜL ile...\n\nGül ile yaşamak nasip olsun,\nTemiz yüreklere sevgi olsun,\nKabir başında ölüm ile birlikte solsun,\nGülüm, sen bana mezara kadar giden yolsun! ..\n\nGül sarı olsun,\nGül kırmızı olsun,\nİkisi gelince yanyana,\nAramağan olur, sarı yeleli kanı kırmızı Aslana...\n\nAk ile al güller başkadır,\nBaştacı edilecek resmi şapkadır,\nBiris ay, diğeri de yıldız olsun,\nKırmızı-Beyaz Ay-Yıldız ile bir başka dalgalanacak bayrağım! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Takamadım",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nBakınca göz değer diye yar, eller\nDuyunca söz eder diye kem diller\nGörünce kıskanır diye bülbüller\nSarı saçlarına gül takamadım\n\nKendini senle bir tutmasın diye\nKokunla uykuya yatmasın diye\nTenine dikeni batmasın diye\nSarı saçlarına gül takamadım\n\nBana armağansın bana ödülsün\nSen bir mutluluksun sen bir ömürsün\nGüllere gerek yok sen zaten gülsün\nSarı saçlarına gül takamadım\n\nAnlatmak imkansız gülü ve seni\nArıyorum her an gülde sevgini\nSeçipte en güzel gülün rengini\nSarı saçlarına gül takamadım\n\nKalkıyor kallmakta bir kara tren\nTek yolcusu benim yok başka binen\nAyrılık garında elveda derken\nSarı saçlarına gül takamadım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül'sün İstanbul",
        "poet": "Salih Çelik",
        "poem": "\n\nSen...\nTürkiyemin ılık bir tebessümüsüm\nSıcak gülümsemesi,\nGülen gözlerinin,\nGöz bebeğisin.\n\nAnadolu unun soğuk pınarları\nSende çağlar.\nSende bulur akordunu,\nKaradeniz in kemençesi.\nGüneydoğu; \nÇayda çırayı sende oynar.\n\nSen..\nTürkiye min kalbisin İstanbul\nSendedir geleceği Güney Doğunun,\nTrakya nın umudu sensin,\nTürkiye bir cansa İstanbul; \nSen o canda bedensin.\n\nFesleğen kokususun baharın,\nTemmuzun güneşi nisanın yağmurusun\nTürkü, türkü Trakya \nBuram, buram Anadolusun\nSultan Mehmedin kalbi\nMUHAMMED in gülüsün.\n\nEvliyalar diyarısın İstanbul\nSüleymaniyede ezanın yankılanır.\nYeni Cami de...\nGüvercinler konar omuzlarına,\nYağmur damlası düşer,\nEyüp te avuçlarına.\n\nSen...\nGeçmişisin Türkiye min İstanbul\nFatih in hatıraları var\nHaliç in sularında\nMimar Sinan ın parmak izleri\nSüleymaniye nin duvarlarında.\n\nTürkiye min ay ışığısın İstanbul\nBahar rüzğarısın,güneş sıcağı.\nTaşın toprağın altın İstanbul\nAş ekmek ocağısın,\nAna kucağı.\n\nSen İstanbul...\nDenizde yakamozsun,\nOkyanusta gizemsin.\nOn sekizinde genç kızın\nGelinliğe duyduğu özlemsin.\nYirmisinde delikanlının,\nSevdasın yüreğinde.\n\nVe...ve İstanbul\nOsmanlıdan yadiğar\nFatihten emanetsin.\nGeçmişten geleceğe\nYemyeşil bir cennetsin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül sürdüm göğsüne",
        "poet": "Zeki Kırhan",
        "poem": "\n\nSevdim ki ne sevdim\nUzaktan, bir kalp mesafesi\nKirpiklerim değdi değecek\nGül sürdüm göğsüne ey sevgili gül…\n\nNefes nefese dudağına\nDurmak için dudağı\nYaprağı sen dalı ben\nGül sürdüm göğsüne ey sevgili gül...\n\nRüzgârla gel, yağmurla\nDokun yüzüme, kon ellerime\nGizle nefesini ömrüme\nGül sürdüm göğsüne ey sevgili gül...\n\nGökkuşağı aramızda \nAşkın mahyası, düş gözlerime\nBir günah gibi işlensin yakana\nGül sürdüm göğsüne ey sevgili gül...\n\nSarıl renklere, nakşet beni\nNe olur uzat kokunu ömrüme\nAy doğsun, gün ışısın gözlerime\nGül sürdüm göğsüne ey sevgili gül...\n\nBirinde gün kızıllanır, öteki ay karanlığı\nSen de gel gözlerini sür gözlerime\nYıldızlar dolansın gül yüzüne\nGül sürdüm göğsüne ey sevgili gül...\n\nBir akşam vakti, dalgalıyız deniz üstünde \nİç içe ellerimiz, sevda içer gözlerimiz\nAy ışığında gül yüzünden, bir gül sürdüm...\nGül sürdüm göğsüne ey sevgili gül...\n\nUnutma Zeki’yi, tut kalbinde, kır bir akşam\nEski bir han kapısından gölgeni gözler\nAçar avuçlarını her gelende seni özler\nGül sürdüm göğsünden dudağına ey sevgili gül...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Sun",
        "poet": "İhsan Kurt",
        "poem": "\n\nAllah için Bismillah de, gönüllere gül sun\nAllah için Muhammed de, bülbüllere gül sun\nGül sun ki ağlayan tüm yürekler güle dönsün,\nGülü gül ile hoş tut, cümle güllere gül sun.\n\nSana diken verseler de sen onlara gül sun\nYoluna taş döşeyenlerin yoluna gül sun \nHer kim ki bin türlü süflî kokuyla gelse de,\nÇölünde kokusuz kalmış gönüllere gül sun.\n\nSeraplar görmeden zemzem içenlere gül sun\nGün gelip kefen bezini biçenlere gül sun\nO’nun aşkıyla sevgi toprağında toplanan,\nÇiçek bahçesindeki tüm çiçeklere gül sun.\n\nBir öfkenin girdabında gelenlere gül sun\nSeni seninle çok iyi bilenlere gül sun\nGül rayihası sarsın bakışını sözünü,\nDualarına katarak, ölenlere gül sun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Takıntısı",
        "poet": "Dinmez Er",
        "poem": "\n\nGül Takıntısı\n\nÇiy tanesi düştü yaprağına gül üşüyecek\nParmaklarım dokunacak dikenli dallarına\nGöz alıcı taç yapraklarına dudaklarım\nGonca güller gün ışımadan uyanır\n\nGülsüz, renksiz ise gece uykusuz varırım sabaha\nDilimin ucunda şiir sözcükleri vardır daima\nBeklerim, gül renkli bir tanyeri ağarsın diye\nİçimdeki bu özlem bu kargış niye? \n\nSorguluyorum bir işkenceci diliyle\nBulup çıkarabilsem derin kuyulardan\nYeniden tanısam kendimi, yeniden \nÇıkışsız, umarsızım karabulutlar üstümde iken\n\nSulara dalsam yıkanıp çıksam tertemiz, aydınlık\nGülkurusu bir sabahta elin elime deyse\nTaptaze, yemyeşil gül yaprağı gözlerine\nBaksam, kızıl alevlerle batan güne kadar\n\nBilsen ne çok sevmiştim seni, ne çok o güzel yüzünü\nBahçeleri esir aldığı akşamlarda melisa kokularının\nBilmece olurdu bakışların kaş çatışların\nGüller göz kırpardı, gülerdi anlardım bakışlarından\n\nResimler düşüyor güllerle süslü duvarlardan\nYürekten kopan dizlerimin bağını çözen çarpıntı\nSağlığa kadeh kalkmayacak bu umutsuz hasta için\nNice saklı sevdalar inliyor hasta yataklarında\nHasta gecelerimin ağrıları ne zaman, nasıl diner \nÇorakta boz bulanık cılız bir dere gibi aktıkça yaşam\n\nDinmez ER / Çeşme / 2013. 08. 17 /\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-   Gül Talan Olmuş Dallar Perişan",
        "poet": "Muammer Çalar",
        "poem": "\n\nHoyratlarmı girmiş dostun bağına\nGül talan olmuş dost dallar perişan\nNifak tohumu ekmiş toprağına\nKul talan olmuş dost hallar perişan \n\nItırlar bitip bülbüller ötmüyor\nDil talan olmuş dost lallar perişan\nMazlumun ahı zalıma yetmiyor\nYol talan olmuş dost zullar perişan\n\nGonca iken derilir tomurcuklar\nKol talan olmuş  dost yılllar perişan\nKundakda vurulmuş bebek çocuklar\nAl talan olmuş dost sallar perişan \n\nÇağlarim bu çağın civisi çıkmış\nYıl talan olmuş dost ollar perişan\nMazluma zalımlar haklımı çıkmış\nNil talan olmuş dost seller perişan. \n\n4-09 -2014 Aşık Çağlari –M.Çalar\n\nwww.caglari.com Online müzik Shop\nhttps://itunes.apple.com/nl/album/hosgoru-3/id966875129\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Teninde Gül Kokunu Özledim",
        "poet": "Alptekin Topal",
        "poem": "\n\nHasret kaldım ay parçası yüzüne \nGül teninde, gül kokunu özledim\nMail oldum baharına güzüne\nGül teninde, gül kokunu özledim \n\nEmeklerken düşünceler beynimde \nBize dair hayallerim cebimde \nEllerinin izi kaldı elimde \nGül teninde, gül kokunu özledim \n\nCan çekişir hatıralar gözümde \nBir kalp çarpar öylesine göğsümde \nÇekiç çekiç dövülürken örsümde \nGül teninde, gül kokunu özledim\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "(Gül Tanesi Gül Tanesi",
        "poet": "Ümüt Güngör",
        "poem": "\n\nGül tanesi gül tanesi,\nNebilerin bir tanesi,\nGül tanesi gül tanesi,\nResullerın bir tanesi.\n\nGül ona çiçek ona,\nAnmayan uzak ona,\nGül onun çiçeğidir,\nRahmet ona aşk ona.\n\nOdur aşkı yandıran,\nHak aşkıyla coşturan,\nYorulmaz hiç bir zaman,\nAllah için koşturan.\n\nGül dalı gonca açar,\nKokusu yürek açar,\nGül sevmeyen yanılır,\nGüller sevgiler saçar.\n\nGüller cennet çiçeği,\nDoğanın kelebeği,\nGüllerki bahçelerin,\nDökülmez gelinciği.\n\nGül rasulü temsildir,\nİlim bilim tahsildir,\nGülü seven insanlar,\nBence manen zengindir.\n\nGülü bahçemde buldum,\nAşk ile seyre durdum,\nSelam size dostlarım,\nBen gülle mutlu oldum.\n\nEn sevdiğim çiçektir,\nBahçemdeki bezektir,\nGül anmadan duramam,\nGül Muhammed demektir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül tarifi...",
        "poet": "Fatih Kosta",
        "poem": "\n\nGül tarifi…\nÇöl ortasında mavi kubbe altında bir avuç toprak âdemden bir parça hayattan bir an.\nGül tarifi…\nBir dem tohum, topraktan hayat bekleyen mavi kubbenin altında, sonsuzluk çölünün ortasında.\nGül tarifi…\nMelek ruhundan, âdem kalbiyle sonsuzluk çölünde, kavurucu rüzgârlar arasından bir ilkbahar rüzgârı. \nGül tarifi…\nTohum olmak. Melek nefesi ile okşanıp kubbeye deymek. Mavi göklere uzanmak yaprak yaprak dal dal.\nGül tarifi…\nGül olmak mavi göklere çocuk kucağı ile mi açılmak… \nGül olmak gök kubbeyi ayakta mı tutmak dallarınla sonsuzluk çölünde.\nGül olmak yaprak yaprak kirpiklerden hayat mı damlatmak mı sonsuzluk çölünün suya hasret topraklarına.\nGül tarifi…\nGül olmak tomurcuk olmak mıdır çocuk kollarının arasındaki sevgi ile gök kubbeyi dağlara inat dalları ile ayakta tutmak yapraklarınla damlamak kalbi ruha\nGül tarifi…\nTomurcuk açmak toprakla mı, melekût nefesle mi, nur-u damla ile mi? ? ? \nTomurcuk açmak sonsuzluk çölünde bülbülün aşkı ile tomurcuk olmak açmak açmak…\nGül tarifi…\nGök kubbeye inat açmak ben olmazsam sen mavi olmazsın deyup denizin ruhunda cennet kokusunda melek kanatlarıyla açmak kanat kanat\nRüzgârın okşamaya korktuğu uyanılmak istenmeyen seraplar gibi\nGül tarifi…\nGül olmak gül ruhuyla demlenmek kırmızı bir rüyada yürüyüp sonsuz rüyalarda yanmak\nGerçekle rüyanın karıştığı gülü anda sabaha kavuşmak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül'ü Nazlı Dilber",
        "poet": "Kamil Boyraz",
        "poem": "\n\nSeher vaktinde başladımsa içmeye,\nSebebi sensin sen gül-ü nazlı dilber.\nHiç hakkın yok ki bu dünyaya küsmeye,\nSebebi sensin sen gül-ü nazlı dilber.\n\nAğardıysa sim siyah olan saçlarım,\nSebebi sensin sen gül-ü nazlı dilber.\nKalmadıysa dünyada yazım baharım.\nSebebi sensin sen gül-ü nazlı dilber.\n\nGök kubbe delinse de yağsa üstüme.\nSebebi sensin sen gül-ü nazlı dilber.\nPerişan halimi şimdi düşünme,\nSebebi sensin sen gül-ü  nazlı dilber.\n\nAynaya bakmaya cesaretim yoksa,\nSebebi sensin sen gül-ü nazlı dilber.\nBedenim toprağı sarmak istiyorsa,\nSebebi sensin sen gül-ü nazlı dilber.\n\nMezar taşımda kadersiz yazıyorsa,\nSebebi sensin sen gül-ü nazlı dilber.\nToprağında çiçekleri açmıyorsa,\nSebebi sensin sen gül-ü nazlı dilber.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül-ü Hüda",
        "poet": "Yavuz Selim Polat",
        "poem": "\n\nElmas parıltıların kuşağında dünya\nİkbalin dönemecinde görülen rüya\nŞems-i nurun avuçlarından saçılır şua\nCanın içindeki canda gül-ü hüda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül u Bülbül",
        "poet": "Eşref Güzel",
        "poem": "\n\nBülbül gül bahçesinde bahtiyardır.\nKi gül ancak bülbüle yardır.\n\nBülbülü yüreğinden vurur gülün okları,\nKi bülbülü ateşe atmıştır yarin al dudakları.\n\nGül, gülistana olmuş sultan,\nBülbül için gülün yanı gül gülistan.\n\nEy gül! Bülbülü ateşle korkutma,\nBülbül alışıktır ateşte yanmaya,korkacağını sanma.\n\nMecnun bülbüldür, Leyla onun gülü,\nGülün dikeni için mi Mecnun geçti çölü? \n\nBülbülü gül vurmuştur oklarıyla yüreğinden,\nVazgeçmez yine de bülbül gülden gül bülbülden.\n\n                                                           12.04.2004\n                                                            ERZURUM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Ten",
        "poet": "Bahri Yapıcı",
        "poem": "\n\nBir acı\nBir acı ki güller üstünde\nBir acıda var olursun\nBir acı ki gülteninde\nGülteninde yasaklar hakim\nBakamam yasaklı gözlerle\nGültenine haram değmiş \nO haram ki göz bebeklerimde \nBir ruya misalisin\nO ruya gül yüzünde\nGökler Gül yüzüne küsmüş\nGül yüzün gökyüzünde...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül tek sen harf söz ölçülü",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nTEK SÖZÜ ÜÇ HARF ÜÇ SÖZ HARF ÖLÇÜLÜ \n\nGÜL TEK SEN \n\nBen gül kok \nBağ gez çok \nRuh eşi yok \nGül tek sen \n\nBen çok yar \nGör yap sar \nGül yüz var \nGül tek sen \n\nBen çok yüz \nDoğ bat göz \nBal dil söz \nGül tek sen \nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ü Sevda",
        "poet": "Bilal Özcan",
        "poem": "\n\nBeyhude geçip gitmiş şah-ı gülden habersiz ömür,\nNe arar durursun divane gönül, gönüldedir gül.\n\nO benzer ne nergis, ne sümbül ne de mor menekşeye,\nİktifa etmez gönül gönülde olmayınca o gül.\n\nGülden cihana yayılır burcu burcu rayihalar,\nSeven sevdalı gönülde ateş-i aşkın harcı gül.\n\nO gül ki fecr-i ruhun mazisinden, atiye mihenk,\nBin bir çiçekten bir çiçek, bir renkte bin bir ahenk gül.\n\nBeyhude geçip gider şah-ı gülden habersiz ömür,\nNe arar durusun divane gönül sendedir o gül.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Unutmaz Goncasını",
        "poet": "Ümüt Güngör",
        "poem": "\n\nGül unutmaz goncasını,\nDört yapraklı yoncasını,\nTakar sevgi kancasını,\nGül goncasız kalamazki.\n\nGül bahçenin esrarıdır,\nPırlantası elmasıdır,\nBir yenilmez meyvasıdır,\nGül sevgisiz büyümezki.\n\nGül endamın diğer adı,\nSevenlerin gönül tadı,\nGül sevginin rengi adı,\nGül şevkatsiz olamazki.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül'ün Kaderi",
        "poet": "Necati Dikmen",
        "poem": "\n\nSular ılık iklimlere varınca\nÖlümsüz şarkıları haykırır kuşlar.\nBakarsın değişmiş doğa kanunu.\nBülbül yerine konar gül'e baykuşlar.\n\n(Ankara, 1971)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül; un dili",
        "poet": "Aslan Özçelik",
        "poem": "\n\nKırmızı gül BAYAN beyaz gül ise ERKEKTİR.\nErkek hep kırmızı gül sunarken kadına,\naşkını sevgısi ilan eder.\nBayan beyaz gül verırken erkeğe senınle.\nbir ömür seveceğıme beyaz kefen giyeceğım.\ntaki ölünceye denk kadar der\n\n\n"
    },
    {
        "title": "/Gül(ün) aşkı/../soldu gül/",
        "poet": "İlkgül Çelebioğlu",
        "poem": "\n\nGül/meye naz(ı)  mı var\nGül/sende göz(ü)  mü var\nGül/yine    derdi(n)  mi var\nAnlatmaya meyli(n)  mi var? \n\nGül/dikenini çektin zar-ı\nGül/yüreğimin en    dar-ı\nGül /rengim senden sar-ı\nRengin solmaya meyli(n)  mi var\n\nGül/damlayı saklar yürek-inde\nGül/goncayı açar   mevsim-inde\nGül/yaprağın süzme dil-inde\ntoprağa düşmeye meyli(n)  mi var? \n\nGül/mevsimine geldi mi sonbahar? \nGül/dağlardan esti mi rüzgar? \nGül/uçar aşkı sahi mi sanar? \nAşk ile ölmeye meyli(n)  mi var?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "--Gül/ü verdik",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nGül/ü verdik\n\nGüzel yüzleri somurtkandı,\nTemizdi ama şüphe doluydu kalpleri.\nGül/ü verdik.\n\nBuruşturup çöpe attılar ama\nGül/ü verdik.\n\nSöz verdik kin tutmamaya…\nTüm birikmiş öfkelerini bileyip geldiler,\nGül/ü verdik.\n\nKalplerinde güller açtı; \nGül aldık, gül verdik.\nBirlik olduk, dostça\nGül/ü verdik.\n\n(Bir gül/ücük/le başladı…) \n\nAhmet Bektaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Gül'üm*",
        "poet": "Şeyhmus Sevilmez",
        "poem": "\n\nIrak  yoldan geldim, bahçende durdum\nO narin bellere, sarıldım  gül’üm\nDikeninle deldim sineyi vurdum\nLal olmuş dillere, darıldım gül’üm\n\nKırmızı gül derki, aşığım sana\nGüven uyandırır, sevdiği cana\nYüce Mevla dermiş, vermiş insana\nItırdan sellere, vuruldum gül’üm\n\nBeyaz gülün dili, masumiyeti\nKonuşmasa vardır, enaniyeti\nKırpılmayan dalda tek hürriyeti\nKoparan ellere, kırıldım gül’üm\n\nPembe gül de derki, gönlüm senindir\nKıskandığı tek şey, dudak tenindir\nGurur ile söyler, aşk bilenindir\nAteşten küllere, dirildim gül’üm\n\nSarı gül’e denir, sıcak sevgiyim\nYunus’un dilinde, bir tek ezgiyim\nTemaşa ederken, gözde sezgiyim\nAmberli yellere, karıldım gül’üm\n\nBülbülün aşıktır, bütün rengine\nÇiçekler yarışır, varmaz dengine\nGüzelliğin çoktur, sığmaz engine\nDikenli dallara, konuldum  gül’üm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Üstü",
        "poet": "Mahmut Nazik",
        "poem": "\n\nBu düzende\nAnalar yaşam telaşında\nBabalar şehrin dalaşında \nsevgi nedendir  ıskalanır\nBazen de\nBebeler hep uyur uyanır\nGül üstü yakalanır\n\nGül bebek hep gül \nNe uyurken heyhat\nNe uyanıkken Ferhat\nNe Leyla’ya bükül \nNe dünyaya eğil\nDeğilse ıslanır \nIskalanır hayat \nYaşam saklambaç oyunu değil\nUyurken gül uyanırken gül\nYüzünde güül kokunda güül \nGözünde gül\nGül bebek hep gül \n\nMahmut NAZİK 02 09 2012 Mersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül’üm",
        "poet": "Hüseyin Bacanak",
        "poem": "\n\nBahçemdeki fidanım, \nTomurcuk gülüm olsan,\nHer an koklarım seni,\nHiç bıkıp usanmadan.\n\n18.07.2006 Keçiören - Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül-üm-se",
        "poet": "Deniz Ekrem",
        "poem": "\n\nBir gül dedim sana,\nSen güldün! \nBir gül dedim\nGülüşün gül bahçesi,\nYalnızlığımda açardı! \nBir gül dedim işte çığlık çığlığa\nAz olan gülün ömrü bülbüle ömür kattı! \nBir gül işte......! \nSen\nBir gül\nSen\nBir gül-üm\nSen\nBir gül-üm-se\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül’ün Rubaisi.",
        "poet": "Ali Osman Yılmaz",
        "poem": "\n\nNe yana baksa gözüm,\nYine gül’ümü gözler,\nNe yöne gitse gönlüm,\nYine gül’ümü özler.\n\nSensin benim al gülüm,\nSevda bahçemde bülbülüm,\nTomurcuk açan kırmızı gül’e\nAşkın türküsünü söylerim.\n\nOnlar sevdiğine gül dediler,\nYaşadılar ömür boyu,güldüler,\nŞikayetim yok senden gülüm,\nBende yarime gül dedim.\n\nGülistan da savaş eder bülbüller,\nKurşuna dizilir,kefensiz gömülürler.\nKara sevdalı ben gibi deliler,\nSevdiği gül için hep öldüler.\n\nGel,ağlama haydi gül bana,\nEl’e diken ol,ama, gül bana,\nGül yarimin gül yüzünde,\nBir gamze ol,artık gül bana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Utandı",
        "poet": "Ahmet Keleş",
        "poem": "\n\nGül kirlendi, gül soldu bu akşam.\nPisliklerinin üzerine gül koydular,\nGül pisliğe bulandı, gül utandı,\nBülbül üzüldü, gül ağladı, ağladı.\n\nVatanı satanlar gül dağıttı bu akşam.\nSevgiyi anlatamadı, bülbül aşkını.\nGül dikenim yok diye pişmandı,\nGül kirlendi, çok kirlendi bu akşam.\n\nGülü maske yaptılar, gül utandı.\nKendilerini gül gibi temiz sandılar,\nKirli elleriyle güllere uzandılar.\nBülbül ağladı, gül utandı utandı…\n\nBülbül sevdiğini söyleyemedi güle.\nGül kötü emele alet olmuştu bile.\nTaşıyamazdı böyle bir Lekeyi,\nBülbül terk etti, gül utandı utandı…\n\nGül kendimi koruyamadım dese bile,\nBülbül inanmadı, koklamadı gülü.\nGül bağırdı, namusum size hediye\nSorun bunun hesabını diye, alanlar utandı, utandı…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Vakti",
        "poet": "Özlem Bogner",
        "poem": "\n\nBir gül vaktidir seninle sevda,\nGül bahçelerinden gönlüme gelen\nGül kokularında sevdasına kandığım,\nBir gül vaktidir seninle sevda...\n\nGönlümde açar güller benim,\nSen açarsın güller gibi gönlümde\nGözlerim 'gülüm' diye görür seni,\nBir gül vaktidir seninle sevda...\n\nGülümseyerek başlarım seninle güne,\nBenimseyerek hayatıma gülüşlerini\nSen açarsın sinemde gonca gonca,\nBir gül vaktidir seninle sevda...\n\nGüllerine kandım, gönlüne vuruldum,\nGözlerinde yandım, ellerinde kül oldum\nGül yağmurlarında söndüm,\nBir gül vaktidir seninle sevda...\n\nGül bahçelerindeyim, sendeyim\nYapraklarımda çiğ var, gözlerimde gözlerin\nGülüm diyemem solarsın diye,\nBir ömrü seninle yaşamaktır sevda...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Ve Annem",
        "poet": "Selahattin Ölmez",
        "poem": "\n\nGÜL VE ANNEM\n\nAnam gül gibidir her mevsim açıktır, sanki nevbahar,\nGönül bahçesi dopdoludur, sevgisinin rengi gül nar,\nAhvalimizin en zor durumunda bile, gönlümüzde yar,\nGül çiçektir solar bir gün, anamsa gönlüde daima yaşar.\n\nGül mevsimi gelince, gül kokusunu getirir badı sabalar,\nOysaki dört mevsim başımızda güller gibi kokar analar,\nFigana düştüğümde evlat derdinin dermanıdır onlar,\nGül çiçektir solar bir gün, anamsa gönlümde daima yaşar.\n\nYavrusu için gözyaşlarını şebnem gibi akıtır yanağından,\nAcı çekerse yavrusu, o gülemez çare yaratır bağrından,\nGündüzleri yaratır sevgisiyle, gecelerin karanlıklarından,\nSevgisini cuybar eder akıtır, gönlündeki pınarlarından.\n\nGül dalında tek renktir, başkası güzeldir bir başka dalda,\nOysa anamın yüreğinde çok çeşitlidir her türlü sevda,\nÇok çeşidi bulunur güllerin, kokar elvan, elvan koynunda,\nGül çiçektir solar bir gün, Anamsa gönlümde ömrümce yaşar.\n\nBülbülün sevdası güledir gülistanda öter o güllerin dalında,\nGül rengi bir başka hoştur solmadıkça, bahçelerde bağında,\nAnamın teni en güzel gülden güzel kokar benim burnumda,\nResulüm bile demiş çünkü cennet anaların ayağının altında.\n\nAnam beni bin bir eziyetle doğurup, dünyaya getiren kadın,\nAdın tespihattır dillerimde, yüreğimde, gönlümde sultansın,\nSığınacak liman, ak sütünle yavrulara, helalinden membasın\nGül çiçektir solar, oysa sen yaşam boyu yüreğimde yaşarsın,\n\n\t\t\t\t\tSELAHATTİN ÖLMEZ\n\t\t\t              14.05.2006-ANNELER GÜNÜ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Üstüne",
        "poet": "Abdulkadir Güler",
        "poem": "\n\nYürekte aşk perde  perde\nBir türkü yak gül üstüne\nYar uğuruna düşmüş derde\nGül üstüne, gül  üstünü\n\nYeşil çamların kokusu\nRenk katıyor gül kurusu\nİnsan bir güler çocuksu\nGül üstüne, gül üstüne\n\nAsker yazmış yar mektubu\nDört köşede gül kurusu\nSarı, pembe ve turuncu\nGül üstüne, gül üstüne\n\nYaz sıcağı kar peteği\nSevgi dolamış eteği\nDikende özgür çiçeği\nGül üstüne, gül üstüne\n\nGEYLANİ 'yim, gül aşığı\nGönlümdeki sarmaşığı\nKınalı Konya kaşığı\nGül üstüne, gül üstüne..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül üstüne",
        "poet": "Ozan Hayali",
        "poem": "\n\nLale sümbül boyun eğmiş\nLeylaklar kokun dermiş\nMenevşeler türlü renk vermiş\nGül üstüne,gül üstünde\n\nAşık sazın dertli çalmış\nGelen giden dersin almış\nBülbülün kırk türküsü varmış\nHepside gül üstüne, gül üstüne\n\nOzan hayaliyim el dilinde\nSevgi saygı yatar gönlümde\nBugün varım yarın yokum  bende\nSözlerim Gül üstüne, gül üstünde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Üstüne Gül Koklamak",
        "poet": "Senem Aygül",
        "poem": "\n\nBen bazen ahkam keserim kendimce\nYürekli sanırdım kendimi düşününce\nO kadar kolay değil tam üstüne basınca\nGül üstüne gül koklamak çok zor olacak\n\nBir anlık kendimi göklerde özgür sandım\nSemaya kanat çırparak ufuklara vardım\nAyaklarım kesilince boşluğa yuvarlandım\nGül üstüne gül koklamak çok zor olacak\n\nKendimi topladım ciddi ciddi düşündüm\nYuvarlanan taş yosun tutmazmış dedim\nGelen gideni aratırmış delicesine\nGül üstüne gül koklamak çok zor olacak\n\nYürüdüm parklarda işim kafa toplamakmış\nYalnızlık Allaha mahsus kula kalmamış\nİnsanoğlu çiğ süt emmiş gözü hiç doymamış\nGül üstüne gül koklamak çok zor olacak\n\nÇırpınıyorum doğru yolu arayıp bulmak için \nKaderimde olanı bulup yakalamak için\nKendimi adadım haksızlığı önlemek için\nGül üstüne gül koklamak çok zor olacak\n\nBen kendimi adamıştım geçmişime\nBir baktımki yalnızlık çökmüş üstüme\nSon anda bir iyilik yapmazsam kendime\nGül üstüne gül koklamak çok zor olacak\n\nUyandım sanki derin bir uykudan\nMuzdaripim ben yalan bir sevdadan\nAz daha dönmeyecektim kararımdan \nGül üstüne gül koklamak çok zor olacak\n\nSenem yazar deftere dertler sarınca\nKendine yardımdır ruhu sıkılınca\nDoktorlar çare bulamaz kendi istemeyince\nGül üstüne gül koklamak çok zor olacak\n\nBenimkisi dertleşmekti dostlarımla\nDağlara ovalara duman inip sis sarınca\nİnsan ömründe sevmeye geç kalınca\nGül üstüne gül koklamak çok zor olacak.\n\n28.04.2014 Almanya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ve Bülbül",
        "poet": "Mukim İşbilir",
        "poem": "\n\nGül,güle gül dedi,\nGül, güldükçe gül’dü.\nGül gülünce,\nBülbül de güldü.\nGülen bülbül değil,\nGüldüren güldü.\nGülün gülücüğü,\nBülbül için ömürdü.\nBülbülün gülüşü,\nAslen figandır,\nFiganın aslı,\nGül sevdasındandır.\nGül vardır kan kırmızı,\nGül var ki yürekte sızı.\nGüllerin en güzeli beyazı\nSarı gül bülbülün,\nSon baharıdır…\n\n06.06.2006/ İst.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül varmış fiy tarih, cımbızı hazır gül,*",
        "poet": "Güngör Uslu",
        "poem": "\n\nGül varmış fiy tarih, cımbızı hazır gül,*\nCımbızlar her sözü, gülmeye nâzır gül,*\nBir cümlecik alır, bağrıma kazır gül,*\nAşık kusur işle, sürç ki müntazır gül,*\n**\nGönlü şıkıdım gül, pürşen neşeli gül,*\nPek sever yeşili,  gürşen meşeli gül.*\nDili diken kaplı, türşen döşeli gül,*\nTahtı kibirli gül, sürşen köşeli gül.*\n**\nAşık Uslu 13.07.2010 – 15.03 Samsun\nZübeyir Güngör Uslu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül...ve Aşk....",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\ngül dalında...\naşk bağında..güzeldir...\ngül dalında...sapına...\naşk bağında...cananına...bağlıdır...\n\ngül alında...\naşk tadında özeldir...\ngül alında...kanına...\naşk tadında...balına bağlıdır...\n\ngül bakana...\naşk yakana güzeldir...\ngül bakana...farazi...\naşk yakan...hakiki bağlıdır...\n\ngül alınca...\naşk bakınca özeldir....\ngül alınca...parana...\naşk bakınca...çapına bağlıdır....\n\n06.02.2012 Yalova....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Üstüne",
        "poet": "Yüksel Çelik",
        "poem": "\n\nKarlar yağdı dal üstüne,\nAl beni kollar üstüne,\nNice mevsimler geçirdim,\nKoklamadım gül üstüne.\n\nBahar gelip gül açıyor,\nKuşlar yuvadan uçuyor,\nZaman doldu gün geçiyor,\nKoklamadım gül üstüne.\n\nDert üstüne dert ekledin,\nYıllarca umdum bekledim,\nAdım, adım emekledim,\nGidemedim gül üstüne.\n\nGül dalında gonca olur,\nKişi ettiğini bulur,\nBir gün gelir o da olur,\nVaramadım gül üstüne.\n\nDağlar karını alanda,\nGönül dengini bulanda,\nHayat toz pembe olanda,\nKıyamadım gül üstüne.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ve Bülbül",
        "poet": "Kenan Berli",
        "poem": "\n\nBahçe-i nevbaharımda\nNaz içresin a güzel \nAç nikab-ı gülberkin\nSeyir eyleyeyim bugün.\n\nGönlümün leb-i baharısın\nBırak figan eylesin  aşkına bülbülün.\nBilirim  müştaksın bana.\nBen de sana a gülüm.\n\nTurabın ebu turap\nŞah-ı merdan Ali'nin turabısın\nSaç reyhanını aşıkan\nBu safaya aşk ile bugün.\n\nCümle varın gönlüne\nNazar eyler sultan hergün\nNe eylesin Derviş Halil'in\nÇeşminden demler akan aşk için.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ve Bülbül",
        "poet": "İlhan Biçer",
        "poem": "\n\nAşık olmuş bir güle bir bülbül..\nBülbül öter aşkı kırmızı bir gül...\n05 KASIM 2008\n\nİlhan BİÇER\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ve Bülbül",
        "poet": "Abdullah Kahraman",
        "poem": "\n\nGül bülbüle sormuş, ötme böyle,nedir çilen.\nVar mıdır senin halini, benim gibi bilen.\nBülbül gül dalında, sevmese de, dalda diken.\nBilirsin elbet çilemi, diken beni üzen.\n\nKanat çırptı havalarda, kondu başka dala.\nGel dedi pembe gül, kucağımı açtım sana.\nYalvardı bülbül, gülüm yorma beni boşuna.\nGül, sende benim dermanım, gel Allah aşkına.\n\nSöyler misin gülüm,  dikensiz midir  kucağın.\nTabi, senin için, dikenleri ayıkladım.\nBülbül, geldiğimde kucağına solmayasın.\nGül, sen gel hele yediverenim hep açarım.\n\nDöndü güle, çiçekler içine yolum düşse.\nSen yoksan bahçede, küserim tüm çiçeklere.\nGel dedi gül, seni ararım her sevgilide.\nHasret bırakma beni, bülbülümün sesine.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ve Bülbül",
        "poet": "Doğan Ümit Aksel",
        "poem": "\n\nYaşam boyu gül sana acılar ulaşmasın\nÇiçek çiçek umutlar kötülük bulaşmasın\nGül ve bülbül kıskansın sendeki mutluluğu\nAydı bir dünyan olsun sevgiyle kucaklasın\n\nSaçlarını okşasın sıcak batı rüzgarı\nSöylesinler martılar güzel aşk şarkıları\nÇepeçevre aşk sarsın renkli bir rüya gibi\nSunsun tatlı nağmeler o kuş cıvıltıları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ve Bülbül",
        "poet": "Ethem Sözen",
        "poem": "\n\nBir gül var idi,\nBülbüle nazar idi.\nBülbül güle avaz etti\nÖterdi seherde bülbül, \nGül, gül diye.\n\nGül açıldı goncadan\nBülbüle naz eyledi.\nBülbül ahu! dedi,yandı candan.\nAğladı seherde bülbül \nGül,gül diye.\n\nDuydu bülbülün acını gül,\nDedi “ne ağlarsın a bülbül”\nCan hır aş etti ol dem,\nYandı seherde bülbül,\nGül,gül diye.\n\n                                  ETHEM SÖZEN\n                                          1986\n\n\n"
    },
    {
        "title": "gul-ve-bulbul",
        "poet": "Yunus Yoldaş",
        "poem": "\n\ngül,gül koksun tenin \ngül,güller içinde gül \ngül,bülbül için sen de gül\ngül,gülistana dönsün kalbin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ve Bülbül",
        "poet": "Orhan Baran",
        "poem": "\n\nBülbülün şikayeti nedir gonca gülden\nGülün tutsaklığı mıdır toprağa\nÖyle ya\nBülbül sarıp götürmelidir kadife gülü\nGül bülbül kokmalıdır\nGül kapanmış içine\nGül şebnem şebnem gözyaşı\nGül ağlar\nBülbül şakıması ağlamaklı\nAh yaban gülü\nAh köküne su verilip de\nKalbine su verilmeyen gül\nBir gül selidir bülbül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ve Diken",
        "poet": "Davut Ziya Üzel",
        "poem": "\n\nGülün güldüğü vakit diken ağlar,\nGülü bittiği yere diken anlar,\nGül olan yerde kasvet ne arar.\nGül ölür diken giyer allar,\nDiken ölür gül karalar bağlar.\n\n2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Ve Diken",
        "poet": "Hikmet Baştan 2",
        "poem": "\n\nBir yanım hem çekinir hem gizler\nGönül penceresini tül gibi\n\nBir yanım ümit der neşe der\nKıyamadığım sevgim gül gibi\n\nBir yanım korkar endişe eder\nFiganlar koparır bülbül gibi\n\nBir yanım aşkı bulur çok sever\nGeceden sonra gelen gün gibi\n\nBir yanım tutamaz hep kaybeder\nSevdamı incitirim diyen el gibi\n\nHer yanım böyle n'aparsın kader\nSürüklenir gül ve diken sel gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ve Düş Bahçeleri",
        "poet": "Gülgün Solmaz",
        "poem": "\n\nDüşlerimde yaşattığım \nGül kokulu bahçelerim \nKoklamaya kıyamadığım \nGüllerle dolu düş bahçelerim\nGüller arasında dolaşırken\nDokunmaya kıyamadığım\nSolmasın diye gözünün içine baktığım\nGülü seven dikenine katlanır misali\nRengarenk güllerle dolu\nDüş bahçelerim vardı benim..\n\n01.10 Perşembe\n22.09.2011/Salihli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ve Gönül",
        "poet": "Aziz Pınar",
        "poem": "\n\nYanımdan geçiyorken görmezden gelme de gül\nİşte bu gülüşüne hasret kalıyor gönül\nBahar geldi sanayım açılsın bahçemde gül\nİşte bu açışına hasret kalıyor gönül...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ve Kül",
        "poet": "Bir Mim Kemal Ertuğrul",
        "poem": "\n\nSöndü ateş\nSündü yün...\nDüğün olsa\nNe yazar\nBayram olsa ne? \nNe kadar \nÇakarsan çak\nNereye çekersen çek\nGülden kalan; \nKüldür gördüğün....\n\nKendi şi'rime nazire; 'GÖZLERİNDE AĞIR TAHRİK VAR SENİN..'\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ve Peygamber",
        "poet": "Ahmet Özcankaya",
        "poem": "\n\nElleri yaralayan gül\nGönülleri ferahlatan Gül\nKokusu misk-i amber Gül\nHatırlattığı Hz Peygamber \n\nBahar gelince etrafı saran \nBülbüllere  kucağını açan\nVarlığın sevdiği Can\nSeçkinlerin bulunduğu alan\n\nHüzün diye anılan yıllar\nO hüznü başlatan kimler\nGül’ün de pörsük olduğu günler\nHz Allah gülünü hemen müjdeler\n\nGülün vardır,acıtıcı dikeni\nO Gül sevmez gönül kıranı\nSever kırılanı tamire hazır olanı\nAğlayanın sızısını dindiren O olmalı\n\nHayat Gül’le başlar,Gül’le biter\nBu Gül’ün ömrü ikindiye kadar\nAkıllı insan Gül’ün yollunda gider\nNaakıl dünyasını ve ahretini kaybeder\n\nBu insanlığa bir Gül yeter\nBaşka çiçek aramaya ne hacet var \nİnsanlığa gönderilen son peygamber \nBize O’nun yolunda olmak düşer\n20072008.1300 Ahmet Özcankaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ve naz",
        "poet": "Mehmet Yaşar Genç",
        "poem": "\n\nDağımın menekşesi\nTahtımın ilk hevesi\nGönlümün ağlayan sesi\nGül ve naz, Gül ve naz\nYakışır Gül'e naz\n\nDileğimin son menzili\nŞarkılarımın güzeli\nSevdamın soylu ezeli\nGül ve naz, Gül ve naz\nYakışır Gül'e naz\n\nAşkımın hayat denizi\nÜmit dalımın filizi\nKalbimin silinmez izi\nGül ve naz, Gül ve naz\nYakışır Gül'e naz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ve Pençe",
        "poet": "Akif Kurtuluş",
        "poem": "\n\ngöğsün bir çocukla kedinin savaş alanıdır \nonlar şakalaştığını sanırken \nseni hep seyretmek kanattı\nsenin göğsün ama, kime zafer oldu ki \nORDA HEZİMET DE  BİR KADER BULSUN KENDİNE\n\ngülle pençe arasında gidip gelen ruhunu senin\nkalbini kazarak çıkardılar \naklına isyan ederken tanıdığında kalbini \nAKLIN RUHUNU ÇOKTAN SINIR DIŞI ETMİŞTİ \nsenin çıfıtında buluştular \nsende bir maraz buldular, sevdiler seni, hoş tuttular \nyıl sonu müsamerende rondo yaptılar \nve beyaz bir itibar edindin aile birliğinden \nYETİNMEDİN, BEMBEYAZ BİR SİCİL İÇİN  kan çıkardın \nİSTEDİN Kİ HAYATIN DAHA ÇABUK KİR TUTSUN \nbaşkasının İYİ HUYU, HABİS BİR LEKE olsun orda \n\npençe her gün yeni bir biçim veriyordu tenine \ndudakların bir gülde geziyor gibi SUSTUN \nGÖVDENE GÜVENDİN \naldın her haftasonu nevrozuna götürdün onları \n- HERKESİN BU DÜNYADA BİR MOLAYA İHTİYACI VARDIR- \nilk aşkı oldu şizofrenin, ikisinin de \naralarındaki kıskançlık da KİBİRİN SENİN \nama, ÖZENLE SAKLADIN bunu medyadan \nGÖVDENİ HOR KULLANIRKEN, İSTEMEDİN\nKİMSE KÖTÜYE KULLANMASIN KALBİNLE RUHUNU \n\nadına kazı denen bu canlı yayını şimdi BİR BİRACIDAN \nİZLERKEN \nartık ikisinin de seni bağışlamasını bekleme \n\nbirazdan araya suretini sokacaklar reklam kuşağında \nRİYA BEKLEMEDİĞİN BİR TEK O KALMIŞTI \nŞIMARTMADIĞIN BİR TEK O! \nyaptın bunu da sırf günlük burç falın böyle söyledi diye \nişte sonunda dizi film oldu hayatının son çeyreği \nAKLIN YÖNETMEN OLDUĞU BU YAPIMDA\nbir gölge hızıyla geçti sansürden alışkanlıkların \ngalaya alınmayan kırgınlıkların \nkapı önünde hadise çıkarttı \nkur yaptı sevinçlerine  'bodyguard'lar \ngünlüklerin basına film özeti diye dağıtılırken \nbütün ödül yönetmelikleri gözden geçirildi bir bir \n\nÖMRÜN de TAMAMLANMAMIŞ BİR PLAN OLMADI MI \nZATEN \naltındaki bu şaryoyu uçurumuna döşemişler \nson bir iz bırakmak için dünyaya bakıyorsun \nSIRTINA YAPIŞMIŞ GÜNEŞ kemiklerini parlatıyor \nİSKELETİNİ YÜZYIL SONRA BULANLAR, yaşadığın çağa \n'FİYAKALI ' diyecek \n\noysa bir aksesuar gibi kullandı YÜZÜN TEBESSÜMÜNÜ \ndişlerinin arasındaki KARANFİL TOHUMUNU \nTÖRENLE takı müzesine KALDIRACAKLAR \nmutsuzla yaşadığın yasak aşkın TEK KANITIYDI oysa \n\nbir nümayişin orta yerindeyim \nBENİ AYIPLAYACAK BİR YALNIZLIĞIM bile kalmadı \nBELKİ TEK BİR HÜLYA KALACAK BENDEN \niki uyku arasındaki bir sayıklama gibi:\nKALBİMLE RUHUMU KİMSESİZLER MEZARLIĞINA GÖMMÜŞÜM \naklım cenazeye çelenk göndermiş \nBAŞIMIN ÜSTÜNDEN GEÇEN SERÇE SÜRÜSÜ \ngövdemdeki yırtıktan ikiye bölüyor beni \n\nİYİ BİR SİLAH İSTİYORUM, şöyle kabzası gönümden bir kold\nartık bir tabanca kazansın bu rus ruletinde \n\nAkif KURTULUŞ\n\n(Kırgınlıklar Galası)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ve Şarap",
        "poet": "Suna Güneş",
        "poem": "\n\ngün batımı kızılı düşmüş gözlerime\niki tane mum masamda\nikide şarap kadehim\nbir gülüm var birde hoş müziğim\niki kadehtende içeceğim\nbiri senin için.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ve Sen",
        "poet": "Erce Öncü",
        "poem": "\n\nEğer aşkın anlamı gül ise\nGül sen ve gül yine \nEğer ağlamaksa mağrur sevgine \nKeder sen ve hüzün hep birlikte \nYine yanlız kaldık eski aşkım \nEski günler yaad edilmekte\nSeni unutcağımı sanmıştım \nBir anlık sarhoşlukmuş\nelbette\nVe...eğer aşkın anlamı gül ise \nGül sen ve gül yine\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Ve Sen",
        "poet": "Fatih Erbaş",
        "poem": "\n\nBiz böyle bilirdik; \nSen’in kokunu gül’den aldığını.\nYokluğunda öğrendik; \nGülün kokusunu Sen’den çaldığını.\n\n(21.09.11 / Sivas)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ve Savaş",
        "poet": "Kadri Bilge",
        "poem": "\n\nDağda yaşamanın kuralları olduğu gibi,\nGüllerle,gül bahçesininde........\nDoğru yaşamanın da kuralları vardır...\nGüllerin kızgın savaşın verildiği yerde,\nGüzel biterler.......\nSavaşın olmadığı yerde ise,\nHarabe gibiler......\nHarabenin olduğu yerde,güller bitmez.....\nGül savaş ister.....\nSavaş ta gül ister....\nHer büyük savaşçının olduğu yerde,\nGül bahçeleri biter........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ve Sen Öğretmenim",
        "poet": "Funda Gökçen",
        "poem": "\n\nBenden bir gül verin öğretmenime\nBir gül, bir gül daha tüm sevdiklerime...\nSusuzluğumu gideren gül derdiklerime\nGül teşekkür olsun tüm bildiklerime\nİbret olsun gözyaşıyla sildiklerime…\n\nBilgi gül olsun, gül teşekkür olsun\nYüreğin umut olsun, sevgiyle dolsun\nGül benden, hem de senden olsun\nHayatının dikenleri bir bir solsun,\nSen benim ilk yürüdüğüm yolsun…\n\nBilgi yol olsun benliğimi sarsın\nSen benim yüreğimde, düşlerimde varsın\nBırak! Herkes beni mecnun sansın\nGül sende, yol ise bende kalsın\nSen benim ilk sevdiğim yarsın…\n\nYar sen ol, aşkta sana minnet\nSeninle yok oldu içimdeki cehalet\nNe aşkta, nede sevgide var keramet\nGül de, sen de Rabbime ol emanet\nÖğretmenim ne olur hakkını helal et!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gul Ve Sevdasi",
        "poet": "Gassan Satar",
        "poem": "\n\nDikeninden nasil ayrilsin gul \nHep hasret varsa sevdasinda \nNasil boyanmasin bedeni kirmiziya \nHasret dikenleri kanatmisken yuregini\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül veGönül",
        "poet": "Mahmut Gazi Şimşek",
        "poem": "\n\nRenga renk biter, hayatın gülleri\nÇevre çevre nur olur yaprakları\nCennet kokusu, tutar burunları\nOya oya gül, süsler gönülleri\n\nHayatta: çok gül var, her çeşitlisi\nKiminin gülü, tabiat bitkisi\nKimine göre de gönül sevgisi\nKiminin kalbinde, iman fidesi\n\nGül bahçelerine, gönül vermeli\nHer gönülde, güzel bahçe kurmalı\nDeste deste güllerin dermeli\nBu dünyayı: Güllerle süslemeli\n\nToprağa: kök salsın, gül fideleri\nDalına konsun, gönül bülbülleri\nGülü tanımayan! gafil serseri\nSüslesin kalbini irfan gülleri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Ver",
        "poet": "Egemen Bilgin",
        "poem": "\n\nBir gül ver bana yüreğinden kopup gelsin\nSunan ellerinden kana kana içip gelsin\nBana bir gül ver, beni sana, seni bana anlatsın\nHiç mi vermedi bu eller gül? Hiç mi? \nHiç mi sevmedi bu gönül ölümüne\nDeğmedi mi bir gül yolunda verilmeye\nBeni bana ver, bana gül vermeyeceksen\nBırak beni bana gül vermeyeceksen\nMazeret kaldırmaz sevgi, sadece icraatlar vardır.\nSevgini göster bana gül vermeyeceksen\nMümkün mü bu? \nAçabilir misin kalbini? \nGösterebilir misin sevgini? \nSevgini ancak yaptıkların gösterebilir.\nBana bir gül ver, sevginin timsali......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Vefasız",
        "poet": "Bilal Sili",
        "poem": "\n\nBiter mi sandın sevdanı\nSöylerken ahh O yalanı\nGör şimdi geri kalanı\nGül Vefasız vefasız Gül\n\nSendin gecelerime Ay\nSus dedin yıldızları say\nVay benim dertli başım vay\nGül Vefasız vefasız Gül\n\nİnanma yine sözüme\nBakma istemem yüzüme\nGit görünme hiç gözüme \nGül Vefasız vefasız Gül\n\nSendin gecelerime Ay\nSus dedin yıldızları say\nVay benim dertli başım vay\nGül Vefasız vefasız Gül\n\nTanrım görüyorsun sende\nSöz dinlemez ne desen de\nDeme Alemi suç sende\nGül Vefasız vefasız Gül\n\n& Aşık Alemi &\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yağmurları",
        "poet": "Meryem Şahin",
        "poem": "\n\nBaştanbaşa nur, baştanbaşa sürur \nBütün kainat nurdan denizler içinde \nYaşlı bedenler bebek\nRuhlar yaşamamış yılları, terütaze\nSular zemzem, çağıl çağıl akmada\nAkşamlar iftar vaktine koşmada\nGül yağmurları \nKırmızı gül yapraklarından\nMelekler binit yapmış \nHer bir yaprağı inerken semadan \nGül yağmurları yağar \nHer akşam vakti \nHer şafak zamanı \nKırmızı gül yaprakları \nMelekler, melek safiyetli yürekler\nVe /duanız olmasaydı neye yarardınız? /\nHitabına müştak, duada eller\nGül yağmurları, kırmızı gül yaprakları \nArzın kutlu iftar zamanları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Veriniz",
        "poet": "Hüseyin Kerim Ece",
        "poem": "\n\nBütün çiçekleri çok severim amma, önce\nCandan dostlarıma ve bana gül veriniz\nBilirim yine bayram sevinciyle karşılar \nBirazcık mahzun kalan canâna gül veriniz\nBu hangi fasıldır ki, bağı müzeyyen eder\nMuhabbetleri artsın, yârâna gül veriniz\nBelki insafa gelir, belki de tevbe eder\nHatta olur ya, eski düşmana gül veriniz\n\nKalbinizde karartı kalmasın, gün ışısın\nYiğitlik budur; zehir sunana, gül veriniz \nBitmez bu âlemin gamı, telaşı, yası\nYüreklerde çoğalan tufana gül veriniz\nHeyhat, devir değişti, kirlendi coğrafyamız\nEvrene gül veriniz, zamana gül veriniz\nO Gül ki merhemdir, o ki serâpa kurtuluş\nOnun için ğayyâ’da kalana Gül veriniz\n\n4.11.2004\nZaandam\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül ve Yağmur",
        "poet": "Rıza Baldede",
        "poem": "\n\nGülden ve yağmurdan\nUykular örtündüm\nSevgilinin gözlerine meftundum\nOmuzlarımda melekler şahit\nYoktu aşkta yalanım \n\nRenklerin dilini bilmezken\nMavi,siyah ve kırmızıya yakındım\nYağmur maviden kopup gelen damla\nSiyah bana yakışırdı\nSevgiliye her renk\nAşkın rengi gülde saklıydı\n\nBu şehirde hep yağmur vardı\nEve geldiğimde üstüm başım yağmur\nÜstüm başım senin sevdan kokardı\nAşk içimde gül kadar güzel \nYağmur kadar saftı\n\nEylül ve bağ bozumu şimdiki halim\nGece kelebeklerinin kanatlarına\nBaşımı yasladım\nGül gibi soldum ve yağmur dolu\nBakışım\nSevgiyi gülde sevdim\nYağmuru penceremde\nAşk sende güzeldi bende\n\nYağmur seni düşlerken güzeldi\nGülü sana verdiğimde...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yağsın Ufkumuza",
        "poet": "Refik Durbaş",
        "poem": "\n\nGÜL YAĞSIN UFKUMUZA\n\nUfka gül yağdığı akşam\nyüzleri ucuz\nsevdası ezberinde\nkiralık evler gibi serin\nturfanda kadınlarda sevdi\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜL Ve SU",
        "poet": "Mustafa Benkli",
        "poem": "\n\nFâni hayâtın ber-hayâtı Gül ve su\nMelodisi oluşur sûzinak gamda\nİç mûsikîsiyle dil-şâddır bârânsu\nİtminan bularak lâhutî makamda\n\nBir 'mim' bir 'ha' bir 'mim' ve bir 'dal' gül dalı\nSu Gülü pâk eyler Bismillah gül suyu\nYayarak gönlü gül dalına mânâlı\nYuyarken 'Gül ve gül dalını' gülsuyu\n\nGül nîmet dal hayât ve âb-ı hayât su\nHayâttârdır dal Muhammet Mustafa(S:A:V)    'lı\nGül dal ve su gönül bağında bengisu\nHayât sular nîmet-i güli ve dalı\n\nGül su ile meşbû ve sırıl sıklam su\nSu gül râyihâlarıyla damla damla\nHer damla bir hayât ve çise çise su\nHayâta hayât katar Ulvî Makamla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yangını Kül Yokluğun İntihar",
        "poet": "Vedat Koparan",
        "poem": "\n\nGün ışığını toplarken \nAkşama doğan varlığınla \nAydınlanacak anlar \nVe ben gelişimle sen gidişinlesin \nDuyuyor musun \nBir yerde bir şeyler atıyor \nKırık bir dalga kayaları yalıyor. \n\nTutkumsun ateş topu yüreğim \nSeni görmek, seni düşlemek \nSeni bilmek seni sende \nSensizlikte de olsa yaşamak demek \n\nSen yüreğimin titreşen sesi \nTurnanın kanat süzüşü \nÇiçeğin bahara dönenci \nÇatlayan kurak toprağın sızısı \nYangın alevi Afrika sıcağı \nDeprem şiddeti ölçülemeyen \n\nDüşlerimin düşüncemin güzelliği \nSenler hep güzel \nIşıl, ışıl dolar gözlerime günler \nDağılır karalar \n\nBir liman \nGelir gider nice anılar \nHüznüm isyanda yüreğim \nGül yangını kül yokluğun intihar..\n\nhttp://vedatkoparan.sitemynet.com/vurgun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yalnızlığım",
        "poet": "Yavuz Bayram Çalışkan",
        "poem": "\n\nGül’ü dikeninden tutamayız güzelliğini özünde ve kokusunda buluruz. Tül tül açılır pespembe umutlarla, sevdası bir ikindi yağmuru gibi düşer gönüllere. Toprağı renklendirir, bülbüle sevda olur, hüznü Yavuz’un yüreğine düşer. Ömrümün en acı anıdır Gül’ün solduğu an. Zarafetin yok oluşudur, isyanların sabahıdır, meltemlerin ayaza döndüğü andır. Anıların üstüne düşen dikenlerdir. Açmayacak olan Gül’dür, yarınlarda yalnızlığa yürüdüğüm sokaklarda.\n\tHer defasında yanar yüreğim her defasında gözlerimde tuzlu sular, sahili sanki denizin, fırtına da savrulan sandalsa yarınlarım, Gül adına yaşadıklarıma sayıyorum güzellikleri, aynalarımın kırıldığı gündür Gül yalnızlığım. Yarenim, sevdam, dayanağım, ömrümün vefalısı.\n\nTek bir ruh gibi yaşadığın Gül’ünle, düşsel gerçeklerle mahpus olacaksan ömründe, Gül’ünü ne baharda soldur ne güzlerde, Gül naziktir seni beklemez, ilk rıhtımda bırakıp giderken, hem de diğer baharlarda açmamak üzere. \n\nAlın yazımdaki yalnızlığı yazan ben değilim, uzandığında ellerim Allah’a, isterim seninle hep sonsuza. \nHer Gül deyişimde yankılanır hayat, gözlerim boşalır vaz geçilmezliğine, bahtıma düşen ağır da olsa yüreğimde kor, umudumda yar, dağlarda yalnızlığın soğuk yüzü, üşüdüğüm bahar, en zoru da benim için açamayan milyonlarca gül var.\n\nYavuz Bayram Çalışkan  09.01.2011 Muğla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül yarim 2",
        "poet": "Bilal Sili",
        "poem": "\n\nBana mersinli derler  Sarman yarim gül yarim\nKaş göz edip süzerler Yaman halim gül yarim\nBen gurbete düşeli   Aman yarim gül yarim\nArdımdan söz ederler Sorman halim gül yarim\n\nReva mı donmak yazdan Sarman yarim gül yarim\nOlur mu dönmek sözden Yaman halim gül yarim\nBen gurbete düşeli     Aman yarim gül yarim\nHaber beklerim sizden Sorman halim gül yarim\n\nSol yanımda yarem var Sarman yarim gül yarim\nBir tek sende çarem var Yaman halim gül yarim\nBen gurbete düşeli Aman yarim gül yarim\nBir kaç günlük sürem var Sorman halim gül yarim\n\n& Aşık Alemi  &\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül YARİM...",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\ngül dalında,\n adın dudağımda güzeldi...\n gül kokusuyla,\n dudağın tadıyla erişilmezdi...\n\n gül bağında,\n sevdan başımda güzeldi...\n gül yaprağıyla,\n endamın salınışıyla erişilmezdi...\n\n gül saçında,\n saçın omuzumda güzeldi...\n gül elvanıyla,\n nefesin yakışıyla erişilmezdi...\n\n Fikret Turhan-Yalova,\n 09.02.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yarim",
        "poet": "İsmail Civelek",
        "poem": "\n\nbülbül yarim sümbül yarim\ndön yüzünü bir gül yarim\ngelip geçme selamsız sabahsız\nhal hatırımı sor gül yarim\n\nsana tutulmuş aciz bir kulum\ndalında dikenin olsam gül yarim\nberaber sararsak beraber solsak\nçok görmesen bana gül yarim\n\nboynumu büktürme beni üzme\nbeni kahrımdan öldürme gül yarim\nbak derinden gözlerimin içine içine\nbaşını çevirme benden gül yarim\n\nbahar kokulum mis kokarsın\ncennet gülümüsün gül yarim\ngüzelliğin desen on numara\nmelek soyundanmısın \" gül yarim \"\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül (Yine Hüzün)",
        "poet": "Nurullah Genç",
        "poem": "\n\nbitir bu işkenceyi, sende artık bana gül\ndokundurma elini pıhtılaşan kana gül\nbahçe boş; çeşme kuru; nerde bostancıbaşı\ngelde feryâd ü figân etme bu hüsrâna gül\nyıllarca yatağında uyudum semenderin\nçakallar yuvalandı bizim olan hana gül\nunuttum gökkuşağı altındaki resmini\nnice bühtan ettiler eski bir sultana gül\nkâinat oluk oluk boşalırken içimden\nyağmur damlası bile olamadım sana gül\n\nuzandığım her hayal tutuşturdu ömrümü\nher yangınla yeni bir yangın düştü cana gül\nya öldür, yarasalar okşasın cesedimi\nya da terkedip gitme beni bu isyâna gül\ndinle ki, en ölümcül şarkımı söylüyorum\ndarağacı kurdular döndüğüm her yana gül\nnasıl sevişiyorsun kırkayakla, çıyanla\nhani boyun bükmüştün ebedî fermana gül\nmeğer bir yanılgının zinciriymiş umudum\ngüvenimi yitirdim şimdi her dermana gül.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yeter",
        "poet": "Mehmet Fatin Baki",
        "poem": "\n\n‘Gül üzülsün gonca açulsun, bana sen gül yiter’ (1) \nHer tataftan kaygı saçılsın, bana sen gül yeter\n\nBir hazânî bahçede zambak ile sümbül yeter\nZevk verir gurbetteki hayrânına sen gül yeter. \n\nDostu mecnûn etmeğe zülfündeki kakül yeter\nAğlasın bülbül gül için, dostuna sen gül yeter. \n\nSahte bir dünyâda benimçin bu kadar zül yeter\nSuçlarım yüz kerre yazılsın, bana sen gül yeter\n\nÇaresiz gurbette kalan Mehmede bir gül yeter\nMakberim gönlünde kazılsın, bana sen gül yeter\n\n(1)    Zâtî’nin gazelinden\nHazânî = sonbahar görmüş\n\nFâ ü lâ tün müf te i lün müf te i lün fâ i lün\n\n/.   /    /      /..   /      /..   /      /.   /\n\nGAZEL \n\nGül üzülsün gonca açulsun, bana sen gül yiter\nAğlasun bülbüllerin ey gonca, tek sen gül yiter\n\nEy kamer-ruh fi-l-mesel bir bende-i ferzâne-veş\nAtı önince piyâde sen şehün ben kul yiter\n\nMutribâ kaanûn odur kim sâzunı al çengüne\nBizi söyletme sürâhi didüği kul kul yiter.\n\nBir nedür ben bülbülün zahmı hezâr ur cânına\nDidum ol gonca ayıtdı ârife bir gün yiter\n\nAçılub gül kalmasa hergiz negam bülbül ne gam\nCâm gül Zâtî surâhi kulkul-i bülbül yiter. \n\nZâtî\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yıldız",
        "poet": "Abidin Kırkoç",
        "poem": "\n\nSeni her gördüğümde aklım değişir\nRengimin ruhsarı şeklim değişir\nSen beni sevsen şevkim değişir\nIşığım ol  gir kalbime dol yıldız\n\nYıldızım ol yıldızım, yağ üstüme\nGüneşim ol güneşim, doğ üstüme\nBir busecik  almak geldi içimden\nLütfen güzel alnını eğ üstüme\nSabah yıldızım, yüzüme gül yıldız\n\nAşkın bana  en değerli armağan,\nYokluğun bizi etti  darmadağan,\nMutluluk yaşıdır gözümden yağan\nDamla damla ol kalbime gel yıldız\n,\n,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül yavrularım gül",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\ngüldür benim için güzel yavrularım gül, \nhep yüreğimde öter sizin için o bülbül, \noğlum da gül kızlarım da hepsi bir gül, \nhiç kalplerinde  susmasın ötsün bülbül. \n\nHalil ÇOLAK 04.08.09\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yeşil Yeşil",
        "poet": "Hanifi Kara",
        "poem": "\n\nGÜL YEŞİL YEŞİL\n\nÖyle mutlu etki, sonbaharımı\nBeni hülyalara sal yeşil yeşil.\nŞebnemi andıran bir damla gibi\nHer an gözlerimde kal yeşil yeşil.\n\nBakma benim saçımdaki aklara\nGöğsümü gererim bütün oklara\nHazan yaklaşsa da, mâviliklere\nTereddüt etmeden dal yeşil yeşil.\n\nBir derdin var ise sen bana söyle\nBana dargın dargın gel bakma öyle\nN’olur gözlerine beni hab'seyle\nGönül sarayına al yeşil yeşil.\n\nSaçını sallayıp yana baktıkça\nKendimden geçerim sana baktıkça\nO şehlâ bakışla bana baktıkça\nYeşil gözlerinle gül yeşil yeşil.\n\nCoştu mu aşk seli ne yapsın debi? \nSevdâ kuyusunun gözükmez dibi \nAşkın ile ısıt; bir güneş gibi\nGönlümün içine dol yeşil yeşil…\nYeşil gözlerinle gül yeşil yeşil…\n        GÜL YEŞİL YEŞİL…\n\n19/02/’08\nHanifi KARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yine",
        "poet": "Ethem Turan",
        "poem": "\n\nBir gül sevdi bu gönül \nHer bir yaprağında  ahlar\nBir bir açıldı  yaşanmış sayfalar \nHer bir sayfasında ihanet saklar \n\nBir gül sevdi bu gönül\nBahçemde bir o açar\nEl uzanmaz  kokusu duyulmaz \nDallarını ihanet dikeni kaplar \n\nBir gül dü sadece\nSon demde açan bir güneş\nŞiir oldu,şarkı oldu dilde\nZaman yetmedi ne sığdı gündüze nede geceye\n\nBir fırtına aldı götürdü yad ellere\nDüştü kalktı bahçeden bahçeye\nŞimdi bir gül yine\nNe gündüz güler  nede gece bakar yüzüne\n29.12.2006  02.59\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yolu",
        "poet": "Ayşe Öztekin",
        "poem": "\n\nBugünlerde ben\nYürek adamlarını arıyorum,\nYürek kadınlarını arıyorum,\nYürek çocuklarını; \nHani fethedilmiş olanlardan\nFethetmeye hazır..\n\nGül kokanlar gibi yani.\nGözlerinde ışık\nGönüllerinde derya\nBeklemeden veren\nİstemeden duyan\nKırılmadan seven\nYani kendimi arıyorum.\nGül kokan Peygamber yolunda\nBen yolumu arıyorum.\n\n(17.02.2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yürekli Can Dost'a",
        "poet": "Ejder Mutlu",
        "poem": "\n\nSen demek, ben demekse eğer can-dost? sana gülüm diyemedim, \ndiyemem…\nBilirim ki, güle dokunmak kor ateşe dokunmaktır.\nBilirim ki, gülü koklamak ağır dozda nikotin krizine girmektir.\nBilirim ki, güle gülüm demek ölmeden evvel kefenlenmektir.\nBilirim ki, güle talip olmak, yalın ayak, baş açık, deli-divane yüreği \navuçlayarak, nil’de ıslanıp hicaz kumlarında pişmektir.\nBilirim ki, gülü yüreğine hapsetmek, akmayan göz yaşına boğulmaktır.\nBilirim ki, gül bahçesinden gül devşirmek, Ferhat’ın elindeki kazmanın \nyalısı olmaktır.\nBilirim ki, gülü kaderine yazmak Mecnun’ların yoldaşı olmaktır.\nBilirim ki, güle bakmak ayılmamak üzere fani hayata dönmemektir.\nBilirim ki, gülün dikenin yüreğine saplamak mümbit bir dehanın, hayatsızlara \nhayat vermesidir.\nBilirim ki, gülü duymak, aklı-şuuru ve mantığı rüzgara savurmaktır.\nBilirim ki, güle yar olmak, duygu ve hisleri bulutlara asmaktır.\nBilirim ki, gülle gül olmak, ruhunda yaşayan aşk’lara aşk’la gem vurmaktır.\nBilirim ki, gül…gülüm demek ten değil, korkaklar gibi korkmaktan korkarım.\nZindan içinde zindanlar yaşatan hali-pür melali, gül bahçesi \nyapan, gül bahçesinde, gül devşiren, gül yürekli can-dost, bir dönüp baksan \nyüreğinden dökülen aşk simgesi konca güle…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yürekli...! - ViDEOLU",
        "poet": "Ramazan Kocapinar",
        "poem": "\n\nGÜ L YÜ REKLi - MyVideo\n\nGül  Yürekli\n\nGül isminde nazik bir gül var, sevmektedir bütün gülleri,\nKimisi sarı beyaz kırmızı olsada, bazende pembe benekli,\nAsi inatçı olupda canını yaksa, ellerine batsada dikenleri, \nGül isminde bir gül var, yinede hep kucaklar tüm gönülleri! \n\nGülün hatırı büyük olur, O oluşturur içimizdeki bütün sevgileri,\nHepten ona başvurulur, zamanlı zamansız gündüzüyle geceleri,\nGülün simasıda başkadır zaten, iç açıp ferahlatır oysa gönülleri,\nGül olup gönül alalım gül kalalım, sevindirelim sevdalı yürekleri! \n\nGül isminde üzgün bir gül var, onda toplanmış dünyanın dertleri,\nKan revan olmuş hepten etraf, bunların hepisi onun gamı kederi,\nHüsran edilmiş tüm olanca hayatlar, yok edilmiş aydınlık günleri,\nGül isminde bir gül var ki ötelerde, dert eder O karartılan geceleri! \n\nGül isminde bir gül var narin sevecen, bazen dargın kırılgan seviyeli, \nNeden niçin der sorar kendince, birden bozgunculuk yaptıkça birileri, \nBöylemi olmalıydı hayat, bumuydu yaşam, sahi böylemiydik önceleri,\nGül isminde bir gül var tanınıpta bilinmeyen, görünmeyen uzakda biri! \n\nGül isminde bir gül var bir yerlerde, işte bunların hepisi gülün dilekleri! \nGül isminde bir gül var tenha köşelerde, onda yaşar dünya güzellikleri! \nGül isminde bir gül var oda bu dünyada yaşamakda, sevmekde herkesi! \nGül isminde bir gül var bilinmeyen diyarlarda, insan canlısı GÜL YÜREKLi!\n\n\n              Yazan: RAMAZAN KOCAPINAR\n\nWEB ADRESLERiMiZ \n\nYAZI- RESiM - SES- ViDEO formatında ŞiiRLERiMiZ \n\nŞiirlerimizin tüm FORMATLARI  aşağıdaki sitelerimizde mevcuttur\n\nwww.antoloji.com/Ramazan_Kocapinar \nve \nwww.antoloji.com/Ramazan_Kocapınar\n\nwww.antoloji.com/Ramazan_Kocapınar\n  (i)     veyahut   (I)    ile farketmez\n\nŞiiRLERiMiZiN MP3`leri  için\n\nhttp://www.box.net/shared/cgmj1gjdcy\nve\nhttp://www.box.net/shared/cgmj1gjdcy/rss.xml\n\nVeya \nburadan tüm yapıtlarımıza ulaşabilirsiniz\nViDEO GÖRÜNTÜLÜ Kendi ŞiiRLERiMiZ ve\n ünlü ŞAiR´lerin en GÜZEL ŞiiR´lerine kendi\n hazırladığımız Video Klipleri …\nKENDi TASARIMIMIZ KURAN-I KERiM meali\n …ayet…ayet…sesli anlatımlı ve  en güzel \nBillur seslerden iLAHi ViDEOLARI\n   web sitemiz aşağıdaki adreste… \n\nwww.youtube.com/gizemlikartal1903\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yürekli...! - ViDEOLU",
        "poet": "Ramazan Kocapınar",
        "poem": "\n\nGÜ L YÜ REKLi - MyVideo\n\nGül  Yürekli\n\nGül isminde nazik bir gül var, sevmektedir bütün gülleri,\nKimisi sarı beyaz kırmızı olsada, bazende pembe benekli,\nAsi inatçı olupda canını yaksa, ellerine batsada dikenleri, \nGül isminde bir gül var, yinede hep kucaklar tüm gönülleri! \n\nGülün hatırı büyük olur, O oluşturur içimizdeki bütün sevgileri,\nHepten ona başvurulur, zamanlı zamansız gündüzüyle geceleri,\nGülün simasıda başkadır zaten, iç açıp ferahlatır oysa gönülleri,\nGül olup gönül alalım gül kalalım, sevindirelim sevdalı yürekleri! \n\nGül isminde üzgün bir gül var, onda toplanmış dünyanın dertleri,\nKan revan olmuş hepten etraf, bunların hepisi onun gamı kederi,\nHüsran edilmiş tüm olanca hayatlar, yok edilmiş aydınlık günleri,\nGül isminde bir gül var ki ötelerde, dert eder O karartılan geceleri! \n\nGül isminde bir gül var narin sevecen, bazen dargın kırılgan seviyeli, \nNeden niçin der sorar kendince, birden bozgunculuk yaptıkça birileri, \nBöylemi olmalıydı hayat, bumuydu yaşam, sahi böylemiydik önceleri,\nGül isminde bir gül var tanınıpta bilinmeyen, görünmeyen uzakda biri! \n\nGül isminde bir gül var bir yerlerde, işte bunların hepisi gülün dilekleri! \nGül isminde bir gül var tenha köşelerde, onda yaşar dünya güzellikleri! \nGül isminde bir gül var oda bu dünyada yaşamakda, sevmekde herkesi! \nGül isminde bir gül var bilinmeyen diyarlarda, insan canlısı GÜL YÜREKLi!\n\n\n              Yazan: RAMAZAN KOCAPINAR\n\nWEB ADRESLERiMiZ \n\nYAZI- RESiM - SES- ViDEO formatında ŞiiRLERiMiZ \n\nŞiirlerimizin tüm FORMATLARI  aşağıdaki sitelerimizde mevcuttur\n\nwww.antoloji.com/Ramazan_Kocapinar \nve \nwww.antoloji.com/Ramazan_Kocapınar\n\nwww.antoloji.com/Ramazan_Kocapınar\n  (i)     veyahut   (I)    ile farketmez\n\nŞiiRLERiMiZiN MP3`leri  için\n\nhttp://www.box.net/shared/cgmj1gjdcy\nve\nhttp://www.box.net/shared/cgmj1gjdcy/rss.xml\n\nVeya \nburadan tüm yapıtlarımıza ulaşabilirsiniz\nViDEO GÖRÜNTÜLÜ Kendi ŞiiRLERiMiZ ve\n ünlü ŞAiR´lerin en GÜZEL ŞiiR´lerine kendi\n hazırladığımız Video Klipleri …\nKENDi TASARIMIMIZ KURAN-I KERiM meali\n …ayet…ayet…sesli anlatımlı ve  en güzel \nBillur seslerden iLAHi ViDEOLARI\n   web sitemiz aşağıdaki adreste… \n\nwww.youtube.com/gizemlikartal1903\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüze",
        "poet": "Bayburtlu Hicrani",
        "poem": "\n\nGül bağında gül yüze,\nGül dolana gül yüze,\nGeçen hafta doksandı,\nBugün çıkmış gül yüze.\n\n\tBülbül firaklı idi,\n\tGoncada saklı idi,\n\tSevdası haklı idi,\n\tAçıp çıkmış gül yüze.\n\nHicrani’nin olmazsın,\nSararmazsın solmazsın,\nBeni yanan almazsın,\nSohunda bir gül yüze.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüreklim",
        "poet": "İbrahim Şengün",
        "poem": "\n\nNarçiçeği gülüşünde sevinç,\nAyışığı ile yıkanmış yüzün,\nBir çocuğun sevinci var ellerinde.\n\nGözlerin bahar,\nAkdeniz gülen gözlerin,\nGül yüreklim; \nSende yanar yüreğim…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüreklim",
        "poet": "Can Abdullah Yıldırım",
        "poem": "\n\nBuluştuk omuz omuza\nHer birimiz bir yerlerde \nSalavat ve tekbirlerle\nDiller dönünceye nefesler yetinceye\nBiraz hüzün biraz sevinçle\nNidalarımız sanadır ey Resul\n\nGül yüreklimin doğum günü bugün \nMüjdeler olsun \nYeryüzünde yaşayana göklere havalanana\nSevene sevilene\nYaralı yüreklere yaşlı gözlere\nKollarını açana yoluna baş koyana \n\nSen ki bir umut \nİnsanlığa verilen armağan \nSen ki karanlıkların sonu \nAydınlık yarınların sonsuz sabahı \nVe sen ruhlara meltem saran\nDillerden düşmeden anılan \nDoyumsuz bir şiirsin Muhammedim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüzlü",
        "poet": "Sultan Dönmez",
        "poem": "\n\nGül yüzün gülsün\nGül yüzün gülsün ya\n\nGönlünde ne varsa\nÖmründe o olsun\nGül yüzün gülsün\nAğlamak değil gülmek yakışır\nGül yüzün gülsün ya\nBu günün yarının ahretinde\nGül yüzün gülsün ya\nGönlünde ne varsa\nÖmründe o olsun\nGül yüzün gülsün ya\nMutluluklar senin olsun her zaman\nGül yüzün gülsün ya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüreklim...",
        "poet": "Fatima Humeyra Kavak",
        "poem": "\n\nSabır yüreğin çiçeği; \nSevmek yürek ister,\nGül yüreklim! ..\n\nSabır hayatın gerçeği; \nSevmek emek ister,\nGül yüreklim! ..\n\nSabır alev alev yakar yüreği; \nSevgiyle açar ateş çiçeği,\nGül yüreklim! ..\n\nSabır miras kaldı; Hz Yusuf'tan! ..\nSevgi ihtiras oldu, gömleğin yırttı arkasından..\n\nSabır Mecnun oldu, düştü çöllere! ..\nSevgi Leylâ oldu, beyhude kaşı gözü kara..\n\nSabır umman oldu Hz Nuh'un tufanında! ..\nSevgi çile oldu inanmayan oğlu Kenân'da..\n\nSabır ile imtihan oldu, sınandı Hz Eyyüb! ..\nSevgi dile geldi bağrında, kalp gözü büyüyüb..\n\nSabırla büyüdü yüreklerde Hz Muhammed (s.a.v.)                                                                                                      \nSevgi nur oldu, gül açtı muştulandı, çiçek çiçek..\n\nSabır kırmızı gül, elvan elvan sevgilinin gönlünde,\nSevgi ile açtı, yediveren gülleri bahar yelinde..\n\nSabır eden yürekler, bulur aşk ile felah! ..\nSevgi ile dile gelir kalb '' La ilahe illallah ''...\n\nSevgi bulut, sevgi yağmur, sevgi bereket; \nAşk ve sevgiyle, bu yolu umutla takip et,\nGül yüreklim! ..\n\nHoş görüyle oluşur sevgi seli; \nFedakarlıkta açar sabır çiçeği,\nGül yüreklim! ..\n\nSabır yüreğin boynu bükük çiçeği; \nSevmek sabır ister,\nGül yüreklim! ..\n\n09.10.2006\nFatimâ Hümeyrâ Kavak\n\nŞairler Yüreklerin tercümanı.\nŞiirlerde Duyguların \nGül yüreklim...\n\nŞiirlerim noter tastiklidir. \nSitelerde isimsiz ve alıntı diye yayınlanması suç ve yasaktır...\nLütfen şiirimin altına adımı soyadımı ekleyiniz...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüzlü",
        "poet": "Fatma Kurtulmuş",
        "poem": "\n\nBen seninle, küllükte bile yaşardım.\nGüllük gülistanlık etmesini bilirdim, viraneleri.\nTa ki soldurana kadar, \nBir zamanlar güle benzettiğin çehreyi...\n\n(Edirne, 2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüzlü Cananım",
        "poet": "Mahzuni Şerif",
        "poem": "\n\nGül yüzlü cananım senin elinden\nEğildi bellerim bükülmektedir\nAşkın veremiyim alçak dilinden\nGizli gizli yaşım dökülmektedir\n\nFidandım döküdü yaprağım dalım\nSen Sultansın elbet ben de bir kulum\nGüzel muhabbetin hoş şirin dilin\nŞu gönül bağına ekilmektedir\n\nAkıl ermez oldu neden işine\nNeler gelir yiğitlerin başına\nYandım ah yüzüne hilal kaşına\nAh çektikçe ömrüm sökülmektedir \n\nMahzuni Şerif'im ben bir deliyim\nGöster cemalini seyran eyleyim\nYandım dedim işte daha ne deyim\nNeden dost benden çekilmektedir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüzlü Annem",
        "poet": "Durdu Şahin",
        "poem": "\n\nİmanlı, kararlıydı,\nGül yüzlü güzel annem.\nGerçeğe duyarlıydı,\nGül yüzlü güzel annem.\n\nDualıydı elleri,\n“Allah” derdi dilleri,\nİncitmezdi gülleri,\nGül yüzlü güzel annem.\n\nSevgisiyle coşardı,\nGüzelliğe koşardı,\nBizler için yaşardı,\nGül yüzlü güzel annem.\n\nYalan söze uymazdı,\nDoğruluktan caymazdı,\nBiz doymadan doymazdı,\nGül yüzlü güzel annem.\n\nYuvaya gül sunardı,\nGönlümüze konardı,\nHakk'ı çok, çok anardı,\nGül yüzlü güzel annem.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüzlü Güzel Annem",
        "poet": "Durdu Şahin",
        "poem": "\n\nİmanlı, kararlıydı,\nGül yüzlü güzel annem.\nGerçeğe duyarlıydı,\nGül yüzlü güzel annem.\n\nDualıydı elleri,\n“Allah” derdi dilleri,\nİncitmezdi gülleri,\nGül yüzlü güzel annem.\n\nSevgisiyle coşardı,\nGüzelliğe koşardı,\nBizler için yaşardı,\nGül yüzlü güzel annem.\n\nYalan söze uymazdı,\nDoğruluktan caymazdı,\nBiz doymadan doymazdı,\nGül yüzlü güzel annem.\n\nYuvaya gül sunardı,\nGönlümüze konardı,\nHakk'ı çok, çok anardı,\nGül yüzlü güzel annem.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül yüzlü, gül kokulu peygamberimsin",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nGönlümün, gönüllerin sen sultanımsın\nSen iki cihan da bizim padişahımsın\nGönlümüzü ışıklandıranda nurumsun\nGül yüzlü, gül kokulu peygamberimsin\n\nGül kokulu canım olan da dostumsun\nGözüm nurusun canım Muhammed’im \nGittiğim yolumu aydınlatan ışığımsın\nGül yüzlü, gül kokulu peygamberimsin\n\nAşklar deryasında senin aşkını seçtim\nAşkın badesini içip kendimden geçtim\nAşk ateşinde yandıkça tamamen piştim\nGül yüzlü, gül kokulu peygamberimsin\n\nHalil aşkından gül yüzlüm piştikçe pişti\nAşkının kazanında gül kendinden geçti\nHamt etti Allah’a seni can rehberde seçti\nGül yüzlü, gül kokulu peygamberimsin\n\nHalil ÇOLAK 20.03.2010\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüzlü Çocuk",
        "poet": "Adnan Özkan",
        "poem": "\n\nGün gelir senide soldurur zaman, \nÇileyle yoğurur gül yüzlü çocuk. \nŞimdi herşey güzel, uyandığın an \nNe gün kalır, nede gülyüzlü çocuk. \n\nNe baba kalmıştır,ne canım ana, \nKimse yok ki, ninni söylesin sana, \nGönlün daralmaktan küser cihana, \nBoynun bükük kalır gülyüzlü çocuk. \n\nNe sevenini kalır, ne anlayanın, \nHasta düştüğünde ne ağlayanın, \nParayla ödenmez hakkı, ananın, \nÖlünce anlarsın, gülyüzlü çocuk. \n\nBugün yaşananlar kalır hatıra, \nArz etsen halini sığmaz satıra, \nYürürsün yollarda bağırıp çağıra, \nSesin duyan olmaz gülyüzlü çocuk. \n\nBende çocuk idim seneler önce, \nO anı hatırladım, seni görünce, \nŞimdi oyun oyna, eğlen gönlünce, \nÇocukluğunu yaşa gülyüzlü çocuk. \n\nGün gelir saçında belirir aklar, \nHer teli ayrı bir hatıra saklar. \nYüzün mahzunlaşır, çöker yanaklar, \nYürümek güç olur gülyüzlü çocuk. \n\nDersin ki,'ne çabuk geçti seneler' \nO da nasip olur, görürüsen eğer, \nKaybolur ne varsa sevmeye değer, \nBirgün toprak olur, gülyüzlü çocuk. \n\nDuyguların temiz, hislerin temiz \nSeni mutlu görmek tek dileğimiz, \nGurur kaynağımız,sevinç-neşemiz, \nKalbimizin gülü, gülyüzlü çocuk. \n\nAdnan Özkan (yanık sevdalar)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüzlü Nurum Derdin Kanatsız Meleğim",
        "poet": "Selin Arabacı",
        "poem": "\n\nHani gülümsemem bahar gibiydi\n Konuşsan dahası gelecek gibiydi,\n Tomurcuk yüzünde güller açacak gibiydi\n Biraz daha güldürsem seni derdin sanırdım yaz gelecek gibi.\n Seni üzenlere bakma onlara inat sen hep gül derdin hemi \nGül yüzlü nurum benim kanatsız meleğim\nSen yeterki gül derdin hep gül  SELİNİM \nGülüşüne Kimin sebep olduğu umrumda değil\nSen hep benim gözlerime bak ve gül derdin....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüzlü Sevgili",
        "poet": "Mustafa Ayık",
        "poem": "\n\nBir buğulu bakış bekler beni \nBir de yarin gül benzi\nSevda türküleri söyler yüreğim\nYer gök sevgi denizi\nHayat ışıltıları saçılırken kara gözlerden\nIlık bir rüzgar eser efil efil\nBir Eylül akşamında yazın son sıcağı\nKavururken dudaklarımı \nSeni görürüm evimin penceresinde\nGülen gözlerle karşılarken beni\nTutuverir sımsıcak elleri\nVe bir buse kondurur dudağıma \nKor düşer  özüme\nUnutulmaz \nSevgiyle yaşanırsa günler\nÖzlem dolu yürekle beklenir sevgililer\nHer gün aşımında yeni bir heyecan \nYeni bir aşk başlangıcı sarar beni\nHer günü ayrı yaşarım seninle \nEy gül yüzlü sevgili\n\n18.09.2001 \nMustafa AYIK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüzlü Sanatcı Fevzi Kurtuluş",
        "poet": "İsmail Aydoğmuş",
        "poem": "\n\nYüreği sevgi dolu arkadaşım\nGül yüzlü sanatcı Fevzi Kurtuluş\nİnsanlık için savaşan candaşım\nGül yüzlü sanatcı Fevzi Kurtuluş\n\nDinledim türkülerini sazından\nArı gibi bal akıyor ağzından\nYürekte köz uyandı avazından\nDevrimci sanatcı Fevzi Kurtuluş\n\nAtatürkçü ülkesini çok seven\n'Vatanıma canım fedadır' diyen\nMemleket türkülerini söyleyen\nYutsever sanatcı Fevzi Kurtuluş\n\nOnun türküleri emekten yana\nSu gibi gelir dinleyen her cana\nNe kadar övgü dizsem azdır sana\nSosyalist sanatcı Fevzi Kurtuluş\n\nİsmail sever böyle yiğitleri\nKorksun ondan Amerikan itleri\nYerden yere vur emperyalistleri\nYürekli sanatcı Fevzi Kurtuluş\n\n(10 Kasım 2009\nSalı\n11:30)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüzlü Sevdiğim",
        "poet": "Özgür İrade",
        "poem": "\n\nGirdim gül dolu aşk bahçesine, gördüm gül yüzlü sevdiğimi.\nKokladım önce gül kokan tenini, dokundum sonra gül yaprağı küçüçük ellerine.\nHer ne kadar koparmak geçsede gönlümden önce, kıyamayıp seyreyledim güzelliğini sadece.\nSeyreyleyim güzelliğini derken sadece, aşık olmuş buldum kendimi gül cemaline.\n\n(Sakarya, 2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüzlü Sultanım Baba Warvayi",
        "poet": "Umut Gürses",
        "poem": "\n\nEngin bir deryasın,Vardım Kapına,\nGül Yüzlü Sultanım Baba Warvayi,\nBağlandın Sımsıkı Hakk'ın İpine,\nGül Yüzlü Sultanım Baba Warvayi,\n\nDuzgun Baba tuttu Kaldırdı Elin,\nÇıkardık Papucun Dediler Yalın,\nHakk'ı Zikrediyor Şol Bülbül Dilin,\nGül Yüzlü Sultanım Baba Warvayi,\n\nMah-ı Muharrem'de Ağlar Gezersin,\nGahi Turna Gibi Engin Süzersin,\nMazlum Kullar İçin Kendin Üzersin,\nGül Yüzlü Sultanım Baba Warvayi,\n\nFUKARA Yüzünü Çok Şükür gördü,\nKelamınlar Senin Vasfına Erdi,\n''Dimi Bıra'' Diye Sözünü Derdi,\nGül Yüzlü Sultanım Baba Warvayi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüzlüm",
        "poet": "Tahmine Yıldırım",
        "poem": "\n\nSen gülünce yüzünde açan gülü\nkıskanıyorum bunu biliyormuydun\nçünkü gül sana benden daha yakın\nyaaa o hep seninle gül yüzlüm\n\nGülü sensiz seni gülsüz\nhayal etmek bile azap dolu\ngülün tomurcuğu gibi o yumuk gözlerin\nhiç aklımdan gitmiyor gül yüzlüm\n\nSendeki o gülün adı henüz yok\nçekiniyorum ona isim bulmaya\nsoldururmuyum acaba diye\nsendeki o gül hiç solmasın gül yüzlüm\n\nGül dikensiz olmaz ama\nsendeki gül de hiç diken yok\nçünkü senin bu gülden haberin yok\nsadece benim sende gördüğüm \nbir gül çünkü gül yüzlüm......... \n\n                                                               NİSAN       2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüzlüm-2",
        "poet": "Ertürk Demirci",
        "poem": "\n\nBir ışkındı yüreğim seninle dala döndü\nSevdan bendeki beni alıp gitti gül yüzlüm.\nYanarken gönül bahçem ateşti küle dündü\nBeni çöllere koyup salıp gitti gül yüzlüm\n\nKüskünüm seni çalan plakların tümüne\nYine seni ararım kalsam mahşer gününe\nKapıları kapattım hayatımın dününe\nGözlerim uzaklara, dalıp gitti gül yüzlüm\n\nBölüştüm uykuları çoğunu sana verdim\nGül döktüm yollarına, morunu sana verdim\nSabahların hayrını, nurunu sana verdim\nKaranlığı asuman silip gitti gül yüzlüm.\n\nBir kibrit alevinde hayaline düşmüşüm\nYağmur vurmuş dağlara yanağına düşmüşüm\nBitmeyen sevda gibi sonu gelmez düşmüşüm\nBendeki yalnızlığı bilip gitti gül yüzlüm.\n\nRABATLI sur gibisin, geçilmez sur gibisin\nYaprağı açılmamış bitmez eser gibisin\nAynalara kızmışsın silinmez sır gibisin\nBuğulu camlarını silip gitti gül yüzlüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüzlüm",
        "poet": "Serdal İnce",
        "poem": "\n\naşk pınarlarından gÃ¶nlüme saf,berrak sevgisini doldurduÄŸum.GÜL YÜZLÜM..karanlık dünyama aÃ§ılan pencerem seninle güzel baktıÄŸım iki gÃ¶züm.GÜL YÜZLÜM..mutluluk sevincim,hayat kaynaÄŸımın iÃ§inde benliÄŸimi bulduÄŸum \ncan Ã¶züm.GÜL YÜZLÜM..yüreÄŸimde yanan aşk ateşindeki hiÃ§ bitmeyen sevda kÃ¶züm.GÜL YÜZLÜM..yüzündeki gülmelerinden gÃ¶nlündeki geÃ§enleri cümle cümle Ã§Ã¶zdüÄŸüm.GÜL YÜZLÜM..hayata inat,birilerine inat,iÃ§imdeki canım CANANIM gül yanaÄŸına güller dÃ¶ktüÄŸüm hiÃ§ solmayan GÜLEN YÜZÜM...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüzlüm",
        "poet": "Aşık Erayi",
        "poem": "\n\nDalda döner dururdu mor rüzgar gülü\nAçardı dağların kokulu mor sümbülü\nSendin gönlümün şen şakrak mor bülbülü\nBir öttün hemen derdimin kaldı azı be gül yüzlüm\n\nHep geçerdim sizin dar patikadan, yolaktan\nHayvanlar yalaktan; ben su içerdim mor bulaktan\nÖnce yakala derdin güzeldin huriden melekten\nSen tavşan misali ben peşinde tazı be gül yüzlüm\n\nYakalayınca seni tutardım o kibar elini\nİsterdim sarsın kollarım o ince belini\nDerdin sen kerem ol ben de onun gelini\nSen yoksun ya özledim cilveyi nazı be gül yüzlüm\n\nNeylesem yol gösteren rehber yok\nBu aşk kadar yakan acı biber yok\nTam ondört bahar geçti senden haber yok\nDağlarda mor pazı yerini aldı sızı be gül yüzlüm\n\nBUrda dört duvar ve karanlık koridor\nNe kadar zor olduğunu bir de bana sor\nVardır bir hayır de bunu da hayra yor\nNerede o günler hoş bir pembe dizi be gül yüzlüm \n\nGüneş batıyor bugün kara bulutlar çıkıyor\nHavada bir kasvet ve stres canımı sıkıyor\nSensizlik yüreğimi durmadan yakıp yıkıyor\nGurbette gönlümün kırık kaldı sazı be gül yüzlüm\n\nVakit geçmezdi ki hep gelirdin aklıma\nGüvenemez olurdum hiç ne gizlime ne saklıma\nMektup atardım yine sana sıladaki tatlıma\nİz duvarlarda aşkın oldu kumarbazı be gül yüzlüm \n\nOtururuz koğuşta Çerkezi, Lazı sohbet ederiz\nHepimiz özlem çeken; perişan, derbederleriz\nHalimizi sorarsan birbirimizden beteriz\nTamam deli hasret aldı neşeyi hazı be gül yüzlüm\n\nŞu dağların arkası sıladır bilirim\nBelki çıkmam sabaha bu aşktan ölürüm\nHep gurbet elde hep sana hasret kalırım\nÖlürsem mezar taşıma aşkımızı kazı be gül yüzlüm\n\nSeni göremeden göçtüm; keşke olaydım gazi\nAsırlar geçti; kışı, yazı, bu imiş mazi,\nEcel dinlemiyor; ne Beni, ne Çerkezi ne de Lazı\nBak ne büyüydü, ne faldı, karayazı be gül yüzlüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül yüzlüm",
        "poet": "Gönül Parıltı",
        "poem": "\n\nGül yüzlüm\nYüzündeki öykü hazin bir öykü\nSen anlatmasanda olur gül yüzlüm\nYürekteki yara açık bir yara \nSen tuz ekmesende acır gül yüzlüm\n\nCan çekişti ölü harfler bu akşam\nYazamadım seni yazmadım gül yüzlüm\nİlk kez  gözünde yaşları donmuş gördüm\nÇözemedim seni çözemedim gül yüzlüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüzlüm",
        "poet": "Mustafa Yılmaz İsmailoğlu",
        "poem": "\n\nGÜL YÜZLÜM\n\n                    -Yalçın BENLİCAN’a-\nGül yüzlüm gül, Gül gibi gülümsedin, \nGül yanakta gül açtı, gül yüzler gülümsedi\nÇocuk domurcuk oldu, gül gibi gülümsedi, \nDomurcuk güle döndü, iki gül gülümsedi,\nBenlican gülümsedi, domurcuk gülümsedi.\n     24.12.2013 - İstanbul\n\nİsmailoğlu Mustafa YILMAZ - İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüzlüm",
        "poet": "Cahit Yıldırım",
        "poem": "\n\nGül yüzlüme......\n\nYine karanlık bir gece ve ben sensiz karanlık sularda ilerliyorum. Bindiğim vapur bile aheste aheste ilerlerken ben seni düşünüyorum.  Nedendir bilemem ama her yanım sancılar içinde ve anlıyorum ki yine sessizliğin girdabina surukleniyorum. Ellerini arıyorum tutunmaya çalışıyorum. Dalgalar bile peşin sıra el ele tutuşup karşımda Sevin çığlıkları atarken.  Ben ise sessizliğin de bogulup karanlıklara gömülüyorum.\n\n              Gül yüzüm.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüzlüm",
        "poet": "Hasibe Cavaç",
        "poem": "\n\nBilsen nasıl özledim, gül kokulu yüzünü \nRuhum yollara düştü, seni arar gül yüzlüm \nŞiirlere gizledim, sana olan hüznümü \nYüreğime kor düştü, sen gel bari gül yüzlüm \n\nTarumar oldu kalpler, bizi terk edişinle \nZaman geri dönmüyor, sen dön bari gül yüzlüm \nKulağımız çınlıyor, ümmetim deyişinle \nKimse şefkat etmiyor, sen et bari gül yüzlüm \n\nGülistan olan çöller, hasretinden kurudu \nPınarların yerine, sen ak bari gül yüzlüm\nDarıldı bize göller, kuru bir vadi oldu \nYağmurların yerine, sen yağ bari gül yüzlüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Çakır Gözlüm",
        "poet": "Adil Oğuz",
        "poem": "\n\nEvlerinden karşı dağlar  görünür\nSiyah saçın gül yüzüne  bürünür\nKahrolası  gurbet  yakar  öldürür\nÇakır gözlüm aşkın öldürür beni  \n\nSeherde  açılan  güllere  benzer          \nHasreti  gönlümü yakar kül eder\nCemali  güneşe  güllere  benzer\nÇakır gözlüm aşkın öldürür beni \n\nSana aşık oldum gül yüzlü güzel\nGüllerin nazlısı çiğdeme  benzer\nBu hasretlik beni  yakar kül eder\nÇakır gözlüm aşkın öldürür beni \n\nBitmiyor çilemiz bitmez derdimiz\nYana yana küle döndü gönlümüz\nAğardı saçlarım  geçti  ömrümüz\nÇakır gözlüm aşkın öldürür beni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüzlüm Gül - 2",
        "poet": "Mustafa Yılmaz İsmailoğlu",
        "poem": "\n\nGÜL YÜZLÜM GÜL - 2\n\n                    -Yalçın BENLİCAN’a-\nGül yüzlüm gül, bir daha, gül gibi gülümsedin,\nCanı cana alarak cananı benimsedin,\nSevdin cananı sevdin cananı önemsedin\nBenlican gülümsedi, gül yüzü benimsedi.\n\nYediveren gülleri gül yüzde canlanınca\nŞebnem düşmesin güle canan sevdalanınca\nGöz yaşına dönüşür şebnem güle konunca\nBenlican gülümsedi, gülleri önemsedi.\n\nNarı cennet güleri açılır gül yüzlerde\nFeri güle can verir parlaklığı gözlerde\nTınlaması bülbülde cıvıltısı sözlerde\nBenlican nağmelerle güfteler özümsedi.\n\nSeherde güller açar ıtır imbikte çıkar\nGönülde gül yağları insan ruhuna akar\nAcısız sevgi olmaz diken bülbülü yakar\nBenlican şarkılarla besteler anımsadı.\n\nGül yanakta gül açtı, gül yüzler gülümsedi\nÇocuk domurcuk oldu, gül gibi gülümsedi, \nDomurcuk güle döndü, iki gül gülümsedi,\nBenlican gülümsedi, domurcuk yaşamsadı\n\nİSMAİLOĞLU yapar şiirlerle güldeste\nGüller bahçede açar gönlü yaşar kafeste\nHuşu huzurla bekler çağrıyı son nefeste\nBenlican gülümsedi, hayata gülümsedi.\n     24.12.2013 - İstanbul\n\nİsmailoğlu Mustafa YILMAZ - İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüzlüye",
        "poet": "Mehmet Yaşar Genç",
        "poem": "\n\nYüzüne, gül yüzüne\nGül açsın gül yüzüne\nDikenleri kırma, tut!\nGün saçsın gül yüzüne\n\nYüzüne, gül yüzüne\nDökülsün gül yüzüne\nGönlüne çizme hudut\nSokulsun gül yüzüne\n\nYüzüne, gül yüzüne\nSür sürme gül yüzüne\nDost sözünde var umut\nKir sürme gül yüzüne\n\nYüzüne gül yüzüne\nGülerim gül yüzüne\nBağıma yağsın bulut\nGüllerim gül yüzüne.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül YüzlümHastayım Şimdi",
        "poet": "Ahmet Sargın",
        "poem": "\n\nGayet iyi anladım sağlığın kıymetini\nGül yüzlüm şimdi hastayım hasta\nYar yolunu gözledim açtım servetimi\nCan dostum bu yıl hastayım hasta\n\nMeğer taşıyormuş insanoğlu bir can\nIlgıt ılgıt akınca içimdeki bu kan\nSağlık, beylik olunca vatan\nGül dostum bu yıl hastayım hasta\n\nÖnce can sonra canan derler\nSağlık için ne söylerse doğru söylerler\nÇare olamıyor bana doktor beyler\nCan dostum bu yıl hastayım hasta\n\nYar özlemi vatan hasreti duyarım\nYüce kitabımı baş ucuma koyarım\nAğladıkça ağlar ağıda doyarım\nGül yüzlüm bu yıl hastayım hasta\n\nHastalık alıp beni acılara götürdü\nHastane yollarında mecalim bitirdi\nDost vurgunu yedim sürgün getirdi\nCan dostum bu yıl hastayım hasta\n\nAhmet Sargın sana olsun kurban\nHakkı seven imanlı kullarınan\nDua et bana selam yolla onlarınan\nGül yüzlüm bu yıl hasatyım hasta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül  Yüzlüsün",
        "poet": "Ali Ümran Sönmez",
        "poem": "\n\nÇekinme sen, ne çıkar ki bir gülden.\nGül yüzlüsün, sana fedadır gülşen.\nBahar gelmiş, sen gül eğlen neşelen.\nGül yüzlüsün, sana fedadır gülşen.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül yüzün",
        "poet": "Şükrullah Sarışın",
        "poem": "\n\nbir gül bahçesi kadar değil\ngül bahçesi yüzün kadar güzel\nsen güzele anlam katan şaheser \ngül dünya gülsün, gül dünyam dönsün \n\nsaçlarının her bir teline canım bedel\naşk senin gözlerinde güzel\nsen aciz gönlümün sultanı \ngül dünya gülsün, gül dünyam dönsün\n\nusulca akan ırmak gibi yüzün \nruhumun tek neşesi bir sözün \nolmasın gözlerinde hüzün \ngül dünya gülsün gül dünyam dönsün.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüzünde Göreli Zülf-i Semensây Gönül",
        "poet": "Ahmed Paşa",
        "poem": "\n\nMurabba\n\nGül yüzünde göreli zülf-i semensây gönül\nKuru seydâda yiler bîser ü bîpay gönül\nDemedim ben sana dolaşma ana hây gönül\nVay gönül vay bu gönül vay gönül ey vây gönül\n\nBizi hâketdi hevâ yoluna sevdâ n'idelim\nPâymâl eyledi bu zülf-i semensâ n'idelim\nKul edinmezdi güzeller bizi illâ n'idelim\nVay gönül vay bu gönül vay gönül ey vây gönül\n\nBen demezdim ki hevâ yoluna serbâz gelem\nNey-i aşkınla gamın çengine demsâz gelem\nDer idim aşk kopuzun uşadam vâz gelem\nVay gönül vay bu gönül vay gönül ey vây gönül\n\nDil dilerken yüzünün vaslını cândan dahi yeğ\nBir demin görür iken iki cihândan dahi yeğ\nAkdı bir serve dahi âb-ı revândan dahi yeğ\nVay gönül vay bu gönül vay gönül ey vây gönül\n\nAhmed'em kim okunur nâmım ile nâme-i aşk\nGermdir sözlerimin sûzile hengâme-i aşk\nDil elinden biçilipdir boyuma câme-i aşk\nVay gönül vay bu gönül vay gönül ey vây gönül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüzlüme Hasret Koydunuz..! !",
        "poet": "Durak Yiğit",
        "poem": "\n\nHasreti bağrımda tütmez ocağım\nBeni gül yüzlüme hasret koydunuz\nViranedir şimdi o şen bucağım\nBeni gül yüzlüme hasret koydunuz\n\nGüvenmem dünyanın artık varına\nKalmadı ümidim çıkmam yarına\nHasret koydun beni nazlı yarime\nBeni gül yüzlüme hasret koydunuz\n\nBu ayrılık bilmem ne zaman biter\nViranedir yurdum baykuşlar öter\nKaç yıllık ömrüm var gün olur biter? \nBeni gül’yüzlüme hasret koydunuz\n\nBindikçe acılar bindi serime\nBen garibim özlem sindi terime\nHasreti solum’da indi derine\nBeni gül’yüzlüme hasret koydunuz\n\nDer DURAK’ım artık dinsin bu ağrım\nSancılar çoğaldı yanıyor bağrım\nSanadır sevdiğim sanadır çağrım\nBeni gül’yüzlüme hasret koydunuz\n\nDurak YİĞİT\nGönüllerin Şairi\nKOCAELİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüzünü Göreli",
        "poet": "Abdullah Tüylü",
        "poem": "\n\nGül Yüzünü Göreli\n\nGünler geçti.. Bigânen oldum senin,\nYanıp âteşine pervânen oldum senin...\nAkıl, fikir.. yarı yolda bırakıp gittiler,\nGül yüzünü göreli divânen oldum senin..\n\nBakü, Ocak, 2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül3",
        "poet": "Aslan Özçelik",
        "poem": "\n\nGül dalında gönca gül olurken.\ngülsüz bübül ötermi? \nGüneş doğarken gül açarken.\ngüneşı görmeden gül açarmı? \nGül filizlenirken dalında diken çıkar.\ngül dikensiz açarmı? \nGül olmadan sevgiliye gidilırmı.\nsevgiliye bir vermemek olurmu? \nolurmu? olurmu?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül Yüzünü",
        "poet": "Ayşe Betül Acarlar",
        "poem": "\n\nDamıt acını\nHüzün yakışmıyor sana\nÇevir yüzünü\nGül yüzünü\nUnut sözünü\nUmutlu ol\nGözün günyüzü\nHüzün gökyüzü\nÇevir Hakka özünü.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gül yüzünü gören kalp tazelenir",
        "poet": "Ferit Battal",
        "poem": "\n\nZülfün tellerini ördüğüm güzel \nGül yüzünü gören kalp tazelenir \nGül benzin sararmış sanki bir gazel \nSana bir can veren kalp tazelenir \n\nKaldır başın kâinatı seyir eyle\nYar seven içine kapanmaz böyle \nAl sazını derdin türküyle söyle \nGül yüzünü gören kalp tazelenir \n\nBağı sel, mi bastı yollar perişan\nYanan kalpte bir gün açılır gül şan\nSevda bağlarında yoktur yarışan \nSana bir can veren kalp tazelenir \n\nBir yabana kanıp bu elden göçme \nYârini görünce el gibi geçme \nHırsa esir olup yaban gül seçme \nGül yüzünü gören kalp tazelenir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülaver",
        "poet": "Cafer Bayar",
        "poem": "\n\nBak, güneş uyanıp tahtına çöktü\nBaşlayacak şimdi eşsiz bir büyü\nŞafak koklayacak yeni bir gülü\nHayata dönecek akşamki ölü\n          Getir saksıları güneşlensinler\n          Hayat şerbeti sun güle Gülaver\nBahçedeki güller akşamdan kuru\nGözleri kapıda yarı uykulu\nSitem yağdırmadan yağdır güle su\nKurumasın güller solmasın duygu\n            Şefkatli bakışlar bekliyor güller\n            Gözüme baktığın gibi Gülaver\nKaş altında bir çift nazar boncuğu \nBahşeder güllere hayat soluğu\nBaktığın sürece gözünde buğu\nSoldurmaz gülleri ne gam ne korku\n             Kalbinin sesini duydukça güller\n             Secde edecektir sana Gülaver\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülay",
        "poet": "Erbay Kara",
        "poem": "\n\nGÜLAY\n                 (azeri türkü) \nGülen eyva, ağlayan nardı gülay\nGünün gün ışığı, gece aydı gülay\nSusuz çöllere, su olup akardı gülay\nGitti, yalnızam men, yamanam men, yaralıyam\n\nAy İstanbul, İstanbul\nOcağın sönsün İstanbul\nAldın canevimi canımdan\nDilerem Allahından bul\n\nBir gözel gülüş, bir gözel yüzdü gülay\nHemi bahar, hemi güzdü gülay\nKan ağlayan karakışda yazdı gülay\nGitti, yalnızam men, yamanam men, yaralıyam\n\nAy İstanbul, İstanbul\nOcağın sönsün İstanbul\nAldın canevimi canımdan\nDilerem allahından bul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülbahçe'den Karakoç'a",
        "poet": "Salim Gülbahçe",
        "poem": "\n\nMihribanı koyup Hakka yürüdü\nMekanınız cennet olsun Karakoç\nSeven gönülleri hüzün bürüdü\nMekanınız cennet olsun Karakoç\n\nBal akardı leblerinden dilinden\nMiski amber saçtı gönül gülünden\nEcel gelmiş bir şey gelmez elinden\nMekanınız cennet olsun Karakoç\n\nMuhabbet alırdı sevgi satardı\nHak arardı haksızlara çatardı\nTaşlamaya bile mecaz katardı\nMekanınız cennet olsun Karakoç\n\nÜstadın yokluğu acımı acı\nGönül sarayımda başımın tacı\nGülbahçe’de Rahmet diler duacı\nMekanınız cennet olsun Karakoç\n\nSALİM GÜLBAHÇE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülbalım..",
        "poet": "Eyüp Gergin",
        "poem": "\n\nsöyle güzel gözlüm \nrenk renk konuş; \nsana yol olayım \naşk olayım dudaklarına..\niçine, en derinine \ntutku olayım..\nsöyle güzel gözlüm \ngülüm, gül kokulum,\ngülbalım..\n\n24.10.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülbahar",
        "poet": "Celal Sevencan",
        "poem": "\n\nGül baharı, bahar, gülü çok sever\n     İlkbaharda bülbül güle konunca\n     Gülbahar gül ile murada erer\n     Yaz baharda, baharda gül olunca.\n\n     Gül, baharda güzel kokular saçar\n     Tatlı, tatlı rüzgar meltem esince\n     Bülbül aşka gelir nameler atar\n     Yaz baharda, baharda gül olunca.\n\n     Gül, baharda pembe renge bürünür\n     Kalbini süsleyen sesi duyunca\n     Bülbül gece gündüz bağda bulunur\n     Yaz baharda, baharda gül olunca.\n\n                                                         Celal SEVENCAN\n                                                           25.11.2009. (İst.)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülbahçem",
        "poet": "Muhammet Yürük",
        "poem": "\n\nSen gülünce güller açardi o güzel yüzünde\nSeni her gördügüm\nBir gül açardi içimde\nSeni görmedigim her gün ise\nBir gül solardi kalbimde\nSeni sevdigimden beri gül yüzlüm\nGül bahçesine döndü gönlüm\nSana içimden bir gül vermek istedim\nAma sen zaten bir gül bahçesiydin\nBen senden bir gül bekledim\nSense gittin baskasina verdin\nArtik seni görmedigim her gün soluyorum\nGüllerle birlikte bende ölüyorum\nSen benim her seyimdin sevgilim\nNeden bir gülü bana çok gördün\nSimdi baska bir gül bahçesi buldum\nSenin vermedigim gülü o verdi bana\nSimdi seviyorum onu senden fazla\nÖldürseler de beni birakmam asla.\n\nMuhammet Yürük\n\nFacebook'taki grubumuz 'ManzumeM'de sizleri de görmekten memnuniyet duyaca?ym.\n\nhttp://www.facebook.com/pages/Ankara/ManzumeM/164011813008? v=wall&viewas=688294730\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülben Marziye",
        "poet": "Haşim Koç",
        "poem": "\n\nGonca bir güldün\nBen oldun yüze dizildin\nGül-ben sende sen gülben iken\nMarziye oldun çok sevildin\nGülben\n\nSevilmek sevmek güzel olay\nGülbenimiz sanki dolunay\nSeveni çok düşmezki bize pay\nMarziye oldun çok sevildin\nGülben\n\nGönülde sevgin dilde adın\nSanırsın tapılacak kadın\nNamına güzelliğine uygun\nMarziye oldun çok sevildin\nGülben\n\nMarziye dizisinde oynadığı zamanda \nyazdiğım bir siir  GÜLBEN için\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülbenimiz barbi bebek",
        "poet": "Haşim Koç",
        "poem": "\n\nGülbenimiz barbi bebek\nÇok sevildi dadılıkta\nOldu melek\nSevmeye sevilmeye örnek\nBeye hürmet\nPerteve arkadaş\nÇocuklara anne\nOnlar meleği\nMelek onları sever\nHepsi herşeye değer\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülbene fanlarından",
        "poet": "Haşim Koç",
        "poem": "\n\nSevgi dolu yüreklerle\nGÜLBEN ERGEN fanlarıyız\nMutlu olduk her konserde\nFanı değil canlarıyız\n\nFan başımız GÜLBEN ERGEN\nToplandık her yerden\nYüzler binler olduk bir iken\nMutluluk dolduk \nGÜLBEN ERGEN deki sevgiden\n\nGeçmişimiz mutluluk\nBu günümüz mutluluk\nYarınımız mutluluk\nFan başımız\nSevgili GÜLBEN ERGEN le\n\n26-eylül-2005\npazartesi saat 09-30\nistanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülberk’e",
        "poet": "Tahsin Kavak",
        "poem": "\n\nGül çiçeğisin, gül ki yakışsın sana gülmek \nGülberk, doruğunda gül açmış gül dağı demek. \nGül kokusu sinmiş de pembe yanaklarına; \nOndan bir hoş oluyor, gül yanağından öpmek. \n\n                            Konya,3.4.1989\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülbeşeker",
        "poet": "İsmail Haki Şimşek",
        "poem": "\n\nGamze olmalı yanağında musikinin\nKi şen dualarla örtünsün\nToprak herbir ölüye\nGökyüzü gibi görünsün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülbeyaz",
        "poet": "Ferit Battal",
        "poem": "\n\nGül güle yanınca bir gül solar, mı? \nCan evime yaşlar doldu gül beyaz \nGözden yaş gelmezse gönül dolar, mı? \nHazan vurdu bağım soldu gül beyaz \n\nAy doğmadan güneş yönünü arar \nSahipsiz bir canı el dili yorar\nBir ruh naz edince yârini sorar \nSevdamız mahşere kaldı gül beyaz \n\nCan vermeden yâre eren olur, mu? \nÇorlaşmış yarayı deren olur, mu? \nGöz görmeden gönül veren olur, mu? \nBeni bir dert hale saldı gül beyaz \n\nRuh yanmazsa gönül eylemez nazar \nAşk ehli yarası ey olmaz azar \nKalp kalbi sevmezse hicvini yazar \nYar bana ak kefen aldı gül beyaz \n\nHİCV \n(Hiciv)  Birini şiir ile zemmetmek, onu gülünç hale koymak. Bu şekilde yazılan şiir veya manzume. * Alay etmek. (Bak: Hecv)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülcan'ıma",
        "poet": "Enes Karadeniz",
        "poem": "\n\nGülmek bir insana bu kadarmı yakışır\nÜzülme dayanamam sen her zaman gül canım\nLeylaklar gitmeden kuşlar ötmeden\nCanımı canımdan ayırma gül canım\nAllah sana dert ve elem vermesin\nNur yüzünde güller açsın gül canım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülbeyaz",
        "poet": "Mehmet Ali Demirel",
        "poem": "\n\nGece zifri karanlık ama her yer beyaz\nDünyam yıkıldı sen gideli gülbeyaz\nBen kime yapayım cilve kime naz\nYaz memo gardaş derdimi böyle yaz\n\nBunaldım içerde dışarı ise ayaz\nEllerim havada gelsin gülbeyaz\nNe kadar yalvarsam yine sana az\nYaz memo gardaş sevdamı böyle yaz\n\nYaktın yüreğimi ellinde oldu köz\nGençliğime gem yaşantıma takoz\nHerşeye razıyım gel sen gülbeyaz\nKaz memo gardaş mezarımı derin kaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülbeyaz",
        "poet": "Sinan Oğuzhan",
        "poem": "\n\nGÜLBEYAZ \n\nGün kefen zamanı, \nMevsim kefen zamanı.\nHer taraf bembeyaz,\nHer taraf kar beyaz.\nBeyazlarla son yolculuğum. \nSen hala aklımdasın,\nGülbeyaz\n\nÜniformam beyaz. \nKader tufanında hırpalanan,\nKara düşüncelerimin kurbanı,\nİsyankâr saçlarım beyaz.\nSen yine de aklımdasın, \nAnadolu güzelim Gülbeyaz,\n\nYitirdiğim hayallerim beyaz,\nDüşüncelerim karaydı, Gülbeyaz.\nHayallerimde gelinliğin kara,\nKarakaşlım Gülbeyaz.\n\nAmelde sevaplar beyaz,\nMasum günahlarım kara.\nİdeallerimde ölmekse, \nÜniforma kefenimdir, beyaz.\nKara gözlü Gülbeyaz.\n\nÜzerimdeki ay yıldız beyaz.\nKara, tahtadan tabutum,\nSon durağa giden yol beyaz.\nEbedi uykuda yatak kara.\nBeyaz tenli Gülbeyaz.\n\nO kara, bu beyaz. \nÖnemli mi sanki\nKim, ne ne renk\nÖnemli olan insanlığımız,\nAcaba,\nAcaba, o ne renk Gülbeyaz\n\n09.12.1991 – 14.30 \nİST\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülcan-3",
        "poet": "Kadir Tozlu",
        "poem": "\n\nAyvanın çiçek açacağından umudunu asla kesmedi Şefkat Çağlayanı.\n\nGülcan’ı tanıyan ve sevenlerin Sevgi Grubunu birer birer terk etmeleri onda hayal kırıklığı ve endişe oluşturdu. Çünkü o Gülcan’ın dönüşünde muhteşem bir karşılama, çiçek yağmurları umuyordu. Hatta bu endişesini ana sayfada yaptığı değişikliklerle belli etmeye çalıştı. Ama gruptan kimse ana sayfadaki değişiklikle ilgilenmedi. Bu Şefkat Çağlayanını derinden yaraladı. Her zamanki destekçisi Şeydacık kendi sorunlarıyla meşguldü.\n\nBir umut deyip yeni bir grup kurdu Gülcan için. Bir zamanlar Gülcan ona telefon etmiş ve rüyasında kendisine çiçekler verdiğini anlatmıştı. Sesi sevinçten ve duygudan titriyordu. “Çiçeklerini ömrüm boyunca saklayacağım babacım” diyordu Gülcan. Şefkat Çağlayanı bu çiçeğin ismiyle bir grup kurdu. Umudu, eğer bir gün Gülcan’la görüşebilirse onu seven kişileri bu grupta toplamaktı…\n\nUmduğu gibi gitmiyordu gelişmeler. Bir gün Gülcan’ın da Sevgi Grubundan ayrıldığını gördü ve yıkıldı Şefkat Çağlayanı. “Grupta senin için vardım” diye sitem dolu bir yazı koydu ana sayfaya… Yazık ki kimse ilgilenmedi, bir kişi dışında… Tüm sorunlarına rağmen Şeydacık onu arayarak dertleşti.\n\nŞefkat Çağlayanı Sevgi Grubundan umudunu kesmişti. Grubu kapatmak için başvurusunu yaptı. Her ne kadar üzüntülerini bildiren üyeler olduysa da yine de üyelerin ezici çoğunluğu ilgilenmediler bile…\n\nO bunları düşünecek durumda değildi…\nO Gülcan’dan hiç haber alamasa da bir gün dualarının kabul olacağı, onun iyileşeceği ve kendisini arayacağı, Ayvanın çiçek açacağı umudunu hiç yitirmedi.\n\nBir gün Gülcan’ın şiirlerinin de pasiflenmiş olduğunu gördü. Bu olay da değişik olumsuzlukta duygular oluşturdu Şefkat Çağlayanında. Buna tepki olarak onun için şiir yazıp diğer tüm şiirlerini pasifledi Şefkat Çağlayanı…\n\nAma hiçbir zaman Gülcan’ın iyileşeceğinden ve kendisine döneceğinden umudunu yitirmedi…\n\n2005 yılı babalar gününde Gülcan’ın telefon edip sevinçten ve heyecandan titreyen sesiyle “Babalar gününü ilk kutlayan ben oldum babacım” deyişi kulaklarında çınlıyordu Şefkat Çağlayanının.\n\nDualarını sürdürdü… Her gün…\n“Rabbim, onun yerine ben hastalansaydım! ”\n“Rabbim, onun yerine benim canımı al! , ömrümün kalan kısmını ona ver.”\n“Rabbim, bu tutkuyu benden alma! ” diye de dualarını sürdürdü durdu…\nYaşadığı sürece de sürdürmeye kararlıydı… \n\n(06/09/2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gulcanim ''derleme",
        "poet": "Bilal Sili",
        "poem": "\n\nSenin icin bu cani\nAzmi uzdum Gulcanim\nErzurum Erzincani\nGezdim bezdim gul canim\n\nDokunmayin yarama\nYarim gulmez yuzume\nGidip deyin Ana'ma\nOlum gelmez gozume\n\nSevdan yoluna canim\nKoymadim mi Gulcanim\nVurma yaniyor canim\nDoymadin mi Gulcanim\n\nSolar acmaz cicekler\nYalan olur gercekler\nKim aglar baska bana\nBir Anam bir Melekler\n\n& Aşık Alemi & \n(09/02/05 Bilal Sili)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülcan Bacı",
        "poet": "Kaşif Kani Ertürk",
        "poem": "\n\nSivas tı Zara’ ydı öğretmenlikti denince\nYorgun belleğimin derinliklerinde\nBir seni hatırlarım Gülcan bacı\nHatırlarımda yaşayamamak ne acı\n\nBir seni hatırlarım Gülcan bacı\nÖtekiler hayal -meyal gelir aklıma\nKimin ne demesinden korkmadın da\nEvinde yatırdın,kucak açtın bu garibana\n\nÇınar kadar vakurdun gül kadar narin\nKar-çiçeği,kardeleniydin köy bozkırının\nHerkes öküz altında buzağı ararken\nSendin onlara insanlık dersi veren\n\n1987 SIVAS Zara\nBelki şimdi birbirimizin ismi ve cismi unutulmaya yüz-tutmuş,hatırlarda kalsa ve aradan kaç 20 seneler geçerse geçsin unutamayacağım,o günün şartlarında bile “ UYGAR VE EVRENSEL İNSANLIK..” örneği veren değerli insan,GÜLCAN Bacımı ve şahsında tüm SİVAS ‘lı kadınları, Dünya KADINLAR günü nedeniyle,bir daha saygıyla anıyor,sıfatı kadın olan,tüm kadınların,ZÜLÜM,EZİYET VE İŞKENCEDEN uzak, layık oldukları bir hayatı yaşamalarını can-ı gönülden diliyorum..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜlbeyaz a hitaben yazılmış bir mektup",
        "poet": "Bülent Gürel",
        "poem": "\n\nAkıl haritamın sınır çizgilerini zorluyordu yüzünün masum ifadesi, türkuaz göğümde pembe yanaklı çocuktun.\n\tİçimin gülen yüzü ol, adınla yarışan beyaz güller açsın şehrin kuytu köşelerinde. Beşinci mevsimde farklı bir iklime sürüklüyordu gülüşün. Irmağın yeşilini, güneşin sarısını, güllerin en beyazını hatırlatıyordu duruşun.\nAz tanıyanlar gül beyaz iyi bilenler beyaz gül diye anımsıyordu seni. Güldüğün zaman tüm iklim beyaz, beyaz güller açtığında mevsim bahar oluyordu.\n\tGün dönümünde kızıla çalan ufuk çizgisini anımsatıyordu öfken. Saçların rüzgarın muzip şakalarına yanıt verircesine kıvrılıyordu meltemin etkisi ile. Göz bebeklerin büyürken ellerin beyaz gerdanında dolaşıyordu. Öfke sana hiç kimseye yakışmayan bir heyecan katıyordu.\n\tSaçları örgülü kırmızı tokalı kız olmaktan çok uzaktın yirmili yaşların ilk doğum günü kutlamalarında. Teninde dolaşan fuların kokusu ile çekiyordum seni içime. Kimseler bilmiyordu sana meftun yakarışlarla sen diye ağladığımı gecelerce. \n\tSaksıda Cezayir menekşeleri, bahçede beyaz güller dinliyordu sana yazdığım tüm şiirleri. Hicran günlerinde kollarındı hicret etmek istediğim tek yer. Tüm edebimle yaşadığım mazbut ömrümde yıkmak istediğim tek tabuydu senli rüyalar. Ar damarım çatlayana dek sevişmekti güzel olan seninle.  Teninin tadını arıyordu dilim. Kıvrımlarında gezinmeyi düşlerken elim, köşe başından çıkıp gelmeni temenni ediyordu umarsız gözlerim.\n\tAşık olduğum şehrin mavi ışıklı duvarlarına isminle başlayan güzel sözler yazmak geçiyordu içimden. Her yıldıza ayrı bir isim, her isme seni anımsatan güzel bir anlam katıyordu hatıraların. Yürüdüğün yol, dokunduğun duvar, beklediğin durak adımı çağırıyor, seni tanıyan her sokak lambası sönük kalıyordu gecenin sessiz karanlığında.\n\tKabul edilir gibi değildi senin ciğerlerine havasını çekmediğin bir şehrin atmosferini solumak. Sen bu şehrin hırçın kalabalığına karışmadıkça hiç içimden gelmiyordu şehrin atardamarlarında dolaşmak. Köşe başındaki fırına gitmek bin yıl, şehrin karşı kıyısına geçmek birkaç dakika sürüyordu. Senin menzile ram olman her şeyi bir anda değiştiriyordu.\n\tSeninle ilişiklendirilen her şey bir anda romantik bir esvaba bürünüyor, dinlenmek için oturduğun kaldırım, aşkın mihenk taşı ilan ediliyordu gönlümün başkentinde. Kız kulesinin o eşsiz manzarası ve cihangirin alev kırmızı aydınlığı anlamını yitiriyor, güllü bağlar aşk meşaleleri ile aydınlanan duygu yüklü bir semte dönüşüyordu.\n\tTutsağı olduğum senli şehrin bir cumartesi sabahında, gün yeni yeni aydınlanırken durup köşe başında, pencereni açıp cama çıkmanı beklemekti en büyük keyfim. Saksıdaki begonvile su verişin. Kuşların şarkılarına eşlik ederek dilinde nihavent makamı birkaç nağme gezdirişin, camın altında onları unutmadığından emin, yolunu gözleyen sokak kedilerini ödüllendirişin, karşı evin balkonunda babasını yolcu ederken hüzünlenen minik çocuğu tatlı bir tebessümle yüreklendirişin. Bütün bunlar beni ben olmaktan öteye itiyordu. Nazarı-ı iltifatına mazhar olan her şeye eş olasım geliyordu.\n\tEllerin begonvilin yapraklarını severken, kısa ömürlü bir mevsim çiçeği olmaya bile gıpta eder buluyordum kendimi. Sonra bakış hizanda bulunma lütfuna erişen olguya göre kediyle kedi, kuş ile kuş, çocuk ile çocuk olasım geliyordu.\n\tGöz nurum her bildiğim doğru seninle tamamına ererken, iyi olan ne varsa sebebini sende aramaktan yorgun düşen bedenime, geleceğine ait geleceğimize ait umut dolu hayaller kurarken buluyordum kendimi. Cihan güzelim, gül beyaz ellerini, buğday avuçlarımda hissetmek hayat gailem olduğundan beri, sana senli satırlar biriktirmekte ve biriktirdiğim her satırı sana okumak üzere umut tohumları ekmekteyim yüreğime. Olur ya sen bu satırları okurken  seninde yüreğinde bir sıcak titreme hissi hasıl olursa, varlığımı varlığında hissetmeyi arzu edersen bir gün, o vakit kocaman gülümsemen, ışıl ışıl gözlerin ve billur sesinle geçip karşıma sadece adımı söyle.\n\tO gün elimde beyaz güllerden oluşan bir demet ve yüreğimde yeni bir sevinçle dikilip karşına Seni seviyorum diyeceğim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülce Gel",
        "poet": "Mustafa Üstün",
        "poem": "\n\nyağış ol\nıssızlığıma\nsığılığıma\nin\nçisil çisil\n\ncemre ol\nılıt\nkıraç toprağımı\ngöğümü\n\nyeşil ol\nbahar bayramlarında\nsarı ol\nkırmızı ol\ngülce gel\n\n                                 NEVRUZ 2004\n                                        İZMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "(GÜLCE-Bahçe) -Dört Mustafa",
        "poet": "Mustafa Ceylan",
        "poem": "\n\n-Osman ÖCAL Öğretmenim’in şahsında bütün öğretmenlere-\n\nGünaydın de okullara\nGünaydın de sınıflara\nIşığınla öpüver kalemleri, tahtaları\nHarflerle tebessüm et gözlere\nIşıtan ol karanlığı ışıtan\nÇağıl çağıl yüreklere ışı, tan\nGeç de gel toplu iğne deliğinden\nHer tüneli baştan sona ışıt, an\nİliğinden her hikmetin iç de gel\nKürsülerde âlim densin\n………….Gönüllerde sultan…\n\nYoğur geleceği, kolaylaştır hayatı\nYeniden çiz alınlara kaderi\nYeni baştan…\nYol aç ufkumuza ötelere uzansın\nYol konuşsun, sen konuş\nKonuş da dinleyelim…\nYağsın çöl yangınları üstüne yağmurlar\nDeğişsin iklim\n………...Serinleyelim…\n\n*\n(İ)  leri giden saatin pas tutmasın zembereği\nE(L)  lerinle yoğur zamanları, göster gerçeği\nİz(İ)  n ver kölen olayım, öğrettiğin her bir harfe kırkar yıl\nÖlü(M)   bile şaşırsın olmuşa olacağa…\n\nLâlenin nefes alışını duyur bana\nLâmekân hüzünlerin güvercin kanadında\nLisânını kaybetmiş dilimi eyle bülbül\nLâyığın olup şakısın deli gönül aşkınla…\n\n(İ)  zin ver öpeyim ellerini, yüz süreyim eşiğine\nO(L)   de, ölmeden evvel ol de, olayım, kurtulayım hamlıktan\nİk(İ)  miz için yazdığım şiirler başlasın konuşmaya\nİki(M)  iz için…\n\n*\nMuradına eren karınca ayağıyım peşinde\nMağara önüne gerilen örümceğin ağıyım.\nMevlâna dergâhında ney, Yunus heybesinde alıç\nMedine akşamlarında fanus ve aşkını destan eden Bilâllerin dudağıyım…\n\n*\nGünaydın de okullara\nGünaydın de sınıflara\nIşığınla öpüver kalemleri, tahtaları\nHarflerle tebessüm et gözlere\nSen birinci Mustafa’sın öğretmenim\nKara tahta önünde ben ikinci Mustafa…\nÜçüncü Mustafa ile yedi düşmanı dökerim denize\nBayrama dönüşür güzelim vatan,\nDördüncü Mustafa’yı beklerim girsin diye rüyâlarıma\nİçimin yokuşları dönüşür cennete\nYarar ufkumun karanlıklarını\nIşık akar dehlizlerime \nParmaklarınızdan…\n\nMustafa CEYLAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "(GÜLCE-Buluşma) Atamızdan Mektup Var",
        "poet": "Ali Gözütok",
        "poem": "\n\nATAMIZDAN MEKTUP VAR(Gülce-Buluşma) \n\nDiyor ki mektubunda:\n“Efendiler! ...\nAferin size, \nSizi takdir ediyor ve alkışlıyorum! ..\nHer on Kasım sabahı,\nÖldüğümü unutmayıp, sirenler çalarak,\n İlan ediyorsunuz dünyaya.\nOnlara da unutturmuyorsunuz MAŞALLAH,\nAferin size! \nAma beni anlamak bu değil! bu değil izimden gelmek,\nBırakın artık ağlamayı, bırakın ağıtlar yakmayı.”\n……Ufkunuzu sararken, dumanları zilletin,\n……Yürekleri dağlarken, ateş’i ihanetin,\n……Durmadan kan ağlarken, anaları milletin,\n…….Ne yaptınız söyleyin, onu söyleyin bana.\nDedim ki ben size! \n“Benim naçiz vücudum, elbet bir gün toprak olacak. \nAma; Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini,\nİlelebet muhafaza ve müdafaa etmek,\nSizin vazifenizdi! \nSize bırakılan en büyük hazine bu idi.\nAma, siz bunu unutmuşa benziyorsunuz! \nSizi bu hazineden mahrum edecek,\nDahili ve harici, düşmanların çıkacak demiştim.\nİşte o gün bu gündür.\n……Dar kafayı parçalar, on beş yıla sığanlar,\n……Bana hayranlık duyar, beni tanıyan canlar,\n……Her hüzün kavşağında, perde indiği anlar,\n…….Ne yaptınız söyleyin, onu söyleyin bana.\nBırakın ağlamayı, bırakın ağıt yakmayı arkamdan! ..\nSahip çıkın bu ülkeye, bu ülke sizin, bu ülke hepinizin.\nEfendiler uyumayın, uyanın artık! ..\n Emanete ihanet etmeyin,\nBeni anlamak bu değil, bu değil Türk gençliği,\nMedeniyet ufkunda, ilerlemek hiç değil.\n……Hayal değil düş değil, gerçeğin ta kendisi,\n……Dilinizden düşmeyen, Atatürk’ün ülkesi,\n…...“Ne mutlu TÜRK’ÜM” diyen, bu milletin hür sesi,\n……Ne yaptınız söyleyin, onu söyleyin bana.\n\n                              Ali GÖZÜTOK\n                              10. KASIM. 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "(GÜLCE-Çaprazlama) Uyu Nazlı Bebeğim!",
        "poet": "Mustafa Ceylan",
        "poem": "\n\n-............... Sana derim sana /Yeter gayri uyansana! \n\nBu avukat, o savcı; karıştı birbirine\nKirlendi devr-i devran baştanbaşa kirlendi.\nSanık-tanık iç içe, kim kimi sahiplendi\nUyu ey nazlı bebek, ninni çalayım uyu.\n\nKuyu içinde bomba, parklarda atık kurşun\nAka kara bulaştı, suçlu güçlü mü şimdi? \nHoş görü rahmetlidir, öfke, satıyor caka\nUyu ey nazlı bebek, ninni çalayım uyu. \n\nSuyu bulandırdılar, ermenisi, çetesi\nYukarda fırtına var, aşağısı kan kusar.\nSana ne haritadan, kalma sakın hiç darda\nUyu ey nazlı bebek, ninni çalayım uyu.\n\nBüyü yaptılar büyü, tahminim ki öyledir; \nYad-yabanın büyüsü, batı mahreçli belli.\nÇıktı kantarın topu, rüyânda etme feryâd\nUyu ey nazlı bebek, ninni çalayım uyu.\n\nKoyu zifir geceler, küstü gitti güneş bak\nDursun sancılı sabah, ikindiler iflâsta.\nYan gelip te yatmışsın, üstelik horluyorsun\nUyu ey nazlı bebek, ninni çalayım uyu.\n\nDandini dandini dastana\nEeee…eeee bebeğim eeee!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "(GÜLCE-Bahçe) BEYAZ",
        "poet": "Ali Gözütok",
        "poem": "\n\nBEYAZ (Gülce-Bahçe)    \n\n......Ben beyaza hayranım,\n…..Beyaz temiz, beyaz saf, \n…..Beyaz arı,\n…..Bak nasıl da boyuyor, \n…..Baharda bozkırları.\n\nBeyaz can, beyaz canan, güler erik dalında,\nKarda kışta tozutur, söyler hasret türküsü.\nŞeref iffet namustur, destan yazar alında,\nBeyaz dostluk çağrısı, barıştırır her küsü.\n\nGece zifirinde son, güneş ışığında öz,\nAk saçlarda olgunluk, gönüllerde gören göz,\nHer sabahta bir umut, gergefte sevda dokur.\nIşık ışık yayılır, siyaha meydan okur.\n\n…..(B)     eyaz, bulutta serin, yağmurda karda arık,\n…..R(E)     nk cümbüşünde hoppa, birazcıkta şımarık.\n…..Ba(Y)     ram gününde sevinç, neş’e bayram yerinde, \n…..Şaf(A)     ğında gün aydın, günaydın göz ferinde,\n…..Beya(Z)     her zaman güzel, son evin mermerinde. \n\nBeyaz oyada sabır, kahkaha papatyada,\nBeyaz pamukta ılık, sedefte nurdan oda.\nMahyalarda bir düa, mabette huzurdan iz.\nBeyaz ana sütünde, Meryemde daha temiz\n\n                               ALİ GÖZÜTOK\n                                  29. 01. 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "(GÜLCE-Gülce) Kardeş Biliriz",
        "poet": "Ali Gözütok",
        "poem": "\n\nKARDEŞ BİLİRİZ (Gülce)  \n\nKardeş biliriz,\nMadem hepimiz insan,\nİnsan oğluyuz,\nHer kim olursa olsun,\nKardeş biliriz.\nİster yolcu, isterse\nOlsun bir hancı,\nİster bin kat yabancı,\nFark etmez asla,\nTürk, Kürt, Abaza, Gürcü,\nKardeş biliriz.\nNe olursa hekesin,\nTenin rengi,\nBeyaz, sarışın, kumral,\nİster bir zenci,\nHer ne olursa olsun,\nDini inancı,\nOnu kardeş biliriz.\nMayamız aynı,\nBalçık çamur özümüz,\nKanımız aynı,\nHak hukuk özgürlük,\nOrtak sözümüz,\nHer kim olursa olsun,\nKardeş biliriz.\n\n        Ali GÖZÜTOK \n               01.01.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-*-*Gülce-Manifesto-*-*",
        "poet": "Mustafa Ceylan",
        "poem": "\n\nGÜLCE EDEBİYAT AKIMI \n\nMANİFESTO(*)\n\nEY ŞAİR! \n\nBirinci vazifen, Türk Şiirini, bütünüyle Türk Edebiyatını sevmek, ana dilimiz Türkçe ile kültür ve sanatını nakış nakış işlemek ve kalıcı eserleri üretmektir. \n\nBugün ve gelecekte ki varlığının değişmez temeli budur. \n\nBu temel, senin en kıymetli hazinendir. \n\nUnutma ki, dilini kaybeden Milletlerin bağımsızlığı da olamaz. \n\nKültür emparyalizminin işgâli altında inleyen Yüce Milletin, şairlerinin haykırmasını, kültür ve sanat adamlarının üreteceği eserleriyle yüreğine ses olmasını beklemektedir. \n\nİçinde bulunduğun vaziyete dön de şöyle bir bak! \n\nBütün Dünyada emsâli görülmemiş bir galibiyetin temilcileri,Cennet Anadolu'yu Cehenneme çevirebilmek için her türlü şer planı, projeyi uygulamaya koymuşlar ve koymaya devam etmektedirler. \n\nAziz yurdumuz bir ateş çemberi içindedir. Başları bulutlu, özgür dağlarımızda bölücü-dış destekli, kalleş bir örgütün eşkiyâsı vardır. Anadolu'nun her köy ve kasabasına gün geçmiyor ki bir Mehmetcik tabutu gelmesin. Kahraman ordumuza bu mücadelede şairin-yazarın, kültür ve sanat adamının destek vermesi gerekmez mi? \n\nAnadolu insanı, kırsal kesimden Büyük kentlerin varoşlarına göçmüş ve göçmeye devam etmektedir. Şimdi, % 65'i 30 yaşın altında olan Halkımızın % 85'i kentlerde yaşamaktadır. \n\nAdına sayısız şiirler yazdığımız İstanbul şehrimizin nüfusu,yüzlerce ülke nüfusundan bile fazladır.Bugün kişisel dertler ve sancıların temelinde toplumsal sorunlar bulunmaktadır. \n\nModa, özenti,kendini bilmezlik; havamızı, suyumuzu, toprağımızı kirlettiği gibi, dil ve edebiyatımızı da kirletmiştir. \n\nPara-madde ve ekonomi kültür ve sanata da hükmetmektedir.Manâ-gönül zenginliği yerini maddeye terketmiştir. \n\nDünya ölçeğinde bir şairimiz-ozanımız da yoktur \n\nSenelerden bu yana boş vezin kavgaları yapmaktayız. \n\nSanat-şiir sanatı adına internetin sağladığı imkânlar da kullanılarak sanat-şiir katledilmektedir. \n\nOkumayan, araştırmayan, tefekkür etmeyen, düşlerini gerçekleştirmek heyacanıyla yüreği gümbürdemeyen, halkın gündeminden ve kaygılarından uzak bir şair-şiir kara bulutunun içindeyiz. \n\nEdep'ten kaynaklanan Edebiyatımız, bir asırdır, köklerinden koparılmadan yenilenmeyi, daha doğrusu yeni bir akımı beklemektedir. \n\nEy Türk Kültür ve Sanatının şairi! \n\nİşte bugün, bu hâl ve şartlar içinde bulunmaktasın. Şu halde vazifen, Türk Şiirini, bütünüyle Türk Edebiyatını kurtarmak ve Dünya'da hak ettiği yere getirmektir! Muhtaç olduğun kudret, Türk Edebiyatının başarılı mazisinde mevcuttur! \n\nDünü bugünle yoğurarak geleceğe yürümek zorundasın! \n\nHaydi, durmak, susmak zamanı değil şimdi! \n\nSaygılarımızla. \n\nGÜLCE EDEBİYAT AKIMI \n\n-------- \n\n(*) Büyük ATATÜRK'ün GENÇLİĞE HİTABESİ' ne şairler için naziredir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "(GÜLCE-Sone’m)  Basın",
        "poet": "Mustafa Ceylan",
        "poem": "\n\n» İlk özel gazete: Tercüman-ı Ahval / Şinasi ile Agah Efendi\n************************************************************************\nBASIN(GÜLCE-Sone’m) \n\nKap ihale, köşe dön, sana ne bu milletten\nYaşa varol patronum, ah köpeğin ne güzel! \nBilmiyor bab-ı âli, şu göbeğin pek özel; \nKaç kuruşa bu vatan, bıkmışlar Hürriyetten? ! \n\nAkşam, güneş bulvarda, taraf’lıdır günaydın\nAğlıyor yeni Asya, bugün sabah vaktinde\nDeğil posta zaman’ı gözcüdür Hayrettin’de\nSözcü olup dünyaya keseni dolduraydın.\n\nYaralı cumhuriyet, aydınlıkta karanlık\nOrtadoğu birgün de alır radikal karar\nBölücü meclisteyse milliyet neye yarar? \n\nEvrensel starlarla  yeni şafak bir anlık\nTercüman olsa bize, dil olsa haber Türk’e\nKendine gelse basın, billah düzelir ülke...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülce-Sone' m... Bayrak",
        "poet": "Yusuf Bozan",
        "poem": "\n\nGölgen mabedim benim, nazlı hilalin şavkım; \nŞehitlerimin kanı, özge vatansın bayrak. \nŞafaklarımda sevda, kalpte atansın bayrak; \nBendimde çağlayansın, sensin âfâkta şevkim. \n\nUğruna binler şehit, istiklâlimsin benim; \nEbedi milliyetim, uğurumsun sen bayrak. \nCihanda hürriyetim, onurumsun sen bayrak; \nTürk’ lüğümün belgesi, istikbalimsin benim. \n\nSerhatlarda nöbetim, ummanlarda limansın; \nÇanakkalede süngü, suyum aşımsın bayrak. \nÇelikten kılıcımsın, mutlu yaşımsın bayrak… \n\nDalgalan gökkubbemde, hak yolunda imansın; \nDüşmanlarıma korku, dosta kalkansın bayrak. \nMavzerimde mermisin, canda al kansın bayrak…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "(GÜLCE-Sone'm)  Ağacın Dudağı",
        "poet": "Mustafa Ceylan",
        "poem": "\n\n-Manzara\n\nGöğün memesinden tutmuş çekiyor\nSusayan ağacın yaprak dudağı\nKarnı şişkin bulut es geçip dağı\nRüzgârla el ele yağmur ekiyor...\n\n-Sır\n\nIrmağın denizin içinde durur\nBütün bulutların alın yazısı.\nMavi düşlerimi süsler bazısı\nBazısı pamuğun içinde yürür.\n\n-Olay\n\nAtomda ney sesi, semah çeker gül\nCamlarda  göklerin zikri var sanki\nFerhat'ın düğünü budur inanki... \n\n-Son\n\nHer bahçeden dua işiten bülbül\nTohum sancısını taşır semaya\nDizer ufuklara arka arkaya...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülce-Sone' m... Yusufçuk Hüznü",
        "poet": "Yusuf Bozan",
        "poem": "\n\nBir yusufçuk hüznüdür \nİçimde memleket meselesi. \nZaman birlik zamanı, \nKardeşliğidir halkların. \nDört yanı puslu yurdumun \nHâini, namussuzu, şerefsizi çok. \nBirleşsin yürekler Edirne' den Kars' a.\nVatan namus demektir, \nBize bizden başka dost yok...\n……..\n\nBir yusufçuk hüznüdür memleket meselesi\nAyrıştırıp bölmeye hevesli hainler çok\nGün kardeşlik günüdür düşünmeye zaman yok\nVatan bayrak diyerek yansın aşk meşâlesi\n\nÜç yanı denizlerle çevrili Anadolu\nYedi bölgemde hain kalleşçe kurşun sıkar\nDost bildiğin Avrupa iki başlı canavar\nÜlkemin toprağında ağlayan ana dolu\n\nCan verir sınırlarda melek yüzlü Mehmet’ im\nBayrağıma renk verir kanıyla bince şehit\nGörülüyor her hesap buna Allah’ da şâhit\n\nKardeşliğe çağrıdır benim bütün zahmetim\nKürdü, Lazı, Çerkezi hepimiz bir ümmetiz\nAlevi, Şii, Sünni hâk yoluna himmetiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "(GÜLCE-Triyolemsi) Açılıma",
        "poet": "Mustafa Ceylan",
        "poem": "\n\nGüldürmeyin be adamı deli deli söyletmeyin! \nKazma kürek Çanakkale ruhu bende duruyor! \n\nEvet, önce soyundunuz ve soydunuz hep birlikte\nAndaçınız kalmış idi hukuk ile askerlikte...\nBana sorun bana bana, bekliyorum ben en dipte\nGüldürmeyin be adamı deli deli söyletmeyin! \n\nDili, dini ve bayrağı tartışmanın anlamı ne? \nDeyin hele af mı çıktı asker-bebek katiline? \nYetti gayri, kulak verin memleketin sahibine! \nKazma kürek Çanakkale ruhu bende duruyor!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "(GÜLCE-Üçgül) Niyazi",
        "poet": "Ali Gözütok",
        "poem": "\n\nNİYAZİ (Gülce üç gül)\n\nSabah vakti aynı saat, çıkıyordu evinden,\nİşin ehli her zanaat, geliyordu elinden,\nGeçinirdi kıt kanaat, bizim komşu Niyazi.\n\nBarınağı toprak damdı, büzülerek yatardı,\nİnce narin bir adamdı, bol giysiler yutardı,\nTitrek alev mum yakardı, bizim komşu Niyazi.\n\nTükenmeyen çile serde, geleceği karanlık,\nGün batımı perde perde, gölgelenir fidanlık,\nHer akşamda düşer derde, bizim komşu Niyazi.\n\nYıllar yılı garip gönlü, acı kederle doldu,\nHiç açmadı gonca gülü, hem sarardı hem soldu, \nNe gazi ne şehit oldu, bizim garip Niyazi.\n\nAli GÖZÜTOK\n19. 11. 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "// Gülce - Triolemsi // Bayramınız Kutlu Olsun",
        "poet": "Ali Oskan",
        "poem": "\n\nDostlukları pekiştiren bir bayram olsun bu bayram.\nSevmezleri seviştiren bir bayram olsun bu bayram…\n\nSelam ve esenlik olsun sizlere aziz dostlarım,\nBayramınızı en içten duygularımla kutlarım, \nHepinize sevgiler ve saygılarımı yollarım,\nDostlukları pekiştiren bir bayram olsun bu bayram.\n\nYüzleriniz Cennet gülü gibi açılsın, allansın,\nKalplerinize Allah’ın nuru taşınsın, nurlansın,\nAilenize Rahman’dan rahmet saçılsın, ballansın,\nSevmezleri seviştiren bir bayram olsun bu bayram…\n\n10. Eylül. 2010 – İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "// Gülce – Tuğra – 4 // Gül Olalım",
        "poet": "Ali Oskan",
        "poem": "\n\nAşkına aşk ekleyerek özüm özüm şevk edelim,\nYar ile biz bir’leşerek daim ebed meşk edelim. \nGül tohumundan ekelim gönül özün bahçe edip,\nGoncalaşıp gülleşerek kemalleşip fevk edelim… \n\nmüfte'ilün / müfte'ilün / mefâ'ilün / müfte'ilün \n\n18. Nisan. 2010 – İzmir\n\nAli Oskan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "// Gülce – Tuğra – 5 // Ballar Balı",
        "poet": "Ali Oskan",
        "poem": "\n\nBallar balından içmişiz, hep yağma verdik dârımız. \nZevkten, safâdan geçmişiz, sevdayla ettik kârımız.\nHem dârımız, hem kârımız, biz yâre vakfolmuş canız.\nBenlik, nefis hiç etmişiz, heplikte bulduk vârımız…\n\nmüstef'ilün / müstef'ilün / müstef'ilün / müstef'ilün\n\n14. Haziran. 2010 – İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "// Gülce – Tuğra – 7 // Kâmran",
        "poet": "Ali Oskan",
        "poem": "\n\nEy gönül sev yâri her an, an daim zikrinle, hep an. \nDön sınırsız şevkle devran, et kaim fikrinle seyran.\nGit, rüyet et yâri hayran, katla sevgin, eyle bin kat.\nVar düğün olsun bu dem an, ol ebed sekrinle kâmran…\n\nfâ'ilâtün / fâ'ilâtün / fâ'ilâtün / fâ'ilâtün\n\n15. Temmuz. 2010 – İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "// Gülce – Tuğra – 6 // An Var ki;",
        "poet": "Ali Oskan",
        "poem": "\n\nAn var ki; yüz yıllar tutar, an var ki; bin yıllar yutar.\nAn var ki; binden bir kadar, an var ki; sonsuzdan aşar.\nAn var ki; binler perdeler kalkar, çıkar binler alem.\nAn var ki; her şeyden sıgar, an var ki; bin mîraç sığar…\n\nmüstef'ilün / müstef'ilün / müstef'ilün / müstef'ilün\n\n15. Haziran. 2010 – İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "// Gülce – Tuğra – 8 // Daimi Aşk",
        "poet": "Ali Oskan",
        "poem": "\n\nSâna olan aşkta mürur, işte bu kalbim kavurur,\nKanlı yaşım gözde kurur, aklımı baştan savurur. \nBen de daim aşk dilerim, hep Sana yanmak dilerim; \nOlsa budur kalpte sürur, ben’imi benden uçurur…\n\nmüfte'ilün / müfte'ilün / müfte'ilün / müfte'ilün\n\n30. Kasım. 2010 – İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "// Gülce – Tuğra – 9 // Özdeki Yâr",
        "poet": "Ali Oskan",
        "poem": "\n\nGönül bakîye meyleder, bakî olan habib arar.\nBulur bakî habib gider yanar, erir daim akar.\nAkar, akar da dahl olur, gönül o yâre taht olur.\nÖzünde yâri seyreder, coşar, uçar a’lâm aşar…\n\nmefâ'ilün / mefâ'ilün / mefâ'ilün / mefâ'ilün\n\n8. Aralık. 2010 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "(GÜLCE-Yiğitce) Asker Oğul",
        "poet": "Mustafa Ceylan",
        "poem": "\n\nAnaların ağıdını\nDindir gayri asker oğul! \nDağ başından paçavrayı\nİndir gayri asker oğul! \n\nBoyanmadan şafak güne,\nDayanmadan ay göğsüne\nUyanmadan kahpe düşman\nBindir gayri asker oğul! \n\nUslu durmaz bu hainler,\nYaslı yollar seni dinler.\nPaslı çarkı tut tersine\nDöndür gayri asker oğul! \n\nÜlken hayran inan sana\nGölgen bile yeter ona! \nBölgen bir bir temizlensin\nSindir gayri asker oğul! \n\nKucağıma doğsun da nur\nBucağıma gelsin huzur.\nOcağıma nefes eyle\nYandır gayri asker oğul! \n\nBilsin tarih destanını,\nSilsin dağın her yanını.\nBulsun balyoz tepesini\nKondur gayri asker oğul!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "(GÜLCE-Yunusca) Zaman Zaman İçinde",
        "poet": "Ali Gözütok",
        "poem": "\n\nZaman Zaman İçinde (Yunusca) \n\nNe ararsan var zamanda,\nGörür insan tüm yaşamda,\nHem sabahta hem akşamda,\nZaman zaman içinde.\n\nÖmür biter zaman bitmez,\nDurdurmaya takat yetmez,\nGece gündüz hiç farketmez,\nZaman zaman içinde.\n\nZaman bitmez bir hazine,\nPerde iner nur gözüne,\nGölge vurur gül yüzüne,\nZaman zaman içinde.\n\nCan meleği durmaz gezer,\nKabuğundan canı süzer,\nAlır gider gönül üzer,\nZaman zaman içinde.\n\n         Ali GÖZÜTOK\n         10 OCAK 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜLÇİN (esmer düş)",
        "poet": "Osman Karataş",
        "poem": "\n\nHadi gül, gülüm,\nBenim için, bu gece.\nHadi gül, gülüm, benim için.\nGülçin...\nKara bahtım, esmer düşüm.\nGülçin...\nBir gül için, bir esmer gül için,\nSevdim seni Gülçin.\nBir düş için, bir esmer düş için,\nYandım sana Gülçin.\nBu zumunsız şarkı,\nBaygın bakışlar için.\nYeni bir hayal, yeni bir düş.\nvar olmam için.       \nBir gül için, bir esmer gül için,\nSevdim seni Gülçin.\nBir düş için, bir esmer düş için,\nYandım sana Gülçin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülçehre Gülse",
        "poet": "Nurullah Koç",
        "poem": "\n\nZemheri zamanı, cemre iner topraklara,\nKırk ikindi yağar, üç aylık kuraklara.\n\nSemada asılı kalır Likya'nın güneşi,\nPeyderpey alevlenir Çıralı'nın ateşi.\n\nManavgat adeta Kızılırmak'la yarışır,\nTers akıp Kurşunlu, Karadeniz' e karışır.\n\nGÜLSE GÜLÇEHRE...\n\nAğlamayı bırakır, Alanya'da Eleni,\nHürriyete uzatır, dar mahzenden elini...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülçin",
        "poet": "Muhammed Raşid Yüksel 2",
        "poem": "\n\nGülmesini inan ki bana sen öğrettin\nÜzüntülü anlarımda yüzüme tebessüm düşüren sensin\nLale bahçelerini sersem de önüne tek bir gülümsemen yeterli\nÇünkü o küçük bir gülümsemen içinde koca bir cennet gizli\nİlkbahar gibisin hiç bitmesini istemediğim bir rüya misali\nNe kadar çektirmiş olsam da sana seni ne çok sevdiğimi bilirsin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülden",
        "poet": "İsmail Civelek",
        "poem": "\n\naşkımdın sevdam dın\nbahar ım dın yazım dın\nkış oldun ömrüme\ngüzelim gülden\n\ntoz konduramazdım\nsana bağıramazım\nsensiz yapamazdım\nözelim gülden\n\nnede çok severdim\nüzerine titrerdim\nsana değer verirdim\naşkım gülden\n\nne oldu hani\nyıkıldı dünyam sanki\nhayal oldu bitti\nsevdamız \" gülden \"\n\ndeveli köyü\npamukkale\ndenizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülde Gamzesin",
        "poet": "Feyzullah Kara",
        "poem": "\n\nGülüver sevdiğim gülde gamzesin\nİlkbahar seninle bir bahar görsün\nBir selamın ile karlar erisin\nKesme selamını dağlar yürüsün\n\nUzaksa selamın ne gelir elden\nBilmem döner misin gittiğin yerden\nHer selamın beni üzse derinden\nKesme selamını güller gülüsün\n\n  23.7.2012  Kuzuluk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülde solgun pembe kitaplık",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nGülde solgun pembe\n\nHer mevsim bu zamanlar bir eskiye dönüş\nYaşananlar sanki biraz gerçek biraz düş\n\nEy sevgi çiçekleri ki solmaktasınız\nEy bir vakitlerin parlak yıldızı hayat\nŞimdi her kapıdan kovulan hirpani berduş\n\nTaptaze bir ümidin bitip kayboluşuydu\nEn taze baharların solup yok oluşuydu\nEy bir vakitlerin yıldızı köhne hayat\nKi peşinden koşulan körpe kız duruşuydu\n\nEy sevgi çiçekleri ki solmaktasınız\n\nHer mevsim bu zamanlar bir eskiye dönüş\nYaşananlar sanki biraz gerçek biraz düş\nGül’de solgun pembe dalda ölü bir ötüş\n\nBir vakitler ki capcanlıydı hep bahardı\n\nOlurdu ya zaman zaman ağladığı da\nBadem çiçekleri açardı mis kokardı\nSanki dün gibi gözlerimin önünde an\n\nAn be an yaşanan biraz gerçek biraz düş\nher mevsim bu zamanlar bir  eskiye  dönüş\n\n21/Temmuz/2013/Pazar/Bodrum\n\nYüksel Nimet Apel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güldalında Bir Kuş",
        "poet": "Bedri Tahir Adaklı",
        "poem": "\n\nGül dalına bir kuş kondu ötmedi,\nMeğer o kuş bülbül değil yar değil,\nHatta gülün gül olması yetmedi,\n\n-Malum o kuş, bülbül değil yar değil,\n-Çünkü onun, sevdası yok kâr değil.\n-\nGüzel görse, güzel olur düşleri,\nHayra yorar aşka dair işleri,\nGül’e bülbül aşk için deyişleri,\n\n-Meğer konan bülbül değil yar değil,\n-Gabî gönle, çekip gitmek zor değil.\n-\nSonra o kuş, gül’ü hiç fark etmedi,\nDiken gördü, gül cemâli görmedi,\nSevda nedir? Aşk ne demek bilmedi,\n\n-Demek konan bülbül değil yar değil,\n-Boş yüreğe uçup gitmek zor değil,\n-\nHüsn-ü cemâl, hayr-i kemâl görmeyen,\nMükemmeli fark edip de, bilmeyen,\nGül dalında, gül’ü bile dermeyen,\n\n-Meğer o yar, gül goncaya yar değil,\n-Mahcup olmaz, çünkü ona ar değil.\n-\nLâyık olsa verilirdi ni’meti,\nVerilse de takdir etmez kıymeti,\nAşka uygun, olmamış ki himmeti,\n\n-İşte o yar aşka uygun yar değil,\n-Gönlü cîfe, muhabbete yer değil,\n-\nHak sahibi bülbül imiş gül imiş,\nGül bülbüle, bülbül güle yar imiş,\nBülbül ve gül, aşk yolunda erimiş,\n\n-Başka gönül, muhabbete yer değil,\n-Ateş olsa yansa bile kor değil.\n-\n\n15/12/2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülçinin Ben Olayım...",
        "poet": "Dursun Elmas",
        "poem": "\n\nGülzarına al beni\nGülbangın ben olayım.\nGülâbını ver bana\nGülâbdanın olayım.\n\nGül rengi dudağında\nGülçinin ben olayım.\nGülistana koy beni\nGülbünün ben olayım.\n\nGülnihalsın,dilrübâ\nGülşenin ben olayım.\nGülizar,dilteşnesin\nGülbisterin olayım.\n\nGülbang:Bülbül şakıması... Gülâb:Gül suyu...Gülâbdan:Gül suyu konulan kab\nGülistan:Gül bahçesi...Gülizar:Gül yanaklı...Gülçin:Gül devşiren...Gülnihal:Gül fidanı...Gülbün:Gül ağacı...Gülbister:Sevgilinin gül yatağı...Dilrübâ:Gönül alan güzel...Dilteşne:Gönlü susamış,çok arzulu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güldamlası ve Aşkdamlası - III -",
        "poet": "Gülşen Şenderin",
        "poem": "\n\nAkdenizin tuzlu köpüklerinden oluşmuş\nBir Afrodit sunağı kadar, aşkla yüklüydü\nAkkor halinde,- Güldamlam çok güzelsin -, dedim\n- Saklayamadım, içimden tutkularım taşmış:\nDeyip beni kanatlarının altına aldı...\n\nBir tufana kapılmıştık sanki yuvarlandık\nKucak kucağa sürüklendik dalgalar boyu\nBir şeytan üçgeninde lavlar arasındaydık\nÇığlık çığlığa soluksuz, hazzın sarhoşluğu\nBizi yeşil adanın kumsalına taşıdı...\n\nDeniz Kızı koyunda açtık gözlerimizi\nYılların sevdasıydı kanımızda dolaşan\nKıbrıs adasından, şeytan üçgenine bizi\nTufanların kaç kez yuvarladığını bilmem\nSevişirken aşk balıydı tenimizden taşan...\n\nKulağımda inleyen nefesi vardı hala\n-Bulutlara çiçek çiçek adını yazdırdım\nMavilerin yeşillerin biziz 'Sarı Gülü'\nTa Kaf Dağından sevdanı kalbime kazdırdım.! \nDeyip tekrar öperek beni şımartıyordu...\n\nMutluluklar içinde uyandık sarmaş dolaş\nOna ne kadar teşekkür etsem yine azdı\nAkşamın dönüşü başlıyordu yavaş yavaş\nYüreğimizde çalan hem şarkıydı hem sazdı\nGözlerimizden okunan, taşım taşım hazdı...\n\nOna doyamamıştım asla da doyamazdım\nOn gün kumrular gibi doya doya seviştik\nYeniden ayrı kalmayı göze alamazdım\nKalp kalbe bir daha ayrılmamaya sözleştik\nYapılacak ne varsa bir haftada hallettik...\n\nÇok mutluyuz, bugün evlilik yıldönümümüz\nVe yine Lefkoşe'deki Kuğulu Park'tayız\nSudaki kuğulara sevgimizi anlattık.\nMehtaba karşı salıncaklarda sallanırken\nUyanan şafaklarla, aşkla dönen çarktayız...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülden önce sevgi gelir",
        "poet": "Tuncay Akdeniz",
        "poem": "\n\nMenziline varmaz bu yol\nYoldan önce sevgi gelir\nGülün hasretinde bülbül\nGülden önce sevgi gelir\n\nMenzili yok gelmez sonu\nBelli değil ayı günü\nYakar durur canda canı\nKülden önce sevgi gelir\n\nNe düğündür ne eğlence\nNe gündüzdür nede gece\nDua dan zikirden önce\nDilden önce sevgi gelir\n\nGörünmez ateşi közü\nSıcağı eritir buzu\nYürek ağlattıkça gözü\nSelden önce sevgi gelir\n\nKokusu benziyor güle\nSevene çektirir çile\nMecnun leylam dese bile\nÇölden önce sevgi gelir\n\nNe bahardır nede hazan\nSevenleri üzer bazen\nNe esendir nede gezen\nYelden önce sevgi gelir\n\nYerlere göklere sığmaz\nOnsuz bile güneş doğmaz\nAteş yanmaz su kaynamaz\nHalden önce sevgi gelir\n\nKul Tuncayım bu hal başka\nDüşürür seveni aşka\nBenzemez saraya köşke\nKuldan önce sevgi gelir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülden Geçer Gönlüm",
        "poet": "Gökhan Erdoğan",
        "poem": "\n\nMaviler aşkınadır aşka verdiklerim\n\nAşıklar uğrunadır uyuyan düşlerim\n\nÇıkar beni topraktan saçlarıma yağmur yağdır\n\nGülden geçer gönlüm Tanrıya uyanmıştır\n\nBaha....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülden Ne Anlar",
        "poet": "Gülşen Şenderin",
        "poem": "\n\nGÜLDEN NE ANLAR\n\nBülbül feryadına kulak asmayan\nSeher vakti açan gülden ne anlar? \nYâr muhabbeti şen, sinesi gülşen\nGülü koklamayan gülden ne anlar? \n\nDere boylarında zakkumlar açar\nKimi ak, kimi al kokular saçar\nGül yerine zakkum koklayan naçar\nYârin dudağından, aldan ne anlar? \n\nDoğa bilincini yabana atan\nÇevre düzenine çirkinlik katan\nÇıkarı uğruna yeşili satan\nBucaktan, ilçeden, ilden ne anlar? \n\nToprak ki; ağacın köküne muhtaç\nİnsan ki yaşamsal beslenmeye aç\nAşınıma karşı sen de kucak aç\nTarımı bilmeyen, selden ne anlar? \n\nMavi atlas yurdum şen mutlu dağlar\nÖzü közle yordum, geçerken çağlar\nYüreğimi döksem, dinleyen ağlar\nHasreti tatmayan, dilden ne anlar? \n\nGüldamlası der ki: sevdim seveli\nÂşıklar divane, sevmeyen deli\nNar-ı aşktır sevda; canda ezeli\nYâr kadri bilmeyen, lâlden ne anlar? \n\nGülşen Şenderin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülden Şiir",
        "poet": "Mehmet Kırali",
        "poem": "\n\nAşk-ı hüda inince gönül bağına\nHer kuş olur bülbül\nHer çiçek güldür, gül....\nNe taht kalır ne payitaht\nGönülde sultan güldür gül..\n\nOl diyarda aşıklar,\nGülden terazi tutarlar,\nGül ile gülü tartarlar,\nÇarşı pazar güldür gül...\n\nGül ile gülşen birdir sevene\nGül derler gönülde taht kurana\nMehmet dediğin bir garip fukara\nGözü güldür,Sözü güldür, özü güldür\nPadişahı güldür gül..\n\nmehmet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güldü",
        "poet": "Şair Sekillreis",
        "poem": "\n\nGüldü derde keder aglayamadi...\nGüldü yandiginda yangin izi kaldi diye...\nGüldü carenin bicareligine...\nGüldü amacsizlik icinden aldigi amacina güldü...\nAska gülebilmek icin güldü oysa onun gülümsemesi degildi...\nKomik olan aglarken askini gülümsetmeye calismasiydi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güldeste",
        "poet": "Recep Ergin",
        "poem": "\n\nGüle güle gül yüzlüm  güle bak hicran geldi.\n          Gül raksında bülbülle güle elhan geldi.\n\nGül mizacından bir çiy kopup düşünce ele,\n          Gül kokusu dermeye gönlüme mihman geldi.\n\nYine bir gülün hüznü düşünce tam göğsüme,\n          Gül hüznünü tartmaya terazi mizan geldi.\n\nAşığa aşkı sunup koklamak için gülü\n           Güle bakmak dert oldu gönlüme izan geldi.\n\nGüle güle gül yüzlüm, gül yüzlüm güle güle,\n          Gül faslında bülbülle gönlüme hazan geldi.\n\n                                                       03. 08. 2008\n\n                                                   RECEP ERGİN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güldönümü",
        "poet": "Abdülkadir Paksoy",
        "poem": "\n\nlacivert gecenin koynunda \naçılıyor kutsal ölümlerin yumağı\ngizil yollarına yaşamın\nsessiz yolcuları zamanötesinin\ndönüyorlar bir unutuştan bir unutuşa\nbir geyik ölüsünü taşıyor gazeller\nalçakgönüllüğün kayalıklarında\nağladığını görüyorum emek kartallarının\ndinozorlar saygı duruşunda\n\nbir çocuk fırçasını aya batırıyor\nyokluğun resmini yapıyor her şeyin tuvaline\ngelene geçene soruyor çirkin sözcüğünün anlamını bir adam\nkimse bilmiyor\n\nadı yok hiçbir şeyin\nherkes gördüğünü söylüyor\nağaca baba diyor biri\nbiri yıldıza köpek\ntanrıyla tanışmamış hiç kimse\nherkes ozan herkes bilge\nbir kadın bir erkeği burnundan öpüyor\n\nah ben nerdeyim\nbenim ellerim nerde\nhiç kimse şaşırmıyor\nbenden başka\ngülümseyen geceye\n\nÖte-Beri’den\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güldeste",
        "poet": "İbrahim Dikmen",
        "poem": "\n\nBir gülücükle başlamış her-şey\nönce annem gül/müş\nsonra hayat gül/müş\nkainat gül/müş sonra\nsonra aşk çıkagelmiş o da gül/müş\nve babam bahçıvan ve de gül/müş\ntüm bu gülüşmelere Allah\nbenimle gül/müş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güldeste",
        "poet": "Cavide Sivrikaya",
        "poem": "\n\nGül yağmurlar indi yere,\nGül yüzünü göre diye,\n\nGül taşıdık, gülden güle,\nGül içinde gülden demet,\nVar içinde yok mu servet? \n\nGül kokusu aldım yine…\nGül defteri açtım yine…\nGül suyuna kandım yine…\n\nGülü gülde ara,\nGülü gönülde ara,\nGönül kapın arala…\n\nHay dedim de, güle vardı.\nHay dedim de, gülde kaldı.\n\nGül, sana müştakım.\nGül, sana muhtacım.\nGül, sanadır meylim.\n\nGül gül geçse artık zaman,\nGül demese hiç aman.\nHayatımız gül üzeredir,\nGül, özdedir,\nGül, gözdedir.\n\nNefis hayli hırçın…\nAkıl “hey hat” diyedursun…\n\nGönüller güller dersin,\nVasfın olsun  gülçin.\nGülistanda gül çoktur,\nGül-i ranâ en hoşudur. \n\nGül deminde, mevsim nice? \nEn derinde gönül nice? \n\nRuh açıldı…\nRuh, gülgûn.\nSöz açıldı…\nSöz, gülbün.\n\nGülden güle seyr u sefer, \nBu gariban küçük nefer.\nDevran yine döne, \nGüle güle, güle güle…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güldür Bizim",
        "poet": "Veysel Soysal",
        "poem": "\n\nGül alır, gül satarız.\nYüklere gül tutarız.\nDostlara gül atarız\nElimiz güldür bizim.\n\nİmbikte gül süzeriz.\nDeftere gül bezeriz; \nGül okur, gül yazarız,\nDilimiz güldür bizim.\n\nBülbül ile şakırız,\nModel model okuruz\nİlmek ilmek dokuruz; \nHalımız güldür bizim.\n\nGüldür bütün varımız,\nGül dostumuz, yârimiz.\nGülde gezer arımız; \nBalımız güldür bizim.\n\nEllerden kalsam arda; \nGül koymaz beni darda.\nGül kokar korularda; \nÇalımız güldür bizim.\n\nPembe güldür özümüz\nHem oğul hem kızımız; \nGül pembesi yüzümüz.\nHalimiz güldür bizim.\n\nPembe boya hartamız.\nMavi göldür ortamız.\nGül diyarı Isparta’mız\nİlimiz güldür bizim.\n\nHal: Ben.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Güldü Kader",
        "poet": "Hamit Mollahamit",
        "poem": "\n\nBitti artık acı,elem,keder               \nBize de güldü bak işte kader            \nSevindik ailece,valide ve peder          \nNeler gelmişti başımıza neler            \nBire'ciyi deve edinenler\nHer şeyi kendine dert bilenler\nBöyle olunca neyler,kader\nNeler gelmişti başımıza neler\nMutluluk oyunu oynayanlar              \nHer olaya gülüp geçenler                \nBak üzer mi onları hiç kader?            \nNeler gelse başlarına neler               \nBöyle mutlu olalım bizler\nÇevremizdekiler,valide ve peder\nAilede huzur gören gıpta eder\nNeler gelse başımıza neler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güldeste Güldeste, Gül Deste Deste...",
        "poet": "Nihat Gülle",
        "poem": "\n\nGül deste gül deste,Gül deste deste\nGüllerin şahına yaptım bir beste\nGüller hep har olmuş efendim yasta\nGül deste,Gül deste,Gül deste deste\n......¯`°¯`°²¤ ¤²°`¯\nGül deste gül deste,Gül deste deste\nGüllerin şahına yazdım berceste\nGüller hep hayrandır gül yüzlü dosta\nGül deste gül deste,Gül deste deste\n......¯`°¯`°²¤ ¤²°`¯\nGül deste gül deste,Gül deste deste\nGüllerin efendisine bu gönül hasta\nYar gelmeyince lalezar yasta\nGül deste gül deste,Gül deste deste\n......¯`°¯`°²¤ ¤²°`¯\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güldür gönlümde o kadın Bir gül",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nHayalimden silinmiyor yüzü\nÖldürüyor beni her gün bir kadın\nAyrılığı  hüzün\n\nGüldür gönlümde o kadın\nBir gül\nKırk yıl oldu\n\nSaçları sarı o kadın\nSarı saçlarda yanmadayım \nYanmadı yandığım kadar mecnun\nSarı saçları sarı kehribarlara değişmem\nBakışları gül gül\nKırk yıldır\n\nKadın yıldızdır zordur geçmek kadından\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güldür Gül (Bugün Ben Pirime)",
        "poet": "Aşık İsmail Daimi",
        "poem": "\n\nBugün ben pirime vardım\nPirin cemali güldür gül\nOturmuş taht-ı revanda\nTahtı revanı güldür gül\n\nGülden terazi yaparlar\nGülü gül ile tartarlar\nGül alırlar gül satarlar\nÇarşı pazarı güldür gül\n\nToprağı gül kaşı gül\nKurusu gül yaşı gül\nHas bahçenin içinde\nServ-i revanı güldür gül\n\nGülden değirmeni döner\nOnun ile gül övünür\nAkar arkı çarkı döner\nBendi pınarı güldür gül\n\nAğ gül ile kırmızı gül\nÇift yetişmiş bir bahçede \nBakışırlar hare karşı\nHarı ezharı güldür gül\n\nGel ha gel can Nesimi\nGüldür gül hak nefesi\nŞu öten bülbülün sesi\nDerdi figanı güldür gül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güldürdü, gülüm gülleri ..24.01.2007 00:055",
        "poet": "Ahmet Ünal Çam",
        "poem": "\n\nGül arardı gülüm, güller arasında\nGül yanakları değdikçe, gül kızarırdı,\nGülerdi, güller açardı gülşende\nAğlasa eminim gökler ağlardı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güldür Öğretmen",
        "poet": "Celaleddin Çınar",
        "poem": "\n\nGÜLDÜR ÖĞRETMEN\n\nAydınlığa çıkmak için, derinden,\nHedefe atılan, oktur öğretmen.\nHer zaman, her yerde, en önde gelen,\nDaima yediren, tok dur öğretmen.\n\nSeherde kalkınca, ışığa bakın,\nGece karanlıkta, mum diye yakın,\nAlın, al bayrağı, yükseğe çakın,\nAltından yapılmış, mıhtır öğretmen.\n\nKalemle yazmayı, öğretti Allah.\nBilin ki bu meslek, kutsaldır Billâh.\nBülbül güle hasret, ağlarken Vallah.\nBülbülün özlemi, gül dür öğretmen.\n\nKörpecik ellere, kalemi veren,\nKurak araziden, çiçekler deren,\nBilgi sofrasını, önlere seren,\nŞefkatle uzanan eldir öğretmen.\n\nToplum bozulup ta, azgınlaşınca,\nNamert fütursuzca, haddi aşınca,\nMasum insanların, sabrı taşınca,\nDoğruyu söyleyen, dildir öğretmen.\n\nİlim deryasına, süzülüp uçan,\nSel olup bendine, sığmayıp taşan,\nNur olup, ışıktan ışığa koşan,\nIssız çölde esen, yeldir öğretmen.\n\nToprağa tohumlar, ekilsin diye,\nGeleceğe umutla, bakılsın diye,\nŞölenle hasada, geçilsin diye,\nMızraba dokunan, teldir öğretmen.\n\nAtamız Âdemdir, söyledi bize,\nCahil olan acep, gelir mi söze,\nEl âlem duymadım, dese de size,\nSemadan yükselen sestir öğretmen.\n\nKimsesiz kalınca, hayat yolunda,\nZor anında belki, Hızır donunda,\nÖmür denen, bu çizginin sonunda\nSarıp sarmalayan, koldur öğretmen.\n\nKibirden gururdan, yoksun yaşayan\nBir harf öğreteni, başta taşıyan,\nKitapsız çıkınca, yolda üşüyen,\nÂşık Çınar gibi kuldur öğretmen.\n\n\t\tCelaleddin ÇINAR (AŞIK ÇINAR) \n               (Pazar Mem Şube Müdürü)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güldür Gül",
        "poet": "Kul Nesimi",
        "poem": "\n\nBen bugün pirime vardım\nPirin cemali güldür gül\nOturmuş tahtı mekana\nTahtı revanı güldür gül\n\nGülden terazi tutarlar\nGülü gül ile tartarlar\nGül alır gül satarlar\nÇarşı pazarı güldür gül\n\nGülden degirmeni döner\nOnun ile gül döverler\nAkar arkı döner çarkı\nBendi pınarı güldür gül\n\nAk gül ile kırmızı gül \nÇift yetişmiş bir bahçede\nBakışları hare karşı\nHar-ı ezharı güldür gül\n\nGel ha gel Seyyid Nesimi\nHak nefesi güldür gülün\nŞu öten garip bülbülün\nDerdi figanı güldür gül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güldüreceksen güldür",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nNe sevdiğin bellidir ne beni sevmediğin\nÇelişkiler içinde, dünle bugün dediğin\nSanırım benim gibi yok bedel ödediğin\n\nGüldüreceksen güldür, öldüreceksen öldür\nBil ki senin varlığın, benim için ödüldür\n\nSabır taşı sanarak üstüme gelmektesin, \nBir de yetmezmiş gibi yüzüme gülmektesin\nSabır taşı da çatlar, bunu da bilmektesin\n\nGüldüreceksen güldür, öldüreceksen öldür\nBil ki senin varlığın, benim için ödüldür\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güldürmedin",
        "poet": "Abbas Paksoy",
        "poem": "\n\nİçin için, oydun içimi.\nYüzümü güldürmedin, kader.\nBana vermedin, sevdiğimi.\nYüzümü, güldürmedin kader.\n\n\tYeni açmış, gonca güllerden.\n\tTutturmadın, tombul ellerden.\n\tSardırmadın, ince bellerden.\n\tYüzümü, güldürmedin kader.\n\nDerdimi açmam, uçan kuş’a.\nGelmeyen kalmadı, şu baş’a.\nYaşıyorum, beyhude, boşa.\nYüzümü, güldürmedin kader.\n\n\tSevdiğim, beni deli etti.\n\tHayatım, hayal oldu, gitti.\n\tPaksoy’umun, umudu bitti.\n\tYüzümü, güldürmedin kader.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güldürmedi zalım kader",
        "poet": "Sadi Mert",
        "poem": "\n\nNere gitsem buldu kader\nBüktü belim kırdı kader\nDağa taşa sürdü beni\nGüldürmedi zalım kader\n\nTaşlara çaldı başımı\nZehir etti dost aşımı\nAkıttı gözüm yaşını\nGüldürmedi zalım kader\n\nSadi mertim geçti ömrüm\nNeler çektim neler gördüm\nDerdimi içime gömdüm\nGüldürmedi zalım kader\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güldürmen Beni",
        "poet": "Güvenç Gürses",
        "poem": "\n\nEğitim ordusun bedelsiz eri\nGittikçe sönüyor yiğidin feri\nAç kokar nefesi sararır teni\nÖğretmen kutsalmış (!)  güldürmen beni...\n\nKişiliğin sorar isen çok uttu*\nTek yol ilim dedi bizi okuttu\nBilgileri kilim kilim dokuttu\nÖğretmen kutsalmış (!)  güldürmen beni...\n\nAna gibi kutsal deyip avuttuk\nSaman gibi rüzgar ile savurttuk\nNohut gibi ateşlerde kavurttuk\nÖğretmen kutsalmış (!)  güldürmen beni...\n\nHem arı olarak hem arıtıcı\nAra bul ilminde çok aratıcı\nHer bir derste oldu hep yaratıcı\nÖğretmen kutsalmış (!)  güldürmen beni...\n\nİlim Çin’de olsa koşup bulurmuş\nCehalete duvar olup dururmuş\nSevgiyi verdikçe kendi kururmuş\nÖğretmen kutsalmış (!)  güldürmen beni...\n\nYeni nesil eser aranıyorum\nBen Atatürk’ten çok utanıyorum\nBöyle mi  öğrettim… düşünüyorum? \nÖğretmen kutsalmış (!)  güldürmen beni...\n\nÖğretmen kutsaldır (!)  çünkü atılmaz\nÖğretmen kutsaldır (!)  çünkü satılmaz\nÖğretmen kutsaldır (!)  çünkü ATANMAZ\nÖğretmen kutsalmış(!)  güldürmen beni...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güldürmeyen Kader",
        "poet": "Taner Bağ",
        "poem": "\n\ngeldi geçti çocukluğum\nolmadı hiç mutluluğum\nboşaymış hayal kurduğum\nkader bizi güldürmeyecekmiş\n\ngençliğimide yaşamadım\nzay oldu günlerim farkındayım\ninandım çok yalana kandım\nkader bizi güldürmeyecekmiş\n\ngünlerim oldu karanlık\nciğerimi yaktı yalnızlık\nbende çok gördüm kahpelik\nkader bizi güldürmeyecekmiş\n\nbenide üzdüler\nkaderime küstürdüler\nsevdim ama hiç sevmediler\nkader bizi güldürmeyecekmiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gule",
        "poet": "Ahmet Güven",
        "poem": "\n\nGULÊ\n\nHey lê Gula min\nTu şêrîna min\nEz bê te nabim\nGulê tu bendê dila min\n\nBihar Payîz rabit\nGulê tu nehat\nSiba min zor bû\nXewa min nehat\n\nMin go ku ez herim\nKu ez bêm ku çima\nGulê rab em herin\nWexta me nema\n\nPeyv û Mûzik: Ahmet Güven\n\n\nGÜLE\n\n Gülem benim\nTatlım birtanem benim\nBen sensiz olmam\nKalbimdeki sızım benim\n\nBahar ‘da Güz’de geçti\nGüle sen gelmedin\nSabah bana zor geldi\nGözlerime uyku girmedi\n\nDedim kalkıp gideyim\nDiyeyimki Güle niye\nKalk artık gidelim\nGüle vaktimiz az kaldı\n\nSöz ve Müzik: Ahmet Güven\n\n\n"
    },
    {
        "title": ",GüLDÜREN ve DÜŞÜNDÜREN SÖZLER.......! ! ! ....",
        "poet": "Hacı Timurtaş 1",
        "poem": "\n\nMERHABA  DEĞERLİ DOSTLARIM........\nAmatörcede olsa yazmış olduğum Şiirlerime göstermiş olduğunuz\nilgi ve alakanızdan dolayı teşekkür ederim...Ayrıca bu alanda taktire şayan\ndeğerli üstadlarımda aldığım güzel yorumlarda beni ayrıca mutlu ediyor.....\n\nSizlerin hoşgörüsüne sığınıp...Değişik bir sayfa açmak istedim..Burada\nmaksadım değerli Atasözlerini ve o Güzel Fıkralarımızı kendime mal etmek gibi bir düşüncem yok..Sadece bu Hayattan yaşantımıza yansıyan bazı\neklemeler olabilir..Onun için siz değerli dostlarımında eklemek istediği makale,fıkra,Atasözü gibi tavsiyelerinide ekliyebilirler...\nBu sayfamızın başlığıda (GÜLDÜREN ve DÜŞÜNDÜREN SÖZLER)                                                         Olacak....\n..............................................................................................................................................\n                           YAĞMUR DUASI (Fıkra)                                  \n\nAnadolu yine bir yaz mevsiminin kuraklığına girmiş ki\nbu arada tarlaya ekilen tohumların hiçbiri yeşermeyince\nköylü toplanıp bir araya gelirler,yağmur duası için\nkarar alırlar.Günlerce her sabah kalkıp hep birlikte dua ederler\nneticede beklenen yağmur yağar ama sağanak üstüne sağanak\niki üç gün derken bu defa yağmur bir türlü dinmeyince\nköylünün biri dayanamayıp tarlasının yanına gider,\nama ne görsün garibim,tarlada ne tohum ne de taş toprak\nseller herşeyi silip götürdüğünü görür,ettiği duaya binpişman olur\nve hala gürlemekte olan göklere,şimşeklere açar ellerini yüzünü\nufuklara çevirip ey Allahım hala neden çakmağını çakıp,çakıp\nbakıyorsun alacak birşey bırakmadın ki tarlamda.... :)))                                  \n.................................................................................................................................\n\n HASTA VE GÖZ DOKTORU\n                                        (Fıkra)                                                       \n\nGözlerinden şikâyetçi hasta Hastaneye gider sırası gelince\nmuyenehaneye girer ve camdan dışarıya bakmakta olan\nDoktorunu oturup beklemeye başlar.Doktor hastaya\ndönüp baktğında sorar,şikâyetiniz neydi der..\nHasta..Gözlerim kararıyor vs derdini söyler...\nDoktor..Bakar durur ve derki ikinizinde şikâyeti aynımıydı..? \nHasta..Sağına,soluna bakar yanında ikici bir kişi olmadığını\ngörünce reçeteyi beklemeden çıkıp gider.. :))))                                                       \n...............................................................................................................................................\n\n                HOCA BAĞLAMA ÇALARSA\n                          (Fıkra)                                                       \nNasretin Hoca eline aldığı sazı tuttuğu gibi\ntıngırtmaya başlar,dinlemekten bıkan komşusu sorar,\nhocam aşıklar saz çalarken,parmaklarını perdelerin üstünde\ndevamlı gezer durur efendim,siz başladığınızdan beri hep aynı\nyerden tutmuş bırakmıyorsunuz..\nHoca... O acemiler bu benim tuttuğum yeri arayıp dururlar ondan... :))))                                                       \n.................................................................................................................\nHOCA KUŞ PAZARINDA (Fıkra)                    \n\nBir gün Nasrettin Hoca pazara gider.Pazarda kafes içinde bülbül satıyorlar.Hoca sorar bülbül kaça, satan,40 akçe der.Hoca bu.Hemen koşar eve kümese girer.Hindiyi kucakladıgı gibi pazara koşar.Başlar hindiyi satmak için bagırmaya.Hindi var,hindi var diye.Birisi sorar.Hoca hindi kaça 60 akçe der hoca.Alıcı dalga geçerek. \nHoca hindi hiç o kadar olurmu der. \nHoca derki küçücük kuşu 40 akçeye satıyorlar.Bu kuş daha büyük.60 akçe eder der. \nAlıcı o ötüyorda ondan der. \nHoca ise buda hep DÜŞÜNÜR der.... :))) . \n\n.................................................................................................................\n......SÜRÜCÜ MÜ YAYA MI HAKLI? ? \n(Fıkra)                                                   \n\nYaşlı adam karşıdan karşıya geçmekten zorlanarak, \nyavaş,yavaş yürümeye devam ederken,ayaklarının dibinde \nduran otomobilinin camından dışarıya bağırıp,sen nasıl insansın \n10 yıllık sürücüyüm,böyle bir yaya geçişi görmedim der.... \nYaşlı adam.....Bastonunu uzatır ve derki... \nBende 60 yıllık yayayım böyle sürücü görmedim deyip sitem eder... :)))                                                   \n...............................................................................................................................\n\nPADİŞAH EŞEĞİNE ÖĞRETMEN ARAMIŞ.... :)))))                                                \n               (Fıkra)                                               \n\nPadişah birgün Halkı bir meydana toplar ve der ki \nşu benim çok sevdiğim eşeğime kim konuşmayı öğretirse\nbir kese dolusu altın vereceğim der...Herkes bir ağızda hiç eşek\nkonuşabilir mi,yoksulluk içinde kıvranan Hoca,bir kese altını hiçte\nkaçırmak istememiş.Çünkü uzun zaman bunca altın hayatını rahatlatacaktı.\nVe hemen öne atılır,ben konuşturacağım der...Ama bana üç yıl müsade edeceksiniz..\nPadişah tamam der ve der ki eğer başaramazsan boynunu vurdururum\nkendine güvenmiyorsan vazgeç..Hoca tamam herşeye hazırım deyip \naltınlarını alır ve harekette geçer...Komşusu birkaç gün sonra,\nsorar Hocam nasıl gidiyor öğretmenlik...Hoca...Nasıl olsun eşek eşektir der..\nKomşu öyleyse neden böyle bir risk aldın....\nHoca.....Kafaya taktığın şeye bak yahu....Üç yıl bu \nya Padişah,ya ben ya da eşek ölür...... Olay biter gider.... :))))))                                              \n................................................................................................................................\nEŞEK \nBir gün, bir çiftçinin eşeği kuyuya düşer. \nAdam ne yapacağını düşünürken, hayvan saatlerce anırır. \nEn sonunda çiftçi, hayvanın yaşlı olduğunu ve kuyunun da zaten \nkapanması gerektiğini düşünür ve eşeği çıkartmaya değmeyeceğine karar \nverir. Bütün komşularını yardıma çağırır. Her biri birer kürek alarak kuyuya toprak atmaya başlarlar. Eşek ne \nolduğunu fark edince, önce daha beter bağırmaya başlar. Sonra, herkesin şaşkınlığına, sesini keser. \nBirkaç kürek toprak daha attıktan sonra, çiftçi kuyuya bakar. Gözlerine inanamaz. Eşek, sırtına düşen her kürek toprakla müthiş bir şey yapmakta, toprağı aşağıya silkeleyerek yukarı çıkmasına basamak hazırlamaktadır. \nBir süre sonra, komşular toprak atmaya devam edince, herkesin şaşkınlığı altında eşek, kuyunun kenarından dışarı bir adım atıp, koşarak uzaklaşır! \n\nHayat üzerinize hep toprak atacaktır; her türlü pislik ile. \nKuyudan çıkmanın sırrı, bu pisliği silkeleyip bir adım yükselmektir. \n\nSıkıntılarımızın her biri bir adımdır. En derin kuyulardan bile yılmayarak, usanmayarak çıkabiliriz. \nSilkelenin ve biraz daha yukarı çıkın.\n...........................................................................................................\nTEMELİN KULAĞI\n          (Fıra)                                              \n\nTemel,inşaatta marangozluk işlerini yaparken\nbirgün üst katlardan bir kalas düşer ve Temelin\nbaşına isabet edip Temel kan revan içinde düşer bayılır\nve kulağı kopar yerinden, hastaneye kaldırılır..\nHemen müdahale edilip kulağı yerine dikilip tedavisi biter..\nUyandığında ne oldu bana der,Doktor der senin kulağın kopmuştu\nyerine diktik hayati bir tehliken yok geçmiş olsun der.\nBunun üstüne Temel aynanın karşısına geçer ve Doktora dönüp\nha bu kulak benim kulağım değil Doktor der...\nDoktor... O senin kulağın, hem nerden belli senin kulağın.\nTemel...Kazaya uğradığımda kulağımın arkasında bir kalem vardı... :))))                                              \n................................................................................................................................\nTEMELDEN BİR DEMET (FIKRA)                                    \n\n\nSinyal \nTemel arabası ile Taksim Meydanında dönüp duruyordu. Aynı trafikçinin \nönünden beşinci defa geçerken, polis de merak etti ve Temeli durdurup \nsordu: \n- Bir yeri mi arıyorsunuz? Niye meydanın etrafında dönüp duruyorsunuz? \nTemel: - Sol sinyal takıldı da.. \n..................................................................................................................\nTarla\n\nTemel askerdeyken karısı Fadimeden mektup gelir:\n- Temel tarlalar kazılacak, kazıyım mı? yazmış Fadime.\nTemel cevap gönderir:\n- Sakın kazıyım deme! Tarlada kaçak silahlarım var.\nTabii komutanı bunu duyunca Temelin tarlasını kazar kazar bir şey yok. \nTemel arkadan eşine mektup gönderir iyi kazdılarmı bari :))    \n..........................................................................................\n\nYavaşla \nTemel otobanda köklemiş gazı, gidiyor... Bakmış bir tabela: YAVAŞLA 80 km. \nHızını o an 80e indirmiş Temel. Az sonra bir tabela daha: YAVAŞLA 60 km. \nTemel 60a inmiş. Merakla giderken yeniden bir tabela: YAVAŞLA 40. - \nYolda çalışma var galiba!  deyip 40a düşürmüş hızını. Epeyce sonra yine \nbir tabela: YAVAŞLA 15 km. Talimata uyarak 15 km.ye düşmüş Temel. Yolun \nen sağından tıngır mıngır gidiyor. Ama meraktan da çatlayacak. Uflaya \npuflaya bir saat daha gittikten sonra yeni bir tabela görmüş: YAVAŞLAYA \nHOŞ GELDİNİZ, NÜFUS: 2500 \n-\nTemel in bir gün kaynanası kaybolur. Temel hemen gazeteye ilan \nverir. \n\nİlan aynen şöyledir: \n\nKaynanamu kaypettum. Körenlerin insaniyet namına körmemezlikten gelmesu rica olunur. \n\nUy Paralar \nTemel banka soymak suçundan yargılanıyormuş, son celsede hakim delil \nyetersizliğinden temelin tahliyesine karar vermiş. temel bunu duyunca çok \nsevinmiş ve bağırarak hakime; \n- uy cözünü sevdigumun hacim beyi, yani şimdi bu paralar penim oldu değil \nmu.....? \n\nSoyulmuş \nTemel ava çıkmış, eli boş dönmemek için kasaptan bir tavşan almış. Fadime, \n- Ha pu netur, soyulmuş tavşanı nasıl avlaysun? \n- Sevişirken yakaladum, çiyinmeye firsatu olmadu vurdimm onuuu.. \n\nVerdim ama \nBizim Temel, bir tv kanalinda yarismaya katilir. Kazandığı parayı eksik \nverirler. \nTemel sebebini sorar. \nE, öyle vergi kesiyoruz cevabini alır. \nBunun üzerine Temel, avukata başvurur. Avukat ona Televizyonu mahkemeye ver \nder. \nAradan zaman geçer avukat yolda Temeli görür, ona sorar. \nUla televizyonu mahkemeye verdin mi? \nTemel cevaplar. \nVerdim ama ertesi cün keri ketirdim oni... Insan yine de televizyonsuz \nyapamayi! sonradan geri aldımm oni.. \n\nTemelin Vasiyeti \nYolculuktan dönen İdris, kahvede oturanlara sordu: \n- Yahu pizum Temel nasil öldi? \n- Kalpten cittu, dediler. \n- Vasiyetu filan var miydu? \n- Var idu. Beni denize gömün demis idu. \n- Cömdünüz mü? \n- Cömdük amma, mezarinu kazarken çok kayip verduk... \n..............................................................................................\nİşaret\n\nTemel ile Dursun can sıkıntısından bir kayık kiralarlar. Balık avlamaya çıkarlar. Bir zaman kürek çekerek açılırlar. Derken hazırlıklar biter, oltaları denize atarlar. Atar atmaz balıklar da oltaya takılmaya başlar. Temel ile Dursunun keyifleri yerindedir.\n\nTemel, Dursuna:\n-Dursun, buraya bir işaret koyalım. Yarın bulmamız kolay olur.\nDerken sahile dönerler, kayıktan inerken Temel Dursuna gene sorar:\n-Dursun işaret koymayi unutmadın değil mi? \nDursun:\n-Hiç unutur muyum, işaret tamam.\n-Nasıl işaret koydun? \nDursun:\n-Bana soracağına kayığın içine bak. Çarpı koydum.\nTemel sinirlenir:\n-O işareti denize yapacağidun kayığa değil. Aynı kayığa başkası kiralarsa gitti balıklar! \n........................................................................................................................................\nTemel ve azrail \nAzrail temelin yanına gelir ve kardeş vaktin tamam hadi gidelim der. \nTemel de uyanık ya yalvarır bana 5 yıl süre ver ondan sonra gel al canımı \nAzrail tamam der temel de kendi kendine pilot olursam beni havada \nyakalayamaz derken 5yıl sonunda Azrail pilot temelin yanına gelir ve vakit \ndoldu gidelim der. temelde şimdi canımı alsan arkada 300 yolcu var onlar ne \nolacak der \nAzrail: oğlum hepinizi bir araya getirene kadar anam ağladı zaten.... \n\nTEMELİN TOKATLARI \n\nTemel ile Cemal birgün sinemaya gitmişler...Tam önlerinde de dazlak kafalı bir adam oturuyormuş.Cemal Temele dönüp: \n- Temel, demiş.Şu adamın kafasına bir şaplak atarsan, 5 milyon veririm sana... \n5 milyonu duyan Temel, adamın kafasına vurmuş şaplağı.Adam ne olduğunu anlayamamış.Geri dönüp şaşkın şaşkın bakmış.Temel: \n- Ah kusura bakmayın... Sizi arkadaşım İdrise benzettim,affedin beni... diyerek özür dilemiş. \nTokadı yiyen dazlak mülayim bir adammış...Üstelik sabırlı da... Olay çıkmasın diye ön sıralarda bir yere oturmuş. \nCemal, az sonra Temele yeni bir öneride bulunmuş: \n- Gidip aynı adama orda da tokadı vurursan, 10 milyon veririm bu seferde sana... \nTemel 10 milyonun heyecanıyla yerinden fırlayarak ön sıraya gitmiş.Adamın kafasına iyi bir tokat indirmiş.Sonra işi pişkinliğe vurarak: \n- Ula İdris, demiş.Haçan burada oturiysun da niye bakmiysun arkana....Ben de sen diye arkadaki adamcığazi boşina tokatladum.. :)))                                    \n,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,\n\nDURSUN İLE TEMEL VAKASI\nDursun iş için müracaatta bulunmuş. \nİşe alınması için bazı evraklarla birlikte 8 adet de vesikalık fotoğraf istemişler. \nAncak Dursun vesikalık fotoğrafın ne olduğunu bilmiyormuş. \nHemen akıl hocası Temelin yanına koşmuş. \nDurumu anlatmış. \nTemel: Bildiğim kadarıyla vesikalık fotoğraf belden yukarı çekilen fotoğraftır. \nSen şuraya çukur kaz içine gir, bende fotoğraf makinesi getireyim fotoğrafını çeker veririz demiş. \nDursun başlamış çukur kazmaya, temel fotoğraf makinesi getirmeye gitmiş. \nTemel gelmiş birde ne görsün. Dursun 8 tane çukur kazmış. \nTemel: Ula Dursun niye 8 çukur kazdın demiş. \nDursun: 8 vesikalık lazım ya.. \nTemel: Ula salak ben zaten 8 tane fotoğraf makinesi getirmiştim.\n\n...................................................................................................................................\nTEMELİN   ATI    (Fıkra)                              \n\nVeli efendi hipodrumuna giden Temel atlar start alır almaz favorisi olan atı elinde dürbinle takip ederek bir yandan da \n-Ulanım benum, ya bak nasıl da yel gibi gidey diyerek atını teşci eder. Gerçekten de Temelin atı en öndedir. Etraftakiler gıpta ile Temele bakarlar, Temel dört köşedir. Fakat bir süre sonra atlar teker teker Temelin atına yetişip geçmeye başlarlar. Derken Temelin atı en sonuncu duruma düşer. Temel etrafın alaylı bakışlarına aldırış etmeden tezahürata devam eder. \n-Uy aslanım benum ya bak nasılda hepsini önine katti getiriy :)))))))))                               \n........................................................................................................................\n         BOKS\n\n..Yaşlı bir öğretmen, Fen Bilgisi dersinde kasları anlatıyordu. Bir ara öğrencilerden birine şu soruyu sordu: \n-Şimdi ben boks yapsam hangi kaslar çalışır? \nÇocuk sakin sakin cevap verdi: \n-İzleyenlerin gülme kasları öğretmenim! \n...............................................................................\n\nKAYSERİLİ İLE YAHUDİ (Fıkra)                     \n\nYahudinin biri,pazara,topal eşeği satmak için götürür,fakat alıcıyı kandırsın diye eşşeğin tırnağına çivi çakar,eşşeğe bir Kayserili müşteri çıkar,kayserili ayakta ki çiviyi görür,içinden çiviyi çıkarırım düzelirdiye düşünür,eşşeği alır. yahudi ertesi gün sağda solda övünür. -siz kayserililer akılıyı diye övünürsünüz çiviyi çaktım anadan doğma sakat eşşeği sattım der. duyanlar bunu kayseriliye anlatırlar Kayse rili eli dizine vurur: -tüh yahu,verdiğim para sahte olmasaydı bayağı kazıklanmıştım. \n\n.............................................................................................................................\nHOCANIN ETİ İLE KEDİ (Fıkra)                         \n\nNasrettin Hoca birgün,canı et ister gidip kasapta\niki kilo et alır ve eve getirir,hanım der ne zamandır\net yiyemiyoruz,şunu bir güzel pişirde akşama birlikte yiyelim..\nHoca çıkar çıkmaz,hanım kafadar komşularını çağırır eve,\netleri bir güzel pişirip ve afiyetle yiyip neşeli neşeli giderler evlerine\nakşamı zor eden Hoca,sabırsızlıkla eve gelir oturur,\ndört gözle etli yemekleri beklemeye başlar....\nAma hanım hiç istifini bozmadan,kaçamak bakışlarla\nHocaya bakmakta,Hoca dayanamayıp hadi hanım acıktım yemak getir.\nHanım her zamanki gibi normal evde ne varsa sofraya koyar,\ntabiki et hariç,Hoca derki hanım et nerde,yine çorba yine pilav ve bekler.\nHanım.... Sorma Hocam,sen gittikten sonra etler ocağın yanındaydı,\nşu pinti kedi ben gelene kadar hepsini yemiş çok üzgünüm bey der...\nBu arada Hocanın gözleri karşısındaki kediye takılır ve bakar kedi de\nHoca gibi açlıkta kıvranıyor..Şüphelenen Hoca evin içinde kediyi kovalayıp\nyakalar bakar ki kedinin karnı sırtına yapışmış,kediyi alır teraziye koyar tartar\nve kedinin tam tamına iki kilo olduğunu görür,hanım,hanım diye bağırır\ngel bakayım,bu et ise kedi nerede...Yok bu kedi ise aldığım et nerede...? . :)))                         \n...................................................................................................................................\nTEMEL EMEKLİ.....\nTemel, emeklilik günlerini, dağ başındaki evinde geçiriyormuş. en büyük zevki de gazete okumak. Ancak gazete alabileceği tek yer, dağın eteğindeki bakkal. Temele zor geliyor bu kadar yolu gidip gelmek. Her sabah Fadimeyi gönderiyor günlük gazeteyi alsın diye. Bir gün Fadimenin canı sıkılıyor, kim alacak her gün her g... ün bu gazeteleri diyor ve aynı gazeteden 7 tane alıyor. Bir hafta rahatım diyor kendi kendine. Nitekim Temel ne zaman gazete istese, aldığı gazetelerden birini uzatıyor. 4. gün Temel Fadimeyi yanına çağırıyor. Fadime ürküyor biraz, acaba farketti mi diye? Temel konuşuyor, Fadime, dünyada ne salak insanlar var, 4 gündür aynı adam, aynı yerdeki ağaca arabasını çarpıyor. \n\nYENİ MİNİBÜS İLE YOLCULUK (Fıkra)                               \n\n....\nAdamın birisi şehirlerarası yolcu taşımacılığında kullanmak üzere Ford minibüs satın alır. İlk sefere çıkacağı gün çok heyecanlıdır. Yolcuları tepelemeye doldurur ve yola çıkar. Fakat minibüsü öyle hızlı kullanmaktadır ki minibüsün en arka koltuğunda oturan 60 yaslarında bir ihtiyar amca şoföre:- Yavrum biraz yavaş gitsene kaza yapacaksın. deyince şoför heyecanla, Beybaba sen Ford minibüsü bilir misin der.İhtiyar adam: Hayır bilmiyorum deyince şoför.- O zaman otur yerine bir daha isime kaarışma der.Neyse seyahat bu şekilde devam eder. İleride keskin bir virajdan 120 Km hızla dönünce uçuruma yuvarlanmaktan son anda kurtulurlar. Bu arada minibüsteki yolculardan orta sıralarda oturmakta olanorta yaslı bir kadın:- şoför Bey rica ederim yavaş git,evde çoluk çocuğumuz bekliyor deyince.Şoför kadına:-abla sen Ford minibüsü bilir misin?  ddeyinceKadın.-Hayır nereden bileyim der. Şoför bunun üzerine.-O zaman sus, bana müdahale etme der.Yola devam ederler. Artık minibüs öyle süratli gitmektedir ki herkesin yüreği ağzında şoförün insafa gelmesini bekler. şoförün sağında oturan adam dayanamayıp:-şoför Bey, yavaş gitsene canına mi sussadın deyinceŞoför:- Abi sen Ford minibüsü bilir misin?  ddeyince,Adam:- evet ulan biliyorum ne olacak! der. Bunun üzerine şoför heyecan içerisinde:-iyi o zaman çabuk söyle bunun freni nerede? \n\n...................................................................................................................................\n\nTEMİZLİKÇİ KADIN ve İLKOKUL DİPLOMASI  (Fıkra)                            \n\n Temizlikçi bir kadın dışardan İlkokul diploması almak için sınava girer. Tabiat bilgisinden sorular ve cevaplar şöyle \n-Soru Mide ne iş yapar?\n-Cevap Sindirim yapar, yediklerimizi ögütür. \n-Soru Akciğer ne iş yapar?\n-Cevap Solunum yapar, Bizi yaşatır. \n-Soru Kalp ne iş yapar? \n-Cevap Dolaşım yapar. \n-Soru Beyin ne iş yapar? \n-Cevap Bizim apartmanda kapıcılık yapar.. :)))))))                            \n............................................................................................................................... \nÇARESİZLİK (Fıkra)                        \n\nHakim Temele sorar: \n-Niye adamın başına sandalyeyle vurdun? \nBoynu bükük Temel: \n-Ne yapayım,çaresizlik efendim. Masayı kaldıramadım ki... \n...................................................................................................................................\n- \n\nİŞTE BEYİN TAZELİĞİNİN FARKI (İbreti)                             misal\n\nBir grup araştırmacı merağını gidermek için bir anket düzenlerler,\nsorulan soru ise,gerçekten herkesi ilgilendiren bir soru...\nAraştımacılar her gittiği yerde,insanlara sorarlar,eğer ki\nüçüncü bir gözünüz olsaydı vücudunuzun neresinden isterdiniz\nhemen ilk akla gelen,herkes ensemde,kimi,tepemde,kimi arkamda\ncevap verirler zaten beklenen cevaplardı uzmanlara göre...\nEn son aynı soruyu dört yaşlarında bir çocuğa iletirler,iş olsun diye\nçocuk öyle bir cevap vermişki,oracıkta tüm insanlar ve araştırmacılar\nhayretler içinde ve kalakalırlar...Aradıkları cevab ile ayrıca hem\ntatmin hemde memnun kalırlar......\nÇocuğun verdiği cevap ise gerçekten akılcı ve tamdı...\nEğer ki üçüncü bir gözümün olması mümkün olsaydı,o gözü ben\nişaret parmağımın ucunda isterdim,işte o zaman bütün dünyanın\nhakimiyeti ve egemenliği bende olurdu demiş....\n....................................................................................................................................\n   HOCA'NIN VAAZ'I\nOf'lu hoca Cuma namazında içki içenleri fena azarlıyordu:\n- ' Paranızı sokağa atıyorsunuz! Kazanan kim? Meyhaneci...\nEn büyük dükkan kimin? Meyhanecinin...\nEn güzel ev kimin? Meyhanecinin...\nYa en güzel araba? Meyhanecinin.\nBu paraları veren kim? Ha sizin gibi kafasızlar...'\nAradan 2 hafta geçer, bir adam koşarak hocanın yanına gelir ve ellerine sarılıP öperek:\n- ' Allah razı olsun hocam, senin verdiğin içki vaazı sayesinde hayatım kurtuldu..'\nHoca memnun:\n- ' Aferin, içkiyi bırakmanın mükafatlarını ahirette de göreceksin oğlum.' der. Adam düzeltir:\n- ' İçkiyi bırakmadım hocam, MEYHANE AÇTIM! '\n\nALINTI\n.........................................................................................................................\nBİR ANI   (Necla Argüzden)                                            \n\nbende bir anımı anlatmak istiyorum... \nbirgün izmir göztepe sahilde otobüs bekliyorum.. \nhava yle güzelki...denize atılmış oltalar...güneşlenen insanlar...çimlerde... \nbende o tarafa yürüdüm...bir bayan oturuyordu yerde..yanına gittim...ateş istemek için...halbuki çakmağımı hiç unutmam... \noturdum yanına...konuşmaya başladık..birasını içiyordu şişeden...ayakkabılarında sarı ve pembe boyalar vardı... \ngüzel sanatlar mezunuymuş...işsizmiş...ailesiyle arası bozulmuş...canı sıtkındı...konuştukça konuştuk...dertleştik....ben ona kendimden bahsettim...hiç tanımadığım bir insandı... \nama öyle heyecanlı konuşuyordukki...tam iki saat kalmışım yanında...çimenlerde...deniz esintinde... \ngüneş karşımızda... \nben gitmek için kalktım..oda kalktı...sarıldım.. \nhoşçakal dedim...ellerinden tuttum...kendine iyi bak dedim... \no anda gülümseyerek bana... \nbugün bir hayat kurtardığını biliyormusun..dedi.. \nbir anda baştan ayağa titrediğimi hissettim... \nve o yürüdü gitti bana el sallayarak... \nbense orda öylece kalakaldım...arkasından kayboluncaya kadar ona baktım.... \n\naslında ben ogün oraya aniden gitmiştim...bir telefonla..bir arkadaşıma yardımcı olmaya...fakat o arkadaşıma ulaşamamış geri dönüyordum... \nben yaşadığım bu olayı unutmuyorum...günlerce o bayanın bana dediği sözü düşündüm... \nyorumsuz.....................................................................................necla argüz\n.......................................................................................................................................................\nAlkollü Olduğunda\n\nAdam ve karısı polis kontrolüne denk gelmiş. Adam arabayı hemen sağa çekmis. \nPolis: Beyefendi direksiyon başında cep telefonuyla konuşuyordunuz.\nAdam: Konuşmuyordum. Bipleyince şarjı mı bitiyor diye baktığım için elimdeydi. \nAdamın yanında oturan karısı lafa karışır: \nAa yapma hayatım. Yarım saattir ortağınla tartışıyorsun. \nAdam karısına tip tip bakarken polis yine sormuş:\nBeyefendi emniyet kemerinizi neden takmadınız?\nMemur bey, takmıştım. Siz durdurunca çözdüm. \nKarısı yeniden söze karışmış: \nHayatında bir kere emniyet kemeri taktın mı acaba!\nAdam sakin kalmaya çalışırken, polis yine sormuş:\nBeyefendi sinyaliniz de kırık. \nKırık mı? Sabah kontrol ettim, kırık değildi. Yolda oldu herhalde. \nKarısı:\nAmma da attın. 3 haftadır söylüyorum yaptır diye!\nAdam en sonunda dayanamayıp karısına bağırmış: \nSussana ya! Bıktım zaten dırdırından! \nPolis kadina dönüş: \nHanımefendi eşiniz size hep böyle mi davranır?\nKadın cevap vermiş: \nHayır... sadece alkollü olduğu zaman.\n..............................................................................................................\nBABADAN ÇOCUKLARINA BİRLİK OLMA VASİYETİ\n\n                          (Nasihat)                                             \n\nAdam ölüm döşeğinde yatarken,vasiyet etmek üzere\nüç çocuğunu yanına çağırır ve beni iyi dinleyin der,\nhayatta dair,başa gelebilecek her türlü nasihatı söyler ve\nsonunda birlik,beraberlik konusuna değinir...\nBüyük oğluna der,git birtane çalı getir,oğlu getirir çalıyı verir Babasına,\nBabası,aldığı çalıyı böker ve kolay bir şakilde kırıp atar...\nİkinci ve üçüncü çocuklarınada aynı uygulamayı yaptırdıktan sonra,\nbu defa gidin birer tane daha getirin der ve çcukları birer çalı daha getirirler,\nBabalarına uzatırlar,Baba alır üç çalıyı birden kırmaya çalışsada başarılı olamaz ve kıramaz...\nÇocukların üçüde soru sormaktan vazgeçerler ve Babalarının birlik,beraberlikten kuvvet doğar deyimini ima etmek istediğini\nböylece anlamış olurlar...\n...................................................................................................................................\n\nTİLKİnin ORUCu\n\nTilki ormanda gezmektedir. Bir ağacın dalında asili bir geyik budu görür. \nAçtır ama şüphelenir kontrol etmeye baslar ve görür ki bu bir tuzak. \nGeyik budu bir iple bombaya bağlıdır. \nEpeyce uzağa gider ve başını kollarının üzerine koyarak yatar, biraz sonra kurt gelir, budu görür ve yatan tilkiyi de tabi… \nTilkiye sorar ‘ne yapıyorsun dostum’ \nTilki cevap verir ‘hiç Yatıyorum’ \nBurada bir but var \n-Evet var \n-Neden yemedin \nTilki sakince cevap verir; \n‘BU GÜN ORUCUM’ \nKurt kendinden emin; \n‘Ben yiyeyim o zaman’ \nTilki ‘Buyur afiyet olsun’ der. \nKurt buta uzanır uzanmaz bir patlama, ortalık toz duman, kurt yaralı, hareketsiz, 10 metre uzakta, perişan halde yatarken tilki sakince budu yemeye başlar. \nBunu gören kurt; \nLAN ŞEREFSIZ HANİ ORUÇTUN’ \nTilki pişkin pişkin; \n‘Biraz önce top patladı duymadın mı? \n\n..........................................................................\nATEİST - FIKRA \n\nAteist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş. Evrim ne güzellikler yaratıyor!  diye düşünüp mest oluyormuş. Birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamiş. \nAdam bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışta ayının daha yaklaşmış olduğunu farkediyormuş. Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda adamın ayağı yerdeki dala takılmış, ayi adamın üzerine atlamış, pençesini kaldırmış. \nTam vurmaya hazırlanırken adam ALLAHIM!  diye bağırmış. Bir anda zaman durmuş, ayı donmuş, ormandaki nehir bile akmaz olmuş. Bir anda orman kararmış ve gökyüzünden bir ışık hüzmesi adamın üzerine parlamiş. Çok derinden gelen ilahi bir ses adama: - Yıllarca bana inanmadın, yaratılışı kozmik bir kazaya bağladın, sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymalıyım?  demiş. Adam utanç içinde: - Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem haksızlık, ama belki AYIYI dindar yapabilirsiniz. demiş. Ses: - Peki. diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş. Nehir tekrar akmaya baslamis. Herşey eski haline dönmüş. Ayı pençesini indirmiş, iki pençesini de göğe doğru çevirmiş, ve konuşmaya başlamiş: \n- Allahım, senin rızkınla orucumu açıyorum, hamdolsun verdiğin nimetlere. \n......................................................................................................................\n\n\n\n\n\n\n\nMEVZUATA GÖRE (İbreti bir makale)                                \n\nBir bürokrat şehirden kasabaya gidiyormuş. \nBir köyün yakınından geçerken ayağı kayıp bataklığa düşmüş. \n\nİmdat diye bağırmış. Boğuluyorum. Kurtarın beni!\n\nO civardan geçen bir köylü, sesini duyup yaklaşmış. \n\nAdam, Bataklığa düştüm. Kurtar beni!\n\nKöylü, Geçmiş olsun demiş ama kurtarmak için hiç gayret göstermiyor. \nHani nerdeyse dönüp gidecek. \n\nAdam paniklemiş ister istemez, Lütfen diye yalvarmış. Bir dal uzat. kurtar beni!\n\nKöylü, Olmaz demiş. Sen şu anda Hazine toprakları üzerindesin. \nHazineden bir şey almak suçtur!\n\nÖlümle yüz yüze gelmiş bir insana söylenecek şeyler mi bunlar? Sen, dalga mı geçiyorsun diye bağırmış, ağzına dolan çamurlara aldırmadan. \nÖlüyorum. Kurtar beni!\n\nKöylü hiç istifini bozmadan cevap vermiş. Ben Hazineden mal alıp suçlu duruma düşemem. \nFakat, seni böyle bırakacak değilim. \nGidip muhtara haber vereceğim. \nO kaymakamı, kaymakam da valiyi arar mutlaka. \nMalmüdürüne sorulur. \nŞayet, Hazine arazisi değilse, vali itfaiyeye talimat verir, itfaiye de seni kurtarır... \n\nYahu demiş adam. Bunlar oluncaya kadar ben ölürüm. Köylü gülmüş. \nBen ölmezsin demiyorum ki demiş. Ölsen de, mevzuata uygun ölürsün!\n\n...................................................................................................................................\n\nEVLAT ve KUYRUK ACISI \n            (İBRET)                                          İ  NASİHAT\n\nÇok eskiden köyün birin de bir yaşlı evliya ve fukara oğlu yaşarmış bu köyün \nhemen karşısın da da çok ama çok yüksek bir de dağ varmış ve bu dağın tam \ntepesin de için de bir yılan bulunan bir kuyu var imiş ne zaman bu yaşlı \nevliyanın başı derde girse bu yılanın yanına gider ve yılan da ona bir altın \nlira verirmiş gel zaman git zaman artık yaşlı adam oraya çıkamaz hale gelmiş \nve bir gün oğlunu yanına çağırmış ve demiş ki bak oğlum o dağın tepesin de \nbir kuyu var oraya git kuyudan bir yılan çıkacak benim oğlum olduğunu söyle \nve sana vereceği emaneti al ve bana getir demiş oğlu da tamam baba deyip \nkoyulmuş yola kuyunun başına gelince yılan çıkmış oğlan anlatmış her şeyi \nyılan da kuyuya inmiş ve bir altın vererek bunu babana götür demiş oğlan da \niçin den söyle düşünmüş eğer ben bu yılanı öldürürsem kuyudaki bütün \naltınları alır ve çok zengin olurum demiş ve yerden aldığı bir taşı yılana \nfırlatmış taş yılanın kuyruğuna gelmiş ve can havliyle oğlanı ısırmış derken \nepey zaman sonra oğlan zehirlenerek ölmüş adam iyileşmiş ve doğru yılanın \nyanına gitmiş her şeyden haberi olan adam başlamış yılana anlatmaya işte \nöyleydi böyleydi o cahildi falan \nfilan demeye ve demiş ki gel tekrar eskisi gibi dost olalım. yılan şöyle \ncevap vermiş yooooookkkkkk olmazzzzzzzzz bende bu kuyruk acısı sende de bu \nevlat acısı varken biz artık dost olamayız \n......................................................................................................................\n\nSAFARİ\n\nBir Amerikalı ile Japon safariye çıkmışlar. Her ikisi de son teknoloji silahlarını birbirlerine gösteriş yapmak için yanlarına almışlar. \n\nDerken uzakta bir aslan görünmüş. Amerikalı, lazer tüfeğini doğrultmuş ve aslana ateş etmiş. Ama karavana... \n\nHemen Japon uydudan yönlendirmeli tüfeğini doğrultup ateş etmiş. Fakat o da karavana.\n\nAslan bizimkileri farkedince üzerlerine doğru gelmeye başlamış. Amerikalı bir yudum viski içip acı sonu beklemeye başlamış. Japonsa hemen botlarını çıkarıp spor ayakkabılarını giymeye başlamış. \n\nAmerikalı sormuş: \n-Ne o, aslandan hızlı mı koşacaksın? \n\nJapon yanıtlamış:\n-Yoo, senden hızlı koşsam yeter.\n...................................................................................................................-\n DERVİŞ İLE TİLKİ \n- \nDervişin biri gezerken ayaksız bir tilki gördü, hayrete düştü. Nasıl yaşar bu hayvan, ne yer ne içer?  diyerek, Allahın lütfuna hayran oldu. \n\nDerken bir arslan çıkageldi, ağzında çakal taşıyordu. Görkemli ve korkunç hayvan avının bir kısmını yedi, doyunca kalanını bırakıp gitti. Tilki artığa doğru sürünerek yaklaştı ve afiyetle yiyip karnını doyurdu. \n\nTilkinin yiyeceğinin ayağına geldiğini gören Derviş, kendi kendine: Bir tilkinin rızkını ayağına gönderen Allah, benimkini neden göndermesin?  diyerek, çalışmasına gerek olmadığını, bir köşeye çekilip oturabileceğini düşündü. \n\nDüşündüğü gibi de yaptı: Rızkım Allahın görünmeyen hazinesinden gelir, gayret etmem gerekmiyor. diyerek beklemeye başladı. \n\nBekledi, bekledi... Ne gelen ne giden... Günler geçip gitti. Derviş zayıfladı, eridi, bir deri bir kemik kaldı. Güçsüz ve bitkin bir haldeyken, bulunduğu mescidin mihrabından bir ses duydu: \n\nEy tembel adam!  diyordu ses, kendini ayaksız bir tilkiye benzeterek neden miskin miskin oturuyorsun? Kalk! Yırtıcı arslan ol. Başkasının artığına göz dikmeyi bırak. Sana yakışan artık yemek değil, artık bırakmaktır. \n\nGücüyle arslan gibi olan, başkasından yiyecek bekler mi? Haydi kalk! Kolları sıva. Çalış ve rızkını kazan. Hem kendin ye, hem muhtaçlara yedir. \n\nEy genç insan! \n\nElimi tutun diyerek başkasına el uzatma! \n\nÇalışmayan insanın kafasında beyin yoktur. Onların başları kuru bir deriden ibarettir. \n\nAllahın kullarına iyilikte bulunan, iki cihanda da iyilik görür. \nYaşlıya yoksula yardım elini uzat! \nAllah, başkasının mutluluğu için çalışanın yardımcısıdır. \nŞeyh Sadi-i Şirazi \n\n...................................................................................................................................\n-NAMAZDA GÖZÜ OLMAYANIN KULAĞI EZANDA OLMAZ...........\n............................................................................................................................\n-SÖZ GÜMÜŞSE SUKÛT\tALTINDIR..........................................................\n..............................................................................................................................\n-YALANCININ MUMU YATSIYA KADAR YANARMIŞ...........................\n......Hayat bir kuşku kabarcığıdır ve uyku içinde uykudur.\nEmerson\n\nBir insanı herhangi bir davranışa zorlayan iki neden vardır: Akla yakın neden, gerçet neden. \nJ.B. Morgan\n\nYalnız kendini düşünen adam, yumurtasını pişirmek için komşusunun evini yakar. \nFrancis Bacon\n\nDünyayı temelinden değiştirmek isteyen kişi, önce onu yanlışsız olarak anlayabilmelidir. \nMilovan Cilas\n\nBir insan kendi ile kavgaya başlarsa değerli bir adam olduğuna inanabilir. \nBrowning\n\nSorumluluk, yalnız ortası görülebilen bir sicime benzer, iki ucu görünürde yoktur.\nJohn Mc. Crac\n\nİnsanlık var oldukça gerçeği aramak bitmeyecektir. \nLaurence Sterne\n\nGençliğin ruhunu, işlenmeyen bir tarla gibi kendi haline bırakırsanız, orada ısırganlar, dikenler yetişir. \nSnellman\n\nHer ne kadar kendi fikirlerim pek hoşuma gidiyorsa da, sanırım başkalarının da hoşlarına giden böyle fikirleri vardır.\nDescartes\n\nEn kötüden iyiyi öğren, ama en iyiden kötüyü öğrenme. \nLavater\n\nHer ormanı boş sanma; belki de kuytuluklarında bir kaplan uyuyordur. \nSadi\n\nSize en çok yardım eden kitaplar, sizi en çok düşündüren kitaplardır.\nTheodor Walker\n\nKalbin kendine has nedenleri vardır ki, akıl hiç bir zaman anlayamaz. \nBlaise Pascal\n\nEşitliğin olmadığı yerde haksızlık başkaldırır.\nGustave Le Bon\n\nBir insan kendi ile kavgaya başlarsa değerli bir adam olduğuna inanabilir. \nBrowning\n\n...........................................................................................................................\n-MİNAREYİ ÇALAN KILIFINI HAZIRLAR................................................\n.................................................................................................................................\n-UCUZ ETİN YAHNİSNe kadar çok söylersen karşındaki o kadar az hatırlar. Az söyle de kazancın çok olsun. \nFenelon \n\nGüzel gençler doğanın rastlantı sonucu yaratılmasıdır; güzel yaşlılar yaşlanmasını bilen sanat eserleridir. \nWalter Winchell\n\nSuçsuz insanların çoğunu, kendi suçlarından haberi olmayanlar cezalandırır. \nCemil Sena\n\nBir iyiliği yapan değil, iyiliği gören hatırlamalıdır. \nCicero\n\nİnsanlığın başına ne geldiyse eşitlik olmaması yüzünden geldi. \nPierre Leroux\n\nHer zaman kalp kıran adam, ayakkabı içindeki taşa benzeyen bir arkadaştır. \nElbert Hubbard\n\nBöcek olmayı kabul edenler, ayaklar altında kalmaktan ve ezilmekten yakınmamalıdırlar.\nKant\n\nGençliğe, yaşlılıktan çok hürmet etmeliyiz. \nVictor Hugo\n\nÖnce elimize, sonra dilimize düşen gerçek öyle kılık değiştiriyor ki, kısa bir süre sonra tanımak imkansız oluyor. \nPitigrilli\n\nİş adamın en çok ihtiyacı olduğu şey, her an yardıma hazır bir belleğe sahip olmasıdır. \nE.B. Gown\n\nDostluk, toprak bir maşrapa gibidir, önemsiz bir nedenden birdenbire kırılır ve bir daha kullanılmaz. \nÇicero\n\nEy hayat! Ölüme şükret, seni, onun yüzünden seviyorum. \nSeneca\n\nBir sözün ardından koşmamalıyız, söz bizim ardımızdan koşmalı, bize hizmet etmeli. \nMontaigne\n\nŞen adam güneşe benzer, girdiği yeri aydınlatmış olur.\nCenap Şehabettin\n\nHafif acılar konuşabilir ama derin acılar dilsizdir. \nSeneca\n\nBir iş adamının yeteneği; bir malı çok olduğu yerden değerli olduğu yere getirebilmektir. \nEmerson\n\nYalanlar gerçeklerle bağdaşmadığı gibi, genellikle kendi aralarında da çatışırlar. \nDaniel Webster\n\nMutluluk, gençlikte beklenmedik şeylerde, yaşlılıkta ise alışkanlıklarda aranır. \nP. Courty\n\nDinlerseniz, size her zaman doğru yolu gösteren bir sesin var olduğunu unutmazsınız. \nThomas Hughes\n\nSoyulduğu halde gülen adam hırsızdan bir şey çalmış demektir, boş yere üzülen ise kendi kendini soyar. \nWilliam Shakespeare\n.............................................................................................................\nİ OLMAZMIŞ..............................................................\n...............................................................................................................................\n-KOMŞU KOMŞUNUN KÜLÜNE MUHTAÇTIR.......................................\n...............Büyük felaketler karşısında büyük cesaretler doğar. \nRegnard\n\nKendi kendinin efendisi olmayan bir kimse özgür değildir. \nA. Calaudius\n\nİnsanların elinden hayalleri alınacak olursa, başka ne zevkleri kalır? \nFoostenelle\n\nBir arkadaşlığı korumanın yolu, asla borç vermemek ve asla bir şeyi ödünç almamaktır. \nPaul de Kock\n\nAklın başına gelince, sakın pişman olacağın bir iş yapma. \nMevlana\n\nKendi dertlerini unutmak isteyenler, başkalarının dertlerine yardımcı olmaya çalışmalıdır. \nCemil Sena\n\nSiyaset, başkalarına sezdirmeden değişme sanatıdır. \nAndre Malraux\n\nGüç ve güveni hep dışımda aradım. Ama bunlar insanın içinden gelir ve her zaman oradadırlar. \nSigmund Freud\n\nHavlayan bir köpek, uyuyan bir aslandan daha çok işe yarar. \nWashington Irving\n\nBüyük işler başarmak için üstün yetenekli olmak gerekmez. İnsanüstü değil, ama insanların içinde onlarla birlikte olmak gerekir. \nMontesquieu\n\nPlanlama birçok kişi tarafından, harekete geçiş ise bir kişi tarafından yapılır. \nCharles De Gaulle\n\nBulunduğunuz odadaki en önemli kişi, bir sonraki adımın ne olduğunu bilendir. \nJames L. Webb\n\nDeğişimi başlatanların ilk işi, alışkanlıkları ortaya çıkarmaktır; onları değiştirmeye çalışmak değil. \nGary Hamel\n\nBütün devletler hazımsızlıktan ölür. \nNapoleon\n\nBugünün işinin dünün metodları ile yapabileceğine inanmıyorum. \nNelson Jackson\nDüşmanı bağışlamak, dostunuzu bağışlamaktan daha kolaydır. \nWilliam Blake\n\nBir kitabı asla filmiyle yargılamayın. \nJ. W. Eagan\n\nZaman iki nokta arasındaki en uzun mesafedir. \nTennessee Williams\n\nAyağa kalkıp yaşamadan oturup yazmaya çalışmak ne büyük bir sefalettir. \nHenry David Thoreau\n\nDüşmanının en çok korktuğu şeyleri öğrenmek için seni korkutmak için kullandıklarına bak. \nEric Hoffer\n\nToplum tuzlu su gibidir. Yüzersin ama yutamazsın. \nArthur Stringer\n\nDağınık zihinler bulmak için tımarhaneye gitmeye gerek yok. Gezegenimiz evrenin tımarhanesidir. \nJohann Wolfgang von Goethe\n\nYolun sonunda karamsarlar haklı çıksa da, iyimserlerin yolculuğu daha eğlenceli geçmiş olacak. \nDaniel L. Reardon\n\nRüyanızın gerçekleşmesini istiyorsanız, öncelikle uykudan uyanmanız gerekir. \nAndre Siegtried\n\nNerede yaşayan bir yaratık gördümse, orada güçlü olamak isteğine rastladım. \nNietzsche\n\nAz da olsa ilginç bulduğumuz kim varsa, mutlak çılgın bir yanı vardır. \nDoctor Who\n\nBaşkasının sizin hakkınızdaki düşüncesi sizin gerçeğiniz olmasın. \nLes Brown\n\nGenellemelerle düşünür ama detaylarla yaşarız.\nAlfred North Whitehead\n\nEğer bir fare kediye gülüyorsa, yakınlarda bir delik var demektir. \nNijerya Atasözü\n\nYalnız işsiz olanlar değil, daha iyi işler yapabilecek olanlar da başıboştur. \nSokrates\n....................... \nYarın bambaska bir insan olacağım diyorsun. Niye bugünden başlamıyorsun? EPIKTETOS \n\nİnsan uçurumun kenarına varmadan kanatlanmaz. KAZANCAKIS \n\nVicdani tertemizdi, cünkü onu hiç kullanmamıştı. S.LEC \n\nBildigimizi zannetmemiz ögrenmemizin en büyük düşmanıdır. DR.C.BERNARD \n\nKüçük şeylere fazla önem verenler ellerinden büyük şeyler gelmeyenlerdir. EFLATUN \n\nIki tür insan daima açtır. Biri bilimi arayan, diğeri de parayı. CAT STEVENS \n\n/ \n\n-MİLATTAN ÖNCE 9 YY.DA YAZILMIŞ BİR YAZI! \n\nO Ğ U L! ... \n\nGürültü ve patırtının ortasında sükunetle dolaş! Sessizliğin içinde huzur bulunduğunu unutma! \nBaşka türlü davranma, açıkça lüzümlu olmadıkça herkesle dost olmaya çalış! \nSana bir kötülük yapıldığında, verebileceğin en iyi karşılık unutmak olsun. Unut ve bağışla! Ama kimseye teslim olma! \nİçten ol! Teleşsız, kısa ve açık seçik konuş! Başkalarına da kulak ver. Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları! . Çünkü, dünyada herkesin bir hikayesi vardır. \nYalnız planlarının değil, ne kadar küçük olurlarsa olsun başarılarının da tadını çıkar! \nİşinle ilgilen. Hayattaki dayanağın odur. Seveceğin bir iş seçersen hayatında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın. İşini çok seveceksin. Başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken, verdiklerinle yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın. \nOlduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol. Sevmediğin zaman sever gibi yapma! Çevrene nasihatlarda bulun ama; hükmetme! \nİnsanların kusurlarını bulmaya çalışırsan, onları sevmeye zamanın kalmaz. Ve unutma ki; insanlığın yüzyıllardır öğrendikleri bir kumsaldaki kum tanecikleri değildir. \nAşka burun kıvırma sakın, o çöl ortasında yemyeşil bir bahçedir. O bahçeye layık bir bahçıvan olmak için; her bitkinin bakıma muhtaç olduğunu unutma! \nKaybetmeyi, ahlaksız bir kazanca tercih et! Birincisinin acısı bir an, ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer. Bazı idaeller o kadar değerlidir ki; o yolda mağlup olman bile zafer sayılır. Bu dünyada bırakaçağın en büyük miras, dürüstlük olsun! \nYılların geçmesine öfkelenme! Gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. \nYapamayacağın şeylerin, yapabileceklerini engellemesine izin verme! \nRüzgarın yönünü değiştiremiyorsan, yelkenleri rüzgara göre ayarla! Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getiremediğinle ilgilenir! \nAra sıra isyana yönelecek olsan da, hatırla ki yaratıkları yargılamak imkansızdır. \nDoğduğun zamanları hatırlarmısın? Sen ağlarken herkes sevinçle gülüyordu. Öyle bir ömür geçirki; sen öldüğünde herkes ağlasın! \nSabırlı, sevimli, sevecen ve vefakar ol! Eninde sonunda bütün servetin sensin. Görmeye çalış ki bütün pisliğine ve kötülüğüne rağmen dünya yine de insanoğlunun biricik güzel mekanıdır! ... \n\nXSENOS.(M.Ö.9.Y.Y.)       \n\n............................................................................\n\n................................................................................................................\n-İKİ GÖNÜL BİR OLUNCA SAMANLIK SEYRAN OLURMUŞ..............\n.....................................................................................................................-\nKELİN İLACI OLSA,KENDİ BAŞINA SÜRERMİŞ...........................\n.......................................................................................................................\n-BAKARSAN BAĞ OLUR,BAKMAZSAN DAĞ OLUR........................\n...........................................................................................................................\n-EŞEĞİN CANI YANINCA AT İLE YARIŞIRMIŞ.....................................\n.............................................................................................................................\n-YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN,YADA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL(Hz.MEVLANA)                                         \n............................................................................................................................................\n-KAZ GELEN YERDEN,TAVUK ESİRGENMEZ.........................................................\n.............................................................................................................................................\n-BİR ELİN NESİ VAR,İKİ ELİN SESİ VAR.................................................................\n...............................................................................................................................................\n-ÖNCE CAN,SONRA CANAN.........................................................................................\n..................................................................................................................................................KOMŞU KOMŞUNUN KÜLÜNE MUHTAÇTIR...............\n.....BÜLBÜLÜ ALTIN KAFESE KOYMUŞLAR AHH VATANIM DEMİŞ.....\n....ALMA MAZLUMUN AHINI ÇIKAR AHESTE AHESTE.........\n.............................................................................................................\n\n..............................................................................................................................\n.DAVULUN SESİ UZAKTAN HOŞ GELİRMİŞ............................................\n..................................................................................................................................\n-LAFTAN ANLAYANA SİVRİSİNEK SAZ ANLAMAYANA DAVUL ZURNA AZ GELİRMİŞ....\n...................................................................................................................................\nHz.MEVLANADAN GÜZEL SÖZLER.....\n\n\tBaskalarının bahtiyarlığına imrenme. Çok kimseler var ki, senin hayatına gıpta ediyorlar. \n\nTopraktan biten güller solar gider,gönülden biten güller daimidir \n\nIçteki kiri su degil,ancak gözyaşı temizler. \n\nKeskin disli kaplana acimak, zavalli koyunlara haksızlıktır. \n\nCömertlikte yardım etmede akar su gibi ol, \nŞefkat ve merhamette günes gibi ol, \nBaşkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol... \nHiddet ve asabiyette ölü gibi ol, \ntevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol, \nHoşgörülükte deniz gibi ol, \nya oldugun gibi görün, ya göründügün gibi ol.... \n\nÖnce farenin şerrini defet, sonra bugday biriktirmeye çalış. \n\nInsan yüzlü pek çok seytan var, her ele el vermemek gerek. \n\nHerkes herkese bir lokma birşey verebilir ama bogaz bagişlamak, ancak Allah’ın işidir. \n\nÇok insan gördüm, üzerinde elbisesi yok; çok elbise gördüm, içinde insan yok. \n\nTatli suyun bası kalabalık olur. \n\nPutlarin anasi, nefsinizin putudur. \n\nEcel verileni almadan önce, verilmesi gereken herşeyi vermek gerekir. \n\nNefis üç köseli dikendir, ne türlü koysan batar. \n\nKusursuz dost arayan, dostsuz kalir. \n\nBir kimseyi tanimak istiyorsan düşüp kalktıgı arkadaşlarına bak. \n\nBir şeyi bulunmadigi yerde aramak, Onu aramamak demektir. \n\nHiç bir el, gönülden gizli bir iş yapamaz. \n\nBir mum diger bir mumu tutusturmakla işigindan birsey kaybetmez. \n\nKurdun kuzuyu yemeye niyetlenmesinde sasilacak bir sey yok. Sasilacak olan odur ki, bu kuzu, kurda gönül baglamis, asik olmustur. \n\nNe kadar bilirsen bil söylediklerin karsindakinin anlayabildigi kadardir \n\n. \n\nDogrudan nasihat, kisiyi yaralar. \n\nHayatta muvaffak olmak için üç sey lazimdir: Dikkat, intizam, çalisma. \n\nHer seye dogru demek ahmakliktir, fakat her seye yanlis demek de zorbaliktir. \n\nAkil, ask ve can! Bu üçü üçgendir. Her derde çare, her yaraya merhemdir. \n\nDertli adamin kararsizliklarla, dumanlarla dolu bir evi vardir. Derdini dinlersen o eve bir pencere açmis olursun. \n\n*Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez. \n\nDüşüncen gül ise sen gül bahçesisin, diken ise dikenliksin. \n\nKomşularından av kapmak aslanlara ayıptır, köpeklere değil. \n\ndünya alimin kıymetsiz oyuncağı, delinin de değerli salıncağıdır. \n\nKargalar ötmeye başlayınca bülbüller susarak, davaya benzer, cefa çekmek te şahide, şahidin yoksa davayı kazanamazsın. \n\nAşksız olma ki, ölü olmayasın Aşk ile öl ki, diri kalasın... \n\neğer dostun yoksa niçin aramıyorsun. eğer dost buldunsa niçin sevinmiyorsun. \n\nNe kadar bilirsen bil, söylediklerin karşıdakinin anlayabildiği kadardır. \n\n-ALLAH İCİN ATESE ATILMAK VARDIR.LAKİN ATESE ATILMADAN ONCE KENDİNDE \nİBRAHİMLİK OLUP OLMADIGINI ARASTIR.CUNKU ATES SENİ DEGİL İBRAHİMLERİ TANIR \nVE YAKMAZ.. \n\n........................................................................................................................\n\n\n\nŞiir Nasıl Yazılır: (Sayın Mehmet Demir Atmalı)                         dan\n-\n\nŞiir yazma konusunda çok iddialı birisi değilim. Ancak şiir yazmak isteyen \narkadaşlara karınca kararınca yararlı olabilmek için, bu konuda bilebildikleri mi paylaşmak istedim. Umarım yararlı olur.. \n-Medeniyetini geliştiren, dilini de birlikte geliştirmiştir. Dilini geliştiren milletler, duygu ve düşüncelerini daha öz ve kısa ve etkili bir şekilde dile getirebilmek için ortaya koydukları veciz sözlere şiir demişlerdir. \n-Şiir yazmak kolay değildir. Şiir yazan arkadaşlar bunun zorluğunu bilirler. Arif Nihat Asya; şiir yazan şair, doğum sancısı çeken kadına benzer, sancı çeker ve bir şiir doğurur demiştir. Bu nedenle şiir, Şairin çocuğu gibidir. Bir kısım insanımıza şiir gibi konuşmak özelliği doğuştan verilmiştir. Bazan da soya çekim şeklinde ailece şair olanlar da vardır. Karakoçlar gibi... \na)                          Türk Halk Şiiri: \n-Gerçek Türk Halk şiiri; ölçülü ve kafiyelidir. Divan şiiri de Türk şiiridir. Ancak Osmanlıca ve Farsça bilen pek kalmadığı için, Divan şiiri yazan da kalmadı. \n-Serbest şiir Fransız Edebiyatından Türk Şiirine geçmiştir. Bir zamanlar Fransız hayranlığı var iken, Fransaya tahsil yapmaya giden Sabetayistler tarafından ülkemize serbest şiir getirilmiştir. Ölçülü Türk şiirinde ısrar eden Türk Şairler, uzun süre serbest şiire sıcak bakmamışlar ve hatta direnmişler. Ancak Arif Nihat ASYA ve Yavuz Bülent BAKİLER gibi Devletçi ve Milliyetçi Şairler de Serbest Şiirden güzel örnekler verince, Serbest Şiiri Türk Şiirinin bir türü olarak kabullenmeye başladık. Fakat Milliyetçi Şairlerin, Sabetayist serbestçilerden yine bir farkı vardı. Onlar Kafiyeden vazgeçmedikleri için kabul görmüşlerdi. \n-Şiir yazmak için öncelikle, istek ve ilham olmalı. Şiir yazabilmek için konsantre olabilecek bir ortam seçmelisiniz. Abdurrahim KARAKOÇ, şiiri geceleri, ışığı söndürerek karanlıkta yazdığını söylüyor. Üzüntülü bir anda çile ve ızdırap (dramatik)                          şiirleri, neşeli bir anda romantik aşk şiirleri, kin dolu anlarda taşlama, hiciv ve intikam duyguları içeren şiirler yazılabilir. Neşeli anlarda matrak va mizah şiirleri yazılabilir. Güzel bir doğa manzarası ile başbaşa iseniz, tabiat şiiri yazılabilir. \n-Türk Halk şiiri 7,8,9,10,11,12,13,14,15,16lık hece vezinleri ile yazılır. Bu şiirler aralarında ayrı adlandırılırlar: Koşma, Gazel, Horyat, Mani,Rubai, Mersiye, Destan şiiridir. \n-Öncelikle şiire başlamak için bir ayak kelime veya cümle gerekli. Bu ayağa göre şiirin konusu(teması)                          seçilmelidir. Sonra uyak(kafiye)                          gereklidir. Ayak olarak ele alacağımız bu kelime ile bir cümle oluşturarak, şiire başlanır. Bu cümle 11lik ise, bundan sonraki mısralar da 11lik olmak zorundadır. Bu ayak kelimeye uyak (kafiye)                          lı kelimeler bulmalıyız. Ayak kelimeyi mısranın başında, ortasında veya sonunda kullanmış iseniz,bundan sonraki kafiyelerin de hep aynı yerde kullanılması gereklidir. \nÖrnek olarak, seçilmiş kelimesi mısranın başında kullanılmış ise, türetilen geçilmiş, biçilmiş, açılmış,saçılmış... gibi kelimeleri de diğer mısraların başında kullanılmalı... Ortasında veya sonunda tercih edersek, hep aynısı yapılmalıdır.. \n-Bir dörtlükte kafiye olarak kullanmak istediğimiz kelimeyi türeterek,bir çok benzer kelime elde etmeliyiz. Kelimeleri türetirken, birçok uyak kelime bulmalıyız. Türettiğimiz kelimelerin kök kısmını esas almalıyız. Kelimenin ekini kafiye olarak almaya çalışırsak, bu kafiye olmaz, redif olur. Redifle şiir yazılmaz. \n-Ayak kelimemiz taşlar olsun. Bu kelimenin uyaklarını bulmaya çalışalım: taşlar, başlar,yaşlar,haşlar,işler,düşler,dişler,fişler,kışlar,kaşlar, şeklinde çoğaltılabilir. Bu uyakları anlamlarına göre uygun yerlere yerleştirebiliriz. \n-Yedi hecelik şiirlerde mısralardaki hece sayıları 43 şeklinde olmalıdır. Yani bir mısradaki ilk virgüle kadar 4 hece, virgülden sonrakiler 3 hece şeklinde toplam 7 hece olmalıdır. Bu şekilde şiir daha vurgulu, akıcı olur. Bu durumda şiiri okurken, aksaklık veya topallama olmayacaktır. \n-Yine 8lik şiirde; 44, 9lukda; 54, 10lukda; 55, 11likde; 65, 12likde; 66, 14lükde; 77 şeklinde olursa şiir çok akıcı ve mükemmel olur. \nÖrnek: \n\nMahzun gözlerinde, biriken yaşlar. \nSılayı andıkça, akmağa başlar... \nYatağın topraktır, yastığın taşlar, \nGözlerin uykuya, doymaz mehmedim... \n\nA.Karakoçun bu 11lik şiirinde görüyoruz ki, mısralar 65 şeklinde yazılmıştır. \n-Koşmalarda ilk dörtlük (abab veya abcb veya abba)                          şeklinde yazılabilir. Diğer dörtlüklerde (aaab, abab, aacb)                          şeklinde olabilir. Son dörtlükde şair Mahlasını (Takma adını)                          veya gerçek adını kullanarak şiiri tamamlar. \nÖrnek: \nEllerin yurdunda çiçek açarken,-a \nBizim ile kar geliyor gardaşım...-b \nBu hududu kimler çizmiş gönlüme? -c \nDar geliyor, dar geliyor gardaşım...-b \n\nGazel olmuş sıra sıra söğütler,-a \nDağ ardında unutulmuş yiğitler.-a \nHürriyete seymen giden şehitler,-a \nİki gidip, bir geliyor gardaşım..-b \n\nA.Karakoçun Kara Haber şiirinden bir örnek verdik. Diğer dörtlükler de ikinci dörtlük gibi, (aaab)                          olmalıdır.. \n-Horyatlar Cinaslı Kafiye ile yazılır. Yazılışı aynı, anlamı farklı olan sözcüklerden oluşan kafiyeye Cinaslı denilmektedir. Horyatlar genellikle 7 ve 8lik hece vezinleri ile yazılırlar. Azeri Musıkisinde Horyata çok yer verilir. Cinaslı kafiyelere çok rastlanır. \nÖrnek: \nYazmalımsın, yazmalım. \nKalemi al yazmalım. \nNeden bana gücendin? \nKüstün mü Alyazmalım? \n\nBana ait olan bu Horyat (aaba)                          şeklinde yazılmıştır. Antolojimde Öğretmenim ve \nSızlar şiirleri buna örnek sayılabilirler... \n-Rubai, Arapça Erbea(dört)                          kökünden gelir ve dörtlük denilmiştir.(aaab, aaaa, aaba)                          şeklinde yazılır. \nÖrnek: \nTaht kurmak ister isen gönüllerde; -a \nSözünü esirgeme dudaklardan...-b \nTaht kurmak ister isen anılarda; -a \nGözünü esirgeme budaklardan...-b \nBu örnekleri çoğaltabiliriz... \n\nb)                          Serbest şiir: \n-Üyesi olduğum Antolojide şair arkadaşların ekseriyetinin Serbest şiire yöneldiklerini görüyorum. Bu işin kolayına kaçmak oluyor aslında. Ancak serbest şiirin de mükemmel olabilmesi için, üstadların şiirlerinden faydalanabiliriz. Bayrak Şairinin Bayrak Şiirinden bir örnek verelim ve serbest şiir yazmak isteyenlerin bu tarzı örnek almalarını arzu ederiz: \n\nEy mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,-a \nKız kardeşimin gelinliği, Şehidimin son örtüsü,-a \nIşı ışık, dalga, dalga bayrağım,-b \nSenin destanını okudum, senin destanını yazacağım...b \n\nSana benim gözümle bakmayanın,-a \nMezarını kazacağım..-b \nSeni selamlamadan uçan kuşun-a \nYuvasını bozacağım...-b \n\nBu serbest şiirdeki bazı dörtlükler (aabcb,aabb,abab,abcabc)                          şeklinde kafiyeli olabilmektedirler. Bu örnekleri çoğaltabiliiriz. Dörtlüklere bağlı kalmadan daha fazla mısra ile şiir yazılabilir,ancak kafiyeden vazgeçilmemelidir. \nNice şiirlere... \n\nMehmet Demir Atmalı \n\n................................................................................................................................\n\nALLAHın ENGÜZEL İSİMLERİ....\nESMÂ-üL HüSNÂ \n\nEsmâ-i Husnâ, Allahın güzel isimleri demektir. \n\nBir âyet-i kerîmede: \n\nEn güzel isimler Onundur (Allahındır)                     (Haşr: 24)                    buyurulmaktadır. \n\nDiğer bir âyette de; en güzel isimlerin Allaha ait olduğu belirtildikten sonra, bu isimlerle dua edilmesi tavsiye olunmaktadır (Arâf: 180) . \n\nAllahın isimleri tevkifîdir. Yâni, Allah hakkında ancak âyet ve hadîslerde zikri geçen ve söylenmesine izin verilmiş olan isimler kullanılabilir. Rastgele isim izafe edilemez. \n\nEsmâ-i Husnâ ile ilgili olarak Buhârî ve Müslimde: \n\nAllahın 99 ismi vardır. Kim bunları ezberlerse (îman eder ve ezbere sayarsa)                    Cennete girer buyurulmuştur. \n\nKim bunları (Esmâ-i Husnâyı)                    mânâlarını anlayarak sayar, bunlarla Allahı zikrederse Cennete girer. \n\nŞâh-ı Nakşıbend Hz.leri bu hadîsle ilgili olarak buyurur ki: \n\nBu hadîs-i şerîfteki Ahsâ kelimesinin bir mânası, saymaktır. Diğer bir mânası ise, bu ism-i şerîfleri öğrenip bilmektir. Bir mânası da, bu esmâ-i şerîfin mûcibince amel etmektir. Meselâ: Rezzâk ismini söylediği zaman, rızkı için asla endişe etmemeli. Mütekebbir ismini söyleyince, Allahü Teâlânın azametini ve kibriyâsını düşünmelidir. \n\nAllahın 99 İsmi \nHadîslerde zikri geçen 99 isim şunlardır: \n\nAllah, \ner-Rahmân, er-Rahîm, \nel-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm, \nel-Mümin, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr, \nel-Mütekebbir, el-Hâlık, el-Bâri, el-Musavvir, el-Gaffâr, \nel-Kahhâr, el-Vehhâb, er-Rezzâk, el-Fettâh, el-Alîm, el-Kâbıd, \nel-Bâsıt, el-Hâfıd, er-Râfi, el-Muiz, el-Müzill, es-Semi, el-Basîr, \nel-Hakem, el-Adl, el-Lâtîf, el-Habîr, el-Halîm, el-Azîm, el-Gafûr, \neş-Şekûr, el-Aliyy, el-Kebîr, el-Hafîz, el-Mukît, el-Hasîb, el-Celîl, \nel-Kerîm, er-Rakîb, el-Mücîb, el-Vâsi, el-Hakîm, el-Vedûd, el-Mecîd, \nel-Bâis, eş-Şehîd, el-Hakk, el-Vekîl, el-Kaviyy, el-Metîn, el-Veliyy, \nel-Hamîd, el-Muhsî, el-Mübdî, el-Muîd, el-Muhyî, el-Mümît, el-Hayy, \nel-Kayyûm, el-Vâcid, el-Mâcid, el-Vâhid, es-Samed, el-Kâdir, el-Muktedir, \nel-Mukaddim, el-Muahhir, el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Vâli, \nel-Müteâlî, el-Berr, et-Tevvâb, el-Müntakim, el-Afüvv, er-Raûf, \nMâlikül-Mülk, Zül-Celâli vel-İkrâm, el-Muksit, el-Câmi, \nel-Ganiyy, el-Muğni, el-Mâni, ed-Dârr, en-Nâfi, \nen-Nûr, el-Hâdi, el-Bedî, el-Bâkî, \nel-Vâris, er-Reşîd, \nes-Sabûr. \n\n\n\nALLAH \n\nBu ism-i şerif, Cenâb-ı Hakkın has ismidir. Bu itibarla diğer isimlerin ifade ettiği bütün güzel vasıfları ve İlâhî sıfatları içine alır. Diğer isimler ise, yalnız kendi mânalarına delâlet ederler. Bu bakımdan Allah isminin yerini hiçbir isim tutamaz. \n\nBu isim, Allahtan başkasına ne hakikaten ve ne de mecazen verilemez. Diğer isimlerin ise, Allahtan başkasına isim olarak verilmesinde bir mahzur yoktur. İnsanlara Kadir, Celâl ismini vermek gibi. Yalnız bu isimlerin başına, insanlara izafe edildiklerinde, kul mânâsına gelen abd kelimesinin ilâvesi güzeldir. Abdülkadir ismi gibi... \n\ner-RAHMÂN \n\nEzelde bütün yaradılmışlar hakkında hayır ve rahmet irade buyuran; \n\nSevdiğini, sevmediğini ayırdetmiyerek bütün mahlûkatını sayısız nimetlere garkeden... \n\nHayatları için lüzumlu olan bütün rızıkları veren... \n\ner-RAHÎM \n\nPek ziyade merhamet edici; \n\nVerdiği nimetleri iyi kullananları daha büyük ve ebedî nimetler vermek suretiyle mükâfatlandırıcı... \n\nRahmân ism-i şerîfinden Allah Teâlânın ezelde bütün mahlûkatı için hayır ve rahmet irade buyurduğu anlaşılır. Rahîm ism-i şerîfi ise, mahlûkatı arasında irade sahipleri, hususan müminler için rahmet-i İlâhiyyenin tecellisini ifade eder. \n\nel-MELİK \n\nBütün mahlûkatın hakikî sâhibi ve mutlak hükümdârı... \n\nAllahın, ne zâtında ve ne de sıfatında hiçbir varlığa ihtiyacı yoktur. Bilâkis herşey zâtında, sıfâtında, varlığında ve varlığının devamında Ona muhtaçtır. Bütün kâinatın hakikî sâhibi, mutlak hükümdârıdır. \n\nel-KUDDÛS \n\nHatâdan, gafletten, aczden ve her türlü eksiklikten çok uzak ve pek temiz... \n\nAllah, hissin idrâk ettiği, hayâlin tasavvur ettiği, vehmin tahayyül ettiği, fikrin tasarladığı her vasıftan münezzeh ve müberradır. O hatâdan, gafletten, acizden ve her türlü eksiklikten çok uzak ve pek temiz olandır. Bu bakımdan her türlü takdîse lâyıktır. \n\nİnsan su-i ihtiyârı karışmadığı müddetçe kâinatta fıtrî olarak bulunan umumî temizlik hakikatı da, Cenâb-ı Hakkın KUDDÛS isminin tecellîsidir. \n\nes-SELÂM \nHer çeşit ârıza ve hâdiselerden sâlim kalan; \n\nHer türlü tehlikelerden kullarını selâmete çıkaran; \n\nCennetteki bahtiyar kullarına selâm eden... \n\nBu ism-i şerif, Kuddûs ismi ile yakın bir mânâ ifade etmekte ise de Selâm ismi, daha ziyade istikbale aittir. Yani, Cenâb-ı Hakkın gerek zâtı, gerek sıfatı ileride en ufak bir tegayyüre, bir değişikliğe, bir zafa uğramaktan münezzehtir. O, ezelde nasılsa ebedde de öyledir. \n\nel-MÜMİN \nGönüllerde îman ışığı yakan, uyandıran; \n\nKendine sığınanlara aman verip onları koruyan, rahatlandıran... \n\nAllah Teâlâ, kalblere îman ve hidâyet bağışlayarak oralardan şübhe ve tereddüdleri kaldırmıştır. \n\nKendine sığınanlara aman verip korumuş, emniyetle rahatlandırmıştır. \n\nel-MÜHEYMİN \nGözetici ve koruyucu... \n\nAllah, yarattığı mahlûkatının amellerini, rızıklarını, ecellerini bilip muhafaza eder. Bütün varlığı görüp gözeten, yetiştirip varacağı noktaya ulaştıran ancak Odur. Hiçbir zerre, hiçbir lâhza, Onun bu lûtuf ve âtıfetinden boş değildir. \n\nel-AZÎZ \nMağlûb edilmesi mümkün olmayan galib. \n\nBu ism-i şerîf, kuvvet ve galebe mânâsına gelen İZZET kökünden gelir. Allah Teâlâ mutlak sûrette kuvvet ve galebe sâhibidir. \n\nİzzet sıfatı, Kuranda birçok yerlerde azab âyetleri bahsinde gelmiştir. Fakat bu ism-i şerîfin yine birçok defa Hakîm ism-i şerîfi ile birleştiği görülür. Bunun mânası: Allah Teâlânın kudreti galibdir, fakat hikmeti ile kötülerin cezasını tehir eder, kötülük edip durmakta olan insanları cezalandırmakta acele etmez, demektir. \n\nel-CEBBÂR \nKırılanları onaran, eksikleri tamamlayan; \n\nDilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan... \n\nBu ism-i şerif cebir maddesindendir. Cebir, kırık kemiği sarıp bitiştirmek, eksiği bütünlemek mânasına geldiği gibi, icbar etmek, yani, zorla iş gördürmek mânasına da gelir. \n\nBu mânaya göre Allah Teâlâ Cebbârdır. Yani, kırılanları onarır, eksikleri tamamlar, her türlü perişanlıkları düzeltir, yoluna kor. \n\nCebbârın ikinci mânasına göre de; Allah Teâlâ kâinatın her noktasında ve her şey üzerinde dilediğini yaptırmağa muktedirdir. Hüküm ve iradesine karşı gelinmek ihtimali yoktur. \n\nel-MÜTEKEBBİR \nHer şeyde ve her hâdisede büyüklüğünü gösteren... \n\nBüyüklük ve ululuk, ancak Allaha mahsustur, varlığı ile yokluğu Allahın bir tek emrine ve iradesine bağlı bulunan kâinattan hiçbir mevcut, bu sıfatı takınamaz. \n\nel-HÂLIK \nHerşeyin varlığını ve varlığı boyunca görüp geçireceği halleri hâdiseleri tayin ve tesbit eden ve ona göre yaratan, yoktan vâr eden... \n\nBu ism-i şerîfin mânasında iki husus vardır: \n\n1. Bir şeyin nasıl olacağını tayin ve takdir etmek, \n\n2. O takdire uygun olarak o şeyi îcad etmek. \n\nel-BÂRİ \nEşyayı ve her şeyin âzâ ve cihazlarını birbirine uygun bir halde yaratan... \n\nHer şeyin vücudu mütenasib, yani, âzası, hayat cihazları ve aslî unsurları keyfiyet ve kemmiyet bakımından birbirine münasib olarak yaratıldığı gibi, hizmeti ve faydası da umumî âhenge uygun yaratılmıştır. \n\nel-MUSAVVİR \nTasvîr eden, herşeye bir şekil ve hususiyet veren... \n\nAllah Teâlâ herşeye bir sûret, bir özellik vermiştir. Herşeyin kendisine göre şekli, dıştan görünüşü vardır ki, başkalarına benzemez. \n\nMeselâ: İnsanlar arasında tamamiyle birbirinin aynı iki insan yoktur. \n\nBundan daha garibi, parmak uçlarındaki çizgilerdir. Bu çizgiler, insanların sayısı kadar değişik gidiyor ve hiçbiri ötekine uymuyor. Şu halde insanın hiç taklit olunamayacak imzası, bastığı parmak izidir. \n\nİşte bunlar, Allah Teâlânın MUSAVVİR isminin tecellîleridir. \n\nel-ĞAFFÂR \nMağfireti pek bol olan... \n\nGafr, örtmek ve sıyânet etmek (korumak)                    mânâsınadır. Allah müminlerin günahlarını örter. Dilediği kullarını da günahlardan sıyânet eder, korur. Bu, onlar için en büyük nimetlerden biridir. \n\nel-KAHHÂR \nHerşeye, her istediğini yapacak surette galib ve hâkim... \n\nKahr, bir şeye, onu hor ve hakîr kılacak veya mahv ve helâk edebilecek sûrette galib olmaktır. Allah Teâlâ Kahhârdır, her vechile üstün ve daima galibdir. Kuvvet ve kudretiyle her şeyi içinden ve dışından kuşatmıştır. Hiçbir şey Onun bu ihâtasından dışarı çıkamaz. Ona karşı herşeyin boynu büküktür. Kahrına yerler, gökler dayanamaz. Kahr ile nice azıp sapmış ümmetleri ve milletleri mahv ve perişan etmiştir. \n\nel-VEHHÂB \nÇeşit çeşit nimetleri devamlı bağışlayıp duran... \n\nBu isim, Vehhâb kelimesi hibe kökünden gelmektedir. Hibe, herhangi bir karşılık ve menfaat gözetmeden birine bir malı bağışlamak mânasınadır. Vehhâb ise, Her zaman, her yerde ve her şeyi çok çok ve bol bol veren ve karşılık beklemeyen demektir. \n\ner-REZZÂK \nYaratılmışlara, faydalanacakları şeyleri ihsân eden... \n\nRızık, Allah Teâlânın bilhassa yaşayan mahlûkatına faydalanmalarını nasib ettiği her şeydir. Rızık yalnız yenilip içilecek şeylerden ibaret değildir. Kendisinden faydalanılan herşeye rızık denir. \n\nMaddî rızık, her türlü yiyecek ve içecek, giyilecek ve kullanılacak eşya, para, mücevher, çoluk-çocuk, vücudun çalışma kudreti, bilgi, mal-mülk, servet v.s. gibi şeylerdir. \n\nMânevî rızık ise, ruhun ve kalbin gıdası olan şeylerdir. Başta îman olmak üzere insanın mânevî hayatına ait bütün duygular ve o duyguların ihtiyacı olan şeyler, hep mânevî rızıktır. \n\nel-FETTÂH \nHer türlü müşkilleri açan ve kolaylaştıran... \n\nFettâh kelimesi, fethden gelmektedir. Feth ise, kapalı olan şeyi açmak mânasınadır. \n\nKapalı bir şeyi açmak: \n\na. Maddî olur; bir kapıyı, bir kilidi açmak gibi. \n\nb. Mânevî olur; kalbden tasaları, kederleri atıp gönlü açmak gibi. \n\nBitkilerin çiçek açması, tohum ve çekirdeklerin sünbül vermesi, rızık ve rahmet kapılarının açılması hep Fettâh ism-i şerifinin tecellîsindendir. \n\nel-ALÎM \nHer şeyi çok iyi bilen... \n\nAllah, her şeyi tam mânasıyla bilir. Her şeyin, içini, dışını, inceliğini, açıklığını, önünü, sonunu, başlangıcını, bitimini çok iyi bilendir O. Olmuşları bildiği gibi, olacakları da aynı şekilde bilir. Onun için, olmuş - olacak, gizli - açık söz konusu değildir. Bunlar, insanlar hakkında geçerli olan mefhumlardır. İnsanların bilmesi nisbî ve ârızîdir. Allahın bilmesi ise, - bütün isim ve sıfatlarında olduğu gibi - zâtîdir. Onun için Onun bilmesinde dereceler bulunmaz. \n\nel-KÂBID \nSıkan, daraltan... \n\nel-BÂSIT \nAçan, genişleten... \n\nBütün varlıklar Allah Teâlânın kudret kabzasındadır. İstediği kulundan, ihsân ettiği servet ve sâmânı, evlâd ve iyâli, yahut hayat zevkini, gönül ferahlığını alıverir. O adam zenginken fakir olur, yahut evlâd acısına boğulur, yahut iç sıkıntısına, ıstırap ve huzursuzluk içine düşer. \n\nİşte bu haller, Kâbıd isminin tecellileridir. \n\nAllah, istediği kuluna da yepyeni bir hayat verir, neşe verir, rızık bolluğu verir, bu da Bâsıt isminin tecelliyatıdır. \n\nel-HÂFID \nYukarıdan aşağıya indiren, alçaltan... \n\nAllah Teâlâ, istediği kulunu yukarıdan aşağı atıverir. Şan ve şeref sâhibi iken, rezîl ve rüsvây eder ve bu muamelesi çok defa, kendisini tanımıyan, emirlerini dinlemeyen âsiler, başkalarını beğenmiyen mütekebbirler ve hak, hukuk tanımayan zâlim zorbalar hakkında tecellî eder. \n\ner-RÂFİ \nYukarı kaldıran, yükselten... \n\nAllah Teâlâ, istediği kulunu indirdiği gibi, istediği kulunu da yükseltir. Şan ve şeref verir. Bâzı gönülleri îman ve irfan ışığı ile parlatır, yüksek hakikatlardan haberdâr eder. \n\nAllahın yükselttiği insanlar, çok defa melek huylu, tatlı dilli, insanların ayıplarını, kusurlarını örtüp eksiklerini tamamlayan; onlara malıyla, bedeniyle, bilgisiyle, nasihatiyle yardım eden nâzik, kibar insanlardır. Onlar bu istikametten ayrılmadıkça Allah da bu nimeti kendilerinden almaz. \n\nel-MUIZZ \nİzzet veren, ağırlayan... \n\nel-MÜZİLL \nZillete düşüren, hor ve hakîr eden... \n\nİzzet ve zillet, birbirine zıd mânalardır. İzzet kelimesinde şeref ve haysiyet, Zillet kelimesinde ise alçaklık mânası vardır. \n\nBunlar hep Allah Teâlânın, mahlûkatı üzerindeki tasarrufları cümlesindendir. \n\nes-SEMİ \nİyi işiten... \n\nAllah Teâlâ işitir. Kalblerimizdeki sözleri ve işitilmek şânından olan her şeyi işitir. Mesafeler, onun işitmesine perde olamaz. Birini işitmesi, ötekilerini işitmesine mâni olmaz. Her hâdiseyi aynı derece açık olarak işitir. \n\nel-BASÎR \nİyi gören... \n\nAllah Teâlâ herkesin gizli açık yaptığını ve yapacağını görüp durmaktadır. Karanlıklar Onun görmesine mâni olamaz. Karanlık gibi, yakınlık - uzaklık, büyüklük - küçüklük gibi insanların görmelerine engel olan şeyler de Onun görmesine mâni olmaz. \n\nel-HAKEM \nHükmeden, hakkı yerine getiren... \n\nAllah Teâlâ Hâkimdir, her şeyin hükmünü O verir ve hükmünü eksiksiz icra eder. Hâkimlerin hâkimliğine, hükümdarların hükümdarlığına hüküm veren de ancak Odur. Onun hükmü olmadan hiçbir şey, hiçbir hâdise meydana gelemediği gibi, Onun hükmünü bozacak, geri bıraktıracak, infazına mâni olacak hiçbir kuvvet, hiçbir hükûmet, hiçbir makam da yoktur. \n\nel-ADL \nTam adâletli... \n\nAdalet, zulmün zıddıdır. Zulüm kelimesinde; incitme, can yakma mânası vardır. Zulmetmiyerek herkese hakkını vermek ve her şeyi akıl ve mantığa, hikmet ve maslahata uygun olarak yapmak da adalet demektir. \n\nAllah Teâlâ Âdildir. Zâlimleri sevmez. Zâlimlerle düşüp kalkanları ve hattâ sadece uzaktan onlara imrenenleri ve sevenleri de sevmez. \n\nel-LÂTÎF \nEn ince işlerin bütün inceliklerini bilen, nasıl yapıldığına nüfuz edilemeyen en ince şeyleri yapan; \n\nİnce ve sezilmez yollardan kullarına çeşitli faydalar ulaştıran... \n\nAllah Teâlâ Lâtîfdir. En ince şeyleri bilir. Çünkü onları yaratan Odur. Nasıl yapıldığı bilinmiyen, gizli olan en ince şeyleri yapar. \n\nel-HABÎR \nHer şeyin iç yüzünden, gizli taraflarından haberdar olan... \n\nEn küçüğünden en büyüğüne kadar bütün eşya ve hâdiselerden Allah haberdardır. Onun haberi olmadan hiçbir hâdise cereyan etmez. \n\nel-HALÎM \nHilm, suçluların cezasını vermeye gücü yetip dururken bunu yapmamak, onlar hakkında yumuşak davranmak ve cezalarını geriye bırakmaktır. Suçluyu cezalandırmağa iktidarı olmayana halîm denmez. Halîm, kudreti yettiği halde, bir hikmete binaen cezalandırmayana denir. \n\nAllah Teâlâ Halîmdir. Her günah işleyeni hemen cezalandırmaz. Hışım ve gazabda acele etmez, mühlet verir. Bu mühlet içinde yaptıklarına pişman olup tevbe edenleri afveder. Israr edenler hakkında, hüküm artık kendisine kalmıştır. \n\nel-AZÎM \nBütün büyüklüklerin sâhibi... \n\nAzamet, büyüklük mânasınadır. Hakikî büyüklük Allaha mahsustur. Yerde, gökte, bütün varlık içinde mutlak ve ekmel büyüklük, ancak Onundur ve herşey Onun büyüklüğüne şâhiddir. Bu sıfatta da Allaha herhangi bir denk bulunması muhaldir. \n\nel-ĞAFÛR \nMağfireti çok... \n\nAllah Teâlânın mağfireti çoktur. Bir kulun kusuru ne kadar büyük ve çok olursa olsun onları örter, meydana çıkarıp da sâhibini rezîl etmez. \n\nKusurları insanların gözünden gizlediği gibi, melekût âlemi sâkinlerinin gözünden de gizler. İnsanların görmediği bâzı şeyleri melekût âlemi sâkinleri görürler. Gafûr ism-i şerîfi, kusurların onların gözünden de gizlenmesini ifade eder. \n\neş-ŞEKÛR \nKendi rızâsı için yapılan iyi işleri, daha ziyadesiyle karşılayan... \n\nŞükür, iyiliği, iyilikle karşılamak demektir. Şükür, Allah Teâlâya karşı kulun yapması gereken bir vazifesidir. \n\nŞekûr ise, az tâat karşılığında çok büyük dereceler veren, sayılı günlerde yapılan amel karşılığında âhiret âleminde sonsuz nimetler lûtfeden demektir. Bu mânaya Allahdan başka hakikî sâhip yoktur. \n\nel-ALİYY \nHer hususta, herşeyden yüce olan... \n\nAllah Teâlâ yücedir, yüksektir. \n\nYüksekliğin hakikî mânası şudur: \n\n1. Allahtan daha üstün bir varlık düşünülmesi imkânsızdır. \n2. Bir benzeri veya ortağı veya yardımcısı yoktur. \n3. Şânına yaraşmayan her şeyden uzaktır. \n4. Kudrette, bilgide, hükümde, iradede ve diğer bütün kemâl sıfatlarında üstündür. Şu halde Aliyy, her şey kendisinin dûnunda, emrinde ve hükmü altında olan Zât demektir. \n\nel-KEBÎR \nBüyüklükte kendisinden daha büyüğü düşünülemeyen... \n\nAllah Teâlâ kibriyâ sâhibidir. Kibriyâ, zâtın kemâli demektir. Her bakımdan büyük, varlığının kemâline hudut yoktur. Bütün büyüklükler Ona mahsustur. \n\nel-HAFÎZ \nYapılan işleri bütün tafsilâtıyla tutan, her şeyi belli vaktine kadar âfât ve belâlardan saklıyan... \n\nHıfz, korumak, demektir. Bu koruma iki şekilde olur. \n\nBirincisi, varlıkların devamını sağlamak, muhafaza etmektir. \n\nİkincisi, birbirlerine zıd olan şeylerin, yekdiğerlerine saldırmasını önlemek, birbirlerinin şerrinden onları korumaktır. \n\nAllah her mahlûkuna, kendine zararlı olan şeyleri bilecek bir his ilham buyurmuştur. Bu Hafîz ism-i şerîfinin tecelliyatındandır. Bir hayvan kimyevî tahlil raporuna muhtaç olmadan kendine zararlı otları bilir ve onları yemez. Kulların amellerinin yazılması, zâyi olmaktan korunması da Hafîz isminin iktizasıdır. Bu bakımdan âhirette yeniden dirilme ve yaptıklarından hesaba çekilme ile Hafîz isminin yakından alâkası vardır. \n\nel-MUKÎT \nHer yaratılmışın azığını ve gıdasını tayin eden, azıkları beden ve kalblere gönderen... \n\nBu mânaya göre Mukît, Rezzak mânasınadır. Yalnız Mukît, Rezzâktan daha hususîdir. Rezzak, azık olanı da olmayanı da içine alır. \n\nel-HASÎB \nHerkesin hayatı boyunca yapıp ettiklerinin, bütün tafsilât ve teferruatiyle hesabını iyi bilen; \n\nHer şeye ve herkese her ihtiyacı için kâfi gelen... \n\nAllah Teâlâ, neticesi hesapla bilinecek ne kadar miktar ve kemmiyet varsa hepsinin neticelerini hiçbir ameliyeye (işleme)                    muhtaç olmadan doğrudan doğruya ve apaçık bilir. \n\nAllah Teâlâ, herkese her ihtiyacı için kâfidir. Bu kifâyet, Onun varlığının devam ve kemâlini gösterir. \n\nel-CELÎL \nCelâdet, ululuk ve heybet sâhibi, celâl sıfatları ile muttasıf... \n\nCelâdet ve ululuk, Allaha mahsustur. Onun zâtı da büyük, sıfatları da büyüktür. Fakat bu büyüklük, cisimlerdeki gibi hacim veya yaşlılık itibarı ile değildir. Zamanla ölçülmez, mekânlara sığmaz. \n\nel-KERÎM \nKeremi, lütuf ve ihsânı bol... \n\nAllah vaad ettiği zaman sözünü yerine getirir, verdiği zaman son derece bol verir, muktedirken afveder. \n\ner-RAKÎB \nBütün varlıklar üzerinde gözcü, bütün işler murakabesi altında bulunan... \n\nBir şeyi koruyan ve devamlı kontrol altında bulundurana rakîb derler; bu da bilgi ve muhafaza ile olur. \n\nAllah Teâlâ, bütün varlıkları her lâhza gözetip duran bir şâhid, bir nâzırdır. Hiçbir şeyi kaçırmaz. Her birini görür ve herkesin yaptığına göre karşılığını verir. \n\nel-MÜCÎB \nKendine dua edip yalvaranların isteklerini işitip cevab veren, onları cevabsız bırakmayan... \n\nBurada bir hususu iyi bilmek gerekir: Cevab vermek ayrıdır, kabûl etmek ayrıdır. Âyet-i kerîmede, Allah tarafından her duaya cevab verileceği vadedilmiştir. Fakat kabûl edileceği vadedilmemiştir. Zira kabûl edip etmemek Cenâb-ı Hakkın hikmetine bağlıdır. Hikmeti iktiza ederse istenenin aynını, aynı zamanda kabûl eder. Dilerse istenenin daha iyisini verir. Dilerse o duâyı âhiret için kabûl eder, dünyada neticesi görülmez. Dilerse de kulun menfaatine uygun olmadığı için hiç kabûl etmez. \n\nel-VÂSİ \nGeniş ve müsaadekâr... \n\nAllahın ilmi, rahmeti, kudreti, afv ve mağfireti geniştir ve her şeyi kaplamıştır. Allahın ilminden hiçbir şey gizlenemez, ikram ve ihsanına bir nihayet yoktur. \n\nel-HAKÎM \nBütün işleri hikmetli... \n\nAllah Hakîmdir. Faydasız, boş ve tesadüfî bir işi yoktur. Her emir ve filinin her yönüyle sonsuz fayda ve maslahatları vardır. Her yarattığı mahlûk, her yaptığı iş bütün kâinat nizamı ile alâkalıdır. Kâinatın umumî nizamı ile tenâkuz teşkil eden hiçbir hâdise, bir mahlûk, bir iş yoktur. \n\nel-VEDÛD \nİyi kullarını seven, onları rahmet ve rızasına erdiren, sevilmeye ve dostluğu kazanılmaya biricik lâyık olan... \n\nVedûdun iki mânası vardır: 1. Seven, 2. Sevilen. \n\nAllah Teâlâ, kullarını çok sever, onları lütuf ve ihsanına garkeder. Sevilmeye lâyık ve müstehak olan da ancak Odur. \n\nel-MECÎD \nZâtı şerefli, efâli güzel olan, her türlü övgüye lâyık bulunan... \n\nBu ism-i şerîfin mânasında iki mühim unsur vardır: \n\nBiri: Azamet ve kudretinden dolayı yaklaşılamaz olmak. \n\nİkincisi: Yüksek huylarından, güzel işlerinden dolayı övülüp sevilmek... \n\nel-BÂİS \nÖlüleri diriltip kabirlerinden kaldıran; gönüllerde saklı olanları meydana çıkaran... \n\nAllah Teâlâ insanları, onlar ölüp toprak olduktan sonra âhiret günü dirilterek kabirlerinden kaldıracak ve ruhları ile cesedleri birlikte olarak hesaplarını görecek, sonra da yine ruh ve cesedleri birlikte olarak mükâfat veya cezalarını verecektir. \n\neş-ŞEHÎD \nHer zamanda hâdiselerin dış yüzünü bilen ve her yerde hâzır ve nâzır olan... \n\nAllah, mutlak surette herşeyi bilmesi bakımından Alîmdir. Hâdiselerin esrarını, iç yüzünü bilmesi yönünden Habîrdir. Dış yüzünü bilmesi yönünden de Şehîddir. \n\nel-HAKK \nVarlığı hiç değişmeden duran... \n\nHakk, varlığı hakikî bulunan zâtın ismidir. Yani, varlığı daima sâbittir. Allah Teâlânın zâtı, yokluğu kabûl etmediği gibi, herhangi bir değişikliği de kabûl etmez. Hakikaten vâr olan yalnız Allahtır. \n\nel-VEKÎL \nUsûlüne uygun şekilde, kendisine tevdi edilen işleri en güzel şekilde neticelendiren... \n\nKendisine iş ısmarlanan zâta vekîl denir. Allah Teâlâ en güzel ve en mükemmel vekîldir. İşlerin hepsini tedvîr, tedbîr ve idare eden Odur. Fakat kendisi hiçbir işinde vekîle muhtaç değildir. Allah Teâlâ, kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştırır. \n\nel-KAVİYY \nÇok kuvvetli... \n\nel-METÎN \nÇok sağlam... \n\nKuvvet, tam bir kudrete delâlet eder. Metânet ise, kuvvetin şiddetini ifade eder. \n\nAllahın kuvveti de öteki sıfat ve isimleri gibi nâ-mütenâhîdir, tükenmez, gevşemez, hudut içine sığmaz, ölçüye gelmez. Allahın kudreti bahsinde zorluk - kolaylık söz konusu değildir. Bir yaprağı yaratmakla kâinatı yaratmak birdir. \n\nAllah Teâlâ tam bir kuvvet sahibi olmak bakımından, Kaviyy, gücünün çok şiddetli olması bakımından Metîndir. \n\nel-VELİYY \nİyi kullarına dost olan, yardım eden... \n\nAllah, sevdiği kullarının dostudur. Onlara yardım eder. Sıkıntılarını, darlıklarını kaldırır, ferahlık verir. İyi işlere muvaffak kılar. Her çeşit karanlıklardan kurtarır, nurlara çıkarır. Artık onlara korku ve hüzün yoktur. Herkesin korktuğu zaman, onlar korkmazlar. \n\nel-HAMÎD \nAncak kendisine hamd ü senâ olunan, bütün varlığın diliyle biricik övülen, medhedilen... \n\nHamd; ihsan sâhibi büyüğü övmek, tâzim fikri ve teşekkür kasdiyle medh ü senâ etmektir. \n\nHer mevcûd, hâl diliyle olsun, kâl diliyle olsun, Allah Teâlâyı tesbih ve takdîs etmektedir. Bütün hamd ü senâlar Ona mahsustur. Hamd ve şükürle kendisine tâzim ve ibâdet olunacak veliyy-i nimet ancak Odur. \n\nel-MUHSÎ \nHerşeyin sayısını bir bir bilen... \n\nİlmi herşeyi ihâta eden ve herşeyin miktarını bilip eksiksiz tastamam sayabilen Allahdır. \n\nAllah Teâlâ, herşeyi olduğu gibi görür ve bilir, yani, bütün mevcûdatı toptan bir yığın hâlinde birbirinden seçilmez karışık bir şekilde değil; cinslerini, nevilerini, sınıflarını, ferdlerini, zerrelerini birer birer saymış gibi gayet açık görür ve bilir. \n\nel-MÜBDİ \nMahlûkatı maddesiz ve örneksiz olarak ilk baştan yaratan... \n\nMübdi, bir mânada îcad demektir. Muîd ism-i şerîfi de îcad mânasına gelir. İcadın bir benzeri daha evvel yaratılmış, meydana getirilmiş ise, iâde; değilse, yani, benzeri, maddesi olmayan yeni bir şey ise ibdâ denir. \n\nel-MUÎD \nYaratılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan... \n\nHerşey mukadder olan ömrünü tamamlayıp öldükten sonra, Allahtan başka kimse kalmaz, fakat varken yok olan bu insanları âhiret günü Allah Teâlâ diriltip yeniden hayatlandırır, yeniden yaratır. Sonra da dünya hayatlarında yaptıkları işlerden hesaba çeker. \n\nel-MUHYÎ \nHayat veren, can bağışlayan, sağlık veren... \n\nAllah Teâlâ, cansız maddelere hayat ve can verir. \n\nHer gün, her saat, her saniye yeryüzünde milyonlarca varlık hayat bulup dünyaya gelmektedir. Bütün bunlar, Allahın emr ü fermaniyle, yaratmasıyle ve müsaadesiyle olmaktadır. Allah yoğu var edip hayat verdiği gibi, ölüyü de tekrar canlandırabilir. Buna ihyâ, yani, diriltme denir. Hayatı hiç yoktan veren zâtın, ölülere yeniden hayat verip diriltmesi elbette son derece kolaydır. \n\nel-MÜMÎT \nCanlı bir mahlûkun ölümünü yaratan... \n\nAllah, yarattığı her canlıya muayyen bir ömür takdîr etmiştir. Canlı varlıklar için ölüm mukadder ve muhakkaktır. Hayatı yaratan Allah olduğu gibi, ölümü yaratan da yine Odur. \n\nAncak bu ölüm, yok oluş, hiçliğe gidiş değil, bilakis fâni hayattan bâkî hayat geçiştir. \n\nel-HAYY \nDiri; her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten... \n\nHayy, diri demektir, bunun zıddına meyyit denir ki, ölü mânasına gelir. \n\nAllah Teâlâ ölmez, daima hâzır ve nâzırdır. Yaşayan mahlûkatın hayatını veren de Odur. O olmasaydı hayattan eser olmazdı. O daima fenâdan, zevalden, hatâdan münezzehtir. Her an Alîm, her an Habîr, her an Kadîrdir. \n\nel-KAYYÛM \nGökleri, yeri, her şeyi ayakta tutan... \n\nKayyûm, kâimin mübalâğasıdır. Her şey üzerinde kâim demektir. Bunun mânası Bir şeyin kıyâmı, yani, bir varlık sâhibi olarak durabilmesi neye bağlı ise, onu veren demektir. \n\nAllah Teâlâ, her şeyin mukadder olan vaktine kadar durması için sebeblerini ihsân etmiştir. Onun için herşey Hak ile kâimdir. \n\nel-VÂCİD \nHiçbir şeye ihtiyacı olmayan; istediğini, istediği vakit bulan. Kendisi için lüzumlu olan şeylerin hiç birinden mahrum olmayan... \n\nUlûhiyet sıfatları ve bunların kemâli hususunda kendisine gerekli olan herbir şey, şânı yüce olan Allahın zâtında mevcuddur. \n\nel-MÂCİD \nKadr ü şânı büyük, kerem ve semâhati bol... \n\nAllah Teâlânın kendisiyle âşinalığı olan kullarına kerem ve semâhati ifadeye sığmaz, ölçüye gelmez. Meselâ: Onları temiz ahlâk sâhibi olmaya, iyi işler yapmaya muvaffak kılar da, sonra yaptıkları o güzel işleri, hâiz oldukları seçkin vasıfları sebebiyle onları över, sitayişlerde bulunur. Kusurlarını afveder, kötülüklerini mahveder. \n\nel-VÂHİD \nTek... \n\nZâtında, sıfatlarında, işlerinde, isimlerinde, hükümlerinde asla şerîki (ortağı)                    veya nazîri (benzeri)                    ve dengi bulunmayan... \n\nes-SAMED \nHâcetlerin bitirilmesi, ızdırapların giderilmesi için tek merci, ihtiyaç ve dileklerde kendisine müracaat edilen, arzu ve bütün istekler kendisine sunulan... \n\nAllah Teâlâ, her dileğin biricik merciidir. Yerde, gökte bütün hâcet sâhipleri yüzlerini Ona döndürmekte, gönüllerini Ona bağlamakta, el açarak yalvarmalarını Ona arzetmektedirler. Buna lâyık olan da yalnız Odur. \n\nel-KÂDİR \nİstediğini, istediği gibi yapmağa gücü yeten... \n\nAllah Teâlâ, kudretine bir ayna olmak üzere kâinatı yaratmıştır. Gök boşluğunun ölçülmesi mümkün olmayan genişliği içinde, akıllara hayret ve dehşet verecek derecede birbirlerine uzak mesafelerde milyarlarca güneşleri yandırmak... Fezalarda, sayısı belirsiz âlemleri birbirine çarpmadan koşturmak... Bir damla suyun içinde, birbirine temas etmeden hesapsız hayvanatı yüzdürmek Kâdir isminin tecelliyatındandır. \n\nel-MUKTEDİR \nKuvvet ve kudret sâhipleri üzerinde istediği gibi tasarruf eden... \n\nAllah Teâlâ her şeye karşı mutlak ve ekmel surette Kâdirdir. Her şeye kâdir olduğu içindir ki, dilediği şeyi yaratır ve isterse onda dilediği kadar kuvvet ve kudret de yaratır. \n\nel-MUKADDİM \nİstediğini ileri geçiren, öne alan... \n\nAllah Teâlâ bütün mahlûkatı yaratmıştır. Fakat, ancak seçtiklerini ileri almıştır. İnsanların bâzısını dince, dünyaca bâzısı üzerine derece derece yükseltmiştir. Fakat bu yükseltme ve seçme, kulların kendi amelleri ile ona lâyık olmaları neticesinde olmuştur. \n\nel-MUAHHİR \nİstediğini geri koyan, arkaya bırakan... \n\nAllah Teâlâ istediğini ileri, istediğini geri aldığı gibi, bâzan da kullarının teşebbüslerini, onların bekledikleri zamanda semerelendirmez, maksadlarını arkaya bırakır. Bunda birçok hikmetleri vardır. Bu hikmetleri araştırmalı, sezmeğe çalışmalıdır. \n\nel-EVVEL \nHer varlıktan mukaddem olan, başlangıcı olmayan... \n\nAllah Teâlâ bütün varlıklar üzerine mukaddem olup kendi varlığının evveli yoktur. Kendisi için asla başlangıç tasavvur olunamaz. Onun için Ona EVVEL demek, ikincisi var demek değildir. Sâbıkı, yani, kendisinden evvel bir varlık sâhibi yok demektir. \n\nel-ÂHİR \nSonu olmayan... \n\nHerşey biter, helâk ve fenaya gider, ancak O kalır. Varlığının sonu yoktur. Evveliyetine bidayet olmadığı gibi, âhiriyetine nihayet yoktur. Onun için Ona Âhir demek, Bir sâbıkı yani, kendisinden evvel bir varlık sâhibi var demek değildir. Bir lâhıkı yok demektir. \n\nez-ZÂHİR \nÂşikâr olan, katî delillerle bilinen... \n\nAllah Teâlânın varlığı herşeyden âşikârdır. Gözümüzün gördüğü her manzara, kulağımızın işittiği her nağme, elimizin tuttuğu, dilimizin tattığı her şey, fikirlerimizin üzerine çalıştığı her mâna, hâsılı, gerek içimizde, gerek dışımızda şimdiye kadar anlayıp sezebildiğimiz her şey Onun varlığına, birliğine, kemal sıfatlarına şâhiddir. \n\nel-BÂTIN \nGizli olan; duyu organları ile idrâk edilemeyen... \n\nAllah Teâlânın varlığı hem âşikardır, hem gizlidir. \n\nÂşikârdır, çünkü varlığını bildiren delil ve nişanları gözsüzler bile görmüş ve bu hakikatler hakikatı yüce varlığa, eşyanın umumî şehadetini sağırlar bile işitmiştir. \n\nGizlidir. Çünkü biz Onu künhüyle bilemeyiz. Amma varlığını katî surette biliriz. \n\nel-VÂLÎ \nMahlûkatın işlerini yoluna koyan; \n\nBu muazzam kâinatı ve her an biten hâdisatı tek başına tedbîr ve idare eden... \n\nAllah Teâlâ bütün varlığı idare eden, biricik ve en büyük vâlidir. Diğer vâliler ve hükümdarların idaresi, Onun izni ve müsaadesi iledir. Ve onların velâyet ve idaresi, son derece nâkıstır. \n\nAllahın velâyet ve tedbiri ise sınırsız, gerçek ve hakikîdir. Her şey emri ve iradesi altındadır. Herşeyi bilir. Ondan habersiz mülkünde hiçbir şey cereyan etmez. Âdile mükâfatını, zâlime cezasını eksiksiz verir... Sebebler, Onun icraat ve idaresinde yardımcı değil, sadece izzet ve haşmetini gösteren birer perdedirler. Hakikî tesir, Onun kudretindendir. \n\nel-MÜTEÂLÎ \nYaratılmışlar hakkında aklın mümkün gördüğü her şeyden, her hal ve tavırdan pek yüce ve pek münezzeh... \n\nMeselâ, bir zengin hakkında, Bu adam yarın fakir düşebilir, denebilir ve adam da zenginken fakir olabilir. Fakat Allah Teâlâ hakkında, bu gibi ihtimallerin düşünülmesi mümkün değildir. O, her türlü noksanlık, eksiklik, zaaf, âcizlik, hatâ ve kusurdan münezzehtir. İsteyenler çoğaldıkça ihsanı artar, herkese hikmet ve iradesine göre verir. Verdikçe hazîneleri tükenmez... \n\nel-BERR \nKulları hakkında kolaylık isteyen; iyilik ve bahşişi çok olan... \n\nAllah Teâlâ kulları için daima kolaylık ve rahatlık ister, zorluk istemez, zorluk çıkaranları da sevmez. Yapılan kötülükleri bağışlar, örter. Bir iyiliğe en az 10 mükâfat verir. Kul gönlünden iyi bir şey geçirmişse, onu yapmamış olsa bile, yapmış gibi kabûl edip mükâfat verir. Aksine kötülükleri ise yapmadıkça cezalandırmaz. \n\net-TEVVÂB \nTevbeleri kabûl edip, günahları bağışlayan... \n\nBu ism-i şerîf, tevbenin mübalâğa sîgasıdır. Tevbenin asıl mânâsı dönmektir. Kulun isyan yolundan dönmesi demektir. \n\nel-MÜNTEKIM \nSuçluları, adaleti ile müstehak oldukları cezaya çarptıran... \n\nAllah Teâlânın intikamı vardır. Âsîlerin belini kıran, cânilerin hakkından gelen, taşkınlık yapan azgınlara hadlerini bildiren şübhesiz ki Odur. \n\nel-AFÜVV \nAfvı çok... \n\nAllah Teâlâ, günahları silen, onları hiç yokmuş gibi kabûl edendir. \n\nBu mânaya göre bu isim, Gafûr ismine yakındır. Ancak arada şu fark vardır: Gufran: Günahları örtüvermek demektir. Afv ise, günahları kökünden kazımaktır. Günahları kökünden kazımak, o şeyi örtmekten daha iyidir. \n\ner-RAÛF \nÇok refet ve şefkat sâhibi... \n\nMahlûkat içinde bilhassa insanlar için, Allahın inâyeti, kerem ve refeti hiçbir ölçüye ve ifadeye sığmayacak kadar geniş ve büyüktür. \n\nMÂLİKÜL-MÜLK \nAllah Teâlâ mülkün hem sâhibi, hem hükümdârıdır. Mülkünde dilediği gibi tasarruf eder. Hiçbir kimsenin Onun bu tasarrufuna itiraz ve tenkide hakkı yoktur... Dilediğine verir, dilediğinden alır. Mülkünde hiçbir ortağa ve yardımcıya ihtiyacı yoktur. \n\nZÜL-CELÂLİ vel-İKRÂM \nHem büyüklük sâhibi, hem fazl-ı kerem... \n\nCelâl; büyüklük, ululuk mânasınadır. Büyüklük alâmeti olan ne kadar kemâlât varsa hepsi Allaha mahsustur. Mahlûkattaki kemâlât, Onun kemâlinin zayıf bir gölgesi ve işaretidir. \n\nAllah Teâlâ aynı zamanda büyük bir fazl-ı kerem sâhibidir de... Mahlûkat üzerine akıp taşmakta olan sayıya gelmez, sınır kabûl etmez nimetler hep Onun ihsanı ve ikrâmıdır. O nimetlerin zerresinde olsun hiç kimsenin hakkı yoktur. \n\nel-MUKSİT \nBütün işlerini denk, birbirine uygun ve yerli yerinde yapan. \n\nMazlûma acıyıp zâlimin elinden kurtaran. \n\nAllah Teâlâ en üstün bir adalet ve merhametin sâhibidir. Her işi birbirine denk ve lâyıktır. Zerre kadar da olsa haksızlığı tervic etmez. Kullarına muamelesi merhamet ve adalet üzeredir. Yapılmış olan hiçbir iyiliğin zerresini bile karşılıksız bırakmaz. İnsanların birbirlerine karşı işledikleri haksızlıkları da düzelterek hakkı yerine getirir. \n\nel-CÂMİ \nİstediğini, istediği zaman, istediği yerde toplayan. \n\nBirbirine benzeyen, benzemeyen ve zıd olan şeyleri bir araya getirip tutan... \n\nCem, dağınık şeyleri bir araya toplama demektir. Allah Teâlâ, vücudlarımızın çürüyerek suya, havaya, toprağa dağılmış zerrelerini tekrar birleştirecek, bedenlerimizi yeni baştan inşa edecektir. \n\nAllah Teâlâ birbirine benzeyen şeyleri bir araya getirip topladığı gibi, birbirinden ayrı varlıkları da bir araya getirmektedir. Onların iç içe birlikte yaşamalarını temin etmektedir. Sıcaklık ile soğukluk, kuruluk ile nemlilik gibi birbirine zıd unsurları bir arada tutması da yine Allahın Câmi isminin tecellisindendir. \n\nel-GANİYY \nÇok zengin ve her şeyden müstağnî... \n\nGaniy, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, herşey yanında mevcud bulunduğu için hiçbir şekilde başkasına müracaat mecburiyetinde kalmayan zât demektir. \n\nel-MUĞNÎ \nİstediğini zengin eden... \n\nAllah Teâlâ dilediğini zengin eder, ömür boyunca zengin olarak yaşatır. Dilediğini de ömür boyunca fakirlik içinde bırakır. \n\nBâzı kullarını zenginken fakir, bazılarını da fakirken zengin yapar. \n\nKıyamet günü fakirlik ve zenginlik tartılmayacak; fakirliğe ne ölçüde sabredildiği, zenginliğe de ne ölçüde şükredilmiş olduğu hesab edilecek. Mesele, çok fakir veya çok zengin olmak değil, çok sabretmek veya çok şükretmektir. (Yahya bin Muaz)                  \n\nel-MÂNİ \nBir şeyin meydana gelmesine müsâade etmeyen... \n\nİyiden ve kötüden pek çok arzularımız vardır ki biri bitmeden biri ortaya çıkar. Yaşadığımız müddetçe bunlar ne biter, ne de tükenir... Biz de bu arzularımızı elde etmek için çalışır dururuz. Her arzumuz bir takım sebeblere, sebebler de Mâni ve Mutî olan Allahın emrine bağlıdır. Allah Teâlâ isteyenlerin isteklerini, dilerse verir; o zaman isteyenin tuttuğu sebebler çabucak meydana gelir. Mutî ism-i şerîfinin mânası budur. Allah Teâlâ bâzı isteklere de müsaade etmez. O zaman isteyenin yapıştığı sebebler kısır kalır, ne kadar çabalanırsa çabalansın netice vermez. Bu da Mâni ism-i şerîfinin tecellîsidir. \n\nKullarının başına gelecek felâket ve musibetleri önlemek, geri çevirmek de yine Mâni ism-i şerîfinin tecelliyatındandır. \n\ned-DÂRR \nElem ve zarar verici şeyleri yaratan... \n\nen-NÂFİ \nHayır ve menfaat verici şeyleri yaratan... \n\nMenfaatları ve mazarratları, hayır ve şerleri yaratan Allah Teâlâdır. İnsana menfaat ve zararlar belli bâzı sebebler altında geliyorsa da, o sebebler o menfaat ve zararların sâhibi ve müessiri değil, birer perdesidir. Gerçekte zararın da faydanın da, hayrın da şerrin de yaratıcısı Allahtır. \n\nen-NÛR \nÂlemleri nurlandıran; istediği sîmalara, zihinlere ve gönüllere nûr yağdıran... \n\nBütün eşyayı aydınlatan nûr, şübhesiz ki, Allahın zâtının nûrundandır. Çünkü göklerin ve yerin nûru Odur. \n\nNasıl ki, güneşin aydınlattığı her zerre, güneşin varlığına bir delildir, kâinatın her zerresinde görünen aydınlık da, o aydınlığı yaratan varlığın mevcud olmasına bir delil teşkil etmektedir. \n\nel-HÂDÎ \nHidayeti yaratan. \n\nİstediği kulunu hayırlı ve kârlı yollara muvaffak kılan, muradına erdiren. \n\nHer yarattığına, neye ihtiyacı varsa, ne yapması gerekiyorsa onu öğreten... \n\nHidâyet; Allah Teâlânın lütuf ve keremiyle kullarına, sonu hayır ve saadet olacak isteklerin yollarını göstermesi veya o yola götürüp muradına erdirmesi demektir. Sadece hayır yolunu ve sebeblerini göstermeğe irşâd; neticeye erinceye kadar o yolda yürütmeye de tevfîk denir. \n\nHidâyetin karşılığı dalâlettir. Dalâlet, doğru yoldan bile bile veya iğfale kapılarak sapmak demektir. Hidâyetin neticesi îman, dalâletin neticesi îmansızlık ve küfürdür... \n\nel-BEDÎ \nÖrneksiz, misalsiz, acîb ve hayret verici âlemler îcad eden... \n\nZâtında, sıfatında, fiillerinde, emsâli görülmemiş olan... \n\nBedî, mübdî mânasınadır. Mübdî, ibdâ eden, yani örneği bulunmayan bir şeyi îcad eden demektir. \n\nAllah herhangi bir kuluna peygamberlik veya velîlik vererek üstün kılmışsa, bu üstünlükle o kul, kendi zamanındaki sair insanlara nisbetle bedî olmuştur. Bâzı âlimlere verilen Bediüzzaman lâkabı gibi. Bu tâbir, zamanının eşsiz, misilsiz âlimi mânasına gelmektedir. \n\nel-BÂKÎ \nVarlığının sonu olmayan... \n\nBu ism-i şerîf varlığın devamını bildiren bir kelimedir. Varlığın devamı, önü ve sonu olmamakladır. Önü olmamak mülâhazasıyla Allah Teâlâya Kadîm, sonu olmamak mülahazasıyla Bâkî denir. Bu mânalara yakın Ezelî ve Ebedî ism-i şerifleri de vardır. \n\nAllah Teâlânın varlığı, devam bakımından zaman mefhumu içine girmez. Çünkü, zaman denilen şey, kâinatın yaratılmış olduğu andan itibaren sonsuzluğa doğru akışının derecelerini gösteren bir mefhumdur. Şu halde, zaman yaratılmışlar başlamıştır ve onlarla bitecektir. Kâinat yokken zaman da yoktu, fakat Allah Teâlâ vardı. Kâinat biter, zaman da biter, fakat Allah BÂKÎdir. \n\nel-VÂRİS \nServetlerin geçici sâhipleri elleri boş olarak yokluğa döndükleri zaman servetlerin hakikî sâhibi... \n\nAllah Teâlâ mülkün gerçek sâhibi olduğu gibi, gerçek vârisidir de. İnsanların mülk sâhibi olmaları geçici olduğu gibi, varislikleri de geçici ve muvakkattır. Mülkün gerçek vârisi, mülk sâhibi Allahtır. Kıyâmet hengâmında bütün canlılar ölecek, bütün mülk tamamıyla Ona kalacaktır. \n\ner-REŞÎD \nBütün işleri ezelî takdîrine göre yürütüp, bir nizam ve hikmet üzere âkıbetine ulaştıran; \n\nHer şeyi yerli yerine koyan, en doğru şekilde nizama sokan... \n\nReşîd isminde iki mâna vardır: \n\n1. Doğru ve selâmet yolu gösteren. Bu mânada Hâdî ismiyle eş mânaya gelir. \n\n2. Hiçbir işi boş ve faydasız olmayan, hiçbir tedbîrinde yanılmayan, hiçbir takdîrinde hikmetsizlik bulunmayan zât mânasındadır. \n\nes-SABÛR \nAllah, bir işi, vakti gelmeden yapmak için acele etmez. Yapacağı işlere muayyen bir zaman koyar ve onları koyduğu kanunlara göre - zamanı gelince - icra eder. Önceden çizdiği zamandan, - bir tenbelin yaptığı gibi, - geciktirmez. Ve kezâ - bir acelecinin yaptığı gibi - zamanı gelmeden yapmağa kalkmaz. Bilakis her şeyi, hangi zamanda yapılmasını takdîr buyurmuş ise, o zaman yapar. \n\n\nAllahın Diğer İsimleri \nAllahın isimleri 99 taneden ibaret değildir. Âyet ve hadîslerde bu 99 isimlerden ayrı olarak Allaha başka isimler de izâfe edilmiştir. \n\nAllaha izâfe edilen diğer bâzı isimler şunlardır: \n\nel-Vâhidin yerine el-Ehad, el-Kahhârın yerine el-Kâhir, eş-Şekûrun yerine eş-Şâkir; el-Kâfi, ed-Dâim, el-Münevver, es-Sıddık, el-Muhît, el-Karîb, el-Vitr, el-Fâtır, el-Allâm, el-Ekrem, el-Müdebbir, er-Refî, Zittavl, Zülmeâric, Zülfadl, el-Hallâk, el-Mevlâ, en-Nasîr, el-Gâlib, el-Hannân, el-Mennân... \n\nKurân-ı Kerîmde Allah ism-i şerîfi 2800 defa zikredilmiştir. Allah isminden sonra Kuranda en çok zikri geçen isim, Rab ismidir. 960 yerde zikredilmektedir. \n\nRab isminden sonra, Kuranda en çok yer alan isimler ise; Rahmân, Rahîm ve Mâlik isimleridir. Fâtiha sûresinde Allah isminden sonra sıra ile zikredilen bu dört ism-i şerîfe, Cenâb-ı Hakkın Rubûbiyet Sıfatları adı da verilmektedir. \n\nTerbiye etmek, büyütmek, yetiştirmek mânalarını ihtiva eden Rab kelimesinin asıl mânası: Bir şeyi derece derece yükselterek, gayesi olan en mükemmele erişinceye kadar kollayan demektir. \n\nİsm-i Azam Nedir? \nAllah Teâlânın Kuran ve hadîs-i şerîflerde zikredilen isimlerinin en büyüğüdür. \n\nİsm-i Azamı, Allah, isimleri içinde gizlemiştir. Bunun da hikmeti, kullarının bütün Esmâ-i Husnâya rağbetini sağlamak, kendisine bütün isimleriyle dua edilmesini temin etmektir. İsm-i Azam belli olsaydı, insanlar yalnızca o isimle dua ederler, diğer isimleri terkederlerdi. Çünkü İsm-i Azamın Allah katında büyük bir değeri vardır. Bu isimle yapılan duaların mutlaka kabûl edildiği rivayet olunmuştur. \n\nİsm-i Azamın Esmâ-i Husnâdan hangi isim olduğu hakkında, İslâm âlimleri ayrı ayrı kanâatler ileri sürmüşlerdir. Büyük ekseriyetin kanâatı, İsm-i Azamın, lâfza-i Celâl yani Allah ismi olduğudur. Hz. Ali Efendimize göre İsm-i Azam tek isim değildir. Ferd, Hayy, Kayyûm, Hakem, Adl, Kuddûstan ibaret 6 isimdir. \n\nİmam-ı Azama göre, İsm-i Azam, Hakem ve Adl olmak üzere iki isimdir. Gavs-ı Azamın İsm-i Azamı, Hayy ismidir. İmam-ı Rabbânîye göre de İsm-i Azam, Kayyûmdur. \n\nGörüldüğü gibi İslâm büyükleri, İsm-i Azamı farklı isimlerde bulmuştur. Belki de herbirinin hususi âlemine tecellî eden İsm-i azam değişik olmuştur. \n\nEsmâ-i Husnâ içinde bir İsm-i Azam olduğu gibi, her isim için de azamî bir mertebe vardır. Bâzan bir ismin azamî mertebesi, İsm-i Azam ile karıştırılır; o isim azamî mertebedeki tecellîsi sebebiyle İsm-i Azam sanılır. İsm-i Azamın her âlime göre değişik olmasının bir sebebi de budur. \n.........................................................................................................................\nÇok konuşmazdı\n\n•Daima düşünceliydi\n•Kötü söz söylemezdi\n•Kimseyle çekişmezdi\n•Her zaman ağır başlıydı\n•Boş şeylerle uğraşmazdı\n•Dünya işleri için kızmazdı\n•Lüzumsuz yere konuşmazdı\n•Umanı umutsuzluğa düşürmezdi\n•Kimsenin kusurunu araştırmazdı\n•Vakar ve sükunetle rahatça yürürdü\n•Susması konuşmasından uzun sürerdi\n•Gerçeğe aykırı övgüyü kabul etmezdi\n•Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı\n•Konuşurken çevresindekileri adeta kuşatırdı\n•Sıkıntılı halinde kabalaşmaz,bağırmazdı\n•Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmezdi\n•Sade kıyafetler giyer,gösterişten hoşlanmazdı\n•Kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öç almazdı\n•Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü\n•Bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı\n•Sıradan değildi,ama sıradan insanlar gibi yaşardı\n•Kapısına yardım için gelen kimseyi geri çevirmezdi\n•Kimse hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi\n•Her zaman hüzünlü ve mütebessim bir baletle dururdu\n•Adet üzere sarfedilen hiçbir kötü sözü ağzına almamıştı\n•Kelimeleri parıldayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı\n•Fakirlerle birlikte yerdi,Öyle ki onlardan ayırt edilmezdi\n•Yanında en son konuşanı ilk önce konuşan gibi dikkatle dinlerdi\n•Düşmanlarını affetmekle kalmaz,onlara şeref ve değerde verirdi\n•Hiç kimseyi ne yüzüne karşı, ne de arkasından kınar ve ayıplardı\n•Yürürken ayaklarını yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmazdı\n•Adımlarını geniş atar,yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilirdi\n•Dostlarına şöyle derdi, Dünyada garip bir kimse yahut bir yolcu gibi ol,\n•Sabahları evinden çıkarken şöyle derdi,’’İlahi, doğru yoldan sapmaktan ve saptırmaktan,kanmaktan ve kandırmaktan, haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan, saygısız etmekten ve saygısızlık edilmekten sana sığınırım’’\n\n* O, HZ.MUHAMMED (SAV)     PEYGAMBERDİ*\n\t\t\t\t\t\t\t\t.......................................................................................................\n\nÖNEMLİ TARİHİ BİLGİLER (alıntı) \nPolonya / MİLLİ GÜN / 3 Mayıs \nNorveç / MEŞRUTİYETİN İLANI / 17 Mayıs \nYemen / MİLLİ GÜN / 22 Mayıs \nArjantin / MİLLİ GÜN / 25 Mayıs \nÜrdün / BAĞIMSIZLIK BİLDİRGESİ / 28 Mayıs \n\nBASINDA ÖNEMLİ GÜNLER \n\nHürriyet Gazetesi / 1Mayıs 1948 \nTürkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT)    / 1 Mayıs 1964 \nAydınlık Dergisi / 1 Mayıs 1993 \nMilliyet Gazetesi / 3 Mayıs 1950 \nOrtadoğu Gazetesi / 3 Mayıs 1972 \nStar TV / 5 Mayıs 990 \nDüzce Gazeteciler Derneği / 5 Mayıs 2000 \nCumhuriyet Gazetesi / 7 Mayıs 1924 \nRadyo-TV Gazetecileri Derneği / 8 Mayıs 1978 \nAvrasya Haber Ajansı / 25 Mayıs 1993 \nİskenderun Gazeteciler Cemiyeti 26 Mayıs 1963 \nAnkara Haber Ajansı (ANKA)    27 Mayıs 1973 \nReferans Gazetesi 31 Mayıs 2004 \n\nKURTULUŞ GÜNLERİ \n\nSakarya / Kaynarca 3 Mayıs \nAdana / Pozantı 25 Mayıs \n\nKUTLAMA HAFTALARI VE ÖZEL GÜNLER \nFAALİYETİN ADI: \n\nDünya Basın Özgürlüğü Günü / 3 Mayıs \nDünya Astım Günü / 3 Mayıs \nİş Sağlığı ve Güvenliği Haftası / 4-10 Mayıs \nHıdrellez / 6 Mayıs \nKarayolu Güvenliği ve Trafik Haftası / 5-13 Mayıs \nKan Haftası / 6 -12 Mayıs \nVakıflar Haftası / Mayıs’ın 2. Haftası \nAvrupa Günü / 9 Mayıs \nİstatistik Günü / 9 Mayıs \nDanıştay ve İdari Yargı Günü / 10 Mayıs \nEngelliler Haftası / 10-16 Mayıs \nHemşirelik Haftası 12-18 Mayıs \nTürk Dil Bayramı / 13 Mayıs \nAnneler Günü / 13 Mayıs \nDünya Eczacılık Günü/ 14 Mayıs \nDünya Çiftçiler Günü/ 14 Mayıs \nYeryüzü İklim Günü/ 15 Mayıs \nHava Şehitlerini Anma Günü /15 Mayıs \nGençlik Haftası / 15-21 Mayıs \nDünya Telekominikasyon Günü /17 Mayıs \nMüzeler Haftası /18-24 Mayıs \nAtatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı/ 19 Mayıs \nDünya Süt Günü / 21 Mayıs \nDünya sigarasız günü / 31 Mayıs \nDünya Hostesler Günü / 31 Mayıs \n\nÜLKEMİZDE KUTLANACAK FESTİVAL,FUAR VE ANMA GÜNLERİ \n\nÇilek,Tarım,Kültür ve Sanat Festivali/ Aydın/ Sultanhisar 1-5 Mayıs \nKültür ve Bahar Bayramı /Aydın Koçarlı 1-5 Mayıs \nLale Şenlikleri / Ankara / Sincan 5-7 Mayıs \nYunus Emre Kültür ve Sanat Haftası /Eskişehir 6-10 Mayıs \nBeymelek Bahar Şenliği /Antalya / Kale 6-26 Mayıs \nTürk Dil Bayramı ve Yunus Emre’yi Anma Haftası/ Karaman 12-13 Mayıs \nAfrodisias Kültür ve Sanat Festivali / Aydın Karacasu 14 Mayıs \nUluslararası YatFestivali / Muğla / Marmaris Mayıs’ın 2.haftası \nBatman’ın il oluşu /Batman /16 Mayıs \nBayramiç Panayırı /Çanakkale / Bayramiç 17-20 Mayıs \nDenizli Belediyesi Amatör Tiyatrolar Festivali / Denizli 19-23 Mayıs \n25 Mayıs Atatürk’ü Anma ve kutlama Festivali / Samsun / Havza 19-25 Mayıs \nUluslar arası Karadeniz Giresun Aksu Festivali / Giresun 20-23 Mayıs \nUluslar arası Agamemnon Kültür ve Sanat Festivali İzmir / Balçova 21-23 Mayıs \nAyazma Şenlikleri /Gümüşhane Mayıs’ın 3.haftası \nKaragöz Kültür Sanat ve Kakava Festivali / Kırklareli Mayıs’ın 3. Haftası \nDöşemealtı Halı Festivali / Antalya/ Yeniköy Mayıs’ın 3.haftası \nMilli MücadeleyeKatılmayı anma günü /Denizli/Sarayköy 24 Mayıs \nTürklerin Rumeliye çıkışları /Çanakkale/ Gelibolu 26-28 Mayıs \nMilli Mücadelede düşmama Ayvalık’da atılan ilk kurşun /Balıkesir/ Ayvalık 29 Mayıs \nİstanbul’un Fethi / İstanbul 29 Mayıs \nAntiocheia Kültür ve Sanat Festivali Isparta / Yalvaç Mayıs ayında \n\n1918-1938 ATATÜRK VE MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİNDE BASIN \n\nYunus Nadi Bey tarafından kurulan Cumhuriyet gazetesinin İstanbul’da çıkmaya başlaması 7Mayıs 1924 \n\nBursada yayınlanan Yoldaş gazetesinin kominizm propagandası yapması sebebiyle kapatılması 21 Mayıs 1925 \nBalıkesirde Doğ rusöz adlı milli gazetenin yayına başlaması 22 Mayıs 1919 \nAnkara’da Birinci Basın Kongresinin toplanması 25 Mayıs 1935 \n\nTARİHTE DÜNYADA VE ÜLKEMİZDE ÖNEMLİ OLAYLAR \n\n1 Mayıs/ Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğünün kuruluşu (1964)  \n1 Mayıs / Bingölde deprem meydana geldi.Depremde 176 kişi öldü,522 kişi de yaralandı \n3 Mayıs / Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet’in ölümü ve yerine 2.Beyazıt Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ)    ile İsrail,Batı Şeria ve Gazze’de yaşayan Filistinlilere özerklik verilmesini öngören anlaşmaya imza attılar (1994)  \n5 Mayıs/ Ankara’da Atatürk çiftliği (Gazi Çiftliği)    nin kuruluş çalışmaları başladı (1925)  \n5 Mayıs/ Avrupa konseyinin kuruluşu (1949)  \n5 Mayıs/ TBMM’nin ilk toplantısı (1920)  \n5 Mayıs/ Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer,TBMM Genel kurulunda yapılan 3.tur oylamada 330 oyla Türkiye Cumhuriyetinin 10.Cumhurbaşkanı seçildi (2000)  \n7 Mayıs/ Osmanlı-Amerikan Ticaret ve Dostluk Antlaşmasının imzalanması (1830)  \n8 Mayıs / Türkiye Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü’nün kuruluşu (1952)  \n8Mayıs/ 2. Dünya Savaşı’nın sonu (1945)  \n9 Mayıs/ Devlet İstatistik Enstitüsünün kuruluşu (1926)  \n10 Mayıs/ Danıştay’ın kuruluşu (1868)  \n10 Mayıs/ Cezzar Ahmet Paşa’nın Akka’da Napolyon’a karşı zaferi (1799)  \n10 Mayıs/Nelson Mandela Güney Afrika’nın ilk siyahi lideri oldu (1994)  \n13 Mayıs/ Türk Dil Bayramı,Karamanoğlu Mehmet bey’in bugünden sonra Divan’da Dergah’da,Meclis’de ve Meydan’da Türkçeden başka bir dil kullanılmayacaktır fermanının yayınlanması (1277)  \n13 Mayıs/ Mehmet Ali Ağca’nın Roma’da Papa’ya yönelik suikasti (1981)  \n14 Mayıs/ Mektebi Şahane-i Tıbbiyenin açılması (1839)  \n14 Mayıs/ Türkiyede ilk Demokratik seçimlerinin yapılması (1955)  \n15 Mayıs/ İzmir’in işgali 1919 \n16 Mayıs/ Atatürk’ün Samsun’a gitmek üzere Bandırma Vapuru ile İstanbul’dan yola çıkışı (1919)  \n16 Mayıs / Türkiye’nin 10.Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, TBMM Genel kurulunda ant içerek \nGörevine başladı (2000)  \n19 Mayıs/ Mustafa Kemal’in Samsun’da Anadolu toprağına ayak basması ve milli mücadelenin başlangıcı (1919)  \n20 Mayıs/ Sultan 2. Osman’ın öldürülmesi (1622)  \n21 Mayıs/ Defterhane-iş Amire Kalemi (Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü)    nün kuruluşu (1847)  \n24 Mayıs/ Bulgaristan zulmünden zorunlu Türk göçü(1989)  \n25 Mayıs /1.Türk Basın Kongresi toplandı (1935)  \n26 Mayıs/ 2.Bayezit’in ölümü (1512)  \n26 Mayıs/ Atatürk’ün Ankara’dan son ayrılışı (1938)  \n27 Mayıs/kendilerine teslimini istemeleri.Sultan 3.Selim’in tahttan indirilip 4. Mustafa’nın taht’a çıkartılması (1807)  \n29 Mayıs/ İstanbul’un Fethi (1453)  \n30 Mayıs/ Osmanlıların Fransa ile bir imtiyaz (Kapitülasyon)    antlaşması yapmaları (1740)  \n31 Mayıs / Fransızlarla Ankara Hükümetinin anlaşma yapması (1920)  \n31 Mayıs/Türkiye Cumhuriyeti ile İsveç Kraliyeti arasında dostluk antlaşması imzalandı (1924)  \n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Gül Demeseydim",
        "poet": "Ahmet Nural Öztürk",
        "poem": "\n\nGüle gül demeseydim kokmaz mıydı gül gibi \nIsparta caddeleri\nGüle hasret kalır mıydı gençliğim\nGül bahçelerinde dileklerim\n\nGüle gül demeseydim gülmez miydi gül gibi\nIsparta caddeleri\nKonmaz mıydı yalnızlığım dalına\nDikenleri batmaz mıydı tatlı bir sitem gibi dudağıma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Benziyor",
        "poet": "Avni Temiz",
        "poem": "\n\nBir yüreğe ateş koyup gidenler,\nYanan köz üstünde küle benziyor.\nSevdiğim kim diye merak edenler; \nHas bahçe içinde güle benziyor.\n\nAlnına dökülür saçın pürçeği,\nSanırsın kırlarda yaban çiçeği,\nİnanın dostlarım işin gerçeği; \nHas bahçe içinde güle benziyor.\n\nTürküsü çalınır sazın telinde,\nKokusu bulunur seher yelinde,\nYar benden uzakta, gurbet elinde; \nHas bahçe içinde güle benziyor.\n\nDokunan kilimdir gönlümde aşka,\nSevilmek başkadır, sevmek bir başka,\nBülbülü olsaydım dalında keşke; \nHas bahçe içinde güle benziyor.\n\n25.10.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Güle",
        "poet": "Şevket Tercan",
        "poem": "\n\nDün seni seni sormuştum,\nBana geri dönersin ummuştum,\nOlanları unutur zannederek,\nSeninle yeniden konuştum.\n\nDönme sen bana, aman dönme,\nSevme sen beni,sakın sevme,\nGit uzak dur artık benden,\nHadi güzelim güle güle.\n\nAnlamadım seni birtürlü,\nSardı beni derin üzüntü,\nAklım karıştı sevdandan,\nBir sürü kuru gürültü.\n\nDönme sen bana, aman dönme,\nSeme sen beni, sakın sevme,\nGit uzak dur artık benden,\nHadi güzelim güle güle.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle güle",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nKarar vermişsin artık, ne söylesem nafile! \nBelli ki gideceksin, ölürüm desem bile.\nMutluluk diliyorum, yine de ben ardından,\nBahtın da açık olsun, yolun da; güle güle! \n\n31 Mayıs 1988 - Salı / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Gül Diyemedim",
        "poet": "Hüseyin Salman",
        "poem": "\n\nGül dikeni batar elime, benim gülüm ırakta,\nGönül sarayımdasın ama, bu gönül yasta,\nNe güle gül diyebildim,ne gülistana girebildim\nBir tek gül için, tüm bedenim hasta...\n\nGeçti zaman geri gelmez ki dünüm,\nYüreğim kan ağlıyor ses ver gülüm,\nSeni sensiz yaşamak büyük zulüm\nGözlerim yorgun beden yasta,\nYalan değil gülüm, bu beden sana hasta...\n\nGül dedin gülüne, gülün rengi solgun,\nYolun sonu gözüküyor,derbederin yorgun,\nHasta olan değil, vakti-saati gelen gider,\nBiliyorsun ki; sevdan sana ta..ezelden vurgun...\n\nGülüm dedim, ömrün kısa olmasın gül gibi,\nMaziye bakıp üzülme, deme var mı ben gibi,\nDedim ya bu can sensin, bu beden sana hasta\nGül kokunu çok özledim, bülbülün yasta...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Güle",
        "poet": "Şiirimsi Adam",
        "poem": "\n\nyeşile çalan zamanlara,\nve senle dolu anlara \nbir veda havası gerekirdi...\nbir veda, bir söz...\ntutuşsuz tutuşmalarımıza \nacılarla yüceleşen bir ağıt...\nuzak yollar \nve bekleyişlerin \no uçsuz sancılarıyla dolu \nbir zaman daha...\nküçük yüreğine bergüzar \nbir ten ıslaklığından başka \nbir şey bırakamasam da,\nbir çift sözüm \nkulağında çınlamalı:\ngüle güle...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Güle",
        "poet": "Sedat Gür",
        "poem": "\n\nİzliyorum şehrin kırpışan ışıklarını,\nAklımda bin bir türlü düşünceler.\nSen orda bir yerdesin\nVe ben aslında sana bakıyorum.\n\nBu şehri paylaşmamızın son zamanları bunlar.\nŞimdi ne güzel gözüküyor bir yaz gecesi Bursa.\nBir daha böyle gözükmeyecek belki.\n\nSana ulaşamamak senin yanında olamamak bir yana,\nEn kötüsü gideceğini bilmek hiç bilmediğim yerlere.\nEn kötüsü hiçbir şeyin gelmemesi elimden…\n\nOlmuyor… İyice daralıyorum.\nBitmek bilmeyen düşünceler,\nHaftalardır seni konuşmak.\nAtamıyorum seni bu bedenden.\nCanımı, ruhumu atabilirim istesem,\nAma seni atamıyorum.\n\nOlmuyor… Daha da daralıyorum.\nBir sigara yakıyorum şehre karşı.\nİçime çekiyorum sanki seni içime çeker gibi.\nO da olmuyor.\nYa burnumdan çıkıyor ya kulağımdan.\nZehri kalıyor kanımda,\nSenin bende bıraktığın gibi…\n\nElini tutmak değildi ki herşey.\nBir kere sıcacık bakmasanda olurdu.\nYanında olmaktı istediğim.\n\nAma olmuyor işte.\nSen gidiyorsun,\nBen son zamanın hüznünü yaşıyorum.\nKimseden habersiz, tek başıma.\n\nSöndür ışıklarını Bursa! ! \nO gidiyor! ..\nO giderken sende sön Bursa! ! \nBenim söndüğüm gibi sende sön.\n…yalvarırım sessiz kalma.\n\nBu sözlerimi duymasanda,\nSarılarak yolcu edemesemde seni,\nMani olmadan gidişine…\nGüle Güle Serçin! \nGüle Güle içimde kalan SON umudum.\n\nGüle Güle…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Güle",
        "poet": "Esma Özdemir",
        "poem": "\n\nBir kucak gülle\nEn sıcak günde\nTatlı bir dille\nGirdin gönlüme.\n\nBir gülüşünle\nBir sevişinle\nBir bakışınla\nDoldun kalbime.\n\nKoynumda saklı\nBir kucak gülle\nBir buselik yola\nGel, sağlık ile de\nGit, güle güle! \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Güle",
        "poet": "Abdülkadir Dağlar",
        "poem": "\n\ngül hayâlini gördüm\ngül\nkanıyordu\nkan\ngül kokuyordu\nben\nyanıyordum\n\ngül hayâlini gördüm\ngül\nterliyordu\nter\ngül kokuyordu\nben\nağlıyordum\n\ngül hayâlini gördüm\ngül\nağlıyordu\nyaş\ngül kokuyordu\nben\nbiliyordum\n\ngül hayâlini gördüm\ngül\ngeliyordu\nyol\ngül kokuyordu\nben\ngülüyordum\n\ngül\ngeldi\ngül\ngüldü\ngülüştük\n\nben\ngülüyorum\n\n(2002)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Güle",
        "poet": "İlhami Seçkin",
        "poem": "\n\nTatil günü mevsim, ilkbahar\nGök bulutlu kuvvetli, rüzgar.\nCamlardan doğayı, izliyorum\nGönül buna doymaz, istiyorum.\n\nBazen yağmur, bazen esinti\nKederimi dağıttı bu, hışırtı…\nİnsan sustu doğa, sanki…\nDillendi böyle ruha, karıştı.\n\nSağa sola esniyor, ıslık ile\nSöğüt, kavak, çınar ağaçları.\nMeskenim doğadır: güle güle\nAldı beni götürdü o, iştahları.\n\nBozkurt idim ovalar, dağlar\nBenim meskenim o, kayalar\nHep uzaktan uzağa, havlarlar\nBenim meskenim o, mağaralar.\n\n16 Mart 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Güle",
        "poet": "Nuri Sedat",
        "poem": "\n\nBiri şiirler yazar, \nDiğeri tatil planları yapar,\nBiri cefa çeker, \nDiğeri sefa sürer,\nBiri aşkım der, \nDiğeri yokum,\nBiri biz der, \nDiğeri siz\n\nPeki gidebilirsiniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Güle",
        "poet": "Ömer Şimşek",
        "poem": "\n\nGüle güle sevdiğim, gittiğin yer Akdeniz olsun.\nGülücükler açsın yüzünde, hüzün çiçekleri solsun.\nLâkin yeşersin sümbüller, erguvanlar, leylaklar.\nDaha çilem dolmadı benim, sana mutluluklar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Güle Bebeğim",
        "poet": "Yılmaz Sezgin",
        "poem": "\n\nHaydı git güzelim\nYolun açık olsun\nBeni terk ettin demeyeceğim \nSana hiç sitem etmeyeceğim\nYaşadıklarımız mazide kaldı artık\nHayal edebildiğim kadar \nHatırlayabildiklerimle beraberim şimdi \nÜç beş yaprakta olsa\nAnlamı vardı bir şeylerin\nÖyle ki\nKalbime gömdüğüm duyguların\nAğırlığı altında ezildim yıllarca\nNe uğruna\nElbette ki senin uğruna\nSevgimiz uğruna\nTaşıyamayacağın beraberliğimiz adına\nSeni yıllarca \nPeşimden sürüyemeyeceğimin farkındayım\nBelki de ayrı dünyaların insanıyız\nKim bilir\nDemek ki yalnızca duygular yetmiyormuş\nPembe dünyalar için\nBeklentilerde önemli\nSonra eş dost \nKonu komşu \nNe dersin\nFarkında olmadan\nBir uçurum kenarına mı\nİtildik beraberce\nKala kala \nKarşılıklı içilen iki bardak  soğuk su\nBirde kuru kuruya bir hoşça kal\nGüle güle bebeğim \nBeni aramak istersen \nSen bilirsin\nNe olursa olsun\nBil ki kalbimin bir yerindesin\n                 07.Ekim 1994\n                 Saat: 19.00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Güle Avrupa",
        "poet": "Ercan Demirci",
        "poem": "\n\nKırk yıl geçti aradan\nDavet gelmez oradan\nSabır versin yaradan\n\nBaşka bir yol bulalım\nİşi kolay kılalım\nDoğuyla buluşalım\nGüle güle Avrupa\n\nAç kapıyı girelim\nBir hayrını görelim\nKapıyı mı kıralım\n\nBak budur en temizi\nÇekelim restimizi\nÇizsinler üstümüzü\nGüle güle Avrupa\n\nÇile kabımız dolsun\nİç barış tamam olsun\nOnlar Allahtan bulsun\n\nBaşka bir yol bulalım\nİşi kolay kılalım\nAsya’yla buluşalım\nGüle güle Avrupa\n\nsöz-müzik:\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Güle",
        "poet": "Bener Ethem",
        "poem": "\n\nterli nefesinde dinledim \n\nkalbinin sesini \n\nçıplak bedenini seyrettim \n\nkıvrılmış  sabah serinliğinde \n\nbir bebek kadar masum \n\nbir bebek kadar sıcacık \n\nöpmek istedim \n\nöpmek istedim \n\nkorktum \n\nuyuyan gözlerini uyandırmaktan \n\nkorktum da bir  öpemedim.\n\nbitecek bir gecenin acelesinde \n\nseviştik \n\nkoşar gibi \n\nher anına bir dudak izi bıraktık \n\ntitreyen \n\nher anı kaybolmasın diye tenimize terimizle işlenmiş \n\nbir gecenin sabahında \n\nseni seyrettim \n\nuyanırsan kaçacakmışsın gibi\n\nkorkumdan dokunamadım \n\n\t\töpemedim \n\n\t\t\tkoklayamadım.\n\ngözlerimde hasretin\n\ngüle güle sevdiğim \n\n20.06.2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Güle",
        "poet": "Erdoğan Vural",
        "poem": "\n\nDil verdik kış arkadaşım çokca\nGit,gene gel; \nBakma benim mahzunluğuma\nYarına ümidim var..\n\nGörüşürüz  inşallah,\nBir parça daha adın gömleğime işlenmiş,\nBir parça daha dişlenmiş,\nBu bahçe dolu ayvalar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Güle Baba, Güle Güle Ecevit",
        "poet": "Turan Gökmenoğlu",
        "poem": "\n\nHer beraberliğin bir sonu var\nBu gün yolculuğun veda saati\nUzaklarda da olsa sevdiklerim\nVarlığın yeterdi kalbimin derininde\nŞimdi veda saati\nEşyalar toplanmış\nBeklenir uzaklara uçuşan nehir\nGüvercinler saf tuttu bir bir\nKarınca misali sevdiklerin\nŞimdi veda saati\nAğlamaya bile takatim yok\nHepsi içime aktı gözyaşlarımın\nYanaklarımda hüznün yoku saklı\nKüçük ayaklarınla gözden kayboluyor hayalin\nBana bir tek anılar kaldı\nYollar toz bulutuna sarılıp\nAldı götürdü uzaklara\nHer adımda yeniden dönüp gelirsin\nGittiğin yerlerde de benimlesin...\n\nTuran Gökmenoğlu\nGöztepe, 6 Kasım 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Güle",
        "poet": "Ali Sandıkçıoğlu",
        "poem": "\n\nGüle, güle dostum Salih,\nYolun daim  açık olsun.\nNiyyet ettiğin yol için; \nRabbim sana yardım etsin.\n\nGüzel bir yolculuk için,\nHazırlıklara  başladın.\nHer müslümanın gönlünde:\nYatıyor  senin niyetin….\n\nKimisine nasıp olur; \nHac için Mekkeye gitmek.\nİnsana mutluluk verir; \nMübarek taşa yüz sürmek.\n\nÇok güzel günler geçirdik:\nBirlikte biz Almanyada.\nDilerim  sana saadet; \nHem dünyada, hem ukbada.\n\nTatlı güzel hatıralar; \nHer daim  canlı kalacak.\nDostluğumuz  anlık değil,\nİnşaellah  devam  edecek.\n\nYüce Rabbimden dilerim; \nHer sahada başarılar.\nGelirsin  yine inşaellah:\nTazelenir  hep  anılar…\n\nEn samimi dileğimdir; \nDaima  mutlu olasın.\nVardığında  Beytullaha,\nBizdende selam söylersin.\n\nAnnen, baban, çocuklarla; \nHuzurlu  olasın daim.\nÖmür geldi ve geçiyor:\nKalınmaz dünyada kaim.\n\nKaradeniz  bölgemizin; \nCesur ve mert erkeğisin.\nDilerim  yüce Allahtan.\nEnişe dönsün  yokuşun.\n\nGüzel bir akadaş idin.\nBizi burda garip koydun.\nAkçabatalı Salıh Yılmaz,\nMevlam senden razı olsun.\n\nBen hakkımı helal ettim.\nLütfen sende helal eyle.\nBütün aile fertlerine,\nDostum bizden selam söyle.\n\nİlim Rize, köyüm Silyan. (1) \nSandıkçıoğlu  Aliyim  ben.\nSon akşam yazdım bunu ben; \nYol   boyunca oku dur  sen.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Güle Dostum",
        "poet": "Mehmet Çiftci",
        "poem": "\n\nBir ömür çalışıp didindin durdun\nTüm kazancın üç beş metre bez etti.\nÇok uzun yıllara hayaller kurdun\nEcel geldi hepisini toz etti.\n\nKüçücük bir mikrop girdi kanına\nAcılardan yatamadın yanına\nBir hastalık bedel oldu canına\nSımsıcacık bedenini buz etti.\n\nBaşladı değil mi ebedî uyku\nNe endişe ne tasa var ne kaygı\nArtık beklemezsin kimseden saygı\nHayat bu gün hesapları düz etti.\n\nGüle güle dostum uğurlar ola\nBizler devam ediyoruz bu yola\nHaberler salındı sağa ve sola\nİşte bu gün herkes senden söz etti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Güle Gül",
        "poet": "Selim Akman",
        "poem": "\n\nGül koydum adını herşeyin,\nSuyun ekmeğin, yemeğin,\nSokakların cadde labaların,\nGazel okudum ayrılığa gül.....\n\nEsiri ettin ruhumun,\nKalp dalak böbrek,\nBütün uzvumun hepsi,\nSende güle güle gül......\n\nAkrep gibi girdin solumdan,\nKöstebek oldum yolundan,\nUykumun içine ettin gül,\nGüle güle şehvetle gül.....\n\nKör topal, tek bıraktın beni,\nYaban dağlarda avlattın beni,\nÇakala madara ettin beni,\nGüle güle hasretle gül....\n\nBoyuna inen kılıç değilde ne? \nDillere persenk olmuşum.gül neme,\nBoş fıçı gibi dibsizkuyulara attın beni,\nGüle güle kahkahayla gül.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Güle Sevgili",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nGüle güle sevgili, haydi git güle güle,\nBekleyenin yok artık, geriye dönsen bile.\nYarın ben de giderim, kalamam buralarda,\nDönmem billahi artık, arama hiç nafile…\n\n5 Kasım 1984-Pazartesi / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Güle Koçum",
        "poet": "Hıdır Altaş ",
        "poem": "\n\nBal börek ile büyüttüğüm\npatiklerle sokaklarda yürüttüğüm\nBüyümüşte askere gidecekmiş\nCaddelerde top sakalla gördüğüm\n\nSanayiye çırak olarak verdim\nOğlum sen bu işte çalış dedim\nKütahyada havacı asker olcakmış\nDünkü çucuk büyümüş hayret ettim\n\nAnalar toplandı ellerini kınaladı\nBoynuna al bayrağı doladı\nTurhani bile oturdu yere ağladı\nMahalleli İsmaili askere yolladı\n\nKız kocaya oğlan askere gider oğlum\nBen eğlencede deli tavuk oldum\nHrkes gibi bu güzel vatanı bekleyeceksin\nGüle güle git uğurlarola be koçum\n\n20.05.2006 aşık turhani/ANTALYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Kar Yağdı",
        "poet": "Hakkı Yurtlu",
        "poem": "\n\nKutluyorken, Ekim'de bayramı,\nYeri; Cumhuriyet Meydanı,\nYiğitlerin harman diyarı\nGüle kar yağdı bakın hele! ...\n\nEkim'de yağmaya başlar kar,\nMayıs'ta Eğrice'yle çıkar\nBura Yozgat suyu sert akar\nGüle kar yağdı bakın hele! ...\n\nGül kırmızı, ama gül beyaz,\nNefes kesiyor bakın ayaz,\nBir arada kırmızı-beyaz\nGüle kar yağdı bakın hele! ...\n\nHakkı'yım resmeyledim anı,\nGel gör Yozgat'ı sen de tanı,\nSoğuğuyla var adı, sanı\nGüle kar yağdı bakın hele! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Güle Sevgili Dost",
        "poet": "Nihat Gülle",
        "poem": "\n\nPersonelin babasıydın\nDüşünceli insaflıydın\nİnsanların en hasıydın\nGüle güle sevgili dost\n\nKalp kırmaz,gönül yıkmazdın\nHaksızlığa dayanmazdın\nKimseyi alıp satmazdın\nGüle güle sevgili dost\n\nKimseye kin tutmazdın\nMaiyetin hep korurdun\nİşten güçten yorulmazdın\nGüle güle sevgili dost\n\nDerdimizi paylaşırdın\nNeş'emize katılırdın\nAdaletli,vicdanlıydın\nGüle güle sevgili dost\n\nHerkesi sever sayardın\nYalnız haklıdan yanaydın\nKargaşaya set olurdun\nGüle güle sevgili dost\n\nMütevazi olgun idin\nHoşgörü de pek cömerttin\nÖzünde sözünde merttin\nGüle güle sevgili dost\n\nDostluğun güven verirdi\nÇabuk kızar affederdin\nKimseye sitem etmezdin\nGüle güle sevgili dost\n\nKimsesiz değil,yalnızdın\nGüçlüklere aldırmazdın\nSözünden asla caymazdın\nGüle güle sevgili dost\n\nHerkese değer verirdin\nKimseye zarar vermezdin\nİzinlerle oynamazdın\nGüle güle sevgili dost\n\nDisiplini çok severdin\nKimseye ödün vermezdin\nZorba değil,efendiydin\nGüle güle sevgili dost\n\nHerkesle dost,barışıktın\nSen dürüstlüğe aşıktın\nNe paspaldın,ne de şıktın\nGüle güle sevgili dost\n\nNe saf melek,ne şeytandın\nAdam gibi bir adamdın\nUzak bir diyara atandın\nGüle güle sevgili dost\n\nKöylü değil şehirliydin\nİstikrarlı tutarlıydın\nGörgülü hem medeniydin\nGüle güle sevgili dost\n\nErken gelir geç giderdin\nKimseye minnet etmezdin\nDolmuşa binip inmezdin\nGüle güle sevgili dost\n\nÇiğ köfteye bayılırdın\nAyran içip ayılırdın\nKendine has bir insandın\nGüle güle sevgili dost\n\nNihat Gülle\nŞair ve yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Sevdam Arttı",
        "poet": "Ramazan Çağlar",
        "poem": "\n\nSevdalıyım bir vuslatın derin denizlerinde,\nTa fecr-e ulaşır muhabbet kokusu ile,\nGüzelliktir zamanım, güller aşkı ile,\nBir gül gelir aklıma, gül bahçelerinde.\nGül sevdadır, muhabbettir, aşktır? \nKavuşmaktır, hasretlik çekmektir.\n\nGül; efendimin teridir,\nTeri gül kokan efendimin.\n- Ya muhammed! \nSenin zamanında doyamazdı sahabilerin,\nKokunu duymak için gelenlerin,\nUzaktan yakından ziyaretçilerin,\nGüller gibi oldular.\nSadece senin için.\n\nGül gibiydin doyamadı sana sahabi,\nSoluverdi ellerinde yüce bir inci,\nGül goncaydı ismin, güzel mi güzel biri,\nGeldi aramıza, geldi gül yüzlü biri.\nGelenler bir aşık oldu ki? \nGül simana doyamaz oluverdi.\nGidenler kalmaları oynayıverdi.\n\nDoyamayanlar oldu gül arayanlar,\nArayanlar seni bulamaz oldu.\nOysa bizi sen bulmuştun,\nSen bize,\n- Ya muhammed gülü sevdirmiştin.\nGülü sende bulduk,\nGülümüz sen oldun? \nGül gibi, kokan olduk..............\n\n                                     (15.06.2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle özlem",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nÖzlemin,hayalin veda etmediğini,\nduyguların yerini alan \ntutku söylüyordu.\nDudaklarından dökülen sözler\nebediyeti vadediyordu.\nGökyüzü şeffaf ve yumuşak,\nhayalimde dolaşırken gözlerin,\nDiğer taraftan hakikat,\ninsanlık kalbini taşıyamayacak kadar\nzalim ellere teslim edildiğini \nnerden bilebilirdim ki. \n\n                               21.0409/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Sitem",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nYıllar yılı ağladık yeter bu kadar gönül,\nSöyle figan etmesin, gül için hala bülbül.\nBiz onu dalda sevip, incitmekten korkarken,\nO bir vazo ararmış, gitmeye çeşm-i bülbül.\n\n31 Ocak 1991-Perşembe/Bilecik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Özlem",
        "poet": "Fatih Kolay",
        "poem": "\n\nGeçen bir gül gördüm rüyamda\nGüller bahçesinde rengarenk güller\nSevdiğim insan güller arasında \nGüllerdeki samimiyet kadar güzel güler \n\nBir güle baktım bir de gülüşe\nGülende hissettim çiçeklerin kokusunu\nBahçeyi seyrederken daldım hülyaya\nÇıktı karşıma gül bahçesi; Rüya içinde rüya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Matem Düşer",
        "poet": "Muammer Yalçın",
        "poem": "\n\nGüle matem düşer zarlar içinde \nGoncalar yas tutar ağlar Sivas ta\nGüle matem düşer karlar içinde\nBülbül karaları bağlar sivasta\n\nDüzlüğü ovası hemen her köşe\nKöse dağı yıldız şaşar bu işe\nŞu dumanlı tecer çok kızar keşe\nİsyanlar eder hep dağlar sivasta\n\nAltı yerden kopar kanatlar kollar\nYıkılası dağlar kış boran yollar\nKardeşler bacılar sevdiğin kullar\nHasta düşer inan sağlar sivasta\n\nHaberci habere karalar yazar\nGönülde iy olan yaralar azar\nHiçbir dert bu kadar yaralamazlar\nErir yürekte ki yağlar sivasta\n\nHorasanda ata yurdu muhidi\nAntakya’dan Sivas güzergâh idi\nElmalıdan çıkar dava şehidi\nO gül unutulmaz çağlar sivasta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Soruyorum",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nGüle soruyorum seni, kime sorayım,\nYine bir rüya gördüm hayra yorayım,\nHangi dostlarım bilir ki seni bulayım,\nGüle soruyorum seni, kime sorayım,\nYine bir rüya gördüm hayra yorayım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Veda",
        "poet": "Harun Yöndem",
        "poem": "\n\nÜzüntü düğümlendi yürekte\nGece de geceydi, gündüz de.\nNe tünelin ucu aydınlıktı,\nNe yolun başı.\nBitmez tükenmez ruh burkuntusu,\nKavruk bir iç sıkıntısı…\n\nZehir içip zehir kemirdi zaman.\n\nSuskun homurtularla geçip gitmek vardı \n“Bu da geçer ya Hû! ” diyerek\nAhraz oldu dil kör kuyuda\nBüzdü kanatlarını umut kelebeği,\nKanadı yaralı yüreği,\nKıvrandı, inledi bülbül.\n\nYa sen neredeydin ey gül?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güle Yasla Sancını",
        "poet": "Hayrettin Geçkin",
        "poem": "\n\ngüle yasla sancını \no anlar \nelif inceliğinde dokun\nbulutlara \nsonra bir güneş \nbir kar\n\nyıllardan çocukluğun \nfazla yaklaştırma yüzüne\nyüzüne ince bir bahar sıçrar\nbuzdan bir ay okşar saçlarını \nsonra bir güneş \nbir kar\n\ndüz damlı, tek katlı evlerin\narasından geçerken duyduğun\nateşli ve umutsuz bir sevişme\nsarar seni, süt rengi duman \nsonra bir güneş \nbir kar\n\nsonra bir güneş\nbir kar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülebilir Miyim",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nGülebilir miyim, söylet bakayım\nYar yanında yoksa, yüze vurulmaz\nAğlayan gözlerle, neden akayım\nParlayan gökyüzü, elbet kurulmaz\n\nÖlesiye sarsa, aşkta birlilik\nCan çıkana kadar, beden dirlilik\nGünahla batacak, onca kirlilik\nIslanan gökyüzü, elbet kurumaz\n\nNefsimin nefesi, kesilse birden\nMormenekşe düşse, yere aniden\nGüller sağ yanımda, solmaz kibirden\nIslanan gökyüzü, elbet kurumaz\n\nAteşi yükselse, aşkı omuzda\nİç içe bilirsen, umut kımızda\nKimsecikler olmaz, inat domuzda\nIslanan gökyüzü, elbet kurumaz\n\nRüzgara gelgite, umut bağlama\nEllerin kavuşur, yalnız ağlama\nDenize sormadan, bomboş çağlama\nIslanan gökyüzü, elbet kurumaz\n\nZamana kadere, terketme beni\nToprağa düşsede, çamur bedeni\nİsyan etme ne olur, suçsuz gideni\nIslanan gökyüzü, elbet kurumaz\nBahattin Tonbul\n18.8.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güleç Kız",
        "poet": "Nuray Açar",
        "poem": "\n\nHüzün sana yakışmıyor be Güleç kız \nHadi şöyle gamzeleşsin o pembe yanakların \nGözlerin en parlak yıldızlara inat \nIşısın boncuk boncuk \n\nNeşe kaynağımızsın sen \nSenin yanında ne hastalıklar ne yaşamın zorlukları \nYerleşemez yanı başımıza \nSen gülümse yeter ki Güleç kız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülecek",
        "poet": "Kenan Bilgac",
        "poem": "\n\nGülecek\nTan ağarıp güneşimiz doğacak\nUmudum var kader bize gülecek\nYakarışlar gökten bulut sağacak\nUmudum var kader bize gülecek\n\nEtkiledi beni buğlu gözlerin\nDilin söyler tastik eder özlerin\nAşk diyince orda biter sözlerin\nUmudum var kader bize gülecek\n\nYanağına damlalardan ar düştü\nKısmetime azap düştü nar düştü\nSoğutmaya ulu dağdan kar düştü\nUmudum var kader bize gülecek\n\nKanatırlar kabuk tutmuş yaramı\nAçamazlar senin ile aramı\nYaşasak ta türlü türlü dramı\nUmudum var kader bize gülecek\n\nTevhidi yem sonsuz sana güvenim\nSen olmazsan boşa döner düvenim\nSenden başka hiç olmadı sevenim\nUmudum var kader bize gülecek\n\n                                              14.50.2013\n                                          Kenan BİLGAÇ Ozan tevhidi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülemem Gayrı",
        "poet": "Ahmet Yüksel Şanlı Er",
        "poem": "\n\nYüreğimden sökerek aldı, kader her şeyimi\nBeni benden çalarak, oydu kader gözlerimi,\nHayatım oldu hazan bahçesi, yıllarca benim,\nGülemem gayrı, kader aldı bütün benliğimi.\n\nAzabım oldu kader derdime derman yerine,\nUmudum bitti, hayattan yana gülmek neyime,\nHayatım söndü, bakın yaşla dolan gözlerime,\nGülemem gayrı, kader aldı bütün benliğimi.\n\nNe bahar yaz yaşadım, nede güldürdü kader\nYüreğim dertle dolup taştı neden böyle kader,\nBeni taştan taşa çarptın, beni üzdün be beter,\nGülemem gayrı, kader aldı bütün benliğimi.\n\nMuradım vardı benim oysa yazık oldu bana,\nNe yüzüm güldü ne gün doğdu şaşkın başıma,\nSona yaklaştı şu ömrüm,  tutunurken hayata,\nGülemem gayrı, kader aldı bütün benliğimi.\n\nFeilâtün / Feilâtün / Feilâtün / Feilün\n\n15 Mart 2013\nAntalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güleceksin Mavi Çocuk Üzülme",
        "poet": "Mahmut Nazik",
        "poem": "\n\nGÜLECEKSİN MAVİ ÇOCUK ÜZÜLME\n\nToprağında ısırganlar bitse de\nDağlarında vahşi kuşlar ötse de\nDost dediğin seni atıp satsa da\nGüleceksin mavi çocuk üzülme\n\nBeklediğin günler doğduğu zaman\nDağın yamacına vurduğu zaman\nBaharlar çiçeğe durduğu zaman\nGüleceksin mavi çocuk üzülme\n\nZalimler ettiğini bulmadı mı\nHer gecenin sabahı olmadı mı\nKış geçip de çiçekler gülmedi mi\nGüleceksin mavi çocuk üzülme\n\nAlın teri sevgi her işimizde\nYediveren gülleri düşümüzde\nHaramiler olsa da peşimizde\nGüleceksin mavi çocuk üzülme\n\nMahmut. NAZİK 2002  MERSİN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜLEGÜLE Üstad../..Rasim GÜLER'i kaybettik..(Düz yazı)",
        "poet": "Atiye Danış",
        "poem": "\n\n-Tarifi imkansız bir üzüntü içerisindeyim.Onunla her konuşmamızda çok iyi olmadığı halde yarın mutlaka iyi haber vereceğim sizlere derdi.Üçüncü kemoterapiden sonra birdaha hiç sesi çıkmadı ve biz sevenleri ona ulaşamadık.Artık çok bitkindi.Her gün biraz daha sona yaklaşan büyük üstad için, yapılacak birşeyde kalmamıştı. \n-Düşünüyorum da zaten bir şey yapamazdık/elimizden ne gelirdi ki? Lanet olası şu kanser meretinden kurtulan varmı ki? Üstadımıza ümit doğsaydı.Şu saatten sonra yazılanların da hepsi boşuna.Sadece o’nu sevdiğimi/saydığımı/özlediğimi ve asla yerinin dolmayacağını sizlerle paylaşmaktan başka.Hastalığının orta döneminde yazılarımla / mesajlarımla/ zaman zaman telefonlarımla hep yanındaydım. \n-Hiçbirşey yapamamak adına çok üzgünüm \n-Çaresizliği yaşamış olmak adına çok üzgünüm. \n-Ve bu gün o bizden ayrıldı/artık yok/O’nu birdaha \ngöremeyeceğim için çok üzgünüm.... \n-Gülegüle Dostum..seni çok özleyeceğiz. \n\nYALNIZLIK // Üstad Rasim GÜLER’den... \n\nSiz yalnızlık nedir bilirmisiniz? Etrafinizdaki herkes sevgililerinden bahsederken,onlar sevgililerini Öperken,bir sevgilinin sefkatli bakişlarina hasret kaldinızmı hiç? \n\nSiz yalnızlık nedir bilirmisiniz? Yüreğinizin taa orta yerinde bir yanğını gözleriniz yaşlanarak hissetnizmi hic? \nYalnızlık nedir bilirmisiniz? Yalnızlığınızı gizlemek için başınızı her dik tutuşunuzda kendinize bir yalan daha söyledinizmi? Hiç düşündünüzmü ben bir başkasına neden yetemiyorum diye, hiç tüm kitaplari okudunuzmu,hiç çalıştınızmı gece yarılarına kadar,hiç güldünüzmü sırf bir insanin sevgisini kazanabilmek için sizi gülümsetmeyen espirilere yalanciktan? \n\nYalnızlık nedir bilemezsiniz ağlalamadan,yüreğiniz kan revan olmadan. \nAğladınızmı hiç sizi hiç kimsenin görmedigi bir kösebaşında, hiç dualar ettinizmi yada isyan etmek istediniz mi? \nYalnızlık nedir bilirmisiniz? \nHiç hasret kaldinizmi sevgiler,bir başkasıyla mutlu olmayı yada mutluluğunuzu ölesiye paylaşmayı isteyipte hevesiniz kursaginizda kaldımı? \nKocaman bir dünyada yalniz kaldınızmı? \n\nHiç yüreğinizin sesini duyacak birini bulmak uğruna sahra çöllerinde dolasşmayi yada kutuplarda donmayı düşündünüzmü hic? \nUfacık tebessümlerin sıcaklığına sığındınızmı yada mülteci oldunuzmu hiç ısırğan gülüşlere tüm kimliklerinizi yitirerek? \nBilmiyorsunuz ve anlamıyorsunuz degilmi? \nEmin olun siz yalnizlığı taaki geçtiginiz her köşe başında görene kadar iliklerinizde soguklugunu hissedene kadar anlamayacaksınız. \n\nYalnızlığı eğer bir bedenin diğer bir bedene dokunuşunda arıyorsanız,inanin hiç bir zaman anlayamayacaksınız. \n\nBir ruhun diğer yarısını bulamayıp acı çekmesini, yarım kalmasını, yani yalnızlığı diyorum anlayamayacaksınız. \nEn güzel ödülleri alirken yada baharda çiçeklerin açışını seyrederken bir yanınızın coştuğu diger yanınızın yalnızlıktan donduğu oldumu hic? \n\nOlmamıştır tabii \nYalnızların sevgilerini,yeteneklerinin en derin yerlerine gömdükleri gibi, sırlarınızıda içinize gömmüşsünüzdür. \nSiz bilemezsinizki yalnızlık çekenin içindeki fırtınaları,içine düşüp dönüp durdugu gırdapları. \nnerden bileceksinizki? \nYalnızmı kaldınız.Sanki bir gece vakti uyanıpta beni düşünecek biri olmayacak bu dünyada deyip umutsuzluga kapılarak ve bu umutsuzlukla yaslanarak, \nSiz en iyisi hiç yalniz kalmayın,siz en iyisi elinizdekinin değerini bilin,gidin sarılın sımsıkı.Sarilabileceginiz kim varsa en yakınınızda,gözlerinin içine bakın,ellerini tutun ve o elleri asla bırakmayın.......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülegüle",
        "poet": "Gani Aslangöz",
        "poem": "\n\nA çocuk\nGelişin yüreğe yük\nGidişin yürek yarası\n\nA çocuk\nHayalin yeni doğan gün\nHasretim gece yarısı\n\nA çocuk \nGündüzler de geceler de \nYalnızlık macerası\n\nA çocuk\nŞimdi yabancı bu sokak\nBu ağaç, bu bahçe kapısı\n\nA çocuk \nNe yapalım kader\nEvveli ve sonrası\n\nA çocuk \nHızır Aleyhisselam’ın \nSeninle olsun duası\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Gülen Ay 1",
        "poet": "Hüseyin Sönmez",
        "poem": "\n\nBoyayım mı abi? \nDokuz yaşında küçücük bir sabi.\nAdı Gülay.\nYüzü gülen bir ay.\nUmut dolu,sevgi dolu.\nBağlanmış eli kolu.\nSırtında boyacı sandığı,\nDilinde doladığı, tek andığı,\nOkul.\n\nYürüyor, \nSoğuk Ankara sokaklarında,\nÇatlayan,kuruyan dudaklarında,\nBir şarkı mırıldanarak.\nOkul okul diye haykırarak.\n\nNe kadar kazanıyorsun Gülay? \nGünlük on lira.\nBir paket sigara parası.\nKanıyor yüreğindeki yarası,\nGözleri doluyor,ağlıyor...\n\nYüreğim buruk,\nİçimde bir sıkıntı, bir acı,\nSöz veriyorum Gülay,\nAğlama,\nBitecek bir gün bu sancı,\nDiyorum sessizce...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülen_bahçe",
        "poet": "Ahmet Oğuz",
        "poem": "\n\nBahar olunca gülerdin\nHoş kokunu etrafına verirdin\nRenk renk çiçeklerinle ben buradayım derdin\nNeden bana gülmüyorsun bahçe\n\nYaz olunca hangi meyvemden yersiniz derdin\nÜzüm seslenirdi hey ben buradayım derdi\nOnu kıskanan şeftali beni de ye derdi \nEriğin tadından geçilmezdi\nŞimdi neden bana gülmüyorsun bahçe\n\nSon bahar oldu soldun\nSordun benim bakıcım ne oldu\nDedin ki benim vaktim doldu\nBenim bakıcım sen mi oldun\nNeden bana gülmüyorsun bahçe\n\nKış oldu üşüdün dondum \nSordun benim bakıcım sen mi oldun\nDemek ki Seninle komşu oldum\nTutmak istedim ellerinden tutamadım dondum\nŞimdi de tanınmaz orman oldun\nNeden bana gülmüyorsun bahçe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülen Bir Çocuk Çizdim Yüzüme",
        "poet": "Füsun Dudurga",
        "poem": "\n\ngülen bir çocuk çizeceğim yüzüme\n\nöyle bir çocuk ki; hiç üzüntü yaşamamış\n\ngüldükçe yüzünde güller açan \n\nöyle bir çocuk çizeceğim ki; hiç annesiz babasız kalmamış\n\noyuncağım yok diye küsmemiş, kırılmamış\n\nburnu aktığında elinin tersiyle silen\n\npaylaşmayı bilen \n\ngülen bir çocuk çizeceğim yüzüme\n\nacıktığında annesine küsmemiş \n\nçikolatam yok diye hiçbir zaman ağlamamış\n\nmutluluktan içi içine sığmayan bir çocuk çizeceğim\n\nüşümekten dudakları mosmor olmamış \n\nelleri sıcacık, mutlu bir çocuk çizeceğim \n\nöyle bir çocuk çizeceğim ki; gözyaşı semtine uğramamış\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülen Gözlerde",
        "poet": "Seval Günaltay",
        "poem": "\n\nGeceler yalnızdır ,\nSoğuk ve kasvetli,\nAlır götürür beni gökteki tek yıldıza\nBiliyorum ordasın gökteki tek yıldızda,\nSevdalara yenik yüreğimdir beni bağlayan\nHayat ve yaşamdaki her taşa\nGözlerden akan tek damla yaşta\nOlma olma sen asla,\nMutluluklarda , gülen gözlerde ,\nDolu dolu paylaşmak adına,\nHayatın  sevinç göz yaşlarında ol...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülen Yüzün",
        "poet": "İbrahim Taner Ateş",
        "poem": "\n\nKar yağarmı saçlarıma,kış gelmeden,\nsen bu şehri gizlice terk etmeden,\nanlamsız ve sessiz kalırmı dudaklarım,\ngün batımı güneş kendini gölgeye çekmeden...\n\nSusuz kalmış topraklarda çatlamış yüzün,\ngül bahçesinde o hep bildik hüzün,\ndikenler özlemiş yine bir demet gülü,\nkaranlığın rengini değiştirir mi gülen yüzün...\n\n01:50\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülen yüzlüm",
        "poet": "Edirneli Hasan Uzun",
        "poem": "\n\nHayat başkaydı sanki sende\nBende olmıyan birşey vardı yüzünde\nHep mutlu huzurlu göründün\nIşık eksik olmadı gözlerinde.\n\nHiç üzüntü keder yokmuydu sende\nKonuşup gülüyorsun,her gördüğüm yerde\nSöyle bunun formülünü bana da ne olur\nBende güleyim olsada bir süreliğine.\n\nKader gülmüş sana ne mutlu\nHep gülmendir dileğim ömür boyu\nİnanma her duyduğuna yalandır çoğu\nSen hep gül ondadır mutluluğun yolu.\n\nYüzün hiç solmasın ne olur\nSenden istediğim tek şey budur\nÖrneksin,ailene çevrene umut ver\nSevgini yitirme sakın hep gülen yüz ol yeter.\n\n                                    11.03.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülen Bir Resim Kaldı Geriye",
        "poet": "Nazlı Gizem Çağlayan",
        "poem": "\n\nGülen bir resim kaldı geriye,\nNe kahkahanı duyuyorum,\nNe de teninin sıcaklığını,\nBuz gibi Ruhum,\nSeni alıp götüren o dalga,\nAklımı, ruhumu, benliğimi de aldı götürdü sanki..\nNasıl bir acıdır bu Allahım..\nKim yakar bu ateşi içimde,\nOkyanusları içsem, acır mı içi, dalgaların? \nGeri verin oğlumu bana,\nyıllarımı eksiltti bu hüzün.\n\n(07.04.2004/Trabzon)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülen Yıldız Gözlerin",
        "poet": "Vedat Koparan",
        "poem": "\n\n—Seni gülerken bilmek direnç demek,gülüşün gündür bir anda olsa dağılır hüzün, suskun yanları vurgun zamanları güldürür, ölü düşlerden diri düşlere gülüşün götürür, canda cansın güzel yüzün hep günce gülsün.- \n\nYıldızlar gülüşlerinden alırken ışıltılarını Ay hilali ondördünde bir başka parıldar\nRüzgâr önüne katıp yıldız gülüşünü yoksun yüreğin attığı tüm zamana taç yapar \n\n(Gökyüzünün gülmesi gecelerin parıldaması gözlerinde yıldız gülüşlü gecenin ışıldaması, hüzünlerime ışık olup gülmelerim, seni böyle sevip hüzünlerinde hüzünlenmelerim, gecenin içinden geçmesi sarı nehirlerin, sabırsızlığında büyüyen senlerde beklemelerim ondandır sana atar sana çarpar yüreğim…) \n\nO ıssız adada dalga kıranları karşı kıyıya savuran\nSen ki Shappo tarihin esaret gergefinde \n\nKoruma güdüsünün tanrısı ateşi çalıp başkaldıran \nPromethus çanlar senin için çalar Antikite’de \n\nSen ki bir ilah sevgi ateşini gülüşlerinle yayan\nYıldız gülüşlüm yüzümün gülüşü yüzünde \nBiz ki ateşin aşkın çocukları gülerken de yanan\n\nVedat Koparan 12.03.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gulên Warê Me Qetandin",
        "poet": "Mehmet Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nEv çi xişme bû parame? agir xistin nav dilên me\nXule xule kul dikişe, ev çi rewşw hat serê me\nÇiqli gulên me şikestî, dilê gelên me birîndar\nEm kûr vedin bi her destan em bibînin cîwanên me\n\nDestmalan bînin tev bigrîn îro me re reş şîvane\nQêrîne û me fîxane, kele kela nav dilane\nNorşîn’ê û li Bidlîs’ê her warên me gorîstanin\nBotan, Xerzan û Çewlîk’ê zare zara me gelane\n\nKûr vedin tevir û bêran hemû axa ser Norşîn’ê\nCîwan kuştin û veşartin leşkerê dewlet’a Rom’ê\nGulîstan’e, Kurdistan’e îro me re derdistan’e\nGemara vê şerê qirêj îro dîsa derket holê \n\nSergo bibe tev para wan cîwanên me xistin dafê\nArtêşa Rom’ê faşîste bala xwe bidin wê hêlê\nTermên xort û bi keçên tev xistine nav li kortalan\nHovîti ya Rom’ê eve bêwîjdan û bêhişî ye\n\nDil kelandin, goşt qelandin gulên warê me qetandin\nHatin leşkerên Rom’ê nin ser me de agir barandin \nNav barên wan de gulene, wargehê wan cebirxane\nKoma wan jî tu ne kome hemû gurin û berazin\n\nVedin vedin û kûr vedin laşên cîwanên me derxin\nEm qurbana termên wan bin derb xwarine û faşistan\nEv karê wan qeleşane, şuxulê dewleta Rom’ê ye\nBangî gelên Kurdan bikin meyîtên me berhev bikin\n\nCîhanê re dîyar bikin ev şerê bo Kurdîstan’ê\nBi hemberê van faşîstan ji bo doza rizgarîyê\nAn tunebûn an hebûne bîmîne tek libek li me\nBi ehd û sond bizanibin, emê ava kin azadîyê \n\n \n                            27.01.2011\n                             Yildirim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülen Sevgilime,",
        "poet": "Şevket Boyacıoğlu",
        "poem": "\n\nGülen Sevgilime\n\nGül,gül ki,güller açsın yanağında,\nGül,gül ki,kirazlar sallansın dudağında,\nGamze,gamze olsun,o pembe yanakların,\nKalem kaşınla bezenmiş,ela gözlerinin içi hep gülsün,\n\nGül,gülüşlerinle aşkımız büyüsün,\nSen has bahçenin en nadide gülüsün,\nSeni ölesiye sevdim,sen şakıyan bülbülümsün,\nSevgilim, sen bir ömürsün,bu gülüşlerin ömrümce sürsün.\n\n                                              Şevket Boyacıoğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülen gamzeler",
        "poet": "İlhami Arslantaş",
        "poem": "\n\nBu gece rüyamda yar seni gördüm \nGülerken yüzünde gamzeler vardı\nO güzel  yüzüne yüzümü  sürdüm\nGülerken yüzünde gamzeler vardı\n…………….Bu gece kırk yıllık yaramı sardı\n\nSende   yaşadığım sineyi cennet\nSeni böyle sevmek farz ile sünnet\nSana helal olsun duyduğum minnet\nGülerken yüzünde gamzeler vardı\n…………….Bir gece kırk yıllık yaramı sardı\n\nBir saniye gördüm bendesin hala\nSeni  ruhen sevdim ey tatlı bela\nKaşın ay gibiydi gözlerin ela\nGülerken yüzünde gamzeler vardı\n…………….Bir gece kırk yıllık yaramı sardı\n\nSiperden  atılmış gülle bakışlar\nBahtıma  yadigâr  oldu nakış’lar\nGönülden  gönüle  nazlı akışlar\nGülerken yüzünde gamzeler vardı\n…………….Bir gece kırk yıllık yaramı sardı\n\nDer ilhami  bu bir  mavi düş  idi\nUçtu  gitti elden göçmen  kuş idi\nYaşadığım bütün ömre baş idi\nGülerken yüzümde gamzeler vardı\n.......................Kırk yıllık yaramı bir gece sardı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülene Acı",
        "poet": "Mehmet Yaş",
        "poem": "\n\nŞu yalan dünyadan gidene değil,\nSonunu bilmeden gelene acı! \nAslı toprak olmuş bedene değil,\nYaşadığı halde ölene acı! \n\nKolay mı her dere yazın çağlasın? \nMümkün mü her tabip yara bağlasın? \nAğlayana yanma, varsın ağlasın,\nSırrına ermeden gülene acı! \n\nİlmine ihanet ederken âlim,\nZulmüyle saltanat sürerken zalim,\nCahil etse bile haybeye talim,\nBilmeyene değil bilene acı! \n\nKulağın duysunda ne dediğini,\nSırtına yük etme söylediğini..\nYAŞ der; yazan yazsın istediğini,\nHakkı defterinden silene acı! \n\n                             12.01.1976 / Sinop\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülenim",
        "poet": "Merve Karacan",
        "poem": "\n\nAğlama gülenim...\nistemem gözlerin çaresizliğin bulutları olsun,\ndöksün yağmurlarını inan istemem.\ntek istediğim sensin,bu yüz senin değil,\nsen benim gülenimsin,bu keder senin değil,\nistedim ki tüm kederini paylaşayım da sana keder kalmasın,\nistedim ki sen ben,ben sen olasın,o kadar birbirimize yakın,\nistedim ki hep gülesin...\nama fazla istedim,olmadı.\nyine de bil ki gülmesen de gülenimsin gülenim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güler açacak mı gülmeyen kaderime",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nHicran demdir atmış kötü kaderime\nVuslat olacak mı gelecek günlerime\nAcılar dinecek mi sızlayan yüreğimde \nGüler açacak mı gülmeyen kaderime\n\nHalil Çolak 7.8.2006 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülerken",
        "poet": "Şiyar Durul",
        "poem": "\n\nBen seni hep kalabalıkta gördüm gülerken, \nÇay sırasında, okul kantinindeyken, \nKokunu duydum yanımdan geçerken.\nBir gün gülüşünü seyrederken ve kar yağarken, \nGömdüm kalbimi içinde sen varken, \nBen eldiven takıyordum, senin elini başka el ısıtırken...!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülersin",
        "poet": "Ayhan Yavuz Açıkgöz",
        "poem": "\n\nHer gurbetin ardı sıla, derman her derdin ardı \nHak gelince heybet ile, batılı korku sardı\nTevhid zinciri zâlimin iplerini kopardı\nÇürük halat yük taşımaz, kırılsa da aldırma\n\nGülersin Gülersin, Güller açar bağlarına\nBüyürsün Büyürsün, Bülbül uçar dağlarına\nGörürsün Görürsün, Gönül düşer ağlarına\nAldırma sen zulümlerin bitmeyen çağlarına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülerek Ağlamak",
        "poet": "İrfan Gişi",
        "poem": "\n\nİnsan gülerken de ağlarmış kardeş\nOlmayan sevgiliye de hayal kurarmış\nUfuktaki görünmeyen son noktada kardeş\nHayaller çözülmeyecek düğüm alırmış\n\nİnsan gülerken de ağlarmış kardeş\nGurbetteymiş gibi sanki\nOlmayan bir vatanın ocağın kardeş\nÖzlemini duyarmış\n\nİnsan gülerken de ağlarmış kardeş\nGözyaşları içe akıyor sen görmüyorsun\nBoğazını yakıyor insanın\nSen bilmiyorsun\n\nİRFAN GİŞİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güleycan (Güneş Bile Yasak)",
        "poet": "Grup Yorum",
        "poem": "\n\nGüneş bile yasak gülüm güley gülüm\nİçim sarı sıcak gülüm güley gülüm\nDuvarları deler gülüm güley gülüm\nSevdamın közü gülüm güley gülüm\n\nGüleycan Güleycan\nGül gül gül\nGüleycan Güleycan\n\nDertlerim nice gülüm güley gülüm\nNe giz ne bilmece gülüm güley gülüm\nBekliyor zalim gülüm güley gülüm\nTel örgüden gece gülüm güley gülüm\n\nGüleycan Güleycan\nGül gül gül\nGüleycan Güleycan\n\nBu yol uzun ırak gülüm güley gülüm\nVarılacak mutlak gülüm güley gülüm\nŞu korkuyu çıkar at gülüm güley gülüm\nGürül gürül hayat gülüm güley gülüm\n\nGüleycan Güleycan\nGül gül gül\nGüleycan Güleycan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülerdim Belki",
        "poet": "Osman İnci",
        "poem": "\n\nBir hatıra defteri, olsaydı yaşam,\nGereksiz sayfaları, koparıp atsam,\nSıyrılıp dertlerden, uykuya dalsam,\nSabah uyandığımda, gülerdim belki...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güleyim dedim",
        "poet": "Ali Livdumlu",
        "poem": "\n\nGüleyim dedim\nGözlerimden yaş geldi,\nkorktum.\nBari ağlayayım dedim,\nMeğer zaten ağlıyormuşum.\n\n(Kasım, 1999)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülerim Size",
        "poet": "Muhammet Mahmut Eski",
        "poem": "\n\nNeymiş\nAşığım seviyorum\nAh canım biliriz\nBiz o halleri\nÖlürsün uğrunda\nHatta kapına köle\nSiz yok mu siz\nAşkla bir ömür\nGeçirenler\nGülerim size\nVar mı be \nBizim gibisi\nAşkla tarih yazanlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güleyşa",
        "poet": "Servet Kocakaya",
        "poem": "\n\nKahpe akar Murat Suyu çamurdan rengi\nGüleyşa’ya vurulmuşum bulunmaz dengi\nBöyle zaman böyle dünya çekilmez derdi\nSöyle Murat söyle bilem darda mı Güleyşa\nZorda mı Güleyşa...\n\nŞahin oldum uçtum dağ başına\nRüzgar oldum estim dağ taşına\nSerçelere sordum hep boşuna\nSenden evvel ölem\nKoyma beni böyle bir başına\nGule le Guleyşa, Guleyşa, Gule...\n\nBir ceylanın yavrusuna tüfeng tutulmaz\nBir gelinin çeyizine kefen koyulmaz\nBöyle zaman böyle dünya derdi çekilmez\nSöyle Murat söyle darda mı Güleyşa\nZorda mı Güleyşa...\n\nŞahin oldum uçtum dağ başına \nYağmur oldum döndüm gözyaşına\nSerçelere sordum hep boşuna\nSenden evvel ölem\nKoyma beni böyle bir başıma\nGule le Güleyşa, Güleyşa, Gule...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülerek Yaşa",
        "poet": "Hıfzı Özbekmez",
        "poem": "\n\nGÜLEREK YAŞA\n\nHayat kısa geçer zaman\nSen bunu bilerek yaşa\nKimseyi kırma ha aman\nÖmrünce gülerek yaşa\n\nDert etme özlemi sakın\nKavuşmak belki de yakın\nÇileyse kaderde hakkın\nAklından silerek yaşa\n\nÖmür kısa ey düşünme\nSazın yeter ney düşünme\nPolitika ney düşünme\nMutluluk dolarak yaşa\n\nLatifiyim de düşünme\nHelalinden ye düşünme\nStres ne ki be düşünme\nHakkından gelerek yaşa\n\n12 TEMMUZ 2006 SAAT:01.00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülfem",
        "poet": "Vedat Okkar",
        "poem": "\n\nBir çiçek doğuyor\nSessiz  geceden\nMayısın yirmisi\nMutluluk senden\n\nTarihe yazılmış\nAltın harflerle\nMayısın yirmisi\nDoğmuştu gülfem\n\nBir çiçek misali\nGüller açarken\nEtrafa mutluluk\nYansıdı birden\n\nBir ömür boyunca\nGüller açarken\nMutluluk içinde\nGülmeli gülfem\n\nSana ben şiirler\nHediye etsem\nO güzel ruhunu\nOkşayıp sevsem\nYüzünde gülücük\nAçarsa eğer\nBu bana en güzel\nHediye senden\n\nO güzel dostluğun\nDünyaya bedel\nKalbimde ruhumda\nÖzelsin özel\nEn güzel yaşlara\nNasipsen eğer\nMutluluk içinde\nOlmalı gülfem\n\nBaharın kokusu\nTüterken bana\nİçinden gülleri\nAlasım gelir\nGüllerin içinde\nBiri var özel\nDostluğun yanında\nGüzelsin güzel\n\nYarınlar neşeyle\nSağlıklı geçsin\nEn güzel dilekler\nMurada ersin\nKaldıki kalbimde\nÇok çok özelsin\nYüzünü Gülücük\nKaplasn gülfem\nEn güzel yarınlar\nSeninle gülfem.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülgeç",
        "poet": "Mustafa Ayık",
        "poem": "\n\nGönül başın derde düşer\nDost sandığın yaran deşer\nDost ayrılır üçer beşer\nDost bildiydim sende gülgeç\n\nSinem dost aşkıyla yandı\nGönül her denene kandı\nHer gördüğünü dost sandı\nDost bildiydim sende gülgeç\n\nHer baharın vardır yazı\nGönül her telden çal sazı\nGör oynadıkları kozu\nDost bildiydim sende gülgeç\n\nDilim söyler yaralardan\nEylediğin karalardan\nO çirkin naralardan\nDost bildiydim sende gülgeç\n\nDostluk er sözlülük mertlik\nSenin yaptığın namertlik\nİyi sözüne hep sertlik \nDost bildiydim sende gül geç\n\nDerd uyandırır acıyla beni\nAvare aklın başına geldi yeni\nİyi birşey sanırdım bende seni \nDost bildiydim sende gül geç\n\n1982\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülgûn Kabâsı Ol",
        "poet": "Baki",
        "poem": "\n\nGülgûn kabâsı ol sanemüñ sanki lâledür \nCism-i latîfi lâle-i hamrâda jâledür\n\nKarşumda allar geyüp ol lâle-ruh yine \nGülgûnîlerle ‘aklum alur san piyâledür\n\nTâk-ı cefâda manzara-i çeşm-i dil-rübâ \nKûy-i belâda hâne-i câna havâledür\n\nSünbül takınmış alnına sanmân o gül-’izâr \nÇıkmış külâh-gûşeye târ-ı külâledür\n\nKûyuñdan itse ‘azm-i sefer cân-ı mübtelâ \nZâd-ı reh ana gussa vü nâle nevâledür\n\nBir bezme mîr-i meclis olupdur göñül k’aña \nBahr-i muhît cür’a vü gerdûn piyâledür\n\nBâkî sipihr âhum okına siper tutar \nFark-ı felekde zâhir olan sanma hâledür\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülgonca güzel",
        "poet": "Sezai Efiloğlu",
        "poem": "\n\nGülgonca güzel,\nGül gonca güzel.\nYanağında gamzelerin,\nGülünce güzel\n\nAdını koymuşlar gonca,\nGülüver ömrün boyunca,\nSana nasıl kıyarım ben,\nİncitmeziken karıca.\n\nSende güzellik,\nSoylu özellik,\nAnadan mı babadan mı? \nKız bu güzellik.\n\nGonca konarım dalına,\nYolum düşerse bağına.\nBana bir yer ver gönlünden,\nOtağ kurayım bağrına.\n\n2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülistan'da Açan Gül'dür Kadınlar",
        "poet": "Meryem Şahin",
        "poem": "\n\n13.00 / AÇILIŞ\n\n13.30 / ŞİİR DİNLETİSİ\n\n14.00 / KONUŞMA:Tarih Boyunca Kadın\nKONUŞMACI: Meryem ŞAHİN\n\n15.00 / TÜRK SANAT MÜZİĞİ KONSERİ\n(Kadın eserlerinin kadın sanatçılar tarafından icrası) \n\n15.40 / KOKTEYL VE İMZA GÜNÜ\n(Zeytin Dalı Grubu kadın yazarları) \n\n16.30 / KAPANIŞ\n\nYER: Gülistan Sofrası /(Pendik sahili) \nTARİH: 11 Mart 2007 Pazar\n\nTüm kadınlar davetlidir. Katılım ücretsizdir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülhan  Güç.e",
        "poet": "Özay İşcan",
        "poem": "\n\nAnkaradaymış demek ki onun kısmeti alın yazısı\nSinanın sevgisi düştü içine uzak kaldı Avusturalyası\nAnası Babası gurbet elde kardeşleri akrabası\nÜç evlat verdi eşine daldı  onların büyütme düşüne\nBüyütüp okutup onları adam etme peşine..............\nDört gözle bekler anne babanın gelişini\nDüşkündür çocuklarına çok sever eşini \nMasumdur güzeldir yüzü doğrudur özü \nAilesinden başka bir şey görmez gözü\nİyidir hep niyeti  dürüst çok içtendir  samimiyeti.........\nKorur formunu tutar hafta da 3 gün spor  yolunu \nYaşını hiç göstermez kimse ona 3 çocuk anası demez\nBoylu poslu dur manken gibi  ne giyse kendine yakışır\nEşinin ailesini sever her fırsata gider onları mutlu eder\nDinini inancı tamdır bilerek kesinlikle kul hakkı  yemez \nSüperdir ev kadınlığı çoktur yeteneği  yenir  yemeği\nTebrik etmek lazım onu  böyle iyi yetiştiren   babayı anayı\nKızlarının üzerin de var çok emeği hak ediyorlar  öğülmeyi\nTeslim etmiş babası arabayı gezer dolaşır sonunda  bulur evi\nDükkana yardıma gider her salı gelen eş dostlarla   muhabbet  yeri\nÖZAY İŞCAN Abisi derki gerçekleşsin  tüm istediği hayelleri düşleri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülhar",
        "poet": "Hayrettin Taylan",
        "poem": "\n\nAdımı sorma  o senin  hatıralarında kaldım.Benim adım senle yaşadıklarım. Soyadım da  henüz yazılmadı. Yani senle yeniden yaşayacaklarımız    olursa   bu aşkın bir soyadı olacak.  Adım  ve  adın  yeter bu aşk  için  diyemezsin.  Bu  aşkın  soyadı  olursa   Leyla ile Mecnun’un sadece adlarında kalan aşkını  geçmiş olacağız.\n-Baban hayrına    yeniden gelsen  sevsen de  en büyük aşka  soyadlarımız   eklense diyorum.\nBurçak   tarlası  halindeyim; ama seni tanıyor  tanelerim.  Bir tanem kaldığın günlerin toprak kokusu var    yüreğimin her yerinde. Ben de  diyorum  bu senli  toprak kokusu  nerden? \n-Yoksa öldün mü bende ? \nBir  yerlerden,  yarlardan, arlardan   tanıyorum seni.Ölmemişsin, besbelli, beni ölümcül  kalışların   uğraklarına bırakmışsın.Muğlaklarımı     besliyor  yokluğun.Mutlakların düşlerine  sarıyor    sarılışın; ama saran sen değil sensizlik.\n-Bu aşk sanırım.Yanılmalar arasında anılıyorum.Akıl ermiyor  düşlerimin   çocuğu.Ağzında seni seviyorum emziği, emeği, eteği, ettiği, etmediği, yettiği, yetmediği, bittiği,  sildiğim, silemediğin  senli   yaşayışlar  çeşnisinde  yürek akan bir pınarın zelal    haliyim.\n-Sakın  zülfün ıslanmasın   kara  bahtımda.Hiçbir engele takılmasın \nsensizliğin  devrimini yapan   gönül  çelenliğim.\n-Senistan’nın  “sen” başkentinde      geçerli olsun   gönül   yaverliğim.\n-Hissel, düşsel   yeni   inkılaplarımı  kabul etsin   kabulenişin.\n-Sen Kabil’in     kabulü değilsin.   Sen  Habil’in  can kızısın.   Bütün doğrular senin yüreğinin    ilk   noktasından başlar.   Bütün enlerin      enzimi  sensin.   Bilinenden   bilinmeyene uzanıyor     kalışlarının   söylemedikleri.\n-Ciddi damlaların   henüz düşmedi yaramın   en      kanayan sen    üstüne.    Her an  düşecek  diye düşlerime uzanıyor    sislerin  ya da   hislerin. \nKara  bahtımın   kara bulutları   talihsizliğimin çekimini yapıyor.  Yarin   yılbaşı  gibi    yarına    yakınsın.  \n-Bir  bilet  aldım,   talihim için.Çekilişsiz, kurasız    seviyorum diye kabul etmedi çarkın topları.  Döndüler, uğurlu sayılarım döndü.\n-Bütün sevdiğin sayılar çıktı,  işte  piyangomdasın.  Topları çevirine  güzeller  hile yapmışlar. \n-Beni senden  kaçırmak için   yanlış  sayılar  koymuşlar.    Bahtımın  çarkında   sensizliği  çekiyorlar.\n-Dönüyor   hazın dünyası,  sensizliğin ya da azın dünyası.  Merak etme,   böyle de  dönüyormuş dünya.\n- Iskalamaz  gelecek bizi.Geçmişimize bağlı bir dünyamız   keskin vurucuyken  sen rahat, sen  kendine  kaderler çiz  yuvarlak  olmayan bensiz dünyanda.\n*Zaaflarımızı  toplasın,  toplamayı   bilen   devamsız    isteklerimiz.\nYaksın içimizdeki   bitmişliği.   Yaşadıklarımızın    sancıları    bitsin.\n*  Narinliğinin   ölümcül  kurşunlar atıyor.Masumluğunun hançeri  batıyor  sineme.   Damlaların deliyor vicdanımı.    Yalnızlığın   eritiyor  yalnızlığımı.  Benden   kaynaklı  her  sızın  umman oluyor   ummadıklarımın derinliğinde.\n*Gülücüklerin  gül demeti gibi  içimde   solmazken,  bakışın   gözlerimde  film  gibi sürekli oynarken ilk sarılışın sıcağımda  mumyalanırken, ilk öpücüğün   dudak uçlarımda     bütün tatlara  isimsiz kalışlar olurken,  ilk damlan   bütün     dünyamı ıslatırken,   illk  gelişin   bütün  gelişleri özetlerken  ,son gidişinden  sonra   nasıl  kendim kalabilirim  söyler misin? \n*Kendin  misin diye sorma? \nHoş çakal  ayrı yazılırmış  sen gidince anladım. Oysa  dil bilimcisiyim.\nOysa senli aşk cümlelerimin   yazım ve imla    kuralcısıyım.    Hoş çakal derken sahi  ayrı ayrı mı dedin? \n*Hatırlamıyorum,  gözyaşlarını izlemekten ne dediğini   tam  olarak  anımsamıyorum sevgilim. Hoşbulduk    bizim için   bitişik  yazılıyormuş...Sen dersen    ayrı  yazılmansa  gerek yok  Gülhar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülistan",
        "poet": "Ramazan Dağdelen",
        "poem": "\n\nGül idin gülistan bağında gül han'dı bende\nAçmadı gül misali aşkım,gül değildi sende\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülistan'da Gül Kalmamış,Efendim",
        "poet": "Mukim İşbilir",
        "poem": "\n\nBataklık gülleri her bir köşede\nGülhane de gül kalmamış,Efendim\nSaka gibi öter olmuş bülbüller\nAr haya’dan iz kalmamış,Efendim\n\nDeğiştirdik aşkı mana kökünden \nŞehvetin adına aşk diyoruz Efendim\nYürekleri kırdık orta yerinden\nGül yerine afyon verdik Efendim\n\nGül deyince Resûl akla gelirdi\nManasını çoktan sildik Efendim\nSevgililer birbirine verirdi\nSarkisyan’a Gül gönderdik Efendim\n\nHaşmetinden iz kalmamış ceddimin\nMirasını yele verdik Efendim\nHollanda’dan lale soğan getirdik\nGülhane de gül kalmamış Efendim\n\nBülbüllerde dil kalmamış Efendim\nGülhane de gül kalmamış Efendim\nGülistan’da gül kalmamış Efendim\nÜmmetinde hal kalmamış Efendim\n\n        09.09.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülistan Değil Hayat",
        "poet": "Fazilet Özcan",
        "poem": "\n\nGüller yetişir ama gülistan değil hayat\nİnsanlar gerçek ama sevgiler ise bayat..\n\nÇıkarlar önplanda merhamet kalmadı\nBırak dedim dünyayı gönül beni salmadı..\n\nMakam mevki özenti bitmeyen dünya işi\nAllah rızası için desen ağrıyor dişi.\n\nGönül bitkin beden ise yorgunmu yorgun\nEy can yeni başlıyor daha ahiret sorgun..\n\nYurduma alçakları sokma diyor bir şair\nsağım solumda alcak doldu vatana dair\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülistan-ı Fenadan Geç",
        "poet": "Urfalı Mehmed Şevket",
        "poem": "\n\nBeka mülkün dilersen bu gülistan-ı fenadan geç\nKılıp tahsili-i feyz-i âhiret çûn u çirâdan geç.\n\nArûs-ı dâr-ı dünya şiveler eylese de her dem\nSakın mekkâredir aldanma dehr-i bî-vefâdan geç.\n\nSüleyman-ı zaman olsan devâya kabil olmazsın\nBu hikmet-hâne-i âlemde dârû-yi şifâdan geç.\n\nDeniyü’t-tab’ şeytan oldu bu âlemlerin halkı\nEğer âkiyl isen halk-ı zamana merhabadan geç.\n\nHudâ’nın sun’unu seyr eyleyüp şam u seher Şevket\nOlp mest-i mahabbet neş’e-i cam-ı safâdan geç.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülistan Eder.",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nGüzellik insana, has bir meziyet, \nKötülükse baştan, sona eziyet, \nVerilir sevabın, sen bir niyet et, \nGüler yüz düşmanı bile dost eder. \n\nAllah için yapıp, unutsan eğer, \nEn hayırlı iş, bu imiş meğer \nBir iyilik bazen, her şeye değer, \nSabır çileleri, mutluluk eder. \n\nYardım eden odur, sana yaptırır, \nBen yaptım diyeni, yoldan saptırır, \nBenlik ameline, riya kattırır. \nBir riya bin hayrı, bazen yok eder. \n\nHer insan, her zaman, birine muhtaç, \nHayır ve iyilik, cennetten bir taç, \nSen güneş gibi ol, çevrene nur saç, \nNurlar karanlığı, bir gün def eder. \n\nHayırlı işlerde, bir sınır yoktur, \nO sana verirse, ihsanı çoktur, \nİzzetli insanın, gözü hep toktur, \nBilinmez lutfunu, ne zaman eder, \n\nBugün varlıklıysan, yarın bilinmez, \nKaderde ne vardır, önden sezilmez, \nKaza yaşanmadan, bela görünmez, \nSadaka belayı, kuldan ref-eder, \n\nİyiliği yapsak, atsak denize, \nAkasından bakmak, yakışmaz bize, \nDaha ne diyeyim Ey Dostlar size, \nSevgi gönülleri, gülistan eder.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülizar",
        "poet": "Hasan Özünal",
        "poem": "\n\nBu ilkbahar ve her yeni ilkbahar,\nYüzüm gülse de içim bir başka yanar.\nKalbim bir başka kanar gül dikenlerinden. \nBu gizli bir hayat, sen bilemezsin Gülizar\n\nGülizar’sın Gülizar, sen Gülizar olmaya da; \nAslında sen, gerçekten yoksun bu dünyada.\nBelki bir hayalde gördüm seni, belki rüyada,\nBelki de sensin gördüğüm, baktığım aynalarda.\n\nBin bir anlam yüklemişler sevenler sana,\nBir yanın gül olsa da bir yanın zar bana.\nGül harı ile ahu zar edip, inleyen bülbül gibi,\nGül yârde kalır, zar kısmı hep benden yana.\n\nGülizar’ım, gül elinden tükenmiş bizarım,\nGüller soldu, ıssız çöle döndü aşkı hazarım.\nGülizar al başımdan bu kasveti, terk et beni,\nGüneşim solmuş, görmez mehtabı nazarım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülizar",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nGülizarım vardı\nAnlatmıştım sana\nAhu zarım\nBir bebek Gülizar\nCamcı Nusretin vitrinini süslerdi\nMavi gözleri vardı\nKalkık ufacık burnu\nDaha beş yaşındaydım\nVe dudaklarına bayılırım\nGeçerken\nKasaplar Çarşısından\nSonra\nBir gün bir balık gördüm\nGülizarın köşkünde\nOturup ağladım\nOkul yolunda\nSon teneffüs ziliydi zaman\nÇalıyordu çok uzaklarda\nYıkılışları\nBittim\nKoptu orda her şey\nHayaller umutlar\nKopar oldu\nBir bir insafsızca\nTa ki\nSeni görünceye kadar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güll",
        "poet": "Mesutcan Tilmen",
        "poem": "\n\nSen hep gülüyorsun hayata,gül... \nAma yürgindeki acıları \nO gülüşünle sakladıgını bilmiyor kimseler... \nSen sadece gül... \nBu hayattaki en kolay rolünü oynamaya devam et... \nHayatta birgün sana güler kimbilir\nÖlmezsen şayet...\n\n\n2010 Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülle Anın Muhammed'i",
        "poet": "Ümüt Güngör",
        "poem": "\n\nGüller benden demet demet,\nOkunuyor ezan  kamet,\nHak peygamber nur Muhammet,\nGülle anın Muhamme'di.\n\nGül dalında güzel durur,\nSulamazsan narin kurur,\nHak arayan hakkı bulur,\nGülle anın Muhammed'i.\n\nGül sevgilerin adıdır,\nYüreklerin tadıdır,\nGülü sevmeyen gönlü katıdır,\nGülle anın Muhammed'i.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülle Dağın Hikayesi",
        "poet": "Orhan Şanlıer",
        "poem": "\n\nBir söz vardır dağ dağa küsmüş\nDağın haberi olmamış diye\nBunu bilirdik de\n\nDağın sinesinde bir gül bitmiş\nGüllerin sultanı\nSultanların canı\nBal üreten arılara\nAşk tattıran bülbüllere\nNey öttüren ozanlara\nUğrak yeri sevdanın\n\nYağmur damlasını ilk o tatmış\nEn temiz havayı solumuş\nİlk o güneşi görmüş doğuşunda\nArkadaş olmuş\nGrup vaktinde\nBatışında\n\nGel gör ki zaman içinde\nDağ ona sevdalanmış\nDağ güle sevdalı\nHem kara sevdalı\nGülün haberi olmamış\nDağ gülünü can bilmiş\nSinesinden özünü katmış ona\nKol germiş kanat olmuş\nGülün haberi olmamış\n\nDağ dumanlı dağ dertli\nGül güzel gül narin gül nazlı\nAcaba dermiş dağ kırılır mı gülüm\nÜzülüp de sonra solar mı yaprakları\nDökülür mü tomurcukları\nKurur mu narin dalları\nDavul dengi dengine derler\nDenk düşürememiş kendini\nAnlatamamış aşkını\nAylar yıllar geçmiş\nSöyleyememiş sevdasını\nGülün haberi olmamış\n\nHem ne derler diye düşünmüş\nAnlamaz ovalar ırmaklar ağaçlar\nKurtlar kuşlar ve fareler\n\nGözyaşlarını dökmüş içine\nPınar olmuş çıkmış ovalardan\nHasretini salmış gökyüzüne\nKasırgaya dönmüş havalardan\nKapanmış içine vadiler olmuş\nDerinlere dalmış volkan püskürmüş\nGülün haberi olmamış\n\nKışın bembeyaz örtü ile\nÖrtmüş gülünü\nKıskanmış deliler gibi\nYalçın kayalarla geçilmez olmuş\nYol vermemiş bir başka varlığa\nGülün haberi olmamış\n\nHer bahar gülün tomurcukları ile\nAşkın kokusunu duymuş\nTenini hissetmiş teninde\nBaşı dönmüş bulutlanmış\nFilizlenmiş aşkı derinden derinden\nYaşarmış aynı süreci yeniden\nAma elini tutamamış elinden\nGülün haberi olmamış\n\nDağla gülün aşkını bilmezdik\nBir ozan bunu yazana dek\nDağ şimdi mahzun mahcup\nSevdası aşikar olmuş\nDağ sormada şimdi\nNe olacak bizim bu hal\nDağ yalvarmada dostlar\nDağ bir haber beklemede\nDevrildi devrilecek\nBilecek mi gülü\nAnlayacak mı\nNice gün ay mı yıl mı\nUmutla beklenen bir haber.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller",
        "poet": "Münevver Düver",
        "poem": "\n\nGüller\n\nGülleri yatağımda düşünemem\nOnları salonumda isterim\nBir yılbaşı gününde \nOnları kapımda bulurum\n\nSeverim bir gülü birde seni\nUmut buluyorum senin gözlerinde\nGülü buluyorum, seni getiriyor yanıma\nGüller ellerimde seninle\n\nGeceleri kokuyor, kokuları\nTüm alemi gül yapmak isterdim\nGülleri serpip sevdiğimin üstüne\nGözlerimi asla örtemem, güllerin için.\n\n31/12/2004 – 20:54\nCuma\nGüzelyalı / ADANA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülle nergiz",
        "poet": "Rıza Turan",
        "poem": "\n\nHani biz gizemin en güzel yolunda\nDikerdik gülle nergizi,\nYanlız bülbül feryat eder özlemine,\nGüneş yansısın en karanlık düşlerine,\nTek sevgi mecbur olsun düşlerde,oda yalan olsun \nGözlerinin gizeminde sakladığın en güzel nergize\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülle Dağın Hikayesi Devamı",
        "poet": "Orhan Şanlıer",
        "poem": "\n\nHatırlarsınız dostlar\nDağla gülün bir aşkı vardı\nYıllar öncesinden gelen platonik\nDuymamıştı kimse\nGülde bunu bilmezdi\nBir ozan farkına varıp yazana dek..\n\nSonra mı? \nDağ mahzun ve mahçup\nSevdasını açmıştı gülüne\nKendi söylemlerince\nGül gelip geçer demiş\nSevdanın dozunu bilmemiş\nGünler geçmiş\nDağın aşkı tutkusu geçmemiş\nDepreştikçe depreşmiş\nTaa derinlere yerleşmiş\n\nGül güzeldi gül nazlıydı ya\nNazlarına naz katmış\nDağ beklemiş içine atmış\nGeceleri ağlamış ay ışığında\nGülü bunu çiy sanmış\nGül ayrılıktan bahsetmiş\nDağın yürekleri yanmış\nDağ acı çekmeye başlamış\nGül oyun oynuyor sanmış\nDağ bildiği yolları denemiş\nDağ bildiği sözleri söylemiş\nDağ gülüne teslim olmuş\nGül yine gelip geçer demiş\nSevdanın dozunu bilmemiş\n\nDağ acılara dayanamaz olmuş\nDağ biçare\nDağ son çare\nDağ yalvarmış yakarmış gülüne\nGül bana ey gülüm demiş\nSen gülsün beni güldür demiş\nDağ acılara dayanamaz olmuş\nDağ ayrılığa dayanamaz olmuş\nGüldürmezsen öldür demiş\n\nGül anlamamış anlayamamış\nGül hayatını yaşamış\nDağ kıskanmaktan çatlamış\nGül ellerden ellere dolaşmış\nVe sonra gül cevabını vermiş\nVe bir gün dağına öl demiş\nKoca dağ bir gül için ölür mü\nDağ oyun oynuyor sanmış\nDağ içinden içinden çürümüş\nÇürük ta köküne yürümüş\nVe bir karar vermiş\nYa bu sevda sürmeli\nYa dağ dağ gibi bitmeli\nGülün aşkıyla bitmeli\n\nSöylemiş bunu gülüne\nDağ oyun oynuyor sanmış\nOnurlu bir yaşamın\nOnurlu bir sevdası\nOnurlu bir sonu olmalı\nDağ son şey istemiş gülünden\nSarılmış ve öpmüş gülünü\nTomurcuklarından\nİlk kez ve son kez\nElveda demiş\nTemiz tertemiz olan bu aşk\nTemiz kalmalı\nDağ ölmeli\nGül yaşamalı\nGül yine anlamamış\nAnlayamamış\n\nDağ biçare\nDağ son çare\nTükenmiş\nDağ kırılmış\nDağ yarılmış\nDağ sarsılmış\nDağ ötenazi emri vermiş kendine\nVolkanları patlatmış içinden\nParçalanmış kayaları\nKurumuş kaynak suları\nDağ devrilmiş\nDağ yıkılmış yerle bir olmuş\nDağ bir mezar gibi\nVadiye dolmuş\n\nGül mü? \nDağın parçalanmasıyla\nGülün tohumları saçılmış her yana\nYeniden tomurcuklar açmış baharlarda\nSevdalıların ellerinde\nAşıkların dillerinde\nSevilmiş okşanmış\nGül hayatını yaşamış\nGül nasıl yıllarca sevildiğini bilmemişse\nDağın bu halini de bilmemiş\nNeden olduğunu bilmemiş\nSebep olduğunu bilmemiş\nDağın mezarına bile gelmemiş\nDağ ise yattığı mezarında\nHer gün bekler dururmuş gülünü\nDağken ulaşamadığı\nGönlünü alamadığı\nSarılıp okşayamadığı\nGülünü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülle",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nsarsılmasın bir kez inanç\nsavrulur duygular\nsavrulur düşünceler\nayakları yere basmaz\nuçuşur yer çekimsiz\ngülle olur dağıtır yürekleri\n\nMart  2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller",
        "poet": "Oya Erdemci",
        "poem": "\n\nAl gülüm söyle bana sır ederim derdini.\nYoksa sende aşıkmısın benim gibi,\nBilmiyorsun kendini.\nSenidemi ayırdılar nazlı yarinden,\nZalim eller kopardılar yeşil dalından.\n\nSarı gülüm söyle bana,\nNeden böyle sarardın\nYoksa sende benim gibi kara sevdayamı kardın.\nSenidemi kopardılar yeşil dalından,\nZalim eller ayırdılar nazlı yarinden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülle Güle Kazancı Bedih",
        "poet": "Emine Güllüoğlu",
        "poem": "\n\nBu gün öldüğünü öğrendim.\nHem de katalitikten sızan gazdan\nİnana içim sızladı o an\nKaloriferli evlere kıran mı girmişti\nBe Bedih amca\nİşte dedim bir müzik adamı daha gitti.\nSuskun sessiz aramızdan\nYerin doldurulamaz biliyorum\nZeki Müren, Barış Manço ve daha niceleri gibi\nGüle,güle be Bedih amca\nSeni büyük bir zevkle dinliyordum.\nİnsanın ruhuna hitap ediyordun\nKulaklarımızın da pasını siliyordun.\nSenini gibi bir müzik adamını kaybetmek\nİnan dilim varmıyor bunu söylemeye.\nDumanlı urfa dağları sensiz.\nYaralı ceylanlar sahipsiz,\nGazellerde kazancı Bedihsiz kaldı.\nArtık üzülmekte faydasız\nSen 75 yıllık hayatına Son noktayı koydun.\nYerin cennet olsun, güle, güle Kazancı Bedih\nGüle,güle Bedih Amca\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller",
        "poet": "Taner Şahin",
        "poem": "\n\nAkşam oldu\nKırmızı güller gülüş,de\nSoldu sarardı sarı güller\nSeni görünce\n\nBeyaz güller,di\nTakıldı gelin,liğine\nKırmızı güller\nAl kan içinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller",
        "poet": "Bayram Tunca",
        "poem": "\n\nHer gülün dokusu/kokusu farlı farlıdır\nHatta, dekoru/ekolü de farklı farklıdır\nBir ciyette benzeseler de birbirlerine\nEkseriyetle, benzemezler birbirlerine\n\nGül vardır, dikeni bülbüle pıtrak olur\nGül vardır, dikeni bülbüle mızrak olur\nGül vardır, hasreti bülbüle ah-u zar olur\nBülbül yine de gülün hasretiyle har olur\n\nGül vardır, dikeni bülbüle şırınga olur\nGül vardır, aşkı bülbüle hep akkor olur\nGül vardır, her şeyiyle bülbüle şifa olur\nBöylesiyle, aşkı yaşamak ne güzel olur\n\nGül vardır, etrafa misk amber koku saçar\nGül vardır, etrafına çok çirkin koku saçar\nGül vardır, bülbülün başına ne işler açar\nNe talihsiz bir bülbül ki, böylesi ile yaşar\n\nGül vardır, has bahçesinde pak suyla sulanır\nGül vardır, bulanık/mikroplu suyuyla sulanır\nBirincisi iç açarken, ikincisi de mide bulandırır\nEğer, şair daha fazla yazarsa, şiirini sulandırır\n\nAriflere tarif gerekmez, helal dairesi keyfe kafidir\nGeçici dünya zevki için, harama girmeye deymez\nHem az bir dünya zevki; binlerce elemler verdirir\nNetice itibariyle; iki cihanda da bir fayda vermez\n\nNOT:\nHER KADIN DOĞUŞTA BİR GÜLDÜR, \nFAKAT! DÜŞTÜĞÜ YER ÖNEMLİDİR.\n\nB. Tunca/17.09.2001-10.30\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller Açar",
        "poet": "Rıza Usta",
        "poem": "\n\ngüller açar\n\n\t\tsen bahçeye geldiğin zaman bülbüller öter\ndallarda açar güller açar mor menekşeler\nuzaklardan duyulur kumru sesleri yer yer\nyan yana oturarak hep sevgiyi söylerler! ! \n                   rızausat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller anbeni",
        "poet": "Abdullah Oral",
        "poem": "\n\nGÜLLER  AN BENİ \n\n Yine burcu burcu kokar burnuma\n Hasret büyüttüğüm dağlar an beni\n Hayalin sığmıyor gayrı gönlüme \nSuyunda çimdiğim göller an beni \n\n Gitmez kulağımdan turna seslerin \nSerin rüzgarlarda saklı düşlerim\n Nasıl anlatılır sana hislerim \nGezip dolaştığım yollar an beni \n\n Aram uzak görmez oldu gözlerim \nRüzgar değmiş bir dal gibi sızlarım \nYine alevlendi yanar közlerim \nKekik, yavşan kokan dallar an beni \n\n \n Karadeniz hasret yiyip içtiğim\nMavi sularına dalıp geçtiğim \n Uzak düşlerine yelken açtığım\n  Genzi yakan tuzlu  yeller an beni \n\n Vurguni her derde çare bulurdum\n Çölleri dolaşır dağdan gelirdim \nHer çiçekten koklar gıdam alırdım\n Menekşe, laleler, güller an beni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller açsın gül yüzünde",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nEtrafına şöyle bir gül,\nGüller açsın gül yüzünde.\nİnsanlara gülümse gel,\nGüller açsın gül yüzünde.\n\nSöz söyler isen sözeldir,\nGülmek kişiye özeldir.\nGülümse gülmek güzeldir,\nGüller açsın gül yüzünde.\n\nGüzel söz yakışır dile,\nGülücük dağıtın ele.\nYüzün gülsün sen gül hele,\nGüller açsın gül yüzünde.\n\nKullar seninle övünsün,\nÇocuklar bakıp avunsun.\nSen gül ki insan sevinsin,\nGüller açsın gül yüzünde.\n\nYusuf sen fazla yapma naz,\nGülme insana verir haz.\nHaydi sen gülsene biraz,\nGüller açsın gül yüzünde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller açmıyor.",
        "poet": "İshak Özlü",
        "poem": "\n\nYeşil göze sürme çekilir mi,\nYalan söze ecel zehri içilir mi.\nGüzeller güzeli sevda şehidime,\nGelinlik yerine kefen biçilir mi.\n\nKarmı yağmış bağıma güller açmıyor,\nElem ağmış canıma neşe saçmıyor.\n\nKanatlanıp uçmayan kuş vurulur mu,\nYar kara toprakta gayrı durulur mu,\nMurad alıp vermemiş yağmur gözlüme,\nAl renkli tay dururken sal kurulur mu.\n\nKarmı yağmış bağıma güller açmıyor,\nElem ağmış canıma neşe saçmıyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Güller Arasında Diken Koklarım",
        "poet": "Yüksel Erentürk Yılmaz",
        "poem": "\n\nYürek hasta, vicdan azap içinde\nGüller arasında diken koklarım.\nFeryatlar ayakta, zinde çığlıklar\nHer gün bedenimde günah oklarım. \n\nTövbeler terk edip, gitti dilimi\nYoldaş oldu bana, kalan ahlarım.\nKaybettim, bulamam ben dört iklimi\nServetim, sermayem kalan vahlarım. \n\nYanlış yapıp düzeltmedim hesabı,\nPiyon verip, kurtardım hep şahlarım\nGünah testisinden içtim şarabı,\nÖmür boşa geçti, ona yanarım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller aşıktır",
        "poet": "Handan Baytekin",
        "poem": "\n\nGül yürek ağlarsa,kırılır dallar\nAşksız kurumuş gül,gül yürek ağlar\nYürek utanırda,yanağı allar\nGül aşka aşıktır,aşk güle aşık\n\nGül dudakta açar,yürek çoşar\nYürekte mutluluk,göz ışık saçar\nBir gül dilsiz,dil gülle açar\nAşkı gül,gülü aşk anlar\n\n21,05,2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller de Ağlar",
        "poet": "Osman Demircan",
        "poem": "\n\nGüller de ağlar tıpkı senin gibi. Sen de bir kelebeğin ardından gözyaşı dökersin. Onun için hayaller kurarak, beynine giden damarlarından arzularını yürütürsün. Kalbinin bir başka attığını düşünürsün. Daha bir güzelleşirsin. Bütün aşıkların betimlediği en güzel güle dönüşürsün. Oysa kanlı karanlık günler seni bekler. Tıpkı güller gibi olursun kelebek seni terk eder. Bir daha onu göremeyeceksin diye ağlarsın. Bakıp durursun siyah ufka gözleri nemli. Bahar günleri bitmek üzereyken senin için, sen de kelebeğin ardından yas tutarsın. Bir daha onu göremeyeceksin diye ağlarsın.\nGüller de ağlar tıpkı senin gibi. Ve bahar bitmek üzereyken sen, günlük güneşlik günlerin yasını tutarsın. Tıpkı güller gibi ağlarsın. Ve özlemle yansan da cayır cayır bir damla su bulamazsın. Ve o kısacık ömründe bir aşk yaşayamazsın. Kurursun, kudurursun ve solarsın. Artık ölüm kapını tıklatırken onun ayak sesini beklersin. Ölüm gelir de o gelmez. Aşk kokan bir ölü olursun. Bir bunalımın sonucunda geceye dolanırsın. Karanlık ruhuna iyice dolduğunda içini boşaltacağın sevgiliye rastlayamazsın.Tıpkı güller gibi olursun kendi dikenleriyle yaşamak zorunda kalırsın. Yüreğini acıtır o dikenler. Bedeninden kan akarken o duygularına dokunmaz. Gonca günler gibi susarsın.Yapışır üzerine yalnızlık. Annesiz ve babasız çocuklar gibi tek oyuncağın yalnızlık olur. Tıpkı karanlıkta kalan güller bir ışık bulamazsın. Tek renkli bir dünyada yaşarsın.\nÇiçeklerin kokulu dünyasında kelebekler masmavi gökyüzünde dolaşırken başın döner de sen kelebekle aşk yaşayamazsın. Çünkü sen ona  muhtaçken o gider başka çiçekleri koklar. Sen yapayalnız kalırsın. Sana böcekler, arılar ve karıncalar düşer. O kelebek gelip de kanatlarıyla seni serinletmez. Kanlı karanlık bir gecede yalnız kalırsın. Onun hasretiyle yanıp tutuşsan da asla dudağına gelip su vermez. Sonra gelip senden aşk şarkıları bekler. Ona yüreğini açıp da derinliğinde yanıp kül olmuş hazan bahçelerini gösterdiğinde seni bırakır gider. Onun kanatları vardır çünkü. Uçup gider de başka çiçeklerin dudaklarına konar. Sen susarsın öylece. Sözcükler ağzında düğümlenir kalır böylece.\nGüller de ağlar da tıpkı senin gibi. Gelip sana gülüm demez. Sen bakıp durursun siyah ufka. Ama onu göremezsin ve ağlarsın. Çünkü ağlamak gözlerinin kaderi olmuştur. Gözyaşlarını içine akıtırsın. Ve sonra başını yalnızlığa yaslarsın. Bir daha onu göremezsin. O ağlayamazsa da sen kelebek gözyaşları dökersin. Böylece kendini ona benzetirsin.\nZaten hayat güzel değildir. Güzel olan hayallerimizdir. Sen aşkı hayallerinde yaşatırsın. Yüreğin kanasa da sen yine de o yürekle sevmeye devam edersin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller Arasında Beyaz Gülüm Yok",
        "poet": "Ömer Tural",
        "poem": "\n\nGüller Arasında Beyaz Gülüm Yok\n\nHas bahçe içinde sarı gülleri\nGüller arasında sarı gülüm yok\nArzularım okşayıpta kokmayı\nGüller arasında beyaz gülüm yok.\n\nGözlerim ağlıyor özüm ağlıyor\nAşkın benim içerimi dağlıyor\nSarı saçın kollarımı baplıyor\nGüller arasında beyaz gülümyok.\n\nBir gül aslı diken gül onda biter\nŞakıyıp dalnda bülbüller öter\nGönül bir gemidir deryada yüzer\nGüller arasınnda beyaz gülüm yok.\n\nGülüm bahar deyip sakın aldanma\nKaderse temuzda beyez kar yağar\nDlların kuruyup yapragın solar\nGüller arasında beyaz gülüm yok.\n\nTural'ım ben için için yanarım\nSunam senle geçen mazim anarım\nBu aşkın çaresi vardı sanarım\nGüllr arasında beyaz gülüm yok.\n\nÖmer Tural. 24 - 11 - 2008\n\nwww.siirdergahi.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller de ağlar",
        "poet": "Nuri Gökhan Sonsel",
        "poem": "\n\nSonbahar  geri geldi, sarartıp  yoncasını,\nDöktü  senin  gönlünün, en  renkli  goncasını.\nBu  mevsim  ki  yaralayıp, kanatacak  kalbini,\nKimseler  bilmeyecek, bu  perişan  halini…\n\nDuymayacak  hiç  kimse, sevda  şarkılarını,\nKahredip de  susarken …senin  intizarını.\nDayanamazsın  bülbül…sen  kışın  gecesine,\nBir  gün  yenik  düşersin…ölümün  pençesine.\n\nGel  gidelim  be  bülbül, rüzgarlar  sert  esiyor,\nSenin  sesin  kısılmış, nefesin  kesiliyor.\nGidilecek o  yerde, akşam  güneş  batmıyor,\nO  kadar  çok  güzel  ki…burayı  aratmıyor.\n\nHele   mevsim  değişsin, tekrar  geri  dönersin,\nSevdiğin  her bir  güle, yine  şarkı  söylersin.\nGel  gidelim  be  bülbül,  uzun  etme…gidelim,\nGüller  tekrar  açınca, ikimiz  bir  dönelim. \n\nBülbül  beni  duymuyor, için, için  inliyor,\nGüller  nefes  almadan, konuşmayı  dinliyor.\nHıçkırıklar  içinde, gitmem….diye   bağırıyor,\nBahçedeki  tüm  güller, sevincinden  ağlıyor.\n\nGüller  artık   mutludur, yaş  akarken  gözünden,\nAşk   yemini   etmişti ….dönmüyor   bak  sözünden \nİşte  gerçek  aşk  budur ….bülbül  aşık  gülüne,\nGönlünde   sevdasıyla …meydan  okur  ölüme.\n\nN.Gökhan SONSEL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller de soluyor canımcım",
        "poet": "Erol Şen",
        "poem": "\n\nDoğanın kuralı böyle\nBütün güller solacak elbet bir gün\nÖmrümüz de sona erecek\nBir hoş seda bırakabilmek büyük mutluluk\nUfak minik sevimli bir hatıra hatırlansa bile......\n\n16.02.2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller de",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nGüller de dudaklar gibi, birer birer büzüldüler,\nBülbüller ve sevgililer, her beraber üzüldüler,\nHırçınlaştı tüm martılar,  yükseklere süzüldüler,\nDerman mı hani nerede, göz önünden çekildiler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller Dururken",
        "poet": "Eşref Demiryürek",
        "poem": "\n\nEl alem Güllere talibikene\nDikene düşmüşüm güller dururken\nKarlı dağlar yollarıma setkene\nDağları aşmışım yollar duruken\n\nYıkılır feleğin kaşı karşımda\nBeyhude bir ömür bunca yaşımda\nBir şiir yazmışlar mezar taşımda,\nBaykuşlar ötüyor bülbül dururken\n\nHalime gülüyor kader! O da mı? \nYoksulluk düşmanca tutar yakamı\n Ne gerek, kimsenin umurunda mı\n Hep zehir tatmışım ballar dururken\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller Dolsun Bahçenize Her Renkten",
        "poet": "Ümüt Güngör",
        "poem": "\n\nGüller dolsun bahçenize her renkten,\nMevlam ayırmasın sizi bu zevkten,\nUzak kalınmasın herbir çiçekten,\nGünleriniz akşamınız ay olsun.\n\nSelam ettim herbir dosta gönülden,\nGeçen günler elbet gider ömürden,\nAyırmasın mevlam sevgi gülünden,\nGünleriniz akşamınız ay olsun.\n\nDert kederi uzak etsin yaradan,\nFitne fesat çıkıp gitsin aradan,\nGüzel varmı neşeli bir yuvadan,\nGünleriniz akşamınız ay olsun.\n\nKazancımız helal olsun hak ola,\nHer zamanda alınımız pak ola,\nYüreğimiz sular gibi ak ola,\nGünleriniz akşamınız ay olsun.\n\nMevlam yardım etsin zorda olana,\nBinbir türlü zor durumda kalana,\nÇaldıkları hayır etmez çalana,\nGünleriniz akşamınız ay olsun.\n\nHayır bilmek zekat vermek bizlere,\nVatan için hız veririz dizlere,\nSet çekeriz asi keskin sözlere,\nGünleriniz akşamınız ay olsun.\n\nKöyümüzde kentimizde şen olsun,\nBedenlerde vatan seven gen olsun,\nVelhasılı yüreğiniz şen olsun,\nGünleriniz akşamınız ay olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller diyarındanmı geldin",
        "poet": "Tülay Bilgin",
        "poem": "\n\nGüller diyarındanmı geldin\nGül kokusu sinmiş\nBahçende sümbüller bitniş\nMutluluk sağnak sağnak yağsın \nGönlün gül gül açsın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller İle Buluşmak",
        "poet": "Şadan Yenişafak",
        "poem": "\n\nVirane tüm yürekler \nVirane saraylarda\nŞimdi fetih bekliyor\nGözleri ufuklarda\n\nİstanbuldaki özlem\nHer an vuslat üzere\nGüller ile buluşmak\nKavuşmak sadatlara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller elde solar",
        "poet": "Yaşar Kılıç",
        "poem": "\n\nGül dediğin elde solar\nDalından koptuğu zaman\nGönül kuştur elbet konar \nGül çiçek açtığı zaman\n\nAç o zaman aç o zaman \nGül çiçek açtığı zaman\nGönül kuştur gelir konar \nGül yaprak açtığı zaman\n\nAzgın sular bendi yarar\nDereler coştuğu zaman\nDost olan dostunu arar\nCan dara düştüğü zaman\n\nDüş o zaman düş o zaman \nCan dara düştüğü zaman\nDost olan dostunu arar\nCan zora düştüğü zaman\n\nSeven sırra nail olur \nGerçeği duyduğu zaman\nGerçek seven arar bulur\nSeven yar olduğu zaman\n\nYar o zaman yar o zaman\nÖzge yar olduğu zaman\nGerçek seven arar bulur \nSeven yar olduğu zaman.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller Kırmızıyı Güzel Söyler",
        "poet": "Şevket Terzi",
        "poem": "\n\nher ayrılık öncesinde\neşiğe bir \numut koyar kırmızı\n\nrengi değişse de\nbazen yaşamın\no sıcak rengine boyar kırmızı \n\nakar gelir şafaklardan \ngünaydın der gülistana\ngüle konar kırmızı\n\nsevgisiz kalmazlar hiç\ngülce bilenler\ngüller kırmızıyı güzel söyler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller Seni Yüreğimde Görünce.! ! !",
        "poet": "Zülfikar Yapar Kaleli",
        "poem": "\n\nfont face='Comic Sans MS' color='black' size='0,5'\nBa... dedim sildiler hecelerimden\nBarış yazamadım, bitti yaranlık.\nGüneşi çaldılar gecelerimden\nKalan sade kahır, kalan karanlık.\n\nDüşümde güneşi gördüm bir anlık\nBen seni ararken beni yitirdim.\nKaranlığın ardı yine karanlık\nKaranlığa kahır, sitem götürdüm.\n\nSen kalpsiz, ben ise yüreksiz diri,\nKalpsiz ile uyuşulmaz bilirim.\nBu yüzden sen cani, ben korkak biri\nYüreksizle yol aşılmaz bilirim.\n\n“Ben sana mecburum” diyor ya İlhan\nBen senin saçının teli olmuşum.\nUmutlar tükenir yeşerdiği an.\nKöle kapısının kulu olmuşum.\n\nBir sitem yolladın ince, narince\nGünümü dildiler hep dilim dilim.\nGüller seni yüreğimde görünce \nSolduğunu bir bilseydin a gülüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller Nasıl Açıyor",
        "poet": "Şadan Yenişafak",
        "poem": "\n\nÇiçeklerden bahsedin \ngüller nasıl açıyor \nİnsan biraz sevince \nUmutlada yaşıyor \n\nNedirki bu zobalık\nNe dir cani yürekler \nDünyaya barış gelsin \nBak sabrımız taşıyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller  Üşümüş",
        "poet": "Osman Hayta",
        "poem": "\n\nKarlar yağmiş, gonca gülün  üstüne.\nSararmış  yaprağı, güller  üşümüş.\nBilmem,bu soğuğun, güle  kasti ne.\nBülbül  gül dalında, güller  üşümüş.\n\nSoğuklar  başlamış,eylemiş ayaz.\nGoncalar üşümüş,olmuşlar  beyaz.\nSayfalara  sığmaz,kitaplara  yaz.\nİlkbahar ayında, güller  üşümüş.\n\nAcı olur, goncaların  solması.\nGüllerin  dalında,diken olması.\nBülbülün gülünden,ayrı kalması.\nYakmış yürekleri, güller  üşümüş.\n\nNazik olur,gonca gülün dalları.\nAyrı düşmüş,bülbül ile, yoları.\nAçılsın pembesi,moru,alları.\nİlkbahar ayında,güller  üşümüş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller solmasın",
        "poet": "Satılmış Turgay Karabacak",
        "poem": "\n\nGüller ağlıyor,ağlamasın\nGüller soluyor sakın solmasın\nAğlatmayalım güllerimizi\nSoldurmayalım güllerimizi\n\nBu vatan b izim bu topraklar bizim\nUğruna nice şehitler verdiğimiz\nBu vatan bu bayrak bizim\nYetmiş milletle kültürler bizim\nHoşgörüyle yarınlar bizim\nBu vatan bizim bu bayrak bizim\n\nSen ben demeden el ele verelim\nŞu bu demeden kalkıp dikilelim\nKardeşiz bizler kardeş kalalım\nDünyada yarın lider olalım\n\nBir çatı altında tek yürek atalım\nBir yumruk olalım düşmanlar kaçsın\nDedelerimiz huzurla yatsın\nYarınlarımıza güneşler açsın\n\nHuzur içinde yaşayalım\nGelin gelin kucaklaşalım\nGüller ağlamasın güller solmasın\nBu vatan bu bayrak ayakta kalsın\n\nBu vatan bizim bu bayrak bizim\nUğruna şehitler verdiğimiz topraklar bizim\nYetmiş milletle kültürler bizim\nHoş görüyle yarınlar bizim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller ve Anneler",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\n-Tüm annelere armağanım-\n\nHiçbir\nAnnenin üstüne\nGül koklanamaz...\nGüller,\nTanrı tarafından\nSadece,\nAnneler için\nYaratılmıştır...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller Ve Kadınlar",
        "poet": "Dinmez Er",
        "poem": "\n\nGüller ve kadınlar birbirine benzer\nKoklanılmazsa üşürler...\nAyak sesleri olmayan odalarda \nGüllere vazolar dar gelir\nAşksız kadınların başına düşer karlar \nGüllerin toprağını buzullar kaplar\nGüller yeşil, yeşil\nKadınlar kan ağlar! \n\nDinmez ER / Çeşme / 2013.04.05 /\n\n\n"
    },
    {
        "title": "=  Güller  Ve  Aşklar Ayrılmaz İkili =",
        "poet": "Gül Keleş",
        "poem": "\n\n=  Güller  Ve  Aşklar Ayrılmaz İkili =\n\nBinlerce güller çiçekler var ama\nGül keleş başka,milyonlarca insan var ama\nGerçek dost başka\nMilyonlarca gün var ama bu gün başka\nÇünkü bu gün Gül keleş kendini yazıyor\n\nBir varmış bir yokmuş\nGül keleş adında simsiyah saçlı uzun boylu\nŞiirle yatıp şiirle,ve şarkılarıyla kalkan\nDostlarını, arkadaşlarını çok seven\nHayatında sevdaya aşka,çok saf çok temiz\nBağlılıkla yelken açan bir kalbi var\n\nDerim'ya binlerce güller çiçekler, var ama Gül keleş başka\nVerilen değere gördüğü itibara bütün mutlu gülüşler benim oluyor\nBu güzellikler içinde duygularım hiç solmasın\nDuygularımı güllere ve gül keleşe sundum\n\nHazan'lar uzak olsun\nAsalet boyda güzellik'de değildir, asalet \nGül keleş senin karakter'inde,soyunda var zaten\n\nTarih=29=08=2013=Saat=16=45=İZMİR=\n\nGül Keleş..\n*\nBu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.\n*\nBU ŞİİRİ VE ESERİ YAZAN GÜL KELEŞ ..VE MİRAS CILARINA AİTTİR.....\n*\n(Bir eseri paylaşırken yazar ismini silmek hem kul hakkına girer \nhem de kanuni cezası vardır.Karekterli İnsanlar Paylaşım \nYaparken Yazarın Adını Silmezler, Bu yazıyı Aynen Paylaşırlar. \nUNUTMAYIN Kİ bir eseri güzelleştirende yazarının adıdır. \nPara yada hapis cezası ile karşı karşıya kalmamak için lütfen özen \ngösteriniz..\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller ve Sen",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nGüller ve Sen\n\nSarı\n     Kırmızı\n                Beyaz\n                       Pembe\n\n                                  Sevgi   =    GÜLLER ve Sen\n                            Aşk\n           Masumu yet\n Duygusallık\n                   Hepsi sensin\n                  Sen hepsinden güzelsin\n                   Bir tanem\n\n SEHERİME________________________\n\n21-09-2007-Perşembe\nTuğrul Ahmet PEKEL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller Yanaklarını Kıskanır",
        "poet": "Hikmet Aksu",
        "poem": "\n\nçiçeğe benzetemem, sen dahabir goncasın\ngüller kıskanır yanaklarını\nsülünlerden zarif servilerden incesin\ndokunur saçlarına rüzgâr, dağıtır zülüflerini.\n\ngülüşün daha güzel doğanın güzelliklerinden\nheyecanla titrer kalbim, her duyuşta sesini\nbakışını hissederim, yıldızların derinliklerinde\nmeltemler kıskanır ılık nefesini.\n\nsen, sade bir aşk değilsin, bence yüce bir tutku,\nkoşuşturursun peşinden kitleleri ödünsüz\nışıltıların gök taşlarında bile yoktu\nsöngün kalır yanında doğanın tüm güzellikleri.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güller Vuslatım Olsun",
        "poet": "Şadan Yenişafak",
        "poem": "\n\nGül güllerde açıyor \nGül güllerde soluyor \nSevgiliye vuslatta \nGüller gülde doğuyor\n\nGül yolunda gül gönül \nDil susar bülbül gönül \nGül koklayanlar güler \nHerkez gibi gül gönül\n\nGülün gülde aşısı \nGülün güle bakışı \nGüle gül gibi gelir \nGülün gülü yakışı\n\nGül güllere gülizar \nGülerken gül gibi sar \nGüllere gülden başka \nGüller olur birtek yar\n\nGülüm güllere vurgun \nGüller dalında sürgün \nGül gönlüm gül açtıkça \nGüle hasretim yorgun \nGüller vuslatım olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllerde Ağlar",
        "poet": "Zeki Ergin",
        "poem": "\n\ngüller de ağlar \ngün yaslanırken dağlara\nakşamın kızıllığı \nkanatır içini\n\nyalnızlıktır \nacıtır\nsarmıştır yüreğini özlem\nçöker akşamın hüznü\nalacakaranlıkta\nbüker boynunu\n\n_gülpınar 20ara'06\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllerde Sevda Yüreklim",
        "poet": "Cengiz Tepe",
        "poem": "\n\nAkıp giden yıllara, sevda değmedi ki\nsöyle sevda yüreklim,\nnedir bu özlem, nedir bu yasak.\nSevdamdan yorulup, hasrete yazılmadın ki\nnedir bu özlem,nedir bu yasak.\nBir yanım Rumelihisarı, bir yanım boğaz,\nzulamda,güllerde sevda yüreğin,\nsöyle türkü bakışlım,\nnedir bu özlem, nedir bu yasak.\nUmu düşer Ortaköy meydanın da,\ndenizin dalgalarına,\nsöyle ay yüzlüm,\nnedir bu özlem, nedir bu yasak.\nÇiçek gibi duruyorsun,\nbatmayan güneş gibi,\nnedir bu kaçmalar, nedir bu yanızlık.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllerden Daha Güzel",
        "poet": "Ali Fikri Karadeniz",
        "poem": "\n\nGüllerden daha güzel Birtanem benim\nÖzlemin kalbimden vurmuş bu gece\nHasreti bulutlara sardım bebeğim\nKar taneleri olup gelsin bu gece\n\nElimde değil, elimde değil\nSevgin buram buram kokunca Canım\nHangi çiçek Senin kokunu verir bu gece\nHangi deniz uyutur beni\nHangi dalga sallar beşiğinde\nHangi rüzgar beni Sana getirir\nHangi güz yağmurları yıkar yanan tenimi\nHangi.. Hangi.. Hangi…\n\nKırlangıçlar uçuyor gökyüzünde\nTrabzon, Kırklareli, sonra Almanya\nUçup gelirler ya; sana da\nKanatlarına aşk yüklü kar taneleri serpiştiriyorum\nGidin… Didin Birtaneme \nGidin yaşadığı köye gelinlik giydirin\n\nBeyazlar, beyazlar, beyazlar\nBende lacivert var, Sende beyazlar\nBirde sevgi yüklü kervanlar\nBir ucunda Sen, bir ucunda ben\nYeniden başlayacağız hayata\nYeniden, yeni baştan\nSen ve ben\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllere Küstüm",
        "poet": "Hüseyin Çelik",
        "poem": "\n\nBen güllere küstüm\nBir kere açmadılar bana\nSeher vakti bülbül olup öterken \nBir kere dönüp bakmadılar \nAhu zardayım başım dumanlı \nBen güllere küstüm \nGüllerse benden sitem kar\n\nZambaklar açmasın sabahleyin \nPapatyalar ve nergisler\nBilsinler artık küs olduğumu\nHülyalı gecelerin sabahında\nGüneşi bile kıskanırım onlardan \nBen güllere küstüm \nGüllerse benden sitem kar \n\nBüksün boynunu laleler kapansın secdeye \nBeyaz sümbüller kapkara kesilsin \nVe hercai menekşeler \nKor olsun bağrımda bütün çiçekler \nLal olsun sevgilinin dudaklarında\nBen güllere küstüm\nGüllerse benden sitem kar\n\nYağmur yağmasın topraklara\nKuru bir dal gibi çaresiz kalın\nEy vicdanı taş ruhu kara güller\nCihanda yerin yok lale sümbüller\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllere Adanmış Bir Ömür",
        "poet": "Mustafa Nihat Malkoç",
        "poem": "\n\nGüllere adanmış bir ömür bizimkisi, gonca güllere…\nCamdaki buğudur çocukların öfkesi\nAynadaki suretimdir yarınlara yansıyan ışık.\nZiller vuslattır yürekleri birbirine bağlayan.\nİçimdeki çocuğun gözyaşları çağlayan\nGonca güller yetiştiren bahçıvanım ben\nYani öğretmen! ...\n\nSüzülen kanadıyım tutsak yüreklerin\nEriyen mum misali yandıkça aydınlanır ufuklar\nKeskin bir ışığım karanlığı delen\nBir çığlığım Edirne’den Kars’a yankılanan\nBenden doğar akarsular ve güneş.\nFesleğenler yetiştiren bahçıvanım ben\nYani öğretmen! ...\n\nŞehrin uğultusunda sükûnetim,\nKaranlıklar içinde ürkek bir ay ışığı\nHarmanlanmış sevgiyim yüreklerde\nDuayım göğün yedinci katında kabul bekleyen\nUmuda bakan gözlerin mavisiyim\nSardunyalar yetiştiren bahçıvanım ben\nYani öğretmen! ...\n\nBir sabah rüzgârıyım, püfür püfür esen yel\nAklım Yunus, kalbim Mevlâna’dır benim\nHicran ateşine bir damlacık su\nAnadolu bozkırında açan kardelen\nGönül ummanlarına akan sel\nKaranfiller yetiştiren bahçıvanım ben\nYani öğretmen! ...\n\nŞiirler, masallar, kırık dökük hikâyeler geçer düşlerimden\nGöğümde parıldar, büyür yıldızlar\nÇatlamış yüreğime rahmet yağmurları yağar\nÇorak tarlalara güller dikerim, boynu bükük güller\nDerede, tepede, kırda izim var\nYaseminler yetiştiren bahçıvanım ben\nYani öğretmen! ...\n\nBir demet gülüm kırık vazolarda solmaya mahkûm\nToprağa düşen buğday tanesiyim\nBire bin veririm hoyrat rüzgârlara rağmen\nSonsuzluğa açılan yelkenliyim açık denizlerde\nÇiçekler kokusunu alır benden\nMenekşeler yetiştiren bahçıvanım ben\nYani öğretmen! ..\n\nMecnun’un kalbinde yanan sevda ateşiyim\nSerçelerin sırtına binse de develer, \nDüşmanıyım umarsızlığın, irfan bayrağıyım ben\nKokuşmuş eylüllerde gönüllü umut taciriyim\nKanım kılcal damarlarında gezer gençliğin\nŞebboylar yetiştiren bahçıvanım ben\nYani öğretmen! ..\n\nKalemdeki mürekkep alın terimdir\nKoca dünya kaybolur avuçlarımda\nGökyüzüne salınan uçurtmayım ben\nKır çiçeklerinde üşüyen şebnem\nAğıyı bal eyleyen Eyüp’ün sabrı\nÇiğdemler yetiştiren bahçıvanım ben\nYani öğretmen! ...\n\nYanık bir ezgiyim hasret türkülerinde\nMalazgirt’te paslı bir hançer, Patnos’ta yalnızlık\nSafranbolu’daki ahşap evin sofasıyım\nTokat’ta genç kızların kırdığı acı tütün\nİdare lambasında titreyen loş ışığım\nGelincikler yetiştiren bahçıvanım ben\nYani öğretmen! ...\n\nAnadolu yollarında kağnılar benden geçer\nIrmakları besleyen kaynak benim\nYarının türküsünü söyler dudaklarım\nToprak kokar minik elleri çocukların\nBen ki yüce dağ başında sönmeyen ateş\nSümbüller yetiştiren bahçıvanım ben\nYani öğretmen! ...\n\nAğrı Dağı’nda tipi, Bolu Dağı’nda gürgen\nGelinlik bir kızın sandığındaki çeyiz\nParmaklıklar ardında bekleyenlerin düşü\nGarip bir köylünün ayağında yırtık çarık\nÖğrencinin elinde bembeyaz tebeşirim\nGülhatmiler yetiştiren bahçıvanım ben\nYani öğretmen! ...\n\nGözlerde parlayan nur, şairin dilinde söz\nCerrahın elinde neşter, âlimin hokkasında mürekkep\nKaranlığa yakılan mum, kanayan yaraya merhem\nDede Efendi’de yarım kalmış şehnaz bir şarkı\nİnsanlığın ilk babası cennetten kovulmuş Âdem\nBin bir renkte açan çiçek, her bir güzel şeyim ben\nYani öğretmen! ...\n\nÖksüzlere sıcak kucak, ezilene çelik bilek\nZalime saplanan kılıç, susayana soğuk pınar\nŞeytanın yanında melek, dudaklarda kutlu dilek\nHâkimin kalbinde vicdan, mahkûmun içinde umut\nGaribanın tutan eli, âşığın sazının teli\nMisk ü amber kokan öpülesi elim ben\nYani öğretmen! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllere Sevdam",
        "poet": "Yaşar Tezel",
        "poem": "\n\nGüllere sevdamı anlatırken\nBülbüller ağladı,gül kokusuna\nBir nefeste ben koklasam\nÇöllerin ortasında gül deryasından\nGül yaprakları örtsün ölümü\nSevdamın renginde aşığın dili\nGül kurusu dudakları gül suyu yıkasa\nGüller bahçesinin bahçevanı olsam\nBülbül yine konsun dalıma\nBahçevan aşkı anlar\nGül bahçesi kabrim olsa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllerim",
        "poet": "Cengiz Karataş",
        "poem": "\n\nDikenine katlanabilenlere...\n\nBenim için; güllerim sen ve O var\nGüllerim dökülmeye başlayınca,yaprak yaprak\nGözlerim semada Onu arayacak\nEllerini gökyüzüne açıp yalvaracak\nAllahım ne olur dökme güllerimi yaprak yaprak\n\nGüllerim siz baktıkça kendime gülerim\nDünyanın her tarafına kök salmanızı dilerim\nBenim sarı,kırmızı, pembe güllerim \nSize baktıkça ruhumun derinliklerine inerim\nTüm tabiatı o huzurla dinlerim.\n\nAşığın sevgilideki gönül alıcı sesi \nRuhların ebediyen solmayan neşesi\nİnsanların arasında barış elçisi\nGökyüzünden ışıkla inen sevgi demeti\nBenim sarı kırmızı pembe güllerim\n\nSizi her koklayışta başka dünyalardayım\nBelki bu dünyada belki öteki belki de rüyadayım\nAma hep sizinle hep oralardayım \nİçinizdeki size sizden daha yakınım \nBenim sarı,kırmızı,pembe güllerim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülleri sev ama koparma",
        "poet": "Bestami Tatar",
        "poem": "\n\ngülü susuz seni aşksız bırakmam dediler\nönce gülleri kuruttular sonra seni aşkım diyrekten kandırdılar.\nben gülü dalında severim. \nsana bir gül alacagım diye koparmam bile.\nçok istersen çiçekciden yapay gül alırım.\nyada kagıda bir gül resmi çizerim.\nhadi hepsini geçtim\nkalemi alır yanagının sol çukuruna bir gül resmi işlerim\ngülümm gül resimlim..\ngüllere kıyma.. \ngülleri koparma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülleri Koparma",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nGül bahçesine gir, amma gülleri koparma,\nEy zalim gülleri kokla ama sakın koparma,\nGül dalında güzeldir bak bak da koparma,\nGül bahçesine gir, amma gülleri koparma.\n\nDalından, koparılan bir güle, çare olur mu,\nDalından, kopan bir güle, bülbül konar mı,\nGül dalından koparılmışsa artık solmaz mı,\nGül bahçesine gir, amma gülleri koparma.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülleri kurutan hüznün",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\nAdını koyamadığım bir sıkıntı\nBeni,saklandığım yerden çıkarıyor\nYağacak belki yağmur\nMerak ateşim\nHayal gücüm\nKapı çalıyor \nKahve rengi solukların düşüyor\nOdama \nYağmur tadında saçların\nDudaklarıma akıyor.\n\nEllerin,\nGökkuşağını gösterir.\nKelebek uçuşlu gizem kalbin \nSerin bir yağmur damlası.\nHer yanım üşüyor\nİçimde öyle bir acı duydum ki\nSisli bir  yağmur yükseldi.\nYüreğimi kanatıyor \nUçurumların renginde\nGülleri kurutan hüzünlerin.\n\nMustafa kaya\n25.04.2006 / çengelköy\nwww.mustafakaya.net/frm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülleri Solmuş Ülkemin",
        "poet": "Ahmet Taha Türkmen",
        "poem": "\n\ndüşün ki halil ibrahim sofrasındasın\nve emekler bulaşıyor yüzünün rengine\nmelekler taaf ediyor sonra\ndevletin kutsal kaderine\n\nşimdi hirada tek başına\nşarkılar söyleyip gidiyorsun\nbilirsin\nyakınlar uzak olmadan\nuzaklar yakın olmayacak yine\nbir de kan\nsitem edilmiş bir göz yaşı eşliğinde\nsağlam bir ihanet\nve ispiyon edilen yürek\nah her yerde kendini aratır\nsevmeyi öğrenerek\n\nbitkin ve yorgun\ngülleri solmuş ülkemin\niçinde ihanet ve ihtilal\nüzerinde kefaretsiz yeminler ile\ntek tek sayıyorsun mezar taşlarını\nsöyle şimdi gecelerin ve denizlerin şairi\nhangi aşkta olabilirk ki bu plotonik yara\nya da kim bağırarak yazar bunu\nbayraklara kan damlayınca\n\nŞehit dediğin\nAllah katında yaşıyordur aslında..!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllerim Soldu",
        "poet": "Sezen Aksu",
        "poem": "\n\nGüllerim soldu kaldırımlarda \nGonce yüklü dallarıma ayaz vurdu \nDemlerim oldu son akşamlarda \nBir nefeslik duraklarda çiçek açtım \n\nBir tek sana güvenmiştim \nÖncem yoktu sonram yoktu \nSoyundum sevinç giyindim \nSevinmek sanki bir suçtu \n\nHani herşeyindim ben senim \nHani kor dudaklındım \nHani karlarda açan çiçektim \nVazgeçilmezdim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllerin Dili",
        "poet": "Zeki Akdoğan",
        "poem": "\n\nBir kırmızı gül,\nNeler söyler insana\nTomurcuklanan sevgiyi; \nGetirir çiçek,çiçek \nSevgiliye...\nBir kırmızı gül,\nYar kokusu,yaren kokusu\nYaprak yaprak sevda\nBuram buram aşk.\nKelimelerin manasızlığını\nAlıp götürüverir\nBir kırmızı gül...Bir de sen.\nGül, bülbül'ün olsun\nBülbül gül'ün\nSen de benim\nGÜL'ÜM...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllerin Efendisi",
        "poet": "Mehmet Cıngır",
        "poem": "\n\nÇıkarabilmek için bir avuç kömür,\nEşittir bir avuç kömüre bir ömür.\nO gün bulutlandı güneşin yüzü,\nAğlamaklı oldu bulutların gözü.\n\nKan düştü kömürün karasına,\nTuz ekildi taze gelinlerin yarasına.\nAğıltılı türküler söylendi o gün,\nYüreklerde gezindi acılar o gün...\n\nUçtular o gün arş-ı âlâya gözleri bulutlu,\nO gün hepsi de de kırmızı-beyaz kanatlı...\nÇatlayan yüreklerinde güller filizlenir,\nFilizlenen her gülde bir sır gizlenir.\n\nParçalarken yüreklerini analar,kızlar...\nBir utanç tablosuydu mağara ağızlar.\nTomur tomur kırmızı,beyaz,kara güller,\nYangınlı ağıtlar yaktı o gün yanık bülbüller! \n\nAçtı orada güller kara,kırmızı,beyaz...\nDamladı beyaz üstüne ay ve yıldız.\nKırmızı-beyaz yer,gök,deniz; çiçekler...\nSularını Havz-ı Kevser'den içecekler.\n\nBekliyor burada,sonsuzdur sevgisi,\nAçmış sana kollarını güllerin efendisi!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllerin Dünyası",
        "poet": "İbrahim Ethem Bingül",
        "poem": "\n\nBurası güllerin dünyası\nBurada gül yenilir,\nGül içilir,\nGül konuşulur,\nGül giyilir..\n\nGül sevgidir,\nGül güzelliktir,\nGül doyulmazlıktır,\nGül aşktır..\n\nGüllerin dünyasında; \nBağışlanmak vardır,\nMerhamet vardır,\nHasret vardır,\nVuslat vardır..\n\nşevkat dünyasıdır bu dünya\nSevilir dost yinede,sırtından vursada\nSıvazlanır omzu,yeterki gururu kalkmasın ayağa..\n\nSevilirsin,sevdikçe\nBağlanırsın,bağlandıkça\nKabul edilirsin,kabullendikçe..\n\nSevilmek tek arzun olur\nYaşamın hayat bulur\nGül kokusundan birazda sana bulaşsın istiyorsan\nHoşgeldin gül dünyasına,geç şöyle buyur..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllerin Dünyası",
        "poet": "Ali Rıza Malkoç",
        "poem": "\n\nÇeşit çeşit gül sevdim de\nBana siyah gül yakışır\nZeytin, gecenin renginde\nBana siyah gül yakışır\n/\nRahat batınca okkalı\nKırıldı çınarın dalı\nBeyaz al ile kavgalı\nBana siyah gül yakışır\n/\nIrk rengine, gözüm âmâ\nRengarenktir içim ama\nGönlüm biçim biçim ama\nBana siyah gül yakışır\n/\nBahar güldü hepimize\nGüneş vurdu tepemize\nNefis, başvurur temyiz’e\nBana siyah gül yakışır\n/\nHasretler çeker yakını\nAsırların gam yükünü\nÇıkar, böl, topla yekünü\nBana siyah gül yakışır\n/\nDuru duru akıyor su\nKabarınca yıkıyor su\nÇok kızınca yakıyor su\nBana siyah gül yakışır\n/\nİşin özü şu aslında\nİnsan rehavet faslında\nHer koyun kendi neslinde(!) \nBana siyah gül yakışır\n/\nSözlerimle kırdım kimi? \nÇareyse, çağır hekimi\nToprağa verin yakamı\nBana siyah gül yakışır\n/\nAli Rıza MALKOÇ\n03/11/2013  Samsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllerin Ezgisine",
        "poet": "Kamil Aydemir",
        "poem": "\n\nyine yoksun\ncanıma okusa da ayrılık\nbende büyüyorsun\n\nbiliyorum\naşk acıyı da yanında taşır\naşk yürekli insana yaraşır\n\nözlemimi atıyorum günlerin göbeğine\nbir gün geçer eline\nsevdamı yazıyorum\nmemleketimin topraklarında yeşeren zeytine\nevlerin saçaklarında yuva yapan güvercine\n\nkorkma güvercinin kanadı dokununca yüreğine\nses kat güllerin ezgisine\nher sabah günaydın de kendine\nbeni görürsün bakarsan gözlerine\n\nyoksun\nyine burnumda tütüyorsun\nbelki de bir zeytinde\nsevdamı okuyorsun\nyaşamın güzelliklerinde kokuyorsun\n\nbiliyorsun\naşk yanında acıyı da taşır\naşk yürekli insana yaraşır\nsevmeyi bilen mutluluğa  ulaşır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllerin Mevsimi",
        "poet": "Çiğdem Çakır",
        "poem": "\n\nVefalı şiirlerim konuşuyor bu gece,\nYüzümde gülmeyen kaderin cehennemi saniyeler,\nNe çok hatıralar \nKaybolan şehrin hayalidir gözlerimde,\nÖmrü tarif eden yüreksin,\nYalnızlığım, aşkı unutmak değil\nAyrılığın \nUzun tarihini yazmaktır doğum günüme,\nSabaha hasret getiren\nİlk tan yeli yerleşirken bedenime\nZiyaretim sanadır bekle,\nEvlilik umutlarının kitabı\nGeç kalmasın dudaklarında\nBeni haykırsın sevgilim,\nBir görsen, üşüyor son halim,\nYorgun avuçlarında ruhlanacak\nGüllerin mevsimi şimdi,\nGel yaşayalım\nTükenmeyen masum isteklerimi.\n\n(Aksaray / 27 Nisan 2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllerin Gülüşü",
        "poet": "Ömer Faruk Bostancı",
        "poem": "\n\nÇiçeklerden en güzeli, bence gül.\nGülleri vereyim sana da bana bir gül.\nGüllerle karşılarım senin gülüşünü.\nSen hep gül gülüm, sen hep gül!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllerin Rengi",
        "poet": "İzzettin Dönmez",
        "poem": "\n\nGül deyince neler gelir aklıma\nOnlar çeşit çeşit türlü biçimdir,\nRengine bakıpta yanılmayasın,\nKırmızı gül sevgililer içindir.\n\nBeyaz gül temizlik saflık demektir,\nPembesi sevenden naz istemektir.\nHer rengin anlamı ayrı dilektir,\nSiyah gül kararlı seven içindir.\n\nDemetle verenler çokluğu sever,\nKarışık güllerse sevgiyi över.\nGülsüz başlayanlar, dizini döver,\nGoncalar ilklere vermek içindir.\n\nKarmaşık duygular salkım güllerde\nİlk gün anısıdır tüm gönüllerde,\nSevilen beklenir gözler yollarda\nDalında gül gülü seven içindir.\n\nSoluk gül götürme pişman olursun,\nKırık gül verirsen yolda kalırsın\nİzzetin, elin boş hava alırsın\nGül, gülmek isteyen güller içindir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllerin Gülü (Rasûl' e Akrostiş 4)",
        "poet": "Haşim Seyitoğlu 2",
        "poem": "\n\nG üllerin gülü, gönüllerin sultanı,\nÜ stüne rahmet yağmış nurlu peygamber,\nL âlezârın en mübarek lâlesi,\nL ebler titrer aşkınla kutlu peygamber.\nE mînsin, halîmsin, dürr-i yektâsın sen,\nR ıdvânın en aziz konuğusun sen,\nİ krârım, ifâdem, düşüncemsin sen,\nN âçâr kaldım sensiz nazlı peygamber.\nG âfiliz, mücrimiz, hatalıyız biz,\nÜ zgünüz, halsiziz, perişanız biz,\nL âliz,  âmâyız,  yaralıyız biz,\nÜ lfetine hasretiz ulvî peygamber.\n\n\t\t\t\tNisan 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllerin Özlemi",
        "poet": "Yusuf Gürsoy",
        "poem": "\n\nSolacak çiçek gibi\nMahzun mahzun\nSizin bahçe gülleri\nSanki seni arıyorlar gibi\nHepsinin bakışları bir başka\nÖzlemleri besbelli\nEllerinle okşayıp\nTutup koklamanı bekliyorlar\nHüzün var yüzlerinde\nSeni göremeyecekler gibi\nSanki muhtaç gibiler\nSenin vereceğin suya\nKoklayacak nefesine\nEllerinin yumuşaklığına\nBaygın bakışlarına\nSeni özlemişler\nBekliyorlar hasretle\nSizin bahçe gülleri\nGel; tut, kokla sev onları\nHasret çekerek ölmesinler\nGörsünler gül yüzünü\nSon kez; \nİdam mahkumu gibi..\n\n                (03.05.1984)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gullerin Sevgisi",
        "poet": "Seda Can",
        "poem": "\n\nGüllerin  anlatsın sana olan sevgimi \nGülleranlatsın sevgimi güller anlatsın \nyalnızlığımı çaresizliyimi  sana olan sev gimi\nbir durgunluk var bu gün sende \n\nyüzün deki hüzün ele veriyor donuk \nbakışların dalar ken uzaklara hüzün var    seda can\n\niçimi yakıyor güller anlat sın sevgimizi\nsevgini ele veriyor hüzün lü oluşun \n\nuzaklara beli ediyor olmayan ifadeler \ndünyayı bir hüzün üzerime çöken\n\n \n\nkara bulutlar dağıt ne olur gülüm seki\ngüneş doğsun dünyama karan lık larda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllü Cinaslar",
        "poet": "Veysel Soysal",
        "poem": "\n\nGül dikene\nRahmediyor, gül, dikene.\nBülbül güle, güldü gene.\nSitemi güle değildir,\nOnun ahı, gül dikene.\n\nGüle sar.\nBülbül ölmüş, güle sar.\nMuhannet saçlarına,\nNispet için gül asar.\n\nGül demi.\nGeldi bağa gül demi.\nŞimdi bülbül gülde mi? \nKızıl gonca kanamış,\nGöğsündeki gül demi.\n\nGüldüğüm.\nBağa vurdu, gül düğüm.\nBülbül yasına durmuş:\n“Görülmedi, güldüğüm”.\n\nGüle ne.\nBülbül çıka, gül ene.\nBahçe yanmış güle ne? \nMevlam daha çok vere.\nHalimize gülene.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllerin Sultanına Saygılar",
        "poet": "Lütfi Şahin",
        "poem": "\n\nİnsan saygıyı hak eden bir varlıktır,\nSaygı, senin kalbinden dallanır,\nSana saygı duymayanlar aldanır,\nGüllerin sultanına saygılar.\n\n\n\nSen gelmeden önce insanlar şaştı,\nSaygı ve sevgi senden taştı,\nDiğer varlıklarda saygına kucak açtı,\nGüllerin sultanına saygılar.\n\n\n\nRahmet sahibi seni sevdi,\nSenin için habibim dedi,\nSaygı seninle bilindi,\nGüllerin sultanına saygılar.\n\n\n\nAdı Muhammed olan sensin,\nSana saygı duymayan, yerlerde inlesin,\nSensiz olan kalpler dinlesin,\nGüllerin sultanına saygılar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllü Gün",
        "poet": "Turan Yükseloğlu",
        "poem": "\n\nDün, bugün, yarın ömrün törpüsü,\nSağlık, spor, aşk, gezi ömür örtüsü,\nAksi halde önündeki sırat köprüsü,\nÖte dünyayı bilmem de bu dünyada;\nGününü gül et, allah’a kalsın ötesi.\n\nYıllarla yarış var, insan ömründe,\nDağ bile dayanamaz, azim önünde,\nKolayı seçmekse senin gönlünde,\nÖte dünyayı bilmem, bu dünyada;\nNiyet; düzen adamı olmak yönünde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllü mani lerim cinas",
        "poet": "Erdogan Bektas",
        "poem": "\n\nGüle döndüm güle döndüm\nGül/sün diye güle döndüm\nGözleri değdi gözüme\nGüz ayında güle döndüm\n\nGül isterim gül isterim \nÇiçek ne ki gül isterim \nGözlerine yaş değmesin \nÖmür boyu gül isterim\n\nGül demedim gül demedim \nÇeşit çeşit gül demedim \nGülüm incinmesin diye \nHer çiçeğe gül demedim \n\nGül olur mu gül olur mu? \nDerilmedik gül olur mu? \nGönül bağın hazan olsa \nKederlenme gül olur mu?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllük ve Çınarları",
        "poet": "İlyas Özmen",
        "poem": "\n\n''GÜLLÜK'' diye bir bağ çitsiz duvarsız\nKimisi ne çare görmedi gitti\nKimi benim gibi daldı izinsiz\nKimisi sırrına ermedi gitti\n\nGÜRKANİ diyorlar ulu bir ağaç\nYaprağı şifalı meyvası ilaç\nHerkese cömertde bir bana kıraç\nBir türlü halımı sormadı gitti\n\nRASİM Hocam kökü Eskişehir'de\nDalları Antalya ''GÜLLÜK''lerinde\nSözüme katlandı her seferinde\nCahildir diyerek vurmadı gitti\n\nCEYLAN'mış,dediler; ağacın hası\nBağın kurucusu bağın ağası\nHer derde devaymış onun meyvası\nBir benim yaramı sarmadı gitti\n\nİNCE bir ağaç var uzunca dalı\nMevlaya aşıkmış kul-a sevdalı\nDediler meşhurdur pekmezi balı\nNedense bir parmak sürmedi gitti\n\nÖZMENEM'in henüz meyvesi koruk\nTadı biraz tuhaf acımsı buruk\nHerşeyi bilir de kara korkuluk\nŞiire tadını vermedi gitti\n\n(Mustafa Ceylan ve Antalya GÜLLÜK Dergisi Grubu'na saygılarımla)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllü Şiir",
        "poet": "Hasan Sakman",
        "poem": "\n\nO koca mavi denize özlem düştü\nbir zaman,\nbir yaz günü sahilde unutulmuş,\nkuru kırmızı bir gül karıştı sulara.\nÖzlem buhar oldu yaz bitimi,\nbulutlara karıştı.\nO kuru gül karşı adada kıyıya vurdu,\nkıyısı adanın gül kokulu.\nGözlerim gülü seyrediyordu\ngülün denize karıştığı sahilden \nve onlar gülüyordu.\nBir gül kopuyordu dalından \ndeli bir rüzgarla karşı adadan.\nÖzlem yüklü bulutlardan geçip\nmasama konuyordu.\nBu gözler,\nbu gülü,\nbir yerden tanıyordu...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllük 2 İzmir",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ngülün dumanına bak\naçmış katmanlı tabak\nİzmir görünüşünde\nsusak susağa kabak\n\ngülün pınarı aktı\nta yüreğinde yaktı\nİzmir bürünüşünde\nalkışlarına baktı\n\nyaşmağında gül oya\nparmağında gül boya\nİzmir yürünüşünde\nsevildikçe gül doya\n\ngül tohumlu ayrılık\nkanadıkça sayrılık\nİzmir sürünüşünde\nkardeşlik yok gayrilik\n\nEyüp hocam çoruma\ngerek var mı yoruma\nİzmir dürülüşünde\ngelin verir soruma\n\ngül içinde telaşın\ngüle güle dolaşın\nİzmir çürümüşünde\ngelen yılda bulaşın\n\nyanasıya kül oldu\nsevildikçe çöl oldu\nİzmir gerinişinde\ngönüllerde gül oldu\n\nköşe başı hıçkıran\nbahçesine fışkıran\nİzmir derinişinde\nbahar geldi kış kıran\n\nkapısında pusatlı\nkapusuzda kıratlı\nİzmir sarınışında\nkokopelli beratlı\n\nozan efem gülünce\nyaprağı dökülünce\nİzmir yerinişinde\ntoprağı sökülünce\n\n140412denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülme Ey Nazlı Çiçek",
        "poet": "Cihan Ayrancıoğlu",
        "poem": "\n\n‘Gülme ey nazlı çiçek! ’ \nSeni de neşeli diye, \nGüzel diye koparırlar toprağından, \nAyırırlar, \nHasrete sürerler, \nSu vermezler artık, \nKırlardaki kardelen olmak istersin, \nVitrindeki gül yerine. \n\n‘Gülme ey nazlı çiçek! ’ \nSolgun bak gökyüzüne, \nKederli bak, susuzmuşçasına, \nDikenlerini çıkar, \nYaprakların yerine, \n\nGülme ey nazlı çiçek! \nGülme! \nSeni mutlu sanırlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllü Çay Bardağı 14",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nGül, sevgili demek bu sevgili Muhammed(s.a.v.) ! \nGül, onun bir sembolü bu hiç edilemez ret…\n\nBu yüzden gül ruhlarda bu yüzden gül kalplerde,\nSen engel sunsan dahi gül tüm hür bahçelerde…\n\nGül, bütün gönüllerde gül İslâm’ın özünde,\nKur’an sayfalarında hadis ve sünnetlerde…\n\nGül, çiçeklerin piri gül, çocuk isimlerinde,\nGül, helvada, tatlıda cennet bahçelerinde…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülme",
        "poet": "Tamer Gülbek",
        "poem": "\n\nHer objektife gülme, zor biliyorum,\nAfrika balkonuna kuzeyden geliyorum.\nAçık sırtında lâcivert körfez dalgalı,\nDişlerinde kamaşıyor babanın gidişleri.\n\nBenim aklımda yalnız\nMakinadan çıkar çıkmaz kuruyan bir deniz.\n\nPiyanonun siyah-beyaz yollarından\nSessizce koşarak geliyorum balkonuna; \nTartan bir illet gibi yoldayım,\nBir ayrılık baskülüyüm artık; \nYorgun bir kabadayı gibi dikiliyorum\nKararlı istasyonun karşısına.\n\nKırmızı bir baharla çıkaracağım seni\nO şehrin ‘art-nouveau’ bir tepesine; \nSöz verdim bir kere çünkü\nHiçbirşeyiolmayanoda’nın alternatif battaniyesine! \n\nÜç kere zayıflayacağım bundan sonra\nVe sarı taksilerin durup baktığı gibi geceye sokak başında\nYa da duygusuz bir İskenderiye yağmuruna bakar gibi bakacağım\nMelez güzeli tombul gözyaşlarına.\n\nSahte geçmişlerimiz,\nPizza yerken konuştuğumuz sahte İtalyanca\nVe sahte zayıflamalarımız\nSanal bir dosyaya kopyalanacak az sonra.\n\nSen babanın seni terk edişlerine geri döneceksin,\nBen annemi terk ettiğim kuduz kente.\n\nAncak erken,\nBalkonuna gelmeliyim çünkü önce.\nHenüz yoldayım, kuzeyden geliyorum,\nTeknolojiyi seversin, biliyorum, ama gücenme; \nGeniş açılı objektiflere gülme.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllün anne evsanesi",
        "poet": "Yıldırım Öğretmen",
        "poem": "\n\nGüller İrem bahcelerinin kırlarında, çayırlarda, gezip dururlarmış. Ne toprakla didişir,ne çakılla cebelleşirlermiş.Şarkılar  söyler, letafetlerini sergiler ve    mutlu şekilde yaşarlarmış. Bir gün aralarında güzelik yarışması düzenlemeye kara verirler ve yarışı başlatırlar. Mor güller kokusunu, sarı güller şarkısını, kırmızı güller de  öyküsünü sergilerler..  sergilerler sergilemeye ama, ne kırmızı gülün bülbül, aşkı ne sarı gülün gönülerdeki köşkü tatmin etmez jüriyi son yarışmacı zemheri gülü girer ve kokularını salar. Oradakiler öyle bir etkilenir, öyle bir etkilenirki,.Pembe gülün yanakları heycandan kızarır, beyaz gül şaşkınlıktan kirec gibi bembeyaz kesilir  ve gonca gülde açmadan öylece hareketsiz  bekler. Jüri başkanı. Aslında senin hiç kokun yok, bunu nereden aldın diye sorar. Kaçamak cevaplarla jüriyi inandıramıyan zemheri gülü sonunda gerceği itiraf ederek ANNEM den der. Kokunun etkisiyle kendinden geçen jüri, anne gülü bulmaya karar verir.  Mekanına gittiklerinde kokusuz kalan \n anne gül yeni kokular bulmak için toprağın derinliklerine daldığını öğrenirlerler. Bu güzel kokunun hasretine dayanamayan güllerde damarlarını toprağın derinliklerine salmaya karar verirler ve oğünden sonra mekanları toprak olur.Anne kokusu için toprağa girmeyi dahi göze alan güllerde, anneler tarafından kutsallaştırılarak türkülerde hasretin, öykülere cennetin ve şarkılarda muhabetin  sembolü olarak yıllarca söyleyip durmuşlardır. \n\n  Ana dolu efsaneleri ismli eserimden alınmıştır \n    Yıldırım Öğretmen \n Gülleri değilsede, güleryüzlü insanların bol olduğu Gaziantep'ten sevgiler ve selamlar \n\n KOKULARIN EN GÜZELİNE SAHİP ANNE KOKUSUNUN TAŞIYAN BÜTÜN ANNELERİN ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN \n Yıldırım öğretmen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güllük gülistanlık Bir ''14 Şubat''",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nYıllardır kutlanır sevilir dünyada ondört şubat\nSevgi sıcaklığıyla ısıtır eritir karları heyhat\nGül gibi bir ömür gül gibi hayat sürmektir amaç\nBu gündeki sevgi ömür boyu sürer verir kalplere takat\n\nHiç bir zaman onbeş demeyen şubatın yarısı\nSanki yaprak gibi kimi yeşil kimi kalmamış sarısı\nBirbirini tamamlayan bir elmanın iki eşit yarısı\nBir çiftin mutluluğu yetmez çifte mululuklar hepsine darısı\n\nKarları eritse bile küçülmesin o ulvi dağlar\nErimezse erimesin saçlarımızdaki o anı dolu karlar\nBirbirimize çok yakıştığımızı canlı cansız herşey anlar\nBu sevgiye ecel gelse ne olursa olsun o da ağlar\n\nYıllardır sevgililer günü yağışlarla aynı gün kutlanır\nKüçük büyük sevgiler o gün birbaşka katlanır\nMevsimin kar kış olması değiştirmez bu ulvi sıcaklığı\nAşiyan'da bile olsa aşıklar sevgiler bir başka umutlanır...\n\nBöyle devam eder sevgi böyle devam eder aşk\nSoğuk nedir bilmez üşümez sıcak kanlıdır kalp\nÜzerleri karla kaplı yüksek dağlar gibi de olsa \nO dağları delip geçen kardan uzak tünelde gibidir kalp...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülmedi Benim",
        "poet": "Murat Gülmez",
        "poem": "\n\nHayata geldim de iyimi ettim                                           \nDünyada yüzüm hiç gülmedi  benim                                 \nDaha on yedi de ben gelin gittim                                     \nYüzüm bu hayat ta gülmedi benim                                                           \n\nEvlendim de mutlu olurum sandım                                   \nKüçük yaşta tatlı sözlere kandım                                      \nBilmem ki ben ona nasıl inandım                                     \nEvlilikte yüzüm gülmedi benim                                       \n\nİlk önce günlerim çok güzel geçti                                    \nSağlığım yerinde yüzüm güleçti                                       \nKaderimde varmış dert beni seçti                                     \nŞansım hiçbir zaman gülmedi benim                               \n\nİçime atarak buldum bu derdi                                            \nKader hep çileyi önüme serdi                                                                   \nEvlenmeden önce yüzüm gülerdi                                    \nŞimdi ise yüzüm gülmedi benim                                    \n\nBen bir iki derken üç çocuk oldu                                      \nGülen gözlerimde kan ile doldu                                       \nAçan güllerimde hep birden soldu                                   \nBahtım kara yüzüm gülmedi benim                                 \n\nEvlilikten yana şansım olmadı                                         \nAradığım aşkta beni bulmadı                                           \nMutluluğa inancımda kalmadı                                         \nDünyada bu yüzüm gülmedi benim                                     \n\nHayatın tadını ben tadamadım                                         \nDerdimi kimseye anlatamadım                                        \nNe yaptıysam gene yaranamadım                                    \nDayak yedim yüzüm gülmedi benim                               \n\nNeyleyim parayı neyleyim malı\nEvlilik gözümde kara bir çalı\nElimle kesmişim bindiğim dalı\nYere düştüm yüzüm gülmedi benim\n\nDertler gün geç tikçe bir bir artıyor\nİnsanın da içini karartıyor\nBilmeyenler derki çok abartıyor\nDışım güldü içim gülmedi benim\n\nBiliyorum bu dert benim kaderim\nBen bu yükü ölene dek çekerim\nDüşündükçe gözyaşını dökerim\nGözüm bu dünyada gülmedi benim\n\nRabbime çok şükür etmedim isyan\nİnanmasan ona olursun hüsran\nBaşına geleni çekiyor insan\nBelki bir gün yüzüm gülecek benim\n\nAşık Murat derki dertler hep bitsin\nÇileler azalsın yok olup gitsin\nOcaklar sönmesin dumanlar tütsün\nSabırla yüzler hep gülecek derim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülmedi Kader",
        "poet": "Mehmet Dayan",
        "poem": "\n\nAcı çektirdi bana mutluluk vermeden\nKışı yaşattı bana sonbaharı görmeden\nHer gün ağlattı beni hiç güldürmeden\nGüldür desem de gülmez bana kader\n\nGece gündüz yatmadım kahrımdan\nGeçmeyen dert kalmadı başımdan\nDalga geçer gibi geçti benim karşımdan\nBir düşman gibi geçti, bana gülmedi kader\n\nHerkese düşeş verdi bana gelirken yek\nOdun kömür varken bana verdi tezek\nPastalar uçuşurken bana kaldı bayat ekmek\nEkmeği de çok gördü, bana gülmedi kader\n\nGüldürmedi yüzümü aşk tarafımdan\nAyrılık verdi bana tüm sevdalardan\nZevk tattırmadı bu fani dünyadan\nÇok zalim çıktı, gülmedi bana kader\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülmedi Gitti",
        "poet": "Murat Danlı",
        "poem": "\n\nYıkılmış evleri virane oldu\nBaharı gelmeden sararıp soldu \nDokundum ağladı gözleri doldu \nGaribin yüzüne gülmedi kader\n\nBaykuş konmuş bacasına ötüyor \nYanıyor evi de duman tütüyor\nDostları ağlayıp düşman gülüyor\nGaribim yüzüne gülmedi kader\n\nÇiçekleri eken bilir rengini \nGözleri ağlamış yıkmış bendini \nHep aramış bulamamış dengini\nGaribin yüzüne gülmedi kader\n\nElleri koynunda oturur durur\nBazen de elini dize ne vurur\nHerkes ettiğini elbette bulur\nMurad ın yüzüne gülmedi kader\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülmek",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nGülmek bir güneşse, karanlık gölge\nİnsanın yüzünden, hayat zikreder\nYaşanmış sevdası, yürekte bölge\nHüzün ile keder, aşkı yokeder\nBahattin Tonbul\n12.11.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülmedim",
        "poet": "Edim Ahmet",
        "poem": "\n\nGülmedim\n\nBir gün mutlu olup da\nGül  gül  gül  gül gülmedim\nNeşe huzur dolup da\nGül  gül  gül  gül gülmedim\n\nFelek tuttu yakadan\nKurtulmadım çakadan\nŞakadan la şakadan\nGül  gül  gül  gül gülmedim\n\nKaralar bürünürüm\nYerlerde sürünürüm\nGülmeye erinirim\nGül  gül  gül  gül gülmedim\n\nUsandım bıktım gaylu\nÇığırdan çıktım gaylı\nBendimi yıktım gaylı\nGül  gül  gül  gül gülmedim\n\nAkışım tersinedir\nÇıkışım tersinedir\nBakışım tersinedir\nGül  gül  gül  gül gülmedim\n\nGel oyala oyala\nGergef ile oyala\nGel bu gönlü oyala\nGül  gül  gül  gül gülmedim\n\nGam dolar gam taşarım\nNe ölür ne yaşarım\nBu  halime şaşarım\nGül  gül  gül  gül gülmedim\n\nula ben çalımıyım\nçalının dalımıyım\nyoksa ki delimiyim\nGül  gül  gül  gül gülmedim\n\nah bu yazı bu yazı\nbaşımda ki bu yazı\nbu yazı kara yazı\nGül  gül  gül  gül gülmedim\n\nharabeye dönerim\nbir yanar bir sönerim\nben ışıksız fenerim\nGül  gül  gül  gül gülmedim\n\nedimahmet olmuşum\nsararmışım solmuşum\nbu dünyaya gelmişim\nGül  gül  gül  gül gülmedim\n\n      edimahmet\n      Çankırı-24.09.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülmedim",
        "poet": "Murat Say",
        "poem": "\n\nŞu yalancı dünyada ben\nBir gün bile gülmedim\nYoksulluğun sayesinde\nGülmedim gülmedim....\n\nBu yoksulluk bizle gider \nÖmrüm çile ile geçer\nHasretlik bağrımı deler\nGülmedim gülmedim...\n\nDertliyim çekerim acı\nDerdimin yoktur ilacı\nDinmek bilmiyor bu sancı\nGülmedim gülmedim...\n\n   Ekim 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülmedin - Güldürmedin",
        "poet": "Ahmet Ünal Çam",
        "poem": "\n\nNe bahar bahardır bana,\nNe hüzün hüzün\nÖmür,bir an gibi  akar da\nGülmez bir kere yüzün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülmek",
        "poet": "Ali Kara",
        "poem": "\n\nDünyada yok olur gamı kederi\nİnsanın gönlünde olunca gülmek\nNeşesi sevinci nedir ederi\nPaha biçilmezki kalınca gülmek\n\nYüzünüzde gülmek yakışmış size\nGülücükler inmiş tepeden düze\nGülmeyi görürsün bakınca göze\nKalbinizde olur dolunca gülmek\n\nGüzelliğe güzellik katmış gülmeniz\nYaşama sevinci olmuş bilmeniz\nKalbiniz tertemiz dürüst olmanız\nBirdaha güzellik bulunca Gülmek\n\nAli Kara  dosta  dostca bakınca\nDost pınarı şu gönlüme akınca\nBana benden olur daha yakınca\nNeşeyi sevinci alınca gülmek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülmek...",
        "poet": "Mehmet Arslan 3",
        "poem": "\n\nGülmezsen nasıl anlarım,                                                                                                         Senin insan olduğunu,                                                                                                       Nasıl yansır dışarıya,                                                                                                       Ruhunun güzellikleri,\n                                                                                                                     Canın her şeyi gülmektir,                                                                                                      Gülmektir geriye kalan,                                                                                                         Yüzünü asmak gurbettir,                                                                                                     Gülebilmek gerçek sılan,\n                                                                                                                  Yüzün gülsün ki her zaman,                                                                                                         Cesaret versin sözlerin,                                                                                                     Bedenin güler o zaman,                                                                                                          Güler gözün, özün, tenin,                                                                                                                       \n                                                                                                                  Gülmek ki sonsuz saadet,                                                                                                      Gülmeliyiz gün aşırı,                                                                                                            Gülmek ki gerçek adalet,                                                                                                      Gülmektir asıl başarı…\n                                                                                                                   Gülelim sular durulsun,                                                                                                  Gülelim sırlar bilinsin,                                                                                                        Gülelim canlar sevinsin,                                                                                                   Gülmek kurtarsın dünyayı…\n\n                            Samsun-1978\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülmedi kader",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nDöküldü yaprağım rüzgar esmeden \nSaçım ak oldu yaş henüz geçmeden \nBahtımı yazıpta birgün yeniden \nEski şansla bile gülmedi kader \n\nİnmedim ömrümce cefa tahtından \nGeçmeyen kalmadı dertli başımdan \nÖyle bir bakarda geçer karşıdan \nKör talih yanıyla gülmedi kader \n\nGeçmedi bu yolum sefa hanından \nKalkmadı bu başım vurma taşından \nÇıkıpta önüme bir taraflardan \nNamertçe olsada gülmedi kader \n\nHarcadı bozdurup beni çömertçe \nEskitipte attı beni delice \nBirgün biryerlerde beni görüpte \nKaragün bahtıyla gülmedi kader \n\nSedat hunkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülmedim Ben Dilerim Sen Gül Gelin",
        "poet": "Mustafa Taşkanat",
        "poem": "\n\nGülmedim Ben Dilerim Sen Gül Gelin\n\nBir buse vermeden gül çekip gittin\nVedaya gelmedim sitemmi ettin\nKor olupta yüreğimi erittin\nGülmedim ben dilerim sen gül gelin\n\nBulamadım göç eylemiş yurdundan\nGittin ayyan oldum senin derdinden\nSen gidince zühde oldum ardından\nGülmedim ben dilerim sen gül gelin\n\nGittin veran oldu gül gönül hanem\nDerdinden yanıyor bu dertli sinem\nSeni sevdim bitmez oldu kız çilem\nGülmedim ben dilerim sen gül gelin\n\nRazıydım gül yüzünü görmeye \nZail edip gittin söyle kız niye \nÇok yalvardım gülüm gitme kal diye\nGülmedim ben dilerim sen gül gelin\n\nmustafa TAŞKANAT..(OZAN DERDİVAR)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülmek İstiyoruz",
        "poet": "Ceren Ozan",
        "poem": "\n\nOlur masmavi gökyüzü, kapkara\nÇünkü; savaş var bizim oralarda\nKutlamak isterdim ben de  23 nisan'ı,\nTürk arkadaşlarım gibi coşkuyla...\n\nDuyun artık bizim de sesimizi! \n23 Nisan günü alın gelin hepimizi,\nBiz de yaşayalım bundan sonra sizin gibi,\nCoşkuyla 23 nisan gününü...\n\nBizim de gülsün artık yüzümüz,\nYaşamaya yetmiyor artık gücümüz.\n23 nisan günü biz de,\nİlk kez gülelim sizlerle! \n\nHepimiz kardeşiz biz sizinle,\nÇiçekler solmasın hiç yüreğimizde.\n23 nisan günü geldiğinde\nSilin gözyaşlarımızı, bir gülümseyişinizle...\n\nİşte şimdi hepbirlikte,\nGülüyoruz güzel günlere.\nSavaşsız bir dünya için\nHepimiz veriyoruz elele! \n\nMutlu günler geldi işte,\nŞimdi hepsi ellerimizde.\nEgemenlik bayramını, güler yüzlerle \nKutlayalım Nisan'ın 23 'ünde!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülmek Sana Yakışır",
        "poet": "Avni Temiz",
        "poem": "\n\nYüzünden tebessüm eksik olmasın,\nHüzün bana, gülmek sana yakışır..\nYüreğinde açan çiçek solmasın,\nHüzün bana, gülmek sana yakışır..\n\nUzakta aramam sen bende bensin,\nYanan yüreğimin ateşi sensin,\nGücenirse gönlüm senden gücensin,\nHüzün bana, gülmek sana yakışır..\n\nAdemoğluyuz biz her daim beşer,\nSevda denilen şey yürek de pişer,\nAğlayıp durunca gözlerde şişer,\nHüzün bana, gülmek sana yakışır..\n\nYazdığım kağıt da karalar sensin,\nGönül servetim de paralar sensin,\nÇile girdabında yaralar sensin,\nHüzün bana, gülmek sana yakışır..\n\n11.04.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülmek Oyunu",
        "poet": "Meziyet Ak",
        "poem": "\n\n'Şöyle doya doya gülebildin mi? \nHasret ne bilmeden sevebildin mi? \nDertsiz geçen bir gün görebildin mi? '\nDiyen şarkı çınlıyor kulaklarımda.\n\nGün yüzü göremeyen bu ben ne yapsın,\nNeden mutluluklar benden hep kaçsın.\nGönlümde sevgin gel çiçekler açsın,\nNeşeye bir gülüp bin neşe katsın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gülmek Sana Yasak Arkadaş",
        "poet": "Şair Dertyoldası",
        "poem": "\n\nSen Doğarken Ağlamişsin Gülmek Sana Yasak\nHüzün Sana Dost...\nGöz Yaşi Sana Arkadaş Olmuş\nNe Kadar Haykırırsan Haykır Gülmek Sana Yasak Arkadaş\n\nBir Can Dostun Var Göz Bebeğin\nOda Göz Yaşı Sana Yoldaş Olur Hep\nYanlız Gecelerde Eşlik Eder Bir Arkadaş Gibi\nNe Kadar Haykırırsan Haykır Gülmek Sana Yasak Arkadaş\n\nUmut Edersin Gülmeğe Ama Olmuyor İşte\nYanlızlık Sana Kader Olmuş.Hüzün Sana Arkadaş Olmuş.\nHangi Yola Gitsen Karsinda\nNe Kadar Haykırırsan Haykır Gülmek Sana Yasak Arkadaş\n\nGülmeği Rüyalarimda Gördüm Çok Mutlu Oldum\nGözlerimi Açtım Rüyaymış Meğer..\nBir Yoldaşım Var Oda Hüzün\nNe Kadar Haykırırsan Haykır Gülmek Sana Yasak Arkadaş...Mehmet Avar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülmek mi Günah?",
        "poet": "Sait Benzer",
        "poem": "\n\nBir sevdaya düştüm amansız \nVefasız sevgilim dinsiz imansız\nBeni yaktı külsüz dumansız\nAğlamak mı sevap gülmek mi günah? \n\nYüreğim yanarken kızgın çöl gibi\nKapandım içime buzlu göl gibi\nSevdiğim olmuş bana el gibi\nAğlamak mı sevap gülmek mi günah? \n\n\t\tGirmedi elime aşkın kınası\n\t\tMutluluk göstermez gönül aynası \n\t\tBana mı tuzaktır aşkın belası\n\t\tAğlamak mı sevap gülmek mi günah? \n\nİsyankâr değilim dilim alışkın \nYolumu kaybettim her yanım şaşkın \nBen utangacım ama kaderim pişkin \nAğlamak mı sevap gülmek mi günah?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülmek Yakışır",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nAtışma başlamış, kaldım bak yaya\nYirmi bir aralık, tutmadı maya\nAtmak için oku, taktım hem yaya\nBöyle safsataya, gülmek yakışır\n\n04.03.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülmek Yaraşır",
        "poet": "Erdal Sayıl",
        "poem": "\n\nEy güzel, her hali ayrı güzel; \nHer tavrın başka-başka,\nVe hepsi ayrı güzel...! \n\nNeşen boşanıp da taşmalı senden; \nGören hoşlanıp da coşmalı senden...\n\nGül ki gül yanakta güller açılsın,\nAl dudaktan inci-mercan saçılsın...\n\nKaş çatışın da yakışır sana,\nElin yüzünü zehir kaplatan,\nSomurtmak bile takıdır sana; \nFakat en güzel halin anlasana; \n\nGül ki gül yüzünde güller açılsın,\nGül dudaktan inci-mercan saçılsın...\n\nAğlamak sende sanırsın pınar\nGözünde yaş gören seninle yanar,\nİradem çelikten olsa da kanar; \nNe diye kederde edersin ısrar...? \n\nGül ki gül sözünden güller açılsın,\nBal dudaktan inci-mercan saçılsın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gulmem aci gulemedim",
        "poet": "Yaşar Gürlek",
        "poem": "\n\ngulmem aci gulemedim\n\nderdim  coktur   alan   olmaz\nsu  halimdan  soran  olmaz\nbenim  yuzum gayri  gulmez\nhayat  aci  gulemedim\n\ndert   ararsan  sira  sira\nbenim  bahtim  nede  kara\nta   sinemde  koca  yara\ngulmek  aci  gulemedim\n\ndert  ustune  dert  olurmu\ndost  kalbinden  vurulurmu\nbuna  sorgu  sorulurmu\nsevmek  aci  sevemedim\n\n21-02-1993   yasar  gurlek\nleiden  hollanda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülmelisin",
        "poet": "Nuri Gökhan Sonsel",
        "poem": "\n\nGökhan…İçindeki sıkıntıları bir türlü atamıyor ve bunları kimse ile paylaşmak istemiyor, sadece kendinle yetinmek ihtiyacı duyuyorsan eğer, ağlarken gözyaşlarını görmemeli kimse, sahte bir tebessüm altında gizlenmeli hüzün…Islanan göz kapaklarını sadece sen…sen hissetmelisin. İçinde fırtınalar koptuğunu fark etmemeli kimse, umursamazlık maskesi altında gizlenmeli acıların,akıttığın gözyaşlarını sadece sen..sadece sen tatmalısın, bir köşe kapmaca içinde yaşamını araladığını bilmemeli kimse. Sadece verilenlerle yetinmenin kırgınlığı kalmamalı içinde, sımsıcak bir sevgiye ne denli bir ihtiyaç duyduğunu sen bilmeli, işlediğin günahların bedelini sadece sen…sen ödemelisin. Sermayen gülmek olmalı bu acımasız hayatta, bilmezler ki senin neler hissettiklerini, intikam almak istiyorsan hayattan ve tüm kötülüklerden, sonuna kadar direnç göstermeli ve sahte olsa da gülmelisin…İçindeki bu sonsuz\nfırtınalara  son vermenin zamanı gelmedi mi artık? yaşamanın tadını ve bütün \ngüzellikleri ne zaman görecek, ne zaman fark edeceksin lütfen söyle misin? .\nBitsin artık ızdırabın, bitsin artık acıların, hadi gül, hadi gül, hadi gül artık… \nBiliyorum şimdi düşünüyorsun İnsanlar neden bu kadar acımasız ve bencil diye, neden dürüst insanlar bu kadar sessiz ve tepkisiz kalabiliyor, onlar da senin gibi,\ngülmeyi unutmuşlar da ondan…Hadi gül, hadi  gül, hadi gül ki, taptaze  baharların bitmeyen neşesi kaybolmasın, binlerce tomurcuklu güller açıversin yüzünde, hadi gül…hadi gül….hadi gül…hadi gül Gökhan hadi gül…\nNerede şimdi senin o eski mücadelesi ruhun, bu kadar çabuk mu pes edecektin, insanlara olumlu mesajlar vermek için, hiç mi, hiç  çaba göstermeyecek,\nO güzel ve duygulu sevgi dolu sözlerle yazdığın şiirleri, hayatın içinden alınmış,\nİbret veren hikayelerini, artık yazmayacak mısın yoksa? .  Nerde senin gülücüklerle süslü o sıcak sohbetlerin, bizleri bundan mahrum mu bırakacaksın? \nHadi gül, hadi gül, hadi gül Gökhan hadi gül, seninle şenlenen o buram, buram\nrenkli çehreler senin geri dönmeni bekliyor, gülmelisin ki, onlar da senin gibi gülsünler, gülebilsinler artık…Hadi gül…\nGökhan…Tekrar eskisi gibi, hayatla ve kendinle barışık ve eskisinden çok daha fazla sevgi dolu olmalısın, zaten buna mecbursun…Hayatını paylaştığın eşin ve çocuklarını, tüm sevdiklerini ve seni gönülden sevenleri, üzmeye hiç mi hiç,  hakkın yok..Nerde senin yıllarca kurduğun o müstesna hayallerin, nereye gitti sevgi dolu sözlerin ve ideallerin,onlar da sen gibi, kayıplara mı karıştı…Hayata dön artık, mutlu ol, mutlu etmeye çalış…Sen bunlara her zaman gerçekten layıksın…Hadi gül, hadi gül, hadi gül Gökhan hadi gül.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülmem",
        "poet": "Tahsin Seherli",
        "poem": "\n\nGelmek isterim Vatana Gelemem\nGurbette Kök Saldik Sökemem\nNe Zaman Biter Hasretlik Bilmem\nBen Gurbet Elde ölrüm Gülmem\n--\nVatan   Hasreti icimi hep yakar\nGarip Hasretlik Son Olsun der Bakar\nCirpindik Cikmak Yerine Batar\nBen Gurbet Elde ölürüm Gülmem\n--\nBülbül Gibi Figan Ettim Duyan Olmadi\nDüstüm Yalavardim Gelen olmadi\nDost Bildiklerim Yilan Cikti Duymadi\nBen Gurbet Elde ölürüm Gülmem\n-\ninsanlari Soguk Sanki Gezen ölü\nYok Benim Derdim Paylasan Tatli Dilli\nBu Avrupalilarin Cogu iki Yüzlü\nBen Gurbet Ellerde ölürüm Gülmem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülmesin",
        "poet": "Muhammet Çal",
        "poem": "\n\nNe diyeyim kahpe felek ben sana,\nHayatımı mezar ettin sen bana,\nBilmem; erdin mi ki sen muradına,\nBeni yârden ayıranlar gülmesin.\n\nFeryat figan ettim gözyaşı döktüm,\nÇaresizce garip boynumu büktüm,\nSaçlarımı yolup diz üstü çöktüm,\nBeni yardan ayıranlar gülmesin.\n\nBenliğim gül gibi sarardı soldu,\nHasretinden gönlüm kangren oldu,\nSenden ayrılınca gör neler oldu,\nBeni yârden ayıranlar gülmesin.\n\nFeryat figan ettim gözyaşı döktüm,\nÇaresizce garip boynumu büktüm,\nSaçlarımı yolup diz üstü çöktüm,\nBeni yardan ayıranlar gülmesin\nMahşer günü cennet yüzü görmesin\n\tGörmesin vay.\n\tM.ÇAL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülmevsimi",
        "poet": "Faik Tozoğlu",
        "poem": "\n\nGülmevsimi gülşende diken açtı hüzün var\nYok şimdi bahar gayri keder yüklü güzün var\nBağrımdaki yangında ateş saklı közün var\nYok şimdi bahar gayri keder yüklü güzün var\n\nAşkbülbülümüz sustu gönülbağ ı sedasız\nHiç sevgisi yokmuşki çekip gitti vedasız\nAşık niye biçare neden derdi devasız\nYok şimdi bahar gayri ecel rengi güzün var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülmez oldu kader bana",
        "poet": "Ilyas Sener",
        "poem": "\n\nGÜLMEZ OLDU KADER BANA\n\nCiğerlerim pare, pare\nAcıyan yok ki halime\nHer gelen vuruyor birde\nGülmez oldu kader bana\n\nAcılarla geçmez zaman\nYemek içmek oldu haram\nSende vurdun zalim inan\nGülmez oldu kader bana\n\nSeven insan böyle yapmaz\nYanan kalbe ateş atmaz\nGöre, göre böyle kaçmaz\nGülmez oldu kader bana\n\nYanar dağdır benim kalbim\nHüzün dolu bak cemalim\nBeni böyle yapan yarim \nGülmez oldu kader bana\n\nİLYAS ŞENER   2002-01-08\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülnur",
        "poet": "Hakan Ermiş",
        "poem": "\n\nGün aydınlanır gözlerinde\nÜzüntü keder erir tebbesümünde\nLaleler sümbüller kıskanır gülü,güzelliğini \nNaciz ömrüm gözlerinde son bulsa,ama senle olsa \nUzansak senle yıldızlara,bir iki hece dilimde\nRüyalara rüzgarlara fısıldadım sana olan hislerimi duysan beni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülmezmiş",
        "poet": "Kılıç Ali",
        "poem": "\n\nNe geldiyse başıma  uysallığımdan\nBüktüm boynumu dedim her halde kader\nBir güzel sevdim kendi kendime isyan\nNe bileyim seveni sevmezmiş kader\n\nBağır yanık dil kurak duydum aşk imiş\nDermanı vuslatla canana meşk imiş\nAvuntusu kalbine düşen eşk imiş\nKendi yazgısını da bilmezmiş kader\n\nBeleş sattım ruhumu bir kahve göze\nÇok söylediler durmadım hiç bir söze\nYüreğinden davacı bu mahcup yüze\nBin kere ağlamaya, gülmezmiş kader\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülom,",
        "poet": "Gürbüz Papağan",
        "poem": "\n\nSevdim seni Gülom,\nBir gün sana en çok ihtiyacım olduğu anda,\nBeni bırakıp gideceğini bile bile,\nÇaresizliğin doruğunda,\n\nSeni görmediğim zaman deli dolu oluşuma,\nHer sabah saatlerce yollarını bekleyişime,\nSeni gördüğümde bayram harçlığını almış,\nÇocuklar gibi sevinişime,\nVe her akşam ayrılırken ettiğimiz,\nSadakat yeminlerine,\nAldırmadan gideceksin ya,\nNe olur, öyle birden söyleme,\nAlıştıra alıştıra de,\nSeyahat de, gezi de nebileyim,\nHavadan sudan şeyler işte,\n\nSöyle Gülom, söyle çekinme,\nİnanır benim bu akılsız başım,\nSenin bana göre olmadığını,\nBu işin böyle yürüyemiyeceğini,\nSonunda çok, ama çok üzüleceğimi,\nBelkide bu yüzden öleceğimi,\nBile bile seni sevdi ya,\n\nSöyle Gülom söyle çekinme,\nAvuturum kendimi,\nDöneceğin günün özlemiyle,\nHer gün biraz daha,\nAlıştıra alıştıra dönmeyeceğine,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülnâme",
        "poet": "Hanifi Kara",
        "poem": "\n\nGÜLNÂME \n. \nGül, bir cins çiçek, gülün yabânisi ve ıslah edilmişi vardır. Yabâni gülün Orta Asya’da çok eskiden beri yetiştirildiği bilinmektedir. Bahçe gülüne dâir en eski bilgi Bâbil bahçeleri üzerine Herodotes tarafından verilmiştir. Eski Yunan edebiyatında da gülden bahsedilir. Bütün bu bilgilerden gülün doğudan, Orta Doğu, Anadolu ve Yunan adaları yolu ile batıya geçmiş olduğu söylenir. \n. \nHint efsânelerinde gülün dini ve kozmogonik bir mânası vardır. Eski Suriye ve Mısır’da da gül üzerine çeşitli efsânelere rastlanır. \n. \nRoma döneminde aşk ve neşe çiçeği sayılan gül, geniş çaplı ziyâfetlerin vazgeçilmez birer süsü olarak dikkat çeker. \n. \nGülün en çok münâsebet hâlinde bulunduğu unsur bülbüldür. Bu iki âşık arasındaki ilişki şark efsânelerine dayanır. Bu efsânelerden birine göre; gül eskiden bu günkü kadar kırmızı değilmiş. Belki de Gül-i nesrin (yaban gülü)    gibi pembe ve sâde imiş. Bülbül onu bu hâli ile de çok severmiş. Ancak gül, bülbüle iltifat etmezmiş. Ayrılığa dayanamayan bülbül bir gün gülün dikenli gövdesine konuvermiş. Dikenler bağrına batınca akan kanlar toprağa dökülmüş. (diğer bir rivâyete göre de kanı gülün yaprakları üzerine düşmüş.)    Dökülün kan topraktan gülün damarlarına süzülünce, gül o günden sonra kan kırmızı açmaya başlamış... \n. \nYine bir gün güle sormuşlar, “sendeki bu dikenlerin hikmeti nedir? ” diye. Gül cevap vermiş, “Benim dikenimi kalem, bülbülün kanını da mürekkep yaparak, güzelliğimi tasvir etsinler” demiş... \n. \nKarga ile bülbülün, farkı yer seçiminden \nGülün güzel kokusu, dikenle geçiminden. \n. \nAncak bu efsaneler, şâirler tarafından sevgiliye olan aşkı dile getirmek isteyen âşıkların serencâmı olarak vasfedilir. Maksatları o güzele kendi gönül efsânelerini dinletmektir. Yoksa ne gül, ne de bülbül bu kadar söze, bu kadar dedikoduya değmez. \n. \nÇağlar boyunca çeşitli milletler tarafından sanat eserlerinde bir unsur olarak kullanılan gül, ilâç olarak kullanılması yanında kendisinden elde edilen gülyağı ile de aynı zamanda bir ticaret metaı olmuştur. Özellikle doğuda yetiştirilen nâdide çeşitleri ile bahçelerin vazgeçilmez güzellik kaynağı olan bu çiçek, çeşitli milletlerin edebiyatlarında olduğu gibi, bizim edebiyatımızda da şâir ve yazarların ilham kaynağı olarak göze çarpar. \n. \nGül, Allah’ın ve O’nun birliğinin sembolüdür. Hakk âşıkları da bu ‘Gül’ün, bülbülü olarak kabul edilir. Ancak bu gül bahçesine ulaşmak hiç de kolay değil, ulaşmak için yolu bilen kılavuz gerek. Mevlânâ Celâleddin-i Selçukî: “Gül bahçesinden maksadımız, şâhın lütfudur” demektedir. Yunus Emre’de: “Bizim ilin bahçeleri, dâim tazedir gülleri” derken vuslata atıfta bulunmaktadır. \n. \nYine edebiyatımızda ikinci olarak gül remzi ile kastedilen O sevgililer sevgilisi, en sevgilidir. O’nun getirdiği “Gül medeniyeti”dir. Özellikle gülün kokusu, O’nun teri olarak şerefini kazandığından bu kadar nefistir.-Ak gül ile kırmızı gül- Allah, O’nun kokusu ile âdeta güle tecelli etmiştir. \n. \nGülün kültürümüze girmesi ile beraber kumaşlardan, mezar taşlarına; eşsiz tezhipli kitap sayfalarından, minberlere, mihraplara; kılıç kabzasından şeyhin kavuğuna kadar medeniyetimizin meydana getirdiği her eşyaya sinmiştir. Öyle ki hayatımızın her safhasında gül kokmakta, gül açmakta ve gül serpilmektedir. \n. \nGül, sevgilinin timsâlidir. O gülünce dudakların arasından beyaz dişleri görünür. Bu sevinç ve neş’e belirtisidir. Lâle açınca içindeki siyah tohumlar dökülür, bu da mâtem işaretidir. \n. \nGülün açılmadan önceki hâli halvettir. Açıldıktan sonra can sırrını fâş (ifşa)    etmiş olur. Onun diğer bir tarafı da geçiciliğidir, çabuk solar. Bu sebeple gül mevsimi kısa sürer. Bir bakıma insan hayatı gülün ömrü gibidir. Göz açıp kapayıncaya kadar... \n. \nGülün sabâ rüzgârı ile olan münâsebeti de oldukça çok işlenmiştir. Rüzgârla gülün oynaşması âşığı deli eder. Rüzgâr bâzen gülün yapraklarını okşar, bâzen sert eser yapraklarını döker. Gül sevgili olunca sabâ rüzgârı postacı olur. Ona aşktan haber getirir. Gülün şekli kulak gibi düşünüldüğünden, bu haberi sevgilinin kulağına söylüyormuş gibi, yahut onun kulağında açıyormuş gibi, bazen de “kulağını bükmek” şeklinde onu hafifçe ikaz ediyormuş gibi ifade edilir. Bu durumda asıl olan aşk, sırrını sevgiliye bildirmiş olmasıdır. \n. \n“Etse de abestir sitemi yâre tahammül \nGül yağını eller sürünür çatlasa da bülbül.” \n. \nGül meyvesizdir. Bu sebeple âşık sevgiliden vefâ beklemez. Ancak yine de o sevgili âşık için baş ağrısıdır. Bu hastalığa en iyi ilaç yine gülden yapılan gülsuyudur ki, bu da sevgilinin ter damlacığıdır. Gül bâzen yüze, bâzen yanağa, dikeni tırnağa, yaprağı kanada, saçı sümbüle, gonca gülün yeşil yaprakları onun elbisesine veya yakasına... benzetilmiştir. \n. \nKırmızı gül aşk, gençlik ve sevinç; ak gül murat, ayrılık ve ümit; siyah gül “kara kader” veya ölüm karşılığı olarak anılır. \n. \nGül-bülbül münâsebetinin halk edebiyatı şâirleri tarafından da sık sık işlendiği görülür. \n........................................... \n“Gene bahar oldu açıldı güller \nFigana başladı gene bülbüller \nBaşka bir hal olup açtı sümbüller \nÂşıkların del olduğu zamandır...” \n.................................................. \n“Benim yârim gelişinden bellidir \nAk elleri deste deste güllüdür...” \n........................................... \n“Gül kuruttum gül kuruttum \nYâri sînemde uyuttum \nYâr söyledi ben unuttum...” \n................................... \n“Gül ezerler gül ezerler \nGülü tabağa dizerler...” \n...................................... \n“Salındı bahçeye girdi \nÇiçekler titredi durdu \nMor menekşe boyun eğdi \nGül kızardı hicâbından...” \n.................................. \nAyrıca dilimizde “gül mevsimi”, “”gül gibi geçinmek”, “yüzünüze güller”, “gül üstüne gül koklamak”... gibi bir çok deyim, “gülü seven dikenine katlanır” misali atasözleri hep gül üzerine söylenmiştir. \n. \nAnadolu’da özellikle kız çocuklarına Gül, Güllü, Gülnar, Gülnihal, Gülnur, Gülbeden, Gülşen, Gülden, Gülderen, Gülcan, Gülriz, Gülfem, Gülruh, Gülseren, Gülizar, Gülşah, Gülçin, Gülbahar, Gülten, Gülbeyaz, Gülben, Gülcihan, Güldane, Gülfeşan, Gülay, Gülfidan, Gülnaz, Gülperi, Gülendam...vb isimler verilmektedir. \n. \n“Gül alırlar gül satarlar \nGülden terazi tutarlar \nGülü gül ile tartarlar \nÇarşı pazar güldür, gül...” \n. \nSon söz, söz ustası, şâirler sultanı, üstat Necip Fazıl’dan. \n. \nPervâne dediğin çerâğa gelir \nSular kıvrım kıvrım ırmağa gelir\nBülbülü kovdun mu dil bahçesinden \nGak gak karga, vak vak kurbağa gelir... \n. \nSelâm... Sevgi... Duâ ile...\n\nHanifi KARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülnere Lemana 23 subart hediyesi",
        "poet": "Ayşe Alioğlu",
        "poem": "\n\nBeklenen gün bugün gelmis\nLemanim biraz daha büyümüs \nIlk okul derken liseyi bitirmis \nGelinlik kiz  iken\nAnnelik  cenetine girmis\n\nHayal gemisiyle bugün sana gelecektim \nPapatyalardan sacina tac getirecektim \nGülleri ben senin yollarina serecektim\nSiirlerden sana buketler derecektim \n\nYildizlar kadar uzak  olsan bana \nNekadar uzakta olsanda okadar yakinsin bana \n 23 subat cok özel bir gün sana \nCicekler dökülsün Lemanim  yollarina\n\nSabah uyanacaksin aynaya bakacaksin \nAynadaki kadina bir göz kipacaksin \nAklarini göremez saclarinda boya var \nYüregine giremez güllerden  bir bahce var\n\nGül bahcene Bülbül konmus \nSevdiklerinden selam sunmus \nGurbet diyarinin bir ucundan \nSana bu Siirmi sunmus...............Ayse Alioglu 23.02.06 \n\nBugün dogum dünün oldugunu büllül  kulagima fisildadi dogaclama bu siiri bülbül sana götürdü..\n\nCanim arkadasim  siir yürekli sairem Kaleminden siirler yüreginden sevgin  hic ama hic eksik olmasin..sevgilerimle  Gurbetimden gurbetine en güzel dileklerimi  sana dogum günü hediyesi olarak bu siirimi yolluyorum..Ayse Alioglu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Gülom*",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nHani bana sözvermiştin\nGurbetten tez dönecektin\nGenç ömrümü heder ettin\nGülom.gülom yollarını bekliyorum\n\nDertlerimi zincir yaptım\nBir birine ekliyorum\nBir gün dönersin diye\nGülom gülom yollarını bekliyorum\n\nUzun yollar aramız da\nSen Edirne bende Van da\nYalnız kaldım buralar da\nGülom gülom yollarını bekliyorum\n\n                                           Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülom",
        "poet": "Ozan Talat Kurtoğlu",
        "poem": "\n\nSensiz bu can nasıl yaşar bilemem\nHasret kaldı bu can sana gel gülom\nBoynu bükük öksüz kaldım gülemem\nHasret kaldı bu can sana gel gülom.\n\nGözlerimde tüter kahve gözlerin\nKulağımda sevda dolu sözlerin\nYüreğim köz bağlar gitmez izlerin \nHasret kaldı bu can sana gel gülom.\n\nSenden sonra bülbül konmaz dallara\nAşkın ile düştüm halden hallere\nYıllar bitti yaşlar döktüm yollara \nHasret kaldı bu can sana gel gülom.\n\nHep çileli yazım benim ezelim\nSoldu bağım yaprak döktü gazelim\nKURTOĞLUYUM  sensin benim güzelim\nHasret kaldı bu can sana gel gülom.\n\nAşık Talat KURTOĞLU\n04/07/2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülmez Türkiye",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nAk parti yüzde elli oyla yürüdü,\nGarip Bahçelinin ömrü çürüdü,\nBirde CHP'de Baykal var idi,\nNeden yüzünüze gülmez Türkiye.\n\nAk parti on sene oldu iktidar,\nKılıçdaroğlu der, yeter bu kadar,\nBDP partisi hepten kafadar,\nUnutmaz tarihten silmez Türkiye.\n\nHalksa hak edene verir helalı,\nAklım sardı kendim bildim bileli,\nDoğruyol'la, Anavatan solalı,\nUnuttu bunları bilmez Türkiye.\n\nSeçim yaklaşınca başlar telaşı,\nPartileri kapı kapı dolaşır,\nSonuçta bir iktidarla buluşur,\nBilki iktidarsız olmaz Türkiye.\n\nEvren'le Demirel mazide kaldı,\nEcevit'le, Erbakan rahmetli oldu,\nHalksa Ak partinin yüzüne güldü,\nBilki iktidarsız kalmaz Türkiye.\n\nVatan ile şanlı bayrak onurum,\nBende sade Atatürk'ü tanırım,\nGitii daha başka gelmez sanırım,\nGelse böyle yiğit gelmez Türkiye.\n\nŞair Veysel sıradan bir vatandaş,\nDostça yaşayalım olalım gardaş,\nHakça hak edene atmayalım taş,\nAkıl var oyuna gelmez Türkiye.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülşehri",
        "poet": "Aziz Uçar",
        "poem": "\n\nBir gül, gül kokluyor bir bahçede\nbaştan başa gül kokuyor bir şehir\nbir şehir baştan başa gülizar\nyalnız seninle, seninle ey gül yüzlü yar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülsen'in doğum günü",
        "poet": "Ferid İlhan",
        "poem": "\n\nYaşın varsın olsun elli\nBir cevhersin,bu besbelli\nHer vasfınla şahanesin\nDeden başka ne söylesin........\n\n      17.01.2010  Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülse Kaderim",
        "poet": "Mehmet Kılıç",
        "poem": "\n\nKurduğum hayalim bölünür kırka.\nSırtımı ısıtmaz mintanla, hırka.\nÖmrümce kimseler olmadı arka.\nBir kere hayırla gelseydi kader.\n\nAsfalt,ta yürürken ayağım kayar.\nHırsız evim açar, eşkıya soyar.\nEvdeşim sofrada lokmamı sayar.\nBir kere yüzüme gülseydi kader.\n\nYağlı yoğurt yerken kırılır dişim! \nBir günde rast gitmez yaptığım işim.\nBeladan kurtulmaz çileli başım.\nBir kere benide bulsaydı kader.\n\nÇiğnenen taşlardan kalmadı farkım.\nDönmüyor göbekten kırıldı çarkım.\nKaynaktan kurumuş yaz günü arkım.\nBir kere tanıyıp bilseydi kader.\n\nAyazda yanarım! Sıcakta donar! \nYüzüme bakanlar mutludur sanar. \nHerkese inanır, her şeye kanar.\nBir,kere yanımda olsaydı kader.\n\nÖmrüm harman oldu savruldu bitti.\nEn sevdiğim insan bıraktı gitti.\nDüşmana gerek yok, dostlarım yetti.\nBir,kere kapımı çalsaydı kader.        \n\n\n \nGaziantep-  08/03/2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülsen",
        "poet": "Mehmet Gündüz",
        "poem": "\n\nBen senin aşkınla böyle yanarken,\nGülsen, gül sen gül sen ben ağlarken gül\nHer gece aşkından böyle ağlarken\nGülsen, gül sen gül sen ben ağlarken gül\n\n          Sana çiçek desem solacak mısın? \n          Gel benim ol desem olacak mısın? \n          Hep ben böyle ağlarken susacak mısın? \n          Gülsen gül sen gül sen ben ağlarken gül.\n\n\n Derdimi söylesem dinlemez dağlar\nAşkın bir kor oldu içimi yakar\t\nBir dalın üstünde sevişir kuşlar\nGülsen, gül sen gül sen ben ağlarken gül.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülse Ne Olur",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nHep arkandan binbir dümen çevirir,\nBelkide gıybetine küfür savurur,\nYüzyüze gelince birden kıvırır,\nHayırsız dost yüze gülse ne olur.\n\nDışı insan içi şeytan doludur,\nSonuçta bende oda Allah kuludur,\nDost görünüp sonra satan delidir,\nHayırsız dost yüze gülse ne olur.\n\nDünya fani ama insanlar bir hoş,\nKendisinden haberi olmayan sarhoş,\nBöyle insanlara iyilikte yapsan boş,\nHayırsız dost yüze gülse ne olur.\n\nAslında Gerçek dost bacı kardeştir,\nHatır hürmet ahbablık bir sırdaştır,\nŞimdi öyle dost bulmak hayeldir düştür,\nHayırsız dost yüze gülse ne olur.\n\nVeysel derki böyleleri çok gördüm,\nAnlamadan herkese gerçek dost derdim,\nHainde olsa o dosta kol kanat gerdim,\nHayırsız dost yüze gülse ne olur.\n\nTel:05379590555\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülsen'e",
        "poet": "Ali Osman Yılmaz",
        "poem": "\n\nmavi mavi enginlere uçarsın\npembe gülüm nerelere göçersin\nSenden kavi aşka dolan varmola\nBen bir yerde gülsen'im bir yerde\nBen burada har olmaya an mola\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülsene",
        "poet": "Yahya Harbalioğlu",
        "poem": "\n\nSadece tebessüm et yeter bana\nİnan her işkence zulüm vız gelir\nBedenim can bulur bakınca sana\nSen güldükçe bana ölüm vız gelir\n\nCoşar yağmur açar açmaz güneşim\nTeslim olur bahar yeline kışım\nÇözülür gülmenle buz tutmuş yaşım\nÇözülmeyen nice düğüm vız gelir\n\nSenle dopdoluyum sensiz hayat boş\nTebessüm ışığı yoksa ömür loş\nYanağın rengiyle yüreğim sarhoş\nNice şarap nice üzüm vız gelir\n\nZaten sensiz hayat  kör bir kuyudur\nVe aşkının yolları tuzak doludur\nYolundaki ateş bir yudum sudur\nBana ciğerdeki közüm vız gelir\n\nHadi gül başlasın bu maceramız\nGül hadi kapansın hüzün yaramız\nHadi gül de yansın sevgi çıramız\nFelekten gelecek cürüm vız gelir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülseren 1",
        "poet": "Müfit Aksakal",
        "poem": "\n\nNeden titriyorsun Gülseren? \nKorkma seni yemem! \nYüzün neden sararıyor? \nYoksa benden korkuyor musun? \nYa da beni sevmiyor musun? \nGöğsün öğle neden vuruyor? \nDavulcunun davuluna vurduğu gibi.\nKimden korkuyorsun? \nYoksa biri seni tehdit mi ediyor? \nDuymuyor musun sesimi? \nİşitmiyor musun kalbimin atışını? \nNe olursun kırma beni? \nGöster mahcemalini.\nOndan sonra teslim bu garip sana.\nİster ağlat...\nİster güldür...\nİster sat...\n(Trabzon,1961) \n\nMüfit AKSAKAL\n(Sevdalı Günler,Mir Yay. İstanbul 1995)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülşen / den sevgili / ye*",
        "poet": "Nazan İzmirli",
        "poem": "\n\ngülşendeyim\nkırık  kadehde\nsarhoş\n\ngezindi  gönlüm\nboşşşşşş   boş\n\nkıramadım \nrengarenk  olmuşlar\nsarmaş   dolaş\nbirbirlerine sevdalılar \nbelli\n\ntüm  gülleri  senin  için\nkokladım\n\nçıkan    poyrazlara,\nkarayele, melteme\nkeşişlemeye  saldım\nözlemimle  karışan\nrenkleri\n\ndumannnnn  duman\nolduğun  her   yerde\nçek  içine  ben diye\nsarhoş   ol   emi\n\nsevgi    sıkıştırılır mı \nbir   güne\n\nsen    kalbimdeki\nen güzel gülşende\n\nben  kırık kadehde\n......gül yaprağı.....\n.........oldum........\n.......... yine........\n\n14.02.2006-antalya\n\n'bir güne sıkıştırılamaz sevgiler....için.....sevdanız daim olsun....'\n'gülşen:gül bahçesi'\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülseymişim",
        "poet": "Fazlı Akkuş",
        "poem": "\n\nÖyle dedi bana aynalar\nÖyle dedi fotoğraflar\nGülseymişim; \nÇok şey değişecekmiş...\n\n9 Ekim 2000 \nKocaeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülsün kıssadan hisseler",
        "poet": "Tuncay Akdeniz",
        "poem": "\n\nKalpte sevgi besle yeşersin dalın\nArı gülsün çiçek gülsün bal gülsün\nHakktan ayrılmasın insanlık yolun\nEdep gülsün haya gülsün yol gülsün\n\nZaman değerlidir geçirme boşa\nBereket karışır her doğru işe \nBir toplum içinde huzurlu yaşa\nKöyün gülsün kazan gülsün il gülsün\n\nBilmiyorsan eğer bilene danış\nOku öğren öğret topluma karış\nEhli sanatınla ilimle yarış\nUsta gülsün çırak gülsün el gülsün\n\nHelalinden olsun kazancın kârın\nNamertlere muhtaç kalmasın yarı\nHakk yolunda harca söndürsün nârın\nAmel gülsün ahret gülsün hal gülsün\n\nHavasıyla suyu temiz vatanın\nDoğası güzellik yeşil ormanın\nYakma yuvasıdır yaban hayvanın\nAğaç gülsün kuşlar gülsün dal gülsün\n\nŞükür sabır ihlas gümanın olsun\nTatlı dil muhabbet mekanın olsun\nHoş görüyle sevgi dükkanın olsun\nvatan gülsün millet gülsün al gülsün\n\nCihana örnektir Türk ailesi\nAna baba kardeş torun dedesi\nKoru yıkılmasın ulvi kalesi\nHayat gülsün ömür gülsün yıl gülsün\n\nKul Tuncay insanım ademden beri\nYaradanın olsam sadık kamberi\nKalplerden silelim nefreti kiri\nSevgi gülsün saygı gülsün kul gülsün\n\nCinaslı dörtlükler\n\nAcıdır yara acıdır\nYüreği yara acıdır\nYeter sığın sen Mevlâ'ya\nO her yara ilacıdır........Tuncay Akdeniz\n\nKeskindir dilin baltası\nEl zanneder baltası\nYeşeren dalı keser\nCahilin kör baltası...Tuncay akdeniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülsün İstanbul",
        "poet": "Mustafa Ayas",
        "poem": "\n\nİstanbul sevgilerin gülen yüzü\nIlık tebessümlerin türküsü\nHaykırır iklimini bülbüller\nDolaşıyor damarlarında güller\nSen gül İstanbul, Gülsün tüm güller\n\nBoğazda kol kola vermiş aşıklar\nYanıyor habercisi sevdanın ışıklar\nAbanmış serince aralarından\nAkıyor sevgileri yoğuran sular\nSen gül İstanbul, gül sümbüller\n\nUzak düşen, sensiz hasretine yanar\nNerdesin ruhuma yol, Gül, Pınar\nYaprakların salınsın Gül’ün hasretinden\nCanlar sana meftun ulu Çınar\nSen gül İstanbul Gülsün Gül, Pınar\n\nGül’ün haberiydin, güldün, gül verdin\nEzanlarınla meleklere gülerdin\nGül’e mecnun, Eyüp’te şehit verdin\nGüldün Gül’e, kol kanat gerdin\nGül güldü sen güldün İstanbul\n\nBulutların kanadında süzülür gibisin\nKalplerde nakış nakış sevgi, incisin\nGüzellikte eşin yok dünyada birincisin\nSen Gül şehrisin muştuyu Nebisin\nGülsün İstanbul, Gülsün tüm güller\n\nSultanahmet meydanında kaldı aklım\nSöyler Gül’e, gül nur dudaklım\nAltı dalından salınır da ezanlar\nAçılır bir gün belki kara bahtım\nGülsün sevdalım sen Gülsün İstanbul!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gült",
        "poet": "Mete Oğuzhan Yıldız",
        "poem": "\n\nGül\n\nGül'e gül verdim gül güldü bana \nGül'e gül dedim gül biraz daha \nGül güldü güldü güldü \nGül sakın ha \nBana gülme bir daha \nGül düşündü \nBiraz ciddileşti sonra duruldu \nGülün hesabı vicdanımdan soruldu \nGül ya sen bana aldırma \nSanki her şey benim elimde mi \nSürekli,ömür boyu gül emi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülsün Hüzünlü Yüzün",
        "poet": "Metin Başol",
        "poem": "\n\nson pişmanlıklar, bitiş, acı, keder ve hüzün \nbittiği noktadasın artık her türlü sözün \nne söylenebilir ki şimdi tam bu noktada \nşairim yeter artık gülsün, o hüzünlü yüzün \n\n10/02/2009-Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülsün Ya Resullallah",
        "poet": "Aside Can",
        "poem": "\n\nBir gül açtı bugün cihana,\nO sendin Ya Resulallah! ..\nGül kokunu saçtın cihana\nHoş geldin ya Resulallah! ..\n\nSen gönlümüzün gülüsün\nSana iman eden iki cihanda gülsün..\nSen hiç ama hiç solmayacak gülsün,\nAçtın bu gece ya Resulallah! ...\n\nGül rengini senden almış,\nGül kokusu seni anlatmış,\nGül senin suretin hatırlatmış.\nSeni seven gül olsun ya Resulallah! ...\nSeni seven nur olsun ya Resulallah! ...\n\n 15 02 2011 saat 1.14 Aside Aside\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gültanem 13",
        "poet": "Feyza Kalender",
        "poem": "\n\nsevmek demek sevilmemeyi de göze almak demek! \nsevilmeden sevmek.\nsevmek sarılmak demek o yüreğe sımsıkı, \nöpmek demek beklemeden hasreti! \nsevmek demek yaşamla ölüm arasında ince bir çizgi, \nsırat köprüsü gibi! \ndönemez, düşemez, ne bulacağını bilemezsin, \nsevgi mi, bir hiç mi? \nişte; bir hiç dahi bulacağını bilsen\no yolda yürümektir sevgi.\nkarşılıksızdır, alınmaz verilir sevgi, \nölümcül bir hastalıktır sevgi öldürmeyen! \nbilerek hastalığını sevmektir sevgi.\nağlamakla gümek, \nüzüntü ile sevinç, \nbirliktelik ile ayrılık\nölümlü yaşam arasında ince bir çizgidir \nsevgi, \ntek belirli tarafı güçlüdür.\nöldürmeden yaşatacak kadar, can kadar, canan kadar\nyaşam ve ölüm kadar gerçektir sevgi, \nispatı olmayan!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülsün benim için gül",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nGülsün benim için gül\nHep gül olarak kal\nHayatın boyunca hep gül\nYaşamdan tat al\nGönlünde hep sevinç olsun\nKederden dertten uzak kal\n\nHalil Çolak 25.1.2006 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gültanem",
        "poet": "Abdullah Dizdaroğlu",
        "poem": "\n\ngültanem\n\nkimseler dolduramadı kalbimdeki yerini\nkimseler ısıtamadı üşüyen ellerimi\nkor ateşler sardı ansızın öptüğün yerleri\nsöyle bitanem söyle şimdi kiminlesin\n\nperdelerim kapalı aynı bıraktığın gibi\nsöndürdüm ışıkları güneşin battığı gibi\nkaderin garibe çattığı gibi yaktın içimi \nsöyle bitanem söyle şimdi kiminlesin\n\ngeceliğin asılı portmantoda kokun içinde\ngün seninle doğardı cennet gülüşünde\nseni bulsamda hayaline içtiğim meylerde\nkar eylemez gülüm söyle! söyle kiminlesin \n\nsönmedi dudaklarından aldığım kızıl korun ateşi\nbitmedi içimde sensizliğe isyanın hüzzam bestesi\nyıkıldı üstüme kederin çilenin simsiyah güftesi\nsöyle gülom söyle şimdi nerde? kiminlesin? \n\n\n\n                                                                       abdullah dizdaroğlu\n                                                                           19/mayıs 1988\n                                                                                 istanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülsün Çocuklar, Şahlansın Cumhuriyet",
        "poet": "Abdullah Bedeloğlu",
        "poem": "\n\nGülsün Çocuklar, Şahlansın Cumhuriyet \n\nÇocuklar birbirlerini severler.\nOyunu, kardeşliği bir başka severler.\nBarışın çiçekleri çocuklar,\nHaydi, güzel güzel oynayın.\nBir ağızdan şarkılar söyleyin.\nBilgilerden taçlar yapın, küçük ellerinizle.\nGelecek güzel günlerde giyelim hep birlikte.\nGönüllerimizde açan şehit gülleri çocuklar,\nVarlığınızla gurur duyarız.\nHer biriniz kızımız oğlumuzsunuz.\nHer biriniz atalar armağanısınız.\nPaha biçilmez pırlantalarsınız. \nBuğulanmasın o güzel gözleriniz.\nKardeşi kardeşe düşman edenlere,\nKötülükten çıkar umanlara fırsat vermeyin.\nİnsanın bir kolu sağ, bir kolu sol.\nBiri olmazsa neye yarar tek kol.\nAtamızın izinde varken doğru bir yol.\nYürüyün çocuklar güneşi getirir gibi.\nGit, yurdumdan ey cehalet, kaybol.\nGel adalet, bölünmesin, atalar armağanı şu yurt.\n23 Nisan 1920’de kuruldu Türk’ün Büyük Millet Meclisi.\nCesaret, birazdan başlayacak yarım kalan kavga.\nHazırlan Bedr’in arslanları gibi.\nMızrak, kılıç yerine kullanılacak sadece bir oy.\nGeriye dönüp oyalanma.\nGeçip gitti yıkılmış kaleler ve yenilgiler…\nBak, geliyor cumhuriyet.\nAlnında parlayacak ebedi hürriyet.\nGülmenizi istiyorum çocuklar.\nHerkes olsun mutlu ve özgür.\nŞahlansın cumhuriyet, dalgalasın al bayrak.\n                   Abdullah Bedeloğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gültepe Gençliği",
        "poet": "Nafi Çağlar",
        "poem": "\n\nGültepe, Gültepe,\nÖğrenci gezer sere serpe.\nYakalayıp bir soru sorsan,\nO dudaklar ki; olur pepe.\n\nGültepe, Gültepe,\nYazık! gençleri atma çöpe. \nİftiradan alıkoymazsan,\nİnsanı götürürler ipe.\n\nGültepe, Gültepe,\nÖğretmen öğrenci bir cephe.\nBu gençliği sana bıraktım,\nGötür; al kullan tepe tepe.\n\n9 Kasım 2015 Pt.12:48\nYeşilova/K.Çekmece/İst.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülü Derebilirmiydin",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nGül bahçesine girseydin gülü derebilirmiydin,\nİçinde nasıl düşman var, yere serebilirmiydin,\nDertli Yunus gibi de gönüllere girebilirmiydin,\nGül bahçesine girseydin gülü derebilirmiydin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülü gül ile mi tarttın  mahfilinde...................................................smail",
        "poet": "Galip Kemali Günay",
        "poem": "\n\nPara pul geçmez mi dedin....................gül llen  tartarken gülü.....................smail..................................................................para gül...................... gül pul......................................gül  para................. pul da gül........................................smail.............. mesele.........................  gül  ilen                   gülün......................... nasıl................. tartılacağında.......................................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜLÜ DÖVENLER",
        "poet": "Nesimi Keçelioğlu",
        "poem": "\n\nBarış, Sevgi, Kardeşlik ve Dostluk adına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "- Gülü Seven, Dikenine Katlanır",
        "poet": "Şükrü Topallar",
        "poem": "\n\nNeden binlerce çiçek arasından illå gül,\nGene binlerce kuşun sevilenidir bülbül.\nGül, bülbülsüz, bülbülse gülsüz düşünülemez,\nHiç onlarsız şiirler, şarkılar söylenemez.\n\nAçılmamış tomurcuk, gül dalının ucunda,\nBülbül onu kolluyor, koklar açıldığında.\nGül yeni gelin gibi yüz görümlük istiyor,\nTomurcuk sanki duvak, nazlanır açılmıyor.\n\nHer gecenin sabahı; doğar yeni bir güneş,\nUçar, konar dalına bülbül olur güle eş.\nSabah sabah nağmeler öter, seranat eyler,\nGönlü yok açılmaya, gül naza devam eder.\n\nVakit geldi, geçiyor; güle dönüş zamanı,\nBülbül figan eyliyor, gül açmaz duvağını.\nBaşka bahçe gülleri, eşleşmiş bülbülleri,\nGüller, bülbüller mutlu; duyuluyor sesleri.\n\nBeklenen zaman gelir, tomurcuk artık güldür,\nBülbül öyle bir aşkla öter, son ötüşüdür.\nOk olmuş gül dikeni, batmış tam kalbindedir,\nBeyaz gül, üstünde kan, bülbüller matemdedir.\n\nBülbül son nefesin de; diken kalbine saplı,\nBütün güller, bülbüller; hepsi de ağlamaklı.\nAcılar unutulur, gülle, bülbül dost olur,\nDikenini batırmaz, gül bülbülü hep korur.\n\nDerler ki: ' Gülü seven, dikenine katlanır '\nGülle, bülbül masalı yıllardır anlatılır.\nKıssadan hisse ise: ' Ne dikensiz gül olur,\nNe arama boş yere kusursuz dost bulunur '\n\n                              Şükrü   Topallar\n\n                         18. Mayıs. 2008    İzmit\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülü kırmızı sevsek de",
        "poet": "Arif Doğramacı",
        "poem": "\n\nÜlkülerimiz\nYön verir\nSevgilerimize\nÜlkülerimiz için \nSavaşsak sevdiklerimizle\n\nSavaşlarda kan var\nKan\nAkarken yüreğime\nGül sayılmaz\nKIRMIZI\nGülü kırmızı sevsekde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülü  Anladım Ağladım",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGülü  Anladım Ağladım\n\nGülü \nAnladım\nAğladım\n\nAğlıyorum\nAğlarsın gülü sevince\n\nGülü görmediysen\n\"Ben yaşamadım ki \" de\n\nAğlarsın gülü sevince\nAğla\n\nGülde renk aşktır\nAğlarsın gülü sevince\n\nGül göçer nazlı nazlı\nAğlarsın gülü sevince\n\nÖlü değilse gözler\nAğlar gülü sevince\n\nGül açar nazlı nazlı \nGül içini sana döker\nAğlarsın gülü sevince\n\nGül göçer nazlı nazlı\nYoluna dikenler dökmüşler\nGül-meler nazlı nazlı\nAğlarsın gülü sevince\n\nGeç kaldım neden\nBen bir gül sevdim\nGülü sevmek gül\nKainat bir bülbül  o güle \n\nGül solar nazlı nazlı\nGülü sevmek ömre değer\nAnlarsın gülü sevince\nAnladım gülü sevince\nGülü \nve\nAğladım\nGül gül aşk demekmiş...\n\nGülü sevdim\nÖlüm bile bal oldu\nAğladım gülü sevince\n\nGülü sevdim\nGülü sevmek bal\nAğladım gülü sevince\n\nBal sevgi o gülü sevmek\nAnladım gülü sevince  gülü\nGülde güneş\nGülde sevgi\nGökleri anladım\nVe ağladım\nO gülü sevince\nGülü sevmek bal\n\nGül çölü mavilikle sarar\nGül bahçesine girdim bir gül seçtim\nO gül için ölümü aldım göze\nAnladım gülü sevince  gülü\n\nBen bir gül sevdim\nKainat bir bülbül  o güle \n\nGül özlerde mavilik arar\nGül sevgi o gülü sevmek\nO gülü sevince\nGönül gül olur\nGülü sevmek bal\n\nGül ışık saçar nazlı nazlı\nEn çiçekli dal sevgi o gülü sevmek\nGülde yıldız\nGülde gölge\nBülbülün derdi \nİnce\nAşkı okursun bülbülce\nAğlarsın\nGülü sevince\nBu dünyada\nTek gülü sevmek bal\n\nBen bir gül sevdim\nKainat bir bülbül  o güle \n\nGül gönüllerde mavilik arar\nZirveye çıkan yol var bu sevgide o gül sevgi\nAğladım gülü sevince \nGülde gökler\nGülde aşk\nBen bir gül sevdim\nBülbülde yok saf feryadım\nGülün yaktığını anladım\nKan ağladım\nO gülü sevince \nGülü sevmek bal\n\nGül bakar nazlı nazlı\nGülde deniz ve mavilik var\nGülde dağ gönül\nDünyanın gül diye ağladığını\nAnladım ve ağladım\nBahçenin göz yaşlarını anladım\nVe ağladım\nO gülü sevince\nGülü sevmek bal\nGülü sevmek ömre değer...\n\nGül düşmesin kuyulara\nBen bir gül sevdim\nKainat bir bülbül  o güle \n\nGül dert çeker nazlı nazlı\nŞifalı el bu sevgi o gül sevgi\nAnladım gülü sevince \nGülde bahar\nGülde yar\nGönlüm gül oldu o gülü sevince\nGöklerin toprağa değil güle baktığını \nO gülü sevince \nAnladım\nAğladım\nVe \nAnladım...\nGülü sevmek bal\n\nGül göklerde mavilik arar\nAteşte o sevgi külde o sevgi o gül sevgi\nO gülü sevince sevgi gül oldu\nAğlarsın gülü sevince\nGülü sevmek bal\nGülü sevmek ömre değer...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülü neden severiz? (deneme)",
        "poet": "Deniz Güneş",
        "poem": "\n\nGÜLÜ NEDEN SEVERİZ? \n\nGüzellik doğada var. Öylece önümüzde duruyor.  Seviyoruz, bizde hoşluk duygusu uyandırıyor. Neden sevdiğimizi ise bilmiyoruz. Başka bilmeden sevdiğimiz şeyler gibi. Oysaki her şeyin bir sebebi vardır.\n\nGül fidanları her kış budanır. Bahçıvan öyle güzel budar ki onları. Biraz yok ederken gelen yıla daha güzel ve daha güçlü olarak hazırlanmasını sağlar. Ve gül fidanı baharla beraber serpilir. Boy boy dallarının  arasından küçüklü büyüklü tomurcuklar güllere dönüşür. \n\nBir gül fidanını büyük bir çerçeve içinde görebilir misiniz? Hayal edin. Tıpkı çiçekçinizin size bir buket devasa bir gül demeti verdiğinizi düşünün. Çiçekçiniz doğa bu sefer. O muhteşemliği ile her şeyi koymuş içine. Koyu renk dikeni dallara tutunan yaprakların en tepesine oturtmuş güzelliği, en öne çıkarmış görün diye. Gülleri dizilimi o kadar hoştur ki. Bir akış vardır. Noktaları birleştirme oyunu gibi birşeltirirseniz göerebilrisiniz bu akışı. Bu gözlerinizi yormaz, dinlendirir. Doğal bir sırada dizilmişlerdir. \n\nMükemmel bir komposizyon karşınızda size düşen bakmasını  bilmek. Bazı güller tomurcuk halinde, bazısı kocaman sığmamış kocaman çanak yapraklarına. Bazısı ise dökmüş yapraklarını. Doğum, yaşam, ölüm bir arada sanki. Büyük gül yanında küçük gül var diye büyük. Küçük yeni açmakta olan gül de büyük gül var diye küçük.  Sanki sizi içine çekiverecekmiş gibi bir derinlik  varmış gibi gözleriniz takılıverir, eğer aklınız meşgul değilse o an başka bir şeyle. Koyu dalgalı arka planda birer birer yıldız gibidir fidanın gülleri. Işıl ışıl ışıldar.\n\nBülbülü aşık ederiz güle. Sevgimizi, hissettirmekte eksik kaldığımız anlatması için sevgiliye veririz. Sanki yardım isteriz gülden. Elimize batsa da dikenleri, aksa da iki damla kanımız üstüne gideriz gülün. Onu koparmak dalından alabilmek için. Keşke başka alanlarda da bize çıkan engellerden yılmasak, pes etmesek.\n\nGül kokulu resimlerle donatmalı anıları…..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gültenlim...",
        "poet": "Erdal Kaşıkcı",
        "poem": "\n\nsessizlik çöktü\nkaranlık gecede\ngültenlim gel artık\naydınlığım ol\ngültenlim gel artık\nsessizliğim ol.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülücüğüyle Gözlerinden Salmıştır",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nçok uzaktadır \nsevgilisinden öte\nsokak ortası \ngözlerine dalmıştır\n\nölmeye gider \ndudağında sözü söz\nmavi yanıyla \ngözlerinde kalmıştır\n\nhep ayaktadır \nsuskunluğundan tuta\ntatil ertesi \ngözlerini almıştır\n\ngülmeye gider \ngöz yaşında özü öz\ngülücüğüyle \ngözlerinden salmıştır\n\n100210-5denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülücükler",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nSinesinde ki sevinç\nUyumludur sevdamın\nGülücüklerle\n\nUzun uzundur sitemlerim\nGüneşin terk edişinde beni\n\nNerde yaralı bir sevinç görsem\nEksi dokunuşlarda\nOkşayışlarını bölerim\nÖpüşümün\nSessiz sedasız\n\nAğlamam,inlemem bir daha\nHemencecik gelmiyor ölüm\nBiliyorsun her nefes alışta\nBiraz daha yaklaşıyor sinsice\n\nUzun ormanları aştıkça biz\nHıçkırıklar çoğalıyor gülüşlerde\nVe bir daha\nBir daha\nYalvarıyorum kendi gölgemize\nTerk etmesin diye nefretimizi\n\nSevdamızın onuruna saklanan kurşun\nKalbimizin vuruşlarıyla güçlendikçe\nİstiyorum ki daha ağarmadan tan yeri\nKuşlar alsın getirsin\nO en kutsal seslenişi\n\nHiç mi duymuyorsun sende\nSon çağrısını meleklerin\nEğer biraz çabalasan\nBiraz renkleriyle oynasan yarınların\nÇocuk kadar masum olduğunu\nGöreceksin seslerin\n\nÇünkü her fasılasında zaman\nTop oynar\nEkseniyle Dünya'nın\nAma tuz kokan okyanuslarda\nKayboldukça ağıtının yankısı\nSinesinde ki sevinç\nÇelişkiye düşecek\nSevdanın\nGülücüklerle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nBen sana hiç kıyamam, gülüm.\nDoğruluk hamurum, dürüstlük mayam.\nÜzülürüm, incinirim, lakin kıramam.\nAltına değer veririm, bakıra kanmam.\n\nDar bu fani dünya, sığmaz hayallerim.\nÖlen beden bilirim, ölümsüz ruhum.\nGüzellikler daimi, cennet esas makam.\nKötülük; cehennemde hapse mahkum.\nSen; ebedi güzelsin, cennetde gülüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülücükleri Güneş",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGülücükleri Güneş\n\nBir bebek güldü yüzüme \nUykusuz kalsın şu çiçek  için annesi\nEn güzel ninniler ona söylensin \nÇocukların gülücükleri güneş\nHer bebek bir kelebek \nSolmasın güneş gülücükleri çocukların …\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Ümit Demir",
        "poem": "\n\nbiraz gülsene, gül yüzlüm\nanlarsan, gül bana, bal sözlüm\nağlarsan, gül sana, al gözlüm\ngül bana, gül sana, gül bize\ngülersen göz değer mi bu yüze\n\nbiraz gelsene sel yüzlüm\nakarsan, sel sana, kem sözlüm\nbakarsan, sel bana, kin gözlüm\nsel sana, sel bana, sel bize\ngelirsen söz değer mi bu tene\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "İlyas Özkan",
        "poem": "\n\nGönlüm, gönlünde âsûde çiçek gibi açar\nDuymasam sesini a gülüm, huzurum kaçar\nAyrılık hissi bilsen, ruhuma kezzap saçar\nTatlı nağmeler fısıldayıver kulağıma\nGönlüm, gönlünde âsûde çiçek gibi açar...\n\n25.01.2005\nSalı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülücüklerin çiçek",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGülücüklerin çiçek\n\nGülücüklerin çiçek\nÇocuk bir sen güldürdün yüzümü...\n\nUykusuz kalmış senin için annen \nBeşiğinde açmış bir çiçek \nİşte şu bebeklik fotoğrafın \nİşte gülücüklerin çiçek\n\nBir senin gülücüklerin çiçek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülücüklerimiz Mermi.",
        "poet": "Melek Ayaz",
        "poem": "\n\nKüçük bir çocuğum\nBinlerce minik yüreğim.\nBen kendim istemedim\nDünyaya gelmek\nSiz getirdiniz....? \nAçtım gözlerimi,\nGüneşe, doğaya, yıldızlara\nKarartmayın gözlerimi\nÇikolata, karamela istemem\nBir dilim ekmek\nBir tas çorba\nDoyurur karnımızı.\nRengarenk çiçekleriz,\nBasmayın üstümüze\nEzmeyin...\nÖldürmeyin bizi\nBiz suçsuzuz\nKaldırın silahları,\nYok edin ortadan,\nOyuncaklar verin bize\nKitaplar, defterler,kalemler\nSevgi ve barış isteriz\nBinlerce minik yüreğiz\nGülücüklerimiz mermi\nSilahımız barıştır\nÖldürmeyin bizi\nSUÇSUZUZ..\nBinlerce minik yüreğiz biz\nSevgi ve barış isteyen.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Ahmet Ziya Pektaş",
        "poem": "\n\nBir kırmızı gülüm var.\nBiliyor musun? \nO kadar güzel ki,\nKırmızı bir gül.\nDaha açılmamış gonca şimdi.\nGözlerimi bir an bile,\nAyırmıyorum ondan.\nRengine kanım karışmış.\nKanım kırmızı gül.\nVe,\nBir kırmızı gülüm var,\nBiliyor musun? \nBir can borçluyum ona.\nGülüme bin can feda.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Ozan Ali",
        "poem": "\n\nGÜLÜM\n\nGurbet elde gülün çeşidi çoktur\nAma senin kadar kokanı yoktur\nSolmadan dururlar ama ne çare\nBir gram yağı çıkanı bulunmaz Gülüm\n\nBahçelerde sıra sıra uzanırsın\nHavaya bir hoş koku dağıtırsın\nBizi şu aleme gururla  tanıtırsın\nGurbette bana sırdaş oldun Gülüm\n\nSabun, şampuan olur köpürürsün\nGül kremi ve suyunla  sen  ünlüsün\nBal yapan arıyla dost görünürsün\nKokunu duyan mest olur Gülüm\n\nPeygamber mekanının padişahısın\nMekke ve Medine de hazır oldasın\nSen bana atalarımın yadigarısın\nYakamda Ispartanın rozedisin Gülüm\n\nSana binlerce türkü yakarlar\nResmini çekip tablo yaparlar\nMutlu günlerde, demet demet satarlar\nİşsize iş kaynağımsın Gülüm\n\nAşık Ali derki;  Gülü bülbüle sorun\nBülbül gülsüz bir  hayatı neylesin\nGül olmasa türküsünü kime söylesin\nAşıklara ilham olursun sen Gülüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Onur Balcı",
        "poem": "\n\nÖzlem dolu bir bahçede yürüyordum sanki,\nZehirli diyorlardı rüyamda bütün güller için\nGülleri koklamak istiyorum nedense\nEngelleyemiyorum kalbimdeki gül sevgisini\nMasum bir gülümseme var onlardada \nKalbimi okşuyor gülümsemeleri aynı seninki gibi\n                                                                        GÜLÜM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Deli Doktor",
        "poem": "\n\nSana karşı duygularım\nGüneş kadar sıcak\nBulutlar kadar beyaz\nGökyüzü kadar sonsuz.......................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Bülent Tekdal",
        "poem": "\n\nSevme beni gülüm\nBöyle buz kesmiş sensiz akşamlarda\nSevme beni gülüm\nYürek cehennem ayaküstü sohbetlerde\nSakın sevme beni ay bulutlardayken\nFirari günlüm böyle alışmışken sensizliğe\nSakın ha girme aklıma\nÖyle yağmurlu havalarda deli boranlarda\nYine sensiz yudumlarken bir yılbaşı \nKadehini\nSerseri düşüncelerdeyim\nDün yine ayaküstü düşündüm seni\nVe bir akşamüstü yitirdim aklımı\nEğer gideceksen gülüm\nKimse görmeden günbatımlarında git\nVe eğer geleceksen yüreğime\nYakamozlarda gel gelki tenim\nBedeninde ısınsın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Hasan Yıldız 2",
        "poem": "\n\nAkdeniz akşamları zor geliyor bana\nHicranın yüreğimi dağladı gülüm\nUzayan kumsallar dar geliyor bana\nSensizlikte yüreğim ağladı gülüm\n\nDoyamadım bakarken ceylan gözüne\nHasretim bunca yıldır sevgi yüzüne\nAşkımı yemin içtim senin izine\nŞafaklarda yüreğim çağladı gülüm\n\n                                 TEMMUZ 2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Serdar Pamukçu",
        "poem": "\n\nBuralarda gülüm\nkorkulacak şey değil ölüm\nHüzünlü bir veda gözlerde...\nVe özlem kırılmış gönüllerde...\n........\n(mart,2003)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Hatice Kuş",
        "poem": "\n\nşirinyer/izmir\nSeninle tanıdım güzeli çirkini\nSeninle yaşadım iyi ve kötüyü heran\nSen bana güç verdin yol gösderttin\nSensiz bir yaşam düşünmüyorum gülüm\nZoru başardık seninle beraberce\nHayat kredimdin sen,hep kötü günümde\nHep derdin birgün düzelecek elbette\nMoral kaynağım,yaşam sevincim,tomurcuk gülüm\nBiliyorum senin hakkını ödeyemem\nNe verdimki sana, acıdan başka bilemiyorum\nVefakar,cevakar can dostumdun her zaman\nİçinde yaşayabileceğimiz bir ev alamazsam sana\nÖlürsem gözlerim açık gider gülüm\nSana saraylar kurmak isderdim hayal bile olsa\nZaten sen her zaman taçsız kraliçemdin\nSevgi dolu yüreğinle yaşattın aşkımızı her zaman\nBu gönlüm sana vefa borçlu be gülüm\n\n21 eylül 2002\nşirinyer/izmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Ahmet Özcankaya",
        "poem": "\n\nBeklenen gül geldi\nEtrafa güzellikler serdi\nOnu arayanlar sevince durdu\nGözlerinin içi neşe ile güldü\n\nGüller her zaman baharı bekler\nHer gül kendi baharında açar\nOnu seven gönüllere neşe verir\nNeşesiz gönül ümitsiz kalır\n\nGüllerim hey güllerim \nOnları hep özlerim\nGönlümün parçaları güllerim\nBen hep onlarla gülerim\n\nKarmakarışık bir gönül\nGönlümü ferahlatan gül \nHer zaman güzeli iyiyi temsil eden gül\nGel biraz da bize gül \n29122006.1900\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "İbrahim Yılmaz",
        "poem": "\n\nBugün sevgililer günü gülüm \nSen mesut ve bahtiyar mısın\nDüşler ülkesindeki rüyalarını anlat bana \nSeni anlar ve dinlerim ben gülüm. \n\nUmarsız ve yalnız duygularının esrarını ver bana \nSeni ruhumun derinliklerinde saklarım ben gülüm \nŞimdi yalnız sen varsın kalbimde\nGizemli ve sımsıcak \nGüneşe inat beni ısıtır sıcak sözlerin \nBen senin nemli ve derin gözlerini de severim. \n\nHayat akarken duygularının coğrafyasında \nSen bugün mutlu ve bahtiyar ol gülüm \nYeryüzünün damarlarında dolaşan aşk iksiri \nYayılsın evrene \nÇocukların bedenlerinden \nÇoğalsın sevenlerin sevdası \nAşkın hicran gecelerinden.\n\nKaldır başını yüzüme bak \nSenin sessiz gururunun çağıltısını işitiyorum ben gülüm \nSen benim için vazgeçilmezsin \nVe tiryakisi olduğum bir tutkusun be gülüm. \n\nAKÇAY – ŞUBAT - 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Derya Cantimur",
        "poem": "\n\nBir katre alev sun o bal dudaktan gülüm\nEllerinle bir avuç sıcaklık sal kalbime \nGönlünün yelkenini aç sevda denizine\nKuruyan aşk pınarına yeniden can kat gülüm\n\nBaharı getir bitmeyen kışlarıma\nGüller açtır solmuş gül dallarına\nBir ufak neşe kondur o yanan dudağına\nSevdan ile gönlümü kor edip sen yak gülüm...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Gülçin Şahin",
        "poem": "\n\nLavın içine düştüm yanıyorum\nİçim kırmızı dışım koruyan beden\nIşık saçıyorum kırmızı\nYakıyorum etrafı çevremi be gülüm\nKırmızı çağrıştırıyor yangını\nÇevresine kıvılcımlarını saçıyor\nDuman duman tütüyor içim\nSöndürmeli bu seli bu ateş\nYaktı beni kırmızı ateş\nBağrımda duruyor\nÇevremde kül gibi korlanıyor\nSulayın beni söndürün içimdeki bülbülleri\nAşka bıraksın bu lav beni\nYaksın kavursun kül etsin gözlerin\nLavın içine düşelim be gülüm\n\nKemiklerimiz erisin gözlerimiz görmesin\nBirbirimizi böyle severken be gülüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm…",
        "poet": "Haydar Demoğlu",
        "poem": "\n\nBana; sevdan olsa zulüm, aşkın ölüm,\nVaz geçmez, tükürdüğün yalamaz gönlüm,\nKenetlese de şu yüce dağlar, önüm,\nYırtar parçalarım, senin için gülüm.\n\nOlsa da şu deli kalbim, dilim, dilim,\nOlsa da bu aşkımın sonunda ölüm,\nKan ağlasa da yüreğim, içim dışım,\nKopamam, sana candan bağlandım, gülüm\n\nTaşkın ki, içimde aşkın nehri, taşkın,\nZehir olsa aşkın, yeter bir bakışın,\nBir canım var ki sensiz asabi, hırçın,\nDemoğlu’nun canı, feda   sana gülüm.\n(Haydar Demoğlu-Erzurum)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Mustafa Çavuşoğlu",
        "poem": "\n\nGündüzlerim kararır geceye döner,\nGece olunca ay gider yıldızlar söner,\nKorkunç rüyalar uykumu böler,\nSensiz günler geçmez oldu Gülüm.\n\nAşk sancısı dolanır kalbimde,\nSevda yelleri eser gönlümde,\nHasret oku saplandı gezer yüreğimde,\nÖzlem çekilmeyen dert oldu Gülüm.\n\nUykular haram oldu yoruldu gözlerim,\nDermanım kalmadı tutmuyor dizlerim,\nAşk ateşi içinde yanıyor bedenim,\nHasretlik geçilmeyen derya oldu Gülüm.\n\n(25.05.2006.perşembe.01:30)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Rabia Barış",
        "poem": "\n\nGÜLÜM\n\nBir Dörtlük\n\nYüreğimde ateş başımda duman,\nDedim Azrail'e dur gelme aman,\nBedenim toprağa düştüğü zaman,\nGarip türküsünü yakarlar gülüm.\n\nRabia BARIŞ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Şahin Duman",
        "poem": "\n\nGül'ün özlemi bende, aşk acısı kaderim.\nBir dinmeyen ağrıyla,hergece sabır sabır,\nİçimde bir yangın var, gel, hep seni beklerim.\n\nAçılmayan gülümsün, hem de  katmer kadife\nBu sönmeyen ateşi nasıl yaktın içimde? \nBin umutla gönlümü bağladın gönül saçlarına\nBilmez yürek ağrımı senden başka hiç kimse..\n\nAnkara 05 Ağustos 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Necati Akıncı",
        "poem": "\n\nGülüm\n\nEy Gülüm \n\nEy karanlık dünyama doğan güneş gülüm \nNe bilinmezlik kaldı hayatımda,nede kördüğüm \nSayende huzura erdi benliğim özüm \nDolunay azaplığından kurtuldu ömrüm \n\nEy harap olan gönül bahçemde açan gülüm \nSensiz düne kadar mahzundu bu gönlüm \nŞimdi manalı gözlerine vurgun düşmüşüm \nÖtesi boş,tek korkum seninle yaşlanmadan ölüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Bünyamin Boy",
        "poem": "\n\nNe yazıyorsa kalemim...ne söylüyorsa dilim.\nKalbimin sesidir bilesin,gülüm... ben seni sevenim.\nSende seviyorsan beni,aynı olsun isterim. \nDüşüncelerin,söylediğin...edan ve yüreğinin dili...! \n\n21.Haziran.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Mehmet Baki Arık",
        "poem": "\n\nBen gurbetten yağmurlar yollarım\nDökme yaprağını  solma ay gülüm \nBen gurbetten gülücükler yollarım\nIslatma yanağını ağlama ay gülüm\n\nBen hasretinle yanarım  yanma sen\nKara  bulutlara  bakıp  kanma  sen\nHasret pınarından içip kanma sen\nYollara  bakıp dalma ay gülüm\n\nAcıysa gönder bana ben çekeyim\nGözyaşı mı gönder bana ben  dökeyim\nHasret  pranga mı   ben sökeyim\nHüzünlü   ağıtlar   yakma  ay  gülüm\n\nYorgunda olsam düşerim yollara\nAk düşse saçıma meydan okurum yıllara\nGelmez diyen, unutur diyen ellere\nDönüp bakma, uyma ay gülüm\n\nGece olunca kapaklanır üstüme şehir\nİçimden akar gider sana binlerce nehir\nSen olursun  gönlümde,  dilimde şiir\nSen her şeyimsin unutma ay gülüm\n\nGök çınarlar gibi soylu sevdalar\nBahara geç erermiş yüce dağlar\nHasretin son demidir, vuslatımız çağlar \nBakarken gözlerine kapama ay gülüm\n\nAşktır her ne varsa alemde \nAcı da vardır, kederde elemde\nUnutursun deyipte  bir kalemde\nYüreğimi dağlama ay gülüm\n\nSökermiyim  yüreğimi yerinden \nAlırmıyım ellerimi elinden\nSilermiyim adını düşmeyen dilimden \nAdın aşktır korkma ay gülüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Serkan Ateş",
        "poem": "\n\nGül bahçesinde geçse de ömrüm\nSenden başka gül koklamam gülüm\nSeni koklamak olsa da ölüm\nİnan koklamaya değer be gülüm...\nGül bahçesinde geçse de ömrüm\nSenden başka gül koklamam gülüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Reyhan Tataroğlu",
        "poem": "\n\nBir çiçek büyüttüm, renksiz, kokusuz\nBaş taçsız olur da, olmaz onsuz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Mehmet Ziya",
        "poem": "\n\nRengârenk güller vardır,\nHer birinin dili renginde saklıdır,\nTut ki birine seni seviyorum demek istedin,\nKırmızı gül seni seviyorum demektir.\nKıskandıysan beni,\nSarı gül senin ki,\nVeya sevgimiz bitti diyemedin,\nBeyaz gülle artık bitti dedin.\nSarı, kırmızı açan gül,\nBugün neşelisin, sende gül… \nAşk, duygularını coşmuşsa, \nTuruncu bir gülle uzanmak gerek yan yana…\nDaha çok gül var, rengi faklı, \nYanına yaklaşırsan kokusu farklı,\nBir gül var mavi,\nYanar kalplerde aşk-ı ilahi,\nİnanıyorsan ilk görüşte aşka,\nSenin gül rengin lavanta…\nPembe gül bir bayan gibi,\nHayran olursan, ince, zarif, tatlı dilli,\nSeni çok özledim,\nMektubumda mercan bir gül gönderdim.\nSiyah bir gül var ki kokusu da çok güzel,\nAma gidersen ölürüm sensiz der,\nBir gül daha var ki,\nDaha açmamış,\nNe rengi gibi var, ne kokusu gibi,\nSanki bir gül bahçesi… \n21.06.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Ruhi Hatunoğlu",
        "poem": "\n\nSenden ayrılalı yüzüm gülmüyor\nAyrılık ölümle eşdeğer gülüm\nYollarına düştüm dizim tutmuyor\nAyrılık ölümle eşdeğer gülüm\n***\nSazımın telleri küskün mızraba\nTürküler dilim de söyler merhaba\nKalemler dil döker gelmez hesaba\nAyrılık ölümle eşdeğer gülüm\n***\nBülbüller suskundur güller hep solmuş\nHasretle hüzünle yüreğe dolmuş\nFeryatla figanla saçları yolmuş\nAyrılık ölümle eşdeğer gülüm\n***\nGözler fersiz şimdi ciğer yaralı\nDudaklar kilitli mühür karalı\nSorsam güzelime canın haralı\nAyrılık ölümle eşdeğer gülüm\n***\nRuhiyi ayrılık ateşi sardı\nUmarı tükendi dağları kardı\nHazan da bedeni soldu sarardı\nİntizar ölümle eşdeğer gülüm\n                       18.11.2008/OLTU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Cemil Öksüz",
        "poem": "\n\nHep ağlamakla geçti dertli çileli ömrüm\nGönlümün baharında açmadan soldu gülüm\nSensiz yaşamaktansa bilki güzeldir ölüm\nGönlümün baharında açmadan soldu gülüm\n\n.......Gülüm, gülüm, gül gülüm, ağlama sen gül gülüm\n.......Bağrındaki güllerden ver bir demet gül gülüm\n.......Yaktın sinemi yaktın, bak hiç kalmadı külüm\n.......Bağrındaki güllerden ver bir demet gül gülüm\n\nKuruyan dal gibiyim olmaz isen yanımda\nLütuf kabul ederim ölmeyi kollarında\nSen benim her şeyimsin, damarımda, kanımda\nAçmadan soldu gülüm ömrümün baharında.\n\n.......Gülüm, gülüm, gül gülüm, ağlama sen gül gülüm \n.......Bağrındaki güllerden ver bir demet gül gülüm \n.......Yaktın sinemi yaktın, bak hiç kalmadı külüm \n.......Bağrındaki güllerden ver bir demet gül gülüm \n\n...................................10.08.2010 Beylikdüzü / İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gülüm",
        "poet": "Dertli Burhan Şahin",
        "poem": "\n\nDilerim Allah'tan yüzün gülmesin.\nDaima göz yaşını silesin Gülüm.\nO tatlı canından bezer olasın.\nHer zaman saçlarını yolasın Gülüm.\n\nGöz yaşların aksın kana bürünsün.\nYeşermeden yaprakların kurusun.\nFelç olasın her iki yanın çürüsün.\nHasta yataklarında yatasın Gülüm.\n\nGünbe gün işlesin sinende yaran\nDünyada olmasın yaranı saran.\nMemen dolu kalsın beşiğin viran.\nBöyle bahtı kara ölesin Gülüm.\n\nDertl Burhan derki söylerim bende.\nDin iman  eseri yokmudur sende.\nHasta olup yatasın Temmuz ayında.\nYaralı yaralı kabre giresin GÜLÜM...\n\n1975 İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Ahmet Faruk Mermer",
        "poem": "\n\nKapıyı çalacaksın birazdan \nGülümseyeceksin beni görünce, \nyüzün gül,ellerin gül,yüreğin gül. \n\nSarılacaksın,öpeceksin sevdalıca, \nbakışın gül,sevdan gül,kokun gül. \nHep böyle kal,hep böyle gülüm, \nbitmesin sevdan,yaşadıkça hep gül..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "İsmail Yıldırım",
        "poem": "\n\nGülüm\n\nGeceler uzun olurmuş gülüm\nİçi gamla dolarmış gülüm\nSaat uzar, zaman olurmuş gülüm\nUfuklar hep kara doğarmış gülüm\nUmut çiçekleri bir bir solarmış gülüm\nBaykuşlar başımda dönermiş gülüm\nÖlüm bir başka gülermiş gülüm\nBunu iki sefer anladım gülüm\nBir hasta olunca,iki sana hasta olunca.\n\n \n                                                   05.02.1999\n                                             İsmail YILDIRIM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Kamil Boyraz",
        "poem": "\n\nYaz gülüm son bahar geldi yaz gülüm\nOrda yaprakların solmuş sümbülüm\nGönül bahçene hazan gelmiş gülüm\nSende benim gibi oldun yaz gülüm\n\nDalların kurumuş batar dikenin\nSenide terk etmiş eski sevenin\nYok eskisi gibi kıymet bilenin\nBaharın gelecek bekle yaz gülüm\n\nDallarına konmazmış kuşlar,bülbüller\nAçmadan solarmış tomurcuk güller\nSeni özlemezmiş seven gönüller\nSevgiliye verilmezsin yaz gülüm\n\nToprağında hasret,ayrılık kokar\nYağmur bulutların uzakdan bakar\nYapragın kurumuş dikenin batar\nÖzlemlerin büyük olur yaz gülüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Jale Keskinkılıç",
        "poem": "\n\nSevgiler buluyorsun\nBaşka başka\nYine mi? Tutuldun\nGülüm aşka\nÇok iken başta tasa\nYine büründün\nGörülmez yasa\nKaç kaç umut gülüm\nSen damarlarını\nHarca kurut gülüm\nKaç kaç umut gülüm\nSen değerlerini\nUnut gülüm\nYine de güzeldir\nUmut gülüm\nİster tüken \nİster yeşer\nAşka katlanmak\nDiken gülüm\nBir değil \nBin olsa ne çıkar\nSen yine \nBildiğin gemiyi\nYürüt gülüm\n\nJale KESKİNKILIÇ\n\nTemmuz 1980\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Ferhat Dede",
        "poem": "\n\nÜzülme,ağlama be gülüm\nKırma,dökme dallarını\nBenim üzüntüm,\nSenin üzüntün olmamalı sevdiğim.\n\nÜzüntüm hayat meşgalesinden olmalı\nEkleme sen de bi üzüntü daha\nAç eskisi gibi güllerini\nSevindir yine beni.\n\nAlışmışım yüzünde görmeye allıkları\nÖzlemişim senin süslenmelerini\nSüslen yine eski halinle\nOl yine gelinim gibi.\n\n                                   ASPAVA\n                                 22.05.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Hülya Büyüköner Cansıla ",
        "poem": "\n\nDikkat et dostunun kalbini kırma\nSarmak istesen de sarılmaz gülüm\nSonra pişman olup başına vurma\nSitemle bir yere varılmaz gülüm\n\nHer dile geleni, söylemek olmaz\nSöylersen dostunun neşesi kalmaz\nDarılıp gücenir, kapını çalmaz\nSanma ki dost olan kırılmaz gülüm\n\nDost isen dostuna dostluğu göster\nDost olan dostundan hep bunu ister\nDosttan yüz bulunca istersen astar\nSonra selam bile verilmez gülüm\n\nSimsiyah saçına düşse de aklar\nDost dostun sırrını mezara saklar\nKöşe bucak arar dar gün de yoklar\nDostluklara kolay erilmez gülüm\n\nYakışmaz bir dosta gürleyip esmek\nNasihat verirken sesini kesmek\nDost işi değildir dostuna küsmek\nGüven yıkılırsa, örülmez gülüm\n\nAhde vefa büyük, güneşten aydan\nSöylediğini bil çıkmasın yaydan\nDereyi geçerken boğulma çaydan\nÖzverisiz yol iz, sürülmez gülüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Sami Akman",
        "poem": "\n\nBir günah işledim isteyerek\nSevdim delicesine günah buysa\nRazıyım cezam olsun idam\nYeter ki yağlı ipi sen geçir boynuma\nCanım yanmaz ayaklarım titremez\nKorkma vur tekmeyi devrilsin sandalye\nVuslata ermek bile güzel ama\nElinden olsun \nBir günah işledim bilerek\nSevmek günahsa evet sevdim\nGirdabına kapıldım bir tebessümün\nSürükler beni peşinden gülüm\n®©\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm",
        "poet": "Hatice Türkmen Yurtseven",
        "poem": "\n\nGül dalında bülbül idim a dostlar\nGülüm bana ben gülüme sevdalı\nKör bir kurşun yaktı beni a dostlar\nBundandır bülbülün güle feryadı\n\nDal yapraya sordu gülüm nerede? \nYaprak dedi  \"kopardılar\" ilerde\nFeryat eden çığlığını duydum da\nElimden bir şeyler  gelmedi ama\n\n...türkmenkızı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm.",
        "poet": "Ahmet Bekteş",
        "poem": "\n\nYazıktır kalbine sitemler etme, \nKimseyi kandırıp,endişe etme, \nYolunu değişip,uzağa gitme \nSenin gözlerinde sevgi var Gülüm\n\nAynaya bakıp da düşünme gülüm, \nBitirir azabın kendini gülüm, \nGün senin,saadet gülün der gülüm, \nSenin gözlerinde sevgi var Gülüm.\n\nSevgin yüreğinde vüslata hasret \nNe olur sen ona eğle bir şefkat \nYanırsın ateşde gizlince fakat \nSenin gözlerinde sevgi var Gülüm\n\nYine de gamlara yaslanmış canın \nNe çare bulursun,ne de dermanın \nYeter feryatların,ah’ın,feğanın \nSenin gözlerinde sevgi var Gülüm.\n\nSussun o yürek ki,sevgi bilmiyor \nBitsin o ömür ki,o dert bilmiyor, \nSevgi geldiğinde hudut bilmiyor \nSenin gözlerinde sevgi var Gülüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm Acı Çekiyorum...",
        "poet": "Aşık Mahmut Çelikgün",
        "poem": "\n\nYalvarırım kıyma bana,\nGülüm acı çekiyorum..\nKurban olurum ben sana\nGülüm acı çekiyorum...\n\nMezar taşı diktirmesin\nÜstüme gül ektirmesin\nMevlâm fazla çektirmesin\nGülüm acı çekiyorum...\n\nKadere gücüm yetmiyor\nKara günler hiç bitmiyor\nDoktor,ilaç kâr etmiyor\nGülüm acı çekiyorum...\n\nGirdi isem bu günaha\nAffet beni gel bir daha\nİnancın varsa Allah'a\nGülüm acı çekiyorum...\n\nMahmut Çelikgün,sen kulsun\nDualar yerini bulsun\nYine de canın sağ olsun\nGülüm acı çekiyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm Annem",
        "poet": "Doğan Kazancı",
        "poem": "\n\ngülümsün anne\nismin gibi gülsün\nsen gül ki gözlerim gülsün,\nsen gül gülüşün içime süzülsün\ntebessüm et ve yine gül\nçünki sen gülünce, güllerim açar\ngülüşün gönlüme mutluluk saçar\nsen gül anne, sen gül\nsen gülmeyince oğlun kalıyor naçar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm Bizim Hikayemiz",
        "poet": "Hanım Gemici Üzel",
        "poem": "\n\ngülüm bizim hikayemiz  hikaye kaldı masal oldu\ngülüm can can diyen dudaklarında  kayboldum \nhasret denizde  bogulduugum  yüzme bilmeden \ndibe vurdugum okyanuslarda kayboldum\n\ngurbette gurbet oldum canmdan can koparan \ney gönül serserisi saga vurup soldan yaralayan\nsusuz yaz yazda yanan  kışda yagmura hasret bırakan\ncan can diye gülüm dedigin  gülümü solduran kurutan\n\niçimdeki çiçeklerimin kökünü kurutan  susuz yaz \ncann can  gülüm işte bizim hikayemiz bu kadar kısa acı\nyaz yagmuru yagsada çiçeklerim yaşamıyor artık \nsenin güller açıyormu  bilmem benim güller soldu  kurudu\n\nkış bitti ilkbahar bitti yaz bitti mevsim şimdi son bahar\nkış yakında şimdiden yüregim üşüyor can can gülüm\ndiyen solumdan hançer vuran üşüyorum şimdi\nkış gelmeden  sonbaharda eylülde üşüyorum üşüyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm'e",
        "poet": "Bektaş Bekdemir",
        "poem": "\n\nGül bahçe ister\nYol yolcu\nBülbül gül ister\nSevgi yol\nBen sevgi yolumda seni istiyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm 'Gül' (Sevmenin arsızıyım) !",
        "poet": "Ozan ŞİAR Ağdaşan",
        "poem": "\n\nSevmenin arsızıyım, gel Gül gülüm, gül oyna\nGönüller hırsızıyım, bal dudakta dil oyna         Nakarat:1\nEsenlik olsun dünya; Al Gül, gülüm, gül oyna\nBen yanmağa razıyım, barış sazın çal, tel oyna! ...\n\nNakarat 2:\n Dost Can cana sarışak\nBir ten olak yarışak   Nakarat: 1\nYol uzun, ömür kısa\nYarınlara varışak…\n\nŞiar sevgimiz günde, gel Gül, gülüm gül oyna\nAşk yumağı nar bend, bal dudakta dil oyna\nGönlüm sevgi bahçesi, Al gül, gülüm gül oyna\nHer çiçekten var bende, Barış sazın çal, tel oyna! ...\n\nSöz ve Müzik: Ozan ŞİAR  Ağdaşan Azeri formunda\nYorum: Aşık Şah Turna (Şahturna)  \nAlmanca çeviri, tar, gitar: Şafak&Şirin Ağdaşan Umut Müzik\n‚Yolunda Köprü olsam-Klasikler albümleri\n‚İnadına Sevdamız’ kitap \nŞİAR’IMIZ Sanat, Kültür, Edebiyat, Toplumsal Forum\nwww.siarcan.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm Dünya",
        "poet": "Nurullah Çelik",
        "poem": "\n\nUlan dünya gülüm dünya, \nKime kaldın, kime kaldın? \nGün doğmadan şu g....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm Bu Şiir Sana Olsun..",
        "poet": "Perihan Metin",
        "poem": "\n\nUzaklardan bir sesti gelişin\nSessiz sakin\nUsulca süzülüp kalbime girdin\nSevinçlerime doldun\nKederimi azalttın\nPaylaştıklarımızı yazsam\nTam bir roman olurdun\nRollerimiz belli hayat yolunda\nKim bilir belki de oynarız \nBiz bu senaryoda..\n\nNeleri paylaşmadık ki senle \nGünler geceler boyu\nBeraber ağladık\nBeraber güldük\nMutfakta yemeği beraber yaptık\nDibini de yine beraber yaktık\n\nBir gönül köprüsüydü\nAramızda kurulan\nDünyada iyi insanlar da var dedirten\nİnanıyorum ki bu dostluk sürecek ebediyen\nBu sözler senin için dökülüyor yürekten\n\nDiliyorum Hayat yolunda\nYolun hep açık ve aydınlık olsun\nYüreğin umut ve sevgiyle dolsun\nİsterim ki her şey gönlünce olsun\n\nAdın gibi hep gül\nGüldükçe açılsın yüzünde gül\nDertlerin son olsun \nGülüm bu şiir sana olsun…\n\n26/09/2010 00:00\nPerihan METİN \n\nNOT:\n\nDeğerli Gönül dostları, bu şiiri Edebiyat Defteri’nden Segili Gonul dostum Gülayşe DELEN ULUSOY için 26/09/2010 tarihinde yazmıştım. Meğerse o gün Sevgili Arkadaşımın doğum günü imiş, o nedenle ona doğum günü hediyesi gibi oldu farkında olmadan... Tekrar doğum gününü gönülden kutluyor, daha nice yıllara sevdikleri, sevenleriyle, sağlıklı ve huzurlu bir şekilde çıkmasını Yüce Allah’tan diliyorum. Doğum Günün kutlu olsun canım arkadaşım...\n\nBu arada Değerli Gönül Dostları, malum 2010-2011 Eğitim-Öğretim Yılı geçtiğimiz hafta başladı. O nedenle de zamanım oldukça kısıtlı, ondan dolayı değerli yorumlarınıza cevap verme fırsatım olmayacağı için şu andan itibaren en azından şimdilik şiirlerimi yoruma kapatıyorum. Anlayışla karşılayacağınıza inanıyor, herşeyin gönlünüzce olmasını diliyorum.\n\nSonsuz Sevgi ve Saygılarımla...\n\nPerihan METİN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm Hasta Ben Ölmüşüm",
        "poet": "Mehmed Sarı",
        "poem": "\n\nGÜLÜM HASTA \nBEN ÖLMÜŞÜM\n\nGöğsüme hançer saplandı\nGülümhasta ben ölmüşüm\nYüreğim ateşlerde yandı\nGülüm hasta ben ölmüşüm\n\nÖlü gibi işe gittim\nSanki bir tabutta yattım\nSekiz saati zor ettim\nGülüm hasta ben ölmüşüm\n\nAklım Adana’da kaldı\nGönlüm acılara daldı\nBir anda dünyam daraldı\nGülüm hasta ben ölmüşüm\n\nGözüm kanlı yaşla doldu\nSarardı al gülüm soldu\nGün uzadı yüzyıl oldu\nGülüm hasta ben ölmüşüm\n\n                          16/7/2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm Sana",
        "poet": "Ozan Talat Kurtoğlu",
        "poem": "\n\nYandı içim küle döndü\nYaşlar döktüm sele döndü\nSoldu bağım çöle döndü\nHasret kaldım gülüm sana\nGülüm sana gülüm sana \nHasret kaldım gülüm sana.\n\nGöz yaşımı silen olmaz\nÇok derdim var bilen olmaz\nYar yüzüme gülen olmaz\nHasret kaldım gülüm sana \nGülüm sana gülüm sana\nHasret kaldım gülüm sana.\n\nKURTOĞLUYUM kavuşamam\nEl uzatsam ulaşamam\nSen olmasan yaşayamam\nHasret kaldım gülüm sana\nGülüm sana gülüm sana \nHasret kaldım gülüm sana.\n\nAşık Talat Kurtoğlu\n25.03.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm-se",
        "poet": "Ozan Özel",
        "poem": "\n\nanlamda barış\ngövdede savaş\nsürüyor\ninsan kayboluyor\nbir yerlerde \nyangın var\nateş düşüyor\nyüreklere\nyanıyor ölüm\nsen üzülme \ngülüm-se\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm Güldü    S-498",
        "poet": "Bekir Karaçam",
        "poem": "\n\nGönül düştü deli gönlüm üstüne,\nYandı yürek, deli gönlüm ağladı.\nGülü seven gül gönderir dostuna; \nGül ağlattı, deli gönlüm ağladı.\n\nGülü sevdim, gül dalında yetiştim,\nSevdalılar dergahına katıştım,\nGül dalında bülbül ile atıştım,\nGül gül açtı, deli gönlüm ağladı.\n\nGönül feryat eder bağrı yandıkça,\nSevdiğinin esamisin andıkça,\nUnutmaz gülünü devran döndükçe,\nGülüm güldü, deli gönlüm ağladı.\n\nS-498\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm'e",
        "poet": "Ali İhsan Dilek",
        "poem": "\n\nŞu dünyada bir sen varsın\nSenden başka biri mi var\nBir kez doğarsın kalplere\nSenden ala güneş mi var\n\nBir kez geldin bu cihana\nŞenlendirdin her bir yanı\nSenin gibi bir güzellik\nNe bir kulda ne yarda var\n\nSana ermek gibi kısmet \nSana bakmak gibi ruyet\nSeni sevmek gibi devlet\nBu alemde bir bende var\n\nGüldüğünde kalpten gülen\nBaktığında kalpten bakan\nKonuştuğun şöyle tartan\nBu dünyada bir sende var\n\nÖzün sözün birdir senin \nTüm işlerin hep güzellik\nSende olan bu titizlik\nGüzellerde bir sende var\n\nSeni sana anlatmaya\nKelimeler kifayetsiz\nSeni ancak seven anlar\nAli gibi mejnun mu var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüms(ü) emek",
        "poet": "Zafer Zengin Etnika",
        "poem": "\n\nGülüms(ü)  emek hıçkırığın\nSen de ses\nBen de dilek\nVedadır aslında seni sevmek\n\nİki ay yanarken\nKeşke biz de görsek\nBen büyüdüm\nSeni de büyütsek\n\nGöze girmez uykulara\nKirpik saplanır\nGec başlar hayat\nErken kapanır seyahat\n\nBen sevdim\nSeni de sevdirebilsek\nNe güzel olurdu\nGülüms(ü)  emek\n..\n..\nİçimi yazdım..adını sakladım\n..\n..\n\nSaçına bal sürse bahar\nBen toplarım kokunu\nBurnum yangın\nİçimden deli ses doğar\n\nBen bittim\nSana başlamayı öğreteceğim\nZor kapısı ayrılınca\nAteşler çarpacağım sabahlara\nSen bil herşeyi\nBen sezeceğim...\n\n11 Mayıs 2004 ' İçimin kitabı '\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm Yokki",
        "poet": "Hasan Taner",
        "poem": "\n\nGül, gülüm yokki koklayayım\nRengini beyaz mı, kırmızı mı, sarı mı göreyim\nDikenini ellerme batırayım\nKadife yapraklarında seyyah olayım\n\nGül, gülüm yokki aramaya çıkayım\nHayali yok, sevda temeli atılmamış; \nAkşamında bülbül olup şakıyayım\nSabahında pembe rüyasının tabirini yapayım\n\nGül, gülüm yokki gülüme şarkılar yazayım\nBestesinde gülümün ritimleri çalsın\nDizelerinde gülümü anlatayım\nNakaratları gül koksun, sarhoş olayım\n\nGül, gülüm yokki açsın, dikeni olsun\nFotosentezimde kaybolsun, solsun\nSokağımdan geçip kokuları saçılsın\nAdı gül olsun, arısı üzerinden bal yapsın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüm sende",
        "poet": "Turan Akıncı",
        "poem": "\n\ngülüm sende gülüm serde\nbir gülüm var gülüm sende\ngülsende gülümsesende\nbir can bıraktım gülüm sende\n\nbende ilk gül sende son gül\nşimdide gül sonda sen gül\nkoparma dalından o gonca gül\nemanetimdir o bir nur gül\n\nyüreğimde sızı başladı ne olur gül\ngönlün gül bahçesi dalında gül\ndalıyla harıyla bir başka gül\nne olur firak etme gönlümü güldür\n\nbağrına ektim bir tohum,gül\ngördüm sende uzakları oda gül\nötelerin ötesinden de gül\nuzat ellerimi tut ellerimden has gül\n\ndağların ötesinden seslen ben duyarım\nyollar uzamasın be gülüm\nbende bıraktığın günleri sayarım\nhasretlik çok uzamasın be gülüm\n                                                       19.07.2009\n                                                         09:53\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümse",
        "poet": "Safinaz Ocakcı",
        "poem": "\n\nSolmuş güllere inat \nSen kırmızı kırmızı gülümse\nSineklerin üşüştüğü bataklıklara inat\nNehir nehir, çağlayarak gülümse\nSisli bulutlara inat\nyıldız yıldız gülümse\nGecelerin karanlığına inat\nBembeyaz gülümse\nSoğuklara inat\nSıcacık gülümse\nGülücükler yanaklarından hiç eksilmesin\nSen daima gülümse! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümse",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nNe olur yüzüme bak, tebessüm et gülümse! \nBen o baygın gözlere, bir ömür adamışım.\nKirpiğinin okundan, gelecek bir ölümse,\nRazıyım vur alnımdan, hedefte iki kaşım.\n\nGönlümün bir farkı yok, yıkık dökük virandan,\nSaklayıp gizliyorum, adını her sorandan.\nGece gündüz ağlarım, korkuyorum hicrandan,\nBir ümit ver gülümse, dinsin artık gözyaşım.\n\n10. 05. 1987 – Pazar / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümse",
        "poet": "Cahide Kayalar",
        "poem": "\n\nGülümse hayata \nO sana küsse bile gülümse\nGülümse\nGülümsesin insanlar seni düşündüklerinde...\n\nOcak 1996/Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gülümse",
        "poet": "Özcan Soylu",
        "poem": "\n\nHissettiğin bu sevgi yüreğinde acımı,\nHep haykıramadığın hüzün veren sancımı,\nAşkın sevda yolunda çile çeken hancımı,\n...Sıcak güneşli günü sevinçlerle özümse.\n...Saçlarını savurup sende artık gülümse.\n\nO güzel gözlerinde artık neşe belirsin,\nEllerini uzatıp bak ne güzel gelirsin,\nBırakta etrafında erguvanlar delirsin,\n...Sıcak güneşli günü sevinçlerle özümse.\n...Saçlarını savurup sende artık gülümse.\n\nGüzel yüzün etrafa neşe huzur saçıyor,\nElem keder ve hüzün bak nasılda kaçıyor,\nGözlerinde hep taze bahar gülü açıyor,\n...Sıcak güneşli günü sevinçlerle özümse.\n...Saçlarını savurup sende artık gülümse.\nÖzcan SOYLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümse..",
        "poet": "Namık Atasoy",
        "poem": "\n\nKaranlık çökünce şehrine,gül kokan rengini hatırla sevdanın ve gülümse,karanlığı yırtarcasına,aydınlansın yüreğin.Gökyüzüne çevir başını,mehtabın bestelediği sessiz nağmeleri dinle,kayan her yıldız için umutlu bir dilek tut mutlu yarınlar adına.Kendine bir demet çiçek hediye et,karanlığa inat,rengarenk gülümse,gülümse ve öyle kal..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümse",
        "poet": "Kemal Burkay",
        "poem": "\n\nHadi gülümse bulutlar gitsin \nİşçiler iyi çalışsın, gülümse \nYoksa ben nasıl yenilenirim \nBelki şehre bir film gelir \nBir güzel orman olur yazılarda \nİklim değişir, Akdeniz olur, gülümse. \n\nSazlarım vardı, ırmaklarım vardı çok \nÇakıltaşlarım vardı benim \nAma sen başkasın anlıyor musun \nTut ki karnım acıktı, anneme küstüm \nTüm şehir bana küskün \nBir kedim bile yok anlıyor musun \n\nİklim değişir, Akdeniz olur, gülümse.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümse",
        "poet": "Mustafa Pınarbaşı",
        "poem": "\n\nseni anlatmanın yok mu bir yolu\naşkımın yönü yok,ne sağı solu\nyüreğim fırattır bir görsen onu\n...... gülümse gözlerin istanbul olsun\n\nyağmurun imanı kurur her akşam\nhep yıldızlardasın nereden baksam\ntüter mi ocağım güneşi yaksam\ngülümse gözlerin istanbul olsun\n\nsen üzül istemem,sen ağla,yıkıl\ngönlün mihrabına ay gibi çakıl\nuykumun içine usulca sokul\ngülümse,gözlerin istanbul olsun\n\ngözümden uzağa giitme bir adım\nkadınsın,sevmeksin,yok senin adın\nhangi tarihtesin,hani miladın\ngülümse gözlerin istanbul olsun\n\nen layık olansın sevilmeye sen\nhaklısın,değersin övülmeye sen\ngelmedin dünyaya eğilmeye sen\ngülümse,gözlerin istanbul olsun\n\nMustafa PINARBAŞI\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümse",
        "poet": "Orhan Yılmaz",
        "poem": "\n\ninsanoğlu  gücü, kudreti ve saygınlığı çatık kaş ve asık suratta sanır\noysaki saygınlık, güç  ve erdem gülümsemektir \nasık surat ve çatık kaş düşman,\ngülümsemek ise  dost kazandırır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümse",
        "poet": "Sema Sabuncu Terzi",
        "poem": "\n\nYağan yağmurların en yorgun yanında gülümse, damla ol düş kollarıma, yaş ol tut ağlamaklı gözlerimi. Rüzgarların ergüvan kızılına küsmüş en kırmızı yanında gülümse bahara, ben yürürken kahveye kanmış çınar yapraklarında, sen masmavi gökte ben ol buluş güneşin sarısıyla. Hani çaresizliğim dediğin, seni hüzünlere boğan günlerin var ya, gül geç, varsın hüznün kalsın tek başına, sen sevin nefes adığına, mavi göğe sapasağlam baktığına ve sevdanı alıp sol yanına, olmasa da yanında uyuduğun gecelere ve uyandığın sarı bir sabahın mis kokan aydınlığına gülümse.S.S.T.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümse",
        "poet": "Metin Çağlayan",
        "poem": "\n\nahenginde feveran\nbıraktığın izler \nküllenmesin yüreğin içinde \ndinle\nuzaktan bir mızıka sesi nefesleniyor\niçimize\niffetli aşk seremonimizde\nuyum motif süsleniyor\ngülümse ki\nbaha\nbedel tanımasın sevinç namelerimize\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümse...",
        "poet": "Engin Yılmaz 2",
        "poem": "\n\nKeşke sen bana gülseydin,\nYa da gülmek bu kadar gülünç olsaydı \nKahkahalar kadar gerçek olan ne var ki? \n\n30 temmuz 2015-ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "gülümse",
        "poet": "Özlem Pekçağlıyan",
        "poem": "\n\nFısıltılar biriktir içinden bana\nBen büyütür ka....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümse",
        "poet": "Kürşat Güven",
        "poem": "\n\nBugün cumartesi,yatağından kalk ve perdeyi aç...Bu sabah ilk gökyüzüne gülümse herkesten önce,yüzünü bile yıkama buluşmadan maviyle …Bugün cumartesi,bugün gördüğün herkese,her şeye ilk sen merhaba de.Bugün elini aç Allah’a,daha çok şükret yaşadığına…Bugün cumartesi, bugün “Bugün Pazar” şiirini dinle Nazım’dan tekdüzeliğin inadına…Bugün küfretme haline,gülümse kaderine…\n\nBugün cumartesi,kah yağmur yağıyor,kah güneş açıyor dışarıda.Bugün bütün güneşleri içinin sıcaklığında topla,bütün yağmurları en romantik anlara sakla…Bugün cumartesi,bugün tiyatroya git; içinde “mutluluk” geçen bir oyun izle.Ya da evde kal bugün,kitap oku,radyo dinle,balıkları besle…Bugün cumartesi,bugün bir oyun oyna mutlulukla,en sevdiği oyun saklambaçtır mutluluğun…Ebe sen ol ve ara mutluluğu…İnatçıdır pes etme,vazgeçme aramaktan.Kimi zaman şeytanın aklına gelmeyecek yere saklanır; bulamazsın,kimi zaman orta yerde karşına çıkar inanamazsın..Sen bugün ara mutluluğu bulana dek ve asla “kurt” olmasın  övünerek\n\nBugün cumartesi,bugün kendin ol,bugün kendin için yaşa,bugün gönlün paşa…Bugün cumartesi,bugün Polyanna’yla arkadaş ol,bugün en güzel şarkıları dinle…Bugün cumartesi,patlat bir Sezen Aksu:HADİ GÜLÜMSE…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümse",
        "poet": "Halil Aksoy",
        "poem": "\n\nBakma  bana    öyle,\nMahsun  mahsun.\nSuçlu  olduğumu  hissettirme.\nGözlerin   gözlerime  değdiğinde,\nNe  olur  birazcık  gülümse.\n\nGüneşler  açsın   yüzünde.\nIşıklar  parıldasın  gözlerinde.\nNeşe   cıvıltı   olsun  sözlerinde.\nKelebekler  bile   uçuşmuyor.\nSen  gülümsemediğinde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümse bari",
        "poet": "Mehmet Raşit Er",
        "poem": "\n\nGülümse Bari\nÖlü müsün diri misin? \nSöyle neredesin? \nŞarkıların duyulmuyor\nKesilmiş sesin...\n••••\nMerak etmiyorum sanma\nHep içimdesin\nMerakımı sen bağışla\nHer kuytum sensin\n••••\nDerdin sızar..,\nZaman sağır.\nGeçmiyor günlerim ağır.\nYaz bir türlü gelmedi ki.\nHaziran her günüm kahır.\n•••••\nSigaramda duman sensin.\nRüzgarımda hicran sensin.\nŞimdi yaşıyorsun bensiz.\nGülümse bari.\nGülümse yarim...\nŞarkı sözü: /mrer/\n16 Haziran 2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümse",
        "poet": "Hülya Ekmekçi",
        "poem": "\n\ngece ayaza inat\nüstü tomurcuklarla dolu\nkasımpatına gülümse\naçtır bakışlarınla\nebruli turuncu\nkatmer katmer\nselam versin dalları\ndağıtsın kederini\n\nkaldır başını \nyıldızlara gülümse\nkaranlığa inat \nyanıp sönüşünü izle\niçlerinden birini seç\nbüyüt gözlerinle\nışıtsın yediveren hüzünleri\nher gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümse Dünyama",
        "poet": "Teyfik Abanoz",
        "poem": "\n\nDünyaya gülümse bebek\nDünya ancak seninle güzel...\nKulak ver şimdi hasretimin türküsüne...\nSen bilmezsin\nGüzel yüzüne hasretler nicedir gönüller\nSen bilmezsin şimdiden hazırlar tüm senlikler\nŞimdiden hazır şenlikler\nUfak ellerine\nNur yüzüne \nCennet kokuna\nHasret nice yürekler\nDünyaya gülümse bebek \nİsmini sorma bana\nDinle ismini \nLevh-i mahfuz da bir mısra\nBir dudaktan duyacaksın elbet \nBir ezan vaktinden\nBir mahşer vaktine\nUyu şimdi avuçlarımda \nUyu da \nDünyama hep gülümse! \nDünyaya gülümse bebek\nDünya ancak seninle güzel...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümse Gülüm",
        "poet": "Yurdagül Özay",
        "poem": "\n\nGül açar sen gülünce gülümse gülüm \nGün doğar gözlerinde şenlenir gönlüm\nSevda tutku bir yanda yansın yüreğim\nBir tek sensin dünyamda sensin her şeyim\n\nGülümse gülüm bu dünya ikimizin \nGülümse gülüm yarınlar hepimizin\nİzin verme kaybolmasın asla umutların \nMutlu günler gelecek hem de çok yakın \n\nwww.radyohasat.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GüLüMsE KaDeRiNe! ! ! ...",
        "poet": "Ali Baksı",
        "poem": "\n\nİsimsiz kahraman oldun gülüşlerinde\nŞimsekler gibi ani birden girdin gönlüme\nDegişen doğada rüzgarım olu verdin varışlarıma\nHadi al beni sen kollarına ucur bulutlarına\nKorkma ben tutarım ellerimle tüm umutlarını\nDurma ya git yada gel sevelim birbirimizi\nYeni dogan güneşime sende ol yanımda\nSevişelim ömür boyu ıslak dudaklarınla\nKurumasın çicegimiz bahcesinde\nBitmesin tütsülerimiz\t\nGülümse kaderine\nsevelim bir birimizi\nÖmür boyu...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümse Sevgili...",
        "poet": "Ziya Tüfekçi",
        "poem": "\n\nÇünkü sen gülümserken dünya daha yaşanılası bir gezegen,\nGüneş daha bir şefkatli,\nİnsanlar daha bir anlayışlı ne garip…\nVe ben; \nDaha önce hiç keşfedilmemiş bir  yerin seyrinde,\nYa da kimsenin çıkmaya cesaret edemediği bir dağın yamaçlarındaki karda gezginim…\nTaşıyorum…\nBulunduğu kara parçasına sığmayan bir okyanus gibi…\nVe yaşıyorum; \nYorulmadan, dinlenmeden, bir ışık huzmesinin hızında koşarak…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümse İstanbul",
        "poet": "Yakup Aydoğan",
        "poem": "\n\nÇok oldu görüşmeyeli İstanbul\nKokunu almayalı çok oldu\nArtık haritalardan bakabiliyorum sana\nAcaba hala aynı mısın? \nHala yaşıyor musun İstanbul? \n\nİzmirden çıktım yola bugün\nBugün bambaşka bir gün\nBaşka bir zaman, başka bir sabah\nBen giderken ağlıyordun istanbul\nHala ağlıyor musun? \n\nGülümse İstanbul, gülümse bana\nHadi kalk artık uyansana\nCıvıl cıvıl olmanı istiyorum\nAç gözünü İstanbul\nSeni görmeye geliyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümse Türkiye",
        "poet": "Mevlüt Yanar",
        "poem": "\n\nGÜLÜMSE TÜRKİYE\n\nGülümse Türkiye çatma kaşını\nAya yıldızlara değdir başını\n\nGülümse Türkiye sana yakışır\nSevgiler vefalar sende akışır\n\nGülümse Türkiye memnuniyetin\nHarcıdır bilirsin medeniyetin\n\nGülümse Türkiye sar insanını\nGüvenle kıpırdat halkın kanını\n\nGülümse Türkiye olsun meyveler\nHikmetle verimle dolsun heybeler\n\nGülümse Türkiye çok yağsın rahmet\nDoğursun bitkiler çekmesin zahmet\n\nGülümse Türkiye gözün ışısın\nCümleye malumdur aşk yoldaşısın\n\nGülümse Türkiye acılar dinsin\nYekpare gülyüzlü güleç yiğitsin\n\nGülümse Türkiye insanlık gülsün\nYollarına renk renk güller dökülsün\n\nMevlüt Yanar\n19.Agu.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümsedim",
        "poet": "Nazan İzmirli",
        "poem": "\n\ngüneşin   yorgun   ama\nkadeh   kadeh\nkırmızı   şarap   sunan\nbatışını izliyorum..........\nardından  ay yükseliyor\ngülümsüyor...................\no   sendin   ve   bende\ngülümsedim...........\n\nNazan İzmirli\n19.06.2004-antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümsememe",
        "poet": "Mehmet Can",
        "poem": "\n\nGÜLÜMSEME\nYerinde gülmesini,\nYerinde ağlamasını bilmek.. \nZorluklar karsısında, \nDirenmesini.... \nÖfke anında düşünmesini... \nBütün bunlar olurken, \nGülümsemesini bilmek.. \nBazen acı..\nBazen tatlı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümseme",
        "poet": "Mehmet Can",
        "poem": "\n\nGÜLÜMSEME\n\nYerinde gülmesini,\nYerinde ağlamasını bilmek.. \nZorluklar karsısında, \nDirenmesini.... \nÖfke anında düşünmesini... \nBütün bunlar olurken, \nGülümsemesini bilmek.. \nBazen acı..\nBazen tatlı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Gülümseme..",
        "poet": "Aslı Şahin",
        "poem": "\n\nGülümseme.. \nBilmediğim bir kentte.. \nbelki park edilmez levhası önünde \nYapayalnız kundak içinde \n\nBazı gidişler vardır.. \nÖfke değse de diş etlerine \nlanet dökülmez heceye... \n\nhüzün.. \nbende gizli \ngece işvede.. \n\n20.06.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümseriz",
        "poet": "Gözde Hatiboğlu",
        "poem": "\n\nGülüşüm yansıma\nSen kaybetme ki yüzümden yansısın hayata\nAğır adımlarla ilerliyoruz zamana\nPaylaşılanlar arttıkça bakarsın değişir tanımlama\nGülümseriz; değişir dünya\n\n(16.temmuz.2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümsememin Önünden Gideni Günaydın",
        "poet": "Mahmut Nazik",
        "poem": "\n\nGÜLÜMSEMEMİN ÖNÜNDEN GİDENİ GÜNAYDIN\n\nYüzüme vuran nefes günaydın\nHazzımın hüznümün nedeni günaydın\nGünaydın ocağımın ateşi\n\nMutfaktan gelen ses günaydın\nGünaydın Gülümsememin önünden gideni \nGünaydın kalbimin atışı\n\nFidanlar büyütmüşüm yediveren\nDikeceğim sevdalar var bahçene\nCansuyu sevincimin sevgimin gözyaşı\n\nÇıkarıpta başımı \nBir guguklu saat gibi… \nSana söyleyeceğim şarkılar var saat başı\n\nMahmut Nazik05 12 2012 Mersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümset",
        "poet": "Süreyya Aktaş",
        "poem": "\n\nGüneşi tut elinle yüreğine koy…\nÜmidin bir parça yem olsun kuşlara…\nLütfedersen eğer başarı karıncalarına…\nÜrkekliğini savur toprağa ek gönlünce…\nMemnun isen yaşamın renginden…\nSabahı bekle, şarkı söyle özgürce…\nEsrarengiz gizemin yolculuğunda\nTüm canlılara selam Ver önce…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümser (Akrostiş)",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\nGÜLÜMSER\n\n(G)  Gül bahçesi olur, gülünce yüzün\n(ü)  Üzülme sen sakın, hep gül gülümser! \n(L)  Laleler kıskansın, güzel kokunu\n(Ü)  Üzülme keyfini, sen sür gülümser! \n(M)  Menekşe morarsın, seni görünce\n(S)  Sen yine sevgiyle, hep aç gülümser\n(E)  En güzel aydınlık, bilirim sende\n(R)  Ruhuma bir ışık, gel saç gülümser! \n\nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümsersin",
        "poet": "Harika Ufuk",
        "poem": "\n\nSen gülünce güller açar gönlümde,\nGökyüzü gülümser, sen gülümsersin.\nSenin adın ezber olmuş dilimde,\nGökyüzü gülümser, sen gülümsersin.\n\nUçuyorsun turnalara eş gibi,\nAkıyorsun gözlerimden yaş gibi,\nDünyayı ısıtan bir güneş gibi,\nGökyüzü gülümser, sen gülümsersin.\n\nBülbül âşık imiş sevdiği güle,\nHasret kalan insan çekermiş çile,\nSenin ile tutuşunca el ele,\nGökyüzü gülümser, sen gülümsersin.\n\nBana vermiş idin ahtı, âmânı,\nRüzgâr ile geçer dağın dumanı,\nTan yeri atınca şafak zamanı,\nGökyüzü gülümser, sen gülümsersin.\n\nHarika’yım, yaralarım sağlarken,\nİlaç edip merhemini bağlarken,\nTabiatta sular coşup çağlarken,\nGökyüzü gülümser, sen gülümsersin.\n\nHARİKA UFUK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümseyen Adlı",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nSevmek..? \nNeyime gerek\nZehrinden herhangisi sütleğenin \nDokunsan beyazlarını kanayan\nKır bayır navruzları dolanmış en firik halinde çiçeği\nVe karanlığı çarpa çarpa ateşler avcunda \nYokluğuna yaren arayan böceği\nTemmuz ağustos tozarak sevmek ve demir bir pencereden\nDertli dikenlerini yüklenen kentlerce\nHayatın kıyısına solup düşme pahasına alıp giden trenlerin\nGül-ümseyen adlı\nSen...deli olmalısın..!  Sevmek seni\nNeden olmasın..\nNiye..? ! \n\n Seyfi Karaca........Temmuz / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümseyen Örümcek",
        "poet": "Anıl Ozan Gökbakar",
        "poem": "\n\nSürükleniyor... \nHerşey sürükleniyor... \nSilinip gidiyor umutlar bir yağmurda, \nKalelerimiz yıkılmış.\nHepimiz aslında, \nRenksiz resimlerden ibaretiz,\nKarbonla karalanmış...\nBirbirinin fotokopisi hayallerimiz,\nArzularımız kararıyor,\nGökkuşağımız siyah beyaz...\nCamlarla duvarlar arasında,\nUçuşan siyah sinekleriz,\nGözlerimiz parlıyor.\nKağıttaki çizgiler gülümsüyor,\nGülümsüyor hepimize örümcek, \nMelon şapkası ve siyah bastonuyla, \nDans edip selam veriyor. \nKaçmamız gerek! \nAma büyülendik hepimiz.\nArtık gösteri bitti,\nAma kimse görmüyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümseyerek ağla",
        "poet": "Merve Aksaç",
        "poem": "\n\nunut bu hıçkırıkları\nnedeni sen değilsin.\nmasum bir bakıştı sadece\ngören kişi değilsin\nbir umut olsun hep sana\nbir anı,koca bir hatıra\nve hep gülümseyerek ağla\nşu koca dünyada\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümseyen İhtimallerle...",
        "poet": "Yücel Terkanlıoğlu",
        "poem": "\n\nne acı, ne gam, ne keder\nbulutların ötesinde bir çocuk bir çocuğu sever..\n\nçocuklar mutludur..\nbir düş bahçesine güneş girer; \ngüneş- çiçek- çocuk birce koşar,\nve sıcak yeşil, ayaklarından öper...\n\ngülümseyen ihtimallerle,\nDuygu Okyanusunda bir yürek,\numudun çocukları yeşil olsun ister...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümseyişin",
        "poet": "Nilüfer Gümüş",
        "poem": "\n\nYağmurun toprağa hayat\nVerdiği gibi\nGülümseyişin bana hayat\nVerirdi....\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gülümsün",
        "poet": "Şahin Avcı",
        "poem": "\n\nBazen kırmızı\nBazen kan kırmızı\nBazen de en kırmızı\nGülümsün benim,tutkumsun.\nBazen beyaz\nBeyazdan öte bembeyaz\nBazen de en beyaz\nGülümsün benim,masumiyetimsin...\nBazen sarı\nBazen arkadaşımsın\nBazen de en sarı\nGülümsün benim,en sıcak duygumsun...\nBazen güllerin en pembesi..\nSana hayranım,güllerin en zarifi..\nBazen pembenin en koyusu,\nGülümsün,aşkına minnettarım,gülüm...\nBazen turuncu renktesin,\nBüyülersin güzelliğinle.\nBazen de mavi renktesin..\nGülümsün,eşsizsin gönlümde...\nBazen de kırmızı-sarı alacalısın\nGüllerin en renklisi,\nNeşe ve sevinç katarsın ömrüme\nGülümsün,güllerin en güzeli...\nGönlümün gülüsün,koklamaya doyamadığım...\n\nBiricik eşime; \nSENİ SEVİYORUM\nSen Gülsün\nSen benim gülümsün.....\n\n28mayıs2010\n(şahinavcı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümü Kopardınız",
        "poet": "Ahmet Sargın",
        "poem": "\n\n(Gülnihal Kızımın Anısına!) \nTazeyken çekip dalından aldınız\nVefasızlar gülümü kopardınız! \nDost kıramadım karşıma saldınız\nVefasızlar gülümü kopardınız! \n\nOkula salmıştım büyüsün diye\nOkusun, yetişsin gelişsin diye\nYeni Fatihleri doğursun diye\nVefasızlar gülümü kopardınız.\n\nGül gibi koklar, koklar doyamazdım\nSaklar evimde öpmeye kıyamazdım\nAnnesinden çekip ayıramazdım\nVefasızlar gülümü kopardınız! \n\nTakdirnamelerle evimi doldurdu\nBaşarı üstüne başarı kondurdu\nBir hayırsız bir gecede kandırdı\nVefasızlar gülümü kopardınız! \n\nGülnihalim daim gülesin yavrum! \nGelişip selvi dal olasın yavrum! \nHayat boyu mutlu kalasın yavrum\nVefasızlar gülümü kopardınız!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülün",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nGül...\nGenel evdeki kadın gül\nDilenen adam gül\nElleri nasırlı işçi gül\nGül bebeğini yitirmiş kadın\nİşsiz güçsüz adam gül\n\nSavcı gül\nHakim gül\nGardiyen gül\nVatan için çarpışanlar gülün\nGülün dul kadınlar\nBanliyö trenlerinde mısır satanlar\nGülün ey insanlar\nBir öğün yemek bulamayanlar\nKapıcılar,bakkallar,külhan beyleri gülün\n\nGülün karıncalar,arılar,kelebekler gülün\nDuvarlar,pencereler,ağaçlar yani cansız tabiat\nMevsimler,zamanlar...gülün\nVapurlar,bacalar,bacılar,çımacılar,kadınlar gülün\nBir bana gülün\nBakıpta halime\nBirde özgür olduğunuza....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülümsüyor Gözlerin Eylül Gülü Gibi",
        "poet": "İsmail Türkmen",
        "poem": "\n\nGüllere kaçan güzel düşleri kovalayıp \nSavuruyor dünya meşgalesi güz yaprakları gibi \nBu sürüklemelere rağmen gülüyor eylül gülü gözlerin \n\nGülümsüyor gözlerin eylül gülü gibi \nYüreğinde ne şenlik türküleri söyleniyor \nGülüşünün ardındaki gözlerinin \nHangi dünya işleri yoruyor kim bilir zihnini \nGüllere kaçan güzel düşleri kovalayıp \nSavuruyor dünya meşgalesi güz yaprakları gibi \nBu sürüklemelere rağmen gülüyor eylül gülü gözlerin \n\nBir kenarında acısı dolu yüreğinin dünyanın \nDiğer kıyısında güzelliği nakışlı eylülün \nGüzelliklri öne çıkartıp zorluklarına inat hayatın \nDostluğa sevgi yağdırıken düşlemelerin \nGülümsüyor gözlerin eylül gülü gibi \n\nSeni anlatmak gerek eylül güllerine dizlerde \nKıskandırmadan papatyaları beyazlığına özünü \nBir kenarda dururken gelincik asaletinde \nDostluğun güzelliğin yaşar yüreğinde \nAl renge bürünürken yanakların tevazzudan \nGülümsüyor gözlerin eylül gülü gibi \n\nDuru düşler kaynar yüreğinde ölümsüzce \nKem nedir bilmez zihninde katre kadar \nGüzellikler pencere açar bahar güneşi misali \nNaif dizler düşerken yalnızlığa geceleri \nGülümsüyor gözlerin eylül güneşi gibi \n\nBeklemediğim anda düşlerimde buluşur düşlerin \nBitimsiz yarenliğe dalar gözlerimde özlerin \nO kara hoş okşar ki yüreğimi sözlerin \nSonsuzluğa yürürken ele ele ruhumda düşlerin \nGülümsüyor düşlerimde eylül gülü gibi \n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜLÜmsÜYORrUM HAyAtA",
        "poet": "Fatime Altuntaş",
        "poem": "\n\nSeninle yeni bir hayata başlayacağım demiştin. Küçük bir sahil kasabasında... Bahçe içersinde, ağaçlar arasında tek odalı evde. Sebze, meyve çiçek yetiştirir, huzur içinde yaşarız. Beni beklersin günbatımında her akşam iş dönüşü.”koşarak gelirim sıcacık yuvamıza” demiştin. Yeni dostlar, arkadaşlar edinirsin. Balık tutarsın: pek sevmezsin ama derken bilmezdim ki bunların hayal ötesine geçemeyeceğini! \n\n Umuttu işte,”Şiir yazarsın, hatırında kalmış anıları dökersin satırlara. Sana getirdiğim kitapları okursun. Bana kışlık kazak örersin, hani çok eskiden ördüğün gibi. Bordo kırçıllı. Benim varlığıma da alışmaya çalışırsın” derken, bahçe içersindeki o küçük evde seninle hayata yeniden merhaba diyecektim. Öyle olacağına kendimi de inandırmıştım hani! Yaşantımın birçok döneminde hep sıfırdan başladım hayata. Bir kez daha başlamak fark etmezdi. Oysa bizim kaderimizde birliktelik hiç ama hiç yazılmamıştı ki! Nereden bilebilirdik. Hangi akşam iş dönüşü gelebilecektin, onca yıl varken bizi ayıran, onca zaman geçmişken ayrılığımızın üzerinden...\nHep bir gün... Diyerek yıllar geçti, geçiyor da.\n\nSen çocukluktan gençliğe geçişteki ilk aşktın, ilk yürek kırpıntısı, ilk sımsıkı sarılış, ilk öpüş... Ve en acısıda ilk ve en büyük ayrılık.\nBu dünya ya gelişimiz şanssız başlamıştı ikimizin de. Kaderin bir oraya bir buraya atacağından habersizdik o yıllarda. Zaman geldi geçti bir su gibi akarak. Okudum, işe girdim. Evlendim, iyi bir evlat yetiştirdim. Yaşantımdan gelip geçen dostların vefasızlığı, yılların yorgunluğu omuzlarıma biniverdi bu ilerlemiş yaşımda.\n\nŞimdi, ne tek odalı sahil evi, ne sen ne de ben yokuz. Yaşam çarkının dişlileri bizi ufaladı yok etti, bitirdi. Ama yaşamayı yine de başardım, düşe kalka...\nTıpkı Hacıyatmaz gibi, olsun, sen olsan da olmasan da yaşam sürüyor. Ben tüm zorluklarına rağmen hep hayata iyi ve güzel  bakmaya çalışıyorum..\nBir gün bunlar da geçer diyorum her seferinde, geçiyor da.\n\nVe hep hayata gülümsüyorum.\n\nAlanya/2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülün adı gül bana",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGülün adı gül bana\n\nBitmesin bu kavga\nGülün adı gül bana\n\nGülün adı gül bana\nGülün adı gül\nGülün adı diken sana\nGül gülsün bana\nDünyalara değişmem gülü...\nGülcedir heceleri sevimli gülün dili\n\nBitmesin bu kavga\nSen gülü dikene soruyorsun\nBen bahçeye\nSen gülü satıyorsun\nBirkaç akçeye\nGülün fotoğrafını bile kokluyorum ben\nGülün rüyasına gül diyorum ben\nGülün dünyasına nur diyorum ben\n\nBitmesin bu kavga\nBitmez bu kavga \nGülün renginde cennet bana\n\nGülü dikene sorma \nGir bahçeye sor \nGülün adı gül bana\nGülün dikeni nur bana\nGülü soracaksan sor bana\n\nSeni dikene sormuşlar gül \nBitmesin bu kavga\nEy gül gül\nGülün dikenin yar bana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülün Anlattıkları (Yazı)",
        "poet": "Gülay Yıldız",
        "poem": "\n\nZamanın gerilerinden gelen aksin yansıması her şeyi birden değiştirdi... Gök,  mutlu yüzünü çevirdi aniden... O güzel ve büyüleyici kokunun bunlara neden olması çok ilginç değil mi...? Sadece burnunuzdan süzülüyormuş gibi gelen o koku nerelere ulaştı ve neleri açığa çıkardı. Sanki beynimin her zerresinden geçerken yüzünü daha da belirginleştirdi, damarlarımda adım adım ilerlerken bende sana doğru koşmaya başladım. Ve işte sen! ! ! Her zaman  mağrur duruşunla karşımdaydın... Bir gülün verebileceği en büyük mutluluğu yaşıyordum. Sonra kokuya alıştı ruhum, yüzün bulanıklaştı.... Hayır! Gitme! ... Beni terk ettiğin zaman gibi acımaya başladı ruhum, ya da yaşattıklarında mı beynimden kalbime süzülmeye başladı tekrar...? Sen geldin o zaman işte aklıma, bedeninde ötesine geçti hayalin... Artık fiili olarak seni hatırlıyordum...  Ruhum daralmaya başladı, tıpkı son zamanlarımızdaki gibi... O zaman hatırladım işte, niye yıllardır güllerden uzak olduğumu. Bir gülü andıran teninin bana çektirdikleri, son notunu iliştirdiğin gül... Bunlardı beni senden ve o güzel güllerden uzaklaştıran.... Yaşamın en yaşanılacak yıllarını yaşanmaz hale getiren, gözümden süzülen her damlanın bile hesabını veremezken kendime, insanlarla beni burun buruna getiren senin kokundu şimdi beni bu ruh haline sürükleyen...  İçimi tuhaf duygular kapladı, bir arada bulunması imkansız duygular... Nefretle özlem, pişmanlıkla suçluluk... Boğuştum... Seni hatırlamaya başlayalı, gülü koklayalı en fazla 3,4 sn. olmuştu. Tiksindim birden kendimden... İçimdeki şelale kabardı yine, taşmak, bağırmak, ağlamak istedim. Seni her korkudan uzaklaştırmışken neden şimdi, neden şimdi tekrar seni yaşıyorum? Hem de asırlar gibi 3-4 saniyede... Gül... Suçlu Gül... Ve işte o içimi en çok acıtan an... O amansız ve gereksiz panikle koparmaya başladım her yaprağını, sanki acıyan senin canındı. Bunu hissettikçe her yaprağı iki defa kopardım...  Elimde sadece gülün yeşil taslağı kalıncaya kadar. Lime lime ettim her bir parçanı, tıpkı gülü paramparça ettiğim gibi... Yo. Sakinleşmedi ruhum... Sonra daha utandım kendimden sana olan nefretim yeryüzünün en nadide parçalarından birini mahvetmeme neden oldu. O zaman anladım beni de mahvedenin sen değil sana duyduğum o yoğun duyguların nefrete dönüşmüş hali olduğunu... Bu daha da canımı acıttı. Bana zarar veren sen değil, bendim... Bir gül, rabbim bir gül nelere sebep oldu! Tereddüt  ettim birden bu yoğun fikir dalaşından. Beni yine ben mi sürüklüyordum amansızca istediğim yöne... Bu da seni haklı çıkartmanın, korumanın bir parçası mıydı...? Hayır... Bu gerçeğin ta kendisiydi. Beni yaşayan, bana en yakın olan, bendim. Bu kadar ağır cezaları başkasının bana vermesine izin vermezdim. Üzülmeli miyim yoksa sevinmeli mi? Birden elimde kalan son gülün parçasına gözüm ilişti. Gülü düşündüm. Onun ne suçu vardı ki! Demek ki zaman artık tüm bunların farkına varıp düşünme zamanıydı... Düşünüp gerçekleri görmenin vakti gelmişti. Kendimi sorguladım, büyüdüm, olgunlaştım adeta... Benin sınırlarını hayal ettim. Yoktu sanki. Ben! Beni ürküten bir ben. Ve tüm bunlara neden olan, güzel, mis kokulu, masum, gonca bir gül.... Zamanın bana hediye ettiği bir anın tüm analizi bunlar... Sevginin ve nefretin aynı anda hissedilebildiği o müthiş anatomimin bana sunduğu şanstı adeta... O ani iniş çıkışların ardından dinginleşti ruhum... Yüzüme hafif bir tebessüm hakim oldu... Artık beynimde de kalbimde de hissettiğim bendim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülün Aşkı",
        "poet": "Arif Arslan",
        "poem": "\n\n'Bir gül’e…'\n\nGülü sevmek çok kolaydır\nGüle âşık olmak kolay\nGül kokusu giren ruha\nGül aşkıyla ölmek kolay\n\nGülün aşkı yakar ama\nAcı vermez âşığına! \nGülü sevmek bir çiledir\nGönül vermek olmaz ona\n\nGül nazlıdır, gül utangaç\nGül gözyaşı, gül bir sevinç\nGül dudakta bir tebessüm\nGül dalgalı bir tutam saç\n\nBülbül güle diller döker\nİçi dışı yana yana…\nGülün derdi yakar gider\nBu acıya kim dayana\n\nGülü sevmek ayrılıktır\nÇünkü ömrü kısa gülün.\nGül sevgisi acı verir\nOndan sesi tiz bülbülün\n\nGül kimseye gönül vermez\nHiçbir şeyle yüzü gülmez\nGülü seven gülse bile\nGül sevgisi dile gelmez\n\nSarı, beyaz, al rengi var\nKokuları ruhu sarar.\nGülden ayrı kalsam bir an\nGözüm gönlüm gülü arar.\n\nGül olmazsa hüzün sarar \nKalbim ruhum dolar hışım\nGül gelince güller açar\nBahar olur içim dışım.\n\n02 Mayıs 05\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülün bülbülün türküsü",
        "poet": "Yasin Sarı",
        "poem": "\n\nBülbülün ötüşü aşığın ahıdır\nAşkıyla yanar cevrü cefadadır\nGülün umrundamı seyrü sefadadır\nDikeni batmış tene kan damlıyor\nCan acısı değil aşk acısı yakıyor\n\nGülün üstüne konmuş bülbül  belki dinler\nKonunca bülbülün bağrına battı dikenler\nBülbül feryat figan eder inler gül dinler\nFeryat yükselir göğe arşa çıkar\nCan acısı değil aşk acısı yakar\n\nGülüm rengini kanımdan aldın\nÖmrünü  yaktığın canımdan aldın\nSen uğradığım sabahladığım daldın\nKırdın dallarımı yaprak düşüyor\nCan acısı değil aşk acısı yakıyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülün dikeni.",
        "poet": "Tayfur Işıkoğlu",
        "poem": "\n\nDalında açılmış gülün goncası. \nİnsandır doğanın güzel yoncası.\nSevgiyle derince tatlı soncası.\nDermeyi bilirsen eline batmaz. \n\nHoyratça davranış canını yakar. \nNezaket naziklik kalplere akar.\nYar sevilince  gülleri takar. \nGülün dikeni var eline batar. \n\nGül dikensiz olmaz yaşam sevgisiz.\nDoğa gülsüz olmaz insan kimsesiz.\nBu günleri yaşıyoruz çaresiz. \nGülün dikeni var canımı yakar.\n\nGülün dikeni var canları yakar.\nGülün dikeni var canları sıkar.\nGülün dikeni var güçleri yıkar.\nGülün dikeni var yolları tıkar. \n\nİskenderun; 10 Kasım 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülün Adı Sensin",
        "poet": "Burhanettin Akdağ",
        "poem": "\n\nEğer seni güle benzetseydim,\n\nKırmızıyı kıskanırdı gül\nMis kokunu kıskanırdı gül\nEndamını kıskanırdı gül\nGoncanı kıskanırdı gül\n\nEğer seni güle benzetseydim,\n\nDikenini kıskanırdı gül\nYaprağını kıskanırdı gül\nSevgini kıskanırdı gül\nSevmemi kıskanırdı gül\n\nEğer seni güle benzetseydim,\n\nGül olmaktan kaçınırdı gül\nGül olmaktan utanırdı gül\nGül olmaktan yakınırdı gül\nGül olmaktan vazgeçerdi gül\n\nGülün adı sensin\nBülbülün olayım mı senin? \n\n(25.08.2005)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülün İhaneti",
        "poet": "Osman Türkmen",
        "poem": "\n\nBen seni bir akşamda sevmiştim,\nSense bir akşam üstü çekip gittin.\nBen akşamlarda gündüzü ararken,\nSen akşamsız günlerimi zehir ettin.\nBen akşamlarda dalıp giderken,\nSen o akşamlara bile ihanet ettin.\n\nVe bir akşam üstünün ilerleyen saatleri,\nYani gecenin son hamlesi,\nAy solarken yıldızlar kararmakta,\nMırıldanmakta doğmak için güneş,\nVe henüz...\nSon anlarını uyumakta iken insanlar.\n\nKahrolası gecelerde için için ağlayan ben,\nSen ihanet dallarının kuruyan çiçeği.\nSessizlik kokan yıllarda kaybolan zaman,\nSense geçmişin saklı yüzü,\nİlerleyen zamanların yasaklı kadını.\nKimse duymasın ama, senin adını,\nBundan böyle, ihanet koydum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülün Dikeni Kanattı",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nGülün dikenleri elimi değil kâlbimi kanattı,\nGülün dikenidir dedim, dedim beni ağlattı,\nKırmızı Gülmüş, ayrılığı, hasreti ve gözyaşı,\nGülün dikenleri elimi değil kâlbimi kanattı,\nGülün dikenidir dedim, dedim beni ağlattı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülün Hayatın Cilvelerine İnat",
        "poet": "Mine Polat",
        "poem": "\n\nGeceler bitsin diye haykırırım her zaman dünyaya ama gecelerin dostum olduğunu ne de çabuk unuturum oysaki. Geceler olmasaydı eğer kim nasıl içini dökerdi duvarlara. Zifiri karanlık sökerken içe saplanan huzuru ağlamaklı geçirmek ne de büyük bir kayıp. Hâlbuki her şeyden mutluluk duymak yakışmaz mıydı bizlere. Acı çekmenin durumu hoşumuza gittiği içindir belki uzun zaman süren bu hüsranlar. Kimse tam olarak itiraf edemese de kendine, bilinçaltı bu gerçekle kaplıdır. Mutlu olmak bize bağlıdır ve üzüntülü anlarımızdan bile bir pay çıkarabiliriz her şeye rağmen. Herkes kendi filminin başrolünde, acısında, sevincinde. Ama eminiz ki acı anlarımızda dâhil her an gülmek hakkımızdır ve ölüme giden yolda durana kadar gülmeliyiz ne olup bitse dâhil. Gülmek haram değil, gerçek olan şu ki; gülmenin içe verdiği sonsuz huzur herkesi yeteri kadar tatmin etmekte ve o anı tükenmez kalemle beyne işlemektedir. Biz insanlar acıyı gülmekten daha üstte tutarız. Sebep; onu her şeyden çok severiz. Gülmeyi tam tamına yaşasaydık eğer eminim ki acıdan nefret eder gülmeyi dilerdik hep. Ne yazık ki insanoğluna gülmek yakıştırılmaz ve bir saniyelik gülmenin ardından kötü bir haber yapıştırılır. Hayat imtihanlarla doludur ve bu sınavda başarılı olmak çok büyük bir lütuftur. \n\nDünyanın güzelliklerine sevgiyle yaklaşırsak onlarda güzelliklerine daha da güzellik katarak bize hünerlerini gösterirler. İnsana da aynı sevgi ve gülen bir yüzle karşılık verirsen eğer dünyanın güzellikleri gibi sana içini açar ve güler. Gülmenin yeri ve zamanı yoktur; mutlu olmanın da. Bir insanın gülen yüzü diğerine mutluluk verir ve hayata daha bir emin adımlarla adım atar. Birbirlerine düşman olan iki insan bile asla birbirleri olmadan hayat mücadelesi veremezler. Acı, hayatın küçük bir cilvesi ve hayatımızın küçücük payından vazgeçmek bile kötü bir değer. Acı duymak gülmek kadar olmasa da, hayat onsuz da sürmez. Hayatın her haline gülünmeli, her şeye, görebildiklerimiz ve göremediklerimize, kötülere ve iyilere, acıya ve mutluluğa… Tabiatın bu asilliği düzenli derecede kurulmuş ve çok güzel işlenmektedir. Kimsenin bunu sorgulamaya küçücük bile olsa hakkı yok ve asla sorgulayamaz. Şüphesiz sorgulayanlarda cezasını çekiyorlardır. \n\nGülün hayatın cilvelerine inat. \nDünyanın yüce kutsallığına ve asilliğine sür bedenini.\nVermiş olduğun mücadelede dâhil dik tut omuzlarını.\nDökme ve döktürme ardında bakan gözyaşlarını.\nSen sensin ve kendi dünyanın başrolünde oynamaktasın.\nBaşkası sen olamaz ve sen de başkası olamazsın.\nKuşkusuz benliğin gülmekle sürüyor yaşam.\nEr geç itiraf edeceksin kendine lakin çok geç olmadan dene.\n\nBenliğin gülüyor sen de gül…\n\nMİNE POLAT\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülün Ömrü",
        "poet": "Süleyman Eser",
        "poem": "\n\nAşk her yere yazılabilir\nBir kağıt paranın \nÜzerine mesela\nAma en sonsuzu\nKalbe sığanıdır\nHatta yazılır en ücra\nKöşelerine okul duvarlarının\nYada cam kenarına \nBir halk otobüsünde\nAma en resmi aşk\nNikah memurunun imzasıdır\n\nAşk yaşanır her yerde\nBir lokma ekmeğindedir\nEline el değmemiş fakirin\nBazen bir tabloda ışık\nBazen bir güftede ıslık\nVe kimi zaman\nÇantada kekliktir aşk\n\nAşk dolanır her yere\nAyaklara mesela\nTaze gelinin beline\nSevdalının iline\nMahrem odaların tülüne\nYanan ocakların külüne\nAma en güzeli de\nDillere dolanır aşk\n\nVe gün gelir yıkılır aşk\nGurura yenilir mesela\nGenelde mutlu son\nFilmlerde öylece kalakalır\nVe elveda bile demeden\nGiderken aşk\nHer şeyimizi elimizden alır.\n\t\t\t13,08,2007\n\t\t\t   -KTHY-\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülün Rengi",
        "poet": "Halil Gülez",
        "poem": "\n\nGül sarı, gül kırmızı \nDudaklarına değmiş. \nGül kırmızı, gül kara \nGözlerine boyun eğmiş. \n\nGül kara, gül kızıllaştı, \nSaçların dalgalandı. \nGül kızıl, gül morlaştı. \nYanakların allandı. \n\nGül mor, gül pembeleşti \nGözlerinden korkarak, \nGül pembe, gül yeşillendi \nSevgimizden coşarak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülün Unutulan Rengi",
        "poet": "Ebubekir Mücevher",
        "poem": "\n\nHer fermanda gülün untulan rengi var... sultanım her zerresinde alemin bir gülün ahengi var.. dünya terazesinde ağır basan bir aklın mihengi var...\nSultanların fermanları dermandır teba'ya oturtmuşlar kedi ile köpeği aynı masaya..\nyazılar yazılmış bombalarla fezaya... dünyaya gelmek kaza annem babam itti beni yaşamaya... başladım kendi başıma bu ölümle bitecek kavgaya \nBu bahçe bizim bahçemizdi muhabbet tek geçerli akçemizdi, güllerimizi soldurmasınlar padişaha tek dilekçemizdi... Bilekçelerimiz kolumuzda gerekçesiz yollara vurulduk namımız yedi düvele duyuldu karakollardan sorulduk..\nBu zaman böyle geçmez..\ngülün rengini unutanlar gülemez...\n Ferman verir sultan derman nedir bilmez.. \nKurak bahçelere gül ekilmez.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülünce gözlerinin içinde parlar tüm evren",
        "poet": "Kadir Aras",
        "poem": "\n\nGülünce gözlerinin içinde parlar tüm evren\nVe sanki yeniden doğmaktır hayata bakış\nSen olmaktır inadına özlem inadına hasret...\nVe vuslata ermeyen gönüldür gözlerindeki gülüş\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gülün Üzerindeki Not",
        "poet": "İsa Yasin Yüksel",
        "poem": "\n\nSen bilmezsin benim sana ne kadar değer verdğimi,\nHerşeyden kıskandığımı,sakındığımı.\nGeceleri cam kenarından bakardım,\nHer sokok lambasını sen sayardım\nÇünkü karanlık gecelerimi sen aydınlatırdın\nBana o mavi gözlerinde denizleri hatırlatırdın\nAma şimdi o denizleri hatırlatan mavi gözlerin yok\nSadece çekip giderken bıraktığın bir gül\nVe o gülün üzerindeki bir not\n''Benim o mavi gözlerimdeki denizde sana bir tek bile yelken yok''\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**GÜLÜN ÜSTÜNE (Atışma)",
        "poet": "Tuncay Akdeniz",
        "poem": "\n\nSevda çiçek olmuş gönül de arı \nArının davası balın üstüne. \nKafes altın olsa bekler baharı \nBülbülün çilesi gülün üstüne…(T.Akdeniz)       \n\nBülbülden aldığım yanık ses ile \nAradım cananı bin heves ile. \nSarp dağlar aşılmaz bu nefes ile \nKervanın molası yolun üstüne…(E.Yalbuz)       \n\nYıldızlar gecenin bağrında yanar \nHilâli geceye tebessüm sunar. \nHer canlı yavruyu bağrına banar \nKuşların yuvası dalın üstüne…(T.Akdeniz)       \n\nBir duman yükselir inceden ince \nSonra volkan olur kalbe gidince \nÂşık, maşuk ile vuslat edince \nKolların sefası belin üstüne…)         E.Yalbuz)       \n\nAşk gözükmez gizli sırdır dünyası \nKerem’i yandırdı Aslı sevdası. \nMecnun’un içinde Leylâ yarası \nOnun da sevdası çölün üstüne…(T.Akdeniz)       \n\nSular yücelerden ummana akar \nYârinden ayrılan sılaya bakar. \nHer şeyin fıtratı soyuna çeker \nSunalar dönesi gölün üstüne…(E.Yalbuz)       \n\nTuncay, yaza yaza derdi bitmiyor \nGönül sevdasına gücü yetmiyor. \nHasret yaşı göze fayda etmiyor \nKarışır damlası selin üstüne…(T.Akdeniz)       \n\nVatana hizmettir kadrini bilmek, \nYalbuz’a rütbedir uğrunda ölmek. \nHilâl’e yakışır yüksekte olmak \nGöklerden şûlesi al’ın üstüne...(E.Yalbuz)       \n\n 22.02.2007\nDostlardan Gelen İnciler \n*******************************\nŞiirin ustası hası mısınız, \nMevt olan şiirin yası mısınız, \nÖmrüme yazılan yazı mısınız, \nAlnımı vurayım elin üstüne.......(Aydın Sevgi)               \n\nAşıklar gönülden coşa gelmişler \nKeremi yandırmışlar külün üstüne \nGönülden geleni dökmüşler tele \nHiçde dememişler dilin üstüne.....(Ozan Erol Coçkunoğlu)              \n\nAşık derdin döker sazın teline \nEmsal bulunmazki yazın gülüne \nUmut ne söylese kafi değildir \nDostların ettiği sözün üstüne....(Umut Gül)               \n\nOlmaz bu kokular, hiçbir çiçekte, \nGönüller bir olmuş, şimdi açıkta \nÖzlem dolu kollar,kucaklaştıkça \nDostluk kurulmuştur, sevda üstüne......(Süleyman Baştürk)             \n\nBeri gel sevdiğim yabanda durma \nHicran kalemini yüreğe vurma \nDervişine mekan arayıp sorma \nDergahında yatar çulun üstüne.......(Şemsettin Dervişoğlu)            \n\nDediler sevenler, sebeb olur mu, \nGözlerim diyenler, seni bulur mu, \nGüllerin miadı, aman alır mı, \nBülbülün selası, kalın üstüne.......(Çağlar Karataş)             \n\nNice süleymanlar geçti buradan \nNeler yedi neler içti buradan \nHer çadırı kuran göçtü buradan \nDünyanın cefası kulun üstüne.....(Ozan Şerafettin Hansu)           \n\nGönlünüze sağlık sohbet tatlandı \nOkudukça sizi zevkim katlandı \nBugün bu şiir son, sayfam hatlandı \nSirke içilmez ya balın üstüne..............(İhsan Ertem)       \n\nDostun merhabasi Sifali gida, \nNasil mest olunmaz böylesi tada \nGönül mizrap olur yürek te nida \nMuhabbet dökülür telin üstüne........(Ozan Sentezi)     \n\nGözyaşı akıyor sanki bir dere, \nVuslata set çeken zalim kadere, \nHasret işleniyor ak gergeflere, \nAltın simin yası tülün üstüne........(Dr.İrfan Yılmaz)    \n\nNasıl tarif etsem, nasıl anlatsam \nŞu Tuncay Akdeniz denen kişiyi \nDeyin dostlar nasıl kafamdan atsam \nHer nefsi, her şerri yenen kişiyi.......Zülfikar Yapar Kaleli \n\nHakikatten yana, halveti hakla \nAyağa taş değse gönlünü yokla \nYarab, merhamet et kıyında sakla \nKötülük görünce sinen kişiyi.........Zülfikar Yapar Kaleli\n\nToroslardan eser safak ruzğarı \nCan dostlar anlatmıs renk rek baharı \nArzuyu unutmus' Arzu Kamberi \nGözünde yasları gülün üstüne............Bilal Sili\n\nTuncayım hakikat sırrına ermiş. \nİrem bahcesinden kelamı dermiş. \nNeyi var, neyi yok ortaya sermiş. \nSöyleneck varmı, dilin üstüne....... Aşık Korhani \n\ncümlesi vurmuş sazın teline \nçiçekler bezemiş gülün üstüne \nhaber salmış eşine dostuna \noturmuş aşıklar şiirin postuna.....Perihan Pehlivan\n\nGüle aşıktır bülbülün figanı \nDem be dem dağlanır aha her anı \nGün yüzü nur gözü yakan fermanı \nDamla damla akar gönül üstüne.....Rifat KAYA \n\nSözümün özünde olmaz riyalık \nÖzü kaderime bakî mayalık \nÖyle bir sevda ki iki dünyalık \nYıkılmaz kalesi salın üstüne....Celil ÇINGIR\n\nSayfama dörtlüklerle onur veren üstadlarıma sonsuz teşekkür ederim.\nTuncay  Akdeniz \nSaygılarımla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüş",
        "poet": "Derya Akgün",
        "poem": "\n\nBir gülüşe bir ömrü feda edenler; \nYazık! Hayallerine de erken veda ederler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüş",
        "poet": "Mustafa Kemal ŞEN",
        "poem": "\n\nDurun bir dakka diye seslendim arkalarından Eylül\nYalnız duvarlar duydu sesimi\nİnsan duvarlardan utanır mı Eylül\nBen utandım… başımı kaldırıp bakamadım\nGülüştüklerini duydum, acıdıklarını gördüm\nNe bakıyorsunuz, diyemedim,\nTaş bakmıştı, can bakmamıştı Eylül! \n\nNe mi yapmalı, \nBir şey yapmalı Eylül, \nBir şey yapmalı, bir şey…\n\nBir şeyler gizlediğimi düşünüyorsun Eylül\nHal bu ki ben göz yaşları ile konuşan adamım\nSeninle konuşmama izin vermiyorlar\nNe desem zaten soru işareti \nAnla içimden geçenleri, anla Eylül\nNe yapsam da, her konuştuğum eksik kalacak\nİnsan hep mi söylenemeyen sözleri ile yaşar\nİnsan hep mi provalardan ibaret kalır, söyleyecekleri…\n\nNe zaman içten gülecek olsam,\nİçimi bir hüzün kaplıyor, yüzüm asılıyor Eylül\nGülüşlerim tıkanıyor yüzümde,\nGülenlerden nefret ediyorum artık Eylül,\n Sanki her gülen bana inat, sanki her gülüş…\nSen nasıl bir acıdır bilir misin Eylül, nasıl bir acıdır gülememek\nVe Eylül hülasa; \nGülme yeteneğim kayıp, yalnız bende hükümlüdür! \n\nNe mi yapmalı, \nBir şey yapmalı Eylül, \nBir şey yapmalı, bir şey…\n…\n\nBana seni soran olmadı hiç Eylül\nBeni sana soran oldu mu? \nKim nerden bilsin bir kalbin iki beynin içinde ne yattığını\nHer sana baktığımda bir hediye bıraktım\nSen her bana baktığında, benden beni alıp götürdün\nGeriye neyim kaldıysa Eylül, bugün\nOnu da al unutmadan\nElimde olmayanı vereceğim, sana bir gün\n\nEylül, ırmakları hep kendine mi akıtırsın,\nHep böyle can yakar ve hep mi böyle takınırsın\nNe zamana kadar Eylül\nNe zamana kadar? \nIrmaklar sana dökülür ve sende doğar \nBir yudum suyun fakiri sensiz ne yapar \nAcının delisi\nSensizliğin Efendisi\nSevgiye hasret\nBeni böyle kabul et…\n\nNe mi yapmalı, \nBir şey yapmalı Eylül, \nBir şey yapmalı, bir şey…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüş",
        "poet": "Derya Akgün 2",
        "poem": "\n\nBir gülüşe bir ömrü feda edenler; \nYazık! Hayallerine de erken veda ederler.\n\nDerya Akgün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülünce",
        "poet": "Güvenç Gürses",
        "poem": "\n\nBir Ekim tarihi bende bir milat,\nGüldün ya sevincim ondandır benim.\nİçtenlikle kahkahalı gülünce,\nCan kattın canıma canandan benim.\n\nCananın halini düşünerek ben\nÜzüntü duyarken hasta diye ten, \nKahkaha attın ya telefonda sen\nCanıma can kattın canandan benim.\n\nBu can bu bedende var olduğunda,\nCan ile cananı aşk bulduğunda,\nSaat susup zaman hep durduğunda,\nSen güldün sevincim ondandır benim.\n\nGüvençle bakarken gözlerimize\nGürsesle dökerken sözlerimize\nAşkımızı yükselttik ya zirveye\nİnan ki sevincim ondandır benim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüşan",
        "poet": "Abidin Kırkoç",
        "poem": "\n\nVarlığın gönlümde bir düğün, aşkın ise bir nişan\nBir benmiyim deli divane, aşk peşinde koşan\nGel sevdiğim, yadellerde etme beni perişan\nGülüşan! güzeller güzeli, bir melek Gülüşan\nAh! seni bir tanıyan, bir tanımayan bin pişman\n\nSana hasretimi, bulut bulut yapıp gönderdim\nGüzelliğini ufka,  bir umut yapıp gönderdim\nAşkına destan, hasrete ağıt yapıp gönderdim\nGülüşan! güzeller güzeli, bir melek Gülüşan\nAh! seni bir tanıyan, bir tanımayan pişman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüş ve düş bırakmadan",
        "poet": "Başak Ulutaş",
        "poem": "\n\ngülüş alır düş satar kitapçı\nrüya alır masal satar \nsessiz olana dünyasını\ndünyası olana sessizliği satar\nçıkarken hep borçlu kalırım ona\nrüyaları da ben alırım \ngülüş ve düş bırakmadan\nve de yarım kalan masalları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüstan",
        "poet": "Yavuz Selim Polat",
        "poem": "\n\nNevbahar  olduşimdi gönlüm,gül-ü gülüstan \nŞevk-i şemali değiştiçehremin,gül-ü efşan\n\nÇiçekler,güller açtı ruy-i zeminde,sahn-ı gülşen\nGezer salınaraktan iffet-i afet,gühur-u efşan\n\nHaşmet-i tab'ın izzeti sehlinde,gül-ü reyhan\nLeb-i mahzun bükülmüş rikkatinde,gül-ü hüsran\n\nHasreti,lal kesildi lisan-ı aşk,gül-ü hicran\nServ-i çemen yar nedir ahvalin,gülü perişan\n\nHidv-i aşk etmiş Aliy-i aşk o yare,gül-ü beyan\nLisan-ı hal canhıraş kara sevdadan,gül-ü ayan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüşlerin En Tatlı Hatıra",
        "poet": "Yakup Onat",
        "poem": "\n\nOturdum kaldım Kaynarca'nın kıyısında.\nEvinin balkonu görüş açım ortasında.\nYeni yetmeler sandal sefasında.\nBir içimlik sigara var parmaklarım ucunda.\n\nMehtabı seyrederken\nSöz okların yerine, \nYürek yangınımı gülüşlerinde söndürdüğüm\nGünler en tatlı hatıra. \n          06.08.2010 \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüşlerin Mavi Uçurtmasıdır Çoçukluğumun",
        "poet": "Cengiz Alpaslan",
        "poem": "\n\nUzak kentlerden bir meltem savurup getirir gülüşlerini\nGarip bir çocuk gibiyim ardında\nBıkmadan telaşlı yürürüm\nMavi bir uçurtmanın peşinden koşturur gibi\nSen yürürsün\nGülüşlerin o mavi uçurtma olur\n Ve gülüşlerin mavi uçurtmasıdır çocukluğumun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüşlerinle Aydınlanıyor Karanlıklar",
        "poet": "Emel Arna",
        "poem": "\n\nBir çift siyah gözde tutuklu kaldı yüreğim                            Gün geçtikçe büyüyor içimdeki yasak sevdam                             Umarsız kalamıyorum bakışlarına  Ve takılıp kalıyorum anlarda          Gülüşlerinle aydınlanıyor karanlıklar                        Mevsimler yer değiştiriyor sanki     Nisan yağmurları değil,gözyaşlarım akan            Gecelerin koynunda uykularım kaçıyor sensiz                             Usumda yanıtlanmamış sorular      Yalnızlığım çığlık,çığlık seni düşünüyorum                        Nedensiz geçen yıllara lanet yağdırıyorum                       Başkaldırıyorum geç kalmış yıllara Seninle elele yürüdüğümüzü hayal ediyorum                           İstanbul sokakları bir başka güzel bugün                              Usul usul yağmur yağıyor           Beni sevdiğini söylüyorsun,içim titriyor..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüşüm Kalsın..",
        "poet": "Nurten Aydın",
        "poem": "\n\nTek Hatıra \t\nBu sevda bir sürgün nereye gider\nNereye kadar be gülüm nerede biter\nİçimdeki hasret düşer gözümden\nDayanmaz gel gör gülüm bu kadar yeter\nBenden sana tek hatıra\nGülüşüm kalsın iki gözüm\nAğlama boşa\nBenden sana tek hatıra\nÖpüşüm kalsın iki gözüm\nHarcama boşa\nBu sevda bitmez bitmez demiştim\nTükense de yaşar gönlüm sürer demiştim\nKaybolan hep bizdik şarkılarda\nBu şarkıyla son bulur gülüm yarım kalan da\nBenden sana tek hatıra\nGülüşüm kalsın iki gözüm\nHarcama boşa\nBenden sana tek hatıra\nÖpüşüm kalsın iki gözüm\nHarcama boşa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüşü mavi mavi",
        "poet": "Zafer Zengin Etnika",
        "poem": "\n\nVurdular sarışın kızı\nOrta yerinden/Yüreğinin\nSaçları\nİklimler gibi değişmişken\n\nYa gözleri\nYa mavi mavi gülüşleri...\n\nVurdular sarışın kızı\nBahar'a girerken\nYarı çıplaktı bedeni\nÖlürken...\n\nÖlüm nedeni; \nEnse köküne saplanan bir öpücük\nSakal batmış yarım günlük\nEl değmemiş tene\nSalmış mor güllere\nDağılmış ağzındaki\nGülüşü mavi mavi\nResmine takılmış gözleri gri\nDudakları kehribar\nVurulmasa yaşayacak az ömrü var\nİflah etmez\nAşk kurşunu\nYüreğine girdiğinde\n\nörtün üstünü\n\nSarışın kız\nFanilası yere düşen\nGözleri \nmavi mavi gülen\nÖlmüştü! \nYarım günlük traşlı\nBıyıksız adam öperken...\n\nGülüşü vardı! \nMavi...\nMavi...\n\n26 Mart 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüşü bekleyiş",
        "poet": "Yusuf Sinan Berber",
        "poem": "\n\nçiçek çocuklarından karanfil gülüşler aldım sana,\nkoklasana....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüşün",
        "poet": "Harun Haliboro",
        "poem": "\n\nHer sabah güneş yerine \nGülüşün doğar günüme\nHayran bakarım gözlerine\nNurlar dolar gönlüme.\n\n    Sana verdim ben gönlümü\n     Sen oldun bak şimdi gönlüm\n      Yeşillendi çiçek açtı\n       Işıldadı solgun ömrüm.\n\n                          Harun Haliboro          19,03,2002                 \n\n \n\n                                       19,03,2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüşüm sende mi?",
        "poet": "Peyami Beyoğlu",
        "poem": "\n\nGittin günden beri yalnızca özlemin süslüyor artık bedenimi, \nAynaya her baktığımda siyahın matemine sığınmış derin bir sessizlik görüyorum\nSanki hayat seninle birlikte terk etti beni,\n\nBir baksana etrafına, her sabah yüzüme sürdüğün gülüşüm de sende mi? kaldı.\n\n\"Peyami Beyoğlu\"\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüşü, Gün Batımı Gülüşlü Yârim...",
        "poet": "Halenur Kor",
        "poem": "\n\nMor dağlar ninni söyler, yaramı bağlar,\nRüzgârlar seni, seni fısıldar bana.\nNehirler sırdaşımdır, durmadan çağlar,\nSöylerken türküsünü hep yana yana…\n\nGörürüm gözlerinde elemi, derdi,\nGülüşü, gün batımı gülüşlü yârim…\nEn güzel ödülü gülüşü verdi,\nGülüşü, gün batımı gülüşlü yârim….\n\nYıldızlar seslenirken gülümseyerek,\nSemâya dalar gözüm, yol bekleyerek,\nHasreti katıp sabra zincirleyerek\nİçtim şükür tasından ben kana kana…\n\nToplayıp kucak kucak çiçekler derdi,\nGülüşü, gün batımı gülüşlü yârim…\nKoparıp da gülleri yoluma serdi,\nGülüşü, gün batımı gülüşlü yârim…\n\n7 Ekim 2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüşten Bir Düş",
        "poet": "Fatih Ataşçi",
        "poem": "\n\nBir düş görelim bir düş.\nİçinde sıcacık gülüş.\nKelebekler rüya görsün bakışlarımızdan.\nPatlamasın yüreğimizde gülüş.\nMutluluklar yürüsün yıllar yılı.\n\nİki kişilik bir kalp kuralım.\nRuhun nağmesi gibi olsun gülüş.\nBir düş görelim kalesi umutlarımızdan olsun.\nGözlerimizden anlaşılsın yüreğimizdeki.\n\nSonsuz mesafeden sonsuz olasızlıkla buluşalım.\nYorganımız  tatlı bir gülüş.\nYastığı sıcacık düş.\nEvi kalp olsun.\nMesafesi iki bakış.\nBir düş görelim harcı sıcacık gülüş.\nGülüşten bir düş görelim mi sevgili? \n\n25.02.2015\nFatih Ataşçi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüşün",
        "poet": "Seçil Oğuz",
        "poem": "\n\nMuhalif bir rüzgar esiyor\nKarşı sahilden\nHavayı sarmış kokun\nNefesime dokunuyorsun\n\nGülüşün beliriyor \nBaktığım yerlerde\nKanat sesleri odamın içinde\nGülüşün\nÖzgürlük kadar güzel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüşün",
        "poet": "Yusuf Şit",
        "poem": "\n\nHer satırı sana yol alan şiir'lerimin en ıssız kestirmelerinde ciğerlerimi parça parça ederek keskinleşen soluğumla; her nefeste yaralanan o sefil  hayatımın en anlamlı imgesidir gülüşün...\n\n/Senin hiç hesretini bilmediğin gülüşün /\n\nSen bilmezdin. Gök yüzü avuçlarıma sığardı.\nArz-ı bahtsızlığıma tesir etmeyen dualarımdan yoksulluk kanardı. Geceler sana  yol alan şiir'lerle uzayıp, bende sabahlayan hasretinin demli uykusuzluğuyla son bulurdu...\n\nBilmezdin! . Sen gülümsediğinde nabzım dururdu...\nYusuf şit]\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüstandaki Gül",
        "poet": "Mithat Çöpür",
        "poem": "\n\nÇok aradım gülüstanda gül seni\nGül ki açsın yanağında gül beni\nHazan uğramasın gülen gül yanağına\nSeviyorsan gülünü göremezsin dikeni\n\nDuymazki sesimi o kaf dağının ardında\nGüzellerin güzeli gülüstanlar yurdunda\nYa gel,ya benide al,gül kokan toprağına\nCanıma can gelsin Gül senin konağında\n\n               03/07/2011\n\n             Mithat Çöpür (akcanlı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": ":) /Gülüşün",
        "poet": "Ümit Koral",
        "poem": "\n\nDamarlarıma işliyor biliyormusun gülüşün\nBağımlılık yapıyor bende\nVazgeçilmesi mümkün olmayan bir tutku\nHiç kimsede olmayan içten gülüşün\n\n.........................................Seni bana anlatan en iyi tarif gülüşün\n.........................................İçinde ne varsa dışına vurduran\n.........................................Baktıkça ''iyi ki varsın'' dedittiren \n.........................................Var oluşuma anlamlar katan gülüşün..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüşün",
        "poet": "Meral Çetinkaya",
        "poem": "\n\nbir zamanlar taşkın, kimsesiz \ngülücüklerle tanıdım seni \nson görüşümde gülücüklerin yoktu \nbir zamanlar taşkın kimsesiz \ngülücüklerle tanıdım seni \ngülüşünde bir mana vardı \n\n05.02.1997   İzmir (Filiz'e)     :)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüşün",
        "poet": "Kemal Tekir",
        "poem": "\n\nGülüşün ne kadar içten,\nGözlerinle gülersin sen.\nGülüşün bir melodidir,\nAşkla yüklü bir ezgidir.\n\nGülüşün güven veriyor,\nBana cesaret veriyor.\nHayatın cilvelerine,\nDirenme gücü veriyor.\n\nSevgi yüklü gülüşlerin,\nÜmit verir senin sevgin.\nGülüşündür hayat veren,\nHayatıma renk getiren.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüşün",
        "poet": "Selman Rıza Doğan",
        "poem": "\n\nDaha demin Sabahtı,\nAma şimdi Karanlık Kokusu Giriyor Pencerelerin boşluklarından,Yalnız Ve sessiz Odaların Kalbine...Ve ben ne zaman yazmak istesem Sessiz Bir Çığlık düşer gecenin Eflatun-i Rengine.\nVe ben acıktım,Düşüncelerimi yedim Doydum,Susadım Ki en son Ne zaman su içtiğimi Unuttum.\nŞimdi Karanlık Gelecek....\nahhh ne Olur Sen Bir Gülsen,Sen gülsen Aya vursa Gülüşün Geceye Dokunsa gülüşün....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüşün Ruhuma Çiçek Açtırdı",
        "poet": "Sadık Softa",
        "poem": "\n\nSesin kulağıma geldiği zaman,\nGülüşün ruhuma çiçek açtırdı.\nÖyle bir sardı ki kalbe uzanan,\nGülüşün ruhuma çiçek açtırdı.\n\nDuyarak öylece tüm nefesini,\nToplamışken özlemlerin hepsini\nDinledim çınlayan narin sesini,\nGülüşün ruhuma çiçek açtırdı.\n\nSesin ne kadar da gelse uzaktan \nAhu gözlerinden,gülen yanaktan \nGül gül açıldıkça,gülen dudaktan\nGülüşün ruhuma çiçek açtırdı.\n\nVuslat mesafeye  yenik düşeli,\nYüreğim kavrulup,yanıp pişeli,\nHasret kucağıma  gelip düşeli,\nGülüşün ruhuma çiçek açtırdı.\n\nRuha ilaç olup  yaradığısın,\nGönlümün ısrarla aradığısın,\nCihan cihan gezip taradığısın,\nGülüşün ruhuma çiçek açtırdı.\n\nÇankırı-18.06.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüşün Servetim",
        "poet": "Çiğdem Çakır",
        "poem": "\n\nGözlerindeki dolunay gelsin kalbime,\nPerdeleri açılmamış duygularını hissediyorum,\nSevgililer günü kutlanıyor dışarıda\nOysa saniyeler ikimizi birleştiriyor\nBahar sürprizleri adına,\nEllerimdeki piyano tuşları\nDağ, çiçek, ağaçlara usulca dokunurken\nNe hayaller şarkı oluyor etrafımda,\nBazen hayatın gece durağına hasret beni düşürürken\nAğlamak istiyorum fırtınaları yazarcasına,\nRuhum boşalsın sessiz okyanusa,\nSeni tanımakla başladı şair kalemim haykırmaya,\nGülüşün servetim ölünceye kadar,\nDertlere derman cennet esiyor \nBuselerin kadar hafif ılık rüzgârla.\n\n(Aksaray / 05 Haziran 2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüşün",
        "poet": "Meltem Tüsen",
        "poem": "\n\nYeni bir yaprak kıpırtısıydın\nHatırlarmısın gönlümün gönlüne düştüğü\nGüzelim mayıs ayını\nGün yeşildi,ince sakin bir yağmur\nGülüşün tahta kırık kapıda\nSözcüklerin içeride\nUzaktan gülücüklerim yanaklarında\nEllerin verdiğim sıcacık çayda\nYürekler konuşuyor\nAğızlarda kelimeler karışıyor\nYüzlerimizde endişe ve sevinç\nHatırlarmısın birbirimize ilk akışımızı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüşün II",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nbir ömür unutulmayacak \ngülüşün \nyazdan daha sıcak sevgili\n\nŞubat 2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüşün İlkbahar Bakışın Yaz",
        "poet": "Mahmut Nazik",
        "poem": "\n\nGÜLÜŞÜN İLKBAHAR BAKIŞIN YAZ\n\nYelken açıp aşkın dümen suyuna\nSevdam demir attı gelip koyuna\nAyazlar yemişim fırtına poyraz\nYol yorgunuyum alsana koynuna\n\nSancakta yunuslar denizkızları\nİskelede gülümseyen yıldızları \nKoynumda alize kucağım meltem\nAyberiden kopardım nevruzları \n\nGülüşün ilkbahar bakışın yaz\nGözlerin menekşe, öpüşün kiraz.\nGelmişim ülkene hoş geldin yok mu\nDallarını eğ de toplayayım biraz \n\nMahmut Nazik 25 01 2012 Mersin\n\nAyberi:ayın dünyaya en yakın olduğu yer. (denizcilik terimi)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "&&&gülüşün Yeter&&&- besteledim",
        "poet": "Gürsel Güveloğlu",
        "poem": "\n\nBilirsin, koşulsuz severim seni,\nSebepli sebepsiz  gülüşün yeter.\nRuhuma yerleşip del ettin beni,\nBiçare aklımı alışın yeter.\n\nParlayan yüzünde bulunmaz gamın,\nAleme hükmeder nazlı endamın,\nİncelik nezaket hayat ilhamın,\nHer zaman coşkuyla gelişin yeter.\n\nKalp ağrım aşkımsın,söküp atamam,\nSararım taş olsan,ayrı yatamam,\nSen yokken ömrüme ömür katamam,\nYaşama sebebim oluşun yeter.\n\nKarşımda dolunay, elinde elim,\nDilerim tanrıdan, ayırmaz ölüm,\nGönülden sevdiğim, gerçek be gülüm! \nYanımda fedakar kalışın yeter.\n\n           ..Sevgili eşime ithaf                    \n\n      (29 Mart 2005- İskenderun)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüşünle yıkıyorum yüzümü",
        "poet": "Atakan Gülgar",
        "poem": "\n\nGülüşünle yıkıyorum yüzümü.\nBakışlarının sıcaklığıyla kurutuyorum.\nIlık akdeniz iklimlerinde yürüyorum seninle.\nYağmur altında bile soğumuyor sol yanlarımız.\n\nDudaklarına konan yorgun kuş sesiyle,\nKalbime yılın en iyi aşk şarkılarını üflüyorsun.\nSonra ilacı sen olan iç hastalığım oluyor.\nBütün röntgen filmlerimde başrol oynuyorsun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüşünde Sakla Beni",
        "poet": "Elvan Çetinkaya",
        "poem": "\n\nGÜLÜŞÜNDE SAKLA BENİ\n\nŞimdi zaman sensizliğin ertesi \nSana hasretimin perdesi \nSaatler durmuş zaman boşlukta \nYok et acıları,\nTuruncu akşamlarda \nGülüşünde sakla beni...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüşünle Şiir Yazar Bir İlkbahar",
        "poet": "Mahmut Nazik",
        "poem": "\n\nGÜLÜŞÜNLE ŞİİR YAZAR BİR İLKBAHAR\ncanımın içi\nbiliyor musun sen nesin\ngündüzüme yarılmış nar gibi saçılır sesin\nkaşlarının gecem olur\nuykuya yatarım saçlarının karasında \nuyanırım tebessümüne \nyelkenime yel olur nefesin\ngeç kalmış bir mevsim gibisin\n\ney yar\ntebessümün gönlüme sızar\ngülüşünle şiir yazar bir ilkbahar\nhem de kimsenin sahiplenemeyeceği kadar \n\nMahmut Nazik 16 08 2015 Mersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüşüne Gül Aça",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nseherin tan zamanı gülüşüne gül aça\ndoğal yakarışında ağaçların korosu\nsessizliğinde solo kumru çığlığı serin\npasosu alınmışla yolculuğun sürecek\n\ngönlünü çevirmeni coşkusuyla doyur\nözleminden eriyen yüreğinin sesidir\nduyur geçe kalmışı bilgi olsa azında\nbiteviye gelişin nehrini gözleminden\n\nseyrine doyumsuzu ciğerine yanışı\nçırpınışı budar mı yüreğin ritminde\nselamına salınca paşasından erine\neritişinde koru kan atışında yangın\n\nboşanır mı hıçkırık varlığına yücesi\ngün batımı sonrası karanlığı inecek\ndinecekse ıslağın sevildiğe yaşanır\nsinecek gün doğumu gizliliğine akın\n\nırağına tütünce sılaya düşkünlüğü\ndoğallığına bahar kuşların ötüşüne\nküskünlüğü süresi ilgisizliği üstün\nozan efem akınca gülüşün allığına\n\n020312denizligülceçaprazlama\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüyorsun",
        "poet": "Hasan Hüseyin Bal",
        "poem": "\n\nAradaki engelleri\nneden niçin koyuyorsun\nuzaklardan bakıp bakıp\ngülüyorsun gülüyorsun\n\nFeryat eden şu kalbime\nkulağını tıkıyorsun\nemin olki günahlara giriyorsun giriyorsun\n\nBana inat olsun diye\nNeler neler yapıyorsun\nŞu halime içten ice\ngülüyorsun gülüyorsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gülüyor Mehmedim",
        "poet": "Hacı İbrahim Sağır",
        "poem": "\n\nDirenirken hain teröristlere\nBakıyordu oğluna son bir kere\nVuruldu göğsünden düştü yere\nKaya dibinde ağlıyor mehmedim\n\nBir ay öncesiydi yemin etmişti\nBir elini silahına koymuştu\nDiğeriyle bayrağına sarılmıştı\nKaya dibinde sızlıyor mehmedim\n\nHain kurşunlar geçit vermiyordu\nKankası yan mevzide yatıyordu\nBir bir adına şehit deniyordu\nKaya dibinde titriyor mehmedim\n\nAnam diyordu oğluma iyi bakın\nYokluğumu belli ettirmeyin sakın\nBüyütün oğlumuda asker yapın\nKaya dibinde sızlıyor mehmedim\n\nBaba diyor eminem ağlamasın\nMehmedim yok diye kara bağlamasın\nAsker olmayan bir daha evlenmesin\nKaya dibinde ağlıyor mehmedim\n\nOğlu geliyor yanına asker gibi\nNöbetini alacağım der gibi\nHazırlanan makamı görmüş gibi\nKaya dibinde gülüyor mehmedim\n\n22 Ağutos 2009 - Kayseri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüversen Güller Açar Bağımız",
        "poet": "Mahmut Nazik",
        "poem": "\n\nGÜLÜVERSEN GÜLLER AÇAR BAĞIMIZ\n\nYazının yabanın sendin sümbülü\nAyaklar altında biten mi oldun \nNe feryat edersin gülün bülbülü \nŞimdi viran yerde öten mi oldun\n\nGülüversen güller açar bağımız\nGeçti mola ay gül gonca çağımız\nBakışında elvan elvan dağımız\nBir yangın yerinde tüten mi oldun\n\nMahmut Nazik 22 01 2012 Mersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülyüzlüm",
        "poet": "Şükrü Toprak",
        "poem": "\n\nMuhabbet bağımın sevgi çiçeği\nÇiçekler içinde gülsün gülyüzlüm\nSevgi ile mayaladım gerçeği\nCümle âlem böyle bilsin gülyüzlüm\n\nSevgiden muhabbet olmuştur hâsıl\nMuhabbet ararsan sevgide asıl\nMuhabbetsiz yaşanmıyor velhasıl\nYüreğimiz sevgi dolsun gülyüzlüm.\n\nSevgiyle muhabbet yaşamın adı\nBu yaşama canlar canı adadı\nEğer almak istiyorsan muradı\nCanlarda cananı bulsun gülyüzlüm.\n\n\nSevgi muhabbeti muhabbet aşkı\nBirlikte tadarlar o zaman meşki\nSevgi sarayıyla muhabbet köşkü\nKurmak için canlar gelsin gülyüzlüm\n\n\nSevgi tezgâhında olmuşum ilmek\nMuhabbetten doğar sevmek sevilmek\nBir sevda uğuruna var ise ölmek\nBu garip Şükrani ölsün gülyüzlüm.\n\n                                      05.01.2012\n\n                                        ŞÜKRANİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüzar",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nİzmirin...\nBu yakasından o yakasına arpa boyu dalgalar arası\nMenzillere bağlı direklerde sulara gömülüyordu deniz\nHayatın yukarılarından turuncu bağlarını\nFaytoncu gündüzleri,\n Zeytin karasına harami bakışlarıyla gecenin....\nBir şehri bir şehirle uğurlayan ben\n Üstüm başım seyrana kaçık hayallere eleden\nYanık gün \nVe toz topraklar içinden\nİncir sokaklarından dal dal olmuş büyümüş\nNe tarifi vardı ne de tarihi ağustosun kolboyunda kesişen\nBelediye tesislerinde kuafördü güzel\nEsmerler güzeli gülüzar..\nHayret..! Ne çok olmuş meğer,\nÜç günlük bir vadeye yarısı garda\nMasada unutulmuş\nYarısı doya doya hatrına içilmiş \nElvedaydı \nGülüzar\n\nSeyfi Karaca.........Temmuz / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülyüzüne Hasret Eyledin Beni",
        "poet": "Ümüt Güngör",
        "poem": "\n\nÇabuk ol sevdiğim bahar geçecek,\nDudaklar yanağa hasret gidecek,\nMezarımda yaban otlar bitecek,\nGülyüzüne hasret eyledin beni.\n\nKarşı dağlar kar kaplıydı nicedir,\nBekledim hep seni seksen gecedir,\nDilimden düşmeyen altı hecedir,\nGülyüzüne hasret eyledin beni.\n\nHasretin kar'ı eritti gelmedin,\nHiç postaya metupta'mı vermedin? \nIrmaklaşan gözyaşımı silmedin,\nGülyüzüne hasret eyledin beni.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülzen",
        "poet": "Hayrettin Taylan",
        "poem": "\n\nGülZen ( Kadınlığın  Gülü) \n\n-Sözlerinin rengi karıştı    gül    yıllarıma.   Gül  bayramı yaşamaya  yakındım. \nDilsiz  bir gökkuşağına    ısmarladım renkli  dünyanı.  Yıldızları     toparladım, yaryüzüme.\n-Her  yıldızın  elinde bir gül, geceme seni  kadın olarak sunuyor  Gülzen\n-Sen  kadınlığın gülü  olarak açılıyorsun  yaralı    yüreğimin      vahasında.\n-En bilinmeyen yerinde, en silinmeyen   demlere   yazgını  sundun.\nMeftun olduğum aşkın   dirhemlerinde  buldum seni.Dahası kendimi.\nSahrayı yorgun düşlere açtım.Algılara çalgılar   hazırladım.  Kendimi  çaldım,  kendimi   türkü  eyledim.\n-Özlerine nazar etmeyen   yıldızların    seyrindeyim.  Kendimi  anlamaya   çalışıyorum.\nDünyanın en zor işi kendini anlamak, tanımak, kendin olmaya    vaki  olmak.\n-Sorular üretir boşlukların hoşluğu. Her insan   başkasına  hoş. Her insan  bir başkasına boş. \nBaşıboş     başarısızlar  güder   şüphelerimi. Sen kimden   kime    kadimsin.\n-Ben    ruhunun  ven şemasında hangi  alt   yüreğin  kümesi. Matematik  bilir mi   yanılgılar.\n-Gördüklerimiz kadar  mı  hayat.   Balık  görmeden   yüzer,  yüzdüğünü bilmez.\n\nAlgısal    hiyerarşinin   hangi menzilindeyiz.  Bizi  biz eden  hangi  özdenlik. \nHer canlı kendi algısıyla  yaşar   dünyayı.  Sevmek ve aşk arasında  algı  var mı ki?\nYeteneklerimizi, potansiyelimizi , bize ait  aidiyetlerde  ne kadar biziz.\n\n\nTelepati,  altıncı his,biyoenerji, çakralar,  fizyonist  algıcılık  terimlerin  çemberinde   güllerimi    yetişir mi?  Kokusu  beynimize siner mi? \n-Sinerjinin   götürdüğü  böyle   içsel  yolculuk   gerçekten var mı?\n His mi akıl mı? \n\nAstral Seyahat(Fiziki beden kullanılmadan yapılan seyahat) ,”Durugörü”(Hipnozdaki gibi gözler kapalıyken, görme durumu ama beta dalgaları boyutunda) ,”Auro Katmanını Görme”(Vücudumuzun yaydığı  fiziksel enerjiyi, çıplak gözle görme) ,”Biyokinesis”(Düşünce gücüyle göz rengi değiştirme vb.)  “Audokinez” (Düşünce gücüyle ses frekanslarını kontrol etme) …  gibi   içsel   buluşlar  aklın neresinde.  Beyne  coşturuculuk  katar mı ki?  Tam aksine negatif  lifler atıp     beynin    halatını koparmaz mı? \n-Mutlak  gerçeğin   kendisi varken, kutsiler,  “mutlak  varlık   “  ve onun çizdiği egemen dünya   olmasına  rağmen  bu  beyni  zorlayan   negatif   enerji arayışlar neden var  sevgilim.\n-Gül  kokundan aşklar ısıt.  Farklı enerjileri    öğrenmek yerine, hep sen olsan,  hep sen  aksan.\n-Bir erkeğin enerjisi  kadınsılığını    sunan   güzelin varlığıdır.Gölgende  büyüyen   kıpkızıl   gülün     meşhuruyum.\nMeçhullerimi   aldım geldim.\n-Egolarıma    gem   vuran atçıl   rüyalardan  uyandım.  Bindim    içtepik  bir    bineğe \n-Geldim,  gördüm, yaşadım seni ve sustum  erincin  gölgesinde.\nBencillik  zayıflığın  zehrini akıtır.Benlik kendini  bulmaya  rayihadır. \nBenliksiz kendi gücünü    sunar  aykırılara.Ayrımsız  bir sızı  siner   sineme.\n-Güler yüzün  yansıtır yaşamak aynamı.Kendimi  bulmaya  geldiğimde kendimde  değildim, kendimi   bulma   çarşısındayım.\n-Dizelerinin dizinde  gördüm  seni.  Beni  anlama katan senin bana  katılışındı  Gülzen.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüyorum Ben",
        "poet": "Osman İnci",
        "poem": "\n\nHüzün keder arama, artık dilimde,\nSevda yuvayı yaptı, benim kalbimde,\nYaşamın renkleri var, şimdi gözümde,\nMutluluk dolu içim, gülüyorum ben...\n\nKüçük yuvam huzurlu, keyif doluyum,\nTebessüm eder gökler, umut yoluyum,\nSarmışım tüm alemi, sevgi koluyum,\nMutluluk dolu içim, gülüyorum ben...\n\nGözlerim yaşsız artık, kıpır kıpırım,\nDualar eder gönlüm, bitmiş kahırım,\nSayılmaya başlamış, şanlı hatırım,\nMutluluk dolu içim, gülüyorum ben...\n\nNe gam keder var özde, ne de acılar,\nKaybolup gitti benden, kötü sancılar,\nPembe umutlar verir, bana falcılar,\nMutluluk dolu içim, gülüyorum ben...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülyüzlüm ' e İlk Bestemdir",
        "poet": "Alperen Hatıl",
        "poem": "\n\nUzun saçlarını överdi herkes \nGüzel huyunu \nVe gözlerinden bahsederlerdi GÜLYÜZLÜM \nYumuşak sesliliğinde \nEdep yansımıştı insanlara \nBen sana vuruldum GÜLYÜZLÜM \nbir temmuz sabahında \n\nUzun saçlarına \nGüzel huyuna \nYumuşak sesliliğine \nAnlasana san vuruldum GÜLYÜZLÜM \nBir temmuz sabahında \n\nTitredim belki adın anılınca \nBelki sen olduğun içide \nKalbim çatlarcasına vurdu sesini duyunca \nElim ayağıma dolaşırdı GÜLYÜZLÜM \nÇaresizce dolaştım günler boyunca \nBen sana vuruldum GÜLYÜZLÜM \nbir temmuz sabahında \n\nİşte en deli günlerim belki bu günlerimdir \nÇünkü bazen kurduğum cümlelerin \nSonunu getiremedim başını unuttuğumdan \nBelki konuşulanları duyamadım \nSenin sarhoşluğundan \nAyrılıklar yaklaştığında \nBen sana vuruldum GÜLYÜZLÜM \nbir temmuz sabahında \n\nHer gün seninle efkarlandım \nAma yine seninle dertleştim \nHayaller kurdum hayallerimde \nSeninle birlikte \nRüyalar gördüm rüyalarımda \nSenli rüyalar \nVe seninle yaşamayı öğrendim sensiz günleri \nSeninle dolaştım günler boyunca \nBen sana vuruldum GÜLYÜZLÜM \nbir temmuz sabahında \n\n\nSana söylemek isterdim bütün bunları \nYazmaktan ziyade \nAma korkuyordum senden \nSenin hayır demenden \nHala titriyor ellerim kalem tutarken \n\nHep güller yollamak istedim sana \nHep yere çalmandan korktum onları \nGönlümü açmayı düşündüm günler boyunca \nGönlümden kaçmandan korktum GÜLYÜZLÜM \nKaçsan da kalsan da \nBen sana vuruldum GÜLYÜZLÜM \nbir temmuz sabahında \n\nHer yerde anlatıyorum \nDillere destan oldun \nYumuşak sesliliğini, saçalarını, gözlerini \ngüzel huyunu övüyorum \nbütün gece seni haykırıyorum gökyüzüne \nyıldızlar sana hayran \ngöklere seni övüyorum \nsaçlarını gözleri anlasana \nseni seviyorum GÜLYÜZLÜM \nanlasana \nBen sana vuruldum GÜLYÜZLÜM \nbir temmuz sabahında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gülüyoruz elhamdülillah",
        "poet": "Mehmet Halil",
        "poem": "\n\nIrkımızın kafası çok önemlidir,\nO kafa gelecek kuşaklar için müzeliktir.\nOnun içindir ki, değerbilir insanlarımız\nEmrine amade kılar omuzlarını…\nAma, \nKullanıp eskitmez kafalarını,\nEmanetten alır kafayı ve aklı…\n\nYaşadığı bu kadar acıya gülebiliyorsa\nŞaşırmayın ve kötülük gelmesin aklınıza\nKuru kafadan daha çok kim gülebilir? \nYaşarmış insan ne kadar çok güle biliyorsa…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gümüş Ağaç",
        "poet": "Özgür Kız",
        "poem": "\n\nMerhaba gümüş ağaç.\nBugün yine yapayalnızsın.\nKırılmış, incecik kalmış dalların.\nYine yok yanında\nHiçbir zaman göremediğin yaprakların.\nDiğer ağaçların saçlarını okşayan \n                                                      rüzgâr\nSenin dallarının arasından \n                                  geçip gidiyor...\nŞarkısını ancak uzaktan dinliyorsun.\nSerinliğinin ne olduğunu bile bilmiyorsun.\n\nEtrafında çeşit çeşit ağaçlar:\nUzun, kısa, şişman, zayıf...\nAz yapraklılar\n                çok yapraklılar\nBaharın gelişini kutluyorlar.\nAma sen! \nYaz kış gümüş renginde kalan sen\nÖylece duruyorsun\nKalabalığın içinde yapayalnız\n                             sessiz ve\n                                            kimsesiz.\nBelki hiç açmayan çiçellerini özlüyorsun.\nBelki vefasız yapraklarını.\nKimbilir nasıl özeniyorsun diğer ağaçlara? \nOnların çiçekleri yaprakları \nSonbaharda terk etseler bile onları\nİlkbaharda geri geliyorlar\nSöylenirken göçmen kuşların şarkıları.\nYuvalar yapıyorlar yapraklarının arasına\nYavru kuşların sesleri duyuluyor.\nAnneleri yemek yediriyor onlara.\nAma sen\nSadece izliyorsun gümüş ağaç.\nSana hiçkimse sığınmıyor.\nBiliyorlar ki saklanamazlar\n                                    çırılçıplak dallarında.\nBiliyorlar ki üşür o minicik yavrular.\nve diyorlar ki:\n'O kendini ısıtamıyor,\nhep kış renginde.\nBaharı bilmez o.\nYazı bilmez.\nO hep üşür.\nBizi de üşütür.'\nAma gümüş ağaç\nGöremiyorlar onlar\n                  senin sıcacık yüreğini\nVe bilmiyorlar\n      hiçbir zaman senin gibi\n           bir ağaç daha göremeyeceklerini.\nVe ben yıllar sonra bir gün \n                öğreniyorum ki seni\n                         Kesmişler! \nAyırmışlar kara toprağından! \nGümüş Ağaç! \n          gümüş ağaç\n                    Ağlama.\n             Lütfen ağlama!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gümüş Damlatan Dolunay Gecesi",
        "poet": "Çiğdem Çakır",
        "poem": "\n\nSokak lambası, şehrin sessizliği olurken,\nYollara gümüş damlatıyor şu dolunay,\nBulut, mevsimden en güzel rüzgârı veriyor,\nEsen huzur alıyor,bugünü ezen düşünceyi.\n\nİçtiğim en geniş duyguyu indiren bu gece\nMor  kucağında  saklıyor, uykusuz  sevenleri\nO sevenler ak izdir, tükenen ay saatinde.\n\nPerde açılıyor gözlerimde, geceye farklı bakan,\nBin tat buluyorum bir yıldızda, umutları yansıtan.\n\n(Aksaray / 08 Haziran 2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gümüş Bile Etmez",
        "poet": "Selim Temiz",
        "poem": "\n\nÜç beş kişi bir araya gelince şaşırır\nÇok ahlaklı ve masum sabırları taşırır\nBirbirini gaza getirir, fesat adam çok\nKüçüklere sevgi büyüklere saygısı yok. \n\nÇok kurnaz ve hilekâr olmak son moda olmuş\nBu duyarsızın içi tamamen riya dolmuş\nAltın saydık yakışmadı, gümüş bile etmez\nİnsan say, dedi insanlık ile ömür bitmez.\n\nDuracağı yeri bilmez gümüş eğer takar \nAltın sanır kendini, altından kaçık bakar\nSerin görünmek ister ama mevzular sıcak\nÇıkar kokusu, dolaşır durur kucak bucak.\n\nDefalarca davet ettim saygı ve sevgiye\nDik kafalı diklendi sövdü saygı sevgiye\nİki kez söylenirse üçüncüsü yok bunun\nHakkından şeytanlar gelsin saygı bilmez şunun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gümüşhane",
        "poet": "Erdoğan Yılmaz",
        "poem": "\n\nİki dağın arasında \nHarşıt çayı ortasında \nKaradeniz’in doğusunda\nŞirin bir il Gümüşhane\n\nTrabzon Bayburt komşusu\nÇok meşhurdur kuşburnusu\nAdı gibi gümüş suyu\nŞirin bir il Gümüşhane\n\nDerde deva yaylaları\nYazın besler arıları \nÇeşit çeşit elmaları\nŞirin bir il Gümüşhane\n\nCana yakın insanları\nSalı günüdür pazarı\nGüler yüzlü esnafları\nŞirin bir il Gümüşhane\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gümüşhane",
        "poet": "Yüksel Çelik",
        "poem": "\n\nKuşak kaya, Mesiresi,\nOrtadan akıyor deresi,\nSorarlar bura neresi, \nİşte benim Gümüşhane m.\n\nElması, armudu, vişnesi,\nBoldur suyu çeşmesi,\nGüzeldir pestil, kömesi,\nİşte benim Gümüşhane m.\n\nSıra, sıra bahçeleri,\nKöyde yaşar nineleri,\nGelip geçti niceleri,\nİşte benim Gümüşhane m.\n\nHarşit i var, deli akar,\nBuradan alim insan çıkar,\nAltın, gümüş buradan çıkar.\nİşte benim Gümüşhane m.\n\nKuşburnusu, mağarası,\nErzurum, Trabzon arası,\nTarih kokuyor burası,\nİşte benim Gümüşhane m.\n\nTorul, Köse, Kelkit, Şiran,\nEskişehir olmuş viran,\nMilli oldu bizim  siron,\nİşte benim Gümüşhane m.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gümüşhane Şiirleri - Gümüşhane Çok Mutlu ...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nTunçlar içinde çağlar, Kimmer ve Urartular,\nGöçler, Medler ve Persler, sırasını savdılar,\nPontus, Roma ve Bizans, Bölge ' de direnirken,\nDört asır gelmiş gitmiş, O inançlı Araplar...\n\nBin yıl önce Atalar, altında yorgun atlar,\nKuraklık sebebiyle, Orta Asya ' dan kalkar,\nAma bu güzel yerler, katıksız altı asır,\nGümüşhane olarak, Türk ismiyle anılır...\n\nSekizyüz yirmi sekiz...  Bindokuz yüz onaltı,\nZalim düşman elinden,  ne yaralar O aldı! ...\nAcılar bitti artık, dağ - tepe şölen Yurdu,\nGümüşhane çok mutlu; Türk ' ün elinde kaldı.. \n\nNevzat Bilgiç\nSıla Benim Gurbet Benim\n'Memleketime Şiirler'\nKitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gümüşhane",
        "poet": "Süleyman Demir",
        "poem": "\n\n'memleket isterim gök mavi,dal yeşil,tarla sarı olsun' c.s. tarancı\n\ngelsin de görsün seni,kim memleket isterse! \nhangi dal böyle yeşil? hangi gök böyle mavi? \nmevla bir anlığına cennetini gösterse; \ngüzelliğin dünyada bir cennetle müsavi...\n\nkevseri yaylalarda çok içtik kana kana! \ngörülmemiş renkleri yalnız sende gördük biz! \nağustosta dumana büründümü Zigana,\ngüneşi kucaklayıp yüzümüzü sürdük biz...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gümüş Rengini Almış Tozdan",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\ngümüş rengini almış kitaplığımdaki eski defterlerim tozdan\no senin resmin durur, gül rengini kaybetmemiş al yangında.\nkorkarım her an yırtılır diye, neyim kaldı ki bundan başka\nsaklarım kalbimdeki yerini,bir de senden kalan hatıra resmi! \nve ağıtlarım bütün çiçeklerin renginde,sensizliğe akar sevgili...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gümüşhane",
        "poet": "Nazlı Nalçacı",
        "poem": "\n\nSelam geldi Harava'dan,Harşıt'tan \nKar yağarmış Elif,Elif geceden \nHasret kalmış yürek çalar inceden \nAvni baba sen çok yaşa yüceden \n\nGümüşhane'm bugün gelin olmuştur \nKöşe bucak bayraklarla dolmuştur \nBayram yeri davul zurna coşmuştur \nAvni baba sen çok yaşa yüceden \n\nKara taşın tepesinde olsaydım \nEl uzatıp taşlarını tutsaydım \nYağan karla bir türkü tuttursaydım \nAvni baba sen çok yaşa yüceden \n\nEmirler'lere doğru varıp gitseydim \nAnam seni öpüp yüzüm sürseydim \nHasretimi sana sesli deseydim \nAvni baba sen çok yaşa yüceden \n\nKurtuluşun daim olsun Vatan'ım \nToprağında kıymetliler yatanım \nBen burada dolu kahır çekerim \nAvni baba sen çok yaşa yüceden \n\nYüce dağ başında bir kuş olsaydım \nGelenden geçenden yari sorsaydım \nGam yerine bende mutlu olsaydım \nAvni baba sen çok yaşa yüceden \n\nTütüyor burnumda bahçesi bağı \nPek te garip kalmış yuvası evi \nSahipsizmiş, kederliymiş evveli \nAvni baba sen çok yaşa yüceden \n\nSelam saldın agam,yaram deşildi \nSakladığım efkar bendini aştı \nYaşlarım izinsiz peşpeşe düştü \nAvni baba sen çok yaşa yüceden \n\nGözüm yumup seyran etsem yurdumu \nTerasta oturup döksem içimi \nDağlara anlatsam çektiklerimi \nAvni baba sen çok yaşa yüceden \n\nAgam burdada kar yağar inceden ince \nElif'im salınır gönül bahçemde \nHasretler kor gibi yüreciğim de \nAvni baba sen çok yaşa yüceden \n\n15-Şubat-2009 \n10:48 \nAnkara \n\nAğabeyler ağabeyi benim ağabeyim,sevdiğim,saydığım,sözleri ve uyarılarına uyduğum ve değer verdiğim Erzurum'daki ağabeyim AVNİ ARSLANKILIÇ'a ithafen \nSerdar,Nazan,Elif Münire ve ben seni çok seviyoruz............ \n\nNazire Bağlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gümüş Kanatlı Martıydı Özgürlük",
        "poet": "Gül Ataç",
        "poem": "\n\nÇıkmazları çıkar\nOlmazları olurmuş gibi yapmak\nKendini kendine gömmek\nGeçmişe saklanmak, kaçmak mıdır bu günden? \n\nGümüş kanatlı bir martıydı özgürlük\nKaraköy-Kadıköy hattında gide gele yoruldu\nNeyi ne kadar yapabileceğini sınarken bir kış günü\nDonmuş bir saçak altında düşünen yalıçapkınlığına soyundu..\n\n‘En parlak yıldızlar en karanlık gecelerde görünür’ masalını gerçek sandı\nErguvanlar sardığında dalları sıradan bir bahar sabahı\nBir kelebeğin kanadındaki renklere inandı\n‘Seviyorum seni’leri aradı suspus olmuş dilinde\nSıradanlıkların arasında kaybolmaya yüz tutmuş sıra dışılığını\nKanıyla yazdığı hayatını…………………………………\nGeçmişte bir yerlerde yok olan duyuları\nKarakalemin ucunda çizdiği aşkları\nSilmeye çalıştıkça birbirine karışan, bulaşan gölgeleri\nBembeyaz kâğıtta silindiği halde kalan izleri\nO izlerdeki gizleri…..\n\nGümüş kanatlı bir martıydı özgürlük\nDüşünen yalıçapkınlığına soyunduğu gün kayboldu……….\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gümüşhane'",
        "poet": "Nazire Bağlar",
        "poem": "\n\nSelam  geldi Harava'dan,Harşıt'tan\nKar yağarmış Elif,Elif  geceden\nHasret kalmış yürek çalar inceden\nAvni baba sen çok yaşa yüceden\n\nGümüşhane'm  bugün  gelin olmuştur\nKöşe bucak  bayraklarla  dolmuştur\nBayram yeri davul zurna coşmuştur\nAvni baba sen çok yaşa yüceden\n\nKara taşın tepesinde olsaydım\nEl uzatıp taşlarını tutsaydım\nYağan karla bir türkü tuttursaydım\nAvni baba sen çok yaşa yüceden\n\nEmirler'lere  doğru varıp gitseydim\nAnam seni  öpüp yüzüm sürseydim\nHasretimi sana sesli deseydim\nAvni baba sen çok yaşa yüceden\n\nKurtuluşun  daim olsun Vatan'ım\nToprağında  kıymetliler yatanım\nBen  burada  dolu kahır çekerim\nAvni baba  sen çok yaşa yüceden\n\nYüce dağ  başında bir kuş olsaydım\nGelenden  geçenden  yari  sorsaydım\nGam yerine  bende mutlu olsaydım\nAvni baba sen çok  yaşa yüceden\n\nTütüyor  burnumda  bahçesi  bağı\nPekte  garip kalmış yuvası evi\nSahipsizmiş, kederliymiş evveli\nAvni baba  sen çok  yaşa yüceden\n\nSelam saldın agam,yaram deşildi\nSakladığım efkar bendini aştı\nYaşlarım izinsiz  peşpeşe düştü\nAvni baba sen çok yaşa yüceden\n\nGözüm yumup  seyran  etsem  yurdumu\nTerasta  oturup  döksem içimi\nDağlara anlatsam  çektiklerimi\nAvni  baba  sen çok  yaşa  yüceden\n\nAgam  burdada kar yağar inceden ince\nElif'im salınır  gönül  bahçemde\nHasretler  kor  gibi  yüreciğim de\nAvni baba  sen  çok yaşa  yüceden\n\n                     15-Şubat-2009\n                               10-48\n                                      Ankara\n\nAğabeyler  ağabeyi  benim  ağabeyim,sevdiğim,saydığım,sözleri  ve  uyarılarına uyduğum  ve değer  verdiğim  Erzurum'daki  ağabeyim  AVNİ  ARSLANKILIÇ'a  ithafen\nSerdar,Nazan,Elif Münire ve ben seni çok seviyoruz............\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gümüşhane Şiirleri - Gümüşhane Uyumaz...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nNice kervanlar görmüş, ne paşalar, ne beyler! ...\nGümüşhane şehri ve ipek yolu durağı.\nSılada bekleyenler, bilmem ki şimdi neyler? \nMektupta birkaç satır, yakın eyler uzağı...\n\nİkisu ' da Karaca, çocuklara eğlence, \nVadide ağıt yakar, özlem çeken yamaçlar...\nŞehit, Gazi geldikçe, eğlenemez gönlünce,\nGümüşhane uyumaz, Yöre ' de varsa açlar...\n\nYanık sine hasreti, dağlardan inen sular,\nSılayı gurbet ele, gurbeti İle çeker.\nGümüşhaneli Erdir, içinde yok korkular,\nDüşman O ' na vızgelir, Azrail ' le cenk eder.\n\nNevzat Bilgiç\nSıla Benim Gurbet Benim\n'Memleketime Şiirler'\nKitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gümüşhanem",
        "poet": "Mehmet Aslan Tınlamaz Çolakoğlu",
        "poem": "\n\nGümüşhane ilimin, karlı olur başları\n Tekbir sesiyle inler, dağlarıyla taşları\n Bir yanında Trabzon, bir yanında Bayburt u\n Yediden yetmişine, burası safkan yurdu\n\n Zigana dağlarında, kayakçılar yarışır\n Gurbetçiyle sılası, Kadırgada buluşur\n Boş adam yoktur bizde, taş kırsada çalışır\n Erir dağların karı, Harşitime karışır\n\n Karaca mağarası, Tomara şelalesi\n Bir defa göreninin, gelir daha gelesi\n İyi tanın uşaklar, bura oğuz yöresi\n İlelebet yaşıyor, burda Türk ün töresi\n\n Güvenç Abdal Musası, Atsız dandır ilimi\n Türkistanı anlatır, Kelkit imde kilimi\n Şairidir Cebeci(Dilaver) , Türkiyem türküsünün\n Herkes peşinde koşar, burada ülküsünün\n\n Tınlamaz selam eder, ovadan çayırına\n Taşından kayasına, yamaçtan bayırına\n Eşini bulamadım, ilk gözağrım bir tanem\n Beşikten mezarına, selam can Gümüşhanem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün",
        "poet": "Yılmaz Baran",
        "poem": "\n\nGün gelir yanlızlığımıza üzülürüz.\nGün gider kalabalıkta boğuluruz.\nGün ortası hayallerimizi özlerken.\nGün batımı hoyrat türküler yakıyoruz..\nGün Bu Gün.Dem yine O eski Dem.\nDilimizde kalan sadece yeşil erik tadı.\nBirde biriktirdiğimiz elem.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gümüşten Heykelini Diktiler Karadeniz Üstüne",
        "poet": "Mehmet Emrah İnci",
        "poem": "\n\ngümüşten heykelini diktiler karadeniz üstüne\ngözleri çakmak çakmak, \nburnu dik; burnu uzun\ndedilerki bütün büyük şairler \nfransız ihtilali ürünüdür! \n\noysa ezber dışında yazdı şiirlerini \nbiraz fransızdı \nbiraz rus \nhint vardı içinde hem \ndoğudan kokuyordu. \nkendisi gibi \nbiraz topal osman \nbiraz kuvayi milliye.. \n\nyazıyordu ha yazıyordu \ndoğudan yazıyordu..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün",
        "poet": "Ertuğrul Koç",
        "poem": "\n\nAhh! İstanbul.\n\nGün; soğukluğun verdiği titremelerde anlaşılıyordu.Karanlık hakimiyetini kaybediyor yerini tan yerinin ağarması izleniyordu.Bir seher vakti…Bir sabahın başlangıcı..Kelimelerin dahi üşüdüğü ve üşüyüşünde kendinden geçtiği bir vakt-i ömürdü bu sabah,Duyduklarım; İstanbul semalarının deruni inleyen sancıları,titremeleri ise bedeninin “Yeterrrr! ” deyip ruhunun aşikare duyulan hıçkırıklarıydı.\nAdımlarım sıralanırken ard arda istemsizce geriye çekiliyor,içimin ürperişinde kendimden geçiyorum.Ne kaldırımlarda uzanmış,uyumaya çalışan siyah bir köpeğe aldırış ediyorum ne de deli deli esen rüzgarın engellemelerine. Bir ben varım karanlıktan kurtulan sokaklarda bir de ayakkabımın çıkardığı yankılar. Sesleri; her bir evin duvarlarına çarpıyor, üşüyen sinemin üstüne vuruyor, nefessiz kalıyordum.Çok geçmeden sesler çoğalıyor hazin kalbim kalabalıklar içinde şen görünüyordu. Ve uzayıp giden bir gün…\nUzaklarda bakakaldığım manzaraların aksine biraz daha garip hissediyorum kendimi.Bazen şevke getirmek için çılgıncasına neşeleniyor bazen yalnızlığıma gömdüğüm aklımı kurcalıyordum.Öyle bir halet-i ruhuye ki o an, güruh güruh insanları temaşasız geçiyor farkındalığını haykırırcasına hareketlerine alakasız kalıyordum. Sonrasında derin bir irkilme başlardı kulaklarımın duyduğu ölçüde.\nBiri hayasızca küfrediyor diğerlerini kahkaha sarıyordu.Erkek-kadınla karışık bu sahneler benim yemyeşil perdelerime yabancıydı.Bir sinema filminin sokak tanıtımı mıydı acaba? Yoksa Avrupa meftunlarının alışık olup bekledikleri bir tiyatro muydu? Bağırmak, bağırmak….Geçiyordu ki içimden onlar karşımda bir orduydu.Sustum, kafa salladım durdum.”Daha söyleniyordum” demeye kalmadı gençlerin o iğrenç yaşam tarzları gözüme batıyordu.”Ahhh! ” çekip “Anlaşılan bu gün geçmeyecek….” Diye mırıldanıyordum.\nOtobüse bindiğimde- Karadeniz tabiriyle- gocamanların yaşlarına yakışmayan hallerine tanıktım.Devran dönmüş felek çarkını tersine çevirmişti.Oturanların yaşına yakışmayan olgun davranmalarına mukabil yaşça büyük olanların deli-divanelik yıllarına koşmaya çalışmalarıydı beni hayretlerde boğan.Ne beşerde ki kemale ermenin süruru ne de gençliğin tadına doyulmayan o anları; ikisi arasında kimliklerinden uzak, muallaklarda ki alemlerindeler.Vicdanların huzursuzluğunda, cemallerin hakiki manada elde edemedikleri gülümsemelere hep pencerelerin arkasından, elim elemlerin özlemleriyle bakmaktalar.latif,Nazif ve nazenin bir bayan yerine arsız,hududsuz, sadakate buldozerler indiren namus tacının zirüzeber olmasıydı.Kalbim midemin bulanması gibi bulanıyor, kendimi o tevahhuş kalabalıkların arasında zor tutuyordum.Başımı dışarıya uzattığım vakit yaşamanın bir daha keyfine varmıştım.Arkasından beni ne bekler…. Tahmin edemiyordum.\nBir kadının çığlıkları inletiyordu o mahşeri caddeyi.Meraklı gözlerin önünde seyirlik bir tiyatro misali oynanıyordu.Genç bir hanımın kocasına seslenişini dinliyordu sessiz güruh.Arkasında sekiz ila on yaşlarında masum bir kız celalli bakan bir oğlanı çekiştiriyor, oğlanı da kadın.Avrupai bir zihniyete mazhar başka bir kadın.Onun marifetine kanmış bir baba. Bağrışmalara aldırmayan o sessiz güruh, olayları heyecanlı,kıpırdamadan izliyordu.Bir ara trafik dahi durmuş o manzaraya şoförlerde katılmıştı.Arkasından bir curcuna bir karmakarışıklık…Bağıran bağırana kaçışan kaçışana. Hemen, o esnada patlayan dört el tabanca sesi. Arka arkaya “Tak,tak,tak ve tak”\nKendimden geçmişliğin, donakalmışlığın ortasında buldum kendimi.kaçmak istedim,beceremedim.Bir hayal alemi bir kabusa benzeyişine muvaffak olan o sahneden çıkamadım.Kendime geldiğimde o vahşetle dolu resmi izlemeye cesaret gösteremedim.Çabuk adımlarımla ters istikamete yürüdüm gittim.\nİstanbul şiirlerde güzelmiş,satırlarda taze,hatıraların tozlu sararmış sayfalarında yaşanılasıymış.Bir de benim geride kalan düşlerimde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün",
        "poet": "Hasibe Kaya",
        "poem": "\n\nGün zaman geçtikce dinmedi acılarım \nBir bir yok oldu sandım bunca acılarım \nSordum kaderim acısız hayat varmıdır \nMutsuzluğumu mutluluk varmış gibi yaşadım\n\nRabbim bunca çektiklerim için isyan etmedim \nSevgin dev sitem detmedim sevgine sığındım \nHayatımda mutluluk değil kederlerle melankolik \nMutsuzluğumu mutluluk varmış gibi yaşadım\n\nHani derler ya ne düşünürse öyle yaşarmışın \nYaşam tercihi kaderimdi bende değildi umutlar\nÜzerimdeki kara bulutlarımış bilememişim \nMutsuzluğumu mutluluk varmış gibi yaşadım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün",
        "poet": "Esin Sındel",
        "poem": "\n\nSen olmasan \nRengi aşka boyanır mı aynaların \nEvrilir mi güneş ağaç gövdelerine\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün",
        "poet": "Osman Boz",
        "poem": "\n\nÇağlasın sevdamın azgın nehri\nGün göğe sevdamı haykırma günü\nGün âşıklar günü, ben içlerinde bir köle\nÇağlasın sevdamın azgın nehri\nBugün bakışlarım keskin, sevdam keskin\nBir rüya mı yoksa cehennemde gördüğüm\nYoksa cennette bir huri mi karşıma çıkan\nAdı ne olursa olsun, günü, yeri, saati kaç olursa olsun\nGün; aşka kanat çırpma günü\nGün; çığlıklara çığlık katma günü\nGün benim günüm, suya hasret dudakların günü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nvedalaşmadan gitti \ndoğduğunda da\nhaber vermemişti \nbaşına buyruk\nve özgürce\n\nTemmuz 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün",
        "poet": "Mehmet Rızaoğlu",
        "poem": "\n\nAnnenin evladı unuttuğu gün\nKimine ağlamak, kimine düğün\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gün 29 Ekim Milletin Günü",
        "poet": "İsmail Kurt",
        "poem": "\n\nKonu:Bayram,Vatan..\n\nGün Cumhuriyet günü\nGün kurtuluş günü\nGün zaferin günü\nGün 29 Ekim milletin günü..\n\nBir millet uyandı\nSilkindi can buldu\nBir zafer kazandı\nAd ve şanıyla\nBir çocuk en önde\nAl bayrağıyla\nGün 29 Ekim milletin günü..\n\nKalplerde sevinç\nYüzlerde gurur\nKüllerinde doğdu\nBir ışık bir nur\nBu toprak kutsal\nGirme düşman dur\nGün 29 Ekim milletin günü..\n\nİnançla kazanılmış\nEn büyük zafer\nAtılsın atılsın\nKırmızı güller\nDüşmanla yapıldı\nNe muharebeler\nGün 29 Ekim milletin günü..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün",
        "poet": "Yılmaz Turpcu",
        "poem": "\n\nMübarek cuma\nKutsal pazar\nTanrım\nGün bölücülerine\nBi şey demiyecek misin?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün",
        "poet": "Mustafa Aslan 2",
        "poem": "\n\nGöz yasi aksin durmasin, hersey senin için,\nBulutlar simsiyah, simsekler acimasiz,\nHava karanlik, yüzümüzde sitem,\nYasiyorum ama bilmiyorum niçin.\n\nHasreti çektim hergün, zorlugunu bilirim,\nÖzlem çektim hergün, degerini bilirim,\nBen bu dünyaya geldim geleli,\nSevdanin nefretini çekerim.\n\nUzun uzun dalsa gitse gözlerin,\nBeni birakacagin gün felç olsa dizlerin,\nUmutsuzluga kapilacaksam eger,\nYansin senin o vijdansiz yüregin.\n\nHerkez kendi yolunu seçmis gidiyor,\nAsk nedir acaba, artik bilinmiyor,\nKiyamet kopmus sanki,\nKimse beni bile tanimiyor.\n\nParklarda kosan çocuklar, eglence içindeler,\nPencerenden bakan ben, benide deli ettiler,\nGözümün tamamen kapanacagi gün,\nYinede degerimi bilmeyecekler.\n\nSitem etsem insanlara kimin umrunda,\nHerkezin gözü onun bunun malinda,\nBen yasantima yenik düstügüm gün,\nAnilarim, deniz üstünde uçan martilarda.\n\n01-07-2007    18:17\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün",
        "poet": "Mustafa Semerci ",
        "poem": "\n\ngüneş tepeden tepeden\ngün inceden\nsevgi heceden\nhayat bilmeceden\nşeytan işkenceden\ndost cümleden\naile ölmeden\ntedbir bitmeden\nzaman geçmeden\nruhumu alın\nyağmurlara asın\ngüneşte durulayın\ntoprakla kurulayın\ntakipsiz kaldı şeytan\nintikamı sırattan\nönümde kıldan ince\nincecik bir işkence\ngecikmez zaman\ngalubeladan\ntaünadan dolayı\nihtirasla balayı\nve düğün dernek\nvuslata ermek\nişte böyle gülüm\nbir sevdadır ölüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Açım",
        "poet": "Sedat Kılıç",
        "poem": "\n\nGün açım \n\n Hadi kalk\n bir avuç gökyüzü kucakla\n içine tarifsiz umutların\n aydınlık geleceği dolsun..\n\n hadi kalk\n bir dudak şiir okşa\n uçurumdaki bir çocuğun\n oyun sevinci dolsun içine...\n\n hadi kalk\n bir avuç toprak kokla\n içinde bir karanfil\n Meriç' in\n Munzur' un \n hırçınlığı ile gülümsesin...\n\n s.kılıç   19 mayıs 2013 / izmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Acıya Sığıyor",
        "poet": "Numan Ekşioğlu",
        "poem": "\n\nHer çiçeğin başında birkaç yılan nöbetçi\n\t\tKaşların araları kısalmış aynalarda\n\t\tSevgi aşkın yedeği kavranmamış dediği\n\t\tHalk için özel koltuk tek ayak yapılıyor\n\n\t\tYüreğe takılacak kelepçe de bulunmuş\n\t\tYürekte yurtlanmıyor nasırı büyüyenler\n\t\tBülbülü anırtmaya çalışıyor yöneten\n\t\tÇalan çanlar çok bilip az anlıyor\n\n\t\tDüş körleri ve şarkı sağırları \n\t\tEmekle yetinmeyip duygu çalıveriyor\n\t\tJop ve postalın gölgesi büyüyüp\n\t\tBombalar çok çabuk evrimleşiyor\n\n\t\tÇiçeğin ağlayışı insanın şarkısına\n\t\tHeykel ölü doğuyor\n\t\tSevinç coşku kovulmuş kiracılar\n\t\tGün acıya sığıyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Ağırırken",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nHeryer aydınlanır ışıklar söner,\nHoştur bu güzellik içime siner,\nGüzelliği farketmekte bir hüner,\nHeryer daha güzel gün ağırırken.\n\nGökyüzü masmavi deniz masmavi,\nDünya canlıların misafir evi,\nCenneti andırır gibidir yani,\nHeryer daha güzel gün ağırırken.\n\nGün ağırır güneş doğmadan önce,\nBu güzellik cenneti andırır bence,\nKalbi hoş tutar sevinç katar sevince,\nHeryer daha güzel gün ağırırken.\n\nGece karanlığı içimi boğdu,\nŞafak söktü yavaş yavaş gündoğdu,\nKalpten kam kederi tasayı kovdu,\nHeryer daha güzel gün ağırırken.\n\nVeysel der ki; Hafta yeni gün yeni,\nHer şafak sökende hatırla beni,\nGüzeldir cenneti andırır yani,\nHeryer daha güzel gün ağırırken.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Akşam Oldu",
        "poet": "Nesibe Buyrukçu",
        "poem": "\n\nhey hat,dost dost diye\nyüreğim har olmuş yanar\ngecenin zifiri karanlığında\ngözyaşlarım parlar\nay,şavkını almış kararlar bağlar\nömrüm pare pare karalar bağlar\nbir can bulamadan gün akşam oldu\n\ndost can parayla satılmıyor,\nkefeye değer ölçüsü konulmuyor,\naradığım saf dostluk karaborsa bulunmuyor\nbir dost bulamadan ömür son buluyor\n\niki yüzlülük kene olmuş kan emiyor\ncan dediğim sırtımdan vuruyor\nsamimiyet kahpeliğe pey ödüyor\nhey hat,bir dost bulamadım gün akşam oldu\n\nşu fani dünya kime kalıyor\ninsanlık tükenmiş riya yaşıyor\ndostun dost olmadığı anlaşılıyor\nvah vah dürüstlüğü göremedim gün akşam oldu\n\nbe garip nesi neyi ararsın\nsadakat çoktan bitmiş boşa yanarsın\ncan dediğinden kefen giyersin\nözü insan olanı bulamadım\nömür son buldu..............\n\nunutulan şair\n\n15.12.2011\n\nNesibe Buyrukçu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün ah kar…",
        "poet": "Ramazan Ateş 2",
        "poem": "\n\nEttiğin yanına kalır mı kar (yar) \nYalnız kalır, bir gün/ah-kar..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün aydın olsun umutla",
        "poet": "Aysel Bektaş",
        "poem": "\n\nGün aydınlık olsun umutla\n Günaydın kelebek sevdasıyla ışığı\nUmut edinenlere \nGünaydın sevgiye semah dönenlere \nGünaydın umudun topraklarına Günaydın yüreği mavilere \nGünaydın barış güvercinlerinin havalandığı\nUmuda \nGünaydın özgürlüğün güneşine \nGünaydın yüreği hala kardeş kalanlara\nDostluğun değerini bilenlere \nGünaydın emeğe saygı duyanlara \nGünaydın yarınlara \nGün aydınlık olsun sevgiyle\nSavaşsız sömürüsüz emeğin insanlığın\n Kanla yıkanmadığı günlere\n MAVİLİKLERE\nMAVİYLEUMUTLA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün-Ay",
        "poet": "Hikmet Yakışır",
        "poem": "\n\nGüzel başlayan arkadaşlık, \nGelişen bir dostluk, \nBir kelimeyle bozulur mu.\nÖzledim seni arkadaş.\nNerdesin.\n\nYalan konuşmadım, \nRiya nedir bilmedim, \nİçten davrandım sana\nÖzledim seni arkadaş.\nNerdesin.\n\nİnatçısın bilirim, \nGidersen üzülürüm, \nKaybettiğime yanarım\nÖzledim seni arkadaş.\nNerdesin.\n\nTatlı dilli sohbetini, \nKulak okşayan sesini, \nMelodi gibi gülümsemeni, \nÖzledim seni arkadaş.\nNerdesin.\n\nSamimi içten duygulu, \nGururlumu gururlu\nEla gözleri buğulu, \nÖzledim seni arkadaş.\nNerdesin\n\nGün bakışlı, ay yüzlü.\nYeşil hareli ela gözlü, \nHoş sohbetli tatlı sözlü, \nÖzledim seni arkadaş.\nNerdesin.\n\n(31 Ağustos 2003)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Aydın Ola",
        "poet": "Derya Aslan",
        "poem": "\n\nGün olur mu aydınlık? \nGökkuşağı gelir mi geri?\nBu kara katran günler sonu \nYağacak berfü baran acep \nGötürür mü bendeki bu derin kederi?\n\nŞimdi avuçlarımı açtım \nYer gök ve yedi cihana \nKi onlarda şimdi avuç açmakta \nZifiri gece çöktüğünde taşlar bile ağlamakta \nBomba düşer \nUmut düşer \nTaş yarılır da bin parça olur dağ \nParçalara bölünür yaşayan ne varsa \nKederli duman kaplar başını \nVe dağlar ağlar \n\nGün ola yine de \nGün ola devran döne \nUmut ekmişliğim var asırlarca \nBarış yeşere \nAydınlık gele \nGüneş doğa \nYağmur koka toprak \nGökkuşağını sara\n\nİşte belki o vakit GÜN AYDIN ola \n\n\n\nderya  aslan\nağustos 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Aynı Gündür",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nKimileri aç gezer kimisi toktur,\nBelliki tükenmez dert çile çoktur,\nTa ezelden böyle değişme yoktur,\nDünya aynı dünya gün aynı gündür.\n\nSürenler sürüyor saltanat sefa,\nBellidir gidişat ne gerek lafa,\nİnsan oğlu gelir gider her defa,\nDünya aynı dünya gün aynı gündür.\n\nGelenler geliyor gidenler gider,\nDünyada her canlı can borcu öder,\nHer kime sorarsam hak olan bu der,\nDünya aynı dünya gün aynı gündür.\n\nHerkes uzun yaşamaya can atar,\nÇilenin çilesi beter var beter,\nFayda etmez pes artık desende yeter,\nDünya aynı dünya gün aynı gündür.\n\nBağırsan haykırsan sanma duyarlar,\nİnanma kimseye gözün bayarlar,\nTakvim saat sade tarih ayarlar,\nDünya aynı dünya gün aynı gündür.\n\nVeysel derki altından olurmu bakır,\nZengin yine zengin fakirde fakir,\nNe desende herkes bildiğini okur,\nDünya aynı dünya gün aynı gündür.\n\nTel:05379590555\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Başlarken",
        "poet": "Rıdvan Selçuk",
        "poem": "\n\nŞehir hayatı bu işte\nBir yandan insan seli gün doğumunda\nUykulu-uykusuz herkes\nMemur-işçi, öğrenci\nEsnafın kepenk sesleri\nPazarcılar, işportacı, sütçüler\nHepsinden önce çöpçüler\nYola düşerler, gün başlarken\n\nÖte yanda araç seli\nResmi ve sivil....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Babalar Günü",
        "poet": "Atilla Durukan",
        "poem": "\n\nyine  eksikle doğdu  gün,\nbabalar  günü bu  gün.\nyokki babam,ellerini  öpeyim,\nbabayım  ben,ellerimi  öpen  yok.\n\nsözde  kaldı  babalık,\nevlatlık çoook  uzakta.\nlafta kaldı  sevgiler,\nselama verecek para bile  yok.\n\nneden  gün  eksik  doğar,\nneden  hep  eksik  bir  yan.\ngüneş  tam  tepede  iken,\nagustosta kar  neden  yagar.\n\nneden  hep  kanar  yürek,\nneden  hep  aglar  yürek \no  koca,magrur  heybetli,\nadamların gözleri  neden  yaşlı.\n\nelleri  nasırlaşmış,\nak  düşmüş  saçlarına.\nbelli,  beli  bükülmüş,\nyüreği kelebektir.\n\nhep uzattı  elini,\nömür  boyu  sizlere.\nasla  sevgi  dilenmez,\nsevgiyle baktı  size.\n\noglum,kızım  ve  eşim,\ndiye, diye  kavruldu.\nne  eşten  gördü  sevgi,\nne de çocuklarından.\n\nzamanla koca çınar,\nçekildi kabuğuna,\nsessiz, sakin kimsesiz,\nkaldı, hep tek  başına.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Babaların...",
        "poet": "Alper Kürük",
        "poem": "\n\nMübarek anamıza bir günü özgüledik\nBir günü de muhterem babamız için verdik.\n\nYılda bu iki günde biz onları anarız\nYılın her günü anar bizi ana - babamız...\n\nOnlar da bir gün anne ve baba olacaklar\nBir günlük anılmaya elbet katlanacaklar...\n\nOnlara verilecek SEVGİ,SAYGI çok büyük\nBölüp bölüp her güne verelim küçük küçük...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batar Hüzün Doğar",
        "poet": "Mahmut Nacar",
        "poem": "\n\nEy gönül, bu iklimi en güzel baharın bil\nKim bilir yarınlarda ne ayazlı günler var\nBu masmavi gökyüzü, bu şenlik baki değil\nBirazdan ufuklarda gün batar hüzün doğar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün batarken",
        "poet": "Tolga Sönmez",
        "poem": "\n\nKaranlık koca bir ülke\nSöndürülmesi imkansız bir yangın\nCanlandıkça serin,\nSusadıkça aç bir umut yeşeriyor apansız,\nAdam akıllı yorulmadım bile\nCan suyu yakar\nSırra kadem basar\nUslu bir umut hatırlanır\nSoluğun donar\nKaranlık koca bir ülke yalnızlığım\nHatırsız bir göç başlıyor,\nAnlamaya çalıştıkça anlam\nKaçamak sorulara\nUzaklara bakarak yanıt veriyor\nSen ben yok artık\nUmut batan günle uzaklaşıyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nAvut beni ey rüzgâr, yel alsın kara bağrım,\nUfuklara daldıkça, dinsin biraz kalp ağrım,\nAlıp götürsün beni, kurduğum tatlı hayal,\nDağılsın aşka dair, içimdeki infial. \nÖyle bir yer olsun ki, gittiğim o sır mekân\nNe bir ihanet olsun, ne yaşanacak hicran.\nSonsuz bir ufka doğru, çeksin beni hayaller,\nOrada hiç solmaz olsun, açan rengârenk güller.\nBelki dönmek istemem, geriye hiç bir daha,\nKalsın varsın bedenim, kör akşamdan sabaha.\nBu kızıl gün batımı, son akşam olsun bana,\nDöner miyim geri hiç, kavuşmuşken tam ona.\n\n2 Temmuz 1991-Salı / Konya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Ferhat Çetin",
        "poem": "\n\nGün batımı bulutlar arasında ışık olmak istersen,\nGüneş olmana ne gerek var,\nÇünkü sen güneşin ta kandisisin.\nSeni dün güneşe sordum\nÇokk üzgün dedi,\nBuluta sordum seni,\nOda bana ağlıyor o dedi,\nGökyüzüne sordum seni,\nSolgun dedi,\nGeceye sordum seni,\nO şimdi çok yalnız dedi\nŞimdi sana soruyorum seni,\nBensiz nasılsın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batarken",
        "poet": "Atilla Gözüküçük",
        "poem": "\n\nYine gün batarken, sensizliğe özlem duyuyorum,\nHer akşam oluşunda, kızıl alev sarıyor benliğimi,\nBilmem kaç gece, kaç gün sensiz uyuyorum,\nYakıyor yüreğimi, her günün, gün batımında bedenimi,\n\nGün batarken, benim umutlarım da birlikte batıyor,\nSensizlik bana ölümden de beter, derdime dert katıyor,\nBenim şu garip gönlümde, senin sevdan yatıyor,\nYakıyor yüreğimi benim, her günün, gün batımında bedenimi,\n\nHani gün batarken, kızıl alev sarar ya gökyüzünü,\nİşte öyle sarıyor, bu garip bedenimi sensizlik,\nHep sana özlem duyuyorum, sana haret çekiyorum,\nYine yakıyor bak sensizlik, batan güneşin alevi gibi,\n\nGün batarken, yüreğimdeki yaralarım da azıyor,\nAlıp götürüyor sevdan beni, bedenim sensiz, cansız geziyor,\nÖyle bir sevda ateşidir ki bu,\nBatan güneşin, ateşinden de beter yakıyor.\n\nAtilla Gözüküçük\n03.04.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batım Gülüşün",
        "poet": "Savaş Karaduman",
        "poem": "\n\nSen ellerimi tuttuğun zaman\nBen sevinçli bir kuş gibi havalanıp\nGözlerinin kıyısına konuyorum\nVe gözlerindeki \nO sıcak gülüşlere yuvalar kuruyorum\n\nSen gözlerime baktığın zaman\nBen soluk soluğa sevdanın yollarına düşüyorum\n-Koştura koştura\nAy ışığı sızıyor gözlerime\nGözlerindeki yıldızlı gecelerden-\nÜstüm başım yıldız\nÜstüm başım ay ışığı\nEllerimde teninin sıcaklığı\nGözlerine tutunuyorum\nGözlerin; koyu sohbet bir bakış\nIşığını denize döken mehtaplı bir gece kadar güzel\nVe sen\nBir nefes kadar yakın\nVe kavuşması imkânsız bir an kadar uzak\nDayanılmaz hasretim oluyorsun benim…\n\nSen bana güldüğün zaman\nBen sevgiliye sunulan\nTomurcuk bir gül oluyorum\nVe en güzel renklerimi\nEn güzel kokularımı sunuyorum sana\nSonra usulca uzanıp \nRüzgârın, dağlarla sarmaş dolaş çıldırtan öpüşmesi gibi\nGül tadında öpüyorum \nGün batımı gülüşünü \nVe gülen dudaklarını senin...\n\nSen başını omzuma yasladığın zaman\nBen senin gülen yüzün oluyorum\nDudaklarına, saçlarına dokunuyor elim\nSonra usulca uzanıp\nYaprakların, dallarla haşir neşir çıldırtan öpüşmesi gibi\nBahar tadında öpüyorum\nGün batımı gülüşünü \nVe narçiçeği dudaklarını senin…\n\nSen denizin alçalıp kabaran göğsü gibi\nAşkını sahillerime vurduğun zaman\nBen sevdaya tutuklu bir şiir gibi \nDört mevsim sana yazılıyorum\nSonra usulca uzanıp \nGüneşin, denizle yana döne çıldırtan öpüşmesi gibi\nAşk tadında öpüyorum\nGün batımı gülüşünü\nVe yanan dudaklarını senin…\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Batuhan Bilir",
        "poem": "\n\nGün batımı; \nbugünde herzamanki gibi istikrarlısın\nYine tam vaktinde güneşi söndürdün...\nKuşlar herzamanki gibi sesini kesti.\nBeni çıldırtan hızar sesi de artık duyulmuyor.\nİşçiler yitik umutlarla evin yolunu tutmuş.\nVe platonik meyhanesinde sen sahne alıyorsun\nGün batımı bugünde benim mezemsin.\nAkşam radyosunda şarkı çalıyor adı,\nyalnızlık ritimleri...\n\nSuya Yazılanlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Altan İlhan Arslan",
        "poem": "\n\nUfukta incelmiş bulutlar kızıllığın içinde\nAdalarıydı sanki ihtişamlı bir denizin\nGökyüzü martıların kanatları altında\nÖyle ki Cennet’ten hâsıldı bir resim.\n\nKaranlığa dönüyordu göğün o muhteşem yüzü\nEriyordu kızıl deniz akıyordu gözlerimden\nSıradan bir akşamın cemali’ne doğru\nHücum ediyordu berrak karanlık her yerden.\n\nBitti bütün güzelliğiyle bir gün batımı\nİçimdeki hayranlığı ezip geçti karanlık\nSimsiyah gökyüzünde kalmadı çığlıkları\nYüreğimdeydi hüsran ve banaydı yalnızlık.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Murat Akarsu",
        "poem": "\n\nAkşam olmakta şehirde                     \nYeni bir gece yarısının haberi \nYine.\nTutunamadım gürültüsü içinde dünyanın eksenine\nKaburgamda ayrıntılı bir hüzün\nVe ölüye benzer günün bu saati, bu çevre\nAkşam olmakta şehirde...\n\nYeni bir intiharın bileklerindeki ateşi\nYine.\nTutunamadım konuşan evrenin cümlelerine\nGöğsümde insanlara benzeyen sevinçler\nVe laciverde benzer \nGünün bu saati, bu çile\nAkşam olmakta şehirde...\n\n(12.07.1999.KONYA.)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Şair Evindar",
        "poem": "\n\nyeni farkettim bugün\neskisi gibi dikmiyorum gözlerimi ufuklara\nadımlarım yorgun, bedenim yenik\numutsuzca eğilmiş başım, dalıyorum boşluğa\ndinlemiyor beni sokaktaki kedi\nıslık çalmakta istemiyor dudaklarım\nçevremde fır dönerken hayat kavgası\nben yine pervasız, yine umarsızım\nuzun bir yol uzanıyor önümde\nsırtımda batıyor olmalı güneş\nyine gölgem yanımda, en sadık arkadaşım\nyolum, gölgem ve ben\nher zamanki gibi yapayalnızım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Bilgin Şahin",
        "poem": "\n\nUmut  şairiyim \nŞiirler yazıyorum  ta uzaklara\nKırık iskeleden kağıt gemilere el sallayan çocuğun gözünden,\n Çocukluğumun çocukluğuyla geçtiği dostlarım,\nTozlanmış zihnimin en kuytu köşesinde\nBir anı şimdi...\n Bir anı şimdi karşılıksız aşklarım...\nGecenin karanlığında sesler yankılanıyor.\nHatıralarım bir bir isyan ediyorlar unutulmuşcasına \nSonra bir at şaha kalkıyor ruhumdan! \nUmuda koşuyor yorgun argı,\nGüneşin doğacağını müjdeler gibi...\nBaşındayım daha hayatın.\nBiliyorum dostlarım olacak yeniden \nAşık olacağım mesela,\nSiyah güller dikeceğim bahçeme \nDört elle sarılacağım hayata, kaldığım yerden olmasada,\nYeni sayfa açacağım gri mi gri \nEn başından başlayacağım bu kez  yazmaya \nÖyle gelişi güzel değil! \nBir sırası olacak yaşayacaklarımın, öncelik ben olacağım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "İsmail Malatya",
        "poem": "\n\nGitmenin diğer adıdır \nGünün en buruk tadıdır\nGün batımı \nSonudur gündüzün\nYüreğe çöker hüzün\nOyunların bitti an\nÇocukların evine gittiği an\nGitmenin diğer adıdır\nÖmürden gider\nGönülden gider\nSol yanından\nSezsizce \nAcıtır gider\nBir karanlık kaplanır gider\nYüreğine hançer saplanır gider.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Şerife Tekmen",
        "poem": "\n\nKızıl bir sancıdır gün batımı\nNe güzeldir kaybolmak\nO son çizgide.\nHesaplaşmak bitip gidenle,\nSöyleşmek gelecekle...\nKızıl bir sancıdır gün batımı\nAlıp gidersin kendini\nHiç gitmediğin gönül yurduna.\nKolay değildir kendine dönmek,\nKızıl bir sancıdır gün batımı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "İrfan Cebeci",
        "poem": "\n\nGün batımı.. Seyreyle hele \nSıfır hattın doğuya bakışını \nBir elinde güneş \nBir elinde ay... \nGözleri pembemsi \nKaşları hilal...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GüN BATImI",
        "poet": "Hasan Ada",
        "poem": "\n\nGÜN BATIMI\n\nGözlerin yola bakmasın\nGözlerinden yaş akmasın\nAkıp sinemi yakmasın\nGün batımı oradayım\n\nDinecek hasret dinecek\nGökten rahmetler inecek\nSinede ateş sönecek\nGün batımı oradayım\n\nAyıramaz bizi gurbet\nBak bitiyor büyük hasret\nAlevlenecek muhabbet\nGün batımı oradayım\n\nSevgin içimde çağladı\nGurbet içimi dağladı\nİki gözüm hep ağladı\nGün batımı oradayım\n\nZaman geçmez yolum bitmez\nGece uzun horoz ötmez\nMuhabbete ömür yetmez\nGün batımı oradayım\n\nİki satır karaladım\nDuyguları sıraladım\nGönülleri yaraladım\nGün batımı oradayım\n\n                 Hasan ADA\n                 22.12.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Hüseyin Çıplak",
        "poem": "\n\nBir gülüş ardında, üzgünlüğüm.\nAteşim, bir sigara da.\nÇok şey var anlatılacak, söyleyecek.\nSaatler yetmeyecek,\nYetmeyecek zaman.\nKaç ömür geçsede aradan,\nBitmeyecek bu şiir....\n\nGönlünü gönlüme çizen yıldızlar,\nAy ışığındaki parıltı,\nGönül rengindeki gün batışları,\nYüreğimde uzar gider gölgeler,\nBeni benden alır, gider gölgeler....\n\nAkşamlarla uzar gider ayrılık,\nDerdimi benimle yazar gölgeler.\nSusarım; \nKaleminden kan damlar.\nBitmiyecek sana adanan,\nKardelen çiçeği gülüşler.\nRüzgardaki ürkek öpüşler,\nYağmurdaki kalp atışları.\nGitmek bilmiyor,\nGün batımı....\n\n15.05.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Ümit Yaşar Oğuzcan",
        "poem": "\n\nYaklaşan ayak sesleridir aksamın\nSeraktan çıkmış bu uzun yolculuğa\nBir gelen var uzaktan soluk soluğa\nKapkara gözleri hüzünlü ve dalgın\nAksam, rüyalarımıza giren o esmer kadın\n\nİste! acilmiş dipdiri göğüsleri\nBir vuslat gecesine çağırır bizi\nVe ansızın büyüler gözlerimizi\nSaçları....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Şair Aeris",
        "poem": "\n\nHayatımız tıpkı bir gün batımı.\nGüzeldir dışarıdan bakınca,\nSıkar bizi içinde olunca,\nYaşıyoruz onu galiba amaçsızca,\n\nHayatımız tıpkı bir gün batımı.\nHayallerimiz ve amaçlarımız,\nTek bir anda yaşayabiliriz,\nAsla gerçekleştiremeyebiliriz.\n\nHayatımız tıpkı bir gün batımı.\nSıkıca tutursan bir ucundan,\nİstesen de bırakamıyorsun,\nBaşlarsan bir kez, mutlaka bitiriyorsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Hafize Zülüflü",
        "poem": "\n\nHüzün verse de gün batımları\nBatmasaydı güneş\nOlmasaydı karanlıklar\nNasıl aydınlanırdı\nÖbür yakadakiler\nGözlerdeki karanlıklarda \nNasıl saklanırdı sırlar\nSevdalar büyür müydü\nGirmese araya ayrılıklar\n\nBırakın batsın gün\nEn geç yarın sabah\nNe aydınlıklara doğar\n\nGün batımı olmasaydı\nGeceyi tanır mıydı ay...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Şair Aeris",
        "poem": "\n\nHayatımız tıpkı bir gün batımı.\nGüzeldir dışarıdan bakınca,\nSıkar bizi içinde olunca,\nYaşıyoruz onu galiba amaçsızca,\n\nHayatımız tıpkı bir gün batımı.\nHayallerimiz ve amaçlarımız,\nTek bir anda yaşayabiliriz,\nAsla gerçekleştiremeyebiliriz.\n\nHayatımız tıpkı bir gün batımı.\nSıkıca tutursan bir ucundan,\nİstesen de bırakamıyorsun,\nBaşlarsan bir kez, mutlaka bitiriyorsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Yaşar Turgut Bilgin",
        "poem": "\n\nYine güneş batıyor kendi kızıllığında \nMor parıltılar indi mavi sulara, \nBiraz sonra basacak gece.\nAma belli ki tepelerdeki nurdan,\nBembeyaz patlayacak gökyüzü \nYine kendi en yoğun karanlığında.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nDalarım maziye bir hüzün alır beni\nYasemin kokulu gülüşler yarım kalmıştır dudaklarda\nHatıralarsa ağlar sessizliğin kucağında\nYüreğim burkulur yuvasız kuşlar gibi olurum\nNasıl özlerim sıcak bir dost bakışını\nHer gün batımında bir hançer gibi saplanır\nYüreğimin tam ortasına\nO simsiyah yalnızlığım........\n\n15 / 10 /2005   Antalya / konyaaltı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün batımı",
        "poet": "Mustafa Boyrazlı",
        "poem": "\n\nÖlüm bir çığ gibi büyüyor aklımda,\nGeri gelmez oldu, kaybolan gün\nGüçsüz fenersiz ters yürüyorum şimdi,\nGeldiğim o sarp inişli yollarda.\n\nHüzün gösterir oldu şimdi tüm aynalar,\nBeklenen sevgilinin bir önemi yok artık,\nO sıcak yaz günleri bitti, bitti o heyecan\nŞimdi ömrüm yağışsız bir sonbahar.\n\nBu son ağıtı yalnızlığımızın,\nBöceklerle randevuya az kaldı gönül,\nBaşlayan vuslat vaktidir ömrümüzün,\nVe bir gün batımı sıradan bir yazın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Tuncer Önal",
        "poem": "\n\nGün batımı gelmiştin bana\nYaşanmamış düşlerinle\nUmutların\nSımsıkı avuçlarında saklı\nYaşamak uğruna ödenen\nBedellere inat\nÇaresizliğe tutsak olmayan\nOnurlu bakışlarınla\nIşıl ışıldı gözlerin\nİşte ben\nHep o gün batımını özlerim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Şevki Çiftçi",
        "poem": "\n\nAdalardan kayıyor güneş \nYavaş, yavaş denizin derinliklerine \nUfukta bulmuş kendine bir eş \nBaşını koymuş yaslanıyor dizlerine \n\nÖper anlından tepelerin visalini \nYaşatır gün batımı zeval misalini \nSüzülmüşte imbiklerden \nSadeleştirip sunar en halisini \n\nUzaklaşır gurupta göz kırpar \nVuslata gidip kanat açar \nVelhasıl çağırır uzaktan onu \nYar, yar deyip kucak açar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Tevfik Mengüllüoğlu",
        "poem": "\n\nAlaca karanlık vuruyor bu kentin yamaçlarına\nVe ben oturmuş hâlâ seni bekliyorum.\nGün batımını en iyi izlediğimiz yerden, \nMızıkasını çalan çocuk aldı sürüsünü\nBir tek ben kaldım bir de gün batımı \nUzaklardan bir ezginin sesi geliyor kulaklarıma\nBir de yokluğunun sesi\nOysa ben hala bekliyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Mustafa Hıfzı Aksoy",
        "poem": "\n\nGün Batımı\nGönlüm ören yerleri\nZaman gün batımı\nNe kaldı ki geriye\n\nHani nerde o gül dudaklar\nAşkla aydınlanan geceler\nYeni gün doğumları\n\nÖrselenmiş bir kitap gibiyim\nOkuyanım da yok gayrı\nÖren yerlyeri gönlüm\nKırık dökük kalıntılar\nDüşlerle gün batımında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı.",
        "poet": "Mahmut Buldu",
        "poem": "\n\nGün batımı,\nBir çatananın dalgasında,\nYakamozlara yazdım seni\ndalga dalga gelesin diye.\nuzakmış oralar,\nhadi canım sende,\nYürekte bir cığara içimi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Halil Oral",
        "poem": "\n\nGün batımları nedense\nDüsen oktur yüreğime\nAcıları katarlanıp\nSaldırırlar bedenime.\n\nZamanı tutmak isterim\nBaşaramam dertlenirim.\nGündüz sona yaklaşıyor\nDepreşiyor kederlerim.\n\nGeceleri ben tanırım\nAcısında kıvranırım.\nKaranlıklar can almada\nBuna nasıl dayanırım.\n\nGün batımı gün batımı\nKarartırsın hayatımı\nİsyanım sanadır sana\nKapatıver suratını.\n\nHadi döndür bu zamanı\nKır ömrümün zindanını\nSabır taşı çatlamıştır\nVer gönlümün fermanını\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Şehmus Kartal",
        "poem": "\n\nSorma beni bu akşam yine gam kederdeyim, \nGünbatımı seyrine bugünde dalmaktayım.       \nHer akşam böyle olur yüreğim hüzünlenir, \nHer akşam bu vakitte bu gönlüm alevlenir. \n\nBu manzara sarkıyor sanki alev tavandan,                  \nDavete çağrı gibi kan damlar dudağından. \nKarşısında oturur düşlerim yıllarımı, \nYalnız bu gurup vakti depreştirir yaramı. \n\nÇekiyor beni her an akşamın vaktindeyim, \nBaş başa kalmak için güneşin peşindeyim. \nYanında olmak için bekliyorum yüksekte,         \nBahtı kara günlerim sonlanır bir nefeste.   \n\nMümkün olur mu acep gideyim arkasından, \nDokunabilmek için tutsam onu batmadan. \nİstemem batmasını hep böyle kalsın güneş. \nKaranlıkta korkarım yalnız bana olsun eş. \n\nGüneş böyle batarken sanki benden kaçıyor\nBir buruk acı gibi bende iz bırakıyor, \nDağların zirvesinden yine battı batacak. \nOvaya gölge düşer bu seyran son bulacak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün batımı",
        "poet": "Hikmet Yaşin",
        "poem": "\n\nGÜN BATIMI\n\nNerede o cazgır martılar,\nbaşıboş dolaşıyor\nçaparilerden kurtulan kıraçalar\nbilirler mi akşam üstülerini\nbilirler mi gün batımını\nben çok gördüm\ndalgın dalgın seyrederken\ngözlerim dolu dolu, el bile salladım\nonlarsa inatla kovaladılar vapurları\nardarda dalgaları kıskanarak\nkah battılar, kah çıktılar\nzavallı kıraçalar gagalarında\nne bir ses ne de bir seda\nuğurluyorlar sanki\nkızıllığını kıskanarak güneşi\nküstürmedim bulutlara, gülümsettim de\ngözlrimden uzaklaşırken\nben çok ağladım,\nbeni çok ağlattılar.\n\nMart 2006               Hikmet Yaşin\nBuca\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün batımı",
        "poet": "Meral Çetinkaya",
        "poem": "\n\ngün batımı sen ve ben \nbirde martı sesleri \nbirde maviliğine delirdiğim kocaman denizler \nbüyüdükçe büyüyen kalabalık yalnızlıklar\niçimde acıdığım hikayeler \nufacık umutlu zamanlar \nkafamı kurcalayan suskunluğun \ndüşüncelerini ağırdan sorgulayışın \nneyi başlatacağını neyi bitireceğini \nbilemeyen toy çocuklar gibi \nmasumca bakışların \ndolaşıyoruz bütün okyanusları \ntemiz bir liman arıyoruz \n\n25.08.1996\tİstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Hatice Uğur Yıldız",
        "poem": "\n\nHer gün batımında,\nO kor kızıllık ruhuma\nBir hançer sanki.\nTenime değen her tel saçın \nAcıyı, hüznü\nVe adı konmayan aşkı\nSaplıyor yüreğime\n\nHer gün batımı\nBana elveda bile demeden gidişinin \nYakamozlarla buluşması gibi….\n\n14.04.2007    18.10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Melis Morsallı",
        "poem": "\n\nDeniz kenarındayım.\nAyaklarım suda, kenarına dayanmışım sandalyenin...\nGünün son ışığı yüzüme vuruyor. Bazen elimi koyuyorum gökyüzüne,\nSon ışık vurmasın yüzüme diye.\nAkşamüzeri yürüyüşleri.\nEllerinde terlikler, diğer elinde sevgili eli kumsal boyunca\nÖnümden geçip gidiveriyorlar işte.\nSen gün batımı gibiydin hayatımdan giderken.\nSahilde böle keyifli oturup seni seyrediyorum aslında.\nGünün son ışığı kızıl senin kızıl uzun saçlarındı.\nGiderken çıkan fırtına yüzümü yakmıştı ellimle kapatmıştım gözyaşlarımı\nSen gün batımı gibi derin bir sevdaydın işte\nYaşaması güzel sonrası kasırgalı yalnızlıkların sevdasıydı bu \nEl sallıyorum en uç noktada geçen kanat çırpan kuşlara\nKimisi denizin koynuna sokuluyor gagasında bir balıkla yükseliyor gökyüzüne\nBir yudum daha içiyorum içim de ısınıyor.\nParmak uçlarımda soğuk \nBirazdan gün bitecek\nVe sen gün batımı gibi yine gideceksin\nYarın buluşmak üzere sonsuz aşkım\nKasım 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün batımı",
        "poet": "Rıza Usta",
        "poem": "\n\nGÜN BATIMI\n\nhüzünlü bir gün batımı\nsessizliğinde\nkörfezin suları tutuşmuş\nyanmakta alev, alev\nbir nefes kadar yakın\nzamandan sonra\ndeniz sessizce kararır\nıssız karanlığın derinliğinde\nkaybolur\nyakamozlaar oluşur\nkorkuları aydınlatır\nkaygıları yok eder\ngün batımı sessizliğinde\nkarşı gazinodan yükselen\nengin nağmeler\nbir balıkçı teknesinin\nmotor sesine karışıp yok olurken\nıslak kumlar üzerinde\ngurubun sessizliği altında\nsevgililer el,ele\naşkları sevdaları\ndile getirir\ngözlerde oluşan\ntadılmamış güzellikler\ncanlanır\ndudaklarda söylenir\nşiir olur okunur\nher zaman\ngün batımı sessizliğinde! ! ! \n  kaptan rıza usta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Süleyman Karacabey",
        "poem": "\n\nGÜN BATIMI\n\nGün doğarken başlar\nÜmitlerim \n Hayallerim\nFilizlenir saatler geçtikçe\nYeşerir, dal kanat verir\nBudaklanır bende\nSarar sarmalar\nBulunduğu takvimi\nMeydan okur düvele\nO haşmetli\nAzametli heybetiyle\nGün batar akşam olur\nSaklar  tüm güzellikleri\nEritir avuçlarında\nHayaller yıkılır da\nGözlerde yaşlar kalır sadece\nBuza döner dünyam\nÜmitlerim kırılır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı...",
        "poet": "Özkan Karaca",
        "poem": "\n\nGecenin mezarında alnımı kemiren anılar \nDüşler yurdunun bulutlarını parçalayarak kaçar \nİzbe duvarların hicranında nefes olarak bakar\nKafa hatırasının defteri \nsoluk kalarak rüyalara yatar\n\nYitip giden zamanların toprağı çöktü\nKüskün bulutların özlemi \nyağmurunu döktü\n\nGün batımı \ngüneşin kanlı gözleri\nGün yakıtı \nhayatın sıcak şefkati\n\nGün batıyor, \ngün doğuyor\nZamanlar suya yazılarak kaybolur\nBulutlar başımızda taç olarak\nhatıralar kuma kazılarak yok olur\nUfuklar ötesine taş adımı uzatacak\nGün batımı, \nGün yakıtı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Olcay Günay",
        "poem": "\n\nTatlılığın Gün batımı...\nOldumu,yakıştımı sana\nAnsızlık ne haddine, kırgınlığına sebep ne\nGölge boyu bir güne hasret diye, banamı nispet\nKızarmıyım hiç kızgın güneşe\nYoksa sözüm mü geçer aceleci geceye\nBelki boş geçen gün ortasında\nKaybettiğim sevgi yada sevgili suçlu\nAh sevgi derim, ah sevgili derim...\nO zaman gelen geceye küselim\nTarumar olan aşklara kadeh kaldıralım\nHaydi içelim...\nSarhoşluğumuz geçene kadar içelim,\nAşk kadehini kırarak,\nAyyaş tiplemesini unutarak içelim\nİçelim ya sevgi akıllansın\nSevgili uyuya kalmasın\nMisafir gönül uyanık gözleri tanısın...\nZaten zaman geç ya\nTutar sevda da yok ya\nYine sen haklısın Gün batımı\nGaliba karanlığa bürünmek tek çare\nİyiki sen varsın, iyiki onlarıda karanlığınla örtüyorsun\nYoo zaten utanmazlar çırpınma boşuna \nAydınlığın tam ortası; sevinçleri, hevesleri \nAldatmanın karıda buya \nRezilliklerini tüm alemde sever ya\nAlıştıra alıştıra ah sevgi, ah sevgili der geçerim zaten\nBaşka ne gelir elden\nKahkahalı dünyalarındaki son umudum\nUğruna ölümüm, sorgulu gönlümde bitti gibi\nKaybolan sevgim kadar özgür artık\nÖyle ya, sabahta gün doğuyor \nO zaman rastgele tutsak olmayan gönül\nGülen yüzler kadar mahsum\nYanan yürek kadar yaslı\nAh sevgi, ah sevgili inadına olsun\nDarılma be tatlılığın gün batımı\nÖylede ölmem ya yaşamalıyım\nGündüzü sevmeliyim, yeni sevgiyi aramalıyım, \nSevgiliyi asla...\nKaybolan gün ortasında heveslenmiyim\nHep sonrası demeyi, önceyi silmeyi\nZamanın hep durduğunu, benden olduğunu bilmeliyim.\nYok be karanlık sarmadı bu beni\nSen yine benim dostum ol,derinliklerinde olayım yeter\nZaten Gün batımıda yakın ya\nÖbürlerinin canı cehenneme...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün batımı",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\nne şarkıların coşturucuklarından\nne de rüyaların aldatıcılığından\nmutlu olamayacağım ben\nyüreğimi yakıyor ayrılık\nkahırdan öleceğim\nbütün bahanelerim tükendi\nsensizlikten\nruhum kanıyor \nbu \naşk için/se\nayrılıkları tazelesin\ngün batımı …\n\nMustafa kaya\n11.07.2008 / Çengelköy\nwww.mustafakaya.net\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Esra Öztürk",
        "poem": "\n\nYeşil  bir çimende oturken anladım                                             akşam olduğunu  unutum daldım bi anda                                    herkez bana bakıyor  uyumuş diyor                                            gece oldu gitim eve                                                                       dışarı baktım bir ay çokta yıdız vardı                                            yine daldım giti bir anda                                                                yıldız yerine koydum kendimi                                                        gün doğdu izledim bütün gece                                                     ay giti güneş geldi                                                                         herkez yaşlanıyor ama                                                                  gün sanki yaşla beraber gidiyor                                                   gecenin doğumunu tek ben değil herkez izliyodur                     herkes yaşlanıyor tek yeni doğanlar kalıyor                                ne güzel dimi büyüyosun bebeksin                                              hiçbişeyin farkında değiler yaşlanınca                                         farkına varıyorlar insanlar                                                              bende birgün yaşanıcam                                                              fakına varıcam sizde varıcaksınız emin olunda verin kararınızı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Abdullah Çankal",
        "poem": "\n\nUfukta bir kızıllık.\nRuhumda bir boşluk.\nBedenimde bir açlık.\nHayalimde bir sonsuzluk.\n\nGün batımı.\nBağ bozumu.\nHazan mevsimi.\nUnuttum kendimi.\n\n(Halkalı-9 Nisan 2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nNe kadar oldu bilmem senin yazdığında\nGüneşin doğumundan bu yana geçen süre hesabında\nŞimdi yoksun güneş batıyor,ne diyorum gıyabında\nBatsada güneş doğmasada güneş seni seviyorum her anında...\n\nNice güneşler doğdu battı ben şimdi sensiz biçareyim\nKim yazdı kendi kaderini inan delirmek üzereyim\nSen geliyorsun kokun geliyor, güller nergisler peşindeyim\nGüller nergisler gibiyim bende sana baharım gebeyim...\n\nŞimdi sen çölde bana bir damlacık tatlı su oldun\nNice tatlar var dünyada tüm tatlar karışmış tuzlu deryaya\nNe tam doyurursun suya yine de değişmem seni acı içilmez deryaya\nBırak deryaları seni değişmem tatlı da olsa tüm deryaya..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün batımı",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nGün batımı gözlerini de al da getir\nUnutma sakın tebessümünü de getir\nSakın iğreti durmasın yüzünde\nŞu günlerde içim öylesine sıkılıyor ki\nBari sen karartma aydınlığımızı\nDoya doya kana kana gülelim zaman çok hızlı\nBir zamanlar ben öfkeliydim sen nazlı\nNe olacak halimiz söyle böyle\nBoşa geçirmeyelim gel zamanımızı\nŞurda ne kaldı ki yeni bir yıla girmeye\nBir yaş daha yaşlanacağız seneye.\n\n15 -Ekim  -2008-Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "İbrahim Kavas",
        "poem": "\n\nBatan günün kızıllığında,\nSana olan sevgimi anımsadım.\nKaraltı halindeki martının kanadıyla\nSızlayan kalbimin gözyaşlarını kuruladım.\nUfukları çizen lacivert dağlarda,\nFlu renkli özlem çiçeklerini kokladım.\nGrileşen dünyanın telaş zamanında,\nUyuyan kuşlar, suskun rüzgar ve gri bulutlarla\nBeraber ağladım...\n\n(Yazılışı: 10.07.2004/Altınkum)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı...",
        "poet": "Mehmet Ali Terken",
        "poem": "\n\n“Akşamın karanlığı çöker yalnızlığıma...\nNihavent bir bestedir,düşen gönül sazıma...”\n........\nGrupta gün batımı,\nGül kurusu kızıllığa bürünmüş mavilikler,\nYürek buruk, yürek yalnız,\nYürek yine sensiz...\nÜmitle hala seni bekler...\n\nBir hasret çöker akşamın karanlığıyla gönlüme...\nGözler dalar gider de kaybolan kızıllığına akşamın,\nHala gözümün önündedir gidişin, endamın...\nGözyaşını gizleyemez gözlerim,\nAkıtır yine, o en masum yerine yüreğimin...\nYine mahzundur akşamlar,\nYine sessizdir, yine sensizdir yüreğim...\n.......\nKaranlığa bürünmüştür mehtap, öylece durur,\nGecemi,\nO mahzun bakışların doldurur...\nYıkık dökük mısralardır,geride kalan o geceden\nAy karanlığa bürünmüş, görünmez yüzün artık pencereden...\n\n1974\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün  batımı  akşamlar..",
        "poet": "Sabri Şirin",
        "poem": "\n\nGün  batımı  akşamlarda,  görmeye  çalışırken  seni\nBir  perde  çöker  yürek  sesiyle  gözlerime\nBir  şeyler  takılır  ayaklarıma,  yürümeye  çalışırken\nKahrolası  bir  çığlık  uğuldar  kulaklarımda\nTam  bulmuşken  baharın  rengarenk  tonlarını\nGözlerim, ışıl, ışıl   ışıldarken  kimi  zaman\nBembeyaz  olur  yüreğimden  çıkan  ses\nOysa  dün,\nNe  hayallerin  mimarıydık  seninle   ikimiz\nKimbilir, belki  bir  rüyaydı  görmek  istediklerimiz\nBelkide bir  hayaldin  sen,  görmeye  çalıştığım\nBiliyormusun,\nİçimde  bir  sen  var,  senin  hiç  bilmediğin\nBir  sabah,\nSonbahar  mevsimi  gibi  akıp  gittin  ömrümden\nGün  batımlarında   hiç  gitmiyor  hayalin  gözlerimden\nNe  kadar  unutmak  istesemde,\nBir  türlü  çıkaramadım  seni  aklımdan.\n\n02/03/2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı Arkada",
        "poet": "İsmail Türkmen",
        "poem": "\n\nGün batımı arkada yavaştan giden güne inat \nGülen gözlerini yakamoz yapıyorsun denize\nSahilde palmiyeler arasında bir yürek atmakta \nSenin her bakışın vururken dalgaları güzelliğinin sahile\nEsin rüzgârları savuruyor düşlerime \nUzaktaki tekneye takılı kalan duygularım\nYaramaz çocuklar gibi heyecanlı\nSen varsın ya belki de ondan cazibesi teknenin \nDenizin orasında giderken gün batımında\nÂlemler çekileli göndere yıllar oldu teknelerde, \nYalnız düşünce deryaya hayal teknesi \nÂlemler gün batımına yenildi çıkınca ela gözlerin\nKarşıda palmiye selam durmuş bakışına\nArkada gün küsüp gitmeye niyetlenmiş\nMızıkçı çocuk gibi iç çekerek arkada oluşuna\nTekne yavaştan uzaklaşıyor gibi\nBeklide benim düşlediğim gibi yaklaşıyor\nBakışlarını net göreyim diye\nDeniz yürek atışlarımı sarmış dalgalara\nSana göndermeye hazırlandığında\nKara bir perde iniyor güne,\nMavi deniz hüzne yüz tutmuşken\nTekneden bir yakamoz fırtınası savruldu\nKaplayarak okyanusları… \nKarşı sahilden vurulmuş düşler \nYaklaşan teknede sana uzandı gözlerinde\nSarmaş dolaş olup sevgilere\nO tekne palmiyeler arasında demir attı.\nTutunmacı yüreğim oldu demirin,\nArkada gün batımı, sevgime alem yüreğin,\nHareketsiz kaldım\nGün batımında palmiyeler arasında,\nEsin olduğunda teknedeki gözlerin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı Doğaçlaması",
        "poet": "Ahmet Emin Fidan",
        "poem": "\n\nGün doğarken\nSeninle olmanın\nMutluluğuyla doluyorum.\nGün batarken\nYarın seninle olacağımın\nÜmidiyle doluyorum.\nCoşkum seninle,\nKalbim seninle,\nBir ömür boyu\nGönlümün gülü\nSolana dek\n\nahmet emin fidan\n23 Nisan 2003 erdek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı Duygular",
        "poet": "Dilşade Güngör",
        "poem": "\n\nGüne bakan çiçekler\nFuller menekşeler\nGökkuşağı, al yeşil, mor\nGün batımı duygular\nGül bahçesi yürekler\nAlkışlanan Ferhatlar,\nMecnunlar, Keremler\nUmursanılmayan yasaklar\nKazalar, belalar\nYaşanılan dolu dizgin aşklar\nYeşeren umutlardı\nİsteğimiz\n\nHeyhat! \nUnutuldu \nKumrular, bülbüller\nFuller, gül bahçeleri\nKırılmış, dökülmüş\nSavrulmuş yüreğimizle\nSırça sarayımızla\nHiçlikle yokluk arasında\nVar olduk \n\n(01.03.2007 18:04:00)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı Gelen Mektup",
        "poet": "Tahir Görenli",
        "poem": "\n\nGün batımı seni bekledim durdum\nPostacı, pulsuz bir mektup getirdi\nHayretle merakla okudum durdum\nYazdığın bu mektup beni bitirdi.\n\nMehtaplı geceler kâbusum oldu\nSim siyah saçlarım avcuma doldu\nDeniz kenarına gelen aşk sordu\nYazdığın bu mektup beni bitirdi.\n\nRüzgâra seslendim beni duymadı\nVerdiğin bu cevap baştan uymadı\nGünler geçti yıllar ayı saymadı \nYazdığın bu mektup beni bitirdi.\n\nMartılar çalıyor gönül telinden\nŞarkımız okunur yaban elinden\nBülbülün feryadı vuslat yerinden\nYazdığın bu mektup beni bitirdi.\n\nYıktım artık sensiz gönül tahtımı\nZahirim sararmış günün batımı\nDalgalara vurdum bilsen yatımı\nYazdığın bu mektup beni bitirdi.\n\nTahir GÖRENLİ.10.05.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün batımı gözlerin",
        "poet": "Ahmet Atmaca",
        "poem": "\n\ngün batımı gözlerinde kaldım oysa\nben seni rüyalarımda özlüyorum sadece\nyani\nbir ömrün istilasına şahit oluyorum\nne hükmü veren benim\nne dara çekilen \nsadece can veren \nve ayaklarımın altında \nömür denen sehpaya  dokunan benim\nya sen\nher köşe başında bıraktığım \nher anıma desen desen işlediğim\nalın yazımın değişmezi dediğim sen\nsadece geldi geçtimi olacaktın \nve beni yıllar sonra banamı soracaktın \nhayır ne o sorduğun benim \nnede sıratım dediğin\nben; \ngün batımı gözlerini esirgediğin,\nkipriklerinde hala sana ulaşamayan, benim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı Hep Hüzünlüdür",
        "poet": "Cemil Coşkun",
        "poem": "\n\nHer gün batımı\nHüznümün doğuşuna denk düşer.\nBu vakit; \nKendime kalır,\nBoynuma sarılırım.\nSiperimde yoldaşsız,\nGözlerim ardında \nSevmelerin en hası yarıda kalır.\nÇıkmaz yıldızım bu gecede Yine de her gece inatla\nGökyüzüne merhaba demek için\nUmuda gebe yatarım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı Gülüşüne",
        "poet": "Saniye Uzun",
        "poem": "\n\ngün batımı gülüşüne\nyüreğimi bıraktım yüreğine aşk üç harf tek kelime okurum hece hece ertelenmesin düşler diye\nseni çooook seviyorum demek kadar yakın düşlerimde bin bir gece \ndalga dalga yayılan sıcacık tenin de bir bebeğin doğuşu belkide saf ve temiz hayallerde ufukta bir gemi ben seni bekliyorum sahilde sen sen sevgili gök kuşağının tüm renklerini getir bana bembeyaz martıların kanadında sevgi mutluluk aşk dolu olsun son deminde \nsınır koyma sözlererine beni sevdiğini anlat anlat her kese yaşayalım hayatı seninle aşk üç harf tek kelime dökülsün sözcüklere dua olsun dilinde yaşanacak ne varsa seninle arz ettim halimi işte öyle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı Hediyesi",
        "poet": "Mine Özdemirtaş",
        "poem": "\n\nBenim ufkumda battığı anda\nyani.......... az önce.\nSana yüreğimi yolladım \n......................Güneşle.\nBana.......Söz verdi.\nBir saat sonra.............\nTam Senin pencerenin\nkarşısına gelince; \n................Yeniden batacak\nYüreğimi açacak sana\nAdını seslenerek... gizlice\nVe sen.... gülümseyeceksin.\nKıpkızıl bir çizgide\n.......................İp İnce.\n\n07/02/2004 uzaklarda gün batımı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı Hislerim",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nSensizliğimi sakladım ağaçların kovuklarına\nGökyüzünden parça parça kederler düştü\nİçine girdiğim sonsuz yalnızlık sarmalında\nDöndüm durdum düş kırıkları içime üşüştü\nYüreğimdeki tarlalarda çiçekler çürüdü\nAcının özsuyu damarlarıma yürüdü\nGün batımı hislerim eşelendi bağrımda\nGökkuşağı umutlarım kayıplara karıştı\nRuhum kulvarında hüzünlerle yarıştı\nSaman rengi hasretim alev alev titredi\nEşkali belirsiz gamlar hep bende türedi\nSensiz zamanlar bana dişlerini biledi\n\n     (26 - Aralık - 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı Özlemleri",
        "poet": "Müjgan Asıl Kefeli",
        "poem": "\n\nÖyle çok seviyorum ki\nKendime bile anlatamadığım gün batımı özlemlerim var\nBalıkçının ağına takılır gibi, takılı kaldım gözlerinde\nTarifi imkânsız bir sevgi düştü gönlüme\nKıyıya vurmuş sahipsiz tekne gibiyim şimdilerde.\n\nÖyle çok seviyorum ki\nHangi martıyı görsem kanatlarına takılıp uçasım geliyor.\nGökyüzünü kaplayan yıldızlara uzatıyorum ellerimi\nSamanyolunu ortak ediyorum dileklerime\nSenli dualarım sonsuz evrene yayılıyor katre katre\nVakti geldi\nGün batımı özlemlerimle eleleyim sahilde.\n\nÖyle çok seviyorum ki\nÖnüne çıkacak hazanı topluyorum yerden\nRüzgârların sürükleyip götürmesinden sakınıyorum seni\nEllerimde biriktirdiğim sarı yaprakları\nİlkbahar yeşiline boyayıp bekliyorum vuslatı,\nGün batımı özlemlerimi yeşil yeşil yaşarken\nAvutuyorum kendimi.\n\nÖyle çok seviyorum ki\nGüldüğünde; sarı kırmızı güller açıyor, gamzelerinde\nKahkahaların yankılanırken sahilde\nKısıyordum müziğin sesini.\nSeni dinliyordum ninni gibi\nBizli düşlerimize sarılıyordum aralık soğuğunda\nVe her şey temmuz kadar sıcak,\nHer şey temmuz güzelliğinde…\n\nÖyle çok seviyorum ki\nZemheri ayazlarında boncuk boncuk\nSevgi damlıyor alnımdan\nAdının baş harflerini yazdığım,\nÇakıl taşlarım boğuşuyor sert dalgalarla\nAvuçlarımdaki kum kayıyor her seferinde\nLodosta savrularak karışıyor bulutlara\nZerreleri yeniden düşüyor gün batımına…\n\n“-Seni öyle çok seviyorum ki- gün batımına bırakıyorum dileklerimi”\n\nGamze YAĞMUR\n19.01.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı Renginde",
        "poet": "Mehmet Emin Eryazgan",
        "poem": "\n\nGün batımı renginde her zaman arka dekoru; \nHayallerimde bana geldiğin resimlerinin.\nDevamı; gecenin gizemine,\nVe aşkın ölümsüzlüğüne uzanan, bir uçurum olmalı olmalı; \nEl ele girdiğimiz tüm yolların.\nBir elim ellerinde,\nBir elim; \nIsrarla zamanı akıtmaya meyleden yelkovanda\nDurdurasım var zamanı,\nDondurasım var sana dokunduğum her anı..\nHer gece kırasım var; bütün saatleri\nSöndüresim var; \nGeceye kastedecek bütün güneşleri.\nGün batımı renginde her zaman arka dekoru; \nhayallerimde bana geldiğin resimlerinin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜN BATIMI – senryu 390",
        "poet": "Ahmet Aksoy 2",
        "poem": "\n\nbir gün batımı -\nkızıl giysileriyle\ntangocu kadın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı Kızılı...",
        "poet": "Kazım Doğan",
        "poem": "\n\nGÜN BATIMI KIZILI...\n\nGün batımı kızılı vurmuş yüzüne\nYakamozlar yakışmış mavi tenine\nDüştüm ben yine, senin derinliğine\nBeni al  bağrına bas  canım Akdeniz...\n\nBen senin aşığınım, seni özlerim\nYanan bu bedenimi, serinletirim\nSeninle birlikteyken mutlu günlerim\nBeni al uzaklara  götür Akdeniz...\n\nGemilerle yarıştır estir fırtına\nBalıklarla barıştır daldır altına\nSularına karıştır bindir sırtına\nBeni al sularında yüzdür Akdeniz...\n\nFethiye’den, Mersine cennet koylarda,\nToroslardan akışan serin çaylarda,\nSıcacık ikliminde yağan yağmurda,\nBeni al kollarına gezdir Akdeniz... \n\n04.07.2010 \nKazım DOĞAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün batımı renkleri",
        "poet": "Abdullah Karaduman",
        "poem": "\n\nGün batımında hayat\nRenkleri ona özgü\nKıyısında sandallar\nUmut dolu insanlar...\n\nYansıyan sanki doğa değil\nİnsanın umutları\nNereye baktğından çok\nNeyi gördüğün önemli.\n\nUmutlar gibi yeşil\nHayaller gibi gerçek\nAcılar kadar taze\nGün batımı renkleri\n\n25/07/08\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı",
        "poet": "Adil Koruyan",
        "poem": "\n\nKana bulanan aydınlığın,\nAğlamaklı çırpınışısın.\nAydınlığın sonu; karanın,\nGerçekleri örten siyahın,\nAldatmacasısın kızılın.\nGün batımı, sen bu'sun.\n\nYarından korkanların,\nGünü yaşayamayanların,\nSon demisin anıların.\nGün batımı, sen bu'sun\nBaşka bir şey değil...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı Sevdaları",
        "poet": "Süleyman Bektaş",
        "poem": "\n\nGün Batımı Sevdaları\n\nÖmür kısa, sanki bir gün batımı, \nUfuktaki kızıllığın yitimi, \nDillenir sevdalar bir kaş çatımı, \nGün batımı sevda sarar gönlümü.\n\nBir çoban türküsü, bir kuş ötümü, \nKınalı kekliğin kanat çırpımı, \nDolanıp gelirken dağın sarpını, \nGün batımı sevda sarar gönlümü.\n\nBağ bozumu sevda düşer dillere, \nİlanı aşk için kopan güllere, \nAh-ı-zar zamanı, şeyda bülbüle, \nGün batımı sevda sarar gönlümü. \n\nBir kar yağar incecikten sepeler. \nUfuk, ufuk beyazlanır tepeler, \nIsınmaz yatağın uzar geceler,\nGün batımı sevda sarar gönlümü. \n\nGönül dil yarası alır, onulmaz. \nKüser, ayrılığın adı konulmaz. \nAşar ufukları geri dönülmez. \nGün batımı sevda sarar gönlümü.\n\nÇağdaşi sevdanın akşamlarında, \nNağmeler mezedir gönül barında, \nAşkın son badesi dudaklarında, \nGün batımı sevda sarar gönlümü. \n\n                     Süleyman Bektaş Çağdaşi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün batımı sevdalarda",
        "poet": "Nejla Özkan",
        "poem": "\n\nGün batımı sevdalarda\nGüneşe hasret bahar\nGüneş hasadı kasıp kavurur\nAşka aşık olur\nMaviye çalar hep düşler\nİmğeler sessiz kalır sevgi yeşerirken\n\nGün batımı sevdalarda\nDemet demet yeşerir umut\nDamla damla akar yüreklere\nGül kokuludur sevdalar akşamlarda\nKaranfil kokar gecelere hasret\n\nMartının kanadında bulutlarda\nSabaha uyanır aşk özlemle\nDenizler şahiddir aşkın aşkına\nMutludur dünya gün batımı sevdalarda\nKız külesinin galataya aşkıdır aşk\n\nGalata kulesi sevgisini anlatır\nSevdiği kız kulüsine\nBeni sensiz bırakma der ömrümüzce\nMutludur kız kulesi kuledeki aşkıyla\nDeniz yüreklerinden öper damla damla \nEşsiz dünyanın bir kıyısında\nGün batımı sevdalar yaşar \nAğlamadan istanbul\n\ngönül dostuna sonsuz teşekkürlerimle\n\nGÜN BATIMI SEVDALARDA,\nAŞIKTIR GÜNE GÜNEŞİN ERGUVAN RENGİ\nBİR SAHİLDE BULUŞUR İKİ SEVGİLİ\nGÜN BATIMI AKŞAMLARDA,ÖPÜŞÜR.\nDALGALARIN KIYILARLA ÖPÜŞTÜGÜ GİBİ.....Erol SAGUN. \n\n\n\n12 11 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı Soğuktur",
        "poet": "Osman Demircan",
        "poem": "\n\nDinlendirmeyen uykulara yol alarak \nNefesler nefese gelir gider rüyadan \nSoğuk gecenin manzarasıdır bunlar \nDertler saçaklardan buz gibi sarkar \n\nEğer çiçeklerin yoksa uyuyamazsın \nKelebek girmez geceleri rüyalarına \nDuygular kapkaranlık dağ ormanıdır \nKalbin buz tutmuş bir çam ağacıdır \n\nGün batımı soğuktur hoyrattır elleri \nDonuk bakışıyla görmemelidir beni \nUmut bir yerde bitip bir yerde başlar \nYerde gül solar gökte uçuşur kuşlar \n\nKeder dolu uykuya benzer yaşamak \nNefesler nefese gelir gider rüyadan \nGün batımında kaybolurken ayak izi\nSilinip gider kalpte ne varsa aşktan \n\nKolu bağlı ressam insanı resmeder \nZaman buz mavisi eliyle hüzün çizer \nGün batımının geceye gölgesi düşer \nKör karanlık yalnızlık başlar o vakit\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımı ve Deniz",
        "poet": "Hatice Elveren Peköz",
        "poem": "\n\nYüz yıl öncesi miydi ne?\nEski zamanlarda bir düş kuruyordum yeşillikler içinde.\nRüzgârda uçuşan saçlarım sevgi sarmalı..\nGözlerim gözlerinde kaybolmak istercesine kilitli. \nSonra masum küçük bir çiçek tohumu oluveriyorum. \nResimler çiziyorum içinde sen ve portakal çiçeklerinin olduğu.\nEn güzel renklerden seçiyorum portakal çiçeklerini.\nSenle sevgi yağmurları yağıyor üstümüze. \nSessizce çiçeklere öpücükler konduruyoruz! \nYağmurla toprak arasında bedenlerimiz çiçeğine kesiyor. \nDeniz oluyorum, titreyen bedenini sarmalıyor deniz.\nİşte o zaman yeşil bir bahçe düşlüyorum içinde deniz ve sen.\n\nŞimdilerde şiirsiz geçmiş zamanlarda yaşıyor,\nAğaçsız gelecek zamanlara yol oluyorum! \nBir düşten uyanıyorum bazen. \nHer yanım sana bağlı ve kapalı.\nNe kurduğum düşlerde saçlarımda rüzgârlar, \nNede gözlerin değmiyor gözlerime.\nÇizdiğim resimlerimde portakal çiçekleriyle soluyorum.\nArtık geri dönüşü olmayan yollarda, \nÇiçekli geçmiş zamanlarda yaşıyorum.\nSonu yok, yolu yok biliyorum! \nSensizliğe uyanıyor sabahlar.\nSensiz denizler ortasında ısız bir ada oluyorum. \nOysa portakal çiçekleri arasında küçük bir ev, diyordum.\nBirde gün batımı ve deniz…\n\nHatice Elveren Peköz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün batımı yüreğin",
        "poet": "Oktay Çekal",
        "poem": "\n\nGün batımı yüreğin…\n\nGönlümün mavi sonsuzluğuna\nAşkın kanadı olup, uçar mısın? \nRuhumun dinmeyen açlığına,\nSevgi nehrinden akar mısın? \n\nUmutlarıma can verip, sular mısın? \nYüreğinin kapısını aralar mısın? \nGözlerime bakıpta hislerini,\nBakışlarından, bakışıma salar mısın? \n\nSen öyle bir nefes oldun ki; canımın…\nHayat kıskandı inan bu ömrümü,\nTenimde saklanan, suskun sevdamın,\nSokul da çözülsün kör düğümü…\n\nSerpilir diktiğim emekler, zamanda\nKoklarım mutluluğun tadını varlığında \nKoylarına sokulan hislerimin durağında,\nGün batımı yüreğin, bakışlarıma düşer.\n\n\tOktay ÇEKAL\n\t31.08.2015-11.56\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımında",
        "poet": "Veciya Güven",
        "poem": "\n\nSarardı gökyüzü, faili zaman ardında,\nGirizgah” kalmadı,gece ve gündüzlere,\nAkıntı bir nehir gibi,konuşlandım güneşe\nBattı batacak aydınlık,gün batığı ‘Husule\n\nHelak olmuş vucuttan,kalkar yorgunluk dumanı,\nİbtilaya uğramış,zamanın peçesinde\nİntişar toprağa”  salı verdim kendimi,\nGün batımı ardına,kayboldum azaplarda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Batımında",
        "poet": "Fatih Çınar",
        "poem": "\n\nseni bir gün batımı kızıllığında sevdim\nve bir sabah aydınlığında kaybettim\nsen benim deniz ortasında yakalandığım bir fırtınada\nsığındığım limandın\nsen benim dağım nehirim denizimdin\nsen benim şehir kalabalığından sıkılıp geldiğim\ndoğal bir köydün\nhiç bozulmamış telefonsuz elektiriksiz\nkeşke seni hiç sevmeseydim\nseni bir gün batımı sevdim\ntüm duygularımla battı güneş\nsen şehirlerden daha kalabalık çıktın\nve çağdaşlığın azizliğine uğramış\nbir köy gibiydin\nkeşke seni hiç sevmesydim\nhiç görmeseydim batan günü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün batımında boğaz",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\nbir çığlık\ngün batımı\nturuncu bir veda\n\nsuya batıyorum\nboyanarak kızıla\ndünya denizi boğaz\nöpüyor alnımı\n\nderin mavi\nbütün sessizliğiyle\ngüneşten sıcak\nyüzüyorum utançla \nıslakça …\n\nMustafa kaya\n16.04.2009 / Çengelköy\nwww.mustafakaya.net\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün batımında kayboldum",
        "poet": "Kemal Eyüpoğlu",
        "poem": "\n\nBir sevdayı koydun kuşun gönlüne\nKanatlandı uçtu, kayboldu gitti\nNeleri kaybettin gün batımında\nNeşe, huzur hepsi tükendi bitti.\n\nGünbatımı bürünürken kızıla\nBulutlaqr ağladı, dağlar üzüldü\nBu gidiş başlangıç oldu yarına\nYarınlar da yarınlara süzüldü.\n\nSanki gün batımı, zalim avcıya\nVurulan ceylandı, kanı dökülen\nDağları aşmaya gücü yetmeyen\nYıkılarak düşen boynu bükülen.\n\nSonra, göçüp gitma vakti gelince\nSolan gün rengini bir güle verdi\nBiz sevdayı masallarda ararken\nGün battı geceler murata erdi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün batımında aşk",
        "poet": "Seyfi Yiğit",
        "poem": "\n\nElleri ayakları hoş cağsına\nAlır bohçasını gelir kollarıma\nUsulca sokulur yar sol yanıma\nGönlüm huzur dolar o anda\n\nYüreğim coşar arzularla\nHürdür çocukluğum ortada\nOlgunluk oturur üs katta\nO da sarılır yar boynuna coşkuyla\n\nKaranlık odada \nLoş ışık hakimdir aşka\nSevgi alevlidir iç yakar canda\nYar yatar kırmızılarla sol yanda\n\nBir başka vurur gün batımı odaya\nBir başka bakar yansır aşka\nYar nazlıdır ışıldar kımıldar usulca\nGün batımında doyuma ulaşır aşkımız aşkla\n\n03.06.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Bayram",
        "poet": "Türkay Korkmaz",
        "poem": "\n\nyaşadığım o mutlu\nsevi\nsarıyor sesi\n*\nsürüyor yolculuk\n*\nsözlerden gözlerden güçlü\ndilli kokular\nbaşlatır uzun koşu\n*\nsürüyor yolculuk\n*\nkonuk olursunuz\nuzak zamanlara\ngeçirir sizi ele soluduğunuz\n*\nsürüyor yolculuk\n*\navazların acı sağanağı\ngörüntü\nkoku\n*\nsürüyor yolculuk\n*\nkorlaşan söz\nbaşıma koyduğum yeryüzü\nkuşatır çiçeklerin dili\n*\nsürüyor yolculuk\n*\ngün bayram\ndüş uyanış\nsesi kuşandı çığlık\n*\nsürüyor yolculuk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün batıyor",
        "poet": "Sultan Ünsalan",
        "poem": "\n\nGün böylemi batar damlardan\nTuruncu al bir renk vurmuş mavi tuvale\nGidişinden bıraktıgı doyumsuz hazzına\nBir tebessüm ile veda öpücügü ile biz insanlara\n\nSerçeler öterken neşe ile güllerde\nDallar egilir secde edercesine güne\nEvler alıntılı bir mukaddes gülüşlerle\nEvreni dolduran nice canlılar güven içinde..\n\nAh tesellimizdir yalnızca üzüntüler\nVarsayılan  çekilen yanılan  tasalar\nNimete ödüldür Dünyada gezineneler\nNimet ise bir nice varlıktır biz insanlara....\n\nSoyuldu iklimler degişmedi varlıklar\nVarlıklar canla hizmette... Nimet ise hoş bir tuvalden yansır..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Be Gün",
        "poet": "Berkay Kur",
        "poem": "\n\nÖlüm ayırırdı öyle derdin hep\nGün be gün canımı söküyor hasret\nNeydi ayrılığa bilmem ki sebep\nGün be gün canımı söküyor hasret\n\nSeni öyle sevdim her şeyden de çok\nYerinin sahibi başka biri yok\nYokluğun içimde ateşten bir ok\nGün be gün canımı yakıyor hasret\n\nNasıl bitti bu aşk anlayamadım\nGözlerim kan doldu ağlayamadım\nKendimi hayata bağlayamadım\nGün be gün canımı yıkıyor hasret\n\nYangın yeri gibi artık bedenim\nÖzlem bundan sonra kaderim benim\nYokluğundan tir tir titriyor tenim\nGün be gün canımı sıkıyor hasret\n\n06/01/08.....Berkay Kur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Bezerken Bütün Güzelliklerini",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\nGün bezerken güzelliklerini, ivme kazanacak çiğ\nBuhar olup mana bendine dolacak, yağan yağmur\nSırılsıklam ıslatırken sis alcak  ve kuytu yerleri\nKelimeler dizilecek nemli güzelliklerin a(r) dına\nKök salacak namı ruhlarda, hazdan dünyalarda\nKalpten bakış, aldanışları çürütecek hayallerde\nGercekler asılı kalırken kipriklerin en son ucunda\nMutluluk olup dökülecek tanecikler damla damla\nGün batımı dile gelirken ahenkler çardağında\nBestesiz, güftesiz şarkılar sunulacak ikramlarda\nSöylenecek nice yaşanmamış güzellikler hayatlara\nGün bezerken hayatı, anlam kazanacak yaşamlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Bitimi",
        "poet": "Bedihi Kazım Nasuhbeyoğlu",
        "poem": "\n\nGün bitimi batışıma ağlama,\nAlev alev bitişime ağlama,\nKarlı dağı tutuşuma ağlama,\nYağmur gözlüm dalda kaldı umutlar.\n\nHem yanarım,hem tükenir azarım,\nGölge olur, eteklere düşerim\nYana yana dağlar aşan beşerim.\nYağmur gözlüm, dalda kaldı umutlar.\n\nBuzlu gölge ayağımda, dizimde,\nBuzlu eller yüreğimde,  yüzümde,\nBuzlu dağlar batışının közünde,\nYağmur gözlüm, yandı artık umutlar.\n\nSu boşaltın alevime közüme\nAkıp giden rahmet yüklü bulutlar,\nBoyun büktüm kaderime yazıma, \nYağmur gözlüm dalda kaldı umutlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Ben",
        "poet": "Altay Taşkın",
        "poem": "\n\npazartesi pazarın peşine takılmış\nbenden değil\nsalı parkımda salıncağım\nçarşambayı sel aldı diyorlar\nperşembe benden beter\ncuma mübarek bir gün\ncumartesi cadılar bayramı\npazar gel birlikte dolaşalım…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Boyu Yalnızlık",
        "poet": "Nedim Uçar",
        "poem": "\n\nGökteki yıldızlar mahzun gülerken,\nGeceme ay gibi dalan yalnızlık,\nKurşuni bulutlar suyu elerken,\nGünboyu kapımı çalan yalnızlık.\n\nSıra dağlar gibi aşkın çilesi,\nZor taşır bu yükü gönül kalesi,\nSevdalı ruhumun tatlı belası,\nAklımı başımdan alan yalnızlık.\n\nBağladı elimi hasret kemendi,\nYorgun dizlerimin yoktur menendi,\nEttiğin yemine kalbim inandı,\nVerdiğin tüm sözler yalan yalnızlık.\n\nGüvercin misali seherde ötsem,\nEsen rüzgarların hızına yetsem,\nAğaran seherin peşinden gitsem,\nBenimle birlikte gelen yalnızlık.\n\nBir sabah ansızın yüzünü görsem,\nYanağında açan gülleri dersem,\nBütün sırlarımı önüne sersem,\nHer derde bir çözüm bulan yalnızlık.\n\nYalnız bu hayattan şikayetim var,\nYüzümde çizgiler saçlarımda kar,\nEn sadık dostumsun ölene kadar,\nBenden sonra yetim kalan yalnızlık.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Boyu",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ngün batımı renginde\nkırıldı gönlüm\nmartı kanadına\nsıcağı sinmiş düşüm\n\nmaviliğindeyim göğün\nderdi kederi geceleri\nunuttum gözlerinde\nyansıyor gülüşüm\n\nher seherde güne\ndinlenmiş kalkarım\nyapıldarım kalkınca\ndüzelir yürüyüşüm\n\ngün boyu gelen giden\nselamlaşmalar paslar\nöğrenci müşteri\ngün babadağında üşümüşüm\n\n00:22 14.06.2009denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gün Bu Gündür Geçmiş Zarar.",
        "poet": "Ozan Umut Suci",
        "poem": "\n\nGün bu gündür geçmiş zarar  gelecek zor yarın dahi  nafilei\nGöz vardırki  kara o bakıştaki cehveri fark  edemesin ille.\nDağ öz bağında  çıkan bir  damla    suyunu  vermek  istemez  sele.\nİnsan bilemese  yaradılışının  sırını yönu hile önü hile sonu hile\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün boyu yalnızlık",
        "poet": "Nedim Uçar",
        "poem": "\n\nGökteki yıldızlar mahzun gülerken,\nGeceme ay gibi dalan yalnızlık.\nKurşuni bulutlar suyu elerken,\nGün boyu kapımı çalan yalnızlık.\n\nSıra dağlar gibi aşkın çilesi,\nZor taşır bu yükü gönül kalesi,\nSevdalı ruhumun tatlı belası,\nAklımı başımdan alan yalnızlık.\n\nBağladı elimi hasret kemendi,\nYorgun dizlerimin yoktur menendi,\nEttiğin yemine kalbim inandı,\nVerdiğin tüm sözler yalan yalnızlık.\n\nGüvercin misali seherde ötsem,\nEsen rüzgârların hızına yetsem,\nAğaran seherin peşinden gitsem,\nBenimle birlikte gelen yalnızlık.\n\nBir sabah ansızın yüzünü görsem,\nYanağında açan gülleri dersem,\nBütün sırlarımı önüne sersem,\nHer derde bir çözüm bulan yalnızlık.\n\nYalnız bu hayattan şikâyetim var,\nYüzümde çizgiler, saçlarımda kar,\nEn sadık dostumdur ölene kadar,\nBenden sonra yetim kalan yalnızlık.\n                            Dr.Nedim UÇAR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün birlik günü değil mi?",
        "poet": "Necati Şimşek",
        "poem": "\n\nNeden ayrılık başladı\nGün birlik günü değil mi? \nAşk treni yavaşladı\nGün birlik günü değil mi? \n\nYine varken yemeğimiz\nNeden boşa emeğimiz\nAtmıyor mu yüreğimiz\nGün birlik günü değil mi? \n\nSevgi yolunu tıkadık\nAlkanlara çok boyandık\nKanı kan ile yıkadık\nGün birlik günü değil mi? \n\nElim eli yıkamazsa\nGözüm güle bakamazsa\nDile tatlı söz kalmazsa\nGün birlik günü değil mi? \n\nKolay olan kırmak tümü\nUnutmamak gördüğünü\nİş çözmektir kördüğümü\nGün birlik günü değil mi? \n\nUnutma ki insanız biz\nKâinat olur mu bizsiz\nNasıl olur bizlik ve siz\nGün birlik günü değil mi? \n\nBu gemi yeter herkese\nNeden herkes bir baş kese? \nMadem boş gider her kese\nGün birlik günü değil mi? \n\nNeden bu kin, nefret tasa\nBoşa otur her gün yas'a\nUygulanmaz hiçbir yasa\nGün birlik günü değil mi? \n\nDün doğduk ya her birimiz\nBüyüdükçe küçüldük biz\nAyrı yolda emekleriz\nGün birlik günü değil mi? \n\nAğladıkça yazar kalem\nDökülür dillerden kelam\nNecati'den dosta selam\nGün birlik günü değil mi? \n\n16.01.2009\nNecati ŞİMŞEK\nAnkara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Bozumu",
        "poet": "Özgür Köktürk",
        "poem": "\n\nAkarken göz yaşları yüreğime\nSavruldu baharım, kışa döndü...\n\nFeryat karası gece\nKırıldı yankısı sesimin\nKan akışlı yağmurda...\n\nTitreyen buğusu karanlığın\nGecede solan umut çiçeği\nYakarış kaldı umarsız\nDüş kırığı\nGün bozumu...\n\nKanıksadı yaşamı avuntularım\nÖzgürlük isterken ecelim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Bugün(Yaşam Elimizdeyken)",
        "poet": "Güven Kırma",
        "poem": "\n\nHep yarın diye diye,\nErteledik bugünü yaşamayı,\nHep kararlar aldık,otuzbir aralıklar'da,\nRejimlere bile başlamayı hep pazartesi'lere bıraktık.\n\nTadını çıkaralım hayatın,yaşayalım bugünü,\nDün zaten çoktan karışmıştır maziye,\nSavaşalım,direnelim,üzüntü ve kederlere,\nSahip çıkalım,şükredelim,bilelim değerini,\nBize can diye verilen,kıymetli hazineye.........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün:Bugünkü gün,Saat:Şimdiki saat...",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nYarının sahibi Allah diye \nDünün ölümü ile sen öğün \nYarın yine doğacak üç öğün \nÖğün bu gün ile dündür öldürdüğün... \n\nYaptın dillere destan bayram, düğün \nEn fazla bir günde gelip geçer gün \nYarısı gündüz güneşli yarısı karanlık gün \nAydınlıklar unutulur karanlığa gömülürsün bir gün...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Bugündür (Gülce-Çaprazlama)",
        "poet": "Feyzullah Kırca",
        "poem": "\n\nGÜN BUGÜNDÜR (Gülce-Çaprazlama)\n\nGün bugündür kardeş ha yok belki bir gün daha\nDost; İşini bırakma sakın ola yarına\nGitmiştir sil ömründen artık dönmez geri dün \nVarına yoğuna bak gel gitme cıscıbıldak\n\nNerden çıktık yola yaren nereye varır son durak\nYolun neresindeyiz biz bilen tek, önümüz dehliz\nBurak götürmez ki bizi dört omuz taşır aciz’i\nSanmam ki bu bir seyahat başlamadan hazır olun\n\nYok gitmeye başka yön yüzünü Allah’a dön\nDur de hemen nefsine düş Nebi’nin peşine\nAç yatarken kardeşin yatma tıka basa tok\nİşine sarıl dört elle hile katma ekmeğine\n\nUyandıralım pas tutan gafil yanlarımızı tüm\nGülsün sen ki yeryüzünde mahlukat’a halifesin\nDüm deyince başlar suya ve rahmete olan hasret\nUy hakikat hilkatine cihanlarda yüzün gülsün\n\nFeyzullah Kırca\nAkbaşlar Köyü / Dursunbey\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Bugündür",
        "poet": "Ahmet Tanyeri",
        "poem": "\n\nBitti ömür sermayesi nasıl da geçti zaman\nÖmür denilen nedir ki son bulabilir her an\n\nÖmür dediğin bir gündür O gün ise bugündür\nMeçhuldür gelecek zaman öyleyse gün bugündür\n\nDüne kadar ne anladık yarından sonra var mı? \nHer an bitecek bir hayat hiçbir işe yarar mı? \n\nSanki bu gün doğum günüm, belki ölmem bugündür\nRabbim affederse beni, benim için düğündür\n\n“Dün” denilen zaman gitti belki de gelmez “yarın”\nGünü değerlendirirsen kat kat olacak kârın\n\nTövbe ve istiğfar ile kalbinle Allah’a dön\nZira dönebileceğin yoktur başka da bir yön\n\nSanki ömrümün ilk günü ve son günü bugündür\nBelki de son duraktayız unutma “GÜN BUGÜNDÜR”\n\nDİYARBAKIR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Bugündür; Yarın Çok Geç Olabilir...",
        "poet": "Yücel Terkanlıoğlu",
        "poem": "\n\nBizi halk seçti, halkın iradesine saygı gösterilmeli diyen her düşünceden vekiller! .. Halk gözyaşı istemiyor; barış istiyor, huzur istiyor. Halkın iradesine saygıyı, halk hepinizden bekliyor. Hani şimdi nereleredesiniz? Bize kolay günler için değil, böylesi zor günler için vekalet edemeyecekseniz; muhalif ya da iktidar olmanızın, koalisyon olup olmanızın hiç bir ehemmiyeti yok inanın.. Çünkü; her biriniz ayrı ayrı vekil seçilmiş olsanız dahi aynı refah temennisi, aynı hakkaniyet beklentisi ve aynı kaygıların çözümleri için meclise gönderildiniz. Hangi düşüncede olursanız olun; meclis halkın tamamının temsil ve karar organıdır. Herkes iktidar ya da muhalif yanlısı olmayabilir. Ancak hem iktidar hem muhalefet, ayrımsız ve koşulsuz halkın tamamının temsilcisi olarak hareket etmek zorundadır. Temsil kaabiletinizin olduğuna inanıyorsanız, tam zamanı, buyurun ispat edin. Yok eğer inanmıyorsanız; hodri meydan, bırakınız ve bırakın halk vekil adaylarını dahi kendi belirleyip listesini oluştursun. Böylece ne sizin seçilme kaygınız, ne de halkın temsil sorunu oluşsun. Gün, bugündür... Yarın çok geç olabilir... Sizin de çocuklarınız, torunlarınız aynı yarınlardan mahrum kalsınlar istemiyorsanız.. Evet, sizin çocuklarınızın ve torunlarınızın da geleceğinden bahsediyorum. O çatışma ortamı görmeyen, havasını dahi teneffüs etmeyen çocuklarınızın ve torunlarınızın gelecekleri ve kaybedebilecekleri endişesi hiç değilse barışın ve huzurun tesisinde biraz olsun çabalamanıza vesile olur. Gün bugündür; yarın çok geç olabilir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Doğarken ",
        "poet": "Mehmet Yunus Aytek 2",
        "poem": "\n\nGün doğarken sabah horozlar\nNiçin acı acı bağrışırlar bilir misin\nTanyerini gösterip derler ki sana\nBiri daha göçtü sende hazırmısın\n\nAyırttı gecen kara giysilerini\nKalk tam zamanıdır doldur azığını\nKimbilir belki de yaşıyorsundur son günü\nMezarda uyanınca göreceksin yaptıklarını\n\n03 Aralık 2013\nSalı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün bugündür Türkiye'm-hep yardıma koşalım Birlik beraberlikle-zorlukları aşalım",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nMevla'mızın takdiri-boynumuz kıldan ince \nGece üçte uyandık-akıl başa gelince \nHücremize işlemiş- bu vurdumduymazlıklar \nKendimize gelelim-hep bitsin aymazlıklar \nGün bugündür Türkiye'm-hep yardıma koşalım\nBirlik beraberlikle-zorlukları aşalım\nSıcak hava dalgası-fırtına sel yıldırım\nOnlar da bizi vurdu-sanki oldu bir kırım \nTedbirsizlik boş verme-bizde bir hayat tarzı \nGel el ele verelim-kurtaralım bu arzı\nGün bugündür Türkiye'm-hep yardıma koşalım\nBirlik beraberlikle-zorlukları aşalım\nTrafik kazaları-o da büktü belleri \nTrilyonlarca zarar-gitti ayak elleri\nEn sade vatandaştan-bütün ihmalkârlarız\nHâlâ uyanamadık-sabah akşam horlarız.\nGün bugündür Türkiye'm-hep yardıma koşalım\nBirlik beraberlikle-zorlukları aşalım\nEv apartman binalar-bunları yapan usta\nBu işi anlamalı-olmamalıdır hasta\nOnların sayesinde-hepimiz  altta kaldık\nYüzde kırk civarında-niçin harç demir çaldık\nGün bugündür Türkiye'm-hep yardıma koşalım\nBirlik beraberlikle-zorlukları aşalım\nAnladık biliyoruz-çok geç kalındığını\nHaberleşme kopunca-vaktin çalındığını\nDeğişmesi gereken-ciddî tedbirler gerek\nBüyük Millet Meclisim-almalı kükreyerek \nGün bugündür Türkiye'm-hep yardıma koşalım\nBirlik beraberlikle-zorlukları aşalım\nYunanistan İsrail-Ermenistan Almanya\nFransa ve Japonya-Amerika İtalya\nOnlar yardıma koştu-geç kaldı can ülkesi\nBütün yaptıklarınız-bak üzüyor herkesi\nGün bugündür Türkiye'm-hep yardıma koşalım\nBirlik beraberlikle-zorlukları aşalım\nBir şeyler yapmalıyız -hem de  en doğrusunu\nEli akrep sokmasın-öttürsün borusunu \nHasan der aksi olmaz-ihanet affedilmez\nTürkiye ağlıyorken-para istif edilmez\nGün bugündür Türkiye'm-hep yardıma koşalım\nBirlik beraberlikle-zorlukları aşalım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün çekilince",
        "poet": "Zekeriya Teke",
        "poem": "\n\ngün çekilince penceremden\nay çıka gelmiştir yavaş yavaş\nkaranlıgı yırtarcasına gökyüzünde\nyıldızlar da yerini almıştır\nbuluşmuşlardır herzamankı gibi\ngün çekilince\nay yarım gelmiştir bukez\nyıldızlar aynı\nay yarım utangaç\nay yarım penceremde\nunuttugum gözlerin gibi \nyarım\nunuttugum sen gibi yapayalnız\n\n08/12/1993/kırşehır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Doğmadan",
        "poet": "Saadettin Sarı",
        "poem": "\n\nÇıktık yola, gün doğmadan.\nDuyuralım istedik, buradan.\nAlmak için ilham, doğadan.\nGüney Doğa için, bunlar sıradan.\n\nNe dağlar, ne çağlayanlar,\nSize sözüm, hep sızlanıp ağlayanlar.\nYaşamı ondan ibaret sanıp, iş bağlayanlar.\nNe mutlu ki! Var, Güney Doğa ile doğaya, hayat sağlayanlar.\n\nNehirler sisli dağlar.\nBizi anar, doğanın dilinden anlayanlar.\nSözle anlatılmaz, ancak bilir bunu, yaşayanlar.\nBırakamaz bir daha, Güney Doğa ile başlayanlar.\n\nSıcakta yağmurda, karda,\nDağda ovada, yarda,\nHer pazar oluruz buralarda.\nGüney Doğa ile biz doğada....\n\nBiliriz bir birimizi, \nBizi bağlayan çimento, doğa sevgisi.\nRuhumuzun gıdası, yurdun ezgisi.\nGüney Doğa bu, Patikadır öncüsü.\n\n                                           Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün doğar Üzerime",
        "poet": "Remzi Çakmak",
        "poem": "\n\nGarip bir balıkçıyım \nAl akşamların  turuncu sabahlarında \nBalık avlarıp bir nehir ortasında \n\nGün olur bereketli olur taşar küfem \nGün olur avlar beni yakamozlar\nBen avlayaman birşey \n\nBen düşünceye dalarken \nYakamozlar gizlenir \nGün doğar  üzerime \nEvde yiyecek bekleyen bebeler aklıma glir \nBen açlığımı  hissederim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Doğmadan",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nBu insanlar kurtaramıyor kendini\nDünyanın efendisi olmaktan\nOysa biz taşıyorduk fazileti ki\n\nİnsan kendi efendisi olmayı sevmeli\nGözyaşımı sorma\nVatan gibi kokuyorsun ey sevgili\n\nÜzme bu yüce Türk milletini\nSolmayacak çiçeğidir o \nAsya birlik aşkının sadece biri\n\n......................Gün doğmadan güzelliklere ebediliği o her biri\n......................Hep doğdu, hep var olacak sevgi özelliğini\n\nOcak 2007\n\nKızılderililerin katliyamı \nHenüz çalışılıp anlaşılamadı daha\nKatillerini komşu olarak ısmarlamaya\n.........................................Gün doğmadan ölüm kusmaya hep böyle\n.........................................Neler neler eklenmedi ki yüce Tanrım? \n\nAfganları Ruslar dize getirmeye yordular\nYaşlı erkeklerin ırzına girmediler \nŞok ile de zafer kazanılırmış, başardı ötekiler\n.........................................Gün doğmadan anlayışlara hep böyle \n.........................................Neler neler kapaklanmadı ki yüce Tanrım? \n\nAsırlarca esir yaşamış Afrikalılar üzerinde\nKahramanlık duyanların burnumun dibinde\nOlmayacağına insanlığı sevmeyi bilmeli iken\n................................Gün doğuşunu karartmaya hep böyle\n................................Güneş yerine sis mi doğmalı sorusu inliyor daha Tanrım? \n\nEy fırsatçılık hayranlığının sinsi emellerinde\nAr kirleten baş örtünüzü şimdi bayrak edin\nBoynunuza zafer armağanı diye\n.........................................Gün doğmadan hep böyle yinelemeler\n.........................................Nelerle hortlatmadı ki yüce Tanrım? \n\nNe muhteşem planlarla Yahudileri yaktılar\nİçimize sokmak için\nNe hoş da kabullendik ruhumuzu kararttırmaya\n.........................................Gün doğmadan hep daha böyle \n.........................................Neler neler doğmadı ki yüce Tanrım? \n\nCehennemi daha iyi ısıtırız artık\nBuzulları daha bir güzel eritiriz eyvallah\nGünahkâr kim şimdi? Şaşırdım ey yüce Rab! \n.........................................Gün doğmadan hep böyle \n.........................................Neler doğmasına basitlik mi hep neden? \n\nYok...yok deyip de geçmek olur mu? Olmaz demeye cüret ettim....\n(İstek ve heveslerde, insan hayatındaki her 'yok' bir basamak olsa gökyüzüne merdiven olurdu....Uzaylara gitmek kolay olurdu... Sahi neden uzay? Ufo-insan diye konu olan yani? Acaba ruhların mekan yeri mi aranıyor? ...Hadi buldular dersem, yeryüzünde ülkelerin şerefli insanlarına bön banal soygunculuğu, sömürüyü beğendiremediğine göre, cehennemde olanlarla anlaşma yapar bunlar... bu edepsizliklerin varlığı kadar şakaydı...)    \n\n'Yok' ile öylesine bir felsefe açılımı enginleşiyor ki, \n\n= bir taraftan içe seyahate gidecek kadar yakın ve öz....hırsına hakim olabilmek için içe seyahatin gücü, başkalarının hayatını mutluluğa bağlandırabilmeye bir yücelik olgusu oluyor elbette.... ‘yok’ bu alanda mutluluk eşitliği oluyor ve yücelik böyle mutluluk özünde barınırken... namaz veya meditasyon, hobi veya psikolog güzel olanaklardır\n\n= diğer taraftan gök, yer ve uzakları kadar bir sonsuzluk... herkesin kendine göre mutluluk anlayışıyla fırsatçılığa eşitleyen uzaklar...uzaklar eşitliğinde ‘yok’ deyişin karanlığı beliriyor, gün aydınlıksa gece karanlık diyerek, her şeyin bir tamlayıcısı olması gereği sivriliyor aradan...bir tehlike gibi....sonsuzluk içinde uçuşmayı fırsatçılıkla başkalarının yaşamını zehir zembereğe döndürmeye rahatsız ediciliği pazarlamak şüphesiz.... \n\nVe aralarındaki gel-gitler bu ‘yok’la anlatılabiliyor... yaşam ve yaşam ötesini buluşturmaya bir yakınlaşma belki....mantığın fırsatçılık rahatlığında sertliği bir tarafta, yürekte eriyip yumuşatılan kendine hakimiyetin dönüşüm, değişim akıcılığına doğan mutluluk diğer tarafta... \n\nBu şirin ‘yok’, her yaşama anlam kazandırabilecek bir meşguliyet olabilecek enginliği ile bir saat gibi tik taklıyor içimde... işsizlik neydi? sefalete düşürülen işsizler... sefalet düşkünlüğü özenti, inatlık kokuşmuşluğu, cehalet, büyüklük kovboyluğu gibi, işsizliği ört bas etmeye işsizlik yaratıp, yardım ekibi adını koyacak kadar ileriye gidilen arsızlığın soytarılık sükseliği...  \n\n‘Yok’ları ne kadar çok olursa olsun, bir başkası için var olmak yeterliğinden söz etmeye cüret ederken, ne kadar yavaş yazdığımı, sanki bir asır geçti gibi üzerimdeki o yoğunluğu, önce his olarak belirmişti, bu saate kadar hâlâ kurcalıyor beni....insanda hissiyat gücü oluşumu bu yok ile anlatılabilir oluyor....\n\nYahudi, Avrupa, Amerika, İngiltere ve canım Asya ile hep ilgilenmem, aralarında ne büyük nüans farkı olarak hep sadece ve hep birinin, onların tencerelerini doldurması gerektiğini öne çıkardıkça, mantığın töre önünde ürperdiği gibi ürperiyor aklım...\n\nBu minicik şirin ‘yok’, öyle muhteşem bir felsefe ufku ki, hayran oldum... bir fizikçinin 60 yıllık meslek hayatından sonra aklında bu ‘yok’ yorumunun aynısı gibi, kim bilir kaç kere oluşmuştur....\n\nVe hemen, ‘bir meslek edinirken’ diye içimde öylesine bir heyecan oluştu ki, bir fizikçi ile bir felsefecinin, mesleklerini öğrenim yıllarında başlayarak birlikte sürdürse, ne muhteşem şairlik doğar aralarından, bir üçüncü güzellik kazanımı canlandı gözlerimin önünde...sıcacık bir duyguyla sarmaş dolaş olmanın huzuru güzeldi...\n\nBir daha dünyaya gelirsem mimar olmalıyım yine...kaç mesleğin izleyicisi olma güzelliğinin önemini serdi önüme... düşünmek...Türkün doğuşudur düşünmek... uygarlıklara eşik olabilmeye yücelik...insan yaşamına kazandırılan güven ile mutluluk tohumu olmak...mutluluk büyütmek geleceğe....bir mozaik zenginliğinde renklerle....bu renkler, insanın renk, ırk, dil, din çeşitliği sevgi ile ısıtılıp biraraya, birliğe kaynaşan kültür güzelliğinin rengi hiç solar mı, soldurulur mu? Kaynaşma özeni ne muhteşem yüceliyor....Çok şükür Asya bu yücelikle bolca nasiplenmiş... ancak, mozaik örneği burada çok yanlış anlam bırakıyor... başka bir konu ile bunu açımlamaya çalışacağım belki bir gün... \n\nBir ‘yok’ ile bu kadar güzelliklere sahiplenebilmek olanak olabiliyorsa, neyi kaybedeceğimizden korkmalıyız ki acaba? \n\nYine başladın mı? demeyin hemen....öylesine bir muhteşem açılım yarattı ki bu ‘yok’ içimde, hürriyet nedir diye kime sorulduğu önemlidir felsefesine ışık tutacak sanıyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Doğumu",
        "poet": "Mustafa Köfteci",
        "poem": "\n\nBu gün yüreğimden\nBir sevda selamı gönderdim sana\nDüştümü yüreğine\nİki damla yaş düştü gözlerimden\nHissetinmi bilmem\nBu gün göge yükselen\nDualarımın içinde ismin geçti hep\nSen bu sevdalı yüreğin güneşi\nHer gün günaydınlarla\nDoğmaktasın sevdalar ülkesine\nSevdayı bilmeyen yüreklerde\nHer gün gün batımı olurken\nBenim sevdalı yüregim\nTüm güzellikleriyle \nGün doğumunu yaşar seninle...\n\n20/11/2010\nYa Tabe mlogo volim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gun dogmasın",
        "poet": "Filiz Yıldırım",
        "poem": "\n\ngun dogacak yıne sabah olacak\ngunes hiç dogudan dogmadı\ngunes hiç batıdan batmadı\nama yıne sabah oldu\nyanlızlıgıma,haykırıslarıma\nyuregımın tum acısına ragmen \ngunes yıne dogacak\nsabah yıne olacak\nkörkaranlıgı sevıyorum\naglıyorum kımse gormuyor cunkı\nyuregım kanıyor ama \ngunes yıne dogacak \nyıne sabah olacak.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Doğmuyor",
        "poet": "Bera Aki",
        "poem": "\n\nSensizlik,bende sessizlik oldu içimde\nGün doğmuyor sen olmayınca\nGündüzler bende hep bir gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Doğumundan Önce",
        "poet": "Uygar Yeni",
        "poem": "\n\nO çocuklar gün doğumu ülkesinin çocuklarıydı,\nBu yakadaki ülke, o çocukları hiç sevmezdi...\n\nBu yakada yaşamadılar, \nBu yakada ölmediler o çocuklar...\n\nGözleri kara, \nKaşları karaydı gün doğumu ülkesindeki çocukların.\nO yüzden; \nGün batımı, bu çocukları hiç görmedi. \n\nGün batımındaki ülke, \nGün doğumunun çocuklarını, \nGözü kara bir gecede \nHiç kitapsız, hiç görmedi...\n\nİşte o yüzden; \nO kara çocuklar, \nGün batımından sonra,\nGün doğumundan önce, \nSahipsiz, sorgusuz gömüldüler kara kış bir şafağa...\n\n(Roboski anısına)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün dogumu",
        "poet": "Mustafa İleri",
        "poem": "\n\nGün doğumu,gün batımı\nDertlerin bitimi degildir\nBiterse biri sıradadır öteki\nUykudan uyandığın zaman.\n\nUfukların rengi habercisi olurmuş\nGüne başlanacak çileli zamanların\nParlak olsada gök yüzü güneşle\nKararan ruhumun,aydınlıgı olurmu.\n\nYüksek bulutlar beyaz olsada\nAcı lekelerini silermi bütün\nDaglar gibi yücelerde olsa gönlüm\nDertlerle indirmek kolay olmaz mı? .\n\n                                04.05.2004  Yıldıztepe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Dönümü",
        "poet": "Fatih Mehmet Karaca",
        "poem": "\n\nSabah horoz sesiyle uyandım\n   Aradan biraz geçti zaman\n   Dışarıya çıktım baktım ufka\n   Çıkıyordu güneş yavaş yavaş \n\n   Gözlerim kamaşıncaya kadar seyrettim\n   Ve bir zaman sonra girdim içeriye \n   Aldım elime kağıt kalem\n   Çizdim güneşin doğuşunu uzunca bir zaman\n\n   Güneş yükseldikçe yükseliyordu bayrak gibi\n   Bir şeyler anlatıyordu anlayana sımsıcak\n   Aldım elime kağıt kalem\n   Buraya kadar olan mısraları yazdım\n\n   Güneş yükseldi yükseldi tam tepe noktamıza erişti\n   Koydum kafamı beyaz örtülü yastığa\n   Uyandım ki vakit ikindi olmuş biraz üşümüş gibiyim\n   Çıktım dışarıya bahçeye ısındım yaz güneşiyle\n\n   Bulunduğum yer şehrin yüksekçe mevkisinde\n   Yüz metre aşağıdaki boş arazide futbol oynayan çocuklar\n   Uzun uzun seyrettim güneşin  sıcaklığında\n   Düşündüm çocukluk yıllarımı heygidi günler hey \n\n   Güneş yavaş yavaş batı istikametinde inişte\n   Dağın yükseltisi gölge ediyordu şehrin yarısını\n   Ovayıda yavaş yavaş görüyor gibiyim  alaca\n   Girdim içeriye alelacele hemen\n\n   Aldım içeride kağıt ile kalemi elime\n   Düşündüm uyandıktan sonra yaptıklarımı \n   İki yastık koydum başımın altına\n   Yazdım buraya kadar olan mısraları\n\n   Tekrar çıktım dışarıya bu defa yönüm batıya\n   Güneş batma noktasında yakaladım gitmeden\n   Gözden kayboluncaya kadar seyrettim doya doya\n   Kaldım dışarıda karanlık oluncaya kadar zaman\n\n   Girdim içeriye yaktım gece lambasını\n   Düşündüm yaşadığım otuzyediye varan yıllarımı\n   Bir günde dahi hissediyor insan yaşadığı bir yılı\n   Bir ömrü bile hissediyor bir günde insanoğlu\n\n   Düşündüm bir gün yaşayan canlıları\n   Birkaç gün yaşayan böceklerde var\n   Canlıların tadıyor hepsi ortak hayatı\n   Kimisi uzun tadıyor kimisi ise kısa\n\n   Kapattım birzaman gece lambasını\n   Açtım lambanın en fazla aydınlatanını\n   Aldım kağıt ile kalemimi elime\n   Nihayete erdirdim şiirimin mısralarını\n              Fatih Mehmet Karaca\n  (31.01.2006)   Aktepe Kasabası/Hassa/Hatay\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Dönüyor Penceremde",
        "poet": "Mehmet Muratoğlu",
        "poem": "\n\nPencereler kıpkızıl gün dönüyor mağripten.\nDağların ardın sıra göç ediyor ışıklar.\nNe ister bilmiyorum el gün mahzun garipten.\nSiz miydiniz o yoksa dünde kalan aşıklar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Dökümü",
        "poet": "Fatih Hepgüler",
        "poem": "\n\nGün dökümü, dudaklarında\ngüneş artığı cümleler\nsarı saçlarına düşen kızıllık\nutanırım..\n\nYollar karanlığa yolcu\nsaçlarını yolsun sarı saçlı kız\nher sonda bir söz; bu sonuncu\nve yollar karanlıkta yanlız..\n\ngitmeli artık bu şehirden\nsarı saçlar kızıllığa dönerken\nve sabah gün doğmalı birden\nkabirde hayatı beklerken..\n\nbattın diyemem, gözlerimde \nseher vakti doğum sancısı \nuyku sersemliği, sabah ezanı\nve ben bu şehrin yabancısı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Doğuyor",
        "poet": "Orhan Veli Kanık",
        "poem": "\n\nDili çözülüyor gecelerine.\nGölgeler kaçışıyor derine\nAlıp sihrini bilmecelerin:\nGün doğuyor şehrin üzerine.\nKorkarak şeklalıyor bacalar,\nGün doğuyor şehrin üzerine;\nDalıyorlar günün gözlerine\nGözleri uykulu atmacalar.\n\nSallayarak dallarını kavak\nYükseliyor her günkü yerine,\nGün doğuyor şehrin üzerine\nMavi bir ışıkla ağararak.\n\nGün doğuyor şehrin üzerine,\nRenk hacimle doluyor her yer.\nBakıyor dağınık yüzlü evler\nHala yanan sokak fenerine.\nToprak kımıldıyor yavaş yavaş,\nGün doğuyor şehrin üzerine,\nBembeyaz gece çiçeklerine\nSabahla düşüyor bir damla yas.\n\nVe bir deniz hücumu halinde\nGün doğuyor şehrin üzerine.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gün Doğumu",
        "poet": "Yusuf Karabıyık",
        "poem": "\n\nher gece derin uykuların\n                                           en doyumsuz yerınde,beynim\nusulca kalkıp \nparmak uçlarına basaraktan cıkıyor odasından\nyıldızlarla cilveleşiyor\nlacivert gecenin gözleri önünde\nay la sevişiyor \nkaldırım yosmaları gibi aşikar\nve \nyatağını soğutmadan \nparmak uçlarına basaraktan dönüyor odasına gece\n                                  portakala vururken sinesini\nhabersiz\ngün doğumu bekliyor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün'e Karşı",
        "poet": "Mehmet Akif Baltutan",
        "poem": "\n\n'Gün ilan etmek sevgilere,beni\nrahatsız ediyor.Kutlamam kutlayamam\ngünlere bölünemez ömrüm.Bir bütünse\nyaşamak,o zaman aynı olmalı insanlığım.\nSevgiyi zaman üstü taşımalıyım,dünya’da\nyürek yüreğe yaşamalıyım.'\n\nMühürlenen kalbe güneş doğar mı\nSevgi yağmur olup gökten yağar mı\nHiç anne sevgisi gün’e sığar mı\nNe vardı sevgiye bir gün seçecek\nSevgililer günü gelip geçecek\n\nSonsuz olmalıdır sevgi dâima\nGünlük gösteriler bir damla imâ\nYıl boyunca kızgın öfkeli simâ\nAşk denen şurubu nasıl içecek\nNe vardı sevgiye bir gün seçecek\n\nKopmaz bağlar ile bizi bağlayan\nSınırsız olmalı sevgiye zaman\nGelecekse gelsin tezelden o an\nDünya yalan insan fâni göçecek\nAşk denen şurubu nasıl içecek\n\nGöstermelik sevgi gün’e ad olmuş\nHediyelik aşk’lar vitrine dolmuş\nBir mayıs gününde çiçekler solmuş\nKörpe fidanları ömür biçecek\nDünya yalan insan fâni göçecek\n\n                                  16.02.1993/Maraş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün'e Kar mı Dayanır..",
        "poet": "Gürsoy Solmaz",
        "poem": "\n\nKar yağsın seyredeyim hayalimde yar ola\n Güne kar mı dayanır; zaman durmaz bir teşi\n Kaderin cilvesine olmaz ki, ayar ola\n Kar sessiz, ölüm sessiz birbirinin kardeşi\n İyilikle anılmak gerisi ne olacak\n Süleymana kalmayan bizlere mi kalacak....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Geçer, Devran Geçer",
        "poet": "Hasan Özünal",
        "poem": "\n\nGün geçer, devran geçer, ağaç kalır baki,\nBir ağaçtan bir orman oluşur, düzen bu tabiattaki\nYakmazsak, yıkmazsak, kesmezsek, elbet bitmez \nYeşili sevmek, ağacı korumak önemli bir vazifemiz hayattaki.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün gelir..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Bahar,Mevsim..\n\nGün gelir rüzgar çıkar sis dağılır\nYağmur diner karşı dağlar görünür\nUçar kuşlar uçar maviliklerde\nÇıplak doğa al yeşile bürünür..\n\nGecede kanatlanır zümrüt yıldızlar\nÇoşkuyla sarılır güneşe bahar\nGelin çiçeği gibi süslü ağaçlar\nÇıplak doğa al yeşile bürünür..\n\nmenekşenin,boylum boylum koku serpişi\nYonca gülün,güzellikte yoktur bir eşi\nSarmaşığın dolanarak sevişi\nÇıplak doğa al yeşile bürünür..\n\nKaranfiller deste deste aheste\nDalıyor gönül aşk ile meste\nBir armoni bir nağme var duyulan seste\nÇıplak doğa al yeşile bürünür..\n\nZambakları sarar o büyülü güzellik\nAğaçlarda pıstırım gibi erik\nSümbüllerin açmasını özledik\nÇıplak doğa al yeşile bürünür..\n\nGün gelir bahar çoşkulu gelir\nDoğa bolluğunu bereketini verir\nGelincikler laleler,papatyalar serpilir\nÇıplak doğa al yeşile bürünür..\n\nTarih:11.05.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün'e küskün Ankara",
        "poet": "Arzu Dinçer",
        "poem": "\n\nAnkara, bugün küskün gün'e,\nAğlamaklı bir çocuk gibi..\nBir gözyaşı birikmiş göğünde,\nDamladı, damlayacak.\n\nAnkara, bugün küskün gün'e,\nYaz ayında baharı yaşamanın,\nGaribanlığı yansımış,\nGri binalarına...\n\nAnkara, bugün küskün gün'e,\nÖylesine durağan,\nÖylesine beklemede,\nDonmuş bir fotoğraf karesi.\n\nAnkara, bugün küskün gün'e,\nLerci giymiş insanlar,\nMutsuzluk yansıyor,\nHavanın kasvetinden yüzlerine.\n\nAnkara bugün küskün gün'e,\nGüneşin, en kötü tohumları bile,\nÇatlatacak enerjisine,\nHazırlık yapıyor bugün...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "gün gelir",
        "poet": "Uğur Uludağ",
        "poem": "\n\nyağmur gün gelir\nsoğuk bir duş olur\nsüzülür saçlarımdan elleri\ngün gelir\nkorkarak yakarım gemileri\nyaşlanıyorumdur\nürkektir adımlarım\nyaşlanıyorumdur\nyağmurdayımdır\nyaşlanıyorumdur\n\nbir rüzgar eser gün gelir\nhiç hesapta yokken\nsavurur zalim oklarını\nbeceriksiz tembel eros\n\ntitreme gelir geceleri\nbir sandal yaklaşır limana\ngözleri yılan biri bakar\ngözlerimin ta içine gün gelir\n\nyağmur gün gelir\nbir eski dost olur\nsilkeler yakamı aşksız elleri\ngün gelir\nkorkarak dökerim heceleri\nartık yaşlanıyorumdur\nürkektir satırlarım\nyaşlanıyorumdur\nyağmurdayımdır\nyaşlanıyorumdur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Eş Olur",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nGün eş olur bana ben de güneşe,\nHüznü alır benden, dolarım neşe,\nRuhumdur güneşe aşina bakan,\nBilmeyenler bakar, anlamsız leşe.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün gelince",
        "poet": "Orhan Gündoğ",
        "poem": "\n\nHalkı için asılanlar\nKör kuyuya atılanlar\nMadımakta yakılanlar\nHesap sorar gün gelince\n\nSivas Maraş derin dava\nSürüp gider yüzyıllara\nKerbela dan gelen yara\nHesap sorar gün gelince\n\nKaranlığa dur diyenler\nÜlke için can verenler\nAtasına söz verenler\nHesap sorar gün gelince\n\nDuvar yürüten erenler\nDostuna postun serenler\nTahta kılıç taş kesenler\nHesap sorar gün gelince\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Eksilmesin Penceremden",
        "poet": "Cahit Sıtkı Tarancı",
        "poem": "\n\nNe doğan güne hükmüm geçer, \nNe halden anlayan bulunur; \nAh aklımdan öl....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Gelir",
        "poet": "Önder Baysal",
        "poem": "\n\nGün gelir aşıkların dili tutulur\nKalıverir sevgi sözcükleri yüreğinde\nGücü yetmez söylemeye utanır,korkar\nAnlatırken derdini dağlara,anlatamaz sevdiğine aşkını\n\nGün gelir aşıkların dili tutulur\nBiraz cesaret ver allahım der\nbiraz cesaret iki kelime için konuşayım,\nderken;\nÇözülür ayaklarının bağı\nbağlanır olduğu yerde\nderman kalmaz dizlerinde\nseviyorum diyemez artık\nkalbi dağlanır mecnun olur\nyıldız olur kaybolur\n (bir dostun şiiri)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün gelir",
        "poet": "Abdullah Oral",
        "poem": "\n\nKader değil beynimdeki zincir\nKader değil Emekçi dostum\n             Köleleştirilmelerin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Gelir",
        "poet": "Canan Motorcu",
        "poem": "\n\nGün gelir ağlıyasım gelir\nGün gelir ölesim gelir\nAma bazı zaman\nNeşe ile kahkaha ile\nKanat takıp uçasım gelir\n\n1984\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Feryat Ediyor",
        "poet": "Emine Sönmez",
        "poem": "\n\nGÜN FERYAT EDEİYOR\n\nGün feryat ediyor, gece sitemde,\nGeri dönüp, senle barışmam diyor.\nKaderim güneşin battığı yerde,\nSeher yıldızıyla buluşmamdiyor.\n\nHayatın son demi, ince bir tül dur,\nİstersen çağlayıp ak güldür, güldür,\nNe olur, sitemi aradan kaldır,\nYoksa gül yüzünle, gülüşmem diyor.\n\nBir gün ben de sevdiğime ulaşsam,\nEl ele tutuşup kırda dolaşsam,\nGönlümü doldursa, yeniden taşsam,\nSenden başkasıyla sevişmem diyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Gelir",
        "poet": "Ramazan Özkan",
        "poem": "\n\nGün gelir gözleri bir sevdigini arar göremezsin\nKulakların bir sevgi sözcüğü arar duyamazsın\nBaşını yaslayacak bir dost bulamazsın\nKimseye güvenip sevemezsin\nAldanma haziran ayındaki gül bahçesinin güzelligine\nSonbahar gelmeden yaprakları dökülür kuru dalı kalır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Gelir",
        "poet": "Metin Yaltı",
        "poem": "\n\ngün gelir \nkoşullar değişir sevgiler ölür\ngün gelir\ninançlar değişir fikirler ölür \ngün gelir \nümitler yıklır ,imgeler ölür\ngün gelir \nkurumlar yıkılır,kavramlar ölür\ngün gelir\nteknoloji  durur gelişme ölür \ngün gelir \nmücadele durur insanlık ölür \ngün gelir\ndoğa kirlenir canlılar ölür\ngün gelir\ndeğerler kirlenir toplumlar ölür\ngün gelir\nhoşgörü azalır dostluklar ölür\ngün gelir\nsevinçler azalır çoşkular ölür\ngün gelir\nçığlıklar başlar sükunet ölür\ngün gelir\nsavaşlar başlar barışlar ölür\ngün gelir\nyobazlık çoğalır çağdaşlık ölür\ngün gelir\naymazlık çoğalır demokrasi ölür\ngün gelir,gün biter \ngücü tükenir METİN YALTI ölür \ngün gelir \nyepyeni bir ışık doğar aydınlanır ülkem \ngün gelir\nMustafa Kemal doğar ATATÜRK GELİR...\n                       5/4/19994  İSTANBUL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Gelir",
        "poet": "Ömer Şamil Velioğlu",
        "poem": "\n\nGün gelir hüzünlerimin ardına düşerim\nYürürüm tek başına kaldırımlarda\nTepelerde bahar çiçekleriyle sözlenir\nHasretimi taş duvarlara yazarım\nSiyah saçlı bir kadın olur sevdam\nArarım onu hep ıssız ve dar sokaklarda\nYeşil mi yeşil nehirlerde bulurum\nKaybettiğim günleri\nSıra sıra ümitler dikerim yorgun şehirlere\nCan çekişen değirmenlerde\nÇileyi öğütür, suyuma katık yaparım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Gelir",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nBen yokum artık biliyorum\nSenin var olduğun masalarda\nŞiirlerinde yasaklı bir sürgünüm şimdi\nAk saçlı tatlı bakışlım\nÖmrün hep bahar tadın da kalmayacak\nSenin de yüzünde derin çizgiler başlayacak\nBuğulanacak bakışların\nSende bir gün\nBenim gibi geçmişin kalıntısıyla ağlayacaksın\nKimsesizliğine gizlenircesine\nGün gelecek\nDizlerinin üzerine yıkılacaksın \nSevgiden yana hiç bir bakış\nDolmayacak gözlerine\n\nNe garip ki\nUmutların kuruyacak dal uçlarında\nÖylesine kimsesiz kalacaksın ki köşende\nÖylesine çaresiz\nGeçmişin dönmezliğine küseceksin bir an\nSana olan sevgimi hatırlayıp\nDuygularına gömülüp te\nGünlerce ağlayacaksın\nGözyaşlarını silebilecek\nBir dostun bile çıkmayacak ne yazık ki.....\n\n\n\n19 / 10 / 2005  Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Gelir",
        "poet": "Demet Kaytan",
        "poem": "\n\nGün gelir; ölesiye özlerim seni\nKapatırım ışıkları, çekerim perdeleri\nHayalinle sevişir, aynalarla dertleşirim\nGün gelir; yollara düşerim ararım izini\nGeçen her esmerde ararım seni\nDeniz kenarına, park ederim kalbimi\nDökerim dalgalara derdimi\nAnlatırım, geceleri ne kadar yakın\nGündüzleri ne kadar uzak olduğunu\nBaktım şafak söküyor güneş doğuyor\nÇekerim gözlerime o kara perdeyi\nGörmek istemem, sensiz doğan güneşi\nGörmek istemem,sensiz gelen bir günü\nBir bahar günü aldı seni benden\nGüneş doğmuş, şafak sökmüştü\nİnsanlar yollara dökülmüş, tarafik tıkanmıştı\nHerkes bir tarafa dağılmıştı\nKimi sigarasını nefesliyor\nKimi çöpten ekmek yiyordu\nSeni benden bir bahar mevsimi almıştı\nGüneş doğmuş, şafak sökmüştü.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün gelir",
        "poet": "Bilal Akçay",
        "poem": "\n\nAşkınla yanan kalbim bir gün söner\nNefret bu sevgiyi bir gün yener\nEller ah eller kara güller derer\nAşkın kahramanlığı ogün biter\n\nGün gelir ayrılık bizide bulur\nGün gelir nefret kalbe sokulur\nGün gelir sevgiler birden durulur\nİşte o gün aşk denilen kahraman vurulur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Gelir Bende Mavi Olurum",
        "poet": "Seçim Seziş",
        "poem": "\n\nGün gelir bende mavi olurum\nİçimde ki mavi çocuğu gökyüzüne uçururum.\n Bir bahar sabahı yeniden âşık olurum.\n Yalnız yaz gecelerini gökteki yıldızlara bırakırım.\n Gün olur ömrün sonbaharına elveda derim.\n Ruhumu genç baharların erguvan dallarına asarım.\n Taze bahar rüzgârlarında sallarım içimdeki mavi çocuğu.\n Uyusun da büyümesin isterim\n Uyuturum anlamasın diye.\n Beyhude geçmiş gençliğimin.\n En çocuk masum mutlu yanlarını.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Gelir Bir Damla Olur Deniz",
        "poet": "Filiz Sarıkaya",
        "poem": "\n\nPakette kalan son sigaraydı bu. Gittikçe uzaklaşıyor, zayıflıyordu çocuk sesleri. Yok olmaya mahkum bir dirimselliği yaşıyor olmalıydı.\n       Coşkular ona göre değildi, söyleyişler ağıtlı, gözlerinden öptüğü geçti aklından bir an. Otobüs duraklarından nefreti bir kat daha artmıştı. Gecenin kör karanlığında yalnızlık dostu, sessizlik düşmanı. Bir çekirgenin sesi bile korkunçtu o an. Masmavi değildi şimdi gökyüzü. Yüreği unulmaz bir sancıyla kıvranıyor, gözyaşları burgaçlanıyordu. Acaba erecek miydi ilk yaza. Kızgın volkanların dumanını içine çekecek miydi hasretle.\n       Şimdi tütün kokulu bir ağızdan sevi muştusu bekliyordu. Yol üstünde bir çiğnem mutluluk satanı görebilseydi. Önüne gülücüğü hiç tatmamış duygu kırıntıları çıktı. Yumruklarını sıkıyordu nedenini bilmeden. Açtı birden bire. Yeni buluşların aydınlığı gözlerini kamaştırdı.\n       Künyesini okuyorlardı. 2. taburdan............................. Mutluluk kapışan çocuklardı yerde kavga eden. Bir atımlık sevinç olmak istiyordu mavzerde.\n       Gün gelir bir damla olurdu deniz. Başka duyularda kendini unuttururdu bilmeden. Kendini sorgulama zamanı gelmişti. İlk yaz nasıl tutulur? \n       Son sigara da bitti baksana! ........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Gelir Döner Devran",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nHiç umrumda olmazsın, gün gelir döner devran,\nYer değişir âşıkla, zamanla maşuk olan,\nO gün nihayet anlar, hak verirsin gönlüme,\nBen seni unutmuşken, seni ben yapar zaman.\n\n18 Aralık 1984  Salı / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün gelir de yine gözlerin gözlerime değerse...",
        "poet": "Ömer Faruk Girgin",
        "poem": "\n\nGün gelir de yine gözlerin gözlerime değerse; içimden  öpmek gelir bakışlarını. Unuturuz her şeyi. Boş sahiller örter, sensizliğimde biriktirdiğim yalnızlıklarımı. Belki, denizler alır içimdeki hasretini, sonra eğri gönlüm birden ayaklanıverir. Sadece sen süslersin gözlerimin kıyısını. Unuturuz her şeyi. Şarkın çalar, binlerce şakacı böcekler gibi uçuşan toz tanelerinde. Aldığımız nefesler bile değişir. Sen öylece bahar kokarsın olduğun yerde. Sadece sen dinlersin saçlarımdaki aklaşmış dertlerimi. Unuturuz her şeyi. Belki mavi bir gözyaşı düşer alnımdan. Sonra anlarsın beni, ağlarken bendeki sensizliğimdeki seni. Belki beni yeniden açar, beyaz kadifeleşmiş o gül yüzün. Sadece beni koklar. Korkamaz olur sonra, kendi yarattığımız korkularımızdaki korkular. Unuturuz her şeyi. Sonra nar taneleri düşer birer birer gözkapaklarımızdan. Koşarız onların korlarına el sürülmez yelpazelerinle. Artık, sen ayrılık kokmazsın, ellerin yüzüme değdiğinde. İyice açılırız uzaklara, gezinirken rüzgarlar dağlarda. Belki kuytu bir yerde eğilir ağzının içini öperim. Bayırlar koklarken aşkımızı…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Gibi",
        "poet": "Murat Arif",
        "poem": "\n\nHerdem doguyorsun ufkuma,\nGüneş ufkuma batıyor ufkuma,\nBatıyor yalnızlık,\nYalnızlık sarı bir hastalık.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Gelir Vurulur Anka Kuşları",
        "poet": "Emre Alkan",
        "poem": "\n\nAçılır kara kaplı kitap, günahlar sorulur\nDurulur içteki nefret, Karadeniz durulur\nBilenir eldeki baltalar, darağaçları kurulur\nGün gelir vurulur Anka kuşları…\n\nDostlar gider ötelere, toprakla dost olur\nHazan vakti yele kapılır yaprak, savrulur\nKüller alevlenir gözlerde, yaşlar kavrulur\nGün gelir vurulur Anka kuşları… \n\nBitmez sanılan film biter, sonlar yazılır\nBoyunca dokuz tahtalık, toprak kazılır\nMermerlere ad, soyad, doğum, ölüm kazınır\nGün gelir vurulur Anka kuşları…\n\nŞiirbaz\n08.Aralık.1981\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Gün Üstüne",
        "poet": "Salvatore Quasimodo",
        "poem": "\n\nGün gün üstüne: uğursuz sözler, kan\nve altın. Tanıdım sizi ey benzerlerim\ney yeryüzü canavarları. Dişleriniz\narasında yok oldu acıma, iyi haç bizi bıraktı.\nDönemem artık cennetime.\nMezarlar kaplayacak yaralı toprakları, denize karşı,\nkahramanlık anıtı olmayacak ama bir teki bile.\nKaç kere oynadı bizle ölüm: yaprakların\ntekdüze hışırtısıydı saran havayı\nkeşişleme esince fundalıktan bulutlara\nyükselir gibi bataklık kuşları.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün günlerden dört Ekim,",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nGün günlerden dört Ekim, \nDerdin içinde hekim,\nBaş rolünde biz varız,\nDevam etmekte çekim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün günlerden ÇARŞAMBA",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nGün günlerden ÇARŞAMBA\nSürsün bitmesin çaba\nRabbimden tek dileğim\nÇaba olmasın heba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜN HER GÜN Kİ TATLI PERŞEMBE ve SEN ÇİÇEĞİNLE UMUTSUN TATLILIKLARA! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nGÜN HER GÜN Kİ TATLI PERŞEMBE ve SEN ÇİÇEĞİNLE UMUTSUN TATLILIKLARA! .\n\nDün; Tatlı Perşembe İdi ve Perşembenin Tatlılığını Aradın Büromuzda! .\nBüromuza Gelmezden Evvel Alışveriş Merkezinden Aldığın Çiçeklerimiz! .\nBiri Minyatür Kırmızı Gül Çiçeği, Biri On Bir Ay Çiçeği UMUDUN OLDU! .\nÇiçeklerle TATLI OLDU ve SELAM VERDİN İNSANA; “İYİ Kİ VARSIN” DEDİN! .\n\n“BELKİ TAŞKINLIK SAYILIR” DEDİN, KENDİ KENDİNE: YAŞADIĞIN TATLILIĞA! .\n“BELKİ KUSUR İŞLEMİŞİMDİR! .” DİYEREK, MUHASEBE BÜROMUZDA, SORDUN SEN:\n“BİR TAŞKINLIĞIM SÖZ KONUSU OLDU MU, O MÜŞTERİMİZ VARKEN? ” DEMİŞTİN! .\nPATRONUN EVLADI DA TATLILIKLA; ÜZMEMİŞTİ SENİ VERİVERDİĞİ CEVAP İLE! .\n\nPATRON ÇİĞDEM ABLAN DEDİ; “HEM MUHASEBECİLİĞİ, HEM ÇİÇEKÇİLİĞİ BİL! .”\nPARA KAZAN; MANEVİ DEĞERLERİMİZİN MUHAFAZASI ADINA, HELAL LOKMALARA! .\nÇİĞDEM; GÜL OYASI MAHSUP İŞLER ve ÖKSÜZDÜR, TUTMAYA DEFTERLER İSTER! .\nMUHASEBECİLİĞİ ve de ÇİÇEKÇİLİĞİ; BİLECEKSİN: ÖKSÜZ KIZ GÜLSÜN DEYİ! .\n\n{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 06 Nisan 2012 Cuma 03:15:02 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün İçime Hiç Doğmadı",
        "poet": "Muhsin İlyas Subaşı",
        "poem": "\n\ngün içime hiç doğmadı,\nAcılara vurgunum ben.\n\nBenimledir nice savaş,\nGündüz savaş, gece savaş,\nEl değmeyin, yorgunum ben.\n\nHüzün doğar gülüşümde,\nKorku dağdır gelişimde,\nBin can biter ölüşümde,\nAzrail'e dargınım ben.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün İşi Yapan",
        "poet": "Bıro Hovo",
        "poem": "\n\nSuyu daha bilmiyorum\nBirkaç parça birşey de anlamıyorum; \nUzayıp inceliyorum,\n'Eskiden', olduğu için, hayvan\nDerileriyle alınıyorum baskı altına,\n\nİçimden geçen demir şişe bağlıyım\nşimdi,\nBeton, parçası gibi, yıkık bir evin,\nBen mi ağırım, şiş mi esnek? \nSalınıyorum zaman zaman karanlık \nBoşukta...\n\nSuyu daha bilmiyorum,\nZerre huzurunu da\nYine gelinceye kadar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün ışıdı",
        "poet": "Remzi Çakmak",
        "poem": "\n\nBu gün Çarşamba \nYarın Pazar\nSonra mart gelecek\nsonra da yaz\n\nGün ışıdı \nYoluma çıkan yok\nBu kışda ellerim üşüyecek\n\nKapımı çalacak melekler belki\nBelki görmezden gelip yalnızlığımı\nGünahlarımı vuracaklar yüzüme \n\nKorkarım görmezlikten gelirler \nYüregimin  yalnızlığını\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Kararmasin Geldiginde",
        "poet": "Ahmet Telli",
        "poem": "\n\nGüz yakmadan gülün pembesini\navuclarimda ol, sokul yanima\ngülüsünle isinsin bedenim\nve dudaklarimda acilasan islik\nadinla ciceklensin\n\nSerceler göce dayanmaz bilirsin\nne özleyen bir bakis kalir\nne de simsicakligin\nsular donar yürek üsür\nsende kalir seni yakan\n\nUcurumlar acilir yollarinda\nbuharlasir ciy damlalari\nTerli bir kisrak gibi gel kapima\nsavrulsun saclarin\nyastigim kekik koksun\n\nUzagi yakin et\npembelessin carsafin\nölüm kapimin tokmaginda\nayriligi iyi bilirim\nferhat olmayayim daglarda\n\nEy gülün pembesiyle\nbir gülümseyisi paylasan\nkar yagiyor yatagima\navuclarim kutuplara döndü\ngün kararmasin geldiginde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün kara",
        "poet": "Çetin Hacıfettahoğlu",
        "poem": "\n\nDuvarın dibinde  fare\nKedi damlarda gezer\nKöpekler zincirlenmiş\nKurtlar evde kol gezer\nDolunaydır bu akşam\nSürüsüne ihanet etmiş bu kurt adam\nNiyeti bozuk ağzında acı ve kan\nBırakın yasakları\nKoparın zincirleri\nKaldırın bu damları\nFare kol geziyor avare\nKedi damda bi çare\nKöpeği sorma hele\nKoyun olsam\nTavuk olsam\nEvde süt bebek olsam\nKapıda kilit olsam\nÇöker gökyüzü\nÇökerde göremem gökyüzünü\nArdında aydın günü\nGün kara olur\nGünler acı\nGünler keder\nGünler elem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Işığı Altında Başlar Bütün Aşklar",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\nGün ışığı altında başlar bütün aşklar\nKalplerde kopacak fırtınaların habercisidir bakışlar\nSıcacık düşler kurarsın kızıl akşamlarda yapa-yalnız\nVe arzulara gem vurur \"aşk\" mor-gecelerde.\n2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Işığı/ pinaloglu.pom",
        "poet": "Muhammet Pınaloğlu",
        "poem": "\n\nGÜN IŞIĞINDA \n\nBir gün ışığında mektubunu aldım\nBir günün batımında yazdım\nYaxdıkca daha iyi anladım\nYazdıkca kendimi yanında sandım.\n\nAsker mektubunu okumaya başladım\nÇok ama çok sevindim\nKardeşime ortak olmak istedim\nAzda olsa kardeişimi sevindirdim.\n\nYazılan mektuplar senin şafağında\nHer mektup senin gün ışığın.\nÖmrün geçsede asker ocağında\nBier gün bekleyeceğiz gün ışığında.\n\nGöreceksin çok çabuk geçecek\nBir gün teskere günü gelecek\nHasret ve özlem bitecek\nKollarını açıp sevdiklerin bekleyecek.\n\nİnanıyorum sevgiyle geleceksin\nO hasreti doyasıya kucaklayacaksın\nSen üzülme daha çok sevineceksin\nBir gün ışığında bizleri sevindireceksin.\n\nBir gün ışığında mektubumu alacaksın\nBiliyorum ama çok ama çok sevineceksin\nBu sevgiyi arkadaşlarınla paylaşacaksın\nBu yazıyı hiç bir zaman nutmayacaksın.\n\nHer zaman olsun yanında\nÖzlemini bu yazıyla tamamla\nBu yazın olacak senin gün ışığın\nAlacak okuyacaksın, bir gün ışığında...\n\n13. 10. 1998\n\nMuhammet PINALOĞLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Kesintisi Terki Sessizlik",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nYılbaşı...\nHemen birgün sonrası insanın çırasını söndürende mey meze\nOcakbaşı yılsonuncusuyla müzelik..\nSöz gitmiş..\nSaz susmuş...\nSaki kimbilir hangi zindanın dibinde kimliği belirsiz faile\nKülçe küfe anzorot \nGidip gele gele mumdaki ışık..\nSallana yaylana keman kanun ve dertli tambur\nMey gitmiş..\nMeydan meyhane  mahsurdan kalma harap gececi..\nDibe çökmüş şişeden bakışların cam camasında yoğun bırakıntılı\nTerki sessizlik...sokakta sadece cılız bir yaprak kımıltısı\nBütün şiddetiyle kovalanmış safsatalığın plaka numarası resmiyetine\nKapı numarası rakkamları sadece yok yerlerde beliren\nVe ilerdeki çan sesi hep aynı uyandığı çığlıklarda uzuuun uzun\nYılbaşından dan sonra birgün\nSımsıkı sarsılmış çalkantıların ayağına gidişlerden\nKendinden kurtulmak isteyenliğin birandalarında paraşütsüz atlaşarak\nHatırlıyorsa hala kendini sessiiiiz...\nCamda  bir kedi bakıyor karlı damlara dipdiri gözlerle\nVe sokak rüzgara kalmış...\nKonuşacak insan arar gibi\nElini eline çalan...\nBuzaralıklarında\n\nSeyfi Karaca........Ocak / 11\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Kırıkları/7-Gece Dilekleri'ne Geçiş",
        "poet": "İncilay Yılmazyurt",
        "poem": "\n\noysa sessizliğin \nmor kadifesine bürünerek başlayan\n\nkozmos içinde dolaşımlara\nyeniden ve yepyeni başlangıçlara\ntansığa açık bir pencereden\n\nalır beni usul usul\nbüyülü bir yolculuk için\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Kurusu",
        "poet": "Reşat Bulut",
        "poem": "\n\nGünaydın! \nAynamın soluk yüzü…\nGünaydın! \nÇokça çocukça sevmelerim.\nGünaydın! \nVarlığının, öksüz düşleri...\nGün…Akşam\nKırılsın yokluğunun dizleri!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Küsüp Gitti Kumruya",
        "poet": "Meryem Şahin",
        "poem": "\n\ngün küsüp gitti kumruya\nbulut üzüldü ayrılığa\nbir damla yaş döktü gözünden \ngözünü açtı deniz\n\ndamlayan su \nellerini uzattı buluta\nbulut döküldü gözyaşı olup\nsizim sicim ağladı\nkumrunun yüreciği ıslandı\n\nelele verdi bulut ve deniz\nağlaşırken zamansız zamanlarda\nsuya kandı \nyer yeşil şimdi, gök mai deniz\n\neğildi gökler yere\nbir şarkı söyler kuşlar\nartık akşam vakitlerinde\nson göçün başladığı anlar\niçip tüketir yalnızlığı\n\ndeniz... dudağında alaysı bir tebessüm \nkumru kanadında bir damla yaş\nve bulut ağlamakta\nakşam vakti yavaş yavaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Olaydı Tan Olaydı",
        "poet": "Hasret Gültekin",
        "poem": "\n\nGün olaydı tan olaydı\nGittiğin yer Van olaydı\nYattığın yer han olaydı oy oy\n\nGün dolandı dağı taşı\nDinmiyor gözümün yaşı\n\nDağın başı duman duman\nZalim gurbet vermez aman\nGurbet elde hayli zaman oy oy\n\nGün dolandı dağı taşı\nDinmiyor gözümün yaşı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün ogün",
        "poet": "Derya Avşar",
        "poem": "\n\nGÜN O GÜN\nHer gün ruhumuzun,\nderinliklerinde...\ntanrının sevgisini taşıyorsanız,\nyüreğinizde...\ndoğduğunuz günden,\nöleceğiniz güne,kadar\nvarlığınızla,varolmuş bir...\nvarlık olmuşsunuzdur! \ntanrının yüreğinde...\nher gün...bir gün\ngün o gün...\nyoketmeden kendinizi...\nözünüzde...\nve tanrı özünüz...\nokyanus büyüklüğünde...\nyüzebildiğiniz kadar\nderin gidin...\ntanrı sevginizin...\ntanrı sevgisidir,\ngerçek özümüz...\nderinlerde gizimizi,\nsaklayan,ruhumuz\nbizi sonsuzluğun,\ngirdabındamı saklıyor\nacaba? \nruhunuz sizinleyse eğer? \ntanrı yüreğinizdedir...\nyüreğinizde sızı yoksa? \nsiz tanrının yüreğindesiniz...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Olur",
        "poet": "Halil Aktaş",
        "poem": "\n\nGün olur neşe dolar içimize\nNeşe gülücük olur yüzümüze.\nO gün her şey bir başka güzel,\nHer şey güzel, özeldir bize.\n\nGün olur hüzün kaplar içimizi.\nAlır gider başka âleme bizi.\nİçimizde olur tarifsiz sızı.\nKemirir, alır gider benliğimizi.\n\nGün olur taparız fani dünyaya.\nSahip olmak isteriz güneşe aya.\nİstekler arzular arka arkaya.\nKoyamayız hiç birini sıraya.\n\nGün olur bitmiştir her şey ne çare! \nHazır mıyız biz bu son sefere? \nBoyun eğiyorum işte kadere,\nBu vuslat günüm geldi bir kere,\nYetişmeliyim ben gidenlere. \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Oldu Kendi Yüzümü Tanıyamadım",
        "poet": "Melih Coşkun",
        "poem": "\n\nGün oldu\nKendi yüzümü tanıyamadım aynada\nBuruk sevinçlerim oldu,\nHüzünlerim oldu\nİnce bir gülümseme vardı yüzümün kıyısında\n\nGün oldu kırdım dostlarımı \nVe dostlarım kırdılar beni çoğunlukla\nUtandığımda oldu soluduğum havadan \nGurur duyduğumda insan oluşumdan \nDaha çok parçalandım kırdıklarımdan \nOnarmak için onları yeniden \n\nGün oldu \nHasret çektim, \nSevdim ölesiye, \nSevilmememe rağmen\nŞiirler yazdım aşkı ve hürriyeti anlatan \nFarkettim konuşurken sustuklarımı \nBağıra bağıra yazabildiğimi,\nSevmenin yaşamak demek olduğunu \nVe yaşamaktan daha mühim bir iş olmadığını yeryüzünde... \n\n29.04.2004\nŞIRNAK-MİLLİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün olur",
        "poet": "Salman Cigdem",
        "poem": "\n\nGün olur düğün olur\nHerkes neşeli ve huzurlu olur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Olur Ki",
        "poet": "Cahit Sıtkı Tarancı",
        "poem": "\n\nGün olur ki ne gökyüzü para eder, \nNe deniz kenarı, ne bağlar bahçeler.....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Olur Allah Emrine Uyulur",
        "poet": "Hasan Hüseyin Bayar",
        "poem": "\n\nGün olur Kur-an emrine,\nBoyun eğer yer ile gök,\nZalimin helakı başlayınca,\nGün olur müminler can olur.\n\nGün olur “Allah emri”,\nUyarılar peş peşe gelir,\nYağmur azalır, Güneş yakar,\nGün olur “Yasin” tecelli olur.\n\nGün olur “Kuran” yaşanır,\nYaza kış, kışa yaz karışır,\nZalimler ağlar ağlar,\nGün olur iman iner kalplere.\n\nGün olur vakit saat tamam,\nYer gök tutuşur sele,\nGör azgın “Teccal lanette”,\nGün olur insanlar Allah der.\n\nGün olur Ahir Zaman,\nİmam Mehdi, Hz. İsa tamam,\nYer gök ehli okur Kuran,\nGün olur “Kevser nesli” sevilir.\n\nGün olur Hasan Hüseyin hak,\nPirim Ali babamız, Muhammet dedemiz.\nErenler, müminler, peygamberler,\nGün olur yürürüz Sıratı Müstakimde.\n\nGün olur bin yıllık (1000)  ömür başlar,\nYer gök, Allah nuruyla dolar,\nUzayda seyahat, bilim daha neler,\nGün olur “gök kubbe” kurulur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜN OLDU, AN GELDİ; BEKLENEN ŞAFAK KENDİNİ GÖSTERDİ! . Çok Çok ŞÜKÜRLER OLSUN; ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'IMIZA! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nGÜN OLDU, AN GELDİ; BEKLENEN ŞAFAK KENDİNİ GÖSTERDİ! .\n\n“ZULÜM KIŞLALARI” Dedin Sen EY KENDİNİ BİLMEZ, DÜNYANIN EN TUHAF MAHLUKU, ZAVALLI! .\nSAVUN ŞİMDİ; YAŞAM HAKLARINA DAİR KENDİNİ! . AVRUPA İNSAN HAKLARINA ŞİKAYET EDİVER! .\nİSTERSEN; BİR BİLDİRGE YAZ, İSTERSEN; NE YAPARSAN YAP! . SEN; SONUNU DÜŞÜNMEMİŞSİN! .\nSEN; ŞARKILARININ ALBÜMÜNDE, KAHKAHALARLA GÜLDÜRÜR İKEN DOST BELLEDİĞİNİ: ACİZSİN! .\nSEN ACİZSİN; TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’NİN VATAN SATHI BÜTÜNLÜĞÜNE! . ZAVALLISIN! .\n\n{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 04 Nisan 2012 Çarşamba 05:44:18 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜN Olur, Harman Olur!",
        "poet": "Aşık Şahturna",
        "poem": "\n\n“GÜN OLUR“- HARMAN OLUR! ...\n\n                                  El ver, ekinimiz sürek\n                                  Erişmeğe “erek“ gerek\n                                  Sevdamıza yürek gerek\n                                   Kalp-kalp ile SARMAN olur\n\n                                            Ay söktü, gün oldu yarı\n                                            Erir, sarp dağların karı\n                                            Sararız, yaran ı-yar`ı\n\n                                                        Gül-gün olur, HARMAN olur\n                                                        Barış- harb`e FERMAN olur! ...\n\n\n                                               Gün doğar, gün yarısına\n                                               Hasım kalpler karasına\n                                               ŞİAR Can`ın yarasına\n                                               Acılardan DERMAN olur! ...\n\n                        Söz ve müzik:Ozan Şiar  Ağdaşan www.siarcan.com \n                        Düzenleme: Halk Ozanı  Aşık ŞAHTURNA   (Kadın Platformu)\n                       Yorum: ŞAFAK ve ŞİRİN AĞDAŞAN Müzik Grubu                    \n                                      Erek: Amaç, gaye, hedef\n                                      Sarman: İri, azman\n                                      Ferman: Buyruk, emir...                    \n                                      Harp: Savaş, anlaşmazlık...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gun Ortasinda Karanlik",
        "poet": "İbrahim Sirkeci",
        "poem": "\n\n                                                'masis'e' \nmutemadiyen ay taklidi yapan bir gunes \npek de nazli, kendini gostermede \nhep ucuk gri onunde bir perde \n\narasi yok saatlerle de \nsasiri....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Olur",
        "poet": "Orhan Veli Kanık",
        "poem": "\n\nGün olur, alır başımı giderim,\nDenizden yeni çıkmış ağların kokusunda\nŞu ada senin, bu ada benim,\nYelkovan kuşlarının peşi sıra.\nDünyalar vardır, düşünemezsiniz;\nÇiçekler gürültüyle açar;\nGürültüyle çıkar duman topraktan.\n\nHele martılar, hele martılar,\nHer bir tüyünde ayrı bir telaş!\n\nGün olur, başıma kadar mavi; \nGün olur, başıma kadar güneş;\nGün olur, deli gibi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Ortasında Karanlık",
        "poet": "Tunç Kuyucu",
        "poem": "\n\nVakit öğle vakti,güneş tam tepede\nKoparılmış anılarım birikmiş köşede\nAtmışken umutlarımı masmavi düşlere\nSevgi dolu dünyama,gün ortasında karanlık\n\nSaatler mi geçmedi yoksa ben mi bunadım\nNeden aptal aptal bakar oldu sıfatım\nÇırpınırken güneşe şu kırılan kanadım\nSevgi dolu dünyama gün ortasında karanlık\n\nKarıncalandı dizlerim bir acı gıdıklanma\nHızlı çarpıyor kalbim içimde tuhaflaşma\nKorkma dese de aklım,sakın hiç korkma\nSevgi dolu dünyama gün ortasında karanlık\n\n1995\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Sabah Olunca Yaz",
        "poet": "Numan Akkoyunlu",
        "poem": "\n\nSaklarken sevdamızı kaç hazan geçti bilmem\nBunca geçen zamanda zehri kim içti bilmem\nDuygunun doruğunda kim neden kaçtı bilmem\nSebebi hikmetini fırsatı bulunca yaz\nMektubunu beklerim, gün sabah olunca yaz\n\nYaz iyi haberini, aşkın istikbalini\nYaz beni sevdiğini, durumu ahvalini\nYaz! Bilmek istiyorum bensiz geçen halini\nYazmak istedikçe yaz, her akla gelince yaz\nMektubunu beklerim, gün sabah olunca yaz\n\nAl kalemi eline dayan aşkın diline\nSakın kert vurmayasın gönlün esen yeline\nBülbül nasıl öterse bağındaki gülüne \nSen de ol bülbül gibi aşkının dilince yaz\nMektubunu beklerim, gün sabah olunca yaz\n\nKaranlığı sil gitsin ufukta olsun güneş\nUmut vardan ileri umuda dolsun güneş\nAşkımız solacaksa birlikte solsun güneş\nSensin benim güneşim yüzün gülünce yaz\nMektubunu beklerim, gün sabah olunca yaz\n\nEndişeye mahal yok kalbim kalbine köle\nNasıl hasretim bilsen saçındaki tek tele\nAşk için yanan beden sonunda döner küle\nAra soruştur beni hayatta bilince yaz\nMektubunu beklerim, gün sabah olunca yaz\n\n05.01.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Pazar",
        "poet": "Sezai Güler",
        "poem": "\n\nGün pazar, makyajsız sessizlik\nAn sensizlik, sensizliğine bensizlik\nCaddeler boş, kaldırımlar sinik\nGün ısısız, pazar dedikleri hissizlik\nSigaram uykulu, çayda dem silik\nGün pazar, pazar ben kadar kimsesizlik...\n\nS.Güler-14.6.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Puştun Günü...? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ?",
        "poet": "Şükrü Aktaş",
        "poem": "\n\nSahteler tezgâhta, gerçekler rafta,\nSofu postal oldu, softalar başta,\nZahit, zıpır ile her an savaşta,\nBoşta kaldı meydan, gün doğdu puşta.\n\nAtıldı kenara örf ile adet,\nHiçbir işte aranmıyor keramet,\nArtık soysuzdan umuluyor medet,\nGün arsızın günü, gün puştun elbet.\n\nSosyal yapı, milli doku çürüdü,\nTüm zihinleri maddiyat bürüdü,\nHelal gitti, haram aldı yürüdü,\nGün kötünün günü, gün onun elbet.\n\nUnutulmuş,Hakka edilmez biat.\nBataktayız sanki, her adım bidat.\nKansız, sopsuza edilir itaat.\nHak yerini bulur, zay olmaz elbet.\n\n(19 mayıs 2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Sazak",
        "poet": "Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu",
        "poem": "\n\nKurudu gözde pınarlar, canım içre canım gitti\nDevrildi iri çınarlar, nice gül fidanım gitti\n\nBölünmesin diye millet, baki kalsın diye devlet\nDağlar gibi kemikle et, seller gibi kanım gitti\n\nParam parça idi ruhum, ellerinde bir gürühun\nTufanı bumudur Nuh'un, diye arşa ünüm gitti\n\nHey yakınlar uzaklar, bekler pusular tuzaklar\nTayfuna dönsün Sazaklar, göz ışığım Gün'üm gitti\n\nYetim kaldı körpe çağam, feryadımı nice boğam\nGün doğmak üzere ağam, gün batarken inim gitti\n\nBu bir nesildir sürekli, gözü pek çatal yürekli\nZor günlerimde gerekli, tuğ gibi beş binim gitti\n\nSakarya, esti yiğitler, bağrı kan süslü yiğitler\nSüphan göğüslü yiğitler, gittiyse benim gitti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Sazak",
        "poet": "İsmail Kürşad Avcı",
        "poem": "\n\nNeşe dolu bir Gün'ümüz vardı,\nÇapraz ateşin ortasında kaldı,\nBir canı vardı onuda saldı,\nGün bitti, sazakların şiddeti arttı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Senin Günün",
        "poet": "Ruhi Hatunoğlu",
        "poem": "\n\nNasırlı ellerdi o üretenler\nYürü be emekçi gün senin günün\nİzin vermese de o yönetenler\nYürü be emekçi gün senin günün\n***\nİnsan emeğine saygı duyulur\nÜreten emekçi yola koyulur\nBeden beyin eller emek yorulur\nYürü be emekçi gün senin günün\n***\nGelişir bu ülke emeğinizle\nYeşerir karanfil o terinizle\nSevgi saygı duyan bilincinizle\nYürü be emekçi gün senin günün\n***\nBarış ve kardeşlik değerlerindir\nİnsancıl duygular içtenliğindir\nÜreten yöneten bilinçliğindir\nYürü be emekçi gün senin günün\n***\nRuhi saygı duyar tüm insanlığa\nUmutla varacak o insanlığa\nHainler üstüne ve karanlığa\nİlerle emekçi gün senin günün.\n                     01.05.2015/OLTU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün sahipsiz",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\ngün, aydınlıktan habersiz\ngün paramparça\ngün sahipsiz...\n\n12 Şubat 2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Usulca",
        "poet": "Oktay Rifat",
        "poem": "\n\nGün usulca karardı pencerede,\nGece oldu lambaya bakıyordum<....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Seninle Başlar",
        "poet": "Ali Pınarevli",
        "poem": "\n\nGün seninle başlar.\nÖlüm seninle biter bu akşamlarda.\nGünahlar ve çözemediğimiz kader alır bizi\nSavurur uzaklara seni ve tenimizi\nVe geceyle uzaklaşan sabahlarda\nPanikleyen anılar geçer akıllardan \nBiraz korku,biraz hasretle dizi dizi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Sıcak",
        "poet": "Eşref Aybirdi",
        "poem": "\n\nGün sıcak\nHani\nTarlalarda tohumların yelpazelerinden akan\nGün ışığı senfonisi başakların\nAkdeniz güzünün ürünü gibi sıcak\n\tOnu taşır omzunda ücretli\n\tve bebeğin ağlayası şaşkınlığı\n\nGün sıcak\nTane tane seçersin de Akdeniz yelini\nO asfaltı eriten gökkuşağı telini\nve doğuda esen kurşun selini\nAkan işçi kanıdır sanayinin tarlası\nHaykırışıdır emeğin Çukurova sıcağı\n\tOnu taşır omzunda ücretli\n\tve bebeğin ağlayası şaşkınlığı\n\nGün sıcak\nİsyan dalgaları vurur göğsüme\nve sen susup dalgaları izlersen eğer\n\tNe o omzunda taşırsın bir tutam sevda\t\n\tNe ağlarsın bebeğin şaşkınlığına\n\n(04.08.1985-Adana)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Üzgün",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nGüneş doğdu yine gönülsüz doğudan\nUsandı sanki aynı monoton hareketti bıktıran\nBazan açık bazan kara olan gitmez buluttan\nAkşamı edeceğiz dedi yine ufaktan ufaktan..\n\nGüneş bir doğardı binleri batırırdı\nNice çiçekler açar nice canlar solardı\nAçsa çiçekler solsada canlar mazisi hep kokardı\nÖyle veya böyle herdaim güneş doğudan doğardı\n\nNice yağmurlar nice karlar kışlar geldi geçti\nHiçbir mevsim güneşi söndüremedi pes ettiremedi\nO eziyetlerini bile bile karanlığa gömülecek günler\nGüneşin söndürdüğü günleri hep özlerdi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gun Soldu",
        "poet": "Hafize Nur Konuklar",
        "poem": "\n\nGün soldu...\n\nRenkler demlenmekte\nGecenin ateşinde\nUğruna ömür tüketilen\nAşkların dumanında\nTül soldu..\n\nSevgilinin gözü\nUzandı gökyüzüne\nYıldız söndü\nAy döküldü\nGün soldu....\n\nİbrahimin eteğinde\nTevhid deseni\nZerre döndü\nGüneş döndü\nKül oldu...\n\nAşığın sözleri\nRabbe yol oldu\nHasretinden bahçe\nbahçe \nGül soldu...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Sonu, Bir Ağıt",
        "poet": "Kemal Özer",
        "poem": "\n\nsenden alıp gidiyor gözlerimi\ngölgesi bile sığmıyor yüzüme yorgunluğun\nalıp gidiyor dönmeyen atlıkarıncalar\nkırların düş artığı şölencileri\nsanki ben değilim baktığın kadar\nkarla rüzgar alıp gidiyor geceye uygun\n\nonları unutmamak bunca uzaklıktan\nsarp yürekli ermişlerini boşluğun\ngöğe açılan yangınları unutmamak\nkara bir günbatımı girişken saçlarından\nyitik bir ses taşıdıkları ırmak\nkırlarda tütüp duran binlerce bozgun\n\nçığlıkları ağaçlara asılı\nıssızlığı yürüyenler birikmiş yoğun\nherkesin yüzünde onlardan bir iz\nbir kapanmaz yara ölüme karşı\nkıyısına gelip durdukları deniz\ndamgasını yedikleri boğulmuşluğun\n\nkan alıp gidiyor ışığa doğru\nsenden alıp gidiyor senin uğultun\ngeçitsiz bir başdönmesi karanlıkta\nkulelerin çizgileşen uçurumu\nçizgileşen o yenilgi her bakışta\naçılmayı bekleyişi bir tohumun\n\ndüşler seni de karartıyor ey şehir\naldananlar yargılılar kim varsa unuttuğun\nbirer birer çıkıyorlar dalgın su yüzüne\nyüreklerinden yayılan eski kır günleridir\nkırçıl akşam şarkısı surların üzerinde\nsenin o yarı tutsak yarı tanrı yok oluşun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün sonrası, karanlık gelir",
        "poet": "Bedrettin Keleştimur",
        "poem": "\n\nKaranlık gelir,\nGün sonrası,  karanlık gelir\nBağdan-Bahçeden can çekilir; \nKış, tipi, kar/ anlık gelir! ..\n\nKaranlık gelir,\nGün sonrası,  karanlık gelir\nTarihin utanç dönemi,\n‘Orta Çağ’ karanlık gelir! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Tutuşur",
        "poet": "Pir Sultan Abdal",
        "poem": "\n\nGün tutuşur canım gece tutuşur \nZindanlarda tutsak canlar tutuşur \nGülüm toprak olur yele karışır \nYürür gelir canlar yollar tutuşur \n\nSıvas ellerinde sazım tutuşur \nSöz tutuşur canım türkü tutuşur \nTeller bizi söyler diller yarışır \nÖzgürlüğü yazan kalem tutuşur \n\nCanlar can olur da eller tutuşur \nDost evnide canım sevda tutuşur \nPir Sultanlar ölmez binler yetişir \nAkar gelir canlar tarih tutuşur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Urfanın Günü",
        "poet": "İbrahim Halil Timuçin",
        "poem": "\n\nBugün urfanın gurur günü\nDüşmanın telslim olduğu gün\nBugün urfanın kurtuluş günü\nDedemin şehit düştüğü gün\n\nBugün urfamın doğuş günü\nHakkın var olduğu gün\nUrfaların bayram günü\nSaconun teslim olduğu gün\n\nBugün düşmanın topuna karşı \nİmanların bir olduğu gün\nÇalınır urfamın kurtuluş marşı\nBugün urfamın var olduğu gün\n\nBugün çetelerin zafer günü\nUrfanın destan yazdığı gün\nBugün onikilerin gurur günü\nUrfaların coştuğu gün\n\nBugün şehit düşenlerin günü\nBayrağımın dalgalandığı gün\nBugün urfalıyam diyenlerin günü\nŞehitlerin anıldığı gün\n                                                          İbrahim Halil Timuçin\n                                                                      11.04.1985\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün ve gün bekledim seni",
        "poet": "Muhammet Faruk Koca",
        "poem": "\n\nGeri döneceğin günü çok bekledim,\nNasıl bulmuştuk bir birimizi,\nSanki yıllardır arıyorduk kendimizi,\nSana susamışlığım günden güne artardı,\nBelli etmemeye çalışırdım anlardın,\nHep bir korku taşırdı içimiz,\nKorkularını söylerken ağlardın \nYa ayrılırsak diyişin yakardı yüreğimi,\nYıkardık korkularımızı her geçen gün,\nAyrılıklar girdi sonra aramıza,\nSen Edirne ben samsun,\nOkuyorduk ama özlem git gide artardı,\nNe senin dayanacak gücün vardı ne benim,\nEvet, bitti geri döneceğin günü çok bekledim,\nÖzlemle yoğurdum umutlarımızı,\nHani olurda dönersin diye,\nHep yüreğimin kapısı açık kaldı sana,\nAradan koca altı yıl geçti,\nNe haber ala bildim senden,\nNe bir mektup yazdın,\nDuydum şimdi nişanlanmışsın,\nHasret darağacına çektin beni,\nUmutlarımız vardı düşlerimiz,\nBiranda yıkıverdin kuruttun beni,\nOysa her özlem senle başlardı senle biterdi,\nŞimdi yoksun başkaları sarıyor seni,\nGezdiğimiz yerlerden geçtiğim zaman,\nAlıp götürüyor bir deli fırtına beni,\nYaşanmamış günlerimize,\nDemek hepsi yalan hepsi sahteymiş sözlerinin,\nHani dönersin diye yüreğimin kapısı hep açık kaldı,\nOysa sen unutun unutturdun kendine beni,\nSon demlerini yaşıyor anıların benimle,\nBunca yıl nasıl sevmişsem seni,\nÖyle severek kapatıyorum kalbimin kapılarını,\nTozlu bir rafta saklıyorum seni,\nSende böyle yapmadın mı çürütmedin mi düşlerimizi,\nOysa nasıl beklemiştim seni,\nNasıl sevmiştim seni,\nHer gün biraz daha çoğaltırdım seni,\nSığdıramazdım yüreğime,\nArtık yoksun biliyorum,\nTozlu bir rafta hep anı olarak kalacaksın.\n\n14.04.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Yalımı",
        "poet": "Can Yücel",
        "poem": "\n\nDuvar dibindeydiler bi bakış baktı\nŞimdi ışık yıllarında yaşıyor o çiçekler\n\nHeyt bu kadına can veren tanrım\nSarı bir yatışı var bütün çarşaflardan ayrı\n\nGelirim demişti bugün için\nGözlerim güneş saatinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün vurgununda",
        "poet": "Vedat Koparan",
        "poem": "\n\nSınırlar tutulmuş gün vurulmuş \nGüneşe uzanan düşler yorgun\n\nUzanmışız boylu boyunca \nKavuşamamışız \nAh ne yazık ne yazık\nYaşamak varken yaşayamamışız\n\nDağlar böyle suskun \nKentler pürtelâş serçe çırpınışların\nİstanbul derim İstanbul darmadağın\nMaviler öyle durgun \n\nAnkara derim Ankara kendi havasında \nHavası değiştimi doğalgaz bağlandı da\nEski kirlenmişliğinden kurtulamadı hala\n\nÇal çal oyna Misket çalsan ne yazar \nÜlkem Anadolu’m ateş alımı \nOy havar oy can cana sarar\nMart gelir yanar Nevroz ateşi\nBu yürek bu ağıt kardeşliğe akar\nÖfke bileğinde seyrüseferi sefada \nAğlar maviler Ankara tepeden bakar\n\nUzak uzak diyar olmuş \nHer yan acı her yan kan deryası \nYaşam üçkuruşluk pula vurmuş\n\nUyanışın sesi uyur su uyur \nGün içinde gün uyur \nAyca sevdamda ben beni vurur\n\nVedat Koparan  19.03.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Yine Akşam Aldu",
        "poet": "Metehan Selçuk",
        "poem": "\n\nGün yine akşam oldu\nPenceremden bakarken dışarıya\nBen güne hasret, \nBen güne hasretken\nÖzgürlük yalçın dağlarda\nÖzgürlük yamaçlarda\nÖzgürlük gün batımında \nSüphan dağında, \nDışarıda kuşlar öter\nDostlar sohbet eder, \nBir kıvılcım içimi yakar \nBen güne hasret\nBen hapis, dört duvar arasında \nGün akşam olur\nBenimde diyeceğim elbet olur \nGüneşle ayın seviştiği gecede\nYansın varsın için \nSeni anlayanda  bulunur\nHayallerin konuştuğu gecede\nYıldızlar göz kırpar \nBen yalnız, hem de çok yalnız \nDüşüncelerimle dövüşürken \nAh bir gülebilseydim  doğan güne \nBen güne hasret, \nBen güne hasretken\nÖzgürlük yalçın dağlarda\nÖzgürlük yamaçlarda\nÖzgürlük gün batımında \nSüphan dağında\nBeni dört duvar arasına sıkıştıran \nBeni hayata mahkum eden  yaşantı\nGün gelir sende kıskanır\nÖzgürlüğe kavuştuğum anı \n\n31.05.2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün yine bitti",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nGün yine bitti\n\nGün yine bitti\nhazan çöktü yüreğime\nDeğişmedi makus talihim\nHaftanın yarısı ben\nDiğer yarısı sen\nOf çekerek geçiyor günlerim\nSense kendi havan/dasın\nGelmem diyorsun be güzelim\n\nAlfabem'e\n30.10.2013.Çarşamba\nTuğrul Ahmet Pekel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Yirmidört Saat Şiir",
        "poet": "Ahmet Selçuk İlkan",
        "poem": "\n\nHer sabah şiir uyandırır uykularımdan beni\nŞiirle kahvaltı ederim\nŞiirle giderim öğlen önceleri işime\nİkindileri yine onunla dönerim\n\nŞiir ellerimde benim\nGözlerimde, yüreğimde\nOturur akşamları birlikte içki içerim\nKaldırırız kadehlerimizi\nKah ayrılıklar\nKah mutluluklar üstüne\n\nVe şiirle birlikte ağlarım, gülerim\nVelhasılı\nKüçük bir çocuk nasıl severse annesini\nBen de şiiri öyle severim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Haluk Cenk Batur",
        "poem": "\n\nSen şimdi hangi hülyanın sonsuzluğunda,\nHangi gözlerin bana gelen yolundasın? \nHer bir surette yüzüm çıkar karşına\nGözün dahi deyse günah sayarım\nBir başka gözün sana bakışlarına..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "İsmail Taşdan",
        "poem": "\n\nHadi bir kahpe olalım en güzelinden,\nSadece benim nefretim şeytanın hüznü,\nEvlatlık bir kahpe yüreği bizde varken,\nEn asil şekilde sunarız biz ölümü..\n\nGecenin tırnaklarından sıyrılamaz can,\nEn ayıp ve en günah ne varsa o anda,\nGeçir tırnaklarını onlar sen olmadan,\nÖdünç bir ölüm bulabilirsin odanda…\n\nEvlatlık bir ay ışığını peydahladım,\nAffetmecilik oynarken günahlarımla,\nHem ayıp hem günah bir oyunmuş anladım,\nOlsun,biz kahpe olalım ay ışığıyla…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Yorgun Elbisesini Devrederken",
        "poet": "Vedat Koparan",
        "poem": "\n\nMevsim yaz hava çok sıcak, gün işçi yorgunluğunda, sıcaklığın rehavetiyle günün ışıkları çekilirken, akşama dönen zaman karanlığın elbisesini giymekte\nGüneş, ritminde dans ederken ufukta batan son kırıntılarında evrenin öte yüzüne gülücükler serpiştirmekte\nBir adam yüreğinin ağrısında büyüttüğü yasaksız sınırsız sevdasında, sevgiliyi karşılarcasına merhaba der akşama, o esnada bir tırtıl yaprakta yürümektedir gözleri takılır kalır dalar gider uzaklara. \nBirbirine zincirleme takılan sorular- sorunlar, şu an kaç can kırık yaşam denizinde bata çıka var olmakta, akşam kızıllığında uçuşur solgun yüzlerde renkler, acır içten içe kabarır öfke bulutları, an deniz feneri sessizliğinde, hırçın bir rüzgâr çıksa ortasından yarılan bir deniz geçse geceyi yaran, bu kendini vuran kara bulut kaplı kâbus suskular son bulsa diye aklından geçirir sızlar benliği.\nGecenin sessizliğini, bir köpeklerin havlamaları birde mor dağlarda keçi sekmesinde vızıldayan kurşunlar bozar, yankısı buraları da sarar. Ateşin düştüğü yer, bu paslı kör zamanda keskin bir bıçak gibi yüreği paralar, iç kanamadır vurur ha vurur kan akar nehirler, ağlar kan gülleri gözler, susmaz günleri kararan geleceği karartılıp çalınan çocuklar, öfke seli dolanır girdaplara.\nDüşünceleri, düşleri, duyguları bir harman yeridir, akar saman sarısı ince sızıda, akmak ki deme gitsin asılır gecenin burgacına.\nYokluk bu, aklından bir bir ölür bir bir doğar geçer anılar, dayanılmaz saatlerdir ay türküsünde yıldızlar gökte başlar göz kırpmaya. \n\nHani gelmiştik habersiz bir bizdik \nBirbirimizi bu yokluk denizinde bildik\nAz zamana çok şey sığdırmak istedik\nBir anda tez bulup kaybolan oluverdik\n\nVarsın ayrılık zamanları büyütsün sancıları \nVarsın özlemler bir sarı sıcak yangın olsun\nVarsın içimizin denizlerinde fırtınalar essin\nVarsın bu şarkılar yokluk hüznü söylesin\n\nMerhaba can dostum merhaba\nVarsıllar ne kadar olumsuz olursa olsun\nGözlerimizde o ışıltı olsun daima \nSevgilerimizle akarız en kırık zamanlarda bile\nBiz bizdeyiz nasılsa direncimiz güneşe\n\nBitmedi \n\nVedat Koparan 31.07.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gün Yine Doğacak",
        "poet": "Devrim Öztan",
        "poem": "\n\nAğlama siyah çocuk\nGün doğacak pencerende\nÖnce pembe\nSonra alabildiğine mavi\nVe o mavilikte\nGüvercinler uçacak yüreğimden\nSiyah çocuk güvercin olacak\nBembeyaz mavilerde\nBembeyaz pembelerde\nBembeyaz mor akşamlarda\nSiyah olacak gecelerle\nAğlama siyah çocuk\nGün yine doğacak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Emel Bulutlu",
        "poem": "\n\nRuhumun ruhuyla konuşması; kocaman bir günahtı,\nBu günah-tı sevdaya ilk nifakı bırakan…\n\nDar koridorlardan geçiyorum; günah tohumları ellerimde,\nPervasızca saçıyorum; sancılı gecelerin göbeğine…\n\nİmtina ettim gecelerden; çıplaklığı süsleyerek,\nEte kemiğe bürünmedi henüz; ruhum hala iskelet,\nBir tren misaliyim; vagonlarımda sükûnet,\nEy gönlüm; \nBen seni affedemem, istiyorsan sen affet…\n\nKendi eksenimden bir çizgi çiziyorum; dünyanın eksenine,\nAhvalimi sorguluyorum; günahın mihverinde,\nBir günahı yıkıyorum diğerinin kiriyle…\n\nRuhumun ruhuyla konuşması kocaman bir günahtı,\nBu günah sevdaya ilk nifakı bıraktı…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Ataman Sütşurup",
        "poem": "\n\nBir günah işledi sevdi bu gönül\nAteşten gömleği giydi bu gönül\nHergün ah ederek geçen demleri \nO yeşil gözlere bağladı gönül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Emin Keven",
        "poem": "\n\nGünah\n\nGizlemek gerek günahları,\nHem işlemek günahı,\nArdından övünerek anlatmak bin kere…\nOldu bir dert, bin işkence.\nEtmek gerek günahlara tövbe.\nBir kez işlenmişse günah,\nAnlatmaktan ziyade,\nEziyetini düşünmek, yapmamak düşer bize.\n\nBir günah için,\nAkmışsa göz yaşı bin kere,\nHer zerresini sabrın,\nBilmek, yaşamak düşer bize.\n\nEmin KEVEN\n2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Mahir Sürmelibey",
        "poem": "\n\nGünah nedir der dururdum,omuzlardaki bu yük\nÇamura batmış fil gördüm,çamur ki filden büyük.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Özgür Kapcı",
        "poem": "\n\nGünah! ben ki\nyağmurla tararım saçlarımı\nyasak iklimlerin kokusu sarar bedenimi\nçürümüş ten...kokuşmuş tin...\niki bulutun sevişmesidir günah\niki bulutun orgazmıdır üstümüze yağan\nYağmur! sen ki\nsaçlarını tararsın günahın\nkaç beden vaftiz olur seninle\nkaç rahim kendini temizler\nkaç erkek ıslatır düşlerini\nGünah! sen tanrının ilk çocuğu! \nmelekler ağladı mı seninle? \n                           14.11.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Mehmet Yaşar Genç",
        "poem": "\n\nGünah kokan bir dünya, esiri olmuş bedenler\nKimi kendin salıvermiş, kiminin derdi nedenler\n\nÖyle bir dağ oluşmuş ki, sanki patlayacak her an\nZerresinin ağırlığı taşımaya yetmez güman\n\nHuzur nerde? Ara ve bul, gir imtihan sahrasına\nŞeytan servis telaşında, dizer günah sofrasına\n\nBir akış ki: çılgınca, doluyor günah denizi\nİnsanoğlu, hiç olmaz mı yakasında günah izi?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Ünal Demirbağ",
        "poem": "\n\nSen öylesine güzel,\nöylesine masumken..\nDudakların böyle çekici,\nböyle şehvetliyken...\nSana bakıp durmak,\nSeninle konuşmak bile günah! \nGüzelliğin karşımda,\nÖlümsüzlük dibimdeyken...\nTadına bakıp ölmek yerine,\nSeni izlemek bile günah! \nRüya olsa,uyanıcak olsam...\nBilsemki bütün yaşadıklarım yalan..\nişte o an...\nDoğruyu söylemek bile günah! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Akif Mehmet",
        "poem": "\n\nVe dikti kızıl gözlerini üzerime şeytan,\nsanki acı çekmemi istercesine sinir bozucu bir gülümsemeyle.\nve eline dokundum o an,bir melek dokusunda,\nve aşık olmanın günahıyla artık acı çekiyorum,şentansa mutlu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Günah...*",
        "poet": "Özhan Hakan",
        "poem": "\n\nyıllarca kanmışız güneşe yıllarca aldanmışız,\naşktan ç-aldığı ışıkmış meğer bizse şafak sanmışız... \neyvahtır...ruhum ile tenimin arasında duran eyvah...\nve aşktır âh ile biten en büyük günah...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Emre Önal",
        "poem": "\n\nHani bir günah işlersin \nGidecek bir kapı bulamazsın\nRahmeti sonsuz, affetmeyi seven \nYaradanına sığınır, affını dilersin\n\nBen de bir günah işledim\nSeni sevdim\nKapına geldim işte, Ey Sevgili! \nGönül kapını arala benim için \nNe olur, sende geri çevirme beni.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Hikmet Arslan",
        "poem": "\n\numut dolu hayatta\numut aramak için \ngünah kağıtları dolduruluyor\ncennetin yol güzergahında\npişmanlık kapısını bir şeytan açıyor\nve bir günahkar\ncehennemim ateşini tutuştuyor..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Özlem Saba",
        "poem": "\n\ndans ediyor bir kadın\ngöbeği hafiften sıyrılmış\nbir düşün içinde\naslında düş, \nonun içinde...\n\nişveyle kıvırırken gövdesini\ngece sis ve günah kokuyor!\n\nseviyor sisi de, günahı da kadın\nırzını teslim edecek birisini beklerken \nbir doluyor bir de boşalıyor kadehler.\n\n                  bu gece sis ve günah kokuyor\n                  bir doluyor bir de; bo-şa-lı-yor kadehler...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah..",
        "poet": "Mehmet Cemalettin Bayhan",
        "poem": "\n\nGÜNAH.. \nRAHMETLİ BABAMIN BİR ŞİİRİNDEN:\n” Bir günah için bin gün aaaahh! .etmek gerek..\nBin gün aaaahh! .için ancak bir günah gerek..”\n———————————————-\nGÜNAH [ PUTPURİ ]\nI-\nGünahlarımın bedeli aaahh-ü eyvahım olsaydı,\nGece,gündüz aahh ederek,gözyaşlarımla çağlardım! .\n–Günahlardan kurtulmağa aahh! larım çare olsaydı,\n–Gözyaşlarımda boğulur,seller misali çağlardım! .\nGözyaşım,aahh-ü figanım YÜCE KAT’ına varsaydı; \nPişmanlığın ateşiyle yanardağ gibi patlardım! ..\n2-\nAcılar üstüste gelse fütur etmem,dayanırım; \nAcılara,elemlere çare değil gözyaşlarım..\n–Ömür bitecekse bitsin! .Sanma sakın gün sayarım..\n–Bu sevdaya gönüllüyüm,aşkla akar gözyaşlarım! ..\nGüzel hayalinle yatar,özleminle uyanırım; \nCanım yandığından değil,sevdadandır gözyaşlarım…\n3-\nGönlüme birtek gün olsun neş’e ve ümit dolmasın..\nAaahh! umdan,gözyaşlarımdan varsın haberin olmasın..\n–Aaah! .dedin,gözyaşı dedin,hiçbiri kabul görmesin..\n–Cemsultan’ın yüreğinde bir katre ümit kalmasın..\n” Sevin! .” diye buyuruyor Kur’an’daki pekçok âyet; \nCehennemlerde yanayım,sevgi günah ise şayet! ! .\n—–\n-ERDEK-21.07.2013\nNot:\nHER BÖLÜM,AYRI BİR ŞİİR OLARAK TASARLANMIŞSA DA\nTAMAMLAMAK MÜMKÜN OLMADI..İNŞA ALLAH BİGÜN GER-\nÇEKLEŞTİRMEK NASİP OLUR..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Üzeyir Aydın",
        "poem": "\n\nİstedin dost olalım, dost mu? Olduk\nİstedin kardeş olalım, kardeş mi? Olduk\nNe dost olduk, ne kardeş, sen mi? İstedin ben mi? \nNe sen istedin, ne ben \nSeni bana, beni sana iten\nHa o olmuş, ha bu \nSevsin seveyim derken\nHasta oldum derman aradım\nDoktoru buldum, dermanı sordum\nŞifan sevgi, sevki sevil dedi\nSevsem kimi, sevse beni\nSordum, o baktı, ben baktım\nBen mi? Yürek yaktım\nHastaya bakan gözler yasta\nBen hasta o benden hasta\nDoktorum sen, doktorun kim\nSordum ya\nO benden hasta; \nDinle beni, kolla beni, sev beni\nSeverim seni, ilacım ol, ilacın olayım\nSevdiklerin senin olsun\nYüreğinde bana yerin olsun\nDiye başladık\nGünahım oldun, günahın oldum\n\nCebirin Defteri 28.Haziran.2013; Eskişehir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Çetin Akyıl",
        "poem": "\n\ngünahsa bir canlının canını yakmak\nki öyle olmalı\nolacaksa bir günah\nsadece bu olmalı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Zühtü Bakır",
        "poem": "\n\nGünahlarımız aşkın başımızdan\nDibinde denizin bir taş gibiyiz\nHabersiz yazımızdan kışımızdan\nBir hayvan kadar başıboş gibiyiz\n\nGöl olur damlaya damlaya günah\nÇaresiz içinde kulaç atarız\nBir anlık zevk ü sefa için eyvah\nGençliğimizi bir hiçe satarız\n\nUyanalım bu gaflet uykusundan\nGünah bir rüya rüyalarsa yalan\nTükenen ömür daralansa zaman\nBir saniye belki de bize kalan\n\n(08.03.1998)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Halil İbrahim Özdemir",
        "poem": "\n\nTesbih tesbih günlerim, her birinde bin ah var,\nNefes nefes topladım, bohçamda hep günah var,\nSaltanat  olsa değmez, üç kuruşluk dünyada,\nŞaşmayan bir terazi ve ulu bir dergah var…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Muammer Çakır",
        "poem": "\n\nGünah içinde günah sevaptan geçebilmek\nPusuya yatan günah boğazımda bir ilmek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Yavuz Kaya",
        "poem": "\n\nGünah\n\nVuslatında eriyecekse günahkar kederim\nBir yalan uydururum kendimce derim kaderim \nAkıl yerinden çıksa inanmasa da gözlerim\nGel/sen bu gece benim ol bir günah işleyelim\n\nTerimde boğuluverse o görünmez bedenin \nAltında nefessiz kalıp da karanlık gecenin\nGöz süzüp da şehvetli bir bakıversen nazenin \nGel/sen bu gece benim ol bir günah işleyelim\n\nSere serpe uzanıp da yatıversem yatağa \nArdım sıra geliversen saklansam da ırağa\nTüm durakları geçsem de gelsem en son durağa\nGel/sen bu gece benim ol bir günah işleyelim\n\nKoynuna alsan da beni sımsıkı sarmalasan\nKal deme sakın 'öl'de dil etmesin sürçilisan \nKesilinceye dek nefesim üzerime abansan\nGel/sen bu gece benim ol bir günah işleyelim\n\nÖlüm seni bu gece öyle bir arzuluyorum \nGözlerim kapalı yatakta seni bekliyorum\nBelki de son defa 'hayat' havanı soluyorum \nGel/sen bu gece benim ol bir günah işleyelim\n\nŞakaklarım zonkluyor Azraile arzuhalim\nKesiliverse nefesim kalmasa da mecalim \nGündüz yumsa gözünü her yer oluverse muzlim\nGel/sen bu gece benim ol bir günah işleyelim\n\nGel/sen bu gece benim ol bir günah işleyelim\nBen geçmişten vazgeçtim gelece/ğim sana teslim\nDüşünceler tarumar düşünemez aklıselim\nGel/sen bu gece benim ol bir günah işleyelim \n\nYavuz KAYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Onur Bilgin",
        "poem": "\n\nDüşler düşer şiire,\nDüşme sen her şiire.\nŞiirde her günah var..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Caiz mi Hocam",
        "poet": "Hüdayi Azbay",
        "poem": "\n\nSefalet iyice derim yüzünce\nAçlıktan gittikçe derdim azınca\nDoktor tok karnına alsın yazınca\nAç karnına içtim caiz mi hocam\n***\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Mehmet Doğan",
        "poem": "\n\nOrmanda odun keser\nTarlada ekin biçer\nBir lokma için şükreder\nNe günah işledi bu millet.\n\nÇiftini çubuğunu sürer\nHarmanda ekin döğer\nHer an sana şükreder\nNe günah işledi bu millet.\n\nBir hiç uğruna can verir\nDerdine derman bulur\nYoklukta da şükreder\nNe günah işledi bu millet.\n\nVatan için kan verir\nKan verirken can verir\nCan verirken aç ölür\nNe günah işledi bu millet\n\nBir şeytanı musallat ettin\nYıllardır doymaz emer kanını\nO da yetmez alır canını\nNe günah işledi bu millet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Mehmet Nevzat Tatlıdil",
        "poem": "\n\nSen gecede saklısın\nSabah da izlerinde\nBen günahta gizliyim\nGünah da gözlerinde...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Seçkin Tok",
        "poem": "\n\ngünah kalbe işleyen tüm hançerlere.\nsevdayı deniz olarak hayal etmek kadar serin ve kutsal\nkaybolmanın geceliğini sattığı eskicilerle\niki üç muhabbet etmek kadar günah.\ngün çekerse düşen pantolonunu tekrar üstüne\nolur da bulutlar üşümez bir daha.\n\n(03.03.2005 / 20.29)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Melih Dada",
        "poem": "\n\nNe kadar af dilesem\nGünah denizinde kürek çekerim\nBin defa tövbe etsem bilirim ki yine işlerim.\n\n                                                12.06.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Demet Bekiş",
        "poem": "\n\nBir yaz akşamı \nGeziyorum en güzel vaktinde günün\nÖyle kalabalık,öylesine gürültülü ki sokaklar\nAma ben sanki tek başıma,sanki kimsesiz,yalnız\nGecenin karanlığını hafifleten birkaç sokak lambası\nBir an sanki hiç dönmeyecekmiş gibi uzaklaşıyorum\nYalnızlıktan korktuğum an fark ediyorum insanları\nGünah diyorum sonra kendi kendime günah\nKalabalıkta yalnız hissedenlere günah…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Yasin Kandemir",
        "poem": "\n\nGünahsız insan olmadığı gibi,insansız günah da yoktur........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Vahittin Bozgeyik",
        "poem": "\n\nKurumuş bir pınarın son damlasıdır her satır,\nYaşantım,yeşil gözlerinin günahını anlatır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Kadir Albayrak",
        "poem": "\n\nYarabbi! .. Cehennemin cennet midir kullara\nGünahı yazan melek 'mesai de' baksana\n'Birinin' defterin de boş bir satır kalmamış\nBir günah da benden yaz, yaz görünsün alnın da\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Yakup Demirci",
        "poem": "\n\nGünah sana kem gözle bakmak\nVe günah senden uzak durmak\nYasak dudaklarından öpmek\nOysa ki ruhun bana tutsak\n\nGünahının peşinden koştum \nŞeytanınla sıkı dost oldum \nŞasıl kurtulacak bu postum \nBir bir günahlarını tattım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Gümrah Öztürk",
        "poem": "\n\nBiraz günah işlesene,\nCehennemde ben sensiz üşürüm...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Tülay Bilgin",
        "poem": "\n\nŞeytanlar cehennem ateşini körüklerken.\nOynayıp gezen insanlar gördüm.\nVerdigi sözleri unuturken.\nGülerek günah işleyenleri gördüm.\nŞeytanlar ateşi körüklerken.\nAğlayanları gördüm...........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Abdullah Oral",
        "poem": "\n\nGünah\n\nYıldızlar dağlarken başımda karanlığı\nİnceden alevlenen kıvılcım\n         Yakar kanatır tenimi.\n\nSöyle güzel söyle hele\nGüneş mi savrulan saçının telinde\nGüller sana özenir \nOvalar çiçeğe\nBense günah işlemenin \nDoyumsuz zevkini yaşarım gözlerinde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Mualla Tetik",
        "poem": "\n\nGünahın varsa dünyada\nAzı da birdir çoğu da.\nSeversen tüm insanları\nUzaksın günahtan dost....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gunah",
        "poet": "Şair Aygusha",
        "poem": "\n\n..Derdim azmsih kimi..\ngunah yaqir.. bashimdan...\nSuzulub.. axir gunah..\ngozlerimde.. qashimdan\n\nGunah yaqir.. butun gunu..\ngunahlar.. yiqilir..hey ust uste..\nGunahlarin vurulmayir.. duyunu..\n\nGunahlarin.. eyrisi de.. duzu de..\ngunahlarin.. gecesi.. gunduzu de.. \nEynidi..\n\nBashimdan gubah yaqir..\nKalbim.. gunahlarin..\nson menzili.. evidi..\n\nGunah birmi..? \nIkimi? ? \n\nYuzmu? \nMinmi\n\nMILYONDU...\n\nYuyulasi deyil. vallah..\nYashamaq.. bir oyundu..\n\nTanri bizi.. korusun..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Ünal Çağabey",
        "poem": "\n\nVardır elbet bir günahım; şeytan musibet olduysa başıma,\nŞeytansız olmaz; günah işlenmez zira tek başına..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "günah",
        "poet": "Çetin Işık",
        "poem": "\n\ndoğduğum yer göğsümde saklanmaz bir günah, \nyırtık çorap, uslanmaz hakikat.\nve düğün\nkan, bayram.kefen\nhepsi aynı durakta\nah ninem! \ncamus'u tanımalıydın\nen önce.\n\ngünahı arzeyledim cemiyete\ndepresyon artık yalnızca alıntı\ntacizkar kentlere \nuzanırım adımla alıntımla\nsaçım uzar, tırnaklarım deşer\nmazi denilen nasırı\nkanar, sadece kanar \nuzanır düşüşüm, \nutansın diye; \ngökdelen, tapınak.cadde\nsığıntı mıdır? \nartık öykü dünyaya \nbilinmez.\n\nadım günah \n\nkahkalar öldü, kehanet mayada artık.\nçırpınış boşuna çocuk.\nterkedildik, habersizdik\nbiz yaşamın mealine gömüldük.\n\ngünahımla öldüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Erkan Ayrancı",
        "poem": "\n\nAkşamdır, bir hayal oturur yanıbaşıma\nEkmek gibi kokun sinmiştir yatağıma,\nKaçamak bir akşam ya da gece\nDiz boyu günah sarmıştır her yanı.\n\nBahardır mevsim, gün güneşli,\nGeceye kalmıştır birkaç öpücük\nGecede öpücüklerin ardı günah\nYıllanmış şarap gibi.\n\nÖnce haykırır dudak susuzluğunu\nSonra kalptedir sıra,\nKalp yalınkılıç dalar günaha,\nÖlsede mutludur kalsada…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Abdurrahman Özdemir",
        "poem": "\n\nbir sevdayı günah gibi yaşayan sen, \nkoy başını omzuma,ağla istersen. \n\nÖzdemir.                              Torul./Mart2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Seyyid Burhaneddin Kekeç",
        "poem": "\n\nGünah günah,\nBeni böyle ağlatman günah,\nSevmiyorsan ümit verme,\nSaygı göster sevgime,\nBeni böyle ağlatman günah...\n\nGünah günah,\nBeni böyle ağlatman günah...\n\nSevmeye kâlb gerek,\nAnlatmaya söz görmeye göz gerek,\nSevmiyorsan da alay etme,\nBeni böyle ağlatman günah...\n\nGünah günah,\nBeni böyle ağlatman günah,\n\nKâlbsizsin demiyorum,\nSen sevmesini bilmiyorsun,\nDuygularımla oynuyorsun,\nBeni böyle ağlatman günah...\n\nGünah günah,\nBeni böyle ağlatman günah,\n\nOyuncak değilim ki atamazsın,\nMal değilim ki satamazsın,\nSen insanlıktan da anlamazsın,\nBeni böyle ağlatman günah...\n\nGünah günah\nBeni böyle ağlatman günah...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Gönül Şamlı",
        "poem": "\n\nBen işte buyum\nBeni sevmek acı çekmektir.\nDünyaya indirilmiş\nKötülük meleğiyim\nKalbime hop ederim,\nUnuturum unutturmam\nBir cehennemin ateşi gibi\nHep yanarım hep yanarım\n\nHer aşkta başka günah\nTenin tenime dokunduğu\nSaatler günah günah\nHer aşkta ayrı sevişmek\nHepsinde ayrı bir zevkle\nAcı günah günah\nBen işte buyum\nBeni sevmek acı çektirir.\n\nİntikam asla sevdirmez\nHer aşkta ayrı intikam\n\nAşkım günah\nTenim günah\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Perihan Güneş",
        "poem": "\n\nbaşına geleceklerden habersiz\niçimde büyümekte olan mucize\nsadece büyümekte sessiz sessiz....\n\no bir mucize,o bir özür hayata\nkaranlığının içinde gelişi başından belli\no bir günah, o  sadece hata....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nBir gün çok geç olacak, diyeceksin ki: Eyvah! \nZihninden çıkmayacak, işlediğin bu günah.\n\n22 Ekim 1984- Pazartesi / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Nesrin Sarıyıldız",
        "poem": "\n\nHani ihanet sayılan\n                                   Sevdamız\nDenedim! ! ! \n                Sensiz olmuyor\nBinlercesi çıksada\n                    Sensiz ihanet olmuyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah",
        "poet": "Hazan Gün",
        "poem": "\n\nne büyük günah sensiz geçen zaman..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Bakiresi",
        "poet": "Gürbüz Kaya",
        "poem": "\n\nYağan kar gibi beyazken günahlar,\nSana ve bana göre değişiyordu anlamı.\nSen siyah bakarken, ben sadece bakabiliyordum  …\nRengini anlamlandıramadığım kar taneleri,\nSadece aklımın uçlarında ışıktı.\n\nElimde günah keseleri,\nHarcanmaya aday gibiydiler iyiliğe.\nAslında duru olmalıydık siyaha ve beyaza…\nAklanmaya harcamak eldeki her şeyi,\nSilkelenmekti hayatın tüm astığı siyahlardan…\n\nUzun bir süre de değildi üzerime atılan iftiralarla yaşamak,\nAma ciddiydi aklanıncaya kadar üzerime yapışan iddialarla kaynaşmak.\n\nTek bağlayan aydınlığa, içimdeki temizlik yaradanla aramda,\nBaşka kötü bakışlar olsa da alnımda,\nÇaresi fark ettiğim günah bakireliği içimde yaşlanan …\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Bataklığı",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nBugün seni överek,günaha itenler.\nOnu yaptırdıktan sonra,seni yererler.\nGünah bataklığında.\nSeni daima görmek isterler.\n\nSeni oraya düşürünce de.\nBak nasıl sevinirler.\nAllah’ım yalnız,sen korursun.\nBizleri her türlü, kötülükten koru.\n\nKalbimizde kara nokta açma.\nAçılmışsa,küçült yok et.\nBizi günahımızla,küçültme.\nGünahla aramıza, koy bir set.\n\n12.04.2002\nKaradeniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-Günah bende değil..",
        "poet": "Gulnare Leman",
        "poem": "\n\n\nSeni sevdim diye kınama beni\nGünah bende değil, gözlerindedir.\nBir gün ateşinde yakarsa seni \nGünah kalbimdeki közlerindedir.\n\nBaşının üstünü alsa sis,duman \nSiyaha  bürünse gözünde ümman\nIçini aç kurt tek   diderse   güman\nGünah  gönül kıran sözlerindedir\n\nHicranın elinden feryat edersem \nSevda bahçemizin gülün didersem\nBir gün hayatından çekip gidersem\nGünah bıraktığın izlerindedir.\n\nEl açıp sevdamı dilesende sen\nHer güzel kalbinde dilensende sen\nGelip hüzurumda dillensen de sen\nGünah yere çöken dizlerindedir\n\nYüreğim tek senin aşikin olup\nAyrılık  rüzgarı saçımı yolup\nDuysan ki,Lemanın bir gültek solup\nGünah bende değil özlemindedir.\n\n24.04.2008\nGulnare Leman\n DOST  YÜREKLERDEN ESİNTİLER \nGurbette ölüyem sanma sağ gibi \nFelek kemend atmış zorlu ağ gibi \nÇetin görünüyor uca dağ gibi \nGünah bende değil düzlerindedir..........Şemsettin DERVİŞOĞLU\n\nKanatlı kuş gibi durmadan uçar \nDargındır gözlerin bu candan kaçar \nVuslatın meçhuldür bırakır naçar \nGünah içindeki gizlerindedir..........Osman Öcal\n\nDuyarsan ki bir gün göçüp gitmişim \nAdımdan sanımdan geçip yitmişim \nBil ki ben bu aşkı hibe etmişim \nSeven yüreklerin özlerindedir..............Mustafa Şekerci\n\nYıllarca sevdanla,yandım tutuştum, \nGece rüyalarda,sana kavuştum. \nGörmek için seni,dağları aştım. \nGünah ben de değil,balam sendedir.....EROL SAGUN.\n\nkaybolup da gitsen yanımdan benim \nhatıran olacak ebedi benim \ntükenmez bil ki sana özlemim \ngünah bende değil sevdirendedir...........Salim Kanat\n\nBir yürek ki için için kanıyor, \nBir sevda ki alev alev yanıyor, \nSevdim ama sevgim sana yetmiyor \nGünah sana gönül verenlerdedir...........Cemal ŞİMŞEK\n\nYüreğime Söz Geçiremedim \nSevgi Neyine Diyemedim \nGözlerime Engel Koyamadım \nGünah Bende Değil, Gönlümdedir..............İzabell\n\nYüreğim sev diye seni söyledi, \nBu dileği gözler sözler izledi, \nBilmiyorum sana kim ne söyledi, \nGönül seni seçti suç bende değil........Serdengeçti/Ümüt Güngör\n\n'Yavaş yavaş o tül gibi örtüsüyle \nKızıllık sararken ufku perde-perde \nBenliğin içgüdüsel dürtüsüyle \nArayı-dur, arayı-dur, yitiğin nerde? '........Kenan Mim Eryiğit\n\nSensiz veran olup hânım \nDem-i ecel-i nâgehanım \nŞimdi \nDâsitânım okunur \nBekle bekle dur \nDilârâ \nBin ah yükledim bin boğaya \nYar! \nAğır aksak gider kağnılar \nZaman tünelinde \nGün elinde \nAy dudaklarında olsun \nGülüşünde yıldızlar \nBekle! ..................................Rüstemoğlu1\n\ngülnare günah+.mp3 - \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah benim sevap benim",
        "poet": "Yusuf Ziya Leblebici",
        "poem": "\n\nBen şarabı içiyorsam / Soru benim cevap benim\nKendimden de geçiyorsam / Günah benim sevap benim\n\nBen içerim sana ne ki / Benim ağzım sende miydi\nBitirirsem şişeleri  / Günah benim sevap benim\n\nİçip içip öleceksem / Cehenneme gideceksem\nHesabımı vereceksem / Günah benim sevap benim\n\nSu yerine şarap içsem / Ekmeği bandırıp yesem\nMasaya kahkaha dizsem / Günah benim sevap benim\n\nÖküze don giydirdiysem / Kalburda su çektirdiysem\nHaksıza yay gerdirdiysem / Günah benim sevap benim\n\nKara camıza dedim ho / oğula dosta dedim lo\nİçme diyene dersem yo / Günah benim sevap benim\n\nBekilli’nin şarabına  / İçip insem posasına\nYusuf Ziya hesabına / Günah benim sevap benim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gunah Benım",
        "poet": "Hayrunisa Aşkın",
        "poem": "\n\nArama aşkıma bahane,\nHata benım suç benım,\nSenı sevmek gunahsa,\nçekerım gunah benım. \nTanrım yaratmış askı,\nBulbul çekmış azabı,\nBu aşkımın gazabı,\nÇekerım gunah benım.\nUnutmak olmaz senı,\nSende unutma benı,\nDönuşu olmasa asla,\nBeklerım gunah benım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GüNaH BeNiM Di..!",
        "poet": "Aysel Tarcan",
        "poem": "\n\nO benim son sevdam en son aşkımdı\nSormayın sakın ha günah benim di..! \nSinesi yattığım en son köşkümdü\nYormayın sakın ha günah benim di..! \n\nKalbimi kalbine çaksın istedim\nSinemi koruyla yaksın istedim\nAşkıyla gönlüme aksın istedim\nKırmayın sakın ha günah benim di..! \n\nVebali kefeme yükledim zaten\nGünah defterime ekledim zaten\nRabbimden affımı bekledim zaten\nVurmayın sakın ha günah benim di.! \n\nAysel Tarcan/Sevda Şairi\nKırklareli-Babaeski\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Benim Mi?",
        "poet": "İsmet Öztürk Ankara",
        "poem": "\n\nMektuplarında geç kalma diyorsun\nGünler geçmiyorsa günah benim mi? \nHasretin kalbimi yaktı diyorsun\nYollar uzaksa günah benim mi? \n\nGöçmen kuşlar yuvasından uçunca\nTabiat canlanıp,neşe saçınca\nGeleceğim sana çiçekler açınca\nÇiçekler açmıyorsa günah benim mi? \n\nGurbet elde sen aklıma düşünce\nGarip gönlüme hüzün çökünce\nSana kavuşacağım bu gurbet bitince\nGurbetlik bitmiyorsa günah benim mi? \n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Benim mi?",
        "poet": "Tülay Sustam",
        "poem": "\n\nSonunda ikimiz ayrıldık işte\nSebebi sen oldun günah benim mi? \nSevgili değiliz, düşmanız artık\nKabahat seninse günah benim mi? \nÜmitle başladık, ümitsiz bitti\nSımsıcak sevgimiz kül oldu gitti\nAnlamsız gururun bak neler etti\nŞimdi çok pişmansan günah benim mi? \nÇiçeği dalından koparan sensin\nElini, elimden ayıran sensin\nGözümden yaşları döktüren sensin\nAşkımız bittiyse günah benim mi?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah benim mi?",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\n“Suçlu sensin! ”\n\nBir heves değil ki, benim bu aşkım\nSeverken bıraktın, ben buna şaştım\nKapanmayan yaralar, kalbimde açtın\nSöyle seni sevdi isem, günah benim mi? \n\nNe olurdu sanki geri dönseydin\nNasıl sevdiğimi, gelip görseydin\nAşkınla çarpardı, bu seven kalbim\nBeni tekrar böyle, yine sevseydin? \n\nHiç kimseyi sevmedim, böyle yürekten\nŞaka değil bu sevgim, inan gerçekten\nSöylerim ben aşkımı, sen bileceksen\nBırakıp da gitti isen, günah benim mi? \n\n \nSEÇKİN ERDOĞAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah benim suç benim mi",
        "poet": "Dursun Demiray",
        "poem": "\n\nBilmiyor kimse halimi\nAnlamıyorlar dilimi\nFelek kırdıysa belimi\nGünah benim suç benim mi\n\nAğrıyorsa benim başım\nDinmiyorsa gözde yaşım\nTersine giderse işim\nGünah benim suç benim mi\n\nİçimde kanar yaralar\nBakın daha da neler var\nDoğru değilse insanlar\nGünah benim suç benim mi\n\nDüşmüşüm bir yola yaya\nGiderim gün saya saya\nZamansız geldim dünyaya\nGünah benim suç benim mi\n\n               25.10.02\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Alma",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nAptallık çok mu hoş da? \nHakk’a saldırıyorsun…\nNice masumlar için; \nGünah aldırıyorsun...\n\n(1996)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah benim mi?",
        "poet": "Hatice Eser",
        "poem": "\n\ngünah benim mi\nseni seviyorsam\nsana saygı duyuyorsam\nüstüne titriyorsam \ngünah benim mi? \n\nbu sevda gitmiyorsa\nbu aşk bittiyse\nyaşananlar tükendiyse\ngünah benim mi? \n\nbenden ayrı kalıyorsan\nhiç beni düşünmüyorsan\nkendi başına yaşıyorsan\ngünah benim mi? \n\npireyi deve yapıyorsan\nhiç susmuyorsan\nbağırıp duruyorsan\ngünah benim mi? \n\narada saygı bittiyse\nsevgi yerini nefret bıraktıysa\nhergün tartışıyorsak\ngünah benim mi? \n\nhep alttan alıyorsam\nherşeye gülüp geçiyorsam\nsseni hala seviyorsam \ngünah benim mi? \n\n02 12 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Benimi",
        "poet": "Ahmet Bekteş",
        "poem": "\n\nbemi ismarladım bunca dertleri\nöpmeye kalktım sana vuran eleri\nbenmi yarattim bu kötu kaderi\nyıkılıp kaldıysam günah benimi\n\nsevdiklerimde hep çile gördümse\nmadeden çok insana değer vedim\nsizlerin yolunda  hergün öldüysem\nsöyleyin dostlar günah benimi\n\nnedegilir elimden derli domuşum\nyazan yazmış alıma dertli derli oldum\nsevgili ararken  zalim bulmuşum\ngülmüyorsa yüzüm günah benimi\n\noyuncak oldum aşkın elinden\nmecnuna döndüm elin dilinden\nyalızkaldıysam hayat çölunde\nazap çekiyorsam günah benimi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Benimi?",
        "poet": "Ömer Tural",
        "poem": "\n\nGünah Benimi? \n\nBana öyle dik dik,hor gözle bakma\nSevdimse seni günah benimmi\nBu aşkın suçunu bana yüklersin\nSöyle sevdam ile günah benimmi.\n\nNe oldu meleğim ne oldu sana\nŞakıyan şeyda dil söylemez bana\nBir hatamı işledim ben senden yana\nSeni seviyorsam günah benimmi.\n\nBense seni ne ümitle sevmiştim\nSana meleğim hem canım demştim\nUğruna kendimi feda etmiştim\nSöyle seviyorsam günah benimmi.\n\nAraya yol,sıra dağlar girerken\nZavalı gönlüm hasretini çekerken\nKalbimde bir ateş yanıp tüterken\nSöyle seviyorsam günah benimi.\n\nYıllar yıllı yollarını gözlerim\nBir bakışın gülüşünü özlerim\nGünahım bedeli seni severim\nSöyle seviyorsam günah benimmi.\n\nAkşam olur kuızıl güneş batarken\nSarı saçlar kızıl kızıl yanarken\nDeli gönlüm yine seni ararken\nSeni özlüyorsm hata benimmi.\n\nÖmer Tural.\nwww.siirdergahi.com - www.karagolkoyu.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Benimmi?",
        "poet": "Ali Karaca",
        "poem": "\n\nKalbime düşmüşse tatlı kıvılcım,\nGünler geçtikçe de artarsa sancım,\nYaralı gönlüme sensin ilacım,\nMerhem istemişse günah benim mi? \n\nHem sevmişse seni delicesine, \nSarmak istiyorsa gül sinesine,\nÇare arıyorsa bu çilesine,\nDermanı sen isen günah benim mi? \n\nMutluluk kaynağı sende bulmuşsa; \nAşkından yanarak kerem olmuşsa; \nDerdine tek çare sende kalmışsa; \nAşkından coşmuşsa günah benim mi? \n\nVurulmuşsa endamına, boyuna,\nHayran ise senin güzel huyuna,\nBir de sen karşılık vermişsen buna,\nSana sitem etse günah benim mi? \n\nSırf senin yüzünden düşmüşse dile,\nGözyaşı dönmüşse bulanık sele,\nTüm suçları bana yüklesen bile,\nSana soruyorum günah benim mi? \n\nTükenmiş yoluna KARACA Ali,\nZaten onun tüm günleri çileli,\nBırakıp da onu gittin gideli,\nBeddua etmişse günah benim mi?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GüNaH BöCeĞiM..!",
        "poet": "Aysel Tarcan",
        "poem": "\n\nGam yüklü yollarda, büküldü boynum\nGel niye demedin, günah böceğim..! \nEn hoyrat kollarda,irkildi koynum\nBul niye demedin, günah böceğim..! \n\nKaç kalbe atladım, gülmedi başım\nAşk cellatlarından, dinmedi yaşım\nNeden göze battı, tek lokma aşım\nGül niye demedin, günah böceğim..! \n\nVuslatın güneşi, doğsa bahtıma \nBabayiğit çıkıp koysa tahtına\nÇıldırsa hınç öfkem,aksa ahtıma\nSol niye demedin, Günah böceğim..! \n\nBir senin koynuna, arzuyla girdim\nAğustos bağrında,huzura erdim\nKor buselerinde, mazimi dürdüm\nKal niye demedin, Günah böceğim..! \n\nSükütta şarkılar, ağlattı makber\nRabbin dergahında, nidalar ekber\nSecdede yürekler, dillerde tekbir\nÖl niye demedin, günah böceğim..! \n\nAysel Tarcan-Sevda Şairi\nBabaeski-Kırklareli\nTarih: 16.07.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Çanları",
        "poet": "Muhammet Bayram 2",
        "poem": "\n\nBedeni bedenine değdiği anda \nÇalmaya başlamıştı günah çanları.\nBir aşkın bitişi ve\nBir günahın başlangıç çanlarıydı.\nMasuniyet bitmiş\nSevaplar ertelenmiş bu aşkın.\nMelekler ağlayarak izliyordu bizi.\nSen günahkar,\nBen günah keçisi ve\nBiten bir aşka ağlayan melekler.\nArtık tarifi imkansız duygular.\nKirlenmiş bedenlerin arkasına saklanan; \nKirli ruhlar,\nKirli zaman\nve\nKirli kalpler.\nGünah olan aşk mı yoksa bedenler mi?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah da Sebab da",
        "poet": "Mustafa Yılmaz İsmailoğlu",
        "poem": "\n\nGÜNAH DA SEBAB DA\n\nGünah da sebab da sahibinindir\nBirisi kötülük biri iyilik,\nHabil’de Kabilde sahibinindir\nBirisi kötülük biri iyilik.\n\nKarşında gelenin başına vursan\nSuçsuz insanların defterin dürsen\nŞaşıran insanın halini sorsan\nİkisi kötülük biri iyilik.\n\nDevletten kutuyla paralar çalsan\nSevgili bağına izinsiz girsen\nVeyahut Allah’a tövbeyle varsan\nİkisi kötülük biri iyilik.\n- 10.11.2015 – Ankara\n\nİsmailoğlu Mustafa YILMAZ - İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah da Sevap da - 1",
        "poet": "Mustafa Yılmaz İsmailoğlu",
        "poem": "\n\nGÜNAH DA SEVAP DA - 1\n\nGünah da sevep da sahibinindir \nBirisi kötülük biri iyilik,\nHabil’de Kabil’de sahibinindir \nBirisi kötülük biri iyilik. \n\nİyi davranırsan rahat uyursun\nKötü davranırsan günah bulursun\nSevgi paylaşırsan mutlu olursun\nBirisi kötülük biri iyilik.\n\nKarşında gelenin başına vursan \nSuçsuz insanların defterin dürsen \nŞaşıran insanın halini sorsan \nBirisi kötülük biri iyilik.\n\nDevletten kutuyla paralar çalsan \nSevgili bağına izinsiz girsen \nVeyahut Allah’a tövbeyle varsan \nBirisi kötülük biri iyilik.\n\nDavranış düzenin her an ölçülür\nİnsan ötelenmez karşıt küçülür\nDedikodu gıybet varsa saçılır\nBirisi kötülük biri iyilik.\n\nİSMAİLOĞLU’yum atlarım suru\nBulanık olmazsa su akar duru\nDüzen tutmaz ise bozulur huyu\nBirisi kötülük biri iyilik.\n- 10.11.2015 – Ankara \n\nİsmailoğlu Mustafa YILMAZ - İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah defteri",
        "poet": "Metin Şaşmaz",
        "poem": "\n\nArdına bakmadan sende giderken\nGözlerimde yaş’tan sel olup azdım\nSana bir sevgili,sana yar derken\nKalbimde aşkının kabrini kazdım\n\nBir gönül muradı hep düşlediğim\nKurtlu bir elmaydın,tek dişlediğim\nAşkın günahıydın,hep işlediğim\nGünahında sızdım,kendime kızdım\n\nSeninle giderken gözümün fer’i\nKurumak bilmedi gönlümün ter’i\nSana da açıp bir günah defteri\nGünah defterine senide yazdım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Çocuğu",
        "poet": "Hasibe Ayten",
        "poem": "\n\nSekiz aylık bebeği\naldım kucağıma\ndediler; günah çocuğudur o\ngüzel bir günah işlenmiş\nboynuma olsun vebali\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah çocukların mı?",
        "poet": "Yücel Başyiğit",
        "poem": "\n\nŞimşekler çakar ilk bakışlarda,\nİki kalpbir atar yanar sevdayla,\nHerşey pembedir, herşey bambaşka,\nSadece mutluluklar gözükür,\nHerşey temiz sade görünür,\nYüzükler takılıp, nişan düğün yapılır,\nÇocuklar olur bir kaç tane,\nDerken düzen bozulur,\nTekme, tokat derken kavgalar başlar,\nSöyleyin günah çocukların mı? \nAyrılma kararı verilir birden,\nHerkes uğraşır birleşin yeniden,\nBuz gibi soğurlar, birbirlerinden,\nSöyleyin günah çocukların mı? \nMahkeme yolu tutulur birgün,\nSuçlar sıralanır ardı sıra,\nAşırı geçimsizlik,karar verilir,\nSöyleyin günah çocukların mı? \nÇocuklar sevgi şefkat beklerler,\nAnneler, babalar hiç düşünmezler,\nKardeş, kardeşten ayrı düşerler,\nSöyleyin günah çocukların mı? \nAnne ve baba ayrıdır ayrı,\nKendilerine bir eş bulurlar gayrı,\nOlan yine çocuklara olur,\nSöyleyin günah çocukların mı? \nÜvey anne kaşını çatar,\nÜvey baba hergün tokatlar,\nDünyasını karartan, anne babalar,\nSöyleyin günah çocukların mı? \nGülmek yerine hüzünle kalkan,\nOyun yerine işte çalışan,\nAnne baba günahı çeken,\nSöyleyin günah çocukların mı?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Daima Günah",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nKüçük günah işlerim, diyerek aldanıyor,\nGünah daima günah, insana yakışmıyor…\n\nİster küçük isterse, büyük günah sayılsın,\nRab katında değişmez, sonra çok aldanırsın…\n\n(1997)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah defteri",
        "poet": "Mustafa İleri",
        "poem": "\n\nDoldu günah defterimiz\nSağdan soldan\nDoldu günah defterimiz\nOradan buradan\n\nNe kadar kaçarsan kaç\nNe kadar korunsan korun\nToplumda ki illet kişiler\nAçık saçık servis bedenler\nMıknatıs gibi çeker insanı\nGünah denen illet içine\nDoldu günah defterim\nSayesinde hayasız ortamın\n\nAr perdesi yırtılmış gönüllerin\nUzak kalmış karakter kişiden\nMüjdesi gibi günah bedelinin\nTakılıyor gözlere aciz nefeslere\nDoldu günah defterim\nBedbaht zavallı insanlar sayesinde\n\n                        13.05.2003.Çorlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Defterim",
        "poet": "Yakup Aydoğan",
        "poem": "\n\nGünah defterimin ilk sayfasına baktım, okudum\nHer satırından senin ismini buldum\nGöz yaşlarım aktı, tüylerim ürperdi\nNasılda sevmiştim seni, durup kendime sordum\n\nMeyhaneler dostum olmuş, meyler ahbabım\nBilmiyorum dünyada neydi günahım\nBir zalimin zulmünü ben çeker oldum\nBir gonca gül idim, dalımda soldum\n\nYıldızlardan fal baktım hergün kendime\nNice günahlar ekledim şu günah defterime\nİsyan ettim, haykırdım gelmeyen ecelime\nYine günah yazdım şu günah defterime\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah defterim",
        "poet": "Mehmet Karabulut 2",
        "poem": "\n\nYalnızlık dert değilmiş daha beterim sin\nYüzümü güldürmeyen kötü kaderim sin\nİnancımı yok ettin ruhumu kirlettin\nDört kitaba sığmayan günah defterimsin\n\nHak divanı kurulur her hesap sorulur\nBir ah ettirenin teri tende yorulur\nSevenler helâlleşir bizim ki zor olur\nYere göğe sığmayan günah defterimsin\n\nMelekler şahidim onlar aşığı tanır\nAzrail halâ beni hayattayım sanır\nAllah af etse bile o senden utanır\nTek sevabı olmayan günah defterimsin\n\nMehmet Karabulut\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Değil mi",
        "poet": "Mevlüde Demir",
        "poem": "\n\nBir mehtaba baktım birde yüzüne\nAy senin yanında sönük kalıyor\nAklım ermiyor şu gönül sazına\nBana yazık söyle günah değil mi\n\nKaçamazsın benden istesen bile\nGönlümün en ücra noktasındasın\nYetmezmi çektiğim aşkından çile\nBana yazık söyle günah değil mi\n\nUnuttum gülmeyi senin sayende\nKördüğüm olmuşum mümkün mü çözmek\nÖldürmek mi beni bilmem gayende\nBana yazık söyle günah değil mi\n\nBir yanım tutmuyor bir yanım harab\nHasreti özlemi bitmiyor yarab\nİçtiğim aşk denen zehirli şarab\nBana yazık söyle günah değil mi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Eylediler",
        "poet": "Mehmet Fatin Baki",
        "poem": "\n\nRabbı sevdim bana âşık dediler\nBilerek gıybete âh eylediler\nAdın andım, bana mâşuk dediler\nMuzil onlar ki günâh eylediler.\n\nKoyu bir mezhebe mensub dediler\nSunulan rahmete vâh eylediler\nÖte yandan bana meczub dediler\nMuzil onlar ki günâh eylediler.\n\nGıybet = çekiştirme, yerme\nMuzil = zillete düşürenler\nMensub = tâbi, ilgili\nMeczub = Tanrı sevgisine tutulmuş divâne \n\nFeilâtün     feilâtün    feilün\n.  .   /   /   .  .   /   /   .  .   /\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Değil mi",
        "poet": "Birol Hepgüler",
        "poem": "\n\nŞu derdini bir söylede bende bileyim,\nGözümden akan yaşı buselerle sileyim,\nİste,bu canımdan sana canlar vereyim\nSöyle,bu gözyaşlarına günah değil mi? \n\nBilseydim sana ben,mavi boncuk takardım.\nBir damla gözyaşına,bu dünyayı yakardım\nDerdine bir değil,binbir deva katardım\nSöyle,bu gözyaşlarına günah değil mi? \n\n(27 Şubat 1992)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Değil Mi?",
        "poet": "Mahmut Kızıloğlu",
        "poem": "\n\nEllere bal bana acı olan sevdiğim,\nSöyle bana yazık günah değil mi? \nSeni böyle sevene verdiğin bu eza,\nSöyle bana yazık günah değil mi? \n\nOturttum seni en büyük tahta,\nBu kadar değeri kim verirdi sana,\nEl pençe divan, kul oldum kapına,\nSöyle bana yazık günah değil mi? \n\nZaafımdan faydalanıp girdin kanıma,\nSuçum neydi kast eyledin canıma,\nTuz bastın yarama, aldırmadan ahıma,\nSöyle bana yazık günah değil mi? \n\nBir mazlum görsen kanar yüreğin,\nDuysan biri aç, taş olur ekmeğin,\nUmursamazlığın bir bana, neden sevdiğim,\nSöyle bana yazık günah değil mi?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Gibi...",
        "poet": "Önder Karagülle",
        "poem": "\n\nNe sevmeyi, sevilmeyi...\nYaşıyorum ben herşeyi yasak gibi...\nBir tek seni ve sevgini,\nSaklıyorum ben herkesten günah gibi...\n\nBu son değil, bir ilk sanki...\nÖzlüyorum gözlerini tapar gibi...\nBiliyorum sen de beni,\nBekliyorsun uzaklardan günah gibi...\n\nŞansım yok ki kaderimi\nSilip gitsem uzaklara, yoksun gibi...\nUnutma ki ben kalbimi\nSana verdim, silemezsin günah gibi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah İşledim",
        "poet": "Nizamettin Ergül",
        "poem": "\n\nBir bana aşkı çok gördün\nBir beni cezalandırdın\nBir benim yüzümü güldürmedin\nAllah\"ım bir ben mi günah işledim.\n\nBir bana mutluluğu çok gördün\nBir beni süründürdün\nBir beni yaşarken öldürdün\nAllah\"ım bir ben mi günah işledim.\n\nBir bana geceyi haram ettin\nBir benim dostlarımı düşman ettirdin\nBir beni terk edilen ettirdin\nAllah\"ım bir ben mi günah işledim.\n\nBir beni dünyaya kör ettirdin\nBir bana herkesi güldürttün\nbir beni dünümden ettirdin\nAllah\"ım bir ben mi günah işledim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Denizi",
        "poet": "Tahsin Sağlam",
        "poem": "\n\nNe kadar köpürürse deniz\nO kadar kirli ve günah\nBüyük bir dalga geliyor\nHer hal büyük bir günah var\n\nSindirmez günahı içine\nKayalar günah kadar sertse de\nKaç günah kayaları parçalar\nGünah kayaları parçalarsa\nKaya kum olur, kum gibi günah\n\nGömülür ayaklar kuma\nAyaklara günah yapışır\nKabarcıkların içinde mahşer kurulur\nOksijen biter, patlar günahlar\nBir günahın, ezelden sesleri duyulur\nOysa susturucu takılmıştı atmosfere\n\nKum yakmaz, günah ısıtır\nGünah ısıttıkça kum yanar\nGel gör ki yeni doğmuştu çocuklar\nKısacık ömrün peki ne günahı var\n\nŞimdi deniz biraz sakin,\nDeniz buharlaşmış, yükselmiş\nKim derki göklerde deniz var\n\nGöklerin temizlediği denizde\nSiyah bulutlar çıkar\nYanmış bulutlar\nHavada bugün ceset kokusu var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah İşlenir",
        "poet": "Sinan Tekdir",
        "poem": "\n\nKimse istemez günahı bilinsin.\nMüslüman ülkesinde salyangozda satılır.\nNe satan sattım der ne de alan aldım\nAlanla satan arasında bir sır olarak kalır.\n\nCehennemden korktuğundan\nYa da Allah sevgisinden saklamaz insan günahlarını\nİnanlar bilir Allah’ın her şeyi gördüğünü\nAllah’ın gördüğünü bile bile işlenir günahlar\n\nİşlenen her günah pas pas altı edilir\nKilitli sandıklar da saklanır\nKimseye söylenmez\nToplumdan dışlanma korkusudur bu gizem\nBaşka bir şey değil.\n\nGünah işlenir ve gizlenir.\nBütün günahlar bir kez daha işlenmek için \nGizlidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah İşler",
        "poet": "Enver Üste",
        "poem": "\n\nTüm hatları belirgin ahu önünden yürür,\nSen farkında olmadan gözlerin günah işler.\nBir maganda aksırır, kaldırıma tükürür,\nİçinden geçirdiğin sözlerin günah işler.\n\nGüzelliği kalmadı bu modern yolların.\nİstenmeden dokunur hoyratlara kolların,\nKanal zaplayıp durur T.V de oğulların,\nGözünden sakındığın kızların günah işler.\n\nMevsimlerde karıştı kış mı yaz mı bilinmez.\nYaşanılan günlerden eski hazlar alınmaz.\nSenin sevdiğin türkü T.V lerde çalınmaz,\nGitarlara özenen sazların günah işler.\n\nMümkün değil dünyayı düzeltmek yeni baştan,\nAkıyor insan seli çeşit çeşit her yaştan.\nFabrikalar çıkarmaz oldu eski kumaştan,\nVücudu tam örtmeyen bezlerin günah işler.\n\nBu turizm illeti memleketi saralı,\nAslın neslin sorulmaz yeter ki ol paralı.\nKarışalı mevsimler baharlarım yarlı.\nGüneş,deniz şahittir yazların günah işler.\n\nKapkaranlık geceler,gündüzlerini saran.\nİyileşmek bir yana baş bile tutmaz yaran,\nBeklenmedik bir söze tepki verip kızaran,\nAllanan yanakların,yüzlerin günah işler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah İşler Gibi…",
        "poet": "Sadullah Çiçek",
        "poem": "\n\nAdeta günah işler gibi; \nSeviyordum seni…\nUğruna ne yollar dener,\nNe sözler söyler\nNe umursamazlıklar, ne vurdumduymazlıklar\nYapardım, dostlarıma karşı.\nHerkesi ve her şeyi\nRed ederek \nSana yanıyordum\nAdeta günah işler gibi…\n\nAdeta günah işler gibi; \nSana tapardım; \nTanrım sen, mabedim sen, ibadetim sen…\nBütün yalvarmalarımı, yakarmalarımı\nSenin için yapar\nVe; \nSeni kazanmak için\nHer yolu mübah görürdüm\nAdeta günah işler gibi…\n\nAdeta günah işler gibi; \nİyilik meleklerimi kovar\nŞeytanları etrafıma toplar\nVe; \nAcayip hayallerle\nNe planlar kurardım\nYine de\nTek amacım olarak:\nSana kavuşmak için\nYapardım tüm bu hilelerimi\nAdeta günah işler gibi…\n\nAdeta günah işler gibi; \nİnkar ederdim varlığımı\nSen can vermedikçe\nKabullenemezdim yaşantımı\nHep örterdim anılarımı\nGünlük hayatta yaptıklarımı, yapacaklarımı\nBile bile yok sayar\nYaradan’ıma da saygısızlık ederek\nSeni her şeyim bildim\nVe belki; \nMerhamete gelerek alırsın beni yanına\nDiye,\nVar olan gerçekleri tınlamadım\nAdeta günah işler gibi…\n\nAdeta günah işler gibi; \nUmursamazdım bu düzeni\nSayısız bilmecelerle dolu olan bu evreni,\nNefes alınarak yaşanılan bu çevreyi,\nKabul etmek istemediğim acı gerçekleri,\nSaygıyla önünde eğildiğim değerleri,\nBelki de deli dolu olarak geçecek günleri,\nAllah’a karşı borçlu olduğum ibadetleri,\nVatana, aileye, dostlara, ahbaplara karşı olan sevgiyi,\nAyakta tutup yaşama bağlayan ümitleri,\nAcımasız çilelerden çekilenleri,\nGurbet ellerde sırdaş olan hasretleri\nVe\nBazen ipten alan iyi halleri\nVe daha niceleri…\nSaydıklarımın tümünü\nBir kenara iterek\nSırf seni kazanayım diye,\nHiçbir şeyle ilgilenemezdim\nAdeta günah işler gibi…\n\nAdeta günah işler gibi; \nSana çalışır, sana çabalar\nTüm zamanımı sana kurar\nSenin için uyuyup kalkar\nHer Allah’ın günü\nSana odaklanıp, dalar\nVe de; \nHer şeyi boş vererek\nSenin olmak için\nRızalıydım\nTüm olup biteceklere\nAdeta günah işler gibi! ! ! ...\n\nSadullah çiçek  -  26 kasım 2010 denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Kolay İşlenmiyor",
        "poet": "Birol Hepgüler",
        "poem": "\n\nNerden çıktın sen karşıma\nİhanet ettin aşkıma\nKalbini kırardım ama\nGünah kolay işlenmiyor.\n\nNe dertler actın başıma\nDöndürdün sabır taşına\nKanmam gözyaşına ama\nGünah kolay işlenmiyor.\n\nAklar düşürdün saçıma\nSoğuk su kattın aşıma\nBakmam genç yaşına ama\nGünah kolay işlenmiyor...\n\n(24 Aralık 2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah kalmaz dünümde",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nYolcuyum yol önümde\nYoldaki sır ölümde\nNedamet duyulursa\nGünah kalmaz dünümde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Libası Giydik",
        "poet": "Halide Köksal",
        "poem": "\n\nAnadan üryan geldik yeryüzüne\nGünah libası giydik üstümüze\nDünyanın pisliklerine bulandık\nHeyhat! kurtuluş yok artık bizlere.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah kuyusuna düşmeyin sakın",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nTövbe dersen Allah seni çıkarır,\nGünah kuyusuna düşmeyin sakın.\nZorda olan kimse Hakka yakarır,\nGünah kuyusuna düşmeyin sakın.\n\nNefsine aldanıp asla kanmayın,\nSonra cehenneme gidip yanmayın.\nŞeytanın tuzağına aldanmayın,\nGünah kuyusuna düşmeyin sakın.\n\nHayat insanı kaldırıp atıyor,\nŞeytan içimize fitne katıyor.\nİnsanı dünya malı aldatıyor,\nGünah kuyusuna düşmeyin sakın.\n\nBu dünyada iyi olsa da işin,\nAcı çekerek ağrımasın başın.\nBiraz da toprağın altını düşün,\nGünah kuyusuna düşmeyin sakın.\n\nYusuf başını alıp duracaksın,\nPişman olup taşlara vuracaksın.\nBir gün Hak huzuruna varacaksın,\nGünah kuyusuna düşmeyin sakın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah keçisi",
        "poet": "Mehmet Halil",
        "poem": "\n\nGünah keçisi masum olmalıdır\nKirliler kurban edilmez tanrılara\nAffedilecek olan günahlılardır…\nKefarettir iyiler o kötü ruhlara…\nKendine yontan bir canavardır\nTanrı da bu çarkın başında…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Keçisi",
        "poet": "Habib Karasakallı",
        "poem": "\n\nNe dem bir dert türese her ağızdan bir ses var\n Kim var deme gel de gör, alakasız herkes var\n Başıboş sokaklarda zırvalığa heves var\n-Toplanmış eylemcinin meydanda zır delisi\n-Yine günah keçisi yapacaklar polisi...\n\n Sanki savaş halinde, getirmiş sopasını\nNefret, kin, kan, intikam doldurmuş torbasını\nGüya siyasetçisi, sendikası, basını\n-Hülasa hep meydanda denyolar silsilesi\n-Yine günah keçisi yapacaklar polisi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Mevsimi",
        "poet": "Ramazan Sarıtemur",
        "poem": "\n\nYürek yangın yeri, mevsim günah dönemi...\nAllah ıslah etsin ihanet edeni, terk edip gideni..\nBir dahamı görecektik sırtımızda ihanet hançerini...\nNe sen unut gözyaşlarımı, nede ben unutayım seni...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Keçisi",
        "poet": "Mustafa Aslan 2",
        "poem": "\n\nHerseyin sorumlusu benmisim gibi davranilmalardan,\nHer günahin nedeni benmisim gibi suçlanmalardan,\nBiktim,\nBiktim ben günah keçisi olmaktan.\nTek bir istegim var dogdugum günden bu yana,\nSadece bir parça mutluluk ve huzur,\nOysa ben hergün agliyor,\nCanima kiymamak için kendimi zor tutuyorum.\nKalp atislarim hizlandikça,\nHizlanan nefesim,\nHizlanan nefesim ile,\nKarma karisik olan düsüncelerim.\nBen gerçekten günah keçisimiyim.\nSokakta biri ölse benden bilirler,\nNamus davasi, nedeni Mustafa derler,\nHep ben haksizmisim gibi ezerler,\nBen hep agladimda, onlar bana gülerler.\nGünah keçisi dediler,\nHer günahi bana verdiler,\nBeni degil, yalanlari sevdiler,\nBen gelirken bile, onlar hemen gittiler,\nVe yine olan herseyi benden bildiler.\nZaten bunalimdayim gelmesin kimse üstüme,\nSaplarim en sonunda hançeri gögsüme,\nGerekirse jilet atarim suskun dilime,\nKimseler günah ekleyemez sözüme.\nBen günah keçisiysem,\nHer günahi kabullendiysem.\nÖlürüm diyipte ölmediysem,\nBu günahin keçiside benim ozaman.\n\n22-05-2007     22:30\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah mı Bana",
        "poet": "Ali Türkmen",
        "poem": "\n\nGözlerinden içtim aşk şarabını\nSarhoş olup dolaşmak kolay mı bana\nİnsan böyle vurur mu hiç cananını\nBakışların zehir mi şerbet mi bana\n\nSeninle düştüm şu aşkın belasına\nYar seni sevmek ayıp mı bana\nAşk kor misali düşünce cana\nİlanı aşk etmeler günah mı bana\n\nBir damla gözyaşına kıyamadığım\nDöktürdüğün gözyaşı revamı bana\nTatlı diline güler yüzüne doyamadığım\nSana dönüp bakmak günah mı bana\n\nBu amansız derdimin dermanına\nMerhem diye sen gelmiştin aklıma\nYar olmazsan açtığın yaraya\nKollarında can vermekte güzeldir bana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah mısın Sevap mı?",
        "poet": "Mehmet Atila Çakıroğlu",
        "poem": "\n\nÖyle bir girdin ki hayatıma,\nBen şimdi günaha girmek istiyorum.\nŞeytana uymadan,\nSevaba en yakın gelen kısmından.\nHani günah bile sayılmayacak kadar ama,\nGünah niye bu kadar güzel\nKontenjanından....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Olmasa",
        "poet": "Ramazan Sağdıç",
        "poem": "\n\nSeninle bir ömür mutlu olurduk\nAşkımız böylesi günah olmasa\nBütün aşklar gibi bizde savrulduk\nİsyan edecektim günah olmasa\n\nYokluğun gönlüme en büyük darbe\nHasretinle sanki girmişim harbe\nAşkın yüreğimde gizli bir kıble\nSana dönecektim günah olmasa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Mı Olur",
        "poet": "Berkay Kur",
        "poem": "\n\nİsterim bir gece sessizce gelip\nAnsızın kapımı çalsan ne olur\nBoynuma sarılsan bak döndüm deyip\nBir gün çıkıp gelsen günah mı olur\n\nYokluğun içimde hazan mevsimi\nRüzgarlar eserken söyler ismini\nKoynumda saklarım yırtık resmini\nBir gün geri dönsen günah mı olur\n\nUğruna her gece böyle içişim\nBoynumu çok büktü şu son gidişin\nÜzmez mi hiç seni bu iç çekişim\nBir gün çıkıp gelsen günah mı olur\n\nYağdı sokağıma kederler dertler\nMutluluğu çaldı yağmurlar seller\nUmudu ümidi götürdü yeller\nBir gün geri dönsen günah mı olur\n\nDalında bahtımın soldu yaprağı\nGönlümün kurudu hüzün toprağı\nGeceler isyanda doğmaz sabahı\nBir gün çıkıp gelsen günah mı olur\n\nAhlarımla doldu gönül defterim\nDualar dilimde gökte ellerim\nÖyle çok özledim yemin ederim\nBir gün geri dönsen günah mı olur\n\n21/ 12/ 2013.....Berkay KUR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Mı?",
        "poet": "Şafaknur Yalçın",
        "poem": "\n\nİster baba ol,ister ana\nİsterse dede yada nine\nTaşıyor herkes bir yürek bu bedende\nGünah bunun neresinde?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Neydi Tanrım",
        "poet": "Sibel Gökmen Katrancı",
        "poem": "\n\nÇok büyük günahlar işledim belkide hiç\nBilmiyorum belkide günah neydi\nBir çocuğun elinden şeker almakmıydı\nYada menekşe ablanın bahçesinden elma koparmakmı\nRüzgarın ıslık çalan sesi gibi inleyen yavru bir köpeğe süt vermekmi\nSinsi sinsi yaklaşan aşka yelken açmakmıydı günah\nDokunmakmıydı ipeksi yanaklarına bakmakmıydı gözlerine\nSaatlerce seni düşlemekmiydi uykuları gömmekmiydi geceye\nVe sancısına dayanamamakmıydı ihanetin\nGünah neydi tanrım\nYıkılıp kalmakmıydı bir duvar dibinde dost acısına\nDiz boyu olmuş riyakarlıklara göz yummakmıydı\nİhtiyacım olduğunda perperişan olmuş bedenimi yaslayacağımda\nAradığınız aboneye şu an ulaşılamıyor diyen bir tele sekretermidir\nSenin aşkına yalvarıyorum günah neydi tanrım\nKısa yaşama sığdırılmış bir ömürmü \nYoksa kötü olup uzun yaşamakmı nefes almak\nYoksa geçenlerde bir ihtiyarın kurduğu sözcüklermi...\nKarşılıksız herşeyi sen yapardında beni neden yarattın diyen kulunmu\nGünah neydi tanrım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "...Günah Olsa'da.",
        "poet": "Bekir Kadir Aydın",
        "poem": "\n\nBen,denizlerde hiç, vurgun yemedim; ben vurgunu mavi gözlerinde, defalarca yedim.\n                    Mavi Gözlüm'e ELİF'e\n\nYan yana gelmemiz günah olsa'da,\nHayalinle baş başa kalmak yasak değil ya.\nEllerini tutmak, tenine dokunmak günah olsa'da\nResmini öpüp, sevmek yasak değil ya\n\nSaçlarını okşayıp,koklamak günah olsa'da\nKokunu hissetmek, içine çekmek yasak değil ya\nGöz göze gelip sevmek günah olsa'da \nUzaktan bakıp,seni sevmek yasak değil ya\n\nSeni sana anlatmak haram olsa da\nŞiirlerde, şarkılarda seni anmak yasak değil ya\nSeni senle yaşamak haram olsada\nRüyalarda,hayallerde seni yaşamak yasak değil ya\n\nSeni bedenen yaşamak haram olsa da \nSeni kalben yaşamak yasak değil ya\nSenle aşkı paylaşmak haram olsada \nAşk-ı memnu 'yu yaşamak yasak değil ya\n\n                                      30.03.2009\n                               Bekir Kadir AYDIN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah mı Kalır....",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nAyrılık gözyaşları damla damla akarken,\nGörmedin ki ruhum bedenden çıkarken,\nGünah mı kalır sevenler gizli ağlarken,\nAyrılık gözyaşları damla damla akarken.\n\nDuygularım engin denizde sanki bir sal,\nDiyemedim Allah aşkına bir haber sal,\nElimde değil duygusalım işte duygusal,\nGünah mı kalır sevenler gizli ağlarken...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Nedir Bilmem",
        "poet": "Turgut Çakır",
        "poem": "\n\nBen sadece sevdim\nGül bahçeni sevdim\nİnsanlık güneşini sevdim\nSevdim\nKırmadım incitmedim\nSadece sevdim\n\nBen günah nedir bilmem\nBana sevaptan söz et\n\nSeni sevdiğim kadar\nKimseyi sevmedim\nHiç yoktan kırdın beni\nİncittin\nNe arsan kendinde ara\n\nBen günah nedir bilmem\nBana sevaptan söz et\n\nŞarkılarda sevgi var\nMutluluk var\nYarım kalan aşkımız var\n\nGururun kırılmasın\nKırılırsa aşkın gücü azalır\n\nBen günah nedir bilmem\nBana sevaptan söz et\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Olur Mu Bilmem",
        "poet": "İsa Kıvrakdal",
        "poem": "\n\nGünah olur mu bilmem seni sevmek ölesiye\nHer dakika başında özlemine gözyaşı dökmek \nVe yalnızca senin için yaşamak hayatı\n\nSeni ve yüreğimde anlam bulan duyguları,\nSana ait kalbimin derinliklerinden kopup gelen,\nArtçı şokları yaşamak günah olur mu? \n\nHer bir yere ismini kazımak \nGözlerine dalıp isyan etmek bu acı yaşama\nBir gülüşüne,\nBir öpüşüne,\nSeviyorum deyişine\nMevla’m kadar değer vermek günah olur mu? \nGünahsa eğer günahkâr olmaya değer\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Pazarı",
        "poet": "İsmail Baharşen",
        "poem": "\n\nher gözde ayrı bir yalan \nne bu dünyanın kötü tuzağı\nşeytan efendi kölesi insan\nher köşede bir günah pazarı\n\nharam karışmış helale artık\nzaman zalim, gönüllere yazık\nkara denen kaderler batık\nher köşede bir günah pazarı\n\ngün gün yaklaşıyor ölüm\ntenedir bu sonsuz zulüm\ngelir geçerken görür gözüm\nher köşede bir günah pazarı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Rengi",
        "poet": "İsmail Mancar",
        "poem": "\n\nGünah rengine bulanıyor gece\nHelallik kalmadı yüreğimde \nRuhuma keman çalmakta bir deli\n\nCehenneme i ğnelenmiş rozet gibi parlamakta hâlâ aydınlıklar.\nSen gece olmuşsun içimde, en günah renginle\nOysa sorsaydın bana gitmeden önce\n\"Kal\" derdim\n\nBekâret uşaklarından kalma hizmetçiler ruhuma prangalanmış \nMeryem Ana'dan kalma ruhum! \nİlişkisiz sevdadan doğan tek bir aşkla peydahlandım ruhuma.\n\nSen günah rengine bulanmadan önce\nYastıklarda adın yazardı gözyaşımdan\nKalbimde bir tütün dolusu sigara yakılırdı sevdaya\nVe sen içilirdin ruhun dudak aralarında\n\nCefa çekmekte neydi acının yanında\nHer cefa acının kıymetini bilmeliydi\nBilemedi oysa...\n\nYağmur buluta karışmış\nGökyüzü günah renginde \nSaklanılan sevdalar, yirik zamanlarda çamurlaşıyor\nHer yirik zaman bir ayrılığa sataşıyor\nDefalarca işleniyor cinayetler\nFailler ve meçhuller renk cümbüşündeler günahın renginde,\n Bilmem kimin şehrinde günah çıkartıyor katiller ve meçhuller\nSen ruhumda aforoz olmadan önce\n\n\n"
    },
    {
        "title": "'Günah Sevap' Yazı",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nGünah Sevap\n\nİnsanın Dünya (esfel)  boyutundan bakınca görülen; iyi / kötü, güzel, çirkin, günah sevap aslen evrensel boyutta denge içinde ve denge için var! \n\nİnsan bulunduğu boyuta izafi olarak bu durumlardan kendine uygun olanı çeker. Bulunduğu boyutta kendine uygun olanları \"İyi, sevap\" şeklinde yorumlar. Uygun görmediklerini de \"Kötü, günah\" şeklinde kendi boyutuna has değerlendirir! \n\nHayır ve şerrin Allah'tan olduğu bu nedenle söylenir. Hayır sanılan şeylerin başka boyutlarda şer olması, şer sanılanların da hayır olması evrensel denge içindir. Demek evrende \"Şer\" yok. Bize ve o an bulunduğumuz boyutua uymayan var. Cehennem'de kötü kabul edilen ve yakan ateş hayırdır, Cennette ise tüm güzel kabul edilenler hayırdır. Evrensel bakıldığında ise hepsi hayırdır. Yani olması gereken yerde olan hayırdadır.\n\nİnsan Dünya'da olması gereken yerde midir? Elbet değildir bu nedenle \"Miraç\" yapmak ve aslına dönmek ister. Ahsende en yüksek makamda iken, esfele en aşağıya düşen insan olması gereken yeri bulmak için yükselmek ister...\n\nEvrende iyi, kötü oluşan, üretilen tüm veriler evren içinde denge unsuru. Bu açıdan insanın üreteceği her şey evrenin dengesi açısından önem taşır. Ama insan kendi dengesini ve Dünya'nın dengesini bozar! Bozduğu denge kadar tamamlayıcı unsur çekmiş olur. Daha açık yazıyım; azıtırsa \"Kurtarıcı\" çeker, başına musallat eder kendi eliyle dış müdahaleyi.\n\nEvrende her şey dengeye gelmek için meyilli. Aynı büyüklükteki iki bardağa; birine 100 derecelik diğerine 0 derece su, buz koyalım. Normal şartlarda, başka etki yok farzedelim. Aynı ortamda korunan bu bardakların her ikisi de 50 derece olana kadar birbirine ısı aktarır. Sıfır derece olan 50 derecelik ısı alırken 50 derecelik soğukluğunu kaybeder. Yani bulunduğu sıcaklığı 50 derece değiştirirken yükselen sıcaklığı yüzünden artık buz değildir. Su ise 100 derecede kaynamakta iken artık kaynamıyor. Peki bu onlar açısından kazanç mı kayıp mı? İşte izafiyet...\n\nToplumsal kabullere bakalım. Birileri kendini \"İyi\" gösterecek ise bunu \"En kötü\" ortamda en verimli yapar. Mesela peygamberler azıtmış kavimlere gelir! Çünkü o kavimlerin kötülükleri en iyi gösterebilir peygamberin iyiliğini. Bu Siyah kağıda beyaz çizgi çizmek gibidir. Toplumda kabul görenler de öyledir, birileri rezillik yapar; ne kadar sefillik yapmışsa ona karşı olan o kadar değer kazanır. Eksi kadar artı değer görünür.Eksi artı dahi görecelidir. Çünkü birinin \"Doğru\" algısı diğerine \"Yanlış\" gelir. Bu nedenle çekişme vardır zaten.\n\nHalk arasında dinlediğim bir hikaye ile örnek vermek isterim:\nEski zamanda \"Köy ağası\" türü bir bey, halka zulmüyle nam yapmış. Ölülerin kefenlerini soyup öyle gömdürürmüş! Bu bey hastalanmış, ölüm döşeğinde başında bekleyen oğluna \"Oğlum bu halk benim ardımdan lanet edecek\" demiş. Oğlu \"Baba sen meraklanma, ben sana Rahmet okutacağım\" Derken adam ölmüş, oğlu başa geçmiş. Ölülerin kefenini soymakla kalmamış bir de kıçlarına kazık çakıp defnetmelerini emretmiş. Halk babasına \"Rahmet\" okumaya başlamış. Şöyle demişler \"Rahmetli nur içinde yatsın, ölülerimizi soyuyordu ama kıçlarına dokunmuyordu\" İşte izafiyet.\n\nSaygılarımla,\nAhmet Bektaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Şehri Günah",
        "poet": "Muhammed Tuver",
        "poem": "\n\nkocaman bir yalanın nüfuzu işliyor\nüç merminin barutu az\nüç merminin yarısı beyaz\n\nKARADENİZ KORSANI\ntaksitlere böldüğüm hayatım\nher kurs dönüşü bağlanır\ntek boyutlu kutuya\nbağlamamı bağladım\nkaradenize ağladım\nişte karadeniz \nyandı garadeniz\nburda garı deniz\nkorsanlar gibi hayalet oldu deniz\nsesimde iki bağlama tonu\nbirinde ağlama tonu\n\nUZUN SAÇ\n\nkoşarak kaldırıma fırladı yalancı \ncebinde sigara küfü \nezberinde bir şarkı sözü \nyuvarlandı top gibi \nmerdivenden aşağı \ntoprak altına\n\n'entarisi düğmeli\nher insan beni övmeli'\nah! yabancı\neli kolu dövmeli\nne kadar dönebilirsin başın üstüne\nne kadar yürüyebilirsin köz üstünde\nne zaman çökersin diz üstüne \nkeşkeler başın üstüne\nben bu sözlerin yabancısıyım\n\nKISA SAÇ\n\nsaçlar kısa\nher söz yasa\nvar olmayan hayalim yaşa\nhey insanlık! ben delirmedim\nöyle ki sona ermedim\nbeni kim vurdu\nşakalar sustu\nşarkılar coştu\nbabam dudağımda bir uçuktu\nannem gözümde bir çocuktu\nsadece sendeledim düşmedim\nyeter artık üşüşmeyin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Sadır Olmasın",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nYine bir akşam ve yine güneş kaydı elimizden,\nDikkat edelim günah sadır olmasın dilimizden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah ruhun yüküdür",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nSakın günah işleme,\nGünah ruhun yüküdür.\nRuhu özden dışlama,\nGünah ruhun yüküdür.\n\nGönül aşk dolmalıdır,\nKul iyi olmalıdır.\nRuh temiz kalmalıdır,\nGünah ruhun yüküdür.\n\nGünah ruhu kirletir,\nHaram gözü körletir.\nKir insanı terletir,\nGünah ruhun yüküdür.\n\nİnsan etmeli hazım,\nKulda olmalı azim.\nGünahtan kaçmak lazım,\nGünah ruhun yüküdür.\n\nYusuf kafa yoralım,\nOndan uzak duralım.\nHakka temiz varalım,\nGünah ruhun yüküdür.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah sizin-öğretmenim",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nBen acemi-sizler ehil\nİşler işler-açarsınız\nŞekil verir-biçersiniz\nYontmazsanız-sizler bizi\nGünah sizin-öğretmenim\nBen aç açık-siz açık el\nCana çokça -verirsiniz\nBir su gibi-erirsiniz\nAçmazsanız-kalbinizi\nGünah sizin-öğretmenim\nBen kapalı-siz açık yol\nGeçirirsin-yoldan beni\nUnutmam ben-asla seni\nDuraklarda-yol bulmazsan\nGünah sizin-öğretmenim\nBen adayım-sizler deniz\nBereketin -çoktur senin\nÖğretirsin- beyaz tenin\nSunamazsan-o deryayı\nGünah sizin-öğretmenim\nBen bir çocuk-siz ağabey\nOkşar okşar-seversiniz\nHep daima-översiniz\nYapmazsanız-hep büyüklük\nGünah sizin-öğretmenim\nBen yaprağım-sizler ağaç\nYeşilliğin-mükemmeldir\nHep uzanan-cana eldir\nÇocuklara yetişmezse\nGünah sizin-öğretmenim\nBen akıntı-sizler baraj\nGenci tutar-saklarsınız\nCahilliği-haklarsınız\nSalmazsanız-o suları\nGünah sizin-öğretmenim\nBen akortsuz-siz akortlu\nSıkıp sıkıp -çalarsınız\nRüyalara-dalarsınız\nAyarımız-bozuk ise\nGünah sizin-öğretmenim\nBiz durağan-aksiyon siz\nDaim durmaz-çalışırsın\nSen bizlere-alışırsın\nGeçirmezsen-harekete\nGünah sizin-öğretmenim\nBen akşamım-sizler gündüz\nIlıtırsın-ısıtırsın\nHece cümle-ve satırsın\nÖğretmezsen-öğrenciye\nGünah sizin-öğretmenim\nBen bir saat-kurarsınız\nVakit erken-kaldırırsın\nTedbirini- aldırırsın\nİşlemezse-doğru dürüst \nGünah sizin-öğretmenim\nBen alçakta-sizler yüksek\nİlmik ilmik-dokursunuz\nYürekleri-okursunuz\nHasan diyor-çaba yoksa\nGünah sizin-öğretmenim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Sıkıntı Verir",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nGünah sıkıntı verir, ruhumuzu parçalar,\nVicdanımız sarsılır, şeytanlar hatır sorar…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Toprağa Akar",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nDışımız eli yakar içimiz bizi yakar\nBilmeyen de bizlere evliya diye bakar\nHer insana musallat, iblis denilen melun,\nTövbe-i nasuh ile, günah toprağa akar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Sundular",
        "poet": "Semih Kocaman",
        "poem": "\n\nGünah Sundular\n\nSevgiler hep uçar bir tek ben de kalır... \nSadık aşklar biraz olsun zaman alır... \nYar elbette seviyor ama bunu göze inandırmalı... \nO zaman onu alıp kanatlanıp uçmalı... \nSevgiler içe atıldıkça acıtır aşk gibi kalıcıdır...\nZaman su gibi akıcıdır üzüntüleri çok sıkıcıdır\nAşklar hep konar bir ben de durmaz\nKurduğu çelişkilerden kimse çıkamaz\nYar elbet gelecek ama bunu söze dökmeli\nO vakit acıları yakıp yok etmeli\nYollar gittikçe uzar yar yolu dolu tuzaklar\nAldatan insanlar sadece işlenecek günah sundular…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah ve Gün ah",
        "poet": "Fatih Duruer",
        "poem": "\n\nHergün işlemeye devam ederken  günah; \nNeden etmiyoruz bu günahlara bir gün ah?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah ve İnsan! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nHEPİMİZ YARDIMA MUHTAÇLIĞIMIZLA BİRİZ! YARASI OLAN BİR BİZ MİYİZ? .\n\nNEFS TERBİYESİNİN DERECELERİ VARDIR! . AYNI DERECEYE YAKIN OLANLAR:\nBİRBİRLERİNİ ANLAR ve BİRBİRLERİYLE EBEDİ DOSTLUK ANLAYIŞINDADIR! .\nAYNI DEĞERE ODAKLI İKİ İNSAN; NEREDEYSE, BİRBİRİNİN AYNISI SANKİ! .\nONLAR BİRBİRLERİNİ GÖRÜR, ONLAR BİRBİRLERİNİN YARASINI SARAR HEP! .\n\n{ Metin Yazarı: Kemal KABCIK / ANTALYA / 11 Mayıs 2012 Cuma 05:55:21 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Perisi -001-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nGünah Perisi -001-\n\nBiliyormusun...\nGünah Perisi...\n\nDünyaya  geldim...\nAğladım...\nBiliyordum...\nBir haltların başıma geleceğini...\nBüyünce geçer dedim...\nGöz yaşlarına zincir vurdum...\nHep içime attım...\nBu seferde yüreğim ağlar...\nYaş kemale erdi...\nSaşlarım ağardı...\nBedenim yaşlandı..\nBorçları bitirdim sayılır...\nGünahlarım kaldı..\nHepsini doldurdum çuvala...\nYükledim sırtıma...\nDüştüm yollara..\nYokmu günah alan diye bağırdım....\nÇıt yok kimsede...\nYanımdan kaçan kaçana...\nAk saçlı ak sakallı...\nBir dede yaklaştı yanıma...\nEğildi kulağıma....\nYavaşça fısıldadı..\nŞimdiye kadar aklın nerdeydi...\nSordum kendi kendime...\nAklım nerdeydi..\n\nAnlıyormusun beni...\nGünah Perisi...\n\nMersin-01.05.2008-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah ve Tevbe",
        "poet": "Osman Erdoğmuş",
        "poem": "\n\nGÜNAH VE TÖVBE\n\nİçimiz dışımıza çevrilse göreceğiz,\nKararan kalp nasılmış,hem de hissedeceğiz.\n\nGünahta ısrar eden saplanır bataklığa,\nÇırpınır,debelenir çıkamaz aydınlığa.\n\nTövbe ile imha et,günahı biriktirme,\nİmanın gereğidir şirk sözleri söyleme.\n\nKara bir nokta gibi girer kalplere günah,\nHemen temizlenmezse katran olur maazallah.\n\nTövbe kapısı açık, fırsatta elde iken,\nAteşe ne gerek var,cennette sefa varken.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Ve Zülüm",
        "poet": "Mahmut Gazi Şimşek",
        "poem": "\n\nGünahkârın: her nefesi, bin ateş tutuşturur; \nZalimin: bir bakışı, sayısız ocak söndürür…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "''-Günah ve Sevap...''",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\ngünah,\n dala asılsaydı\nkim uzanır toplardı? ...\ngünah,\n öyle bir meyvede saklıydı ki\n toplanmadan kucaklara dolardı...! \nsevap,\n dalda dursaydı\ndalda yaprak bile kalmazdı...\nsevap,\n öyle bir meyvede saklıydı ki\n toplansa da kucaklarda durmazdı...! \n\nFikret Turhan-Yalova,\n 16.01.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Yolu",
        "poet": "Nurol Banabak",
        "poem": "\n\naşkın gergefe gerili ölüm\ncan tedirgin / gayr-i memnun\n\nağaç\n         tedirgin\n                      kuş tedirgin\n                                         tin\n\n-bir ayete daha koy kendini tanrım\n  bizim yerimize koy-\n\nrüzgâr\t\n          kar\n                tedirgin \n                            TİN\n\nölüp giden peygamber\n\ntarih\n         zaman \n                     an\n\n“bir kan pıhtısından”\nkendine koşan yürek\nalacakaranlık rüyâ\n\n                                         evodasokak\n\ninsan sebil / şeytan tedirgin / TİN\nacının tüm renkleri serpili tuval \nhiçliğin en (d) okunulur dili müzik\nkendinin en uzağında duran İnsan\n\n                                        birbilsekbirbilsekbirbilsek\ntiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiin –\n\ndesene mezar / en dingin taş nerede\n\n*\n\nocak 27 / ’06 / Rize\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaha Çekme Beni ",
        "poet": "Mehmet Yunus Aytek 2",
        "poem": "\n\nGelme, geleceksen neden gittin\nSevme, seveceksen neden bitirdin\nSöz deme, inanmam bir daha\nVurma, sevdim diye bu defa\n\nHasretinle deli oldum biliyorsun\nSana âşık oldum beni görüyorsun\nAma hep günaha çekiyorsun \nAcı bana çekme günahına beni\n\n13 Nisan 2013\nCumartesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaha Dâvet",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nVarsa bir yerde günaha dâvet\nSakın ola ki etme icâbet\nHaramla dolu olan ziyâfet\nGetirir başa binbir felâket\n\n(12 Ocak 2006/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Yükü",
        "poet": "Kazim Öztürk 2",
        "poem": "\n\nBunca günah içinden,\nNasıl çıkarım ben? \nElim kara, yüzüm kara,\nRuhum kara, gönlüm kara,\nHalim pek maskara.\nBeynim durmuş,\nNefsim hükümran olmuş,\nKalp söz geçiremiyor,\nRuh  aciz kalmış.\nKambur üstüne kambur,\nGünah üstüne günah,\nİbadetlerin ruhu yok,\nGöz yaşlarımda ah..\nTevbelerim cılız,\nAğıtlarım ulaşmıyor,\nGeceler bana yar değil,\nGündüzler kavuşmuyor.\nGözlerimde ışık yok,\nGönlümde teselli,\nŞeytanın aldatması çok,\nGünahlarımdan belli..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaha Açtı Çiçekler",
        "poet": "Nevzat Erkol",
        "poem": "\n\nGökyüzünün rengi değişti önce\nSonra doğa’ nın, denizlerin\nFelâket ulağı düştü yağmurlar\nYapraklar kavruldu tazeliğinde\nAkıp gitti yeşili, gelmeden güzler.\n\nÖlümleri tezden oldu kelebeklerin\nGölgeler ağırlaştı mevsimlerin hüznünde,\nGünaha açtı çiçekler\nKüsüp kaderlerine; \nBu bir isyandır, dercesine\nİsyan edercesine.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaha Davet",
        "poet": "Esel Arslan",
        "poem": "\n\nSaçlarının her kıvrımı\n              Hüzüne davet\n              Bütün gülümsemelerin\n              Kırık,dökük\n              Hele gözlerin\n              Ağlayan bir çocuk oturuyor\n              Bakışların da\n              Bütün acıları,kederleri\n              Toplamışsın sanki\n              Ama\n              O dudakların varya\n              Hani ya\n              Çağırıyor günaha\n\n                                                 2006-Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Sevaba Dolandı",
        "poet": "Fadime Almamış",
        "poem": "\n\nBir ah işittim dilimden\nGünah belime dolandı\nBir söz işittim senden\nGünah sineme dolandı \n\nŞair dilim sapıttı \nGünah dizeme dolandı\nBir fısıltı işitti rüzgârım\nGünah sevaba dolandı\n\n25.09.2014/Perşembe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günah Senindir",
        "poet": "İzzet Selçuk Cumaoğlu",
        "poem": "\n\nKararmış şu gönlümü aydınlatmadan,\nBırakıp da gidersen günah senindir.\nUyurken yatağımda, okşarım seni,\nTadına varamazsan günah senindir.\n\nBuğuluyken gözlerim, gülecek misin? \nKanıyorken yüreğim, gidecek misin? \nBöyle büyük sevdayı silecek misin? \nHasretinden ölürsem günah senindir.\n\nGüller seni sordular, artık yok dedim,\nAşık mısın dediler, hem de çok dedim,\nAteş ol da bağrımı acıma, yak dedim,\nSu olup söndürürsen günah senindir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaha Girme",
        "poet": "Bayram Erdoğan",
        "poem": "\n\nGüzel Gözlerine baka kaldımsa\nGünahdır deyipte günaha girme\nGüzele bakıpta sevap aldımsa \nGünahdır deyipte günaha girme\n\nZulmedip ahını aldımsa günah\nRızasız gülünü yoldumsa günah\nAşksız bu sazımı çaldımsa günah\nGünahdır deyipte günaha girme\n\nYıllardır kavuşmaz yürekte yarem\nDertlerime derman sen olsan çarem\nGünah olsa idi yanmazdı kerem\nGünahdır deyipte günaha girme\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahı Ne?",
        "poet": "Kazim Öztürk 2",
        "poem": "\n\nSeverek geliyorsun,\nSeverek alıyorsun,\nSevgi ile hayale dalıyorsun,\nYuva kuruyor, aile oluyorsun,\nÇocuklarınla neşe buluyorsun\nBoşanıp, çocukları öksüz kılıyorsun,\nÇocukların günahı ne? \nDırdırınızla, kavganızla ortam gerilir,\nTopluma bir çok öksüz serilir,\nAnne nedir, baba nedir bilmezler,\nSonunda hepsi yuvaya verilir,\nSevgisizlikten gülmezler,\nGözleri fersiz  görülür,\nÇocukların günahı ne? \nKazım Öztürk 31 MAYIS 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gunaha Girdim",
        "poet": "Mehmet Soysal",
        "poem": "\n\nYine Gunaha Girdim Bugun.\n\nCuma Namazina Baslarken\nBesmele yerine,\nYine Ismini Zikrettim...!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahı Ne Orkide'nin",
        "poet": "Gürsoy Solmaz",
        "poem": "\n\nYollar yolları gidenin,\nSürü sürüyü güdenin,\nGüllerin içinde yoksa\nGünahı ne orkidenin? \n\nHer ananın kuzusu var,\nKuzusuna sızısı var,\nCiğer yakan ey nadan bil,\nHer kuzunun arzusu var…\n\nGönlüm artık hafif değil,\nYüküm arttı çeğil çeğil,\nÜstelik başıma açtı,\nBin bir olay, bin bir nağıl…\n\nYüreğime sabır dendi,\nSabır sabrımı delendi,\nİçerimde hırs dağları,\nSabır ile rendelendi…\n\nSen gülmeme aldanma yar,\nGülüşümde bir anlam var,\nSevgi-hasret-gurbet neyse\nİçerimde bar oynarlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahı Ne?",
        "poet": "İkram Gökhan Akcebe",
        "poem": "\n\nCiğerlerimi emanet etmiştim aç kedime,\nYedi bitirdi kedi, kedinin bunda günahı ne? \nAnahtarını vermiştim kalbimin, ellerine,\nAptalsam günah benim, ellerin günahı ne?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahım",
        "poet": "Sebahat Kara",
        "poem": "\n\nYere batası bir günah değil midir? \nBaşımı bekleyen…\nHer geçe bir aralık kapıdan sızıveren\nTövbem dikilmiş karşıma yine\nDizlerin eskimeliydi der,\nSeccade üzerin de\nBense hala serinlemekteyim \nBelanın gölgesin de,\n Bir tutam tövbe yetecek.\nAçıp kapıyı buyur etmek gerek.\nYere batası bir günah değil midir? \nBaşımı bekleyen,\nRuhumu isyanla harmanlayıp,\nZulme salan bir günah\nŞimdi siyah bir hayalin\nÖnün de dikilmekteyim.\nPişmanlığa giden seferleri \nBeklemekteyim.\nNe yazık ki…\nHiçbirine katılamadım,\nGünahımı bir mezara yatıramadım.\nOysa bir tutam tövbe yetecekti\nOla ki uykuya dalmasam\nDünya bana dar gelecekti.\nYere batası bir günah değil midir? \nBaşımı bekleyen\nÇok korkuyorum onu anmaktan,\nDönüp dönüp bakmaktan\nBir tutam tövbe yeteçekti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahım",
        "poet": "İsa Erkol",
        "poem": "\n\nAnladım, gidişatım hayra varmıyor, heyhat\nUçurum ki günahtan, yerden gökten yedi kat\n\nŞu nefsimden yansıyan bana kirli bir Riyâ\nHayâlî kendine gel! Bitsin bu kabus Rüya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahı Şirkten Büyük",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nGünahı şirkten büyük, yalancı şahitliğin, \nKul hakkı yemek gibi nefsini dinlediğin…\n\nRab’bim bunu bilecek, affedilmeyeceksin,\nYalan söylememeli, bunları bilmelisin… \n\n(1996)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahım Günah",
        "poet": "Murat Demir",
        "poem": "\n\nSeni ölümüne severken seni\nSende vicdan yok mu, günahım günah\nBaharına hasret bıraktın beni\nSende vicdan yok mu, günahım günah\n\nKirpikler okunu salar kaşlara\nGözlerim hüznünü sunar yaşlara\nBağrını açarken dağlar taşlara\nSende vicdan yok mu, garibim garip\n\nYağdıkça yağmurlar  ustten aşağı\nGökyüzü beline çeker kuşağı\nGüneşle kızarır buğday başakı\nSende vicdan yok mu, garibim garip\n\nHaddim olmasada seni kınamak\nNe kadar çeker ki ustayı yamak\nYetmez mi bu kadar beni sınamak\nSende vicdan yok mu, günahım günah\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahım ne",
        "poet": "Yasin Demir",
        "poem": "\n\nAylardır pencereme güneş vurmuyor\nKatil olmam yakın bu sonbaharda\nAtsınlar beni gökyüzü nazaretine\nGünahım ne,\nAylardır pencereme güneş vurmuyor..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahım Sen Olur Musun (Deneme)",
        "poet": "Necip Küçük",
        "poem": "\n\nYanımda olmasan da hep sol  üst cebimde taşıdığım sevgili,  bu gün, bu gece bir aşk günahı  işlemek  istiyorum..   İşlemek istediğim  bu aşk günahımın oyuncusu sen  olur musun? \n\nAşkın yüzünden  aşk acısıyla işlenmiş olacak olan bu masum günah, bir  günahsızın çığlığı; olsun istiyorum…\n\nGün  boyu,  tek acımı bir kılıç darbesi gibi parçalara  bölüp çoğaltan  sen..  Hadi bir kılıç daha vur da kanat artık diyorum günahımın içine günlerce biriken  bu sevgini..\n\nAkan kanım temizler günahlardan  belki içimi; çünkü artık ne göz yaşı ne de mayalanmış aşklar dindirebiliyor içimde çoğalan, dilimin ucunda olup da, bir türlü  dilimin dönüp de  söyleyemediği şeyleri.  Belirsiz bir dokunuş gibi tutmuş, sallıyor bedenimi.. Sallıyor da, salıyor.. Sallıyor; titretiyor ama öldürmüyor..   Sadece kanatıyor  sol yanımı…\n\nBir dua oku da aksın, günahla işlediğim  aşkım,  aksın da değsin sol hanıma  ve kızıllığı  kalsın geride; ruhumu dayayıp aldığımda o günahı daha fazla sokma  içime diyorum; daha fazla çekiştirip şeytanımla büyütme içimde... \n\nIslak tenlerde kızıl gecelerde  senle  oynuyorum günahım...  Başka duygularla saplanıp  oyalanmak istiyorum,  günahına girmemek adına.. Oyalanıyorum...  Olmuyor..\n\nTam sıyrıldım derken  karma karışık düşüncelerden.. Oyunculuğun giriyor içime, benle oynadığın rolün okadar çok çok büyük ki,  Bu defa da rüyamdaki saltanatın başlıyor..   İlle de sen, ille de günahın giriyor senle bedenime..  Uyku girince bedenime,  kızıl  dudaklarını,  tenindeki ıslaklığın kokusunu   hissedip düşünmek; gerçekten düşünmeye başladığında öldürüyor insanı... \n\nDüşünme diyorum... Olmuyor..   Göndermek istiyorum, aç beynini  çıksın  dışarı sıyrılsın diyorum, olmuyor..  Birden sıçrayarak uyanıyorum içimdeki senden..  Biraz daha,  biraz daha arala  ve çekil üstümden; rahatlamalıyım diyorum...  Bir filim karesinde kalayım; siyah-beyaz hayaller, olmazsa rüyalar arasında, canım ne daha fazla günah, ne de daha fazla ter istiyor... \n\nÇıkarmışken seni  sol hanımdan ve beynimden bu defa da ruhunla  sevişiyorum...  Günahım oluyorsun..  Öyle bir günahımsın ki sen huzur veriyorsun bedenime, rahatlıyorum..  Bir yandan da çıkma istiyorum içimden..  Ve yine hadi çek etten kapıyı da çık diyorum, artık şu içimdeki dünyadan: Olabileceğin şey olduğundan daha mı kötü olur sanki? Varlığını kanıtlayan sevaplardan uzaklaşırken, emredilen günahları ört üstüne ört.. Örtkü  günahınla huzur bulsun  günahsız ruhum..  Sana fısıldadığım  sesimle bir perde çekip beyazlığın içinden dokunuyorum öylesine…  Biraz  daha kal  ama günahımda olduğun gibi kal: \n\nKorkuyorum... Çırpına çırpına  sayıklarken  terlemiş bedenimle, ruhun sarıyor beni.. \n\nSoruyorum kendime:  Bu kadar da güçlü müydün her zaman?  Bir çok ten sinmiş tenime; bir çok ben, değmiş benime... Hangisi kalkar da arar ertesi sabah? Hangi günah, adına sevap denmedikçe okşar?  İnan ki  seninki kadar günahım olmamıştı başkasına…  Günahım sen ol istiyorum artık..  Devamlı “ aşk günahım olur musun “? \n\nSiz eyy geçmiş ve gelecekti  geçici günahlar okşamayın beni...  Sarıp terletmeyin bedenimi, meşgul etmeyin  beynimi geçici düşüncelerle.. Artık devamlı bir günahım olsun istiyorum, geçmişi cahilliğime verin…\n\nAma hayır! Onlarda kalsın.. Ve görsünler ki   içten gelerek işlenen sevaptaki günah nasıl işlenirmiş  görsünler..  Daha fazlasını görmek istiyorum titrerken;  senin için bedenim..\nOnlar kalsın istiyorum: Daha fazla acıtın, eritin bedenimi ve içindekini: Olmak istediğim gibi olmam için acıtın.. Acıtın ki asıl günahımı işleyeyim.. \n\nHey sen! Titreyen! diye bağırıyorum; hadi vur bir daha; hadi kanat daha fazla  içimi ve sonra acı yine bana...\n\nVe kalıcı bir aşk günahım olda,  günahıma sarılayım artık:\n\n(N.K. Eylül 2010)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahıma Özlem",
        "poet": "Ali Sungur Özkan",
        "poem": "\n\nİşlediğim bir günaha özlem duyuyorum hala\nGünah işte, aşikâr ve yüz kızartan bir günah\nÖzlüyorum özlenmemesi gerektiğini bile bile\nÖdüyorum bedelini zamansız ve zaman yakışmayacak günahımın\n\nKatlanarak üzerime yığılan ezici günlerin ardından\nDoğrulmaya çalışıyorum günahlar içindeki tahtımdan\nO saraylarıma en süslü sultan gelse ne fayda \nBeraber yanıp gitmeyecek miyiz idam-ı ebedi darağacında\n\nO zaman neye yarar ki hatırlamak günahlarımı\nKederlenmek, daha yaşayamadığım için arta kalanları\nNasıl mutlu olabilirim ki günah saraylarımda\nBir gün yalan olacak ve geride bir iz bırakmayacaksa\n\nBu gam yüklü yaşlanmış kötü kalbimle \nAncak bir günah için yaş dökmek yakışır gözlerime\nÇabuk bir nur bulmazsam kalbimi aydınlatacak\nZulmet karanlıkları olacak sonum, kalbim solacak\n\nEğer bir gün kurtulursam bu günah hasretliğimden\nBir ateş yakacağım mahzur kaldığım bu ıssız yerlerden\nOlur ya Nuh (a.s)  gibi merhametli bir kaptan\nÇıkarır beni bu karanlıktan, götürür günahsızlığa…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahımsın",
        "poet": "Oğuz Kağan Mirzabeyoğlu",
        "poem": "\n\nYakınlaştıkça kaybolan\nbir kente dönüştürdün\nkeşfedilmezim olurdun\niçinde yolculuk etsemde...\nGünahkar mevsimimdin.\n\nHiç umut yoktu sende,\no yüzden vazgeçilmezdin,\nvazgeçilmezimdin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahın Rengi",
        "poet": "Nevzat Erkol",
        "poem": "\n\nGünahın rengi varsa eğer,\nBeyazdır\n           Mavidir \n                  Sarıdır mutlaka...\n\nGünahın rengi beyazsa eğer\nYağan kardadır günah.\nKöpüklü dalgalarda\nBelki martılardadır...\nGünahın rengi beyazsa mutlaka\nBilirim ki, tenindedir günah.\n\nGünahın rengi maviyse eğer\nGöklere gizlenmiştir\nDenizlerdedir ya da,\nDeğilse, gecededir...\nGünahın rengi maviyse mutlaka\nBilirim ki, gözlerindedir günah.\n\nGünahın rengi sarıysa eğer,\nHalsiz parmaklarımdadır\nGizlidir sonbaharda\nGurupta yanmaktadır...\nGünahın rengi sarıysa mutlaka\nBilirim ki, saçlarındadır günah.\n\nGünahın rengi yoksa eğer,\nSensizliktir\n      Yokluğundur\n            Özlemindir mutlaka.\nGünahın rengi yoksa eğer...\nBilirim ki, arayışım\n      \tBekleyişimdir günah.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Günahın Rengi Mor",
        "poet": "Funda Gülseven",
        "poem": "\n\nDeniz dinginliğiyle\nHuzura kaçıştı ufuk çizgisinde \nKendinden, hayattan kaçış \nGeceye yüklediği anlamlar\nOlabildiğine saftı. \nDüşünce sarhoşu yüreğiyle \nGecede saklanıyordu \nYüreği kendinden kaçarken \nGünaha gebeydi...\n\nGecenin mor yüzüyle yüzleşti, \nGece mordu. \nYüklediği anlamlar \nAkıp gidiyordu ellerinden... \nDeniz dinginliğinden \nDağınık çarşaflara akıyordu gece \nRuhu dağılıyordu \nNadastan sonra ekilen ilk tohumun \nMorluğu sarıyordu her yanı\nGece sarsıcıydı,gece mordu \n\nMor geceyle yüzleşme \nGünün ilk ışıklarıyla başlıyordu \nEflatun giysilerle örtüyordu,\nRuhunun morluğunu.\nMor günahın rengiydi \nYeni günde günahı giyiyordu \nYüzüne moru boyamıştı \nMor parfümler sinmişti bedenine \nMor sigarası işliyordu ciğerlerine\nHerşey mordu \n\nŞimdi mora çalıyordu \nTüm renkleri hayatın \nGece mordu\nGeceden güne taşıdığı günah mordu \nGünahın rengi mordu...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahkâr",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nAsi oldum Tanrı’ya, senin için nazlı yar! \nDedim neden ayırdın, söyle ne günahım var? \nBir kula kem bakmadım, haram lokma yemedim,\nSevmek mi bütün suçum, ondan mıyım günahkâr? \n\n12 Ocak 1987-Pazartesi / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahkar",
        "poet": "Vedat Akdeniz",
        "poem": "\n\nGÜNAHKÂR\n\nSen yasak bir meyve\nTanrıların bahçesinde\nBense o meyveyi çalan günahkâr\nAsırlardır tanrılara kafa tutan\n\nHaram sayıldı güzelliklerin hepsi\nCennette vaat edildi bütün rezillikler\nSeni sevdim diye günahkâr oldum\nVe bana cehennemin sahibi dediler\n\n                                      08.08.2004\n                         www.akdeniz.orgfree.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahına Ağlayan Şehir Ve Gökyüzü",
        "poet": "Mehmet Aluç",
        "poem": "\n\nGözler, mahzun ve kederli, utangaç,\n Geceleri karanlıkta ağlıyor gizli, gizli sessiz, sessiz.\nÇocukları ve eşi görmesin diye üzüntülü, mahzun, kederli\nAğlıyor, ağlıyor o ağlıyor şehir ağlıyor gökyüzü ağlıyor.\nİnsanlar yataklarında rahat uykuda o ise ağlıyor gökyüzü ve şehirle\nŞehir ağlıyor; bu kadar vicdansız ve duyarsızlıklarla beraber olduğu için\nGökyüzü ağlıyor, feryatlar duyulmadığı için.\nÇocuk ağlıyor baba ayakkabım delindi yenisini al diye.\nBaba çaresiz, mahzun, kederli üzüntülere gark olmuş,\nHasta ve yatalak, eşi ancak kendisine bakmakta\nŞehir ağlıyor günahına, gökyüzü ağlıyor, baba, anne, çocuk ağlıyor.\nHerkes suskun, kulaklar kapalı, gözler kapalı, gönüller mühürlü.\nDuygu ahlakı yoksun, duygu alışverişi mahzun, duygu ayağı kırık,\nDertler, sıkıntılar coşmuş, duygu sezgisi virane, duygu tonlaması sessiz,boğulmuş……\nYollar kapalı, yollar çitle çevrilmiş, dikenli ulaşılmaz, çığlık çığlığa sessiz feryatta.\nBir yağmur ve gökyüzü anlıyordu ve sağanak, sağanak yağıyordu bahçeye.\nBahçede açan çiğdem, yemlik, dereotu açtı bolluk ve bereketi ile kucak, kucak,\nKoştu insanlar öbek, öbek tadını almak için…\nArtık şehirde ağlamıyordu günahı için, gökyüzü de babada, annede çocukta.\nTüm evrenden önce evlerinde güneş açmıştı, mutluluk için sevinç için yaşamak için.\nDuygulu komedya, oynanıyordu artık evlerinde, gözlerinde, dudaklarında,\nBahçelerinde…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahkar",
        "poet": "Ajeng Rojen",
        "poem": "\n\nAşk kusulası geceler yaşarken\nGünah işlemişim\nLanetlendim! \nVe\nTanrı bir ömür daha verdi\nBu günahım için\nİtaat edilecek koskoca bir ömür\nGünah tazelemek içinse \nKısaydı sanki? \n\nAma ihaneti yaşatmadım \nİtaat ettim tüm kalbimle\nBenim gibi günahkar olana....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahkâr",
        "poet": "Sibel Çebi",
        "poem": "\n\nİşlediğimiz günahlar\nYanımıza kâr\nNe günah işlediysem\nHepsi senin yar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahkâr",
        "poet": "Hakan Babaoğlu",
        "poem": "\n\nTebessüme aldanma görünen inkar olur\nYüzü gülerken insan çiğeri efkar olur\nDerviş görünenden de alâ  günahkâr olur,\nTevbe bilmeyenlere sanma günah kâr olur…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahkar",
        "poet": "Mustafa Atasoy",
        "poem": "\n\nbu serseri gönül ki günahtan mı usanır\no kadar sucluyum ki kim bana nasıl inanır\noysa beni dert,tasa,keder hepside tanır\naynaya baktım ki ruhum bedenden utanır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahkar",
        "poet": "Mücahit Fukara",
        "poem": "\n\nŞeyhi Şeytan Bir Müridim.\nGitti Edebim Kalmadı Virdim.\nÇok Günah İşledim Ey Efendim.\nTövbeye Dahi Utanır Dilim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahkar",
        "poet": "Goktan Onur Umdu",
        "poem": "\n\nŞayet seni özlemenin ve sevmenin günah olduğunu bilseydim\nSeni özlemekten ve sevmekten yine vazgeçmezdim günahkar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahkarım",
        "poet": "Levent Şen",
        "poem": "\n\nSeni yazarken günahkârım\n\nGünahkârım, sana yazarken.\n\nEy sevgili ben yazarken,\n\nMelekler de yazardı\n\nHer satırıma bin günah…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahkar Düşüncelerim",
        "poet": "İbrahim Ay 2",
        "poem": "\n\nKurumuş dudaklarım konuşamaz ki\nAşkını da saklar günahlarım gibi\nBir Tanrı, bir de ben bilirim\nGünahkâr düşüncelerimi\n\nSigaram bedenimin, yokluğun gecemin zehiri\nVarlığın hayallerimin, hayallerin varlığımın nedeni\nBir Tanrı, bir de ben bilirim\nGünahkâr düşüncelerimi\n\nSenden önce varlığım ne idi\nGünah, sevap ne idi bilmezdim ki\nBir Tanrı, bir de ben bilirim\nGünahkâr düşüncelerimi\n\nEn kutsal olan, en sevap olandır\nAşkı ben böyle bilirdim\nHayallerin bedenimi sardığında anladım ki! \nHayır, Diyemem günahkâr düşüncelerimi\n\nSeni günaha davet edemem\nHani şair diyor ya:\nEllerin kadınısın seni sevemem\nKilit vurulmuş dilim söyleyemez ki\nBir Tanrı, bir de ben bilirim\nGünahkâr düşüncelerimi\n\nBakışların aşka davet olur\nDokunuşların günaha\nSakladığım duygularımı bilemezsin ki\nBir Tanrı, bir de ben bilirim\nGünahkâr düşüncelerimi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahkarın Ölümü",
        "poet": "Ahmet Tevfik Ozan",
        "poem": "\n\nBir güvercin kanatlı ata binsem sessizce..\nDönüp dursa gökyüzü, yükseklik aksa gitse! \nYaprak yaprak dökülse, tenimden günahlarım..\nVe bitse şu bedenim, yarı yollarda bitse! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahkar Mevsim",
        "poet": "Cezmi Ersöz",
        "poem": "\n\nYakınlaştıkça kaybolan\nBir kente dönüşürdün\nKeşfedilmezim olurdun\nİçinde yolculuk etsem de...\nGünahkar mevsimimdin.\n\nHiç umut yoktu sende,\nO yüzden vazgeçilmezdin,\nVazgeçilmezimdin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahlar",
        "poet": "Mevlüde Demir",
        "poem": "\n\nSevapların çok ise cennet seni kucaklar\nZannetmeki suçlunun boynunu vuracaklar\nZalimler yol bilseler ahretten kaçacaklar\nKalbinde siyah nokta omuzunda günahlar\nCehennem ateşinde diline düşer vahlar\n\nDünya malına kanıp adaletli olmazsan \nKur'an'ı okuyupta doğru yolu bulmazsan\nKul hakkını gözetip duaları almazsan\nKalbinde siyah nokta omzunda günahlar\nCehennem ateşinde diline düşer vahlar\n\nİğne kadar iyilik cennet kapısı açar.\nCennetliklerin yüzü gelirken nurlar saçar\nSevabı çok olanlar Sırat üstünden uçar\nKalbinde siyah nokta omuzunda günahlar\nCehennem ateşinde diline düşer vahlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahlar",
        "poet": "Arslan Mayda",
        "poem": "\n\nİnançla ümit et rahmeti bekle \nBir damla gözyaşı akar günahlar\nİstersen ömrüne bin ömür ekle\nRahmetsiz ruhunu yakar günahlar\n\nGünah yasaklara başkaldırıştır\nDüzene doğruya kurşun atıştır\nDoğru zannedilen süslü yanlıştır\nDipsiz bir kuyuya sokar günahlar\n\nNefsin cambazı, zehirli lezzet \nZehirli bedenle hayatı kirlet\nKemirici bir kurt ruhlarda illet\nŞeytan tuzağına çeker günahlar\n\nSilinmeyen kayıt beynin yapısı \nKorkunun aptalı günah kapısı\nTabulaşan adet olur hepisi\nCehenneme ateş döker günahlar \n\nGünah ortaklıktır şeytan diliyle\nÖğütler itilir elin tersiyle\nÇaresi sabırdır mümin haliyle\nHer an karşımıza çıkar günahlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahla kazanılan cennet..",
        "poet": "Gülseven Aksoy",
        "poem": "\n\nŞimdi hangi cehennemi\n cennet yapıyorsun ki\n bu kadar günaha girdin..\n\nGünahla kazanılan cennet \nsonu cehennemle biten\n bir cezadır unutma! !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahlar Ve Bedenler.",
        "poet": "Özgür Bebek",
        "poem": "\n\nYıllar küflü tozunu atarken göğün üçüncü perdesine \n\nYeryüzünün  beli tutulmuş, Gece nöbetini tutarken\n\nBir sevdaya ait çığlıklar titretiyor dört yanı\n\nBiten şiirinin ardından yakıyor piposunu şair\n\nSabahı bekleyen idam mahkûmu gülümsüyor\n\nEylem broşürü yerde duruyor, saat 14.00 Kızılay\n\nŞairin piposunun közü gibi mahkûmun yüreği\n\nNedeni bilinmeyen bir hayatı düşünen kız\n\nŞirk koşusunda, sonunda 2.yide geçiyor\n\nBir senfoni korosu, alkışlarla beslenen\n\nSabah trenini bekleyen bir öğrenci\n\nEvrenin yarısı karanlık, çoğu su kaplı\n\nAnlatılamayan hisler, parmak uçlarını kaşındırıyor\n\nTavuğun yumurtadan çıktığı bir an\n\nAteş parçasını buz kaplar yaradan istese\n\n18000 âlem âmin derken, bir dervişin duasına\n\nVe nöbeti değişir gece, ay’la güneş gibi\n\nKader defterinin sayfası değişir, en kederlisinden\n\nGünahlar kaçmak ister bedenlerden, ama her yer beden…\n\n                                                                                         Özgür Bebek\n                                                                                         Sakarya 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahlar Zamanı",
        "poet": "Gökhan Yurtoğlu",
        "poem": "\n\nGünah arttı, gösteriş oldu sevap.\nSen bize acı, bizi koru, affet yâ Râb.\nO kapkara geceler artık güneşten parlak.\nYüz çevirme bizden, merhamet et yâ Râb.\nHer yerde fitne, her yerde günah.\nKalbimizi pâk eyle, yüzümüzü ak.\nÂlimler azaldı, ilmin mumu dinlendi.\nSen imanımızı ihya et, ilmimizi abâd.\nŞükür etmedik sana, olduk kötüye örnek.\nSen bizi ıslah et, soyumuzu berrak.\nZiyan ettik, âh ettik, eyvâh ettik.\nSenin dediğin olacak sen ne dilersen.\nHayır senden, şer senden, hidayet senden.\nAman diyoruz,\nİman ediyoruz, \nMerhamet diliyoruz, yâ Hannan...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahlarım",
        "poet": "Şair Gökay",
        "poem": "\n\nBir yıldız daha kayıyor\nUzaklardaki mor dağların ardına.\nBir meşale yanıp yanıp sönüyor\nFeleğin çarkı yine kimin boynunda.\n\nBir hançer gibi saplanıyor bakışları.\nBir elinde cennet gülünden bir demet,\nBir elinde cehennem ateşi\nGidip geliyor ona doğru elleri...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahların Takımı`na...",
        "poet": "İrfan Bayazıtoğlu",
        "poem": "\n\nHer maçında Kanarya,işledin yüz bin günah\nKanarya günahına,etmedin hiç bir gün ah! \nFederasyon,Tahkim`i kuşattın dört bir cenah\nBundan sonra Kanarya, şampiyon olursun; Nah!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahlarım - 2",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\ngünahlarım\nçok günahlarım\nyırtıcı hayvan\nnefsim\nbeni ateşlere sürükleyecek\n\nkurtılmam gerek\nkurtulmam gerek\nsihirleri yutan \nsuda boğan asa\nartık tamam \nyetiş imdada\nmusa olup\nyere çalsam\nseni\ngünahlarım kaçsa..\n\nmustafa kaya\n01.09.2007 / çengelköy\nwww.mustafakaya.net\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahsa",
        "poet": "Hilal Sayıl",
        "poem": "\n\nSeni Sevmek Günahsa Günah\nGünah Defterim Sevginle Dolsun \nSeni Sevmek Günahsa Sonunda \nCehenneme Gitmek Varsa \nSenin İçin Giderim\nSeni Sevmek Günahsa\nSu İçmem Yemek Yemem \nAma sadece Bir Şeyi Yapamam \nOda Senden Ayrılmak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahların  Benim Olsun (bestelendi)",
        "poet": "Zahide Handan Erengil",
        "poem": "\n\nKalbim senin ellerinde\nAklım güzel gözlerinde\nKalbimin sesini dinle\nMutlu olmuştuk seninle\n***\nVeda etmeye yakınken\nKırma kalbimi sakın sen\nTebessüm bin günah ise\nGünahların benim olsun\n****\nCennet yolu yolun olsun\nSolmasın o güzel yüzün \nGönlünde var sa hüzün\nElbet geçer o da birgün\n***\nTebessüm bin günah ise\nGünahların benim olsun\nGülen gözlerindan bana \nMüjdeli haberin olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahlarinla Gel",
        "poet": "Kenan Kısa",
        "poem": "\n\nGünahlarinla göc gel yanima\nkalbimde ol yüregimde ol beynimde ol birakma beni asla\nSenin gecmisin,gecmisindeki hüzünlerin yüregindeki aci birikintilerin ve herdakika aglayan gözlerini unutta gel..\nGünahlarinla sevaplarinla gel\nSeni ömür boyu sevecegim\nhic bir zaman üzmeyecegim\nson lokmami bile seninle bölüsecegim\nhayatimin kadini evimin Hanimi diyerek bu aska omuz gerecegim\ngecmisinle geleceginle seni Sevecegimmmmm......\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Günahsa Günah",
        "poet": "Ceyhun Çoban",
        "poem": "\n\nAşkımla hemdem olmuş yanmaktayım\nCehennemin harı bana ne etsin\nAşk ateşini köze banmaktayım\nGünahsa ki günah, Allah affetsin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahları Hoş Görenler Kedileri Duyunca Çıldırıyorlar",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nBu ne hovardalıktır ne de gece hayatı,\nKötülük de sayılmaz, bozarsın bir hayratı…\n\nSen yaranabildin mi bencil insan kullara? \nYardımım kedilere, sadık yaratıklara…\n\nŞahsımı kınamakla, varamazsın bir yere,\nHer lâfları takmışsın, iyi niyetlilere…\n\n(2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahsız",
        "poet": "Belgin Turan",
        "poem": "\n\nTutuldum hiç hesapsız, bak yine deli dolu,\nAşk yürekte ayıpsız, yüceltir sevgi yolu,\nAcı çeker de arsız, onlar sevdanın kulu,\nVar mı? Seven günahsız, söyle ey! Anadolu.\nB elgin Turan                        11.05.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahsız Aşk",
        "poet": "Uğur Arslan",
        "poem": "\n\nZamansız gözlerini ufka dikişin var ya\nBeni benden edişin\nHesap vermeden \nSormadan\nSöylemeden sevişin\nBuğulu gözlerinde\nBakışların beni bırakır gider ya\nSadece\nSadece sen yokken kendime gelişim\nUmulmadık bir yerinde hayatın\nCiğerlerini söküp atarcasına \nKalbindekileri haykıracakmış gibi\nKarşımda duruşun\nVe bir kelime bile etmeden \nÇekip gidişin\nVe susuşun var ya...\n\nŞakağıma dayanmış bir namlunun\nTetiğini çekmeyişin\nOluk oluk cana hayat veren kanı\nŞahdamarda kesişin\nVe beni benden edişin\nEn yaşanacak zamanında \nyaşanmamışlıkların\nÇekip gidişin\nVe aşktan ölürken dahi\nSevmiyorum deyişin\nVe günahsız gidişin\nBeni günaha sokar ya...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydı",
        "poet": "Timuçin Ayaz",
        "poem": "\n\nBu sabah; \nYalnızlığın ertesinde,\nYanaklaryıda güller açmış,\nGamzeleri umut kokan,\nSaçları dalga dalga,\nGözlerinde kömür karasıyla,\nBir elinde dolunay,\nDiğerinde güneşi taşıyan,\nYüreği sevda közü,\nAlev alev dudaklı,\nGönlünde fırtınalar kopan,\nMeleğin busesiyle uyandım.\nGünaydı…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın 1",
        "poet": "Senem Aygül",
        "poem": "\n\nGünaydın \nKendini bilene\ndoğruluktan ayrılmayana\ncan verip sır vermeyene\numudu barış olana\n\nGünaydın\nAklını kullanana\niçi dışı bir olana\nyalan dolan bilmeyene\nçalıp çırpmayana\n\nGünaydın\nRiyakar olmayan\nnefsine hakim olan\nsevdiğine yamuk yapmayan\nsevdasına sahip çıkan\n\nGünaydın\nKuşlara kurtlara\narıya ağaca\nböceğe çiçeğe\nçayıra ormana\n\nGünaydın\nDağın zirvesine\nduman duman buluta\nçılgın akan nehire\novaya yayılan sürüye\n\nGünaydın\nBağdaki asmaya\ndaldaki meyveye\nekilen tarlaya\ntoplanan mahsule\n\nGünaydın\nkırsaldaki köylüye\nsu yolundaki geline\ngurbetteki yavukluya\nkentteki şehirliye\n\nGünaydın\nBenim gibi gurbeti sevmeyenlere\nYüreğinde sevgi ve barış olanlara\nSabırla yazdıklarımı okuyanlara\nAyrı olsalarda tüm sevenlere günaydın\n\n03 Kasım 2014 / İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydıııııııınnn",
        "poet": "Selçuk Sen",
        "poem": "\n\nGÜNAYDIIIINNN \n\nGÜNAYDIN GÜNAYDIN GÜNAYDIN \nHEPİNİZE BU GÜZEL GÜNDEN GÜNAYDIN \nHARİKA BİR GÜN OLACAK BUGÜN BİLİYORUM \nCOŞKUN BİR SEVİNÇ YALIMI GEÇİYOR İÇİMDEN \nGÜNAYDIN GÜNAYDIN GÜNAYDIN \n\nGÜNAYDIN GÜNAYDIN GÜNAYDIN \nGÜNÜNÜZ HEP AYDIN HEP SEVGİLİ OLSUN \nMUTLULUK,HUZUR,BAŞARI HEP SİZİNLE OLSUN \nGÜNAYDIN GÜNAYDIN GÜNAYDIN \n........................................Selçuk Sen.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "...Günaydııınnnn..",
        "poet": "Berrin Adaş",
        "poem": "\n\nGünaydın canımın içi,\nBugün güneş yine pırıl pırıl....\nYine hayat veriyor doyumsuzca.\nGecenin karanlığında üşümüş\nToprağı.ağaçları,çiçekleri\n...Gönülleri ısıtıyor.....\nKuşlar cıvıl cıvıl güne merhaba diyorlar\nBirbirlerine kur mu yapıyorlar ne....\nKıskandım onları biliyormusun? \nGünaydın canımın içi,\nGünün aydın,şansın bol olsun....\nSen benim umudum,\nSen benim heyecanım,\nSen benim özlemim,\n.....Sen benim güneşim ol......\nYüreğinden öpüyorum....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Adnan Şahin",
        "poem": "\n\nBugününüz dünden \nYarınınız bugünden \nHep aydınlık olsun \nGününüz günaydın olsun. \n\nSevgi acsın bahcede güller \nSevda için ötsün bülbüller \nTatlı söz söylesin bütün diller \nGününüz günaydın olsun. \n\nDostlara acılsın bütün kapılar \nİyi değilse yıkılsın bütün tapular \nSevgiyi yaşatsın bütün yapılar \nGününüz günaydın olsun ey dostlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günakşamın Koynunda",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nEsen poyraza yol sorup yüklü yüklü gemiler\nBulanmış bulutlardan nem kapmaya islicamlardaki hayalin\nRıhtım çardaklarında sarhoşluğunu saklayan bir sandal var ki günakşam\nAçılmış dudaklarını yağmura bırak diyor baharındır\nBaharsa ya senin\nYa benim tutuşan ellerinde kendini gözleyip duran kandil\nLimanları şehrine koyup göç yolların izleyen göçmen ya senindir \nYa benim..\nLalezarda hatrı kalan ahuvahla\nGiden gelene sevgili\n\nSeyfi Karaca...........Mayıs / 12\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günahtır Günah",
        "poet": "Ayhan Okumuş",
        "poem": "\n\nYiğidi   öldürde    hakkını  yeme\nDoğru olan söze yalandır deme\nSeversen candan sev gönül eyleme\nSeveni  aldatmak günahtır günah\n\nYarın ne olacak bu gün bilinmez\nDil yarası yürekten asla silinmez\nSöz namus demektir geri dönülmez\nSeveni aldatmak günahtır günah\n\nBir demet gül alda yanına yaklaş\nDola kollarını sar yavaş yavaş\nKumrular gibi sev seviş koklaş\nSeveni küstürmek günahtır günah\n\nSaçına gülleri takıver gitsin\nKolların belime sarıver gitsin\nBir tatlı gülüver canıma yetsin\nSeveni ağlatmak günahtır günah\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Şair Eksizyon",
        "poem": "\n\nGÜNAYDIN ŞİRİN SEVGLİM\nCANIM CANANIM GÜZEL EŞİM\nBUGÜN GÜN SENİN İÇİN DOĞUYOR\nSENİN İÇİN GÜLÜMSÜYOR PENCEREDE\n\nGÜNAYDIN CANIM CANIM EŞİM\nKALK GÜLLER SENİN İÇİN SELAM DURUYOR\nTÜM ODA SENİN KOKUNLA DOLUYOR\nSEN KOKUYOR BEDENİM\n\nGÜNAYDIN BEBEĞİM\nTÜM AYDINLIKLAR SANA KOŞUYOR\nDURMADAN KOŞARKEN ÇOĞALIYOR\nÇOĞALIRKEN SEN OLUYOR IŞIK\n                                        canım nazlım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Kenan Ağlaklar",
        "poem": "\n\nGünaydın,\nGünün en güzel mavisi,\nGözü almayan güneşin en güzel hali,\nSabahın o güzel serinliği,\nDenizin en sessiz en berrak anı,\nDünyaya umutların en taze hali,\nİnsanların en saf ve güzeli,\nGünaydın bunları kendinde barındıran tek kişi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Nurcan Göksel",
        "poem": "\n\nGünaydın\nHer şeye\nBana da  günaydın! \nDoğrulup olduğum yerde\nŞöyle bir gökyüzüne baktım.\n\nVe ben! \nElimde asa sihirlerimle,\nHer yere  yön bulan\nBir çift kanatla\nO mavi yolculuk içinde \nHuzur içinde ve uçuşan peri gibi\nYalın ayaktım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın...",
        "poet": "Berrin Adaş",
        "poem": "\n\nGünaydın canımın içi....\nSevdam,can parçam,gül kokulum\nDeniz aşırı yüreğimin sahibi,ceylan gözlüm.\nMeleğim,fıstığım,canısım benim....\nSevdamız gibi pırıl pırıl güneşin ilk ışıklarıyla sana geldim.\nPamuk yumuşaklığı bulutlarda sevdamı,özlemimi getirdim......\nYüreğimi avuçlarına bıraktım birtanem\nSende kalsın....ben gibi....\nGünaydın canımın içi\nSana geldim,\nKucak dolusu özlem getirdim\nSeni özledi çoook özledi bu yürek\nSenin..bal tatlın....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Özlem Bekar",
        "poem": "\n\nGül açsa da umutlar\nGecenin sonu yalnızlıktır\nSonu hep yalnızlık..\nBir çocuğun saflığıyla \nBakabilmek hayata \nO hayat ne kalabalıktır\nHep kalabalık..\nGünaydın sizlere\nGece bitti işte \nVe günaydın\nHer dem yalnızlık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Vedat Koparan",
        "poem": "\n\nGünaydın\n\ngünaydın gün çiçeğim \nGün yüzlüm gün gülüşlüm\nGünün ilk ışığı ile uyanmak var ya\nİlk anda ilk akla düşmek var ya\nİşte o sensin bir tanem can yüreğim..\n\nVedat.K  12-11-2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Metin Kaya İlhan",
        "poem": "\n\nGünaydın hayat, yeniden\nBir değirmenin öğüttüğü \nMısır tanesi gibi ufalanmış saniyelerim; \nGünaydın...\nKartalların yükseklerdeki yalnızlığını yaşadığım\nBir denizatının heybetli gidişi ile selamladığım\nMüren balıklarının esrarengizliğine ısmarladığım\nYeni günüm; \nGünaydın...\nBir aslanın pençesindeki ceylan gibi olduğum\nYaralı bir martının sığınak araması gibi aradığım\nKör karanlıklarda bir mum ışığı olsun kollaştırdığım\nEsrarengiz saniyelerle dolu günüm; \nGünaydın...\nBir dost elinin sıcaklığını arayacağım\nYeni nefeslerimi harcayacağım\nTaze umutlara yelken açacağım\nÜmitler deryası yeni günüm; \nGünaydın...\n\n\n\nMetin Kaya İLHAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Gökhan Özbek",
        "poem": "\n\nSabah güneşimsin doğmuşsun bir kere\nDüş gazetemin üstüne gezin tenimde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Dilşade Güngör",
        "poem": "\n\nGünaydın \nyeryüzündeki, gökyüzündeki \nsavaşa hayır diyenlere \nYeryüzünü, gökyüzünü \nKirletmeyenlere, kurutmayanlara \nGünaydın \nonurunu koruyanlara \nGünaydın \nkardeşliğe, dostluğa \nGünaydın\nGönül dostlarına\n\n6.4. 2007 09:50\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Cengiz Kapusuz",
        "poem": "\n\nGünaydın o gül yüzlü sevdiğime,\nGünaydın yeryüzünü aydınlatan yeni güne,\nGünaydın gün görmek için bekleyene,\nGünaydın, günaydın, günaydın.\n\nGünaydın benim derdime derman dostlarıma,\nGünaydın, dert ortağım komşularıma,\nGünaydın yardan uzak sevgiliye,\nGünaydın, günaydın,günaydın.\n\nGünaydın güle hasret bülbüle,\nGünaydın bülbülün aşkı güle,\nEyy dostlar,\nUyandığınızda öyle bir günaydın deyin ki,\nYazıklar olsun,\nÖmründe bir kez günaydın demeden ölene…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın...",
        "poet": "Bayram Karaali",
        "poem": "\n\nSigaramdan derin nefeslerimle  güne aydın gel derken, \nYalnızlığımın hançerlenmiş denizleri lodoslu çırpınmada, \nGözlerimde yüreğimde ihanette sabah aydınına, \nRüyalarım  cehennem kapısı, uykusuz uykularıma.....\n\nYorgun yıllarımın istasyonu az, tıkırtılı raylarına, \nGiden trenlerin arkasından mendil sallamadan, \nKadehlerime eş ettiğim limanlarında sarhoşum, \nYeni bir gün yeni bir umut ve GÜNAYDIN......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın....!",
        "poet": "Bekir Ayral",
        "poem": "\n\nYeni doğan gün,\nAçan çiçek,\nDalda öten kuş,\nVe\nEsen yel.\n\nYaşama sevincim\nVe\nTüm sevenler.\n\nHepinize,\nHepinize\nGünaydın.\n\nBir umut doğdu içimde\nGüneş gibi.\nKırık hayallerimle,\nKaranlık geceme.\n\nŞimdi,\nÇok mutlu,\nÇok sevinçliyim ben.\n\nHerkese,\nHer şeye \nGünaydın.\n\nGünaydın, \nGünaydın,\nMerhaba\nVe\n\nGünaydın..........\n\nBekir Ayral\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Fahrettin Koç",
        "poem": "\n\nGünaydın,\nBaşımın ağrısı,\nGönlümün yarası,\nCanımın cananı,\nÖmrümün tamamı,\nGünaydın.\n\nGünaydın,\nGözümün karası,\nAklımın sarası,\nSevgimin mayası,\nÖmrümün tamamı,\nGünaydın.\n\nGünaydın,\nVarlığımın varı,\nSev dağımın karı,\nYüreğimin zarı,\nÖmrümün tamamı,\nGünaydın.\n\n25 Mayıs 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Aynur Meydan",
        "poem": "\n\nGünaydın Bursa,\nSana geleli tam 22 yıl oldu.\nTam bir ömür bu yıllar.\nÖmrü budayan,sonra sulayarak sevinçler ve acılarla,\nYeniden dirilten,ölmek üzereyken,22 koca yıl.\n\nÇok sevdim diyemem seni canım İstanbul’dan sonra,\nHele koynunda yatırdığın sevdiklerimden sonra,\nHiç sevemem.\nAma nefrette edemem,\nBüyüttün beni dertle,sevgiyle,\nÜrettin beni ,eşim çocuklarım oldu.\nDoyurdun beni güzel işlerim oldu sonu hüsranla bitse de.\n\nHer son hüsran değil midir? \n\nBu yıllar sonunda düşündüm de bu gece,\nBen nerelerde yanlış yaptım kimbilir.\nBu yanlışlarım birer birer bedel ödetti bana.\nİstediğim bir yudum sevgiydi.\nİstediğim bir an sürecek değil,bir ömür sürecek sevgiydi.\nAyaklarımı yerden kesecek sevgi.\nOlmadı olamadı.\nBeceremedim.\nBelki de ben sevmeyi bilemedim.\nSevgi bana hep acı getirdi. Zira.\nSadece geriye kalan anılar.\nDolu geçen,omuzlarım da taşıdığım yüklerin ağırlığı ile geçen,\nBu yılların anıları.\n\nİyi Geceler Bursa,\nUyu bağrındaki sevdiklerimle.\nSen sarıl onlara benim yerime.\nSen öp,okşa onları.\nSelam söyle benden,\nDe ki Aynur öpüyor sizi.\nOnu merak etmeyin.\nÇok iyi o çok mutlu.\nÖyle de bir de onlar üzülmesin.\nGözlerinin içi gülüyor de sevinsinler.\nAma beni unutmasınlar bunu tembihle sadece.\nBileyim ki yanımdalar.\nGökyüzünden bir yerlerden görüp beni,\nTam düşecekken tutuyorlar,\nSakın diyorlar pes etme devam.\n\nİyi Geceler Bursa.\nİyi Geceler  Tüm Sevdiklerim.\n\n28/05/2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Nimet Koç",
        "poem": "\n\nBir dilim ekmeğim üzerine peynirim\nYalnız değiller  en üstte benim sevgim\nBir dilim ekmeğim üzerine zeytinim\nNe kadar da zenginim.\n\nBir demlik sıcak çayım\nBardağım yanında şekerim\nBir damla umudum var\nDaha ne isteyeyim\n\nGünaydın sabahlara\nGünaydın doğan güneşe\nİçimdeki bu neşe\nDilerim ki hep olsun içimde\n17.8.11\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Tacettin Karagöz",
        "poem": "\n\nUyanırken\nÜlkemin \nYaylalarının \nTan vaktini\nAndıran\nO\nMasum\nVe \nMağrur\nGözlerinin içindeki\nTutsağa\nGünaydın\nDe ki\nUzakta olan\nBu\nYürek\nSana\nRojbaş\nDesin...\n2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Şuayip Atay",
        "poem": "\n\nGünaydın gülüm\n\nDün gitti sen bu güne bak.\nGünaydın,gözün aydın olsun.\nBırak dün dün'de kalsın.\nSen bu güne bak.\nYarın çok uzak degil.\nSen bu günden yarında \nYaşamaya bak.\nİstersen yarın gelmeden\nSen yine'de bu günü\nYaşamaya bak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Seyda Kesikoğlu",
        "poem": "\n\nGünaydın, yine ruhsuz bir güne merhaba\nKemiksiz kucaklaşmalarla karşılandın\nAnlamsız kahkahalarla beynini yıkadın\nUyanmadan sabahlara merhaba\n\nGünaydın, yine hissiz bir güne merhaba\nHaydi gözyaşlarınla yüzünü yıka\nİçi boş selamlarla yüreğini\nBütün selamlar yine mecazi\n\nGünaydın, yine amaçsız bir güne merhaba\nBugünkü görevin geceyi beklemek\nGüneşi batırıp göğe mehtabı getirmek\nTek beklentin bu sefer uyuyabilmek\n\nGünaydın, akşamsız bir güne merhaba\nBügün güneş hiç batmayacak artık\nGüneşi örten kefen bugün yırtık\nBu gün hiç sona ermeyecek artık\n\n(24 ŞUBAT 2006 19:26 Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "İrfan Çelik",
        "poem": "\n\nGÜNAYDIN \t\t\t\n\nAşk şiirleriyle avunmuyorum\t\t\t\nYalnız yatağımda uyanmıyorum\t\t\t\nAşkımın kolunda uyanıyorum\t\t\t\nGünaydın bitanem günaydın dünya\t\t\t\n\nGüneşte bir başka doğuyor bugün\t\t\t\nGönlüm bayram ediyor gözüm düğün\t\t\t\nYıllar yılı özlemle beklediğim\t\t\t\nAşkımın koynunda uyandım bugün\t\t\t\n\nÖlsemde gam yemem üzülmem artık\t\t\t\nHasretten sonra huzuruda tatdık\t\t\t\nKuş tüğünden rahat pamuktanda hoş\t\t\t\nAşkımın kolu bu ne güzel yastık\t\t\t\n\nBusabah bir başka ötüyor kuşlar\t\t\t\nBirazdan kahvaltı aşkımız başlar\t\t\t\nAşkımı haykırın ötüşün kuşlar\t\t\t\nGünaydın aşkım günaydın dünya\t\t\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Neslihan Ayakta",
        "poem": "\n\nGün ışığı vurunca odama\nSessizliğin gözyaşları acıtıyor kalbimi\nÖlmeyen sevgiler uğruna\nYeni bir umut doğsun gökyüzünde...\n\nSaklanmış sesimin rengi\nGözlerim arar olmuş sevgiyi\nNerelerde kalmış o yağmur damlalarının sesi.\nAçsam ellerimi\nBir daha yağar mı gözlerimden \nO sevinç seli...\nHaydi aç gözlerini! \n(10.02.00)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Şevki Atik",
        "poem": "\n\ngünaydın hayat\nAma gece, topal güneş\nKahkahadan uzak dünyam \nGünaydın.\n\nYeryüzüne\ndüşen yaprak\nterli alın, yanan yürek\nçatık kaşlı çorak toprak\ngünaydın.\n\nEy! \nyeryüzü anneciğim\nhaşin dalga\nuysal balık\ncan çocuğum\nöğretmenim\ngünaydın.\n\ndoru tayım\nak duvaklım\nuğruna canım verdiğim\nmemleketim\ngünaydın.\n\ngünaydın sokağım\nsoluğum\nsırça saray uyandın mı? \ngünaydın.\n\nuçan kuşum\ndev karınca\ncüce merkep yoruldun mu? \ngünaydın.\n\nhasretine hep yandığım\nsıcak yuvam\nsalıncağım\ngünaydın.\n\nsis ardında geleceğim\nham geçmişim\nölmeyecek umudum\ngünaydın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Mevlüt Çetinkaya",
        "poem": "\n\nGünaydın sabah güneşim\nGünaydın uyku güzelim\nGünaydın bahar çiçeğim\nGünaydın sevdiceğim günaydın\n\nSabah ayazında ateşimsin\nHasretim özlemimsin\nHer sabahımda sen\nMutluluk sevincimsin\n\nGünaydın aşkım\nGünaydın sevgilim\nGünaydın canım\nGünaydın can cazım günaydın\n\nHer sabah bir adım\nHer sabah bir gün\nHer sabah sana kavuşmaya\nYaklaşmaktır be gülüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Çiğdem Ceylan",
        "poem": "\n\nBahara günaydın,cana günaydın\nGüneşe günaydın,güne günaydın\nYaşlı bir çınarın gölgeliğinden\nGökyüzüne bakan göze günaydın…\n\nAnnemin gözünden çaldığım yaşa\nHer sabah okşanan o yetim başa\nZulmün karşısında çatılan kaşa\nVarlığa günaydın,vara günaydın..\n\nOzanın sazında aşkın nağmesi,\nYaprak yaprak soldu sevgi hanesi\nBülbül bestesi,aşk bilmecesi\nAşığa günaydın,aşka günaydın…\n\nÇatladı kalbimden dökülen dua\nYüreğim özlemin hasret kuşağı\nAdalet adına yakılan canın\nYasına günaydın,yasa günaydın…\n\nEvlerin içinde yaşıyor hırsız,\nDüşünceler hoyrat,müsamahasız\nYalan taç misali geçerken başa\nGözlere günaydın,yaşa günaydın..\n\nSaatin akrebinde dolanan ölüm,\nSeni de sarınca nefes nefese\nZaman kıskacında yaşlanan ömre,\nMezara günaydın,taşa günaydın…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın! ...",
        "poet": "Semih Şevli",
        "poem": "\n\nSerin rüzgarlara pencereni aç....! \nBak, seyret yeni günün ufkunu....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "İrfan Cebeci",
        "poem": "\n\nGece şapkasını yıldızların üzerine koyar..\nGüneş çıkınca selamlar beni..\nGünaydın..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Emrah Akkus",
        "poem": "\n\nsaat 04:50 \nuykum firari\nmutfak penceresinden güneşin doğmasını bekliyorum\naz sonra doğar sanırım\nkarşı tepelerin ardı aşkın rengini aldı\nutangaç bir kız gibi kıpkırmızı gökyüzü\nkuşlar aşk mırıldanıyor birbirlerine\nsende duyabiliyor musun kuşların cıvıltılrını\n\nsaat 04:53\n düşünüyorum da\nneden bekliyorum ki ben güneşin doğmasını\nhem doğup ta ne olacak gün ağarmış olacak\nbatmayacak mı sanki yeniden çökmeyecek mi karanlık\nsen de güneş gibisin bir varsın bir yoksun\nvarlığında hep aydınlıktı günlerim\nşimdi yoksun karanlık yoldaşım şusıralar\n\nsaat 04:57 \ngüneş kendini iyiden iyiye belli etti\nzahiren kurtardı karanlıktan beni\nama kalbim hala zifiri karanlıkta\nsen de kalbime doğup kurtarır mısın onu\nçok korktuğu karanlıktan\n\nsaat 05:01\nben bu satırları yazarken\nsen uyuyorsun muhtemelen\nbenim günüm aydın KARAKIZ\nseni görebilmek ümidi iel aydın\nsende kalkacaksın birkaç saat sonra\nherkesten önce söylemek istedim\nGÜNAYDIN KARAKIZ,GÜNAYDIN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Halenur Kor",
        "poem": "\n\nGünaydın, günümün aydınlığı,\nGünaydın, kalbimin neş'esi...\nKâh başımın ağrısı,\nKâh içten gülüşüm...\nDönen gençliğim,\nDoğan ümidim...\nGecelerimin ışığı,\nKalbimin karmakarışığı...\nDudaklarımdan yükselen içli şarkılarım,\nTüm kalbimde açan sevgi çiçeğim...\nGerçeğim...Gerçeğim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın! ! !",
        "poet": "Adem Aktaş",
        "poem": "\n\nGünaydın! ! ! \n\nprensesliğin göreceliliğine inat\ndünyadaki milyarlarca insan adına\nbenim prensesime günaydın! ! ! \n\nAllah ne güzel yaratmış şu uykulu gözleri,\ngözlerimi deler,\ncihanı yırtar bakışın…\n\nhayat olur bana gülüşün, \ndurur zaman ve evren, dönmez olur.\nah benim için yutkunuşun…\n\nsendeki bensizlikte \nyetim kalır âlem-i derya\ncansız olur, ceset olur bakmayışınla\nyeryüzü ve sema\n\nkan olur sonsuzluk, can olur varlığın bana\nbir demlik çay olur bazen\nyıkılası hasretlik,\nbir kadeh şarap olur…\n\ndert olur yastığım, ah uyandığımdaki yokluğun \nvarlığına mahkum ömrüm\ngam olur.\n\ntenimin alevi dayanılmaz olur\nçıkmak ister sana susayan yüreğim,\nalev olur kor olur \nbaşını koyduğun bağrım…\n\nsen oluverir aynadaki yüzüm\n\nyokluğunda ruhum\nkah var, kah yok olur…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın....",
        "poet": "Mustafa Nihat",
        "poem": "\n\nGünaydın,\nzihnimin hakimi,\nhayatımın tutsak yanı,\nO kadar yakın, bir o kadar uzak...\nEn tarifsiz yanım...\nGÜNAYDIN!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Süleyman Sönmez",
        "poem": "\n\nSevinçle doluyum\nSerin Sabahların aydınlığında\nHerkese benden merhaba\nPapatyalara, yaseminlere, lalelere\nVe bir dal ucunda\nŞen ve şakrak İlkbahar şarkılarını söyleyen\nKaratavuklara \nUykucu karaçalılara\nErkenci bademlere\nYürümüyor sanki uçuyor gibi\nKoşup gidiyorum\nEbedi sevgilime.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Mehmet Yaşarer",
        "poem": "\n\nKaşları kalem,kirpiklerin birer harf...\nGözlerine methiyeler dizerler....\nMedresem oldu gözler hem nahivdir hem de sarf...\nçözemedi sırrını bütün yazarlar...\n\ngünaydın dünyanın en güzel eşi.\nkimsenin değil,mehmedinin güneşi.\ngözlerin bir dolunay sanki ayın onbeşi.\ngel artık,yaktı kavurdu hasretinin ateşi.\n\ngünaydın...\nsenin kollarında sabahladım bu gece.\ngünaydın...\nhayat verir bana ismindeki her hece.\nhayatım şifresi hatice olan bir bilmece.\nve günaydın...\nyanaklarına bir öpücük konduruyorum usulca ve gizlice...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Enis Özel",
        "poem": "\n\nGünaydın bal kız\nGünaydın şeker kız\nGünaydın güzel kız\nGünaydın bebeğim\nGünaydın sarı saçlım\nGünaydın bebek yüzlüm\nGünaydın, günaydın, günaydın\n\nGünaydın yeşil gözlüm\nGünaydın kalem kaşlım\nCanım...\nGüzeller güzeli\nArkadaşım, dostum, sevgilim\nSana binlerce günaydın\n\nGünaydın ateş kızım\nGünaydın melek yüzlüm\nCilvelim, edalım, belalım\nSarışınım...\nGünaydın\n\nGünaydın\nGünaydın bal dudaklım\nCan yoldaşım aşkım\nKadınım...\nGünaydın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Fikret Kemal Aslan",
        "poem": "\n\ngünaydın aynada ki mahmur bakışlı başım\nduvarda yan gelmiş yatan dört telli püsküllü sazım\nbeyaz kağıtlarım mor çoraplarım\ngünaydın kapı arkasındaki kırkbir numara gıcır ayakkabılarım\nsiyah takımlarım mavi gömleğim kırmızı kravatım\ngünaydın akvaryum camından bakan sarı balığım\nvazomda ki karanfillerin rengi\ntaç yaprakları papatyaların\nbu günün adı\nsabah ekmeğimin sıcaklığı\nyumuşaklığı\nçayımın tadı günaydın\ngünaydın sokakta yürüyen kardeş\ngölde yüzünü yıkayan güneş\nyuvasında uçmaya hazırlanan kuş\ndeliğinde düşünen fare\ngünaydın bulutların arasında giden teyyare\nçakım çakmağım mendilim aynam tarağım\ngünaydın karım\ngünaydın hala pinekleyen çocuklarım\ngüzel bir gün diliyorum herkese\nşükürler olsun Tanrım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Sunay Birinci",
        "poem": "\n\ngünaydın \nyeni  güne\nyeni doğan şafağa\ngüneşe \ntoprağa\ngünaydın\n\ngünaydın \ngüldeki  bülbüle\ndaldaki  yaprağa\nnergise \nkuşa\nkurda \ngünaydın\n\ngünaydın\nyüzündeki tebessüme\nbir sıcak demli çaya\nburam buram  kokan simide\naşka \nsevgiye\ngünaydın\n\ngünaydın\ntüm insanlar\nriyasız\nyalansız\nsilahsız\nkavgasız\nbir dünyaya\ngünaydın \n\ngünaydın \nmutlu \numutlu güne\nGÜNAYDINN\n\n01.11.2008 16.04\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Serdar Özlemoğlu",
        "poem": "\n\nSiyah elbiseli, \nBembeyaz tenli,\nNazlı kız\n\nToplanmış saçlı,\nMinicik suratlı\nGamzeli kız\n\nGüzel kız\nGülen kız\nGünaydın sana...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Muhammet Cihat Döleş",
        "poem": "\n\nGünaydın! \nHer sabah uyanışımın en güzel yanı\nUzaklardan bir rivayettir; söylenir\nSevda güzeldir\nFakat hiç mutlu sonla bittiği\nGörülmemiştir.\nSen\nAdımladığım Trabzon sokaklarının en güzel yanı\nÇocuk iken dinlediğimiz masalların hasreti kadar\nÖzledim seni\nÖzlem bu ya; \nSes soluk kesilir\nGözler bulanmış, hiçbir şey  görmez olmuş olur ya\nEllerin bir ince belli çaya dokunur\nİçmeye, içine çekmeye mecalin olmaz\nİşte öyle özlemle beklemek seni\nYaşayışımın en güzel yanı\nGünaydın! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Cengiz Damar",
        "poem": "\n\nYeni açmış tomurcuk gül’e\nGönül penceremden bakan gözlere\nSeher vakti öten bülbül’e\nGünaydın günaydın\n\nGökyüzünü yalayıp açan güneş’e\nKumsalla sevişen dalgalara\nÇöl sıcağında esen meltem’e\nGünaydın günaydın\n\nRüzgardan dağılmış saçlara\nMızrak gibi kirpiklere\nArzu ile açılmış dudaklara\nGünaydın günaydın\n\nÇatlamış topraklara düşen damla’ya\nPamuk olup düşen kar’a\nKaranlığı delen yıldızlara\nGünaydın günaydın\nCengiz damar\nWWW.MUVATTALİ BLOGCU.COM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Haluk Tatver",
        "poem": "\n\nSen gözlerini açmadan güneş açmıyor \nSanki bütün dünya uyanmanı bekliyor \nGünaydın gülen gözlü güzelim günaydın\nHadi gülümse güzel bir gün daha başlasın\n\nHer güne bir umutla başlamalı hep sevmeli\nDertleri dert olmadan dert etmemeli \nTut elimden gidelim haydi bizden içeri.\nBir sen bir ben gerisinin yok değeri \n\nBugün yıldönümümüz unuttum sanma \nKolay değildi ama başardım sürprizim var sana \nBelli etmemek için zorlandım biraz \nBu gönül senin uğruna neye katlanmaz\n\nPenceresinin önündeki koltukta oturacağımız\nBirbirimize sarılıp öylece sonsuza karışacağımız\nO ev vardı ya hayal ettiğimiz aşk yuvamız\nİşte orda bekliyor bizi, kalan yıllarımız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Resul Üstün",
        "poem": "\n\nGünaydın! \nyeni güne, \ndoğacak günlere... \nGünaydın! \nKaranlığa karşı \nçelik siper olmayı \nilke edinmişlere... \nGünaydın! \nSevgiye sevgiler katmak adına \nyola çıkmışlara, çıkacaklara… \nGünaydın! \nEmeğe, \nemekçiye... \nAlın terini ekmeğe katık yapanlara; \nbinlerce, \non binlerce günaydın! \nGünaydın! \nMayınsız yollara, \nkoynunda çiçek saklayan \nyüce dağlara günaydın! \nAteşe su çoğaltanlara, \nyürekte sevgi besleyenlere günaydın!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Tevfik Yalçın",
        "poem": "\n\nBu sabah, \nBir “Günaydın” buldum; \nSokak kapısının önünde… \nSolmuştu sabah güneşinde… \nSordum kızıma: \nSen mi düşürdün “Günaydın”ı yere? \nGece; geç yatmış, uykusuzmuş… \nÜzgün “Günaydın”ı dilinden düşürdüğüne.. \n\nSiz-siz olun: \nSıkı saklayın: \nGünaydınınızı… \nİyi öğlenleri, \nİyi akşamları, \nİyi gecelerinizi, \nGöreceksiniz, verdikçe; \nSevgi olarak dönecek size…\n\n'Günaydın, iyi öğlenler, iyi akşamlar, iyi geceler…' \nAlın! .. Bunlar; benden size…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Esma Doğan",
        "poem": "\n\nGünaydın sevgili\nGünümü aydınlatan\nDünümü unutturan\nYarınımı umutlandıran\nGünaydın sevgili\n\nGünümün neşesi\nDünyamın güneşi\nAşkımın ateşi\nGünaydın sevgili..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Celil Taş",
        "poem": "\n\ngünaydın \n\ngünaydın; \nyeni gün, parlayan güneş \ngünaydın; \niçim dışım \nkanayan yaram, ince sızım \nçayım, zeytinim sıgaram \ngünaydın... \n\ngünaydın; \ndere boyları, çınar dalları \nsahildeki kum taneleri \nzıplayan balıklar, ötüşen kuşlar \nsimitçi çocuklar, mendilci kızlar \ngünaydın... \n\ngünaydın; \nasfalt yollar, fabrikada işçiler \ntarlada ırgatlar, çapalar. bacalar \nyatakta hastalar, \nbeyaz önlüklü melekler, \nparklarda minik canlar, \ntamircide çıraklar, \neli bastonlular, kucağı bebeliler, \ngünaydın... \n\ngünaydın; \nülkem, coğrafyam, beşeriyetim \nülekmin kalem tutan elleri \nülkemin çapa tutan elleri \nülkemin bekçileri \nyazarları, ozanları, \ngelinleri, kızları \nbıyıkları terlemiş delikanlıları \ntürküleri, sevdaları \ngünaydın.... \n\ngünaydın; \ncanlar, \ngünaydın dostlar \ndostluğa feda olanlar; günaydın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Orhan Baran",
        "poem": "\n\nSabah\nSerin bir ses doldurur yatağını\nAlıp koyarsın o sesi alnına\nAteşini alsın diye.\nSesten kuleler yapmak için\nİstersin her sabah tıklatsın uykunu\nGünaydın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Cevdet Dino",
        "poem": "\n\nGünaydın,\nAdaletin uykuda sarsılmış nefesi\nGünaydın,\nSevgiden yoksun aşkın göğüs kafesi\nGünaydın,\nSerseri sabahın yorgun görünüşlü adresi\nGünaydın,\nDemokrasinin çarpıcı simgesi, bezirgânı! \nGünaydın,\nEy halkım, kucakla yeni bir dönemde \nAşüfte sistemin çarkını\nGünaydın,\nMemleketim…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın..",
        "poet": "Uğur Terzi",
        "poem": "\n\nHenüz sabahın ilk saatleri\nBakarım yolda geçenlere\nKalabalıklarda bir yığın\nYalnızlık mahkumları\nGelir geçer\nHerkeslere küs\nHayata küs\nİnsana küs\nAslında kendine küs\nBir kahırla başlar güne\nKahırla devam eder\nBir karış surat\nBelli ki\nAz sonra işe başlayacak\nBekle ki\nO işten hayır gelecek\nOysa bilse ki bir günaydın\nSıcacık bir gülümseme\nNasıl da dönecek kendine\nHayat gülümseyecek\nBir günaydın ile\nGünaydın güneş\nGünaydın dünya\nGününüz aydın\nOlsun daima\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın-2",
        "poet": "Nurcan Göksel",
        "poem": "\n\nYaşasın yine yarın oldu\nUmutla uyandığın o yarına\nGünaydın\nUçan kuş açan çiçek\nMasmavi gökyüzünde ki bulut\n Kapımın önünden geçen\nO küçük çapkın bakış\nGeliyor işte ne varsa\nGeçiyor gözlerinin önünden\nGece bitmez deyip de\nYarın da olmaz sandığın\nUmutla uyandığın o yarına \nGünaydın\n\n\n"
    },
    {
        "title": ". Günaydın",
        "poet": "Turgut Uzdu",
        "poem": "\n\nGünaydın, uykuya hazırlanan yıldızlar\nKuş seslerini kimsesizliğine eşlik eden gece, günaydın\nUfkuma serpilen mavilik, günaydın.\n\nGünaydın hayalleri koynuna yerleştirmeye çalışan ay\nVe ona erişmek için çırpınan yakamozlar, günaydın.\n\nKollarında umutları açan dağlar,\nSıcak bir sevdayı okşar gibi gezinen meltem, günaydın\nGünü yapraklarıyla alkışlayan ağaçlar, günaydın.\n\nGünaydın, yavrusuna şarkılar söyleyen serçe\nAkrobasi şampiyonu kırlangıçlar, günaydın.\n\nDudaklarında sebepsiz tebessümle uyanan bebek,\nHayatını bir güne sığdıran aceleci kelebek, günaydın\nEy büyük kimyacı güzel yorgun çiçek, günaydın.\n\nGünaydın hasret, günaydın vuslat\nSaçlarını umut sarısına boyamış güneş, günaydın.\n\nİlkbahar, yaz, sonbahar, kış\nİçinde meçhulleri saklayan yeni günler, günaydın\nAcılı tatlılı bütün dünler, günaydın.\n\nAlınan nefesler, gülümseyen dudaklar\nGidilen, gelinen, beklenilen yollar, günaydın.\n\nHer bakıldığında farklı gösteren ayna,\nGünaydın yüreklerde kalıp bedenlerden uzaklaşan gençlikler\nGünaydın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Erkan Kucukuncular",
        "poem": "\n\nGünaydın,\nGüneşi sevda yüklü sevgililer coğrafyam\nGünaydın,\nSeni severek ölmezsem yaşadım saymam...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "İlhan İrem",
        "poem": "\n\nGünaydın... Günaydın \nİnsanlara günaydın... \nGünaydın... Günaydın \nSevenlere günaydın... \n\nIşıl ışıl bakışan gözlere \nCıvıl cıvıl uçuşan sözlere \nSıra sıra uyanan kalplere \nGüzel olan herşeye, herkese \nGünaydın... Günaydın... \n\nDeğişiyor dünyamız \nGörmek istemesem de \nMutluluk yanıbaşında \nSen ne söylersen söyle \n\nHer sabah daha sıcak \nGüneşi doğuralım \nSevişen gönüllerde \nMutluluk yoğuralım..... \n\nHer yeni gün insanlar \nYaşamı dokunsunlar \nİnsanca yaşayanlar \nSonsuza karışsınlar... \n\nHer yeni gün sevinçler \nDökülsün başımıza \nMutluluklar karışsın \nYıllarla yaşımıza\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Senem Aygül",
        "poem": "\n\nGünaydın\nYeni güne\ndoğan güneşe\nhavlayan köpeğe\nmiyavlayan kediye\n\nMerhaba beyaz martıya\nÇığırtkan  kara kargaya\n\nGünaydın\nBalkondaki komşuya\npuf puf yapan yengeye\nkaldırımdaki yürüyene\nbağıran simitçiye\n\nMerhaba sürüklenen yapraklara\nSonbahar mevsiminin son ayına\n\nGünaydın \nIlgıt ılgıt esen yellere\ngüneşimi kapatan bulutlara\nSelam veren canlara\nbarışı savunan insanlara\n\nMerhaba hoşgörülü olanlara\nSaygı ve sevgi dolu canlara\n\nGünaydın\nGüler yüze tatlı dile\nvatanını sevenlere\nsevgiyi kutsal bilenlere\n\nMerhaba başında sevdası olana\nYüreği derya gibi derin sevene \n\nGünaydın\nCandan hepinize \nnurlu güzel yüzlere\nGönlü alev aleve\n\nMerhaba kara sevdalılara\nUmutları yeşil yeşil yanana\n\nGünaydın\nSeven ve sevilenlere\nbirlik ve dirlikten yana olanlara\nözgür düşünceyi savunanlara\n\nGünaydın\nHaram lokma yemeyenlere\nhile hurda bilmeyenlere\ninsan hakkını gözetenlere\n\nMerhaba  onurlu olana\nhak ve hukuk gözetene\ngünaydın dünya aleme\ngünaydın yürekten sevene\n\nDost Kalemler:\n\n\tTalat Semiz 2: \n\nGünaydın, \ninsanlık sevgisini insan onuruyla değerli kılan tüm insanlara. \nYağmura, güneşe, dağ başındaki beyaz kara, \nçalılıklarda gizlenen mantara, kuşlara, rüzgarlara, \ndenizin dalgalarına günaydın. \nMenekşelere, şebboylara, papatya, gelincik,\n karanfil ve lalelere merhaba. \nMerhaba YÜREĞİ ÇİÇEK KOKAN,\nTÜM DÜNYA İNSANLARI MERHABA........ Başarılar, mutluluklar.\n\n03.11.2014 İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Hülya Kaya",
        "poem": "\n\nSpicecomments.com - Flowers Comments\n\nGÜNAYDIN \n\nGünaydın uyandığım yeni gün, \nGünaydın yuvam ve papatyalar \nGünaydın sevgi bağımın gülleri, \nSevgi ve Sevdaya gönül verenler, \nGörmeden sevdiklerim dostlarım, \nDualarım sizinle,kalbim sizinle, \nGünaydın Sevgi ve Sevda insanları, \n\nHülya Kaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Mehmed Sarı",
        "poem": "\n\nGünaydım benim\n     minik meleğim,\nAç gözlerini\nsevgi tüten\niki tropikal çiçek gibi.\n\nGünaydın benim\nbal yüklü peteğim,\nGün doğdu\nçevir güzel yüzünü\n           güneş anaya,\nGülsün gözlerinin içi\n yaşam çiçekleri gibi.\n\nGünaydın benim\nsaf kar çiçeğim,\nParlasın gözbebeklerin\n          sabah yıldızı gibi,\nSen aşk ve yaşam demeksin\nSen gülende herkes güler\nSen ağlarsan dünya ağlar,\nMutluluk saç yeryüzüne\nmutlu olsun tüm insanlar.\n\n                             Mayıs 2003\n                             Melbourne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Deniz Devecioğlu",
        "poem": "\n\nGünaydın \nSuya, güne, soğuğa ve çocuklara.\nAlnımın ateşinden sabır çalan gözlerim.\nDüşlerime emsalsiz umut katan azığım.\nZulamda ki kavgaya gözleriyle ilişen dostlarım \n                                                                   Günaydın.\n\nBu günlerden bir tarifsiz mutluluktur aklıma sığınan.\nGözlerime doluşan hüznüm ve mutluluğum.\nVe kavgalarıma sebep çocuklarım \n                                           Günaydın.\n\nSokaklar kaldırımlar ve işçi durakları.\nEmeğine aş doğrayan.\nEline hüner ve yüreğine güneşi gömenler.\nİşçiler, kardeşlerim\n                      Günaydın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Abdullah Ercan",
        "poem": "\n\nSeni gördüm,yarım uykularda rûyamdaydın\nNinni söyledin gül yüzlüm,baş ucumda Ay'dın\nGülüşünün izi var bu sabah gözlerimde\nGönlümdeki Güneşim güneşlerce günaydın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gunaydin",
        "poet": "Gonca Çevikkollu",
        "poem": "\n\nGunaydin...\nYalniz gecelerin sonu,\nGun aydinligim gunaydin.\nSevgi mutluluk incisi,\nDamarlarimda dolasan sen,\nGunaydin.\n\nSahilde yururken,\nEtrafimda kosan insanlar,\nGunaydin.\nSorunlarinin denize firlatan gune mutlu,\nKocaman tebessumle gulen kiz,\nSanada gunaydin,\n\nHayat ne kadar guzel; \nGune sevdiginle baslamak,\nSevgilinin opucukleri ile uyanmak,\nSaclarini oksayan ellerini tutmak,\nGulumsemek,\nGunaydin sevgilim.\nSanada gunaydin.\n                                 GONCA CEVIKKOLLU\n                                    08/11/2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Günaydın,",
        "poet": "Bahar Naz",
        "poem": "\n\nBu günden başlayarak her sabah bilgisayarına kısa bir not olarak ben düşeceğim. Sana sabahı, güneşi, bulutları, rüzgarı, ağaçları, seni, bizi ve yurdumuzu anlatacağım. Hayatı anlatacağım sana benim penceremden. En çok da seni ne çok özlediğimi ama bunu sana değil rüzgara söyleyeceğim. Üzülme diye.\n\nSen, şu saatlerde uykunun en tatlı yerinde olmalısın... Dünyanın öbür tarafında… İyi uykular uyu, tatlı rüyalar gör. Bu gün, on iki yıl önce bir akşamüstü evimize gelen 'pamuk” kız beni erkenden uyandırdı; aç olmalı. Başucuma oturmuş, kuyruğunu burnuma sürüyor ve mım mır ediyor. Sessizce kalktım. Peşimden mutfağa geldi, ayaklarıma dolanıyor. Bilirsin,  hakiki Van kedisidir. Sevilmedikçe yemek yemez, uyumaz. Sanki insan yavrusu… Yemeğini vermeden başını okşadım, kulaklarını, bıyıklarını sevdim. Ezan okunuyordu…\n\nSonbahar geldi ya, üşüdüm biraz. Tekrar yatağa döndüm. Uyumak ne mümkün. Bu sefer de “mavi” geldi; evin deli oğlu. Biliyorum “fındık” kız da hemen kapının arkasında sırasını bekliyor. Anlaşıldı, yatak keyfi mümkün olmayacak. İşe geç kalmadan kalkmalı... Daha yemekleri verilecek, kumları temizlenecek... Evde üç Van kedisiyle uyumak ve uyanmak... Baban uyuyor. Şimdilik hoşça kal. Sevgiyle… Öpüldün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Serkan Şen İstanbul",
        "poem": "\n\nGünaydın aşkım,\ngünaydın umudum,\ngünaydın talihsiz günlerimin kuşu,\ngünaydın en güzel yemeklerimin tuzu.\nGünaydın raftaki kitabımın tozu,\ngünaydın şiirimin ilk hecesi,\ngünaydın hayatımın en güzel gecesi,\ngünaydın masum ruhumun sesi,\ngünaydın sabahın ilk nefesi,\ngünaydın sevgilim,\ngünaydın çiğtanem, herşeyim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Ümit Baran",
        "poem": "\n\nGünaydın GeceLere.\n\nHayata günaydın.\n\nSana,\n\nOna,\n\nŞuna ve\n\nBunada günaydın.\n\nSen hiç KaranLıkta Aydın kaLmısmıydın.? \n\nAydın KaLman diLeğiyLe Sanada günaydın:=) ! \n\nÜmit Baran\n\n13 Temmuz 2010 Salı, 16:08\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Nagihan Karadağ",
        "poem": "\n\nbugün yine\nyeni\nyeniden\ngüne açmadan gözlerimi\nsana açtım...\n\ngüzel bir salı sabahı\nyine\nyeni\nyeniden\ngünün ilk ışıklarıyla\nben\ntekmil çiçeklerle donandım...\n\nyine\nyeni \nyeniden...\n\ngünaydın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Naci Kaynar",
        "poem": "\n\nGünaydın\nEy güzel insanlar\nGünaydın\nMerhaba\nYeni güne\nVe \nSize\n\nGünaydın\nEy güzel umut\nGünaydın\nMerhaba\nÖzgürlüğe\nVe \nEmeğe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Selin Çelik",
        "poem": "\n\nişte yine sabah oldu \ney güzel güneş günaydın.\ndünyadaki bütün canlılara,\nbu dünyada özgür yaşayanlara,\nherkeze günaydın.\n\nderlerya gün doğmadan neler doğar diye,\nişte güneş doğdu.\ngünaydın bu hayata,\nherkese günaydın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın…",
        "poet": "Gonca Çevikkollu",
        "poem": "\n\nGünaydın…\n\nGünaydın mutlu günümün sabahı\nGünaydın yeşeren bahar dalları\nSevgi ile açtım gözlerimi bugün\nDüşlerimde sevdiğim gözbebeklerimde.\n\nBembeyaz bir sayfa umutlarla dolu\nİlk gün heycanı aşkımda\nSımsıcak bir gülümse \nYüreğim ısındı sana\n\nYalnızlığı bıraktım geride\nAcıları kederleri \nYarın umudu var \nBeklemekse her şeyden zor\n\nSensizliği yaşayamam bundan sonra\nSenli duyguları tattım\nBeni saran sevgi dolu sözcüklerde\nSen varsın tüm benliğimde.\n\n                                                           07.06.2010\n                                                         Gonca Çevikkollu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Ayşe Birgül Yılmaz",
        "poem": "\n\nSabah erkenden kalkarım\nGüne gülerek başlarım\nPerdelerimi açarım\nAydınlığı kucaklarım\nGünaydın doğan güneş\nGünaydın çiçeklerim\nGünaydın güzel evim\nGünaydın sevdiklerim\nGörüyor, yürüyor, duyuyorum\nBir kuş kadar hafif ruhum\nAllaha şükrederim\nHer şeyde bir güzellik bulurum\nHer şeyle mutlu olurum\nGünaydın gece bekçisi\nGünaydın fabrika işçisi\nGünaydın günaydın herkese\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Fatih Topçu",
        "poem": "\n\nGünaydın,\nDağa,ormana,kıra, bayıra\nGünaydın,\n\nAçmamış çiçeğe,doymamış çocuğa\nDeli gibi yağan yağmura,\nIslanan düşlerime, umutlarıma\nGünaydın,\n\nYolun başında olana,\nYolun sonuna gelene,\nİşsize,işliye, \nAşsıza, aşlıya\nDolambaçlı sokaklara,\nYitik hayatlara\nGünaydın,\n\nSırılsıklam kızlara \nSevdalı yüreklere\nGözü yaşlı nineye\nYüzü nurlu anneye\nGünaydın,\n\nSıcağa,soğuğa,\nYaza, kışa\nDuman tüten bacalara\nGürül gürül akan dereye\nİnadına coşkulu güvercinlerime,\nKırlangıçlarıma,\nGünaydın,\n\nUzaktaki yakınlara,\nYakındaki uzaklara\nSuya, ekmeğe\nPaylaşana bölüşene \nGünaydın,\n\nZincire,kelepçeye direnene\nSavaşa,kavgaya dur diyene\nEli,dili,gönlü tutsak edilene\nBir yudum hayata,\nBir nefes dünyaya\nGünaydın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GüNAYDIN",
        "poet": "Binali Kılıç",
        "poem": "\n\nGülen yüzlere\nGören gözlere,\nGüzel sözlere,\nGünaydın.\n\nYakın, ırağa,\nSunan toprağa,\nAçan yaprağa,\nGünaydın.\n\nOğul, kız, eşe,\nBacı kardeşe,\nDoğan güneşe,\nGünaydın.\n\nGüle, bülbüle,\nGonca sümbüle,\nSeven gönüle,\nGünaydın.\n\nBinali,gene,\nYüze gülene,\nHakkı bilene,\nGünaydın.............Binali KILIÇ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Nergis Demet",
        "poem": "\n\nGünaydın anayurdum, \nGünaydın denizim,\n\nGünaydın toprağım,\nGünaydın kumrularım,\nGünaydın, hurma, zeytin, limon ağaçlarım,\nGünaydın anneciğim,\nGünaydın cansuyum, yaşamama sebebim.\nİyi ki varsınız, hep varoldunuz.\nSığınağım oldunuz, kuytum oldunuz, gölgem oldunuz.\nGünaydın,\nİyi ki varsınız...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Fatma Akar",
        "poem": "\n\ngünaydın yıldızlı gecelere doğan ay\ngünaydın denizi öpen yakamoz\ngünaydın yaz akşamlarında esen ılık rüzgar\ngünaydın kıştan sonra gelen bahar\ngünaydın! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Güler Ilgaz",
        "poem": "\n\nDIN DIN DIN \nGünaydın\nAydınlandı\nDÜNYA\nErk sardı\nYeni sevinçlerle\nSardı dünyamı da\nO aydınlanışla uyandı\nDÜNYA\nGülüyor bak ışıktan aldığı\nGüçle diyor ki gülerek\nGünaydın\nDIN DIN DIN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Ahmet Turan Altunsu",
        "poem": "\n\n(RUH ADAM’ a: Aytolu’ ya, Güntülü’ ye, Nurkan’ a; \ngaribim Hasan’ a, ‘’hakgeten’’ değil hakikaten İNSAN’ a \nve elbette SANA gelsin!) \n\nGüneşli bir ilkbahar sabahı…\nAğaçlar rengârenk çiçeklerle bezenmiş,\nserçeler cıvıl cıvıl; daldan dala sekiyor,\nkarşı balkonda Nagehan teyze – yine mütebbessim -; \nŞarkılarla, saksılara Hercaî Menekşe dikiyor…\n-\tGünaydın Nizamettin bey! \n-\tGünaydın canım! ..\nNizamettin bey balkonuna branda çekiyor! ..\nYanı başında sevgili eşi / yeryüzünün en kendini beğenmişi,\nbelli ki bazlama yapmış: Savan silk(el)   iyor! ..\nOldu mu ya Müzeyyen hanım? \nBu güzel ilkbahar sabahına\n…yakıştı mı yaptığınız? \nAlt katta Hayme ana\n…merdivenlere oturmuş\n……elinde asırlık baston\n………kim bilir ne günler görmüş; \nderin derin düşünüyor! ..\nBahçede bir çift güvercin / belli ki alışkın:\nerguvan ağacının altında, toprakta eşiniyor! ..\nVe komşu pencereden bir nağme yükseliyor:\n‘’Bir ilkbahar sabahı güneşle uyandın mı hiç? ..’’\nKaç zamandır hasret kaldığım neş’ eyi  hissediyorum.\nÜç beş dakikalık ta olsa ara veriyorum sevdalarıma; \nunutuyorum demiyorum, fark ettin mi? \nÇünkü 'ben seni unutmak için sevmedim…'\nseni, kalbimin derinliklerine hapsediyorum! \nDerin derin koklayıp bu temiz havayı \nTanrı’ ya bir kez daha şükrediyor, yaşamı fark ediyorum...\nGünaydın insanlar\nGünaydın kuşlar, nebatlar, böcekler\nGünaydın canlar...\nSizi çok seviyorum...\nSizi çoook seviyorummm! .. \n....16.05.2004 - Eryaman/ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydin! ! !",
        "poet": "Nihat Yasul",
        "poem": "\n\nHic uyumadim biliyormusun? \nSenin uyanmani bekledim\nGece boyu seni seyrettim\nSaclarini oksadim\nSimSIKI sardim seni\nMis gibi kokunu icime cektim\nHer üsüyorum canim diye mirildanisin da\nBütün enerjimi sana verdim\nAsk üzerine söylenen her sözü\nBir bir ezberledim senin icin\nBeynimin her hücresine kayit ettim\nUyandigin da söyleyecektim\nGünaydin askimla girecektim\nSonra dudaklarina bir buse kondurup\nBirtanem diyecektim....\nSeni seninle birlikteyken bile\nCok özledigimi söyleyip\nSana olan özlemi mi dile getirecektim\nSonra gözlerimi senden kaciracak\nUykusuz kaldigimi belli etmemeye calisacaktim\nGece boyunca cektigim kokunu bir daha cekecek\nOhhhhhhhhhhh be mis gibisin\nDünyanin en güzel parfümü iste bu diyecektim...\nSeni seyrediyorum yine\nUyaniyorsun yavas yavas\nBen ise yine ilk günkü gibi\nCocuk gibi\nAyni heyacan\nOfff offf ya ezberlediklerimi de unuttum\nGünaydin askim\nGünaydin....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Hamza Sabancı",
        "poem": "\n\nGünaydın\numutsuz geceme gebe sabahım\nseher vakti, esen rüzgar\ngünaydın,\nyeni güne merhaba diyen güneş \nmavi gökyüzü günaydın\nGünaydın bahar, rengarenk açan çiçekler\nlale, sümbül, papatya\ngünaydın \nçiçek etrafında dans eden kelebekler.\nsana da günaydın, gül için besteye durmuş ey bülbül\nyeni doğmuş ağlayan bebek\ngünaydın \nişçi kardeş, ekmeğin emekçisi \nve günaydın sevdam, yürek sızım\nhayatımın sebebi; havam, suyum, ekmeğim\ngünaydın iki gözüm\ngünaydın…\n               04.02.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Fuat Polat",
        "poem": "\n\nGünaydın düş bahçemden kopardığım papatya,\nGünaydın geceleri saçlarıma düşen yağmur,\nGünaydın uyandığımda bana gülümseyen hayal,\nGünaydın kokusuyla beni ben yapan doğa,\nGünaydın kelimelerime anlam veren yazdığım en mükemmel cümle..﻿ \n\nNisan 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Şair Vaski",
        "poem": "\n\nSana bir diyeceğim var\nDaha doğrusu birkaç kelimem\nBelki bir daha hiç söyleyemem\nAma Belkide\nHer sabah yüzünede söylerim\nHadi kalk artık bak sabah oldu\nGünaydın prensesim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Raziye Aktaş",
        "poem": "\n\ngün, çok erken başladı bugün\nhavadaki kasvet ruhla bütünleşti\ngeceden kalma gözlerle bakılırken etrafa\nanlamını yitirdiği farkedilirken tüm güzelliklerin\ngelişine yakıştırılan -huzur- adı altında bırakılan hiçbir şey\nuymadığı bu kelimeye\nduraktaki insan selinin önünden geçerken tarandı yüzler bir bir\nvar mı aralarında andıran diye..\nuykudan ağırlaşan gözkapaklar,\ndinlenilen ezginin sol anahtarına asıldı kapanmamak için..\ngeceden kalma yıldızların sönüp güneşe döndüğü vakitlerde\nakıla gelen bir çift göz göründü karşıdan\nusulca sokulup “günaydın” deseydim alınırdı üstüne; demedim\nsadece bir benzetme yüzünden gözlerini aldatmak istemedim\nbu günaydınlar bitecek, çok değil bir süre sonra \ntakıp gelecek yine en siyah maskesini\ngün boyu görülemeyip, rüyada görülür umuduyla \nkonulurken başlar yastığa\nrüya görmek için uyuyabilmek gerek düşüncesi huzursuz ettiği zaman, \ndalınamayacak o masal dünyasına.\nçok uzun zaman sonra açınca yine güneş gözlerini\nyeni bir ‘günaydın’ a merhaba..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Funda Gür",
        "poem": "\n\nSıcacık bir günde, ısınmış bir kalple,\nİçi gülen, ışıldayan gözlerle, \nHer an gülmeye hazır, ağzın dolu dolu\nKocaman bir GÜNAYDIN demek...\n\nÖncesiz ve sonrasız; tam da şu anda\nGüneşi iliklerinde hissederek\nDoğanın uyanışıyla coşmak...\nSevinçten çocuklar gibi koşmak...\n\nGünaydın dünüm, bugünüm, yarınım\nGünaydın arkadaşım, sevgilim, kardeşim\nGünaydın evim, sokağım, şehrim\nYerdeki karınca, gökteki kuş, ağaçtaki dal\n\nRengarenk tüm dünya...\nGünaydın, günaydın,\nGünümüz aydın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Fatma Biber",
        "poem": "\n\nGünaydın mavi gök günaydın güneş\nGünaydın yavrular günaydın evdeş\nGünaydın sevgiyle sardığım kardeş\n‘Önce can’ demişler bana günaydın\n\nGünaydın Artvin’im günaydın Bursa\nGünaydın İzmir’e günaydın Kars’a\nGünaydın ‘Günaydın’ bekleyen varsa\nSoğukta kıvranan Van’a günaydın\n\nGünaydın duyana duyamayana\nGünaydın ‘Günaydın’ diyemeyene\nGünaydın demeye kıyamayana\nGünaydın okurum sana günaydın\n\nGünaydın askerim günaydın halkım\nGünaydın herkese hem salkım salkım\nYarın diyemeyiz ‘Günaydın’ belkim\nFırsat varken kana kana günaydın\n\nGünaydın dörtlükler dizen canlara\nGünaydın sessizce gezen canlara\nGünaydın yaşamdan bezen canlara\nYüreğimden yine yine günaydın\n\nGünaydın ateist günaydın dindar\nGünaydın yolunu beklediğim yâr\nGünaydın dağlara yağan güzel kar\nYağmura buluta Çene günaydın\n\n‘Günaydın’ demektir her sabah işim\nGünaydın çiçeğim günaydın kuşum\nGünaydın toprağım günaydın taşım\nMeryalı’dan her bir yöne günaydın\n\nFatma Biber\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Hikmet Yakışır",
        "poem": "\n\nGünaydın aytanem\nSabah uyandırmaya kıyamadım seni\nBaşucuna bir gül koydum giderken\nYaprakları seni sarsın diye\nYanına kalbimi de koydum\nYalnız hissetmemen için kendini\nAlnına da bir öpücük kondurdum giderken\nSeni kem gözlerden korusun diye\nBirde nefesimi bıraktım sana\nTenini okşasın diye\nGünaydın…\n\n09 Ağustos 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Burçak Durak",
        "poem": "\n\nKirpiklerini özlediğim bir cumartesi sabahı! \n\nHevesi var biraz güne kavuşmaya. Acısı yok, ağrısı yok. Tüm sancısı geçmiş günün...Yine de yarım olan birşeyler var... Hiç tamamlanmayan yürek hizasında... Adı aşk yada bağımlılık.. Ama her ne ise içim de birşey eksik.. Herşey kadar az, sen kadar çok... \n\nGünaydın, yarım yanım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın..",
        "poet": "Hüseyin Cahit İzgin",
        "poem": "\n\nbu sabah güneş senin için doğsun..\nöyle çok sıcak bir yaz sabahı olmasın \nveya bahara çalan bir gökyüzü bekleme..\nyinede bu güneş senin güneşin olsun..\nsenin güneşinle mutlu olacak milyonlarca insan tanıyorum..\n\nbu güneş; \nbir babanın kızına kavuşmasına şahit olacak belki \nbelkide güzel bir kır çiçeğinin hayat bululşuna..\n\nseninle öyle bir bağım var ki; \nbir çiçek misali döndüm yüzümü,\nçıkarttım erkek elbisemi,\nsekiz yaşında bir çocuğun masumiyetiyle el ele oturuyorum sol yanında..\naradığın kalabalık şu anda yüzüne yerleşen tebessümde \nvede ışıl ışıl parlayan gözlerinde..\nve düne rağmen bugüne günaydın demek gerek..\n\nGünaydın..\nBugününe..\nGüneşine ve \nSana..\n.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Sefer Kutlu",
        "poem": "\n\nGünaydın cemil cümle Müslümana\nÜzerinizden rahmet eksilmesin\nNasıl kavuşursa sürgün sılaya\nAilece cennette birleştirsin\n\nYoksulluk derdi itmesin yalana\nDünyalık telâşesi dinde dinsin\nIssız diyarlarda Rabbim bırakma\nNefs sevaplarınızı eritmesin…\n\n14.10.2009\nçarşamba\n11:00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Derya Avşar",
        "poem": "\n\nGünaydın sevdiğim...\nÜmidin, güneşin hep doğması\nNeşenin, denizin hep dalgalanması\nAk yüzün ve günün hep aydın olması\nYalnız ismimin ağzında anılması\nDilimde duam, aşkımızın sonsuz olması\nIzdırapsız yüzümüzün hep gülmesi dileğimle\nNeredeysen günaydın sevdiğim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Gül Şenel",
        "poem": "\n\nGünleri dolduruyorum nefesime, \nBir dolu bugünüm var. \nYapılacak işleri aldım enseme, \nBir dolu işim var. \nHey! bugündekiler,günaydınn \nYapılacak işleri olanlar, \nBugüne bol nefesle ayanlar,günaydın... \nMayıs ayında doğanlar,dünyaydın,. \nAydın gözlerle bakanlar, \nGülümseyen dudaklar, \nSermayesi kahkaha olanlar, \nOğlu kızı olanlar, \nYüreği hayata sarmaşıklar \nGünaydın...\nNefes alanlar, size de günaydın.\n        3Mayıs2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın...",
        "poet": "Arif Tatar",
        "poem": "\n\nGünaydın...\nGüneşin girişi kadar...\nSımsıcak! \nFedakâr...\nBerhudar! \nVefakâr! \nGeceye de ay doğacak! \nİlk güne günaydın! \n*\nMüjdeyi aldın...\nGözün aydın! \nİlk akşamda dolunaydın...\nIslak gölgeye düşen son aydın! \nDenizde fışıltılarda senin adın...\nGözlerinle aldın gönlümü aldın! \nO günden beri hayalimde kaldın! \nGüneşinle diyeceksin günaydın! \nGünaydın! \n*\nAdınla yâdın! \nSepken yağmurla yağdın! \nGönlüme düşen taptaze kardın! \nDualarında hep benim için yakardın! \nGünaydın! \nSönmeyen ışığına günaydın! \n*\nİlk bakış...\nSımsıcak günaydın! \nGözlerde bir ışıltı; \nSanki güneştendi bu pırıltı! \nDışarı soğuk olduğunca kış! \nKopuverir dört yandan alkış! \nHerkese günaydın! \n*\nPerdeler birden bire sökülür; \nSimsiyah maskeler dökülür! \nNeden böyle içine kapanış? \nGölgelerde bir başka yanış! \nHep karanlık bir güne uyanış! \nBöyle olurmuş böyle ilk aldanış! \nBunu bir bilene git, son defa danış! \nŞimdiden artık geçmişi unut ki unut! \nGüneşinin kalbindeki gördüğün umut! \nHer geçtiğinde gözlerinden nemli bulut! \nMutlaka gözlerinin ardında saklı biri var…\nDönüp sen ona bak, sende gözleri var! \nSımsıcak sevinçli güne günaydın! \nGünaydın! \n\n(09.02.2012 11.00-Adana)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Mahmut Nazik",
        "poem": "\n\nGÜNAYDIN\n\ngünaydın demeli sabaha\ngünaydın demeli şiirce\ngün gibi ortada olmalı\nhasret gibi duygulu\nyer elmesı çiçeğince aydınlık\npapatya  gibi apaçık…\nrenk gelmeli yüzüne siyah beyaz anıların\nyüreğine su yürümeli \nkelebek konmalı yanağına yarin\nöpücük gibi dokunmalı yüzüne \nsürgüne durmuş söğüt olmalı sevgili\nsöyleyin belediyeye günaydın serptim sokağa \nyüzlerden..gülümsemeleri  süpürmesin\ngünaydın sevgili   günaydın\nbu sabah sen çok güzelsin.\nNe de yakışmışsın sabaha.\n\nMahmut Nazik Mersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Bekir Yiğit Konevi",
        "poem": "\n\ngünaydın güzel bir güne,\ngünün güzeline,\ndostun kardeşin özeline,\ngünaydın, günler aydın...\ngözler aydın,yüzler aydın...\n\nçiçekler deste deste\nçek kürekleri aheste\nsana gelsin bu beste\ncana canana günaydın..\nsazlar aydın,sözler aydın...\n\nçiçekler demet demet,\ney kader senden medet,\nsevgiler kalsın ilelebet\niçten candan günaydın...\ngeceler aydın,gündüzler aydın...\n23.09.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Tanju Göçmen",
        "poem": "\n\nGünaydın, günaydın herkese\nHavaya suya buluta\nRuhumu ısıtan güneşe\nKuşlara ağaçlara,börtü böceklere\nGünaydın, günaydın dünya sizlere\n\nYeryüzünü aydınlatan yeni güne, günaydın\nTüm güzellikleri gösterene günaydın\nGüle sevdalı bülbüle günaydın\nToprağa can veren ele günaydın\n\nDudaklardan eksik olmayan gülüşe günaydın,\nSeninle başlayan güzel güne günaydın,\nBir bakışta yürek yakan gözlere günaydın,\nSevdalara kanat çırpan sözlere günaydın,\n\nGünaydın sabahım,\nGünaydın yaşanmışlıklarım,\nKenetlenmiş yüreklerimizle  birlikte \nUsulca uyanan güne, günaydın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nNe çok özlemişiz,dostlar merhaba\nHuzur içindeki,kalpde mutluluk            \nTedirgin olmadan,seven merhaba\nGünaydın aşıklar,sonsuz mutluluk\n\nYazın sıcağında,gölge serindir\nYüzdüğün o sular,deniz derindir\nUmudun kapısı,canda yenidir\nGünaydın aşıklar,sonsuz mutluluk\n\nÇıplak ayak ile,yıllarca koştum\nYürekten severken,belkide hoştum\nBu yalan dünyada,bilmeden boştum\nGünaydın aşıklar,sonsuz mutluluk\n\nSıcak bir gün sonu,esen bir yeldir\nSevdiğin o çocuk,elbette elder\nRuhuna girersen,o zaman güldür\nGünaydın aşıklar,sonsuz mutluluk\n\nUykudan uyanan,şaşırıp bakar\nHuzur için dalan,rüyada akar\nİnce belli bardak,elini yakar\nGünaydın aşıklar,sonsuz mutluluk\n\nYanan ilk ışıklar,gecenin sonu\nAtılan kahkaha, söylenen konu\nDökülen göz yaşı,sesinin tonu\nGünaydın aşıklar,sonsuz mutluluk\nBahattin Tonbul\n8.8.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Muhlis Şutanrıkulu",
        "poem": "\n\nhava güneşli vede sıçak\ngünaydın sana yurdum\ntabiat sana açmış kuçak\ngünaydın sana yurdum\n\nbuğün dilerim kimse ölmesin\ntüten baçada oçak sönmesin\nyavrularda yetim kalmasın\ngünaydın sana yurdum\n\nhalaya dursun doğuyla batısı\nsevğiyle örtülsün barışın çatısı\ndoğruları tartsın adeletin tartısı\ngünaydın benim güzel yurdum\n\ngül güzel olsada elbete solaçak\nsağlıklı olsanda dert seni bulaçak\nadelet birgün sanada lazım olacak\ngünaydın benim güzel yurdum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Cüneyt Avcı",
        "poem": "\n\nAnsızın girdiğin sensizlik günahıma\nYanıp yanıp söndüğüm ateşlere günaydın\nYine seni başlatan herhangi sabahıma\nİçimdeki kördüğüm bitişlere günaydın\n\nDuygularım eğilerek şimdi bütün kahrıma,\nBoşa geçen saatlere boş kollara günaydın\nYokluğunu dolduran gözyaşıma, ah'ıma,\nDalıp dalıp gittiğim boş yollara günaydın...\n\nTaluy\n\n29.11.2011 - Salı\n\nSaat: Gece 23:35\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "İsmail Sağır",
        "poem": "\n\nHer sabah çıkınca evden sokağa,\nÜstüne bastığın kara toprağa,\nÖtüşen kuşlara uçan yaprağa,\nÇarşıya günaydın demek ne güzel! \n\nDostluklar kurmalı komşular ile\nKuyu kazmamalı düşünüp hile,\nAsık suratlılar gelmeli dile,\nKomşuya günaydın demek ne güzel! \n\nBirlikte bir şeyler yapmalı bazen,\nSağlanmalı dirlik sürmeli düzen,\nBarışmalı varsa birbirin üzen,\nKarşıya günaydın demek ne güzel! \n\nSevgiyi barışı eyledim davet,\nSağırozan verir dosta ziyafet,\nGüler yüz tatlı dil olsun afiyet,\nTurşuya günaydın demek ne güzel! \n………………………İsmail SAĞIR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Birkan Onat",
        "poem": "\n\nGünaydın, dilinden nağmeler dökülen daldaki kuş,\nGünaydın, yükünü sırtlamış çalışkan karınca,\nGünaydın, tazecik yapraklarını açmaya başlayan ağaç,\nGünaydın, yeni kırmızı çiçekler açan masamdaki Antoryum.\nSana da günaydın, penceremden bana bakan kara bulut,\nSizi unuttum sanmayın, soluduğum havama atıklarını bırakan fabrika bacaları\nSize de günaydın.\nGünaydın İnsanlık, günaydın dostluk,\nGünaydın sevgi, günaydın mutluluk.\nVe size de Günaydın, gülümsemeyi unutmuş, yüzünü buruşturan topluluk.\nHayatımda sizler de varsınız, sizi bu halinizle de kabulleniyorum.\nTüm yaşam hayat bulsun diliyorum,\nGün aydın, gelecek aydınlık olsun istiyorum…\n\n(Dilovası – 09.04.2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Ömür Yılmaz",
        "poem": "\n\nSen olmayınca,\nHer sabah söylediğim\nKuyruklu bir yalandır,\nGünaydın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın!",
        "poet": "Serap Tepedelen",
        "poem": "\n\nGÜNAYDIN tüm insanlığa! İnsanlara..İyi-kötü yaşamlara. Yuvarlanıp gitmelere. Koskocaman yüreklere. Hâlâ sevgiye susamışlara. Doymayanlara,doyamayanlara...Yedikçe şişenlere,şiştikçe değişenlere...Gözü toprağa bakanlara,baktıkçaaa parasını saklayanlara..\n     Sevda yolunda heder olanlara,bir türlü uslanmayıp da beter olanlara...Ah ile vah ile ömür tüketenlere,gençliğinin değerini bilmeyenlere...Hiç bir çıkar olmadan sevgisini sunanlara, sıcacık içten bir sarılmaya özlem duyanlara...Yüreğini  bastırıp da burnunun direği sızlayanlara...Terk edilenlere,  terk etmeyi bilmeyenlere GÜNAYDINNNN! \n     Bir dost eli arayanlara, bir o yana bir bu yana  acımasızca savrulanlara, kendi kabuğuna çekilenlere,dış dünyaya küsenlere...\nAt gözlüğü takanlara, önünü göremeyip düşenlere, pişmanlıklara,söylemek isteyip de................. söyleyemediklerine,\"keşke\"lere,\"neden? \"lere,\"niçin? lere...\n      Arabesk takılıp bağıranlara, hıçkıra hıçkıra ağlayanlara. Altmışına gelip de hâlâ çalışanlara...İşsiz kalan gençlere, torpil bulamayanlara,bir yere kapağı atamayanlara...Tencere yuvarlanmış da kapağını bulmuşlara, cebi şişkin olanlara, yiyip yiyip doymayanlara, yediği halde kilo almayanlara, diyetisyen peşinde koşanlara, iki şarkı ile coşanlara GÜNAYDINNNN! \n      Tuzu kuru olanlara, gezmelere koşanlara, çalışmadan  yaşamlara, pembe dizilere kananlara,boş hayallere dalanlara.\n\"Laylay lom\"la yaşayanlara, aptal kutu karşısında bir kanaldan bir kanala zıplayanlara, dizilerle ağlayanlara da günaydın! \n      Ne diyeyimcilere,ne yapayımcılara,  -bana  dokunmayan yılan bin yıl yaşasın-görüşüyle tam mutlu edecekkeeeennnn kendini yılanın ısırmasıyla kendine gelenlere,suskunlara,susmayanlara günaydınnnn,GÜNAYDINNN! \n\nSerap Konuk   (07.11.2013-Bursa)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Necati Cumalı",
        "poem": "\n\nNurullah Ataç'a\n\nGünaydın tavuklar, horozlar\nArtık memnunum yas....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nDokunduğum tuş,\nBalkona konan kuş,\nEy hayat bize yokuş,\nGünaydın ben uyandım…\n\nOtuz yıllık eşim,\nBulutlara gizlenen güneşim,\nArayıp sormayan kardeşim,\nGünaydın ben uyandım…\n\nGurbet ilim hasret ilim,\nGülümseyen yastık kilim,\nÇalınmayan kapı zilim,\nGünaydın ben uyandım…\n\nKitap şair şiir asap,\nSon günü gelen hesap,\nŞimdiden et doğrayan kasap,\nGünaydın ben uyandım…\n\nOkula giden çocuk,\nÇalışan küçük gözü boncuk,\nİpte sallanan taze sucuk,\nGünaydın ben uyandım…\n\nDüşünen saksıcı küpçü,\nSokak süpüren çöpçü,\nMotorla geçen tüpçü,\nGünaydın ben uyandım…\n\nYüreği güzel insan,\nHaksızlığa itiraz isyan,\nUmutlar mavi düş Nisan,\nGünaydın ben uyandım…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Mehmet Emin Eryazgan",
        "poem": "\n\nGünaydın baharım\nZifiri ve ayaz gecenin ardındaki neharım\nRabbimin nehyettiği; \nNefsimin vahiy kıvamında acze düştüğü\nHakkı aradığım çöllerimdeki\namansız, vicdansız serabım; \nVatansız gönlüme turabım; günaydın\n\nEn büyük yüzsüzlüğüm\nMahremime diye açılan avucumdaki\nNamahrem ışığım\nEn anlamsız duam günaydın\nKor bakışlım, günah nakışlım,\nKör bakışım günaydın...\n\nDoğrunun kıyısında\nMüptelası olduğum yanlışım\nİçten içe ağlayışım\nEn zalim yanılışım günaydın\nKendi kendimi çelişim\nBile bile aldanışım...Günaydın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın...",
        "poet": "Zeki Arlan",
        "poem": "\n\nGünaydın sabahın mis kokusu\nKır çiçeğim\n\nGünaydın günüme neş-e katan\nYaban gülüm\n\nBu gece seninleydim. \nSarıldım sarıldım kokladım seni \n\nYarın çok uzak \nBu gün sevda çiçeğim olur musun? \n\nBilirim zor kadınsın\nBen eteğinde küçücük zerre\n\nBırak kalsın gönlünce.\n\n2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Gülay Özböke Aşkın",
        "poem": "\n\nGünaydın...\nGünümüzü aydınlatan güneş\nEvim,çocugum,feslegenim,\nBakkal Rasim amca\nGünaydın...\nTüm sevenler ve sevilenler\nYurdumun en güzel emekçi kadınları\nTopragım,suyum,soludugum havam\nZİNEM\nGünaydın...\nGökyüzünün o eşsiz renginde süzülen\nMartılar, kuşlar,kelebekler,uçartmalar\nVapurda simit satan,çay satan\nKüçük çocuklar\nUykusundan yeni uyanmış sigarasını yakmaya çalışan\nAyakkabıcı   Mehmet amca\nHepinize hepimize günaydın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Yahya Harbalioğlu",
        "poem": "\n\nSeni tanımadan önce \nGüzelliğin ne olduğunu bildiğimi sanırdım\nSana ne benziyorsa güzel oymuş\nBunu anladım seni tanıyınca\n\nSeni tanımadan önce \nSevmenin ne olduğunu bildiğimi sanırdım\nSevdiğimi sanırdım güzellikleri\nRüzgarları yıldızları şiirleri mesela\nGüzelliğini hatırlatıyorsa güzelmiş her şey \nBunu anladım seni tanıyınca\n\nSeni tanımadan önce\nÖzlemenin ne olduğunu bildiğimi sanırdım\nBuğulu camlardan dağları gördüğümde\nÖmrümü tükettiğini sanırdım özlemlerin\nOysa seni tanıyınca anladım özlemenin hayat verdiğini\nSana yakın olan her şey özlenmeye değermiş\nBunu anladım seni tanıyınca\n\nSeni tanımadan önce \n-Nasıl bir hayatsa seni tanımadan yaşanan hayat-\nBildiğimi sanırdım şiirleri şarkıları\nYazlara hasret mısraları arardım saf saf kağıtlarda\nTanık oldum şiirlere sözlerinle sayende\nÖnceden bildiğim gibi mısralar\nSöz değilmiş anlam değilmiş \nSenmişsin sadece bilinmesi gereken\nBunu seni tanıyınca anladım\n\nBen seni tanımadan önce\nHayatım hayat değildi ki hüzünlü tesadüfler zinciriydi yalnız\nBir gayem oldu senin varlığın bir yaşama sebebi\nKorkuyu bildiğimi sanırdım seni tanımadan önce\nSeni görememenin korkusuyla yaşadım gerçek korkuyu\nBunu anladım seni tanıyınca\n\nDerken bir gün çıktın karşıma\nAyakta uyuyordum karanlık kalabalıklarda\nÖmrümün herhangi bir günüydü\nVe sen gün gibi ışıdın bir sabah\nSaçların tertemiz ipeksi perdeler gibi dalgalandı penceremde\nGünaydın dedi tebessümün bana\nGünaydın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın...",
        "poet": "Tahir Azman",
        "poem": "\n\nGünaydın vicdanı olan dünya insanları...\nGünaydın ülkem...\n Günaydın şehrim...\n Günaydın anlayış...\nGünaydın insaf...\n Günaydın vicdan...\n Günaydın adalet...\n Ve günaydın sokaklarda yürürüyen sevgi cimrileri...\n Asıl size dostlarım size; \n Günaydın yürekleri merhametle dolu Aziz dostlarım...!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Nurettin Pektaş",
        "poem": "\n\nBirgun gelir diyeceğim  oysa o günlerdeyim\t\t\t\nBir zaman sonra diyeceğim\t\t\t\nBen zamanı durdurdum\t\t\t\n               Ve bir ömrü feda edecek kadar sevdalı\t\t\t\n               Ve bir aşkı yaşayacak kadar duyarlı\t\t\t\nEmekle yoğrulmuş, bir aşkın sevdalısıyım\t\t\t\nKimselerin bilmediği............... senin bildiğin\t\t\t\n                Ama benim söylediğim\n                                                          en guzel sarkı\t\t\t\nYüreğimden yüreğine \t\t\t\n                              Düşlerimden gerçeğine\t\t\t\n                                                                     Benden sana\t\t\t\nAnkaradan buraya..........buradan oraya\t\t\t\nMilyon kere sabahlar gibi\t\t\t\nSana gelemediğimde yitirdiğim yollarım için\t\t\t\nGökyüzündeki yıldızlar  gibi parlak\t\t\t\n                        Ve ekmek kadar temiz\t\t\t\nSu gibi aziz    ve  coşkuyla\t\t\t\nMerhabamdan günaydın olsun\t\t\t\n                                                  Aydınlık yüzüne \t\t\t\nSevgin yüreğine, yüreğime vursun\t\t\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Ali Usta",
        "poem": "\n\nSabahın ilk ışıltısıyla...\n\nHayata bağlananlara,\nGönlünce yaşayanlara,\nUmuda yol alanlara\nGÜNAYDIN.\n\nİçten bakan gözlere,\nDilden uçan sözlere,\nÇocuksu hallerimize\nGÜNAYDIN.\n\nSevdalı yüreklere,\nBitmeyen hayallere,\nDeğer verdiğimiz herşeye\nGÜNAYDIN.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "İsmet Barlıoğlu",
        "poem": "\n\nGünaydın çilelerim,\nGünaydın ayrılığım,\nÖzlemlerim,\nNasibim, kaderim, günaydın.\nBakın; yine beraberiz ayni yıkık dam altında,\nSiz yine gelmişsiniz ama ben artık yaşlandım,\nSiz yine dinçsiniz, bense yorgunum biraz daha,\nYine de şükürler olsun Allah ‘a.\n\nBunlar kim? \nYeni arkadaşlarınız, ya da yavrularınız mı,\nBir gece içinde bu kadar öoğaldınız mı? \nYok yok çekinmeyin,\nTümünüze yer var yüreğimde,\nTümünüze yetecek aşım var, ekmeğim var,\nNasıl olsa böyle gelmişti,\nBöyle de geçecek\nYıllar.\n\nAğlamayın çilelerim, ağlamayın,\nSizlere ağlamak düşmez ben varken,\nSabah güneş doğup akşam batarken,\nBirlikte uyanır, birlikte başlarız günü yaşamaya,\nSabahlarımız akşam,\nAkşamlarımız gece,\nGecelerimiz yine gece,\nNasıl olsa; sizler beni bırakmak zorunda kalacaksınız\nO gelince.\n\n(KAFES isimli Serbest Şiirler 'inden > 65-66/100)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Hatice Kartaloğlu",
        "poem": "\n\nGünaydın bulutların arasına gizlenen güneş\nGünaydın soğuk ama güzel İstanbul sabahı\nGünaydın balkon demirinde ekmek kırıntısı bekleyen minik serçe\nGünaydın sitemarketin servis elemanı\nGünaydın Arap komşularım\nGünaydın yeni açmış orkidem, açmak üzere olan siklamen çiçeğim\nGünaydın hayat\nGünaydın sevgi ve aşk\nGünaydın içimdeki yaşama sevincim\nHepinize G Ü N A Y D I N\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Adil Oğuz",
        "poem": "\n\nBahar  gözlüm                                                                                                                                              Gönlümün  sevdası                                                                                                                                                   hasretim                                                                                                                                                                                                                                                                                                            Günaydın                                                                                                                                                                     Hayallerimin                                                                                                                                         Düşlerimin  kadını                                                                                                                                   Lavanta kokulum                                                                                                                                                         Günaydın                                                                                                                                                          Sevdiğim sırdaşım                                                                                                                                       Yüreğimin yangını                                               \nGünaydın                                                                                                                                                       Çakır gözlüm                                                                                                                                                  Günaydın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Hakan Gök",
        "poem": "\n\nCümle âlem uyandı sabah uykudan\nUzaklaştı tüm ruhları kaygıdan\nTemizleyin dünyayı pis Kokudan\nPapatyalar nergisler size günaydın \n\nGünaydın ağaçlar dallar çiçekler\nGünaydın yerde gezen böcekler\nSabah namazında kuşlar öterler\nYuvasında yatan serçe günaydın\n\nYağmur getirme bugün güneşi bırak\nÜşüyoruz gelsin birazcık sıcak\nGüneşle tüm dünya aydınlanacak\nGökteki bulutlara günaydın\n\nSabah ezanıyla başlar günümüz\nBugünün yarını olur dünümüz\nHuzurla geçsin bütün ömrümüz\nAğaçlar, yapraklar, dallar günaydın\n\nDalların arasından süzülür güneş\nArarda kendine bulamaz bir eş\nAlem sabah güneşiyle olmuş çilekeş\nYerde gezen börtü böcek günaydın\n\nKış ayından çıkmış güler ağaçlar\nDallarında renk renk çiçek açarlar\nDallarında kuşlar besler yavrular\nYuvasında yatan yavru günaydın\n\nCömertçe açmış güneş kolunu\nAydınlatır karanlıkta yolumu\nKarşılıksız ısıtır toprağı suyu\nŞırıl şırıl akan dere günaydın\n\nTaptaze çiçekler açmış dalında\nFallarına bakar papatyalarda\nPervasızca dolaşırım kırlarda\nNergisler, sümbüller, güller günaydın\n\nDoğuyor güneş şimdi ufuktan\nKurtuluyor yeryüzü karanlıklardan\nEl ediyor ay kaçarken uzaktan\nBulutlar, yıldızlar, sema günaydın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Masal Mavi",
        "poem": "\n\nGünaydın gökyüzü\nGünaydın günü aydınlatan güneş\nGünaydın işçi, emekçi\nGünaydın kuşlar, ağaçlar\nGünaydın deniz ve martı\nGünaydın aydınlığa adım atanlar\n\n29.11.2014 Semra BAŞER\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "İsmail Bozkuş",
        "poem": "\n\nMutluluk  sizin  olsun\nGününüzse   apaydın\nArkadaşlar   doslarım\nHepinize   günaydın\n\nAli   amcam   ayşeye\nFatma  nuran  teyzeye\nKışladaki   askere\nHepinize   günaydın\n\nBayrak   olsun  duyğular\nIlık   esen   rüzğarla\nDağda  lale  menekşe\nHepinize   günaydın\n\nSarı   başak    tohuma\nDenizdeki    yosuna\nMarmarise  bodruma\nHepinize    günaydın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Mehmet Gazi Yıldırım",
        "poem": "\n\nGünaydın can dostum\nSana güzel bir gün diliyorum\nNe kadar güzel dersen\nO kadar güzel bir gün\nEn beğendiğin şiirin\nEn etkili dizeleri kadar\nGüzel bir gün\nZor bir oyunu\nKazanmak kadar \nGüzel bir gün\nBir nehir coşkusuyla\nDenize ulaşmak kadar\nGüzel bir gün\nKafesinden kurtulmuş\nKuşların sevinci kadar\nÖzgürlük kadar \nGüzel bir gün\nYaşamın tüm gizlerini çözmek kadar\nZorlukları aşmak\nBarışmak\nKonuşmak kadar\nGülmek gülmek gülmek kadar\nGüzel bir gün\nGünaydın can dostum\nSana güzel bir gün diliyorum\nSevmek kadar güzel bir gün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nGünaydın\nBir sayfam olsa görüyorum ki tavan arasında, kilerde ardiyede biriken ne çok kıssadan hissem var. Bu birikimlerimi, herkesin bildiği bu meselleri paylaşsam harbiden benim de adamakıllı bir sayfam olur. Ne çok inanmış ne çok aldanmışım; ne çok bel bağlamışım. İnanmasam da inanmak için kendimi zorlamış, bardağın hep dolu tarafını görmeye kendimi disipline etmeye çalışmış empati yapmışım. Arkadaşım, arkadaşlık, ve dostluk öyle sandığımız gibi içi boş bir kavram değil. Kırk gün sırtında taşıyıp, kırkbirinci gün ola ki yorulup sırtından indireni hemen harcamamak lazım.(Bu sırtta taşıma meselesi fiziksel değil tabii ki)   Dostum diyorsan hele de yüreğinden öpüyorsan, ekmeği öper yemin eder gibi olmalısın. Çünkü; çünkü söylediğin söz namusundur, kuru kuruya arkadaşlık dostluk olmaz. Dün göklere çıkarıp iyi dediğine bu gün özür dilemen gerektiği yerde bütün yaptığın o manevi binayı yıkman gerekmez. Öyle zeytinyağı gibi üste çıkılmaz, gerçekten benim yaptığım basiretsizlik deyip nasıl gönlünü alırımın telaşına düşmektir dostluk.Hata herkes içindir. ilk hatayı sen yaptıysan sen özür dileyeceksin, arkadaşım dediğinin özelini başkalarıyla paylaşmayacaksın.Bu yanlışın sana sıcak bir dille naif bir sitemle anlatıldığı zaman da hatanı anlayıp susmasını bileceksin. Sıkışınca da alttan vurmayacaksın. Yani sıcak bir yaz günü üstelik ramazansa böyle bir yazıyı yazmam kimine (üzgünüm, yenilgiye uğramış pehlivan gibiyim)   göre abesle iştigal sayılabilir; ama, bana göre tam da yeri, tam da günü ramazan ya oruç tutup ibadet etmeye çalışıyoruz ya! ! ! ! ! ! ! Allah'ın bizim ibadetimize ihtiyacı yok, güzellikler yaratmış istiyor ki kullarım güzel geçinsin. Güzel geçinmek güzel ahlakla olur, ki dinimiz bu konularda ne kadar hassas. Bu konularda yığınla ayet ve hadis var. Başkalarının sırları, özelleri yaşamları hakkında ne kadar ketum ve naif davranmamıza dair.Yani herkesin bildiği gibi ramazan, aç açına akşamı beklemek olmadığı gibi, her gün cuma, her ay ramazan her gece kadir gecesi bilinmelidir. Bu yazı gerekli miydi? Bana göre gerekliydi, habire her yerde susmak şöyle erdemli, böyle erdemli diyoruz ya. Konuşmadan, kendimizi tanıtmadan, karşımızdakilerin bir iki iyi halimizle bizleri değerlendirdiği buna benim nazım geçer ne yapsam hoş karşılar; o şöyle iyidir, böyle iyidir demek yanılgısına düşürmek doğru bir davranış olmadığı gibi erken harman kaldırmaktır. (Esas arkadaşlık, dostluk böyle gelişir. zaman gerekir darılmalar barışmalar olur; özür dilemelerle kıymet verdiğini bi şekilde göstermek ve bu dostluk için itina gösterdiğini emek verdiğini hissettirmekle gelişir dostluklar.)  Söylediğimiz sözün arkasında durmak gerektiğini, ben biliyorum hatalı olduğum da ilk başta ben özür dilemeliydim deyip harbi olmak ta fayda vardır. Dikkat ediyorum da paylaşımlarımızın yüzde doksanı, birilerinin yüzüne söyleyemediklerimiz alıntı klişe deyişlerle, başka bir vesileyle haddini bildirmek amacını taşıyor. Herkese güzel bir hafta sonu yaşamasını diliyor, ramazanın ahlakımızı güzel ahlakla ahlaklandırmasını rabbimin, peygamber efendimizin ahlakıyla şereflendirmesini diliyorum. İbadetleriniz kabul olsun. Ramazan evlerinize huzur bereket getirmiş olsun. Allah, fakir fukaranın rızkını cimrilerin insafına bırakmayıp kendi hazinesinden ihsan etsin diyor, amin diyorum sevgilerim ve baki selamlarımla her şey gönlünüzce olsun.\n\nYüksel Nimet Apel\n\n20/Haziran/2015/Cumartesi/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Deral Baran",
        "poem": "\n\ngünaydın,\noysa yeni başlamıştı \nkayıtlar\nsorgucularım sıramı beklemeden \nyureğimin titrekliğini anlamışlardı\nne zaman elimi sol göğsüme atsam\nsen vardın\noda karanlık bir dehlize açılıyordu \nsorgucular beni\nbende seni bekl....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Abdullah Apak",
        "poem": "\n\nGünaydın\n\nGünaydın güzel,\nGünün aydın,\nGecen nurla dolsun.\nİşin kolay,\nUzaklar yakın olsun.\nSözün bal,\nGözlerin arı olsun.\nSeni seven, \nSana can olsun.\n\n25.04.2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Berna Ocakçıoğlu",
        "poem": "\n\nTepede ay parlar\nKarşıda karlı dağlar\nMasmavi deniz\n-GÜN doğuyor\nVeda ediyor -AY\nAkdeniz\nKalbimde a- DIN\n\nBerna Ocakcıoglu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Burak Bozkurt",
        "poem": "\n\nG ün senin günün olsun\nÜ stünde ne keder ne üzüntü dolsun\nN eden soruların cevap bulsun\nA nnen sana nasihatte bulunsun\nY ok istemem deme \nD ünlerin tecrübesiyle konuşsun \nI slak olsun bugün yağmur dolsun \nN eden dersen zeytinler karnını doyursun\n\n(Edremit/Balıkesir)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Münevver Düver",
        "poem": "\n\nGüllerin piri hoş geldin gönlüme,\nHoş geldin yüreğimin en derinine\nEşsizim, yeganem günaydın sana\nGüller açtırdın gönlümde.\n\nGüllerin ne dilinden anlarım nede bilirim\nGüllerin dikenlerinin de huylarını bilemem\nBen sana gülüm dedim huyunu bilmeden\nGünaydın gülüm günaydın sana.\n\nGüllere bir söz demek kötü olur\nAma ben sana diyorum, gülüm benim\nKalbimin baş köşesine oturdun\nGünaydın gülüm günaydın sana.\n\nGülüm dedim güller açtı ruhumda\nCanım dedim canım, çıksın yolunda\nKulum dedim kulun olayım yolunda\nGünaydın gülüm günaydın sana.\n\n09/07/2004\nHUZURKENT\nCUMA 07:22\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Avni Aydın",
        "poem": "\n\nGünaydın dünya...\nGünaydın ülkem; \nTüm acılara, tüm kırgınlıklara rağmen,\nSana da günaydın hayat...\n\nKöşe başlarında beklese de karanlığın...\nİlk fırsatta atsan da tekmeni...\nAcılara gebe yalnızlığınla...\nYeni güne hoş geldin hayat.\n\nİliklerime kadar girse de ürpertin,\nYalnızlığa yol alsan da sessiz...\nSon kibritime inat, estirsen de rüzgarını...\nGünaydın hayat\nMerhaba sana...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Mehmet Kesici",
        "poem": "\n\nNe zamandır duymamıştım \nhasrettim bu söze\nsende bitmişti en son \nsenle beraber gitmişti\nuyanmadım hiç böylesi\nakşamdan kalma mahmurluğumla \nyatağımda leş'tim \n\nBu ne güzellik böyle\nbu ne büyük bir süpriz \ndualarımı duymuş olmalı Tanrım \nbir daha söyle,tane tane \nhecele lütfen tek tek \nGü-nay-dın  de\nYok, yok öpücüklerini sonra ya sakla \no kadarı çok gelir bana \nsadece gülümse ve söyle \ntane tane, tek tek, hecele \nGü-nay-dın, gülüm de \n\nAçma perdeleri girmesin güneş \nkıskanır beni  gün, alışkın değilim \nbu sabah sen yeterlisin \nkapıyı de sürgüle girmesin yel \nkokun kaplasın her bir yanı \ndoysun ruhum, \niçerim dolsun, \nyıllardır sana ac'ım ben \nsana muhtaçtım, anlıyor musun\ngülümse ve söyle şimdi \n-Günaydın de \n\nBen, nazlanayım biraz ha\nkıvrılayım şöyle hafıften \nüstümü de örteyim olmazsa \ntafra yapayım ha, ne dersin \nbuna ihtiyacim var\nbiraz dan kalkar oynarım \nzilleri mi de takarım görürsün \ntaklaları atacağım şaşırma \nsen gülümse sadece \nbu sabahı çok özledim ben. \n\nİşe de gitmem bügün \nsokağa bile çıkmam inan ki\naskıya alacağım hayatı \naz mi askıda kaldım ben \naz mi cenderelerde \nmazur gör, bu benim hakkım \nkuşlar bile konmazdı pencereme \nşimdi sen burdasın \nhadi söyle, bir daha de, \ntane tane, hecele lütfen \nGü-nay-dın, \n\nÖpücüklerini sonra ya sakla \ngüzelliklerin çok gelir bana \nnefes alayım dur bir dakika \nsen, gülümse ve söyle \n-Günaydın yeni gün, \n-Günaydın tüm güzellikler\n- ve seninle gelen her şey........\n\nMehmet Kesici\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Turgut Önal",
        "poem": "\n\nGünaydın kuşlar, horozlar\nGünaydın çocuklarım\nGünaydın evimin güneşi\nSevgili karım\n\nGünaydın bacası tüten fabrikalar\nGünaydın işçi kardeşlerim\nGünaydın okula giden çocuklar\nSınırda nöbet tutan askerim\n\nGünaydın mavi deniz, akarsu\nGünaydın cömert, bereketli toprağım\nGünaydın bir uçtan bir uca\nUzayıp giden yollar\nVatanım, halkım, Anadolu' lum......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Veysel Tanrıverdi",
        "poem": "\n\n''Günaydın''\nCimri bakkal.\n''Merhaba''\nÇirkin kız, \nHem de iki kere.\n''Sağolasın''\nGeç kalan dolmuş\n''Buyur otur''\nGençliğim.\n''Eyvallah''\nKalemim.\nHani, sen böyle yazmazdın.\n''Aferin''\nMürekkep\nSen sen olalı\nİçine böyle ''sevgiler'' almazdın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gunaydin",
        "poet": "Gassan Satar",
        "poem": "\n\nGunaydin gulumseyen dunya\nBir dostun sesi ile uyandim gune\nEllerini tuttum sicak\nGunaydin mavi gokyuzu\nAldim mektubunu\nSerin sabah yelinin elinden\nBir tutam gulumseme gondermissin\nBiraz mavinden\nBiraz ozgurluk vardi\nBiraz sonsuzluk\nBiraz daha buyudum bugun\nBiraz daha sevinc ektim yuregime\nGunaydin nilufer cicegi\nGunaydin sevdali mavi gol\nTeninden almaya geldim\nSuyunla buyumeye geldim\nGunaydin gunesin nuru\nIsiginla aydinlanmaya geldim\nSabah bana degen sen miydin\nUykumda bir tatli dokunus sardi \nIsiginla isitan sen miydin\nGunaydin dostlarim\nBugun sicak sevgiyle uyandim\nSize geldim\nYuregimdekileri paylasmaya\nYureginizde bir gunaydinlik yeriniz var mi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Şahin Gökçenoğlu",
        "poem": "\n\ngünaydın\nyüreğime yağmur gibi yağan\ngecemi yıldız yıldız bezeyen\nkaranlığımı dolunay gibi aydınlatan \ngünaydın....\n\ngünaydın \nıssız çöllerde serap misali\nhayır, hayır serap değil\nbir vaha misali\nhayat veren\ngünaydın........\n\ngünaydın\ngecenin karanlığında\nyolunu kaybetmişlere\nyol gösteren kutup yıldızım\nseher vakti yapılan ve \nkabul olunan duam\ngünaydın....\n\ngünaydın \nyatağımda rüyalarım\nişimde hülyalarım\nsoğuk kış günlerinde \nsımsıcak saran\nılık, ılık damarlarımda akan can suyum\ngünaydın...\n\ngünaydın\nbahar kokulum,  kır çiçeğim\nnefesim, gözüm...\nher şeyim günaydın\ngünaydın.... \nCANÖZÜM……\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Hakan Karcı",
        "poem": "\n\nGünaydın arkadaş\nSen de günaydın de\nSevgiye, kardeşliğe\nGünaydın de\nÇevrene bir bakın\nAğaçlara, kuşlara\nDostluğa, güzelliğe\nGünaydın de\nGünaydın de ki\nMutlu olasın.\n\nGülümse arkadaş\nHerşeye rağmen\nMeydan oku kötülüğe\nHaydi gülümse\nGülümse arkadaş\nHayat sahnesinde\nYen karamsarlıkları\nHaydi gülümse\nHayata gülümse ki\nMutlu olasın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Ertuğrul Şakar",
        "poem": "\n\nGünaydın\nYalnızlığımın penceresi\nGünaydın yalnız güneş\nSen geceye saklanan ay\n\nSen, sokaktan gelen gürültü\nDökümlü perdelerim\nBeni yazan bilgisayar\nSıcaklar artıran ay\n\nGünaydın sevgisine benzin döken\nSöz alevleriyle kavrulan aşık\nGünaydın nöbetteki mehmetçik\nSen yüzüme serpilen alay\n\nGünaydın beni okuyan\nTunç heykeller gibi susan dostlarım\nGönlümde ki örttüğüm her inci sizin\nGünaydın dudağımda ki dem koyusu çay\n\nGünaydın hayat\nAkrep, yelkovan, saat\nGalaksi dolu kainat\nİçimde her sabah yeniden doğan sen muhteşem tay\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Münire Aksaray",
        "poem": "\n\nGünaydın! \nBu şehrin deli dolu süvarisi\nPembe mavi duygularımın vadisi\nBiliyor musun\nAlacakarnlığına alışmak çok kolay\nBu şehrin\nZor olan\nİnsanların iki yüzlülüğü\nMaskeli yüzlere alışmak\nHiç duraksamadan böyle bir hayatın\nEsiri olmak\n\nEsirgerler senden,benden\nKanadını değdiremezsin sevgiye\nKoparırlar içimizdeki güzellikleri\nO hiç bilmediğimiz diyarlara\nalıp götürürler sevgileri\nHaydi bul bulabilirsen\n\nGünaydın\nBu şehrin deli dolu süvarisi\nHiç yaşanmamış duygularımın\nSersefil serserisi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın...",
        "poet": "Özgür Akdoğan",
        "poem": "\n\ngünaydın nehir gözlüm\nbir güneş doğuyor karşıki dağlardan\nsabret, az kaldı\nelbet gelecek yüzü çamurlu çocuklar\ngölgeleri yeryüzüne düştü bile\nyeniden masallar okuma vaktidir\ngünaydın nehir gözlüm...\nsalıncakta umutlarım sallanır\nkumdan kaleler hayal değil \nkirpiklerine gözlerimin rengi değmiş\nşimdi gülme vaktidir\nyeşiller daha bir güzel gözlerinde\numutlar yetim değil artık,\nbende...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın...",
        "poet": "Bahri Kayaoğlu",
        "poem": "\n\nÖpüp koklamadığım saçlarına günaydın\nGünaydın gözlerinin rengine...\nYeni bir güne\nYeni bir umuda\nSeninle başlayan her şeye,\nGünaydın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Hana Dukacinaç",
        "poem": "\n\nİlk sözcüklerin ilk merhabaların\nBir fısıltı bir tatlı nağme\nçok uzaklardan uzağı kısa eden cümleler\nEzgiye dönüşüverdi birden\n\nKelimelerinin kokusu\nDenizin yosun kokusuydu\nRengi mavinin en koyusu huzuruydu\nYaprakları en yeşili umuduydu\nGüneşin en sarısı,sıcaklığıydı samimiyetiydi\nRüzgara dirençli gelinciklerin en kırmızısıydı,\nNarinliğiyle kelimelerin\nDolunay yakamozunun en ışıltılısıydı,ahengiydi kelimelerin\n\nBembeyaz bulutlarla taşınıp geldi.\nGökkuşağı tüm renklerini korudu,çepeçevre sardı\n\nBu gece tüm yıldızları birer birer gönderiyorum sana\nulaştıracak Eminim melekler\nsabahın duruluğunda tüm renkleri,güneşin sıcaklığını da katıp,\nSana gönderiyorum\nVe Sana Günaydın Diyorum.................................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Tunç Kuyucu",
        "poem": "\n\nGünaydın,hepinize günaydın! ...\nDünyadan habersiz tomurcuklar\nFidanlar...\nYarınlara umutla koşan fidanlar,\nGünaydın ekmeğini yediğim,\nVe göğsünde uyuduğum,\nGünaydın...\nÜtüsüz bastonlu şaraplar,\nGünaydın çiçekler,günaydın baharlar,\nGünaydın dostluk ve barış,\nGünaydın sevgi\nGünaydın tüm kardeşlikler\nDileğimdir hepiniz için,\nKorkusuz,şen,huzur dolu sabahlar\n\n2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Şule Ersöz",
        "poem": "\n\nElimde güller \nYüzümde gülücükler\nSıcak mis gibi ekmeğimle\nSana geldim \nAçsana kapını\nGünaydın diyeceğim\nBırak da  biraz \nuykulu halini seveyim\nDağınık olsun odan \nKoklaya koklaya\nHer bir eşyanı toplayacağım\n\nGünaydın aşkım\nMasada olsa da zeytin ekmek\nBen padişah sofrası diyeceğim\nUyansana desem de seninleyim ya\nRüyadayım  diyeceğim\nGünaydın canımdaki can\nSeninleyim ya\nBağıra bağıra şarkı  söyleyeceğim\nSofraya bile tek bardak koydum\nAyrı geçen günlere inat\nAynı bardaktan çay içeceğim\nGünaydın birtanem \nAç gözlerini\nHer bir yeri seninle göreceğim\n\n16.09.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Necmettin Özelçi",
        "poem": "\n\nHer sabah kalkınca,\n'-Günaydın! ' derken..\nUyanamazsam sabah olunca,\nYa biraz geç ya da erken...\n\n\tGüneş bensiz doğarsa,\n\tBen beni unuturken...\n\tFarkında değilsem ne varsa,\n\tYüzüm yavaş yavaş soğurken...\n\n\t\tGözlerim ya açık ya da kapalı,\n\t\tSeni dahi göremiyorsam eşim...\n\t\tSessizlik içinde kalmışsam,\n\t\tBilki benim battı güneşim...\n\n\t\t\tSana artık elveda yarim,\n\t\t\tGünün günaydın olsun...\n\t\t\tAğlayıp etme nida yarim,\n\t\t\tGülcan'ım canın sağolsun! ...\n\n\t\t\t\tNecmettin  Özelçi.\n\t\t\t\t07. Şubat. 1999 - Ankara\t\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Enfal Törün",
        "poem": "\n\nGÜNAYDIN\n\nGünaydın bu güzel güne \ngünaydın güneş\ngünaydın gökyüzü\ngünaydın kuşlar\ngünaydın sana kedicik\ngünaydın simitçi çocuk\ngünaydın otobüs şoförü\ngünaydın manav efendi\ngünaydın bakkal efendi\ngünaydın saksıdaki çiçekler\ngünaydın benimle yolda yürüyenler\nkarşıdan gelenler günaydın\ngördünüz mü ne kadar kolay söylemek\nher gün herkese\nve her şeye günaydın\ngünaydın \ngünaydın\ngünaydın\n\nEnfal Törün / Karşıyaka-İzmir / 15.05.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "İbrahim Halil Seven",
        "poem": "\n\ngünaydın..\ngecenin karanlığını\ngöz kapaklarında bir ömür\ntaşıyacak olan.\n\nbir damla uyku için\nyırtmaya çalışırken geceyi\nyırtınıp,yapamadan\numutsuzca yere yığılan\n\ngünaydın..\nyine akşam ve soğuk\nhaydi \nmonotonluğa alışkın gözlerim\nbir mücadeleye daha hazırlan\nson umut diye\nVakit gece yarasını vuruyor\nBozulmak üzeredir büyü…\n\nyine uykusuz uykusuz\ngüneşin doğuşunu seyredeceğim\nromantik hiçbir yanı yok\n\nuykuya hasret gözlerim\nbizsiz güneş yine doğacak\nbir gün, \nbir gün bizi\nanlasa anlasa ölüm anlayacak...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Nursen Ateş",
        "poem": "\n\ngünaydın, \nsardunyalarım. \ngünaydın, \nmenekşelerim. \ngünaydın, \nterastaki martılar. \ngünaydın, \nher gün yürüdüğüm sokaklar. \ngünaydın denizdeki dalgalar... \ngünaydın bahçemdeki kedicik, \ngünaydın yem verdiğim kuşlar, \nbu gün, \ndağıldı içimdeki tüm korkular... \ndışarıda yağmur da olsa, \nsoğuk ışlese de, \niliklerime kadar, \nmutluluklar yüreğimi ısıtıyor, \nsararıp dökülmüş olsa da, \nyaprakları ağaçların, \niçimde yeniden açılıyor, \ntüm çiçekler, \npapatyalar... \nkış ta olsa, \nyağsa da karlar, \nbuz tutsa da her yer, \nbenim dünyama, \nyeni geldi bahar... \ngünaydın sevdam, \ngünaydın yeni doğan güneşim, \ngünaydın içimi ısıtan ışıklar... \n\nkızıltoprak 01.11.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Serpil Balçık",
        "poem": "\n\ngünaydın dalgalar prensi,\nkayalardaki yosun,\ndudağımda tuz,\ngünaydın! \ngözyaşım gölgem günaydın! \n\nTan yerinde bekleyen güneş\nsenin için doğacak bugün,\ndenizin dalgası basacağın kumları yıkayacak,\nkaldırımlarda taş, toz, toprak senin için uzanacak boylu boyunca,\nsenin için güneş toplayacak Eylül sabahları,\nşehir senin için güne uyanacak.\n\ngünaydın gökyüzünde martı! \ngünaydın kanadında gezinen yarim! \nbizi mi kıskanır da \nbulutlar hep ağlar Eylül’lerde? \nonlara da günaydın! \n\nEYLÜL 2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Su Coşkun",
        "poem": "\n\ngünaydın sevgili ailem\ngünaydın arkadaşlar dostlar\nbir selam vermek \nselamı almak ne eksiltir\nkattığı ise insana yüceliktir\ntanımak şart değil verip-almak için\niçinizdeki güzel duyguları dile getirin\ndikeni de severim\nçimeni de \nbiri batar acıtır\ndiğeri ayak altında kalır\ndiken veren çimen de alandır(!)\ngünaydın ailem arkadaşlarım dostlarım\ngünaydın çiçekler böcekler\ngünaydın dünya\nİhsan dünden beri yok ya…\ngünaydın diyorsam dostlarım\nbu gün de hayattayım…\n\n5.11.2006 / Blk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Çiğdem Selçuk",
        "poem": "\n\ngünaydın yalnızlığımın sabahı...\ngünaydın olsun, ıssız saatlerin kaybolan karanlığı\ngünaydın evim,sığınağım,yuvam..\ngünaydın içmin üşüyenine isyan sobam..\ngünaydın sana yaprak yaprak tükettiğim umutlarım...\ngünlerin günaydınlarla dolsun sensizliğim..\ngünaydın günü adımlayarak başlattığım sokak..\ngünaydın sana yüreğimin çığlığı...\ngünaydın olsun özlemlere,isyanlara inat sonsuz suskunluğum...\ngünaydın...\n\nÇiğdem SELÇUK_27/12/2006\nEDİRNE Saat; 07:37\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Ahali",
        "poet": "Eyüp Gergin",
        "poem": "\n\ngece gizlendi\nsıra sizde diyerek; \nsabah filizlendi \nkuşlara bir ahenk..\nmerhaba kuşlar\nmerhaba çiçek; \ngünaydın insan \ngünaydın yürek..\n\n18.04.15\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Ankara",
        "poet": "Cem Seyfeli",
        "poem": "\n\nGünaydın kara şehir\nÇöküp üzerine derinimin \nSonra da göz kırpıyorsun sabahlarıma\nEn umarsız sokakların\nBelli belirsiz güneşinle\n\nSırasız soğuklar getiriyorsun\nYatağıma \nHalbuki sıcacık bir yaz günü\n28 ‘ydi temmuz ayının \nSana ilk gözümü açtığım gün\nAnamın memesi kadar sıcak\nBabamın avuçları kadar güvenli\nSanmıştım top koşturduğum sokaklarını\n\nGünaydın karaların şehri\nÇöküp üzerine gecelerimin\nZifir zifir karanlık oluyorsun\nKaç karanlık tünelden geçip geldim\nBilmiyorsun bil-mi-yor-sun! \nUğraş bakalım bedenimin en ücralarıyla\nDokunulmamaktan yalnız kalmış \nNe yapsan ne etsen de\nGördün mü ruhuma ulaşamıyorsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Fikret Kuşçuoğlu",
        "poem": "\n\nÇatma kaşlarını gülümse biraz\nSeher vakti esen yele günaydın\nSabrı hoş görüyü özümse biraz\nOvaya vadiye çöle günaydın\n\nErmez akıl evrendeki sırlara\nUzak kaldım kardelene kırlara\nSelâm olsun doruktaki karlara\nEğiten öğreten dile günaydın\n\nBir lokma, bir hırka, bir eski aba\nMağrur olma sakın sığmaz adaba\nDenize, balığa, kuma, merhaba\nToprağa can veren ele günaydın\n\nAçlığı tokluğu bilmeli yoku\nÇile tezgâhında dostluğu doku\nBiraz Mevlâna’yı Yunus’u oku\nTomur tomur açan güle günaydın\n\nYakın ol insana, hem sev hem sevil\nİlimin âlimin önünde eğil \nAdam olmak öyle hiç kolay değil\nMızrabın sırdaşı tele günaydın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın",
        "poet": "Aslı Işık",
        "poem": "\n\nGünaydın sevgimin öbür adı\nGünaydın yüreğimin mutlu yanı\nGünaydın\nİnsan özlediğim zamanlardaki sıcak soluk\nGünaydın\nVarlığım yokluğum umudum\nUykusuzluğuma eş oldu\nMelekler gibi uyuyuşun\nŞimdi günün aydın olsun\nVe her yeni gün yanında\nSeni benim kadar çok sevecek\nKoca bir yürek bulunsun\nGünaydın\nSevinç arkadaşın\nGünün mavi olsun\nİçin sevgiyle dolsun\nÖyle dolsun ki\nHüzün yanıbaşında \nSonbahar yaprağı gibi solsun\nAma ille de yanında \nSeni benim kadar çok sevecek\nKoca bir yürek bulunsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın,",
        "poet": "Gülgün Karaoğlu",
        "poem": "\n\nOct,22/04\n\nGünaydın,\nYeni gün,\nGünaydın kahvem! \n\nBiraz acıyım bugün,\nBeni bugün biraz alttan alın! \n\nAnnemin de bugün kahvesi acıdır...\n\nBabamın sigarası daha dumanlı...\n\nTam 28 yıl önce, bugün,\nBiz gökyüzüne minik bir melek gönderdik! ..\n\nUsul akın gözyaşlarım,kardeşim üzülmesin!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın anne",
        "poet": "Hatice Ak",
        "poem": "\n\nGünaydın Anne\nSöze nasıl başlasam bilmiyorum\nSen yanımda olsan, çok daha kolay olurdu mutlaka\nGözlerimin içine bakar, duygu yoğunluğumu ölçerdin önce\n\nNeşeliysem nazlanır, üzgünsem nazlandırırdın\nNe garip değil mi anne, biz bilmedik çocukluğumuzda\nAnneler günü, babalar günü. V.s. V.s\nBizim için her gündü, anneler-babalar günü\n\nİş güç ve yaşama dair mücadeleleriniz nedeniyle\nAkşamdan akşama, ancak görürdük yüzünüzü\nO da yemek sırasında\nSofrada herkes tamam olsun isterdi babam\nAksi halde kimse ağzına lokma koymazdı\nCıvıltılar ve şakalaşmalar arasında beklerken\n\nSiz sevginizi mahcup yaşardınız biliyorum\nAleni değildi hiçbir şeyiniz\nHiç unutmam bir keresinde\nBabam elinde bir demet çiçekle gelmişti eve\nVe seni sormuştu nerede diye\n\nOysa evimizin her yanı çiçekti, gülmüştük babama\nDeğişik bir şeydi, hatırladığım kadarıyla\nSonradan öğrendim Salep Çiçeğiymiş adı\nNadir bulunan bir çiçekmiş kırda bayırda\nYani çok kıymetliymiş, şimdilerdeki adı ise Orkide\n\nBak işte gene beceremedim iki laf etmeyi\nBir de ağlamadan bir tek gün yaşamayı\nŞimdi, gene neyin var diyeceksin değil mi\nHiç bir şeyim yok anne, sen yoksun çünkü. \nSensiz-sizsiz ve Annesiz, neyim olur ki Anne\n\nMekânın Cennet, Ruhun Şad olsun\nAnneler Günün Kutlu Olsun Annem\n\n08.05.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Anne",
        "poet": "Dilek Hokkaömeroğlu",
        "poem": "\n\nSaçları dalgalanıyordu acının yüzüne çarparak\nBir çocuk tenine dokunuyordu göz yaşı ağlayarak\nTebessümü yüzüne acıyı yüreğine ellerini annesine katarak\nCennet nerde diye soruyordu her gördüğüne bağırarak\n\nGünaydın Anne \nCennet nerede?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Aşk Perisi",
        "poet": "Onur Kaya",
        "poem": "\n\nAşkının fısıltılı nağmeleri yoramaz\nKırmızı güllerle bezeli hayallerin kandıramaz\nHapseden büyüleyici gözlerin çalamaz\nYüreğim bir kere yandı bir daha yanamaz\nGünaydın aşk perisi bak ben uyandım.\n\nUyudum o kadar uzun yıllar uyudum\nAşkının gücüyle gün be gün büyüdüm\nBak ilk defa belki bu gün yoruldum\nGünaydın aşk perisi sana günaydın\n\nSen her zaman kusursuz bir gül fidanı oldun\nBüyüttüm içimde seni göz yaşımla suladım\nGüle sevdalı bülbül gibi sızlandım durdum\nSonunda dikenlerinden derin yaralar aldım\nGünaydın aşk perisi derin uykudan uyandım\n\nGözlerimi hayata sanki bu sabah açtım\nSeninle güzel rüyaların sonuna ulaştım\nMacera bitti bak gör ben artık yaşlandım\nGaliba ölüme bu defa gerçekten yaklaştım\nGünaydın aşk perisi ilk ve son kez günaydın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Aşkım",
        "poet": "Ali Demirel",
        "poem": "\n\nGünaydın aşkım diye başlayan\nSeni dünyalar kadar seviyorum\nDiye devam eden\nSana duyulan hayranlıkla\nSana hissettiğim aşkın büyüklüğünden\nDuyulan hafif sersemlik\nVe sarhoşluktaki çakırkeyiflilikle yoğrulan\nDuygu sağanağı sözler senin için\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın bir",
        "poet": "Yusuf Sinan Berber",
        "poem": "\n\nne güzel uyanıyorsun\nutanma\nuyan\nher an\ntaze bir zaman,\ngünaydın denilesi\ngünaydın\nne güzel uyanıyorsun şimdi\nne olur utanma \nne olur uyan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Bitanem,,",
        "poet": "Ferhat Çetin",
        "poem": "\n\nGünaydın bitanem,, \ngüne günaydın..\ngeceden sabaha uykudamıydın\ngördüysen bir rüya hayra yoraydın\nyüreğine günaydın\nsana günaydın\ngünaydın taptığım\nsana bana günaydın\neşinede günaydın\nellerinle yıkasan silsen yüzünü\nyine bensiz açtın sabahına gözünü\nesirgeme hadi söyle benim için sözünü\ngünaydın sevdalım sana günaydın\nrahatmıyız şimdi.gözümüz aydın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Candostum",
        "poet": "Ömer Sevim",
        "poem": "\n\ngünaydın yoldaşım derttaşım arkadaşım\ngünaydın candostum sana\nbu sabah cisil cisil yağmur yağarken\ndualar yolladım sevgi güvercini ile sana\n\nhoş bir rahmet yağıyor bu pazartesi sabahında\ntebessümler daim olsun hep dudağında\nher yağmur damlasıyla bir melek inermiş\no meleklerden biri öpsün seni al yanağından\n\ngünaydın can dostum günaydın sana\ngidin güller bülbüller size ihtiyacım yok\nbenim can dostum yeter bana\ngünaydın candost günaydın sana.........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Bir Mayıs",
        "poet": "Sevgili Özbek",
        "poem": "\n\nAh biliyordum yine her seferki gibi, bu sabahta erkenden uyanacağını! Güneş doğmadan gelip kapımızı çalacağınızı. Yüreklerimizde dinmek üzere olan alevi yeniden kıvılcımlaştıracağını. Günaydın bir mayıs, hoş geldin.\n\nO, sosyal bir haraketin içinde çocuktur. Yüreklerimizde daima büyüyecek bir çocuk.  Emeklerimizin hakkını alana dek büyüyecek bir çocuk. \n\nO, ne bir anı, ne bir mirastır. O, Milyonlarca emekçinin sesinde, nefesinde, her yeni gün yenilenen yeni bir uyanış, yeni bir günaydında, yeni bir Deniz’dir, her yeni gün alın teri ezgisinde evrimdir.\n\nOnun anlamı, mucadelesinin akışı sadece zamanın geçişiyle, meydanlara dökülüp haykırışlarla değil, toplumların değişme hızıylada bağlantılıdır. Dünyada gün geçtikçe sömürü şekilleri farklılaşmaktadır. Kapitalizmin yıkıcı etkileri altında yaşanması daha da zorlaşıyor. Modern kölelik yolunda baskılar artıyor. Son zamanlarda binlerce insanın işsiz kalışına sebebiyet veren, sözde “Ekonomik Kriz”i globalleşiyor.\n\nDil, din ırk, renk, bir çoğrafyaya bağlı olmadan yabancılaşıyoruz, bencilleşiyoruz, kültürsüzleşiyoruz, yoksullaşıyoruz, ölüyoruz. Fakat asıl sorunu, belkide Kapitalizme dur diyecek, değiştirebilecek gücün bizde, biz emekçilerde saklı olduğunu unutuyoruz. Biz neyiz, kime hizmet ediyoruz diye kendimizi sorgulamayı unutuyoruz. Tarihe açılan bu yol bizim yolumuzdur. İçinde yaşadığımız Avrupa ülkelerinde de, bizler emekçi gücün içerisinde, yeni baharlara, insanca, eşitçe yaşamak için her alanda yerlerimizi almayı unutuyoruz. \n\nBen seni bir mayıs gibi sevdim\nAğrı dağı eteklerinden\nKoşarcasına  yemyeşil \nKarlar diyarından\nCoşarcasına, çılgıncasına\nSol yanımda yumruk, \nAlnımda bayrakcasına\n\nBen seni bir mayıs gibi sevdim\nKarın altında Kardelensi\nYalnız, emekçi elleri nasır\nKar kar, yağış yağış, isyan isyan\nSusarcasına \nAlev alev büyüyerek\n\nBen seni bir mayıs gibi sevdim\nBirlik, beraberlik, yürek\nGeleceği doğuruşunda\nAlınterinden tuz içerek\nYorulurcasına bedenim\n\nBen seni bir mayıs gibi sevdim\nÖzlemin içinde \nHasretimde güneş \nDilimde Deniz\nTürküler eşliğinde\nHaykırışlarla \nSende yok olurcasına\nTükenircesine\n\n*******\nTarihi İlk kez, 1856'da Avustralya'nın Melbourne kentinde taş ve inşaat işçileri, günde sekiz saatlik iş günü için Melbourne Üniversitesi'nden Parlamento Evi'ne kadar bir yürüyüş düzenlediler. \n\n1 Mayıs 1886'da, Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde, işçiler günde 12 saat, haftada 6 gün olan çalışma takvimine karşı, günlük 8 saatlik çalışma talebiyle iş bıraktılar. Şikago'da yapılan gösterilere yarım milyon işçi katıldı. Luizvil'de (Kentaki)      6 binden fazla siyah ve beyaz işçi, birlikte yürüdü. O dönemde Luizvil'deki parklar, siyahlara kapalıydı. İşçiler, sokaklarda yürüdükten sonra, hep birlikte Ulusal Park'a girdi. Her eyalet ve kentte, siyah ve beyaz işçilerin birlikte yaptığı gösteriler, gazeteler tarafından, 'Böylece önyargı duvarı yıkılmış oldu' şeklinde yorumlanmıştı. \n\nBu gösteriler 1 Mayıs'ı izleyen günlerde, tüm harareti ile devam etti ve 4 Mayıs'ta kanlı Haymarket Olayı'na yol açtı. \n\nUygulanan yasal baskılarla bu gösterinin tekrarlanması engellendi. 1889`da toplanan İkinci Enternasyonal'de, Fransız bir işçi temsilcisinin önerisiyle, 1 Mayıs gününün tüm dünyada 'Birlik, mücadele ve dayanışma günü ' olarak kutlanmasına karar verildi.*\n\n 01/05/2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Aşkım",
        "poet": "Kemal Küçüktekin",
        "poem": "\n\nGünaydın aşkım,\nBugün çok güzel ve çok zarifsin.\nBenim aşkım olduğun için,\nO kadar mutluyum ki,\nAnlatamam.\nVe bende, Söz veriyorum sana aşkım,\nSende; \nYeryüzünün en mutlu kadını olacaksın.\n\nGünaydın aşkım,\nYine bir melek gibisin bugün.\nSaçların dalga dalga, ipek gibi.\nGülümsediğinde, yüzündeki o gamzelerin,\nYüreğimi liğme liğme eritiyor benim.\nSöz veriyorum sana aşkım,\nYüzündeki o tatlı tebessümlerin,\nHiç eksik olmayacak senin.\n\nHayatım, birtanem, aşkım.\nSen, herşeyin en güzeline layıksın.\nSana mutlulukların en güzelini,\nŞiirsel bir mutluluk vadediyorum.\nBen, mutluluğumuz için,\nYüreğimi, canımı ortaya koydum aşkım.\nGözünde bir damla yaş,\nYüzünde bir hüzün.., Gördüğüm an,\nBen bu cana,\nİnan ki, son veririm..\n\nKemal KÜÇÜKTEKİN\n29.12.2007\nKARAMAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Can Özüm",
        "poet": "Harun Kaya 3",
        "poem": "\n\ngünaydın gülleri kıskandıran güzellik.\ngünaydın güneşi çatlatan aydınlık.\ngünaydın en masum bebeğin ilk gülüşü.\ngünaydın hayatın vereceği en güzel sürprizi.\niçindeki sıcaklık,\nkalbimdeki umut,\nher günüme yeniden doğan mutluluk.\ntanrının varlığına ve seni var edişine binlerce şükür olsun diyorum.\ngünaydın can özüm, seni çok ama çok seviyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Beyler Günaydın",
        "poet": "Mustafa Kemal Bal",
        "poem": "\n\nGörev sizde ey idare\nHortumları kesin diye\nGerek kalmasın vergiye\nGünaydın beyler günaydın\n\nSuçlular her kim ise\nAdaletle yüzleşirse\nHaksızlık giderilirse\nGünaydın beyler günaydın\n\nGemi karaya vurmadan\nYurttaş aradan çıkmadan\nEllere avuç açmadan\nGünaydın beyler günaydın\n\nNe ar kaldı nede hayâ\nNamus düştü işportaya\nHatırlat ana babaya\nGünaydın beyler günaydın\n\nDürüstlük düştü ayağa\nİnsanlıksa beş paraya? \nKurtuluş kaldı duaya\nGünaydın beyler günaydın\n\nDerman vardır her yaraya\nSon verelim kanamaya\nGerek var mı ağlamaya? \nGünaydın beyler günaydın\n\nÇözüm lafla değil bilin\nÇareyse neşter indirin\nSancıları hep dindirin\nGünaydın beyler günaydın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın canlarım",
        "poet": "Ahmet Zühtü Çelenk",
        "poem": "\n\nGÜNAYDINIM\nBıraktım bir kenara,\nSıkıntıları düşünceleri,\nBeni tüketip üzenleri.\nDayadım yorulan yüreğimi,\nMutluluk,huzur,sevinç,neşe\nVe gerçek dostluklar,\nÇıkarsız insanlıklar akan pınara.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Can kardeşim",
        "poet": "Ümüt Güngör",
        "poem": "\n\nGünaydın can kardeşim, \nGünaydın gurubuma, \nMerhaba can kardeşim, \nMerhaba gurubuma. \n\nBakın güneş açıyor, \nPerdenin arasından, \nŞeytanlar kaçışıyor, \nİyiler arasından. \n\nSarayımdır dört köşe, \nBen yuvamda mutluyum, \nHiç dönmedim ben köşe, \nHep onurlu mutluyum. \n\nYalancı pirim yapar, \nAldatıcı sözlerle, \nAvanta bulur kapar, \nCilalanmış sözlerle. \n\nBen davamdan dönmedim, \nDönenler dönsün beyim, \nMumlar gibi sönmedim, \nSönenler sönsün beyim. \n\nAvantaya koşmadım, \nAtlamadım oltaya, \nGizliden konuşmadım, \nBakın sözüm ortaya. \n\nKarınca kararınca, \nHak için yaşıyorum, \nHerşeyi ayarınca, \nGündeme taşıyorum. \n\nGünaydınım sizlere, \nNeşe dolsun eviniz, \nTemennimdir sizlere, \nOlmasın hiç derdiniz. \n\nYer içer şükrederim, \nBen daima Allah'a, \nDertlerde sabrederim, \nAsi olmam Allah'a. \n\nVatanımda bayrağım, \nDalga dalga olmalı, \nGöklerdeki sancağım, \nKanımla boyanmalı. \n\nDertli görür koşmazsam, \nAyağım neye yaşar, \nVatan için coşmazsam, \nBedenim neye yarar. \n\nSerdengeçtim duramam, \nHaini gördüğümde, \nHiç sabırlı olamam, \nNifakı gördüğümde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Canlar",
        "poet": "Mehmet Kındap",
        "poem": "\n\nGünaydınım yeni doğan Güneş'e\nGünaydınım ana bacı kardeşe\nGünaydınım kurda kuşa herkese\nGünaydın herkese günaydın canlar \n\nEvinizde huzur bereket olsun\nDerdim var diyenler dermanı bulsun\nBütün gönüllere mutluluk dolsun\nGünaydın herkese günaydın canlar\n\nSevgi ateşini her daim yakın\nHerkese merhamet sevgiyle bakın\nFitneyi fesadı gönülden  yıkın\nGünaydın herkese günaydın canlar \n\nGözlerde pırıltı eksik olmasın\nGönülde ateşler yansın sönmesin\nMevlâm size kara günü vermesin\nGünaydın herkese günaydın canlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Çocuklar",
        "poet": "Murat Demirci",
        "poem": "\n\n\t\tRadyoda 'İkinci bahar' çalıyordu\n\t\tBen görmemiştim senin öteki yüzünü\n\t\tAtmosfer iyice soğumuştu uyuyordu toprak\n\t\tGüneş bir doğup bir batıyordu kısacıktı günler\n\t\tHızla yaşlanıyordum\n\t\tElimi uzatsam dokunabilirdim çocukluğuma\n\t\tBir yerlere gidiyordu annem peşinden ağlıyordum\n\t\tNe kadar çok istemiştim bir bilsen büyümeyi\n\t\tSende hesapta yoktun zulümde\n\t\tHiç sevmedim büyümeyi\n\t\t\t\tRadyoda 'Kol düğmeleri'\n\t\tUpuzundu çırçıplak ve sere serpe gece\n \t\tYelkovanlarla akrepler takılmış mıknatıslara\n\t\tÇoktaaan bitirmişti fahişeler pazarlıklarını\n\t\tKöşe başlarını tutup park lambalarını yakmış taksiciler\n\t\tAra sokakların birinde çöp kamyonu kaçışan kediler\n\t\tŞehir yirmi kilometreydi birde yalnızdım ki\n\t\tGök yüzünde orman yangınlarından arta kalan küller\n\t\tBütün pencereler buharlıydı ve sevmiyordum seni\n\t\tHarıl, harıl çalışıyordu matbaalar\n\t\tManşetlerde siyasi rezillik\n\t\t\t\t\tRadyoda 'Aldırma gönül aldırma'\n\t\tUyuya kalmış hovardalar\n\t\tYine gelmemişti Suzan'ın kocası, dantellerde korku ve merak\n\t\tDurmak bilmiyordu fabrika bacaları\n\t\tBütün işçiler yorgun ağız dolusu küfürdü vardiyalar\n\t\tDemirlemişti gece üstlerine unutulmuştu sabahlar\n\t\tBen sevmiyordum işte seni buuuz gibiymiş ayakların\n\t\tEllerini unuttun avuçlarımda\n\t\tGit artık diyorum ama götürme bende kalsın \n\t\tUzun bir gecenin ardından bir okul bahçesinde\n\t\tMinik bir çocuğun saçlarını okşamak\n\t\t-Günaydın ağabey\n\t\t-Günaydın çocuklara.\n\n\t\t\t\t06 Kasım 97 Saat 04. 25 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Cumartesi",
        "poet": "Ertuğrul Şakar",
        "poem": "\n\nMemnun şanslı gibi uyandım\nKonmak için çivit gökyüzüne\nTen hitit rutubeti kokuyor\n\nBeğeni iğreti pekişmelerle dolu\nEgzotik bir beyanname ruhum\nMahsul narlara misafir\n\nGünaydın cumartesi\nOyalı bir beyazlığı damlattın\nDuvar ovamdaki sahile\n\nUpuzun kısmetli bir kısrak\nAcele etmeden hakim dörtgenime\nDeyim yerindeyse baştan aşağı\n\nÇeşni çeteleler  fukara\nSusatmak çingenelik bu arzuyu\nCemre hazan mevsimine yabancı mı? \n\nAyaklı bir beden ne yapar\nCumartesi yarı boşluğunda\nErguvan harabelerde harap\n\nKadeh sevilmek için doludur\nİzin almış bir aşk neye yarar\nSoytarılık soyunmak ister kendi kendine\n\nKarartmak istemesem de içimi\nTıpkı diğer günler gibi dışarı çıkarım\nHatmetmek için iş denilen mecburiyeti\n\nTaze seçim kumardır\nDimdik kapılar  imtiyazlıdır\nGünaydın durağan cumartesi\n\nGünaydın durağan cumartesi\nBurjuva bücürlerin tuğlası\nKasım ayının çekirğe sisi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Çocuk",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ngünaydın çocuk\nmuştular sana geldi\nhabayı doku\n\nzılgıtını dök\nyasına çıralar yak\nkaranfil koku\n\ntomurcuğuna\nsaçına bahar indi\nalanda soku\n\ngününe düştü\nayrılığın acısı\nderinden oku\n\nbeklendi çokça\nçıdamlı sessizceydi\natlatıp şoku\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Canlarım Günaydın Size",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nGÜNAYDIN CANLARIM GÜNAYDIN SİZE\n11.08.2010\n\nGüzel ramazanın şu ilk gününde\nGünaydın canlarım günaydın size\nUruç tutmak vardır islam dininde\nGünaydın canlarım günaydın size\n\nDostumuzu düşmanımız bilelim\nBirlikte çalışıp birlik gülelim\nOynanan oyundan ibret alalım\nGünaydın canlarım günaydın size\n\nBiz ozanız herşey görür yazarız\nBazen asta bazen üste kızarız\nÜlke yönetmekte bizlerde varız\nGünaydın canlarım günaydın size\n\nTakip edek ne geldiğin gittiğin\nHaber yapak neler olup bittiğin\nYurtta yanıp kalbimizde tüttüğün\nGünaydın canlarım günaydın size\n\nHüseyin der sabah hayırlı olsun\nGünaydın diyen dillere afiyet gelsin\nŞair olan eğri doğruyu bilsin\nGünaydın canlarım günaydın size\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın çocuklar",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nGünaydın Türkiye\nKör değilsin artık\nSende görüyorsun gerçekleri\nİşte bu sabah güneş doğdu aydınlandı yüzün\nAydınlandı yüzün\nBirileri ışığa çıkardı seni\nAkşam oldu gün kayboldu\nYine aydınlıksın\nKaranlığından kimse korkmuyor gecenin\nNe cin kaldı\nNe cadı\nGerçeklerle baş başasın\nDoğruyu da dokuz köyden kovmuyorlar\nGünaydın çocuklar\nYeni dünyaya merhaba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın De Geç!",
        "poet": "Muharrem Çetinkaya",
        "poem": "\n\nGüler yüz,\nIlık şiirsi sesinle\nGünaydın de geç.\nAydınlansın tüm günüm; \n                             gülen gözlerin\n                                           Ilık sesinle...\nÇok mu zor; \n                   'Günaydın'de geç\n                      her sabah karşılaştığımızda; \n                      yolda,durakta,işte,okulda....\nHepimiz neleri  yitirdik,\n                                      bu soğukluktan.\nNe ümitler yok oldu\n                           ne hayaller,\n                                          neleri bitirdik\n                                                         biliyor musun? \n                           bu bencillikten....\n Günaydın de geç\n                             aydınlansın tüm karanlıklar.\n  Asılmasın yüzün, \n                           kararmasın,gülümse\n   Bırak kahrolsun hüzün\n                                    umutlar sararıp solmasın \n   Ilık sesinle; \n                  bir duş gibi; \n                  -rahatlayalım-\n                                GÜNAYDIN de geç!                          \n\n                   Mihalıççık 2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Dediğim Can Olan Cana",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nuyandığımız gün düşe dolmadan\ngünaydın dediğim can olan cana\nyalın halden yine dışa solmadan\ngünaydın dediğim can olan cana\n\nderdinden tasadan uzaksan eğer\nbir kuru ekmekten azıksa değer\nmor günlerden erken ezikse ciğer\ngünaydın dediğim can olan cana\n\nelin malında haz döner utkuya\natın nalında toz döner tutkuya\ndost olan dostuna gelen katkıya\ngünaydın dediğim can olan cana\n\ndöndür süreminden beşinci ekler\nsoğuk bitmez dedik  cemre bekler\nbahar dönüşünden yazdan tekler\ngünaydın dediğim can olan cana\n\nozan efem gaydan mutlu dolunca\nyaşamak tadında kutlu solunca\ngözlerinde sevişme dutlu olunca\ngünaydın dediğim can olan cana\n\n170411denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Demek İsterdim",
        "poet": "Kemal Özdemir",
        "poem": "\n\nGünaydın Demek İsterdim\nGünaydın demek isterdim bir demet çiçekle\nGünaydın demek isterdim \nDudaklarına koyacağım bin buseyle\nGünaydın demek isterdim\nKollarında sabahın mahmurluğuyla\nGünaydın demek isterdim\nBütün günüm sevinçle geçsin diye\nGünaydın demek isterdim\nGözlerimdeki pırıltıyı göresin diye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Demek Geçmez Akıllarından",
        "poet": "Üzeyir Lokman Çaycı",
        "poem": "\n\nDostluğun \nTemel kuralları\nErirse eğer,\nİhtiraslar baskın gelir\nGöremezsiniz insanlığı...\n\nIrkçılık Şablon olur\nİlişkilere.\nPörsür beraberlikler...\nGünaydın demek \nGeçmez akıllarından...\n\nKapılar kapanır\nŞeffaflık kaybolur\nPusulalarında...\n\nGörülür\nBütün profillerinden\nKabalıklar...\nÇıkarcılık\nÖn plana çıkar...\nUzaklarda kalır\nDostluklarının... \nVe arkadaşlık türküleri...\nGünaydın demek \nGeçmez akıllarından...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Demek",
        "poet": "Fatih Tutuk",
        "poem": "\n\ngünaydın aşk demek\ndeğer vermek\nkalpteki duyguları \nhergün yenilemek\n\ngünaydın demek\nseni seviyorum demek\nüç günlük dünyada\niyiki varsın demek\n\ngünaydın demek\nellerimden tut demek\ngözlerinin içine bakarak\naşkı itiraf etmek\n\ngünaydın demek\ngüne mutlu başlamak demek\nzamana karşı inatla\nher anı paylaşmak demek\n\ngünaydın demek\ncan demek canan demek\nateşte eriyen kar gibi\naşk için yanan demek\n\ngünaydın demek\ntek kelime etmek\nduyguları dile getirmek\nseninle mutluyum demek\n\ngünaydın demek\nyüzüne gülmek demek\nsevgiyi bilmek demek\nberaber yürüyüp gitmek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın (Dilan'a)",
        "poet": "Enis Özel",
        "poem": "\n\nEn samimi en sıcak\nSımsıcak dostum\nŞair arkadaşım\nSevgilim\nYürekten dostum\nDost arkadaşım\nGünaydın bir tanem\nNice günlere\nMutlu ve umutlu\nBaşlaman dileğiyle\nGünaydın sevgilim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Demeyeceğim",
        "poet": "Ahmet Emer",
        "poem": "\n\nGünaydın demeyeceğim artık sana çünkü duymuyorsun\nÜşeniyor musun ne selam bile almıyorsun nedense\nNasıl aşktır nasıl yaşam bu bencilce\nAmaçsız eylemler eğlenip gülmeler yersiz zamansız\nYalnız yaşaman gerek senin canım yaşayamazsın ya\nDesem bir türlü demesem başka ama sevgimi\nIşık hüzmeleri gibi girebilsem de salyangozuna\nNasıl olursa olsun kızgınlıkla bağırsam inadına günaydın diye.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın diyesim geldi",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nGÜNAYDIN DİYESİM GELDİ\n14..12.2010\n\nBenim güzel canlarıma \nGünaydın diyesim geldi\nYazar şair çizerlere\nGünaydın diyesim geldi\n\nDağ bayırda gezenlere\nKarikatür çizenlere\nDoru yanlış yazanlara\nGünaydın diyesim geldi\n\nEğriyi doğru gösterene\nHer işe rüşvet verene\nHiç yoktan insan kırana\nGünaydın diyesim geldi\n\nOlmayanı gösterene\nDost için canın verene\nEşe dostuma yarana\nGünaydın diyesim geldi\n\nMemuruna işçisine\nDairede dişçisine\nYodaki simitçisine\nGünaydın diyesim geldi\n\nEv hanımı öğrenciye\nŞehirliye köylüsüne\nYemek yapan aşçısına\nGünaydın diyesim geldi\n\nHüseyin der askerime\nEvde bekleyan yarime\nAntoloji dostlarıma\nGünaydın diyesim geldi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın diyen  serçe.",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nCama vurur her sabah bir  serçe günaydın der de\nbırakır bizi  dostlar kederde sevenler nerde\nböyle acımasız karanlık yalnız  gecelerde\nbir başına bırakıp aramayanlar utansın\n\nbülbülü  duymayan  güller utansın\n\ninsan esirger mi  selamı  görmeden mi  geçer\nher kim ne yaparsa gün gelir  ektiğini  biçer\nyalnızlar yalnızlık  şarabını  her daim  içer\nleblerinden mey sunmayan vefasız  yar utansın\n\ngülleri  koparan  eller utansın\n\nvarsın olsun gök  bulutlu yıldızsız olsun  gece\nummana dökülür dizeler  de ağlar her hece\nvefasızdır zaman bir  su gibi  akar gizlice\nşu masum  aşkımıza hor bakan  gözler utansın\n\nyalancı  sahtekar diller utansın\n\nhep günaydın der bir  serçe her sabah penceremde\nhava bulutlu olsa da gün doğar içerimde\nyüreğinin sıcaklığı  kalır hep  ellerimde\nsevgiyi insanı anlamayan insan utansın\n\nyüze gülüp  dostum  diyen utansın\nbülbülü  duymayan güller utansın\ngülleri koparan eller utansın\nkuş kadar olmayan insan utansın\n\n14/Nisan/2010/çarşamba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Derse",
        "poet": "Erhan Tığlı",
        "poem": "\n\nGÜNAYDIN DERSE...\n\nDağılıyor bulutlarım\nKavuşuyorum hasret kaldığım güneşe\nKalbime düşen cemrem\nNe zaman günaydın dese\nMektup yolluyor bakışları\nGönlümdeki adrese\nGüllerle bezeniyor bahçem\nHele bir de beni görünce\nGözlerin içi gülerse...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Diye",
        "poet": "Fırat Çandır ",
        "poem": "\n\nYıldızlar söndü bir gülüşüne\nDünya seni tavaf etmekte\nGün sana değil sen doğdun\nŞafak vakti günaydın diye...\n\nYapraklar döküldü saçlarına\nSular duruldu bakışlarına\nGüneş sana savdı sırasını\nTan vakti günaydın diye...\n\nSalınıp çıkardın bir meltem\nBulutlar kaçtı gökyüzünden\nGökler sana hayran oldu\nSeher vakti günaydın diye...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın dokuz",
        "poet": "Yusuf Sinan Berber",
        "poem": "\n\nAdını görünce, balonu olan çocuklar gibi adımlarım\nAdının harflarini doluyorum parmaklarıma \nMor bir ipe dolanmış, morarmış parmaklarım \nİpin ucun da, rengarenk sen...\nİpin ucun da, dilekten balonlarım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Dostlarım, Bak Sabah Oldu",
        "poet": "Bilge Atam",
        "poem": "\n\nBu gün sizi ne hoş sürprizler bekler, \nUyanın dostlarım, bak sabah oldu,\nGüneş ışıkları, öptü yüzlerden, \nGünaydın dostlarım, bak sabah oldu.\n\nBismillah diyerek, koyulun işe,\nMutlulukla dolsun, her yer, her köşe,\nSevgi ile bakın, doğan güneşe, \nGünaydın dostlarım, bak sabah oldu.\n\nBu gün kendinizle, barışık olun,\nNeşeli olmaya, bir karar kılın,\nDışarı çıkarken, hoşça kal deyin,\nGünaydın dostlarım, bak sabah oldu.\n\nSelam verin eşe, dosta, yârene,\nDeğer verin kadir kıymet bilene,\nSevin insanları, bundan kime ne? \nGünaydın dostlarım, bak sabah oldu.    \n\nYa Allah, bismillah, düşmesin dilden,\nNezaketli olun, anlayın halden,\nBazen terslik olur, ne gelir elden,\nGünaydın dostlarım, bak sabah oldu.\n\nİhlâsla, sabırla, günü eritin,\nYorgunluğu bir an önce bitirin, \nEvinize şenlik, huzur götürün,\nGünaydın dostlarım, bak sabah oldu.\n\nUnutmayın Bilge Atam sözünü,\nHasretliği sevmez, yakar özünü,\nHaktan başkasına, dönmez yüzünü,\nGünaydın dostlarım, bak sabah oldu.\n************************Ali KILIÇ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın (Dörtlük)",
        "poet": "Sancak Sönmez",
        "poem": "\n\nKarşımdaydın tüm gece\nSeni izledim öylece\nKalmasada mecalim\nYetti bu gece hayalin\nGünaydın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın dostum",
        "poet": "Ubeyde Kunduz",
        "poem": "\n\nYirmibirinci asır \nGünaydın dostum\nOlduk kendimize esir\nGünaydın dostum\n\nİlk etepta solladılar\nKağnımızı dalladılar\nYola yaya yolladılar\nGünaydın dostum\n\nTavanlardan ters astılar\nİşkembeye tuz bastılar\nYedi yedide kustular \nGünaydın dostum\n\nUbeyde ateşin közü\nKestiler yoldular kazı\nYedi bitirdiler bizi\nGünaydın dostum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Dünyam",
        "poet": "Hamdullah Arvas",
        "poem": "\n\ngünaydın dünyam\nben de uyandım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Dünya",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nGünaydın Güneş\nGünaydın\nÇiçekler kelebekler\nKuşlar böcekler\nGünaydın\nEn evcilinden\nEn vahşisine dek\nHayvanlar\nGünaydın dağlar kayalıklar\nÇöller ormanlar kutuplar\nIrmaklar şelaleler\nGünaydın Dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Dünya",
        "poet": "Hüseyin Cayıklı",
        "poem": "\n\ndünya cocukların'a\n\ngunaydın dunya\nyanımda oturan sakat bir cocugun günlüğünden yazıyorum.\nbeni beraberinde götür dünya\nsavaşların ağır bedelleriyle ödendiği günlük yaşantımızda \nbir nefes alabilmek için bana borç ver dünya.\nsıkıldığım ajans haberlerinin ortasında kaldım \nbeni kurtar dünya\nsana bütün aşkların ve güzelliklerin adına sesleniyorum\nGünaydın dünya.\ninsanların sustuğu içine attıları öfkeyle şiddetiyle sana seslemiyorum\ngüzelliklerin ve nan'ın aşkına.\nsevdaya satılmış bütün kelimelerimin \ntozlu raftalarda ki kitaplarımın.\ngece boyu düşündüğüm baş ağrılı nöbetlerimin arasından sesleniyorum sana\nbeni dinle dünya.\nsana sakat bir çocuğun günlüğünden diyorum bunları\nGünaydın dünya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın (E)",
        "poet": "Engin Ergen",
        "poem": "\n\nHüzünle kapadığım gözlerimi umutla açtım\nGülümsedim azıcıkta olsa, kederlerden kaçtım\nSensizliğinde kanayan gönlüme mutluluk aradım\nSabahlarıma parlayan güneş; günaydın\n\nYine kulakların çınlayacak akşama dek\nSabrı sükunet saymaktan vazgeçeceğim\nSen beni umursamasan da, ben seni özleyeceğim\nRüyalarımı süsleyen güzel; günaydın\n\nAçlığımda katıksız ekmek gibi tatlı\nSusuzluğumda seraptan da gerçeksin\nYüreğim seni sevmekten nasıl vazgeçsin\nCanıma can katan sevgilim; günaydın\n\nUzadıkça uzuyor sensiz saatler\nHasretin pranga, yokluğun kelepçe\nDelirecek oluyorum sensizliği düşündükçe\nBeni hayata bağlayan aşkım; günaydın\n\nGülümseyerek açtığın gözlerine matem\nİpek tenine ise; ne bir çizgi düşmesin\nBeni yüreğine hapset, bedenim dinlensin\nKavuşmayı dilediğim özlemim; günaydın\n\n                                                                           02.01.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın EBRUCUK'a",
        "poet": "Kadir Tozlu",
        "poem": "\n\nGünaydın dünya tatlısı, \nGözleri orman yeşili \nKalbi sevgi yuvası \nKadir babanın sırdaşı \n\nKalpte yeri dolmaz \nSevgi çiçekleri solmaz \nSevdiklerinin cananıdır \nKadir babanın canıdır \n\nBir gün görmese özler \nAnlatamaz onu güzide sözler \nBabacığı onu sevgiyle anar \nDiler ona hayırlı tatiller \n\nCanımsın \n\n(20.06.2009) \n\nGünaydın dünyanın en tatlısı \nGünaydın sevgi abidesi \nGünaydın herkesin süperbabası \n\nCanım babacım \nCanımsın sen \nYolumu ışığa çevirdin \nMelekten olma kanatlarınla \nHep sevdin hep korudun \nKüçücük bir bebek gibi kolladın \nİyi ki varsın \nİyi ki babamsın \n\nSeni çok seviyorum..\nBabalar günün bir kez daha kutlu olsun \n\nOrman gözlü kızın...\n\nEbru Ertaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Erciyes'in gülü",
        "poet": "Barış Akm",
        "poem": "\n\nGünaydın Erciyes'in gülü\nNeler yaptı hafta sonu\nNerelere gitti yahut nerelerdeydi\nİki gün görüşmedik ne çok değil mi? \nKıramadık iki satırın belini\nİki gün dediğin ne ki\nAltı üstü kırksekiz saatti\n\nGünaydın Erciyes'in gülü\nGörüşemedik iki sözün biri yaralı\nDertlerin ucuna hançer bağlayıp \nGömemedik yırtıp boğazın mor atlasını\nAnlatamadık kabusları bir rüzgar içimi \nGülleri konuşamadık gökkuşağı küstü\nİki gün dediğin ne ki\nAltı üstü kırksekiz saatti\n\nGünaydın Erciyes'in gülü\nBak güneş basmış kiraz dallarını\nDaha dündü karın kışın sarmaladığı\nSizin oralarda hala kelebekler havalanmadı mı? \nKuzuların melemelerine daha çok var mı? \nYoksa gelincikler henüz uykuda mı? \nNe zaman gül açar Erciyes'in yazması\nÇok birikmiş sorularım değil mi? \nTopu topu iki gün görüşmedikti\nAltı üstü kırksekiz saatti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Ey İnsanlık / Por Ahora",
        "poet": "Tayyip Bosnalı",
        "poem": "\n\nGünaydın Ey İnsanlık\nUyanda Balığa Gidelim Seninle Şöyle Gazze Kıyılarında\nHaybeye Kürek Çekelim \nDur Diyerek \nNedamet Bekleyerek\nKana Susamış Timsahlardan\n\nEy İnsanlık\nÇevreye Verdiği görsel ve işitsel \nZarardan Ötürü özür diler Gazze sizlerden\nKahkanızı bölmek istemezdi gerçekten\nKomedi filminin arasına giren haberlerdeki \nKanlar İçindeki bir bebekle\nLokmanızı bogazınıza tıkmak gibi \nBir düşünceside yoktu inanın Gazzenin\nShow must go on \nSiz keyfinize devam edin \nYiyin İçin \nZıplayın ve tepinin\n\nGünaydın Ey İnsanlık\nUyanda Balığa Gidelim Seninle Şöyle Gazze kıyılarında\nHavanda Su Dövelim\nYapma Diyerek\nEl Aman Bekleyerek\nKan Kokan Vampirlerden\n\nEbu tevfik öldü onun karısı  öldü\nEbu salih öldü onun oğlu öldü\nMuhammed ibrahim öldü diyordu \nSedyedeki çocuk\nDiğer ölüleri saymaya \nVakti var mıydı? \nAllah bilir\nŞayet Yaşarsa\nBöyle bir depremin izlerini\nGencecik bu delikanlının\nAklından hangi kuvvet silebilir? \n\nCemreden önce bombalar düşer bu şehre\nHavaya toprağa suya\nVe Hayallere\n\nGünaydın Ey İnsanlık\nUyanda Balığa Gidelim Seninle Şöyle Gazze kıyılarında\nBir balayı düşleyelim\nKardeşlik diyerek\nBarış bekleyerek\nKanla Sevişen Cellatlardan\n\nSoğan Soyarken ağlamaz sadece \nGazzede Analar\nOnların Gözyaşları hep fazla mesaidedir\nHarap Metruk Yıkık Bir Evde \nElleri Duada Bir Ana \nSeccadesinin Üstünde \nEndişeli ve düşünmektedir \nAcaba Bugün Sevgili Oğullarından\nHangisini Kaybedecektir? \n\nGünaydın Ey İnsanlık\nUyanda Balığa Gidelim Seninle Şöyle Gazze Kıyılarında\nBirlikte İzleyelim Bir Masum Çocugun vuruluşunu\nBirlikte İzleyelim Bu Naklen İnsanlık Suçunu\nBelki Uyanırsın diyerek \nKan uykularından\n\nBebeklerden Kopan Her Bir Kol\nOy'a Dönüşmekte Golyatın Vatanında\nOkulları Camileri Ambulansları \nTam onikiden vuran bombaların \nMarka değerleri tavan yapmakta\nÇünkü Kanla Büyüyen Borsalarında\nİnsanlık Filistin Askılarında\n\nŞehadet Göbekbağı Adeta İnsanlara bu şehirde\nCennet Mescidi Aksadan \nDahada yakın Belkide Gazzelilere\n\nGünaydın Ey İnsanlık\nUyanda Balığa Gidelim Seninle Şöyle Gazze kıyılarında\nMaskeli yüzlerle öpüşelim\nDost ve Müttefik ülke diyerek\nSamimiyet bekleyerek\nKana boyanmış bukalemunlardan\n\nElektrik olmayan bu şehirde\nÇocuklara Kesildi tüm Fatura\nKuşların cıvıltıları yerine\nBebek feryatları hediye ediliyor kulaklarımıza \nYöresel ve Folklorik ezgiler niyetine\nBarış türküleri bilinmiyor bu şehirde\nMersiyelerse HER DEM çok moda \nHer Kayan yıldızda bir yenisi Söyleniyor\nAcının yanıklaştırdığı feryatlarla\n\nGünaydın Ey İnsanlık\nUyanda Balığa Gidelim Seninle Şöyle Gazze kıyılarında\nBarış türküleri söyleyelim\nKurtlar ve Kuzular Yanyana\nEmin Olalım birşeycikler olmaz diyerek\nKanlı Pençesini gizlemiş kurtlardan\n\nYoklukların Şehri yok olmakta\nŞeytanın Arkadaşları  Haritaları\nİçindeki insanlarla birlikte parçalanmakta\n\nHayalleri Suya Düştü \nÖzgürlüğe Sevdalı Kuşların\nAydınlık Gelecekler\nBaşka Bahara\nTüm İnsanlık ve Gazze Kaybetti Bu Savaşı\nPor Ahora\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Gece",
        "poet": "İrfan Cebeci",
        "poem": "\n\nGece dinleniyor uykuları salıver..\nBu yoldan geçtim, ürkek, karanlık\nArkamda bir tek tanık..\nAy ışığındaki gölgem..\n\nGel uykularımda böl ışığı\nUyandır geceyi \nSalıver gölgemi, \nrüya tadında\nuyandır beni..\ngünaydın gece...\n\n2. Bölüm..\n\nGünaydın Gece! ! \nGarip mi dedin? \nBen gece uyanırım \nPenceremde dolunay...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın gece",
        "poet": "Sinan Oktay",
        "poem": "\n\nGüneşin doguşu ile birlikte dogmuştu,\n                                        karanlıgın içersinden.\n  Karanlıga hükmeder gibi,\nYoklugun varoluşuna hazırlanır gibi,\nBeyaz kagıtta siyah lekeler gibi,\n      Islak,soguk,sessiz...\n Matemli duvaklar beyaz yüzünde,\n    kara çalıların dikenlerinde\nUzaktan gelen köpek seslerinde,\nYine ıslak,yine soguk,yine sessiz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın gece",
        "poet": "Muhammet Karaman",
        "poem": "\n\ngünaydın gece\naklıma gelen bütün küfürler\nmerhaba karanlık\naklımın erdiği kadın\nyürek acım\nen karanlık gecedeki  karanlık\ngünaydın gecem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın günaydın canlar günaydın",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nGÜNAYDIN GÜNAYDIN CANLAR GÜNAYDIN\n15.10.2010\n\nGünaydın sabahtan erken günaydın\nGünaydın günaydın canlar günaydın\nOturup kahvaltı yerken günaydın\nGünaydın günaydın canlar günaydın\n\nTatil sabahında sohbet edene\nÇalışma gününde işe gidene\nSuçsuzun suçluyu hep affedene\nGünaydın günaydın canlar günaydın\n\nÖğrenciye öğretmene işçiye\nDoktoruna memuruna dişçiye\nEv kadını iş kadını aşçıya\nGünaydın günaydın canlar günaydın\n\nYaylasında koyunları güdene\nPazarında gıda esvap satana\nTek başına öğleyecek yatana\nGünaydın günaydın canlar günaydın\n\nTarlalarda soğan pancar sökene\nKışa hazırlık arpa buğday ekene\nÇoluk çocuk nafakasın çekene\nGünaydın günaydın canlar günaydın\n\nKöyünden kalkıpta şehre inene\nSeksen doksan yaşındaki nineme\nŞeytan ile nefisini yenene\nGünaydın günaydın canlar günaydın\n\nHüseyin der gazteciye yolcuya\nJudocuya güreşçiye golcuya\nDemirciye tornacıya telciye\nGünaydın günaydın canlar günaydın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın gülüm",
        "poet": "Erdal Yalçın",
        "poem": "\n\nGülümseyerek uyanacaksın dünyaya gülüm                                                                  gül ile aşk ile                                                                                                          gül ya karşında olacak vazoda                                                                                 ya da elinin altında...                                                                                                       her an elin değecek                                                                                          dokunacaksın doyasıya                                                                                                         ya da  koklayıp öpeceksin doya doya                                                                           canın isteyince...                                                                                                kırmızı şarap renginde olacak teni                                                                              narin ve bakımlı olacak öpülesi o uzun elleri....                                                        ceylan gibi olacak ayak bilekleri                                                                             boynu uzun ve öpülesi olacak bir kuğu gibi...                                                  gülümseyerek uyanacaksın dünyaya gülüm                                                                  gül ile aşk ile                                                                                                          gül ya karşında olacak vazoda                                                                                 ya da elinin altında...                                                                                                    her an elin değecek                                                                                          dokunacaksın doyasıya                                                                                                         ya da  koklayıp öpeceksin doya doya                                                                           canın isteyince...                                                                                                          gün boyu aklında olacak                                                                                               buluşma saatlerini iple çekeceksin                                                                                ve zamanla iyi geçineceksin                                                                                      gülü alıp getirsin sana diye...                                                                                   doğayı çok seveceksin içinde gül var diye                                                                  ve kırmızı şarap içeceksin rengi kırmızı diye...                                                     gülümseyerek uyanacaksın dünyaya gülüm                                                                  gül ile aşk ile                                                                                                          gül ya karşında olacak vazoda                                                                                 ya da elinin altında...                                                                                                       her an elin değecek                                                                                          dokunacaksın doyasıya                                                                                                         ya da  koklayıp öpeceksin doya doya                                                                           canın isteyince...                                                                                                   erdal yalçın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Güzel İnsan",
        "poet": "Kadir Tozlu",
        "poem": "\n\nGünaydın Güzel insan,\nGüne çiçeklerle\nBir de, \nGüzel dileklerimle...\nSevgilerimle başla,\n\n(06.03.2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın,günaydın",
        "poet": "Necla Aktan",
        "poem": "\n\nGünaydın,günaydın \nPozitif düşün bugün \nÖnce gülümse\nSonra gül  \nKahkaha at \nVe hatta, \nVe hatta...\nKatıla katıla \nGül korkma \nSiyah renk gidecek önce \nGünün pozitifleşecek \nGökkuşağı gibi aynen renk renk \nBil ki  7 renkten oluşan renk \nBeyazdır...\nVe gülmek bulaşıcıdır \nHaydi, bulaştır! ! ! ! \n\n27.12.2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın, Günler Aydın..",
        "poet": "Nurdane Diken",
        "poem": "\n\n\nSeher vakti öterek, baş ucuna konayım,\nBir busemi vererek, baş ucunda kalayım\nGüzel bir gün dileyip, hayırları sunayım\nGünler aydın, günaydın, gönlümdeki güneşim.\n\nGözlerinde yakamoz, dansederken coşarsın\nSevgi sende mihraptır, için için taşarsın\nAhde vefayı bilir, dostluğuma koşarsın\nGünler aydın, günaydın, gönlümdeki güneşim.\n\nNe kışlar gördüm ben, damarlarım buz tuttu\nNe acılar, ne tatlar, sevgi diyerek tattı\nKaderim bir rüzgardı, yoz yabanlara kattı\nGünler aydın, günaydın, gönlümdeki güneşim.\n\nSonbaharda son eşim, sensin sıcak güneşim\nSon darbeyi vururken, sensin nihai eşim\nMutluluktan uçarken, kalsın dûş'unda başım\nGünler aydın, günaydın, gönlümdeki güneşim.\n\nYeşil nurdan salıncak, yâr gelip sallanacak\nAhû dil söyledikçe, bal olup ballanacak\nZümrütlerle döşeli, taçları kullanacak\nGünler aydın, günaydın, gönlümdeki güneşim.\n\nTaht senin padişahım, yaşa keyfince kurul\nAl güllerin özüyüm, mis rayihama karıl\nŞu natûvan bedene bakma sımsıkı sarıl \nGünler aydın, günaydın, gönlümdeki güneşim.\n\nHayırlara bulansın, günün mutlu ol yaşa\nKem gözlerden saklasın, vur tahtalara taşa\nÖmrümün güzelisin, hayırlısın bu başa\nGünler aydın, günaydın, gönlümdeki güneşim.\n\nSazımın tellerinde, sâbâ makamı çalar\nO ceylan gözlerin, binbir hülyalar salar\nPerinin yetim ruhu, aşk hülyasına dalar\nGünler aydın, günaydın, gönlümdeki güneşim...\n\n09.08.07-02-İst...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Güzel Canlarım",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nGÜNAYDIN GÜZEL CANLARIM\n23.08.2010\n\nSabah başlarken işime\nGünaydın güzel canlarım\nEşe dosta gardaşıma\nGünaydın güzel canlarım\n\nGünaydınla başlayalım\nİşimizden zevk alalım\nVatana nefer olalım\nGünaydın güzel canlarım\n\nGünaydın der gardaşlara\nBüyük küçük tüm başlara\nBacı gardaşa eşlere\nGünaydın güzel canlarım\n\nDefter yazana günaydın\nİnci dizene günaydın\nBoş gezenede günaydın\nGünaydın güzel canlarım\n\nMüdürüne memuruna\nHizmetlisi Amirine\nİşçisine patronuna\nGünaydın güzel canlarım\n\nHüseyin der can günaydın\nGünaydınla gözün aydın\nYeni bir güne başladın\nGünaydın güzel canlarım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın hayat",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGünaydın hayat\n\nAş tatmış aşk tatmamış kör hayat günaydın\nKaç Yunusu yolundan sapıttın sen\nŞurada sofrana yunusca otursam olmaz mı \nYıldıza ışık,dereye su içirsen sofranda olmaz mı...\n\nSavaş açıyorum  şimdi  sana sağır hayat\nSırtımı süsledin belki yeterdi çul\nGönlümü aç koydun karnımı doyurdun belki\nGünaydın hayat \nYetmez mi sana bu zül\n\nYaşım kırk vaktidir savaş açıyorum  şimdi  sana \nEy  veremli hayat...\nBüyük bir pazar kur gönlüm için\nVerdiklerini ucuz  fiyata satacağım şimdi\nVerdiklerin incik boncuk\nİnci-mercan yok aralarında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Herşeye",
        "poet": "Belgin Turan",
        "poem": "\n\nİçimi kemiren bitmeyen yalnızlığıma,\nGeçmişten davetsiz gelen tüm anılarıma,\nHenüz kapanmayan, kanayan derin yarama,\nSarmaşık  gibi ruhu, bedeni saran, sevdama,\nCoşkunun en şahı ile bana gülen yüzüme,\nBeni bende acımasızca bitiren ağlayan gözüme,\nHer yeri yalan sararken, safça, masum her sözüme, \nİçime güneş gibi doğan, olmayacak en tatlı düşüme,\nAşka, İstanbul’a, Milano’ya, Napoli’ye, Venedik’e\nBeni kahreden, sarhoş eden, geceme, gündüzüme, \nKendime, yeniden şöyle içten bir GÜNAYDIN…\nArta kalan dünle, yeni güne uyanan, uyanmayan,\nGözlere derinden bakmadan, bir tebessüm etmeden,\nŞöyle sıradan, laf olsun diye mırıldanan,\nYüzlere, dillere, gönüllere, düne, bu güne, yarına,\nFiyakalı, gülümseyen, seven, içten bir GÜNAYDIN.\nBelgin Turan                                   09.03.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Hüzün...",
        "poet": "H Hikmet Esen",
        "poem": "\n\nGünaydın hüzün\nBu sabah uyandığımda\nDüşlerimden uçup giden\nSevdam mıydı gördüğüm.\nKan damlayan şafakla\nBaşıma tac olan gün\nAlabildiğine hüzün.\n\nYakamozlara saplandıysa düşlerim\nKaranlığa ram olan\nNe gün, ne de dün.\nSiyaha dönerken kan\nKararır yüreğim.\nGece,\nBenimle mi derdin\nDur dinle.\nBelki de karanlık tüten\nAy'dı küstüğün.\n\nKatline ferman da çıksa\nİnfazı reddediyor düşlerim.\nElimi uzattığımda erişemediğim\nGece bağlamış yüreğim\nYorgunum dedim\nÜzgünüm dedim\nKırgınım dedim\nYeter artık üzerime gelmeyin.\n\nGünaydın hüzün\nGünaydın hüzzamı\nYüreğime gömdüğüm gün.\n\n..27/12/2007..\nH.Hikmet Esen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın II",
        "poet": "Murat Tali",
        "poem": "\n\nnotalardan ayrılmışta gelmiş bir ezgi, \nbir kuş ötmesi onlarca kalan yaprak arasından, \nbir düş seslerin içinden çıkıp gelen, \nkorkulukları yıkılmış evlerden, \nçamurdan asfalta dönmüş sokaklar arasından, \npaçası kirlenmiş çocuklardan, \ngölgelere sığınıp yüzünü güneşten kaçıran insanlardan, \nifade edilemeyen kelimelerden, \nsıyrılıp gidemediğimiz ve bir türlü de varamadığımız yarınlarımızdan, \nbinlerce güzellikten uzakta yaşadığımız KENDİMİZe\nbinlerce güzel ses ile eşlik ederek GÜNE katılmak dileğiyle\n\nGÜNAYDIN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın ım",
        "poet": "Şule Ersöz",
        "poem": "\n\nGünaydın \n\nKaranlıgın duygularaıma örtü oldugu, bir sessiz gecenın bitiminde daha rüzgarlara bırakıyorum kendimi,, götüruyor beni güneşin dogdugu saatlere.. \nİyi sabahlar diliyorum bilinmeyen güne...Sensızlıgıne ağladıgım gözyaşlarımı siliyorum umud ediyorum bir aydınlık günde seni bulmaya...Günaydın sevgiliye kanadında selam götüren kuşlara,,Günaydın beni mutlu eden gülüşlerle okula giden çocuklara,,Günaydın bahar havasında tomurcuklanan çıçekler günaydın,,,Dünde bıraktım sancıları kavuşmayı diledıgım sabahlara günaydın,,,, \nŞule Ersöz \n\nŞule Ersöz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın İstanbul",
        "poet": "Kemal Tağa",
        "poem": "\n\nSabah saat yedide,\n                           Eminönünde\n                           Çığırtkan simitçi\n                           Çığlıkları arasında\n                           Uzun pardesümle\n                           Uykusuz gözlerle\n                           Günaydın İstanbul diyorum\n                           O kalabalık insan seliyle\n                           Martılarla elele vermiş\n                           Dalgaların sesiyle\n                           Açlıktan kokan insan nefesiyle\n                           Ara sıra irkildiğim\n                           Vapurun sesiyle\n                           Tüm umutlarımı koruyarak\n                           Günaydın İstanbul diyorum.\n                           Lastik ayakkabısı ile\n                           İşçi çocuklar\n                           Yüklenmiş tezgahını \n                           Emeğin gururu\n                           Okunuyordu gözlerinde\n                           Sabah saat yedide,\n                           Eminönünde\n                           Bir çingene kızının\n                           Sattığı çiçekle\n                           Günaydın İstanbul diyorum.\n                           Kanat çırpan martı\n                           özgürlüğe selam durmuş,\n                           Gözlük camı çatlak\n                           Eski ayakkabısı ile\n                           Yaşlı amca\n                           Belli ki çok yorulmuş\n                           Börekçi tezgahının önünde\n                           Sokak çocukları\n                           Aç gözlerle\n                           Ve küfürler savurarak\n                           Volta atıyor,\n                           Mersedesli\n                           Şık giyimli\n                           Zengin kalantör\n                           Yanındaki\n                           Genç ve güzel\n                           Sarışınla\n                           Saat yedi de\n                           Eminönünde\n                           Günaydın İstanbul diyordu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın İstanbul Kardeş",
        "poet": "Abdullah Karaduman",
        "poem": "\n\nGünaydın İstanbul Kardeş,\nBir vapur düdüğü,\nBir martı çığlığı ile uyandırıp,\nGüneşin doğuşunu göster bana...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın İstanbul",
        "poet": "Sevinç Atan",
        "poem": "\n\nBoğazın koynunda eşsiz bir rüya,\nGörüp de sabaha ermek, ne güzel,\nŞafağın renkleri düşerken suya,\nGünaydın İstanbul, demek ne güzel.\n\nMavinin yeşili sardığı yerde,\nYolların Cennete vardığı yerde,\nÇağların selama durduğu yerde,\nGünaydın İstanbul, demek ne güzel…\n\nSn. Mustafa Ünal YILMAZER tarafından bestelenmiştir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın İnsanlar Günaydınlar",
        "poet": "Zeki Tüyen",
        "poem": "\n\ngünaydın insanlar günaydınlar\nuyandık yine en tatlı uykumuzdan\nmasmavi gökyüzü gülümsüyor bizlere\npenceremizi açtık tertemiz havalar\nyüreğimiz kabarmış kabarmış özlemlere\nve uçuşan kuşlar barışa simge\n\ngünaydın insanlar günaydınlar\nuyandık yine gözlerimiz mutluluk\nkarşı dam üstü kiremitler ışıltılı\nçocuklar sokakta evcilik oynar\nsevgi dolar yüreklere oluk oluk\nışıl ışıl parlar ufuklarda yarınlar\n\ngünaydın insanlar günaydınlar\nyeni bir başlangıç her gündoğumu\nbinip bembeyaz kanatlarına yaşamın\numut dolu uçmak sonsuzluğa\n\ngünaydın insanlar günaydınlar\nuyandık dudaklarımızda sevdalı şarkılar\nodamızda çiçekler, her yanımız gülistan\ngünaydın insanlar günaydınlar\n\nbursa; 27.02.1975\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Kaybolan Sevda",
        "poet": "Herdem Ankara",
        "poem": "\n\nGünaydın  Kaybolan Sevda\n\n\n\nYazamıyorum \n\nDuygularımı \n\nHissettiklerimi \n\nOlsa ben\n\nYazardım hani o sevdayı\n\nDuygularımı \n\nMısralar da anlatmak benim işim olmuştu\n\nYazamıyorum bak \n\nSatırlar anlamsızlaşıyor\n\nSen olmadığında \n\nOysa ben her sabah \n\nGüne başlarken \n\nSeni anmak isterim\n\nGÜNAYDIN KAYBOLAN  SEVDA\n\n\n\nHerdem\n\n27/07/2007\n\n11:45\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Keşkem",
        "poet": "Sezai Güler",
        "poem": "\n\nGünaydın\nGünüm sen kadar sıcak olsa bugün keşke\nGünaydın\nBugün sen, çayım kadar yakın olsan keşke \nGünaydın\nSenin kadar, sen ben dolsan bugün keşke\nGünaydın\nBugün sen olsa, ah sen bugün olsan keşke...\n\nS.Güler-26.3.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın...Kelebek",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\n''günaydın.....''' kelebek,\nömrün kısa da olsa...\nrenklerin\nyediden fazla...\nkanatların\no kadar nazik olsa da...\nateşlerin\ngüneşlerden de fazla.....\n\n''günaydın...''kelebek,\nömrün kısa da olsa..\nsevgilerin\nnice yıllardan fazla...\n''günaydın...''kelebek,\niyi ki doğdun demekse..\n''günaydın...''kelebek,\ngüle..güle..demekse...\nyine de\nsonsuz selamlar...\nsonsuz sevgiler sana...\nömrün kısa da olsa...\n\ngözlerimde\nrenklerin...güneşlerin...\nnazlı...nazlı...\ndans edişlerin...\nsana,\n''teşekkür...''ediyorum\nyaşadığımca...\nkırlar...çayırlar...çiçekler...\nsen ile daha güzel..\nsevgiler...ömürler...\nsen olunca...daha da güzel...\n''teşekkür...'' ediyorum sana\nyaşadığımca...\nsen hiç...\nçiçeklerden...güneşlerden...\ngözlerimiden...gönüllerimizden...\nayrılma asla...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Kuşadası",
        "poet": "Tayyibe Menengeç",
        "poem": "\n\nGünaydın benim herkesle barışık adam. Karşı ki,\ngemi demir atacak birazdan. Şıkır şıkır oynasın\nçoştursun rüzgar onu. Benim sevecen dostum.\nDeniz seninle demlenirim şimdi. Günaydın uçan kuşlar\ngünaydın uç, uç selam selam. Bu mevsim adanın\n\nbu gelecek misafir benim dostum. Heyecan heyecan \ngelse de, o turist benim masum dostum. İnanacak mevlanın\nsözünü mevlam dan, olduğunu bekleyeceğim ümit ümit oda\nbulacak bulut, bulut rahmetin sözünü. Günaydın bulut umut\n\ngelecek birazdan, al onu götür semanın doruğuna. Günaydın\nspor yapan bayan, koş koş simit almadan. Olacak biraz hırs\nyaparsan. Günaydın belediye şoförü bitecek seninde mesain\nbirazdan. Günaydın güzel çiçek sana da, sıra gelecek birazdan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın – (MI?)",
        "poet": "Evina Berfin",
        "poem": "\n\nGünaydın sol yanından düşmüşlüğüm... \nyastığımdaki söyleşim...\nyazamadığım mesajların izi,\nsıcak kahve soluğum günaydın…\n\nGünaydın hiçliğim..\nnefesimi gizlediğim \numutlarımı gömdüğüm \neşkıyanın dağlarına günaydın..\nçalıntı sevdam\nparçalanışı yüreğimin..\n\nGünaydın tek yüreksiz beden\nDicle’ye ödediğim bedel \nZagros’a uçurduğum şahin yüreklim\nSilvan'da düsen can günaydın \n\nÇocukluğumun oyalı kırlangıç yuvası\ndamlarda benimle söyleşen leylekler\ngünaydın tüm yitmişliklerim \ngözlerinde meydan okuduğum\nekmeğim, suyum \nyasam kadar kutsalım..\n\nGünaydın,\nyasamı ellerinde yudumladığım..\nyine orda vurulmuşluğum \nsevdasına savaşı barışla bağladığım \nsavaşçılarımın özgürlüğünde yarattığım \ngiden her cana ağıdım, \nher dilan'a halayım\nGünaydın..\n\n27 Haziran 2005 / 0945\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Olsun",
        "poet": "Fikri Coşkun",
        "poem": "\n\nGünaydın Olsun\n\nBir gül salayım sana\n\tGüllerin hası\nİliştir yanağına \n  güllerdamlası\n\tGünaydın olsun.\n\nBir sabah / bir sabah\n\tİşe yetişmek telaşıyla\nyanımdan kalksan\nBir öpücüğü alnımda\nBirlikte okunmuş bir şiiri\nbir de sıcaklığını\nYastığında bıraksan\nGünaydın olsun.\n\nKaç tepe var aramızda\n\tBir kanat çırpışı\nİki adımlık yer\n Şunun şurasında\n\t      Uzanıp alsam \nKaçırsam seni\nşu güldalının altına \n\t      günaydın olsun.\n\nBir mektup almalıyım bugün senden\n\t\tAyrılığı yudumlayıp duruyoruz n’asolsa\nÇok yanına yaklaşmasa da\n\tAzıcık sevgiye çalan\n        O cimri sözcüklerinle\n\tBana şöyle dokunsan\n\t\tGünaydın olsun.\n\n\t\t\t\t\t\t\tMayıs’02\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Mavi Aşk",
        "poet": "Sezai Güler",
        "poem": "\n\nGünaydın ilk göz açışım, güne o ilk bakışım\nÜşüyen bedenimin sımsıcak yorganı günaydın\nNabzımın ilk atışı, yürek çarpıntım, şah damarım\nAldığım ilk nefesim, içime ilk çektiğim günaydın \nYarası sinem de, sol yanımda, en derinimde saklım\nDermanı da o yarayı açanda saklım günaydın\nIşığımın nurlu mumu, karanlığımı aydınlatanım\nNuru akım, teni dadım, dili pakım, ruhu makamım günaydın.\n\nManası benliğimin, sevdasında yeniden ben oluşum\nAnlama öz katanım, öz manamı bulduğum günaydın\nVarlığı varlık sebebim, can gerekçem, hayat sınavım\nİlklere başlamışlığım, son noktamı koymuşluğum günaydın.\n\nArtılarım kendime kattığım, içimden çıkaramadığım\nŞiirimin kelimeleri, resmim, yazan kalemim günaydın\nKirpiğimin yorgun göz kapağı,  göz kapağımı ıslatanım\nIrmak ırmak akıttığım, mendile silemediğim günaydın\nMutluluğumun gözyaşı, gülerken aşkımı ağladığım günaydın.\n\nManası benliğimin, sevdasında yeniden ben oluşum\nAnlama öz katanım, öz manamı bulduğum günaydın\nVarlığı varlık sebebim, can gerekçem, hayat sınavım\nİlklere başlamışlığım, son noktamı koymuşluğum günaydın.\n\nDemiyle buğusu çayımın, içtiğim ilk tiryaki yudumum\nÜşüyen kumrumun, ten sıcağı düş balkonu günaydın\nNazlı çiçeğim, saksım, pencere önü mor menekşem\nYeşilim, sonbaharım, karda açan kiraz dalım günaydın\nArkadaşım çocukluğumdan, sonra rüzgârına kapıldığım\nMavi aşkım günaydın, aşkımın mavisi, mavi dünyam günaydın...\n\nS.Güler-28.3.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Olsun..!",
        "poet": "İsa Ünal",
        "poem": "\n\nŞafak söktü sevgilim uyan...\nİçinde ne varsa kaldır ayağa...\nFikrin duygun olsun bu sabah...\nAç gözlerini sevgilim günaydın olsun sana....\n\n21 kasım 2007 \nsaat 10,27\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Ömrüme Doğan Güneşe",
        "poet": "Fatih Dumbay",
        "poem": "\n\nDamla damla sevda dolarken gönlüm\nBir sabah güneşin doğuşuyla gel\nIşığın geceyi boğuşuyla gel\nBir bahar yağmuru yağışıyla gel\nDamla damla sevda dolarken gönlüm\n\nAşkla hülyalara dalarken gönlüm\nVazgeçerek herşeyinden kora gel\nNeredeyim ne haldeyim ara gel\nSeni ölümüne seven yare gel\nAşkla hülyalara dalarken gönlüm\n\nÇöl ortasında gül solarken gönlüm\nBu güne yarına bak gör anla gel\nBu gün değilse de yar zamanla gel\nUmutla hayatla bana canla gel\nÇöl ortasında gül solarken gönlüm\n\nYaradandan seni dilerken gönlüm\nKanadından tutup o kuşlarla gel\nİmkansız denilen tüm düşlerle gel\nYüzünde solmayan gülüşlerle gel\nYaradandan seni dilerken gönlüm\n\nUykumu zamansız bölerken gönlüm\nGünaydın ömrüme doğan güneşe\nGünaydın içimde yanan ateşe\nGelişinle geldi ömrüme neşe\nUykumu zamansız bölerken gönlüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Öpücüğü...",
        "poet": "Mehmet Eray Yeşilyurt",
        "poem": "\n\nSırt üstü uyuyamazdım,\nBir sabah gelip,\n'GÜNAYDIN' öpücüğü vermen için,\nSırt üstü uyumaya alıştım...\n\n(Ekim-2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Pazar",
        "poet": "Mehmed Aksu",
        "poem": "\n\nGünaydın yine bir pazar sabahından\nResmi tatili olmayan bir hasretten günaydın\nSokak simidi var senin sevdiğin gibi en yanığından\nSevmeyi beceremediğin yanık yüreğim de burada\nÇayın aşkıyla oturduğumuz sofra da\nAynı yerinde duruyor senin bardağın da.\nAdı hep hasret çıkıyor üst sağ resimdeki ünlünün; \nÇengel bulmacada.\nVe bugün pazar yine\nBen hala günaydın diyorum sana\nGözlerin burnumda tüterken çayın bugusunda\nSana dair ne varsa hepsi tam da buramda\nGel gör ki her şey tamam diyemiyorum\nSen yokken yanımda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın(listeyemi ekleyeyim yeni bir günaydın mı olsun dedim yeni oldu)",
        "poet": "Murat Tali",
        "poem": "\n\nİki zaman arasında sadece boşluk vardır. Şu anda iki ayrı mekanda ve aynı zaman diliminde bir günaydın içerinde yer alan harflerin her birindeyiz. Bizi günle beraber saran sıcak günaydınlar akşamın iyi olması dileklerine kadar üzerimizde dolanır durur. Ara ara soluklandığında bu sıcak düşler yerini soğuk streslere devreder acaba diyorum her saat başını bir gün doğumu olarak görüp günaydınlarlamı geçirsek saat başı çok mu? 30 dk bunuda tutmadım her dakika günaydınlara bırakırversek geriye konuşacak ne varsa tüketiriz bencilleşmemek lazım değil mi? En iyisimi kendimizi yalnız ve sessiz hissettiğimizde uyanmak isteğiyle yanıp tutuştuğumuzda günaydınları patlatalım günün içinde. \n\nGünler hep günaydın sıcaklığında ve güzelliğinde yaşansın. Günaydın Günaydınım, günaydın Güzel İnsan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Pazartesi",
        "poet": "Mustafa Süreyya Sezgin",
        "poem": "\n\nGetirdiğin tüm sorunlarla\nYine de sana günaydın pazartesi! ..\nZaman yol alırken hücrelerimde\nAdım adım\nYorgun bedenimde çiçeklenen\nGenç umutlarıma da günaydın! ..\nBir ela göze kanmış\nCoşku yüklü, umut yüklü\nYaralanmış ve aldanmış\nŞiirlerime de günaydın! ..\nCezası gibi geçmiş sevdalarımın\nBeni inleten kadın\nSana da günaydın! ..\n\n(İstanbul,03.05.2002)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Sabah Günaydın Gece",
        "poet": "Nevzat İlhan Halepi",
        "poem": "\n\nGünaydın sabah günaydın gece \nNe bir satır ne de hece\nHayat zaten bir bilmece\nÇözmek için yaşa önce\n\nNe bir anı ne bir hayat\nYaşam için aşkı dayat\nHayat bir sis perdesi ise\nÖnce uzan sonra da yat\n\nGünaydın sabah günaydın gece\nHayat yolunda işkence\nMutlu olunur mu sence\nMutlulukta aşktır bence\n\n\n"
    },
    {
        "title": ". Günaydın Şair",
        "poet": "Turgut Uzdu",
        "poem": "\n\nGüneşi karşıladım içim gülümseyerek\nHoş geldin dedi ilk ışıklarım\nKuş sesleri çağırırken diğerini\nNe mutlu size dedim\nGönlü ve bedeni hür âşıklarım\n\nÇayımı alıp elime yudumlarken ilk teması oldu okşarcasına\nTepelerden başlayıp ışıklar indi aşağı\nSeni seviyorum be dünya dedim\nYine dudaklarımda akşamdan kalma mutlu bir tebessüm\nUyanışı seyrettim güneş aydınlatırken dağı\n\nİçimin sıcağı kovarken serinliği\nBir bilsen sigaramın dumanıyla ne resimler çizdim gökyüzüne\nŞu erkenci horozun bu kaçıncı seslenişi\nBilmiyorum\nSeni mi çağırıyor beni mi\n\nŞaşkın bir baykuş kondu balkona aniden\nSanırım günaydın demek için uğradı\nKocaman gözleriyle gözlerime baktı birkaç saniye\nGülümsedim, içimden günaydın dedim\nGeldiği yöne doğru uzaklaştı\n\nİşte hayat bu dedim, sevmek bu yaratılanı\nGölgeler uzayıp kavuşurken diğerine\nYalnız ellerim dolaştı tuşlarda\nGünaydın şair dedim, güzel bakmak da güzel\nMutlu başladın işte yine yeni bir güne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Sabaha",
        "poet": "Menekşe Gülay",
        "poem": "\n\nKuş cıvıltılarıyla uyandım bu sabah, \nGüneş öpüyordu yanağımdan doyasıya, \nAçtım pencereyi baktım dışarıya, \nHem şarkı söylüyor, \nHem raksediyordu kuşlar çınar ağacında. \n\nGünaydın doğa, günaydın beni ısıtan güneşim, \nGünaydın ciğerlerime dolan hava, \nYaşamak ne güzel, hissedip doyasıya.. \nSevmek ne güzel, sevdiğinle yanarcasına, \nHasret bile, güzel geldi bu sabah bana. \n\nYeşil fincanım elimde yudumlarken sevinçle, \nHep aklımdasın gözlerin gibi daldım yeşillere, \nGünaydın diyorum olmayan tüm hayallerime, \nGünaydın diyorum sevgiye hasret günlerime, \nHayatımın anlamı sen, günaydın sevdiğime. \n\nBaharlar açtı pembe beyaz dallarda, \nGelinlik giymiş ağaçlar, süslenmiş boydan boya, \nHarika duygular yaşatıyor yeni gün bana, \nYüreğim cıvıl cıvıl kuşlarla yarışta, \nBağırmak geliyor içimden günaydın sabaha.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın sana",
        "poet": "Muharrem Akman",
        "poem": "\n\nGünaydın dünya, günaydın sana\nKimbilir bu günde,\nNe tasalar yüklersin insanlara\nKalbimizin tasasına sen aldırma\nBir takma güler yüz bulup\nSunarız sana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Sevgili Gonca",
        "poet": "Hüseyin Erdoğan",
        "poem": "\n\nGüneş sen uyanınca doğar dünyaya\nİstanbul'da her yer aydınlık şu anda\nBu sabah sen erken uyandın galiba\nGünaydın,günaydın Sevgili Gonca\nDilerim hiç solmadan kalırsın dalında\nHem de ömrün boyunca...\n                          16.11.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Şehir",
        "poet": "Mehmet Necip Özmen",
        "poem": "\n\nHer tür makinanın getirdikleri\nHer tür makinanın götürdükleri\n\nBen bir şey yapmadım\n\nHomurtulu şimdi şehir ovada\nYamaçlarından şu şehre bir günaydın diyeyim\n\nGünaydın şehir\n\n25 nisan 2010 Denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Sensizliğim",
        "poet": "Kuzey Pb",
        "poem": "\n\nGünaydın, kalp içinde yaşayan kalpsizliğim.. \nGünaydın, akıl içinde yaşayan akılsızlığım..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Sevgili Canımın İçi Nasılsın",
        "poet": "Mahmut Nazik",
        "poem": "\n\nGÜNAYDIN SEVGİLİ!  CANIMIN İÇİ NASILSIN? \n\nolan olmuş\ngiden gitmiş\nsalıver gitsin sarhoşu düşme peşine\nfiravun’un da karun’un da allah canını alsın\n\nne esef etmek uçup gidene \nne de kaçıp gidene gözyaşı \nboş ver be güzelim dün, dünde kalsın\n\nyaşam yarında\nmutluluk şu an,  şu günde\nizin ver \nbırak da kapını cemreler çalsın\n\nsay ki alı al moru mor \ngoncaya durmuş bir dalsın\nyarına bir düş\nyârine bir gülüş taşı\ngünaydın sevgili\ncanımın içi nasılsın  …….\n\nMahmut Nazik 24 05 2014 Mersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Sevdiceğim",
        "poet": "Mustafa Karamelek",
        "poem": "\n\nGÜNAYDIN  SEVDİCEĞİM                     \n\nCümle tabiat\nDağlar taşlar\nHeyy gökte uçan kuşlar\nYerde ki karınca\nYuvasındaki serçe\nAnasına sarılan\nKınalı kuzu günaydın..\n\nSabahçı kahvesinde sabahlayanlar\nSimitçiler fırıncılar çöpçüler\nKazması küreği sırtında ki işçiler\nTarlasının yoluna düşen köylü\nUzun yolun yolcuları\nGüzel insanlar merhaba..\n\nLale sümbül çiğdem çiçek\nSaksıdaki menekşe, sardunya\nBugün güzel olacak; olmalı\nYaşamaya tutunduk, seviyoruz\nBelki de seviliyoruz\nGünümüze günaydın..\n\nYaşamak bize mahsus \nYaşama çabası içimizde\nBulutlu dumanlı olsa da gün\nGünü güzelleştirmek elimizde\nUsanmak, küsmek, teslim olmak\nİşin kolayı\nYaşama çabasını yaşatmalıyız\nBu gün bizim olmalı\nGüzel güne hep beraber merhaba..\n\nBeşikte uyanan\nBebeğin gülüşünde ki masumluğa\nÇimlere düşmüş çiğ damlasına\nDağ başındaki yağmur bulutuna\nSancısız sitemsiz günlere\nGünaydın canım\nGünaydın cananım günaydın….\n\nMustafa KARAMELEK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın sevgili",
        "poet": "Sinem Kül",
        "poem": "\n\n'Yaşamlarımız nasıl da sade giysisinin altında karışık, karmakarışık olabiliyor bazen. Günlük menümüzde karşımıza çıkan iyi kötü her şeyi, anlık karşılayıp savuruyoruz beynimizde bir yerlere. Oturup düşünmediğin, yalnız kalmadığın, koşuşturmaların bitmediği sürece her şey olabildiğince yerinde. Bazen bir rüyayla uyanıyoruz. Günlük yaşantımızın aslında karışık bir rüya olduğunu anlayabilmemiz için bazen gerçek rüyalar uyandırıyor bizi. '\n\nBazen bir rüyayla uyanıyoruz\nGünlük yaşantımızın \nAslında karışık bir rüya olduğunu anlayabilmemiz için\nBazen gerçek rüyalar uyandırıyor bizi……\n\nGünaydın sevgili\nİkimiz için de yeni, farklı bir sabah \nDünü süzerek başlıyoruz \nVe ne yaşarsak yaşayalım\nVe ne umarsak umalım gelecekten\nBugüne, dünü taşıyoruz\nAcıları ve mutlulukları bölüyoruz saliselere\nSızısı ve hevesi küçülüyor her şeyin, belki\nHer şey yine de her zamanda var\nBir kere yaşanmaya görsün yeter ki\nSen ve ben gibi\nBir kere kesişmeyi versin yollar\n\nGünaydın sevgili\n“Günaydın” gülümsemeli insana\nyani ne kadar söylesek de hasret türkülerini\nBir yanımız gülümseyerek yazmak gerekiyor\nVe bu şiir, bu sabah sana \nHer şeye rağmen gülümseyen bir aşkı getiriyor\n\nGülümse sevgili…\nGüneş çoktan doğdu şehrimizin tepesine\nGünaydın sevgili…\nRüyalar yer değişiyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Sevgili Günlüğüm...!",
        "poet": "Tülin Hatipoğlu",
        "poem": "\n\nGünaydın sevgili günlüğüm....! \nGüne seninle Günaydın diyorum Günümüz aydın olsun diye... \nÇok şanslısın biliyormusun..? \nBilmem? Belkide şanssız... \n\nO kadar çok sayfan varki gönlünde... \nŞimdiden korkuyorum ya biterse diye... \nHer günün de,her sayfasında farklı bir gün... \nFarklı bir tarih ve tarifsiz duygular...Kim bilir? \n\nBazen ağlıyorum hıçkırarak.. \nBazen gülüyorum gözlerim yaşararak.. \nBazen öfkeleniyorum ve BAZEN.... \nSeni kırdım mı? Diye düşünüyorum.... \n\nDüşünüyorum...Çünkü Seni önemsiyorum, \nTıpkı senin beni önemsediğin gibi...\n\nGünaydın Sevgili kalemim…\nGüne seninle Günaydın diyorum  günümüz aydın olsun diye….\nÇok şanslısın demiştin aslında sende öyle biliyormusun…\nBilmem deme yazan sensin,duygu sensin….\n\nEvet o kadar çok sayfam var ki gönlümde…\nKorkma bitmez….Senin saklı düşlerinle..\nHer günüm farklı coşkulu anlam katıyorsun..\nYaşam veriyorsun birgün sararacak olan sayfalarıma sevgiyle..Kim bilir? \n\nBelki bende ağlıyorum hıçkırarak,\nBazen bende gülüyorum gözlerim yaşararak..\nBazen öfkeleniyorum ve BAZEN…\nSana sevgi sözcükleri fısıldıyorum belki diyorum duyacak…\n\nDuyacaksın….Çünkü Ben seni duyuyorum…\nTıpkı senin beni duyduğun gibi…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gunaydin Sevgilim",
        "poet": "Teyfik Abanoz",
        "poem": "\n\nÇicekler actilar, uyan sevgilim\nGuzel gozlerinden, opsem doyamam\nGulusun gonlumden, eksik olmasin\nGunaydin sevgilim, asigim sana\n\nGunese ne gerek, sen yanimdaysan\nGuller utanirlar, bende actiysan\nMevsim asktir eger, yuvamda varsan\nGunaydin sevgilim, iyiki varsin\n\nNe keder dokunur, nede gam bana\nUyur uyanirim, senin askinla\nOlum bir sarkidir, senin yaninda\nMirildanir durur, askindan yana\n\nGunese ne gerek, sen yanimdaysan\nGuller utanirlar, bende actiysan\nMevsim asktir eger, yuvamda varsan\nGunaydin sevgilim, iyiki varsin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Sevgilim",
        "poet": "Aydın Gürz",
        "poem": "\n\nGünaydın Sevgilim\n\ngünaydın sevgilim\nyeni gün\nseninle başladı\ngözlerim pınarında\nbir damla bulut oldun\nyağdın tüm \nkaranlıklarıma\nyarınlara umut oldun\n\ngünaydın sevgilim\nbir gün daha \nseninle doğdu mutluluk\ndudaklarımın ucunda\nüç harf tek hece oldun\ndöküldün tüm\ncesur dizelerime\nyarınlara aşk oldun\n\naydın gürz \n\n22 mayıs 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın sevgilim",
        "poet": "Mustafa Sarıkaya 2",
        "poem": "\n\nGünaydın sevgilim,\nGünaydın sana,\nYüzünden doğan güneş,\nGece olan günümü,\nKavuşturuyor aydınlığa.\n\nSevgilim, sevgilim\nKalmadı halim\nSessiz v eyalnız olmuyor\nKan ağlıyor kalbim\n\nSelam sevgilim,\nSelam sana,\nYüreğinden gelen aşk,\nDoyumsuz duyguları,\nYaşattıyor bana.\n\nSevgilim, sevgilim,\nKalmadı halim,\nSensiz ve yalnız olmuyor,\nKan ağlıyor kalbim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Şubat Sızım",
        "poet": "Sezai Güler",
        "poem": "\n\nGünaydın içimdeki saklı ben sesi\nİçimdeki benin şiir konuştuğu saklı sılam.\n\nGünaydın içimdeki saklı sen sesi\nİçimdeki senin kör sustuğu saklı dünyam.\n\nGünaydın içimdeki saklı biz sesi\nİçimdeki bizin kül soldurduğu saklı rüyam.\n\nGünaydın içimdeki saklı hiç sesi\nİçimdeki hiçin kor dondurduğu saklı sevdam.\n\nGünaydın şubat sızım, kanayanım, içimdeki saklı yaram…\n\nS.Güler-11.2.2015\n\nhttps://www.youtube.com/watch? v=3mYHywyvCs8&feature=youtu.be\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gunaydin Yagmurum",
        "poet": "Tutku Bakay",
        "poem": "\n\nYagmurdan sonra dusen\nSon damla olarak\nAkayim gozlerinden dudaklarina,\nSonra deli bir ruzgar olup\nSavurayim gul kokusu surdugun\nKaranfil kokulu saclarina.\n\nGunaydin yedi cihanin prensesi,\nGunaydin solmaz bahcemde acan\nMinik papatya tomurcugum.\n\nGunaydin onbin dagda\nOnbin ayri gulden toplanan\nKizil, seffaf, narin gul yapragim.\n\nSENI COK SEVIYORUM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Süperbaba - Gülay Sıkılmaz Erçin",
        "poet": "Kadir Tozlu",
        "poem": "\n\nGünaydın Süper baba hani nerdesin? \nSabah oldu sen hala uykuda mısın? \nNe güzel bir şiirle başladım sabaha \nDuyguların dökülmüş yine satırlara \n\nKuşlar kargalar cik cik gak gak \nKediler miyav köpekler hav derse \nYaşam daha devam ediyorsa \nHadi uyanın DOSTLAR GÜNAYDIN SİZLERE \n\nSAYGI VE SEVGİLERİMLE \n\nGülay Sıkılmaz Erçin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Yakınlarım",
        "poet": "İsmet Barlıoğlu",
        "poem": "\n\nGünaydın yakınlarım; günaydın günümü paylaşanlar; \nGünaydın acılarım; karamsarlıklarım,\nElemlerim, sorunlarım, gönül yaralarım günaydın,\nVarolun, sağolun, beni ben yapanlar,\nBenimle yatıp benimle kalkanlar\nDostlarım, gözümün yaşları, sızılarım,\nCanlarım, ciğerlerim,\nKuzularım.\n\nSiz olmasanız farkında bile olamayacağım yaşadığımın,\nSiz olmasanız bilemeyeceğim karasevdalara düştüğümü,\nYanıp yakıldığımı bir elkızına, ellerkızına,\nBir ömür boyudur yanıp yanıp kül olduğumu,\nYolumu-yordamımı yitirdiğimi,\nGündüzlerimi gecelere çevirdiğimi\nVe zavallı ömrümü meyve içindeki bir kurt gibi\nKemirdiğimi.\n\nSizden başka kimim var, sağolasıcalar,\nTek bir dostum, tek bir yakınım mı var\nBir düşman elkızına, ellerkızına karşı,\nKimim var bu karasevda kumkuması dünyalarda,\nBu herkesin kendi derdine düştüğü evrende? \nSüs için mi pesend etmişim sizdeki sadakate,\nSüs için mi hayran kalmışım sizdeki inada,\nSiz olmasanız kimler gelecek dar vakitlerimde\nİmdada? \n\n(ELKIZI ELLERKIZI isimli Serbest Şiirler 'inden >23-24/100)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın ve Elveda",
        "poet": "Süleyman Yavuz",
        "poem": "\n\nGünaydın sana günaydın\nElveda hoşça kal\nKaybedilmişliğin \nVe kaybetmiş olmanın acısına da elveda\nSenle yaşanmış ne varsa \nGeçirilmiş güne geceye\nMehtaba çıktığımız o kumsala \nElveda\nSen istedin ayrılığı \nSen bitirdin bu güzellileri\nSadece sen\nŞimdi git dedin \nÇek git dedin \nElveda sana \nGörmezden geldiğin \nBenim yerine hiçbir şey \nKoyamadığım\nAsla da hiçbir aşkla ölçüştüremeyeceğim \nO büyük aşka sevgiye elveda\nVe sana da günaydın bensiz uyandığın \nYeni günün aydınlık olsun \nVe bensiz hayatın\nHep mutlu olsun\nGünaydın ve elveda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Yâr",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nZeytin gözlüm sana döndüm gurbetten,\nAç kapını aç gözünü günaydın…\nGarip gönlüm gıda alsın sohbetten,\nÇok özledim bal sözünü günaydın…\n\nKalp kelebek sana döndü yönünü,\nİple çekti bu kavuşma gününü,\nMahpus damı etme evin önünü,\nGör hasretin kor közünü günaydın…\n\nAteş bastı doruklarda heyecan,\nDamarlarda son hızında bütün kan,\nSana geldim sevdiceğim kalk uyan,\nGöster artık gül yüzünü günaydın…\n\nGüzelliğin çiçek olmuş bahçede,\nGönül kanat güvercinde serçede,\nÇek perdeyi hal kalmadı ökçede,\nAştım gurbet dağ düzünü günaydın…\n\nCantekin der; aşkım sevdam maralım,\nİşte geldim göğe çıktı moralim,\nGel hasretten bin bir hesap soralım,\nSevdim seni yar özünü günaydın…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Yaşamak",
        "poet": "Osman İnci",
        "poem": "\n\nBu sabah neşeliyim, harika bir gün,\nOlmasın istiyorum, bir damla hüzün,\nÇözün gönlünüzü, özgürlüğe çözün, \nGünaydın çiçekler, günaydın güller...\n\nHayat çok kısadır, üzülmeye değmez,\nSevdası olmayan kalp, asla sevinmez,\nBırakın aşkı gelsin, sevgiler silinmez,\nGünaydın yüzyıllar, günaydın günler...\n\nTebessümle bak, aynadaki kendine,\nSevdaları kat, çırpınan deli kalbine,\nBir oh çekip, el salla mavi gökyüzüne,\nGünaydın bulutlar, günaydın kuşlar...\n\nGüneş seninle doğsun, mehtap seninle,\nYıldızlar dans etsin, bir tek işaretinle,\nAşık et evreni kendine, güzel sözlerinle, \nGünaydın gönüller, günaydın aşklar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Günaydın YitimleriM*",
        "poet": "Vefa Karanfil",
        "poem": "\n\nGünaydın Babacığım,\nGünaydın Canım Abilerim,\nGünaydın Nineciğim.\nSizlere de günaydın,\nDiğer tüm sevdiklerim.\nBu sabah,dünya değiştirdim.\n\nBabam,Babam,Babam,\nYalan dünyada hiç söyleyemediğim,\nYoksunluğunu hep hissettiğim,\nHimayesini hep aradığım.\nAnnem bana sahip çıkmadı,\nAç kollarını sana geldim.\n\nYüzünü,en son düğünümde gördüğüm,\nAta Abim.\nSeni hiç unutmadım.\nÖzlemin hergün büyüdü içimde,\nAma ben,\nFotoğraflarına bile bakamadım.\nSıkı,sıkı sarıl bana,\nSevgine çok muhtacım.\n\nAhh! Sebo Abim,\nBu ayrılık böyle mi olmalıydı.\nKoştum sana o gece,ama tutamadım. \nSen,içimde hep kanadııııın,acıdııııın.\nTemmuz sıcağında,bizi bir de sen yaktın.\nSeni en son,birgün önce görmüştüm.\nÜzerinde mavi kotun,kırmızı tişörtün vardı.\nAman Allahım! Ne çok yakışmışlardı.\nSeni hep öyle hatırladım.\nDargın ayrılmıştık,\nHadi gel barışalım.\nSen de sarıl bana,kucaklaşalım.\n\nAtatürk bakışlı ninem,\nŞimdi daha iyi anlıyorum,\nAtam'ı niçin bu kadar sevdiğimi.\nAblam beni kovaladığında,\nKaçar,koynuna sığınırdım.\nBuram,buram tütün kokardın.\nZaten tek sigarandır,\nBana miras bıraktığın.\nSayende,bir arada yaşadık,\nDüğünü de,cenazeyi de.\n1 Nisan şakası yaptın bize.\nSeni de çok özledim.\nHadi aç koynunu yine bana,\nHasret kaldım tütün kokuna.\n\nElveda yalan dünya,\nElveda iki yüzlü dostlarım,\nElveda sorumsuz ailem,\nBeni hiç anlamadınız.\nAslında siz,\nVedaya da değmezsiniz yaa! \nUsüldendir ne yapalım,\nHoşçakalınız! ! ! \n\n15.11.2006\nAYDIN.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Yaşam",
        "poet": "Savaş Dinçbaş",
        "poem": "\n\ngünaydın yaşam\nbugün yine çok güzelsin\n\ndün gece \nbeni hırpalamana rağmen\nseni seviyorum\nne çok canımı yaktın öyle\ngöğsümde bir ateş topu\nve kalbimde acımasız darbelerin\n\ngidiyorsun sandım\nve görmemek için gidişini \nnasılda uyumaya çabaladım\n\ngün doğdu\nişte yine benimlesin\ngünaydın yaşam\nbugün her günkünden daha güzelsin…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydınım",
        "poet": "Adnan Ayorak",
        "poem": "\n\nY arınınız dünden daha şeker güzel\nD ününüz bugüne hatıra olsun\nI sıtsın mutluluk sevgi güneşi içininizi.\nN e dilerseniz o olsun,GÜNAYDIN lar olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydınım",
        "poet": "Ahmet Zühtü Çelenk",
        "poem": "\n\nGÜNAYDIN\nBugün,perşembeymiş,cumaymış,\nİsterseniz olsun Pazar.\nBenim için günler hep aynı\nHangi gün olursa olsun,\nBenim için ne yazar.\nMazim,çocukluğum,gençliğim\nAklıma gelince yüreğimi kazar.\nSırra kadem bastı eşler dostlar,\nOlduk kimsenin uğramadığı bir Pazar.\nYine aldık yüzde üçlük zammı,\nAman da aman, bari ona değmesin nazar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydın Yüreğim",
        "poet": "Canan Hartamacı",
        "poem": "\n\nGünaydın….\nYeni bir gün başlıyor,\nHer gün yeni bir umut, yeni bir şans,\nyeni bir hayat aslında…\nZifiri karanlıklardan kurtulmamın günaydını bu aslında\nSadece bu sabaha değil,\nSadece gördüklerime,arkadaşlarıma dediğim günaydından \nfarklı bu kez dilimden dökülen günaydın sözcüğü\nBu günaydın yıllardır aldanaşıma,\nBu günaydın geç de olsa gerçekleri fark etmeme,\nBu günaydın yüzümde yer almayı özleyen gülüşlerime,\nEn büyük günaydın ise yüreğime,\nGünaydın yüreğim günaydın,\nYep yeni bir sabaha,yep yeni umutlara,yep yeni bir hayata \nGünaydın…..\nArtık yüreğimin en ucra köşeleri bile apaydınlık\nYüreğimi zifiri karanlıklara mahkum eden sevda kırıntıları döküldü\nBundan sonra yüreğim sade ve sadece bana ait.\nSadece fazlalık yapıp,yer işgal edeceklere yer yok artık! ! \nGünaydın yüreğim,\nGünaydın…\nKurtuluşumuza,umutlarımıza,yarınlarımıza\nGünaydın…\nSadece doya doya yaşamamızı bekleyen umut dolu yarınlara,\nHer daim yanımızda olan gülüşümüze\nGünaydın…\n\nBiz geldik açılsın kilitli kapılar,\nAçılsın karanlığa mahkum olan yüreğim,\nŞimdi mutluluk zamanı…\n\n18.04.2008 08.50\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydınlar",
        "poet": "Hakverdi Erşan",
        "poem": "\n\nGünaydın doğada yaşayan\nNefes alıp veren\nİnsanlara ağaçlara tüm canlılara\nİçtenlikle sımsıcak duygularla\nGünaydın \nGününüz aydın sağlıklı sihhatli\nBütün acılardan uzak\nİnsanlıktan nasibini almış\nSaygılı büyüğü büyük bilen\nKüçüğü küçük bilen seven\nYüreğinde Allah korkusu\nVe  merhameti olan\nBir canlı yere düştümü\nAcısını hisseden tüyleri ürperen\nZengin fakir köylü şehirli\nAyırmayan\nİnsan olduğunu bilerek yaşayan\nYaşatan paylaşan\nİnsan gibi insanlara\nGünaydınlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydınım",
        "poet": "Yıldıray Coşkun",
        "poem": "\n\nGünaydınım...\nSensizliğe yine senle uyandım.\nGünaydın kışımın bahar dalı,\nYazımın karlı dağı günaydın...\n\nGünaydınım...\nSenli rüyadan sensizliğe uyandım.\nGünaydın gözyaşımın neşesi,\nYalnızlığımın eşi günaydın...\n\nGünaydınım...\nUyur bilir el beni,uyandım.\nSanma güneşe kandım,\nSeherinle doğanım,günaydın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydınnn",
        "poet": "Gülsüm Çakır Ozumok",
        "poem": "\n\n'Günaydın'\nDemek adetten  olmadan\nG...Ü...N...A....Y...D...I...N..\n\nÖnce kendime\nSonra evime\nSonra evimdekilere\nsonra kapılarımı açtığımda\nBana değen ne varsa\nYüreğimle beynim arası\nÇizgi derinliğince\nGünaydın\n\n'Günaydın'\nDemek adetten  olmadan\nG...Ü...N...A....Y...D...I...N..\n\nElini verene\nGözünü değdirene\nSözünü diyene\nDiyemeyene\nSevgimi görene \nGöremeyene\n\n'Günaydın'\nDemek adetten  olmadan\nG...Ü...N...A....Y...D...I...N..\n\nSözüme kızana\nKızmayana\nDerdimi bilene\nBilmeyene\nBeni tanıyana \nTanımayana\n\n'Günaydın'\nDemek adetten  olmadan\nG...Ü...N...A....Y...D...I...N..\n\nGülsüm Çakır Ozumok/Ank/Çankaya/Yıldız/Eylül5/0930\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydınnnnnnnnnnnn",
        "poet": "Oktay Çekal",
        "poem": "\n\nGünaydınnnnnnnnnnnn…\n\nSabahın açan günü, yüzüme dokunuyor,\nBeyaz aydınlık süzülüp, yüreğime doluyor,\nÇektiğim nefesimde, hayat bulan huzur,\nGünaydın diyen dilimde, beyaz güvercin oluyor…\n\nGünaydın hayat, sana bir gül sunuyorum gülüşümden,\nGünaydın tüm dostlar, yaşamak ne güzel,\nGünaydın gökyüzü, selam uçan kuşlara,\nGünaydın çok uzaklarda yaşayan, tanımadığın insanlara…\n\nBir kahve yaptım kırk yıl hatırı var…\nEski dostlar buyurun  afiyet olsun,\nHer yudumunda, sevgi doğar ruhlara,\nGünaydın kalkın hayata, el saylayın…\n\nGünaydınnnnnnnnnnnnn… \n\n\tOktay ÇEKAL\n\t07.02.2012-07.11\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Günaydınnnnn..*",
        "poet": "Süleyman Altunbaş ",
        "poem": "\n\nGül goncam,\n\ngüller açsın gül gülüşünle; \n     gül yüreğinde bu sabah\n       dilerim bu sabah gül dokunur gönlüne\n         güller açar; kızıl….pembe\n            özellikle mavi…\n                umut mavisi güller\n                  bahar muştuları gelir konar gül dallarına\n                    tatlı meltemler estirir o gül teninde\n                     tatlı çarpıntılara sebep olur….\n                      Tatlı baş dönmelerine vesile…\n                          Yüreğinde Kızılderili tamtamları çaldırır…\n                             Hoş  kal….\n                               Hoşça  kal….\n                                 Benle kal…\n                                  Olur mu..?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günaydınsız Perşembe",
        "poet": "Sezai Güler",
        "poem": "\n\nBugün de böyle geçsin, öylesine, ne gelişi vakitli olsun ne de gidişi vakitsiz\nPerşembe olmasın meselâ, ne bileyim eskimiş bir gün olsun ama tarihi saati belirsiz\nEh bir gün işte, günaydını haketmesin, gelişi hoşgeldinsiz gidişi güle gülesiz\nÂşıklar da kusura bakmasın, şiirler aşka alerji bugün, şair aşksızlıktan zehirlenmiş, halsiz...\n\nS.Güler-31.3.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günbatımı",
        "poet": "Hasan Hüseyin Toraman",
        "poem": "\n\ngün batımı sevdalarda yazdım seni sayfalara,\nah yarası feryatlarda yaktım seni ağıtlara,\nolmadık yerlerde isyana saydımseni,\nadını bulutlara yazmakla.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günbatarken",
        "poet": "Vahdet Mehmet Güneş",
        "poem": "\n\nYa! rab haberi aldık elçinden\nkutsal kitap mürşit ezelden\ngönderdiğin yol hidayet\nmüjdelediğin ahir cennet\ngözlerimiz uykudan zinde\ngönül tesellisinden bir yerde\ndünya geçen mesken\naile bir cemiyet fertten\nkalbimiz yandı.zikrinden\ngüller sabah yıldızı gibi çeşniden\nsaadet müritleri kanaatkar\nfazilet ve rahmet halaskar\nsabah doğudan her gün oldu\ngönüller gün bataken coştu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günbatımı",
        "poet": "Süleyman Hasan Mutlu",
        "poem": "\n\nGri gökyüzü, yaş toprak ve tunç renkte deniz...\nHer şekil gözümde karanlık, her nesne bir giz...\nBitik bir çekişme; düz ufukla cenkte deniz...\nHer yanış böyle mi hazin; her batış mı şevksiz? ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günbatımında Yaşam",
        "poet": "Tabir Gökçe",
        "poem": "\n\ngüneş batımında kızılca kıyamet kopar\nufkundaki değişimin hüznünü özümseyip\ngecenin gizemine saklar çığlıklarını deniz, \nay gölgesindeki sevişmelere aldırmadan\ngüneşten çaldıklarını dağıtır karanlığa\n\nkedi gözlerinin kaçışlarına saklanır \nköpek ulumalarından korkan silüet\ncebindeki parası kadardır değeri bilir\nköşebaşındaki fahişenin muhabbetinde\n\nsiren sesinin bulvarda kayboluşu\nbir yüreğin tükenişine dair ihtimaldir belki\nyarım kalan düşlerin derinliklerinden\nyalvarışları işitmeksizin geriye kalan\n\nçobanyıldızının izdüşümünü yakalar çocuk\ntiner sertliğindeki avuçlarının yumuşaklığında\ngülümser yüzü, siyahlığından arınıp yaşamın\ngözlerinden bir damla iner hoyratça \nışıl ışıldır sevdalar, öpülesi dudağında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günboyu",
        "poet": "Nevzat Hacibektaşoğlu",
        "poem": "\n\npazartesi: seni seviyorum\n salı: seni seviyorum\n çarşamba:seni seviyorum\n perşembe:seni seviyorum\n cuma:seni seviyorum\n cumartesi:seni seviyorum\n pazar:seni seviyorum\n\nbıkmaz uslanmaz sevenim ben\n kaç günüm kaldı..? \n\nnevrotik\n\n (sözlerineitibaredilmeyenadam)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günbatımı tan ağardığında",
        "poet": "Akın Akça",
        "poem": "\n\nÖyleyse Göktürk günbatımı nerede? \nSenin olduğun yerde, senin olduğun yerde. \nŞimdi her nerdeysen, orada. \nYa da, Kelt Şafağı’nda sen asla geçmişi anlatmadın da, \ngelecekten dem vurdun, en safir haliyle; \nihtiyaç çekmeksizin, kendinin bir faz haline, geçmişe bile. \nÖte yandan işte böyle Orta Asya, \nUzak Güney Asya gibi toplaşır Kelt şafağıyla ya \nAnatolia, hatta norse -o mors.. ince çizgidir \nböyle. Nerdesin, haydi şimdi söyle bana? \n\nAslında zaman da saracak -şu an bilmelisin \nbunu- seni bir su misali; kaldı ki dediğin, geçmişin de\nkavramış idi, en korundan ateş gibi. \n\ndoğaçlama \n\n- \nWilliam butler yeats’in kelt Şafağı şiirine atfen\n\n-\n\nKelt Şafağı / William Butler Yeats \n\nZaman yok olur gider \nSönmüş bir mum gibi, \nVe dağlar ile ormanlar \nDoldurur vadesini, doldurur vadesini; \nAma ateş cevheri ruhların \nEski tatlı bozgunu, \nSen bir yere gidemezsin. \n\nw.butler yeats\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günce 10",
        "poet": "Ersoy Oktay",
        "poem": "\n\nSana ihanet edenden hayır beklemek, hayır gelmez duruma düşmektir. O.E.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günce 13",
        "poet": "Ersoy Oktay",
        "poem": "\n\nLayık olduğun yerdesin, hayıflanma,düştüğün yanlışlardan ders al. Eğer eminsen özünden Vicdanın yenilmemişse egona. Müjde! Büyük senaristin sabır tezgahında işlenmektesin. Sen bir nimetsin, Sabır değirmeninde işlenen.Ayrılacaksın sapından samanından. Kozasına almıştır seni diğer bir deyişle.Gün olur kelebek misali reng...arenk çıkarsın. Kelebeğin ömrü birgün deme sakın. An için bir ömür verecek alim doludur tarih.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günce 126",
        "poet": "Ersoy Oktay",
        "poem": "\n\nİhtiyacından, para için vücudunu satandan değil,\nİhtiyacı olmadığı halde, menfaatinden ruhunu satandan kork.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günce",
        "poet": "Kadri Polatlı",
        "poem": "\n\nİnsan mahzun olunca\nTat almazmış ekmekten, \nBihabermiş suyun elzem olduğundan.\n\nİnsan mahzun olunca\nBihabermiş umutlardan\nYanıbaşındaki tablo tadındaki manzaradan.\n\nİnsan mahzun olunca\nYanındakinin farkında olmazmış\nGök gri, su gri olurmuş.\n\nİnsan mahzun olunca\nUnuturmuş mutluluğu\nSevgiyi, sevgiye dair herşeyi.\n\nİnsan mahzun olunca\nBuruk bir tat verirmiş içtiği çay\nBoğuverirmiş sigarının dumanı\n\nİnsan mahzun olunca\nTüm insanlığı bitik sanırmış\nKendi gibi, yaşam dehlizlerinde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günce",
        "poet": "Nuray Şaşihüseyinoğlu",
        "poem": "\n\nBu gün yine bir hareketlilik var.Etraftakiler yarı telaşlı, yarı üzgün çehrelerle,ellerinde sularla dolaşıyorlar ortada.Evimin etrafından geçiyorlar.Beni göremiyorlar ama ben onları çok net görebiliyorum.İşte şu adam,geçen hafta da usulca süzülüp evimin kenarından  arkadaki  yeşilli evi ziyarete gitmişti.Elindeki çiçekler ve takım elbisesinin çekiştirip kravatını düzeltişiyle  nasıl da bir damat heyecanı içindeydi.Herhalde dünyadaki biricik hayat arkadaşını ziyarete gidiyor.A şu kalabalık aile ne de sempatik,.Bana eski günlerimi hatırlattı.Kızlarım,eşim ve oğlumla nasıl da mutluydum.Şu sağa sola koşturan,suyla oynayıp duran çocuk oğluma ne kadar da benziyor.Şimdi ne haldedir kimbilir.Ah o çok güvendiğim eşim nasıl da vefasız çıktı.Bir kez bile ziyaretime gelmediği gibi,evlatlarımın ziyaretine de mani oldu.Her ne kadar hallerinden bir şekilde haberdarsam da onları şu küçük evimin kapısında görmek, şuracıktaki asma söğüdümün altında gölgelendirmek isterdim.Bu ağacı da Allah razı olsun,yandaki evi daima ziyaret eden yaşlı bir amca var,her geldiğinde benim de mutlaka hatrımı sorar,o dikivermişti.Bakımıyla da suyuyla da hep o ilgilenir sağolsun.O ağaç evimin üstünde salınıp durdukça,dallarına kuşlar kondukça ruhum öylesine huzur buluyor ki….Ne olurdu evlatlarım da bir kerecik gelip şu ağacın gölgesine oturuverseydi.Kuşların cıvıltısına onların o güzel sesleri karışsaydı…\n             Oh, bu ne ferahlık Rabbim? Bu gül kokusu da neyin nesi? Buralar hep toprak,nem kokar..Yağmur sonrasındaki o koku var ya,hani hep içinize çeker de,”ne güzel koku “dersiniz,işte öyle  bir toprak kokusu var buralarda.Bir zamanlar her duyduğumda doyasıya içime çektiğim bu koku,benim için artık o kadar sıradan ki…Ama şu gül kokusu o kadar farklı bir esinti ki….Etrafıma bakıyorum,kokunun sebebini bulmak için.Birden yandaki evden yeni bir feryat yükseliyor.Yadırgamıyorum zira,geldi geleli feryat ediyor bu biçare.Buralarda zaten gece gündüz diye bir kavram da yok ya,bu bitimsiz feryat beni kahrediyor.Gitmek mümkün olsaydı, dindirebilseydim feryadını…Ama ne mümkün.Bu evin dışına çıkamıyorum,bu dört duvarın arasında geçmişte yaşadığım her şeyi tekrar edip duruyorum.Bu kısırdöngü çok meşgul ediyor beni.Buraya ilk geldiğim günü hatırlıyorum da; ne kadar da karanlık ve soğuktu ilk zamanlar.Eski dostlarımın yanına gitmek için ne kadar da çabalamıştım. Ben tam böyle çırpınıp dururken iki misafir çıkagelmişti.Pek meraklıydılar.Habire sorular sordular.Bu sorular bir yerden tanıdık geliyor,hepsini cevaplamak için didinip duruyordum.Neden sonra vazgeçtiler soru bombardımanından.Beni tebrik ederek ayrıldılar evimden.Onlar gittikten sonra evim daha da daraldı sanki.Adeta beni bir cendereye koymuşçasına sıktı da sıktı.Çaresizce beni kurtaracak bir el aradım,durdum.Ama nafile, o karanlıkta el uzatan olmadı. Bütün kemiklerimin çatırdadığı, anamdan emdiğim sütün burnumdan geldiği bir anda gözüm, çocukluğumdan beri okumayı alışkanlık haline getirdiğim Kur’anıma ilişti.Nasıl da ışıtıyordu etrafını.Saçtığı ışık giderek büyüdü, büyüdü, tüm evimi kapladı.Genişledi de aynı zamanda.Bana bu aydınlığı veren Kur’anıma bir kez daha sımsıkı sarıldım.O gün bu gündür de hiç bırakmadım elimden.Zaman zaman çevre evlerden de okunduğunu duyuyor,rahatlıyorum. Yan taraftaki feryatlar tükenmiyor. Duymamaya çalışıyor, az  önceki kokunun kaynağını bulmaya çalışıyorum.Bu kuvvetli kokuyu,çürümüş et ve rutubet kokusunu bile bastıran gül kokusunu arıyorum hala.Sonra deminden beri dikkat etmediğim,nasıl olduysa göremediğim biri ilişiyor gözüme.Bu, evimin yamacından geçerken ağzı kıpır kıpır eden,elleri dua edercesine açılmış gençten bir kadın.Kulak kabartıyorum sesine: Benim gençliğimde mezarlıktan her geçişimde okumayı alışkanlık haline getirdiğim Fatiha’nın ayetleri çarpıyor kulağıma.Buraya geldim geleli kapımı çalan olmadığı için duymadığım “sahiplenilmişlik” duygusunu yaşıyorum ta iliklerime kadar.Sonra kaplıyor evimi o gül kokusu,ferahlıyor, ferahlıyorum.Bana, daimi evimde bu gül kokusunu duyuranı takip ediyorum,mutlu bir tebessümle.O ise devam ediyor yoluna sürekli okuyarak Fatihasını. Sonunda ulaşıyor ziyaret edeceği eve.Kapıyı çalmıyor, sadece dilindeki ayetleri okuyor.O göremiyor ama ben çok rahat görebiliyorum kapısını çaldığı evdeki coşkuyu.Güller arasında,pırıl pırıl bir genç nasıl da sevgiyle gözlüyor ziyaretçisini.Sonra uzatıyor ellerini,dokunmak ister gibi. Kadın ürperir gibi oluyor,çömeliyor evin yanına.Kendine uzanan gizli ellerden habersiz hıçkırıkla karışık bir şeyler okumaya başlıyor.Bunları da tanıyorum.En son bu eve getirilmeden önceki gün mahallede vefat eden teyzeye okumuştum.Yaşlıydı,gözü çoktandır toprağa bakmaktaydı.Çok severdim ama vadesi yetmişti.Yaşlılıkta ölüm ne büyük nimet.Elden ayağa düşmeden vermek son nefesini…Sonra birden sıyrılıyorum bu düşüncemden.Ölüm sadece yaşlıya değil,herkese nimet diyorum kendi kendime.Yeni bir dünyaya açılan kapı,o kapıdan süzülen ışık…Bitiş gibi görünen yeni başlangıç.Doğru atılabilmiş adımların götürdüğü sonsuz mutluluk…En önemlisi de rahmetin tecellisi…Dünyada yaptıklarıma, tonlarca günaha mukabil zerre kadar imanın  bile ödül aldığı, affetmenin gazaptan ağır geldiği rahmete eriş. İşte buradayım. Yaptıklarımla değil, sadece rahmetle huzurdayım.Bir diriliş daha var,onu beklemekteyim…..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günce",
        "poet": "İsmail Emre Yılmaz",
        "poem": "\n\nBir Kırıkkale \nKızılırmakla öpüşür.\nSularını sırtını okşar; \nselam söyle diye Karadeniz'e\n\n-Varamayan ırmaklar mı kaldı denizlere? \n\nsevdim seni Karadeniz \nsevdim seni.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günce",
        "poet": "Derya Mengüllüoğlu",
        "poem": "\n\nYürürken yaşamıyor gibiyim adımlarımı sonsuz uzanan hiçliğin içinde atar gibiyim. İnsanlara görünmüyor gibiyim, insanlar görmüyor gibi beni. Yokluk bende tanımlıymış gibi, yokluğu tanımlayan tüm kelimeler bir uzvummuş gibi.. Tanrı yalnızca bir sesin uçurumlarda yaptığı yankıymış gibi, koca bir yanılgıymış gibi. Zaman ise korkunç görünen sis..  Hiç yaşamıyor gibiyim, annemin karnında hiç çarpmamış gibi kalbim.. Kalbim… O kendini bilmez, sürgün edilmiş, kirli, gri sakallı yaşlı bilge... Kalbim.. O bana ihanet eden hain…  Tanrıların lanetleyip içime attığı karalar giymiş azap meleği.. Ve çoğu zaman da hüznün şehrinden kaçıp sevdanın şehrine yelken açan tek gözlü korsan.. Ki, gemisinde getirdiği hüzün incilerini sevdanın toprağına dağıtır canhıraş acı çığlıklarla. Kalbim… İsyan edip çıplak yamaçlarda savrulan ve kaydı dünyanın kara kaplı koca defterine geçmemiş olan bir gerilla... Hiç olmadık bir vakitte yakar ateşini dağ başlarında ve atar kendini hiçliğin boşluğuna. Cesedini, son umudunu da tanrılara satmak üzere olan bir kartal alır, diriltir yavrularının karnında. \nZamanın en sararmış, en eski güncesinin bir sayfasındaymışım gibi... Düşmanına saplanmayı bekleyen keskin bir kılıcın üzerindeki kan lekesiymişim gibi, soluk soluğa kalmış cengaver bir atın yelesinde dolaşan çöl tozuymuşum gibi.. Kalbim ise atın dizginlerini elinde tutan kara peçeli savaşçı ve kimliğinden sıyrıldığı vakitlerde atın ayağındaki nal… Zaman güncesini birkaç asır daha geriye çevirdiğinde uzun ince, derisi çekilmiş elleriyle kıllı yaratıkların gözündeki çiğ damlası oluyor kalbim. Ciğeri oyulmuş kayaların sert tenine taşın soğukluğuyla çizilmiş resim oluveriyorum ben de.. Ki, çığırtkan dili oluyorum o vakit mağara adamlarının… Kan kırmızı dillerinde akmak için çırpınıp duran anlamsızlıkların adlandırılmış heyecanı oluyorum… Her çizgide biraz daha tamamlanıyorum ve her çizgide biraz daha ulaştırıyorum onları zamanın güncesindeki ak sayfalara..Onlar beyaz gecelere yaklaştıklarını sandıkça ben yitiyorum bir nebze.. Kalemine takılan bir engel, kalemini yolundan şaşırtan kötü sıfatı oluyorum zamanın, beyaz geceleri beyaz kılmak adına, kıllı mağara adamlarının umutlarını yakmamak adına… Ve zamanın güncesinde sayfalar ilerleyip asır oldukça her asır beni içinde taşıyor sır diye. Zaman yüzündeki kırışıklığı belli eden bir gülümsemeyle çevirirken sayfaları güncenin bir yerinde kalmış bir insan lekesine takılıyorum. Kalbim, sesi vadileri yaran bir çingene oluyor, kırmızı gül takıyor saçlarına ve çıkıyor meydanlara. Bedenini ağzı şarap kokan meyhane şairlerine satıyor geceleri… Kendi rengindeki kırmızı bir elmayı ısırıyor gün batımında kokusu cezp ediyor zamanı ve çekip alıyor beni insan lekesinin içinden… Kocaman, irinli bir leke gibi duruyor insan bundan sonraki sayfalarda ve gittikçe büyüyor, sarıp sarmalıyor zehriyle zamanın güncesini. Kelimeler çırpındıkça, zamanın elleri titrek bir mum alevi gibi geziniyor sayfalarda. Meydan okuyor zamana ve güncenin içinde yüzen beceriksiz kelimelere. “Nedir seni böylesine gizemli ve anlamsız kılan? ”diye soruyor insan lekesi zamana. “Hükmün ne vakte kadar sürecek böyle, ne vakte kadar nefessiz kalacağız, saniyelerin boğazımızı tıkayacak! ? ” Zaman duruyor o vakit, elleri durup düşünüyor, beyni, kalbi… Gözleri küflenmiş yüreğime takılıyor, bir derin ah çekiyor. “Siz hep beni yaşadınız, hep koştunuz, hesapladınız. Gün geldi sevdiniz çabuk dediniz gün geldi sövdünüz yeter olsun dur dediniz. Belki benim hükmümü giyinmiştiniz zor geliyordu size akmaktan yorulmayan, sonu olmayan bir nehirde kürek çekmek. Ve benim sonsuzluğumda ayarlı bir dilimin kahramanıydınız.. Ben bir saatin durmadan dönen akrebiydim sürekli dönüyordum siz ise bir tik ya da tak sesiydiniz tükenip gidiyordunuz sonra.. Ve sırada bekleyenler vardı gelip geçiyorlardı içimden. Siz beni tükettiniz, güzelliğimi sattınız soylu zamanlar çaldınız kendinize. Siz anlamlar yüklediniz kendinize ve bana.. Ben ise hep boşlukta kaldım bilmedim kendimi çünkü hiç de kendimden sıyrılıp kendimi dışarıdan seyredemedim. Ben hep kendimle birlikte bir hiçliğin içindeydim.. Ben hiç yaşamadım, adımı bilmedim.. Siz zaman dediniz akıp durdum akmak nedir bilmiyorum. Zaman nedir bilmiyorum.. Köleyim bu evrende ve kölelikten kurtulmayı düşlüyorum. Bir kurbağa benim içimde benimle birlikte onu saldım aranıza anlattı durdu beni. Aktım durdum. Hiç yaşamadım ben yaşanıp tüketildim yalnızca…”\n   Zaman sönmek üzere olan bir mum aleviyken gözleri yaşla doluyor, hiç dillenmeyen dili dillenirken yaşlar akıyor birer birer ve sönmeye başlıyor. Ben, zamanın içindeki kurbağa… Güncenin silik kısımlarına doğru koşuyorum. Hiçliğin karanlık dehlizlerine bırakıyorum kendimi, yüreğim ise zamanın meşale gibi dikildiği ve kendisinin erittiği mum oluyor.. Sesim kaybolurken aynı notada kalbim eriyor, zaman yaşlarının yağmuru altında sönüyor… İnsan lekesi ise, Tanrı’ya sunulmuş olan güncenin sayfalarında ve Tanrı’nın en sevdiği oyuncağı olan dünyanın tarihinde, kara bir leke olarak kalma hükmünü giyiniyor…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günce",
        "poet": "Turgut Yaşar",
        "poem": "\n\nTemmuz 2006 \nGaziantep\n\nSeni mevsimlerce, nefesim yettiğince bekleyebilirdim. Gelecek olduğunu bilmek yeterdi bana. Seni ıssız bir çölün ortasında yoktan var etmiştim; aynı senin beni var ettiğin gibi…\n\nOysa zaman; taşlara ve ağaçlara yaptığını insancıklara da yapıyormuş ne yazık.\n\nEpriyen ve yok olan taşlara dönüşüyorum yavaş yavaş. Kuruyan bir ağaç bile olmaktan öyle uzağım ki…. Ancak bir taş anlatabilir beni; dinmek bilmeyen rüzgârlarla ve hep bir yerlere akmak zorunda olan suyla aşınmış ve aşınmakta olan, eskiyen bir taş…\n\nYüzünün rengi, teninin kokusu usulca zamanın gölgelerine karışıyor. Suyun çürümesi, toprağın buluta dönüşmesi gibi bir aşkın bitişi. Gerçekten bitiyor mu? Sanmıyorum. \n\nEylül 2006 \nPaşaköy-Kıbrıs\n\nAcının bir sonu olmalı. Yoksa nefes almakla aynı şey mi acı duymak? Kan durur, yara kabuk bağlar peki ya özdeki, içerideki acı? \n\nSoy isimleri sağ göğüslerinin isimliklerinde gittikçe belirsizleşen, neredeyse kaybolan, isimsizleşen yaşlı çocuklar var burada. Öykülerini boyunlarına asılı künyelerde saklayıp taşıyorlar. Çoğu kendi öyküsünü unutmuş, unutturulmuş. Bahtları tenleriyle eşzamanlı kararıyor. Alacakaranlıkta hep birlikte küfrediyoruz gelmişe ve geçmişe. “Emredersin komutanım! Öykümü biliyor musun komutanım? Beni tanıyor musun komutanım? Ben… Kısa ve karanlık bir öyküyüm pek dillendirilmeyen ve kendini çocuk yüzlerinde yineleyen… MEMET IRGAT. ANADOLU. EMRET KOMUTANIM! \n\nEylül 2006\nPaşaköy-KIBRIS\n\nOlup bitenden hiç kimseye söz etmeyecekti. Hem anlatsa;  paslanmış bir cengâver kılıcı gibi kınında duran dili bir çözülse kim dinlerdi onu? \n“Herkes kendi kaderini yaşar oğlum Yaşar! ” diye atılıverse önüne bir gün biri, bir kedi, bir karınca, hatta güzel ötüşlü bir dağ kırlangıcı… Yaşadıkların veya yaşamadıkların durmadan yinelenen, ne manalı ne manasız bu döngünün senin seyrine daldığın birkaç küçük karesidir.” dese.\n\n\n5.10.2006\nPaşaköy-KIBRIS\n\n…Ekim, sözcükleri yitmiş ya da yitirilmiş bir şiir... Hele burada, bu isimsiz adada tel örgülerle çevriliyken yitirmek tüm imgelerini yaşamın… “Maymunlar Cehennemi” geliyor aklıma ikiye bir. Kendi türüne yabancıların ortasında “efendi-köle”yi izliyoruz gün doğumundan batımına değin.\n\n8.10.2006\nPaşaköy-KIBRIS\nİsmini, sesinin ve teninin rengini unutmak olur iş değil. Saat on bire on var. Gece her yerde gecedir şimdi. Yatsı namazını kılıp uykuya göçenler, vardiyalı işçiler, düşleriyle oyunlar içinde uykuda çocuklar, ayyaşlar, sebebini her seferinde hatırlayıp sonra da unuttukları bir tedirginliğin uykusuzluğunu çekenler… Gece hepsinin ve diğerlerinin üstünü kaplar katran koyuluğunda ve kapkara.\n\nAdını, sesinin ve teninin rengini unutamadığımın kadını da aynı koyuluğun içinden çaydanlık buharının buğusundan bakmaktadır dünyaya ve salona, ya da oturma odasına, durmadan değiştirdiği kanallara… Çaydanlığın altı sönüktür. Tasarruflu kadındır; hiç soğumasın diye ben gibi pıt pıt ateşin üstünde durdurmaz çaydanlığı, soğudukça yeniden yakar ocağı.\n\nBaşını gömdüğü kâğıtlardan, aptal kutusundan ya da boşluktan kaldırıp sigara yaksa… Kocaman dudaklarıyla ilk nefeste derince içine çekip yalnızlığı, ben hayırsızı, anasını, babasını, üç küçük kardeşini, tasayı ve mutluluğu… Ancak ilk nefese sığdıramaz bu kadar öykücüğü. İçi daralır, sıkılır ve ciğerlerinden arta kalan bir duman islimiyle üfleyiverir havaya, aptal kutusundaki uyduruk bir gece haberinin, bir manken poposunun ortasına.\n\n23.10.2006\nPaşaköy-KIBRIS\n“Günler tepelerden aşağı koşan vahşi atlar misali” tıpkı yaşlı ayyaşın –ayyaş deyip geçivermek yeter mi geçen çağın tüm yerleşik değerlerine kafa tutmuş; hatta hiç yerine koyup kafa bile tutmamış bu koca ve sert kayayı anlatmaya? - şiirindeki gibi… Rüzgârda savrulan yelelerin fısıldadığı eski zaman öyküleri doluyor kulaklarıma.\n\nYine de Ekim dirençli bitmemekte. Fakat ben daha dirençli olmalıyım.\n\n25.10.2006 Çarşamba\nPaşaköy-KIBRIS\n\nHerkesten ve her şeyden kaçıp kendime saklanma gayreti… Yalnızlık zamansız bir hastalık gibi yakalıyor insanı. Kötü ya da iyi olup olmadığını kestiremediğim şeyse bu hastalığın zaman zaman çılgınca bir zevke dönüşmesi.\n\nArtık daha sık dışına çıkıyorum döngünün ve giderek daha çok yabancılaştığımı hissediyorum herkese ve her şeye. Döngünün -ya da “büyük oyun” diyelim- dışında öyle net görünüyor ki KAOS. Fakat bu netliği anlatmak ya da kağıtlara döküp tanımlamak şimdilik pek mümkün görünmüyor. Yine de o büyük ve muhteşem an’ların yaklaştığını duyumsuyorum. Tek ihtiyacım kusursuz bir “tecrit” ve “inziva”. \n\nEkim 2006 \nPaşaköy-KIBRIS\n\nZor günlerdi, aylardı ama geçip gitti diyeceğim. Yağmurla ve toprakla, doğan ve batan güneşle, kediler, köpekler ve kuşlarla, doğanın yalnız ve garip çocuklarıyla, üzerine şafakların yazıldığı helâ kapılarıyla, küçük bir defter ve bir kalemle, ağaçların ve çiçeklerin terkedilmişliğiyle konuştuğum, dertleştiğim günlerdi diyeceğim. Korku bakışlı ve unutulmuş insan yüzleri büyüteceğim belki saksılarda bundan yıllar sonra.\n\nEkim 2006\nPaşaköy-KIBRIS\n\n—Kırılgandı- diye haykırıyor bir ses derinlerden… Kristal bir vazo gibi değil, kendi soğukluğuna terkedilmiş bir kar tanesi kadar kırılgan. İyice bakıldığında mükemmel ve simetrik hatları görülen…\n\nKasım 2006\nPaşaköy-KIBRIS\n\nKasım… Zamanın sert ve aniden esiveren rüzgâra sıkıştırdığı bir belirsiz bekleyiş… Yağmur da rüzgâr gibi kimi zaman bulutların koyuluğunda saklanıp sonra birden dökülüyor yeryüzüne tanrının evlatlarına döktüğü gözyaşları gibi ama soğuk ve gecikmiş…\n\n9 Kasım 2006\n22:45 Paşaköy-KIBRIS\n\n…ve nihayet Kasım… İçerde ve dışarıda, burada ve orada bambaşkadır mutlaka. Sadece gece olduğunda ve herkes uykudayken defterlere kazınan bir yalnızlık hatırlanabildiği kadar korkunçtur elbette.\n\n…ve nihayet Kasım; soğuk rüzgârlarına ve sabah ayazına katıp sürüklüyor tüm yaşanmışlıkları. Tanıdık tüm sesler ve yüzler kanıksanmış bir ayrılığın son tanıkları gibi döne savrula karışıyorlar zamanın sonsuzluğuna ya da kara deliklere.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günce 39",
        "poet": "Ersoy Oktay",
        "poem": "\n\nHerkesle iyi geçinmeye çalışıyorum. Çünkü düşman olarak bana kaderim yetiyor....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günce 2013.12.11.2",
        "poet": "Tamer Saka",
        "poem": "\n\nçölde sarı bir ses yükseliyor\ngöçebe bir kuş yerleşiyor kumdan saraylara\ngözlerin seni işaret ediyor\nellerin seni\n\nellerin seni işaret ediyor\nve kendini ekliyorsun bu küskün düşe\nyırtık bir zaman parçasının ardında\nkelimeler sıra sıra\n\nkelimeler sıra sıra dökülüyor yeryüzünden\nyılgın bir gecede konakladık\ndiz boyu sevdalar geldi soframıza\nyolculuk nereye kadar\n\nyolculuk nereye kadar okunur\nansızın yabancı bir rüzgar gelir\nçöller çözülür\nve ıssız bir hüzün yeşerir içimizde\n\nçölden sarı bir ses gelir şehrimize\nve ıssız bir hüznü büyütür içimizde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günce 43",
        "poet": "Ersoy Oktay",
        "poem": "\n\nBazı soruları cevapsız bırakmak, muhatabını onlarca hatta yüzlerce cevapla savaş alanında kaderine terketmektir. Asla galip gelemeyeceği....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Boğuluyorum",
        "poet": "Ersoy Oktay",
        "poem": "\n\nYine Boğuluyorum, \niçim gri hazan, \nyok bir geçerli sebebi dışarıdan.\nNedenini biliyorum en azından. \nSöyleyemediklerimin \nboğazıma tıkanmasından. \nBoğazıma tıkan. \nboğaz..\nbo....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "***Günce***",
        "poet": "Rukiye Küçük",
        "poem": "\n\nÖyle insanlar var ki, hayvan olasın gelir\nÖyle hayvanlar var ki, insanlık dersi verir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günce 64",
        "poet": "Ersoy Oktay",
        "poem": "\n\nSigara içebilmek için yemek yiyenler gibi, Seni görebilmek için nefes alıyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günce 92",
        "poet": "Ersoy Oktay",
        "poem": "\n\nBazen ne boğucu bir kalabalık olur Yalnızlık.\nSağır eder Sessizlik.\nOysa sadece HUZURDUR paylaşmak istediğin kendinle...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günce Sanat Bildirisi",
        "poet": "Çiğdem Bekar Abilov",
        "poem": "\n\n-I-\n\n\n\nSanatçının duruşu olmalı, \n\nAykırı olmalı sanatçı! \n\nNe yapılsa, ne edilse beğenmemeli; \n\nHep eksiği, hep aksağı görmeli.\n\nBaşları güzelliklere nasıl çevireceğini de iyi bilmeli.\n\n\n\n                            -II-\n\n\n\nKafa tutmalı, özgürce yaratmalı sanatçı dediğin.\n\nAnarşist olmalı yeri geldiğinde\n\nYıkmalı, yakmalı.\n\nYeri gelince koruyucu…\n\nTamir etmeli, en başından kurmalı, yapmalı.\n\n\n\n                              -III-\n\n\n\nDirenmeli sanat, inatlaşmalı, dize gelmemeli, dizginlemesi hüner istemeli.\n\nDayanmalı sanatçı kişi! \n\nOnun coşkunluğuna, baş edilemeyişine… \n\nBilmeli onu nasıl evcilleştireceğini.\n\nSanat, genel kurallar içinde kalmalı.\n\nKalıpların dışına çıkılacak diye komik durumlara düşmek anlamsız! \n\nHer işin bir kuralı vardır ve oyunu kurallarıyla oynamayan bu meydanda dolaşmamalı! \n\nTürkçe için savaşımız halka karşı değil, halka karşı olanlaradır! \n\nNe çaresize biçare deriz, ne açık dururken degaje, ne döner direksiyon yöneltece. \n\nHalk dilidir dilimiz! \n\n\n\n                            -IV-\n\n\n\nEstetiği olmalı sanatın.\n\nHer göze görünen, her yüreğe işleyen,\n\nHer birinde ayrı haz bırakan,\n\nNazlı salınışları olmalı.\n\n\n\n \n\n                              -V-\n\n\n\nNe kişiseldir sanat ne de toplumsal.\n\nOnsuz bir dünya olamayacağı için vardır.\n\nSanat bir ihtiyaç, bir zorunluluk, bir olmazsa olmaz\n\nNe sanat için toplumu üzer ne de toplum için sanatı ezeriz! \n\nVaktimiz yok bizim boş seçimler için,\n\nOlmadı hiçbir an güzelden öte derdimiz.\n\n\n\n                                 -VI-\n\n\n\nEvrenseldir duruşuyla,\n\nUlusaldır motifiyle.\n\nBeğenmez, beğendirir.\n\nGörmez, gösterir.\n\nDuymaz, duyurur.\n\nDokunmaz, hissettirir.\n\nDuymalıyız silahların, bombaların, feryatların sesini. \n\nDolaşmalıyız kırlarda çiçekler arasında, gelmeli kokuları burnumuza.\n\nAcıtmalı düştüğümüzde uçurumdan.\n\nYoksa şüphe ederiz gördüğümüzün, duyduğumuzun, dokunduğumuzun sanat olduğundan.\n\n\n\n                               -VII-\n\n\n\nÇıktık hep birlikte biz bu yola, yürüyoruz omuz omuza\n\nBarınamaz “ben bilirim” lakırtısı el ele verdiğimiz bu uğurda\n\nSavaşların, açlığın, yoksulluğun, adaletsizliğin, çirkinliklerin olmadığı bir dünyada\n\nHapsetmeyelim kelimeleri, renkleri, sesleri, hisleri, fikirleri\n\nYüreğimiz zindan değil, bırakın aksın ne varsa! \n\nHOŞ SEDA BIRAKACAK İNSANLARA MERHABA! \n\n GÜNCE SANAT\n\nGÜNCE EDEBİYAT GRUBU \nhttp://gruplar.antoloji.com/gunce-edebiyat/\nhttp://www.guncesanat.com/\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günceden 3 gün...",
        "poet": "Zafer Zengin Etnika",
        "poem": "\n\n.\n\nPazartesi; \n\nBugün yine çok bunaldım, sabah gözlerini içerken acıkmış,\nçocuk oldum. Susuzluğumu burgulanmana sürdüm, ben öpmeyi \nbiliyorum bilirsin ki. Boğazım halen ağrıyor. Oldum olası hep \nsorun oldu, yemek yemeyi sevdiğimden midir bilmiyorum.\nDoktor soğuk sıcak içmeyeceksin dedi. İçmeyeceğim diyemedim.\nBen içmeden duramam hele gözlerin akıyorsa, dudakların karşımda\nduruyorsa, içerim. Akşam sinemaya gitmek istiyorum. Kitapta okumalıyım,\nsenide görmeliyim. Bahçeye de bakmalıyım.\nÇoktandır, hele kış geleli beri bahçeye bakmadım. Sanırım solgun haldeyken \ngörmek istemiyorum. Ne ağaçları ne gülleri ne de toprağın yalnızlığını.\nUykusuzum birde. Hiç uyanmadan 24 saat uyumak istiyorum.\nOlmayacak biliyorum. Hele sen yanımdaysan mümkün değil, içime söz \ngeçiremem. Öyle dirilirim ki, güzel mevsimler açar ellerimde, biliyorum.\nSende biliyorsun.\n\nSalı; \n\nBeni aradılar, telefonlarım susmadı. Bir şeyler istediler sürekli.\nBen seni aradım bir tek, kafamın içinde görüntün, ahizede sesin. Seninle \nkonuşmayı seviyorum. Sesinde değişiyor hem. Kısa cümleler kuruyorsun\nbilmece gibi algılıyorum. Biliyorum sonra sesinin tonundan dokunmak \nistiyorsun, belki koklamak, sarılmak, seni sarmayı çok seviyorum.\nTüm kedilerim ölsün sen tek yaşa diyorum. Kedilere taktım kafayı bu aralar,\nne kadar kayıtsızlar sevişirken, belki de kedi olmalıyız. En güzeli bu bel ki, \niyice bilmiyorum. Kedi olmayı  düşünüyorum işte, düşünüyorum\n\nYağmur yağacakmış yarın, ona takıldım. Adam gibi yağmıyor artık. \nNe oluyor diyorum. Artık yağmurda yağmazsa kim temizleyecek havayı, \nkim temizleyecek şehri onu düşünüyorum. Senide düşünüyorum. \nÇiseleyen yağmurda yürümeyi seversin. Yürümeyi hep sevmiştin zaten. \nİşte oralarda senin yalnız kalma isteğini anlıyorum. İnsan bir başına nasıl \ngezer yağmurla diyorum. Senin gibi gezer geliyor aklıma. Sen yağmurla da \ngez benimle de. Seninle yürümeyi de seviyorum, yürürken konuşmayı da.\n\nArkadaşlarım bana küsüyormuş, arayıp sormuyor muşum. Yazdıklarını \nOkumuyor muşum. Kafamın içi o kadar dolu ki, diyorum işte satır satır\nAnlatıyorum ruh halimi. Hani buradan bilmeliler diyorum. Anlarlar herhalde\nFakat sitem edilmesini sevmiyorum. Ben yazıp konuşuyorum zaten. Bak \nSana da yazıyorum değil mi. Herkes kızıyor bana, soğudun çevrenden\nKimseyle ilgilenmiyorsun diye. Ya yazıyorum işte neredeyim nasılım\nGörünüyor anlaşılıyor diyorum. Yazmamı hem istiyor hem kızıyorlar\nYazmakla karnın mı doyuyor sanki diyorlar. Bilmiyorlar ki ben yazmazsam\nÖlürüm. Bunu anlatmalıyım fakat ölmem gerekir. Ölmekte istemiyorum.\nÖlmeyi sevmiyorum korkuyorum da üstelik, biliyor musun ben tanrıdan\nÇok ölümden korkarım. Onunla anlaşmak yok çünkü, biliyorum. Bir şeyler\nDaha yazacaktım fakat unuttum. Çok şeyi unutuyorum, seni unutmuyorum\nSeni neden unutmadığımı da unutuyorum. Neden bilmiyorum. Vardır bir sebebi\nelbette. \n\nÇarşamba; \n\nÇok koşturdum bugün, birkaç haber okudum. Artık tahammül edemiyorum\nhaberlere. Güzel haber nedir onu bile düşünemiyorum. Her yer kahır, her yer kan\nHer yer hırsızlık uyuşturucu. İnsanların kaçışları geliyor gözümün önüne.\nKaçarlarken nelere yakalanıyorlar görüyorum. Yüzlere bakınca artık içlerindeki\nacıları görebiliyorum. Akşam seni göreceğim, içimden bu olacak diyorum.\nKesin olmalı yoksa huzursuz oluyorum. Bak şimdi saçlarını izliyorum. Ellerim\nYanağında çocuk gibi seviyor, okşuyorum. Seni sevmeyi seviyorum. Seni sevmek\nçok güzel, öyle güzel ki kimselere anlatmıyorum. Bugün bana bir şarkı oku.\nYüzüme bak gülümse, içim dolsun seninle. Ha unutmadan sevgililer gününü\nkutluyorum. Biz sevgiliyiz değil mi. Bazen çok düşünüyorum. Nasıl oluyor da\nsevgililer karşılaşıyor onu hesaplamaya çalışıyorum. Gerçi ben sevgililer günü\nolmasa da seni seviyorum.\n\nSana hediye almalıyım. Fakat çiçek olsun istemiyorum. Kalıcı bir şey olmalı, \nbaktıkça beni hatırlayacağın. Ne bileyim ölüp giderim, bakarsın birden bire. Beni\nhatırlatmalı alacağım şey. İyi de diyorum ölüm acı bir şey, nesini hatırlayasın ki.\nVazgeçtim bak çiçek alayım dedim. hani senin sevdiğin iri yapraklılardan,\nsonra boş ver dedim solup duruyorlar, içini burkuyorlar insanın. Telefon alayım dedim.\nZaten senin var dedim. Sonra saat alayım dedim. Saat bana hep ayrılığı hatırlatır.\nSonra vazgeçtim ondanda. Ne zaman birine saat alsam hediye etsem kopuyorum.\nYok yok bir yüzük alayım diyorum. Parmağından çıkarmayacağın. Hani şahidimiz\nolacak bir şey. Sen, ben yaşarken. Bizi izleyen, bizi bilen. Yüzük ya da kolye\nalacağım. Fakat kolye olmasın istiyorum. Öperken bu kolye denen şey gelip\nkara kedi girer araya gıcık kaparım. Evet yüzük almalıyım. Yüzük almalıyım.\nparmağının ölçüsünü bilmiyorum. Öperken aklımda kalanla bakacağım. Bak\nşimdi düşünüyorum, insan sevgilisinin parmak kalınlığını nasıl bilir ki. Ölçen\nfalan var mıdır onu düşünüyorum. Biraz düşünmeliyim, yüzük alayımda \nnasıl bir şey onu bulayım. Bir sürü yüzük çeşidi var hani karar vermesi de öyle\nzordur ki, neyse düşüneyim biraz. Yüzüğü, parmağını, seni. Ne çok şey\nvar düşünecek. Başım ağrıyacak. Hastayım zaten.\n\n‘07\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*****Günce V",
        "poet": "Nurten Boz Hürel",
        "poem": "\n\nevrendeki tüm sesler can verirken doğaya, senden çıkan tek bir ses can katıyor notaya.\n\n10 Eylül 2010 Cuma\n\nnurten boz hürel\n\n﻿\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 101",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nBâtil Cesur Olmaz\n\nBâtil, gercegin kar$isina cikamaz.\nCikarsa, dâvâsini isbatlayamaz.\n\nBerlin, 21 Mart 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 103",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nInsan Bir Oyuncudur\n\nOyuncu, oyuncudur; kiliktan kiliga girer, her rolü oynar.\nInsan da bir aktördür; bir halde kalmaz; halden hale girer, cikar.\n\nBerlin, 29 Mart 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 100",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nIntihar Etme Sakin! \n\nSakin intihar edeyim, öleyim deme sakin! \nO can senin degildir, yoktur öldürmeye hakkin.\n\nBerlin, 20 Mart 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 102",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nMevlâna'ya Takanlara! \n\nMesnevî'yle ugrasmak, Müslümana yaki$maz.\nTakvâsi olan müslim, Evliyaya sata$maz.\n\nBerlin, 29 Mart 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 104",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nÖrtüyle Kalkanlanmak\n\nCinsel obje haline getirir kadini acik-saciklik.\nBuna karsi örtüyle kalkanlanmak, olmaz asla tutsaklik! \n\nBerlin, 3 Nisan 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 105",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nBahar\n\nInsanliga gönderilen cennettir bahar.\nGönderen'e olsun hadsiz hamdü senalar.\n\nBerlin, 3 Nisan 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 106",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\n$eytanin Eline Gecenler\n\nAdamin kollari, bacaklari kesilmis; yine de 'sigarayi birakmam' demis.\nI$te $eytan denen düsman, insani bu kadar derinden ele gecirebilirmis! \n\nBerlin, 6 Nisan 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 107",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nABD'ye Göre Iran'i Vurmak\n\nIran'i vurmak az felâket, vurmamaksa cok felâket.\nBu halde ABD, en az zararliyi sececek elbet.\n\nBerlin, 2 Nisan 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 108",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nSizi Ya$atan Birisi Var\n\nEy kendikendine ya$adigini zanneden insanlar! \nUnutmayin! Üstünüzde sizi ya$atan Biri'si var.\n\nBerlin, 6 Nisan 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 109",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nHaberiniz Olsun! \n\nEy inancsizlikla öksüz ve yetim kalmis insanlar! \nSizin 'Allah' denen cok $efkatli bir Sahibiniz var.\n\nBerlin, 15 Nisan 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 111",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nGercek Laiklik\n\n'Sen benim dinime karisma, ben de seninkine kari$mayayim'dir gercek laiklik.\n\nKari$irsan Müslümanin dinine, buna denmez laiklik, olur o ancak despotluk! \n\nBerlin, 13 Nisan 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 110",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nGünah Günaha Özür Olmaz\n\n'Baskasi da kusurlu, kusuruma bakilmasin' denemez ve diyemezsin.\nKusursuz olmak vazifendir cünkü, elin günahini özür edemezsin.\n\nBerlin, 26 Mart 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 11",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nFetih Bizi Bekler\n\nAvrupa'nin fethi, AB'ye girmekten gecer.\nGirdi Türkiye AB'ye, fetih bizi bekler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 115",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nAkillilar Olmasa\n\nAkillanincaya kadar akilsiz kücükler muhtactir idareye.\nAkillilar olmasa, akilsizlar akil edemezdi yükselmeye.\n\nBerlin, Ocak 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 12",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nRuhuna $iirler Olsun! \n\n$iirle ya$adi, $air öldü gazeteci Attila Ilhan.\nOna derim ben: Ruhuna $iirler olsun, ey usta $iirhan! \n\nBerlin, Ekim 2005.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 126",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nAnlam Ihtiyaci\n\nAllahsiz bir dünya ve ya$amin anlami yoktur.\nKalpli insanin bir anlam'a ihtiyaci coktur.\n\nBerlin, 9 Ekim 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 123",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nDiN \n\nBir 'yaratik' oldugunu bilip, Yaratici'ya teslim olmaktir din.\nEvreni yönetemeyecek olanlar da, olmaz asla senin Rabb'in.\n\nBerlin, 28 Eylül 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 127",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nKur'an\n\nI$i bitmis bir kitap degil Kur'an, i$i bitmez bir Kitap'tir.\nO bir insan sözü degil cünkü, Allah'tan inmi$ bir Hitap'tir.\n\nBerlin, 9 Ekim 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 128",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nSavassiz Olmaz \n\nSavassiz olmaz dünya, kötülüge meyyaldir cünkü insan, $er i$ler.\nDis savas bitse, ic savas baslar; ic savas bitse dis savasa döner.\n\nBerlin, 9 Ekim 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 129",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nGercek Din\n\nAncak Tektanri'dan gönderilendir dogru ve gercek din.\nAklin uydurduklari olamaz senin dinsel gercegin.\n\nBerlin, 5 Eylül 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 131",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nÖrtünmek\n\nAcik-saciklik tecâvüze dâvettir.\nÖrtünmekse, Kur'anca bir himayettir.\n\nBerlin, 30 Eylül 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 130",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nÖlümü Öldürmek\n\nÖlümlü bir fâni aciz insan, ölümü öldüremez.\nInaninca âhrete, ölür gider ölüm; dirilemez.\n\nBerlin, 15 Ekim 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 13",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\n-Izmir depremiyle ilgili olarak-\n\nDepremin Konu$masi\n\nDeprem diyor: 'Allah'in ayi Ramazan'da Allahsizlik etmeyin.\nÂhiretinizi dü$ünün, imaninizi yiyip tüketmeyin'.\n\nBerlin, Ekim 2005.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 132",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nA$k Nedir? \n\nNedir a$k? Vurulmaktir ölümsüz Olan'a.\nBir de kapilmamaktir fânî mahbublara! \n\nBerlin, 18 Ekim 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 133",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nYehova $ahitlerine\n\nYanilgilarinizla insanligi yaniltmayin.\nRabbiniza hesap vereceksiniz unutmayin! \n\nBerlin, 19 Ekim 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 135",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nKutlayin Bayrami Hamdinizla \n\nBüyük bir zafer kazandiniz, tuttugunuz orucunuzla.\nBin bayram etmek hakkinizdir, kutlayin onu hamdinizla.\n\nBerlin, 19 Ekim 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 134",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nIrak'in Düzelmesi\n\nIrak bölünmedikce düzelmez, onun kaderi bölünmektir.\nCok kan dökülmeden onu kaderine kavu$turmak gerektir.\n\nBerlin, 1 Mart 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 136",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nInsan Bir Uzay Yolcusu\n\nBir dünya dönüyor, üzerinde alti milyar akilli canliyla.\nBir gemi gidiyor uzayda, bekâ sahiline varmak kasdiyla.\n\nBerlin, 23 Mart 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 137",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nAkilsizligin Daniskasi\n\nAkilli insanin akilsizlari 'Yaratici' yapmasi; \nBuna denir ateizm, ve de akilsizligin daniskasi! \n\nBerlin, 23 Ekim 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 138",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nIrkcilik\n\nKardesin kardesi inkâridir irkcilik.\nBu ilkel âdeti birakmalisin artik.\n\nBerlin, 2 Ekim 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 140",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nGecicidir Insan\n\nGecici varliktir insan, ölecek! \nYalniz Yaratan'dir, bâkî kalacak.\n\nNot: Allah'im! Ölen iyilerimize rahmet eyle.\nKötülerimize de $efaat ihsan eyle.\n\nBerlin, 5 Kasim 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 139",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nInanclilar Icin Yokluk Yok\n\nBinler derdi, hastaligi ve ihtiyarligi olan insanlik icin ölüm, büyük kurtulu$.\nYeniden dirili$e inananlar icin yoktur hicolu$, yokolu$, mahvolu$ ve sonbulu$.\n\nBerlin, Ocak 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 145",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nMedeniligin Ilk Sarti\n\nInsanin insana hizmetiyle döner medeniyet carki.\nGörev almak, hizmete katilmak medeniligin ilk sarti.\n\nBerlin, 17 Kasim 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 14",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nCehâlet Olan Ilim\n\n'Her $eyi yapan tesadüftür' derse, bir fen, ilim.\nBen o ilme ilim demem, ancak 'cehâlet' derim! \n\nBerlin, Ekim 2005.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 143",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nAkil Ve Vicdan\n\nInsani insan eden akildir, bir de vicdandir.\nBunlardan biri eksik oldu mu, insan noksandir.\n\nBerlin, 8 Kasim 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 146",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nMutluluk Istersen\n\nMutluluk istersen, yalnizca $imdinin derdine bak. \nGelecegin derdini, gelmemis gelecege birak. \n\nBerlin, 25 Kasim 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 144",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nKötü Arkadas\n\nInsanin $eytanidir kötü arkadas.\nOnu dost tutan, olmustur $erre yoldas.\n\nBerlin, 10 Kasim 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 142",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nVarsa Ibadetin\n\nYaratilisin ve ya$atilisinin geregidir ibadet.\nVarsa ibadetin, helâldir sana hayat; buna itikad et.\n\nBerlin, 8 Kasim 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 147",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nBülent Ersoy Hanimefendi'ye\n\nYanlış yerde arama dostum ihanetsiz sevgiyi.\nYaratan'ın yanıdır, gerçek aşkın doğru adresi.\n\nBerlin, 31 Temmuz 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 148",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nAnlarsınız\n\nÇaydan, çeşmeden, dereden de değil; Allah'tan gelir su.\nBarajlarınız kurudu mu, iyi anlarsınız bunu.\n\nBerlin, 29 Temmuz 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 149",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nİnsanlığın Umudu\n\nDünyayı kuraklık vurdu, çeşmeler de kurudu.\nAllah'ın yağmur vermesinde, insanlığın umudu.\n\nBerlin, 29 Temmuz 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 15",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\n'Medenî' Olmak Istersen\n\nKizilderililer icad etmi$ sigarayi: Sigara icmek, 'ilkellik' demek.\n'Medenî' bir adam veya kadin olmak istersen, sigarayi birakman gerek.\n\nBerlin, Kasim 2005.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 151",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nBirinci Amacın\n\nHayattaki birinci amacındır; Hakk'a, insanlığa yükselmek.\nBunun için de Miraclı Ahmed'in yolunda yürümen gerek.\n\nBerlin, 10 Ağustos 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 150",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nKalırsın İnleyişte\n\nHer an bak mâzi olmaktasın, istikbâlin de tükenişte.\nHemen bir ebed bulmalısın, yoksa kalırsın inleyişte.\n\nBerlin, 12 Temmuz 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 153",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nDarbe Vurduğu An \n\nSaygılıyız askere, vatan ve milleti koruduğu müddetçe.\nOna dostluğumuz yok olur, darbe vurduğu an demokrasiye.\n\nBerlin, 15 Ağustos 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 159",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nEdersin Hayret\n\nÖyle zaman olur ki, az bir cesaret ve gayret; \nBatıştan kurtarır dünyayı, edersin hayret.\n\nBerlin, 21 Temmuz 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 152",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nDüşersin Hayvanlığa\n\nSeni ancak Allah'a yükselenler yükseltebilir insanlığa.\nGirmezsen onların yoluna, düşersin maymunluk ve hayvanlığa.\n\nBerlin, 10 Ağustos 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 160",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nİnsanın En Kıymetlisi\n\nBaşta dini, sonra; malı, canı, ırzıdır \ninsanın en kıymetlisi.\nBunları da Hak ve Adalet ve Dürüstlük'le \nkorumak en iyisi.\n\nBerlin, 27 Temmuz 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 157",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nSultan Gibiydim\n\nParasız, pulsuz dolaştım ben, ama imansız\ndolaşmadım Berlin sokaklarında.\nFakirdim, fakat bir sultan gibiydim\ninanç yoksullarının zengin yıkıklarında.\n\nBerlin, 6 Haziran 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 16",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\n$eytanin Esaretindeyken\n\nSeni zehirledigini bildigin halde, 'sigara ilkellik degildir' deme.\n$eytanin esaretinde oldugun halde, 'özgürlügüm tam elimdedir' deme.\n\nBerlin, Kasim 2005.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 162",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nIlımlı İslâm\n\nDinsel terörle eşitlenmek istemeyenlerin \ntarafıdır: 'Ilımlı İslâm'.\nBölmek için değil, iyiyi kötüsünden \nayırmak için alınmıştır bu nam.\n\nBerlin, 22 Agustos 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 163",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nGerçek Mehdi \n\nNe şucudur ne bucu, ne alevîdir ne sünnî; \nAllah'a teslim olmuş bir Elçi'dir gerçek Mehdi.\n\nBerlin, 23 Agustos 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 164",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nNasıl Olur? \n\nDert, belâ ve hastalıklar olmasa, nasıl olur Allah'ı anmak? \nRabb'indan gafil insan, o vasıtalarla O'na yol bulur ancak.\n\nBerlin, 29 Temmuz 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 165",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nZor Varırlar \n\nNice iyiler vardır, daha iyilerin yanında şeytan \ngibi kalırlar.\nBu dünyada bir iyilik ve hayrı olmayanlar, \ncennete çok zor varırlar.\n\nBerlin, 29 Temmuz 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 166",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nEn Büyük Canidir! \n\nAllah'ı inkârdır; evrenin anlamını katleden.\nEn büyük canidir bu hunhar katliamı işleyen! \n\nBerlin, 19 Ağustos 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 167",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nBir Anlam Bulmak \n\nHayatın en önemli anlamıdır Yaratan'ı bilmek, \nO'na kul olmak.\nO'na kulluk yoksa, mümkün değildir yaşama \ngecerli bir anlam bulmak.\n\nBerlin, 31 Temmuz 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 17",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nParisli Laiklerin Muhtac Oldugu\n\nParisli laikler, Islâm'in gercegine muhtac.\nIsyanlar sönmez, kar$ilanmadikca bu ihtiyac.\n\nBerlin, Kasim 2005.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 171",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nBüyük Amaç\n\nKüçük amaçlar vardır, orta ve büyük amaçlar vardır.\nBüyük amaç, ölümsüzlük peşinde olan koşmaklardır.\n\nBerlin, 6 Ağustos 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 168",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nGöreceğiz\n\nİlerledikçe ilim, anlaşılacaktır Kur'anın\ngerçekleri daha iyi.\nO zaman göreceğiz; kim doğru yoldaymış\nkim eğri, kim akıllıymış kim deli! \n\nBerlin, 10 Temmuz 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 176",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nHaber Veriyorum 'Gerçek'ten\n\nŞiir falan yazmıyorum, hakikat yazıyorum ben.\nSözlerim hayal değil, haber veriyorum 'gerçek'ten.\n\nBerlin, 21 Ağustos 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 174",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nOlursun Hayvandan Hayvan\n\nEy en güzel şekilde yaratılmışlığından\nhabersiz insan! \nTaparsan kendinden alttakilere, \nolursun hayvandan hayvan.\n\nBerlin, 20 Ağustos 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 177",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nO'na Varsana! \n\nYağmur ve ışık ile, bak hayat veriliyor sana.\nKimdir o 'Veren'; sorup anlasana, O'na varsana! \n\nBerlin, 25 Ağustos 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 179",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nZulmüne Son Ver \n\nZalimdir, günahına tövbe etmeyenler de.\nZulmüne son ver, azrail seni gözlemede! \n\nBerlin, 25 Ağustos 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 181",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\n'Tek İlah'a' Dayanç\n\nHem ışıktır, hem de kuvvettir Allah'a inanç.\n'En güçlü' eder insanı, 'Tek İlah'a dayanç.\n\nBerlin, 27 Ağustos 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 184",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nKesip Atmak Gerek\n\nOlmuyor: Her gün yemek, her gün yemek, her gün yemek! \nBu alışkanlığı oruçla kesip atmak gerek.\n\nBerlin, 31 Temmuz 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 18",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nBir Kiraci Olduklarini Bilmeyenler\n\nInsanlar kendi evlerinde degil, Allah'in evinde, mülkünde otururlar.\nBir kiraci olduklarini bilmezler de, dünyayi kendi evleri sanirlar.\n\nBerlin, Kasim 2005.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 19",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nFransiz Zaferi(!) \n\nZulmün laik zaferi, onun en büyük yenilgisidir.\nFransiz türban karari da, bu yenilginin sesidir! \n\nBerlin, Kasim 2005.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 191",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nKâr Yok\n\nAllah'tan, Tek İlah'dan başka yâr yok.\nO'nun yolundan başkasında kâr yok.\n\nBerlin, 16 Eylül 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 200",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nBeni De Vurdu \n\nBenim doğum günümde vuruldu Amerika\nikiz kulelerden kuzum.\nABD'yi vuran, beni de vurdu; çünkü\nkirli oldu onbir dokuzum...\n\nBerlin, 11.9.2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 20",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nTesadüf Ve Ihtimallerle Evren Kurulmaz\n\nIhtimallerle degil, cok ince hesaplarla kurulur bu evren.\nTesadüfe birakilan bir i$de, ne denge olur, ne de düzen.\n\nBerlin, Kasim 2005.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 210",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nTam İsabetli Yol\n\nDoğruluğa boyun eğ, eğriliğe asi ol.\nBudur, tutman gereken tam isabetli yol.\n\nBerlin, 30 Eylül 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 21",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nKör Olsun $eytanin Gözü! \n\nKörle gören bir olmaz ki, inancliyla inancsiz bir olsun.\nInkâr gercegi örter, örttüren $eytanin gözü kör olsun! \n\nBerlin, Kasim 2005.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 211",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nÖlürsün! \n\nBırak Dünya'yı, ağırdır o; mülk Sahibi döndürsün.\nSen döndürmeye kalkarsan, altında kalır, ölürsün! \n\nBerlin, 30 Eylül 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 212",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nAşk'a Erdi Mevlâna\n\nAnalım Mevlâna'yı ananlarla beraber,\nhenüz biz hayattayken.\nYandı, pişdi, Aşk'a erdi Mevlâna; \nKur'an Güneşi tam tepedeyken.\n\nBerlin, 30 Eylül 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 216",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nŞöyle Dua Edelim:\n\nKötülükten arındır, iyiliği yerleştir bende.\nİstediğim herşey, ey Rabb'im, bulunur ancak Sende.\n\nBerlin, 2 Ekim 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 215",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nOl Bir Kur'anist! \n\nCehennemdir, senin için ölüm ve yok oluş korkusu ey ateist! \nKurtuluş istersen bu cehennemden, inanıp Allah'a, ol bir Kuranist! \n\nBerlin, 2 Ekim 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 175",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nYakışmaz\n\nYaratılış ve yaşatılış gayendir; namaz, niyaz.\nVarlıkların sultanına ibadetsizlik yakışmaz.\n\nBerlin, 12 Ağustos 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 217",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nSabra Dayan\n\nSabırsızlıktır, seni yarı yolda koyan.\nVarıncaya kadar hedefe, sabra dayan.\n\nBerlin, 3 Ekim 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 218",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nEn Doğru Yol\n\nSevaplarda cesur ol, günahlarda korkak ol.\nAllah'tan sakınmak, senin için en doğru yol.\n\nBerlin, 3 Ekim 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 22",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nO'nun Icin Ya§amalisin\n\nHerseyi senin icin yaratmi§tir Halik.\nSen de O'nun icin ya§amalisin artik.\n\nBerlin, Aralik 2005.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 223",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nYeni Kimliğin\n\nSahip olduğun kimliği at; al, bu senin yeni kimliğindir.\nO da; Ondan başka ilah yok deyip, Allaha teslim olmandır.\n\nBerlin, 11 Haziran 2012.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 222",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nOna Teslim Olacak Ahmet Altan\n\nMerak ediyorum; ne zaman Tanrıyı tanıyıp Ona teslim olacak Ahmet Altan? \nYoksa ölüp, âhiretsizce kabre mi konacak, Yaşatıcısını tanıyamadan? \n\nBerlin, 11 Haziran 2012.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 219",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nDirilmek İstersen\n\nYaradıcını bilip bağlanmamışsan, ölüsün mânen.\nDirilmek istersen, bağlanmalısın Allah'a Kur'anen.\n\nBerlin, 3 Ekim 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 213",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nBarışıdır Vücudunun\n\nFaydası az, zararı çoktur; sigara, alkol ve uyuşturucunun.\nZararlıyı terketmek farzdır sana; bu farz, barışıdır vücudunun.\n\nBerlin, 2 Ekim 2007.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 226",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nHurafedir İslamiyete Hurafe Diyen\n\nAsıl kendisi hurafedir, İslâmiyet'e \"hurafe\" diyen.\nHurafe olmaz asla İslâmiyet, hurafecinin sözüylen! \n\nBerlin, 16 Ekim 2012.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 225",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nAteistlerin İnkârı Geçersizdir\n\nDünyanın bilginleri varsa, dinin de âlim ve evliyaları vardır; bilginlerin bilmediklerini bilirler.\nBu sebeple de ateistlerin Allah'ı inkârları, bilinmezi bilen evliya nazarında geçersizdirler.\n\nBerlin, 7 Ekim 2012.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 227",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nAteistin Sözünü Çöpe Atarım\n\nBen ateistlerin Hazret-i Muhammed'i karalamasına bakmam, onun getirdiği Kur'ana bakarım.\nÇünkü  tüm sorunlarımı çözüyor Kur'an benim; ateistin sözünü takmam, alır\nonu çöpe atarım.\n\nBerlin, 20 Ekim 2012.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 229",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nBayramın Kutlu Olsun Ey İnanan\n\nEn sevdiğini feda edebilmektir büyük Allah'a, kurban.\nFeda ettiysen nefsini, bayramın kutlu olsun ey inanan! \n\nBerlin, 25 Ekim 2012.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 228",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nHiçliktesin\n\nEn büyük sorunundur senin; nereden geldin, nereye gidiyorsun ve necisin? \nKur'an ile çözmediysen bu sorunu; bilgisizlik, gayesizlik ve hiçliktesin! \n\nBerlin, 20 Ekim 2012.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 23",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nYeni Yil'i Müslümanla$tirin! \n\nIyilige uyun, ziddina degil, uydurun dünyayi kendinize.\nYeni Yil'i da Müslüman edin, döndürün onu gercek dininize! \n\nBerlin, Aralik 2005.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 232",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nHayvanların Tanrısı Sen Değilsin Ey Pelin Batu\n\nHayvanların Tanrısı sen değilsin ey Pelin Batu, seni yaratan Allah'tır.\nO'ndan daha acıyıcı olamazsın ki, kurban yasağı istemen hak olsun! \n\nBerlin, 26 Ekim 2012.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 230",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nKurban Yasağı İsteyen Sanatçıya \n\nKurban'ı yasaklayabilirsin, ancak olursan hayvanların Yaratan'ı.\nAllah'tan başka ilah yoktur ama, o halde geçerli olan, O'nun beyanı.\n\nBerlin, 26 Ekim 2012.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 233",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nKurban Etmelisin Acımanı\n\nAllah'tan daha acıyıcı olamazsın, değilsen hayvanların Tanrısı.\nMadem Tanrı değil yaratıksın, Kurban etmelisin Tanrı'na acımanı.\n\nBerlin, 26 Ekim 2012.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 234",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nSen İlk Önce\n\n\"Müslümanlar niçin geri kaldı\"yı bırak.\nSen ilk önce; \"sen ileri misin\", ona bak! \n\nBerlin, 29 Ekim 2012.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 235",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nGeri Kalmıştır Mutlaka O\n\nCennetin kazancı içinde olan insandır, ileri insan.\nGeri kalmıştır mutlaka o, bu kazançtan haberi olmayan! \n\nBerlin, 30 Ekim 2012.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 238",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nMümkün Değildir Bilgiyle Tanrı'yı Silmek\n\nTanrı'nın izin verdiği kadarını bilebilirsin ancak, ey bilim adamı.\nBunun için hiç mümkün olmayacaktır bilgiyle silmen, evrenin Yaratan'ını.\n\nBerlin, 28 Ekim 2012.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 236",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nEy Bilim Adamı Ve Kadını! \n\nKendine ait olmayan bir evrende bilim yaptığını unutma ey bilim adamı ve kadını! \nYoktur size: \"Bilimle her soruyu cevaplayıp, Yaradan'ı aradan çıkaracağız\" deme hakkı.\n\nBerlin, 27 Ekim 2012.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 237",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nGülünç Oluyorsun Şeytana\n\nBu evreni sen yaratmış olsaydın ey bilimci, o zaman her soruyu cevaplardın bilimle ve gerek kalmazdı Tanrı'ya.\nAma bir \"yaratık\" olduğunu unutmuş olduğundan sen; tanrıcılık oyununa kapılıp, gülünç oluyorsun şeytana! \n\nBerlin, 27 Ekim 2012.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 24",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nYeni Yil'a Giri$im\n\nGünahsizca eglendim, ibadetle girdim Yeni Yil'a.\nGünahlarima tövbe edip, vedâ ettim 'Eski Yil'a.\n\nBerlin, Aralik 2005.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 25",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nFânî Sevgililer\n\nGercek a$ki hem ölümsüz Leylâ'yi coktan bulduk biz.\nFânî sevgililer, oldu bizim cariyelerimiz.\n\nBerlin, Aralik 2005.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 26",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nBayram\n\nBayram, fakire derttir, eger yardim görmüyorsa.\nZengine de sevinctir, muhtaci gözetiyorsa.\n\nBerlin, Ocak 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 28",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nKurban Allah Icin Olmazsa\n\nMülk Allah'indir, izin Onun'dur, kurban lillah icin.\nKatil olur kesim, kesilmezse hayvan Allah icin.\n\nBerlin, Ocak 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 27",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nKurban Et Nefsin Olan Hayvani\n\nInanc ve iyilikciliginin bir ücreti olarak, \nRabb'in sana verdi Kevser'i.\nSen de bunun $ükran ve sevinci olarak, \nO'na kurban et, nefsin olan bir hayvani.\n------\nKevser: Cennet ve cennet irmagi.\n\nBerlin, Ocak 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 29",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nKurban Kesmek\n\nOlmak istersen gercek insan ey insan! \nAllah'a, Kitabina, Mehdisine teslim ol.\nTeslimci'ysen eger, cenneti kazandin say; \nbunun $ükrü de Kurban kesmektir, emin ol.\n\nBerlin, Ocak 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 31",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nKalbin Yoksa\n\nHikâye yazmak, edebiyat yapmak, roman okumak ne güzel; \n$ayet anlami varsa.\n\nHikâyeler hikâye, anlamlar anlamsiz kalir; \nYaratan'a dönük bir kalbin yoksa.\n\nBerlin, Aralik 2005.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 33",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nAdil Olalim\n\nKin, öfke ve intikam arzumuzu bir kenara birakip adil olalim.\nBilelim ki: Adaletin düsmanimiza verdigi cezaya riza lâzim...\n\nBerlin, Ocak 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 35",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nIran'in Nükleer Penceleri Sökülecek\n\nSüper dengeler icin bir savas ya$anacak, Ortadogu'nun ortasinda.\nRadikalist Iran'in nükleer penceleri sökülecektir cok yakinda.\n\nBerlin, Ocak 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 34",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\n(Keci inadi degil)  Nükleer Inadi! \n\nIran inad ediyor atomda ve hem nükleerde.\nOnun bu inadi, sokacak ba$ini büyük derde! \n\nBerlin, Ocak 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 36",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nIlk Dostum Okumak \n\nBirinci düsmanim cehâlettir benim, ilk dostum da okumak.\nOkuyarak cahille$en bilginlere de lâzimdir acimak.\n\nBerlin, Ocak 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 32",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nÖlüme Kacan\n\nYoksa eger derde, belâya sabretmekten ba$ka bir caren.\nAllah icin sabret; ölüme kacan, $eytana olur yâren.\n\nBerlin, Aralik 2005.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 37",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nGecen Zaman Degil \n\nDikkat et: Tik tak, tik tak, tik tak.\nGecen, zaman degil, sensin bak.\n\nBerlin, Ocak 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 38",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\n$eytanin Dostlari\n\n-Mevlâna'ya dil uzatanlara-\n\nAllah dostlarinin da düsmanlari vardir.\nBu düsmanlar da, $eytana dost olanlardir! \n\nBerlin, Ocak 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 40",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\n$eytan Gibi Olma\n\n-Mesnevî'yi batirmaya calisanlara-\n\n$eytan gibi bir tek kusurla bin iyiligi örtme, inkâr etme, kapama.\nDag gibi Mesnevî'yi bir kac erotik anlatim yüzünden yere batirma.\n\nBerlin, Ocak 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 39",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nAllah'in Casusudur Mevlâna\n\nMogallar'in, hunharlarin degil, Allah'in casusudur Mevlâna.\nIlâhî casuslarin i$leri, uygundur Rabb'in her buyruguna! \n\nBerlin, Ocak 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 41",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nSigara der ki:\n\n'Yakarsan sigarayi, yakarim canini; zira ben ölümüm.\nNikotin zehriyle can alirim, sihhatin icin bir sönümüm! '\n\nBerlin, Ocak 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 42",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nBizim A$kimiz\n\nÖlümsüz Olan'adir bizim a$kimiz, sevdamiz.\nÖlümlüleri de, O'nun icin sevip saymadayiz.\n\nBerlin, Ocak 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 44",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nDenge Icin\n\n$u hayatta hem dünyali ol, hem âhiretli.\nIki dünyali olmak, yapar seni dengeli.\n\nBerlin, Aralik 2005.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 43",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\n$eytani Ta$la\n\n$eytanin i$i yoktur $eytanliktan ba$ka.\nNerde görürsen bir $eytanlik, onu ta$la! \n\nBerlin, Ocak 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 45",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nEbediyet Isteyen\n\nInsan; dogar, büyür, ölür; dünyada ebedî kalmaz.\nEbediyet isteyen, âhiretten habersiz olmaz.\n\nBerlin, Ocak 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 46",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nMirac'a Cikmak Istersen\n\nIyilige ermek istersen, sevdiginden ver muhtaca.\nAdi, bayagi $eyler vererek, cikamazsin Mirac'a.\n\nBerlin, Ocak 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 47",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nIcad Oldu Ceptelefon\n\nAte$li 'silah icad oldu, mertlik bozuldu'.\nIcad oldu ceptelefon, hasretlik son buldu! \n\nBerlin, Ocak 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 54",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nHayat 5\n\nHer $eyin bir $eyidir hayat.\nYoktur ondan büyük bir sanat.\n\nBerlin, $ubat 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 61",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nSevgililer Günü\n\nSevgililer Günü, sevgiliyi bilmis ve bulmuslarin günü.\nGercek Yâr'i bulanlar icinse, hergün sevgililerin günü.\n\nBerlin, $ubat 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 82",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\n(Kadinlar Gününde)  KADIN\n\nErkegin kralicesidir iyi kadin, iyi erkek icin.\nAllah'a kul olmak gerektir; iyilesmek, güzellesmek icin.\n-----------------\nNot: 8 Mart, 'Dünya Kadinlar Günü'dür.\n\nBerlin, 4 Mart 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 80",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nMevlâna\n\nGeldi dünyaya Mevlâna, Kur'an Günesi tam tepedeyken.\nBu vaktin i$igi yakti Rumî'yi a$k ile Konya'dayken.\n\nBerlin, Mart 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 81",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nBölünmek Irak'in Kaderidir\n\nKuvvetli bir din ve millet kardesligi yok Irak'ta, Irak bölünecektir üce.\nBölünmek kaderidir Irak'in, haber vermistir bunu Son Elci asirlar önce.\n\nBerlin, Mart 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 84",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\n'Mesnevî Kur'an Mi' Diyene\n\nYanliz ayetler degil, ilhamlar da Allah'tan iner.\nMesnevî de Allah'tandir, mümin bunu ayirdeder.\n\nBerlin, 1 Mart 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 85",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nEy Kadinlar Ve Erkekler! \n\nBirbirinizi ezmeyin, adaletli olun ey kadinlar ve erkekler! \n$efkatli ve iyilikci olmanizi bekler sizden Allah ve Peygamber.\n\nBerlin, 8 Mart 2006\nDünya Kadinlar Günü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 52",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nKesilmesi Gereken Agac\n\nIman agacinin meyvesi, iyilikciliktir.\nKötü meyveli agacin kesilmesi gerektir.\n\nBerlin, Ocak 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 86",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nBahar\n\nBitkisel ölülerin yeniden dirilis ve ne$rolu$ vaktidir bahar.\nInsanlik ölüsünün baharidir mah$er de, kiyametten sonra dogar.\n\nBerlin, 5 Mart 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 87",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nGelecek Derdi\n\nGelecek endi$esi öldürür insani o ölmeden.\nAkilli olan dert etmez yarini henüz o gelmeden.\n\nBerlin, 1 Mart 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 89",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nSigara\n\nCehennemin kücük bir özetidir sigara.\nOna sarilani yakar, mahveder bu kara.\n\nBerlin, 11 Mart 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 91",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nYepyeni Bir Söz\n\nBir söz söylemeliyim bugün yepyeni.\nTevhid'den baska yeni bir söz bilmem ki! \n-------------------------\nTevhid: Birleme. Allah'tan baska ilah\nolmadigini tekrarlama.\n\nBerlin, 19 Mart 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 75",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nOrtaya Cikmali Gercek Islâmîlik\n\nOtadan kalkmalidir Alevîlik, Sünnîlik.\nOrtaya cikmalidir gercek Islâmîlik.\n-----------------------------\nNot: Burada istenmeyen, Hz. Peygamberin \nsünneti degil, mezhepciliktir.\n\nBerlin, Ocak 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 48",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nAnla$ilan\n\nSavasi göze alacak Ahmedinecad, yine de Amerika'ya egilmeyecek.\nYenilecek ama, 'ABD'ye ba$ egmemis adam' olarak da tarihe gececek.\n\nBerlin, Ocak 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 92",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nBazi Yazarlara Uyari! \n\nAmerika'yi yikmaya calismayin sakin ha, altinda kalirsiniz! \nAncak Mehdi ve Mesih birligiyle hak bir egemenlik kazanirsiniz.\n\nBerlin, 20 Mart 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 90",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nEvrim Kime Yarar? \n\nAllah'a inancla sona erer, O'nu inkârla da devam eder evrim teorisi.\nBilim ve insanliga degil, ancak ateizme hizmet eder Darwin'in ögretisi! \n\nBerlin, 14 Mart 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 94",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nE$cinsel Evlilik! \n\nEvlenerek(!)  me$ruiyet kazanamaz e$cinseller ve lezbiyenler.\nHak evlilik kar$i cinsledir, Hakk'a uymali uygunsuz ciftle$enler.\n\nBerlin, 20 Mart 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 88",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nBelâ Kar$isinda Insan\n\nHic ölmek istemez insan eger mutluysa, cünkü o ebede a$iktir.\nBir belâ gelmeye görsün ba$ina, bu sefer o ölüme a$iktir! \n\nBerlin, 10 Mart 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 96",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nDönen Ve Dönü$en Dünya\n\nAllah'tan gelip Allah'a gitmektedir $u Dünya denen küre.\nSahibi'ne vardiginda, âlem dönü$ecektir âhirete.\n\nBerlin, 20 Mart 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 93",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\n11 Eylül'ün Sonucu\n\nEl-Kaide vurdu Eylül'de ikiz kuleleri.\nKulelerin altinda kaldi Islâm ülkeleri! \n\nBerlin, 20 Mart 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 97",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nBediüzzaman\n\nKâinat kitabinin en mükemmel okutucusudur Bediüzzaman.\nÂlim olur kisa zamanda onun aydinlik eserlerini okuyan.\n\nBerlin, 20 Mart 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 99",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nInsanin Yapilisi\n\nInsanin asli degil, insan müsveddesidir maymun denen yaratik.\nEvrimle degil, mustakil yapimla halketmistir insani yüce Hâlik.\n\nBerlin, 15 Mart 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel: Bunun adı TERÖR'dür!",
        "poet": "Mustafa Çelebi",
        "poem": "\n\nHer sabah olduğu gibi, bu sabah da uyandığımda, haberler bölümlerine bakıp, dünya da' Ne olmuş, ne olmamış' diye bakınmak istemiştim. Karşılaştığım manşet dehşet verici ve açıkçası korkutucu idi. ' Israil Gemilere Saldırdı! '. \nItiraf etmeliyim ki, son yıllarda pek birşey beni şok etmemiştir, adeta alışmıştık negatif haberlere. Bu sefer  ama farkli idi, çünkü Türk bayrağı altında giden bir filoya, Israil askerleri, elini kolunu sallaya sallaya girmiş ve adeta bir katliam gerçekleştirmişlerdir.\n\nEvet! Adını ne koyar iseniz koyun, bu bir katliamdır! Nitekim, PKK buna benzer bir operasyon yapmış olsa idi, adına ne verilecekse, Israil içinde aynı ad geçerli olması gerekliğinden hiç şüpheniz olmasın.\n\nBunun adı TERÖR'dür, başka adı olamaz! ...\n\nAnlayamadığm sadece şu kısım, Israil nasıl olduda böyle bir saçma operasyona damgasını vurabildi? ! Hiç şüphesiz  tüm dünya kendilerini eleştireceğini, karşı çıkacaklarını biliyorlardı. Mossad dünyanın en iyi istihbarat kurulumlarından biridir, belkide başı çekendir diyebiliriz. Şimdi Israil kalkmış ' Gemide silah olabilirdi' gerekçesini öne sürmektedir. Tabi ki böyle diyecek, nitekim Amerika Birleşik Devletleride bir zamanlar ' Saddam'ın gizli silah depoları var' diyerek, yalan bir gerekçe ile işgal etmiştir edeceğini. Aynı taktik, ayni düşünce, aynı yalanlar! \n\nHiç şüphesiz bu bir Savaş gerekçesidir! Türkiye bu konuda çok sert ve verilen Şehitlerin kanını sormada kesinlikle ciddi ve geriye adım atmayacak şekilde bir tutum sergilemelidir. Ayrıca AB, bu konuda Türkiye'ye arka çıkıp, kesinlikle Israil'e tavrını koymalıdır. Zaten Türk bayrağı altında yolculuğa çıkmış bir gemiye, başka bir ülkenin askerleri girip, birkaç vatandaşını öldürüyor ise, bu apaçık Savaş ilanıdır! Diyorum ya, bunun aynısını Türkiye yapmış olsa idi...\n\nMisal düşünün, Israil yardım düzenleyecek, ve Türk askeri gemileri işgal edecek! Sizce ne olurdu? \nEvet, aynen düşündüğünüzden olurdu.., Israil zıplardı, AB zıplardı, ABD zıplardı, Dünya zıplardı.\nSuçlu, şüphesiz Türkiye olurdu..., vargelelim ki, saldırıyı yapan Türkiye değil, Israil'`dir ve sadece Türkiye vatandaşı değil, birçok ülkeden insan vardı bu filolarda.\n...\nAma bu sefer Israil sabrı taşırdı, bu işin sonu Israil'in aleyhine olacaktır. Eğer aleyhine olmaz ise, o zaman bundan sonrada adamlar ellerini kollarını sallaya sallaya her ülkeyi işgal eder, dilediklerini yapabilme haklarını kazanırlar. Ayrıca bu iş iki kuru teşekkür ilede bitmemesi gerekir! \nŞahsi görüşüm sorulursa (ki ben sadece kendi görüşümü belirtebilirim zaten) , bence Türkiye bu konuda açık ve net şekilde, ' Ya adamlarımızı serbest bırakırsın, yahut ordumuzla kapınızdayız' mesajını vermesi gerekir.\nSavaşı başlatan Türkiye değil, Israil'in ta kendisidir! Savaş dediğimi yabana atmayın, adını neyle süslerseniz süsleyin, bunun adı SAVAŞTIR! Bunu söyleyen ben değilim, nitekim ' Teröre karşı Savaş' sloganlarını atanlardır. Buyursunlar, Israil Terör uygulamakta,  ' Demokrasi ve Barış' diye orta doğuya saldırı uygulayan kişiler, Israil'e de aynısını uygulasınlar. Dedik ya, adını ne ile süslerseniz süsleyin, hiç şüphesiz bunun adı TERÖR'dür!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncem",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nHer bir insan; bir çiçeğe duyacağı sevgisi ile: kendi iç evrenini daha da genişletebilmelidir, diye düşünüyorum! . İnsanlar, öğrenmeye karşı, kendini hakkıyla adayınca; bir çiçekten bile, çok şey öğrenebilir! . Kendimize zaman ayırmalı ve de bakımını gerçekleştirebileceğimiz bir çiçeğimiz olmalıdır, diye düşünebilmeliyiz! . Çiçek sevgisi; insan kalbini yumuşatır ve insanı olgunluğa taşır, hayatımıza mana katar! . Bir çiçeğin bakımı; fedakarlık ve duyarlılık ister! . Bir çiçeği hakkıyla tanımak; az şey mi? . Dün; bir tane AFRİKA MENEKŞESİ satın alarak; bahçecilik adına gelişebilmeyi ve bir çiçeğin bakımında, huzur ve umudumu arttırabilmek istiyorum! . Umarım; düşündüklerimi gerçekleştirebilecek zamanı bulabilirim! . Bir çiçekle hayata tutunmak ve hayatımı güzelleştirmek istiyorum! . Günlüğümü kaleme alarak; bahçecilik konusunda gelişim gösterebilmeliyim, diye düşünüyorum! . 15 Eylül 2009 Salı 04:48:21 \n\n\nSAYGILARIMLA! . TEŞEKKÜRLER! . İYİ Kİ VARSINIZ! . DOSTLUKLAR SAĞOLSUN! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel taşlamalar…",
        "poet": "Mehmet Halil",
        "poem": "\n\nBüyükanıt, ‘’Kim darbe girişiminde bulunduysa yargılamadan önce tımarhaneye götürmeli \nve öyle yargılamalı’’ demiş…\nBu tavsiyesinden sonra da, tüm darbe sanıklarının HSYK’ kararıyla, tımarhaneye gönderileceğinden emin bekliyormuş…\nSanık aileleri de ‘’Allah senden razı olsun! ’’ dileklerinde bulunuyormuş…\n\nElbiseleri ayakta tutan anıtlar olduğu gibi, elbiselerin ayakta tuttuğu anıtlarda vardır…\nBiri ölümsüzdür, diğeri mantardır…\n\n     Karadenizli Temel; ‘’Deniz som gözünü budaktan sakınmayan gazeteci’’ yazan haberi okuyunca çok bozuldu, yanındaki takasını okşayarak ‘’Denizi benden iyi kim tanır? ’’ dedi,\nSonra da en yakındaki ağaç budağına bir gözünü sokarak çıkardı ve gazetecilere poz verdi.\n‘’Hadi bakalım kim kimmiş diye başlık atın da, hala ağaç budaklarında çürüyen basın mensupları da hatırlansın…’’ diye sert tepki verdi…\n\nBilgisayar hayatının garantiye alınmadığı bir ülkede\nBilgisayarın kalbini almış akbaba,\nUygulamadan sonra yazılır, yargıda gerekçe\nTabi gerek görülürse yargıya…\n\nSporcu fanatiklerle dolunca sayfalar\nSiyasi fanatikler unutuluyor\nBir türlü düzelmiyor fanatik kafalar…\n\nEn büyük manşet gazetelerde\n‘’Memur adaylarına müjde! ’’\n‘’Dev KPSS kaseti geliyor! ’’\nDaha fazla müjde verebilmek için memurlara,\nUcuzlatılıp besicilik kredileri\nHırsızlık çeteleri besleniyor…\nEt de dışarıdan ithal ediliyor…\n\nKılıçdaroğlu\nKılıçzaroğlu\nKılıçzoroğlu\nNereye baksa açmaz\nKanatları var uçmaz\nYüreği var da atmaz\n\nSinop’tan Adana’ya\nEdirne’den Van’a\nEksensiz bir politika\nTahvil edildikçe oya\nGüven vermedikçe halka\nAKP besleniyor doya doya…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gündê bê Qudüş(berdahol",
        "poet": "Süleyman Kaya",
        "poem": "\n\nGerma havinê li welat xweşe\nDermanê tiri pettix ü şebeşê\nHeki ti li paş mayi u nemeşi\nZanibe sebeb bêbaxtiye raşê\n.......20\n.....08\n...12\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Konu (Başörtüsü)",
        "poet": "Feyzi Kanra",
        "poem": "\n\nAhiden korkunuz ilahiden korkunuz \ncahilden korkunuz alimden korkunuz\nKorku saltanatınız yıkılacak diye \nolmasın sakın korkunuz,\nOlmasın içiniz başka dışınız \n...sahi nedendir? açık ve net söyleyin ki\ndağılsın gitsin korkunuz.\nHele hele\nBacım başını örtmekle\nyıkılacaksa yıkılsın gitsin\nkorku saltanatınız.\n\n21.10.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncelerde  Ağlaşan  Sensizlik",
        "poet": "Hayrettin Taylan",
        "poem": "\n\n23. 23. 2011\n\nCennetler kurmuştum  içimde.  Kevserleri damlalarındı.   Sırat’ını    geçmek için    Fırat’ımı  sevmek  gerekiyordu.\n-Bir gün, bir güne, bir günden sonra başka bir güne  kördüğüm olmuş  olagelmişlerin  kıyıcısıydım.  Yunus olarak kalmıştım sahiline. Yüzsüz  yüzemezdi  ruhunun denizinde.Algıları açık olmayan  dalgaların arasında  dolaşmazdı.Şairdim, yazardım ve  senli bir yüreğin keşfi için  yazılmamış yazgımı  yaşıyordum.\n-Bir Pazar  postası  gibi  saklı  bahçede  büyük bir sevdanın  tohumları  ekildi, ilk bakışın, dokunuşun, öpüşünle.\n\n/Pazartesi/\n\n-P’azardan  kalanları  taşır  h’afta içine.  Bu yüzden   affına  sığındım.\n\nEllerim el’lerde   b’Aşka  sıcakları taşır.  Taşınma suyla değirmen  dönmezken ben aşkı döndürüyorum.\n\nDünya hüznün  sobelendiği   ebenin  ebediyet yeridir.\n-İnsan  bir  gariptir.  Sevenler daha çok garip.\nGariplerin sıkıntısı  garipçe  sürer  gider.\n-Gaipten iç seslerin  şarkısını besteledik.Bir pazartesi  konuşması uzadı  gitti  bağlanış  mesnevimizde.  Şems olmak için    kadınlığının  şemsi yetiyordu bana.\n-Ertesi  olanların  ertesi  sonrasında  sonrasızlığımız akardı.Yakılmıştı  bir kerenin içinde  bir aşka bin kez   olmak için.\n-“Bir kere bir,  sen  güzelsin  bir\n  Bir kere bir, sen   benimsin  bir”\n\n/Salı/İbranice salis (üç) ten\n\n-Salı  ç’alınmış  deniz  yazgıların    sendrom sonrasıdır.  Salına salına  gelişinin   ilk günüydü .Salı demek, s’alına s’alına    yanıma  gelişin demekti.Ömrüme en güzel  güncenin   öncesini ve sonrasını yamaladın.\n* Salis (üç) ten,   gelme  düşlerin  var.Ben , sen,  aşk  işte  salıyı  tümlerdi.\n-\n\nBerrak  bir iklim gibiydi Salı.  Çünkü  bütün üçleri tümleyen  gündü.\nAşk, tutku, sevgi. Ayrılık, hüzün,  acı.  Vuslat, umut,bir gün. \nSeni üçlere  taşıyordum.   Ritüel değildi. Kendine  ömürsel   gerçekti.\n*Yaşamak kadar,  yaşanmak.Sevmek kadar sevilmek,  tercih edilmek kadar, tercih etmek.  Her şey kendine   kafiyeli bir son  gibi  sonumuzu  sunuyordu.\n-\nUzun yaşamışsın dedi kaderin cilvesi:\nDedim ki:\n-Ömrümü uzatan onun sevgisiydi, bende oluşuydu, bende  kalışıydı  içimdeki bütün ben’leri  terbiye etmesiydi.\n-Bir ben’e aşina  bir ben  küresiydim  dedim.\nKaderin cilvesi:\n\nOnu  uzun beklediğini biliyoruz   bir kere ,iki  kere  geldi.  Üç  çok zor. İnsan üçe  zor ulaşır.\nHer şey çift.   Her şey ikiye yakın.Ama üç demek, aile  demek, çocuk demek,  artmak, aşmak,  yaralanmak,  beklemek  ….uzar  giderin   üçün    dipsiz kuyuları   ve ipsiz    huyları.\nSiz ve aşk iki..Siz de  tek   üç  sen, o, aşk acısı.\n\n    /Çarşamba./    *Cehar-şenbe (dördüncü gün, cehar: dört, şenbe:gün) den\n\nSuyun suyau kirlettiği, damlanın   demlendiği   tanımsız ıslaklıklar dilindeydik.  Dört kereye ,  dört  kareye   , dört  kadere  kadar  uzanmıştı kaderimiz.\n Tepside  sunduğum aşktı,  baklava  değildi. Bütün tatları özetlercesine  yaşamıştık.\n\nBelkısın   terk ettiği sarayda  büyümüş olmalısın ki  beni de  sulak   özlemlerde terk ettin..\n- Üstelik  sağnak  gözyaşlarınla.\n*Şimdi dört  damlan indi diye bir ömür  nasıl kuruyacak  sevi  vicdanım.\nBelkıs’ın  mavi  ve  yırtmaçlı   eteğini  giymiş etiklerin var.  Bir de bana ettiklerini de unutmayalım\n\nSensizliğimin  ressamı   bensizliği  çizemedi.Çözümsüzlüklerim  vardı aramızda kalan çözümsüz  sevgilerde, algılarda,  sevi  derinliğinde.\n\nEndamın   tasımları   sürer ömrüme.Benliğimi  ben’e  katlar.\nGöğün  kaldırımlarında   yürüyüşünü   taklit eder ay.Şem   olarak seni  bırakır    dünyanın   dünlerine.   Oysa sen yarimdin,  yarınsın.  Şimdi yarım  kalmış  , yarim kalmış   yarınlara nasıl Çarşamba  olacağım.\n\nPerşembe:/ Farsça penç-şenbe (beşinci gün, penç: beş, şenbe gün) den\n\nKafes   kafes üstüne   nefsimin   K’afı   kurulu.  Yutulmuş    mevsimlerin   sıcağı  gibi kavurma beni.\n-Ilık bir  rüyanın son görülmüşüydüm.Alaca     bir  alıvere  dalıvere   değildi.Daldım dünyanın  bütün diplerine.  Aşk susamış   bir  deli  gibi şizofrenik   bohemlerini taşıdım.\n*Zamansız kalmış, zamını  kederden almış günlerin  çok sonrasına saklama beni.\nBir zekinin    gün aşırmış  haz  gecelerini çok  görme.Hor görme gari.\n\n-Meşgul   edilmiş  çok meşgullerim vardı.Dahası  dünyayı kandırıyordum  benle yaşamak için. Sığmıyordu içime dünya ile oynuyordum. \nDünya:\n- Ben senden büyüğüm seni   yutacağım  şair derdi \nDedim ki:\n-Bu dünya kimseye kalmaz  ki.Beni yutabilecek   çok cilven var biliyorum. Benimle oynama dünya dedim.\nDünya:\n-Burası  misafirliğin en güzel   yeridir.Yaşamak güzel; ama bilinçli, kaliteli, ölçülü, dengeli, sahibime bağlı bir yaşam sizi  mutlu eder.\n-O zaman ben kimseyi yutmam, siz beni yutmuş olursunuz. Dünya sizin içindir, siz dünya  için değilsiniz.\n\n-Hadi oradan  dünya  ne kadar küçükmüş derdim bende. Öyle değil mi   bütün bucakların ıcığında  seni  gördüm, yaşadım   günler   ardı ardına  geldi. Sen perşembelerime  perişan düşlere  sardın.\n\n-Bu  Perşembe  gel dedim defalarca. Yok olmaz  Perşembe      insanı  perişan edermiş.\n-Yahu  ben Perişah’ım  kandıramazsın.    Perişanlığını yaşamak için     dünyana   yollanmışım belki. Ne dediysem   bir  Salı  günü,  güncelerimi    yakarak  yaşadığım şehri sormayacak   kadar  kayboldun.  Oysa, aynı şehrin  şavkıyız. \n-Aynı  perişanlığın  şanıyız.Aynı şanın şemiyiz, ay ve şem  …\n\nCuma: Arapça Cemden Cuma (toplanma, toplantı anlamında) \n\nEn   güzellerinin  mumyası erir   ruhumun derinlerinde.D’ipsiz    kuyularda  Yusufcuk besler umudum. Yusuf olup  kendim olamayışımın   mübarekliği uzar.\n* B’akışır   hayaller   sen  ben’DEN    BİRAZ   RÜJSUZ  REJİM  SUNARKEN DUDAK UÇLARIMA.\n*Dudak rejimi uygulama  erkeksi düşlerime.Zaten  erkek  zaaf  partisinin   genel başkanı olarak sultasını sürer içinde. \n*Ucu  bitmiş  ve geçmesi  gereken   bir dersin sınavında olan naçar  bir   öğrenci  gibiyim.\n-Hocam  kaleminiz var mı? \n-: Hayır, k’alemlerimi  ona   hediye ettim. \nPeki arkadaşlar sıfır beş ucu olan var mı? \nArkadaşlar:\n-Hayır, biz   haftanın  yedi günü, yedi asır,  yediveren, yedi kıta, yedi   renk, yedi  katman, yedi  ruh, yedi   alışım  gibiyiz.  Bizim  sıfır yedi ucumuz var  bu dünyayı yazmak için.\n\nVe sonrasızlığın  ıssızlığında dolaşırken  kutsi  bir   duyulsama yaşadım.\n-İnanç, insanın içindeki en büyük   eylem.Sığındığımız en büyük     gerçek,bütün içsel   içlerin hazinesi.İnanç  demek aslında insan demektir.Bütünlerimizi  giydiren  iki dünyanın  anahtarı.\n\nİnancımı  yitirmeyen  kendini de yaşar, dünyasını da.\n\n/Cumartesi: Cumanın ertesi günü./\n\nSözlerin talihin tarihi  gibi    gün  be gün   beni yazar. \n*Suskun bir   hazın  depremini bekler    kaçışlar ya da kaçamaklar.\nBeni  tatiline çağır   zevkler.  Nefesimin peşinatlarını öder  isterik     hevesler. T’ene   iner   içsel ıslaklık.Bir belanın giyotin ağzında     dudaklar  kimsesiz  yalnızlığımı  öper.\n*Öper ölürüm sana.\n\nSen kendimi kaybettiğim   şehrin  mihrisin.  Duruşun bir kapı gibi içimde   saklı.  Tırtıl   iklimi yaşayan  kelebeklerin kel    halini yaşıyor  dem be demlerim.\n-Oysa kırlangıçların vardı   serçelerin  gözyaşı dökülmesini engelleyen.\nKi bendim serçe.Biliyorsun serçeler gözyaşı döktüğünde   ölürler.\n\nHadi, yanaşsak biraz.  Cumartesi gelmiş.Yarın Pazar.   Yarin  tatilde  kalmasın  hayali\n\nHer yer uğurböceği.Uğrumuzu  taşır.Her yer  uğruna    kendi mevsimin sunar. Sana anlatılamayanı anlatan gördüğüm  , görmediklerimin   kördüğümleri var.  Bir bir çözüldüm.\nSarılmalıyız, yarın Pazar.Ömrün belki  son  aynasında  taranacak  güncelerimiz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel Beyitler 98",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nInsan Maymundan Türemez! \n\nMaymundan degil, maymundan sonra topraktan yaratmistir Allah insani.\nBu halkedi$te müsvedde yapmistir yüce Halik, maymun denen varligi.\n\nBerlin, 12 Mart 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güncel insanın Yalnızlaşması",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nGüncel insanın Yalnızlaşması\n\nBir birliğin, bir sıkı tutarlı oluşun (söz gelimi çeşitli insan dayanışmasının) , birlik yapar olan grup deviniş bağlarını kopardınız mı, o tutarlılık saçılmaya başlar. Bir süre sonra da, yeni bir bağ ilişki tutumuyla, yeni devinmesine dönüşür. \n\nNeden eski bağ kırılır ve yeni bir devinmeye dönüşülür? Çünkü eski bağ tipi çözülürken, eski bağ tipinin dışında ve içinde çözücüler oluşur. Bu çözücüler bir ilişki tipine göre yıkıcı ve çözücü iken diğer ilişki durumuna göre bağ yapıcı doğum yapıcı bir beliriş olaraktan görünecektir. Yani çözücüler diğer yandan belirişle bağ yapıcıdırlar.\n\nÇözücüler, yeni bağ (ilişki)   tipini başlatacak tepki ortamı oluşturmuşlardır da ondan. Çünkü birlik bağ ilişkisinin koptuğu çözünme tepki süreç ortamı içindeki iç ve dış niceleyiciler (çok yönlü bağ yapıcı)   koşullar, ilk birlik bağı yapan çevre koşulların içinde yoktular. Onun için eski bağ kırılır, zorunlu yeni bağlarla süreçler oluşur\n\nİnsanlar, teknoloji ile entegre olan yaşama tutkularını; üretim alanı içinde, üretimde geçen süreyi azalttıkça, üretim ve paylaşım yapabildiği nispet gönencince; beri yanda (yani halk alan içinde) , kendi özel ve öznel yaşamın çeşitliliğini artırmıştır. İnsanın daha önceye göre, hayal bile edilemez olanları şimdi tercihen kullanmaya; daha çok zamanları kalmaktadır. \n\nGeleceğin yaşam biçimi, artık zamanı tüketme bağlamında; başlangıçtaki yaşam biçiminin tersi olacaktır. Nasıl başlangıçta insanın kendi kendisine düşünmesi dışında, öyle fazla bir boş zaman buluşla, özel yaşamını pek bir kuramamıştı. Tüm zamanını, kendisinin güvende olmasına ve kendisinin yiyecek bulmasına harcıyordu.\n\nŞimdi ise çok az bir üretime harcanan zamanınız dışında, çok büyük zamanı, özel ve öznel yaşantılımın yapabilirlikleri içinde olmanın pek belli koşullarıyla, özel ve öznel serbestliğiniz vardır. Özel ve öznel yaşantılım, bireysel olmanın; belki de kimi paylaşılmazdıları nedeni ile kişileri yalnızlıklar sınırlanması içine çekmektedir. \n\nÇünkü başlangıcın güvende olma ve temel sağlayışları edinme gibi zorunlu dayanışması şimdi yoktu. Şimdi güvende olma, çeşitli sağlayışlar edinmesi bir başka ilişki biçimi tecellisi ile toplumun zorunlu bir yaptırımı olaraktan kendi üzerine dönüyordu. Yani kişinin, kişilere akrabalara değin dayanışmacı sosyal ruh direnci kırılmaya başlamıştı. İlkten beri olan grup ruhu sosyal gen aktarımı, şimdi boş boşuna bir ilişki biçimi gibi belirmeye başlamıştı.\n\nHani nerede ise kimseye müdarası kalmamıştı. Aile boyu yaşam sigortası, toplum boyu bir garantiye dönüşmüştü. İstisnai olacak durumla, kişi hiç çalışmasa bile; toplum kişinin tüm muhtaçlıklarını bir sorumluluk anlayışı ile adeta üzerine boca ediyordu. Zoo parkında gibi.\n\nGüncel uzmanlar bu yalnızlığı anksiyete bir depresyon olacakla görseler de; aksine bu gibi  durum geleceğin insan tipinin ön prototipidir. Bu tip kendi yetkinliği içinde, kendi ilişki tarz  tipine göre, yaşam tarzı oluşturması belki de bir sorun değildi. Ama işte güncel insanın bir mesele gibi baş edeceği bu içe kapanıklıkla, kendi yağından kavruluş gibi bu yalnızlığı; bu günden geleceğe, ara geçit formunu oluşmaya başlamıştı bile.\n\nBu yalnızlaşmada, geniş yığınların ekonomik girdilerini sırf kendi kullanımı için sınırlanmış olmalarının da; kendi yağında ancak kavrulur olmanın dışa açılamama gibi durumu, kısıtlı yapar olmasının da, bu yalnızlaşmada, oldukça payı vardır. Beri yandan sürecin pek çok olduğu gibi ikinci bir kırıklı dallanma, çatallanma yapan kaostuk yanı vardır. \n\nBu da düzenli ve gayrıya ihtiyaç duyurmayan toplumsa garantili bir gelir sağlayışınız, sizi kişisel tasarruf yapmaktan da alıkoya bilmektedir. Kişi, bu tasarruf tutarını Dünyayı gezme ve Dünyayı görmeye harcaya bilmektedir. Bu gezen gören insan tipinin, zengin varyasyon yapan yeni kazanımları, gelecekte ön görülmez delta saçılımlı sistem türbülansları yapacak envanterlerin içindedirler.\n\nYani ekonomik girdileriniz, sizin için özel ve öznel yaşantılımın, artan ivmesi iken; diğer yandan da özel ve öznel oluşlarınız da yalnızlaşmanızın kaçınılmaz bir belirleyicisi gibi görülmektedir. Bunda şaşacak bir şey yoktur. Bu bir belirişin durumlara göre yansıyan çok yönlü algılanan, girişirlik bağıntılarıdırlar. \n\nNasıl sosyal güç toplumsal güce dönüşmüş, ortaya hem bir otorite olarak, hem bir demokrasi mücadelesi olarak, hem bir hak hukuk olarak, hem bir kurumlaşmalar olarak, hem bir yönetim tarzı uygarlık, teknik gibi onlarca çok yönlü belirmenin bir girişen algı tipleri olabildiyseler; kişilerin düzenli ve garantili sağlayış şekilleri de, yalnızlaşma gibi; çeşitli sistem içi sosyal özel ve öznel yarılma diyağramlarına bölünmüştü.\n\n18.03.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gündelikçi",
        "poet": "Alptekin Topal",
        "poem": "\n\nCep\nDelik\nCepken\nDelik\nÇalışırsın\nGündelik\nBeş\nBoğaz\nVar\nArdında\nBiri\nBebek\nÜstelik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gündem",
        "poet": "Abdulkadir Polat",
        "poem": "\n\nAfrika belgesellerinden \nfırlayıp kaçan pijamalı eşekle \nTibet öküzünün aşkı \nIşıklı vitrinlerde sevgililer günü \nSemt pazarlarında ucuz sevdalar \nAtletler \nÇoraplar \nve armutlarla yanyana \nDonsuz bir koro hep bir ağızdan bağırıyor \nAklımızı alışkanlıkların çölüne çağırıyor \nPek saygıdeğer ve de şaşkın ördekler izlerken bet gündemi \nRomalı valiye nazire yapar gibi \nEllerini insan kanıyla yıkıyor derin beyler \nVe devleti ve tanrıyı ve kapitalizmi kutsuyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gündelik",
        "poet": "Yasemin Sezer",
        "poem": "\n\nGünlerin pazarlığı var pazarda \nSalıyı alana Çarşamba bedava \n\nPazarlar pazarlık dışı \n\nPazartesiyi atlayana \nBir çırpıda Cuma \n\n__________Haydi bol kazançlar \n\nGündelik yaşayanlara… \n\n24.08.05\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gündem",
        "poet": "Arif Doğramacı",
        "poem": "\n\nBu gece de sıradandı\nÜlkemin medyasında\nHaberler\nKahraman ilan edildi\nBir balyoz\nSatın alındı vekilimizce\nBir tekstilci \nZinzir oluşturmuş\nZengin köpekleriyle\nSokak köpeklerini buluşturan\nİnsanı unutuyorlar\nBalyoz ve it\nGündemi belirler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gündem..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Politika,Sitem..\n\nHer gün değişiyor gündem\nHop oturup hop kalkıp,şaşırıp kalıyoruz\nNe çokta haber varmiş,bizim bilmediğimiz\nKafamız karışık anlamakta zorlanıyoruz..\n\nErgenekon soruşturması sürdü aylarca\nAçılım dediler,kaçılın dediler\nİzledik pür dikkat\nVatandaşı düşünen yok\nHali içler acısı\nO sakat haber,yapmazki reyting..\n\nŞimdilerde moda soykırım tasarısı\nİzledikçe insanlarda yapıyor başağrısı\nGeçmiş bir zamanda yaşadımı yaşanmadımı\nOnun muhasebesiyle\nBizlere tavır alan hırıstiyan egomonyası..\n\nBaştakiler birbirine çamur atmaktan\nAğız dalaşına girip cevap vermekten\nZaman bulamıyorlar ülkeyi yönetmeye\nÇare olamıyorlar,vatandaşa işsize\nOysa bu insanlar muhtaç bir kuru ekmeğe..\n\nNeyse,gündem şimdi,Ermeni soykırımı\nBu ülke senelerdir görmediki\nYabancı bir ülkenin hayrını\nHep önümüze sürdüler \nİçinden çıkılmaz şartları\nŞimdilerde moda karşı adım için\nAvrupa çıkarması..\n\nTarih:18.03.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gündem",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nA……Gündem\n\nKonu ile düşünceyi\nBir kağıda yazmak gerek \nKafamızda sıralayıp\nMadde madde yazmak gerek\n\nKara kalemle yazarak\nKonulara başlayarak\nGüzel bir plan yaparak\nBir program yazmak gerek\n\nBaşta ne söyliyeceksin\nSon sözünü diyeceksin\nSonucu düşeneceksin\nToparlayıp yazmak gerek\n\nFikrini ortaya koymak\nBaşka fikir varmı sormak\nOrtak bir karar alarak\nBaşarıyı yazamak gerek \n\nSöylenenler derlenmeli\nCümleler özetlenmeli\nKonular gözden geçmeli\nToparlayıp yazmak gerek\n\nGörüşler özgür olursa\nBol bir verim alınırsa\nÇalışmak örnek olursa\nKazanımı yazmak gerek\n\nDerlenip toparlanırsa\nSon sözlerde sorulursa\nDüşünce zengin olursa\nDüşüneni yazmak gerek\n\nÖrnekler açıklanmalı \nDüşünce isbatlanmalı\nDost şeref’im not almalı\nGüzel sözler yazmak gerek \n\n28.12.2011\nDost Şeref\n\n                            Gündem \n\nAçılış \n\nÖneriler \nGenel bilgilendirme\nGelir ve giderlerimiz \nAile içi sorunlarımız ve birbirimize karşı olan sorumluluklarımız\nKomşularımızla ve çevremizle olan sosyal ilişkilerimiz \nÇocuklarımızın eğitimiyle ilgili  görüş alış verişi \n\nNot \n\nHer üç ayda bir yapmış olduğumuz aile toplantılarımıza elimizde olmayan nedenlerden dolayı bir müddet ara vermiştik uzun zamandan beri yapmadığımız toplantılarımıza 28.12. 2011 Çarşamba günü yeniden başladık çok olumlu ve verimli bir toplantı oldu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gündemimiz Komedi",
        "poet": "Nevzat Dağlı",
        "poem": "\n\nGündemi sarıyor saçmalık her gün,\nZırvada kendini aşanlar gülünç.\nYalanlar baş tacı, gerçekler sürgün,\nDoğrunun peşinden koşanlar gülünç.\n\nDemokrat, işçiden hakkı sakınır,\n‘Ayaklar baş oldu’ diye yakınır.\nKimi şaşkın şaşkın ona bakınır,\nOlan bitenlere şaşanlar gülünç.\n\nMankenin oyuyla çobanın oyu,\nEşit mi bakalım, aynı mı boyu?\nCahili yutuyor kazdığı kuyu,\nİtenler gülüyor, düşenler gülünç.\n\nYağ yakılan hemen kibirleniyor,\n‘Ben oldum’ diyerek böbürleniyor.\nAptal muhterisi, hırsı yeniyor,\nKöpürüp köpürüp taşanlar gülünç.\n\nFutbol doldu ‘Kutlu doğum haftası’,\nDindarlık mı sömürünün yaftası?\nKime gönderiyor futbolcu pası?\nSahadan gaz alıp şişenler gülünç.\n\nÇarşafa dolandı siyaset şimdi,\n‘Devrimden yanayım’, diyenler kimdi?\nEyyamcı, halkçının gücünü emdi,\nÇiğler baş üstünde, pişenler gülünç.\n\nAdam sayılıyor fodulu, keli,\nÖzgürlük isteyen fermanlı deli.\nKibiri boğuyor direncin seli,\nUlusun sabrını deşenler gülünç.\n\nYurda nazar değdi, ortalık tufan,\nArtistler konuşur, karışır kafan.\nBirbirine düşman ilimle, irfan,\nBilimi tırnakla eşenler gülünç.\n\nMutasavvıf,  hamileyi suçluyor,\nSokağa çıkması ayıptır, diyor.\nYobazın alimi önde gidiyor,\nBunlarla yaşanan hoş anlar gülünç.\n\nEkmek alanlardan belge istenir,\nSonra özgürlük var ülkede denir.\nBeyaz çay içilir, bıldırcın yenir,\nTevazu zamanı, boş anlar gülünç.\n\nNevzat işte budur ülkenin hali,\nGündem belirliyor kaymakam, vali.\nBoşa yorulmasın sazının teli,\nKendi çalıp kendi coşanlar gülünç.\n\nHalk Ozanı Karamanlı Nevzat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gündöndü Hasadı",
        "poet": "Sezai Güler",
        "poem": "\n\nAyçiçeği hasadı neden çokça yağmur gecikmeli olur bilir misiniz? \nAslında yağmurların bile kudretsiz kalıp kurtaramadığı\nBir sevda hikâyesidir bu, çok kimse bilmese de, anlayamasa da; \n\nAyçiçekleri firar edipte ilk isyan ettiklerinde toprak analarına\nDaha bir kaç küçük bebek yaprakken başlar hayranlıkları\nİlk göz açımları, ilk gördükleri gök mavideki o altın sarısı sıcağa.\n\nGenç kız gibi büyürler serpilirler sonra, başlarında sarı taçlarıyla\nGün her ışıdığında birbirlerini hiç kıskanmadan, hiç sakınmadan\nÇevirirler yüzlerini hep birlikte bütün gün O sarı sıcak sevdalarına \nYani ibadet ediyor gibi, kıble gibi \"gündöndü\" olurlar aşkla topluca.\nGündöndü olurlar da yanarlar, karaya çalar kalpleri ateş aşklarında\nAma çevrilmez asla yüzleri, altın taçlarının kavrulma pahasına da olsa.\n\nE tabi gökyüzünün beyi de kayıtsız kalamaz bu sıcağına yanıklılarına \nKıyamaz Yaradan'ın süsü taçlarının kavruklarına, aşktan sine karalarına\nLâkin bilir bey, yakındır vakit sevdiceklerinin boyunlarının vurulmasına \nBir umut yardım ister gökteki dostlarından, aman diler yağmur bulutlarına\nKırmazlar beyi bulutlar, birkaç günlük ömürde olsa ağlarlar hınçla tarlalara\nBeyde bilir sondan kaçış yoktur yinede sokmaz kimseleri aşklarının yanına.\n\nAma insanlar pusuda, getirirler bir punduna, bir kaç damla gündöndü yağı uğruna\nKıyarlar gök beyin sarı taçlı, kara bahtlı sevdiceklerine \nKendileri sevda çekmemiş gibi aşkların kafaları kesilir bir anda yaz sonu Trakya’da…\n\nS.Güler-19.3.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gündoğarken",
        "poet": "Vahdet Mehmet Güneş",
        "poem": "\n\ndöndü mevsim göç vakti\nsonu geldi.çetin günlerin\nsonu geldi yaman ayrılığın\nbir gökyüzü mavisi yolun\nçağrısı yüksekle özlemle\nçağrısı yüksek dilekle\n4x4 otomobilin istikameti\niki okyanus arasında kente\nyalan dünya gelmiş,geçmiş dillerde\nfitne fücura kimler.kimler geldi\nseyahat gönülde büyük sevgi\nyoran efkar beynimizde\nsefalet seri bu ülkelerde\ngünahkar Avrupa,Britanya\nne yaptı, macera dolu Afrika\nmısırunu sade mezesi gözde\nne ister Afrikalı her yerde\nfeda olsun tüm dünya nimeti\ngüleryüz-sadakat her kabile\necdat adil-cömert aleme\nAbı-hayat içelim,geçerken\nbir nebze teselli gün doğarken\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günden Artıp Geceye Kalanlar",
        "poet": "Aslıhan Acar Polat",
        "poem": "\n\nbir gece vakti Konyada \ngecenin bir vakti... \nson tramvaylar da gitmiş çığlık çğlık.. \nüç beş efkarlı kamyon ve uykulu otobüs \nbir de bize kalmış günün son yarısı \n\nbir gece vakti Konyada \nTeknik Lise durağında \nbi öğrenci evinin içine doluşmuş \ngecenin ses-siz-leri... \nbir yaz esintisi ve fıskıye sesi \nbir de bize kalmış dünün ertesi... \n\nbir gece vakti Konyada \nİstanbul Yolunda \nson lambalar da titreşip sönmüş.. \nbir çift uykusuz göz ve eski bir türkü \nbir de bize kalmış gecenin körü... \n\naslıhan acar polat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gündüz Düşü",
        "poet": "Musa Mengüllüoğlu",
        "poem": "\n\nGündüz Düşü\n\nBir düştü gündüz ortası\nAydınlık hava ve sıcaktı\nİşi yoktu karanlığın gülücüklerde\nKuşlar da vardı havada sakindi\nTelaşlı ötüşler yoktu\nAldandı küçük bir çocuk\nBeyaz renge boyanmış gülücüklere\nKuşların telaşsız uçuşlarına da\nAşık oldu birden\nKüçücük bir çocuk aşık oldu\nMinicik bir çiçeğe\nHayaller büyüttü kimseler görmeden\nKokular düşledi benzersiz\nVe mavi renkli bir çiçek düşledi\nAldandı gündüz ortası\nBembeyaz bir gülüşe\nGece geldi birden dayandı kapıya\nÇocuk acıdı,çocuk bekledi\nAcı arttı gecede,beklemek yetmedi\nKüçücük çocuk\nSarmaş dolaş oldu denizle,deniz oldu\nHatta mavi\nMavi ve karanlık\nOkyanuslara karıştı ordan\nBüyümek istedi….\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gündüz Gece",
        "poet": "Yılmaz Sertbaş",
        "poem": "\n\nHayat uykuda bir rüya\nYaşadığını sanırsın güya\nHle bak,akan suya\nAkıp gider,gündüz gece \n\nSaymakla bitmez,günler\nÇekip gider,aylar,yıllar \nKalan güzellik,tatlı diller\nAkıp gider,gündüz gece\n\nElde baston,bel bükülür \nTek,tek dişler sökülür \nBaş ağırırisaçlar dökülür \nAkıp gider,gündüz gece\n\nBazen felek,bazen kader\nŞerefe deriz,kadeh kadeh \nKimine kavun,kimine kelek \nAkıp gider,gündüz gece\n\nOk olur söz yürekte \nAğrılar başlar,diz kemikte \nAnılar anlatılır askerlikte\nAkıp gider,gündüz gece\n\nDertliye hançer saplanmaz\nDemire altın kaplanmaz\nSaç ağarmış,yaş saklanmaz\nAkıp gider,gündüz gece\n\nAnne baba,temel çöker \nVadesi yeten,başı çeker \nGün gelir,Yılmaz'da göçer \nAkıp gider,gündüz gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gündüz Rüyası",
        "poet": "Ferid İlhan",
        "poem": "\n\nSeni görünce sabah hemen bir rüya başlar\nİçinde en güzel renkler,vede gülüşlerin var.\n\nÜzülmem hiç her akşam bitse de tatlı rüya\nGüneşi ben çekerim,her gece doğan aya\n\nSabahlarım  böylece rüyam gelene kadar\nYare vuslat olmassa o rüya neye yarar\n\n                     29.01.2009 Emre Şimşek\n                             Pendik/İst.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Gündüz Gece*",
        "poet": "Kamil At",
        "poem": "\n\nKaranlık bir hücredeyim\nÇağlıyorum gündüz gece\nZifiri bir köşede ücradayım\nDalıyorum gündüz gece\n\nVarlığım dünyada bellisiz\nBu hücre acaip şekilsiz\nDoğa anam da dışırda dilsiz\nUfalıyorum gündüz gece\n\nKıymetsiz haber salmış\nPazarda dostlarım kalmış\nDevler gözümde alçalmış\nİzliyorum gündüz gece\n\nBenden önce bunu tadan\nSes vermiş ise ücradan\nZamanı uğursuz dünyadan\nSiliyorum gündüz gece\n\nKlavuz karanlık idi şaştı\nŞimdi köşede yatmak düştü\nŞafağım geceye yapıştı\nBağlıyorum gündüz gece\n\nBekleme sen, gel ağlama\nGelecek haber akşama\nGülüm bedenimi ayıklama\nYoluyorum gündüz gece\n\nYıldızlara sarılmak için\nBirgün içimden ayrılmak için\nDaha yeşerip dirilmek için\nÖlüyorum gündüz gece\n\nYolum berbat yön uzaya\nSonsuz yürüyüş belaya\nSil baştan Kamil At dünyaya\nGeliyorum gündüz gece.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gündüzlerden Arda Kalan",
        "poet": "Mehmet Kındap",
        "poem": "\n\nKaranlıklar yığılır gündüzlere\nKorkulu\nMutlu insanların yaşamı biter\nMeyhaneye felekten gün çalmağa gider\nMutsuzu\nŞarkılar dolanır dillerde\nGarip,acımsı\nVe terkedilmiş kâlplerde \nBir sızı\n\n           (1966 Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gündüz Güneş Gece Bir Yıldız (ST)",
        "poet": "Selim Temiz",
        "poem": "\n\nBak şimdilerde bir çocuk doğuyor\nVe de aniden havalar soğuyor\nKopuyor peşi sıra bir fırtına\nBebek ağlamaklı, vurdum sırtına.\n\nGürledi esti, bakmaya başladı\nBakışları ile resmen haşladı\nDerince bir mavi idi, gözleri\nDahice idi, çok özel sözleri.\n\nTa, güneşin kalbine girip, çıkmış! \nSanki, Çanakkale’ de kurşun sıkmış\nBirden dağlar ve ovalar ısındı\nSoğuklar bile eridi, kışındı.\n\nGün batımı yaklaşmıştı ki, kızıl\nBir gelecek müjdesi koyu kızıl\nGece ve gökte parladı bir yıldız\nGündüz güneş gece büyük bir yıldız.\n\nEvet, bu yarın doğacak güneşti\nYediden yetmişe nur’ lu güneşti\nDurdu, tam Anıtkabir üzerinde \nAtatürk yazıyordu, süzerinde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gündüz Gece Yol Giderim",
        "poet": "Şevki Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nDünyaya geldim geleli\nGündüz gece yol giderim\nGittiğim yollar çileli\nGündüz gece yol giderim\n\nYalan dünya süslerine\nHiç aldanma hislerine\nBarış gerek küslerine\nGündüz gece yol giderim\n\nŞeytan kurar sisnsi tuzak\nBiz suçsuza niçin kızak\nÖlüm yakın, sanma uzak\nGündüz gece yol giderim\n\nDünya yalanını gördüm\nBir durakta biraz durdum\nSaati ecele kurdum\nGündüz gece yol giderim\n\nÇobanoğlu yolun uzun\nBu yolda var oğlun, kızın\nGidince kalır bir izin\nGündüz gece yol giderim\n\n(15.05.2004)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gündüzü",
        "poet": "Rıdvan Yamuç",
        "poem": "\n\nGündüzü karanlık olanın gecesi aydınlıktır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gündüzleri Avanos'ta Yaşarım",
        "poet": "Osman Zekai Yüksel",
        "poem": "\n\nBeni anlatayım  biraz da sana\nBir zerreyim şu feleğin dehrinde\nPek şanslı değildim sevgiden yana\nHeder oldum  ihanetin zehrinde\n\nİsyan etmem yazılmışsa  kadere\nMeyletmem nankörün   gittiği yere\nYalanım yok aşık oldum çok kere\nSevildim de ben zamanın behrinde\n\nErciyes dağından ilham  alırım \nYalnız Avanos'ta mutlu olurum\nDağlarda dolaşır huzur bulurum\nHüznüm erir  Kızılırmak nehrinde\n\nİşte böyle hazanım sonbaharım\nTürkü olur şiir olur efkarım\nGündüzleri Avanos’ta yaşarım\nGeceleri  bir Akdeniz  şehrinde.\n\nGündüzleri nerde olsa yaşarım\nGeceleri O Akdeniz şehrinde\n\nDehr=dünya,alem\nBehrinde =önceleri\n\nOsman Yüksel\n17 Kasım 2016 Avanos\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gündüzün Gece Oldu",
        "poet": "Ömer Hayyam",
        "poem": "\n\nOrucumu yiyiyorsam Ramazanda, \nMübarek aydan habersiz sanma, \nÇileden gece oluyorda gündüzüm\nSahura kalkıyorum gün ortasında!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güne Aya Ömre (Annemin şiiridir)",
        "poet": "Ozan Türk",
        "poem": "\n\nGüne yılların acılarını sığdır,\nAya ömrün…\nGün içinde günü ararsında bir boğuşma içerisinde\nDönüp bakıverirsin şöyle bir \nNe çocukluk ilk gençlik\nNe doyumsuz bir gülücük…\n\n                Melahat EROĞLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güne Bakan",
        "poet": "Kadriye Danacı",
        "poem": "\n\nBaş omuza kalp kalbe basılı\nHayallerin uykusunda sırma saçlı\nBir nefes iki bedenle birbirine yaslı\nÖmrün vakti masumiyette saklı.\n\nGün çiçeği güneşten aldı hareketi\nMuhabbetlerinden oldu bereketi\nGün batımı ile sevgiliyi terk etti\nMahzun, boynu eğiklik zarafeti.\n\nKimi zaman susuz, kurak, yoksun\nDamla suya yalvaran yapraklar solgun.\nKimi zaman tufan, sel, yağmur yoğun\nAkıbet seçimini zorlayan sorgun.\n\nDoğu Şems, batı Şems, Şems, Şems, Şems\nGün çiçekleriyle tek bir ses, nefes\nHoş görenin etrafında pervane kafes\nKüle köle olmayan hür iradeye başım kes.\n\n                                3 Mayıs 2016 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güne Merhaba",
        "poet": "Alev Yavuz",
        "poem": "\n\nGünümüzden\n\nkaramsarlığın kirlerini sildik\n\numut ha umut,\n\n neşe ha neşe\n\nvar mı bu yaşamın hızına itaraz dedik.\n\nSes geldi çiçeklerden\n\nses geldi böceklerden\n\nhepsi günden umutlu\n\nhepsi günde çok mutlu\n\ngördük,\n\ntanık olduk\n\nçokça sevindik.\n\nÇiçek açmış rengarenk\n\ngül açmış pembe, sarı\n\nyasemen ak beyazdı\n\nbörtü böcek çabada\n\ndoğa ana hasatta.\n\nBu ne büyük mutluluk\n\ngöz gördü gönül güldü.\n\nGüne doldu aydınlık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güne Ayla Başlar",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nHayat, yaşayabileceğe dururken daha\nHenüz anlamalarla sıra iken, geçti aha\nAnsızın olur durumla, beklenir beklenmez\nBakmışsın bir sıra oluşla, güç yetmez de paha\n\nSevinç eşecekmiş bu bağır\nNe günün koynunda uyuklarım\nNe çiçeğin boyunu anışla sayıklarım\nDuymuşum bir atıfeti lütfu müberra\n\nKalmadı artık hevese erecek\nNe sazla düzen tutacak bir ömür\nNe de sefasına değin süreceğinden bir yayla\n\nSevgili kızım, sevecenim Ayla\nDeğirmen dönerken\nNe gün batmış olacak; ne de şafağa, kıvılcım\nNe hak olacaktır, girişmedikçe emek, payla\n\nNe verilmedik sözler batar\nKi günü yaşamadan, vaha\nNe de ıstıraplar akşama yatar\nUsulü gereğinde düşürmeden fikri, kâha\n\nAy düşer içime\nGüzellikler kaplarsa da kuşkular\nParçalanırım zayla\nUykusunu belerim, rüyasını elerim\nBuncayla başıma takılır halelerden ayla\nUyanırım da bakarım, gün düşer peşime\n\nArtık tut ki, denişlerle, sayılan; sayla\nAlış verişledir geçer zaman, bir alırla; bir satar\nHülya dizilir, yola konuşla hayali, hayale katar\nIlıktan, sevinden tutuşur özler, bir akışta, niceye feda gözler\nYa Rab! Sevinç olacak adam (baba) \nHep böyle; hep böylesini (Ayla’sını mı)    mi, özler? \n\n06.09.2010\n\nAtıfet: İyilik, karşılık duyulmadan gösterilen sevgi\nMüberra: Aklanmış, temize çıkmış\nZayla: Zay olmak; zayi olmak; kaybolmak, ziyana uğramak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güne Başlarken",
        "poet": "Zeki Akçalı",
        "poem": "\n\nİlk kez bu sabah\nİçimde bir boşlukla,\nSensizlikle uyandım.\nSesini duymadan\nGüne başladım.\n\n(28/06/2005, Salı, Suadiye) \n(2. dönem)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güne Merhaba",
        "poet": "Mehmet Taş",
        "poem": "\n\nGün doğdu\nÇekildi karanlıklar kuytu köşelerine.\nKuşlarda bir sevinç bir sevinç\nKonup konup uçuyor dal uçlarına…\nKavuştuk şükür yeni bir güne\nHaydi bismillah…\n\nKepenkler kalkıyor yukarı yukarı\nUykulu gözlerini ufalayarak\nÇocuklar dökülüyor yollara\nDemli çay buharında simit kokusu\nHayırlı işler herkese\nHaydi bismillah..\n\nGeceden yalnızlaşan kaldırımlar\nAğır yüklerini taşıyor yeniden\nYeniden doğuyor dünya\nHer nefeste yeniden açıyor gül\nVe tatlı bir sayıklamada bülbül\nSevgi yağıyor gönüllere\nHaydi bismillah.\n\nSevgi abla, Nigar bacı\nYüzü nurlu yaşlı hacı\nİşçi memur badanacı\nHayırlı işler herkese\nYaşamak inatla yaşamak\nKırıp da tüm zincirleri\nİnsan gibi yaşamak\nHaydi bismillah….\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gündüzüm Geceye Boğuldu",
        "poet": "Volkan Yoruç",
        "poem": "\n\nGün doğarken hayallerime\nSarı ışıklar vurur yüzüme\nUykuya hasret gözlerim hala sende\nAma sen yoksun\nVe kimbilir o yosun gözlerin kimin gözlerinde\nArtık senden yoksunken uyuyamıyorum\nSen yokken gülemiyorum\nHayatın güzelliklerine ben çok ama çok uzağım\n\nSarı ışıklar hala benim yüzümde\nGün hala doğmakta, bitmemecesine\nYazıyorum sana dair düşlerimi yüreğime\nAcıyor, acıyor ve yazıyorum ben yinede\nDurmadan yorulmadan tükenmeden\nİçten derinden sana olan sevgimden\n\nSarı ışıklar beyaza çalıyor artık\nGün doğdu \nVe ben perdemi kapatırken usul usul\nYine gündüzüm geceye boğuldu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güne Veda",
        "poet": "Yunus Yılmaz 2",
        "poem": "\n\nGün doğumu; \n                              Şefkat\n                              Vuslat\n                              Rahmet\n                              Bereket\nGün batımı; \n                              Hazan\n                              Hicran\n                              Sükut\n                              Vücut\n\n                                                  Bizimyunus\n                                                04.Mayıs.2006\n                                                   02.00.Ank.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güne Doğuyorum",
        "poet": "Ayşe Yakut",
        "poem": "\n\nHer gece acaba\nDoğacak mı diye yeni gün\nYatarım kör karanlık uykulara\n\nUmut dolu düşlerle\nAydınlanır kör karanlıklar\nDoğarım yeni güne\n\nGünün aydınlığıyla\nAydınlanır yüreğim\nAçar umut çiçekleri\nHayat bahçem de\n\nSevginin özüyle beslediğim\nUmut çiçeklerini dağıtmak isterim \nSevgiden yoksun gönüllere\nSevilsin sevsinler \nHer zaman diye...\n\nAyşe Yakut\n\n4 Ekim 2008 Saat: 02: 50\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günebakan çiçeğim",
        "poet": "İlknur Tavasav",
        "poem": "\n\nEn son ne zaman almıştım kalemimi elime...V e seni yazmıştım dizelerime,adını anmadan,yüzüne bakmadan,sadece bir hayale seslenmiştim.Yasemin kokan bolkonumdan, körfezin kızıllığına baka baka iç geçirip sadece bir yudum huzur,kuş kanadına sığacak kadar da mutluluk dilemiştim.\n\nDedim ya çok uzun zaman oldu.Kalemime dokunmayalı,kağıtları bu olmadı deyipte buruşturup atmayı.Kasvetli  bir o kadar da karanlık zamanlardı.Ben ozamanlar büyük bir galakside küçücük bir gezegendim.Yalnız,yapayalnız...Teleskopumdan evreni seyrederdim.Kah gülerdim nergisler açardı dört bir yanımda,kah ağlardım yıldızlar düşerdi gözlerimden,ay'ın çekimiyle med cezirleri yaşardı içimde ki büyük okyanuslar.\n\nÖzenirdim,gıptayla bakardım günebakan çiçeğiydi  kıskandığım tek canlı nesne.Her daim ışığa yönelirdi açardı tüm ihtişamıyla.Akşam olunca usulca sokulurdu  adeta kabuğuna.Ve her güneşi gördüğünde tekrar tekrar yaşanırdı bu seranomi.Ben bir günebakan çiçeği olmayı hayal ettim bu yüzden...Sen se benim hiç batmayan güneşimdin.Ben bunun böyle olmasını dilemiştim.Bu yüzdendir karanlıktan korkum geceyi hiç sevmem.Bu yüzdendir ki kara kışa düşmanım.Ben hep baharı yazı severim.Ve bu yüzdendir ki yalnızlıklara düşmanım.Ben bir günebakanım, koca tarlarda sarı sarı boy gösteren,güneşe döndükce onu takip ederim.Sen bu yüzden benim,ufkumda hiç batmayan güneşimsin.Sen nereye gitsen ben seni peşin sıra takip ederim...\n\nTa ki hasada kadar sevgilim...Sen üzülme  hasat zamanı gitsem de yeni bir baharda yeniden yeşillenirim ve yüzümü yine sana dönerim...yeniden...dönerim...Ufuk çizgisine ben seni hep beklerim...\n\n27 MAYIS 2011 /İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günebakan ve Akşamsefası",
        "poet": "Ayşegül Bozdoğan",
        "poem": "\n\nBulutların arkasındaki hınzır güneşe bakıyordu Günebakan; gözlerini hafif kısmış,rüzgarla dans ederek kendine ayrılan payı arıyordu güneşten...Öylesine bir güm daha yaşıyordu; yine aynı yerden doğmuş güneş,Günebakan’ı uyandırmış,kendine bağlamıştı.Yine rüzgar cömert davranmıyordu; hınzır güneşle işbirliğine girmiş hafif hafif ılık esintiler veriyor,günebakanın kavrulmasına göz yumuyordu.\n      En vicdansız kalplerde bile ılık akan kanlar vardır ya,rüzgar da öyleydi o gün aslında.Günebakan’ın yalnızlığı içine batmış olsa gerek,köklerinin dibine bir akşam sefası savurup attı.Öyle bir akşam sefası ki yaprakları elmastan sanki.Gövdesi..bir kuğu gibi zarif; topraktan ayrılsa da kökleri,dipdiri hala,kanlı canlı ve soluk kesici bi güzelliği var…Bulut kardeş ağlıyor akşam sefasının bu garip haline,bu güzelliğin boynunu kim bükmüş diye.Bulut kardeşin gözyaşlarıyla topraktan çıkarıyor köklerini günebakan ve akşam sefasının köklerini can havliyle kavrıyor.Hayata sarılıyor tekrar akşam sefası,içine işleyen günebakan sıcaklığıyla.Öyle bir sıcaklık ki,öyle bir aşk ki akşam sefasının tüm yapraklarının tüm damarlarına kadar diriltiyor.Başını kaldırıp günebakana bakmak istiyor ama hınzır güneş kıskanıp engel oluyor buna; akşam sefasının narin bedeni güneşe dayanamıyor,yapraklarını kaldırıp yüzünü bile açamıyor güne.Akşam olmasını bekliyor çaresiz.Tek istediği bütün bedenini saran bu  aşkın yüzünü görebilmek.Günebakan da aşağıya,akşam sefasının büyüleyici güzelliğine bakmak istiyor ama o da güneşe esir olmuş çaresiz,güneşin olmadığı bir yöne çeviremiyor ki başını..akşamın olmasını bekliyor büyük bir heyecanla.Birbirlerini görmeseler dekökleri çoktan kaynaşmış,sarılıp sarmalanmışlar birbirlerine.\n           Akşam oluyor sonunda.Sabırla beklenen Ay dost gösteriyor yüzünü.Günebakan başını eğerken akşam sefası da üzerinde elmas pırıltısı yapraklarını açıyor yavaşça…Gözgöze geliyorlar ve gece boyu kalıyorlar öylece,hasretlerini sığdırmaya çalışıyorlar bir geceye.\n        Aşkları kadar büyk değil çünkü geceler….\n        Hasretleri kadar büyük değil geceler….\n        Tek bedende apayrı dünyaları paylaşan iki aşıktı onlar.Aşklarının tek oluru ay dostun huzurunda bütün gece kenetleyiveriyorlar bakışlarını.Taa ki hınzır güneş yeniden yüzünü gösterip ayırana kadar onları.Düşman oluyorlar güneşe ve güneşte bu aşka düşman oluyor.Aşıklar meydan okudukça hınzır güneş daha da güçleniyor sanki,sadece onları değil zaman geçtikçe bütün herşeyi yakıp kavuruyor hırsından.\n          Gel zaman git zaman,sadece bir çift göz ve tapılası bakışlar için güneşe meydan okuyan günebakan bütün gücünü kaybediyor.Artık onun kökleri değil,akşam sefasının kökleri sıkı sıkı sarılıyor aşkların ama günebakanın nefes alışverişleri günden güne zayıflıyor.Yine bir gece ay dosta kapılarını açtıkları vakit,akşam sefası yüzünü açmaya hazırlanıyor aşkına; yüreği ilk günkü gibi kıpır kıpır,yaprakları ilk günkü gibi taptaze.Ay dost kapıdan içeri girince tüm güzelliğiyle yapraklarını aralayıp yüzünü açıyor akşam sefası..Günebakan çoktan boynunu bükmüş akşam sefasına ama bakışları cansız,yaprakları soluk,kökleri soğuk..! Günebakanın o kapkara gözlerinden yaşlar akıyor rüzgar bedenini salladıkça.Rüzgarla dans etmiyor artık,rüzgarla ağlıyor günebakan…\n           Akşam sefasının üzerine kurşun değiyor gözyaşları.Günebakanın damlayan herbir çekirdek gözyaşı akşam sefasını bir parça daha yıpratıyor…Herbiri yaprağının bir parçasını koparıyor ya da elmas gözlerinden bir parça alıp götürüyor; canını yakıyor.Günebakan da istemezdi aşkının canının yanmasını ama o çoktan köklerinden bırakmış bile toprak anaya canını…Akşam sefası hissetmiyor artık acısını,artık tek istediği günebakanın çekirdek gözyaşlarında boğulmak ve onun cansız bedenini gömemek…\n          Günebakanın cansız bedeni ağladıkça daha çok yıpranıyor akşamsefası; daha çok ağırlaşıyor bedeni…Ama gülümsüyor tüm içtenliği ve huzuru ile.Sonunda dayanamıyor akşam sefasının zarif bedeni; gözlerini kapıyor,günebakanın cansız köklerine birkez daha sarılıyor sımsıkı ve kendini toprak anaya bırakıyor o da..Kendini aşkına bırakıyor yüzündeki tebessümle.\n          Bulutlar ağlıyor tekrar canlanırlar mı diye,rüzgar üzerlerini kapatıyor yapraklarla..Hınzır güneş kimbilir nerelerden kutlamalar yapıyor…\n           Ay dost türkü yakıyor günebakan ve akşam sefsına…\n           Ay dost türkü yakıyor dilden dile dolaşacak bu aşka…\n           Ay dost türkü yakıyor,bulutlar ağlıyor…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneri Yıldıza  İthafen",
        "poet": "Necla Argüz",
        "poem": "\n\nGüneri Yıldıza İthafen \n\nKarekteri sağlam çelik gibidir özü \nKimseye olmaz onun bir tek yanlış sözü \nDostlarına karşı hep güler yüzlü \nVefayı bilen arkadaşım Güneri Yıldız \n\nKendisi gibi saygın kalemi var \nErdemli düşünür doğruyu yazar \nDeğerli yürektir bizleri sevgiyle anar \nDostluğu bilen arkadaşım Güneri Yıldız.........Necla Argüz \n........................................................10 1 2010\n\nDost Kalemlerden\n\nKendisiyle daha yeni tanıştık \nSıcakkanlı dostluğuna alıştık \nVefalıdır mesajlardan anladık \nCan olmayı bilen Güneri yıldız…saniye uzun\n\nGakkoşumun yüreği sevgi denizi \nŞiir bahçelerinde görülür izi \nCan dost olarak hep sorar bizi \nVefalı bir hemşehrimdir Güneri YILDIZ...M.M.REVANLI\n\nTanıştığımız o günden bu yana \nBeraberiz sevda dostluk adına \nHoş görüyle gelir insana cana \nYürek dostum sayın Güneri yıldız...ibrahim akın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Muhammet Günay",
        "poem": "\n\nUzaktadır bilemez \n\nGönül onu silemez \n\nOlsada ana gibi \n\nBenim kadar sevemez \n\nO gönül yanmışmıki.. \n\nAşk için solmuşmuki.. \n\n‘Bir ömür’olmak için \n\nBir tutam kopmuşmuki.. \n\nHer daim doğar güneş \n\nHer daim batar güneş \n\nVarsa içinde özlem \n\nHer daim yakar güneş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Ali İhsan Soyaslan",
        "poem": "\n\nGüneş tut elimden al götür beni\nYokluğunda yorgunum kalmışım sensiz\nBu hayatsız dünyadan çal götür beni\nKendimi sürgünlere salmışım sensiz\n\nGüneş sen gittin ya ben görmez oldum\nAyrılıklar üşüştü bu karanlık dünyama\nGüneş sensizlikte yalnızlığa boğuldum\nHerşeyimi çaldı benden bir katil yağma\n\nUfuklara doğru koşardım peşinden\nYaklaştığımı sandıkça uzaklaşırdın\nGüneşler yağardı içime gülüşünden\nIlık yağmurlara gökkuşağı taşırdın\n\nSonra akşam oldu ve çekip gittin\nGözlerim aşina oldu karanlıklara\nGidişinle yüreğimde ışığı tükettin\nKabuslar denk geldi sonbahara\n\nGüneş ben de geleyim dünya ışıksız\nSeni özlemekten hiç kalmadı halim\nHaydi tut elimden ki değilim yalnız\nKaranlığı bozuyor bembeyaz hayalin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Şeref Öztel",
        "poem": "\n\nBir güneş gibi doğdun içime hayalimdeki güzel olan her şeyi hatırlattın bana\nBelki bir düşünce bu belkide hayal sonu olmayan bir yolculuk\nYinede seni sevmek güzel bir şey diyorum\nBilmiyorum ne getırır ne götürür üçünda yaşamak varsa sevmekte anlam taşır o zaman\n\nBir bahar yağmuru gibi sessız,sessız  düşünmek istesemde içimde seni hiseder yine seni düşünürüm\nYazmak kolay anlatmak zor duygulari düşünceler, düşünceler zor olan her şey\nNe desem bilmemki yinede seni unutmak cok zor geliyor bana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Süreyya Aktaş",
        "poem": "\n\nBatan bir güneş\nLeylaklara eş\nUçurtmaya koş\nEğlen ve coş\n\nBatan bir güneş\nLeylaklara eş\nUçurtmaya koş\nEğlen ve coş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Hakkı Hakan Kaya",
        "poem": "\n\nhayatı anlamaya çalışma sakın\nbir dehlizde kaybolur gidersin\nruhuna uydur kendini\nböyle daha rahat edersin\n\niş, güç, para, pul\nhiç önemli değildir\nevli bekar yada dul\n tek hazinesi yüreğidir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Şair Hilaloğlu",
        "poem": "\n\nSen olmasan doğar mı aleme güneş? \nSen doğmasan ışır mı yüzüme güneş? \n\nKaranlık sardı her yanı ah ne çare? \nSen gülmesen güler mi halime güneş? \n\nFeryadım arşa çıktı ah u vahlarla\nSen olmasan ağlar mı halime güneş? \n\nSeyreyle bendeni kah neşeli, kah gamlı\nSen olmasan yanar mı halime güneş? \n\nAh edip durdum da bu aşk sahrasında\nSen olmasan yanar mı aleme güneş? \n\nHilaloğlu neylesin yaktın bir kere\nSen olmasan bakar mı halime güneş? \n\n24.11.2002\nUrfa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "***Güneş***",
        "poet": "Ali Bölükbaşı",
        "poem": "\n\nGüneşin parlak ışınları mutluluk veriyor.\nİçimizde adeta anlatılmaz bir duygu oluşuyor.\nTemiz  hava, yeşil mavi doğa uyanıyor, kıpırdanıyor.\nİlkbahar ve yaz mevsinlerinde, yeşil, mavi bütünleşiyor\n\nGüneş enerji verir, morelimizi yüksetir.\nYorgunluk atmak için mutluluk demektir.\nTüm canlılara doğrudan veya dolaylı enerjidir.\nVitanim içeriğidir, fotosentezdir, zararı bilinmelidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Ateş Özyürek",
        "poem": "\n\nAkşam olunca,çökerdik loş kağıdın tenhalığında şiir sözcüklerinin üzerine.Gri puslu havayı solurduk genzimiz yana yana bir bulut çökerdi üstümüze ayrılık tadında.Paslı soğuk zindanlardan esen bir rüzgar dağlardı yüreğimizi,yüzümüzü yalarken.Sevdalımız düşerdi aklımıza dalar giderdik mum ışığının haykırışlarına...\nSonra,haylaz çocukların misket oynadığı toprak kokan sokaklarda umutlarımızı ezerdik kendi ayaklarımızla,kırlardan gelincikler toplardık ellerimizle sunmak için sevdalımıza.\nBir sahil kasabasına düşerdi yolumuz ansızın,martı çığılıkları delerken gün ortasını dalgaların dansıyla hüzzam makamında bir senfoni tarih yazdırırdı bize.\nVe uzak tepelerin ardında batarken adının beş harfi,yankısı duyulurdu yorgun ayakların.Çekip gitmeler başlardı artık ama aklımızın bir yarısı,sevda türkülerine takılıp kalırdı yumuşak yarasalar çıkardı birde,batan günle birlikte sonsuzluğa uçarlardı.Köşe başlarında bizi bekler bulurduk yalnızlığı,koşardık uzaklaşırdık ıslak kaldırımlarda ardımıza bile bakmadan,çünkü ardımız hasret ardımız özlem çünkü ardımız kayıp bir kent gibi saklı dururdu.! Uzaklaşırdık,utancımızdan gizleyerek gözyaşlarımızı...\nGün gelir bir bardak alkolde boğmak isterdik dertlerimizi oysa boğulan hep biz olurdukBirde maziye tutsak düşmüş eski bir sevdalının telefondaki hüzünlü sesi ayartmaya çalışırdı yüreğimizin seyir defterini...\nİşte karşıki tepelerin ardında batarken adının beş harfi gece böyle vurmaya çalışırdı bizi,göz gözü görmezliğide suç ortağı alarak yanına...Ve susuşlarımıza yanlızlığımızıda ekleyerek yorgun adımlarla diz boyu karanlıkta yitip giderdik sessizce,bir dahaki aydınlığa,bir dahaki gün doğumuna dek.\nÇünkü bizim için yaşamak senin doğuşunla az sonra yeniden başlayacak.\n                                                                                                          3/7/1998\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Halil Gürkan",
        "poem": "\n\nGelir tanyerinin ağarma demi,\nGeceden karayı sağınca güneş.\nZaman limanından gün denen gemi,\nAçılır meçhule doğunca güneş.\n\nŞafakta renklenir göveren bulut,\nYüreklere dolar yepyeni umut,\nCanlanır tabiat, bozulur sükût,\nIşık ışık arza yağınca güneş.\n\nKovunca karanlık denilen devi,\nYeniden belirir yeşille mavi,\nŞenlenir gönüller, güler can evi,\nGamı, kasaveti boğunca güneş.\n\nBakıp kalp gözüyle dostu görünce,\nDuygu dolar her kelime, her hece,\nÇözülür olanca girift bilmece,\nSemada zirveye ağınca güneş.\n\nFark etmez temmuzu, martı, şubatı,\nŞahlanır sevdanın küheylan atı,\nHicran ateşiyle kızarır batı,\nAkşam olup boyun eğince güneş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Mustafa Özkan Karatay",
        "poem": "\n\nGüneş uyuyordu\nDünyam karanlık kara zindanlar gibi\nGüneşe uyuyordu\nSevdamı yolladım zindanlara\nGüneş açı verdi\nSeni bana seçiverdi \nBenimsin, Benimsin\nBenim güzel meleğimsin\nBenim Güneşimsin\nGüneş uyuyordu\nKalbim kör kuyu gibi\nGüneşe uyuyordu, \nBir çift söz söyledim kalbim ‘e\nGüneş açı verdi\nKalbimi aşkınla dolduru verdi\nBenimsin, Benimsin\nBenim sevenimsin\nYüreğim. Güneşimsin…\n\n26.01.2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Remzi Timar",
        "poem": "\n\nHiç tükenmez dostum garibin ahı \nBoynumda bir vebâl sevda günahı\nDoğar dedim durdum cuma sabahı\nBak bu güneş bu gün yine doğmadı\n\nSevdalar buz tutmuş gönüller ayaz\nHer yer kar altında dört taraf beyaz\nYağmurlu bir bahar yağmurlu bir yaz\nBak bu güneş bu gün yine doğmadı\n\nŞu gönlüm sevdaya doydu doyacak\nBu karanlık beni  bir gün boğacak\nGel sabret dediler bu kez doğacak\nBak bu güneş bu gün yine doğmadı\n\nNe dostluklar kalmış ne de yaranlık\nAşk denen duygular zaten bir anlık\nSevdasız geçen gün bana karanlık\nBak bu güneş bu gün yine doğmadı\n\nHer tarafı sarmış kara BULUTLAR\nBir başka bahara kaldı UMUTLAR\nRemzi der ki sakin yine UFUKLAR\nBak bu güneş bu gün yine doğmadı\n\n28 - 9 - 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Mehmet Gündoğdu",
        "poem": "\n\ngüneş\n\nadı güneş kendi güneş\n\nyoktur güzelliyine eş\n\ncennette huriyle eş\n\n güzeller güzeli güneş\n\n\n\ney güzeller güzeli huri\n\ndoya doya göreyim seni\n\ndeli ettin sen beni deli\n\nmejnunum seni göreli\n\n\n\nseni görünce gözlerim kamaşır\n\nseni görenin teptili şaşırır\n\ndeli olur aklını kaçırır\n\nörnrünü ahı vah ile geçirir\n\n\n\nmehmet der ki ğonca gülüm\n\ndeymesin sana ölüm\n\ney benim öteki yarım\n\nfedadır sana canım\n\nmehmet gündoğdu\n\nmehmet0163windowslive.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Hasan Özünal",
        "poem": "\n\nVur be güneş\nEnsemden sırtıma,\nIsıt beni kaynat kanımı\nSendedir hayat.\n\nSendedir ışık. sende sıcaklık\nSeninle yaşar her bir varlık.\nHayat var sen olunca,\nYıka ışığınla beni boylu boyunca.\n\nVur be güneş\nVarlığın hayata eş,\nYaşat beni de; \nHayat kaynağı güneş...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Ahmet Orhan",
        "poem": "\n\nGüneş gözümde bir uçurtma,\nİpi elime dolanık.\nGüneş beni ısıtır,\nYüreğime sarılıp..\n\n(Bursa  18.07.2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Fatih Alemdar",
        "poem": "\n\nSen miydin zindan gecelerimi aydınlatn güneş\nbahtıma doğup hüzünleri yakan ateş\ngökyüzü bile bir başka ağlıyor artık\nHüzünlerin durağı burası değil artık...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nKaraydı şu bahtım karadan kara\nGirmişti duygularım bir sonbahara\nYenilmişti gönül yağmura kara\nBir doğup bir battın nisan güneşi\n\nFelek bir vurdumu tam vuruyormuş\nTuzağın hasını tam kuruyormuş\nŞu gönül ismini tam soruyormuş\nBir doğup bir battın nisan güneşi\n\nDoğup batma artık bizle kal\nAçalım birlikte mutluluğa fal\nGönülde beklerken bir incecik dal\nBir doğup bir battın nisan güneşi\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Güneş..",
        "poet": "İsmail Kurt",
        "poem": "\n\nKonu:Güneş..\n\nAsırlar boyu parlarsın güneş\nHiç yorulmazmısın hiç bıkmazmısın\nTenimizi yalar sıcacık ateş\nSöneceğim diye hiç korkmazmısın..\n\nGece giderken sen belirirsin\nDoğaya sıcacık nefes verirsin\nGökyüzünü süsleyen koca fenersin\nAsırlar boyu parlarsın güneş..\n\nSeninle uyanırız tatlı uykudan\nYakarsın ışığını pişman olmadan\nGöz kırparsın bulutlar arasından\nAsırlar boyu parlarsın güneş..\n\nSeninle şenlenir koskoca dünya\nGündüz gözünde ışıksın ziya\nUmut verirsin bir çok varlığa\nAsırlar boyu parlarsın güneş..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Meral Karabulut",
        "poem": "\n\nGüneş öyle parlıyorki bir bebeğin gülüşü gibi\nSıcacık, hesapsız\nPırıl,pırıl dünya  bir ışık havuzunda\nBütün  kötülükler kaçmış\nBütün günahlar gizlenmiş\nBütün yalanlar yıkanmış\nGüneşin ışıltısı,gelecek ümitler gibi\nSaf katışıksız,güzellik dolu\nKinleri terk etmiş,ümitsizlikleri yoketmiş\nGüneş öyle parlıyorki \nSeni ilk gördüğüm günkü gülüşüm gibi\nSeni ilk o gün sevişim gibi\nGüneş öyle parlıyorki\nSeninle  kurduğum  gelecek  gibi\nSanki  oda beni  güneş gibi sıcacık sevecek gibi\nGüneş öyle parlıyorki,\nYapraklar  bir başka ışıldıyor,üstünde mücevherden\nDamlalar gibi.\nİnsanlar daha bir güleç,gelecek sanki daha bir aydınlık\nHayat daha yaşanılır\nDertler daha bir çekilir\nGüneş öyle bir parlıyorki\nİçinde binlerce sıcacık ümitler \nYeşerir gibi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Abdullah Ercan",
        "poem": "\n\nkurutma kaynağını,kesip damarlarından\nbağrımdaki yangını,sulara atan güneş\n\nkondur bülbülü güle,ereyim vuslatına\nyanına gelemedim,uzağa kaçan güneş\n\nbüyüdüğüm mevsimde yaşat çocukluğumu\nürperen yüreğime korkular saçan güneş\n\nsolgun güller gibiyim hiç bahar yaşamadım\ngeceler boyu gökte menekşe açan güneş\n\ngiremedim koynuna ayazlarda yüreğim\nüşüdüm yokluğundan sıcağı yakan güneş\n\nsaçlarımda kal gitme,ak düşür siyahıma\nsağanak sağanak gel geceme doğan güneş\n\ngönlümü de vur yere,kaşı gözü kırılsın\nçıktıkca tepelere toprağa vuran güneş\n\nseninle görüyorum kaybolma gözlerimden\nuzadıkca yoluma dağlardan çıkan güneş\n\nperdeleri dolaşıp hicazî makamlardan\niçimdeki ezgiyi sazlara çalan güneş\n\nmart-2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Orhan Veli Kanık",
        "poem": "\n\nAh aydınlıklardan uzaktayım\nKafamda o dağılmayan sükûn.\nÖlmedim lâkin, yaşamaktayım\nDinle bak: vurmada nabzı ruhun.\n\nYarasalar duyurmada bana\nKanatlarının ihtizazını.\nŞimdi hep korkular benden yana \nBekliyor sular, açmış ağzını.\n\nAh aydınlıklardan uzaktayım\nKafamda dağılmayan sükûn.\nÖlmedim lâkin, yaşamaktayım\nDinle bak vurmada nabzı ruhun.\n\nSiyah ufukların arkasında \nSeslerle çiçeklenmede bahar\nVe muhayyilemin havasında\nEn güzel zamanın renkleri var.\n\nÖlmedim halâr. yaşamaktayım.\nDinle bak: vurmada nabzı ruhun!\nAh aydınlıklardan uzaktayım\nKafamda o dağılmayan sükûn.\n\nRuhum ölüm rüzgarlarına eş,\nIşık yok gecemde, gündüzümde.\nGözlerim görmüyor... lâkin güneş\nO her zaman, her zaman yüzümde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Şimşek Acar",
        "poem": "\n\ndoğdu, sevinç saçtı\ngüneş ilk ışıklarıyla\nyaktı kavurdu bir müddet\nsıcaktı parlaktı farklıydı\nve bir akşam vakti\noda sessizce battı.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Er Adam",
        "poem": "\n\nBırakta ay yüzünü görsün\nBu can senin için ölsün\nSen olmayınca ay karanlık\nSen olmayınca gün karanlık\nBırakta ay yüzünü görsün\nBu ten senin için yansın\nSen olmayınca deniz suskun\nSen olmayınca kalbim durgun\nBırakta ay yüzünü görsün\nBu çiçek senin için açsın\nSen olmayınca ben anlamsız\nSen olmayınca dünya anlamsız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gunes",
        "poet": "Bulent Tamer",
        "poem": "\n\nSoz veriyorum sana Ebus um\nGunes i yollayacagim sana\nBu\nAkdenizin guzel sabahinda\nSeyrederken \nKaranligin sonu ile\nAydinligin baslangicini ufukta\nKalplerin beraber carpip\nMartilarin ahenkli ucuslarina bakip\nDerin-derin \nSigaramin son nefesini ufleyip\nAkdenizimizin mavilikleri icinde\nGunes i yollayacagim sana\nAkdeniz yildizlari altinda\nSabaha kadar dolastim sahilde\nSeyrederken o \nDoyumsuz manzaralari\nNinni gibi geldi\nSesleri bana\nGunes i yollayacagim sana\nKaranliklar \nBenim olsun Ebus um\nYildizli gecelerimden sonra\nGokyuzu\nRengini degistiriyor simdi\nHadii\nArala pencerenin perdesini artik\nGunes i yolladim sana\n\nBulent  TAMER   10 mayis 2005  usa/newyork\nsuper fm.,05/12/2005  - turknortamerika ,.12/29/2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Ali Akın",
        "poem": "\n\nKasım fısıldarken yokluğunu\nAralıksız bizimlesin\nOcakları aydınlatan\nŞu batmayan güneş sensin.\n\nKonya, Kasım 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Selçuk Akyüz",
        "poem": "\n\nAkşam oldu...\nYine kapandı gözlerin...\nVe yine dün akşamki,\nHer akşamki gibi göz kapaklarının gölgesindeyim...\n\n\nHer günün sabahında,\nHer günün sabahında ağır ağır açılan göz kapaklarının arasından doğar; \nVe her günün akşamında,\nHer günün akşamında ağır ağır kapanan göz kapaklarının ardında batar güneş...\n\n\n(Van.26.05.2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Selçuk Ataseven",
        "poem": "\n\nEy güneş! ..\nKimleri güldürmek için\nDoğuyorsun her sabah! ..\n\nEy güneş! ..\nKimleri ağlatmak için\nBatıyorsun her akşam! ..\n\nSelçuk Noyan Ataseven  ++\n\n17.12.1984 Cumartesi\nİstanbul / Gültepe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Fatih Zeyrek",
        "poem": "\n\nEn kadim dostları\nRüzigar ve bulutları\nSarı yapraklarla bıraktı\nBir sonbahar mevsiminde…\n\nŞimdi \nO sarı yaprakların\nMirası boş dalların\nFilizinde gezinir\nSarı ve çıplak ayaklarıyla…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Metin Dalkürek",
        "poem": "\n\nErzurum'a güneş doğdu\nİşte Dursun işte Güneş\nKaranlığı nura boğdu\nİşte Dursun işte Güneş\n\nMaşuğuna gündür aşık\nGecelere hilal beşik\nGökyüzüne vurur ışık\nİşte Dursun işte Güneş\n\nNuru Hakk'tan Hay'ım Dursun\nYıldız olan Pay'ım Dursun\nGarip Metin Ay'ım Dursun\nİşte Dursun işte Güneş\n\nGARİP METİNİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Ahmet Hani",
        "poem": "\n\nyavaş yavaş\n              axşamçağı\ndağ dalına girendesen\nsevmelisen yayda yazda\ngörmelisen payız çağı\n\n                nazlı güneş gözel güneş.\n\nsaraldıqca qızıl rengin\nalovlanır bulud yanır\ndamcı damcı qan tökülür\ngile gile gözler ölür\nqana dönmüş üreyimde\nkelme kelme sözler ölür\n\n                nazlı güneş gözel güneş.\n\nAxşamın var seherin var\npayızın var baharın var.\n\nqaş qaralır gelir gece\ndizlerimi qucaqlayıb\n               qışqırıram:\n                               kimem, kimem?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Hatice Kılıçaslan",
        "poem": "\n\ngüneş doğar\nyeni bir gün\nyeni bir sayfa açar hergün\nsilinir kısmen eskiler\nyeni bir gündür başlayan\nyeni umutlar\nyeni ufuklar\nyeni bir armağan bilene\ngün batımında\nkimi galiptir \nkimi malup\nbiraz buruktur\ngün batımı\nbir gündür yiten \nömürden bir gündür\nmutluluk veren\nherşeye rağmen \ndoğması yeniden  yeniden yeniden ….\n\n(İzmir - 29.12.2003)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Necla Aktan",
        "poem": "\n\nAç perdeyi, girsin içeri güneş \nKaranlıklarda kalman niye ? \nAydınlıklara alışsın gözün\nGüzelliklere kardeş\nİyiliklere şahit olsun\nHayatı görsün\nDirenme işte\n\nAç perdeyi girsin içeri güneş \nIsınsın yüreğin\nBırak coşkuyla çarpsın\nBuz gibi olman niye ? \n\nAç perdeyi girsin içeri güneş \nAç perdeyi girsin içeri güneş\nAç perdeyi\nGirsin\nGüneş\nİçeri...\n\n( Adana,03.10.2000 )\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Kadir Tozlu",
        "poem": "\n\nHava açık iken\nGüneş doğduğunu hissederim,\nKalbinde…\n\nHava kapalı iken\nHayali bir güneş oluştururum\nSevgilerimden…\n\nSENİN İÇİN KIZIM\n\n(01.10.2006)\n\nBu sabah pırıl pırıl bir güneş var.\nKızıma bir SMS mesajı yazacağım ama konuyu kendisi seçtirdi güneş...\nPeki ya hava kapalı olsaydı? ...\n(Elacık için yazılmıştır)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Esin Çınar",
        "poem": "\n\n\n Güneş \nYazın ısıtan güneş\nKışın ısıtmayacak\nYüreğim senin için\nGüneşten daha sıcak\n\nEsin Çınar\n(24.09.2005 / 30.12.2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Ahmet Özcankaya",
        "poem": "\n\nGüneş doğarken insana huzur,\nNasıl doğduğunu görmek için olmayız hazır.\nDoğunca da bütün varlık neş'eyle olur ona nazır\nBütün bitkilerin çiçekleri renklerini ondan  alır\nAyçiçeği bir başka yüzü hep ona yönelik ve hazır,\nBir asker komutanı,taifesi adına görüş bidirecek gibi hazır.\n\n Güneş yakıcı olsada bütün varlık sevgide ona nazır,\nBir grup onu ilah görüp tapmaya hazır\nBilinçli varlıkların bu yaptıkları iş rezil.\nRabb'inin izni olmadan o da yakıcılıkta zelil\nBütün varlıklar gerçek İlahın huzurunda dururlar hazır\n\nGüneş batarken doğuşu kadar verir güzellik\nAçık ufukta hiç seyrettin mi renga renk cezbelik\nHele seyredersen deniz kenarında su aynadarlık\nHafif ürkütücülük fakat mükemmel aydınlık\nBatış ve doğuşunu  seyir için zahmete katlanmak ayrı bir güzellik\n\nGüneşin gerçek yapısının ne olduğunu bilen yok\nUzaktan akıl yürüteerek buldukları onlara pek çok\nYakıtı şu kadar yıl dayanacak dedikleri ayrı bir korkaklık\nBildikleri,denizden bir damla,sahradan bir kum kadarcık\nGüneşe sorsalar sende ne var ne yok o da bilmez bir gariplik\n\nRabbim güneş değil,her şeyi tutar kaim\nHer şey hakkında kitabında bilgi verir daim\nVarlık hakkında beyan verir peygamberi her daim\nSonra seçkin kullarına geçer bu ilim\nHer insan kendine sormalı ne olacak benim halim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Mehmet Ayhan Günaydın",
        "poem": "\n\nGÜNEŞ\n\nDoğuşun başka,\nZevalin başka,\nBatışın bir başka güzel.\n\nAh ki güneş,\nBence seyrin, \nBir ömre bedel.\n\nO güneş ki; \nBana hep geleceği anlatır.\nO güneş ki; \nBatarken bana hep, \nÖlümü hatırlatır.\n\nM. Ayhan Günaydın.\n  28 Temmuz 2005\n          Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "..Güneş & Ay",
        "poet": "Eylül Ay",
        "poem": "\n\n..zehirli sarmaşıklar sardı bedenimi, her bir yaprağında bir çift göz benden uzakta, gökyüzünden bakıyor yüreğim, tutmuş ellerimi çekiyor kendine, 'bir'ken ayrı düşmek niye! ? Kurtarmalıyım bedenimi zehirli gözlerden, zehirli dillerden… hep uzaklardaydı ruhum, yanına çağırıyor şimdi, 'yüreğimi' göndermiş bana, bilmediğim yolda yoldaş/rehber olsun diye… kaçmanın faydası yok, karanlık kuyularda hürriyetim, AY vuruyor, yakamozlarda yüzüyor korkularım… düşler diyarından gelen gemi demir attı yalnızlığımın adasına, bir avuç umut bıraktı, ektim yüreğime, bir dünya papatyam oldu, bembeyaz kelebekler aşık oldu, nerden geldiler? Meleklerden mi öğrendiler? Yoksa güneşi mi takip ettiler? Oysa doğmazdı yüreğime benim, ahitli! \nAY’dım ben, bir araya gelmesi imkansız iki sevdalı… ya o vazgeçecekti aydınlığından, ya ben karanlığımdan! Ne o vazgeçebilirdi sıcağından, ne ben yıldızlarımdan! Tan vakti şahit kalacaktı ardından çaresiz(im)  (b) akışıma… her şafakta avaz avaz susuşuma…\n\nEylül AY\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Aşka Doğdukça",
        "poet": "Gülşen Şenderin",
        "poem": "\n\nGÜNEŞ AŞKA DOĞDUKÇA\n\nGüneşi içen tohum şahlanır dokusunda\nKatıyı çatlattıkça, sevişir günle şafak\nŞendir bülbül yuvası güllerin kokusunda\nYeşil ateş dokuyan; kınalı ellere bak\nBu ne efsunlu nakış yeşil giyinir toprak.\n\nOluşum süreci bu, ufalanır taş kaya\nKök uzanır derine, gövde büyür semaya\nGün olgular demlerken, gece ses olur aya\nMevsim değişikliği, yeşerir solar yaprak\nBahar öncesinde kış, sihir desenli kundak.\n\nGönül gözün mutlaksa sevgiye çıkar yollar\nSabır süsen çiçeği, sebat devşirir kollar\nGüneş aşka doğdukça evrensel kokar güller\nTutkular semahında, buseye kansın dudak\nGezindikçe gül bakış, yâr sinesi tapınak.\n\nAcılar dergâhında ziynettir gözyaşları\nÜşümeli ortamlar, uğraşı yokuşları\nBir yanda umut seli, bir yanda can kuşları\nAşkı yüce olanın payesi süslü duvak\nO ne şimşeksi çakış, sevişmeler ıpıslak.\n\nBütünü yaşamak var, ayrıntılardan uzak\nAşkın sırrına eren, boş söze vermez kulak\nTakıntılar kördüğüm her çözgüsü bir tuzak.\nBırak ömür yol alsın, keyfin hazzına bırak\nMânaya vardıkça iş, dem uçurur salıncak.\n\nVar oluş çilesinin örgüsünde her insan\nMihnet çölünden geçer, bilgeliğe yol alan\nHakikat deryasında, doğruyla döner devran..\nAteşte pişen kulun hoşgörüsü gül budak\nO ne semavi yakış, yanışlar mavi sıcak.\n\nNe varsa aşka dair, sökün etsin fanustan\nİlâhi güzellikler, Mevlâna’dan, Yunus’tan\nPayda bölünen sevgi, payı kutsayan ustan\nİnsanlık âleminde bölüşüm süslü revnak\nHak’ın yoluna akış, beklenilen son durak.\n\nGÜLŞEN ŞENDERİN\n\n24 - KASIM - 2009 - SALI- BAKIRKÖY.\nTÜM ÖĞRETMENLERİMİZİN ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLU OLSUN.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş",
        "poet": "Özhan Koca",
        "poem": "\n\nGÜNEŞ aydınlatır etrafı, ay değil. \nKararsada hava sağ değil\nAy çalar GÜNEŞ in ehlini\nGÜNEŞ bırakırsa işini.\nSen ışık umutsun,\nOlamaz hüzüne kedere hakkın. \nİnsanlar sever bekler seni,\nSen karabulut değil AŞK sın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Ay Işığını Söndürdü",
        "poet": "Çiğdem Şimşek",
        "poem": "\n\nÜzülme sevgilim... üzülme! \nGecelerim bitti! \nAy ışığının dünyamda yeri yok.\nAy ışığı, gün karası hepsi yalan.\n\nSen sabah güneşimsin, \nSadece bana doğan.\nKaranlık odamın kenarlarından sızan, \nGün ışığımsın.\n\nNeyleyim  ben kahreden ay ışığını, \nSen olmayacaksan yanımda.\n\nOlmaz olası ay ışığı, \nOlmaz olası geceler...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş, AY- İnsanlık Tehlikede!",
        "poet": "Ozan Şah Turna Ağdaşan",
        "poem": "\n\nDünya tutsak büyük devler elinde\nGüneş tehlikede AY tehlikede! \nRadyasyon kan canda; rahimde, dilde\nKısrak tehlikde TAY tehlikede...\n\nSavaşçılar sulh maskesi takıyor\nÖzgürlük ufkuna kurşun sıkıyor\nEkmek füze olmuş, Ay'a çıkıyor\nEmek tehlikede, PAY tehlikede\n\nAtom silah, radyoaktif ışını\nHüsrana boğdular, insan düşünü\nBüyük devler tutmuş suyun başını\nDeniz tehlikede, ÇAY tehlikede\n\nŞahTurna dünya tat içinde tatsız\nBarış kavşağında istasyon hatsız\nMakinist huzursuz, yolcu rahatsız\nTren tehlikede, RAY tehlikede\n\nGüneş tehlikede, AY tehlikede\nEmek tehlikede, PAY tehlikede! ...\n\nSöz ve Müzik: Halk Ozan ŞAH TURNA (Aşık ŞAHTURNA)     'İnsanlık Tehlikede' albümü  İnternasyonal Kadın Platformu www.sahturna.com \nYönetmen ve aranjör: Ozan ŞİAR  AĞDAŞAN  www.siarcan.com\nŞakıyan Turna'  Kitab Can Yayınları\nTürkçe ve Almanca: ŞİRİN ŞAFAK AĞDAŞAN Enternasyonal Müzik Grup\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş,Ay ve Barış",
        "poet": "Neriman Aras",
        "poem": "\n\nGüneş Ay'a küsmüş\nAy denize\nBulut kucak açmış\nSuskun kumsala\nGök ağlamış\nSevda ıslanmış\nÇiçekler açmış\nGüneş kıskanmış\nBereket gelmiş\nToprak mutlanmış\nTüm gönüllere \nSevdalar dolmuş\nTaklar kurulmuş\nDanslar edilmiş\nGüneş ve Ay barışa gelmiş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Aynı Güneş",
        "poet": "Necati Dikmen",
        "poem": "\n\nFarkı var sanmıştım başkalarından,\nUzaktan sevse de, duruşu başka.\nGöz göze gelince bakışlarından,\nEriyip giderdim, yakışı başka.\n\nO şimdi nerde, ne der bilinmez,\nDese de, şimdiki deyişi başka.\nGülünce ufkumda güneş doğardı.\nGüneş aynı güneş, doğuşu başka.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş,Ay,Dünya ve Gezegenlerin yaratılışı ve görevleri",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nYedi göğün kırmızı altından hesapsız kapıları vardır,hepsinin şifresi birdir, \nHepsi kilitli olup onların anahtarlarının ismi,yani şifresi: Allahü Ekber'dir. \n\nHer göğün reisinin desturuyla kapıları kapıcılarca açılan nurlu bir hanedir, \nYedi gökten her birinin kalınlığı ve yüksekliği ise beş yüz yıllık mesafedir.\n\nHer iki göğün arası beş yüz yıllık yol olup, yedi göğün toplulukları çadır tutmuşlardır,\nBunlar yerin çevresinde bulunan sekiz kaf dağının yedisi üzerinde karar etmişlerdir. \n\nSekizinci Kaf dağı, dünya göğünün içinde yeri kuşatmıştır ve bu şekilde olmuştur, \nDünyayı çevreleyen göklerin alt kısımları ise  bu dağlar üzere nihayet bulmuştur.\n\nYedi göğün altında, dünya göğüne bitişik olan denizin içinde güneş ışığını oldurur, \nBu durum dünyaya ay ve yıldızların doğuş ve batışını ve bazı durumlarını bildirir.\n\nHak Teâlâ, dünya göğü altında ve ona bitişik bir su denizi yaratmıştır ki, bu deniz, \ndünya göğünün içini kaplar,bunun dalgaları, hava üzerinde Hak'kın emriyle alır hız.\n\nŞanı Yüce Allah, güneşi, ayı ve yıldızları kendi arşının nurundan yaratıp ol demiştir, \nGüneş ay ve yıldızları gökteki bu su denizinin içinde balıklar gibi yüzücü eylemiştir. \n\nBütün yıldızlardan, güneşi daha büyük ve nurlu edip, sonra ayı nurlu tutmuştur, \nSonra Cibril aleyhisselâm kanadıyla ayın yüzünü mesh edip, ışığını yok etmiştir.\n\nAyın nuru sönük olup, dünyanın dönüşü ile gece gündüzden farklı olmuştur,\nSenelerin sayısıyla ayların hesabı mümkün olup,yıl ay ve hafta hayat bulmuştur. \n\nHak Teâlâ bu deniz içinde,güneş için üç yüz altmış kulplu elmas araba yaratmıştır,\nGüneşi bu arabanın üzerine koymuş olup,her bir kulptan bir melek tutmuştur.\n\nTa ki onlar, güneşi arabasıyla o denizde doğudan batıya çekip götürürler,\nÜç yüz altmış kulpundan üç yüz altmış melek tutup güneşi geri getirirler.\n\nHak Teâlâ ay için de üç yüz kulplu, sarı yakuttan bir araba yaratıp can katmıştır, \nAyı onun üzerine koymuştur. Her bir kulpu kavramak için bir melek tayin etmiştir. \n\nTa ki onlar, ayı,arabasıyla doğudan batıya alıp götürürlerken ay gökte şekil alıp ışır, \nYine ay için lacivert cevherden altmış kulplu mahfaza vardır bunu altmış melek taşır. \n\nYıldızların büyüklerine onar melek, küçüklerine birer görevli melek alıp götürürler,\nAllah'ın takdiri üzere onları, o denizde hareket ettirip, bir vakitte doğdurup batırırlar. \n\nKaf dağının gerisindeki o deniz içinde, yıldızlar kendi doğuş eksenine doğru akarlar, \nGökte kayan ateş parçalarıyla,orada kulak misafiri olan şeytanları taşlayıp yakarlar.\n\nHakkın kudretiyle güneş, ay ve yıldızlardan ancak beşi için ayrı bir güzergah tutulmuştur,\nGüneş ay ve gezegenler için dünya yerinin iki tarafında doğuş ve batış yerleri yaratılmıştır. \n\nBuna yedi gezegen derler,her gün başka yerden doğup, başka bir yere batarlar,\nGök yüzünde Yüce Allah’ın kudreti ile dünya yüzeyine ayrı bir güzellik katarlar.\n\nGüneş için doğu tarafında kaynayan siyah balçıktan yüz seksen ateş çıkarak oynar, \nSonra batı tarafında siyah balçıktan çıkan yüz eksen kaynak ateş üzerinde kaynar.\n\nGüneş, aziz ve alim olan Allah'ın takdiriyle,altı ay boyunca dünyaya ısı katar, \nHer gün yeni bir doğuş yerinden doğup sonra yeni bir batış yeri içinde batar.\n\nAltı ay sonunda önceki doğuş ve batış yerlerine dönüp senenin bitiminde geri gelir,\nSene boyunca güneyden kuzeye, kuzeyden de güneye kayarak gideceği yolu bilir.\n\nBunun için, kışın güneşin doğuş ve batış yerleri güneyde olup,kuzeye kışı katar, \nÜç ay boyunca yaz günlerinde kuzey yönünde doğar ve kuzey yönünde batar. \n\nEğer bu yakıcı güneş ışınları, o deniz içinden süzülmeden bize gelse insanlar ölürdü, \nGüneş bize yakın olur,yer yüzünde bulunan bütün canlı yaratıklar yanıp kül olurdu.\n\nKaynak:Marifetname-Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş,Ay ve bulut..",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nGüneş batmak üzere\nAy güneşten ödünç ısı alır\nBulut da daim ısıyı aydan paylaşıp; alıp\nGece üşümemeye çalışır\n\nFakat bulut şüpheli ay ısı vermez diye \nKendisi de bekler ay gibi ısı alır,güneşten\nBelki küserler, koparlar aydan \nAya borçlu bulut,ta geçen aydan...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Bakışlı Sevdiğim",
        "poet": "Türkan Yılmaz",
        "poem": "\n\nGÜNEŞ BAKIŞLI SEVDİĞİM \n\nKadir gecesi doğurmuş anası\nYar bakışın sanki güneş adası \nBana gelsin sevdiğimin gadası\nYar bakışın sanki güneş adası\n\n❤ ❤ \nSabah kadar baksam sana doyamam\nSaçın tek teline inan kıyamam\nYanımda olunca hiç bişe duymam\nYar bakışın sanki güneş adası\n\n❤ ❤ \nSevdiğim yoksa dünya neye yarar\nDilim susada gözler seni arar\nBu kalbim aşkın ateşiyle yanar\nYar bakışın sanki güneş adası\n\n❤ ❤ \nBakışlar sanki dolunay barçası\nGözlerin ışığını bana yaksın\nİstemem başkası gözüne baksın\nYar bakışın sanki güneş adası\n\n❤ ❤ \nGeçmek bilmezki bir türlü dakkika\nÜmit verip harcadın beni boşa\nBekletme beni istemem sadaka\nYar bakışın sanki güneş adası\n\n❤ ❤ \nSarıp koklarım yarin hayellini\nÖlümüne sevmişim canım gibi\nYokluğun her yanımı sardı tipi\nYar bakışın sanki güneş adası\n\n❤ ❤ \nKaranlık gecemin sensin feneri\nNerdedir şimdi kalbimin sahibi\nYar seni seven olmaz benim gibi\nYar bakışın sanki güneş adası\n\n❤ ❤ \nGüzeler içinde üstün güzelsin\nBeklerim yardan güzel haber gelsin\nİstedim bana senin elin değsin\nYar bakışın sanki güneş adası\n\n❤ ❤ \nBeni son kez güzel sözünle avut\nSıkı sar nolur kolarında uyut\nGelmezsen bedeni saracak tabut\nYar bakışın sanki güneş adası\n\n❤ ❤ \nPırlanta gözlerin dünyaya yeter\nTürkan yokluğuna dayanmaz biter\nSevdanla kalbim içi sardı keder\nYar bakışın sanki güneş adası\n\n❤ ❤ (Şiir)  ❤ ❤ \n\n ❤ ❤ ❤ Türkan Yılmaz ❤ ❤ ❤\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Balçıkla Sıvanır(Hem de Bal Gibi...)",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nGüneş doğdu başladı babam anlatmaya\nAtalarından kalan Güneş gibi sözleri aktarmaya\nBir anlık 'Güneş balçıkla sıvanmaz' sözünü söylendi\nKonuşmalarla saat ilerlemiş Vakit nerdeyse öylendi\n\nKıyısındayız denizin elimizde uzun uzun ağlar\nAttık denize ağa takılan balıklar farkedilmesede ağlar\nDedim babama işte Güneş gidiyor önünde perde dağlar\nVe babam dedi ki az sonra Güneş balçıkla sıvanır hani sen ben hani balıklar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Balçıkla Sıvanamaz",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nBilki Güneş balçıklarla sıvanamaz,\nGüneşe merdivenle hiç çıkılamaz,\nGüneşe ayazı ve buzu tesir etmez,\nBilki Güneş balçıklarla sıvanamaz. \n\nAllah'ın yaktığı sönmeyecek çırayı,\nSöndürmek isteyenin sakalı yanar,\nAllah'ın sevgisi kâlbimdedir derim,\nBilki Güneş balçıklarla sıvanamaz.\n\nBil kim ne yaparsa kendine yapar,\nAllah azıpta sapanlara neler yapar,\nAllah'ın salih kulları, Allah'ına tapar,\nBilki Güneş balçıklarla sıvanamaz. \n\nLojilerle işim yok benim kardeşim,\nBen, Allah'ıma nasıl isyan ederim,\nÖbür Dünya'da sorarsa ne derim,\nBilki Güneş balçıklarla sıvanamaz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Bana Alıştı",
        "poet": "Ekrem Bozkurt",
        "poem": "\n\nGüneş bana alıştı...\nPencereme\nTırmanır,girer.\nUyanır,gülümserim\nYüzümde ışık bulaşığı...\n\nGüneş bana alıştı.\nBenimle bir,dağ-tepe\nÖzlemişim inan ki,\nKarartma gecelerinden...\n\nGüneş bana alıştı...\nBen de, bir Diyojen’im...\n\n              Meriç-Haziran 1986\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Batarken",
        "poet": "İzzet Selçuk Cumaoğlu",
        "poem": "\n\nGün doğarken gözlerin gelir aklıma,\nCanlanır hatıralar, basar efkarım,\nBütün bir gün seninle geçer zamanım,\nHüzün sarar içimi güneş batarken.\n\nİçtiğim dudakların şarap gibidir,\nZehir olur içime akar saçların,\nGülüşün dolanırken damarlarımda,\nDolup taşar gözlerim güneş batarken.\n\nBuz gibidir geceler sen olmayınca,\nKalbimde izi kaldı hatıraların\nKalmadı sensizliğe hiç tahammülüm,\nMatemini tutarım güneş batarken.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş bana doğar",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nDüşler ağaçlarda\nOrmanlarda yok\nDüşler hayvanlarda\nTaşlarda yok\nİnsanlarda çok\nYeşil denizlerde\nYeşil bulutlarda\nYeşil kuşların kanadında yok\nİnsanlarda mavi\nİnsanlarda yeşil\nİnsanlarda renk çok\nKör değilsen\nAteş elini yakar\nGüneş tenini\nGörürsün\nSevgi sıcaklarda\nRüzgârlarda yok\nBende güneş\nBende yıldızlar\nBende gök kadar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Batarken",
        "poet": "Fetih Koç",
        "poem": "\n\nGüneş; deniz ile dağın\nKesiştiği yerde batmaya hazırlanıyor.\nGökyüzüne yayılan bulutlar\nDeğişik tondan renklere bürünmüş.\nDeniz; maviliğini sarı, mov ve kızılcık tona bırakmış\nBüyüleyici ve muhteşem bir manzara.\nSanki ressam *Caruhi fırçasından çıkan\nBir tablo görüntüsü.\nVe şair **Yani Riços’un şiir dizelerinden \nMısralar süzülüyor güneşten adeta.\nBu atmosfer özgürlüğü çağrıştıran\nBir savaşçıyı anımsatıyor bana... \n\n(* Yunanlı ünlü bir resamdır) \n(**Yunanlı ünlü bir şairdir) \n\n(Şair Fetih Koç'un 'Şilan Çocukları' adlı şiir kitabından)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Batarken",
        "poet": "Mehmet Özparlar",
        "poem": "\n\nYalnızlığımı hissediyorum güneş batarken,\nKaranlığın sessiz derinliğinde,\nKabuklarına çekilmiş insanlar,\nHayat bitiyor adeta güneş batarken.\n\nHüzün dolu bir sessizlik kovalıyor,\nNeşeyi,mutluluğu,\nİki aşkın sönüşü,\nAyrılık başlıyor güneş batarken.\n\nGözlerim ağlamaklı,\nEllerim boş kalmış,\nHep seni,hep seni arıyorum,\nGüneş batarken.\n\n04-04-1976\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş batarken",
        "poet": "Mehmet Atar",
        "poem": "\n\nGözlerim ufukta kaybolur gider,\nBeni hüzün basar güneş batarken.\nAteşsiz alevler yanar özümde,\nGönlüm aşka susar güneş batarken.\n\nİnişlere dökülürken yokuşlar,\nDerinleşir, yorgunlaşır bakışlar,\nGece kuşlarının cümbüşü başlar,\nBülbül, sesi keser güneş batarken.\n\nÇiçekli fistanı yârdan hediye, \nGelmiş giysin karaları ne diye? \nGece süslerimi perdeler diye, \nDağlar surat asar güneş batarken.\n\nSır kalır bu güzelliğin çözümü, \nAnlatmaya yetiremem sözümü, \nYakomazlar kamaştırır gözümü, \nDoğar bir şaheser güneş batarken.\n\nGeçerken ömrümün kışı, baharı, \nGüzellikler kaldı hayatın kârı.\nGözümde nemlenen hatıraları. \nKurusun, güne ser, güneş batarken.\n\nGüneş arkasında yıldızlar sürür,\nSaçar dört bir yana semayı bürür,\nYamaçlar salınır, düzlüğe yürür, \nMeltem sevda eser güneş batarken.\n\nAtaroğlu’m sevdalıyım, yanarım,\nSenden büyük ne ateşler tanırım,\nBöyle düşünürken kaygılanırım,\nBelki güneş küser güneş batarken.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Batıdan Doğar",
        "poet": "Erdoğan Çıray",
        "poem": "\n\nBiz birbirimizi pekte severdik\nElele gözgöze şarkı söylerdik\nVarsın olmasındı bizim paramız\nÜç-beş yarenlikle gönül eylerdik\n\nArtık sen yoksun ya benim yanımda\nGüneş bundan böyle batıdan doğar\n\nDüşürdün ağına planlar kurdun\nBir eşya misali kullandın durdun\nSeviyorum deyip kandırdın beni\nEn mutlu anımda arkamdan vurdun\n\nArtık sen yoksun ya benim yanımda\nGüneş bundan sonra batıdan doğar\n\nNe hoş bir kadındın ne hoş bir duldun\nGittin de ellere sanki ne buldun\nSararmış saçların kararmış gözün\nNamus timsaliydin yosma mı oldun\n\nArtık sen yoksun ya benim yanımda \nGüneş bundan böyle batıdan doğar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş batıyor...",
        "poet": "Erşah Kahraman",
        "poem": "\n\nGüneş aynı güneş...\nSalacak'taki de aynı, Bodrum'daki de aynı...\nGüneşin batışı aynı.\nNerede olursa olsun.\nGüneş yüreğimize batıyor.\n\nİster Topkapı Sarayı'nın üstünde\nİster İstankos semalarında...\nGüneşin batışı aynı.\nHangi semada olursa olsun...\nGüneş yüreğimize batıyor.\n\nBir hayalin kiralanmasına\nYa da paraya karşı 1-0 mağlup olmamıza hiç aldırmadan\nAynı batıyor güneş.\nNereye karşı batarsa batsın\nGüneş yüreğimize batıyor.\n\nGüneş batıyor... Allah'tan batıyor..\nGüneş yüreğimize batıyor... Ya batmasaydı? ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş batınca.",
        "poet": "Mustafa Asım Çankaya",
        "poem": "\n\nHasretin bastırır yalnızlığıma,\nHer akşam ağlarım koğuş yatınca.\nSen diye sarılıp da yastığıma,\nBir başka olurum güneş batınca...\n\nGözümün önünden gitmez hiç yüzün,\nİçimi kaplar hep derin bir hüzün,\nAklıma gelince tatlı gülüşün,\nÖperim resmini güneş batınca...\n\nBeraber yürürken elin elimde,\nNe mutluyduk değil mi canım seninle? \nBelki de sevgilim günün birinde,\nBeraber oluruz güneş batınca...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Batıdan Doğacak",
        "poet": "Hasan Öztürk 2",
        "poem": "\n\nGecelerime parlayan yıldız,\ngündüzlerime ısıtan güneş,\nayın ondördündeki dolunay,\ngibi değilsin...\ngöreceksin,\nduyacaksın, bak.\numut yüklü duygular devrilecek,\nnasıl olsa bir gün,\ngüneş batıdan doğacak,\ndoğudan batacak...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş batıdan doğmadan tövbe et",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nElbette dünyanın sonu yaklaştı,\nGüneş batıdan doğmadan tövbe et.\nİnsanlar günahta haddini aştı,\nGüneş batıdan doğmadan tövbe et.\n\nPişmanlık duyan insan tövbe eder,\nGünahı olan cehenneme gider.\nTövbe edeni Yüce Hak affeder,\nGüneş batıdan doğmadan tövbe et.\n\nEldeki fırsatı kenara itme,\nGünah ile kendini heder etme.\nHakkın huzuruna günahla gitme,\nGüneş batıdan doğmadan tövbe et.\n\nYapılan günah insanı bitirir,\nGünah insanı ateşe götürür.\nGünahın sonu felaket getirir,\nGüneş batıdan doğmadan tövbe et.\n\nYusuf tövbe et boş kalmasın saha,\nDurma sen neden duruyorsun daha.\nHaydi ellerini kaldır Allah'a,\nGüneş batıdan doğmadan tövbe et.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş batmak üzere",
        "poet": "Sultan Ünsalan",
        "poem": "\n\nGüneş..\nBatarken mi çagırır beni..\nGüneş\nIşıgı odama vururken..\nTuruncu sarı\nBatarkenmi yazdırır kendini bana \n\n\n\nGüneş batmak üzere\nTuruncu sarı odalardan\nDerin derin kuytulardan\nAşkla yıkanmış bahçelerden...\n\nGüneş batmak üzere \nAkşama yenik mi düşecek..\nBu oda bu köşe..\nAkşama yenik mi düşecek.\n.Bu gariban bu el bu kalem.\n\nGüneş batmak üzere \nTuruncuya büründü oda yine.\nPerdedeki ışık iyice kendini koyverdi..\nAynadaki görüntü misali yansıdı sarı ışık\n\nGüneş batmak üzere\nKuş sesleri hala cıvıltılı\nDuydugum en güzel sesle birlikte\nCaddedeki motorlar çalarlar gornalarını hevesle....\n\nGüneş batmak üzere..\nBen akşama susamış şimdilerde\nGüneş batmak üzere...\nKarşı ağaçtan üç serçe ötüşürken..\nElimde sigara bir yandan yorgan hazırlar kendini akşama.........\n\n\n..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş batıyor",
        "poet": "Hüseyin Kara/united States",
        "poem": "\n\nSevdiğim  yüzüme öyle bakarken \nEsrarlı  durumlar ciğer yakarken\nSözlerin gönlüme ferman okurken\nSanki gündüzümde güneş batıyor\n\nAklım şaştı bakın vurdu karaya\nMerhem olmaz tuzu vurma yaraya \nSözlerin  sineme ferman okurken\nSanki ruhumdaki güneş batıyor.\n\nGizlice dünyama girdin bu gece\nSırra kadem bastın oldun bilmece\nDerbeder gönlüme ferman okurken \nSanki gecelerde güneş  batıyor\n\nBen nasıl bakarım güzel yüzüne\nDudağım tıryaki kanmam sözüne\nGözlerin gözüme ferman okurken\nSanki gözlerimde güneş batıyor\n\nGünlerim güneşe kucak açıyor\nSevdiğim görünce neden kaçıyor\nDertlerim başıma ferman okurken\nSanki yüreğimde güneş batıyor\n\nHüseyin Kara 17.05.2013 İst..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Batmak Üzere",
        "poet": "Kuzey Sarp",
        "poem": "\n\nGüneş batmak üzere, \nBir gönül daha düşüyordur diğerinin eline, \nGönüller bir oluyordur\nDalmak istercesine derinlere.\n\nGüneş batmak üzere, \nBir gönül 'batma' diyordur bakarak güneşe\nGönüller aşk istiyordur\nYağmur istercesine selde.\n\nGüneş batmak üzere, \nBir gönül ele veriyordur kendini diğerine.\nGönüller sevişmek istiyordur, \t\nGelmemek istercesine kendine.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Güneş Batıyor Aşkım",
        "poet": "Furkan Gülden",
        "poem": "\n\nBugün de bitti dün gibi. Yarın da bitecek bugün gibi. Günler geçiyor sensiz, sessiz sessiz... Halime bakmadan, aldırmadan, yaralarımı saramadan, vakitlice... Bak bugün de batıyor güneş hüzünlüce. Bizsiz, anlamsızca... Her batan güneş canımı yakıyor cayır cayır. Son buluyorum aşkın alevlerinde...\n\nYanıyor içim, sen bilmezsin. Sızlıyor kalbim, benden habersizsin. Ölüyorum, sen nerdesin? Kimin kalbindesin güzelim... Biliyorum, umrunda değilim. Tamam benim değilsin, ama ellerin de olamazsın. Bırakmaz bu can seni. Ne desem boş ona. Anlamaz... Güneş batıyor aşkım, izlemeye doyamadığımız manzara son buluyor. Doya doya yaşayamadığımız o anlar son buluyor... Güneşin batışıydı aşkımız, hergün mutlaka olan, kıyametle son bulacak olandı... Sen yoksun şimdi, kıyamet mi koptu ki. Aldattın beni, güneş mi batttı ki gönlünde...\n\nUnuttum diyorum soranlara, yalan söylüyorum onlara. Dostlarıma... Her unuttum deyişimde bile katlanıyordu aşkım sana. Her unuttum deyişim bile bi ümitle bekleyişti uğrunda. Ümitler, çareler tükendi yollarında. Çıkmaz bir sokakta, sessiz karanlıklarda, her atışı sana olan kalbim, son buldu o anda. Çareler tükendi... Güneş batıyor aşkım...\n\nHer zaman bir aşk olur ortada. Biri sever deli gibi, biri üzer marifetmiş gibi. Bir can konulur ortaya; biri koyar canını aşk uğruna, birinin hiç umrunda bile olmaz, çeker tetiği aşka... Bir aşk olur ortada. Birisi illâ ki terkeder bu aşkta. Birisi de dönmesini bekler, dönmeyeceğini bildiği halde, defalarca... Elveda der çeker gider hain... Sen bir 'elveda' demeyi bile çok gördün bana. Ya da bi hoşcakal demeyi... Bu kadar mı değersizdim sende, bu kadar mı küçüldüm gözlerinde. Bu kadar mıydı yalan aşkın. Bu kadar mıydı, canımdan çıkmayanım, bu kadar mıydı... Güneş batıyor aşkım...\n\nŞimdi bir o elde bir bu elde. Sevenleri bile düşürdün birbirine. Şimdi sen zevkinde, ben bekleyişlerde. Yakıştı mı şimdi söyle. Ya da değdi bu kadar kirlenmeye...\n\nGüneş batıyor aşkım\n\nFURKAN GÜLDEN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Battı Sılada..",
        "poet": "Gürsoy Solmaz",
        "poem": "\n\ngüneş battı yine sılada bugün\n efkarı beledim neşe tasında\n sıkıldı yüreğim illa da bugün\n bunaldım akşamın tam ortasında...\n\nGün döner dağların ardına düşer\n Akşamlar gurbetin derdine düşer\n Gurbette olanlar sılada yaşar\n Yürek kalır gurbet ile yasında.....\n\nakşamın alaca karanlığında\ndağlar sise, dağlara sis yakışır...\nyürekler kalmışsa sevda bağında\nkış olsa da yüreğe his yakışır...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş batsa bile yerinde durur",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nGüneş batsa karanlık olur ama,\nGüneş batsa bile yerinde durur.\nGüneş batsa ay ışık verir sana,\nGüneş batsa bile yerinde durur.\n\nKutup yıldızı gökte duruyorken,\nDünyada kimseye muhtaç olma sen.\nYıldıza bakıp yön bulmayı öğren,\nGüneş batsa bile yerinde durur.\n\nIşığın varsa kendine ışık yak,\nBu düzeni böyle kurmuştur Hak.\nKaranlıkta Kutup Yıldızına bak,\nGüneş batsa bile yerinde durur.\n\nGece yoksa günün kıymeti olmaz,\nZamanın kıymetini insan bilmez.\nGüneş battı diye hayat son bulmaz,\nGüneş batsa bile yerinde durur.\n\nYusuf güneş ışığı yere siner,\nGün yükselir akşam aşağı iner.\nGece olsa da dünya yine döner,\nGüneş batsa bile yerinde durur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜNEŞ BATTIĞI GiBİ DOĞAR",
        "poet": "Reyhan Altaş Şairler Dünyası Grubu",
        "poem": "\n\n******GÜNEŞ BATTIĞI GİBİ DOĞAR******        \n\nDemokrasi dediğimiz aydınlıkları tek olan \nBir deli gelir onu karanlıklarında da boğar \nElbette bu hazımsızlıkları olanları da yorar \nAtam Allah büyük Güneş battığı gibi doğar \n\nKorkmadan çalana Rabbim hesabını sorar\nUtanması olmayan cehennemde kılar karar\nAdaletin çivisi çıkmış konuşmak çene yorar\nAtam Allah büyük Güneş battığı gibi doğar.\n\nReyhan Altaş\n\nDeğerli Dost Kalemler:\n\nYürek nasıl çarparsa \nDil öyle döner \nİnsan olan insan sevgi üretir \nİnsan ne düşünürse \nNefis onu uygular \nAdalet olmazsa neye yarar duygular.............. Kemal Güneş 1\n***************************************************\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Bekler Güneşi",
        "poet": "Bilal Özcan",
        "poem": "\n\nA Oğul! Güneş beklerken Güneş'i,\nBekletme, güne doğacak güneşi \nUmut ol, doğ karanlıklar üstüne,\nAydınlat hem âlemi, hem Güneş'i.\n\nBilal ÖZCAN\n\n   D O S T        K A L E M L E R\n\nGüneş hem aydınlık hem huzur verir \nYaşayan insanda umut belirir \nTabiatın kanunudur bilinir \nGüneşin doğduğu yere bakarım-...................................................Şerafettin Muş\n\nbir güneş doğsunkü yurdum üstüne \nsabahı aydınlık umut içinde \nısınsın buz tutmuş yürekler \ngüneşle aydınlasın her yer..............................................................Nadire Aktaş\n\nAh Oğul! Sakın beklerken Âlim'i \nBekletme,yoktan gelecek Âlim'i \nÂlim ol,çık yükseklerden yükseğe \nAydınlat, hem Arş'ı hem Âlem'i......................................................Salim Şengül\n\nay batmadan gün doğmaz... \nher doğuşunda sev sana bakan yüzlere,gözlere... \nyüreklerinde ayrılık,hasret olan yüreklere doğ güneş............ Küçük Ali Yıldırım\n\nA Oğul! Güneş sen ol günlere \nNe kalp kır beyhude ne gönül incit \nBir damla kat gönlünün imbiğinden aleme \nAydınlat hem Alemi,hem de Güneşi..............................................Günce Günce\n\nGün güne eş olmuş güneş güneş'e \nHazanı gam bekler her gamı neşe \nOğul ki, \nAğyarla hem yarla içten söyleşe.......................................................Sülün Sami\n\nruhumuz imdat çığlılarındayken elemli bir vakit \nısıtır düşlerimizi güneş, ısıtır yarınlarımızı \nsen de güneş gibi ol ey oğul \naydınlat günümüzü, günlerimizi her vakit......................................Hacer Kozanlı\n\nYıldızlar kayar ama,güneş durur, \nGüneşin ışığı olmasa,bu hayat durur, \nHayatlar biter,ama güneş güzelliğini korur; \nSen de güneş ol ki \nBütün güzellikler sende son bulur..............................................Serpil Çınaroğlu\n\nGüneş diyip geçme \nörnek Şemsi Tebrizi \nbiz güneşi bilemesek te \ngüneş tanır bizi.........................................................................Yüksel Nimet Apel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş bayrağımız gök çadırımız olsun",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nKurt başlı tuğları elimize alalım,\nTürkmen ülkesine birer ışık olalım.\nYiğitler ile kafir içine dalalım,\nGüneş bayrağımız gök çadırımız olsun.\n\nOzanlar çağırıp söylerken türküleri,\nGençlerin yüreğinde çarpar ülküleri.\nHaydi Alperenler yürüyelim ileri\nGüneş bayrağımız gök çadırımız olsun.\n\nAltayları aşarak üstünden geçelim,\nRüzgar gibi kanatlanıp gökte uçalım.\nAsya bozkırından gelip sefer açalım,\nGüneş bayrağımız gök çadırımız olsun.\n\nKafirleri tutup bir kenara atalım,\nEsiri bırakıp bir kenara itelim.\nGelin yiğitler düşmanla savaş tutalım,\nGüneş bayrağımız gök çadırımız olsun.\n\nYusuf’la konuşup ölenlere yanalım,\nDede Korkutla onlara destan sunalım.\nGeçmişi yad edip rahmet ile analım,\nGüneş bayrağımız gök çadırımız olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜNEŞ BENiM İÇİMDE",
        "poet": "Reyhan Altaş Şairler Dünyası Grubu",
        "poem": "\n\n******* GÜNEŞ BENiM İÇİMDE********   Yeni\n\nGüneş benim hem içimde hemde bu dünyamda\nÜmitle bakarım doğan güneşe içimse pür neşe\nNeşe saçarım etrafıma adımın Yeni oluşundan\nEtrafım aydınlanır neşeli dostlarımın oluşundan \nŞimdi saat oniki olmuş belli saat'inde çalışından\n\nBenim adım mutlu yıl hadi beni karşılayınız diyor \nEskileri unutun yeni yıl sizlere mutluluklar diliyor \nNice acılarla sıkıntı çektik şimdi gülmemizi istiyor\nİnanın dostlar sizin gülmeniz içinizdeki güneşinizdir\nMutluluk barış kardeşlik dolu uğurlu yılımız olsun \n\nİyilikle doğruluk içimizide ısıtacak güneşimiz olsun \nÇileli ömürler bitsin elele mutluluk iliklerimize dolsun\nİleri gitmek bizlerin tek hedefi ışıkla dolu bir yol bulsun\nMutluluk elele insanlığa varabilecek tek yolumuz olsun\nDileğim mutluluk dolu güzel yıllar bizlerden miras kalsın\nEmek verin mutluluk barış kardeşlik güneşi içimize dolsun.\n\nReyhan Altaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Bugün Nereden Doğacak",
        "poet": "Çetin Hacıfettahoğlu",
        "poem": "\n\nGece azmettirdi sığ endişelerimi\nBatıp çıkarken korku sularımda\nAy ışığı çıplaklığıma yansıdı\nUtanıp dalga oldum \nÇırpındıkça bedenim tuz buz oldum\n Mahvoldum\nSırtımı yalnızlığıma dayayınca\nGüneş yüzüme doğardı her defasında\nBugün güneş nereden doğacak kim bilir\nYalnızlığıma kahrederken\nBugün tüm dostlarım gelmişler\nYarın güneş nereden doğar kim bilir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Bile",
        "poet": "İbrahim İnan",
        "poem": "\n\nGüneş bile gülmez olmuş yüzümüze..\nSanki aylardan haziran değil..Yağmurlu bir nisan akşamıdır\n\n(13 Haziran 2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş bile esirgiyor",
        "poet": "Önder Öztürk",
        "poem": "\n\nGüneş bile esirgiyor sıcağını kum gibi sermeye. Ve kırk tilki besliyor kafalar. Ekim yasım oluyor. Dişlerim çarpıyor, hislerim donuyor. Ve saat sabahın altısı, yaşamdan bir kesit alnımın yazısı. Harfler nemleniyor, sözcükler konuşurken. Kaç mevsim seriliyor ayaklarıma ve kaç aşık anıyor beni, ya o? \n\nBilmem bilirmisin bilmemleri ya da o kahrolası keşkeleri.. Mavilerde çok aradım. Meğer taşın altındaymış, saklıymış. Kaderime küstüm. Benimkisi avuntu işte yeditepe yaslıymış. \n\nOlmuyor dostum herşey boş, sevmeler, sevinçler, heyecan... Belkide bir kolik hayatımızda Kolumuzda bir narkoz. Ve damarımızda gezinen pembe hayaller. Hergece bir yıldız kayıyor ve ben sayıyorum. Herkes uyurken mışıl mışıl ben toprağı gözyaşlarımla ıslıyorum. \n\nMerhamet çamurmu gercekten. Hiç nasibim olmadı merhametten yana ama hep merhametliydim merhametsizlere. Hep sorardım derdimel kirlenen gecelere. Tek suçum? \n\nBana soru sorma, derdimi yorma. Adımı hiç sorma sadece meçhul. Beni sorsan onu söyleyeceğim. Korkuyorum. \n\nDersin ya kilometreler. Ah o kilometreler. Gözyaşlarımla yangınlarda küllenen kilometreler. Ahımla susamış çöllere dönen kilometreler. İçinde kaç insan yaşadı, kaç insan öldü. Ve kaç insan günahı yollarda paylaştı. Bir ucunda analar, babalar.. Bir ucunda da sevenler sevilenler. Yani aynası hasretliğin. \n\nİşte ben o kilometrelerin insanıyım. Milyarların içinde bir damlayım. Dün çocuktum, şimdi büyüdüm. Gurbette ben hep evime küstüm. Bu hasretlik aynasında kardeş ben üşüdüm. \n\nHergün kezzap dökülüyor üstüme. Lacivert gecelere azrail çöküyor. Sebebidir Beşparmak dikenleri gibi. Ve kilometreler. Gündüzümü sorma.. Çok uzak. Bildiğin gibi ben o adreste yokum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş buradan batacak",
        "poet": "Mustafa Küçükönder",
        "poem": "\n\nGüneş buradan batacak,\nTüm eylül akşamlarında olduğu gibi,\nO başka diyarlara,\nBiz, Gündüz ertelediğimiz,\nDertlerin kucağına düşeceğiz.\n\nGüneş buradan batacak yine,\nDünden biraz daha erken,\nYarından biraz daha geç,\nBuralardan götürdüğünü,\nBaşka diyarlara verecek,\nYarın sabahtan ödünç alarak,\nGüneş Buradan batacak.\nHep aynı,\nHep aynı hikaye,\nYarın yine yarına kalacak.\n\n27.09.05-İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Çaldı Kapımı",
        "poet": "Behçet Aysan",
        "poem": "\n\nçok yalnızdım ve güneş çaldı kapımı \nsürgünden yeni dönmüştüm, makronissos \norda kurak ve ıssız bir yüreğim\n                            vardı \n(şimdi sizin yürekleriniz gibi) \n\nonu da getirmiştim.\n\narkadaşlarım hariç \nherkes beni terketmişti.\n\nyaşamım uzun bir deniz yolculuğuna \n                             dönüşmüştü\n\ngit git varılmayan \nkıyısız bir deniz.\n\nevet, herkes terketmişti \nsevgili ve hüzünlü pire\n\neleni bile.\n\nve güneş çaldı kapımı \nkapımı çaldı güneş.\n\ngerisini biliyorsunuz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Çay",
        "poet": "İnayet Koçak",
        "poem": "\n\ngüneş\nçay\n çay içinde\n güneş\nve\n sen\n içelim mi ne\n dersin...i.koçak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Bir Hayal",
        "poet": "Duru Cihan",
        "poem": "\n\nGüneş sen beni ısıttın\nArtık da ben seni ısıtayım\nGüzel yüzünü açta dünyaya neşe kat neşe\nBu ne! Senin yüzün gerçekten kapalı mı kalacak? \nBirgül dünyamıza bir gül\nNe yapıyorsun karanlıkta? \nSen dünyamızın ışığısın\nBize ışık ver ne bu\nArtık senin yüzün kapalımı kalacak? Artık!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Çiçeği",
        "poet": "Şaban Abak",
        "poem": "\n\nAtı Gülşah’la kalbinin rabıtası hiç kopmayan Duran’ın, tarlalar arasından geçerken güneş çiçeklerini seyretmesi, onların aşık oldukları Güneş’ten bir an olsun yüz çevirmeyişlerine imrenmesidir. Bu odur: \n\nGÜNEŞ ÇİÇEĞİ\nŞaban ABAK\n\nDönmesin kalbim Tanrım, dönmesin kalbim\nDönsün başım\nDönsün başım\nDönsün daima güneş\nsarhoşu başım\n\nBir gündöndü tarlası uğultusuyla\nBal sarısı, at rüyası, arı tefsiriyle\nSerin ikindi esintisiyle \nKırpıştırıp iri kirpiklerini\nYüzünde aşk aydınlığıyla\nDönsün, şifadır\nUnutuşun yarasına ve kaybedişin\n\nKalbim sabit kalsın diye\nDönsün dursun durmadan\nO gözleri gece güzelin, \nGölgesi ay sevgilinin \nYörüngesinde \n\nBulutları köpürterek yüzen\nAltın bir gemidendir\nLeventleri ışın mızraklar yağdıran\nAteşli öpüşlerle uyandıran\nBayıltan ve uyandıran\nO sevgilinin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Ciçekleri",
        "poet": "Yüksel Yenicecaglar",
        "poem": "\n\nGüneş  Ciçekleri\nTutku\nAşk\nve\nSevgi\n\nMevsim sonbahar, altın sarısı  ekim ayı\nO, Güneş Ciçeği Tarlası`nın  yanından yürüyordu\nYüzlerce Güneş Ciçeği`nin içinde \nTek bir Güneş Ciçeği`ne takıldı kaldı \nAdını koyamadığı, onu çeken bir şeyler vardı onda\nDayanamadı,sadece kendisinin olmasını  istedi! \nÖleceğini düşünmeden onu koparıp aldı \nİçindeki şiddeti, ihtirası engelleyemedi \nBir bencillik sardı  yüreğini\nGüneş çiçeği  öyle güzel ve tutsak ediciydi ki\nOnun TUTKU`nu oldu...\n\nO, yine bir gün ayni tarlanın yanından geçiyordu\nHafif bir sonbahar rüzgarı esti birden\nBinlerce Güneş Ciçeği`nin içinden \nTek bir Güneş  Ciçeği`nin \nEşsiz kokusunu getirdi burnuna\nDayanamadı bu güzel kokuya\nCarpıldı, ardına  düştü \nTutkunu olduğu Güneş Ciçeği`ni unutuverdi bir anda\nO, eşsiz  kokunun izini sürdü\nOnunla yarım yarım yaşadı birçok şeyi\nHicbir zaman unutamadı  onu \nYüreğinin bir kenarına koydu\nAma, geri de dönemedi\nOnu sarhoş eden kokuya\nCünkü, o bir ASK`tı...\n\n\nO, yine başka bir gün aynı  yolda yürüyordu\nBu kez  milyonlarcasının içinde \nSarı  sımsıcak sevgi dolu gülümsemesiyle\nBir başka Güneş Ciçeği  çekti onu\nYanına gitti usulca\nOrada çakılı kaldı, bırakıp gidemedi\nOnda sorumluluk duydu\nSımsıcak, sevgiyle bakan Güneş Ciçeği ölmesin diye\nCok özen gösterdi, emek verdi\nTüm gücüyle  hep onun yanında  olmak istedi\nOndan onu koparacak hiç bir gücün olmadığına inandı...\nVe  onunla,  orada ölene kadar \nAcısıyla, tatlısıyla Yaşamı  Paylaşmaya karar verdi \nİşte, o gerçek  SEVGI` ydi… \n\n14 Subat 2007, Düsseldorf\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş çıktığı yerden-doğdu' Büyük Komutan' O'nunla huzur buldu-kurtuldu bütün vatan",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nÇok kötü bir dönemdi-sefillik perişanlık\nTam ortadan yarıldı-sona erdi o hanlık\nYurdumun dört tarafı-tamamen dolu düşman\nPaylaştılar her yanı-aman vermedi aman\nGüneş çıktığı yerden-doğdu' Büyük Komutan'\nO' nunla huzur buldu-kurtuldu bütün vatan\nÜlkemin sınırında -düşman kol geziyordu\nSalyalı ağızlarla-toprağı eziyordu\nEl avuçta silâh yok-darmadağınık her şey \nBir o yana bu yana-canlar bağırıyor hey\nGüneş çıktığı yerden-doğdu' Büyük Komutan'\nO' nunla huzur buldu-kurtuldu bütün vatan\nKalplerimizde acı-dinmiyor feryadımız\nSabah gece ve gündüz-sıkıntıda adımız\nHalkımız inliyordu-hep kırbaçlanıyordu\nÖzlemle bekleşirken-durmadan yanıyordu\nGüneş çıktığı yerden-doğdu' Büyük Komutan'\nO' nunla huzur buldu-kurtuldu bütün vatan\nÇocuk genç yaşlı nine-zulüm gördü etti ah\nBenim asil milletim-içinden diyordu vah\nSayısını bilmiyor-o şehit insanların\nToprağı örtüyordu-duayla kurbanların\nGüneş çıktığı yerden-doğdu' Büyük Komutan'\nO' nunla huzur buldu-kurtuldu bütün vatan\nHiç sabrımız kalmadı-yapılan işkenceye\nHer şey karmakarışık- dönüştü bilmeceye\nYürekler perişandı-el avuçta silâh yok\nGözlerde yaş ve hüzün-eziyetler dersen çok\nGüneş çıktığı yerden-doğdu' Büyük Komutan'\nO' nunla huzur buldu-kurtuldu bütün vatan\nFakat onuru vardı-yaşaması gerekti\nEl ele tutuştular- bu çok güçlü bilekti\nÖyle bir huyu vardı-öfkelenip kızarsa\nYıkar geçer bendini-köpürerek azarsa\nGüneş çıktığı yerden-doğdu' Büyük Komutan'\nO' nunla huzur buldu-kurtuldu bütün vatan\nCumhuriyet aşkını-O yazdırdı kanıyla\nBu eser Atamındır-başardı hep şanıyla\nŞu mutlu günümüzü-borçluyuz O Kemal'e\nHasan'ın sözü gerçek-biz kurbanız hilâle\nGüneş çıktığı yerden-doğdu' Büyük Komutan'\nO' nunla huzur buldu-kurtuldu bütün vatan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Çocuğun Yerine",
        "poet": "Müjdat Eraslan",
        "poem": "\n\nyaşam bu aşerse de düşürse de\ntez elden çarkı çevirmek hüner\niyi de yine güneş ağlıyor yerde \n\nkemik yığını küçümen çok beden\nkuş kafesine sığarlar da suspus\ndünyaya dar gelirler öfkeden\n\nüçüncü dünyanın isyancı çocuğu \nsapan direnç özlem barışçıl dirim \nhuzur sığınağın ölüm soğuk evin\n\nmermi üşense de düşürse de\ntez çarkı döndürmek hüner\nduy yine güneş ağlıyor usa\n\nbak bombacı güneş ağlıyor\nçocuklar ağlamasın diye\ngüneş çocuğun yerine\n\n(taşıdığım devasa bir beden\nkuş kafesine sığarım bazen\nacun dar gelir öfkemden) \n\nbomba düşse de gün döner\nyaşam üşüse de üşense de\nçarkı döndürmek hüner.\n\ngüneş ağlıyor çocuğun yerine\nçocuk ağlamasın diye ağlıyor\nöksüz yetim kalmasın diye\n\nçocuk ağlamasın diye ağlıyor\nçocuk ağlamasın diye\ngüneş ağlıyor\n\nMüjdat Eraslan\nbalaban Kent Şairleri.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Çoktan Batmıştı..",
        "poet": "Hüseyin Yanmaz",
        "poem": "\n\nBırak beni gideyim acılarımla \nKaranlık gecelere doğru\nSen beni düşün bende seni \nElimde yırtık bir resmin \nAlıp götürdü beni amansız derinliğe \nGeceler ızsız ve karanlık \nDüşündükçe geçen amansız geceleri \nKayboldu benliğim karıştı denizin dalgalarına\nDireniyor sensiz her gece duygular \nHüzün hüzün karanlığa doğru\nOysa güneş çoktan batmıştı \n\nAy ışığı vurdu tepeden \nGöremedim seni \nGece karanlık\nGündüzler ise hüzün \nDalga dalga saçların \nOkşamak isterdi ellerim \nOysa izin vermedi \nBu yaralı yürek severken seni \nÖylesine doluyduki gözlerim \nAğlamaya izin vermedi yaralı yürek\nOysa bahar kokusunu duymuştum\nSolmuştu her geçen gün benliğim \nKilit vurmuştum seven yüreğime\nO sevdalar eskidendi kavururdu aşk ateşi beni \nŞimdi ise hüzün doğuyor geceleri \nSevda ayrılık ateşine dayanmıyor sensiz\nOysa güneş çoktan batmıştı... \nHüseyin yanmaz\n28/03/2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Damlası Sevgilim!",
        "poet": "İsa Yılmaz",
        "poem": "\n\ngüneş damlası sevgilim\nseni mutlu görmek ne güzel\nyağmura hasret topraklar\nbulutların kokusunu aldığında\ntatlı bir telaşa kapılırlar ya\nilk damla düştüğünde \nzil takıp oynarlar ya\nusul usul ıslandıklarında\ngül yeşertmenin tadına\nbahar mevsiminin ülkesine \nvarırlar ya yokluktan varlığa\nişte böyle bir şey sana kavuşmak\nkim demiş bir gece yarısı doğmaz güneş\nbenim güneş damlası Meri’m gelmiş\nbir sır olsa da gönlüme düşmüş\nmutluluk şairleri öldürürmüş\nkimin umurunda şiirler küsecekmiş\nMeri’min gözlerindeki ışık\nbinlerce şiire bedelken\nne çıkar içimdeki şair ölmüş\nbüyülü bir mutluluk \neşsiz bir sevinç \nkalbimin yarısına dolmuş\naşkımın kayıp parçası yuvasına dönmüş\nbundan gayrı saadet mi olurmuş\nTanrı’ya şükür ki aşkı yaratmış\nve Meri’mi acılardan azad etmiş…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Dağı",
        "poet": "Armağan Öztürk",
        "poem": "\n\nÇek arabacı                                                                 \nGüneş dağına gidelim\nYaşam boşasın bizi\nBaşka adamlarla evlensin\nÖlelim\nKaybedecek neyimiz var, arabacı\nÇek! Güneş dağına gidelim\n\nHer yıl, her ay ve her gün\nAltın direkli gemiler kalkar\nKarşıki sahillere\nHerkesin bir hayali var arabacı\nYatmadan önce son yarım saati herkesin\nSarı tütün tarlaları uzaklarda tüten\n\nNe olur arabacı\nGün doğar, şafak söker\nNe günü doğurtturalım\nNe şafağı söktürelim\nEşkıya gibi dağlar başından\nÇek! Güneş dağına gidelim\n\nBuralarda ölünmüyor arabacı\nAnaların rahimleri çatlamıyor\nDoğmuyor çocuklar\nÇocuklar uslu\nGökten düşmüyor üç elma\n\nArabacı\nGözünü sevdiğimin arabacısı\nSen kal istersen çoluğunla çocuğunla\nBeni güneş dağına götür, yeter\nBeni toprağıma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Çocuklarına (Her Şafakta Gün Doğar)",
        "poet": "Vedat Koparan",
        "poem": "\n\n(Yorgun Yıllar Ağrısını Bırakıp Bir Göç Kuşu Gibi Geçip Gitti, Kanamalı Bir Hastanın Sağrısında Yarıldı Yüreğimiz Yarıldı, Yarılandı Yol Nice Ömürler Yarılandı, Acılar Her Bir Yanımızı Kapladı.\nYorgunuz Kendi Gölgesinde Yaşlı Bir Çınar Gibi, Pınarlarımız Ne Eski Akışında Nede Gün Şafaklarımız Tertemiz Bir Güne Uyanışta, Dünyamız Kirlendikçe Kirlenmekte Gün Çekilip Akşama Erince, Hüzün Gece Karası Mahur Besteler Söyler “Yorgun Her İşçi Yüzünde”(1) .\nÖzlemse İçimizde Sönmeyen Ateş Topu Bir Yanardağ Bir Alev, O Dağlar Ki Barut Ve Kanın Yangın İzini Sürerken Kekik Kokusunda Değil Şimdi.\nKentlerin Sokak Ve Caddelerinde Mutluluk Şarkıları Söylensin, Aç Açıkta Kalınmasın Herkesin Aşı- İşi, Ve Gözlerde Çocuk Sevinçleriyle Kardeşçe Paylaşım Olsun İstenirdi.\nİstenir İstenmesine De Bir Şeyi İstemek Ona Ulaşmanın İlk Adımı Olsa Da Bu Pek Kolay Olmayan Bir Durumdu, Zoru Başarmaksa Onlara Kalandı. \nOnlar Ki; Tozlu Yolların Tozunu, Korunaksız İzbe İşyerlerinin Ciğerlerine Yapışan Kahrını Yutarken,\nYar Uçurumlarında Açan Karçiçekleri, Boyun Eğmez Bir Güne Doğan Güneş Gibi Kanla Yazılan Tarihin Çocuklarıydılar. Yaşamları Zor Ve Yoksunlukla Yoğrulup Hasat Rüzgârlarıyla Kavrulmuştu. \nOndandı Yaşamı Huzurun Mavisinde Yeşillikler Cümbüşü İçinde Boyayıp, Havada Kuş Denizde Balık Ak Bulutların Sarmalında Resmetme İsteği.) \n\nTornacı Haydar usta kırk yaşına merdiven dayamış, eşi Canan, 8 yaşında ikizleri kızı Cemre oğlu Cem, annesi Zere babası maliyeden emekli Tahir, üniversitede okuyan kardeşi Betül ve Bahri ile birlikte ülkenin çoktan yataydan dikeye geçmiş yerleşimine inat, bahçeli kendi evlerinde yaşayan ve metal sektöründe yer alan bir işletmede kırk işçi arkadaşıyla birlikte çalışan, duyarlı yaşamdan süzdüğü güzel değerleriyle daima çevresini düşünen, kollayan, iş yerinde ve bulunduğu her alanda sevilen biriydi. \nÇalışma koşulları hiçte hafif değildi, çalışma süresi zamanın acımasızlığında yorgun bedenini her geçen gün oldukça zorluyor o yinede direnmeye devam ediyordu. İş arkadaşlarının yüzlerine her baktığında güneş görmeyen sokakların solgun, gölgede kalınmış esmer yanığı bir burukluğunu görüyor, üzülüyor, içi daralıyordu. Her biri ülkenin dört bir yanından yediveren gülleriymişçesine gelmiş bu güzel ülkenin nefesini, renklerini yansıtan buram buram ülkem karanfil kokusunda nadide tohumları gibiydiler. İş yerinde ne sağlıklı bir öğle yemeği nede sigorta vardı, servis otobüsünün arada bir yarı yolda teklemesi de cabasıydı.. Normal mesaiye eklenen fazla mesaiye kalma dayatması hafta sonları işe çağırılmalarla patron onları yıpratıcı iş yükünü arttırıcı davranıyordu. Gel gör ki bu durum diğer işçileri de gittikçe geriyor öğlen paydosunda artık hafif sohbetler yerini iş yerindeki olumsuzluklardan konuşulur bir hale dönüşüyordu. \nBir gün, öğlen yemek arasında Haydar usta arkadaşlar sendikalaşma konusunda ve içinde bulunulan fabrikadaki çalışma durumunu nasıl görüyorsunuz, ardından unutmayalım ki her şey basitten karmaşığa yol alırken göz önünde tutulması gereken çok şey vardır. \nÖrneğin suya atılan taş önce küçük bir halka çizer gittikçe o halkalar büyür hadi sizde taş atmaya başlayın bakalım ortaya ne çıkacak diye sorar? \nPaketleme bölümünden Sevgi, çocuk parası alamaz mıyız Gülcan emzirme odası olsa iyi olur, Hayat ise evlenecek gençlere bir iki maaş tutarında yardımda bulunulamaz mı, Meralde kütüphane odası olsa der. \nMutfak, çay ve temizlik işinde görevli Nazlı ile Ceren yıllık izin olsa ne iyi olur, denizsiz bir kentte deniz özlemiyle yanarken bizde bir deniz sefası yapma şansına sahip olurduk diye yarı şaka yollu konuşurlar, Sude, Çiçek ve Ayten voleybol filemiz olsa da bahçede kurup uygun anlarda oynasak, ana diye seslendikleri Hatice kadın ise sessiz konuşmaları dinlemektedir oda yemekte hiç yoğurt verilmiyor oysa iş yerinde aldığımız zehrimizi biraz olsun giderecek bir gıda yoğurt, üstelik birçok arkadaş sigara içiyor, Aydın söze karışarak küçük oğlunun düşüp ayağını incittiğini ama oğlunu doktora götüremediğinin üzüntüsünü belirtir. Deniz ise bu durumun böyle sürmesi, bizim için hep olumsuzlukların kartopu gibi büyüyüp yaşamımızın gittikçe kötüleştireceğinden söz eder. Çapakçı genç Cihan yeni evlidir ilerde doğacak yavrusu için neler yapacağını hayal ederken kara kara düşünmektedir. \nZira oda diğer işçi arkadaşları gibi asgari ücretle çalışmaktadır ve sorunlarını bu ücretle nasıl aşacağının karamsarlığı içindedir. Montajcı Ali, gazetede okuduğu bir haberi aktarır. \nHaberde işçilerin birlik olup sendikaya üye olarak patronla toplu sözleşme yaptıklarını yaşamlarını biraz daha iyileştirdiklerini anlatır. Kalıpçı İbrahim de sessiz sakin pek konuşkan görünmez birisiyken oda dayanamaz söze karışır. Arkadaşlar gerçekten birlikten kuvvet doğar boşa dememiştir atalarımız bizler eğer birlik olmaz böyle dağınık olursak, savruldukça her bir yana savrulacak kötü çalışma- yaşama koşullarında kalacağız. Keza her yerde benzer yaşamlarımız işçi olarak ezilip sürmekte, Kaynakçı Mahir evet ilk adım olarak düşünce birliği ve o düşünce etrafında harekete geçmeyi sağlamak önemlidir. Orta işi yapan Özgür de; her arkadaş önce iş yerinde kendilerine yanlış gelenleri düşünüp yazmasını bunları istek haline getirmesini, tel bükmeci Galip, açığa çıkmamanın güvenliğini sağlamakta önemlidir, zira bir şeyi başarmanın ön koşulu güvenliği ciddiye almaktan geçer, kesimci Cevahir de diğer işçi arkadaşların neler düşündüğünü araştırıp, kimlerin bu oluşacak birliğe katılabileceklerini tespit edilmesini önerir. Presçi halo Ömer dalgın, düşüncelidir, balyoz gibi ellerine bakmaktadır, zincir takılı ellerimiz ne zaman kurtulacak diye söylenir. Teknisyen Şafak dalgalı deniz durulur mu hiç, oda heybetli fiziğinin özelliğinin içinde taşıdığı tüm içten sevecenliğiyle böylesi bir oluşuma her zaman ve her koşulda önde olacağını belirtir. \nÖğle paydosu saati dolmuştur, bu konuşmaların ardından hepsinin yüzlerinde iç huzurunda bir rahatlık, gözlerinde mutlu sevinç parıltılarıyla uygun zamanda görüşmek üzere işlerinin başına dönerler. Günün çalışması bitmiş herkes servis otobüsüne binmektedir, öğlen yemek arasında konuşan arkadaşlar her göz göze gelişlerinde dost sevecenliği tebessümlerini birbirlerine yansıtırlar. Günün yorgunluğunu yüklenmiş bedenlerinde eve biran önce varmanın telaşı işçilerin yüzünden okunurken Hasan usta otobüse binen işçi arkadaşlarına oldukça sakin ve soran gözlerle bundan sonrası için ne düşünüyorsunuz dercesine bakmaktadır. Hasan usta işçi evine uğrama düşüncesi içinde herkese el sallayarak yarın görüşmek üzere iyi akşamlar hoş kalın diyerek çarşıda otobüsten iner. İşçi evine gelir birkaç dost oturmuş sohbet etmektedir, onlara merhaba diyerek hatır sorma tokalaşıp öpüşme faslı bitiminden sonra oda bir sandalyeye oturak sohbete katılır. \nArkadaşlar günün telaşından, fabrikalarda işçi çıkarmaların had sayfaya geldiğinden, çalışma koşullarının oldukça ağır olduğundan, dünya krizinin yaşamları nasıl altüst ettiğinden bahsederler. Hüseyin işten atıldığını söyler bunun üzerine Hasan usta “Biz Yalnızlığın Törpüsü, Kovulmaların Ustasıyız”(2) ardından canını sıkmamasını ve yalnızlığı büyüten karanlık bizim çoğalmalara olan inancımız, yalnızlıklara inat okyanuslara kulaç atmış yelkenlimizin dümenini ona kırmışız ve iş yerinde o gün öğle gelişen durumu gelişme olabileceğini anlatır.\nMevsim yaz saatte sekizi geçmekte havanın kararması geç olduğundan, artık ben eve gideyim diyerek dernekteki arkadaşlara veda ederek oradan ayrılır. O akşamı günü sorgulama, günlük gazeteleri gözden geçirme, kitap okuyarak, ikizleriyle ilgilenerek geçirir. Saat epey ilerlemiştir uymaya odasına çekilir liman sakinliğinde uykuya dalar. \nYeni bir güne uyanışın ışıklarını dünyanın tüm yıkımına karşın serçelerin cıvıltılarıyla karşılayarak yatağından kalkar. Eşi Canan kahvaltıyı hazırlamıştır, ev halkı uyanmış sofrada onu beklemektedirler. Günaydın diyerek elini yüzünü yıkayıp giyinir sofraya oturur. \nAceleyle kahvaltısını yapar sofradan kalkıp lavobaya gider elini ağzını yıkar dişlerini fırçalar. Ev halkına hoş kalın diyerek evden ayrılır, işe gitmek için yola koyulur erkenci kuşlar gibi durakta işe gidecek işçiler kadınlı erkekli beklemektedir, oda servis otobüsünü beklemeye koyulur. Göz ucuyla bakınca hepsinin gözlerinde bir mahmurluk okunmakta güz yaprakları gibi solgundur tenleri. Servis otobüsü gelir ve biner birkaç işçi otobüstedir hepsine günaydın diyerek geçer bir koltuğa oturur. Otobüs kenti bir baştan bir başa dolaşarak tüm işçileri toplar. Yanına Mahir oturur merhabalaşıp birbirlerine hal hatır sorarlar bu gün uygun zamanda akşam fikir birliği içinde olan arkadaşları işçi evine davet edelim orada daha bir derli toplu konuşuruz diye önerir, Mahir bunu onaylar. Fabrikaya varılmıştır herkes iş başı elbiselerini giymek için soyunma odasına gider iş elbiseleri giyilir işbaşı yapılır. Tüm işçiler harıl harıl çalışır, sabırla sabırsızlık iç içe geçmiş öğle yemek zamanı gözlenir bir haldedirler. Birbirleriyle her göz göze geldiklerinde gün gülüşlerle tebessüm ederek öğlen yemek saatine varılır. Aynı işçi arkadaşlar birbirine yakın olarak yemekhanede oturur yemeklerini yerler. Mahir fısıltıyla hepsinin çarşıda inmelerini işçi evine gideceklerini birbirlerine söylemelerini iletir. O öğle arası pek konuşulmaz zira paydostan sonra işçi evinde daha rahat ve daha derli toplu olarak birçok şeyi konuşabileceklerini farkındadırlar, zıpır Özgür, Neyzen Tevfik’ten birkaç fıkra ile sessizliği bozar, fıkra bitiminde hepsi birden gülüşmeye başlar pürneşeyi dikkat kesilir her yan. Öğle paydos saati dolmuş yine iş başına dönülmüş, akşam paydos saati adeta iple çekilircesine çalışmaya konulmuştur. Mevsim sıcağı bir yanda bedenler yangın alazlar kan ter içinde günün zorlu çalışma süresi bitmiş tüm işçiler işbaşı elbiselerini değişmek için soyunma yerlerine gitmektedirler, eller yüzler yıkanır eve dönüş başlamıştır, servis otobüsüne binilir. Yol eve dönüş saati olmasından ötürü trafik akışı yoğundur, bir süre sonra çarşıya varılır ve sözleşen düşünce birliğindeki işçiler çarşıda inerler.\nServis otobüsünde kalanlara hissettirmemek için birbirinden kopukmuşçasına Haydar ustayı göz ucuyla takip ederek yolda ilerlerler. Bir süre yüründükten sonra göz önünde büyükçe bir binadan içeri girilip önde Haydar usta ardında diğer işçi arkadaşlar merdivenleri üç kat yürüyerek derneğe varırlar. Dernekte birkaç dost işçi-öğrenci vardır, sevecen bakışlarla gelenleri ayakta karşılar hoş geldiniz derler, eller toklaşıp sıkılır gelenler birer sandalyeye oturur. Herkes kendini tanıtır hal hatırlar sorulur, o sırada genç Hüseyin (işsiz ve birçokları gibi derneğin devamlı gelenlerindendir.) arkadaş çay hazırlığına gider ve ardından Haydar usta söz alarak neler yapacaklarının ön düşüncesini yazılı olarak kayda geçirmeyi önerir. \nİlk amaç iş yerine işçiden yana bir sendikanın getirilmesidir ve hangi işçilerin ilk anda buna onay verip üyeliğini imzalayacağıdır. \nAraştırmalarını diğer arkadaşlarda söyleyerek buradakiler dışında on üç işçinin bu oluşuma katılacağının izlenimini edindiklerini belirtirler. Şuan bizlerle birlikte hareket edebilecekleri düşününce ilk anda iş yerinde büyük çoğunluğu sağlamışız böylece ilk perde açılmış olur. Diğer işçi arkadaşlar idari bölüm ve posta başlarından olduğundan onların içinden bazıları belki gelişmelere göre katılabilir denilerek ilk adım netleştirilir. \nHüseyin can çayı demlemiştir başlar servise herkes çayını içerken, üniversiteli Gökçe alır sazı eline başlar çalmaya aynı anda Şafak Türküsünü yumuşak sarıp sarmalayan can içi sesiyle söylemeye, kendiliğinden hazırlıksız bir koro sesi yükselir hep bir ağızdan…\n\nBitmedi… \n\nVedat Koparan 29.07.2009\n\n(1) Arkadaş Zekai Özger(Sevdadır Şiirinden) \n(2)  Uygur Orhan            (Sohbetin Getirisinden)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Çocuk.",
        "poet": "Mahsum Güneş Kan",
        "poem": "\n\nGülümsüyormuş Güneş Çocuk\nBildiğim en güzel şarkıyı söylüyormuş gözleri\nBiraz dünyasever,\nHümanist\nVe çok Amedli\n…\nSürgündeymiş tüm barış güvercinleri\nBekliyormuş Güneş Çocuk\nGüvercinlerin geri gelmesini.\n“Birgün” diyormuş Güneş Çocuk\nTüm mevsimler uçup gitse\nBarış ve bahardan başka\nVe varacakmış birgün\nKünyesinde yazılı o hiç bilmediği aşka\nSaklıyormuş Güneş Çocuk\nYüreğine tüm vaad ettiklerini\n…\nÇocuksu düşlerini besleyen\nİlkay Akkaya yoldaşının sesiyle filizleniyor\nDicle Nehri’nin kıyısındaki kar beyazı güller.\nGülümsüyormuş Güneş Çocuk\nBir de çok seviyormuş \nDostlarının gözlerini…\n“Sakın kendini sevdalardan Güneş Çocuk”\nBu şehirde yağmura aşık kadınlar \nŞemsiyeye kuşanırlar\nSakın kendini sevdalardan\n\n21.07.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş de Yanar",
        "poet": "Erdem Ak",
        "poem": "\n\nAkşamları battığı söylenen güneş,\nİlk önce en doğudakini ısıtır\nYakar bazen de acemilikle.\n\nNe en doğudaki yanmak ister\nNe de güneş yakmak.\n\nGüneş de yanar,\nİnsan ölçülerinin çok üzerinde\nBir yangınla.\n\nEn doğudaki, isterse\nSığınır bir gölgeye\nVe kurtulur yanmaktan.\n\nYa güneş nasıl kurtulur yanmaktan?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş dediğin",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGüneş dediğin\n\nGüneşim dediğim yar\nGecelerimi aydınlat\n\nGüneş dediğim yar dediğim...\nDuydun mu sesimi\nSesimi duymayana yar mı derim\n\nGüneş dediğin gece gelmeli\nKaranlık dörtnala gitmeli\n\nGönlüm şimdi taze gül gibi\nBahar dediğin şimdi gitmemeli\nKaranlık yıllar yeni bitti\nÖmrün kalmış çeyreği...\nGüneşim gel güneşim daha da gitme\n\nGüneş dediğim yar dediğim...\nBir gün olsun duydun mu sesimi\n\nGeç kaldın güneş geç kaldın\nÖmrün ikindisinde mi gelinir\nBari sabahtan gelseydin\nSabahların suyu mu çıktı\n\nGüneşim gel güneşim daha da gitme\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Delisi",
        "poet": "Necati Cumalı",
        "poem": "\n\nAkan suyu severim ben\nIşıldayan kari severim\nBir yeşil yaprak\nBir telli böcek\nYeşeren tohum\nGüneşte görsem....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Doğacak",
        "poet": "Ahmet Kurt",
        "poem": "\n\nÇaresiz ve sessiz durma ey gönlüm,\nGüneş karanlığa doğacak bir gün.\nYalnız beklemekle geçse de ömrüm,\nGüneş karanlığa doğacak bir gün.\n\nBulut dağılacak, sisler kalkacak,\nYürekler sevgiden, huzur dolacak,\nCiğerler korkusuz nefes alacak,\nGüneş karanlığa doğacak bir gün.\n\nMuhabbet silecek kötü izleri,\nZamana akacak çağın gözleri,\nRuhlara gizleyip çirkin sözleri,\nGüneş karanlığa doğacak bir gün.\n\nGeçmişi unutma, üzülme sakın,\nGururu, haşmeti, vakarı takın,\nİzleyin, gözleyin, dikkatli bakın,\nGüneş karanlığa doğacak bir gün.\n\nKurdoğlu gözünü çevir evrene,\nSınırsız enerji dağıt çevrene,\nKırıklık düşmesin mağrur çehrene,\nGüneş karanlığa doğacak bir gün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Doğacak",
        "poet": "Zübeyir Şaşmaz",
        "poem": "\n\nBiliyor musun, yakında güneş doğacak, \nO güneşle ortalık aydınlanacak.\nKirlilik, karanlık güneşin ışığından kaçışacak.\nKimi kaybolacak, kimi ortaya çıkacak.\nİnan, inan ki; yakında güneş doğacak, \n\nKaranlıklara birlikte  karşı koyarsak\nOrtalık öyle bir aydınlanacak, \nYarasaların hepsi kaçışacak, \nBeyaz güvercinler özgürce uçuşacak, \nİnan, inan ki; yakında güneş yeniden doğacak, \n\nGüneşin altında, herkes özgür olacak.\nBaşaklar bereketten dolup taşacak, \nKarıncalar, yuvalarına yiyecek taşıyacak\nArıların ballarından herkes faydalanacak\nİnan, güneş doğduğunda, böyle olacak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Doğacak",
        "poet": "Fikret Gürsoy",
        "poem": "\n\nEy karanlıkta kalanlar\nGam ve keder alanlar\nHep sıkıntıya dalanlar\nElbet bir gün güneş doğacak\n\nYalanlarla kandırılanlar\nNasihatten anlamayanlar\nDaima darılanlar\nElbet bir gün güneş doğacak\n\nGönlün ferah olsun\nKalbin aşkla dolsun\nSevdiğin yanında olsun\nElbet bir gün güneş doğacak\n\nGülmeyi unutanlar\nYaptıklarından utanmayanlar\nSevdiğinden muhabbet alamayanlar\nElbet bir gün güneş doğacak\n\n08.03.2012\nFikret GÜRSOY\nARAŞTIRMACI-YAZAR-ŞAİR-RADYO VE TV PROGRAMCISI\nİSTANBULDA BULUNAN BÜTÜN ADLİYELERDE DÖRT DALDA\nUZMAN BİLİRKİŞİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Doğacak",
        "poet": "İhsan Hasan Kaya",
        "poem": "\n\nGüneş Doğacak\n\nHer karanlığın arkasında bir aydınlık var,\nSabret bu karanlık günler de bir bir geçer.\nHer karanlık gecenin arkasında sabah var.\nİnsanlar elbette aydınlığı güzelliği seçer.\n\nKaranlık bastığında gözler görmez olur,\nGündüz yorulan ayaklar gezmez olur.\nDinlenmek için uyur,kimseyi ezmez olur.\nSabret bu karanlık günler debir bir geçer.\n\nYapay ışıklarla aydınlanır karanlık geceler,\nGözler aydınlık günleri, Güneş’i heceler.\nBak küçücük ağaçlar ne kadar da yüceler.\nSabret bu karanlık geceler de sona erer.\n\nKaranlıklar; korkuyu hatırlatsa da bizlere,\nİbretle bak  gecelerdeki  sessizliğe gizlere.\nNurdan ışıklar iner secde eden o yüzlere.\nSabredenler elbet ulaşır o aydınlık günlere.\n\nKaranlık gecelerin karanlığını Güneş deler,\nDağın, tepesinden arkasından birileri güler.\nAydınlıkları görmek için yüzünü döner güller.\nSabredersen bir bir gelir o aydınlık günler.\n\nGüneş ayrı m yapmaz ki her canlıya  vurur.\nHerkese eşit mesafede bir aydınlık durur.\nÇok mütevazidir kendine yakışmaz gurur.\nSabret Güneşin doğması ile göz yaşları kurur.\n\nSabah güneş vurunca buzlar erimeye başlar,\nAydınlık  olmadan, başlar eğilmeye başlar.\nGözyaşı ile ıslanan o yüzler gülmeye başlar.\nGüneşin aydınlığı Dünya’ya değmeye başlar.\n    08.06.2015\n   Hasan Kaya\nEğitimci-Şair-Yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Doğacak",
        "poet": "Ramazan Kocapinar",
        "poem": "\n\nBir civan doğruldu sırtı heybeli\nBu civanki yüreğinde sevgi seli\nBir civan vuruldu sor bir nereli\nKars kağızman, kayseri develi\nBu civan edirne keşan, antepli\nOrdu bayburt sivas, rize izmirli\nBu civan zonguldaklı devrekli\nÇaycuma filyoslu perşembeli\nBu civan trabzon aydın artvinli\nSinop samsun giresun göreleli\nBu civan bilecik, bolu geredeli \nMalatya van gevaş, tokat zileli \nBir civan bulundu kısa künyeli\nBu civan benim vatanımın neferi\nBir civan haktan geldi hakka vermeli\nBu civan elde sancak hakka yürümeli\n\nGüneş Doğacak\n\nBir sis duman tuttu ortalığı güneş ha battı ha batacak\nGül orman kıpraşıyor gene ordu geldi doldu dolacak\nÜrgüplü cemâlin ayşesi gibi kimbilir kaçı dul kalacak\nUmut çocuk büyüyecek yüreği buruk dolanıp duracak\nYine yer yerinden oynayacak be yine ortalık karışacak...\n\nBu baharda barışı yaşayamadık bilmem sonu nolacak\nKimsede tıs yok bakışlar şüpheli sanki maraz doğacak\nHırs ihtiras tarlasında güz destesi hasadı kucak kucak\nSinsi pusular yine canlar alacak belki kıyamet kopacak\nArdında bir dulla iki yetim bıraktıydı sönen en son ocak...\n\nBir sıkıntıdır aldı başını gidiyor bunaltıyor şu aksi sıcak\nSonu hiç hayıra alâmet değil belli kesin yağmur yağacak\nBelki bir rahmet belirecek bize nice güzellikler sunacak\nBelkide herşey heba olacak ve kökü dibinden kuruyacak\nBirgün ilahi adaletin tecellisiyle tek tek hesap sorulacak...\n\nDaha kaç civanlar yitirilecek kaç can sararacak solacak\nGecen kahır dolu gülorman söyle huşun ne gün olacak\nGün ne vakit ışıyacak daha kaç kez dolupta boşalacak\nImkânı yok artık oldu olacak mutlaka bir çare bulunacak\nYa bu toprağı sel alacak yada yeni baharda güneş doğacak \n\nGurbetten Bir CAN / Gizemlikartal\n\n14, 07, 2012 Cumartesi – Kuzey Ren Vestfalya / Almanya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Doğacak",
        "poet": "Ramazan Kocapınar",
        "poem": "\n\nBir civan doğruldu sırtı heybeli\nBu civanki yüreğinde sevgi seli\nBir civan vuruldu sor bir nereli\nKars kağızman, kayseri develi\nBu civan edirne keşan, antepli\nOrdu bayburt sivas, rize izmirli\nBu civan zonguldaklı devrekli\nÇaycuma filyoslu perşembeli\nBu civan trabzon aydın artvinli\nSinop samsun giresun göreleli\nBu civan bilecik, bolu geredeli \nMalatya van gevaş, tokat zileli \nBir civan bulundu kısa künyeli\nBu civan benim vatanımın neferi\nBir civan haktan geldi hakka vermeli\nBu civan elde sancak hakka yürümeli\n\nGüneş Doğacak\n\nBir sis duman tuttu ortalığı güneş ha battı ha batacak\nGül orman kıpraşıyor gene ordu geldi doldu dolacak\nÜrgüplü cemâlin ayşesi gibi kimbilir kaçı dul kalacak\nUmut çocuk büyüyecek yüreği buruk dolanıp duracak\nYine yer yerinden oynayacak be yine ortalık karışacak...\n\nBu baharda barışı yaşayamadık bilmem sonu nolacak\nKimsede tıs yok bakışlar şüpheli sanki maraz doğacak\nHırs ihtiras tarlasında güz destesi hasadı kucak kucak\nSinsi pusular yine canlar alacak belki kıyamet kopacak\nArdında bir dulla iki yetim bıraktıydı sönen en son ocak...\n\nBir sıkıntıdır aldı başını gidiyor bunaltıyor şu aksi sıcak\nSonu hiç hayıra alâmet değil belli kesin yağmur yağacak\nBelki bir rahmet belirecek bize nice güzellikler sunacak\nBelkide herşey heba olacak ve kökü dibinden kuruyacak\nBirgün ilahi adaletin tecellisiyle tek tek hesap sorulacak...\n\nDaha kaç civanlar yitirilecek kaç can sararacak solacak\nGecen kahır dolu gülorman söyle huşun ne gün olacak\nGün ne vakit ışıyacak daha kaç kez dolupta boşalacak\nImkânı yok artık oldu olacak mutlaka bir çare bulunacak\nYa bu toprağı sel alacak yada yeni baharda güneş doğacak \n\nGurbetten Bir CAN / Gizemlikartal\n\n14, 07, 2012 Cumartesi – Kuzey Ren Vestfalya / Almanya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Doğacak",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nSessiz at voltanı eğme başını,\nPek tut yüreğini güneş doğacak…\nBülbüle çevirme tespih taşını,\nÇek çelik sabırla güneş doğacak…\n\nSilindire dönse ezse de efkâr,\nFikir suçlusuna duruşudur kâr,\nSavun inancını yakışmaz inkâr,\nTek güzel onurdur güneş doğacak…\n\nTaş duvar soğuktur verme belini,\nGörüşme gününde ısıt elini,\nGurbet ateşini özlem yelini,\nEk beyaz deftere güneş doğacak…\n\nKuşatan çemberin kıttır görgüsü,\nÖzgürlüğe settir kapı sürgüsü,\nIsıtır bedeni yârin örgüsü,\nSek halay başında güneş doğacak…\n\nCantekin der; yaren su ver çeliğe,\nKâğıttan güller yap sarı beliğe,\nDüşünce güçlüdür sığmaz deliğe,\nBek ol ger göğsünü güneş doğacak…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş doğacakmı gönlüme benim",
        "poet": "İsmail Hakkı Gülbahar",
        "poem": "\n\nYüreğimden gizli gizli ağlarım\nKar-boran döndü  gönül dağlarım\nKadere isyanla geçti yıllarım\nGüneş doğacak mı  gönlüme benim\n\nBir peri yüzünden deliye döndüm\nKor düştü içime derinden yandım\nMasum bakışını sahici sandım\nYıldız yağacak mı gönlüme benim\n\nGidecek yerim yok kaldım arada\nHalimi bilen yok neden burada\nBalık gibi çırpınırım karada\nGüneş doğacak mı gönlüme benim\n\nKaramsar şu ruhum  güler mi birgün\nGözlerim neşeye yıllardır dargın\nYeni sevdalara yüreğim yorgun\nYıldız yağacak mı gönlüme benim\nİhg.01.01.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş  doğacak  bir  gün",
        "poet": "Riza Genceli",
        "poem": "\n\nGüneş  doğacak  bir  gün\naynı   Samsunda  doğduğu  gibi\nyüzler  gülecek\nyurdun  her  yerine  oluk,  oluk  akacak  mutluluklar\ngüneş  doğacak  bir  gün\nfilizlenecek  umutlar\nkalmayacak  yoksulluklar\naçacak  kırmızı  güller   şenlenecek  bahçeler  bağlar\ngüneş  doğacak  bir  gün\nkurulacak  salıncaklar  ağaçların  dallarına\nsöylenecek  sevda  şarkıları\ncoşacak  aşıklar  ellerinde  sazları\ngüneş  doğacak  bir  gün\ncoşacak  dereler  çaylar  ırmaklar  suların  şırıltısı  ile\nyamaçlar  kardelenler,  çiğdemler  menekşelerle  süslenecek,\ngüneş  doğacak  bir  gün\nkaranlıklar  yok  olacak  aydınlanacak  dünya\nbilimle,  ilimle  ışık  saçacak  Edissonla.\nölmeyecek  insanlar  açlıktan  yoksuluktan  savaştan\nkula  kul  olmayacak  insanlar\ngüneş  doğacak  bir  gün\nülkemin  en  ücra  köşelerinde  yeşerecek  özgürlükler\nkalmayacak  kötülükler\naydınlanacak  insanlık  güneşin  doğuşu  ile.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "* Güneş Doğacak *",
        "poet": "Emine Sönmez",
        "poem": "\n\nGÜNEŞ  DOĞACAK\n\nYeniden bir çiçek ektim bahçeme,\nYar bağından, gül topladım bohçama,\nKanıyorken, tuz basmayın yarama,\nSanmayın gözlerden yağmur yağacak,\nBenim de ufkuma güneş doğacak.\n\nHasret değil, sevgin kalbimde oktur,\nBoşa ağlamaya zamanım yoktur,\nSevda ateşinle gönlümü yak dur,\nSevgi mutluluktur, sanma boğacak,\nBenim de ufkuma güneş doğacak.\n\nSevda yağmurları kar olup yağsa,\nKolların sevdanın narına boğsa,\nSen varken diyemem bir güneş doğsa,\nAşkın yüreğime nasıl sığacak,\nBenim de ufkuma güneş doğacak.\n\nBoş verdim geçmişe, geriye bakmam,\nSel olsam gönlünden dışarı akmam,\nYerleştim kalbime, kolay bırakmam,\nBir sarılman, dünyâlara değecek,\nBenim de ufkuma güneş doğacak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜNEŞ DOĞACAKTIR YİNe",
        "poet": "İbrahim Şahin 2",
        "poem": "\n\nGÜNEŞ DOĞACAKTIR YİNE\n\nSular bulanık…\nmavilikler kör karanlık\ndurulur sular elbet, durulur…\nsavrulur kara bulutlar\ndoğar beklenen güneş! \n\nsular bulanık\nakar dere\ntemizler dere\ndere yatak değiştirmez\nyeter ki yataklık etme yeni derelere\n\nümit kesilmez akan dereden\nperdelenmez doğacak güneş\ndoğacaktır her şafak vakti gibi yeniden\n                                  yine bir şafak vakti\n\nsular bulanık…\nfırtınalar delicesine\nhortuma yakalanmışçasına korku\nakrep, karanlık urganla bağlanmış yelkovana \nzorluyor akrep, zorluyor…Esniyor urgan\nçözülecektir vakti zamanı gelince\nyerini alacak akrep yelkovan\nakacak zaman, doğacak  güneş \n\nsular bulanık…\nsanma ki ırmak tersine akar\nsanma ki kurur dereler\nki tersine akarsa ırmak\nkurursa dereler\nbil ki kıyamettir\nkıyamette acı çekmez beden\n\n\nsular bulanık\nsular bulandıkça durulur\narada bir bulanır yine\nakar, akar, yine akar…\n\ndurulacaktır bir gün çılgın sular\ndoğacaktır beklenen güneş\n\nbulantılar\n       fırtınalar \n       yer gök sarsıntısı\ndoğacak güneşin müjdesidir\ndoğacak güneşin tacıdır\ngüneş doğacaktır bir şafak vakti yeniden \naydınlanacaktır dünya\nkuşlar kanat çırpacak maviliklerde\n\nİbrahim ŞAHİN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Doğarken...!",
        "poet": "Ramazan Kocapınar",
        "poem": "\n\nSabahın şafakla kalktım, yine erkenden,\nUsuldan kapıyı çektim, hiç ses etmeden,\nTan yeri ağardı aydınlık, bugün yeniden,\nBir demet gül topladım, güneş doğarken...\n\nKimi insan kaçışır, kimi selamım alırken,\nDoğa tabiat nebat, hatır sorar birbirinden,\nKısır döngülere inat, dostluklar bitmeden,\nBir demet gül topladım, güneş doğarken...\n\nBugün uzak olmak istedim, kahır çileden,\nMana dolu bir şey olsun, gelsin elimden,\nDostları ağlatmadan, düşman gülmeden,\nBir demet gül topladım, güneş doğarken...\n\nRüzgârın esintisiyle, sallanırken eskiden,\nBoynu bükük çiçekler, bilinmiyor neden,\nHiç bir el değmemiş, kuytu ücra köşeden,\nBir demet gül topladım, güneş doğarken...\n\nDünyanın kir pasını, kendimce silerken,\nBilmem belki geciktim, belki çok erken,\nHuzur huşu kokan, bir yaşam beklerken,\nBir demet gül topladım, güneş doğarken...\n\nBilirim hoş sevdasını, duydum cümleden,\nKoparıp dalından, koklamak geldi içimden,\nÖksüz kaldım diye çığlık, feryad bülbülden,\nBir demet gül topladım, güneş doğarken...\n---------------\nAkar durur duygu seli, bu nehir gönülden,\nBugünde böyle geçti, şu ömür hanemden,\nAk kâğıt kelâm bekler, bak selvi kalemden,\nŞiir diye yazı dizip derdim, güneş doğarken! ! ! \n\nGurbetten Bir C A N! / Gizemlikartal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş doğarken",
        "poet": "İnayet Koçak",
        "poem": "\n\ngüneş doğup batarken\n o kadar güzelki\n hele o kızıllık sarınca\n beni\n güneş yükseldikce\n beyaz bir perde\n gibi\n sımsıkı sarılmak\n istiyorum\n sen gilince...i.koçak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Doğar Sen Gidersin",
        "poet": "Bedri Kenan Karaal",
        "poem": "\n\nBen gelirim sen gidersin, durma yar... \nİşte yürek işte beden, vurma yar... \nNe alimden ne hekimden, sorma yar... \nGüneş doğar, sen gidersin, can gider...\n\nAçık gözler göremem ki, nerdesin, \nAramam ki ulaşılmaz yerdesin, \nYanlız bil ki gözümdeki, ferdesin, \nGüneş doğar, sen gidersin, can gider...\n\nİşte gördüklerim, gecede kaldı,\nSaçı sarı idi, yanağı aldı,\nLakin acımadı, seni de çaldı,\nGüneş doğar, sen gidersin, can gider...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Doğarken...!",
        "poet": "Ramazan Kocapinar",
        "poem": "\n\nSabahın şafakla kalktım, yine erkenden,\nUsuldan kapıyı çektim, hiç ses etmeden,\nTan yeri ağardı aydınlık, bugün yeniden,\nBir demet gül topladım, güneş doğarken...\n\nKimi insan kaçışır, kimi selamım alırken,\nDoğa tabiat nebat, hatır sorar birbirinden,\nKısır döngülere inat, dostluklar bitmeden,\nBir demet gül topladım, güneş doğarken...\n\nBugün uzak olmak istedim, kahır çileden,\nMana dolu bir şey olsun, gelsin elimden,\nDostları ağlatmadan, düşman gülmeden,\nBir demet gül topladım, güneş doğarken...\n\nRüzgârın esintisiyle, sallanırken eskiden,\nBoynu bükük çiçekler, bilinmiyor neden,\nHiç bir el değmemiş, kuytu ücra köşeden,\nBir demet gül topladım, güneş doğarken...\n\nDünyanın kir pasını, kendimce silerken,\nBilmem belki geciktim, belki çok erken,\nHuzur huşu kokan, bir yaşam beklerken,\nBir demet gül topladım, güneş doğarken...\n\nBilirim hoş sevdasını, duydum cümleden,\nKoparıp dalından, koklamak geldi içimden,\nÖksüz kaldım diye çığlık, feryad bülbülden,\nBir demet gül topladım, güneş doğarken...\n---------------\nAkar durur duygu seli, bu nehir gönülden,\nBugünde böyle geçti, şu ömür hanemden,\nAk kâğıt kelâm bekler, bak selvi kalemden,\nŞiir diye yazı dizip derdim, güneş doğarken! ! ! \n\nGurbetten Bir C A N! / Gizemlikartal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Doğdu",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ngüneş doğdu\t\naydınlandı evlerin boyaları\ncanlandı birden\ngörenlere gülüyordu\n\ngüneş doğdu\ntemmuz sonuna denk geldi\ntık yoktu\nyaprak kımıldamıyordu\n\ngüneş doğdu\nyeşiller soluyordu\nakciğerleri şehirlerin\ngece gündüz çalışıyordu\n\ngüneş doğdu\nvardiyalar çoğudu\ngözünü kırpmayan\nbizim deli oğlan şimdi uyuyordu\n\n07:03 24.07.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Doğmadan Girsen",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nİnce beyaz dişlerin, görülür karanlıkta\nAlışmam yokluğuna, tutsan sen ellerimi\nDerken gözlerin çıkar, o anda aydınlıkta\nGüneş doğmadan girsen, sarsan tüm evreni mi\n\nApansız ayrıntılar, yokken aklıma düşer\nGeceleri hayalin, rüyalarımı deşer\nBütün sensiz zamanlar, yüreğimi hep eşer \nGüneş doğmadan girsen, sarsan tüm evreni mi\n\nSensiz senden uzakta, olmazdı akşamları\nYokluğu öğretmedin, silmez o akşamları\nİki damla gözyaşı, aksada akşamları\nGüneş doğmadan girsen, sarsan tüm evreni mi\n\nO yare şiirleri, yazan yazdıranda sen\nSen yanımda olmasan, acılarım son desen\nYüreğime esinti, yanağım daki busen\nGüneş doğmadan girsen, sarsan tüm evreni mi\nBahattin Tonbul\n13.7.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Doğarmı",
        "poet": "Navruz Kaplan",
        "poem": "\n\nCanım sıkılıyor geçmek bilmiyor \nEvde özüm gözüm benim yolarda\nNe yemeyimin tuzu nede tadı var\nGüneş size doğmuş bana doğarmı\n\nBenimle oynandı demem adını\nİçim kan ağlıyor gözüm gülmedi\nSize her şeyimi feda ederim\nSize doğan güneş bana doğarmı\n\nAğlamayın sakın yazık gözlere\nBen alıştım burda hergün ağladım\nSusmadan ağzımda şarkı adınız\nSize doğan güneş bana doğarmı\n\nMutsuz olan insan fazla dayanmaz\nYa çeker acıyı yada kayıp olur\nAğzında tad yoksa nasıl yaşıyor\nSize doğan güneş bana doğarmı\n\nİnsan oğlu yenilmez ki devrilir\nDüşen o insana yardım etmeli\nNavruz düştü tanıdıklar yok oldu\nSize doğan güneş bana doğarmı\n\nBakmaktan yolara kör oldum burda\nGelene raslamak o kadar zor ki\nAdı ezberimde bende misafir\nSize doğan güneş banada doğar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş doğar güzellerin üstüne",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nSeher vaktinde gök yüzüne varır,\nGüneş doğar güzellerin üstüne.\nSevgi ile üstüne ışık vurur,\nGüneş doğar güzellerin üstüne.\n\nGün doğunca bir başka güzel olur,\nNerde güzel varsa arayıp bulur.\nSevda ile ışığı şekil alır,\nGüneş doğar güzellerin üstüne.\n\nKötü olan bana doğuyor sanır,\nİyi olan kimseyi güneş tanır.\nDünyada gönülleri aydınlatır,\nGüneş doğar güzellerin üstüne.\n\nGönülde olan buz dağları erir,\nHayatta insan ışığını görür.\nSevgiyle insanlara hayat verir,\nGüneş doğar güzellerin üstüne.\n\nYusuf özde doğup gönülde batar,\nNesnelere ayrı güzellik katar.\nSevdalı kimselere ışık tutar,\nGüneş doğar güzellerin üstüne.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Doğmak Bilmiyor",
        "poet": "Ferdi Küçük",
        "poem": "\n\nVakit dolmuyor zaman mı durdu yoksa\nBitmiyor gece güneş doğmak bilmiyor\nSabahlar bize tuzak mı kurdu yoksa\nSeherden öte sonraya geçilmiyor\nBitmiyor gece güneş doğmak bilmiyor\n\nŞu son saatler içime zehir oldu\nYüreğim bu kör kuytuda esir oldu\nTan vakti kilit saatler zincir oldu\nKapandı kapılar artık açılmıyor\nBitmiyor gece güneş doğmak bilmiyor\n\nYüreğimdeki feryat gelmiyor dile\nBedenim oldu buralara kul köle\nSabahı getirmiyor uğraşlar bile\nNe yapsam olmuyor Allah ım olmuyor\nBitmiyor gece güneş doğmak bilmiyor\n\nMutluluk peşinden boşa koştum sanki\nAz kaldı...işte orda...kavuştum sanki\nBunca ay buralarda sarhoştum sanki\nNe yapsam ne etsem ruhum ayılmıyor\nBitmiyor gece güneş doğmak bilmiyor\n\nİşte gözüktü... güneş mi doğuyor ne\nDaralıyorum vakit mi boğuyor ne\nBitsin artık Kayseri deki bu turne\nİstanbulun yerine yar koyulmuyor\nBitmiyor gece güneş doğmak bilmiyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Doğmasın",
        "poet": "Dinçer Demirel",
        "poem": "\n\nGizemi olmuştun gecelerimin\nRüyalarımdaydı mahzun gözlerin\nTükenen umutlarımın hayaliydin\nGeceme güneş doğmasın diledim\n\nGüneşi sürgün ettim gökyüzünden\nKorktum hayallerimi silmesinden\nMahrum edecekti mahzun gözlerinden\nRüyalarıma güneş doğmasın diledim\n\nGecelerin siyahında sana âşıktım\nÇünkü seni gecelerimde bulmuştum\nDoğan güneşte kaybolmuştum\nGeceme güneş doğmasın diledim\n\nHayallerimin üstüne güneş doğacaktı\nSenli rüyamlarımdan uyandıracaktı\nSensiz gündüzlerimi aydınlatacaktı\nSensiz günüme güneş doğmasın diledim\n\nDoğan güneşle biterdi rüyalarım\nGündüzlerde başlardı hasretliğim\nKaybolan hayalini arardı gözlerim\nHayalime güneş doğmasın diledim\n\nHayalde olsan sen gecelerimdeydin\nAslında rüyalarımda değil gerçeğimdeydin\nSevgine yorgun düşmüş yüreğimdeydin\nYorgun yüreğime güneş doğsun diledim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Doğmasın",
        "poet": "Hatice Eser",
        "poem": "\n\nBulutlar doldu yine\nGökyüzü kasvetli\nYağmur yağdı yağacak\nGözyaşlarım hiç durmadı ki\nGüneş çıktı \nGökkuşağı var rengarenk\nTüm doğayı kıskandıracak güzelliğiyle.\nBense öyle bakıyorum \nOlanları algılamak istemiyorum\nGece oldu bir vakit sonra\nBakıyorum yine umarsızca\nDenizde yakamoz karşımda dolunay\nve yine yoksun yanımda\nÖzledim seninle geçen \nsevgi dolu saatleri\nBirlikte yaşamak tüm bu güzellikleri...\nEn iyi gece anlıyor beni\nSaklıyor karanlığıyla gözyaşlarımı, dertlerimi...\nGüneş bir daha sen gelene kadar doğmasın\nSen gel ki yeryüzü nursuz kalmasın.\n\n09.06.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Doğmaya Yakın",
        "poet": "Yıldırım Yorulmaz",
        "poem": "\n\nMahzun bebek ağlama\nDur de hain gözyaşına\nDoğrul  onurla gururla\nNe olur artık ağlama\n\nGüneş doğmaya yakın\nArtık karanlığı kovmalısın\n\nGeceler senin için dert sağanağı\nÇok mu sevdin nemli  yastığını\nGündüze gizlediğin dertlerin\nNe olur artık bitsin, bitsin\n\nGüneş doğmaya yakın\nArtık karanlığı kovmalısın\n\nMutluluk masken ne kadar sahte\nHiç yansımıyor gözlerine\nYanağına yapışmış gecenin nemi\nUnutmuşsun sabah silmeyi\n\nGüneş doğmaya yakın\nArtık karanlığı kovmalısın\n\nElini ver güneşe yürüyelim\nDağın ardındaki güzelliği görelim\nGülmeyi unutmuşsa nemli gözlerin\nSevgi dolu yüreğimi görmelisin\n\nGüneş doğmaya yakın\nArtık karanlığı kovmalısın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Doğmazmı",
        "poet": "Muhammet Karaca",
        "poem": "\n\nBilmezdim güneşin doğmadığı an yaşayacağımı \nHayatımın devam edip nefes alacağımı, \nYaşamak ne olduğunu güneşin batışında öğrendim \nDoğuşunu umut etmeden, yaşamayı güneşsiz \n\nBazen güneşin doğduğunu sanıyor pencereye koşuyorum\nÇıldırıyorum güneşi göremediğim an....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş doğmuş",
        "poet": "Cuma Soylu",
        "poem": "\n\nGÜNEŞ DOĞMUŞ \n******************\nGüneş doğmuş o gül yüzüne\nRüzgâr değmiş şu zülfün teline\nTon bul yanaklı gamzelerine\nKurbanın Anadolu güzeline\n************************\nBak kalem kaşlarını karasına \nNokta virgül koymuş arasına\nDokunmayın azmış yarasına\nHayranım Anadolu güzeline\n************************\nKonuştukça ah der içini çeker \nSadık dostuna derdini döker\nSes çıkartmaz boyun büker\nHayranım Anadolu güzeline\n************************\nBeni benden aklımı aldı yitirdi \nSöz dinlemez ömrümü bitirdi\nEle baharı bana karakışı getirdi\nHayranım Anadolu güzeline\n*************************\nSorma ne hancıyım nede yolcu\nYolunu bilmez mi hiç kervancı\nGel şu yanıma otur ol can ilacı\nHayranım Anadolu güzeline\n*************************\nBakınca hele badem gözlerine\nHasta oldum o tatlı dillerine\nGel kefenimi sar kendi ellerinle\nÖldürdü beni Anadolu güzeline\n**************************\nSoylu haber saldım dağa taşa\nSelam verdim geçen kurda kuşa\nVar mı kız senden güzel başka\nBen hayranım Anadolu güzeline\n************************\nHalk Şairi Cuma Soylu.08.01.2015\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Doğmaz Ay Görmez",
        "poet": "Hazret Seyda",
        "poem": "\n\nAtıldım itildim bu zifiri ücra köşeye,\nHayat zindan güneş doğmaz ay görmez.\nKader gönderdi ölmeye anamda itti öteye,\nHayat yokluk güneş doğmaz ay görmez.\n\nBu fanide fenciler kol geziyor,\nAşikarda zalim mazlumu eziyor,\nDuyan ekleyip duymayana söylüyor,\nHayat acı güneş doğmaz ay görmez.\n\nDerdi atam: bu dünyada pisler bitmez,\nBiri gider biri gelir onlarsız devir dönmez,\nAman dikkat onlar zararlı kar vermez,\nHayat böyle güneş doğmaz ay görmez.\n\n................\n\nİçi aynı dışı aynı nadide insan bulunmaz,\nDevir para devridir kati surette şaşılmaz,\nVarlıklı ol it oğlu ol kimse için fark edilmez,\nHayat işte güneş doğmaz ay görmez.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş doğmazki batsın..",
        "poet": "Necati Gedikoğlu",
        "poem": "\n\nNe doğar ne de batar, \nEmir kulu dolanır, \nAy doğmaz güneş batmaz, \nDünya ona dolanır. \n\nMevlana bırakıp gider, \nDünya durmaz dolanır, \nAdemsiz güneş doğmaz, \nAdem ölür,dirilir. \n\nOlmazsa karanlıklar, \nUykular hep bölünür, \nGüneş doğmaz ay batmaz, \nBir hikmettir dolanır. \n\nDünya beni Ademdir, \nHem ay hem de güneştir, \nAdem dönmez zikretmez, \nGüneşte mevta olur...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş doğmuyor",
        "poet": "Metin Beyazlı",
        "poem": "\n\nYine bu gün gece çöktü başıma,\nHer yer kapkaranlık sabah olmuyor.\nAğıtlar yakarım her gün derdime,\nGündüzler karanlık güneş doğmuyor.\n\nDertler sıralanmış bir bir özümde\nKaçtı uykularım yoktur gözümde.\nBeyin firar etti gönül hüzünde,\nGündüzler karanlık güneş doğmuyor.\n\nBen uykuya hasret, uykuysa bana,\nGöze söz geçmiyor deyim uyuya.\nDibi gözükmeyen düştüm kuyuya,\nKuyu çok karanlık güneş doğmuyor.\n\nYer gök allak bullak bilmemki nerde,\nAy ise kayboldu,yıldızlar nerde.\nGüneşse tutulmuş ışığı nerde,\nGündüz çok karanlık güneş doğmuyor.\n\nHiç olmasa sen doğ çoban yıldızı,\nBelki biraz diner içimde sızı.\nSanki bana küsmüş kutup yıldızı,\nGeceler karanlık aysa doğmuyor.\n\nNolur artık güneş, sen doğ üstüme,\nHasret oldum senin,doğuş jestine..\nDerman olursun belki benim derdime,\nIşıklar hep söndü,güneş doğmuyor.\n. 28.02.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Doğsa Bile Hayatım Sensin.",
        "poet": "Selahattin Sahip",
        "poem": "\n\nGizem dolu bakan,manalı gözler,\nYürekleri yakar,anı ve izler,\nUnutulurmu hiç,verdiğin sözler,\nGüneş doğsa bile,hayatım sensin.\n\nAldığım nefeste hep seni andım,\nBirlikte bir ömür yaşarız sandım,\nKadere inandım,yıllara yandım,\nGüneş doğsa bile,hayatım sensin,\n\nSevgi limanına gelipte girsem,\nYıldızları alıp önüne sersem,\nSeni sevdiğimi anlatabilsem,\nGüneş doğsa bile,hayatım sensin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Doğudan Doğar",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nGüneş doğudan doğmakta,\nBana doğduğunda ise,\nBaşkalarına batmakta,\nBenim için doğu olan, \nBaşkalarına batıdır,\nOnların batısı ise, \nBana doğu görünmekte,\nGüneşin bir adım atarken,\nDünya maraton koşmakta,\nOndan uzak kaldığında,\nTüm vücudu buz tutmakta,\nBir dünya değil evladı,\nGüneş babalık yapmakta,\nYazın bizlere gülerken,\nKışında surat asmakta,\nDünya güneşin evladı,\nGüneş oldu bize dadı,\nKıyamet koptuğu zaman,\nNe güneş kalır ne evladı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Doğunca",
        "poet": "Aziz Nesin",
        "poem": "\n\nO çırılçıplak gecede \nSen sendin ben de ben\nBütün gece güneş ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Doğuranlara",
        "poet": "Çetin Özdemir 2",
        "poem": "\n\nHer gece bir Güneş doğuruyorum ben\nAydınlatsın diye \nKaranlıkları\nKara çarşafları parçalıyorum\nSabaha kadar \nYere bassın diye\nGünün ayakları\n\nYollar ki\nHer biri\nBir yere gider \nYollar ki\nHem sevinç\nHem acı, keder \nYollar ki \nYolcuyu okşar eliyle\nHem sarhoş\nHem kahreder\n\nZulüm, insanın kendi içinde\nKim sana böyle candan kıyacak \nBaksana yıllardır yaptıklarına\n\nYolculuk böyledir \nYorar insanı\nBilseniz ne kadar yoruluyorum\nKolay mı her gece Güneş doğurmak \nAma ben her gece doğuruyorum\n\nŞimdi yorulmuş\nUykudasın sen\nSanki ben hiç yorulmuyorum \nYa ben de bıraksam karanlıkları \n\nHer gece bir Güneş doğuruyorum ben\nYarınlar bizim ile aydınlanacak\nGecenin ömrü sabaha kadar\nHaydi\nKalkın\nYürüyün dostlar\nYollar\nYürüdükçe kısalacak\n\nÇetin Özdemir 05.10.2009 Eskişehir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Doğuyor",
        "poet": "Kazim Öztürk 2",
        "poem": "\n\nBiraz önce karanlıktı,\nBak şimdi güneş doğuyor.\nGüneş doğmadan önce,\nTamamen karanlık çöker.\nBu, aydınlığın müjdesi.\nGüneş; buzları eriten,\nSoğuğa meydan okuyan,\nDonukluğu bitiren,\nEn iyi dost, en iyi sırdaş..\nDünyada güneş batmıyor,\nMemleketleri  geziyor,\nHer canlıya hayat veriyor...\nBuzu, soğuğu kimse sevmez,\nSoğuk, fırtına dost bilmez...\nGüneşin karşısında hepsi pes eder,\nEvet güneş doğuyor, her şey ısınıyor...\nBir kuraldır bu; \n“Her zorluktan sonra, kolaylık,\nHer karanlıktan sonra aydınlık”...\nGüneşi mahkum edebilir misin? \nGüneşe tavır alabilir misin? \nKöstebek gibi,\nSolucanvari, \nYılan gibi, \nYarasa misali; \n“Güneş yok” \n“Güneş beni ısıtmıyor” öyleyse\n“Yaşasın karanlık” diyebilir misin? \nHer gün güneş doğuyor, güneş var,\nGüneş batmıyor, batmayacak...\nGittikçe daha da ısıtacak,\nKaranlıkları aydınlatacak...\nKaranlığı sevenler istemese de...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş'e",
        "poet": "Nazan İzmirli",
        "poem": "\n\nKimler çağırdı seni\nHangi karanlığın çığlıklarına \nYolculuğun.\nArdında dinğin hüzün\nÖnünde yorgun bekleyişler\nNereye kadar; \nBu doğuş\nBu batışlar\nUmuda yolculuk gibisin.\n\nNazan İzmirli-15.10.2005-antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Güneş, Dolunay ve Sen",
        "poet": "Güçlü Sönmez",
        "poem": "\n\nNerede patladı bomba\nNe zaman deprem oldu \nGece mi koptu fırtına\nVe hortumlar ağaçları savurdu\n\nAma hayır\nBu sabah her yer süt liman\nHiçbiri olmadı\nPeki o zaman \nNeydi kaçmana sebep olan\n\nBilmiyor musun ki\nRuhum bir mıknatıs gibi \nYüreğini çeker\nGelmedi mi aklına\nDünyadaki hiçbir kıta\nOlamaz kaçacak yer\n\nUç istersen uzaklara \nAma bil ki\nArdında saklandığın Güneş\nSenin ışığında gölgelenir\nTaşıdığın aşkımın ateşinden\nYavaş yavaş eriyiverir\n\nGeceleri konduğun Dolunay\nBilir ki sensiz kalınca ben\nŞiirlerimde adı geçmeyecek\nBu yüzden gün ışığında hapsolup\nSeni her gece ele verecek\n\n(İstanbul, Mayıs 2004)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Doğuyor",
        "poet": "Bedri Tahir Adaklı",
        "poem": "\n\nGün dönüp de kayboldu, yine göründü hüzün,\nBak el-etek çekildi, akşama daldı güneş,\nHem karanlık hem aydın, kaç kez belirdi yüzün? \nGece garibe düştü, gündüze kaldı güneş.\n\nKimse görmez derdimi, karanlık, köşe bucak,\nİçimdeki sızıyı, ancak Rabb’im duyacak,\nMehtabı verir elbet, bana derman olacak,\nDavet düştü o ay’a, haberi saldı güneş.\n\nGüneş benim ay benim, hatta gökte yıldızlar,\nKimsenin gücü yetmez, dokunamaz hırsızlar,\nDünyayı karartıp da, gece yapsa arsızlar,\nBak geliyor aydınlık, yolunu aldı güneş.\n\nNe gam kalır ne keder, şu yeryüzü ağarsa,\nAy olsun güneş olsun, karanlığı boğarsa,\nRengâ-renk ışıklara, göz yumsa da yarasa,\nGörmediği âleme, rengini çaldı güneş.\n\nİzmit\n29.07.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Doğuyor Samsun'dan",
        "poet": "Dinçer Demirel",
        "poem": "\n\nTarih Ondokuz Mayıs Bindokuzyüzondokuz\nSamsun’dan Anadoluya bir güneş doğuyor\nBandırma vapurundan bir kahraman bakıyor\nSarı saçlarıyla güneşe meydan okuyor\n\nTarih Ondokuz Mayıs Bindokuzyüzondokuz\nSamsun’dan ışık saçan güneş Mustafa Kemal\nAmasya’dan Erzurum’a Sivas’a esen yel\nMavi gözlerinden Türk’e saçıyor istiklal\n\nYirmiyedi Aralık Bindokuzyüzondokuz\nAnadolunun bağrından yükselen Ankara\nMilletin Meclisi açılıyor dualarla\nTürk Ordusu tekmil veriyor Başkomutana\n\nSakarya’da, İnönü’de ve Kocatepe’de\nCihana karşı başlıyor kurtuluşa savaş\nTürk halkı yediden yetmişe oluyor tek baş\nVatan uğruna namlular püskürüyor ateş\n\nYa İstiklal Ya Ölüm Türk halkının hedefi\nBaşkomutan Meydan Muharebesi savaşı\nİlk Hedefiniz Akdenizdir İleri sesi\nZafere koşturuyordu koca bir milleti\n\nYıl Dokuz Eylül Bindokuzyirmikii yer İzmir\nKadifekale’ye al bayrağım dikilmişti\nDağılmış kaçan düşman denize dökülmüştü\nTürk Milletinin başında Kemal Atatürk’tü\n\nÇanakkale’den sonra bir tarih yazılmıştı\nTürk halkının aydınlık günleri başlamıştı\nKaranlık günler çok geride bırakılmıştı\nAtatürk adı düşüncelere kazınmıştı\n\nMinnettarız sana deha insan başkomutan\nEmanetçisiyiz Türkiye Cumhuriyetin\nKoruyucusuyuz bıraktığın eserlerin\nAydınlık yolundur ilke ve inkılâpların\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş'e Bak",
        "poet": "İsmail Malatya",
        "poem": "\n\nBaşını kaldır Neşe\nGüneş'e bak Güneş'e,\nNe güzel gülümsüyor\nSaçıyor bize neşe.\n\nAltından taç takıyor\nKral gibi bakıyor,\nSanki dört bir yanından\nIşık seli akıyor.\n\nİsmail MALATYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş'e Dair",
        "poet": "Kadim Laçin",
        "poem": "\n\nBir safagin gun isiginda,\n dogu’da yukselen gunesin okyanuslari mavi aydinliga donusturmesini seyre dalmak kadar keyifli olmak. \nTepelerin zirvesinde giderek kizillasan parlakligin, \nyeryuzune yansiyan muhtesem gosterisini izlemek. \nHenuz karanligin perdesini yirtmis ve geliyorum diyor, \no simsicak atesten kutle..\nOnce agaclarin dallarinda bir parlak ampul olur, \nnehir ve denizlere yansimasi cekismeli olur..\nTarlada geceyi boynu bukuk geciren, \ngune bakanlardaki irkilme ve doguda gelen isiya kucak acmasini gormeli, \ntam bir sabah ictimasi, \nyeni bir yasama selama durmus.\n Butun canlilarin bayrami baslar, bitki, hayvan, insan, kisaca butun yeryuzu. \nYepyeni bir hayat dogar.\n Bilirmisin en guzel gokyuzu o zaman seyredilir\n. Mavi perdeden sacan isik. \nYilbasi gecelerinde karanliga dogru sikilan oyuncak fuzelerin yarattigi guzellik gibi. \nYeni yili karsilamak icin gece karanliga kursun sikarlar. \nYeni gunu sabirsizlikla bekleyisin ifadesi olur ve bir senlik baslar dunyanin her yerinde. \nKiymetini bilelim yarinlar icin, umut, dogacak gunesin sicakligindadir, isittigi gezegendedir, bu sevdamiz hic bitmemeli..Milyarlarca yildir ayni senligi yasatir gezegenimize ve butun canli evrene..\nAslinda o hic tukenmek bilmeyen bir yurek yangini ve her zaman aydinlik sacar. \nKim isterki karanligi yada gunun geceye evrilmesini…\nKaranlikta alacagi olanlardan baska, karanligi seven kalpazandan baska….\nBiz karanliga gomuldugumuzde o baska bir kosesindedir dunyamizin. Gunes batiyor derler, dogru olurmu? \nEvrende hic batmayan ve herseyin en dirisidir o..\nOysa batan biziz kardesim biz …batiyoruz biz…dunyamiz batiyor kardesim.. \nHep karanlik isteyenler oldukca, batmamiz dahada hizlanacak..\nGecmise ve karanliga hep ofkeyle bakmali ve yeni bir gelecegin guzelligi suslemeli, her sabah yeniden cicek acan gule donmeli butun sevdiklerimiz..\n\n25 TEMMUZ 2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş'e Küsen Sevdalar (Aydede Masalı)",
        "poet": "Serdar Bilgin",
        "poem": "\n\nBir var imiş bir yok imiş\nSu yağmura sevdalı imiş yağmur buluta\nGündüzlere Güneş gecelere Ay hâkim imiş\nGüneş bedenleri Ay yürekleri ısıtır imiş\nGüneş, kendine yaklaşanı yakar imiş\nO nedenle korku salmış\nMesafe koymuş her şeye\nNe sevmiş ne sevdayı bilmiş\nGündüzlerden kovmuş sevdalıları\nSu yağmur ve bulut gecelere taşımış sevdalarını\nAy’a emanet edilmiş sevdalar\nAy’a yaklaştıkça ısınmış güçlenmiş tüm sevdalar\nBulutlar yağmur olmuş yağmurlar su olmuş\nTaşmış gecelerden gündüze\nTüm sevdalıların dedesi olmuş Ay\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş'e Mektuplar  Part:İki",
        "poet": "Nevin Akbulut",
        "poem": "\n\nNe yağmur bitiyor bu dünya da ne dolu.. Ömrümüz hep onlardan korunmakla geçiyor.. Ve Güneş’i bekleyerek.. Tam buldum derken Güneş’i, bir bakmışsınız yine Akşam oluyor.. Yine Gece, yine karanlık, yine soğuk… Ya ömür yetmiyor Güneş’i bulmaya, ömür yetse de akşam oluyor.. Sabahı beklerken hep gözümüzde Yaş’larla uyuya kalıyoruz..\nYa geç uyanıyoruz, ya da erkenden uyuyoruz.. Uyuyarak geçiyor biraz da zaman.. İstediğimiz halde istediklerimize kavuşamamakla geçiyor … Buna bizim de uydurduğumuz şeyler var tabi.. Hayırlısı böyleymiş falan… hayırlısı nedir bilinmez..\n\nGüneş mi Yalancı? Zaman mı Yanlış? ? ? Güneş yoksa kandırıp bizi, yanlış zaman da yanlış yerlerde, birilerine mi doğuyor? Görebileceğimiz kadar yakın ama tutamayacağımız, dokunamayacağımız kadar uzak ve sıcak Güneş.. Başka bir yerlerde birilerine dokunup, ısıttığı belki de onları yakmadığı doğrudur.. Belki Güneş sadece Bana gelmiyordur.. Belki gerçekten garezi vardır bana..\n\nGelse, bir gelse.. diye sayıklamalarım da boşa çıktı.. Hep boşa heves.. Her şeyin boş olduğu bir Dünya’da Güneş gelmiş gelmemiş ne önemi var… Anladım gelmeyecek.. Güneş bana doğmayacak.. Doğsa da ben göremeyeceğim.. Kısa ömrüm belki de son bulacak.. Günsüz, Güneş’siz..\nSon çırpınışlarım bunlar, kanatlarımı son kez çırıpışım senin için. Bir daha kaldıramam kanatlarımı kimseler için.. Öyle kırıldılar ki.. Artık dudağımı bile kıpırdatacak halim yok, değil gülümseme.. Değil kahkahalarla gülmek.. Dudağımdaki kıvrım bile eziyet veriyor artık bana.. Bu beklemek, bu beklemeler, bu ummalar yordu beni.. Çokça.. İnanmak.. Güneş’in bir gün doğacağına inanmak ve bu yalana dünyadaki en gerçek şey gibi inanmak daha da yordu, bir o kadar zordu….\n\nBunca zaman ne inanmaktan vazgeçtim, ne gülümsemekten Sana, yolunu beklerken.. Sen doğmadın.. Belki başka yerlerde bahardı, belki çiçekler açardı.. Sen hep o baharlara Güneş oldun belki.. Bizim buralara doğmadın.. Oysa Dünya yuvarlak değil miydi? Sen her yere eşit doğmayacak mıydın? Karanlık yüzü bana mı denk geldi? \n\nŞimdi karanlık odamda Sensiz bir sabaha uyanamayacağımı düşünüyorum.. Sensiz Yaş’lı gözlerimle.. Bir tek gözlerim yaşlandı, yolunu beklemekten.. Uyumadım bile gelişini kaçırmamak için.. Sen istediğin yere, istediğin zaman doğarsın.. Gelirsin.. Bekleyenini hiçe sayarak.. Ama bekleyenin de bir canı var.. Bir gün yok olacak.. Baktığın yere batacak bir gün.. Bir daha doğmamacasına..\n\n    Gidiyorum.. Yaşanmamışlıkları hiçe sayarak, artık beklemeden Yol’unu.. Gözlemeden gelmeni.. Gidiyorum.. Kırmızı eteğimi salarak, kırmızı pabuçlarımı da elime alarak hatta sallaya sallaya, gözlerim kan kırmızısı yaşlarla gidiyorum…\n    Sana yazdıklarımı bıraktım bir tek.. yazamadıklarımı da alıp gidiyorum…\n\nYirmiSekiz-Aralık-İkiBinOnBir*16:00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Elzemdi..",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\nyapraksız ağaç, gölge...\nçiçeksiz ağaç, meyve vermezdi...\noysa...gölge ve çiçek için güneş elzemdi...\n\nFikret Turhan-Yalova,\n10.04.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş'e Sitem..",
        "poet": "H Hikmet Esen",
        "poem": "\n\nAnladık,\nCan veriyorsun toprağa; \nVe seninle ısınıyor tüm Doğa.\nYaşam seninle var elbette; \nSayende,\nIşıl ışıl gökyüzü..\nDüşünüyorum da; \nYakıştıramıyorum bir türlü,\nNeden her gün batımı,\nBir ömür törpüsü..! ? \n\n17/10/1977\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Esmer Boyalarla Yazar",
        "poet": "Ertuğrul Şakar",
        "poem": "\n\nYedi ağustos pazar\nGüneş esmer boyalarla yazar\n\nToprak yarılır sıkıntıdan\nGörünmez bir akıntıdan\n\nGeç ekilmiş bir tohum\nİnadından der yokum\n\nVar olmak bir kavga aslında\nYaşamak denen direnç faslında\n\nYaprak yeşil fakat dertli\nİnce bir çubuk biraz etli\n\nSuyu kimse bulmadı ki\nSudur bize hayat sunan saki\n\nHer an bir fidanla sohbet\nDikenle ayrık otu memleket\n\nYer elması, teselli sarısı\nKışa doğru çıkar gönül perisi\n\nÇaresizlik yanmış bir gömlektir tende\nBir çapa kaçar kök bedende\n\nÖğle ortası aptal ıslatan bir yağmur\nBelki de bulutlar küsmüş ağlıyordur\n\nBu ağustos şiiri de böyle olsun güzelim\nŞiirsel bir eylüle uzanıyorken elim\n\nYedi ağustos pazar olmasına pazar\nEsmer olmuşum, güneş olmuşum ne yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş gibi",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGüneş gibi\n\nHer günahımda\nBende \nAdemin Havvanın ah`ları\nGünah kara çalı\n\nBende\nÇöllerde yiten ırmakların eyvah`ları...\nGünah zalim çöl\n\nGüneş gibi ay gibi yandım\nAllah'ı andım...\nTevbe tevbe üstüne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Fezamın Merkezi",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nGüneş fezamın ezelî merkezi. \nArzum hep O’na çağırmak herkesi. \n\nEritir, yalın bir alazdır güneş. \nO’na düşenler hep kalırlar düşeş. \n\nAkkor olunca   demir  de dövülür. \nŞekillenir   bir isimle övülür. \n\nEritir, yakar, arıtır hep ateş. \nTutuşalım biz de olalım kardeş. \n\nO’nsuz yapamam, O'nadır hislerim. \nHer zaman O’nu haykırmak isterim. \n\nNe dersem O’ndan derim her heceyi. \nRüya görmem ki, n’apayım geceyi? \n\n5 Nisan 2004 Pazartesi, Danimarka-Køge 20.02  *5+6\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş gelince",
        "poet": "Havva Gülbeyaz Coşkun",
        "poem": "\n\nGüneş gelince\n\nTan vakti her yer karanlık\nBirazdan her yer olacak aydınlık\nGüneş gittiği diyardan kopup gelecek\nSevgiyle doğaya serpilecek\nİndikçe inecek kuytu köşelere\nSon verecek dertlere ve kederlere\nGeceleyin gelen kasveti söküp atacak\nKorkuları tamamen silecek\nÇocuklara yüksekten göz kırpacak\nHayvanları inlerinde ısıtacak \nKuşları kelebekleri ağaç kovuklarından uçuracak\nSevgi yumağı güneş gelince doğa coşacak\nDünyaya neşe dolacak huzur gelecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Farklı Bu Gün",
        "poet": "Nurten Tarım",
        "poem": "\n\nGüneş  farklı bu gün\nCazibeli bakışı uzanır ufka \nKıvrak edayla sokulur gecenin koynuna\nSarı elbisesini giydirdi dağlara\nGurub vakti sundu sevdama kızıl güller \n\nGüneş farklı bu gün\nCan kapımdan usulca süzüldü alaza döndü kalbim\nİskeleye nazlanarak yanaşan vapurun dalgasındayım\nDalgalar kıyıları vurduğu gibi vurdun beni\nKöpürür duygu denizim martılar üşüşür\n\nGüneş farklı bu gün\nGünüm yıkanır güzelliğin serilir\nYaza döner ayazım \nAk güvercin aşkın beyazı \nKanatlarında  sıcaklığı\n\nGüneş farklı bu gün\nGül zamanım bu gün\nBaşım düşer ışığına\nKonfeti güller serdim bastığın yoluma\nHer yaprak anlatır bendeki seni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş gibi bir evlilik Oğluma",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGüneş gibi bir evlilik Oğluma\n\nGeceni aydınlatan ışık olmalı evlilik\nEğer ışıksa evliliğin \nAman bir yanıp bir sönmesin\nGüneş bir yanıp bir sönmez ki\nBizim duamız bu sana \"güneş gibi bir evlilik \"\n\nEvlilikler gördüm bıçak üstünde yürüyor...\nGüneş gibi bir evlilik çok uzak\n\nGüneş gibi olsun evlilik\nEvde sokakta güneş\nÜlkede güneş gibi\nBaharlar getirsin güneş\n\nZaman ahir zaman\nNasıl bir hayatsa bu\nOyun oldu evlilik\nOğul oğul ey oğul\nOyun değil evlilik yere sor göğe sor\nEvlilik oyun değilim diyor oğul\n\nEvlilik bir kere olan bir şey ömürde\n\"Bizim töremiz  bu güzel töre bu\" diyor her tarih kitabı\nBir yastıkta kocamaktır hedef\nEvlilik bir periyle olmalı\nDiyorsa  yüreğin\nBin  profosör halt etmiş onun yanında bulmada doğruyu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Gibi",
        "poet": "İzzettin Akyapı",
        "poem": "\n\nSana ulaşamam uzaktasın güneş gibi\nSana sarılamam yakarsın güneş gibi\nSana bakamam ışıksın güneş gibi\nSana doyamam hayatsın güneş gibi\n\nSensiz üşürüm sıcaksın güneş gibi\nSensiz göremem aydınlıksın güneş gibi\nSensiz yeşeremem cansın güneş gibi\nSensiz duramam özelsin güneş gibi\n\nSen mutluluksun sabah doğan güneş gibi\nSen özlemsin baharı getiren güneş gibi\nSen sevgisin buzları eriten güneş gibi\nSen aşksın kardeleni öldüren güneş gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Gibi",
        "poet": "Nevzat Çelik",
        "poem": "\n\nİki elinle kapatıp \nYırtığını yaranın \nKoynunda yıld....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Gibi Doğarım",
        "poet": "Ali Gökhan Cihan",
        "poem": "\n\nGüneş gibi doğarım yalnızlarına\nDoğruları sunarım yanlışlardaki hayata\nGeceleri bulurum nöbetlerinde\nBir ay olurum köşeye sıkıştığında.\n\nBir fener olurum yolunu bulamasanda\nBelki oracıkta dururum son duraklarda\nKüçük bir çözüm olurum arkadaş aradığında\nAmpul değil,güneş olurum hayatında.\n\nBulutlar aramıza girerse korkma\nBen hep oralarda olurum ya\nGece karanlık çöker durur ya\nBir gün sabah güneş olurum odanda.\n\nPerdeleri kapatsan da sonuna\nKapalı kapılar ardında kalsanda\nŞunu hiçbir zaman unutma\nGüneş olacağım kalbindeki odacıklarda.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Gibi Doğmalıyız",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nGüneş Gibi Doğmalıyız \n\nDavullarla zurnalarla\nHalaylara durmalıyız\nÖrse çekiç vuranlarla\nZincirleri kırmalıyız\n\nFabrika bacalarından\nYoksulun mutfaklarından\nSabahın aydınlığından\nGüneş gibi doğmalıyız\n\nSosyalizmin gülleriydik\nÇalışanın elleriydik\nKonuşanın dilleriydik\nDost Şerefi sormalıyız\n\nDost Şeref\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Gibi Doğmuştun",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nBir Güneş gibi doğmuştun sen bahtıma,\nÇıkıp ta kurulmuştun inan gönül tahtıma,\nŞimdi ne deyim ben, ağlıyorum ahdıma,\nBir Güneş gibi doğmuştun sen bahtıma.\n\nGüneşe yaklaşsam yanarda kavrulurum,\nSenden uzaklaştım yanar da kavrulurum,\nMerkez kaç gibiyim dönerde savrulurum,\nBir Güneş gibi doğmuştun sen bahtıma.\n\nBir Güneş gibi doğmuştun sen bahtıma,\nGüneş'i söndürdüler yıkıldım ben afatına,\nDualar ederek çıkacağım Allah'ın katına,\nBir Güneş gibi doğmuştun sen bahtıma.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Gibisin",
        "poet": "İbrahim Uğur Toprak",
        "poem": "\n\nGüneş gibisin sevgilim\nGüneş gibi sıcak,\nGüneş gibi ışıltılı\nDoğacaksın sanıyorum hayatıma\nAma yanı(lı) yorum\nSana her elimi uzattığımda\nDemem o ki,\nGüneş gibisin sevgilim\nGüneş gibi,\nYaklaştıkça sana yakıyorsun...\n\n \n\nİ.Uğur Toprak\n12.11.10/Çanakkale\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Gönlüm",
        "poet": "Nogay Yaren",
        "poem": "\n\nHey güneş gönlüm,\nNeden bulutların ardındasın? \nİçim boşalıyor,\nIşığım sönüyor.\nGönlümün gücünü nerde bulayım? \nKayboluyor gölgem,\nRuhum gibi.\nAzalıyor sanki yaşadıklarım,\nKısaldıkça gün,\nGüneş gönlüm soluyor..\nUzadıkça gece,\nSensiz… Sessiz…\nGüneş gönlüm ölüyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş giriyor penceremden içeri",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nSen bana gelirken,\nGüller gülüyor,güneş giriyor\nPenceremden içeri...\nPırıl pırıl oluyor kedimin tüyleri...\nAteş gibi parlıyor gözleri...\nKokulu bir meltem,\nUçuruyor perdelerimi.\nKomşu kızları koşuyor,\nPencerelere...\nPerdenin arkasından,\nBizi izliyorlar.\nSen adımını attığın anda kapıdan,\nBen aah, ah bir bilsen  nasıl da,\nYani kalbim duracak gibi oluyor...\nDoğru dürüst göremiyorum seni\nAlevin kucaklıyor beni...\nO alevde yanıp kül oluyorum.\nSonra aşk oluyorum  sonra da,\nVazoda kırmızı bir gül.\n\n14-Şubat-2002 sevgililer günü    Sarıkamış Kars\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş gördü beni oktay avcı",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nEzikliğim dünden kalma\nAya çıktım\nYıldızları saydım\nSaçlarıma takıldı bazıları\nGözlerimde yandı\nEllerimde söndü yıldızlar\nŞu göğsümdeki benin biri de yıldızlardan kalma\nOradan güneşe indim\nIsındım, \nsobam yandı\nYalınayaktım \nAyaklarımı uzattım\nBirine parmağımı değdirdim\nBir güzel yandım\nGüneş söndü parmağımda\nAya çıktım\nYıldızlara uzandım\nKollarım yetişmedi\nAyaklarımıda attım\nDünyaya düştüm\nDüşerkende bulutları tuttum\nSallandım çocukluğumca\nO zaman\nGüneş gördü beni, \nyıldızlar gördü\nGüneş sakladım gözlerimde, \nyıldız topladım\nGül topladım, \ntopladığım güller soldu \nşimdi bakışlarımda\nİşte ondan kalkamadım\nGüneş kadar sıcak değildi insanlar\nİzin vermediler kalkmama\nKimi ellerime bastı\nKimi ayaklarıma\nBir türlü çekilmediler üstümden\nGüneş gördü beni\nherkesin bir bahanesi var\nbir savunma şekli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş  Görünüyor",
        "poet": "Vahdet Mehmet Güneş",
        "poem": "\n\nDağlara giden yol nerede biter\n\nyükselmek kaya uçurumların sonunda\n\nevler selvilerin gölgesinde görünmez dizge\n\nufuklar daha geniş Torosların silsilesinde\n\nvanilya rayihası kurabiyelerin tazesinde\n\nsisli vadilerde rüya biter mi! \n\nmasallarda anlatılan gülbahçesi mi! \n\naşiyan olacak saadet dolacak\n\nne zaman geleceği bilinmeyen tren\n\nhasretten yanan kalbi askeri getirecek mi! \n\nabıhayat çeşmesi o zaman çoşar\n\nbekleyenin gözleri sevinçten dolar\n\nuçurtmalar müjdeyi veriyor\n\nbulutlar talih yağmuru döküyor\n\ngünbatımı turuncu olsada\n\nsabaha karşır güneş görünüyor\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş gözlüm..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Aşk,Hasret..\n\nMutluluk sevdasıyla geçiyor zaman\nDoğ vefasız ömrüme ey güneş gözlüm\nSevgisizlik hiçsizlik bilsen ne yaman\nDoğ vefasız ömrüme ey güneş gözlüm..\n\nBenimde bu dünyada umudum olsun\nGün görmemiş yüzümde baharım olsun\nGönülden sevenim sevdalım olsun\nDoğ vefasız ömrüme ey güneş gözlüm..\n\nHayâl olarakmı kalacaksın rüyalarımda\nHissediyorum varsın sen bu cihanda\nKanat çırpa çırpa gel kon başıma\nDoğ vefasız ömrüme ey güneş gözlüm..\n\nBekleye bekleye seni ömür geçiyor\nZaman su gibi akıyor sabır içiyor\nBu sensizlik beni benden ediyor\nDoğ vefasız ömrüme ey güneş gözlüm..\n\nSaçlarımın telinde beyaz nakışlar\nGözlerimde sensizlikten yorgun bakışlar\nGönlüme meyl olan hep acı yıllar\nDoğ vefasız ömrüme ey güneş gözlüm..\n\nDağ dağa kavuşur seven sevene\nGirmeden gel sevgilim lahit kabrime\nMuhtacım ışığına nurlu fecrine\nDoğ vefasız ömrüme ey güneş gözlüm..\n\nTarih:25.03.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "“ Güneş gözlüğünü gecemi taktın.? ”",
        "poet": "Celal Çetin",
        "poem": "\n\nKafama taktım bir kere, \n Gözlüğü değil arkadaş, \n Kafasına takanlara taktım.\n\n Kafama taktım bir kere,\n Gündüz değil arkadaş. \n Gece takanlara taktım.\n\n Kafama taktım bir kere,\n Takabilirlere değil, arkadaş,\n Yakıştıramadıklarıma taktım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Gözlüm",
        "poet": "Avni Temiz",
        "poem": "\n\nSen yoksun ya sanma nefes,\nAlıyorum güneş gözlüm.\nGönlüm bir kuş, sense kafes,\nDalıyorum güneş gözlüm.\n\nÜmidim yok yarınlarda,\nAklım senli sorunlarda,\nHayalinle derinlerde,\nKalıyorum güneş gözlüm.\n\nAlıp verdikçe soluklar,\nAçılır oldu oluklar,\nÖmür boyu mutluluklar,\nDiliyorum güneş gözlüm.\n\nDuydum aşka saygıları,\nUnuttum tüm kaygıları,\nSana olan duyguları,\nEliyorum güneş gözlüm.\n\nTaşa vurdukça başımı,\nPatlattım kara kaşımı,\nTutamayıp gözyaşımı,\nSalıyorum güneş gözlüm.\n\nAşkınla yaptım maçımı,\nDaralttım görüş açımı,\nGörmediğim gün saçımı; \nYoluyorum güneş gözlüm.\n\nSen yoksun ya sanma nefes,\nAlıyorum güneş gözlüm.\nGönlüm bir kuş, sense kafes,\nDalıyorum güneş gözlüm.\n\n19.04.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş gözlüm",
        "poet": "Ali Uzun",
        "poem": "\n\nDağılmaz üstümde kara bulutlar,\nDoğ güneş bakışlım gel güneş gözlüm.\nSökülmez gönlümde zincir, kilitler,\nDoğ güneş bakışlım bil güneş gözlüm.\n\nO güneş gözlerle ışınla beni,\nBak dost, sıcak, sıcak ısıt bu teni,\nNerede şafağın tan yerin hani? \nDoğ güneş bakışlım doğ güneş gözlüm.\n\nİsmin dudağımda ilahi hece,\nHayalin düşümde inan her gece,\nSensiz yaşanmıyor nedendir sence? \nDoğ güneş bakışlım gül güneş gözlüm.\n\nÖyle uzak durma üşütme beni,\nSevilen de düşünmeli seveni,\nNeyime de küstün nedir nedeni? \nGel güneş bakışlım kal güneş gözlüm.\n\nAli Uzun der ki geçmişim serde,\nİnan kalbimdesin burda bu yerde\nSensiz donuyorum sıcağın nerde? \nGel güneş bakışlım gel güneş gözlüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Gülücükler",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nBir bebek güldü yüzüme \n\nUykusuz kalsın şu çiçek  için annesi\nEn güzel ninniler ona söylensin \nGülücükleri güneş\nHangi bebekte var\nOnun güneş gülücükleri …\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Hala Parlıyor",
        "poet": "Ufuk Nazım",
        "poem": "\n\nGüneş hala parlıyor\nİşçiler fabrika yolunda\nKöylüler çoktan tarlalara varmışlar\nKalemlerini çoktan \nMürekkebe daldırmış öğrenciler...\n\nGüneş hala parlıyor\nDünyanın her yerinde\nDüşünceleri yüzünden idama gidenlerin\nFikirlerini silerken \nKapitalizmin tüketim çöpçüleri...\n\nGüneş hala parlıyor\nBir masa başından düşmüşüm\nTaa içine ışığın\nYüreğimde idamları çağlarken zulmün\nKararan herşeye inat ışığı çığırıyorum...\n\nGüneş hala parlıyor\nKafasındaki artıları ayırdı\nUygun bir sistem çalışanı gibi\nEksilerini sabahtan çöpe attı\nSanal alemin dertli emekçisi...\n\n                                  14.06.07\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş,Güneş İÇİNDE...",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\nsen,\n samanyolunun; \n küçük sarı yıldızı..\ndünyamızın; \n yaşam kaynağı..\ngün ışığımız GÜNEŞİMİZDİN...\n\n sen,\n yaşantımın; \n ana kaynağı...\nyüreğimin; \n çarpma nedeni...\n nefesimin; \n al-ver muhasebesi...\n büyük sarı yıldızı GÜNEŞİMDİN...\n\n böylece..! \n ben sende,\n ikimiz birlikte evrende\n küçük büyük demeden sarılıyorduk...\n GÜNEŞ içinde GÜNEŞTİK....\n\n Fikret Turhan-Yalova,\n 29 Ekim 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Halûk Ulusoy",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nÜmitler gerçek oldu\nŞansımızı kullandık\nBaşarımız sürüyor\nBiz ileri dayandık\nGüneş Halûk Ulusoy\nİkisi de asil soy\nHedefe koşuyoruz\nYarınımızdan emin\nRabbim başarılı kıl\nEllerim yapar amin\nGüneş Halûk Ulusoy\nİkisi de asil soy\nİkisi kenetlendi\nHep futbolcular ile\nYediden yetmişe dek\nSona erdi bu çile\nGüneş Halûk Ulusoy\nİkisi de asil soy\nSevindi vatanımız\nSokakta o milyonlar\nEllerde Türk Bayrağı\nHaykırır bütün canlar\nGüneş Halûk Ulusoy\nİkisi de asil soy\nKilitlendik hedefe \nBiraz daha yaklaştık\nZorluk sıkıntıları\nElbirliğiyle aştık\nGüneş Halûk Ulusoy\nİkisi de asil soy\nSonuç mucize değil\nAttık bir ilke imza\nHep çalıyor kornalar\nYapılıverdi hiza\nGüneş Halûk Ulusoy\nİkisi de asil soy\nBırakmadı kontrolü \nAkıllıca oynadı\nSaygı sevgi içinde\nÇocuk genci kaynadı\nGüneş Halûk Ulusoy\nİkisi de asil soy\nHedefe adım adım\nGözlerimiz finalde\nHazırda bekliyoruz\nBayraklarımız elde\nGüneş Halûk Ulusoy\nİkisi de asil soy\nİnan muhtacız bizler\nBekliyoruz zaferi\nSeviyoruz kalp ile\nNöbet tutan o eri\nGüneş Halûk Ulusoy\nİkisi de asil soy\nHasan’ın sözü gerçek\nBitmesin bu sevgimiz\nYüzyıllar boyu sürsün\nTükenmesin övgümüz\nGüneş Halûk Ulusoy\nİkisi de asil soy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Harekâtı'nda acıma teröriste",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nNice seneler geçti-aymazların yüzünden\nBedenler yere düştü-kanlar akıyor tenden\nO kılavuz ABD- Avrupa olur ise\nÜstesinden gelinmez-dikkat edin bu sese\nGüneş Harekâtı'nda acıma teröriste\nBombaları yağdırın-alçak şerefsiz ite\nİcazeti almayın-dinlemeyin kimseyi\nAteşleri saranı-benzetmeliyiz iyi\nİki türlü hain var-birisi iç biri dış\nİkisiyle de uğraş-uyumamalı mış mış\nGüneş Harekâtı'nda acıma teröriste\nBombaları yağdırın-alçak şerefsiz ite\nIrak’n kuzeyinden-yıllarca geldi terör\nAnne baba Mehmet’i-bıraktı sakat ve kör\nİzin verdi ABD-ya ya otuz ya da elli\nKilometre yaklaştık-vur yere yapın deli\nGüneş Harekâtı'nda acıma teröriste\nBombaları yağdırın-alçak şerefsiz ite\nMehmetçikler haine-haddini bildirmeli\nAcı ve sıkıntıyı-alçaklara vermeli\nHer mahlûka tek kurşun-leşi sermeli yere\nPis kanıyla dolmalı-otlar çaylar ve dere\nGüneş Harekâtı'nda acıma teröriste\nBombaları yağdırın-alçak şerefsiz ite\nYurdu candan sevmeli-daima korumalı\nAsla kırmamak gerek-yeşertin bütün dalı\nMehmetçik can verirken-yine vatanım diyor\nDestek vermek gerekir-ailesini gör sor\nGüneş Harekâtı'nda acıma teröriste\nBombaları yağdırın-alçak şerefsiz ite\nAlçak ve kahpelerden-kurtulmalı Türkiye\nSesime ses vermeli-şiir okuyan üye\nO terörü yaparak-zarara itme canı…\nÖğretmen Hasan söyler-yere dökeriz kanı\nGüneş Harekâtı'nda acıma teröriste\nBombaları yağdırın-alçak şerefsiz ite\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Hep Doğacak",
        "poet": "İsmail Küpçü",
        "poem": "\n\nGÜNEŞ HEP DOĞACAK\n\nBir gün güneş senin üstüne bensiz doğacak\nVe sen, Feryad-u figan edip, ağlıyacaksın\nAma çok iyi biliyorum ki bu halin\nEvet, çok kısa bir zaman sürecek\nYeniden hayatın mücadelesine atılacaksın\nBu yola bensiz devam edeceksin\nSacda ekmek, ocakta yemekler pişecek\nSofralar ortalara gelip gidecek\nBelki arkasından çaylar içilecek\nFarkında olmıyacaksın geçen zamanın\nYıllar senin üzerinden böyle akıp, gidecek\nVe bir gün göreceksin ki sende bu hayatta\nYolun sonuna gelmiş olacaksın\nArkana bakmaya bile zamanın olmayacak\nO gün güneş senide ebedi uykuya daldırıp\nHer günkü gibi kendisi yine doğacak\n\n                                    18.04.2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş HAYAT'TI...",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\ngüneş; \nyaprakta,\n yeşile dönerdi..\n çiçekte pembeye...\n\n güneş; \nmeyvede,\n ala dönerdi...\n çekirdekte toprağa...\n\n güneş; \ntoprakta,\n filize dönerdi...\n dalda yeşile...\n\n güneş; \nHayat'tı...\nhayat,\n döner giderdi...\n\n Fikret Turhan-Yalova,\n 16.09.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Hep Güzel Doğar",
        "poet": "Tarık Çıtak",
        "poem": "\n\nGün doğarken enginden\nRüzgar aşkı fısıldar\nBülbüllerin dilinden\nBaşlar tatlı fasıllar...\n\nGökten ümitler yağar\nRuhları neşe sarar\nSevdalı gönüllere\nGüneş hep güzel doğar...\n\nCanlanır tüm tutkular\nO kıpkızıl seherde\nSevgi dolu arzular\nKıpırdar yüreklerde...\n\nGökten ümitler yağar\nRuhları neşe sarar\nSevdalı gönüllere\nGüneş hep güzel doğar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş İle Denizin Hikayesi",
        "poet": "Kardeş Metin",
        "poem": "\n\nGüneş Sordu Deniz’e\nGece bensiz ne’ylersin? \nDedi D eniz Ay’layım\nBen sensiz de varım\n\nGüneş bir an duraksadı.\nVarlığının anlamını sorguladı.\nO denizle bir bütündü\nDeniz onu nasıl yok sayardı? \n\nGüneş sakladı kendini\nGri bulutların ardına\nGörünmesini istemiyordu belli ki\nHesaplaşmasının kendisiyle\n\nBulutlardan damlalar\nDüşerken ardı ardına\nDeniz vardı farkına\nAğlıyordu Güneş\n\nHer düşen damla\nDeniz’i güçlü kılıyordu\nGüçlenirken deniz\nOlanları umursamıyordu\n\nGüneş baktı bir an\nBulutların arasından\nSırıtıyordu Deniz\nGücünün doruklarında\n\nBaktı kendine Güneş\nHiddetlendi birden\nAnlamıştı denizi\nOnun ne istediğini\n\nEsirgedi ışığını Deniz’den\nDostu Rüzgar ona yardım etti\nKoparken fırtınalar denizde\nGüneş sadece izledi\n\nAnlamsızca çırpınışları\nSonuç vermedi denizin\nAnlamıştı o da\nGüneşsiz hiçliğini\n\nMavi deniz kaybetti rengini\nBüründü siyahının sonsuz karartısına\nSon bir çare haykırdı Güneş’e\nAffet diye beni.\n\nGüneş baktı kıyıya\nAğlıyordu genç kadın\nFarketti o anda\nSuçsuzluğunu kadının\n\nDedi denize suç senin\nAffetmedim seni\nAma senin cezanı\nÇekmemeli masum ahali\n\nDindi rüzgar bir anda\nÇıktı Güneş meydana\nBaktı denize yukarıdan\nGüldü alay edercesine\n\nO zamandan beri küstür\nDenizle Güneş\nHatırlar bazen Güneş\nGösterir hiddetini yeniden\nElbet biter bu ayrılık\nKavuşur sevgililer yeniden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Hüzünlü BATAR -3-",
        "poet": "Türk Öğer Koç",
        "poem": "\n\nözgürsündür\ntüm insanca haklarında\nverdikleri sürece izni\n\nsakız çiğnemede\nnefes almada\nsöylevleri süslemede\n\nkıvrılmalarda yılan gibi\ndoldurmada cebini\nkırıntılar ile\nözgürsündür\n\nyükselt \nyükseltebildiğin \nkadar sesini\n\nsöyle\nsöyleye bildiğin kadar\nağzına geleni\n\nuzak durdukça\nörgütlenmesinden emeğin\nözgürsündür\nher ortamda\nbanyo da\ntatlı düşlerde\n\nözgürsündür \nkelimeleri boğulmuş\n\ngörünmek yanında\ngörüntüdür\n\nyürümek izinde\ndöngüdür kısırlaştıran\ndevrimleri \n\nsürekliliğinden koparan\nkısır nakaratlardır\ntakılmadıkça halka apoletleri\n\nbilgi efendisi olmadıkça düşlerin\nne çare umudu ağartmak\n\nayaklarımın hareketidir \nkat ettiren yolu\nbilirim bilincimdir\nveren komutu\n\nardımda bırakırken\nkara bulutları \nkendimle olabileceğim \nmekana ulaştırılırım\nçevremdeki \nyapılanmalardan uzak\nnereye bakarsam \nkendi dünyam \n\nyağmalanmış \ndalarım derinlere \nufkum olur derinlikler \ndoğacak şafağı \nbeklemeye başlamam \nboşuna\n\natmazsam adımlarımı\ndoğacak şafağı beklemek\nboşuna\n\nyaşımdan uzak \nyaşanmışlığım kadar \nbilgeliğim,\nbir çocuk olsam\n ölü olur diğer yaşlarım \n\nBir başlık daha medyadan\n\nBir başlık daha damlıyor\n\n   “Hükümette ’yabancıya mülk satışı’ alarmı (Turan YILMAZ) \n\n   Anayasa Mahkemesi’nin verdiği 3 aylık süre dün sona erip yabancılara mülk satışına yasak gelmesi hükümeti harekete geçirdi.\n\n   Başbakanlık’ta bir ayı aşkın süredir bekleyen yasağı kaldıracak tasarı, dün jet hızıyla imzaya açıldı. Meclis’ten de süratle geçirilmesi hedeflenen yeni düzenlemenin en geç ay sonuna kadar yürürlüğe sokulması planlanıyor. \n\n    Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Nafiz Özak da yasağın başlamasının ardından bir genelge yayımlayarak, 'yeni düzenleme yapılana kadar' tapu dairelerince yabancı uyruklu kişilerin taşınmaz taleplerine ilişkin işlemlerin bekletilmesini, yabancıların Türklere satış taleplerinin ise karşılanmasını istedi.                           . \n\n    BELİRSİZLİK GİDERİLMELİ: Maliye Bakanı Kemal Unakıtan dün Meclis’e gelişinde gazetecilere, 'Yabancılara mülk satışıyla ilgili düzenleme Bakanlar Kurulu’nda imzaya açıldı. Ben de bugün (dün)  imzaladım. Birkaç bakanın imzası eksik, en kısa zamanda Meclis’e sevk edeceğiz' dedi. Bu konuda 'biraz acele ettiklerini' belirten Unakıtan, ortadaki belirsizliğin giderilip, herkesin ne yapacağını bilebilmesi için tasarıyı biran önce yasalaştırmak istediklerini söyledi. ”(17.Nisan.2008 Hürriyet Gazetesi) \n\nbir yarıştır \nalmış başını gidiyor \n\nnereye atsam\ngözlerimi \nkan damlası gibi \nıslatıyor yüreğimi \n\nçoban düşmüş yola\ngötürdüğü yer belli \n\nyol uzun \nve çetrefilli \nyanıyor gözlerim\nyanıyor işledikçe emek\ndokundukça bilince\n\nsürüden koparıyor \n\ntoprağa \nbastıkça ayaklarım\ninciniyor toprak\ninciniyor ayak\nincinmeler içerisinde\n\nyürürüyorum\n\nbir uçtan\nbir uca anıların \ngezgini oluyorum\nhekimi oluyorum\n\nakar giderken zaman \nben oluyorum yalnızlıklar da\n\nbiliyorum\nbir ben değilim \nfalezlerin tepesinde\n\nböyle yapa yalnız, \nhesaplaşan kendisi ile… \n\n'Yaşamak isteyen ulusumuzun isteği, basit bir sözcükte toplanabilir. Bağımsızlık! ...' (Atatürk, Tamim Telgraflar, 2.7.1920, S: 344) \n\nsözlerden ötedir\nbeni iten \nterkedilmişliğe \n\nkaderden \nuzaktır tutkularım\ndolduracak kadar \nkelepçeleri\n\nbüyüyen bileğim\n     “Avrupa'nın yöneticilerinden ve sermayedarlarından ayrı olan ulusları, bizim hayatımızı bize çok görmüyor-lar. Eğer bugün Fransız ulusu ve İtalyan ulusu ve hatta İngiliz ulusu ile düşmanlık halinde bulunuyorsak, bu ulusların seslerini işittirememelerinden ve kendi yöneticilerinin yayılma ve sermaye emelleri için bizi yok etmelerine ses çıkarmamalarındandır...' (Atatürk, Tamim Telgraflar, 2.7.1920, S:44)                             .\n\niçimdeki \ntüm çelişkilerle,\nkayboluşudur devinimin      \n\n   “Bu devir, ulusumuzun eylemli olarak ve değişmeden yok edilmesini, sermayedarların kendi çıkarlarına uygun bulduklarını sandıkları devirdir. Bu devri atlatıp ulusları söylemeye çağırmak için, yaşamaya haklı olduğumuzu ve hayatımızı elimizden almak için kendilerinin birçok hayatlarını feda etmek gerektiğini kanıtlayacağız...' (Atatürk, Tamim Telgraflar, 2.7.1920, S: 344) \n\nulaşamamak\n\nulaşamamak bilince\nyani yönetene\nyani \nmuhakeme edene\n\nverir acıyı\nunuttukça maddenin gizini\ndevinimlerin bağımlılığı\nvururken beni\nbir gün vuracaktır seni de\n\nkıvrım kıvrım\nher şey\n\nher şey \nsüregenliğinin\niçerisinde\n\ndüşüncelerimin \nher kıvrımı \nyeni gelişmelere gebe \n\n'Babalar gibi satarım' \ndiyordu \n\ntarihten sileceğiz \nadını derken, \n\nsatıyorlardı\nalıcılarına\n\ningilize\n\nyunana\n\nitalyana\n\nfransıza\n\nkurulurken\nkuranların\n\nkan akıtmamak için\ndöktükleri ter\n\nserv’den lozan’a \nuzanan esintiler\n\ngeliyordu gözlerimin önüne\n\nbirer birer okurken isimleri\n\n   Hükümetlerin sattıklarının listesinin uzunluğu ya da kısalığı ise, iktidarda kaldıkları süre ile ilgili.Listenin tamamı ayrı bir kitap konusu…\n\n49. Hükümet: Süleyman Demirel - Erdal İnönü (20.11.1991 - 25.06.1993)\n\nÇAYBANK\nİPRAGAZ\nTAT KONSERVE\nÇAMSAN\nRAY SİGORTA\nPOLİNAS\nMEYSU\nŞEKER SİGORTA\nANKARA HALK EKMEK\nTÜRK TRAKTÖR \nTRAKMAK \nGaziantep Çimento Fabrikası,\nİskenderun Çimento Fabrikası, \nTrabzon Çimento Fabrikası,\nLadik Çimento Fabrikası,\nŞanlıurfa Çimento Fabrikası,\nBartın Çimento Fabrikası,\nAşkale Çimento Fabrikası,\nDenizli Çimento Fabrikası,\nÇorum Çimento Fabrikası,\nSivas Çimento Fabrikası,\nNiğde Çimento Fabrikaları, \nŞEKERBANK, \nTOE, \nÇUKUROVA ELEKTRİK. \nKEPEZ ELEKTRİK \nNETAŞ \nGİMA \nTAVŞANLI YEM SAN. A.Ş. \nBALIKSAN A.Ş. \nÇUKOYEM LTD. ŞTİ \nSÜMER HOLDİNG A.Ş. 291 Mağaza, 40 Adet Arsa, 1 Adet satış Mağazası ile 4 Şirketteki İştirak Hisseleri \nSEK İzmir-Tire Süt Toplama. Merkezi \nSEK Çatalca Süt Toplama. Merkezi. \n\n50. Hükümet: Tansu Çiller - Murat Karayalçın (25.06.1993- 05.10.1995)\n\nAEG - ETİ A.Ş. \nİSTANBUL DEMİR ÇELİK FABRİKASI \nTELETAŞ \nGÜNEYSU \nLAYNE-BOWLER \nHASCAN GIDA \nTOROS İLAÇ PAZARLAMA.\nAEG - ETİ \nALTEK \nÇESTAŞ \nÇANAKKALE SERAMİK \nPANCAR MOTOR \nFRUKO - TAMEK \nTAMEK GIDA \nMEKTA \nKonya Şeker Fabrikası \nNİMSA \nHAVAŞ \nSUNTEK \nAdıyaman Çimento Fabrikası \nKÜMAŞ \nÇİNKUR Celaldağ Maden Saha Ruhsat Devri, \nÇİNKUR Pozantı Maden Saha Ruhsat Devri, \nÇİNKUR Koyulhisar Maden Saha Ruhsat Devri \nSİVAS Demir Çelik T.A.Ş. Gaziosmanpaşa'da Bir Daire \nPETKİM A.Ş. Bahçelievler Bina \nPETKİM A.Ş. Gaziosmanpaşa Bina \nSivas Yem Fabrikası, \nBandırma Yem Fabrikası, \nKars Yem Fabrikası, \nÇaycuma Yem Fabrikası, \nAdıyaman Yem Fabrikası, \nKorkuteli Yem Fabrikası, \nSamsun Yem Fabrikası, \nAcıpayam Yem Fabrikası, \nBursa Yem Fabrikası, \nÇankırı Yem Fabrikası, \nDevrekani Yem Fabrikası, \nElazığ Yem Fabrikası, \nGöksun Yem Fabrikası, \nYatağan Yem Fabrikası, \nKonya I Yem Fabrikası, \nKonya Iı Yem Fabrikası, \nUşak Yem Fabrikası, \nKızıltepe Yem Fabrikası, \nAdapazarı Yem Fabrikası, \nErzurum Yem Fabrikası, \nSiirt Yem Fabrikası, \nDiyarbakır Yem Fabrikası, \nTunceli Yem Fabrikası, \nTatvan Yem Fabrikası, \nVan Yem Fabrikası, \nİstanbul Yem Fabrikası, \nKırklareli Yem Fabrikası, \nHilvan Yem Fabrikası\nMuş Yem Fabrikası \nKÖYTEKS A.Ş. Siirt Hazır Giyim Tesisi \nKÖYTEKS A.Ş. Yerköy Tesislerine Ait 30 Arsa\nEBK A.Ş.'ye ait Manisa Lojman, İskenderun Soğuk Depo, Gölbaşı-Oğulbey, Çerkezköy, Gölbaşı-Oğulbey Arsaları\nEBK A.Ş. Ankara Et Kombinası, \nEBK A.Ş. Afyon Et Kombinası, \nEBK A.Ş. Suluova Et Kombinası, \nEBK A.Ş. Malatya Et Kombinası, \nEBK A.Ş. Kars Et Kombinası, \nEBK A.Ş. Elazığ Et Kombinası, \nEBK A.Ş. Şanlıurfa Et Kombinası, \nEBK A.Ş. Tatvan Et Kombinası, \nEBK A.Ş. Bayburt Et Kombinası, \nEBK A.Ş. Bursa Et Kombinası, \nEBK A.Ş. Kastamonu Et Kombinası \nEBK A.Ş. Ağrı Et Kombinası \nSÜMER HOLDİNG A.Ş.Gebze, Karadeniz Ereğlisi ve İzmir Konak Arsaları \nSÜMER HOLDİNG A.Ş.SİFAŞ'daki İştirak Hisseleri \nTURBAN TURİZM A.Ş. Kemer Marina, Çeşme Oteli ve Lojmanları ile İstinye'de 2 Parsel Arsa \nSEK Adana Süt Ve Süt Mamülleri, \nSEK Afyon Süt Ve Süt Mamülleri, \nSEK Amasya Süt Ve Süt Mamülleri, \nSEK Bayburt Süt Ve Süt Mamülleri, \nSEK Çan Süt Ve Süt Mamülleri, \nSEK Çankırı Süt Ve Süt Mamülleri, \nSEK Erzincan Süt Ve Süt Mamülleri, \nSEK Erzurum Süt Ve Süt Mamülleri, \nSEK Eskişehir Süt Ve Süt Mamülleri, \nSEK Havsa Süt Ve Süt Mamülleri, \nSEK Siverek Süt Ve Süt Mamülleri, \nSEK Yatağan Süt Ve Süt Mamülleri, \nSEK Yüksekova Süt Ve Süt Mamülleri, \nSEK Trabzon Süt Ve Süt Mamülleri, \nSEK Solaklı Süt Ve Süt Mamülleri, \nSEK Sinop Süt Ve Süt Mamülleri, \nSEK Balıkesir Süt Ve Süt Mamülleri, \nSEK Burdur Süt Ve Süt Mamülleri, \nSEK İzmir Süt Ve Süt Mamülleri, \nSEK Lalahan Süt Ve Süt Mamülleri, \nSEK Muş Süt Ve Süt Mamülleri, \nSEK Adilcevaz Süt Ve Süt Mamülleri, \nSEK Sivas Süt Ve Süt Mamülleri, \nSEK Bolu Süt Ve Süt Mamülleri, \nSEK Çorum Süt Ve Süt Mamülleri, \nSEK Elazığ Süt Ve Süt Mamülleri, \nSEK İstanbul Süt Ve Süt Mamülleri \nSEK Tunceli Süt Toplama Merkezi \nSEK'İN İsim Hakkı \n\n51.Hükümet: Tansu Çiller (05.10.1995- 30.10.1995)\n\nTansu Çiller'in 25 günlük hükümeti, 52. Hükümetin kuruluş hazırlıkları ile geçti. \n\n52. Hükümet: Tansu Çiller - Deniz Baykal (30.10.1995- 06.03.1996)\n\nTESTAŞ A.Ş.Aydın Tesisleri \nKÖYTEKS YATIRIM HOLDİNG A.Ş. Yerköy Tesislerine Ait 4 Arsa \nKÖYTAŞ \nTHY 3 Adet B-727 Tipi Uçak \nTURBAN TURİZM A.Ş.Elmadağ Dağ Evi, Ilıca Moteli, İstinye'de 6 Parsel Arsa\nSEK Diyarbakır Süt ve Süt Mamülleri İşletmesi, \nSEK Adıyaman Süt ve Süt Mamülleri İşletmesi, \nSEK Kastamonu Süt ve Süt Mamülleri İşletmesi, \nSEK Devrek Süt ve Süt Mamülleri İşletmesi, \nSEK Silivri Süt ve Süt Mamülleri İşletmesi \nSEK Aydın Köşk Arsası \nORÜS Ayancık İşletmesi\nORÜS Devrek İşletmesi\nORÜS Düzce İşletmesi\nORÜS Vezirköprü İşletmesi\nORÜS Pazarköy İşletmesi\nORÜS Ulupınar İşletmesi\nORÜS Bafra İşletmesi\nORÜS Antalya İşletmesi \nSÜMERBANK \nSÜMER HOLDİNG A.Ş.Adana Pamuklu Sanayi İşletmesi,\nSÜMER HOLDİNG A.Ş Erzincan Pamuklu Sanayi İşletmesi, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş Eskişehir Bas. Sanayi İşletmesi, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş Hereke Yünlü Sanayi İşletmesi, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş Karaman Pamuklu Sanayi İşletmesi, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş Nevşehir Pamuklu Sanayi İşletmesi, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş Şanlıurfa Yün Yapağı İşletmesi\nSÜMER HOLDİNG A.Ş.88 adet Mağazanın devri \n\n53. Hükümet: Ahmet Mesut Yılmaz (06.03.1996- 28.06.1996)\n\nÇİNKUR \nElazığ Çimento Fabrikası \nVan Çimento Fabrikası \nLalapaşa Çimento Fabrikası \nKars Çimento Fabrikası \nPETROL OFİSİ A.Ş. \nM.Öncü Tankeri ve Yedekleri \nNiğde Arsası \nKonya / Beyşehir Arsası \nBatman Arsası (I) , Batman Arsası (II) , Balıkesir Arsaları (5 arsa)\n\n54. Hükümet: Necmettin Erbakan -Tansu Çiller (28.06.1996 - 30.06.1997)\n\nGÜMÜŞHANE ÇİMENTO Fabrikası \nERGANİ ÇİMENTO Fabrikası \nPETROL OFİSİ A.Ş. \nPETLAS \nÇEMAŞ \nÇİMHOL \nANADOLUBANK \nFİLYOS ATEŞ TUĞLASI \nDENİZBANK \nT.D.İ. Hopa Limanı, \nT.D.İ. Tekirdağ Limanı, \nT.D.İ. Giresun Limanı, \nT.D.İ. Ordu Limanı, \nT.D.İ. Sinop Limanı \nTalha Sabuncu Tankeri \nKÖYTEKS A.Ş.Gümüşhane Tesisi, \nKÖYTEKS A.Ş Diyarbakır Tesisi, \nKÖYTEKS A.Ş Yerköy Tesisi, \nKÖYTEKS A.Ş 11 Mağazanın Devri, \nKÖYTEKS A.Ş Erzincan Haz. Giyim Tesisleri \nT.DENİZCİLİK İŞLETMELERİ Hasköy Bakım Atölyesi \nETİBANK Elazığ Sodyum Bikromat İşletmesi ve 21 Arsa \n\n55. Hükümet: Mesut Yılmaz- Bülent Ecevit (30.06.1997- 11.01.1999)\n\nETİBANK \nHAVAŞ \nKurtalan Çimento Fabrikası \nSÜMER HOLDİNG A.Ş. Denizli Pamuklu Sanayi İşletmesi, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş. Maraş Pamuklu Sanayi İşletmesi, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş. Soda Sanayii A.Ş., \nSÜMER HOLDİNG A.Ş. Afyon Sincanlı Yapağı Ve Tiftik. Tops. \nSÜMER HOLDİNG A.Ş. Salihli Palamut Ve Valeks İşletmesi, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş. Mannesman-Sümer Boru Endüstrisi, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş. Mersin Satış Mağazası, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş. Mersin Konfeksiyon Tesisi,.\nSÜMER HOLDİNG A.Ş. Mersin Depo Binası, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş. Bünyan Yünlü Sanayi İşletmesi, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş. Ereğli Pamuklu Sanayi İşletmesi, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş. Sivrihisar Alım Ajanslığı, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş. Bursa Bölge Müdürlüğü, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş. Sungurlu Yarım Kalmış Konfeksiyon Fabrikası, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş. Erhaz Erzurum Hazır Giyim Tesisleri, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş. Sihaz Sivas Hazır Giyim Tesisleri \nBOZÜYÜK SERAMİK A.Ş. \nORÜS A.Ş. Eskipazar İşletmesi, \nORÜS A.Ş. Kalkım İşletmesi, \nORÜS A.Ş. Yenice İşletmesi, \nORÜS A.Ş. Demirköy İşletmesi, \nORÜS A.Ş. Bartın İşletmesi, \nORÜS A.Ş. Şavşat İşletmesi, \nORÜS A.Ş. Bolu Emprenyeleme, \nORÜS A.Ş. Arhavi İşletmesi, \nORÜS A.Ş. Artvin İşletmesi, \nORÜS A.Ş. Borçka İşletmesi, \nORÜS A.Ş. Dursunbey İşletmesi \nORÜS A.Ş. Kırklareli Demirköy'de Taşınmazlar, 78 Adet Gayrimenkul \nTURBAN TURİZM A.Ş. Kemer Marina, Akçay Tatil Köyü, Kuşadası Marina, Bodrum Marina Tesisleri \nÇİTOSAN Öğütülebilirlik Laboratuvarı \nSİVAS DEMİR ÇELİK İŞLETMESİ. \nKONYA KROM MAN. A.Ş. \nYARIMCA PORSELEN \nDENİZ NAKLİYATI T.A.Ş.Üsküdar Binası \nSEK Yenice Süt Toplama Merkezi\nSEK Giresun Süt Ve Mamülleri İşletmesi. \nPETROL OFİSİ A.Ş.Boray Tankeri, Piri Reis Tankeri ve Yedekleri \nKÖYTEKS A.Ş. 21 Konfeksiyon makinesı ve 63 Örgü Makinası.. \nK.B.İ A.Ş. 246 Adet Arsa \nT.D.İ. Rize Limanı \nT.D.İ. Antalya Limanı, \nÇeşitli illerde 6 Menkulü, Hopa, Giresun ve Rize Limanında 3 Kiralık Yeri \nTÜSTAŞ A.Ş. Ankara A.O.Ç. Mah. 2 Bina \n\n56. Hükümet:Mustafa Bülent Ecevit (11.01.1999- 28.05.1999)\n\nTURBAN A.Ş. Ürgüp Moteli \nEBK A.Ş. Kırıkkale Keskin, Siirt, Ankara Bala, Kırıkkale Çelebi de 4 Arsası \nEBK A.Ş. Kayseri ve Erzincan'da Soğuk Depo Arsaları \nEBK A.Ş. Malatya ve Sakarya'da Kombina Arsaları \n\n57. Hükümet; Bülent Ecevit-Devlet Bahçeli-Mesut Yılmaz (28.05.1999- 18.11.2002) \n\nORÜS A.Ş Cide İşletmesi ile ORÜS A.Ş. 38 Taşınmaz \nSEKA Bolu İşletmesi. Sosyal Tesisleri ve Lojmanları, \nSEKA Dalaman İşletmesi, \nSEKA Dostel Alüm. Sülfat Sanayi. A.Ş, \nSEKA İzmit Pompa İstasyonu Arsası, 1 Matbaa Binası, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş. BASF. \nSÜMER HOLDİNG A.Ş. Boyabat Ayakkabı Fabrikası, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş. Dumlu Yün İpliği Fabrikası, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş. İskenderun, Gökçeada, Hakkari'de Mağazaları, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş. Muş Mağaza Binası, Çeşitli illerde 11 Arsa, 18 Taşınmaz, 3 lojman, Dikmen'de Taşınmaz\nTÜGSAŞ A.Ş.Ulukışla Alçı Tesisi ile Gemlik'te Taşınmaz \nASİL ÇELİK Bursa Osmangazi'de 2 Taşınmaz \nÇANTAŞ \nTUNGAŞ \nANKARA HALK EKMEK \nÖBİTAŞ \nPANCAR EKİCİLERİ BİRLİĞİ \nMAKSAN \nDENİZ NAKLİYATI T.A.Ş. \nLİMAN İŞLETMETİ VE NAKLİYAT \nMAN KAMYON OTO \nDOSAN KONSERVE \nBALIKESİR PAMUKLU DOKUMA \nAYDIN TEKSTİL İŞLETMESİ \nÜLFET GIDA \nKASTAŞ KARADENİZ ÇİM. \nOYTAŞ İÇ VE DIŞ TİC. \nMARS TİCARET \nCEYHAN SAN. TİC. \nGÜVEN SİGORTA \nTOE TÜRK OTO. \nANKARA T. SİGORTA. ŞİRKETİ. \nEGE ET MAM. \nİMSA. \nMETAL KAPAK \nTÜSTAŞ \nETÜDAŞ \nASİL ÇELİK \nROSS-Breeders- KÖY-TÜR \nAYMAR YAĞ \nTOROS GÜBRE \nOLGUN ÇELİK \nPETROL OFİSİ A.Ş.Blok Satış \nTURBAN A.Ş. Carlton Oteli Arsası, Abant ve Bolu Çev. Tur. A.Ş, Atik Paşalar Yalısı\nT.Z.D. A.Ş. Diyarbakır İşletmesi, \nT.Z.D. A.Ş. Osmaniye İşletmesi, \nT.Z.D. A.Ş. Muş İşletmesi, \nT.Z.D. A.Ş. Erzurum İşletmesi, \nT.Z.D. A.Ş. Ürgüp İşletmesi, \nT.Z.D. A.Ş. K.Maraş İşletmesi, \nT.Z.D. A.Ş. İzmir Tire İşletmesi, \nT.Z.D. A.Ş. Manisa Wp Kükürt İşletmesi \nT.Z.D. A.Ş. 53 taşınmaz, 14 Arsa, 52 Lojman, 79 Depo, 5 Bekçi Evi,.\nT.Z.D. A.Ş. Şanlıurfa'da Sosyal Tesisi \nKBİ A.Ş. Murgul İşletmesi Asit Tesisi, \nKBİ A.Ş. Çeşitli illerde 206 Adet Taşınmaz ve 2 arsa \nEBK A.Ş. Sivas Et Kombinası, \nEBK A.Ş. Burdur Et Kombinası, \nEBK A.Ş. Eskişehir Et Kombinası, \nEBK A.Ş. Gaziantep Et Kombinası ile çeşitli illerde 134 Arsa \nT. GEMİ SANAYİ A.Ş. Eski İstinye Tersane Arsası \nT.D.İ Alanya Limanı\nT.D.İ Marmaris Limanı, \nT.D.İ 3 Taşınmaz ve 1 Gemi \nPETKİM A.Ş. YARIMCA TESİSİ, İzmir'de 1 Taşınmaz\n\n59. ve 60. Hükümet: Recep Tayyip Erdoğan (14.03.2003-)\n\nT. TELEKOM \nERDEMİR, \nİSDEMİR, \nDivrigi Demir Madeni, \nHekimhan Demir Madeni, \nİskenderun İsdemir Limanı, \nEreğli Erdemir Limanı \nÇELBOR\nKÖY HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Tasfiye Edilerek İl Özel İdarelerine devredildi)\nTÜPRAŞ Blok Satış, \nTÜPRAŞ USAŞ Hissesi, \nTÜPRAŞ 18 Taşınmaz \nAmasya Şeker Fabrikası\nKütahya Şeker Fabrikası, \nAdapazarı Şeker Fabrikası \nESGAZ, BURSAGAZ. \nETİ ELEKTROMETALURJİ A.Ş., \nETİ GÜMÜŞ A.Ş, \nETİ BAKIR A.Ş, \nETİ KROM A.Ş \nÇAYELİ BAKIR İŞLETMESİ. A.Ş. \nK.B.İ. A.Ş. Samsun İşletmesi\nK.B.İ. A.Ş. Murgul İşletmesi\nTDÇİ A.Ş.'ye Ait Deveci Demir Madeni Sahası \nKBİ- Giresun'da 2 Maden ruhsatı işletme Hakkı Devir \nKBİ- Sinop'da 1 Maden ruhsatı işletme Hakkı Devir \nKBİ- Murgul İşlet. Hid. Elek. Sant. Samsun'da varlıklar \nK.B.İ. A.Ş.'ye ait188 Arsa, 154 Taşınmaz, 41 Arsa, 89 adet Lojman, 3 Taşınmaz\nSEYDİŞEHİR ETİ ALÜMİNYUM A.Ş, Oymapınar Barajı, Alümina Madeni, Antalya Limanı, Eti Alüminyum'a Ait 4 Taşınmaz \nSSK Eczaneleri (Tasfiye Edildi) \nT.D.İ. Çeşme Limanı, \nT.D.İ. Kuşadası Limanı \nT.D.İ. Trabzon Limanı, \nT.D.İ. Dikili Limanı \nT.D.İ. M/F Ankara Feribotu, \nT.D.İ. Samsun Feribotu \nT.D.İ. Karadeniz Gemisi, \nT.D.İ. Nak. İnş.Tur. İh. Paz.A.Ş., \nT.D.İ. Şehir Hat. Hiz. ve Gemiler, \nT.D.İ. Turan Emeksiz Yolcu Gemisi, \nT.D.İ. İstanbul'da 21 taşınmaz ve Samsun'da eski acente binası \nTDİ- Yakıt II Gemisi \nTDİ Samsun'da taşınmaz \nTDİ- Şehir Hatları Çanakkale Hizmetleri \nTDİ Çanakkale'ye ait ait 9 Gemi \nSÜMER HOLDİNG -BUMAS\nSÜMER HOLDİNG A.Ş.-MERİNOS HALI MARKASI, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş.-ERYAĞ A.Ş, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş -Adıyaman İşletmesi, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş -Manisa Pamuklu Mensucat A.Ş., \nSÜMER HOLDİNG A.Ş -Sarıkamış İşletmesi, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş -Sarıkamış Ayakkabı İşletmesi, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş -Beykoz Deri Ve Kundura Sanayi İşletmesi, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş -Yeşilova Halı Yün İpliği Ve Battaniye Fabrikası, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş -Bakırköy İşletmesi, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş -Çanakkale Sentetik Deri, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş -Diyarbakır İşletmesi, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş -Tercan, Merinos ve Akdeniz İşletmesinin Makine ve teçhizatları, \nSÜMER HOLDİNG A.Ş -İSTANBUL İMAR LTD. ŞTİ, çeşitli illerde 21 arsa, 115 Taşınmaz, 5 bina ve16 dükkan\nTEKEL ALKOLLÜ İÇKİLER SAN. VE TİC. A.Ş, \nTEKEL-KAYACIK TUZLASI \nTEKEL-KALDIRIM TUZLASI \nTEKEL-YAVŞAN TUZLASI \nTEKEL - TEKA ile Sigara Sanayi İşletmesi A.Ş.'ye ait puro mar. ve varlıkları, \nTEKEL İstanbul Tütün Mamülleri San. ve Tic. A.Ş. \nTEKEL'e ait 5 bina, 25 Daire, 12 arsa ve 332 Taşınmaz \nTEKEL Tuzluca, Sekili, Yavşan, Kağızman, Çankırı Kaya, Kaldırım ve Kayacık Tuzlaları ile Kristal Tuz Rafine \nTEKEL İKİZ KULELER, \nTEKEL Erciyes DSİ, Bayındırlık, Karayolları Sosyal Tesisleri\nTEKEL-Bodrum Tesisleri ve Taşınmazları \nDİTAŞ \nTAKSAN \nGERKONSAN \nTÜMOSAN İŞLETMESİ. \nT.Z.D A.Ş. \nSAKARYA TRAKTÖR İŞLETMESİ.. \nSEKA Afyon, Balıkesir İşletmesi, \nSEKA Yibitaş Kraft Torba İşletmesi, \nSEKA Çaycuma İşletmesi, \nSEKA Aksu İşletmesi, \nSEKA Kastamonu İşletmesi, \nSEKA Karacasu İşletmesi, \nSEKA Akkuş İşletmesi, \nSEKA'ya ait Çeşitli illerde 3 arsa, 7 taşınmaz, \nAnkara Alım Satım Müdürlüğü Binası \nHAVELSAN A.Ş. \nASPİLSAN Askeri Pil San. ve Tic. A.Ş. \nMEYBUZ A.Ş. \nİstanbul ve Kütahya'da 3 Arsa ve çeşitli İllerde 24 Taşınmaz \nUSAŞ Hissesi ve USAŞ'ın 11 Lojmanı \nTÜGSAŞ A.Ş. GEMLİK GÜBRE SAN. A.Ş, \nSAMSUN GÜBRE SAN. A.Ş. \nİGSAŞ,\nİstanbul Satın Alma Müdürlüğü Binası, \nKütahya Gübre A.Ş. Varlıkları, \nŞanlıurfa depoları arazisi, Fatsa ve Tekirdağ Depoları, \nPETKİM A.Ş.Çanakkale'de 1 arsa \nPETKİM - Yarımca'da 5 taşınmaz *\nE.B.K. A.Ş. Manisa Et Ve Tavuk Kombinası, \nE.B.K. A.Ş. Çeşitli illerde11 Mağaza, 23 büro, 12 lojman, 4 arsa, 4 Daire,1 Bina,131 taşınmaz, Samsun ve Mersin Soğuk Hava Deposu \nSÜTAŞ, \nSÜTAŞ Malatya İşletmesi \nSÜTAŞ Muhtelif yerlerde 6 arsa, 5 bina, 13 daire, 51 Taşınmaz, 1 dükkan \nORTADOĞU TEKNOPARK A.Ş. \nManisa Saruhanlı'da 1 tarla, Adana ve Gebze'de 3 taşınmaz, K.Maraş Elbistan'da 1 arsa, 1 bina, Konya Ereğli'de 1 arsa 1 bina, Erzurum'da 1 daire, Muhtelif İllerde 3 arsa, Konya'da 1 dükkan, Kırıkkale ve Manisa'da 2 Taşınmaz\nKTHY \nEBÜAŞ – 6 adet Taşınmaz \nDeniz Nakliyatı T.A.Ş. 3 Tanker \nBaşak Sigorta A.Ş. \nBaşak Emeklilik A.Ş. \nTEDAŞ-Zonguldak'ta 19 pilon yeri\nTEDAŞ'a ait 144 taşınmaz\nTEDAŞ Manisa Kula'da ve İstanbul Beykoz'da 2 direk yeri, \nTEDAŞ USAŞ Hissesi \nTaşucu Limanı Tersane Alanı, \nİSKENDERUN LİMANI\nİZMİR LİMANI\nMERSİN LİMANI\nAtaköy Marina Ve Yat İşletmesi A.Ş. \nAtaköy Otelcilik A.Ş. \nKuşadası Tatil Köyü \nHilton Oteli \nEmekli Sandığı Çelik Palas Oteli\nEmekli Sandığı Büyük Ankara Oteli \nEmekli Sandığı Büyük Efes Oteli \nEmekli Sandığı Kızılay Emek İşhanı \nEmekli Sandığı Büyük Tarabya Oteli \nAraç Muayene İstasyonu I. Bölge\nAraç Muayene İstasyonu II. Bölge\nAnkara Doğal Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.'ye ait Tercan Hidroelektrik Santrali,\nAnkara Doğal Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.'ye ait Kuzgun Hidroelektrik Santrali,\nAnkara Doğal Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.'ye ait Mercan Hidroelektrik Santrali,\nAnkara Doğal Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.'ye ait İkizdere Hidroelektrik Santrali,\nAnkara Doğal Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.'ye ait Çıldır Hidroelektrik Santrali,\nAnkara Doğal Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.'ye ait Beyköy Hidroelektrik Santrali\nAnkara Doğal Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.'ye ait Ataköy Hidroelektrik Santrali\nAnkara Doğal Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.'ye ait Denizli Jeotermal Santrali\n\nAKP'nin satmayı planladığı kuruluşlar; \n\nİhalesi Tamamlanmış Olanlar:\n\nT.C.D.D. İzmir Limanı \nTEKEL - 1 Taşınmaz \nPetkim Petrokimya Holding A.Ş \nT.C.D.D. Derince Limanı \nSümer Holding A.Ş.'ye ait Mazıdağı Fosfat Tesisleri \nSümer Holding A.Ş. NİTRO-MAK Makine Kimya Nitro Nobel Kimya Sanayi A.Ş. Sümer Holding A.Ş. Barit Öğütme Tesisi \n\nAKP'nin satmayı planladıkları ve işlemleri süren kuruluşlar; \n\nEdirne-İstanbul- Ankara Otoyolu \nPozantı-Tarsus- Mersin Otoyolu,\nTarsus-Adana- Gaziantep Otoyolu, \nToprakkale-İskenderu n Otoyolu, \nİzmir-Çeşme Otoyolu, \nİzmir-Aydın Otoyolu, \nGaziantep-Şanlıurfa Otoyolu, \nİzmir ve Ankara Çevre Otoyolu.\nBoğaziçi Köprüsü, \nFatih Sultan Mehmet Köprüsü, \n\nEnerji alanında; \n\nBaşkent Elektrik Dağıtım A.Ş.\nSakarya Elektrik Dağıtım A.Ş.\nTEDAŞ İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş. \nTEDAŞ Engil Gaz Türbünleri: Edremit / VAN\nTEDAŞ Denizli Jeotermal Santrali: Sarayköy/ DENİZLİ\nTEDAŞ Ataköy Hidroelektrik Santrali: Almus/TOKAT\nTEDAŞ Beyköy Hidroelektrik Santrali: Sarıcakaya/ESKİŞEHİR\nTEDAŞ Çıldır Hidroelektrik Santrali: Arpaçay/KARS\nTEDAŞ İkizdere Hidroelektrik Santrali: İkizdere/RİZE\nTEDAŞ Kuzgun Hidroelektrik Santrali: Ilıca/ERZURUM\nTEDAŞ Mercan Hidroelektrik Santrali: Ovacık/TUNCELİ\nTEDAŞ Tercan Hidroelektrik Santrali: Tercan/ERZİNCAN\nTEDAŞ Akdeniz Elektrik A.Ş. Antalya, Burdur, Isparta İl sınırları\nTEDAŞ Aras Elektrik A.Ş. Erzurum, Ağrı, Ardahan, Bayburt, Erzincan, Iğdır,Kars\nTEDAŞ Çoruh Elektrik Dağıtım A.Ş.Trabzon, Artvin, Giresun, Gümüşhane, Rize\nTEDAŞ Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Siirt, Şırnak\nTEDAŞ Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş. Elazığ, Bingöl, Malatya, Tunceli\nTEDAŞ Gediz Elektrik Dağıtım A.Ş. İzmir, Manisa\nTEDAŞ Göksu Elektrik Dağıtım A.Ş. Kahramanmaraş, Adıyaman\nTEDAŞ Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş. Sivas, Tokat, Yozgat\nTEDAŞ Menderes Elektrik Dağıtım A.Ş Aydın, Denizli, Muğla\nTEDAŞ Osmangazi Elektrik Dağıtım A.Ş. Eskişehir, Afyon, Bilecik, Kütahya, Uşak\nTEDAŞ Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş. Sakarya, Bolu, Düzce, Kocaeli.\nTEDAŞ Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş. Balıkesir, Bursa, Çanakkale, Yalova\nTEDAŞ Vangölü Elektrik Dağıtım A.Ş Bitlis, Hakkari, Muş, Van\nTEDAŞ Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş İstanbul ili Rumeli Yakası.\nTEDAŞ İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş. İstanbul ili Anadolu Yakası.\nTEDAŞ Yeşilırmak Elektrik Dağıtım A.Ş.Samsun, Amasya, Çorum, Ordu, Sinop\nTEDAŞ Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ.\nTEDAŞ Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş.Adana, Gaziantep, Hatay, Mersin, Osmaniye, Kilis\nTEDAŞ Meram Elektrik Dağıtım A.Ş. Kırşehir, Nevşehir, Niğde, Aksaray, Konya, Karaman.\nMİLLİ PİYANGO İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (MPİ) \n\nTEKEL İşletmeleri; \n\nTEKEL Adana Sigara Fabrikası Müdürlüğü \nTEKEL Bitlis Sigara Fabrikası Müdürlüğü \nTEKEL İstanbul Sigara Fabrikası Müdürlüğü \nTEKEL Malatya Sigara Fabrikası Müdürlüğü \nTEKEL Samsun-Ballıca Sigara Fabrikası Müdürlüğü \nTEKEL Tokat Sigara Fabrikası Müdürlüğü \nTEKEL Kıbrıs Türk Tütün End. Ltd. Şti. \nTEKEL REYTEK Tütün San. ve Tic. A.Ş. \nTEKEL Adana Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü\nTEKEL Adıyaman Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Besni Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Kahta Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Malatya Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Akçaabat Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Akhisar Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Aydın Yaprak Tütün İşl. Müd. \nTEKEL Muğla Yaprak Tütün İşl. Müd. \nTEKEL Milas Yaprak Tütün İşl. Müd. \nTEKEL Bafra Yaprak Tütün İşl. Müd. \nTEKEL Batman Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Bekirhan Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Beşiri Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Kozluk Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Kurtalan Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Sason Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Bitlis Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Bursa Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL İnegöl Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Hamdibey Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Denizli Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Acıpayam Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Güney Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Tavas Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Buldan Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Kale Yaprak Tütün İşletme Müdürlüğü \nTEKEL Diyarbakır Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Silvan Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Bismil Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Hatay Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL İskenderun Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Yayladağ Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Altınözü Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL İstanbul Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL İzmir Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Cumaovası Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Kemalpaşa Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Tuzla Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Yazıbaşı Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Manisa Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Kula Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Salihli Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Sarıgöl Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Selendi Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Osmancalı Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Saruhanlı Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Muş Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Samsun Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Tokat Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Erbaa Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Gümüşhacıköy Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Taşova Yaprak Tütün İşl. Müdürlüğü \nTEKEL Diyarbakır Yaprak Tütün İşl. Fab. Müdürlüğü \nTEKEL Adana Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Afyon Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Ankara Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Antalya Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Aydın Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Balıkesir Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Bursa Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Çanakkale Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Çorum Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü\nTEKEL Denizli Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Diyarbakır Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Edirne Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Elazığ Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Erzurum Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Eskişehir Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Gaziantep Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Hatay Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL İstanbul Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL İzmir Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Kahramanmaraş Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Kars Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Kastamonu Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Kayseri Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Kocaeli Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Konya Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Kütahya Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Malatya Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Manisa Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Mersin Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Muğla Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Ordu Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Sakarya Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Samsun Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Sivas Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Tokat Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü\nTEKEL Trabzon Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Van Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Zonguldak Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğü \nTEKEL Çamaltı Tuz İşletmesi Müdürlüğü \nTEKEL Ayvalık Tuz İşletmesi Müdürlüğü \nTEKEL AMBALAJ FABRİKASI MÜDÜRLÜĞÜ\nTümaş Türk Mühendislik Müşavirlik Ve Müteahhitlik A.Ş.\nBumas-Karaman Bulgur Sanayi Ve Ticaret A.Ş.\nBeslen Makarna Gıda Sanayi Ve Ticaret A.Ş.\nPETKİM'e ait Yarımca Sosyal Tesis Alanındaki Yarımca Köyü Tesisleri\n\nŞeker fabrikaları; \n\nAfyon Şeker Fabrikası\nAğrı Şeker Fabrikası\nAlpulu Şeker Fabrikası\nAnkara Şeker Fabrikası\nBor Şeker Fabrikası\nBurdur Şeker Fabrikası\nÇarşamba Şeker Fabrikası\nÇorum Şeker Fabrikası\nElazığ Şeker Fabrikası\nElbistan Şeker Fabrikası\nErcincan Şeker Fabrikası\nErzurum Şeker Fabrikası\nEskişehir Şeker Fabrikası\nIlgın Şeker Fabrikası\nKars Şeker Fabrikası\nKastamonu Şeker Fabrikası\nKırşehir Şeker Fabrikası\nMalatya Şeker Fabrikası\nMuş Şeker Fabrikası\nSusurluk Şeker Fabrikası\nTurhal Şeker Fabrikası\nÜşak Şeker Fabrikası\nYozgat Şeker Fabrikası\nAfyon Makine Fabrikası\nAnkara Makine Fabrikası\nErzincan Makine Fabrikası\nEskişehir Makine Fabrikası\nTurhal Makine Fabrikası\nElektromekanik Aygıtlar Fabrikası\nAfyon Tarım İşletmesi\nSarımsaklı Tarım İşletmesi\nTohum İşleme Fabrikası – Ankara\n\n2. AKP Hükümeti:; 'Kamuyu bitireceğiz' (Basıdan) \n\n  ve devam ediyor\npembe dizilere\nçevrilerek\nkorkulu düşler\ndönüşürken gerçeklere\ncan acıdıktan sonra\nbağırmak alabildiğine\nçözmüyor\neskitmediği gibi yolları\n\n   Kurumlarımız sadece satılmadı. Kimisi de yok edildi: \n\n   Alıntı olarak sayfalara sığmayacak boyutta olan bu liste bunlarla sınırlı değil.her işletmenin bünyesinde çalışan insan sayısı bellidir, her bir haneyi temsil eden bu sayılar milyonlara ulaşmakta ve döngü içersinde ekonominin her alanına yoksulluk ve yosunluk olarak yayılmakta, bir yandan devletin elinden giderken diğer yandan hızla yabancılaşması, bir başka deyişle ekonomik işgalin pervasız yayılması değil midir…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş'in Batışı... Yaprak Dökümü...",
        "poet": "Tülay Sustam",
        "poem": "\n\nzamansız battı Güneş! ...\n-hayata- yumdu gözlerini\nateşböceği -aşk- üşüdü\nşehir, karanlıkta kaldı\n\n...\n\nbahara inat! ...\nyaprak dökümü yaşadı koca ağaç\nbiri ihanet,\nbiri çaresizlik, \nbiri yalnızlık,\nbiri umutsuzluk,\n\ntoprağın koynuna \nbir bir döküldüler göz yaşı gibi\nsu'yu unutturdular...\nGüneş'i uyandırmadılar derin uykusundan\n\nbir yaprak dökümü yaşadı -nisan-\nağaç çırılçıplak kaldı hayatın koynunda...\n\nŞimdi bin kez daha doğsa Güneş! ...\nAğaç; yaprağa hasret kalacak...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş İle Bir Gece",
        "poet": "Hakan Karali",
        "poem": "\n\nGeceye dolunay olduğumda\nGüneşe sırtını döndü dünya\nBir gün batımı başladı…\n\nGüneş’in sabaha dek vakti vardı\nSoyunup yakamozuma uzandı\nÜstümüze örttü geceyi\n\nGün batımı geceme doğan Güneş\nGün doğumu Dünya’ya doğdu\nGün denilende zaten\nDünya, ay ve güneş arası\nBir üçlü entrika oyunu\nOn iki saat ay yalnız\nOn iki saat dünya\nGüneş ise; \nKulak memeni ıslatan\nBaşroldeki adamı ağlatan\nEtrafında dönülen ateşli kadın\n\nHayat denilen bir günlük sahnede\nBaşrolde sanırken kendimi\nGüneş ışınları iplerim\nGüneşin elinde bir kuklayım\nGün yine soldan batıyor\nİplerimi sola fazla çekme Güneş\nSol tarafımda kalbim var\nAğlarım…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş İle Denizin Hikayesi",
        "poet": "Şair Artena",
        "poem": "\n\nGüneş Sordu Deniz'e\nGece bensiz ne'ylersin? \nDedi Deniz Ay'layım\nBen sensiz de varım\n\nGüneş bir an duraksadı.\nVarlığının anlamını sorguladı.\nO denizle bir bütündü\nDeniz onu nasıl yok sayardı? \n\nGüneş sakladı kendini\nGri bulutların ardına\nGörünmesini istemiyordu belli ki\nHesaplaşmasının kendisiyle\n\nBulutlardan damlalar\nDüşerken ardı ardına\nDeniz vardı farkına\nAğlıyordu Güneş\n\nHer düşen damla\nDeniz� i güçlü kılıyordu\nGüçlenirken deniz\nOlanları umursamıyordu\n\nGüneş baktı bir an\nBulutların arasından\nSırıtıyordu Deniz\nGücünün doruklarında\n\nBaktı kendine Güneş\nHiddetlendi birden\nAnlamıştı denizi\nOnun ne istediğini\n\nEsirgedi ışığını Deniz� den\nDostu Rüzgar ona yardım etti\nKoparken fırtınalar denizde\nGüneş sadece izledi\n\nAnlamsızca çırpınışları\nSonuç vermedi denizin\nAnlamıştı o da\nGüneşsiz hiçliğini\n\nMavi deniz kaybetti rengini\nBüründü siyahının sonsuz karartısına\nSon bir çare haykırdı Güneş� e\nAffet diye beni.\n\nGüneş baktı kıyıya\nAğlıyordu genç kadın\nFarketti o anda\nSuçsuzluğunu kadının\n\nDedi denize suç senin\nAffetmedim seni\nAma senin cezanı\nÇekmemek masum ahali\n\nDindi rüzgar bir anda\nÇıktı Güneş meydana\nBaktı denize yukarıdan\nGüldü alay edercesine\n\nO zamandan beri küstür\nDenizle Güneş\nHatırlar bazen Güneş\nGösterir hiddetini yeniden\nElbet biter bu ayrılık\nKavuşur sevgililer yeniden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Hüzünlü BATAR -4-",
        "poet": "Türk Öğer Koç",
        "poem": "\n\nyaralıyım\nher satır dokunur \nbilincimin kıvrımlarına\n\nbirbir düşerken cepheler\ncanım acır\n\nhissetmeseniz de\nacır canımız\n\nbağırmak alabildiğine\nsavurmak \nküfrü sunturlucasına\nçare olamaz\n\nçare olamaz\nacır canım\ncanımız acır\nacırda acımasına\nalışmışlığın çemberinde\nuyuşuktur teniniz\nortalık sessiz\n\nfısıltılar sarsa da\ndört bir yanı\n\nuzadıkça uzuyor\nlistenin devamı\n\nbir kor oluyor\nher kelimesi\ndağlayan yarayı\n\naçık kalmalı yara\ntuz basılmalı sızlamalara \nalıştırmamalı bilinci\n\nsöylevlerden uzak\naçık olunmalı \n\nve siz açık oldukça \nseferberliğe \nyırtacağım \nyalnızlığımın zarını\n\nanladıkça \nanlaşılmazlığımın sırrını \nçözdükçe çelişkileri \n\nyağmurların ardından\nbatıp çıkan güneşle beraber\n\nbahar gelecek\n\nbahar gelecek ülkeme\n\n   “11 Temmuz 1933 yılında Atatürk tarafından Sümerbank ismi verildi. İlk büyük kompleksi Eylül 1935'te Kayseri'de kuruldu…”\n\n   “…Halk tasarrufuyla oluşturulmuştur. Türkiye'de ilk modern tekstil kuruluşu olarak büyük bir üne kavuşmuştu. Demir-çelik tesisleri, çimento fabrikaları, kağıt ve selüloz tesisleri Sümerbank bünyesinde kuruldu ve bunların daha sonra kendi bünyesinden ayrılarak ayrı birer kuruluş olmasını sağladı...”\n\n   “…1987 yılında Sümerbank'ın özelleştirilmesi kararı alındı ve    banka    Kamu Ortaklığı İdaresi'ne devredildi.”  (Tarihçe) \n\nsatılan sizlerin emeği iken\n\nkırılan \nbir dalı ağacın, \nbudamaktan farksız gibi \ngörünse de \n\nöldürülen bir değer\n\nfilizini vermekten \nuzaklaştırılırken \n\n'   Devletler, şimdiye kadar bize şu ve bu sorunda gösterişli izinler veriyor gibi görünüyorlar, ancak ekonomik tutsaklıkla bizi felce uğratmıyorlardı. Öteden beri bize bazı şeyler vermiş gibi, bizim bazı haklarımızı tanımış gibi davranırlar, gerçekte ekonomide elimizi kolumuzu bağlarlardı. Bu tutsaklığa katlanan yöneticiler hoşnuttu. Çünkü görünüşte görkemli bir bağımsızlık sağlamışlardı. fakat gerçekte ulusumuzu anlamca miskinlik çukuruna atmışlardı. Bunlar ekonomik tutsaklığı anlamamış bedbaht hayvanlardı. Fakat artık bugün milletimiz, hayat noktasının nerede olduğunu pek güzel anlatmıştır.' (Bugünün Diliyle Atatürk'ün Söylevleri, S: 109, Söylev ve Demeçler, C:2, S: 126) \n\n   ”Bu tutsaklığa katlanan yöneticiler hoşnuttu.Çünkü görünüşte görkemli bir bağımsızlık sağlamışlardı.fakat gerçekte ulusumuzu anlamca miskinlik çukuruna atmışlardı”\n\nderken \n\nMustafa Kemal\nbugünlerden habersiz\n\nbugünlere getirecek\nzihniyetten haberli\n\nbırakıyordu sözlerini\ngençlerin dimağına\n\ndar ağaçlarında\nhaykırılıyordu\n“Tam Bağımsız Türkiye”\n“Kahrolsun Emperyalizm” \nne garip\n\nsatırlar arasında\ngezinmeler\n\nbir bir çıkarken\ngün ışığına gömülenler\n\nne garip \nne garip\n\ngün olur \nasarsın ruhunu \nbir dala, \ndal kırılır, \nyaralanırsın, \n\nsonsuz bir istek \ndolar içine.\n\nyürümek ister ayakların \n\nyasakların ürkekliği\nkıramasa da istemini\nyalnız kalırsın\nyürüyüşlerde\nyalnızlıklar\ndolu dolu\n\nfalezlerin tepesinde\nbir birinden kopuk\ndalgalar döver falezleri\n\n   'Bu ülkenin halkı üzerinde kimsenin egemenlik kurma hakkı yoktur; ama bu ülkeyi başkalarına el açmadan geçindirmek ve yaşatmak da size düşen bir ödevdir.' (Bugünün Diliyle Atatürk'ün Söylevleri, S: 109, Söylev ve Demeçler, C:2, S: 126.)                                                              ) \n\nardında bırakarak \nsessizlikleri.\nbırakırsın kendini \ngötürebildiği yere.\n\nbuğuludur gözlerin,\n\nyıldızlar yerleşmiştir \ngöz bebeklerine.\n\nbirbir kaybederken\nüretkenlikleri\n\ngeçmişten gelen sözler\nvurur bilincini\n\ngecenin \nderinliklerinden gelen \n\nbir türkü gibidir \n\nsözlerini bilmediğin \nanılar kaplar içini.\n\n“İsmet Paşa, ünlü “12 Temmuz 1947 Beyannamesi”ni yayımlar ve “müjde”yi verir: Türkiye demokrasi rejimi-ne geçecektir. Demokrasinin önündeki engeller kaldırı-lacaktır. Ne var ki aynı gün çok önemli bir gelişme daha olur: ABD ile bir antlaşma imzalanır. \n\n   Bu iki önemli olayın aynı güne denk gelmesi bir tesadüf müdür? Kesinlikle hayır! Kanıtı, son iki buçuk yıl içinde gerçekleşen ve içinde ABD’nin yer aldığı kimi anlamlı olaylar… \n\n    Kronolojik olarak aşağıda veriyorum. \n\n   23 Şubat 1945: ABD “Ödünç Verme ve Kiralama Kanunu” çerçevesinde Türkiye’ye verilen malzeme için, ABD ile 10 yıl vadeli 10 milyon dolarlık kredi antlaşması imzalandı. \n\n    12 Ekim 1945: ABD Senato üyesi Claude Pepper Çankaya’da İsmet İnönü tarafından kabul edildi. \n\n8 Kasım 1945: İnönü’nün 1 Kasım’daki TBMM’ni açış söylevi ABD’de Congressional Record’da yayınlandı. \n\n6 Nisan 1946: Amerikan Missuri zırhlısı ve iki savaş gemisi İstanbul Limanı’na geldi. ABD Başkanı Truman, Amerikan Ordu Günü nedeniyle yaptığı konuşmada, \n\n “Orta Doğu’da muazzam doğal kaynaklar vardır ve en işlek kara, hava ve deniz yolları bu bölgeden geçmektedir. Sonuç olarak bu bölgenin büyük iktisadi ve stratejik önemi vardır. Dünya ticaret sisteminin temellerini kurmak istiyoruz. Uluslararası ilişkileri zehirleyen ve iki harp arası devrede hayat seviyesini bozan dar iktisadi milliyetçiliğe dönmek istemiyoruz” dedi. ABD Türkiye ile ilgilenmeye başlıyordu. \n\n13 Nisan 1946: Hükümet, ABD’den 500 milyon dolarlık kredi istedi. \n\n   23 Kasım 1946: Bir Amerikan filosu İzmir’e geldi. \n\n   3 Mart 1947: Truman Doktrini gereğince Türkiye ve Yunanistan’a yardım yapılması kararlaştırıldı. \n\n   11 Mart 1947: Türkiye Uluslararası İskan ve Kalkınma Bankası’na (Dünya Bankası)  ve Uluslararası Para Fonu’na (IMF)  katıldı. \n\n   12 Mart 1947: Türkiye Truman Doktrini kapsamına alındı. \n\n   19 Mart 1947: İstanbul’daki bazı Amerikalılar ile Türk vatandaşları Türk Amerikan Dostluk Cemiyeti kurmak için harekete geçtiler. \n\n   21 Mart 1947: ABD Temsilciler Meclisi’nde Dışişleri Bakan Yardımcısı Acheson, yardımı haklı göstermek için, Türkiye’de bir muhalefet partisinin bulunduğunu ve demokrasinin geliştiğini söyledi. \n\n   12 Nisan 1947: Türkiye’de incelemeler yapmak üzere Senatör Berkeley başkanlığında bir ABD heyeti geldi. \n\n    2 Mayıs 1947: Bir Amerikan filosu İstanbul’a geldi. İsmet İnönü filo komutanları ile görüşmek için Ankara’dan İstanbul’a gitti. \n\n    22 Mayıs 1947: Amerikalı General L.E. Oliver başkanlığında 20 kişilik bir askeri yardım kurulu Türkiye’ye geldi. \n\n    24 Mayıs 1947: Kara Kuvvetleri’nde subay üniformaları Amerikan modeline göre değiştirildi. \n\n   14 Haziran 1947: Amerikan İktisadi Heyeti, Türkiye’ye geldi. \n\n   İsmet İnönü’nün 12 Temmuz Beyannamesi’nden önce neler olmuş? Toparlayalım: Sivil ve asker Amerikan heyetleri, savaş gemileri geliyor. Türkiye ABD’den borç istiyor. IMF ve Dünya Bankasına üye oluyor. İki ülke arasında askerî ve ekonomik temaslar başlamış. Dostluk Derneği kuruluyor. Türk subayları Amerikan tipi üniformalar giyiyor. “ İş çoktan kotarılmaya başlamış!  (Cihan Dura Türkiye’de Amerikancılık Nasıl Başladı) \n\nyutmak ister her fırsatta\nbir bir üretkenlikleri\nküreselleşirken\nartar acımasızlığı\n\n     “İstiklalimizi emin bulundurabilmek için, heyet-i umumiyemizce heyet-i milliyemizce bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı heyet-i milliyece mücadeleyi caiz gör-en bir mesleği takip eden insanlarız...” (M.Kemal Atatürk) \n\n   Ne garip ikinci adam denirken İnönü’nün bunca çelişkiyi yaşatması. Emperyalizmin ve işbirlikçilerinin önünü açması…\n\nboşluk olur gözlerin\naçlaşırsın doluluğa\ndenizi özlersin \nufka bakabilmek için\n\nbir çift bulut maviliğidir\ngeçmişten esintiler\nne çürütebilirsin sözü\nne kaça bilirsin ağırlığından\nyük olmuştur bilgin\n\nfarklı verse de komutu  bilincin\ngetirmiştir seni ayakların \nfalezlerin eteğine.\n\nönünde alabildiğine deniz; \nardında, \nonca yaşanmışlıklarla dolu \nkentin…\n\nfalezlerin tepesinde\nbakarsın gökyüzüne\nbakarsın denize\nbakarsın toprağa\nbakarsın toprağın altına\nmavilikler doludur\nesintiler vurur \n\nesintiler vurur\nkelimeler başlar yolculuğa\ndelice bir dürtüdür\niçindekiler\n\nsosyaldir devlet\nyüktür kamburu \ndeveye\n\nparça \nparça edersin \nirdeleyerek \nher bilgi \nzerreciğini\n\n   ABD’nin İsmet Paşa ile giriştiği “demokrasi oyunu” da böyleydi. Şu bakımdan ki Amerika’nın asıl amacı Türkiye’nin gerçek demokrasiye kavuşarak, mutlu ve gönençli olması değildi. Asıl amacı “Truva Atı demokrasi” sayesinde, Türkiye’yi yeni kurtulduğu yarı-sömürgelik statüsüne yeniden döndürmek, onu yeniden bir pazar haline getirmek, doğal kaynaklarından yararlanmak, topraklarını askerî üs olarak kullanmaktı.  (Cihan Dura*Türkiye’de Amerikancılık Nasıl Başladı) \n\nyetersiz kalmasa da bildiklerin\nçaresiz gibidir\n\nfalezlerin eteğinden\ntırmanırsın doruklara doğru\naldatılmışlıklardan öte\ntaşırsın yaranı\nbilincinde\n\n    Eskisi gibi gözlemezsin postacının yolunu, bilirsin gelenin yabancılığını, uzatıldığında zarf eline, yazan içindeki, son ödeme tarihi, en az ödeme limiti dese de satırlarda, işsizlik sardıkça, kapanan kapılarla, boş bir sayfa gibidir, bilirsin yinede ödemek zorunda olduğun her kuruş, gidecektir ülkende durmadan, satılan bankaların kasalarına.\ndüşer\nbirbiri ardına\npuntolar\n\nbir kurşun ağırlığında çöker\nbilincimin üzerine\nyaralıdır sol yanım\nkanar da durur\n\npostacı yolu gözlemek\ngelip yara olur\n\n   “Raporda, bankaların 'kara listesi'nin yeniden büyüdüğüne, yaklaşık her ay 10 bin kişinin listeye eklendiğine dikkat çekiliyor. Merkez Bankası verilerine göre 46 bin 827'si kredi kartı borçluları olmak üzere 56.4 bin kişinin 'kara liste'ye alındığı, listedekilerin sayısının ise 425 bini geçtiği ifade ediliyor. Raporda, Merkez Bankası verilerine göre ilk 3 ayda 26 bin 187 kişinin bireysel kredi ya da kart borcunu ödeyemediği, gecikmeli ödeyenlerin sayısının ise 2 bin 585 kişi olduğu, borcunu ödeyemeyen-lerin toplam sayısının ise 28 bin 638 kişiye ulaştığı kaydediliyor. \n\n   ATO'nun raporunda 2003 yılı Temmuz ayı itibariyle 5.4 katrilyon lira olan kredi kartıyla yapılan alış-verişler 2004 yılının aynı döneminde yüzde 86 artarak 9.9 katrilyon liraya ulaşmış durumda. ATO'nun raporunda, kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin başvurduğu yöntemler ise şöyle ifade ediliyor: 'Kredi kartı mağdurlarının evleri, işyerleri, arabaları haczediliyor, maaşlarına emekli ikramiyelerine el konuluyor. Kimileri hiç kimseye bildirmeden adres değiştiriyor, kimlik değiştiriyor, yaşadığı şehri terk ediyor, köye göçüyor veya bulduğu ilk fırsatta bir şekilde yurtdışına kaçıyor. Kimileri ise ailesi zarar görmesin diye eşinden anlaşmalı ayrılıp aynı evde oturmaya devam ediyor ya da ebeveynlerin evlerine taşınıyor. İzini kaybettirmek için sakin bir liman arayan aileler bir yandan parçalanıyor diğer yandan kredi kartı borcu katlandıkça katlanıyor.” ATO-Açıklaması\n\nönce\nişlerinden edildiler\nsonra aşlarından\n\nsonra \nellerine tutuşturdular kartları\n\nhuzurlarından edildiler\nyerlerinden yurtlarından\n\nkadının elinden \nocağını\nişçinin elinden\nfabrikasını aldılar\n\nkamçı gibidir\n\nvuran esinti \nbilincine\n\nfalezlerin tepesinde\n\ngirersin\nbir kabuğun içerisine\n\nzarını \nyırtmak istercesine\nçekersin \nçekersin sancısını\n\ndoğumlar için\nyeni\nacılara gebe\nvurmak \nistemezsin kendini \n\ndüşüncelerden \nbaşka bir yere,\n\nvursalar da bilincini\n\nkendin olabilmek için \n\nkaçarsın kendine.\n\nkaçış değildir bu\nkıyasıya cenk\n\nfalezler yalçın\ndeniz hırçın\n\nyağmur tanesi gibi\ndüşer toprağa \nbir damla\n\nyüreğinden akıntı gibi\ntakip eder \nbir diğeri\n\nbulut \ndoluluğundadır\nyaşam\n\ntaşırken çelişkilerini\n\ndökerlerken\neteklerindekileri\n\nbir bir damlar\n\ndamla damladır\ntüm oluşumlar\n\ndamlalar dokunur\ndokunur da durur\n\nıslanır bir şeyle,\n\nkanayan yüreğinden \nakan zerrecikler \n\nkirpiklerinden başlasa da\n\nderler ki\nüşümede \n\nayaktadır öncelikler\n\n   “Dünyada en yüksek kredi kartı faiz oranı uygulaması Türkiye’de. Bankalar kredi kartlarından akdî faiz olarak yüzde 93’e varan faizler alıyorlar. Gecikme durumunda faiz oranı, yüzde 106’ya kadar çıkabiliyor. Bu oranlar tefeci faizinden de yüksektir (İstanbul’da tefeci faizi, teminat olursa yüzde 30, teminat olmazsa yüzde 50’dir) .\n\n      Merkez Bankası ve BDDK sanki devleti değil, halkı değil, bankaları temsil ediyor. Bilindiği gibi bankaların kredi kartı faiz oranlarını Merkez Bankası belirler ve kontrol eder. Yüzde 106 gibi çok yüksek olan kredi kartı gecikme faizi de bu kuruluşun ilan ettiği faizdir. Merkez Bankası’nın, gecelik faizleri yüzde 17.50 olarak ilan ederken, kredi kartları faizini yüzde 106 olarak belirlemesi anlaşılmaz bir tutumdur. \n\n    Burada bir yetki istismarı ile, vatandaşa karşı işlenmiş bir suçla karşı karşıyayız. BDDK’ya gelince, o da bankaların vatandaşı istismarına yalnızca seyirci kalmaktadır “[Esfender Korkmaz, Tercüman, 25.8.2007].\ndalga, dalga \n\ndüşüncelerim\n\nrüzgara bıraksam \n\ngelip yine  bulur\n\nfalezlerin tepesinde\n\nhüzün \n\n   “Tüketici mahkemeleri, bankaların haksız olduğuna, tüketiciyi soyduğuna dair kararlar alıyor. Ancak buna rağmen yüksek faiz ve haksız ücret almayı sürdürüyorlar. 2006 başı itibariyle kredi kartı borcu yüzünden intihar eden insan sayısı 85... Kredi kartı borcu başlarda gelen boşanma sebeplerinden biri. Eşler haciz korkusuyla anlaşmalı olarak boşanıyor!  Bankaların kredi kartı tuzağına karşı -neden tuzak olduğunu aşağıda açıklayacağım- ne yazık ki halkımız da gereğince tepki göstermiyor, hakkını aramıyor. 31 milyon kredi kartı sahibinden hukukî yollara başvuranların sayısı sadece 200 binle sınırlı” [Gülçin Günay, Tercüman, 1.9.2007].\n\nsayılara bürünmüş\nsiluetler\nçözmez \nbilinmezliği\n\nalemi cihan olsa\nkelimeler\nkâr etmez \ntımar etmeye \nyarayı\n\n   “ATO Başkanı Aygün, yaptığı yazılı açıklama ile Türkiye'deki bankacılık sektöründeki yabancı sermaye payındaki artışa dikkat çekti. Türk bankacılık sektöründe yabancı sermaye payının Mayıs 2006 itibariyle yüzde 32.19 olduğunu hatırlatan Aygün, vitrindeki Halkbank, Oyakbank, Akbank, Vakıfbank ve Ziraat Bankası'nın da yabancı sermayenin eline geçmesi halinde bu oranın yüzde 66.19'a ulaşacağını bildirdi. Aygün, Oyakbank ve Ziraat Bankası'nın tamamının, Halkbank ve Vakıfbank'ın yüzde 51'inin, Akbank'ın ise yüzde 20 hissesinin satılacağını kaydederek, 'Halen yüzde 32.19 olan bankalardaki yabancı payı, Halkbank ve Vakıfbank'ın satışı ile 4'er puan, Oyakbank ve Akbank'ın satışı 3'er puan, Ziraat Bankası'nın satışı ise 20 puan daha eklenecek ve yüzde 66'ya çıkacak' dedi\n\n   Aygün, yabancı sermaye payının AB ülkelerinden Almanya'da yüzde 5, İtalya'da yüzde 8, İspanya'da yüzde 10, Hollanda'da yüzde 11, Danimarka'da yüzde 17, Avusturya ve Fransa'da yüzde 19, Yunanistan'da ise yüzde 20 olduğunu bildirdi. Aygün 'Avrupa ülkeleri, bankacılığın ulusal sermayenin elinde kalması için uğraş veriyor' ifadelerini kullandı. \n\n   ATO, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu verilerini kaynak gösterdiği bankalardaki yapancı sermaye oranlarındaki dağılım şöyle: \n\nAbn Amro Bank 100 \nAkbank 24.58 \nAlternatifbank 0.78 \nArap Türk B. 54.2 \nBanca Di Roma 100 \nBank Europa 100 \nBank Mellat 100 \nCalyon Bank 100 \nCitibank 100 \nDenizbank 98.73 \nDeutsche Bank 100 \nFinansbank 85.75 \nFortis Bank 93 \nHabib Bank 100 \nHsbc Bank 100 \nJp Morgan Chase Bank 100 \nKoçbank 49.54 \nSociete Generale 100 \nŞekerbank 50.96 \nT.Ekonomi B. 55.9 \nT.Garanti Bankası 68.93 \nT.İş Bankası 22.87 \nT.Sınai Kalkınma Bankası 30.19 \nT.Vakıflar Bankası 22.85 \nTaıb Yatırım Bank 100 \nTekfenbank 70 \nTekstil Bank 13.57 \nWestlb Ag 100 \nYapı Kredi B. 47.29 \nAlbaraka Türk 77.59 \nKuveyt Türk 80.23 “\n(Haber Yayın Tarihi: 03 Eylül 2006 Pazar Saat 11:20) \n\n    “Bana bir ülkenin parasının kontrolünü verin, yasaları kimin yaptığı umurumda değil.” (Baron  M.A. Rothschild) \n\nyönü belirsiz\nhaberler\ndalga olur\nrüzgar olur\nkaçınmak boşuna\ngelip bilinci vurur\nne yöne baksam\nkurşun yanığı\nsızlatır bilincimi\n    Kurtuluş Savaşı sonrası kurulan her bankanın bir amacı vardı, küçük birikimlerin birleşimi ile devletle el ele oluşturulan birlik için gerekli adımlar atılıyordu, Bankacılık; çağdaşlaşmanın kendi iç dinamiklerle gelişimi için her oluşan kooperatifleşmenin, birlikleşmenin destekleneceği bir yapılaşmalar biçiminde gelişiyordu, Ziraat bankası köylünün hizmetine sunulurken, esnaf için, madencilik için, devlet yatırımları için kendi alanlarında çekici görevi yapacak lokomotifler oluşturuluyordu, raylar doğru döşeniyordu ve rayların üzerine konan lokomotifler de güçlü ve işlerlik içerisindeydi, bu doğrultuda 1936’lara kadar alınan yol meşakkatli olsa da uzun ve sağlıklı idi, Ülke hızla çağdaşlaşmanın ve sanayileşmenin yanı sıra aydınlanmanın mutluluğunu yaşıyordu.\n\n   “…Ancak özelleştirmede başarısız görünme konusunda en kusurlu kişilerden birinin Maliye Bakanı'nın kendisi olduğu da açık. Özelleştirme konusunda abartılı demeçler verip, ardından yaşanan hayal kırıklıkları ister istemez herşeyin önüne geçti. Unakıtan son olarak da ‘Özelleştirmeye laf edenin dili tutulsun' cümlesi yüzünden yeniden gündeme geldi. Unakıtan, dün bir açıklamayla kendisinin beddua olarak algılanacak bir şey söylemediğini, ‘dili tutulsun değil, dili tutulur' dediğini duyurdu…”(7 eylül 2004 Hürriyet Erdal Sağlam) \n\nkülhanvaridir\nsilmek gerçeği\nbatıla yüklemek cezayı\ntutarken dünyalığı\nahrete bırakmak hesabı\n\nhünerdedir\nhünerde olmasına da\n\nbu (el)  kapı(sı) \nbizim olmaz \nne çare \ngöçerlik de\n\nyaramaz\nbize\n\ndeniz hırçın \ntepesindeyim falezlerin \n\naçtım tüm kapılarını \nyüreğimin\n\ngirmek \nonlara yaramaz\n\nhırçın \nrüzgarlar esiyor \n\neteklerinde \ngecenin\ndalgaları vuruyor \nkayalara\nyönü belirsiz \n\nsurlara vurur gibi \ndokunuyor\ntene\n\ndokunuyor \nbilince\n\ndokunuyor kayalara\n\nuçuşuyor \nmilyarlarca damlacığı \n\n    “…Bakan Kemal Unakıtan, buna ilişkin Sümerbank örneğini vererek, yakında Sümerbank'ın tarihten silineceğini kaydetti. Unakıtan, 'Yakında Sümerbank tarihten siliniyor artık, bitirdik. Elinde bir şey kalmadığı gibi ismini de kaldırıyoruz. İsim hakkını satarız o başka'' dedi. Unakıtan, Sümerbank, Karadeniz Bakır, SEKA gibi işletmelerin hepsinin bir ad altında toplanacağını ve bitirileceğini söyledi..”.(28 07 2005 Tercuman Sümerbankı Tarihten Sileceğiz) \n\nkelimeler biribir \ndamlıyor yaradan \n\nyok olurken \ngörüntüleri\nkayalarda iz bırakarak\nve ıslak\n\nkaraya çalıyor\nkaraya\n\ndamlacıklar düşüyor\numudun üzerine\n\nrüzgar \nolmasaydı eğer \n\neğer  falezlere \ndalgalar \nböyle delice \nvurmasaydı \n\ndağılır mıydı \nsaçlarım \n\nıslak olur muydu tenim \nkanar mıydı yüreğim\ndurgun denizler zamanı değil \nomuzlamalıyım gençliğimi \ngömmeliyim kamburu içime \n\nbakmalıyım güneşe \ngözlerim yanmalı \nfarkında olur gibi kirpiklerimin \ndayanmalıyım \n\ndayanmalıyım\nher sabah her akşam \nbir ışık kaynağı gibi \ndurmalıyım\n\nbarikatların ardında\nşafağı bekler gibi\ndirenmeliyim uykulara\n\n    “IMF, bor madenlerimizin niçin özelleştirilmesini istiyor? \n\nIMF, hükümetin kendisine verdiği Üçüncü Niyet Mektubu’na borların özelleştirilmesini özellikle koydurttu. Hükümet, Eti Holdingi özelleştirme kapsamına alırken bor madenlerinde kamu tekelinin kaldırılması için çalışmalar başlattı. IMF borların özelleştirilmesini dünya pazarındaki kontrolün tamamen US Boraks’ın eline geçmesi için istemektedir. Çünkü, ancak bu şekilde US Boraks Türkiye’deki bor sahalarını kontrol edip dünya bor pazarlarında kaybetmekte olduğu hakimiyeti yeniden ele geçirebilecek ve pazarı tek başına kontrol edebilecektir. \n\nBor madenlerimiz özelleştirilmemelidir! \n\n   Çünkü, bor madeni ve bu madeni işleten Eti Holdingin özelleştirilmesi demek; \n\n    Türkiye’nin dünya bor pazarlarındaki rekabet gücünü tamamen yitirmesi demektir.                   . \n\n• Türkiye’nin bor madenlerini özel sektör eliyle 1978 öncesinde olduğu gibi haraç-mezat fiyatına satmak zorunda kalması, daha önemlisi, bor sahaları ve işletmelerinin özel sektör eliyle uluslar arası bor tekeline teslim edilmesi demektir. \n\n• Dış ticaret açığı her gün büyüyen Türkiye’nin milyarlarca dolarlık ihracat gelirinden mahrum olması demektir. \n\nBOR MADENLERİMİZİN VE ETİ HOLDİNG’İN ÖZELLEŞTİRİLMESİNE KARŞI ÇIKALIM! \n\n   Türkiye, petrol üreten ülkelerin yaptığı gibi bor madenlerini bir ulusal politika dahilinde üretmek, işlemek ve pazarlamak zorundadır. \n\n   Bor madeni ülkemizi uluslar arası alanda yalnızca ekonomik değil, siyasi olarak da güçlü kılan bir madendir. \n\nTaleplerimiz: \nDiğer yer altı zenginliklerimiz gibi, bor madenleri ve işletmeciliği özelleştirilmemelidir. \n\n2840 sayılı bor Tuzları ve Diğer Devletçe işletilecek Maden-ler hakkındaki Yasa değiştirilmemelidir.                     . \n\nBOR MADENLERİMİZ ÜLKEMİZİN GELECEĞİDİR! \n\nTÜRKİYE’NİN PETROLÜ BOR MADENLERİMİZE SAHİP ÇIKALIM!                                                                “\n\nKİGEM, T. MADEN-İŞ, PETROL-İŞ, GENEL MADEN-İŞ SENDİKA-LARI, TMMOB/MADEN, JEOLOJİ, KİMYA VE METALURJİ MÜHEN-DİSLERİ ODALARI, KESK / MADEN-SEN - Basın açıklaması\ngelirken talepler\nbirbiri ardına\ntaşır soruları da\nneden \nneden\n\nneden\nbor halen \nham madde kapsamında\nneden çalıştırmıyor bir aracı ülkemde\nya da bir fabrikayı\n\nsorular yakıyor canımı\nkötürüm olmuştur \nbilin ki \n\nsuskunluk kaplamışsa \nşehri \n\nsuskunluk kaplamışsa\nüretkenliği\n\nyanıtsız \nkalmasa da \nsoruların yanıtları\n\numarsız ve miskinlik\nsüslenmişse\nbahanelerin \nzerafeti ile\n\nkötürümlük \nyakar düşlerimi\n\nsessizlik boğumsular\n\nbu nedenledir ki     \n\ntrafik polisi \ngörmüyorsa kırmızıda geçenleri\nanlar onu\n\nbir gaflet anıdır \nyaptığı\ngörmesi var bir de \n\nsuskunluklarda,\nbedelsiz kalmaz \nhiçbir eylemsizlik, \nödenir bir gün mutlaka…\nödenir her hesap\nezilirken filizler\n\nyeni başlangıçların\ntohumları saçılır\n\nsaçılır da\nişlenmedikçe\nalışmanın bedelini\n\nalıştırılmanın\n\n tek başına yetmeyen\norganize gücü \n\nödettirir istemesen de \n\ntek başına\nkırık dişlilerin arasında kalır \nezilerek bir yanı\n\nrazı ise dişlinin içinde \nkırık bir diş olmaya \nkırıklıkta yalnız kalınmaz…\n\nalışmasa da \n\nbaşka biri \n\nsuskunluksa tercihi \n\nödeyecektir \n\nkaybederek \nbinlerce parçaya bürünmüş \netkileşimlerinden ötürü bedeli \nödeyecektir: \nödeyecektir.\nödenirken.\n\nhep birlikte\n\nbelki bir dostunun kedisi ile \n\nbelki yeğeninin \n\nyeni karne hediyesi \n\nbisikleti ile \n\nçocuğu diyet \n\nküçük bir haber olarak \nara sayfalarında \ngazetelerin..\n\npişmanlık kırıntılarının anlamsızlığında\n\nağıtlar yakmak \nboşuna \ndüşen her bir parçada; \n\nparçaların düşmesine \nduyarsız kalındıkça \n\nsıranın ilerlemesi \ndaha hızlı olur \n\nödetilirken bedeller \n\nacır canım \ncanınız acır    \n\nkötürümleşmişse kent\nsadece canı acıyan bağırır \n\nsadece canı acıyan \nduyar\n\nfalezlerin tepesinde\nmartı çığlıkları gibi\nbağırtılar\n\ndalgalara karışır          \numut girer düşüncelere \nkonuğu olur yoksunluğun \n\nyoksunluk başa bela\nkonuğu kaldığı  sürece \n\navuntu  Umut\nuyuşturur teni\nbir külçe misali \n\nbilinçsizlik\nçökertir \ndibe doğru\n   “Doğu ve Güneydoğu`da terörün can damarı olan işsizliği kurutmak için Tercüman bugünden itibaren bölgeye istihdamda işadamlarını yatırım kampanyasına çağırıyor\n\n   GÜNEYDOĞU ve Doğu Anadolu Bölgesi özelleştirme gelirlerini istiyor. Terörün bitmesi, sokaklarda işsiz dolaşan gençlerin terör ağına kapılmaması için, işadamlarını yatırıma, devleti alt yapı çalışmalarını tamamlamaya davet eden bölgenin önde gelen isimleri Tercüman `a konuştu. \n\n   Güneydoğu Anadolu Bölgesin’de terör olaylarının yaşanmadığı bir kaç ilden biri olan Şanlıurfa `da işsizliğin ve ekonominin önündeki tek engel alt yapı hizmetleri.  \n\n   Ülkenin özelleştirilen önemli değerlerinden elde edilen gelirlerin yıllardır borç ödemeye ayrıldığına işaret eden Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İsmail Demirkol, artık sıranın kendilerine gelmesini beklediklerine dikkat çekiyor.” 2008-01-09 HO Tercüman\n\nne garip\n\nne garip talebi insanın\nkapatılırken\nbirerbirer işletmeler\n\nsessizleşenler\nterörün çaresinde\nkaşif kesilirler\n\ndamlarken kelimeler\nistenen payın içinde\nbilirler kaç işçinin \nişsizliğe terk edildiğini\nkaç yoksul kalanın\ndağlara el ettiğini\n\nve söylevlerini süslerler\n\n   “Doğu ve Güneydoğu`da terörün can damarı olan işsizliği kurutmak için...”\n\nözelleştirin işletmeleri\nrızası allah için\n\nacı\nbilinçte\n\nkar etmez\ndağlanmalara\n\nay doğar\nkaranlıklar içinde\n\nfersiz olsa da ışık\nyırtsa da karanlığı\n\nısıtmadan mahrumdur teni\n\navunmalar boşuna\n\ngecede ay \n\ngecede ay ve yıldızlar \naydınlatmak isteseler de karanlığı \n\nısınmaz ortalık \n\nbir neon ışığı kaldırılır\n\nsuskunlukta \n\ntakip eder \nbir diğeri\ndokuma Fabrikası \nbasma Sanayi\nsilinirken \nsümerbank ismi\n\nsokaklar sessiz\nlambalar çaresiz\n\nyoksunluklar \nbaşlar düşleri ziyarete\n\nyoksunluklar\n\nkarışır sokakların içine, \n\nay bakar çaresiz, \n\naya bakılır beslenir umut, \n\nkentin sokaklarına \ndoluşur sessizlik…\n\nyayılır kent \n\nbir baştan bir başa… \n\nkatılır sessizliğe \n\nyeni bir yoksunluk… \n\nulanarak diğerlerine\n\n“Ülkemizde çok önemli gelişmeler oluyor. Türkiye'nin temeline dinamit koyan Vakıflar Yasası Meclise geliyor. Yeni Anayasa tartışmaları gündemden bir türlü düşmüyor. Tam bu sırada gündemi değiştiren olaylar, konular halkımızın önüne sürülüyor. \n\n      Demokratik ülkelerde önemli olan halkın yönetime katılmasıdır. Ülkesiyle ilgili önemli kararlara, basınıyla, demokratik kuruluşlarıyla, sivil toplum örgütleriyle, toplum önderleriyle katılması demokrasinin güzelliği ve en önemli özelliğidir. Ama bu bir türlü başarılamıyor. Hep belirtiyorum; ülkemize şu anda tek seslilik hâkim. Suskunluk hâkim… \n\n      Bakınız bu konuda Atatürk ne diyor: “Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, içerdeki cephenin suskunluğudur” (Kemal Çapraz –Suskunluk Sarmalı  kemalcapraz@ufukötesi.com) ...” \n\nbiribir düşürdüler\nyiğitlerini aydınlığın\nkutsayarak\ncinayetleri\n\nsansalar da \nsavunmasız kaldığını\n\nsessizleştirseler de ortamı\ntoprağa serpilen tohumlar gibi\ndoğuma sancılı\n\nsuskun \nsokaklardan geçsem de\n\nkilitsiz olsa da \ntüm kapıları kelimelerin\nkaranlığa terkedilmiş \ncümleler görsem de\n\nboş bakışlarım yayılsa da\n\nsıkılsa da yüreğim\n\nbaharın kokusu \ngelmese de içime\nbilirim\nsancılıdır doğum\n\nbir ıslık tutturacağım \nkendi kendime, \ndilim bir dönse harflere\nbir martı olacağım belki\n\ndalacağım dalgaların içine\nbağıracağım bastırmak istercesine\nsesini dalgaların\n\nsonra da takılacağım\nbir balığın peşinden\nbir gariplik saracak \n\ngariplikler içersinde kaybolacağım\n\nteslim olduysa bilincin\nteslim olduysa\nbağırman nafile\n\ndalga dalga uçuşuyor her şey \nyoksun sürekliliklerden\n\ngecenin ileri bir vakti, \naya dönüşüyor düşünceler \n\nçaresiz\n\nbilirim yine de\nçaresizlikler \niçerisinden \nçıkacaktır\nçareleri\n    “... Mustafa Kemal Paşa, Cumhuriyet 'in ilânında da 'ayak sürümüş' silâh arkadaşlarının davranışını 'tehlikeli bir tertip' olarak vasıflandırmış; olayı, 'Büyük Nutuk' ta şöyle anlatmıştır: \n\n   (Belge/1. ''...İngiltere'nin ültimatomuna malûm olduğu veçhiyle cevap verdik: Harp ihtimalini göze aldık. İşte bahsettiğimiz zevat (TCF kurucuları)  bu müşkül anda, yani bir ecnebi devletin yurdumuza hücum edebileceği zamanda, kendilerinin de, bize taarruz ve hücum ederek, suhûletle hedeflerine vâsıl olabileceklerini hayal ettiler. Muharebeye hazır ve amâde bulundurmaya mecbur oldukları ordularını başsız bırakıp, vaktiyle hazzetmediklerini söyledikleri politika sahasına şitâp ettiler...'' (Nutuk, Cilt II. s. 855)\n\nkurarken yeniyi\n\nilmek ilmek işlerken \noya yı\n\nbilememek\nbirilerinin elinde\ndrahomaya dönüşeceğini\n\nyabancılaşmak \nemeğinde\nülkende\n\nülkende \nkoparılmak\nüretiminden \n\nonca direncin\nkana dönüşmüş \ndamlalarında\n\nson noktayı \nkoymak için\ndökülen damlalara\n\nakıtılan terin\nsatıldığını görmek\nbacaların dumansızlığını\n\nkapılarda bekleyenlerin\nhüzünlü yüzlere\nhüzün sunduğunu\n\ndoldururken meydanları\nşiarlarla\nkökünden mahrum görmek\nherbir sesi\n\nsokaklarda yürürken\nuzak olmak \nomuz omuzalıktan\n\ntürküler söylense de \nhep bir ağızdan\nköksüz olmak\n\nuzak olmak birliktelikten\n\nhüzün verir bana\nhüzün vermeli bize\nhüzün vermeli\n\nbakarken çevreye \nonca yitmişliği\nhissedebilmek\niter yalnızlığa\nhançer gibi bilinç\nne garip \nne garip\n\nher şey \nyeni bir şeyi \nçağrıştırıyor\n\ndüşünceler çarpışıyor \nbir yerlerimde\n\ntüm bastırılmışlıklarla \nsığmıyoruz kaba\n\nyıllar karışmış gibi\ndeğişkenlikten uzak\nihanet\nhangi yana baksan\nbedbaht\n\nyanar için\nyanar içim\n\nbilgilenmek\nbela başa\nbaşa bela\n\n   ''...Tuhaf değil mi? Birkaç yıl önce yurdu kurtarmak için, Mustafa Kemal Paşa'yla işbirliği yapanlar; şimdi o Misâk-ı Milli 'ye dahi Süleymaniye, Musul ve Kerkük 'ü İngilizlere bırakmadığı için, ona karşı çıkıyorlardı. (Buraya dikkat!)  Terakkiperver Fırka macerasının, hazin özeti budur. 'Kapitalist ve Emperyalist Sistem', Osmanlı'dan devraldığı 'adamları' ile; Anadolu'da, Bolşevikler'e karşı kurdurmak istediği 'Batı uydusu' devleti gerçekleştirememiş; Mustafa Kemal, onun yerine, 'özgür ve tam bağımsız' Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmuştu.'' (Atilla İlhan Makale) \n    Özgür ve Tam Bağımsız Türkiye Cumhuriyetinde tam bağımsızlık istemiyle üç fidan olmak darağacında.\n\nsuskunluklar \nsokaklar boyu\nodalar dolusu,\n\npencereler kapalı.\n\ncan \n\nlime \n\nlime…\n\ndalga \ndalga geliyor \nhavayı içine almış \nsu tanecikleri \n\nyürekler çıplak\nbedenler kalabalık\nbilinç yalnız\n\nhava nemli \nfalez ıslak \ndeniz hırçın\nkorkuları var yüreğimin \nvuruşlara dayanamayan \n\ndemirin demire \nvuruşlarını anımsar gibi \nyüreğim\n\ndeniz hırçın \nbilincimin \nçığlıkları vuruyor \n\nkentin \nmetruk sokaklarına \n\ndalgalar gibi \nsavuruyor zamanı \n\nnefesleri yutar gibi \nkentin üzerinde \n\nzamansız \nuyku oluyor \n\ndüşler uykusuz\ndüşler hırçın\n\ndeniz gibi\n\nkapanırken kapılar \n\nbirer birer sönüyor \nneon ışıkları \n\nsessizleşiyor sokaklar \ngece vardiyaları \nayak sesleri \n\nbir hüzün kaplıyor\nterkedilmişlikleri\n\nsessizlikler \n\nsaplanıyor yüreklere\ntarihin bir kesitinden\nsaplanıyorlar bilincime\nsessizleşiyor bir şeyler\nsessizleşiyor\n\nsessizliğin ardından\n\ndoğanlar geliyor aklıma\nufuk çizgisi\nsamsun\nhavana\nsaatler yıllar\nkarışıyorlar bir birlerine\n\nbir yıldızın\nkaranlığın içerisinden\nyaydığı huzmeler gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş'in Kızı",
        "poet": "Ömer Küçükkaya",
        "poem": "\n\nEllerini hiç tuttuğumu hatırlamıyorum prenses! \nAma gözlerine nasıl tutulduğumu anlatamam! \nSoğuk ve karamsar adliye koridorlarında; \nSenin o sıcak gülümseyişinin verdiği hazzı unutamam! \n\nMermerlerin göz alıcı soğukluğunu gözlerin ısıtıyordu! \nGülüşün her an macera arayan bir kız çocuğu gibi ürkek..\nYürüyorduk peşin sıra tüm umutları ve hayranlıkları sürükleyerek! \nSesimi çıkartamıyordum! Sessizliğimdin! \n\nBir yılbaşı ağacı gibi parlıyordum seni görünce! \nO kirli ve tozlu duruşma dosyalarının arasında..\nKibirden ve soğukluktan uzaktı gülüşün! \nGülüşünü seviyordum o asi duruşunda..\n\nBeni kimbilir ne zaman farkedecektin bilmiyordum! \nBeni sevmeme ihtimalini sevdim, seni sessizce severken! \nDudaklarımı sen kurutmuyordun! Sensizliğin bitişi kurutuyordu! \nSen yaşam dolu bir okyanustun tenimin ıssız koylarına! \n\nKeskin bir kokuydu sevgin! \nPapatya gibiydin... Sade ve zarif! \nHerşey sende doğuyordu! \nSanki ben dünyaydım sen beni istediğinde yakan güneş! \n\nKelimelerim yoktu hiç! \nSana söylenecek en güzel kelime yoktu! \nSen benim her adımda düşündüğüm! \nHer aklıma düştüğünde sensizliğinden üşüdüğümdün! \n\nÖmer KÜÇÜKKAYA\n09/08/2011 saat: 11:34\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş'in Tercihi",
        "poet": "Ümit Anaç",
        "poem": "\n\nSaf saf bak caddeye\nArka sokakta dişimde kan var! \nYarın elimi tut,\nBugünden bileğime bulaşan kanı görme! \n\nKimlikteki pembe ile hayattan beklenen pembe bir değil\nAma ruhumdaki siyah ile caddelerdeki siyah kardeş.\nBir düş görürken kabusa döndü gecem\nSen, sen ol tenhada dolan...\n\nKalabalık siyah yapar pembeni\nYağmur ardına kar düşer toprağıma\nKaradeniz'de yağmur ardı karsa eğer toprak kurur\nGüneş hangi aralıkta açacağını iyi bilmeli! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş İnip Suya Dokun",
        "poet": "Cahit Zarifoğlu",
        "poem": "\n\nBirara neydi o bulutlar\nSomurtkan dudakları yere sarkan\n\nArkasında deniz alev alan adam\nÇehrem sarsılıyor bakmaktan\n\nGüneş inip suya dokun\nNehre yaslanıp baş aşağı koşan bir yaşlı ağaç ol\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Işığı",
        "poet": "Tayyar Yıldırım",
        "poem": "\n\nDağların ardından vurur şavkını,\nBuluşur toprakla güneş ışığı. \nGeceye nazire, hem de arkadaş,\nOluşur toprakla güneş ışığı.\n\nHerkes uykusunda, odur yol alan,\nHer daim, her yerde aydınlık olan…\nİşte gerçek budur, başkası yalan,\nÇalışır toprakla güneş ışığı.\n\nKarşılık beklemez, vermektir özü.\nBütün âlemlerin biricik gözü…\nAna şefkatiyle kucaklar bizi,\nGülüşür toprakla güneş ışığı.\n\nKimimiz şikâyet ederiz ondan,\nKimimiz afiyet dileriz ondan.\nTarlaya bereket bekleriz ondan\nAlışır toprakla güneş ışığı \n\nHem suya ulaşır, hem de havaya.\nSıcacık bir sevgi, huzur yuvaya…\nDağları ışıtıp, iner ovaya; \nDoluşur toprakla güneş ışığı \n\nGazabı çetindir, taşlar da erir\nDinlenmez hiç bir an yürür ha yürür\nSakınmaz kimseden, verdikçe verir\nBölüşür toprakla güneş ışığı\n\n12/2009/Konya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Işıması / Oynaşması",
        "poet": "Hasan Sabah",
        "poem": "\n\nSıradan olmayan bir\nsabah\ngüneş mızrakların ucunda\nsevdalar\nkazıklara vurulmuş\nAyaklar prangalı\nYürek güllerle\nÖrtülmüş\nÇiçekler dallara \nSevdalanmış\nGül ağlamış\nYaprağına\nÇiğ tanesine karıştırmış\nGözyaşını\nMutluluklar\ngözyaşından sonra\ngüneş ışımasında\nyaprağında oynaşmasında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Koksun Yüzün",
        "poet": "Müjdat Eraslan",
        "poem": "\n\nKör-kara karanlığa giyindi hüzün\nŞafaklara soyunan tahammül-üstü \nKaranlıktan fışkırırken gölgem \nÜstüme kapaklandı yarınım… \nYarı cansız uzanmada \nYer kapan siluetimde\nYarının eksik görülmüş\nPuslu hesabıdır, ödenen…\nBinbir mum azdır, Ustam! \nAzdırmada güneşi pusuda \nGüneş-üstü devinir durur\nAydınlıkları gebecil…\nPuşta inat\nVe illede kötüye inat\nGüneş hep doğsun\nGündüz hep olsun…! \nAydınlığa selam dur,\nDön yüzünü güneşe,\nDön birden tam geriye\nGölgeni/Siluetini ötele\nDamarların patlarcasına\nKaranlığa söv…\nBir daha\nHep daha…\nGüneş çalsın hüznün,\nGüneş koksun yüzün! \nDoğan yeni gün olsun, \nAydınlığa duyulan özlemde! \nBir adım daha öne, \nVe ille de hep ileriye! \nGüneş çalsın hüznün,\nGüneş koksun yüzün!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Karardı",
        "poet": "Eyup Şahan",
        "poem": "\n\nTavrında incelik, zarafet vardı,\nGönlümü sevdaya salarken bile.\nYüzünü görünce güneş karardı,\nAklımı başımdan alırken bile.\n\nKörpe görünürde on sekiz yaşı,\nTomurcuk memeler kaldırmış başı.\nGirer de gönlüme, eritir taşı,\nGöğsünden düğmeyi çözerken bile.\n\nOmuza güzellik hasleti binmiş,\nÖrgülü saçları belinden inmiş.\nİşte bunun için huridir denmiş,\nGönlünde bir yerim olurken bile.\n\nBu nasıl güzellik ömrünün varı,\nYanakta toplanmış gülün tomarı.\nBir akşamüzeri konarsa arı,\nBuyur et bal özünü dilerken bile.\n\nHalimi soruyor göklerin burcu,\nYüreğe tutundu hilalin ucu.\nEyüp mecnun oldu bunun sonucu,\nDestursuz gönlüme dalarken bile.\n\nEyüp Şahan\nAnkara 5.1.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş ışığı",
        "poet": "Sebiha Türkmen",
        "poem": "\n\nGüneş ışığı\n\nGüneş ışığı üşümez\nÜşümez elbette\nNe olur üşüme anne\nÜşütme  ellerimi de\nŞarkılarla oynat beni\nİstersen sevme\nNe yaparsan yap ama öv beni\nIşıklar saçsın\nÇiçekler  açsın anne! \nAydınlık dağılsın her yere\nKaybolmasın  olmasın hüzün\nLale, sümbül gibi gülsün yüzün\nAh güzel ışığım nereye kayboldun\nRaflar üstüne-üstüne geliyor\nKalbim sevginle  hep doluyor\nGüneş ışığım yer-yer ışık saçıyor…\n\n10/02/2008  Sümeyye Tuba Nur TÜRKMEN-\nİLKOKUL 1. SINIFA GİDiYOR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş kıskanç",
        "poet": "Hüseyin Seyfi",
        "poem": "\n\nGüneş kıskanç\nbulutlar küskün\numutsuz ağaç,\nbitkiler mahzun\n\nkaranlık  kör,\ngüneş ve dünya\nyağ - ma - la - ma\nyıkılan bozulan\ndoğa\nküresel ısınma\n\nuluslararası  çevre kirlenmesi\nbildirgesi\n\ninsanlık ve doğa\nilişkisi\nbana değmeyen yılan\nbin yaşasın\nfelsefesi\n\natom,\nhidrojen\nnükleer\nde - ne -me - si\nzehirli\natıklarla\nsavaşlarla\nkimyasal\nve yasal\n? ? ? O\nzon\ntaba \nkası \nde\nlin me si.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Gunes Kadin ve Adam",
        "poet": "Yüksel Akkas",
        "poem": "\n\nGunesin sonuk oldugu bir zamanda\nGunes gibi parlayandin\nBense colde sulak yetismis,\nAma birden kuru topraklarda kalan, yaprak gibiyim...\n\nBabasini aldi gitti elinden\nBabasiz kaldi, vuruldu kucuk yureginden\nAnasi kostu durdu aylarca pesinden\nElleri bos kaldi kadinin, acilara gomuldu derinden\n\nSonra guneste yavas yavas sonmeye basladi\nSonra kucuk yuregi ateslere atildi\nYandikca yandi,\nYandikca yandi\nHani pisse bir sey degilde\nHep yandi\nHep yakildi\nHep yandirdilar bu kucuk gunesi\n\nNe isik kalmisti ne bir pencere\nDilindeydi cektikleri hep hece hece\nArkadasiydi kabuslar, gunduz ve gece\n\nAnasi yanmisti bir daha derinden\nEski izler kaybolmamisti garip yureginden\nGunesini aradi kose bucak her yerde\nBuldu ama öldu kadin derdiyle\nHala cekecegi vardi demekki, bu garip haliyle\n\nKal dedi gunesine, gunes kalmadi\nKadin agladi, yuregine tas basti\nGunes ozledi anayi\nAma babadan hic haber alamadi\n\nAdam gitti\nGunes batti\nKadin yapayalniz kaldi\nGunesi ozlediginde gok yuzune bakti\nGunes ne yapsaydi, nerelere baksaydi\n\nAna  ozlemini dindirmek icin\nBu aci derdini durdurmak icin\nKalbindeki atesi sondurmek icin\nHep agladi\nHep aglatildi\nKanli yasini yuregine akitti\n\nGunes tekrardan parlama  basladi\nAma icindekileri bir turlu atamadi\nKadin gunesine tekrar sarildi\nYuregini sokselerdi bu kadar aglamazdi\n\nAdam gitmisti zaten seytanin heybesinde\nKim bilir oda yandi, icin icin kalbiyle\n\nBense sicak bir colde kaldim, kendi halimle\nBir damla suya muhtac, aglarim kendi halime\n\nGunes  parladi\nKadin sevincten agladi\nAdam donmedi, orda kaldi\n\nHayat akiyor\nZaman durmuyor\nDunya donuyor\nDurmuyordu.........\n\n1 mayis sali 5:36\n\n2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş'le Ay kardeş'tir",
        "poet": "Veysel Narman",
        "poem": "\n\nEvren yaratılır'ken bir gaye düşünül'dü,\nDün'ya gezegenin'de ay gündüzün dürül'dü.\nGüneş'le ay kardeş'ken,Dün'ya yapayalnız'dı,\nOna Ademi veren o yüce rabbimiz'di.\nGüneş'le ay gezer'ken,Adem yeryüzün'dey'di\nHak talanın kitabı Adem peygambardey'di.\nSilsilenin  başın'da adem peygam'ber varken,\nSonu Muhammed olur silsileyi okur'ken.\nOnların arasında niceleri peygam'ber,\nOlur elbet Ademi Adem yapan muteber,\nGaye bir mana bir,Allah'tır ayan tek'bir,\nGetirsin cümle alem o Allah için Tekbir.\nGüneş'le Ay  bir Ayet bizlere olur şahit,\nKalk sen hakka yürü kul hakka varıp ol şehit.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Kucağında",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nDünya kazan olsa, kepçesi de ben\nDost elinde gezip, yar bulamadım\nYıldızlar altında, yüzündeki ben\nGüneş ocağında, can olamadım\n\nÇok uzaktan bakıp, arkam dönüktü\nCiğerim kuruydu, içim sönüktü\nÖlüm hak olunca, kalbim sanıktı\nGüneş kucağında, can bulamadım\n\nUlu bir sevdadır, sensiz yaşamak\nKoşsan tutamazsın, uçarda gider\nBaktığın dağları, yalnız aşamak\nGüneş ocağında, yanıpda gider\n\nYarsiz  anlamsızdır, aşkı duyamaz\nVerdiği acıya bensiz doyamaz\nDamla olup düşse, toprak kıyamaz\nGüneş kucağında, can bulamadım\n\nÖzlemi yok etti, yüreğim soldu\nO yare doymadan, zamanı doldu\nÖlüm hak olunca, cennet son oldu\nGüneş kucağında, can bulamadım\n\nBahattin’in  yarsiz, oldu son günü\nÜmitler vermiyor, açsan önünü\nSaatler tükenmiş, kapat yönünü\nGüneş kucağında, can bulamadım\nBahattin Tonbul\n3.10.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Lekeli",
        "poet": "Melih Elhan",
        "poem": "\n\nmimoza \naltın sözcüklerle konuşuyor \ndökülerek yollara\n\nkokuların mevsimindeyiz\n\nsürekli küçülen gece \nçatlak doğramalardan sızıyor odaya \n\nbalkon \nkış yorgunu\n\nçığlık \nmartıya yakışıyor en çok\n\nyağmur, \nsabahı da tutup elinden \ngetiriyor beraberinde \nyaprakları öpüp geçiyor\n\nkuşların diliyle \nsöyleşiyor zaman \ngüneş lekeli \nartık düşlerim\n\nDize, Ekim 2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Merhamet Buyuruyor",
        "poet": "Charles Bukowski",
        "poem": "\n\nve güneş merhamet buyuruyor\nama fazla yükseğe taşınmış bir meşale misali, \nboydan boya kırbaçlar görüntüsünü jetler\nkurbağa gibi zıplar füzeler, \nçocuklar haritalarını çıkarır\niğnedenliğe çevirir ayı, \neski çürük peynir, \norda hayat yok\nama dünyada fazlasıyla; \nyıkanmamış Hintli çocuklarımız\nbacak bacak üstüne atıp flüt çalarak, \ngöbekleri içe çökmüş, açlıktan ölürken, \naçlık kokan havada yılanların\nşuh kadınlar misali kıvırtışını izleyerek; \nfüzeler zıplar, \navcıları ve sürüyü geride bırakırken\nyabani tavşanlar gibi zıplar\ngünü geçmiş kurşunların yerine; \nÇinliler hala yeşim işlerler, \nsessizce açlıklarına pirinç tıkarak, \nbir açlık ki bin yaşında, \nateş ve türküyle ilerler çamurlu nehirleri, \nistemsiz beklemenin sürüklenen \ndirekleri iter mavnaları\nyüzen evleri; \nTürkiye'de kilimlerinin üstünde\nkıbleye dönüp \nsigara içerek gülen \nve parmaklarını gözlerine sokup kör eden\nmor bir tanrıya dua okurlar, \ntanrılar böyle işte, yaparlar; \nama füzeler hazırlar: her nedense\ndeğersizdir artık barış, \nküçük bir göldeki nilüfer yaprağı\nmisali sürüklenir delilik, hissiz daireler çizerek; \nkırmızı yeşil ve sarılarına batırıp\nresim yapar ressamlar, \nşairler uyaklara döker yalnızlıklarını, \nmüzisyenler her zamanki gibi açtır\nve romancılar kaçırır meselenin özünü, \nama pelikan kaçırmaz, martı kaçırmaz; \npelikanlar dalıp dalıp yükselir\nşok geçiren yarı ölü radyoaktif balıkları \ngagalarında sallayarak; \nevet, gerçekten de \nsümükle yıkar kayaları sular; \nve Wall Street'te\nanahtarını arayan bir sarhoş gibi sendeler borsa; \nah, işte bu sıkı bir şey olacak, allahın izniyle\ntekrar yılana götürecek bizi, deniz böceğine, \nya da şanslıysak eğer, \nkatalizi uzun dişli fosil kaplana götürecek, \nmaden çukurunun içinde\nkırık kask, cihaz ve cam parçalarının üzerinde \nresim çiziktiren kanatlı maymuna götürecek; \nçatırdayarak girer şimşek\npencereden içeri ve bir milyon odada\naşıklar yatar kenetlenmiş, yitik\nve barış gibi hastalıklı; \nkırmızı ve turunca çalmaya devam eder gökyüzü\nressamlar için -ve aşıklar için, \nher daim açtıkları gibi açar çiçekler\naçar ama üzerlerinde\nfüze yakıtlarının ve mantarların, \nzehirli mantarların ince tozu var; zaman kötü, \nbulantılı bir zaman -perde, \nIII.sahne, sadece ayakta yer var, \nSATILDI, SATILDI, SATILDI yine, \ntanrı tarafından, birileri ya da birşeyler, \nfüzeler generaller ve liderler tarafından, \nşairler doktorlar komedyenler\nsabun ve bisküi üreticileri\nve iki yüzlü seyyar satıcılar tarafından \nkendilerine özgü ustalıklarıyla satıldı; \nşimdi kömür yağı tabakasıyla kirletilmiş\ntarlaları görebiliyorum, bir-iki salyangoz, \nsafra, yanardağ taşı, sığ sularda\nbir-üç balık, kaynağımızın\nve gözlerimizin yergisi...\ndaha önce hiç olmuş muydu bu? \nkendini kuyruğundan yakalayan \nbir daire mi tarih, \nbir rüya, bir kabus mu, \nbir generalin hayali, bir başkanın, \nbir diktatörün hayali mi yoksa...\nuyanamaz mıyız? \nyoksa yaşamın güçleri daha mı yüce bizden? \nuyanamaz mıyız? sevgili dostlar, \nuykumuzda mı ölmeliyiz sonsuza dek?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş mi Doğmadı    S. 783",
        "poet": "Bekir Karaçam",
        "poem": "\n\nSize ne oldu da söndü ufkunuz,\nGüneş mi doğmadı Ay mı doğmadı? \nDüşmez oldu etrafıma şavkınız; \nGüneş mi doğmadı Ay mı doğmadı? \n\nBirisi bir şey mi söyledi size,\nBir kem söz mü düştü şen gönlünüze,\nAteşler mi yağdı yüreğinize,\nGüneş mi doğmadı Ay mı doğmadı? \n\nDensizlik mi ettim, üzdüm mü sizi,\nHer gönülün vardır kışı ve yazı,\nİyi tanıdık ya hani biz bizi,\nGüneş mi doğmadı Ay mı doğmadı? \n\nGönül deryasından gönül seçerdik,\nMuhabbet asından sohbet içerdik,\nOlur, olmaz şeye gülüp geçerdik,\nGüneş mi doğmadı Ay mı doğmadı? \n\nBenim ki sadece meraktan işte,\nDostluklar pekişir dostça gidişte,\nSevgi yumak olur serde ve içte,\nGüneş mi doğmadı Ay mı doğmadı? \n\nS. 783\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş mi değdi yüreğine...",
        "poet": "Mehmet Aydemir",
        "poem": "\n\nGüneş mi değdi yüreğine…\n\nHey çocuk,\nHey içimdeki ismi kayıp çocuk,\nZamansız baharda çiçek açan çocuk,\nDuyguların bile aman dilediği yürek,\nÇıktığı yoldan dönmeyen çocuk…\nBulutlar ağlar ardından,\nToprak filiz vermez,\nDere kurur söğüt dallarının altında,\nGüneş yakar geçtiğin yerleri,\nGöçmen kuşlar bile arar olmuş seni…\nHey çocuk,\nHey içimdeki ismi kayıp çocuk,\nSenin ardına bakmadan gidisin,\nBenim gözlerime değen güneş miydi? \n\nMehmet Aydemir 22.01.2013 SAAT 17:12\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş misin Ay mı",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\nKimsin sen,kaslarin yay gibi,kipriklerin ok.\nGülüslerin bayram havasi yaratiyor icimde.\nSeninle filizlenen bahardan ipince sarmasik,\nSariliyor sariliyor kilcaldamarlarimdan gönlüme! \n\nBu ne güzellik söyle dertsiz,gamsiz,vicdansiz.\nYakiyor kavuruyor icimi tatli bakislarin.\nEsrar,eroin,morfin,alkol almama gerek yok.\nKörkütük oluyorum,uyusuyorum bakinca sana! \n\nBaska bir yolumda yok ki geceyim görmeden seni.\nIlahi bir keyif sariyor varligini bilmemden beri.\nCan gögsüme dayaniyor görünce seni,heyecandan,\nAllak-bullak aklim senden baska her sey bos gibi! \n\nGörünmez bir güc beni sana bagliyor kördügümle.\nHayallerimin gercegisin sen,gercekte bilmece\nSenden baska soru yok aklimda fikrimde inan.\nSoruyorum her gün her gece,bu ne güzellik diye!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Nazı",
        "poet": "Cihan Başak",
        "poem": "\n\nGöster artık hünerini\nDön bana\n\nTayfına tutun suretimin\nSaatlerce koş\nYorul da\n\nNefessiz kal yollarda\n\nBir güneş nazı takın\nBarbar insanların inadına\n\nDalgınlığına gelsin varlığın\nMilyonlara bölün\n\nGel yetiş imdadıma.\n\n28 Nisan 2002 Diyarbakır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Ne zaman Doğacak?",
        "poet": "Yusuf Dursun Bulut",
        "poem": "\n\nBakın sönmüş yine bir ocak,\nDumanı bitmiş külü savrulmuş.\nYanmaz artık bu ocak,\nBizim ele güneş ne zaman doğacak? \n\nNerede ay, yıldızlar yok? \nGeceler yalınız, hep karanlık,\nIşık gitmiş, gelmez aydınlık,\nBizim ele güneş ne zaman doğacak? \n\nOcak 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Niye Doğmuyor",
        "poet": "Celalettin Tokmak",
        "poem": "\n\nNe uzun bir gece aklım almadı\nAna bugün güneş niye doğmuyor ? \nÇok bekledim ama sabah olmadı\nAna bugün güneş niye doğmuyor ? \n\nCebimi sökmüşler para bulunmaz\nÇakmağım kaybolmuş çıra bulunmaz\nNiye burada bir sigara olmadı\nAna bugün güneş niye doğmuyor ? \n\nHayli zaman geçti şafak atmadı\nNiye gün ağarıp gece bitmedi\nNe olduysa horozlarda ötmedi\nAna bugün güneş niye doğmuyor ? \n\nNerede baharlar, nerede yazlar\nNerde sevdâsına yandığım kızlar\nÂmâ olmuş sanki görmüyor gözler\nAna bugün güneş niye doğmuyor ? \n\nEllerim tutmuyor, buz gibi tenim\nBu mudur âhirim, bu mudur sonum? \nNiye çalmaz oldu cep telefonum\nAna bugün güneş niye doğmuyor ? \n\nYıldızlarda  sönmüş, ay da yok burda\nEkmek bulunmuyor, çay da yok burda\nHiç kimseden bana fayda yok burda\nAna bugün güneş niye doğmuyor ? \n\nNiye bu topraklar dökülür üstten\nNiye haber gelmez bir tane dosttan\nNedir üstümde ki bu beyaz fistan\nAna bugün güneş niye doğmuyor ? \n\nYüzüme bakmıyor küstü bu toprak\nSıktı bedenimi, kastı bu toprak\nCelâli bağrına bastı bu toprak\nAna bugün güneş ondan doğmuyor\nAnladım ki güneş ondan doğmuyor\n\n18 Temmuz 2009 Sivas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş ol doğ üstüme",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nSen gölge ol\nben de senin  gölgen\nsen  nereye ben oraya\nama ben yine ben\nsen yine ben\n\nsen  gök olduğunda\nBen kar olur  düşerim \ngüneş ol doğ  üstüme\nerit  beni\n\nhayat ol bonkör  tarafından\ntut el üstünde yaşat beni\nyeniden doğur \nyeniden \nbeni yüreğinde\n\nel ele toprağa bir ev çizelim\nbir  bahçe\nbir  koruluk\n\nyavaş yavaş\nçiftlik çubuk\n\nbağ bahçe\nyaşar gideriz çoluk çocuk\n\ngölge ol sen ben de senin gölgen\nsen nereye ben oraya\nama sen yine sen \nben yine ben\n\n6/Ocak/2013/Pazar/Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Öğretmen",
        "poet": "Fazıl Hüsnü Dağlarca",
        "poem": "\n\nGüneş öğretmen\nSevdirir kendisini çok\nOna döner bitkilerin hepsi\nYoksa o\nOnun aydınlığına döner....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş ne zaman doğacak be anne?",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nBen bir Çeçen çocuğu bahtı kara,\nGüneş ne zaman doğacak be anne? \nAkşam olunca yürek olur yara,\nGüneş ne zaman doğacak be anne? \n\nKimse hayalimi yıkmasın artık,\nÇocuklar sıkıntı çekmesin artık.\nÜstüme karanlık çökmesin artık,\nGüneş ne zaman doğacak be anne? \n\nDünyada kötülük mü yaptık kime? \nKıyamet mi kopuyor anne bu ne? \nKaranlıkta bomba yağdı üstüme,\nGüneş ne zaman doğacak be anne? \n\nBu hudut gönlüme dar geliyor dar,\nEsir oldum çekiyorum ahu zar.\nKaranlık gecede yine baskın var,\nGüneş ne zaman doğacak be anne? \n\nYusuf bize bakıp gözü dolmasın,\nÇocuklar burda güneşsiz kalmasın.\nGüneş batmasın karanlık olmasın,\nGüneş ne zaman doğacak be anne?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Ol Her Hanede",
        "poet": "Tayyibe Menengeç",
        "poem": "\n\nSen mavi kadın denizi karşına alma.\nSen kadın, gökyüzünü tebessüm ile\nKandırma. Ellerini çamura bularken\nSakın topraktan, yaratıldığına unutma.\nMavi kadın, yüreğin güneşe dönsün dua\nİle sen sarı güneş oluver her hanede.\nKandırma kendini, mavi deniz ve gökyüzü\nSadece..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Ol Işık Saç Karanlıklara",
        "poet": "Ertuğrul Erdel",
        "poem": "\n\nGüneş ol ışık saç karanlıklara.\nSevgi ol, barış ol tüm insanlara.\nÇare ol, merhem ol tüm yaralara.\nUzat ellerini tüm mazlumlara.\n\n(İZMİR-Çiğli / 15 Temmuz 2008-24.00)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş ol ve kendin için doğ bugün",
        "poet": "Rukiye Çelik",
        "poem": "\n\nEy, kusursuz aynaların bize bakan yüzü\nBir yaşamın öyküsü, bir direnişin şarkısı kadın; \nÖzgürce ellerini koyacak bir yer bulabilseydin eğer\nOlur muydun erkeğin gölgesinde ayak izi? \n\nKelepçeler vurulup, devrilmeseydi yılların,\nBu kadar çabuk solar mıydı gönlünde baharın\nVe bir top gibi yuvarlanıp uçmasaydı kaderin\nBoyutsuz sonsuzluğun içinde dolaşır mıydı ihanetin? ..\n\nEğrilemesine geçmeseydi yaşamından aylar\nVe  sevginin tutsak gülüşlerinde sallanmasaydı aşklar,\nKüser miydi gecelerinde gün ışığı sana? \n\nEy doğuştan sürgün; esnek güç,\nYok edilemeyen, yadsınan ve hep soyunan,\nSığınan/sığınılan kadın! \nGönlünce güldün mü,\nYumruk yumruk karanlığın gözlerine vurdun mu hiç? \nÇatı aralığından düşen damlalar gibi\nSen de düştün mü özgürce yarinin yanağından? \n\nEvet sen, \nŞaşaalı yaşamların vazgeçilmezi kadın! \nEnfes bir şarap gibi durma kadehte; çık\nSoluklan artık, bak seni kutluyor evren\nBugün senin gününmüş:\n“Anneler Günü”, “Kadınlar Günü”\nGün gün...Senede iki gün.\nDoğrul ve selam dur.\nGüneş ol ve kendin için doğ bugün...\n\nMadem ki, bir kelebeğin ömrü kadarmış anlamın\nSolmasın, güneşe serilen emanet kahkahaların\nAcının mirasıyla fakirleşse de yüreğin\nGitmesin asla senden gençlik yüklü sonbaharın! ..\n\nBak ufka dokundu güneş! \nBeyaz geceler peşinde şimdi.\nKorkma, birazdan tükenecek uyanıklığın! ..\n\nRukiye Çelik\n08.07.2009 11:11:0\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Özlemi",
        "poet": "Necati Cumalı",
        "poem": "\n\nÇeksem kapıyı gitsem\nTasları arasında çimenler biten\nKaldırımlar boyunca gitsem\nAçık pencerelerinden beya....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş,,,,Ola",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nıssız ada içinde\ngüneş açar mı ola \nçıkmaz ayın üçünde\ngüneş kaçar mı ola\n\nyel olur savrulunca\nçöl olur kavrulunca\nsel olur çevrilince\ngüneş uçar mı ola\n\numudu yok düşünde\ngelir gider işinde \nsızısı var dişinde\ngüneş içer mi ola\n\ngözü yola bakmaz\nırmak olup akmaz\nkarardı ışık yakmaz\ngüneş geçer mi ola\n\nozan efe yaşarım\nadnan beye şaşarım\nkarlı dağlar aşarım\ngüneş saçar mı ola\n\n09:27 12.04.2009ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş ömrümün neresinde",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGüneş ömrümün neresinde\n\nArtık çöllere atmalıyım kendimi... \nKahır içimde koca bir dağ \nGüneş ömrümün neresinde \nİçimin karanlıklarındayım hala\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Öper Temmuzda",
        "poet": "Tarık Torun",
        "poem": "\n\nSararınca başaklar bir temmuz güneşiyle\nAteş dilli gündüzler buluşunca eşiyle\n\nNar yüzlü öğlen vakti kurutur gözyaşını\nGüneş tatlandırırken yaz ile kış aşını\n\nTemmuz ateşi sarar dağları ovaları\nEn tatlı telaş alır ısınan havaları\n\nGüneş olmuş divane çatlayan topraklarda\nOrmana inen güneş sarısı yapraklarda\n\nIrmak ne kadar zayıf kuru çizgi halinde\nGüneş öper temmuzda ince sular elinde\n\nBoğucu bir atmosfer dolanır bulutlarla\nHiç batmayacak gibi sallanır umutlarla\n\nEn sıcak hayallerin bir ağaç gölgesinde\nGüneş tüm renkleriyle akseder ensesinde\n\nYerinde duramazsın bir temmuz sıcağında\nBuram buram duygular sımsıcacık çağında\n\nTemmuzun yangınlar sararken etrafını\nSarı sobadır güneş andırır kor fırını\n\nTebessümlü bakışı en tatlı özleriyle\nGüneş öper temmuzda o aydın gözleriyle\n\n02.07.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Olup Doğansın",
        "poet": "Celaleddin Arslan",
        "poem": "\n\nKararan afakımız aydınlandı seninle\nBeklenen umudumuz güneş olup doğansın\nSönerken ocağımız alev aldı seninle\nDünyaya gururumuz güneş olup doğansın\n\nBakışları derindir gözü alır gök gözlü\nCihana o örnektir öz konuşur tok sözlü\nİçinde yarasıdır bilinir yürek közlü\nZafere adımımız güneş olup doğansın\n\nBazen asker bazen ser milletin hizmetinde\nİstiklal yolu mahşer cennetin gölgesinde\nTürk’e ata bir önder sözlerin hecesinde \nDemir bir yumruğumuz güneş olup doğansın\n\nÇanakkale geçilmez yazıldı sayfalara\nYa İstiklal ya ölüm kazındı alınlara\nKanlı sırtta aslanlar yayıldı mayınlara\nAlnımıza akımız güneş olup doğansın\n\nSamsun’dan çıkıp gelen süzülen bir ışıksın\nYaşandıkça o günler yaramızda sızısın\nDamsız tüten ocakların çok  beklenen yazısın\nDüşmana ihtarımız güneş olup doğansın\n\n10.02.2007          /          18.20\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Perisi-001-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nGüneş Perisi-001-\n\nBiliyormusun...\nGüneş Perisi...\n\nAşk yaşıyorsan....\nBaşkasını seviyorsan...\nSakın gelme istemem..\nBenden uzak dur...,\nAma.....\nAşk arıyorsan\nBeni istiyorsan....\nAçtım tüm kapıları...\nGel yüreğime otur... \n\nAnlıyormusun.....\nGüneş Perisi...\n\nMersin-01.02.1982-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş olmalı insanlar",
        "poet": "Cevat Çeştepe",
        "poem": "\n\nönce güneş açmalı herkesin içinde \nbütün çiçekler güneş gibi kokmalı \nkaranlıklar aydınlıklardan korkmalı\nkaçıp kaybolmalı. \n\nsonra güneş taşmalı herkesin içinden\ndoğurmaya hazır toprağa düşmeli\ninsanlık olup tohum gibi ekilmeli\nsuyunu beklemeli.\n\nçocuklar gelmeli ırmakları avuç içlerinde\ntoprağı sulayıp tohumlara ulaşmalılar\nuzayıp bereket gibi güneşi yakalamalılar\nsevişmek olmalılar.\n\nönce güneş açmalı herkesin içinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Perisi-005-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nGüneş Perisi-005-\n\nBiliyormusun...\nGüneş Perisi...\n\nBak bedenim nasıl titriyor.....\nYüreğim nasıl çırpınıyor.... \nBak seni nasıl istiyor......\nTenim teninde can bulsun....\nTeninin ateşinden....\nVolkan gibi yansın.....\n\n\nAnlıyormusun.....\nGüneş Perisi..\n\nMersin-05.02.1982-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Perisi-007-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nGüneş Perisi-007-\n\nBiliyormusun...\nGüneş Perisi...\n\n\nArzular şahlandı...\nNe gelir elden.....\nYüreğim yanıyor...\nFarkı yok akan selden..\n\nAnlıyormusun.....\nGüneş Perisi......\n\nMersin-07.02.1982-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Sıcakmış",
        "poet": "Sezai Güler",
        "poem": "\n\nGüneş varmış usta ve hakikaten sıcakmış\nVe güneş, gecede olsa\nTaşları asır, başı karlı dağlara da doğarmış...\n\nS.Güler-29.5.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Saati",
        "poet": "Necati Cumalı",
        "poem": "\n\nDarılmışım kendi kendime\nArtık hiçbir şey açmaz beni\nNe kadın, ne şarkılar, ne etrafta manzara\nAh, her zaman insanın içi nasılsa\nDışı da öyle\n\nSaatlerdir elimde değne....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Sevgi, Aşk Acı",
        "poet": "Arslan Alp",
        "poem": "\n\nGüneş vurdu yüzüme\nGölgesi ardımda kaldı\nKorkum olmadı hiç\nGüneş yüzünü döndüğünde\nGölgem de yüzünü dönecek diye\nBildim güneş belirdiğinde\nGölge gelecek yine \nO tanıdık yerine\n\nAşk vurdu kalbime\nSevgi benliğimi sardı\nKorku düştü içime\nAşk yüzünü döndüğünde\nSevgi sırtını dönecek diye\nKorkularım boşaymış\nAşk yüzünü döndü ama\nAcıyı bıraktı yerine\nSevgim hep benliğimde\nBekliyor acı bir umut ile\n\n3 Ekim 2004, İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Perisi-008-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nMersin-07.02.1982-Bilal Geniş\n\nGüneş Perisi-008-\n\nBiliyormusun...\nGüneş Perisi...\n\nBülbül oldum....\nSana geldim...\nSeninde farkın yok...\nKırmızı gülden...\n\nAnlıyormusun.....\nGüneş Perisi..\n\nMersin-08.02.1982-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Perisi-009-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nGüneş Perisi-009-\n\nBiliyormusun...\nGüneş Perisi...\n\n\nSonuna kadar....\nBana aç kalbini.....\nBen sana verdim... \nSenin olsun al kalbimi...\n\nAnlıyormusun.....\nGüneş Perisi..\n\nMersin-09.02.1982-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Perisi-06-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nGüneş Perisi-06-\n\nBiliyormusun...\nGüneş Perisi...\n\n\nEğer rüyaysa bu......\nBeni hiç uyandırma.....\nŞafak sökmesin...\nGüneş doğmasın.....\n\nAnlıyormusun beni...\nGüneş Perisi....\n\nMersin-06.02.1982-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Perisi-010-",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nGüneş Perisi-010-\n\nBiliyormusun...\nGüneş Perisi...\n\nSen bana söyle.....\nYalnız beni  sevdiğini...\nBen de resimlerim de...\nŞiirlerim de anlatayım...\nSeni nasıl sevdiğimi...\n\nAnlıyormusun.....\nGüneş Perisi..\n\nMersin-10.02.1982-Bilal Geniş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Sistemi Sitemi",
        "poet": "Yağmur Karaoğlu Martıcı",
        "poem": "\n\nNe çok sabahlarda uyandırmış beni güneş sensiz\nSeni tanımadığım zamanlarda doğmayı \nMarifet sanmış densiz! \nGünaydın...\n\nMart 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Sensin Işık Sende",
        "poet": "Hüseyin Sığırtmaç",
        "poem": "\n\nGel güneşten söz bekleme.\nGüneş sensin ışık sende.\nDert üstüne dert ekleme.\nGüneş sensin ışık sende.\n\nSevginle kuşat ışığı.\nŞaşırtma maşuk aşığı.\nAşka kat yorgan döşeği.\nGüneş sensin ışık sende.\n\nIşığı seçme gölgeden.\nAydınlık doğar sevgiden.\nGöçen göçtü gitti giden.\nGüneş sensin ışık sende.\n\nGüzel bakan güzel görür.\nSıcaklıkla buzlar erir.\nÜstün olan almaz verir.\nGüneş sensin ışık sende.\n\nKaranlığı yık gücünle.\nYaşa yaşam sevincinle.\nSığırtmaç kalma hıncınla.\nGüneş sensin ışık sende.\n\nHüseyin SIĞIRTMAÇ\nAntalya 05 Nisan 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Sönse Ne Yaparsın",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nGüneş sönse ne yaparsın,\nŞirkinde neye taparsın,\nHaram demez hep kaparsın,\nGüneş sönse ne yaparsın.\n\nYağmur yağmasa ne olur,\nMahsuller tarlada kurur,\nDünyanın sonu olur,\nGüneş sönse ne yaparsın.\n\nNe kadar çok nimet var,\nSoğanda bile zar,\nDürüstler yalana kızar,\nGüneş sönse ne yaparsın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Soyunuyor Denize",
        "poet": "Hüseyin Yük",
        "poem": "\n\nGüneş soyunuyor Denize\nBikinisini soyarken kız \nDikizliyoruz biz\nDalgalar her seferinde dudaklarını yalıyor sessiz.\nBu manzara bu kumsal ve saçların eşsiz\n\nTemmuzda çeşme bir gelin gibi duvaksız\nMısır satan çingene sabırısz\nGün batarken sen yoktun yanımızda\ninsafsız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Taşı'ndan",
        "poet": "Octavio Paz",
        "poem": "\n\nAnımsama ile yiten yüz,\ndokunuşum ile parçalanan el,\nbin yıllık gülümseyişler üzerinde\nörümcek sürülerinin döndürdüğü saçlar, geçiyor önümden\n\nyola çıkarak alnımdan, arıyorum bir şeyler,\narıyorum istediğimi bulamadan, bir an'ı arıyorum,\nfırtınadan yüzler ve şimşek ışıltıları\nkoşuşuyor gecenin ağaçlarında,\nkarartılmış bir bahçede, yağmurdan bir yüz,\nyanımdan akan acımasız su duruyor,\n\narıyorum istediğimi bulmadan, tek başıma bunları yazıyorum,\nkimse yok burada, ve bitiyor gün,\ngeçiyor yıllar, o anla birlikte yitiyorum,\nderinliklere düşüyorum, aynaların üstündeki\ngörünmez patikaya, yeniden çıkarıyor o parçalanmış imgemi,\ngünlerin arasında dolaşıyorum, parçalanmış anlarda,\ndolaşıyorum gölgemin düşünceleri arasında,\nbir an'ı arayarak, dolaşıyorum gölgemin içinde,\n\nbir kuş kadar canlı, bir an'ı arıyorum,\ngözenekli taşın dışıyla tavlanmış\nakşamüstü güneşi için:\nüzüm salkımlarının olgunlaştırdığı o saat,\nve fışkırarak, kızlar taştı meyveden,\nokulun taşlık avlusuna dağıldılar,\nuzundu birisi bir sonbahar kadar\nve yürüdü...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Tatili 1",
        "poet": "Gürkan Kaya",
        "poem": "\n\nBazen Diyorum \nGüneş \nHiç \nTatile Gitmiyor \nOnu \nŞöyle Bir \nDeniz Kenarında \nGüneşlenmesi \nİçin \nGüneş Tatiline \nYollasam \nBirden \nAklıma Geliyor \nGüneşsiz \nNasıl \nGüneşleneceği \nGüneş Tatilinde \nGüneşin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Tanrıçası",
        "poet": "Nur Kayapınar",
        "poem": "\n\nBir Eylül gecesi\nUçarken yıldızlarla hayalde,\nBakar mehtaba ki o ben uyuyorum.\nHala kafam onlarda,onları düşünmediğim an yok denecek kadar az.\nVe bir de gecenin matemini düşünüyorum.\nO an\nSüzülür gizlice Ay,gökteki tahtından iner,\nİner yavaşça yeryüzüne;\nve yürümeye başlar caddelerde.\nKendine sırdaş arar.\nAma kim olur ki ona sırdaş!\nBir an var bir an yoktu ne gökyüzünde ne de yeryüzünde.\nHerkesin düşüncesi bu,yalan yok.\nAma birileri var ki;\nNe nüfusu belli onların,ne renkleri ne de cinsiyetleri!\nBelki onların ne cinsiyetleri belli ne de renkleri ama \nOnların bir adı var.\nOnlar Ay'ın en iyi sırdaşları.\nBeraber gezdiler o gece sahilde,\nKol kola....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Tatili 2",
        "poet": "Gürkan Kaya",
        "poem": "\n\nGüneş \nGitseydi \nTatile \nDeniz \nKenarında \nGüneşlenirken \nGüneş Gözlüğü \nTakarmıydı? Acaba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Tutuldu Utancından",
        "poet": "Ahmet Emer",
        "poem": "\n\nGüneş tutuldu utancından bakamadı yüzümüze\n10' un 1' den çok olduğunu\n6' nın 4' ten büyük olduğunu bilemedik diye\n\ngüneş tutuldu utancından \nama utanmadı utanması gerekenler\n\ngüneş yandı kavruldu kızıllığında\nama yanmadı yanacak olanlar\n\ngüneş saatler sonra gösterebildi yüzünü\nama karanlıklar hemen doluştu ortaya\n\ngüneş özür diledi korkarak çıktı\nkaranlık uzadı hemen yola devam\n\ngüneş aydınlattı yüzünü bak dedi bana\nkapatmaya red dedi utanmadan zaman\nyok bizde kabahat karanlık yola devam!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Türküsü",
        "poet": "Karahan Yılmaz",
        "poem": "\n\nBen tutkunum güneşe\nGüneş tutkun  herkese\nHaydin gidelim çocuklar\nGüneşi batmayan günlere\n\nAlıp güneşe götürün beni\nSarıp sarmalayıp öpün beni\nHaydin toplanalım çocuklar\nSöyleyelim mutluluk türkülerini\n\nEylül 1986\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Topla Benim İçin",
        "poet": "Ülkü Tamer",
        "poem": "\n\nSeheryeli çık dağlara,\nGüneş topla benim için.\nHaber ilet dört diyara,\nGüneş topla benim için.\n\nUmutların arasından,....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Tutulması",
        "poet": "Olgu Gürdal",
        "poem": "\n\nGüneşin doğuşuyla gün batımı arasında seni düşündüğümde, \nIşıltılı hayallerimin üzerini kara bulutlar kaplıyor. \nİşte benim güneş tutulmam böyle...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Tekrar Doğacaktır İnşallah",
        "poet": "Celal Atay",
        "poem": "\n\nGayret edin yıkılmayın, yılmayın\nGüzel günler gelecektir inşallah.\nKader deyin, yazgı deyin sabredin\nGüneş tekrar doğacaktır inşallah.\n\nKolay mı yaşamak, öksüz, yetim, ac\nSıcak bir yuvaya ekmeğe muhtaç\nElbetteki zaman en iyi ilaç\nBu günlerde geçecektir inşallah.\n\nBu bir milli acı, milli felaket\nİsyan değil, küfür değil, dua et\nAltmış beş milyonluk bu asil millet\nÜstesinden gelecektir inşallah.\n\nSabır, sabır, sabır ve yine sabır\nBeden ruh sağlığı, şifa ondadır\nAcıları paylaşırsak azalır\nYüzler tekrar gülecektir inşallah.\n\nYardım gerek: Moral, malzeme para\nÇok yakında sarılacak bu yara\nŞehitler diyarı şirin Marmara\nTekrar imar olacaktır inşallah.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Tutulması",
        "poet": "Fuat Eriçok",
        "poem": "\n\ngüneş tutuldu \n     ve\nbeklenen\nkaçınılmaz deprem oldu \n\nyapsatçı müteahhit evleri\nhatta devlet ihalesiyle yapılmış\nokul binaları bile sapasağlam\n\nsadece\n  aptal kör inançlar\n                bilim dışı kanılar\nbudala zihinlerin ürettiği sanılar\n                           yıkıldı \n\ninatla bilime direnen\nhurafeye düşünmeden inanan\n        kafaları \nsallayıp sarstı deprem \n\nhâk ile yeksan oldular\n     bir daha\n          bir daha\n              bir daha\n                   bir daha\n\nve umarım inşallah\n                   bir daha\n   onarılmayacasına \n\nöyle bir yıkım ki bu\ngiordano bruno’nun\ncampo di fiora meydanındaki\n külleri kaplamışcasına ortalığı\n                      karardı gün ışığı\nbilgini yakanların kara vicdanları gibi \n\nkara kara düşünüyorum şimdi \nnasıl temizleyeceğiz acaba\n            tam olarak\n                bu zift karası bulaşığı \n\nbu \nson güneş tutulması değil\n          biliyoruz \nsaniyesi saniyesine hesaplıyor bilim \n                         yerini zamanını \n\nama\nsanırım\nson zihin tutulması olabilir \n\nmuhtemelen onarmıştır artık\ngüneş\ninsanlığın\n           en hastalıklı\n                     en budalaca\n                                      yanını\n\n(nisan ’06)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Tutulması",
        "poet": "Yasin Hatiboğlu",
        "poem": "\n\nŞaşirdim,güneş mi ay midir bilmem.\nHilal mi, kavis mi, yay mıdır bilmem.\nGüneş döner, dünya döner,ay döner,\nSecde mi, tavaf mı sa’y mıdır bilmem...\n\n                                                       11.8.1999 / TBMM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş  Tutulması",
        "poet": "Elanur Demir",
        "poem": "\n\ngüneş  ve  ay  oldu şimdi  arkadaş   oynuyorlar  ikisi   saklambaç,   kovalamaç,        güneş oyun   oynadı  ay  onu  kovaladı ay  bencillik  etti   güneş  onu uyardı,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Tutulması",
        "poet": "Said Demirel",
        "poem": "\n\nYıl 1999\nAğustos 11\nSaat 14\nYüzyılın son\nGüneş tutulması\n\nGüneş tutuluyormuş\nVarsın tutulsun\n\nBen\nSana tutulmuşum\nSana\n\n(Ankara - 11/08/1999) \n\n(Kitap: Boş Noktalar, 2003, Sayfa: 62)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Tutulması Nedir?",
        "poet": "Önder Demir",
        "poem": "\n\nGüneş Tutulması Nedir? \n\nÖncelikle Güneş tutulması ile ilgili olarak dünyamızda yaygın olarak aşagıda belirtmiş olduğum düsünceler söylenmektedir.\n— güneş tutulması kıyamet alametidir.\n— güneş tutulursa o yıl kıtlık olur.\n...— güneş tutulursa savaş ve karışıklıklar çıkar.\n— güneş tutulması büyük ve ünlü kişilerin ölümüne işarettir.\n- güneş tutulması sadece ayın güneşin önüne geçmesidir.Güneşin tutulması,Azazil (şeytan) ´ın Hakk´ın kapısında sürülmesi cüretleri ve küstahlıkları yüzündendir. Hz. Mevlana, Mesnevi,I/79-95 İslam aleminin büyük alimlerinden biri olan Hz. Mevlana Güneşin Tutulması üzerine yukarıda Mesnevi´den yazmış olduğum cümleleri kullanıyor.Evet maddi olarak her ne kadar ayın güneşi örtmesi ile böyle bir olay cereyan edebiliyorsa manevi olarak Şeytan´ın Hakk´ın kapısında sürülmesi cüretleri ve yeryüzündeki küstahlıkları yüzündendir güneş tutulması diyor Hz. Mevlana,Mesnevi Şerifinde. Bazi araştırmacılara göre ne zaman güneş tutulursa ya bir iki gün önce veyahut altı,yedi gün sonra muhakkak bir deprem dünyamızda meydana geliyor. Hatırlarsak 11 Agustos 1999 yılında güneş tutulmuş ve bu güneş tutulması dünyanın birçok ülkesinden canlı izlenmişti ve akabinde tam altı gün sonra 17 Agustos 1999 tarihindeTürkiye´de çok büyük bir deprem yaşanmıştı bu deprem 17 Agustos Gölcük depremi olarak tarihe geçmiştir. Yine Haiti´de kısa süre önce meydana gelen 7,3 siddetindeki depremden iki gün sonra 15 Ocak 2010 ´da Güneş Tutulması yaşanmıştır. Şimdi bazıları:(Ay ve Güneş tutulması, Ay ve Dünyanın güneş etrafındaki hareketlerine bağlı bir oluş biçimidir. Günümüzün astronomi bilginleri için, ay ve güneşin hangi tarihte tutulacağım, tutulma olayının kaç dakika süreceğini ve yeryüzünün nerelerinden görünebileceğini önceden hesap etmek artık bir oyuncak haline gelmiştir. Buna rağmen bu astronomi olayını idrak edemeyenler hâlâ bulunmaktadır.)  diyecektir. Ben bu fikri saygı ile karşılıyorum çünkü bu fikir maddi açıdan bakınca ortaya çıkan bir fikirdir bir sebepdir fakat manevi taraftan olaya bakınca bu fikrin geçer bir yanı yoktur. Hz. Mevlana´nın Güneş Tutulması üzerine söylemiş sözlerini esas alırsak Güneşimiz yani işığımız günümüzde ve geçmişte Şeytan´ın dünyada yapmış olduğu Küstahlıklar yüzünden tutulmaktadır.\nFakat günümüz bilim adamlarının görüşünü esas alırsak sadece Ayın Güneş´in önüne geçmesinden dolayı kaynaklanıyor.\nŞimdi öncelikle aşağıdaki Vikipedi´de bulunan Güneş Tutulması Listesine bakalım daha sonra yorum bölümüne kendi düşünce ve fikirlerimizi yazalım.Astronomlar Listeye göre 2010 ile 2020 yılına kadar dünyamızda tam 24 güneş tutulması meydana geleceğini belirtiyorlar daha sonra tam 40 yıl güneş tutulmasi yaşanmayacak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Tutulması",
        "poet": "İlhan İrem",
        "poem": "\n\nKökleri kenetlenmiş\nAsırlık iki ağaç\nBiz bizden kaçamayız\nKaçabilirsen kaç\n\nÇok uzakta bir yerde\nBir kapının önünde\nO sihirli kelime\nAçabilirsen aç\n\nGök bulutsuz\nDeniz kumsuz\nGönül sensiz\nOlur mu\n\nDağlar taşsız\nYağmur yaşsız\nGönül aşksız\nOlur mu\n\nGün gecesiz\nGece günsüz\nDün yarınsız\nOlur mu\n\nSen ve ben\nGece gündüz\nBir yaşam kumkuması\nKavuşup ayrılmamız\nBir güneş tutulması\n\nO kısacık sürede\nAnlayıp sevdim seni\nDaha önce tanıyıp\nSevdiğim hayat gibi\n\nBırak ta tüm kainat\nGönlümden sana aksın\nYalnızlık çöllerinde\nTelaşlı ve rahatsın\n\nÇöl güneşsiz\nGüneş renksiz\nGönül sensiz\nOlur mu\n\nKuş kanatsız\nAşk umutsuz\nGönül yalnız\nOlur mu\n\nGün gecesiz\nGece günsüz\nDün yarınsız\nOlur mu\n\nSen ve ben\nSabah akşam\nBir sevgi fırtınası\nVe kavuşmamız canım\nBir güneş tutulması\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Tutulsa Ne Yazar",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nGüneş tutulsa ne yazar, Ay yere inse, ne yazar,\nSenden nasılda ayrılmışım bana faydası mı var,\nBenim yazdığım bu şiirler, tâ Arş'a, Ferş'e uzar,\nGüneş tutulsa ne yazar, Ay yere inse, ne yazar...\n\nŞu anda Güneş tutuluyor....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Uçurtma ve Çocuk",
        "poet": "Hasan Ejderha",
        "poem": "\n\nGüneşi uçurtma yapan çocuğun\nYolları bağrına basan dervişin\nYavrusuna uç diyen kuşun\nSıcak yüreğinden geliyorum.\n\nÇiçekleri kıskandıracak\nŞafakta gördüğü rüya bülbülün\nGülün son tomurcuğu kalacak\nGelecek şafak beklemek için\n\nGüneşi uçurtma yaptı ya\nHayalinde bir çocuk\nİşte bülbüldeki rüya\nÇiçeklerdeki gülücük\n\nGördünüz mü bilmem\nUçurtmasını çocuğun\nGüneş yandı da\nUçurtma yanmadı o gün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Ülkesi",
        "poet": "Cevdet Mirmahmutoğulları",
        "poem": "\n\nGece hüzün çöküyor\nAnsızın içime\nNe olurdu Allah'ım\nGetirseydik güneşi ülkeme\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Umuttur",
        "poet": "Mehmet Ali Eren",
        "poem": "\n\nBir dağ gördüm, yerine ağırdı\nBir gece vardı, sabaha tan ağırdı\nO siyah saçları, o gecede ağırdı\nDağ ağırladı geceyi, gece dağı\n\nBir kuş gördüm, güzel ötüşü vardı\nUçtu da menziline erken vardı\nKanatları sanki bir yoktu bir vardı\nDağ ağırladı kuşu, kuş dağı\n\nBir güneş vardı, gecenin içinde\nDağ için de, kuş için de\nDağ gönlüm, kuş sevdam, gece hüznüm\nGüneş geceyi ağırladı, gece güneşi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Ülkesinin Güzel İnsanı",
        "poet": "Turhan Şahin",
        "poem": "\n\nGüneş Ülkesinin Güzel İnsanı\n\nBöyle bir vatana sahipsin şükür\nGüneş ülkesinin güzel insanı\nÇelik iradene yakışır fikir\nGüneş ülkesinin güzel insanı\n\nAtalar vatanın kadrini bilmiş\nBirlikte ağlayıp birlikte gülmüş\nBu muazzam miras bizlere kalmış\nGüneş ülkesinin güzel insanı\n\nBereket de olmuş kurak da olmuş\nBaba ocağından ırak da olmuş\nKimi zaman köprü durak da olmuş\nGüneş ülkesinin güzel insanı\n\nTurhan Şahin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş üşüdü yalnızlığımda....",
        "poet": "Metin Kaya İlhan",
        "poem": "\n\nYalnızlığım...\nSaliselere can verirken zamanımı köreltiyor...\nEllerimden akıp giden kum taneleri ağlıyor\nUfkumda kırmızıya bürünen güneşe eşlik ederken...\nDalgaların uçlarına motif gibi yapışan köpükler\nÇakıl taşlarının arasında kaybolurken; bana gülüyorlar\nMartılar havada asılı kalmış beni izliyorlar\nDenizanaları kumsala atmışlar renksiz bedenlerini\nDenizyıldızları bana eşlik etmek için ölümü göze almışlar\nBulutlar ağlamak istercesine sarkmışlar\nBen yalnızlığıma destan yazarken...\nTek harflik destanlara namzet ruhumdaki kararmalar; \nGökyüzünde geceyi yaran yıldızlara uzanıp aldım en sıcağını\nZemheri soğuklarına eşlik eden ruhumda soğuttum\nGayya kuyusunu içine alacak kadar derin yalnızlığımın içine attım\nSessiz çığlıklarımla gecenin en uzağına yazdım kimsesizliğimi\nTek damlalık okyanuslara ısmarladım siluetini mazimin\nTarih olan takvim yapraklarına asılıp kaldı geçmişin gizemleri\nSaniyeler itekledi durdu dakikalarını; günlere uzanan saatlerimin\nSızıların titrek acıları üşüttü yüreğimin derinliğini\nGüneşi tan yerinden kopartıp aldım ısınmak için\nÜşüdü güneş; anladı yalnızlığımın büyüklüğündeki sensizliğimi...\n\nMetin Kaya İLHAN\nTRABZON\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Üşüyor mu Düşüyor mu",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nisyanın neden\nikimize de gülüyor\nikimizide ıstıyor\ngüneş gözünde üşüyor\n\nbakışlarında terliyorum\nyüreğim ısınıyor\ntinime ılıklıklar doluyor\ngüneş gözümden düşüyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Uyuduğunda",
        "poet": "Fesih Çelik",
        "poem": "\n\nGüneş,\nUslu bir kedi gibi\nKıvırıp kuyruğunu \nBaşını patilerine koyduğu saatlerde\nBen,beni  arıyorum.\n\nPrometheus olmak\nÜlkemin orta yerinde.\nÇeliğe su vermek için\nYanmalı ateş alev,alev..\nGür  olmalı,köz olmalı..\n\nAçlar,bölüyor uykularımı\nHarran’da başak olmak,\nSofralarda bereket,toprakta tohum..\n‘Halil İbrahim’ sofrası olmak\nKula,kul olmadan doymalı bebeler...\n\nİstemem muson yağmurlarını\nGanj'ı,ölü küllerini alıp götüren.\nÜlkemin güz yağmurları\nYıkamalı bedenimi.\nDorukların dumanı örtmeli\nSüphan'ın kristal  karı düşmeli üstüme..\n\nGüneş,\nUslu bir kedi gibi\nKıvırıp kuyruğunu\nBaşını patilerine koyduğu saatlerde\nBen,beni arıyorum…\n\n            01.haziran.2009/Antalya\n             Fesih Çelik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş üşüyor",
        "poet": "Metin Kaya İlhan",
        "poem": "\n\nyaşarken sensizliğin ormanlarında\ngözyaşlarım yağmur olup yere düşüyor\nsen inanmasan bile gerçek budur sevgilim\nsensizliğe akan gözyaşlarımla güneş üşüyor....\n.\nardından boynu bükük bırakıp da giderken\ngörmedin halimi hiç, dünyam titriyor\nvolkandaki lavlar gibi sıcak olsada yaşlarım\nyere düşen her damla ile güneş üşüyor...\n.\nsımsıcak bakışların bir mazi oldu\nanıların ile beslenen bu can eriyor\nmızrap gönül telime soğuk vursada\nhasretinin sıcaklığında güneş üşüyor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş ve Ay",
        "poet": "Gülçin Aksekili",
        "poem": "\n\nHiç bulutla güneş savaşırmı\nGüneş parlar, güneş yakar\nBulutsa dokunsan ağlar\n\nHiç Güneşle Ay savaşırmı\nAy doğar, güneş kaçar\nOnların yanlızlığına\nYer gök ağlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş üzülür",
        "poet": "Haluk Yolsal",
        "poem": "\n\nGüneş  Üzülür\n\n                  Bedeninden bir bölümü ayrılıyor sancısız\n                  eksiliyor, hafifliyor,uçuyor gibi\n                  bir zaman sesi algılamaz kulaklar\n                  tonlarca ağırlığı vardır yitirilen  umutların\n                  uykusuz gecelerde artıyor kat kat \n                  yavaşça duyumsadığın acıların\n                  derin derin  izler bırakıyor\n                  izler bırakıyor derinde\n\n                  bedeninin bir bölümü ayrılıyor sancısız\n                  çünkü sancıyı duyamaz ölü bedenler\n                  duraklarda bir yerlere gidecek \n                  yolcuların telaşı okunuyor yüzünde \n                  ve soruların niçin ben diye\n                  kimsenin yanıt vermediği,işitmediği\n                  kahrolası bombaların silinmeyen izleri\n                  günün batışı gibi yakıyor ciğerini\n\n                  bedeninin bir bölümü ayrılıyor sancısız\n                  sağına soluna bakındı önce\n                  önce aradı göremediği sol ayağını\n                  sonra tutmak için sıcacık ellerini sevgilinin\n                  sıkmak için suyunu taşların\n                  avuçlarını aradı\n                  nerede avuçlarım\n                  ortalık toz dumandı\n\n                  ortalık toz dumandı\n                  her yanda kan ve gözyaşı vardı\n                  kırağı düşüyordu sessizce\n                  gece ayazıyla soğuyan bedenlerin üstüne\n                  en uzak ufuklardan\n                  güneş üzünçlerini gönderiyordu \n\n\n\n\nÖzgeçmişi\n\n1959 yılında Trabzon’un  Maçka ilçesinin Yeşilyurt köyünde doğdu.\nİlköğrenimini Örnekalan  ilkokulunda,orta öğrenimini  Maçka  lisesinde tamamladı.1980 yılında Trabzon Fatih Eğitim enstitüsü Türkçe bölümünden mezun oldu.8 yıl özel bir şirkette\nçeşitli görevlerde bulundu..1989 yılında Ağrı ilinin Doğobayazıt  ilçesinin Subeşiği köyünde öğretmenlik görevine başladı.Daha sonra Samsun Terme Balkamlı ilköğretim okulu,Sakarlı lisesi,Terme ilköğretim okulu,Samsun merkez Adnan Kahveci ilköğretim okulunda çalıştı.\nHalen 23 Nisan İlköğretim okulunda görevine devam etmektedir.\n\nŞiirleri, Karedeniz Kültü Sanat ve Kıyı dergilerinde yayımlandı. Çiçek Uzat Yıldızlara adlı bir şiir kitabı bulunmaktadır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Ve Ben",
        "poet": "Nalan Kahraman",
        "poem": "\n\nBu sabah yine güneşi  bekledim; \nKapkaranlık bir çarşafı titretti önce,\nÇarşaf yırtılmaya başladı,\nSarının renkleri akmaya,yayılmaya başladı,\nAlev oldu aniden,\nKorktum,gözüm yaşlarla doldu,\nO parıltılar beni esir aldı,\nÖnce gözlerimi kör etti,\nArdından yüreğimi sarstı,\nSonra ruhumu aldı,\nEn sonda bedenimi yaktı kavurdu.\nNiye diyemeden,\nNedenleri soramadan,\nNe olduğuna bakamadan.\nGece oldu,\nYıldızlar sıralandı,\nDolunay geldi,\nBana göz attı,\nAnladım yıldızlar benim şahidim\nDolunayda da senin şahidin,\nSen benim güneşim; \nBende senin güneşin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş ve Çiçekleri",
        "poet": "Cihan Paça",
        "poem": "\n\nbir kaç gündür \ngüneş doğmuyordu buralara\ndüşündüm de, çiçeklerin işi olsa gerek\nson zamanlarda \nbir söylenti tutunuyordu kulaklarıma\ngüneşi karşılıyorlarmış\nama her defasında yüzlerini örterek\n\ngüneş:sen aracı ol,dedi \ngittim \nvardım çiçeklerin yanına\ndaha sormadan gözlerimin içine baktılar\ntenlerindeki güneş yanıklarını göstererek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş ve Ben",
        "poet": "Ahmet Yumuşak",
        "poem": "\n\nGüneş her sabah neşeli doğar\nBen se hüzünlü uyanırım\nAkşam olunca\nGüneş hüzünlü batar \nBen se neşeli olurum\nÇünkü ben\nGündüz hayal kuramam\nGeceleri bekler dururum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş ve Çocuk",
        "poet": "Tarık Torun",
        "poem": "\n\nÇocuk baktı güneşe,\nİçine doldu neşe.\nBu kadar ışık olmaz.\nHayret etti, bu işe.\n\nGüneş sardı çocuğu,\nAydınlattı, boncuğu,\nOna neşe vererek,\nÇok sevdi, yavrucuğu.\n\nSarmaş dolaş oldular.\nCandan sırdaş oldular.\nÇocuğun adı güneş,\nŞimdi adaş oldular.\n\n          03.05.2007\n\nAŞKIN COĞRAFYASI\n'Mekandan Kalbe'\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş ve Kitap",
        "poet": "Nuray Zaralı",
        "poem": "\n\nGüneş Dünya'yı\nKitap insanı aydınlatır.\nGüneş yeryüzünü,\nKitap insan yüreğini ısıtır.\nGüneş geceyi yok eder,\nKitap kara düşünceyi.\nGüneş 'siz tohum,çiçek,\nKitapsız gelecek olmaz.\nGelecekte hapishanelerin azalması\nKütüphanelerin çoğalması dileği ile\nOkuyalım,\nOkumayı sevelim,diyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş ve Hüzün",
        "poet": "Ali Şahinli",
        "poem": "\n\nGüneş ve hüzün iki zıt kelime \nBiri aydınlık diğeri üzüntü \nGöremedim güneşli havada aydınlığı \nİçimdeki ses haykırıyor,''bunu hak etmiyorsun'' diye \nGarip bir duygu kaplamış benliğimi \nKırık kalpler dünyasındayım, herkesin gözü yaşlı \nYüzlerde acı tebessümler, buruk gülücükler \nKırık kalpler dünyasındayım, Umutlar tükenmiş \nHerkes razı kaderine, İçimdeki ses haykırıyor; \nHayır! Bunu hak etmedin diye, heyhat \nBunu bir ben duyuyorum, bir de ben \nBugün çok doluyum, gözlerim dolu \nİçim yanıyor ama içten içe, görmüyor kimse bunu \nİstemiyorum zaten kimse görmesin \nBen ateşimle ve kırık gönlümle baş başa kalayım \n\n                                                              Mayıs 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş ve Ay tutulması Allah'ın hikmeti",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nGüneşi ayı yaratan Allah'ı düşünün,\nGüneş ve Ay tutulması Allah'ın hikmeti.\nHikmeti çok olur Yüce Allah'ın işinin,\nGüneş ve Ay tutulması Allah'ın hikmeti.\n\nGüneşi kordan yaratmış ateşle yandırır,\nDünyanın ateşini sularla söndürür.\nGezegenleri güneş etrafında döndürür,\nGüneş ve Ay tutulması Allah'ın hikmeti.\n\nSen dünya duracak diye sakın etme keder,\nDünya hızla dönüp güneş etrafında gider.\nTutulma ile varlığından haberdar eder,\nGüneş ve Ay tutulması Allah'ın hikmeti.\n\nGüneş sabah doğup akşam üzeri batıyor,\nAy ile yıldızlar geceye ışık katıyor.\nYüce Hak bütün yıldızları gökte tutuyor,\nGüneş ve Ay tutulması Allah'ın hikmeti.\n\nYusuf her insan Allah'ın sırlarını görmez,\nHakkın yaratmadığı yıldız uzaya girmez.\nYüce Hakkın işine kimsenin aklı ermez,\nGüneş ve Ay tutulması Allah'ın hikmeti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "güneş ve sen",
        "poet": "Vedat Bayrak",
        "poem": "\n\ngüneş yeniden battı \nseninle beraber\nbattı yüreğime gidişin\nsen ve güneş\nikiniz de sattınız beni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş ve Gölge /... Veciz Şiir",
        "poet": "Refah Torlak",
        "poem": "\n\n“ GÜNEŞ VE GÖLGE “            \n\n                   Elbette güneş daima vardır, doğar batar     \n                   Işık verir, hep sıcaktır, ne ılınır nede soğur   \n\n                   Ayda öyle, bir görünür, bir kaybolur \n                   Ama ya gölge, O hep yerinde durur                   \n\n                   Sen bir güneş olabilirsin, bende bir gölge              \n                   Hep yanında olurum, ne zaman seçerim ne bölge   \n\n                   Güneş batınca O gölge nereye gider sanırsın     \n                   Elbet bir gün anlarsın da, şu halinden utanırsın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş ve Sen",
        "poet": "Kağızmanlı Mehmet Kesen",
        "poem": "\n\nYıldız ay ve güneş\nÜçü de aynı soy aynı ırk\nGüneşsiz bir ay düşünülemez\nAysız da bir dünya\nYıldızlar öksüz kalır\nİkiside olmazsa\nAy da güzel yıldızlar da güzel\nİlle de güneş ille de güneş\nSen gül ve çiçek\nÜçünüzde iyi üçünüzde hoş\nGül açar yaz gelir\nBülbüller öter\nÇiçekler çıkar bahar olur\nKuşlar ötüşüp durur\nSen güldüğün zaman\nDenizler güler gök mavileşir\nGün gelir ki\nÇiçek solar gül kurur\nİkiside kaybolur\nAma sen kalırsın taptaze\nYazında kışında\nGitmez senin baharın\nGül de hoş çiçek de hoş\nİlle de sen ille de sen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜNEŞ ve KİTAP",
        "poet": "Nuray (kahveci)zaralı",
        "poem": "\n\nGÜNEŞ ve KİTAP\nGüneş Dünya'yı\nKitap insanı aydınlatır.\nGüneş yeryüzünü,\nKitap insan yüreğini ısıtır.\nGüneş geceyi yok eder,\nKitap kara düşünceyi.\nGüneş 'siz tohum,çiçek,\nKitapsız gelecek olmaz.\nGelecekte hapishanelerin azalması\nKütüphanelerin çoğalması dileği ile\nOkuyalım,\nOkumayı sevelim,diyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş ve Ses",
        "poet": "Abdil Burhaneddin Akkaya",
        "poem": "\n\nseslerin gölgeleri, güneşin yüreğinde\nsesleri güneşin, gölgelerin yüreğinde\n\nBursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş ve Yıldız",
        "poet": "Abdullah Bedeloğlu",
        "poem": "\n\nGüneş ve Yıldız\n\nO bir Güneş’ti. \nÇıplak ve aydınlık\nYadsınamaz büsbütün göze çarpan.\nBiraz düşününce hemen anlaşılan.\nUzak diyarlarda yaşayan sevgili bir insan ruhu.\nGizliden gizliye seni saran\n***\nHayal gücünle ulaşmaya çalıştığın yıldız.\nKayalarla çevrili vadide çığlık denemelerinle çağırdığın\nYorgun düşüp geceye teslim olup uyurken\nÇıplak ve aydınlık, eğilip öpen ay ışığı\nHiç duymadığın yepyeni şeyler duyuran\n***\nSessiz sedasız bir gece, bir sen ve ben\nSeni ve beni anlatan kudretli musikiler\nVücudu saran ürpertiler içinde,\nBirdenbire gözlerinin önünde çıkıverecek\n***\nİşte o tadına doyum olmayan masal\nMasal perisi, Güneş ismini verdiğin yıldız\nHazır şimdi yolculuğa\nSöyle çocuklara getirsinler sana.\n                    Abdullah Bedeloğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş ve su",
        "poet": "Mahmut Karahan",
        "poem": "\n\nGün doğumuna  bıraktım\nSazlıktaki kurbağa sesizliğini\nGüneş suya değerken seyrettim\nSoğuktu dalgalar\nArındım eylülden\nKanım çekildi\nÇatallandı göğsüm\nSarardı yeşill \nSabahı kuşattım\nGüneş suya değerken\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Yaktı Bedenimi",
        "poet": "Hasan Görgü",
        "poem": "\n\nTatil çekti canım bu yaz\nGidip dinleneyim dedim\nDarbuka cümbüş ve de saz\nEfkar dağıtmak istedim\n\nUzandım geniş kumsala\nRüzgar okşadı tenimi\nBronzlaştıran rengiyle\nGüneş yaktı bedenimi\n\nGüzel sarışın bir dilber\nGeldi yanıma uzandı\nUzun sarı saçlarıyla\nYemyeşil gözleri vardı\n\nRüya gibiydi sonrası\nDumanlar bacayı sardı\nYekpare olmuş vücutlar\nAteş barutu patlattı\n\nDerken bitti rüya tatil\nBaşladığım yere döndüm\nAşkları ve sevgileri\nKumların altına gömdüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Yanığı",
        "poet": "Yücel Kayıran",
        "poem": "\n\nyüzümdeki leke arzu güneşinden hatıra \nsesimdeki girdap \niçimden sökülen kökdala\n\nuzun geceler bazen böyle \ngövdeme vura vura içerden \nuyandırıyorum ya kendimi Necati! \nrüyada bana görünenler olmasa \nbeni uykuya götürenler olmasa \ntekrar nasıl dönerim ben kendime Necati! \n\nsuçluluk izin vermiyor özgürlük duygusuna \ngünışığına çıkınca kamaşıyor göz \nbakarken güneşin utkusuna\n\nakın var akın, içimden akın \nbeni güneşe götürüp yakın \ngüneşe varamayanlar \ngüneşin uykusuna yakın\n\nsökülerek gidiyor insan \nboşluk halinde her durak düşerken benzine \nkökleri iç açılarının toplamında \nbiriken bir krizle gidiyor \nöyle akarak dipten dalın benzine \nbaksalar alevalır, ağır alev \nbaksalar güneşini yitirmişin benzine\n\ndoluluk yok bizim gecemizde \niçimizde büyürdü güneş \nsayrılık hatırlamadı uykusunu sesimizde \nçok seneler geçti, geçmedi \nöyle memnun ki yerinden \nsadece \"keşke\"lerdi beliren gönümüzde\n\nböyle çıktıkça dünyadaki yerimden \ngölgeler neden kısalıyor içimde \nbilen yok ne yapacağımı kaygı belirdiğinde \nkefilim yok! yok kelimelerden başka \nyok olan bu güneş tutulmasında \nşimdi tekrar nasıl dönerim ben kendime\n\nBu cıvayı kim koydu kalbimize Necati? \n\nVarlık, Ocak 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Yeniden Doğacak",
        "poet": "Bahri Çelik",
        "poem": "\n\nHep yanyana Türkmeni lazı çerkezi\nDüşmana inat gönlümüz sevgi dolacak\nBırakıp bir kenara kini nefreti\nKaranlık kaybolup gölgeler kalkacak\nUfuktan güneş bak yeniden doğacak\n\nSarsılacak Nemrut Fravun Ebu cehiller\nBirbir yurdumuzu terkedip gidecekler\nBoşa çıkacak nice tuzak ve zulümler\nKaranlık kaybolup gölgeler kalkacak\nUfuktan güneş bak yeniden doğacak\n\nGörkemli tarihi kadar güçlü yurdumuz\nYeniden yükselerek lider olacak\nDuysun zalimler gelmeyecek sonumuz\nKaranlık kaybolup gölgeler kalkacak\nUfuktan güneş bak yeniden doğacak\n\nBaş verip baş alan o yiğit başbuğlar\nGelince biter makama olan sevdalar\nHuzur barış sevgi içinde tüm insanlar\nKaranlık kaybolup gölgeler kalkacak\nUfuktan güneş bak yeniden doğacak\n\nDünyaya gelen her çocuk yarınından\nEmin olarak hayata adım atacak\nYol gözleyen umudunu kesmeyecek\nKaranlık kaybolup gölgeler kalkacak\nUfuktan güneş bak yeniden doğacak\n\nEli kanlı ahtapot ortadan kaybolacak\nSahte yüzlülerin planı bozulacak\nİnsanlar birbirini sevip kardeş olacak\nKaranlık kaybolup gölgeler kalkacak\nUfuktan güneş bak yeniden doğacak\n\nBeşbin yıllık çınar yeniden yeşerecek\nDallardaki çiçekler meyve verecek\nSözümüz doğru amacımız belli olacak\nKaranlık kaybolup gölgeler kalkacak\nUfuktan güneş bak yeniden doğacak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Yalnız Kırılmaz",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nUnutmak kolay değil, sessizlik ondan kolay\nAslı olan kaybolsa, gül fidanı sorulmaz\nYaşam yaprağı sarmış, toprağa düşmek olay\nBir gün bile yok olsa, güneş yalnız kırılmaz\n\nKelebek ömrü kadar, hayat bazen salınmaz\nNe kırmaya gelinir, ne de onsuz solunmaz\nİyi dost antikadır, eskidikçe bulunmaz\nBir gün bile yok olsa, güneş yarsiz darılmaz\n\nBir daha dönme şartım, yoktur artık dünyaya\nÇok iyi biliyorum, mahsur kaldım rüyaya\nBen sevgi diliyorum, olmayacak hülyaya\nBir gün bile yok olsa, güneş yalnız kırılmaz\n\nTanıdıklar çoğaldı, sevenler eksildikçe\nGönülleri doğaldı, alemi terk ettikçe\nGeleceği tükenmez, ölüm hakedildikçe\nBir gün bile yok olsa, güneş yalnız kırılmaz\n\nOkunan her mısrada, adın romanım olsun\nYazdığın hikayeler, anılara tam dolsun\nSon toprağın altında, bedenlerin kaybolsun\nBir gün bile yok olsa, güneş yalnız kırılmaz\n\nBahattin uzaklaşma, yare kavuşmak için\nGerekirse yakınlaş, hatırda kalmak için\nSusmak gerekse bile, anmak anılmak için\nBir gün bile yok olsa, güneş yalnız kırılmaz\nBahattin Tonbul\n17.3.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Yine Doğacak",
        "poet": "İzzettin Akyapı",
        "poem": "\n\nVarsın can dediklerin, namertlere katılsın\n\nDostlukları pazarda, tek kuruşa satılsın\n\nSenin verdiğin şanı, hak etmeyen atılsın\n\nSen üzülme yüreğim, güneş yine doğacak..\n\nVarsın tüm umutların, baharında son bulsun\n\nSevgileri dilinde, göçebeler kahrolsun\n\nYalan dolu şerbetten, yürekleri hep dolsun\n\nSen üzülme yüreğim, güneş yine doğacak..\n\nVarsın hep gündüzlerin, karanlığa sarılsın\n\nGecenin yalnızlığı, gözyaşıyla karılsın\n\nSenin sunduğun aşkı, hak etmeyen darılsın\n\nSen üzülme yüreğim, güneş yine doğacak.\n\nVarsın sevinç rüzgarı, sesine karışmasın\n\nAcı yüklü gözlerin, neşeyle tanışmasın\n\nKaybettiğin mutluluk, isterse barışmasın\n\nSen üzülme yüreğim, güneş yine doğacak..\n\n15.08.2014\n\nİZZETTİN AKYAPI\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Yelkenlisi",
        "poet": "Gökhan Üçkaya",
        "poem": "\n\ngeceyi ördü bir mozaik siyah ve beyazla birlikte\nağaç dallarında çocukluğum\no dallardan uzak denizlere başlardı yolculuğum\n\nkaytan bir yelkenli alıp başını giderdi\noysa hep evime gitmek isterdim\nama gidemem yalnızlıktan hep korktum\nhiç unutamadım çocukluğun o gri akşamlarını\nrakı kokan küfür gecelerini\nya da benim hiç yelkenlim olmadığını\nhiç bir şeye yeniden başlayamayacağımı unutamadım\n\nelektirik direklerine ulaşırdı söylediklerim\nve hep aynı renkti odamın duvarları\nkimse\nkimse bitiremedi o gri kaygıları\n\nyumuşacık bir gece sarsaydı beni\nyumuşacık bir uyku\ndalgalarla bir martı taşır gibi salınsaydı\ndeseydim bu benim sıcacık evim ve uykum\n\nboşuna değil her yağmur yağışında o uykuyu aramam\naramıza hiç bir renk girmemiş\nhiç duvarlar gri olmamış\nya da hepimizin bir güneş yelkenlisi varmış gibi yaşamam\n\nyelkenleri güneşin doldurabildiği\no sevgisiz\nmartı salınışsız\ngüneş yelkenlisi\n\n(Emek,1990)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Yıldız",
        "poet": "Birhan Keskin",
        "poem": "\n\nYol uzun, güzergah zorlu; ne demeliyim? \nZarif kardeşim benim, \nSeni aldım yanıma, ikizimi almış yürüyor gibiyim. \n, \nSana yıldız sana güneş mi demeliyim, \nGünümde hayret gecemde hayret istedim \nYer yer senin gibiyim ben yer yer kendim. \n, \nİnsan olan yerlerim çok ağrıyor, \nOlsun, yine de sen kapanma, şu sıra benim, \nYerine bırak ben incineyim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş yüzlüm",
        "poet": "Selçuk Sen",
        "poem": "\n\nSımsıcak bakışların\nIşıl ışıl karşımda\nYakıyorsun beni\nGüneş yüzlüm\n\nKalbim bir yangın yeri\nRuhum sende kilitli\nAşk ateşi sardı beni\nGüneş yüzlüm\n\nÇok güzelsin yanımda \nAklım değil başımda\nBambaşka sevgisin bende\nGüneş yüzlüm\n\nDokundukça tenine\nCoşuyor arzularım delice\nÖpüşlerimiz sevgi dolu\nGüneş yüzlüm\n\nDeli Selçuk çok sevdi\nAklı başından gitti\nSımsıcak aşksın yüreğimde\nGüneş yüzlüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Yüzlüm",
        "poet": "Nevzat Güzeldere",
        "poem": "\n\nbir şey anlatır gibi\ndüşman  çatlatır gibi\nsanki abartır gibi\nbakma be güneş yüzlüm\n\nsırası değil, olmaz\nateş tüterse, durmaz\naşk bu,engel tanımaz\ntanımaz güneş  yüzlüm\n\nduygudur aldanırım\nkördüğüm bağlanırım\ndiyemem utanırım\nyanarım güneş yüzlüm\n\nben küçük bir çiçeğim\nserçedende ürkeğim\ndokunursan titrerim\ntitrerim güneş  yüzlüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Yüzlü Kadınlar",
        "poet": "Cumali Balıkçıoğlu",
        "poem": "\n\nBizim coğrafyada\nYa anne, ya eştir kadın\nSeverse aziz bir su\nKızarsa ateştir kadın\n\n \n Bizim coğrafyada\nYa kardeş ya eştir kadın.\n Küçük mum ışığı değil,\n Kocaman bir güneştir kadın...\n\n\nÇocukluğumun geçtiği o yoksul yüzlü coğrafyada\nGözyaşlarını geceye saklayan, nice ipek yürekli, güneş yüzlü kadınlar tanıdım.\nEn ipek yüreklisi,  en güneş yüzlüsü benim annemdi.\nAnnem hiç sevmedi bu şehri\nMemleketinden uzak,  toprağından, dalından koparılmış bir çiçekti.\n\nAnnem için dünyada hiçbir su\nFırat kadar güzel akmadı.\nVe annem dünyada hiç bir suya\nFırat kadar güzel bakmadı.\n\nDünyanın her yerinde\nHayatın hangi penceresinden bakarsanız bakın.\nYaşadığı coğrafyaya benzeyen kadınlar görürsünüz...\nSiyah, Beyaz, Sarışın, Kumral.\nRenkleri, dilleri farklı olsa da,\nKaderleri   sorunları bir birine benzer dünyadaki kadınların…\n\nSevginin sürekli,ömür boyu olanından yanayım.\nOldum olası günlük sevgilerin yapay sıcaklığı tutmaz  beni.\nKadınlar günü...Anneler günü... Sevgililer günü...\nÜç yüz altmış dört gün pas geçilen,ama o günün akşamı \nNe kadar feminist, ne kadar hümanist, ne kadar ateist varsa,\nTelevizyona çıkıp bir çırpıda  kadınların  bütün sorunlarını çözerler..\n  Aslında uzun süren gecenin sonunda, laf kalabalığından öte bir şey değil geriye kalan...\nErtesi günün sabahında, kadınlar ve hayat, kaldığı yerden devam eder.\nAslında araştırıldığında günlük anmaların ucu bile, batılı toplumlarda \nEkonominin aheste gittiği  dönemlerde, piyasalara kısa vadeli de olsa bir canlılık getirme eylemidir...\n\nÖnce hayatın devamlılığını sağlayan, dünyaya getirdiği çocuklarla\nEvleri çiçek bahçesine çeviren ve cennetin ayaklarının altında olduğu,yeryüzünün (olmazsa olmaz çiçeği) Annedir Kadın…\nSonra mutfakta aşçıdır, hastanede hemşire, konfeksiyonda overlokçu\nPamuk tarlasında ırgat,  kötü niyetli insanlar sonucu, şehrin barlarında  konsomatristir kadın...\nBazen, peşinde en çok koşulan, bazen paylaşılamayan, uğruna ölümlere gidilen gizemli bir bahar dalıdır kadın.\nBazen bozuk para gibi hoyratça harcanan, karşılığı olmayan bir senet gibi yırtılıp atılan müsvedde...\nÇocukluğumun geçtiği coğrafyada,  iffettin, kibarlığın en ince resitali\nGözyaşlarını geceye saklayan ipek yürekli, güneş yüzlü kadınlar tanıdım.\nEn şiir sözlüsü, en güneş yüzlüsü benim annemdi...\n\n Sembolik olsa da aşiretler,\nFeodal düzenlerden kalma, despot yaşamlar töresi berdel belası yüzünden,\n Fırat’ın mavi sularında, nice güzel, genç kadınların intiharına canlı tanıktır gözlerim... \nÖlenler hep kadındı,  sözün bittiği yer de, erkekler\nkifayetsiz sözler söylese de, gidenlerin ardından, ağıtları yakan yine hayata kalan kadınlardı...\nAslında, feministlerin abarttığı kadar kadınlar çok şey istemiyor. Dürüstlük, biraz sevgi biraz saygı.Bu da imkansız değil, hayat devam ediyorsa,\nGeç kalmış sayılmazsınız. Üzdüğünüz bir kadın varsa. Anneniz, eşiniz, kardeşiniz her neyse, söyleyin! şimdi değilse ne zaman? \nŞairin  (dışarıda gürül gürül bir dünya)  dediği mevsimdeyiz..Kuşlara, çiçek açan ağaçlara bakın. Adı sevgi olan bir cemre de, siz düşürün yüreğinize... Düşürün ki, eksik kalmasın  hayata dair aldığımız nefes, çektiğimiz resim..\nVe o güneş yüzlü kadınları arkamıza değil, yanımıza…\n saçlarından değil,ellerinden tutup hep birlikte gülümseyelim hayata..\n.         \n               Kadınlarımızın önce insanca, sonra kadınca yaşayabileceği güzel bir dünya dileği ile...\n\n\n                                           Cumali Balıkçıoğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Yürekli Yiğitler",
        "poet": "Osman Coşkun",
        "poem": "\n\nSofradan kalkıp da şaha kalktık zemheride\nBu dağlar bizimdir karıyla birlikte, ey gidi ey\nKaf dağına yürüdük sabah ayazıyla, karlıydı yollar\nSırtımızda patladı zoraki tükenişler, ey gidi be ne gam yiğidime\n\nÇile dediğin çekildikçe tükenir avradım, ardımızda kaldı akşam ayazı\nKara kış beyaza bürümüş fidan başlarını, başlar hâlâ yüksekte\nBizim bir zamanlar özgürlüğümüz vardı, martı boylarınca kanatlarımız\nYok oldukça dirilen yanlarımız vardı, pirzola tadında kahkahalarımız\n\nBizim bir zamanlar küfürlerimiz vardı, kan revan içinde kalışlarımız\nKırık saz efkarında susuyordum, susma hakkımı kullanıyordum\nCebren intihar ediyordu özgürlük tutkumuz, karanlık tonajlı bastırıyordu\nDoğum günü türküleri hatırına yaklaşıyordu simsiyah bir şafak vakti\n\nArtık aklımızda kalan bir sıcak kahkaha, oda hile ile elimizden alınıyordu…\nYüzümüzde hayra alamet belirti yoktu, yaşam ünitemiz iflas etmişti…\nŞerefe içiliyordu kanımız şarap niyetine, helal olsun be…\nÖzgürlük dediğin uçkurunda değil insanın, martı boyunca kanatlarımız vardı bizim\n\nGüneş dediğin yiğidin yüreğinde…yürek dediğin martı kanadında...\nmartı dediğin cebren intihar uçkurunda...ipi cellattan hediye...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşden gelen musiki",
        "poet": "İbrahim Tezol",
        "poem": "\n\nGüneşten Gelen Musiki\nBir akşam üstü serinliği; rüzgar ağaçları okşuyor \nBenim deli dönül gözü kapamış güneşe doğru koşuyor\nBağrını açıyor toprak güneşten düşen pembeliğe \nGebeliğe hazırlanıyor gece birbaşka gebeliğe\nBakalım negelecek gecenin kucağından \nBelkide bir fasıl kimsesizler bucağından\nGüneş doğduğu yere elsallayara batıyor\nİçindeki aydınlığı mehtaba yollayarak batıyor\nGünüşteki bu batışı izleyen daha bahtiyar deryada\nSanki güneşi kollarını açmış bekliyor bir yar deryada\nVe güneşten gelen yansıma bölüyor denizi ortadan ikiye\nHaydi güneş, haydi deniz zamanın deminde musikiye\nGüneş musikiyle  gülüyor tabiata, tabiat pür dikkat\nİnsanda ki sahte gülüşe inat, işte  gülüşteki hakikat\nOana bütün güzellikler tıkışmak istiyor\nGüneş denizin üzerinden benimle el sıkışmak istiyor\nİşte uzatıyorum elimi haydi götür beni sonsuza\nElveda dünya ben gidiyorum, gönder kefeni sonsuza\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşçağ Savaşçıları",
        "poet": "Erdem Bayazıt",
        "poem": "\n\nGözlerinde gök sancısı \nİçlerinde okyanus uğultusu uzun mızraklarla \nyararak karanlığı \nGelip dayandılar şehrin sivrilmiş tırnaklarına \nÇarpık dudaklarıyla kırpılmış saçlarıyla \nSoyguna uğramış yüzleriyle \nBarbar ellerin işgal ettiği sonra terk ettiği \nHarabe kadınlar \nGidip gidip gelirlerdi camekanlı çarşıda \nBu kirazı kim yer kim satar \nHangi savaştan arta kalmış bu çocuklar. \nSonsuz devirleri aşarak savaşçılar geldiler \nVe akşamın ipini kestiler \nGece putun üstüne devrildi put yere devrildi \nYanlış pazarlara sürülmüş yılgın uykusu şehrin \nOrtasından bölündü. \nKollarını derin balkonlara dayamış bilinçleri \nustura savaşçılar \nTaradılar gözleriyle ağır ağır şehrin saçlarını \nAyıkladılar bir bir bitlerini \nFosfor ellerini uzatarak balkonun uçsuz uzantısından \nYanan şehri tuttular \nŞu bizim atımızdır deniz hipodrom \nNehrin yatağını öp sen ey savaşçı \nBirikinti gölleri geç apartmanları geç kaldırımları \nBir bir ayıkla mezarları. \nGüneşçağ öncüleri yolları tuttu dua erleri tuttu \nYüzleri Mekke ülkesi gözleri Medine çeşmesi \nElleri altınçağ mimarı.\n\nAnkara 1966\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Yüzlüm",
        "poet": "Erol Duran",
        "poem": "\n\n\nSpor haberleri:  ve güncel haberler\n\n \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş yüzlü güzel yarim",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nGüneş yüzlü  güzel yarim\n\nAğ gelinin ermişinden\nSevenlerin dervişinden\nYaşamın gün görmüşünden\nGüneş yüzlü güzel yarim\n\nHayata gülen yüzlerden\nSözlü sohbetli sözlerden\nAğlarken gülen gözlerden\nKır çiçek kokulu yarim\n\nGök yüzünde kuşlar gibi\nEğilmeyen başlar gibi\nSevdasıyla kışlar gibi\nKardelen sevdalı yarim\n\nKarı eksilmeyen dağım\nDost Şeref benim durağım\nSevgidendir tapınağım\nİbadet kokulu yarim\n\n09-05-2008\nDost Şeref\nKimden: ayşemgülüm (Bayan, 59)  \n Kime: Grup: Bir şey yapmalı\n Tarih: 10.5.2008 08:08 (GMT +2:00) \n\n\n Konu: Yn: [bir-sey-yapmali] Güneş yüzlü güzel yarim \n\n  Ağ gelinin ermişinden \nSevenlerin dervişinden \nYaşamın gün görmüşünden \nGüneş yüzlü güzel yarim \n\ngününüz aydın, sevginiz daim olsun.kaleminiz hiç bitmesin Hollandaya selamlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşe Ait Çocuk",
        "poet": "Cahit Sıtkı Tarancı",
        "poem": "\n\nGüneşin arkasında görünen çocuk,\neliyle güneşi gösterir durur.\ncamlar arkasında düşünen çocuk,\nhırsından camlara yumru....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşe bakıyorum.,",
        "poet": "Mehmet Sani Özel",
        "poem": "\n\nHafıza kartlarıma\nRenkleri zerk ederken\nIşıkla barışıklığına bakıyorum\nPıhtılaşmış bir damla kanda kara\nYaralıyım dilini okuyamadığım andan\nDamardan çıkmaya gör sen bir kere\nSuyun kudretine aşina, onun için\nToprağa akıyorum..,\n\nMitralyöz bombardımanına tabi alyuvarlar\nKırmızının duvarlarında lacivert asılmalar\nKılıcın ters tarafından., Yediğim darbeler\nNe olur bırak! Üzerimde kalsın harabeler\nGözlerimi alsını diye., Güneşe bakıyorum\n\nİki düğüm bir siyem iplikte\nAhbap olamadık biz, izan’a birlikte gittikte\nVakfedilen mana, olgunlaşma adreslerine uzak\nSöz gelimi ifadeler, hayal âlemine tuzak\nİstifa ediyorum senli benli düşlerden\nBize ait ne varsa., Yakıyorum..,\n…\n\n09.02.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş Yüzlüm",
        "poet": "Salih Kozan",
        "poem": "\n\nGüldüğünde güller açar yüzünde \nHayatın boyunca gül güneş yüzlüm \nİyilik, güzellik çağlar özünde \nHer zaman, hep böyle kal güneş yüzlüm \n\nBütün mutluluklar seninle olsun \nUmudun yeşersin dertlerin solsun \nYaşama sevinci, kalbine dolsun \nDünyada huzuru bul güneş yüzlüm \n\nVuslata götürsün hayat denen yol \nBahtın açık olsun şansın ise bol \nBirtek dileğim var oda mutlu ol \nGözyaşını artık sil güneş yüzlüm \n\nİyilik güzellik insana kalan \nBaki olan Allah gerisi yalan \nSende herkes gibi gez toz oyalan \nBu dünya geçici bil güneş yüzlüm \n\nDikkat et yüreğin dönmesin taşa \nDileğim hiç bir dert gelmesin başa \nYanlışa sapmadan gönlünce yaşa \nÖmrünce dosdoğru, ol güneş yüzlüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşe Dön Yüzünü...",
        "poet": "Hüseyin Yanmaz",
        "poem": "\n\nSoğuk rüzgar esiyor \nDumanlıdır dağlar\nBir ben \nBirde hayalin var \nAmansız dağın eteğinde\n\nSeslendim \nSeslendim duymadın sesimi\nDolu fırtınalar koptu yüreğimde\n\nGeceler karanlık\nGeceler sessiz \nGeceler acı \nGeceler zehir oldu bana sensiz \n\nGittin gelmedin \nUfaktan bir güneş doğsada sensiz \nKuruyacak belkide bıraktığın gülün\nGeceler dost olmuyor bana\nGüneşin doğuşuyla kayboldu yıldızlar\n\nÇok aradım seni bakışlarımın arasında\nTüm hayalim uçup gitti elimde \nGözyaşlarım karıştı gecenin ayazına\n\nSanki bir daha doğmayacakmış gibi battı güneş \nOysa ne çok sevmiştim seni \n\nHayat köşe bucak kaçıyor sanki benden \nSessizce etrafımda dönüp durdum\n\nOysa gök yüzünde parlayan güneş\nKalbimi yakaçak kadar ateşliydi\n\nAdını andığımda \nKayboldu yıldızlar gün boyu\nSanki korkuyordu bedenim \nUsul usul seslendim \nNe duyan oldu nede gelen \nGecenin sessizliği düştü içime \n\nGüneşe dön yüzünü der gibiydi bakışların\nBelki bir yudum su ver der gibiydi dudakların kurumuş\nBak şimdi yalnızlığım itiyor beni ateşin içine\n\nGöz benim geceye umutla bakan\nEssede fırtınalar uzattım ellerimi \nHadi tut elimi seninleyim ben\nDünyanın sonu değil terk ediyor bakışların\n\nKızgın güneş vursada tepeden \nSaipsiz çöllerde gezip duruyorum sensiz...\nHüseyin yanmaz\n20/02/2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşe Bela Gözlerin",
        "poet": "Tuna Öztürk",
        "poem": "\n\nGüneşe bela gözlerin,güneşe\nGüneşe\n        Güneşer\n                   Gün eşermek\nGünü  tırnaklarımızla eşermedik mi gömüldüğü dipsiz karanlıktan\nÇıkarmadık mı,gecenin suratına tokat gibi yapıştırmadık mı günü\nGüneş gündüzleri olur\n                    Gözlerin güneş\n                              Gözlerin güneş her zaman gözlerin\n                                                      Güneşe bela gözlerin.\n\nBülbüle ceza sözlerin bülbüle\nBir duyan seni,gitmiyordu\nAkşamlar şimşek gibi çakıyordu\nVe sen bana gelince  film izlemeye,film bitince bir de\nBülbüller uyuyamıyordu….\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşe Boyayın Aşkları",
        "poet": "Ahmet Tığlı",
        "poem": "\n\nGüneşe boyayın aşkları\nSarı,parlak,kızıl sıcak\nYakıcı olsun kanatları\nYüreklerimizde yakamoz kıpırtısı\nGözbebeklerimizde dolunayın ışıkları\nBir serçenin yüreği kadar hafiftir\nSevda şarkıları...\nMavi bir deniz çöksün üstümüze\nHafiften bir yel esintisi\nLeylekler sevda taşısın sıcak iklimlere\nMehtap geceyi emzirsin aydınlığından\nYüreğinden alev fışkırtsın güneş\nYaz akşamları...\nGüneşe boyayın aşkları\nSarı,parlak,kızıl sıcak\nGönül tuvallerimizi renklendirsin\nFırça darbeleri...\nSarı bir yaprak gibi dolansın dünyamız\nİçinde fırtınalar esen mavi bir denizde\nÖzgürlüğün aşka tutsak edildiği saatlerde\nYelkenli gemiler uğrasın limanlarımıza\nAlnımızda güneş yanığı kader\nBedenlerimiz yangın yerinde derbeder\nTüm aşklar güneşe seferber\nGüneşe boyayın aşkları\nSarı,parlak,kızıl güneş renginde\nBoy versin başakları...\n\nAhmet TIĞLI  2.7.2008  (sevgi Merdivenleri)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneş yine doğacak",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nBelki yarın kim bilir bel ki ondan da yakın\nMutlaka ve mutlaka, ödenecek her hakkın\nBu günlük sen sabreyle, şiddetten de çok sakın\nBu karanlık bitecek, güneş yine doğacak\nSema nura bürünüp, karanlığı boğacak\n\nBir gün düze çıkarız, bize kalır bu meydan \nHedefi bulacağız, çıktı artık ok yaydan\nAdaletli olunca, ne cin kalır ne şeytan\nBu fırtına dinecek, yine rahmet yağacak\nKaranlıklar bitecek, güneş yine doğacak\n\nTorpil rüşvet bizleri, mutsuz etti, bitirdi\nDayanılmaz bir çok dert başımıza getirdi\nÇoğu bundan dolayı, umudunu yitirdi\nÜmitvar ol ey gencim, güneş yine doğacak\nSen gönlünü geniş tut, ona cihan sığacak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşe dön yüzünü....",
        "poet": "Halide Selcan Karagül",
        "poem": "\n\nGüneşe dön yüzünü....\n\nGüneşin ışığı kaybolurken semada \nGökyüzünde yağmur bulutları densetmekte \nHafiften düşerken yağmur damlaları \nGüneşe dön yüzünü bak alabildiğine... \nToprak ananın yüzü ıslanırken yavaşça \nİnceden inceye yağmur sesi gelir kulağıma \nNinni etkisiyle dokunur ruhuma... \nHer düşen damla seni getirir bana \nMiss gibi toprak kokusu serinletir yüreğimi \nTutarken avucumda özlem ateşini... \nYağmur bulutları yavaşça kaybolup güneş göründüğünde \nGüneşe dön yüzünü bak alabildiğine.... \n\n30 Eylül 2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşe göç edenler",
        "poet": "Cevat Çeştepe",
        "poem": "\n\nsen durabilir misin önünde bu selin.\nördüğün duvarlar durabilir mi.\nbugün burada isek yarın kollarındayız güneşin.\niçindeyiz yani, hiç olmadığınız kadar hiçbirinizin\nhalaya duracağız çığlıklarımızla. \nsanma ki bir kavganın sonrasındayız\nya da bir düğünün tam içinde.\ngöç yoluna tutunmuş kuşların kanadındayız.\n\nbu bir göç türküsüdür.\nsıcak fırınlarda elleri yanarken\nyürekleri donanların türküsüdür.\nki onların; \nher sabah gün doğarken yeniden açar \ndemir pasından  karanfilleri yüreklerinde.\nher günü bir ölüm ağıtı gibi yaşarlar.\nama ölümsüzdür onlar, çocuklar,\nölümsüzdür.\nbu bir sevdanın türküsüdür.\n\nbelki anlayamayacağı kadar uzak \nyüreği bir an bile olsun titremeyenlerin\nve hedefini hiç şaşmayan mermilerin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşe Döndü Ay",
        "poet": "Mustafa Erol",
        "poem": "\n\nGüneşe Döndü Ay\n\nAya gün değdi ya, güneşe döndü ay.\nGün değmesiyle artık, nurla söndü ay.\nBen güneşim der, oysa gün görendi ay.\nAya değmekle, yok olmaz ziya günden.\n\nGüneşten gelince aya, nurdan yaygı..\nGüneşim der ay, olmaz asla bir kaygı.\nAyın gün olmasına, duyulsun saygı.\nAya değmekle, yok olmaz ziya günden.\n\nAydaki bu aşkla gelir, her şey dize.\nSahil olur Konya, ova olur Rize.\nDenizler birleşir, bakarlar yüz yüze.\nAya değmekle, yok olmaz ziya günden.\n\nMet cezirlerle, kabarır tüm denizler.\nAyın gülmesiyle, gül olur benizler.\nMecnun selam durup, bu sevdayı izler.\nAya değmekle, yok olmaz ziya günden.\n\nAy güneşe benzer artık, güneş aya.\nHamsilerse denizden, göçerler çaya.\nGüneş bıktım der, aya bakmaktan güya.\nAya değmekle, yok olmaz ziya günden.\n\nMustafa EROL\n30 Aralık 2012 / Pazar\nManavgat / Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşe Hasret Yüzüm...",
        "poet": "Hüseyin Yanmaz",
        "poem": "\n\nBu yalan dünyada gülmedi \nBir gün yüzüm \nAyrılık hasretti \nDüştü içime kor gibi \nGüneş batarken kayboldu gölgem\nDoğar diye bekledim yıllarca \nDört duvar arasında \nDoğmadı güneş \nYaralı yüreğim hep acı doldu\nBıraktığın güller sararıp soldu \nAğaçlar kuruyup yapraklar soldu \nBekledim bekledim doğmadı güneş \n\nHer yer hüzün ve çile ile dolu \nDoğarmı bugünde sensiz güneş \nDalda yaprak kurumuş \nGözelerde su akmaz \nAdını andıkça yüreğim dayanmaz \nAkar gözlerimde damla damla yaş\nDün gece sana geldim \nYine sensiz yine çaresizdim\nElimde resmin yüreğim de sen\nYürüdüm yollar uzun ve çaresiz\nAç kollarını sana geldim \nGüneş doğarken uykusuzdum dağlarda \nHüzünlü bakış karardı dünyam \nGörmez gözlerim bir avuç toprak \n\nKonarmı bir daha pencereme kanadı kırık kuş\nDüştüm kimsesizim çaresizce ağlarım \nUmudum tükendi kimseler yok yanımda \nBir tek gök yüzünde yıldız \nBirde hayalin\nResmine bakıp halalini kurdum \nGüneşe hasret yüzüm \nSaklanmış güneş bulutların ardına \nDoğarmı bir daha bana güneş \nSabırla bekleyeceğim yolunu\nDoğacaktır karanlığa bir gün batan o güneş...\nHüseyin yanmaz\n20/11/2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşe Medeniyetin Kara Lekesi Düşüyor…",
        "poet": "Dinçer Demirel",
        "poem": "\n\nGökyüzünde mavilere özlemdir duyulan, \nDoğa medeniyetin vurdumduymazlığında \n\nGözlerimizin önünde tükenirken gökkuşağı renkler \nNereye vuracak güneşin aydınlığı \nHangi sabahları ısıtacak soluk ışıkları, \n\n/ Heyhat Güneşe Medeniyetin Kara Lekesi Düşüyor…/\n\nGökyüzünde mavilere özlemdir duyulan, \nDoğa medeniyetin vurdumduymazlığında \n\nGözlerimizin önünde tükenirken gökkuşağı renkler \nNereye vuracak güneşin aydınlığı \nHangi sabahları ısıtacak soluk ışıkları, \n\n/ Eyvah Güneşe medeniyetin kara lekesi düşüyor… /\n\nYeryüzünde toprağın kokusu \nToprakta yağmurun bereketi \nMaviler sevginin sıcaklığı \nYeşiller canlının barınağı \nSular yaşamın kaynağı, \nMedeni teknoloji canavarı hepsinin düşmanı\n\nSabaha doğan güneşi gördüm, \nCan saçan ışıklarına karamsarlık hâkim olmuş, \nYitirmiş parıldayan canlılığını, \nUzaklaşmış benliğinden \nSoluklaşmış benzi \nGüneş üşüyor \nGüneş titriyor, \n\n /Eyvah can çekişiyor sabahlara aydınlık saçan canlıya can katan ışıklar…  / \n\nToprağa bereket sunan \nYağmurlara gebe bulutların gökyüzünde ki süzülüşünü gördüm \nKapılmış serseri rüzgârların oynak cazibesine \nHangi memleketlere akıp gidecek \nHangi şehirlere varacak \nHangi uzak köylere bereket sunacak, \n\nHer yağmur damlası toprağın kokusunu duyacak benliğinde. \nToprağın her zerresi suyu okşayacak elleriyle \n\nBulutlar ağlayacak, \nToprak coşacak, \nİnsanoğlunun vahşetinin olmadığı yerlerde, \nÂlem bereket bulacak \n\nToprağın her zerresi buluşacak bulutların gözyaşlarıyla \nKucaklaşacak yağmurlarla, \nTohumlar oynaşacak damlalarla, \nFilizler bin bir umutlarla Güneşe baş uzatacak \nÂlemi mutluluk saracak, \n\nMedeni teknolojinin olduğu her yerde \nToprak insanoğlunun zalim ayakları altında ezilmiştir. \n\nKulakları tırmalayan sesler duyulur \nYeşillenmiş toprak allak bullak olur \nMavileri toz duman bulutu \nSuları çamur deryası kaplar \nGökyüzüne ucube beton kollar yükselir \nÇelik parmaklar güneşe hançer gibi uzanır \n\nBu katliamda daha kaç gövde toprağa düşecek \nKaç körpe fidanın umudu yitip gidecek \n\nSevinçler bir anda ağıtlara \nMutluluklar karamsarlığa dönüşecek \nToprak yasa bürünecek \nBulutlar gözyaşlarını dökecek \nIssız dağlarda rüzgârların sessiz ağıtları yankılanacak \n\nGökyüzünün maviliği benliğini kaybediyor \nGüneşe medeniyetin kara lekesi düşüyor... \n\nTeknoloji gelişiminin eşliğinde kuşlar korkuyla kanat çırpıyorlar \nMedeniyetin kirliliğinde sularda ki balıklar havasızlıktan boğuluyorlar \nDoğada ki en vahşi, en yırtıcı hayvan bile \nBen şu insanoğlundan daha insaflıyım diye kendiyle gururlanıyor, \n\nBakmayın adımızın insan olduğuna, \nSakın aldanmayın insanlığın medeniyet masumiyetine \nO insanlık ki \nAslanlara, çakallara, sırtlanlara, akbabalara taş çıkarırcasına \nVaroluşundan beri medeniyet masumiyetinin altında ne canavarlıklar yapmıştır \nO insanlık ki \nVar oluşundan bu yana demokrasi maskesi altında ne kanlar akıtmıştır. \nO insanlık ki \nTeknoloji ve sanayi gelişimi sürecinde nice doğa katliamlarına imzasını atmıştır. \n\nBakın ayaklarınızın altında ki toprağa \nKoklayın toprağın kokusunu \nDinleyin toprağın sesini \nKulak verin toprağın fısıltısına, \nBakın varoluşundan bu yana nice acı öyküler anlatacaktır. \n\nGüneşe baş uzatan filizin ocağından ninni sesleri gelir \nBebek dünyaya gözlerini açmıştır \nSevinçler içinde mutludur doğa \nKara toprağa düşen fidanın ocağından ağıt sesleri yükselir \nGenç yiğidim toprağa düşmüştür, \nÜzüntüler içerisinde yastadır doğa \n\nÂlemin kısır döngüsünde \nBir ocakta ninnilerle sabah olurken \nBir ocağa ağıtlarla gecenin kör karanlığı düşüyor, \n\nİşte âlemin hali \nVaroluşundan beri insanlığın medeniyet canavarlığıyla \nDoğaya kendi dengesinde yaşama hakkı verilmemiş \nDemokrasi adı altında \nMazlumlara yaşama hakkı tanınmamıştır \n\nGözlerimizin önünde tükenirken gökkuşağı renkler \nGüneşe medeniyetin kara lekesi düşüyor…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşe Övgü",
        "poet": "Orhan Asena",
        "poem": "\n\nUnutulmuştum dost selamın almayı, \nGüneş; güzel güneş, aşk olsun sana.\nBir başka gösterdin bana dünyayı, \nGüneş; güzel güne....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşe Günaydın de",
        "poet": "İbrahim Kurt 3",
        "poem": "\n\nSabahtan uyanınca yüzünde gülümseyen\nİki parmak yükselen güneşe günaydın de \nİşitmeyen duymayan seni fark edemeyen\nKimseyi göremezsen  gülüşe günaydın de\n\nGeceyi karanlıkta günü ışıkta yaşa\nSokakta akasyadan kanadı kırık kuşa\nSenenin  ilk ayında cemrenin  dağa taşa\nDüşüyorken toprağa inişe günaydın de\n\nHer sabah bir tek defa gün doğuyor bu hana \nİzlemek neyin nesi sevdalan şu devrana \nYanı başından gecen gam yüküyle kervana \nGün yoluna düşmeden gidişe günaydın de \n\nCananın  dudağına kalkan göz kapağına \nSevdanın  sabahına gecenin toprağına\nÇiçekleri solmadan daldaki yaprağına \nYel değdi sararmadan  düşüşe günaydın de \n\n\nAntalya-20.01.2014-saat-07.30\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşe Selam",
        "poet": "Murad Ertaylan",
        "poem": "\n\nKabarcıklar nasıl büyüyerek koşarsa dipten yüzeye\nGüneş de hızlanarak yükseldi bu sabah, öylesine\nİç ısıtan gülümsemesi sesleri geri getirdi\nVe eşlik etti sükunet, göç eden gölgelere\n\nİlk, dalgalar dile geldi “Hoş geldin” diye\nSırasıyla kırlangıç, kumru, ardından da komşular\nSelam etti, ışıkların efendisine\nSenfonik bir “Günaydın” dedi yeryüzü, annesine.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşe Ne Oldu Anne?",
        "poet": "Yasemin Çağla",
        "poem": "\n\nBu sabah güneşi gördüm anne... \nKomşunun penceresinden... \nO doğdu,\nBen ağladım... \nHem yandım, hem ağladım... \nBen güneşe de, sana da doyamadım anne... \nİçimdeki çocuk hala büyümedi... \nİki gözü iki çeşme, \nEn öksüz haliyle durmadan ağlıyor anne... \nAvutamıyorum onu hiçbir şeyle... \n\nBak bu gün on iki kasım anne... \nTam on beş yıl oldu... \nGüneşe hasret kalmak nedir bilir misin anne? \nGöz yaşlarıyla sarılan sigaranın,\nNasıl ciğerine işlediğini insanın. \nVatan hasreti nedir bilir misin anne? \nYada öpmek istedin mi dağını taşını? \nHiç toprağının kokusunu çektin mi içine? \nNe ahlar kar eder insana,\nNe de vahlar...\nSorma annem... \nSus...\nSöyletme beni... \n\nNasıl anlatırım derdimi? \nAnlatsam da anlayabilir misin peki? \nSen hiç annesiz kaldın mı anne? \nHiç yasak ettiler mi güneşi gözlerine? \nÇocukça hayallerini yıktılar mı acımadan? \nKara giydirdiler mi başına daha on altı yaşında? \nSus annem... \nSorma...\nSöyletme beni...\n\nAğlıyorum... \nŞefkat istiyor içimdeki çocuk... \nSevgi istiyor... \nTeselli istiyor anne... \n\nBak... \nBak yine sabah oldu... \nKaç kişi güneşi görünce ağlar anne? \nBen ağlıyorum...\nHasretim güneşe... \nHasretim ellerine... \nGel de göz yaşlarımı sil anne... \nBas bağrına huzura ersin ruhum... \nİçimdeki çocuğu ağlatma yeter anne...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşe sevdalı",
        "poet": "İsmail Koca",
        "poem": "\n\nKış bitecek, cemre bir kez de benim için düşecek toprağa ve bir çiçek açacak, o GÜNEŞE SEVDALI\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşe Sevdalı Yürek",
        "poet": "Nurseven Atmaca",
        "poem": "\n\nBir güzellik doğuyor gönlüme \nŞiir’den\nSaçlarıma kelebekler konuyor\nBırakıyorum kendimi poyrazlara\nDenizlerde buharlaşıp filizleniyorum\n\nBir güzellik doğuyor gönlüme \nŞiir’den\nYağmur oluyorum\nSıcak bir yuvanın çatısında gülümseyerek\nAvuçlarıma düşüyor yıldızlar \nTek tek\nSürgün yemiş gönüllere dağıtıyorum\n\nSevgi oluyorum\nUmutları kuşatılmış kentlerin yüreğine\nIlık ılık esiyorum\nGölgesiz çatısız beşiklerin üstüne\nDerin göllerden sular içiyorum\nKana kana\nGök kuşağı renkleriyle sarıyor beni\nMerhem oluyorum \nTuz basılmış yaraların üstüne\nGün batımında\nGüneşin resmini çiziyorum\nYüzüme vuruyor yağmur \nÇisil çisil\nİçime  işliyor torağın yağmur kokusu\nDerinden bir oh çekiyorum \nUzak çok uzak dağlardan \nKışa tutulmadan yaza koşuyorum\nGüneşe sevdalı bir fidan gibi\nAkşamlara uzanıyorum\n\nBir türkü dolanıyor dilime\nNeşet Ertaş tan\nAçma Zülüflerin Yar Yar Yellere Karşı\nSenin Zülfün Benim Telim Değil Mi\nBülbül Figan Eder Güllere Karşı\nO Yar Benim Gülüm Değil Mi \nBir güzellik doğuyor gönlüme\nŞiir’den\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşe siper, aleme miğfer olmak isterim.",
        "poet": "Bedrettin Keleştimur",
        "poem": "\n\nBudanmak, kesilip yontulmak isterim\nTutunacak bir dal, budak olmak isterim\nGölgesiz, meyvesiz  bir ağaç neye yarar; \nGüneşe siper, aleme miğfer olmak isterim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşe Sitem",
        "poet": "İbrahim Adak",
        "poem": "\n\nkaranlık gitmesin bugece bitmesin\ndoğmasın güneş istemiyorum! \n\nben nekadar avutsamda kendimi\nbilirim aydınlık olacak bu gecenin ertesi\nve saracak onca günah dünyamı \nbir günah daha öpecek günahkar alnımı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşe Sarı",
        "poet": "Ahmet Hani",
        "poem": "\n\nSoyuqdur hava,\nŞaxtadı qardı,\nYaşayış evi,\nQefesdı dardı.\n\nElimden yapış,\nAtları minek,\nGüneşe sarı,\nDörd nala gedek.\n\nKulek sındırır,\nQapı bacanı,\nZulmet alıbdır,\nBütün her yanı.\n\nElimden yapış,\nAtları minek,\nGüneşe sarı,\nDörd nala gedek.\n\nRessam resminde,\nQefes çekmeye.\nHava qalmayıb,\nNefes çekmeye.\n\nElimden yapış,\nAtları minek,\nGüneşe sarı,\nDörd nala gedek.\n\nİnanma gülüm,\nGülen üzlere,\nAşaq dağları,\nYenek düzlere.\n\nElimden yapış,\nAtları minek,\nGüneşe sarı,\nDörd nala gedek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşe yağan kar gibiydiler",
        "poet": "İbrahim Düşkün",
        "poem": "\n\ney saklı kadim gerçek\ndağ doruklarına yücelsin ruhun\nkadrin bilir kentler yok artık\negemen oldu zorbalar,terazisi kırıldı hakkın\ninsanlık sustu,sanki zaman durdu\nduyan nede azdı yürek dağlı feryadı\numursamaz yüzünü sordum dünyanın\ndön bir bak dedi zaman\ndöndüm baktım\nzaman içinde zaman vardı\nzorbalardan nice gelen vardı\nkendine sonsuzluk rolün gören vardı\nkasırga gibiydiler,kırıp geçtiler\nyerlerden yurtlardan ettiler\nzulüm,gözyaşı,sürgün getirdiler\ngüneşe yağan kar gibiydiler\neridiler,eskidiler,kadim gerçeğe yenildiler\ngeçti gittiler,sanki hiç gelmemiştiler\n\nasra and olsun\ndön bir bak dedi zaman\ndöndüm baktım\nyüceler tahtında kadim gerçekti hükümran\nzorbaları bir bir figüran etmişti zaman\ngüneşe yağan kar gibiydiler\nşimdi nerdeler,hangi meskun mahaldeler\ngeçti gittiler,sanki hiç gelmemiştiler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşe Yazdım Seni",
        "poet": "Mahmut Karahan",
        "poem": "\n\nGün çekildi\nSaçlarını topladı sarı saçlı kız\nKızıla dönüştü\nSonra birden siyaha\nAkşam geldi\nKaranlık sallanıyor gecede\n Duyuyor musun\nSokakta kopan  gürültüyü\nDüşlerim anıları vuruyor\nTitremelerim ondan sarı saçlı kız\nKanım çekildi\nYüzüm kireç\nEllerim buz \nSarı saçlı kız neden korkarsın akşamdan\nGeceler sana gebe\nŞafak sancılı\nSabah ne kadar nazlı\nSen doğarken\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşe Sövenler",
        "poet": "Zeynal Yaman",
        "poem": "\n\nYa Râb! Öyle bir fitne asrında yaşıyoruz ki her şey perişan\nGüneşe 'karanlık' diye söverlerken bile her taraf ürüşan\nSorun, yarasaların kendi zindanını aydınlık sanmasında\nDemek ki ışığa düşman oluyor bir kez karanlğa alışan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşi Aratmasın",
        "poet": "Arif Madanoğlu",
        "poem": "\n\nateş küre taş küre uslanmaz balçık \naşk yoksulu çiğ bir çağa rastlantı olarak \ngeldim bir kere, gülyaşam hatırına \nkanımı tutuşturan huylar edindim \ngüneşin sütünü sağıp halklar sofrasına \nbağdaş kurup halklar sofrasında \nsevişken lehçeler gördüm, fakat \nkendi evrimini yenilen semender yüzünden \ndünyaya alışmak kolay olmadı\n\nsarsıntılarla kendini yenileyen gezegen \nbirbirimizin dilini ne kadar anlıyoruz, sorma \nsorma çocukluğumdur o bilinçaltı sıkışması \ngençliğimde dışavurum, taşıran damladır \nyatağını koruyan suyun diriliğinde \ntoprağın gücü, tohumun çalışkanlığına paralel \nrüzgârla atbaşı yarışan ilkelerim \nbastırılmış arzu olarak kalmıştır, sorma\n\neytişim! kalbimi tutuşturan büyülü kelime \naklın fiziği var ya, vardır elbet \ntekerleğin keşfinden beri aklın fiziği; \ngizemin şifresini çözmeye çalışıyor, çözdü bile \ndünün aşaması bugün, erte zaman nereye \nyaşama tutunmanın karşılığı olarak \nben bu ömrü \ndenizin derinliklerinde inci devşirir \ngibi dirhem dirhem kotardım, fakat \nterimi tiran, menevişimi zifir gece içti \nterimi tiran...\n\ndünyaya alışmışken tam \ngün ikindiye evrilmiştir \nimamın kayığı limanıma yanaşır bir gün \nyetinmezliğimle kalırım \nben bu serancamın resmini çerçeveletip assam, nereye \nşiir ey \nanlamına yenilmemiş bir imge getir bana \ngüneşi aratmasın\n\nPencere Dergisi Sayı: 28-29\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşi Bekledim",
        "poet": "Savaş Ceyhan",
        "poem": "\n\nKarabulutlar ardında\nSitem dolu hatıralar \nKarlı kış a....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşi batıran kadın…",
        "poet": "Asi Yılmaz",
        "poem": "\n\nHangi coğrafyadan akıp geldin bu topraklara \nIlgaz dağlarından Akdeniz e doğru neler taşıdın yüreğinde\nBu martılar ya bu martılar niye uçuyor denizin üstünde \nGüneş nereye, neden gidiyor sen gelince\nDur öyle kal resmetmeliyim güneşle birlikte \nMartılar ya bu martılar güneşin gittiğine mi üzülüyor \nSenin geldiğine mi seviniyor…\n\nIslanmak üzere güneş şimdi \nCaddeler telaşlı sahil boşalıyor birden \nGeride kırmızı cümbüşü kalıyor \nBir balıkçı takası açık denizlere abanıyor \nSen ey güneşi batıran kadın niye hüzünlendin öyle\nBak beyaz martılarda gitti işte… \nÜzerine tuz ekilmiş nem kokulu aşklar kaldı geride\n\nNeden susuyorsun neden konuşmuyorsun\nKimi bekliyorsun…\nUzak durma öyle yaklaş denize…\nBak nasıl geliyorlar sana doğru dans ederek ahenkle \nAy çıktı şimdi yakamozlar oluşuyor suda\nAkdeniz de böylemi oluyor akşamlar\nAnlat bakalım güneşi batıran kadın…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşi Beklerken",
        "poet": "Mehmet Zeki Gezici",
        "poem": "\n\nGüneşi beklerken\nbeni yüreğinde tut,\ndaha çok sevdiğini göreceksin..\n\nM. Zeki Gezici\n11. şubat. 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşi bekliyorlar",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nKırmızı kırmızı açmışlar güller\nRüzgârla dağılıyor\nSavruluyorlar\nÖbekler yarını bekliyor\nBelki onlarda kırmızı açarlar\nÇaresi yok\nÖtesi yok açacaklar\nAma kırmızı\nAma sarı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşi Bol Teri Bol",
        "poet": "Feyzi Kanra",
        "poem": "\n\nGüneşi bol teri bol\nSıcak bir yaz geçirdik\nDüşman  bize kurşun sıktı\nBiz düşmana soğuk ayran içirdik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşi Eksik Gelecekler",
        "poet": "Enver Akçiçek",
        "poem": "\n\nHer akşam kendi şiirini yazdırmıştır\nKaranlıklar aleminin üstatlarına\n\nVe umutlara karaçalınmış\nHer siyah çağrışımda\n\nDüşecek ilk günışığı korku uyandırmış\nSütünü karanlıktan emenlerde\n\nHer geçen korku uyandırmış,\nDuranlarsa umut eksiltmiş\n\nKırmızıyı düşünmek muhal olmuş gibi\nÇokça yeşil kullanılmış hayallerde\n\nİşte netameli düşler bunaltır insanı\nBu renksiz gecelerde\n\nHep ‘yarın’ tasarlanır karanlık kalemle,\nHep güneşi eksik gelecekler çizilir…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşi getirdiler",
        "poet": "Coskun Doğan",
        "poem": "\n\ndüştü ansızın bir bayrak\nyedi düvel sallandı\ngöz yaşı döktü kara toprak\nkıyamet diye adlandı\n\nkaranlık hükmün kalmadı\ngüneşi getirdiler\nbayrak kadar kutsal olmadı\nyıldızları yeryüzüne serdiler\n\nokudu künyesini dilsiz adamlar\nsağırlardan onay gelmedi\nkıtaları kıtalara ekledi hayvanlar\nözgürlükten bir ılık rüzgar esmedi\n\nmaddiyat şimdi ambarı kemiriyor\nkaçan fare kurtulur\nambar ambarda kendini yiyor\ndarı musallada kendini kurutur\n\nkaç asır geçecek dönmeniz için\nay yıldız esaret mi bilir\ndalgalanır gökkubbe görmeniz için\ntitreyip kendinize dönmeniz için\nkaç asır geçecek dönmeniz için\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Güneşi Görmek",
        "poet": "Ali Murat Memiş",
        "poem": "\n\nNe zaman kalem tutsa ellerim\nYa ölüm ya darağcı ya ayrılık\nTank sesleri sehpahalar ağlayan çocuklar\nya hep terkedilmişlik yada toptan acılar\nNe zaman kalem tutsa ellerim\nşiir diye hep kan tükürüyorum\n\nYa uçurtmalar düşüyor\nYada çığlık sesleri doluyor geceye\nve oğul haykırırken gözlerinde\nsevgiyse umarsız ve duyarsız\nNe oluyor nereye bu gidiş\nKimdiniz nereden geldiniz\nçalarken kör gitarcı\naşk baladları\nKahkahalar atıyor afrika maskları\nya o sırıtkan paalyaçonun hüznüne ne demeli\nüç kuruşa satılan dünyayımı sevmeli\nbir şey eksik ne kadar \ndolsada boşluklar\nkaranlıkta sırıtan\nanlaşılmaz birşey var\nUmutlarmı yok oldu\nbizlermi eriyoruz\ngüneşi görsek bile\ngörmedik diyoruz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşi Gördüm",
        "poet": "Selahattin Özbaş",
        "poem": "\n\nGüneşi gördüm dün ağlamaklıydım\nKutuptayaz vardı güneş acmıştı\nHasta yatagımda yatarken usulca\nGecmiş olsun dercesini hayalde\n\nAdam gibi sevdim adam olurcasına\nHayal de düşte varlığıyla ısınırcasına\nKutuptayaz ğüneş acmış ısıtıyor\nHasta yatağımda bana derman oluyor\n\nBir bilebilsem neden ğözler derine dalar\nBir bilsem her of cekişteki özlemler\nNeden bu kadar derinden özlemler\nKutuptayaz gibi özlendiğini bilebilse\n\nAkıp gececek zaman yine acımasızca\nBir çok şeyi alıp götürecek benden\nKutuptayaz gibi ısıtacak belki içimi\nYüregimin sıcaklıgını buza dönüştürecek\n\nCehennemin dibine cekip gidesim var\nTek elimde sıgara digerinde şarabım\nKutuptayaz sarhoşlugu gibi özlemi\nYalnızlıklar diyarına cekip gidesim var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşi Karanlık Bastı",
        "poet": "Hasan Korkut",
        "poem": "\n\nGöklerde şimşekler çaktı, \nYerde kasırgalar esti, \nIrmaklar kan dolup aktı,\n..........Günler, gecelerden tırstı, \n..........Güneşi karanlık bastı… \n\nTarlaya ekin ekildi, \nDağa duaya çıkıldı, \nGökte buluda bakıldı; \n……….Bulutlar rahmeti kıstı, \n……….Güneşi karanlık bastı… \n\nÇorbasını zorla yerken; \nHastayı yatırdık erken. \nHerkes iyi olur derken; \n……….Cerrah, can damarı kesti, \n…….…Güneşi karanlık bastı… \n\nZulüm kaf dağını aştı, \nHuzur mezarını eşti, \nŞeytanlar sevaba koştu, \n..........Meleğin feleği şaştı, \n..........Güneşi karanlık bastı… \n\nÇapulcular çete kurdu,\nAskeri sırtından vurdu.\nÜste ne ödüller gördü; \n..........Analar devlete küstü, \n..........Güneşi karanlık bastı… \n\nDertlere acı eklerken, \nUmut atiyi terklerken, \nMazlum adalet beklerken; \n..........Eşkıya yargıcı astı, \n..........Güneşi karanlık bastı… \n\nZindana bir mum eklendi,\nBiter diye çok beklendi, \nKaçtı, koğuştan saklandı,\n..........Gardiyan hücreyi kastı, \n..........Güneşi karanlık bastı… \n\nİğrenç tuzaklar kurdular, \nÇapraz ateşle vurdular, \nDüşsün diye çok yordular, \n..........Dev düşmedi, kanlar kustu, \n..........Güneşi karalık bastı… \n\nUmmadığından vuruldu, \nDüştü, yılana sarıldı, \nSonra KORKUT’a soruldu; \n......... KORKUT der ki; 'millet sustu', \n..........Güneşi karanlık bastı… \n\nAksaray, 12 Nisan 2010 \n\nKARDEŞ KALEMLERDEN DAMLAYANLAR: \n\nkorkut dil oldu söyledi durdu \nanlayan anlamayana sordu \nsustuğu gün sihir bozuldu \n\nişte o gün tüm nefesler tutuldu \ngüneş aydınlandı karanlık korktu............Mevlüt Seki \n\nZulme gögüs gere gere \nYürüdük düşmedik yere \nO günlerden bu günlere \n..........Tutulan büyük bir yastı, \n..........Güneşi karanlık bastı… \n\nİnsanlığı bilmeyenler \nBirgün yola gelmeyenler \nGönlümüzde ' ölmeyenler \n..........Örtülemez asla üstü \n..........Güneşi karanlık bastı…...............& Aşık Alemi & \n\nEşkiyalar korku saldı \nÜç beş derken, binler oldu \nsanki bize, miras kaldı \nGüldü düşmanıyla, dostu \nGüneşi karanlık bastı................................Necati Ocakcı \n\nHasret yığın yığın gam küme küme \nKime dert yanayım anlatam kime \nNe olursun dön yar gel yanlız koma \nAmansız bir derdi buldum gelsene \n\nNe haldeyim gel gör seni özledim \nYollarına çadır kurdum gözledim \nZaralıyı toprak ile sözledim \nZaralı Turan ım öldüm gelsene...................Hatice Müge Fındık\n\nÇakallar boğarken kurdu \nDağlar ne fare doğurdu \nKarabasan basmış yurdu \n.............Rüzgârlar tersine esti \n.............Güneşi karanlık bastı......................Seyfeddin Karahocagil\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşi İçenlerin Türküsü...",
        "poet": "Nazım Hikmet Ran",
        "poem": "\n\nBu bir türkü: - \ntoprak çanaklarda \ngüneşi içenlerin türküsü! \nBu bir örgü: - \nalev bir saç örgüsü! \nkıvranıyor; \nkanlı; kızıl bir meş'ale gibi yanıyor \nesmer alınlarında \nbakır ayakları çıplak kahramanların! \nBen de gördüm o kahramanları, \nben de sardım o örgüyü, \nben de onlarla \ngüneşe giden \nköprüden \ngeçtim! \nBen de içtim toprak çanaklarda güneşi. \nBen de söyledim o türküyü! \n\nYüreğimiz topraktan aldı hızını; \naltın yeleli aslanların ağzını \nyırtarak \ngerindik! \nSıçradık; \nşimşekli rüzgâra bindik! . \nKayalardan \nkayalarla kopan kartallar \nçırpıyor ışıkta yaldızlanan kanatlarını. \nAlev bilekli süvariler kamçılıyor \nşaha kalkan atlarını! \n\nAkın var \ngüneşe akın....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜNEŞİ ile; DOSTLUĞA ISINMAK! . AY ve YILDIZ’ı ile; VATAN UĞRUNA ADANABİLMELER VAR! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nGÜNEŞİ ile; DOSTLUĞA ISINMAK! . AY ve YILDIZ’ı ile; VATAN UĞRUNA ADANABİLMELER VAR! .\n\nÖzveride Bulunma Çabası İçerisinde İlerleyeceğimiz Bu Yolda; GÜNEŞİ KEŞFEDECEKSİN! .\nSamimi Hislerin Yoğunluğunda, Paylaşımın İzinde Yürürken; AY IŞIĞINI TANIYACAKSIN! .\nGönlünün Sultanı; HELALİNDEN BİR YAR EDİNMENİN ÇABASINDA: YILDIZ AŞKA ERİŞECEKSİN! .\nGÜNEŞ, AY ve YILDIZ; ONUN EMEĞİNİN GÖLGESİNDEN DAHA BİR BAŞKA GÖRÜNÜR İNSANA: BAK! .\n\n{ Metin Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 21 Ocak 2012 Cumartesi 17:32:09 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşi Koy Cebine!",
        "poet": "Orhan Eren Uncu",
        "poem": "\n\nİnsan zaman zaman\nDuygularının üşüdüğünü\nKendini yılmış hisseder hayatta\nBiraz dur ve düşün\nSevginin sıcaklığını \nMutlu günleri hatırla\nGüneşi koy cebine, ısınırsın\n\nİnsan zaman zaman\nKendini yalnız, karamsar hisseder\nUzaklaş, koşar adımlarla\nAnlamsız karmaşadan, karamsarlıktan\nİlkbaharın ilk ışıklarını düşün\nGüneşi koy cebine, aydınlanırsın\n\nİnsan zaman zaman\nHer istediği olsun ister\nHer güne umutla başla\nTomurcuğun, toprağa kavuşması gibi\nAğacın toprağa sarılması gibi içten\nÇiçek açmışcasına mutlu\nGüneşi koy cebine, yağmur olursun\n\nİnsan zaman zaman\nKüçük olaylardan mutlu olur\nO anın hiç bitmemesini ister\nHayellerinin gerçek olmasını\nZamanın durmasını\nHer anı dalga dalga yaşamak ister\nİşte o zaman\nGüneşi koy cebine, deniz olursun\n\n02/01/2005\n13:25\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşi Kucaklasam",
        "poet": "Turgut Önal",
        "poem": "\n\nGüneşi kucaklasam \nSenin kadar yakmazdı\nBir kez gülsen yüzüme\nGözyaşlarım akmazdı\n\nAşk çok güzel bir duygu\nYaşama tat verendir\nSanki ilkbahar gibi\nGönülde yeşerendir\n\nBoşa geçmesin hayat\nGel sevdalım yanıma\nKuruyan toprak oldum\nCan kat benim canıma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşi tutmalı",
        "poet": "Zekeriya Teke",
        "poem": "\n\nBeklesem\nAy gitmeyecek geceden....\nGece,yagmur ve kar altında\nGitmeli \nTutup kollarından güneşin\n...Sıcaklıgını\nSerçelere sunmalı\n\nZ.Teke\nGöç Yazılarımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşi Kucaklamaktı Aşk",
        "poet": "Işık Aktaş",
        "poem": "\n\naklıma yar düşünce,\nyüreğim yangınlarda kaldı.\n\ngüneşi kucaklamaktı aşk,\n\nkarşımda deniz\ngözlerim mavi bir hülyaya daldı...\n\n                                                         30.05.2006-13.00/Tepebaşı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşim",
        "poet": "Ayşe Gül",
        "poem": "\n\nGidişin fırsattı\n\ngözlerimdeki bulutlara...\n\n.............. Güneşim...\n\n........................ Sen...\n\nBaşını alıp giderken dağlarına\n\nben,\n\ngri bir şehrin duvarları arasında\n\n................ ışıksız\n\n...................... ağlıyorum...\n\n005/İst A.G. Nisan_ca\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşim",
        "poet": "Serap Tepedelen",
        "poem": "\n\nİnadına kara,\nİnadına kuru,\n-bir de çirkin,bir de çirkin-\nVah zavallı,vah zavallı! \n\nİnadına yürekli,\nİnadına sevecen,\n-bir de sevgin,bir de sevgim-\nKim bakar karalığına,kuruluğuna\nO benim yıldızım,\nO benim güneşim.\n\n(1997,Bursa)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşi Yakmak",
        "poet": "Semiha Ay",
        "poem": "\n\nTükettiğimiz kalın duvarlar içindeydi yavşak kucaklar\nSınır ötesi bir katliam altındaydık\nBunu bilen duvarların içindeki ölü yüzlerdi\n\nPaketlenmiş bir geleceği taşıyorduk tren raylarına\nİçinde ne olduğunu bilmeden yaşamak\nBeynimi kemiriyordu\n\nSevgi bir tek kılcal damarlarımdan akıyordu\nGaddar bir yüreği yeşertmeye çabalıyorduk\nSırf hayatta kalmak için\nBedenimizi morfine vurup yaşamak gibiydi bu \n\nHiç kimse anlamadı bu kuzular nereye gider\nÇobanımız radyasyona maruz kalmıştı \nTa milattan önce…\n\nHuzur; \nAnnemin sol göğsünden akan bir damla sütte\nYürek ise\nBabamın kesip attığı tırnak uçlarında kalmıştı.\n\nİletişim çağının en iletişimsiz anını yaşıyorduk\nBur da hayat yok\nNe çabalarla kurulan alfabeyi kelimelere dökmüyoruz artık\nSes tellerimiz çoktandır paslanmış \nLal olmak için sanki bütün yaşantılar\n\nTanrı bir tuşa mı bağladı hayatımızı diye düşünür oldum \nBilgisayarın fişi çekilse\nBütün hayatlar bitecekmiş gibi anlamsız\n\nBir kahraman bekliyor gibiyim\nMasallarda ömrünü tüketen bir kahraman\nKim doğuracak bilmiyorum ama\nDoğduğu gün, dünyanın milattan önceki resmini çizecek\nKaranlığa üfleyip bir güneş yakar gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günesim 519",
        "poet": "Recep Metin Yerdelen",
        "poem": "\n\nG\tök yüüzndeki yıldızlar gibiyim ve nedensiz yalnızım seni bekliyorum,\nÜ\tzerimde yılların yorgunluğu var ve ben sevgi dolu yüreğe mecburum,\nN\tedensiz değil hiçbir şey sayfandaki bilgileri inan sık, sık okuyorum, \nE\tllerini ve gözlerini ve bu buz gibi şehirde bana bakını düşlüyorum,\nŞ\taşırdın beklide yanlış anladın karamsarsın sende insansın biliyorum,\nİ\tçimde inan kötülük yok, sadece anlamlı ve sevecen bir sevgi diliyorum,\nM\tasallardaki gibi prens değilim ama ben tatlı bir prenses düşlüyorum,\n5 \tbenim uğurlu rakamımdır bugünü senin geldiğin gün gibi hissediyorum,\n1 \tdefa olsun anlamlı ve sevgi dolu bir yüreğe gönül dolusu sevgi bekliyorum,\n9 \tcanım yok, tek varlığım bu inan seni, seni gönülden arzu ediyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşim Gibi",
        "poet": "Servet Saygınoğlu",
        "poem": "\n\nGüneş batarken gitmiştin, \nBari güneş gibi gel, \nGel ki sabah olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşim",
        "poet": "Abdullah Bedeloğlu",
        "poem": "\n\nGüneşim\n\nDeğerli bir armağan canan cana.\nGörevdir yürekten sevmek yaşatana.\nAldanma sakın fesada, düşmana.\nKeşfet, şarkılar ağıtlar söyler irfana. \n\nSenden dileğim sonsuz sevgililik,\nMutluluğu sürdürecek evlilik.\nMaceradır yaşam, üstesinden gel. \nOlmayalım hiç, birbirimize el.\n\nGünüme ışık gönlüme güneşsin.\nArzularımı artıran güzelliksin.\nMülk düzenleyen adile hak kudretsin.\nHer yerde rızkı bitmeyen can servetsin.\n\nSenden dileğim sonsuz sevgililik,\nMutluluğu sürdürecek evlilik.\nMaceradır yaşam üstesinden gel. \nOlmayalım hiç, birbirimize el.\nAbdullah Bedeloğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşim Bulut Oldu",
        "poet": "Fatih Güler",
        "poem": "\n\nGözlerini götürüp\nÖzlem getirdiğinde,\nGüneşim bulut oldu,\nMutluluğumda buruk\n\nKalbime gülü verip\nDikene gittiğinde,\nDikensiz gül susuyor,\nKalbim sensiz sızlıyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşim",
        "poet": "Özlem 060",
        "poem": "\n\nYine bu gun dogmadin\nKim billir, kimlerlesin, \nHangiyuzlerde hangi gonullerdesin.\nSensiz ruhum hasta bilmez misin\nKos gel artik...! \n\n\nHic hasta olup yataklara baglandinmi? \nGu....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşim Ol",
        "poet": "Bedri Acar",
        "poem": "\n\nŞiir gibi ol şiir gibi yaşa,\nGüneşim ol doğ üstüme.\nUfkum ol, ilham kaynağım ol,\nGel,gel de güneş gibi doğ üstüme.\n\nKarşı dağa vuran güneş gibisin,\nGölgenle sanki beni resmedersin,\nTualim,fırçam,boyam,birde manzaram,\nSen ol, gel de güneş gibi doğ üstüme.\n\nHep şarkılarda şiirlerde yaşattım seni,\nUnuttum seni dedin, hicranla kaldım ben,\nDoldu gözlerim sana ağlamaktan,\nGel artık, gel de güneş gibi doğ üstüme\n\n(2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşim Sensin",
        "poet": "Cemal Kurt",
        "poem": "\n\nYeni bir gün doguşunda\nKuşlar kelebekler neşe içinde\nSelam verirken doğan güneşe\nBen isyan ediyorum hayata\n\nGücüm kalmadı dayanamıyorum artık\nSenden ayrı bir gün daha geçirmeye\nHer doğan güneşte hüzün çöküyor yüregime\nSeni yanımda göremeyişimde.\n\nBiliyorum güneş tabiatı aydınlatıyor\nDoğaya neşe canlılık katıyor\nSende bilki: benim güneşim sensin\nBenim dünyamı ancak sen aydınlatırsın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşim Olur musun?",
        "poet": "Fahrullah Arslan",
        "poem": "\n\nCanıma can verecek\narayışlar içindeyim\nÖylesine seyyahım ki, bu hususta\nKah Afrika çöllerinde, \nkah Çin seddindeyim\n\nKeşfedilmemiş aşkların, \nyitik sevdalısıyım\nAkıllıdan akıllı, \nDeliden zır deliyim\n\nGecemi aydınlatan\nMum ışıklarım söndü\nSevdiklerim, uğruna can verdiklerim; \nbirer birer terkedip gitti.\n\nAhhh bir izin versen de \nkaybola bilsem gözbebeklerinde\nBeni bulur musun yüreğinin en güzide yerinde? \nSevgiye aç yüreğimde \ngüneşim olur musun? \nIsıtır mısın aşktan bitap gönlümü? \n.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşim Ol",
        "poet": "Necdet Sansar",
        "poem": "\n\nSeni tanıdıktan sonra çok değiştim\nBir başka gülümsüyorum hayata\nBir başka seviyorum yaşamayı\nSeni, yarınları, umutları \nBir başka mutluluktan seviyorum\nSırf sana benzemek için sevdiğim\nAynanın karşısına geçip\nGülümsemeyi deniyorum\nSeni tanıdıktan sonra çok değiştim\n\nOysa senden habersiz seni anarken\nSensizliğe üşüyordu mutluluklarım\nSenden habersiz senle yaşarken\nÇaresizliğe ölüyordu umutlarım\nDerken,\nAşkına köle olmak için\nBinlerce Yusufların barındığı\nYürek kuyularında buluyorum kendimi\nŞimdi kimliksiz kalmış yüreğim\nYüreğinin mayınlı sınırlarında\nGüneş gibi doğmanı bekliyor\n\nGel sevdiğim\nGüneşim ol bu karanlık ellerde\nBinlerce Yusuf azat edilsin\nBir kimliğe bürünsün sensizliğim\nGel sevdiğim\nSende kalan yüreğime \nGüneş gibi doğ, güneş gibi ısıt\nGel sevdiğim \nGüneş batmayan yüreğine al beni\n\nGüneşim ol\nGüneş batmayan yüreğine al beni sevdiğim…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşim Olur musun?",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nGüneşim Olur musun? \n\nGüneş hiç doğmayacak üzerime. \nSeni tanıdıktan sonra. \nAkşam yeni günle yatıyorsam, \nSabah gün doğmadan kalkıyorum. \nGüneş beni değil, \nBen seni karşılıyorum. \nGüneşim olur musun? \n\nSevda Çiçeğime__________ \nSahiden güneşim olur musun? \n\n             13-05-2008-Salı \n          Tuğrul Ahmet Pekel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşim Ol Gel",
        "poet": "Metin Gürbüz",
        "poem": "\n\nGüneşim Ol Gel\n\nUmudum yaşattı kışı geçirdim\nÇiçek açmak için güneşim ol gel\nÖzleminle baharımı getirdim\nÇiçek açmak için güneşim ol gel\n\nGüç ver de kök salayım toprağa\nDikileyim bürüneyim yaprağa\nUzansın dallarım ışınlarına\nÇiçek açmak için güneşim ol gel\n\nDertl'oğlu muhtacım sana ısına\nO parlak saçların düşsün bağrıma\nAşkın tohumları kalsın yarına\nÇiçek açmak için güneşim ol gel\n\nMetin Gürbüz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşime Günaydın",
        "poet": "Savaş Özkan",
        "poem": "\n\nYorucu ve soğuk bir mesai akşamının ardından \ngörevini tamamlamış gece bekçisi sokak lambalarına,\nuzun yolları kat edip diğerlerini aydınlatmak için penceremden giren güneşin ışığına,\ntatil günü yataktan fırlamama neden \nzili çalan sütçü amcaya, çiçeğe, ağaca, \nelektrik teline konan kumruya ve zamansız öten horoza,\naşkına papatya sunmak için \nkümesten kaçmayı göze alan afacan civcive,\ngece yarısı seni rüyalarıma emanet eden \nbüyük aşkın sahibi kalbime,\nsadece senin için söylenecek \n“seni seviyorum” la başlayacak aşk sözcüklerine,\nyarınlara da uyanmama sebep \ndünyanın en güzel kadınına\naşkıma benim güneşime GÜNAYDIN.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşime Saldırmaya Başladı",
        "poet": "Mükremin Kızılca",
        "poem": "\n\nGüneşi görmeyen âmâ yobazlar\nGüneşime saldırmaya başladı.\nCahil ve zır cahil tüm hokkabazlar\nPerdeleri kaldırmaya başladı.\n\nDaha düne kadar kar idi, buzdu\nYarası kapandı, yağırı kızdı\nGaribi horladı, mazlumu ezdi\nTorbasını doldurmaya başladı.\n\nVardır koruyan Allahın Kurumu\nYahudisi, Ermenisi, Urumu\nAvrupalı yapar Asya duru mu? \n Müslüman’ı öldürmeye başladı.\n\nSözler aynı, farksız, aynı zihniyet\nYoktur samimiyet ve iyi niyet\nYüz yıllardır hepsi aynı tiyniyet\nCiğerini bildirmeye başladı.\n\nTüm Dünyada ateistler küme’si\nNamertlerin namert herze yemesi\nPeygambere “Arap lider” demesi\nTaşı bile güldürmeye başladı.\n\nVaadi tutarsız, sözü senetsiz\nHaddi aştı bizdeki meymenetsiz\nMemleket düşmanı, iyi niyetsiz\nVatanımı böldürmeye başladı.\n\nAnlatıyor televizyon, radyolar\nKarikatür, film ve tiyatrolar\n Nasipliye; İmansız Gıladiolar\nHakikati buldurmaya başladı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşimsin",
        "poet": "Ali Ekber Durmuşoğlu",
        "poem": "\n\nSen o mavi gecelerin ardından doğan güneş,\nBen ise dışarıda gün ışığını bekleyen sevda nöbetçisi.\nTutsağım ömür boyu sana hem aydınlanmaya hemde ısınmaya.\nSensiz bir dünya hep karanlık hep soğuk gelir bana.\n\nNe denilir böyle durumlarda pek de bilmem aslında,\nAma seninle aydınlanan bu kalbi yalnızlığa bırakma.\nDiyorsan ki eğer karanlık bir gecede rüzgarlı geleceğim sana,\nBu kalp her türlü hava koşulunda atmaya razı varlığına.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşimdin...",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nGirdin, atmosferime gördüm\nRengin ne olduğunu bildim\nMavi denizi, pırıl pırıl kumsalı \nİnsanlar ve diğer yaratıkları\nÇıkınca şimdi hayatımdan\nDeniz de siyah, kumsal da siyah\nsiyah insanlar tüm yaratıklar\nHem kör, hem kördüğüm\nNe bu Allahım, gördüğüm\nÇıkılmaz kabus, aydınlamayan karanlıklardayım zifiri\nUnuttum tüm renkleri ve beyazı\nDoğuştan kör birisi\nNe bilsin nasıl tarif etsin maviyi,beyazı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşin Anne Yüreği",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGüneşin Anne Yüreği\n\nGüneşin anne yüreği\nAnnemin güneş yüreği...\n\nBitti bahar\nÜşümüş güneşin anne yüreği\nAklım kaldı bahar günlerinde:\nHer sabah  güneşin anne yüreği\nSevinçliydi saksılarda çiçekler…\n\nNeşesini yitirdi eşyaları evimin \nİyi ki var annemin güneş yüreği...\n\nGeç kurul köşene …\nNeredesin anne güneş\nBütün çiçekler gibi\nEksik bir güneş gibisin…\nÖmrümce bu evde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşimsin",
        "poet": "Üzeyir Bayram",
        "poem": "\n\nDünyamsın, hayatımsın dedi kadın..\nSen dünyam değilsin benim elbette. Ama; eşimsin güneşimsin.. Güneş kaybedince kendisini; kuşlar da kayboluyor biliyor musun.? Biliyor musun yüreğim güneşe hasret bir kuşa benziyor bazen. Keşke kaybolmasan.. Keşke göç diye birşey olmasa.. dedi adam..\nSustular. Sarıldılar. Ve ısındı dünya..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşin Barışı",
        "poet": "Elif Gültekin",
        "poem": "\n\nGüneşin batışı beni hep sevindirir\nÇünkü yarın doğacağına eminim\nVe bilirim ki yarın daha güzel umutlar\nYepyeni bir hayat getirecek bize güneş\nÇok  uzak diyarlardan\n\nGüneş her batışında \nBir yerlerde başka umutlarla doğuyor nasıl olsa\nVe güneş her doğuşunda bir yerlerde batıyor\n\nİşte böyle bir dünyadayız\nBirileri ölürken bir yerlerde\nBirileri doğuyor\nBoşver be kardeş\nHayat devam ediyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşimsin Benim",
        "poet": "Ahmet Ali Dikmen",
        "poem": "\n\nperde güneşi engelledi mi sanki? \nya sen,güneş değil misin sanki! \ngüneşin gözümü aldığı gibi,\nsen yüreğimi çalmadın mı sanki? \n\nben seni güneş bellemişim yüreğime\naydınlattığı gibi yakmaz mı sanki! \nbir ışık oluversen yüreğime,\nyaktığı gibi aydınlatmaz mı sanki! \n\n(27 KASIM 2007 Salı EDİRNE)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşin Aşkı",
        "poet": "Abdullah Konuksever",
        "poem": "\n\ngüneş milyarlarca yıldır hep yanar\niçi içine sığmaz, durmadan patlar\nbu nasıl bir sevdadır ki \nhep yakar da bitirmez şemsi\nyoksa güneş aşkınla mı yanar, Ya Rabbi? \n\n [15-şubat- 2013]\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşin Batımı",
        "poet": "Sefa Sürücü",
        "poem": "\n\nİşte bir gün batımı\n Bulutlar dağınık, bulutların saçları sarı-kırmızı\n Gökyüzünden ufuklara doğru süzülüyor mor ötesi ışıklar\n Dağların ardında bir güneş usulcasına batar\n Güneşin kırmızı ışıkları suya bir batar bir çıkar\n Ve nilüfer çiçekleri suyun yüzeyinde yavaş yavaş kokar\n İşte bir güneş böylecesine batar\n İşte bir güneş böylecesine batar\n\n Ve güneş gökyüzünden biz insanlardan utanırcasına iner\n Nilüfer çiçeklerinin kokusu suların gölgesine siner\n Gece dolgun bir ay bulutların arkasında kendini gizler\n Mehtabını izler insanlar suların ötesinde mehtabı izler\n Sabah ışıl ışıl bir güneş doğar,akşam ise usulca batar\n Güneşin ışıkları bulutlara doğru yavaş yavaş akar\n İşte bir güneş böylecesine batar\n İşte bir güneş böylecesine batar\n\n Sonra bulutlar dağılır ve ışıklar da dağılır\n Gündüz aydınlığını, gecenin karanlığına bırakır\n İşte bir güneş böylecesine batar\n Usulca usulca dağların ardına kayar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşin Battığı Yerde Bekle",
        "poet": "Yılmaz Uysal ",
        "poem": "\n\nKırıldı birer birer umutlarım \nKaybettim ne varsa sana dair\nAlbümde sararmış fotoğrafların\nYokluğuna boğulmuş bu şehir\n\nGeriye bir şey bırakmamışsın\nAlıp gitmişsin sevilecek ne varsa\nZamana sığınmış acıyla  sabır \nPeşin sıra gitmiş batıya zaman\n\nSana götürmez ki beni anılar\nZamanın elinden sımsıkı tutsam\nSana sevgi ile eğildiğinde  güneş\nBende çoktan olmuş  olur akşam\n\nGün batımı bir tesellim olsun benimde\nBir anlamı olsun sensizliğin\nYerin belli olsun hiç değilse\nGüneşin battığı yerde bekle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşin doğduğu yer",
        "poet": "Gökmen Sekin",
        "poem": "\n\nDoktorlar AĞRI'nın nerde olduğunu, \nÖğretmenler DERSİM'in ne olduğunu bilmediği sürece\nGüneşin doğduğu yer hep karanlık kalacaktır..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşin Doğduğu Yer",
        "poet": "İshak Polat",
        "poem": "\n\nBirazdan gelecek ayrılık anı\nSilinip gidecek güzelim anı,\nGeride kalan hayallerle tanı,\t\nYolculuk  güneşin doğduğu yere\n\nAyrılık saati güneşle batarken,\nKaranlık yüzlere hüzün çökerken,\nAnsızın gelecek, gelmesin derken,\nYolculuk güneşin doğduğu yere\n\nElveda dostlarım,  yine geliriz,\nBuna şahit olsun gök ve deniz,\nGiden gitti bir gün döneriz.\nYolculuk  güneşin doğduğu yere\n\nGidince gözlerine indi bir perde,\nAksa da görünmez yaşlar gözlerde,\nYerde hüzün, matem olmuş her yerde,\nYolculuk  güneşin doğduğu yere \n\nKim bilir belki anı bir baharda,\nYine görüşürüz biz bu yollarda,\nO,şimdi gitmiştir, çok uzaklarda,\nYolculuk güneşin doğduğu yere.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşin Çocuklarına",
        "poet": "Nuray Oral",
        "poem": "\n\nBaktıkça yanıyorum, baktıkça sol yanım acıyor. Sizin çarıksız ayaklarınız acımıyor mu; ? \nSizi anlayan bir ben mi vardım da yaşadım gözyaşlarınızı… Birde anlayan altınızdaki merkebiniz mi var? \nAnlamasınlar be güneşin çocukları. Bırakın Alper Beyler dolaşsınlar büyük marketlerde siz yanmayın emi… \nÜstünüzde olmayan elbiselerinizde yanmasın. Ben dua ederim size ben nebiyle ıtırımıza bestekâr eylerim sizi… \nŞimdi gelin yamacıma da anlatın güneşin çocukları; toprağa olan sevdanızı anlatın başta ve yüreğin yangınlardayken nasıl yanmadığınızı anlatın bana. \nBakın yüreğim paramparça ve yüreğim yollarda kör evliya. \nSiz yaptınız ben yapamadım… Siz yaşadınız ben yaşayamadım. Nebiyi en çok anlayacak olan siz değimliydiniz oysaki. Onu en çok o gibi dünyada mahrum olanlar anlardı… Sahi anladınız mı onu. Sahi hiç anlattılar mı onu size. Hani şu 2 cihan serverini… \nAnlarsınız siz… Güneşe bile meydan okursunuz kamerlerime kalır kekememlğiniz. Bakın güneş bile gülümsüyor yüzünüze, bakın siz basıyorsunuz diye toprak şiirler diziyor güneşe… \nKaç defa yandınız güneşin çocukları o ateşte, kaç defa yaktı sizi ağustosun narı. Duyun dağların sesini başınızı sağa çevirin bakın orda Mardin dağı. Bakın canınız yanı başınızda. Mezopotamya güller büyütüyormuş size öyle duydum dicleden, Diyarbakırın rüzgârı size umut besliyormuş… Siz üzülmeyesiniz diye Burdurdaki muhacir size her gece dua güvercinleri uçuruyormuş. Nebi versin bunun haberini. Hani Taifte ayakkabısı kanlara bulanan gül peygamber… Hani bayramda yetim çocukları giydiren Fatımanın aziz babası… Ben sizi anlayamam güneşin çocukları ben merhem olamam yaralarınıza ben anlatamam hikâyenizi… Benim derdim bir çift ayakkabı almak diilki. Benim derdim size güneşleri almak semanın bağrından…\n Sahi güneşin çocukları cebinizde sakladığınız güneşi emanet edermiyidiniz bu siz gibi sancılıya… Çok şey değil toprak kadar kimsesizim ya ondan bu denli inleyişim… Hadi be güneşin çocukları, Kameri teslim edin yarına bana da hülyaları verin… Arka cebime umudumu sıkıştırmayı unutmayın.\n\tYapmak zor değilmiş oysaki. Oysaki hayal kurmak sancılı değilmiş. Benim sancım toprağa değil dağlara da anlatamam çığlıklarımı şimdi size… Beni ancak ben gibi mecnunlar anlar… Anlamak zor değilmiş güneşin çocukları… Yıldızları saçlara taç yapmak zor değilmiş anladım… Güneşe sevdalı olmak ben gibi ziyası sönüklere nasip değilmiş kavradım… Size veriyor nebi bu mirası. Bu mirası omzu taşın altındakiler taşırmış ancak… Gerçek aslanları aslan yavruları anlarmış. Korku yok size, endişe nedir girmesin sözlüğünüze, cesaretsizlik uğramsın bacanıza… Sobanız tütmesin yeisle… Asrın sahibi altın nesil sizsiniz ancak. Altın nesle şiir yazmak ne haddime… Ve ne hadime güneşin yavrularına yıldızlardan bahsetmek... Hadi güneşin çocukları… sahabi gibi olun…  Bakın onlar hala bu asrı güneş gibi aydınlatıyorlar… Tıpkı Nebi gibi… Hani şu Aminenin yetimi… Rabbinin habibi… \nHaber aldım güneşin çocukları sizi beklemekteymiş aziz peygamber Cafer-i Tayyarın yetiminin başını okşayan nebi var ya hani sizi çok seven…\nAyakkabılarınız yok ya her birinize asrı saadetten ayakkabı getirecekmiş… Hani yok ya uçurtmanız cennetten uçurtma uçuracakmışsınız… Kalkın ve gidin güneşin çocukları nebinin yanına, Rafi bin hadicin yanına varın hani uhuddaki çocuk… Umeyrimin yanına gidin şu bedirdeki yiğit evlat... Onlara Dilbeste olun ve onlara anlatın bizi olur mu? Güneşe bizim de sevdalı olduğumuzu. Onlar görüyor ya birde siz şahit olun… Ve güneşin çocukları güneşe anlatın arkasında siz gibi ne kadar çocuk olduğunu… Şimdi merkeplere değil küheylanlarla güneşe doğru uçun \nHaydi çocuklar… Bir kez daha güneşin çocukları olun…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşin Doğduğu Yer",
        "poet": "Vedat Koparan",
        "poem": "\n\nGeçtiği Yollarda Ne Ağaçlarda Çiçeklerde Renklerin Berraklığı Ve Parlaklığı Vardı Ne Toprağın Canlılığı Sanki Bir Yangından Çıkmıştılar Bulutlar Parlak Beyaz Değildi. Nehirler Hüzün Çağlarcasına Akıyor Boz Puslu Bir Renk Dağların Üzerinde Dolaşıyordu. Yaşlı Adam Uzun Yolun Yolcusu Olduğundan Üzerindeki Giysileri Kirlenmiş Hırpani, Epey Yorgun Ve Bitkin Görünüyordu. Gözlerindeki Umut Işığı Güneşin Sönmeyen Işığını Taşırcasına Bakıyor, Kükremeye Hazır Volkanik Bir Dağ Gibi Durmaya Çalışıyordu. \nGenç Diri Delikanlı Edasıyla Tok Bir Sesle Kahvehanedekilere Anlatacaklarım Var Gelin Dinleyin Diyerek Seslenir. Sözünün Dinlenip Saygı Görüp Sevilen Biri Olması Onun Bilge Kişiliğinin Yanında Çevresine Karşı Daima Duyarlılığından, Yapıcı, Mert, Adı Gibi Acar Kişiliğinden Kaynaklanmaktaydı. Bu Nedenle Her Seslenişi Bir Çağrı Gibi Kabul Gördüğünden Kahvedekiler Çevresine Bir Çember Oluşturarak Toplanır. \nZaman Sarkacından Akıp Gelen Kara Günlerin İnadına Saçları Zamanın Yengisinde Erkenden Aklaşan Mağara Oyuklarından Sızmaya Çalışan Işıkla Başlar Anlatmaya:\nBakıyorum Güneşin Battığı Yerden Güneşin Doğduğu Yere/ Ey Kendine Adaletinle Efendi Düzeni, Ne Kadar Kesersen Kes Aşağıdan Sakal Yukarıdan Bıyık Yinede Çıkar Ve Uzar/ Toprağı Ne Kadar Nadasa Alırsan Al Ayrık Otları Arsızdır, Var Olanı Yok Etmek Yok, Saymak Kolay Mıdır? Bilirim; Derdin Zaman Kazanmak Ömrünü Uzatmaktır. “Adı Piç Konulan Kürt”(1)  Tarihin Çöplüğüdür Senin Bu Tanımın/ Onlar Yüz Yıllardır Güneşin Doğduğu Yerde Yaşarken Yok, Edilemez “Örgütlü İşçiler Yenilmez” Bir Halktı (2) Sen Ki; Aydınlığa Karanlık Gölge Düşüren Üzerlerine Gelip Egemenlik Kurandın/Bilinmesin Duyulmasın İstediğinden Onları Göçertir Yok Sayardın/Biz İse; Habersizdik Gün Sancılarında Güneşin Doğduğu Yerde Olup Bitenden/İşlesin Diye Düzenin Çarkları Günün Uyanan İlk Işığıyla Başlarken Emeğin Yürüyüşü\nHer Gün Güneşi İlk Önce Kürt Kardeşlerim Görürdü./Aydınlık, Huzurlu Özgür Ve Mutlu Geçer Miydi? Günü/Açıp Bakmadıysan Tarihin Gerçekliğine Bir Bizden Habersiz Kim Duyar Kim Bilirdi Bu Yüz Yılın Acı Sağanağında Ki Ağıtını. Kökleri Toprağın Bağrında, Ağıtı Yüzyılların Şavkında, Duyulmazdı Yılların Acıları, Kaldıkça Sağır Kulaklar Curcunada./ Onca Sürgün Onca Kıyım Onca Ölüm Kâr Eyledi Mi? Sürgündü Sürülen Toprak Değildi Kürt Kadının Rahminde Sürgün Verdi, Yok Olmamak İçin Doğurdu İnadına Bire On Bereketli Toprak Ana Gibi/ Gölgeler Gölgeleri Kovalarken Yaşama Örülüp Düşen Karaltı, Baktığını Görmezden Gelen \nGözleri Bağlı Şaşalı Şakırtı/İnkârcıların Yalan Kalesinde Bir Tarih Bir Halk Bir Yaşamdı, Kan Ve Barut Kokuları İçinde, Yok Edilmek İstenen İnsanlıktı /Şimdi Doğudan Acılarından Bir Halk Var Ayağa Kalkan/Anlamak Diye Bir Derdin Varsa Anlarsın Diyerek Sözünü Tamamlar.\nHerkes Suskun Ve Düşünceli Bir Haldeyken Çaylar Gelir, Tüm Yaşanan Acılara -Sıkıntılara Karşı Gün Gülüşlü Çocuk Yüzünü Yüzlerinde Eksik Etmeden, İçten Sevecenlikle Kardeşlik Duyguları İçinde Çaylarını Yudumlarlar. Arada Sorularla Sohbet Derin Bir Koyuluğa Tarihten Güncel Konuların Tartışmasına Kadar Gelişir, Bu Sıcak Bilgi Akışı Ve Paylaşımı Herkesi Biraz Daha Farklı Kılarak Sürer. Güneş Günün Son Işıklarını Dağların Zirvesinden Çekerken Hava Kararmak Üzeredir Yaşlı Adam Yoluna Devam Etmesi Gerektiğini Belirterek İzin İsteyip Oradan Dost Sıcaklığının Tüm Sevecenliğiyle Ayrılır.\n\n—Ustam; Onca Yakınken, Yakılıp Yıkılırken\nÇavlan Coşkusuyla Işığa Çağlayıp Yazarken-\n\nDayamıştın Afrika Toprağına Kulağını\nDuyuyordun Kara Zincir Şakırtılarını\nHey Koca Usta Sende Duymadın mı? \nİç Burkan Kanırtan Ülkem Sancılarını\n\nKulağım Dünya Ve Vatan Toprağında \nÇağrılar Özgürlükte Kardeşliğe Barışa\nİçim Yılların Sancısıyla Kan Ağlamakta\nYaram Gök Yüklü Acılar Sağanağında\n\nUmudun Bitmediği Yerden\nZamanı Uzatmamak Gerek \n“Kısa Çöp Uzun Çöpten”(3)\nHakkını Alacak Elbet\nYola Yolcu Yolcuya Yol Gerek\n\nBitmedi…\n\nVedat Koparan 03.08.2009\n\n1-Halil Manap                                (Adı Piç Konulan Kürt Şiirinden) \n2-Lenin                                          (Devlet Ve Devrim) \n3-Hasan Hüseyin Korkmazgil       (Amenna Şiirinden)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşin bile doğarken üşüdüğü şehir erzurum",
        "poet": "Ahmet Zühtü Çelenk",
        "poem": "\n\nGÜNEŞİN BİLE ÜŞÜDÜĞÜ ŞEHİR ERZURUM\nKış gelince sarkar buzlar salkım saçak\nSoğuktur,ama insanı sıcak mı sıcak\nGaribana,mazluma,misafire açar kucak\nGüneşin bile doğarken üşüdüğü şehir Erzurum.\n\nİnsanı candır,kandır,tam bir insandır.\nAllah’ına tapan,vatanına,bayrağına inanandır,\nKaranlıkta yolunu kaybedene doğan bir aydır.\nYaz mevsiminin  utanma pazarı uğradığı şehir Erzurum.\n\nKomşusu,yoldaşı  aç iken asla o tok yatmaz.\nYola çıktığını yarı yolda kesinlikle bırakıp kaçmaz.\nDostunu,sonunda ölüm bile olsa hiçbir zaman satmaz.\nTürkiye sıcaktan kavrulurken püfür püfür esen şehir Erzurum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşin Doğuşu+",
        "poet": "Bayram Tunca",
        "poem": "\n\nGüneş ufuktan doğdu doğacak\nMutluluk beni, boğdu boğacak\nGüneş ufukta sanki altın portakal\nGüneş ne olursun öylece orda kal\n\nGüneş karabulutları kovup ak eyledi\nDoğuşuyla latifelerimize apak eyledi\nEyledi-eyledi her şeyi ne güzel eyledi\nGündüzleri gecelerden daha ak eyledi\n\nDoğuşuyla sevinç/neşe dolar içimize\nBatışıyla hasret, çile dolar kalbimize\nSenin tükenmez yakıtın nurun kimden\nSenin intizam ve nizamın acep kimden\n\nSeninle olduğumuzda, ufkumuz sanki derya olur\nSeninle olmadığımızda, ufkumuz sanki kuyu olur\nSeninle olduğumuzda elimiz kolumuz iyi iş yapar\nSen hiç doğmasaydın, bütün cisimler ne iş yapar\n\nHey kul, aç gözlerini bak güneş ufuktan doğuyor\nSen de gör Güneş gece karanlığını nasıl kovuyor\nTüm varlık, onu görünce sanki yeniden doğuyor\nOnun gelişiyle tüm cisimler mutluluğa boğuluyor \n\nAah, hep sensizliğin hasretini çekiyoruz geceleri\nUykumuz kaçıyor, şiirlerimizi döküyoruz hecelere\nSen olmasaydın her şey çok soğuk gelirdi bizlere\nGece gibi gündüzün de karanlıkta bırakma bizleri\n\nHer batışında, ya bir de dönmezsen deyip üzülürüz\nSeni görmezsek, öksüz/yetim çocuk gibi büzülürüz\nNe olur, sakın gidip de geriye dönmemezlik yapma\nBizleri, anasız babasız gibi yetim ve öksüz bırakma\n\n19.07.2001-10:45\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşin Doğuşunu Bekleyin Hem de Dört Gözle",
        "poet": "Ahmet Zeytinci",
        "poem": "\n\nNe de güzeldir sabahın aydınlığı, sabah güneşinin ışıklarını dünyamızın üzerine salması... Ah o güneş, ah o aydınlık, hem dünyamızı, hem ruhumuzu, hem de bedenimizi ısıtır... Aydınlık bir gün, pırıl pırıl gökte parlayan sevimli bir güneş, moral de oluyor insana sabah sabah. Hele bir de kalkıp kıldı iseniz sabah namazını, değmesinler keyfinize... Hafif de camları açıp odanıza, yüreğinize baharın ve yazın güzellikleri doldu mu, daha ne ister insan?\n\nBir coğrafyada doğarken güneş, başka değişik bir coğrafyada da batıyor haliyle, dünya güneş etrafında döndüğünden. Her doğan güneş, her yeni gün, yeni bir güzellik, yeni bir umut olsun hepimize... Belki bu gün kimse bir töre cinayetine kurban gitmez. Belki bu gün hiç kimse trafikte birbirine küfür etmez, gözlerini karartmaz... Belki bu gün bomba, silah üreten fabrikaların patronlarının ruhunda derin yaralar açılmıştır, çocukların, kadınların televizyonlarda parçalanmış cesetlerini görünce...\n\nÖyle dört dörtlük yerleşmiştir ki güneş gök yüzüne, tam da olması gereken yerde durur. Hatta bilim adamları güneşin dünyaya bir milim yakınlaşması veya bir milim uzaklaşmasının dünya da büyük bir felakete yol açacağını bile iddia etmektedirler...\n\nBir dağ köyünde ya da bir orman da o güzelim güneşin doğuşunu seyretmeye insan doyamayacaktır hiç bir zaman. Günümüzde güneş enerjisinden bir çok alanda yararlanılmak ile birlikte, bunun daha da yaygınlaşması ve insanlığın hizmetine sunulması, dünya insanlarının mutluluğu ve refahı açısından çok önemlidir... Güneş, petrol gibi, diğer katı yakıtlar gibi sınırlı bir enerji kaynağı değil, bilakis yenilenebilir bir enerji kaynağıdır. Bunu hiç bir zaman akıldan çıkartmamak lazım... Nasıl beklemesin insanlar o gökte ki kızıllığı, o gökte ki güzelliği hem de coşkuyla?\n\nBizler öğrencilik yıllarımızda, ders çalışırken bahar ve yaz aylarında, sınavlara sabah sabah çalışırdık. İnsan daha verimli oluyor. Gecenin gizemini ve yorgunluğunu atmış oluyor üstünden. Gecenin sahibi, aynı zamanda gündüzün ve güneşin de sahibi, kainatta ki her şeyin sahibi olduğu gibi... Belli saatlerde güneş ışınlarının zararlı etkilerinin de olduğu çok bilinen bir gerçektir. Saat sabah 10.00 ve öğleden sonrasında da 17.00 saatleri arası gibi... Hele de deniz kenarında iseniz bunlara çok dikkat etmeniz gerekir...\n\nGeçen senelerden birinde, hangi şehir olduğu aklımda kalmamış, hava sıcaklığı ve güneşin hakimiyeti artınca arkadaşlar kızıp güneşe silah sıkmışlar. Güneş de kıs kıs başka bir tarafı ile gülmüştür herhalde bu aklı evvellere... Hadi sıktın silah, güneş de öldü diyelim, ulan ilk düşeceği yer yine dünyamız, hem kendinizi hem de bütün insanlığı bir an da mahvedecek tiniz... Silahların menzilleri düşükmüş sanırım ondandır, mermiler ulaşmamış güneşe...\n\nSabah ilhamları da bol olur şair ve yazarların, hele de bahar ve yaz aylarında. Oksijenin bol olduğu, memleketin her yöresinden oralara yol olduğu, Karadeniz Yaylalarından birindesiniz, düşünsenize... Kuşlar cıvıldıyor, güneş mızraklarını dağın tepesine saplamak üzere, cır cır böceklerinin serenadı hiç bitmiyor, şırıl şırıl dere akıyor yakınınızdan. Daha ne olsun? Böyle bir ortamda adam hiç şiirden edebiyattan anlamasa bile, yine de döktürür bir iki mısra hasbelkader... Arada erken erken kalkın da izleyin o güneşin dünya ile cengini, mızraklarını göndermesini... Bekleyin güneşin doğuşunu, özlem ile hasret ile hem de dört gözle... Eminim çok hoşunuza gidecek ve çok kere yapmak isteyeceksiniz. Hepinize en derin sevgi ve saygılar... \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşin Görünmeyen Yüzleri",
        "poet": "Zennehar Yılmaz",
        "poem": "\n\nYarım kalacak kadar tamamlamadın beni hayat bu sebeple fazla sevinme kırıntılarıma... \n\nYarından umudum olduğu kadar dileğimde var lütfen geçmişi sil öyle kapa defterlerimi... \nYarına hükmetmesin karalanan sayfalar kirletmesin beyazları... \n\nYine gam yükünün kervanı geldi ula kum mu bıraktı acı rüzgârlar çöllerim bile nehir oldu varsın buz tutsun limanlar... \n\nKutlarım seni hüzün gene döktürdün yaşlarımı, uyuyuşumda ıslattığın yastığım uyanışıma kuruyordu artık uyanışım uyuyuşumdan daha yaşlı oluyor...\n\nMutluluk sakın aldırma sözlerimden gücenmesin bana gelecek adımların...\nBu diğer hayatımın gözyaşları, sana ayırdığım sevinçler saklı var en arka sıralarında hüzün okulunun... \n\nYine birikimleri akıtıyorum sanılmasın, bunlar uyuttuklarımdır güneş doğunca uyanıyorlar kıskanırcasına yağıyor, süpürüyor çiçek dallarından dökülen meyve oluşumlarını... \n\n13 Mart 2013 Çarşamba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşin Gece Çiğleri",
        "poet": "Ruhi Hatunoğlu",
        "poem": "\n\nYüksek bir dağın duru havasında\ngüneşin gece çiğleri düşerken usuma\nbelleğim bilinç düzeyinde \nsu verilmiş çeliğe dönüştü\nbölündü gece bir uçtan bir uca\nvampir yarasalar uçuştu\nyer yarıldı boydan boya\ndünyayı bölmüşüm meğer\nyarıya\nbir yanı benim dünyam\ndiğeri öbür dünyam\nve yıldızları da böldüm bilinç düzeyimde\nektim yeniden doğsunlar diye\nuzayın derinliklerinde\nçoğaldıkça aydınlanır yarı gecelerim\nay olurum yarı gecelerde\nbir yanım yıdızdır\nbir yanımsa dağ\nve dağın duru havasında\ngüneşin gece çiğleri düşerdi usuma\nsoluyan bir duraganlık\ntutsak bakışımda\nmıhlanır kalırdı\nve ben geceyi bölerdim\nyüksek bir dağın duru havasında\n                                      18.08.2008/OLTU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşin  Gül Hikayesi",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGüneşin  Gül Hikayesi\n\nGüneşin  gül hikayesi bu...\n\nAhmaksın asır\nGüneşi anlayan kim\nGüneşi sıvayamazdınız balçıkla...\n\nAnlayan kim\nGüneşin hikayesi gül için...\n\nAnlayan kim\nEvlere sokaklara güldü güneş...\n\nGöz kapaklarını kapadı kirli pencereler\nEvlere girmedi güneş\nKoca bir yaz boş geçti...\nGüneşi anlayan kim\n\nAnlayan kim\nGüneşe yazılan şiir gül için...\nGüneş gül için\nGüneşi anlayan kim\n\nAhmaksın cahilsin ey şehir\nİçimde bir ses şöyle diyor:\nKim engel olabilir ki,o güneş...\n\nGüneşi anlayan kim\nEzanlar girmedi evlere\nKulaklarını tıkadı evler\nEvlerin en şerlisinden\nKüfürler savrulmuş o güneş..\nGüneş de ağlar bilin bunu\n\nKim engel olabilir ki o güneş...\n\nAnlayan kim\nEvlere sokaklara gül güneş\n\nUtanır gözler\nAlkışlar gökler güneşi\nÇiçekler açar gönül evlerini...\nAçar mı açar\nSuçlu sokaklar saklar ellerindeki taşı...\nOlur mu olur o güneş...\nAnlaşılır bir gün güneş\n\nGüneş o\nVatanın göz yaşını siler güneş\nHer gecede anılacak adı\nGökler yıldız yıldız alkışlayacak onu\nYerler çiçek çiçek alkışlayacak her bahar\nGüneşi anlasak ne olur...demem\n\nKim engel olabilir ki o güneş...\nEli güneş dili güneş güneşin\nGüneşi anlasak ne olur...demem\n\nUtanmaz  bu asır\nEy gül vatanımın gül insanları\nGüneşin hazin hikayesi gül için..\nBu gül vatan için\nBu gül bayrak için\nBu gül şarkı için...\nUtan asır\nBir çiçek solsa\nBin kere ölür güneş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşin Günü",
        "poet": "Seçim Seziş",
        "poem": "\n\nGüneş her gün yeniden doğar.\n Karanlık hüznün kardeşidir. \n Aydınlık ışığın arkadaşı.\nGözlerime hüzün sürer karanlık\n Işık aydınlatır her sabah hüznümü. \n Nedendir bilinmez,\n Bekleriz hüzünle karanlık geceleri.\n Yalnızlığı sek içerim.\n Kimselere veremem yalnızlığımı. \nGüneş batınca gelir,\n Çalar gözlerimin kapısını.\nYalnızlığı ve hüznü birlikte yaşarlar her gece.\n Sabah olunca bırakırım hüznümü sabahın aydınlığına\n Güneş her gün yeniden doğar.\n Hüzünlerim sabahları terk eder beni.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşin Işığı",
        "poet": "Asaf Halet Çelebi",
        "poem": "\n\nher şey güneşi seviyor\nhattâ denizler bile\ndenizlerde nefes alan sen bile\n\t\tve biz\ngüneşi değil ışığını seven insanlarız\n\ngüneş içime vuruyor\n\ngüneşin ışığı var\ngüneş yok\ngüneşin ışığını kim anlatabilecek\n\npazar pazar gezmek\ndağ dağ dolaşmak\nve ormanlarda kalmak\n\ngüneşin ışığını anlatacak olanı arıyorum\n\ngüneş içime vuruyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşin Kalbinden",
        "poet": "Muharrem Soyek",
        "poem": "\n\nAşkın narından\nAteş çalar insan\nCandan cana canan ola geçer\nŞiir perisi ondan ilham çeker…\n\nSen dikende açan gül\nBen diken büken bülbül,\nHer gün ölürüm ben gonca gülün altında\nGüneşin kalbinden sana bir dem can olmaya…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gunesin Kizi",
        "poet": "By Jesse",
        "poem": "\n\nBugun gokkusagini gordum sabah penceremden \nYeni bir renk dogurdum dedi birden tum heyecaniyla,soluguyla \nNedir? Neye Benzer? demeye kalmadan fisildayarak kulagima \nIsmini mujdeliyordu kimsenin duymamasi gereken bir tonla \nHaykirdim birden gokkusagina! -belki de bu olmaliydi bir 10\nsubat sabahinda\nMujdeler vermeliydi her rengiyle dunyaya ama bir rengiyle bana\nYagmur yagdi Yagmur durdu ve acti sonrasinda\nEn sondaki renk gulumsuyordu adeta gozlerime\nYazdim en minik parmagimla penceremin bugusuna 'Nice Yillara'\n\n(Yasin, Subat 2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşin Kızı",
        "poet": "Serap Aktürk",
        "poem": "\n\n27 ocak 2006\n\nSen...\nuzak ülkelerin yıldızı.\nşimdi doğmanı bekleyen güneşin kızı\nsavurmuştur sarı saçlarını öfkeyle\nve ayrılmıştır buluşma yerinizden.\nsadece kokusu kalmıştır geriye\nesrik ve kavruk..\nbir tütsü gibi.\ndirenmiştir öfkesine\ngitmemeye,dönmemeye, ölmemeye.\ntutuşmuştur elleri kırmızı.\ntam kırmızı, saf kırmızı, kan kırmızı.\ntutuşmuştur\nelleri kırmızı güneşin kızı\ndağlardan, kayalardan, ufuktan.\nsen dönmeden gitmemeye..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşin Hüzün  Fotoğraflarının İşi ne hala  bu Vatanda",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGüneşin Hüzün  Fotoğraflarının İşi ne hala  bu Vatanda\n\nGüneşin hüzün  fotoğraflarının işi ne hala  bu vatanda...\nDiyorum\nGüneşin hüzün  fotoğraflarının veda zamanı mı bu... gidiyor gibi  kış ... \nYalancı değilsin değil mi kış\nYalancı değilsin değil mi bahar\nYalancı değilsin değil mi güneş\nBu gün bir güneş gördüm\n\nSevinir ecdat bahçenin üstünde şimdi\nGüneşin ilk ışıkları \nNe yıkımlar yaşadı bu  gül vatan\nBak gül vatanın  üstünde şimdi\nGüneşin ilk ışıkları\nYıllardır beklediğim bu rüya bitmesin\n\nGüneşin hüzün  fotoğraflarının  işi ne hala  bu vatanda diyorum\nBu vatan gül\nNe savaşlar yaşadın  gül vatan...\nYüzünün güldüğü günü gördüm gam değil ölsem gül vatan\n\nBak gül bahçenin  üstünde şimdi\nGüneşin ilk ışıkları\nYıllardır bekledi bu rüya bitmesin bu bahçıvanın\n\nNafile bütün dualar\nAh çek şimdi\nSobaların dumanı bacalarda\nKöy mahzun\nGeldi karanlığa dalma zamanı…\nAğla güneş kış geldi\nDedim kaç kez \nKaç kez yaşadım bu ümit kırıklığını ben\n\nGüneş gördüm\nSevinçliyim \nSevinir köylüler ya köylerinin üstünde şimdi\nGüneşin ilk ışıkları \nNe kışlar yaşadı bu  gül köy\nGeldi bahar diye\nVe endişeliyim\nEndişelenir ya bahçıvan\nBir kaç günlük mü badem ağacı dalındaki çiçekler\nKışın aldatması mı bu gönlümü\nDer gibi bakarya \nÖyle baktım güneşe \nKaç kez ümit kırıklığı yaşattı bu zalim dünya bana\n\nGül vatan\nGüneşin hüzünlü vatanımda fotoğrafları hala neden..\nGüneş hüzünlü köyümde  fotoğrafların\nSefillik fakirlik ilkel ölümler köyümde\nGül vatan yıllar yılı eylül yaşadın yeter\nÇocuklara bebelere ölüm gelmiş köyümde...\n\nTarih ağlıyordur\nHep varmış somurtkan yüzlü bulutlar semanda  gül vatan\nKöyümün bulutları somurtkan yüzlü...\nKöyümün deresine tepe taklak kapanmış ağlıyordur ağaçlar...\n\nNe eylüller yaşadın gül vatan...\n\nTarih ağlıyordur\nMavi günleri hiç olmamış bu gül vatanın neden\nGüneşli günler  unutmuş seni köyüm\nKöyüm hep acılar içinde\nGüneşin gülen yüzü yok gündüzünde hala\n\nNe yıkımlar yaşadın gül vatan...\n\nÇetin sende kış ve gece bahtsız köyüm\nHüznü sana yakıştıramadım  köyüm\n\nAğlıyor derelerin\nYorgun gibi gökte yıldızlar gecende...\nKoşuyorsun dörtnala varılmıyor ışığa...\nYıldızlara yorgunluk yakışmıyor hiç\nHüzün sana yakışmıyor köyüm\nAğla köyüm\nİlkel bir yaşam yakışmıyor sana hiç\nBu çirkin cahillik sana yakışmıyor\n\nSevinçli köylüler\nBak bahçenin üstünde şimdi\nGüneşin ilk ışıkları \nNe horlandı bu gül millet bu gül vatan\n\nGüneş geç kalmanın hüznü ile gelsin artık\nGitse artık bu kış ve ilkellik\nYazı çağırıyor taze yeşil otların sanki\nBoyları küçük küçük bu çocukların\nŞu soğuk kış sabahı ağlama zamanı ancak\nÇiğ düşmüş üstüne hepsi kalbim gibi\nKalbime öksüzlük yakışmıyor...\n\nSavaşsana güneş\nSavaşsana daha gür sesle şimdi\nZamanıdır mutluluğun\n\nAğaçların gölgelerinde  binlerce gülücük varken\nAğaçlara öksüzlük yakışmıyor ey güneş...\n\nKöyüm şimdi unutabilirsin o kış gecesini \nİlkel ölümleri ilaçsız  ekmeksiz ölümleri\nGizlemişti bahçeni kış gecesi kadar zalim bir ilkellik \nSilinmişti ağaçlar\nSusmuştu kuşları\nBak bahçenin üstünde şimdi\nGüneşin ilk ışıkları \nVe ilk savaş \nBedir gibi\nBu bahçeye gül yakışır gül diyor...\n\nOh oh kutlarım savaşını güneş\nİlim ve güzellik\nSevincim uçmaya hazır kuş \nİşte soğuk yorgun,kış yorgun \nSanki bahardan bir günün ikindisindeyim\nKış ortasında\nÇiçek açacak sanki ağaçlarım\nErik ağaçları öyle mutlu\nKöyüm bir gül köyüme bahar yakışır...diyor\nZalimliğin ilkelliğin fakirliğin işine gül vatan artık diyor güneş\n\nBu vatan gül\nNe acılar yaşadın gül vatan...\n\nDualarımı soldurma Allahım\nSeccademi soldurma\nBu vatan için dualarım bu vatan gül\n\nKışsın güneşsizsin fakirlik\nFakirlik ne çirkinsin\nCahillik ne çirkinsin\nKöyümün kaderi gibi vatanımın kaderi de\nGüneşin fotoğraflarında hüzün\n\nAh ah o kış gününün acımasız akşamında \nAhir zamanın acımasız bir akşamı gibi acımasız o\nÖlmesin güneşin cesur askerleri tek tek vurulup\nKöyüm ağlamasın\nGül sevgisi yüklü gönüller\nGelmesin acımasız kış gecesi\nAman batma güneş\nOlmasın akşam\nEn kahraman dualarımız  sana\nOsmanlının yetimlerinin üstüne çöken o akşam gibi bir akşam\nBitmesin bir güzel rüya daha diyor ellerimiz dua dua\nGüneş şefkattir şefkate  batmamak yakışır...\nBu gül vatan\nBu gül köy\n\nKurulmaz bir böyle güzel dünya daha\nBatıyor musun güneş \nNeden batıyorsun güneş\nBahar buldu bahçem\nKalbim gibi ağlasın şimdi bahçen de köyüm\n\"Nafile bütün dualarım Allah’ım\" dedirtme Allah’ım\nBir faydanız olsa ey dualarım şimdi\nAllah’ım bir yol bulsa dualarım şimdi...\nBahara gitmek yakışmıyor hiç..\nBu gül vatan\nBu gül köy\nBu gül bahçe\n\nDualarımı soldurma Allahım\nBu gül vatan\n\nNe zulümler yaşadın gül vatan...\nYusuf vatan...bin yakup ağlıyor senin için\n\nSevemedim\nKış seni hiç sevemedim \nSeverdim az insafın olsa...\nGelirdin yaz insafın olsa koşardın\nKalbime kar ve kefen yakışmıyor hiç...\n\nDualarımı soldurma Allahım\n\nYine mi olacak sobaların dumanı bacalarda\nKöy mahzun\nEvim mahzun\nGeldi karanlığa dalma zamanı köyün…\nNasıl gelirsin karanlığa dalma zamanı \nİçimde koptu bir fırtına\nNasıl geldi karanlığa dalma zamanı bana\nKışa dayanıksız çiçeğim küssün mü bahtına...\nKış mevsiminde bir gün bahar yaşadım gibi\nŞu kış tarihde bir bahar günü okudum gibi\nVe o rüyadan uyanmış gibi mahzunum şimdi\n\nÇiçeğin bahtı çiçek ola...\nİnsafa gel insafa gel ey kış\nDualarımı soldurma Allahım\nBu gül vatan\n\nÜmidimi yitirmedim yitirmem\nNafile mi bütün dualarım Allah’ım\nÇiçeğin bahtı çiçek ola...\nDualarımı soldurma Allahım\nBu gül vatan \n\nGül vatan gül gibi solmasın\nGül artık sevin artık\nBak bahçenin üstünde şimdi\nGüneşin ilk ışıkları\nYıllardır beklediğim bu rüya bitmesin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşin Kızıllığında",
        "poet": "SAMET DOĞAN ",
        "poem": "\n\nGüneşin kızıllığında yine bir şafak atıyor\nPazartesi sendromunu parçalıyor gökyüzü\nGündüz geceye devrederken hayatı\nGüneşin batışıyla kayboluyor yüzünün sureti,\n\nDaldırıyor derinlere önümdeki Uzunköprü manzarası\nBaktığım her nokta, sanki geçmişteki yaşanmışlıkların bir habercisi\nSeni görmek için gerekli olan şey ise, insanın kendi kendiyle başbaşa kalabilmesi\nBu askerin seni görmesi için bir gecenin ayazında nöbet tutması gerekir, bir de sensizliğin sessizliğini yaşaması.\n\n                 (Uzunköprü 5-7 Nöbeti 18,02,2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşin Memleketi",
        "poet": "Özlem Ayşe Çiçek",
        "poem": "\n\nBen seni ölümsüzlük gibi büyük bir efsun ile beklerken etrafımda gördügüm onca yuz sen degilsin oysa.... Bir günah kadar yakın mısın bana? \nnerdesin? Hangi güneşin memleketinde hangi dilin, hangi mevsimin esirisin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşin sesi",
        "poet": "Abdil Burhaneddin Akkaya",
        "poem": "\n\nDoğudan doğdu güneş, yine doğudan\nYırtarcasına gecenin kararttığı dünyayı\nÖldürdü kirli uykularda dolanan hülyaları \nEskimeyen hakikati haykırdı doğrudan\nYaklaşmada bildik son, insanoğlu uyan! \n\nPisa/İtalya Ocak 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşin  Serinliği",
        "poet": "Tuba Gürdere",
        "poem": "\n\nGüneşin serinliğini hissettikçe yanar kalb ve düşünceler.\nBir başkasına gün batımı olarak görünen, bir başkasının gündoğumudur. \nO ki batmaz yeniden doğmak için ecrine sokulur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşin Utancı",
        "poet": "Selim Temiz",
        "poem": "\n\nEtrafa baktım meraklı gözlerle\nİnsanlarımı kinayeledim özllerle\nYarın diz çökmüş pek ağlamaklı\nGeçmiş,geçmişle duruyor ayakta\nİktidar ise iktidarı arıyor yatakta.\n\nAhlak kelimesi düşmüyor dillerden\nDişi sinek bile korkmuyor fillerden\nElden ele dolaşıyor şeref ile namus\nHassas teraziye koydum gerçekleri\nBallı böcekler gibi uçuşuyordu çekler.\n\nGeçimsizler düşmüş geçim derdine\nSeçimlikler ulaşmak istiyor refdine\nHavada uçmakta erkle dolu vaatler\nSöyleyen söyletenden alıyor feyzleri\nMakam ile mevkilisine veriyor keyfleri.\n\nDamarlarda akan kanlar hormonlu\nAydın beyinliler, vidalı ve somunlu\nTüm bu malzemeler için para gerek\nİnsanca insana hasret kalmış insan\nKökten kesiliyor, özü söyleyen lisan.\n\nHayvana hayvan demesin hayvan\nOta ot diyen yayılıyor pek yayvan\nÖzüne bakmadan söyleniyor sözler\nÇabasız hedeflerde duruyor kazanç\nGüneşten başkası duymuyor hiç utanç.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GüneşinAydınlığı",
        "poet": "Muzaffer Taşdemir",
        "poem": "\n\nDoğurmuş kadın gibidir ufkun uzaklıklarında gece,\nÂlem doğuyor, maşrıkta, ölümden hayata pür neşe\nKaranlığın derin kızıllıklarından gülüşüyle güneşe,\nSessizlik, delinirken bin bir renk hayatın karanlığı,\nKim bulur? Kim kaybeder? Güneşin, işte! Aydınlığı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşin Vurduğu Orkide",
        "poet": "Cumhur Karaca",
        "poem": "\n\ngüneş kalleş miydi\ndurup dururken neden arkadan vurmuştu\ninsan bilmediği kadar küçüktü demek ki\nbildiklerini bilemediği kadar yutmuştu\ngüneş neden arkadan vurmuştu \nbiliyordu\nkadın küçükken büyümüştü\n\nbu işte bir kalleşlik yok\nanladı kadın\nküçükken büyüyen kadın\n\nyaşlı yorgun zeytin ağacı\nyüzünü vermiyordu\ngörse yüzünü\nne kadar yorgun olduğunu anlayacaktı\nhüznünü göstermedi kadına\nmetruk yaşlı yorgun zeytin ağacı\n\nkadın \narkadan vuran güneşin dostluğuna sarıldı\ngözleri hüzün sağıyordu \nsağına kar yağıyordu\nzeytin ağacı kadar yorgundu\nömrü zeytin dallarına sürgündü\n\nelinde kalan son pozu çekti zeytin ağacı\nkalemde kurşun saklıydı\nidam sehpası her zaman siyah olamazdı\ndüşündü kadın\nkendi kadar sürgündü\nbiliyordu ki çocuklar da en az\nonun kadar yorgundu\n\nküçükken büyüyen kadın\nasi ve çılgın orkide\nezanlar okunurken\nçanlar çalacak on ikide\n\nCumhur Karaca\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşle Ayrılık",
        "poet": "Erdal Akkoyun",
        "poem": "\n\nGüneş bugün bize yokluğunu hissettirecek\nAntalya'dan Giresun'a Ay onu gizleyecek\nAz bir zamanda olsa kaybolup gidecek\nAma ayrılık olsada tekrar bize dönecek\nBizi bırakıp uzaklara gitmeyecek\nYeniden ışıklarını üzerimize gönderecek\nİçimizi ısıtacak ruhumuzu aydınlatacak\nYaşam kaynağımız olmaya devam edecek\nİyiki varsın Güneş, insanlık diyecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşle çoğalır sevgiler",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nEn çok kazandıran yatırım\nSevgiye yatırılandır\nÇoğalır\nBüyür\nBire bin katar\nBir ayçiçeği tarlası sarılığındadır\nEn verimi topraklarında düşün orta Asya nın\nGüneşe çoğalır dağılır bir ucu\nBir ucu yerin derinine sarılır\nKopartana aşk olsun\nKim öldürebilir pis sultanı\nYunusu\nAristo yu\nPicasso yu\nPlaton u\nEğer ben iyi ekonomistsem\nBilmeliyim ki önce insana yatırmalıyım\nHer zaman insana\nSabancılar\nKoçlar\nDünyanın ilk onunda yer alanlar ölür\nHer şeyini eğitime harcayanlar yaşar\nToplum yaşatır\nDüşün kü bugün Amerika senin\nYarın öldüğünde senin olmayacak\nSende olmayacaksın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşle ay doğdu bana",
        "poet": "Ali Uzun",
        "poem": "\n\nRenkli cıvıl İlkbaharda\nYeni plan var ilerde,\nMüjde ümit doğdu yarda\nGüneşle ay, doğdu bana.\n\nSevincimi yare söyle,\nHızır sonu hayır eyle,\nVuslat olsun Gül'üm yarla,\nGüneşle ay, doğdu bana.\n\nUçmak geliyor içimden,\nDoğdu seyahat göçüm den,\nMutluluk var göz açımdan,\nGüneşle ay, doğdu bana.\n\nHava su yer közü düştü,\nDüştü de bu kalbim pişti,\nYar sevdası yara açtı,\nGüneşle ay, doğdu bana.\n\nSanadır bu çağrım ey Gül,\nKalbimde özlem pası sil,\nKıymetini değerin bil,\nGüneşle ay, doğdu bana.\n\nAli Uzun yok acele,\nAcele gider ecele,\nGöz yaşların döner sele,\nGüneşle ay, doğdu bana.\n\n29 Mart 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşle Gelen Mutluluk Bu",
        "poet": "Mahmut Tekin",
        "poem": "\n\nNe sen sor, \nNe ben söyleyeyim\nBir sabah\nGüneşle gelen mutluluk bu...\nAnlat be canım...\nBana anlat..\nHer zaman her an\nGüneşle gelen mutluluk bu...\nKime söyleyeyim...\nKime ne diyeyim...ne zaman\nBambaşka bir duygu...\nGüneşle gelen mutluluk bu...\nAh nerede, , \nİşte burada\nHayır orda değil...işte bu...\nHer an benimle olan sevgi..\nGüneşle gelen mutluluk bu...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşle Hiç Uyanmadım Ki",
        "poet": "Alişan Satılmış",
        "poem": "\n\nGeceler ortasındayım\nAydınlık yaşamamış ki gözlerim\nGündüzü ne bileyim\nKavgada büyüdüm ben\nZincirsiz, tel örgüsüz günler yaşamadım ki\nBaharlar tanıyıp bileyim\nYa da elimde bir demet çiçekle \nÜrkek ve tedirgin olmadan\nOtobüs duraklarında sevgili bekleyeyim\n\nYorgunluğum bölündü gecelere\nGözlerim yıldız yıldız oldu\nUykumda yıldız kaybolurken\nGüneşle hiç uyanmadım ki\nMağrur mağrur gezeyim\n\n14.09.2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşle Söyleştik",
        "poet": "Mavi Kar",
        "poem": "\n\nGüneşle söyleştik bu sabah,\nHenüz çıkarmıştı başını\nMor dağların ardından,\nSeni sordum...\nNerededir şimdi dedim,\nBaşka sevgilere açmış mı dedim yüreğini,\nBaşka gemiler demir atmış mı gözlerine,\nBaşka eller dokunmuş mu ellerine,\nBaşka başlar yaslanmış mı dizlerine,\nBaşka rüzgarlar uçurmuş mu saçlarını,\nBaşka gözler titretmiş mi yüreğini,\nGüneşle söyleştik bu sabah,\nHenüz çıkarmıştı başını mor dağların ardından...\nDaha doğrusu,\nBen sordum,\nO sustu...\nTakıldı kaldı sözlerim\nGüneşin kızıl saçlarına.\nAdresine ulaşamayan duygularla yüklü yüreğim\nyapayalnız kaldım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşle Kardan Adam",
        "poet": "Osman Karadağ 1",
        "poem": "\n\nBu özlem bir Güneş\nBense kardan adam,\nAğustos ayında.\nNe hale gelmişim...\nTahmin edersiniz.\n\n\n30,08,1993\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşle Uyanmak",
        "poet": "Ethem Vayvaylı",
        "poem": "\n\nBelki ağlamamak gerekiyordu\nYeni doğmuş güneşle uyanmak\nGözlerimizi utkulu güne kırpmak\nPembe şafaklarında o sabahların\n\nHüzne dönüşen mor akşamlarda\nNe acılar üstüsteydi\nAman ağlatmayın devi! \n\n(11 Mayıs '98, İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşle Yıkanmak",
        "poet": "Hasan Öztürk 2",
        "poem": "\n\ngüneş boyu üstümden geçti\nyüzümün yoktu elbisesi\no yüzden tenim esmer\ngece gündüz esmer\ngün yanığı anamın\nyüzüne benzer...\n\nkurumak\nyıkanmak\nsevginin ateşlisi\naşk eder aşk keresi\nkaç güneş boyu \nhabersiz koynuma girdi.\n\ntopla çıkar\nçarp böl\nelde var\nesmer\n\ncanda can\nkalpte kalp\nhiç önemli değil mesafeler\ngüneş boyunda asılı kalır\nanılar hatıralar düşler\nhasretten köprüler kurulur\nsevgi hak edene geçer\ndökülür sevdalı yanı\ngüneşle yıkanan\nsen esmer \nbiz esmer\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşler Doğar Ellerimizde",
        "poet": "Nevzat Erkol",
        "poem": "\n\nKüçük bir el verin bana\nBulutlar kadar yumuşak\n\nKüçük bir okul verin\nYuvam gibi, sımsıcak\n\nKüçük bir köy verin bana\nKarlı dağlar kadar uzak\n\nBüyük bir dünya verin,\nYarın güneşim doğacak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşler....",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\nGüneşler...\nGelmiş...toplanmış...\nGözlerinin içine\nYeşil..yeşil..yanmakta\nBakmazsan bir...\nBakarsan binlerce..dert\nKızgınlaşmış\nBirer ok gibi kirpiklerin\nYönelmiş yüreğime....\nYüreğim için..için...kanamakta\nGözlerin..\nGüneşlerden sıcak...\nBakıp..bakıp..yanasım\nYanıp..yanıp..ölesim geliyor\nGüneşler...\nGözlerinde yeşil...yeşil..\nYanıyor....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşler Ki",
        "poet": "Ramazan Ateş 2",
        "poem": "\n\nO güneşler ki akşamın alaca karanlığında\nVatan namus din uğruna \nCanını cananını seve seve veren yiğitler\nAcaba bizden ne istediler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşler Üstüne Doğar",
        "poet": "Bilal Özcan",
        "poem": "\n\nGüneş vardır doğar,\nGüneş vardır batar,\nÖyle bir güneş ki,\nGüneşler üstüne doğar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşli  Baba Eli",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGüneşli  Baba Eli\n\nBu dünyada kötülerde var anla çocuk\n\nBaba eli güneş\nBeyaz omuzunda ne işi var kara elin\nÇiçek gözlü çocuk\nAklı çiçek çocuk...\nZaman çiçek değil\n\nBabanın surları var korur senin şehirlerini...\nBu şehir çiçek değil...\n\nÇocuğun rengi beyazdır baba ile\nGüllü baharlıdır çocuk\nGüneşli çocuk \nPırlantadır çocuk...\n\nÇocuğun gönlü nurludur\nGök yüzüyle nurlanan \nYer yüzüyle kirlenen çocuk\nÇocuk çiçek düştü düşecek  meyve dalında\n\nYer yüzü kirlenmiş çocuk\nGök yüzüne  çık çocuk baban için\nCilveli gece çekiyor seni denizine\nGecenin dizi karanlık çocuk\nZaman bozuk saatler bozuk\n\nAhir zaman insanın kötülükte ustalaştığı zaman çocuk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşli Gün",
        "poet": "Erdal Alga",
        "poem": "\n\nEğer Tanrı ağlamıyorsa\nVe eğer bulutlarsa yağmuru var eden\nBu gün güneş çıksın istiyorum\nBerrak mı berrak\nRessam, sil ne olur bulutları\nSemanın tuvalinden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşli Çayır",
        "poet": "Cahit Külebi",
        "poem": "\n\nPınarlardan içiyorum seni\nİnce ve mavi bileklerinden, \nKısrak memelerinin gürlüğünde\nSabah bahçelerinin serinliğinden.\n\nKaç yaşıma gelirsem ge....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşli Gün",
        "poet": "Ahmet Öztürk",
        "poem": "\n\nGeceleri duayla nurlanırmış eskilerde\nKöleliğim tüm gün sürüyor\nGece karanlık filmlerle devam ediyor\nAğlayacak gibi oluyorum...ağlıyorum\nOysa bugün karnaval renginde bir ferah başladı\nBugün bedenim tutmasam göğe fırlayacak\nGüneşi yudum yudum içesim var \nBir öğlen yemeği bir kurtuluş \nbir devrim bir devinim\ndışarı çıktım havayı kucakladım\ndilim neşeli bir şarkıya döndü\nyaşam birden doluyor hepten boşalıyor\nhepten dolsa da birden boşalsa keşke\n\n(15 Şubat 2003 - Cumartesi)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşli Günlerde Yalnızlık Türküsü",
        "poet": "Erçağ Akarca",
        "poem": "\n\n           Maviliklere yayılır yalnızlık güneşli günlerde                                                                                       \n           Güler bizlere her zaman sır perdesinin ardından                                                                                     \n           Mahpus sürgünlerin ölgün kimsesizlik hattından                                                                                   \n           En alçak senfonilerde yüce mimarilerin en yüksek katından                                                                   \n          Gizlice izler bizi güneşli günlerde yalnızlık türküsü                                                                               \n         Su satan çocuğun alın terinden                                                                                                                 \n         Yorgun, sonsuz ağaçlara uzanan bir bahçıvanın gözlerinin ferinden                                                       \n         Bazen uğrayıp geçer bazen ise en derinden                                                                                             \n         Söylenir güneşli günlerde yalnızlık türküsü                                                                                            \n         Kültürlerin heybesinden varoluşun evreninden                                                                                      \n         Gönüllerin yaralarından gökyüzünün sillesinden                                                                                     \n         En bilinmeyenlerin bile en sonunda bilinmesinden                                                                               \n         Seslenir bize güneşli günlerin yalnızlık türküsü                                                                                     \n         Belli yaşayışların sergüzeştlerinin tılsımlı empresyonundan                                                                   \n         Sonsuzluğun yakamozundan yalnızlığın kolundan                                                                                 \n         Bazen en sağdan bazen ise sola fazlaca eğilimli bir şekilde                                                                     Y \n         Yaklaşır güneşli günlerde yalnızlık türküsü                                                                                              \n         Vuslatını tamamlamış bir çiçekten                                                                                                         \n         Kahramanca düşmana karşı atılan bir cesur neferden                                                                             \n         Dönülmez dönüşlerin dönülmesi umulan seferlerden                                                                             \n         Bütün hayati mefhumlara ulaştıran vasıtaları resmeder bize güneşli günlerde yalnızlık türküsü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşli Pazar Sokağı",
        "poet": "Cevdet Solak",
        "poem": "\n\nGüneşli pazar sokağı ve güneşli gün\nPatates, limon ve emek karışımı eller\nAşağı yukarı yürüyen insanlar\nVe aşağı yukarı yürüyen hayat\nBak bu güneşli pazar sokağı gibisi yok\nNasır tutmuş eller burada huzur bulur\nOnur burada huzur bulur\nAralarından geçip giden hayat\nbizim hayatımız \nVe geçip giden zaman bize ait\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşli Oda",
        "poet": "Şerif Erginbay",
        "poem": "\n\nDört yan sis.\nDört yan ateş.\nDört yan duman.\n\nCehennemi yücelten aç ağızların saldırısı her yöne.\n\nSen çiçekli kal..! \n\nGün ağır.\nGün yorgun.\nGün solgun.\n\nCenneti karşılayan çiçeklerin dağılışı her yöne.\n\nSen güneşli kal..! \n\nDüş gerçek.\nDüş cehennem.\nDüş cennet.\n\nGüneşli oda: sarmaşıkların yayılışı her yöne.\nÖpmelerin yayılışı her yöne: güneşli oda..! \n\nSen burda kal.\n\nÇiçekle, güneşle\nAşkla, odada…\n\nSen, benimle kal..!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşsin Sen Öğretmenim",
        "poet": "Mustafa Erol",
        "poem": "\n\nBugün öğretmenler günü.\nŞiirler okunup,\nÖğretmenim sana övgüler yağdırılacak.\nOysa; \nHangi kelime kullanılırsa kullanılsın övmek için.\nİfade edemez seni.\nDahası yok,anneye de babaya da eşsin sen.\nKaranlığa düşman güneşsin sen.\n\nGüneşsin sen öğretmenim.\nHem öyle bir güneş ki,\nSeninle yalnızca ışımaz tenim.\nRuhum, en derinlerine kadar aydınlanır.\nSenden ışık alan bile öğretmenim,\nKendini güneş sanır.\nDahası yok,anneye de babaya da eşsin sen.\nKaranlığa düşman güneşsin sen.\n\nSanki hiç sıkıntın yoktur senin.\nNe almak isteyip de alamadıkların vardır,\nNe de tatmak isteyip de tadamadıkların.\nNe çocukların vardır okuyup evlenecek,\nNe de borçların vardır ödenecek.\nHep güleçtir yüzün senin.\nDahası yok,anneye de babaya da eşsin sen.\nKaranlığa düşman güneşsin sen.\n\nÖyle merhametlisin ki,karıncayı bile ezmezsin.\nKendin üzülsen de öğrencini üzemezsin.\nHep güzelliği görür,kötülüğü sezmezsin.\nÖğrettiğin harf başına kırk yıl kölelikse bile bedel.\nİnanıyorum ki yine de az öğretmenim.\nSeninle olunca kışın ayazı bile yaz öğretmenim.\nÖğrettiklerinle alıyorum, hayattan haz öğretmenim.\nDahası yok,anneye de babaya da eşsin sen.\nKaranlığa düşman güneşsin sen.\n\nYetmez elbet, yirmi dört kasım bir gün sana.\nCan bile veririm, gerekirse bir gün sana.\nHakkını helal et, hata ettim dün sana.\nAz gelir öğretmenim verilen her ödün sana.\nGerçek övgüyü yapmış Kuran’da din sana.\nDahası yok,anneye de babaya da eşsin sen.\nKaranlığa düşman güneşsin sen.\n\nKasım 2008\nMustafa EROL\nYunus Emre İ.Ö.O Öğretmeni\nAntalya/Manavgat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşsiz Yağmurlu Bir Gün",
        "poet": "Fatih Porsuk",
        "poem": "\n\nGüneşsiz bir öğle sonrası Cuma ertesi\nTek kişilik yalnızlık oyunu\nUzak diyarlarda yârin kokusu \nYağmur sonrası toprak kokusu\n\nYorgun bulutlar ağlamaklı\nTek kişilik yerin sahibi\nHüzün gözleri yârin dumanlı\nDerinlik bende kaybolmalı\n\nÖzlemenin en ıslak, en soğuk yüzü\nHasretin en alevli yönü, en yanık sözü\nTitremenin en anlamlı, en bitkin sedası\nYağmurun her damlası, rüzgârın yalanı\n\nSensiz güneşsiz bir öğle sonrası\nSensiz bir Cuma ertesi\nSensiz sessiz bir yağmur tanesi\nSensiz bir zaman dilimi…\n\n29.04.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşte",
        "poet": "Nazım Hikmet Ran",
        "poem": "\n\nGüneşte\ndenizin sonunda mavi bir duman gibi\n                                  gözümde tütüyorsun.\nYeşil bir erik dalı....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşte",
        "poet": "Melih Cevdet Anday",
        "poem": "\n\nÇünkü saatler dardır, her şeyi almaz \nGüneşte çözülür ve kayarlar bir yana. \nMısırlar güçlükle büyürken yağmursuzluk \nKaygılandırır dilsiz bahçıvanı. \nSessiz kuşlar, bir keçi, ağır iğde ağaçları. \nBir araba geçti incelmiş yoldan \nEl salladı biri, belki tanıdık, \nBelki değil, süreksizliğin eşanlamı. \nVe denizin yorgun çağındaydı çocuklar \nÇığlıkları titretir balkondaki sarmaşığı, \nÇünkü dardır saatler, sığmaz biraraya \nDalgınlık, deniz ve sardunya. \nRüzgâr alıp götürdü balıkçı teknelerini \nUzaktaki kılıçlara, ki bilemeyiz \nHangi derinlikte dölleyerek denizi \nGidiyorlar öyle ağırbaşlı, doğuya. \n\nVe ocaktan çorbanın kokusu geldi demin \nBurun deliğine kedinin ve köpeğin. \nRafta kitaplar, mavi bir şişe ve gül \nDonmuş kalmışlar tek başlarına. \nDuvarda bir resim, resimde kalabalık \nKöy alanı, çocuklar, çember ve zaman. \nBreughel nasıl da toplamış bunca \nOrtaklığı ve uyumu biraraya, \nÇünkü saatler dardır, sığdırılmaz. \nGüneşte her şey çözülür gider bir yana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşteki Lekeler",
        "poet": "Mustafa İslamoğlu",
        "poem": "\n\nbugün ihanet günüdür \ngüller kendi dikenlerince kanatılsın \nşairler öz elleriyle boğsunlar şiirlerini \nsöyleyin akrebe bugün ihanet günüdür \n\naşıklar çiçek sunarken sevdalılarına \nsiyanür damlatsınlar şebnem yerine \nkahramanlar kurtardıkları vatanın \ndönüp kendileri geçsinler ırzına \n\nkıravatlar boyunlara, darağaçları cellatlarına \nbir kerecek göstersinler öteki yüzlerini \nduyurmak için geceleri ağlayan anaların sesini \nihanat etsin bugün de koyunlar çobanlarına \n\ney yüreğime giyindiğim insanlar \nbir çeşni katın kronik ihanetinize \nyürek üşürse titrer o titrerse gök sallanır \nbir kerecik siz de ihanet edin ihanetinize \n\nseni anınca köpekler ve atlar hatırlanacak \nardından korumaya alacaklar neslini \n“sen de mi ey! ..” demeyecek artık kimse \nSezar sevinecek Brütüs şapka çıkaracak \n\nintihar ağacı mısın ki herkes kendini sende öldürüyor \nkan çanağı gözlüm benim Karacaahmed’im \nseni ağlatan o nesne alemi güldürüyor \nkaç insan soyundun gönlüm kaç ihanet gördün bugün? \n\n1991\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşteki YARİM",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\ngüneş,\ndağa düşer\nyapraklar yanar...\ngüneş,\ngöle düşer\nsular gölgede yanar...\ngüneş,\nyâre düşer\nokşarım,\nellerim yanar...\nbakarım,\ngözlerim yanar..\nkoklarım,\nnefesim yanar...\nöperim,\ndudaklarım yanar...\nanladım ki\nyar,\ngüneş olmuş\ncanıma ot tıkar....\n\nFikret Turhan-Yalova,\n27.02.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşten Önce Doğan",
        "poet": "Veli Bayrak",
        "poem": "\n\no'na göre bugün\no'nun doğum günü\noysa benim için hergün\ngüneşten önce o doğuyor\n(\"Gülümse seviyorum\" isimli kitabından)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşten....",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\ngüneşten....\nbir selam geldi...\ndeğdi bulutlara...\nsarı..sarı..\nyağmur getirdi...\nkara topraklara...\ndoya...doya...\n\ngüneşten...\nbir selam geldi...\ndeğdi dallara...\nsarı...sarı...\nrenk getirdi...\nyeşil yapraklara....\naça...aça...\n\ngüneşten...\nbir selam geldi...\ndeğdi rüzgarlara....\nsarı...sarı...\naşkın kokusunu getirdi...\nnefes alan canlara....\ndoya..doya...\n\ngüneşten...\nbir selam geldi....\ndeğdi goncalara...\nsarı...sarı...\nrenk getirdi...\nçiçeklerin her türüne...\naça..aça...\n\n20.05.2012 Yalova\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneşten Uzak",
        "poet": "Rıfat Ilgaz",
        "poem": "\n\nKonuklarımız için yıkadık sizin için \nKıyılarımızı bol köpüklü dalgalarla kıştan \nNisan sabahlarının buğusu saçlarınızda \nMavi gözlerinizde sevinç \nTelli turnalarla geldiniz\n\nEn saydam mavilikleri çektik üstünüze \nToroslar'dan Ağrılar'a kadar \nÜzüntülerden arındık sizin için \nEn güleç yüzümüzle çıktık karşınıza \nPapatyalar gibi tekdüze \nErkenden uyardık çiçeklerimizi \nKalkınmamız sizden olacakmış \nBaşımızın üstünde yeriniz\n\nIzgaralarda lüferler emrinizde \nTabaklarda mayonezli levrekler \nAğız tadıyla yiyemediğimiz \nKirazlar canerikleri çilekler\n\nBulutun kınalısı denizin mavisi bizde \nYurdumuza bir renk de siz getirdiniz \nEsmerler sarışınlar yeşil gözlüler \nHoş geldiniz\n\nBiz bu güneş ülkesinin çocukları \nÖfkeyle umutla beslenen \nYaz geldi mi ebegümeci madımak \nKar yağdı mı dağda bayırda \nDavarımız sığırımızla yarı tok yarı aç \nBiz bu güneş ülkesinin çocukları \nKuru emzikle büyüyen gecekondularda \nOdsuz ocaksız \nBu mevsimde sevilerden uzak \nYoksun tüm aydınlıklardan \nSabrımızdır geleceğin harcını özleştiren \nBir tuğla bir tuğla daha \nBir avcumuzda kum \nBir avcumuzda kireç \nGünler günler boşuna harcanan \nOkunmuş bir mektup kirliliğinde \nBuruşturulup atılmış günler\n\nYazısız kâğıtlarca anlamlı \nAlyuvarlarla beslenen özlem \nKum kireç ölçek ölçek zaman\n\nBiz bu güneş ülkesinin çocukları \nGüneşi konuklara bırakan\n\nOysa bardaklarda altın yeşili şarap \nMarmara'nın midyeleri soframızda \nOlgun domatesler taze soğan \nDerilerde Afrikalı yanıklığı \nHoşi Ming'li savaş çocuklarıyla birlik \nGarcia Lorca'lı kızlarla bir arada\n\nKarşıda Nâzım'ı dalga dalga getiren deniz \nOturup diz dize bir kıyıda \nAynı balık çorbasını kaşıklayabilirdik\n\nBiz bu güneş ülkesinin çocukları \nGüneşi bulutların ötesinde bırakan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güney Doğuda Doğan Bir Çocuk",
        "poet": "Ercan Uces",
        "poem": "\n\nBir ana rahmıne düşerken \nyaşamın ılk evresıne başlarsın çocuk \nVe o andan sonra ılk mukaddes çığlığa ulaşmaya çalışırsın \nsana ılk armağanı hayatın \nDoğarsın ve ağlarsın \n\no küçüçük kalçalarında Kocaman bır kızarıklık cabası olur \nVe gözelerinden sayısı bellı olmayan zemzem tanelerını bağışlar sana\n Yıkanırsın ve arınırsın \n\nYenı dünyana hoş geldın \nyani bir umutsun sen yarınki çocuklara artık taze bır kan tarifsiz bır nefessin \nVe senın adın barış \nCesurca mücadele edecegın bır davan var senın korkusuzca üstleneceğin bır meselen bır elınde zeytın dalın bır elındeyse meşalen Özgürlük için yaşayacaksın Sen Barış savaşçısın cocuk \n\nVe baris okur buyur arkadas ortaminda bir soyleyistedir... \nArkadaslar Benım adım barış bugüne kadar barışı ısteyen yüz bınlerce ınsandan sadece bırıyım Yuzyıllardır sönmeyen bır yangını ve yüreklerde kor olmuş bır meseleyı yanı kürt türk kardesligini tertemiz yüreklerımıze kin ve kapkara yaslara buruyen ölümlere inat özgürlüğü kısıtlayan emperelizme bulaşan kırlı yüzlere faşistce kapitalizimce yaşayanlara karsi bır mücadele sergılemeye gonul vermis sözvermiş yemınetmış hukum gıymış yuzbınlerce ınsandan sadece bırıyım \n\nBir miting alani ve baris... \nArkadaşlar benim adım barış bu mıtıng alanında toplanmamızın sebebı sızınde bıldıgı gıbı özgürlük hasretıdır barış çığlıklarının susturulmaya çalışıldığı bu topraklarda faşist düşüncelere karşı ve kardeşi kardeşe düşüren hatta öldürten kan emıcılere inat savaş degıl barış bayraklarını göğe çekmektır bu kanlı meydanda elele omuz omuza kolkola geldık ve yarınki çocuklara armağanımız yasasın halkların özgürlüğü\n\n Baris tutukludur mahkemededir... \nSayın savcı hakım ve heyet adım barış elçi Elınızdekı davam düşünce mahkumu olarak görülmüştür barış eşitlik özgürlük istemidır sucum Ülke Kardeşlık gıbı bır sorunla karşı karşıya bırakılmıştır ecdatların beraber yedı düvele karşı Cenk tutması vatanı kurtarması bır devletı beraber kurması kardeşlik sembolüdür Ama eğer barışı eşitliği özgürlüğü isteyen bizlerede kelepce vuruluyorsa ben vatan hainiyim hakım bey kırın kalemımı dar ağacına yürümek bile özgürlüktür barış elçi'sine Bir mahalle bılıyorum... Yazın toz toprak Kışın yagmur camur Ayakları yalın ayak cocuklar Kendı hayatlarına terkedılmış analar babalar aclıkla sınanan bır toplum Gunduz guneşının bır anlamı olmayan bır halk Guneş batarken sıgınaklara yani mezarlara yasamak icın ınen insanlar hatırlıyorum Akşam olunca gokyuzunü ışıl ışıl yildizlar yerine patlayan parlayan kursunlar Sabahın seherındeyse dovulen babalar hatta oldurulen cocuklar gömülemeyen defnedilemeyen insanlar oyun dıye duvarlara saplanmış kurşunlarla oynayan cocuklar Bılıyorum... Bir şehir biliyorum... unutulmuş adı duyulunca öyle bır yer varmı denılen kayıp kent dıye anılan bır şehir biliyorum... Degışık stretejilerle bastırılmış bilinçlenmesin diye halkı cahıllıge itılmış gerıde bırakılmış bır bölge bir yer bılıyorum... yuzbınlerce ınsanımız eve hapsedilmis sokağa çıkamıyor faşıst düşüncelerden okulu olupta ögretmeni atanmayan hastanesi var olup doktoru tain edılmeyen kendi yolsuzluklarını surdurup onca halkı yolsuz bırakan ve genclerı sesını duyurmak ısteyıncede vatan haını teror dıye anılan bır toplum bır il bir şehir bılıyorum... Bır halk biliyorum... yalanlara sahte kahramanlıklara doymuş bır duzenın gercekten degiştiğinin yanlışa gıdıldıgının farkında olan ve bu duzene yeter demenın zamanı geldıgını nınnılerle uyutulan ve kahramanca uyanan bır halk biliyorum... Barişı anlatmak kardeşligi yaşatmak isteyıp ölen gençler Yılmaz guney'lerın deniz gezmış'lerın demokratık devrim düşüncelerıyle asılıp sürgün edildigi bu topraklarda tekrara düşmeyelim istiyorum bizide sizler onların yanlışlarına ayak uydurup sürgünlere yollamayın hapıslere atmayın dusuncelerinizle asmayın dort duvarla sinamayin istıyorum... Ahmet kaya'ların bende kürt asıllıyım dedıgı dılıyle Kabullenen destekleyen kardeşlerımle yarınlara ışık tutalım bu topraklara güneş gibi tekrardan dogalım bir kürt gibi yaşayalim yaşatın istıyorum... bizide kardeşiniz bilin bilinki yine özgürlük diyen'ler tutuklanmasın eşitligi kardeşligi istediler savundular diye yargılanmasın Barisa tekrar destek verın dıyorum verınkı aynı topraklarda sırtsırta yüzyüze bakabılelım dıyorum... Bir ulke istıyorum... Oyle eşi benzerı olmayan degil yaşayabılecegımız yagmur yagarken topraga yayılan kokusuyla guneşin bize hayatı fısıldayan ışıgıyla Ve gokyuzunde berıltılen gokkuşagıyla barışı sımgeliyen renklerıyle beraber bır ülke istıyorum... Bahçelerınde sıgınak yerıne Cıceklerın koktugu Mahallelerınde toz toprak yerıne cocuklara oyun alanların doldugu Koylerınde açlık yerıne mutlulugun dostlugun konuşuldugu Şehirlerinde miting telaşları ölüm korkuları yerine Huzur ve mutluluktan şikayecci olundugu Savaş cümlesinin unutuldugu Barış cumlesıne ihtıyacı olmayan Bir dil bir din bir ulke istiyorum...\nE-U\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneydoğu Anadolu'da Görevi Başında Vurulan Askerlere",
        "poet": "Nazik Yenigün",
        "poem": "\n\nVurman Türk’ün askerine\nKıyma kardeş kardeşine\nÇünkü sen gelin yerine\nKıyma kardeş kardeşine\nYanma hakkın ateşine\n\nVatanda görev yapanlar\nTürkoğlu Türk’e taparlar\nNerede hazin bir olay olsa\nHemen kuşanıp koşarlar\nKıyma kardeş kardeşine\nYanma hakkın ateşine\n\nKolluk takar koluna\nCan verir vatan yoluna\nSesleniyom Türk oğluna\nKıyma kardeş kardeşine\nYanma hakkın ateşine\n\nKırılır mı bunca yiğit? \nHep analar versin öğüt\nAyşe, Fatma yetim kalmış\nTürk oğluna söyler beyit\nKıyma kardeş kardeşine\nYanma hakkın ateşine\n\nNazik dayanmaz acıya\nÇare yok mu bu sancıya? \nKardeş gömmek çok zor olur\nMor belikli Türk bacıya\nKıyma kardeş kardeşine\nYanma hakkın ateşine\n\n\t\t\t\t2 Nisan 1985\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güney İlköğretim Okulu(iç dökümü'm)",
        "poet": "Duygu Gürbüzer",
        "poem": "\n\nUmut nedir diye kendi kendime sorup durduğum zamanlar oldu.Umut kimi zaman beklenen bir tanıdığın gelmesiydi,bazen bilinmeyen bir eldi sırtımızda varlığını hissettiğimiz.Bugün ise umut onlarca çocuğun yazdığı mektubun içinde gizli olan,yüreğime ışık saçan,beni hayata bağlayan satırların ta kendisi..\nSevmek,sevilmek her zaman bencillik mi içerir diye sorardım kendime..Hayır bencillik olmadan da sevebilir insan.Bazen yükselen ses tonunun altında sımsıcak bir sevgiyi hissetmektir sevmek..Sevilmek ise tüyleri ürperten,insanın içini ısıtan sımsıcak bir duygu..Hiç bukadar çıkarsız sevildiğimi hissetmemiştim…\nKenar mahallede fakir ailelerin çocuklarının okuduğu bir okulda ders veriyoruz şimdi..Seviyoruz,seviliyoruz,emek veriyoruz,umut saçıyoruz,umut buluyoruz…Her insan bir yanında sevgiye açlığını gizler bunu ilk defa bukadar kesin biliyorum..Ve sevginin zamanı mekanı yoktur..Kısacık bir sürede insanların sevdikleri,değer verdikleri biri olabiliyorsam sevgi zaman kavramına sığdırılamayan bir duygu olmalıdır.\nŞimdi sessiz sessiz haykırırken içimden bende o çocuklara birkaç satır bir şeyler yazmak istedim.Belki hiçbir zaman haberleri olmayacak bu satırlardan ama onları yaşatacağım hem hatıralarımda hem de yazılarımda..Öğretmenlik nedir ne değildir çok tartışma olmuştur..Ama ben biliyorum öğretmenliğin ne olduğunu..Öğretmenlik nedensiz sevebilmektir..Öğretmenlik affedebilmektir..Öğretmenlik yol gösterebilmektir..Öğretmenlik karamsarlıklarla dolu ufacık yüreklere umut olabilmektir…Öğretmenlik ablalık ağabeylik yapabilmektir..Öğretmenlik gülümseyerek,saç okşayarak,değer vererek,zaman ayırarak bir insana insan olduğunu hissettirebilmektir…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜNEY KENT  GÜL BAHÇELERİNİ  ZİYARETimiz...",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\nGÜNEY KENT  GÜL BAHÇELERİNİ  ZİYARETİMİZ...\n\n      Merhaba saygıdeğer gönül dostlarım. Fırsat buldukça, ömrüm oldukça, Allah izin verdikçe anlatılması gereken durumları paylaşılması gereken tüm konuları yazmaya çalışacağım. Süleyman Demirel Üniversitesinin Rektörü Profesör doktor sayın: Hasan İbicioğlu'nun daveti üzerine katıldığım 2. Uluslararası Davraz kongresini imkanlarım çerçevesinde dinlemeye özen gösterip farklı ülkelerden gelen konuşmacılardan istifade etmeye çalıştım.\n\n      Üç gün boyunca farklı salonlarda  Demokrasi ve insan hakları, Ekonomi,\nSuriye paneli, Medeniyet tartışmaları, Uluslararası Hukuk ve Uluslararası ilişkiler, Güvenlik ve terör, Küresel rekabet, Basın paneli, Küresel rekabet ve İşletme davranışları, Tarım, gıda, açlık ve yoksulluk, Yönetim tartışmaları, Kimlik ve Ulus devlet tartışmaları, Küresel kriz sorunları Çevre ve enerji ilişkileri gibi önemli konuların işlendiği 2.Uluslararası Davraz Kongresi çok verimli ve olumlu geçti. Organize eden tüm yetkilileri, davete icabet eden tüm katılımcıları kutluyorum. Tüm dünya insanlığı açısından devamını diliyorum.\n\n      Programın son günü Gül vadisi gezisini, Eğirdir Akpınar gezisini içerdiği için bende farklı ülkelerden gelen misafirlerin arasına katılarak Güney kent gül bahçelerini ziyaret etme fırsatını değerlendirerek  paylaşıyorum. Saat: 9 da Isparta şehir merkezinden başlayan yolculuğumuz Gül bahçelerini gül fabrikalarını  kenti de  ziyaret ettikten sonra saat: 12 de sona erdi.\n\n      Bu süre içerisinde kaptanımız yoluna devam ederken Oğuzhan hocamız çevreyi tanıtmaya çalıştı, Çetin hocamızda yöremizle ilgili tarihi bilgiler sunmaya çalıştı. Bizi karşılayan Güney kent belediye başkanı da rehberlik ederek konukseverliğini yansıtmaya çalıştı. Ziyaret ettiğimiz gül bahçesi sahipleri de konukların gül toplayışına karşı hoş görüsünü sunmaya çalıştı.\n\n       Bu arada benim şairliğim hissedilince bende gülle ilgi şiirlerimden bir kaç kıta dörtlüklerden okumaya çalıştım. Özet olarak: Burada güllerin hası, Meşhur meyvesi, halısı, Şirin ili Ispartası, Dünyanın kalbi Türkiye'm. Türkü olarak bestelenen Gül kokuyor şiirim:  Dikenler içinden sünmüş, Pembe renk yeşili sevmiş, Bu yöreler ne güzelmiş, Yaprakları gül kokuyor. Neler üretir saçaklar, Yaşı, kuruyu kucaklar, Esansı sevdi ocaklar, Toprakları gül kokuyor. Bahçe duvarı örülmüş, Balkon üstüne bürünmüş, Saksıda bile görülmüş, Sokakları gül kokuyor. Aynalar şahittir buna, Hediyem olacak sana, Hak verirsin sende bana, İnsanları gül kokuyor. Halıları desen desen, Sevgidir içinde esen, Hayran olursun gelirsen, Isparta'da gül kokuyor. Tazedir sebze pazarı, Duygulu şair, yazarı, Değdirme sakın nazarı, Türkiye'miz gül kokuyor.\n\n       Gülün özelliğini, güzelliğini anlatan şiirimi de kısaca özetleyerek okudum. Farklı ülkelerden gelen konukların alkışını duymak, onların çekmiş olduğu görüntülerle arşivlerine geçmek beni de çok mutlu etti. Hocamın biri şiirimin güzel olduğunu ifade ettikten sonra benden bir istekte bulundu.Gülün oluşum serüvenini yaz dedi. Bende aşağıdaki şiirimle özetlemeye çalıştım.\n\n    Güney kent  gül bahçelerini, fabrikalarını görmek isteyen ziyaretçiler çoktu. Bir otobüs dolusu Japon turistler inerek gül bahçesinde fotoğraf çekildiler. Yurt içi yurt dışı turizme açık olan gül şehrimizin özelliklerini güzelliklerini sadece okumak, duymak yetmez. Ziyaret ederek haz duyacağınızı ümit ederek herkesi bekliyoruz. Hoşça ve dostça gül kokular içinde kalınız.\n\n*****  GÜLÜN  SERÜVENİ  *****\n\nYöresine göre yatırım olur,\nBataklık sürülür kıvamı bulur,\nGülcülük mesleği yürekten gelir,\nArazi uygunsa toprak renklenir.\n\nRuhuna haz verir seni bıktırmaz,\nMis kokuyu salar tütün yaktırmaz,\nBereket saçıyor ele baktırmaz,\nKuru olan varsa  fidan eklenir.\n\nSuyunu içiyor yerden kökenler,\nGülü koruyacak artar dikenler,\nBudama yapılır dışa çekenler,\nDalları kırkılır, pürüz ketlenir.\n\nTavını salmıyor iyi bakarsan,\nSaçağı yok olur pulluk takarsan,\nZararlı oluyor mahsul  ekersen,\nToprakla özleşip gübre saklanır.\n\nKendi haline de bırakma gülü,\nYarışa çıkıyor nevruz, sümbülü,\nDallarına konsun ötsün bülbülü,\nOta çapa değer dibi yoklanır.\n\nBahçenin sahibi ortamı tanır,\nHava bazen açar, bazen kapanır,\nYaprak açmayınca kurudu sanır,\nKışın uykudadır bahar beklenir.\n\nAkşamdan bellidir domurcuk dallar,\nSeherin vaktinde boş değil yollar,\nDikenden korunur eller ve kollar,\nSabah ezanıyla güller toplanır.\n\nPratik olursun ora varınca,\nAktarmak gerekir bohça dolunca,\nHazırlık yapılır araç gelince,\nTorbalar boşalır, çuval yüklenir.\n\nPembe, mor yapraktan çıkacak damla,\nBeyaz, eflatunu, al gülü  anla,\nEsans oluşuyor  çok kayna yanla,\nMaki naya girer kapak katlanır.\n\nÖzünü bırakmaz kurusu, yaşı,\nSağlığa şifadır ağrıtmaz başı,\nIspartayı övmek Zekinin işi,\nMevsimine göre güller koklanır.\n\nIspartalı  Zeki Çelik TÜRKİYE İLESAM il temsilcisi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güney Kore Türkiye",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nGerçekten güzel  bir şey\nDuygu yüklü ve canlı\nSevgiyle mücadele\nİnsanlar heyecanlı\nGüney Kore Türkiye\nKardeşliği hediye\nİki kardeş dost devlet\nBravo o canlara\nHuzuru oluşturdu\nBenzedi volkanlara\nGüney Kore Türkiye\nKardeşliği hediye\nSaygı duruşu ile\nCoştu heyecanlı maç\nAsla hiç bitmemeli\nBaşa takılmalı taç\nGüney Kore Türkiye\nKardeşliği hediye\nBu Dünya Kupasının\nEn erken müthiş golü\nMutluluğa sevk etti\nBüyüttü yeşil dalı\nGüney Kore Türkiye\nKardeşliği hediye\nFestivale dönüştü\nİşte mükemmel futbol\nSkoru üç ikidir\nKardeşlik duygusu bol\nGüney Kore Türkiye\nKardeşliği hediye\nDostluk barış esenlik\nBütün yeşil sahayı\nDünyayı kaplamıştır\nSessiz sakin vahayı\nGüney Kore Türkiye\nKardeşliği hediye\nÇiçek tomurcukları\nAçacak yıllar boyu\nKırmızı-Beyaz-Bayrak\nKayboldu bütün koyu\nGüney Kore Türkiye\nKardeşliği hediye\nBir anıt oluşmalı\nHep tarihe geçmeli\nOnun soğuk suyunu\nTüm insanlık içmeli\nGüney Kore Türkiye\nKardeşliği hediye\nBütün Türk'ün gururu\nAştı geçti diyarı\nSevindirdi milleti\nAnne baba ve yârı\nGüney Kore Türkiye\nKardeşliği hediye\nHuzuru yaşatanı\nUnutmayacağız asla\nHasan Sancak söylüyor\nHepsi benziyor bala\nGüney Kore Türkiye\nKardeşliği hediye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneydoğu Anadolu Sevdası",
        "poet": "Muhsin Durucan",
        "poem": "\n\n(Akrostiş) \n\nGüneydoğu Anadolu\nÜzerinde ipek yolu\nNice şehit, Antep Gazi\nErdem oldu dizi dizi\nYer yer yapı Şanlıurfa\nDoğru oku sayfa sayfa\nOrada kelaynak kuşu\nGörünür iniş, yokuşu\nUmutla coşkuyla Mardin\nAnla ki Midyat’a geldin\nNeden sonra Hasankeyf\nAşağıya bakmak keyif\nDurmaksızın Batman yolu\nOvası düz, petrol dolu\nLale, sümbül Gazi Parkı\nUnutulmaz Diyar farkı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneyin Ağustosları",
        "poet": "Ümit Yaşar Oğuzcan",
        "poem": "\n\nBenim memleketim yanar kavrulur şimdi\nTarlalarda başaklar sararmıştır\nYel esmez, yaprak kımıldamaz ağaçta\nİnsanları yağmur diye göğe el açmıştır\n\nBir bulut görünse uzaklardan, güler yüzleri\nYalınayak çocuklar koşuşur tozlu yollardan\nOysa ne yağmur yağar, ne rüzgar çıkar\nBilmem ki....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneyin Uzak Köyleri",
        "poet": "Abdülkadir Güler",
        "poem": "\n\n- I -\nHarran Ovası'nda\nDeve dikenleri\nKaranlık izbelerde \nPerperişan evleri\nSöyletme beni\nGurbanın  olam\nGüneyin\nUzak\nKöyleri\n                - I I -\n Kim dedi beş yıllık plan\n Bekle  babam,ha bekle\n Ayşem  suya  gidiyor\n Kah öküzle,  kah eşekle\n Seçimlerde  nutuk  çektiler, yalan\n Aha yol - su  gelecek\n  Geldi 23 Nisan..\n\n                -  III -\n  Bir de mayın tarlası \n  Güneydoğu'nun çilesi\n  Cümlenin yüz karası\n  Geçim  derdi, ekmek derdi\n  Kan  davası,..başlık  parası,\n\n                  -  I V -\n\n  Ve de Harran Ovası'nda \n   Deve dikenleri\n   Ne doktoru var, ne öğretmenleri\n   Var,git  gurbanın  olam\n    Angara'ya  bir daha yaz\n    Yolsusuz  de,  okulsusuz  de  emi\n    Pulu bende ver dilekçeleri\n    Güneyin uzak  köyleri..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güngören’de ki bebek dünyayla tanışmamıştı henüz",
        "poet": "Hafize Kılıç 2",
        "poem": "\n\nAğlıyor musun Anne, neden ağlıyorsun Anne, hani bana az bir zaman sonra kollarımda olacaksın yavrum diyordun. Kolların nerde Anne, ya benim kollarım, ya başım nerede Anne. Seni nasıl göreceğim, babam nerede Anne, hani giysiler almıştın, odam, beşiğim nerede Anne. \n\nEmzir beni Anne, hani memen nerde Anne, acıktım ben, burası cennetmiş Anne, neden geldik Anne. Kucağına al Anne, kokunu duymak istiyorum. Neden ben dünyayı görmedim Anne, gözlerim nerde, kim yolladı bizi buraya, kim bıraktı Anne. Bu ne Anne, senin gövdenden sızan kırmızı şey. Bende de var aynısı Anne, neden beyazlar içindeyim, beşiğim kırmızı, bu kan Anne, kan. Bizi, ikimizi kim buladı kana Anne. Sen hazırlık yapıyordun, hani giysilerim,  odam olacaktı Anne, ninniler söyleyecektin. Sesin çıkmıyor Anne, ağzına kan dolmuş. Babam nerede Anne, babamı görmek istiyorum. Neyle göreceğim Anne, gözlemi kim aldı, adımı sordu buradaki melek, sen söyle Anne adım neydi benim. Yavrum diyordun, bebeğim diyordun, adım bu mu Anne, adım bu mu.\n\nDünya neresi Anne, bizi neden yolladılar, neden bizi buraya yolladılar. Ben görmek istiyordum dünyayı Anne. Anne al kucağına, acıktım Anne nerdesin, hiç sesin çıkmıyor. Anne gece beni çağırırdın, ellerin gezinirdi üstümde, okşardın. Ellerin nerede Anne, hadi al kucağına Anne. Kim kıydı bize Anne? Ne yaptım ki ben onlara, daha ben doğmamıştım, dünya denen yeri görmemiştim, kimseyi tanımamıştım. Ne yaptım ki Anne? Parçaladılar beni, seni. Ben baba mı istiyorum Anne, ben babamı istiyorum.\n\nOnların yok mu çocukları, Anaları, babaları Anne? Neden bizi buraya param parça yolladılar Anne. Acıktım Anne acıktım, kucağına al Anne ne olur. Az kaldı demiştin, kucağını görmek istiyorum Anne. Anne, kucağı görmeden neden toprağa koydular beni? Anne sen de yavrunu kollarında tutmadan senide koydular toprağa. Kolların nerede Anne? Kolların, ya başın,  gözlerin, neden param parçaya böldünüz bizi? Dilerim bana can veren, Anneme can veren\n\nAllah’ım sizin cezanızı versin. Biz bir birimize kavuşmadık, dilerim siz de dünyada ve burada hiçbir şekilde ışığa kavuşmadan cehennemin en derin yerinde yanarsınız. Benim dileğim bu Rabbimden. Sil göz yaşını, kolların yok ki silemiyorsun, bırak aksın Anne, bırak aksın Annemmmmmmmm.\nAdı bile konmamıştı, bir bebekti, dünyayı görmemişti, o doğacaktı, annesi onu büyütecekti. Kıydınız, kıydınız kara toprağa serdiniz anne karnında. Dilerim siz de param parça olursun.\n\nO bir Anne olacaktı, \nyavrusunu saracaktı,\nO’na ninni diyecekti, uyu da büyü yavrum\n diye yumuşacık tenin okşayarak,\nO’na meme verecekti.\nHer gece yavrusu uğruna, uykusuz kalacaktı,\nHer Anne gibi o da bunları yaşayacak, Anne olacaktı.\nBu en güzel duyguyu elinden aldınız, \nO’na neler almıştı, her gün onlara bakardı,\nYerlerine koyardı, az kaldı yavrum derdi,\nAlacağım kucağıma, koklayacağım derdi.\nÖyle de heyecanlı idi, yazık olmuş,\nBakın bunları siz aldınız, bu duyguları siz yok ettiniz. \nVicdansızlar, kahrolası zalimler,\n diğer taraftan da üç yavruya kıydınız, \nAnneleri yaktınız, \nO küçücük bedenlere, tabutları yakıştırdınız.\nSen küçüksün, ölemezsin yavrum, tabutlara konamazsın,\nToprak senin neyineydi, yerin parklar olmalıydı.\nAnnelerin elleri boş, gözlerinden boşaldı yaş,\nSen çocuksun, ölmemeliydin, kara toprağa girmemeliydin,\nVaden dolmuşumuydu böyle, yoksa kader mi söyle. \nEy lanet olası terör, sen mi verdin, aldın canı, \nakıttın bunca insanın kanını, \nGeride bıraktın onca yaralı, \nkararttın dünya denen o güzelim mekanı.\n\nGurbet Meleği\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günışığı",
        "poet": "Hulusi Kılıç",
        "poem": "\n\nGökyüzü dumanlı ve bulutlu\nAma yine de ben güneşi görüyorum.\nÇevremde anlayışsız,şekilsiz insanlar...\nAma ben Günışığı'nı seviyorum!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güneydoğuda (Evde, Sokakta, Okulda Oynanan)  Geleneksel Çocuk Oyunları",
        "poet": "Fevzi Günenç",
        "poem": "\n\nİÇİNDEKİLER\n\n1. ABUZİTTİN EFENDİ\n2. AŞIK OYUNU\n3. BARDAK YIKMACA (7 Kiremit) \n4. BEBEK YARIŞTIRMACA\n23. BEŞ TAŞ OYUNU\n26. BİLEK GÜREŞİ\n70. BİLMECE SORMACA\n76. BİZ BİZ ARABAYIZ\n\n36. CEP SİNEMASI\n63. COĞRAFYA OYUNU\n\n1. ÇELİK-DEĞNEK\n44. ÇEMBER ÇEVİRME\n17. ÇIŞKAA (Yoyo) \n39. ÇİÇEK DÜRBÜNÜ\n78. ÇÖMÇE GELİN\n74. ÇUVALLA YÜRÜME\n\n6. DARABİL\n2. DEĞİRME (TOPAÇ) \n79. DOKTORCULUK OYUNU\n\n52. EBE BENİ KURDA VERME\n29. EL ARABASI (İki döner kafalı) \n54. ELİM SENDE\n46. EŞEK-KRAL OYUNU \n16. EŞLERİM EŞ \n\n30. FIRDÖNDÜ\n38. FIRFIRI\n64. FIS FIS OYUNU\nFİNCANDA YÜZÜK OYUNU\n\n28. GÜLLE, MİSKET\nGAZEL ÇİĞNEMEK\n\n48. HACI YATMAZ\n24. HAKEKE (SEK SEK) \n40. HALAT ÇEKMECE\n15. HAMAM KUBBE\n69. HANGİ KAĞIDI TUTTUN? \n42. HINÇ OYUNU\n\n67. İP ATLAMA \n0. İNCİLİ BABİLİ\n\n11. KAHVECİ GÜZELİ\n20. KALEM ÜTMECE\n60. KARDAN ADAM, KARTOPU\n71. KARPUZ YEMECE\nKAŞIKTA YUMURTA TAŞIMA OYUNU\n19. KAZ AYAĞI\nKIZAK\n73. KiRAZ YEME\n75. KOLAY ÇARPMA\n68. KÖREBE\nKÖSTEĞİ KIRMA\n66. KÖŞE KAPMACA\nKuş diliyle konuşma\n7. KUTU KUTU PENSE\n\n55. LADES\n\nMESLEKLER KAĞIDI\n\n59. ORTA PARMAĞIMI BUL\n56. ORTA SIÇANI\n35. OYUNCAK PERVANE\n\n65. PAPAZ KAÇTI\n18. PEÇİÇ\n22. PORTAKAL ATMACA\n\n61. SAKLAMBAÇ\n58. SALINCAK\nSAPAN ATMA\n27. SİGARA KARTI\n62. SİNEMA OYUNU\nSözcük Oyunu (Birinin söylediği sözcüğün sonundaki harfle başlayan sözcüğü söyleme) \n51. SÜNGER ATMA\n\n25. ŞEKER KAĞIDI\n13. ŞİŞE ARAZÖZ\n\n41. TAŞAR MI TAŞMAZ MI? \n32. TAŞLAŞMA\n45. TAVŞAN KAÇ\n4. TEK KALEYE GOL\n21. “TIP” OYUNU\n3. TİNTİNİ \n31. TOMBALA\n8. TÜRKÇESİNİ BULMACA\n\n33. UÇTU UÇTU KUŞ UÇTU\n34. UZUN DUVAR\n14. UZUN EŞEK\n\n9. ÜÇ TAŞ OYUNU\n\n43. YAĞ SATARIM\n5. YAHUDİ MEVLİDİ\n53. YAKAN TOP\n10. YALA YALA ŞEKERİM \n77. YAŞA YAŞA MELEGİM\n12. YATTI KABAJ, KALKTI PATLICAN\n37. YERDE NE VAR\n72. YOĞURT YALAMACA\nYUMURTA KIRMACA\n\nGELENEKSEL ÇOCUK OYUNLARI\n\n\n\n1.\nABUZİTTİN EFENDİ\nNeşelenmeye ihtiyacınız varsa. Çevrenizde de en az beş altı kişi bulunuyorsa, hiç düşünmeden bu oyunu oynayarak bol bol kahkaha atın. Gerçi bu oyun oldukça Fazla güldürcü bir oyundur ama biraz da hafızanızın iyi olmasını gerektirir. Zira oyun boyunca değişecek olan sağınızdaki solunuzdaki oyuncuların komik adlarını unutmamanız lazım.\nOyuna başlamak için oyuncular halka olur. Kumsalda ya da kırda iseniz yere oturabilirsiniz. Evde bir masa etrafında da oynayabilirsiniz.\nHer şeyden önce oyuncuların kendilerine komik birer isim seçmesi gerekiyor. Bu isimler şunlar olabilir: Abuzittin, Ziyaettin, Necmettin, Nurettin, Nettin, Ayıbettin, kayıbettin... \nHerkes adını seçtikten sonra da kendini tanıtır. Arkadaşlarının da adını iyice öğrenmesine yardımcı olur.\nOyun düzenli olarak oyuncunun kendisinden bir önceki kişi ile kendisinden sora gelenle ondan sonra gelenin adı söylenerek oynanır. \nOyunu başlatan sağındakine adıyla seslenir:\n- Abuzittin efendi…\n- Efendiiim…\n- (Solundakinin adını söylüyor.)  Necmettin efendinin selamı var, Tacettin efendiye selam söylemeliymiş. (Tecettin Abuzittin’in sağındaki oyuncunun adıdır.)\nSöz Abuzittin’de:\n- Tacettin efendi…\n- Efendiiim…\n- Bedrettin efendinin (Abuzittinin solundaki oyunu başlatan oyuncunun adı)  selamı var. Ayıbettin efendiye selam söylemeliymiş.\n- Ayıbettin efendi…\n- Efendiiim\n- Bederettin efendinin selamı var, Neettin efendiye selam söylemeliymiş…\nOyun yanlışlar yapıldıkça gülüşülerek, yanlışlar düzeltilerek devam eder.\nBiraz sonra artık herkes birbirinin adını öğrenmiş olacağından oyun yanlışsız olarak eğlenceli bir şekilde turlanır.\n\n\n\n2.\nAŞIK OYUNU\nAşık koyunların ayak ile bacak kemikleri arasında yer alan, bilek eklemindeki kemiğe denir. Aşığın Çukur tarafına “cik” şişkin tarafına tök” denirdi. Bir atışta dik kondurabilen oyuna devam etme hakkını elde eder, kendi aşığıyla rakip oyuncunun aşığını istenilen şekilde döndürerek onu kazanırdı.\nBu kemikle oynanan oyunda ya elinizdeki aşığı kaybederdiniz ya da başka aşıklar kazanırdınız. İyi aşık oyuncuları, oyuna başlarken attıklarında, aşıklarının istedikleri gibi gelebilmesi için, dakikalar boyunca kara taşa sürterek onların altını üstünü dümdüz yapmaya özen gösterirdi. Kimileri de aşıklarını rengârek boyardı. \n\n3.\nBARDAK YIKMACA (7 Kiremit) \nÜçer kişilik iki gurupla oynanan bu oyun için 7 tane el büyüklüğünden daha ufak kiremit ile bir de top gerekir.\nOyuncular iki guruba ayrılır. Birinci takım: Atanlar; ikinci takım: Yakalayanlar.\nAtanlardan biri, merenin iki, üç metre uzağındaki noktaya üst üste dizilmiş olan yedi kiremit parçasını yıkmak üzere topu atar. Kiremitler devrilirse, oradaki arkadaşı topu atabildiği kadar uzağa atar. \nİkinci, takımın oyuncuları uzağa giden topu yakalayıp getirinceye kadar, birinci takımın oyuncuları yıkılmış olan kiremitleri üst üste dizmek zorundır. (Biz bu kiremitlere bardak derdik. O nedenle oyunumuzun adı bardak yıkmacaydı. Evlerin tavan arasına eskiden “bardakaltı” denirdi. Bu deyim de kiremitlerin altındaki oda anlamına geliyor olmalı.)\nEğer uzağa atılan top getirilp de 1. takım oyuncularından birine çarptırılırca o oyunca kan yitiri. Takımı oyuna iki kişiyle devam eder. Atışa baştan başlanır. \n\n\n\n47.\nBEBEK YARIŞTIRMACA\nBu oyun genellikle sahrede (piknikte)  henüz yürüme yaşına gelmemiş çocuklar arasında oynattırılır. Anne ile babaların özendirmesiyle çocuklar hedefe doğru dizin dizin yürürler. Bitişe en erken gelen bebek birinci seçilir. Ona bir ödül verilir. Seyirci çocuklar bebeklerden birinden yana taraf tutar. Tuttukları bebeğin kazanması için tezahürat yaparak eğlenirler.\n\nGAZEL ÇİĞNEME OYUNU\n\n\n\nİNCİLİ BABİLİ\nÇoğu oyunda eşleşme “İncili babili” ile saptanır. \nGurup başı olan iki oyuncu, belirli bir uzaklıkta karşı karşıya durur. Sonra sırayla:\n- İncili babili dahili… diyerek her sözcükte bir ayakkabı boyu birbirlerine doğru yaklaşırlar.\nSon yaklaşımda kimin ayağı üste gelmişse kazanan o olur.\nGurubu için öncelikle oyuncu seçme hakkını da o kazanmış olur. Bir o, bir öbürü oyuncuları seçerek takımlarını oluştururlar.\n\n\n\n1.\nÇELİK-DEĞNEK\nBaşka yörelerde bu oyuna “Çelik çomak” derler. Bizim Gaziantep yöremizde ise adı “Çelik değnek”tir. Çelik bir karış uzunluğunda bir ağaç dalıdır. Değnek ise uzunluğu yarım metre ile bir metre arasında değişen ikinci bir ağaç dalıdır.\nÇelik uzağa fırlatılması uygun dallardan seçilir. Her oyuncu oyuna beş on çelikle katılır.\nOyun ilk oyuncunun değnekle çeliğe vuruşuyla başlar. Oyuncu, çubuğu ne kadar öteye fırlatabilmişse o kadar başarılı olmuş demektir. Her atışta çeliği daha öteye atabilen kazanır. Yerdeki çelik onun olur. Kaybeden yeni yeni bir çelik koymak zorundadır.\nOyun böylece devam eder.\n\n\n\n2.\nDEĞİRME (TOPAÇ) \nTopaç’ın Gaziantep yöresinde adı “değirme”dir. Değirme haratlar (ağaç tornacıları tarafından yapılır. Ucuna çivimsi bir demir çakılır. İpe sarılarak hızla bırakıldığında kendi çevresinde döner.\nEn çok dönen değirmenin sahibine usta değirmerci gözüyle bakılırdı.\nDeğirmeciler kendi aralarında ütmece de oynarlardı. Bu oyun yerde dönmekte olan bir değirmenin üstüne vurmaya dayalıdır. Değirme üstüne atan, yerdeki değirmenin üzerinde bir gedik açabilirse, (buna hort denir)  o değirme kendisinin olurdu. \n\n\n\n3.\nTİNTİNİ \nTintini çocukların portakal kabuğundan yaptıkları bir oyuncaktır. Tintini yapmak için Yafa portakalı gibi kalın portakal kabuğu tercih edilir. \nPortakal kabuğu makasla, bir bozuk para büyüklüğünde düzgünce kesilir. Ortasına yarım bir kibrit çöpü geçirilir. \nİşaret parmağı ile başparmak arasında tutulan çöp kıvrılarak yere bırakılır. Bu kıvırma sonucu tintini dönüp durur. En çok dönen tintinisi olanlara “İyi Tintinici” denirdi.\n\n\n4.\nTEK KALEYE GOL\nBugün bu oyunun adına “Penaltı Atmaca” diyebilirsiniz. Ama biz o zamanlar penaltının ne olduğunu bilmiyorduk ki…\nKalede sırayla hepimiz dururduk. Öbür arkadaşlar da, belirli bir uzaklıktan  yine sırayla topu kaleye geçirmeye çalışırdı. \nTopumuz genellikle kağıttan dürülmüş olurdu. En lüks zamanımız lastik bir topumuz olduğu zamanlardı.\nBelirli bir süre sonra oyun biterdi. Oyun sonunda kaleye en çok gol atanı “gol kıralı” ilan ederdik. En az gol atan iki kişi sahanın bir başından bir başına kadar onu omuzlarında götürüp getirirdi. Bu arada öbürler tempo tutardı:\n“Ya ya ya şa şa şa\nGol kralı çok yaşa…”\n\n\n\n5.\nYAHUDİ MEVLİDİ\nYahudi mevlidi çok eğlenceli bir oyundur. Bu oyuna istenildiği kadar sayıda oyuncu katılabilir. Her oyuncu bir şarkı ya da türkü seçer. Oyun başladığında herkes kendi ezgisini söylemeye başlar. Bu oyunda üstünlük sağlamak için en fazla bağırabilen olmak gerekmektedir. Kendi parçası öbürlerininkini bastıran kazanır. Kahkahalarla devam eden neşeli bir oyundur.\n\n6.\nDARABİL\nOyun en az üçer kişilik iki gurupla oynanır. Duruma göre takımlar beşer ya da yedişer kişiden de oluşturulabilir. \nGuruplardan biri ebe takım olur.Ebe takım da yine “incili babili” ölçümlemesiyle saptanır.\nOyunda bir “mere” yeri ile mere’den beş altı metre kadar uzaklıktaki bir de “başlangıç” çizgisi vardır.\nBu oyunu penaltı oyununa benzetebilirsiniz.\nEbe takımın bir oyuncusu mere’yi bekler. Karşı takımın oyuncusu mereye dokunmaya çalışır. Meredeki oyuncu mere’sini savunur, karşı takımın oyuncusunu oraya yaklaştırmaz. \nEğer karşı takımın oyuncusu bir şaşırtma ile mere duvarına dokunursa koşarak başlangıç noktasına dönmelidir. Bu koşu sırsında ebe takımın diğer iki oyuncusu devreye girer. Onu çizgiden uzaklaştırmaya çalışır. \nMücadele sonunda ebe takımının oyuncuları onu başlangıç noktasına kadar sürükleyebilirse o oyuncu oyun dışı kalır. Eğer o oyuncu savunma oyuncularına rağmen mere’ye elini dokundurabilirse öbür takımdan bir kişi eksilir.\nOyun takımlardan birinin oyuncusu bitinceye kadar devam eder. Oyunda en az oyunca kaybeden taraf kazanır.\nBu oyunda kazanan taraf olmak için yerde sürüklenmelerimize aldırmaz, dizlerimizim kan revan içimde kalmasını umursamazdık. Ama kaçınılmaz olan bir şey vardı. Akşam eve döndüğümüzde annemiz pantolonumuzun ne hale gelmiş olduğunu gördüğünde, artık ondan çekeceğimiz vardı.\n\n\n\n7.\nKUTU KUTU PENSE\nHEPSİ:\n “Kutu kutu pense\nElmamı yerse...”\nEBE:\n“Arkadaşım Lale \nArkasını dönse…” \nEl ele tutuşarak halka olmuş on kadar çocuk. Tekerlemeyi söyleyerek döner. İçlerinden biri ebe olur. Ebe tekerlemenin:\n“Arkadaşım Lale \nArkasını dönse…” bölümünü söyler. Bu bölümde adı geçen oyuncu (Örneğin Lale)  yüzünü ters tarafa çevirir. Oyun böyle devam der. \nArtık ikinci bölümünü söyleme sırası Lale’dedir.\nHEPSİ:\n“Kutu kutu pense\nElmamı yerse...”\nLALE:\n“Arkadaşım Nuri \nArkasını dönse…” \nOyun böylece herkes ter yüz dönünceye kadar devam eder.\n\n\n8.\nTÜRKÇESİNİ BULMACA\nGazi Mustafa Kemal İlkokulunda okuduğum yıllarda Dilbilgisi derslerimize Okulumuzun Başöğretmeni Şakir Sabri Yener bey gelirdi. Başöğretmenimiz güzel dilimizi dolayısıyla dilbilgisi dersini bize sevdirmek içim sözcük oyunu oynatırdı.\nOyunun adı TÜRKÇESİNİ BUL idi. Arkadaşlardan biri bir sözcük söylerdi. Öbürlerimiz o sözcüğün Türkçe’sini bulmaya çalışırdık. Kim bulursa karatahtada onum adının karşısına bir puan eklenirdi. En çok puanı alana Başöğretmenimiz aldığı puan kadar not verirdi. Birinin aldığı puan beşten fazlaysa.\n“Sana ne yazık ki ancak 5 verebileceğim. PEKİYİ yani… Bundan daha büyük not olsa onu da verirdim ama ne yazık ki 5’ten büyük not yok,” derdi.\nOrta öğretim yıllarımızda Türkçe derslerimizde bu oyunu hatırladıkça “Keşke Şakir Sabri Yener Başöğretmenimiz orta okulda da Türkçe derslerimize gelse…” diye iç çekerdik. Orta okulda 10’a kadar not var ya… Oyunu şöyle oynardık:\nİLHAN: Gaye, öğretmenim. Bulduğum yabancı sözcük gaye.\nBurada oyun sayesinde dilbilgisi kurallarını da öğrenmiş olurduk. Kalın ünlü ile başlayan bir sözcük, ince ünlü ile devam ediyorsa anlardık ki o sözcük Türkçe değildir. Çünkü Dilbilgisi kurallarına göre Türkçe sözcülerde ünlü harfler kalın ünlüyle başlamışsa kalın ünlüyle devam eder.\nİlhan arkadaşımızın bulduğu yabancı sözcüğün Türkçe karşılığını birimiz bulurduk hemen.\nSELMA: Amaç öğretmenim, yanıt amaç! \nÖĞRETMEN: Aferin Selma, bir puan daha sana…\nBu oyunu oynarken zorlanan olursa onu Başöğretmenimiz yönlendirirdi.\n- Vazife’ye ne dersin Mustafa? \n- Evet Başöğretmenim, vazife…\nBen atılırdım.\n- Görev Başöğretmenim; yanıt görev! \nBir puan kazanırdım.\nHaydi bakalım siz de oynayın bu güzel oyunu siz de güzel güzel puanlar kazanın \n\n\n9.\nÜÇ TAŞ OYUNU\nÜç taş oyunu durağan bir oyundur. İki arkadaş bu oyunu uygun bir yerde oturarak oynayabilir. Düzgün bir zemine önce içinde dört kara daha olan bir kare çizilir. Bu durumda karelerin tümünün 9 köşesi var demektir. Her oyuncunun elinde üç taş bulunur.\nOyunculardan biri taşlardan birini köşelerden birine koyar. İkinci oyuncu da taşlarından birini bir köşeye yerleştirir. Böylece sırayla bütün taşlar birer köşede yer alır. \nOyuncuların taşları yerleştirirken, karşı tarafın taşlarını kolayca aynı sıraya dizmelerini engelleyecek şekilde yerleştirmeleri gerekir. \nBu zeka geliştirici bir çeşit basit dama oyunudur.\nOyuncular sırayla taşlarını bir köşeden başka bir köşeye taşırlar. Her hamlede sadece tek hareket yapılabilir.\nAmaç üş taşın da soldan sağa ya da yukarıdan aşağıya aynı hizaya gelmesini sağlamaktır. Bunu başaran o partiyi kazanır. Böylece oynamaya usanıncaya kadar devam edilir.\n\n\n\n10.\nYALA YALA ŞEKERİM \nİki ya da daha fazla sayıda kız, ellerini birbirlerinin bellerine sararak seke seke koşarcasına yürürler, bir yandan da aşağıdaki tekerlemeyi söylerler.\n“Yala yala şekerim\nYalamazsan küserim…”\n\n11.\nKAHVECİ GÜZELİ\nİki gurup kız arasında oynanan bir oyundur. Guruplardan her biri üçer, beşer kişiden oluşabilir.\nHer gurup yan yana dizilir.\nİki gurup yüz yüze gelecek yerlerini alır.\nAralarında dört adımlık mesafe vardır. Tekerlemeyi söylerken iki gurup da her ses dizgesinde öne doğru birer adım atarlar:\nKah-veci güze- li \nİkinci ses dizgesinde ise geriye doğru dört adım atılır.\nHan-dadır han-da\nGidiş gelişler tekerleme boyunca böyle sürer:\n“Kahveci güzeli \nHandadır handa\nBiz size geldik on birde (Saat on birde) \nGeldinizse geldiniz\nBizleri memnun ettiniz…”\nSon dört adımdan sonra durulur, guruplardan biri sorar:\n“Güzel güzel yanında\nGözünüz hangi hanımda? ”\nÖbür gurup fısıldaşarak kararlaştırır, sonra yanıt verir:\n“Güzel güzel yanında\nGözümüz Ayşe hanımda…”\nAyşe arkadaş öbür guruba geçer. Oyun böylece devam eder.\n\n\n12.\nYATTI KABAK, KALKTI PATLICAN\nBu oyun plajlarda kumda, kamp yerlerinde topluluklarla oynanan çok eğlenceli bir oyundur. En az beş kişiyle oynanabilen bu oyunda herkesin gülünçlü özel bir adı vardır. Örneğin oyunculardan birinin adı Kabaj. ikincininki Patlıcan, üçüncün adı Havuç  dördüncün adı fasulye, beşincininki Fasulye olsun.\nYine diyelim ki oyunu Kabak başlattı. Öbür oyuncular dizüstü oturmuş, başlarını yere dayamıştır. \nİbiş arkadaşlarının birinin örneğin Patlıcanın adını söyler.\n- Yattı Kabak, kalktı Patlıcan, der.\nPatlıcan başını kaldırırken Kabak başını yere dayar.\nBu kez Patlıcan:\n- Yattı Patlıcan, kalktı Havuç, der.\nYanlışlık yapana hep birlikte gülerler.\nEbe olanlar arkadaşlarından birinin adını söyler. Kendi yatar, adı söylenen kalkar. Oyun böylece devam eder.\n\n\n\n13.\nŞİŞE ARAZÖZ\nBu oyunun Gaziantep’in biz küçük çocukları mı keşfettik acaba? Şişe Arazöz oyununu ben bir başka yörede ne gördüm ne de duydum. Bu oyunun aygıtını oluşturmak için üç şey gerekli. Bir 45’lik alkol şişesi, bir gramafon iğnesi, bir de çekiç. Şişenin dibine yakın bir yerinden gramafon iğnesiyle bir delik açarsınız. Şişenin içine su doldurursunuz. Şişenin azına dudaklarınızı dayayıp üfleyerek kapınızın önünü, sokağı sularsınız. Çevreye yararlı bir iş yapmaktan mutluluk duyarsınız.\n\n14.\nUZUN EŞEK\nOyuncular iki gruba ayrılır. Her gurupta en az dört beş kişi olmalıdır. Önce hangi gurubun eşek olacağına karar verilir. Karar verildikten sonra yatak takımdaki her oyuncu kendisinden bir öncekinin bacakları arasına başını yerleştirir. Tren vagonları gibi bir sıra oluşturur.\nÖbür takımın oyuncuları sırayla atlamaya başlarlar. İlk atlayan uzun eşek dizisinin ne kadar ilerisine atlayabilirse takımı için o kadar iyi olur. Sırasıyla atlayan takımın bütün elemanları atlar. \nAtlayanlar atlarken:\n“Uzun eşek, uzun eşek, aman ne kadar güzel döşek! ” diye alttaki takımın oyuncularıyla dalga geçer. \nEşek çökerse atlayan grup yeniden atlar.\nAtlayanlardan biri yere eşekten düşerse atlama hakkı öbür guruba geçer.\nOyun böylece sürer gider.\n\n\n15.\nHAMAM KUBBE\nEn az 10-12 kişiyle oynanır. Oyuncular iki guruba ayrılır. Önce hamam kubbe olacak gurup saptanır. Saptanan bu gurup elleriyle birbirinin omuzlarını sararak bir halka oluşturur. Hepsi başlarını bir noktada birleştirir. Yarı eğilirler.\nİkinci gurubun oyuncuları tek tek atlayarak kubbenin üstünde yer almaya çalışır. Atlayışlarda yere düşen ikinci gurup oyuncusu oyundan çıkar. Atlamalar böylece devam eder. Bütün oyuncular düştüğünde atlama sırası birinci guruba geçer.\n\n\n\n16.\nEŞLERİM EŞ \nEn az 6 oyuncuyla oynanan bir oyundur. Bir tür bilgi yarışması esasına dayanır. Oyuncular eşit sayıda iki guruba ayrılırlar. Guruplardan biri sorucu, ikincisi yanıtlayıcıdır. İki gurubun konma yeri arasında duruma göre 20030 metre kadar bir mesafe konur.\nSorucu gurup önce kendi aralarında soracakları caminin adını saptar. Örneğin Şık hamamı adı seçlilir. Bunun ardından gurup başkanı karşı tarafa seslenir:\n- Eşlerim eş! ...\n- Lebeş…\n- Hamamlardan? ..\n- İki kapılı hamam…\n- Bilemediiin…\nBilemeyen taraf soran tarafın yanına gelir. Onların oyuncularını sırtına alarak kendi merelerine kadar götürüp geri getirirler.\nBirinci gurup yine sorar:\n- Eşlerim eş! ...\n- Lebeş…\n- Hamamlardan? ..\n- Pazar hamamı\n- Bilemediiin…\nBilemeyen taraf yine soran tarafın yanına gelir. Onların oyuncularını yine sırtlarına alarak kendi merelerine kadar götürüp geri getirirler.\nİkinci gurubun üçüncü soruşta yanıtı bildiğini farzedelim. O zaman da soran taraf karşıya giderek onları sırtına alıp kendi merelerine kadar sırtlarında götürür, getirir.\nBundan sonra başka sorular sorulur.\n- Camilerden, Caddelerden, Sinemalardan, Mahallelerden? ..\nOyun usanılıncaya kadar böylece devam eder.\n\n\n\n17.\nÇIŞKAA (Yoyo) \nÇışkaa (başka yörelerde yoyo olarak bilinir)  avuç içine sığacak büyüklükte bir oyuncaktır. Tenekeden ya da ağaçtan yapılmış türleri vardır. \nÇışkaa, birbirine yüz yüze kapatılmış iki çay bardağı tabağına benzer. Ortasında iplik sarılacak yeri vardır. \nİpliğin uzunluğu, oyuncağı kullananın ustalığına bağlı olarak 2-3 hatta 4-5 metre uzunluğunda olabilir. İpin bir ucu oyuncunun parmağına bağlıdır.\nOyuncu çışkaayı ötelere doğru fırlatır. Çışkaa ipin yerine sarılmasıyle geri dönüp oyuncunun avcuna gelir.\nOyuncu çışkaayı böyle atıp tutarak canının istediği kadar oynar.\nGaziantep’te çışkaaları tenekeciler ile haratlar (ağaç tornacıları)  yapardı. Hafifliğinden dolayı kullanışlı olması bakımından teneke çışkaalar tercih edilirdi. \nZamanında çışkaa yapan ünlü tenekeciler vardı. Bunların en ünlülerinden biri Veysel ustaydı. Veysel usta yapımı çışkaası olanlar kıskanılırdı.\n\n\n\n\n18.\nPEÇİÇ\nPeçiç oyununu oynayabilmek için önce üçer kulvarlı dört ayaklı bir peçiç bezi gerek. Aktarlarda satılan 6 tane tatlı su midyesi, 3 tane de taş gerek. Taşlar dama ya da satranç taşlarını andırır. Bu tür taş bulunamadığında iplik makarası da kullanılabilir. Ancak rakiplerin makaraları değişik renklerde olmalıdır. Oyun 2 ya da 4 kisi ile oynanır rakipler tek de, eşli de oynanabilir.\nKim önce baslayacak? \nMidyeler zar yerine geçer 6 midye avuca alinip sallanarak yere atılır. Yüksek sayiyi atan taraf oyuna başlar. Oyun altı adet peçiç boncuğu ile oynanır. Oyuna başlayabilmek için oyuncunun ya 12 ya da 25 atması gerekmektedir. Oyunda amaç, makaraları başlangıç noktasından başlayıp yine aynı noktaya gelinceye kadar zemin üzerinde dolandırmaktır. \nBaşlangıç üzerindeki çaprazlara bağ; adı verilir. Boncuklar atılır. Kaç gelmişse o kadar ilerlenir. İlerlerken geldiğiniz yerde rakibin bir taşı varsa onu kırarsınız. Rakip kırılan taşını baştan başlatır. Çaprazlı hanelerde taş kırılamaz. Dört adet makarayı başlangıç noktasına en çabuk hangi oyuncu getirirse oyunu o kazanır. \nPeçiç oyununda belli sayılar vardır. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:\n6 boncuğun 5’i kapalı, 1’i açık ise = 25\n6 boncuğun 5’i açık, 1’i kapalı ise = 12\n6 boncuğun 6’sı da kapalıysa = 10\n6 boncuğun 6’sı da açıksa = 8\n6 boncuğun 2’si açık, 3’ü kapalıysa = 4\n6 boncuğun 3’ü açık, 3’ü kapalıysa = 3\n6 boncuğun 2’si kapalı, 4’ü açıksa =2\n\n\n19.\nKAZ AYAĞI\nGaziantep’in Akyol mahallesinde çocukların oynadığı bir oyundur. Belki başka yörelerde de oynanırdı ama bizim gözlemimiz böyle.\nOyun akasya ağacından ya da iri damarla yaprakları olan ağaçlardan dökülen yaprakların ortasındaki kalem damarla oynanır. \nÇocuklar Kırkayak Bahçesine giderek buradan kendilerine çok sayıda yaprak kalemi elde ederlerdi. Sonra da mahallede kendi aralarında “kaz ayağı” adını verdikleri bu oyunu oynarlardı. \nBiri yaprak kalemini atabileceği kadar uzağa atar. İkinci oyuncu o kalemi vurmaya çalışır. Vurabilirse öbür oyuncunun kalemini kazanırdı. Vuramazsa öbür oyuncu kendisinin kalemine sahip olurdu.\n\n\n\n20.\nKALEM ÜTMECE\nKalem ütmece oyunu da kaz ayağı oyununun benzeridir. Bu oyunda boyu kısalmış renkli ya da renksiz kalemler kullanırdık. \nYine atıp vurmaca esasına dayanan oyunun sonunda bezen bütün kalemlerimizi yitirerek eve üzgün yollanırdık. \nBezen ise herkesi üter, ceplerimizde dolu kalemler olduğu halde evimizde sevinçle dönerdik. Oyunda ütülen renkli kalemlerle resim yapmanın tadına doyum olmazdı.\n\n\n\n21.\n“TIP” OYUNU\nOkul bahçesinde, piknikte, yürüyüşte oynanan bir oyundur. Beş, on ya da daha çok sayıda oyuncuyla da oynanabilir.\nOyunculardan biri “Tıpçı” seçilir. Oyuncular oyun alanında yürürken, dolaşırken Tıpçı “Tıp” diye bağırır.  sallanan olursa oyundan çıkar. \n\n22.\nPORTAKAL ATMACA\nBu oyunu daha çok ağabeyler oynardı. Manavdan bir sandık portakal satın alınır. Yarışmacı iki kişi sırayla portakalları atmaya başlar.\nSaptanan yere kim daha az portakal atarak ulaşmışsa oyunu o kazanır. Portakalların parasını kaybeden öder. Kalan portakalları da seyirciler yer.\n\n\n\n23.\nBEŞ TAŞ OYUNU\nBu oyun fındık büyüklüğünde, küçük boyutta, yuvarlak beş taşla oynanır. Taşlar düz olursa onları yönetmek, oyuncu açısından daha kolay olur.\nBeş taş oyununu tek başınıza da oynayabilirsiniz ama iki, üç, dört kişi ile oynamak daha heyecanlıdır.\nİki, üç ya da dört kişiyle oynanacaksa. Avuçta taş saklanarak sıra saptanır.\nOyuncu avcunda tuttuğu beş taşı yere serper. Taşların birbirine değmemesi, hattâ olabildiğince birbirinden uzak durmasını sağlamaya çalışmalıdır. İki taş birbirine değmişse ve o taşlardan biri alınırken öteki devinmişse, oyuncu yanar. O zaman oyuna yeniden başlanması gerekir.\n İki kişiyle oynanıyorsa bu durumda sıra ikinci oyuncuya geçer. Oyuncu beş taştan uygun gördüğü birini alıp onu havaya atar. Hemen ardından yerdeki bir taşı alıp fırlattığı taşı da yere düşmeden kapar. Böylece avcunda iki taş olur. O iki taştan istediğini bırakıp elinde kalanla yerdeki üç taşı da tek tek aynı işlemi yaparak toplar.\nBirleri başarı ile geçen oyuncu, avcundaki beş taşı öyle yere atmalı, beş taştan birini öyle seçmelidir ki, kalan dört taş ikişer ikişer alınabilecek yakınlıkta olmalıdır. İkileri oynayan oyuncu, seçtiği bir taşı havaya fırlatır; kalan dört taşı ikişer ikişer toplamaya çalışır.\nİkileri başarı ile geçen oyuncu, elindeki beş taşı yere öyle atmalı ve içlerinden öyle birini seçmeli ki, o taşı havaya fırlatmışken kalan dört taştan üçünü birden alabilmeli, kalan bir taşı da tek başına almalıdır.\nÜçleri başarı ile geçen oyuncu, avcunda tuttuğu beş taştan birini havaya fırlatır, o havadayken avcundaki dört taşı topluca yere koyup attığı taşı yere düşmeden tutar. O taşı ikinci kez fırlatır ve az önce yere koyduğu dört taşı bu kez yerden alır ve havadaki taşı yere düşmeden kapar.\nOyuncu, taşlarla rahat oynayabildiği elinin değil de, öteki elinin orta parmağını işaret parmağı üzerine bindirir; baş parmak ile bu parmaklar arasını olabildiğince açarak elini yere koyar. Avcunda tuttuğu beş taşı, elini bu kemerin ardından geçirerek yerdeki elin önüne doğru serper. Uygun gördüğü bir taşı eline alır. Oyun arkadaşına yerdeki dört taştan hangisini 'ebe' seçtiğini sorar. Onun gösterdiği taş, ebe olur. Başparmakla işaret parmağı arasındaki kemerin içinden en son o geçecektir. Oyuncu, ebe dışındaki üç taşı, teker teker, yerdeki elinin oluşturduğu yuvaya sokmaya çalışacaktır. Bu işlem, elindeki taş havadayken yerdeki taşı eliyle veya parmağının ucuyla iterek yapılır. Her taş için en çok üç hareket, üç dokunuş, üç sürükleyiş söz konusudur da, ebenin bir hareketle oraya sokulması gerekir. Elbette, bu iş yapılırken taşların birbirine dokunmaması gerekir. Bu kurallardan dolayı, ya yerdeki ele en yakın taşı -öteki taşların ona çarpmasını, böylece oyuncunun yanmasını umarak- ya da yerdeki ele en uzak taşı -bir hamlede içeri sokamayacağını umarak- ebe seçmek daha akıllıca olur.\nBeşleri oynayan oyuncu, bir taşı üç harekette ya da ebe olarak seçilen o son taşı bir harekette parmaklarıyla yaptığı o kemerden içeri sokamamışsa yanar. Taşın yerdeki elin altına iyice girip girmediği tartışma konusu olabilir. Bu durumda oyun arkadaşı (sıradaki oyuncu) , havaya attığı bir taşı yere düşürmeden o taşı oradan alıp kapabilirse, taş içeri girmemiş demektir. İçeri girip girmediği tartışma konusu olan taşı, rakibinin almasını zorlaştırmak için oyuncu, yerdeki elini öne doğru iyice eğmeye kalkışırsa ayıp etmiş olur. En çok doksan derecelik bir açı olabilir orada. Beşleri oynayan oyuncunun, parmaklarını ilk koyduğu yerden kaldırmaması, elinin yönünü değiştirmeye çalışmaması gerekir.\nBeşleri de başarıyla geçen oyuncu, bu başarısının sonucunu şöyle alabilir: Avcunda tuttuğu beş taşın hepsini ya da olabildiğince çoğunu, önce elinin üstünde durdurmaya, sonra da yeniden avucuna almaya -hem de kepçeleyerek- çalışır. Beş taşın beşini kapabilen oyuncu elli puan kazanmış olur; dördünü kapan kırk, üçünü kapan otuz.\nHiç taş kapamayan oyuncu yanmış olur, bu durumda oyun sırası öteki oyuncuya geçer. Bazen elinin üstünde ancak bir ya da iki taş durdurabildiğini gören oyuncu, bunun kendisi için yeterli olmayacağını düşünerek o bir taşı veya iki taşı kapmaktan vazgeçerek bile bile yanar. Çok taş kapan veya azla yetinen oyuncu, bir oyunu tamamlamış olur ve oynamaya birlerden başlayarak devam eder.\n\n\n24.\nHAKEKE (SEK SEK) \nGenellikle küçük kız çocukları tarafında, sokakta evlerin önünde oynanan bir oyundur. Gaziantep dışındaki yörelerde sek sek adıyla bilinir.\nOyun iki kız arasında oynanır. Yere tebeşir ya da taşla haneler çizilir. Oyuncular sırayla bu hanelerde tek ayak üstünde sekerek ve oyun taşını öteye doğru sürükleyerek oynar. \nTaşı haneler arasındaki çizgi üzerinde kalan oyuncu oynama sırası hakkını kaybeder. Bu kez aynı şekilde öbür oyuncu oynamaya başlar.\n\n\n\n25.\nŞEKER KAĞIDI\nEskiden bakkallarda Altın Fil, Bozkurt markalı glikoz içeren çok lezzetli şekerler satılırdı. Bu şekerlerin vesikalık fotoğraf büyüklüğünde kağıtları vardı. Her kağıdın üzerinde bir resim bulunuyordu. 1’den 169’a kadar sıralanan meslek resimlerdi bunlar.\n1 Sütçü, 2 Salepçi, 3 Ibrıkçı, 4 Fırıncı, 5 Bozacı, 6 Dokumacı diye sürer giderdi. 72 bulunmayan numaraydı. Bu numarayı bulup da 169 kağıtlık seriye tamamlayabilirseniz bir futbol topu kazanırdınız.\nBakkalların önünde şeker çekişenler olurdu. 5 tanesi beş kuruşa satılan şekerlerden 10 tanesi yan yana dizilirdi. İki oyuncu sıranın birer tarafından çekmeye başlardı. En büyük numarayı çeken kazanarak şekerleri alırdı. Şekerlerin bedelini öbür oyuncu öderdi.\nŞeker kağıtlarıyla biz çocuklar “alt mı büyük, üst mü büyük” oyunu oynardık. Birinci oyuncu kağıtlarının sırtını çevirerek sorardı:\n“Alt mı büyük üst mü? ”\nİkinci oyuncu bir miktar kağıt göstererek (beş ya da on kadar)  ya “alt” derdi ya da “üst”… derdi. Kağıt açıldığında sonuca göre taraflardan biri gösterilen miktarda kağıdı kazanmış olurdu.\nÇocukken ne kadar çok şeker kağıdımız varsa kendimizi o kadar çok varsıl sanırdık.\n\n\n\n26.\nBİLEK GÜREŞİ\nİki kişi arasında oynanır. Oyuncular bir masada karşı karşıya dururlar. Rakipler ellerini birbirinin bileklerinden yakalar. Her oyuncu karşı taraftakinin elini masaya yatırmaya çalışır. Bunu başaran kazanmış olur.\nBu oyunda rakiplerin “ şlla ki kazanacağım” diyerek ısrarcı olmamaları gerekir. Zira inat sakatlıkla sonuçlanabilir. \n\n \n\n27.\nSİGARA KARTI\nEskiden sigaraların kutuları kartondan olurdu. Çocuklar bu kutuların resimli yüzünü keser, iki parçaya ayırarak bir kutadan iki kart elde etmiş olurdu. Her sigara kutusunun bir değeri vardı. Büyük Kulüp sigarasının kutusu en az değerli olandı. 20’lik…En değerli kutu Yeni Harman sigarasının kutusuydu. Beş binlik…\nÖbür sigara kutularının değeri şöyle sıralanıyordu: Gelincik 35’lik, Yenice 40’lık, Boğaziçi 500’lük, Sipahi 1000’lik.\nOyunun başlaması için ortaya bir yuvarlak çizilir. Her oyuncu bu yuvarlağın içine aynı oranda kart bırakır. Herkesin uygun taşları vardır. Oyuncular sırayla taşlarını yuvarlağın içine atar; taşının sürtünmesiyle çizginin dışına çıkartmayı başardığı kartları kazanmış olurdu.\n\n\n\n28.\nGÜLLE, MİSKET\nEskiden çocukların en çok oynadıkları oyunlardan biri de gülle oyunuydu. O zamanlar henüz misketle tanışmamıştık. Bu nedenle güllelerimizle vurmaca oynardık.\nGüllelerimizi kendimiz üretmek zorundaydık. Yaşımız çok küçükse, gülle yapmak için yontulması kolay olan, kolayca şekillenebilen havara taşlar kullanırdık. Bu tür gülleler pek rağbet görmezdi. \nEn üstte tutulan gülleler mermerden yapılan güllelerdi. Haftalarca emek vererek oluşturduğumuz bu mermer gülleleri parlatmak için onları yağlı kumaşlara sararak günlerce bekletirdik.\nBir de kil gülleler vardı. Eskiden kadınlar hamamda şampuan yerine kil ile temizlenirdi. Çünkü o zamanlar henüz şampuan da icat edilmemişti. O nedenle her evde kil bulunurdu. Biz annelerimizin bu killerinden aşırarak, bugünün misketlerine benzer ufak gülleler üretirdik.\nKil çabuk çatlayan, çabuk kırılan bir toprak türü olduğundan, onunla yapılan gülleler de ancak çok küçük yaştaki çocukların oynadığı gülleler olurdu.\n\n\n\n29.\nEL ARABASI (İki döner kafalı) \nEl arabası, 5 yaş çocuklarının oynamaktan hoşlandıkları bir oyuncaktı. 70 cm kadar uzunlukta bir çubuğa geçirilmiş olan bu oyuncağın iki tekerleği vardır. Tekerleklere bağlı, yel değirmenlerine benzeyen iki düzenek tekerleklerle birlikte dönerdi.\nBunların zilli olanları da vardı. Tekerlek döndükçe düzenek de döner, düzeneğe baplı olan ziller çın çın ses çıkarırdı.\n\n\n\n30.\nFIRDÖNDÜ\nFırdöndüyü çocukluğumuzda sadece yılbaşı geceleri oynardık. Babam o akşam eve bir fırdöndü getirirdi. Fırdöndü irice bir fıstık büyüklüğündedir. 6 yüzeyi vardır. Her yüzeyinde şöyle yazılar yer alır:\n1 koy, 1 al, 2 koy, iki al, ne koy ne al, hepsini al.\nO gece yemeğimizi yiyip kadayıfımızı de mideye indirdikten sonra odaya kocaman bir sini getirilirdi. Babamız evin bütün çocuklarını başına toplardı. Annemi de çağırırdık ama o gelmekte biraz nazlanırdı. Sonunda hep birlikte oynamaya başlardık. Babamız önceden edindiği 1 kuruşlukları oyundan önce eşit olarak bize dağıtırdı. \nSırayla hepimiz fırdöndüyü çevirirdik. Bir koy gelmişse yüzümüzü ekşiterek bir koyardık. Bir al gelirse çok sevinmezdik ama yine de parayı önümüze çekmek için gecikmezdik.\nBazen ortada çok para birikirdi. Çok dediğimiz de biz çocuklara göre çok yani. Biriken bütün paralar “Hepsini al” kime geldiyse onun olurdu. \nKazanan, büyük sevinç içinde çığlıklar atarken biz kazanamayanlar ana mahzun mahzun bakardık.\nBabamızın ise o anda keyfine diyecek yoktur. Kazanan kim olursa olsun, önemli değildir onun için. İçimizden birini çılgınlar gibi sevindirmenin mutluluğu yeterdi ona.\nKüçük kardeşimiz Yalçın, paralarını kaybedince ağlamaya başlardı. Babamız onu susturmak için kendisine yeniden para verirdi ama o yine susmazdı.\nŞimdi niçin ağlıyorsun? Diye sorduğumuzda ise şu yanıtı verirdi:\n- Kaybetmeseydim şimdi daha çok param olacaktı… \n\n\n\n31.\nTOMBALA\nTombalayı da ya yine yılbaşı geceleri oynardık ya da uzun kış gecelerinde, hafta sonlarında. Bazen de evimize gelen konuklata hoşça vakit geçirtmek için tombalayı ortaya çıkarırdı babamız.\nTombala günümüzde de oynanması süren bir oyundur ama televizyon daha çok ilgimizi çektiği için eski süksesini yitirmiştir.\nTombala oynayacak olanlar ebeden birer kart alır. Ebe her zaman babam olurdu bizim evde. Onun torbadan çıkan sayıları ustalıkla okuması yok mu, heyecandan öldürürdü bizi.\nOyuna katılan herkes ortaya bir miktar para koymak zorundaydı. Bu oyun para kazanma amaçlı olmadığından, ortaya konan para da hiçbir zaman büyük bir para olmazdı. Ama kazanmanın keyfi o küçücük parayı elde ettiğimizde bile bizi mutlandırmaya yeterdi.\nBabam toplanan paraları üçe bölerdi. Eşit olarak değil ama… Birinci çinkonun hissesine düşen öbürlerinden daha az, tombalaya yani üçüncü çinkoya düşen hisse hepsinden fazla olurdu.\nTorbadan çıkan sayıları dikkatle izlerdik. Bunlardan kartımızda olan bir sayı çıkmışsa, o sayının üzerini küçük bir karton parçasıyla kapatırdık. Kartımızdaki üç sıradan biri tamamlandığında:\n- Çinko! .. diye sevinçle bağırırdık.\nKimse kimsenin hakkını yemesin diye babam çinko yapılan kartları kontrol ederdi.\nŞu günlerde tombala oynamak isteyen birileri çıksa da oynasak… \n\n\n\n32.\nTAŞLAŞMA\nŞimdi düşünüyorum da çocukken ne kadar akılsızmışız. Taşlaşma diye bir oyun olabilir miydi hiç! Biz çocukken olurdu. \nAklıma gelen taşlaşmalarda ben hep geri cephelerde savaşırdım. Geri cephede savaşanların görevi, ön cephede savaşanlara cephane sağşamaktı. Saağladığımız cephanelerimiz de elbette ki çakıl taşlarıydı. Ağabeylerimiz bu çakıl taşlarını sapanlarına yerleştirir, karşı tarafa yollardı.\nOradan:\n- Yandım anam! diye bir ses duyduk mu, ağzımız kulaklarımıza varırdı.\nHer zaman anası yanan onlardan olmazdı elbet. Bizden da anası yananlar olurdu sık sık. Ama bizden o ses asla çıkmazdı. Çünkü ağabeylerimiz, yaralananların ses çıkartmamaları için sıkı sıkı tembih ederdi bize.\nTaşlaşmaların nasılsa her seferinde galibi biz olurduk. Belki biz olmazdık ama ağabeylerimiz hep:\n- Biz kazandık, biz kazandık! diye bağırarak muştuyu verir, bizi sevindirirdi.\nEvlerimize, başımız sargılı döndüğümüzde annemiz üstümüze dişi bir kaplan gibi saldırır:\n- Ne oldu yavrum sana! diye ağlamaya başlardı.\nBir yandan tedavimiz yapılırken bir yandan da ağzımızdan laf çekilirdi.\nAnnemiz başımızın taşlaşmada yarıldığını öğrenmesin! İşte o zaman yanadık. Artık bir dayak da annemizden yememiz kaçınılmazdır.\n\n\n\n33.\nUÇTU UÇTU KUŞ UÇTU\n“Uçtu uçtu” oyunu evlerde, sınıflarda oynanabilen bir oyundur. Oyuncular halkalanıp bir masanın çevresinde otururlar. Oyunun ebesi onların karşısında yer alır.\nEbe:\n- Uçtu uçtu kuş uçtu! Diyerek parmağını havaya kaldırır. Ebe bir uçabileni söylediği için herkesin parmağını kaldırması gerekir.\nEbe, bir de uçamayanı örneğin tavuğu söyleyip:\n- Uçtu uçtu tavuk uçtu! diye bağırarak parmağını havaya kaldırdığında ne olur? \nElbtte ki tavuk uçmaz. Ama oyunda yanılıp da parmağını kaldıran da olur. O zaman bu oyuncu hem de oyun dışı kalır, hem de öbür oyuncular kendisine güler.\nEbe:\n- Uçtu uçtu… diyerek uçabilen ya da uçamayanları söylemeye devam ederek oyunu sürdürür..\n\n\n\n34.\nUZUN DUVAR\nUzun duvar aslında bir oyun değil, tekerlemedir ama çocuklar bu tekerlemeyi o kadar çok severler ki, onu oyuna dönüştürmekten kendilerini alamazlar.\nÇocuklar bu oyunu şöyle oynarlar.\nÜç beş çocuk bir sıraya dizilerek “uzun duvar”ı oluşturur. Ebe olan çocuk sorar:\n- Uzun duvar uzun duvar, neden bu kadar uzarsın? \nUzun duvarı oluşturan çocuklar koro halinde yanıt verir.\n- Uzarım uzarım ya, fare de beni deliyor…\nEbe duvarın dinine çömelmiş olan çocuğa sorar:\n- Fare fare uzun duvarı niçin deliyorsun? \nFare:\n- Delerim delerim ya, kedi de beni avlıyor…\nEbe kedi rolünü üstlenen çocuğa sorar:\n- Kedi kedi fareyi niçin avlıyorsun? \nKedi:\n- Avlarım avlarım ya, köpek de beni kovalıyor.\nEbe:\n- Köpek köpek kediye niçin kovalıyorsun? \nKöpek:\nKovalarım kovalarım ya, sopa da bana vuruyor.\n- Sopa sopa köpeğe niçin vuruyorsun? \n- Vururum vururum ya, ateş de beni yakıyor.\n- Ateş ateş sopayı niçin yakıyorsun? \n- Yakarım yakarım ya, su da beni söndürüyor.\n- Su su ateşi niçin söndürüyorsun? \n- Söndürürüm söndürürüm ya, inek de beni içiyor.\n- İnek inek neden suyu içiyorsun? \nKoro:\n- İnek yok.\nEbe:\n- Nere gitti? \n- Ormana kaçtı\n- Orman nerede? \n- Sorumsuzun biri söndürmeden sigarasını attı. Orman da yandı bitti kül oldu.\nHepsi:\n- Vah ormanım vah…\nVah ormanım vaaah…\n\n\n\n35.\nOYUNCAK PERVANE\nOyuncak pervaneler, örgü gibi bükülmüş bir telden hareketle havaya fırlatılan bir oyuncaktı. Pervane havada döne döne uzaklara düşerdi. Fervane fırlatıcısını genellikle, ucunda kıl demeti bulunan, eskiden içki şişelerini temizlemede kullanılan tellerden yaparlardı.\n\n\n\n36.\nCEP SİNEMASI\nBir de cep sinemasında gösteri yapanlar vardı. Aslında sinema filan değildi bu. Hareketsizdi yani gösterilen filmler. Bir takım manzaralar izlerdik bu cep sineması makinelerinde. Yine de hoşumuza giderdi. Şeker almak için ayırdığımız beş kuruşlarımızı bu hareketsiz filmlere yatırma konusunda gözümüzü kırpmazdık.\nParayı alan cep sinemacısı aygıtını gözümüze yaklaştırırdı. Biz de bir gözümüzü kapatarak öbür tek gözümüzle “dünyanın yedi harikası” diye tanıtılan filmi izlemeye hazırlanırdık.\nMakineyi elimizle tutmak isterdik ama bu isteğimiz sinemacı tarafından derhal reddedilirdi. O, makinesini asla bırakmaz, yeni manzarayı ekrana getirmek için ard arda aygıtının mandalına basardı.\nDüş kırıklığına uğrayacağımızı bile bile her seferinde beş kuruşu avcuna sayardık sinemacının. Çünkü o bağırarak yaptığı reklamında bizlere, her seferinde yeni dünyalar göstermeyi vaat ederdi.\n\n\n37.\nYERDE NE VAR\n “Yerde ne var, yer boncuk” dünün çocuklarınca da bugünün çocuklarınca da bilinen bir oyundur. Oyunu iki kişi oynar. Oyuncuların beden yapısı açısından eşit oranda olması gerekir. Yoksa oyun sırasında bir sakatlık oluşabilir.\nOyuncular sırtlarını birbirine dayar. Kolarını birbirine çengeller. Oyunculardan biri:\n “Yerde ne var? ” diye sorar.\nÖbürü:\n“Yer bocuk…” diye karşılık verir.\nAynı oyuncu öbürünü sırtlayarak havaya kaldırır. Yine sorar:\n“Gökte ne var? ”\nYanıt:\n“Gök boncuk.”\n“Kaldır beni hoppacık.”\nBu kez sorma sırsıyla kaldırma sırası öbür oyuncuya geçer.\n“Yerde ne var? ”\n“Yer boncuk…”\nOyun usanılıncaya kadar böylece sürer.\n\n38.\nFIRFIRI\nFırfırı yarım metre kadar uzunluktaki bir çubuğa bağlı olan kağıttan yapılmış bir oyuncaktır. Yıldızı andıran kanatlar vardır. Rüzharda bu kamatlar fır fır döner.\nFırfırıları genellikle elişi kağıdından yaparlardı. Bunların sarılı, kırmızılı, mavili, pembeli, yeşilli göz alıcı renklerde olanları vardı. \nFırfırıları balonlarla birlikte seyyar satıcılar dolaşarak satardı ama bu oyuncağı satan bakkallar, kırtasiyeciler de olurdu.\n\n\n39.\nÇİÇEK DÜRBÜNÜ\n\nSokaklarda çiçek dürbüncüleri olurdu çocukluğumuzda. Beş kuruşu verdik mi çeşit çeşit çiçekler gözlerimizin önündeydi artık.\nBasit bir ayıttı çiçek dürbünü. Bir iplik masurasının içine iki cam yerleştirilmişti. Camların arasına minicik renkli kağıtlar konmuştu. Dürbünü çevirdikçe o kağıtlar türlü şekillere girer, gözlerimize rengârenk çiçekler olarak ulaşırdı.\nDürbünden o çiçekleri seyretmenin tadına doyamazdık da bizim de böyle bir çiçek dürbünümüz olsun isterdik.\nBenim gibi cin çocuklar ne edip eder bir masura bulurdu. İçine uygun camları yerleiştirir camların arasına da renkli kağıt parçaları koymayı unutmazdım. Ama ne yazık ki ev yapması dürbünlerin çiçekleri, hiçbir zaman dürbüncünün gösterdiği çiçekler kadar güzel olamazdı.\n\n\n\n40.\nHALAT ÇEKMECE\nHalat çekmece kırda piknikte topluca oynanan bir oyundur. Oyun için iki takım oluşturulur. Bu takımların her biri üç, beş ya da daha çok kişiden oluşabilir. Oryaya bir çizgi çizilir. \nTakımlar karşı karşıya geçer. Her takım ortaya gerilen haladın birer ucundan yakalar, kendilerine doğru çekmeye başlar. Onlar haladı başarıyla çektikçe, karşı tarafın oyuncuları da halatla birlikte çizgiye doğru çekilirlar. Çizgiye kadar çekilebilen taraf kaybeder. \nKaybeden taraf artık gazozuna mı, dondurmasına mı, neyine iddiaya girilmişse rakiplerine onu ısmarlar. \n\n\n\n41.\nTAŞAR MI TAŞMAZ MI? \n“Taşar mı taşmaz mı” oyunu gazoz açmayla ilgili bir oyundur. Oyuncular bir gazozcunun önünde buluşur. Oyunculardan biri bir şişe gazozu eline alıp hafifçe sallar. Sonra da karşısındaki oyuncuya sorar:\n- Taşar mı, taşmaz mı? \nKarşıdaki oyuncu diyelim ki:\n- Taşar, dedi. İlk oyuncu gazozun kapağını açacakla açar. Eğer gazoz taşarsa rakip kazamış olur. Taşmazsa kendisi kazanır. Gazozu, kazanan alırken, parasını da kaybeden öder.\n\n\n\n42.\nHINÇ OYUNU\nÇocukluğumda en sevmediğim oyun buydu. O yüzden bu oyunu hiç oynamadım. Oynamak da istemedim. Sanırım bunun nedenlerinden biri de bir arkadaşımızın bu oyunda fena halde yaralanmış olmasıydı.\nHınç oyunu için büyükçe bir çivi gereklidir. Oyunun olabildiğince yumuşak topraklı bir zeminde oynanması gerekir ki, çivi toprağa kolayca saplanabilsin.\nOyunu oynayacak olan oyuncular yere bir daire çizerler. Oyuncular sırayla çiviyi bu dairenin içine saplamaya çalışır. Dairenin, çivinin saplandığı yerin hizasında kalan bölümü atan oyuncunun olur.\nOyunun adı niçin hınç? Sanırım çivi toprağa saplanırken “hınç” diye bir ses çıkarır da ondan…\n\n\n\n43.\nYAĞ SATARIM\nBu oyunun bir adı da mendil kapmacadır. Sayısı 10’dan fazla olan çocuklar bir alanda yuvarlak oluşturacak şekilde dizilirler.\nOyun için mendil saklayan bir ebe seçilir. \nEbe eline aldığı mendili aşağıdaki tekerlemeyi söyleyerek oturanların arkasında dolaştırır. \n “Yağ satarım, bal satarım, \nUstam ölmüş, ben satarım. \nUstam gitti kömüre\nİnşallah içine gömüle…\nŞarkıya oturan öbür oyuncular da katılırlar. Ebe mendili birisinin arkasına bırakır bırakmaz kaçmaya başlar. Eğer arkasına mendil konan bunun ayırımında olmazsa o zaman halkadakiler şarkının ikinci bölümünü söyler:\n“Ustam işe kürksüz gitmez \nSatsam kürkü beş kââd etmez \nUyuma Ali avanak (Ebe mendili kimin arkasına koymuşsa onun adı söylenir.) \nDön de bir arkana bak.”\nArkasına mendil konan, mendili koyanı yakalayamazsa ebe olur. Oyun böylece devam eder.\n\n44.\nÇEMBER ÇEVİRME\nÇember çevirme küçük yaştaki çocukların en çok sevdiği oyunlardan biriydi. Çemberler varil kasnaklarından, eski bisiklet tekerleklerinden, tekerleğe benzeyen her şeyden oluşabilirdi.\nÇemberi çevirmek için bir yürütücü yapardık. Bazen birkaç bir arkadaş bir araya gelir, çemberlerimizi yarıştırırdık. \nKazanana hiçbir ödül verilmezdi. Ama biz çmber çevirmaktan duydğumuz zvki zaten hiçbir ödülle değişmezdik.\n\n\n\n45.\nTAVŞAN KAÇ\nEn az on kişi ile oynanan bu oyun için bir kaçan bir de kovalayan ebe seçilir. Kaçan ebe tavşan, kovalayan ise tazıdır. \n Oyuncular halka olur, el ele tutuşur, aşağıdaki şarkıyı söyleyerek sağdan sola doğru dönmeye başlarlar.\n“Bak getirdim sana \nNe hediye ne hediye \nTavşan bana baksana\nYakışmıyor bu sana\nTavşan kaç, tavşan kaç, \nTaaavşaaan kaaaç…”\nTavşan dediğimiz kaçan ebe halkanın dışında kalır. Tazı diye adlandırılan kovalayan ebe halkanın içindedir.\nOyuncular şarkıyı bitirip durdukları andan itibaren tavşan kaçmaya, tazı kovalamaya başlar. Tavşan halkadaki oyuncuların çevresinde koştuğu gibi, yakalanmamak için oyuncuların arasına da girip çıkar.\nBöylece oyun tavşanın yakalanmasına kadar sürer. Eğer tazı tavşanı yakalayamazsa bu kez kendisi tavşan olur. Oyuna, yeni bir tazı seçilerek devam edilir.\n\n\n46.\nEŞEK-KRAL OYUNU\nBu oyunun oyuncağı yarım sayfalık mektupluk kağıttan, ya da benzeri başka kağıttan yapılırdı.\nAslında kağıttan yapılan bir dizi oyuncak vardı. Kayık, tuzluk, uçak bunlardan bazılarıydı. Kağıttan yaptığımız tuzluğu ters çevirince karşımıza “Eşek-Kral” oyununun oyuncağı çıkardı. Bu oyuncak 4 kanat, 8 yüzeyden oluşur. Her yüzeye “kral, eşek, tembel, çalışkan, ayı, maymun, aslan, kedi”gibi iyi ya da kötü şeyler yazılırdı.\nBir tür körüğü andıran bu oyuncağa dört parmağımızı geçirerek karşımızdakinden bir sayı söylemesini isterdik.\nOyuncağımızı söylenen sayı kadar açıp kapatmaya başlardık. Son sayı söylendiğinde açılan yüzeyde ne varsa karşımızdaki o olurdu. “Kral” ya da “çalışkan” gelmişse kendisi kasılırdı. “Tembel, maymun, ayı” gibi bir şey gelmişse izleyenler kendisine gülerdi. \n\n\n\n48.\nHACI YATMAZ\nHacıyatmaz özel yapımlı bir oyuncak bebektir. Bebeğin dip kısmına ağırlık olarak kurşun konmuştur. Bu nedenle onu nasıl bırakırsanız bırakın, bir iki sallanır, yine dikilir.\nHacı yatmaz oyunu için de küçük bir tekerleme uydurulmuştur.\n“Hatı yatmaz\nYatarsa kalkmaz” denir ama yatan hacı yatmazın kalkmadığı hiç görülmemiştir.\n\n\n\n51.\nKUŞ AVLAMA\nSüngerle kuş vurma işi elbette ki bir oyun değildir. İyi çocukların kuş gibi güzel canlıların yaşamına son vermeleri düşünülemez. Bu işi yapmak son derece çirkin bir tutundur.\nNe yazık ki çocukluğumuzda bazı yaramazlar kuş vurma işini oyuna dönüştürürdü. Kuş vurmaya meraklı olanlar bu iş için özel sünger sapanlar yaparlardı.\n Aslında kuş vurma işi aynı zamanda son derece tehlikelidir. Hatırladığım kadarıyla süngeriyle kuş vurmak isteyen bir arkadaş bu yüzden bir gözünü kaybetmişti. O arkadaş kuş vurmak için süngerine tüfek saçması yerleştirmiş, attığı saçma da demir bir direğe çarparak geri sekmiş, gelip kendisinin gözüne girmişti.\nNe yazık ki o arkadaşımızın gözü kurtarılamadı.\n\n\n\n52.\nEBE BENİ KURDA VERME\n“Ebe Beni Kurda Verme” oyunu 10-12 kişi arasında, kırda, piknikte, okul bahçesinde oynanır.\nOyunculardan biri kurt olur. Öbürleri tek sıra haline dizilmiş olan kuzulardır. Kuzuların annesi olan koyun, dizinin en başında yer alır. Kurdu sürekli olarak kuzularından uzak tutmaya çalışır.\nKurt hamle yaparak kuzulara dokunmaya uğraşır. Kuzular sürekli olarak ondan uzaklaşmaya çaba gösterir. Bunu yaparken de hep bir ağızdan şöyle bağırışırlar:\nEbe beni kurda verme,\nVerirsen de yedirme…”\nKuzular kurttan kaçarken kendi önlerindeki oyuncunun beline sıkı sıkıya sarılmıştır. Zincirin kopmamasına özen gösterir. \n\n\n\n53.\nYAKAN TOP\n“Yakan Top” iki grup arasında bir topla oynanır. Gruplardan biri ikiye bölünür. Top atan grubu oluşturur. Sırayla topu karşıdaki grup arkadaşlarına atarken, ortadaki gruptan insanları vurmaya çalışırlar. \nVurulanlar oyundan çıkarken, amaç ortada kimseyi bırakmamaktır. Eğer vurulması gereken insanlardan herhangi biri topu eliyle yakalarsa buna can almak denir. \nAlınan her canla vurulup daha önceden elenen kişilerden biri oyuna tekrar dahil edilebilir.\n\n\n54.\nELİM SENDE\n“Elim Sende” oyunu genellikle iki kişi arasında oynanır. Oynanmaya karar verilince iki oyuncu da bir diğerine dokunmak için fırsat kollar. \nSonunda bu fırsatı yakalayan biri:\n“Elim sende…” diye bağırarak kaçmaya başlar. Öbürü yakalayıp ona dokunmak için peşine düşer.\nBu konuda anlatılan bir fıkra çok hoştur:\nDelinin biri sokakta dolaşırken adamın birine usulca yaklaşır. Adam korkarak kaçar. Deli de arkasından… Sonunda kaçacak yer kalmaz. Adam korkudan bayılmak üzeredir: \n“Lütfen öldürme…' diye inler. Deli ona iyice yaklaşır kendisine dokunur: \n'Elim sende…” der. Şimdi de sen beni kovala bakalım.\n\n\n\n55.\nLADES\nBu oyun bir iddialaşma oyunudur. Gerçi iddialaşmak hoş bir şey değildir ama çocuksanız, iyi mi değil mi bunu düşünmeden lades tutuşursunuz.\nOyuna başlamadan taraflar arasında şu konuşma geçer.\n- Ladesin lades olsun mu? \n- Olsun…\n- Mızıkçılık yapanın eteğine taş dolsun mu? \n- Dolsun…\n- Kaybeden rakibine ödülü alsın mı? \n- Alsın.\nBundan sonra tavuğun lades kemiğine benzeyen bir çöp bulunur. Oyuncular bu çöpün birer uzundan tutarak kırarlar. Oyun başlamıştır. \nİki taraf da karşısındakine oyunu unutturmaya çalışarak onun eline bir şey vermeye çalışır. \nUyanık olan uzatılanı alırken:\n- Aklımda… der.\nBunu söylemeyi unutarak alırsa oyunu kaybeder. Ortaya konan ödülü rakibine verir.\n\n\n\n56.\nORTA SIÇANI\nEl topuyla “Orta Sıçanı” oyunu üç kişiyle oynanır. İki kişi birbirine atarken topu orta sıçanına kaptırmamaya çalışır. Paslaşma sırasında topa ship olanlardan biri hatalı bir atışta topu kaybederse, o zaman “orta sıçanı” kendisi olur.\n\n\n\n58.\nSALINCAK\nSalıncağa binmek çocukların çok sevdiği bir oyundur. Salıncaktayken daldan dala sallanmak ise son derece heyecan vericidir. \nEskiden, bugün olduğu gibi adım başında bir çocuk bahçesi yoktu. Çocuklar anne babalarından salıncak kurmalarını isterdi. Bahçesi olanlar evlerinin bahçesine, bahçesi olmayanlar çocuklarını mutlu edebilmek için odalarının içine bile salıncak kurardı.\nHele bebeğiniz çok küçük yaştaysa, durmadan da ağlıyorsa, ona odanızın birinde salıncak kurmanız artık kaçınılmaz olurdu.\nSalıncağa binmeyi çocuklar kadar büyükler de sever. Salıncağa meraklı olup da bahçesi de uygun olanlar, buralara hazır salıncaklar alıp kurardı. İki kişinin bir arada sallandığı salıncaklar da vardır. \nGemi gibi bazı ulaşım araçlarında, mürettebatın yatması için hamak adı verilen salıncaklar bulunur. Hamak, bazı kimseler tarafından evlerin bahçelerine de kurulur. Bunu kuranlar hamakta gündüz uykusuna yatmanın keyfini yaşarlar.\n\n\n\n59.\nORTA PARMAĞIMI BUL\nBu bir göz boyama, şaşırtmaca oyunudur. Gösteriyi yapan sağ elinin bütün parmaklarını tutam yapar. Sol eliyle de o parmakları sarmalar. \nKarşısındakine:\n“Orta parmağımı bul,” der.\nKarşıdaki oyuncu orta parmağı kolayca bulur.\nGösteriyi yapan buna şaşmış görünür.\n“Bir daha,” der. “Haydi, yine bul...”\nÖbürü kendiden emin, orta parmak diye tutamdaki parmaklardan birini gösterir ama bu kez bilemez. \nDefalarca tekrarlanır ama orta parmak asla bulunamaz. Çünkü gösteriyi yapan, artık orta parmağı avucunun içinde gizlemektedir. \nKarşıdaki oyuncu dikkatli olsa seçimini yaparken ortda beş değil, sadece dört parmak olduğunu fark ederek hileyi çözer.\n\n\n\n60.\nKARDAN ADAM, KARTOPU\nBazı yörelere kar yağmaz. Çocuklar ne kartopu oynayabilirler, ne da kardan adam yapabilirler. Bizim yöremize her yıl muhakkak kar yağar. Kar oyunları, yöremiz çocuklarının en sevdiği oyunlardandır.\nKar bütün çocuklar tarafından sevilir. Kar yağınca bütün çocuklar kar topu oynar. Bazı çocuklar da kardan adam yaparlar. Aslında karlı havada dışarıya çıkmak çok tehlikelidir. Onun için sokağa çıkarken sıkı giyinmek gerekir. \nKardan sonra hava ayaz olursa yerler buz tutar. Buzlu havada yürürken çok dikkatli olmak gerekir. Zira insanın ayağı kayacak olsa, bir yeri kırılabilir. Çocuklar böyle havalarda kızakla da kayarlar.\n\n\n\n61.\nSAKLAMBAÇ\nSaklambaç oyununda bir kişi ebe seçilir. Ebe seçilen kişi, mere olarak saptanan bir duvara ya da ağaca yüzünü dönerek belirli bir sayıya adar sayar. \nDiyelim ki 50’ye kadar sayma kararı alınmıştır.\nEbe yüksesk sesle:\n“Bir, iki, üç, beş, on…” diye sayar. “Kırk dokuz elli…Sayısı belli. Arkamdaki, önümdeki sobeee! ” diye saymayı bitirir. Sonra da saklananların yerini keşfetmeye çalışır.\nSaklanan oyuncular onun dalgınlığından yararlanarak mereye sobe yaparlarsa canlarını kurtarmış olurlar.\nEbe, saklananlardan birini sobelerse, bu kez ebe sobelenen olur.\n\n62.\nSİNEMA OYUNU\nSinema oyunu evlerde oynanan bir oyundur. Oyuncular üçer veya dörder kişilik guruplarala ikiye ayrılır. Guruplardan birisi kendi aralarında kararlaştırdıkları bir filin adını hareketlerle arkadaşlarından birine anlatmaya çalışırlar. \nSonra öbür taraf anlatmaya başlar. Sırayla ikiş tarafın oyuncuları da anlatma ve anlatılanı çözme işine katılır. En başarılı taraf kazanır.\n\n\n\n63.\nCOĞRAFYA\nCoğrafya oyunu iki kişi arasında oynanabileceği gibi daha çok kişi arasında da oynanabilir. Bir tür bilgi yarışması olan bu oyun sıkıcı uzun yolculuklarda iyi bir eğlendirircidir.\nOyun için taraflar birer kâğıt ile birer kalem edinir.\nKâğıdın üzerine sorulacak soruların yazılacağı bir çizelge yapılır. Çizelgede:\nŞehirler, göller, nehirler, dağlar, devletler, denizler gibi seçenekler bulunur. Çizelgede her soru bölümümün yanına bir de verilecek not hanesi eklenir. \nOyuncular sırayla bir harf söyler. Oyuncular bu harfle başlayan yanıtları yazarlar. Yanıtı tam olarak bilen 10, başkasıyla ortak bilen 5 puan alır. Hiç yanıt bulamayanın hanesine sıfır yazılır.\nOyun bittiğinde puanlar toplanır. En çok puan alan çocuk oyunu kazanmış olur.\n\n\n\n64.\nFIS FIS OYUNU\nFısfıs oyunu kalabalık sayıdaki topluluklarda oynanır. Oyuncu sayısı 8 ile 12 arasında değişebilir. Oyunu bir kişi yanındakine bir cümle söyleyerek başlatır. Örneğin cümle şöyle olabilir:\n“Dün gece işten çıkıp eve doğru giderken yolda çok komik bir şeye şahit oldum.”\nBu cümleyi bir oyuncu sağındaki oyuncunun kulağına fısıldayarak söyler. İkinci oyuncu cümleyi tam anlayamamışsa tekrarlattırma hakkına sahip değildir. O da yanındakine anladığı kadarını fısıldayacaktır. Örneğn 2. kişi kendisinden öncekinden şöyle mi duydu:\n“Dün gece yarısı eve doğru giderken yolda çok kötü bir olayla karşılaştım.”\n2. Oyuncu da fısıltıyı 3. kişiye aklında kaldığı kadarıyla aktarır:\n“Dün eve geç kalmıştım, karım beni çok kötü karşıladı.”\n3. Oyuncu 4.’nün kulağına anladığı kadarını şöyle fısıldar:\n“Eve et almıştım, karım onu pişirdi.\n4. oyuncu beşinciye şöyle fısıldayacaktır:\n“Ete etiket yapıştırdım. Karım çok şaşırdı.”\nGürdüğünüz gibi başlangıçtaki cümle, kulaktan kulağa fıs fısla sonuncu kişiye tanınmayacak bir halde geliyor.\n\n\n\n\n65.\nPAPAZ KAÇTI\nPapaz kaçtı evlerde aile arasında oynanan bir kağıt oyunudur. Gerçi bu bir büyükler oyunudur ama çocuklar da “papaz kaçtı”ya katılmayı severler.\nBir deste oyun kağıdıyla oynanan bu oyun üç kişiyle başlayıp daha çok sayıda kişiyle de oynanabilir. Oyuna başlamadan önce destenin içinden üç papaz çıkarılır. Oyunda sadece bir tek papaz kalır.\nEbe, oyunculara eşit sayıda kağıt dağıtır. Oyuncular ellerindeki kaıtlardan çift olanları masaya bırakır. Örneğin 2 tane ikili, iki tane beşli, iki tane kız vb varsa bunlar elden çıkarılır. \nSonra soldan sağa doğru oyuncular kendilerinden bir sonrakine, elindeki kağıtlardan birini çektirir. Oyuncular papaz çekmemeye özen gösterir. Eğer çekerse papazın elinde olduğunu hissettirmemeye çalışır.\nHer oyuncu kendinden önceki oyuncudan çektiği kağıtlarla elindeki çiftleri ata ata kağıtlarının azalmasını sağlamaya çalışır. Oyunun sonunda papaz birinin elinde kalacaktır. \nOyununun bu partisini papazı kaçıramayan kaybetmiş olur.\n\n \n\n66.\nKÖŞEKAPMACA\nKöşe kapmaca oyunu beş kişiyle oynanır. Oyun genellikle dört köşesi bulunan boş odalarda oynanır. Bir kişi oyunun başladığını bildiren düdüğü çalar. Düdük sesi üzerine herkes bir köşe kapar. Ancak odada sadece 4 köşe ile 5 oyuncu olduğundan, oyunculardan biri ortada kalır. Ortada kalana “Orta sıçanı” denir.\nKöşe kapmayı başarmış olan oyuncular, oyuna heyecan katmak için sık sık birbirleriyle yer değiştirirler. Bu değiştirme sırasında ağır davranan biri olursa “orta sıçanı” onun yerini kapar. Bu kez yeri kaplan oyuncu “orta sıçanı” olur. \nOyun böyle sürdürülür.\n\n\n\n67.\nİP ATLAMA \nİp atlama oyununu bir kişi kendi kendine de oynayabilir. Ama oyunun daha eğlenceli olabilmesi için yarışmaya dönüştürmekte yarar vardır. \nBu durumda iki kişi ipi sallarken üçüncü kişi atlamaya başlar. Atlayan ipe takılınca can kaybeder. Böylece atlama sırası ikinci oyuncuya geçer.\nİki kişinin ip sallayıp iki, üç hatta daha fazla kişinin atladığı ip atlama oyunları da vardır.\n\n\n\n68.\nKÖREBE\nOyunculardan biri ebe olur. Ebenin gözü bağlanır. Bu oyun çeşitli yörelerde çeşitli şekillerde oynanır.\nBizim yöremizde gözü bağlanan ebe, çeveresindeki gözü bağlı olmayan oyunculara dokunmaya çalışır. Eğer birine dokunmayı başarırsa, ebe dokunduğu kimse olur. Oyun böyle devam eder. \nBaşka yörelerde körebe oyunu şu adlarla, şu şakilerde oynanıyor:\nSICAK SOĞUK\nDiyelim ki oyun bir odada ya da sınıfta oynanıyor. Körebeden bulması istenen şey saptanır. Odanın bir köşesine saklanır. Körebe odada dolaşırken saklanan şeye yaklaştıkça odadaki öbür oyuncular “sıcak sıcak sıcak…” diye seslenir. Körebe bulunacak şeyden uzaklaştıkça “soğuk soğuk soğuk” diye seslenirler.\nBu oyun sınıfta sıralara vurarak da oynanır.\nAlkış sesleriyle de ebe hedeften uzaklaştırılır ya ya hedefe yakınlaştırılır.\n\n\n69. \nHANGİ KAĞIDI TUTTUN? \nElinize bir deste Kızılay oyun kağıdı alın. Kızılay oyun kağıtlarının arkasında ay yıldız resmi vadır. \nKarşınızdakine 52 kağıdın içinden birini seçmesini söyleyin. O kağıdı seçsin ama size göstermesin. Siz ondan aldığınız kağıdı başı aşağıya gelecek şekilde destenin içine katın. Sonra da destedeki kağıları iyice karıştırın.\nKâğıtları tek tek açmaya başlayın. Ay yıldızı ters duran kağıda geldiğinizde onu destenin arasından alıp çıkartın:\n“Bunu mu seçmiştin? ” diye sorun.\nArkadaşınız bu marifetinize çok şaşacaktır. Oysa bunda şaşacak bir şey yoktur. Deste içinde ay yıldızı baş aşağı gelen bir tek onun seçtiği kağıt vardır.\n\n\n\n70.\nBİLMECE SORMACA\nTopluluklara oynanan en zevkli oyunlardan biri de bilmece sormacadır. Oyun için bir katip atanır. Oyunculardan her biri sırayla ortaya bir bilmece sorar.\nKâtip, bilmeceye doğru yanıt verenin hanesini 10 puan yazar. Oyun bittiğinde oyuncuların puanı hesaplanır. En çok puan kazanan birinciliği almış olur. Birincinin adı söylenerek ona:\n“Ya ya ya\nŞa şa şa…” çağrılır aynı zamanda alkışlanarak ödüllendirilmiş olur.\n\n\n\n71.\nKARPUZ YEMECE\n“Karpuz Yemece” oyununda yarışmacılar ellerini arkalarında kavuşturarak önlerine gelen bir dilim karpuzu, ellerinin yardımı olmadan yer. Bu işi herkesten önce başaran kişi binciliği kazanarak vaat edilen ödülü alır.\n\n\n\n72.\nYOĞURT YALAMACA\nYoğurt yalamaca kermeslerde, şenliklerde oynatılan oyunlardan biridir. Yarışmacılardan, ellerini kullanmadan önlerindeki tabakta bulunan yoğurdu yalayarak bitirmeleri istenir. \nYarışmacılar yoğurdu yalayıp yutmak için çırpınırken, ağızları burunları yoğurt bulaşığı içinde kalır. Onları izleyenler de buna katıla katıla güler.\n\n\n\n73. \nKİRAZ YEME\n“Kiraz Yeme” de kermeslerde, şenliklerde oynatılan oyunlardan biridir. Oyunculardan, ellerini kullanmadan ağaçtan sarkıtılan kirazları yemeleri istenir. \nYarışmacılar kirazı yemek için uzandıkça, kurulan bir düzenek kirazları onlardan uzaklaştırır. Yarışmacıların bu durumu izleyenleri eğlendirir.\n\n\n\n74. \nÇUVALLA YÜRÜME\nŞenliklerde düzenlenen yarışmalardan biri de çuvalla yürüme oyunudur. Yarışmacıların çuval içinde seke seke hedefe ulaşma çabaları görülmeye değer bir manzaradır. Bu durum, izleyenleri kahkahadan kırar geçirir.\n\n\n\n75. KOLAY ÇARPMA\nBir çok sayıyı kolay çarpmanın pratik yolları vardır. Bir sayıyı 10’la çarpmak için o sayının arkasına bir sıfır koymanız yeterlidir. Örneğin 12x10=120\nBir sayıyı 100’le çarpmak için o sayının arkasına iki sıfır koymanız yeterlidir. Örneğin 55x100= 5500\n1000’le çarpmak için o sayının arkasına üç sıfır koymanız yeterlidir. Örneğin 68x1000= 68000\n\nBİZ BİZ ARABAYIZ\nGenellikle kız çocuklarının oynadığı bir oyundur. İki dizeli bir tekerlemeyi söyleyerek oynanır. En az 2-3 kız ellerini birnirinin beline dolayarak seke seke yürür. Yürürkn şu tekerlemeyi söyler:\n“Biz biz arabayız\nÖnümüze geleni çiğneriz…”\nBu oyunda, oynayanların arabaya dönüşerek, birilerini çiğnemelerinin söz konusu olması gibi olumsuz bir mesaj verme anlamında algılanmamalıdır. \nOyuncular, tekerlemeleriyle yayaları motorlu araçların geçtiği yolda dikkate çağırmakta, çiğnenme tehlikesi olduğu mesajı vermektedir.\n\nYAŞA YAŞA MELEGİM\nBu oyun da yine kızlar arasında en az iki kişi ile oynanan bir oyundur. Bu oyunda da oyuncula bibilerinin beline elleriyle sarmışır. Sekerek koşarken şu tekerlemeyi söylerler:\n“Yaşa yaşa meleğim\nyalamazsan küserim…”\nTekerlemeyi söylerken oyuncular, ayak tabanlarını abartmalı şekilde kaldırarak, söz atmak istedikleri birilerine göstermek istercesine  zıplayarak yürürler.\n\nÇÖMÇE GELİN\n“Çömçe gelin ne ister\nBir yumaklık un ister.”\nŞeklindeki tkerlemeyle oynanan oyun mahallenin kızlı erkeklı yumucajları tarafından oynanır.\n\nDOKTORCULUK OYUNU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günler",
        "poet": "İbrahim Şahutoğlu",
        "poem": "\n\n6 Ekim:\nYürekten sevilen ve seven,\n                                            bir de turşu\n\n  7 Ekim:\nGüzel bir doğum günü,\n                                      gözyaşlarla dolu\n\n  8 Ekim:\nBoş, mutsuz, düşünceler umutsuz\n\nFakat yarın daha güzel olacak daha...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günle Gelen Özgürlük",
        "poet": "Figen Aydoğmuş",
        "poem": "\n\nGülmek kadar özgürdür içimizdeki öfke\nYılan misali sarılır bedenimize\nOysa gün gülmeye \nGülmekte güne yakışır\nYabancıdır öfke güne\n\nBir çığlık kopar ciğerimizden\nHaykırırız hayatın içine\nKahrederiz kendimizi\nPaçavra gibi hisseder bedenimiz\nTaşımaz olur kemikler\nBeden ruhundan ansızın kopar\nYok olur\n\nOysa\nYıldızlar her gece parlar görmesekte \nHer gün diğer güne kavuşmak umuduyla geçer\nHaykırmadan gün günlüğünü yaşar\nO andan bir şeyler beklemeden tadına varır gün\nYalnızları oynamaktan sıkılmak yok onun yüreğinde\n\nBekle demez \nGit de demez\nGiden gider kalan kendi özgürlüğüdür\nÖzgürlük ona umut \nÖzgürlük ona yeni bir başlangıç\nBiz gibi intiharlara kapılmaz duyguları\nBiz gibi haykırmaz \nKahrolmaz \nBiz gibi yaşamaz acıları\n\nBen güne hayran gün kendine\nGünü yaşamaksa özgürlük \nÖfke güne yakışmaz \nBana da \nAcısız olmasa da umuda yolculuktur\nGüne özgür başlamak\nYeniden çizmektir umudu\n                F.A. 19.05.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günler",
        "poet": "Bahar Keyik",
        "poem": "\n\nPazar, Pazartesi, Salı\nÇarşamba bitmiş değil henüz\nPerşembe belki diyorum hani! ..\nCuma'ya bağlı umutlar\nCumartesi gelsin görsün: Halimi\nGardiyanlar misali \nNasıl beklediğimi! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günler",
        "poet": "Bahattin Çakılkaya",
        "poem": "\n\nPazarın tetikçisi\nMüttefiki cumartesi\nCumayı incitiyor\nDiğer günler seyirci\n07/02/09\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günler",
        "poet": "Ali İhsan Tarman",
        "poem": "\n\nGünler geçiyor çabucak\nÇarşamba Perşembe Cuma\nIşıklar yanıp sönüyor\nHastane koridorlarında\n\nBembeyaz saatler umutlar hava\nBir kızın terli bukleleri kadar duygusal\nEylül’ün sesidir ılık\nSeni gördüğüm günün aydınlığı kadar\n \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günler (4’lük)",
        "poet": "Atakan Kartaltepe",
        "poem": "\n\nSadece... sevgililer gününü kutlasaydım,\nDiğer bütün günleri es geçip, bayraaam - seyran,\nSevgililer gününde... birkaç satır yazsaydım,\nZîra Atakan âşııık! Zîra Atakan hayran! \n\n                                                      03.03.2009/03.55\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günler Geçerken",
        "poet": "Mustafa Yılmaz İsmailoğlu",
        "poem": "\n\nGÜNLER GEÇERKEN\n\nBir gelir bir geri gider\nHer gelişi bir zamandır,\nİnsan hayatı da böyle\nHiç durmadan geçip gider.\n\nBir zamanlar çocuk idi\nBir bakar ki delikanlı\nHiç zamana aldırmadı\nZaman neymiş deyip geçer.\n\nHar vurur harman savurmuş\nBakar ki vakitler geçmiş\nSaç, sakala beyaz düşmüş\nMazi şimdi canlı seçer.\n\nAh çocukluk ah o gençlik\nDizine vurur ah hiçlik\nBir de bakar bel büküklük\nMaziyi su gibi içer.\n\nBulunmaz ki şimdi onlar\nÇocuk iken çokça oynar\nGençlikte de gezip tozar\nGençlik gitti ömür biçer.\n\nKendi gitti gençlik yandı\nYanan gençlik kalan kandı\nKendi yaptı hile sandı\nO gölgesi şimdi uçar.\n\nKendi hayatına kıyar\nGeçen günü boşa sayar\nBoş günlerde ayak kayar\nFırtınayı hergün biçer.\n\nÇocuk iken aldı boş haz\nŞimdi sökmez yapılan naz\nÇalış kazan durmak olmaz\nŞimdi gençlik çok loş gider.\n\nEline geçmez ki bir ney\nBiraz hafif olur hey hey\nVerir para içki boş şey\nÇeker mide sarhoş eder.\n\nÖmür geçer hep azarı\nKimse bilmez dik nazarı\n“Geçti Borun tam pazarı\nSür eşşeği Niğde’ye” der.\n\nİSMAİLOĞLU maniyi\nDizdi yedirdi naneyi\nOzan oldu bul haneyi\nŞiir diye ekin biçer.\n- 12.02.1960 – İslahiye\n\nİsmailoğlu Mustafa YILMAZ – İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günler Yine Sensiz",
        "poet": "Ersin Gengönül",
        "poem": "\n\nbugün günlerden cuma...\nbilmem kaç cuma geçti ayrı seninle\ndaha kaçı geçer kim bilir hayalinle...\nbugün yine her zamanki gibi\nsanki sana yakın olmaya uyandım\nve yine her zamanki gibi \nsensizlige dolandım....\n\n12 tem 13\ne.g.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günler Geçiyor Hayat Devam Ediyor",
        "poet": "Ümit Köse",
        "poem": "\n\nGünler geçiyor zaman su gibi akıyor kimileri ölüyor, kimileri sınıf geçiyor , kimileri hasta kalıyor, kimileri hapishane köşelerinde bekliyor, kimileri sevda acısı çekiyor, kimileri aile geçindirme derdinde, kimileride vardır kazandıkları haram paranın sefasını sürer. İşte bu hayatta sen yaşamına bakarken cevrende bu tür gelişmeler oluyor.Yapmamız gereken herşeyden önce ALLAHA sığınmak önümüze bakmak gerisi ip söküğü gibi gelir. Hayat bu sen patatesin üstüne ketçap mi mayonezmi döksem derken dışarda soğukta bir çocukta o çöp kutusuna değilde diğerine mi baksam belki yiyecek birşey bulurum derdinde. HAYAT....KADER...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlerden Barış",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nBarışın elçileri,\nFıtratın ölçüleri,\nZalimler ürkütüyor,\nMinnacık serçeleri.\n\nBarışa susayanlar,\nMağdurlar ve mazlumlar,\nBeni üstün sayanlar,\nZulümde ısrarcılar.\n\nBarış fıtrat yoludur,\nMazlum mağdur doludur,\nZalim tövbe etmezse,\nİblisin soluğudur.\n\nBarışa uzanalım,\nBarış için yanalım,\nBarış şehitlerini,\nRahmet ile analım.\n\nBugün günlerden barış,\nİnsanlık için yarış,\nÖlüm var ey ölümle,\nMezar yalnız bir karış.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlerden Bir Gün",
        "poet": "Abdulkadir Bakkal",
        "poem": "\n\nBugün günlerden bir gün\nVe ben mutluyum bugün \nNe önemi var hangi gün olduğunun \nBenim mutlu olduğum gün bugün \n\nPazartesi - salı - çarşamba\nPerşenbe - cuma - cumartesi\nYa da pazar ne fark eder ki\nKelimeler çümbüşünde \nSadece laf kalabalıgı işte \nBugün günlerden bir gün \nVe ben mutluyum bugün  :)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlerden Bir Gün",
        "poet": "Merve Uzun",
        "poem": "\n\nBugün her şey sanki daha bir güzel gözükmeye başladı gözüme çok mutlu uyandım güne enerjik başladım çok keyifli oluşum ecenin gözünden kaçmadı bana hemen bu neşemin sebebini sordu \nZaten her şeyimi biliyordu beni çok iyi tanıyan o zaten ona alinin evinde kaldığım günler neler yaptığımı ve yaşadığımı anlattım beni pür dikkat dinlemesi hoşuma gitmişti söylediklerime inanamamıştı doğrusunu söylemek gerekirse ben bile hala şoktaydım biz bunları konuşurken bir an acaba ne yapıyordur diye düşündüm tam o sırada telefonum çaldı arayan oydu kalbim yerinden çıkacaktı neredeyse bana telefonda beni merak ettiğini okula bugün okula gelip gelmeyeceğimi sordu ben ona ders saatine daha var der demez olur mu öyle şey aşkım saat 13.30 demez mi bana ben hemen üzerimi değiştirip geleceğimi söyledim hemen giyinmeye odama cıktım veya yarim saate kalmaz hazırdım o acele ile hemen okula gittim ali kapıda beni bekliyordu ona önemli bir dersim olduğunu beni bahçede beklemesini söyledim oda anlayış ile karşıladı ama halime gülüyordu bile …\nDersim sonunda bitmişti ali bahçede beni bekliyordu hemen yanına gittim bugün daha ilk günümüzdü ama sanki aylardır yıllardır birlikteymiş gibi hissediyorduk ikimizde bana öyle güzel mutluluk ve huzur veriyordu ki anlatılmaz bir duyguydu bu her şey ali ile güzeldi kendimi ona o kadar çok kaptırdım ki iyi ki hayatim da ali ile geçmişimizi hiç konuşmamıştık bana ailemi bu yasa kadar olan eğitim hayatimi hayallerimi anlatmamı istedi ve seni dinliyorum aşkım diyerek sustu….\n\nAslında ailemi anlatacak kelime bulamıyorum bulamam da öyle değerli öyle önemliler ki benim için ne anlatsam az bana şımarıkta diyebilirsin aşkım çünkü bu zamana kadar bir dediğim iki olmadı ne söylemiş isem yapmıştır ailem beni kimseye muhtaç etmediler kendi ayaklarım üstünde durmam için benimle birlikte çabaladılar babam hep derki bana ‘’ biliyorum kızım senin ilk kahramanın ilk aşkın her şeyin benim ama gün gelecek öyle biri çıkacak ki karşına benden sonra tek güveneceğin kişi o olacak ama dünya hali başına her şey gelebilir benim tek istediğim her ne olursa olsun ayaklarının üstünde durduğunu görebilmek ‘’babamın bu sözüne karşı hep ona laik bir evlat olmaya çalıştım eğitim hayatıma gelince çok dönemeçli bir eğitim hayatım oldu ilk okul ve orta okul hayatım çok güzel başarılı bir şekilde geçti lise yıllarını bilirsin ilk seneleri herkes de bir hava atma çabası olur ya bende kapılmıştım işte o havaya bir anda derslerim düşmeye başladı hep gezme ve eğlenceye vermiştim kendimi babam benimle konuştuğu güne kadar sürdü o gün saatlerce konuşmuştuk babam ve annemle o günden sonra kendimi toplamaya başlamıştım tam başarmıştım ki tabi lisede aşk olmasa olmaz yani o duyguyu da yaşadım çok kısa sürmüştü ama ilk kez yaşadığım için ufak bir depresyon yaşadım ve bunu da ailem sayesinde atlattım o günden sonra zaten derslerim eski başarısına yükselli ve işte eski eda bendim yine ve hayallerime gelince de o günden sonra tek hayalim annem ve babamın istediği gibi ayaklarımın üstünde durup güzel bir iş güzel bir eş sahibi olmaktı….\nBeni çok güzel dinlemişti sanki gözleri dolmuştu bir süre ikimiz de sessiz kaldık ben sessizliği bozmak istedim ve onunda anlatmasını istedim ….\n\nBenim hayatim senin ki kadar güzel olmasa da iyi sayılır sevgilim ben sadece çok rahat yaşadım yaşattılar yani bir annemle çok yakınızdır o koskoca evde bir o anlar beni babam hep iş hep iş abım ise nerde sabah orda akşam ablam ise evlendi onun mutlu hayatı var en çok ona sevindim zaten bu yaşıma kadar hep özel okul kolejlerde okudum cebimde para her söylediğim anında yapıldı ama mutsuzdum kimse fark etmiyordu bile bu okula nasıl geldiğimi soracak olursan hep sıkılmıştım babamın parasıyla oraya buraya itilmekten burada bulamadığım huzuru bulayım diye geldim babamla çok tartıştık ama vazgeçmeyeceğimi anlayınca izin verdi annem zaten hep arkamdaydı işte böyle güzelim benim ailem ve eğitimim bu hayallerime gelince senin gibi güzel bir iş sahibi olmak eşimi buldum zaten başka da bir şey istemem huzurumuz olsun yeter….\n\nAslında alinin haline üzülmüştüm ama bunu ona belli etmemek için ‘’ yeter bu kadar dertleştiğimiz bugün hadi farklı bir şeyler yapalım dedim oda zaten hiç itiraz bile etmedi derslerimiz zaten bitmişti günün geri kalanını birlikte eğlenerek geçirmiştik…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlerden Cuma",
        "poet": "Davut Bolat",
        "poem": "\n\nGünlerden Cuma \nSaat Ikiye On Var Yine\nUykum Bölük Düzenim Bozuk\nElde Kırık Bir Kalem Yüreğim Buruk\nKağıtlara Sığmıyor Aşk Yazacak Çok Şey Var Amma Aklım Çok Karışık\n\nGünlerden Cuma \nSaat Tam Iki\nBir Eksik Hissediyorum Kendimde\nYoksun Oda Boş Masa Dağınık Yine\nKağıtlar Dağılmış Odaya\nUzamış Sakallarım Habersizim Kendinden\n\nGünlerden Cuma\nSaat Üç\nSabah Oluyor Yavaşça\nYoksun Boğuluyorum Odada\nKüller Dökülmüş Halıya\nSığdıramıyorum Seni Bu Şiirlere\nYoksun... Yoksun Yine\n\nGünlerden Cuma\nSaat Sabahın Altısı\nUykum Yok Yorgunum\nKalkıp Elimi Yüzümü Yikadım\nBurda Olsan Kesin Kızardın\nOda Dağınık Herşey Ortada\nYoksun Uzun Zamanda Olmadın Çünkü Yoktun Yazdım Yokluğunu Sustum Susuyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlerden Cuma",
        "poet": "Hasan Zeki",
        "poem": "\n\nBugün ayın onbeşi\ngünlerden Cuma..\nTamı tamına bir gün olmuş\nsen gideli Bodrum’a.\n\nKederliyim epeyce..\nSanki içimde bir yerde\nhüzün geçti hücuma\n\nAma teslim olmak yok\nne kaygıma, ne korkuma.\nMerak etme sen bitanem\ngözüm gibi bakıyorum\ngönlüme saçtığın ışığa,\nadına sevgi denen,\nadına sevda denen tohuma.\n\n*\nBugün günlerden Cuma..\nErken yatacağım bugün\nRüyamda seni görmek için\nhemen dalacağım uykuma.\n\n15 Haziran’2012.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlerden Bir Gün....",
        "poet": "Ecem Sultan",
        "poem": "\n\nGünlerden bir gün sec,mesela pazar olsun..                                                                                               Sabah gözlerini actiginda yaninda sevdigin olsun....                                                                                              sana gülümseyen sevgi dolu gözlerle bakiyor olsun...                                                                                               Günlerden bir gün sec,mesela pazar olsun...                                                                                               Hayatinin anlami yasama sevincin herseyin biricik esin ve cocuklarin olsun....                                                                                              Günlerden bir gün sec o gün günlerden sevgi olsun ogün günlerden ask olsun ogün günlerden sen olsun...                                                                                               Aksam olup tüm evlerin isiklari söndügünde o gün sicacik bir pazar gecesi sevgi gecesi olsun......Ecem....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlerden cum'a.....",
        "poet": "İbrahim Tetik",
        "poem": "\n\nGüneşin bir başka doğduğu,\nÖnemli olayların bugün olduğu,\nKabir ehlinin azaptan kurtulduğu,\nGünlerden cuma bugün.....\n\nÖvdüğü Rabbimizin kuran da,\nHissedildiği huzuru tüm Ruhlar da,\nSelamlaştığı meleklerin semâda,\nGünlerden cuma bugün.....\n\nGeri çevrilmediği duaların,\nBoşa akmayan gözyaşların,\nSemâda çınlayan salâvatların,\nGünlerden cuma bugün.....\n\nEfendimizin övdüğü hadislerle,\nRuhlara bağışlanan,yâsin-i şeriflerle,\nDuası yapılann hatimlerle,\nGünlerden cuma bugün....\n\nDünyanın bugünde yaratıldığı,\nÂdem babamızın cennete alındığı,\nKıyametin kopacağı,\nGünlerden cuma bugün.....\n\nTemiz elbiselerin giyildiği,mikamber kokuların,\nİçten yapılan yakarışlı duaların,\nBayramı bugün dünya müslümanlarının,\nGünlerden cuma bugün.....\n\nHazırlıkların birgün öncesinden başlandığı,\nVakti girince alış-verişin yapılmadığı,\nYapılan alış-verişlerin hâram kılındığı,\nGünlerden cuma bugün.....\n\nMusa (A.S.) ın kızıldenizi yardığı,,\nÂdem babamızın havva anamızın ayrıldığı,\nNuh(A.S.) ın cudi dağına konakladığı,\nGünlerden cuma bugün.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlerden Çarşamba",
        "poet": "İbrahim İnce",
        "poem": "\n\nYıllar önce bugün,\n21.12.77 doğum günün.\nGünlerden Çarşamba,\nSaatini bilmiyorum ama\nSefalar getirdin dünyama.\nSenle olmak varya,\nDenktir cennette olmaya.\nNasıl isterim şuan yanında olmayı,\nÖpmeyi, koklamayı,\nDoya doya sarmayı.\nİyi ki varsın, iyi ki dünyamdasın.\nBiliyor musun, köprüsü olurum ananın,\nO ne iyi, ne mukaddes kadın.\nYıllar önce bugün,\n21.12.77 doğum günün.\nGünlerden Çarşamba,\nSaatini bilmiyorum ama\nSefalar getirdin dünyama,\nSeni sevmek varya,\nDeğer cayır, cayır yanmaya.                     \n\n\n21.12.2009 Pazartesi 22.40\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlerden cuma",
        "poet": "Tamer Sönmezışık",
        "poem": "\n\nBir yokoluştan aldım bu sızıyı ben.\nYoksan varlığın önemi yoktu.\nBaharı taklit ediyordu mevsim.\nYokluğun içimde zakkum zehiri, \nGünlerden cuma anlardan sensizlikti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlerden cumartesi",
        "poet": "Emrullah Çelik",
        "poem": "\n\nGünlerden cumartesi\nVe sen benden gidiyorsun\nSurat yapmam gitmemdendir\nBoşluğa dalıp gidişim\nGeri dönmeyeceğini bilmememdendir.\nGünlerden cumartesi\n\nBenden gidişinin bilmem kaç yüzüncü günü\t\nYüz cevirme boşa gecen yıllardan\nGül yüzlüm don artık\nGünlerden Cumartesı\n\nBenden gidişini saatler yıllara vurmuş\nKaç kere fallar baktırdım adımıza\nKaç falcının eşiğine ayak sürüdüm\nUnut dedi falcılar\nUnutamadım\nGünlerden cumartesi\n\nGidişine dilim ağladı\nGözlerim sustu\nDön artık\nKadife bakışlım\nGünlerden cumartesi\nBak bu Cumartesı pazara dayandı\nGel hadi gel artık.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlerden Hüzün Günü",
        "poet": "İsmail Okutan ",
        "poem": "\n\nGünlerden hüzün günü\nDaha ceninken öldürülen bir halk\nBir topun ağzına mermi sürer gibi\nİsyan duygularıyla doldurur bedenimi\nKan hücum eder beynime\nBirden irkilip fırlarım eylemin kerevetine\nKadınlar korku dolu evlerinde\nŞahdamarı gibi yakın otururlar ölüme\n Dur durak bilmeden koşarım ölümüne\n\nGünlerden hüzün günü\nİnsanları insanlara eklemleyerek \nZulüm ve ıstırapla yoğruldu bu toprak\nÇocukların sapan taşlarıyla savaştı bu toprak\nDaha ne kadar soykırım varsa burada\nDaha ne kadar vahşet varsa burada\n\nGünlerden hüzün günü\nKurşunları tutunca böğründe çocuklar\nBedduaları gökte tutulunca kadınların\nMazlum bir halkın toprak parçası gibi yüzünde\nÖlüyor insanlık, ölüyor \nAçılıyor yine asırlık yaram\nTuzla buz oluyor zaman\nKurşunları tutunca böğründe çocuklar\nArşı alaya çıkınca çığlıkları kadınların\nHer şey ters dönüp yok oluyor\nAnlamı kalmıyor hiçbir şeyin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlerden Eylül, Aylardan Ergin Günçe",
        "poet": "Ergin Günçe",
        "poem": "\n\nGünlük şarabımız var maşrapa içinde\nKülde pişmiş patatesler ve eşsiz pilavzerde\nDin kitaplarımız, putlarımız, telvelerimiz\nYeleği de köstekli bir amca kahvesinde\n\nSuratı çilli günler, gölgesi uzun günler\nİşte bir bağ bozumu, işte bir çıngıl üzüm\nGökyüzüne yas....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gunlerden Ozlem",
        "poet": "Mehmet Soysal",
        "poem": "\n\nBugun Gunlerden Cumartesi Degil.\nSenin Olmadigin Hergun,\n\nGunlerden Ozlemdir...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlerden Öyle Bir Gün",
        "poet": "Metin Altıok",
        "poem": "\n\nGünlerden öyle bir gündü; \nÜstüne tarih düştüğüm.\nGözümün önüne geldi birden\nBalkıyan g....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlerden Pazar",
        "poet": "Birgül Al",
        "poem": "\n\nGünlerden yine pazar,hava kasvetli dışarda ince bir yağmur yağar\nBen seni özlerim, aklımda o gülen gözlerin yar\nŞimdi yoksun yanımda,içimde kapatamadığım bir boşluk var\nSeverdim bu günü,anlamlıydı en az sen kadar\nÖzlemim dorukta minik bir kız sevinciyle\nGelmeni isterdim,geçmek bilmezdi zamanlar\nŞimdi öylesine sıradan bir gün ki\nKendimi hapsettim,amaçsız sevgisiz biri gibi\nGittin bir daha gelmemek üzere\nArtık hangi gün olduğunun var mı önemi\nGidişini anlayamadım,hala yüreğim har\nBitmedi,sönmedi bu ateş karşıma kimler çıkar\nÇıksa bile bendeki yerini kimler tutar\n\nSenle o günlerde ki pazar,aşk mabedimizde sönmeyen mumlar yanar\nKadehlerde aşk badesi kırmızı şarap\nBizi bizden alır,uyanamadığımız bir rüyaya dalar\nNefesimiz karışır,tenimiz alev alev yanar\nKendimizden geçeriz aşkımızın sarhoşluğunda\nSanki zaman durur,yeryüzünde sadece biz var\nUyanmak istemezdik gözlerimiz aşk sarhoşu\nAma gitmeliydim çabucak,beni bekleyenler kumru\nBitmesin isterdim bu rüya,gelinceye kadar diğer pazar\n\nŞimdi yine gelse diyorum o güzel anlar\nBuluşsak mesela son defa,hani o ilk günkü gibi\nYine biraz heyecan,birazda korkarak\nBelki yine seversin beni,o benli günleri\nKimbilir sende sevdin de hiç diyemedin ki\nUnuttun mu..? ’Bu gün günlerden pazar ve ben seni çok özledim..’şiirini dinleyişini\nBiliyorum sende beni unutamadın\nBir başkasıda gelse yuvamıza her pazar\nAnlıyorum ki bıraktığım boşluğu, dolduramadı hiç kimse ben kadar\nSeni bekleyeceğim ve bileceksin beklendiğini\nBana geleceğin, yine o gün olacak günlerden PAZAR\n ’03-04-2011’\nBİRGÜL AL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlerden Pazar",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nBu gün günlerden Pazar,\nSalı olsa ne yazar,\nGün yirmi dört saat,\nGeçtikçe mezar kazar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlerden Pazar",
        "poet": "Murat Kalaç",
        "poem": "\n\nGemiler geçiyor gözlerimin önünden.Şimdi seninle aramızda mesafeler sayısız med cezirler var.\nŞimdi başka bir şehirde bizim şarkımızı çalıyor sokak kemancısı.\nBebekler geçiyor,tuz kokan,gülüşleri fesleğenlere karışan.Hani o çokça düşünü kurduğumuz,salıncaklara,lunaparklara götürdüğümüz bebekler.Benimse içimde keskin,kapkara bir kış,vurur durur yüzüme soğuğunu.Şimdi seninle aramızda senin getirip koyduğun mesafeler,sayısız med cezirler var.Şimdi pazar sabahları yalnız uyanıyorum yatağımda...\nÇayımı yalnız içiyorum,tek başına.Ve pastanelerden o çok sevdiğin çikolatalardan çalıyorum tek başıma.\nGemiler geçiyor gözlerimin önünden.Şimdi seninle aramızda mesafeler,sayısız med cezirler var.\nGünlerden...pazar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlerden Salı",
        "poet": "Aydan Kalpakcı",
        "poem": "\n\nGözlerime değen en güzel göz\nSesime karışan en güzel ses\n\nBana bir gün söyle\nGünlerden salı olsun\n\nGözlerinde taşı gel denizi\nİçinde senin mavin olsun\n\nBana bir gün söyle sevdiğim\nGünlerden salı olsun\n\nSesinde sakla gel sözleri\nİçinde aşk olsun..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlerden Salıymış",
        "poet": "Sezai Güler",
        "poem": "\n\nGünlerden salıymış bugün\nHani sallanır derler ya işte o gün\nYarın çarşamba, sonrası diğer dört gün\nYokluğun kaç hafta oldu, bilmem kaç bin gün.\n\nAylardan ocakmış, üstelik dediler bitmiş bugün\nSonrası kısa şubat, hani üç yirmi sekiz, bir yirmi dokuz gün\nBu sene bahar olmayacakmış, hadi bir ihtimal belki bir kaç gün\nSensizlik gibi mevsimlerce hep kış, belli ki gelmeyecek yazı getirdiğin o gün...\n\nS.Güler-31.1.2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlerden...",
        "poet": "Zuhal Tokgöz",
        "poem": "\n\nBugün salı,\nSensiz geçen bilmem, kaçıncı yılım.\nHerkesler kolkola,\nBen mi? Şiir yazmaktayım banklarda.\nKaşını, gözlerini çiziyorum bazen,\nAmacım ressam olmak değil,\nSayende şair olmakta...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlerimiz",
        "poet": "Atahan Çakır Abantlı",
        "poem": "\n\nPek çok günümüz var bizim: \nAcılı, hüzünlü, buruk, sevinçli.\nÇoğu  zaman yaşlıdır gözlerimiz\nArada bir güldüğümüz de olur\nAma yine yaşarır gözlerimiz\nBilemeyiz nedensiz yada nedenli.\n\nBaşka günlerimiz de vardır bizim:\nŞehitler günü,\nÖğretmenler günü,\nBabalar günü,\nAnneler günü,\nNevruz Bayramı,\nBahar (işçi)   bayramı…derken\nBugün de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü…\nYeter artık! \nBaşka günlere ihtiyacımız yok.\nÇünkü; \nGünlerimiz COP yeme, itilip kakılma,\nPolise saldırma günlerine dönüşüyor daha çok.\nAdam gibi olamadık\nNeyi, nasıl  kutlayacağımızı hala kavrayamadık.\n\nYeter artık! \nGünlerin arkasına sığınan bölücülere fırsat verdiğimiz.\nYeter artık! \nGüvenlik güçlerini suçlayarak dışarıya prim verdiğimiz.\nYeter artık! \nDemokratik hak diye- diye demokrasinin  ipini çektiğimiz.\nYeter artık,yeter artık, yeterrrrrrrr! \nBir de insan olabilme günümüz olsun,\nBuna daha çok ihtiyacımız var; \nO zaman her şey yolunda gider...\nHer şey yolunda gider..\nYolunda gider.\nGider...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlere Taktım Bugün",
        "poet": "Azem Kurt",
        "poem": "\n\nYanlış bir zamanda\nYanlış bir mekanda mı geldim \nYüreğim gereksiz diyor\nGereksiz diyor  gerekli  görünenleri\nBilemedim \nYa da gereksiz yere mi dillendim\nGünlere taktım bugün\nBugün günlerden 8 Mart\nGünlere taktım delice\nAylara bölmüş \nGünleri  gündemleştirmiş \nSevdirir olmuşuz \nVe sevmişiz de nedense. \n(Beyaz Baston Körler Haftası, \nSakatlar Haftası,\nDünya Özürlüler Günü)  der\nEngelliye engel oluruz yollarında.\nSaygı yoktur özünde ama\n(Yaşlılara Saygı Haftası,\nDünya Yaşlılar Günü)  gelince düşer aklımıza.\n(Orman Haftası,\nYeşilay Haftası,\nDünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Haftası) \nVardır hayatımızda ama\nYakarız ormanları RANT uğruna.\n(Dünya Şiir Günü,\nÇalışan Gazeteciler Günü,\nDünya Tiyatrolar Günü,\nGazeteciler (Basın)  Bayramı,\nKütüphane Haftası)  diye övünürüz ama\nSanat yüklü yürekler \nseslerini duyuran gazeteciler doldurur mahpus damlarını.\n(Dünya Sigarayı Bırakma Günü,\nSağlık haftası,\nDünya Diyabet Günü)   yapar\nreklamlar ile özendiririz her tür illeti.\nAtalarımızdan yadigar\n “sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin”\n“kızını dövmeyen dizini döver”  der\n(Dünya Kadınlar Günü,\nKadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü,\nKadın Hakları Günü)  Kutlarız nasıl kutluyorsak.\nUcuz iş gücü olsun diye\nCinsel zevki bulunsun diye\nGücü yetmez nasılsa dövülsün diyedir ama\nYine de kutlarız \n(23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı,\nDünya Çocuk Günü,\nDünya Çocuk Hakları Günü)  diye.\nBir utanç ötesi (Hayvanları Koruma Günü)  de vardır hayatımızda.\nErkeği sömürme den ibaret olmuş (Sevgililer Günü) \nYerin derinliklerinde mezarını kazarız ama\nKutlarız yine de (Dünya Madenciler Günü)  nü.\nEmeriz kanlarını çıkarlarımız için acımasızca \nkutlarız yine de \n(Dünya Yoksullukla Mücadele Günü,\nYoksullarla Dayanışma Haftası)  diye.\n(Organ Nakli Haftası)  der,\nOrganı için çete kurarız uluslar arası \nHiçe sayarız canı.\n(Dünya Barış Günü,\nKardeşlik Haftası,\nDünya İnsan Halkları günü) müz de vardır \nVatan millet Sakarya nutukları çeker,\n(Şehitler Günü)  ile\nGaza getiririz  bir müddet\nYerinden yurdundan ederek insanları \nKutlarız (Dünya Mülteciler Gününü) \nFetvalar verir hocalar imamlar\nBurada da orada da korku salarak yüreklere\nSusmamız istenir bu tacirlerle \nKutlarız yine de \n(Camiler ve Din Görevlileri haftası) nı.\nDemiş ya ozan\n“Analardır adam eden adamı”\nHer şey şer her yer şer \nKutlamalar kor tutmuş yüreklere \nSanki bir miktar su serper\nAnalardan başlanmalı önce\nAnalar adam edilmeli bence \nHer güzelliğin başlangıcı ise öğretmen\nDillendirilmeli  sadece \nİlle dillendirilecekse bir gün \n(Öğretmenler Günü)  olmalı sadece.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlerimiz",
        "poet": "Muzaffer Yıldırım",
        "poem": "\n\nbir yıldız parlar\ngeceler aydınlığa\nDOĞUM  günüdür\n\nne güzel bir eş\ngece ay / gündüz güneş\nDÜĞÜN  günüdür\n\ngittikçe büyür\nyüreğinde bin coşku\nBAYRAM  günüdür\n\nbir yıldız kayar\ngündüzler karanlığa\nÖLÜM  günüdür\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlerim ay oldu...",
        "poet": "Ozan Nuri Ceyhan",
        "poem": "\n\nKimseler tutmasın tuttuğum eli \nİçimde çağlayan sevdanın seli \nBir garip haldeyim gitti gideli \n…Günlerim ay oldu, ayım yıl oldu. \n\nDoğrudur amacım hudut tanımam \nUğrunda canımı versem tınlamam \nAkıl verme hiç kimseyi dinlemem \n…Günlerim ay oldu, ayım yıl oldu \n\nSönmez ateş yüreğimde kor olur \nOnsuz yaşam bu bedende zor olur \nKim demiş ki seven insan yorulur \n…Günlerim ay oldu, ayım yıl oldu. \n\nBir olup bu cana tuzak kursalar \nGöğsüm siper bin silahla dursalar \nKanım akmaz yüz bin kere vursalar \n…Günlerim ay oldu, ayım yıl oldu \n\nGünler yıl olsa da gelip geçecek \nParçala şu kalbim neler diyecek \nCeyhan bir sevdalı herkes bilecek \n…Günlerim ay oldu, ayım yıl oldu. \n\nEreğli/1968\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlerimiz Vardı...",
        "poet": "Münire Çetin",
        "poem": "\n\nBazılarımız öğün bulamaz yiyecek\nBazılarımız haramlarla ihya oldu\nGünlerimiz vardı; \nMasum, manevi\nAma ihtişamlı\nKalmadı artık o ihtişam ve saflık\nŞimdi günler bölündü...\nAnalar(!)   günü...\nBabalar(!)   günü...\nSevgililer günü...\nDeliler günü...\nAkıllılar günü...\nGülenler günü...\nAğlayanlar günü...\nBize göre gün kalmadı\nGününü gün edenlerin yanında\nGerçek doğrulara kilit vuruldu\nYalancılar baş tacı oldu\nHeyhat bize bunun için mi verildi ömür? \nHani garibanların elini tutanlar\nHani komşusu açken aç yatanlar\nParalar su oldu gereksiz akmakta...\nSular sıra sıra kurumakta...\nNe akıl kaldı dimakta\nNe merhamet kaldı\nMerhametle yoğrulmuş yürekte\nZayıfı hakir görür,\nHaramla şişmiş karınlılıar\nKaygısızca geğirmekte...\nHayır yapmaktan korkar olduk\nHayırsızlar ordusunda\nAğlamaya utanır olduk \nBu gamsızlar kapısında\nAğlayarak geldik dünyaya\nGülenler arasında\nSevdamız sonsuz rabbimize\nKula sevdasından bağrını yırtanlar arasında\nVe hala umudum var; \nBunca; \nHaksızlığın,\nKalleşliğin,\nDinsizliğin,\nBilgisizliğin,\nHayasızlığın,\nKol gezdiği \nMenfaatçilerin dünyasında!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlerin Aşkı",
        "poet": "Selçuk Külcüoğlu",
        "poem": "\n\nGüzelim ben seni\nPerşembe günü gördüm\nCuma günü is....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlerin Günahı Ne?",
        "poet": "Gülten Yamaner",
        "poem": "\n\nNeymiş efendim neymiş, pazartesi sendromu \nHafta başında böyle, hiç zor işler olur mu? \nSeversen çalışmayı, zevkine doyulur mu? \nHer gün Allahı'n günü, günlerin günahı ne? \n\nSalı sallanır diye, bir işe başlanılmaz \nYürekten istenirse, sanma ki başarılmaz \nÇalışmadan öylece, hiçbir iş kazanılmaz \nHer gün Allah'ın günü, günlerin günahı ne? \n\nÇarşamba çarşaf dokur, eğer sel almaz ise \nGönüller hep hoş olur, kırgınlık olmaz ise \nBirlikten kuvvet doğar, bencillik olmaz ise \nHer gün Allah'ın günü, günlerin günahı ne? \n\nPerşembe güzellikler günü diye bilinir \nSeviyorsa bir yürek, bil ki o da sevilir \nGünü güne eklerken ömürler tüketilir \nHer gün Allah'ın günü günlerin günahı ne? \n\nCuma hayırlı gündür diye işe başlanır \nİbadet daha bir bol, dualar bağışlanır \nErtesi gün tatildir, herkes bir telaşlanır \nHer gün Allah'ın günü, günlerin günahı ne? \n\nCumartesi gençliğin, eğlenceli günüdür \nÖğrenci, çalışanın sanki düğün günüdür \nUyku düşünülmeyen haftanın tek günüdür \nHer gün Allah'ın günü, günlerin günahı ne? \n\nPazar günü herkese bir rehavettir çöker \nKimi stres atmıştır, kimi pişmanlık çeker \nKimi yorgun argındır, kimisi gülbeşeker \nHer gün Allah'ın günü günlerin günahı ne? \n\nGünler, haftalar, aylar; derken geçer seneler \nÖmür dediğimiz bu, geçer günler geceler \nİnsanın ruhunda var, hep âti'yi heceler \nHer gün Allah'ın günü, günlerin günahı ne? \n\n9.09.2013 \nG.Y.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "gunlugumden-1",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\n\t\tG Ü N L Ü Ğ Ü M D E N\n\n\tAklığımda bir konu olmadığı ya da olan konuları,daha içimde tutmak istediğim zaman.Ve olanak buldukça,seninle söyleşelim günlüğüm olur mu? Zaten,senin hayır deme şansın yok.Soruyorum kendime.Seni karşı cins olarak mı düşünsem? Yoksa bir bayan gibi mi? Karşı cins,hep daha yakın gelmiştir bana.Uğraşım gereği,onlarla olmam gerekti çoğunlukla ve gerekiyor.Ankaradayken,çoğu kez,boncuk gibi tek olurdum aralarında.Ve dengeyi sağlardım tek olsam da.O zamanki arkadaşlarım ve ilişkiler çok farklıydı.Fiziksel olarak ta,onlara daha çok gereksinmem vardı.Dışarıya çıkma,bir yere gitme,gezme gibi olaylarda,onların fiziksel gücü gerekiyordu.Hepsi çok severek,yardımcı oluyorlardı,tertemiz düşüncelerle.Ben de hiç huzursuz,rahatsız olmazdım,beni bebek gibi kucakladıklarında.Hepimiz doğal bulurduk bunu.Doğaldı da zaten.Konu eskilere kayacak günlüğüm.Seni,cinsiyet gözetmeksizin,salt arkadaş olarak düşüneceğim.Adın TUTKU olsun.Yazmak,benim en büyük tutkum ya.Eğer bir kızım olsaydı? İsmini:SEVİ-TUTKU koyardım.Aşk ve tutku yani.Sanırım,benim özetim bu.Daha doğrusu,özetimin bir bölümü.Oğlumun ismini de,UMUT-ÖZÜN koyardım.ÖZÜN:Öztürkçede şiir demek.UMUT VE ŞİİR.Mavi umuttur.Ben maviyim.Adımın anlamı:MAVİ RENKLİ,ÇİVİT MAVİSİ VE MAVİ BİR ÇİÇEKMİŞ.Anneannem,bilerek mi koydu adımı? Hayır,o beni bir prenses olarak düşünmüş.Refik Halit KARAY’ın roman kahramanı,NİLGÜN prenses gibi.Delifişek bir prenses.Mavi umut.Şiir de,armağanım olduğuna göre.Bir oğlum olsaydı,UMUT-ÖZÜN adı olması çok doğal.İkinci isimlerini kullanmaları gerektiği için de:TUTKU VE ÖZÜN.İkisi de pek kullanılan adlar olmadıkları için.İlgi çekecekti.\n\tSevgili Tutku.İnsanların ellerindeki şeylerin değerini bilmediklerini ve yanıbaşlarındaki ya da avuçlarındaki mutlulukları göremediklerini düşünmüşümdür hep.Yıllardır da,somut olaylarla çıkıyor karşıma bu düşüncelerim.Geçen gün,bahçede oturuyordum.Nöbetçi amirin yakını mı? arkadaşımı bilmiyorum.Bir bayan,iki çocuğu da yanında yürüyerek geçtiler yanımdan.Konuşuyordu nöbetçi amirle.”Artık biberon ve bez taşımak istemiyorum.Kurtulmak istiyorum bu havadan.”Gibi daha bir sürü şey söyledi.Şaşkınlıkla ve inanamayarak baktım arkalarından.Bir  kız,bir erkek,nurtopu gibi tatlı,sapasağlam çocuklardı.Nöbetçi amir bayanın da,küçük bir erkek çocuğu vardı.O yakınmıyordu.Kadına,çok kızdım içimden.O harika minik altıntoplarının değerini ve anlamını bilmiyordu.Dünyada kaç kadın ve erkek,bir çocuk sahibi olabilmek için,neler çekiyorlardı.Ömür boyu bu özlemle yaşayanlar vardı.Hatta bu yüzden boşanan,üzerine kuma getirilen kadınlar,öyle çok ki hala.Ve dahası:Çeşitli biçimlerde engelli çocuğu olan ve hep biberon-bez taşımak durumunda kalan anneler-babalar var.Yakınmasız,sabırla katlanıyorlar buna.Ayrıca:Benim kaldığım yerde,bazı engelli arkadaşlar,sıvı şeyleri,biberonla içiyor.Yemekleri,normal çiğneyemeyip,yutma sorunları olduğundan.Tüm yiyecekleri,blendırdan-robottan çekilmiş halde yiyebiliyorlar.O şımarık kadının arkasından koşup,hızla sarsarak,bunları anlatmayı,çok istedim.O minikler,nasılsa büyüyecek.Bezden-biberondan kurtulunacak.Bin bir çeşit başka sorun çıkacak.Ve bir daha,küçük bir çocuk olamayacaklar.Her anın,her günün,her yaşın değerini bilip,tadını çıkartmak gerekmez mi Tutku? Sevinmek,şükretmek yerine.Neden gözlerimizde,usumuzda,gönüllerimizde,hızla-kolayca yırtıp atabileceğimiz perdeler var? Sevgili Tutku.Aziz NESİN’in demesini öğrenmeden önce,ben aptal buluyordum insanları.Ve ne yazık ki,hala ona tüm varlığımla katılıyorum.Bir anne,çocuklarının yanında,böylesi saçma sözler söylerse? Ki,o çocukların bunu anlamadığını sanıyorsa? Çok,çok daha aptaldır.Diğer insanlar,neler yapmaz? Değil mi Tutku? Çenem düştü yine.Şimdilik hoşça kal.Işık ve sevgilerimle.\n\t\t\t\t\t\t\tNilgün ACAR\n\t\t\t\t\t\t\t08. 09. 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "gunlugumden-1",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\n\t\tGÜNLÜĞÜMDEN -? 1\n\tGünaydın Tutku! BU GÜN PAZAR BENİ GÜNEŞE ÇIKARDILAR Demiş Nazım HİKMET. Evet, bugün Pazar.Ve dışarıda harika bir bahar havası var. Şimdilik, işe gidip gelirken,açık havanın tadını çıkarabiliyorum. Bu gün Yağmur'la yavaş yavaş yürüdük, Alanyum'a gelirken. İçimdeki o, kıpır kıpır, özgür ruhlu Nİ\nm gibi. Sanırım, dışarıda çalışırken, daha iyi olurL, 'AH DENİZ KIYISINDA GEZSEM.' dye haykırdı. Ama çalışmam gerek.\n\tHiç izinsiz, günde oniki saat çalışmam gerekiyor burada. İyi satış olsa, hiç önemli değil. Geceden beri dua edip duruyorum, bu gün iyi satış yapayım diye.\n\tAz sonra, burası çok kalabalık olur. Ama insanların parası yok bu dönemde. Onlarda olmayınca, bende kazanamıyorum. Herkes beni. Yazın çok rahatlayacağız. Hem yazın 18- 24 arası çalışacağım. Gündüz aşırı sıcakta durulmaz.\n\tÇalışırken, insanları seyretmek, güzel ve eğlenceli. Alanya, sanki aşkın-sevginin kenti. Hemen hemen ve her yaştan çiftler hep elele, sarmaş dolaş. Dilerim, sonsuza dek öyle olurlar. Tüm dünyanın insanlarını görmek mümkün burada. Özellikle yazın. Boy boy çocuklar, minik bebekler. \n\tGenç ve güzel kadınları izlerken, bazen içim çok acıyor. Ben de yürüyebilseydim, harika güzel bir kadın olacaktım. Bu yaşımda bile, çok güzelim,biraz kilom olmasına rağmen. Acaip bir cazibem var. Sürekli, üzerime yöneltilen bakışları yakalıyorum. Tutku, artık hiç çekinmeden ve gözlerimi kaçırmadan, yakışıklı erkeklere bakıyorum. İçim açılıyor. Hem bir satıcı olarak hem de içimden geldiği için gülümsüyorum. Ben insanları severim zaten. \n\tŞu an, sadece çalışıyorum Tutku. Çapkınlığım, salt bakışlarımda kalıyor. Günde oniki saat çalışınca, aşka ve bir erkekle ilgilenmeye zaman kalmıyor. Belki aradığım-istediğim beni bulmadı. Önce, ekonomimi rahatlatmalıyım.\n\tMutluyum Tutku. Özgürüm. Sorunlarım, onlarınkinden kezlerce kat fazla olsa da. Herkes gibi yaşıyorum. Onurumla çalışıyorum, kendime bakabiliyorum. Bir genç kadına iş verebiliyorum. Yağmur yapamadığım işlerimde, benimle ilgilenerek, para kazanıyor. Ve benim yanımda çalıştığı içinde, çocuğu kreşe gidebiliyor. Yoksa veremezlerdi çocuğu kreşe.\n\tNe güzel değil mi Tutku? Kendim yaşam savaşımı verirken, başkalarına da yararlı oluyorum. Ben çok şanslıyım ve başkalarına da şans getiriyorum. Düşünüyorumda: Evlerde-odalarda-balkonlarda, sanki müebbete mahkumken. Küçücük bir balkon penceresinden-4.kattan dışarıya bakarken. Ya da Sibirya soğuklarında, kalın naylonlarla kapatılmış pencerelerden, gökyüzünü ve güneş ışığını görmeye çalışırken. Şimdi, tamamen özgürüm. \n\tNilgün ACAR  07. 03. 2010  ALANY\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlerle Geçen Ömür",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ngece sesimdir seda vermeyen\ngünü öperek günaydın diyorum\nsevgilim\n\nyüzümde demlenen ağzın ıslak\nıslanmış çimenler üzerindeyiz tünaydın\nsevgilim\n\numut bitiyor geceyle kanıyor ellerim\ngeç vakitlerde yatıyorum tümaydın\nsevgilim\n\n160109 denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-----Günlüğümden-10----",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\n\t\t\tGÜNLÜĞÜMDEN-10\n\tSevgili Tutku,zaman zaman bazı şeylere hüzün duysam da:Artık hep mutluyum.Şükürler olsun,güzel şeyler oluyor.\n\tDün akşamüzeri,Anar’ı yemeğe çağırdık.O zaten yemek yiyormuş.”Bu gün jaz festivali’nin son gecesi,gelmek ister misin? ” dedi.İlkine de gitmiştik. ”Tabii gelirim,”dedim.Sekizbuçuğa doğru geldi.Yollarda söyleşe söyleşe,tam zamanında yetiştik.\nBu seferki konser değişikti.Tam Jaz’dı.Üç kişilik bir grup.Vurmalı çalgılar,kontrbas ve piyano.Grup şefi Kerem GÜRSEV, iki-üç gün önce belinden ameliyat olmuş.Doğru-dürüst yürüyemiyordu bile.Ama iğne ve ilaçlarla,konserine çıktı yine de.\n\tGüzeldi,klasik müzik tadı ve esintileri vardı.Böylesi güzellikler kaçırılmamalı,yaşanmalı.Ben de yaşayabildim,sevgili Anar’ın sayesinde.\n\tAnar,bana karşı gerçekten çok özverili.İyi bir şans benim için.Onun sayesinde,birçok değişik güzelliği yaşayabiliyorum.Tanrının armağanı bana diye düşünüyorum.İkimiz de birbirimizden,çok şey öğreniyoruz.Dostluğunu,çok seviyorum.\n\tKonserden çıkınca,İlhan’ın yanına gittik.Bira içtik, söyleştik.Ben çok mutluydum.İki yakışıklı erkek, etrafımda dönüyordu.Ve onlar benim dostumdu.İnternette,İlhan’ın sevgilisiyle tanıştık ve telefonda konuştuk.\n\tKendi evinde ve özgür olmak,ne güzel be Tutku.İstediğin an,istediğin yere gidiyorsun.İstediğin saatte eve dönüyorsun.İstediğin kişiyle görüşüyorsun.Herşey,sadece senin iki dudağının arasında.İstediğin her şeyi yapıyorsun.Evdekiler bile,sana uyum sağlıyor.\n\tBen,çok özgür ruhlu,hareketli ve enerji doluyum. Bana karışılmasından,asla hoşlanmam.Görüşürüz.\n\t\tNilgün AÇAR O5. 10. 2009 ALANYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "----------------Günlüğümden- 12--------------",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\n\t\t\t GÜNLÜĞÜMDEN- 12\n\tEvde misafir var sevgili Tutku.Şerifenin eski komşuları.Ben,yazmak istediğim için,yanlarında kalmadım. Aslında,bu günkü program bambaşkaydı.Sağlık ocağına, kontrola gidecektim.Ayrıca:Bir tür sohbete katılacaktık. Sohbet saatini erkene almışlar,yetişemedik.İnsan her an sürprizlerle karşılaşıyor.\n\tTelevizyon seyredemediğim için,internetten (BU KALP SENİ UNUTUR MU?)  adlı diziyi izliyorum.Ayşe telefonda söylemişti.Yoksa benim,tv ile,dizilerle aram iyi değildir.İlgi alanlarım farklı.\n\t(BU KALP SENİ UNUTUR MU?)  12 Eylül 1980 ve sonrasında yaşanılanları anlatıyor.Çok güzel,tamamen gerçekçi ve bir belgesel niteliğinde.\n\tBen o dönemin tanıklarından olduğum için,o kabus gibi zamanları,yeniden yaşıyorum sanki.Anlatılamayacak denli kötüydü.İşkence sahnelerinde ağlıyorum.\n\tBizler,ne kadar yürekli ve idealist gençlerdik? Bazılarımız,daha bir sivri-atılgandı.Ben yürüyebilseydim? Kesinlikle,eylemcilerden biri olurdum.Deli-dolu,asi,gözü kara kişiliğimle.Ve keskin kalemimle.\n\t70’lerin son yarısında,üniversite öğrencisi olacaktım. İnsanların birbirine kırdırıldığı,çok kötü bir dönemdi. Anne-babam,kardeşlerimi,istedikleri yerleri kazandıkları halde,üniversiteye göndermediler.Ama beni yönlendirme gibi bir şansları yoktu.\n\tBen onlar gibi değildim.Ele-avuca sığmıyordum.18 yaşıma bastığım gün,evden ayrılırdım.En başta,aileme zarar vermemek için,uzaklaşırdım.Kendi ayakları üzerinde durabilen bir yapıdaydım hep.\n\tEylemcilerden biri olurdum.Çok insancıl olduğum için, silah filan kullanmazdım.Asla birini öldüremem.Silahsız eylemler de çok.Benim evi terk edişim,kardeşlerime yararlı olurdu.Kazandıkları okullara giderlerdi  eminim.Özellikle,Buket’i desteklerdim,tüm gücümle. Çünkü,benim öğrencilik dönemim bitmiş,hayata atılmış olacaktım.\n\tOff Tutku.Uzun bir süreç içerisinde,ne kadar çok genç ve ne değerli insanlar kaybettik? Ben sürekli,kitaplar-dergiler-gazeteler okuyordum.Belki,birebir olayların ortasında değildim ama öğreniyordum her şeyi.Acılı bir kuşaktık.Belki çok yaralı,ne ki,alabildiğine bilinçli.\n\tBU KALP SENİ UNUTUR MU? ’da çok etkilendiğim, duygusal kareler var.İki kızkardeşin elele,babalarının onlara,yıllar önce söylediği şarkıyı.Ablanın karnındaki bebeğe,usul usul ve ağlayarak söylemeleri,beni de ağlattı.Cem KARACA’nın bir şarkısı.”BU GÜN SEN ÇOK GENÇSİN YAVRUM.HAYAT ÜMİT NEŞE DOLU.MUTLU GÜNLER VAADEDİYOR,SANA YILLAR ÖMÜR BOYU.NE YALNIZLIK NE DE YALAN ÜZMESİN SENİ.DOĞARKEN AĞLADI İNSAN.BU SON OLSUN,BU SON.\n\tSöylenen ortam ve kareler geliyor gözlerimin önüne. Yine ağlıyorum,ben de içimden o şarkıyı söyleyerek.Küçük kızkardeş gözaltında,korkunç işkenceler görmüş.Sırtı yara bere içinde.Bir ayağı kırık.Tamamen perişan bir halde eve gelmiş.Herşeyden önce banyo yapmak istemişti.Ablası ve annesi,işkence izlerini banyoda görmüşlerdi.\n\tBiraz uyumak,dinlenmek için yatağına uzanmış.Ablası bir bardak su getirmişti.Kardeşinin yana uzandı,ellerini tuttu ve bebeği olacağını,ilk ona söyledi.Kızkardeş te bebeğe,o şarkıyı söylemelerini istedi.Anneleri kapıdaydı. Oda,şarkıyı fısıldayarak,yavaşça kapıyı kapatıp çıktı.\n\tKeşke bu son olsaydı..İnsanlığın acıları bitseydi.Yapay ayrılıklar yaratılıyor.Kardeş-kardeşe,insan-insana düşman ediliyor.Küçük ya da büyük çıkarlar.Bencillik-korku. Kendine güvensizlik.Başkasına yaşam hakkı tanımamak.Ne kötü? İnsanın-insana yaptığını,hiçbir şey yapmıyor Tutku.Ne zaman büyüyecek insanlık? 3-4 yaşında çocuk gibi.Kendini evrenin merkezi sanıyor.Kurunun yanında,yaş ta yanıyor.Daha çook yanacağız.\n\t\t\tNilgün ACAR 30. 10. 2009  ALANYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "gunlugumden-11",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\n\t\t\tGÜNLÜĞÜMDEN-11\n\tSevgili tutku merhaba! Slow bir radyo kanalı açtım ve seninle söyleşiyorum.Şebnem FERAH sanki benim için yazılmış bir şarkıyı söylüyor.SİL BAŞTAN BAŞLAMAK GEREK BAZEN.HAYATI SIFIRLAMAK.\n\tKaç kez sıfırladım hayatı? Çok iyi oldu.Hele son sıfırlayışım harika oldu.En büyük hedeflerimden birisiydi bu sıfırlayış ve bambaşka bir yaşama başlayış.Çok mutluyum.\nDün akşam:A.K.M.de imza günüm vardı.Güzel bir elbise almıştım.Kuaföre de gittim.Hem makyajımı,hem de saçlarımı yaptırdım.İnanılmaz güzel bir genç kadın oldum. Bakışları görmeliydin.Herkes,çok güzel olduğumu söyledi.\nAlanyada çok sevilmeye başladım.Kültür Merkezindeki sahneyi görebilmek için,rampa yaptırmış belediye başkanı. Beni de yanına oturttu.Konuşmaları ve sunumları,onun yanında izledim.Kaymakam ve merkez Valisi de yanıma gelip,elimi sıktılar.Söyleştik bir süre.\nStandımın başına geçtiğimde de,ilgi eksilmedi.Orada, kitaplarımı imzalamak,çok gurur vericiydi.Gecenin yıldızıydım.Prensestim ben.Şerife bile,herkesin bana nasıl baktığını? söyledi.Güzel,bakımlı,başarılı bir kadın olmayı, çok seviyorum.\nAnar…Sevgili,özverili,hep bir melek gibi yanımda olan, tatlı Anar.Dün bana o kadar çok yardımcı oldu ki…O,olmasaydı,ben o kadar insanla başa çıkamazdım.O, burada benim için,çok büyük şans ve armağan.\nEngelsiz Yaşam Derneğine üyeyim.Onlar için,elimden geleni yapacağım.Elele,güç birliği içinde olmak güzel.Hem engellenmiş,özel insanlar,hem de herkes için,çok şey değişecek.Kalemim,ısrarcı-vazgeçmeyen kişiliğimle, farkındalıklara sahip olmalarını,bakıp ta görmediklerini, göstereceğim,insanlara. \nAlanya ve insanlar çok değişecek.Yaşam:Özel insanlar için de,kolaylaşacak.Başkaları için bir şeyler yapabilmek, harika.Kendi yaşam savaşımımı verirken,onlar için de bir şeyler yapabiliyorum.Ne güzel değil mi? \nKendim için isteyebileceğim şeyler,çok azaldı. Ekonomik özgürlüğümü kazanmalıyım en kısa sürede. Çünkü,özgür yaşamımı sürdürebilmem ve sanatsal üretimim için,bu:kesin gerekli.Şu an en büyük sorunum, ekonomik özgürlüğüm.Biraz daha,maddi gelir lazım.Şarkı sözü işim bir gerçekleşse? Gerçekten,harika olur.\nSonrası:Sağlıklı kalmak ve olabildiğince üretmek.İyi-kalıcı-gerçek bir şair-yazar olmaya çalışmak.Hayatımı yazmak.Çok farklı deneyimlerden,savaşımlardan geçtim ben.Özel insanlara ve herkese,yararlı olacak,bunları anlatmak.Kendim için isteyebileceklerimin sonundayım.\nSavaşım gücü olmayan.Özel insanlar ve aileleri için, çalışacağım artık.Birşeyleri değiştirme yeteneğim var.Bu da,armağanlarımdan birisi Allahın bana.Öyleyse? gereken her şey ve herkes değişecek.\nÖzgürlüğüm yapmak istediğim her şeyi,öylesine kolaylaştırıyor ki.Hem tek başıma,hem de örgütlü çalışmalıyım.Dernekler ve kilit noktalardaki insanlarla işbirliğim olmalı.Olacak.\nBir toplantıya gitmem,bir dernek kazandırdı.Dernek ise,imza günümün olmasını sağladı.Zaten her şey bir bütündür.Zincirin halkaları.Pozitif olmak,tüm negatifleri uzaklaştırmasa da,çok-çok azaltıyor.Pozitiflikleri,kendine çekiyor.Ve güzelleşiyor yaşam,sorunlarıyla bile.\nSevgili Tutku! Hayattan sürekli almayı düşünmedim hiç.Daha çok,ona neler katabileceğimi? araştırdım.Şimdi, daha güzel ve daha çok şey katabilirim hayata-insanlığa. Benden öncekilere,borcum var.Evet,bu:Yadsınamaz bir gerçek.Bu bilinci taşıyabilmem,harika.\nKendimi mutlu,güzel,umutlu,güçlü duyumsuyorum. Güzelliklere inanıyorum.Daha neler-neler olacak? Gülümsüyorum hayata.O da bana gülüyor.\n\t\t\t\t\t\tNilgün ACAR 13. 10. 2009\n\t\t\t\t\t\t            A L A N Y A\n\n\n"
    },
    {
        "title": "--------------Günlüğümden - 13",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\n\t\t\tGÜNLÜĞÜMDEN – 13? \n\tTutku merhaba! Sanırım yine epey söyleşemedik. Hastalığım biraz kötüydü. Hastaneye gittik Yağmur’la. O da hastaydı. Baktım, doktorsuz düzelmeyeceğiz. Her gün halsizlik, öksürük, nefes alamama, yıpratıyordu bizi. Hadi gidiyoruz Yağmur, seni de gösterelim doktora dedim ve Mustafa beyi çağırdım ve hastaneye gittik. 5 İlaç birden yazdı doktor. Yağmur’a da baktı. Benim bronşitim ve Astım başlangıcım olduğundan. En küçük bir üşütme, onları da tetikliyor ve epey güç durumda kalıyorum. Uzuyor iyileşme sürecim.\n\tBu sabah, Yağmur’lar bendeydi kahvaltıda. Hakan’ın izin günü. Geçen hafta söylemiştim. Hakan’ı da çok seviyorum. Ev ya da arabalarımla ilgili sorunları, hemen çözüveriyor. Tatlı meleklerim.\nKüçük Arda kreşe gittiğinden beri, epey fark etmiş. Henüz kucağıma gelmiyor. Hakan ona, AZMAN diyor. Bir çizgi film kahramanı AZMAN. \n\tYağmur’la ben, bu gün daha iyiyiz.Öksürüğümüz azaldı ve gözümüz açıldı. Ne kötü bir şey? Kendini hep bitkin hissetmek. Onlar, kendilerine ayırıyorlar bu günü. Ben de kendimleyim. Evimde mutluyum.\n\tTutku, aslında iki gündür çalışıyor olmam gerekiyordu. Perşembe günü saat 17,30 sıralarında. Belediyeden telefon ettiler. Yaka kartım çıkmış, gidip alacakmışım. Verilen yer, belediyenin arkasıymış.\nTamam,hepsi çok güzel. Ama standımı her gün taşıyacakmışım. Bu: Öylesine olanaksız ki. Kocaman standımı, ben nasıl götürüp-getireyim? Normal bir masayı bile taşıyamam ben. Standımı daha da güzelleştirdik. Herşeyim, derli toplu duracak.\n\tEğer doğru anladıysam, benim için en büyük sorunlardan birisi: ULAŞIM’dı. O, beklemediğim bir şekilde çözümlenmiş. Belediyenin özel aracı, beni istediğim zaman-istediğim yerden alacak ve istediğim yere bırakacakmış. Eğer gerçekse? Harika, süper bir şey.\n Ama işte, olmadık bir şey, stand sorunu çıktı karşıma. Belediye başkanına mail attım. Sürekli, dua ediyorum, bana kolaylık sağlansın diye. Bu sorun yüzünden, gidip çalışamıyorum. Para kazanırdım biraz. Fenamı olurdu? Anar’ın da ihtiyacı var. Önüme durup dururken, kocaman cam dağlar çıkarılıyor. Çok üzgünüm. Ağlamak geliyor içimden. \nBen para ya da başka hiçbir maddi yardım istemiyorum. Zaten olamıyor bu. Ben onurumla, emeğimle hayatımı kazanmak istiyorum. Yaşama kendi ayaklarımın üzerinde durarak, tutunmaya çalışıyorum. Cami önlerinde, dilencilik mi yapayım? Bunu mu istiyorlar? Ooofff of ya.Kaç gündür mutsuzum. Kendi işimi, kendim yaratmışım. Hem de hiçbir yardım-destek almadan. Engel çıkarılmaması, biraz toleranslı olunması gerekiyor. Standımı sabitleyeceğim bir yer istiyorum.Bu çok mu zor? Savaşımımı sürdüreceğim. Hiçbir çarem kalmazsa? Eylem yapacağım.\nLevent beyi aradım. O da şaşırdı. Olamaz öyle bir şey dedi. Bu işlerle ilgili, Nazmi beyi çok iyi tanıyormuş. Yarın görüşecek benim için. Dilerim, hemen çözümlenir bu sorun.\nTutku, yavaş yavaş evimi düzenliyorum. Şimdilik, güzel bir çalışma odam oluşuyor.Küçük bir kitaplık, televizyon-televizyon sehpası aldım.Çalışma odama, perde ısmarladım. Şimdilik, mütavazi bir şey. İleride, onu güneşlik olarak kullanırım.Şık bir perde diktiririm üzerine. Günün çoğunluğunu, çalışma odamda geçirdiğim için, perde şart. Karşı apartman çok yakın ve beni hep görüyorlar. Tehlikeli olabilir benim için. Bu zamanda, kime güvenirsin? \nTutku evimin tüm alışverişlerini, ben yapıyorum. Yağmur’la, Alanyum’a gidiyoruz. Ne gerekiyorsa? Ben seçiyorum. Perdeyi, başka yerden seçtim. Televizyonu ve uyduyu, Arçelik’ten aldım. Bilinen markaları tercih ediyorum. Sorun çıktığında, kolay çözümlenmesi için.\nOturma odasında, daha hiçbir şey yok. Öncelikle benim kullanım alanlarım önemli tabii ki. Yatak odam tümüyle vardı zaten. Mutfağa birçok eklemeler gerekti. Oturma odasını, biraz para kazanayım, gelen-giden olunca, basit ve kullanışlı döşeyeceğim.\nNilgün ACAR 11. 04. 2010  ALANYA-EVİM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "----------------Günlüğümden - 14?",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\n\t\t\tGÜNLÜĞÜMDEN – 14? \n\tTutku çok mutluyum çoook. İçimde havai fişekler patlıyor, gözlerimde yıldızlanıyor. Zafer işaretleri yapıyorum hayata. msn’deki sloganımı haykırıyor ruhum, tüm gücüyle. Sloganım şöyle. (HAYATTA SON SÖZ HEP DİRENİŞÇİNİNDİR. YANİ, BENİM.) \n\tSevgili Tutku. Stand işim çözümlendi. Belediyeden beni aradılar. Standım hakkındaki bilgileri aldılar. Standımı, çalışmadığım saatlerde, kendi depolarına koyacaklarını söyledi bir bey. Benim, hangi saatlerde? Çalışacağımı sordu. 13 ile 19-20 arası çalışacağımı söyledim bu mevsimde. Beni kendi araçlarıyla götürüp, getirecekler.\n\tYarın, 11’de standımı, sanayiden alacaklar. 13’ te de, beni kapıdan almaya gelecekler. Harika ya, süper ötesi. Ulaşım sorunum olmayacak. Böylece: Maddi ve psikolojik açıdan yıpranmayacağım. Evimi değiştirmek zorunda kalmayacağım. Yoksa, epey sorun yaşayacaktım. Ya bir sürü taksi parası verecektim. Çalıştığımın kendi bölümünü,böyle harcayacaktım. Ya da, daha ekonomik sorunların altından kalkmaya çalışırken. Yeni bir ev aramanın telaşına, sıkıntısına kapılacaktım.\n\tOoff düşüncesi bile korkunç. Benim koşullarıma uygun ev, neredeyse yok gibi bir şey. Çok acı çektim bu konuda, çook. Sokaklarda ağladım. Allah nasip ederse? Buradan, durumuma göre düzenleyeceğim, kendi evime geçmeyi istiyorum. Deniz kıyısında, bahçesinde huzurla çay içebileceğim, yazılarımı-şiirlerimi yazabileceğim, köpeğimi sevebileceğim. Deniz annemle konuşabileceğim, dalgaların köpüklerindeki resimleri görebileceğim. Ev içi ve ev dışı alanlarda, hiç sorun yaşamayacağım, bir ev istiyorum. \nŞimdiki evime giriş çıkış sorunsuz. Balkon kapıları dar.Bir de normal banyo kapısı ve iç alanı uygun değil. Diğer lavabonun olduğu yere taktırdım şofbeni. İdare ediyorum. Ev sahibim de iyi şimdilik. Ben de, kirayı düzgün ödüyorum. Çıkarken, arabamın verdiği, küçük hasarları da onartırım.\nDayanabileceğim kadar çok çalışacağım. Sezon bitene dek, en az bir yıllık ev kirasını ve Yağmur’un parasını kazanmalıyım. Köşeye de, birkaç bin lira atmalıyım. Kışın sıkıntı yaşamak istemiyorum.\nYeni bir dönem başlıyor Tutku.Alanyumdaki kadar yorucu ve yıpratıcı olmayacak. Hatta, dilediğim zaman, işe de gitmeyebilirim. Herşey bana bağlı olacak. İki haftalık dinlenmek, çok iyi geldi. Sağlığım da düzeliyor. Açık hava ve deniz. Denizi, sonsuz özledim. Çok mutlu olacağım. Yazılarımı da yazarım. Hep olduğu gibi: Birkaç işi, aynı anda yapacağım. Hayata çiçekler sunuyorum gülümseyişlerimle.\nNilgün  ACAR  12. 04. 2010  ALANYA-EVİM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "gunlugumden",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\n\t\tGÜNLÜĞÜMDEN -? \nMerhaba sevgili Tutku! Aslında, seninle dün de söyleşmiştik. Ama bu lap top yeni olduğu için, henüz tam kavrayamadığımdan, yazıyı nereye kaydettiğimi bulamadım. Olsun, hatalar yaparak-deneyerek öğreniliyor herşey.\n•\tBiliyor musun Tutku? Hayatımda iki büyük devrim aynı anda oldu. Ben artık profosyonel olarak çalışıyorum. 16 Ocakta Alanyumda işe başladım. Yıllarca, hep başkaları için bir anlamda zorunlu olarak, gönüllü çalıştım. Şimdi para kazanıyorum. \n\tAnar'la birlikte, özel bir seramikten, takılar üretiyoruz ve standımda sergileyip, satışa sunuyoruz. İnsanlarla iletişimim iyi olduğundan, ben satış bölümündeyim.\n\tBir aydır işler çok durgun. Bu ay sonunda,dışarıda çalışmaya başlayacağım. Sezon açılıyor. Turistler gelmeye başladı bile. En kısa sürede, İngilizcemi geliştirmek ve biraz Almanca öğrenmek zorundayım. Yeni bilgisayarımı tam kullanmayı öğreneyim. Yabancı dil işim kolaylaşır.\n\tBeni burada çok seviyorlar. Hiçbir biçimde yadırgamadılar, dışlanmadım. Her sorunumda, destek ve yardım görüyorum. Ben zaten uyumluyumdur. Pozitif enerjim, çabalarım, çok olumlu etki yapıyor. Normal bir ortamda, normal insanlarla. Hem de, Alanya'nın en büyük alışveriş ve eğlence merkezinde çalışmak, çok anlamlı. \n\tİkinci büyük devrimim: Artık, evim tamamen bana ait. Ve geceleri yalnız kalıyorum. Şerife'den ayrıldım. Öyle gerekti. Yeni bakıcımın, belli saatlerde benimle ilgilenmesini istedim. Öyle kötü bir deneyimden sonra, böylesi çok daha iyi ve güzel. \n\tSabah beni hazırlıyor, birlikte işe geliyoruz. Kahvaltı yapıyoruz. İlaçlarımı içiriyor ve gidiyor.Saat 15 sularında bana yemek getiriyor.Ne işim varsa yapıyor ve gidiyor. Buranın kapanış saatine yakın, eşiyle geliyorlar. Evime gidiyoruz birlikte. Beni yatırıyorlar ve gidiyorlar. İsteseydim yanımda kalacaklardı. İstemedim. \n\tYalnız kalabiliyorum. Çok özgürleştiğimi duyumsuyorum. Akülü sandalyemle burada zaten özgür ve çok hareketliyim. Eve gidip gelirken de, kendim uçup gidiyorum. Yolu da öğrendim. Zavallı Yağmur arkamdan koşuyor. Özellikle sabahları.\n\tÇoook mutluyum. Kiralıkta olsa bir evim ve profosyonel bir işim var. Ekmeğimi kendim kazanıyorum. Düşlerim hep gerçekleşiyor. Çılgın cesaretimin sayesinde. Hayatın, tam kalbindeyim. O da benim. \n\t\tNilgün ACAR  06. 03. 2010 ALANYA- ALANYUM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-gunlugumden-15",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\n\t\t\tGÜNLÜĞÜMDEN – 15? \n\tOf Tutku, oooof of.Çok mutsuzum. Çok üzgünüm. Kolum-kanadım kırık. Bu kadar üzülmeyi hak etmedim ben.\n\tSabahleyin, Belediye başkanının kalem müdürü aradı beni. Standımın fotoğraflarını göndermişler onlara. Çok büyük olduğunu, kabul edemeyeceklerini söyledi. Ayrıca: Otobüsün, beni istediğim zamanlarda götürüp-getiremeyeceğini. Belli bir güzergahı olduğunu da ekledi. Sanki gezmek için istiyorum. Benim evim de çevreyolunda ve cadde üzerinde. Köşeden alıp, yine aynı köşeye bırakacak. Kolay bir yer.\n\tBu otobüs, biz engelliler için değil mi? Ben de Alanyada yaşıyorum ve o otobüsten yararlanmak, benim de hakkım. Üstelik, sadece işe gidip-gelmek için istiyorum. Otobüs, bize göre dizayn edildiğinden Ona inip binmek çok kolay. Taksiye maddi açıdan yetişmem olanaksız. Hem de, inip binmek çok güç. Ve akülü sandalyemi, taksiyle götüremem.\n\tAğlıyorum Tutku’cuğum. Kendimi çok kötü hissediyorum. Çalışmayı seviyorum. Zaten zorunluyum da. Kendi ayaklarımın üzerinde durmaya Kimseye yük-sorun olmadan, tek başıma hayata tutunmaya. Onurumla,tertemiz yaşamaya çalışıyorum. Ama beni aşan, olmadık sorunlar çıkıyor. Yaşamak, kezlerce kat daha güçleştiriliyor.\n\tBöyle olmamalı Tutku. Çaresizliği, köşeye sıkıştırılmış duygusunu sevmiyorum. Bakalım ne olacak? Aklıma, başka yollar geliyor. Biraz daha bekleyeyim. Soluk aldığım sürece, savaşımımı sürdürürüm. Ç AL I Ş M A M   G E R E K. Hem kendim, hem de iki aile için.\n\tDün ne kadar mutluydum? O kadar çok, telefon görüşmesi yaptık ki, belediyedeki beyle. En son: “ YARIN SABAH 11’DE STANDI ALACAĞIZ.. 13’TE DE SİZİ.” Demişti o bey. Nasıl sevinmem? Nasıl mutlu olmam? Hiçbir şeyi ben uydurmadım. Yağmur da yanımdaydı ve o da konuştu.\n\tBu gün ise, heyecanla-sevinçle, işe gitme saatini beklerken ve hazırlık yaparken, dünya başıma yıkıldı. Tuz-buz oldum. Yağmur’un yanında ağlamadım. Ama içim çöktü sanki. Herşeyi yoluna koyup, düze çıktığımıza sevinirken. Bir depremle, enkaz altında kalıyorsun. Gerçekten, çok üzgünüm. Beni ağlatmaya, kimsenin hakkı yok. \n\tYağmur bu sabah; çalışma odamın perdelerini alıp getirdi. Basit gibi durmuyor. Güzel olmuş. Rengi ben seçmiştim. Canlı bir kırmızı. Odanın havası değişti. Akşamları, perdeleri benim kapatabileceğim biçimde düzenledi odayı. Yağmur, hayatımı kolaylaştırıyor. Empati kurabiliyor kolaylıkla ve sakin bir yapısı var. Rahat ve iyiyim onunla.\n\tNilgün  ACAR  13. 04. 2010  ALANYA - EVİM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-gunlugumden-15",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\n\t\t\tGÜNLÜĞÜMDEN- 15\n\tMerhaba Tutku! Epeydir seninle birlikte olamadık. Şiir ve deneme filan da yazmadım. Bazen hayat çok hızlı akıyor ve sen de onunla gidiyorsun. Gitmek zorundasın zaten.\n\tAnar’la birlikte, özel bir seramikten,bayan ve bay takıları yapıyoruz. İlk aşamasından, sonuna dek, biz üretiyoruz, tasarlıyoruz. Çok güzeller. Ben de tüm olanaklarımda, onun stüdyosuna gittim. Bazen aynı masada yan yana, bazen de ayrı bölümlerde çalıştık. Ona gidemediğim zamanlarda da, internetten araştırmalar yapıp, bir sürü doküman gönderdim E.posta ile. \n\tEpey sabır ve enerji gerektiriyor, bir de zaman.Çok yorucu ama mutluluk-huzur vericiydi. Anar da atölyede sabahlıyordu. Artık araştıracak bir şey kalmadı. Hem zaten o kadar çok doküman gönderdim ki… Biz iyi bir ikiliyiz. Sorunumuz ve amacımız aynı. Para kazanarak, ailemizi geçindirmek ve bize uygun evlere taşınmak.\n\tAnar’ların evi küçük geliyormuş onlara. Can büyüdüğü için, gereksinimleri ve masrafları da arttı tabi ki. Bizim ev büyüklük açısından yeterli. Ben de bölge ve merdiven sorunu yaşıyorum.Aparat, tek kişi için uygun değil. Merkeze yakın ve her türlü koşuluma, asgari derecede sorunsuz bir ev arıyoruz. Ve ben yine, ooof of çekiyorum bir çok nedenden.\n\tAnar’la önce, yaz sezonu için stand açmayı düşünmüştük. Yasemin, Alanyumda da satış yapabileceğimizi söylemiş. Ben standda satış yapacaktım, Anar da, atölyede çalışacaktı. Çok mantıklıydı hepimiz için. Birkaç gün önce, Alanyum’a gittik Anar’la. Müdürle görüşmek ve yer talep etmek için.\n\tKitabımı sundum. Çalışmak ve hayatımı kendim kazanmak istediğimi. Birkaç aylığına, bir yer istediğimi belirttim. Müdür,yardımcılarıyla görüşeceğini,bana öyle yanıt vereceklerini söyledi. Anar da konuştu, ortak çalışmamız üzerine. Hemen ertesi günü yanıt geldi telefonla. \n\tOnların bir haftalık ücretsiz yer verme jesti olacakmış.Sonrası: Epey bir oranda kira. Ben o kadar kirayı nasıl vereyim? Orada çalışmamın bir anlamı olamaz. Hemen tüm reyonları dolaşmıştık Anar’la ve hiç benim durumumda biri yoktu. Ne olur sanki o küçücük yer için benden kira almasalar? Ben onurumla çalışmak istiyorum. Sadece,birkaç aylık bir destek rica ediyorum. İnsanlık adına, bu desteği vermeleri gerek. Hem onlara da, güzel bir reklam olurdu.\n\tBakalım ne olacak? Bir şeyler yapmaya çalışacağım.Orası olmazsa? Sanırım belediyenin bazı projeleri var.Ayrıca: Ulaşım sorunum çıkıyor ortaya. Alanyum’a bir gidiş-gelişim,23 liraya maloldu.Ta ilbaharda,Engelli taksi önerisini getirmiştim belediyeye. O çok iyi olurdu. İstanbulda var. Aynı anda, o kadar çok sorunla uğraşmak zorundayım ki…\n\tHayatımı kazanmam,evimi geçindirmem gerekiyor Tutku. Herkes savaşım veriyor. Ama benim savaşımım, onlarca kat daha güç. Bazen,kendimi yeldeğirmenlerine karşı savaşan,Donkişot gibi duyumsasam da, savaşımımı sürdürüyorum. Herhangi bir savaşım veremeyenler, öyle çok ki…Zaten hiçbir savaşımım, salt kendim için değil. Tüm engellenenler adına da oluyor. Ne kazanırsam? Onlarında,aynı ya da benzer sorunları çözümlenecek.\n\tSeninle birlikte olamadığımız zamanlarda, hem çok güzel, hem de gerçekten acı verici, kötü olaylar oldu. 18 Kasım, benim doğum günümdü. İki sürpriz yaşadım.1.si: Gülay ve İkbal tam doğum günümde, bana geleceklerini söylediler. Ve gerçekten de geldiler. 2.si: Ondan hiç haberim yoktu, bir şey de sezmedim. Engelsiz Yaşam Derneğinden, hemen tüm yönetim kurulu, pasta ve çiçeklerle geldiler. Bilgisayar başındaydım.Salona gidip, bir de Vali Can beyi görünce, sevinç çığlıkları attım. Evimde, bir Valiyi görmek, harika bir şeydi. Hiç böyle bir doğum günü kutlamamıştım. Zaten, kaç kişiye nasip olur ki bu? Ben çığlıklar atınca, onlar da mutlu oldular. Pastanın mumlarını söndürürken, dilek tuttum.\n\tGülaylar,akşama geldiler. Çok güzeldi onlarla olmak. Gülay zaten, gerçek kızım gibi. İkbal de onun arkadaşı ve çok tatlı bir kız. Bol bol gezdik, araba kiralayıp. Alanyayı, hiç o kadar gezmemiştim. Araba kiralamak, çok daha ekonomik. Görsel ve ruhsal bir şenlikti, onlarla olmak. Ulaş’ta çok mutlu oldum ben. Tahta parmaklıklara yaslanıp, sanırım bir saatten fazla denizi seyrettim. Bu süreç içerisinde, onlardan koptum. Deniz annemle bütünleştim. Daha önce, Volkan’la gezdiğimizde, Alanya kalesinden Akdenizin görünüşü, muhteşemdi. Uçsuz bucaksız, tonlarca mavi. Görmesini bilene, neler-neler anlatır? \n\tÇok yoğun iki gün yaşadık Gülay ve  İkbal’le. Sonra onlar Antalya ya gittiler gezmek için. Özellikle Gülay için iyi oldu. Okulu bitirdi kızım. Atamaları bekliyor. Neresi çıkarsa? gidecek ve çalışacak. Çok zor koşullarda okudu ama başardı işte. Tek başına tutundu hayata. Çalışmaya başlayınca, o kadar gezemez.\n\tAnar’ın bilgisayarlarını çalmışlar stüdyosundan. Şok geçirdik. Çünkü,o bilgisayarlarda, 17 yıllık emeği, çok değerli bilgileri vardı. Ayrıca: Anar’a bir üniversiteden, öğretim üyeliği teklifi gelmişti. Ve günlerce-gecelerce kendisi hakkındaki bilgileri toparlamış, onları C.D. yapacaktı. Şok halindeyken, “ Keşke bir gün sonra çalsalardı.” Dedi. İçim çok acıdı. Şimdi, binbir güçlükle, yeniden hazırlamış bilgileri. Çalınan bilgisayarlar harikaydı ya. Bulunmaz diyor Anar. Sanatsal emeği bildiğim ve sevgili arkadaşımı tanıdığım için, nasıl acı çektiğini? Sezebiliyorum. Şimdi, tüm varlığımla dua ediyorum. Şu öğretmenlik işi olsun üniversitede. O iş ilaç gibi gelecek ona. Yaşamak için, para kazanmak zorundayız.\n\tHırsızlık nasıl yapılır Tutku? Başkasının emeğiyle kazandığı şeyler, alınteri, nasıl çalınır? Ben de, birebir maruz kalmıştım hırsızlıklara. Anar’ın kaybı ile ölçülemez elbette. Çok can acıtıcı, yıkıcı. Allah bana yaptığı iyilikleri çıkarsın karşısına ve bulunsun b.sayarları dilerim.\n\t\t\tNilgün ACAR. 05. 12. 2009 - ALANYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-gunlugumden-16",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\n\t\tGÜNLÜĞÜMDEN – 16\n\tŞu an akşam sevgili Tutku. Yemeğimizi yedik. B.sayar masamın solunda, elektrikli soba var. En düşük dereceye ayarladım.Hava soğuk. Türkiye’nin diğer yerlerine göre, çok iyi. Ama yine de ısıtmak gerekiyor odayı. Çünkü ben kolay hastalanıyorum. Dikkat etmeye çalışıyorum.\n\tDün hastaneye gittim. Hem ilacımın yazılması gerekiyordu. Hem de, sol göğsümde bir ağrı var. 19 yaşımdan beri yaşıyorum bu ağrıyı, üzülüp-sıkıldığım-çok sinirlendiğim zamanlarda artıyordu. Birçok kez, E. K. G. Çekildi, bir şey çıkmadı. Son bir haftada çoğaldı ve nefes daralması yapmaya başladı. Oysa hayatımda her şey yolunda. Çok üzülmüyorum – sıkılmıyorum. Mutluyum. Evet, gerçekten mutluyum. İstediğim hayatı yaşıyorum. Ama bu ağrı neden oluyor bilmiyorum? \n\tAilemde kanser olayları var. Bu, beni tedirgin ediyor. Ama kanser ağrı yapmaz ve göğsümü kendim kontrol ettiğimde, hiçbir şey gelmedi elime. Dün göğüs hastalıkları doktoru, akciğer filmimi istedi. Hemen çektirdik ve ciğerlerim temiz çıktı. Adele ağrısı olabilir dedi doktor. İki ilaç verdi. Kullanmaya başladım. Şu anda da, biraz zorlayan bir ağrı var sol yanımda. Sanırım, kalbim beni taşıyamıyor ve yıllardır isyan ediyor. Çok yüklendi hayat ona. Gittiği yere dek Tutku. Bu günlere gelmek, bir mucize. Yalnızca benim inandığım gerçekleştirdiğim,olağanüstü bir mucize. Ama bedeli, kalbim olmamalı. Asıl şimdi lazım.\n\tAman sıkı dur kalbim. Özgürlüğün tadını, yeni çıkartmaya başladık. Daha, çok güzel günler bizi bekliyor. Anar’ın durumu düzelse de, Alanyumda stand açabilsem. Yılbaşı alış verişleri, yavaş yavaş başlamıştır. Bizim bundan yararlanmamız gerek. Tam bu işe girişecekken, Anar’ın sorunları üst üste geldi. Pek kendinde değil. Olanca varlığımla yanındayım. Ama ne kadar yeterliyim bilmiyorum? Onun için dua ediyorum. Dilerim, şu hocalık işi olur. O beklentinin stresi içinde. Stüdyoyu bırakmak durumunda kalacakmış, kirayı karşılayamayacağı için. Ben bunu, asla istemiyorum. Oranın, Anar için ne anlama geldiğini biliyorum. Tek sözcükle,sığınağıydı. Tanrıydı o, orada. Yarattığı – ürettiği, dilediğinde kaçtığı –eğlendiği –mutlu olduğu bir yerdi. Ben de orada çok mutlu oldum. Allahım ne olur şu bilgisayarları bir bulunsaydı. O bilgisayarlardaki programlar ve bilgiler çok önemli.\n Ama biz varız, ayaktayız ve birlikteyiz. Stüdyoyu kaybetmesine izin vermeyeceğim. Bu gün telefonda, biraz konuştuk bu konuda. Ama birlikteyken, uzun-uzun konuşmamız ve somut çözümler getirmemiz. Bir yerden, işe başlamamız gerekiyor. Ne kaybedersek kaybedelim, sonuçta: Yeniden başlayabiliriz, engellenemeyiz. İnsanın en büyük engeli, kendisidir. \nTutku, gecenin sessizliğinde, duygusallığında, bilgisayarımdan yükselen klasik müzik tınıları, çok güzel. Piyano ve kemanlar, ruhumu okşuyor, beynimi dinlendiriyor. Huzur var içimde. Kendi evimdeyim. Bu, hala bana bir düş gibi geliyor. Düşümde bile göremezdim. Ama işte, somut bir gerçeğin içindeyim. Hem de, düşten bile güzel. Ve biliyorum ki, her şey çok daha güzel olacak. Bunun için çaba harcıyorum. Hepimiz daha iyi şeyleri hak ediyoruz. Ben de, hak ettiğimi alacağım ve sevdiklerimle paylaşacağım. Şerife’nin yükü hafifletilmeli. Ben de daha rahat ve huzurlu olmalıyım. Olacak.\nBiliyor musun sevgili Tutku? Yılbaşında, Buket burada olacak. Eylülde geldiğinde, ayırtmıştık biletleri internetten. 30 Aralıkta, geliyor bebeğim. Evimde, ilk kez yeni bir yıla gireceğim ve yılbaşı kutlaması yapacağım. Kurumdayken hiç sevmezdim bayramları ve yılbaşını. Kutlamazdım bile, hemen yatardım. Hayatımda ilk kez, bayramları sevdim. Evimi benimsiyorum çünkü. Aitlik duygusu oluştu içimde. Bakalım yeni yılı nasıl? Ve kimlerle kutlayacağız? Buket’le ilgili geri sayım başladı bile bende. O gece kafayı çekeceğim. Bol bol şarap içerim sanırım. Sarhoş olmak istiyorum. Tatlı-uçar gibi duygularla dolmalı içim. İçince, çok gülerim ben. Kahkahalarla gülmeliyim. Bunu çoktaan hak ettim ben. Ne dersin sevgili Tutku? \n\t\t\tNilgün ACAR 12. 12. 2009 ALANYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-Günlüğümden-3-",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\n\t\t\t\tGÜNLÜĞÜMDEN-3\n\n\tSlov bir radyo açtım Tutku.Şu bilgisayar,harika bir şey.Radyo dinle,film seyret.Herşeyi yapabiliyorsun.Şimdi,Zerrin  ÖZER,”O YAZ’I”söylüyor.Sevdiğim sanatçılardan birisidir.3-4 yıl önce,Rumelihisarındaki konserine gitmiştik.O kadar çok merdiven vardı ki.Merdivenler,hep başımın belası olmuştur.Gerçek yaşamda,engelliler hiç düşünülmüyor.Herşey,şimdi sağlıklı olanların hakkı.Rumelihisarındaki o merdivenleri nasıl çıkıp-indim? Bir ben bilirim bir de,benimle ilgilenenler.Hadi orası,tarihi bir yer.Ya diğer yerler? Yollar-bina girişleri.Salt,çözümlenebilir sorunlar nedeniyle,hemen her şeyden mahrum bırakılıyoruz.Hadi ben savaşımcılığımla,zaman zaman,aşıyorum bazı sorunları.Ya diğerleri? Rumelihisarındaki o merdivenlerden beni çıkarırlarken ve indirirlerken,o insanların yorulmalarına çok üzülmüştüm.Oraya gitmeyi,neyse ki ben istememiştim.Zaten gideceksin dediklerinde,şaşkınlıkla bakmıştım yüzlerine.Ama çok ta sevinmiştim.Zerrin ÖZER’i çok seviyorum.Ve bizi çok güzel bir yere,sahnenin tam karşısına oturtmuşlardı.Aramızda,iki-üç metre ancak vardı.Değdi onca güçlüğe.Tüm coşkumla ve hüznümle,sesimin olanca gücüyle,eşlik etmiştim şarkılara.Kitaplarımı götürmüştüm.Zerrin ÖZER yanımdan geçerken, çağırdım.”Size bunları verebilir miyim? ”Dedim.”Bunlar senin mi? ”Diye sordu.Evet deyince,sımsıkı sarıldı,”ölürüm sana.Hadi bir şiirini okuyalım.”Dedi.Seçtiğim şiiri okumaya başladı.”Benim kör gözüm görmüyor,sen oku deyince,tamamen rahat,okumuştum şiiri.O anlarda,ben  fark etmemişim.Ama tüm tv kanalları,fotoğraf makinaları bana çevrilmiş.Şiir bitince,öyle bir alkış koptu ki,şaşırdım.Ben nerede olduğumu unutmuştum.Binlerce kişi beni dinlemişti ve alkışlıyorlardı.Ellerimi kaldırdım ve salladım.Bazıları,biz de kitap isteriz diye bağırdı.Yanımda yok,gelinde alın demiştim.Bir anda,gecenin yıldızı oluvermiştim.Birçok kişi yanıma gelip,beni kutlamıştı.Kardeşime çektiğim mesajı anımsıyorum.BEN HER ZAMAN YILDIZIM.Evet demişti.O gece çok güzeldi.Bak Tutku,bir şarkıdan nerelere gittim? Sanırım,ondan bir yaz sonraydı.Harbiye açık hava tiyatrosunda,Kıraç’ın konseri olduğunu okumuştum.Buradan götürülmeyi sağlayamamıştım.Ama arkadaşıma yalvarmıştım.Kardeşim ve arkadaşları da gidecekmiş o konsere.Şehrin bir ucunda o,bir ucunda ben.Kardeşim götüremezdi.Gece dönmesi,çok zordu.Annem,bilet paralarımızı vermişti.Arkadaşımla gittik.Beni en arkaya oturtmak istediler.Hiç gitme daha iyi.Hayır,ben arkaya gitmem.Beni aşağı indireceksiniz diye,kesin bir direniş gösterdim.Çünkü,zaten yardım edecek iki arkadaşım vardı.İki kişi daha olursa? Uçururlardı beni.Kızdım da.”Niye rampa yapmadınız? Bizim hiçbir şeye hakkımız yok mu? ”Diye.Direnmek,cadı olmak,çoğu kez işe yarıyor Tutku.İndirdiler beni.Yine en güzel yere oturmuştum.Kıraç’la bir-iki metre vardı aramızda.Önümde kimse yoktu.Beni görünce,sık sık benim tarafıma gelip söyledi şarkıları.Aramıza inmedi Kıraç.Arkadaşıma söyledim kitabımı ve mektubumu vermesini.İşaretle kitabı gösterdim.Kıraç’ta işaretle,bana mı? dedi.Başımı salladım.Verildi kitabım.Onca yoğunluğunda,okudu mu? okumadı mı bilmiyorum kitabımı ve mektubumu? O konseri de,büyük bir hazla izlemiştim.Tutku.Asıl gitmek istediğim:Klasik müzik konserleri.Ama bu zevki paylaşacak ve benimle ilgilenecek bir arkadaşım yok.Ben,en çok klasik müziği seviyorum.İki kış önce,bir konsere bir sürü telefon görüşmesi sonucu,biletsiz bile gidecektim.Ama,götürecek kimse bulamamıştım.Çok üzülmüştüm.Sosyal hayatı,katılımcı olmayı seviyorum.Madem üretebiliyorum.Bu,en doğal hakkım.Görüşürüz Tutku.Yaşamla savaşımım,hep sürecek\n\t\t\t\t\tNilgün ACAR 23. 09. 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-Günlüğümden-5--",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\n\t\tGÜNLÜĞÜMDEN-5                 11.01.2009\n\tRadyodan istek yaptım Tutku.Arkadaşımın radyosu.Şu internet,ne harika bir şey? Özel radyon bile oluyor.Sanırım çok uzak olmayan bir gelecekte,ben de D.J.olurum.Sesim çok mikrofonik ve telaffuzum düzgün.Biraz da çalıştım mı? Epey iyi olurum.Şu an radyoda beni anlatıyorlar.\n12.01.2009 Sevgili Tutku,dün bu yazıyı bitiremedim.Hep radyoya yazdım,onlarla söyleştim.Hep benim istediğim şarkıları çaldılar.şiirlerimi okudular.Tüm yaşamımın tanıtımını yaptılar.Değişik,güzel bir zaman dilimiydi.Tanımlayamayacağım duygular yaşadığım.\n\tHerkes,benim pozitif enerjimden sözediyor.Evet,onların gördüğünden,sandığından çok,çok fazla enerji,pozitif enerjim var.Yerimde duramayışım bundan.Temeli beni oluşturan doğa ya da tanrıdan olsa da.Uzak ya da yakın dostlarımdan,insanlardan,kısacası:Sevgiden alıyorum,çoğaltıyorum ve dağıtıyorum bu enerjiyi.\nBu gün de beni tanıtıyorlar,aynı radyoda.Böylesi sevilmek,değer verilmek,çok güzel.Tüm gücümle layık olmaya çalışıyorum.Boşuna sevmiyorum ben insanları.Öylesine iyiliklerle-güzelliklerle karşılaşıyorum ki…Herkes gibi,karşıtlıkları yaşadığım da oluyor.Ama olumsuzlukları atlamayı,aşmayı,bana engel olmamasını öğrendim.Derinlerde,en derinlerde,ağır tortular oluşsa da.\nSevgili Tutku.Artık her sabah ve tüm anlarda,özgürlük diyorum.Çünkü,yazabilmek-üretebilmek için,kesin özgür olmalıyım.Şimdiki ortamımda,önüm kapatılıyor,engel olunuyor.Kısacık anlarda,iki arada-bir derede yazmaya çalışıyorum.Ve içimde kalıyor,çoğu şey.Üzülüyorum,çok üzülüyorum.Sosyal hayatım yok ediliyor.Ne adına bilmiyorum? Kuralları benim için hafifletebilirlerdi.Yanlışımı görmediler.Bilinçli olduğumu biliyorlar.Boş ver be Tutku.Eğer bedeller çok ağır geliyorsa? Ödememenin yollarını bulmak durumundayım.Ve bulunuyor da.\nHer şey yoluna girip,kendi evime bir gidebilsem Tutku.Beklemek,acaba ne zaman? nasıl olacak? Ah bir an önce olsa,duyguları.Sorunları çözümleyebilecek miyiz? düşünceleri.Geleceği görmeye çalışmak.Hayatım boyunca özlediğim,istediğim bir şeye,bir an önce kavuşma istemi.Sabırsızlık.Son birkaç haftadır karmakarışık,huzursuzum.Sıkılıyorum.Buradaki görevlerimi de yapıyorum.Ama yalnızca bedenim burada.Her zaman,en az iki tane oldum. Zaten.Şimdi kaç taneyim? bilmiyorum.\nBirkaç dergiye yazıyorum.Sürekli yazı yazmamı istedikleri gazete-dergi var.Radyolardan D.J.lik teklifleri var.Bunların hepsini ve başka şeyler de yapabilirim.Ama burada değil.Öyle güzel şeyler düşünüyor ve düşlüyorum ki sevgili Tutku.Bir an önce,kendi düzenime geçmeliyim.Olacak,olmalı.Bir de,kendi hayatımı kazanmaya başlasam? İşte o zaman,harika olacak.Şimdilik,yapılacak maddi yardımları kabul etme durumundayım.Hayatımı istediğim,düşlediğimce kazandığımda.Bu yardımları,başka gerek duyanlara yönlendirdiğim gibi.Ben de yardım ederim.O günleri,bir görebilsem? \nHer şey olağan akışında giderken,birdenbire bir dönemeçte buluveriyorsun kendini.Hayat,inanılmaz sürprizlerle,mucizelerle dopdolu.Asla umutsuz-karamsar olmamak gerek.Ne kadar pozitif olursan? (Çok acı çeksen bile.) O kadar olumlu şeyler,güzel insanlar geliyor sana.Bana öyle oluyor sevgili Tutku.Sanki etrafımda,görünmeyen melekler var.Buna kesinlikle eminim.Yapılmak istenen bir kötülük,bir olumsuzluk,bir olay,bana dokunamadan geçip gidiyor.Bir şeyler,beni koruyor.Şaşkınlıkla,kezlerce buna tanık oldum.Ve sonsuz teşekkürler ettim.\nZaman zaman,çılgın riskler almam belki bu yüzden.Sanki hissediyorum,olumsuz şeylerin olmayacağını.Düşünüyorum da,tüm hayatım,gerçekten çılgın risklerle dopdolu.Çocuksu saflığım mı beni koruyan? Belki de tamamen çıkarsız,yalansız sevebilme gücümdür.YAŞASIN SEVGİ.HEP YAŞASIN.SONSUZA DEK.VE HERŞEYİ,HERKESİ SARIP SARMALASIN.\n\t\t\t\t\t\t\t\tNilgün ACAR\n\t\t\t\t\t\t\t\t12. 01. 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "--------------------------Günlüğümden - 51",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\n\t\t\t                     GÜNLÜĞÜMDEN – 51\nAylar oldu seninle söyleşmeyeli değil mi sevgili Tutku? Hayat tam bir girdaptı. Yaşadıklarımı düşündüğüm zaman, simsiyah bir hüzün doluyor içime. Kalbimi yok eden bir acıya kesiyor her şey. Hani var ya, şu akan gözyaşlarım da  olmasa. Kalbim yok diyeceğim ama var işte, ne yazık ki. Keşke olmasaydı. Yanıyor hep. yani: Ben hala İNSAN’IM.\nSevgili Tutku: Mayıs’tan Eylül sonuna dek, belediye’nin bana gösterdiği yerde, tezgah açtım ve çalıştım. Ama hiç yeterli kazanamadım. Bulunduğum yer iyi değildi. Satışlar ve çevremdeki her şey iyi değildi.\nÇalıştığın halde, iyi sonuç alamamak çok kötüydü. Heryerim ağrıyarak, saatlerce oturup dil döküyordum turistlere gülümseyerek. Ben çok albeniliyimdir. Karşımdaki insanla iletişimim mükemmeldir. Sonra yıllarca yaptığım bir şey satış yapmak. Sorun bende değildi. Çok kötü bir sezondu. Oysa yazın iyi kazanmalı, kışın rahat etmeliydim.\nRahat etmeyi bırak, çözümlemem gereken o kadar çok sorun çıktı ki karşıma. Şimdi onların altından kalkmaya çalışıyorum. Kesinlikle başarmalıyım.\nTutku, inanılmaz bir tuzağa düşürüldüm. Yalnız yaşayan kadınları, tuzağa düşürüp, para yiyen bir şebeke varmış. Kırk yıl düşünsem, aklıma gelmezdi. Ve ben hala yaşadıklarıma inanamıyorum.\nDenizi, anlatımsız severim bilirsin. Burada da her olanakta ona koşuyorum. Bir gün yine işe başlamadan önce, deniz kenarında oturuyordum yalnız. Çalıştığım yerde merhabalaştığım, Özgür geldi yanıma. Zaman zaman tezgahımı açmama yardım etmişti. Herkesin tanıdığı biriydi.\nUzun süredir de görmemiştim. Bir iki hoş beşten sonra, elektrikçide çalıştığını söyledi. Aa benim lambalarım bozuk. Ben de elektrikçi arıyordum dedim. Tamam hallederiz, hatta şimdi yaparım ben, gel gidelim dedi. Hiç ama hiçbir şeyden kuşkulanmadım. Evimin sorunu çözümlenecekti.\nEve doğru yürümeye başladık. Kolunu omzuma attı. Dostça sandım. Sonra iyice sarılmaya başladı. İçimden, ne oluyor? Hayırdır dedim. Yıllardır yalnızdım. İnsan sıcağını çok özlüyordum ve bedenim onu istiyordu. Sokuluverdim. Artık eve niye gittiğimizi biliyordum. Elektrik filan da umurumda değildi. Başka bir elektrik oluşmuştu.\nEvde, o tam bir erkekti ve ben de tam bir dişiydim. Bu gün işe gitme dedi Özgür. O da, kaldığı eve gitmedi. O gece ve birbuçuk ay, Özgürün kollarının arasında uyudum. Süper bir kadın olmayı başardım. Bir dişi olmak, çok güzeldi. Ten uyumu harikaydı. Ama sadece o kadar.\nÇok farklı dünyaların insanlarıydık. Hiç aynı dili konuşamıyorduk. Ben uyumluyumdur. İşi tartışmaya, kavgaya götürmüyordum. Aynı evde yaşamak, asla arkadaşlığa benzemiyor. Otuzbeş yaşındaydı. Ben de zaten o yaşlarda görünüyorum. Sorun etmedim. O benim enerjime yetişemiyordu bile bazen. Aşk yoktu.Yanımda birisi, evde bir soluk olsun yeterdi. Önce böyle düşünüyordum.\nTek yönlü çaba yetmiyor. Yüz yüze konuşmayı başaramadığımız için. Bir gün evden çıkıp, ara sokaklardaki bir sitenin bahçesine saklandım, beni bulmasın diye. Ona telefon ettim ve ayrılmak istediğimi söyledim. Çıldırdı, bağırıp çağırmaya başladı. Ben hep gülüyordum. Lütfen, ben eve dönmeden, eşyalarını al dedim. Yaptığı her şeyi bildiğimi de ekledim. Bana yine hakaretler etmeye başladı. Özgür, güzel kalalım ne olur? Dedim. Şaşırdı. Onu hep şaşırtıyordum. Tanıdığı hiçbir kadına benzemiyordum. Tamam, paranı da bırakacağım dedi. Çok iyi olur dedim.\nDolaştım orada burada. Eve biraz geç gittim. Eşyalar duruyordu ve para da iade edilmemişti. Yemeğimi yedim. Birkaç saat sonra, bakıcım geldi ve yattım. Kısa süre sonra, Özgür geldi. Odanın elektriğini yaktı ve kapıda öylece durup, bana bakmaya başladı. Susuyorduk. Merhaba dedim. Eşyalarını alıp gidecek sanıyordum. O da, merhaba diyerek yanıma geldi. Yatağın kenarına oturarak, saçlarımı – yüzümü okşamaya başladı. Yeşil gözlerinde ve yanaklarında yaşlar vardı. Saatlerdir ağlıyorum. Gidemedim. Seni bırakamam dedi.\nSımsıkı kucakladı beni. Sevgiye öylesine açtım ki… Bir şey söylemedim, ben de ona sarıldım. Özgür’le bir süre daha sürdürdük birlikteliğimizi. Çok alkol alıyordu. İlaç kullandığından da şüpheleniyordum. Ama bana hiç fiziksel zarar vermiyordu. Zaman zaman, çantamdan para aldığını fark ediyordum. Yüzüne vurmuyordum. Sonra bir gün, öylesine büyük bir sorumsuzluk yaptı ki. Buna bağlı olarak ta, öyle bir tümce kullandı ki…Suçunu bastırmak için, yine bağırıp çağırıyordu. Özgür, sen bana bağıramazsın, lütfen şimdi gider misin? Dedim sakince. Hayır gitmiyorum, oturacağım, diye yine bağırdı. Özgür dikkat et, beni kaybediyorsun, dedim. Gitmekten başka şansı kalmamıştı.\nO gidince, hemen kapının kilidini değiştirttim. Tüm eşyalarını toplayıp, kapının önüne yığdık. İçimdeki her şeyi kopartmıştı. Mesaj çektim\nEşyalarını alması için. Eşyalarını alırken, son derece tatlı bir sesle, kapıyı açmamı ve konuşmamız gerektiğini söyledi. Hayır, asla dedim. Ve odama geçip kapıyı kapattım. Bir daha da hiç yoluma çıkmadı, aramadı. Ben yine dışarıda, korkusuzca gezdim, evimin işlerini gördüm. Bayramda, kardeşimle gezerken. Yolun sağında gördüm onu. Aa Buket bak işte Özgür bu dedim. Dediğimi duydu ve başını kaldırıp, yüzüme bakamadı. Uzaklaşınca, arkamdan bakmış.\n\tBunlar bir şebekeymiş. Çalıştığım yerde beni de gözlerine kestirmişler. Birçok kişinin bana baktığını ve istediğini biliyordum. Kimse umurumda değildi. Ben ekmeğimin peşindeydim. Yaşam savaşımım zorluydu. Ama işte, çok iyi niyetimden, hayata karşı birçok değeri yitirmediğimden ve küçük bir boşluğumdan, tuzağa düştüm.\n\tÖzgür, internet cafe açacağız diye, benden beşbin lira aldı. Kendi ihtiyaçlarım için, beşbin lira banka kredisi çekecektim. On bin lira çektim ve beşbinini ona verdim. Hiçbir şeyden kuşkulanmadan. Ek gelir olsun, birazcık rahat edeyim diye. Günler, haftalar geçiyordu ve cafe ortada yoktu. Sonradan şebeke elemanı ya da başı olduğunu öğrendiğim bir abla. Özgür’e motor almışsın dedi. Hayır, nereden çıktı bu? Dedim. Kendisi söylemiş. Şimdi anlıyorum ki, ona da bilezik alınmış. Kolunda gördüm.\n\tBaşımdan aşağı kaynar sular döküldü, kalbime bıçaklar saplandı. Haftalarca ağladım evde deniz kıyısında. İlk ayrılmak istediğimi de o günlerde söylemiştim Özgüre. Yeni aldığın motoru, güle güle kullan. Hani internet cafe nerede? Diyerek. O kadar şaşırdı ki… Tüm öğrendiklerimi doğrulayan gevelemeler yaptı.\n\tTutku, hiçbir şey yanlarına kalmayacak. Ben dimdik ayaktayım. Hem kendi maddi sıkıntılarımı çözeceğim. Hem de bana zarar veren, acı çektiren herkes cezasını bulacak. Emniyete şikayet edeceğim. Zabıtaya gittim ama emniyete gitmem gerekiyormuş. Akülü sandalyemle gidemeyeceğim kadar uzakmış. Taksiye para harcamak istemiyorum bu günlerde. İdareli  ve dikkatli kullanmam gerekiyor. Güçlü ve kararlıyım. Bu günler de geçecek. Mutlu ve sağlıklıyım. Çok güzel bir geleceğim olacak. Bunu biliyorum. YAŞASIN YAŞAMAK! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! \n\tNilgün ACAR  25.11.2010 ALANYA – EVİM.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "gunlugumden-7",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\n\t\tGÜNLÜĞÜMDEN- 7\n\tÇok öksürüyorum Tutku. Öksürük nöbeti gelince, tüm gücüm tükeniyor sanki, öylesine halsizleşiyorum. Artık hep yorgunum.\n\tİşteyim. Yine bir Pazar günü. İnsanlar, gezmeye-eğlenmeye-alışveriş yapmaya-yemek yemeğe-birşeyler içmeye ya da sinemaya gitmek için geliyorlar. Ne güzel? Aile tablolarına bayılıyorum.\n\tİnsanları inceliyorum, her zaman olduğu gibi. Öyküler yakıştırıyorum, saniyeler arasında. Acaba gerçek öyküleri de, aynı mı? Ve herkesin öyküsünü bilmek, olası mı? Bilmiyorum. Sahi, biz neyi biliyoruz? Bilmek istediğimizi. İlerisinden korkuyoruz. Beyninin, en fazla %3’ü kullanabilen (O da en dahi’si.)  bir yaratıktan ne beklenir ki? \n\tDaha evrimleşeceğiz. Şimdilik bu kadarına izin veriliyor. Dinler bile hep korkutma, ceza ve ödül üzerine empoze ediliyor. Çünkü insan,korktuğu şeyi yapmıyor. Cezalandırılmak istemiyor. Ve hep ödüller bekliyor. İnsanlık, çok geç büyüyor. Kendine ve evrene, onarılamayacak zararlar vermese bari. Bu boyutta olmasa da, geçeceğim başka boyutta  Bunu göreceğim. Belki geçtiğimiz o boyutlarda, insanlığa yardım edebileceğiz. Kapasitemiz-sınırlarımız-yetilerimiz artacak. Şimdiki zamanımızdan önce tekamül edenler, yardım ediyorlardır bizlere de. Ben, hep hissediyorum. Görünmeyen birilerinin ya da bir şeylerin bana yardım ettiğini.  Hem de öyle güçlü duyumsuyorum ki…\n\tBuraya, çocuklar güle-oynaya gelip, ağlayarak ya da surat asarak gidiyorlar-gitmek istemiyorlar. Bu gün en dikkatimi çeken olay: bir-birbuçuk yaşlarında minicik bir bebek. Hem yürüyor hem de çok kötü ağlıyordu. Belki  konuşamıyordu bile. Cinsiyetini de anlayamadım. Belirgin giydirilmemişti ve önemi de yoktu. Anne-babası,çağırdı bir süre. Bebek, büsbütün küstü.Geri döndü, biraz gitti. Yere oturdu, salyangoz gibi kıvrıldı. Başını kaldırdı ve içli içli ağlamaya başladı bu kez. Çok tatlıydı ya. Onu kucağıma almak, sakinleştirmek ve ne istiyorsa? yapmak geldi içimden. Sonucu göremedim. O anda, ya müşteri geldi, ya da birisi bana bir şey sordu. Tekrar baktığımda: Bebek ve ailesi yoktu. \n\tYaşamak ve giz, sadece anlarda Tutku.\nNilgün ACAR 21. 03. 2010 ALANYA-Alanyum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-gunlugumden-17",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\n\t\tGÜNLÜĞÜMDEN – 17? \n\tSevgili Tutku merhaba! Hem cevizli sucuk yiyorum, hem de seninle söyleşiyorum. Sabah kahvaltısında, hiç ekmek yemedim. İştahım kesildi. Çok yememem, daha iyi. Şu anda, sık ve az yiyorum.\n\tTutku, tansiyonum epey yüksek. Üstelik, tedavi görüyorum. Sabah akşam,ilaçlarımı düzenli kullanıyorum. Buna karşın, 17,10 belki daha yüksek. Çok rahatsızlık veriyor. Bitkinlik, yorgunluk, her şeye isteksizlik. Fena baş dönmeleri, nefes almakta zorlanma, sol göğsümde baskı ve ağrı. Ağrı sırtıma da vuruyor. Enseme ve başımın çeşitli bölgelerine girip çıkan ağrılar.\n\tHele iki gün önce, özellikle başmda, tuhaf bir baskı, kulaklarımda tıkanmalar. Yatmak isteyecek kadar bir halsizlik ve diğer belirtiler vardı. Yalnızdım. Sakin davrandım. Kendimi yormadım.Yapabileceğim başka şey yoktu zaten. Ama günlerdir sürüyor, rahatsızlıklarım. Hastaneye gitmem gerek. Ters bir zamana geldi. Bu gün 23 Nisan ve hafta sonu.\n\tSonunda beni hasta ettiler. Stand dı-masaydı, otobüs tü,olurdu-olmazdı. Yok sen o cümleyi nasıl söylersin? Ivır dı-zıvır dı. O beni nasıl yanlış anlar? İnanamıyorum, öyley di-şöyley di derken. Bana keçileri kaçırttılar. Evet, gerçekten keçileri kaçırttılar. Çok sıkıldım. Günlerce ağladım. Sonuç: Hastalanma. O, çok ağlamalarım sırasında, tansiyonum yüzünden ölebilirdim. Şu, zekasından iyice kuşkulandığım, kalem müdürüne gıcıklığım olmasaydı? Ölmek umurumda bile olmazdı. Ama ona gıcık olduğum için, direndim ve dayandım. İlk olanakta da, hastaneye gideceğim. İyileşirim.\n\tHer zamanki gibi, zafer benim Tutku. Pazartesi günü, işe başlıyorum. Hem de, engelli otobüsü, gelip alacak. Akşam taksiyle döneceğim. Akşam saatlerimiz uyuşmadı. Allah büyük be Tutku’cuğum. Elbette bir kolaylığı olur. Taksiyle döneceğim için, büyük akülü sandalyemi Belediyede bırakacağım ve şarja takacağım. Eve, manuel sandalyemle gelip gitmek zorundayım. Akülü sandalyeme orada bineceğim.\n\tÇok şükür işe başlayabileceğim. Bu mevsimde: 13,30 - 21,30 saatleri arasında çalışmayı düşünüyorum. Havalar iyi gidiyor. İnsanlar, dışarıda oluyor o saatlerde. Yazın, iyice sıcaklarda, 16,30 – 24 – 001- 002 arasında çalışırım. Çünkü, otobüsün son saati: 16,30 muş. O, saat çok sıcak olur henüz ama sanırım, klima vardır. Ben de o zamana dek, güneş şemsiyesi alırım.\n\tBakalım, zaman ne gösterecek Tutku? Dilerim, çok turist gelir ve bol müşterim-bol kazancım olur. Kışa doğru, evi merkeze taşımayı düşünüyorum. Sosyal ve sanatsal etkinliklere katılmayı. Çok soğuk olmayan havalarda, dışarı çıkıp gezmeyi-deniz havası almayı, çok istiyorum. Bu ev güzel de, dışarı çıktığımızda, gezecek bir yer bilmiyorum. Ama önce, ev kiramı ve Yağmur’un aylıklarını biriktirmeliyim. Bunlar, yıllık 11 – 12 bin lira tutuyor. Ve benim bu sezon, ondan daha çok kazanmam gerek. Kışın iş olmuyor. Günü bile kurtaramıyorsun. Elimden gelenin fazlasını yapmaya çalışacağım.\n\tKışın, artık yeni kitabımla ilgilenmek istiyorum. Bilgisayarımı da götüreceğim işe. Orada da yazarım, Alanyum’da olduğu gibi. Zaten epey yazı birikti. Birçoğunu: C.D.ye çektim ve iki kopya yaptım. Diğerlerini de çekerim. Kolay ve güzel yazmam: Harika bir şans. Bir de, şarkı sözü konusunda, bir şans yakalasam. Bu konuda da vazgeçmeyeceğim. Israrcı ve inatçı oluşum, kazandırıyor zaferleri.\n\tŞarkı sözü yazarı olmayı başarınca, gerçekten çok mutlu olacağım. Maddi sorunum kalmaz. Ayrıca: Neden insanlar, benim sözlerini yazdığım şarkıları söylemesinler? Bunu çok istiyorum.\n\tTutku’cuğum! Biliyor musun? Nuri ağabeyim, beni görmeğe geldi. Arkadaşlarıyla, kısa bir tatil için buraya gelmişler. Ağabeyim de, evime geldi. Öyle mutlu oldum ki… Kısa kalabildi. Olsun, sımsıkı sarıldık ya, canımdan bir can gördüm ya. Kitaplarımdan ve kolyelerimden satın aldı. Fazla-fazla koymuş çantama. Apansız onu görmek, harika bir sürprizdi. Hala, onların bebeğiyim ben.\n\tNilgün  ACAR  23. 04. 2010  ALANYA-EVİM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "--Günlüğümden 4-",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\n\t\t\tGÜNLÜĞÜMDEN 4\n\tSevgili Tutku:Ne kadar uzun zamandır yazamadım-üretemedim kimbilir? Oysa böyle olmamalı.Ama hep bir şeyler çıktı.Sürekli başka işlerle ilgilenmek,mecburiyetlerle uğraşmak durumunda kaldım.Bu beni çok huzursuz ediyor.Sanki kendime ihanet ediyormuşum gibi geliyor.Ki,gerçek olan da bu.Evet,kendime  ihanet ediyorum.İstemediğim bedeller ödüyorum.Aklımda başka şey,yapmak zorunda kaldıklarım,başka şeyler.\n\tDeğiştirmeliyim Tutku.Herşeyi değiştirmeliyim.Gitmeliyim buralardan.İlk olanakta da gideceğim kendi evime.O zaman,kendime ait olurum.Günlük akışa kapılınca,kayboluyorum Evet,gerçekten kayboluyorum.Ürkütücü bir şey bu.Sıradanlaşmak,dökülmek kalıplara.Canımı acıtıyor.Kimse fark etmiyor,fark edemez de zaten.Hastalanıyorum Tutku.Anlatamadığım,belli edemediğim sıkıntılarımın,stresimin sonucu,yüksek tansiyon çıktı.Üç tane tansiyon ilacı,B vitaminleri kompleksi ve kan sulandırıcı içiyorum sabah akşam.Bir de ciğerlerimdeki iltihap için de antibiyotik eklenince,midemin halini düşünemezsin bile.Sürekli bulanıyor.Gece uykumda bile,bu bulantıyı hissediyorum.Hasta gibiyim.Yorgun-bitkin-isteksiz.Antibiyotikten mi kaynaklanıyor bilmiyorum? Sabretmeye,dayanmaya çalışıyorum.Antibiyotik bitince de sürerse? Gittiğim doktora söyleyeceğim.Çünkü,dayanmak çok güç.\n\tOf be Tutku.Tüm yönlerden,ne kadar duyarlıyım? Hasta olmak istemiyorum.İyileşmeliyim.Hayat devam ediyor.Güzel şeyler de oluyor.(Her ne kadar şu anda boynum çok ağrısa da.Midem fena halde bulansa da.Ve gözlerim kapansa da.) Olan güzel şeyleri düşününce,gülümsüyorum.\n \t24 Aralıkta,Maltepe Üniversitesinin bir etkinliğine biz de katıldık.Ben şiirlerimden okuyacaktım.Sıram gelince,sakin bir biçimde yerime geçtim.Seçtiğim şiirlerimden,neredeyse kitabıma hiç bakmadan okudum.İyi ki konuşmam düzgün ve kendime özgüvenim fazlasıyla var.Programım bitince,salondaki herkes ayağa kalktı.Dakikalarca,alkışladılar beni.O kadar mutlu oldum ki…Kollarımı yukarı kaldırdım,gülümseyerek teşekkür ettim.Harika bir şeydi bu.Koskoca profosörler,öğretim üyeleri,üniversite öğrencileri,hayranlıkla alkışlıyorlardı beni.Günün yıldızıydım.Salt kendim için değil,tüm engellenmiş insanlar adına oradaydım.Omuzlarımda bu sorumluluk ta vardı,biliyordum.Eksilerim yokolmuştu.Tüm artılarım,fazlasıyla öne çıkmıştı.Başım dimdikti,onurluydum,gururluydum.Ve çok mutluydum.Şanslıyım Tutku.Artılarımı-armağanlarımı,öne çıkarabiliyorum.Çok olumlu bir simge oluyorum.\n\tBir gün sonra,burada yılbaşı etkinliği vardı.Mehtap Ar tiyatrosu geldi.Önce sundukları oyunu izledik.Sonra da hep birlikte şarkılar söyledik,dansetttik.O kadar çok oynadım ki,odama çıktığımda,hiçbir şey yapamayacak kadar yorgundum.Mehtap Ar’a,şarkı sözü yazarı olmak istediğimi söyledim.Annem gibi mi? Dedi.Evet diye yanıtladım.Dilerim ilgilenir.Erol Evgin’le de tanışıp,konuşacağım.Elimden bir tutulsa? Önüm bir açılsa? Hayatımı kazanmam gerek.Hem mecburum.Hem de,hayatımdaki en büyük hedeflerimden birisi,kendi hayatımı kazanmak.Herşey için,bu gerekli.Bakalım sevgili Tutku,neler  olacak? Şimdilik hoşça kal.\n\t\t\t\t\t\t\tNilgün ACAR\n\t\t\t\t\t\t\t28. 12.2008 \t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-Günlüğümden-6--",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\n\t\t           GÜNLÜĞÜMDEN 6\n\tBiraz  elmalı kurabiye yedim,az önce.Ayşe yapmıştı Pazar günü.Elmalı kurabiyeyi çok seviyorum.Arada bir canım istiyor.\n\tBu gün evde kaldım.Dün ve önceki gün,mobilyacıdaydık hep.Başka bir eve geçeceğiz.Burası geçici zaten.Sevgili Tutku:Apart otel,geçici olarak çok güzel de.Sürekli bir ev yaşantısı için,iyi değil.\n\tBize uygun bir ev bulduk.Tam benim de gidip göreceğim gün,ev sahibinin,gencecik oğlu ölmüş.Cenazeyi almaya gitti adam.Sanki bizim bir yakınımız ölmüş gibi,çok üzüldük Şerife’yle.Öyle olmalı zaten.Herkesin acısını-sevincini paylaşmalıyız.\n\tBaşka eve geçtiğimiz zaman,yatacak yatağımız bile yok be tutku.Otelin yataklarını kullanıyoruz şu an.Şerife’nin birkaç parça eşyası var.Benim de,bilgisayar masam ve bir dolabım var.Yeni baştan bir ev kuracağız,yavaş yavaş.\n\tİlk olarak,birer tane yatak odası beğendik.Mutfak masası ve sandalyeleri de,Şerife beğendi.Ben,o kata inemedim.Asansör o kata ulaşmıyormuş.Boş ver.Onları,sonra görürüm.\n\tYatak odası takımım,çok güzel,sevgili Tutku.Birazcık pahalı.Ama ucuzlarını beğenemedim.Beğenmediğim bir şeye,niye para vereyim? Hem benim,hayatım boyunca,hiç kendi yatağım ve yatak odası takımım olmadı.\n\tAnne-babamın yanındayken,somyalarda-kanepelerde yattım.16 Yıl da,S.H.Ç.E.K. kurumlarındaki emanet yataklarda.\nYani hep emanet-sığıntı odalar-yataklar-eşyalar kullandım.Şimdi,kiralık ta olsa kendi evim olacak.\n\tİki gün,mobilya mağazasına gittik.Şerife’yle,bayram çocukları gibi,yatak odası takımlarının arasında,koşturup durduk.Bize yardımcı olan bayan da çok genç-tatlı ve işini bilen birisi.Arkadaş olduk,görüşeceğiz.\n\tBenim yatak odam,değişik dizaynlı.Yatak başlığı ve dolap aynası yuvarlak.Çok,çok güzel.Modern ve klasik bir arada.Renk te değişik.Füme-siyah.Süper bir şey.İçime sinen bir takım olsun istedim.\nÖn ödemeyi,Buket bu sabah,banka efektiyle yaptı.Şurada daha ne kadar yaşayacağım belli mi? Değer bana.\n\tYarın,sağlık raporu almak için,Manavgat ta heyete gireceğim,sevgili Tutku.Sosyal yardım ve bakım parası almak için bu gerekliymiş.İki hafta önce,ilgili doktorlar beni gördüler.Yarına da,heyete girme randevusu verildi.Bu rapor iyi olacak.Çok eski bir raporum vardı ve yenisi gerekliydi.\n\tSosyal yardım ve bakım parası,alabili miyim? bilmiyorum. Dilerim,hiç olmazsa,birisi verilir.O zaman,maddi sorunumuz kalmaz.Kira olmasa,biraz daha kolay olurdu.Ve biz her şeyi,yeniden yapıyoruz.Ev-yuva kuruyoruz.\n\tKendime ve çocuklara,bakmam gerek.Onları çok seviyorum.İçimi doldurdular.Hayatımda bir boşluk yok sanki artık.Ansızın,bir ailem oldu.Onlar da beni çok seviyorlar.\n\tBurada çok mutluyum Tutku.Özgürüm.Normal bir hayat yaşıyorum.İstediğim yere gidiyorum.Sosyal hayatım  oluyor cumartesi günü,Kültür Merkezi’nde,Antalya Bölge Tiyatrosu oyuncularının sunduğu.Nazım HİKMET’in,KUVAİ MİLLİYE DESTANI’nı izledik.Gözlerim yaşardı.Tüylerim diken diken oldu ve gerçekten çok utandım.Bizler,o insanlara layık değiliz asla.\n\tNazım HİKMET,çok-çok büyük bir insan.Nasıl güzel anlatmış,o isimsiz kahramanları? Aslında,her karakter,ayrı bir destan.Oyuncular da,çok güzel oynadılar.Çıkardılarsa? İlhan’dan C.D.sini isteyeyim.\n\t16 Nisanda da,Zuhal OLCAY’ın konseri varmış.Ama biletler kırk liraymış,gidemem.Oysa ben, Zuhal OLCAY’ı çok severim ve gitmeyi çok istemiştim.Bizim için,epey pahalı.Tek bile gitsem,pahalı.Bütçemizi aşar.\n\tNe kötü değil mi Tutku? İnsanca yaşamak için,yeterli paran olmadığından,,sevdiğin sanatçıyı izlemeyi bırak.En temel gereksinimlerini karşılamak.Karnını doyurmak için,yiyecek seçiminde bile düşünüyorsun.Çoğu kez de,idare ediyorsun. Küçük çocuğun varsa? Düşüncelerin ve özverin de,farklı oluyor.\n\tSonra yine görüşürüz sevgili Tutku.Yoruldum.\n\t\t\t\t\t\tNilgün ACAR\n\t\t\t\t\t\t08. 04.2009  ALANYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "gunlugumden-7",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\n\t\t\tGÜNLÜĞÜMDEN-7\n\n\tDişim ağrıyor sevgili Tutku.Haftalardır da hastayım.Bronşlarım kötü.Sık sık,antibiyotik kullanmak zorunda kalıyorum.Sanırım kronikleşti ya da kronikleşmek üzere.\nNeyse ki,burada hastaneye gitmek kolay.Çünkü özgürüm.Gerektiği an gidiyorum.Kurallar ve izin alma,üzülüp-sinirlenme durumları yok. Kendime bakabiliyorum.Benim düzenim geçerli.İstediğimi yapıyorum.\nDoktor,bir sürü ilaç verdi.Yavaş yavaş iyileşiyorum.Havalar da artık iyice ısınır.Hasta olma riskim azalır.Üşütünce,önce ağzımın içi yara oldu.Sonra da dişim apse yaptı.Kullandığım antibiyotik,dişimdeki apseye de iyi geliyormuş.Hele bir gün,öyle çok ağrıdı ki…Apse geçsin,dişçiye gideceğim.Hastanede yokmuş.\nÇaykovski dinliyorum Tutku.Piyanodan çıkan notalar,su gibi akıyor.Ruhumu-beynimi dinlendiriyor.Sakin kalmak istediğim için,odama çekildim.Hem Şerife Halil’le ilgilensin,biraz dinlensin diye.Hem de ben yazmak istediğim için.Bir de antibiyotikler beni kötü yapıyor.Biraz tahammülsüz oluyorum.En iyisi,biraz yalnız kalmak.Onlar da,baş başa olsunlar.\nŞimdi,incecik bir keman ağlıyor sanki.Fonda da,üflemeli çalgılar ve diğer yaylı sazlar,destek veriyor.Hırçınlaşıp,hızlandı keman,diğerlerini de peşinden sürükleyerek.Şu anda da,neşeyle dansediyorlar.Kendini,müziğin kollarına bırakmak ne güzel? \nSevgili Tutku.Bir Mayıs,artık yine bayram ilan edildi. Buradaki yürüyüşe,şenliğe ben de katıldım.Hayatımda ilk kez,herkesle birlikte,bir eyleme katıldım.Sloganlar attım,pankart taşıdım.Yanyana yürüdüğümüz bir hanım elimi tuttu.Sıktık birbirimizin elini.Öylece yürüdük bir süre.Bakışlarla, gülümsemelerle,sözcüksüz anlaştık.Bu duygu tanımsız.\nHemen,Volkanla beni,iki grubun arasına aldılar.Volkan, koltuk değnekleriyle yürüyor ve bisiklete biniyor.Herşeyi düşünerek,bizi korumaya aldılar.O yürüyüşü,şenliği,provoke edebilirlerdi.Olay çıkarsa diye,bizi korumaya aldılar.Zaten,tekerlekli sandalyemi süren arkadaşın dışında.Yanımda bir-iki kişi vardı,gerektiği an,yardım etmek için.Bu duygu ve dayanışma da tanımsız.\nBana dayanmayan nedenlerden dolayı,katılıma geciktim.Ve bir türlü,İlhanların grubuna ulaşamadım.Oysa ben,arkadaşımla yan yana,omuz omuza yürümek istedim.Çok kalabalıktı.Geçemedim onun yanına.Halaylar çekilirken,nice sonra koşup gittim yanına.Bir süre,birlikte izledik oynayanları.Sonra,o bana,” Hadi sen dükkana dön,ben de şimdi geleceğim dedi ve ben ayrıldım oradan.\nMiting tertipçileri,çok dikkatliydiler.Sürekli grupları yönlendiriyor,düzeni sağlıyorlardı.Ve herkes,çok uyumluydu.Bir bütündü.Polisler de,öylece bizi izlediler.\nYalnız:Bir kadın polis,bence çok,çok büyük bir hata yaptı.Herkesin üzerini-çantasını aradılar.Ama beni hiç aramadan geçirecekti.Arayın diye,ben kollarımı kaldırdım.Hafifçe aradı.Oysa,ben bir canlı bomba olarak kullanılabilirdim.Masum-bebeksi yüzümden,tekerlekli sandalyede oluşumdan yararlanılabilirdim.Beynim yıkanmış olabilirdi.Ve büyük bir felakete yol açabilirdim.Her olasılık düşünülmeli bence.\nKameralar,fotoğraf makineleri,her zaman olduğu gibi,bol bol beni çektiler.Tv.larda,gazetelerde çıkmışımdır.Şu an bilmiyorum.Alışığım zaten,umurumda değil.\nBurada çok mutluyum.İstediğim gibi,hayatın içindeyim, kalbindeyim.Seyirci değil,eylemciyim.Zamanla,çok daha etkin ve eylemci olacağım.Hareketli yaşamayı çok seviyorum.İçimde, bedenime sığmayan bir enerji var.Kıpır kıpırım,yerimde duramıyorum.\nMerdiven inip çıkma aparatım yapılıyor.O da olunca,bu evde,hiç sorunum kalmıyor.İnterneti nakletme dışında da,bir işimiz kalmadı sayılır.Şerife yarın onunla ilgilenecek.\nArtık,Alanyada çevre edinme zamanı geldi.Derneklere baş vuracağım.Üye olacağım,çalışmalara katılacağım.Belki akşamüstleri,iskelede tezgah açacağım.Para kazanmam,kendi ayaklarımın üzerinde durmam gerek.YAŞASIN HAYAT.\n\t\t\t\t\t\t\tNilgün ACAR\n\t\t\t\t\t\t   03.05.2009 ALANYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "gunlugumden-8",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\nGÜNLÜĞÜMDEN- 8? \nMerhaba sevgili Tutku! Son günlerde, seninle pek söyleşemedik. Bunun, çok güzel bir nedeni vardı. Haberleri okurken, başbakanın beyin ölümü gerçekleşmiş bir genç kız için bir doktoru görevlendirdiğini öğrendim.\nBu doktoru merak edip araştırırken, o kadar harika ve beklenmedik bilgilere ulaştım ki…Önce karşıma, Almanyada bir merkezde, kök hücre tedavisiyle, benden çok kötü durumda olanların bile, iyileştirildiği bilgisi çıktı. Ama çok pahalıydı. \nSonra, buradaki doktoru ve kök hücre tedavisini çok araştırdım internetten. Sürekli internette araştırma yapıyordum. Çünkü, Alanyumdaki günlerim sayılıydı. Ve evde internet yok.\nDün, son gecemdi Alanyumda. Bu sabah işe gitmedim. Erkenden, standımı alıp, tadilata götürdüler. Çekmece-dolap ve arabamın gireceği kadar bir boşluk yapılacak.\nTam ikibuçuk ay, hiç izinsiz, günde oniki saat çalıştım. Güzel bir yaşam deneyiydi. Parfümerideki tatlı-güzel Alevin dediği gibi, onlarla aynı işi yaptım. İlk zamanlar satışlar iyiydi. Sonra, çok durgun bir dönem başladı. Alternatifsiz, tek çalışmak yıpratıcıydı. Ama dayandım ve süremi tamamladım. Ben kira vermiyordum,özel izinliydim.\nBenden önce bir Tişörtçü varmış, yine o gelecekmiş. Herkes beni çok sevdi. Üzüldüler, oradan ayrıldığım için. Sürekli pozitif enerji yayışım. Hep bir şeyler için çabalayışım, onları olumlu etkiliyordu. Birçok güzel arkadaşım oldu. Fırsat buldukça, giderim görmeye.\nGünde oniki saat, sürekli lambaların altında,kapalı bir alanda, güneş ve açık hava görmeden çalışmak, epey yormuş beni. Tırnaklarım inceldi, kırılmaya başladı. Törpüyle,iyice sıfırladım. Bu gün, onbuçukta uyandım. Standımın işi bitene ve yeni çalışma yerim belli olana dek. Birkaç gün evimin tadını çıkaracağım. Bu evde pek kalamadım. Gece gelip yatıyor, sabah kalkıp işe gidiyordum.\nBu gün, Yağmur’la, güzel bir kahvaltı yaptık. Bir de, çay keyfi. Çayın tadını aldık. Evdeki çay ve yemekler, bir başka. Çok özlemişim. Sonra, evdeki işlerimizi bitirip, Alanyum’a alışverişe gittik. Evin eksikleri vardı. Daha da var. Ama önce para kazanmalıyım. Şu an, kirayı bulsam çok sevineceğim. Yarın günü ve bilmiyorum ne yapacağım? Hiç satış olmadı ki, kirayı biriktireyim. Sahilde iyi iş yaparım. Ama bana şu an lazım. \nSevgili Tutku! Yürüyebilmek: Bir düş, bir ütopya bile değildi. Ama şimdi, kesin biliyorum. KÖK HÜCRE TEDAVİSİ ile ben de yürüyeceğim. Felçli ve yatağa bağlı değilim ben. Onlar bile tedavi ediliyormuş. Benim her yerim kıpır kıpır, capcanlı. Beynimdeki hasarlı bölge yenilenince, kasılmalarım ve hareket güçlüğüm, yokolur. Bacaklarımdaki-ayaklarımdaki ve kollarımdaki deformasyonlar, ameliyatlarla düzeltilir.  Ah nasıl umutlanıyorum. Haluk DEDA’nın çalıştığı hastanenin numaralarını almıştım ve telefonuma kaydettim. Ulaşmaya çalışacağım o doktora. Almanyadaki merkeze de form doldurup, öykümle birlikte göndermiştim internetten. Oradan da haber bekliyorum. Bakalım? Lap top’ımı alıp, ya bir internet Cafeye, yada Alanyuma giderim.\nO hep kabusum olan merdivenlerden, koşarak inip çıkabileceğim. Anar’la denize dalacağım. Erdem beyle, denizin üzerinde, paraşütle uçacağım. Renk renk, incecik topuklu ayakkabılar, mini elbiseler-etekler giyeceğim. Dansedeğim, soluğum kesilene dek dansedeceğim. Ben zaten güzel bir kadınım, cazibeliyim. Saçlarımı uzatacağım. Gür ve dalgalı saçlarımı. Gözlük takmayacağım. Hep nefret ettim zaten. Hem numaralı hem de renkli lenslerden kullanacağım. Daha bir dolu dolu yaşayacağım. Ama hep denizle iç içe olacağım. Yazmam, çok-çok daha kolaylaşır. İstersem gece sabaha dek bile yazarım. Herşeyden-hepsinden önemlisi: Bir başkasına bağımlı olmayacağım. Özbakımımı, kendi işimi, kendim yapacağım. İnsanlar bilmiyorlar ama bu: Sonsuz özgürlük. Sonsuz özgür olacağım.\nNilgün ACAR 31. 03. 2010 ALANYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "gunlugumden-8",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\n\t\t\tGÜNLÜĞÜMDEN-8\n\tMerhaba sevgili Tutku! Epeydir söyleşemedim seninle.Ama boşuna değildi sana gelemeyişim.23 Mayıs 9 Haziran tarihleri arasında,Buket bendeydi.Bu arada,Işık teyzemi de ağırladım.\n\tTutku,tüm düşlerim gerçekleşiyor.Bir evim var ve konuk ağırlayabiliyorum.Kardeşim,benim yanımda tatil yapabildi.Teyzem de gördü,özgür yaşamımda,bir evi nasıl çekip çevirdiğimi.\n\tTutku,özgür olmak,kendi evinde,dilediğini yapmak,çok güzel.Artık,ait olduğum yerdeyim.Normal bir hayat yaşıyorum.Güzellikleri-mutlulukları ve her tür sorunlarıyla.Herkes gibiyim.\n\tAkşamüzerleri ve geceleri,balkonumda oturuyorum.Diğer apartmanlardaki evleri ve yoldan geçen insanları seyrederken,mutlulukla gülümsüyorum.Ben de onlar gibiyim diyerek,evimi seyrediyorum.Huzur doluyor içime.\n\tHapishaneden çıkmış gibiyim.Hiç kendi hayatım olmamıştı.Ailemin yanında bile.Hep başkalarının hayatını yaşamıştım.İstanbulda,son yıllarda,bahçeye çıkıp,apartmanlara bakıp bakıp,çok ağlıyordum.\n\tŞimdi her şey düş gibi.Ama gerçek.Bu eve geldiğimde, hafifçe tedirgindim.Komşular beni,nasıl karşılayacaklar? Düşüncesi vardı usumda.\n\tAma çok güzel karşıladılar.Sevdiler,benimsediler.Benim için,piknik bile düzenlediler.Ulaş’a gittik.Biz,üst kattaki tatlı Zeyneplerin arabasıyla gittik.Zeynep’in eşi götürüp,getirdi bizi. Çok tatlı bir aile.Dilerim,hep mutlu olurlar.\n\tHep birlikte kahvaltı yaptık.Akşam mangal yakıldı.Dileyenler,denize girdi.Yeni bir kentte,yeni mahalle komşularımla,yepyeni paylaşımlarda bulunuyorum.Ne güzel? \n\tMerdiven sorunum sürüyor sevgili Tutku.Ev sahibimiz çok zengin,elinin altında,sayısız olanaklar var.Ama inanılmaz duyarsız davranıyor.Tüm ricalarımıza karşın,yardımcı olmuyor.\nÇok yakınımızda,hem apartman girişi,hem de asansörü yerle sıfır bir ev bulduk.Aynı anda başka birisi daha istemiş orayı.Ve bize vermediler.Oysa,diğer insanlar her yerde ev bulabilir.Merdiven inip çıkabilir.Ama benim için öyle değil.Bu da,başka bir duyarsızlık ve acımasızlık.Savaşıma devam.Ya bu merdivenime bir çözüm gelecek.Ya da,koşullarıma uygun bir ev bulunacak.\n\tBelediye başkanına,mail attım,sorunlarımı anlattım ve başka bir yazımı da gönderdim.Eline ulaşmış.Zaten onunla tanışmıştık.Benimle ilgilenmeleri için,ilgili brimleri bilgilendirmiş.Bana telefon ettiler.Geçtiğimiz Cuma günü,görüşmeye gittik.\n\tDaha kapıdan girip,MERHABA derken,içime bir huzur doldu.Serap hanım,çok tatlı bir insan.Çok yoğun bir gündü.Benim sorunlarım üzerine,pek konuşamadık.Ama en azından tanıştık.Artık,varlığımı biliyorlar.Dışarı çıktığımda,yine giderim.Ya da o bize gelir.\n\tSevgili Tutku.Benim buraya gelmemi,hayatımı değiştirmemi sağlayan,Mehmet bey de,şu an Alanyada tatilde.Onları da,bir akşam yemeğinde,ağırladım evimde.Saatlerce söyleştik.Çok mutlu oldum.\n\tYaz döneminde,konuklar-gezmeler çok olduğundan, bilgisayarın başına,pek geçemiyorum.Mutluyum Tutku.Amaçlarım birer-birer gerçekleşiyor.\n\t\t\t\t\t\t\tNilgün ACAR\n\t\t\t\t\t\t\t16. 06. 2009\n\t\t\t\t\t\t\tA L A N Y A\n\n\n"
    },
    {
        "title": "gunlugumden-9",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\nGÜNLÜĞÜMDEN- 9? \n\tEvimde, çalışma odamdayım sevgili Tutku! Işıl ışıl bir gün. Odam da aydınlık. Tek bana ait bir ev. Kimseyle paylaşmıyorum. Tüm düzen bana ait. Evin her yeri, bana göre ayarlanıyor. Bu: Çok güzel. Haksız yere çektirilen acılardan sonra, harika geliyor şu anki normal durum. \n\tTutku, kabus gibi aylar, içime işlemiş. Anımsadıkça, sinirden titriyorum. Sanki kötü kadınmışım gibi, kendi evime hırsız gibi giriyordum. Tertemiz, güzel arkadaşlarımı, Halil görüp babasına söyleyecek diye eve alamıyordum. Akrabalarıma bile karışılıyordu.\n\tİnanılmaz bir şey değil mi Tutku! Kirayı ve tüm faturaları öde. Mutfak ve de diğer masrafları karşıla. Yine de hiçbir şey yapmıyor görün. Huzur bulama, her an bir şeyler olacak diye bekle. Herşey, başına kakılsın, sığıntı ve orospu durumuna düşürül. Ne biçim şeylerdi ya? Düşünüyorum da, gerçekten çok acı çektirilmiş bana. Korkunç bir acımasızlık. Allah kimseye yaşatmasın bunları. Hep, çok iyi niyetimden merhametimden ve katıksız insan sevgimden kaynaklanıyor. Ö Ğ R E N D İ M.\n\tAğlaya ağlaya, şeytanı melek sanarak, ölümlere gidip gelerek, öğrendim. Başka, maskeli yüzleri de öğrendim. İnsanlar neden maskeli hep Tutku? Kendilerini sevmediklerinden, yetersiz olduklarını düşündüklerinden.Güvensizliklerinden, korkularından ve karşısındakini, çeşitli çıkarları için aldatabileceklerini sandıklarından. Belli bir süre aldatabilirler belki. Ama asıl aldattıkları, kendileridir.\n\tSonunda, ilahi adalet yerini bulur. Tüm yaşadıklarımı, bir ders bilip, sürekli yeni sayfalar açıyorum hayatımda. Bu günkü telefon konuşmalarımdan anladığım kadarıyla: Birkaç gün dinlenme olanağım olacak. Bu arada iyice düzelir sağlığım. Anar’la ya da Yağmur’la gezeriz. Beklerken, biraz da, hayatın tadını çıkarırım.Denizi çok özledim. Aylardır görmedim, hissedemedim denizi. Umarım gidebilirim denize. Ve tüm kalbimle dilerim ki, standımı denize yakın bir yere kurdururlar.\n\tBu mevsimde, havanın durumuna göre çalışacağım. 12-13 gibi giderim, Hava kararınca ve insanlar azalınca, eve dönerim. O kadar yorucu olmaz. Dışarıda, iyi satış yaparım. Yaz sıcaklarında, 17-18 gibi giderim, kalabildiğimce çalışırım. 24-01-02 gibi gelirim eve. Yazın çok iyi satış yapmam lazım. Kışın rahat etmek istiyorum. Bir yıllık ev kirasını ve Yağmur’cuğumun parasını biriktirmeliyim herşeyden önce. Gerisi sorun olmaz.\n\tEn kötü dönemi atlattım sayılır. İşin içinden yine iyi çıktım. Yeni bir evin, o kadar çok eksiği oluyor ki… Daha da önemli eksikler var. Bu ay ki kirayı bir ödeyebilsem. Tutku, belki biraz tedirgin oluyorsun, üzülüyorsun. Ama normal bir yaşamın sıkıntıları bunlar. Çok güzel birşey\tbenim için, mutluyum.\n\tEvet, ben mutlu ve şanslı bir insanım. Bunu hep söyledim ve söylüyorum. Gerçek te bu zaten. Bu gün, internetten aldığım numaralarla, Haluk DEDA’ya ulaşmaya çalıştım. Ulaşamadım, ama doğru iz üzerindeyim. Hep deneyeceğim ulaşmayı. Sağlık bakanlığından bir bayan, Haluk DEDA’nın tüm yetkilerinin elinden alındığını söyledi. Ne kadar büyük ve anlamsız bir çelişki. Başbakan,bir genç kız için görevlendiriyor. Sağlık bakanlığı, adamın tüm yetkilerini elinden alıyor. Var mı böyle bir şey? \n\tZaten, KÖK HÜCRE TEDAVİSİ’nin, deneme aşamasında olduğunu da söylediler. Hayır, ben buna inanmıyorum. Ayrıca: Gönüllü denek olmaya da razıyım. Yıllardır, insan klonlanıyor. Tüp bebek, sıradan bir şey oldu artık. Beyindeki küçük bir hasar mı giderilemeyecek? \n\tHep öyle olur zaten, yeni hemen reddedilir, önüne engeller konur. Adım gibi eminim. Bu yürekli doktor, yetkileri olmasa da, ameliyatlarını-tedavilerini sürdürüyordur. Çok talep vardır. Ben de, peşini bırakmayacağım bu işin. Çünkü mantıklı. İnsanın kendi kemik iliğinden, gerekli kök hücre alınıyor ve labaratuarda dönüştürülüp, yine kendi hasarlı bölgesine veriliyor. Güzel günlere, zafer işareti yapıyorum Tutku. G Ü L Ü M S Ü Y O R U M ….\tNilgün  ACAR  01. 04. 2010  ALANYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "gunlugumden-9",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\n\t\t\tGÜNLÜĞÜNDEN-9\n\tOdamdayım.Radyo 3’ü açtım.Biraz midem bulanıyor.İlaçlardan.Boğazımdaki sorun geçmediğinden,on günlük bir tedavi daha başlatıldı.\n\tDün sabah Erhan ağabeyim aradı.Rabia ve enderle,beni görmeye geleceklerini söyledi.Onlara yakın sağlık ocağına gitmemi,ender’le kendisinin,yardım edeceklerini de ekledi.\n\tSöylediğini yaptım.Gerçekten,Ender olmasaydı,belki çıkamayacaktım o rampayı.Çok beklemedim.İyi bir doktor hanımdı.Özenle muayene etti.Dilerim bu kez geçecek boğazımdaki sorun.\nEnder,Erhan ağabeyimle, Rabia’nın oğlu.Onlarla buluşmadan önce:Ben bu çocukların hiçbirini tanımıyorum.Kuzenlerimle bir arada büyüdük.Sonra,hayat koşulları,her birimizi farklı yerlere savurdu.Hepimiz,kendi yaşam mücadelemizi verme durumundaydık,diye düşündüm.\nKendi canın,aynı kan çok farkediyor.Erhan ağabeyimler,on yıldır buradaymış.Ben bilmiyordum.Işık teyzemden öğrendim.Aradığımızda:Hemen uçup geldiler.Ben çok sevindim. Bir yakınım,desteğim oldu.\nHer zaman sevdik birbirimizi.Zaten benim aram,herkesle iyiydi.Dün Ender’i ilk kez gördüm.Sanki kendi çocuğummuş gibi geldi.O da,çok ilgilendi benimle.21 yaşında,gencecik bir bahar.Polis olacak.\nSağlık ocağından çıkınca,evime geldik.Hep birlikte,bir şeyler yedik.Bana,Ender servis yaptı.Gerçekten çok mutlu oldum.Daha ilk anda,bir sıcaklık kuruldu aramızda.Kendi soframda,ailemin breyleriyle yemek yemek,sohbet etmek, harika.\nRabiş börek yapmış bana.Bir sürü yedirdi.Şımartılmak güzel.Karpuzumun çekirdeklerini bile ayıkladı.Anne tarafımdaki tüm akrabalar,beni hep şımartır.mutlu oluyorum.\nBalkonda oturduk,söyleştik.Erhan ağabeyim:”Sen daha yeni yaşamaya başlıyorsun dedi.Doğru.O,tüm yaşamımı,çektiklerimi biliyor.Onları seviyorum.\n\tNilgün ACAR 16.07.2009 ALANYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük",
        "poet": "Erkan Kaner",
        "poem": "\n\nsevgili günlük\nbir memnuniyetsizlik var adında\nsevgililerin günlük değiştiği bu zamanda\n\n                                (25 ekim 2003)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük-2 (Yakılacak Defter)",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\n1\n\n1 Mayıs 2004 cumartesi.\nKırmızı kaplı bir defterdi,\nGünlük sıradan insanların,\nYazıldığı sıradan bir defter.\nVe ilk kalem oynatmam.\n\n1 Mayıs 2004 cumartesi gecesi,\n23: 33: 35 İlk satırı yazıyorum.\nİNSANLAR,\nGELİRLER,\nVE,\nGİDERLER.\nBEN Mİ? \nASLA\nKALMAMI İSTEDİĞİN,\nMÜDDETÇE YANINDAYIM.*\n                         Veda Arasıl Kartal\nGünlük böyle yazıyor.\n\n                 2\nDefalarca bir kenara attım.\nHer defasında kaldığım yerden,\nDevam ettim. İki kişinin anlatıldığı,\nBir hikaye  en büyük aşkım Veda.\nVe onsuz geçen bomboş bir hayat.\nBir de o var hayatımda girdiği,\nGibi çıkıp giden. Garip ama,\nOnu da çok sevdim. Belki de  sığınacak,\nBir kucaktı aradığım artık.\nBir boksörün arka arkaya,\nAldığı yumruklarla yıkılıp kalan.\n\nBütün bunları hak edecek kadar,\nNe yaptım onu da bilemiyorum\nArtık günleri saymayacağım.\n256, 257,258,inci gün oldu gidişin.\n18 temmuzlar, 22 ağustoslar,\nbeni ilgilendirmiyor.\nŞiirlerde yazmayacağım.\nSevda Çiçeği me\nBir daha ah be canımın içi diye,\nAğlamayacağım köşe başlarında.\n\n \n\n\n\n                        3\nYine başladığım yerde biteceğim\nİsteksizce  gönülsüzce.\nİnsanlar,\nGelirler,\nVe,\nGiderler.\nBen mi? \nAsla.\nKalmamı istediğin,\nMüddetçe yanındayım.\n                Veda Arasıl Kartal\n\t1-Mayıs 2004- Cumartesi 23-33-35\n\nMesajını Aldım. Ne diyebilirim ki,\nHayatım seni çok seviyorum.\n\n1-Mayıs-2004-Cumartesi-  23-40-30\n\n(Bir damla gözyaşına sığan bir aşk.\n  Erkekler de ağlar) \n\nUMUTLARIMLA BERABER \nGÜNLÜĞÜMÜ DE YAKTIM.\n25-06-2006- Pazar-22-42-57\n* (Alıntı sahibi bilinmiyor.)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük-1",
        "poet": "Serap Demirtürk",
        "poem": "\n\n'Sevginiz, sevgi uyandırmıyorsa kısa bir döngüdür; çaresizliktir.'\n\n\n18 Ekim 2008 09.00\n\nKüçükken mahalledeki kırık tuğlaları toplar, üst üste koyar uzaktan topu -yerden- yollardık. Kim dağıtırsa tuğlaları o, çok başarılıydı. 'Yaşasın! ' der, sevinirdik... Şimdi tuğlalar dağılıyor ama içim kanıyor.\n\n13.25\n\nAynı anda iki cenazeye birden katılmak var ya da hiçbirine gitmemek...\nÖldüğünü kabullenmek... Bir uçurumun başından kendini atmak kadar zormuş.\nYa kendi ölümünde duaya durmak? \n\n14.40\nDenizi beslesin isterdim gözyaşlarım.\n\n19 Ekim 2008 09.05\n\nBüyük bir boşluktayken sarıldığımın sadece ayçiçek olması ya da şahonun ta oralardan beni düşünmesi ne güzel...\n\n20 Ekim 2008 22.10\n\nHadi tut kuklanın iplerini sen bir yana, sen öbür yana. Kimse bakmaz kuklanın gözyaşına...\n\n24.00\n\nDamlalar karışıyorken deryaya, umut tacirleri girdi araya. Her damlaya bin değer biçtiler de satmadım hiçbirini... Bilen kim ki yüreğimi! \n\n21 Ekim 2008 22.00\n\nAynaya bakar gibi bakamayınca insanlar yüzünüze, şaşkınlıklarıyla bocalıyor benlikleri ve anlayamamanın verdiği hâlleri güldürüyor varlığımı. Oysa ne kadar kolaydı mutsuzlukların bedelinin neler yaptırabileceğini anlamak.\n\n22.30\n\nAkan suyun önüne ket mi vuruyorum! İyi mi, kötü mü bu  ya da ne iyi, ne kötü? Bilemiyorum.\n\n22 Ekim2008  18.30\n\nKuğuların ak tüyleri kadar ağarsaydı geçmişimiz, geleceğimiz. Mümkünü yok ki... Bu çamur deryasında nasıl aklanılır ki...\n\nSERAP HOCA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\n..görebileceği kadar bir mesafeden balıkçı sandalında olanları düşündü çekilen bir balık ağının içindeymiş gibi dört duvar arasında sıkışmış hayatlar için ne söylenebilirdi ki dedi,sır gibi taşınan yaşanmışlıklar belki bir derviş sabrıyla hapsediliyordu belki de acıların boşuna olmadığına inanılan bir teslimiyetin devamıydı bu bir insan yalnızlığıydı, hafif esen rüzgar boğazın sularını buruşturuyor balıkçı sandalı bir görünüp bir yok oluyordu başlangıçta gün tuğçe için bomboş bir ayna gibi geliyor daha sonra son yağmur bulutlarının geçişine benzer sabah aydınlığını seyre koyuluyordu perdeleri çekip şehrin bu erken temiz kokusunu açık penceresinden içine çekmeyi alışkanlık yapmıştı geceden yağmur yağmış olmalı dedi yağmur damlaları tesbih taneleri gibi birikmiş pervazlara ve kuşlar hayatın varlığını hissettiren yaşama sevinçlerini artıran ötüşleri ile insana unutturuyordu yalnız olmadıklarını bugün hafta sonu dedi giyinip kuşanıp dışarı attı kendini bir yere yetişecek gibi yürüyüşlerindeki acelecilikten bir türlü kendini alamıyordu “..İşte bugün bir caddeden daha geçtim Beşiktaş’da bir ay önce bıraktığım renkteydi Beşiktaş “ diye içinden geçirdi insanların dünyasına merak salmış gibi her sese ve birikmiş kalabalığa kulak kabartıyor daha sonra kenarından geçiyordu aklına gelen her ihtimalle vedalaşıyordu “..canım acımıyordu eninde sonunda şafak söker derler geceden başka nerede bekleyebilir ki insan bu aydınlığı,kendi gecesinde kayan bir yıldız gibiyim sahte söze takılan var mıydı benden başka acaba? ..” kafasına hafifce vurur gibi yaptı mı yapmadı mı bunu söylenirken ama kendi kendine konuşması güven veriyordu ona,kaçıncı sokağa giriyordu beşiktaş’da kaç kez belki aynı caddeden yürüyordu Nüzhetiye cad.de dolanıp durduğunu gördü oysa yıldız cd.nin her zaman kendisine seslenir gibi boğazın sularına benzeşen akışı daha heyecan verici geliyordu oraya geldiğinde hiç beklemediği telafuzunda bile içine kapandığı düşünceler kaplıyordu ruhunu yine o düşüncelerin biri işte “..oysa aşkı ararken kendini kaybedenlerdendim ben! .aşk derindir..aşk serindir..aşk seninle olmaktır sevgilim…” gülmek geldi içinden hiç hazır olmadığı cümleleri kurarken fakat ne mümkün konuşacaktı kendi içinden yürümeyi anlamlı kılıyordu çünkü gülkurusu rengi parmaklarına baktı oje sürmemişti bugün gözlüğünü düzeltirken fark ettiği parmaklarını seviyordu düzenli kesilmiş tırnakları,eli ile son derece uyumluydu parmakları bomboştu herhangi bir takı takmayı bugüne kadar istemedi bu biraz hayretle karşılanabilir ama ben farklıyım dedi alışılmış yaygın sık görülür şeyler dışında kalmak kendisine ince bir mutluluk veriyordu,bazı arkadaşları gibi hayata asla küskün ve umutsuz değildi her şeye sahip olmasına rağmen işte hayat böyle bir şey dedi kimi az şeylerle kanaat ederken yol alır kimi de çok şeylere sahip olmasına rağmen bunalım ve buhranlarından kurtulamaz.Bu arada yolu adı kadar güzel ıhlamur kasrı’na düştü bu mekana bayılıyordu muhteşem bir tarih ve medeniyet inşa eden böyle bir kültürün evladı olduğu için gurur duyuyordu Çırağan sarayı önünden geçtiği zaman da benzeri duygularla dolu olsa da böyle mekanları muhteşem görüyor masalımsı buluyor ilgi ve merak içinde ruhunda heyecanlar yaşatıyordu... \n...Şu modern,kent dayatmacı yaşam biçimi,taş binaları arasına sıkışmış hayatlara nasıl nefes aldırıyordu,ah giderek değişen ve yozlaşan değerlerimizle birlikte hayatları mutsuzlaştıran yaşam biçimleri insanı en kimsesiz en hırpalanmış durumlara düşürüyor diye iç geçirdi sesini yardıma çağıran birileri varmış gibi sürekli konuşuyordu tuğçe evet bu gezinti bu kendisiyle iç konuşma iyi geliyordu çerçevesi kırmızı gözlüklerine dokundu ondan güç alır gibi sık sık derin nefesler alıp veriyordu,dolma bahçe sarayının önünden geçiyordu ağaçlara tünemiş kuşları gördü ötüşerek kendi hal lisanları içinde coşkunluklarını insanlara duyurmaya çalışıyorlardı bir kuş ise kaldırımda geziniyor ileri geri tekrar baştan alıyor hareketlerini meğer minicik daha yeni tüylenmiş yavrusu yuvadan düşmüş onun üzüntüsü içinde bir müddet acı ile kaldı durgunlaştı dağılmış ve parçalanmış aile,insan ve toplum görüntülerini aklına getirdi böyle acılar içinde ve altında çoğu kez yorgun,hem müthiş yorgun olunduğu gerçeğini şehrin her köşesinde görüyordu,Dolmabahçe camisi önündeydi duygularını yokladı ilk kez bakıyor gibi adımlarını yavaşlattı taşın ve mermerin nasıl olur da bu kadar insana huzur verici oluşuna hayret ediyordu hangi mabedin önünden geçse ilginç olduğu kadar gizemli bir etkileşim yaşıyordu bunu sürekli hissetmese bile dikkatli ve isteyerek gözlemlediğinde ruhunun güzellikleri çiçekleniyordu bu çerden çöpten dünyaya rağmen,durduramadığı iç konuşma yine başlıyordu “..seni senli yerleri terkettikten hemen sonra affettim ben..aynı şehirde hissettiğim nefesini soluyamadığım anda..bazen hasretlik nelerin farkına vardırıyor biz insanlara...düşünüyorum düşünüyorum ne kadar özleyebilirim diye? sanırım ben kadar..” bunları düşünür olmasından utandı birden keşke yazabilseydi bir yerlere aklında nasıl tutacaktı şimdi eve döner dönmez hemen kağıda dökmeliydi nereden nasıl geliyordu bunca güzel hisli hoş güzel sözler bilmiyordu eli ile gözlüğünü düzelterek düşünen adam heykeli gibi bir an durdu, başını kaldırdı iki taraflı ağaçlı bir yoldan geçiyordu “..ve her renkte biraz ondan var.. işte, sevince olur böyle..gün batımının turuncusunda..gecenin siyahında..sabahın beyazında..semanın mavisinde ve aşkın kan kırmızısında ayrılığın zehir karalığında hep ondan vardır biraz.. “bu sözleri kesik kesik mırıldanırken bir taraftan düşünüyordu demek insanoğlunun hiç peşini bırakmayacak en etkili duygu sevgi kavramıydı,sahile gelmiş boğazın mavi tuzlu suyunun serinliğine heyecan ve duygularını seriyordu sabahtan beri kendini huzurlu yapan iyi doğru güzel işlerin üzerinde olduğunu hissettiren gerçeğin belki de bu şehrin manevi ve tarihsel dokusuydu Beşiktaş iskelesine gelmişti iskeleye önce eyüp vapuru yaklaştı daha sonra Üsküdar vapuru geldi.Martılar havalanıp konuyorlar balıkları yukardan bu şeffaf suda çok daha iyi gördükleri ortadaydı kendini onların yerine koydu bu karmaşık kaos dünyasında balıklardan biri gibi hissetti kendini şu şehirde bunca iyilerin yanında çokca kötülerin olduğunu her an herhangi bir bilinmez sıkıntının içinde kalabilirdi felaketlerin nerede nasıl beklediğini bilemezdi bir çok değerlerin eskisi gibi günümüzde devam etmediğine üzüldü “..değişen biz değiliz diğer şeyler..anlamını o gittikten sonra yitiren değerler..onsuz anlam buldurmaya çalıştığımız hayatımızdır değişen.. ancak onun yokluğundaki yaşadığım değişime göz yumdum ben..kayıplarım çok elbette şimdi bakıyorum da.. işte zamanın getirileri..pardon götürüleri demek daha doğru..ah nerede şimdi o güzellikler..“diye düşündü jetonu atıp vapura binmek için hızlandığında aklında tek duygu düşünce vardı okumak ve yazmak düşünmek ve başarmaktı.Martılar bu şehirde insana ne kadar cana yakınlar güvercinler kadar insana yakınlar vapur hareket ettiğinde gözlerini kapadı istanbul’u dinlemeye koyuldu doğanın yakından ve uzaktan gelen sesleri en güzel melodiler gibiydi kah açıyordu gözlerini kah kapatıyordu ve İstanbul her hali ile ruhunu kuşatıyordu aklına müzik dinlemek geldi kulaklarına gelen ilk şarkı göksel söylüyor “.. sevmesini bilmiyorsan bakma sakın gözlerime/ mutlu olmak istiyorsan inan inan sözlerime /yok yok yalan deme sevgi denen o gerçeğe/ sevmek acı gerçek acı benzer birbirineee…/ ah tekrar dinledi aynı şarkıyı daha önce hiç bu kadar güzel olduğunu fark etmemişti güneş bütün parlaklığı ile boğazın mavisi üzerinde dansını yapıyordu.. \n\n 03.12.2012/Beylerbeyi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük 20 11.07.06",
        "poet": "Tenor Engin Yavuz",
        "poem": "\n\nYalnızlık rapsodisi benimkisi.\nSon ölçüsü olmayan\nAcı ile dolu bir müzik.\nO yakan gözlerinde doğan yüreğimde şekillenen ve akan\nSana doğru  deli bir müzik.\nŞimdi sen olsaydın oyunu oynadım\nBuradaydın ve benimdin diye oynadım yalnızlığı sen yapıp\nDün gece yine ağlarken buldum kendimi\nİçimde fırtınalar koptu \nve işte sensizliğimin şiirine bir şiir daha doğdu.\nSeni sevmek çok zor sevgilim\n Ama ben seni sevmek için yemin ettim\nSon nefese kadar\n Ve seni şiir olarak yazmak için.\nHer gece senli şiirler yazdıracağı günler için dua ediyorum \nSeni seviyorum meleğim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-10/",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\ndiyalog X.\n1 KRAL yasa koydu,\nbiz uymak istemedik.\nKRAL’ın düzen için getirdiği cezalardan kurtulmak için her yolu denedik. \n\nsonra da yasa tanımazlığımızı ve cezadan kurtulmak için her şeyi denediğimizi övünerek anlattık. \n\n2 mucizeler ve harikalar sergileyen, şefkatli ve merhametli olan KRAL’a bizler doğru olmadık. sonra da başımıza kötü bir şey geldiğinde KRAL’dan doğru hükümler bekledik.\n\n3 gurur direndikçe cehalet kemikleşmiş bir şekilde aklımıza ve yüreğimize bir hançer gibi saplanır. böylece doğruyu öğrenmeye direnen gururumuz bizleri yaşadığımız ve söylediğimiz şeylerin [inanmak istediklerimizin] doğru olduğuna ikna eder. bizler de doğru olan şekilde değil de doğru olduğunu sandığımız şekilde inanır ve öyle yaşarız. \n\n4 gurur ile cehaleti örtemezsin ama gurur tüm çıplaklığı ile cehaleti bir anıt gibi ortaya çıkarır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/başlangıçta-6",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\nbaşlangıçta-VI.\n1 bilgi size yakın, gurur size uzak olsun,\nbilgenin öğüdü aklınızda olsun,\ncahilliğin karanlığı sizden uzak olsun,\niyilik size yakın, kötülük size uzak olsun,\nbolluk size yakın, kıtlık size uzak olsun,\ndostluk size yakın, düşmanlık size uzak olsun,\nsağlık size yakın, hastalık size uzak olsun,\nzenginlik size yakın, yoksulluk size uzak olsun; \nyiyecek, giyecek, ev, eş ve çocuklar\nve esenlikle birlikte sizinle olsun; \nve afet, felaket ve salgınlar size uzak olsun. \n\nsizin günleriniz ve çocuklarınızın günleri\nyer üstünde göklerin günleri gibi çok olsun. \n\n2 doğru öğretinin kapısının eşiğinde oturup kulluk etmeyi bekleyenlere ne mutlu; onlar ki, kendilerine krallık verilmiş kimselerdir.\n\n3 krallığın saltanatına giden yolun temeli doğru öğretidir.\n\ntek bir doğru öğreti vardır ve bu durumda da krallık saltanatına giden tek bir yol vardır. \n\n4 kral da, gündelikçi de mutlu bir yaşam istemiyor mu? doğru öğretinin öğütlerinden başka kalıcı mutluluğu nerede bulacaksın? \n–yok başka yerde. \n\n\ndoğru öğretiye emirleri ve yasakları ile sarıl ki, alçakgönüllü ve yumuşak huylu olmaktan korkmayasın ve utanmayasın. \n\nbilgeliğe sarıl ve kötü sözden kaçın ki, gözün de, aklın da, yüreğin de kötülükle kirlenmesin; adını, varlığını, canını, aileni dikkatli koru; hakkını ararken aşırılığa kaçmamaya çalış.\n\nsaygıyı ve sevgiyi bol bol etrafına dağıt; gururdan kork, yalandan kork, sarhoşluktan kork; varlığını şükrederek kullan ve başkasının varlığı senin gözlerini kör etmesin; sözlerini ateş ve tuzla terbiye et.\n\nöfken ne ateş olup yaksın ne de zehir olup intikam alsın. \n\nzorbalıklarıyla övünenlerin dostluğunu hiç arama. \n\nalaycıların derneğinden uzak dur. \n\nsadece pak olmaya çalışma; paklığının lekelenmesinden de kaçın. \n\nyaptığın iyiliği alıp da başkasının kafasına vurulacak bir sopa gibi kullanma.\n\nbaşkasına sağladığın yararlarla kalkınmayı ara.\n\naklından ve yüreğinden geçenlerle sözlerin ve davranışların bir olsun.\n\n\nseni toplulukta utandırmış olan şeylerden ders al.\n\nyaratılmış çok şey vardır; insan yaratılmış olan bu şeyler içinde en özel olanıdır; ancak insanlık dünyada en az olan bir şeydir. \n\niyi kişilerin kötülük yaptığı ve kötü kişilerin de iyilik yaptığı zamanlar olmuştur, bunu unutma; insanları yargılamakta acele etme; kendi içinde bulduğun kötülükleri ayıklamaya çalış önce. \n\nher iyilikte kötülük arayanlara karşı dikkatli ol; ancak gördüğün her iyiliğe karşı sen de dikkatli ol. \n\nkötülük hep iyiliği yok etmek ister; iyilikler ise kötü olanı örtmeye çalışır. \n\niyinin yanında olmak kadar kötünün yanında olmak da bir savaşa girmeyi gerektirir; madem ki, savaş kaçınılmaz sen en başta iyiliğin yanında savaş; gerekirse bu yüzden öl; nasıl olsa bir gün öleceksin; bari adın da iyiliğin yanında gömülsün mezara. \n\niyilik yapandan daha fazla kötülük yapanın korkusu çoğalır.\n\nbugün sadece kendi iyiliğin için kötülüğü düşünme; böylece yarın ve sonrasında sana gelebilecek kötülükten kaçınmış olursun; senin çocukların ve çocuklarının çocukları da böylece iyi bir mirasın sahibi olsunlar; \n\n\nyola çıkmadan önce de, karar vermeden önce de cenneti yüreğine al.\n\nhile ve kötülük ile elde edeceğin saltanatın uzun süreceğini sanma; hile ve kötülük ile kazandığın şeyler yaşarken sana değilse de çocuklarına ve onların çocuklarına kötü bir ad bırakır; en sonunda senin de adın kötülüğün bir abidesine yazılır. \n\ndoğru öğretinin ahlakı ile yürüyen kişinin sadece aklı ve yüreğinin düşünceleri değil; sözlerinin ve işlerinin kendisi de farklıdır.\n\n5 çocuklar birer armağandır\nonlarda iyi erdemler ve bilgelik olsun\nve onlar kuşaklar boyunca övülsün.\nhem zenginlik sahibi olmak\nhem de zenginliğinde mutlu olmak; \ndaha iyi bir miras söyleyemem.\n\niyi miras sağlam bir kalkan gibidir \ninsanlar kötülükten böyle korunur.\n\ndoğru öğreti hoş koku gibi\nhem yayılsın etrafa, \nhem arzulansın başkalarınca.\n\n\n\n6 çocuklarım,\ndoğum günümü değil,\nölüm günümü hatırlayın; \nsevinçli bir şölen ile \n–dirilişe tanıklık töreni-\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-13/",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\ndiyalog XIII.\n1 karşınızdakinden “hayır” cevabı almak da, karşınızdakinin size yanlışlıklarınızı söylemesi de sizde hoşnutsuzluk yaratır. bazen de acılık veya öfke verir. ancak bunu durup düşünme fırsatı olarak değerlendirenler yanlış yoldan dönerler ve böylece kendilerini geliştirir ve yenilerler; insanları kazanırlar, başarılarını sürdürürler. \n\n2 başkalarının “hayır” deme gerekçesini saygıyla karşılamayı öğrenemeyen bir kimse kendi oyuncağı elinden alındığı için huzursuzluk yapan şımarık bir çocuğa benzer. \n\n3 eleştirilmeyi armağan olarak kabul et, korkma; yargılamak ve suçlamak için eleştirme; değiştirmek için değil, geliştirerek değiştirmek için eleştir. \n\nherkes hata yapar; herkes suçlanmaktan hoşlanmaz; eleştirirken dikkatli ol.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-14/12-13",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\ndiyalog XIV.\n12 bir insan vardır; kendisine zarar verenlerden nefret eder.\n\nbir insan vardır; konu kendisi olmadığı halde başkasına zarar verenlerden nefret eder.\n\n\nbir insan vardır; konu kendisi olmadığı halde olaylara duyarsız ve ihtiyaçlara ilgisiz olan insanlardan nefret eder. \n\nbir insan vardır; kendisine yanlış olduğunu gösteren insanlardan nefret eder. \n\nbir insan vardır; kendisine inandıkları şeylerin yanlış olduğunu gösteren insanlardan nefret eder. \n\nbir insan vardır; başkalarında ayrıcalıklı ve üstün şeyler gördüğü için onlardan nefret eder. \n\nbir insan vardır; kendisine borç vermeyen kişiden nefret eder. \n\nbir insan vardır; sanki herkes mecburmuş gibi ona daima yardım ve ilgi gösterilmesini beklediği için insanlardan nefret eder. \n\nbir insan vardır; kendisine borcunu ödemesini isteyen kişiden nefret eder. \n\nbir insan vardır; dinlemeyi bilmediği için –iyi iletişim kuramadığı için- ihtiyacı olan sosyal ilgiyi ve desteği bulamadığı için karşısındakinden nefret eder.\n\nbir insan vardır; bencilliği, açgözlülüğü ve diğer başka kötü huylarından dolayı kimseyle yakınlık geliştiremediği için kendisini bir yere ait hissedemez ve bu yüzden insanlardan –hatta dünyadan- nefret eder. \n\n\nbir insan vardır; bir neden olmaksızın birinden nefret eder.\n\n13 ilk günah ne kadar güçlü ise Mesih’in ölümden dirilişi de bu ilk günahı çarmıha germede daha güçlüdür.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-14/19-21",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\ndiyalog XIV.\n19 kendisinin mükemmel olduğunu düşünenlerin de, toplumdaki diğerlerinin kendisine mükemmel davranmasını bekleyenlerinin de hata ve kötülük yaptıklarına tanık oldum.\n\nen kötü şey kendi kötülüklerinden pişmanlık duy[a]mamaktır… \n\n20 aklınla övünme; ahmaklar da kendilerini akıllı sanırlar. aklını başkaları övsün, böylesi daha güzel; ama sen asla kendini insan övgülerine kaptırma. \n\n21 doğru olanı, güzel olanı ortaya koyabilmek için eleştirinin olması gerekir.\n\neleştirildiğinde öfkelenen insan kendi kusurlarının ve kaybedeceği şeylerin farkında olamaz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-14/30-32",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\ndiyalog XIV.\n30 ömrünü boş hayallerle geçiren \nservetini de çabuk bitirir. \n\n31 yaşamın kendisi kadar ölüm de bir kaygıdır. kaygılarımız bugün içinde bulunduğumuz yaşamı şekillendirmede umutlarımızdan daha fazla etkendir. umutlarımız kaygılarımızı bastırabilseydi bugün dünyanın yüzü daha başka olacaktı. \n\n32 gerçek bizim gerçeğimize uymadığı için onu tutmak istemeyiz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-14/33[1-2]",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\ndiyalog XIV.\n33.1 barış zamanı dostlarına veya genel olarak etrafındaki kişilere yaptığı örnek davranışlarla, sabır ve ilgiyle, cömertçe davranan kişiye bakıp onun mert biri olduğunu düşünmek erken olmaz mı? \n\n33.2 düşmanlarına bile mertçe davranmayan bir kimseye “mert” denilemez.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-14/34[1-2]",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\ndiyalog XIV.\n34.1 bir gün gelir de vicdanların defteri açıldığında en iyi olarak bilinen kimselerin bile kendi mutluluk ve rahatlığı için en yakınlarına bile kötülük düşünmüş biri olduğunu görürsün. \n\n34.2 insanlar önünde açıkça gerçekleşmesini istediğimiz şeyler vardır. insanların bilmediği, ama onlara söylemeyip aslında gerçekleşmesini istediğimiz şeyler de vardır. bütün bunlar açıkça bilinebilseydi, adaletten konuşan kimselerin ne kadar “adaletsiz”, düzenden konuşan insanların ne kadar “düzensiz” olduğu görülecekti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-14/15-17",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\ndiyalog XIV.\n15.1 hayatın adil olmadığını biliyorum; bu yüzden de adaleti seviyorum; bu yüzden de adaletsizliklere inat, adil olanı seçiyorum. \n\n\n15.2 korktuğumuz adaletsizliklere rağmen; her türlü çıkar veya baskıya rağmen, adalet gösterebilenler cesur kimselerdir. \n\n16.1 hayatın iyi yanlarını görmeyen; her şeyde kötü bir şey arayan, yanlışlıklara odaklanmış kişi henüz kendisini sevmeyen, kendisine düşman bir kişidir. \n\nsürekli en rahat, sürekli en kolay olanı arayanlar karşılaştıkları işleri yapamayacaklarına en baştan inanmış, başarabilme güçlerini sınamamış kişilerdir. \n\nböylelerinin sana yakın olması senin kapasiteni de etkileyebilir; sen dikkatli ol; gücünün ötesindeki şeyleri baştan savmaya kalkmadan önce gücünü zorla; kendini sına; kapasiteni ölç. \n\npak, saygıdeğer, güzel şeyleri düşünmeyi alışkanlık edin, mücadeleyi sev, büyük plan yapmaktan korkma, yaşanmış tecrübelerden iyi öğren; kendi geçmişindeki hatalardan ve başarılardan, başkalarının hatalarından ve başarılarından öğren ve bunlardan ana fikirler çıkart; sonra da bunları başkalarına öğret; bilgelere saygı göster ve yardımcı ol; karşılık beklemeden verenlere, öğretenlere, öğrenmek isteyenlere, pişmanlıkla itiraf edenlere saygı göster ve yardımcı ol; yaş bakımından, bilgi ve mevki bakımından büyük olanlara saygı göster, dua vakitlerini erteleme. \n\n\n16.2 iki kulağın ve iki gözün var; söyleyeceklerini önce iki defa dinle, sözlerinin doğuracağı sonuçları iki defa gör; sonra konuş; yoksa sözlerin keskin bir kılıç gibi seni yaralar.\n\nbaşkalarına söylediğin şeyler hakkında kendine de soru sormayı unutma. \n\n17 –sorular: \ninsanlık tarihi; \nsavaş,\nihanet,\nölüm,\ngözyaşı,\nkıskançlık,\ngünah,\nisyan,\nitaatsizlik,\nşiddet,\nyalan,\nkötülük, \ngurur,\nçekişme,\nisyankarlık, …? \n–cevap: KURTARICI!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-14/22-23",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\ndiyalog XIV.\n22 gözümüzle görür, kulaklarımızla duyarız. ama aklımız ve duygularımız olmasaydı bilmez ve anlayamazdık. \n\n23 acaba kaç kişi kendisinin kötü yürekli olduğunu biliyor; kaç kişi kendisinin kötü, kıskanç olduğunu düşünüyor? \n\nbaşkalarının kötülüklerini duyunca inanmak ve bunları etrafımızdakilerle paylaşmak bize kolay gelir; fakat kendi kötülüklerimiz hakkında konuşmak istemediğimiz gibi yaptığımız kötülüklerin kötülük olmadığını; çoğunlukla da adil bir eylem olduğunu düşünürüz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-14/35",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\ndiyalog XIV.\n35 insanlardan farkında olmadan yaptıkları şeyleri düzletmesini; benzer şekilde bilgisizlik veya dikkatsizlikle yaptıkları veya söyledikleri ile yol açıkları maksadı aşan hatalara bir düzeltme getirmesini bekleyebilir ve bunu söyleyebiliriz. \n\nama kötülük insanların alışkanlıkları haline gelmişse böyle bir düzeltme yapmalarını ne bekleyebilir ne de isteyebiliriz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-14/39",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\ndiyalog XIV.\n39 insan kendisini anlayabilseydi, kendisinin ne kadar ölümcül bir kötülük ve hastalıkla doğduğunu bilirdi. kendisini tanımayı başaramamış bir insanın kendi çabası ile YARATICI’yı anlamaya çalışması ne kadar da anlamsız.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-17/",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\ndiyalog XVII.\n1 karşı tarafa “ne istiyorsun? ” diye sormak kolaydır. ancak esas sorun “sizin ne istediğiniz’dir”. kendiniz için olan istek ve beklentilerinizi doğru tespit etmeden önce karşı tarafın istekleri ve karşı tarafa vermeyi düşündükleriniz üzerinde uzlaşmaya girmeyi düşünmeyin. \n\n2 birini bağışlamıyorsan halen acı çeken taraftasın demektir. ama bağışlamadığın kimse çoğunlukla bunu bilmez. bağışlayamamak, bir kişiye acı çektirmeyi, acı çektiğini görmeyi istemeyi, hatta bir kimsenin ölmesini istemeyi de yüreğimize işler. eyleme geçmediği sürece zararı yok gibi gözüken bu duygular çoğunlukla içimizdeki insanı öldürür.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-21/1-2",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\ndiyalog XXI.\n1 bilmek isteyenlere konuş,\ninsanları kazandığını göreceksin.\n\ninsanları kazanmak için konuşma,\nonları kaybetmek pahasına doğruyu konuş.\n\nbirçoklarını kaybetsen de kalan azı sana yeter.\n\n2 önderlik etmek, insanları sevmekle mümkündür.\ninsanların sevgisini kazanırsan öğreteceğin doğrulara göre yapmaya çalışırlar. böylece emirlerin dinlenir.\n\nsaygın önder saygı ile öğretir, öğrettiği kişileri saygı ile dinler. önderin kendi öğretisine olan sadakati ve izleyicilerine olan şefkati topluluğa istekli bir şekilde doğru öğretiyi izleme aşkı verir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-24/3",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\ndiyalog XXIV.\n3 kazanıldığında yitirilmeyen mutluluk arayışı maddi varlığa, lüksün çeşidine, yetki, iktidar ve sağlığa ne kadar bağımlıdır? yoksa bağımsız mıdır? \n\neğer bağımsızsa kanaatkar olmak gerekir. böylece mutluluk elimizden alınabilecek bir şey olmasa gerekir. acı, gözyaşı ve ölüm bile...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-21/3-4",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\ndiyalog XXI.\n3 saygı öncelikle kendin için; saygılı olmak öncelikle kendi saygınlığın içindir. \n\nbüyüklerine de küçüklerine de saygılı olmayanlar ne büyüklerinden ne de küçüklerinden saygı görmeyi beklememelidir. \n\nbaşkalarının size saygısızlığı belleklerde saygınlığınız konusunda soru işareti oluşturur. bazen de saygınlığınızın azalmasına sebep olur. \n\n\n4 doğru öğretiye sarılmış önder istemese de “hayır” diyeceği zamanı bilir; istemese de yargılamak ve infaz etmek durumda kaldığı zaman tereddüt etmez.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-27/1[1-6]",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\n1/\n1 kötü huylu adamdan merhamet beklemek ahmaklık olur. \nkötü huylu adamdan merhamet esirgemek kötü huyluluk olur. \n\n2 iyiliğinle kötü huyluları utandır. \ndostun olmasa bile, düşmanın olmaz. \n\n3 doğru öğreti seni öfkelendiriyorsa\ndeğişmen gerektiğini öğrenmiş olursun.\n\n4 intikam almayı aklından geçirme.\nsana kötülük yapanlar da\nsana kötülük düşünenler de\nkendilerini lanetlemiş olurlar. \n\n5 bilgelik tek başına yetmez,\nbaşarı için terbiye gereklidir. \nancak Yaratıcı’dan korkmayan kişide \nbilgeliğin terbiyesi olmaz. \n\n6 bilgelik ve terbiyeyi başında bir taç gibi taşı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-27/1/5-6",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\ndiyalog XXVII.\n1/\n5 bilgelik tek başına yetmez,\nbaşarı için terbiye gereklidir. \nancak Yaratıcı’dan korkmayan kişide \nbilgeliğin terbiyesi olmaz. \n\n6 bilgelik ve terbiyeyi başında bir taç gibi taşı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-26/2",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\ndiyalog XXVI.\n2 doğru öğreti adaleti gösterir, \nadalet ise kendisini uygulayacak cesur kimseleri bekler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-27/10/13-15",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\n10/\n13 bir kişi sözleriyle birçoğunu besledi\nbir diğeri konuştu ve yoksulluk büyüdü. \n\n\n14 bereket yoksa zenginlik de yoktur.\nkötü kişi korkar \nve korktuğu ile yaşar. \nbilge kişi dileğine kavuşur \nve bollukta yaşar.\n\n15 bilge olan umut eder\nkötü kişinin de umudu vardır.\ndoğrular sığınak bulur\nkötülerin umudu yıkılır. \nkötüler kötülükle yıkılırken\nkötülük doğruları sarsamaz\nböylece ülkenin mirası doğrulara kalır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-27/18/3-4",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\n18/\n3 kötülük yaptı\nutancını herkes duydu.\nsözleriyle tartışma çıkardı; \ndayak yediği zaman şaştı. \n\n4 doğruluğu ihmal etmedi\ndoğru öğretiye sığındı,\nbilgelikle dost oldu.\nyangından kaçacağı zamanı bildi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-27/1/4",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\ndiyalog XXVII.\n1/\n4 intikam almayı aklından geçirme.\nsana kötülük yapanlar da\nsana kötülük düşünenler de\nkendilerini lanetlemiş olurlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-27/11/4-7",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\n11/\n4 doğru öğreti başarıyı getirir \nbaşarı da kenti bayrama götürür.\n\n5 kötülerin ölümünde yas olmaz.\n\nbilgeler kutsayınca sevinç çoğalır.\n\n6 akılsızlar sağduyudan yoksundur,\ndedikoducu ile sır paylaşır, \nkenti düşüşe götürür. \nbilgeliğin gösterdiği yol zaferle biter. \n\n7 akılsız servet peşindeyken \ndoğrular iyilik peşindedir. \nakılsızın biriktirdiği rüzgar ile savrulur\ndoğrunun iyilikleri hem başkasını hem kendini bina eder.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-27/19/1-2",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\n19/\n1 yoksul yaşadı\ndürüst yaşadı.\nakılsızı ise yalan öldürdü.\n\n\n2 çok plan yaptı\ncahil olduğu için \nbaşarı ondan kaçtı. \nçok aceleci oldu\nbilgenin öfkelenmesine sebep oldu. \ndostları çoğalmadı\nherkes onu terk etti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-27/21/1-3",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\n21/\n1 ahmaklar gittikleri yol ile övünürken\nbilgelerin yollarına bilgi önderlik eder. \n\n2 adaletle hüküm vermeyen kişi\nkurbanıyla övünmesin.\n\n3 kötülük için bakan gözler\nsadece karanlığın yolunu görür.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-27/21/13",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\n13 dilini tutmayı bilen kişiye \nkavga uzakta durur. \nbilgeyi dinleyen dilini tutar\nkötülük de ondan hep kaçar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-27/7/1-4",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\n7/\n1 parmağını ateşten nasıl sakınırsan\ngözünü çöpten nasıl sakınırsan\nbilgeliğe de öyle dikkat et.\nellerinde bilgelik işlesin\nihanet değil,\nyüreğinde bilgelik işlesin \nihanet değil,\nayaklarında bilgelik işlesin \nihanet değil.\n\n2 doğru öğreti ile kardeş olmazsan\nemirlere ihanetten seni kim korur? \ncan yoldaşın ve hayat eşin bilgelik değilse\nseni hangi dostun kurtarır? \n\n\n3 bilgiye sarılmamışsan \nakılsızlığı elinde tutuyorsun demektir.\nya bilginin dostusundur ya da onun düşmanı.\n\n4 bilgi ile dost olan YOL’da yürür\nancak bundan başka dostun varsa\nonlar seni karanlığa çeker.\nkötü yola nasıl gittiğine şaşma\nrehberin ne ise varacağın yer de ona benzer.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-27/8/4-6",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\n8/\n4 toprak nasıl çalışır yıl boyunca? \ntoprak nasıl sabırla üretir ekmeği? \nbilgelik işte orada.\n\n\n5 bilgelik GERÇEK’i ilan eder\nkötüden nefret eder.\ndoğru öğretiye sarılan kişi için\nterbiye altından ve gümüşten daha değerlidir.\n\n6 bir adam vardı\nbilgeliği zenginlikle kıyaslamadı.\nYaratıcı’dan korktu,\nkötüden nefret etti,\nkötünün yolundan \nve kötünün işinden kaçtı,\ngururdan uzak durdu,\nsapık ağızdan hoşlanmadı.\nsağlam kararlar çıktı ağzından\nadil kanunlar uyguladı\nkuşaklar boyunca egemenlik sürdü,\nadı hep yaşadı,\nservet ve onur hep onunlaydı.\nçünkü doğru öğreti onun meskeni idi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-27/21/4-6",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\n21/\n4 bolluk arayan çok çalışır\nsabırsız kişi boşa yorulur.\n\n5 haksızlıkla edinilen mal \nölüm tuzağı olur. \ndoğruluk arayan kötüleri \nkötülük yok eder. \n\n6 ahmak ile yola çıkmak\nkavgayı sevenle aynı evde oturmak gibidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-27/8/7[1-6]",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\n8/\n7.1 krallar ülkeleriyle gurur duyar\nhükümdarlar adil olmakla övünür,\nönderler adaleti savunur.\nöyle ise neden krallıklar yıkılır,\nneden hakimlerin adları yeryüzünden silinir? \nönderlik ettikleri halklar onlardan başka düşünür. \nçünkü gururla övündükleri adaletin temelinde \nne kutsal korku ne kutsal sevgi vardır.\n\n\n7.2 kral doğru kanunlar çıkarırsa\nhakimler adaleti korursa\nülke ayakta kalır. \n\n7.3 ordusunun gücüne \nve servetinin çokluğuna güvenmeden önce, \nkral doğrulukla hüküm veren yargıçlara\nve eli açık insanlara özenmelidir. \n\n7.4 hakimlerin adaletle hükmettiği ülkenin\norduları da güçlüdür, halkı da. \n\n7.5 kral kendi üzerinde bir KRAL olduğunu unutursa\ngözü kör eden gurur onu çabuk yakalar; \nzalim kralın aklını felç eden kendi öfkesidir. \n\n7.6 kötü kanunlar bir gün krala baş ağrısı olur; halk kraldan nefret ederse o ülkenin sınırlarını asker koruyamaz. \n\nbenzer şekilde kötü prensipler, kötü huylar da kişilerin işini ve evini bozar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük[düzyazı]-1/diyalog-6/",
        "poet": "İlhan Keskinöz ",
        "poem": "\n\ndiyalog VI.\n1 para, ün ya da güç, sevgiye olan ihtiyacımızın yerine geçemez. ancak bunları gerçek ihtiyacımız olan sevgiye acıkmışlığımızın acısına pansuman olarak nasıl kullanabiliriz? \n\ndünyada yaşayan bütün halklar ve uluslar sevgi, yakınlık ve dostluk eksikliğinden yakınırlar. ancak sevgi, yakınlık ve dostluk arayışı içinde olan bu büyük bir kalabalıklar ordusu çoğu zaman verilen sevgiye doğru karşılık verebilme fakirliği yüzünden yalnızlık ve hayal kırıklığı içindedir. \n\n2 dünya ile dost olmayanların dostluğunu ara. ölümden sonrası için korku duymadan yaşayanların dostluğuna güvenenlerin anlatacağı çok kötü hatıraları olur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük olma",
        "poet": "Murat Kürklü",
        "poem": "\n\nHer bir insan bir çizgisi\nTutar ince,ince bir yolda\nGünü birlik yaşayanlar ola\nYaşar her gün günü birlik\n\nDert yok tasa yok hayatta\nBir bi haberdir dünyada \nAdam olana yakışmaz \nYaşar her gün günü birlik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük Görünüm",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nbahçe dinç yeşil kusmuş\nsıralı ısırganlar dalamağa hazır\nsivrileri süngüleri çekilmiş çakır dikenler\not içinde uçuşur kızıl kitinde kara lekeceiklerde\nuçuçböceği konar elime\n\nhüzün yüzüne sinmiş umutta gözün\ngeleceği emziriyor doğa ana\nsinesinde can damlıyor sürekli\nnanik yapıyor kucağında ay ay\nay tutulmasa gülecek sana\n\nsağanak yağmura kapılır\nçaya düşüp selvilere tutunur\natlar karşıya boşluk doldurur\nbulutlanır gözleri\nkara bulutlarla ağlaşır ay\n\n160509ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük yapılacak olan özel ibadetler 2",
        "poet": "Mehmet Asa",
        "poem": "\n\nÇARŞAMBA GÜNDÜZÜ & GECESİ YAPILAN İBADETLER \nİHYAU ULÜMİDDİN CİLD: 1 HADİS NO: 616 SAYFA: 540 \n\nKİMKİ ÇARŞAMBA GÜNÜ GÜNEŞ YÜKSELİNCE ONİKİ REKAT NAMAZ KILAR HER REKATTA BİR FATİHA BİR AYETEL \n\n...KÜRSÜ ÜÇ İHLAS VE ÜÇER KERE FELAK VE NAS SURELERİNİ OKURSA ARŞIN ALTINDA BİR MÜNADİ EY ALLAHIN \n\nKULU GEÇMİŞ GÜNAHLARIN BAĞIŞLANDI ALLAH KABİR KARANLIĞI AZABI VE KIYAMETİN ŞİDDETİNİ SENDEN \n\nKALDIRDI DİYA ÇAĞIRIR VE O GÜN KENDİSİ İÇİN BİR PEYGAMBER SEVABI YÜKSELİR. \n\nÇARŞAMBA GECESİ YAPILAN İBADETLER: \n\nİHYAU ULÜMİDDİN CİLD: 1 HADİS NO: 626 SAYFA: 546 \n\n1)  ÇARŞAMBA GECESİ BİRİNCİ REKATINDA FATİHAYI ONKERE FELAK SURESİNİ İKİNCİ REKATA FATİHAYI VE ONKERE \n\nNAS SURESİNİ OKUMAK SURETİYLE İKİ REKAT NAMAZ KILDIKTAN SONRA ON KERE İSTİĞFAR EDEN VE ON SELAVAT \n\nGETİREN KİMSEYE SEVAP İÇİN GÖKTEN YETMİŞ BİN MELEK GELİR KIYAMETE KADAR SEVABINI YAZARLAR. \n\nİHYAU ULÜMİDDİN CİLD: 1 HADİS NO: 628 SAYFA: 547 \n\n2)  KİMKİ ÇARŞAMBA GECESİ ALTI REKAT NAMAZ KILAR VE HER REKATINDA FATİHADAN SONRA ALİ İMRAN \n\nSURESİNİN 26 AYETİNİ SONUNA KADAR OKUR NAMAZINI MÜTEAKİP (EZALLAHÜ MUHAMMEDEN ANNA BİMA HUVE \n\nEHLÜLÜ GUFİRELEHU ZUNUBİ SEBİYNE SENETEN VE KÜTİBE LEHU BERAETÜN MİNENNAR)  DUASINI OKURSA YETMİŞ \n\nSENELİK GÜNAHI BAĞIŞLANIR VE CEHENNEMDEN BERATI YAZILIR... \n\nCUMA GÜNDÜZÜ & GECESİ YAPILAN İBADETLER \nCUMA GÜNDÜZÜ YAPILAN İBADETLER: \n\nİHYAU ULÜMİDDİN CİLD: 1 HADİS NO: 618 SAYFA: 541 \n\n...2)  CUMA GÜNÜNÜN HEPSİ NAMAZ VE İBADETTİR GÜNEŞ BİR MIZRAK BOYU YÜKSELİNCE ABDESTİNİ GÜZEL ALIP \n\nSEVABINA İNANARAK VE ALLAHIN VERECEĞİNİ DÜŞÜNÜREK İKİ REKAT KUŞLUK NAMAZI KILAN KİMSEYE ALLAHU \n\nTEALA İKİYÜZ SEVAP YAZAR ONİKİ REKAT KILANA İKİBİN İKİYÜZ SEVAP VERİR BU KADAR GÜNAHINI MAHVEDER \n\nVE BU MİKTAR DERECESİNİ CENNETE YÜKSELTİR. \n\nİHYAU ULÜMİDDİN CİLD: 1 HADİS NO: 618 SAYFA: 542 \n\nCUMA GÜNÜ CAMİYE GİRİP ÖĞLE NAMAZINDAN EVVEL HER REKATINDA ELLİ KERE FATİHAYI VE İHLASI OKUMAK \n\nSURETİYLE DÖRT REKAT NAMAZ KILAN KİMSE CENNETTEKİ YERİNİ GÖRMEDEN VEYA BU YERİ KENDİSİNE \n\nGÖSTERİLMEDEN ÖLMEZ. \n\nCUMA GECESİ YAPILAN İBADETLER: \n\nİHYAU ULÜMİDDİN CİLD: 1 HADİS NO: 631 SAYFA: 548 \n\nCUMA GECESİ CEMAAT İLE YATSININ FARZINI VE SONRADA SÜNNETİNİ KILDIKTAN SONRA HER REKATTA FATİHA \n\nİHLAS FELAK VE NAS SURELERİNİ BİRER KERE OKUMAK SURETİYLE ON REKAT KILAR AYRICA ÜÇ REKAT SELATİ \n\nVİTİR NAMAZINI KILDIKTAN SONRA KIBLEYE KARŞI SAĞ TARAFINA YATIP UYURSA KADİR GECESİNİ İHYA ETMİŞ \n\nKADAR SEVAB ALIR. \n\nİHYAU ULÜMİDDİN CİLD: 1 HADİS NO: 630 SAYFA: 548 \n\nHER KİM CUMA GECESİ AKŞAM İLE YATSI ARASINDA ON İKİ REKAT NAMAZ HER REKATINDA BİR FATİHA ON İKİ \n\nİHLAS OKURSA GÜNDÜZÜ ORUÇLU GECE NAMAZDA OLMAK ÜZERE ON İKİ SENE İBADET ETMİŞ GİBİ SEVAP ALIR \n\nCUMARTESİ GÜNDÜZÜ YAPILAN İBADETLER: \n\nİHYAU ULÜMİDDİN CİLD: 1 HADİS NO: 620 SAYFA: 542-543 \n\nCUMARTESİ HER REKATINDA BİR FATİHA ÜÇ İHLAS OKUMAK SURETİYLE DÖRT REKAT NAMAZ KILDIKTAN SONRA \n\nAYETEL KÜRSÜYÜ OKUYAN KİMSEYE ALLAHU TEALA HER HARFİNE BİR HACC BİR UMRE VE GÜNDÜZÜ SAİM GECESİ \n\nKAİM BİR SENELİK SEVAP VE YİNE HER HARFİNE BİR ŞEHİD SEVABI VERİR. AYRICA KIYAMET GÜNÜ PEYGAMBER \n\nVE ŞEHİDLER İLE ARŞIN GÖLGESİNDE OLUR BUYRULMUŞTUR \n\nCuma günü sabah namazından önce, “Estağfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüv...el hayyel kayyume ve etubü ileyh” okuyanın, deniz köpüğü kadar da olsa, bütün günahları affolur)  [İbni Sünni] \n\nÇarsamba Günü: \nل آ ا ِ ل ـ َ ه َ ا ِ ل ا ّ َ ا ل ل ه ُ خ َ ل ـ ِ ص ً ا م ُ خ ْ ل ِ ص ً ا \nLâ ilâhe illellâhü hâlis...an muhlisâ (100 defa)\nManası:' Halis ve mulis olarak lailahe illallah \n\nSali Günü: \nا ل ـ ّ َ ل ه ُ م ّ َ ص َ ل ِ ّ ع َ ل ـ َ ى م ُ ح َ م ّ َ د ٍ و َ ع َ ل ـ َ ى آ ل ِ م ُ ح َ م ّ َ د ٍ و َ س َ ل ـ ّ ـ ِ م ْ ت ـ َ س ْ ل ِ ي م ً ا ك ـ َ ث ِ ي ر ً ا \nAllâhümme salli alâ muhammedin ve alâ âli Muhammedin ve sellim teslîmen kesîrâ (100 defa)\nManası:'Çokça teslimiyetle ve selametle yapılan dua ve selam Muhammed'e ve onun ailesine olsun.' \n\nSALI GÜNDÜZÜ & GECESİ YAPILAN İBADETLER \nSALI GÜNDÜZÜ YAPILAN İBADETLER: \n\nİHYAU ULÜMİDDİN CİLD: 1 HADİS NO: 614 SAYFA: 539 \n\n...SALI GÜNÜ GÜNDÜZÜN ORTASINDA VEYA GÜNEŞ YÜKSELDİKTE KİM Kİ, HER REKATINDA BİR FATİHA BİR AYETEL \n\nKÜRSÜ VE ÜÇ İHLAS OKUMAK SURETİYLE ON REKAT NAMAZ KILARSA YETMİŞ GÜN DEFTERİNE GÜNAH YAZILMAZ. \n\nBU YETMİŞ GÜN İÇERİSİNDE ÖLÜRSE ŞEHİT OLARAK ÖLÜR VE YETMİŞ SENELİK GÜNAHI BAĞIŞLANIR. \n\n■ SALI GECESİ YAPILAN İBADETLER: \n■ İHYAU ULÜMİDDİN CİLD: 1 HADİS NO: 624 SAYFA: 545 \n■ SALI GECESİ HER REKATINDA FATİHA İHLAS VE FELAK VE NAS ON BEŞER KERE OKUMAK SURETİYLE İKİ REKAT \n■ NAMAZ KILDIKTAN SONRA ONBEŞ AYETEL KÜRSİ OKUYUP ONBEŞ KERE İSTİĞFAR EDEN KİMSEYE ALLUHU TEALA \n■ BÜYÜK ECİR VERİR. \n■ İHYAU ULÜMİDDİN CİLD: 1 HADİS NO: 625 SAYFA: 545 \n■ SALI GECESİ HER REKATINDA BİR FATİHA VE YEDİŞER KADİR SURESİNİ OKUMAK SURETİYLE İKİ REKAT NAMAZ \n■ KILAN KİMSEYE ALLUHU TEALA CEHENNEMDEN AZAT EDER VE CENNETE GİRMESİNE ÖNCÜLÜK EDER\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlük yapılacak olan özel ibadetler",
        "poet": "Mehmet Asa",
        "poem": "\n\nGÜNLÜK YAPILAN İBADETLER \nPERŞEMBE GÜNDÜZÜ & GECESİ YAPILAN İBADETLER \nPERŞEMBE GÜNDÜZÜ YAPILAN İBADETLER: \n\nİHYAU ULÜMİDDİN CİLD: 1 HADİS NO: 617 SAYFA: 541 \n\nPERŞEMBE GÜNÜ ÖĞLE İLE İKİNDİ ARASI İKİ REKAT NAMAZ KILAR BİRİNCİ REKATTA YÜZ FATİHA YÜZ AYETEL \n\nKÜRSİ, İKİNCİ REKATTA YÜZ FATİHA YÜZ İHLAS OKUDUKTAN SONRA YÜZ SELAVAT GETİRENE ALLAHU TEALA \n\nRECEP ŞABAN RAMAZAN AYI ORUÇ TUTANLARIN SAYISINCA SEVAP ALIR. \n\nPERŞEMBE GECESİ YAPILAN İBADETLER: \n\nİHYAU ULÜMİDDİN CİLD: 1 HADİS NO: 629 SAYFA: 547 \n\nPERŞEMBE GECESİ AKŞAM İLE YATSI ARASI İKİ REKAT NAMAZ KILIP HER REKATINDA FATİHA AYETEL KÜRSÜ VE \n\nFELAK NAS SURELERİNİ BEŞER KERE OKUR VE NAMAZDAN SONRA ON KERE İSTİĞFAR EDER SEVABINI ANNE VE \n\nBABASINA BAĞIŞLARSA ONLARA ASİ OLSADA HAKLARINI ÖDEMİŞ SIDDIK VE ŞEHİTLER MERTEBESİNE YÜKSELİR. \nBir açıklama ekle \nPERŞEMBE GÜNDÜZÜ & GECESİ YAPILAN İBADETLER \nPERŞEMBE GÜNDÜZÜ YAPILAN İBADETLER: \n\nİHYAU ULÜMİDDİN CİLD: 1 HADİS NO: 617 SAYFA: 541 \n\nPERŞEMBE GÜNÜ ÖĞLE İLE İKİNDİ ARASI İKİ REKAT NAMAZ KILAR BİRİNCİ REKATTA YÜZ FATİHA YÜZ AYETEL \n\nKÜRSİ, İKİNCİ REKATTA YÜZ FATİHA YÜZ İHLAS OKUDUKTAN SONRA YÜZ SELAVAT GETİRENE ALLAHU TEALA \n\nRECEP ŞABAN RAMAZAN AYI ORUÇ TUTANLARIN SAYISINCA SEVAP ALIR. \n\nPazartesi Günü: \nل آ ا ِ ل ـ َ ه َ ا ِ ل ا ّ َ ا ل ل ه ُ ع َ ز ِ ي ز ٌ ج َ ل ِ ي ل ٌ ي َ ا ع َ ز ِ ي ز ُ ي َ ا ج َ ل ِ ي ل ُ \nLâ ilâhe illellâhü aziyzün celiylün yâ aziyzü yâ celiyl (100 defa)\nManası:'o Aziz ve Celil dir.Allah'tan başka ilah yoktur.' \nPAZARTESİ GÜNDÜZÜ YAPILAN İBADETLER: \nİHYAU ULÜMİDDİN CİLD: 1 HADİS NO: 612 SAYFA: 538 \n\nPAZARTESİ KUŞLUK VAKTİ HER REKATINDA BİRER KERE FATİHA, İHLAS, KUL EUZÜ Bİ RABBİL FELAK, VE NAS OKUMAK SURETİYLE İKİ REKAT NAMAZ KILIP SELAM VERİNCE 10...İSTİHFAR VE 10 SALAVAT GETİREN KİMSENİN \n\nALLAH'Ü TEALA BÜTÜN GÜNAHLARINI BAĞIŞLAR \n\nİHYAU ULÜMİDDİN CİLD:1 HADİS NO: 613 SAYFA: 539 KİMKİ PAZARTESİ GÜNÜ 12 REKAT NAMAZ KILAR VE HER REKATINDA FATİHA İLE AYETEL KÜRSİYİ BİRER DEFA OKUYUP BİTİRİNCE 12 İHLAS OKUR, VE 12 İSTİHFAR EDERSE KIYAMET GÜNÜ FALANCA NEREDE GELSİN SEVABINI ALSIN DİYE ÇAĞRILIR…. VERİLECEK İLK MÜKAFAT BİN ELBİSE VE BİR TAÇTIR BUYUR CENNETE DİYE CENNETE DENİLİR.100 BİN MELEK KENDİSİNİ İSTİKBAL EDER…TAKİ PARLAK NURDAN MAMÜL BİN KÖŞKÜNE GİDİNCEYE KADAR. \n\nPAZARTESİ GECESİ YAPILAN İBADETLER: \nİHYAU ULÜMİDDİN CİLD: 1 HADİS NO:23 SAYFA: 544 KİM Kİ \n\nPAZARTESİ GECESİ 1. İNCİ REKATTA FATİHA VE İHLAS SURELERİNİ 10 KERE, 2. İNCİ REKATTA 3. ÜNCÜ YİRMİ \n\n3. ÜNCÜ REKATTA OTUZ, 4. ÜNCÜ REKATTA İSE KIRK KERE OKUMAK SURETİYLE 4 REKAT NAMAZ KILAR \n\nVE SELAMDAN SONRA 75 KERE İHLAS OKUR, KENDİSİ, ANNE VE BABASI İÇİN 75 KERE İSTİHFAR EDER \n\nSONRA ALLAH'TAN HACETİNİ DİLERSE ALLAH'U TEALA HER İSTEDİĞİNİ KENDİSİNE VERİR. \n\nCumartesi günü: \nل آ ا ِ ل ـ َ ه َ ا ِ ل ا ّ َ آ ن ْ ت َ س ُ ب ح َ ا ن َ ك َ ا ِ ن ّ ـ ِ ى ك ُ ن ْ ت ُ م ِ ن َ ا ل ـ ّ َ ظ ا ل ِ م ِ ي ن َ َ \nLâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minez zâlimiyn (100 defa)\n\nSeyyah Seyyahh CUMARTESİ GÜNDÜZÜ YAPILAN İBADETLER: \n\nİHYAU ULÜMİDDİN CİLD: 1 HADİS NO: 620 SAYFA: 542-543 \n\nCUMARTESİ HER REKATINDA BİR FATİHA ÜÇ İHLAS OKUMAK SURETİYLE DÖRT REKAT NAMAZ KILDIKTAN SONRA \n... \nAYETEL KÜRSÜYÜ OKUYAN KİMSEYE ALLAHU TEALA HER HARFİNE BİR HACC BİR UMRE VE GÜNDÜZÜ SAİM GECESİ \n\nKAİM BİR SENELİK SEVAP VE YİNE HER HARFİNE BİR ŞEHİD SEVABI VERİR. AYRICA KIYAMET GÜNÜ PEYGAMBER \n\nVE ŞEHİDLER İLE ARŞIN GÖLGESİNDE OLUR BUYRULMUŞTUR. \n\nCUMARTESİ GECESİ YAPILAN İBADETLER: \n\nİHYAU ULÜMİDDİN CİLD: 1 HADİS NO: 632 SAYFA: 549 \n\nCUMARTESİ GECESİ AKŞAM İLE YATSI ARASINDA ON İKİ REKAT NAMAZ KILAN KİMSESE CENNETTE BİR KÖŞK İNŞA \n\nEDİLİR. BÜTÜN MÜMİNLERE SADAKA VERMİŞ OLUR. YAHUDİLİKTEN UZAKLAŞIR VE ALLAHU TEALANIN MAĞFİRETİNİ \n\nHAK ETMİŞ OLUR. \n\nNOT: AYRICA HERGÜN İÇİN GÜNDÜZ DÖRT REKAT İŞRAK NAMAZI \n\nNOT: ON İKİ REKAT KUŞLUK NAMAZI \n\nNOT: ALTI REKAT EVVABİN NAMAZI, ONİKİ REKAT TEHECCÜT NAMAZI \n\nBU NAMAZLARDA GECE KILINIR.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günü birlik",
        "poet": "Ali Uğurlu",
        "poem": "\n\nGÜNÜ  BİRLİK\nGurbette  hasretinden  yandığımda.\nGeliver  ne  olur  günü  birlik.\nSevdandan  naçar  kaldığımda.\nSeviver  ne olur  günü  birlik.\n\nÖzlemlerim  dağ  tepe  aşıyor.\nFeryadım  yürekler  yakıyor.\nBenden  gayrısı  vuslatı  yaşıyor.\nGeliver  hadi  günü  birlik.\n\nGecemi  gündüzümden  ayıramıyorum.\nSeveni  sevileni kayıramıyorum.\nYüreğimi  aşkınla  doyuramıyorum.\nGiriver  hadi  günü  birlik.\n\nNe  desem  gönlüme  söz  geçmiyor.\nVefasızlar  önünde  diz  çökmüyor.\nGururun  sevdama  boyun  bükmüyor.\nGeliver  hadi  günü  birlik.\n\nAnladım  sen  beni  sevmiyorsun.\nNasıl  olduğunu  haber  vermiyorsun.\nNe  halde  olduğumu  biliyormusun? \nArama  bir  daha  günü  birlik.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günn",
        "poet": "Ümit Fatma Uçar",
        "poem": "\n\nGün ardını döndü bana \nYar yönünü verdi toya\nNağme dokunur ruhuma\ndolanıyorum kuytularda\nÖzlem ile keder kol kola\n\nÜmit Fatma FIRAT\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günü Birlik",
        "poet": "İlhan İrem",
        "poem": "\n\nKış gecesi..\nEv sıcak..\nEv karanlık değil,\nAydınlık..\nBu ev o ev değil artık..\n\nİnsan kendeine ne kadar uzakta olabilirse,\n(Oluyor Bazen)\nO kadar uzaktayım\nSenden..\nBoşuna konuşma..\nGüzellikler olacak..\nOldu..\nÇirkinlikler..\nolacak iş değil!..\nTam yedi sene,\nYedi asfalt döşenmiş\nBu tozlu cıvıltılara..\nYedikat gökyüzünden indim\nGünü birlik..\nBirlikteyiz..\nŞimdilik..\nBirazdan sustururum seni..\nSustururum geçmişi,\nHerşeyi..\nAşarım zamanları bir dizi..\nBelirsiz bir yamayla kapanır\nYüreğimin deliği..\nDeliliği..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günü Birlik",
        "poet": "İlhan Karakoç",
        "poem": "\n\nBir kış sabahında\nSercelerin uzun dualarından sonra gelen sabahta\nKöpeklerin seslerini kesen\nYaşlı geceden sonra \nYorgun ayakkabılarla\nÜşüyen asvaltlar üzerinden \nHüzün dolu sokakların arasından\nBitkin ayaklarla\nBir dolmuşun korna sesiyle bozulan\nBir hayali bile tamamlamadan \nVe durakta\n\nBir kış sabahında\nNefeslerin ağızlardan çıkışının\nBuharlı treni andırdığı bir anda\nBir sercenin biricik kanında\nDuyabilmek sıcaklığı\nPaylaşabilmek \nKaldırıma boylu boyunca yatmış\nKöpeğin yalnızlığını\n\nBir kış sabahında \nElleri morarırcasına üşütmek\nKaşlarımızın ve bıkılarımızın\nYoğunlaşan suyla katılaştığı\nÜşüme hissinin kaybolduğu\nUykunun musallat olduğu\nHa dondum ha donuyorum \nDediğiniz bir anda\nCankurtaran gibi yetişen\nBir dolmuşun ansızın gelişi\nBir kış sabahında \nBir duygunun ilkbaharında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günlükler",
        "poet": "Yener Saraç",
        "poem": "\n\nAcının günlüklerini yazarak büyüdüm ben,\nİçinde kan ve öfke bulunan günlükler.\nBir gün bile, \nÇekinmedim bu günlükleri yazmaktan\nAma şimdi; \nAma şimdi korkuyorum.\nKalemi,elime almaktan bile çekiniyorum.\nBirgün bu günlüklerimi okuyanların,\nBeni acımasızca\nAma,\nAcımasızca yargılamasından korkuyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günü Birlik Aşk Seansları",
        "poet": "Özlem Ayşe Çiçek",
        "poem": "\n\nŞehrin ışıkları \nGökyüzünün yıldızlarını çaldığından beri \nSevgililer yıldızlara bakıp birbirini dileyemedi.\nO yüzden aşklar günübirlik hale geldi..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günü Biz Yarına Bıraktık Belki Dün Gelir.",
        "poet": "Abdüsselam Bügür",
        "poem": "\n\n.\n\nFelek bu nasıl bir düş-tü\nYürek bendımın\nBütün duvarları göç-tü.\n\nKırıldı dallarımda ki can uçtu\nBilemedik sevgili\nYeryüzünde sevmek mi suçtu? \n\nAldın ne varsa götürdün döktün\nSus ne olur aradığım sendin \nBütün çiçeklerin boynunu büktün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günü Gelince",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nGÜNÜ GELİNCE\n\nTopraktan borç aldım, ben bu bedeni,\nBorcumu öderim günü gelince,\nSeyrettim dünyaya, gelip gideni,\nGidenler ödüyor günü gelince.\n\nTeşekkür bekliyor, sanırım toprak,\nToprağa karışır, sararan yaprak,\nÖnüme gelirse, eğer son durak,\nBorcumu öderim günü gelince.\n\nCanlı cansız herşey toprağa döner,\nVarlık aleminde, her zerre döner,\nVarsa bir önerin var onu öner,\nBorcumu öderim günü gelince.\n\nYüzünü asmadın, hep gülüverdin,\nSebzeyi meyveyi önüme serdin,\nAçtın yüreğini hadi gir dedin,\nBorcumu öderim günü gelince.\n\nGökten bulut indi, can oldu sana,\nŞükrümüz var bizim yüce Rahmana,\nBeden bir elbise, sen toprak ana,\nBorcumu öderim günü gelince.\n\nVermem demedim ki, bu emaneti,\nDaranın dışında önemli net'i\nSenin olsun kemik deri ve eti,\nBorcumu öderim günü gelince.\n\nSünnetullah bize böyle buyurdu,\nİnsani emrine amade durdu,\nDünya gurbet ahret sonsuzluk yurdu,\nÖderim ne varsa günü gelince...................İNSANİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günü Gelmişse Sevdanın",
        "poet": "Mehmet Özer 2",
        "poem": "\n\nGünü gelmişse bir sevdanın:\nAnsızın yakalar seni.\nBir alış verişte,bir düğünde\nBir merdivende,\nSanki serseri bir ok\nSaplanır kalır yüreğinde\n\nGünü gelmişse sevdanın\nbir okulda, bir sınavda\nbir durakta, bir yolda..\nİki insanı karşılaştırır\nalakasız çıkmaz sokakta..\n\nGünü gelmişse sevdanın\nBir bakışta, bir gülüşte\nBir giyinişte,bir yürüyüşte\nbeklide bir kapıyı çalışta..\nBütün aradığın bir insanda eşitlenir\nbu sevda böyle işte.\n\nGünü gelmişse sevdanın\nBir gemide,bir trende, bir otobüste\nBelki bir tatilde, bir yemekte..\nGünü gelmişse sevdanın\nvurgun yeriz gezerken bir sahilde.\n\nGünü gelmişse  sevdanın\nyıkar duvarları,tanımaz sınırları\numursamaz  yasakları\nGünü gelmişse sevdanın,\nbeklemez zamanları\n\n            (19.01.2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günü gününe uymuyor",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nŞair şiirini yazar\nBölüm bölüm azar azar\nBu gün yazar yarın bozar\nGünü gününe uymuyor\n\nHer gün bir şiire gebe\nHer sözü kulağa küpe\nKâh umuma, kâh habibe\nGünü gününe uymuyor\n\nYazar vaktini anını\nÇevresini her yanını\nGeçmişini, yarınını\nGünü gününe uymuyor\n\nHayatı neyle meşgülse\nKolaysa, ya da müşkülse\nYazar iken ne şekilse\nGünü gününe uymuyor\n\nGenç yaşında sevdasını\nYaşlanınca vedasını\nVasiyeti, mevtasını\nGünü gününe uymuyor\n\nKulağı halktan yanadır\nDaha çok ağlayanadır\nDinleyene, duyanadır\nGünü gününe uymuyor\n\nHer şairin var bir yâri\nYazar doğduğu diyarı\nYazar gayri-ihtiyari\nGünü gününe uymuyor\n\nBirleşince ilham, sezgi\nMeydana çıkar bir ezgi\nHayat grafikli bir çizgi\nGünü gününe uymuyor\n\nMikdat der ki ben öyleyim\nGurbette iken köyleyim\nDün öyle bu gün böyleyim\nGünü gününe uymuyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günü yakındır",
        "poet": "Salih Yıldız",
        "poem": "\n\n*****\nKim hakiki zengin, kim yoksul fakir\nMeydana çıkacak, günü yakındır.\nKimin şükrü makbul, kim gerçek zâkir\nPerdeler kalkacak, günü yakındır…\n*\nKazanan kaybeden belli olacak\nNice akıllılar deli olacak\nDeli bildiğimiz veli olacak\nÇarıklar sıkacak, günü yakındır…\n*\nHeybem dolu sanan çok gafil kişi\nBu ister er olsun isterse dişi\nPara etmeyecek pişmanlık yaşı\nAnneden kaçacak, günü yakındır…\n*\nBuradaki altın orda teneke\nTahtı beğenmeyen arar kanepe\nNice şah geçinen olur sünepe\nŞefaat bakacak, günü yakındır…\n*\nGüç elinde iken garibi üzen\nZulm ile mazlumun üstünde gezen\nHelal haram bilmez heybeye dizen\nAğıtlar yakacak, günü yakındır…\n*\nFırsatı ganimet bilip azanlar\nMenfaati için yuva bozanlar\nKib-ri gurur ile esip tozanlar\nSahipsiz kalacak, günü yakındır… \n******\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günü Kurtarmak",
        "poet": "Recep Subaşı ",
        "poem": "\n\numutlar yol yol\nkaf dağı kavşak\nson umut dağın ardında\nson kahraman ejderhaya karşı\nemekler zayii bilekler bükük\nçabalar boş bugün\nsonumudumuz kırıldı kırılacak\nateş püskürüyor\nbir garbî söylüyor düşman\ndişleri arasında bir orkestra\nnotalar üzerimize geliyor\nson kahraman buhranlarda \nyandı yanacak\nasayı musa gerek\nkorkunun ecele faidesi yok\nbilmem yıkılan kaf dağı\numutlar biter mi\nyaş düşecek gözümüze kesin \nama bir kef dağı daha var mı\nya da fe dağı var mıydı\nşimdi beklemek prensi günü kurtarmanın adı\nbu sinde de böyleydi\nsadda da datda da\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günü Kurtarmak",
        "poet": "Mehmet Yaş",
        "poem": "\n\nBizim hayalimiz bizim düşümüz,\nGünü kurtarmaktan öteye gitmez.\nHüzünle sislenir her gülüşümüz,\nGünü kurtarmaktan öteye gitmez.\n\nMutluluklar kısa, acılar uzun,\nÜstüne krema sürsek de tuz’un,\nGüneşteki saltanatı bir buz’un,\nGünü kurtarmaktan öteye gitmez.\n\nHesap kitap işi başka bir sancı,\nRakamlar riyakar, harfler  miyancı,\nBir aylık bütçenin bütün kazancı,\nGünü kurtarmaktan öteye gitmez\n\nKurşun yarasından acı ihanet,\nSabrın sınırına sığmaz metanet,\nSözler bir yana da, kırk pullu senet,\nGünü kurtarmaktan öteye gitmez.\n\nGözetilmez ise hakkın rızası,\nÇözüm değil çıkan hükmün nizası,\nSuça teşvik eder suçun cezası,\nGünü kurtarmaktan öteye gitmez.\n\nYAŞ derki; bitmiyor dert saya, saya,\nKoysan da en ağır şartı yasaya,\nAciz ise oturanlar masaya,\nGünü kurtarmaktan öteye gitmez.\n\n                            19.12.2006\n\nŞair / Söz yazarı\n\nTlf. Ev: 0 368 261 85 84\nCep  : 0 530 512 73 76\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günü yazmak",
        "poet": "Abdullah Oral",
        "poem": "\n\nGÜNÜ YAZMAK\n\nBugün nasıl anlatılır bilmiyorum\nBaşka adı var,mı ölümün \n              Zulüm,ün ve ihanetin\n\nYüreğimde buruk bir acı\nGözlerimde öfke gezinmekte\nDudaklarımla oynaşırken dişlerim\nKanamaya yüz tut tu gün\nYine yaprak dökümünde dallar yine eylül\n\nÖz suyu kesildi dalların\nYenik düştük son bahara\nCan suyunu taşımıyor  kökler\nBu kaçıncı eylül bu kaçıncı ölüm\n\nÖlüm bile şaşırdı yolunu\nÇıldırtan bir öfke sabahta\nKızılcık şerbeti değil dudaklarımda kan\n\nYine yükseliyor güneş ağırdan ağır dan\nBen se ölmekteyim bu yutsuz utançtan\n\nBugün28 eylül\nÖlüme yatanlar kestiler rüzgarın soluğunu\nYaprak kıpırdamıyor \nGüneş yakmıyor teni\nEylülün sarı sıcağında\nÜşümüş\nAyşe nin ve özlem in elleri\n Bugün nasıl anlatılır bilmiyorum\n\n                                                                                 Eylül  2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günüm Gri",
        "poet": "Ayşe Tural",
        "poem": "\n\nBugün\nTüm sevgilerim\nTüm duygularım\nGri olmuş...\nTıpkı gökyüzündeki\nKocaman bulutlar gibi......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günül Sarayı Virane",
        "poet": "Fakı Haşimoğlu",
        "poem": "\n\nGönül sarayımda taş taş üstüne \nBırakmadı yıktı o yar insafsız\nAlaca karanlık güneş doğmadan \nTerk edipte gitti bu yar insafsız\n\nSevdiğim aşkımdı mezara kadar\nBinlerce hatıra haybeye zarar\nBilmem ne uğruna nerde ne arar\nTerk edipte gitti o yar insafsız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günümüz Çelişkisi",
        "poet": "Hamit Korken",
        "poem": "\n\nNefsinle yargılama, şiirlere sor beni\nYüreğimin sesine, kulak verip yor beni\nKadir kıymet bilmezin, anlaması zor beni\n***Günümüz çelişkisi, menfaat ilişkisi\n***Riya para hırs oldu,dostluklar bileşkesi\n\nNedir bu çekemezlik, kim! kimden alacaklı\nDaha dün can ciğerken, bu gün kanlı bıçaklı\nÇoğu fırsat peşinde, yüzler maskeyle saklı\n***Günümüz çelişkisi, menfaat ilişkisi\n***Riya para hırs oldu,dostluklar bileşkesi\n\nAnlamıyorum artık, sorguluyom kendimi\nSevgi ve hoş görüyü, enaniyet yendi mi! \nYoksa bu muzur illet, ecinninin fendi mi? \n***Günümüz çelişkisi, menfaat ilişkisi\n***Riya para hırs oldu, dostluklar bileşkesi\n\nİnsan neye sahipse, siretine nakş eder\nSüreten gizlesede, ef'alinden aks eder\nBöyle çirkin oyunla, sanma ki! hep raks eder\n***Günümüz çelişkisi, menfaat ilişkisi\n***Riya para hırs oldu,dostluklar bileşkesi\n\nDostluğa can fedadır, cana candan olanda\nBarınır mı sadakat, riya denen yalanda\nHırs ve para olmuşsa, geçerlilik zamanda\n***Günümüz çelişkisi, menfaat ilişkisi\n***Riya para hırs oldu,dostluklar bileşkesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "\r\n\r\n\r\n\r\n\r\n\r\n\r\n\r\n\r\n\r\nGünü mü olur?\r\n\r\n\r\n\r\n\r\n\r\n\r\n\r\n\r\n\r\n\r\n\r\nGünü mü olur?\r\n\r\n\r\n\r\n\r\n\r\n\r\n\r\n\r\n\r\n\r\n\r\nGünü mü Olur?",
        "poet": "Abdülnasır Yılmaz",
        "poem": "\n\nSevginin \nsevgilinin\nGünümü olur\nSevginin bu günü \nYarını \nDünümü olur\nBu gün sevgililer günü ise\nYarınlar sevmeyenlerin mi olur\nSevgi dediğin\nSevgili dediğin\nSonsuza dek sever\nSevgisi sonsuz olur\n\n14.02.2013=\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günümüz Kuralı",
        "poet": "Gökhan Şahin",
        "poem": "\n\nfareler arasında\nbir fare olmak\nolmaz\nkedi olacaksın\nfareler arasında\nkediler arasında\nbir kedi olmak\nolmaz\nköpek olacaksın\nkediler arasında\nköpekler arasında\nbir köpek olmak\nolmaz\nköpeği döven el \nsen olacaksın\ngünümüz dünyasında\nkural\nbudur\n\n08.09.1997\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günümüz Şiiri Üzerine Bir Değini-2",
        "poet": "Ali Tekmil",
        "poem": "\n\nGünümüz şiirinde önemsizi önemli gösterme, gerçeğin üstünü örtme ya da alalayıp sahte bir gerçek olarak sunma varyasyonları çokça yapılıyor. Sanatta ve özelde de şiirde yapılan bu varyete girişimlerinin çok da dayanaksız ve temelsiz olduğunu düşünemiyorum ben. Yani müdahale oldukça bilinçli ve sistematik.\n\nİnsanın tarihinde değerlerin alabildiğine değersizleşerek yerlerde süründüğü dönemler olmuştur. Topyekûn ' şeyleşme ' den etkilenmeyen ve zamanın, toplumun ve tarihin ortasında kocaman bir direk gibi duran bir kazık da vardır elbet: Egemen erk'in kendini ve dünyayı, alabildiğine kendine benzeterek yeniden üretme düzeneği. Bu,kendi gerçekliği  çürümüş, çoğunluk için her gün yeni felâketler ve yıkımlar doğuran bir ağır gerçeklik ise hele, yıkılış ve geleceksizlik de bir zorunluluksa elbette yapılan işin uzmanlık katsayısı da o denli yüksek olacaktır. Bugün ' yeni ortaçağın ' teorisyenleri iyi bilirler ki; bu dizge içinde bunalımdan çıkışın olanağı yoktur. Krizin bu denli uzun sürmesinin ve her kıpırdayışta daha da derinleşmesinin başka bir açıklaması olabilir mi? Bu dizge kendini ancak ' tarihin bittiği- F. Fukuyama ' alalamasıyla varedebilir. Ama nereye kadar? Kendi teorisyeninin ağzından özür dileyene kadar! Anlaşılmayacak bir şey yok: Konu sahibinin sesi'nin bile örtemeyeceği denli ağırdır, yaygındır.\n\nAncak hiçbir dizge insan öznenin toplumsal değiştirme kararlılığı olmadan sona ermemiştir. Böylece de, dolaylı olarak ' özne ' ve ' toplumsal ' kavramlarının öneminin ortaya çıktığını söylemiş oluyoruz.İşte zamanın can alıcı konusu budur: Özne, gerçek özne olmaktan nasıl vazgeçirilir; hele de toplumsal özne olmaktan...Postmodern dayatmaların da, yapısalcı ve yapı sökümcü vb. yeni gericilik manipülasyonlarının da hedefi budur: İnsanı tarihsel özne olmaktan uzaklaştırmak. Son yıllarda toplumsal'ın, toplumcu gerçekçiliğin sanattan ve özelde de şiirden kovulmasının nedeni budur. Toplumda her geçen gün yeni  yoksullar ortaya çıkmakta; yoksulluk kemiğe dayanmakta  ancak, ne gariptir ki, bu maddi durumun estetik ve sanatsal anlatımı ' doğasına uygun ' davranamamaktadır. Sanat ve şiir dünyasına baktığınızda mutlu insan, rahat ve sorunsuz toplum resminden başka bir resim görülememektedir. Müdahale her yerdedir ve sağlamdır:Tarihsel zor, böyle olmasını gerektirmektedir. \n\nBir de ilk bakışta hiç görünmeyen bir başka gerçek var ki, başlı başına yaralayıcı... Otosansür, ya da oto kontrol gerçeği... Bilinçli ya da zorlayıcı koşulların etkisiyle yapılan, ya da genel ' havaya ' uymak için ayak uydurulan kötü hal ve gidiş... Hele de bazı çok keskin teorik ve poetik değerlendirmelerle yapılanları var ki; sanırım en çok da bunlar zenginleştirmektedir 'manipülatif müzeyi.'\n\nDiyeceğim şiirimizin, kendi yeryüzü gerçeğinden sıyrılmasının ve rahatsız edici ' sendromlarından ' kurtuluşunun nedenleri çok... Böylece de bu varyasyonların sahiplerine şairlik, eleştirmenlik, edebiyat dünyasına - varsa - kabul edilmişlik, bazı fonlama payları, makam, kürsü vb. şeklinde de getirileri olabildiği bilinen bir gerçektir. E, böyle olunca da akıntıya karşı yüzmenin akılcı bir yanı kalıyor mu? Devir hesap - kitap devri değil mi? \n\nBen, bu durumun, 1980’li  yıllarda başlayan ve küresel kapitalizmin yeni saldırısıyla uyumlu olduğunu ve geçici olduğunu düşünüyorum. İnsan'ın, kendi gerçeğine döneceğine; yabancılaşmadan, kişilk yarılmalarından (şizofreni)  anarşist, nihilist ve diğer bunalım orijinli bakış açılarından arınacağına ve yeniden umudun, iyiliğin ve güzelliğin sanatını 'başa getireceğine ' inanıyorum. \n\nAli  Tekmil  /  02.04.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günümde Değilim",
        "poet": "Necati Keçeli",
        "poem": "\n\nGünümde değilim başım çok ağrır\n   İçinde tam tamlar geziyor kardeş\n   Gözlerim kararır kulağım segrir\n   Sanki biri bana kızıyor kardeş\n\n   Ellerim, ayağım tutmuyor sanki\n   Yüreğim daralmış atmıyor sanki\n   Yürüyorum ayak gitmiyor sanki\n   Ellerimde bende beziyor kardeş\n\n   Dünyamı dönüyor ben mi dönerim\n   Havamı sıcak kor gibi yanarım\n   Kendimi uyuşuk miskin sanırım\n   Bu uyuşma azdıkça azıyor kardeş\n\n   Canım kahvaltıyı hiç istemiyor\n   Ellerim gidiyor, ağzım yemiyor\n   Aynaya bakarım bir şey demiyor\n   Ayna melül, melül süzüyor kardeş\n\n   Aha bunları da zora ki yazdım\n   Sanki sabaha dek zom gibi gezdim\n   Neden ise bu gün canımdan bezdim\n   Vücudum bana yan çiziyor kardeş\n\n   Bilmem ki Necati nedir bu halim\n   Hiç iyi görünmez durum, ahvalim\n   Kaşıyıp dururum başımda kelim\n   Ellerim tünel mi kazıyor kardeş\n\n   Necati KEÇELİ\n   İZMİR 30.06.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günümüz Şiiri Üzerine Bir Değini- 1",
        "poet": "Ali Tekmil",
        "poem": "\n\nTürk şiirinin bugünkü sanallığa sürüklenmesinde dünyayı - verili / nesnel gerçekliği - algılama ve özümleme dinamiklerinin önemi yok mu? Sonuçta sanatçı bir verili gerçeklikten yola çıkar ve bu gerçekliği yansıtır, dönüştürür. Bu gerçekliğin, dünyanın şu durumunun ağırlığı mıdır, şiir içi ve dışı ' müdahaleler ' midir, ya da otosansür kurumu mudur ki nesnel gerçeklik, aslında sanattan ve özelde şiirden itilmektedir? \n\nSanatsal ürünün, üzerinde boy attığı felsefi ve tarihsel temel, onun biçimini de, iletisini de etkileyen bir ' eyleme ' tektoniği değil midir? Bütün kırılmalar, patlamalar, dağılıp toplanmalar bir coğrafyada olup bitmez mi? . Bu coğrafya,o coğrafyaya egemen erk tarafından sistemin isterlerine ve zorunluluklarına yönelik bütün yetkin kontrol mekanizmalarıyla ve lâyıkıyla kontrol ediliyorsa, aradan sıyrılıp insan oğluna ulaşabilen güzel ve iyi ürünlerin sahne alma olasılıkları da duruma uygun bir ölçüde rastlantısal değil midir? Ya da moda deyişle, ' marjinal.' \n\nBir de şiirin özellikle toplumsal alandan kovulması olgusu… İnsani öğelerden uzaklaşma ve insan için hiçbir şey söylemeyişi. Belki diyorum bu da; sistemin gayrı-insaniliğiyle ve insana - toplumsal / sosyal var oluşa - krizinden çıkış imkânı vermeme kararlılığıyla ilgilidir. Zira her halde bu da,  bu sistem içinde, insani bir çıkış imkânı olmadığındandır. Bunu herkesten daha iyi bilen egemen erkin kodamanları belki de sanatsal söylemi de buna göre ayarlama gibi bir zorunlulukla, kendilerini bağlamışlardır.\n\nBu durum çözülür mü? Bence. elbette ki, çözülür. Avrupa ortaçağının bile aşıldığı dünya tarihsel gidişinde bu  küresel ortaçağın da sonunu görecektir insan. Şimdiden bu küresel imparatorluğa hâkim olan güçlerin kendi aralarındaki çelişki ve sıkıntıların sahnenin önüne çıktığına şahit oluyoruz. Aralarındaki ' dengenin ' ve aldıkları payların 'âdiliyetinin' daha ne kadar süreyle statik kalacağını bilemeyiz. Ancak alttan alta cayırtı seslerinin de geldiğini kendi yazarları söylüyorlar.\n\nDiyeceğim; konu oldukça 'maddi ' bir konu ve felsefi, tarihsel arka planı da oldukça dramatik. Biraz da böyle bakmak gerekli, diye düşünüyorum. \n\nAli  Tekmil  /  20.03.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜNÜMÜZ TÜRKİYESİNDE KUVAYİ MİLLiYE",
        "poet": "Cavit Yahşi",
        "poem": "\n\nTarih, tekerrürden ibarettir. Türkiye, dış güçler ve içimizeki hainler tarafından öyle bir hale getirilmiştir ki Milli birlik ve beraberliğimiz tehlikeye düşmüştür. Bu durumda  Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Gençliğe Hitabesi’ndeki şu sözleri akla gelmektedir:\n\n“Bir gün istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile Aziz Vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve delâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleri ile tevhit edebilirler. Millet fakr-u zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir…\n\nEy Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! ”\n\nTürkiye aynen o tarihlerdeki gibi yoksulluk, hatta açlık sınırında bir sefalet içinde kalmıştır. Vatanda faili meçhul, çocuk kaçırma, organ ticareti, ırza tecavüz, beyaz kadın ticareti, porno, hatta çocuk pornosu (En iğrenç boyutta) , uyuşturucu (Hatta ekmek arası…  İlkokullara kadar inmiş durumda.) , kaçakçılık, kumar, gasp, hırsızlık, soygun, kapkaç, çek-senet sahteciliği, arazi mafyası, adaletin gecikmesi, mahkemelerde dosya birikmesi, rüşvet ve benzeri kanuna aykırı her türlü kirli iş almış yürümüş! .. Her gün gazete, radyo, televizyon ve internet gibi yayın organlarında, reklam yapılıyormuşçasına plânlı ve programlı bir şekilde, milletimizin imanını, inancını, kendisine güvenini sarsarak, Türkiye Cumhuriyeti’ni kültür emperyalizmi ve misyonerlik faaliyetleriyle parçalama, bölme ve yok etme çalışmaları aralıksız sürmektedir. \n\nÜlkemiz üzerinde yabancı devletlerin emellerinin tahakkuk etmesine zemin hazırlayacak her türlü taviz verilmeye başlamıştır. Avrupa Birliği Müktesebatının imzalanmasıyla yabancılara toprak satışları, Miyonerlik faaliyetlerinin serbest bırakılması, İstanbul Fener Rum Patrikhanesine Bağımsız devlet olma hakkı tanınması, Tarihteki Rum Pontus Devleti’nin uzantı faaliyetleri, Mardin’de Süryani Devleti kurma çalışmalarına göz yumulması, Heybeliada Ruhban Okulunun son hızla organizasyonu altıncı kol faaliyetleri, mafya ve terör organizasyonları… Yetmezmiş gibi bir de derin devlet tartışmalarının uluorta yapılmaya başlanması, ülkenin birlik ve beraberliğini tehlikeye sokmaktadır. Bu durumda halkımızın tek bir çatı altında bir araya gelmesi, bilinçlenmesi ve top yekûn bir tedbir alma faaliyeti içine girmesi gerekmektedir. Kuvayi Milliye bugün, önce dış güçlerin içimizdeki bölücü faaliyetlerine, aramızdaki vatan hainlerine karşı milli beraberliğimizi korumak ve pekiştirmek için gerektiğine inanılarak kurulmuştur. \n\nKuvayi Milliye asla hukuka aykırı bir faaliyet değildir. Halkımızın Milli birlik ve beraberlik konusunda bilinçlendirilmesini sağlamak, ülkemizin bölünmez bütünlüğünün korunmasına yardımcı olmak ve Türkiye’nin yeniden büyük bir kalkınma hamlesi yapmak üzere harekete geçmesi için  teşvik edici bir rol oynamak amacıyla faaliyete başlamıştır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günümüz Şiiri Üzerine Notlar-2",
        "poet": "Adnan Durmaz",
        "poem": "\n\nArtık günümüzde bin adet basılan şiir kitaplarının bile bu ülkede,bir kısmının eşe dosta dağıtılması dışında,şiir kitaplarının okunmaması; yayınevlerinin ‘şiir kitabı’ deyince uzak durmaları size ne düşündürüyor..Edebiyat dergilerinin yayıncılarına,şiir atölyelerinin şeflerine ne düşündürüyor..Dergilerinde eşinin dostunun şiir kitaplarını göklere çıkartanlara ne düşündürtüyor..Her yerde adı şair olarak zikredilen,ödüller alanlara ve onlara ödül verenlere ne düşündürtüyor..\nBunun bir sorumlusu yok mu..\n\nKaç tane adam gibi şiir eleştirmeni var,bilimsel bir bakışla şiire eğilen..\nEleştirmen varsa nerede..yoksa..ortadakiler nedir..\n\nArtık,günümüz şiiri üzerine laf ederken,muğlaklığı bırakıp,kime ne denecekse apaçık denme zamanı gelmiştir..Putların son yıkılışından bu yana  çok zaman geçti..Artık yeniden putların yıkılma zamanı gelmiştir..O zamandan bu zamana  medya adı verilen bir hortlak dolaşmaktadır ortalıkta; ve putlarını o seçmektedir..onlara rağmen putları yıkmanın tam da zamanıdır..Bu da  “bir kısım insanlar,şairler,tayfa” gibi sözcüklerle birileri eleştirilerek yapılamaz..\n\nŞiir atölyelerinde şiir öğrenildiğini hiçbir tarih yazmadı..hangi şablonu şiir diye öğreteceksiniz..bir edebiyat öğretmeni titizliğiyle şiirin uyak örgüsünü,hangi akımdan etkilenmiş olabileceğini  vb 'ni öğreterek şair yetiştirmek diye bir şey var mı..şairin atölyesi tüm yaşam ve tüm dünyadır..ustası hayatın ta kendisi ve gelmiş geçmiş tüm ustalardır..şiir tarihini,dünya şairlerini öğrenmek,kişinin kendi sentezini yaratma açısından ,kendi seçimleri dahilinde olmalıdır..şiire soyunan biri zaten  neyi kimi okuyacağını sizden öğrenecekse ancak  kendini tatmin eden bir öğrenci olmaktan öteye gidemez.. ben  birilerine şiir üzerine bilgi sunamam..sunsam bile sunduklarım onu şair yapmaya yetmeyecektir..eskiden dergi editörleri gönderilen her şiire dair kişisel düşüncelerini yazarlardı mektupla şaire,şimdilerde var mı bilmiyorum..istanbulda bir Tanju Cılızoğlu vardı sanat edebiyat 81 dergisini çıkartırdı,gerçek sanat dergisini çıkartan bir Güngör Gençay  vardı..şimdilerde şunu okuyoruz,falanca grubun falanca derginin tanışma yemeği falan filan.. \nŞiir severlerin bir biçimde toplanıp şiir üzerine sohbetler etmesi tartışması elbette güzeldir..bence meraklıları başına toplayıp ahkam kesmekten öte şairleri tartıştırmak konuşturmak daha da verimli olur kanısındayım..\nKendi çapında bir yerlerde  dürüstçe bir şeyler yapmaya çalışmak elbette güzeldir..geçenlerde simge adında bir dergiyle karşılaştım..fiyatı 3 lira..daha sonra www.antoloji.com  adresinde onların s’imge adında bir grupları olduğunu öğrendim..antalyada çıkan bu derginin  afyonun bir ilçesine 3 liraya ulaşması,gerçek anlamda bir çabanın ürünüydü bence..\n\nGünümüz şiiri değerlendirmem en başında su başlarını tutan sözüm ona devleri hedef almaktadır..dergilerle ilişkimi keseli çok oldu..dergilere yazı göndermiyorum..internet seçiciliğin olmadığı bir ortam değil..internet piyasa dergilerinden daha çok insana ulaşabilmenin yeri..burada doğru eğri  her tür insan okur sizi eğer okunmaya değer bir şeyler yazıyorsanız..şiirlerin altına yazılan palavraların dışında gerçek anlamda sizi istediğiniz düzeyde anlayacak insanlar da vardır..buradaki insanları küçümsemiyorum..ben Cezmi Ersöz’ü kendisiyle  yapılan röportajın altında eleştirdim..Hilmi yavuzu da eleştirdim..eleştirilerimde öğretici bir yan varsa okuyanlar  bir şeyler öğrenir..ama ben reçete veya şablon  sunma derdinde değilim..\n\nPosmodernizm-modernizm –popülizm derken tarihi boyunca hep muhalif olan şiir kendi çıkışını yapacaktır..putları kıracak olanlar  bir yerlerde birikiyor..sosyalist gerçekçi sanat günümüz koşullarına nasıl yanıt vereceğinin yolunu bulacak ve  putlar yıkılacaktır..\n\nSizin nerede durduğunuz ve durduğunuz yere dair ne yaptığınız önemli..atölye veya dergi..orada sizin ne yaptığınız ne ürettiğiniz ve nerede durduğunuz önemli.. o halde  baştaki soru en çok atölyelere ve  dergilere sorulmalıdır..sen  ne yaptın..bu berbat dünyaya karşı hangi şarkıyı söyledin ve insanlar onu senin dudaklarından alıp yüreklerine taktı..\n\nNOT:söylediklerim mutlak doğrular değildir..ancak ben eksiksem birileri çıkıp tamamlayacaktır; birileri yanlış yanlarını düzeltecektir\n\nADNAN DURMAZ\n2006-04-10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günümüz şiiri üzerine notlar-Yakından Bakın Onlara..Daha Yakından..-",
        "poet": "Adnan Durmaz",
        "poem": "\n\nYAKINDAN BAKIN ONLARA..DAHA YAKINDAN..\n                                                        (-Günümüz şiiri üzerine notlar-)\n\n                  “İlericilik yalnızca gerici güçlere saldırmak değildir.Yaşam için bir şarkı yazmak da ilericiliktir; böylesine berbat bir hale getirdikleri yaşamın başka bir yanının olduğunu söylemek de,güzel gün batışlarını,gün doğumunu,güzel kadınları,dostlukları,güzel sevgileri söylemek,en kötü koşullar altında yaşamın güzel ve yaşanmaya değer olduğunu söylemek; daha da güzelleştirmek için mücadele gerektiğini söylemek de ilericiliktir. Aşk şiiri ilerici şiirdir” diyor Yannis Ritsos,Aragon,onun şiirlerini ilk okuduğunda ‘gözlerinin dolduğunu ‘söyler; ve onu ‘çağımızın en büyük ozanı ‘kabul eder:”Başlangıçta onun çağımızın en büyük ozanı olduğunu bilmiyordum; yemin ederim ki bilmiyordum bunu.Zamanla,evre evre öğrendim,şiirden şiire,bir gizden ötekine geçerek” \n               Yannis Ritsos,Yunanistanın Peloponez bölgesinde 1 Mayıs 1909 da doğmuş.Önceden geniş toprakları vardı ailesinin,sonradan   kumar düşkünü bir insan olan babanın yüzünden,topraklarını kaybedip yoksullaşmıştır..,bir erkek kardeşi bu yoksulluk sürecinde  ölmüş,bir kız kardeşi delirmiş,annesi vereme yakalanmış ve  sanatoryumda ölmüştür..Ritsos da  vereme yakalanmıştır..Zor yaşam koşulları,üst üste gelen belalar,şu okuduğumuz birkaç satırda,inandırıcı olmayan bir yeşilçam filmini anımsatan,ama bir şairin var olduğu  gerçeğin ta kendisi...Ortaöğrenim sonrasında Atina’ya geldi,horlanma,aşağılanma,açlık,işsizlik içinde çeşitli işlere girip çalıştı, yaşamını sürdürebilmesi için.. sağlık sorunlarıyla birlikte  yaşadığı karanlık çaresizlik altında,sanki ölüm göz altına almıştı onu; ama onun iki büyük savunma silahı vardı tüm  bu olumsuzluklara karşı; ŞİİR ve DEVRİMCİ inançları..Giderek bu olağanüstü zor koşullarda her yıl bir şiir kitabı ortaya çıktı..Alman işgaline,kurtuluşa,İngiliz müdahalesine,iç savaşa,devrimci hareketin uğradığı yenilgilere tanıklık etti,bizzat içinde yaşayarak.Tutuklandı,sürgüne gitti..dört yıl sürgünlük yaşadı,1952 de özgürlüğüne kavuştu.1967 de albaylar cuntası  tarafından tekrar tutuklanarak,kendi ülkesinde esir kamplarında yaşadı, sağlık nedenleriyle 1970 yılı sonunda bırakılana kadar   orada kaldı..\n\n“ve bir gün eğer\nbeceriksiz gibi gelirse size dizelerimiz\nbir şunu hatırlayın\ngardiyanların burunları dibinde yazıldılar\nve böğürlerimizde süngü uçları” diyor büyük ozan,kendi dizeleri için\n\n             1902 Selanik doğumlu Nazım,belki çocukluk döneminde Ritsos benzeri bir yaşam sürmedi; ancak mevcut düzen ona Ritsos’tan hiç aşağı kalmayacak acılar çektirmiştir.”Fırtınalarını kendi yaratan adam “ der, bir yazar onun için..Askeri gemide kolları bağlı İstanbul boğazından geçerken,’tuvalete gitmek’ istemişti,onu diz boyu su ve sidik dolmuş  bir tuvalete görürdüler..orada,inatla,o suyun ve sidiğin ortasına bağdaş kurup oturan inattır Nazım..Türk ve dünya şiirinin büyük ustasının yaşamı fırtınalarda geçmiştir.Nazım da,sözcükleri tam olarak anımsayamıyorum ama,kendi şiiriyle ilgili olarak,şu anlamda  sözler söylüyor; ”Yoldaşlar,ben çok güzel şiirler yazabilirdim,eğer bu kadar hapislerde kaçaklıklarda,zorluklarda yaşamasaydım,biraz olsun rahat bir yaşamım olsaydı”  Nazım’ın yaşamının olağandışı zorluklarını burada yinelemiyorum,çünkü hala bir yara gibi ülkemizin bağrında kanayan sürgündür Nazım..\nDünyanın en büyük ozanları kendi yazdıklarını yeterince beğenmiyor..\n\n                “Adı, ‘‘yumuşak’’ anlamına gelen Hilmi. Soyadı ‘‘sert’’ demek olan Yavuz. Hilmi Yavuz; şair, felsefeci, üniversite hocası. Zaman zaman çeşitli yazarlarla, edebiyat dünyasının dışına taşacak kadar sert polemiklere giriyor. Kolay beğenmiyor, beğenmediğini açık açık söylemekten çekinmiyor ve bu tavrıyla edebiyat çetelerinin tekerine çomak soktuğuna inanıyor. Ona göre edebiyatçıları narsizm motive ediyor. Belli ki o da aynı kaynaktan besleniyor: ‘‘Şu anda Türkiye'de benden daha iyi şiir yazan birisinin olduğunu düşünmüyorum. Hiç tereddütüm yok. Hatta yalnızca Türkiye'de de değil...” Zeynep Güven,Hürriyet Gazetesi, 30 Ağustos 1998, Pazar “Hilmi Yavuz, 1987 yılında Zaman Şiirleri adlı kitabı ile Sedat Simavi Edebiyat Ödülü'nü alır. Ödülden sonra kendisiyle yapılan bir röportajda duygularını soran bir muhabire, kitabının ‘‘son elli yılın en iyi şiir kitabı’’ olduğunu söyler. Muhabir gülümseyerek ‘‘hocam biraz mütevazı olmak gerekmiyor mu’’ türünden bir laf eder. Hilmi Yavuz cevap verir: ‘‘Gayet mütevazıyım. Aksi halde son yüzelli yılın en iyi şiir kitabı demem gerekirdi’’. Bu sözleri gazetede gören bir şair dostu, şaşkınlık içinde Yavuz'a gider, ‘‘sen nasıl böyle söylersin’’. Hilmi Yavuz'un cevabı kısa olur: ‘‘Sen de söyle’’! ” Zeynep Güven,Hürriyet Gazetesi, 30 Ağustos 1998, Pazar  Günümüzün allame i cihanı Hilmi Yavuz’la ilgili olarak yukarıdaki alıntıyı yorumlamaya sanırım hiç gerek yok; hatta Emre Kongar’ın bir köşe yazısıyla bütünleştirmek daha yararlı olacaktır:“Bu değerli yazar ve şairimiz, belki de ilerleyen yaşının getirdiği bazı düş kırıklıkları ile, İkinci Cumhuriyetçiliği ile tanınan bir yayıncının yeni çıkarmaya başladığı bir dergide dedikodu yazmaya başladı. \nAslında daha önce, Sosyal Demokrat bir belediye başkanı olan Prof. Nurettin Sözen'in İstanbul Belediyesi'ndeki kültür işlerinden sorumlu daire başkanı olarak, dinci bir gazetede köşe yazarlığına başlaması da pek çok kişiyi şaşırtmıştı. \nDinci görüşlere yakınlığı daha önceden de bilindiği için ben bu tutumuna hiç şaşırmamıştım; ayrıca dincilik benim açımdan kınanacak bir tutum da olmadığı için, kendisini bazı arkadaşlar gibi ayıplamamıştım da. \nAma Hilmi Yavuz'un beni şaşırtan iki başka davranışı olmuştu daha önce: Birinci olarak, 1980 darbesinden sonra ünlü YÖK kurulduğunda, pek çok öğretim üyesi sakalları veya ideolojik tutumları bahane edilerek üniversiteden tasfiye edilirken ve örneğin ben sakalımı kesmeyi reddederek üniversiteden istifa ederken, Hilmi Yavuz'un kuzu kuzu o muhteşem sakalını kesip, dilini de yutarak üniversitedeki konumunu korumasını, bir aydın olarak kendisine pek yakıştıramamış ve ilk soru işaretini koymuştum isminin yanına. “Emre Kongar, Hilmi Yavuz Hilmi Yavuz'a Karşı başlıklı yazısından\n\nBunlar ne yazıyor; \nHilmi yavuz,İsmet Özel,Murathan Mungan vb.leri ne yazıyor..Ülkemizin içinde yaşadığı hayvanca sömürü düzenine,insanımızın yaşadığı vahşete karşı bunlar  hangi dizeleri haykırıyor..Şairlik yalnızca küçük burjuva duyarlılıklarını  hüzünlü bir keman teli gibi sürekli inceltmek midir..Dünyadan habersiz yaşamak mıdır şairlik..Kendi kendine ZUHUR ETMEK,kendini sultanüs şuara  ilan etmek, birbirinin hayalarına su serpmek,karşılıklı popo kaldırmak mıdır..\n“Kafasında uçuşan tüm bu düşüncelerin yanında, geçmişten beri sürdürdüğü zevk ve alışkanlıkları var Hilmi Yavuz'un. Örneğin içki masası onun için kutsal bir yer. Eski Osmanlı sofralarının içki terbiyesine uyarak, oturduğu masadan herhangi bir gerekçe ile kalkmıyor. Tuvalet ihtiyacını gidermek için bile. Çünkü bunu sohbete saygısızlık olarak görüyor. Masasında her zaman soğan ve sarımsak bulunduruyor. Soğanın yararlarını saymakla bitiremiyor:”…“Hilmi Yavuz, aldığı terbiye icabı, içki sofrasından herhangi bir sebeple kalkmıyor. Egemen Bostancı'nın birinci ölüm yıldönümünde Çiçek Bar'da verilen yemekte, Selahattin Hilav'la masada tam 9 saat kalmışlar.” Zeynep Güven,Hürriyet Gazetesi, 30 Ağustos 1998, Pazar\nne yaptıklarını anlamak zor olmuyor\n\nAYDIN MISINIZ?  Hilmi Yavuz’a sorsak,herhalde çok abes kaçar,bize kızar\nAYDIN AYDINLATIR \nSİZ KİMİ AYDINLATIYORSUNUZ\n“Hüviyetini kaybeden, irfanıyla alakasını kesen”, “Batı’nın yeniçerisi” dir. Cemil Meriç! e göre aydın “Sakson köleleri boyunlarında birer halka taşırlarmış.Üzerinde sahibinin ismi yazan halkalar.İşte aydınımızın hali.. “ der üstat..\n                     Türk Edebiyatında en çok tartışılan romanlardan biri olan Yaban’da Yakup Kadri şöyle diyor “Gün geçtikçe daha iyi anlıyorum; Türk aydını, Türk ülkesi denilen bu engin ve eşsiz dünyanın içinde bir garip yalnız kişidir. Bir münzevi mi? Hayır. Bir acayip yaratık demeliyim. Öyle ya, bir insan tasavvur edin ki, hangi ırktan, ne cinsten olduğu belli değildir. Kendi vatanı saydığı memleketin dibine doğru ilerledikçe, kendi kökünden uzaklaştığını hissediyor. Hissetmese bile etrafında hasıl olan boşluk, soğuk ve itici, acayip nebat olduğunu bildiriyor. Her memleketin köylüsüyle, okumuş yazmışı arasında derin uçurum var mıdır? Bilmiyorum. Fakat okumuş bir İstanbul çocuğuyla, bir Anadolu köylüsü arasındaki fark bir Londralı İngilizle, bir Pencaplı Hintli arasındaki farktan daha büyüktür.' Diyor..Kuşkusuz ki romanın genelinde daha çok köylüler  “okumuş bir İstanbul  çocuğunun” gözünden köylülerin aşağılanması ağırlıklı yer tutmaktadır.Oysa aynı halktır Büyük Kurtuluş  Savaşımında emperyalizmi  geldiğine pişman eden..\nFakat burada  önemli olan  Yakup Kadri’nin o yıllarda söylediği cümledir; ” Fakat okumuş bir İstanbul çocuğuyla, bir Anadolu köylüsü arasındaki fark bir Londralı İngilizle, bir Pencaplı Hintli arasındaki farktan daha büyüktür.' \n              Hilmi Yavuz,İsmet Özel,Murathan Mungan,hastane kapılarında içeriye alınmadan ölenler için ne yazıyor,sokaklarda dolaşan,hırsız olan  kötü yola düşen,işsiz kalabalıklar için ne yazıyor,ölüm oruçları için,ırak direnişi için ne yazıyor..Murathan Mungan’ın şiirleri gönlünüze ince bir papatya dalı gibi uzanıp sizi,süveyda noktanızdan yakalayarak yitik aşklarınızın hüznüne götürebilir; gözleriniz buğulanır o zaman,eski  zamanlardan bir gece gelir aklınıza,aya takılır gidersiniz..Şiir bizi en yaralı yerimizden yakalar çoğu zaman,en tomurcuk yanımızdan patlatır..Ama hep mi bu,hep mi sen ben,ya dışarıda ter içinde uzanan hayat,bir yerlerde kanla büyüyen umut..onlar yok mu..Bizim dışımızdakiler için yanmasını bilmiyorsak ne kadar insanız..\n               O bilmediğim İstanbul barlarında,şairler huşu içinde içer..Sülün gibi kızlar vardır karşılarında gözlerine ellerine,insan üstü bir  yaratığa,bir  tanrıya bakar gibi bakan..Kendi cinsel deneyimlerini aşk diye yazan bu zevat ne kadar şairdir..Ortaya çıktığı andan bu yana  Önce solcularla kavga edip küsüp giden yalnızdır İsmet Özel,sonra nereye gitmişse orayla kavgalaşmıştır, NEYİN KAVGASINI VERYOR İsmet Özel,Hilmi Yavuz ‘a göre’ edebiyatçıları narsizm motive ediyor’ AYRI bir megalomani İsmet Özel,Çünkü İsmet Özel,bu dünyada zulümle değil,oradan oraya hicret ederek,vardığı yerdeki  yazar çizerlerle kavgalaşıyor; aslında kendisiyle kavgalaşıyor.\n\n              Tumturaklı sözler yazmak değildir şiir..Süslü laflar değildir..Her dönemin putları,tumturaklıdır,süslü ve görkemlidir,cilalı laflarla sunulmuşlardır..Lat, Menat ve Uzza da Kabe’de nasıl görkemliydiler,kim bilir onlara bakan inanmışlar nasıl  bir yüz ifadesiyle bakıyorlardı..Bütün putlar  kırıldığında sıradan bir odun oldukları görülür..Burjuvazi kendi adamlarını  bin yıllardır halk damarlarından akan şiiri yok etmek için dizayn ediyor..\n               'Burjuvazi, gerçeklere gittikçe yabancılaşan bir şiir istiyor. can çekişen kapitalizm, şairin ekmeğe ekmek, şaraba şarap demesini tehlikeli buluyor. Şairin kendisini 'küçük bir tanrı' saymasını kapitalizm daha uygun görüyor. Bu konu ya da davranış, egemen sınıfları hiç mi hiç tedirgin etmiyor. Şair heyecanlanıp tanrılara özgü yapayalnızlığı seçince şairin satın alınması ya da ezilmesi zorunluluğu da kalmıyor. PABLO NERUDA\nBu süreç bin yıllardır vardı,yeni değil insanlıktan yana olanlar,kalabalıklardan yana olanlar ve bir avuç azınlığın ideolojisine uşaklık edenler..Bunu yaparken de    Sanat’ı sidik yarıştırmak sananlar..Eğer o zaman da medya ve burjuva basını olsaydı,Pir sultan da taşınamazdı günümüze kadar,Karac’oğlan da,Yunus da..Onların da önünü kesmek için elinizden geleni yapardınız..Ancak bir düşünürün dediği gibi “Halk ancak kendisini ana belleyenleri bağrına basar” Bu nedenle bin yıllardan bu güne  büyük ozanlar sizlerin sayesinde gelmedi.\n             “ Özgünlüğe inanmıyorum. Zamanımızda oluşturulan fetişlerden bir tanesi daha; baş döndürücü bir hızla çöküşüne gidiyor. Sanatçının kullandığı herhangi bir dil, herhangi bir biçim, herhangi bir yaratıcı vasıta ile erişilen kişiliğe inanıyorum. Ama bütün bütün özgünlük, modern bir icattır ve bir seçim hilesidir. Ülkelerinde, dillerinde ya da dünyada Baş Şair seçilmek isteyen kimileri var. Bunlar seçicileri bulmak peşinde koşarlar, krallık asası için yarışmaya yakın yeterlikte görünenlere hakaretler yağdırırlar ve şiir bir maskaralığa döner. “…”Belki de şair tarih boyunca hep aynı yükümlülüğü taşıdı. Sokağa çıkıp, şu ya da bu dövüşte yer almak şiirin alâmeti farikası oldu. Şair, kendisine isyancı dediklerinde korkmadı. Şiir başkaldırıdır. Şair, kendisine yıkıcı dediklerinde alınmadı. Hayat tüm yapılara üstün gelir ve ruhu yönetmek için yeni kurallar yaratır. Tohum her yere filizler sürer; tüm fikirler egzotiktir; her gün büyük değişiklikler bekleriz; insan düzeninin değişimini istekle yaşıyoruz: Bahar isyankârdır.”\nPablo Neruda\nBu alıntıları yapmamın nedeni yazımı süslemek değil,daha çok  burada kendini bu ülkenin şairi-i azamı sultanüs şuarası görenlerin komik durumlarını netleştirmek.\nAmacım,şiir sadece toplumcu  ana duyguları işleyen bir sanattır demek de değil..Ancak şairin toplumsal bir varlık olarak,bir aydın olarak olması gerektiği yeri vurgulamak..\nDünyanın en güzel aşk şiirlerini bu insanlar yazmadı mı:Nazım, Ritsos, Aragon, Mayakovski, Neruda..Aşk sadece bir avuç azınlığın ve küçük burjuva aydınının tekelinde olan bir duygu değil..Evrensel bir duygu olarak,daha çok,aşkı reçetesiz ve tanımsız yaşayanlar  aşk kıldı..\n“   …Bir burjuva, inan ki, Beethoven’in Yedinci Senfonisi’ni, bir devrimci kadar anlayamaz bence. \nBir burjuva, Lorca’nın şiirinin tadına, bir Marksist-Leninist gibi varamaz. \nİspanya İç Savaşı’nı yaşayan biri Rodrigo’yu nasıl bizlerden daha iyi anlarsa, bu da öyledir. Bilmem yanılıyor muyum? Hiç sanmam. “ diyor Deniz GEZMİŞ, asıldığında 24 yaşında olan bir insan söylüyor bunları..yaşadığı dönemin koşulların  ve inancının anlayışıyla yazılıyor sevda şiirleri de..Dervişin fikri ve zikri arasındaki diyalektik örtüşme,Hilmi yavuzdan,Cezmi Ersöz’e,gerçekliğini koruyor..\n\n                        2. yeniciler üzerine Asım Bezirci’nin bir kitabı var. Orada Ece Ayhan’a sorar “okuyucu senin yazdıklarını anlamıyor” Ece Ayhan cevap verir; “okuyucu dediğin leş kargasıdır, orospu çocuğudur” (inanmayan gidip bakabilir, Asım Bezirci, İkinci Yeni Olayı..Yakından bakalım onlara,daha yakından bakalım,bu gün ülkede şiir kitabı basmayı,şiir yazmayı sadece kendine has bir meziyet görenlere, Okuyucu denilen geniş kitleye,yani  bu ülkede yaşayan insanlara tepeden bakanlara yakından bakalım..Bize sunulanın içine bakalım,görelim ve anlayalım ki,şair kavramıyla onlar örtüşmüyor.. Nazım PUTLARI YIKMAYA  kalktığında Ece Ayhan gibilerine  ta o zaman vermişti yanıtını\n\nBehey! \nKara maça bey! \nHalka ahmak diyen sensin. \nHalkın soyulmuş derisinden \n                   sırtına frak giyen sensin. \nYala bal tutan beş parmağını \n                          beş çürük muz gibi, \nhomurdanarak dolaş besili bir domuz gibi. \nMeydan senin... \n                     mi dersin? \nHata edersin, \nbizde o göz var mı baksana! ! \nBen içirmek için sana \n                     kendi kara kanını \nbir ateş çemberle çevirdim dört yanını! \nSağa git \n        yok geçit, \nsola git yok, \nileri \n     geri \n          yok. \nKıvır kuyruk kalemini kalbine sok \nbir akrep gibi intihar et... \n……………\n\nBütün putlar er geç yıkılmaya mahkumdur..\n\nYazımı Neruda’dan bir alıntıyla tamamlıyorum şimdilik\n\n“Dizelerimden her biri açık olmaya çabaladı; şiirlerimin her biri yararlı bir alet olmaya çalıştı; şarkılarımın her biri yol ağızlarında bir toplanmayı işaretlemeyi ya da birinin, daha sonrakilerin üzerine yeni işaretler koyacağı bir taş veya odun parçası olmayı arzuladı.\n               Şairin görevlerini mantıki sonuçlarına ulaştırarak doğru ya da yanlış, bu karara vardım: Toplumda ve hayatta yükümlülüğüm alçakgönüllü bir partilininki olmalıdır. Bu kararı parlak başarısızlıklara, kimsesiz zaferlere, sersemletici yenilgilere tanık olduğum halde verdim. Kendimi Amerika'nın mücadeleleri içinde bir aktör bularak, anladım ki, insan olarak görevim; yeteneklerimi, birleşen halkların kabaran gücüne katmaktan, onlara maddi ve manevi olarak, tutku ve umutla katılmaktan başka bir şey değildir. Çünkü yalnızca o kabaran selden, yazarlar ve halklar için gerekli ilerleme doğabilir. Durumum sert ya da nazik itirazlara yol açtıysa, ya da açsa da, gerçek şu ki, geniş ve acımasız topraklarımızda eğer karanlığın çiçek açmasını istiyorsak, henüz okumayı öğrenmemiş -hatta okumayı hiç öğrenmemiş, henüz yazamayan- ya da bize yazamayan, milyonlarca insanın bir onur ortamında yaşamasını istiyorsak -ki bu olmadan, tam bir adam olmak mümkün değildir- bundan başka bir yolu kabul edemem.\n          Yüzyıllardır bedbahtlıkla damgalanan halkların sefaletini miras aldık -en cennetlik, en temiz halkların; taştan ve metalden harikulade kuleleri, göz kamaştıran, parlak hazineleri yaratan halkların; bugüne süregelen korkunç sömürgecilik çağında hayatları ansızın yıkılıp susturulan halkların.\n              Bize yol gösteren yıldızlarımız, mücadele ve umuttur. Ama tek başına umut ya da mücadele diye bir şey yoktur. Her insanda, tüm geçmiş çağlarla, zamanımızın ataleti, yanlışları, tutkuları, ivedilikleri, tarihin hızlı akışı birleşmiştir”\n\nTavsiye ediyorum:\nYANNİS RİTSIOS,şiirler,varlık yay,türkçesi,özdemir ince,herkül Milas,ionna kuçuradi\n\nAdnan Durmaz\n3 Haziran 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günüme",
        "poet": "Ümit Fatma Uçar",
        "poem": "\n\nSitem ettim düne\nEfkarı sardı\nHüzünle doldum\nDilim yetmiyor\nHangi yana dönem\nGün kabul günüm \nDertlere açıldı  perde\nSavruluyorum \nher yanım bir yerde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günümüz Usulü Süslenmek Gerek",
        "poet": "Mehmet Fatih Balta",
        "poem": "\n\nGÜNÜMÜZ USULÜ SÜSLENMEK GEREK\nŞiire şiirle seslenmek gerek\nEdep kaynağından beslenmek gerek\nTarih aynasından yansıyanlarla\nGünümüz usulü süslenmek gerek.\n                                    Serhat GÜLÜ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günümüzde",
        "poet": "Hasan Ulusoy",
        "poem": "\n\nDünkü dümenbazın bu gün iyisi\nİhanete çanak tutan kahraman\nÖnde giden devrin azgın ayısı\nKoşarak ardından yeten kahraman\n\nMünafık kinini içinde saklar\nMümin niyetini gözetir yoklar\nKırk kapıya uğrar kırk pislik koklar\nTemiz taşta yiyip yutan kahraman\n\nYanlışa alkış var doğruya inat\nYükseğe dönüş var alçağa kanat\nKonuşmak imandan evveli sanat\nİmanına küfür katan kahraman\n\nSiyasetçi yalan desin hoş desin\nFikir mikir gerekmiyor boş desin\nGöstersin ekmeği hadi koş desin\nSahibine çifte atan kahraman\n\nNamussuza köle olan uşakta\nMenfaate iman eden yavşakta\nAyrılık zilleri çalar kavşakta\nÜç kuruşa namus satan kahraman\n\nPuştların meskeni onların yurdu\nSayısı çoğaldı oldu bir ordu\nDüşman silahıyla kardeşin vurdu\nHasım kucağında yatan kahraman\n\nHasan Ulusoy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günün Birinde",
        "poet": "Cevdet Mirmahmutoğulları",
        "poem": "\n\nSevgi ve özlem \nHep içimizde\nGelir insanlık umudu\nGünün birinde\n\nFert milletle kaynaşır\nMillet ise devletle\nYürekler ve omuzlar\nYanyana ve birlikte\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günümüz var dedi HANIM...!",
        "poet": "Zeki Ulutaş",
        "poem": "\n\nGünümüz var dedi hanım,\npazar günü.\ntelaşı salıdan başladı\nevin altını üstüne getirdik.\nköşe bucak ne varsa\nelden geçirdik...\nüç gün önceden örtüler serildi\nyıllar önce aldığımız\ngaribim fırın pişirdi de pişirdi....! \n\nGünümüz var dedi hanım,\npazar günü.\ntelaşı salıdan başladı\ntelefonlar susmadı zır zır\nkorktum vallahi,sanki ordu geliyor\nüç gün önce terlikler dizildi\nyıllar önce aldığımız\neskimiş portmanto,silindi de silindi....! \n\nGünümüz var dedi hanım,\npazar günü.\ntelaşı salıdan başladı.\nkolayı,fantayı ayrı ayrı dizdik balkona\nkusur kalırmı hiç,cumadan geldi kaynana.\nerdik pazara geldi onüç on dört kişi..\nsalon yetmedi odaya geçildi..\nkilo kimin umurunda..\nsonraya kalır diye beklediğim\no güzelim börekler,yenildi de yenildi....! \n\nzeki ULUTAŞ\n\nKasım - 2007- salı\nmalatya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günün Derdi",
        "poet": "Arzu Dinçer",
        "poem": "\n\nHer sabah umut kapısı, \nYeni bir sayfa hayatta\nÇileler ertelenmiş zamanda\n\nEyy umut zamanın az, \nZamanın bitiyor\nBir güneş batımında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günümüzdeki Pazar",
        "poet": "Bayram Tunca",
        "poem": "\n\nKimi pasta bulamazsanız, ekmek yiyin der\nKimi et alamıyorsanız, tavuk/balık yiyin der\nBirileri de dün dündür/bugün bugündür der\nTuzu kurular yapmadıklarını halka yapın der\n\nKimi havyar yerken, kimi açım dese işitir azar\nDuyup gördükçe olanları, içimdeki yaram azar\nAh öyle bir pazar ki; şu tanık olduğumuz pazar\nNe duyulmuş/ne görülmüştür böylesi bir pazar\n\nBayram yalan değil, asrımızın gerçeklerini yazar\nHaksızlıkları görüp duydukça içindeki yarası azar\nEğer görse halkın refahını gönlü olur sanki hazar\nYediğinden yedirmeyenlere Nebi ve Rab ne der? \n\n02.02.2002-02.02\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günün Dostu",
        "poet": "Aşık İsmeti",
        "poem": "\n\nÇiğ süt emmiş derken insan oğluna\nGör günün yareni gör günün dostu\nDüştüğün zamanda bakın haline\nBir günün yareni bir günün dostu\n\nİşin tersine gidip kalırsan naçar\nZor günde hep senden uzağa kaçar\nGördüğünde selam vermeden geçer\nVar günün yareni var günün dostu\n\nİSMETİ zamanlar su gibi akar\nGerçek dost olanlar uzaktan bakar\nKaragün içinde ortaya çıkar\nDar günün yareni dar günün dostu\n\n1986- Âşık İsmeti Sivas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günümüzde Kuma Veya Metres",
        "poet": "Murtaza Akbaş",
        "poem": "\n\nGünümüzde Kuma\nTarih akışında kurulan ve insan kaynaklı yasalar ile şekillenen devletlerin var oluş gücü, inançlarımız gereğince var eden (Yaratan)  gücüne bağlamayacak olursak küfre girmiş sayılırız. \nEğer inanan bir insan isek, var olan bir devletin varlığını var eden güce bağlamalıyız. \nİlahi tecelliyat sonucunda var olan devletin bayrağı altında yaşayan mümin veya mümine olan kimse Amentü süresinin verilerine göre bu ifademi reddedemez.\nMümin insanlar İslam’ın sabit olan değerlerini Evrensel İslam’dan ayrılmadan kutuplaşan devlet yapısına evrensel olan islam inancını harmanlayarak yaşar... Ve huzuru bulmakta zorlanmaz. \nKutuplaşan devletler inanç alanını zorlamıyor olduğu süre içinde, insan inancını özgür bir şekilde yaşadığı devlet ile barışık olunca mümin mertebesine erişir kanaatındayım.\nİnanç kriterlerini zora sokmadan yaşama şansı verilen devletlerin kural ve kaidelerine karşı gelerek, gerilim yapma eğilimindeki düşünce ve davranış şekli nifak (Bölücülük)  ihtiva eder.\n Bu gün birçok devlette medeni kanunu, ilahi değişim güdümünde tek nikâh aşamasına gelmiştir. Yani “var eden güç” (Yüce Allah C.C.)  insanların Kur’an-i kerimde, Nisa süresinin üçüncü ayetinde görmek istemediği tek eşlilik teşvik tavsiyesini insan kaynaklı kanunlara yasa olarak kabul gördürmüştür.\nBu gün birçok devlette erkek ikinci kadın ile nikâhlanmasını suç kabul eden yasalar mümin insan inancında yine Amentü süresinin verilerine göre yaratan gücün kudretini aranmalıdır.\nBu yasallaşma şeklinde çok daha önemli bir nokta var. Yaratan birçok günahın cezasını ahiret yaşantımıza sakladığını biliriz. Ancak tek eşlilik ihtarını hafife alan insan yapısına bakarak devlet yasalarında bu tercihi suç konumuna taşımakla cezayı da yaşam zeminine taşıdığını görüyoruz. (Tabi eğer görmek istersek.) \n      Ancak bütün bu tedbirlere rağmen kuma olmayı kabullenen bir kadını bu arzu ve isteği olan yaşam şeklini kimse engelleyemez.\n      Yani olay kadında başlar ve kadında biter.\nBir başka bakış acısı ile kuma, cinsiyet varlığını sadece bir erkeğe yaşam garantisi olarak satan bir kadındır.\nYani hayat kadınından tek farkı, hayat kadını kendini sayısız erkeye satıyor, kuma ve metres kendisini bir erkeye satıyor. \nBenim bakış acımda düzeni kurulu bir aile içinde diken gibi giren bir kadın cinsiyetini binlerce erkeye satan başka kadınlardan daha büyük bir tehlikedir.\n Ama İlahi adaletin işleyişini dikkate almayan insanlar hep vardır.\nMurtaza Akbaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günün kutlu olsun annem",
        "poet": "Şükrü Türkcan",
        "poem": "\n\nBizden  gideli   tam on bir yıl oldu \nGül bahçelerimin renkleri soldu \nSensiz günlerim  harap acı  doldu \nAnnem anneler günün kutlu olsun \n\nKeşke sen şimdi yanımda olsaydın \nSana sunduğum gülleri alsaydın \nOğlum diye boynuma sarılsaydın \nAnnem anneler günün kutlu olsun \n\nBiliyorum hep beni  görüyorsun \nDualarınla beni koruyorsun \nHer gün rüyalarıma giriyorsun \n    Annem anneler günü kutlu olsun\n\nAnneciğim gidişin  ani oldu \nGözlerimden kanlı yaş akar doldu \nYüreğim çok yandı kor ateş oldu \nAnnem anneler günün kutlu olsun \n\nOğlun Şükrü seni çok çok özlüyor \nAklına düşende boyun büküyor \nMezarına  gelip dua ediyor \nAnnem anneler günün kutlu olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günün kutlu olsun öğretmenim",
        "poet": "Hatice Ak",
        "poem": "\n\nFizik olarak iri kemikli \nGüçlü kuvvetli, biraz tombulca \nYüreği güpgüzel bir insandı \nErişilmezdi, çok büyüktü çocuk aklımda...\n\nBeş sınıflı bir derslikte \nOtuz kişiden mütevellit \nBir köy okulunun\nÖğretmeniydi Aypirin hoca…\n\nNe zahmetler çekermiş bizlerden \nBu dünya güzeli insan, şimdi anladım\nÖzel bir günü bile yoktu \nO zamanlar kutlayamadım…\n\nKırk yıl sonra da olsa \nHiçbir şey için geç değildi\nİyi ki vardın, ellerinden öpüyorum\nÖğretmenler günün kutlu olsun\nSevgili Öğretmenim…\n\n24 Kasım 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günün Kutlu Olsun",
        "poet": "Hıdır Altaş ",
        "poem": "\n\nBugün sizlerin anacığım\nGünün kutlu ve mutlu olsun\nSen her zaman gül,neşeli ol\nOğlum gurbette diye üzülme\nKoşarda gelirim anacığım\nKoşup elini öpmek isterim\nSana bir demet çiçek vermek\nHalini hatrını sormak isterim\nYollar uzun,dağlar engel bana\nÜzülme anacığım sen hiç\nYolları geçer,dağları aşar gelirim\nBen burda kızın başka yerde\nSense koskoca ıssız bir evde\nKader bu birgün elbet bitecek\nBirgün elbet sende güleceksin\nAma yıllar geçecek,bir asır gibi\nHasret bitecek,kavuşacağız anacığım\nTurhani hap yanında olmak ister\nİsterde eli kolu bağlı,çaresiz\nOturur,elinde kalem yazar,çizer\nAncak elinden bu gelir anacığım\nBugün anneler günü haberin olsun\nGünün kutlu ve mutlu olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günün Kutlu Olsun Öğretmenim",
        "poet": "Fikret Kuşçuoğlu",
        "poem": "\n\nBen seni\nEdirne’de, Van’da, Gevaş’ta \nBir kara tahta başında \nKutsal vatan topraklarında \nCumhuriyetin ilk harcı atılırken görmüştüm \nBir kararlılık bir yaratıcılık vardı bakışlarında \nGüven veriyordu duruşun,\nİnanç vardı gözbebeklerinde …\nTaşa çamura uzanıyordu\nKalem tutan ellerin …\n“Bu memleket, bu çocuklar benim” dedin\nGünün kutlu olsun öğretmenim \n\nBen seni,\nGencecik bir yedek subayken \nMenemen’de görmüştüm\nBaş koymuştun çağdaşlığın yoluna\n“Yeni biçilmiş bu gök ekin”\n“Bu taptaze fidan”\n“Bu gencecik cumhuriyet şehidi, kim” dedim\nHep bir ağızdan Mustafa Fehmi Kubilay dediler\n\nSonra, \nYediden yetmişe\nCehaletle savaşı anlatırken görmüştüm seni.\nBir baktım, tohumu ıslah eden ziraatçı,\nBir baktım, ilkyardımı öğreten hemşire,\nBir baktım,barışın elçisi\nCumhuriyetin bekçisi olmuş,\nGönüllere dolmuşsun …\nGünün kutlu olsun öğretmenim\n\nBen seni,\nGüneydoğuda,\nBir dağ köyünde\nBir ilköğretim okulunun önünde\nKaranlıkla nefes nefese bir gece yarısı,\nGöğsünü teröre siper ederken görmüştüm.\nZar zor çıkıyordu ağzından kelimeler …\nSeni pür dikkat ile dinledim …\n“Bayrak dalgalanacak” dedin \n“İstiklal Marşı söylenecek” dedin \nVatan uğruna, bayrak uğruna\n153 şehit verdin …\nŞimdi, bayrak da sensin\nVatan da sensin\nSana sadece öğretmen değil,\nKahraman densin …\nUykuların rahat,\nGeleceğin umutlu\nGünün kutlu olsun öğretmenim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günün Kutlu Olsun Babam",
        "poet": "Nihal Memil",
        "poem": "\n\nGünün kutlu olsun baba! \nSenden uzakta seni andığım,kaçıncı babalar günü..\nSaymadım,istemedim de...\nNe önemi var ki zaten..\nSen hep içimde olduğun sürece...\n\nHergünün kutlu olsun baba! \nHep bayrammış gibi yaşa..\nCanların hep uzakta..\nDağıldık oradan oraya..\nNe kadar toplamaya çalışsan da! \n\nEllerinle beslediğin üç kuşunu; \nSalıverdin kafeslerinden,başka yuvalara..\nBiri Fransa,biri İstanbul,biri Bodrumda..\nHiç endişelenme,hepsi ayrı güvende baba! \n\nŞimdi endişe sırası bizde..\nAnam sana emanet..\nOnu koru,gözetle..\nBizleri sakındığın gibi,\nSakın izin verme,acı değmesin bir yerine..\n\nHakkını bizlere helal et babam! \nOlamasak da herdaim,kanatlarının altında.\nBiliriz ki yerimiz mevcut,herzaman orada..\nHem bu dünya da,hem öteki tarafta..\nŞüpheye düşme sakın,\nCanların hep seninle baba!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günün Özeti",
        "poet": "Enver Özçağlayan",
        "poem": "\n\nSevinç'ten neşe,\n\nBuluttan rahmet umduk.\n\nBoş bulunduk...\n\n06.09.1995 Fatih-İST.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gunun Sonu",
        "poet": "Zihni Ozselmanoglu",
        "poem": "\n\nSonuna geldik bir gunun daha,\nYorgunluk cokuyor ustune sehrin.\nEvine varmak istiyor isinden cikan,\nNe guzeldi gun batimi ufukta.\n\nTelas bttmis insanlar cekilmis huzura,\nYandi birer birer sokak lambalari.\nHalinden memnun olan olmayan,\nGomuluyor gecenin karanligina.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "//..GÜNÜN SORUSU...Dil ve imgede gelişme var mı?",
        "poet": "Şiir Perisi Grubu",
        "poem": "\n\nGünümüz şiirinde, dil ve imge kullanımında bir gelişme görülüyor mu? \n\n_______________________ \n_______________________ \n\nSevim Erdoğan Tezel \n\nDil \nbence tamamen Türkçe anlamlar taşımalı \nBaşka milletlerin sözcükleri olmamalı. \n\nİmge bol günümüzde ama... \ngenellikle biribirlerinin ayaklarına basıyorlar \nyerinde ve doz aşılmadan olsun derim. \n\nBol imge şiiri güzelleştirmez \ndozunda olmalı yerinde kullanılmalı \nyorulmamalı okur. \n\n''Eşekte Paldım ben seni aldım' \nder gibi şiirler yazma \nderdi rahmetli dedem \ngüzel süsle yani 'Seni kaçıracağım \neşeğin eğerini sıkıladım korkma hadi gidelim, \nbize gidelim, ikimiz ölelim'. \ndiye yaz... \nDerdi. \n\n________________________ \n\nAydın SEVGİ \n\nEvet bir gelişme görülüyor ancak olumsuz yönde olduğunu düşünüyorum. \nBu imge çılgınlığının dozu biraz kaçmış durumda.Öyle ki şiirdeki akıcılık ve anlam karmaşık bir hal alıyor.Bu da okuyucuyu negatif yönde etkiliyor diye düşünüyorum....! \nŞiirdeki dile gelince,Osmanlıca kelimeler yer yer kullanılmalı.Biz Millet olarak zengin bir eedbiyata sahibiz.Eskisi ve yenisiyle çok güzel şiirler çıkabilir.Şiirde çok çok sadeleşmenin şiire zarar vereceğini dişiniyorum.Okuyucunun şiirde aradığı gizem,dil kültürümüzün ve bunun beraberindeki manevi derinliğin zenginliklerinden kaynaklanmaktadır.Bunu zedelemeyecek ölçüde ve dilimizde dejenere olmayacak şekilde ayarlamalı diye düşünüyorum. \nBazen eski kelimelerin kullanılmasındaki rahatsızlığın dile geldiğini görüyorum.Bunda kaygılanacak bir şey yok.Hatta faydalar vardır.Eğer ki biz,kendi geçmiş kültürümüze ait(Osmanlıca Arapça) ,dilimize girmiş kelimeleri kullanmaz isek,başka Milletlerin kelimeleri bu boşlıukları dolduracaktır.Bu hayatın değişmez kanunudur.Bir dil kendinden daha kuvvetli başka bir dilden mutlaka kelimeler almaktadır.Bu kaçınılmazdır.Bizim dilimizin zenginliği de eski kelime olarak tabir ettiğimiz kelimeler bütünüdür. \n\nSaygılarımla. \n\n__________________ \n\nGül DOĞAN \n\nŞimdi derin bir yaraya değinmiş oluyorsunuz :)   Benim açımdan özellikle asla imge kullanmaya karşı değilim ve de kullanmayı sevmiyorum açıkçası. Bazı okuduğum şiirlerde bir taklit var sanki özür diliyorum esinlenme tabiri belki daha yerinde olacak. Ama okuyucu bizi anlamak yazdıklarımızı kavramak zorunda mı? Tamam bazı yerlerde keyif veriyor tadı güzel ama ya tüm şiir. Analitik geometri çözmek için okumuyorum ben şiirleri. Ve günümüzde yerinde kullanılmadığı kanısındayım. İnsanın okurken keyif aldığı yazana feyz veren imgeler biraz daha varlık dergisi şairlerinde kaldı bana göre. Sevgilerle. Bu arada sayenizde şiir ve şair üzerine aşırı soru cevaplıyorum. Ama okuyanların bilmesini isterim ki asla otorite değilim acizane kendimi geliştirme çabam. Katkısı olan Deride ve Sevil ablalarıma teşekkürler. Selamlar.. Gül Doğan \n\n____________________________ \n\nSelçuk YAZICI \n\nhayat değişiyor anlatım da değişiyor \n\n______________________________ \n\nNesrin CANSEVER \n\nGünümüz şairi ciddi bir depresyon içinde kıvranan, eski hastalıklarını saramadan yeni hastalıklara kapılan ve birarada olma nedenlerini hızla kaybeden bir dünyada yaşıyor. \nÖyle bir dünyaki alarm sesleri hiç kesilmiyor. Sahte ve gerçek alarmlar birbirine karışıyor. Tehdit algılaması bozulmuş, muhakeme yeteneği körelmiş, sağduyusu hırpalanmış, kaygı; tüm insani ve doğal, içgüdüsel hislerin önüne geçmiş ve eylemlere asıl gerekçe olmuş. \nÖyle bir dünyaki, umuttan söz edenler aslında en derin kaygılar içinde sancı çekenler... \nÇelişkiler, şairin kendini doğru düzgün algılamasına bile engel olurken, bu keşmekeşi algılaması, çözümlemesi insanüstü bir gayret ve özel bir yeti istiyor neredeyse. \nDuru kalmak, her dönemkinden daha da zor. Kendine yönelerek, içine dönerek, hissedebilmeyi neredeyse insanüstü bir beceri kabul ederek, şair içine kapanıyor. Kalıplar, şairi sakinleştiriyor ve ona huzur veriyor. Çünkü herşey değişiyor, çözülüp dağılarak olumsuz yönde değişiyor. Şair, değişmezin peşinde sıkı sıkı kendi duygulanımlarına sarılıyor. Hissedebildiğim sürece varım, günümüz şairinin sloganıdır. Bu, bozulmak istemeyen insanın, samimiyet kadar çaresizlik de içeren savunma mekanizmasıdır. Pasif, şiddet içermeyen bir savunma. Bence içgüdüseldir. \nGünümüz şairi içerikten kaçıyor, dile ve imgelere yükleniyor; hatta sarılıyor, hatta üzerlerine biniyor ve kendini taşıtmaya çabalıyor. \nElbette şairin bu hali, günümüz şiirine yansıyor. İçerikte boğulan, dil ve imgelemle nefes almaya çabalıyor. Fakat giderek daha çok kendini imliyor, ötekinin içinde eriyor ve artık ötekini ayırtedemez hale geliyor. Dil, artık şairin kendi dili midir, bilemiyorum. Dilde gelişen aslında nedir bilemiyorum \n\n___________________ \n\nSevil NİZAMOĞULLARI \n\nBu gün nedense yanıtlar az oldu... :) \n\nGünümüz şiirinde dil ve imge bir değişim ve gelişim çabasında ama aynı zamanda kendi kendini tekrarı sanki.. Yeni olan çok az şey var. \n\n_________________________ \n\n_________________________\n\n\n"
    },
    {
        "title": "//..GÜNÜN SORUSU...Şiir mi müziğe, müzik mi şiire muhtaçtır?",
        "poet": "Şiir Perisi Grubu",
        "poem": "\n\n''Müzik; gürültünün düzenlenerek sanata döndürülmesidir. Şiir ise, kelime yığınlarının özel bir estetik biçim içinde düzenlenmesidir.'' mantığı ile düşünürsek; şiir mi müziğe, müzik mi şiire muhtaçtır? \n\n___________________________ \n___________________________ \n\nTurgut UZDU \n\nİlk yorum benden olsun. Şiirde ses kullanılacaksa müziğe, müzikte söz kullanılacaksa şiire ihtiyaç vardır. Sağlıkla kalınız. \n\n___________________________ \n\nSevim Erdoğan TEZEL \n\nEnstürimantal bir müzik dinlemek isteniyorsa tamam, \nbir de içine kelimeler katıp dinlenirse... \ndaha hoş olmaz mı. \nBen, ŞİİR e muhtac olan müziktir diyorum :))  \n\nSevim Erdoğan Tezel \n\n_______________________________ \n\nGül DOĞAN \n\nMerhabalar şu anda müzik ve şiir karışımı bir şey dinliyorum. Yılmaz Erdoğan Bu Yol Nereye Gider adlı şiirini dinliyorum ki harika. hangisi birbirini tamamlıyor derseniz müziği tamamlayan sözdür. Sözsüz medlodilerde güzel ama söz olunca kendinizi anılarınızı dilediklerinizi yaşadıklarınızı bulursunuz. Kendinizi bulursunuz. Bizim şarkımız denilen bir çok şarkı da şiirler söz olmuş aşka eşlik etmiştir. Sevgilerle. Gül Doğan \n\n____________________________ \n\nGülce ŞEREN \n\nbence müzik şiire muhtaç, enstrümantal dediğimiz söz olmayan müzikleri ne kadar az dinlediğimizi düşünün, o halde o müziğin bir söze bir şiire ihtiyacı vardır. güzel bir şiir müziksiz de yankı yapabilir ama söz olmayan bir çok müzik ne kadar dinlenir? (bazı istisna müzikler hariç tabii ki) ... gülce şeren \n\n__________________________ \n\nOzan EROL \n\nMüzik şiire muhtaçtır niçin diye sorusuna şu cevabı vermek isterim söz olmadan boş müzik işe yaramaz diye düşünüyorum \n\n__________________________ \n\nBurhanettin AKDAĞ \n\nMüziğin insan hayatındaki önemi ve yeri bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Elbette ki gürültü manasındaki yani desibeli kulak zarını zorlayanları ayrı tutmak isterim. \n\nMüziğin sadece sazlar eşliğinde çalınabilmesi söz konusudur. Ama çok güzel bir şarkının nağmelerinin etkili, etkileyici ve kalıcı olabilmesi için güftesinin yani sözlerinin çok önemi vardır. Günümüzde hala unutulmayan klasiklerin birçoğu şairlerimizin en güzel şiirlerine bestelenmiştir. \n\nBesteyi güfteden kesin çizgilerle ayırmak aslında çok da akılcı gelmiyor bana. Bir söze beste yapmanın ne kadar zaman aldığını ve verilen emeği de inkar edemeyiz. Ama bir şair olarak fikrim şiirin daha önemli olduğu yönündedir. Şu an özellikle de pop müziği için melodisi hazır eserlere söz giydirmek adına şiirlere fiyat biçildiğini de duydum Unkapanı müzik piyasasında. Şiir şairin kendisi, ruhu, nefesi yani herşeyidir. \n\n____________________________ \n\nNuman ŞAHİN \n\nKainatta sözden(kelimeden)    önce ses (müzik)    vardı.Sanatsal anlamda ikisi içiçe ve ikisi de birbirine muhtaçtır.Hem sözü, hemde bestesi güzel bir şarkı veya türkü düşünsenize.ne harika bir şeydir o kombinasyon..ben birini diğerine tercih edemiyorum...belki de sanat müziği tutkumdandır bu.. bilemiyorum... \n\n___________________________ \n\nNesrin CANSEVER \n\nBu mantıkla düşünürsek müziği küçümsemiş oluruz. \nNe LA, ne Si gürültü değil. \nMüzik ve şiir birlerine rakip olmadıkları gibi, birbirlerine muhtaç da değiller.. \nBirbirlerinin tamamlayıcı parçası ya da kurucu unsuru da değiller. \nBirini diğerine göre ya da diğeri bağlamlı tamamlamak yanlış. \nBiri tek diğeri tümleyen olamaz. Biri ast diğeri üst olamaz. \nİkisinde de ses var, ritim var. \nVe şu bir gerçek... Müziğin şiire ihtiyacı yoktur. Söze de ihtiyacı yoktur. İnsan sesi ile şakıyorsa, o seslerin kelimelere ve anlama ihtiyaçları yoktur. Ama şiirin bir kulağı hep müziktedir, sestedir, ritimdedir. \nAnlama ihtiyaç duyan kelimelerdir. Notalar değil. \nMüzik ve şiir flört ettiğinde, dans ettiğinde, seviştiğinde ya da aynı şeyi anlatmaya karar verdiklerinde uyumu sağlamaktan her ikisi de eşit oranda sorumludur. \n\n___________________________ \n\nTürkan DİNÇER \n\nGerçekten çok zor bir soru sorulmuş.. Sözsüz müzik kulağa ve kalbe hitap edebilir ama söz ile çok daha güzel ve anlamlıdır. \n\nMesela bağlamayı dinlemeyi çok severim, ama hele birde sazın tellerinde ona söz ile eşlik eden 'ille dostun attığı yaralar beni' dediğinde çok daha fazla anlam ifade eder. \n\nYani, ne müzik şiire, nede şiir müziğe muhtaçtır. ama ikisi bir arada olduğunda anlamı ve htabı çok daha güzel olur ve birbirini tamamlar diye düşünüyorum. \n\nSaygılar \n\n____________________________\n\nTürk Öğer KOÇ\n\n\n\nMuzik sadece ses degildir ayni zamanda duygu ve matematiksel bir armonidir, ayni matematiksel armoni farkli formullerle siirdede vardir birbirlerine ihtiyac olmaktan cok duygu ve emek duzleminde meteryalleridir, kullanmasini billen malzemeyi alir, Bestekarlik yada soz yazarligida ayri bir meziyet ve calisma alanidir, meteryal kullanacak olan ustanin tercih sorunudur, Rodrigonun Gitar Koncertosu yada opere parcalari siirsel bir anlatim icersede sirsel bir icerik olarak algilanmaz ayni bicimde siir icinde ardina ne kadar fon korsaniz yada estrumantal bestelenmedigi bestekarin emegi bulasmadikca siir olarak kalir...yasamda her sey birbirine bagimliligindan dolayi ihtiyac hissettirir kendini ama olmazsa olmazi olmaz... \n\n\n________________________________\n\nTürkan DİNÇER\n\n''Müzik; gürültünün düzenlenerek sanata döndürülmesidir. Şiir ise, kelime yığınlarının özel bir estetik biçim içinde düzenlenmesidir.'' mantığı ile düşünürsek; şiir mi müziğe, müzik mi şiire muhtaçtır? \n\n______________________________\n\nRabia BARIŞ\n\n\nŞiir ve müzik, şair ve şiir, gibidir. Bunlar birbirinden ayrılmaz ikilidirler, biri olmadan diğeri olmaz, olursa da yarım olur. Örneğin Radyonuzu açtınız sözsüz bir çalgı aleti var, diyelim ki çokta güzel, hatta bir an sizi cezp etti, yine uzun süreli dinleyemezsiniz. Eğer dinlediğiniz müzikte söz varsa bitmesini istemezsiniz, zaman zaman şair ne güzel söylemiş demekten de kendinizi alamazsınız. Şiir ile müziği böyle düşünebiliriz ayrılmaz ikiz kardeş gibidirler. Öte yandan şiir müziğe göre daha ağır daha oturaklıdır duygulu gönülleri alır götürür bilinmez diyarlara. Fakat şiir musikiyle ön plana çıktığı zaman bütün gönülleri titretir, evrenin ortak dili oluverir. Böylece herkese hitap eder. Bana göre söz ve müzik birbirine muhtaç ikilidir. \n\nRabia BARIŞ \n\n\n_________________________ \n\n__________________________\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günün  şiiri şairine tebrik  ve  selam  mahiyetinde...",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nHellal  sana bu kalem günü  yaz gündemi  yaz\ntutuştur  şu  gönlünde  aşkı  yaz sevdayı  yaz\nokut  buram  buramken vurmasın  sakın  ayaz\ngir  şairler yurduna  ordaki  toprağı  kaz\nkalem olmuş  bir pena gönlün  ise  cümbüş  saz\nhelal sana bu  kalem günü  yaz  gündemi  yaz\n\nYaz bu  cennet ülkemin  bütün hallerini  yaz\nbir çift  güvercin  uçur  tarihe  adını  yaz\nher bir  karış  toprağı emeği Mehmetlerin\nzulüm  gören  milletin bütün  efkârını  yaz\nbu millet emin  bir gün şad-ı  abat olacak\n\nDoğan  her yeni  çocuk anlında al  bayrakla\no gün  yakın  bu  güne şad-ı  abat  olacak\n\n23/Temmuz/2010/10:45/Cuma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günün Sözü...5. - Mustafa Kemal Atatürk",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\n** Benim naçiz vücudum bir gün elbet  toprak olacaktır ancak \nTürkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır...**\n\n***** Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk *****\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günün Sözü... 2.  - Mustafa Kemal Atatürk",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\n* Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin devlet halindeki varlığı'da\nasla kabul olunamaz...*\n\n****** Mustafa Kemal Atatürk - 22.04.1923  Ankara ******\n\n\n"
    },
    {
        "title": "//..GÜNÜN SORUSU...Şiiri ne zaman ve nasıl yazıyorsunuz? Her şey için şiir yazabilir misiniz?",
        "poet": "Şiir Perisi Grubu",
        "poem": "\n\nŞiiri ne zaman ve nasıl yazıyorsunuz? Her şey için şiir yazabilir misiniz? \n\n________________________ \n________________________ \n\nGül DOĞAN \n\nEn çok müzik dinlerken yazıyorum ama ben şair olmadığımı hep söylerim bu durumda bunlarda şiir değil ve de sadece kendimle hasbihal ediyorum diyede belirtirim. Herşeye yazar mıyım? Evet etkilemişse yazarım. Ama asla siyasi ideolojiler üzerine yazmam.. Sevgilerle. Gül Doğan \n\n________________________ \n\nZiya DOĞAN \n\nGünaydın arkadaşlarım, \nŞiir yazmanın zaman ve mekanı yoktur bence, bir duygu, bir olay, bir kelime, bazen bir ses şiirin katarını oluşturur, o duygu ile vagonlar yavaş yavaş dizilmeye başlar, başlangıcı bellidir şiirin, ancak bitiş zamanı şairin başka bir katar bulduğu anda sonlanır, süresi şairin duygu yoğunluğunun sürmesine bağlıdır, bazen birkaç saatte bitebildiği gibi, 8 ay süren şiirlerim de olmuştur, şairin dünya görüşüne, kendi kabuklarını çatlatması ölçüsüne göre sonsuz konu bulunabilir diye düşünüyorum. Sevgi ve saygılarımla. \n\n________________________\n\nSevim Erdoğan Tezel \n\nHerşey için evet... \nzamanı ve makanı değişir elbet. \n\nBir tövbekarın ağzından, yasak ilişkilerden, \nmadde kullananların feryatlarından tutun da... \nSadece yaşadıklarımı değil çevreden de algılanarak. \nKendimi de dinlediğim olur elbet ara sıra. \n\nGelir ilham gelmesine de \nhemen kaçar gider \nsonra uğraş dur ki... \nDamıtıp damıtıp, neşter elimde hep \ndidik didik... \naylarca. \n\nİşte ben \nbir gün, evet bu yolda hızla ilerlemekteyim \nve bu yoldan ayrılmayacağım. \nAdımın önüne ŞAİR sıfatı eklenene dek \n\nSoruyu kendime yöneltilmiş sanarak. \n\nSevim Erdoğan Tezel \n\n________________________ \n\nSuna DOĞANAY \n\nHerşey için şiir yazılabilir. Tamamen etkileşim meselesidir düşüncesindeyim. Her gün aynı sokağın, aynı evin önünden geçersiniz hiçbirşey görmezsiniz. Ama öyle bir an gelir ki; o her gün önünden geçtiğiniz ve farketmediğiniz nesnenin üzerinden sizi etkileyen bir ses yükselir. Ardından dizeler dökülüverir. Bir çiçeğin kokusu, bir arının çiçekle buluşması, bir çocuğun düşmesi, bir de o an ruhunuzdan kopup gelen sesler bütünlüğü tamamlanırsa şiir kendiliğinden doğacaktır. \nSevgilerimle. \n\n________________________ \n\nNesrin CANSEVER \n\nZaman’dan ve nasıl’dan geçtiğimde yazıyorum. \nHer şey için şiir yazamam. Bir şey için yazamadığım gibi. \nİlişkileri yazmak isterim. Diyalektiğin her şeye vurgu yaptığı ve bir şeyin diğer şeylerle arasındaki bağlarının olabildiğince sezildiği şiirler yazmak isterim. \n\n________________________ \n\nAhmet TIĞLI \n\nHerşey için şiir yazılır yeterki o sanatın olmazsa olmazı olan estetiğin yakalanmış olması gerekir.Her şairin nasıl şiir yazdığı konusu farklı olduğunu düşünüyorum.Ben nasıl yazıyorum onu söylemem bu soyut soruya daha anlam kazandıracağını ümit ediyorum.O zaman şairinde ummadığı bir zamandır.Ama ben bazı yerlerde ve mekânlarda iyi şiir yazdığımı gözlemledim.Sözgelimi,memleketim olan Abana ya giderim orada bir balkonum var,bir iki kadeh içerken dizeler adeta kafamda koşuşur.Birde Bodrum a Avta Tatil köyünde zorlanmadığımı gördüm.Nasıl oluyor.Önce bana bir cümle olarak gelir,sözgelimi'Melekler Yargılanır Günahsızlığından'.Bu cümleyi bir yere koyarım acele etmem bunun altına dize bulmak zor olmaz.Yazdığımı tekrar tekrar okurum belki yirmi otuz bunu yüksek sesle yaparım.O arada biryerde akıcılığın bozulduğunu hissederim.Hemen değiştiririm.Bu birkaç günde sürer,bir saatte.Benim için şiir son şeklini tamam dediğim zaman biter.Bazen konu aklıma gelir kurgularım yazarım,başlığı sonra ararım.Benim çalışma şeklim budur.Sevgiyle kalın. \n\nAhmet TIĞLI \n\n________________________ \n\nAtilla GÜLER \n\nHer zaman, her yerde ve her şey için şiir yazıyorum. Beni etkileyen bir olgu, bir kişi, bir tını veya sadece bir kelime bir anda şiir olarak dökülüyor. Kısacası benim için şiirin yeri ve zamanı yok. Sırf bu yüzden uykularımın bölündüğünü biliyorum :)\n\n________________________ \n\nAli Rıza ATASOY \n\nŞiirin zamanı, mekanı, konusu ve şekli önceden tespit edilmez bence; şiir gelir ve yazılır. Ben şahsen öyle yapıyorum. Çoğu kez şiir, bir anda gelir. Belki bir iş görüşmesinde, belki bir toplantı esnasında, yada seyahat anıda bir anda içime doğuverir. Bazen iş toplantılarında önemli bir gündem maddesini görüşürken birden birkaç dize de olsa şiir geliverir, görenler beni toplantıyla ilgili not alıyor zannederler. Bense o aniden doğan şiirin/çocuğun çığlıklarını kayda almakla meşgulümdür. Bazen bir yerden geçerken, bir yerde yemek yerken, sohbet ederken geliverir.O anda üzerimde kağıt kalem yoksa, hemen görevliye seslenirim “çabuk bana bir kağıt kalem getirin” diye, ancak kağıt kalem gelinceye kadar genellikle unuturum bir daha hatırlayamam ve o şiir /çocuk ölü doğmuş olur böylece.. Dolaşıp gezdiğim, seyahat ettiğim yerleri gözlemlerim; gördüğüm insanlar, olaylar, tabiat, bulunduğum mekan ve ortam bana hal diliyle bir şeyler söyler çoğu kez. Ve işte bunlar çoğu kez yeni bir şiir / çocuk olarak doğar. “Şu konuyla ilgili bir şiir yazmalıyım” dediğim de çok olmuştur, ama hiç birisini bugüne kadar yazamadım galiba. Örneğin; 1980’li yıllarda “Bir Ankara şiiri yazmalıyım” diye içimden geçirmiştim uzun süre, hatta kendi kendime mırıldandığım ilk dizesini bile hatırlıyorum şimdi; \n\n“Çıkrıkçılar Yokuşu’nda her akşam …” \n\nşeklinde başlıyordu galiba, ama aradan çeyrek asır geçti hala böyle bir şiiri yazamadım. \nKısacası; şiir öyle bir anda gelir ki mekanını, zamanını, konusunu, şeklini vs önceden kestiremem. Şiir gelip kağıda dökülmeye başladığı an; onun doğum sancısını ruhumda ve bedenimde duyarım, çevremle o an ilişkim kesilir.Eğer yanımda eşim, çocuklarım, yakınlarım dahil başkaları varsa; onları görmem, onları duymam ve bu büyük sancının ardından şiir doğar. Yeni bir bebeğe kavuşmuş anne-baba mutluluğu ile o yeni şiirimi en güzel giysilerle giydirerek son şeklini veririm.Ondan sonra; kesintiye uğrayan bir filmin kaldığı yerden tekrar başlaması gibi normal hayatıma kaldığım yerden devam ederim, yeni bir şiir / çocuğum doğuncaya kadar… \n\nTüm şiir dostlarına selamlar,saygılar…08/03/2997 – ali rıza atasoy \n\n________________________ \n\nBurhanettin AKDAĞ \n\nŞiirlerimin ilk başlangıç zamanı günün her saati olabilir. Tabii öncelikle bir olay, bir kelime veya doğa beni etkilediğinde şiirimin adı ve teması belirlenmiş olur. Ama şiire şekil vermek adına bütün uğraşımı gecenin en verimli saatleri dediğim en sessiz zamanlara saklarım. Çünkü duygularım ve ben baş başa kalmışızdır o an. Ama bir şiirin olgunlaşması için (tabii mana hariç şekil ve akıcılık olarak)  belirli bir sürenin geçmesini bekliyorum. Zaten bir hafta sonra şiiri sanki ilk kez okuyormuşçasına eksikleri hemen gözüme çarpar. Şiirin şiir gibi olması için bence bir süre bekleyip eksiklerinden arındırılması gerekir. \n\nEğer şair kendi duygu aleminde aklı her şeye yetiyorsa bunu şiire dönüştürmesi zor olmaz. Yani her konu için şiir yazılır, hayat sadece aşk şiirleri veya hüzün dizeleri yazılacak kadar dar bir çerçevede değildir. Elbette ki şairin kendi düşüncesine göre şiir yazması olağandır, ama bence konu sınırlaması yoktur ve olamaz. \n\n________________________ \n\nAydın SEVGİ \n\nŞiirin ne zaman geleceği hiç belli olmuyor.O an imkanım ne ise hemen yazarım.Daha sonra da düzenlerin. \nŞiir müsade ederse herşeyi yazabiliirm. \nSaygılarımla. \n\n________________________ \n\nFatma ÇAĞLAYAN \n\ngüzel bir soru... genelde basimi yastiga koydugum anda gelir...ve bazen karanlikta defterime yazmaya calisirim...sabah defterime baktigimda harfler savas halindedir... \nhersey icin siir yazilabilirmi sorusuna gelince...o anki duygu yogunlugunuza bakar... \n\n________________________\n\nNurcan GÖKSEL \n\nBİR KALEMİN UCUNDA \n\nKalabalıklarda biriktiriyorum \nSözlerimi, \nGeceleri düzene koyuyorum, \nSabaha karşı bir kalemin \nUcunda. \nYazıyorum, bilmiyorum! \nKaç sözcük, \nKaç kişi, \nKaç şehir \nHapsettim satırılar arasına.. \n\nNurcan Göksel \n\nBir şiirmle yanıt vermek istedim. Beğeniler farklı oluyor ama her şey için bir şiirim var. Ben gecenin her hangi bir saatinde ezberlerim yazacaklarımı küçük şiirde olduğu gibi yol bulur. \nHerkese sevgiyle. \n\n________________________ \n\nAbdulsemet TELİMEN \n\nBen en çok kendimle baş başa kaldığımda yani kendimle hasbihal etme ortamını yakaladığımda ve genelde geceleri daha çok yazıyorum :)\nbunun yanında şiir yazmanın bir vakti olmadığını düşünüyorum şiir bir duygu meselesi bazen yoğun duygu birikimi sonucu çok kısa bir zamanda çok uzunca bir şiir yazılabildiği gibi bazen de tam tersi uzun bir sürede çok kısa bir dörtlük üzerinde çalışmakta söz konusu olabiliyor beni etkileyen her hangi bir konu olduğunda o konu üzerinde yazabiliyorum saygılarımla \n\nAbdulsemet Telimen \n\n________________________\n\nKazım UZUN \n\nŞiir yazılmaz. O kendini yazdırır. Örneğin, bugün için şiir yazayım diye düşünmemiştim. Ama gruplarda bu güne farklı tarifler konmaya çalışılması beni etkiledi ve yazdırdı kendini. \n\nhttp://kazimuzun.azbuz.com/readArticle.jsp? objectID=5000000001228039 \n\nYani şiir zaman ve mekanını ya da konusunu kendi belirler, yüreğimizde hissettirdikleriyle.... Sevgilerimle... \n\n________________________\nErol ERDOĞAN\n\nDaha çok hüzünlü olduğum anlarda yazabiliyorum şiiri.Muhtemelen gecenin ilerleyen saatlerinde,kendimle baş başa olduğum zamanlarda yani. \nHer şeye şiir yazamıyorum.Önce derdi içime düşmeli bir duygunun,içimi daraltmalı ve çıkacak bir yol aramalı.İşte o anda,o duyguyu dillendirebiliyorum mısralarla. \nSaygılarımı sunuyorum.\n\n________________________\n\nİsmail TEKİN\n\n'şiir, insana sunulmuş yemek gibidir. \nve herkesin damak tadı farklıdır.' \n\nşiir yazmanın yeri ve zamanı olmaz bence. \nfransız bir şairin dediği gibi (yanlışsam düzeltin)\n'Şiirin ilk mısrası Tanrı vergisidir, gerisi şairin yeteneğine kalmıştır' \nsözü aklıma gelir ve hak veririm bazen. \n\n'şiir, duygu patlamasıdır, bazen zarar da verebilir insana.' \n\n1996'dan beri şiir yazarım. \nher yazdığım şiir sonunda aklımdan şu geçer \n' sanırım, bu en son şiirim olacak ve bundan sonra bir daha yazamayacağım.' \nnedense bu laf bayatladı bende. \nçünkü, 1996'dan beri yazdığım şiir sayısını bilmiyorum. \nşiir yazmak içinizde varsa eğer, yazarsınız ve engelleyemezsiniz. \n\n'şiir, kalp travmasıdır.' \n\n'şiir, aklın ve kalbin uyum içersinde birbiri arasında gelgitleridir.' \n\n' Aşk, kalbin zekatıdır; şiir, aşkın...' \n\nismail tekin(şiirbaz)\nhttp://www.antoloji.com/ismail_tekin \n\n________________________\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günün Sözü...6. - Aziz Sancar",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\n**  Bana verilen Uluslararası Nobel Ödülü aslında Atatürk ve Cumhuriyet\ndöneminin ödülüdür. Ben sadece onların bir uzantısıyım...**\n\n***  Prof.Dr. Aziz Sancar ***\n- 19.Mayıs.2016 -\n\n\n"
    },
    {
        "title": "//..GÜNÜN SORUSU...Taşlama şiirinde, dilin ölçüsü ne olmalıdır?",
        "poet": "Şiir Perisi Grubu",
        "poem": "\n\nTaşlama şiirinde, dilin ölçüsü ne olmalıdır? Edebi aşan bir taşlamaya aynı tarzla cevap vermek doğru mudur? \n\n_________________________________ \n_________________________________ \n\nBayram ARICI \n\nHalk şiirinde ölçü bellidir. \nBence cevap vermek doğru olmaz. \n_________________________________ \n\nİbrahim ÇOŞAR \n\nŞiirin türü ne olursa olsun hiç bir şiirde hakaret ve küfür olmamalıdır. Taşlamanın sözlük anlamında hakaret etmek yazıyorsa da bu onur kırıcı düzeyde olmamalıdır.Bir insanı eşeğe benzetmek te bir hakarettir (Gerçi bu dönemde bu eşeğe hakaret oluyor ya, zira insanlık o kadar ayağa düştü) \nTaşlama şiirler edeb ve usulunda yapılırsa şiirsel taşlama olur ve okuyan zevk alır. \n\n________________________ \n\nSevil NİZAMOĞULLARI \n\nTaşlama denilen halk şiiri tarzı bir hicivdir ve ince alay söz konusudur. Şair taşlarken, alay ederken sanat yapar. Bir kişi değildir hedefi, kimseye hakaret etmiyor, küfür etmiyor küçük düşürmüyordur. Okuyucunun yada dinleyicinin yüzünde bir gülümseme bırakır çoğu zaman. İşte sanat bu bence \n\n_________________ \n\nGül Doğan \n\nHiç öyle bir şeyler karalamadım. Açıkçası taşlamayı çok beğenerek okuduğumda söylenemez. Ama biri kötü diye kötü olunmaz sanırım. Kelimeler iyi birer oyuncaktır güzel oynayabilene. Bir şeyler vermek lazım almak değil. Almaktan kastım ise inatla almak. Tabi ki alıcı olmalıyız mesela bu sorular alıcı yanımızı harekete geçiriyor bence. Kötü ve edebi aşan her söz ve davranış sahibini yansıtır. Sevgilerle. \n\n____________________________ \n\nTürkan DİNÇER \n\nDostlar bugün sanki bana uygun bir soru sormuşlar. Taşlama, edebi ve ahlaki aşıyorsa o kişinin kendi yetersiliğinden kaynaklanır bana göre. Onun seviyesine düşüp ona göre cevap vermek onların seviyesine inmek demektir ki buda yanlıştır. \n\nŞair ve ozan karşısındakilere ders vermek, kardeşlik ve barış tohumlarını atmakla görevlidir. En azından ben böyle düşünüyorum. Eğer şair ve ozan bu bağları kopartacak atışmalar yapıyorsa atışmalar olduğu yerde bırakılmalıdır. \n\nSevgi ve saygılar \n\n____________________________ \n\nAydın SEVGİ \n\nElbetteki edep ölçüleri çerçevesinde kelimelerle satranç oynamaktır HİCİV. \nTatlı sert atışmalardır. \nSaygılarımla. \n\n________________________ \n\nGülce ŞEREN \n\ntaşlama bir sanattıır, ancak hiciv ustaları başarabillirler.. karşılıklı atışmada taşlamaya girer bence, karşı tarafa hakaret etmeden onu sinirlendirmeyi ya da güldürmeyi başarabilmektir... taşlama yapmak kıvrak bir zekaya sahip olmak gerekir... herkes yapamaz.. gülce şeren \n\n________________________________ \n\nNadir SAYIN \n\nBana kalırsa ‘taşlama’ diyince mutlaka seçilen sözcüklerin bırakalım ağır hakeret küfür boyutlarını.. olumsuz/çirkin olması gerekmez. Taşlama şiirin içeriğinde olan ince bir edebi dokunduruştur ve şahsiyetlik taşımamalı/tek şahsa yönelik olmamalıdır. Bilakis taşlamada herşeye karşın edibilik varsa ancak sanatsal boyutta taşlama olduğu söylenebilir diye düşünüyorum. Müsade edilirse kendim dahil kendimizi malesef olan ve halen devam eden bazı tatsız gelişmelerden şöyle taşlamıştım. \n\nDostlukla.. \n\nNadir Sayın \nÇay mı içelim, etik mi sindirelim? \n\nŞairler idik \nÇoşkulu dizelerle aşktan meşkten \nKurtardık vatanı düşman keşten \nTanrının nelere kadirliği dilden \n\nNehirlere \n________Denizlere \n________________Okyanusa \n________________________Yıldızlara \nSığmadık \n\nHalktan biri: \n\n“İyide halkın bağrından çıkan canlar \nÜlkesi adına kalbini ortaya dökenler \nİnsana dair kurtuluşa dualar edenler \nZihinlerini berrak pınarda yuyanlar \n\nBu akşama dostlarla muhabbetle \n__________çorba mı içelim \n_______________________simitle çay mı \n\nBana ‘et” andıran ‘Etik’ mi ne diyorlar \nKendi aranızda onu çiğneyip sindiremiyorsanız \nSöz verdiğiniz özde sohbet etmiyorsanız \nBütün onları nasıl başaracaksınız? “ \n\nNadir Sayın \n\n_________________________ \n\nBurhanettin AKDAĞ \n\nŞiir, edebiyatın en nezih dallarının en ende gelenlerindendir. Adı üzerinde adab, edeb kökünden gelen bir sanat dalında kelimelerin mecaz anlamında kullanılması ile yazılan her şiir taşlama olarak sanat değeri taşır. Zaman zaman hepimiz hece şiirlerimizde mecazen kelimeler kullanıyoruz. \n\nAma, alenen küfür içeren şiirlerin sanatla yakından uzaktan ilgisi olamaz, olmamalıdır. Düşünmeliyiz ki, dizeler yüreğimizden kaleme döküldükten sonra artık yalnızca bize ait değildir. Başka insanların okuduğu bir şiirde hep üslup hem de kelimelere özen gösterilmesi esastır ve gereklidir. \n\nNasıl ki küfürlü ifadeler içeren bir şiir şiir sayılmazsa, bu şiire verilen aynı tarzdaki bir cevabın da şiir olarak sayılmaması gerekir. \n\nHer zaman ölçülü, yerine göre oturaklı bile olsa edebi ifadeleri seçmeye özen gösterilmelidir şiir yazarken. \n\n_______________________________ \n\nNesrin CANSEVER \n\nSoru, son günlerde yaşanan gerginliğin yansıması sanırım. Objektif değil. Yanıtım da böyle olacak. İçinde yaşadığımız toplum depresyonda, insanlar da öyle. Bunun çok sağlam nedenleri de var. Değerler hızla tahriş oluyor, anlamlar bozuluyor. İnsanlar başa çıkamayacakları sorunlar karşısında yalnızlar, toplumsal destek bulamıyorlar. İnsanlar içinde yaşadıkları topluma bir çerçeve içinde tutunmak isterler. O çerçeve anlamlardan oluşur ve zımni bir bağımlılık anlaşması içerir. Anlamları bir yana bırakalım, onları üretecek araçlardan yoksundur insanlık, içinde yaşadığımız süreçte. Bağımlılık anlaşmaları hızla iptal edilmektedir. Tutunma çabası, insani bir çabadır. Kimi bunu yaşanan krizi yok sayarak ve bireysel var oluşuna kıskançlıkla abanarak, her türden düzeni reddederek yapar. Fakat bunu yapan da aslında bir başka düzenin uydumcusudur. Düzen kaçınılmazdır. Kimi krizi uysallıkla karşılar. Kimi aşınan normlara sıkı sıkıya sarılır ve direnmeye çabalar ki aşkta vefa, aileye sadakat, soyu yüceltme, inanca sarılma, ideolojiyi savunma budur. Kimileri ise başka türlü karşılar krizi. Hepsi tutunma çabası. Son günlerde sitede yaşananlar bu çabanın farklı türden ifadelerinin çatışmasıdır. Sokakta oluyorsa, elbette sitede de olacaktır bu türden çatışmalar. Önemli olan nasıl karşılandığı ve yönetildiğidir krizlerin. Şiir, etik kurumunun elemanı değildir. Ve kimse kimsenin şiirinin, düşüncesinin, duygularının, edebinin bekçisi, yargıcı, belirleyicisi değildir. Sorunu bu kadar yanlış algılamanın ve şiiri, bu kadar yaşam üstü, insanüstü, gerçek üstü süslü püslü bir forma sokmanın kime ne faydası olacak, anlamış değilim. Tutunmak isteyenleri anlamak bu kadar mı zor? Ve mesafede eşitliği korumak bu kadar mı imkansız? \n\n___________________________ \n\nAhmet TIĞLI \n\nEdebiyatın Arapça edepten geldiğini artık herkes biliyor.Yani edebiyatın hiçbir kolunda edepsizliğe yer yoktur.Bu ana koşuldur.Taşlamaya gelince taşlamanın bir özelliği var,burada yerme,ince hiciv,mizah söz konusu.Hicivde mizahta bir sanattır.Sanat deyince estetik özellik taşıması esastır.Sanat bizatihi kendisi hakaret içermez,aksi takdirde sanat olmaktan çıkar.Bu şuna benzer,erotizm bir sanat anlayışı olmasına rağmen pornografiyi sanat kapsamına alamayız.O zaman şöyle diyelim,edebiyatımızda hiciv ustaları büyük taşlamacılar var.Bunlar şair değil diyemeyiz.Şair Eşref,Neyzen Tevfik.Bunlar taşlama yaparken argo ve küfür anlamına gelecek ifadeler kullanmışlardır.Bunların yaptıkları mizahi ve hiciv çerçevesinde birilerine veya o zamanki devlet erkanına çatmışlardır.Kullandıkları da ince bir küfürdür.Halen bu şairler okunuyorsa ve yazdıklarına da şiir deniyorsa sanatın icabet ettirdiği estettik varsa,bütün ahlaki kurallardan sıyrılarak ben bunun altına imza atar sanat derim.Çünkü sanat bir yerde ne ahlaki ne de gayri ahlakidir sanat lâ(ahlakla ilgili değil)   ahlakidir.Aksi takdirde çıplak kadın ve erkek heykellerindeki erotik anlayışında reddi gerekir.Sanatı çok ahlak kurallarıyla değerlendirmeyelim derim.O zaman sanat özgürlüğünü yitirir.Üretici ve yaratıcı olamaz,her konuda kendini sınırlamaya gider.Ama tabiki ölçü vardır onları yukarıda anlattım.Saygılarımla. \n\nAhmet TIĞLI \n\n__________________________ \n\nÖzlem ÇETİN \n\nTaşlama, Türk Halkının sağ duyusu ve iğneleyici özellikleri birleşerek ortaya çıkmıştır. \nAşıklık geleneğinde olduğu gibi, taşlama topluma ve kişiye saldırı veya \nküfürle değil de mizahi bir dille iletilmeli ki toplum ve kişiler hoş görüyü dikkate alarak dinlediğinden ve okuduklarından tat almalı. \nToplumun ve kişilerin değer yargılarına dil uzatılmadan işlenen taşlama olmalıdır. Taşlamanın içeriği bellidir. \nKültürel ve edebi yanı olan şiirler de kuşaktan kuşağa iletileceği için \nToplumu ayakta tutan güzel sözler yazılmalıdır. \n\nÖzlem ÇETİN \n\n_____________________________ \n\nHidayet ERDEM \n\nBence atisma turlerinde ve diger turlerde kufur ve edepten uzak cumleler sair sifatina yakismayan duruslardir. Uslubu bozmadan vurgu yapmak sert cikislar kullanabilmekte mumkundur. \n\n____________________________ \n\nDerin MAVİ \n\nBana atılan taşın ağırlığı ne kadar büyükse benim atacağım taş da o kadar büyük olur.. Tabii taşın ağırlığı benim kaldırabileceğimi aşmadığı sürece.. \n(Sözünü ettiğim ahlak boyutudur) \n\nBu yanıtı ben değilde sorunuzu aksettirdiğim başka bir arkadaşım verdiği için grup sayfasına kendi imzam altında yazamadım doğal olarak.. Fakat bu görüşün altına bende imzamı atıyorum.. \n\n________________________________ \n\nSelçuk YAZICI \n\nkullanabilen şaire bravo...ama her kimsenin yapamayacağı bir tiyatro diyebilirim...gülümsetebilmek de bir başarıdır.... \n_____________________________\n\n______________________________\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gününüz Aydın Olsun Dostlar",
        "poet": "Nilgün Taş",
        "poem": "\n\nKırılan ümitleri toplayıp tek tek,koydum bir poşete,\nBağladım ağzını sıkıca, attım dün gece çöpe.\nGüzel bir günün sabahında yine,\nGeldim huzurunuza, neşe içinde...\n\nBugün yeni umutlara yelken açacağım,\nStresi atıp, keyifle kahvemi yudumluyacağım,\nDoyasıya tadına vararak, ümitle yaşayacağım,\nKendi gönül soframda, yine kendimi ağırlıyacağım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "//..GÜNÜN SORUSU...Şiirin dini, mezhebi, politik görüşü olur mu?",
        "poet": "Şiir Perisi Grubu",
        "poem": "\n\nGeçmişten günümüze, şairler değişik politik ve ideolojilik düşüncelere bölünmüşlerdir. \nBu bağlamda; sizce şiirin dini, mezhebi, politik görüşü olur mu? \n\n_________________________ \n\n_________________________ \n\nErol ERDOĞAN \n\nBence şiirin dini,politik görüşü şairinin yaşama yüklediği anlamlara bağlıdır.Şair yaşama hangi pencereden bakıyorsa duygularının ifadesi de o yönde olacaktır.Toplumsal olaylardan kendisini soyutlayamayan şair verdiği ürün bakımından kendisi için önemli saydığı değerleri şiirlerine yansıtır. \nCevabım çok mu politik oldu yoksa :))  \n\n_______________________ \n\nNadir SAYIN \n\nBakın bu sorunuzla da, soru sorma bazında on ikiden vurdunuz Sevil hanım. Somut verilerle bence şiirin rengi yok, şiir tartılmaz ve boy ölçüsüde yok. Şiirin dini, mezhebi, politik görüşü de olmamalı inancındayım. Ancak kendim bunları şairin/şiirin dünya görüşü dışında görüyorum. Görüşümce aşk, sevgi türü şiir olsa dahi onun özünde bir dünya görüşü vardır. \nDünya görüşü ise kendi nazarımda bir ferdin tüm canlılar/cansızlar için sevgi ve barışı içeren saf, sade ve öz degerlerde insan/doğa ve inandığı kavramlar bağlamında arzusundaki/idealindeki yada bunların gerçekleşmesine olan dileği, irdelemesi katkısı ve savaşımındaki yaşam biçimidir diyorum. \n\nKişinin tabiki esinlendiği yerler din, mezhep ya da politika olabilir. Ancak bu bir saplantı ve merkezi oluşturmamalı inancındayım. Bir yönüyle bunlardan esinti olabiliyorken, diger yönüyle objektif olmak önemli bir olgu. Bunun ise hem etik olma ve hemde şairin şiir yazma ilhamı/güdüsüne ve üretiminde daha da bir tutarlılık, genişlik ve verimlilik sağlayacağını düşünüyorum. \nŞair ve şiirinin dünyası küçükse kısır dönğü tehlikesi, ama bu büyükse evreni içselliğinde yaşatması mümkün olabilir inacındayım. \n\nDostlukla... \nNadir Sayın \n\n_____________________________ \n\nZiya DOĞAN \n\nŞiirin dini, mezhebi, politik görüşü olmaz diye düşünüyorum, ama şairin kesinlikle ayrı görüşü vardır, olacaktır da, şiir bir duygu yansıması olduğuna göre şair de kendi inançlarına göre şiirlerinin satır aralarında görüşlerini yansıtacaktır, değişik görüşlerin yansıması da şiire ayrı bir lezzet katacak, şiirin daha üst katmanlara ulaşmasını sağlayacaktır. \n\nTüm grup arkadaşlarıma sevgi ve saygılarımı sunuyorum. \n\n_________________________ \n\nNesrin CANSEVER \n\nŞairlerin politik ve ideolojik düşüncelere bölünmesi ön kabulü “bağlamında”; şiirin dini, mezhebi ve politik görüşü olur mu, sorusu- bağlamından yola çıkarsak- inançları, siyasetle ve ideoloji ile bir tutmak, politik görüşle aynı kefeye koymak anlamına gelir ki; karanlık ortaçağ zihniyetine, modernite öncesi çağlara işaret eder. \n\nSorunun böyle yanlış bir kabul ve kavram karmaşası üzerinden yöneltilmiş olamayacağını düşünüyorum. Sanırım soru, günümüzde temelinde Ortadoğu, Afrika ve Ortaasya’nın iliğine kadar sömürülmesi yatan şirketokrasinin isteği, kaynak yardımı ve 50 yıldır yaptığı yatırımları sonucunda yükselişe geçen gericilik akımının etkisiyle, dinin siyasete şiirler aracılığı ile de alet edilmesine yönelik bir eleştiriyi içeriyor. \n\nBu nedenle ilk cümle ve ikinci cümleyi birbirlerinden koparıp yanıtlayacağım. \n\nŞairler bir kamp içinde beraberce hareket etmek, düşünmek, hissetmek ve ifade etmek zorunda değiller. Farklı siyasaları ve ideolojileri benimsemeleri ve bunları hayatlarına, şiirlerine yansıtmaları bölünmenin değil, kültürel zenginliğin ve çeşitliliğin göstergesidir. Meğerki şairin benimsediği bir siyasa, ideoloji olsun; dünyayı, hayatı, olguları ve olayları felsefi temeli olan bir düşünce sistematiği içersinde yorumlayacak sağlam bir kültürel alt yapısı olsun… Sağlam, güçlü ve insana yakışır olan dimdik ayakta kalır, diğerleri belli dönemlerde yükselişe geçse de, tarih işlerini halleder. \n\nŞiiri yazan, insandır. \nİnsanı yaşayan diğer canlı organizmalardan ayıran en önemli özellikler: \nÖlümlü olduğunun farkında olması ve bu trajik gerçekle başa çıkabilecek mekanizmaları geliştirmesi; olaylar arasında ilişki kurma yeteneğine, yani zekâya ve geniş algılama ve tasarlama kabiliyetine sahip olması; diğerlerinin farkında olması ve onlarla iletişim kurmak, eylemlerinde onları hesaba katmak zorunda olması; cinselliğini doğanın yörüngesinden koparıp bilincine ve duygularına da aktarması; son olarak siyaset yapmasıdır. \n\nİnsanda ne varsa, ne yoksa, ne eksikse, ne yanlışsa yaptıklarına yansır. Elbette şiire de yansır. Bazı şiirler karanlığa methiye düzer, bazılara aydınlığa çağırır. \n\nFatih Yavuz Çiçek’e değerli paylaşımı için yürekten teşekkür ederim. Bu yazı üzerine bir tartışma açılması harika olurdu. \n\nZate Zatturi'nin önermesi, postmodern kültür ve onun ideolojisi olan neoliberalizm ile örtüşüyor. Modern ne zaman gelenek olarak algılanmaya başladı? Tam olarak tanımlandığı, açıklandığı ve savunulmaya başladığı anda… Modern, postmodern eleştiriye uğradığında çoktan çökmüştü. Postmodernizm denilen, çöküş döneminin belirsiz, kuralsız, anlamsız, tarihsiz, bağsız, bağımlılıksız, karmaşık, kavramsız, irrasyonel durumu ve bu durumun tanımlanmaya çalışılmasıdır. Yani postmodernizm bir akım değil, durum saptama, durum tanımlama ve nihayet arşivdeki klasöre aktararak huzur bulma çabasıdır. Zatturi, doğru tespitlerden yola çıkarak, tam olarak siyasi bir misyon yüklüyor şiire. Bu, bireyselleşmiş toplumun siyaset ve sanat anlayışıdır. Romantizm akımı, gerçek ve samimi bir akım olarak, rasyonelizme karşıydı ve irrasyoneli; mutlak olan bilinmezi savundu. Müthiş bir yanılsama, eskinin -yeni gibi- yeni bir sunumu daha diyorum. \n\n_____________________________ \n\nFatih YAVUZ \n\nBu Soruya Zate Zatturi'nin bir yazısını eklemek istedim...Selam ve saygılarımla...Fatih Yavuz Çiçek \n\nİdeoloji Şairin, Siyaset Şiirin,Ahlak Hayatın Düşmanıdır. \n\nValery’nin “Şiirin içinde fikir, elmanın içindeki gıda kadar saklı olmalıdır.” sözü, ideoloji-şiir ilişkisi üzerine düşünmemi sağladı. John Ciard’ın: “Şiir fikirlerden söz açmaz, onları bir aktör gibi temsil eder.” sözü de şairin siyaset ahlak ilişkisine değinir. Bu iki değininin önemi, şaire “rasyonel hassasiyet” için davetiye çıkarmasıdır. “İdeoloji”, “siyaset” ve “ahlak” üçlemesi, sanatın modern dayanaklarını oluşturur. Oysa hayat ahlaksızdır. İnsanoğlunun ihtiyacından fazla üretip biriktirdiği ve depoladığı ihtiyaçlar, güçlünün güçsüzü ezdiği köleleştirdiği tarihi yaratmıştır. Tarih, ezen ve ezilenlerin acımasızca karşı karşıya gelişinin kendisidir. Bu süreç birbirinden farklı iktidar biçimlerine yol açmıştır. Bütün bu süreçte iktidarın dikey örgütlenmesine tanık oluruz. Gündelik hayatın hissedilen, acı veren olgusudur bu. Bunun dışında iktidarın acı yüzünü gizleyen, ona gönüllü kulluk desteğini sunan yatay iktidar araçları; toplumun en küçük gözeneklerine, hücrelerine sızmış bulunmaktadır. Onun varlık koşulu “toplumsal kabulleniş”tir. Bu iktidarın deşifresi, insan ilişkilerinin gözlenmesi ile mümkündür. \n\nİdeoloji, siyaset, kurumsal aygıtlarla kendini kabullendiremediğinde imdadına “yatay iktidar” yetişir. Toplumun içine sızarak iktidarın en güçlü düğümünü atar. Bu anlamda, yaşanılan tarih “insanoğlunun insansızlaştırılması” üzerine gelişir. \n\nŞiir, binlerce yıldır bu rasyonelleştirmenin aracı olarak görüldü. Bunun ilk günahkarı “mitoloji” ve “din”dir. Modernizmin devraldığı zemin, bu rasyonel geleneğin hem yadsınması, hem de onunla işbirliğine dayanır. Bir yandan ortaçağ ahlakı (klan ve derebeylik)    yadsınırken diğer yandan özgürlükçü söylemle çekirdek aile ve onun etrafında şekillenen toplumsal ilişki meşrulaştırılarak sunuldu. Geleneksel din ve ahlak anlayışı ehlileştirilip dikey örgütlenmenin dayanağı olarak yeniden hoşgörü çerçevesinde değer’lendirildi. Modern toplum, modernizmin başarısızlığı karşısında geleneksel değerlere sarıldı. Artık batı ve doğuda insan ilişkilerini; hemşehricilik, akrabalık, din veya sosyal statüleri belirliyor. Modern hayatın öne çıkardığı birey, bu anlamda, kimlikler kargaşası içinde gezinir. Bireysel özgürlüğün sınırları ancak bireyin “gönüllü kulluk”u esasına göre belirlenir. \n\nBütün toplumsal ritüeller gündelik hayatımızda kabul görmüştür. Bu, modernizmin rasyonel mantığının başarısıdır. Dolayısıyla modern hayat, farklı kültürlere soluk alacak gettolar yarattı. Bu ilişkiler, “kendi” ahlaklarıyla yaşar. \n\nŞiir muhalif olsun, olmasın bu sürecin payandasını oluşturur. Bütün şirlerin bir “ahlak destanı” olarak okunması; sanırım ideoloji ve siyasetin toplumsal karşılığını “ahlak” alanında bulmasında yatıyor. \n\nModern şiirin ahlakçılığı, modern bireyin rasyonelliğini yansıtır. Birey, bilinçli-bilinçsiz, iktidarın yanında gezinir. İktidarın karşısında olmak tüm ahlak disiplinlerini yadsımaktan geçer. Hemşehricilik, töresel ritüeller, aile ideolojisi, cinsel ahlak vb. davranışlara karşı durmayı, bir başlangıç olarak kabul etmeliyiz. İdeolojinin siyaset, ahlak aracılığı ile topluma sızdığından söz etmiştim. Şiirin tarihi de böyle gelişti. Kısaca modern şiirin gelişim tarihini özetlemek gerekiyor. \n\nModern şiir, üç ana damardan gelişmiştir. I. Dünya Savaşı’nın getirdiği felaketin sonunda modern sanatçılar kendi içlerinde kutuplaşmışlardır. Modern sanatçı, sokağa inmesi ile birlikte orada olup biteni görmüş ve olan bitene tavır takınmıştır. Bu, rasyonel bir tavırdı; çünkü modern sanatçı, modernizmin “kurtarıcı” ve “özgürlükçü” mantığı ile şekillenmişti. Sokağı, modernist ilkelerce istiflemesi onun açısından doğal görünüyordu. Modernizmin yıldızı parladığı döneme dönüşünü isteyenler, modern topluma karşı eleştirel davranmakla birlikte yalnızlaşan bireyi merkezine koyan anlayış ve modernizmin bu hızlı değişimini görüp bireyi merkezinden dışlayıp geniş kitlelere dönen ve modern iktidara karşı tavır almaya çalışan eğilim.. Bence bu dönem sanat tarihinin en canlı ve en renkli tartışmasını barındırır. Fütürizm, dadaizm, gerçeküstücülük vb. Avandgard akımların modernizme tepki olarak ortaya çıkışına tanıklık olunur. Bu süreç o kadar hızlı akmaktaydı ki sanatın, şiirin geleneksel rasyonelliğini yeniden kurmuştur. Hayat her şeye rağmen yaşanır, ilkesi; rasyonelliğin düsturu haline dönüşmüştür. \n\nModernizmin hızlı değişimini görüp bireyi merkezinden dışlayıp geniş kitlelere dönen ve modern iktidara karşı tavır almaya çalışan eğilim de modern şiir içinde ehlileşmiştir. Gerçi kendi içlerinde büyük tartışmalar yaşamışlardır; ama olumlu sıçramalar yapamamışlardır. “Lukacs ve Brecht polemiği” ikisinin de kendilerine uygun estetik kuram oluşturmaları ile sonuçlanmıştı: Lukacs’ın “eleştirel-gerçeklik” ve Brecht’in “epik-tiyatro” anlayışı(1) .. Bu iki estetik kuramın oluşturulmasında en büyük etkenin toplumsal koşullar ve yanlış siyasi saptamalar olduğunu görmek bir yanılgı olmasa gerek. Çünkü işin içine siyaset karıştığında rasyonelleşme kaçınılmaz olur. Brecht, Hitler’in iktidarı ele geçirmesinden kısa bir süre sonra “Solcu Aydınlar için Birleşme Temelleri” adlı köktenci görüşlere dayalı dokuz maddelik bir yazı hazırlamıştı. Bu yazıda, faşizme karşı mücadelede solcu aydınların mütefiki olarak yalnızca emekçi sınıfı görüyordu. Burjuva devriminin klasik örnek olarak yerini koruduğu Lukacs anlayışı ile Brecht’in bu “Birleşme Temeli” taban tabana zıttı. Birbirinden farklı estetik anlayışlara gidilecekti. Doğu Berlinli edebiyat bilimci Werner Wittenzwel, Brecht-Lukacs tartışması üzerine yaptığı araştırmada şunları saptar: “Devrimci demokrasi” anlayışından yola çıkan Lukacs, gerçeklik anlayışının odak noktasını burjuva yazarlarının ilerlemeye ve demokrasiye bağlılığında görür. Lukacs’ın ilgilendiği yazarlar daha çok sınıfsal bağlarını radikalce koparanlar değil, düşünsel alanda “devrimci demokrasi” anlayışına bağlı kalanlardı. Nasıl ki politika alanında uzun bir geçiş dönemi düşünülüyorsa, gerçekçiliği de aynı şekilde 19. yüzyılın büyük ilerici akımlarının sürdürülmesi olarak anlar.(2)    Bu dönem, Stalin Rusyası’nın dünya emekçi hareketini kontrol ettiği dönemdi. Tek ülkede soyalizm anlayışının resmi ideoloji olarak şekillenmesi, diğer dünya ülkelerinin emekçi hareketinin bu “sosyalist ülke”nin savunusu ve zaferini başat bir sorun olarak algılamalarını sağladı(yol açtı) .Yani marksist düşünce rasyonelleştirildi ve modern iktidarın ortağı oldu. Faşist hareketin yükselişi ve iktidara gelmesinin ardından ortaya atılan siyasetler (Kızıl Cephe ve Halk Cephesi) , Brecht ve Lukacs ayrımını su yüzüne çıkarır. İki düşünür ve sanatçının estetik kuramlarının şekillenmesinde bu politik ayrılık belirleyici bir rol oynadı. \n\nBu anlamda Türkiye’de yapılan yakın dönem çalışmaları anmakta yarar var sanırım. Özellikle Ahmet Oktay, toplumcu gerçekçiliğin doğuşu ve “sosyalist sanat” kuramına yönelişin; Sokrates’in Hippias diyaloğu’nda olduğu gibi sanatın kullanılışı ve yararlı olmasını törel zorunluluk olarak öne sürmesinin, Çerniçevski, Belinski ve Dobrolyubov, Pelehomov’un düşüncelerinin Gorki’den dolayımlayarak Jdanov’daki biçimiyle resmi sanata dönüştüğünü iddia eder.(3)    Ayrıca Berna Moran’ın, Marksist estetiği; 1934’ e kadar olan birinci dönem ve toplumcu gerçekçilik kuramının kabul edilmesi gerekliliği ve 1934’ten sonraki ikinci dönem siyasetinin sanatı belirlediği saptaması(4) , siyaset ve sanat ilişkisinin ne denli iç içe geçtiğini bize açık olarak sunar. Gerçi bu iki eleştirmen, sanat-siyaset ilişkisini rasyonel bir çerçevede sunmaya çalışmışlardır. İdeoloji ve siyasetin geçici bir disiplin olduğunu ve gelecekte böyle bir disipline insanlığın gerek duymayacağını, sanatı tarih boyu bu disiplinlerden uzak tutulması, sanatın yalnızca görevi hayatın rasyonel akışını irasyonel çerçevede sunması gerektiğini söylemedikleri için yanlarında duramıyorum. Gerçi yukarıda değindiğim iç polemikler aşılmış olsa da şiirin bugün geldiği noktada bize ipuçları sunmaktadır. Sanatın kirlenmişliği, bugünün değil dünün sorunudur. \n\nBugünün Türk şiirinde gayri-resmi şiir anlayışı olarak gördüğüm “toplumcu şiir” geleneğinin şekillenişine yukarıda anlatmaya çalıştığım kamplaşmalar neden olmuştur. Bu şiir anlayışı, felsefi ve sanatsal referanslarını hala bu gelenekten almaktadır. Dolayısıyla muhalif kimliğini koruyarak okuyucuların karşısına eskinin tekrarı olarak çıkmakta. Aralarından yirmi yıldır renkli bir sima çıkaramadılar. \n\nTürk şiirinde egemen olan bir diğer “resmi şiir” anlayışı, postmodern şiirdir. Çağdaş burjuva düzeninin bugün bile büyük ölçüde sanat ürünü yaratacak güçte(5)    olduğu kuşkusuz doğrudur; ama içeriği rasyoneldir. Savaşları, açlığı, cinsel ayrımcılığı yani iktidarın her boyutunu ve bunun karşısında yalnız, çaresiz kalan bireyi toplumsal cinnete çağırmamasından dolayı rasyoneldir. Özgürlükçü söylem geliştirse de yorgunluk ve yenilgi dayanaklarını öne çıkarır. Bu anlamda modernist söylemin ulaşabileceği en uç noktayı temsil eder. Bu şairler, şiirlerini; felsefi düşünceleriyle içsel bağlarını kurmaya çalıştıkları yoğun imgeler, simgeler, eğretilmeler ve ideogramlarla beslerler. Kendi hırçınlıklarını, hezeyanlarını yani genel olarak “özel hayat”larını şiirlerine pompalarlar. Şiirlerinde birey yoktur, yalnız “özel hayat”ları vardır. Bu silkelenişi “modern sonrası bireyin en uç nidası” olarak kabul ederler. Bu anlamda modern şiirden ayrılırlar. Oysa bu şiir anlayışının modern şiirle bağları sıkıdır. Kurulan dil, ortak paydayı oluşturur. Postmodern şiirin ulusal düzeyde akrabası “İkinci Yeni” şiiridir. Bu akım, modernistti. Modern topluma karşı eleştirel davranmakla birlikte yalnızlaşan bireyi merkezine koyuyordu. Dilde oyuna, sese ağırlık veriyordu. Bunlar dünyadaki diğer çağdaşları ile ortak kaygıyı paylaşıyorlardı. İkinci Yeni öncüleri kendilerini “Şiirde anlam gerekmez”, “Şiirde anlam rastlantısaldır.” gibi sözlerle savunuyorlardı. Bu anlayış; şiirin yalınlığını, basitliğini, dış dünyanın küçük sokak aralıklarına indirgeyen toplumsalcı yakla-şımlara karşı olan ısrarcı tutum sonucunda şekillenmişti. Bu şiirin kendine sosyal bir görev biçmediğini söyleyemeyiz. Gerçi toplumcu-gerçekçiler gibi açıktan yapılmadı bu ama dolayımlı olarak onlar da yapmışlardı. Şiirin merkezine koyulan birey dünya sorunlarına kafa yoran bireydi. Dolayısıyla şiirleri bir ahlak referansı sundu. Bu ahlak anlayışı, insan ilişkilerine müdaheleyi ve bu ilişkilerin değişimini ileriye dönük olarak imledi. Postmodern şiirde ileriye dönük istenç yoktur. Bence ahlak, şiirin konusunu oluşturur. Dolayısıyla yeni şiir; yaşadığımız, bildiğimiz bütün ahlak anlayışını reddeder. \n\nSonuç olarak şiir modern geleneği karşısına alarak şekillenecektir. Bu sonuç, korkusuz adımların atılmasını bekliyor. Sanırım biraz delilik gerekli. Yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi, sokağın önemi büyük; her yeni şiir ve sanat, sokağa çıktığında kendisini bulur ve şekillenir. Ben sokağı irasyonel buluyorum. Oysa modern şiir hayatın irasyonelliğini rasyonelleştirir. Bu anlamda ben irasyonelliği savunuyorum(6)    ve bütün referansları yadsıyorum. \n\nYeni şiir modern şiirden uzaklaştığı sürece ortaya çıkabilir. \n\nYaşasın irasyonel şiir! \n\nZATE ZATTURİ \n_______________________ \n\nAhmet TIĞLI \n\nDeğerli arkadaşlar; öncelikle birşey üzerinde mutabakat sağlanması gerekir o da şu; Sanat hertürlü siyasanın üstündedir.Şiir de bir sanat olduğuna göre şiir de siyasanın üstündedir.Ancak şair ya da sanatçı bir insandır.Siyasal sosyal kültürel ekonomik görüşlere sahiptir.Yani bir dünya görüşü ve dünyayı kavrama anlayışı vardır.Bir toplumsalcı şairler gerçeği vardır.Bunlar sözgelimi(Nazım Hikmet)    ideolojik şiirler yazmışlardır.Keza Necip Fazıl da poetikasını Mutlak Hakikat üzerine kurmuştur.Şiirin sadece Allah'a ulaşmak için bir vasıta olabileceğini söylemiştir.Bu tavırlarda yadırganacak birşey yoktur.Çünkü inandığını yazıyor.Ancak şair kesinlikle bağımsız bağlantısız ve özgür olmalıdır.Şair marjinal ve sorunlu bir insandır.Düzenle mutabık olması düşünülemez o bir başkaldırının adamıdır.Herşeye eleştirel gözle bakar uyumsuz ve sorunludur.Durum böyle olunca şair özgür olmak zorundadır.Hangi düşünsel kalıpların adamı olursa olsun orada da gördüğü bir yanlışı eleştirmek zorundadır.Bunu yaparken şair kimseye hesap vermek zorunda değildir.Sadece hesabı kendisine verir.Ne zaman şair bir menfaat karşılığı veya ipleri birilerinin elinde olarak hareket ederse o zaman o şairin sanatından bahsetmek mümkün olmaz.O kalemini satan onursuz bir sanatçıdır ya da sanatçı olarak nitelenemez.Sanatçıların toplumla ters düşmeleri sürekli hapislere baskılara muhatap olmaları bundandır.İdeolojik veya siyasi şiir yazılır ama şair kimseye bu konuda hesap vermez.Saygılarımla. \n\nAhmet TIĞLI \n________________________ \n\nGül DOĞAN \n\nkısa ve net asla olmaz diyeceğim. beyinler çürümüşse ayrımcıysa bu kişinin karaktersizliğidir. Hoşkalın. \n\n________________________ \n\nTürk ÖĞER KOÇ \n\nDin, Mezhep, ve benzeri bir cok kavram politikanin urunleridir bir baska deyis ile yasam siyasetinin yada yonetiminin bir parcasidir, bir yoplumsal yasam varsa onunda yonetilme bicimleri vardir kabul etsenizde etmesenizde bu yasamin temel kuralidir, Siir yasamin icerisinden cikmali yada cikar diyorsaniz Siirinde politikasinin, yani mezhebinin, Dininin varligini kabul ediyorsunuz demektir, Budistce yada Humanistce bu kismi ayrinti sadece... \n\n________________________ \n\nŞebnem ÖRS \n\nBENCE OLMAZ ÇÜNKÜ HER TÜR ŞİİR VARDIR HEPSİ BİRBİRİNE BENZEMEZ Kİ. \n\nBİRDE İNSANLAR HİSSETTİKLERİNİ YAŞARLAR VE ŞİİRE ONA GÖRE ADAPTA OLURLAR BENDE DUYGULARLA YASITILABİLEN BİR ŞİİR YAZMA KAVRAMIMIZ VAR O DEĞİŞLERE UYMAZ DİYORUM \n\n________________________\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gününüz Kutlu Olsun",
        "poet": "Nizamettin Ergül",
        "poem": "\n\nSevdiklerimizi düşünelim \nHer zaman kıymet bilelim\n\nElele verelim \nBugünü hediyelerle kutlayalım.\n\nBugün on dört Şubat \nBugün Sevgililer günü \n\nBirbirimize saygı duyalım \nSevdiklerimizin kıymetini bilelim.\n\nBütün kainatdaki insanlar \nHepinize dolu dolu mutluluklar \n\nHiç ama hiç bitmesin umutlar \nSevgililer gününüz kutlu olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Günyüzü Görmedim Fani Dünya Da",
        "poet": "Hakan Demir",
        "poem": "\n\nKime ne ettim de her gün ağlarım\nGünyüzü görmedim fani dünya da\nEller güler, bense gönül dağlarım\nGünyüzü görmedim fani dünya da\n\nSevda diye, dert atına bindirdin\nKöz olup da, ateşine yandırdın\nMadem sevmiyordun niye kandırdın\nGünyüzü görmedim fani dünya da\n\nAlev olan yarim sönersin bir gün\nHayal tufanından inersin bir gün\nElbet anlayıp da, dönersin bir gün\nGünyüzü görmedim fani dünya da\n\nDünya bir kuyuymuş, düştüm derine\nBir vefasızın ki, yandım narına\nDert yemişim, her gün ekmek yerine\nGünyüzü görmedim fani dünya da\n\nHakanım der, yoktan var eden mevla\nSimsiyah saçımı, kar eden mevla\nBu soysuzu bana yar eden mevla\nGünyüzü görmedim fani dünya da\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurban",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nGurban\n\nkara kışın tam  zamanı\nyüreklerin kor zamanı \nelimizin dar zamanı \nkış yoksulun  derdi gurban \n\nyoksul duvarları donar \nhava soğuk sular donar \nyoksulun yüreği donar \nkış yoksulun derdi gurban \n\nrenkli çiçekli baharı \nsonbaharın yaprakları\nkışın yağan beyaz karı\nkış yoksulun derdi gurban\n\nmeyvelerle ve zebzeler \ndolu doludur bostanlar \naman tanımıyor kışlar\nkış yoksulun derdi gurban\n\ndoğamızdır bağışlayan\nhayatıma anlam katan\ngözlerimi kamaştıran\nkış yoksulun derdi gurban\n\nbu güzelliği tadarım\nteşekür eder yatarım\nlapa lapa kar yağarım\nkış yoksulun derdi gurban\n\nbeyaz dantel gibi yağar\nbaşlı başına bir sanat\nteşekür ederim hayat \nkış yoksulun kışı gurban\n\nDost Şeref le buluşalım\nMevsimlerle yarışalım \nBir odaya doluşalım \nKış yoksulun derdi gurban \n\n09/03/2011\nDost Şeref\n\nkelebekler ve uğur böcekleri yaz güneşinin\nsıcaklığı  yaz aylarında çeşit çeşit ürün bollu nerdesin ey bahar çıkta gel artık\n\n \n\n \n\n\n Kimden: Abdurrahman Yildiz 1 (Bay)  \n Kime: Dost Şeref\n Tarih: 09.03.2011 21:36 (GMT +2:00) \n\n\n Konu: Yn: GURBAN \n\n\nkara kışın tam zamanı \nyüreklerin kor zamanı \nelimizin dar zamanı \nkış yoksulun derdi gurban \n\nHocam birde kış uzayıp mart ayını yuttumu işte o zaman yoksul tamamen yandı demektir. Güzel şiirinizi tebrik eder selam ve saygılarımı sunarım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet -1",
        "poet": "Bekir Dişbudak",
        "poem": "\n\nSivrik ler batardı yün yorganlardan \nSamandan döşeği özlettin gurbet\nTer koz sular bir başka derdim\nAkan çeşmeleri özlettin gurbet\n\nMal ölmeyince görmezdik eti\nBur da tavukların lezzeti kötü\nGiyerdik şalvarı istemezdi ütü\nSek meç oynamayı özlettin gurbet\n\nAhırda çalardık malın altını\nSöyle felek ayrılığın vaktimi\nKöre mez içerdik sabah kalktı mı? \nHo ho seslerini özlettin gurbet\n\nBEKTAŞ sana güler deli sanırlar\nBenim gibi hasret çekenler anlar\nGeçmiyor gurbet de uzun zamanlar\nDertlerimi yine deş dir din gurbet\n\nBektaş Bekir Dişbudak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet -1",
        "poet": "Alper Kürük",
        "poem": "\n\nFeleğin papağanı oldum\nKüçük yaşımdan beri\nTek kelime ezberletti bana:\nGurbet...gurbet...gurbet...\nAkıl ermez bu feleğin işine\nKoydu gurbet kelimesini\nHayat sözlüğümün ta başına.\nBinmediğim taşıt mı kaldı sanki? \nGün oldu topal eşeğe bindim...\nBir an ki\nUnutamam onu hiç:\nŞehrim küçüldü gözümde\nHasret büyüdü gönlümde\nO kadar ki\nBir dev oldu benliğimi yiyip bitirdi.\nYollarda tepeler yeşil\nTepeler mor,\nAyrılık,ah ayrılık yok mu ya \nİnsanın içine kor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Hayrettin Tarhan",
        "poem": "\n\nHer anımda hüzün hasret dolusun\nGözümde çağlayan akar su musun\nBırak göz yaşlarım biraz kurusun\nÇekilmez bir azap gibisin gurbet\n\nTaşımaz bedenim hazan yükünü\nSevdada başladı yaprak dökümü\nBiraz kulak ver de dinle öykümü\nSen benim başıma belasın gurbet\n\nNe gelir ki elden kalmışım naçar\nUmutlar uzaktan gülüp te geçer\nDost bildiklerim se görünce kaçar\nKanayan yaramda bıçaksın gurbet\n\nMemleket sorarsan adı dilimde\nGeçmişin acısı azap gönlümde\nHakkımda ne dersen aynen seninde\nYaşarken öldüren ecelsin gurbet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Abdulkadir Turğut",
        "poem": "\n\nGurbette hüzünle çöker karanlık\nRüzgâr sesi kırık camlarda ıslık \nKederler sürekli sevinçler anlık\n\nUçsuz bucaksız bir çöldür gurbet\nGözyaşıyla dolan bir göldür gurbet\n\nHava kararınca yürekler sızlar\nBıçakla açılmaz olur ağızlar\nGaripler uyumaz bir de yıldızlar\n\nZehirle sunulan bir baldır gurbet\nDenizde tutulan bir daldır gurbet\n\nGurbet zorunlu hicret ateşi\nYoksulluk gurbetin ikiz kardeşi\nDoğması beklenen umut güneşi\n\nDikenle çevrili bir güldür gurbet\nAltında köz olan bir küldür gurbet\n\nİnsan ekmek için düşmekte çöle\nSılada vatandaş gurbette köle\nAlışır kendine biçilen role\n\nGaribin altında bir çuldur gurbet\nYârin mektubunda bir puldur gurbet\n\nBir nefes sigara ve bir yudum çay\nBöyle geçer her gün her hafta her ay\nGaribin dileği küçücük bir pay\n\nFakirler için bir züldür gurbet \nZindanın camında bir tüldür gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet 1",
        "poet": "Ruhi Hatunoğlu",
        "poem": "\n\nGurbetin Sabahı akşamı olmaz\nSıladan uzağım haber alınmaz\nAyrılığın hali vakti sorulmaz\nGurbet bende ben gurbette diyarım\n***\nYollar ayrı dağlar ayrı su ayrı\nDüştük uzaklara herkesten gayrı\nGörmedik ne yazı ne sonbaharı\nGurbet bende ben gurbette diyarım\n***\nYere düşsem kaldıranım yok benim\nAcıyla yoğrulmuş yanmış bu tenim\nGurbete sarınmış garip bedenim\nGurbet bende ben gurbette diyarım\n***\nGülmeyi unutup ağlayıp durdum\nİçimdeki acılarla yoğruldum\nYaprak gibi yerden yere savruldum\nGurbet bende ben gurbette diyarım\n***\nAyrı kaldım bacı kardaş anadan\nHaber gelmez gurbet elde sıladan\nCenazemi götürsünler buradan\nGurbet bende ben gurbette diyarım\n***\nResimlere bakıp bakıp ağlarım\nUmutsuz kalan yarayla sızlarım\nHasretliktir artık hep şarkılarım\nİçimde gurbet gurbette diyarım\n                   23.02.2008/OLTU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet 1",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nBeni yaktı kavurdu savurdu gurbet, \nSıladan uzak olmanın adıdır gurbet. \nGurbet acımazızdır yansızlık gurbet, \nGurbet gariplik kimsesizliktir gurbet. \n\nYollar uzak sılaya varamam gurbet, \nYüreğimdeki acıyla yaşantım gurbet. \nBende hasretime acı katıktır gurbet, \nDerdinden anlamaz bu zalim  gurbet. \n\nUzakta anam bacım bekler yolumu, \nArada sıradağlar  var keser yolumu. \nİnsafsız kaderim  görmez de halimi, \nÖlüm den beter olan acımazız gurbet.\n\n      Halil çolak 14.08.2008\n      Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet-1",
        "poet": "Binali Özdemir",
        "poem": "\n\nAşım, işim sebep oldu,\nKara yere kalan gurbet.\nGözüm her an yolda oldu,\nYarı yolda kalan gurbet.\n\nNice ışıklar karartan\nAyrılık derdi yaratan,\nKöşe bucak dost aratan,\nBaşa bela olan gurbet.\n\nKin, gıybetin bırak gayrı,\nSeven, sevilenden ayrı,\nUsandırma candan gayrı,\nEvi barkı viran gurbet,\n\nKimi sağlam, kimi hasta,\nKimi kayıp, kimi yasta,\nHasret koydun eşe dosta,\nSeni arsız olan gurbet.\n\nBelli değil yazın kışın,\nHer musibet senin işin,\nKuyndikli'ye batar dişin,\nSeni fersiz olan gurbet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Hıdır Altaş ",
        "poem": "\n\nAldım sazı elime\nDüştüm gurbet iline\nGahu ağlar gahu güler\nDüştüm gurbet ililne\n\nGurbet beni dal eyledi\nYaktı yaktı kül eyledi\nHasret ile özlem ile\nBeni harap eyledi\n\nGözümden aktı yaşlar\nEğildi öne başlar\nBen gurbette yar sılada\nGece gündüz durmaz ağlar\n\nVurdum sazın teline\nYar oldum gurbet iline\nHasret kaldım ben gurbette\nYarin tatlı dillerine\n\nAşık Turhani diyor ki; \nGam yüklü benim gönlüm\nGahu ağlar gahu güler\nBiter gurbette ömrüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Mehmet Postallı",
        "poem": "\n\nGurbette yaşayan hemşehrilerime ithaf ediyorum.\n\nOcağıma düştün diye; \nSinsi sinsi güler gurbet.\nİçerini kemirmeye; \nBeklemeden dalar gurbet\n\nHasretlik içine çöker\nGözyaşı bendini yıkar\nOd düştüğü yeri yakar\nYüreğine dolar gurbet\n\nGaripten alır hıncını\nErken kocatır, gencini\nKimseler duymaz sancını\nDertten derde salar gurbet\n\nKuşları da hissiz öter\nGecesi gündüzden beter\nYatak diken gibi batar\nUykuları böler gurbet\n\nGüneş bile yaslı doğar\nKasavet, sevinci boğar\nYazın, başına kar yağar\nSaçlarını yolar gurbet\n\nİster para içinde yüz\nBulamazsın aşina yüz\nBir derdine eklenir yüz\nÖmrünü de  çalar gurbet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Tülay İçen",
        "poem": "\n\nSensizliğin,hasretliğin adına,\nGurbet  dediler.\nÖzlemlerimi  gönderdim\nSana.\nRüyalarımı, hayellerimi,\ngurbet teki  adrese.\nUlaşmadan  döndü  geriye.\nBahar  geldi, kış geldi.\nYazın  sıcağı,kışın soğuğu,\nYaktı bu  yüreği.\nBeklerim inatla,   hasretle  seni,\nSürgün  oldu bu yürek seninle,\nGurbet te...\n\n15/02/2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Önder Günal",
        "poem": "\n\nGurbet her sabah kalkışımda\nGurbet ile yıkarım yüzümü\nGurbet evimde, işimde, aşımda\nGurbet ile tanıştım tam 20 yaşımda\n\nEkmeği her tutuşumda Gurbet kokar\nHer zeytin tanesinde memleket Gurbet\nBen çay içerim içimi Gurbet yakar\nÇeşmeyi her açışımda sanki Gurbet akar\n\nHer akşam camdan Gurbetleri sayarım\nAkın akın Gurbet Gurbet geçerler\nBir elimde bıçak özenle Gurbeti soyarım\nSonra evi baştan başa Gurbetle boyarım\n\nTelefonda Gurbetle dertleşir ağlarım\nElimde Gurbet dilimde hep Gurbet\nGurbet konuşur ben yüreğimi dağlarım\nGurbetle canlanır şimdi çocukluk çağlarım\n\nBir gün oğlum bana Gurbeti sordu\nGurbet tam karşımda oturuyordu\nKız kardeşinin adı Gurbet dedim\nGurbeti anlatmak belki de çok zordu\nGurbet bizi dinlemiş olmalı ağlıyordu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Hadi Önal",
        "poem": "\n\nBir sızı duyarsın inceden ince\nYalnızlık hükmünü vermeden önce\nÇare olmaz artık teselli sana\nHıçkırık boğazda düğümlenince\n\nAçılır geçmişle anın arası\nBüyür dalga dalga hasret halkası\nÇıkış kapalıdır gayret nafile\nSarınca gönlünü gurbet havası\n\nÖzlem damla olur yanaklarında\nDonuklaşır sıla ıraklarında\nKabaran isyana gücün yetmez ki\nÇaresizliğindir yanı başında\n\nKaderi lanetler şansa küsersin\nUmuttan da umudunu kesersin\nSeni esir alan bahtın peşinde\nSessiz meltem yeli gibi esersin\n\nGaribin gurbette mahzundur halı\nİncedir dokunsan kırılır dalı\nYaşayanlar bilir, çekenler anlar\nAcıdır şu gurbet, gurbet olalı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Gece Karası",
        "poem": "\n\nBilmez gurbet acısını tatmamış olanlar, \nBilmez sıla hasreti sılada olanlar, \nBilmez ki gurbet bir bıcak yürekte, \nBilmez ki gülmeyi gurbet kuşu olanlar.\n\nLise yıllarımdan bir deneme: ]\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Mete Yıldız",
        "poem": "\n\nKimisi mahvoldu kimisi şöhret\n\nSevenlerin hasmı olandır gurbet\n\nKimleri sevmeye bırakmış hasret\n\nAcı verip zevke dalandır gurbet\n\nCanımın yarısı,yürek paresi\n\nKahrolsun ayrılık yok ki çaresi\n\nŞu İstanbul nere köyüm neresi\n\nDarmadağın halim talandır gurbet\n\nKiminin ününü arza duyurdu\n\nKimisini fazla sevdi kayırdı\n\nÇok seven cananı candan ayırdı\n\nGülüyor derlerse yalandır gurbet\n\nO yokken aşımın tuzu olmuyor\n\nMutluluk,gülmek mi sözü olmuyor\n\nİnsanın hayatta gözü olmuyor\n\nHerkesle küs yalnız kalandır gurbet\n\nNe zaman bitecek zalim ayrılık\n\nYoktu aramızda ayrı gayrılık\n\nUçup gidem diyom kanadım kırık\n\nKahrolan geride kalandır gurbet\n\nYardan ayrı düştüm başım belada\n\nKendim gurbetteyim gönlüm sılada\n\nKısmet değil vuslat ah bu yıla da\nBaşımı dertlere salandır gurbet\n\nSöz kestik,ant içtik,içmişiz şerbet\n\nDevran dönsün nolur rolünü devret\n\nSözlüme kavuşmak en büyük servet\n\nMutluluğu benden çalandır gurbet\n\nAklım onsuz yarım sanki deliyim\n\nYaşıyor sanmayın ben bir ölüyüm\n\nÖzlemim birikti hasret gölüyüm\n\nAklımı başımdan alandır gurbet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Veli Celal Şahin",
        "poem": "\n\nSesime ses vermiyor, gurbet elleri.\nKardan konuşmuyor bülbül dilleri.\nKokluyorum sıladan gelen yelleri.\nAma ne çare, koku kalmamış.\n\nGurbet elin karı, soğuğu bol.\nDiyom gurbet ele, sende kahrol.\nSılaya gidecek, arıyorum yol.\nKar kapatmış dağı, yollar kalmamış.\n\n\tHasta olsam kimse, gelip bakmıyor.\n\tAğlasamda göz yaşlarım akmıyor.\n\tKura çeksem izin bana çıkmıyor.\n\tİzin kağıtları da, bitmiş kalmamış.\n\nGurbetin kahrını elbet bilirim.\nHele bir tatil olsun bende gelirim.\nYazmadım sana, affını dilerim.\nZarf, kalem, kağıt, pul kalmamış.\n\n\tVELİ CELAL yazarsın, hep şaşkın şaşkın.\n\tDemeyin söyletir, seni bu aşkın.\n\tKederim boyumdan daha aşkın.\n\tGidem dedim, baktım taşıt kalmamış. \n\n\t\t                           01 Kasım 1957\n                                                                (Akşehir)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "İsmail Baharşen",
        "poem": "\n\nbitmayen günler soğuk geceler\nağlar gurbet gurbet diyor..\nhasrete doymuş yorgun gözler \ndolar gurbet gurbrt diyor..\n\nözledim sılamın havasını suyunu\nunuttum geldiğim tozlu yolunu..\ndinledim gökte uçan kuşunu\nanam gurbet gurbet diyor..\n\nhastayım devam yar idir benim\nesiri oldum zalim gurbetin..\ntakati kalmadı artık kalbimin\nçarpar gurbet gurbet diyor..\n\nçiçeksizdi hüzünlü geçen baharlar\nkapkaraydı o cefalı kışlar..\ninler oldu besteler şarkılar \nçalar gurbet gurbet diyor..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Ramazan Karataş",
        "poem": "\n\nÇok sevdiğim nazlı yari,\nAldın benden, aldın gurbet,\nCan bildiğim dostlarımı,\nÇaldın benden, çaldın gurbet.\n\nKimi anaya,  babaya,\nKimi vatana, sılaya,\nKimi çok sevdiği cana,\nHasret kaldı hasret gurbet.\n\nKimi dertten derde düştü,\nKimi aç susuz dolaştı,\nKimi çirkefe bulaştı,\nZalımsın sen zalım gurbet.\n\nÖmrümüzden ömür yedin,\nHep Ağlattın güldürmedin,\nYakamızdan hiç düşmedin,\nBırak yakamızı gurbet.\n\nAşık Ramazan'ım söyle! \nAcı gerçekler hep böyle,\nNasibinde varmış çile,\nYok olasın zalım gurbet..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Abdullah Oral",
        "poem": "\n\nGurbet\n\nBaşımda bir deli sevda \nDolaşırın gurbet gurbet\nYanar şu yüreğin narda\nDolaşırın gurbet gurbet\n\nZalim gurbet olmasaydı\nBağda gülüm solmasaydı\nBülbül dalına konsaydı\nGezer miydim gurbet gurbet\n\nÖzlen özlem olur gözüm\nKüllenmiş yanmıyor közüm\nAğıt olmuş her bir sözüm\nDolaşırım gurbet gurbet\n\nGarip bir hal gelir başa\nGüllerim tutulur taşa\nBülbül feryat eder boşa\nDolaşırım gurbet gurbet\n\nVurguni ahvalin söyler\nDil matemde yürek neyler \nAkar gözlerimden seller\nDolaşırım gurbet gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Buruk Sevinç",
        "poem": "\n\nYeşil olur bizim köyün ormanı\nGönül arzediyor sizle durmayı\nEller sılasında yapar bayramı\nBen de gurbet elde kaldım ne çare\n\nYaz gelince çayır çimen sulanır\nBir senede iki bayram dolanır\nYarimi andıkça gözüm bulanır\nBen de gurbet elde kaldım ne çare\n\nMektupla bildirin bütün olayı\nKimse bilmez içimdeki yarayı\nKuşlar gibi terkederim sılayı\nBen de gurbet elde kaldım ne çare\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Elvan Sarım",
        "poem": "\n\nBana  Bir  Mektup  Yazmışsın\nHer  Satırı  Özlem  Dolu\nGözüm  Yollarda  Diyorsun\nBekliyorum  Gurbet  Yolu\nGözlüyorum  Gurbet  Yolu\n\nBilmiyormusun  Sen  Sevgilim\nZaman  geçmez  Gurbet  Elde\nElbet  Birgün  Geleceğim\nÖlmez  İsem     gurbet  Elde\n\nMektubunu  Okur  İken\nİki Gözüm  Yaşla  Doldu\nGençliğimi  Alıp  Gitti\nGurbet  Elde  Zalim  Yıllar\nGurbet  Elde  Hain  Yıllar\n\nBilsen  Nasıl  Özledim  Ben\nBen  Köyümü  Gurbet  Elde\nGözlerimde  Tütüyor Ahh\nSevdiklerim  Gurbet  Elde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Abdulvahap Ateş",
        "poem": "\n\nGurbet öyle olsaydı ki; \nSabah gitsem akşam dönsem,\nPenceremdeki elleri,\nSabah görsem akşam görsem.\n\nGurbet öyle olsaydı ki; \nSabah gitsem,akşam dönsem.\nBeni bekleyen evdeki\nSıcaklığı eskitmesem.\n\nGurbet öyle olsaydı ki; \nSabah gitsem,akşam dönsem.\nYüreğimi yakanları,\nSabah öpsem,akşam öpsem.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Derya Aslan",
        "poem": "\n\nGurbet adın hüzne boğar yüreğimi\nDurduramam artık yaşlı gözlerimi\nYağmur misali yaşlar akar derinden\nAh gurbet neler çektim elinden\n\n.........................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Yavuz Aydın",
        "poem": "\n\nGurbet\n\nDerdim ızdırabım, sende başladı,\nAyrılığan sarıp, üzdün be gurbet,\nHicran kurşun gibi, kalbe işledi,\nZehr olup ruhuma, sızdın be gurbet,\n\nHer akşam efkarım, doruğa çıkar,\nUmut çok uzaktan, seyrime bakar,\nSessizden göz yaşım, sineme akar,\nDüşen damlasında közdün be gurbet,\n\nYollar vurgun yemiş, gitmez sılaya,\nBir imkan bulamam sesimi duya,\nAhuzarım sürdü, bin bir belaya,\nHer arzuma zoru, yazdın be gurbet,\n\nNe zaman tükendi, ne süren bitti,\nZararı ben çektim, hep benden gitti,\nHal yaşlandı burda, zevala yetti,\nGençliğime elem, dizdin be gurbet,\n\nYavuz'dan ayrılmaz, gitmezsin öte,\nSabrım sona vurdu, döndü nefrete,\nÖmrümü uyuttun, sonsuz gaflete,\nHayat düzenimi bozdun be gurbet.....Yavuz AYDIN\n\n19. 09. 2011: İSTANBUL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Arif Delen Halk Ozanı",
        "poem": "\n\nNe evim var nede yurdum\nBırak artık zalim felek\nGurbet ele meskan kurdum\nYeter artık zalim felek\n\nZalim gurbet hain gurbet\nHain gurbet zalim gurbet\nBirtek sevdiğim vardı\nOnudamı aldın gurbet\n\nViran koydun sen yuvamı\nIşıtmadın hiç dünyamı\nNettin anamla babamı\nYeter artık zalim felek\n\nZalim gurbet hain gurbet\nHain gurbet zali gurbet\nBir tek sevdiğim vardı\nOnudamı aldın gurbet\n\nKaderim doğuştanmı kötü\nGezdirdin diyarı gurbeti\nBana çok gördün sadeti\nHain felek zalim felek\n\nÇileli doğmuşum baştan\nÖksüz koydun sen doğuştan\nKurtulmuyor başım dertten\nHain felek zali felek\n\nHalk Ozanı Arif Delen\nwww.arifdelenmuzikevi.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Mikail Tatar",
        "poem": "\n\nGurbet ele düştüm yanıyor içim\nÖlüyorum gardaş ben sılam için\nBakmayın dostlar işinize gidin\nGurbet elde kalmış biçareyim ben\n\nAkşamları yatar çok zor uyurum\nRüyamda bile sılam görürüm\nOkulda sokakta hep sürünürüm\nGurbet elde kalmış biçareyim ben\n\nCanıma yetti çektiğim acı\nGel de gör halimi hey bacı\nAlay, ızdırap işte birkaçı\nGurbet elde kalmış biçareyim ben\n\t\t\tG.hane – 26.11.1992\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Sabri Aksu",
        "poem": "\n\nBilen bilir neler çektik\nVarlık içinde,yokluk gördük\nNe dikenli yollardan geçtik\nŞu yabancı gurbet elde\n\nÇoğu zaman huzursuzduk\nİnsandık,insana kul olduk\nBazen koşup,bazen yorulduk\nŞu yabancı gurbet elde\n\nNice güller burda soldu\nGelenlerin çoğu pişman oldu\nKediler,arslanları boğdu\nŞu yabancı gubet elde\n\nBurasının adı almanya\nİnsanların çoğu kayamı kaya\nKimsen yoksa kaldın yaya\nŞu yabancı gurbet elde\n\nSabri Aksu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Ozan Arif",
        "poem": "\n\nNe kadar anlatsam tükenmez, bitmez\nBu benim bağrımda yatan hasreti\nAnlatmaya zaten takatim yetmez\nOn yıldır yakamdan tutan hasreti\n\nPençesi bagrımda dişi derinde\nSöküp atar mıyım günün birinde? \nGurbetin upuzun gecelerinde\nBeni yudum yudum yutan hasreti\n\nArif bu hasretin yoktur ilacı\nAna, baba, kardeş, bir yanda bacı\nBirinin hasreti birinden acı \nAmma en acısı vatan hasreti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Süreyya Berfe",
        "poem": "\n\nAyışığı unuttu karları\nNerdeyse tipi çıkar\n\nYaralı bir keklik\nUçtu önümden\nBende kaldı kanadı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Orhan Özçelik",
        "poem": "\n\nGözümde ufuklar gözümde hasret,\nSevdiğim uzakta adı da gurbet.\nGurbet gurbet sen çok zalımsın gurbet,\nGurbet gurbet evin yıkılsın gurbet.\n\nDenizleri dağları aşamam gurbet,\nYüreğimde acıyla yaşamam gurbet.\nSenden zalımını tanımam gurbet,\nGurbet gurbet belin bükülsün gurbet.\n\nUzakta sevdiğim bekler yolumu,\nAşılmaz dağların kırdı kolumu.\nİnsafsız yüreğin görmez halimi,\nGurbet gurbet dalın kırılsın gurbet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Eşref Demiryürek",
        "poem": "\n\nSıladan haber ver yüzümü güldür\nİçimde tepinip ağlama gurbet\nEl alem sevinir bayram günüdür\nBenim yüreğimi dağlama gurbet\n\nÇareyi aratma ak ta kara da \n Pembe hayalleri karartma gurbet\nUmut varken kanayan her yarada\nBana karaları bağlatma gurbet\n\nBeni hamal ettin acıya derde\nSevenler uzakta sevdiğim nerde\nDumanlı dağ gibi gözüme perde\nÇekip de içimde çağlama gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Serkan Yıldırımoğlu",
        "poem": "\n\nZhan Asili'ye\n\nGurbet adlı zalimin çiçeği\nSen gül gibi kokarsın her gece\nBir papatya kadar asi dünyaya\nGurbet senden korksun bırak\n\nNe ezilirsin ayak altında\nNe bir yalancı rüzgar devirir\nDik durmak senin kaderin\nGurbete gurbet ol yaşa\n\nBir bülbülde gece öter güle\nSenin gecende olmuş gurbet\nŞakı ki duyulsun vatandan\nGurbette anlatsın bizi sesin\n\nSaçların dolu başak sarısı\nGözlerin yeşili hakinin\nTenin olsa da çinli ipeği\nGurbet sende değil bende\n\nZalimliğini hissettirirse sana\nNe olur sen üzülme, ağlama\nGöz yaşların hazardır, fırattır\nGurbeti ne olur güldürme...\n\nSen bilmesen de uzak diyarlardan\nSenden ayrı ağlar Anadolu\nGöz yalarını akıtır arasından\nGurbet toprağı olmasın sana vatan\n\nSen oldun can iken zhan*\nO topraklarda at koşturdu bir çok han\nKader desende sen şu an\nGurbet gurbettir ne olur uyan...\n\nSerkan YILDIRIMOĞLU\n\n*çincede can\n\n13.07.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Bilge Su",
        "poem": "\n\nGünlerim hep acıyla dolu\nSıkıntı,üzüntü hepsi birarada\nAkşam olup güneş battığında \nÇekilmez olur hayat T..... 'da\n\nDüşünceler binbir yerden\nYağar başıma\nuyusamda bir dalsam rüya ya\nGördüğüm kabuslar bir yana\nYaşanmaz bu günler daha T.....'da\n\nSen sen ol çıkma gurbete\nOtur yavan ekmeğini ye evinde\nİnanmazsınız belki de\nDönüşü yoktur çıkanın gurbete\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Şevki Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nGurbet ele vardım gelirim diye\nGurbet beni aldı ayırdı dosttan\nBana perde oldu çıkmaz aradan\nGurbet beni aldı ayırdı dosttan\n\nBana hep durmadan zehir içirdi\nBütün günlerimi acı geçirdi\nHuzurumu ömür boyu kaçırdı\nGurbet beni aldı ayırdı dosttan\n\nKaleme sarıldım kağıt yetmiyor\nYazdıkça yazıyom derdim bitmiyor\nSılanın hasreti benden gitmiyor\nGurbet beni aldı ayırdı dosttan\n\nBizleri yaratan Allah'a şükür\nŞükür yazı yazan kaleme şükür\nYazıyı toplayan kağıda şükür\nGurbet beni aldı ayırdı dosttan\n\nŞevki Çobanoğlu dünyada gider\nDostlarına dostça dualar eder\nYazıyı yazar da, şükür olsun der\nGurbet beni aldı ayırdı dosttan\n\n(1975)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Kenan Balcı",
        "poem": "\n\nGönül çıkıp gitme yola\nYolun sonu Gurbet eldir\nUçup durma daldan dala\nDalın sonu Gurbet eldir\n\nSeni sorsam mor sümbüle\nDnışsam çiçeğe güle\nGülüm düşme hoyrat ele \nHalın sonu gurbet eldir\n\nKenan gitsem bizim ele\nYelken açıp esen yele\nAtar beni gurbet ele\nYelin sonu gurbet eldir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Huseyin Aydogan",
        "poem": "\n\nBir kız çıkmış dama \nAğlıyor yana yana\nBen ona tutkunum \nVersinler onu bana\n\nGel gel gel gel Fadime\nVer elini elime\nBizde burdan gidelim\nDiyar-ı gurbet eline\n\nEvleri köşede\nGül yağı şişede\nSevenler buluşsun\nHer biri bir köşede\n\nGel gel gel gel Fadime\nVer elini elime\nBizde burdan gidelim\nDiyar-ı gurbet eline\n\nFadime bir köy kızı \nYanakları kırmızı\nBen onu çok severim\nAyırmasınlar bizi\n\nGel gel gel gel Fadime\nVer elini elime\nBizde burdan gidelim\nDiyar-ı gurbet eline\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Ali Tekintüre",
        "poem": "\n\nKime baksam hep yabancı\nYüreğimde hep bu acı\nUzaklarda ana, bacı\nAh şu gurbet olmasaydı\n\nAkşam olur hüzün çöker\nGözlerim yaşını döker\nBu hasretlik bir gün biter\nAh şu gurbet olmasaydı\n\nBir kuş olup uçsam, gitsem sılama\nSarılsam sevdiğim yare, anama\nBu gurbet el yetti artık canıma\nGurbet elde günler geçmek bilmiyor\n\nNe haldeyim aldıran yok\nYere düşsem kaldıran yok\nBuralarda hiç kimsem yok\nAh şu gurbet olmasaydı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Necati Keçeli",
        "poem": "\n\nBüyüdükçe büyür ayrılık, hasret \n   Yıllardır belime vurursun gurbet \n   Bana dedin ki hep, bitecek elbet \n   İçimde ur gibi durursun gurbet \n\n   Bakmadın gözümden akan yaşlara \n   Sektirdin benide taştan taşlara \n   Çevirdin yolumu göçmen kuşlara \n   Yollarıma kapan kurarsın gurbet \n\n   Hayatı bağladın kendi eline \n   Hayat bu diyerek vurdun belime \n   Hece, hece düştün hergün dilime \n   Sokak, sokak beni ararsın gurbet \n\n   Yıllardır ederim feryadı figan \n   Elimizden düşmez kalınca urgan \n   Bağrımın üstünde olmadı yorgan \n   Geceyi gündüze sararsın gurbet \n\n   Asla güldürmedin çatık kaşımı \n   Düğünde bayramda döktün yaşımı \n   Param parça ettin sabır taşımı \n   Tüm Ümitlerimi kırarsın gurbet \n\n   Nice insan yedin yine doymadın\n   Umutları çaldın bir şey koymadın\n   Bagırdım, çağırdın beni duymadın \n   Daha yokmu diye sorarsın gurbet \n\n    Necati KEÇELİ\n    ADANA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Celal Işıldak",
        "poem": "\n\nGurbet \n\nYıllar yılı gurbet elde gezdirdin \nSanki senetlisin bize yoksulluk \nGurbet eli bize sen meskan ettin \nSanki bizim ile evli yoksulluk \n\nHer gittigin yere beni götürdü \nHasret koyup benim ömrüm bitirdi \nMuhaneti küsüp bize sarıldı \nBırakmaz yakamı benim yoksulluk \n\nKara bulut olup güneşim kestin \nSeher yeli olup bagımda estin \nAcep bulunurmu seninde dostun \nBize küs degilsin hain yoksullk \n\nNice GURBANİler lanet okudu \nSanki ilmik ilmik halı dokuttu \nÖmrümüzü tüketen o zalim oldu \nSeni seven varmı hain yoksulluk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet..",
        "poet": "Menşure Öktem",
        "poem": "\n\nGurbet..gurbet..\nHavası özlem,suyu hasret..\nÇaresiz boyun eğerken kadere\nİçimden birşeyler götüren gurbet..\nBurcu burcu kokan sıladır uzakta...\nYanık bir türküdür söylenen dudakta\nGönlümü yakarken sıla özlemi,\nYine yardan uzak akşam olmakta..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Berkan Şahin",
        "poem": "\n\nKara bulutlarla bezeli beyaz bir gece\nÇıkıyor yok olurcasına harf harf hece hece\n\nAnlamadın yıllarca sensizlik ölüme tekabül\nYakmadı hiçbir şeyin varlığı yokluğun kadar \nÖzlemle kahrolmadı acıyla savaşmak kadar\n\nSenin sevgin ömrüme, sensizlik ölüme tekabül\nÇalışmadı zannımca o beynin kalbin attıkça\nAnlamadı aşktan gayrı ne özlemi ne gurbeti \nGözlerin dolmadı herhalde dudakların adımı andıkça\n\nİlk kez haykırıyorum senin adın ölüme tekabül\nSöylemek ürkütüyor, dinlemek bir şiir\nAnılmasın aman, ölüm ansızın gelir \nAnlamazsın yanılırsın gönlün yanar bilemezsin\nHaberim gelir aniden, gurbet mezara tekabül\n\n(Trabzon)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Orhan Şaik Gökyay",
        "poem": "\n\nBeni koyup giden cefacı dilber! \nKoyduğun yerlerde duramıyorum; \nBeni de alsaydın nolur beraber? \nDerdimi kimseye veremiyorum...\n\nÇıksam şu dağların  yücelerine, \nEş olsam gurbetin gecelerine, \nİmrenir dururum nicelerine, \nBir ben mi murada eremiyorum.\n\nAkşam olur, , kuşlar konar dallara, \nSusamış yıldızlar iner göllere, \nGüzeller dizilir ince yollara, \nİçlerinde seni göremiyorum.\n\nBir akar su görsem melil olurum, \nBen bu dertten hasta olmam ölürüm.\nSeni kaybettiğim yerde bulurum, \nDurduğun ellere varamıyorum.\n\nBu gül yaprağımı dudak değil mi? \nNe diye kıvrılmış, yazık değil mi? \nSana giden yollar uzak değil mi? \nKorkumdan bir türlü soramıyorum...\n\nBağrımda koç gibi dağlar yatışır, \nGörünmez dallarda kuşlar ötüşür, \nBir yerim var benim, yanar tutuşur, \nBir yerim kanıyor saramıyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Osman Erdoğmuş",
        "poem": "\n\nGURBET\n\nHasret ektim bağrıma,\nYeşeren gurbet oldu.\nÇare yoktur yarama,\nTabibim gurbet oldu.\n\nGelişim bir damladan\nYalnız hayatım zindan,\nZevk almadım dünyadan\nKaçışım gurbet oldu.\n\nÖzlem özü ruhumun,\nHamdım,piştim ve oldum.\nBeklemekten,yoruldum,                                                                Son durak gurbet oldu.\n\nYaralı kuş misali,\nBu böyle gitmemeli\nDağlar dize gelmeli.\nGöçüşüm gurbet oldu.\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Lokman Hamitoğlu",
        "poem": "\n\n\t\t       GURBET\n\n\t\tOoof bu gurbet! \n\t\tBu dağlar gibi...\n\t\tHayını  bol bu vatan gibi...\n\t\tBu toprak gibi... \n\t\tBu gurbet de bizim...\n\n\t\tSılayı aramak,\n\t\tVe ayrı düştüğün memleketi...\n\t\tNemlenen gözlerle anayı anmak,\n\t\tBabayı, bacıyı, kardeşi...\n\t\tHiç birini bulamamak! ...\n\n\t\tOoof bu gurbet! \n\t\tGözüm gibi...\n\t\tDizim gibi...\n\t\tSözüm gibi bu gurbet bizim...\n\t\tGurbet bize hasta,\n\t\tBiz gurbetten...\n\n \n                          Lokman HAMİTOĞLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet 2",
        "poet": "Ruhi Hatunoğlu",
        "poem": "\n\nGözlerimi yola koyup gelişini beklerim\nGurbetin yolları uzayıp uzarda gidermiş\nBüyüdü boy verdi büyüyen çiçeklerim\nYeni bir çiçek diktim adı gurbet çiçeğiymiş\n***\nSu akarda gün devrilir vakit akşam olurken\nBuram buram sıla kokar şu gurbet ellerinde\nGözlerimle yollarda hep seni beklemekteyken\nKokun bile hiç gelmedi sılanın yellerinde\n***\nYelkovanı koştururdum akrebin ardı sıra\nVakit geçmek bilmezdiki yaşatmaya inat\nGurbet ateşiyle tutuştu bağrımdaki çıra\nBende kalmadı artık ne kafa ne kol ne kanat\n***\nAvazım çıktığı kadar bağırdım gurbet diye\nYankısı bile duyulmadı dönerken dağlardan\nBu gurbetlik bu hasretlik bitmeyecekse niye\nKokunu almaya çalışırım hep rüzgarlardan\n***\nGün karardı boşaldılar caddelerle sokaklar\nTakvim birgün daha eksik o da dedik ömürden\nHep böyle diye diye geçti gitti bak yarınlar\nYalnızlık kaldı bende geçip giden özlemlerden\n***\nRuhumu sarıpta sarmaladı gurbet acısı\nUzağı yakın sandım şu gurbet ellerinde\nHasretlikle dolmuş taşmış yüreğimin sancısı\nİçimde birikti acı bu gurbet dillerinde\n                                   09.03.2008/OLTU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Ferhat Gülacti",
        "poem": "\n\nGözlerimden akan yasim,\nSilmez,silemezsin gurbet.\nEsim,dostum,arkadasim,\nOlmaz.olamazsin gurbet.\n\nKara caldin ak yüzlere,\nSis indirdin,gündüzlere,\nCok eyleme sen bizlere,\nGelmez,gelemezsin gurbet.\n\nSacin,basin kiraripta,\nGözün,gönlün kararipta,\nBenim gibi sararipta,\nSolmaz,solamazsin gurbet.\n\nAsik Ferhat cöz dügümü\nGören varmi güldügümü? \nGünden güne öldügümü\nBilmez,bilemezsin gurbet.\n\n1995,Tübingen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet 2",
        "poet": "Mustafa Kurt05",
        "poem": "\n\nOtobüse bindim görünmez dağlar\nYüreğim yanıyor gözlerim ağlar\nAyrılık acısı içimi yakar\nAsker olup teslim oldum alaya\nHasret kaldım ana baba sılaya,\n\nAcı olur gurbetelin dumanı\nBana geldi ağlamanın zamanı\nYirmi ay bensiz yapın bayramı\nAsker olup teslim oldum alaya \nHasret kaldım ana baba sılaya,\n\nHiç yer yok kalbimin içi dolu\nGittikce uzuyor gurbetin yolu\nNeylesin garibin anne gülü\nAsker olup teslim oldum alaya\nHasret kaldım ana baba sılaya,\n\nNe yapayım yarim kaldım burada\nVerin teskeremi erem murada\nBana derler neyin kaldı sılada\nAsker olup teslim oldum alaya\nHasret kaldım ana baba sılaya,\n\nSivas ellerine kurdum iskele \nOnsekiz yaşımda gittim askere\nYirmi ay bitsede gelse teskere\nAsker olup teslim oldum alaya\nHasret kaldım ana baba sılaya,\n\nSivas ellerinin suları akmaz\nAskerin yüzüne kimseler bakmaz\ngurbetelde günler hep uzar geçmez\nAsker olup teslim oldum alaya\nHasret kaldım ana baba sılaya,\n\nAskerin yatağı hep bir sırada\nÇifte nöbetciler gezer arada\nKendim gurbetelde gönlüm sılada\nAsker olup teslim oldum alaya\nHasret kaldım ana baba sılaya,\n\nMuatafa der gurbet zor geldi bana\nBir daha görsem sılayı ben kana kana\nMevlam kavuştursa beni sılama\nAsker olup teslim oldum alaya\nHasret kaldım ana baba sılaya.\n   28/11/1978\n   Sivas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet-2+",
        "poet": "Bayram Tunca",
        "poem": "\n\nGurbet özlerden akan yaş\nGurbet dertlilere de sırdaş\nYuvadan ayrılanlara yoldaş\nGurbet masumlara arkadaş\n\nDüşülürse eğer gurbet ellere\nHasret nameleri koşar dillere\nNar çiçeği dudağın gülse bile\nKan ağlasa da yürek kim bile\n\nGurbet sır yumağı misali bilmece\nKerametini çözemedi ki hiç kimse\nGurbette, günlük güneşlik günde\nGaripler sanki de karanlık gecede\n\n07.08.2000-16:45\n\n'Aşk Ateşten Gömlek'\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Nihat Tüzün",
        "poem": "\n\nEy garip bahtıma işlenmiş sızı,                                                                                                       \n                                     Yoluma gizlenmiş görünmez kazı,\n                                      Sensin ilhamımın sönmez yalazı,\n                                             Ben sana ezelde adandım gurbet,\n                                             Pusuda bekleyen zorlu akıbet.\n\n                                        Daha doğduğum gün musallat oldun,\n                                        Bilmiyorum gözyaşımda ne buldun,\n                                        Yüreğime aktın boşaldın doldun,\n                                               Sılamla vuslatım yakındır gurbet,\n                                               Sonra senin olsun bir gömleklik et.\n\n                                         Yükünü çekmekten kaçındı dağlar,\n                                          Dize geldi gökler zamanlar çağlar,\n                                          Âdem’den bilirim suçuna ağlar,\n                                                 Hasretin yürekler dağlarken gurbet,\n                                                 Şu fani âlemde nasıl rahat et.\n\n                                         Kıskançlıkta yoktur daha bir eşin,\n                                         Arasına girdin ayın güneşin, (1)             \n                                         Cehenneme eş olsa da  ateşin,\n                                                 İnan ki aldırmam yeter ki gurbet,\n                                                 Ukba hayatına temiz yolcu et.\n\n                                     Perde oldun Yakup'umun gözünde\nAşka doldun Yunus'umun sözünde\nAğıt kaldın ozanların sazında\n                                                 Sazdasın sözdesin özdesin gurbet,\n                                                 Mızrabını kır da teli azat et.\n\n                                         Ruhum arzularken O’nu derinden,\n                                         Kanadı bağlanmış orta yerinden,\n                                         Her dem gün sayıyor yar kederinden,\n                                                 Kaç şafak kaldıysa haber et gurbet,\n                                                 Ten kemik kafeste bekler işaret.\n\n                                         İsyan etmiyorum alın yazımsın,\n                                         Sonbaharım kışım bahar yazımsın,\n                                         Belki bize bunun için lazımsın,\n                                                 Hayatımdan söküp atamam gurbet,\n                                                 Gölgeme saklısın satamam gurbet.\n\n  (1)  Tasavvufta güneş Allah’ı ay ise peygamberleri temsil eder\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet-2",
        "poet": "Abdulkadir Turğut",
        "poem": "\n\nGönüllü esaret\nKeder ve hasret\nYa sırat köprüsü \nVeyahut araf\nBir yanı cehennem\nBir yanı cennet\nGeçmişle hasbihal\nBirazcık ülfet\nÇepe çevre hayatı\nKuşatan kafes\nAldığın her nefes\nSırtında külfet\nGurbette her şey veresiyedir\nYaşamak veresiye\nVe ölmek veresiye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet-2",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nbulutların altında\nköze çevrindin gurbet\ndumanın tütsün emi\ngöze büründün gurbet\n\ngam yükü yükleyince\ndert yükü  ekleyince\nçilede bekleyince\nsöze düründün gurbet\n\nseller oldun içe aktın\nköze boyadın yaktın \nkan içinde bıraktın\nöze yüründün gurbet\n\naltın tasta suduğun\nzehirinde yuduğun\ndedileyip koduğun\nçöze çüründün gurbet\n\nsevileri harcandın\nbattın bittin borcaldın\nsaat gibi kurcandın\ntöze küründün gurbet\n\nozan efe kanıtla\ndağ denize yanıtla\nözgürlüğü damıtla\nüze durundun gurbet\n\n08:22 10.05.2009denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Murat Şahin Selvi ",
        "poem": "\n\nÇok şey aldın götürdün benden\nSöyle ne verdin bana\nCanımı hiçe saydım uğruna\nSense acıdan başka ne verdin bana\n\nÖmrümden ömür aldın\nBeni sevgiye aşka hasret bıraktın\nSöyle sana ne yaptım\nBeni anadan,babadan,yardan ayırdın\n\nGünler geçmiyor sayende\nAnılar yas tutmuş matemde\nYakalandım gurbetin pençesine\nGurbet,gurbet  hesabım var seninle\n\nDüştüm soğuk bir şehire\nİsyan ediyorum herşeye\nİsyankar oldum sayende\nGurbet! Gurbet hesabım var seninle\n27-01-2003/Edirne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet 2",
        "poet": "Birgül Kızılkaya",
        "poem": "\n\nGURBET\n\nGURBET\n\nEşikten sonramıdır,\nkapılar ardındamı? \nFersah fersah uzakta,\nyabanellerindemi.? \nDevleşen özlemdemi,\nyoksa kavuşmada mı? \nNerede biter sıla,\ngurbet neden sonradır? \n\nOysa mavi hep mavi,\nyeşilse aynı yeşil.\nÖyleyse nedir gurbet,\nYada; sıla hasreti? \nNerede biter sıla\nGurbet neden sonradır? \n\nBİRGÜL KIZILKAYA    2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet-2",
        "poet": "Remzi Zengin",
        "poem": "\n\nTopçam dağı, şimdi başın kar m’ola\nKar olan yerlerde duman var m’ola\nSılada bizi de anan var m’ola\nGurbet elde geçmez oldu günlerim\n\nSerin eser seher yeli sılada\nAylar geçti kala kaldık burada\nMektup gelir, selam gelir arada\nGurbet elde geçmez oldu günlerim\n\nYaz bahar gelende, gülleri biter\nGülün dallarında bülbüller öter\nGülümün kokusu burnumda tüter\nGurbet elde geçmez oldu günlerim\n\nGülüm açtı, yanında var tomurcak\nTomurcak açacak  bahar gelincek\nYüzünde gül açar sanki gülüncek\nGurbet elde geçmez oldu günlerim\n\nRemzi der ki gurbet ele düşende\nSöyler dilim deli gönül coşanda\nYolum uzak, karlı dağdan aşanda\nGurbet elde geçmez oldu günlerim\n\n(23.1.1978-Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Taner Eker",
        "poem": "\n\nİklimler aştım da kavuşamadım\nSığındığım ocak, sıla gurbet\nYabanadır attığım her adım\nDal çiçeğe çiçek dala gurbet\n\nDüşmekle gelmez kuyunun dibi\nDağılmış kervanın olmaz sahibi\nGöğsünde güneşi avutur gibi\nNe garip  imtihandır kula gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Necip Fazıl Kısakürek",
        "poem": "\n\nDağda dolaşırken yakma kandili,\nFersiz gözlerimi dağlama gurbet!\nNe söylemez, akan suların dili,\nSessizlik içinde çağlama gurbet!\nTitrek parmağınla tutup tığını.\nAlnıma işleme kırışığını\nDuvarda, emerek mum ışığını,\nBir veremli rengi bağlama gurbet\nGül büyütenlere mahsus hevesle,\nRenk dertlerimi gözümde besle!\nYalnız, annem gibi, o ılık sesle,\nİçimde dövünüp ağlama gurbet!..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Bayram Özbek",
        "poem": "\n\nGURBET\n\nBen bu gurbet iline düştüm düşeli,\nMecnun gibi avare gezer giderim.\nKırıldı mızrabımın düzeni teli,\nYanık türkülerden söyler giderim.\n\nGeceler bitmez hicran hasret oldu,\nGündüzler matem ayrı bir dert oldu,\nDostlara vuslat bekliyordum amma,\nBana kucak açan dost gurbet oldu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Yoksul İbrahim",
        "poem": "\n\nBir umut uğruna düştüm yollara\nEşe dosta hasret ettin oy gurbet \nÖmrümü yoldaş kıldın yıllara\nDamarda kanımı çektin....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Hüseyin Yük",
        "poem": "\n\nBütün canlar gurbet ana rahminden sonra\nŞehirler dağlar  yarlar  gurbete tuzak\nAsıl gurbet kaybedilenler geri dönemeyenler\nSevipte  kavuşamayanlar  bir arada yaşayan yalnızlar gurbet\n\nAna memesini  kardeşe  pay  ederken \nAyrı düşerken  sevdadan  gurbet\nKi  rahlesinden başlar  gurbet \nİçimin şehri  dışıma gurbet\n\nAcıtan hasretler yazılan destanlar \nSen varken  bile vuslata eremezsem \nSevemezsem beyninin susamış aşkında ki gülleri gurbet\nMusalla  taşı mezara gurbet  ölüm cana  can ruha gurbet\nBen sana gurbetken sen bana gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Sevgili Özbek",
        "poem": "\n\nBeyaz hüzünlerde bayram gelince\nBezeli kırmızı bağlama gurbet\nSevdalı turkuaz hasret kalınca\nRengini soldurup ağlama gurbet\n\nBiriken sevdadır geçen seneler\nYakar ötelerden yetim daneler\nUrgan urgan acı sehpa yineler\nYargısına sayıp yağlama gurbet\n\nYüreğim zemheri karlı bucaktan\nKollarım sancılı vasıl kucaktan\nSaçlarım firezli harman ocaktan\nLodosla harlanıp çağlama gurbet\n\nBülbülün nağmesi güldür dalında\nAçar senfonisi  diyar yolunda\nAl yeşil toprağı bahar salında\nHazanı giydirip dağlama gurbet\n\nAslında seni de donatan benim\nAdın gönüllerde okutan benim\nŞiirde melalli yöneten benim\nÖnünü görmeden sağlama gurbet\n\n28/01/2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Serkan Ökçe",
        "poem": "\n\nGurbet gözümde bir damla sıla\nGünleri saydıra saydıra kısalttın ömrümü\nKışın kapalı koydun yolları\nBaktıra baktıra kısalttın ömrümü\n\n  Kara bir kalemle ak bir sayfaya\nDerdimi düştüğüm her bir yazıya\nAyak yolunda bir hizaya\nGetire götüre kısalttın ömrümü\n\nGurbetin içime çizdiği her bir çizik\nYüzüm eskiden daha da bir ezik\nHer gördüğümü anam babam belleyip\nAğlata ağlata kısalttın ömrümü\n\n Ne acılar geçirdin ömrümden\nEn zoru ayrılıkmış içinden\nKör umudun tek dişinden\nSaldıra saldıra kısalttın ömrümü\n\n  Yunus gibi gezdire gezdire\nMevla’m gibi sezdire sezdire\nGurbet beni ezdire ezdire \nKısalttın ömrümü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Selahattin Bakır",
        "poem": "\n\nYıllar geçti, hep birlikte yaşadık,\nTükettin sen beni, ben seni gurbet,\nÖzlemleri biz birlikte düşledik,\nTükettin sen beni, ben seni gurbet.\n\nÇok istedim, hayatımdan çık diye,\nHasret koydun beni, sonsuz sevgiye,\nBeni nerden buldun, bilmem ne diye,\nTükettin sen beni, ben seni gurbet.\n\nBen yol verdim, sen bırakıp gitmedin,\nSen istedin, ben seni terk etmedim,\nDünyaları verdim, daha yetmedim,\nTükettin sen beni, ben seni gurbet.\n\nGideceğim dedim, dağ diktin yola,\nDedim artık bıktım, dedin hayrola,\nAzraille girdin, sanki kol kola,\nTükettin sen beni, ben seni gurbet.\n\nBeraber eskittik, yıl oldu elli,\nAyrılma zamanı, yaklaştı belli,\nSen bana dost, bende seni seveli,\nTükettin sen beni, ben seni gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Mehmet Ali Demirel",
        "poem": "\n\nÜlkemden ayrıldım hergünüm hüzün\nNemlendi gözlerim ekşili yüzüm\nZehir kusar herdem o tatlı sözüm\nGurbet bağrın taş tutusun olmasın özün\n\nKaç yıl oldu anamın yüzü görmedim\nNazlı yarımın saçını tel tel örmedim\nYoksuluk  istedi tövbe ben bölmedim\nGurbet bağrın taş tutsun olmasın özün\n\nÇok acılar çektim kalmadı heves\nAna  dizinden alsam derinden nefes\nUnutum dilimi sanki olmuşum melez\nGurbet bağrın taş tutsun olmasın özün\n\nKendine göre dümenler kurmuşsun\nBelliki çok garibanları  vurmuşsun\nBen ağladıkça hep sen gülmüşsun\nGurbet bağrın taş tutsun olmasın özün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Turan Şakalar",
        "poem": "\n\nCan  evime  hançer  vurdu\nCiğerimi  söktü  gurbet…\nİçime  hüzün  oturdu\nGönle  kezzap  döktü  gurbet\nDuman  duman  çöktü  gurbet…\n\nUzaktalar  ana  baba\nYaban  oldu  dost  akraba\nNe  yapsam  n’etsem  acâba\nSıktı  gurbet  sıktı  gurbet\nDuman  duman  çöktü  gurbet…\n\nUmudum  hayâlim  söndü\nBayrağım  yarıya  indi\nYolumuz  gurbete  döndü\nAktı  gurbet  aktı  gurbet\nDuman  duman  çöktü  gurbet…\n\nBülbül  oldum  gülüm  yandı\nMızrap  oldum  telim  yandı\nGurbet  elden  dilim  yandı\nYaktı  gurbet  yıktı  gurbet\nDuman  duman  çöktü  gurbet…\n\nHayatımı  haram  etti\nGurbet  beni  verem  etti\nBir  Aslı’ya  Kerem  etti\nKoktu  gurbet  koktu  gurbet\nDuman  duman  çöktü  gurbet…\n\nCoştum  bulandım  duruldum\nNice  dostlara  sarıldım\nHem  kırıldım  hem  yoruldum\nHesabımda  yoktu  gurbet\nDuman  duman  çöktü  gurbet…\nŞAKALAR’ı   çekti  gurbet…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Fethi Giray",
        "poem": "\n\nBen garibim; \nBenim de kimsem yok bu şehirde.\nAylardır mektup bekliyorum memleketten\nBir han köşesinde.\n\nSonra korkuyorum bu şehirde, \nBir gün yapayalnız ölüvermekten, \nYan yana yattığımız arkadaş anlatıyor: \nHer gece sayıklıyormuşum, \nÖksürerekten.\n\nBu caddeler dolusu, yığın yığın insanlar\nNe anlar benim halimden? \nBir nedamet kavsi çizilir gecelere\nEtten, \nKemikten.\n\nBen de garibim, \nBenim de kimsem yok bu şehirde\nAylardır düşünür, dururum, \nBir han köşesinde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Salim Ulus",
        "poem": "\n\nGurbet; \nDüşlerimin azdığı,\nBir yangın yerim.\n\nGurbet; \nGecesi ayaz,\nGündüzü esir kampı olan yerim.\n\nGurbet; \nEkmeği taş,\nSuyu ağı olan yerim.\n\nGurbet; \nYâri hasret\nAnası ağıt olan yerim.\n\nGurbet; \nBaba yadigârı,\nYataksız yorgansız ikametim.\n\nGurbet; \nSevgi dağarcığı boş,\nMerhametsiz efsanem.\n\nGurbet; \nKiminin elini tutar,\nKimini yutan gurbetim benim.\n\nGurbet; \nBir adım ötem,\nMilyon kilometrem.\n\nGurbet; \nEkmeğim, ağıdım.\nZalim adamım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Şerahil Laçın",
        "poem": "\n\nEzelden hiç idi gözümde dünya,\nAldı öz dünyamı başına gurbet.\nGöçende beş arşın bezimdi dünya,\nBeşine vatandı, beşine gurbet.\n\nDerdinle yaşıtım, yaşıt,ay vatan,\nAz beni dondurup üşüt,ay vatan.\nDinle ağlar anam, eşit, ay vatan,\nDöver, yaman döver döşüne gurbet.\n\nDolu gödenlere ruzi* gibiyim,\nBahtımın bozaran yüzü gibiyim.\nArzuları şehit gazi gibiyim,\nDönüp de  leşkere*, koşuna gurbet.\n\nYad elde avunmaz, ele sevdalı,\nBoğazına çıkan sele sevdalı.\nÖyle sevdalıdır, öyle sevdalı,\nDostuna, yarına, eşine gurbet.\n\nBu boysuz boyuna kısındı boynum,\nYüz kaygı şelesi* kazandı boynum\nYollara bakmaktan uzandı boynum,\nBakmadı gözümün yaşına, gurbet.                                           \n\n*ruzi – rızık\n*leşker – ordu\n*şele – yük\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "İsmail Cömertoğlu",
        "poem": "\n\nGurbetteyim,\nNe anam, ne yarım.\nSanma ki bahtiyarım.\nİçimde çekilmez bir acı\nHer şey, ama burda her şey\nGülmek bile, aşk bile acı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Mahir Toksoy",
        "poem": "\n\nSıladan ayrıldım küstüm mü  sandın\nSevesin…sevenin, olmasın gurbet\nSarardım toprağa düştüm mü sandın\nSevesin…sevenin, olmasın gurbet\n\nSen  beni biçare kulun mu sandın \nsığındım yurduna  buna mı kandın\nSineme kuruldun evin mi sandın \nSevesin…sevenin, olmasın gurbet\n\nSıladan kopanı yârin  mi sandın \nSararmış gülleri bana mı aldın \nsultanı dünyanın kendin   mi sandın \nSevesin…sevenin, olmasın gurbet\n\nSeherde sesleri düğün mü sandın \nSüzüldü yaşlarım çiğe mi aldın \nSıkıldı yüreğim hasta mı sandın \nSevesin…sevenin, olmasın gurbet\n\nSavruldum ellere… elin mi sandın \nSen beni kendine gelin mi aldın \nSahipsiz , kimsesiz yetim mi sandın \nSevesin…sevenin, olmasın gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Müzahir Kılıç",
        "poem": "\n\nBen sana küskünüm zaten ezeli \nUsulca yanıma sokulma gurbet\nSenin dostluğunu istemedim ki,\nAklıma fikrime takılma gurbet\n\nVar mı seni seven, kim senden razı? \nBoşuna uğraşma bırak bu nazı \nSende kalan netsin baharı, yazı \nDört mevsim kapımı gözetme gurbet\n\nHa üç yıl, ha üç gün değişen ne ki\nHep umut edersin yarına belki \nUğrama yanıma ve şunu bil ki:\nVuslat olur diye uzatma gurbet\n\nŞefkatin hüzündür, merhamet acı \nSayende giyindik ayrılık tacı \nBulunmaz mı bu illetin ilacı? \nSenle işim olmaz unutma gurbet\n\nYolum açık ola, kurma tuzağı\nRabb’im nasip etme bana uzağı \nNolur tercih etme bülbüle zağı \nHer olur olmazı dayatma gurbet\n\nKitaplar dert ağlar, kalemler inler\nSenden dert yayılır, seni kim dinler\nGeriye döner mi geçerse günler? \nN’olur hayatımı karartma gurbet\n\nSayende ayrılık bize mihmandar\nHasret yudumladık iki kafadar\nÇek elin yakamdan benden bu kadar\nÇekilmez dertlere uğratma gurbet\n\nBakü, 23 Haziran 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Ramazan Alp",
        "poem": "\n\nGURBET\n\n \nSıla özlemiyle\nyanıp tutuşuyor bedenim\nsığmıyor ne geceler\nne gündüzler yüreğime\nkafeste kuşlar misaliyim\nuçamıyorum\ndar geliyor gurbet bana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Bekir Alim",
        "poem": "\n\nHasret kokar buram, buram yüzleri\nHer köşe bucakta yaşardın gurbet\nYor yoksul bıraktın kimsesizleri\nBu nedir kim diye şaşardın gurbet\n\nSorma hal hatırdan belada başım\nParam parça oldu canım yoldaşım\nTarhana çorbası katıksız aşım\nSoframda yokluğu başardın gurbet\n\nDağ bayır yükselir görünmez ardın\nEsen poyraz tipi yağsa akardın\nKaç yanık yolcuyu bağrında sardın\nDur durak bilmeden koşardın gurbet\n\nHer güneş batanda hasretin çöker\nDertliler derdini kadehle döker\nSel yıkar bendini taş kaya söker\nNedense Yaz Bahar coşardın gurbet\n\nDağların engebe sarp ve kayalık\nGözün hırs bürüyen kurmuş ağalık\nBilmez'se kendini o beş paralık\nVurup suratına okşardın gurbet\n\nSöylersin Âlim’im tok çıkar sözüm\nHasır neşirim ben topraktan özüm\nDumanı tütmeyen yanan bir közüm\nHep sende gam, keder yaşardın gurbet\n\n06.03.2003 PERŞEMBE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "İmsak Kılıç",
        "poem": "\n\nGURBET \n\nKimi kavuşturdun kimi ayırdın\nSorulmaz hallerin işlerin gurbet\nZaman akıp gider zaman içinde\nBu hayalle geçer düşlerin gurbet \n\nGiden mektup gelen selamdan küsmüş\nDalların kırılmış, kuşların susmuş\nYaz bahar ayları habersiz geçmiş\nDağlardan yol vermez kışların gurbet \n\nCan canana el uzatsa tutamaz\nYat desemde yürek dertli yatamaz\nEvdekiler bu sırrıma hiç yetemez\nGaribe çok değer taşların gurbet \n\nGÜMANİ garibin derdini paylar\nHasretlik çekende artmaz mı vaylar\nBakılır yollara sayılır aylar\nBitmez ki üçlerin beşlerin gurbet \n\nİmsak KILIÇ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\ngözü kör olmayan bir varlık bu gurbet\niçine göm de kör et kendini der sanki\nahret koru yakmış bir varlık bu gurbet\ndilini bur da göçert derdini der sanki\n\nyokluğu, haliyle benzettin ya gurbet\nvarsam tad almam kalsam sızlanmam\nyârlığı, yarenliğe susturdun ya gurbet\nküs olsam ne yazar köz daha ne yakar \n\nyoksulluğun ümidi aşk, bilirsin gurbet\naşk yaşama yetmez ki vatanı kokmalı\nburun kemiğinde sızıyı, bilirsin gurbet\nacı sezisi de sarmaz ki Türk varlığımı\n\nben dize gelmem gel vazgeç be gurbet\ngözüm /yaşındadır yerin /akar boşarım\nben güce solmam gel hoşlaş be gurbet\nderin /yaşındadır yolum /yüzer geçerim\n\naç artık önümü yarat imkanı ey gurbet\nçare adımdır /yakış uğrunadır andım\niç yön yanımda akıt hazinen ey gurbet\npayan olmazı gözet hayrıdır varlığım\n\nMayıs  2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Mevlüt Yanar",
        "poem": "\n\nGurbet\nYumak yumak dert\n\nGurbet\nBeni terket\n\nGurbet\nHüzünlü memleket\n\nGurbet\nSenden etmem  ki nefret\n\nGurbet\nDiğer adın bereket\n\nGurbet\nBeni sılama ilet\n\nGurbet\nBitmeyen hasret\n\nGurbet\nYükü sana yükledik\nEl böğürde bekledik\nKendimize uzağız\nMutluluğa tuzağız\nNe olur bizi affet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Seleddin Aydın",
        "poem": "\n\nZalim gurbet senden bıktım, usandım,\nHazan oldun gülümü soldurdun gurbet,\nSıla hasretiyle tutuştum, yandım,\nYaktın yüreğimi, köz ettin gurbet.\n\nKoyun, kuzu otlatırdık dağlarda,\nOyunlar oynardık, hep harmanlarda,\nGezip, dolaşırdık hergün kırlarda,\nBeni altın kafese kapattın gurbet\n\nYaz gelince yaylalara çıkardık,\nSüt kaynatmak için soba yakardık,\nBar tutardık hemde güler oynardık\nYıktın gönül sarayımı, ağlattın gurbet.\n\nPeynir eritirdik, ekmek banardık,\nBuz gibi suları içer kanardık,\nGeceleyin evde kandil yakardık,\nFitil gibi yaktın, tükettin gurbet.\n\nÇayırları tırpan ile biçerdik,\nGözelerden ab-ı hayat içerdik,\nKomşular toplanır sohbet ederdik,\nŞakıyan bülbülü lal ettin gurbet.\n\nTezek yapmak için basma dökerdik,\nTarlalara arpa, buğda ekerdik,\nÖküz ile tahıl, saman çekerdik,\nRüzgarınla beni savurdun gurbet,\n\nGurbet ayırıyor sevgilileri,\nUnutamam köyde geçen günleri,\nDoğup, büyüdüğüm bizim evleri,\nYaşatırım hayel, düşümde gurbet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Zübeyde Duran",
        "poem": "\n\nYedin bitirdin gurbet.\nCandan bezdirdin gurbet.\nNe zaman biteceksin? \nKörolasıca gurbet.\n\nGençliğimi çürüttün.\nDerlerimi büyüttün.\nHasretlerden delirttin.\nYıkılasıca gurbet.\n\nNe zaman biteceksin? \nYüzüm güldüreceksin,\nDerdim dindireceksin,\nYokolasıca gurbet.\n\n19.05.1999\n\n\n"
    },
    {
        "title": ".    Gurbet",
        "poet": "Necati Şimşek",
        "poem": "\n\nNe zaman kendimle baş başa kalsam\nHasretle birleşir yol olur gurbet\nİçimden gelse de bir kez ağlasam\nGözlerle anlaşır göl olur gurbet\n\nSahilde karaya vuran çöp gibi\nFelek iç dünyamda savurur tipi\nKaderim peşimde görünmez dibi\nİzlerle anlaşır çöl olur gurbet\n\nDüşünceler basar düşünceleri\nKaranlıklar kaplar pencereleri\nBenlikte fikrimin en inceleri\nGizlerle anlaşır hal olur gurbet\n\nGurbette olmanın sebebi sarar\nBeyin şaşırır da alır ters karar\nHasretin kokusu içimi yarar\nSözlerle anlaşır böl olur gurbet\n\nKendisi bitmez de ömür bitirir\nEn güzel çağlarda kahır çektirir\nAşk şarabı diye zehir içtirir\nKözlerle anlaşır bol olur gurbet\n\nMisafirse fani dünyada herkes\nGurbetteysek madem aldıkça nefes\nSon nefeste kalkar hapseden kafes\nÖzlerle anlaşır kul olur gurbet\n\n12.09.2007\nNecati ŞİMŞEK\nAnkara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Murat Haydaroğlu",
        "poem": "\n\nAldım bavulu, yola çıktım\nGenç yakışıklı, pekte şıktım\nBazı kuralı  inan yıktım\nGençlere örnek, bir ışıktım\nAnadan uzak, kalmak gurbet\n\nGüzel yerleri, cennet sandım\nŞirin  doğayı  gördüm kandım\nSıla özlemi, çektim yandım\nYalnız kalınca,  dostları andım\nVatandan uzak, kalmak gurbet.\n\nAcıyı tatlı, ile kardım \nHasret tadına, bende vardım\nGönül verene sadık yardım.\nSinemde yanan aşkı sardım.\nYarim den uzak, kalmak gurbet. \n\nHaydaroğlu gezdim dolandım\nGurbet tadından, his alandım\nDostnun yanında, var  olandım \nAşksız gül  gibi,  gör solandım\nDostlardan uzak, kalmak gurbet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet-3",
        "poet": "Remzi Zengin",
        "poem": "\n\nMerdini de deli gönül merdini\nDökemedim hiç kimseye derdimi\nÖzledim yarimi, güzel yurdumu\nŞu gurbet ellerde kimsesizim ben \nEllerin yurdunda bir garibim ben\n\nÇekilmez gurbetin cevr ü cefası\nYalanmış dostların ahd ü vefası\nTütüyor gözümde sıla sefası\nŞu gurbet ellerde bir garibim ben\nEllerin yurdunda kimsesizim ben\n\nBitmiyor gurbette cefalı günler\nDerdim kimse bilmez,halden kim anlar\nGitsem geçit vermez dumanlı dağlar\nŞu gurbet ellerde bir garibim ben\nEllerin yurdunda kimsesizim ben\n\n                    (07.07.1973-Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Ruhi Hatunoğlu",
        "poem": "\n\nGurbetin yolları dağlardadır\nuzar da gider\nyol bitmez ömür biter\ngurbet yollarında\nbir başına\nburam buram sıla tüter\ngurbet akşamları\nyollarında gurbetin\nbirde sahipsizlik varya\nöldürürde öldürür\nsüründürür\nayrılık acısı tutam tutamdır\ntut tutabilirsen\ngurbetin yolları dağlardadır\ngider de gider\nağzı olsa da konuşsalar\ndağları gurbetin\nbu ne acı\nbu ne bitmez çile\nve sılaya özlem\nölümden de öte\nayrılık varya işin ucunda\nyolları dağlardadır\ngurbetin\nbahçesi yok bağı yok\nyalnızlığımı \nalabildiğine çok\ngurbet türküleri\ngurbet şarkıları\nsöylenir gönülde\nsus susabilirsen\ngurbetin yollarında\n                                2008/OLTU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Uğur Gülsün",
        "poem": "\n\nBunalırsın üfül üfül içinde eser gurbet,\nUnutursun ikliminde güzellikler yok olur\nNeye baksan, neyi görsen sonsuz ötesi hasret\nBilmem hangi saatinde karabasan son bulur.\n\nGökyüzü kararmıştır gündüz vakti olsa da \nDuymak ister boğulursun gök katından bir sadâ\nNe olurdu şu dünyada hiç yalnızlık olmasa\nNe diyorsun, acımaz ki, içine çöker gurbet.\n\nÇıkmayagör seher vakti dışarıya bir kere\nTa ruhunu söker alır bir canavar yok yere\nO vakitte umutsuzluk dağıtan o göklere\nAcımasız pencesiyle bir selam eder gurbet\n\nTa yollar çatallaşır, çelişki kaplar seni\nPişmanlıktan biçmiştir ayrılık elbiseni\nHer günkü yalnızlıktan alman için hisseni\nSabahları peşinde dolaşıp gezer gurbet\n\nGurbet belki bazı gün, olur çayına şeker\nGün batarken hayatın güzün yaprağın döker\nYapma bir sevinç ile gelir hakiki keder\nYüreğini cenderede günbegün ezer gurbet\n\nAcımasız yüzlerden mezalim okunursa\nBir sıkıntı üstüne bin sıkıntı konursa\nKalır mı ellerinle umut ektiğin arsa\nGül bahçene kan akıtır dikenler eker gurbet\n\nGözler ağlamak için hep bir sebep ararken\nBulutlanan fikrini kem şeytanlar sararken\nBir de sadece sana bahtsız geceler yarken\nİzin vermez, ağlatmaz, gözüne çöker gurbet\n\nSanki matem havası, gelen ölüm haberi\nBasıverir ruhuna, uyutmaz geceleri\nBir de özlemek yok mu ocak tüten evleri\nErtesi güne kadar yok olup gider gurbet\n\nGurbet başka bir alem, her ne kadar boğsa da\nAyrılsam donuyorum, yaklaşsam yanıyorum\nSımsıcak yatağıma bin güneşler doğsa da \nBu gurbete galiba bir fırsat tanıyorum...\n\n1992\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Zekeriya Terzioğlu",
        "poem": "\n\nGurbet,şafak vakti duyduğum hasret yuvaya,\nGurbet ne olur git! sokma beni belaya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet 3",
        "poet": "Kaya Ünver",
        "poem": "\n\nyapıştın yakama candan bezdirdin\nbırak artık bırak kolumu gurbet\ngenç yaşımda diyar diyar gezdirdin\nsılaya da çevir yolumu gurbet\n\nanadan babadan yardan ayırdın \nsam yeli misali esip savurdun\nyaktın yüreğimi yaktın kavurdun\nkuruttun çağlayan selimi gurbet\n\nkaderde hasretlik çekmek var imiş\nçağırıp götüren ekmek var imiş\ngarip garip boyun bükmek var imiş\nyükledin sırtıma zulümü gurbet\n\nHasret ateşini saldın içime\nKoydun halden hale, türlü biçime\nAkları doldurdun siyah saçıma\nLal ettin şakıyan dilimi gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Atilla Adsay",
        "poem": "\n\nGurbet bizi avutmasın \nDostlar bizi unutmasın\nAna baba beklemesin\nYarın değil bugün olsun\n\nGurbet bizi ağırlasın\nDostlar bizi hatırlasın\nAra sıra sorarsalar\nYarın değil bugün olsun\n\nGurbet bize ağlamasın\nYollar bize kardeş misin? \nYaban eller kervan mısın? \nYarın değil bugün olsun\n\nGurbet bize çektirmesin\nEller bizi kabul etsin\nPaylaşalım her lokmayı\nYarın değil bugün olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Yıldırım Öğretmen",
        "poem": "\n\nGURBET\n\nEvlattan anadan yardan ayırdın,\nBen senin neyini seveyim gurbet.\nGözlerim yaş dolu günler saydırdın,\nBen senin neyini seveyim gurbet.\n\nAcı çektim hep sırrımı sakladım,\nBayram geldi tebrikleri bekledim,\nGül yerine mektupları kokladım,\nBen senin neyini seveyim gurbet.\n\nSabahın zevk vermez akşamın acı,\nFakirlik giydirir türlü pabucu,\nDertler düğümlenmiş bulunmaz ucu,\nBen senin neyini seveyim gurbet.\n\nSevinç bizden uzak biz de sıladan,\nBabam ölmüş haber aldım aradan.\nTüm çektiğim fakirlikten, paradan…\nBen senin neyini seveyim gurbet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Ahmet Küçük 2",
        "poem": "\n\nGur-bet son hecenin içinde saklı\nGülmeden vazgeçtik alıyor aklı\nÖynünde ardında iki duraklı\nİçten içe yakar eritir gurbet.\n\nHer kelamı sinede yara açıyor\nDost,dosta  sırt dönmüş ondan kaçıyor.\nÇevirmiş ağıyla çırpındırıyor\nAlmadan vermiyor, tutuyor gurbet.\n\nArzulara çanak tutmuş hayaller\nUmuda yolculuk sir gurbet bekler\nBırakıp sılasın yada gelenler\nÇevirir yolunu bırakmaz  gurkbet.\n\nAlır sevdiklerin  koparır senden\nAnlamaz bir türlü senin dilinden\nÇevirmiş ağların dikenli telden\nYurt yuva bırakmaz,yıkar bu gurbet.\n\nÖzlem duyar sılasında güllere\nYüreği kan ağlar yüzü gülsede\nBir burukluk saklı her neşesinde\nYavaş,yavaş emer bitirir gurbet\n\nSaklamış zehrini saklı tutuyor\nNerde garip görse alıp yutuyor\nKaranalık her yanı, gündüz bilmiyor\nKoparıp,koparıp,atıyor gurbet..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Hanifi Kara",
        "poem": "\n\nGURBET\n\nO diyarda güneş bir başka batar\nHer akşam hüzünle tüllenir gurbet.\nOlan dertlerime eşlik ederek\nKendi hâl diliyle dillenir gurbet.\n\nHayatta iç içe, gül ile diken\nAcıyı kim bilir; en iyi çeken? \nSıladan uzakta derdim bin iken\nHer gün çoğalarak dallanır gurbet.\n\nEğil gurbet eğil, önümde eğil\nSeni bilen sana eyler mi meyil? \nBu acı diner mi hiç mümkün değil? \nKalpte sarkaç gibi sallanır gurbet.\n\nDağından eksilmez ne sis ne duman\nOnu ölüm ile tartmayın aman\nGelir mi Allah’ım sonu ne zaman? \nYıllarca özümde yıllanır gurbet.\n\nKara yâd ellerde yer başka yakar\nYavuklu olanı yâr başka yakar\nAyrılık ateşi bir başka yakar                                             \nKor olur içimde küllenir gurbet...\n\n27/05/'99\nHanifi KARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Mehmet Şengül",
        "poem": "\n\nDönmek kolay değil bağlarsa kader\nSeni de kendine mal eder gurbet.\nMecbursun ömrünü eylersin heder\nİnsanı bin türlü hâl eder gurbet.\n\nTatlı aşa ağuları kattırır\nAcıları katre katre tattırır\nOd misali buram buram tüttürür\nYakar yüreğini kül eder gurbet.\n\nAh vatanım deyip çalarsın sazı\nKalbe çöreklenir bir ince sızı\nYaşamak zor olur baharı yazı\nHazana uğramış gül eder gurbet.\n\nTeselli bulunmaz çiçekte gülde\nKulağın sestedir gözlerin yolda\nSaklamak gizlemek değil ki elde\nAkıtır gözyaşın sel eder gurbet.\n\nHayal kurar erim erim erirsin\nSokaklarda melûl mahsun yürürsün\nHer nereye baksan serap görürsün\nDört bir tarafını çöl eder gurbet.\n\nYalnızlık kol gezer gam kaplar özün\nİşte o an seni sarar bir hüzün\nGüvendiğin kişi çevirir yüzün\nCan dostunu bile el eder gurbet.\n\nDürüstlüğe karşı hile bulursun\nHayallere gelmez çile bulursun\nÇareyi ölümde bile bulursun\nOndan yana şanşı bol eder gurbet.\n\nMehmet der ki; helâl yiyeyim dersen,\nKolunu kaparlar elini versen\nHele ki gariban yoksul düşersen,\nNice soysuzlara kul eder gurbet.\n\n22.12.2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Yusuf Pangal",
        "poem": "\n\nGurbet yolu çilesiyle göründü \nGidiyorum rüyalarda gör beni \nBir gün gelip dikilirsem yoluna \nHiç düşünme hayırlara yor beni \n\nGurbet eller kara kara görünür \nKara tren dumanlara bürünür \nYokuşlarda toy at gibi erinir \nGül bülbüle bülbül güle der beni \n\nÇeken bilir kahpe gurbet elini \nKurtlar keser dolaşırken yolunu \nKimse bilmez kimse sormaz halini \nKanadınla melek gibi sar beni \n\nGülmeyene ağlamamak zor gelir \nMal peşinde koca dünya dar gelir \nGurbet elde sevda bana kor gelir \nAlev aldım yüreğine dür beni \n\nHesap sorar elin oğlu adama \nGül yerine kanlar diktim odama \nSu tutan yok gönlümdeki oduma \nSeviyorsan ondörtlüyle vur beni \n\nÇile çektim gurbet elde ezildim \nResim oldum duvarlara çizildim \nKaderinim ak alnına yazıldım \nSen istersen yokuşlara sür beni \n\nAşık Yusuf vurur sazın teline \nAyrılığın yası düşmüş diline \nDüştüm diye sakın gurbet eline \nUnutma ha! Turnalardan sor beni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Mehmet Niyazi Tanılır",
        "poem": "\n\nAman gurbet yaman gurbet\nYaram benim deşme derin\nHalim benim duman benim\nDertlerime derman gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Sabiha Serin",
        "poem": "\n\nGURBET\n\nÇok mu gördün bana, üç beş kelamı\nNeden dertle dolup, akarsın gurbet\nEş ile dost ile kestim selamı\nHep mi böyle yakıp, yıkarsın gurbet.\n\nDost olup bu canla açtın bağrını\nZindan ettin bana bugün yarını\nMusalla taşına serdim bağrımı\nNe zaman bu candan bıkarsın gurbet.\n\nBittim ben tükendim hal bilmez kader\nMemleket özlemi içimde tüter\nUsandım bu candan yeter be yeter\nHal bilmezsin hâlsız bakarsın gurbet.\n\nHatır gönül nedir gördün mü sen hiç\nTaş basıp bağrına sardın mı sen hiç\nNerde eş dost diye can verdin mi hiç\nO kadar duygusuz sakarsın gurbet.\n\nSöyleyecek söz yok hâlda kalmadı\nHalin nedir diye soran olmadı\nKaç bahar bekledim zaman dolmadı\nİçten içe böyle yakarsın gurbet..\n\nSABİHA SERİN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "İbrahim Şık",
        "poem": "\n\nGurbet bana zulüm etme \nSöyle sana ne yaptım ki \nMemleketten kopup geldim \nNeden hüsran ettin beni \n\nAh gurbet zalim gurbet \nGözün kör olası gurbet \nBu dünya böyle gitmez \nÇark tersine döner elbet \n\nAna babamdan ayırdın \nNeyim varsa hep sen aldın \nTek yoldaşım bir sen vardın \nBeni yolda koydun gurbet \n\nBeni sılaya hapsettin \nBeni hep sen mahvettin \nEn zor anımda terk ettin \nBeni sırttan vurdun gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Bilge Atam",
        "poem": "\n\nÖzledim dostları, canı gönülden,\nYok, olası gurbet, olmaz olaydın,\nHer nefeste ah çekerim derinden.\nYeter bu hasretlik, bitsin be gurbet. \n\nKim icat ettiyse iflah olmasın,\nYeter dostlarımın benzi solmasın.\nSenin de sevdiğin gitsin dönmesin.\nİçime od koydun yaktın be gurbet. \n\nHer ne desem ne söylesem bilmezsin,\nİnat ettin çağırsam da gelmezsin.\nBir gün olsun yüzümüze gülmezsin.\nMezarında otlar bitsin be gurbet.\n\nSıladaki seni, nereden bilsin,\nOradan orya atıp tutarsın, \nİnşallah tükenip bir gün bitersin.\nCanıma tak ettin, yettin be gurbet.\n\nBayramları bile zehir edersin,\nBeri gel dedikçe, öte gidersin,\nsen  vakitsiz ölümden de betersin. \nÜç kuruşa bizi sattın be gurbet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Mete Oğuzhan Yıldız",
        "poem": "\n\nGurbet\n\nKimisi mahvoldu kimisi şöhret \n\nSevenlerin hasmı olandır gurbet \n\nKimleri sevmeye bırakmış hasret \n\nAcı verip zevke dalandır gurbet \n\nCanımın yarısı,yürek paresi \n\nKahrolsun ayrılık yok ki çaresi \n\nŞu İstanbul nere köyüm neresi \n\nDarmadağın halim talandır gurbet \n\nKiminin ününü arza duyurdu \n\nKimisini fazla sevdi kayırdı \n\nÇok seven cananı candan ayırdı \n\nGülüyor derlerse yalandır gurbet \n\nO yokken aşımın tuzu olmuyor \n\nMutluluk,gülmek mi sözü olmuyor \n\nİnsanın hayatta gözü olmuyor \n\nHerkesle küs yalnız kalandır gurbet \n\nNe zaman bitecek zalim ayrılık \n\nYoktu aramızda ayrı gayrılık \n\nUçup gidem diyom kanadım kırık \n\nKahrolan geride kalandır gurbet \n\nYardan ayrı düştüm başım belada \n\nKendim gurbetteyim gönlüm sılada \n\nKısmet değil vuslat ah bu yıla da \nBaşımı dertlere salandır gurbet \n\nSöz kestik,ant içtik,içmişiz şerbet \n\nDevran dönsün nolur rolünü devret \n\nSözlüme kavuşmak en büyük servet \n\nMutluluğu benden çalandır gurbet \n\nAklım onsuz yarım sanki deliyim \n\nYaşıyor sanmayın ben bir ölüyüm \n\nÖzlemim birikti hasret gölüyüm \n\nAklımı başımdan alandır gurbet. \n\nMete Yıldız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Fahri Çinçik",
        "poem": "\n\nGurbet gurbetciyi hep hiç sayar\n       Ne bir dost yüzü ne seveni var\n       Gurbette bana en çok bu koyar\n       Gurbet yakamdan çek git elini\n\n       Söz etme bana insan göçünden\n       Korkarım uykusundan düşünden\n       Kanar hasretim için içinden\n       Gurbet yakamdan çek git elini\n\n       Kimimiz çöpte kimimiz barda\n       Çalışır eller bu canlar zorda\n       Beden diyarda aklım sılada\n       Gurbet yakamdan çek git elini\n\n       Nerden düştüm bu gavurun eline\n       Uyamam töresine diline\n       Bırak sen beni kendi halime\n       Gurbet yakamdan çek git elini\n\n       Sıla hasreti yanar şuramda\n       Yar sevdası konaklar yaramda\n       Yamamı elin benim yakamda\n       Gurbet yakamdan çek git elini\n\n       01/01/2003/Adana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Osman Kaya Malatya",
        "poem": "\n\nDerdin beni yerden yere atıyor,\nHer gün ah çekmekten usandım gurbet,\nGönlümdeki güneş battı batıyor,\nHer gün of çekmekten usandım gurbet.\n\nUmut kervanında seyre dalmışım,\nGezdiğim yerlerde ibret almışım,\nÇileler  elinden mahzun  olmuşum,\nHer gün ah çekmekten usandım gurbet.\n\nDeyişti alemin gidişi seyri,\nGönül dostlarımdan kalamam ayrı,\nDönmek istiyorum sağ yare gayrı,\nHer gün ah çekmekten usandım gurbet.\n\nYalnızlığın derdi beterden beter,\nHak dünya özlemi gözümde  tüter,\nÇektiğim hasretlik bu kadar yeter,\nHer gün ah çekmekten usandım gurbet.\n\nYavaş yavaş yol üstüne çıkarım,\nAkşam olur ufuklara bakarım,\nHüzün keder çeke çeke  bıkarım,\nHer gün ah çekmekten usandım gurbet\n\nKAYA der gariplik düşürür derde, \nSılanın özlemi çıkmıyor serde,\nBir soranın yoktur beni bir yerde,\nHer gün ah çekmekten usandım gurbet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "İhsane Okumuş",
        "poem": "\n\nİçimde bir acı\nYuregimde burukluk\nDiyarı gurbet elde\nNe arandık, ne sorduk\nKaranlık bir bilmece \nHikmeti meçhul yolculuk\nDerin bir uykunun içinde\nSerseri rüyalarla avunduk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Atilla Ertuğrul",
        "poem": "\n\nÖzlemişim sılamın. toprağını taşını\nLavaş ekmek kaymağı, erişteli aşını\nKoyunlu bulağını, döşkayanın döşünü\nGelirim desem dağlar, yollarımı bağlıyor\nHasret çeken yüreğim. ah çekerek ağlıyor\n\nGönül ister sılayı, son kez gidipte görmek\nSoğuk suyundan içip. toprağına yüz sürmek\nDana boğan çayından, kınalı yarpuz dermek\nGelirim desem dağlar, yollarımı bağlıyor\nHasret çeken yüreğim,ah çekerek ağlıyor\n\nHaşin esen kara yel,gurbet ele savurdu\nBaharımı kış etti, can yoldaştan ayırdı\nOtuz yıl dile kolay, hasret ile kavurdu\nGilirim desem dağlar, yollarımı bağlıyor\nHasret çeken yüreğim. ah çekerek ağlıyor\n\nŞu hüzünlü yüreğim, hasret ile uslandı\nAyrılık göz yaşları, yağmur oldu ıslandı\nŞeyrani yad ellerden, vatan deyip seslendi\nGelirim desem dağlar, yollarımı bağlıyor\nHasret çeken yüreğim, ah çekerek ağlıyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Ufuk Bakırcı",
        "poem": "\n\ngözlerine hasretim\nyar kokunu özledim\nbitsin artık bu gurbet\ntek düşüncemsin benim\n\ngurbet zalimsin sen\ngurbet hayinsin sen\ngurbet öldürür gurbet\n\nbilmez oldum kendimi\ndertler sardı her yerimi\nyeter artık sevgilim\nbitsin artık bu gurbet\n\nmehmet demir\n0534 353 13 69\ntelif hakkı saklıdır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Mevlüt Ören",
        "poem": "\n\nİstemeden  düştüm de kucağına,\nBeni elden ele savurdun gurbet.\nAteş yaktım da kara ocağına,\nKözünle ciğerimi kavurdun gurbet.\n\nGurbet  tattım da zehirli aşından\nGeceleri yatmadım gözyaşından\nNeler geldi geçti garip başımdan\nTakatim bitti beni yordun gurbet.\n\nRızık bitti çömleğinde tasında\nŞimdi ahbablar bir gencin yasında\nBaharsız gençliğimin ortasında\nBeni sırtımdan nasıl vurdun gurbet?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Fuat İstanbul",
        "poem": "\n\nBu kaçıncı zamansız batışı güneşin\nBu kaçıncı haykırışım\nKöhne meyhanede yokluğuna\nBu kaçıncı kadeh\nBilmem bu kaçıncı taksim...\n\nKaç kez avuç açtım şafakta Tanrı’ya\nKaç gün batımı lanetler savurdum\nKöşebaşlarında sızıp böylesi bir kadere\nNe sen geldin\nNe de senden bir haber...\n\nBüyüdü içimdeki vuslat\nÇığ çığ gün be gün\nUzandım,düştüm\nBitmez tükenmez gurbet yollarına\nNe yollar tükendi\nNe sen geldin...\nNe de senden bir haber\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Ömer Arslan",
        "poem": "\n\n\tKöhne bir evim çatımda temelimde gurbet\n\tSilmek istedim boşa her emelimde gurbet\n\tKalbimi yüreğimi gönlümü aldı gurbet\n\tKalbimi susturdum,şimdi de dilimde gurbet \n\n\tKoskoca mana bütünleşmiş iki hecedir\n\tTan yeri ağarsa yine içimde gecedir\n\tNe olur bana nedir diye sormayın gurbet\n\tÇözülmemiş,çözülmeyen bilmecedir gurbet\n\n\tBen bir öksüzüm ben bir yetimim dadım gurbet\n\tBen kainatta çırağım üstadım gurbet\n\tNe olur bana nedir diye sormayın gurbet\n\tBende bilmiyorum koymuşlar adımı gurbet\n\n\tAyrılıp evden bir taşıta binsem de gurbet\n\tSanki yüreğim de,omzumda,ensemde gurbet\n\tNe olur bana nedir diye sormayın gurbet\n\tBenim için anamın dizinden insem de  gurbet \n\n               Tılsımlı Gözler 1990\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Metin Gözleten",
        "poem": "\n\nBir gün daha bitti,güneş elveda dedi\nCamlarda karanlık bende karanlık.\nBir vicdan ruhunu çarmıha gerdi\nKonuşmak pişmanlık, susmak pişmanlık...\n\nŞu yaban ellere düştüm düşeli\nÖzüme dargınlık,söze dargınlık.\nBirde olmayaydı hasretin kahrı\nAnadan ayrılık yardan ayrılık...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet-4",
        "poet": "Remzi Zengin",
        "poem": "\n\nGeçmez oldu gurbet elde günlerim\nSıla diye söyler durur dillerim\nGurbet elde yaman oldu hallerim\nBen gurbeti, gurbet beni bırakmaz\n\nAklıma düştükçe yadı sılanın\nEsen yelden bile haber sorarım\nHasret yumağını tel tel sararım\nBen gurbeti, gurbet beni bırakmaz\n\nYüce dağlar yol vermiyor aşayım\nSeller gibi dolu dizgin coşayım\nCoşayım da sevdiğime koşayım\nBen gurbeti, gurbet beni bırakmaz\n\nSılada yaz bahar ayları geldi\nGüller çiçek açtı, bülbüller güldü\nŞu gurbet gönlüme elemler saldı\nBen gurbeti, gurbet beni bırakmaz\n\n                           (1.5.1981-Sinop)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Mehmet Gündüz",
        "poem": "\n\nGurbet seni didik didik dideyim,\nTaze açan güldüm, soldurdun beni.\nBilmem, seni nerelere iteyim,\nGencecik yaşımda, soldurdun beni.\n\nGurbet senin acı acı sözün var,\nBir gün gülen yüzünü görmedim ki ben,\nTanıdık sıman yok, soğuk yüzün var,\nGurbet elde, gülen görmedim ki ben.\n\nGündüz’üm gecemin hepsi karanlık \n Felek yüzüme gülmedi bir gün\nGurbet elin en yakını ayrılık\nTecelli kaderden silmedi bir gün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Tuğrul Özdemir",
        "poem": "\n\nAh! gurbet zalim gurbet,\nNe zaman bitecek bu hasret? \n\nGözlerim kan çanağına döndü,\nAğlatma artık beni gurbet.\nYeni kavuşmuştum sevdiğime,\nErken ayırdın beni gurbet.\nAnam, babam yolumu bekler,\nTez kavuştur beni gurbet.\nAh! gurbet zalim gurbet,\nNe zaman bitecek bu hasret? \nGözümde yaş kalmadı,\nBen böyle bilmezdim seni gurbet.\nEşim, dostum yolumu bekler,\nTez kavuştur beni gurbet.\nKardeşlerim yolumu gözler,\nEr kavuştur beni gurbet.\n\nAh! gurbet zalim gurbet,\nNe zaman bitecek bu hasret? \n\nTuğrul ÖZDEMİR\n\nGGGG\n\n18.02.2009 Saat:09.37\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Abdurrahim Küçük",
        "poem": "\n\nElime bağlayıp çelik kelepçe\nOturup karşımda ağlama gurbet\nBana karalara bulup gerekçe\nKendine mor’unu sağlama gurbet\n\nÖnce ekmek deyip çekip içine\nSaçları aklara yeğleme gurbet\nAzgını beğ görüp sümbül reçine\nKimsize ümidi yağlama gurbet\n\nÇullu zalimlere verip fidemi\nBeni yad'ellerde eyleme gurbet\nSırtımın terinde duyup midemi\nÇökük viranemde çağlama gurbet \n\nHalden anlamayan yaban tayını\nVuslatıma araç yollama gurbet\nÇakala kaptırıp aslan payını\nKuru dağarcığı sollama gurbet\n\nKurtlara verip de kuşun tahtını\nSahte adaleti böyle’me gurbet\nZalimlere açıp haşin bahtını\nYılana azığın söyle’me gurbet\n\nDüşürüp Aslanı kalleş ağına \nYârene teselli yollama gurbet\nBaykuşa yurt edip gülleş bağını\nGaribi çöllerde dallama gurbet \n\nBırak devam olan oynak âhına\nTaze tomurcuğa ağlama gurbet\nAl götür kendini acem şahına\nBeni sürmelimden eğleme gurbet\n\nAbdurrahim KÜÇÜK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Aşık İsmeti",
        "poem": "\n\nDilerim sılaya ah vara bilsem\nDağlar yol vermiyor yaz olmayınca\nÇoluktan çocuktan bir haber alsam\nEfkârım dağılmaz saz olmayınca\n\nGurbette kim kimin halinden anlar\nSaymakla tükenmez beklenen günler \nHasretle yüreğim yanarak inler\nSular kâr eylemez buz olmayınca\n\nAşık İSMETİ' yim budur kederim\nBilmiyorum nerden nere giderim\nBeş on derde durup eyvah mı derim\nYüreğimde yara yüz olmayınca\n\nAşık İsmeti Sivas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Tahsin Seherli",
        "poem": "\n\nKalbime hancerini vurdu\nCigerimi Söktü benim gurbet\nicime derin Sizisin doldurdu\nCanim cikmadi ama öldürdü\n-\nUzaklarda dir yar ana baba\nEl oldu Sanki dost akraba\nNe ederim ne yaparim Aceba\nDertlerimi kat kat etti gurbet\n-\nHayata yasam azmim söndü\nGönül Bayragim yariya indi\nGencligim gurbette bak öldü\nGurbet beni dertlere saldi\n-\nBül büldüm gülüm dalim yandi\nSaz oldum ozana telim yandi\nGurbet ellerden dilim yandi\nBasima Duman cöktü Gurbet\n-\nYasami hep bana haram etti\nGurbet sanki bana verem etti\nMecnuna bak bana kerem etti\nBasima Dag gibi cöktü gurbet\n-\nSeller gibi bulandim duruldum\nBazen dostlarima ben sarildim\nArtik Cok ama ben cok yoruldum\ndüsünmedim buldu beni gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Metin Hanlıoglu",
        "poem": "\n\nAtam Adem çıktı geldi vatandan,\nDünya bize gurbet oldu gardaşım.\nVarıp sordum kabristanda yatandan,\nDünya bize gurbet oldu gardaşım.\n\nEfendimiz geldi gitti buradan,\nGelenler gidecek hepsi sıradan,\nFayda yoktur zenginlikten,paradan,\nDünya bize gurbet oldu gardaşım.\n\nİnsan, sevdiğinden uzaksa gurbet,\nŞeytan-ı laine uyma ha sabret,\nKonup göçenlerden alınca ibret,\nDünya bize gurbet oldu gardaşım.\n\nÇok ezelden alın yazım yazıldı,\nSaçıma ak düştü, şeklim bozuldu,\nVuslat yakınlaştı, ömür azaldı,\nDünya bize gurbet oldu gardaşım.\n\nSılanın hasreti yakar içimi,\nBoynumdadır Azrail’in sicimi,\nÇok özledim babam ile bacımı,\nDünya bize gurbet oldu gardaşım.\n\nNe ektiysen biçeceksin tarladan,\nAmelden soracak yarın yaradan,\nNice canlar gelip geçti buradan,\nDünya bize gurbet oldu gardaşım.\n\nVatanın kapısı mahşer meydanı,\nToplanacak padişahı, hakanı,\nGötürdüğün süsleyecek yakanı,\nDünya bize gurbet oldu gardaşım.\n\n'Meçhuli' hasretle yanar kavrulur,\nKader rüzgarında tozar, savrulur\nGün gelince can canandan ayrılır\nDünya bize gurbet oldu gardaşım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Rafet Maden",
        "poem": "\n\nHasretin anası, dertlerin sayfası, \nEcelin sancısısın gurbet.\nYollar ecel, yollar mayın tarlası, \nÖlüm kokuyorsun yine gurbet.\n\nAnama, babama hasretken önce, \nSılam oldun delice sevince, \nŞimdi yine hasrete düşürünce, \nLanet okumak geliyor sana gurbet.\n\nİsyan tohumu dolu dert sayfam, \nKapkaranlık olur onsuz dünyam, \nİstesemde bu dertten kurtulamam, \nBeni ağlatıyorsun yine gurbet.\n\nAllah'ım sabrım bitmek üzere, \nDüşürdün beni yine dillere, \nKavuştur artık yarime, \nÖldürecek beni bu gurbet.\n\n1995\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Çağatay Akhanlı",
        "poem": "\n\nDerinden bir sızı dokundu cana,\nRüzgar dedi:yurdun talan olmuştur.\nArtık teselli de kar etmez sana \nAğla garip, ömrün yalan olmuştur! \n\nHazan vurdu, bağı perişan etti\nBülbüller yuvadan uçtu da gitti\nYoksulluk herkesin canına yetti\nZannetme geride kalan olmuştur.\n\nDiyar diyar gezip coşarken eller; \nBenim gözlerimde garip hayaller\nSıladan göçeli şu zalim yollar,\nSanki çatal başlı yılan olmuştur.\n\nAkhanlı gurbete düşeli yolun,\nDikenle dilinse sağ ile solun\nNe bir soranın var:'nedir bu halin? '\nNe bir tutam merhem çalan olmuştur...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Ali Hamdi Eray",
        "poem": "\n\n'Yola çıkarken'\nKızım yalvarıyor,gitmesin babam,\nBen para istemem,bir şey istemem.\nSüzülür damlalar,akar göz yaşı,\n\nHüzünle gelecek gurbet parası,\nKızımın gözyaşı benimle, gurbet.\n\nBakmam senin ellerinde çaresizliğe\nYarı aç,yarı tok,olsam derbeder,\nSıkıp un ederim toprağı taşı.\n\nTerimle gelecek; gurbet parası,\nAnamın duası benimle,gurbet.\n\nYememiş,koymuştur önüme aşı,\nBoynumda asılı,nazarlık taşı,\nHatçe,bir abide,bir sabır taşı,\n\nOnurla gidecek,ekmek parası,\nKarımın,rüyası benimle,gurbet. \n                             'İzmir 1995'\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Mustafa Göl",
        "poem": "\n\nGurbet elde mahsun olur er kişi\nGaribe yabancı eli gurbetin\nTanıdık olmazsa görülmez işi\nGaribe siyahtır alı gurbetin\n\nGarip kişi gurbet elde kalandır\nVefasız yar başın derde salandır\nGurbet elde güzel sevmek yalandır\nKoklamaya gelmez gülü gurbetin\n\nDileğin sılana tezce varmaktır\nSenin köyün buralardan ıraktır\nSanma ki yolların dere ırmaktır\nKendi gözyaşındır seli gurbetin\n\nGurbet ele çıktın ne kar eyledin\nNe bir güzel sevdin gönül eğledin\nSılana dönmeye ne ar eyledin\nBahane uzaktır yolu gurbetin\n\n\t\tGülnar-1970\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Ozan Talat Kurtoğlu",
        "poem": "\n\nVefasız olma sen  acı halıma\nBırak gurbet beni  gidem köyüme\nYavrularım ağlar  bakar yoluma\nBırak gurbet beni  gidem köyüme.\n\nGenç yaşımda aklar  düştü başıma\nDeryalar şahittir  gözde yaşıma\nYaralı yavrular  ağlar peşime\nBırak gurbet beni  gidem köyüme.\n\nBahar geldi dağlar açtı çiçekler\nSevdiyim hasretle  yolumu bekler\nKüçük yavrum baba  diye emekler\nBırak gurbet beni  gidem köyüme.\n\nKURTOĞLUYUM hasret  ile yaşarım\nYıllar oldu gam   yükünü taşırım\nSıla için karlı  dağlar aşarım\nBırak gurbet beni   gidem köyüme.\n\nAşık Talat KURTOĞLU\n21.06.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Remzi Timar",
        "poem": "\n\n GURBET\n\nNiyetim dönmekti bir bilet aldım,\nYer yoktu uçakta ben geri kaldım.\nŞu dertli sazımı her gece çaldım,\nGönlümü hasrete dağlattı gurbet.\n\nGelin dostlar gelin dönelim geri,\nBir başka, vatanın gönlümde yeri.\nDost bizi bıraktı bir kemik deri,\nGönlümü hasrete dağlattı gurbet.\n\nTek arzum dileğim vatanda ölmek,\nKim ister mum gibi eriyip sönmek.\nYerleştik buraya imkansız dönmek,\nHer yerde yolumu bağlattı gurbet.\n\nBir anda dönmekti benim niyetim,\nBak işte sarardı benzim ve betim.\nAnadan babadan ben ayrı yetim,\nGönlümü hasrete dağlattı gurbet.\n\nHep razı ol dostum istersen dayat,\nÇok yedik ekmeği günlerce bayat.\nRemzi der yaşattı hep kötü hayat,\nGönlümü hasrete dağlattı gurbet.\n\n21 - 6 - 2009\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Mustafa Önder",
        "poem": "\n\nUstura kadar keskin,\nBaş belası, köygöçüren,\nYedi başlı ejderha sanki unutmak! \nDönüversem,\nKöşebaşında beni bekleyip durmasa hasret; \nUnutuversem,\nUnutabilsem,\nDilim adına varıvermese,\nİkide bir sana çıkmasa şu gurbet; \nAh gurbet,\nGurbet,\nİçimde çöreklenip duran illet! \n\nAralık-1991/Gümüşhane\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Cemil Çelik",
        "poem": "\n\nGurbet\nBir bedevinin çıplak ayağı\nKum gibi sıcak,\nKaçmak  sığınacak yer açmak\n\nGurbet\nKederdir alında çizgi çizgi\nGözyaşdır boncuk boncuk\n\nGurbet \nKara bir tren\nSonu gelemez bir tünel\n\nGurbet\nBir türküdür doğudan ve batıdan\nNe zaman doğacak ve batacak\nBizleri ağlatacak ağlatacak\n\nGurbet\nBalıktır yutan yunusu\nBir yakarış yalvarıştır\nGünahların kefareti belki affıdır\n\nGurbet\nAşılmaz dağlar,kıvrılan yollardır\nTaş duvarlı hanlardır yolcuları bekleyen\nBir altı yıldır bende \nBir tatlı hatıradır gurbet\nArdahandır\n\nGurbet\nDenizdir tuzlu,derin ve karanlık\nMahsur bir gemidir\nSığındığı limana düşman\n\ngurbet\nkartalların baktığı kayalar\niç bulantısı,baş dönmesi,kusmakdır\nkış ortasında bir göl sazlığı\nkuru kamışlar yel yayvanı püsküllü çayırlardır\n\ngölgeler geçiyor gam ve  keder yüklü\nkuşlar göçüyor bulutlara Gizli\nyağmur yok sadece toz bulutu\ncan evim, kan kardeşim, yoldaşım\n gurbret\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Mücahit Gözütok",
        "poem": "\n\nZayıf bedenimin üstüne çöküp, \nKabir azabını çektirme gurbet.\n\nBu mahşerî yerde boynumu büküp. \nYalnızlığa mahkum ettirme gurbet.\n\nRuhuma kelepçe, dilime perçin. \nVurarak, boynumu büktürme gurbet.\n\nBeni, ben olmaktan koparmak için. \nKerpetenler ile söktürme gurbet.\n\nNamertler elinde bir tohum edip. \nKavrulmuş çöllere ektirme gurbet.\n\nPerişan halimi ganimet bilip. \nOcağıma incir diktirme gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GURBEt",
        "poet": "Fatih Dursun",
        "poem": "\n\nYine ayrılıyordum dogup buyudugum yerden\nCanımdan can dediklerimden\nGözlerimde hafiften var nem\nYüregim sızlıyor bilmem neden? \n\nZalim gurbet yıktı beni tümden\nAkmaz oldu artık yaş gözlerimden\nYol ayrılık yolu oldu tümden\nZalim gurbet eyırdı beni sevdiklerimden\n\nHiç gitmek gelmesede içimden\nAyrılık ruzgarı esıyordu derinden\nHaykırmak geliyordu içimden\nZalim gurbet ayırdı beni sevdiklerimden\n\nYavaş yavaş gelmişti veda vakti\nYürekler olmuştu ürkek kuş misali\nBütün gözler üzerimdeydi sanki\nGitme kal der gibi..\n\nBende ise büyük bir sessizlik vardı\nYüregide ise bilmedigim bir acı\nBir bir sardı beni sevdiklerimin kolları\nGelmişti artık ayrılık zamanı\n\nAglaan gözler bırakarak geride\nDüştüm yine gurbet ellerine\nGurbet böyle acımasız işte\nArtık yol gurbet yoludur şair gececime...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Hasan Muslu",
        "poem": "\n\ngurbet ele göç edip kaldım\nyıllarca boş hayale daldım\ndilimde gurbet türküsü çaldım\ngurbet hayatın zorudur gardaş\n\ngurbet siniyor içime içime\nçalışmak yetmiyor artık geçime\nağlıyorum geçen boş gençliğime\ngurbet hayatın zorudur gardaş\n\n  hepimiz  köyden  göçümüz aldık\nkoskoca şehrin içine daldık\nçoluk çocuk işlere saldık\ngurbet hayatın zorudur gardaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Sabiha Özbe",
        "poem": "\n\nHicret ettim ben gurbete taşındım\nGünden güne ıprandım ve aşındım\nHayal kurup vatanıma alıştım\nBayramlarda içim kükredi taştım\n\nAnmak istemiyorum ben kurbeti \nYabancı diye vurdular illeti\nKöyüm burdan çok şirin insan kenti\nBaşkadır ekmeği, sütü, lezzeti\n\nNasıl geçti yıllar hiç anlamadım\nDil öğrenip lisan hiç kuramadım\nCandan dostluk olmasa duramazdım\nİzinler, cennet ziyaret anladım\n\nEzan yoktur bir ülkeye yerleştik\nEdirne kars bacı kardeş kaynaştık\nYedi kat semada ruhlar tanıştık\nBiz sıratı kendimize yol seçtik\n\nYetmiş iki on birinci ayında\nKadın mı kız mı geldim genç çağımda\nYetmiş üçün dokuzu bayramında\nHamd rabbime meyve verdi dalıma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Zeki Akdoğan",
        "poem": "\n\nKalplere işleyen sancı\nGönüllerde dinmeyen acı\nÖzlemin hasretin en alası\nAh gurbet,zalım gurbet, körolası! \n\nAltındır yuvası bülbüle\nDüşürmesin Allah,gurbet ele\nOk gibi saplanır yüreğime\nAh gurbet,zalım gurbet, körolası! \n\nYanık türkülerin sözünde\nYollar ırak,hasret büyür gözümde\nDerinden bir yaradır özümde\nAh gurbet,zalım gurbet, körolası! \n\nYüce dağlar yol verin de, döneyim,\nNazlı yari bir kez daha göreyim\nŞu gurbetin kahrından mı öleyim? \nBitsin şu gurbet,hain gurbet,kahrolası!\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gurbet",
        "poet": "Gökmenzade Bayram",
        "poem": "\n\nAkşam yine güneş garptan göç etti bu gün \nGurbet sancısı bağrımda kör bir düğüm\nBir yaşmaklı görsem anam gelir aklıma\nBabamı özlemek sinmiş yapraklarıma\n\nÇökünce karanlık kalbimin sancısı artar\nBu sancı anne baba evlat özlem acısına uğrar\nGözlerimde akan katrelerde mazideki günlerin\nHatıra ışıkları encam misali yanar\n\nISPARTA-09.10.1991\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Sedat Çakmak",
        "poem": "\n\nBir garip görürsen kendi halinde,\nBelki ayrılmıştır asıl ilinde...\nNamı yabancı halkın dilinde,\nOnu yad ellere atandır gurbet.\n\nO yurt artık ona mesken olmuştur,\nBütün hayalleri belki solmuştur,\nDiyar ona belki zindan olmuştur,\nDiyarı zindana gark eden gurbet.\n\nGurbet ili gariplerin ilidir,\nŞiir yazmak şairliğin dilidir,\nSıla,özlem gurbetin bir yelidir,\nDuyguları altüst yapandır gurbet.\n\nGurbet nedir çekenlere sordun mu? \nÇile nedir çekeni sen gördün mu? \nGurbet ilde biran olsun durdun mu? \nGaribi çileye sokandır gurbet.\n\nVatan hasretiyle yanıp tutuşur,\nBazan bülbül olur sanki ötüşür,\nYorganı yok bazan teni pek üşür,\nGaribin tenini yakandır gurbet.\n\nAlemde iki şey nas için bettir,\nBiri ölüm diğeriyse gurbettir,\nBedenimiz bir kemikle bir ettir,\nÖlüm burda son,sende son yok gurbet.\n\nSedat yazar gurbet onu dinlemez,\nBiran olsun onun halini bilmez,\nKader bazan iter, ol onu sevmez,\nGaribi illere göçtüren gurbet\n\n                        (Borçka:29.03.1993)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Bayram Gökmen",
        "poem": "\n\nAkşam yine güneş garptan göç etti bu gün \nGurbet sancısı bağrımda kör bir düğüm\nBir yaşmaklı görsem anam gelir aklıma\nBabamı özlemek sinmiş yapraklarıma\n\nÇökünce karanlık kalbimin sancısı artar\nBu sancı anne baba evlat özlem acısına uğrar\nGözlerimde akan katrelerde mazideki günlerin\nHatıra ışıkları encam misali yanar\n\nISPARTA-09.10.1991\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gurbet",
        "poet": "Neyzen Muharrem Dere",
        "poem": "\n\nGurbet\n\nGurbete çıkınca mı arttı değerin\nyoksa ben mi hayırsızdım ana? \n\nBen hiç ağlamazdım böyle,\ngurbet bu kadar acı mı ana? \n\nNasılda özledim kardeşlerimi,\nhele bulgur pilavınla kuru fasulyeni.\n\nBabamın sağlığı iyidir inşaAllah\ndostlara selâm söylemeyi unutma ana...\n\n1990 - Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Mustafa Töngemen",
        "poem": "\n\nSen gidince gurbet oldu burası,\nGurbet misin, sıla mısın, sen nesin.\nYıllar geçti gelmiyorsun, nerdesin,\nSen gidince gurbet oldu burası.\n\nŞimdi yoksun, gözlerimde hüzün var.\nHayalimde o sevdâlı yüzün var.\nUnutmadım, her bir yerde izin var,\nSen gidince gurbet oldu burası.\n\nBen sevdâmı yüreğimde gizledim.\nYollar bitti, yollarını gözledim.\nAyda bir gel, yılda bir gel özledim,\nSen gidince gurbet oldu burası.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "İsmail Şahin 2",
        "poem": "\n\nEla gözlü nazlı yarim,\nDuydum artık var haberim,\nBelki bugün belki yarın\nGideceksin gurbet ele.\n\nSeviyorum inan seni,\nYalnız koma n’olur beni,\nTatmamışken bir buseni,\nGideceksin gurbet ele.\n\nGönlüm durmaz seni arar,\nHayalinle kıldın karar,\nSensiz kaldım neye yarar,\nGidince sen gurbet ele\n\nİsmail’im gözler doldu,\nGülen benizlerim soldu,\nGünler artik bir yıl oldu,\nGidince sen gurbet ele.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Mustafa Deniz",
        "poem": "\n\nHalim nicedir görseniz\nGurbeti bana sorsanız\nKan çıkmaz bıçak vursanız\nDondurucu kıştır gurbet\n\nİnsanı dağlayıp yakan\nSinesinde sıla kokan\nGözlerden süzülüp akan\nDamla damla yaştır gurbet\n\nSıladan anı taşıyan\nYollara hasret döşeyen\nDilde hayalde yaşayan\nEl yetmeyen düştür gurbet\n\nEli ayağı bağlayan\nSeven yüreği dağlayan\nGeçit vermeyip eğleyen\nYola konan taştır gurbet\n\nAlınıp da satılmayan\nHalk içinde tutulmayan\nÇetin ceviz yutulmayan\nEti yenmez leştir gurbet\n\nAbu hayat olsa içme\nKıyısından dahi geçme\nAyrılık mı kolay biçme\nEr kişiye tuştur gurbet\n\nGurbet el ne kadar zorsa\nİnsanlar ızdırap çekse\nSonunda kavuşmak varsa\nYol beklemek hoştur gurbet\n\nHayatın kara incisi\nDeniz’i tuttu sancısı\nAcıların en acısı\nÖlüm ile eştir gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Muammer Yalçın",
        "poem": "\n\nAklımı başımdan aldın delirttin\nKestin yollarımı bağlattın gurbet\n Saçlarımda beyazları belirttin\n Saçımı kar ettin ağarttın gurbet\n\nAnlamadım nasıl oldu bu hile\nGelse de anlatsa gençliğim dile\nHiç bilmezdim derdin d sini bile\nGözüme yaşları çağlattın gurbet\n\nGönlümün evini tutan direğim\nNeredesin hasret yaktı yüreğim\nGözümü yummadan bari göreyim\nBağrımı kor ettin dağlattın gurbet\n\nYürüdükçe peşi sıra gel ettin\nÖmrümü savrulan sanki yel ettin\nGözümdeki akan yaşı sel ettin\nYalçınımı her gün ağlattın gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "İsmail Bozkuş",
        "poem": "\n\nİki       Yakan       Bir      Araya       Gelmesin\nGecelerin       Çekilmiyor       Be       Gurbet\nAnlamadım      Çaremisin     Dertmisin\nSenin      Kahrın      Çekilmiyor     Be      Gurbet\n\nKaç      Yıl      Oldu      Ayrılalı      Sıladan\nKadermi       Bu     Yazılmışmı     Sonradan\nBende      Aldım      Payımı      Bu      Sevdadan\nSenin       Derdin      Çekilmiyor      Be     Gurbet\n\nNeleri      Bıraktım      Bakmadan      Arda\nBende      Uydum      İstediyin     Kurala\nSen       Kazandın     Oynadığım      Kumarda\nSenin      Sırrın     Çözülmüyor     Be     Gurbet\n\nNeleri      Vermezdim    Ah      Ben     Neleri\nDönebilsem     En      Başından     Ta     Geri\nBağladın      Sen     Kollarımı      Elimi\nÇözemedim      Çözülmüyor     Be    Gurbet   \n\nBir      Tek      Güzel     Günüm     Olmadı     Desem\nYalan      Olmaz      Çünki      Yalan      Söylemem\nYazlar      Bitti     Sonbahar      Geldi      Erken\nSağın       Solun      Bilinmiyor      Be      Gurbet\n\nDenedim      Bir      Gönle     Girmeyi      Bende\nDerman      Olur      Dedim    Belki      Derdime\nBen       Yenildim      Mağlup     Oldum     Sevgime\nGüzellerin      Sevilmiyor      Be      Gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Emin Keven",
        "poem": "\n\nGurbet\n\nSabrı nokta nokta işlemektir.\nSevdayı taşa yazar gibi,\nYazmaktır gurbet, kalbin ücra köşesine.\nMemleketin rüzgârında savrulmak,\nToprağında yeşermek,\nSokaklarında koşmaktır.\nGurbet bin kere ölmektir,\nAşktan uzakta, acının içinde.\nKaranlıkta büyütmektir umudu,\nBir bir yıldızları saymaktır.\nSevgiyi yarınlarla paylaşmaktır.\nGurbet,\nSelde bir dala tutunmaktır.\n\nİşte gurbet uzaklardadır,\nYakınlarda çekilen bir acı vardır.\n\nEmin KEVEN\n2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Hakverdi Erşan",
        "poem": "\n\nHalimi hiç sorma usta\nDuydumki canım anam hasta\nRuhum çok darda gönlüm yasta\nGurbet yol vermezki gideyim\n\nHasta anama kimler bakar\nBurcu  burcu burnumda tüter\nAteş gibi hasreti yakar\nGurbet yol vermezki gideyim\n\nSineme saplanmış bir bıçak\nDerdime bulamadım ortak\nHaram oldu burada durmak\nGurbet yol vermezki gideyim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nBeni yare ettin hasret,\nBitmek bilmez uyuz bir dert,\nDefol git başımdan meret,\nKör olası zalim gurbet.\n\nİnce ince uzak yolu,\nKalbim acılarla dolu,\nBende bir Allah'ın kulu,\nAcı bana zalim gurbet.\n\nAldın beni menğeneye,\nMahkum ettin bir seneye,\nAna,baba ve nineye,\nHasret koydun zalim gurbet.\n\nAnla benim bu derdimi,\nÇok özledim o yarimi,\nTerk ettim geldim yurdumu,\nGit başımdan zalim gurbet.\n\nOlur mu seninle şaka,\nGit başımdan gelme daha,\nVeysel duacı Allaha,\nGörme beni zalim gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Gurbet..\n\nKüçük yaşta çıktım gurbet ellere\nAnam nere babam nere ben nere\nHasret çektim,dönemedim köyüme\nAh gurbet vah gurbet yalancı gurbet..\n\nSevemedim buraların rüzgarını tozunu\nUnutupta gideceğim ben köyümün yolunu\nAşmıştır başaklar şimdi boyumu\nAh gurbet vah gurbet yalancı gurbet..\n\nBuraların geleneği adeti başka\nGönül şâd olmadı ermedi aşka\nDöndüm buralarda kanatsız kuşa\nAh gurbet vah gurbet yalancı gurbet..\n\nDost yok yaren yok herkez yabancı\nBen bir garip yolcu şehirse hancı\nDertler kederler çözümsüz arap saçı\nAh gurbet vah gurbet yalancı gurbet..\n\nBir tanıdık yüze hasretim burda\nKöyümün suyuna tertemiz havasına\nUyamadım şehirin katı kurallarına\nAh gurbet vah gurbet yalancı gurbet..\n\nHüznümü derdimi kime söyliyem\nHasret sevdasıyla üzülmekteyim\nBir an önce köyümü görmek dileyim\nAh gurbet vah gurbet yalancı gurbet..\n\nTarih:10.03.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Sait Kasimoglu",
        "poem": "\n\nNeden sectin beni ey zalim gurbet\nHasret artık çok zor geliyor bana\nUsanmadın hala bıkmadın benden\nVazgeç artık çek git ey zalim gurbet\n\nNe istedin benden anlamadımki\nBırak şu yakamı diye yalvardim sana\nÇok zalimsin sende yok hiç merhamet\nTaş olsan erirsin ey zalim gurbet\n\nSeninle kavgamiz hiç bitmeyecek\nArtık gücün bana pek yetmeyecek\nVazgeç artık benden çek git diyecek\nO günler yakındır ey zalim gurbet \n\nYavrularim silada yolumu gozler\nDostum arkadasim yoldasim ozler\nArtik hep gulecek bu yasli gozler\nO gunler yakindir ey zalim gurbet\n\nSeninle başbaşa kalmayacağım\nHasret ateşiyle yanmayacağım\nBirdaha ardımdan bakmayacağım\nO günler yakındır ey zalim gurbet\n               05.06.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Gürbüz Papağan",
        "poem": "\n\nYılların birikmiş gamı kederi\nYüzüme vuruyor derin izleri\nPaslı hançer gibi tatlı sözleri,\nDerinden derinden seslenir,\nGurbet gurbet\n\nHer gün batımında yakar kandili\nNeler söyler esen rüzgarın dili\nYalnızlık içimde çağlar su gibi\nDamardan damar dağılır \nGurbet gurbet\n\nYad edip düşümde duyduğum sesler \nSinemde kan gibi hasreti besler\nNe huzurum kaldı ne o hevesler\nÜstüme kül gibi elenir,\nGurbet gurbet\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Celal Özdemir",
        "poem": "\n\nGöstermedin baharımı yazımı\nGüldürmedin ağlattın gözümü\nÇok özledim  oğlumu kızımı\nBırak yakamı gideyim gurbet\n\nKaybetmişim sağımı solumu\nKırdın dibinden elimi kolumu\nKesme gurbet kesme yolumu\nBırak sılama gideyim gurbet\n\nGurbetin akşamları olur acı\nYok yanında ana. baba, bacı\nNazlı yar in bilmem ne suçu\nBırak peşimi gideyim gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Orhan Uzun",
        "poem": "\n\nBenliğimi esir ettin\nBeni benden alıp gittin\nHayatımı zehir ettin\nGüldürmedin beni gurbet\n\nYaşamadım gençliğimi\nAlamadım sevdiğimi\nBana zulüm ettiğini\nBilmeyen kaldımı gurbet\n\nKüçük yaşta düştüm sana\nFelek kötü vurdu bana\nHep ağladım yana yana\nYerden yere vurdun gurbet\n\nNe dost kaldı ne arkadaş\nGözlerimden akıttın yaş\nBağrıma bastım bir taş\nHep yanlız bıraktın gurbet\n\nAna, baba, kardeş, bacı\nHasret çektim acı acı\nKendime oldum yabancı\nNe verdin ki bana gurbet\n\nAldın gençlik yıllarımı\nKapattın hep yollarımı\nDüşman ettin dostlarımı\nLanet olsun sana gurbet\n\n    09/05/1994\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Halil Aydın",
        "poem": "\n\nGURBET\nİçimde buruk bir acı\nHasret için, için yakar içini\nGurbet ellerde kimseler sormaz derdini,\nGözden uzaksan gönülden de uzaksın\nUnutulursun gurbet ellerde…\n\nBazen doğduğun topraklar\nSerilir gözlerinin önüne,\nMantar toplamaya gider\nAnalar, bacılar\nKimi eteğinde, kimi sepetinde\nAşar gelirler ormanlardan..\n\nNe kadar mutludurlar,\nMantarları kavururlar tava \nYa da saçlarda,\nOtururlar sofralarına\nGülen yüzlerden \nMutluluk saçılırdı etrafa..\n\nBulduklarıyla mutluydu insanlar,\nHasret,gurbet yakmazdı içlerini,\nAğlamazdı analar bacılar..\nAz da olsa, bulduklarına şükrederdi\nHiç olmazsa mutluydu insanlar…\n\nIsırgandan yemek yapsalar da\nKuşekmeği toplasalar da\nTarhana çorbası bazlama\nKebap yemiş gibi gelirdi\nOnlara \n\nGurbet çıktı karşımıza,\nSaçıldık dört bir tarafa,\nYüreklerde hasret,\nİçlerinde buruk bir acı,\nBabalar analar sonsuzlukta,\nBayramlarda,seyranlarda\nYakınından kimseler yok…\nYıkılmışken bir daha,\nYıkıyor gurbet insanları\n\n14 2010-09-\nHALİL  AYDIN(SİZDEN BİRİ)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Adnan Çaşkurlu",
        "poem": "\n\nGurbet gece, gurbet kara gece,\nAlnıma yazılmış hece hece,\nGurbet gece, gurbet kara gece,\nGerçek isimli, hayal düzmece.\n\nGündüzün karadır kara,\nElim ulaşmaz oldu yâra,\nSılam, gönlümde yara,\nHasret dayandı, çıkmaz cana.\n\nArefe, bayram tadı yok,\nYatağımdan başka yâr yok,\nEkmek isimli, hasretlik çok,\nGurbet gece, gündüzü yok.\n\nAnam babam görmedikçe,\nVatan toprağın öpmedikçe,\nVatan isimli çiçek açmadıkça,\nGurbet kara, vuslat olmadıkça.\n\nGurbet mezar, gurbet kara gece…\n\nAğla Mum   (Şiir)   2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Adem Avşar",
        "poem": "\n\nÇekilmiyor anam bu zalım gurbet\nSizler bana, bende sılaya hasret\nMucid-i gurbet görmesin cennet\nÇekilmiyor anam bu zalım gurbet\n\nRuhuma doluyor sıla kokusun\nUyanıp söylüyom gurbet türküsün\nBir mektup yazdım anam okusun\nÇekilmiyor anam bu zalım gurbet\n\nDualar ettiğim dilek utansın\nBu hallere koyan felek utansın\nGelsin de bari ecel kurtarsın\nÇekilmiyor anam bu zalım gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Şahin Karataş",
        "poem": "\n\nYoksulum doğuştan, yüzüm gülmüyor\nEvim yurdum viran, baca tütmüyor\nBahar gelmiş bağda bülbül ötmüyor\nDerdime hiç çâre olmadın gurbet! ..\n\nBir tahta bavulla rızık bulmaya\nDüğün dernek için başlık salmaya\nMızrabın telinden hasret almaya\nDerdime hiç çâre olmadın gurbet! ..\n\nUmutları vatan yaparsın gurbet\nHayallere yelken açarsın gurbet\nDeryâlara kulaç atarsın gurbet\nDerdime hiç çâre olmadın gurbet! ..\n\nNerde mahalle, nerde çeşme adı\nNerde çömlekte pişen yemek tadı\nSılaya dönmek herkesin muradı\nDerdime hiç çâre olmadın gurbet! ..\n\nBulunmaz köyümün havası suyu\nBilinmez gurbette kimsenin huyu\nGörmedim davullu düğün konvoyu\nDerdime hiç çâre olmadın gurbet! ..\n\nBir garip yolcuyum vatandan ırak\nAğardı saçlarım gerekmez tarak\nToprağı özledim olsa da çorak\nDerdime hiç çâre olmadın gurbet! ..\n\n12.03.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Mehmet Kındap",
        "poem": "\n\nİçimdeki şu sancı\nYüreğimde çırpınan deniz\nDalgalar hoyrat \nDalgalar ne kadar çılgın \nBilemezsiniz\n\nHasret hasret hasret\n\nHasret acı hasret deli\nYüreğimde çırpınan deniz\nYüreğimdeki serseri\nDostların içimde büyüdüğü yer\nAcılarım gözyaşlarım benim\n\nGurbet gurbet gurbet\n\n          (1970 Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Fatih Erbaş",
        "poem": "\n\nBir gün olsun bana gülmedi kader,\nKor misali bağrımı, yakma gurbet. \nAnadan, yardan uzak, geçmez günler,\nSel olup da içime akma gurbet.\n\nYangın yeridir, hep yanar yüreğim, \nBüküldü belim, çürüdü bileğim,\nBir kez sılayı görmekti dileğim,\nDüşman gibi gözüme bakma gurbet.\n\nYol ver gideyim, daha duramam ben,\nİstemem burdan ne mezar ne kefen,\nSuçum yok ki, ne olur çözülmeyen,\nKelepçeni elime takma gurbet.\n\nAdımız bile hatırlanmaz telde,\nTez gelsin, kalmasın borcum ecelde,\nGüneşi doğmayan şu yaban elde,\nBari cesedimi bırakma gurbet. \n\n(05.06.12 / Akdağmadeni)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Osman Nurani",
        "poem": "\n\nİçim ağlar, dışım güler, mutluyum\nYine mi bahtıma düştün be gurbet\nYıllardır zindanda, bağlı kitliyim\nYine mi kastıma düştün be gurbet\n\nGurbetin çarşısı, acı bir soğan\nGözleri yaşarır kabuğun soyan\nAğlasan-sızlasan olmaz ki duyan\nSel olup üstüme taştın be gurbet\n\nÇeşmesinden akar, kan ile irin\nApartmanı katkat bodrumu derin\nYabanı istemem, sılamı verin \nYaramı azdırıp, deştin be gurbet\n\nCaddesi karışık, gürültü fazla\nEvler kira, geçim olmuyor azla\nBu gemi yürümez yapmacık sözle\nYaşarken mezarım eştin be gurbet\n\nOsman NURANİ’yi sanma şehirli\nGözünde uyku yok, yüzleri terli\nEşi-dostu yoktur, komşular şerli\nSabır duvarımı aştın be gurbet…\n\nOsman NURANİ-22/05/2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Fatma Alageyik",
        "poem": "\n\nZalim gurbet kurdun bana bir tuzak \nÖmrümü hayatımı zor ettin gurbet\nAnadan babadan dostlardan uzak \nŞu dünyayı bana dar ettin gurbet.\n\nYaban illerinde geçer kaderim\nÖzlerim gülümü bitmez kederim\nHasret gözyaşlarım akar giderim\nEvimi yurdumu kor ettin gurbet.\n\nGözüm yolda kaldı arayan yoktur \nBeni can evimde vuranlar çoktur \nAğzından çıkan her bir sözün oktur\nDertlerimi bana yar ettin gurbet.\n\nSevmedim gurbetin tadı tozunu\nNe kara kışını ne de yazını\nGönlümde bıraktı yara izini\nSiyah saçlarımı kar ettin gurbet.\n\nVer kol kanadımı artık uçayım\nGökte pervaz edip burda göçeyim\nYar elinde bir tas ayran içeyim\nYeter şu ömrümü sır ettin gurbet.\n\n--------\nZalim gurbet garipten ne istersin, \nYüreklerde duman duman tütersin \nCanlar yakan Azrailden betersin, \nMecnunu Leyla’dan ayıran gurbet....Necdet Erem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Muhlis Şutanrıkulu",
        "poem": "\n\nsöğlediğim bir türkü    gibi\nsöğler oldum seni gurbet\necer şerbetinden içer gibi\nyudum yudum içtim gurbet\n\naldın benden güzel yıllarımı\nkestin sılaya giden yollarımı\nbağladın sen ellimı kollarımı\nkendine tutsak ettin gurbet\n\nhasretliğin adı sende sıla\ngidiyorum ben uzun yola\ndilerim senin adın yıkıla\nkendine tutsak ettin gurbet\n\nakşam oldumu hüzün basar\ntükeniyorum ben azar azar\ngüvendiğim dağlarıma kar\nyağdırdın sen zalim gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Ahmet Köse Mehmet",
        "poem": "\n\nKalmayız dünyada herkes kiracı\nVermesin Allah’ım büyük bir acı\nHayat acımasız vurdu kırbacı\nSormayın a dostlar gurbetlik acı,\n\nAnne,baba,kardeş, dostlar sılada\nYalnız kaldık gurbet elde burada\nEremedim yaşım geçti murada\nSormayın a dostlar gurbetlik acı,\n\nHastalandım  kimsem yok ki gelmedi\nGeçmiş olsun diyen bile olmadı\nTükendim eridim takat kalmadı\nSormayın a dostlar gurbetlik acı,\n\nHastalığım geçti şükürler olsun,\nBöyle dert kimseye Allah vermesin,\nBeni unutmayıp soran sağ olsun,\nSormayın a dostlar gurbetlik acı\n\nAhmet sen dua et şükürler eyle\nŞükret iyileştin Allah izniyle,\nYazdım bu şiiri oku ilmeyle\nSormayın a dostlar gurbetlik acı,\n\t\t\t\t\t\t\t21.09.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Ferhan Can",
        "poem": "\n\nBaba Almanya ya ne zaman geldik\nÇok uzun zamandır buralı olduk\nKardeşlerim ve ben burada doğduk\nGERÇEK VATANIMIZ NERESİ BABA\n         Almanya da bize yabancı derler\n         Bizim hakkımızı her zaman yerler\n         Arada sırada bizi üzerler \n         GERÇEK VATANIMIZ NERESİ BABA\nEn ağır işleri layık gördüler\nParayı da askariden verdiler\nBizlerlide vatanı yok saydılar\nGERÇEK VATANIMIZ NERESİ BABA\n          Okula gidince hayli zorlandık\n          Türkçe ile Almancayı öğrendik\n          İki kültür arasında hep kaldık\n          GERÇEK VATANIMIZ NERESİ BABA\nSokağa çıkınca Türko dediler\nÇarşıda pazarda güvenmediler\nBizi sanki köle gördüler\nGERÇEK VATANIMIZ NERESİ BABA\n          Gurbette yaşamak zoruma gitti\n          Dazlaklar arada evleri yaktı\n          Üç kuruş paraya bizleri sattı\n          GERÇEK VATANIMIZ NERESİ BABA\nÜçüncü kuşaklar elden gidiyor\nÇok kötü yollara onlar itiyor\nAna baba diyetini ödüyor\nGERÇEK VATANIMIZ NERESİ BABA\n          Dinimizi elimizden aldılar\n          İmanı da kalbimizden çaldılar\n          Nerdeyse Hıristiyan bildiler\n          GERÇEK VATANIMIZ NERESİ BABA\nGurbet ele vatan diye bakmadık\nBir kez olsun bayrağını öpmedik\nBiz orada askerlikte yapmadık\nGERÇEK VATANIMIZ NERESİ BABA\n          Oralara hiç yatırım yapmadık\n          Bir kuruşluk çivi dahi çakmadık\n          Toprağına bir tek fidan dikmedik\n          GERÇEK VATANIMIZ NERESİ BABA\nTürkiye den iki katlı ev aldık\nBiri kira birin dede biz kaldık\nSon model bir mercedeside bulduk\nGERÇEK VATANIMIZ NERESİ BABA\n          Sıla hasretiyle yandık tutuştuk\n          Kültürler arasında hayli sıkıştık\n          Geç kalsak da Almanlara yetiştik\n         GERÇEK VATANIMIZ NERESİ BABA\nYıllar sonra ülkem bizleri çekti\nTüm aile bu işe iyi baktı\nAzda olsa hasretlik bitecekti\nGERÇEK VATANIMIZ NERESİ BABA\n          Eşe dosta hediyeler almıştık\n          Krediyle biraz para bulmuştuk\n          Mercedes le yollara koyulmuştuk\n         GERÇEK VATANIMIZ NERESİ BABA\nSınır kapısından yeni girmiştik\nVatanımın toprağını görmüştük\nBayrağımın rengini de sevmiştik\nGERÇEK VATANIMIZ NERESİ BABA\n          Almancı olarak bize baktılar\n          Eşyaları ora bura saçtılar\n          Burada da gururumu yıktılar\n          GERÇEK VATANIMIZ NERESİ BABA\nBir ihtiyaç için yolda durmuştuk\nPara için biraz ilgi görmüştük\nİlk kazığı oralarda yemiştik\nGERÇEK VATANIMIZ NERESİ BABA\n           Zorda olsa memlekete gelmiştik\n           Eşi dostu akrabayı görmüştük\n           Gelenlere gelmeyeni sormuştuk\n           GERÇEK VATANIMIZ NERESİ BABA\nKomşular gelince parayı sorar\nAkrabalar ise borç para arar\nİhtiyacı olan etrafı sarar\nGERÇEK VATANIMIZ NERESİ BABA\n          Nereye gittiysek uzak durdular\n          İki üç kat paramızı aldılar\n           Bizi yolunacak kaz mı sandılar\n           GERÇEK VATANIMIZ NERESİ BABA\nVatanımda bile yabancı olduk\nEllerin gördüğü ilgiyi gördük\nBu memleket kimin diye de sorduk\nGERÇEK VATANIMIZ NERESİ BABA\n          Memlekette ezan ayrı güzeldi\n          Toprağıyla taşı ayrı özeldi\n          İnsanı da bize öyle benzerdi\n          GERÇEK VATANIMIZ NERESİ BABA\nAlmanya da olduk bizler yabancı\nTürkiye de duyduk bunlar Almancı\nŞu hale bir bakın ne kadar acı\nGERÇEK VATANIMIZ NERESİ BABA\n          Eğer bulursam ben gerçek vatanı\n          Öperim bayrağı ve toprağını\n          O zaman yakışır şehitlik anı\n           GERÇEK VATANIMIZ NERESİ BABA\nGurbet ele para için gelmiştik\nBenliğimiz özümüzle bitmiştik\nBu hatayı ta başından etmiştik\nGERÇEK VATANIMIZ NERESİ BABA\n           Almanya da doğup büyüseniz de \n           Yabancı Almancı görünseniz de\n           Her yerde kaz gibi yolunsanız da\n           GERÇEK VATANIMIZ TÜRKİYE EVLAT\nÜlkemizle gurur duymalısınız\nGerekirse şehit olmalısınız\nTürkiye’yi tekten bilmelisiniz\nGERÇEK VATANIMIZ TÜRKİYE EVLAT\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Tc Murat Yıldız",
        "poem": "\n\nGöz görmez, gönül istemedikçe; \nHasret bilinmez, ayrılık çekmedikçe.\nGöz yaşı dinmez, hüzün bitmedikçe; \nTadilmaz ölüm,toprak altına girilmedikçe...\n\nGüzellik hissedilmez, kötüsü görülmedikçe; \nFakirlik bilinmez, yoksulluk çekilmedikçe.\nZaman geçmez,gurbet bitmedikçe; \nŞükredilmez Allah'a, sefalet çekilmedikçe....\n\n(imzalıdir)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Osman Bulut",
        "poem": "\n\nDüşlerim uğruna çaldım kapını\nGeri çekemedim elimi gurbet.\nHesaba katmadım bu sert yapını\nPerişan eyledin halimi gurbet.\n\nSermedin altıma bir küçük minder\nDedin nasıl olsa bırakıp gider.\nBeni sana mahkum eyleyen kader\nBaşlattı bu uzun filimi gurbet.\n\nHavalandın düştüm diye peşine,\nGülüp geçtin bu garibin düşüne.\nHazırlıksız yakalandım kışına\nDalında kuruttun gülümü  gurbet.\n\nHatırımı  kırma dedim duymadın,\nKalbim ince, vurma dedim duymadın\nAksi cevap verme, dedim duymadın\nYoksa bilmez misin dilimi gurbet? \n\nSendeki yalnızlık en büyük azap\nİnsan kurdu kuşu alır muhatap.\nGörebilmek için bir dost, bir ahbap\nYoklarım sağımı solumu gurbet.\n\nİstisnasız ömrümün her çağında\nHep çırpındım  balık gibi  ağında.\nCehennemi andıran ocağında\nErittin onlarca yılımı gurbet.\n\nDokundu sunduğun bir lokma yemek\nOysa az değildi verdiğim emek.\nSaçımı ağarttın az geldi demek\nEn sonunda büktün belimi gurbet.\n\nGönül ayrılalı beri sılada,\nAnanın atanın yeri sılada,\nBir ayağım sende, biri sılada\nTerk etmem bu ağır talimi gurbet.\n\nEşimi dostumu ben de kaybettim\nHem de beklenmedik anda kaybettim.\nAnayı, babayı sende kaybettim,\nBudadın kolumu dalımı gurbet.\n\nGönül gülüyorsa güzeldir hayat\nYürek yanıyorsa kaybolur sıhhat.\nAklımda dururken yirmi dört saat\nNasıl unuturum ilimi gurbet.\n\nİndikçe göğsüne doğru tezene\nFeryadı koparmak haktır ozana.\nAlıştırdın kolayca her düzene\nDarbenden titreyen telimi gurbet. \n\nAkıl gitti, boş bıraktı kaleyi\nGönül yedi atılan her  gülleyi.\nGözler de bıraktı mücadeleyi\nGöremezsin coşkun selimi gurbet.\n\nUmut doldurulan tahta bavullar\nHayali kurulan paralar pullar,\nSoğuk kucağına atılan kullar\nBilmem akıllı mı deli mi gurbet? \n\nYüzün asık fukaraya, yoksula\nMahkum eden sensin bir yırtık çula.\nİmkanın geniştir varlıklı kula,\nSaray mı vermezsin yalı mı  gurbet? \n\nBirine verirsin en güzel pası\nOnun olur  şampiyonluk kupası.\nKimine kurarsın en zor kumpası\nHabire basarsın  çalımı gurbet.\n\nDillere destandır yaptığın zulüm,\nUzağa gitmek yok, ortada halim.\nAşık der ya; “Bir yoksulluk, bir ölüm”\nBir de sensin derdin elîmi gurbet.\n\nYeter bu kul artık yurduna göçsün,\nEkmeğinden yiyip suyundan içsin.\nİsteğim odur ki  sılada geçsin \nÖmrün geri kalan bölümü gurbet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet...",
        "poet": "Hüseyin Yanmaz",
        "poem": "\n\nKendimi bildim bileli\nGençliğim gitti gurbet ellerde\nAnnamdan babamdan ayırdın beni \nİki Büklüm ettin belimi zalim gurbet\n\nYayla yaylaya bakıyor \nDereler çağlamış oluk oluk akıyor \nDağlara ovalara baktıkça canım yanıyor\nBırak artık yakamı zalim gurbet\n\nVatanım yurdum olmuş hep harebe\nBıraktığım dostlarımı birer birer almışsın\nYaktın yüreğimi anamı ağlattın\nAna baba bacı demedin ayırdın zalim gurbet\n\nKan oldun yapıştın iki yakama\nBırakmadın beni sanki gurbet benim vatanım\nHayatı çokmu gördün zehir ettin bana\nSeni yıkılasın zalim gurbet\n\nYıllardır gurbet elde yalnızım\nYedin bitirdin ömrümü zalim gurbet\nVatanımdan köyümden ettin beni \nBeni canımdan bezdirdin zalim gurbet\n\nŞu güzelim dağlarda sürüler otlar\nAnalar bacılar kuşburnu toplar\nKoyun kuzusunu ana yavrusunu koklar \nYerimden yurdumdan ettin zalim gurbet\n\nAzdı yaralarım merhem olmadın \nSenden beterini tanımam gurbet \nBir gün olsun güldürmedin şu benim yüzümü \nSeni yıkılasın zalim gurbet...\nHüseyin yanmaz\n14/09/2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Selçuk Eskiçubuk",
        "poem": "\n\nDoğunca beni bir kundağa sardılar\nküçükken ağlayıp sızlamışım\nne çabuk da büyümüşüm\n\nOkul, iş, evlilik derken\ngeride kalmış, eyvah gençlik\naraba, ev, yazlık derken\nbir ömür de geçti mi, bilmeden\n\nDüştü mü başa, şimdi gurbet\nüzülen mi az, sevinen mi çok hayret! ....\nhani nerde o dostların? \nne oldu evin, araban, malın, mülkün? \nbak bu çalan, senin türkün:\nsen herkesi dost sandın\ngurbette yalnız kaldın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ciğerimi Söktü Gurbet",
        "poet": "Güngör Celep",
        "poem": "\n\nKöyüm vardı köylüm vardı\nÇocuk gibi gönlüm vardı\nBükülmeyen boynum vardı\nŞu boynumu büktü gurbet\n\nKoyun,kuzu,atım vardı\nTopraktan bir çatım vardı\nDoğum belli,batım vardı\nKabus gibi çöktü gurbet\n\nKavak,söğüt,çamım vardı\nNe dert tasa,gamım vardı\nAnlatacak,anım vardı\nHatıramı yuttu gurbet\n\nSu içmeye,tasım vardı\nDost akraba,hısım vardı\nNe kin nefret,hışım vardı\nSaçlarımı döktü gurbet\n\nCeleb'iyem,adım vardı\nSoğan ekmek,tadım vardı\nNe padişah,kadım vardı\nCiğerimi söktü  gurbet\n\nGüngör CELEP\n\n10-04-2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Osman Garip",
        "poem": "\n\nNe üzümü güldüdün ne verdin yari\n                                              Her şeyin yalanmış Gelmem gayrı\n                                              Hiç mutlu olmadım ben sana geleli\n                                              Bundan sonra gelmem çagırma gurbet\n\n                                                      Herkesi güldürdün sen beni aşlattın\n                                                      Her bayramda bana karalar baglattın\n                                                      Issız köşelere köhne yerlerine attın \n                                                      Gayrı sana gelmem darılma gurbet\n\n                                           Ne umutlarla koşup sana gelmiştim\n                                           Dönecegim diye yare söz vermiştim \n                                           Kendimi sende misafirim sanmıştım\n                                           Dost degilsin bana artık sarılma gurbet\n\n                                                    Bırakmadın yanından yarimden ettin \n                                                    Geç kalmıştım yare gece gizlice gitim \n                                                    Yarimden ayırdın zalim sana ne ettim\n                                                    Sılaya gelirsem de artık görünme gurbet\n\n                                      30 / 1v / 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Enver Gokcay",
        "poem": "\n\nNasil anlatayim bilmemki nasil\nBagrimdaki tasin adidir gurbet\nAdini andigim zaman her fasil\nGözümdeki yasin adidir gurbet\n\nTarifi imkansiz sormayin bana\nHasreti tak etti tak sirin cana\nEllerin yurdundan elce Vatana\nUzaktan bakisin adidir gurbet\n\nTutmayan dermansiz titrek dizlerden\nUmudu tükenmis solgun yüzlerden\nKan canagi olmus fersiz gözlerden\nCaglayip akisin adidir gurbet\n\nInsanlardan irak  bir yer arayip\nKendinle basbasa yaliniz kalip\nMazideki aci tatli günleri anip\nHayale dalisin adidir gurbet\n\nAnadan babadan koparip alan\nInsanin icine dert keder salan\nSessiz ve sedasiz gözden bosalan\nSaganak yagisin adidir gurbet\n\nElleri koynunda düsünüp duran\nGelecek hayaliyle teselli bulan\nVatana Millete ve yare olan\nHasretle savasin adidir gurbet\n\nGenc yasta ahrete göcen canlarin\nÖzlemi gönlümde kalan saglarin\nDogdugum diyara hasret daglarin\nArdinda kalisin adidir gurbet\n\nBirgün daha bitip aksam olunca\nIcime gam keder hüzün dolunca\nNazli yari anip efkärlaninca\nCanimdan bikisin adidir gurbet\n\nAdi ezberimiz olmus dillerde\nMemleket sevdasi var gönüllerde\nEli kolu bagli yaban ellerde\nZamanla yarisin adidir gurbet\n\nEdirneden tutun taa serhat Kars,a \nGözümde tütüyor gözümde bursa\nYa birde Gemlikte sevdigin varsa\nYürekten yanisin adidir gurbet\n\nEnver der yadelde Vatan rüyasi\nNakislar sineme kederi yasi\nBir sirin uykudan gece yarisi\nFirlayip kalkisin adidir gurbet:\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "İsa Yakan",
        "poem": "\n\nYücelerden yüce dilek\nSevdalanmış nura yürek\n\nİlmek ilmek dokunmada\nSabır üstü sabır niyet\n\nGel artık bekletme bizi\nAraya hiç girmeden dert\n\nSen bize biz sana hasret\nGel artık bitsin şu gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Engin Çakar",
        "poem": "\n\nGurbet bir sancı,\nDoğumu bekleyen...\nGurbet bir acı,\nAşa eklenen...\nGurbet bir hasret,\nİçimde titreyen...\nGurbet bir kaygı,\nSonu bilinmeyen...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Remzi Zengin",
        "poem": "\n\nGurbette garibin bitmezki derdi\nVatan derdi, sıla derdi, yar derdi\nSeher yeli yar kokusu getirdi\nVatan, vatan diye koklar gezerim\n\nKadir mevlam böyle yazmış yazımı\nEl çekmezki benim derd ü nazımı\nGurbet elde can yoldaşım sazımı\nVatan, vatan diye çalar gezerim\n\nUzatma harama sakın elini\nYüce mevlam yalnız komaz kulunu\nGurbette garibin bin bir halini\nDinleyen yok diye söyler gezerim\n\nRemzi’yim yazarım kalem elimde\nHakkın kelamı var her dem dilimde\nAltın kafes olsa gurbet elinde \nVatan, vatan diye ağlar gezerim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Sadık Mustafa Karasoy",
        "poem": "\n\nViran ettin evimi ocağımı,\nSenden kurtuluş yokmu Gurbet,\nHasret koydun Ana kucağını,\nBenden ne istersin Gurbet,\n\nDaha 15 inde düştüm eline,\nYoğurdun yoğurdun hamur ettin beni teknende,\nYeter gayri sal gidem sılama,\nYokluk düşürdü beni eline,\n\nKaşığın ucuyla verdin sapıyla aldın,\nSenden kurtulmak isterken daha da battım,\nAnam babam yolumu gözler gayrı senden bıktım,\nAç yollarını da gidem zalım gurbet,\n\nAğıtlar yaktım sılama,\nÇalıştım çabaladım senin uğruna,\nVallahi koçlar keseceğim senden kurtulunca,\nBeni de kurban seçtin gurbet,\n\nGurbet kahrın çekilmez imiş,\nÇok vaatler verdin sana güvenilmez imiş,\nYetti gayrı  senden derdim bitmez imiş,\nSensiz dünya nede güzel imiş gurbet,\n\nAdım Sadık dır selam olsun beni sevenlere,\nBeklemen beni gelemiyeceğim bu sene,\nMektuplar saldım yakında geçer elinize,\nZalım gurbet esir aldı beni nasıl gelem yanınıza,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "İsa Yıldıran",
        "poem": "\n\nGurbettir bana bu hayat, ben ahreti özlerim.\nBeden yükünden bezdim, ruhumu gözlerim,\nVarlığın yükünden bunaldım, yok olmayı özlerim.\nÇürütüp bedenimi, ahiret yurduna varmayı isterim.\n\nAyrılığın hüznü, acısıyla dolar, taşar günlerim.\nAhiret yurduna özlemle hem ah eder hem inlerim.\nCemalullah'a kavuşmak için zikir eder dillerim.\nGeçip kabir köprüsünden, Resullah'a varmak isterim.\n\nİSA YILDIRAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Ali İzzet Özkan",
        "poem": "\n\nGece gurbet gündüz gurbet yıl gurbet \nGurbet bana ben gurbete alıştım \nAkşam ağıt sabah ağıt ne hikmet \nFirkat bana ben firkata alıştım \n\nSazım bana yoldaş oldu geziyor \nŞu hasta gönlüme derman yazıyor \nŞad olduğum zaman yaram azıyor \nMihnet bana ben mihnete alıştım \n\nCefa bize düğün bayram dem gelir \nYa gülsem oynasam keder gam gelir\nDerdim artar günden güne zam gelir \nDertler bana ben de derde alıştım \n\nCeza hapishane bize yayladır \nAşıklara zindan cennet'âlâdır \nGüzellerin aşkı başa beladır \nHoyrat bana ben hoyrata alıştım \n\nKazaya belaya dayanır mertler \nSabredenler buldu türlü nimetler \nÇileler azaplar acılar dertler \nDemişler ki Ali İzzet'e alıştım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Fatih Güler",
        "poem": "\n\nGurbet ah gurbet\nHer şeyimi çalan gurbet\nBütün güzellikleri bağrına basıp\nCanımı alan gurbet\nGözümü kanatan, yüreğimi burkan gurbet\nUnutma ki ben şair fatihim\nBunu bir tarafına yaz gurbet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Nil Özdemir",
        "poem": "\n\nGurbet elde bu sonbahar, \nGeçmek bilemeyen kişlar yazlar, \nBelkide bu son nazlar, \nGurbet elde bu sonbahar...\n\nGüldürmüyor gurbet beni, \nÖldürüyor hasret beni, \nBelkide bu yaz seni, \nGetirecek gurbet yeli...\n\nBu benim son sigaram, \nİçim olmuş duman duman, \nÖldürüyor gurbet yaman, \nYazlar kişlar bitti tamam...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet1",
        "poet": "Uğur Musab Şahin",
        "poem": "\n\nNe eş ne dosttan, fayda görmedim \nGurbet elde geçti ömrüm, gülmedim. \nAkraba ziyareti, bayram bilmedim. \nGurbet deyip geçme, zordur arkadaş.\n\nGün gelir dert içinde, dost ararsın \n\"Hemşerim var mı” der, ele sorarsın\nHer ehl-i sohbeti, dostun sanırsın.\nGurbet deyip geçme, zordur arkadaş.\n\nHasta olsan, bir gün çalınmaz kapın \nVarsa eşin çocuklarındır, en yakın \nBırak dost düşmanı, komşudan sakın \nGurbet deyip geçme, zordur arkadaş.\n\nOğlun kızın büyür, paran yetişmez \nMemlekette baban, derdini bilmez. \nAkrabalar alışmıştır, artık özlemez\nGurbet deyip geçme, zordur arkadaş.\n\nDüğünü, ölünü kimseler duymaz\nSıla-i rahimse, sünnet değil farz \nGidemezsin kışı gelir, geçer yaz\nGurbet deyip geçme, zordur arkadaş. \n2012\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Ali Şahin 7",
        "poem": "\n\nBir işe yaramaz canımdır kalan\nÇaresiz dertlerden buldurdun gurbet\nBu dünyada ettin ömrümü talan\nGonca bir gülüken soldurdun gurbet\n\nBaldıran zehrini kattın aşıma\nÇekilmez çileyi sardın başıma\nZulmunu yazsınlar mezar taşıma\nHayatta yaşarken öldürdün gurbet\n\nHasretle yaşamak bilirsin ölüm \nAteşinde yaktın savruldu  külüm\nYapma artık yeter ruhuma zulum\nHuzuru yürekten sildirdin gurbet\n\nBöyle hasret ile geçermi zaman\nYanarım yürekten olurum duman\nEttin bu dünyada halimi yaman\nZalimsin gerçekten bildirdin gurbet\n\nÜst üste verdiğin dertlerdir kärım\nBak kaldı kurduğum hayalim yarım \nZehirlendi çiçek üstünde arım \nGüllerde gezerken saldırdın gurbet \n\nHuzuru gönlümde harap eden sen\nÇekilmez dert ile keder veren sen\nGidemem yoluma diken seren sen\nDüzleri önümden kaldırdın gurbet\n\nBunca yıl verdiğin acıya alıştım\nİlinde savrulan toza karıştım\nMevlaya kavuşmak için çalıştım\nŞahin i canından yıldırdın gurbet\n\nAlmanya\n\nAli Şahin (Elbistanlı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Şadan Köse",
        "poem": "\n\nUzak diyarlarda olmak,\nKötülerin en kötüsü ise de,\nOrada bir dostunu bulmak,\nSevinmek, hıçkırmak ağlamak.\n\nİnsan sevincinden ağlar mı? \nAğlar ağlar\nİnsan sevincinden, \nHem de hıçkıra hıçkıra ağlar.\n\nİnsan kederinden de ağlar,\nAma arada farklar var,\nSevinç gözyaşı başka,\nKeder gözyaşı başka akar.\n\nUzak diyarlarda olursan,\nHer ikisi de var,\nAma biri başka duygular, \nÖbürü bambaşka duygular.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nSardı gönlümü sıla hasreti \nYaratan yaratmış acı gurbeti\nÇekilmiyor kardeş, çekilmiyor gurbet.\nGündüz hayalimde, gece düşümde\nÖyle bir hasretlik var ki içimde.\nÇekilmiyor kardeş, çekilmiyor gurbet.\nEtrafıma bakıyorum, hepsi yabancı\nDilleri yabancı, töreleri farklı\nÇekilmiyor kardeş, çekilmiyor gurbet.\nHalil Çolak 12.6.2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Yusuf Ter",
        "poem": "\n\nKahrolası şu gurbette bitmez oldu şu çilemiz\nSıla diye kan ağlarız beyler sanırlar kölemiz\nVermeyiz kimseye zarar işimizde yok hilemiz\nHer gün keder her gün zulüm başımızdan gitmez bizim\n\nAvrupa diyerek geldik karı kediye yükledik\nSürdüler hep zor işlere yaşı ellide tekledik\nGötürsek bir radyo teyp gümrük kapısı bekledik\nKatoliğe söz gecmiyor  borumuzda ötmez bizim\n\nVatan özlemi düşürdü yollara kara yolu bitmez\nİtalyası Yugoslavı Macar Bulgaristan vize vermez \nKapıları kapatmışlar Türk milletine bu yakışmaz \nGurbete yabancısın memlekette Almancısın çile bizim \n\nYusuf’um dört mevsim insan olan insanlığa gelsin\nDünya değişiyor sınırlar duvarlar kalkıyor yerinden \nAsya Avrupa ya kurulacak köprü memleketimden\nSiyah beyaz  karışacak tarihe yazılacak gün bizim \n\nYusuf Ter  30.04.05\nSaat 00:18 İsviçre\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nEy sevgili senin olmadığın yer gurbet\nYoksun dünya gurbet\nŞükür seni göreceğim\nBenim sılam cennet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Birol Ulusoy",
        "poem": "\n\nOnüçümde de geldim gurbet eline\nDediler aş getirirsin evine\nSormadım hiç, bir bilgine\nBilemedim gurbet beni bitire\n\nZor alıştım örfüne ve diline\nÇan sesi dinledim Ezan yerine\nSöyleyin sıladaki mümine\nKimse gelmesin gurbet eline\n\nYollar ırak ve engebe\nYetişemezsin cenazene\nDizlerini döve, döve\nLanet yağdırırsın gurbet ele\n\nİki yıllık geldiğin yere\nŞimdi bekle emeklin gele\nDönmek istiyorum sevdiğim yere\nBen alışamadım gurbet ele\n\n26.02.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Mehmet Uzer",
        "poem": "\n\ngirmeye görsün aramiza\ntüm düz yollar\ndalga dalga oluverir nedense\ninisler inilesi degil,çikislar çikilasi\nuzun yollara 'gurbet' demisler sözün kisasi\ngurbet... \nkörolasi\n\n\n"
    },
    {
        "title": ".Gurbet",
        "poet": "Fatma Caglayan",
        "poem": "\n\nGurbet yalnızlıktır hiç tadı yoktur \nDert, kasavet, tasa, hepsinden çoktur \nSevdiğinden ayrı, yaşamak zordur \nKulağına küpe, olsun KARDEŞİM! \n\nSıla hasretini, gurbetçi anlar \nBağırları yanık, yürekte korlar \nRüyasında ana, baba ve dağlar \nNe yazsam az gelir, vazgeç KARDEŞİM!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Yeşim Akyüz",
        "poem": "\n\nBakarım günlerdir tozlu yollara\nİçimde sel olup çağlıyor gurbet\nKementmidir? urganmıdır bilinmez\nBeni kollarımdan bağlıyor gurbet\n\nGün oldu zamanı vurup öldürdüm\nSıla yollarına çok selam durdum\nMektupları ahla ofla doldurdum\nHasretli kalbimi dağlıyor gurbet\n\nYürüdü yolumdan bir yoldaş gibi\nSarıldı boynuma arkadaş gibi,\nBazen dertleşiriz  bir sırdaş gibi\nBenimle birlikte ağlıyor gurbet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Acı",
        "poet": "Abbas Paksoy",
        "poem": "\n\nGurbet Acı\nGurbet, halimi sormuyorsun.\nKanayan yaramı, görmüyorsun.\nBir merhemi bile, sürmüyorsun.\nGurbet, biraz acı, sen bana.\n\n\tSılada kalsam, olmuyor ki.\n\tGurbetten, hayır gelmiyor ki.\n\tTabip de, derdimi bilmiyor ki.\n\tGurbet, kime yanam, derdimi.\n\nHerkes gider, kendi işine.\nBen yatarım, para düşüne.\nBütün hayallerim, peşine.\nYoksa; dünya, sen misin,  gurbet.\n\n\tPAKSOY’um, dert döküyor sana.\n\tKucak açıyorsun, sen bana.\n\tKurt yedi, et kalmadı, cana.\n\tKucağında, kurt dolu, gurbet,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet-acı",
        "poet": "İsmet Kanat",
        "poem": "\n\nzalim olan denli eller,\ngitmiş olsam gurbet eller,\ndiyar diyar gezdim iller,\nne bilsin ki gurbet aci,\n\nvarip gitsem gezsem çöller,\nanlat  durur susmaz diller,\ngezip dursam çalsam ziller,\nanlat dursam gurbet aci.\n\ndünya hayat kaldım bura,\nyazi dedim aldim tura,\ngurbet acı çektim bura,\ndünya ahir gurbet aci.\n\nbekler durur canlar eren,\nboş olur mu daglar delen,\nyeri yurdu baglar veren,\nkal öyleki gurbet aci.\n\neylem hakik yollar göre,\nbu yüzden hep canlar ere,\ngurbet aci çeken pire,\n anlatayım gurbet acı.\n\nbenim gurbet senden farklı,\nyerim yurdum saten farklı,\nmalın mulkun olan haklı,\nişte böyle olan acı.\n\nvarip gitsem Kabe iller,\nbariş bilsin bazı eller,\ndünya hayat seni dinler,\nne bilsin ki gurbet acı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet",
        "poet": "Süleyman Yavuz",
        "poem": "\n\nAh gurbet zalim gurbet\nYürek yâre hasret\nYalansın yalan ey gurbet\nYıkıl yok ol \nBitsin bu hasret\nGurbet hasretin kapanmaz yara\nKavuşmak sanki yalan yâre\nYetmiyor sesi yârimin uzaktan\nGurbet sen ettin beni yardan\nAttın dipsiz uçurumlardan\nAh gurbet kahpe gurbet\nYüzü yalan tadı yavan gurbet\nYâre varsam varılmaz \nKollarım boyuna sarılmaz\nYanarım yâre haberim varmaz\nAh gurbet zalim gurbet\nBitmeyen bir dertsin dert\nAh gurbet bu garip seni ne etsin\nYakıp yıkıp kül etin\nSen beni yaktın yandırdın\nYıkılasın yok olasın \nSen ey kahpe gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet acısı",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nSeher yeliyle sılaya söyledim selam \nGelen giden yolcuyla eyledim kelam\nYeter ki gelenden sıladan bir haber alam\nErzurum’dan günlerce gelecek yolcu beklerim\n\nSıladır bu tüter kardeşim gözümde \nOna karşı bir sevda var özümde \nGündüz hayalimde gece düşümde\nGurbet acısıdır geçmez içimde\n\nHer bulutlu havanın kar yağışında\nKarlı tipinin burada her esişinde\nMilletin ayağının kayıp her düşüşünde\nErzurum özlemim biraz azalır bende\n\nHalil Çolak           19.02.2006\n                                 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet ACISI! ...",
        "poet": "Ozan Şah Turna Ağdaşan",
        "poem": "\n\nHer nereye gitsem, benimle gezdi\nAyrılık, Hasretlik, Gurbet Acısı\nBenimle okudu, benimle yazdı\nAyrılık, Hasretlik, Gurbet Acısı! ..\n\nYandı bu yüreğim kavrulmaz oldu\nDumanım göklere savrulmaz oldu\nHep benimle kaldı, ayrılmaz oldu\nAyrılık, Hasretlik, Gurbet Acısı\n\nBülbülüm gülümde kafesim oldu\nÇaldığım türküde hep sesim oldu\nYediğim, içtiğim nefesim oldu\nAyrılık, Hasretlik, Gurbet Acısı\n\nŞah Turna yaramı saramaz oldum\nDiken doldu güller deremez oldum\nÖlümü dirimi göremez oldum…\nAyrılık, Hasretlik, Gurbet Acısı! ...\n\nSöz ve Müzik: Halk Ozanı Aşık Şah Turna Kadın Platform\nŞAHTURNA Kültür ve Sanat Evi www.sahturna.com\nAYRILIK Kilibi ve Müzik Albümü: Aranje ve Yönetmen Ozan ŞİAR Ağdaşan\nVokaller: ŞİRİN ŞAFAK Ağdaşan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet acı bir çile Anne gel bizim ile",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nSamsun 'dan Trabzon'a\nOtobüsle geldiniz\nAcı ve perişanlık\nYüreğimi deldiniz\nGurbet acı bir çile\nAnne gel bizim ile\nKaldınız uzaklarda\nGözlerden hep yittiniz\nSizler bu hâlinizle\nKederlenip bittiniz\nGurbet acı bir çile\nAnne gel bizim ile\nBen ıstırap çekerim\nSiz çekiyor musunuz\nBekliyorum burada\nHep sekiyor musunuz\nGurbet acı bir çile\nAnne gel bizim ile\nYoksa benim gibi de\nÂh tekliyor musunuz\nGünleri de uç uca \nHep ekliyor musunuz\nGurbet acı bir çile\nAnne gel bizim ile\nBunlar gerçektir böyle\nAcı duymayın sakın\nGurbet ilde olmuyor\nSizlerden bana yakın\nGurbet acı bir çile\nAnne gel bizim ile\nGönderdiğim resmime\nSabah akşam hep bakın\nİsterseniz resmimi\nÇerçeve yapın takın\nGurbet acı bir çile\nAnne gel bizim ile\nİşte günler geçiyor\nOlmadınız yanımda\nBana bir şeyler oldu\nAcı duydum anında\nGurbet acı bir çile\nAnne gel bizim ile\nGerçek derman kalmamış\nRuhumda ve canımda\nYıkılmışım burada\nDurgunluk var kanımda\nGurbet acı bir çile\nAnne gel bizim ile\nGözlerime de uyku\nHiçbir zaman girmiyor\nDüşünceden kahroldum\nKimse beni sormuyor\nGurbet acı bir çile\nAnne gel bizim ile\nHasta mıyım nasılım\nHiç kapım çalınmıyor\nYazacaktım  yazıyla\nHuzurlu kalınmıyor\nGurbet acı bir çile\nAnne gel bizim ile\nDörtlüklerim dertlidir\nSözlerim de sanki saz\nBaktım birden parladı\nKarşıma çıktı ayaz\nGurbet acı bir çile\nAnne gel bizim ile\nHasan bırak bunları\nElemden kurtul biraz\nBiliyorsun sen de bak\nO önümüz mevsim yaz\nGurbet acı bir çile\nAnne gel bizim ile\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet acı yutulmuyor",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nGurbet acı yutulmuyor\nTıkar bizi yavaş yavaş\nBir ateştir tutulmuyor\nYakar bizi yavaş yavaş\n\nGöz yaşını yiye yiye\nAh vatanım diye diye\nBoynumuzu eğe eğe\nBüker bizi yavaş yavaş\n\nNesil nesil, devre devre\nYozlaşarak evre evre\nAynı hava, aynı çevre\nTakar bizi yavaş yavaş\n\nBaşka bakış, başka izlem\nAyrı ayrı olur gözlem\nBunalıma döner özlem\nSıkar bizi yavaş yavaş\n\nAğlayarak garip yerde\nGözlerine iner perde\nAh! , Bu gurbet nice derde\nSokar bizi yavaş yavaş\n\nDer Mikdatî son sözlerle\nGurbet oynar hep bizlerle\nEv sahibi kem gözlerle\nBakar bizi yavaş yavaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet acı bir çile-canı perişan eder Aileden ayrılan-hayatını mahveder",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nUzaklar sıkıntıdır-gurbet kaderin adı\nŞu yalancı dünyada-insan bulamaz tadı\nSıkıntının büyüğü-yaşadığımız dünya\nKimi insanlar zengin-çoğu da gezer yaya\nGurbet acı bir çile-canı perişan eder\nAileden ayrılan-hayatını mahveder\nKişiler çeşit çeşit-gurbet çizgimiz ayrı\nBazımız oyun oynar-kimi yatakta sayrı\nBu gurbet pınarından-ölümü içeceğiz\nAh'Yalan Dünya''mızdan-birlikte göçeceğiz\nGurbet acı bir çile-canı perişan eder\nAileden ayrılan-hayatını mahveder\nGerilerde sadece-hatıralar resimler\nİlmî olanlar kalır-mezarlarda isimler\nYakın kısa uzak iç-gurbetin vardır dışı \nDuvar çatıda hasret-zor geçirtir o kışı\nGurbet acı bir çile-canı perişan eder\nAileden ayrılan-hayatını mahveder\nGarip kimsesiz yalnız-olursan büzülürsün\nKor gibi kavrularak-gerçekten üzülürsün\nPerişan bir hâldeysen-göz yaşın kimse silmez\nKaderde bunlar varsa-elden hiçbir şey gelmez\nGurbet acı bir çile-canı perişan eder\nAileden ayrılan-hayatını mahveder\nİçlerimizde gurbet-gerçek acı olanı\nGerilerde ilk özlem-acı ile  kalanı\nŞimdi bu gurbet bize-göz kaş arası kadar\nAnne baba çocuklar-acı çekmektedir yâr\nGurbet acı bir çile-canı perişan eder\nAileden ayrılan-hayatını mahveder\nRenk ile şekilleri-değişti ve yozlaştı\nYüzlerde yaş ve hüzün-sıkıntıdan bozlaştı\nUzaklaşsa kısalsa-yine yalnızlık hasret\nGurbeti çeken bilir-dayanamaz cemiyet\nGurbet acı bir çile-canı perişan eder\nAileden ayrılan-hayatını mahveder\nSabah olmayan gece-özlemdir duyguları\nBazen sevinç üzüntü-yapılır sorguları\nSesler kuşlar ötüşü-ağaçlarda sallanış\nSılaya doğru çeker-görülmekte aldanış\nGurbet acı bir çile-canı perişan eder\nAileden ayrılan-hayatını mahveder\nDilsiz kalabalıklar-kalplerinde kıratı\nDerin yaralar açar-tuhaf olur suratı\nAnne baba eş ve dost-yakından ayrı kalmak\nHerkesin isteğidir-huzurlu mutlu olmak\nGurbet acı bir çile-canı perişan eder\nAileden ayrılan-hayatını mahveder\nYurt içinde dışında-olanlar cılız öter\nSu hava taş ve toprak-onun burnunda tüter\nAteş gibi durmadan- çok yakar içlerini\nŞimşek yıldırım olur-yaptırır maçlarını\nGurbet acı bir çile-canı perişan eder\nAileden ayrılan-hayatını mahveder\nDünyanın dört yanına-dağılan insanımız\nAvrupa Devletini-yurt yapan lisanımız\nBir taraftan Euro-ter ile kazanırlar\nOrda çocuk gencimiz-eriyip sızlanırlar\nGurbet acı bir çile-canı perişan eder\nAileden ayrılan-hayatını mahveder\nO yalnızlar ordusu-gurbete yerleşmekte\nHâlleri iyi değil-dış ile birleşmekte\nKaybolan ay seneler-hangisine yansınlar\nBirbirini tutmuyor-sözlere inansınlar\nGurbet acı bir çile-canı perişan eder\nAileden ayrılan-hayatını mahveder\nOnlar şöyle seslenir-ev apartman fabrika\nSatın alsaydık eğer-sağlamlaşırdı bekâ\nKazandıklarımızla-kaybettiklerimizi\nBiz kurtarmış olurduk-o yitiklerimizi\nGurbet acı bir çile-canı perişan eder\nAileden ayrılan-hayatını mahveder\nSuç onlarda değildir-seyretmeyip görende\nHiç tedbiri almadan-saçmalayıp yerende\nAltı milyon insanım-Avrupa'da yaşıyor\nAltmışların başından-günümüze taşıyor\nGurbet acı bir çile-canı perişan eder\nAileden ayrılan-hayatını mahveder\nAlmanya ve Fransa-Hollanda Amerika\nOtobüs uçak ile-yollandılar Belçika\nNe olacaklarını-kimseler düşünmedi\nHepsinde vatan aşkı-hiçbir zaman sönmedi\nGurbet acı bir çile-canı perişan eder\nAileden ayrılan-hayatını mahveder\nBütün Avrupalılar-insan değil bir işçi\nAldıklarını sandı-dendi ona Gurbetçi\nMakine gibi gören-devletler yanıldılar\nPatron ve fabrikatör-oldular anıldılar\nGurbet acı bir çile-canı perişan eder\nAileden ayrılan-hayatını mahveder\nHak ve hukuk yönünden-ilk yargılamalıyız\nHaksızlık olduğunda-hep sorgulamalıyız\n'Baskı Gücü' korkutur-bu çeşit devletleri\nTeşkilatlı olursak-aman diler cetleri\nGurbet acı bir çile-canı perişan eder\nAileden ayrılan-hayatını mahveder\nGurbet ve Gurbetçiler-sevgiyle el sallayan\nYolları uzak olsa-çoktur onu kollayan\nHiç unutulmadınız-sizler kalpte akılda\nEvde bulunursunuz-ben sokakta okulda\nGurbet acı bir çile-canı perişan eder\nAileden ayrılan-hayatını mahveder\nUzakta bekleşenler- ayrılanlar sevip de\nBazen göz göze gelip-uzatılıyor vade\nDağlar dağa kavuşmaz-insanlar ulaşırlar\nUmmadığı bir anda-bakmışsın buluşurlar\nGurbet acı bir çile-canı perişan eder\nAileden ayrılan-hayatını mahveder\nDaima düşünenler-haberi bekleyenler\nSaniye ve dakika-saati ekleyenler\nHakkınızı bizlere-helâl edin duyayım\nSeslenir Hasan Sancak-sözünüze uyayım\nGurbet acı bir çile-canı perişan eder\nAileden ayrılan-hayatını mahveder\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Akşamı",
        "poet": "Mehmet Uçar 3",
        "poem": "\n\nİlçemden ayrıldım hâyli zamandır \nSevdâlı yüreğim hâlim yamandır \nHasretlik çekmesi başa belâdır\nÖzlerim sılamı gurbet akşamı \n\nVallahi zor imiş candan sevmesi\nYalnızlık ateşi yaktı sinemi \nBitecek mi bilmem aşkın çilesi\nÇekerim ahımı gurbet akşamı \n\nSevgim süre gelir dünden bugüne \nSözüm geçmez oldu deli gönlüme \nKavuşmak arzusu çöktü içime \nSayarım yılları gurbet akşamı \n\nHayâlimde kaldı nice umutlar \nTeselli etmiyor vefâsız dostlar\nHâlimden anlayan gökte yıldızlar\nGezerim sahili gurbet akşamı\n\nBana ortak oldu derdim kederim\nMeyde tat almıyor gâyri dillerim\nMecalim kalmadı nere gideyim\nÇalarım sazımı gurbet akşamı\n\nMehmet der karıştı kışım baharım\nHer yerde her zaman ismin anarım\nAzrail elinde olsa fermanım \nBeklerim yârimi gurbet akşamı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet adamı",
        "poet": "Mustafa İleri",
        "poem": "\n\nBıraksam yüreğimi alır mı? \nSessiz ve derinden akan Meriç’e\nGötürür mü Ummanlara dertlerimi\nBir daha ban gelmemek şartıyla\n\nDüşünür müsün Meriç bu gurbet adamını\nBir bayram günü senin yanın yanı başında\nBayram gibi hayata kurban olmuş sanki\nYalnızlık ve çaresizlik için de gurbet adamı\n\nAcır mısın Meriç hayalleri ile bu gurbetçinin\nDünyasını alıp götürmeye yutmaya\nDüşünerek arkada kalanlarını\nSöylenir misin kendi kendine olmaz diye\nKıyar mısın Meriç bu mazlum gurbetçiye\n\nKıyma bana Meriç kıyma dertliyim daha bitmedi\nHayallerim umutlarım sürükledi beni buralara\nBu gün bayram açılmadı yolum gurbetten sılaya\nUzakta olsa bu noktalar çaremi bilmem dertlerime\nSöyle kardeşin tunca ya haberi olsun benden\nDiyarların bir garibi bu bayram burada de\n\nAtayım çilelerimi dertlerimi size zerresine kadar\nSon noktalar nereler olursa olsun fark etmez\nGötürün bırakın dertlerimi çile yüklerimi\nRahat nefes almanın farkına varayım sayenizde\nUnutmayın gurbet adamını bu bayram sizinle\n\n                         17.10.2012.  Edirne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Akşamı",
        "poet": "Kadir Albayrak",
        "poem": "\n\nHakkını helal et ayrıldık ey yar\nGözlerin ıslatma gurbet akşamı\nSıladır diyerek bu garip diyar\nBeni de ağlatma gurbet akşamı\n\nAsude günümüz yok artık ey yar\nÖpmeye doymadım o gül-i ruhsar\nMaziden ne kaldı bize yadigar\nBeyhude arama gurbet akşamı\n\nFasl-ı gül bağrında saklandık ey yar\nNe ben de mutluluk ne sen bahtiyar\nNagehan ömrümüz oldu tarumar\nKaderi suçlama gurbet akşamı\n\nSine-i toprağa yaklaştık ey yar\nDikenle dolacak kabr-i gülizar\nNasılsa boş yere geçti nevbahar\nHakkını helal et gurbet akşamı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Akşamı",
        "poet": "Mehmet Kındap",
        "poem": "\n\nKime naz edeyim sevdiğim kime\nÇekmedin bilmezsin gurbet akşamı\nSitemler eyleyip tanrıya bile\nKüsmedin bilmezsin gurbet akşamı\n\nKaranlık geceler gelir üstüne\nHasret duyan düşmanına dostuna\nYazam dersin ayrılıklar üstüne\nYazmadın bilmezsin gurbet akşamı\n\nBir kuşun kanadı götürsün dersin\nBir kuru selâmı getirsin dersin\nYürekte yangın var söndürsün dersin\nYanmadın bilmezsin gurbet akşamı\n\nGün doğmuyor gecelerden sabaha\nHasretini katıyorum şaraba\nYudum yudum içiyorum bir daha\nİçmedin bilmezsin gurbet akşamı\n\nAy ışığı esirger mi geceden\nDemet yaptım, gonca gonca güllerden\nBakmıyorsun şu karanlık yollardan\nBakmadın bilmezsin gurbet akşamı\n\nKarşıdan duyulan tren sesi mi\nYanımda soluyan yâr nefesi mi\nZindan mı acaba kuş kafesi mi\nGörmedin bilmezsin gurbet akşamı\n\nBahar yeşil yeşil neye yarar ki\nMehtap ışıl ışıl neye yarar ki\nGurbet bir cehennem cehennem sanki\nGelmedin bilmezsin gurbet akşamı\n\nHer akşam bir Güneş siladan batar\nGözüm yağmur yağmur dert katar katar\nMehmet'e bu gurbet her akşam mezar\nÖlmedin bilmezsin gurbet akşamı\n\n(1980 Hakkari)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*****GURBET AKŞAMI(Beste:ERSİN KAYIŞLI) *****",
        "poet": "Mehmet Kındap",
        "poem": "\n\nKime naz edeyim sevdiğim kime \nÇekmedin bilmezsin gurbet akşamı \nSitemler eyleyip tanrıya bile \nKüsmedin bilmezsin gurbet akşamı \n\nKaranlık geceler gelir üstüne \nHasret duyan düşmanına dostuna \nYazam dersin ayrılıklar üstüne \nYazmadın bilmezsin gurbet akşamı \n\nBir kuşun kanadı götürsün dersin \nBir kuru selâmı getirsin dersin \nYürekte yangın var söndürsün dersin \nYanmadın bilmezsin gurbet akşamı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Akşamları",
        "poet": "Harun Kazan",
        "poem": "\n\nÇırpınırsa gökyüzünde bir kuşun kanatları\nDağılıpta çöker üstüme gurbet akşamları\nİn cin boşaltırken kimsesiz kalan sokakları\nDert olur, dolar içim gurbet akşamları\n\nKaranlıklar boğarken gül kurusu akşamları\nBekleyenler vardı sahilde dönmeyen yolcuları\nKartopu gibi döndükçe çoğalan acıları\nOk olur, saplanır kalbime gurbet akşamları\n\nNe de uzun olurdu bizim oranın kışları\nBinbir sevgiyi anlatırdı. Kilim nakışları\nO nazlı ceylanın muhabbet dolu bakışları\nHasret olur dolar gönlüme gurbet akşamları\n\nUçun güzel kuşlar uçun mevsim sonbahar\nKurudu güzelim ağaçlar döküldü yapraklar\nBeni gece sensiz saran koyu karanlıklar\nAzap olur girer ruhuma gurbet akşamları...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "***GURBET AKŞAMI(Beste:ERSİN KAYIŞLI) ***",
        "poet": "Mehmet Kındap",
        "poem": "\n\nKime naz edeyim sevdiğim kime\nÇekmedin bilmezsin gurbet akşamı\nSitemler eyleyip tanrıya bile\nKüsmedin bilmezsin gurbet akşamı\n\nKaranlık geceler gelir üstüne\nHasret duyan düşmanına dostuna\nYazam dersin ayrılıklar üstüne\nYazmadın bilmezsin gurbet akşamı\n\nBir kuşun kanadı götürsün dersin\nBir kuru selâmı getirsin dersin\nYürekte yangın var söndürsün dersin\nYanmadın bilmezsin gurbet akşamı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Akşamı",
        "poet": "Aykut Tezgören",
        "poem": "\n\nSoguktur geceleri ısınamazsın\nBir dost sesi ararsın bulamazsın\nGözlerin dolarda boşaltamazsın\nGurbet akşamını yaşamadan anlayamazsın\n\nSevdiklerin gelir bir bir aklına\nGökyüzüne bakar dalarsın\nZaman geçmez inan hiç orda\nGurbet akşamını yaşamadan anlayamazsın\n\nGünleri degil saatleri sayarsın\nBitmeden sigaran bir daha yakarsın\nEline alır kalemi bir dörtlük yazarsın\nGurbet akşamını yaşamadan anlayamazsın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Akşamları",
        "poet": "Faruk Gökbulut",
        "poem": "\n\nAlmıyorum dost haberi\nBenden uzak et kederi\nSinem gibi dertli yeri\nBulur gurbet akşamları\n\nBin derdim var öldürecek\nDüşman gibi saldırarak\nTek tek yüküm doldurarak\nGelir gurbet akşamları\n\nİstemesem de geliyor\nŞu yüreğimi deliyor\nYâr uzaklarda meliyor\nBilir gurbet akşamları\n\nGüç kalmadı dertten gamdan\nVazgeçmedi intikamdan\nKanlım gibi şu yakamdan\nTutar gurbet akşamları\n\nGam kedere bürür beni\nDiyar diyar sürür beni\nHer yanımdan sarar beni\nYutar gurbet akşamları\n\nGözlerimde yârim tüter\nBana yârim, yârim yeter\nAyrılıktan bile beter\nBeter gurbet akşamları\n\n01.01.2007\nSaat:05:18\nİstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Akşamında Benim Dağlarım",
        "poet": "Kazım Yaman",
        "poem": "\n\nÇok uzaklardayım memleketimden\nGözümde tütüyor bahçe bağlarım\nNeler kaybettim neler kendimden\nAklıma geldikçe yanar ağlarım\n\nKöyümü özledim of aman aman\nGönlümde hüzün var başımda duman\nBilmem kaç yıl oldu bilmem kaç zaman\nGurbet ellerinde yanar ağlarım\n\nAklıma türlü türlü soru takılır\nDüşünür düşünürüm canım sıkılır\nBin kez bina olur bin kez yıkılır\nGurbet akşamında benim dağlarım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GURBET AKŞAMLARı",
        "poet": "Naime Özeren",
        "poem": "\n\nGurbet akşamları bir başka ağır.\nSıla burcu burcu içinde şimdi.\nNeylersin kadere boyun eğmek var,\nDoğduğun yer nerde,sen neredesin? \n\nBaşlık parasını ödemek gerek,\nDüğün için satıldı emektar inek.\nİnce narin omuzların yükü çok ağır\nGurbet artık farz oldu,çalışmak gerek.\n\nOyalı al yazması başında,\nPeştemalı kalmış fındık dalında.\nEllerinin kınası henüz solmadan\nÇıkmış gurbete yayla güzelim.\n\nEy gözleri sürmelim,nazlı gelinim,\nAyrılık ateşi yanar içinde.\nOkusun oğullar, kızlar hep işte,\nBu nasıl adalet bir de sen söyle…\n\nUmutlar içinde birer tomurcuk,\nAçacak mutlaka vakti gelince,\nAçacak dağ güllerim,kardelenlerim,\nAyşegül’üm, Alime’m, Hatice’m benim.\n\nİnsanlar çağ atlıyor,aya çıkıyor.\nNeden bu genç insanlar cahil kalıyor? \nDün çiçek desteleyen ellerin\nBak bu gün ne güzel kalem tutuyor? \n\nUyuyup kaldın mı beşik başında\nEv halkı senden yemek beklerken? \nİnek mi hastalandı sen okuldayken? \nDerse ne zaman çalıştın Ayşe’m? \n\nOkuyun kızlarım, gelecek sizin.\nUyanın uykudan bu vatan sizin.\nYarın çocuklarınız hesap sorarsa\nBiz de görevimizi başardık deyin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Aksamlari",
        "poet": "Ebubekir Dogan",
        "poem": "\n\nIstemem gurbette olmasin aksamlar\nHüzün dolu keder dolu dert dolu\nGecmek bilmez uzun olur geceler\nHüzün dolu keder dolu gam dolu\n\n\t\tGözlrimde yas dolu\n\nAlirim bir bardak cayi önüme \nOtururum sessizce sandelyemin üstüne\nYudum yudum icerim gami kederi\nHüzün dolu keder dolu gam dolu\n\n\t\tGözlerimde yas dolu\n\nGözlerim nemli etrafim karanlik\nKaranlik lar cöker gönül gözüme\nBir yudum alirim demli cayimdan\nHüzün dolu keder dolu gam dolu\n\n\t\tGözlerimde yas dolu\n\nGözlerimden yaslar akar yanan yüregime\nBasim öne egik gözlerim kapali\nUzanirim silaya dogru hayallerimde \nHüzün dolu keder dolu gam dolu\n\n\t\tGözlerimde yas dolu\n\nBasarim lambanin dügümasine,odam aydinlansin diye\nÖbek öbek oturur karanliklar, yüregimin üstüne\nTakilir gözlerim, duvardaki resime, hickirik tutar \nHüzün dolu keder dolu gam dolu\n\n\t\tGözlerimde yas dolu\n\nIstemem gurbet elde olmasin aksamlar\nHüzun dolu keder dolu dert dolu \nGecmek bilmez uzun olur geceler\nHüzün dolu keder dolu gam dolu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Akşamları",
        "poet": "Mesut Özbek",
        "poem": "\n\nAkşamları sabahlar sarar\nRuhumu gönlümdeki gurbet\nOtel odalarında beni şafakla yalnızlık sarar\nTek arkadaşım gönlümdeki gurbet\n\nDuyarım burukluğu dökülen her yaprakta\nBazen göçedip giden kuşun kanadında\nHıçkırırım her gün bu renksiz duvarlara\nKurutur yaşımı gönlümdeki gurbet\n\nKırılmış yerde duruyor ayna,solmuş çiçekler vazoda\nSenden kalan resim,aşkımız gibi paramparça\nBir kaç çizgidir bunlar senden sonraki odamda\nEn güzel süsü gönlümdeki gurbet\n\nAkşam vakti kurulur bekar soframız\nErir düşünce,sonsuza uzanır zamanımız\nDöner başım,eder sarhoş,içtikçe aşkımız\nOlursa mezesi gönlümdeki gurbet\n\nYıllarla beraber kesilir bu figan sesi\nÇileli ruhum kimbilir nerde verir son nefesi\nEller üstünde yükselirken bedenin yeni hücresi\nDostlara mirastır gönlümdeki gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Akşamları",
        "poet": "Ercan Demirci",
        "poem": "\n\nGüneşin battığı yerde \t\nSolar gurbet akşamları\nBeni türlü türlü derde\nSalar gurbet akşamları\n\nGönlümü hep hüzün sarar\nGözlerim bir dostu arar\nDostu bulsan neye yarar\nÇalar gurbet akşamları\n\nİplik iplik çözülürsün \t\t\nYâd gözlerle süzülürsün\nSen ağlayıp, üzülürsün\nGüler gurbet akşamları\n\nDuymaz kimseler çağrını \nKimse dindirmez ağrını\nÜstelik yanık bağrını\nDeler gurbet akşamları\n\nTuzsuz aşın tuzu gibi\t\t\nZemherinin buzu gibi\t\t\nAnasız bir kuzu gibi\t\t\nMeler gurbet akşamları\n\nBir gün gelir çile biter\nHer çileye gurbet yeter\nSılam gözlerimde tüter\nBilir gurbet akşamları\n\nDüşme gurbetin ağına\t\t\nKeskin dişli tarağına\nKanımızı toprağına \nÇiler gurbet akşamları\n\nSalar dertlere başını\nZehir eder su, aşını\nTimsahların gözyaşını\nSiler gurbet akşamları\n\nŞu gurbette hasret saklı \nBuralarda zalim haklı\t\nEllere kanmayan aklı\t\nÇeler gurbet akşamları\n\nVurur seni hep arkadan\nBilir şu gurbeti tadan\nYüreğimi tam ortadan\nBöler gurbet akşamları\n\nHasrete razıyım dünden\t\nSaniye düşerim günden\t\t\nLakin zamanı kökünden\t\nYolar gurbet akşamları\t\t\n\nŞehre karanlık çökünce\nGüneş nurunu çekince\nYüreğimi ince ince\nDağlar gurbet akşamları\n\nDertler kapını aralar\t\nHasret gönlünü yaralar\nSenle beraber karalar\t\nBağlar gurbet akşamları\t\n\nGönül burda dostun arar \nDost diye taşları sarar\nHer gün infazıma karar\nKılar gurbet akşamları\n\nSöz-müzik:\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Akşamları",
        "poet": "İlhan Koruyucu",
        "poem": "\n\nGurbete yolun düştümü bilmem\nBir başkadır gurbet akşamları\nHüzün dağları yürek dağlar\nMemleket hasreti çeker\nGurbet akşamlarında\n\nSevdiceğinden haber gelmez olur\nGözyaşların pınar olur\nKaranlıkta afakanlar basar\nGurbet akşamlarında\n\nGünler uzayıp gider\nMahsunluk üzerine çöker\nNerde nerde bir haber\nGurbet akşamlarında\n\nYılların özlemi içinde,\nSevenler uzaklaşmış\nAyrılık zulümden betermiş\nGam,tasa yükten elemken\nSusuz,gizemli bir vahadır\nGurbet akşamlarında\n\nKirpiklerin ıslanmış\nDuyguların gizlenmiş \nSanki  kara talihle\nCehennemi yaşarken\nGurbet akşamlarında\n\nUmutlar yok\nÖlümden hiç farkın yok\nCandan bir dost bulamazken\nBağrıma taş basarım\nSensizliğin ötesinde\nGurbet akşamlarında... \nİlhan Koruyucu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Akşamları",
        "poet": "Nizamettin Saltan",
        "poem": "\n\nÇileden daha çile\nBu gurbet akşamları\nBeni saldı sahile\nBu gurbet akşamları\n\nHasret içimde yara\nYâr sordum dalgalara\nDüşürdü beni dara\nBu gurbet akşamları\n\nSazlandım kıyı kıyı\nHep o aynı şarkıyı\nUnutturdu uykuyu\nBu gurbet akşamları\n\nKüllenen sevgilerin\nOlurmuş hüznü derin\nSevdâmı geri verin\nHey gurbet akşamları! \n\n(1998)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Akşamları",
        "poet": "Erol Şen",
        "poem": "\n\nMemleketimin toprak kokusu yok buralarda\nYaşam belki hızlı akıyor burda\nAma ben o yaşamda bir yabancı\nKabullenmek zor be gurbet seni\n\nBelki güneşin güzel batıyor akşama\nBana özlem getiriyor memleketimden\nRüzgarın memleketim kokusu getiriyor\nBoşuna mı dedim gurbet akşamı diye\n\nBelki ilk günlerin güzel geliyor\nAma yavaş yavaş hasret birikiyor gönlüme\nFarklısın işte doğduğum yere\nBenim akşamım bile güzel oluyor gönlüme\n\nSabahın güneş doğarken başlamasa da\nDolaştığım yerlere yabancı gözüyle bakarken\nBelki güzel geliyorsun bana belki değişik\nBelki de gıpta ediyorum sana\n\nBiterken dizeler yeni şiirime kadar\nSensiz de olmuyor belki gurbet\nDönüş yoluna çıkınca bu beden\nAyrı bir sevinçle ayrılıyor gurbet yolundan….\n\n24.03.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Akşamları",
        "poet": "Yakup Yılmaz",
        "poem": "\n\nGurbet akşamları pek acıymış\nYeni yeni anlıyorum meğer\nO yorgunluk, o zahmet, o keder\nVatanımdayken baş tacıymış\n\n Afyon-Evcilerli öğrencilerime\n23.12.1997,Salı,Krasnagvardiyeski\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Aldı...!",
        "poet": "Ramazan Kocapınar",
        "poem": "\n\nGurbet acı dertle keder hüzün hüsran dolu\nKimi zaman yokuşu bol bazende sarptır yolu\nBir kez çıkmaya gör geri dönüşü yok gelmez sonu\nVar git...var git hadi birde yaşayana sor sen onu\n\nBilemedim çözemedim eey ALLAHIM bu nasıl hâldı\nDirendim dayandım tutunmaya çalıştım işte elim yazdıkça yazdı\nYürekten dökülen olanca duygularla  Neyim varsa gurbet aldı! ! ! \n\nGURBET ALDI...! ! ! \n\nNe ettin ellerin yurdu\nKaderim düzeni kurdu\nFelek hep vurdukça vurdu\nYel alıp hallaç savurdu\n\nBir nefeslik canım kaldı\nNeyim varsa gurbet aldı\n\nBir şey istemem kimseden\nBahtım karaymış ezelden\nNasibim yoktur sevgiden\nÇirkin eftâl bin güzelden\n\nBir sevdalım gülüm kaldı\nNeyim varsa gurbet aldı\n\nDoğruluğu yol belledim\nNice kelâm ezberledim\nSıladır özlem hasretim\nÇile dolu şu kısmetim \n\nBir adımlık yolum kaldı\nNeyim varsa gurbet aldı\n\nGıybet bal şeker eyledik\nBakın hele biz neyledik\nGülistanı gayya ettik\nEl açıp aman diledik\n\nBir tadımlık dilim kaldı\nNeyim varsa gurbet aldı\n\nişte geldik gidiyoruz\nKöşe bucak kaçıyoruz\nBilmem neyi arıyoruz\nAdres belli soruyoruz\n\nBir tutacak salım kaldı\nNeyim varsa gurbet aldı\n\nKoca kale devriliyor\nNe ederiz bilinmiyor\nHergün haram yeniliyor\nFitne nefse hükmediyor\n\nBir imanım dinim kaldı\nNeyim varsa gurbet aldı\n\nBilinsin ki dönmem yoldan\nHoşlanırım ben hep zordan\nMedet ummam asla kuldan\nNe dilersem daim haktan \n\nBir onur gururum kaldı\nNeyim varsa gurbet aldı\n\nRamazanım yazdı yine\nAşk ile binbir kelime\nDöktüm kâğıtla kaleme\nYazılsın hesap haneme\n\nBir şerefim adım kaldı\nNeyim varsa gurbet aldı\n\nGurbetten Bir CAN! \n--GiZEMLiKARTAL--\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Aldı...!",
        "poet": "Ramazan Kocapinar",
        "poem": "\n\nGurbet acı dertle keder hüzün hüsran dolu\nKimi zaman yokuşu bol bazende sarptır yolu\nBir kez çıkmaya gör geri dönüşü yok gelmez sonu\nVar git...var git hadi birde yaşayana sor sen onu\n\nBilemedim çözemedim eey ALLAHIM bu nasıl hâldı\nDirendim dayandım tutunmaya çalıştım işte elim yazdıkça yazdı\nYürekten dökülen olanca duygularla  Neyim varsa gurbet aldı! ! ! \n\nGURBET ALDI...! \n\nNe ettin ellerin yurdu\nKaderim düzeni kurdu\nFelek hep vurdukça vurdu\nYel alıp hallaç savurdu\n\nBir nefeslik canım kaldı\nNeyim varsa gurbet aldı\n\nBir şey istemem kimseden\nBahtım karaymış ezelden\nNasibim yoktur sevgiden\nÇirkin eftâl bin güzelden\n\nBir sevdalım gülüm kaldı\nNeyim varsa gurbet aldı\n\nDoğruluğu yol belledim\nNice kelâm ezberledim\nSıladır özlem hasretim\nÇile dolu şu kısmetim \n\nBir adımlık yolum kaldı\nNeyim varsa gurbet aldı\n\nGıybet bal şeker eyledik\nBakın hele biz neyledik\nGülistanı gayya ettik\nEl açıp aman diledik\n\nBir tadımlık dilim kaldı\nNeyim varsa gurbet aldı\n\nişte geldik gidiyoruz\nKöşe bucak kaçıyoruz\nBilmem neyi arıyoruz\nAdres belli soruyoruz\n\nBir tutacak salım kaldı\nNeyim varsa gurbet aldı\n\nKoca kale devriliyor\nNe ederiz bilinmiyor\nHergün haram yeniliyor\nFitne nefse hükmediyor\n\nBir imanım dinim kaldı\nNeyim varsa gurbet aldı\n\nBilinsin ki dönmem yoldan\nHoşlanırım ben hep zordan\nMedet ummam asla kuldan\nNe dilersem daim haktan \n\nBir onur gururum kaldı\nNeyim varsa gurbet aldı\n\nRamazanım yazdı yine\nAşk ile binbir kelime\nDöktüm kâğıtla kaleme\nYazılsın hesap haneme\n\nBir şerefim adım kaldı\nNeyim varsa gurbet aldı\n\nGurbetten Bir CAN! \n--GiZEMLiKARTAL--\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Bahçesi...!",
        "poet": "Ramazan Kocapınar",
        "poem": "\n\nNe bir yaseminle, zambak bekledim, \nNede papatyayla,  çuha istedim,\nBir açelya yazgım, kaktüs kısmetim,\nHüzün dolu bahçem, şu gurbet benim...\n\nNe bir ayçiçeği,  açmak özentim, \nNede yediveren, olmak niyetim, \nBen bunu bilirim, bunu söylerim,\nHazan olmuş bahçem, şu gurbet benim...\n\nNe bir kardelenle, nergiz gözledim,\nNede sardunyayla, sümbül sözledim,\nBen kır çiçeğiyle, gülü özledim,\nHüsran yüklü bahçem, şu gurbet benim...\n\nNe bir menekşeydim, ottum esirdim,\nNede orkideyim, koptum kesildim,\nBen öksekotuyum, dostum ezildim,\nHazin hasret bahçem, şu gurbet benim...\n\nNe bir papatyayım, sarı göbeğim,\nNede lavantayım, solgun öbeğim,\nBen her çeşit renge, vurgun biriyim,\nGök kuşağı bahçem, şu gurbet benim...\n\nNe bir hindibaydım, koşup gezindim,\nNede sarmaşıkla, sura dizildim,  \nBen nilüfer olup, suya serildim,\nKahır küpü bahçem, şu gurbet benim...\n\nNe bir melekotu, kelâm kalemim,\nNede gelinciktir, bütün sözlerim,\nBen çiçekleri hep, onda gizledim,\nSır deryası bahçem, şu gurbet benim...\n\nNe bir hanımeli, lale vezirdim,\nNede kamelyayım, leylak tesirdim,\nBen bir mimozayım, yazı dizdirdim,\nŞirin şiir bahçem, şu gurbet benim...\n------------------------\n\nGönülden gönüle, hitap ederim,\nDuyguyu kâğıda, böyle dökerim,\nYeni bir yazımla, yine gelirim.\nŞiir şekil bahçem, şu gurbet benim...\n\nBilmem belki birgün, tekrar gelirim,\nŞimdi veda diyen, şu gurbet benim...\n\n------ŞiiR... ve... ŞEKiL ------\nGurbetten bir C A N! - Gizemlikartal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet ayırdı bizleri",
        "poet": "A. Yüksel Şanlıer",
        "poem": "\n\nAna baba vardı, onlar bana birer yardı,\nBağ bahçede çalışır, ağrırdı yaşlı dizleri,\ngöçüp gittiler de, yüreğimi hasret sardı,\nAta yurdu mahsun, gurbet ayırdı bizleri\n\nAnılarda şimdi,  yaşanmış eski günlerim,\nGün gibi aklımda, rahmetlinin o sözleri,\nArap aşı iç der, o acıdır sevmem dinlerim,\nAta yurdu mahsun, gurbet ayırdı bizleri\n\nBen evlek çekerdim, annem eğrimi dikerdi,\nBabam ters çekerdi, terlerdi onun yüzleri,\nTersi çok döktün mü, töymakan azar giderdi, \nAta yurdu mahsun, gurbet ayırdı bizleri\n\n Onlar her mayısta, giderlerdi bahçelere,\nEkin boy attı mı, güler gözleri yüzleri,\nMor sümbül açardı, bakan olmaz sebzelere,\nAta yurdu mahsun, gurbet ayırdı bizleri.\n\nNal sesi çınlardı, sabah vakti dik yollarda,\nBizim memleketin, yoktu ki hiç düz yerleri,\nOlurdu bol keklik, kekiği kokan dağlarda,\nAta yurdu mahsun, gurbet ayırdı bizleri.\n\nBen otları yolar, babam burmayı yapardı,\nCeviz ağacının, koyu gölgeydi dipleri,\nYorulduk mu bizler, gölge bizlere bakardı,\nAta yurdu mahsun, gurbet ayırdı bizleri\n\nYarpuz salatası, en güzel öğle yemeği,\nHele bir de yapsa, anam töymakan böreği,\nParmağı yalardın, yedin mi yağlı böreği,\nAta yurdu mahsun, gurbet ayırdı bizleri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Bahçesi...!",
        "poet": "Ramazan Kocapinar",
        "poem": "\n\nNe bir yaseminle, zambak bekledim, \nNede papatyayla,  çuha istedim,\nBir açelya yazgım, kaktüs kısmetim,\nHüzün dolu bahçem, şu gurbet benim...\n\nNe bir ayçiçeği,  açmak özentim, \nNede yediveren, olmak niyetim, \nBen bunu bilirim, bunu söylerim,\nHazan olmuş bahçem, şu gurbet benim...\n\nNe bir kardelenle, nergiz gözledim,\nNede sardunyayla, sümbül sözledim,\nBen kır çiçeğiyle, gülü özledim,\nHüsran yüklü bahçem, şu gurbet benim...\n\nNe bir menekşeydim, ottum esirdim,\nNede orkideyim, koptum kesildim,\nBen öksekotuyum, dostum ezildim,\nHazin hasret bahçem, şu gurbet benim...\n\nNe bir papatyayım, sarı göbeğim,\nNede lavantayım, solgun öbeğim,\nBen her çeşit renge, vurgun biriyim,\nGök kuşağı bahçem, şu gurbet benim...\n\nNe bir hindibaydım, koşup gezindim,\nNede sarmaşıkla, sura dizildim,  \nBen nilüfer olup, suya serildim,\nKahır küpü bahçem, şu gurbet benim...\n\nNe bir melekotu, kelâm kalemim,\nNede gelinciktir, bütün sözlerim,\nBen çiçekleri hep, onda gizledim,\nSır deryası bahçem, şu gurbet benim...\n\nNe bir hanımeli, lale vezirdim,\nNede kamelyayım, leylak tesirdim,\nBen bir mimozayım, yazı dizdirdim,\nŞirin şiir bahçem, şu gurbet benim...\n------------------------\n\nGönülden gönüle, hitap ederim,\nDuyguyu kâğıda, böyle dökerim,\nYeni bir yazımla, yine gelirim.\nŞiir şekil bahçem, şu gurbet benim...\n\nBilmem belki birgün, tekrar gelirim,\nŞimdi veda diyen, şu gurbet benim...\n\n------ŞiiR... ve... ŞEKiL ------\nGurbetten bir C A N! - Gizemlikartal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Bacı",
        "poet": "Remzi Timar",
        "poem": "\n\nHer gün ezilip büzülen\nGözlerinden yaş süzülen\nAlmanyada tek üzülen\nBir sen misin gurbet bacı\n\nÖzlem duyup yurdu anan\nHer gün hasret ile yanan\nGöz yaşına ekmek banan\nBir sen misin gurbet bacı\n\nHer gün hıçkırıp ağlayan\nDert deryasında çağlayan\nÇok zalime bel bağlayan\nBir sen misin gurbet bacı\n\nHasret deryasına dalan\nGurbet el de yalnız kalan\nHer çileden bir pay alan\nBir sen misin gurbet bacı\n\nHasret yıkar çok hastayı\nDert sarmış Remzi ustayı\nHer gün bekleyen postayı\nBir sen misin gurbet bacı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gürbet Arkadasi Bir Kardes Gibi",
        "poet": "Fahri Işık",
        "poem": "\n\nGurbet  arkadaşı candan  yoldaşı\nAna  baba  bacı   bir  kardeş  gibi\nGeçek  dostum  bana  dertler  sırdaşı\nAna  baba  bacı  bir  kardeş  gibi\n\nYalınız  çekilmez  gurbetin  kahrı\nSen bana  ben  sana  muhtacız  gayrı\nMersin  tarsus   adanalı   hataylı\nAna  baba  bacı  bir  kardeş  gibi\n\nAdım  adım  gezdik  çekmedik  zahmet\nFahri  ışık  ile   abalı    mehmet\nGönül  bahçesinden  sardık  bir  demet\nAna  baba  bacı  bir  kardeş  gibi\n\nMersin  nerelerde  hollanda  nerde\nKemal  kardaş  kaldık  bu  ara  yerde\nÇare  sorduk  ortak  olduk  her  derde\nAna  baba  bacı  bir  kardeş  gibi\n\nCiyersiz  hamza  bağırır  kızar\nÖ  öksürür   benim  yüreyim  sızlar\nDert  içinde  yüzen  deli  arsızlar\nAna  baba  bacı  bir  kardeş  gibi\n\nHallacı  mustafa  aile  dostum\nOzan  yusufumu  sanma  unuttum\nŐ nalım  alimin  yasını  tuttum\nAna baba  bacı  bir  kardeş  gibi\n\nSizde  bazen  bizde   sofrayı  kurduk\nDostluk  yemeginde  karın  doyurduk\nŞaka  deyil   otuz   yılı   savurduk\nAna  baba   bacı   bir  kardeş  gibi\n\nYelkenci  kerimim  döndü  buradan\nYılların  dostluğu  kalkmaz  aradan\nNice  yemek  yedik  ayni  sofradan\nAna  baba  bacı  bir  kardeş  gibi\n\nAli  güllü  desen   acaip   adam\nAtmış  yedi   ili  biliyor   ağam\nSüleyman  kömürcü  çıkmaz  akıldan\nAna  baba  bacı  bir  kardeş   gibi\n\nAdım  fahri  aslım  çukur  ovalı\nToroslar  mersinden  Hataya  bağlı\nOtuz  yılı   aştı   biz   tanışalı\nAna  baba  bacı   bir  kardeş  gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Bana Zor Geliyor",
        "poet": "Mehmet Damar",
        "poem": "\n\nGurbet bana zor geliyor,\nDuvar aynı,hava aynı, su aynı\nArşınladığım yolların tozu bile aynı\nSen yoksun birtek yanımda\nHasretim vatana değil,anaya babaya değil\nHasretim sensiz geçmiş ve sensizliğe mahkum edilmiş yıllara\nGurbet bana zor geliyor\nOkyanus dalgası gibi ömrüm\nHer vurduğu liman yaban oluyor\nSensiz tutunamıyorum hayata\nKum taneleri gibi ömür akıp gidiyor\nGurbet bana zor geliyor\nYaşanmış onca hasretin ardından\nNice sallanan eller düşüyor aklıma\nSen oluyorsun birden bütün elveda\nSensiz hayat,sensiz dünya bana gurbet geliyor\nGurbet bana zor geliyor,zor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Bana Yar Değil...",
        "poet": "Hüseyin Yanmaz",
        "poem": "\n\ngurbet elde sazım çalmıyor \nkırıp atsam elim varmıyor \nsesimi kimseler duymuyor\ngurbet bana yar değil.\n\ngurbetin geceleri çekilmez oldu\nköyümün resmine baktıkça gözlerim doldu\nvatanımdan ayrı kalmak bana çok kötü koydu \ngurbet bana yar değil.\n\nsöküp atamadım hep içimde kaldı\ngurbettin dostluğu hep yalanmış onu duydum\ninsanları bir birini çekemiyor onu gördüm\ngurbet bana yar değil.\n\nağacın başına kuşlar konar \nöttüğü zaman içim kan ağlar \ndertli türküler hep içimi dağlar \ngurbet bana yar değil.\n\nher gece köyümü rüyamda gördüm\ngelende gidende köyümü sordum\ngençliğimi yedi gurbet onu gördüm \ngurbet bana yar değil...\nHüseyin YANMAZ\n25/07/2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Bayramları",
        "poet": "Ozan Arif",
        "poem": "\n\nBu kaçıncı bayram vatandan uzak, \nSaya saya usandım ben bıktım ben.\nUmutlar karlı dağ hayaller kızak\nKaya kaya usandım ben bıktım ben.\n\nHayal meyal köyüm gelir gözüme, \nMübarek gün ateş düzer özüme, \nDertlerimi dert ortağı sazıma\nDiye diye usandım ben bıktım ben.\n\nBayramlarda seni aziz vatanım, \nDaha başka türlü arzular canım, \nHeyhat...Hasret benim bayram mintanım\nGiye giye usandım ben bıktım ben.\n\nÇaresizlik kement, geçer boynuma, \nAyrılık balyozla vurur beynime, \nBoyun büküp ellerimi koynuma \nKoya koya usandım ben bıktım ben.\n\nGurbet beni toprağıyla taşıyla, \nİyi tanır iyi her karışıyla, \nYollarını gözlerimin yaşıyla \nOya oya usandım ben bıktım ben.\n\nHer bayram her bayram ‘Allah-u Ekber ’\nKulaklarım ezan sesini bekler, \nLakin çan sesinde acı gerçekler\nDuya duya usandım ben bıktım ben.\n\nİşte o gerçekler biner sırtına, \nARİF’in içinde kopar fırtına\nElin vatanında elin şartına\nUya uya usandım ben bıktım ben.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Bayramı",
        "poet": "Vahit Kara",
        "poem": "\n\nBu bayram kan ağlar yüreğim, Anne,\nGözlerim seni arar, dertliyim, Anne,\nBir tebessüm gönder, ne olur, Anne,\nEllerini uzatta, öpeyim Anne,\nHalini, hatrını sorayım Anne,\n\nKöyümün sılamın, özlemindeyim,\nSiz orda, ben ise gurbet eldeyim,\nDu beni Anacığım, yüreğindeyim.\nUzat ellerini öpeyim Anne,\nHalini hatrını sorayım Anne,\n\nUzaktır yolları aşamadım ki,\nHaşindir dağları geçemedim ki,\nBu bayram gölünü alamadım ki,\nUzat ellerini öpeyim Anne,\nHalini, ahvalini sorayım Anne,\n\nEzan sesi sarmış bütün semayı,\nAradım Köyümdeki derin havayı,\nİstemem gurbette, hanı, sarayı,\nUzat ellerini öpeyim Anne,\nHalini hatrını sorayım Anne.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Beni Aldı, Gitti",
        "poet": "Şevki Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nKüçük yaşta düştüm yola\nGurbet beni aldı, gitti\nBenden uzak oldu sıla\nGurbet beni aldı, gitti\n\nÇok çalıştım kafa yordum\nYıllar sonra yuva kurdum\nBilenlere sual sordum\nGurbet beni aldı gitti\n\nÇabaladım gündüz, gece\nIşık yandı, tüter baca\nŞiir yazdım hece hece\nGurbet beni aldı, gitti\n\nBitmez derdim, garip başım\nHiç düzene girmez işim\nÜzülüyor yavrum, eşim\nGurbet beni aldı, gitti\n\nÇobanoğlu mektep gördü\nCehaleti kovdu, sürdü\nYaban elde kaldı, durdu\nGurbet beni aldı, gitti\n\n(25.12.2005)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Benden Almadığın Ne Kaldı",
        "poet": "Cebbar Korkmaz",
        "poem": "\n\nBir başıma düştüm tozlu yollara\nGurbet benden almadığın ne kaldı\nDöndüm el salladım karlı dağlara\nGurbet benden almadığın ne kaldı\n\nYokluk bana terk ettirdi yurdumu\nSılada bıraktım yetim dördünü \nSen bilmezsin gurbet yoksul derdini\nGurbet benden almadığın ne kaldı\n\nNe ovalar ne dağlardan aşırdın\nSaçlarıma sen akları düşürdün\nBacı kardaş hasretiyle pişirdin\nGurbet benden almadığın ne kaldı\n\nBoş hayalle dolaştık bu diyarı\nKöyde kaldı babamızın mezarı\nTanıyamaz olduk akran dostları\n Gurbet benden almadığın ne kaldı\n\nŞu gurbet ellerde kaldım ırakta\nGözlerimde hasret gönlüm merakta \nTıkanır göksümde sanki her lokma\nGurbet benden almadığın ne kaldı\n\nSılamı andıkça doldu gözlerim\nHasretimi hep bağrımda gizledim\nBir avuç kar bir tas suyu özledim\nGurbet benden almadığın ne kaldı \n1998 Bornova İzmir Cebbar Korkmaz\nBu eser tescillenmiş olup tüm yasal hakları mevcuttur iktibas edilemez\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Benim",
        "poet": "Hüseyin Sığırtmaç",
        "poem": "\n\nYar araya koydu sınır.\nGurbet benim, ben gurbetim.\nHasret çeken beni tanır.\nGurbet benim, ben gurbetim.\n\nGözüm görmez elim ermez.\nHasretlik hiç aman vermez.\nDuygularım coştu durmaz.\nGurbet benim, ben gurbetim.\n\nSetler örer değerlerim.\nUmut bekler seherlerim.\nYâre hasret diyarlarım.\nGurbet benim, ben gurbetim.\n\nHer arzumda var bir engel.\nYüreğimde bitmez git gel.\nYar bildiğim meğerse el.\nGurbet benim, ben gurbetim.\n\nSığırtmaç sılada gurbet.\nDile kolay demek sabret.\nSineme yerleşti hasret.\nGurbet benim, ben gurbetim.\n\nAntalya 02 Aralık 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet bize kan kusturdu",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nGURBET BİZİ KAN KUSTURDU\n28.01.1982   Perşembe\n\nÇektim her türlü çileyi\nGurbet bize kan kusturdu\nUnutamadım yuvayı\nGurbet bize kan kusturdu\n\nBaşımam  vurdu taşınan\nAyrı koydu yoltaşınan\nGözlerim doldu yaşınan\nGurbet bize kan kusturdu\n\nAcı hasret vura vura\nAğlatıyor dura dura\ngarip halim göre göre\nGurbet bize kan kusturdu\n\nHüseyin hasretim yare\nGurbet elde düştüm dara\nNerden geldik biz bu yere\nGurbet bize kan kusturdu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Bırakmıyor Tuttu Yakamı",
        "poet": "Fatma Kalkan",
        "poem": "\n\nGurbet Bırakmıyor Tuttu Yakamı \n\nBirgün hasret biter gelirim amma \nGurbet bırakmıyor tuttu yakamı \nSılama varmaya ölürüm amma \nGurbet bırakmıyor tuttu yakamı \n\nEkmeğimi yerim gurbet eliyle \nHasret okuyorum sazın teliyle \nUçup gitsem bir gün seher yeliyle \nGurbet bırakmıyor tuttu yakamı \n\nDostlar ölür gider görmez gözlerim \nAna baba kardeş dostu özlerim \nYüreğim yoruldu tutmaz dizlerim \nGurbet birakmıyor tuttu yakamı \n\nYıllar geçti köyüm gelmedim sana \nİçim yaralıdır gurbetten yana \nKokunu getirsin turnalar bana \nGurbet bırakmıyor tuttu yakamı \n\n08.02.2010\n\ndost kalemlerden damlayan damlalar\n\nGURBET ELİ VATAN EYLEMİŞ DURMUŞ \nHASRETLE ÖZLEMLE YÜREĞİN YORMUŞ \nARKASINDA NİCE DEĞERLER KOYMUŞ \nVARMAK İÇİN BIRAKMIYOR YAKAMI.....Dost Şeref\n\nGurbet kaderimiz,hasret bizedir, \nSanma ki feryadım kora,közedir, \nSönmeyen yangınım ela gözedir, \nO inci gülüşler tüter burnumda.......Mustafa Hoşoğlu\n\nEllerim, ayaklarim bagli sanki \nSurgundeyim caresizim belli \nBir gun bile dinmedi gozlerimin seli \nGurbet Birakmiyor tuttu yakami........Berat Bahure Anteplioğlu 1\n\nYüreğim kederli gözlerim ıslak... \nGöremez olmuşum önüm arkamı... \nArtık nasip olsa sılaya varmak... \nGurbet bırakmıyor tuttu yakamı...... Ali Sağlam 2\n\nGurbetlik zordur dostum \nDönülmez sıla'ya sanki kolay mı \nAna,baba,arkadaş,dostum \nGurbet bırakmıyor tuttu yakamı...Nilüfer Gümüş\n\nKOKUNU HEP GETİRSİNLER BANA \nBU AŞK MEKTUBU GELSİN SANA \nSEVDAMIZ OLSUN BİZDEN YANA \nGURBET BIRAKMIYOR, TUTTU YAKAMI..FİKRET GÜRSOY \n\nRuhum gelmedi, kaldi silada \nBendenim ne arar burada \nBütün ömrüm silama heba \nGurbet birakmiyor tuttu yakami..........Cigdem KILIC\n\nŞu gurbette neler çektim bilen yok \nAylar geçti yüzüme bir gülen yok \nGeleceğim yolu açıp salan yok \nGurbet bırakmıyor, tuttu yakamı.......Fatma Biber\n\nSıladan çıktım acı gurbet yoluna \nKöyümü terk ettim gelecek uğruna \nSıladan uzak kalmak zor gelir bana \nCanlarımdan ayrı kalmak acı verir cana \n\nAnkara İzmit İstanbul yolu derken \nÖmrüm tükeniyor hasret çekerken \nSaçlarıma aklar düşmüş hep ağlarken \nDostlardan ayrı kalmak acı verir cana \n\nİş ekmek bulamadık vatanımızda \nSoluğu aldık vicdansız Avrupa da \nDertler sardıkça sarıyor garip başımda \nVatandan ayrı kalmak acı verir cana....İsmailkoca41\n\nGurbet \n\nHasretim vatanın toprak taşına \nHasretim gülüne öten kuşuna \nHer şey hayel olup geçer karşıma \n-Gelecem yâr gurbet yolum bağlıyor \n-Ben gurbette yâr sılada ağlıyor \n\nGönül ister hasret yarini görmek \nGurbet ayrılık'tır ateşten gömlek \nBelki vardır seni görmeden ölmek \n-Gelecem yâr gurbet yolum bağlıyor \n-Ben gurbette yâr sılada ağlıyor \n\nEsti yeller gurbet ele savurdu \nBize mekan oldu ellerin yurdu \nAhbu gurbet bizi yaktı kavurdu \n-Gelecem yâr gurbet yolum bağlıyor \n-Ben gurbette yâr sılada ağlıyor \n\nŞu yüreğim seller gibi çağlıyor \nBu hasretlik ciğerimi dağlıyor \nŞeyrani'de vatan deyip ağlıyor \n-Gelecem yâr gurbet yolum bağlıyor \n-Ben gurbette yâr sılada ağlıyor....Atilla Ertuğrul\n\nGurbeti bırakıp köyüme gitsem \nGidip dostlarımla hasretlik gidersem \nZalim gurbetin kahrını çekmesem \nGurbet bırakmıyor tuttu yakamı........Alime sevik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Bizi Arada Koydu",
        "poet": "Tahsin Seherli",
        "poem": "\n\nBu Gurbet Bizleri Anadan Ayirdi\nGurbetin Derdi Vatanin Hasreti\nAnlatayimmi Gardes Yedi Bitirdi\nGurbet Cok Ailenin Yuvasini Yikti\n-\nAnami Babami Biraktim Saglikli\nDöndüm Anami Buldum Hastalikli\nBabam Coktan Olmus Rahmetli\nGurbet Bizlerin Cigerini Yakti\n-\nBabami Hala ölmemis Sanirim\nGelecekmis Gibi Kapiya Bakarim\nismini Andikca Hergün Aglarim\nGurbet Bizleri Ayirdi Can Kardes\n-\nTahsinim Hasret Böyle Yazdirir\nGurbet Yavasca Mezarini Kazdirir\nDeli Divaneyim Her Daim Gezdirir\nGurbet Benim Cigerim Dagladi \n-\nHaberler Geliyor Kardes Bacidan\nölüyoruz Diyor Terörden Acidan\nBizlerde Kaldik Gurbette Korkudan\nGurbet Bizleri Arada Koydu Kardes\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet çok acı",
        "poet": "Cuma Soylu",
        "poem": "\n\nGURBET ÇOK ACI \n-----------------------\nAyrılık günleri tez geldi yaklaştı\nAh çeker can yârim gözler yaşlı\nHasretin yürekte silinmez sancı\nSıla benim ama gurbet çok acı\n-----------------------------------\nYokluk vurmuş başım dumanı\nAh çekip ağlasam geçti zamanı\nSaygı sevgi yoktur o yoz insanı\nSıla benim ama gurbet çok acı\n------------------------------------\nAna yurdum bana oldu yabancı\nKanayan yaramın odur tek ilacı\nYılardır o anadan babadan ayrı\nSıla benim ama gurbet çok acı\n-------------------------------------\nSoylu durmaz oldu feryat figanı \nGenç yaşında çürüttüm bu canı\nYoktur şu feleğin hiç dini imanı \nSıla benim ama gurbet çok acı\n--------------------------------------\nHalk Şairi Cuma Soylu.0 9.03.2014\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet De Neki",
        "poet": "Vahdettin Yılmaz",
        "poem": "\n\ngurbet de ne ki\n\nceplerinde yağmurun ıslattığı papatyalar \nçavdarların dar gün merhabası kulaklarında \nakan zamandır reyhan kokulu sular \nkuşlar uçururken asi haberlerini \nparmakların kekre kokusu \ngurbet de ne ki \n\nkayısılar tuttuğun yerden gönül düşürmüş \npasını sildiğin masat kınasını çizdiğin taş \nısırgan acısıyla bekliyor yolları gelin elması \nhangi iklimde devriye gezerse türküler \nhasret ki konuğumdur \ngurbet de ne ki \n\nkente girmiş evhamların ıslık yitiminde \nellerin yüreğimin sokaklarında görülmüş \ngülüşün kaydedilmiş şarap dalgalara \noldukça nöbette mavi \ngurbet de ne ki\n\nvahdettin yılmaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Benim Köy Senindir",
        "poet": "Dertli Divani",
        "poem": "\n\nNazlı yarim yol göründü\nGurbet benim köy senindir\nYolumu duman bürüdü\nGurbet benim köy senindir\n\nSesle yavrularım gelsin\nGittiğimi onlar bilsin\nBabasız yavru neylesin\nGurbet benim köy senindir\n\nSanma ki gider gelirim\nCan bir kuştur ne bilirim\nBelki dönmeden ölürüm\nGurbet benim köy senindir\n\nDivani'yim nice nice\nİnlerim gündüz ve gece\nBu yoksulluk bitmeyince\nGurbet benim köy senindir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Dediğin Nedir-1",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nhafta sonu gelirdi\ndördü gözle belirdi\ngurbet dediğin nedir\ntepip başta delirdi\n\nankaraya gittim de\nöyle ayıp ettim de\ngurbet dediğin nedir\ndönüşümde bittim de\n\ngittiğimde görseydim\nbağrıma da gerseydim\ngurbet dediğin nedir\nçulunu da serseydim\n\nuzağı yakın oldu\narkadaşım yoruldu\ngurbet dediğin nedir\ngözlerim bile doldu\n\nköye dese kimse yok\nateş yansa ense yok\ngurbet dediğin nedir\nyararı ne dense yok\n\ngurbeti sıla bildik\nsılaya gurbet ildik\ngurbet dediğin nedir\nyüreğimizi dildik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Dediğin Nedir-2",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\natını nallatana                                      -\nyolunu kollatana\ngurbet dediğin nedir\nsözünü ballatana\n\nateşinden soğuma\ndol varıma yoğuma\ngurbet dediğin nedir\nsay azıma çoğuma\n\nuzağa kaçmayın ha\nkuş gibi uçmayın ha\ngurbet dediğin nedir\narayı açmayın ha\n\nkurban ola yoluna\nbak sağına soluna\ngurbet dediğin nedir\ngiriver yar koluna\n\nyazı yazana sorun\ngüzel yazana yorun\ngurbet dediğin nedir\ndelide kaldı zorun\n\nyar yanına varınca\ngülsün kara karınca\ngurbet dediğin nedir\nayağından sarınca\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Gurbet Çiçeği*",
        "poet": "Ozan Erol",
        "poem": "\n\nVatanından göçmüş özlem yürekte\nHasret ile açmış gurbet ÇİÇEĞİ\nDalından koparmış bir asi rüzgar\nYaban ele göçmüş gurbet ÇİÇEĞİ\n\nBu kalbimi dinle tam ortasından\nBu gönlümü kurtar aşk yarasından\nSevda pınarından gönül tasından\nDoldurup da içmiş gurbet ÇİÇEĞİ\n\nNe varsa yaşanır kader izinde\nYılların hasreti çökmüş yüzünde\nKederli bir bakış vardır gözünde\nAyrılığı seçmiş gurbet ÇİÇEĞİ\n\nBir gül için bülbül uçmuyor daldan\nArının göz yaşı ayrılmaz baldan\nSorarlarsa coşkun oğlu bu yoldan\nDeki gelip geçmiş gurbet ÇİÇEĞİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Dediğin",
        "poet": "Cahit Telkök",
        "poem": "\n\nSorma dostum ne bal ne de şekerim \nÖyle anlatılmaz hasret dediğin \nSabah aksam özlem çile çekerim \nZehirli bir oktur gurbet dediğin \n\nKimisi anaya kimisi de yar \nKimi de kardeşe bacıya yanar \nGözlerde dinmeden çağlayan pınar \nİçleri tüketir gurbet dediğin \n\nKendini kaybedip unutanı var \nAtadan kalmış bir eski yadigâr \nOnu da çaresiz yokluktan satar \nİnsanı düşürür gurbet dediğin \n\nHerkesin sorunu burda bir başka \nBırakmış esini gencecik yaşta \nTakılmış gurbette yabancı aska \nOcaklar söndürür gurbet dediğin \n\nEkmeği asi çok hiç tadı yoktur \nDışlayan zalimler ille de çoktur \nGurbete varana bilmem ne haktir \nDüşeni eritir gurbet dediğin \n\nÇorabı başıma ben kendim ördüm \nKüsmedim kimseye dizime vurdum \nBıkıp da kendine kıyanı gördüm \nCanından bezdirir gurbet dediğin \n\nCahit Telkök\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Dediğin Nedir-3",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nacıttığın gurbeti\nsancıdığın illeti\ngurbet dediğin nedir\nhana soktu milleti\n\ndamlasıyla üzüldü\ngözyaşına süzüldü\ngurbet dediğin nedir\nderin bile yüzüldü\n\ngurbet tavladı yetti\nderim kavladı gitti\ngurbet dediğin nedir\navcım avladı gitti\n\nyar işlemiş yağlığı\ngüzelim can sağlığı\ngurbet dediğin nedir\ngeçti sılam çağlığı\n\nnerelerden seslensem\nsılaya dek hislensem\ngurbet dediğin nedir\nsevgiyle süslensem\n\ngurbette yanıyorum\nyürekten kanıyorum\ngurbet dediğin nedir\ngeçenlerde anıyorum\n\nuçuruma uçursam\nuzaklara göçürsem\ngurbet dediğin nedir\ngörünmeze kaçırsam\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet demişler",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nVatandan ayrılıp ele göçmeyi\nVatanın var iken vatan seçmeyi\nAnneden babadan yârden geçmeyi\nÖlüm diyecekken gurbet demişler\n\nBütün sevdiklerin ardında kalır\nHasretin baskısı sırtında kalır\nAklın fikrin ruhun yurdunda kalır\nBunların hepsine gurbet demişler\n\nBaşka bir ülkenin dili başkadır\nVilayeti başka ili başkadır\nHazanı başkadır yeli başkadır\nÇekilmiyor anam gurbet demişler\n\nAnlaşma zor olur işaret ile\nEş anlamdır gurbet esaret ile\nBurayı terkedip, cesaret ile\nGelinmiyor anam gurbet demişler\n\nMikdat’ım gurbeti eyledim mekan\nBırakıp gelirdim bulsaydım imkan\nNe bir sanatkarım ne de bezirgan\nÖmrümüz yok olmuş  gurbet demişler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Diyerek",
        "poet": "Necati Keçeli",
        "poem": "\n\nArkadaşlar o kadar çok \"GURBET\" şiiri\n   Okudum yazdım ki, Gurbete çıkanlara da\n   Şöyle bir şiir yazayım dedim...\n\n   GURBET DİYEREK\n\n   Köyünde çalışıp bulsaydın ekmek\n   Yollara düşmezdin gurbet diyerek\n   Mark dolar alırsın vermeden emek\n   Şimdi kızıyorsun gurbet diyerek\n\n   Başını yer iken, bit ile pire\n   İş bulamayınca kaçtın şehir’e\n   Misafir gidersin geldiğin yere\n   Şimdi kızıyorsun gurbet diyerek\n\n   İşini bulmuşsun sağlam kurumda\n   Bağırıp durursun her bir sorunda\n   Senin emsallerin bak ne durumda\n   Şimdi kızıyorsun gurbet diyerek\n\n   Sabah kahvaltı da sütü istersin\n   Her gün pantolonda ütü istersin\n   Komşuya giderken Cip'i istersin\n   Şimdi kızıyorsun gurbet diyerek\n\n   Sen orada Türk'üm bile demezsin\n   Köyüne gelince, bulgur yemezsin\n   Potini görmüşsün çarık giymezsin\n   Şimdi kızıyorsun gurbet diyerek\n\n   Kırk sene önceki köy aynı köyün\n   Yerinde sayıyor arkadaş, soyun\n   Almanca söylersin değişmiş huyun\n   Şimdi kızıyorsun gurbet diyerek\n\n   Bağırıp, çağırman hepside boşa\n   Köylü bulgur yerken sen muzla yaşa\n   Bir minder olmadan oturman taşa\n   Şimdi kızıyorsun gurbet diyerek\n\n   Necati'ye ister bağırıp kızın\n   Pisilin takıyor oğlunla kızın\n   Senin çocuklara geçmiyor sözün\n   Şimdi kızıyorsun gurbet diyerek\n\n   Necati KEÇELİ\n   İZMİR 01.07.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Derdi,,,Beste",
        "poet": "Hüsamettin Sungur",
        "poem": "\n\nAnlamadılar bu sevgimi\nİçtim aşkın şerbetini\nHasta düştüm gurbet elde\nÇekerim gurbet derdini\n\nGözler donuk benzim soluk\nKader dedik neler bulduk\nVarlık içinde yoksulluk\nÇekerim gurbet derdini\n\nArada aşılmaz daglar\nSöyledikce yürek aglar\nAnlatılmaz bu duygular\nÇekerim gurbet derdini\n\nGözler donuk benzim soluk\nKader dedik neler bulduk\nVarlık içinde yoksulluk\nÇekerim gurbet derdini\n\nSöz Hüsamettin Sungur\nBestecisi Vedat Tutkun\n\nTürkçe dilinden İngilizce diline çeviri\nIn a foreign city\n\nDid not know what this love\nI drank syrup over\nThe patient fell into foreign provinces\nI withdraw the hassle of foreign provinces\n\nPale dull eyes of gasoline\nWhat we found Destiny said,\nAsset poverty in the\nI withdraw the hassle gurbet\n\nMeanwhile, impassable mountains\nExplain this heart-networks\nNot describe the emotions\nI withdraw the hassle of foreign provinces\n\nPale dull eyes of gasoline\nWhat we found Destiny said,\nAsset poverty in the\nI withdraw the hassle of foreign provinces\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet doğmuşum",
        "poet": "Mustafa İleri",
        "poem": "\n\nBen ki:gurbet doğmuşun sanki\nDiyarlar diyarlara ekleniyor durmadan\nÇok mu tepindim ki bilemiyorum anne karnında\nBir sorayım anneme bunu olur herhalde\n\nGurbet doğmuşum kaderde bile\nYastığına baş koyduğum iller başka başka\nYolların kabahati,vicdanı olsa da ne çıkar\nOnlar dur demezler ki bana gurbete yürürken\n\nYeni bir hava,yeni bir mekan,yeni bir nefes\nYazılmış durmuş alın yazısı gibi yollarda gezinmek\nBen ki gurbet doğmuşum san ki,mecburiyet\nYıldızlar ne kadar uzaksa bana\nGurbet yolları aksine bir nefes kadar yakın \nUfuklar ne kadar derinse gözlerimde\nYar kucağı o kadar uzak kalıyor gönlüme\nSan ki ben gurbet için doğmuşum anadan\n\nAna karnından yaban ellere\nDiyar diyar mekanlar gurbet havası ile\nSu içtiğin çeşmeler, yolları ile çok farklı\nHele hele gurbet insanında ki ürkeklik\nHer gören göze gösteriyor kendini\nBakışınla yürüyüşünde ki tavırlar\nGurbet adamı olduğunu alnına yazmış san ki\nSık sık ahlar çekersin baba ocağı, sılan için ıssız köşelerde\nBen ki gurbet doğmuşum san ki alın yazımmış gibi\n\n13.05.2012\tMalkara\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Diyor",
        "poet": "İbrahim Yavuz",
        "poem": "\n\nTürkülerde feryat eden \nSözler gurbet gurbet diyor \nUzaklara dalıp giden \nGözler gurbet gurbet diyor\n\nHasretin yürek yaktığı \nYaşın sel gibi aktığı \nGidenlerin bıraktığı\nİzler gurbet gurbet diyor\n\nViran olmuş illerinde \nGariplerin dillerinde \nAşıkların ellerinde\nSazlar gurbet gurbet diyor\n\nSevdiğine varamamış \nDoya doya saramamış \nYuvasını kuramamış \nKızlar gurbet gurbet diyor\n\nNice insanları yutmuş \nUmutları yosun tutmuş \nArtık gülmeyi unutmuş \nYüzler gurbet gurbet diyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Duyguları 2",
        "poet": "İbrahim Günaydın 4",
        "poem": "\n\nGurbet Duyguları 2\n\nGurbet dedikleri garip dünyanın,\nToprağı yabancı, suyu yabancı.\nGörüp tanıdığın nice insanın,\nKültürü değişik, huyu yabancı.\n\nUyumsuz olanlar mutlu olamaz,\nMutsuzlar hayattan lezzet alamaz,\nGurbet elde kimse dengin bulamaz,\nLisanı değişik, soyu yabancı.\n\nBinalar olsa da ahşaptan, taştan,\nGene de fark olur içerden, dıştan,\nSordum –cevap verdi- göçebe kuştan,\n“şehiri yabancı, köyü yabancı”.\n\nMavidir her yerde denizin rengi,\nDeğişmez geminin su ile cengi,\nPek benzer olsa da doğa ahengi,\nYalısı değişik, koyu yabancı.\n\nLokantanın adı “ restoran” orda,\n“Vejetaryen” dersin, kalırsan darda,\nCanın ne isterse mutlaka var da,\nÇorbası değişik, çayı yabancı.\n\nİbrahim der, sana ait yeri bul,\nOrası ya Rize, ya da İstanbul,\nHangi yer ki seni ediyor kabul,\nOlmaz asla hiçbir şeyi yabancı.\n\n2002, Norveç\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet diyarında gurbet elinde",
        "poet": "Ozan Hayali",
        "poem": "\n\nDerde düştüm yarim  yaralandım oy\nDara düştüm gülüm   parelendim oy\nDile düstüm canım  karelendim oy\nGurbet diyarında  gurbet elllerde\n\nKalp dostun  aradı  yoktur çaresiz\nMaddiyata düşmüş çoktur çaresiz\nVaracak  hedefe oktur çaresiz\nGurbet diyarında gurbet ellerde\n\nSözler bitap düştü  kalem bulunmaz\nAzdı yaralarım   merhem  bulunmaz\nAslı derd ininde  kerem bulunmaz\nGurbet diyarında gurbet ellerde\n\nYüzler başka yüzdür  bana benzemez \nGönülsüzdür  aşka sana  benzemez \nYanı kokmuş ise  yana benzemez \nGurbet diyarında gurbet ellerde\n\nOzan hayaliyim kış oldu yazım\nTelleri düzensiz  bozuldu  sazım\nÇoğunu  bulamam  kayboldu azım\nGurbet diyarında gurbet ellerde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet  Derken",
        "poet": "Şahin Kars",
        "poem": "\n\nGurbet derken neyi kast ediyorsun\nYurdun dan dışarı çıktın mı kardeş? \nNedir  nereyedir  nasıl  bilmeden \nGidenin ardından baktın mı kardeş? \n\nKırk yıl öncesine erer mi yaşın\nHayale dizilir kavim kardeşin.\nMis olur kokusu toprağın taşın \nBöyle bir hasreti çektin mi kardeş? \n\nBilinmez,  beklide yıllar sürecek\nİmkanların yoktur  geri dönecek.\nUmutlardır bir kez daha görecek\nÇaresiz uzaya baktın mı  kardeş! \n\nŞahin der dokunma yürek yarama\nGurbet hasret diye düşürme gam-a\nSon zamanlar  dünya küçüldü ama\nBu yolda bir işik yaktın mı kardeş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Ede Kaldık",
        "poet": "Atilla Gözüküçük",
        "poem": "\n\nGöçmen kuşlar gibi, göçümüz katar, katar,\nDüştük şu gürbete, acısı ölümden beter,\nHasretlik acısın, ciğerim yakar,\nGurbet elde soldu, gülüm benim.\n\nSılayı özledik gardaş, içimize attık,\nŞu gurbet elde, hep yalnız yattık,\nHasretin acısın, hep gönlümüzde yaktık,\nGurbet elde doldu, gözüm benim.\n\nYurdumdan ayrılıp, gurbete göçmeyi,\nSılamız var iken, sıla seçmeyi,\nCandan, canandan ayrı düşmeyi,\nGurbet elde yandı, özüm benim.\n\nBütün sevdiklerin sılada kalır,\nEşin, dostun hep, aklına gelir,\nBilinmez ki kim ölür, kim kalır,\nGurbet elde yandım. kaldı közüm benim.\n\nAtilla Gözüküçük 22.4.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elde",
        "poet": "Aykut Erkan",
        "poem": "\n\nGurbet elde gurbet elde \nAğlıyorum gurbet elde\nYaram çok derin gardaşım\nYanıyorum gurbet elde\n\nAşık oldum viraneyim\nKüle döndüm divaneyim\nYandım yandım sönemedim \nAteşler içende benim\n\nGurbet elde gurbet elde \nAğlıyorum gurbet elde\nYaram çok derin gardaşım\nYanıyorum gurbet elde\n\nDerdimden döndüm cihana\nAğlıyorum döne döne\nİçerimde vardır yara\nSu içerim kana kana\n\nGurbet elde gurbet elde \nAğlıyorum gurbet elde\nYaram çok derin gardaşım\nÖlüyorum gurbet elde\n\nAYKUT.ERKAN\n29/12/2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elde",
        "poet": "Sabri Aksu",
        "poem": "\n\nBir darbe yedimki anam\nŞu kocaman gurbet elde\nYavrumdanda ayrı kaldım\nŞu batacası zalim yerde\n\nHep beraber şişirdiler\nSinsi,sinsi yık dediler\nHep üstüme gönderdiler\nŞu batası zalım yerde\n\nYaptığına pişman olmuş\nGizli,gizli ağlıyormuş\nHep geçmişi arıyormuş\nŞu yalancı gurbet elde\n\nGece,gündüz zehir olmuş\nUyku bile tutmuyormuş\nAzap çekip kuruyormuş\nŞu yalancı gurbet elde\n\nYavrum,Babam nerde demiş\nAllah gerçeği göstermiş\nŞişirenlere sırtını dönmüş\nŞu yabancı gurbet elde\n\nİnadı ve gururu atacak\nAllah çok  yalvaracak\nO günleri hep arayacak\nŞu batası gurbet elde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elde",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nNe bir dost var ne akraba,\nNe bir selam ne merhaba,\nDöndüm çölde ki Arap’a,\nYandım anam gurbet elde…\n\nKüçücük bir odadayım,\nSanki ıssız adadayım,\nViran köyde çok dardayım,\nYandım anam gurbet elde…\n\nFarksız oldu gece gündüz,\nSosyal yaşam sade bir söz,\nÜç yıl oldu kaldık yalnız,\nYandım anam gurbet elde…\n\nEksilmiyor boranla kar,\nDoğan günle başlar efkâr,\nHüzün ektim dekar dekar,\nYandım anam gurbet elde…\n\nCantekin’im bir öğretmen,\nÖmür tane gün değirmen,\nTek güzel iş can eğitmen,\nYandım anam gurbet elde…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elde",
        "poet": "Hıdır Altaş ",
        "poem": "\n\nHaberim olmaz bayramdan, seyrandan\nSelam kelam gelmez oldu garip anamdan\nTatlı tebessüm olmuyor uzaktaki evlatdan\nYalnızım, garibim ben gurbet elde\n\nHalimi hatırımı hiç soran olmadı\nYakınlarım bile bir selam salmadı\nBeni insan yerine koyan olmadı\nKimsesiz, öksüz kaldım gurbet elde\n\nÇılgına döndüm ben yalnızlıktan\nTutan olmuyor hiç elimden kolumdan\nYardımcı olan yok elimden dostumdan\nTımarhanelik oldum ben gurbet elde\n\nElimi verdim kolumdan oldum\nİnandım insanlara deli yerine kondum\nMerdim diyenlerce enayi bulundum\nBoynu bükük kaldım ben gurbet elde\n\nTurhaniyem doğruya güvenim kalmadı\nDünyada güveneceğim insan olmadı\nBende dayanacak gücüm, halim kalmadı\nGüçsüz, zayıf oldum ben gurbet elde\n23.9.2008 aşıkturhani/ANTALYA\n\nBeni yalnız ve garip bırakanlara ithaf olunur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elde",
        "poet": "Ali Rıza Yeşilkaya",
        "poem": "\n\nYetiş ÇIPLAK AHMET, YA ALİ BABA\nNe hallere düştüm şu gurbet elde\nGençliğimi aldım koydum bir kaba\nBir damlayla taştım şu gurbet elde\n\nAkrebi dost tuttum yılanla gezdim\nGörmedim gerçeği yalanla gezdim\nBilmedim ömrümü çalanla gezdim\nGölgemle ağlaştım şu gurbet elde\n\nKime el verdiysem çelmeyi taktı\nAtladı boynuma ilmeyi taktı\nKime dost dediysem silleyi çaktı\nNasıl iştir şaştım şu gurbet elde\n\nDERDİYARIM zehri balla yutuyom\nKor ateşi ellerimle tutuyom\nGram gram santim santim bitiyom\nÖlüme yaklaştım şu gurbet elde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elde",
        "poet": "Oktay Güngör",
        "poem": "\n\nYüce dağları aşarım,\nHalime bende şaşarım,\nHep garip garip yaşarım,\nGurbet elde gurbet elde.\n\nMoskova'yı mesken tutdum,\nGece uykusu unuttum,\nNice gam kederi yuttum,\nGurbet elde gurbet elde.\n\nYoksulluğa savaş aştım,\nO yaklaştı ben hep kaştım,\nEn sonunda yenik düştüm,\nGurbet elde gurbet elde.\n\nSöze yalan katmıyorum,\nBoşu dolu satmıyorum,\nİsteyerek yatmıyorum,\nGurbet elde gurbet elde.\n\n                       MOSKOVA(1998)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elde",
        "poet": "Ali Yıldırım Hançılı",
        "poem": "\n\nKüçük yaşta çıktım gurbet ellere,\nDoyamadım gonca gonca güllere,\nHarç karıp karıştım suya sellere,\nGurbet elde zalım, şu gurbet elde.\n\nİnşaatta sırta koydular torba,\nBulunca sevindim, yırtık bir hırka,\nAval aval bakıp oturduk parka,\nGurbet elde zalım şu gurbet elde.\n\nKöyümün sevdası burnum da tüter,\nAyrılık çok zormuş ölümden beter,\nSabah bülbül değil kargalar öter,\nGurbet elde zalım şu gurbet elde.\n\nSeni bekler, bilemezsin hep neler,\nKalmak için bulduk baraka evler,\nSuların başında oturur devler,\nGurbet elde zalım şu gurbet elde.\n\nZaman yok ki muradıma ermedim,\nHep çalıştım asla mola vermedim,\nMutluluğu bir tek olsun görmedim,\nGurbet elde zalım şu gurbet elde.\n\nEllerimi yardı çimento tozu,\nBuralarda olduk sessiz bir kuzu,\nGeçmiyor ki aylar, gelmez otuzu,\nGurbet elde zalım şu gurber elde.\n\nYatak, döşek yapılırdı yün ile,\nVurduk buralarda kelepçe dile,\nMalzemeden çalar, işleri hile,\nGurbet elde zalım şu gurbet elde.\n\nMenfaat ve çıkar öne geçiyor,\nAkıllılar! sana değer biçiyor,\nMusluk değil bidon suyu içiyor,\nGurbet elde zalım şu gurbet elde.\n\nAkşamları koyun kuzu gelmiyor,\nSuratlar asılmış yüzler gülmüyor,\nYapılan iyiliği kimse bilmiyor,\nGurbet elde zalım şu gurbet elde.\n\nTerler akar sırtımızdan aşağı,\nYükler ağır, çıkarmayak kuşağı,\nÇoğu zaman göremezsin uşağı,\nGurbet elde zalım şu gurbet elde.\n\nHasret kaldım akan bir su sesine,\nYabancı hayranmış bilmem nesine,\nRastlamadım insanların hasına,\nGurbet elde zalım şu gurbet elde.\n\nKomşu komşusuna selam vermiyor,\nZiyarete hiç kimseler gelmiyor,\nYardımlaşma ölmüş, kimse bilmiyor,\nGurbet elde zalım şu gurbet elde.\n\nGurbet olmasaydı nasıl olurdu? \nEkmek için çok insanlar ölürdü,\nAli'm belki yetim, öksüz kalırdı,\nİyiki de varsın ey zalım gurbet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elde",
        "poet": "Mustafa Deniz",
        "poem": "\n\nZalim gurbet el insanı\nSıkar gider gurbet elde\nZindana benzer her yanı\nTıkar gider gurbet elde\n\nAyrılık ölümden azı\nHoyrat olur bazı bazı\nYüreğime acı sızı\nEker gider gurbet elde\n\nAğrıtır her gün başımı\nSızlatır içim dışımı\nYağmur misali yaşımı\nDöker gider gurbet elde\n\nYama tutmaz bir gediğim\nCanımı yakar yediğim\nHafta ay gün yıl dediğim\nAkar gider gurbet elde\n\nKimse tanımaz adımı\nDuyan olmaz feryadımı\nTakmaz pehlivan adamı\nYıkar gider gurbet elde\n\nHasta düşsen sormaz olur\nBir yudum su vermez olur\nDost sandığın görmez olur\nBakar gider gurbet elde\n\nSelam versen alan olmaz\nBayram günü gelen olmaz\nÖlsen kapın çalan olmaz\nÇıkar gider gurbet elde\n\nBorandan poyrazdan da sert\nEkler her gün derdime dert\nOlmuş dertli ömrüme kurt\nSöker gider gurbet elde\n\nBir ömür koydum ardımda\nDerdi veremi karnımda\nSılam tütüyor burnumda\nKokar gider gurbet elde\n\nHasret sarmış her yanımı\nYakar yandırır canımı\nGönül arar vatanımı\nBıkar gider gurbet elde\n\nSevdiklerimin hasreti\nÖzletiyor memleketi\nCehennem narından kötü\nYakar gider gurbet elde\n\nBir özlem ki dolu dolu\nMum gibi eritir kulu\nYaşlı gözüm sıla yolu\nÇeker gider gurbet elde\n\nZemheriye döndü yazım\nGülmez oldu gülen yüzüm\nHüzün dolu sazım sözüm\nÇöker gider gurbet elde\n\nMustafa bilmez halimi\nBağlar elimi kolumu\nGariptir demez boynumu\nBüker gider gurbet elde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elde",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nGurbet Elde \n\nGönül bağım viran oldu \nGurbet elde gurbet elde\nNice yadlar yaren oldu \nGurbet elde gurbet elde\n\nGöç eyledik katar katar\nKimi alır kimi satar\nBugünüm dünümden beter\nGurbet elde gurbet elde\n\nCan yoldaşım nazlı yarim\nBarış başakla baranım\nKöydeki yaşlı anamın \nGözü yollarda yollarda\n\nBizim Dost Şeref’in sözü\nSevgi umut dolu özü\nAcep kimler sorar bizi\nGurbet elde gurbet elde\n\nDost Şeref\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet elde",
        "poet": "İbrahim Etem Ekinci",
        "poem": "\n\nGURBET ELDE\n\nHüzünler taşınır kör bezirgâna\nKör kara gecede kör gurbet elde.\nNe varsa yüklenip firkatten yana; \nİlmek ilmek işle ör gurbet elde.\n\nNehirlerle çağla in ummanlara\nFeleği sorgula tüm zamanlara.\nBade-yi minval-i bak Sümmanlara; \nErvah-ı alemde gör gurbet elde.\n\nViranede bülbül gül firakında\nBağbancı da şaşkın sır merakında.\nHallâc’ı Mansur un Enel Hâk- kında\nNesimi den beter dar gurbet elde.\n\nZal oğlunu tuşa getiren dünya\nYaz ayımı kışa yetiren dünya.\nBeni meçhullere götüren dünya.\nElbet bir sebebi var gurbet elde.\n\nLal olmuş konuşan şakıyan dilim\nSarıkamış ilçem serhattır ilim.\nSorarsanız nedir perişan halim; \nBana göre şimdi yar gurbet elde.\n\nGurbet oldu şimdi benim öz sılam\nVurgun yemiş gönül karamsar kelam.\nBari turnalarla gönder bir selam; \nAra sıra halim sor gurbet elde\n\nİbrahim Etem-i kaldım biçare\nİlacımda sensin sendedir çare.\nYaralı yüreğim,dağ pare pare; \nHasrete dayanmak zor gurbet elde.\n\n           İBRAHİM ETEM EKİNCİ\n           18.11.11.2011.ANKARA\n\n        DOST KALEMLER.\n\nHasret katmerlenir,yığar hüzünü\nSıla yağmurları,ıslar gözünü\nBezirgan körükler,harlar közünü\nBu kahır adama,kor gurbet elde...Hamit korken\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet El",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nBir çok mahsun gibi beni kendine,\nTutup köle gibi bağlama gurbet.\nBiraz bizden yana yak kandilini,\nÇaresiz yüreğim dağlama gurbet...\n\nYılardır takıldım haldım ağına,\nÇok garibi düşürdün tuzağına,\nBenziyorsun örümceğin ağına,\nSila özlemimi bağlama gurbet...\n\nDünya malı için tuttun hevesle,\nBir çok dertlerimi içinde besle,\nGarip anam gibi,duygulu sesle,\nBaşımda dövünüp,ağlama gurbet...\n\n                  22.01.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet El",
        "poet": "Mustafa Atasever",
        "poem": "\n\nAh gurbet kimleri gömdün toprağa \nKaybettim ben beni zalim gurbet el \nÇok baktırdın uzaklardan yollara \nYerden yere vurdun beni gurbet el \n\nEller güler oynar kendi halinde \nBen ağlar gezerim gurbet elinde \nHazan oldum sahrasında çölünde \nKumlar gibi savuruyor gurbet el \n\nBahar geldi açtı güller koncalar \nBana hep karanlık günler geceler \nŞu sineme mekan kurmuş acılar \nCiğerimi oydu benim gurbet el \n\nBir garip gurbette sorulmaz ise \nAzan yaraları sarılmaz ise \nSenin ile davam çözülmez ise \nBu gözlerim açık gider gurbet el \n\nÇok korkarım gurbet elde ölmeden \nYazık olur ben köyümü görmeden \nÖpüp toprağına yüzüm sürmeden \nBu canıma kıyma zalim gurbet el. \n\nAtasever yeter dalma derine \nBeni koyma dostum elin yerine \nDuman indi gözlerimin ferine \nBeni halden hale koydun gurbet el.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elde…",
        "poet": "Mehmed İhsan Uslu",
        "poem": "\n\nYine karalara büründü dağlar\t\t\nGörünmez arkası, bilmem ne halde? \t\t\nBir yandan derd ile, garipler ağlar\t\t\nNe acı manzara, gör gurbet elde.\t\t\n\nGeçer kara tren, vızıldayarak\t\t\nİnliyor derd'ile sızılayarak\t\t\nGeçiyor garipler, bak ağlayarak\t\t\nCihan başlarına, dar gurbet elde.\t\t\n\nUçuşuyor kuşlar, cıvıldaşıyor\t\t\nBelli ki bu dertle, hep ağlaşıyor\t\t\nGördüm ki garipler, vedalaşıyor\t\t\nDaha ne acılar, var gurbet elde.\t\t\n\nYine bu derd'ile yandı sahralar\t\t\nİşte bu hasretle, dumanlı dağlar\t\t\nFigan eder bülbül, bahçeler, bağlar\t\t\nMehmed ne haldedir? Sor gurbet elde…\t\t\n\n\t\t15 Ekim 1978\n\t\t     Malatya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elde Bayram",
        "poet": "Mahir Odabaşı",
        "poem": "\n\nGURBETTE BAYRAM\n\nOturdum balkona apartmanlar pek çok \nO kadar göz gezdirdim bir tanıdık yok\nGurbette benim gibi duranlar çok \nÖzlesen de gelemem kardeş!\n\nAldım çocuğumu oturdum parka \nKarşımda ötüyordu bir ala karga \nDedim burada durma, köyüme uğra \nKanadını çırptı da gelemedi kardeş! \n\n Kolay gelsin dedim, vermedi cevap \n Derler ki komşuyla konuşmak sevap \n Büyükşehir’de yaşamak  inan harap \n Durma desende gelemem kardeş! \n                                             (Şair Zeynep Türkol)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Gurbet Elde Babam**",
        "poet": "Mehmet Vehbi Dervişoğlu",
        "poem": "\n\nBabam Celal Bey'e ithaf olunur.\n\nGeri geri gidiyor işte ayaklarım\nSusun,gayri işitmiyor kulaklarım\nSöylemeye varmıyor ama dudaklarım\nGurbet elden babam; ya dönerim ya dönmem\n\nYüreğimde küçük bir hicran lekesi\nBitirdi babam beni artık elveda demesi\nBulursam köşesi boş bir miskin tekkesi\nGurbet elde babam; ya konarım ya konmam\n\nValizim dost olmuş,yaren kalmış yanımda\nSıla yelleri esiyor garip başımda\nSayılı gün dediklerine kanarımda\nGurbet elde babam; ya dinerim ya dinmem\n\nBülbül  girdi yine altından kafesine\nVatanım dese de gayri kimin nesine\nMinarelerden duyduğum ezan sesine\nGurbet elde babam; ya sinerim ya sinmem\n\nGamlı yüreğim yine en ince yerinden\nVurgun yedi baba ta en derinden\nAğırca çıktığım gurbet merdiveninden\nGurbet elde babam; ya inerim ya inmem\n\nHatırlarım yatınca sizi, evi,her şeyi \nDüşünürüm inceden sılada her bir şeyi\nÇeksem üzerime çift kat battaniyeyi\nGurbet elde babam; ya donarım ya donmam\n\n25.04.2007 çarşamda (istanbul yolu)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "* *Gurbet elde bayram** *",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nGurbet elde bayram seyran olmuyor ana\nHasretlik çekmeyen bunu bilmiyor baba\nSizin yerinizi kimse tutmuyor ana\nGurbet elde bayram seyran olmuyor baba\n\nSaymadım ki kaç yıl oldu öpmeyeli ben elini\nAlemin yüzü gülerken benim yüzüm hep kederli\nKapandım kendi içime konuşmuyorum kimseyle\nNerde ana baba görsem ateş dolar yüreğime\n\nGurbet elde bayram seyran olmuyor ana\nSizin yerinizi kimse tutmuyor baba\nSesinizi duymak bana yetmiyor ana\nGurbet elde bayram seyran olmuyor baba\n\nKolum kanadım kırılmış tutmuyor elim ayağım\nŞu fani dünyada sizsiz geçen zamana yanarım\nDarlandığım zamanlarda ben hemen sizi araraım\nİsterim ki omuzuna yorgun başımı koyayım\n\nGurbet elde bayram seyran olmuyor ana\nHasretlik çekmeyen bunu bilmiyor baba\nSizin yerinizi kimse tutmuyor ana\nGurbet elde bayram seyran olmuyor baba\n\n                                               24.10.2006  Erzurum\n                                                     Zernişan Aydoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet  Elde  Bir  Köşede",
        "poet": "Ozan Lütfü Yıldırım",
        "poem": "\n\nBir başıma yapa yanlız\nGurbet elde bir köşede\nTutunacak yok dalımız \nGurbet elde bir köşede\n\nHergün başka başka keder\nZaman gelip geçip gider\nDünya senin olsa neder\nGurbet elde bir köşede\n\nYıldırımım dünya dardır\nHer gülün bir harı vardır\nCümle dertler bana yardır\nGurbet elde bir köşede\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet elde arıyorum yar seni",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nGURBET ELDE ARIYORUM YAR SENİ\n15.12.1981      SALI\n\nSenden ayrılalı daha gülemem\nGurbet elde arıyorum yar seni\nGünlerim dolmadı ondan gelemem\nGurbet elde arıyorum yar seni\n\nBitmediki günüm sana geleyim\nO nazik beline kolum dolayım\nTüm geceler beraberce kalayım\nGurbet elde arıyorum yar seni\n\nAnladınmı yarim sen kıymetimi\nHasretlik çekmesi nasıl kötümü\nBende tattım ayrılığın tadını\nGurbet elde arıyorum yar seni\n\nHüseyin'im bizde böyle gelmişiz\nYarim yanaraktan dertler almışız\nBen gurbette yar sılada kalmışız\nGurbet elde arıyorum yar seni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elde Bir Yiğit Var",
        "poet": "Arif Delen Halk Ozanı",
        "poem": "\n\nİçi yanar gözü dolmuş\nGurbet elde bir yiğit var\nGül benzi sararıp solmuş\nGurbet elde bir yiğit var\n\nHasret kalmış silasına\nÇok dertler gelmiş başına\nFelek takmış pençesine\nGurbet elde bir yiğit var\n\nGülmemiş bir zaman yüzü\nDert çekmiş kalmamış özü\nSilinmez anlında yazı\nGurbet elde bir yiğit var\n\nÖmrü beklemekle geçmiş\nHer çiçek bir yara açmış\nDert elinden yolu şaşmış\nGurbet elde bir yiğit var\n\nArif DELEN Halk OZANI \nwww.arifdelenmuzikevi.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet elde geceler",
        "poet": "Muammer Yalçın",
        "poem": "\n\nAnadan babadan yardan habersiz\nTecere düşen ilk kardan habersiz\nKöyümdeki yoktan vardan habersiz\nHazin olur gurbet elde geceler\n\nHasret kelepçesi kola takılır\nDört duvarda sağa sola bakılır\nEfkâr iyicene gelir sokulur\nHüzün olur gurbet elde geceler\n\nTeselli bulduğun bir kırık sazdır\nOnunda çaldığı sitemdir nazdır\nBilinmez mevsimler bahardır yazdır\nGüzün olur gurbet elde geceler\n\nBir ay doğar fakat ötesi gelmez\nBurda bacaların tütesi gelmez\nHorozların bile ötesi gelmez\nUzun olur gurbet elde geceler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet elde Erzurum için alev,alev yananlardanım",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nAşık Emrah’ın,aşık Sümmani’nin seçtiği yoldan \nAşık Reyhanı’nın,Mevlit İhsanı’nın içtiği de sudan\nErzurum’un şairlik suyunu kana, kana içenlerden\nGurbet elde Erzurum için alev,alev yananlardanım\n\nHalil Çolak 8.4.2006 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet elde bundan gayri neyim var",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nYine hüzün, yine özlem, yine ahh...\nGurbet elde bundan gayri neyim var\nGülemedim hep ilendim yine vah\nGurbet elde bundan gayri neyim var\n\nKoparıldım yıllar önce kökümden\nOmuzlarım çöktü ağır yükümden\nAzar azar yazıyorum öykümden\nGurbet elde bundan gayri neyim var\n\nAsır olur gurbetin bir müddeti\nTahrip eder ayrılığın şiddeti\nHep yaşadım, yaşıyorum hiddeti\nGurbet elde bundan gayri neyim var\n\nGizlemeye çalıştıydım dertleri\nO kadar çok kesilmiyor ardları\nYalan yazıp güldüremem fertleri\nGurbet elde bundan gayri neyim var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet elde",
        "poet": "Adil Oğuz",
        "poem": "\n\nBaşıma  gelmeyen çile kalmıyor\nFeryat  figanımı  duyan olmuyor\nYanıyor  yüreğim  küle  dönüyor\nKahrolası gurbet elde  sevdiğim\n\nYakıyor hasretin  aşkın  yakıyor\nYüreğimi  hançer  gibi   dağlıyor\nGözlerim  kurumuş  içim ağlıyor\nKahrolası gurbet elde  sevdiğim\n\nBitmiyor ızdırap  bitmez çilemiz\nNe  yüzümüz güldü ne talihimiz\nYana  yana  kora  döndü  içimiz\nKahrolası gurbet elde sevdiğim\n\nBitmiyor geceler sabah olmuyor\nTabibler derdime çare bulmuyor\nYakıyor  hasretin  beni  yakı yor\nKahrolası gurbet elde sevdiğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet elde hasta oldum diyesin turnalar.",
        "poet": "Cevat Sevil",
        "poem": "\n\nAşk şarabı bu gönlümü hoş eder\nDost bakışı Hüdayi’yi sarhoş eder\nSiyah zülfü bu gönlümü coş eder\nGurbet elde hasta oldum diyesin turnalar.\n\nHasta oldum yoktur benim amanım\nBu hanamda yüklemiş küfür ile gümanı\nBu hastanın yoktur asla dermanı\nGurbet elde hasta oldum diyesin turnalar.\n\nAşk ateşinde bulamazlar dumanı\nBu hastalıklara Hak’tan gelir fermanı\nDostan geyri kimseye etmem imanı\nGurbet elde hasta oldum diyesin turnalar.\n\nHarmanım çok yoktur tozu dumanı\nSade cevher topudur değil arpa samanı\nKimse bilmez bu derdimin dermanı\nGurbet elde hasta oldum diyesin turnalar.\n\nDost aşkına bu gönlümü coşturur\nAhu zarla gurbet ele koşturur\nDost aşkı gönlüme türlü yara açtırır\nGurbet elde hasta oldum diyesin turnalar.\n\nYara derin hani nerde dermanı\nKul Hüdayi derin çeker amanı\nDost bakışı bu gönlümün dermanı\nGurbet elde hasta oldum diyesin turnalar.\n\nSiyah zülfü mah yüzünden düzdürür\nBir bakışı yüzbin aşıkı öldürür\nKul Hüdayi’yi aşk ümyanda yüzdürür\nGurbet elde hasta oldum diyesin turnalar.\n\nNağme yazdım dostan haber almaya\nHüdayiyem meyil vermem salmaya\nDostan gayri kimse gelmez canım almaya\nGurbet elde hasta oldum diyesin turnalar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elde Nasıl Geçer Bayramlar",
        "poet": "Aşina Ali Baba",
        "poem": "\n\nGURBET ELDE NASIL \nGEÇER BAYRAMLAR\n\nDostum yok, yaren, kavim, kardeşim; \nGurbet elde nasıl geçer bayramlar? \nAna yok, bacı yok, nerde yoldaşlar? \nGurbet elde nasıl geçer bayramlar? \n\nBayramları bayram yapan el öpme\nZiyaretle gönülleri fethetme,\nÇocuklara şeker,şerbet bahşetme\nGurbet elde nasıl geçer bayramlar? \n\nHalil İbrahim-i Resul- Nebide\nHisse-i fakirin kurban etinde,\nKan akıtan kan görmez ki beytinde\nGurbet elde nasıl geçer bayramlar? \n\nBirbirini büyük küçük affede! \nSevgi,saygı,gereksinim şefkate; \nSıla-yı Rahimi sakın terk etme! \nGurbet elde nasıl geçer bayramlar? \n\nDilli dilsiz olur kaya misali\nBayram kara,yıkar düşü-hayali,\nGarip gönlüm gurbet elde yaralı\nGurbet elde nasıl geçer bayramlar? \n\nHer seherde mürşit eli öperim\nÖpe öpe tatlı candan geçerim,\nKimse bilmez zor dertleri çekerim\nGurbet elde nasıl geçer bayramlar? \n\nDostumun mübarek Sübhan elini\nTasattuk etmeden kurban etini,\nTıfılla tatmazsam ikram keyfini\nGurbet elde nasıl geçer bayramlar? \n\nGurbet elde hizmet himmet oyalar\nHak garibi dost yerine koyalar,\nHer halimi iyi hale yoralar\nGurbet elde nasıl geçer bayramlar? \n\nGurbet birse sıla bine bedeldir\nGurbet köşkse sıla ona temeldir,\nGurbet sürse sıla erdem- emeldir\nGurbet elde nasıl geçer bayramlar? \n\nBayramlar gelince kara bağlarım\nÖlmeden ölürüm dosta ağlarım\nMezarım yad elde kalır yanarım\nGurbet elde nasıl geçer bayramlar? \n\nAli Babam bayramlara saygılı\nEndişeli amma çokta kaygılı\nBakmayın kusura Hak’tan yazgılı\nGurbet elde nasıl geçer bayramlar? \n\nGurbette geçen bir kurban bayramı anısına\nduygu seli……/31.Aralık.2006\nAŞİNA ALİ BABA/HAKKARİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elde Bir Yalın Avaz",
        "poet": "İrfan Çolakoğlu",
        "poem": "\n\nAh! İnsan düşmesin gurbet eline,\nDar gelir o yerler engin gönlüne,\nSığmaz ki dertleri sahra çölüne,\nEylemez bu demler gurbet ehlini.\n\nSemadan yıldızlar inse yerlere,\nKavuşsa bülbüller al güllerine,\nAldırmaz ki dünya dönse tersine,\nEylemez bu demler gurbet ehlini.\n\nBir geliş, üç gidiş uzayan yollar,\nYollar ki sonunda yine gurbet var,\nGurbette dört yanım sanki taş duvar,\nEylemez bu demler gurbet ehlini.\n\nDerdimi anlatmaya yetmiyor kalem,\nTek duran ben miyim? Dönüyor alem.\nZannım ki, kapanmaz şu gönül yarem.\nEylemez bu demler gurbet ehlini.\n\nİrfan dertli dertli söyler sözünü,\nGeceleri uyku tutmaz gözünü,\nKaç ay oldu göremedim yüzünü,\nEylemez bu demler gurbet ehlini.\n\n                                            Kasım-1995,Edirne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elde",
        "poet": "Pir Sultan Abdal",
        "poem": "\n\nGurbet elde bir hal geldi basima, \nAglama gözlerim Mevlâ kerimdir.\nDerman arar iken derde düs oldum, \nAglama gözlerim Mevlâ kerimdir.\n\nHüma kusu suya düstü ölmedi, \nDünya Sultan Süleyman'a kalmadi.\nDedim yâre gidem nasip olmadi, \nAglama gözlerim Mevlâ kerimdir.\n\nKagida yazarlar ufak yazilar, \nAnasiz olur mu körpe kuzular.\nYürek yaralidir, ciger sizilar, \nAglama gözlerim Mevlâ kerimdir.\n\nPir Sultan Abdal'im böyle buyurdu, \nAyrilik donlari biçti giydirdi.\nBen ayrilmaz idim felek ayirdi\nAglama gözlerim Mevlâ kerimdir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elde Sürgündeyim",
        "poet": "Fatih Dumbay",
        "poem": "\n\nYüklediler hasret yükü göçümü\nGurbet elde sürgündeyim gardaşım\nBitmek bilmez bir dert sardı içimi\nGurbet elde sürgündeyim gardaşım\n\nYarım kaldı şu gönlümün arzusu\nDinmek bilmez yüreğimin sızısı\nBöyle imiş şu alnımın yazısı\nGurbet elde sürgündeyim gardaşım\n\nKim ne bilsin bu garibin halini\nKırdılar hep kanadımı kolumu\nBağladılar aşka çıkan yolumu\nGurbet elde sürgündeyim gardaşım\n\nÇeken bilir gurbet elin derdini\nArkamızda koyduk baba yurdunu\nGelde bir bak şu halime gör beni\nGurbet elde sürgündeyim gardaşım\n\nYüreğimde yangın gönlüm çileli\nBöyleyim ben beni bildim bileli\nDünya denen yere gildim geleli \nGurbet elde sürgündeyim gardaşım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elde (Türkü)",
        "poet": "Seleddin Aydın",
        "poem": "\n\nGül, dikene sarılmıyor,\nFırtınalar durulmuyor,\nSanki Güneş görünmüyor,\nGurbet elde, gurbet elde.\n\nAğaçta kuşlar ötüyor,\nDerdime bin dert katıyor,\nSıla burnumda tütüyor,\nGurbet elde, gurbet elde.\n\nDost, akraba bulunmuyor,\nYüzüm asık hiç gülmüyor,\nBayramın tadı olmuyor,\nGurbet elde, gurbet elde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elde Tükendim",
        "poet": "Ahmet Ünal Çam",
        "poem": "\n\nBir gün dönerim derken\nGurbet elde tükendim\nElbet gülerim derken\nGurbet elde tükendim\n\nAşsam yüce dağları\nGörsem bizim bağları\nGeçti gençlik çağları\nGurbet elde tükendim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet elde unutulan ben oldum",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nGURBET ELDE UNUTULAN BEN OLDUM\n16.12.1981      ÇARŞAMBA\n\nHerkes asker oldu böylemi oldu\nGurbet elde unutulan ben oldum\nO nazlı sıladan mektup kesildi\nGurbet elde unutulan ben oldum\n\nDemediler garip mektup salalım\nGaribin derdine derman olalım\nBizde gayri kime ey yar diyelim\nGurbet elde unutulan ben oldum\n\nGörmeyince kıymet bilinmez imiş\nUnutulur selam salınmaz imiş\nO da mektup yazmamaya söz vermiş\nGurbet elde unutulan ben oldum\n\nHüseyin'im ister hepsi unutsun\nAllah yardım edip askerlik bitsin\nİsterse yar yalan ile avutsun\nGurbet elde unutulan ben oldum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elde Yaşam",
        "poet": "Özcan İlikhan",
        "poem": "\n\nGurbet elde yaşam sürmek Hakk’ın rızasına aykırı olsa,\nHiç büyürler miydi Firavun sarayında Yusuf ve Musa? \nKâbe’de de yaşamak kâr etmez elbet akıbet-i beşere,\nKalbi merhametten yoksun, Allah’ı anmaktan uzaksa.\n\nÖzcan İLİKHAN, 7 Mayıs 2012 Pazartesi, Madison, WI, ABD\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dönemedim",
        "poet": "Adil Oğuz",
        "poem": "\n\nSeni candan çok severim \nCihanı  görmez   gözlerim \nDuydum beni beklemişsin \nGurbet elden dönemedim \n\nSevdan   beni   öldürüyor\nElimden  bir şey gelmiyor\nKarlı dağlar  yol vermiyor   \nGurbet elden dönemedim \n\nBir kez olsun  gülemedim \nGül  yüzünü   göremedim\nAl yazmalım sormuş  beni \nGurbet elden dönemedim \n\nDenizler   gibi   coşardım \nBeyaza  döndü  şaclarım \nSelvi boylu  al  yazmalım \nGurbet elden dönemedim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet elde yalızım",
        "poet": "Ahmet Bekteş",
        "poem": "\n\nburalar oralara benzemiyor\ninsanlar bir birinle sohbet etmiyor\nmerhamet denen bir şey kalmamiş\nmetliğin kıtabı burda okunuyor\n\nben buralarda yaşayacak değilim\nbirakın beni kendime  geletim artık\ndüşe kalka geldiğim gibi gideyim\nsalı verin sanki mapus hanedeyim\n\nben buralara ayıt biri değilim\nbirak yakamı gurbet  gideyim\nsensizde olmuyor ne yapayım\nsalı verin memleketime gideyım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elde Yaman Oldu Halimiz",
        "poet": "Aşık Kerem",
        "poem": "\n\nGurbet elde yaman oldu halimiz\nSılaya varmaya nice çağlar var\nAh ederim elim erişmez yare\nAramızda yıkılası dağlar var\n\nNe yaman eğlenip kaldık burada \nDilerim Mevla'dan erem murada\nBana derler neyin kaldı sılada\nDemezler ki bir ciğerim dağlar var\n\nBir yiğit düşünce kaldıran olmaz \nEyilik dururken kem demek olmaz\nBu kadar gurbette eğlenmek olmaz\nNe diyeyim ayağımı bağlar var\n\nBozulmaz mı alnındaki yazılar\nGöz göz oldu yaralarım sızılar\nKerem'im der dinleyin hey gaziler\nDerdin koyup benim için ağlar var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet elde yarsız kalan ben oldum",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nGURBET ELDE YARSIZ KALAN BEN OLDUM\n06.02.1982    Cumartesi\n\nHerkes çekip gider oldu sılaya\nGurbet elde yarsız kalan ben oldum\nYine hasret kaldım gözü elaya\nGurbet elde yarsız kalan ben oldum\n\nAramıza karlı dağlar gireli\nYari saramadım bağrım yaralı\nYirmi ay oldu melül mahsun duralı\nGurbet elde yarsız kalan ben oldum\n\nDünyama doyamam seni sarmazsam\nAk ellere kara kına vermezsem\nGörsem de yavrumu nasılsın desem\nGurbet elde yarsız kalan ben oldum\n\nHüseyin'im hayallerim o yari\nUğruna veririm olanca varı\nNevriye dir Hüseyin'in ayarı\nGurbet elde yarsız kalan ben oldum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Ele Mecbur Etme",
        "poet": "Ozan Lütfü Yıldırım",
        "poem": "\n\nVarım yoğum elden alıp \nGurbet ele mecbur etme\nBaşım taştan taşa çalıp\nGurbet ele mecbur etme\n\nTutunacak dalım mı var\nPetek petek balım mı var\nDayanacak halim mi var\nGurbet ele mecbur etme\n\nYıldırımı koyma naçar\nGönül yardan vazmı geçer\nGelen bir gün elbet göçer\nGurbet ele mecbur etme\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Eli",
        "poet": "İbrahim Ethem Kundakçı",
        "poem": "\n\nHavalar buz gibi vücudum titrer,\n\tSobadan buz çıkar gurbet elinde\n\tMemleket hasreti ciğerimi yakar,\n\tİçerim köz dolar gurbet elinde.\n\n\tBillur gibi sular içilmez olur,\n\tEn güzel yemekler tadsız tuzsuzdur,\n\tSılanın özlemi beni kavurur\n\tİçerim Köz dolar gurbet elinde\n\n\tGüller diken olur bülbüller karga\n\tDüşünce ve dertler hepsi ardarda\n\tKim bilir dostlarım nasıl sılada\n\tÇileler hiç bitmez gurbet elinde.\n\n\tUçan kuştan haber beklersin gelmez\n\tEsen yeller niçin selam getirmez? \n\tGarib ethem dertli kimseler bilmez\n\tDertler kat kat olur gurbet elinde\n\n\t\t\tİbrahim Ethem KUNDAKÇI\n\t\t\t\t1992\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet eli",
        "poet": "Ilyas Sener",
        "poem": "\n\nGURBET ELİ\n\nGurbet eli sanki bana bir mezar\nAnadan babadan ayrı kalanlar\nHele birde yardan ayrı olanlar\nBatsın gurbet eli batsın ah anam\n\nGözümün yaşı da ne zaman kurur\nAttığım mektup da belki de varır\nAnadan babadan haber mi gelir\t\t\nSizleri bir daha görür mü anam\n\nVatanın hasreti tak etti bana\nToprağı güneşi suyu da var ya\nÖzlemin çekerim bunca zamanda\nGurbet eli bizler mesken mi tuttuk\nGurbet eli bizler yuvamı yaptık.\n\nİLYAS ŞENER.   1980-11-02\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Ele Yolladı",
        "poet": "Nuh Şahin",
        "poem": "\n\nÖzledim şehrimin pek çok şeyini,\nKader beni gurbet ele yolladı,\nBabamın bacası yıkık evini,\nKader beni gurbet ele yolladı.\n\nGavur memleketin başka töresi,\nBurnunda tütüyor kendi yöresi,\nBir asır geliyor, bir yıl süresi,\nKader beni gurbet ele yolladı.\n\nGursak gavurgasın istermiş derler,\nPilavla turşuyu birlikte yerler,\nDökülür alından şipirder terler,\nKader beni gurbet ele yolladı.\n\nÜreluun yolda gördüm yonusu,\nÇocukluktu lafın sade konusu,\nMaziden gül derdik çuval dolusu,\nKader beni gurbet ele yolladı.\n\nCıcık asbapları zevkle giyerdik,\nÖpçe gobelleri bazen döverdik,\nCanımız yandımı hemen soerdik,\nKader beni gurbet ele yolladı.\n\nAvluda dururdu derince kuyu,\nBoduya culuğa verirdik suyu,\nCadaloz fadişin bek asil soyu,\nKader beni gurbet ele yolladı.\n\nKümesin önünde bekçi kalırdık,\nCuluh yımırtasınıoğrun alırdık,\nYağ için veledi eve salardık,\nKader beni gurbet ele yolladı.\n\nTavatır olurdu omaçlı dürüm,\nKarnımız doyardı yufkayla yarım,\nBu yüzden ötüyor şimdiki borum,\nKader beni gurbet ele yolladı.\n\nÇalmayla haside tatlı çeşidi,\nEmmim sevmezdi azap Raşit’i,\nEmem çok severdi artist Naşit’i,\nKader beni gurbet ele yolladı.\n\nUnutmam ninemin şaplak sözünü,\nGörürdük omarın şiret yüzünü,\nYakardık ocakta tezek közünü,\nKader beni gurbet ele yolladı.\n\nÇopur torununa velesbit almış,\nBellesin diyerek verebe salmış,\nVelet yoldan çıkıp çalıya dalmış,\nKader beni gurbet ele yolladı.\n\nVışş demiş yanaz halası hacce! \nYeğeni hasoya çağırmış bekçe,\nSusmayı sırtına vurmuş tekçe,\nKader beni gurbet ele yolladı.\n\n                                Nuh Şahin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Eli",
        "poet": "Cesaret Berk",
        "poem": "\n\nellerimi açıp baktım semaya\nyalvarırım kavuştursun mevlaya\nözleminle nasıl daldım rüyaya\ngurbet elin kahrı zordu arkadaş\n\narabamdı birtek dertli yoldaşım\nhepsindende öte sanki sırdaşım\nefkarlanıp alıp gitsem birbaşım\ngurbet elin kahrı zordu arkadaş\n\nbirgün olur dönerim ben yurduma\nhasretimle sararım can dosduma\nkurulmasın sakın kimse posduma\ngurbet elin kahrı zodu arkadaş\n\ncesaretim ümütlerim bu yönde\nadım adım gidiyorum en önde\ndilerim kavuşursun bir gün sende\ngerbet elin kahrı zordu arkadaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elden",
        "poet": "Erdoğan Yılmaz",
        "poem": "\n\nBu ayrılık uzun sürmez\nSabır senden gayret benden\nGelirim yar fazla kalmaz\nUsandım bu gurbet elden\n\nAğlama yollara bakıp \nÜzülme fallara bakıp\nGelirim dağları aşıp\nDöner dönmez gurbet elden\n\nKahretti bizi ayrılık\nÖzlem kokar ılık ılık\nÇok kalmaz zinciri kırıp\nDönerim yar gurbet elden\n\nHasret çekmeyen yar olmaz\nSabret canım sabret biraz\nBir gün güneş doğar doğmaz\nGelirim yar gurbet elden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elin Akşamları",
        "poet": "Ozan Lütfü Yıldırım",
        "poem": "\n\nHatırlatır seni bana \nGurbet elin akşamları\nAteş düşe viran kala \nGurbet elin akşamları\n\nYüreğimde azgın yara\nKimim var yaramı sara\nBenim gibi yalnız ola\nGurbet elin akşamları\n\nHasretin gözümde tüter\nYokluğun ölümden beter\nYar civan ömrümü söker \nGurbet elin akşamları\n\nBomboştur kalbimde yerin\nÜzüntüm kederim derin\nNazlı  yara haber verin\nGurbet elin akşamları\n\nYıldırımım düştüm nara\nUnutma sevdiğim ara\nÇökerttin sen vura vura\nGurbet elin akşamları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet  Elin  Gurbetiyem",
        "poet": "Ozan Lütfü Yıldırım",
        "poem": "\n\nBelli değil yerim yurdum\nGurbet elin gurbetiyem\nGidip bir kamile sordum\nGurbet elin gurbetiyem\n\nHer bir parçam bir diyarda\nGarip gönlüm ahuzarda\nGamsız günüm yok burada\nGurbet elin gurbetiyem\n\nYıldırımım sinem yanar\nGöz yaşlarım oldu pınar\nDeğme yaram yine kanar\nGurbet elin gurbetiyem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elinden",
        "poet": "Osman Kaya Malatya",
        "poem": "\n\nÇağırsam duymazsın yol hayli ırak,\nNe işin  var  yarim  gurbet  elinden.\nAnsızın gidince eyledim merak,\nNe işin  var  yarim  gurbet  elinden.\n\nEsen rüzgârlardan  haberin aldım,\nDaldım hülyalara derbeder  oldum,\nSoldu gönül bağım hüzünle doldum,\nNe işin  var  yarim  gurbet  elinden.\n\nAyrılmak var mı dır dostlara kırgın,\nBen olmuşum yalan dünyaya dargın,\nYolunu bekledim  olmuşum yorgun,\nNe işin  var  yarim  gurbet  elinden.\n\nDileğim o  Mevla’m  yardımcın olsun,\nKader baharında yüzüne gülsün,\nYürekten söylerim  haberin olsun,\nNe işin  var  yarim  gurbet  elinden.\n\nSevenler  ismini düşürmez dilden,\nDiyordun ki   bülbül ayrılmaz gülden,\nZaten gözün yoktu  paradan puldan,\nNe işin  var  yarim  gurbet  elinden.\n\nGarip gönlüm  yanar  hep seni sorar,\nGözlerim baktıkça  cemalin arar,\nAcep niye verdin böyle bir karar,\nNe işin  var  yarim  gurbet  elinden.\n\nMalatya’dan  Almanya’ya yol gider,\nHasretin sancısı  veriyor  keder,\nSeven şu yüreğim oluyor heder,\nNe işin  var  yarim  gurbet  elinden.\n\nDilim bülbül olmuş ezgiler söyler,\nHak aşığı  Kaya  arzuhal eyler,\nÖksüz kalmış şimdi burada neyler,\nNe işin  var  yarim  gurbet  elinden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elin Kucağında",
        "poet": "Mehmet Soysal",
        "poem": "\n\nAlev alev yanıyorum\nGurbet elin kucağında\nDuman duman tütüyorum\nGurbet elin ocağında\n\nAnnem sesini özledim\nBabam yolunu gözlerim\nSoldu hayırsız bedenim\nGurbet elin kucağında\n\nKırıldı kolum kanadım\nKöyümde kaldı muradım\nYıkıldı gönül sarayım\nGurbet elin kucağında\n\nAnnem sesini özledim\nBabam yolunu gözlerim\nSoldu hayırsız bedenim\nGurbet elin kucağında\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gurbet Eli",
        "poet": "Ufuk Kalekahyası",
        "poem": "\n\nNe tadı kalmış nede tuzu\nKim çıkarmış bilmem şu gurbet eli\nNe sıcağı belli nede soğuğu\nKim çıkarmış bilmem şu gurbet eli\n\nNe gecesi belli nede gündüzü\nKim çıkarmış bilmem şu gurbet eli\nYıllardır güldürmedi yüzümüzü\nKim çıkarmış bilmem şu gurbet eli\n\nNe ağlatır insanı nede güldürür\nKim çıkarmış bilmem şu gurbet eli\nİçimdeki gam beni öldürür\nKim çıkarmış bilmem şu gurbet eli\n\nNe doğanı belli nede öleni\nKim çıkarmış bilmem şu gurbet eli\nNe sevinci belli nede kederi\nKim çıkarmış bilmem şu gurbet eli\n\nÖlün olsa olmaz kimsenin haberi\nKim çıkarmış bilmem şu gurbet eli\nDöndür ALLAH’ım gideyim geri\nKim çıkarmış bilmem şu gurbet eli.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Eli Bana Sormayın",
        "poet": "Cahit Telkök",
        "poem": "\n\nAğzımı açarsam acı söylerim \nGurbet eli bana sormayın canım\nSözümü seçersem nice söylerim\nGurbet eli bana sormayın canım\n\nBizi yaban ele satan utansın\nGaribansan zaten göze batansın\nÇileli ömrüne hasret katansın\nGurbet eli bana sormayın canım\n\nAskere gidenler vatan yolunda\nKâbe’ye koşanlar iman salında\nYaban elin ölümü yalan çölünde\nGurbet eli bana sormayın canım\n\nBu işin hatası ana yurdunda\nİşçi çalışmaz mı sen iş kurdunda\nHer seher uyanır sabah dördünde \nGurbet eli bana sormayın canım\n\nEcnebi elleri kendi töresi\nSonradan çıkarmış akı karası\nYaban evindesin ömür kirası\nGurbet eli bana sormayın canım\n\nAykırİ sözümü eyledim tamam\nGireni terletir illaki hamam\nBüyüklere olsun bu acı yamam\nVatan eli bana sormayın canım\n\n…………………………………………………………………………………………………Aykırİ- Cahit Telkök-27-01-2012\n\nGurbette yaşamak elbette zordur. \nAdına hicret de, sen kâra döndür. \nSahabi ruhuyla, çalış durmadan, \nHicreti taç yapıp başına kondur. \n\nHicret hediyedir, ahir ümmete, \nAhlak mahkûm iken bu gün zillete, \nBatı batıl yolda, tüm boğulmadan, \nMümine emir var, buradan hicrete. \n\nNecdet Erem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elin Yazı Kışı Belirsiz",
        "poet": "Güner Kaymak",
        "poem": "\n\nGurbet ellerini hiç sevemedim \nGurbet elin yazı kışı belirsiz \nYıllar oldu sıcak bir yaz görmedim \nGurbet elin yazı kışı belirsiz \n\nGüzel hava birden bire bozulur \nHemen yağmur yağar çok soğuk olur \nGurbet elden dönen bahtiyar olur \nGurbet elin yazı kışı belirsiz \n\nİklimi nemlidir nefes alaman \nAğrıdan sızıdan pek kurtulaman \nSağlık elden gider deva bulaman \nGurbet elin yazı kışı belirsiz \n\nDiz boyu karı rüyanda görün \nHavalar çok soğuk paltoya bürün \nİster yaşa burda istersen sürün \nGurbet elin yazı kışı belirsiz \n\nSonbaharda dökülsede yapraklar \nKışın bile yemyeşildir topraklar \nBen sevmedim size kalsın ahbaplar \nGurbet elin yazı kışı belirsiz \n\nİnsanlar kapalı evlerinde yaşıyor \nOrtalık gündüz bir kaç saat ışıyor \nOzan Güner vatanını arıyor \nGurbet elin yazı kışı belirsiz \n\nOzan Güner Kaymak \nAmsterdam / 09.06.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet ELinde Kaldım",
        "poet": "Musa Çağlar",
        "poem": "\n\nGURBET ELİNDE KALDIM\n\nDüşdüm zalim gurbet yoluna,\nBulamadım ne anayı, ne babayı,\nKayboldum gurbet elinde,\nCananımda kaldı,gurbet elinde...\n\nNe zormuş gurbet elleri,\nYok oldu, sevgisi aşkı bende,\nBend oldu sevdası gurbette bende,\nCananımda kaldı, gurbet elinde...\n\nGözden ırak,gönülden uzak,\nGurbet elinde kaldı, cananım,\nAdı dilime dolanır,hayali gözümde canlanır,\nCananımda kaldı, gurbet elinde...\n\nNe zor sevda çekmek,gurbet elde,\nHasret kaldım,o güzel dildeki yare,\nÇok özledim,bulamadım nazlı yari gurbette,\nCananımda kaldı,gurbet elinde...\n\nMusa çağlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Eller",
        "poet": "Necati Keçeli",
        "poem": "\n\nGurbet eller beni yedi bitirdi\n  Yok, etti sıladan izimi kardeş\n  Bütün gençliğimi aldı götürdü\n  Buruşturup attı yüzümü kardeş\n\n  Araya kurdu da hasret limanı\n  Açılmıyor, karlı dağın dumanı\n  Kaç defa dedim de gitme zamanı\n  Kırdı ayağımı, dizimi kardeş\n\n  Vatan, yurdum etti yaban elleri\n  Soldurdu yüzüm de açan gülleri\n  Bağrımda esti de hasret yelleri\n  İçimde büyüttü sızımı kardeş\n\n  Ellerinin düğün, bayram olmuyor\n  Gel desem sıladan kimse gelmiyor\n  Belim doğru lupta yüzüm gülmüyor\n  Eritti sofra da tuzumu kardeş\n\n  Ne mutluluk oldu ne hoşluk kaldı\n  Yılladır içimde bir boşluk kaldı\n  Ne baharın yazı ne kışlık kaldı\n  Bırakmadı bahar, yazımı kardeş\n\n  Kalmadı içim de umuttan bağlar\n  Büyüdükçe büyür yol vermez dağlar\n  Ben bur da, sılada bacılar ağlar\n  Bir gün kurutmadı gözümü kardeş\n\n  Bir sızı inleyip gelir derinden\n  Yüküm ağırlaştı kalkmaz yerinden\n  Necati'de bıktı şu kaderinden \n  Bitirdi gönülde, haz'ımı kardeş\n\n  Necati KEÇELİ\n  İZMİR 20.10.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet  ELLER",
        "poet": "Osman Hayta",
        "poem": "\n\nTavuk  verir ise, alır kazını.\nBen gurbet elleri, iyi  bilirim.\nAğzinda diş  koymaz, alir azını.\nBen gurbet elleri, iyi bilirim.\n\nBayramı  seyranı, hep unuturur.\nAvular  yedirir,  zehir  yuturur.\nBir derdin üstüne, bin dert katırır.\nBen   gurbet elleri, iyi bilirim.\n\nAcımaz haline, ne göz  yaşına.\nSoğuk sular katar,pişmiş  aşına.\nÖlürsen gelmezler,mezar  başına.\nBen gurbet elleri, iyi  bilirim.\n\nÇürütür ömrünü,yakar özünü.\nBağlatır  elini,  iki   gözünü.\nUnuturur,  baharını   yazını.\nBen gurbet elleri,iyi  bilirim.\n\nAh ile, vah ile,geçer  günümüz.\nBilmem ne olacak,bizim sonumuz.\nGurbet elde,tükendikçe  ömrümüz.\nBen gurbet elleri, iyi bilirim.\n\nBitmez olur, gurbet elin çilesi.\nYürekte  gizlidir, kanar yarası.\nOlmaz olsun, onun pulu  parası.\nBen gurbet elleri,iyi bilirim.\n\nGönül  havalanıp,yüksekten uçma.\nNe olursun, vatanın dan vaz geçme.\nEski dert bitmeden, yeniyi   açma.\nBen gurbet elleri, iyi bilirim.\n\nOsman derki, gurbet eller olmasın.\nKimse vatnindan  ayrı   kalmasın.\nBayramlarda, boynu  bükük  durmasın.\nBen gurbet elleri,iyi  bilirim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Eller",
        "poet": "Mahir Odabaşı",
        "poem": "\n\nMuhtacım sevgiye, muhtacım şefkate\nArasam da yaban ellerde bulunmuyor\nÖmür boyu hep beraber olalım diyorum\nGurbet ellerde olunmuyor\n\nSayılı günler çok çabuk geçiyor\nGelen gidiyor, giden de göçüyor\nYaban eller, insanı hiç ediyor\nGurbet ellerde durulmuyor\n\nİnsanoğlu acınacak bir varlık\nGurbet ellerde geliyor darlık\nOlalım desek te, topluca birlik\nGurbet ellerde olunmuyor\n\nODABAŞI gurbetten çok çekti\nŞiirlerinin ilhamını burada ekti\nVakit tamamlandı bak o da gitti\nGurbet ellerde durulmuyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elini Uzatmış",
        "poet": "Ahmet Hakan Yılmaztürk",
        "poem": "\n\ngurbet elini uzatmış\nyürekler pare pare \nhasretleri çoğaltmış\n\ngurbet ömür törpüsü\nsılaya özlem türküsü\n\ngurbet elini uzatmış\nağzında tatlar buruk\nmesafeler tuzakmış\n\ngurbet ömür törpüsü\nsılaya özlem türküsü\n\ngurbet elini uzatmış\nsabırdan dişler kırıp\nnefesleri daraltmış\n\ngurbet ömür törpüsü\nsılaya özlem türküsü\n\ngurbet elini uzatmış\nemeğini ellere verip\nhayatları kazanmış\n\ngurbet ömür törpüsü\nsılaya özlem türküsü\n\n14.11.2004\nSamanyolu (Nigar Yıldız)  Hanımefendi’ye armağanımdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet eller",
        "poet": "Mehmet Gündüz",
        "poem": "\n\nYine gurbet ele yolum göründü,\nDost mu düşman mı bu gurbet eller,\nSılada dostlarım yolumu gözler,\nAldı mı göndermez bu gurbet eller! \n\n      \t Gurbet elin sokakları dar gelir,\n       \tYardan ayrılmak bana zor gelir,\n       \tHasta olsan, ölsen elden ne gelir,\n       \tZalimdir! zalim bu gurbet eller.\n\nKapını açıp bakan olmuyor,\nAcı, keder, efkâr beni boğuyor,\nMehmet geldi, bu dünyadan gidiyor,\nAllah’a ısmarladık eh! Gurbet elle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet eller…!",
        "poet": "Feriha Ceylan",
        "poem": "\n\nGurbet hırkasını da giydim sırtıma\nUğradım feleğin bitmeyen kahrına\nDönerim kederin durmaz çarkında\nAcılar böğrümde bal olmuş benim\n\nGurbet elde ben de söyledim aslımı\nYıkamadın dedi de kibir ile  kahrını\nGeçer de sandım bir gül ile bahtımı\nAcılar dilimde de lal olmuş benim\n\nFeriha der ne söylersin ah hep acı acı\nGönlüne gelmezmi canının tadı ilacı\nGurbet ellere yazılmış yazgın da bacı\nSıla da  da ocağım dağ olmuş  benim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Eller",
        "poet": "Nurettin Polat Çamlıbel",
        "poem": "\n\nGurbet eller gurbet eller \nBana acı gurbet eller \nYar yarası dost yarası \nYok ilacı gurbet eller \n\nTaş gibidir yad el sözü \nVerir kalbe bin bir sızı \nAra sıra bazı bazı \nNede feci gurbet eller \n\nGenç yaşımda bıktım candan \nHemi candan bu cihandan \nPolat Çamlıbelim senden \nOlur yolcu gurbet eller\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Eller",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nAman yanar canım yanar,\nAzdı yaram yine kanar...\nGarip seni kimler arar? \nGurbet elde gurbet elde…\n\nAman doktor yaram azgın,\nŞu yarama vur bir dizgin,\nKızım ağlar hanım üzgün,\nGurbet elde gurbet elde…\n\nCantekin’im; ne bu halim? \nTutunacak tek yok dalım,\nGenç yaşımda geldi ölüm,\nGurbet elde gurbet elde…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Ellerde",
        "poet": "Mustafa Çoban 2",
        "poem": "\n\nBenim gibi kimse yoktur be ana\nDerdimi anlatsam sığmaz cihana\nBir güzelin aşkıyla ben yana yana\nMedet umdum yarab sende gurbet ellerde\n\nBana bakıpta hiç kimse sevmez\nO yarin aşkı dilimden düşmez\nAğlaya ağlaya diyar diyar gez\nMedet umdum yarab sende gurbet ellerde\n\nBir kaşı karaya gönlümü verdim\nİnan ki herkesten çoktur derdim\nYarin hasretiyle ben eridim\nMedet umdum yarab sende gurbet ellerde\n\nBir ayağım sakat tutmaz bir elim\nDert altında inan büküldü belim\nBaharda akan bir sel'im\nMedet umdum yarab sende gurbet ellerde\n\nNe söylersin böyle dertli Mustafa\nEl alem derdinle yoramaz kafa\nZaten her daima el çeker sefa\nMedet umdum yarab sende gurbet ellerde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Ellerde",
        "poet": "Şükrü Metin",
        "poem": "\n\nEsti kasırgalar savurdu beni\nPerme perişanım gurbet ellerde\nSılanın hasreti kavurdu beni\nPerme perişanım gurbet ellerde\n\nTanıyanım yoktur bilenim yoktur\nTatlı tebessümle gülenim yoktur\nYıllardır yanıma gelenim yoktur\nPerme perişanım gurbet ellerde\n\nArzulanır dostun kahve içmesi\nKolaymış insana elin göçmesi\nZor imiş yad elde ömrün geçmesi\nPerme perişanım gurbet ellerde\n\nCanlanınca gözden yaren sohbeti\nSızlatır canından kemiği eti\nBundan daha tatlı ecel şerbeti\nPerme perişanım gurbet ellerde\n\nGittiğim yol memlekete gitmiyor\nGözlerim uykuya dargın yatmıyor\nKimse candan bir muhabbet etmiyor\nPerme perişanım gurbet ellerde\n\nGünlerini sene diye sayarım\nYoksulluk yüzünden boyun eğerim\nGarip Metin-iyim özlem duyarım\nPerme perişanım gurbet ellerde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet ellerde",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nSaçımı ağarttı, yaş’ım, yaşlarım\nYaş döküp ağlarım gurbet ellerde\nDururum dururum yine başlarım\nAh çekip ağlarım gurbet ellerde\n\nÇok uğraştım mutlu günüm olmadı\nHâlâ gurbetteyim çilem dolmadı\nYıprandım, yoruldum derman kalmadı\nDiz çöküp ağlarım gurbet ellerde\n\nHasret bana neler neler çektirdi\nDiri diri beni yaktı, yaktırdı\nYılların hasreti beni çöktürdü\nBel büküp ağlarım gurbet ellerde\n\nKadere inanıp boyun eğerek\nBunca hakaretle fırça yiyerek\nHakkımı yiyene sensin diyerek\nEl sıkıp ağlarım gurbet ellerde\n\nMikdat der gurbette soldu gülümüz\nÇok şükür vatana gider ölümüz\nNeslimiz yozlaşır bağlı kolumuz\nHep bakıp ağlarım gurbet ellerde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet ellerde",
        "poet": "Ekrem Tonğ",
        "poem": "\n\ngece yine giydi karanlığını\nbir sen yanlızsın şimdi gurbet ellerde\nhasret bende tartar ağırlığını\nbir sen gelmedin, kaldın gurbet ellerde\n\nyağmurlar mı yağmaz, baharmı olmaz\nyapraklar sararıp, güllermi solmaz\nmevsimler peş peşe geçerde durmaz\nbir sen mahkum kaldın, gurbet ellerde\n\nçarelerin mi yok dönüp gelmeye\nartık niyetin mi yok beni sevmeye\nyavaştan hüzünler başlar gelmeye\nbir sen zalim oldun, gurbet ellerde...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet ellerde",
        "poet": "İmdat Çakmak",
        "poem": "\n\nTurnalarla haber saldım aldınmı\nYollar uzun olur yaban ellerde\nTürlü hayallere bensiz daldınmı\nKokunu aradın esen yellerde\nYoldaşım sazım oldu gurbet ellerde\n\nYazım fırtınalı baharım boran\nYaram sargı tutmaz yok  halim  soran\nKalmadı dermanım  yüreğim ha dayan\nTabipi aradım yaban ellerde\nYoldaşım sazım oldu gurbet ellerde\n\nAcımasız yıllar yaktı sinemi\nBaykuşlara yuva yapdım hanemi\nAllahım bu kadermi yoksa çilemi\nYolumu kaybettim gurbet ellerde\nYoldaşım sazım oldu gurbet ellerde\n\nSözüm geçmez oldu evlada yare \nMemleket burnumda tüter ne çare\nGüneş ay çaresiz hergünüm kara\nEkmek için geldim gubet ellere\nYoldaşım sazım oldu gurbet ellerde\n\nÇiceğimi soldurdular açamadan\nHayellerim boşa çıkdı yaban ellerede\nMenzil belli oldu ama koşamadan\nKırdılar kollarımı gurbet ellerde\nSazım öksüz kaldı yaban ellerde\n\nKörolası muhhannet sana yenik düşdüm\nYalancısın dünya yalan ben sana küsdüm\nSılaya dönmekdi arzum umudum kesdim\nDosdu düşmanı seçemedim gurbet ellerde\nKalem kağıt isyan etti yaban ellerde\n\nİmdadım yoruldum yaban elinde\nSazım iniliyor ismin dilimde\nKavuşuruz belki günün birinde\nToprağıma hasret kaldım yaban ellerde\nAzrailden selam aldım gurbet ellerde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet ellerde!",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nBıraksa alem \nSusacak kalem\nBitmiyor çilem\nGurbet ellerde\n\nAteş hiç sönmez\nHararet inmez\nGöz yaşı dinmez\nGurbet ellerde\n\nMahzun yürekli\nHasret sürekli\nSabır gerekli\nGurbet ellerde\n\nYok sabit yerim\nBen derbederim\nAh vatan derim\nGurbet ellerde\n\nKırk yılı aşkın\nVatana düşkün\nŞaşkınım şaşkın\nGurbet ellerde\n\nAklımda dağlar\nMikdati ağlar\nSöyleyip çağlar\nGurbet ellerde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet  ellerde",
        "poet": "Hüseyin Kara/united States",
        "poem": "\n\nNafaka peşine düştüm yollara\nKendimi atmışım gurbet ellere\nDağıldık büsbütün ayrı kollara\nDalına tutmaya gurbet ellerde\n\nBulanık sularda nasıl duruldum\npinekleyip durup nasıl yoruldum\nÖzendim bezendim vede kuruldum\nZorluğu soludum  gurbet ellerde\n\nAklı köşesinde takılı kalan\nBir çivisi yoktur çakılı kalan\nÖzünü bozmayan akıllı kalan\nAllah düşürmesin gurbet ellerde\n\nGüzel haberleri bekler durursun\nBozuk motor gibi tekler durusun\nDert üstüne derdi ekler durursun\nYabancı memleket gurbet ellerde\n\nRahatlık haramdırsanki bizlere\nHasret elem acı bakın izlere\nYükümüz çok ağır derman dizlere\nZorluğa göğüs ger gurbet ellerde.\n\nHüseyin Kara 19.12.2014 Çayeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Ellerde",
        "poet": "Celal Işıldak",
        "poem": "\n\nBu bayramda geçti selam gelmedi \nAlıştı Gurbani gurbet ellerde \nVefasızlar benim halim sormadı \nAlıştı Gurbani gurbet ellerde \n\nBana hergun bayram diye avundum \nYandım Yandım ıçten içe kavruldum \nSanmayın dostların sizi unuttum \nAlıştı Gurbani gurbet ellerde \n\nHerkes kendi yağı ile kavrulur \nBir gün bulanıktır bir gün durudur \nSeher yeli esmiş yanar kavrulur \nAlıştı Gurbani gurbet ellerde \n\nNe sarayda nede parada gözüm \nAnlayan anladı bu benim sözüm \nGurbani gurbetde kalırsa ölüm \nDesinler Gurbani gurbet ellerde \n\n11.28.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet ellerde",
        "poet": "İzzettin Bilgin ",
        "poem": "\n\nYıllarca sana hasret kaldığım,\nBir gün birisini görsem,\nSen olduğunu zannederim,\nHasretinle divane olmuşum gurbet ellerde.\n\nYalanım yoktur,\nSensiz yapamadığıma,\nSensiz günlerimin geçmediğine,\nHasretinle divane olmuşum gurbet ellerde.\n\nBen istiyorum, ki,\nBu gurbet bitsin,\nBu özlem son bulsun,\nHasretinle divane olmuşum gurbet ellerde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Ellerde...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nGurbet ellerde halin sorulmaz sorulmaz,\nDermansız derdine dermanın bulunmaz,\nÇok sevdiğin elin elinde mutlu olunmaz,\nGurbet ellerde halin sorulmaz sorulmaz.\n\nSöylesen derdini, sanki ne olur, ne olur,\nSebepsiz bir ayrılık gelir seni seni bulur,\nİçinde fırtınalar eser gözyaşların sel olur,\nGurbet ellerde halin sorulmaz sorulmaz....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Ellerde",
        "poet": "Hıfzı Özbekmez",
        "poem": "\n\nGURBET ELLERDE\n\nKederliyim yine bayram gününde\nYarimden uzakta gurbet ellerde\nZehir olur bana üç öğünümde\nYarimden uzakta gurbet ellerde\n\nBayram namazını kıldım ağladım\nGönlümü sılaya saldım ağladım\nMaziye geçmişe daldım ağladım\nYarimden uzakta gurbet ellerde\n\nGözümün yaşları on on  dökülür\nCiğerlerim ta dibinden sökülür\nKederli türküler ona yakılır\nYarimden uzakta gurbet ellerde\n\nBayram neme gerek seyranda neme\nYar özlemi dolmuş yakar sineme\nGüneş girmez oldu latif haneme\nYarimden uzakta gurbet ellerde\n\n08  KASIM  2004 SAAT: 17:30/ANKARA\n\nSAMANYOLU GRUBUNUN 2 KELİME  1 ŞİİR AKTİVİTESİ İÇİN YAZILMIŞTIR \nKELİMELER: BAYRAM / KEDER\n\n'Aşağıdaki isim linkini tıklayarak, bu haftanın aktivitesine katılan diğer bir arkadaşımızın şiirlerini okuyabilirsiniz.' \n\n  Sevil Nizamoğulları \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Ellerde Ben",
        "poet": "Ozan Talat Kurtoğlu",
        "poem": "\n\nYine akşam oldu sensiz\nKaldım gurbet ellerde ben\nÖmrüm geçiyor habersiz\nKaldım gurbet ellerde ben.\n\nAyrılık ölümden beter\nYarim gözlerimde tüter\nÇektiğim dert bana yeter\nKaldım gurbet ellerde ben.\n\nHayal oldu umutlarım\nUzaklarda kaldı yarım\nMutlu günleri ararım\nKaldım gurbet ellerde ben.\n\nKurtoğluyum bitmez derdim\nGözlerimde tüter yurdum\nGülmez oldum hayal kurdum\nKaldım gurbet ellerde ben.\n\nAŞIK TALAT KURTOĞLU\n22.08.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet ELLERİ",
        "poet": "Yusuf Değirmencioğlu",
        "poem": "\n\nEsermi hep böyle seher yelleri\nSavruldu gönlümün gül bahçeleri\nNe halim soran var ne derdim bilen\nYakıyor içimi gurbet elleri\n\nHasret ateşine düşmüş yanarım\nMevsimler kış oldu gelmez baharım\nHer günü bir sene gibi sayarım\nYakıyor içimi gurbet elleri\n\nKaplamış gönlümü acı bir keder\nKurduğum hayaller dağılır gider\nGaribim bekliyor gezdigim yerler\nYakıyor içimi gurbet elleri\n\nGözlerim yollarda perişan yine\nSıladan bir haber gelirmi diye\nMızrap dertli dertli vuruyor tele\nYakıyor içimi gurbet elleri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elleri",
        "poet": "Kadir Uyguner",
        "poem": "\n\nGurbet Elleri Nede Zor Değil mi Baba \nŞimdiden Özledim Başak Tarlalarını \nŞimdi Orda Rüzgar Nasıl  Okuşyordur  Başakları\nÖzledim Bereketli Toğrağı \nAnlaşılan Daha Özleyeceğim Başakları,Rüzgarı Ve Toprağı\nGurbet Elleri Nede Zor Baba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Ellere Düstüm",
        "poet": "Mustafa Aslan 2",
        "poem": "\n\nGurbet ellere düstüm,\nAnamdan, babamdan ayri.\nGünler saymakla bitmiyordu,\nAglamaktan gözlerim kuruyordu.\n\nGurbet ellere düstüm,\nSevenlerimden, sevdiklerimden ayri.\nGülemiyordum onlarsiz gayri.\nGüzel yillara hayellerim vardi.\nOnlarada kar yagdi.\n\nGurbet ellere düstüm.\nDönüsü olmayan yollara benziyor.\nKahreden kalbim hergün kaniyor.\nHasret ile yasanmiyor.\n\nGurbet ellere düstüm.\nKötü yollara düsmüs gibi.\nDönemiyorum artik geri.\nÖzlem ile yanip kavruluyorum.\n\nGurbet ellere düstüm.\nSensiz ve sevgisiz.\nSonu gelmeyen bir yoldur.\nGurbet iste budur.\nBunu bilmeyen yoktur.\n\nTarih Ve Saati:  18/08/2004\t13:25\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elleri",
        "poet": "Ruhi Hatunoğlu",
        "poem": "\n\nNe gelenim vardır ne de gidenim\nGurbet ellerin de soranım olmaz\nYardan selam gelmez büyür sitemim\nGurbet ellerinde yarenim olmaz\n***\nGünlerim sılayı anmakla geçer\nAyrılık tırpandır bedenim biçer\nYabanın çilesi hep beni seçer\nGurbet ellerin de görenim olmaz\n***\nYer gurbet yol gurbet adamlar gurbet\nDilim de şarkılar gönlüm sen sabret\nGülmeyi unuttuk bu nasıl kısmet\nGurbet ellerinde sözlerim olmaz.\n***\nRüzgarlar getirir sıla havası\nAyrılık derdinin yoktur devası\nYürekte tükenmez acı cefası\nGurbet ellerin de yellerim olmaz.\n***\nRuhi mahkum olmuş çile gardiyan\nUmut vurgun yedi ciğer kanayan\nHasta düşse bile olmaz arayan\nİçin de gurbetin közlerim olmaz.\n                           09.11.2008/OLTU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet  Elleri",
        "poet": "Ozan Lütfü Yıldırım",
        "poem": "\n\nAyrılalı bende o nazlı yardan\nGezen bir zaman gurbet elleri\nBelki kurtulurum belki bu dardan\nYazayıım bir zaman gurbet elleri\n\nAcep neye varır bilmem hallerim\nKarıştı deryaya akar sellerim\nHangi dağdan eser esen yellerim\nSüzeyim bir zaman gurbet eleri\n\nYıldırımım diyem bende kalmasın\nDiyarı gurbette açıp solmasın\nO sırma saçını yeter yolmasın\nSezeyim bir zaman gurbet elleri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elleri",
        "poet": "Yılmaz Özdemir",
        "poem": "\n\nSılayı gurbet ettik,gurbeti sıla\nMalı melali satıp düşmüştük yola\nYurdundan ayrılmak zulümdür kula\nBizim derdimizi bilmez gurbet elleri.\n\nAyrısındır gardaşından bacından\nBilen olmaz sevincinden acından\nMutluluk denilen hayalin ucundan\nAratırda bulmaz gurbet elleri.\n\nAlıp gidemezsin garip başını\nSoran olmaz senin mezar taşını\nİçine dökersin gözün yaşını\nAğlatırda silmez gurbet elleri.\n\nKeşke herkes yerinde kalsaydı\nKişi aradığını sılada bulsaydı\nYılmaz köyünde şair olsaydı\nOlsun dersin olmaz gurbet elleri.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Elleri",
        "poet": "Arif Delen Halk Ozanı",
        "poem": "\n\nUzaklara yarimi aldı götürdü\nBoynu bükük koydu gurbet elleri\nAhede ah ede ömrüm bitirdi\nElleri koynunda koydu gurbet elleri\n\nBen ağlarım derdim çare bulmuyor\nGönlüm onu arar bir an durmuyor\nGözlerim yolları geri gelmiyor\nBeni senden ayrı goydu gurbet elleri\n\nZaman geçip gider ömür gidedecek\nBekleyi bekleyi günüm geçecek\nBelki kavuşacak ya yalnız ölecek\nHasret etti seni bana gurbet elleri\n\nArif Delen Halk Ozanı\nwww.arifdelenmuzikevi.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet ellerde (Uzun Hava)",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nSargılayın beni azmasın yaram\nYorgunum argınım, gurbet ellerde\nİştahım kalmadı uykular haram\nGerginim, dargınım gurbet ellerde\n\nÖzlemden hasretten gönlüm dağlandı\nKanadım kırıldı kolum bağlandı\nYaşayan acındı, ölen ağlandı\nDurgunum, kırgınım gurbet ellerde\n\nGurbet öldürecek yetti canıma\nEcel değil hasret girer kanıma\nO kadar yürekten öz vatanıma\nVurgunum, sürgünüm gurbet ellerde\n\nGaribim kim bakar gözüm yaşıma\nFelek zehir kattı tatlı aşıma\nYolumu bulurum kendi başıma\nErginim, örgünüm gurbet ellerde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet ellerin",
        "poet": "Taner Karataş",
        "poem": "\n\nYıllar var ki düştüm gurbet ellere\nÇekilmez çilesi gurbet ellerin\nEl içinde destan oldum dillere\nSarılmaz yarası gurbet ellerin\n\nDüştüm gurbet ele köyüm özledim\nSızım arttı yaralarım gizledim\nGidim diye yolların çok gözledim\nGelir mi sırası gurbet ellerin\n\nSırası gelenler çekilip gitti\nViran oldu köyüm baykuşlar öttü\nAyrılık hasreti canıma yetti\nBataydı parası gurbet ellerin\n\nDer Mizani'm hasret kaldım ağlarım\nDertle doldum karaları bağlarım\nÖlen ölmüş selam olsun sağlarım\nYürekte karası gurbet ellerin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Ellerin",
        "poet": "Ahmet Oğultarhan",
        "poem": "\n\nAkşam olur hüzün çöker içime,\nÇekilmez çilesi gurbet ellerin.\nGeceleri anam girer düşüme,\nHicranı tükenmez gurbet ellerin.\n\nHer güne umutla sarılsam bile,\nÇektiğim ıstırab gelmez ki dile,\nBülbülün sitemi ağırdır güle,\nYarası derindir gurbet ellerin.\n\nKıvrım kıvrım yollar uzarda uzar,\nHasret boyun büker yüreği yakar,\nYağmuru sel olmuş, şimşeği çakar,\nHavası beterdir gurbet ellerin.\n\nSaatleri durmuş geçmek bilmiyor,\nKalbim bu firaka inan gelmiyor,\nKeder dolmuş içim yüzüm gülmüyor,\nDertleri büyüktür gurbet ellerin.\n\nAslan idim çakallara yem oldum,\nTüm günüm elemli acıyla doldum,\nTaptaze fidandım sarardım soldum,\nVuslatı ıraktır gurbet ellerin.\n\nTelefonda özlem dinip bitmiyor,\nSoğuk ahizeler tatmin etmiyor,\nKonuşsam konuşsam kontör yetmiyor,\nMuhabbeti kısır gurbet ellerin.\n\nGelen mektup bir solukta okunur,\nBiraz daha olsa diye yakınır,\nMesajlar manalı bana dokunur,\nCümleleri kısa gurbet ellerin.\n\nAhmet'im sayılı günlerim biter,\nGidenleri vardır, gelenler gider,\nGünler yıl hükmünde olsa da geçer,\nYolcusu olursun gurbet ellerin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Ellerinde",
        "poet": "Ozan Şerafettin Hansu",
        "poem": "\n\nBunca gamı bunca derdi\nAldık gurbet ellerinde\nMuhannet bir haber verdi\nKaldık gurbet ellerinde.\n\nUzaklarda kuşku ile\nGönüllerde meşki ile\nVatan millet aşkı ile\nDolduk gurbet ellerinde.\n\nŞu feleğin işine bak\nZehir katmış aşıma bak\nGeçip gitti yaşıma bak\nSolduk gurbet ellerinde.\n\nGöçmen kuşlarına döndük\nHasret ile yandık söndük\nNice yiğitleri gömdük\nÖldük gurbet ellerinde.\n\nKış eyledik yazımızı\nAttık içe sızımızı\nDertli dertli sazımızı\nÇaldık gurbet ellerinde.\n\nAlmanya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet ellerine düştüm düşeli",
        "poet": "Ali Şahin 7",
        "poem": "\n\nGaribim gözlerden özlem akıyor\nGurbet ellerine düştüm düşeli\nVatanıma hasret içim yakıyor\nGurbet ellerine düştüm düşeli\n\nÇakı gibi gençtim gelmeden önce\nÇiceği burnunda gül gibi gonca \nHasret ile geçti boynuma ganca\nGurbet ellerine düştüm düşeli\n\nHasretle yürekte varken acılar\nVatan aşkı ile dilim heceler\nSabahları olmaz uzar geceler\nGurbet ellerine düştüm düşeli\n\nHayal görüyorum türküler seçip\nGidip dağlarına kendimden geçip\nKanmak istiyorum suların içip\nGurbet ellerine düştüm düşeli\n\nŞar dağına yaslı güneydir yerin\nBenim köyüm kadar var mıdır şirin \nToprağın sorarım görünce birin\nGurbet ellerine düştüm düşeli\n\nKaradır kaderi bahtına kızar\nŞahin vasiyeti köyüne yazar \nBabasın yanın da istiyor mezar\nGurbet ellerine düştü düşeli\n\nAlmanya\n\nAli Şahin (Elbistanlı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-Gurbet Ellerinde-",
        "poet": "Dursun Elmas",
        "poem": "\n\nGözlerim semada çakılı kalır\nGurbet ellerinde akşam zamanı\nFelek benden sanki öcünü alır\nGurbet ellerinde akşam zamanı.\n\nAh çekip yanarım günlerden beri\nDost bildim gönlüme gamı kederi\nHey hey yıllarıma  giderim geri\nGurbet ellerinde akşam zamanı\n\nÇiy iner sevdaya tan ağarınca\nBülbül yasa düşer gül sararınca\nÇekilir perdeler gün kararınca\nGurbet ellerinde akşam zamanı\n\n Dursun Elmas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet geceleri",
        "poet": "İbrahim Yılmaz",
        "poem": "\n\nKandil olup yanıyorum \nAşkla dolup taşıyorum \nBir kuş olup uçuyorum \nBu gurbet gecelerinde.\n\nRüzgâr olup eseceğim \nSevda olup seveceğim \nHasret kalıp öleceğim \nBu gurbet gecelerinde.\n\nGülmez oldu sensiz yüzüm \nYaşla doldu iki gözüm \nHasret oldu iki sözün \nBu gurbet gecelerinde.\n\nNe güzeller gelip geçti \nGönlüm yalnız seni seçti \nAnla artık yar derdimi \nBu gurbet gecelerinde.\n\nYakıp beni kül ettin sen \nBu gurbet gecelerinde \nAlıp beni kul ettin sen \nBu hasret gecelerinde.\n\nŞEHİR PALAS OTELİ\n\n SARIKAMIŞ-1987\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Eyledik",
        "poet": "Murat Demir",
        "poem": "\n\nBir bir kapanıyor, köyümde evler\nSanki bir gün gibi, geçti seneler\nDaha göreceğiz, yaşarsak neler\nNe acıdır, köyü gurbet eyledik\n\nHatıralar kaldı, onca yerlerde\nKapılar kilitli, çoğu evlerde\nYollar ıssız, kimse yok çeşmelerde\nNe acıdır, yolu gurbet eyledik\n\nKar üstünde, güreş tutan gençler yok\nSert toprağı, toz edecek rençber yok\nAnlıyorum, yüreklerin derdi çok\nNe acıdır, kışı gurbet eyledik\n\nMurat der ben yazdım, bildiğim kadar\nHala bunlar neki, daha neler var\nZiyaretler bitmiş, gönlüm dost arar\nNe acıdır, soyu gurbet eyledik\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Esiri",
        "poet": "Adnan Bal",
        "poem": "\n\nAyrılık ne acı özlemek ne zor\nHasretlik içimde sönmeyen bir kor\nSenin çilen cefan hiç çekilmiyor\nZalım gurbet senin esirin oldum\n\nÖzledim sılayı ana gardaşı\nTaşdan taşa vurdum bu garip başı\nDinmedi yıllardır gözümün yaşı\nZalım gurbet senin esirin oldum\n\nNe mektubum gelir nede bir haber\nGurbet ellerinde oldum ben heder\nBırakmaz peşimi gamile keder\nZalım gurbet senin esirin oldum\n\nYaktın zalim gurbet mahfettin beni\nKollarında geçti gençliğim demi\nBırak kollarında öleyim emi\nNasıl olsa senin esirin oldum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Geceleri",
        "poet": "Berat Bahure Anteplioğlu",
        "poem": "\n\nSürgündeyim sanki\nCezam,\nMüebbet belli\nNe tutunacak bir dost eli\nNe fırtınalar içerisinde,\nSığınacak yar yüreği.\nİşte böyle,\nDüğüm düğüm. \nBoğazıma dizilir,\nGurbet geceleri.\n\n27.05.2007 22.56 Melbourne \nBir Tomurcukta İki Gül Karınca Yayıncılık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Garipliği",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nZor gelir gurbet bana\n\nAnlatamam ben sana\n\nKavruldum yana yana\n\nGurbet garipliğimden\n\nSıla içimde benim\n\nYok gurbette sevenim\n\nArkamdan çok gülenim\n\nGurbet garipliğimden\n\nHer gece rüyamdadır\n\nOnun adı sıladır\n\nDertlerime dermandır\n\nGurbet garipliğimden\n\nBeni burda gömmeyin\n\nKimselere vermeyin\n\nSıla özlemindeyim\n\nGurbet garipliğimden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Geceleri",
        "poet": "Osman İnci",
        "poem": "\n\nBir başıma oturur, hayaller kurarım, \nAnıları bir anda, yeni baştan yaşarım, \nİsyanla doluyum, haykıramaz susarım, \nBöyle acımasızdır, gurbet geceleri... \n\nDört yanımda hasret, aşıp ta gelemem, \nÇektiğim acıları, kimseye diyemem, \nSonum ne olacak, şaşırdım, bilemem, \nİsyanları oynatır, gurbet geceleri...\n\nBir şişe bir kadeh, işte dostlarım, \nOnlarla hafifler, çekilmez acılarım, \nNasıl dinecek bilmem, gözyaşlarım, \nGüldürmez insanı, gurbet geceleri...\n\nYalnızlıkla doludur, tüm akşamlarım, \nDertleşecek dostlara, hasret kalırım, \nSen de sönüp gitti, en güzel yıllarım, \nBıkmadınmı benden, gurbet geceleri...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Geceleri...",
        "poet": "Abdulhamit Güllük",
        "poem": "\n\nKaybolur güneş, çökerse karanlık,\nBaşlar yürekte, gurbet geceleri,\nYok olup biterse, sevgi, insanlık,\nSinemde başlar gurbet geceleri...\n\nÜmidim çoğalır gider felaha\nDaha yakın olur, gönlüm Allah'a,\nEfkarlar, derler kalınca sabah,\nGözlerde yaşlar, gurbet geceleri...\n\nÖmürler tükenir vuslatlar olmaz,\nUykuya dalınca düşlerin olmaz,\nDiken olur, yıldızlar, aylar solmaz,\nNe zaman başlar, gurbet geceleri....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Gecelerinde...",
        "poet": "Serpil Kurucak",
        "poem": "\n\nYalnızlığıma dert ortağı aradım gurbet gecelerinde,\nSeni bulurum sandım yanıbaşımda yoktun,\nNe zaman elimi uzatsam boşlukta kalıyor,\nNe zaman özlesem seni gözlerim doluyor,\n\nKayıp dünyalar, hüzünlü hayaller içinde,\nHuzur bulamayan ruhlar gurbet gecelerinde,\nNe zaman acısam kendime aklıma geliyor,\nNe zaman bitecek bu hasret katlanılmıyor,\n\nYangın yeri misali yanıyor gönlüm,\nÇekilen bunca acı gurbet gecelerinde,\nNe zaman duysam bir gurbet türküsü içim sızlıyor,\nNe zaman aklıma gelse memleket dayanılmıyor,\n\nBavulum da yüreğim gibi her an hazır yolculuğa,\nBuruk bir uğurlama havası gurbet gecelerinde,\nNe zaman gidecek olsam ayaklarım beni taşımıyor,\nNe zaman dönecek olsam gurbet peşimi bırakmıyor....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Geceleri",
        "poet": "Kemalettin Kamu",
        "poem": "\n\nBekçisiyim, bu serin\nBu siyah gecelerin\nGurbetten daha derin\nBir yara yok içimde! \n\nKorku bilmez ölümden\nHer gün yeniden ölen\nBir bade gibi neden\nBiteyim bir içimde! \n\nNe aşkım, ne emelim\nSoluk bir karanfilim\nBen gurbette değilim\nGurbet benim içimde!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Gençleri",
        "poet": "Mehmet Işıkoğlu",
        "poem": "\n\nBocalıyor iki kültür arası\nAnadilin hali yürek yarası\nMeçhul nerden gelir geçim parası\nSahipsiz yetişen gurbet gençleri\n\nTarih sorsan diyor nerden bileyim \nAnane gelenek yabancı deyim\nBilemiyor acep ben kimim neyim\nSahipsiz yetişen gurbet gençleri\n\nÇeker derinlere zevk ile sefa\nTahsil ihmal yarım kalır bu defa\nYüzer bataklıkta çeker çok cefa\nSahipsiz yetişen gurbet gençleri \n\nHayat toz pembedir yok mesuliyet\nBoşa heder olur tüm kabiliyet\nGidemez ileri olsa da niyet\nSahipsiz yetişen gurbet gençleri.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Gelini Adım..",
        "poet": "Barış Pınar Tümer",
        "poem": "\n\n'Gece aynaya bakma\ngurbete gelin olma'\ndedi babaannem\nAynalara baktım\no günden beri\ngece\ngeceleri....\nGurbet dedikleri\nNe uzakmış meğer\nakan gözyaşlarım\nyol oldu da \nyine uzanamadı sana\nanacığım....\nGurbet denilen\nne çıkmaz sokakmış\nne çok yüzü varmış\naynaları kırdım da\nyine kavuşamadım sana\nher parça kırık\ndaha bir uzak....\nAynalara gece\nbaktığımdan beri\ngurbet gelini \nadım....\nAslında\nBırakmazdı beni anam\nkarnından uzağa\ngurbet dedikleri\nkundağımdan öteymiş \nanam.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Gecelerinde",
        "poet": "İlhami Güneyler",
        "poem": "\n\nSessiz bir kayboluş,\nYüreğimdeki üzüntü...\nYeniden yeşeren, \nHasret filizlerine dair.\nYüreğimdeki sevgin olacak, \nHasretimi bastıran...\nO ayaz gurbet gecelerinde...\n(2000)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet GiRDABI",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nHasret  akşamlarında,\ngurbet  yağmuruyla\nıslanan  adam! \nSigarasının  ucu  titrek  dudaklarında,\nözlem  ateşinin  koruyla\nuzayıp  küllenen  adam! \n\nÇek  dumanı  içine! \nUmutsuzca  derdi  sineye\nçeker  gibi.\nYürü  gurbetin  ıslak  yollarında\nhasret  yükünü  omuzlarında\ntutar  gibi.\nÇek  içine,  labirent  çıkmazlarında\nkapkara  keder  bulutlarını da\nyutar  gibi.\n\nNe  oldu  da\ntadını  unuttun? \nAyılmaz  sarhoşluğunda  gurbetin,\nkerpiç  evin  ocağında\nyaptığı  anacığının\nköy  kokulu  peksimetin.\n\nAvrupalı  pizzayı\ndenk  mi  tutarsın\ntereyağlı  sahanda  yumurtayla? \nBir  an  kavuşmayı\ntüm  benliğinle  umarsın\nsacdan  inen  taze  yufkayla.\n\nDerken,  tahta  kaşığınla  buluşur,\nodun  ateşinin  çıtırtı  ninnileriyle\npişmiş  bulgur  pilavı.\nÜnlemler  kafana  doluşur,\nPembe  ufku  saran  esintileriyle\nsürüp  gider,  kısır  döngü  bir  fil  avı.\n\nDüşünce  rüzgarları  seni\nsürüklerken,  içindeki\nderin  kasvetli  girdaplara; \niçinde  buldun  kendini,\nkapıldın  hayalindeki\nuçsuz  bucaksız  seraplara.\n\nKeşkeler  sardığında\nkavruk  benliğini,\nbulursun  babanı  karşında\nsorgularsın  kendini; \nondan  yeseydim\nbir  araba  dayak.\nBuraya  gelmeseydim,\nbasmasaydım  gurbete  ayak.\n\nSen  gurbet  zebunu,\nseyahat  ederken  iç  aleminde; \nkendin  kazdın  kuyunu\nözlemin  zirvesinde.\nAcı  bir  fren  sesi\nufuklarda  yankılanır.\nTutarsın  geri  sayan  nefesi.\nYol  ortasına  cismin  uzanır.\n\nSesini  duyarsın\nbaşına  toplanan  pek çok insanın.\nAnlamanın  uzağındasın\nyabancısı  olduğun  lisanın.\n\nEy  hasret  akşamlarında,\ngurbet  yağmuruyla\nıslanan  adam! \nSigarasının  ucu  titrek  dudaklarında,\nözlem  ateşinin  koruyla\nuzayıp  küllenen  adam! \n\nUyanıp  dert  yükünle,\nsonsuz  yeni  bir  hayata\nsedyeyle  kalkarken,\ndipsiz  umutları  da  boş  hayallerinle,\nmelekler  gibi  adeta\ngötür  uzaklara  uçarken! \n\n03 Eylül 2003 Çarşamba,  Danimarka-Køge 18:26\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Gecesi",
        "poet": "Rıfat Şensever",
        "poem": "\n\nYaşıyorum yine yalnız\nBu hayat bilmecesinde\nSevdiklerimden uzakta,\nBen şu gurbet gecesinde\n\nKimsesizim perişanım\nDizimde yok ki dermanım\nFelekten hesap soranım,\nBen şu gurbet gecesinde\n\nAşığın kırık sazıyım\nAlna yazılmış yazıyım\nGönülde ince sızıyım\nBen şu gurbet gecesinde\n\nHer insanı dost bilenim,\nYüzü zoraki gülenim\nGözümden yaşı silenim\nBen şu gurbet gecesinde\n\nKalan kalsın ben gidenim\nGam köprüsünden geçenim,\nDert badesinden içenim,\nBen şu gurbet gecesinde\n\nHar dan çatlamış dudağım\nYağmura hasret toprağım\nÇiçeği solan yaprağım\nBen şu gurbet gecesinde\n\nİnanın yoktur yalanım\nSözle teselli bulanım \nGönlü sılada kalanım\nBen şu gurbet gecesinde\n\nGecenin ayaz yeliyim\nBoz bulanık dağ seliyim\nAklın yitirmiş deliyim\nBen şu gurbet gecesinde\n\nYaz gününde buz kesenim\nDert söyletse de susanım\nBaşında rüzgar esenim\nBen şu gurbet gecesinde\n\nPapatyaların falıyım\nKırılmış defne dalıyım,\nYol kenarında çalıyım\nBen şu gurbet gecesinde\n\nHarap olmuş aşiyanım\nSevda yükü taşıyanım,\nHayalinle yaşayanım\nBen şu gurbet gecesinde\n\nYoktur yanımda yaranım\nDüşleri hayra yoranım\nAcılara gem vuranım\nBen şu gurbet gecesinde\n\nDost bağından gül derenim\nYoluna güller serenim\nYar yoluna can verenim\nBen şu gurbet gecesinde\n\nGözüm kara gönlüm kara\nGidin söyleyin o yara\nYitip giderim boş yere\nBen şu gurbet gecesinde\n\nAnam babam bilmez halim\nYerde yamalı bir kilim\nDoğranmışım dilim dilim\nBen şu gurbet gecesinde\n\nYaban elde dertli başım\nYok ki sıcak bir tas aşım\nGarip kalmışım gardaşım\nBen şu gurbet gecesinde\n\nSevene canımı sundum\nYağan yağmurla uyudum\nAçmadan solan gül oldum\nBen şu gurbet gecesinde\n\nGül dibinde biter oldum\nAlev alev tüter oldum\nYangınlardan beter oldum\nBen şu gurbet gecesinde\n\nÇaresi yok ağlamanın\nYürekleri dağlamanın\nBam teliyim bağlamanın\nBen şu gurbet gecesinde\n\nMakamımı rast eyledim\nGönülleri mest eyledim\nBilmem kime kast eyledim\nBen şu gurbet gecesinde\n\nDayanılmaz bir acıyım\nGönüllerin ilacıyım\nYaradana duacıyım\nBen şu gurbet gecesinde\n\nAlınmaz tanrı selamım\nBitmez tükenmez elemim\nŞiir yazan bir kalemim\nBen şu gurbet gecesinde\n\nRıfati der ki ben kimim\nSormasınlar ölüm dirim\nYüzbin âlemi gezerim,\t\t\t\t\nBen şu gurbet gecesinde\n\n05/11/2007\nMersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GURBET Gözlü kız",
        "poet": "Selami Tıraşlar",
        "poem": "\n\nAşk kokusu alınca gönlüm hızlandı \nKoşup yakından baktı gurbet gözlü kız \nEllerimi tutmaya önce nazlandı \nSonra hafiften sıktı gurbet gözlü kız \n\nKonuşmak istemedi aşkın dilinden \nSusunca farkı yoktu yeni gelinden \nKüsüp gitmesin diye tuttum elinden \nFakat durmadı çıktı gurbet gözlü kız \n\nDöner mi bilmem ama kendi seçimi \nNe yazık ki karartı biraz içimi \nGözlerimin önüne yüzü biçimi \nGelmiyor artık bıktı gurbet gözlü kız \n\nYanan ışık başladı hızla sönmeye \nDemek niyeti yokmuş kalbe inmeye \nSüpriz yapıp kalbime geri dönmeye \nUmudum vardı yıktı gurbet gözlü kız \n\nOturdum bir köşede siyahlar giyip \nGördü ki yıkılmadım darbeyi yeyip \nGidiyorken yakama maşallah deyip \nMavi boncuğu taktı gurbet gözlü kız \n\nSelami Tıraşlar\n11.09.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Gözlüm",
        "poet": "Mürsel Gündoğdu",
        "poem": "\n\nGurbet gözlüm yaban elde\nSensiz bir an gülünmezmiş\nSevgiye muhtaç yerlerde\nKadir kıymet bilinmezmiş\n\nBurda sararmış yüreğim\nKülle kaplanmış her yerim\nDuman olmuş gönül dağım\nGüzel yüzün görünmezmiş\n\nGurbet bağrımda bilmece\nÇözülmüyor hece  hece\nNe gündüzün ne de gece\nİstesen de dönülmezmiş\n\nGönül köşküm talan oldu\nGurbet gözler  yalan  oldu\nGündoğdu'nun ömrü doldu\nYapayalnız ölünmezmiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet girdi aramıza",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nHasretin ile yanarım,\nGurbet girdi aramıza.\nBen deli gibi dönerim,\nGurbet girdi aramıza.\n\nAşkınla divane oldum,\nYokluğunu kader bildim.\nÖzde senden ayrı kaldım,\nGurbet girdi aramıza.\n\nSenin için dağa koştum,\nNice zorlukları aştım.\nŞimdi senden ayrı düştüm,\nGurbet girdi aramıza.\n\nDertlerle ahu zardasın,\nGurbette belki zordasın.\nŞimdi sen uzaklardasın,\nGurbet girdi aramıza.\n\nYusuf söylemeli sözü,\nAllah birleştirsin bizi.\nAyırdılar ikimizi,\nGurbet girdi aramıza.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Gülleri",
        "poet": "Turan Şakalar",
        "poem": "\n\nTomurcuk tomurcuk güle dursa da \nİçin için yanar gurbet gülleri... \nSıladan uzakta Yeşil Bursa'da \nMemleketi anar gurbet gülleri \nİçin için yanar gurbet gülleri... \n\nGurbetin yolunda savrulur gider \nSararır kızarır kavrulur gider \nIrmak ırmak coşar kıvrılır gider \nMemleketi anar gurbet gülleri \nİçin için yanar gurbet gülleri... \n\nSeçilmez onların beyazı alı \nArıya yaptırır aşk ile balı \nVatana bayrağa toptan sevdalı \nMemleketi anar gurbet gülleri \nİçin için yanar gurbet gülleri... \n\nKimisi şehittir kimisi gazi \nTartamaz kadrini bozuk terazi \nÇalar söyler ağlar çok mütevazi \nMemleketi anar gurbet gülleri \nİçin için yanar gurbet gülleri... \n\nOnlar gurbet gülü gurbet onların \nBaşlara ne gelir bilinmez yarın \nMezar taşı olur her bir mezarın \nMemleketi anar gurbet gülleri \nİçin için yanar gurbet gülleri... \n\nAçılan dalına bülbüller konar \nGüle döner bazen bir ulu çınar \nOzan olur türkü söyler her pınar \nMemleketi anar gurbet gülleri \nİçin için yanar gurbet gülleri... \n\nGurbete açılır gurbette solar \nGaribin gönlüne hasretlik dolar \nBağrına taş basar saçını yolar \nMemleketi anar gurbet gülleri \nİçin için yanar gurbet gülleri... \n\nÇakmak çakmak dolar gülen gözleri \nHâl dilleri vardır yoktur sözleri \nMecnun'u andırır solgun yüzleri \nMemleketi anar gurbet gülleri \nİçin için yanar gurbet gülleri... \n\nSevdayla yaşayıp sevdayla ölür \nDış dünyası esir iç dünyası hür \nSuyu ve toprağı çileli ömür \nMemleketi anar gurbet gülleri \nİçin için yanar gurbet gülleri...\n\nŞAKALAR'ım der ki gurbette gülüm\nGurbet türküsünü şakır bülbülüm\nGelse de gurbette ansızın ölüm\nMemleketi anar gurbet gülleri\nİçin için yanar gurbet gülleri...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Gülü",
        "poet": "Ramazan Karataş",
        "poem": "\n\nVatanından uzakta; Gubet ellerde\nBir gonca gül açtı! yüregi mertce\nUnutmadı; unutamadı vatanını\nSevgi dolu yürek dolu gurbet gülü\n\nYücedir sevdası vatanına yurduna\nSaygısı sonsuzdur bayragına dinine\nGeçit vermez haksızlıga zulme\nİşte böyledir gurbet gülü\n\nDamarında taşıdıgı asil kanı\nYüreginde taşıdıgı türkün yeri\nSıgındıgı tek yüce rabbi\nİşte gerçek gurbet gülü\n\nHer nefeste binlerce can taşır\nGurbet ellerde yüreginde vatan aşıgıdır\nVatan sensin.! Yüreginin izinde yürü\nİşte gurbette vatan! Gurbet gülü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Gülüm Kaderine Küsme Sen",
        "poet": "Ümüt Güngör",
        "poem": "\n\nGurbet gülüm yana atmış perçemi,\nYüreciği bir küçücük serçemi,\nŞu zaman'ın eşit olmaz her demi,\nGurbet gülüm kaderine küsme sen.\n\nGurbet gülüm sen üzülme ben varım,\nHatırayı terkeyleme sen yarım,\nDoğrulara meyil vermektir kar’ ım,\nGurbet gülüm kaderine küsme sen.\n\nGurbet gülüm hiç yalınız kalmadın,\nHasretliği bugüne dek tartmadın,\nSinirinden saatlere çatmadın,\nGurbet gülüm kaderine küsme sen.\n\nTabip gelip çare olmaz derdine,\nRastlamazsan insanların merdine,\nDüşer isen ayazların sertine,\nGurbet gülüm kaderine küsme sen.\n\nBiliyorum sen derdinle yorgunsun,\nOnun için bugün yine durgunsun,\nHazan görmüş yüreciğin yorgunsun,\nGurbet gülüm kaderine küsme sen.\n\nSana neşe vermek idi dileyim,\nŞu halini ben nereden bileyim,\nTebessüm et gülyüzünü göreyim,\nGurbet gülüm kaderine küsme sen.\n\nBakın dostlar inci geldi ayarsız,\nBu dostluğa kalınırmı duyarsız,\nAy bölünse bile dokuz parçaya,\nKalamayız bu yüreğe duyarsız.\n\nKim olaki bulutları ağlata,\nSevgi yüreğimi içten dağlata,\nYaban ellerine meyil bağlata,\nDeli gönül durulmuyor göl gibi.\n\nSensiz buraları sessiz oluyor,\nSıkıntıdan gözyaşlarım akıyor,\nGelen geçen durmuş bana bakıyor,\nGurbet gülüm kader deyip yanma sen.\n\nKim olaki bulutları ağlata, \nSevgi yüreğimi içten dağlata, \nYaban ellerine meyil bağlata, \nDeli gönül durulmuyor göl gibi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Günleri",
        "poet": "Bayram Yelen",
        "poem": "\n\nGeceler yıl olmakta gündüzler bir avuç su\nGurbetler yol gibidir ömürlerin korkusu\nYatınca savaş başlar yastık, yorgan, döşekle\nBeynim her an uyanık yok gözümün uykusu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet gurbet gezdik budur ahdımız,",
        "poet": "İsa Özyurt",
        "poem": "\n\nGurbet gurbet gezdik budur ahdımız,\nSabit kalmadı ki bizim tahtımız,\nBöyleyimiş gardaş bizim bahtımız,\nDünyayı seyreyleyip gezmi istedim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Güneşi",
        "poet": "Turgut Çakır",
        "poem": "\n\nDolunay ışığını alda gel\nAy ışıklım acıları sil de gel\nGönül gözlerim yanar \nHasret ışığını alda gel\nDünya güneşim gel\n\nGökyüzünde yıldızları say da gel\nAy ışıklım dertleri sil de gel\nCan gözlerim yanar\nGurbet güneşini söndür de gel\nDünya güneşim gel\n\nMehtaplı gecelerde seni beklerim\nBen sevda türküleri söylerken\nBağından güneşi alda gel\nÇaresiz dertlerime derman ararken\nGönül güneşini al da gel\nDünya güneşim gel\n\nDolunay ışığını alda gel\nAy ışıklım acıları sil de gel\nGönül gözlerim yanar \nHasret ışığını alda gel\nDünya güneşim gel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet, Gurbet Dedikleri",
        "poet": "Kamuran Göl",
        "poem": "\n\nGURBET, GURBET DEDİKLERİ\n\nBulamazsın gülenleri\nAldı gitti özlemleri\nHasret koydu sevenleri\nGurbet, gurbet dedikleri.\n\nDertli, dertsize eş olur\nHerkes burda kardeş olur\nAkşamları bir hoş olur\nGurbet, gurbet dedikleri.\n\nÜmit varmı gitmek için\nGelin dostlar sizde için\nİçin kendinizden geçin\nGurbet, gurbet dedikleri.\n\nDostun varsa merak etme\nYalnız bırakıpta gitme\nHepimize vurdu tekme\nGurbet, gurbet dedikleri\n\n\t\tKamuran GÖL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Güzeli-2",
        "poet": "Refik Kutlu Kul Refikî",
        "poem": "\n\nMavi poşu siyah buluz üstünde\nNe güzel buluşmuş gurbet güzeli\nBilmem bu feleğin bana kaseti ne\nSana gönlüm coştum gurbet güzeli\n\nYeşil göz üstüne neler yakışmaz\nSeni gören gözler ele bakışmaz\nGüller boyun büker amber kokuşmaz\nSensiz dağa düştüm gurbet güzelei\n\nSiyah buluz sarı etek yakışır\nSevda seli yüreğimde akışı r\nSeven sevdiğini süzer bakışır\nSana gönül aştım gurbet güzeli\n\nGörünce yanıma gelirsin sandım\nYılların hatırını bilirsin sandım\nözleyen gönlümü alırsın sandım\ntanımadın şaştım gurbet güzeli\n\nSevdiğim götürdü beni  ezele\ndaha kızmam yaprak döken gazele\nkul refikin ağla derdin tazele\nyaktı beni piştim gurbet güzeli\n\nrefik kutlu\n\n12-06-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Güzeli",
        "poet": "Refik Kutlu Kul Refikî",
        "poem": "\n\nGurbet Güzeli \n\nKonuşurken sitem doldu sözünde \nGönülden yaralı gurbet güzeli \nAşk ateşe düşmüş yanmış özünde\nYüreği pareli gurbet güzeli \n\nben çileyim diye koymuş adını \nAlevlenmiş kora dönmüş odunu \nAlmamış dünyadan aşkın tadını\nDertleri sıralı gurbet güzeli \n\nderman bulamamış dertleri çoktur\nAyrılmış yerinden muradı yoktur\nYüce yaratandan böyleymiş takdir\nSevdaya aralı gurbet güzeli \n\nKor aşkını yüreğinde gizlemiş \nSevdiğiyle doya doya gezmemiş \nDaha çok derdini sıra dizmemiş \nDalları karlı gurbet güzeli \n\nÂşık refikiyim güzele yazdım \nBende şu sevdamı bağrıma kazdım \nSesim çıkmaz oldu ötmüyor sazım \nDe Aslın nereli gurbet güzeli\n\nRefik kutlu \n27 05.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet hasret bıraktın..! !",
        "poet": "Durak Yiğit",
        "poem": "\n\nBöyle perperişan yaban ellerde,\nSoğuk gönüllerde; uzak illerde.\nGarib bülbül gibi şeyda dillerde,\nTatlı bir sohbete HASRET BIRAKTIN..! ! \n\nHasret düştü öze, yanar derinden,\nSökülmüş yüreğim, sanki yerinden.\nGönlüm yaralıdır, aşk eserinden\nSıcak bir gülüşe,HASRET BIRAKTIN..! ! \n\nDünlerimiz kayıp, ömrümüz harab,\nDarmandağın olduk gurbette ya Rab.\nGündüz güneş yoktur gece de mehtab,\nYıllar, gülen yüzeHASRET BIRAKTIN..! ! \n\nVirane yurtlara, baykuşlar kondu,\nİçimizdeki yaşama sevinci dondu\nSandık ki bu gurbet, bizlere sondu\nVatanıma beni HASRET BIRAKTIN..! ! \n\nGurbet ocağında hep çile ile,\nHer gece sarılıp pembe hayale.\nYaşayıp gideriz ağlaya güle\nİçten gülmeye de HASRET BIRAKTIN..! ! \n\nDurak’ım düşmüşüz gurbet eline\nKimseler bakmıyor garib haline\nKapıldın hasretin yaman seline\nEşe,dosta bizi HASRET BIRAKTIN..! ! \n\nDurak YİĞİT\nGönüllerinŞairi\n2010...KOCAELİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Hep Benimle Yaşar",
        "poet": "Hüseyin Sığırtmaç",
        "poem": "\n\nSılada da yok ilacım.\nGurbet hep benimle yaşar.\nAyrılıktır temel sancım.\nGurbet hep benimle yaşar.\n\nGurbet sılayla da koşar.\nHasretlik bağrımda coşar.\nDuygum hep bendimi aşar.\nGurbet hep benimle yaşar.\n\nNerede geçer bu gurbet.\nYüreğimde durur hasret.\nGam efkârı silmez gayret.\nGurbet hep benimle yaşar.\n\nYârin yüzüne hasretim.\nGörmesem bitmez gurbetim.\nSığırtmaç sevgim servetim.\nGurbet hep benimle yaşar.\n\nAntalya 02 Kasım 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet I",
        "poet": "Ali Uzun",
        "poem": "\n\nAnam öldü gidemedim,\nYolumu bağladın gurbet.\nYüzüne yüz süremedim,\nBağrımı dağladın gurbet.\n(Yüreğime koydun bir dert) \n\nAblam göçtü göremedim,\nNasıl oldun soramadım? \nSaygı sevgi veremedim,\nBen bende değilim gurbet.\n\nKuzularım verdi acı,\nYok sende derdim ilacı,\nHer an çekiyorum sancı\nSevindin çağladın gurbet. \n\nSen yedin bitirdin beni,\nAlıp yuttun her geleni,\nAh neylerim seni seni? \nŞu yuvamı yıktın gurbet.\n\nAli Uzun yenik düştüm,\nAteşinde yandı piştim,\nAna baba maldan geçtim,\nHer şeyimi aldın gurbet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet icinde gurbet",
        "poet": "Besim Ocaklı",
        "poem": "\n\nGurbet icinde Gurbet\n\nGurbet icinde gurbet nedir bilrmisin. \nKalbinin yollarda sevdiklerinin hayali, \nGözlerinin önünden hic gitmemesi nedir bilirmisin? \nEllisekiz senemin otuzbesi hasretle gecti.\n\nAnam Babam Vatanimda,\nCocuklarim almanyada evde \nBen evet ben  yollarda.\nOniki lastikli seyyar evimle\nBir gün istanbulda \nErtesi gün  münihte\n\nIste hasret icinde hasret \nGurbet icinde gurbet budur \nHep sevdiklerimden uzak\nHep yollarda olmanin verdigi \nAci hasret ile yanar bagrim \n\nGurbet  icinde gurbette gecti su ömrüm \nSizlere kavusmak hasretiyle\nHatiralainizla yasadim bu güne dek \nHasret icinde hasret cekerek \n\nhatiranla_yasiyorum \nBesim Ocakli \n\nRabim kimseye gurbet icinde gurbet cektirmesin!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GuRBeT iÇiMDe",
        "poet": "Sevilay Şahbaz",
        "poem": "\n\nBir yanımda gurbet bir yanımda kar \nBir yanımda hasret bir yanımda yar \nKavuşamam yare sıra dağlar var \nGurbette değilim gurbet içimde \n\nTanıdık dost arar oldu gözlerim \nSılaya varmaya tutmaz dizlerim \nSöyleyemem ele derdim gizlerim \nGurbette değilim gurbet içimde \n\nYabancı çevremde herşey yabancı \nSevgiler yalancı aşklar yalancı \nKaplar yüreğimi bir garip sancı \nGurbette değilim gurbet içimde \n\nMemleket kokusu burnumda tüter \nViran olan bağda baykuşlar öter \nSevdiklerim bir bir kalbimde yiter \nGurbette değilim gurbet içimde \n\nDoğup büyüdüğüm kent değil sanki \nKalmıyor hiç bir can bedene baki \nYabancıyım bana bile inanki \nGurbette değilim gurbet içimde \n\nKapkaranlık gecem kasvetle dolu \nYoktur dert diyecek Allahın kulu \nNeyleyim serveti,şöhreti,pulu \nGurbette değilim gurbet içimde\n\n******************************************\nGÖNLÜNÜZDEN GELENLER GURBETİ YAŞATANLAR VE YAŞAYANLAR\n\n\nSitem sezerim dilinde \nKaramuk mu var balında \nNe var yabanın elinde \nGurbet içimizde Dostum! ********** Hünkâr Dağlı\n\nGözümde büyüyüyor sılanın Gül'ü \nsürünse kateder insan bu yolu \nsarılıp ağlasam, gözlerim dolu \nsılada değilim sıla içimde****İBRAHİM ÇELİKLİ\n\nAnarım senli günü yüzünü hayal meyal \nAratma el gözünü sen hep yüreğimde kal \nYarat aşkı yeniden beni hülyalara sal \nNeylerim sensiz ömrü sevgisiz bir hiç'im ben \nGutbetlerde değilim gurbet her an içimde. ****MEHMET KESİCİ\n\nDaha su genc yasimda, aklar dolu sacimda. \nHer gün gurbet yasarim, türlü türlü bicimde. \nYillardir dost sesine, hem susuz hem acimda. \nBense hem gurbetteyim, hemde gurbet icimde*******Türcan Demirel \n\nYetinmeler,yetmez oldu gönlüme, \nBi' dert ki bu; heveslendim ölüme... \nGitsem 1 dert,hem gitmesem; kime ne? \n-Gurbet; kim ki? -Gurbet,benim içimde... \n\nDüz ovalar,yaban oldu gözüme; \n-Gidecektim! (bilmem)       -Caydım; kaç kere.. \nUyku bile,düşse; gâyri önüme, \n-Ne gurbeti? -Gurbet; benim içimde********ERCAN KURT\n\nNe söylersen söyle, gurbettir işte, \nSanki bir muamma, çıkmaz gidişte, \nSılaya varırsan, büyük finişte, \nBil ki yine gurbet benim içimde*********Tarkan Köksoy\n\nDuygularım artık ihanet eder \nDil döküp yalvarsam bırakıp gider \nAklım beynime küs gönlüm derbeder \nGurbette değilim gurbet içimde. **********BURHANETTİN AKDAĞ\n\nNedir bu çektiğim gurbet elinden, \nEl-aman ederim, elin dilinden, \nNehirler taşacak gözüm selinden, \nGurbette değilim gurbet içimde******SAADET ÜN\n\nBir ben var içimde benden ırakta \nTemmuz sıcağında dondum firakta \nSarhoş oldum bir tek damla arakta \nGurbette değilim gurbet içimde ****ŞEMSETTİN DERVİŞOĞLU\n\nHasret tarlasında çile ekini \nGöz yaşıyla suladılar kökümü \nSırtıma verdiler sitem yükünü \nGurbette değilim gurbet içimde*************Ozan EROL \n\nGurbetin acısı yakıyor beni, \nGönül dost eline çekiyor beni, \nBu sevda deliğe tıkıyor beni, \nGurbette değilim gurbet içimde*******Muzaffer PARLAK \n\nDışarda kar yağar içimde boran, \nBir bir eksilir eş, dost, yaran \nSon dost olacak bedeni saran \nBen gurbette değilim, gurbet içimde ***********Bekir TOLU\n\nHer tarafım insan, ama yalnızım \nDerdimi bilen yok, dinmiyor sızım \nİnsanlar içinde bir kimsesizim \nGurbette değilim, gurbet içimde***********Mehmed İhsan Uslu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet - II",
        "poet": "Necati Keçeli",
        "poem": "\n\nŞu gurbet bağrımı öyle yakmış ki\n  Gözümden yaşları döküyor gurbet\n  Hasreti kalbime öyle sokmuş ki\n  Canımı temelden yıkıyor gurbet\n\n  Körpe kuzu iken, anamdan çaldı\n  Bir tek oğlum uda, elimden aldı\n  Başkası yok muydu gel ipte buldu\n  Ciğerimi benden söküyor gurbet\n\n  Ayrılınca düştü ateş bağrıma\n  Koşturdu bir dilim ekmek uğruna\n  Öyle gidiyor ki şimdi ağrıma\n  Yıllardır canıma okuyor gurbet\n\n  Birçok vaatlerle çekti içine\n  Yıllardır sokmadı düzen, biçime\n  'Noel' baba olmuş baktım saçıma\n  Açlıkla boynumu büküyor gurbet\n\n  Sanki elimi, kolumu bağlamış\n  Kızgın şiş ile gözümü dağlamış\n  Eller bile benim için ağlamış\n  Vatanım burnuma kokuyor gurbet\n\n  Kalmadı kimsen ana, babam öldü\n  Ben yetişemeden bir bir gömüldü\n  Hep belime vurdu yüzüm mü güldü\n  Zehir’in içime akıyor gurbet\n\n  Ne gençliğim nede yaşlılık oldu\n  Postacıyı görsem gözlerim doldu\n  Sabrede, sabrede gül benzim soldu\n  Her gün yeni derdin çıkıyor gurbet\n\n  Bana ilk zamanlar bitecek derdi\n  Hayatımı yedi, bir ev mi verdi\n  Yine şu gönlümü gerdi ha gerdi\n  Sanki cendereye sokuyor gurbet\n\n  Saymakla bitmiyor içimdeki dert\n  Neden bırakmadın beni ey gurbet\n  Necati'de ölecek bir gün elbet\n  Tabutuna çivi çakıyor gurbet\n\n  Necati KEÇELİ\n  İZMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet III",
        "poet": "Ali Uzun",
        "poem": "\n\nGenç yaşımda gülüm soldu,\nÖmrümü tüketti gurbet.\nTüm dertler içime doldu,\nÖmrümü yok etti gurbet.\n\nEn zor engeller geçmişim,\nKucağım zora açmışım,\nYad elde bıkar kaçmışım,\nKafama tak etti gurbet.\n\nDoğuştan kader karalı,\nDert verdi sıra sıralı,\nDost sılamı görmeyeli,\nYoluma fak etti gurbet.\n\nElimde ne varsa aldı,\nKomutan, şef, amir oldu,\nHer yerde aradı buldu,\nNazarla bak etti gurbet.\n\nNeyim var ki korkayım ben? \nDalım mı var sarkayım ben? \nHerkes önde arkayım ben,\nTemizken bok etti gurbet.\n\nAli Uzun alışmadım,\nİnat tuttu çalışmadım,\nCahillere karışmadım\nYeter ha çok etti gurbet.\n\n10 Temmuz 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet İle Geçti Ömrüm",
        "poet": "Sabiha Serin",
        "poem": "\n\nGURBET İLE GEÇTİ ÖMRÜM\n\n\nAk sütümle besledikçe minicikti elleriniz\nBüyüyüp emekledikçe gül açardı yüzleriniz\nBir kez olsun ayrılmazdık gülümserdi gözleriniz\nGurbet ile geçti ömrüm kanat takıp gelemedim\n\nVay benim çileli başım gözümde kurumaz yaşım\nKuzularım olmayınca boğazımdan geçmez aşım\nHasret yolu beklemekten tükeniyor dertli başım\nGurbet ile geçti ömrüm şu dağları delemedim \n\nKara tren salınarak yavruları getir bana\nHiç mi insafın yok senin şu halime bir baksana\nDaha neyi bekliyorsun tükendim ben yana yana\nGurbet ile geçti ömrüm çare nedir bilemedim\n\nBen feleğe ne yaptım ki yüreğimde açtı yara\nGündüzlerim gece oldu, güneş ısıtmaz kapkara\nHer seherde düşlerimde dalarım hatıralara\nGurbet ile geçti ömrüm bir gün olsun gülemedim\n\n\nSABİHA SERİN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet İçinde Gurbet",
        "poet": "Fatih Güler",
        "poem": "\n\nOdun oldu dertlerim\nYak çıramı gurbet \nYok olayım elinden\n\nEcel oldu çare\nÇak selamı gurbet\nAteş yaksın çilemi\n\nDert  doldu bedende\nÇık gurbet vizesi\nKış güneşi çıkmadan\n\nUmut önce gitti\nHasret sonra gelecek\nSonrada ben gurbet\n\nSorma gurbet  neden,\nYaran çoktur kimden,\nDüzelir mi benden\n\nMerhem süremezsin biliyorum\nDoktor değilsin görüyorum\nYinede geliyorum gurbet\n\nNereye gidilir bilinmez\nYol uzundur görülmez\nGurbet yolculuğu çekilmez\n\nİlacım bulundu zamanı,\nKaderim yazıldı virgülü,\nGurbet noktası var\n\nGurbet içinde gurbette\nYüreğimin tartışı ağırlaşacağından \nSevdiklerimi taşıyamam sırtımda\n\nSana gurbet derler\nBana fatih güler\nHadi dövüşsün özlemlerimiz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GURBET ile SILA-1",
        "poet": "Gönül Özdemir",
        "poem": "\n\nGURBET ile SILA-1 \n\nBen gurbetci(gurbet)\nDinle(sılam)  gurbetini dinle\nDuygularımı dinle\nKaç yıl oldu bak senden ayrılalı\nBu ayrılığın ödülünü aldım \nKurumuş bir gül dalı\nSayfalarımda yerini aldı\nŞimdilik bu kadar(sılam)\nYazmaya devam edeceğim\nMüsade ederse yaradan...\n\n25.2.2005 Gurbetci (Gurbet)   Gönül özdemir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet İle Sıla-yazı bölümü",
        "poet": "Gönül Özdemir",
        "poem": "\n\nGURBET ile SILA- Yazı \nGeçmişe yolculuk\n\nBir varmış bir yokmuş misali,\nBir zamanlar yıl 1978 de  bir genç kız adı (gurbet) birde delikanlı genç varmış adı(sıla) bir gün gurbet izine gitmiş sılanın evinde misafir kalmış ailesiyle birlikte,küçük bir konfeksiyonu olan sılanın o dönemde,konfeksiyonun içinde bakınırken gurbet,sılaya takılır gözleri,sılanın da gurbete,bakışırlar sadece,sıla nişanlıdır,gurbete nişanlı olduğunu söyler,gurbette özgürdür başına geleceklerden habersiz,gönlü düşer sılaya,sılanınsa çoktan gönlü düşmüştür gurbete,gurbet köyüne gider ve orda zorla nişan takarlar,gurbet isyan eder bu kadere,olmaz der,nişanlısını kardeş gözüyle görür,çünki bir yerde büyümüşler aynı okulda aynı evde aynı mahallede büyümüşler 13 yaşına kadar,sonra gubetci olmuş gurbet,olumu abisi dediği kişiyle nişan olmazdı,isyanlarını kimseye duyuramaz,geri dönerken gene sılanın evine gelir,bakar sılayı arar gözleri,ama sıla ortalarda yoktur,gelir gurbetine gurbet,ama aklı hep sıladadır,bir gün bir mektup gelir sıladan,mektubun dışında gurbet yazar,dünyalar gurbetin olur,beklediği mektuptu çünki,bir yıl mektuplar devam eder,sonunda ailesi sılayı zorla evlendirir,sıla bir mektup yazar gurbetine birde evlilik resimlerini koyar içine,mektubu alan gurbet feryad eder,bunu nasıl yapardı sılası,neden karşı çıkmamıştı boyun eğmişti bu yazgıya,gurbet artık her şeyden vazgeçer,kardeş bildiği kişiyle evlenmek istemeyen gurbet,kendine aşık olan bir geçle evlenir,ama gurbet onu hiç sevmemiştir,çünki sılası vardır kalbinde hala,bunu bilen kocası ne yapsada sevdirememiş kendini gurbete,gurbetin tek amacı,kardeş bildiği insanla evlenmektense,sılasıda evlendirilmişti,iyisimi bu insanla evlenip oturmak demiş,ama yıllarca sılasına ağlamış,ipler kopmuş bağlantı kalmamıştı aralarında,eşi durmadan kıskançlık yapmaya başlamış gurbetin,oysa gurbet kendini sadece çocuklarına adamış kendi halinde bir ev hanımı olmuş,eşi kıskançlık yaptıkca gurbetin aklına sılası düşmüş hep,eğer bir gün sılamı bulmazsam banada gurbet demesinler demiş kocasına,sana ne yapsam yaranamadım demiş,aklıma koydun bunu gör bak nasıl bulacağım sılamı demiş,bu arada evlilik zaten bitmiş bir hal almış,ve bitmiş bu evlilik,gel zaman git zaman derken bir candaşından yardım istemiş gurbet aklına koymuş sılasını bulacak ya,sılasının abisine ulaşır gurbet bir şekilde kendini tanıtmaz gurbet,sılanın abisi kimsiniz der adınızı söyleyin yardımcı olacağım yoksa yardımcı olamam der abi,yeminle söz veren abi,ben gurbetim abiciğim der gurbet,ha şu bizim dayının kızı gurbet,evet abi ne olur sılam nerde söyleyin der ağlayarak,abi,durun ağlamayın sıla hemen yan tarafta iş yerinde sen kapat ben sılayla arıyacağım der abi,ve telefon çalar,telefondaki sıladır,ağlayarak ikiside konuşur,bu arada abide gelir telefona,sıla hep seni aradı yıllarca başka gözlerde,ağlama gurbet der,ama gurbet bitkin yorgun sılada öyledir,birbirlerini yıllarca aramışlar ve sonuçta birbirlerinin seslerini duymuşlardır,hayatlarında nemi değişti,hiç bir şey,gurbet gene gurbet,sıla gene sıla dır,birde gurbeti çok sevindiren bir şey olmuştur,sıla der ki gurbetim bak sana oğlumu vereyim der telefonda,gurbet şaşkına dönmüştür,tepki beklerken,o güzel yürekli geçn aynen şöyle der merhaba ablacığım der ve uzun bir şiir okur gurbet ablasına,kendi yazdığı bir şiirdir,buhar olup uçtuk bu sevdada,sözleri yer alır,ve gurbet der ki,babanla bizde buhar olup uçtuk yok olduk der gence gurbet,geçn delikanlı üzülme ablacığım sen yıllardır babamda yaşadın der,gurbet ağlar ağlar sadece ağlamaya gücü yeter o an,ve sıla alır telefonu,ağlama gurbetim sen hep bende yaşadın ve yaşayacaksın der sıla,aslında anlatacak o kadar çok şeyleri var ki birbirlerine,kaderi değişmiyor onların hiç,hiç bir şeyi değiştiremeyeceğinden dolayı şimdilik susuyorlar,\n\ndevamı gelecek günlerde,sevgili dostlar\n\n2.3.2005,ALMANYA\nGönül Özdemir\n\nbu yazının devamı gelecek günlerde demiştim ama,devamı gelmeyecek değerli dostlar.\n\ngoenuel.oezdemir@gmx\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet İli",
        "poet": "Selim Alacahan",
        "poem": "\n\nGarip kaldım gurbet ilde \nCandan dostlarım nerde\nSöylenmez ki namım dilde\nGönül yakar gurbet ili\n\nÇiçek açmaz kuşlar uçmaz\nHain dostlar selam vermez\nAklı olan gurbet kalmaz\nYaban sıkar gurbet ili\n\nAhaliye ettim selam \nSıkıntıdan oldum verem\nYoktur benim burda devam\nÖmür yıkar gurbet ili\n\nZamanı akıpta geçer\nGülen yüzler  benden kaçar\nBir ekmeğe olduk naçar\nLokma kapar gurbet ili \n\nHey yabanım gezme burda \nAcele etki dön yurda \nKuzuyu kaptırma kurda \nÇoban çalar gurbet ili\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet İlim Hatay’dır-veriyorum dersimi İnan duyamazsınız-buralardan sesimi",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nEsiyor seher yeli-yağıyor yağmur ve kar\nFazla sözüm olacak-acı keder çokça var\nGurbete geldim dostlar-sakın hiç ağlamayın\nOğlumuz yavrum diye-karalar bağlamayın\nGurbet İlim Hatay’dır-veriyorum dersimi\nİnan duyamazsınız-buralardan sesimi\nGünler aylar ve yıllar-elbette çabuk geçer\nAlna ne yazılmışsa-insan ektiğin biçer\nÇalış çabala oku-ışığı yay dünyaya\nBir faydan dokunmalı-ya anneye ya baya\nGurbet İlim Hatay’dır-veriyorum dersimi\nİnan duyamazsınız-buralardan sesimi\nBir köy vardır uzakta-betonu ağaçları\nEvle okul arası-beyazlatır saçları\nMini mini bedenler-saygı sevgisi dilde\nÖğretmen ders anlatır-başka köyde ve ilde\nGurbet İlim Hatay’dır-veriyorum dersimi\nİnan duyamazsınız-buralardan sesimi\nÖğrenciler durmadan- soruyor bana soru\nDuruyorlar yan yana-oluşturuyor koru\nÖğretmenim niçin siz-bu kadar durgunsunuz\nBirlikte söylüyorlar-belki de yorgunsunuz\nGurbet İlim Hatay’dır-veriyorum dersimi\nİnan duyamazsınız-buralardan sesimi\nŞenköy Ortaokulu-anla benim durağım\nBen gurbet ilindeyim-zannetmeyin kurağım\nSıkıntı sardı beni-düştüm bakın  gurbete\nBir faydam dokunuyor-öğrenin cemiyete\nGurbet İlim Hatay’dır-veriyorum dersimi\nİnan duyamazsınız-buralardan sesimi\nHasan Sancak burada-sizler için tutuşur\nÜzüntüyü bırakıp-bana deyin hayâl kur\nKalem durmadan yazar-hasretlik her gün  çatar\nGeleceğim oraya-dert bende katar katar\nGurbet İlim Hatay’dır-veriyorum dersimi\nİnan duyamazsınız-buralardan sesimi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet İlleri",
        "poet": "Ramazan Ateş",
        "poem": "\n\nHem ağladım, hemde yazdım,\nDuygumu kağıda çizdim.\nMecnun olup çok da gezdim,\nBen şu gurbet illerinde.\n\nHasret tüttü buram buram,\nKâh cız etti benim şuram,\nBen anasız nasıl duram,\nBak şu gurbet illerinde.\n\nBazen dedim geri dönem,\nParaya vermeyim önem,\nUmut yok ki nasıl dönem,\nKaldım gurbet illerinde.\n\nYaşım geçti iş bulamam,\nParam yok şirket kuramam,\nÖlsem yine kurtulamam,\nKaldım gurbet illerinde.\n\nGün bulup gün yiyiyoruz,\nİçin için eriyoruz,\nBilmem nasıl yaşıyoruz? \nBiz şu gurbet illerinde.\n\nAlo desem babam ağlar,\nAnam yüreğimi dağlar,\nGörünmez ip beni bağlar,\nKaldım gurbet illerinde.\n\nAteş yine hüzünlendi,\nBir of çekti iniledi,\nÇaresizce boyun eğdi,\nKaldı gurbet illerinde.\n\nEnschede/07.10.1997\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet İşte (Türkü)",
        "poet": "İbrahim Tamer",
        "poem": "\n\nNasıl başlayımda, neleri deyim\nBaşında sonunda, gurbet kokuyor\nOnulmaz acıyla, dertle doluyum\nGurbet işte gardaş, yürek yakıyor\n\nAğlayan gözlerle eller sallanır\nHasretler işlenip mendil yollanır\nMektuplar yazılır selam salınır\nGurbet işte gardaş, yürek yakıyor\n\nHazırlanıp azık çıkılır yola \nDevletten devlete verilir mola \nTekrar görüşmemiz gelecek yıla\nGurbet işte gardaş, yürek yakıyor\n\nKonuşur anlamam, dilini bilmem\nDuygusalım ben, gurbete gelmem\nALLAH'ım, inşallah burda ölmem\nGurbet işte gardaş, yürek yakıyor\n\nAğlatır anaları, yürekler sızlar\nBir başka dertlidir, çalınan sazlar\nDuygusal olunur, dokunur sözler\nGurbet işte gardaş, yürek yakıyor\n\nAkan yaşlarımı anam, silemez oldum\nÇıktım gurbet elede, dönemez oldum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Kahrı",
        "poet": "Savaş Güleş",
        "poem": "\n\nMektup yazdım cevap gelmedi\nSevenler hiç kıymet bilmedi\nBu fani dünyada çilem bitmedi\nKader yüzüme hiç gülmedi\n\nDersin bir gün Savaş asker olmuş\nBir gül gibi sararıp solmuş\nOnun gibi garibler askerde çokmuş\nSevdikleriyle beraber olan hiç yokmuş\n\nSevdalıların bahtı karalı\nKalpleri her zaman yaralı\nMersin'li,İstanbul'lu,Ankara'lı\nSavaş düşünür asker olalı\n\nSavaş Güleş\n\n(23.01.2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Gurbet Kahrı**",
        "poet": "Necdet Toper",
        "poem": "\n\nGurbet kahrı çektinmiki bilesin\nAc,susuz hiç kaldınmıki bilesin\nGöz yaşları döktünmüki bilesin\nBen bilirim dostum gubet kahrını\n\nBetonlarda yattınmıki bilesin\nTitreyerek  kalktınmıki bilesin\nGözyaşı hiç döktünmüki bilesin\nBen bilirim dostum gurbet kahrını\n\nGurbet kahrı çeken bilir,bilesin\nMemlekete paran yetmez gidesin\nİstesende bırakmazlar ölesin\nBen bilirim dostum gurbet kahrını\n\nNecdet derki gariplerin yeriyok\nGarip isen yaşamana gerek yok\nAna baba kardeşlerden haber yok\nBen bilirim dostum gurbet kahrını\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Kuşları",
        "poet": "Ramazan Dağdelen",
        "poem": "\n\nGönder gurbet kuşları\nYarime benden de selam gönder\nUzaklar yakın olmaz artık\nGiden de gelmez\nGözlerim de doyasıya görmez\nAma sevdam da ölmez gurbet kuşları\n\nUnutmak mı seni\nİnandıysan unuttuğuma\nSevdalara da inanma\nSevme artık kimseyi\nAşkı da unut gurbet kuşları\n\nArdından bakakalan harabelerinden\nSeslenir sevdan\nDökülür yaşlar elemlerinden\nSevda çiçeğim açar hüzünlerinden\nAçmayı da özledim \nKokumu da unut gurbet kuşları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Kuşları",
        "poet": "Fatma Bacanak",
        "poem": "\n\nDurdu dönmüyor artık dünya\nUçamıyor gurbet kuşları\nHasretle çarparken kanatları\nUçamıyor gurbet kuşları.\n\nOysaki o özlemedimi sevdiği diyarları\nÖzlemedimi canına can katanı\nkan gibi hücrelerde dolaşanı\nAma uçamıyor gurbet kuşları.\n\nKanadı kırık bedeni yorgun\nSevdaya aşka küs ve dargın\nUmudunu yitirmiş çok şaşkın\nUçmuyor gurbet kuşları.\n\nKanadında, yüreğinde eziklikler\nGözlerinde bitmiş, tükenmiş ümitler\nAyaklarında prangalar\nUçamıyor gurbet kuşları,\nTerk edemiyor bu diyarları gurbet kuşları.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Kuşları",
        "poet": "Gülçin Şahin",
        "poem": "\n\nGurbet kuşları uzakta\nMesaj veriyor kulağıma\nŞarkılar söylüyorlar,cilve yapıyorlar\nMüjdeler getiriyorlar bana\nMutluyum ailemden haber\nMutluyum içimde sıcacık sevgi var\nHaber getiriyorlar bana\nPencereme konup,içime sesleniyorlar\nKuşlar memleketimden haber veriyor\nOrmanların kokusunu,yarimin mektuplarını getiriyor\nNe kadar özlemişim memleketimi\nGurbet kuşlarına dört elle sarılıyorum\nUçmasınlar diye yemliyorum\nOnlar yanımda olunca anam,babam,kardaşım sanıyorum\nGötür beni aileme\nGötür mis gibi kokan elma bahçelerine\nGötür beni sevgilimle buluştuğum nehir kıyısı bahçelere\nGurbet yaktın beni\nGurbet içimi bir ateşe bir kördüğüme çevirdin\n\nGurbet kuşları\nYarama teselli,yüreğime ışık verdin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Kuşları",
        "poet": "Ziya Bekar",
        "poem": "\n\nGurbet kuşları, \nGidişin hatırlatır bana sonbaharı\nGurbet kuşları, gurbet kuşları\nYalnızlık içimde bir acı \nNe olur be hancı \nŞuraya bir yatak ser, uzanayım! \nSevgiliye kırılan kalbime acı\nYorgunum bitkinim be hancı\nSevgim aşkım uzaklarda kaldı\nBana derdi ıstırabı bıraktı\nŞuraya bir yatak ser\nuzanayım be hancı\nUnutma hancı\nElimden kadehler düşmesin\nİsmin dudaklarımdan gitmesin\nAyrıldı diye sitem kar olmasın \nNe olur be hancı \nŞuraya bir yatak ser,\n\nUnutma hancı \nbu ruh, \nbu beden \nUzanmak ister \nSon baharı, kışı, yazı \nKahverengiye karışmış, \nyeşil içinde sarıyı\nyazda sıcağı kışta soğuğu\nkendi içinde yokluğu,\nburukluğu, \nkaybolmuşluğu\nyaşamak ister.\nGurbet kuşları, \ngurbet kuşları.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Kuşları",
        "poet": "Yavuz Ağır",
        "poem": "\n\nKimbilir nerdesiniz...\nHangi diyarda gezersiniz\nNeler gördünüz neler...\nAnlatın bana gurbet kuşlar\n\nSonsuzluğa kanat çırptınız...\nYıldızlara göz kırptınız\nBulutların içine sızdınız...\nAnlatın bana gurbet kuşları.\n\nGünlerdir yolunuzu bekledim\nGecemi gündüzüme eklerim\nYanlızlığa çare ararım\nMutlaka gelin gurbet kusları.\n                Neler gördünüz anlatın bana \n                 Gurbet kuşları...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Kuşları",
        "poet": "Mehmet Sait Akkuş",
        "poem": "\n\nYüreğim dağınık aklım karışık\nSelam getirin gurbet kuşları\nGönlüm geçmişimle hep barışık\nBenide avutun gurbet kuşları\n\nAnar gönlüm yanar içim\nSu verin bana gurbet kuşları\nNe dışım kaldı nede içim\nYanın benim için gurbet kuşları\n\nKomşuları şimdi arar oldum\nÖzlemişim o günleri gurbet kuşları\nGeride bıraktığım dostlukları\nSorar olmuşum gurbet kuşları\n\nAyranı ile saç ekmeği\nAlıp yiyin gurbet kuşları\nİçimde yanan özlem çiçeği\nAlıp koklayın gurbet kuşları\n\nÖyle özledimki gözümde tütüyor\nHasretimi alıp götürün gurbet kuşları\nHatırladıkça içim yanıyor\nAğlayın benim için gurbet kuşları\n\nOturup düşünürüm hüzünlü ağlarım\nGöz yaşı dökün benim için gurbet kuşları\nAçarım ellerimi duaya başlarım\nDuamla alıp götürün gurbet kuşları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Kuşları",
        "poet": "İsmet Öztürk Ankara",
        "poem": "\n\nGüz geldi.Bahar kuşları yeniden yollarda,\nOnlar çoktan göç etti,şimdi yoklar çıplak dallarda,\nYaprakları dökülmüş bir bir yeşil ağaçların\nŞimdi yerlerinde yeller esiyor gurbet kuşlarının.\n\n\tBaharı şimdiden özledik,daha gelmeden kışları\n\tBahar bahane aslında.özlemimiz Gurbet Kuşları\n\tÇıkıp gelseler bir yerlerden,çözülse sırları\n\tGelseler de biran önce,dinse özlem gözyaşları.\n\nNeden bu özlemim bilir misin Gurbet Kuşlarına\nOnlar gittiklerinde neden dönerim şaşkına\nBir düşün,bir düşün ne olur ALLAH aşkına\nÇünkü hatırlatır Gurbet Kuşları seni bana\n\n\tBende bir güz günü ayrılmıştım aşkımdan\n\tHemde yüreksizce ayrılmıştım,hiç arkama bakmadan,\n\tGeri dönmemek için çırpındım,bıkmadan,usanmadan\n\tUtanıyorum,ama şimdi medet umuyorum Gurbet Kuşlarından\t\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet kuşlarıyız biz",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nHem ağlar hem güleriz\nYeri gelir dert dinleriz\nÖzlemi sineye çeken\nGurbet kuşlarıyız biz\n\nHamur edip yoğurdular\nTürlü şekile soktular\nKanadımızı kırdılar\nGurbet kuşlarıyız biz\n\nBizim kaderimiz böyle\nEzelden şansızız biz\nSılaya hasret kalmış\nGurbet kuşlarıyız biz\n\n      Erzurum / Zernişan Aydoğan  10.1.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Kalemi",
        "poet": "Zikrettin Karaca",
        "poem": "\n\nGurbet kalemim var hasret yazarım\nTek tek birleştirir ipe dizerim\nHüzün defterime resmin çizerim\nÖzünü unutmak mümkünmü gurbet\nYüzünü unutmak mümkünmü gurbet\n\nTünedin dağımda bir bulut gibi\nBekledin içimde son ümit gibi\nKarşıma dikildin bir anıt gibi\nİzini unutmak mümkünmü gurbet\nYazını unutmak mümkünmü gurbet\n\nKışın belli değil yazın kararsız\nSözün belli değil yüzün karasız\nTürküye benzersin sazın kararsız\nGüzünü unutmak mümkünmü gurbet\nTozunu unutmak mümkünmü gurbet\n\nSefa süren varda banamı uzak\nHangi eylül ödül hangi ay tuzak\nHangi yol umuda hangi yol kızak\nDüzünü unutmak mümkünmü gurbet\nNazını unutmak mümkünmü gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Kuşu",
        "poet": "Kemal Aslan",
        "poem": "\n\nGöç etme vakti geldi\nGurbet kuşu\n\nSevdiklerim eski dostlar şimdi\nAğlasalarda arkamdan\n\nGöç etme vakti geldi\nGurbet kuşu\n\n18/01/2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Kuşu",
        "poet": "Kenan Bilgac",
        "poem": "\n\nGurbet elde melül mahzun, \nKalma döngel gurbet kuş.\nHicran deşilip akmasın,\nSolma döngel gurbet kuşu.\n\nHem baharım hem yazımsın,\nÇaldığım dertli sazımsın,\nGönül köşkümün nazısın,\nSilme döngel gurbet kuşu.\n\nYedi yad el kaçlarını,\nGiyme sakın taçlarını,\nO simsiyah saçlarını,\nYolma döngel gurbet kuşu.\n\nAraya çekildi perde,\nArarım sevdiğim nerde,\nTutulmadan türlü derde,\nDolma döngel gurbet kuşu.\n\nDüşürme beni dillere,\nAksın gözyaşım güllere,\nTevhidi’yi sen çöllere,\nSalma döngel gurbet kuşu.\n\n                                03.08.2013\n               Kenan BİLGAÇ Ozan Tevhidi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Kusu",
        "poet": "Mehmet Işıkoğlu",
        "poem": "\n\nGurbet beni hep dışladı \nAşkı katlı vatanımın\nGönül sılayı düşledi\nHali mutlu vatanımın\n\nOlamadım burda yerli\nGurbetin yatağı karlı\nBalı da acı biberli\nGölü sütlü vatanımın\n\nNe oralı ne buralı\nYürek derinden yaralı\nOlsam da gurbet kralı\nDerdi tatlı ne  vatanımın\n\nRuhsuz olmuş güzellikler\nÖzü gizlemiş allıklar\nKokudan yoksun güllükler\nGülü kutlu vatanımın \n\nGurbet bir törpü ömüre\nBitirdi kemire kemire\nBitmedi gurbette süre\nYılı atlı vatanımın\n\nIşıkoğlum gurbet kuşu\nYetmişlere vardı yaşı\nÖzlem dolu dili dişi\nGönlü dertli vatanımın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Kuşu (Gurbet ellerdeki annesiz, babasızlara)",
        "poet": "Yavuz Bayram Çalışkan",
        "poem": "\n\nAh anneciğim yanında olaydım,\nAğladıkça gözlerine dolaydım,\nKapında açtım kapında solaydım,\nSöyle annem, ne işim var gurbet ellerde? \n\nUzaklardan her gün haber salarım,\nUfuklara bakar bakar dalarım,\nSaçlarımı tutar her gün yolarım,\nSöyle annem, ne işim var gurbet ellerde? \n\nHasreti gurbetten içmek için mi doğdun? \nKapında yabancımıydım da  mı kovdun? \nŞu garip kızını sılasızlıklarda boğdun.\nSöyle annem, ne işim var gurbet ellerde? \n\nDünyaya yaşamak için bir kere gelinir,\nMutluluk ana, baba yanında alınır,\nSılanın değeri daima bilinir,\nSöyle annem, ne işim var gurbet ellerde? \n\nBen bu diyarda gurbet kuşuyum,\nEl oğlunun ekmeğiyim aşıyım,\nBen anamın hep göz yaşıyım,\nSöyle annem, ne işim var gurbet ellerde?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Kuşuyum",
        "poet": "Türkan Yılmaz",
        "poem": "\n\nGURBET KUŞUYUM\n\nSevdamı yüreğime ekip biçtim\nYalnızlık yaşayan gurbet kuşuyum \nÖzlerken bağrımda ısıtıp içtim\nYalnızlık yaşayan gurbet kuşuyum \n\nRüyamda avuçumda su taşırım\nYalan dünyada misafir bir kuşum\nİçimde bu yarayla savaşırım\nYalnızlık yaşayan gurbet kuşuyum \n\nSaçın telin esen yelden kısnadım\nO'da ben gibi içi yanar sandım\nİçli sözüne nasılda inandım\nYalnızlık yaşayan gurbet kuşuyum \n\nKalbim sana verdim ne bitmez acı \nYarası olmaz bilmez aşk yakıcı\nMevlam al bu canım ya ver ilaçı\nYalnızlık yaşayan gurbet kuşuyum \n\nKalbim hırsızı kondu başka dala\nYar ben ölünce vurma başın taşa\nBu kalbimi çalıp sanarsın paşa\nYalnızlık yaşayan gurbet kuşuyum \n\nİçimde derdi döktüm uçan kuşa\nSeni özlerken girdim soğuk duşa\nRazıydım kuru soğan ile çula\nYalnızlık yaşayan gurbet kuşuyum \n\nAh! çekmediğim dert kalmadı dünya\nVefasız yar değiştin üç kuruşa\nTürkan'ım yakan aşk senide yaka\nYalnızlık yaşayan gurbet kuşuyum\n\n* * (Şiir)  * *\n\n* * Türkan Yılmaz * *\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GURBeT KUŞUM",
        "poet": "Hasan Ada",
        "poem": "\n\nGURBET KUŞUM\n\nHasret bıraktın yüzüne\nAteş düşürdün özüme\nTütüyorsun sen gözüme\nDön gel artık gurbet kuşum\n\nBaharım kışa dönmeden\nYanan ateşim sönmeden\nGözüme perde inmeden\nDön gel artık gurbet kuşum\n\nHasretin beni yakıyor\nGözlerim yola bakıyor\nYaş yerine kan akıyor\nDön gel artık gurbet kuşum\n\nDuydum bana gönlün kalmış\nSeven yürek yara almış\nSana haber yanlış gelmiş\nDön gel artık gurbet kuşum\n\nSensin benim gönlümdeki\nKoku sensin gülümdeki\nEcelimsin ölümdeki\nDön gel artık gurbet kuşum\n\nSiyah saçım tez ağardı\nAteşin bacayı sardı\nİnan sensiz hayat durdu\nDön gel artık gurbet kuşum\n\n                         Hasan ADA\n                         24.11.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Mahkumu",
        "poet": "Niğmetullah Uçar",
        "poem": "\n\nHerkes özlem duyar kendi köyüne\nHasreti artınca dindirmek ister\nKavuşmak istiyor hayallerine\nDostla akrabayla görüşeyim der\n\nDoyduğu yerlerde yaşayan kişi\nFırsat yaratarak koşar sılaya\nÇok muhteşem olur köye gelişi\nMesafeler perde koymaz araya\n\nKöyünde neşesi yerine gelir\nHüzünler dağılır keder kaybolur\nDağlar taşlar otlar ona zevk verir\nGördüğü her şeyden çok mutlu olur\n\nKurumundan izin aldığı halde\nDoğduğu yerlere gidemeyenler\nBoynu bükük gezer gurbet ellerde\nGözleri gülmüyor çekiyor keder\n\nKöyünde kalacak mekanı yoksa\nGurbete mahkumdur hasret çekenler\nBu dertten kederden kurtulacaksa\nBulmalı başını sokacak bir yer\n\nNiğmetullah şimdi o hallerdedir\nGönlü olanlara isyan ediyor\nÖzlemi yaylalar, bahçe, deredir\nHasretini bu yıl dindiremiyor\n\n                  Niğmetullah UÇAR\n                      Antalya\n                           04.08.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Kuşum",
        "poet": "Figen Yıldırım",
        "poem": "\n\nSen gittin gideli güllerim soldu,\nİçim sızladı, gözüm yaşla doldu,\nSeven yüreğim pare pare oldu,\nGitme,gurbet kuşum,sen bu diyardan.\n\nAramıza soktun karlı dağları,\nNasıl aşıp gelem uzun yolları,\nUnutmaz bedenim,saran kolları\nGitme, gurbet kuşum,sen bu diyardan\n\nHasta olsan varamam ben yanına,\nÖzlemim çok büyük gider arıma\nHasret volkan gibi yetti canıma\nGitme gurbet kuşum sen bu diyardan.\n\nÇok şey istemedim ben şu felekten\nUçup gittin bir şey gelmez elimden\nGurbet türküsü çıkar hep dilimden\nGitme,gurbet kuşum,sen bu diyardan.\n\nCiğerim yanıyor,seni özlerim\nDört gözle hergün haberin beklerim\nSana doymazsam kapanmaz gözlerim\nGitme,gurbet kuşum,sen bu diyardan\n                                   Figen Yıldırım\n30/mart/2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet kuşu",
        "poet": "Yahya Garip ",
        "poem": "\n\nKanatların çok narin ya\nNasıl uçacaksın bensiz oralarda\nMartı olsan denizlerden sakınırım\nSerçe olsan kafeslere bakınırım\n\nUzak.\nÇok uzak.\nVe tehlike tuzak.\nSenden uzak dursun uzak.\n\nYüreğin Anadolu'da gömülmüş\nEkmek davası yoluna sürülmüş\nGözlerin kuru kalmayı özlemiş\nGurbet kuşu bir gün dönersin\n\nUzakları ben seçmedim diyorsun ya\nUzaklar mı sana aşık,yoksa...\nGözlerin bakışları saklamış\nBir gün dönersin gurbet kuşu bir gün gerçekten ağlarsın\n\nYalan ağlamaları sabırla yeneceksin \nDualarımı görsende ezeceksin\nBulutlardan selamı ezberleyeceksin\nVe bir gün döneceksin gurbet kuşu\nVe bir gün seveceksin gurbet kuşu\n\nVatanın gibi bekleyeceğim \nGidişin Yavuzun seferi sanki\nHikayen bende saklı  diyeceğim\nGelişin bir gün var gurbet kuşu\nÖlüm gibi hak olsada \nAyrılık gurbet ise narin kuşum\nDönüşün hukuk olacak \nBekleyeceğim\nBeklerken ölsemde\nGeleceğini...\nSeveceğini\nBileceğim gurbet kuşum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Kuşuyum",
        "poet": "İbrahim İbişoğlu",
        "poem": "\n\nSılamdan uzuk gurbet ellerinde,\nGeziyorum. Ben bir gurbet kuşuyum.\nRüya denizinde, hayal gölünde,\nYüzüyorum. Ben bir gurbet kuşuyum.\n\nNe vardı, dursak sıcak yuvamızda,\nHerşey biterdi bizim ovamızda,\nKalem, defter derken valiz omuzda,\nYazıyorum. Ben bir gurbet kuşuyum.\n\nGirdiğim tüm yollar dar birer sokak,\nDefter kalkan, kalem kılıç, kalp sadak.\nSavaşıyorum ben çabalayarak,\nKazıyorum. Ben bir gurbet kuşuyum.\n\nGecelerim daha karanlık. Uzun,\nBitmiyor, geçmek bilmiyor gündüzüm,\nYıllar olduki, hiç gülmedi yüzüm.\nKızıyorum. Ben bir gurbet kuşuyum.\n\nAşık ibrahim'den çile, efkarlar,\nMezarımı örtecek bir gün karlar,\nSevenim yokki, ardımdan kim ağlar? \nÖlüyorum. Ben bir gurbet kuşuyum.\n\n                                      14 Mart 1983\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Mektebi",
        "poet": "Murat Demir",
        "poem": "\n\nNe bir çebi ne de nebi\nKeşke kalsa idim sebi\nBu nasıl bir kaderdir bu\nBitmiyor Gurbet mektebi\n\nYüreğimde olmuş nar sem\nAteşimde bile var nem\nOn olsa ne yazar karnem\nBitmiyor gurbet mektebi\n\nBin defa da atsan takla\nHer an bir dert çarpar akla\nİster gizle ister sakla\nBitmiyor gurbet mektebi\n\nKalsan bile kalsan darda\nOlsa bile aklın yarda\nNice canlar bitiyor da\nBitmiyor gurbet mektebi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Mektubu",
        "poet": "Gündüz Aydın",
        "poem": "\n\nAk başlı dağlara duman bürümüş\nGurbetlik çekilmez sırmış be anam\nSana gelen yollar kucak açmıyor\nÇileler gönlümü sarmış be anam\n\nGurbet derdi çeke çeke yoruldum\nDün coşkun sel idim, bugün duruldum\nSabır denen nazlı güle sarıldım\nGül derdini çekmek zormuş be anam\n\nYolun incesinden geçemez oldum\nGünler oldu kara sevdayla doldum\nEkmeğin-aşın yok sarardım soldum\nÖrümcek ağını örmüş be anam\n\nDört yanımda dağlar bırakmaz oldu\nKurudu pınarım bir akmaz oldu\nNe de çok üşürüm kor yakmaz oldu\nSensiz dünya bana darmış be anam\n\nDuruldu denizim ayrı kalalı\nYanaklar karardı, gayrı yok alı\nMektupla haberin bana geleli\nBu gurbet ne güzel yermiş be anam\n\nGeçer elbet gurbet, bu böyle gitmez\nŞefkatin, gayretin, sevgin hiç bitmez\nGündüz’ün seni hiç kalbinden atmaz\nSıcaklığın kalbe girmiş be anam\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet mektubu",
        "poet": "Tuncay Akdeniz",
        "poem": "\n\nKöyümden bir mektup gelmiş adıma\nGurbet mektubunda pul kokusu var\nDedim sevdiğimin düşmüş yadına\nGurbet mektubunda el kokusu var\n\nGariplere mekan olmaz burası\nÇıkmaz akıllardan köyü sılası\nYar kokuyor mektubumun arası\nGurbet mektubunda gül kokusu var\n\nBu gurbetin yok mu sonu durağı\nHer gün içilir mi zehir bardağı\nMektubuna koymuş sevgi yaprağı\nGurbet mektubunda dal kokusu var\n\nTuncayım gurbetten almış yarayı\nZalim yardan uzak koymuş arayı\nHasretine yaktım ana babayı\nGurbet mektubunda kül kokusu var\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Neresi",
        "poet": "Ercan Kuzu",
        "poem": "\n\nHiç yerli malı haftası olmadı\noğlumun\nişin kötüsü\nne de çamurlu ve yaya okul yolları\n\nVe hiç bilmez \ntaze tarhananın tadını\nkızım\nne de çiğdem toplamayı\nToros nisanlarından\n\nNisanda Torosları da\nbilmeyecek galiba\nişin kötüsü\n\n(04 Ocak 2000 -Schiedam)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "...Gurbet Mektupları-1-",
        "poet": "Ünal Beşkese",
        "poem": "\n\nGurbet; neyden bir uzun nefes,\nHer günbatışında hasret; turuncu ufuktur\nVe bir yaprak ucunda titreyen damladır yüreğim...\nYangınlarımı söndüren yağmurdu dudakların,\nDindi...\nHer kanun taksimi; İstanbul\nVe İstanbul,sensin şimdi...\n\n                                                                             (28/06/2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Ne Kadar Acı (14 Şubat)",
        "poet": "Naim Yalnız",
        "poem": "\n\nGurbet ne kadar acı,\nHer gelip geçen; \nHer gelip geçen ağlar.\n\nSeverek yaşasan da,\nAh.., ah.., ah.., ah..,\nGönlüne\nGönlüne düşen ağlar; \nGönlüne,\nGönlüne düşen ağlar.\n\nAman..,aman..,aman..\n\nGurbet ağlatır,gurbet ağlatır,\nGurbet aldatır,\n\nGurbette kalma,\nHicranla yanma...\n--\nÖzetle:\n\nGurbet ne kadar acı,\nHer gelip geçen ağlar; \nSeverek yaşasan da\nGönlüne düşen ağlar.\n\nAman aman aman! \nGurbet ağlatır,gurbet ağlatır,\nGurbet aldatır,gurbet aldatır; \nGurbette kalma,gurbette kalma\nHicranla yanma,hicranla yanma...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Gurbet Meleği*",
        "poet": "Ozan Erol",
        "poem": "\n\nUzaktan selamı gelir banada \nHasretle yazıyor gurbet meleği \nKuzey buz denizi biryan kanada \nDünyayı geziyor gurbet meleği \n\nYüreği sevgi dolu anlı hep ak \nKendi vatanından çokmu çok uzak \nİki okyanus arsında kalmış bak \nBirazda kızıyor gurbet meleği \n\nHasret bitmez türkü olur dillerde \nCan bulur sazdaki sarı tellerde \nÖmür geçiyor hep gurbet ellerde \nCanından beziyor gurbet meleği \n\nSesini duyursa ne olur bana \nSevgisi işledi damarda kana \nCoşkunoğlu bende hasretim ona \nGönlümü eziyor gurbet meleği\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gurbet Ne Ki! ..",
        "poet": "Veysel Gider",
        "poem": "\n\nBayburt’tan çıkmıştım kısa bir yola\nUzanıp uzayan günlerim ola\nBaşıma gelenler gelmedi kola\nGurbette gezinip böyle giderim.\n\nZaman oktu; temren gibi gezerdim \n‘Gurbette olurken şeker ezerdim\nBilmedik yolları bilip gezerdim.’\nO öten dillerim tutuldu neydim..\n\nKadere inanır “ALLAH’tan” derim\nDerdimi anlatsam dağ, taşlar erir,\nÖlüpte kurtulmak elden mi gelir\nAhlar ile kara toprağa girdim.\n\n‘Gurbet neki? Otlar bitmesin\nAşıklar bakışıp anı itmesin\nSabahtan doğupta, Güneş gitmesin’\nGezinip her yerde söyleyen bendim.\n\n     Rize, 1970\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Şarkıları",
        "poet": "Turgut Yıldızan",
        "poem": "\n\nKemanların inlediği\nTeldir gurbet şarkıları,\nHasretlinin anladığı\nDildir gurbet şarkıları.\n\nAnıların sezildiği,\nIzdırabın ezildiği,\nPınarlardan süzüldüğü\nSeldir gurbet şarkıları.\n\nDuygulardan taşıp giden,\nUmutlarla koşup giden,\nDere tepe aşıp giden\nYoldur gurbet şarkıları.\n\nSelam dolup gelebilen,\nKapıları çalabilen,\nGönüllere dolabilen\nYeldir gurbet şarkıları.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet şair etti",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nTrabzon Çaykarada dünya ya geldim\nNeden başka yerde yaşıyorum ben\nOtuz dört senedir gurbette kaldım\nVatan hasretini taşıyorum ben\n\nVatanda yaşamak hoştur, ölüm hoş\nİstikbal  korkusu koş zavallım koş\nYıllarca çalıştım yine elim boş\nKendimi yongayla kaşıyorum ben\n\nVatanı düşünmek, hayali tatlı\nDertler yığın yığın üst üste katlı\nKimisi sürünür kimisi atlı\nDünyanın işine şaşıyorum ben\n\nKalbim yurdumdadır değil yerinde\nÇok darbeler yedim yaram derinde\nDünya kazık attı her seferinde\nYine de peşinden koşuyorum ben\n\nMikdatî şans olsa gezmezdim böyle\nHasret olmasaydı yazmazdım böyle\nBaş ağırtıp sizi üzmezdim böyle\nGurbet şair etti coşuyorum ben\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet okyanusu",
        "poet": "Hatice Kelleli",
        "poem": "\n\nHayat bu… gurbet okyanusu yalnızca. Ucu bucağı görünmeyen dev bir okyanus bu…Sevdiklerimizin, bildiğimiz bilmediğimiz tüm canlıların yaşadığı gurbet okyanusu bu…İnsanlarsa yüzmekte bu okyanusun alaca renginde…Kimini gizemin göz kamaştırıcılığındaki esrarengiz cam göbeği renginin pastel tonlarındaki meraklı bakışların gölgesiyle bütünleştiren… derinliğe erdiren; ; Kimini sığlarında barındırıp yaşamla ölüm arası bir çizginin ince dokusunun ilmeklerinde sürükleyen…Yaşamın can kırmızısı ölümün yas karanlığı arası…Bazen girdabıyla evirip çeviren alaca karanlığın koyu laciverti karşımızda bazen, durgun sularının yatak misali boylu boyunca serildiği nil yeşilinin huzur hali…Nezaman hangi yüzünü göstereceği belli olmayan gurbet sularının derin engebesindeyiz hepimiz….Var edilende biz yok edilecekte….Denizde mücadele veren yaşayanda biz…Kıyıya vurup yaşamı bitende… \nGurbet okyanusu bu her hareketi ayrı bir fırtına olan… Yaşamaksa okyanusun bin bir renginde adeta… Kimi zaman yağmurlar yağar sert dalgalar geldikçe gelir üstümüze… Dev dalgaların altında kalıp ezilmenin ve meşkatsiz kalmanın hazan sarısı serpilir üstümüze….. Dalganın lacivertine hazan sarısı eklenir.. …Bazen durgunluğun nil yeşiline katılan huzur mavisi…. Sakinliğin tonunda… Girdabın karanlığına eklediğimiz korkunun menekşe moru olsa gerek….Titrediğimiz gri telaş anları…Masmavi enginliğinde denizin umudun beyaz yansımaları sunduğumuz bazen…Doğumun alaca berraklığı ölümün yosun tutmuş kayaların kokusu gibi ağır ve koyu tonunun yorgun kirli yüzü…Kıyıya vurmanın süt tozu; kahve renginin hüznü bazen ölüm… Sarılığın işvesi yıldızların kıyıya vurması gibi bitiş öyküsü… Bazen deniz anasın renksizliği yapışır üstümüze bazen parıltılı pullar içinde taç yapar balıklar üstümüzde..… Hayat bir yunusun deniz ve gökle buluşma noktasıdır bazen… \nMasmavi gökyüzünün enginliği,masmavi denizin gri dalgalarının umut esintileri…Hayat okyanusu bu…Gülümsemenin bebek mavisi tadında…Suskun görüntüsünde gizlenen sesinin şeker pembesi karşımızda kimi zaman…Fırtınalı bakışlarının korkutucu marşı bazen sesi…Korkuyla sevgi arası alaca renk cümbüşü sanki bu okyanus… Hayatsa renklerin birleşiminin alaca rengi sanki..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet şehidim",
        "poet": "Mehmet Ali Kepez",
        "poem": "\n\nUzun inceyidi boyun\nCan ile olurmu oyun\nBenide mezara koyun\nVay benim gurbet şehidim\n\nGençliğine doyamadın\nNe yavrun var nede kadın\nTaşlara yazıldı adın\nVay benim gurbet şehidim\n\nKem gözlerde sakınırdım\nGururlanip bakınırdım\nViran kaldı yerim yurdum\nVay benim gurbet şehidim\n\nBir yuvanın umuduydun\nAna baba yùreğiydin\nBoynumuzu bùkùp eydin\nVay benim gurbet şehidim\n\nHasretin bizi yakıyor\nYùreğimde kan akıyor\nAnan kan yaşı dökùyor\nVay benim gurbet şehidim\n\nBu nasıl ölùmcùl kaza\nKimsem yokki derdim yaza\nYaramı bassınlar tuza\nVay benim gurbet şehidim\n\nBen öleydim ben öleydim\nSeni ölù görmeyeydim\nKeşke baba olmasaydım\nVay benim gurbet şehidim\n\nOy Metinim noldu simdi\nGùlen yùzùn soldu simdi\nGarip baban öldù simdi\nVay benim gurbet şehidim\n\nSığamadınmı  parise\nHaksız bu Allah varise\nVermezdim saçin telini\nDùnya ùstùme yùrùse\n\nOy topraga verdim seni\nGözù yumuk gördùm seni\nDùgùnùnù yapamadan\nYuvasiz uçurdum seni\n\nYaramı aldın başında\nÖlùnmü genç yaşında\nÖyle yalnız gidilirmi\nBabanı götùr peşinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet sen",
        "poet": "Muhlis Şutanrıkulu",
        "poem": "\n\nömrümü yedin bitirdin\nçok zalimsin gurbet\nbeni ne hale getirdin\nçok zalimsin gurbet\n\ntatlı olsan içilmesin\nhatır gönül bilmesin\nyinede vaz geçilmesin\nşeytan tüyü var gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet sende ah u zarım..2",
        "poet": "Ali Şahin 7",
        "poem": "\n\nElim verdim kırdın kolum\nGurbet sende ah u zarım\nHor görüpte söktün solum\nGurbet sende ah u zarım\n\nGarip geldim nedir suçum\nÇile verdin yetmez gücüm\nKadir mevlam alsın öcüm\nGurbet sende ah u zarım\n\nOlur hergün zehir aşım\nTatlı huzur bulmaz başım\nAkar gözden kanlı yaşım\nGurbet sende ah u zarım\n\nHasret çektim ömür bitti\nUmut uçup yele gitti\nKahrın zordur cana yetti\nGurbet sende ah u zarım\n\nBaşa çöktü sanki alem\nNaçar kaldım bitmez çilem\nÇıkmak için yoktur hilem\nGurbet sende ah u zarım\n\nAkşam olur ağlar gözüm\nHasret ile artar sızım\nGamlı yası tutar yüzüm\nGurbet sende ah u zarım\n\nŞahin derki sana küstüm\nRüzgar olup boşa estim\nKader gülmez umut kestim\nGurbet sende ah u zarım\n\nAlmanya\n\nAli Şahin (Elbistanlı) \n,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,\nDost kalem\n\naldın benden her şeyimi \ngeride bıraktın acıyı kederi \nadın gibi kendinde kötü \ngurbet senden alacağım var....@Sondefa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Seni",
        "poet": "Ozan Talat Kurtoğlu",
        "poem": "\n\nGurbet bana göre değil\nBen sevmedim gurbet seni\nUnuturum vermem meyil\nBen sevmedim gurbet seni.\n\nÖtmez sazım bozuk teller\nBaş ucumda eser yeller\nBağa girsem açmaz güller \nBen sevmedim gurbet seni.\n\nGünler geçmez bitmez oldu\nGözlerime yaşlar doldu \nSılam benden uzak kaldı\nBen sevmedim gurbet seni.\n\nBilmem nasıl alışırım\nKaderimle yarışırım \nYanar yürek tutuşurum\nBen sevmedim gurbet seni.\n\nNe gelen var ne de giden\nHayat kısa yorgun beden\nUzak kaldım sevdiğimden\nBen sevmedim gurbet seni.\n\nKURTOĞlUYUM ömür kısa\nGece olur düşer yasa \nHer gün aynı bitmez tasa\nBen sevmedim gurbet seni.\n\nAşık Talat KURTOĞLU\n02/10/2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet sende ah ü zarım...3",
        "poet": "Ali Şahin 7",
        "poem": "\n\nBaşım da yastık dikendi\nGurbet sende ah ü zarım\nHasretlik boyun bükendi\nGurbet sende ah ü zarım\n\nBülbül oldum da ötemem\nOrtama neşe katamam\nDöner durur da yatamam\nGurbet sende ah ü zarım\n\nVatanım gözümde tüter\nYüreğime elem katar\nÖzlem sanki diken batar\nGurbet sende ah ü zarım\n\nİşte kalem derdim yazar\nHeceler ken yürek azar\nGeçmiyor günlerim uzar\nGurbet sende ah ü zarım\n\nGidipte köye varsaydım\nBaba mezarın görseydim\nYıkılıpta can verseydim\nGurbet sende ah ü zarım\n\nDertlerimin çeşidi çok\nHer birisi sanki de ok\nAnam bilme çarasi yok\nGurbet sende ah ü zarım\n\nŞahin’in hali böyledir\nKader yürümez bağlıdır\nMahkum nasılsa öyledir\nGurbet sende ah ü zarım\n\nAlmanya\n\nAli Şahin (Elbistanlı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Sıla Ve Acı",
        "poet": "Ahmet Emer",
        "poem": "\n\nBir gurbet el bir sıla\nırak mı ırak arası\nyalnız geceler korkunç\nonsuz günler bomboş\nsanki birinci sigarası\n\nbir hoş içim kupkuru\nburkulmuş ezik bir yürek\npınarlarda yaşlar kurumuş\nmahsende papaskarası\nsanki esmiş çöl fırtınası\n\ndilde gurbet şarkısı \nhem ezik hem yanık\nşinanayda fitil alt tarafı\nradyoda oynak bir türkü de\nyanık bir şarkı da farketmez\nhepsi acı hepsi ağıt onların\ngarip sılayı andıkça \n..........yaş gözüne dolar gelir\n\nyüreğimde tatlı bir acı \nyara mı özlem mi \nsevginin ateşi mi bilinmez\nyanar ha yanar\nentebin külhanları\n\nbir gurbet bir sıla\narada sıra dağlar\nıralı uzun yollar\ngünlerim boş \ngeceler korkunç\numarsız guguk kuşu\n\nyaşamım sensiz bir başka sızı\nezik kalp yaşlı göz\npul pul kuru dudaklar\npelteleşmiş susuz dil\ntaze haşhaş çizgisi\n\ngurbet sıla ırak ara\ngönüller suskun\ngünler nahoş anlayacağın\nyaşam bomboş\nkarıncaya inat cırcır böceği \n\ngurbet sıla aranızı \nayırmış sıra dağlar\nyalnız geceler korkunç\nsensiz günler bir hoş\nkaç leylim böyle geçti\ndaha kaçı geçecek\naynalı beşikte bebek beledim\nbüyüttüm besledim asker eyledim\n\nbölünmüş  ikiye yürek\ngurbet elde biri sılada öteki\narada sıra dağlar\narada uzun yollar\nbir hazan gelir mevsim bir sonbahar\ngelmez mi hiç ilk bahar?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "* Gurbet seni sevmedim *",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nGurbet seni sevmedim\nSana gönül vermedim\nBırak benim yakamı\nSenden hayır görmedim\n\nGururlusun betersin\nSineleri delersin\nGurbet elde gün yüzü\nGören varsa söylesin\n\nYaydın bizi her yana\nDoğudan ta batıya\nHasret koydun gözümü\nHem ana hem babaya\n\nGurbet seni sevmedim\nSana gönül vermedim\nBırak benim yakamı\nSenden hayır görmedim\n\n                       Erzurum /Zernişan Aydoğan 28.01.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet sevenleri-ayırır her an Yürekten sevmişse-ne yapsın o can",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nHer sabah kalkarım-zor olur işler\nBeni uyandırır-gördüğüm düşler\nBu yalan dünyaya-gelen sekermiş\nGurbette olanlar-acı çekermiş\nGurbet sevenleri-ayırır her an\nYürekten sevmişse-ne yapsın o  can\nKapalı bir kutu-gurbet ayrılık\nSıkıntıyı çeker-hep kalabalık\nDertler ve acılar-yıllarca sürer\nMektup geç ulaşır-alınmaz haber\nGurbet sevenleri-ayırır her an\nYürekten sevmişse-ne yapsın o  can\nAnne baba çocuk-evlat  sılada\nHasretlik ateşi-karanlık oda\nElden bir şey gelmez-kader çizgisi\nKalplere sokuyor-kara bir isi\nGurbet sevenleri-ayırır her an\nYürekten sevmişse-ne yapsın o  can\nBu kadar çektiğim son olsun yeter\nOldum eskisinden-daha da beter\nAşk ateşi beni-sardı burada\nHasretlik bir yandan-kaldım hep darda\nGurbet sevenleri-ayırır her an\nYürekten sevmişse-ne yapsın o  can\nKarşıdan geliyor-kolunda testi\nÖyle bakışı var-ruhumu kesti\nTatlı sözlerini-sevdiğim dilber\nCeylân gözlerinde-kavruldu bu er\nGurbet sevenleri-ayırır her an\nYürekten sevmişse-ne yapsın o  can\nManalı bakışlar-tut sözlerini\nSakın hiç ayırma-o gözlerini\nBir kez de gülümse-canım Hasan de\nSana yetişirim-olursam nerde\nGurbet sevenleri-ayırır her an\nYürekten sevmişse-ne yapsın o  can\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Şiiri",
        "poet": "Abdullah Eren",
        "poem": "\n\nTakıldım göç kervânına bir gölgem, bir ben\nBir de dağlar üzerimde  hüzünden  saf saf\nGurbet  yolu   çizilmiş  ömrüme  ezelden\nOkurum elif  be'yi dert cüzünden saf saf\n\nDurmaz elbet bu zaman hep aynı kararda\nCan gider, kara toprak bedeni  sarar da\nGün  gelir  dolu  gözlerle  bizi  arar da\nGeçer bulutlar bu şehrin üstünden saf saf\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet sende ah u zarım",
        "poet": "Ali Şahin 7",
        "poem": "\n\nGeçti yıllar sayamadım\nGençliğime doyamadım\nAnam ölmüş duyamadım\nGurbet sende ah u zarım\n\nDost halını soramadım\nGüzel hayal kuramadım\nMutlu bir gün göremedim\nGurbet sende ah u zarım\n\nIşık gibi sönüyorum\nKirmen oldum dönüyorum\nÇilem bitmez sanıyorum\nGurbet sende ah u zarım\n\nKöz üstünde yürüyorum\nBir çıkar yol arıyorum\nGünden güne eriyorum\nGurbet sende ah u zarım\n\nBaşta huzur bulamadım\nDerdi serbest salamadım\nOynak hava çalamadım\nGurbet sende ah u zarım\n\nDile şeker katanımdan\nİki yakam çatanımdan\nUzak koydun vatanımdan\nGurbet sende ah u zarım\n\nŞahin yasta gülemiyor\nKader kara silemiyor\nKimseye dert dilemiyor\nGurbet sende ah u zarım\n\nAlmanya\n\nAli Şahin (Elbistanlı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Treni",
        "poet": "İbrahim Çelebi",
        "poem": "\n\nbugünde geçti zalım gurbet elinde\n\nanadan babadan yardan ayrı\n\ngünler gibi artsada çektiklerim\n\nseni ararım gurbet treninde\n\n\n\nacı veriyor geçen zaman yüreğime\n\nfayda etmiyor teselliler sitemime\n\ndayanmıyor yar kalbim bu özleme\n\nseni ararım  gurbet treninde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet'te aşk",
        "poet": "Sinan Biçer",
        "poem": "\n\nKediye iti özlettiren gurbet\nYorgana biti gözlettiren gurbet\nArzum'a gözyaşı döktürmüş çok mu? \n\nYalnızlık ile sözlettiren gurbet\nKoyuna kuzu közlettiren gurbet\nAşkım'a gözyaşı döktürmüş çok mu? \n\nSol tarafımı sızlattıran gurbet\nAkşam çayım'a tuz attıran gurbet\nCanım'a gözyaşı döktürmüş çok mu? \n\nGülü goncayken kurutturan gurbet\nYiyip içmeyi unutturan gurbet\nYarim'e gözyaşı döktürmüş çok mu? \n\nKalabalıkta yalnız koyan gurbet\nSanki yuttukça karnı doyan gurbet\nArzum'a gözyaşı döktürmüş çok mu? \n\nHayallerimi bulandıran gurbet\nDört bir tarafı yalan dolan gurbet\nAşkım'a gözyaşı döktürmüş çok mu? \n\nDilimi dişimi sıktıran gurbet\nBeni yaşamaktan bıktıran gurbet\nCanım'a gözyaşı döktürmüş çok mu? \n\nHer yanı ölüyü andıran gurbet\nŞubat soğuğunda yandıran gurbet\nYarim'e gözyaşı döktürmüş çok mu? \n\nDağı taşı aşırmayan gurbet \nBeni sılaya taşırmayan gurbet\nArzum'a gözyaşı döktürmüş çok mu? \nAşkım'a gözyaşı döktürmüş çok mu? \nCanım'a gözyaşı döktürmüş çok mu? \nYarim'e gözyaşı döktürmüş çok mu?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Türkülerinde",
        "poet": "Aşır Tunca",
        "poem": "\n\nGönlüm sevda dağlarının\nBir adım ötesinde\nUmutlar ülkesinin \nYolcu iskelesinde\nBağrıma kor gibi oturan\nGurbet türkülerinde\n\nDüşlerim sıla özleminin hasretinde\nGök kubbenin seyir defterinde\nDokunsa ellerim saçlarının bir tek teline\nGurbet türkülerinin yüreğimi yaktığı yerde\n\nDostu özleyip hasret kalmışsam eğer\nBir duvarın arkası da gurbetmiş meğer\nGecenin bitiminde sabahın önünde seher\nSırları çözülmeyen nice sırlı geceler\n\nYüreğim mor dağların ötesinde\nHasret kavuşturan\nTren düdüklerinin sesinde\nGurbet limanının yolcu iskelesinde\nBağrıma kor gibi saplanan\nGurbet türkülerinde\n\nGetirse de sıla toprağının kokusunu\nMuhtar mühürlü pulsuz mektuplar\nBir yâr kokusu kokar burnuma\nBir de körpe körpe çağa çocuklar\n\nYüreğim gece yarısının\nBir yel kovan ötesinde\nSeher bülbüllerinin ötüşünde\nBağrıma kor gibi basılan\nGurbet türkülerinde\nGurbet türkülerinde\n5 Mayıs 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Türküsü",
        "poet": "Mehmet Yaş",
        "poem": "\n\nAyrıldım anadan, bacıdan, yardan,\nGönlümü eğliyor gurbet türküsü.\nBir haber gelmiyor bizim diyardan,\nKaralar bağlıyor gurbet türküsü.\n\nYıllar gözlerime çekmiş bir perde,\nBuram, buram efkâr tütüyor serde..\nYine yanık, yanık çıktı seherde,\nRadyoda ağlıyor gurbet türküsü.\n\nZehrin üzerine zehri dökerek,\nHer dem ayrı derde boyun bükerek,\nHasretin koruna körük çekerek,\nBağrımı dağlıyor gurbet türküsü.\n\n                              13.07.1972\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Türküsü",
        "poet": "Talat Semiz 2",
        "poem": "\n\nVargit gardaş vargit, gelemiyorum\nNedir bu çektiğim çile, bilemiyorum\nDinmiyor gözyaşlarım, silemiyorum\nGurbet denen yad eller, yaktı beni\n\nYoksulluk kopardı bizi, aldı sıladan\nKurtuluş beklerim, yüce mevlâdan\nKaçıp kurtulamam ben, bu belâdan\nSıla hasreti olduğum yere, yıktı beni\n\nDert üstüne dert, çekilmiyor paşam\nGurbet ters geldi, nerde eski yaşam\nDertliyim gülüp söyleyip, nasıl coşam\nYoksulluk, bir gecekonduya tıktı beni\n\nBaba ocağı duman duman, tüter bana\nUzakta kaldı eş dost, bacı-kardeş ana\nAptal dediler, taşı toprağı altın sanana\nEşek arısı oldu, ensemden soktu beni\n\nDertlenme ozan ömrüm çoktan bitmiş\nUşaklık-köle, hamallık, hizmetçilikmiş\nEşya insandan daha çok değerliymiş\nBir mal gibi kaldırıp, çöplüğe attı beni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Türküsü",
        "poet": "Ahmet Naci Çoğaltay",
        "poem": "\n\nHasretinden yanar olduğum sen, \nSevdandan çiçeklere daldığım sen, \ngülleri sakladığım, umudumu tüketemediğim sen, sen ey gönlümün, gönül bahçesi, \nhasretim sen, umudum, göz yaşım, ağlayan gecem, \ndostum, sırdaşım, özlemim sen, \nsensin sen ey asil kavgam, \nşimdi gurbetten sana sesleniyem, \nacılar ve zulumler yoluma engel dursalarda, \ngurbetten sana yüreğimi açıyem, \nbu türküye gurbet demişler, \nacısını yüreğime gömmüşler, \nsevdasına sevda ekmişler, \numuduma unut gitsin demişler, \nbu türküye gurbet demişler, \nben ise sevdama hiç sitem etmemişem, \nçünkü benim sevdalarım karşılık beklemiyen sevdalar, \nsitemim sevdama değil, \nbu zalim gurbete sitem ediyem, \nbeni sevdalarımdan uzaklaştıran gurbet, \nbeni dertlerimle yanlız bırakan gurbet, \nbeni umudumdan uzak tutan gurbet, \nbeni acılarımla başbaşa bırakan gurbet, \nbeni yüreğimle hesaplaştıran gurbet, \nbeni anamdan babamdan ayıran gurbet, \nbenim şiveme gülen sen ey gurbet, \nbenim ana dilimle alay eden gurbet, \nbeni zalimlere tutsak eden gurbet, \numutlarımı tüketen sen ey gurbet, \nbeni yanlız gecelerde sevdasız ağlatan gurbet, \nbeni gözyaşlarımla sırdaş eden gurbet, \nsitemim sana, sana ey zalim gurbet, \ndedimya ey hasretim, \nbu türküye gurbet dediler, \numudumu sevdamı, özlemimi vede kavgamı, \nunut gits, n dediler, \nbunu diyenler, hasret nedir bilmezler, \nözlem nedir, aşk nedir, kardeşlik nedir bilmezler, \nçünkü hiç gözyaşı dökmemişler, \nçünkü hiç tek odalı ahşap evde yaşamamışlar, \ndost nedir bilmezler, \nbir tek parayı sevmişler, bir tek para için yaşamışlar, \ntek bildikleri dost meyer paraymış, \nişte gözüm, \nbana bunu diyenler, \ngurbet türküsünü söylettiler, \nbirtek öğrendiğim gerçek varsa oda, \nzenginlerin en ufak espirilerine, \netrafındaki köleleşmiş zihniyetin güldüğü, \nbaksana ey hasretim, \ney gönlümün gönül bahçesi, \nsılam, sevdam, umudum, yasaklı şiirim, \nçaresiz yurdum, ezilen halkım, \nbaksana gözü yaşlı anam, \nbu gurbette zenginlerin en ufak espirisine gülüyorlar, \nhasretin ağlar olduğum, \nsevdandan resmine bakakaldığım, \ngülleri kokladığım, \numudumu MUNZUR dağına yazdığım, \nsensin, sen ey karşılık beklemeyn sevdam, \nşimdi gurbetten sana sesleniyem, \nbu türküyü, bu sevdayı, bu aşkı, \nbirde ben söylüyem dedim, \nyüreği, barış ve kardeşlikle tutuşan her canlıya, \nbirde ben anlatem dedim. \numarım hep dillerde ve türkülerde kalmaz bunlar, \nbarış, sevgi ve kardeşlik sadece türkülerde kalmaz, \nbu türküyü gurbetten sılaya, ülkemin her köşesine, \nsürgünlere yollanan, vergilere bağlanan halkıma, \nçaresiz insanlara, \naç bırakılmış çocuklara, gözleri yaşlı analara, \ndostluğa, sevgiye, barışa ve kardeşliğe özlem duyanlara, \nbirde sevdasından çiçeklere daldığım, sen ey masum sevdam, \nbirde sana armağan ediyem bu türküyü.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet ve Çile",
        "poet": "İlyas Özkan",
        "poem": "\n\nGurbette olan anlar, garibin derdini \nÇile ve ızdırapla pişer her dakika. \nGörür müyüz hüznün sona erdiğini? \nMevlam, karanlık gecemize bir şem'a yaka...! \n\n(28.09.2003\nPazar)\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gurbet Var",
        "poet": "Bilal Bütün",
        "poem": "\n\nElime takılmış kelepçelerin\nZincirinde,kilidinde gurbet var\nUykusuzca geçen tüm gecelerin\nAğarmayan şafagında gurbet var\n\nHer türkü gurbetten bir bıçak gibi\nHer şarkı bir göl,görünmez dibi\nAnlaşılmaz yaşamanın sebebi\nHer nefeste milyonlarca gurbet var\n\nHer gece eskiyi kucaklar yadın\nBulamazsın burda; gariptir adın\nYankılanır boşluklarda feryadın\nHer yankının dönüşünde gurbet var\n\nSılayı gurbetin içine gömdüm\nYalnız sıla mı ki,ben de gömüldüm\nDayandım acıya,sevinçten öldüm\nMezarın taşında bile gurbet var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Ve Ben",
        "poet": "Mehmet Yetimoğlu",
        "poem": "\n\nBitmez tükenmez derdime\nGurbet ağlar,ben ağlarım.\nHiç gülmeyen talihime \nGurbet ağlar ben ağlarım.\n\nDüştüm gurbet yoluna\nBülbül konmaz gül dalına\nNazlı yarin yalanına\nGurbet ağlar,ben ağlarım.\n\nŞu ellerde hiç kimsesiz\nBıraktın beni çaresiz\nKöşelerde sessiz sessiz\nGurbet ağlar,ben ağlarım.\n\nDalda solsa gonca güller \nKonuşsa da  nazik diller\nHep gülseler bana eller\nGurbet ağlar, ben ağlarım.\n\nHep beklerim gülsem diye\nZaman gelip ölsem diye\nMezarımda yâr yâr diye\nGurbet ağlar, ben ağlarım\n\nYetîmîyem bitmez âhım\nBilmem ki nedir günahım\nBırakında ağlayayım\nGurbet ağlar, ben ağlarım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Ve Ben",
        "poet": "Mustafa Kurt05",
        "poem": "\n\nBir mektup yazdım sivas elinden\nAcep memlekete gidermi ola\nYirmi ay gurbetelde askerlik\nAcep bir gün olur biyermi ola,\n\nBir dost bulup ona derdim söylesem\nBu günler geçer diye gönül eğlesem\nAsker ocağından firar eylesem\nYaptığım askerlik yanarmı ola\n\nSıla baldan tatlı gurbet zehroldu\nAyrılık acısı hayat kahroldu\nSılayı düşündüm gözlerim doldu\nAkan göz yaşlarım dinermi ola,\n\nSivas dağlarının başı dumandır\nHasretlik çekerim haylı zamandır\nGurbette garibin halı yamandır\nBir kimse derdimi sorarmı ola,\n\nSöyledim derdimi bir çare bulun\nKanayan yarama bir ilaç sürün\nZalım gurbeteli bir bana sorun\nGurbetten kötüsü varmıdır ola,\n\nGönlüm bir kuş gibi gökte uçuyor\nMemlekete doğru kanat açıyor\nİçim ateş olmuş alev saçıyor\nBu alev içimi yakarmı ola,\n\nAlışan olurmu gurbet derdine\nHasret doldu benim garip gönlüme\nDerdimi söylesem lokman hekime\nAcaba ilacı varmıdır ola,\n\nKader attı bizi gurbetellere\nHasret koydu sıladaki güllere\nBir haber söylesem esen yellere\nAlır bu haberi verirmi ola,\n\nMustafayım neşe verin gönlüme\nAcırım gurbette geçen ömrüme\nHasretlik ateşi vurur kalbime\nBu ateşten kalbim dururmu ola.\n      12/12/1978\n      Sivas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet ve Hasret Türküsü",
        "poet": "Hikmet Okuyar",
        "poem": "\n\nŞEBİNGÜLÜ açtı, bülbüller uçtu..\nÇıraklar ustayı bulup el alsın.\nSevda kervanları yakından geçti..\nCan dostlar aşkına gülbağ gül dolsun.\n\nKarda, kışta kar yolları kesende,\nEğribel’de dağ rüzgarı esende,\nKırat gelir murat olur desen de..\nYoldaş hiç durmasın, yoldan yol alsın.\n\nNisan, Mayıs bahar ile bayırdan,\nGöl kenarı, sulak yerden çayırdan,\nKütküt bağlarından, olmazsa kırdan.\nGüle bağlı bülbül için gül bulsun.\n\nTatlı dille, hoş sohbeti özledik,\nUzaklardan yollarını gözledik,\nHaber sal ki! bir cevizli katmerle..\nSarıçiçek yaylasından bal gelsin.\n\nHasretim doğrusu, hasretim sana,\nSevenlerim kadar yakınsın bana,\nKemençe bir yana davul bir yana..\nÇoban kavalına uygun dil gelsin.\n\nHikmetçe çağrı at, kimi görürsen,\nArdında iz bırak, nere varırsan.\nCan Şebinkale’de davet verirsen..\nDostlar Pir aşkına gelip el alsın..\n\nHikmet OKUYAR\n23.Nisan.1986, ŞEBİNKARAHİSAR\n\nNOT: İlk defa 23 Nisan 1986 Günü Şebinkarahisar, Kütküt Mahallesi Hışırköprü üstünde yazımına başlayıp, Köprübaşı ve Kadıoğlu’nda şekillendirdiğim ve günbatımı da Şebinkarahisar Atatürk Evi ve Müzesi bahçesinde tamamladığım Gurbet ve Hasret Türküsü; 05.05.2009 Tarihinde yenilenerek tekrar kültür sanat dostlarının ve şiirsevenlerin beğenisine arzedilmiştir.H/O\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet ve Özlem",
        "poet": "Ramazan Özütürk",
        "poem": "\n\nErzurum dağına yağan ak karlar\nDağlar senin olsun, bırak gideyim\nSılada boynunu bükmüş yar ağlar\nDağlar senin olsun, bırak gideyim\n\nErzurum havası yar olmaz bana\nHasretim büyüdü babam, anama\nNe olursun engel olma yoluma\nDağlar senin olsun, bırak gideyim\n\nBahçene ekeyim kardelen ve gül\nAçtıkça gururlan, gariplere gül\nAsker ocağında eyleme bülbül\nDağlar senin olsun, bırak gideyim\n\nNe mektubum gelir, ne de bir haber\nBağladın yolları, çaresiz her yer\nGörev kutsal, ama ağlıyor kader\nDağlar senin olsun, bırak gideyim\n\nKalbimde canlanır Aksaray yolu\nKucak açmış, sarar yürekten kolu\nÖzütürk’ün düşten gözleri dolu\nDağlar senin olsun, bırak gideyim.\n(1984)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet ve",
        "poet": "Barış Akm",
        "poem": "\n\nİşte yine o vakit \nŞair yüreklerin dem zamanı \nYer gurbette bir otel odası \nElimde lacivert kalem \nDudaklarımda içki şişesi \n\nNe gecesi çeker gözümü \nNe kapısı kulagımı \nNefesim cok özledi İstanbul`un soluğunu \nGeveze martıları, koklaşan kumruları \nHayatımı tarttığım deniz ufkunu \n\nBir yudum daha şerefine beklenmemenin \nYaşanmamış yahut yarım kalmış şiirlerin \nPek farkı yok aslında ha gurbet toprağı \nHa memleketin denizi deryası \nBoğazında düğümlendikçe yaşam lokması \n\nFark yok dedim de \nDertlerde mi çeker insanı \nToprak kokusunun çektiği gibi \nGurbette koparsa bir gün nefesimin ipleri \nAman ha buralarda komayın beni \nKalbim istiyor dertlerin doğduğu yeri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet,Ya! ....Gurbet.",
        "poet": "Rahmi Nalbantoğlu",
        "poem": "\n\nGurbet,Ya! ....Gurbet.\n\nGöz yaşları damla,damla\nGurbet işlemiş kanına.\nMuhtaç ettin muhannete\nLanet olsun gurbet sana.\n\nNice canları yuttun ya\nHer can dayanmaz kahrına,\nLanet olsun gurbet sana. \n\nHasret yüreklerde yara,\nÇırpındıkça düştük dara.\nBir feleğe,bir kadere,\nLanet olsun gurbet sana.\n\nUmutlar döndü hüsrana\nHer can dayanmaz kahrına,\nLanet olsun gurbet sana.\n\nEkmeğin,suyunda riya\nYol,iz,bulunmaz dağında,\nGözyaşı var,her zerrende\nLanet olsun gurbet sana,\n\nÇöreklenmiş,dert bağrıma\nHer can dayanmaz,kahrına,\nLanet olsun gurbet sana.\n                             21/05/2007\n                 Rahmi NALBANTOĞLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Yağar Üstüme",
        "poet": "Yüksel Erentürk Yılmaz",
        "poem": "\n\nGurbet yağar üstüme, gurbette\nÇekilen ahlarda, alınan nefeslerde\nDarağacı kurulur içimdeki sevdalara,\nKırılır dalları, filizlenen umutlarımın\nKurşuna dizilir yüreğim yaban ellerde. \nİnadına; \nYine de gurbet yağar üstüme gurbette,\nÇektiler elini, eteğini\nAramaz oldular,\nUğruna ağıtlara mendil ıslattığım dostlar.\nEylül değil biliyorum,\nNedendir bilmem yüreğimdeki bağ bozumu,\nGurbet yağar üstüme, inadına gurbet\nKapatır inadına sılaya giden yolumu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Yarasi",
        "poet": "Mehmet Soysal",
        "poem": "\n\nHasrettir bagrimi kul eyleyen,\nYanar durur bagrimda Gurbet Yarasi.\nGeride kalmadi yolumu bekleyen,\nDoner durur basimda Gurbet Yarasi...\n\nTerk eyledim garip Baba ocagini,\nCok ozledim Anamin sicak kucagini,\nAdim adim,Kasaba,koy her bucagini,\nTutturur burnumda Gurbet Yarasi...\n\nNereye gitsem benzemiyor koyume,\nOlsem kimseler gelmez olume,\nDustum gurbetin kizgin colune,\nYakar durur bagrimi Gurbet Yarasi...\n\nSokaklar karanlik isik tutan yok,\nIs akla gelince akil veren cok,\nCok duyduk bu laflari artik karnim tok,\nKim neymis ogretti Gurbet Yarasi...\n\nGecer deme burada gecmiyor gunler,\nAcmadan soluyor gonlum de guller,\nOzlerse beni bir Anam ozler,\nGostermeyecek Silayi Gurbet Yarasi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet yakar hep yakar Gel anne oğlun bakar",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nDışarıda sessizlik\nHele de nefessizlik\nArada uzun yollar\nYok eder hevessizlik\nGurbet yakar hep yakar\nGel anne oğlun bakar\nSabahım oldu gece\nYazarım hece hece\nAklıma dörtlük gelir\nBazı zaman bilmece\nGurbet yakar hep yakar\nGel anne oğlun bakar\nOğlun burada çağlar\nGurbette anam ağlar\nSıkıntı üzüntüden\nHep karaları bağlar\nGurbet yakar hep yakar\nGel anne oğlun bakar\nOlalım daha yakın\nOradan ışık çakın\nKavuşayım sizlere\nDoğrulun bana bakın\nGurbet yakar hep yakar\nGel anne oğlun bakar\nFırtınalar yağmuru\nÖnüme çıkar suru\nBirbirinden ayrılan\nSorar durmadan soru\nGurbet yakar hep yakar\nGel anne oğlun bakar\nSoğuk ayrılan yollar\nUzanıyor şu kollar\nSıkıntı üzüntüden\nTutmaz oldu bu beller\nGurbet yakar hep yakar\nGel anne oğlun bakar\nKalem silgi defterim\nGerçekten dardır yerim\nSeni daim bekleyen\nBurada duran erim\nGurbet yakar hep yakar\nGel anne oğlun bakar\nOğlun böyle dermansız\nYaşamıyor o cansız\nEvi yok parası yok\nAyakta durur hansız\nGurbet yakar hep yakar\nGel anne oğlun bakar\nDiyorum hep geleyim\nHâlinizi bileyim\nHuzur ve mutluluğu\nYanınızda alayım\nGurbet yakar hep yakar\nGel anne oğlun bakar\nHasrete doyulmuyor\nSöyleyip cayılmıyor\nKim geldi kimler geçti\nGörülüp sayılmıyor\nGurbet yakar hep yakar\nGel anne oğlun bakar\nSözlerim sanki kalem\nYıkar gider beni sem\nÇıkmazsınız aklımdan\nBilmelisin ailem\nGurbet yakar hep yakar\nGel anne oğlun bakar\nSöylerim hece hece\nHem gündüzü hem gece\nHasan Sancak ses verir\nGelmezsen hâlim nice\nGurbet yakar hep yakar\nGel anne oğlun bakar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet yedi bitirdi de bacım kardeşim",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nGurbet uzak bacım yarası da çok derin\nHava bulutlu dışarısı da çok serin\nGurbette olanda dert çok acil yol verin\nGurbet yedi bitirdi de bacım kardeşim\n\nSiz uzaktasınız ben kaldım buralarda\nGönlüme kar yağdı kar yok havalarda\nBu garip yaşıyor geçmiş hatıralarda\nGurbet yedi bitirdi de bacım kardeşim\n\nGönül hep efkârlanır bu gurbet ellerde\nÇocuklarımda anamda başka yerlerde\nKardaşım yeğenim bıraktı yad ellerde\nGurbet yedi bitirdi de bacım kardeşim\n\nZalim feleğin bana kastı var imiş\nMeğer bu zalim gurbette ne zor imiş\nBu zalim dert ne iyileşmez bir dertmiş\nGurbet yedi bitirdi de bacım kardeşim\n\nHalil ÇOLAK 16.01.2010\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet yedin ömrümü",
        "poet": "Ali Şahin 7",
        "poem": "\n\nSensin gençliğimi çalan\nGeçiyor ömür yel gurbet\nYürekte dertlerim kalan\nSinmiyor cana bal gurbet\n\nGönlümde yaralar açtın\nKöküme zehrini saçtın\nKuruttun boynumu biçtin\nKesiyor zulmun dal gurbet\n\nBakma öyle güldüğüme\nÇok pişmanım geldiğime\nDöndü bahtım kör düğüme\nSoluyor sende gül gurbet\n\nHasret koydun nazlı yare\nParan pulun batsın yere\nZor katlandım yoktu çare\nÇıkmıyor gitsem yol gurbet\n\nYüzümden ar ımı soydun\nSevdiğime hasret koydun\nKahrınla içimi oydun\nBüküyor derdin bel gurbet\n\nSanma ki murada erdim\nN çilen varsa hep gördüm\nEksik olmaz başta derdim\nÇalıyor hüznü tel gurbet\n\nBağladın ağzımda dili\nÇekmedin yakamdan eli\nAkıttın gözümden seli\nOluyor yaşlar göl gurbet\n\nAcıyla yıktırdın kaşı\nYanar yüreğimin başı\nBulunmaz derdimin eşi\nVeriyor kahrı bol gurbet\n\nAğır işlerinde yordun\nSol yanıma beter vurdun\nHayalime tuzak kurdun\nKırıyor kökten kol gurbet\n\nİşlerinde geçmez zaman\nCiğerim köz çıkmaz duman\nŞahin e dilettin aman\nYanıyor yürek kül gurbet\n\nAlmanya\n\nAli Şahin (Elbistanlı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Yazılı",
        "poet": "Ozan Ahmet",
        "poem": "\n\nKalktım şafağınan yollara düştüm\nDüştüğüm yollarda gurbet yazılı\nNere gittiğimi sorsan bilmiyom\nGittiğim yerlerde gurbet yazılı\n\nBitince fitilim söndü fenerim\nYakmak için diyar diyar giderim\nCebimdedir yazdığım not defderim\nSayfa sayfa bakın gurbet yazılı\n\nBülbülün feryadı her daım güle\nGaribim halimden eller ne bile\nGünlerim geçiyor ağlayıp güle\nHer geçen gününde gurbet yazılı\n\nYüce dağlar girdi kardeş araya\nDerman bulunmaz ki yaraya\nBenzedim simdi sanki arıya\nKonduğum çiçekler gurbet yazlı\n\nO toz pembe hayal kuran başımda\nHamlıktan olgunluğa eren yaşımda\nGönlümde pisirdiğim aşk aşında\nTadında tuzunda gurbet yazılı\n\nYağan yamur karı esen yelinde\nTaze açmiş goncasında gülünde\nİyi olsada yüreğin de dilinde\nBana hitabında gurbet yazılı\n\nElimle ayağım oldu hep nasır\nUnuttum gülmeyi bilmemki nasıl\nGünlerim gecmiyor sanki bir asır\nGecmeyen günümde gurbet yazılı\n\nTaşa toprağına kurban olurum\nGeldıiğim gün gibi durur onurum\nBen değil olacak evlat torunum\nDilerim yazmasın gurbet yazılı\n\nOzan yıldız söyler alman elinden\nOkur yazımda kendi dilimden\nYıllar geçti ayrı kaldım köyümden\n İçimde hasreti gurbet yazılı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Yılları",
        "poet": "Mehmet Sait Akkuş",
        "poem": "\n\nGurbet yolu\nZahmet dolu\nAcıdan kurulu\nGitmez olaydım\n\nGurbet eli\nGavur eli\nSanki ezeli\nDüşmez olaydım\n\nGörmez olaydı\nSarmaz olaydı\nGitmez olaydı \nGurbet treni\n\nBenim toprağım\nTütmez ocağım\nKalmadı dayanağım\nDüşmez olaydım\n\nZahmeti vardır\nDağlar kadardır\nBilsen ne kadardır\nGurbet özlemi\n\nSanki bitmez ola\nŞerbetini içmez ola\nÇünkü bu son mola\nGurbet günleri\n\nAcı olur günlüğü\nAkşam yorgunluğu\nArkadaş ayrılığı\nOlmaz olaydı\n\nBen bu ele düşeli\nHiç olmadım neşeli\nSanki mermer döşemeli\nGurbet yolları\n\nAcısını tadan bilir\nYıllarını çeken bilir\nYüreğinde tutan bilir\nGurbet sevdasını\n\nGurbet olmasaydı\nBizi ayırmasaydı\nBöyle yapmasaydı\nGurbet elleri\n\nMemleketi özlüyorsun\nHerkesi arıyorsun\nBir şey yapamıyorsun\nGurbetin kahrından\n\nTut elimden al beni\nMemlekete at beni\nYerden yere çal beni\nDaha hasret bitmeden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet yolcuları",
        "poet": "Ubeyde Kunduz",
        "poem": "\n\nZaman doldu izin bitti\nDöndü gurbet yolcuları\nEli kulağına attı \nDöndü gurbet yolcuları\n\nNe yapalım hepsi kader\nEşi dostu sardı keder\nDünya hali gelen gider\nDöndü gurbet yolcuları\n\nAynı çeşmeden suları\nBoynu bükük komşuları\nGurbetel tutmuş yuları\nDöndü gurbet yolcuları\n\nSon günleri saya saya \nAcısını duya duya\nBizim köyden avrupaya\nDöndü gurbet yolcuları\n\nUbeydeyim birkaç satır\nYazam kırılmasın hatır\nAl seneye geri getir\nDönsün gurbet yolcuları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet yine aynı gurbet",
        "poet": "Dursun Demiray",
        "poem": "\n\nHerkes gurbet gurbet dedi\nNice ağıtlar söyledi\nHep alıyor hiç vermedi\nGurbet yine aynı gurbet\n\n\nDöker saçından telleri\nBüker gencecik belleri\nSoldurur gonca gülleri\nGurbet yine aynı gurbet\n\n\nDeğişen yok düzeninde\nMecal kalmaz gezeninde\nDertler kaynar kazanında\nGurbet yine aynı gurbet\n\n\nKimleri yaktı yandırdı\nÜmitler verip kandırdı\nArtık beni usandırdı\nGurbet yine aynı gurbet\n\n              19.05.02\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Yolculuğu",
        "poet": "Necati Yazgan",
        "poem": "\n\nDelikanlıydım, o çağ bir liseli. \nTaşra âdetli, siyah elbiseli. \nDoğduğum memleketin hâtırası, \nSevdiğim kızcağızın sevdâsı, \nAyrılık ânı kalan rûhumda.\nVe Trabzon serilip ufkumda, \nYaşlı gözlerle bakarken daldım, \nGemi halkıyle berâber kaldım.\nEvi tütmekte iken rûhunda.\nAyrılık rıhtımının ufkunda, \nGeminin kalbe dikilmiş direği. \nYolcunun gamla ezilmiş yüreği.\n\nBir kemençeydi güvertemde çalan, \nAyrılık hüznüne çoktan alışan, \nDalga hâlinde coşan duygusunu, \nHer çağın fethe giden ordusunu, \nAynı saflarda berâber gördüm, \nHepsi bir raksta seferber, gördüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet yolculugu 2",
        "poet": "Fikret Şahin 2",
        "poem": "\n\nGURBET YOLCULUGU – 2-\n\nHani taşı toprağı altın dedikleri İstanbul varya,\nİçimde hep erişilmesi çok zor ama ümit dünyası işte.\nHer an her dakika hayaller kurmaya başlamıştım artık\nVe biran İzmir gurbetçileri aklıma geliverdi işte.\n6 ay çalışıp köye döndüklerinde köyde kıral kesiliyorlardı\n\nBari dedim şu İzmirde gidip İstanbul gitmek için,birazcık olsun\nPara kazanır oradan da İstanbula bende kırallar gibi giderim dedim.\nEee İzmir gitmek içinde para lazım tabiî ki\nBizim atların üzerine yükledim patates ve soğan düştüm 10 km lik yola\nGece ay ışığı ve çekirge sesleriyle 3 saat sonra vardım pazara.\n\nNeyse akşam oldu pazarda üçleş kuruş yol parası aldım,\nVe bir 3 saat ta eve dönüş yolculuğunu at üstünde giderek planlar yaptım.\nErtesi gün İzmir giden bir kamyonun üzerine atlayıp koyulduk yola,\nBir uzun kamyon yolculuğu sonunda vardık İzmir.\nTuttuk kireç ocaklarının yolunu üç arkadaş dediler hadi hayırlısı.\n\nVardık bir kireççi patronu akrabamızın yanına dedi; hoş geldiniz,\nAğabey ben İstanbula gitmek üzere para kazanmaya, çalışmaya geldim,\nBuyur sana isteğin iş olsun seç birini hemen başla dediler.\nTaş ocağı, çalı ormanında demet kesmeye, kireç yakma fırını,\nYâda sırtında çalı demetlerini taşıyacaksın dedi, tercihini yap.\n\nHemen sabah erkenden dedim çalı keseyim olmadı işte\nTaşımacılık dedim oda olmadı, taş ocağı derken hepsini denedim.\nBir ay ancak katlanabildim bu eziyetlere ve sonunda hesabı kestirdim.\nAnladım ki burada çalışıp köye gelen gurbetçiler İzmirde maraba,\nKöye gelince kükreyip aslan kesiliyorlardı. Hava atarlardı herkese.\n\nHiç kimse bilmiyordu ne şartlarda çalışıp köye geldiklerini,\nOysaki sadece bir ay dayanabildiğim sürede neredeyse insanlıktan çıkmışçasına,\nEllerim ayaklarım her yerim param parça olmuş cepte var çok az para,\nArtık düştüm İstanbul yolculuğuna. Beni karşılayanlar baktı bi daha baktı,\nVe dedilerdi kahrolası gurbet, işte yıkılası gurbet buymuş ha.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Yolu...!",
        "poet": "Ramazan Kocapınar",
        "poem": "\n\nKimi şehirlerde  bir otobüs yolculuğunda,\nKimbilir belkide, bir uçağın içinde kuş gibi,\nOnbinlece pit, kilometrelerce yükseklerde,\nBazısı belkide, bir tren kompartımanında,\n veyahut ta sularda bir geminin kamarasında...\n\nHer kim nerede...Nerelerdeyse... \nişte GURBET YOLU tüm yolculara...\nvede tüm o yollarda olanlara...\n\nGurbet Yolu...! \n\nGurbet yolu, gurbet yolu,\nHer tarafın, kahır dolu,\nKaplamışsın, sağı solu,\nBazen karsın, bazen dolu...\n\nÖnün ardın, uzak oldu,\nGül gönül, sararıp soldu,\nHem ateşdi, hemde kordu,\nŞu hasret, bunalttı boğdu...\n\nYollara verdim kendimi,\nUnutup dert, kederimi,\nYeni bir günde yinemi,\nBiçar ettin, gittin beni...\n\nÜstündeyim, adım adım,\nBazen hızlı, gıdım gıdım,\nÖmür törpüm, kol kanadım,\nBen yolumda, dost aradım...\n\nGurbet yolu, gurbet yolu,\nYanıyor yaşlısı toru,\nÖmre bedel, pınar suyu,\nSılamın şehiri köyü...\n\nYöremin hamuru unu,\nYaşadık bugünü dünü,\nYüreğimde matem günü,\nBen bilirim, ancak bunu...\n\nGurbet yolu, uzun olur,\nSökerde sineyi alır,\nYol gözleyen, döner sanır,\nBir kez çıkan, daim kalır...\n\nKimi rüzgâr, kimi seldim,\nTek başıma, gidip geldim,\nBu uğura, ömür verdim,\nGurbet yoludur herşeyim...\n\nYollar sana, yürek serdim,\nBir an sevip, birde yerdim,\nDüştümde çıkmaza girdim,\nBundan başka, yoktur derdim...\n\nGurbet yolu, gurbet yolu,\nKaderin oyunu mu bu,\nHiç bitmiyor, gelmez sonu,\nOldum yolların tutkunu...! ! ! \n\n-----------------\nYolunuz açık, Uğurlar Ola...\nGüle Güle Hepinize...\nGURBET YOLU ‘ unda Olanlara..\nHayırlı Yolculuklar Sevgili Dostlar...\nUzaklardan En içten Sevgilerle...! ! ! \n\n26, 06, 2010 - Cumartesi\n\nGurbetten Bir C A N! \n-- Gizemlikartal --\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Yolcusu",
        "poet": "Lokman Bal",
        "poem": "\n\ngaripleşir vatanından ıralar \nGözlerinde yaşlar gurbet yolcusu \nDüğümlenir hıçkırıklar sıralar \nYola yeni başlar gurbet yolcusu \n\nHasrettir sevdiği eşe ve dosta \nYüzleri gülse de yüreği yasta \nKendinden geçerde olursa hasta \nüzülür telaşlar gurbet yolcusu \n\nGurbete gideni döner diyorlar \nBaşına geleni bilemiyorlar \nKimileri gidip hiç gelmiyorlar \nŞahit dağlar taşlar gurbet yolcusu\n\nArtık bir hayaldir ölüler sağlar\nAşar vurur gider sıralı dağlar \nGözünde tütüyor bahçeler bağlar \nDöker damla yaşlar gurbet yolcusu \n\nGeride bırakır olan varını \nhasret ile ümit eder yarını \nDüşünür de gözü yaşlı yârini \nSelam eder kuşlar gurbet yolcusu\n\nYaşadığı günler sanki bir hayal \nGözlerinde tüter evladı ayal\nMevla’m esirgesin vermesin zeval\nKavuşmayı düşler gurbet yolcusu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Yolu...!",
        "poet": "Ramazan Kocapinar",
        "poem": "\n\nKimi şehirlerde  bir otobüs yolculuğunda,\nKimbilir belkide, bir uçağın içinde kuş gibi,\nOnbinlece pit, kilometrelerce yükseklerde,\nBazısı belkide, bir tren kompartımanında,\n veyahut ta sularda bir geminin kamarasında...\n\nHer kim nerede...Nerelerdeyse... \nişte GURBET YOLU tüm yolculara...\nvede tüm o yollarda olanlara...\n\nGurbet Yolu...! \n\nGurbet yolu, gurbet yolu,\nHer tarafın, kahır dolu,\nKaplamışsın, sağı solu,\nBazen karsın, bazen dolu...\n\nÖnün ardın, uzak oldu,\nGül gönül, sararıp soldu,\nHem ateşdi, hemde kordu,\nŞu hasret, bunalttı boğdu...\n\nYollara verdim kendimi,\nUnutup dert, kederimi,\nYeni bir günde yinemi,\nBiçar ettin, gittin beni...\n\nÜstündeyim, adım adım,\nBazen hızlı, gıdım gıdım,\nÖmür törpüm, kol kanadım,\nBen yolumda, dost aradım...\n\nGurbet yolu, gurbet yolu,\nYanıyor yaşlısı toru,\nÖmre bedel, pınar suyu,\nSılamın şehiri köyü...\n\nYöremin hamuru unu,\nYaşadık bugünü dünü,\nYüreğimde matem günü,\nBen bilirim, ancak bunu...\n\nGurbet yolu, uzun olur,\nSökerde sineyi alır,\nYol gözleyen, döner sanır,\nBir kez çıkan, daim kalır...\n\nKimi rüzgâr, kimi seldim,\nTek başıma, gidip geldim,\nBu uğura, ömür verdim,\nGurbet yoludur herşeyim...\n\nYollar sana, yürek serdim,\nBir an sevip, birde yerdim,\nDüştümde çıkmaza girdim,\nBundan başka, yoktur derdim...\n\nGurbet yolu, gurbet yolu,\nKaderin oyunu mu bu,\nHiç bitmiyor, gelmez sonu,\nOldum yolların tutkunu...! ! ! \n\n-----------------\nYolunuz açık, Uğurlar Ola...\nGüle Güle Hepinize...\nGURBET YOLU ‘ unda Olanlara..\nHayırlı Yolculuklar Sevgili Dostlar...\nUzaklardan En içten Sevgilerle...! ! ! \n\n26, 06, 2010 - Cumartesi\n\nGurbetten Bir C A N! \n-- Gizemlikartal --\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GURBET Yolun TAŞLI Dedim",
        "poet": "Ramazan Kılıç",
        "poem": "\n\nGurbet yolun taşlı dedim\nGözlerimiz yaşlı dedim\nDoldurduğum sabır küpü\nDolduda bak taştı dedim\n\nAnayar ağlar sılada\nBen yanarım bak burada\nHele şöyle düşün taşın\nBiz erdikmi hiç murada\n\nGurbet yolun taş kayamı\nYakarsın bizi revamı\nGurbette yediğim lokma\nSıladakine uyarmı\n\nGurbet yolun tuzaklıdır\nNice koçyiğitler saklıdır\nHer yer sıla olur ama\nGurbet tuzak duraklıdır\n  İzmit    1984\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet zalim",
        "poet": "Mehmet Gündüz",
        "poem": "\n\nMektup düştü elimden, \nGurbet zalim zalim,\nHaber geldi, yârimden,\nGurbet zalim zalim,\nSevdiğim gelin olmuş,\nNe gelir ki elimden.\n\nBülbül öter dallarda,\nGurbet zalim zalim,\nYuva yapmaz yollarda,\nGurbet zalim zalim,\nBen yârimden ayrıldım, \nGurbet zalim zalim,\nBöyle gurbet ellerde,\nGurbet zalim zalim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gurbet Zalim",
        "poet": "Durak Yiğit",
        "poem": "\n\nGurbet uzun yoldur,yollar tükenmez,\nGurbette olanın hiç yüzü gülmez.\nSıla hasreti bitmez tükenmez.\nGurbet zalım,hasret zalım dert zalim.\n\nHasretlik şarkısı durmadan söyler,\nİçinde bir hüzün sılayı özler.\nYokluktan mecburen gurbette bekler.\nHasret zalim,gurbet zalim,dert zalim..\n\nGenç ömrünü gurbt elde bitirir,\nKara sevda neşesini yitirir.\nFakir buldu,diyar diyar gezdirir.\nGurbet zalim,hasret zalim,dert zalim..\n\nSevdasını yüreğinde gezdirir,\nGençlik baharında candan bezdirir.\nSıla özlemiyle yakar kavurur.\nHasret zalim,gurbet zalim,dert zalim..\n\nDurak YİĞİT hasretini böyle söylersin,\nBitmeyen çileyi hasretinle yazarsın.\nSabır eyle birgün sende gülersin.\nHasret zalim,gurbet zalim,dert zalim...\nDurak YİĞİT\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GURBET YOLu",
        "poet": "Mustafa Yaralı",
        "poem": "\n\nÇok sevdiğim, bu şehirden,\nGurbet yolu görünüyor.\nBuradaki, teneşirden,\nGurbet yolu görünüyor.\n\nAz değil ki, altmış üç yaş,\nKolay değil, be arkadaş,\nKoca kente, sığmaz bir baş,\nGurbet yolu, görünüyor.\n\nŞok üstüne yedim şoku,\nBu kaderi, gel de oku,\nİçimde bir yanık koku,\nGurbet yolu, görünüyor.\n\nHep kaybettim, bulamadım,\nKazananı olamadım,\nCebim delik, dolamadım,\nGurbet yolu görünüyor.\n\nSakın beni kınamayın,\nHer tarafım, sanki mayın,\nVurgun deyin, sürgün sayın,\nGurbet yolu görünüyor.\n\nBu yerlerde boşa estim,\nBu bir sürgün, ceza kestim,\nBu gün dünden, daha mestim,\nGurbet yolu görünüyor.\n\nBelki hicret, beklide suç,\nAç kalırsak, o gün oruç,\nDeğişir mi? bilmem sonuç,\nGurbet yolu görünüyor.\n\nEy kardeşim, bacılarım,\nGitsem bile, sizde yarım,\nÇoğalsa da, acılarım.\nGurbet yolu görünüyor.\n\nKendi baba ocağımdan,\nYeğenlerin sıcağından,\nMemleketin kucağından,\nGurbet yolu görünüyor.\n\nİnsanımız nede yanık,\nHepsi masum, bir ben sanık,\nYalan değil, Allah tanık,\nGurbet yolu görünüyor.\n\nCümle âlem benden üstün,\nHepsine de gönlüm düşkün,\nNe dargınım, nede küskün,\nGurbet yolu görünüyor,\n\nBu gidişle hiç dönülmez,\nOrda beni kimse bilmez,\nAğlar gözüm, yüzüm gülmez,\nGurbet yolu görünüyor.\n\nAklım şaştı, kalbim buruk,\nSu tutmuyor, testim kırık,\nBoğazımda bir hıçkırık,\nGurbet yolu görünüyor.\n\nGereği yok ahu-zarın,\nVedalaşıp, göçü sarın,\nBelki bu gün, belki yarın,\nGurbet yolu görünüyor.\n\nElveda, ey toprak ana,\nErciyes’im kızma bana,\nDoyamadan, sılam sana,\nGurbet yolu görünüyor.\n\nYaralıyım, yaram azdı,\nBu, ne cilve, nede nazdı,\nYad el bize, mezar kazdı,\nGurbet yolu görünüyor.\n\n03.06.2009.Mustafa YARALI\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Zalim Dert Derin",
        "poet": "Mehmet Şengül",
        "poem": "\n\nDüşmüşüm kucağına vatandan uzaktayım\nGurbet zalim, dert derin, talihim yaver değil.\nFeleğin kıskacında binlerce tuzaktayım\nGurbet zalim, dert derin, talihim yaver değil.\n\nŞu zavallı yüreğim tutuşur yanar nara\nGurbet kafes ben bülbül düşmüşüm ahu zâra\nBahtım bir kez gülmüyor gem vurdum umutlara\nGurbet zalim, dert derin, talihim yaver değil.\n\nNe derdimin ilacı ne teselli veren var\nNe bu gönlün tabibi ne yaramı saran var\nNe arayan, ne soran, ne halimi gören var\nGurbet zalim, dert derin, talihim yaver değil\n\nOzan Mehmet alıştı  kedere, gama, derde\nBahtıma darılırım bitmeyen gecelerde\nMutluluktan eser yok dildeki hecelerde\nGurbet zalim, dert derin, talihim yaver değil.\n\nDivâne Bülbül isimli şiir kitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Zor Geldi Bana",
        "poet": "Refik Kutlu Kul Refikî",
        "poem": "\n\nUçağa bindim de uçak salladı\nTelefon ettimde gardaş gelmedi\nAdres sordum da kimse bilmedi\nGurbette gariplik ar geldi bana\n\nGurbette kahrımı kimse çekmedi\nKaldım bir köşede gamım gitmedi\nGelem dedim bilet param yetmedi\nGurbet elde yokluk zor geldi bana\n\nGurbette aklama sevdiğim geldi\nbu hasretlik benim bağrımı deldi\nşu yaban ellerde gariplik derdi\nŞu koca avrupa dar geldi bana\n\nAvrupa avrupa  çoktur hüneri\nharam ile geçer bütün günleri\nhakikattan yoksun yoktur dinleri\nŞu yaban eller hor geldi bana\n\nÂşık refikiyim gurbet eldeyim\nTürkçe bilende yok yaban dildeyim\nDüştüm bir şehre çok müşküldeyim\nBu gurbet çekilmez yar gelem sana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetci",
        "poet": "Muhammed Murad Uzun",
        "poem": "\n\nHasret atesiyle yanar gurbetci \nVatan sevgisiyle dolar gurbetci \nOrada yabanci burda yabanci \nSilaya dostlara hasret gurbetci \n\nÖzlüyor sabah askam ezan sesini \nÖzler sicacik taze simitini \nÖzlüyor kokusunu her seyini \nSilaya dostlara hasret gurbetci \n\nBir gün dönsem diye kurar hayaller \nDüsler durur daha nice emeller \nMaalesef bir cogu tabutla döner \nSilaya dostlara hasret gurbetci\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetçi",
        "poet": "Mehmet Cebe",
        "poem": "\n\nŞu mahzun bakışlar\nŞu garip haller\nÇok yürek dağlıyor\nBu gurbet eller.\n\nErişmeyen selam \nDuyulmayan feryat\nÇok uzaklardayım\nYanarım heyhat…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetçi",
        "poet": "Mehmet Doğan 8",
        "poem": "\n\nAcı bir rüzgar esiyor\nBasıyorum toprak ıslak\nBuz keser ayaklarım yarı çıplak\n\nElveda kadınım\nElveda yavrucuğum\nGurbetçiyiz yolcu yolunda gerek\nSakın üzülmeyin ağlamayın\nÜzmeyin beni\nSize sevgi\nSize ekmek getireceğim\nKucak kucak\n\nYürüyorum\nKalıyor gözü yaşlı sevdiklerim\nKalıyor köyüm\nKalıyor köhne kerpiç damlar\n\nDuyulmuyor artık ağır tezek kokuları\nBir hasret türküsü sızlanır\nKanayan kalbimin feryatları\nİşte ufuk\nKara kara bulutlar akın etmiş güneşe\nBir kuş üşür görüyorum\nİçimde barış ölüyor\nKuduruyor isyan bayrak bayrak\nKoşuyorum\nKoşuyorum kavgaya\nEkmeğin kokusuna\n\nUmut dağarcığımda\nYürüyorum yürüyorum\nKalmışım ayaklarım çırılçıplak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetçi",
        "poet": "Mehmet Aslan Tınlamaz Çolakoğlu",
        "poem": "\n\nYürekte kelepçe, şehirde durmak\nHer zaman seyahat, hayali kurmak\nDağlarda horonun, dibine vurmak\nMemleket seni, bekliyor gurbetçi\n\nDoğduğun ellerin, gel olma yadı\nDağlar yaylalar, özgürlüğün adı\nYaşayanlar bilir, o eşsiz tadı\nMemleket seni, bekliyor gurbetçi\n\nTınlamaz gurbette, gönül paredir\nDillerden dökülen, sitem yaredir\nMemleket her derde, ilaç çaredir\nMemleket seni, bekliyor gurbetçi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbete Alıştım",
        "poet": "Kemal Tağa",
        "poem": "\n\nGenç yaşımda gurbet elle tanıştım\nGünlerim kavga ile geçti savaştım\nBazen yalnız kaldım kendim ile konuştum\nGurbet bana ben gurbete alıştım.\n\nHasta oldum bedenimde acılar\nHer bayram da yüreğimde sancılar\nDardayım hani nerede gardaş ile bacılar \nGurbet bana ben gurbete alıştım.\n\nGurbet benim düşlerimi hep çaldı\nİçimdeki sevgi dolu ruhumu  aldı\nArtık bana yeşil bahçeler bile yabandı\nGurbet bana ben gurbete alıştım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetde",
        "poet": "Mahmut Kaya",
        "poem": "\n\nFırsat elden gitti geri gelmiyor\nYaban eller hiç halimden bilmiyor\nVar dostlarım bir selamda vermiyor\nYıkalası gurbet elden duralı.\n\nGüvenme kimseye kendinden başka\nBaşıma ne gelir bilseydim keskeee\nDeli gönlüm bazen geliyor aşka\nYıkılası gurbet elden duralı.\n\nDüşman harman harman dostlar yok oldu\nKASVETİ yem bu hal sana hak oldu\nAğardı sakalım saçım yok oldu\nYıkalası gurbet elden duralı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetde Dostlarım",
        "poet": "Murat Danlı",
        "poem": "\n\nDokunuyor şu gurbette sözlerin \nÇeşme gibi şimdi akar gözlerim \nYoruldu tutmuyor yine dizlerim\nKaldım gurbet elde yine dostlarım\n\nGittiler yanımdan kaldım yalınız \nOturun yanımda biraz kalınız\nSorunda hatırım gönül alınız\nDaldım gurbet elde yine dostlarım \n\nÇok özledim serin eser yelini \nLal eyledi bülbül olan dilimi \nUzatırım boş çevirdi elimi\nŞaştım gurbet elde yine dostlarım\n\nYazımı kader mi nerden bileyim \nDoğmuyor güneşim nasıl güleyim\nHerkes gibi mutlu olmak dileğim \nPiştim gurbet elde yine dostlarım\n\nMuradın gönlüde kırıktır bur da\nHatırım soruver giderken dur da\nKöyümde evim var virandır orda\nKoştum gurbet elde yine dostlarım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbete dava açtım",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nGurbete dava açtim \nDuruşmaya çağirdılar \nNiçin davacısın dedi hakim \nUzun uzun anlattım \n\nGurbet anamı, babamı \nTüm sevdiklerimi \nAyırdı benden \nYüzlerini göstermiyor dedim \n\nHakim dikkatle dinledi \nKarar için duruşmaya \nAra verilmiştir dedi \n\nDavayi kazanabilir miyim? \nGurbet biter mi acaba? \nDiye düşünürken \nDuruşma yeniden basşadi \n\nVurdu tokmağını masanın üstüne \nKarar! dedi titrek bir sesle \nDavacı davayı kazanmıstır amma \nAması ne dedim hakim bey \n\nGurbet gururlu belalıdır kızım \nOtuzbeş yıl önce ben de dava açtım \nDavayı ben kazandım \nGurbet temyize yolladı \nBen kaybettim gurbet kazandı. \nGurbet kazandı. \n\n(Erzurum/2002)\n\nZernişan Aydoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetçi'ye Tavsiyeler...",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nFırsatı değerlendir, dostluğa yol bulursan \nBuluşamadıkların sana yabancı gelir\nAyak uydurmaya bak, her nerede olursan \nAlışamadıkların, sana yabancı gelir\n\nİyi lisan öğrendim, emekli tercümanım\nFrenklerin gözünde ne vahşi ne azmanım\nKırk yılık tecrübem var, bu hususta uzmanım\nÇalışamadıkların, sana yabancı gelir\n\nKişi bilmediğinin düşmanı olur çıkar\nTanımadıklarına şüphe gözüyle bakar\nKonuşması gülmesi belki canını sıkar\nGülüşemediklerin, sana yabancı gelir\n\nHer an iyi davranıp, söyleyip gülmelisin\nÇevreni araştırıp, çok iyi bilmelisin\nTanımakta kalmayıp, gidip de gelmelisin\nUlaşamadıkların, sana yabancı gelir\n\nMikdatî, Tavsiyem şu mekanında bezenler\nYolculuğa çıkmalı, huzursuzluk sezenler\nSeyahat sıhhatlidir, çok bilir çok gezenler\nDolaşamadıkların, sana yabancı gelir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbete gidiyorsun...",
        "poet": "Ali Baksı",
        "poem": "\n\nDüşünüyorum yediverenleri\nGelmiyor ardı düşlerimin sensiz\nYerinde hüzün ve fırtınalı bahar \nEy'ki düşlerimin en güzel süsü\n\nSen'ki hayalimin devamı dünyası\nŞimdi gidiyorsun heybenle\nGülüşün eksik dünden hüzünle\nGitme desem bütün cüssemle\n\nGidiyorsun gurbet ele hevesinle\nKurarım hayalini gecelerde\nYaşarım yoklugunu hasretimle \nGit selam götür benden olsun\n\nGurbet gurbet gurbet ellere...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbete Güneşli Sitem",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGurbet ne bana zulmün\nNe karnım doydu ne cebim para gördü\nBahar gelmiş neyime \nGidemedim köyüme yine...\n\nAdam gibi geliyor bahar\nAdam gibi ötüyor kuşlar\nAyağıma vurmuşsun zincir\nGurbet ne bana zulmün\n\nUçurtmalar uçuyor mavi mavi \nKöyümün kuşları ile \nBu bahar günü köyümde olmak bala değişilmez\nGurbet ne bana zulmün\nGidemedim yine köyüme\nAffetmesin beni şu bahar,şu kuşlar\n\nDeresi köyümün söğüt dallarını okşayarak akarken\nKöyüm aklımda\nMerasında köyümün boğalar güreşir\nAffeder mi beni köyümün deresi ve merası...\nGidemedim köyüme\n\nGurbet ne bana zulmün\nCivcivleri bahçe bahçe gezdirirken tavuklar\nKöyümde olmak var\nTandırlardan yayılır ekmek kokusu\nGurbet ne bana zulmün\n\nÖlüyorum desem vermezsin damla su\nGurbet ne bana zulmün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbete Kazmışlar Mezarımı Anne",
        "poet": "Adem Durmazer",
        "poem": "\n\nSattım köydeki bağımı bahçemi ineğimi\nGidip şehre kurdum tüneğimi\nVicdansızca kırk yıllık emeğimi\nYutarken kazmışlar mezarımı anne\n\nMalzemeden çalarak yapmışlar yapıyı\nÇürük duvara takmışlar çelik kapıyı\nTemelsiz binaya görkemli çatıyı\nKurarken kazmışlar mezarımı anne\n\nPara hırsı kör etmiş gözlerini\nYeminleri örtmüş yalan sözlerini\nBizler den  o  şeytan  yüzlerini \nGizlerken kazmışlar mezarımı anne\n\nYüreklerimize ateşler saçmayı\nHiç sarılmayacak yaralar açmayı\nKöşeye sıkışınca bırakıp kaçmayı\nPlanlarken kazmışlar mezarımı anne\n\nKara görünce garibin bahtını \nAllah’a emanet kurmuşlar tahtını\nOy sevdasına onca imar affını\nÇıkarırken kazmışlar mezarımı anne\n\nVurdular vurgunu buldular neşeyi\nKısa zamanda döndüler köşeyi\nBinlerce ruhsata gözü kapalı kaşeyi\nBasarken kazmışlar mezarımı anne\n\nGüvendik inandık millet rehberine\nKalemi ellerine verdik parayı ceplerine\nKapkara yazıları tarih defterine\nYazarken kazmışlar mezarımı anne\n\nHalkın başına çorap ören örene\nGaribin defterini düren dürene\nYıllarca haksızlığı duyup görene\nSus derken kazmışlar mezarımı anne\n\nÜzerime beton duvarlar döküldü \nToz duman doldu ciğerlerim söküldü\nYavrular yetim kaldı boyunlar büküldü\nGurbete kazmışlar mezarımı anne\n\nKepçelerle kefensiz götürdüler\nKokutup abdestsiz yatırdılar\nBoşuna bu feryatlar bu patırtılar\nÇok önceden kazmışlar mezarımı anne\n\nÖlen ölür kalan devam aynı oyuna\nZarar getirir mi hiç huylu huyuna\nBu kan emiciler insanlık soyuna\nGirerken kazmışlar mezarımı anne\n\nLanet olsun aile boyu tabut yapanlara\nLanet olsun gözü kapalı imza atanlara\nLanet olsun yan gelip yatanlara\nSeçilirken kazmışlar mezarımı anne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbete şiir",
        "poet": "Kader Demir",
        "poem": "\n\nYağmur yağar, bulut ağlar,\nRüzgar eser, ağaç inler,\nKuşlar öter, çiçek dinler,\nGurbet beni deli eder...\n\nGüneş batar akşam olur, \nArabalar yola durur,\nBeni de alın ne olur,\nGurbet beni deli eder...\n\nGüzel olan hep sevilir,\nUğruna canlar verilir,\nBütün acılar çekilir,\nGurbet beni deli eder...\n\nBülbül vatanında öter,\nAltın kafeste inler,\nBülbül kafesi neyler,\nGurbet beni deli eder...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbete Sitem",
        "poet": "Şahin Cahit Yanık",
        "poem": "\n\nBeni benden gafil aldı\nYıkılası gurbet eller\nAklım fikrim yârda kaldı\nYıkılası gurbet eller.\n\nNe günleri çok güzeldir\nNe insanlar çok özeldir\nBir yabancı nankör eldir\nYıkılası gurbet eller.\n\nGözlerime yaş mı oldun\nYollarıma taş mı oldun\nSen bana da aş mı oldun\nYıkılası gurbet eller.\n\nYanık gönül hep üzgündür\nBelki ömrü bir kaç gündür\nBeni köye hemen döndür\nYıkılası gurbet eller.\n\n10.01.2009 - Ataşehir\nŞahin Cahit Yanık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbete Sitem",
        "poet": "Seyyah Saidoğlu",
        "poem": "\n\nÇöktün bedenime ayrılmaksızın\nYakamı bırak da git artık gurbet\nÇekilmez oluyor senin bu nazın\nHergün eriyerek bit artık gurbet\n\nAyrılık ölümden ağır basıyor\nKaranlık geceler ölüm kusuyor\nHer akşam üzeri yaman esiyor\nBir yoluyla at artık gurbet\n\nElemime elem katacağına\nDiyardan diyara atacağına\nHep benim yakamdan tutacağına\nBaşka yakalardan tut artık gurbet\n\nDumanlar başımda beter eserken\nHasret bıçak olmuş kalbim keserken\nZalimlerin zulmü ağır basarken\nBundan böyle davran 'mert' artık gurbet\n\nArayıp da dost elini bularak\nBu diyara hüzünleri salarak\nGam yüklenmiş kervanını alarak\nGurbeti gurbete sat artık gurbet\n\nHasret alev alev beni yakıyor\nÖmrüm çığa düştü hızlı akıyor\nZulümler cefalar canım sıkıyor\nNolur bu perdeyi yırt artık gurbet\n\nSaidoğlu neden hergün inlersin\nVicdanın azapta onu dinlersin\nBu fani dünyadan sen ne anlarsın? \nİşte hepsi bana dert artık gurbet\n\n(Ardahan - Eylül - 1996)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbeti batsın",
        "poet": "Ilyas Sener",
        "poem": "\n\nGURBETİ BATSIN\n\nBakarken ardımdan o iki yavrum\nGözlerinde damla,damla yaş vardı\nBoynu bükük sanki yetimler gibi\nBaktılar ardımdan veda ederken\n\nGurbeti batsın gurbeti batsın\nBizi bu hale koyan utansın\n\nDönüp de bakmadım cayarım diye\nKalbime hançeri vurdum elimle\nVeda günü değil sanki işkence\nMendilim ıslandı bak ellerimde\n\nGurbeti batsın gurbeti batsın\nBizi bu hale koyan utansın\n\nİLŞYAS ŞENER  2004-09-27\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbete Yaşamak",
        "poet": "Kerem Alay",
        "poem": "\n\nGurbette olanın kaynamaz aşı\nDaima durmaz akar gözünün yaşı\nVade tamam olup bir gün ölünce \nBir çalıdır üstünde mezarının taşı. \n\nGurbet elinin dağlarını bir, bir aşarsa\nBir lokma ekmek için ordan oraya kuşarsa\nAnadan, Babadan, Kardeşten ayrı yerse\nOturda düşün o kimsenin halini\n\n                                             15,02,2005\n                                              Kerem Alay\n                                              Van\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbete yenildim",
        "poet": "Ali Şahin 7",
        "poem": "\n\nAteş olsa keşke içimi yakan\nYanar yanar bir gün söner arkadaş\nYaş olsaydı keşke gözümden akan\nAkar akar bir gün diner arkadaş\n\nBenim ciğerimin yanışı başka\nGözümde yaşların akışı başka\nDert başa örülmüş nakışı başka\nKurban olam çare öner arkadaş\n\nBöyle hasret ile geçermi ömür\nKalbim beynime hep veriyor emir\nDiyor yüreğine vur kızgın demir\nŞeytanlar aklımı dener arkadaş\n\nPes etsem hayata el alem ne der\nŞu garip dostuna akılı sen ver\nVarmı gidecek huzurlu bir yer\nBaşıma baykuşlar düner arkadaş\n\nKaderleri aynı yedi cetdimin\nKimse suçlu değil baktım kendimin\nÇaresi yok benim soyka derdimin\nHep üst üste gelir biner arkadaş\n\nİlhamı yürekten zorunan  söktüm\nFaydasız olsada kağıda döktüm\nKadere mecburen boynumu büktüm\nBu nasıl içime siner arkadaş\n\nŞahin kadar kimse dökmez dilini\nYakamı tutmuş bak çekmez elini\nEstirir insafsız kesmez yelini\nGücüm yetmez gurbet yener arkadaş\n\nAlmanya\n\nAli Şahin (Elbistanlı) \n...........................................................\nDost kalemler\n\nHaşa akıl vermek düşmez haddime, \nHem demişsin kaderime ceddime, \nYazılmış evvelden bir mukaddime, \nSabırla bu yangın söner arkadaş.......Mete Tek\n\nYürekte başlıyor sancısı acısı \nGurbet kavuryor yürekte sızısı \nBöyleymiş ne edeyim alin yazısı \nHayaller çara olmuyor arkadaş......Mehmet Harımdar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetel Elde",
        "poet": "Orhan Acar",
        "poem": "\n\nTek teselli buluyorum\nDefterın satırlarında\nSıla ırak gurbet acı\nAğlarım ben gurbet elde\n\nGarip elde ben öksüzüm \nKadere var itirazım\nNe karaymış benim yazım\nAğlarım ben gurbet elde\n\nMüebbet hapis burası\nEylenmez gönül yarası\nSıladır bunun çaresi\nAğlarım ben gurbet elde\n\nOrhanım her günüm böyle \nYıllar geçer hasret ile \nGeleceğim o yar ile\nAğlarım ben gurbet elde\n\n            ORHAN Acar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbeti içime sindiremedim",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\n......\n\nGurbeti içime sindiremedim\nOk gibi içimi deliyor gurbet\nElemlerim çoktur, dindiremedim\nBeni yerden yere çalıyor gurbet\n\nİstikbal uğruna bir ömür heder\nUmutlar tükenir nefesler biter\nHer günü elemdir her günü keder\nHüzünden hüzüne salıyor gurbet\n\nYıprandım döküldüm dağılacağım\nBir gün bir köşede yığılacağım\nYutkuna yutkuna boğulacağım\nSanki boğazıma dalıyor gurbet\n\nElim kolum bağlı burda naçarım\nGüllerim zamansız, karda açarım\nHayale dalarak yurda uçarım\nGecemi uykumu bölüyor gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbeti İçten Yaşarım",
        "poet": "Ozan Çelebi",
        "poem": "\n\nBağrı yanık Anadolunun kokusunu özlerim \nDilimde ismi vardır,köyümün yollarına hasretim \nAna kucağını baba ocağını özlemlerde içerim \nTürkülerde gurbeti içten yaşarım \n\nŞimdi ağlar gözlerim \nBen memleketimi sevgilinin gözlerinde özlerim \nAile sıcaklığını hangi odalarda ararım \nTürkülerde gurbeti içten yaşarım \n\nYüreğimdeki sararmış ekinleri gurbette biçerim \nKöy köprülerinden geceleri geçerim \nHayalimde iğde kokularını içime çekerim \nTürkülerde gurbeti içten yaşarım \n\nGönül bahçemin narin çiçeğini şiirlerde içime çekerim\nNe yapsam da memleketimi özlerim \nHasretin temiz damlalarını vuslatta közlerim \nTürkülerde gurbeti içten yaşarım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbeti yaşarız gurbet içinde...",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nNedir yıllar yılı çektiğim çile\nKavruldum kül oldum bu hasret ile. \nNicesi yanarken benimle bile,\nGurbeti yaşarız gurbet içinde.\n\nDünyamız ayrıdır, rüyamız ayrı\nBunca çektiğimiz yetişir gayrı? \nTükenir ömürler kalmaz ki hayrı,\nGurbeti yaşarız gurbet içinde.\n\nBir mektup, bir kelam yazana hasret\nBir şarkı bir türkü ozana hasret,\nHer sabah okunan ezana hasret \nGurbeti yaşarız gurbet içinde\n\nSılada bayramı kutlayın sizler \nDaha arifeden yaş dolar gözler,\nGönül öpeceği elleri özler,\nGurbeti yaşarız gurbet içinde.\n\nAvrupa halkının genleri ayrı \nBayramları var da, günleri ayrı\nİç içe olsak da, hep ayrı gayrı,\nGurbeti yaşarız gurbet içinde \n\nMikdatî bitmedi gitti sorunlar,\nBekar geldik şimdi evli torunlar \nUmutlar tükendi, meçhul yarınlar \nGurbeti yaşarız gurbet içinde,\n……Her gün ölüyorum başka biçimde…\n\n\n.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbeti Yaşadım",
        "poet": "Mehmet Ali Demirel",
        "poem": "\n\nAyaktayım ama yoktur mecalım\nGurbet içinde gurbeti yaşadım\nBilmem ki kimedir benim vebalım\nGurbet içinde gurbeti yaşadım\n\nKimi tanır kim tanımaz beni\nYaşamı anladım ben yeni yeni\nNasıl özlemişim ey sılam seni\nGurbet içinde gurbeti yaşadım\n\nDost diyenden yedim en büyük sile\nYokluğun derdinden düşmüşüm dile\nBe hey zalim felek nedir bu hile\nGurbet içinde gurbeti yaşadım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetin acısı",
        "poet": "Tuncay Akdeniz",
        "poem": "\n\nGurbet bizi her tarafa dağıttı\nVurdu zincirini bağlattın gurbet\nAna babasını evlat unuttu\nYaktın yüreğimi dağlattın gurbet\n\nAyırdı komşudan yad etti bizi\nİçime düşürdü acı bir sızı\nBabasını bekler gelinlik kızı\nAnayla kızını ağlattın gurbet\n\nYıllardır açılmaz evin kapısı\nBaykuşlara mekan olmuş çatısı\nBurnumda tütüyor sıla kokusu\nGözümden yaşları çağlattın gurbet\t\t\t\n\nTuncay gurbet elde çekiyor acı\nAyrılığın derler yoktur ilacı\nKimi kardeşine yas tutar bacı\nBazı acı haber yollattın gurbet\n\n\tHasret çekerim burada\n\tAşılmaz dağlar arada\n\tBekle yavrularım bekle\n\tHer birimiz bir diyarda...Hoyrat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetin Çilesi",
        "poet": "Yılmaz Tarhan",
        "poem": "\n\nÇıkmışın sıladan çok uzaklara.\nBüyür içindeki küçücük yara.\nAra ki doktoru bulasın,ara.\nÇekilmiyor şu gurbetim çilesi.\n\nYağar yağmur yerleri de ıslatır.\nSalar çoban sürüsünü otlatır.\nBu sıla hasreti beni patlatır.\nÇekilmiyor şu gurbetin çilesi.\n\nUzat ki sılana elin yetişe.\nNe var,ne yok? Hepsi birer endişe.\nİçin keder dolan,bulunmaz neşe.\nÇekilmiyor şu gurbetin çilesi.\n\nKimse sormaz kanın açmıdır,tok mu? \nKatık neyse,yavan ekmeğin yok mu? \nBir de anan,yarin,senden uzak mı? \nÇekilmez ki,şu gurbetin çilesi.\n\nGurbette de arkadaş oldum saza.\nBenden selam söyleyiniz,o kıza.\nSık,sık haber göndersin ki,YILMAZ’a.\nÇekilmiyor şu gurbetin çilesi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetim Altı Yaşında",
        "poet": "Dilek Fırat",
        "poem": "\n\nGURBETİM ALTI YAŞINDA\n\nBen gurbete yeni geldiğimde,\nBir çocuk doğmuştu yüreğimde.\nAdını gurbet koymuştum; \nSılaya hasret çekişimde,\nBir çocuk daha doğmuştu yüreğim de.\nAdını hasret koymuştum.\nBugün gurbetimin doğum günü,\nTüm ışıkları söndürdüm.\nKüçük bir pasta koydum masama,\nBirde mum yaktım.\nBir sigara tutturdum acemi parmaklarıma,\nBirde duman vurdum sisli dağlara.\nBaşı dumanlı gurbeti, vurdum başıma.\nBugün benim gurbetim, tam altı yaşında.\nSaçlarıma yıldızlar düşmüş,\nKarlar yağmış avluma.\nGurbetin doğum gününü, ben yalnız kutladım.\nBaşımı hafif kaldırıp karşıma baktığımda,\nHasret duruyordu karşımda.\nGözümde yanan mumlara damla serpiyor,\nMumları söndürüyordu.\nBir yanımda gurbet, hasret bir yanımda\nBugün hasretimin de doğum günü,\nUsulca fısıldadı kulağıma.\nBir pastada ona koydum masaya,\nBirde mum söndürdük.\nÜfledik yüreğin hasret ateşine.\nBugün gurbetim tam altı yaşında.\nVe bugün ben anlıyorum ki, ben altı yıldır,\nBen tam altı yıldır, \nÖmrümden mum söndürmüşüm. 2008 DİLEK EJDER \n\n(Not: eski soyadı DİLEK FIRAT'TI)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetin adı;",
        "poet": "Erdal Kaşıkcı",
        "poem": "\n\nDeniz; doğumlara ve ölümlere geç kalmaktır.\nDeniz; çaresizlikte avunmaktır.\nDeniz; sensizliği sen yapmaktır.\nGurbetin adıdır deniz\n\nDeniz; fırtınada tutunmaktır.\nDeniz; limanda unutmaktır.\nDeniz; yalnızlığı anlamaktır.\nGurbetin adıdır deniz\n\nDeniz; açıklarda kaybolmaktır.\nDeniz; mavilerde seyretmektir.\nDeniz; sevmesini sevilmesini bilmektir.\nGurbetin adıdır deniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetin Hasret Kokan Dalgasında",
        "poet": "Ümüt Güngör",
        "poem": "\n\nGurbetin hasret kokan dalgasında, \nHüzün dağıtan dağların arkasında, \nBir yalnızlık düşünün tam ortasında, \nTek başına kalmış gülçiçek... \n\nDenizler ardında uzak ülkede \nGüneşi görmeyen gurbet elde \nYeşili olmayan kurumuş çölde \nTek başına kalmış gülçiçek... \n\nKardelene benzer dağında durur, \nKimse onda bulamaz kibir ve gurur, \nSevdiğini sevmektir ona tek gurur, \nTek başına kalmış gülçiçek...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetin İlk Akşamı",
        "poet": "Soner Arslaner",
        "poem": "\n\nsis bombaları atılmış gibi\nağır puslu duruyor\nbu gurbetin ilk akşamı\ntütsüsü de yayılmış sonbaharın\nçiçeklerle beraber düet ediyor sanki\ngece mızıkacıları cırcırlar\n\nben sonbahar da gurbetteyim\ngurbet bana yabancı...\n\ndevasa halleri var sanki bütün evlerin\nsanki ben başka bir gezegende misafirim\nsanki benim küçücük ellerim var\nküçücük ayaklarım\nsanki ben küçücük bir cüceyim\nküçücük olmuş,küçücük benim yüreğim\n\nben sonbahar da gurbetteyim\ngurbet bana yabancı...\n\nhiç alışık olmadığım bir hadise\nkuşluk vaktine doğru akıp gidiyor\nkanarya tüyü sarısı zaman\nbir sonbahar treni geçiyor\nağır kömür kokusuna dayanamam\n\nben sonbahar da gurbetteyim\ngurbet bana yabancı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetin Hocaları *vasat*",
        "poet": "Mevlüt Bicik",
        "poem": "\n\nKimileri evlenerek gelmiştir. bu Vatana\nSusar geçer,cevâb vermez kendine lâf atana\nBazen sabredemez surat asar,kendine çatana\nValla bir başka âlem’dir şu gurbetin Hocaları.\n\nCâmî’yi beklemektir. Gün boyunca onun işi\nArkası sağlam değilse,herkese geçiremez dişi\nAlevde kendisi yanar, bazen de yakıverir şişi\nGününü gün etmeye çalışır şu gurbetin Hocaları.\n\nBir kere dokunuverseniz,bin ââh işitirsiniz ondan\nVurdumduymazdır.Başarıda ise birinci’dir sondan\nŞişi, kebâbı çok sever, rukû secde edemez tondan\nYinede hâlinden memnundur şu gurbetin Hocaları.\n\nBazen daralır bunalır da çıkar parklarda gezer\nCemâate kızdığında,hanımını ve çocuğunu ezer\nSonra peşîmân olup, yaptığı yanlışlarını sezer\nStres,depresyon bombasıdır şu gurbetin Hocaları.\n\nBaşka işe hiç gidemez, aldığı maaşı da yetmez\nYâ sabır tesbihini çeker,gayriye şikayette etmez\nCemâatle,âilesiyle,kendisiyle problemleri bitmez\nProblem icre bocalar durur şu gurbetin Hocaları.\n\nCemâat! bir verir on konuşur,o ise yutkunur\nVarsa âile-i efrâdı, bunaldıkca onlara tutunur\nHizmetin hatırına,hakâret edenler adına utanur\nSabrın mihenk taşı‘dır şu gurbetin Hocaları.\n\nKırcavî der ki! Böyle olanlara acırım görünce\nBasit basit meseleler, başlarına çorap örünce\nBirileride bunların sırtından saltanât sürünce\nGarîb garîb bakakalır şu gurbetin Hocaları. ! ! ! \n\nMevlüt Bicik\n05.06.2006  saat 20.08\nEsslingen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetin Kahrı",
        "poet": "Arslan Yılmaz",
        "poem": "\n\nDikendir bahçesi ateşten bağı\nYakarda öldürmez gurbetin kahrı\nSefillikle kaybolur gençlik çağı\nOnbeşte bel büker gurbetin kahrı\n\nGözlerin kurtulmaz buğudan nemden\nSürünürsün ayrı nazlı dillerden\nŞikayetin nedir dostum kaderden\nÇilemize sebep gurbetin kahrı\n\nAnadan babadan ayrıdır gönül\nBağlarında ötmez sükutta bülbül\nNerede bacılar nerede al gül\nHepsinden ayırdı gurbetin kahrı\n\n15.02.1984     SİVAS\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetin kahrına alışamadım",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nAcaip bir duygu sardı bedeni\nEvde tek başıma kaldığım zaman\nHasretmi korku mu neydi nedeni? \nOf dedim bir nefes aldığım zaman\n\nKendime bir kulak verdim dinledim\nBir of çektim bin ah dedim inledim\nKimsecikler yoktu güldüm çınladım\nBeni duyan yoktu  güldüğüm zaman\n\nSanki bazı şeyler duyar gibiydim\nDerin bir uykudan ayar gibiydim\nGam keder ne varsa sayar gibiydim\nDerin düşünceye daldığım zama\n\nYurdumda yaşayıp çalışamadım\nGurbetin kahrına alışamadım\nDerdimi kimseyle bölüşemedim\nVatana her haber saldığım zaman\n\nAh ile vah ile geçti seneler\nMemleketten uzak yandı sineler\nÇürüdü küf koktu ıssız haneler\nEbedi şenlenmez öldüğüm zaman\n\nMikdati ne etsin, bahtına dargın\nNice elemlerden yorgun ve argın\nNe olur yüzüme bakmayın gergin\nGelsem, kapınızı çaldığım zaman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetlik Zor İş Arkadaş",
        "poet": "Yusuf Bozkaya",
        "poem": "\n\nGurbetlik zor iş arkadaş; \nBen bir yanda, o bir yanda,\nSevgim bir yanda, sevdam bir yanda,\nGurbetlik zor iş arkadaş; \nDost bir yanda, düşman bir yanda,\nHayal bir yanda, gerçek bir yanda,\nGurbetlik zor iş arkadaş; \nGece bir yanda, gündüz bir yanda,\nDert bir yanda, derman bir yanda,\nGurbetlik zor iş arkadaş; \nÇünkü beden bir yanda, ruh bir yanda…\n\n15–02–2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetle nikalandım",
        "poet": "Ali Uzun",
        "poem": "\n\nGurbet benle ben gurbetle nikahlı,\nBoşanmak isterim gurbet boşanmaz.\nBen, benimle kafam ile davalı,\nYaşamak isterim gurbet yaşanmaz.\n\nAna, baba, abla, ne de tek abi,\nGörmedim birini oynattım tabi,\nKusurlu bir kulum değilim nebi,\nYaşamak isterim gurbet yaşanmaz.\n\nHer dediğim terse yordu karıştı,\nBen, gurbetle gurbet, benle yarıştı,\nBıktım senden dedim yüzü buruştu,\nBarışmak isterim gurbet barışmaz.\n\nSaplandım içine gırtlağa kadar,\nBilmem bende midir bilmem ki kader? \nGurbet sen ömrümü eyledin heder.\nGörüşmek istedim gurbet görüşmez.\n\nAli Uzun’um der yobaz yozuna,\nMuhatabı oldum boş boğazına,\nDüştüm cahillerin kokmuş ağzına,\nUğraşmak istedim gurbet uğraşmaz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetin tarifi",
        "poet": "Mehmet Yaşar Genç",
        "poem": "\n\nGurbet; duyguların son sığınağı\nGönlü örseleyen dert yığınağı\n\nGurbet; yalnızlığa bitmez bir akşam\nSıla özleminde çilleli yaşam\n\nGurbet; ozanların türkü sözüdür\nSoğuk sözler, ayrılığın yüzüdür\n\nGurbet; adımların çözüldüğü yer\nDüşlerin ipliğe dizildiği yer\n\nGurbet; mahkumların soğuk dehlizi\nZeval soluğunun görünen izi\n\nGurbet; bir çıkmaz yol,hasret duvarı\nÖmrün kışladığı sisler bulvarı\n\nGurbet; gözyaşının dolduğu nehir\nGündüz hayal köşkü,gecesi zehir\n\nGurbet; can yükünün geldiği nokta\nHasret ikliminin adı dorukta.\n\nGurbet; tarifine sayfalar sığmaz\nHayrı murad eden şer'e sığınmaz.\n\nNot: Bu şirimi Fransa'da bulunan sevgili kaynım Sinan Çelik ve ailesina ithaf ediyor ve bütün gurbeti yaşayanlara gönderiyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetmi Yazılmış",
        "poet": "Nuh Ali Berk",
        "poem": "\n\nNasıl özledim ki, şimdi vatanım,\nGurbet mi yazılmış, hep kaderime,\nGece gündüz, hasretiyle yatanım,\nGurbet mi yazılmış, hep kaderime,,\n*\nBenim kara kaplı, karalı kitap\nSöyle beni neydi, getiren sebep,\nNe utanma burda, nede bir edep,\nGurbet mi yazılmış, hep kaderime,,\n*\nBazen içerimi, bir sızı kaplar,\nMemleket üstüne, bütün hesaplar,\nSanırım gurbeti, ölümüm paklar,\nGurbet mi yazılmış, hep kaderime,,\n*\nAnam ile babam, içimde sızım,\nVatanımı bilmez, oğlumla kızım,\nŞu gurbet ellerde, yapa yalnızım,\nGurbet mi yazılmış, hep kaderime,,\n*\nAklar düştü görün, ağardı başım,\nİçme akıyor, Anam göz yaşım\nBir tane dostum var, oda sırdaşım,\nGurbet mi yazılmış, hep kaderime,,\n*\nYaşamayan bilmez, benim halimi,\nKırdın felek, kanadımı kolumu,\nBen ölürsem burda, koyman ölümü,\nGurbet mi yazılmış, hep kaderime,,\n*\nBen gönlümü, sabır ile haşladım,\nKirpiklerim göz, yaşımla yaşladım,\nGençliğime sanki, burda başladım,\nGurbet mi yazılmış, hep kaderime,,\n*\nİsyan ederim ben, sebep olana,\nBelki emmi dayı, belki halama,\nSevmedim ben, gerek varmı yalana,\nGurbet mi yazılmış, hep kaderime,,\n*\nBataydı buranın, parası pulu,\nHer taraf serseri, budala dolu,\nAcından ölmüşmü, bir Allah kulu,\nGurbet mi yazılmış, hep kaderime,,\n*\nKul Hızır ne yapsın garip Nurcan'ım,\nBazen tutar benim, hasretlik sancım,\nBen de bir insanım, ben de bir canım,\nGurbet mi yazılmış, hep kaderime,,\nGurbet mi yazılmış, hep kaderime,,\n*\nNuh Ali Berk\n(Kul Hızır)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetin tadı tuzu kalmadı gayrı",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nHasretlik sinemi delip geçiyor,\nGurbetin tadı tuzu kalmadı gayrı.\nGurbet bile inan adam seçiyor,\nGurbetin tadı tuzu kalmadı gayrı.\n\nİnsanlar oturmuş seyre bakıyor,\nUzakta çile çekmek can yakıyor.\nGurbetin akşamları can sıkıyor,\nGurbetin tadı tuzu kalmadı gayrı.\n\nHavası benim bağrımı deliyor,\nGurbette yaşayan bunu biliyor.\nGurbet yüreğime ağır geliyor,\nGurbetin tadı tuzu kalmadı gayrı.\n\nKimi insan için gurbet uğurdur,\nSesimi duymaz insanlar sağırdır.\nGurbet havası kurşundan ağırdır,\nGurbetin tadı tuzu kalmadı gayrı.\n\nYusuf gurbet bana surat asıyor,\nGurbet elde dertler beni kasıyor.\nGurbet taş gibi üstüme basıyor,\nGurbetin tadı tuzu kalmadı gayrı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbett Akşamları",
        "poet": "Harun Kazan",
        "poem": "\n\nÇırpınırsa gökyüzünde bir kuşun kanatları\nDağılıpta çöker üstüme gurbet akşamları\nİn cin boşaltırken kimsesiz kalan sokakları\nDert olur, dolar içim gurbet akşamları\n\nKaranlıklar boğarken gül kurusu akşamları\nBekleyenler vardı sahilde dönmeyen yolcuları\nKartopu gibi döndükçe çoğalan acıları\nOk olur, saplanır kalbime gurbet akşamları\n\nNe de uzun olurdu bizim oranın kışları\nBinbir sevgiyi anlatırdı. Kilim nakışları\nO nazlı ceylanın muhabbet dolu bakışları\nHasret olur dolar gönlüme gurbet akşamları\n\nUçun güzel kuşlar uçun mevsim sonbahar\nKurudu güzelim ağaçlar döküldü yapraklar\nBeni gece sensiz saran koyu karanlıklar\nAzap olur girer ruhuma gurbet akşamları...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetsin Gurbet Elsin Bir Şey Diyemem",
        "poet": "Hakan Torlak",
        "poem": "\n\nGarip insanların var boynunu eğen,\nKara bulutların var dağlara değen,\nOlmaz umutların var dersin, seç beğen\nGutbetsin gurbet, elsin bir şey diyemem.\n\nMutsuz bugünler'de büyü kaderim,\nŞarkılar türküler de hasret söylerim,\nDüştüğüm bu yerlerde bilmem neyleyim,\nGurbetsin gurbet, elsin bir şey diyemem.\n\nGöğüsümde dert kuşları selam veriyor,\nTuttum köşe başları aklım ermiyor,\nDöktüğüm göz yaşları aklım ermiyor,\nGurbetsin gurbet, elsin bie şey diyemem.\n\nGitsem ne olur, sılama orada aklım,\nDudak bükme sevdama, yok gizlim saklım,\nMutlulukla yaşamak, benim de hakkım,\nGurbetsin gurbet, elsin bir şey diyemem.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette Akşam",
        "poet": "Asaf Gördük",
        "poem": "\n\nGurbet akşamlarında şu hasta halim ile,\nYetiyor hasretle kasvet ızdırabımla dıle,\nNe gelen var,ne soran,gayri mihman aramam,\nİlahi,çöz düğümü yük olmaktan çıksın çile....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nSılaya hasretlik acımdır benim\n\nAna baba kardaş bacımdır benim\n\nSılanın toprağı tacımdır benim\n\nGüneş dönmez zaman geçmez gurbette\n\nAndıkça sılayı yaşlanır gözüm\n\nDışıma bakmayın yanıyor özüm\n\nFakirlik oldukça yok buna çözüm\n\nGüneş dönmez zaman geçmez gurbette\n\nSılaya gelirsem ekmek bulunmaz\n\nUzaktan kokunuz bana ulaşmaz\n\nTembellik elbette bize yakışmaz\n\nGüneş dönmez zaman geçmez gurbette\n\nDünyada insana gurbet değil mi\n\nKainatta dünya fani değil mi\n\nZaman dediğimiz ömür değil mi\n\nGüneş dönmez zaman geçmez gurbette\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette Anam Ağlar",
        "poet": "Mürsel Gündoğdu",
        "poem": "\n\nBir lokma ekmek için dağılmışız sıladan\nYetim kalmış ruhumuz hem dosttan hem anadan\n\nBoy salmışız gurbete kökümüz kuru bir taş\nKeder yığmış ömrümüz gözümüzden gitmez yaş\n\n\tSavurmuş bizi yıllar\n\tAyırmış karlı dağlar\n\tKavuştur zalim yollar\n                Gurbette anam ağlar                                                      \n\nKısa bir ömür için değer mi bunca keder\nSılaya hasret çekmek cehennemden de beter\n\nYeter Allahım yeter bu ömür nasıl biter\nSonbahar sisi gibi başımda duman tüter\n\n\tSavurmuş bizi yıllar\n\tAyırmış karlı dağlar\n\tKavuştur zalim yollar\n                Gurbette anam ağlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette Bayram",
        "poet": "Mete Özdikici",
        "poem": "\n\nMemleketimden uzakta hem de çok uzakta\nBir bayram geçirmekteyim sâde ve yalnızca\nEvimden barkımdan vatandan hayli ırakta\nBir bayram geçirmekteyim sâde ve yalnızca\n\nBayram gelmiş farkında değilim telâşedeyim\nEcel gelse idrakte değilim hengâmedeyim\nGam beni kuşatmış ben ise serâzadeyim\nBir bayram geçirmekteyim sâde ve yalnızca\n\nİle devran gelmiş ne can ben dermândeyim\nEle bayram gelmiş ne gam ben hasretteyim\nEve dostlar gelmiş ne kâm ben gurbetteyim\nBir bayram geçirmekteyim sâde ve yalnızca\n\nAnadan ve yârdan ayrı kaldım gayrı kaldım\nHakikatten uzaklaştım hayâllere daldım\nGönlüme pranga vurdum da aklımı saldım\nBir bayram geçirmekteyim sâde ve yalnızca\n\nMecnûn Leylâ’sından uzakta çöllere düşmüş\nAslı kendinden geçmiş Kerem’den gayrı düşmüş\nYurdumdan hasretlik gönlüme kor gibi düşmüş\nBir bayram geçirmekteyim sâde ve yalnızca\n\nZaman yel gibi eser akrep kovanı döker\nÖmür sel gibi geçer ruhu bedenden söker\nMâşuk el gibi gezer aşkı yürekten siler\nBir bayram geçirmekteyim sâde ve yalnızca\n\nGurbette bayram herhalde bayramdan gurbettir\nHakikat budur elbette gerisi gıybettir\nHasrete hükümlü iken saadet gaybettir\nBir bayram geçirmekteyim sâde ve yalnızca\nBir bayram sensiz geçmekte sessiz ve yalnızca\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette bayram",
        "poet": "Hakkı Şener",
        "poem": "\n\nAna,baba,kardaş,yar yok yaran yok\nNar olur gurbette bayram sabahı\nHasta olsan hallerini soran yok \nZor olur gurbette bayram sabahı\n\nBir derin yaradır bağlayamazsın\nDamla damla dolar çağlayamazsın\nYutkunur yutkunur ağlayamazsın\nKor olur gurbette bayram sabahı\n\nBuram buram tüter gözünde sıla\nUyanır uyanır bakarsın yola\nYaz geçer de bahar uğramaz dala\nHar olur gurbette bayram sabahı\n\nUmutla koklarsın esen yelleri\nKulağında gül yüzlünün dilleri\nÖzleyince al kınalı elleri\nZar olur gurbette bayram sabahı\n\nGarip Hakkı hüzün kattın aşına\nYol verdin gözüne dolan yaşına\nKoca dünya garip dertli başına\nDar olur gurbette bayram sabahı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette Bayram",
        "poet": "Sabit İnce",
        "poem": "\n\nGURBETTE BAYRAM\n    -Ozan Şerafettin'in Anneme Mektup şiirine-\n\nMuhannet tuzağa düşürmüş onu\nKurtlar sofrasında Bayram yapıyor.\nBir lokma gurbete aşırmış onu,\nYaralı bir döşle bayram yapıyor.\n\nGariplik üstüne vurmuş mührünü\nÇekiyor gurbetin türlü kahrını,\nFeleğin elinden derdin zehrini\nİçmiş de yad elde bayram yapıyor.\n\nOlura olmaza sözü geçmemiş\nEl ana değil ki nazın çekmemiş,\nÇağırsa, bağırsa avaz çıkmamış,\nNamert minderinde bayram yapıyor.\n\nDost bulup sırrını açamıyor o,\nİstese de neşe saçamıyor o,\nBirgönül bulup da uçamıyor o\nKırık kanatları bayram yapıyor.\n\nKör sağır geceler koynuna dolmuş\nHüzünler toplanmış aynına dolmuş,\nKırk fikir düşünce beynine dolmuş\nAğrılı bir başla bayram yapıyor.\n\nİçinde dolanır garip sancılar\nyolcular perişan bilmez hancılar,\nKervanın başında garip öncüler,\nGözler ırmak ırmak bayram yapıyor.\n\nBayramda öpecek el bulamamış,\nAramış bu gün de hal bulamamış,\nYollar uzamış da yol bulamamış,\nYazları kış olmuş bayram yapıyor.\n\nSılanın türküsü sinesin yakmış,\ngaripçe duygular içine akmış,\nBağlama da teller şimşekler çakmış,\nKuru bağlamayla bayram yapıyor.\n\nYokluk değirmeni tozla buz etmiş,\nElediği elek bile naz etmiş,\nŞerafet Ozan da İnce  söz etmiş,\nFeleğin çarkında bayram yapıyor.\nSabit İnce Kayseri 9.11.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette Bayram",
        "poet": "Abdulkadir İlyas",
        "poem": "\n\nGüneş varmadan sokağa bir ışık yanar,\nSabah ezanıyla başlar gurbette bayram.\nBir pantolonla gömleği süsler çoraplar,\nKüçük, soğuk bir odadır gurbette bayram.\nBayram kokar camilerin tenha köşesi,\nNamaz bitince insanın kaçar neşesi.\nHasret çeken gönüllerin gelir küsesi,\nNe heves ne de umuttur gurbette bayram.\nBabam düşer hatırıma; sabır dilerim,\nAnam gel diye yalvarır; acı çekerim.\nHerkes ağlar ben halime güler geçerim,\nBuğulu cama kazınır gurbette bayram.\nBir zil sesi beklerim hep gelse kapıdan,\nSevinçle kalksam yerimden kaçsam aradan.\nDönmesem bir daha geri olsam sıradan,\nBeni bende kaybettirir gurbette bayram.\nİçimden deryalar geçer suyu arayan,\nDindirmeye gücüm yetmez kalbim kanayan.\nYârim de beni özlemiş, ben yâre hayran,\nDerinden beni yaralar gurbette bayram.\nBu bayram da geçti böyle sessizim yine,\nİsyan demek yaraşamaz şükrüm bu güne.\nBiter keder gelir neşem elbet bir sene,\nTabutumda bir busedir gurbette bayram…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette Bayram",
        "poet": "Adem Tıraş",
        "poem": "\n\nKaç bayram geçti; daha kaç bayram geçecek; \nBöyle anadan, babadan, yardan uzakta.\nHasret, beynimi kafatasımda içecek; \nSevgi dolu bayramlar ağlarken uzakta.\n\nGün doğdu, gün battı; haftalar, aylar geçti.\nZaman, '' yazık'' demeden  günlerimi biçti.\nBir bayram daha;  işte geldi işte geçti.\nEğilipte öptüğüm ellerden uzakta.\n\nHerkes bir köşeye sızmış gözleri nemli; \nKalpler mahzun, kalpler buruk, kalpler elemli.\nYanıyor taa içleri, hallerinden belli\nBugün bayram, bugün bayram, bayram uzakta.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette Bayram",
        "poet": "Erhan Erbil",
        "poem": "\n\nMevsimlerden sonbahar anne\nBayramım dönüştü birdenbire hüzne\nAklıma yine sen düştün anne\nGurbette bayram çekilmiyor anne\n\nYapraklar sapsarı üzüyor beni\nBen de boynumu büktüm deminden beri\nBayram namazından çıkınca hemen andım seni\nEve gelince göremeyince seni deli oldum deli\n\nBayram kahvaltılarımız özel olurdu\nMenünün hepsi de birbirinden güzel olurdu\nBabam, sen, kardeşlerim hep yanımda olurdu\nŞimdi yanımda kimsecikler yok anne\n\nİlk senin elin öpülürdü herkesten önce\nUlvi bir hava eserdi her bayram evimizde\nDuanı alır çıkardık bayram gezmelerimize\nSen yoksun gözlerim seni arıyor anne\n\nMevsimlerden sonbahar anne\nBayramım dönüştü birdenbire hüzne\nAklıma yine sen düştün anne\nGurbette bayram çekilmiyor anne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette Bayram",
        "poet": "Niğmetullah Uçar",
        "poem": "\n\nGURBETTE BAYRAM\n\nSabahtan kılındı bayram namazı\nDışarıda buz gibi karın ayazı\nGüzel günler böyle kederdir bazı\nYalnız bayram olmaz elle kutlanır\n\nCemaat camide bayramlaşıyor\nÇıkınca evine neşe taşıyor\nSonra akrabalar hatırlanıyor\nBizim elde bayram öyle kutlanır\n\nHasta yatağımda sırtüstü yattım\nZil çalar mı diye kapıya baktım\nHayalen de olsa gezdim dolaştım\nGurbet elde bayram böyle kutlanır\n\nArfe gün ikindi okunur kuran\nMezarlığa gider köyünde olan\nTelefonla arar uzakta kalan\nBazen bayram böyle sözle kutlanır\n\nSeryat yemeğinde bulunamadım\nDostlarıma tek tek sarılamadım\nHasretten özlemden kurtulamadım\nYatarkende bayram düşle kutlanır\n\nBel ağrısı ile yattım sert yerde\nÇare arıyorum ilaçla derde\nDostları görmemek varmış kaderde\nTevekkülle bayram dertle kutlanır\n\nBizi yaratan var korur gözetir\nİyiyi, güzeli, hoşu o bilir\nBiz aciz bir kuluz elden ne gelir\nTefekkürle bayram zevkle kutlanır\n\nHayırlar da ondan şerler de ondan\nFikir, zikir, şükür yapmalı insan\nNiğmetullah sabret Halık’a dayan\nO zaman bu bayram şevkle kutlanır\n\n                                 Niğmetullah UÇAR\n                                      Akşehir\n                                            08.01.2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette Bayram",
        "poet": "Ali Kemal Bozkurt",
        "poem": "\n\nÖzde kutlu gün sözde mutluluk\nGurbette isen yüreğin buruk\nAna hasreti baba hasreti\nYabana sitem sıla hasreti\n\nMübarek bayram koşan bebeler\nAnaya hasret kuzular meler\nEvde yalnızlık bağrımı deler\nBahçeye sitem fidan hasreti\n\nHep hayal oldu gözümde izler\nHasret kaldığım tanıdık yüzler\nBir çocuk görsem yüreğim sızlar\nÖzüme sitem evlat hasreti\n\nYağmurlar yağdı dereler taştı\nKır çiçekleri vakitsiz açtı\nYaşlanan ömrüm gurbette geçti\nGürbete sitem köyün hasreti\n\nÖmür dağının karları yağdı\nSiyah olan saçlarım ağardı\nSonbahar geldi usta çağırdı\nÇırağa sitem usta hasreti\n\nGarip Bozkurt’um yolunu seçti\nMezarın kazdı kefenin biçti\nÇileli yıllar ölçüyü aştı\nMezara sitem toprak hasreti..\n                           Ali BOZKURT\n\nBayram umuttaşı gurbet gözyaşı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette Bayram",
        "poet": "Aziz Çınar",
        "poem": "\n\nKoşarak varsam yanına ananım.\nTopragını doya doya öpsem vatanımın\nUyansam gölgesinde ay yıldızın\nGurbette huzur vermıyorki bayram sabahı\n\nAynı duygu yok gurbetteki ezanda\ninsan bedeni neye yarar iman yoksa ruhunda\nBayram bir gözyaşı yabancının yurdunda\nGurbette kılınmıyor bayram namazı\n\nKendi ülkemin malını olmayınca neye yarar\nHarcadıgım her parada bir yürek yanar..\nHer aldıgımda haram bıseyler kokar\nGurbette harcanmıyor bayram harçlığı\n\nAyırdın bunca beşeri zalim gurbett\nBu gurbetlere düşmüş binbir millet\nİmanınla ayağa kalk tüm dünya titret\nGurbette duyulmuyor ki bayram ezanıı..\n\nEn güzel öz yurtta kutlanan bayram\nEzanı dinleyip şehvet-i imanla dolsam\nBu bir özlemdir vel hasıl kelam\nGurbette zevk vermiyor ki bayram havası..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette Bayram",
        "poet": "Ali Uygun",
        "poem": "\n\nGURBETTE BAYRAM\n\nSılayı andıkça bağrın sökülür\nÖksüz çocuk gibi boynun bükülür\nGöz yaşların gizli gizli dökülür\n\t\tGurbette bayramı çekmeyen bilmez\n\t\tİçerin kan ağlar, yüzün hiç gülmez\n\n  Sıla çok çok uzak, aralı ise\n\t  Alın yazın böyle karalı ise\n\t  Hele bir de gönlün yaralı ise\n\t\tGurbette zor olur, bayram zor olur\t\n\tHasretlik içinde yanar kor olur\n\n\t  Sılanın yolları uzar da uzar\n\t  Akar göz yaşların, içine sızar\n\t  Gönül yaraların azdıkça azar\n\t\tGurbette ne zormuş, bayram ne zormuş \n\t\tNeşeler,gülmeler yalan olurmuş\n\n\t  Boğazından geçmez ekmekler, aşlar\n\t  Başından dağılmaz hayaller, düşler\n\t  Bir teselli vermez sahte gülüşler\nEl âlem el ele, gezer seyranda\n\t\tHasret çekmek ne zor imiş bayramda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette bayram",
        "poet": "Arslan Mayda",
        "poem": "\n\nKaç bayram gurbette içimde sızı \n                   O eski bayramlar nerde kaldınız\n                   Hayalim bir kaynak ab-ı hayatlı\n                   Vuslatın aşkıyla derde saldınız\n\n                   Kalbim yalnızlığa hep boyun eğer\n                   Ne tatlı günlermiş çocukluk meğer\n                   Şimdi anlıyorum biçilmez değer\n                   Yıllar cennetimi benden çaldınız\n\n\n                  Bayramları bayram yapan sevgidir \n                  Sevgi bahçesinde açan ilgidir\n                  Var oluş muhabbet varlık bilgidir\n                  Anlaya şeker şerbet baldınız\n\n                  Bahtıma takılsa yılların gözü\n                  Bir bakide söner yalnızlık közü\n                  Ömrün son demleri beklide güzü\nKoşun amellerim nerde kaldınız\n\nKaynayıp yüreğim aşkla coşunca \nVuslat hayaliyle Hakka koşunca \nÖlüm denen son engeli aşınca\nHakka vuslat ile bayram oldunuz\nİşte o gün bana bayram oldunuz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette Bayram",
        "poet": "Abdil Yıldırım",
        "poem": "\n\nBayram sabahında şafak sökmeden,\nKaldırır insanı gurbette bayram.\nHerkes sılasına doğru giderken,\nSoldurur insanı gürbette bayram.\n\nDostlar kucaklaşır, öpülür eller,\nBir selam getirmez sıladan yeller,\nGarip diyarıdır şu gurbet eller,\nÇürütür insanı gurbette bayram.\n\nBayram günlerinde kanar yaralar,\nYollara bakarak ağlar analar,\nGaribin halinden garipler anlar,\nÇürütür insanı gurbette bayram.\n\nTaş yürekli dağlar kesti yolumu,\nKimselere diyemezdim halimi,\nŞu sıla hasreti çözdü dilimi,\nSöyletir insanı gurbette bayram.\n\nAkşam oldu gün ufuktan aşıyor,\nHüzün damla damla kalbe düşüyor,\nKurtlar kuşlar bile bayramlaşıyor,\nAğlatır insanı gurbette bayram.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette beklemek çok acı gelir",
        "poet": "Günan Ulaşlı",
        "poem": "\n\nBırakıpda gelmek çok kolay değil\nAramızda engel kendisi uçurum değil\nCehennem seninle inan kardanda serin\nGurbette beklemek çok acı gelir\n\nSevdamı elimden aldılar benim\nÇöldeki sıcaktan çok yanıyor tenim\nDöneceğim sana beni  bekle sevdiğim\nGurbette beklemek çok acı gelir\n\nSensiz her gün yatakda ateşde yattım\nDönersin diye belki yollara baktım\nBir duble rakıyla bir siğara yaktım\nGurbette beklemek çok acı gelir\n\nDüşündükçe seni aşkın içimde benim\nÖmrümü yoluna inan adadım senin\nSeni seven insan o kalpsiz benim\nGurbette beklemek çok acı gelir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette Günler",
        "poet": "Ömer Hüsamettin Yüzaklı",
        "poem": "\n\nGurbet çıkrığı ağır ağır dönüyor.\nHasret dolu,çile dolu,dert dolu.\nSılada her insan birazda ölüyor,\nKaderin agında gözyaşı dolu.\n\nBu gurbet bu hasret biter mi? \nKarasevdadan beter mi bilmem? \nSana bir ömür yeter mi bilmem? \nEy gurbet bir artık bekleyenim var.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette Gün Batımı...",
        "poet": "Sinan Erkek",
        "poem": "\n\nGURBETTE GÜN BATIMI \n\nBirazdan güneş batacak, \nkalabalıklar yuvalarına dağılacaklar, \nben de yalnızlığıma... \n\nyiyecek birşeyler bulurum da, \nev, yalnızlığımdan daha soğuk.! \n\nönce bir çay demlerim (şarap yok söz verim ya)\nseni karşıma alırım, söyleşiriz saatlerce, \nbir tek sana dokunamam, herşeyin benim. \ntelefonumda sen varsın diye kapatmayacağım, \n\nbaşucumda armağan ettiğin kitap, \nazar azar okuyorum bitmemen için, \nyatmadan önce sana dokunur çeviriyorum sayfaları \nseni okuyorum gecenin en katil saatlerinde \ngece biter \nkitap biter \nömür biter \nsen bitmezsin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette Bir Yılbaşı",
        "poet": "Muharrem Dalkıç",
        "poem": "\n\nYamaçoba     Karakolunda     bir     hüzün      yığını\nDuman    kaplamış    taşını       toprağını      dağını\nTükenmez     uzun      şafaklar    bitmez     acılar\nİşte   böyle    geçirirsiniz     gurbette   bir   yılbaşını\n.........................................................................................\n\nAnasız     babasız       bacısız      kardeşsiz     günler\nKalbimizde    bitmeyen      acılar       eşsiz   hüzünler\nKalemlerin     yazamadığı     ama    içimizdeki      dizeler\nBoynu      bükük       geçirirsiniz    gurbette  bir    yılbaşını\n...........................................................................................\n\nKader    mi?       şans   mı ?    yoksa      ceza    mı ? \nYaz     desem       kaleme     duygularımı      yazar   mı  ? \nSevgilim      benim    için     bir      mezar     kazar    mı  ? \nAcılar    içinde     geçirirsiniz    gurbette    bir   yılbaşını\n.............................................................................................\n\nMaziyi       hatırlarsınız      içinizi       keder       bürür\nEtrafınıza    bakarsınız      sevgiler     sizden      silkinir\nGurbette      hasretlik     insanı      öldürür        bitirir\nSanki   zindanlarda    geçirirsiniz    gurbette     bir   yılbaşını\n\n1990        Yamaçoba    Karakolu /  G.Antep\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette bir yılbaşı akşamı",
        "poet": "A. Yüksel Şanlıer",
        "poem": "\n\nKarlı bir yılbaşı, akşamıydı,\nSis vardı,\nGöz gözü,  görmezdi şehrin sokaklarında,\nSokak lambalarının, soluk sarı ışıkları vuruyordu,\nÖnceden yağmış, karlara.\nBuzlar desen,  saçaklardan sarkıyordu uzun ve sivri,\nVe kurt çakal sesleri geliyordu,\nBiraz ötelerdeki,  şehri çeviren karlı sis sarmış dağlardan.\nSokak kedileri desen titriyordu, büzüşmüş de saçakların altlarında.\nİşte böyle bir yılbaşı akşamında, ayaz geceyi örterken,\nKapı çalındı birden.\n\nVe sen geldin o akşam,\nTitriyordun,\nSaçlarında tipinin beyaz gülleri,\nBurnun kızarmış, \nYanaklarında kızıl koncalar açmış girdin gözlerime bakarak.\nBir anda dünya benim oldu sandım,\nTuttum senin buz tutmuş ellerinden, ve ovdum gözlerinin içine baka, baka,\nVe senin o buz tutmuş kaşlarının altındaki bakışlarınla yandım.\nMutluluk doldu içime birden de,\nBu mutluluk o gece hep kalacak sandım.\n\nMutluluk aktı içimden,\nYeni yılımı o yıl, ilk sen kutladın,\nAnlardın da, yalnız yaşayan insanın, \nHalinden,\nNe yazık ki çok geçmeden zaman, bir korna sesi duyuldu dışarıdan,\nGitmeliydin, gitmeliymişsin, \nBeni yalnızlığımla tekrar bırakıp, vakit daha geç olmadan,\nÖyle de yaptın,\nGittin,\nBen yılbaşı gecesini o gece beraber karşılarız beraber kutlarız derken,\nÇekip gittin ben buğusu silinmiş pencereden \nBakarken de,\nGeçmedi o gece, bir türlü zaman,\nVe içtim,içtim ağladım biliyor’ musun\n\nYüksel Şanlı er\n1 Ocak 2010-01-02\nAnkara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette Geceler Zor Sabah Olur",
        "poet": "Ahmet Şener",
        "poem": "\n\nBir sağıma bir soluma dönerim.\nGurbette geceler zor sabah olur.\nHasret ile kavrulurum yanarım.\nGurbette geceler zor sabah olur.\n\nGören şaşar duruşuma şeklime.\nAlışmak zor gurbet denen iklime.\nAna baba gardaş gelir aklıma.\nGurbette geceler zor sabah olur.\n\nGün güne benbzemez gece geceye.\nEklenir söz olur hece heceye.\nDuman bile garip çıkar bacaya.\nGurbette geceler zor sabah olur.\n\nYoksulluk elinde yanıp tütmese.\nŞener im söylemez cana yatmese.\nMevla yardım eder eğer etmese.\nGurbette geceler zor sabah olur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette Gurbeti Yaşadım",
        "poet": "Orhan Yazıcı",
        "poem": "\n\nYine bir gurbet akşamında hüzün içmişim\n Hasretleri yalnızlığıma katık etmişim\n Özlem dilenmiş, sevgiler dinlendirmişim\n Hep sılaya dönüş gününü gözlemişim\n\nNe müşkilmiş anneden, eşten.dostan ayrılık\n Bizimkisi kaderin burgacında bir gayrılık\n Sahiden değil miydi hayatın bir adı da yalnızlık\n Söker mi? ey gurbet sana kabadayılık\n\nBen gurbette gurbeti yaşamışım\n Hep hüzün yüklü bulutlar gibi kalmış\nHer giden trenin ardından el sallamışım\n Bazen hüzün kokan türküler şakımış\nGurbetten sılaya mektuplar sıralamışım\n\nBen gurbette gurbeti yaşamışım\n Gönlümden her ne gelirse dilime döküvermişim\n bazen mevsimsiz kar olup düşlerime yağmışım\n Bazen de vaktinden önce çiğdem açmış\nSevgilinin saçlarına bir tutam deste olmuşum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette Külüm Kaldı",
        "poet": "Havana Bozkurt",
        "poem": "\n\nDüştüm gurbet yollarına,\nBahtım der ki, biraz sabret.\nAldı hasret kollarına,\nSardı beni zalim gurbet.\n\nDüşmüşüm çaresiz derde.\nNerdesin sevgilim nerde? \nHüzün dolu gecelerde,\nVurdu beni ölüm gurbet.\n\nYaban elde kaldım darda.\nGüllerim soldu baharda.\nSenin olmadığın yerde,\nSağım gurbet, solum gurbet.\n\nKalemlerim seni yazdı.\nGönül yaram sensiz azdı.\nYüreğim büyülü sazdı,\nÇalmaz oldu telim gurbet.\n\nHer derdi çektirdin bana.\nÇileler yükledin cana.\nYar diyerek yana yana,\nSende kaldı külüm gurbet.\n\n03.10.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette Özlem",
        "poet": "Canan Karadeniz",
        "poem": "\n\nÖzlem gözlerimden akıyor \nTazyikli bir su gibi\nTitrek sesimle türkümü söylerim\nGökyüzünde ararım kokusu duyulmaz topraklarımın\nNinnisi yüreğimdedir yaşlı anamın\nBu kalabalık şehir yorar\nYabancıdır çehreler yalnızlığın pençesinde\nGitmenin vakti uzun,\nÖzlemin vakti yanıbaşımda bekler.\nBu gri, soğuk, karanlık şehirde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette sabah",
        "poet": "Hakkı Şener",
        "poem": "\n\nYine sabah oldu canlandı hayat\nGün ağardı dağlar taşlar uyandı\nKiminde kahkaha kiminde feryat\nDallarda tüneyen kuşlar uyandı\n\nBen de feryat etsem olur mu duyan\nAşkın yollarında kalmışım yayan\nYarin kollarında gamsız uyuyan\nRüya yastığında başlar uyandı\n\nİnce ince sızı başlar derinde\nSıla ötelerin ötelerinde\nHasretle vuslatın orta yerinde\nGarip gözlerimde yaşlar uyandı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette Renkler",
        "poet": "Kemalettin Kamu",
        "poem": "\n\nDoğuda kırmızı, batıda turunç, \nYanık bir yörüğü andıran bu tunç, \nŞu renk aleminde ne yok ki bizden, \nMavi: Marmara'dan, mor: Akdeniz'den! \n\nYeşil bir köşedir bana Bursa'dan, \nKara: Erciyes'in yarları gibi, \nSarıda güzü var Uzunyayla'nın\nBeyaz: Erzurum'un karları gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette sevdim",
        "poet": "Yakup Başar",
        "poem": "\n\nGözümde ufuklar gönlümde gurbet\nSevdiğim uzaklardasın yüzüne hasret\nSeni görmeyeli her yanım bir dert\nGurbet evin barkın yıkılsın senin\n\nDenizleri dağları aşıp da gelemedim\nBir türlü ben bu dertten kurtulamadım\nSeni her zaman ben yanımda hissettim\nGurbet ocağın sönsün emi senin\n\nUzaklarda sevdiğim bekliyor bak beni\nAşamadım karlı dağları kırıldı belim\nİnsafsız halimi görmüyor ki benim\nSenden zalimi olur mu acı gurbet\n\nCan evimden hançerle vurulmuşum ben\nSeni benden başka sevenin ciğerini sökerim\nSenin sevgin sanki kezzap döktü içime\nBenden başkasını seversen öldürürüm kendimi\n\nBöyle gurbet yollarında savrulurum ben\nSenin için sararır kavrulur giderim ben\nEğer sende Merve den başkasını seversen\nİşte o zaman canlı, canlı toprağa girerim ben\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette Sonbahar",
        "poet": "Halim Şefik Güzelson",
        "poem": "\n\nO geceler uyku tutmazdı birimizi\nDeli ederdi kanat sesleri \nTurnalar geçerdi yıldızlı karanlıkta\nKatar katar\nÖylecene sabaha ulaşırdık ürpermiş\nNeden sonra gün doğardı\nAçılırdı bir sonbahar\nNe sonbahar\n\nNedense bir türlü ısınamadım\nSevemedim yaprağını dökmeyen ağaçları\nSonbaharın dışındalar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette Sevmek",
        "poet": "İsmail Türkmen",
        "poem": "\n\nsevmek gurbbettir yürekte yaşanan \nsılayı özlemektir gurbet sokaklarında \nbaşın öne eğik yürürken senin olmayan dünlere \nsevmek gurbettir yürekte yaşanan \nbayramda bonu bükük kalmaktır \nsokakları dolduran mutlu baağırışlara rağmen \n\nsevmek yalnızlıktır gurbet sokaklarında \natılan adımlar sana yabancıdır sevmelerde \ngeceleri yaedi yabacıdır gözlere çöken uykuda \nsevinçlerin yabancılığıdır gurbet bayramlarında \nsevmek hüzünlere sarılmaktır gurbet neşesinde \nsevmek acıdır mutlu olduğun anlarda gurbette \n\nçiçek kokularının yaban olmasıdır her nefeste \nhoş geldine uzanan eller sılaya salmayan \nkelepçedir sevmekteyken sılayı \nsıla kaf dağının ardında devlerin koruduğu \nzebanilerin marifetlerini sergilediği diyardır \nsevmek acıdır özlemi yaşanırken sılanın \n\ngurbet, acısı senin değildir kan ağlasada gözlerin \nsevinci acılıdır gurbet sevmelerinin \ngülleri güze düşen çiğ sanırsın oysa kırağıdır \ngurbette yürüdüğün sokaklar mapustur \ndikenli tellerle çevrilmiş mekandır sevmeler \ngöz yaşlarıdır hasrete boğulurken düşler \nsevmek hasret ateşi sıladır gurbette \n\nİ.TÜRKMEN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbette unutulanlar",
        "poet": "Durak Yiğit",
        "poem": "\n\nBizi hor görmeyin,biz de insanız\nGurbet elde kaldık, unutulduk biz\nSahip çıkan yok ki, garibanız biz\nGurbet elde kaldık, unutulduk biz\n\nEsir gibi gama, hüzne sürüldük\nTıpkı koyun gibi hakir görüldük\nBazen horlandık biz, bazen sövüldük\nGurbet elde kaldık, unutulduk biz\n\nBağır,çağır boşa,duymazlar seni\nAdamdan, insandan saymazlar seni\nHep hakir görürler cennet ülkeni\nGurbet elde kaldık, unutulduk biz\n\nHani çakı gibi giden o canlar,? \nEla gözlerinden akansa kanlar.\nBir tabutla döndü, yağız civanlar\nGurbet elde kaldık, unutulduk biz\n\nKaldı çifte yurttaş iki arada\nÖlüden farkımız yoktur burada\nHüzünlü akşamlar bekler orada\nGurbet elde kaldık, unutulduk biz\n\nYana,yana kora döndü bağrımız\nViranedir artık gönül bağımız\nHep sılaya idi, her ağıdımız\nGurbet elde kaldık, unutulduk biz\n\nHüzünler maziden âtiye akar,\nNemli o gözleri geceler saklar\nBazen de konuşur sessiz sokaklar\nGurbet elde kaldık, unutulduk biz\n\nDURAK yeter hasret yazar durursun\nYıllarca bağrına, dertli vurursun\nBu şarkıyı yıllar yılı okursun\nGurbet elde kaldık, unutulduk biz\n\nDurak YİĞİT\nGönüllerinŞairi\n2010...KOCAELİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetteki Akıllarımız",
        "poet": "Ömer Liman",
        "poem": "\n\nNe zaman  yerine dönecek,\nGurbetteki akıllarımız,\nNe zaman Yüreğimize\nOtağ kuracak hamiyet,\n\nNe zaman amade olacağız\nAl-i Beyt' e meveddetle.\nNe zaman canlanacak\nNuru mesleğimiz,\nNe zaman\nTam bir tesanütle,\nAllah Taraftarı olacağız.\n\nNe zamana kadar\nHayaller burcunda,\nDüşler deryasında\nDolaşacağız,\nEsen yellere emanet,\nBir yaprak gibi,\nKah o yana,\nKah bu yana,\nDivane derviş misali\nBir lokma, bir hırka peşinde,\nAşktan uzak,\nSevdadan habersiz.\n\nMecnunsuz leyla,\nLeylasız mecnun gibi,\nNe dostu, ne dostluğu,\nNe düşmanı, nede düşmanlığı\nTanımadan,\nKaranlığa kurşun sıkıp\nGüneşe gözümüzü\nKapayarak.\nSüreyyadan \nYeryüzüne tekrar çekilen\nMukaddes ıtret emanetine\nNe zaman  kavuşacağız.\n\nVarmı öyle yağma,\nCiğerlerimizin üstünde\nFrenk askerlerinin postalları\nİz yaparken\nBir sessiz gemi gibi\nBu dünyayı terketmek.\n\nNe zaman atom olacak\nHer hücremiz.\nNe zaman dimdik doğrulacak,\nAyağa kalkacak ruhumuz.\n\nNe zaman emperyalizmin kahrından\nAzade olacak vatanlarımız.\nNe zaman ekilecek toprağımız,\nSavrulacak samanımız,\nNe zaman dönecek\nÇarkımız,\nRayına oturacak devranımız.\n\nNe zaman,\nHasta insanlığa \nTabip olacak Şanlı Kur'an' ımız.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GURBETTE……….Vezni Aher satranç Şematik",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nCehennemi yaşatıyor yakarak canımızı \nYaşatıyor bu günlerde geçmiş her anımızı \nYakarak geçmişi, her dem ağlatır anamızı\nCanımızı anımızı anamızı ağlatır \n\nÖzledikçe memleketi izledim hep uzaktan \n Memleketi gelip görsem kurtulsam bu tuzaktan \nİzledim kurtulsam derken, mahrumuz biz bu haktan \n Hep uzaktan bu tuzaktan biz bu haktan mahrumuz\n\nÇoluk çocuk bir bahane yalnızlık bağlar bizi\n Bir bahane buralarda ağlatıp dağlar bizi\n Yalnızlık ağlatıp esir, olmayı sağlar bizi\n Bağlar bizi dağlar bizi sağlar bizi olmayı\n\nKazancımız sorulursa yaşadık bitki gibi\n Sorulursa hiçbir şeye bizden yok katkı gibi\n Yaşadık bizden yok ancak, dertleri tutku gibi\n Bitki gibi katkı gibi tutku gibi dertleri\n\nSeni beni uyuturlar afacan yaramazlar\n Uyuturlar ama onlar yerinde duramazlar\n Afacan yerinde mutlu, başka şey aramazlar\n Yaramazlar duramazlar aramazlar başka şey\n\nDer Mikdadi işte böyle gurbette ahvalimiz\nİşte böyle bir de sorsa bizleri ah vali'miz! \n Gurbette bizleri soran yoktur ki ahalimiz\n Ahvalimiz ah vali'miz ahalimiz yoktur ki\n\nOzan Mikdadî\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetteki yalnızlık",
        "poet": "Mahmut Sayın",
        "poem": "\n\nÇekmedigim bir acı\nGurbet ilde yalnızlık\nYok ana baba bacı\nBükmüş boynum yalnızlık\n\nYalnızlık ne çok ağır\nNe bitmez bir çileymiş\nSensiz bu hayat sıfır\nYaşamak seninleymiş\n\nGurbetin yalnızlığı\nZindan ruhta çile var\nSızlıyor kalp yanığı\nTanrım hasretimi sar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gürbetteki Sevdam",
        "poet": "Fatma Bacanak",
        "poem": "\n\nÇok uzaklardasın sevdiğim; \nBağlanmak istediğim gözlerinde kaybolamıyorum\nÇok istesem de yanına varamıyorum,\nBu güzel günlerimizi hasretinle yaşıyorum.\n\nSevgililer gününde yanında olamasam da\nSana sevda yüklü kalbimi gönderiyorum\nHayatımın anlamı seni çok seviyorum\nSevgililer gününü kutluyorum.\n\n                                                   13.02.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetten Erzurum'a",
        "poet": "Mukim İşbilir",
        "poem": "\n\nGittik gurbet ele, sanma unuttuk\nAklımız fikrimiz,sende Erzurum\nSenden uzakta da hep sana dönük\nYönümüz sanadır, sana Erzurum\n\nSevdamız sanadır,özümüz sende\nBedenen gurbette,gözümüz sende\nTürkümüz seninle,sazımız sende\nGönlümüz senledir,sende Erzurum\n\nŞanın Palandöken kadar yücedir\nAdın dilimizde bitmez hecedir \nBilsem son ahvalin,acep nicedir? \nBirliğin mayası yurdum Erzurum\n\nBuluştuğu yerde mavi beyazın \nHem kışın güzeldir, hemi de yazın\nÇok soğuk olsa da çekilir nazın\nDillere destandır suyun Erzurum\n\nUnutmak mümkün mü? içli keteni\nKadayıf dolması, hele hıngeli\nSu böreği,ayran aşı yemeli\nCağ kebabının yurdu Erzurum\n\nDuydum ki kar yağmış yüce dağına \nŞehit acıları sinmiş bağrına\nHain bölücünün kara böğrüne\nMızrak gibi saplan,yiğit Erzurum\n\nDestandır tarih den, şu Aziziye\nSelam  olsun Abdurrahman Gaziye\nHabib Baba, o muhterem veliye\nVatan olan güzel diyar Erzurum\n\nDört tip insan yaşarmış sende \nHepsi de doğmuş ulu sinende\nVatan sevdasında her zaman önde\nOlan sensin,duran sensin Erzurum\n\nDadaşlar aksiyoncu en önde\nNüktedan insanı mizahi yönde\nHanedan  doludur, misafirinde\nVeliler otağısın, şirin Erzurum\n\nNe aşıklar geçti nice ozanlar\nReyhani babalar, aşık Emrah’lar\nSümmani  Baba ve Şair Nefi'ler\nGönül adamının  ili Erzurum\n\nİbrahim Hakkı hazret incisi\nAstronomi piri, gökbilimcisi\nÖmer Nasuh,Hacı Ahmet babası\nAlvar’lı  Efe’nin yurdu Erzurum\n\nGurur kaynağındır, Kara Fatmalar\nBin düşmana bedel, Nene Hatunlar\nO büyük kumandan,  Şükrü Paşalar\nHüseyin Avni' nin, yurdu Erzurum\n\nKurtuluş savaşı sende başladı\nAras ve karasu sende çağladı\nErmeni zulümü yürek dağladı\nŞahlanışın ruhu sende Erzurum\n\nBu kadar ulvilik unutulur mu? \nMertliğine acep denk bulunur mu? \nCandan öte başka canan olur mu? \nCanımdan öncesin,ilim Erzurum\n\nDiyar-ı gurbette seni yaşarız\nUzak da kalsak da seninle varız\nNeylersin ki artık terki diyarız\nKültürüm,beşiğim,yurdum Erzurum\n\n12/11/2007  İst\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetten Erzurum'a",
        "poet": "Taha Aygün Kanca",
        "poem": "\n\nŞanına yakışı eksi yirmibeş,\nBazen de oluyor otuz, otuzbeş\nKarın kalınlığı yetmiş, yetmişbeş\nYinede seni özlerim seni Erzurum.\n\nGeçte olsa bahar elbet geliyor\nHafif serinlikle gelip geçiyor\nYaz mevsimi seni çok sevdiriyor\nÖzlemin içimde yanar Erzurum\n\nTemmuz, ağustosta bir hoş olursun\nİsterim toprağım seninle olsun\nSevdiklerim sende mutluluk bulsun\nVade bitiminde çağır Erzurum\n\nNemli hava ile arkadaş oldum\nDiyar-ı sahilde yanıp kavruldum\nSıcağı, soğuğu arayıp durdum\nBütün bunlar sende vardır Erzurum\n\nTaha Aygün der ki; güzel yaylalar \nSert iklimde bir hoş olur havalar\nSize deniz bize canım yaylalar\nBaba mekanımsın çağır Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetten Anneme",
        "poet": "Taha Aygün Kanca",
        "poem": "\n\nİncirlik cami nin gül bahçesinde,\nAğlayarak seni düşünüyorum,\nGaripliğin çetin bilmecesinde,\nAşkın gözyaşını seyrediyorum.\n\nBana arkadaşlık ediyor yağmur,\nBulutun gözyaşı diyorum anne,\nÖksüzü görünce yağsın bu yağmur,\nGözyaşı dökeyim uğruna anne.\n\nNe kadarda güzel şu gözyaşları,\nHiçkırık sesiyle yağıyor anne,\nSecdeye eğilen gerçek başları,\nToprağa düşerek kutluyor anne.\n\nBenim de gözyaşım senin içindir,\nAkıyor derinde sessizce anne.\nGurbet denen dünya bizim içindir,\nVakti geldiğinde döneriz anne.\n\nArtık oğlun şimdi gurbet elinde,\nYureği yanıktır seni düşünür.\nHasret sona erse yakın bir günde,\nYanına gelmeyi her an düşünür.\n\nAyrılık acısı dağladı beni,\nSenden uzaktayım öksüzüm anne.\nBüyük Nebi diyor anne sevgisi,\nCennete açılan kapıdır anne.\n\nHer namazda sana dua ederim\nAllahın emridir bilirsin anne.\nSeni görmek için gelmek isterim\nBeni düşünüpte üzülme anne.\n\nSenin duan elbet felah verecek,\nÇok muhtacım buna ey güzel anne.\nOğlun Taha sana koşup gelecek\nDuanı unutma amin de anne.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetten Anneme 2",
        "poet": "Taha Aygün Kanca",
        "poem": "\n\nSen gittin gideli çile çekerim,\n\nAcımı kimseler anlamaz anne\n\nYaşayan bir ölü ben oldum derim,\n\nŞevkatine muhtaç olmuşum anne.\n\n\n\nDaha önce seni pek bilemedim,\n\nDağlara bakarak ağlarken anne.\n\nÇok kez anlamakta zorluk çekerdim,\n\nAna acısını bilirdin anne.\n\n\n\nBabadan öksüz dünyaya geldin,\n\nİki abi ve sen öyleydi anne.\n\nSadece bir anne tanıyıverdin,\n\nYetim gelip yetim bıraktın anne.\n\n\n\nZahirde ölen sen, batında benim,\n\nAnlayanlar bilmem var mıdır anne.\n\nGözyaşım kurumaz ağlar gezerim,\n\nHatıralarınla yaşarım anne.\n\n\n\nFani alem bana gurbet olmuştur,\n\nSenin gidişinle anladım anne.\n\nGurbete alışmak çok zor olmuştur,\n\nTakdiri ilahi bilirim anne.\n\n\n\nTesellim oluyor rüyada görmek,\n\nİsterim her gece göreyim anne\nSarılıp öperek özlem gidermek\n\n“ Ben ölmedim Aygün “ deyiver anne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetten Gurbete",
        "poet": "Nuh Ali Berk",
        "poem": "\n\nGurbetten gurbete, göçü yükledim, \nDemek ki kaderde, hep gurbet varmış,, \nHer gün hasretime, daha ekledim, \nDemek ki kaderde, hep gurbet varmış,,\n*\nNeyidi bilmiyom, benim suçum da, \nFikir sunamadım, ben bu seçimde, \nKar yağmış zannettim, sanki saçımda, \nDemek ki kaderde, hep gurbet varmış,,\n*\nBağımda açmadı, gül ile gonca, \nGönlüm rahat eder, bahar olunca, \nGurbet bana atmış, sökülmez kanca, \nDemek ki kaderde, hep gurbet varmış,,\n*\nİçin için, yüreğimden yanmışım, \nEllerin yurdunu, vatan sanmışım, \nÖzlemine, dirhem dirhem banmışım, \nDemek ki kaderde, hep gurbet varmış,,\n*\nBedenimi sarar, garip bir hüzün, \nYine gidemedim, bu sene güzün, \nAnamın babamın, unuttum yüzün, \nDemek ki kaderde, hep gurbet varmış,,\n*\nÇekilmez buranın, anam kahırı, \nYıllarca bal diye, yedim zehiri, \nEngel çoktu, ben hep yaptım tehiri, \nDemek ki kaderde, hep gurbet varmış,,\n*\nGemileri orda, yakar gelirim, \nBelki hayatımdan, bıkar gelirim, \nBir gün belki bende, çıkar gelirim, \nDemek ki kaderde, hep gurbet varmış,,\n*\nÇıkıp ta gelirken, bakmam ardıma, \nKimse yok arkada, düşmem derdine, \nMevlam nasip edip, dönsem yurduma, \nDemek ki kaderde, hep gurbet varmış,,\n*\nKul Hızır'ım ömrüm, gurbette ellerde, \nGelip giderek ten, geçti yollarda, \nNe yapsam bilmem ki, böyle hallerde, \nDemek ki kaderde, hep gurbet varmış,,\nDemek ki kaderde, hep gurbet varmış,,\n*\nNuh Ali Berk \n(Kul Hızır)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetteki Yaralı",
        "poet": "Cemil Öksüz",
        "poem": "\n\nKüskünüm ben feleğe,düştüm gurbet ellere\nDüşünceliyim neye,  düştüm gurbet ellere.\n\nYollara bakakaldım, hayallere hep daldım,\nDerdime dertler kattım,düştüm gurbet ellere.\n\nKuşlar oldu yoldaşım,ne hale düştü başım,\nHani nerde kardaşım..düştüm gurbet eller\n\nBeni yalnız bıraktın,yaktın bağrımı yaktın,\nYalnız bu dert merakım,düştüm gurbet ellere.\n\nYaktı beni ayrılık.kalbim feleğe kırık,\nYok mu buna aralık, düştüm gurbet ellere.\n\nGurbet gurbet ah gurbet,yoktur sende merhamet,\nDağa taşa şikâyet, düştüm gurbet ellere.\n\nVarmış bizim kader de,hem neşe hem keder de,\nDayanılmaz bu derde, düştüm gurbet ellere.\n\nCemil söyleme boşa..bu dert gitmiyor hoşa,\nYazık ki geldi başa..düştün gurbet ellere.\n\n....................................................01.11.1972...Trabzon...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetten Şiirler 22",
        "poet": "Memet Karabalık",
        "poem": "\n\nUstalaşmış ayrılıkların içi yakan yakınlığı\nZahmetli yolların bedeni tükenen yorgunluğu\nAkşamdan sabaha uzak umutlara açılan eller\nKoynundan sevda eksilmeyen gözü yaşlı analar\nKurumuş elleri ile evladın hayırlısına hasret babalar\nAklı eteğine saçılmış ziynet delisi kadınlar\nLakırdıdan öte söz bilmez moda yüklü gençler\nGemisi değilse de aklı batık nice kaptanlar\nRahminin katili kariyer kadınlar\nEvladından uzak zengin/fakir babalar\nKendini bilmez ata hayranı fukara uluslar\nUsundan bihaber boğaz düşkünü insanlar\nHayadan ırak uçkur delisi adamlar\n\nHayata uzak nice nefesler\nHayata adanmış nice yürekler\n\n13/06/2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetten Şiirler 8",
        "poet": "Memet Karabalık",
        "poem": "\n\n8.\n\nBuruşuk buruşuk hayaller\nŞafak beklemeli geceler\nİzmir’den Konya’ya asiler\nKars-Edirne arası isyankar özlemler\n\nAğrı’nın kanı delisi\nPendik’in piçine karşı\nŞırnak’ın Türkçe bilmezi\nYozgat’ın kıvrağına verir canı\n\nŞekil şemal tamamla\nÇek dizleri, kollar omuza\nDikkat! Bak sola! \nKomutan yamacında.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetten Mektup",
        "poet": "Duran Doğan",
        "poem": "\n\nSıladan uzaktayım biliyorsun halimi\nKöyde ne var ne yok yaz hele.\nKimi keyifte kimi neşede mi? \nGençlik ne âlemde yaz hele.\n\nÇoktan beri haber beklerim sıladan\nKavuşturur elbet bizi ulu yaradan\nNe haber var bizim yavukludan\nAcı tatlı olup bitenleri yaz hele.\n\nKöyde ölüp kalan dostlardan\nKaçıp göçen gençlerden\nKafayı çeken gençlerden\nNe haber var yaz hele.\n\nYine yaz gelip rüzgar çıktı mı? \nToz dumana kattı mı? \nAykırı çobanlığı bıraktı mı? \nNeler var neler yok yaz hele.\n\nÇobanlar dağ yolunu tuttu mu? \nYaylalara dizgin attı mı? \nSoğuk subaşında kaval çattı mı? \nOlup bitenleri yaz hele.\n\nHasan hâlâ delilik yapar mı? \nAfacanlar sapan taşı atar mı? \nKabadayılar yan gelip yatar mı? \nHavasından suyundan yaz hele.\n\nTopçuk koyun güderdi\nYörepsiz sığıra giderdi\nTöremiş ilahi söylerdi\nNe var ne yok yaz hele.\n\nHaziranda ekinler biçildi mi? \nSon güz ayında pamuklar çekildi mi? \nSaplar çekilip saman edildi mi? \nOvasından suyundan bir haber yaz hele.\n\nKırmızıbiber kızardı mı? \nYeşil otlar bozardı mı? \nKubat düzü tozlandı mı? \nNe haber var yaz hele.\n\nPamuk toplayan ırgatlardan\nBereket saçan hünerli ellerden\nDua edip âmin diyen dillerden\nBir haber yaz hele.\n\nKöylüler toplanır oymak oymak\nOlur mu vatana doymak\nGönül ister hepinizi görmek\nNe haber var yaz hele.\n\nCamide toplanıp sohbetlerden\nHayır, dolu minnetlerden\nHacılardan hocalardan\nNe haber var yaz hele.\n\nŞimdilik diyeceğim bunlar\nOlup biten bütün haller\nAşığın dilinden anlıyan hemşeriler\nNe âlemde yaz hele.\n\n1982/Gaziantep\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetten Sılaya Mevlana gibi...",
        "poet": "Hasan Gün",
        "poem": "\n\nBitmez gibi gelir insan ömür.\nYıllar ay; ay hafta; hafta gün olur.\nTevhitle şahlanıp dönüp Tek Yöne,\nGurbetten Sılaya gel döne döne!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetten Sılaya Trabzon",
        "poet": "Mustafa Nihat Malkoç",
        "poem": "\n\nAna yurdum Trabzon’um yoktur bir eşin\nŞimdi burnumda buram buram tütersin\n\nSoldurdun aşklarımı,yıktın ümitlerimi\nYakarsın hasretle yüklü yüreğimi\n\nBoztepe’m yine dimdik mi bakarsın gene\nLimanda yük boşaltan gemilere\n\nMaraş Caddesi burda anlatıyorum seni\nGazipaşa yokuşu ne tez unuttun beni\n\nGanita çırılçıplak mısın öyle denize nazır? \nSen ya Değirmendere yine isyana hazır\n\nİsmim yazılıdır her sokağa,her taşa\nBilirim hep susarsın yorgunsun İskenderpaşa\n\nAtapark dindi mi kanayan yaran? \nVar mı beni Fatih’te dostlardan soran? \n\nYa sen Moloz,acaba öyle bet kokar mısın? \nErdoğdu,Trabzon’a güvenle bakar mısın? \n\nYakışır mı sana Uzunkum bu işve,bu naz? \nBeşirli güzelliğin sana da kalmaz\n\nDuydum ki unutmuşsun ben vefalı dostunu\nNe yapalım Mumhane bu kaderin oyunu\n\nBir başka olurdu,çekilmezdi nazları\nKunduracılar’ın narin tezgâhtar kızları\n\nYığın insanla dolu Çömlekçi,Rus Pazarı\nHatırasını korur Esentepe yazları\n\nTrabzon hamsisiyle meşhurdur dünyada\nDolaşır mı turistler gene Ayasofya’da? \n\nBak,gör ki Tabakhane tarihe şahit olur\nSoğuksu çamlıkları temiz havayı solur\n\nBoşuna akmış değil Trabzon’daki kanlar\nGöğsümüzü kabartır Gülbahar’da ezanlar\n\nOrtahisar’da evler fetihi canlandırır\nKalepark geceleri bir başka şenlendirir\n\nSahil boyu şahit ol balıkların hasına\nKaptırırsın kendini denizin havasına\n\nKalkınma’da dolaşır üniversite kızları\nSöğütlü’de kızların yürek yakar sözleri\n\nYıldızlı bir başına yaşar sahil boyunda\nTrabzon insanının asalet var soyunda\n\nMeydan’da sosyeteler oturur,eğlenirler\nUzunsokak’ta kızlar endamı gösterirler\n\nBazı yerde içkiler,mezeler katılıyor\nBahçecik’te Akif’in ruhu yaşatılıyor\n\nKaranlığa bir güneş gibi doğ Trabzon’um! ...\nOrtaçağı parçala,süpür boğ Trabzon’um! ...\n\nTaşın toprağın altın,yakuttur Trabzon’um! ...\nHatıralarım sende,sendedir çocukluğum\n\nSana olan borcumu veremem Trabzon’um! ...\nMasmavi denizine,insanına hayranım\n\nSeni anlatmak çok zor azizim Trabzon’um! ...\nSende doğdum,büyüdüm,sendedir sonum…\n\n                         (23 MART 1993/GÜMÜŞHANE)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetteyken",
        "poet": "Gülşen Şenderin",
        "poem": "\n\nHer şey burda yabancı güller eller yabancı \nBir tek sen gülümseyen bana teselli veren \nMetrolarda tramvaylarda tüm yollar yabancı \nAkşamın yangınında sensin beni bekleyen \nViyana meydanları, valslar, diller yabancı... \n\nSabrım hiç kalmadı sonu gelsin şu gurbetin \nDüşlerimde İstanbul köprüler ışıl ışıl \nIsrarla hazzını arar sezdikçe vuslatın \nNerde Bakırköy,nerde anılarıyla sahil \nViyana meydanları, valslar,diller yabancı... \n\nYol hazırlığı başladı kalbimde heyecan \nHasret ile yandığım her şey beni bekliyor \nBeni hep bağrına basan, gülümseyen vatan \nYeşeren umutla içime sevgi ekliyor \nViyana meydanları, valslar, diller yabancı... \n\n08-01-2004- Perşembe – 12. Viyana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güre'de İskele",
        "poet": "Hilmi Hasan Atasever",
        "poem": "\n\nBugün salı\nYağmur yağıyor\n\nBalıkçı motorları hazır\nUmuda doğru\n\nKarşı kıyılara\nGidip geliyorum\n\nYüzmesini bilmem\nYokluğunda boğuluyorum\n\nDerinlerdesin biliyorum\nÇık gel\n\nGürede iskele\nSeni bekliyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbetteyim Karadeniz",
        "poet": "Hakan Özüçelenk",
        "poem": "\n\nOrası Karadeniz, Karadeniz.\nGeçer içinden çok gemi sessiz.\nGüzelliğinle yeşilin eşsiz.\nBen senden ayrı kimsesiz.\n\nOrası Karadeniz, Karadeniz.\nGül olur mu dikensiz,sevgisiz.\nKayığımın ışığı sensiz yetersiz.\nGurbetteyim halim sensiz.\n\nOrası Karadeniz,Karadeniz.\nBiz acıyla yoğrulup pişmişiz.\nHer kayıpta var derin bir iz.\nGurbette sensiz ve çaresiz.\n\nÇay olur mu şekersiz,demsiz.\nKaradeniz olur mu hamsisiz.\nBiz düşmanı dostu biliriz.\nBen senden ayrı kimsesiz.\n\nOlmaz bu hayat çilesiz.\nYanlış yapanın ipini çekeriz.\nBelimizde silah bir neferiz.\nBiz ağımızı ağır çekeriz.\n\nUzak olduğum Karadeniz.\nSeni hasretle severiz.\nGün olur toprağına gireriz.\nBizi bağrına bas Karadeniz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gureba",
        "poet": "Süleyman Sönmez",
        "poem": "\n\nKimi uzun kuyruklu sivri kulaklı\nKorku dolu gözleri şaşkın bakışlı\nKimi yağmur çamurda sarsak ve ıslak\nGördüm ki gurebayı hepsi yalnayak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gürgen Kralı",
        "poet": "Johann Wolfgang von Goethe",
        "poem": "\n\nKim bu süvari, geceyarısı fırtınada giden? \nBir Baba ve çocuğu, atın üstünde binen \nOğlanı kollarıyla emince sarmış \nSımsıkı ve sımsıcak tutmuş, sormuş; \n\nOğul, neden korku içinde suratını gizlersin? - \nSen Baba, Gürgen Kralını görmezmisin? \nGürgen Kralını, tacı ve şanıyla? - \nOğlum, o sadece bir sis kuşağı.- \n\n‘Gel Çoçuk, gel, benimle gel! \nGüzel oyunlar oynarım seninle, gel; \nSahilde kimi rengarenk çiçekler var, \nAnnemin kimi altın sarısı elbisesi var.’ \n\nBaba, Babacığım! Duymazmısın, \nBana Gürgen Kralı neler söylüyor? - \nSakin ol, uslu kal, aman evladım; \nKuru yapraklarda yeller fışıldıyor- \n\n‘Benimle, Şeker Oğlan, sen gelmek istermisin? \nKızlarım seni beklesinler, birbirinden güzeller; \nKızlarım gecelerin Reihn’ini sürerler, \nVe seni sallar, okşar, şarkılarıyla ser severler’ \n\nBaba, Babacığım! Görmezmisin orada \nGürgen Kralının kızlarını karanlıkta? - \nOğul, Oğlum, tabiki görüyorum, \nÇorak çayırlar bayağı sol ışıldıyor.- \n\n‘Seni seviyorum, endamın beni deli ediyor; \nGönüllü vermezsen, zorla alırım! ’ diyor \nBaba, Babacığım! Şimdi bana dokunuyor! \nGürgen Kralı bana acı veriyor! \n\nBabanın hali perişan, aha nal toplayacak, \nKuçağında çocuk, inim inim inliyor ancak, \nİşte vardı, ulaştı son kıvraklığıyla, sefil; \nKuçağında çoçuk, ölmüş, zavallı rezil. \n\nÇeviren: Musa Aksoy\n\nNot: Gürgen Kralı bir Babanın geceleyin atla seyrini anlatır. Çocuğunun yüksek ateşi vardır, ve kabuslarında ‚Gürgen Kralının’ endamını görür, ondan babasına sığınırcasına endişelenir. Baba oğluna teselli vermeye çalışır ve onun hayallerini gerçeklere benzetmeye uğraşır, misalen sis, yaprakların hışırtısı, ağaçların pırıltısı… gibi. Lakin çocuk gitgide huzursuzlaşır, ateşinden fantezilerindeki mahluklardan iyice korkar. Bu kuşkulu suretler - ‚Gürgen Kralı ve Kızları’ - çocuğun bakış açısından şekillendirilir ve dolayısıyla hakikiymişcesine gözetlendirilir. Neticesinde oğlan bir çığlıkla tamamen çaresizliğini belirtmeye çalışır, Baba tümüyle çilelenir ve nal toplarcasına atı tepikler, yurduna varmaya can atar. Sonunda anlar ki, çocuğu çoktan ölmüştür.\n\nAlman edebiyatında tartışmasız yerini almış bu balat, sayısızca yeniden bestelendirilmiş ve/ya seslendirilmiştir: Franz Schubert, Ludwig van Beethoven, Carl Loewe….\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güreş",
        "poet": "Ali Alper Durmuş",
        "poem": "\n\nHayat adamı edince ters köşe\nKapılırsın içine dolar endişe\nDönersin olduğun yerde\nLakin yaramaz hiçbir işe\n\nDarbeleri yedin mi peş peşe\nDimdik ayakta dur geç direnişe\nSen üzülme üzülme dostum \nBirgün ulaşırsın güneşe\n\nŞimdi olgunlaşıyorsun pişe pişe\nYılma yorulma devam et güreşe\nGün yüzüne gülene kadar\nSabırla sevgiyle yüklen dişe\n\n2.5.2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gürkaniden özlü sözler",
        "poet": "Âşık Enver Gürkani",
        "poem": "\n\nYangın çıkmış idi ormanda\nFare kurtulmayı başardı\nAslan ise yandı kül oldu\nÇünkü o etmişti baş ardı\n\nDemektir ki cüsse değil de\nAkıl kazanıyor başarı\nEğer örnek isteniyorsa\nİşte petekte ki baş arı\n\n Bu değişmez kati kuraldır\nBaşaranlar böyle başarmış\nBunu tetikleyen etken de\nHiç şüphe yoktur ki baş armış\n\nAnladın mı beşer gürkani\nOl dünyada be şer gürkani\nKuru lafla karın doyar mı? \nÇalışmasa beş er gürkani\n\n ÂŞIK GÜRKANİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gürkaninin ricası",
        "poet": "Âşık Enver Gürkani",
        "poem": "\n\nBir ricam var lütfen kabul buyurun\nGüzel sözü dilden mahrum etmeyin\nSözlerimi tüm herkese duyurun\nMecnunları çölden mahrum etmeyin\n\nVar mı aşkın terazisi ölçeği\nHasretlik çekenler bilir gerçeği\nLütfen koparmayın daldan çiçeği\nArıları baldan mahrum etmeyin\n\nGönlüm ister adaletli düzeni\nHiç olmasın ezileni ezeni\nDikkat edin deldirmeyin ozonu\nDereleri selden mahrum etmeyin\n\nBirçok insan dostça görüşmek ister\nCandan sevip candan sevişmek ister\nSıladan ayrılan kavuşmak ister\nYolcuları yoldan mahrum etmeyin\n\nRahmet ölülere sıhhat sağlara\n Barış yön vermeli bence çağlara\nDüzen verin bahçelere bağlara\nBülbülleri gülden mahrum etmeyin\n\nÇare bulun kapansın bu yaralar\nGiymesin analar gayrı karalar\nBarış gelsin bozulmasın aralar\nHiçbir kulu kuldan mahrum etmeyin\n\nGürkanider kavuşunuz ışığa\nDaim helal aşlar düşsün kaşığa\nHer ortamda sahip çıkın aşığa\nGürkaniyi telden mahrum etmeyin\n\nÂşık Gürkani\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gürkani-Cemali ve Konuklarımızla Yarenlik.",
        "poet": "Hikmet Aksu",
        "poem": "\n\n13 Kasım \n Hemşerim, dostum ***Aşık Enver GÜRKANİ*** sayfama uğramış, selamını bırakmış ve gitmiş. Ozanın şanına düşer mi dostu öylece eliboş yola sala? Şiir ne günedir, ozanlık ne günedir? saz ne günedir? \n\nGÜRKANİ'YE\nDavetime icap edip buyuran \nGürkani can sefa geldin, hoş geldin\nDost deyince sedasını duyuran\nGürkani can sefa geldin hoşgeldin. \n\nSelamın baş üste git güle güle\nVarmı bundan öte şadlık? de hele.\nGurbetin bülbülü kondunya güle\nGürkani can sefa geldin, hoş geldin. \n\nCemali'yem duacıyım tüm nasa\nNas içinde sevenlerim bilhassa \nİhya ettin, abat oldum hulasa\nGürkani can sefa geldin, hoş geldin\n\nGÜRKANİ’DEN –CEMALİ’YE\n\nGittim dedi isem sözün gelişi\nYine geleceğim Cemali hocam\nDostunu bırakmaz seven bir kişi\nYine geleceğim Cemali hocam\n\nBir bahar açılsın yetişsin ışkın\nAğaç meyve versin bir tondan aşkın...\nBundan müsterih ol olmasın kuşkun\nYine geleceğim Cemali hocam\n\nSezailer Hıfzı Cemal hocalar\nKağızman’ın şairleri bolcalar\nŞen olsun yuvalar tütsün bacalar\nYine geleceğim Cemali hocam\n\nGürkaniyem bir göz attım oraya\nDedim bakım merhem var mı yaraya\nÖlüm gelip girmedikçe araya\nYine geleceğim Cemali hocam....Âşık Enver Gürkani\n\nAşık GÜRKANİ'YE\n14 Kasım \n\nSitemi incedir şair dilinin\nBizde mevsim hep aynıdır gel de gör.\nÇiçeği hiç solmaz serhat elinin\nBizde mevsim hep aynıdır gel de gör.\n...\nKış dediysek kış! demedik bu yaza\nSıcak yürek dostu vermez ayaza\nBekliyorum çıkmaz ise maraza\nBizde mevsim hep aynıdır gel de gör....\n...\nCemali, hasretiz dost cemaline \nMuhabbetin ehli dil kemaline\nYarenlere gönül açık biline\nBizde mevsim hep aynıdır gel de gör....Ozan Cemali Hikmet AKSU\n\n15 Kasım \n\n\nSohbetiniz güzel diliniz ince\nİki kelam söze gelsem olur mu? \nHaber verip destur istesem önce\nSonra kalkıp size gelsem olur mu? \n\nSizin ile gel verelim baş başa\nAramızda maraz çıkar mı hâşâ...\nKış değildir ama giriyor kışa\nNasip ise yaza gelsem olur mu? \n\nGürkani’yem bana mekândır gurbet\nAyrılık içirmiş bir kere şerbet\nYarenlerin gönlü açıktır elbet\nLakin tam yüz yüze gelsem olur mu? ....Âşık Enver Gürkani\n\n\nAçıldı Yarenlik Hiç Kaçmak Olmaz (Aşık Töresinde Atışma: Dilin, telin herfenesi)  \n\nCemali Hikmet'ten Gürkani'ye\n\nMuhabbet ateşin söndürmez ırak\nSarar gönülleri bir garip merak\nCemali bu düşü hayıra yorak\nVuslatı paspas et eze eze gel.... dedik ama Hüseyin Kardaş'ım ben de varım bu meydanda dedi! \n\nHikmet Aksu \nKöylüm zaten bizim ile yürüyor\nBir tablo asmışız herkes görüyor\nKimi hayra kimi şerre yoruyor \nSinoru belirle çize çize gel \n19 Kasım, 10:26\n\nMustafa Aksu kılıç oğlu adına yazıyorum.:... \nHOŞ BİR SEDA İLE ALDIM SELAMIN – \nSEN GİBİ DOSTLARIN ELİ GÜZELDİR. \nOZANLAR DİYARI GÜZEL ÇEVRENİN. \nHER MECLİSTE ÇALAN TELİ GÜZELDİR. \n\n-ETRAFINDA YEŞİLİ VAR ALI VAR. \n-MEYVESİ VAR ELMASI VAR BARI VAR. \n-HOŞ KOKULU LALESİ VAR GÜLÜ VAR. \n- OZAN CEMALİNİN DİLİ GÜZELDİR. \n\nKILIÇ DERKİ VASFI HALİN BİLEYİM. \nHOŞ HABERLER ALIP MUTLU OLAYIM..\nMEVLAM İZİN VERE BİR GÜN GELEYİM. \nHOŞ GÖRÜLÜ SERHAT GİBİ:İLİ GÜZELDİR. \n19 Kasım, 12:36 \n\nGürbüz Irgali... 19 Kasım, 20:23\n\nSonunda benide kattın bu kervana\nAbu kevsermi içtim ben kana kana\nYolun düşerse eğer bizden bu yana\nHanemiz yakındır geze geze Gel\n\nÖzledim toprak ile taşını\nNerden bulsam düvürcekli aşını\nAç gözünü kaldır başını\nİpek böceği gibi koza koza gel \n21 Kasım, 20:19\n\nHüseyin ARSLAN'dan Cemali Hikmet'e\n...\nCemali, cemalin görmeye gelsem\nKötekte gülleri dermeye gelsem,\nDemet, demet dosta vermeye gelsem\nLayıkmıdır, bilmem. Gonca gül dosta...... Diye yazmış benle Gürkani'^nin muhabbetine. Zenginlik katmış sağ olsun gönül saframıza\n\nCemali Hikmet 'ten Hüseyin Arslana'a:\n\nKerbela'nın Hüseyn'nin adında\nAşıklar demine geldin eyvallah\nHer birimiz bir diğerin yadında\nSende o vuslata girdin eyvallah..... diye karşılık verdimgürhani'yi ve isteyen herkesi yarenliğe davet ederek. İlk söz Gürkani Ustadan olsun. Buyurun dostlar..\n\n15 Kasım • \nKonuşak\n\nÂşık Gürkani\n\nMeydana çağırdın dostum Cemali\nSöyle şimdi hangi yandan konuşak\nBurnumdan tütüyor çıktım çıkalı\nSarıkamış Kağızman’dan konuşak\n\nHikmet Aksu...\n\nEy Gürkani madem ayağı açtın\nİsterisen gel ayvandan konuşak\nRenk verdin meydana güzellik saçtın\nPerde perde her irfandan konuşak\n\nGürkanı:\nSenin ile oturalım diz dizi \nBaşlayalım mana mantıklı söze\nZaten kötü kelam yakışmaz bize\nHocam ilim ve irfandan konuşak ….Gürkani\n16 Kasım, 00:48 \n\nHikmet AKSU:\nGel bir türkü diyak dünkü zamandan \nÇotkayla derc edek ahtı amandan \nEkinin tanesi göçmüş harmandan \nGerek varsa ol turfandan konuşak? ...Cemali \n18 Kasım, 01:41 \n\nGürbüz Irgali....\n\nCem Olsun Alimler bir divan kurak\nYanlışım çıkarsa danışak sorak\nBen çıkmam meydandan istersen vurak\nİster kılıç,kalkan yay kaman olsun\n\nEroğlu Erisen gel çık karşıma\nKoç gibi döğüşek meydan kan olsun\nEl atmayalım bomba silah kurşuna\nDille cenk edek Söz Yaman olsun\nNiyazi İRGALİ\n1974 \n15 Kasım, 21:21 \n\nSefa geldin Gürbüz atan izinden\nGürkani'ye de ummandan konuşak \nBal dökelim tatlı dilin sözünden\nArı olupda kovandan konuşak….Cemali \n\nÜmmeti primden vardır kuvvetim\nGüman Allahtandır çoktur servetim\nSen bir küheylansan,ben arap atım\nDilersen yarışak toz duman olsun.\n\nBen usta görmüşem,değilem naşi\nEhli diller beceremez nakkaşi\nSen bir sümbül isen bende gem taşı\nSürüp aktaralım sap saman olsun. …Gürbüz İrgali (Niyazi İrgali’den)  \n16 Kasım, 12:00 \n\nŞahap’tan Cemali’ye:\n\nSöyle can kardeşim dilin susmasın\nDuamız sizinle nazar değmesin\nYuvanız, bahdınız şen olsun yüzün\nHepinize merhaba ilk sözüm olsun..Şahabi \n17 Kasım, 13:46\n\nŞahap Atalay'a:16 Kasım, 00:36 \n\nBöyle gider ise şenlik olacak \nMeclisimiz sazla sözle dolacak\nGöreenler bizlerden ibret alacak\nDilimizden düşen kelam bal olsun.\n\nŞahap:\nEyvana baktım sizleri gördüm\nYazılanları okudukça gözlerim doldu\nSayenizde burda dostları gördüm\nVarolun Aşıklar gönlüm hoş oldu.. Şahabi\n16 Kasım, 19:46,\n*** \n***\n\nHikmet Aksu \n17 Kasım \nTüm Gönül Dostlarıma:\n\nNerde Fama, Songül, Ayten bacılar\nMaksutlar, Erdallar, Kevser hacılar\nGönül huzur buluır, biter sancılar\nHerderde devadır dil ilaç gibi.......\n\nTurladım cihanı sanal tur ile\nNeler aldım veridim geçmez kur ile\nMıhlandım yerime emr-i DUR ile...\nSırdaştır, yoldaştır kul ilaç gibi\n\nCemali'm Gürkani dedi ilk sözü\nBaşbaşa niyetti bu işin özü\nDostlar çoğaldıkça hodlarız közü\nOluruz toprağa kül ilaç gibi\n\nBu aralar bir suskunlu oldu ve; \n\nGürkani'yi meydandan çekilmiş gibi gördüm! \n\nNokta koyma söze aşık Gürkani\nGüzbüz'e, Şahap'a bir kelam eyle,\nBenden söylemesi; okadar yani\nİster ilk mısrayı Hüseyn'e söyle. \n17 Kasım, 13:11\n\n\nÖmrünüz uzun ola budur benim duam\nDua benim ama mevladan güman\nBu Mesajım sizlere geldiği zaman\nAlınca dostlara bin selam olsun ….Gürbüz İrgali\n17 Kasım, 18:15 \n\nÖmür önce gonca sonra gazeldir\nAşıklık ebede giden ezeldir \nBilirim mesajın bize özeldir \nİlettim dostlara haberin olsun ….Cemali\n18 Kasım, 01:31 \n\nGürkani gel hele, kimler var burda \nHere bir söz söyler kalmışım darda \nBeni bu girdaptan nolur çıkar da \nYigitlik adına zaferin olsun …Cemali\n18 Kasım, 02:00\n\nDAĞLAR HEKİM OLSA DENİZLER LOKMAN\nGÜCÜM YETSE OLSAM DERDİNE DERMAN \nPADİŞAH VERİRSE ULU BİR FERMAN \nKILIÇ DER Kİ DOSTLARI GEZE GEZE GEL…. Kılıçoğlu\n18 Kasım, 11:19 \n\nAşık Enver Gürkani: \n\nGürkani’yem gönüllere doğarım\nDostlarıma arı sütü sağarım\nYağmur olur yeryüzüne yağarım \nOlurum dereye sel ilaç gibi \n19 Kasım, 11:55 •\n\nHikmet Aksu:\n\nAnadan doğmuşuz ölürüz üryan\nBir yanımız güler biryanda figan\nBir yanımız sırdır bir kısmı ayan\nGizlere bent olur tül ilaç gibi \n20 Kasım, 10:44 \n\nHüseyin Çiftçi:\n\nYemyeşil bağların akar Arasın. \nTozlu yollarına kurban olayım. \nYarın yanağında uzun elmasın. \nÖlürüm vazgeçmem aşıklar gibi. \n21 Kasım, 11:31 \n\nHikmet Aksu:\n\nSayfadaki ayak \"dil ilaç gibi\" \nFark edemedin mi Hüseyin Çiftçi? \nAşık söylemimnde uyak ve ölçü! \nBilirim sende söz, bol ilaç gibi..... Aramıza hoş geldin şeref verdin değerli hemşerim. \n21 Kasım, 13:37\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurme",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nhayatın gurmesi olsaydım\ntadıp ta her türlüsünü\nsadece iyilikleri tattırmak için\n\nEylül  2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Guru",
        "poet": "İmdat Demir",
        "poem": "\n\ney ulu deniz\nçıkar böğründeki sessizliği\nserpiştir onu günah yüzlü ellerime\n\ney ulu deniz\nher akrep yelkovan salınışında\nharami bir guru için\ngezinirim kıyılarında\n\ney ulu deniz\niçimdeki mıskala duygularla\ndönerim etrafında\nanların ağırlığıyla\n\ney ulu deniz\nıskunam sana hazır\nver ellerini \ngeciktirme beni sana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gürsüm Şimşek  Akrostiş",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\nGÜRSÜM ŞİMŞEK\n\n(Akrostiş şiir)  \n\nGüzel bir geceye, girdik seninle\nÜzerinden geçti, koskoca bir yıl\nRaks eder gönlümde, güzel duygular\nSeninle evlilik, yıl dönümünde\nÜmidim hep sen ol, benim yarımın\nMutluluk şerbetim, damarda kanım\n\nŞekerdir her sözün, inan ki canım\nİsterim hep tat ol, benim ömrümde\nMutluluk pınarın, çağlayan suyu\nŞarkımı söylerken, dizimde uyu\nEkim 10 da buluştu, bu kalplerimiz\nKopmasın dilerim, bir ömür boyu\n\nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gürpınar -1",
        "poet": "Şevki Kayaturan",
        "poem": "\n\nÖzlemim sanadır, hayalim düşüm\nBurnumda tütüyor, madımak aşın\nOlsa da bir dürüm, yapsam lavaşın\nHasretim ben sana, hasret Gürpınar.\n\nDavar gelir, koyunları sağarlar\nKuzuları, ayrı dama koyarlar\nEn vururlar, ayrı renge boyarlar\nHasretim ben sana, hasret Gürpınar.\n\nBaharla birlikte, yağan yağmurda\nAyakkabım çıkar idi, çamurda\nMantar da toplardım, çayırda kırda\nHasretim ben sana, hasret Gürpınar.\n\nSabah kahvaltıda, bal kuymak yersin\nÇayır biter, ekinlere girersin\nBaşakları yakıp, firik edersin\nHasretim ben sana, hasret Gürpınar.\n\nAşık çok oynadım, harman yerinde\nKozalar doluydu, iki cebimde\nAğustos da, kar yerdim deresinde\nHasretim ben sana, hasret Gürpınar.\n\nYaz gelince, koyunları kırkarlar\nYünlerini, derelerde yıkarlar\nTokacını, sele verir sakarlar\nHasretim ben sana, hasret Gürpınar.\n\nBahçelerde çoktu, erik ağacı\nOlmadan yedin mi, başlardı sancı\nKenger sakızının, ilk tadı acı\nHasretim ben sana, hasret Gürpınar.\n\nKavak ağacından, düdük yapardım\nTop peşinde, akşamaça koşardım\nÇelik çomak, çalma topu oynardım\nHasretim ben sana, hasret Gürpınar.\n\nKapının önünde, dibek taşına\nTokmak vurmak için, sıra başına\nYarma yapılırdı, ayran aşına\nHasretim ben sana, hasret Gürpınar.\n\nSu değirmeninde, un öğütmeyi\nDedemlerin, yün kilimden tepmeyi\nLoğ taşını, dam üstünde çekmeyi\nHasretim ben sana, hasret Gürpınar.\n\nHasret kaldım baharına yazına\nSulak, Sincan, Gölyeri’ne, düzüne\nİmkan olsa dönmez miyim özüne \nHasretim ben sana, hasret Gürpınar.\n\nKayaturan kara, kışı da olsa\nSamanı tezeği, var ise bolsa\nGünlerce de yollar, kapalı kalsa\nHasretim ben sana, hasret Gürpınar.\n\n(22.02.2009 Saat: 10.33)   \n\nAşık: hayvanın ayağındaki oynak kemik\nFirik: yeşil başakları kavrulması\nKoza: Ceviz gibi içi boş\nTepme: Büyük yün çuval\t\nLoğ Taşı: Silindir biçiminde taş\nKenger: Sakız türü\nSulak,Sincan, Göl yeri: Yer, mevki\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurubumuz a",
        "poet": "İbrahim Kılınç",
        "poem": "\n\nBir başka bakışa gönül verenler\nSevgi ile selâmlarım sizleri\nBu gurubun sırlarına erenler\nSevgi ile selâmlarım sizleri\n\nDüşünüp gurubu kurduğum zaman \nDeğerli üyeler bulduğum zaman\nEkranda mesajlar gördüğüm zaman \nSevgi ile selâmlarım sizleri\n\nGönül çağrımıza uyup geldiniz\nHer biriniz  hayli emek verdiniz\nBir başka bakışı yuva bildiniz \nSevgi ile selâmlarım sizleri\n\nŞu soluk guruba siz renk verdiniz\nHerbiriniz ayrı bir renk verdiniz\nGuruba bir ritim, ahenk verdiniz \nSevgi ile selâmlarım sizleri\n\nÇiçeği bazen ak bazen de aldır\nGönülü gönüle bağlayan saldır\nSevda her gönülde ayrı bir haldır\nSevgi ile selâmlarım sizleri\n\nKimimiz sık uğrar kimimiz seyrek\nKimimiz ellilik, kimimiz çeyrek\nBu ne güzel ritim, ne güzel  ahenk\nSevgi ile selâmlarım sizleri\n\nBu şiir Bir Başka Bakış Gurubu için yazılmıştır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurûb Ederken Güneş",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nGurûb ederken güneş, hârelenir renklerim\nEririm yudum yudum, dalıp gider (ufka dalar)   gözlerim\nSanki lâl olmuş gibi, sükût eder sözlerim\nYorgun düşen gönlümü, dinlendirir hislerim\n\n14 Haziran 2014 - Kaletepe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gürünüm (Senden Uzak)",
        "poet": "Erşani Yiğittürk",
        "poem": "\n\nSenden uzak hasretini çekenler\nİçten içe yanar gider Gürünüm\nYaşta küçük fakat erken çökenler\nHasretinle yanıp tüter Gürünüm\n\nDört mevsim sendedir,baharın neşe\nGezdim her yanını ben köşe köşe\nŞaşkın oldum gidemedim bir işe\nSenin hasretinle yandım Gürün’üm\n\nSivas vilayetim kasabam Gürün\nBir kez olsun dostlar sizlerde görün\nGidin o belde de devranlar sürün\nNeşe dolun Gökpınar sende Gürünüm\n\nYalçın kayaların var Şuğul’un ulu\nSağı meyveliktir çiçeklik solu\nErşani ah çeker o da Allah kulu\nSana kavuşmayı özler Gürünüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gürültü Kirliliği",
        "poet": "Gülhan Özkara",
        "poem": "\n\nAdam düğün yapıyormuş\nTamam anladık\nÇadır kurmuş tamam\nİnsanlar oynuyorlar tamam\nBirtakım elektronik aparatlar var\nSonuna kadar açık\nİnletiyor kırk bin nüfuslu kazayı\nHer noktasında sonuna kadar\nHaftanın her günü hemen hemen\nSöyleyin Allah aşkına\nÜçyüz altmış beş gün düğün olur mu\nBu zulüm onlarca sene sürdü\nAdamlar istiklallerini ilan\nEdiyorlar düpedüz\nDüğün müğün değil anlayacağın\nBangır bangır dört bir yana\nBir meydan okuma\n2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurûb Etti Gözlerim",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nGurûb etti gözlerim, gözlerimin içinde\nHülyâlara daldırdı, beni başka biçimde\nBir serâbtır gördüğüm, onca âlem içinde\nHülyâlara daldırdı, beni başka biçimde\n\n16 Ocak 2013 – ISPARTA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gürül Gümbür Bopkiyamet",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nDogduklari dünyada kendilerini coktan duygusuz duyarsiz hirs yaris kin nefret catisma kavga kargasa kusku endise tedirginlik güvensizlik karamsarliklar dolusu sevgisiz ve acimasizliklarin korku kusatmasi karaniklarla kiyasiya örülmüs -duvarlastirilmis ilgiden kopuk; iliskiden mahrum; iletisimden aciz; ve yalnizca dörttarafi mevcut düzenegin tüm carki bozukluk cevrimine tepeden tirnaga hakim hükümran kader yahut keder yazicilari tarafinca lütfedilen kadar öngörülmüs tutsakligin hayat hakkina sahiplikte kendilerini ölüsüyle beraber hicbir dokusu hicbir insan duyarliligiyla örtüsüp uyusmayan kefenlenmis kundaklarda yitik bulan analar babalar dedeler  torunlar silsileli; kabus künyeler dünyasindayiz….\nSilinti yiginti igrenti kin ve nefretleriyle her baktigi yerde kendi karanliginin körelmis-daralmis bunalip bogusup ölümüne beraber kelepcelendigi kundakta sefil gününden hic ayrilip kopmaksizin  günboyu  can cekiseerek; insanliktan cikmisurlu illetli siddete esas kurgulu kundaklarda bulanip bütün bir hayati tüm akil-vicdan dengelerinden yalana talana yanlisa yilgina esarete sömürüye yalnizliga hukuksuzluga kisiliksizlige kültürsüzlüge egitimsizlige paylasimsizliga cesaretsizlige caresizlige körlüge kötümserlige kulluga kölelige yabancilasmaya ve yitiklige sarkip kaymis kanunsuzlugu kanun; hukuksuzlugu hukuk; sorumsuzlugu sorumluluk;  hainligi sadakat; sevgisizligi sevgi; dinsizligi din; yurtsuzlugu  yurt; harami  hak; catismayi kivanc; siddeti huzur; acimasizligi dogal; yikimi gelsim, sefaleti saltanat; cehaleti bilim;  kimsesizligi dayanisma; kisiliksizligi onur; körlügü aydinlik; kacagi teminat; zulmü gereklilik; zorbaligi itibar; korkuyu güvence; karanligi ferahlik görüp bilerek acidan yokluktan  yikimdan baska hicbirseye ilgi ve yakinlik gösteremeyen dedeler torunlar babalar analar dünyasimdayiz…\nSebebini kendi kaynaginda tasiyan bu durum, pinardan getirdigi hayat suyu karsiliginda cebine kuru üzüm konan cocugun emegi ve katilimciligi karsiliginda yere göge sigmayan yasama sevincini yerle bir ederek, hayatinda hicbir pay sahibi olmayan duyarsizligi daha bebeklik cagindan itibaren özenle ve özellikle kamcilanip her hususu her hassasiyetine paramparca kiskirtilan `kapip kacanlar` insanlik disi mahluklasmasina tav ve terbiye etmeye dayali birbirini ölesiye ezip üzüp bogup bunaltip kovalayan kac-göclerin cani cikasiya ve nefesi tükenesiye kadarki önüne yanina ne koyarsan koy bir türlü kursak kavurgasincalarin insan duyarliligini yitirdigi yerde bir daha asla bulamamis doymak kanmak bilmeyen huzursuzluk esaretiyle mahrum, yaratiga dönüsmüs insan labaratuarlasmasinin eseridir.\nAkvaryumda, dünyaya duvarlarini kilitlemis esiksiz topraksiz tekrenkli tek sesli tek hükümranli tek gidisgelis güzergahli carsipazar kolleksiyoncusunun, sürekli ayni hal hatirsizlik btaginda ezber tutum ve davranislar cöplügünden hep kendini bakip izleyen önü arkasi karanlik dipsiz bucaksiz eylemsiz söylemsiz dupdurgun bir ayna gibi hep kendini oraya imal ve imar edenlerin pilli bataryalarina bagli lutuf üzere, vize üzere, özel dar ve zor gecisli bela bozgunu siddetli nefretlilik üzere kendini herseye kapatmisligin kuskusuna saklisina örenine veranesine yalniz yaban sokulup siginarak….\nKundaklanmis bebekliktir…\nHer asamasi had hudut bilmeyen haksiz hukuksuz yeryüzü ihlallerinin sinirsiz sevgisizlikle her bir  türlü soguyup soyutlastiran sahte ve samimiyetsizligini  avutup avanaklastiran oyuncaklarla günboyu ölüm zulüm mesaisinden karsilamaya calisan anne-babaligin kurulu PIYASA düzenegi baglamindan Lutuf ve Limit kapsamina bagimli olarak dairelenip apartumanlandigi yer; bu cehennemin dinmmez- durmaz derinlere sürekli dipsiz kapkara delikler depremlestirerek insanligi mezarlastirip gömen  ana merkezli kopus ve cözülüs kiametidir.\nDevamli kendini herkesin hayatina pozlayip posterleyen…\nDevamli kendini bütün yön, yöntem ve yönetiplerin tekbasina servet saltanat hak sahibi gören..\nDevamli kendini hukukun hakkin düsüncenin ilmin dinin sanatin askin sevginin üzerinde diledigi gibi oynama hakki bulunan sorgusuz sualsizlige kutsanmis tanrisal gücü bilip, sahneledigi ayarli oyunlar piyonlar dalkavuklar yalakalar kiraliklar katiller usaklar ulaklar pustlar kahpeler züppeler zibiller ve figüranlarla…\nDevamli demokrasi insan haklari özgürlük esitlik ilim sanat araba eglence lüks sosyete moda müzik dinlerarasi diyalog  alip sattiginin diger kefesine savas terör zulüm sömürü siddet nefret catisma ayrisma bölünme kulluk kölelik rezillik soytarilik servet saltanat düskünlügü haram veranesi adet aliskanlik kulluk köleligi yigip yayginlastirarak…\nInsanin ne aklina ne vicdanina (ne kalbine ne beynine)  dokunup duymayan ilgisiz bagsiz  düsüncesiz yoklugun sabahtan aksama piyasalastirilmis sirsiz saklisiz insanlik döküntüsünde arini ahlakini inancini hukukunu özünü sözünü samimiyetini sohbetimi kültürünü yurdunu topragini namusunu tüm serbest rekabetlilik düzeyinden sahtekarlilik umumuyetine yitirilmisligiyle hicbir özgün ve özgür katilimciligi olmayan egitim, ögretim, bilim, saglik, ulasim, iletisim, yapim, yerlesim…hali vakti insanlik harabesine dönüsmüs, hastahanelerde sokaklarda  morglarda mapusahanelerde modalik malzemelik süs esyasi niyetiyle kendine yer bulamayanlar kuyrugundan hizaya gecip siraya durmus (acimasizlik sevgisizlik kundaginda tüm bir hayati her hassasiyete söndürülüp karartilan kelepcelesmelere pesinati pesinen  kilitli)  mumya gibidir.\nYani söz Fransa gümbürtülerine gelecek de….\nHer firsatta kendince bir bahane uydurup, yani dünyanin kaymagi yenilecek yerlerine cullanmadan evvel özel PEKAKA yahut ISID-TALiBAN türü her cesit kiraliklarini kendi kiyagina katillendiren terrorize tutumla önce kendi topugunu fisekleyip barutlayan Yuro-amerika,  artik gayet  bilindik ve defalarca sahnesini oynattirdigi ((medyadan müzzige bütün piyon ve figuranlarini oyunun düzenegine göre giydirip karip karistirip karnevalleyip kostümleyerek)  tekrardan anlasilip okunuyor ki; durmaksizin feryatlar icinde kivranyip acilar ortasinda kanayan  inim inim iniltiler sirasinda dünyanin lanetini had safhada kazandigi noktadir;  özellikle kendini gerdigi yepyeni hizaya konulmus felaketlerin hemen arefesini kanla boyayip yüksek ölümlü gürültülerle yaratilacak olan toplumsal destegi dünya capinda köpürtüp küresellestirecegi..\nYani her yil milyonlarca ölüme ve milyonlarca sürgüne ARAP BAHARLARINIZDIR diyerek yalani yanlisa katip kanunsuzlugu kanun, hukuksuzlugu hukuk, kiyameti huzur, cehennemi cennet, nefreti sevgi, korkuyu güven, isgali özgürlük, tecavüzü kurtulus, küresel diktayi demokrasi,zalimi kahraman, zulmü hak,  aciyi zevk, tepkisizligi uyusum, kültürsüzlügü gelisim, vicdansizligi paylasim, körlügü aydinlik, yobazligi inanc, hainligi cesaret, yikimi imar, piyonlugu cömertlik, sömürüyü kalkinma, huzursuzlugu refah sayarak toplumun bütün kopan cigliklarini duymazdan gelen ve kimi neyi nereye koyduysa kendine göre en dogru yerde hayata tayin olmus olay olusum yahut insan sayanve her varsayimini vazgecilmesiz tanrisal buyruk niteliginde kendi kendince sorgulanamaz katinda kutsayarak kurdugu düzenegin disinda kimseye lütfedip öneme kaydetmediginin adini özgürlük ve demokrasi küresel globallesme yeni dünya düzeni halinde görüp kabul eden sanayi, hizmet, turizm, borsa, banka, mafya, medya, maden, kültür, saglik, eglence sebeke ve sirketler sabikaliligi….\nKendi elleriyle katillestirdikleri ve  tuttuklari küresel yagma yövmiyeciliginin Pazar piyasasinin geregini hic kimseye kendi özgür iradeliligini duyup göremeyecek derecede göz actirmayacak dereceden bogup bunaklastirarak, devamli lutuflarina bagimli kilitli kelepceli mahrum mecburiyeti ugurunda insanligi besikten mezara ayni anda kodlayip kayda gecirdikleri yagmaci yikimci talanci soyguncu sömürücü mevzu bahsini, görünen O ki…yasanilir dünya olmaktan coktan cikmis ve yasayacak insan olmayi coktan unutmus BOP ortadogu kaymagi kiyak dünya zifir zindaninda PEYEDE resmen kürt devletini Incirlik üstünden tüm Cia-Mossad projeli programlar ekseninde kurup insaa ederken, rus bir yandan yuro-amerikan öbür yandan…ortada hayati tamamen kendinden sogumus cesede dönüsmüs milyonlarca azap gazap ve makina kimyasal ehsetlisi kizismis kuduzasmis zulüm ölüm, daha da betere azip köpürüp kuduracaga benziyor,  ikiz kuleler tipi ` Fransa Patlamalari`nin ` ardindan gelecek olan kiyamet…\n\nSeyfi Karaca………….Kasim / 15\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurup Vakti",
        "poet": "Burak Işılar",
        "poem": "\n\n(Ağustos 2006, Armutlu) \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurup Vakti",
        "poet": "Fevziye İldeniz",
        "poem": "\n\nGurup vakti geldi geçiyor sandım,\nKendimi, güneşim diye kandırdım.\nGözlerine dalıp, kanıp aldandım,\nGözlerini, deniz sanıp yanıldım...\n\nDalgalara karşı yüzerim sandım,\nNe  kışlar ne yazlar yaşarım dedim,\nBakışın tenimi yaktı da yandım,\nGün batımı battım,aşkını tatdım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurup vakti gibi bakışlar",
        "poet": "Şükran Beşışık",
        "poem": "\n\nSenin bakışında keder var\nGurup vakti gibi bakışlar! \nAğır ağır kapanıyor perde,\nSöyleyemediğin sır gibi,\nÇağrışım yapıyor geceye…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nYalan olabilirmi gerçek \nAdını \nDuydukça \nTitriyorsa \nBu yürek \nYıkılıyorsa \nBeni ayakta tutan \nGurur denilen \nO direk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Hakan Özüçelenk",
        "poem": "\n\nAyaklarının,altında ezildi ruhum.\nFarklılığın,etkisinde ben buyum.\nBir gün dönmen,umudum.\nGurur,duyuyorum aşkımdan.\n\nVarlılığının etkisinde,çoştum.\nSensiz,bir hiç yokum.\nSeni beklemekten,yorgunum.\nGurur olmaz,benim aşkımda.\n\nSevmenin,hazzıyla. uçuyorum.\nVarlığınla,heyecan buluyorum.\nKendi,kendime soruyorum.\nGurur olmaz değilmi,aramızda.\n\nKaybedenleri,görüyorum.\nMutsuzluklarına,üzülüyorum.\nİnatlarına,kızıyorum.\nGurur yapmasalardı,kavuşacaklardı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Şener Bayraktar",
        "poem": "\n\nHer sabah aynada karşımda durur\nBizi ömür boyu ayıran gurur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Muhterem Aslan",
        "poem": "\n\nPişmanlığın göbek ismidir gurur\nPoyraz gibi savurur delicesine\nNe özrü ne de hatrı olur\nYalnızdır okyanusta  gemicesine\n\nYalnızlığın gizli resmidir gurur\nÇerçevesi duvara asılmaz\nEsirleriyle beraber gezer durur\nÇelikten sağlamdır kırılmaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Hüseyin Emre Canbay",
        "poem": "\n\nGünlerce bekledim ara sor diye\nDargınlığın böylesi düşman başına\nSon bir şanstı bu aşk ikimiz için\nBu naz bu sitem bu gurur niye\n\nUnuttuğum aşkı ben sende buldum\nCanıma can kattın,aldığım nefessin\nGözlerin konuştu hep kalbin sustu\nBu naz bu sitem bu gurur niye\n\nAnlatılmaz yaşanır sende ki bu aşk\nZaman kavramını yitirir gözlerinde\nSınır tanımaz aşkımız ölümden öte\nBu naz bu sitem bu gurur niye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Mehmet Ali Çıbıklı",
        "poem": "\n\nHiç boşuna taşıma, \nSen güzelim bu kalbi.\nSevmek fedakarlıktır, \nKarşılıklı değil mi? \n\nSevip de sevilmemek, \nNasıldır bilir misin? \nBir vefasız peşinden, \nÖmrünce gelir misin? \n\nBoşver dinleme beni, \nRahatını hiç bozma.\nNe söylesem fayda yok, \nGururunla oynama.\n\nGururun çok önemli, \nGerisi mühim değil.\nŞu yalancı dünyada, \nSen hiç sevme, hep sevil.\n\nBelki böyle daha çok, \nZaferler kazanırsın.\nBaşın değer göklere, \nKendinle aldanırsın.\n\nSevmek demek nedir ki? \nSenin için her zaman.\nHer zaman sen kazandın, \nHep ben oldum aldanan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Ülkü Sarıoğlu Okyanus Yürek Mavi Melek",
        "poem": "\n\nSensizlik bir zehir gibi akarken yüreğime,\nGözyaşı ektim sensiz senelerime,\nKara sevdamı büyüttüm; \nSon veremedim dizelerime,\nBir yıldız aradım gecelerime,\nErişilmez benim yüreğime,\nSen inandın mı benim her söylediğime; \nGurur gurur gurur\nEğilmem önünde dünya durur\nGurur gurur gurur\nYar kaybolur\nAşk son bulur\nGurur gurur gurur\nGelen vurur giden vurur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Erkan Uyar",
        "poem": "\n\nNazar mi degdi bize cok severken\nYine bir inada sarildik iste\nSeni hic uzmem kirmam diyorken\nBir ofke yuzunden darildik iste\n\nAklina bu ayriligi kim soktu \nKim seni kandirdi kim seni yikti\nHani askta gururun yeri yoktu\nYenildik gurura ayrildik iste\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur..",
        "poet": "Gülseven Aksoy",
        "poem": "\n\nBazen gözünü karartıp,\nkoşup sarılmak, \nsevmek istersin doya doya..\nBaşını omzuna koyup,\n konu ne olursa olsun konuşmak,.\nsaatlerce elini tutup, \nsevgiye dokunmak istersin..\nSadece ama sadece O'nun olmak istersin..\n\nPeki neden yapamazsın? \nTek bir cevabı var..\n\nGURUR! \nO lanet gurur yüzünden yapamazsın..\n\n__16.08.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Nevzat Güzeldere",
        "poem": "\n\nKana kan, dişe diş çarpıştık senle\nNe hikmetse hep sen, kazandın gurur\nNasıl baş edecek, iradem senle\nAklım yanında yok, oluyor gurur\n\nBırakta şu gönlüm, bismillah desin\nGelir yada gelmez, Yaradan bilsin\nŞu günah kirleri, üstümden gitsin\nKitabında azad, yazmazımı gurur\n\nMevlana’ya sorsan, sevmek ilimdir\nİlimse hayatın, diğer ismidir\nAç kitabı oku, hoşgörü nedir\nBırakta merhaba, diyeyim gurur\n\nOlmasaydın Cennet, kolay olurdu\nKavgadan sonra aşk, dimdik dururdu\nOlsanda şeytanın, emir buyruğu\nDönde Yaratana,secde et gurur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur ",
        "poet": "Mehmet Yunus Aytek 2",
        "poem": "\n\nAnlamsız sözler etrafımda döner durur\nİçimde anlayamadığım büyük bir gurur\nYaşananlar unutulmaz hep yaşanacaklar\nBen kimim, varım yaşadıklarım kadar\n\nBelki gülmüşümdür zaman zaman oysa\nEn çok ağlamışımdır bir tek dünya buysa\nHadi sen de gel bekletme, gidip de vurma\nSözüm geçmez yenilmez kendi gururuma\n\n11 Nisan 2013\nPerşembe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Perinur Olgun",
        "poem": "\n\nEllerini tutmak istersin \nGururun önüne geçer gözlerinin. \nÜzülsen de geri dönemezsin. \nBaşka kirpikler ararsın gönlünü delecek. \nOnunla ölemezsin. \n\nSevsen de bir türlü \n“Seni özledim” diyemezsin. \nEsir olursun duygularına \nKurtulamazsın. \nOnunla kurduğun dünyaya dönemezsin. \n\nGüvercinler geri gelir gönderdiğin. \nSaçlarından topladığın yıldızlar solmuş. \nTenindeki ateş sönmüştür \nÇok istesen de yanmaz bir türlü \nYakamazsın. \nBir üşürsün geceleri, o şimdi olsa, \nDersin beni ısıtan güneş, \nYastıklarında dudaklarında parmaklarında, \nO sevdiğini ararsın.. \nTenini ısıtamazsın. \n. \n9.12.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": ",GuRuR",
        "poet": "Hacı Timurtaş 1",
        "poem": "\n\nAtamın dedemin adı sanı varmış \nBütün alem onları iyi tanırmış \nBöyle yok olup unutulmakta varmış \nBeni unutturan gurur oldu \n\nAza kanaat getiremedim \nBasiti giyip giydiremedim \nYokluğu kendime yediremedim \nBeni süründüren gurur oldu \n\nBeni gördüğü yerde selama duran \nSabah akşam gelip halimi soran \nŞimdi beni canevimde vuran \nBeni yaralıyan gurur oldu \n\nYulaf ektiğim tarlada çiftçi \nBeşyüz koyunuma çoban bekçi \nŞimdi patron olmuşlar ben işçi \nBeni muhtaç eden gurur oldu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Mustafa Yavuz 2",
        "poem": "\n\nAyrı düşmüşüz sorsalar gurur,\nBir gün belli olmaz senide bulur,\nBir hale düşmüşüm el-alem bilir,\nDarağacında gönlün yakarır bir gün.. \n\nBülbülü gülünden ayırmak olmaz,\nTaptığın dünya sana yar olmaz,\nDavet edersinde ecelin gelmez,\nRüzgar selamını boşa savurur bir gün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Münir Üsküdar",
        "poem": "\n\nDün gece\nGözlerim seni\nSokak sokak aradı\nSoluk ışıklarda.\nUmutsuz\nÇaresiz, yorgun.\nKapandı kaldı.\nAyaklarım\nYorgun isteksiz.\nNe kadar zorlasam\nGeri geri gitti..\nKafam darmadağın\nSensizliğin kimbilir\nHangi köşesinde.\nTeselli arar \nÇare arar  ruhum\nİçki şisesinde.\nAh...Ah\nKalbimin sesini\nDinleyebilsem\nYa da\nNe istediğini bilebilsem\nBıraksam onca gururu\nKeşke yanına\nGelebilsem..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur..",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\ngurur...\nöyle bir..\ngüneştir ki...\nonu...\nüstüne çekersen...\nönce soldurur...\nsonra kurutur...\n\ngururda...\nbir kıvılcım...\nherşeyin sonu olur...\n\ngurur...\nyakar..kavurur..savurur...\nona kapılan....\nsonunda..\nkendi kendinle avunur...\n\n11.08.2011 Yalova...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Cahit Telkök",
        "poem": "\n\nGurur\n\nBilinmez kurduğum güyalarım ay\nBuzumu kırsam da su'dur deseydim\nSilinmez girdiğim riyalarım vay \nGururu kırsam da budur deseydim \n\n********\n\nAz değil gördüğüm ders dolu haller\nKendime varsam da şudur deseydim\nDüz değil girdiğim hırs dolu yollar\nGururu kırsam da şudur deseydim \n\n*********\n\nSevilmez davranış olursa kibir \nKendimi itsem de bodur deseydim\nSayılmaz davranış kokarsa kubur \nŞeytana atsam da Garûr deseydim\n\n********\n\nFısıltı nefsimden büyüklenmeler\nAykırı dursam da şerdir deseydim\nKasıntı nefsimden sayıklanmalar\nHay kâra ersem de gurur deseydim \n\n                          Aykıri-14-12-2012-Ekincik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Adnan Gördüm",
        "poem": "\n\nBirgün kendini yapayalnız,umutsuz\nVe çaresiz hissettiğinde,\nÇağırmazsın beni, biliyorum..\nKalkıp gelmezsin  kapıma,\nAramazsın da üstelik.\nGururun durdurur seni..\nAma git de diyemezsin.\nÇok iyi bilirsin ki,\nHerşeye rağmen\nBeni çağırdığında\nHerkesten, herşeyden önce\nSeni deliler gibi seven\nŞu kırık kalbimi de alır\nKoşa koşa gelirim sana.\nÇare olmak için, \nYoldaş olmak için,\nVe yanında dimdik durmak için..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Ali Osman Balaban",
        "poem": "\n\nZahirde görünen mutluluğun,\nSevgisi gurur, ömür için sürur, \nMutlu ömürle birlikte el gün gibi, \nKadrine değer kat zamanda,\nBazen bildiğin gibi, bazen bildiğinle, \nHer haline gurur etmezsen eğer,\nBazen vicdanın sesine dinleyerek,\nHayatını erine adarsan değer,\nMutluluk kadın adında, Dilek,\nSaadet şeref, ümit ile bezek,\nGüneş, ziynet, şan, onur, yürek,\nHayatımın delisi vicdansız diyerek,\nDemedin mi? Alın’a bir buse değer,\nBoştur dârıdünya dönme beriye,\nEl aman deme seherde, her güne,\nGözler ıslak dönüp bakma geriye,\nSevmeyi gurur edersen eğer,\nKalbindeki çarpıntı ya değer,\nGurur her nefes âlemde dirilmektir,\nSevmeyi gurur etmezsen eğer.\n\n27.12.2006 (aliosmanbalaban06.tr.gg) \n               (aliosmanbalaban.antoloji.com)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur...!",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\nbazen,\nsöylemek isterim...\ndilim damağım kurur\nbeni söyletmez olur\no vahşi gurur...\n\nbazen,\nsarılmak isterim...\nelim ayağım titrer\nbeni sardırmaz olur\no kalpsiz gurur...\n\nbazen,\ngülümsemek isterim\ngözüm yüzüm uyuşur\nbeni güldürmez olur\no yabani gurur...\n\nbazen değil,\nhep o olur\nkazanan...\nbeni yenen gurur...\n\nFikret Turhan-Yalova,\n15.08.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Caner Kuru",
        "poem": "\n\nGözlerim uykusuz sabah ediyor\nDurmuyor yüreğim hep ah ediyor\nSen misin ayrılan yoksa ben miyim? \nBilmem ki kim kime günah ediyor.\n\nGeçse de mevsimler, geçmez güzlerim\nİçimde olanı nasıl gizlerim\nYüzünü görünce gülen gözlerim,\nŞimdi bir resmine tamah ediyor.\n\nŞu gönül bir kere olmasın mağrur,\nKendini bir tane zanneder durur.\nHiç izin vermiyor kaçmaya gurur\nNereye gidersek hep şah ediyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Nalan Uzer",
        "poem": "\n\nGurur; \nsen ki burnun yere düşse eğilip almazdın\t\nkan kusar kızılcık şerbeti içtim derdin\t\n\nİlk kez yüreğimi dinledim\t\nsenin boynunu büktüm\n\nBir daha olmayacak \nyemin ederim\t\n\n06.09.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Erdal Sayıl",
        "poem": "\n\nSavaşmadan yenilmem,\nYenilsem de ezilmem,\nEzildiğimi farzet; \nSana yenik görünmem...\n\nBende öyle bir gurur,\nVar ki; heybetim odur...\nİsmimle beraberdir; \nBen yoksam ismim durur...\n\nKendimi anlatayım,\nBiraz daha açayım,\n\nSen güzel gözlüm bil ki; \n\nDış yüzüm kaya gibi; \nBen içimden yufkayım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Cemal Safi",
        "poem": "\n\nVar git bahçesinde açıl ellerin\nDiken dillerine deymez güllerin\nMangal yüreğimde aşkın ateşi\nSöndüyse sebebi gurur küllerin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Herdem Ankara",
        "poem": "\n\nGURUR\n\nGülecek miyiz biz de özgürce\nBunca yılın ardından \nYaşayacak mıyız hayatımızda baharı \nGururumuz uğruna savaştık kendimizle\nAyrılığı yaşadık onurumuzla\nO güzel günler gelecek mi \nYaşayacak mıyız hayatımızda baharı\n\nHikmet ERDEM\n03/09/2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Semih Eratlı",
        "poem": "\n\nAtılan her adımla, sarsıldı dağlar taşlar\nYanılgıyı yaşadı, gururla kalkan başlar,\nGurur yok etti aklı: \" Nerden geldik, nereye? \"\nGölünde boğdu onu, pişmanlık dolu yaşlar.\n\n                                             (21.11.1990)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Nalan Kahraman",
        "poem": "\n\nBir başıma oturdum yazıyorum; \nDünü düşünüyorum.....\nHer saniyeyi yeniden yaşıyorum.\nHatalarımı anımsıyorum\nYanlışlarımı,isteklerimle arzularımı\nYeniden tekrar tekrar yaşıyorum.\n\nHıı hıı gurur............\nNeydi bu gurur? \nHer isteğe gem vuran,\nHer düşünceyi durduran,\nAcı üstüne acı veren,\nBazen yaşama küstüren\nBazen yaşama azmi veren,\nBazen de intikama götüren\nYıldıran\nBezdiren,\nİsyan ettiren\nNeydi? \n\nNeydi bu kahrolasıca gurur\nSana,bana ona ne verdi\nNe verecek\n\nDan! Dan! Dan! \nİşte öldün oh olsun.\nŞimdi sen yoksun bende\nYaşamak istiyorum artık\nisteklerimle,\narzularımla\ndoya doya dopdolu yaşayacağım,\nbeni engelleyemeyeceksin,\nBundan böyle duygularımıda öldüremeyceksin\nGem vuramayacaksın,\nVe.............\n\nBundan böyle yaşayacağım\nEvet kahrolasıca gurur\nArtık yaşayacağım\nSensiz,\nDuygularımla,\nİsteklerimle,\nDopdolu Yaşayacağım..........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Ekrem Şama",
        "poem": "\n\nDur,\nGurur\nSavurur.\nYere vurur.\nOlursun mağdur.\nŞeytandı en mağrur,\nBu yüzden oldu menfur.\nGurur   hastalık   doğurur.\nBunun en doğrusu da şudur:\nTevazu...  Kula yakışan budur.\n\n(İstanbul:10.12.2004)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Burhanettin Akdağ",
        "poem": "\n\nGünün birinde çok mutlu olmuştum \nİlk çocuğum dünyaya gelmişti çünkü \nÇok sevinmiştim, ama pek çok \nYaradana şükrettim hep \nHele ki ikincisini de bahşettiğinde \nKapanmış secdeye, ağlamıştım sevinçten \nHayattaki en değerli varlıklarım \n''Gurur'' duydum hep, onlarla... \n\nDaima itaatli oldum, sevdim saydım \nAnne ve babamı, hayatım boyunca \nHep doldurdum gönüllerini sevgimle \nHer zaman yücelttim duygularını \nEksiklik yapmadım evlatlık görevimde \nHiç boş bırakmadım ellerini, kalplerini \nHayır dualarına mazhar oldum, sevindim \n''Gurur'' duydular hep, benimle... \n\nSıkıntılara boğuldum bir dönem, geçmişte \nAltüst oldu yaşantım, tersine döndü rüzgar \nMaruz kaldım bilmediğim acılara, yandım \nParmaklıklarla da tanıştım, sonunda \nÇaresizliği, yetmezliğin yılgınlığını tattım \nYüreğimi derinden dağladı, okları kızgın acıların \nYılmadım, yıkılmadım, vazgeçmedim hayattan \n''Gurur'' duydum, kararlılıktaki kararlılığımla... \n\nEtrafımdaki insanlarla iyi geçindim her zaman \nZor anlarında, hep tuttum ellerinden \nYardımımı hiç esirgemedim, boş bırakmadım \nDertleriyle ağlaştım, lakin gülemedim onlardan \nKötüye kullanıldı çoğunlukla, iyi niyetim \nÇok kayıplar verdim maddeden, ruhumdan \nÇok yandı yüreğim, vazgeçmedim inadına \n''Gurur'' duydum, iyiniyetli yardımseverliğimle... \n\nÇok vefasızlık bilirdim de, duyardım da \n'EŞ'' ten olanını görmemiştim, hayatımda \nEn zor anımda bıraktı gitti, ortasında yarı yolun \nVazgeçti andımızdan, tutmadı uzattığım elimi \nSiliverdi bir kalemde, çizdi geçmişimizi \nİhanetin bedensel olanını duymuştum da \nEn acısı beyinden olanıymış, onu da gördüm sonunda \n''Gurur'' yaptı, vazgeçmedi inattaki inadından... \n\nBir sevgilim vardı, eskilerde bir zamanda \nÇok güzeldi, alımlıydı, çok da iyiydi \nPırıl pırıldı sevgisinde, içtendi \nÇok da ustaydı, tutkunluğunu göstermekte \nAma ki, günler aylar geçince, değişiverdi aniden \nIsrarladı sık sık, kendi dediğinin olmasında \nVazgeçmedi ''BEN'' cilliğinden, bitti tabii haliyle \n''Gurur'' luydu, kıl aldırmadı burnundan... \n\nBir zengin dostum vardı, halen de var \nİyiceydi de daima, içtendi dostluğumuz \nNe zaman ki, ben sıkıntıya düşene kadar \nVermesine hep verdi, akıttı herşeyi, amma! \nKüçümseyen bir alay peydahlandı, sesinde birden \nGüldü, dalga geçti, anlamadı, anlayamadı \nBütün onca biriktirdiğim değerlerimi, hiçe saydı \n''Gurur'' luydu, düşmemişti hiç, zengin doğmuştu... \n\nHiçbir zaman yüksünmedim hayattan \nDert etmedim acılarımı, yaşadıklarımı \nSıkı durdum, dimdik kaldım, yıkılmadım \nDuygularımla ağlaştım, beynimle boğuştum \nGeriye adım atmadım, ne beynimden, ne günümden \nGecelerin yalnız kollarında saklandım, korundum \nHep dua ettim, şükrettim beni sevdiği için, Yüce Allah'a \n''Gurur'' duydum, yüreğimdeki sarsılmaz imanımla... \n\n(08.10.2005)  \n\n(Deli Mavi Sevdalar Grubunun ''GURUR'' adlı şiir yarışması için yazılmıştır.)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Yaşar Akbaş",
        "poem": "\n\nKahrolası gururum,\nAlıp götürdü seni\nKahrolası gururum,\nDertte bıraktı beni.\n\nSevdayı yaşamadım\nYaşadım tadamadım\nGurura daldı gönül\nBir murat alamadım\n\nGidişini seyrettim,\nPencerenin ardından,\nGidişini seyrettim,\nDamlayan göz yaşından.\nGidişini seyrettim,\nÇıkmadın,çıkmadın hatırımdan,\n\nSen dönerken köşeyi,\nAnlattın pek çok şeyi,\nİstemedi ayakarın,\nYürümeyi,gitmeyi\n\nPişmanlık sardı beni,\nBedenimi,gövdemi\nAkan göz yaşlarımın,\nDeğeri,hükmü neki,\n\nVermedik ki el ele,\nGelmedi gurur dize,\nBir ufacık engeli,\nAşamadık birlikte,\n\nHeyhat,çoğu zaman gözyaşı\nGideni getirmiyor\nGururlar ecel gibi\nAldıgını vermiyor\n\nAnladım seviyorsun\nSevsen de gidiyorsun\n'Dur gitme' sözlerini\nSen benden bekliyorsun\n\nGidişini seyrettim,\nPencerenin ardından,\nGidişini seyrettim,\nDamlayan göz yaşından.\nGidişini seyrettim,\nÇıkmadın,çıkmadın hatırımdan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nAlçak gönüllü ol, hor bakma bana,\nDoğru yolda yürü, yanarsın nara,\nGüvenme servete, güvenme mala,\nİşsiz, dostsuz bırakır seni gurur...\n\nHep yüksekten uçar, alayla bakar,\nYoksulun, yetimin kalbini yıkar,\nYaşamı boyunca zalimlik eder,\nMerhamet bırakmaz insanda gurur...\n\nGururlu olanı sevmez yaratan,\nOdur tüm canlıyı yoktan var eden,\nİman ihlas ile ibadet eden,\nAllah'ın yolunda saptırır gurur...\n\nYoksului, mazlumu gel hakir görme,\nDünya malı için kafanı yorma,\nKendine ideal kişiyim deme,\nYarı yolda koyar batırır gurur...\n\nGurur sanki bir insanda güçtür,\nGururla yaşayan insan bir hiçtir,\nAleme gülenin kendi gülünçtür,\nKişiti toplumdan soğutur gurur...\n\nÖğretmen Seyfet der sevmem gururu,\nSevip, sayılmakta buldum ömürü,\nZayıf insanlara verdirir emiri,\nBitmez bir hastalık gibidir gurur...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Çiğdem Akar",
        "poem": "\n\nKendimce sevdim seni \nduygularımı belli etmeden \nilk adımı senin atmanı, \nilk kelimenin senden çıkmasını bekledim. \nsevgide gurur olmaz diyolar ya, \nben gurur meselesi yaptım \ntaki seni kaybettiğim zaman anladım. \nkeşke duygularımın ifadesi \nolsaydı sözcükler, \ndökülseydi amansızca ağzımdan \ntek bir yürek halinde \nsadece SENİ SEVİYORUM diyebilmek \ngördünmü bak ne kadar kolaymış \niki sözcükle seni kaybetmek..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Orhan Kutlu",
        "poem": "\n\nKara kedimi geçti aramızdan, \nSen bana küs ben sana küs. \nSebep ne buna \nSuçlu kim. \nKim geri adım atacak \nYüzü gülerek; \nMerhaba \nNasılsın diyecek. \nKim daha çok severse \nBence o söyleyecek. \nSuçsuz bile olsa.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Necati Ülker",
        "poem": "\n\nBir gururdur gider içimde,\nYenemem bir türlü,\nDüşündüklerim gurur,\nKaybettiklerim gurur,\nGündüz hayalimde,\nGece düşümde,\nKin desen değil,\nAşk desen değil,\nSevda desen değil,\nGöğsümün üstünde,\nBir ağırlık oturur,\nYenemem bir türlü,\nBu nasıl gurur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Davut Arslan",
        "poem": "\n\nBir hastalıktır gurur\nBir kez sardımı insanı\nKör olur,hiçbirşey görmez gözü\nBir unutkanlıktır,gurur hastalığı\n\nGurur unutturur insana,\nOnunda,insan olduğunu\nUnutturur,\nOnunda bir anadan doğduğunu\n\nÖyle bir hastalıktırki \nUnutturur,\nbir zamanlar derdini söyleyemeyen,\nBakıma muhtaç\nBir bebek olduğunu\n\nÖyle bir hastalıktırki,\nUnutturur,\nHer yaptığını \nALLAH'ın izniyle yaptığını\n\nDavut ARSLAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Akın Dursun",
        "poem": "\n\nSalına salına \ngidiyor \nbir kaplumbağa\ntutup yardım etseniz\nsığınır \nkabuğuna.\n\n10.05.2002 /  02:50 İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Şule Ersöz",
        "poem": "\n\nUçarı  huyu   gülümseyişi   bakışı\nTakındığı   tavır   taşıdığı  görüntü  gurur\nKimin   aklından  geçer\nSanırsın  selvi   ağaç  ulu dağlar\nBir  onur bir duruş\nSanki   herşey   onun  bize kalan boş\nKederi   suskunluğu   bilmiyor  bence\nGeceleri  çılgınlığı ,sevişmeyi  sevmeyi\nUçarı bir gülümseyiş   gözlerinde \nBeğenmiyor  hiç kimseyi\nBeni   sarsar  bu insanlık  bu duygusuzluk\nSevmek  herşeyi  sevmek  gerek\nSonra  itilmişlık   kopukluk  gelir\nBezmışlık   ve  gönül  yorgunluğu\nAma   büyüklenmeden  önce   yaşayıp\nSonra  küskünlük  ve  sitem\nDahası   alaycılık  gelir...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Necmettin Özelçi",
        "poem": "\n\n'Aşkta   gurur  olmaz '   derler,\nGurursuz   aşkın  değeri  nedir? \nİpek de  güneşte  solmaz  derler,\nSolmayan  ipeğin  yeri  nedir? ...\n\n\t\tGurursuz  sevgi  neye  yarar? \n\t\tSevgi  gururla  birbirini  sarar...\n\t\tGurur  aşkı,  sevgiyi  arar,\n\t\tSevgisiz   gurur  neye  yarar? \n\nSevgi   gönülleri  bağlar..\nAraya  girse de  yüce  dağlar,\nGurur  dayanamaz   sevgiye  ağlar...\nAraya  girse de  nice  dağlar.\n\n\t\tGurur  gönlün  aynasıdır.\n\t\tSevgi  o  gururun  bir  pasıdır...\n\t\tGönül  ne  ise  gurur da  odur.\n\t\tGururlu   gönülde  aşk  da  budur...\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Mustafa Doğan Kuzgun",
        "poem": "\n\nGözyaşlarımı tutup karşına çıksam\nSeni sevdiğimi itiraf etsem\nBeni o gün çldürdüğünü söyleyebilsem\nAma yapamam gururum elvermez\n\nBeni kor gibi yakan kül eden\nSenin sevginden deliye döndüren\nHer gün bana gözyaşı döktüren\nŞu gururum var.\n\nNe zaman istemedim sana gelmeyi\nYıkamadım gurur denen illeti\nBenim hayatımdan gittin gideli\nYıkamadım gurur denen illeti\n\nNe zaman elime bir kalem alsam\nSana her şeyi anlatan bir mektup yazsam\nTam posta kutusuna atacak olsam\nKarşıma çıkıyor gurur illeti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Muzaffer Yılmaz",
        "poem": "\n\nEn yakın dostumu bana el ettin\nSenin için bilsen neler terk ettim\nNice suçsuz olan kalpler incittim\nBenim her şeyimi aldın sen gurur\n\nHevesmiydi bilmem kapıldım sana\nHer umudu zehir ettin sen bana\nKaybettim kendimi inan bu yana\nBeni benden çoktan çaldın sen gurur\n\nEsir ettin beni sanki kendine\nNe aştım ne sığdım senin bendine\nNe de bir an olsun geçtin elime\nKovdumda gitmedin kaldın sen gurur\n\nAlacağım seni ayak altına\nEreceğim o an her muradıma\nSonu ölüm olsa sırf inadına\nSeni pişmanlıkla saldım ben gurur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Gönül Şen",
        "poem": "\n\nŞu anda engelim sadece gurur\nArarsan belki de dönerim sana\nHasret bu, kimbilir belli mi olur\nGel dersen belki de gelirim sana\n\nGurula küllenmiş duygularımız\nÇılgınca bir aşktı yaşadığımız\nSudan bir sebepti ayrılığımız\nGel dersen belki de dönerim sana\n\nBen seni aryıp sorsam olmaz\nEttiğim sitemin kıymeti kalmaz\nSevenler çok fazla ayrı duramaz\nGel dersen belki de dönerim sana\n\n 14.09.2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Savaş Sarıkaya",
        "poem": "\n\nGURUR\n\nGurur! Kapı Dağı gibi durma arada\nYıkıl ki karşımdan yare gideyim\nAşkın şarabını bir kere içtim\nDivaneye döndüm nere gideyim.\n\nHer şeyi çiğneyip attım kenara\nBir seni ezmeyi beceremedim.\nNe zalimmiş sin sen, ne vicdansız\nGörmüyor musun şu zavallı halimi\nGün be gün eriyip tükeniyorum\nBiçareye döndüm çarelerin içinde\nİçimden gelmiyor gülemiyorum\n\nGurur! Kapı Dağı gibi durma arada\nYıkıl ki karşımdan yare gideyim\nAç, susuz yaşanırmış,\nYaşanmazmış sevgisiz anladım.\nSen başa belasın, sensiz de olmuyor\n\nTopladım, çıkardım ve böldüm\nElde bir şey kalmıyor.\nUnuttum, elde ayrılık, hasret\nElde var gurur, elde var gurur \nGurur! Kapı Dağı gibi durma arada\nYıkıl ki karşımdan yare gideyim\n\nAYDIN:07.06.1999\n\nKAPI DAĞI: Isparta ilinin Senirkent ve Uluborlu Kazaları arasında bir dağ.Uluborlu dağın hemen eteğine kurulduğu için dağın yüksekliğinden dolayı kış aylarında özellikle güneş geç doğar burada.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Aslı Demirel",
        "poem": "\n\nSen\nÖyle vurdun ki yüreğime\nYaşadığım güzelliklerinden\nBir tutam versen\nYeterdi bana\nHiçliğe alışamıyorum \nSenden yana\nYokluğun iğneleşti\nBatıyor her yanıma\n\nBen\nÖyle vurdum ki duvarlara\nGeçitler depremde\nSokaklar çıkmaz\nBüyüyor yalnızlığım\nDağ misali\nAşamadım keşkeleri\n\nBiz \nÖyle cansız ki usumda\nEllerim bile isyanda\nDurdu heyecan titremeleri\nDonuk soğuk\nBuz dağlarına tutundu sanki\nYok olmaya yüz tutmuş\nAnılarda kaldı \nElele bizim harikalığı\nBir bakışına kurban ederim\nTüm anıları\nYerleşse günüme senden bir ümit\nUnuturdum dünü yakanı\n\nSen \nBen\nBiz\nGel vazgeçelim\nBu gurur denilen illetten\nBak siliniyor izlerimiz\nHadi\nDeneyelim mi yeniden...\n\n22 12 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Emre Aktürk",
        "poem": "\n\nBiliyorum bu aşk imkansız\nBirde sen aklıma gelmesen\nBöyle yersiz zamansız\nAma olmuyor işte her şey anlamsız\nHerkes yabancı geliyor bana\nHiç kimse dolduramıyor senin yerini\nOysa şimdi kim bilir\nKim tutuyordur senin elini\nKim bakıyordur senin gözlerinin içine\nBelki bir gün rastlarım gözlerinin eşine\nİmkansız olduğunu bilsem de, bile bile\nYıllardır sürüklendim bir sevdanın peşine...\n\nSevildiğini bildiğin halde sevmezsin\nSevdiğini bildiği halde sevilmezsin\nGelmeyeceğini bildiğin halde beklersin\nYa da beklendiğini bildiğin halde gitmezsin\nBense; \nYıllardır bekliyorum\nSen bilmek istemezsin...\n\nUmudum kalmadı hayata dair\nZaten bu hayatın bir anlamı yok\nBirde sen yoksun\nHayat son kurşunu sıksın beynime\nYa da son darbeyi vursun kalbime\nVursun da kurtulsun senden yüreğim\nSenle yaşayamadım\nBari gururumla öleyim...\n\nAralık 2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Seyyid Burhaneddin Kekeç",
        "poem": "\n\nGözlerimden akan yaş sel,\nDudaklarımdan çıkan her kelime dûa olsa,\nYine de kavuşamayız sevgilim,\nSende bu kibir,\nBende bu gurur oldukça...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Mustafa Baş",
        "poem": "\n\nSende bir gurur bende bir gurur\nZurnacı başka davulcu bir başka vurur\nAslında mutluluk aramızda durur\nÇok sürmez bu gidişle aşk çeşmelerimiz kurur\n\nSana bir haykırabilsem içimdeki feryadı\nYıldızlardan yapardım başındaki o tacı\nHergün bir başka söylüyor bu hain falcı\nKarar ver artık ne olur ister sevgili ol ister  bacı\n\nGel seninle bir karara varalım\nYeter artık bizde aşk denilen şeye kanalım\nSevgimizi bir şiir gibi otur dizime yazalım\nKah mutluluk kah acı, ikimiz tadalım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-Gurur",
        "poet": "Hacı Timurtaş",
        "poem": "\n\nAtamın dedemin adı sanı varmış\nBütün alem onları iyi tanırmış\nBöyle yok olup unutulmakta varmış\nBeni unutturan gurur oldu\n\nAza kanaat getiremedim\nBasiti giyip giydiremedim\nYokluğu kendime yediremedim\nBeni süründüren gurur oldu\n\nBeni gördüğü yerde selama duran\nSabah akşam gelip halimi soran\nŞimdi beni canevimde vuran\nBeni yaralıyan gurur oldu\n\nYulaf ektiğim tarlada çiftçi\nBeşyüz koyunuma çoban bekçi\nŞimdi patron olmuşlar ben işçi\nBeni muhtaç eden gurur oldu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur.",
        "poet": "Erol Sagun",
        "poem": "\n\nHic yoktan seninle,kavğa ettikten sonra,\nBugün seni gördüm,karşı kaldırımda,\nLuzumsuz  gururum yüzünden,\nBir merhaba bile diyemedim,başımı kaldırıpda...\n\nHemde seni deli gibi severken,\nÜstelik de suç. bende iken,\nBir özür bile diliyemedim senden,\nşu lüzumsuz gururum yüzünden....\n\nElim bir kaç defa avizeye,gitti geldi,\nIçimden bir ses,gurur yapma ara onu dedi,\nBir insan bu kadar cesaretsiz olabilirmi? \nLuzumsuz gururum,bırak, o arasın seni dedi....\n\nAldım kalemi elime,bari mektup yazayım dedim,\nYaktım sigarayı,derin derin birkaç nefes çektim,\nGayem senden, özür diliyecektim,\nŞu gururum yüzünden,yazdıklarımı yaktım...\n\nKarar verdim seninle yüz yüze konuşacaktım,\nSabaha kadar,bilmiyorum kaç kez prova yaptım,\nBen sordum, sen cevapladın,sen sordun ben cevapladım,\nO gece inanırmısın sabahı zor yaptım.....\n\nUykusuz geçen gecenin sabahı,artık konuşacaktım,\nTopladım bütün cesaretimi\nÖyle çarpıyorduki kalbim,\nYerinden sanki fııtrlıyacak sandım,..\nSeni görünce gözlerime inanamadım,\n\nKolkola onunla yürüyerek karşımdan çıktın,\nPekde memnundun halinden, çıldıracaktım,\nŞu luzumsuz gururum yüzünden,\nAllah kahretsin,seni ömür boyu kaybettim....\n\nErol derki:dostlar nasihatim olsun size,\nSakın hiç üzmeyin sevdiklerinize,\nAşkta katiyyen gurur olmaz,\nTavsiyem olsun size...\n\nSöz Yazarı: Erol Sagun.\nTarh: 10 Kasim 2001\n Gün:Cumartesi.\nSaat:01.30.\n\nNot:ANTOLJİ.COM da kayıtlı Şiirlerim ve(MP3)   CD em NOTER tastiklidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur Abidesi",
        "poet": "Mahir Kılıçoğlu",
        "poem": "\n\nBiliyorum ateşe atacaksın\nOkuyunca şiirlerimi.\nYakacaksın onları da\nBeni yaktığın gibi.\nBen ki\nYanacak kadar sevdiysem seni,\nVe yakılacak şiirler yazmışsam eğer,\nBir kendimle gurur duyarım \nBir de aşkımla.\nVe sen gurur abidesi olursun\nAşkımın! \n\nZaten belliydi böyle yapacağın.\nEğer insaf olsaydı zerre kadar\nSende sevebilseydin beni.\nBenim seni sevdiğim kadar; \nŞiirlerimi değil\nKendini yakardın\nVe küllerin gurur abidesi olurdu\nAşkımın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Levent Aşılıoğlu",
        "poem": "\n\nGurur öyle bir alet ki\nTerziye kumaşsız elbise diktiren\nO elbiseyi giyen kişiye\nBir ömür acı çektiren\n\nAşkta gurur olmazmış\nÇok geç olsa da anladım\nSenin yorgun dizlerinde\nBen huzuru aradım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur Duy",
        "poet": "Mehmet Soysal",
        "poem": "\n\nKendinle Gurur Duy.! \n\nOn şiddetinde deprem olsa,\nSenin kadar yıkamazdı hayallerimi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur Aşkın Ayak Bağı",
        "poet": "Süleyman Bektaş",
        "poem": "\n\nGURUR AŞKIN AYAK BAĞI \n\nŞair aşka doyar mı hiç,\nGönül gözün boyar mı hiç, \nMeşalesi kalemidir. \nTenha yere koyar mı hiç. \n\nYazar dağlara taşlara. \nAşkı ummana, kuşlara, \nİnsanı aşkla Yaradan’a, \nYanar sevdasız yaşlara. \n\nGurur aşkın ayak bağı, \nGeçer gider sevda çağı. \nHiç farkında olamadan, \nKaçırırsın son fırsatı. \n\nÇağdaş-i mevsim kışa doğru. \nYaşın elli beşe doğru. \nYandın, yandın küllenmedin. \nYanar özün başa doğru. \n\nYaşanır sevdanın hası. \nDolar gönül maşrapası. \nİçmeye yürek gerek, \nŞule dolu aşk badesi, \n\nÜmidini kesme sakın, \nVuslat dünden daha yakın. \nUlaşacaksın mutlaka, \nZirve güneşe çok yakın. \n\n           Süleyman Bektaş \n                  (Çağdaş-i)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur benden büyük",
        "poet": "Navruz Kaplan",
        "poem": "\n\nUtanma gurur duy ben işte o adamım\nSana gelecek zararı ben engel olurum\nBen o adamım asarım kendimi ağlama\nGurur benden büyük senden  küçüktür\n\nYazma ki adını bende gizli kalacak o\nSır benim demeye  ne gerek vardı ki\nHer şeyi söyleyip rusvay etmem ben\nGurur bende büyük sende  küçüktür\n\nAğlama açık kalsın söyle suçlu nerede\nBoşuna yol gelmişim suçluyu bulamadım\nFerman verdin kanunu cezası çok fazladır\nAf etmeye gerek yok suçlu cezasını çeksin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur bu ya..",
        "poet": "Aydın Çakar",
        "poem": "\n\nBelki de ben çok şey istedim\n Ve isteklerimin gururlu bir gününe denk geldim..\n Gurur bu ya; \nİnat etti işte...\n Ah bu inat...\n İnat dedik; \nİnat bu ya..\n Olmadı, \nTers tepti...\n Ne gurur beni bildi..\n Ne ben gururun inadını..\n Öylesine işte..\n Geçti...\n Ve bilmeden \"bitti\"...\n Öylesine bişey işte...\n Yelkenler mi suya indi..\n Yoksa bir azgın dalga mı devirdi \nBenim dediğin gemiyi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur Ayrı Onur Ayrı",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nGurur ayrı olgu, Onur ayrıdır,\nOnuru gururla karıştırmayın,\nOnur itibardır, gurursa kibir,\nİblisi insanla barıştırmayın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur çıkmaz sokaktır",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHatanı anladıysan, neden dönmezsin bana,\nKapımı kapatmadım, her an açıktır sana,\nGurur mu yapıyorsun, gel diyorum duysana,\n\nGurur çıkmaz sokaktır, sevenler gurur yapmaz,\nSevgi yolu açıkken, seven çıkmaza sapmaz.\n\nBeni beklemekteysen, istersen ben gelirim,\nGururumu öldürdüm, senin için ölürüm,\nGönlüm bir şeyi bilmez, bir tek seni bilirim,\n\nGurur çıkmaz sokaktır, sevenler gurur yapmaz,\nSevgi yolu açıkken, seven çıkmaza sapmaz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur Bizi Ele Vermez",
        "poet": "Güven Sabuncuoğlu",
        "poem": "\n\nGurur bizi ele vermez.\nEle vermez yüzsüzlüğü.\nUsta dalkavukluğu,\nBildirmez.\nGurur sana dönmek için,\nBilmediğim birşey olsa.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurûr Denen O Kibir",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nGençliğine güvenme,  elbet bir gün bitecek\nSiyah beyaz arası, mat bir renge dönecek\nGurûr denen o kibir, alçalıp da sönecek\nVedâ vakti gelince, can bedenden gidecek\n\nİyi günün dostları, senden ayrı düşerken\nKimi gülüp geçerken, kimi sana küserken\nO anda ki hisleri, acılarla pişerken\nVedâ vakti gelince, can bedenden gidecek\n\nYaş kemâle erince, takatin yetmez olur\nKolay değil yaşlılık, dizlerin tutmaz olur\nYorgun düşen gönlünde, ocağın tütmez olur \nVedâ vakti gelince, can bedenden gidecek\n\n16 Nisan 2014 - Hisarkale\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur Duy",
        "poet": "Hasan Özdilek",
        "poem": "\n\nEy kendinden başkasını görmeyen,\nBahtiyar ol, eserinle gurur duy.\nZalimliği kimselere vermeyen,\nTek yön yontan keserinle gurur duy.\n\nBundan sonra meydan bulan arsıza,\nYalakaya, soyguncuya, hırsıza,\nRiyâkara, iki yüzü nursuza,\nIşık tutan hisarınla gurur duy.\n\nServetini buldun artık, karnın tok,\nSana zaten güvenmezdim, daha çok,\nİnsan sevgim vardı, şimdi o da yok,\nYakıp yıkan hasarınla gurur duy.\n\nArt niyetle randevusuz buluşan,\nGece gündüz şeytanlarla doluşan,\nKıvrak zekân sayesinde oluşan,\nBozgunculuk tasarınla gurur duy.\n\nÖzdileğim, sana bir suç atfetmem,\nNefesimi senin için sarf etmem\nAffetmezsem, ben kendimi affetmem,\nKalbi kırık serserinle gurur duy.\n\nHasan Özdilek (02.03.2009 Saat: 11:33)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur duy anam..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Anne,Gurur..\n\nAnam anam canım anam\nCan evimde dilim anam\nGül bahçemde gülüm anam\nKul hakkımı ödeyemem\nHasretini dindiremem..\n\nKurumayan bir gül sevgin\nMutluluğu bana verdin\nOnurlusun şereflisin\nKul hakkını ödeyemem\nHasretini dindiremem..\n\nKurban olsun bu cana sana\nHayat bir yük omuzunda\nSızlanmadan bir başına\nTaşıyarak helâl ettin\nKul hakkını ödeyemem\nHasretini dindiremem...\n\nSevgiyi saygıyıda\nBulduk yufka yüreğinde\nHer zorluğa göğüs gerdin\nBelli etmeden bizlere\nKul hakkını ödeyemem\nHasretini dindiremem..\n\nGurur duymak şimdi hakkın\nGözyaşın akmasın sakın\nGülsün yanmasın bağrın\nKul hakkını ödeyemem\nHasretini dindiremem..\n\nTarih:06.05.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur  Duy  (BESTELENDİ)",
        "poet": "Mevlüde Demir",
        "poem": "\n\nKalbden  kalbe yol  gider seni bana bağlayan\nHiç ömrümde görmedim  benim gibi ağlayan\nKörkütük  aşıkmışsın  hepsi   koca bir yalan\nSende aşk  acısı  çek  hüzzam şarkılar dinle\nGurur  duy  yarattığın  zavallı  eserinle\n\nAdaklar adamıştım dileklerim tutmadı\nUzakda  olsan bile hayalin uyutmadı\nAyrılık  haberini rüzgarlar  fısıldadı\nSende  aşk  acısı çek hüzzam  şarkılar dinle \nGurur duy  yarattığın  zavallı  eserinle\n\nDüş sende senin gibi  vefasız  bir  zalime\nNe suçum vardı söyle girdin  sen   vebalime\nDostumu düşmanımı  güldürdün  şu halime\nSende aşk acısı  çek  hüzzam  şarkılar dinle\nGurur  duy  yarattığın  zavallı  eserinle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur Duydum*",
        "poet": "Bayram Tunca",
        "poem": "\n\nNe zaman alsam, şu kalemi elime\nÖyle bir sancı girer ki şu beynime\nNe yazacağımı bilemem sevdiğime\nBizzat söylemek isterim aşkımı ona\n\nSuretinden çok siretine vuruldum\nDeli esen yel misaliydim duruldum\nHep sevdiğin var mı diye soruldum\nİsmini zikretmekten gurur duydum\n\nNasıl duymam ki seninle mutlu oldum\nHep seninle şarj/ seninle deşarj oldum\nAah sen olmasaydın ben nice olurdum\nAdını zikretmekten hep gurur duydum\n\nSen olmasaydın buralarda durur muydum\nGörseydim yan bakanı alnından vururdum\nSen olmasaydın sudan çıkan gibi olurdum\nAdını anmaktan daima haz/gurur duydum\n\nNasıl duymayayım ki aradıklarımı sende buldum\nSeni göklerde ararken, yüreğimin içinde buldum\nBeden ve ruh açlığımı senin ikramınla doyurdum\nAşkımızı âleme duyurmaktan haz/gurur duydum\n\n23.04.2004-23.04\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur duyduğum babamsın",
        "poet": "Elvan Sarım",
        "poem": "\n\nSevgi dolu yüreğinin yerini\nHiç bir şey dolduramaz\nO kadar merhametli,o kadar fedakarsın'ki\nSeni hiç bir şey durduramaz\nSen sevecen sen cansın\nSen babacan\nCanımdaki cansın\nDamarımdaki kanım\nGurur duyduğum babamsın\n\nBen bilirim sendeki bu duyguyu\nCoçukların için ne yapmadın'ki? \nBizim için kendini feda etmedinmi? \nCoçuklarım okusun adam olsun\nBen çalışırım demedinmi? \nBen seninle gurur duyuyorum  babacım\nBizim için yaptıklarını biliyorum\nMüsade et babacım seninle gurur duyayım\nSarılıpta sana doya doya canım babam diyeyim\nAnla beni babacığım\nÇünkü bende bir babayım\nSeni en iyi ben anlarım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur duyarım",
        "poet": "Ali Aksoy",
        "poem": "\n\nGURUR DUYARIM\n\nAşkıma gönülden inanıyorsan\nBen seni sevmekle gurur duyarım.\nBir gönül sayfası açtım diyorsan\nBen seni sevmekle gurur duyarım.\n\nYüzüne sevgiyle bakıyorken ben\nEmsalsiz bir aşkla seviyorken sen\nEn güzel sevdayı paylaşıyorken\nBen seni sevmekle gurur duyarım.\n\nGözüne bakmakla doyamadığım\nİsmini kalbime koyamadığım\nUzaktan sesini duyamadığım\nBen seni sevmekle gurur duyarım.\n\nYaralı kalbini gizleyemeyen\nYüzünü görmeden sevinemeyen\nİnan bir tek sana gönlünü veren\nBen seni sevmekle gurur duyarım.\n\n                           Ali AKSOY\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur Duyar",
        "poet": "Remzi Timar",
        "poem": "\n\nBeyin şarap çanağına\nTükürdükce gurur duyar\nTombul tombul yanağına\nTükürdükce gurur duyar\n\nEnğel varmış cemaatına\nEnğel varmış beraatına\nŞer damlayan suratına\nTükürdükce gurur duyar\n\nTer değmemiş ak alına\nKarga konmuyor dalına\nKokuşmuş pis sakalına\nTükürdükce gurur duyar\n\nAklım yetmez mealine\nErmek bilmez kemaline\nHer gün şekli şemaline\nTükürdükce gurur duyar\n\nDerdin olsa bin düzüne\nAlış Remzi'm bu hüzüne\nUtanmaz nursuz yüzüne\nTükürdükce gurur duyar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur Duyarım",
        "poet": "Sait Benzer",
        "poem": "\n\nDarılırım diye sakın düşünme \nAksine seninle gurur duyarım\nŞimdi bir başkası girmiş gönlüne \nKıskanmam inan ki gurur duyarım\n\n\t\tO gecen günleri maziye katıp \n\t\tKederi hüznünü kalbime atıp \n\t\tSeni soranlara bir, bir anlatıp\n\t\tTesellinle bile gurur duyarım\n\nRazıyım ayrılık kaderde olsa\nKalbimde yaşatırım bana kalırsa \nO an gözlerim yaşlarla dosada\nAğlamam inan ki seninle gurur duyarım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur Duyarım",
        "poet": "Mehmet Emin Ermekin",
        "poem": "\n\nSıcak bir merhabayla \nTanışmıştık ikimiz\nTertemiz duygularla \nBaşlamıştı sevgimiz\nO siyah gözlerinle \nBüyülemiştin beni\nGurur duyarım \nDelice sevmekten seni\n\nNe güzelsin sevgilim \nBakışların sımsıcak\nGözlerim gözlerinde \nKayboldu kaybolacak\nYollarını beklemekten \nSana gönül vermekten\nGurur duyarım \nHer an seni düşünmekten\n\nBen senin yörüngende \nDolaşan gezegensem\nIsıt beni sar beni \nSen benim güneşimsen\nBen gönül bahçende \nUçuşan kelebeksem\nGurur duyarım \nSen benim kaderimsen...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur Duyarım",
        "poet": "İzzet Selçuk Cumaoğlu",
        "poem": "\n\nKızılcık şerbetini içtim demenin, \nSaklanıp da gizlice seni görmenin, \nUtanacak nesi var sevda çekmenin, \nSeni sevmiş olmaktan gurur duyarım.\n\nAnlamazlar halimi sevda bilmezler, \nGönül bilmez densizler, sevgi sevmezler, \nNe acılar çekersin, çare olmazlar, \nSana yanmış olmaktan gurur duyarım.\n\nGördüğüm rüyalarda keyifli andın, \nHicranı yaşamadın, hep aşkı tattın, \nKurumuş çiçek gibi fırlatıp attın, \nSende solmuş olmaktan gurur duyarım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur Duyabilirsin Artık Kendinle",
        "poet": "Gülali Ölmez",
        "poem": "\n\nBir kalemde sildin hatıraları\nSenin için kıymeti yok artık anladım\nKış geçti ayrılık yakıyor zamanları\nKoyu bir hüzün bıraktın gönül evime\nGurur duyabilirsin artık kendinle\n\nSevmiyorum deseydin acı çekmezdim\nBilmezdim sevdaya düşüren uçurumları \nAteş olup bu yaşımda alev alev yanmazdım\nBaktıkça kahreden bir resmin var elimde\nGurur duyabilirsin artık kendinle\n\nSakladığım acıların tutsağı oldum\nKimse duymuyor sürgün çığlıklarımı\nYazım,baharım dedim aşka soyundum\nKış ortasında buzlar döktün kalbime\nGurur duyabilirsin artık kendinle\n\nEllerimin dokunduğu ellerini özledim\nBir yalan rüyada  kaldı özlemim \nBaharı görmeseydim sonbahara küsmezdim\nHangi aşk dayanırki  böyle vakitsiz  zulme\nGurur duyabilirsin artık kendinle\n07.03.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur Duyuyorum",
        "poet": "Serdar Özmilli",
        "poem": "\n\nGüz mevsimimde çıktın karşıma,\nBir sevda imiş geldi başıma.\nPişman değilim, gönlüm coşuyor; \nBakma sen feryat ve gözyaşıma.\n\nKimsenin duramayacağı yerde duruyorum.\nDünyada böyle büyük sevda var mı soruyorum.\nGözyaşı döktürsen de acı çektirsen de bana,\nBeni mecnun eden bu aşkla gurur duyuyorum.\n\nRazıyım bedelini ödemeye; \nAlnım ak, başım dik, utanmıyorum.\nNe gerek var gerçeği gizlemeye; \nElimde değil, seni seviyorum.\n\nSeni sevmekten gurur duyuyorum!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur Duyuyorum",
        "poet": "Ömer Doğanlı",
        "poem": "\n\nGurur duyuyorum dostlar hepinizle gurur\nOlalım inşallah iki cihanda payidar! \nNasıl sürmeyeyim sizlerle birlikte sürur\nOlalım inşallah iki cihanda payidar! \n-\nGurur duyuyorum aşkım senin ile gurur\nÖnümüzde paylaşılacak bir ömür durur\nİkimizin maşallah alnı pak yüzünde nur\nOlalım inşallah iki cihanda payidar! \n-\nGurur duyuyorum bir tanem seninle gurur\nElbette duyarım geç karşıma da şöyle dur\nSaatin sarkacı durmadan her saat vurur\nOlalım inşallah iki cihanda payidar! \n-\nGurur duyuyorum hocalarım sizle gurur\nGüzel şeyler öğrettiniz ilim işte budur\nHayat için elzem olan en aziz şey sudur\nOlalım inşallah iki cihanda payidar! \n\n(07/08/2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GuRuR dUyUyOrUz",
        "poet": "Mehmet Çiftci",
        "poem": "\n\nRezalet fazilet sayılır oldu\nGurur duyuyoruz günahımızla\nNesil haramlara bayılır oldu\nGurur duyuyoruz günahımızla\n\nŞımarır ahlaksız edepsiz olan\nYobazdır iffetli hayalı kalan\nİlâhî emirler yasaklar talan\nGurur duyuyoruz günahımızla\n\nSözlerimiz vardır hem tumturaklı\nTavrımız halimiz çok oturaklı\nİnanç bize batar din bıtıraklı\nGurur duyuyoruz günahımızla\n\nOynamak eğlenmek işimiz bizim\nŞehvet para şöhret düşümüz bizim\nHep yerinde sayar yaşımız bizim\nGurur duyuyoruz günahımızla\n\nNe ölüm düşünür ne hesap kitap\nCahillere mahsus İlâhî hitap\nUyanırız bir gün düşünce bîtap\nBöyle uyuyoruz günahımızla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GuRuR DuYuYoRuZ",
        "poet": "Canan Kosmaz",
        "poem": "\n\nNasilda yakismistir simdi sana Asker elbisesi\nCesur bir tavirla tasiyorsundur Tüfegini\nBizde Dualarimizla yanindayiz simdi\nSeninle gurur duyuyor Türkiye Cumhuriyeti.\n\nSizin sayenizde rahat uyuyabiliyoruz\nHer birimiz sizlere birer Can borcluyuz\nRabbim hep korusun sizi Düsmanlardan diyoruz\nSeninle gurur duyuyor Türkiye Cumhuriyeti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur Hastalığı",
        "poet": "Mehmet Yücel",
        "poem": "\n\nGururlu olmak bedel ister, yürek ister, iyi niyet ve altında mü-\ncadele, savaşmak, üretmek ister. Tarlaya hiç bir şey koyma-\ndan ekin olsun, başak versin, nimet olsun demek, hiç bir şey\nyapmadan, sadace yaratılış özellikleri ile gururlu olmaya ben-\nzer. Erkek kadın ayrımı yapmadan ben genel olarak bakarım\ntopluma. Bu ne denli gereksiz davranıştır. Bu ne olmaz bu ka-\ndar denecek acayipliktir.\n\n'Aç kalmışsın bulaşık yıka' dersin.\nBiri görür diye gurur yapar, Aç kalmaya devam eder yada dilenir.\n'Yoksulsun gel zengin ol' dersin\nÖnce 'bedava mı' diye sorar.\n'Hayır risk var, çalışma var' diyince.\n'Ben fakir kalayım' der.Sonra yakınır ve gurulu olduğunu saçmalar.\n\nÜlkemizin %99 u gurur hastasıdır. Gizli yada açık gereksiz\nve haksız gurur hastalarına rastalarsınız. Bunun için biraz\ntoplumsal duyarlılığınız, biraz da bilimsel bakışınızın olması \nyeterlidir. Kişilik özellikleri ile hayata karşı duruşu ile gururlu\noluşu arasında parallelik olmadığı gibi tutarsızlık açık açık göze\nçarpatığını betimlemeye çalışacağım. Bu hastalık toplumu içten\niçten korkunç bir şekilde kemirmektedir.\n\nNe iş yaptığını sorasınız.; boş gezdiğini söyler.\nMaddi manevi durumuna bakarsınız; eksi rezalet.\nMücedelesine bakarsınız; eksilerde doğal olarak.\nSebebini sorasınız; kendisinden kaynaklı olmadığını söyler.\nBu haliyle, hayatını devam ettirmek için:\nYalan söyler, hırsızlık yapar, sahtekarlık yapar; doğal olarak.\nBu kişi oldukça gururludur. Ailesinden bir kişi zor durumda kalsa \ndahi onun istemediği bir şeyi yaparsa hesabını sorar. \nBu kişi oldukça da namusludur. Namusu uğruna cinayet işlemeye\nşak diye hazırdır yada öyle olduğunu beyan eder.\nGeleceği belirsiz bir aile babasının, belirli olan özelliklerinden bir \nkaçını zikrettikten sonra başka bir gurur timsali şahsa geçelim.\n\nGururun en önemli unsuru kadın! 'Kadınlık gururu' ne muhteşem bir\ngurur çeşididir... Kadın diyince akla gururu olan ve bunun için ne \ngerekiyorsa yapan canlı varlık gelir. Özellikle özgür kadınların bir\nnumaralı olmazsa olmazıdır. Eğer onların gururlarına dokuncak bir \ndavranışta bulunursanız yandınız. Çünkü kadın gururu için yaşar. Bir\nkadın gururuna ters düşen hiç bir şeyi kabul etmez. Yanındaki erkek\nonun gurunu hep okşamak ayakta tutmak zorundadır. Komşulara\nkarşı gururlu olduğunu hep göstermesi gerekir. Bir eksiği bile olmaz.\ntamı tamına olmalı.\nPeki neden bu kadar gurur, bunun sebebi nedir.\nSadece kadın olmak.\nBu gurur en üst sınıra nasıl çıkar? \nGenç, güzel, varlıklı ve özgür olunca.\nBu özellikler azaldıkça gurur azalır mı? \nEvet, çünkü özelliklerden çoğu elde olunca mecburiyeti yoktur.\nMecbur kalınca gurursuz mu olur kadınlar? \nMecburiyet azalınca, orantılı olarak gurur da azalır genel olarak.\nBütün kadınlar aynı mıdır? \nTabii ki değil, kimi o kadar abartır ki, gurur yapıp dolandırır.\nBuna kananlar olur mu? \nOlmasaydı bu kadar revaçta olur muydu.\nAç ve açıkta kalmış bir güzel kadın ne kadar gurulu olur? \nSon derece tabii, aç ve açıkta kalmasının bir öenmi yoktur.\nBu ne demek? \nÇünkü sadece güzelliği ile gereken değeri göreceğini bilir.\nTam anlaşılmadı biraz daha açar mısnız? \nKadın bilir ki, kadınlığını kullanarak mutlaka kendine yer bulurum.\nAsıl bu gurursuzluk değil mi? \nHayır, bu satıştır. onun istediği gibi olan ortam önemlidir.\nNamus kavramı ne oluyor, gururdan bahsedilen o değil mi? \nGizli yaptığı için namussuzluk olmuyor. \nNamusunu koruyana değil, istediğini yapana mı yani? \nEvet gururunu gizli gizli sattığı namusundan önde tutar.\nPeki kadının beyninde ki istediği ortam ve namus kavramı nasıldır? \nİstediği ortam, yalan iltifatlar, gerçekler ile yüzleşmemek vs.\nNamus kavramı ise, görüldüğü ve ispat edildiği zaman geçerlidir.\n\nSevilen gururlu, seven gurursuz. Sevgi bitince canavara dönüşürler.\nGörünen gururlu, gizlide gurursuz. Açığa çıkınca insanlıktan çıkarlar.\nGurur blöfü, gurur sahtekarlığı bütün mevsimlerde modadır.\nFakir olup gururlu davranmak doğal kabul edilir; sanki zenginler\ngururlu olmayı hak etmiyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur Günündür",
        "poet": "Orhan Acar",
        "poem": "\n\nYaşarım bir duygu gönlümşad olur\nMehmetciğin sesi arşta duyulur\nİman günü ile vatankorunur\nKükre mehmetçiğim gurur günündür.\n\nDağda duman yurtta düşman eksilmez\nBilesin vatansız iman korunmaz\nYanlış yapma sakın ceddin affetmez\nKükremehmetciğim gurur günündür.\n\nDüşmana şahin oldostuna kuzu\nBil amire saygı hakka niyazı\nTüm bedenin sarsın vatan sevdası\nKükre mehmetciğim gurur günündür.\n\nOrhan gururludur oğlu askerde\nNöbet tutar gündüz gece seherde\nAskerde lamekan hazır her yerde\nKükre mehmetciğim gurur günündür.\n  Orhan ACAR 29 12 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur Kibir Acaba Nereye Gider",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nGURTUR KİBİR ACABA NEREYE GİDER\n12.08.2010\n\nGelin canlar burda birlik olalım\nKalp kırmak kabeyi yıkmaktan beter\nYıkmayalım müslümanın mabedin\nGurur kibir acaba nereye gider\n\nEngin olak bir birimiz kırmayak\nKalp hakkın evidir acı vermeyek\nBiz büyüğüz biz güçlüyüz demeyek\nGurur kibir acaba nereye gider\n\nMuhammedin sözlerine bakalım\nGönüllerin otağına çıkalım\nİnsanları iyi yola çekelim\nGurur kibir acaba nereye gider\n\nYıkılan kalpleri edelim tamir\nOrada mekanları olacak mamur\nAzrail pençesi hem çelik demir\nGurur kibir acaba nereye gider\n\nDert ortağı  olak bir birimize\nOrda geleceğiz canlar yüz yüze\nİnsanları kırmak yakışmaz bize\nGurur kibir acaba nereye gider\n\nHüseyin der bırak parti pırtıyı\nO zaman toplayıp giden artıyı\nBütün canlar sizi seviyom deyi\nGurur kibir acaba nereye gider\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur insanı bitirir",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nSakın gururlu olmayın,\nGurur insanı bitirir.\nKibirle günah almayın,\nGurur insanı bitirir.\n\nGurur kötü olan şandır,\nGurur insanlara gamdır.\nGururla kibir haramdır,\nGurur insanı bitirir.\n\nGurur insana kazıktır,\nGurur yapana yazıktır.\nGururlu olan fasıktır,\nGurur insanı bitirir.\n\nAllah'a şükür kılalım,\nFelaketten ders alalım.\nAlçakgönüllü olalım,\nGurur insanı bitirir.\n\nYusuf Hak rızası güder,\nKötü cehenneme gider.\nGururlu olan kaybeder,\nGurur insanı bitirir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur Kin Nefret",
        "poet": "Hüseyin Çelik",
        "poem": "\n\nBütün sevgileri öldüren üç şey; \nBiri gurur,biri kin,biride nefret.\nGerçek sevenlerde olmaz böyle şey\nBiri gurur,biri kin,biride nefret.\n\nBütün dramatik filimler onda\nHuzuru kaçıran fitnelik onda\nRuhları karartan fesatlık onda\nBiri gurur,biri kin,biride nefret.\n\nHayat ağacını solduran zehir\nMutlu yuvamızı dağıtan zehir\nHuzuru yok edip öldüren zehir\nBiri gurur,biri kin,biride nefret.\n\nBoğazımı sıkan zehirli yılan\nGözleri yaşartan bir acı soğan \nŞu insanoğlunu zorluğa koyan\nBiri gurur,biri kin,biride nefret.\n\nSevgi bağlarının kaktüs dikeni\nAyrı koyup boynumuzu bükeni\nBilir misin yuvamızı yıkanı\nBiri gurur,biri kin,biride nefret.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur Kazandı",
        "poet": "Halim Akın",
        "poem": "\n\nÇok sevdim dostlarım, deliler gibi,\nKalbimde sevgisi, hiç azalmadı\nİnatlaştık biz hep, keçiler gibi,\nAyrıldık sonunda, gurur kazandı...\n\nBu yüzden günlerdir, hiç yüzüm gülmez\nİçerim kan ağlar, dıştan görünmez\nNeler çektirdim  ben,  garip gönlüme\nNe yapsam, ne desem, ateşi sönmez...\n\nBakmayın sizleyken, avunduğuma,\nEvimde bastırır, zalim yalnızlık\nHele uzanınca, boş yatağıma,\nYakar sol yanımı, yaman ayrılık...\n\nHer zaman demedik  sevdiğimizi\nPire deve oldu, sorun büyüdü\nGönülden severken, birbirimizi\nAyrıldık boş yere, kervan yürüdü\n\nSevmek yetmiyormuş, bunu öğrendim\nSevgiyi yaşatmak, daha önemli\nYapılan hatayı, size söyledim\nAşk gurura asla, yenilmemeli...\n\nOnu hiç kırmayın, yapıcı olun,\nSarılın sımsıkı, hiç bırakmayın \nÇözülür mutlaka, her türlü sorun\nBenim gibi sizde, yalnız kalmayın... \n\nHalim AKIN \n20 Ağustos 2009 11.42 - İZMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur Girdabı",
        "poet": "Mustafa Doğan 4",
        "poem": "\n\nGURUR GİRDABI\n\nNeden o kadar zor geliyor sana,\nBeni sevdiğini itiraf etmek sana,\nGurur değilmi ki sevgiyi hapseden,\nDemir parmaklıklarla kalplerimize,\nTutsak eder o yaşasa da ölse de.\nSevgiyi sırma  atlaslara sarılmalı,\nKalbin en güzel yerine saklanmalı,\nGümüş altın ise yanında hiç olmalı.\nSeviyorsan sevdiğine de duyurmalı,\nSevgiyi haykırmaktan  korkmamalı.\nKalplerimize o sevgiyi tanış kılmalı,\nO sevgi aşk mı diye zaman tanımalı,\nBulunan o aşk ise kıymeti bilinmeli,\nSevene kalbin kapısı açık tutulmalı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur Kuşu",
        "poet": "Ersan Kurt",
        "poem": "\n\nTutsak kuş gibidir gönül\nbir yanda gurur \nbir yanda sevgili\nkırık şimdi kanatları\nson'u bekler dalında\nbelki artık uçamaz\nömrünce taşır kırıklarını da\nkimsenin penceresine kon[a]maz.\n\nMart 2004, Kuzey Denizi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GURUR luy mus",
        "poet": "Zeynep Şekerci",
        "poem": "\n\nGURUR luy mus\n\nAgzini bicak acmiyor\nHava atip naz yapiyor\nkendini hakli saniyor\nAy sevsinler gururluymus\n\nHala eskiye takili\nBilmem kim vermis akili\nBirde mütevazi takili\nAy sevsinler gururluymus\n\netrafa sinir saciyor\nbilerek arayi aciyor\nDünyayi ben yaratim saniyor\nAy sevsinler gururluymus\n\nicten ice kiriliyor\nüstünde tek laf etmiyor\ninadina güc yetmiyor\nAy sevsinler gururluymus\n\nGururun ayari kacmis\nSevdikleriyle arayi acmis\nkendini hep hakli sanmis\nAy sevsinler gururluymus\n\n3.6.2012 Bad Hersfeld\n\nZeynep Sekerci\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur ne olur",
        "poet": "Mehmet Gündoğdu",
        "poem": "\n\nGurur ne olur\nbenimle inginenen çok hanım var\nsana ihtiyacımmı var\nbiraz gururlu olsan ne var\ngururusuz kadınmı var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur Murur Kalmadı",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nO sevgili dönmeyecek,\nBu sevdamız bitmeyecek,\nGözyaşlarım dinmeyecek,\nGurur murur kalmadı.\n\nOnu sevdim bilmeyecek,\nBelki yüzüm gülmeyecek,\nBahar, yazı görmeyecek,\nGurur murur kalmadı.\n\nGözlerinle vurdun beni,\nSözlerinle kırdın beni,\nHiçbirşey anlamadım,\nGurur murur kalmadı.\n\nAyaklara düştüm ben,\nSeni sevdim bilmeden,\nBeni terkedip giden,\nGurur murur kalmadı....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur uğruna",
        "poet": "Orhan Altinbasak",
        "poem": "\n\nNe duyan var ne soran,kalbimdeki derdimi\nBen bir gurur uğruna heba ettim sevgimi\nYalnızlık deryasına,attım kendi kendimi\nBen bir gurur uğruna,heba ettim sevgimi\n\nGururun pençesinde canverirken son aşkım\nYaşayan bir ölüden,kalmadı hiç bir farkım\nHala eskisi gibi,dönse de hayat çarkım\nYaşayan bir ölüden,kalmadı hiç bir farkım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur Niye",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nKendime soruyorum, neden ayrıldım diye,\nMadem ki seviyordun, öyleyse gurur niye,\nYüreğimdeki sızım, yardan bana hediye,\nMadem ki seviyordun, öyleyse gurur niye.\n\nBir yürek seviyorsa, onda gurur barınmaz,\nGururu terk etmezse, hiç bir yürek arınmaz,\nSeven gönül gururdan, fersah fersah kaçınır,\nKendine küsebilir, sevgiliye darılmaz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur ve Aşk",
        "poet": "Deniz Terzioğlu (Güneşin Kızı)",
        "poem": "\n\nkonuşamıyorum….yine suskun kaldı dudaklarım, kalbim bas bas bağırırken…ne zayıf insanın duyguları, öfke değil aşk…olamıyor…gurur yenemiyor özlemi işte böyle zamanlarda…yine buradayım…genişçe bir kavis çizmiş olsam da bu sefer, o kaçınılmaz açına yakalandım…o kadar eminsin ki beni ayartacağından ve o kadar da haklı….zamanı, mekanı belirsiz ama mutlaka olacak olan güneş tutulmaları gibi, dünyayla benim arama giriyorsun…buz gibi dudaklarını, çatlamış, hatta parça parça ayrılmış, her oyuğun içinde binlerce ızdırap mıhlanmış ve tekrar  kanamasın diye üzerleri kabuk tutturulmuş dudaklarıma değdirerek….\nne senaryolar üretmiştim oysa, ne olasılık hesapları yapmıştım bu kez tuzağına düşmemek için….gözlerini gördüğüm an altüst oldular…çoğu zaman ne dediklerini çözemediğim gözlerin…korktuğun anlarda bir kalkan örüyorsun gözlerine, her türlü duygudan yoksun ifadesizce bakıyorsun o zaman…ne sevinç, ne üzüntü, ne pişmanlık, ne gurur…siliveriyorsun gözlerini, baktıkça dümdüz bir ufuk çizgisinden başka bir şeyi andırmayan iki nokta…zaten bir o kadar da uzak oluyorsun o zaman….\n\nBen de Andy Warhol gibi yıllardır aynı konserve kutusunu mu çiziyorum ne? \nyıllardır bitiremedim çizmeleri seni…güneşe koydum, parladın gözümü aldı yansımaların…. karanlıkta bıraktım, orada olduğunu bile bile yokmuşsun gibi …gözlerimi kapatıp çizdim seni…daha da belirgindi sınırların benim gözümden yansıdığında… içini doldurdum çıtır çerez umutlarla, birer birer harcayışını seyrettim, ben, rakımı mezesiz içerken, sen, sevdaları bir bir tükettin …sen hep aynıydın bunca zaman aslında…benim sana yükleyip kaldırdığım anlamlardan bihaber….yalın bir hikaye gibiydin, ağdalı kelimelerle süslemeye kalktım seni….genzime yapıştın….\nsen yeni mekanları keşfe çıkacağına, başka insanlarla aynı mekanlarda, yeni heyecanlar aradın yıllarca….ben de seni…. aynı teneke kutuda….\nben bulamadım, ya sen? \n\nGüneşin Kızı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur ve enaniyet",
        "poet": "Ahmet Özcankaya",
        "poem": "\n\nFiravun enaniyetinden firavun oldu\nSonra gururu onu yendi\nDönüşü olmayan bir yola girdi\nSonunda cehennem evi oldu\n\nHer insanda gurur duygusu olmalı\nİnsanlar bu duygunun ölçüsünü bulmalı\nGurur ve Enaniyet onu kör etmemeli\nİki cihanını berbat etmemeli\n\nHer şeyde merkezde kendini görür\nBaşkasını değil kendisine zarar verir\nBütün dostlarını düşman görür\nKendi ve diğerlerinin hayatını cehenneme çevirir\n\nEnaniyetli kişi doğru düşünmez her işi\nEtrafındakileri düşman görür bu kişi\nSanki şeytanı melekleştirmek onun işi \nMeleği de şeytan göstermek kendi işi\n\nSöylenecek çok söz var\nAnlayana çok söze ne hacet var\nHer şeyde ölçülü olmak var\nYoksa hayatı berbat etmek var\n15022007.0900 Ahmet Özcankaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GURUR ve APTALLIK",
        "poet": "Bilal Sili",
        "poem": "\n\nHayat senin resmine  dönüp bakmadım bile\nIçim yandı ağladım   her çıktığımda yola\n\nSimdi bana Gül dersin  gülemem çok yorğunum\nSenden artık son bir şans  dilemem yok kırğınım\n\nSunduğun çiçekleri  başkasına götür ver\nGurur ve aptallığım  anladım bana yeter\n\nSenin dediğin gibi  herşeye dedim belki\nVuracaktır zamanla fırsat verdiğin el ki\n\nEski bir resim gibi  seni duvara astım\nBakmadım hiç yüzüne konuşmadım hep sustum\n\nMutlu olan görmedim bizim gibi dünyada\nYaşasın anılarım  çıkacağım bu yolda\n\nGel gör ki yine zaman akıp gidecek bensiz\nDönüşüm olmayacak kalsam bile yok tensiz...\n\n& Aşık Alemi &\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur, Umut ve Gözyaşı",
        "poet": "Suna Doğanay",
        "poem": "\n\nGöz yaşlarım hiç dinmeyecek sandım,\nİlk oyuncağım kırıldığında.\nAma bir gün susuyor onlar da.\nYeni göz yaşlarıyla tanışınca.\n\nResmini çizdiğim rüyalarım\nHenüz keşfedilmemiş bir limanda\nDemirlemiş duruyordu gözden uzakta \nDün kadar yakındı beyaz gemilerim, umudum\nKör bir gururun içinde sayfa sayfa\n\nGökyüzünden koparılmış, ağlamaklı bir yıldız\nÇoktan unutmuştu gideceği limanı.\nYakılıp kavruluyordu gelgit duygular.\nKorkudan sürünürken akşam sefaları.\n\nPapatyalar, begonyalar, ramp ışıkları\nKararsız buluşan ırmaklarla gözyaşı\nAynı sahneden geçip gittiler sırasıyla\nKükreyerek ateş solurken bir kızıl şövalye \n\nKıyısız ırmaktı yaşamak, şimdi anladım.\nNe oyuncaklar kırdık, neler kaybettik…\n\nGezinip dururdu hep başımızın üstünde \nOyalayan bir yaygara gibi; gurur, umut ve gözyaşı \nBir dağ ki varılmayan yuvasız kuş, ya da kabaran deniz\nHangi yönde arasam, kopuk bir zamandı ulaşılmayan \n\nGurur, umut ve gözyaşı, her biri kendi savaşında\nAynı suyun, aynı toprağın çilekeş yolcuları\nHepsi yorgundur ilkleri tattığında\nBirbirine dost muydu, düşman mı, belli değil\nYoksa sevinç mi, gözyaşı mı, o da belirsiz. \n\nKol kola yürürler kucağında adsız seferlerin \nDikenlere, güllere, oyuncak bebeklere\nBir pamuk tarlasına, geçmişe, geleceğe\nHiç bitmeyecek bir yolculuğun kanatlarıyla\n\nÇünkü umut yoksa, yoktur gelecek \nGurur eşi gözyaşının, umut ise ikizi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur ve Gül",
        "poet": "Mehmet Kındap",
        "poem": "\n\nUmutsuz sevdaya düştü yüreğim\nGelmiyor derdimin dermanı  ölüm\nOna sevdiğimi nasıl söyleyim\nBir yanda gururum,bir yanda gülüm\n\nAçmaz  oldu artık yüzümde güller\nBitmiyor geceler bitmiyor günler\nSevenin halinden ne bilsin eller\nBir yanda gururum bir yanda gülüm\n\nVefasız yâr hiç yüzüme gülmüyor\nDuman duman yanıyorum görmüyor\nDeli gönlüm bir karara varmıyor\nBir yanda gururum bir yanda gülüm\n\nGönüldeki derde bulunmaz çare\nNe yazsam söylesem ulaşmaz yâre\nSeviyorum işte, yok ki bahane\nBir yanda gururum bir yanda gülüm\n\nAşığım bin kere bir gonca güle\nGörmüyor sevdiğim bakmaz Mehmet’e\nSaklarım sır gibi demem kimseye\nBir yanda gururum bir yanda gülüm\n\n(Ağustos-2009-Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur ve Karşılık",
        "poet": "İbrahim Karaca",
        "poem": "\n\nAşk gurur değıldir\nSevmek sevilmektir.\nAşkında gurur varsa\nGururun yanında ayrılık vardır.\n\nAşk karşılıklıdır\nSevmek sevilmektir.\nAşkında karşılık yoksa\nHayatında hüsran başlamıştır.\n\nAşk güzeldir\nAşkın yanında gurur olmasa\nGurur güzeldir\nGururun yanında ayrılık olmasa.\n\nAşk güzeldir\nAşkında karşılık varsa\nHüsran güzeldir\nHüsranın yanında ayrılık olmasa.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur ve kibir",
        "poet": "A. Yüksel Şanlıer",
        "poem": "\n\nGurur,kibir\n\nBolca kibir,bolca gurur olursa insanda,                     \nYağmur gibi dökülür,gün gelir de nisanda,\nGök kuşağı çıkıp gelse,  bu ne der şaşırır,\nSığır gibi bakar durur, sırt üstü yatar da.\n\nA.Yüksel Şanlıer\n23 Mayıs 2009\nANTALYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur- yahut Yalnızlık",
        "poet": "İsmail Şahin",
        "poem": "\n\nUçurumlarından düşerse ruhum kaldırımların\nDilemem uzanacak bir dal kimseden\n\nÖlürsem; karanlık gizler leşimi\n\nCanımdan süzülüp akarsa bakışların\nBir yabancı olmasın acımı hisseden\n\nAğlarsam; karanlık siler yaşımı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur ve Sürur",
        "poet": "Suna Onur",
        "poem": "\n\nkederler  besleyen evimdeyim  artık...\n\nkayıp  sokağın  anahtarını  aramaktan\nyorgun gölgem  büyüyor  duvarda\nsiniyorum  odamın  sessiz  en  köşesine\nsobam  sönmüş,  üç  boyutlu  üşüyorum...\n\nkirli  bulutlar  sarıyor  etrafı\nturkuaz  bir  gurur krizine giriyorum\nturuncu  o sürur  geçiyor  kapımın önünden\ninanmıyorum...\n\nkaranlıkla  yağmalanıyor  yalnızlık\nbir boşanmadır  başlıyor  yukardan\nçalkalanıyor  hıçkırıkları  göksel  yetimlerin\nyağmalanıyor  sonsuzluk...\n\nçözüldükçe  çözülüyor  hazanın  hüznü\ntopraktan  mor bir  ispirto  kokusu  yükseliyor\nesrik  taneler  vuruyor  cama\nayyaş  yağmur  adını sayıklıyor...\n\nisminle kendi  iplerini  çekti  damlalar...\n\ngöğün  koyunda\ndurdukça  belirginleşti  her  şey\nyıdızlar  çekildi,  çekildi  ay\nyapışkan  bir  gece  kaldı  geriye...\n\nverev   vehimler  savuruyor  külleri\nrüzgar  sesiyle   korkuyorum\nkapıyı  açıyorum  bağrımda  gurur\nelinde anahtarla  karşımda  sürur...\n\n(30.11.2004/İSTANBUL)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur Yere Serilmiyor",
        "poet": "Süleyman Bayram",
        "poem": "\n\nGözlerinde binbir yaşla\nKalbinde aç kalmış aşkla\nSevgiye muhtaç bakışla\nGurur yere serilmiyor...\n\nYitip giden ümitlerle\nMazi olan hayallerle\nYalanların gölgesinde\nGurur yere serilmiyor...\n\nBilmeliydim en başından\nNasıl kandım bunca zaman\nŞimdi bana senden kalan\nGurur yere serilmiyor...\n\nMsn: yalnizsair@live.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur",
        "poet": "Yüksel Uca",
        "poem": "\n\nLütufları sonsuz olan Yaradan\nYarattı bizleri bir damla sudan\nBir gün göçeceğiz fani dünyadan\nYolcu olan kişi gururlanır mı?\n\nKendini beğenen perişan olur \nBenliği terk eden rahmeti bulur \nŞuurlu Müslüman haddini bilir \nHakkı bulan kişi gururlanır mı?\n\nKendisine İlah dedi Firavun\nMalı, mülkü ile şımardı Karun\nAkıbetleri ne oldu onların\nİbret alan kişi gururlanır mı?\n\nKüçük bir mikroba mağlup olursun\nYerinden kalkamaz zorda kalırsın\nAklın varsa bundan ibret alırsın \nDertle dolan kişi gururlanır mı? \n\nBu dünyada mümkün değil rahatın\nHer an durabilir ömür saatin\nAniden yıkılır, söner hayatın\nÇabuk solan kişi gururlanır mı?\n\nSadece fakrınla eyle iftihar\nÖnünde çok ağır imtihanlar var\nHaddini bilenler olur bahtiyar\nİlme dalan kişi gururlanır mı?\n\nYüksel gireceksin bir gün türaba\nHer amelin yazılıyor kitaba\nÇekileceksin çok ince hesaba \nBunu bilen kişi gururlanır mı?\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gururlanma Arkadaş",
        "poet": "Mehmet Cemalettin Akbaş",
        "poem": "\n\nGURURLANMA  ARKADAŞ\n\nSanmaki  senin  aşkın  beni  bagladı   sana\nO kadar  güçlüsünki  bu  dünya  kalmaz  sana\nGururlanma  arkadaş  senden  büyük  ALLAH  var\nBunca  ızdırap  verdin elbet  hesap  sorarlar\n\nAyagının  altına  kilim  istedin  beni\nBırakta  insan  bari  yürekten  sevsin  seni\nGururlanma  arkadaş  senden  büyük  ALLAH  var\nBunca  ızdırap  verdin  elbet  hesap  sorarlar\n\nZorla  güzellik  olmaz bunu  sende  bilirsin\nBenim gözümde  artık  sen  bir  zalim  gibisin\nGururlanma  arkadaş  senden  büyük  ALLAH  var\nBunca  ızdırap  verdin elbet  hesap  sorarlar        M.CEMALETTİN  AKBAŞ \n                                                                                          ISTANBUL  11-1-1979\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gururlan Anne",
        "poet": "Bahar Suyur",
        "poem": "\n\nbak bu aydınlıkta bıraktığın\nve karanlık çıkmaza düşen kızına \nbak anne gurur duy kızınla \nhani güvendin ya bana, güveniyorsun ya \nkızın senin başını eğmez anne \nhani hep küçük bir yük gibi \no bakışlarınla büyük dağları yükledin ya omuzlarıma \nben kendime güvenmezken anne sen bana güvendin, gururlandım birden \nama hep içlendim dertli dertli \nbir kez olsun sana sarılmayı özledim \nbüyüdü dediğin kız çocuk ruhlu hala \nseni içten öpmeyi,sana sevgimi göstermeyi özledim \nama sen büyüttün yüreğimdeki çocuğu \nsırf benimle gurur duy diye \nbana olan güvenin sarsılmasın diye \nbiliyor musun anne ne zorluklara düştüm de söyleyemedim \nhep tek başıma savaştım yaşamla \nsen yanımdaydın belki ama hiç sormadın ki \nsırf benimle gurur duy diye \nhayatımda ilk defa güzel bir şeyden vazgeçtim\nçünkü o günahtı sence, yasaktı, töreydi \nya sen anne sende zamanında\no töreyi ezmedin mi? babamı sevmedin mi? \nevet anne sevdim ilk defa \nve ilk bilen kişi sen ol istedim\nçünkü hayatımın anlamıydın anne\nsen ile açmıştım gözlerimi\nsen ile merhaba demiştim hayata\nsen bende tektin ben sendim anne \nilk defa bir erkeğe ısındı yüreğim \nseninle paylaşmayı, sana anlatmayı istedim\nbelki senden destek alırdım\nsenden sonra ilk defa uğrunda ağladığım oydu \nsenin bu büyüttüğün kız\nbelki de sevdayı öğreniyordu yavaşça\nbelki anlatırdın bana sevdanın acısını\nsenin yaşadığın hikayeleri anlatırdın belki de\nacımı hafifletirdin, teselli ederdin \nbelki de acı çekmemeyi öğretirdin bana \nen önemlisi sevmeye alıştırırdın anne\nama dedimya hayatımın tek anlamıydın\no bakışlarınla bile kocaman dağları yüklerdin omuzlarıma\nsöyleyemedim sana anlatamadım sevdamı \nacı çektim gecelerce ağladım sessizce\nsırf sen üzülme incinme diye\nsevdamı dipsiz karanlıklara gömdüm anne\ngömdüm ki bir daha çıkmasın karşıma\nyüreğimi yaktım hala yakıyorum ateşlerde \nbelki de ölüyorum, eriyorum gizlice\nama bu küçük kız sevmeyi öğrendiyse\nmerak etme anne acısını gizlemeyi de öğrenir\nsırf benimle gurur duy diye\nsırf sen mutlu ol diye\nhayatımın anlamından \nsevdamdan,mutluluğumdan vazgeçiyorum anne...\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Gururlu Aşk",
        "poet": "Hakan Özbay",
        "poem": "\n\nGURURLU AŞK\n\nDarılmışsın yine sevdiğine\nGerçek miydi bu öfke\nBirden gülümsedin yine\nYürekten miydin gülerken\nBir öylesin bir böyle\nİyi de sebebi ne\nAşk öfkeyi kaldıramaz\nGurur ve öfkeyle barınamaz\nAşk varsa öfke ne diye\nAşk büyüktür gururdan\n\n              Hakan ÖZBAY\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gururlu Kılıbık",
        "poet": "Mehmet Postallı",
        "poem": "\n\nAdamı görünce, kazak bir ermiş,\nHanımdan korkmadan yaşıyor sandım.\nMeğer korkusundan tir tir titrermiş; \nSoğuktan ötürü üşüyor sandım.\n\nBilmem ya, ilk günden başlamış çile\nO akşam çarşıdan gelmemiş file\nSoba demirini kapınca ele; \nSpor olsun diye koşuyor sandım.\n\nNerden bileceksin evin içini\nHerif gayet mutlu, bulmuş eşini\nAğzına çarpınca dökmüş dişini; \nOtuzundan sonra dişiyor sandım.\n\nBir gün baktım üstü, başı dağılmış,\nPabucunu almak için eğilmiş,\nTekme darbesiyle yere yığılmış; \nEşiğe takıldı düşüyor sandım.\n\nYemek isteyince, temiz bir dayak,\nYemiş, övünüyor, buyur buradan yak.\nBoy bos tam yerinde, görüntü kıyak; \nGurur paçasından taşıyor sandım.\n\n 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurur ve Zaman",
        "poet": "Mahmut Temizyürek",
        "poem": "\n\nZaman ne zaman başladı \nÖlümlünün nesineydi zaman \nİlk tan ne zaman kızardı \nNe kadar uzaktaydı sabah'tan \n\nGün birimi nasıl bulundu \nBugün demek için eldeki kanıt ne \nDün, anıların zorundan mı \nAnı, ne anladı anı yaşamaktan \nYarın, umuttan mı doğdu \nYoksa vahşi umutsuzluktan \n\nKuşluk vakti nasıl düştü \nTerden, mahmurluktan \nAylak bir kadın mı söyledi ilk kez \nve buldu kuşların ışıkla dansından \nİkindi'de yaşlıların göz kapakları \nAğırlaşır mıydı yine böyle \nAkşam neyin sonuydu ki \nAyrı konuldu başka zamanlardan \n\nYıllar kısa mıydı uzun mu \nÇocuklar sorar mıydı yaşlılardan \nÖlüm hakkında ne biliyordu \nMevsimler'in çetelesini tutan \nYalnızlık zaman birimi oldu mu hiç \n' Bir yalnızlık boyu bekledim seni ' dedi mi kimse \nNereye kapatıldı yıldızlara baka baka çıldıran \n\nMevsim kuşlardan mı öğrenildi, \nYoksa gölgeyle korku yüklü oyundan \nSayılar parmağa bağışlanmış gurur muydu \nYa sonsuzluk \nGurur kırıcı Zaman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gururlu ol çocuğum bugün 23 Nisan..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Bayram..\n\nCesaretle yazılmış bu ulusun kaderi\nÜlkemin dört yanını çevirmiş düşman\nAnlı şanlı onurlu  gururluydu zaferi\nBugün çocuk bayramı bugün 23 Nisan..\n\nBu onurlu milletim kahramanca savaştı\nŞehidini,yaralı gazisini bağrına bastı\nSonunda imrendiren zafer kazandı\nBugün çocuk bayramı bugün 23 Nisan..\n\nBu dönülmez yolda ölümse ölüm\nTek çare vardı kurtuluş çözüm\nBaşını eğme dik tut çocuğum gülüm\nBugün çocuk bayramı bugün 23 Nisan..\n\nÖyle kolay kazanılmadı bu şanlı zafer\nVatan için can verdi binlerce nefer\nGeleceğin,büyüğü yarını sizler\nBugün çocuk bayramı bugün 23 Nisan..\n\nAta'nın armağanı bu bayram sana\nSelam yolla bugün şehit yatana\nBarış kardeşlik için seslen cihana\nBugün çocuk bayramı bugün 23 Nisan..\n\nTarih:21.04.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gururmuş?",
        "poet": "Birol İşcan",
        "poem": "\n\nSevgilim bana mektup göndermiş.\nSende hiç gurur yokmu? demiş\nYaşayan insanlara bak derim\nYarısı yarım yarısı dertlidir.\n\nSevgilim bana mektup göndermiş\nSende hiç gurur yokmu? demiş.\nÖlen insanlara bak derim \nYa içkidendir ölümleri,\nYada  kapkara olmuş durmuş, \nKurumuş  ölü  kalbleri..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gururum",
        "poet": "Akın Dursun",
        "poem": "\n\nsana, \ntekrar döndüğüm \ngünden beri, \nrahatsız ediyor, \nayağımın altında \nbir şey beni.\n\n20.04.2003 / 02:19 İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gururum",
        "poet": "Seyfi Ali Yaşar ",
        "poem": "\n\nGurur kana veren rengini \nGöze veren ferini \nKim demiş atılır içimden \nAl atrık benden gözlerini\n\n\n"
    },
    {
        "title": "&&&& Gurursuz Aşk &&&&",
        "poet": "Erdal Sonuç",
        "poem": "\n\nDünü, Bugün özledim\nYarını istenmeyen\nKadına muhtaç etmesin Allah\nDün sevilen adam bugün oldu istenmeyen\n\naşkta gurur olmaz..\nbazen gurur da yetmez zaten\nelde olmayan nedenlerdir bizi bitiren..\ndüşünce yetmezliği çevremizi sarmışken, \ndaha çok çekeriz böylesi gitmelerden.. \n\nkış geçmedi, yaz gelmedi\nömür tükendi, dert bitmedi\nhayat defterden sildi...\n\nhayat kısa ve hızlı\nsence ne zaman biter\n....ayrılınca....\n\nDuygu fitnesinin esareti..\nŞahlandı yine\nÇöp çatan çattı çatacağını\nTövbeler şartlanırcasına \nBozuldu yine....\n\n2009\n\n..dost kalemler...\n\nAşkta gurur olmazda,o da bir yere kadar... \nAyrılınca... \nHayat yine devam eder,öylesine de olsa............MAREN......\n\nAşk bir kısır döngüdür. \nBugün küser, yarın ararsın. \nBitti herşey, herkes yoluna derken. \nBir çöpçatanla, yeminini bozarsın........Yeşim YORULMAZ..ALYA71....\n\nAşkın hükmü acıya güç ve keskin olur \nO derdin ilacı sadece ah yarda bulunur \nSevgide aşkta söyle bana gururmu olur \nTerk edildim derken gün gelir o seni bulur......OKUTUCU............\n\nGurur, Seven yüreği kamçılarsa \nBu alemde cenennemi yaşatır \nAyakla ezildikçe kaybolursa \nAşk cennetinin tahtına çıkartır.........................KÜLKEDİSİ................\n\nBazen bir özlem düşer içime… \nO tatlı bakışını ararım. \nGözümün bebeği sevdiğim. \n\nTalihsiz duygularım kıvranır birden… \nKırbaç yemişçesine doğrulurum. \nSonra, seni unutturur gururum.............MÜCELLA PAKDEMİR.........\n\nne gururu yahu \nyerlerde sürünmektir aşk \nacı şeceresi olanin gururu olmaz \naşkdır bu \naşka aşik olunur ancak.......................ROMANTİK KOMÜNİST........\n\nÖnünden sevdiğin geçip giderken \nKalbinde fırtınalar koparken \nSenin bu kahrolası gururun varken \nNe sevebilir, nede sevilirsin sen \n\nİşte birer birer gitti sevdiklerin \nYine, yine bomboş kaldı yüreğin \nEğer gururuna yenilirsen \nBu yüzden gözyaşı dökeceksin.................ACE.................\n\n''Aşk'ın katili imiş kalplerdeki bu gurur \nAşk dediğin acımaz kibri kibirle vurur \nHayat bu gardaşım sanma acıyla durur \nDün ağladına bugün gülmeyi öğreneceksin........FATMA GELİR''......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gururun",
        "poet": "Bekir Yavuz",
        "poem": "\n\nSen,\nBen,\nMutluluk,\nVe\nYarınlar,\nLakin\nSendeki o gurur,\nBendeki bu sevgi,\nKalbimdeki izleri,\nYıllarca baş başa,\nBıraktı gönlüme.\n\n              Bekir yavuz\n          10.Kasım.1978.Cuma\n1ci.Tak. Hv. Kv. Destek. Üs. Muh. Bl.\n               Eskişehir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gururum Bitmeyecek",
        "poet": "İzzet Özer",
        "poem": "\n\nBitmeyecek bir gurur var içimde artık\nBir gün sana sevgilim demek  için\nHasret biter elbette bir gün\nGurur bitmez bende, ve ikimizde\n\nBir gün öyle oynarım ki demiştim\nOynadım, korkmadım bu sefer\nİnansınlar diye sonuna kadar uğraştım\nBayıldım, soluklandım ayıldım\nTek kişilik oyunum, ilklerdendir.\n\nGururum bitmeyecek sevgilim\nSana balkan kupasını aç-kapa seyircisiyim\nBu oyunun uzun sürecek turnesi\nAma bir gün bitecek turnesi\n\nHasreti bitiren gururlar  ve gururlular\nGururum bitmeyecek dedi ve bitmedi\nBizimki de bitmeyecek, bitemezdi\nSevgimiz hiçbirisine benzemeyecek\nHep gözlerimiz oynayacak, hep…\nDoğu- Batı, Zengin-Fakir sıfatları\n                                                            Yok olacak gözlerimizle\nGururum bitmeyecek\nGururumuz bitmeyecek sevgilim\n                                                                                      17.05.12\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gururumdan Ağlamayacağım",
        "poet": "Feride Ömür",
        "poem": "\n\nBu gece \nSana veda ederken\nSanma ki\nArkandan ağlayacağım\nGururla yüzüne bakıp\nGüleceğim kahkahalarla\nKahkahalarım\nTaa uzaklardan duyulacak \nSonra\nKapımı kapatıp\nBelkide ağlayacağım\nAma sen duymayacaksın\nKulaklarında\nHep kahkahalarım kalacak\n\nFeride Ömür\n\nDeli Mavi Sevdalar Grubunun GURUR Konulu şiir yarışması için yazılmıştır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gururumuz Kadir Baba",
        "poet": "Bilge Atam",
        "poem": "\n\nGâvur Dağlarının Yalnız Kurt’u \nŞehit polis Kadir Kızar Ağabeyimin ardından. \n\nGökler gümbürdedi, yerler yarıldı.\nBir duyduk ki! Kadir Baba vuruldu.\nKoca gazi, gönüldaşım ne oldu? \n\nYerin cennet oldu, bunu bilesin,\nNe diyelim Baba,Vatan sağ olsun.\n\nVatan için,al kanlara boyandın.\nGazilik, nedir ki,nedir ki derdin.\nŞehit oldun Baba, huzura erdin.\n\nYerin cennet oldu bunu bilesin,\nNe diyelim Baba Vatan sağ olsun.\n\nDağlar öksüz kaldı,ağlıyor şimdi,\nKoydun içimize,dinmez bir sızı.\nÖzledik yiğidim,özledik seni,\n\nYerin cennet oldu,bunu bilesin,\nNe diyelim Baba, Vatan sağ olsun.\n\nUnutmadık,unutamam.\nUnutursam,kahpeyim ben.\nRahat uyu Kadir Baba.\nSelâm olsun selâm sana.\n\n*****************Ali KILIÇ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gururun Kırılmasın",
        "poet": "Turgut Çakır",
        "poem": "\n\nBen sadece sevdim\nGül bahçeni sevdim\nİnsanlık güneşini sevdim\nSevdim\nKırmadım incitmedim\nSadece sevdim\n\nBen günah nedir bilmem\nBana sevaptan söz et\n\nSeni sevdiğim kadar\nKimseyi sevmedim\nHiç yoktan kırdın beni\nİncittin\nNe arsan kendinde ara\n\nBen günah nedir bilmem\nBana sevaptan söz et\n\nŞarkılarda sevgi var\nMutluluk var\nYarım kalan aşkımız var\n\nGururun kırılmasın\nKırılırsa aşkın gücü azalır\n\nBen günah nedir bilmem\nBana sevaptan söz et\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gururumuzsun,evladım sen Kahraman Türk Polisisin",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nYılgınlıklar olmayacak demiştim ben yolunuzda.\nAzgın itleri salmışlar sokağa dikkat edin kendinize.\nBak hainler gündüz saldırıyorlar karakolunuza.\nleke sürdürmeyin yavrularım şanlı olan geçmişsize,\nGururumuzsun,evladım sen Kahraman Türk Polisisin.\n\nYavrum gece gündüz demeden bu vatanı bekledin.\nBen seni helal kazancımla büyütüp evladım besledim.\nGün geldi ardınıza bakmadan vatan için can verdiniz.\nGördüğün dalgalanan bayrağa kanımdan renk verdim.\nGururumuzsun,evladım sen Kahraman Türk Polisisin\n\nAcıyorum yavrum, canlarım kınalı benim kuzularım.\nKollarınızı bağlamışlar haini salmışlar sizin üzerinize\nYılmayın aslanlarım,korkusuz şahinlerim,kartallarım \nBu vatanı emanet bıraktı bizlere şehit olan senin atan.\nGururumuzsun,evladım sen Kahraman Türk Polisisin\n\nKim erişebilir benim can evladım bu asilce duyguya,\nHer karış toprağı şehit kanlarıyla sulanmış olan vatan \nMuhtaç olduğun kudret evladım asil damarında ki kan.\nEvladım senin varlığın benim yurduma can içinde can.\nGururumuzsun,evladım sen Kahraman Türk Polisisin\n\nYemin ettik milletçe dalgalanacak,inmeyecek bayrağım, \nCamilerin minarelerinde ebedi okunacak benim ezanım.\nVatanım için akacaksa aksın,bu  damarlarımdaki kanım.\nAhrette şehitler sancağı altında toplanmaktır muradım.\nGururumuzsun,evladım sen Kahraman Türk Polisisin\n\nŞanlı bir tarihimiz var evladım geçmişimiz rehberdir size.\nAllah korkusu, dürüstlük ve çalışkanlık olsun yüreğinde\nSarsılmaz çelikten kaledir evladım, iman dolu göğsünde.\nMilletçe Anadolu’ya vatan dedik, sevgisi her zaman önde.\nGururumuzsun,evladım sen Kahraman Türk Polisisin\n\nHalil ÇOLAK 02.12.2009\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gururun Gölgesinde",
        "poet": "Fethullah Gümüş",
        "poem": "\n\nokyanuslar ötesinden gelir bir göçün ahı\nızdırabı  perçinlenmiş hali\nkilitsiz mahkumların çığlığı\nhecelerini zindanlarda avuturlar \noysa her  adım bir kaçışa meyildir\nher damla yanmak için düşer \nbezirgan avlusundan içeriye \nyangınları deryaları tutuştururken \nötelerin kıvılcımı olur sönmüş ateşböcekleri\ncümle kapısında prangalanan\npadişah huzuru eğilmeyen baş olur\ntahtına zilleti süsleyen han \nsaltanatının çöküşüne şahit olur\nçekilince kirpiklere gurur sürmesi \nbir sevdanın katili olur \nbir yüreğin celladı\nve her güne inat \ngururun gözyaşlarında büyür sevdaları\n\nkızgın kum taneleri üzerinde \nsusuz kavrulurken bir yolcu misali\nuzatılan bir avuç suya eğilmemek\nbilmemek, kim/den ve neden \nyanarken bir sudenin avuçlarında\ntutuşurken her zerresinde ism-i azamı\nmahkum etmek dili \nsuskunluğun kölesine \nbir lal bile dirilirken gölgesinde \nçorak bir esintidir heceleri \nşairleri renksiz gökkuşaklarını düşler\nkışın ayazı hiç bitmeyecek zanneder\nama bahar binlerce rengin hükmüyle iner\nyine kırılır fırça, yanar tablolar\nhüküm giymez gurur yoktur çünkü rengi\ngölgeler siyah, atlar siyah \nbir sevda tutuşur simsiyah\nve her güne inat \ngururun gölgesinde büyür sevdaları\n\ntırtılları yoksundur kelebek hayalinden\numutları unutulmuş bir şarkı\nbir rüyalarında filizlenir tomurcukları\nmasallarında ölür her prenses \nhikayelerinde dönmez fetih den hiçbir prens\nsaadet iklimine meczuptur baharları\nezbere okumaktır sevdaları\ngurur hendeklerinden geçemez  aşkları\nadları ne leyla dır nede aslı \nmecnunları çokdan yarı yolda bırakılmış\nkeremleri bilmem hangi hancıya satılmış \ndiyar diyar yankılanır adları\nonlar sadece gururun esirleri\n\nbir ihanet beklersin avuçlarında\nBabil’de mağrur  bir dua iniltisi\nefsunlu kirpiklerinde yağmur damlaları\nmasum bir yakarış gibi ilişir hicran gözlerine\nbir ihanette gurura istersin,\naşk adına, sevgi adına, biz olmak adına\neğilmeyen başlar, yutulmayan sözler\nbizi biz yapamayan benlik adına\nbir ihanette gurura istersin \ndenizlerinde demir atmış\nkibrin vaveylasıyla eserken limanlarında \nher lodos gecesi biraz daha sönen aşkım için\naşkın gecekondular misali yayılırken yüreğinde\nher sokak başında gurur gökdelenleri\nbir sur gibi dikilir seninle benim arama\n…\nve\nbir ihanette gurura istersin \ngururun gölgesinde yeşeremeyen aşkın için\n\nŞiirin fon müziklerine ve  resimlerine kişisel web sitemden ulaşabilirsiniz:\n\ndestekleriniz için teşekkür ederim.\n\nwww.fethullahgumus.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güsleseren Sebepsiz",
        "poet": "Erman İlkay",
        "poem": "\n\nİlgili aramalar: müzik -  gülseren_sebepsİz -   gülseren -   sebepsiz -   ilk -   bestem! ! ! \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gürzler",
        "poet": "Serdar Köse",
        "poem": "\n\nBen ıslanmış zarfların keskin karanlıklarından doğdum, gülsem kırılırdı pencereler. Boynum kırılacak diye yaşardım hep, boynum kırılacak, kırılacak ve göreceğim kaç bucaktır kalbim. Biliyorum göğüs kafeslerimin yırtıklarından sızılıyor cinayetler, gümrah şamdanlıklar da ordan. Biliyorum tabancam düşman elinde, usumu aldırdım.  Bir hiçliğin avucunda yapı arayarak göynüyorum şimdiyse. Zamaniyse bölünür sofralarda taşınmaz kavgalar da. Bölünür can diye kutsadığım , parmaklarımla gösterdiğim o uzak ufuk da. Çünkü bölünmezlik gavurellerine kıskandırmaz bizi. Kör kuyulardan kurtarmaz bizi . Ama bu değil,  değildir hakikat . Yaşıyorsak: camekanlara, bu kekre çağa, modern yüreklere sakındırmak içindir aşkı. Kavgamız bu ,yıllanmasın kalplerin şarapları. Rüzgarlar doysun benim sevgilim sesime. Haydi fırlayın ve doğurtun kırlanmış zihinleri , kulakları bir ninniyle doyurtun. Uyansın kalp dediğimiz kavga . Uyansın çocukların aç mideleri bizim aşki nefeslerimizle.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Kibir",
        "poet": "Umut Engin Deniz",
        "poem": "\n\n\nKibir çıktı rutubetli yuvasından. \nHaykırdı pişmanlıklarını kör bir kuyuya. \nKova kova boşalttı içindeki tüm gerçekleri. \nBir deprem gibi sarsıldı.\n\nSon sözleri yankılandı bulutlar arasında.\nYağmur oldu yağdı kurumuş topraklara.\n\nBir tohum fışkırdı yerin yedikat dibinden. \nDinledi aşkın musikisini en derinden. \n\nYaprak yaprak çoğaldı çevresinde, \noldu sonunda yeşilden koskoca bir kitle.\n\nKibir yavaş yavaş bıraktı sırtına zehrini.\nBir daha dönmemek üzere gitti…\n\nŞimdi, sonsuzluk aynasının tam karşısında.\nYüzleşti yüzünle, müjdelendi huzur.\n\nBirdenbire irkildi, \naydınlandı düşünceleri birdenbire…\nSarıldı, sımsıkı kucakladı mistik dünyayı.\nUzandı ulaşılmaz sandığı yüksek makama.\n\nUNLBBCN\n2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gut",
        "poet": "Necati Kavlak",
        "poem": "\n\nCanım yanıyor canım ağrı dorukta\nOlur olmaz her acı etki etmez bana\nAğrı eşiği yüksek bizim boz dağda\nDuymam zehirli engerek yılanı soksa\n\nBir gariplik var sol ayak baş parmağında\nKızıl bir ateş yükselir duman çöker başıma\nBasamam yere saplanır hançer bağrıma\nBir baş kuru soğan közle sarayım ayağıma\n\nKırık yok çıkık yok olsa olsa azıcık ezilme\nÇabuk geç ağrı acı muhtaç etme hekime\nOkur üflerim pişmiş soğan sararım üstüne\n Anam otacıydı yoktu köyde onun üstüne\n\nÇok laf ettim dalga yükseldi Hayal Denizine\nTırmandı ağrı Everest tepesi üst zirvesine\nBelli durmayacak sancı gitmezsem hekime\nKorkuyorum derman yoksa  ya derdime\n\nHadi yavaş yürü hoş yürü bak önüne\nBasmasın ayakların yeni açmış güle\nEzilip solmasın narin çiçekler izlerde\nEndişe etme gut dedi hekim teşhis kondu bile\n\n06.08.2011 Manisa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güün Solmasın...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nO güzel gözlerin de yaşlar olmasın,\nKâlbin neşe dolsun elem dolmasın,\nGülşen olan bağın, gülün solmasın,\nO güzel gözlerin de yaşlar olmasın.\n\nO güzel gözlerinde yaşlar olmasın,\nYemyeşil tarlalarda pıtırak olmasın,\nO da seni sevmiş mahsun olmasın,\nO güzel gözlerinde yaşlar olmasın....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güven",
        "poet": "Mehmet Bicik",
        "poem": "\n\nAğladım gecelerce,\nGözyaşlarım oldu deniz…\nMutluyduk hâlimizce,\nNiye ayrıldık böyle biz? ..\n\nAyrılmanın olmaz hayrı,\nKalamam kızımdan ayrı,\nYaşayamam bundan gayrı,\nGüzel kızım Ahsen’siz…\n\nSarılmadı yaralar,\nBozuldu gitti aralar,\nKafamda cevapsız sorular,\nYürümez evlilik güvensiz…\n\n5 Aralık 2001, Burhaniye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güven",
        "poet": "Taha Yaycı",
        "poem": "\n\nÖyle isterdim ki, babamı mutlu edebilseydim\nDaha farklı baksın bana gözleri, daha güvenli\nDaha sağlam görsün beni gözleri, yeşil yeşil\nGözlerinin içi gülsün isterdim, beni görünce\nAteşler içereyim, kor olacağım sönünce\n\n(28.08.2004, Fethiye)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvek Vardır",
        "poet": "Haşim Kalender",
        "poem": "\n\nBaşı duman gerdanı ak\nEteğinde güvek vardır\nDüşlerle atarken şafak\nYatağında güvek vardır\n\nSuyun şiir okuduğu\nYeşilin çul dokuduğu\nKekliklerin şakıdığı\nÖteğinde güvek vardır\n\nMeler koyunu kuzusu\nBin boğanın düz yazısı \nYapılmaz tarih kazısı\nYitiğinde güvek vardır\n\nKardelene güler lale\nSümbülle nevruz el ele\nYaylacı çıkmadan yola \nOtağında güvek vardır\n\nBüyük pınarın başında\nTarih nakışlı taşında\nMağlup orman savaşında\nBiteğinde güvek vardır\n\nGüneş ferinin söndüğü\nBuz akıp suya döndüğü\nYiğidin yele bindiği\nAtağında güvek vardır\n\nKalenderin ata yurdu\nŞartlar garipti ayırdı\nAğası isim duyurdu\nKatığında güvek vardır\n\nGüvek: Kahramanmaraş Afşin ilçesine bağlı Dağlıca kasabasında soğuk suyuyla meşhur bir yayladır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güven",
        "poet": "Nazan Sarıkaya",
        "poem": "\n\nGüven ne demek, güvenilmek ne demek,\nSeviyorsan güven olmalı,\nSeviliyorsam güvenilmeli,\nGidecekse sevda ölümüne kadar,\nOlmamalı şüphe, olmamalı endişe…\n\nSevdiğini söylerken olmamalı tereddüt,\nYok eğer söz başka, göz başkaysa,\nHiç şansın yok, uğraşma boşuna,\nGit koşarak başka kollara…\n\nBen güvenmişsem sonuna kadar,\nSen de bu güvenin hakkını ver…\nKüçük bir şüphe, varsa endişe,\nNedendir diye düşün, iyi bak kendine…\n\nSevgime layık olacaksan eğer,\nBana da vermelisin değer.\nBir anlık heves için düşün ki,\nYılları harcayıp, basit mi gitmeler…\n\nGüvenimi kaybetmekten kork,\nGördüklerim, duyduklarım o kadar çok.\nBensiz olamayacağını söylüyorsan,\nYeter artık akıllan  ! ...\n\n07/09/2006 – 22.48\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güven",
        "poet": "Adulera Ayza",
        "poem": "\n\nİki ordu karşılaştılar\n                 Beyin\n                 Yürek ordusu\n                 Bütün organların ordularını\n                 Kapladı savaş korkusu\n                 Belki savaşın galibi olmayacaktı ama\n                 Hasar vereceği kaçınılmaz sondu.\n\n\n               Bir defasında sordular bana; \n               En vahşi hayvan nedir diye\n               Tek kelime:insan demiştim,\n               Neden insan dediler.\n               Binlerce kez parçalandım demiştim.\n               Peki neden binlerce kez demişlerdi\n               Bende binlerce kez güvendim demiştim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvendim",
        "poet": "Nilüfer Gümüş",
        "poem": "\n\nNedir sevgiden önce\nGüven gelir,saygı gelir\nBunlarda sevgiyi getirir...\nAma bu biraz ters oldu\nÖnce sevgi verilip\nSonra saygı gelmedi....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güven Kaybolmasın",
        "poet": "Gözde Hatiboğlu",
        "poem": "\n\nSevgimle duruyorum aynı yerde \nSavaş sahnesine döndü ortalık\nYine de kaynağım içimde\nSen varsın özümde\n\nKılıç kalkanla savunurum gerekirse\nKan akar olmadı uğruna,\nSonunda beyaz bayrak açarım insanlara \nVazgeçmem kalbimdeki yerinden\n\nGüven sorunsalım aslında mücadele ettiğim \nAşk da arkadaşlık da yakalanır sonunda güven varsa \nOndan hazırım zırhımla düşman karşısına çıkmaya\n\nKarmaşanın ortasında önümü göremiyorum\nSadece hislerim var elimde\nSendeki karmaşayı da eklerim kendiminkine \nGel birlikte çözelim\nGel her şeye rağmen deneyelim diye\n\nÖnce sen başla ben dinleyeyim\nSöyleyecek neyim kaldı ki benim bilmediğin \nGücüm yok zaten cümle kurmaya\nSen başla, anlat neler yaşadın\nBirlikte bakalım hayatına\nYeter ki iletişimi kaybetmeyelim\n\nDayandıklarımızın sonunda mükafattır sevgiden geçen hayaller \nSavaş meydanından geçeriz güller arasına \nBatmaz dikenler bundan sonra\nAcıya aşk kattık sonunda\nAşk sendin bende\nSende aşk güven verdi benle \nTek tutunacak güven var elimizde \nSevgilim her şeyi kaybedelim kazanırız\nGüven giderse ardından bakakalırız\n\n(14.haziran.2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güven Kaça Usta",
        "poet": "Yıldırım Deniz",
        "poem": "\n\nGüven Kaça Usta \n\nGüvendiğim insanlar tek tek sırtımdan vuruyor\nPaylaşmak istiyor gönül dost bulamıyor\nDerdini anlatırsın saklamasını bilmiyor\nSöyle be usta söyle güven kaç para\n\nHani derler ya güvendiğim dağlara kar yağdı\nİşte be usta işte \nKış gelmeden güvendiğim dağlara kar yağdı\nNe olur söyle be usta güven kaç para\n\nUsta ne olur susma öyle \nNe susuyorsun be hadi söyle\nBu devran evet bu devran nasıl döner böyle\nSöylesene be usta ne susuyorsun güven kaç para…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güven Vermek",
        "poet": "Kubilay Demirkaya",
        "poem": "\n\nSadık bir güvence dersen gönülden,\nKeyfine muhabbet katınca güzel! \nFarkına varıp ta engin gücünden,\nYıkılmaz saf dünya kurunca güzel.\n\nÖyle bir dünya ki tarifi çok zor\nYeri kuş tüyüyle yapılmış dekor\nSevimli yürekte tıkanmaz efor\nTükenmez bereket derince güzel.\n\nEl üstünde sevgi belgeli bir söz\nManevi desteği bırakmaz öksüz\nKuşku mahcubane, çıkarmaz pürüz\nHalinin şeklini sorunca güzel! \n\nGereksiz endişe bir çürük odun\nSanma akıl birden oynamaz oyun\nAma ok gelip te saplansa sorun\nUcuz bir zehrinden kaçınca güzel.\n\nRezil güvensizlik derin okyanus\nBatan gemisinde helallik sus pus\nHaram süt içmekten kaçınsa muhlis\nElinin tersiyle itince güzel!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güveniyorsun",
        "poet": "Muhlis Şutanrıkulu",
        "poem": "\n\nbu can sende emanet\nneyine güveniyorsun\nfeleklemi yaptın senet\nneyine güveniyorsun\n\nsarılma dünya malına\nbinersin ahiret salına\nazrail çıkar senin yoluna\nneyine güveniyorsun\n\nhastalık gelir bedene\nsararlar beyaz kefene\nhor gözle bakma dedene\nneyine güveniyorsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvenme dünya malına",
        "poet": "Fikret Şahin 2",
        "poem": "\n\nGÜVENME DÜNYA MALINA\n\n Bu dünyada, her şey para\n Derdimi; yükledim iki satıra\n Dostu; acı sözü ile hatırla\n Bilemezsin sonra, dost kıymetini\n\n El malı ile, sakın sevinme\n Zenginim diye,  övünme\n Her dosta da sırrını verme ha\n Bilemezsin sonra, dost kıymetini\n\n Malını güvenme sakın hırsıza\n Güvenip bel bağlama huysuza\n Düşersen eğer bir hayırsıza\n O zaman, anlarsın dost kıymetini\n\n Herkesin işine karışma\n Deli ile sakın uğraşma\n Az laf et sakın, çok konuşma\n Bilemezsin sonra, dost kıymetini\n\n Dünya malı, ateşe benzer\n Yanar yanar, sonra da söner\n Şu benim bir tek satır sözüm de\n Aklınızda yer ederse yeter be dost\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvenilir dost kalmamış.",
        "poet": "Ali Gul ",
        "poem": "\n\nBir başıma yaşamaya\nBoşa gelmişim dünyaya\nEmeğim gitti havaya\nGüvenilir dost kalmamış.\n\nBir sağımdan bir solumdan\nKorkmuyorum ben ölümden\nKimse anlamaz halimden\nGüvenilir dost kalmamış.\n\nNicelerine güvendim\nTatlı sözlerine kandım\nHerkesi bana dost sandım\nGüvenilir dost kalmamış.\n\nYalnız'ım bu hayattan\nBaşım kurtulmuyor dertten\nDost dediklerim namertten\nGüvenilir dost kalmamış.\n\n     Yalnız.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "* Güvenme*",
        "poet": "Servet Suner",
        "poem": "\n\nİnsana güvenme, bir dağ sanıp dayanma! .\nYerini, yurdunu,haddini bil,\nKendine yakışanı, yapman gerekin bil! ! .\nİnsanoğlu “Çiğ Süt Emmiş” derler.\nBakarsın akrandaki bir dağ değil,\nBir kum yığını olur,peynir gemisi misali.\nGün olur, arkandan çekilir,\nGün olur karşına dikilir.\nGüveneceksen, seni yaratana güven,\nSadakatten ayrılma sen,\nNankör’lüğü düşünme…..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvenirim Kadın Sözü Ver Yeter",
        "poet": "Ahmet İdrisoğlu",
        "poem": "\n\nAranır bulamam erkek sözünü,\nUtanmadan ben erkeğim der yeter,\nSakın ola hiç kaybetme özünü,\nGüvenirim kadın sözü ver yeter.\n\nErkek imiş, kadın girmiş düşüne,\nDüşüvermiş dedikodu peşine,\nBöylesinin erkeklikte işine,\nGüvenirim kadın sözü ver yeter.\n\nSarar seni bir yaşam sıcak teni,\nBir organ farklıysa suç mu bedeni,\nDövmeli vallahi kemlik edeni,\nGüvenirim kadın sözü ver yeter.\n\nAt sırtında yiğidiyle buluşur,\nTarlasında, toprağında çalışır,\nYalan deme dilin çabuk alışır,\nGüvenirim kadın sözü ver yeter.\n\nAkşam olur çorba pişer ocakta,\nBey oturur geçer en üst bucakta,\nÜstüne bir oğlan doğuracak ta,\nGüvenirim kadın sözü ver yeter.\n\nDayağı atarsın, küfür neresi,\nEli kırılası, oda eresi; \nAyağı altından cennet veresi,\nGüvenirim kadın sözü ver yeter.\n\nErkek isen olmalısın er, he mi? \nKadında insandır, değer ver he mi? \nİdrisoğlu bu kadarı der he mi? \nGüvenirim kadın sözü ver yeter.\n\n31.Ocak.2010 17.45\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvenme kızlara",
        "poet": "Ali Aksoy",
        "poem": "\n\nGÜVENME KIZLARA ARKADAŞ\n\nAşk denen duyguya kapılacaksan\nBir güzel severek yanma arkadaş.\nGüzele dost diye sarılacaksan\nGüvenme kızlara yakar arkadaş.\n\nTerk edip gidersen ölürüm derler\nGönlünü verirsin veda ederler\nAcılar içinde koyup giderler\nGüvenme kızlara yakar arkadaş.\n\nMutluluk beklersin gülümsemezler\nBir aşkın sonunu getiremezler\nŞeytana uyarlar sevilemezler\nGüvenme kızlara yakar arkadaş.\n\nBir çiçek verirsin göğse takarlar\nKarşında dururken masum bakarlar\nGönlünü kaptırsan zevkle yakarlar\nGüvenme kızlara yakar arkadaş.\n\n                           Ali AKSOY\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvenme dünyaya ne de malına",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nGüvenme dünyaya ne de malına\nKurtarmaz ki ölüm çattığı zaman\nAzrail konunca bir gün dalına\nÖlüm pençesini attığı zaman\n\nDöşünde Azrail nefes kesilir\nÖlüm zerre zerre vücut kasılır\nBu dünyadan artık suyu kesilir\nİnsan ecelini tattığı zaman\n\nRuhun çıkar gider hayatın söner\nCesetin iplerle mezara iner\nMalın, evlatların, insanlar döner\nSeni topraklara kattığı zaman\n\nÖlür ölmez hemen mezar kazılır\nMalın parçalanır her şey bozulur\nGünah faturası sana yazılır\nVarisler malını sattığı zaman\n\nSana zarar veren hudut aşmandır\nBilmez miydin malın sana düşmandır\nÖlenler her şeye artık pişmandır\nO kranlık yere yattığı zaman\n\nMikdat der şunu bil ey beni beşer\nÖlüm hak mutlaka kurulur mahşer\nDünyanın değeri sıfıra düşer\nSayılı nefesler bittiği zaman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvenme Varlığa",
        "poet": "Turgut Çakır",
        "poem": "\n\nGözlerin çakmak çakmak\nDünyayı aydınlatıyor\nGüneş sıcacık yüreğinde\nSen bugün sevinçlisin\nFakirdin\nAşkın sayesinde zengin oldun\n\nYarın güneş doğmazsa\nGüvendiğin dağlara kar yağar\nNe aşk kalır ne para\n\nGüvenme varlığa\nDüşersin darlığa\n\nGözlerin çakmak çakmak\nDünyayı aydınlatıyor\nGüneş sıcacık yüreğinde\nSen bugün sevinçlisin\nFakirdin\nAşkın sayesinde zengin oldun\n\nAşk güneşi solunca\nYüreğine kar yağar\nÜşürsün\nSeni ısıtacak aşk da yok\nBir fırtına eser gözlerinde\nSavurur seni bir yere\nEyvah! Ben ne yaptım dersin\nHayıflanırsın \n\nÇile bülbülüm çile\nTürküsü gelir aklına \n\nYarın güneş doğmazsa\nGüvendiğin dağlara kar yağar\nNe aşk kalır ne para\n\nGüvenme varlığa\nDüşersin darlığa\n\nKomşu kızı evliydi\nMutluydu\nEşi gidince gurbete\nYalnız kaldı\nÇaresiz hastalık dert oldu başına\nPara yok, pul yok\nGüvence yok\n\nYarın güneş doğmazsa\nGüvendiğin dağlara kar yağar\nNe aşk kalır ne para\n\nGüvenme varlığa\nDüşersin darlığa\n\nKim bakacak komşu kızına\nOnun oğluna\nBir umut kardeşi\n\nGüvenme varlığa\nDüşersin darlığa\n\nAşk güneşi solunca\nYüreğine kar yağar\nÜşürsün\nSeni ısıtacak aşk da yok\nBir fırtına eser gözlerinde\nSavurur seni bir yere\nEyvah! Ben ne yaptım dersin\nHayıflanırsın\n\nGözlerin çakmak çakmak\nDünyayı aydınlatıyor\nGüneş sıcacık yüreğinde\nSen bugün sevinçlisin\nFakirdin\nAşkın sayesinde zengin oldun\n\nYarın güneş doğmazsa\nGüvendiğin dağlara kar yağar\nNe aşk kalır ne para\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvenmek",
        "poet": "Kemal Tekir",
        "poem": "\n\nGüven değerli bir sermayedir,\nÜretken ilişkilerde bulunmak,\nArkadaşlıklar oluşturmak,\nSağlıklı bir evlilik yapmak,\nGüven sayesinde gerçekleşir.\nGüven verilen sözlerin,\nTutulmasıyla gelişir.\nGüven bankaya açılan,\nBir mevduat hesabı gibidir.\nBirbirimize ne kadar güvenirsek,\nMutluluğumuz o oranda artar.\nGüven üretken bir değerdir,\nYapılan hatalara karşı esneklik,\nAlınacak risklere karşı yürekliliktir.\nGüven bireysel yaşamın,\nEkonomik ve sosyal hayatın,\nVazgeçilemez gereklerindendir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvenmem",
        "poet": "Şaban Kalebaşı",
        "poem": "\n\nGÜVENMEM\n\nDostluğa candan önem verirsin\nDostluklar her şeye bedeldir dersin\nSonunda koskoca bir kazık yersin\nBir daha kimseye güvenmem kardeş.\n\nOnları her şeyden üstün tutarsın\nDertlerini, dertlerine  katarsın\nSonunda kazığı tümden yutarsın\nBir daha kimseye güvenmem kardeş.\n\nDüşünce, dostlarım çekip gittiler\nBelki de ardımdan bühtan ettiler\nOnlar mı? Gözümde artık bittiler\nBir daha kimseye güvenmem kardeş.\n\nİşte düştüm, kardeş,kalmadı dostum\nArtık beş kuruş etmiyor postum\nDosta, arkadaşa her şeye küstüm\nBir daha kimseye güvenmem kardeş\n\nAşık meçhuliyim, figanım şudur,\nHerkes ettiğini elbette bulur,\nDüşenin,sadece ALLAH, dostudur,\nOndan başkasına güvenmem kardeş.\n\n           Ş.(MEÇHULİ)   KALEBAŞI\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvenmeyin ziyaya",
        "poet": "Arif Doğramacı",
        "poem": "\n\nAh kazlar\nVar mı özgürlük\nGün aydınlığında uçmaya\nSürüden ikinize\nAğzı sulandı\nUmdu kendini\nAlçak geçtiğiniz\nO tepede\nAh kazlar\nMenzilde kaldınız\nGüvenmeyin ziyaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvenmem",
        "poet": "Murat Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nBöyle midir dünya senin bütün işlerin\nVar git dünya daha sana güvenmem\nKâr yerine çoktur bana zararın\nVar git dünya daha sana güvenmem\n\nBiçare Kerem'i yandırdın nara\nArzu, Kamber için kaldı avara\nFerhat az mı külünk vurdu dağlara\nVar git dünya daha sana güvenmem\n\nÇok yiğidi sen caydırdın ahdından\nÇok güzele ah çektirdin bahtından\nÇok sultanı sen indirdin tahtından\nVar git dünya daha sana güvenmem\n\nÇobanoğlu arzuhalin bildirdin\nÇok yiğidin gül benzini soldurdun\nAşıkları gurbet elde öldürdün\nVar git dünya daha sana güvenmem.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvercin",
        "poet": "Mehmet Özdemir 4",
        "poem": "\n\nBir Kar Gibi Yapayalnız \nGözleri Ağlamaktan Kan Çanağı Kız\nKimsesiz Ne Anasız Ne Babasız\nBinmiş Koca Dünyanın Yükü Sırtına\nAh Bahtım Ah Bahtı sızım \n\nHiç Yaşamamış Belli ki \nNe Tatil Biliyor \nNe Bayram Sabahı \nYarınlardan Umutsuz \n\nElleri Soğuktan Buz\nGözlerinde Bir Nefret\nKanadı Kolu Kırık \nUçamamış Beyaz Güvencin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvercin",
        "poet": "Murat Altıparmak",
        "poem": "\n\nSoğuk bir kış günü pencereye konan güvercin misali\nBir gün batımı doğdun gönül pencereme\nBuz tutmuş yüreğim yeniden alevlenirken ellerinde\nGüneşi söndüren yıldızların arasından baktım sevdalı gözlerine\nHer solukta Sen olduğum aşk nefesini fısıldarken pencereme\nBir güvercin kalbinde yeniden can buldum\nBir güvercin gözüyle Seni buldum…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvercin",
        "poet": "Osman Demircan",
        "poem": "\n\nPencereme vuran güvercinler döküldüler. Ben onlara bir şey yapmadım. Her şey kendiliğinden oldu. Sadece ben evim sıcacık olsun istemiştim. Karda kışta evim soğuk almasın diye cam taktırmıştım. Nereden bilecektim güvercinlerin pencereme çarpacağını. Nereden bilecektim benim rahatlığımın bir başkasının huzurunu bozacağını. Evim benim yuvamdı sadece. Sığındığım bir dört duvardı. Oysa masmavi gökyüzü ve yemyeşil dallar onlarındı. Cami önleri ve şehir meydanları hep onlarındı. Neden beni sımsıcak evimde buldular. Neden pencerelerimden kan içinde döküldüler. Bir manzara istemiştim sadece doğanın güzelliklerini camlarıma vuran. Neden benim mutluluğum bir başkasının mutsuzluluğu oldu. Oysa hep insanlara kızardım kendi rahatlıkları adına başkalarının rahatlığını kaçırdıklarından için. Güvercinleri kaçıramadım pencerelerimden. Ekmek kırıntılarıyla doldurdum ben gözyaşlarımı. Öyle bir dünyada yaşamaktayız ki birisinin eti bir başkasının sofrasında. Bir başkasının gözleri bir başkasının bakışlarında. Herkesin bir başkasından ne koparabilirim çabasında olduğu bu zalim dünyada evime kapanmıştım. Camlarımı tüm insanlara kapatmıştım. Şimdi bu güvercinler de nereden çıktı. Neden benim gökkuşağı rengindeki dünyamı bir yağmur kaçağı gibi griye boyadılar. Dünyanın tüm kuşları evimin üzerinden geçerken, ben yerden göğe kadar haklıyken, neden tüm güvercinler penceremden döküldüler. İnsanlar hep dört bacakları üzerine düşerken, ben yine yüzümün üstüne düştüm. Yine her şeyi elime yüzüme bulaştırdım. Pencereme vuran güvercinler döküldüler. Ben onlara bir şey yapmadım. Her şey kendiliğinden oldu. Sadece ben evim sıcacık olsun istemiştim. Kuş tüyü yastıklarda yatmak istememiştim oysa. Nereden çıktı bu kuşlar. Neden beni kanatlarıyla acılara attılar. Kanadı kırık bir kuş görsem sanardım ki bütün gökyüzü başıma yıkılacak. Bütün kuşları alıp uçurmaya çalışırdım. Şimdi güvercinler uçarak tüm gökyüzünü başıma yıktılar. Kollarımı kanatlarımı kırarak beni kediler dünyasında, bir güvercin tedirginliğinde yaşamaya mahkum bıraktılar. Nereden çıktı bu güvercinler. Onların üzerine arabamı sürmemiştim ki. Onları ben gözlerinden vurmamıştım ki. Niçin beni böyle ağlattılar. Neden beni hayatın en güzel yerinden, pencerelerden vurdular. Hayatımı neden bir zindana döndürdüler. Ben insanları hiç rahatsız etmek istemezken, neden insanlar beni karanlığa boğdular. Neden insanlar güvercin edasıyla pencerelerimi kurşunladılar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvercin",
        "poet": "Yılmaz Aybar",
        "poem": "\n\nBarış bozulunca eskiden\n      Ben de bozulurdum\n      Utanırdım barış simgesi olmaktan\n      Sonsuz barış adına üzülürdüm\n\n      Sonra baktım ki çare yok\n      Üzülmeyi falan boşladım\n      Değiştim zamanla\n      Şöyle düşünmeye başladım:\n\n      'Bülbül de baharın simgesi\n      Ama hani o bitimsiz bahar\n      Sararmayan yaprak nerde\n      Solmayan çiçek hangi dalda var\n\n      Horoz da sabahın simgesi\n      Ama akşamsız sabah gördünüz mü hiç\n      Doğa yasası böyle\n      Kimsede değil suç'\n\n      Bilmem yanılıyor muyum\n      Kuş aklım ermiyor mu daha fazlasına\n      Dilerim öyle olsun\n      Kavuşalım bir gün sonsuz barışa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvercin..",
        "poet": "Mahir Özel",
        "poem": "\n\nşakıyan bir yıldıza heves\nkafdağını\nyıldızları umut etti bir güvercin\nnefes nefes\n\ngüvercin\nkanadın da yük\ngüvercin\nbir derdi var ki büyük\nyüreğinde ürperti\ngönlünde umut\nve gagasında bir damla mutluluk\n\ngüvercinin kanatları ağır\nkurşun misali her biri\nkanatlar mı\nyok yok\ntaşımaz bu yükü\nsürer diplerden doruklara\nsürer gider dipsiz kuyulardan tepelere\nsoluksuz bu öykü\n\nkafdağı güvercine durak\nbir yol ki\nbir ömrü bitirir de/ bitmez\nırak mı ırak\n\nmutluluk\nkartalın pençesinde\nmutluluk kafdağının zirvesinde\ngüvercinse\nmutluluk hevesinde\n\nkafdağın da\nrüzgar esmez mi ki / ılık ılık\nkafdağın da mutluluk arar bir güvercin\nçığlık çığlık\n\n12 Şubat 2002 Salı 14:30    Mahir Özel - Ankara\n\n“İdealler yıldızlar gibidir\nonları tutmak mümkün olmaz ama \nkaranlık gecelerde yolumuza onlar rehberlik ederler. 'F.Ö”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvercin",
        "poet": "Recep Metin Yerdelen",
        "poem": "\n\nsana günlerdir şiirler yazıyorum \nkanatlansın diye içimdeki güvercin \nhüzün besteliyorum sessizliğinle \nyalnızlık durağında ağlar gibi \nyalnızlık kafeslerindeki tutsak beyaz güvercin \n\nsen beni böyle çaresiz bırakmayacaktın\nıslak sokaklarda yalnız ağlamayacaktın, \nperişan çığlıklarla gecelere bağırmayacaktın,\nher şeye şahit dualarım kimsesizliğe, \nağlar yüreğim o tatlı beyaz güvercin \n\ngecenin uykusu kaçıyor yarınsız sabahlarda,\ngönülsüz güller bahçenin o sığ kenarında,\nhangi saatte dolarsa dolsun gözlerin \ngökkuşağında ağlarsın bensiz sabahlarda, \nözgürlük sarayında yalnız beyaz güvercin \n\ndaha kaç gün güneşsiz kalacaksın, \nkaç hüzünle sabahları arayacaksın,\nsevda bitimsiz bir düştür anlayacaksın,\nkalksa üzerimden o kara ışık perdesi, \nBir gül dalında  ıslandı beyaz güvercin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvercin",
        "poet": "Elif Şebnem Akal",
        "poem": "\n\nSen hiçbir dilektin\nHiç uyumamışlığı gözlerimin\nAy ve yıldızıydın gecelerimin\nEy, hayaller-im kurmaya kıyamadığım\nben seni sana anlatma hevesiyle sevdim\nsen yok bir masaldın. \n\nkapan-dın, sen\nacımasız sapan-dın\nhey,en korkak avcısı aşkın\nyaralı bir güvercindim camına konan\nuçurmadın...\n\nyoluktur kanatları aşkın, kendini kahraman sayarken insan\nher yerde beş paralık aşk\nher yer insan sıvısı\nbenden dökülene bak,\nKAN…\n\nOysa, kendimi vurmaya kıyamamıştım…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvercin",
        "poet": "Fatih Tuna",
        "poem": "\n\nBu kuş neden gelmişti, ne anlatmaktı niyeti anlayamadım. Kuş pencerenin açık olan camın dışından bana bakıyordu. Bense kahvemi yudumluyor, bir yandan kurabiyelerden yiyordum. İnatla pencerenin kenarında bekliyor ve bana bakıyordu. Nedenini anlayamadım.\nKurabiyelerime ortak mı olmak mıydı niyeti?  Yoksa mutluluğuma şahit olmak mıydı? Bilemedim…\nYavaşça yerimden kalkıp bir kap su getirdim güvercine. Ürkmüş olacak ki biraz öteye uzaklaştı sonra geri geldi ve iştahla suyu içiyor ve bir yandan da elimdeki kurabiyeye bakıyordu. Sanki kurabiyelerimden ister gibiydi. Güvercinle pazarlığa oturmuş gibi hissediyordum kendimi. Ne istersen verebilirim ancak kurabiyelerden olmaz dedim içimden. Güvercinle iç seslerimizle konuşuyor gibiydik. O ısrar eder gibi sağa sola yürüyor sonra aynı noktaya gelip kurabiyelere bakıyordu.\nMutfaktan ıslanmış ekmek parçalarını getirdim. Suyu bıraktığım yere onları da bıraktım. Suyu iştahla içen güvercin ıslanmış ekmeklere bakmadı dahi. Şaşırıyordum. Merakla maceranın nereye gideceğini düşünüyordum.\nNe yapacağımı şaşırmış durumdaydım. Bencil olduğumu düşündüm önce, öyle miydim gerçekten?  Kurabiyelerden vermeli miydim? Paylaşmayı çok seviyordum. Başka bir şey olsa hiç düşünmeden hepsini bile verebilirdim ama bu kurabiyeler benim için çok değerliydiler.\nKalakaldım; vermeli miydim yoksa esirgemeli miydim el kadar güvercinden bir kurabiyeyi? Neden geldin, nereden geldin şimdi a güvercin diye de kızmaya başlamıştım içten içe… Paylaşmadım ya da paylaşamadım kurabiyelerimi her şeyden habersiz ya da her şeyi bilen bir kuşcağızla.\nUçup gitti sonra…\nDüşündüm durdum. Bu güvercin mutluluğuma ortak olmaya mı gelmişti yoksa mutluluğumu benden çalmaya mı?  Bilemedim.\n\n\t\t\t\t\t\t\tFatih TUNA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvercin Gölgesinde Ağlamak",
        "poet": "Mustafa Gökoğlu",
        "poem": "\n\nBugün günlerden çarşamba, \nKendi sessizliğimde yaralanan kızıl gelinciklerin, \nYitirdiği kanlar akıyor avuçlarıma. \nKuş sesleriyle ölüme giderken umutlarım, \nYıldızları biriktiriyorum boğazıma. \n\nSevmek nedir anne..? \nKelimeleri çalınmış bir dilin suskunluğu, \nKangren olmuş bir gecenin sabahı mı yoksa..? \n\nMartılarını yitirmiş gözyaşımda, \nDeniz kızı yüzmüyor artık. \nTutuklanmış yüreğim ayrılık iklimine teslim. \nEmanetçide unutulmuş bir valizin yalnızlığıyım şimdi. \nElimi maviliğinde unuttuğum gökyüzü, nerdesin.\n\nSevmek nedir anne..? \nAteşi yağmura banıp, suyu doyurmak, \nGüvercin gölgesinde ağlamak mı yoksa..?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvercin Gowendi",
        "poet": "Yaşar Doğan",
        "poem": "\n\nOy boynumun hasreti\nGölümün güherçilesi\nSu ve köpük kolların\nO uzun ince narin kolların\nNilüferler gibi huzur dolu olabilir \nAma güvercinler güvercini\nTakılıp bir saplantıya\nRuh ve beden ayni anda seyahat etmeyebilir\n\nAteşlere atılıp her şey de yakılabilir\nElini ateşe atıp bir şeyler de kurtarılabilir\nAteş üstünde yürüyüp\nEndişeni de belirtmeyebilirsin\nÇatlak aynaların karşısında\nVe hatta aynaları da kırıp\nAynalardan da çıkabilirsin \nBir elin kanlar içinde\nDiğeri yaşamaya dönük\n\nKeserken ellerinle göbek bağını\nSeni umursamayan her şeyle\nBeni de ummadığın bir anda bulabilirsin\nEbediyen kaybettiğini düşünürken\nHazana dönende hüzün dolu yüzünü\nSırtlayıp gölgesini bir koca yaşlı ağacın\n\nBakışlarında hayatımızın en güzel Gowendi\nRüzgarın kendisi ney\nYüreklerimiz bu seyranının gizemli davulu\nSeheri kutsarken \nBulduğu dala konan bütün kuşların duası\n\nIssız bir akşamı tetiklemişse bahtında olup biten\nYeniyi yazmaya türemişse ellerin titremeden\nBekleme gayrı gel! \nBu an bu handa bir daha yakalanmayabilir\nEbabillerini geri çağırma beni çağır çığırına,\nParçalayıp bu taşı içinden çıkalım el ele.\n\nYaşar Doğam\t\t(Lolan) \t11/02/09\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvercin Kanadı",
        "poet": "Aysel Çoban",
        "poem": "\n\nGri bulanık bir gökyüzü dışarıda\nSünger gibi çekmiş ümitleri hayat\nAlıcı kuşlar olsa da hayat denen o ucubede\nNe zaman istesek yağacak üstümüze\nBir güvercin kanadında haber yollasak yeter\nZamanında görülmezse ümit yüklü bulurlar\nSezdirmeden kayıp gidecek üstümüzden\nBir dağın doruğunda buluşmayı bekler\nRuhumuz özgür o zaman birleşmeyi özler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvercin Adımlarım",
        "poet": "Aslıgül Erdem",
        "poem": "\n\nyüreğim ürkek bir güvercin \nnefes alışlar korkak \nayağıma giren sancılar \ngelmekten çok olmayışındandır... \n\n İstanbul / Kasım 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvercin Gözlü Cocuklar",
        "poet": "Özenç Yaşar",
        "poem": "\n\nGÜVERCIN GÖZLÜ COCUKLAR \nnamlu ucunda bakan bir kan damlasi\ndamlar\ngözleri hep yalan icinde\nsavaslarin\ndogarken\ngüvercin gözlü cocuklar\nkisrak atin sirtinda ülkesiz\nyürüyen nehirler olurken gözleri\nsavaslari tutar baris cocuk elleriyle\nsiyah bir el dolasir\nkülünde\nuykulara asilmis silahlarin\nkazilmis\navuclarinda\nkirmizi bir gül\nortasida kayip gözler\nilk aglayan göz degil senin\nafrikam\nasyam\nortadogum\nbaskalarida var\nrosidam\nrodam\nadi yok kimsesiz mezarlarda\nmecule vurulmus\nbazen dilan olmus\nbazen memos\nayni kefende yolculuk\nbeyaz düsün \nserin\ndüser ölüm\ndüser\ndudaklarin arasina tusak\nmayin kokusu\nsakat bir corafyada topraksiz \nkimliksiz dogar baris \nsilahlarin koynunda \nölüme gül atar\npaletlerinde tank\nöper cocuklarin renklerinde\nannelar barisin dogumunu \n\nA. Özenc Yasar\n01.02.2008 Berlin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜVERCİNİM",
        "poet": "Ali Çapan",
        "poem": "\n\nGüvercinim ıslığımın arkadaşı\nToz duman gün ortalarında. Vay.\nŞarkı söylenmesiz\nUçar gider misin.\nBir gül açsa beyaz\nGözlerinden öper misin.\n\nSen martı kuşum\nSen mavi çiçeğim\nSüt beyaz kış ortalarında. Vay.\nÜşüsen de güler misin.\nBir gül açsa beyaz\nGözlerinden öper misin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvercin ve Balaban",
        "poet": "Vahdet Mehmet Güneş",
        "poem": "\n\nAşiyanın yok bizim dağlar'da\nSemadan geçerdin, başka diyarda\nNeden sevdim seni uzaklarda\nGri beyaz güvercin neden? \nVezüv korlarını dağladın  gonca yüreğime\nDokudun kederi aşiyanıma\nSadete gark olmakdı arzu halim! \nNe yaparım akşam üstü balaban'la\nZorkun yaylası sırdaş nurdağ'larıyla\nItırlı çiçekler tolga, taş ocaktan\nSavuruyor buharını çam arasına\nNe olur gelsen çadırlar sökülürken \nGönülde kasırga hasreti gidersen \nDağlara serin tüller indi\nGüz çiçekleri rengarenk serildi\nTitreyen mavi dağlara şekil düşün ki\nKiraz ağaçları,çilekler meyvalarında\nEmsalsiz rayihası  çayırlarla bütünleşti\nNe zaman gönül onunla birleşmede\nSeneler buhurdanda  tükenmede\nKavuşmak olmuyacak yarpuz kalesinde\n\nNOT=Bu siire Melike Öğretmen aşık olduğu Diyarbakırlı Halis mahlaslı bir spor kulübündeki sevdigine yazmış\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvercin Ve Kumru",
        "poet": "Ayşe Bozkurt",
        "poem": "\n\nbir güvercinle gözgöze geldik demin \no balkonumun demirinde \nben kapı ağzında...\nbakışlarından aldım umudumu\nhani barışın kuşu ya\nzeytin dalı yoktu ama \nbelli ki bulamamıştı burda...\n\ngüvercin yoktur buralarda\n kim bilir nerden gelmişti \nbilseydi bana umut taşıyacağını \ndaha önce gelirdi belki...\n\ngüvercinim ak kanatlım\nsevindirdin beni\nbarış getir hayatımıza\nher gün gel emi\n\nkumrularıda getir yanında\nbarış ve sevgi yan yana olsun\ndünya bilseniz nasılda muhtac\nbarış ve sevgiye sizin kanatlarınızda.....\n\nayşe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvercinim",
        "poet": "Nedim Yılmaz",
        "poem": "\n\nEllerimle tutmuştum mutluluğu\n\tVe açıverdim avucumu \nİçinde sen\nGöklere uçtuk\nGüvercinim sevinçten....\n\n(07/02/1988   18:42  TRABZON)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvercinlerde Bulurum",
        "poet": "Yıldırım Yıldırım",
        "poem": "\n\nGüvercinler hatırlatır seni bana \nkanat çırpışlarındaki hürriyete duyduğum özlem kadar, \nhasretim sana\nbir ışık demetinde görürüm güvercinleri\nışığa doğru duydukları özlem kadar \nbende! bende! hasretim sana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvercinli Güvercinli",
        "poet": "Akgün Akova",
        "poem": "\n\nÇiçekçilere soruyorum,kupa papazlarına,kumrulara\nEğreltiotlarına\nKimya kitaplarına\nKarpuz satıcılarına soruyorum balkondan bağırarak\nBilmemek ayıp değil ki öğrenmemek ayıp\nAma sevdamızın her şeyden bir fazla oluşuna kimsenin aklı ermiyor\nOkul kırmış çocuklardan bir fazla uçarı\nAdem'le Havva'dan bir fazla çıplak\nGerçi esmeriz ya,Marliyn Monroe'dan bir fazla sarışın\nBir fazla İstanbul efendisi yaşlanmış çınarlardan\nİstanbul dedim de aklıma orda olduğum geldi\nKarı muhabbetlerinde mi her allahın günü\nCarıl curul mu yine tatlı kaçık İstanbul\nNe halt edersen et en çok sedef bakışını arıyorum senden ayrıyken\nEn çokdan çok da dünyaya meydan okuyan gülüşünü\nŞiirim diyorum ona,bu sözü bir fazla hak ediyor bütün şiirlerimden\nYaban gülüm diyorum\nÇılgınlığım\nVazgeçemediğim\nBirden güvercinli güvercinli gülüyorum\nBak\nSevdemıza bir numara dar geliyor sanki şimdi yeryüzü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvercinler",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nDünyada\nİnsanlara\nEn yakın olan\nÖzgürlük\nSimgeleri\nCanım\nGüvercinler\nİnsanlar suskun\nNedense\nBu devirde\nAma\nSizler\nSusmayın\nNe olur\nYol gösterin\nBizlere\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvercinler",
        "poet": "Seyda Kesikoğlu",
        "poem": "\n\nHangi kitapta yazar mutluluk? \nHangi okulda öğretilir? \nNerede öğrenir öğretmenler? \nNerede öğretir? \nNerededir öğrencileri? \nNerededir kalemleri? \nNerededir silgileri,\nGözyaşını silmek için? \nNerede uçar güvercinleri,\nNefretle dolu kalpleri barıştırmak için? \n\n(31 ARALIK 2005 10:32 Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güverte",
        "poet": "Erol Börekçi",
        "poem": "\n\nHaziran Istanbul' unda bir pazar\nKalabalıklar akşamında\nSaatler kör\nİki inci arasında\nDüş kuruyor  istiridye\nBinlercesini aldım yanıma\nArdımda kalanlar ve ardında bırakanların arasından\nEminönün' de bir iskele...\nAyaklarım\nBeyaz köpükler ve siyah denizler içinde\nBir insan bin hayatla tanışır\nSen\nKorkaklığımla ertelediğimsin\nKavuşmak için bilmem ki kaç Haziran beklemelisin\nHera' nın beklediği gibi\nSular ve asırlarca kahırlar içinde\nDüş kuruyor\nSalacak' ta bir istiridye...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güvercinlerin Gözyaşları",
        "poet": "Nuri Can",
        "poem": "\n\nNe zaman\nsavaş bültenleri alsam\nantenlerde\nçocuk çığlıkları duyarım\ndünyanın bir yerinde\nacı feryadını annelerin\n\ngüvercinlerin \n                  göz\n                        yaşı\nd\nö\nk\nü\nl\nü\nr \n\nyangınlı savaş meydanlarına\nellerine\ngüllerin kanı bulaşır\nbilim adamlarının\n\nve\nben\noturup ağlarım\ninsan olmanın utancıyla\ngüneşin ardı bir siperde\n\nbütün tomurcuklar dökülür\nbütün dallar kırılır \nkana ve gözyaşına bulanır\ngüvercin yüreğim\n\nsüslerken çiçeklerini bahar\nyeryüzünün yüreğine\n\nTemmuz Édebiý at Dergisi! 985\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güya",
        "poet": "Kazım Karagöz",
        "poem": "\n\nGüya arkadan vurmuş bizi bir zaman Arab,\nOsmanlı sömürmüşmüş bize akıl ver ya Rab!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güya",
        "poet": "Ünal Akbulut",
        "poem": "\n\nKafi miktarda tebessüm ekle ey! Yar çehrene\nSen bir nigah bahşetmezsen ya bu derde çare ne\nNe çare ki bir tebessüm kadar yakın bu rüya \nÖmre ziyan vermede ah! Adı aşk imiş güya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz",
        "poet": "Talip Sinecikli",
        "poem": "\n\nBir yaprak düştü yere, \nHafif sararmış.\nBaşımın üzerinden süzülür gibi\nHafifçe düştü yere. \nSonbaharın ilk işaretleri bunlar,\nAyrılışlar hep sonbaharda olur.\nBu sebepten sevilmez sonbahar.\nAyrılan biz insanlar,\nSuçlusu sonbahar,\nHazandır sonbahar,\nHüzündür sonbahar,\nKendimizde aramayız suçu,\nYükleriz masum sonbahara.\nBuz gibidir hava,serttir soğuğu,\nKar yağar,ayazı dondurur.\nSıkıysa, \nSuçu atsana kışa.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\nGüz güneşi..,\nUsul...usul...geçiyordu\nKoca çınarın\nYaprakları arasından..\nAma..\nFarkına varamıyordu..\nGüzün renklerini bırakmıştı\nÇınarın yapraklarına\nGüz güneşi..\nSarı...sarı..gülümsüyordu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz",
        "poet": "Ayşe Tural",
        "poem": "\n\nİç çekişleriyle penceremde\nBir çift kumru özlemiyle güz...\nBulutlar inadına \nGüneşi saklıyor bencil bakışlardan\nKirpiklerimin ucunda sen...\nZamanın dolunayında\nNeden saçların mavi? \nYağan yağmur damlası\nUlaştı yasemine\n'Ne olur! Kucağında tut beni...'\nYazın turuncu ipeği\nSolalı çok oldu...\nSaman sarısı saatlere dönüştü \nEYLÜL ellerinde....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz",
        "poet": "Kemal Alkurt",
        "poem": "\n\nVargitin taç yaprağında\ngüz\n\nmalobanın anisinde\ngüz\n\nkırlangıçın telaşında\ngüz\n\nispendamın gazelinde\ngüz\n\nMuşmulanın gülüşünde\ngüz\n\nhovalanın püskülünde\ngüz\n\ngürgenlerin fıstığında\ngüz\n\nseneye ya kısmet elde var \nKaradeniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz",
        "poet": "Derya Aslan",
        "poem": "\n\nTaradı rüzgarlar ağaç dallarını\nEsintiye savrulan yaprak oldum\nSarıya boyadı tarla başaklarını\nBuğdayı koynuna alan toprak oldum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz",
        "poet": "Ramazan Öncel",
        "poem": "\n\nGüz \nönümde \nhafifmeşrep bir hava \nyüzüm güneşe dönük \ndemleniyorum \nkarşımda \nzemheri bekliyor \nsabırsızca askıda \n\nburalarda havalar \nkış gelmeden sazaklar \nsabahları doğa \nsisle koyun koyuna \nyavuklu gibi \nsarmaş dolaş yatar \n\nsonbaharın son demi \ngüneş ayazda kırağı \nsanki zemheri durağı \nama \ngüneçeler önü \nyumuş yumuş mırıltılı kedi sıcağı \n\nkafam hava gibi dumanlı \nçıkmışım şehrin kıyısınca \nkendimi dinleme babında \narkamı dayamışım \normanlı bir yamaca \nönümde güneş gülümser arsızca \n\nyerlerde güz artığı yapraklar \nbir fısıltı gibi dolaşıyor rüzgar \nhışırdanır dururlar \nsanki Tenha yerde buluşmuş \nbir çift sevgili yar \n\nvakitlerden ikindi \ngüneş öyle mahzun \ngökyüzü öyle üzgün \ndoğa o kadar durgun ki \nsanki yakınlarında ölen birileri var \ngüneş \nağaçlar \nve rüzgar \nsessizce mateme durmuşlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Güz Adına",
        "poet": "Seda Karakaşoğlu",
        "poem": "\n\nAh o güz.\nAh o zamansız güz..\nBlekide benliğimi benden alan.\nO ihanetçi güz..\n\nYine sağlam bırakmadı dallarımı.\nVe yine sağlam bırakmadı şu canı.\nGönül gönülden uzak.\n\nAvuçlarda gözyaşı.\nBir yudum hasret gibi dağlayan.\nYağmurlarla sonbahar.\n\nEllerim hasta.\nGözlerim hasta.\nDerim başka renk şimdi.\n\nAh o hazin güz.\nHüsrana gebeyim buralarda.\n\nSeda Karakaşoğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz",
        "poet": "Ali Özkan Asafoğulları",
        "poem": "\n\nAslına dönüş \nBuruşma bayramı mevsimi\nSarıyla turuncu kardeşliği\nToprakla buluşma\nÖzle bütünleşme\nSoluşu gülün\nYeniden doğmak için\nAğır çekimli ölüş\nVeda ederken yaza\nSitemkardır son gülüş\nMerhaba derken kışa\nYağmurla gelen düş \nSislerle gizlenen yüz\nHüzün…\nGelmiş de geçiyor güz\n\nMoldova 26 Ekim 2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜZ BİR ŞARKIDIR",
        "poet": "Ali Çapan",
        "poem": "\n\nGüz \ngeceden önce gelen\nakşam karanlığı başlamadan daha\nsararan yapraklar düşmeden dalından\nusul, usul yaklaşan \neskimiş dostluklardan artakalan \nsevinç ve hüzün karışımı \nbir şarkıdır\ncanım efendim.\nGüz\nSonbaharın son  gününde\nKemancının  ağlamadan çaldığı\nHüzzam  bir şarkıdan önce\nSana seni sevdiğimi söylediğim \nGeçiş taksimidir\nCanım efendim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz Bulaştı Şiire",
        "poet": "Seval Kemertaş",
        "poem": "\n\nyokluğuna düşen her hasret gecesinde\nözlemlerin çivisi çıkıyor bende \nsenli yaralar sızıyor bedenimden \nkana kana içiyorum ayrılığı\niçimde senli bir şiir yazılıyor\nmısra mısra dökülüyorum  yerlere...\n\nağzımda aşkın o buruk tadı\ndudağımda düşlerimden biriken şarkı\ngüz bulaşıyor göğsümde yeşeren şiire\nağaçlar ağlıyor geçtiğim caddelerde\nyağmur içen toprağın kokusu bulaşıyor sesime\nben sen oluyorum\nve sen olduğum kadar ayrı kalıyorum kendime..\n\n29.Ekim.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz  dönümü",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nGünaydın Eylül ve Eylül sevenler, günaydın cümle alem\n\nGüz dönümü\n\nBiraz ağlamak gibisin\nağlarken gülmek gibi\n\nGüz’ün yaprak dökersin sarı sarı\naşk’ın kara sevdaya benzer\n\nsen her bahar pembe pembe öpersin Eylül’ü\nadın yok senin olsa hüzün olurdu\n\nbiraz hasret\nbiraz ayrılık\nbiraz kavuşmak gibisin\n\nMona Lisa yüzün senin\nne gülmek ne ağlamak gibi\ngüzelsin\n\ngüzelimsin\nşirinimsin\nşiirimsin\nhenüz daha yazamadığım\n\nbenim değilsin\nözlediğimsin\n\nsana bakmak deniz görmek gibi \ndenizde serinlemek\nsahilde güneşlenmek\nçok susadığında su içmek gibi\n\nsende beni görmek yeni ay gibi\nheyecan verici \n\nkayan yıldızlarla dilek dilemek\nsana benzeyen birini görmek bile Cennet’in dibi\n\nsenden uzak kalmak\nvarlığında yokluğunu yaşamak\nCehennemde yanmak\n\naklıma takılıyorsun her Güz dönümü\nhayalimde\nbiraz ağlamak gibisin\nağlarken gülmek gibi\n\nGüz gelince \nyaprak yaprak dökülürsün\nsarı sarı\n\nYüksel Nimet Apel\n\n3/Eylül/2014/Çarşamba/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz Düşünceleri",
        "poet": "Bekir Sıtkı Erdoğan",
        "poem": "\n\nBu sabah gökyüzü daha bir yorgun, \nDaha bir dumanlı, \nDaha bir derin! \nŞu anda, omzumdan tanıdık bir el, \nTutup silkelese şöyle bir güzel, \nKurtulsam yükünden düşüncelerin! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz Düşünceleri...",
        "poet": "Ceyda Görk",
        "poem": "\n\nBoğaziçinin poyrazına akıyorum bu akşam üstü\nBebek sırtlarına dökülen yağmur bulutlarıyla beraber\n\ngri-maviliğe karışmış kurşuni yeşilleri örtüp saçlarıma\nsulara düşmüş Eylül hüznüne karışıyorum \nakıntıya bırakıp kendimi\nKanlıcadan Emirgana\nEmirgandan Beykoza sürükleniyorum derbeder\n\npuslu sevdalarım geçiyor \nbordaları paslı köhne şileplere yüklediğim\nKaradeniz’in hırçınlığına uğurluyorum onları\nbir daha hiç dönmeyecekler\nson kez el sallıyorum hepsine\nbiliyorum\nbeni çok özleyecekler\n\nadı 'sevda' olan bir balıkçı motoru \ntelaşlı ve ağları umut dolu \ngeçip gidiyor yanımdan\nrast gele diyorum\nve ardından bakıyorum imrenerek pür keder\n\nakıntıya karşı \ntek kürek sandal gibi\nbırakıyorum o son hasretimi serin sulara\n\nbir tek onu gönderemedim\nkıyamadım Karadeniz’in kara dalgalarına karışmasına\no son sevdam, son göz yaşımdı\ndoğduğum yerlerde\nBoğaziçinde kalsın istedim\nbiliyorum\nben  olmasamda gözetirler onu\n incitmezler \n\nkarış karış bildiğim \nbu aşina kıyılara vuracaktır bir gün\nve bir gün onu yeniden bulurum nasıl olsa\nkıyamete bir gün kalsın isterse\nbana yeter\n\nbu Eylül olmazsa,\nbelki gelecek güz\nbelki bir sonraki Eylül\nama mutlaka bir Eylül\n\ngri-yeşil sulara \nyakamoz kafiyeler düşüren \nsoluk kesenbir eylül mehtabında \ndalgacıklar onu\nbeklediğim kıyıya sürükleyecekler\n\nbiliyorum \nhiç bitmeyecek umudumun med-cezirleri\n\nsuların yükselmesini bekleyen\nbir deniz yıldızı gibi\nincisini özleyen bir istridye gibi\nsuların kararmasını bekliyen bir yengeç gibi\nbekliyorum Eylül akşamlarını\n bana onu getirecekler\n\nceyda görk\n2 eylül 2006\n22.48\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz Gelmeden",
        "poet": "Ahmet Telli",
        "poem": "\n\nSırtında taşıdığın kıl heybe \ndağ rüzgârı ve lor peyniri \ngibi doluysa kır çiçekleriyle \nsesler türkülere dönecektir \nüzünçse ışıklı bir sevince \nDudaklarında özlem türküleri \nve gözlerinin menevşesinde aşk \nçağıldıyorsa çavlanlar gibi \nusulca gir umudun menziline \nhüznü gerilerde bırak \nTürküler paylaşılıyorsa eğer \ndağ rüzgârları paylaşılıyorsa \nsevinç de dahildir buna \nve o zaman bütün bir yaşam \npaylaşılacak kadar güzeldir artık \nHeybendeki kır çiçekleri \nbir yangındır güze doğru \ntutuşturur yüreğinde \nuzak özlemlerin külünü \nhiç beklemediğin bir anda \nGüz gelip de yangın başlamadan \ntutmalısın doğanın yelesinden \nyüreğindeki seher yeli \nvarmalıdır sabah olmadan \ngül bahçesine sevda hevengine\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz Dumanları",
        "poet": "Mustafa Nuri İnanç",
        "poem": "\n\nBir  sararmış ki  doğa\nBeti-benzi  atmış\nBelli  ki  kaç mevsim,uykusuz  kalmış\nŞimdi vakit tamam, uykuya  yatacakmış\n\nDumanlar  yükseliyor, bahçelerden\nGüz kokulu,yedi iklim  dört mevsimden\n\nGüz dumanları  tütüyor döne döne\nÇektikçe içime,değdikçe  yüzüme\nBenziyor bir veda busesine\nGözlerim  yaşarıyor, ayrılığa  hüzünle\n\nGüz dumanları  tütüyor\nİçinde  binbir  çeşit,gökkuşağı renkli\nHer mevsimden  yaprak var\nUçuruyor  hayallerimi\n\nHer  mevsim  dönecek\nGeri,bilirim  bana\nYeşerecek  canlanacak  yeniden\nRengarenk  olacak  doğa\n\nNe  hazindir ki\nBen  solgun\nBen yorgun\nBen  umudsuz\nTüten dumanlarla bizde  savrulmuşuz\n\nGüz dumanları  tütüyor\nYer yer  bahçelerden\nYedi iklim  dört mevsimden\nYine bahar  gelecek\nYeşerecek  mevsim\nBen  insanları  mevsim  diye  sevdim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz Gülleri",
        "poet": "Selçuk Özdemirler",
        "poem": "\n\nBu şiirde ana metin yıllar sonra çıkıp gelen bir sevgiliye olan özlem ve platonik bir aşktır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz Ekinoksu",
        "poet": "Nurcan Kapcı",
        "poem": "\n\nGitme demiştin bana, çocuktum daha\nSana sarı düşler alacağım,demiştin.\nVe ben gittim....\nSarı düşlerimi,Kadıköy Sahilinde bırakarak.\nGüzdü, ekinokstu ve duğduğun gündü\nUnuturum sanmıştım\nİmgem,\nDağınık,buz bulanıktı\nYüzlerce martıyla yapayalnızdın\nİlk gitmelerimdi\nSon olacak sandım\nŞimdi her güz ekinoksunda\nSarı 'keşkelerimi'topluyorum ömrüme\nGüz ekinoksuydu\nKadıköy Sahilindeydik\nGözlerin lodos kadar nemliydi\nDokunsam yağacaktın\nYıllar sonra anladım\nMartıların beni neden ağlattığını\nVe neden kimsenin gözlerine bakamadığımı\nGözlerin hala aklımda\nİskenderin gözlerine yamadım \nYüzün kudüs sıcaklığı\nYüzünü yüzüme yamadım\nBugün senin doğum günün\nSarı düşler biriktirdim sana\nKimseler görmesin bilmesin\nŞimdi anladım\nNeden taş kadar suskun olduğumu\nVe her güz ekinoksunda neden\nSarı yapraklar biriktirdiğimi\n\n23.09.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz Geldi Evimize",
        "poet": "Hüseyin Kotan",
        "poem": "\n\nAy saklandı buluta, güz geldi evimize\nYelken açtık umuda, güz geldi evimize\n\nÇöktü gurbet içime, gönül sevdi suçu ne\nGelin olmuş cimcim’e, güz geldi evimize\n\nGönül vurgun yiyince, düğün günü gelince\nHasret döndü sevince,  güz geldi evimize\n\nHer nefeste bir çile, yaşadım bile bile\nSonu gelmez dert ile, güz geldi evimize\n\nOlmaz saçın taradım, köşe, bucak aradım\nRabbimize yalvardım, güz geldi evimize\n\nMevsim sonu yorgunun, vurgun yedim solgunun\nSanma sana dargınım, güz geldi evimize\n\nDüşünceye dalınca, evde yalnız kalınca\nBirde düğün olunca, güz geldi evimize\n\nGökte parlar yıldızım, ilk ağrı gönül sizim\nGüle güle can kızım, güz geldi evimize\n\nGamı kederi attım, geçmişe köprü yaptım\nBir avuç hayal tattım, güz geldi evimize\n\nGökyüzü bulut bulut, kucak dolusu umut\nGel teselli ver, avut, güz geldi evimize\n\nHayat değil samanlık, yaşanmaz ki bir anlık\nGülüp geçmişi andık, güz geldi evimize\n\nKöşe bucak dolaştım, çok menzile ulaştım\nSensizliğe alıştım, güz geldi evimize\n\nŞanslıyım, bahtiyarım, yaşlandım, ihtiyarım\nSen mutlu ol sultanım, güz geldi evimize\n\nKar yağar serin serin, yaram eski ve derin\nGelin koluma girin, güz geldi evimize\n\nVakit saat olunca, kader hükmün bulunca\nBirde torun olunca, gün doğdu evimize\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz Gülleri",
        "poet": "Erdal Koca",
        "poem": "\n\nArtık bir ses vermiyor ne öteler ne gaip\nKim bilir nasıl kopar hayat denen ince ip\nKöyümde anam garip bu şehirde ben garip \nBu altmış yıl ömürse! Boşa geçti ömrümüz\nHayatımda bahar yok ya kış oldu ya da güz\n\nBuna hayat denir mi doğdum günden beri\nGönlüm kederle dolu! Elimde güz gülleri\nDuygularım ya sarhoş ya başıboş serseri \nİnan ki fark etmiyor ha gece ha da gündüz\nHayatımda bahar yok ya kış oldu ya da güz\n\nBenim için zor lakin yazması söylemesi\nSevenim hiç olmadı yalnız aşkın hevesi\nHep ensemde hissetim ya ayrılık ya sesi\nTüm yollarım bir yokuş el âlemin ova düz\nHayatımda bahar yok ya kış oldu ya da güz\n\nBazen içimde sessiz duyulmayan feryadım\nHasret desen en içten, en derinden yaşadım\nDünya denen bu handa yürürken adım adım\nBoynu bükük çilekeş ya da say ki bir öksüz\nHayatımda bahar yok ya kış oldu ya da güz \n\nHangi dalda gül varsa diken elime battı\nMutluluk yaşamadı her an hasreti tattı\nİçim savaş alanı duygular mevzi hattı\nHep karanlık içinde ışık olmaz önümüz\nHayatımda bahar yok ya kış oldu ya da güz \n\n14.7.2015\n\nhttp://erdalkoca.com/2015/07/guz-gulleri/\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz gözü",
        "poet": "Akın Akça",
        "poem": "\n\nYaşar güz gözü,\nağlayan tarih limonsineği\nhep üretti \nmutlu umutlar aynayı.\ngöz kapağı bu işe yarar.\nAnkara'da kar yağar, yağmur\ngeçmeyecektir günler kavruk\nAlışıktır ama insanlar\noynar, danseder.\nYapraklara bakarım.\nGöz kapağı bu işe yarar.\nUyur uyanır güç toplamışızdır.\nBazen açık uyusa gözümüz\naklımız da açık kalırdı\nbelki kimbilir, uyurken.\nNapardık tüm ışınları görsek\nBakarım yapraklara,\nparkta ormanda; göz \nkapağı bu işe yarar.\nBir kere söylenir bir söz\n-bahara dair.\nO baharda hem güzayaz\nvardır hem kış ve yaz.\nDenize girersin\nkoşa koşa sahile.\nKar topu oynarsın sevinçle.\nbakarsın buğulu gözlerle\nsararmış yapraklara.\nBir yükselişidir güneşin\nDoğu'dan beliren şakak şafak.\nHem batı hem güneydir\nDoğu Güneşi; \nGüney'in kükreyişi\nhalleridir kır çiçeklerinin.\nYılbaşı, sevincidir\nkuytu hüzünlerin\nsevinçlere dönüştüğü.\nGöz kapağı \nve bir güz gözü\n-çenendeki bir gamze,\ngarip bir tepegöz.\nYerlerde, parklarda,\ndikkatli mutlucasına.\nSüzülerek mi inmiş\nyapraklar sen gece uyurken.\nŞimdi sen süzüyorsun\nAnkara onu, Kurtuluş'ta.\nYaşanarak itilmeyen sarı,\nkah solmuş kah gülmüş; \ninsanlar coşarsa \nvar mı bunun önemi...\nHalkbankası da özelleşmiş\ndört mevsim Türkiyem'de.\nNe yani, sen şimdi \nkalkıp dans etmeyecek misin.\nDevlet Baba, buyur...\nDevlet baba görür.\nDevlet baba göür,\nhükumetler oynaşır.\nGeçişkenler geçer elenir.\nGeriye kalan gene doğadır\nki o oluşturmuştur\ndevleti de...\nFırsat vermeler....\nMevsimler\nböyle geçer gider.\n\nMutsuzluk bilmeyen\nbaykuşun çırpınan gözleri,\ngecenin içinden\n- U dönüşlüler...\nHep bir baca,\nhep bir adım öncesi.\nYine de kötükorkusuzluk değil\nhep şeherde yaşamak.\nDeğil fecrin baltası,\nkorkan korkusuzluklar.\nÇarşafa attığın karpuz\ngibi iz bırakır evren\nkemirgen, kıvrık.\nGüneş bir gece korksa,\ndüşüp içine çökebilirdi,\neğri uzay içersinde.\nDüşüncelerimizin düz olduğu,\nbir kez çökeni\neğri uzay daha bırakmaz.\nFarklı şeyler öyleyse\n'korkusuzluk eve',\nve 'güle oynaya ağarmak', \ndeğil çok aynı şeyler.\nMevsimlerle işler yağmur,\nkar, kırağı, öğlen 12; \nSilahın kıvrımları \ngibi bir öngörü, hayat\n-neye yorarsan, şöyle:\nAtlantik ötesinde öyle,\nTSK'da böyle.\nMazlum hazan masumluğu,\nkorkusuzluğudur\ngüneş-doğan\ninsanların gözünden; \nuyuduğunda gözkapağı,\nuyandığında dünya.\nHer mevsim bahar hülya.\nBuhur Meryem şu ya.\nKi gerçektir derinden, ve\ngerçekleşir ise\ndünya daha farklı olacak \ndemektir. Korku, \nsızlar; güya...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "** Güz gülleride solar **",
        "poet": "Güngör Uslu",
        "poem": "\n\nSelamünaleyküm can, iki bin on sene,*\nOn iki Ekim Salı, güz gülü zâr yine.*\n**\nSonbahar hüzün var, vaktimiz az kaldı,*\nGül ten sararıp soldu, naktimiz az kaldı.*\n**\nSonbahar puslu nehâr, her akşam yaslıdır,*\nÖmrün yaprak dökümü, her yaşam paslıdır.*\n**\nSonbahar yaşlandı yıl, ölümden haber kış,*,*\nHer günün gözü yaşlı, gül soldu sefer kış.*\n**\nGüz gülleri goncalı, zemheri yakar bak,*\nYağmur ve sel vurur, ak peri bakar bak.*\n**\nSonbahar elem katar, gül tende kan üşür,*\nHergün ağlar gök ve yer, gül tende can üşür.*\n**\nSonbahar nazlı mevsim, tül bahar adı var,*\nAnsızın sırttan vurur, zehri nâr tadı var.*\n**\nSonbahar loş simalı, sararır gül keçe,*\nZülfü ıslak bir dilber, kararır tül peçe.*\n**\nSonbahar, su koyverir, seli taşkını bol\nRüzgârı pek sert eser, yeli aşkını bol,*\n**\nSonbahar bulut döker, dağları sis çoğul,*\nBerk çakar gökler gürler, inletir kös davul.*\n**\nUslu güz yolun sonu, heybeyi peyle çok,*\nHayat bir rüyâ imiş, tövbeyi eyle çok.*\n**\nKul Uslu 09.10.2010-13:55 Samsun\nZübeyir Güngör Uslu\nwww.ayyildizfm.com  (0542 423 00 56)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz Güzeli Sinop",
        "poet": "Mehmet Akif Tiryaki",
        "poem": "\n\nDövüyordu duvarlarını eski kale surlarının\nvuruyordu kıyılara\nsavrulup kıvrım kıvrım Karadeniz\ninsanlar sırtını dönmüş\nsonbahar kışa alışıyor\n\nKaradeniz çalkantılı\niçi içine sığmayan afacan çocuk\nyaz günleri ne usluydu\ngöl gibi yerli yerinde \nkıyılarda\nrüzgarın arkadaşı uzun boylu dalgalar\nsanki yaz günlerini arar gibi\nyağmur tül perde asılmış havaya\nçeyizi gelinimin\ntoprak kokuyor hava\ngün akşamı ağırlarken\nkaranlık çöküyor üstüne \ntaze geceye merhaba\nsıkıca giyinmiş insanlar\nböyle de güzel Sinop\nmerhaba aralığa ocağa\nkasıma da merhaba\nmerhaba Diyojen'in torunlarına\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Güz Güzeli",
        "poet": "Çağın Eren",
        "poem": "\n\nYeşil,bir hayalet misali kaybolunca,\nDans eder güz güzeli hafif yağan yağmurda.\nBuram buram toprak kokusu,\nBiten aşkın,güneşin,denizin renkli oyunu.\nYazdan geriye birkaç renk kaldı şimdi.\nSarı,kırmızı,hüzün ve acı..\nGöç eden kuşların kanat çırpışlarındaki serinlik,\nYön versin yağmura,rüzgara,savrulan yaprağa..\nDerin bakışlardaki küçük gülümseyişler,\nHayat bulsun minik bebeğin üzüm gözlerinde,\nHayat bulsun güz güzeli mevsimde…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz Hüzünlerimle Ağlayacağım",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nBeni sevmen geç artık\nSen gözlerinde bir bahar saklıyorsun\nBense güzle yaşamaktayım.\nSevgi sözcükleri dudaklarındaki gülüşlerde\nKimi zaman utangaç kimi zaman davetkar\nKimi zamansa alaycı\nGözlerimi öpüp öpüp geçer.\nSen akşamın kızıllığında\nDemleniyorsun yüreğimde \nGözyaşımın damlası olarak                                                                      \nIlık meltemler dağıtırken saçlarını\nDokunmak koklamak bir hayal şimdi.\nSen aşk için yaşayacaksın yarınları\nBense ayrılığımı anlatacağım\nAnılarımda yalnızlığıma.\nBelleğimin bir köşesinde saklarken seni\nKelebeğe dönüşmeden kuruyacak kozam\nSen yeni baharlara başlarken sevgilerinle\nBense hep güz hüzünlerimle ağlayacağım..\n\n\n\nAntalya  12 / 10 / 2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz Hüzünleri",
        "poet": "Mehmet Binboğa",
        "poem": "\n\nsarı yapraklar arasında \nkuş ölüleri / örselenmiş hüzün \ney güz ne zamandır böyle \napansız yakalarsın beni \nsarı yapraklar arasında \n\nkaşla göz arasında \ngeçip giden solgun gün \nvedasız bir yolcudur artık \neski aşklar sızlatır burun direğini \navcumda baharın özeti kurumuş bir gül \nyüreğim bağ bozumu \nsarı yapraklar arasında \niki derin uçurum \n\nbacalar şenlendi \nbir duman bir duman \nmutluluk dokuyor olmalı \nevlerde birileri \nbu terk edilmiş parkta \niki kişiyiz şimdi \nununu elemiş bir köpek \numudunu yitirmiş ben \nsarı yapraklar arasında \nne gelen var ne giden \n\nMehmet Binboğa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz Küskünlüğü",
        "poet": "Deniz Çetin",
        "poem": "\n\nTavşan olamadı küskün yüreğim\nDağ şeklini çoktan alsa da dostlar…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz Masalı",
        "poet": "Zeki Tüyen",
        "poem": "\n\nyağmur yağıyor derinden derine\nyer gök karanlık\ntoprak ıslak\ngüze yeşil yandı\nyaza kırmızı\ndoğa kanunları gereğince\nhep böyle olacaktı\n\ndallar arasında mahzun\nbir yaprak haykırıyor ölesiye\ngelme güz gelme! \nıssız bir geceye hazırlanan gün\ngüzü masallaştıran yağmur\nneden nisandaki gibi\nparlak değil\nneden insanlar suskun\n\nve gün batıyor çığlıklar arasında\nbulutlar ardına gizlenmiş yıldızlar\nbelli belirsiz, ürkek\nacımasız bir rüzgar\nsürükledi yaprağı\nyaprak da sürüklendi çaresiz\nson tazeliği bu onun\nkoptu sevdiğinden\nyol aldılar günlerce\ngidecekleri yer meçhul\ndoğa gözyaşı döktü geride\ngöz yaşı sel oluncaya dek\noluk oluk\n\nbursa; 9.09.1971\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz Mü Geldi*",
        "poet": "Bayram Tunca",
        "poem": "\n\nGeliyor, yağmur yüklü bulutlar\nEğmiş başını aynı yöne ağaçlar\nDireniyor, sanki sarı yapraklar\nRutubet kokuyor gri topraklar\n\nEstikçe rüzgar sallanıyor dallar\nRaks edip, öpüşüyor yapraklar\nVeda türküleri söylüyor kuşlar\nYuvaya koşuyor tüm böcekler\n\nKoptu yine dalından yapraklar\nAyrıldı yine yuvasından kuşlar\nArttı yine kalplerdeki vuruşlar\nKanat çırpıyor, göçmen kuşlar\n\nHer güzde yaşarız o yalancı baharı\nGörünce hafiften yeşeren o çimeni\nSanki, bahar geliyor sanır seviniriz\nArzın sarardığını görünce üzülürüz\n\nDöküldü yaprak, çıplak kaldı dallar\nÖrtüldü sarı yaprakla patika yollar\nGiden gitti, gerideki yetimler ağlar\nHazan oldu, gönüldeki yeşil bağlar\n\nBir bir rüzgara kapıldı sarı yapraklar\nHep sarıya boyandı arzdaki topraklar\nKefensiz ölü gibi açıkta kaldı ağaçlar\nVeda korosu oluşturdu tüm varlıklar\n\nKimi uçarak, kimi koşarak, veda etti\nHer birisi ayrı ayrı keder bırakıp gitti\nHer birinin gidişi, batan birer pıtraktı\nHicranlı gözyaşlarım yine su gibi aktı\n\nVeda nidalarına, hangi yürek dayanır\nGüzün gördükçe, veda eden canlıları\nİşittikçe, yürek yakan veda nameleri \nYüreğim efkarlanır, ciğerim paralanır\n\nBu vedaya anca kara toprak dayanır \nElveda edenleri, öğütüp de içine alır\nNicelerini, sır gibi bağrında saklarlar\nBayram gibisini ancak toprak paklar\n\n15.09.2002-15.15\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz Önünde Suç İşledik",
        "poet": "Reyhan Sur",
        "poem": "\n\nkabadayı bir güzdü \ntanrı mücevheriydi nar \n***** \n\nbir tutam eylül çığlığı \nve kabadayı sonbahar.. \ngül derledik dudaklarımızdan \ndidikledik ürperik geceyi \nyaslanıp başsız gövdesine \ngözü önünde nar ağacının \n\nılık çam havasına \nyapraklar döktük \n\nay kuleden \nloş bir bulut \naçıp düşünü \nışık eledi üstümüze \n\nuslandık \nsevgi damlalarından \nkalburüstü.. \n\nıslandık \n\ntanrı mücevheriydi nar \ngüz önünde alnımıza suç işledik...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz Rüzgârları",
        "poet": "İlyas Memiş",
        "poem": "\n\nGireli mevsimine ahiri ömrümüzün,\nSarardı bahçeleri, sardı gönlümü hüzün.\n\nSerin güz rüzgârları esmeye başlayalı,\nNe günün tadı kaldı ne de artık gündüzün.\n\n                                                 Ekim 2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz Sarhoşluğu",
        "poet": "Arzu Durak Satıcı ",
        "poem": "\n\nBir sonbahar sarhoşluğunu yaşıyor gönlüm\nGözlerimde sonbahar yağmuru\nSonbahar sarısı benzim\nSonbahar hüznü kadehimde içtiğim\nSen öyle uzaksın ki yaz gibi...\nUlaşılmaz olduğun tek bildiğim.\nYüklenmiş özlemi,hasreti bedenim\nYollar radında sensizim\nSensizlikten bitkinim.Sen çok uzaksın sevdiğim.\nYaz gibi...\nBir sonbahar rüzgarı savuruyor saçlarımı\nDilimde yarım kalan bir şarkı.\nElimde olsa silmezmiyim yolları? .\nBeklemekten bezginim\nBildiğim tek şey seni seni çok sevdiğim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz Şiiri",
        "poet": "Gökhan Can A",
        "poem": "\n\nKasımda sarı saçların \nDökülür mahzun mahzun \nBir yağmur eşlik eder \nMerak etme yol çok uzun \n\nHırçınlaştı Karadeniz \nKorkup kaçtı dalgalar \nUğuldayarak uzaklaştı \nBoğuk sesli rüzgar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz sürgünü",
        "poet": "Haluk Yolsal",
        "poem": "\n\nGüz sürgünü\n\n                                           kaya çatlaklarından güne uzanan tohumlar\n                                           yeşertir benliğinde direngenliği\n                                           kaynağında kurumak üzere olsa bile\n                                           her damlası bengisu\n                                           bir su yürür umut yüklü bedene\n\n                                           güneşin soğuyan avuçları okşuyor\n                                           ara sıra sıyrılıp  ağaçlardan \n                                           yetim çocukların solgun bakışlarını\n                                           ve her renkten saçlarını \n\n                                           sessizliğin ürküten soğukluğu yaşanır\n                                           herkes kendi derdinde\n                                           hızla sararmaya başlayan çiçekler\n                                           kocaman gövdesiyle şu ağaç\n                                           ve suskunluğu seçen yorgun böcekler\n                                           güz sürgünü çatlayan tohumların\n                                           özgürlük şarkısını söyleyecekler\n\n \n\nÖzgeçmişi\n\n1959 yılında Trabzon’un  Maçka ilçesinin Yeşilyurt köyünde doğdu.\nİlköğrenimini Örnekalan  ilkokulunda,orta öğrenimini  Maçka  lisesinde tamamladı.1980 yılında Trabzon Fatih Eğitim enstitüsü Türkçe bölümünden mezun oldu.8 yıl özel bir şirkette\nçeşitli görevlerde bulundu..1989 yılında Ağrı ilinin Doğobayazıt  ilçesinin Subeşiği köyünde öğretmenlik görevine başladı.Daha sonra Samsun Terme Balkamlı ilköğretim okulu,Sakarlı lisesi,Terme ilköğretim okulu,Samsun merkez Adnan Kahveci ilköğretim okulunda çalıştı.\nHalen 23 Nisan İlköğretim okulunda görevine devam etmektedir.\n\nŞiirleri, Karedeniz Kültü Sanat ve Kıyı dergilerinde yayımlandı. Çiçek Uzat Yıldızlara adlı bir şiir kitabı bulunmaktadır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz Ve Hazan",
        "poet": "Engin Tığlı",
        "poem": "\n\nOysa siyah beyazdı bizim sevdamız,\nRenklerin gösterişinden uzak, tüm çıplaklığıyla sade.\nO beyazdı ben siyah, o güneşti ben bulut, \nBen yağmurdum o toprak kokusu..\nHep ardı sıraydık birbirimizin, ben geceydim o gündüz\nO bahardı, ben güzde hazan\nO çiçekti, ben kurusu yaprağın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz Ve İlkbahar",
        "poet": "Muratcan Gencer",
        "poem": "\n\nBir sonbahar sabahı döküldü yapraklarım,\nHer gün acı çeker oldu dallarım, \nHer geçen saatlerde üşüyor ruhum,\nYine sensiz yine yapayalnızım. \n\nBir ilkbahar gecesi canlandı ömrüm,\nSevdiğine yeniden kavuştu deli gönlüm,\nSana olan aşkından sevmez başkasını yüreğim,\nBen bu aşkta yalnız senle yürürüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz Ve Yolculuk",
        "poet": "Kamil Çolak",
        "poem": "\n\nYapraklar sarı, olsun...\nŞemsiyeler bir garip açılır rüzgara\nDolar yüreklere damlaların ince sesi\nKarşıda vapurun kampana sesi\nYüreklerimizi burkar, çantamızda\nGüz ve yolculuk...\n\nYapraklar sarı, olsun...\nAkşamlar gelir kara bir çul olur\nKuşlar yuvalara inanç anlatırlar, hû\nBulutlar kurşun gibidir ay kararır\nParkların ıssız karınlığında iki sevgili\nOynaşır durur yarım canlı parmaklarıyla\nTenhadır güz ve yolculuk\n\nYapraklar sarı, olsun...\nTren yanaşır yanaşmaz, kalbin zamanı\nVurur anıların tazeliğini\nÇocukların öpülesi yüzleri solar\nUlu çınar dillenir oğul oğul\n“gidip de gelmemek var”\nsöylüyorum, hüzündür güz ve yolculuk\n\nbeni şiirlerde hep güz akrebi sokar\nsarı zehir akar bileklerimden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz Yağmuru",
        "poet": "Celal Kabadayı",
        "poem": "\n\nyaprakların hüzün saçtığı zaman\nkaçınılmazlığın dönemidir aşktan\nne yana kaçsan yağmurlanırsın\nyağmurlar ki birer notadır her damlası\nyalnızlığın ince tellerine damlayan \n\nhep ama hep yağmur yağar anılarına \nadımlarını bekler kentin bütün sokakları\nama beklemez köşe başlarında seni \naşkından sırılsıklam olduğun kız\ngerçeği yağmurdan bir tül sanırsın\noysa perdelerin ardına gizlenmiştir düşlerin\n\nçağrışım okları saplanır uslanmaz yüreğine\nacının tutsağıdır vurgun yemiş bakışların\nne yana baksan sevilenirsin\nseviler ki\nçoktan gitmiştir kendileri\nyalnızca hüzün kalmıştır geriye\n\nöyle bir hüzün ki \nne sokaklar ne sen\ntaşıyamazsın\nyağmur mu yağar sokaklar mı ağlar\nanlayamazsın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz Yüzlüm",
        "poet": "Ertuğrul Şakar",
        "poem": "\n\nGüz yüzlüm\nHayatım\n\nYeşermiş baharlardan\nSararmış baharlara\n\nKahve gözlüm\nAltın sarısı umutlum\n\nKırık dalların yorgun\nÜzüntü peteğim\n\nÜzümü derilmiş bağ\nHazan fırtınam\n\nGüz kapısı aralı\nYüreğin nereli\n\nAşk atım\nSevgilim, hayatım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz Yağmuru",
        "poet": "Davut Altınsu",
        "poem": "\n\nGüz Yağmuru\n\nGüz soğuğu kemikleri deşmeye başlamıştı bile, bulutlar sim siyah, rüzgârın sesi gök gürültüsünde kaybolmuştu.\n Adam merdivenden indi, tavuklara yem verecekti.\nAyak sesine kız kümesten dışarıya fırladı, yüzü taş kesilmişti, soğuk bakışlarında korku, kin ve acı fışkırıyordu, yalvarış dolu elleri ile adamın ellerini sımsıkı tuttu:\n—Baba artık Ahmet yok, benii içeri al! \n Ahmet köşede sessizce onu izliyordu.\n Kız dayanamayıp gözünü köşesinden Ahmet’e sevgi ve utanç ile baktı. \nAdamın gözünden kaçmadı bu bakış, kızın baktığı köşeye baktı. Ama Rüzgârdan eğilmiş çalıdan başka bir şey görünmüyordu. İçini çekti, yanakları hüzne büründü.\nAdam  Kızı şizofren olduğundan habersizdi, hocanın dediğine göre kız’a Ahmet adli bir cin ruhuna musallat olmuştu, Yedi gün boyunca her ezan vakti Nas süresini kulağına 3 kez okunması gerektiğini söylemişti ve 5 gün daha kümeste kalması gerekiyordu. Eve alırsa cinler onlara da musallat olabilirlerdi.\nGeceyi uyuyamamıştı dışarıdaki kızın ağlayış içini yakmıştı, seksizce ağlamıştı,\n— biraz daha dayanman gerekiyor. kızım diyemedi\nKız titriyordu, gözlerinde kin yerini yalvarış almıştı.\n—Baba beni eve al! Ben kötü kız değilim. Yalvarışlı gözyaşları hiç dinmiyordu\nGözlerinde umutsuzca bir umut gizli idi\n—Dün Hz. Ali’ye mektup yazdım benim intikamımı alsın diye, size cevap yazdı mı? \nSöylerken annesine olan nefreti kalbini doldurmuştu, sesinde belirsiz bir umut vardı cevap yazdı mı diye sorduğunda.\nAdam dondu, çok şaşırmıştı, sabah takvimin yaprağında Hz. Ali’den bir rivayet vardı.\n—Baba yalvarıyorum beni içeriye al ben kötü kız değilim Ahmet’e söyleyeceğim bir daha gelmesin.\n Buz kesmiş elleri yalvarış dolu idi. Yüzü taş gibi, bir tek gözleri canlı idi. \nEzan okunuyordu.\nKızın elinden tuttu eve götürdü yemeğini önüne koydu. Kararsızdı, odada dolaşıp duruyordu, dışarıda fırtına ağaçları sökecek kadar güçlü idi. Gök gürlüyordu. Takvimdeki yaprağı kopardı ve sobayı onunla yaktı. Isınması için sobanın üzerine bir tencere su koydu.\n Akşam olmuştu, evin karanlık tavanda ateş dans ediyordu.\nKız dizlerini elleri ile sarmış, yemeye dokunmuyordu, bakışları belirsizdi.\n\n Su artık ısınmaya başlamıştı tencereyi alıp banyoya götürdü. Kızın elinden tutarken kız acı çığlık attı.\n—\tBaba lütfen beni dışarı atma. Gözlerinde korku ve yalvarış vardı\n—\tArtık hep evde kalacaksın kuzum, bağrına bastı, İçi sızlıyordu.\nKız biraz rahatlamıştı ama içindeki korku bir türlü dinmiyordu\nBanyoda kızının saçlarını yıkarken kız gözlerini babasının gözlerinden ayırmamıştı.\nAcı, korku ve sevinç karışmıştı gözlerinde, kız bir türlü inanası gelmiyordu bu sözlere. Dışarıda yağmur fırtınası vardı, Baba kızının anlını göğsüne dayadı, kendine hakim olamadı ve Yanaklarından damla damla aktı.\n\nTarih:14.10.2009\nSabah Saat: 02.39\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güz Yapraklarında Hüznün Faslı Renk Cümbüşü",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\nHayatın bir akış olduğunu hangi biz birbirimize serpiştirdik? \nYaradan tarafından Yaradan kalbimizde çiçek çiçek; \nSonunda bir rüya gibi geliyor yaşam, rüyada kayboluyoruz! \nHayata göre geçmiş bir şamandıra şimdi ki bakışla..\nBiz sadece yaşananlardan memnuniyetimizi sunuyoruz.\nUmut ile 'nefes alıp verme güzelligi' nin farkındalıgında\nNeşe ile 'aşk ve sevgi arasında hep yaşama arzusu..\n\nAçan yaprakların gül dağılımı, onların genişleyen kapsamı,\nOnların istihdamı uzak, bilmeden kavrayamadıklarımıza\nBiz bilmeliyiz ögrenip göremediklerimizi kopmadan, asla! \nVe her güz figan olur icimde düşüşen yapraklara hüznüm\nOnları uzaktan izlerken temizleyicilerinin ne düşündügü,\n'Her biri gitti, artik iş bitti' faslından başka ne değildir? \nSonsuz yolların ötesinde renginde aglayan yapraklar\nYalnız kaldınız, aglamaktan başka bir şey yapamadım\nBu benim yaşım acele üzerinde iken size hüzünlendi biliniz! \nKokunuzu bir daha ki yaşamlara dek içimde hissedecegim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzayazi",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nSisli uzaklarin pusunda daglari saklayip örten\nCumartesi bugün bulanik beldelerde sessizligin koynunu kucaklayan üzgüye\nUnutulmus bir izin yalinayak \nYalcin yamac yorulmak nedir bilmeyen yalnizligini kimsesizligin eristigi uca ileten\nBagri yanik kibritler gibi kora köz atesleyenin narina\nMechul adimlar araligini aralayan döküntülerde gazel cigligi sonbahara harman olup\nFisiltilar ersliginden artik tütmeyen igde kokularina öpüp koklamayi dileyen hayali\nDüsler kuruyor agir serpeneklerde göcmen\nPusulasi hasret\nGayreti güz\nGidisi ayaz\n…ki ayaz….\nCumartesi bugün biraz ihtiyar yilkisi yaz\nBiraz bahar eskisi kacak\nBiraz ekim avarasi alazayangin\nKülü bulutlara karisiki ve yerden göge yagmurlu\n\nSeyfi Karaca……………Ekim / 14\n\n\n"
    },
    {
        "title": "..GÜZ YANİ KıŞ",
        "poet": "Onur Bilge",
        "poem": "\n\nDağılanların toplanışı\nBirleşenlerin ayrılışı\nİçe dönüş\nKapanış\n\nHüznün\nYüzlerdeki sarı ışıltısı\nAyrılığın\nYavaş yavaş hızlanan\nAyak seslerinin\nKulaklardaki çıldırtan yankısı\nVe gittikçe artan yürek sızısı\n\nGözleri buğulu güz\nSıcacık paylaşımların\nSoğuyan yüzü\n\nAyrılığın sillesi\nAşkın hıçkırığı\nGözlerde binlerce cam kırığı\n\nGöklerin yarılışı\nCanın, candan koparılışı\nBardaktan boşanırcasına yaş\nSular seller\nAçılan eller\nDoğanın duşu\n\nSonra içsel savaş\nYani kış\nKıran kırana \nVuran vurana \nKırış kıyamet\nBarışsız\n\nYani \nYani içsel savaş\nYani kış\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzbaharı",
        "poet": "Mustafa Yuka",
        "poem": "\n\nçıldırmıştı  güz\neylül esiyordu yapraklar\nben\ntarihin misafiriydim\ninsanlığın, hiçe sayıldığı zamanlarda\n\nyapraklar soluyordu\nyaz baharında\ngüz baharında\nnazik\nve çocuğumsu\nyeşil yapraklar dökülüyordu\nbenim sonbaharımdan\n\neylül eserdi baharlardan\ndaha çağlaya hazırlanmadan\nkoparıldılar dallarından\nkayısı kıvamında çiçekler\nkoparıldılar\neylül şafaklarında\n\ngünlükler kan lekesi\nkurşunlar sağanak\nve hava ağır\nkent\nküf kokuyor\nkalleş bir gecenin şafağında\n\nglobal patentli ajans\naltın tabaklar içinde\nbir jest sunuyordu\nbir siyasinin amerikan günlüğüne\n\nTarih\nçizik plak misali\nben ise hüzünlere gebeyim\n\nbugün\non gül açıyor\non gül batıyor\nbenim günlüğümde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel",
        "poet": "Arif Babacan",
        "poem": "\n\nGördüm güzel, güzel oldum güzelce,\nGönlünü çalayım dedim olmadı,\nBir dirhem alayım dedim, sessizce,\nGönlüme süreyim dedim olmadı...\n\n20.09.2004 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzdü",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ngüzdü gelen\ngüzelliğiyle\nhüznüyle\nçıktım yel tepesine\nkolaçan ettim\nrenk cümbüşü çevre\nsolan eskiyen dökülen\ngöze görünen\n\ndüşe daldım\nbahara dek\nsevgilim öpecekse beni\nsessizce öpsün\nmevsim hazan\noyun bozan\ndağılıp dağılıp\ntoparlanan\n\n010109 denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güze bulanmış bir gençlikti o...",
        "poet": "Ceyda Görk",
        "poem": "\n\nGÜZE BULANMIŞ BİR GENÇLİKTİ O…\n\nbahar ve yaz yaşamış mıydım o zamanlar\nşıkır şıkır çağlayıp gitmelere var mıydı hevesim\nşahitti yeni yetme aynalarım\nben değildim o kocaman ela gözlü \nuzun kara saçları yüzünü perdeleyen\ngeldiğim sonsuzluğu\nözler gibiydi nedense hallerim\n\nhayallerim var mıydı\nhiç hatırlamıyorum\nbelki de henüz doğmadan \nçok önceleri bilinirmiş muradım\nve ondandır sanırım\nbeni tepeden tırnağa hazana bulamışlardı\nhep bu yüzden yıllardır\nsiyahların üstüne sarılar serperdim\n\nbu sebeptendi temmuz ortasında\neylül yağmurları bulur yıkardım saçlarımı\nson yaz bahçelerinde\nbeni çiçekler  değil de nedense\ndüşen ilk sarı kızıl güz yaprakları \nbüyü gibi çekerdi hep kendine\nsararan minicik otları \ngöç hazırlığına başlayan kırlangıçları gözlerdim hep\nve gökyüzünü seyrederken  pür-kederdim\n\nne akran sohbetleri\nne de fuzuli muhabbetler\nben hep kitaplarıma\nkağıtlarıma kalemlerime \nben hep kendime\nalır başımı kaçıp kaçıp giderdim\n\nbağlıydı gençliğimin gözleri biliyordum\nbin yaşındaydı gönlümün içindeki bakire\naç martılar gibi dolanırdı başımda sevda\nve hala tepiniyorlar çatımda vazgeçiremedim\npaslı bir kilit asılı hasret kapısında\no kapıdan geçmeyi\nbilemedim\nhiç bilemedim…\n\nCeyda Görk………..30 ağustos 2007… 18.50\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel",
        "poet": "Mustafa Suat Geleri",
        "poem": "\n\nHer karşılaşmamızda güzel diyorsun\nve de pişmiş kelle gibisin...\nanlamadım..\nAraba mı, ev mi, Ayşe mi güzel\nyoksa,\nyoksa cebimdeki mi?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel",
        "poet": "Mehti Aslanboğa",
        "poem": "\n\nGünlerin vefalı bir görüntüsü\nKalmadı sen buradan gideli güzel\nHayatın bir tadı kalmadı gibi\nSen veda edeli gideli güzel\n\nAklımdan çıkmazsa nasıl ederim\nBen bu derde çare arar gezerim\nNe de hasret kuytularda hasret dizerim\nSen veda edeli gideli güzel\n\nRüzgara sordum ben bu gün halini\nO yar hiç adımı anmaz mı dedim\nBir gece uykusuz kalıp da beni\nSatırlara gömüp yazmaz mı dedim\n\nAğladı geçmişim sustu sensizlik\nKeder denen ağırlıkları bildik\nBiz geçmişi bir kalemde sildik\nSen veda edeli gideli güzel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel",
        "poet": "Mahmut Gazi Şimşek",
        "poem": "\n\nÇirkinlik, görünen değil; \nÖz kemaline bakılır…\nGüzellik, kaşla göz değil; \nHoş cemaline bakılır…\n\nGüzelde yoksa güzellik:\nÇirkinlere taş çıkartır…\nYa çirkindeki güzellik? \nHor bakanı çatlatır…\n\nSen, çirkinliği bilmesen:\nHiç güzeli tanımasın…\nGerçek güzeli bilmesen:\nAsla güzel sevemezsin…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel-2",
        "poet": "Engin Yılmaz 2",
        "poem": "\n\nGüzel ayrı bir yalnızlık kelimesi\nGüzelden ötesi bahar\nAynı kelimeler olsa kullanılan\nGüzellik gibi güzel \nYa da yalnızlık kadar acımasız...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel",
        "poet": "Fadlı Doğan",
        "poem": "\n\nYüce dağlar aşıp geldim ben size,\nGüzel gül dalından bir gül kes bize,\nYolum yokuş idi çıktım ben düze,\nCanım gül dalından bir gül kes bize.\n\nNice ağalar, beyler dize getiren,\nGençleri ardından ah ah çektiren,\nHer gün binlerce canı yiyip bitiren,\nGüzel gül bahçenden bir gül kes bize.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel",
        "poet": "Hilmi Can",
        "poem": "\n\nEy kalem, kul ne sezer,  ne derlerse yaz güzel\nHakk dilerse harf dizer, kış ilkbahar yaz güz el...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel",
        "poet": "Cemil Öksüz",
        "poem": "\n\nSeninle ömür boyu yaşamak ah ne güzel,\nUğruna şu canım,feda etmek ne güzel \nSensiz olan güzelli; olamaz asla güzel.\n\n..........Güzel  güzel  çok güzel,seninle herşey güzel,\n..........Seni sevmek inanki; sevilmek kadar güzel..\n\nBen yalnız seni sevdi,başka sevemem güzel,\nBakışlarınla beni öldürüyorsun,güzel..\nSen ne kadar güzelsin...güzellik   sende güzel.\n\n..........Güzel güze,çok güzel seninle herşey güzel,\n..........Seni sevmek inan ki   sevilmek kadar güzel..\n\n............................ 13.02.1980..Bursa -Sarıkamış yolculuğu...\n\n............Ah o günler...Bir roman hazinesi...Mahkûm umutlar ve ötesi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel",
        "poet": "Engin Yılmaz 2",
        "poem": "\n\nne güzeldi güzellik olabilmek\noysa tüm güzellikleri yeniden güzel olarak izlemek vardı\ngüzel bir aşkın kıyısında...\n\n21 AĞUSTOS 2014 PERŞEMBE\nESENBOĞA/ANKARA\nSAAT:19,05\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel",
        "poet": "Şükrü Hazanlı",
        "poem": "\n\nHer güzel görünen bir heves gibi,\nKalbime girip de şöy....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Güzel Ağrı",
        "poet": "Şevki Atik",
        "poem": "\n\nyaylasında koyun kuzu meleşir\novasında deli taylar oynaşır\ndağlarında serin rüzgar söyleşir\nselam sana bir tanem Ağrı\n\nAğrı'dan geçersen İran karşında\nsırma vardır güzellerin kaşında\nyiğitler vermiş yurt savaşında\nşehitler diyarı sen güzel Ağrı\n\nbaharında çevre güller saçılır\nyazlar sıcak güneş yüzde içilir\nkışlar uzun dağlar karla bezenir\nçiçekler diyarı gül güzel Ağrı\n\nAğrı dağın bulutlarla konuşur\nMurat nehrin Fırat ile buluşur\natletlerin yurt dışında yarışır \nünlüler diyarı şen güzel Ağrı\n\nNuh peygamberi bağrına bastın\nbuğday olmayınca eleği astın\nseni tanımaktır amacım kastım\npeygamber diyarı ey güzel Ağrı\n\ngönlümde yerin var seni atamam\nbağrında atam var yalan katamam\nşu fani dünyada sensiz yapamam\ngüzeller diyarı birtanem Ağrı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel...",
        "poet": "Reyhan Tataroğlu",
        "poem": "\n\nSaz güzel söz güzel\n                                    Öze bakan göz güzel\n                                    Hak ateşi yakar bizi\n                                    Yürekteki köz güzel\n\n                                   Gök güzel yer güzel\n                                   Secde eden ser güzel\n                                   Hak ateşi yakar bizi\n                                   Bedendeki ter güzel\n\n                                  Gül güzel! gül güzel\n                                  Gülden sonra sümbül güzel\n                                  Hak ateşi yakar bizi\n                                  Güle aşık bülbül güzel\n\n                                 Gel güzel kal güzel\n                                 Çiçekteki bal güzel\n                                 Hak ateşi yakar bizi\n                                 Ruhumdaki hal güzel\n\n                                Çul güzel kul güzel\n                                Öksüz ile dul güzel\n                                Hak ateşi yakar bizi\n                                Oku diyen  okul güzel\n\n                                Ben güzel sen güzel\n                                Nur içinde ten güzel\n                                Hak ateşi yakar bizi\n                                Gönlümdeki en güzel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Anam",
        "poet": "Ferhat Dede",
        "poem": "\n\nBenim güzeller güzeli anam\nVer de o mis kokulu ellerini öpeyim\nİpek gibi saçlarına\nNadir çiçekleri takıyım\n\nBari bugün ağlama anam\nÇünkü bugün senin günün\nNiye ağlarsın hala\nBak kötü günler geride kaldı anam\n\nBiz mutlu olamayacak mıyız anam\nGöz yaşı olmadan birgün geçiremeyecek miyiz\nBizim için ha yaşamak ha ölmek\nNe fark eder anam\n\nAğlama artık,gülümse biraz anam\nÇünkü bugün senin günün\nBugün anacığımın günü\nÇünkü bugün Anneler Günü\n\n                          ASPAVA\n                       03.05.1999\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Allah",
        "poet": "Turan Bulduk",
        "poem": "\n\nbiz kul olursak Allah'a\nmutlak ereriz felaha\naşk ile deyin bin defa\nAllah Allah Güzel Allah\n\nhem güneşi hem de ayı\nhemde şu şirin dünyayı\nbize şerefli olmayı\nihsan etmiş Güzel Allah\n\nsıhhatli hayat sürmeyi\nrengarenk eşya görmeyi\ntatlı tatlı söylemeyi\nbağışlamış Güzel Allah\n\nhak yolda yürüyen Yüce\nbatılın ipi çok ince\ngünahtan el çekilince\naffediyor Güzel Allah\n\nbaşlara taç o Resulü\no en mübeccel bir kulu\ngösteren en doğru yolu\ngöndermiştir Güzel Allah\n\nçile çekse insan burda\ndüçar olsa da çok derde\ncennetine ötelerde\nyerleştirir Güzel Allah\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Alçakça",
        "poet": "Özkan Şahin",
        "poem": "\n\nGüzellik aradım\nBaşka yerlerde\nBulacağım sandım\nBaşka ellerde.\n\nGüzel olan neydi? \nKör olmalıydım\nFırsatçı dünyalı\nOlmamalıydım.\n\nBu yaşadıklarım\nDeğil isteğim\nMecbur acılarım\nHep çekeceğim.\n\nKendimden her parça\nBir bir verdim\nAteşe attıkça\nKendim eridim.\n\nGüzel olan neydi? \nGüzellik neydi? \nYaşanan acılar\nBendim o bende.\n\nÖğrendiğim tek şey\nBen ben oldukça\nDünyadaki her şey\nGüzel, alçakça...\n\n                7-8-2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Anam",
        "poet": "Şakir Yemenli",
        "poem": "\n\nAnam anam, benim güzel anam,\n                                                 Gözü elâ, sözü yağ- bal anam.\n                                                 Gecemi seher eyleyen; \n                                                 Kışımı bahar eyleyen,\n                                                 Ak pürçekli güzel anam! \n\n                                                 Ab-ı hayat sunarsın tebessümünle; \n                                                 Dualardasın gece ve gündüzünle.\n\n                                                 Ruhun verimli bir toprak,\t\n                                                 Gönlün yağmur taneleri kadar berrak! \n\n                                                 Hatırlamadığım ilk hecem senden,\n\t                                 Dilim dilinden, güzel ‘Türkçem’ senden.\n\t                                 Benim güzel anam,\n\t                                 Güzel olan her şeyim senden! \n\n\t                                                     12.02.2007/ Pazartesi/ 23.55\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Anamın Ak Sütü Gibi",
        "poet": "Aydın Yurtsever",
        "poem": "\n\nSevdam\ngecenin şafağında\nyüreğimin\npullu kelebeğidir\nuçuşur diyarlarında ülkemin\nkurağında toprağın\nsevinç göz \nakar tarlasına\n     toprağı delerek\ngüzel anamın ak sütü\naçan gül tomurcuğudur\n\n\t\tBingöl     1986\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Ankara",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nBaşkentim Ankara, güzel Ankara\nHasretin bağrımda kapanmaz yara\nDüşürdün beni sen közlenen hara\nGözyaşlarım damlar yağan karlara\n\n    (27 Aralık 2006/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Ameli  Ve Kızılderili Prensesin Öyküsü",
        "poet": "Nihat Gülle",
        "poem": "\n\nBir zamanlar dağlarda ovalarda özgürce gezen\nÇiçeklerden başına taç,yapraklardan elbise yapan \nGüzel mi güzel bir kızılderili prenses yaşarmış\nPrenses cheroki yerlilerinin adeta gözbebeğiymiş\nErkekler gibi ata biner ava çıkar avlanırmış\nDağlarda bir geyik gibi kayadan kayaya sıçrarmış\nBazan yerliler babasıyla otururken oda çubuk tüttürürmüş\nÇubuktan gelen tütünler boğazına kaçınca herkes gülermiş\nAnnesi babası onu, gözlerinden bile sakınır çok severmiş\nCheroki yerlileri barış ve huzur içinde oldukça mutlu yaşarmış\nŞelalelerle ve dağlarla kaplı iki dağın arasında kayıp bir ülke de\nÇocuklar gibi mutluymuş,gülünce prensesin yüzünde güller açarmış\nBir gün kötü kalpli beyaz adam topraklarını istila etmiş\nCheroki yerlilerini patlayan borularla bir bir öldürmüş\nOnlarsa zehirli oklarıyla bir kaç beyaz adamı haklamış\nBeyaz adamların komutanı acımasız bir kaatilmiş\nGözyaşları içinde esir düşen yerlileri topraklarından çıkarmış\nAç gözlü rüzgarlar beyaz adamları getirmiş\nCheroki yerlilerini evlerinden yurtlarından çıkarmış\nYerlileri çok uzak vahşi batıya sürgün etmiş\nBeyaz adamlar nehir kıyısında altın arıyormuş\nGüzel prenses ve büyük şefin ailesi topraklarını terk etmemiş\nAtalarından kalan toprakları terk etmeyi reddetmiş\nİyi kalpli bir beyaz adam onları bir eski kiliseye yerleştirmiş\nOrada beyaz adamın himayesinde yaşayıp gidiyorlarmış\nBu arada prenses birbirinden güzel iki çocuk dünyaya getirmiş\nBeyaz adamın malikanesinde yaşayan ameli adlı bir kız varmış\nPrensesin hikayelerini dinleyerek büyüyen bu kız onları çok sevmiş\nGüzel prensesle amelie dost olmuş onlara kucak açmış\nAmelie onlara hergün malikanede pişen güzel yemeklerden veriyormuş\nBöylece prenses ve ailesiyle dost olmuş onlarla avlanmaya gitmiş\nBir cheroki yerlisi olan beyaz tilki ameliyi çok seviyormuş\nOnu bütün kötülüklerden korumak için amelinin ölen babasına söz vermiş\nMalikanenin sahibi ise çok iyi yürekli bir beyaz adammış\nKızılderililere her türlü yardımı yapıyor onları koruyormuş\nBöylece mutlu bir şekilde yaşayıp gidiyorlarmış\nCherokiler iyi kalpli beyaz adamın sayesinde çoğalmışlar\nYeniden bir kızılderili kabilesi haline gelmişler\nBeyaz adam onlara kendi topraklarında avlanma izni vermiş\nAmelie' de tıpkı bir kızılderili prensesi gibi yaşıyormuş\nBir kızılderiliye aşık olmuş ve onunla evlenmiş\nAmelie ye beyaz inci adını koymuşlar cherokiler\nBöylece iki farklı ırkın insanları kaynaşıp birlik olmuşlar\nBirlikte mutlu ama çok mutlu güzel bir hayat yaşamışlar\n\nNihat Gülle\nŞair ve yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Ankara",
        "poet": "Mehmet Sait Şimdi",
        "poem": "\n\n\nYılların uğraşı,çabasıdır bu,\nDost yüzlü güzel kent,şirin Ankara.\nİnanan kulların,sevdasıdır bu,\nEvimiz,yuvamız,yeşil Ankara...\n\nMamak’tan Metro’ya uzanan işlere,\nÇankaya’dan göz etmeli,\nŞimdi insanlar,şimdi insanlar,\nAnkara’dan söz etmeli.(NAKARAT)  \n\nBahçeli,aydınlık evlerin var,\nÇok yüce anıtlı tepelerin var.\nTertemiz yolların,sevdalı hallerin,\nHer yerde bir başka güzelliğin var. \n\nHizmetler renk olur gönüllerde,\nGönüller birleşir tatlı dillerde,\nBugünün,yarının emin ellerde,\nDostumuz,yurdumuz güzel Ankara...\n\nSöz Müzik: Garib Ozan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Annem",
        "poet": "Pervin Gökalp",
        "poem": "\n\nYağmurlar yağıyor toprağına, \nÜşüyor musun annem? \nGüneşi severdin, ısıtırdı seni, \nBir de çiçekleri... \nDünyanın en güzel annesi sensin, \nEn şefkatli, \nVe yüreği engin sevgiyle dolu olan. \nİlk defa sana dokunamadan, \nSımsıkı sarılıp ellerinden öpemeden, \nSana en sevdiğin çiçekleri veremeden... \nAnneler günü nasıl geçecek bilmiyorum? \nOrada yalnız mısın? \nBizler anına geldiğimizde, bizi görebiliyor musun? \nSana olan hasretimizi anlayabiliyor musun? \nOkuduğumuz duaları duyabiliyor musun? \nSeni çok seviyorum güzel annem.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Annem",
        "poet": "Durdu Şahin",
        "poem": "\n\nİmanlı, kararlıydı,\nGül yüzlü güzel annem.\nGerçeğe duyarlıydı,\nGül yüzlü güzel annem.\n\nDualıydı elleri,\n“Allah” derdi dilleri,\nİncitmezdi gülleri,\nGül yüzlü güzel annem.\n\nSevgisiyle coşardı,\nGüzelliğe koşardı,\nBizler için yaşardı,\nGül yüzlü güzel annem.\n\nYalan söze uymazdı,\nDoğruluktan caymazdı,\nBiz doymadan doymazdı,\nGül yüzlü güzel annem.\n\nYuvaya gül sunardı,\nGönlümüze konardı,\nHakk'ı çok, çok anardı,\nGül yüzlü güzel annem.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Atatürk",
        "poet": "Mustafa Nuri İnanç",
        "poem": "\n\nGÜZEL    ATATÜRK\n\nGökte   güneş   yerde   ışık\nSen   ettin   bizi   güzelliğe   aşık\nOsmanlımızı   parçalayan   içte  (istemezük) \nDışta   (bilmezük)   kalemle  atamadık   aşık\nSen  açtın   milletimize   yeni  bir  ufuk\nSeni   sevmeyene  değil   anlamayana  yazık\nBiz   seni   sevdikce  anlıyoruz  YÜCE   ATATÜRK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Atomların Yaptığı Ayak",
        "poet": "Edip Cansever",
        "poem": "\n\nBir menekse duyuyorum ellerimsiz\nO kadar guzel ki, Amerika bile guzel\nSen bile guzelsin bensizce\nAtomlar bile guzel\nMolekuller bile\nToplanip ayak olu....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Atam Korkussuz Kahraman",
        "poet": "Cuma Soylu",
        "poem": "\n\nKORKUSUZ \nKAHRAMAN ULU ÖNDER ATAM \n ***************************          \nUlu önder atam sahip çıktı vatana\nAtam zaman tanımadı düşmana\nDers verdi İngiliz’e Fransız Yunana \nKorkusuz kahraman ulu önder Atam\n*****************************\t\nBoyun eğmedin düşman zül mine\nGelibolu dan dan Çanakkale düzüne\nÖzgürlük bağımsızlık işlemiş özüne \nKorkusuz kahraman ulu önder Atam\n***************************** \nSakarya Dumlupınar Tınaztepe \nAlevler içinde yanıyor dört bir köşe \nSiper ettin göğsünü gerdin vatan diye\n Korkusuz kahraman ulu önder Atam\n*****************************\nÖnem verirdin okumaya yazmaya\nİl ilçe Köy ve şehirleri gezmeye\nÇok çalıştın ilmi tüm yurda yaymaya \nKorkusuz kahraman ulu önder Atam\n*****************************\nSoylu derki Sivas aldı kesin kararı\nMehmet’im düşmana Dar eti meydanı\nSatarak değil kan dökerek kazandık vatanı\nKorkusuz kahraman ulu önder Atam \n*****************************\nHalk Şairi Cuma Soylu.29.10.2012\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GüZeL AYDıN'ıM",
        "poet": "Adem Uysal",
        "poem": "\n\nOldukça yüksektir paşa yaylası,\nAşağıda kalır Aydın ovası.\nAydın zeybeğidir efenin hası,\nEfeler diyarı güzel Aydınım.\n\nAydının insanı sıcak kanlıdır,\nÇalışkandır, merttir, delikanlıdır.\nDüğünü derneği anlı sanlıdır,\nZeybekler diyarı güzel Aydınım.\n\nKuşadası, Didim tatil beldesi,\nBiraz içeride Söke ilçesi.\nDalama tandırı, Çine köftesi,\nLezzetler diyarı güzel Aydınım.\n\nGörülmeye değer, Madran yaylası,\nPek de güzel olur, suyu havası,\nSultanhisardadır, çileğin hası,\nMeyvesiyle ünlü güzel Aydınım.\n\nYenipazardadır, pidenin hası,\nAtçadan sorulur, tahin helvası.\nÇok suludur Karacasu elması,\nKalbimdeki yerin özel Aydınım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Başlamalı Güne",
        "poet": "Nadire Sönmez",
        "poem": "\n\nGüzel başlamalı güne\nYürek dolusu \nOh! \nGünaydın \nSabah aydınlığı \nÖtüşlü küçük kuş\nGünaydın\nYasemin \nHanımeli\nBir gönülden merhaba da\nKomşuya\nDünyanın öbür ucundaki\nÇekik gözlü çocuğa\nTürül türül tüten \nSabah çayı \nMerhaba! \n\nGüzel başlamalı güne\nHer adımda bir ıslık\nVe türküsüyle yeşilin \nSekerek\nDuymalı suyun sesini\nKöprüden geçerken\nBerrak akmalı zaman \nİçimizden.....\n\nGüzel başlamalı güne \nŞaşaırtmalı insanı\nToprağın cömertliği\nGüzelliğin \nNakış nakış olduğunu\nGörmeli\nDinmemeli içimizde\nKuş sesleri! \nGüzel başlamalı güne\nHey!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Aydınlık",
        "poet": "Necati Cumalı",
        "poem": "\n\nAkdeniz göklerinden\nKöpüklerden, limon çiçeklerinden\nGözlerimde kalan\nGüzel aydınlık\n-Nesrini bir defa öptüm....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel",
        "poet": "Musa Öz",
        "poem": "\n\nÇocuk şarkıları, ah bir de\nKuytularda üşüyen\nDalgınca devşirilmiş, al benekli\nGüzel bu kırların yüreği\nGülün en durusu çocuğa işlenen\nDurgun sulardan sinmiş\nÇağla tüten\n\nHüzünlenmek başını alıp giden yaprağa\nGüzel bu şiirlerin ilahesi\nÇocukça sevmek, yüreklerde muştu\nOkul yolu uzunca bir şiir mi Lorca’dan\nSaklar ya hayal kızları bakışlarını\nGüzel bu\n\nSevdadır şiirlere yakışan\nKoklamak çoğul göğüslerini kızların\nGünbalı, püren ve kekik\nGüzel bu öptükçe kuş kanadı\nBarış çiğ düşümünde, kuğu fırtınasında\nBüyür de yar olur şiire\n\nGüzel bu ergenlik hüzünleri\nBuyur edebilmek sevgiliye gülücükle\nGül kokuları, mahmur ve gönül hoşluğuyla\nOkumasa da hiç kimse şiirlerini\nUçur sözcükleri uçur güz renkleriyle\nGüzel bu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Bir Dünya İstiyorum",
        "poet": "Ramazan Alp",
        "poem": "\n\nGÜZEL BİR DÜNYA İSTİYORUM \n\nGüzel bir dünya istiyorum\nbomba seslerinin duyulmadığı\nkurşunların oynaşmadığı\ntankların gezinmediği\nkanların akıtılmadığı bir dünya.\n\n \nGüzel bir dünya istiyorum\nyuvaların söndürülmediği\nbebeklerin yetim bırakılmadığı\ninsanların katledimediği\nsevgiden yoksun olmayan bir dünya...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Bir Akşam",
        "poet": "Özkan Salman",
        "poem": "\n\nGüzel bir akşamdı, yine seninle birlikte,\nGüneş batımıydı, el ele dolaştık sahilde,\nGüneş batarken, taze bir çay keyfinde,\nEl ele, göz göze, sevgi sözleşmesinde. \n\nSerin eser rüzğarlar, güneşten kurtulur,\nSıcak, terlemiş tenlere serinliğini vurur,\nGöztepe sahilinde, güzel bir akşam yine,\nSevgilim seninle orada kalbimiz buluşur.\n\nHer yaştan renkli insanlar dolaşır orada,\nGüzel yaz akşamları güneş batımı kıyıda,\nRomantik bir hava, sevgi atmosferi dolu,\nGüzel bir akşamdı sevgilim mutluluk dolu.\n\nİçimizde bir burukluk, yine veda vaktinde,\nÜzüntü elimizde aşk sözcükleri dilimizde,\nGözümüzde telaş ince bir sızı kalbimizde,\nGüzel bir akşamdı, aşkım seninle birlikte.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Bir Hayat Geldi",
        "poet": "Süleyman Muamma",
        "poem": "\n\nKara dağlar, ardında\nKuşlar ötüşür,\nÇiçekler açar,\nGüzel bir hayat, geldi...\n\nİlkbahar gelince,\nNeşe doluyor, insan\nKuşlar ötünce,\nGüzel bir hayat, geldi\n\nHayat dediğin bir, ömür\nİçinde insanlar, kaybolur gider\nKuşlar, gelince sevinirler\nGüzel bir hayat, geldi...\n\nBahçedeki çiçeklere,\nKaranlık düştü, bir an\nAydın, gelince kayboldu\nGüzel bir hayat, geldi...\n\n(20.03.2003)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-----Güzel Bir gece-----",
        "poet": "Nilgün Acar ",
        "poem": "\n\n\t\t\tGÜZEL BİR GECE\n\tBir gece önce,Anar telefonda,”Yarın bir doğum gününe” katılacaksın dedi.”Tamam,sen uygun görüyorsan? katılırım,” yanıtını verdim.Dün Şerife’yle dışarıda işlerimiz vardı.Onları hallettik.Yolun belli bir noktasında,Anar beni aldı.Doğum günü,onun stüdyosunda yapılacaktı.Birkaç saat,Fatoş’la-Aykut’un dükkanın önünde,onlarla söyleşerek oturdum. Anar\nStüdyosunda gerekli hazırlıkları yaptı.Gizem,ben,Anar lahmacun yedik.Çok acıkmışız.\n\tArkadaşlar gelmeye başlayınca,stüdyoya geçtik.Ben orayı çok seviyorum.Kendimi:Alis Harikalar Diyarında gibi duyumsuyorum.Bambaşka,bir düş ülkesi sanki.Anar’ın olağanüstü dünyası.Hele bilgisayarlarıyla yaptıkları, anlatılamaz.Zaten,tüm orada olduğum saatlerde,aklım bilgisayarlarda kaldı.\n\tHayatımda ilk kez,tanımadığım birinin doğum gününe katıldım.Birçok yeni insanla tanıştım.Değişik bir deneyimdi. Uyumluyumdur.Herkesin yapmadığı bir şeyi yapmak,güzel oluyor.Farklı kişiliğimle de,kolayca benimsediler beni.\n\tAnar hep yanımdaydı,çok ilgilendi benimle.Onu çok seviyorum.Sonsuz saygı duyuyorum.Öylesine,özverili ki. Çoğu\nkez şaşırıyorum.Benim hep mutlu olmamı sağlıyor. Dostluğumuzun,çok-çok uzun sürmesini istiyorum.Buna,tüm\ngücümle katkıda bulunacağım.\n\tAlkol,gerçek kişilikleri,insanların içlerine bastırılmış neyi varsa ortaya çıkartıyor.Dün gece de öyleydi.Hepimiz içtik. Bana çok iyi geldi.Rahatlamaya ihtiyacım vardı.Sanırım, Anar’a da iyi geldi.Çakırkeyif olmak güzel.Diğerlerini bilmiyorum.Farklı tepkiler vardı.\n\tÇok sigara dumanına dayanamıyorum.Kötüleşince, balkona çıktım birkaç kez.Anar yine hep yanımdaydı.Oysa ben,diğer arkadaşlarını yalnız bırakmasını istemezdim.Tatlı kızlar da yanımıza geldi hep.\n\tSaat 03’te eve geldim.O özgürlük duygusu,çok güzeldi. İstediğim saatte çıkıp,dönebiliyorum evime.Hayat,gerçekten çok güzelmiş diyebiliyorum.\n\t\t\t\t\tNilgün ACAR-10. 10. 2009\n\t\t\t\t\t\t\tA L A N Y A\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Bir Dünya İçin",
        "poet": "Hüseyin Sarıkaya",
        "poem": "\n\nEmekle yoğrulan insanlar\nBir parça ekmeği kırka bölenler\nSizler yaşam dolu sevgi dolu\nYılmayan tüm güzel insanlar\n\n\tNeden paylaşamıyoruz bu dünya’yı\n\tSavaşlar gözyaşları neden dinmiyor\n\tHâlbuki şu kısacık yaşamda\n\tBu dünyayı barış kardeşlik dünyası yapmayalım\n\nDoğudan batıya, güneyden kuzeye\nSevgi çiçekleri dikelim\nVe bizlerden sonra gelenler için\nBelki açtıklarını göremeyiz ama onlar görsünler\n\n\tBırakın kan kin kusmayı\n\tSevgi kusun güzellikler kusun\n\tEl ele güzel bir dünya için\n\tBarış özgürlük onurlu bir yaşam kurun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Bir Rüya",
        "poet": "Semra İlgeröz",
        "poem": "\n\nAma olmuyor be sevdiğim\nBen rüya görmek istemiyorum\nSeni Yanımda canımda\nYüreğimde yaşamak istiyorum\n\nVarlığınla huzur bulmak\nSenin can yoldaşın olmak\nHayat denen uzun yolda\nÖmür boyu mutlu olmak\n\nİçtiğim su aldığım nefesimsin\nSen yoksun ama bedenimdesin\nŞunu bilki sevdiğim\nKalbimde yüregimdesin\n\nNe bir rüya ne bir özlem\nGel ne olur ey sevdiğim\nGözümde sen gönlümde sen\nGel ne olur can sevdiğim..! ! \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Bir Adam - Öykü",
        "poet": "Mahir Çiçek",
        "poem": "\n\nDünyanın dört bir yanında yatırımları, yatları katları olan zengin bir adam, şehrin ileri gelenleri arasında itibarlı biriydi. Taahhüdünde devam eden işlerin, paye kapmış zevatları aydan aya gelir bilgi sızdırarak işin akışını teminde kolaylıklar sağlayacaklarını vaat ederler, elden cebe hediyelerini alır, emellerine nail olduktan sonra arzı endam ederek boş gelip dolu giderlerdi. Şirketlerinde çalışanlarda bol keseden maaşlarını aldıkları gibi cabadan ayrıca yılda iki kez maaşları kadar pirim adı altında ikramiye alıyorlardı. Etrafında fır dönenler bu saltanatın gidişatından keyif alıyor memnunluk duyuyorlardı.\n\n           İş görüşmeleri için yurt dışı seyahatleri hiç eksik olmuyor sık, sık mahiyetindeki elemanlarıyla gidip geliyordu. Yine böyle bir yurt dışı iş toplantısında, bu kadar yoğun çalışma ve strese kalbi dayanamadı, kendini kötü hissettiğini söyleyerek en yakın sağlık merkezine, oradan da tam teşekküllü özel bir hastaneye kaldırıldı. Gerekli tetkikler sonucunda doktorları anjiyo olması gerekli dediler. Anjiyo sonuç vermediği için ameliyat olmasına karar verdiler. Bypass ameliyatı başarıyla yapıldı, yoğun bakımdan çıktıktan sonra bir kaç gün hastanede yattıktan sonra taburcu edildi.\n\n          Yakın dost ve iş arkadaşları, hasta ziyaretini bahane ederek yurt dışını görme arzusuyla yanıp tutuşuyorlardı. Adamın şirketlerinden birisini aracı kılarak uçak biletlerini aldırdılar, en güzel kıyafetlerini giyindiler hayatında hiç uçağa binmeyenler uçağa binip güle oynaya yurt dışına uçtular. \n          Hastaneye en yakın çiçekçiden, daha evvel sekretaryasından öğrendikleri, hastanın en çok sevdiği çiçeklerden buketler yaptırdılar. Hepsinin yüzünde ağlayan adam maskesi vardı, oysa maskenin ardında sırıtıyorlardı. Heyecanla hastaneye girdiler. Danışmanın vermiş olduğu refakatçi eşliğinde hastanın yattığı odaya geldiler. Poliklinik hemşiresi kısa süreli görüşe izin verdi. İkişer ikişer olmak üzere hastayı ziyaret etmiş olmak adına hastaya görünüp, geçmiş olsun dileklerini sundular. Hastanın karşısında timsah gözyaşları döktüler. İltifat ve pof poflara alışık olan adam vaziyetten pekte memnundu. Ne çok sevenim varmış diye düşündü içinden. Adamlarına talimat verdi. Ziyaretime gelenleri, şehrin gezilecek yerlerini gezdirin, hediyelerini alın diye.\n\n          Adam, kısa sürede sağlığına kavuşup yurda döndüğünde, yine aynı evaneler hava alanında çiçeklerle karşıladılar. Adam, yine eskisi gibi hayatına kaldığı yerden devam etti. İş seyahatlerini bahane ederek  evine arada bir uğrar oldu. Sevgililer edindiği  onlara ayrı semtlerde evler açtığı söylentileri ayyuka çıktı. Ne yazık ki evdekiler bu dedikodudan habersizdiler.\n\n           Adamın yaşlı annesi, yaşlı gözlerle her akşam geç saatlere kadar oğlunun dönüşünü bekliyor geldiğini görünce de huzur içerisinde uyuyordu. Sabah namazından sonra gün doğana dek, Allahım, oğlumu kötülüklerden vefasız dostlardan onların şerrinden uzak tut diye de hayır dualar ediyordu. Eve geldiği bir günün sabahı, anası ona, oğlum evini ihmal ediyorsun, çocuklarınla ilgilenmiyorsun, bu çaban nereye kadar neyine yetmiyor kazandıkların dedi. Adam, anacığım işlerin akışı öyle. Kahretsin bu günde gitmem lazım dedi. Eşinin yanağından anasının ellerinden öpüp vedalaştı.\n\n           Evden çıkar çıkmaz sevgililerinden birine seyahatten döndüğünü telefon ederek bildirdi. Akşam dostlarımızla birlikte rıhtımda ki balıkçı lokantasında yemek yiyeceğiz ona göre giyin ve hazır ol dedi. Oysa eşini böyle bir yemeğe yılda belki bir kez götürmüştü. Yıllarca böyle evi ve sevgilileri arasında birbirlerinden habersiz devam etti gitti.\n\n         Eğlence ve gece hayatının esiri olan Adam, eskisi gibi şirketleri ile ilgilenmiyor, yönetim toplantılarına katılmıyordu. Sevgililerini belli oranda şirketlerine ortak ederek, yönetimde onlara yetkiler verdi. Her geçen gün şirketler batağa doğru sürükleniyor, kaynaklar masrafları karşılamıyordu. Olup bitenleri umursamıyordu bile, sorumsuzca yaşamına devam ediyordu.\n\n         Kamuda devam eden işlerden birinin, baş yetkilisi zaman zaman,  ziyarete geliyor, doğacak yeni işler konusunda bilgi aktarıyor, ardından kibarca yardım adı altında hediye isteğini tavırları ile belli ediyordu.  İşlerin sürekliliği için, baş belası yetkilinin istemeyerek de olsa isteklerini karşılıyordu. Viskiler açılıyor, zoraki hoş sohbetler ediliyor, karşılıklı ödünler, üstü kapalı vaatlerde bulunuluyordu.\n\n         Baş yetkili, son ziyaretinde hak ettiği yardımı istedi. Ayağına gelen baş yetkilinin yakın zamanda görevden alınacağını, onun da bir üst yetkilisinden öğrenmişti. Bu nedenle istediği hediyeyi ona vermek istemedi bahanelerle geçiştirdi. Baş yetkili, gözlerinin içine delercesine bakarak, kinayeli bir şekilde pekâlâ öyle olsun görüşürüz dedi baş yetkili, kapıyı çarparak uzaklaştı.\n\n         Umduğunu alamadığı için kinlenen baş yetkili, Adam hangi bankadan kredi kullanmışsa o bankanın müdürlerini, malzeme aldığı iş yerlerinin patronlarını, yetmedi bir de yaptıkları işlerden alacaklı olan yüklenici ve taşeronları da aradı. Durumunun kötü olduğunu batmak üzere olduğunu, adamın tüm alacaklılarına duyurdu. Baş yetkilinin bu davranışı yüzünden, alacaklarının üzerine temlik konulmasına sebep oldu. Alacaklıların alacaklarını ödeyemez duruma düştü. Baş yetkilinin iftirası yüzünden iflasın eşiğine kadar geldi. Şahsına ait mal varlıklarının dahi haczedilmesine sebep oldu. Bu sonuçtan doğan zarardan dost bildikleri de etkilendi. Sevgili değirmenin suyu kesilir kesilmez terk ettiler. Önünde ceketlerini ilikleyen, sahte tavırlarla saygı gösteren adamları da hep birlikte tavır koydular. Diğer çalışanlarından aşçıları ve hizmetkarları, tazminat alacakları için dava açtılar. \n\n          Daha evvel, iflasa doğru sürükleneceğini hisseden mali müşavirleri tarafından adamın karısı uyarılmış, onları anlaşmalı boşanmaya ikna etmişlerdi. Karısının üzerinde bulunan mülk, gayri mülk ve mücevherlerini kurtarması için. Evini ihmal ettiği gerekçesi ile adama boşanma davası açıldı. Adam ve karısı, hakimin boşanmak istiyor musunuz sorusuna karşılık evet diyerek boşanmayı kabul edip bir celsede boşandılar. Boşanır boşanmaz kadın çocukları ile birlikte evden ayrılarak izini kaybettirdi.\n\n          Yanında uzun yıllar çalışan emektar, Melez kalfa ile hanımı Hayriye hanım, onu terk etmediler, gelecekleri ve kaybettikleri konusunda hiç bir talepte  bulunmadılar. Zira bu duruma çok üzüldüklerini tavırlarıyla belli ediyorlardı.\n\n            Adam kırk beş yaşında idi ilk kez böyle bir duruma düşmüştü, üzüntüsünden bir kaç hafta içerisinde şakaklarında beliren ağarma tüm saçlarını bürümüştü. Melez kalfa, trafik kazasında ölen oğluna çok benzediği için, adamı evladı gibi seviyordu. Üstelik oğlunu kaybettikten sonra, adam melez kalfanın dul kalan gelinini maaşa bağlamış, on yedi yaşında lisede okuyan kızının üniversite dahil eğitim masraflarını karşılaması için banka hesabı açtırılması talimatını vermişti. Ayrıca ihtiyaçlarını karşılamaları için para yardımı yapmıştı, nasıl unuturdu bunları. yüzüne baktıkça oğluna olan hasretini dindiriyordu. Bu durumda iken yalnız bırakamazdı. Anca beraber kanca beraber bu yolda beraberiz dedi. \n\n           Adam bu yaşlı çiftin durumunun kendi durumundan daha vahim olduğunu, dışarıda zor günler geçireceklerini biliyordu. Kara gün için bir kenara ayırdığı gizli fondaki paradan bir kısmını ayırdı ve onlara haber vermeden, küçük bir ev almayı kafasına koydu, en kısa zamanda da o mütevazi evi onlara alarak yerleşmelerini sağladı. Onların mutluluk gözyaşları sanki adamın göz pınarlarından akıyordu, gözlerinden akan yaşları ellerinin tersi ile silerken gizleyemedi. Onlarla vedalaştı ellerini öpüp hayır dualarını alarak yanlarından uzaklaştı. Yol boyunca kendi kendine mırıldanıyor, yaptığım hiç bir hayır beni bu kadar mutlu etmedi diyordu. Zor durumdayken bile yardımlaşmak ne güzel, şimdi kafama koyduğum köyüme dönebilmek için hazırlıklara başlamalıyım dedi.\n\n           Bir kaç gün içerisinde toparlandı, yaşlı anasını da yanına alarak köyün yolunu tuttu. Bir zamanlar anasına,  köyde bulunan şu para etmez malları sat dediği aklına geldi. Otobüs kasabaya doğru yol alırken camdan dışarıyı seyreden anasına iyi ki beni dinleyip satmadın ana bak şimdi toprağımıza evimize dönüyoruz dedi. Anası, ne oldum değil ne olacağım demeli oğul dedi. Ben bu hayatta neler gördüm neler, Allah kimseyi dara düşürmesin, bak şimdi köyümüze toprağımıza dönüyoruz dedi.  Anasına dönerek köyümüzde değirmenli bahçemizden gayri neyimiz var söyler misin ana dedi.\n\n         Ana köyün yamacında beş dönüm bakımsızlıktan ören yerine dönmüş bahçe, bahçenin yamaç tarafında harabeye dönmüş dolabı parçalanmış değirmen, yanında virane olmuş iki katlı kerpiç ev, yıllarca kimin ekip biçtiği bilinmeyen köyün çıkışında yirmi dönüm ahlatlı taşlı tarla hepsi bu oğul dedi. \n\n           Kasabaya varır varmaz hareket etmek üzere olan  köyün burunlu otobüsüne bindiler. Başını öne eğerek, ana sen haklıydın hatalarımı görüp seni dinlemeliydim, ama yapamadım. Nefsim beni işimden evimden yurdumdan etti dedi. Dert etme oğul başa gelen çekilir  bu sana ders olsun. Bundan böyle her gördüğünü dost belleme, dost dediğin zor günlerde belli olur, etrafında el pençe duranlar şimdi yoklar bak dedi.\n\n          Yorucu bir yolculuktan sonra, bozkırın ortasında sırtını yamaç dağa dayamış köylerine vardılar. Kamyondan bozma  burunlu otobüs köy meydanında durdu.Yolcularını indirdikten sonra, otobüs şoförüne kimlerdensin hiç yabancı gelmedin oğul dedi ana. Şoför kendisini tanıttı, ana ile akraba olduklarını söyledi. Şoför ananın hatırına onları yükleriyle birlikte yamaçta ki evlerine kadar götürdü.. Ana, biz köyden kimi çağırırız evin temizlenmesi lazım a şoför oğlum dedi. Şoför köye yeni gelen göçmenler var, bu işleri yapıyorlar. Ben şimdi gider söylerim, merak etmeyin birazdan gelirler dedi ve gitti. Eve girdiklerinde her yer yıkık dökük eşyalar tozlanmış viran haldeydi. Göçmen kadınlar geldiler ve hemen işe koyuldular. Akşama kadar oturulacak hale getirdiler. Ana ve oğlunun odasına yataklarını da sermeyi ihmal etmediler. Ayrılırken geç oldu yarın sabah erkenden gelir ince temizliğe girişir mutfağı da temizler yerleştiririz dediler ve gittiler. Ertesi gün de geri kalan işleri tamamlayıp iki günlük yevmi yelerini aldılar. Giderken, ana ihtiyacın olursa yolun başında karaların evinde oturuyoruz,  haber gönder bir çırpıda geliriz dediler. Temizlik işlerinden sonra akraba ve komşular hoş geldin ziyaretine geldiler.\n\n          Artık işin ucundan tutma vakti gelmişti. Söyle ana işe nereden başlayayım dedi.  Ana, su dolabı, çarkı, taşı tamir edilecek ki değirmen çalışsın. Sonra evin onarımını yaptır oğul dedi. Şammal ustayı bul o her işin üstesinden gelir. Rahmetli babanın dayısının oğlu ve de can dostudur. İki eli kanda olsa gelir yapar, yapamıyorsa adamını bulur yaptırır. Suyun özüne gidip su arkının dölekleştirmesi için söyle amele bulsun. Damda yuvağımız vardı. Damı ot bürümüştür, ot tiremi gevşetir, otlarının yolunup yuvaklanması sıkıştırılması lazım. Çörtenleri çürümüş kış gelmeden yerine yenisini koymak lazım. Şammal emmin Hıdır Ali’yi bulsun, traktörle tarlayı sürsün. Yeğenim hacca akrabadan kimi bulursa toplaşıp bahçeyi belletsin, ağaçların kuruyan dallarını ve kuruyanları kessinler. Bu işleri yoluna koy da şu ahir ömrümde evlat günü göreyim, hadi bakiyim koçum yiğit oğlum benim, işin rast gele dedi.\n\n           Adam anacığının dediklerini kısa sürede harfiyen yerine getirdi. Rahmetli babasının yıllar evvel elinin altında bulunsun diye değirmenin deposuna koyduğu bir çift yedek öğütme taşını, çarkını, dolap tahtalarını, lazım olacak alet edevat ne varsa hepsini, baba dostu Şammal emmiye teslim etti. Şammal emmi, önce değirmeni çalışır hale getirtip suyunu bağladı, evin damındaki otları temizledi. Kabaran tirem toprağı ıslattırıp taş yuvakla yuvakladı. Çürüyen çörtenlerin yerine yenisini taktı. Evi onararak oturulacak hale getirdi. \n\n           Yeğen Hacca akrabadan kim varsa bulup getirdi. Bahçeyi bir güzel belleterek ayrık otlarını temizletti. Ağaçların kuruyan dallarını ayıkladılar. Bahçe duvarında açılan gedikleri kuru dallarla tıkayarak onardılar. Bu işler için verilen parayı kabul etmediler, ama ana her birine haşlık olarak kabul edin diyerek kabul ettirdi. onlar da teşekkür ederek gittiler.\n\n            Şammal emmi, yaz günlerinde un öğütmeye değirmene gelenler soluklansın, kış günlerinde zahire taşıyan hayvanlar yağmurdan, kardan soğuktan korunsunlar diye. su dolabı ve evin tamirinden artan tahta ve kalaslarla değirmenin önünde bulunan gölgelik, asmalı çardağı onardı. Şammal emmi, emeği karşılığı teklif edilen parayı kabul etmeyerek, hey evlat senin baban rahmetli halamın oğluydu, biz dayı hala çocuğuyuz el gibi değiliz, aileden gelen bir hukukumuz var, senden para almam olur mu hiç. değirmende iki kıl çuval buğdayımı öğütürüm ödeşiriz dedi. Adam Şammal emminin elini öptü ve selametle dedi ve uğurladı.\n\n            Hıdır Ali, traktörü ile tarlayı sürdü, emeğine karşılık ananın teklif etmiş olduğu parayı kabul etmedi.Hıdır ali anaya, traktörün yaktığı mazota karşılık, armutlarınız olgunlaşmış bir sepet armut toplarım helalleşiriz lafımı olur dedi. \n            Yeğen hacca bahçeyi akraba kızlarıyla üç günde toparlayıp tertemiz ettiler. Gedik tamirinden artan kuru dalları otları çalı çırpı yapıp bahçenin ayakucunda boş bir havuzda yaktılar. Ateş yanarken de etrafında bir güzel oynayarak kurtlarını döktüler. Sebze havuzlarının ağızlarını açarak suyun girişini sağladılar. Değirmenden gelen avara suyu havuzlara salarak sebze ekilecek toprağı kanıncaya kadar suladılar. Su içen ve dibi bellenen kaysı, elma, kiraz ve diğer meyve ağaçları yaz ortaları olmasına rağmen sanki birden canlandı. Had da bazıları şaşırıp güz çiçeği bile açtılar. Yılların bakımsızlığını susuzluğunu unutup sanki taze gelin gibi salım, salım sallandılar.\n\n           Ağustosun sonlarına doğru köylü hasadını kaldırdı, samanlıklar çoktan samanla dolduruldu. Güz gelmişti. Mevsimin son ürünleri de ambarlarda yerini aldı. Köylülerden kimileri salça, bulgur, pekmez kaynatırken, kimileride bu işleri bitirmiş imece usulü kışlık yufka ekmek yapmaya başlamıştı. \n\n           Adam da, işlerini toparlamış köy kahvesinde, edindiği akraba ve ahbaplarıyla sohbet ediyor, oyun oynuyor, ince belli bardaktan demli çayını içiyor keyifleniyordu. Sohbetlerde bulunan, köyün en yaşlısı Himmet Emmi, adama bakarak, yahu arkadaş baban rahmetli ala burs tıraşı, elinde fötr şapkası, sırtında geniş omuzlu çizgili lacivert ceketi, içinde beyaz yakasız mintanı, ceketin kumaşından duble paçalı pantolonu, ayağında el yapımı gıcırdayan iskarpiniyle, köyün en yakışıklı delikanlısıydı. Köyün en güzel kızını da o almıştı. Bayramlarda anan Rabia hanımı koluna takar bayramcı gezerdi. Ne güzel adamdı be, bir bakan bir daha dönüp bakardı. Biz o ana kadar kadınlarımızı hiç kolumuza takmaz hep arkamızdan gelmelerini tembihlerdik. Rahmetli baban bize örnek oldu, bizde baban gibi hanımlarımızı kolumuza takar olduk. Bayramlarda onun gibi giyinme yarışına girerdik. Unuttum söylemeyi sen köye ilk geldiğinde inan olsun seni baban sandımdı. Ne kadar çok benziyorsun baban rahmetliye dedi.\n\n           Himmet emminin, o kalabalıkta babası hakkında söyledikleri, adamı gururlandırmıştı. Demek babama çok benziyorum. Sohbetin hitamında, Himmet emmiye dönerek çay paraları benden, keşke çaylar gelmeden önce anlatsaydın hepinize kahve söylerdim, müsaade ederseniz evin yolunu tutayım dedi. Kafasına koymuştu ilk işi o elbiseyi bulup giymekti. Evin en mutena yeri olan yüklük evinde, beyaz hümayundan oya işlemeli örtü içinde, anasının yıllarca sakladığı elbiseyi ve fötr şapkayla mintanını çıkardı. Geniş omuzlu, şal yakalı kravüze ceketli takım elbisenin modası geçmiş olmasına rağmen aldırmadı bile, bir çırpıda giyindi. Sanki ölçülerime göre dikilmiş gibi dedi. Kendi kendine, hey rahmetli koca bey babam, bak oğlun tıpkı sen. Fötr şapkayı da başına geçirdi. Anasının gençken kullandığı oyma ağaç çerçeveli yarım boy aynanın karşısına geçip şöyle bir bakındı. Dondu kaldı, aman Allah'ım dedi. Fötr şapkanın altından şakaklarının ağardığını fark etmişti. Gözleri doldu. Nereden nereye hey gidi günler dedi…\n\n            Anası Rabia hanımın hüzünle mutluluk arası baygın bakışlarla izlediğini gördü. Tıpkı babana benzemişsin oğul, rahmetli baban seni bu halinle görseydi seninle gurur duyardı dedi.\n\n            Rabia hanım ve oğlu köylerinde mütevazı yaşamlarını sürdürürlerken, yıllar su gibi akıp gitmişti. Büyük şehirde bıraktığı hakkında açılan davaların çoğu sonuçlanmış, tüm malvarlığı alacaklılara olan borçlarını karşılamış dahi artan yüklüce bir miktar meblağ muhasebeci tarafından hesabına yatırılmıştı.\n\n            Geçmiş, hayal perdesinde programlanmış iki perdelik bir oyun gibiydi sanki. Kendi kendine mırıldanarak oyun oynandı perde kapandı dedi. Hesabına yatırılan paranın bir kısmıyla, babasının adına köye modern bir okul yaptırmaya karar verdi. Durumu muhtara anlattı, muhtar da bu kararına sevindi teşekkür etti ve durumu ilçe Milli Eğitim Müdürlüğüne iletti. Milli Eğitim Müdürlüğü Bakanlıktan gerekli müsaadeyi aldı. Köylüler bu habere çok sevindiler ve köy kahve hanesinde bu haberi çay kahve ile kutladılar.      \n\n             Değirmenin ayakucunda bulunan bahçenin bir kısmı tapudan ifrazı yapılarak, Milli Eğitim Müdürlüğüne devredildi. Arsanın üzerine bakanlığın vermiş olduğu tip projeye göre on derslikli okul inşaatına başlandı. Köylülerinde imece usulü çalışmaları ve malzeme temininde ve nakliye işlerinde yardımcı olmaları sayesinde okul inşaatı bir yaz sezonda tamamlanarak öğretime hazır hale getirildi. Milli Eğitimin ders araç gereçlerini tamamlaması üzerine, açılış törenine vali, kaymakam, protokolde bulunan umum zevat çağrıldı. Bey İlkokulu ismi adı altında hizmete açıldı. Atanan öğretmenler köye birer, birer geldiler.\n\n             Adam atmış yaşına basmıştı. Anası ise seksenin üzerindeydi. Büyük şehirden ayrılalı on beş yılı aşmış olmasına rağmen ne anasını nede kendisini o güne kadar arayıp soran olmamıştı. O zor yıllarında bir celsede boşandığı eşi ve iki çocuğu geçen zaman içerisinde bir kez olsun aramamışlardı. Köye dönüş kararına esas, eşinin başka biri ile evlenerek yurt dışına yerleşmiş olmasıydı, bu acıyı gizlemiş anasına dahi söylememişti. Muhasebecisinden duymuştu, evlendiği eşinin işinin yurt dışında olması sebebiyle oraya yerleştiklerini. Bu acıyı yıllarca içinde saklayarak yaşamıştı zira çoklarına olan hasreti her geçen yılda çığ gibi büyüyordu. Bazen gözleri doluyor anasına belli etmemek için elinin tersiyle gözlerini siliyordu, anası neden ağlıyorsun oğul demesin diye.\n\n             Geceleri yatağa girdiğinde hep aynı şeyleri düşünüyor aynı şeyleri hayal ediyordu. Büyük olan oğlu küçük olan kızıydı. Neden babalarını aramıyorlardı, acaba annelerimi unutturmuştu. Çocuklara babalarının iflasından sonra kahrından öldüğünü söylemiş olabilir mi idi acaba, onun için mi aramıyorlardı ki, mırıldanarak belki de dedi. Aklına düştükçe belli etmiyordu ama evlat hasretiyle yanıp tutuşuyordu. Oğlu ile kızı da otuz yaşın üzerindeydiler. Evlenip çoluk çocuğa karışmış olabileceklerini hayal etti. Kızımın çocukluğuna benzeyen lüle lüle kıvırcık saçlı sarışın kız torunum varmı acaba, kızımın çocukluğuna benziyor muydu.Oğlumun çocukları bana benziyorlar mı ki acaba diye düşündü. Ellerini başının üzerine kadar kaldırarak, ne zor durumdayım bana yardımını esirgeme Allah'ım diye dua etti. Gözyaşlarını elinin tersiyle sildi.\n\n             Okul öğretim yılının ikinci yarısına başlayalı bir ayı geçmişti bahçede ağaçlar tomurcuklarını hazırlamış cemrenin toprağa düşmesi bekleniyordu. Köylüler bahar temizliğine ahırdan başlamışlar, ahırın tabanında bulunan çiğnenmekle sıkışmış hayvan gübrelerini yerinden söküp kasnakla kemre dökerek dışarıda kurumaya bırakmışlardı. Ortalık mayıs kokuyordu, derin bir nefes alarak köy havasını içine çekti..\n\n             Ana, oğluna ey oğul okulda öğretmenler kermes düzenlemişler haber geldi bizi davet ettiler, bi çırpı gidip geliverelim dedi. Anasının hatırını kırmadı. Babası adına yapılan okul yakındı zaten. Babasından kalma lacivert takım elbiseyi giyindi. Ana ile birlikte okulun yolunu tuttular. Okula vardıklarında, okul hademesi beklendiklerini söyledi. Öğretmenler, veliler ve bir kısım el işi yapan köy kadınları sınıfta bekliyorlardı. Tahta çivili iskarpinini gıcırdatarak sınıfa doğru yürüdü. İçeri girdiğinde ayakta alkışlayarak karşıladılar. İçlerinden biri hariç zira o engelli bir bayandı, tekerlekli sandalyesinde oturuyordu. Göz göze geldiler, o ana kadar köyde öylesine bakımlı ay yüzlü bakışlarıyla güven veren bir hanımefendi görmemişti. o an etkilendiğini fark etti. Hanım efendi tavrıyla tekerlekli sandalyesini el yordamıyla hafiften döndürüp, yaklaşıyormuş gibi yaparak başıyla adamı selamladı. Adam da, hafiften eğilip tebessüm ederek onu selamladı. Lösemili çocuklar yararına yapılan bu kermeste, köy kadınlarının örmüş oldukları örgüler, el emeği göz nuru dantela işlemeler, köy ürünlerinden yapılmış yiyecekler okul sıraları üzerinde pazarlanıyordu. Ana lösemili çocuklar yararına elişi bir kaç şeyler aldı. Adam kermes yararına para bağışında bulundu. Yol boyunca tekerlekli sandalyede oturan o hüzünlü hanımefendide kalmıştı aklı, acaba kim di diye düşündü.\n\n              Adam, ertesi gün değirmenin yedek taşına özel yiv açma keseriyle yiv açıyor bir taraftan da boynunda bulunan havlu ile de arada bir alnının terini siliyordu ki başını kaldırıp ensesini havlu ile kurularken bahçenin berisinde okul penceresinden, o tekerlekli sandalyede oturan hanımefendinin kendisini seyrettiğini gördü. Hüzünlü bakışlarıyla onu o güne kadar böylesine  etkileyen olmamıştı. Dalgalı saçlı sarışın, güzel temiz yüzlü bu kadın kim di acaba bunu öğrenmeliydi. Hiç görmemiş gibi yine işine devam etti, bir müddet sonra yine alnının terini bahane ederek baktığında göremedi pencereden uzaklaşmıştı.\n\n              Ertesi günlerde bir sabah okulun hademesi, değirmene öğütmek için bir çuval buğday getirdi.  Adam, hademenin ağzından laf almak uğruna öğütme işini hafiften aldı. Konuyu nasıl tekerlekli sandalyede oturan hanımefendiye getireceğini düşünüyordu hep. Onun kim olduğunu nereden geldiğini,öğrenmeliydi. Hademe cin gibiydi, sorgulandığını bilmiyormuş gibi davrandı. Adamın örtülü sorgularına olduğu gibi cevap vererek bildiği her şeyi anlattı. O hanımefendinin öğretmen olduğunu, üniversiteyi yurt dışında okuduğunu, endüstri mühendisi olduğunu söyledi. Yurt dışında trafik kazası geçirip sakat kaldığını, eşi ile kazadan sonra uyum sağlayamayıp eşinden ayrıldığını, Yurda döndüğünde iş bulamadığını. Öğretmenlik formasyonu alarak bu köye öğretmen olarak atanmasına kadar hakkında ne varsa hepsini bir bir anlattı. Adam, hademeye belli etmedi. Ama duyguları  onunla tanışmalısın diyordu. Gördüğü ilk andan beri içinde zapt edilemez bir duygu dolup taşıyordu. Okul, bahçeye bitişikti nasıl olsa, her an görebilirdi. Ama niyeti onunla tanışmak tarifsiz duygularını yaşamak, gözlerine doya doya bakmaktı.\n\n              Tekerlekli sandalyede oturan hanım öğretmende etkilenmişti. kültürlü düzgün bir adam olduğunu anlamıştı. Kim olduğunu, nereden geldiğini, hakkında detaylı bilgiyi o da okulun hademesinden öğrendi. Hademe anlattıkça, öğretmen hanıma bir haller oluyor, renkten renge giriyordu. Arada bir, iki dudağının arasından fısıltılı bir şekilde, olamaz hayır olamaz, olamaz diye mırıldanıyordu. Neden olmasın, insan beşer şaşar, belki o değildir dedi kendi kendine.hademe bu kadarını anlamamıştı.Öğretmen hanımın adam hakkında bu kadar bilgi topladığına anlamıştı zira ikisi de benzer soruları sormuşlardı. ancak Öğretmen hanımın fısıltıyla karışık hayretini İyi ki anlamamıştı, anlasaydı cümle âleme, birin yanına bin katarak anlatırdı.\n\n          Öğretmen hanım, fırsatını bulup konuşmalıyım onunla dedi içinden. Anlamıştı onun kim olduğunu. Arada bir gözleri dalıyor ısrarla olamaz olamaz diyordu. O hafta sonu, bir bahaneyle değirmene geldi. Değirmende iş olmayınca yukarıdan dolaba gelen suyun ağzı boş kanala çevriliyor, su boşa akmasın diye sulama suyu olarak bahçelerde kullanılıyordu. Adam da öyle yaptı suyu boşa aldı. Değirmenin önündeki kamelyanın altındaki küçük masasında oturmuş kitabını okuyordu. Günaydın dedi kadın öğretmen, kekeleyerek günaydın dedi Adam. Hoş sohbetten sonra kadın öğretmen, siz Melez kalfa isminde birini tanıyor musunuz diye sordu. Adam, hayretle nereden icabet etti pek anlayamadım dedi. Hanım Öğretmen, hiç öylesine sordum, sizi birisine benzettim galiba unutun lütfen dedi. Adam bir müddet dondu kaldı. Hanım öğretmenin gözlerinin içine bakarak evet tanırım, benim değer verdiğim yakınımdır niye sordunuz dedi. Hanım Öğretmen, ben Melez Kalfanın torunu Duygu’yum bilmem hatırladınız mı,  Ailem sizin sayenizde ayakta durdu yıllarca. Beni hiç görmediniz, Dedemin anlattığına göre, yapmış olduğunuz yardımla tahsilimi sayenizde tamamladım. Üniversiteyi Yurt dışında okudum dedi.  Adam, Hanım Öğretmene dönerek beni size çeken bir şeyin olduğunu biliyordum dedi.. Dedeniz Melez Kalfa, babaanneniz Hayriye teyze ve  anneniz hanım efendi nasıllar diye sordu. Duygu öğretmen, hepsi de hakkın rahmetine kavuştular. Siz Lakap olarak Melez Kalfa dersiniz de, Göbek adı Rahim di biz ona rahim dede derdik. Daha çok yeni beş hafta oldu hakkın rahmetine kavuşalı. bir sabah yatağında uykuda yakalanmış bir daha uyanmadı uykusundan dedi.\n\n           Günler geçtikçe bir birlerine daha da yakınlaştılar. Adam, Duygu Öğretmeni anasıyla tanıştırdı. Duygu otuz beşinde adam atmışındaydı. Adam evlenme teklif etti, Duygu Öğretmen adamın evlenme teklifini memnuniyetle kabul etti zira ondan hoşlanıyordu. Kısa sürede mütevazı bir törenle evlendiler.\n\n           Evliliklerinin üzerinden iki yıl geçmişti. Vilayete teftiş için bir bakanın geleceği şayiası duyuldu. O gün geldi çattı, zira bakan gelmişti. Vali bey bakan beye brifing verdi. Şehirde Lüzumlu teftişler ziyaretler yapıldı. Vali bey bakan beye vilayet misafir hanesinde o akşam akşam yemeği ikramında bulundu. Yemekten sonra dinlenme salonunda kahvelerini içerlerken bakan bey vali beye bir köyü sordu, köyden de bir adamı. Vali emriniz olur sayın bakanım o köylüyü bulup getirtiriz efendim dedi. Bakan bey hayır ben o beyefendiyi yerinde göreceğim, yerini bulup bildirsinler yeter dedi. Aman efendim olur mu biz onu bulur getiririz dediyse de bakan bey hayır ben yerinde göreceğim dedi.\n\n           Bakanın arabası koruma aracı eşliğinde ardında oluşan konvoyla birlikte köye girdi. Bakanı köy muhtarı ve azaları karşıladı, davul zurna eşliğinde. Köy meydanı hiç bu kadar vasıta ve kalabalık görmemişti. gelen araçlar park yeri bulmakta zorlandılar. Misafirlerin çoğu  arabalarını köyün dışında bırakıp yürüyerek köy meydanına geldiler. Muhtar değirmenli bahçenin sahibi adama haber gönderdi bakan gelecek hazır olsun diye. Adam, koskoca bakanın kendisini görmeye gelişine bir anlam veremedi. Acaba yaptığım işlerde bir sıkıntımı var da beni görmek mi istiyor ki dedi kendi kendine. Muhtarın gönderdiği aracıyı umursamadı bile, gelirse gelsin benim bakanla ne işim olur bu saatten sonra dedi. Muhtarın gönderdiği kişi adamın umursamazlığını görünce yol boyunca senin ayağına bakan gelecek sen yerinden kıpramayacaksın tövbe tövbe dedi. \n\n           Bakan, köylüye köy meydanında konuşma yaptı. Köyün ihtiyaçları dile getirildi. Bakandan söz alındı. Muhtar bakan beye mihmandarlık yaptı. bakan ve vali bey ile gelen zevatı okulun arkasında bulunan değirmenli bahçeye götürdü. Değirmenli bahçenin giriş kapısı sonuna kadar açılmış hazırda bekleniyordu. Bakan arabası bahçeden içeri girdi kamelyanın yanındaki dut ağacının yanında durdu. Adam kamelyadan çıkarak bakan beye doğru yürüdü. Göz göze geldiler, bakan adamın gözünün içine bakarak selam verdi. Buyurun bakan bey hoş geldiniz dedi adam.  Oturmaları için bakan ve vali beyi kamelyada bulunan ahşap kanepeyi göstererek buyu etti. bakan teşekkür ederim Arif bey dedi. Adam hayretler içinde kaldı koskoca bakan ismimi nerden duymuş oysa buralarda lakapla anılır insanlar diye hayretler içinde kaldı.\n\n           Kamelyanın altındaki tahta masanın üzerinde el oyası işlemeli örtü üzerinde ayran sürahisi ve bardaklar, masanın  iki uzun kenarına yerleştirilmiş tahta kanepelerin üzerine elişi işlemeli minderler ve arkalık halı yastıkları konmuştu. Misafirlere yer gösterildi oturmaları için. Bakan, Arif beyi konuşturmak için ona  söz yöneltiyor, konuşurken hayran, hayran gözlerinin içine tebessümle bakıyor onu can kulağıyla dinliyordu.\n\n         Adam bakan gelecek diye daha evvel gözleme ve ayran hazırlattırmıştı afiyetle yenildi içildi. Evden bir uğultu koptu, orta yaşta bir kadın, yaşlı bir kadının elini tutmuş kamelyaya gelmesi için rica ediyor, korumalar içerisi yeteri kadar dolu lütfen ısrar etmeyin diye rica ediyordu. Yaşlı kadın, ben bu değirmenin sahibi orada konuşan adamın anasıyım bırakın beni dedi yüksek sesle. Bakan, kamelyaya doğru ilerlemeye çalışan, korumaların müsaade etmediği yaşlı kadını görür görmez tanıdı ve gözleri doldu. Daha fazla dayanamayıp yerinden kalktı, hızla yaşlı kadına doğru yürüdü. Orada bulunan zevat ne olduğunu bir türlü anlayamadı. Babaannem, babaannem benim dedi ellerini defalarca öptü bağrına basarak kucakladı. Yaşlı kadın ne olduğunu anlayamadı, bir taraftan ağlıyor, bir taraftan da bakanı öpüp kucaklıyordu. Adamın  dili tutuldu sen, sen, sen benim, benim oğlum oğlumsun ha. Sen Ahmetsin Ahmedimsin öylemi diyor, hüngür hüngür ağlıyordu. Cümle zevat gözyaşlarını gizleyemediler onlarda ağladılar. \n\n         Bakan Ahmet, bir kaç gün değirmende kaybettiğini sandığı ailesi ile hasret giderdi. Babasının eşi, cici anne Duygunun çocukluk arkadaşı olduğunu öğrendi. Tesadüflere şaşıp kaldı.\n\n         Babasına, iki erkek bir kız olmak üzere üç çocuğunun olduğunu, eşinin, doçent doktor olarak üniversite hastanesinde kalp uzmanı olarak çalıştığını, ablasının uluslar arası bir şirkette avukat olarak çalıştığını, bir mühendisle evli ve dünya tatlısı iki kızının olduğunu, söyledi. Velhasıl kalabalık bir ailen var baba dedi. \n\n        Adam, daha fazla dayanamayıp annen nerde diye sordu Bakan Ahmet’te. Annem esasında senden boşandıktan sonra hiç evlenmedi baba, nasıl yani dedi Adam. Cici annem Duygunun dedesi Kemal dayı var ya, yani Melez Kalfa annem o sıkıntılı günlerinizde akıl almak için ona gitmiş. Melez Kalfa avukat yeğeni Zeki beye götürmüş  annemi.\n\n             Cici anne Duygu, Zeki dayım mı diye hayrettendi. Ee dedi Adam, Avukat Zeki bey şirket mali müşaviri ile bir senaryo yazmışlar. Zeki bey, anneme derhal boşanma davasının açalmasını, bir yıl bekledikten sonra kâğıt üzerinde kendisi ile evlenmesini, birkaç ay sonra da boşanmasını söylemiş. Elinde kalan para ve mal varlıklarınla hayatını yurt dışında devam ettirirsin bu iflastan da zarar görmez, çocukların tahsilini yaptırırsın demiş. Aynen öyle oldu baba. Annem seni hiç unutmadı bize de unutturmadı, baba sevgisine hasret kaldık ama hiç unutmadık. Bir ara anneme aşırı yüklenmiştik, illaki babamızı görmek istiyoruz yurdumuza dönelim diye, bir gün böyle bir istekte bulunacağımıza hazırlıklıydı galiba, annem. O yıllarda bir iş adamı boğaz köprüsünden atlayarak intihar etmiş, isim ve soyadı senin ki ile aynen tutuyordu, sakladığı gazeteyi önümüze atarak çocuklar babanız öldü unutun demişti. Size söylemek istemezdim ama beni mecbur ettiniz dedi. \n             Biz de o tarihten sonra kabullendik yani. aradan yıllar geçti yurda döndüğümde bir müddet üniversitede hocalık yaptım. siyasete atıldım kısmetmiş vekil oldum şu an hükümette bakanım. çok zaman geçtikten sonra aklıma çocukluğumuzun Melez Kalfasını aratmak geldi. Resmi kayıtlardan aratarak sonunda bulduk. Aileden kimsemizin kalmadığını tahmin ediyorduk. Seni bulmamız yine Melez Kalfa sayesinde oldu. Melez kalfa senin ölmediğini babaannemle köye taşındığını söylemişti. onu da buraya getirecektim kısmet değilmiş baba. Onun da geçen ay vefat ettiğini öğrendim dedi.\n\n         Bakan, bir kaç günün sonunda yeniden kavuştuğu ailesi ile vedalaştı. Makam arabası Başkente doğru hareket etmeden önce arabasının camını indirip, baba sana bir gün sürpriz yapacağım unutma dedi. Konvoyuyla birlikte köyün tozlu yolunda gözden kayboldu.\n\n              Bakan gideli aylar olmuştu, haftada birkaç kez babaannesini, babasını aradı, torunlarıyla konuşturdu. Ablasını da alıp bir gün sürpriz yapacağını söyledi, ama çocukların okulu, işlerin durumu ve hepsini bir araya getirememesi bahane oldu bir türlü dedelerine çocuklarını kavuşturamadı. Hep, baba en kısa zamanda geleceğiz dedi ve babasını teselli etti.\n\n             Bu arada cici anne bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Adını ipek koydu babaannesi.\nAdam, kıvırcık saçlı torunlarını hayal ederken kendi kıvırcık saçlı kızı ile oynaştı. Bu arada ipek bebek bir yaşını doldurdu. \n\n            Bir bahar günü kuşluk vakti dört kişilik aile, kamelyada kahvaltılarını yaparlarken aniden bir motor gürültüsü etrafı toz dumana katarak yaklaştı. Cici anne Duygu tahta beşikte uyuyan ipek bebeğin yüzünü tülbentle örttü tozdan etkilenmesin diye. Büyükçe bir karavan bahçeden içeri girdi, karavandan önce Bakan Ahmet, eşi ile üç çocuğu, ardından Adamın kızı ve eşi ile dünya tatlısı ikiz kızları indi, sıraya girdiler.\n\n            Bakan Ahmet yol boyunca öğütlemiş hepside rollerini ezberlemiştir. sıraya girdiler. Bakan yönünü karavana çevirdi,  sıradakilerde yönlerini karavana çevirdiler. Bakan dikkat komutu verdi. \n\n             Karavandan beyaz saçlı nur yüzlü bir kadın indi. Kamelyaya doğru ilerleyip önce kayın validesinin elini öptü hasretle defalarca kucaklaştılar. Hal hatırdan sonra sevdiği adamı da yanağından hasretle öptü. Ardından cici anne Duyguyu kucakladı. Gözü ipek bebeği aradı, nerede benim küçük bebeğim dedi, beşikteki İpek bebek uyanmıştı, onu kucağına adı. Geçmiş günlerin hasretine öptü öptü.\n\n               Bakan Ahmedin beyaz şaçlı nur yüzlü annesi, sırada bekleyenlere döndü, sırayla  damat ve gelin sonra  torunlar haydi.\n\n       Önce  Büyük Babaannenizin ardından, şu Güzel Bir Adamın elini öpün bakayım. Allah Bir daha bizi ayırmasın dedi.  260814mcicek\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel bir kılıc ustasını över",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGüzel bir kılıc ustasını över\n\nDemirci demiri aman gül  için  döv\nIşıldar bir güneş gibi\nGül uğruna döv her demiri\nDemir bir gül olsun yak demiri\nYak gönlümün demirini de usta\nIşıldar bir güneş gibi\nGüzel bir kılıc gül bir kılıç ustasını över\nUsta kılıç bir gül gibi elinde\nIşıldar bir güneş gibi geleceğe ümit verir\nBahar verir\nYar verir  demir bile dövünce ustası...\n\nHey\nAkıllı kul\nDövülmeye değer dilin var\nAklını döv aşk ateşine at önce\n\nHey\nMeyve veren dal\nEğilmeye değer diye bildin mi...\nMeyve için\nIşıldar bir güneş gibi her meyve...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel bir İstanbul günü",
        "poet": "Cengiz Çakır",
        "poem": "\n\nGüzel bir İstanbul günü\n   Sabah güneş gülümseyen yüzünü göstermeye başladığında çıktım evimden geçen uzun yıllara rağmen neredeyse hiç değişmeyen sokağımızda kimseler yoktu. Ersin dayının kahvesinde çalışan Amcama uğradım her zamanki neşeli hali ile karşıladı beni çay ikram etti. Biraz  eski zamanları konuştuk biraz dedikodu yaptık hasret giderdik \n    Toplu taşıma araçlarını kullanarak  Üsküdara  doğru yola çıktım. Otobüs her durakta biraz daha kalabalıklaşıyordu  yolcuların çoğunun yüzlerinde yorgunluk ve uykusuzluk izleri vardı.  Neredeyse  kimse birbiri ile konuşmuyordu. Yarım saat süren yolculuk sonrasında Üsküdara  indiğimde  boğazın o muhteşem görüntüsü ve havası karşıladı beni..\n    Eski  bir arkadaşım,dostumla buluşup Kız kulesi mazarası eşliğindeki  muhteşem kahvaltı, uzun uzun sohbet ve çay keyfine diyecek yoktu\n    Öğlene doğru  Çamlıca tepesinde çıktım sıcak salep ve acıbadem. Çamlıca tepesi aslında zamanın nasılda hızla akıp gittiğini gösterir manzarasında; bir tarafta 16. 17. Yüzyıl sülieti bir tarafta 21. Yüzyıl sülieti \n   Öğleden sonra Ümraniyede koşuşturarak çalıştığım kalabalık caddelerinde gezinti ve 40 yıl hatırı olacak kahve keyfi yeni bir dost, arkadaş \n   Akşam Kadıköy'e  yolculuk; otobüsün  buhulanmış camlarından tanımaya çalışarak  o çok iyi bildiğim sokakları \n... Ve İnsan kalabalıklarının arasından sessizce ve çiseleyen yağmurda ıslanarak Karaköy motoru ile yolculuk \n    Denizin sallantısı ile iyice acıkan karnımın sesini dinleyerek geldim karaköydeki seyyar balıkçının yanına. O muhteşem kokuları yayarak pişen balık ile ekmeğin uyumuna diyecek yoktu\n    Galata köprüsünden geçipte bir iki bira içmezsem olmaz. Kırılır, üzülür sıra sıra dizili ışıklar içindeki güzel mekanlar \n    Ve Eminönü mangalda pişen kestaneler çekiyor beni diyete  bir gün mola versek ne olurki sanki\n    Kadıköy vapuru o kadar kalabalık ki oturacak yer ne arar ayakta duracak yer bile mucize. Tabiki çay içmeden vapur yolculuğu olmaz dimi ama. Sonra aklıma geliyor birden şu 5 yıldızlı otellerde satılan ve 10 cc lik şişesi karşılığında 60 tl alınan O güzelim İstanbul havası burda bedava. Hasta olma riskine rağmen dışarı çıktım boğazın fırtınaya yakın esen rüzgarı ile ciğerlerimi iyice doldurdum \n    İnsan seli ile vapurdan indim doğruca kokoreç yemeğe akşamın ilerleyen saati ile iştahım iyice açılmıştı\n    Gün boyu boşalan depo Kadıköy benzin'de büyük bardak bira ve elma dilimli patatesle doldurup  mangal ateşinde pişen Türk kahvesinide keyif ile yudumladım ve modaya doğru yola devam\n    Artık İnsanlar seyrelmiş ve tipleride değişmeye başlayınca eve dönme zamanı geldiğimi anladım\n    Mabet selamlanmadan eve dönülür mü hiç  Söğütlüçeşme istasyonundan trene binerek ve kalan İstasyonları sayarak geldim Cevizliye\n   Günün sonunda ayaklarımdaki sızıya ve gidemediğim birçok semte rağmen mutluydum\nİstanbulu Özlemişim:(((\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Bir Rüya Görmek İstiyorum",
        "poet": "Bülent Güler",
        "poem": "\n\ngüzel bir rüya görmek istiyorum\nmekan sahil olsun mesela\nönce bir gemi geçsin açıktan\nben onu seyre dalayım\no bana selam yollasın uzaktan\nyanında balıkçı tekneleri de olsun\ngüneşli bir gün olsun\nhavada bulut dahi olmasın\ngörmek istemiyorum\ngriye de çalmasın asla denizin rengi\numudum kadar mavi olsun\nben her şeye rağmen\ngüzel bir rüya görmek istiyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Bir Sabah",
        "poet": "Jacques Prevert",
        "poem": "\n\nKorkmazdı kimseden\nYa da hiçbir şeyden\nFakat bir sabah güzel bir sabah\nBir şey gördüğüne inandı\nAma bir şey yok dedi\nVe haklıydı\nHiç şüphe duymadığı mantığıyla\nBir şey yoktu\nFakat sabah aynı sabah\nBirisini duyduğuna inandı\nVe açtı kapıyı\nVe kapattı kimse yok diyerek\nVe haklıydı\nHiç şüphe duymadığı mantığıyla\nKimse yoktu\nAniden bir korkuya kapıldı\nVe anladı ki yalnızdı\nAma yapayalnız da değil\nYaşıyordu beraberce\nKarşısındaki hiç kimseyle\n\n(fransızcadan, Faruk Günay)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Bir Şehidetin Sevgi Fayı",
        "poet": "Hayrettin Taylan",
        "poem": "\n\nkanımın faylarında  çoğalan yürek   fiyordu \ngüneş  doğuşundan  ödünç aldığım taze  hayaller\ngülüşlerin kör avazında \nbeni sana çağırır\n\nyadsımadığım bütün bedellerin   ilgisi\nkan üzre kan varken aşk da varmış meğer\n aralanan sevinç... \n direnen aşk... \nnefis ile vicdan arasında  Leyla ve acı\ngeçersiz günler \nzamanın kahkahası\nçok değişken duygular,\n\nheveslerin  sılasında kullanılmış  yeni  ayrılıklar\nsözlerin  senesinde  biriken benler\nve artırılmış öçlerin    aynasında \nsevmekle  nefret arasında barut  kokusu\nyine kan içre  sevdalar şafağı\nyine aynı bayrak ve  sevda akı\nben seni taze hayallerin sılasında sevdim\niçim aşk vatanı\nsevilmek bayrak bayrak\nyine bir şehidet  günlüğü\nbu son seven  şehidetin   yüreği hep bana bağlı\ngeliyorum ama bu gelişim  büyütülmüş acılarla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Bir Şey",
        "poet": "Leyla Gezer",
        "poem": "\n\nNe güzel şey canlanmak \nUyuyup uykudan uyanmak \nSenede bir günde olsa \nNe güzel şey yaşamak \nYaşamı ve canlılığı \nGüneşin doğuşu ile görmek,tanık olmak \nŞahitliğin en güzeli belki \nOnlar için diyorum \nİnsan dışındaki \ntüm canlılar için \nİnsanlarla dalga geçercesine \nFışkıran doğa ile birlikte \nÇıldırtan yaşam sevinçler ile \nHayvan diye adlandırdığımız \nO sevecen yaratıklarını \ngözlüyorum \nYaşamın güzelliğini onlardan \nöğreniyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Bodrum",
        "poet": "Hasan Görgü",
        "poem": "\n\nTutu yine cömertliğin tabiat ana\nTablo gibi bir manzara bahşettin bana\nBardaklardan boşandırdın yine yağmuru\nRenk çılgını çiçeklerin gözünün nuru\nYeşil halının üstünde ağaçların var\nİlmek ilmek dallarında kuşlar cıvıldar\nDurdurdun yağmuru çıktı akşam güneşi\nYüreklere kondu sanki bahar ateşi\nMavi deniz yeşil orman sislice dağlar\nBellerinde gökkuşağı kemerleri var\nRivayet ki güzel Bodrum cennet mekanmış\nBağla nın tepelerinden seyretmek varmış\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Bir Servet",
        "poet": "Hakan Nuri Tataroğlu",
        "poem": "\n\nOrmanlar güzel bir servet\nHerkes korumaya etsin gayret\nAğaç dikene yardım et\nMilli parkları edin ziyaret\n\nAğaç dikmeye alışın\nÇocuklar dersinize iyi çalışın\nOrmanlar güzeldir yazın kışın\nOrmanda dolaşır keklik bıldırcın\n\nOrmanda alırız temiz hava\nBazen gideriz pikniğe ava\nAçık havada lezzetlidir ciğer tava\nAğaçsız düz araziye denir tarla ova\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Bursa",
        "poet": "Zeki Çalar",
        "poem": "\n\nDürdane'yi aşıp geldim\nTam karşıdan baktım sana\nEy Bursa! Ey güzel şehir! \nYine ilham verdin bana\n\nUludağ'ın eteğinde\nGelin gibi görünürsün\nYazın yeşil, kışın beyaz\nDuvaklara bürünürsün\n\nÇilek vardı adı kaldı\nŞeftalinin tadı kaldı\nTeknoloji geldi Bursa\nBu ovayı senden aldı\n\nSanayileşmek uğruna\nFabrika kurduk bağrına\nİs bulaşır güzel Bursa\nYeşil beyaz duvağına\n\nTarihlerin sayfasından\nTakıldın çağın ağına\nHer yer bina oldu Bursa\nBeton doldu kucağına\n\n 12 Haziran 1989\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Bir Yemek olacak",
        "poet": "Ömer Dalman",
        "poem": "\n\nÇok modern plazamızın\nbütün o el değmemiş cillop\npodyumlardan ithal\nbeyaz pudralı, bol makyajlı\nkısa etekli, açık ayakkabılı\nmalzemeden sakınılmamış kızlarını ektim! \n\nverdiğim bütün sözleri\nyaratıcı, politik, çıkarcı, hesapçı yemek toplantılarını\nyüze -kikir kikir- gülmeyi gerektiren o yalancı gurur okşamaları\nhepsinin bendeki baskısını ektim\ntabaklara çatalları -ses çıkartmasın diye-\nkibarca tınlatan\no asilce gülen yüzleri arkada bıraktım bu öğlen! \nve tabii bütün 'sahte plaza gayleri'ni...\n\nve kankimle buluşup\naslanlar gibi dobra dobra\nkükreye kükreye\ngaz çıkarta çıkarta umarsız\nomuzlarımıza şaplata şaplata arada\netrafı da en alasından süze süze yemek sözü verdim! \n\nÇok modern plazamızın\nbütün o el değmemiş cillop\nkısa etekli, açık ayakkabılı kızlarını ektim.\nsadeleştim, biraz silkelendim\nkendime geldim.\n\nne -gerçek-, ne güzel bir yemek olacak! \n\n(Ağustos 2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel  bir  yazdı",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nÖbek  öbek  öbek\nsepet  sepet  sepet\nbuket  buket  buket\nçiçek çiçek çiçek\nher  yer  çiçek\n\ngüzel  bir  yazdı\nbiri  Yasemin  biri  Nilüfer\ntek  birinin adı  Nazdı\nSuda  vardı\nYağmurda\n\nhep aşk için hep  onlar için yazdı\nmakale şiir\nşarkı sözü\nöykü  bile  yazdı\n\ngüzel  bir yazdı\n\nşarkı sözünün sözleri\nşöyleydi aynen\n\nalsan da yarini\nsarsan sinene\nona ne\nona  ne\n\nsenden ona  ne  aşktan ona  ne\no ne bilsin sevmeyi\naradan  çıkar  onu\n\nişte  öyle  sıradan\nişte  öyle  saçma sapan\nşarkı  yine de dillere  dolandı\n\ngüzel  bir  yazdı\nher yer çiçek çiçek\n\nbir buket  şiirdi istediği\nbir  buket  gül  yerine\n\nbir de kocaman koskocaman bir  sevda\n\nona  neler neler  yaptı \nmektup yazdı\nsaçma sapan şarkı sözleri  yazdı\nmaya gazel\nhikaye\naklına geleni\nher düşündüğünü  yazdı\n\nher yer çiçek\n\nve güzel  bir  yazdı\n\ngeceye gündüze  ayın hilâl haline\ndeniz  deniz deniz\nçiçek çiçek çiçek\nher yer çiçek\n\nbir de şiir  kitabı oldu  haspel kader\nadı \nbir  çift  güvercin\nilk lkıtabıydı ve \nsiftah etmemiş  satmamıştı  bile  bir  tekini\nilkini\nsiftah  niyetine\nsattı  bir  çift  güvercine\n\nyazdığı  şarkı  dolanmıştı  diline\n\nalsan da sarsan yari  sinene\n\ngüvercinler  beyazdı\n\ngüzel bir  yazdı\nher yer çiçek\n\n25/Ağustos/2011/Perşembe/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel bir tespit",
        "poet": "Hülyalı Gönül",
        "poem": "\n\nAciz insan şikâyet eder \nBasit insan iftira eder \nCahil insan kavga eder\nAkıllı insan idare eder\n\nBu yazıyı çok yerde, bir çok kez okudum. İçimden de ne kadar doğru diye geçirdim her seferinde. \n\nHakikaten de çok doğru tespitler. Şöyle bir etrafımıza baktığımızda, örneklerini görür ve şahit oluruz. \n\nAciz insan niye şikayet eder. Acizliğini ve güçsüzlüğünü göstermemek için bir perdedir aslında şikayet etmek.  Bir şeyler yaparak, acizliğinin sebebini ortadan kaldırmak için uğraşmaz, bunun yerine durmadan her konuda şikayetlerini ortaya koyar. Hiçbir şeyden hoşnut kalmaz. Hiçbir şeyi beğenmez, bahaneler üretir. Şikayet ettiği konularda da ondan çözüm istendiğinde, agresifleşir veya cevap vermez. \n\nBasit insan iftira eder. Kendinde olmayan özellikler eğer başkalarında mevcut ise kıskançlık krizine girer. Bu durumu örtbas etmek için de her türlü yola başvurabilir. Bunlardan en kolay yol olan ise iftiradır. Rakibini yenmek için her şey hoş gelecektir ona. Hırs bürümüştür gözünü. En tehlikelisi de budur. \n\nCahil insan ise kavga eder. Başka bir seçeneği yoktur çünkü. Görüş açısı ona göre şekillenmiştir. Kendini geliştirmek için de çaba göstermemiştir ve göstermezde. Sadece konuşur. Konuşmasının sonunda da kavgaya dönüşür bu boş konuşmalar. Büyük kavgalar bu yüzden ortaya çıkar ve yıllarca da devam eder. İncir çekirdeğini doldurmayacak şeylerden başlar genelde. \n\nAkıllı insan ise idare eder. Karşısındaki bireylerin düşüncelerine saygı duyar. Onları dinler.Konuşur. Onları anlamaya çalışır. Toplumda, çok önemli bir yeri vardır. Sözü dinlenir. Saygı görür, saygı duyar. Konuştuklarını ölçerek tartarak konuşur. Dinlemeyi bilir. Ağırdır. Düşünerek hareket eder. Bu yüzden de sorun yaşamaz, yaşatmaz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Canım Kelebeğim",
        "poet": "Mustafa Cemil Dirier",
        "poem": "\n\nSen benim baharımsın güneşimsin\nSensiz hiç bir şey düşünemiyorum\nGeceleri rüyalarımı süsleyen \nGüzel canım kelebeğimsin\n\nSensiz olmuyor güneş doğmuyor\nSensiz hiç bir şey düşünemiyorum \nBahar sensiz olmuyor\nGüzel canım kelebeğim sensiz \nolmuyor güneş\n\nGüneşin doğmasını beklerim \nBaharın gelmesini beklerim\nSensiz hiç bir şey olmuyor\nGüzel canım kelebeğim\n\nSen benim baharımsın güneşimsin \nSensiz hiç bir şey düşünemiyorum \nGeceleri rüyalarımı süsleyen \nGüzel canım kelebeğimsin\n\nSen olmayınca güneş doğmuyor\nSensiz hiç bir şey düşünemiyorum\nBahar sensiz olmuyor\nGüzel canım kelebeğim\n\nKalbim seninle yanıp tutuştu\nİki gözüm yaş oldu\nSensiz hiç bir şey düşünemiyorum\nGüzel canım kelebeğim\n\nSen benim baharımsın güneşimsin\nSensiz hiç bir şey düşünemiyorum \nGeceleri rüyalarımı süsleyen \nGüzel canım kelebeğimsin\n\nSen benim baharımsın güneşimsin\nSensiz hiç bir şey düşünemiyorum\nGeceleri rüyalarımı süsleyen \nGüzel canım kelebeğimsin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Çevre",
        "poet": "Şahin Karataş",
        "poem": "\n\nTemiz tutar çevreyi temiz insan\nÇocuk, genç, ihtiyar dikerse fidan\nPırıl pırıl hava, yemyeşil orman\nGüzel insan, güzel çevrede yaşar! ..\n\nKentin sokağı, caddesi tertemiz\nAğaçta meyveler taptaze, leziz\nÇocuklar parkta neşeyle güleriz\nGüzel insan, güzel çevrede yaşar! ..\n\nMavi deniz, yeşil doğa hârika\nTemiz hava, doğal gıda şâhika\nÇevre dostu olsun her bir fabrika\nGüzel insan, güzel çevrede yaşar! ..\n\nDoğada bir denge kurmuş Yaradan\nIrmakta, denizde uskumru, sazan\nIşıl ışıl dünya, güllük gülistan\nGüzel insan, güzel çevrede yaşar! ..\n\nCıvıl cıvıl kuş sesleri semâya\nÇocuklar gülerek baksın fezâya\nGelecek nesiller katsın duâya\nGüzel insan, güzel çevrede yaşar! ..\n\n27.03.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel çevre..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Çevre..\n\nTüketiklerimizin çer çöpünü\nSağa sola atarsak\nPlanlı dengeli kentleşmede\nGece kondulu evler yaparsak\nGüzel çevre hayâl olur\nDoğa bize düşman olur..\n\nYeşil ile iç içe yaşamak varken\nAğaçları düşünmeden kesip yakarsak\nTertemiz havayı solumak varken\nBacalardan kirli duman salarsak\nGüzel çevre hayâl olur\nDoğa bize düşman olur..\n\nBillur gibi duru içmek varken\nZehirleri atıkları suya atarsak\nDenizleri kirletir dereleri kurutursak\nGüzel çevre hayâl olur\nDoğa bize düşman olur..\n\nVarlıkları öldürüp nesilleri tüketir\nToprağı ekmeyip çöle döndürür\nGelecek yarınları düşünmez isek\nGüzel çevre hayâl olur\nDoğa bize düşman olur..\n\nDoğal dengeyi bozan biz\nOzon tabakasını delen biz\nKüresel ısınmayı başlatan yine biz\nBiz insanoğlu felâket elçileriyiz..\n\nTarih:07.03.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Çocuk",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nYerler karlı kuşlar bekler nevale,\nVicdansıza açlar olmaz havale,\nKara kalpler çirkin düştü tuvale,\nGüzel çocuk nice hayvan duyurdu…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel çiçeğim",
        "poet": "Vedat Okkar",
        "poem": "\n\nKırları dolaştım açmamışlar \nDağlarda aradım yoktular \nBahçelere baktım bulamadım \nNereye saklandın güzel çiçeğim \n\nBelkide benden çok uzaktılar \nGözlerimle göremiyecek kadar \nElimle tutamıyacak kadar \nNereye saklandın güzel çiçeğim \n\nBirden içimde bir mutluluk \nNedendir acaba \nGönlümde sevinç \nMuhabbetin güzelliğinden mi acaba \nGözlerimi kapatıyorum \nBu gece rüyamda seni görecem mi acaba \nİçimdeki mutluluk, gönlümdeki sevinç \nKalbimin içinde mi acaba \nSana soruyorum güzel çiçeğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Karadeniz",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nŞimdilik suların senin tertemiz.\nDenizlerimizi temiz tutalım \nTüm gözler üstünde kalırsın temiz\nÇeşitli balıklar tutup satalım \n\nDenizle yaşantım daim şenlenir \nÇevresiyle deniz ülkem ünlenir\nSuyu kirletene kinim bilenir\nÇevre kirleteni hapse atalım \n\nKaradeniz dalgan sahile vurur\nDağlar denizlere set gibi durur \nGemileri koylar rüzgardan korur\nKoruma uğruna sevgi katalım\n\nKudretin eliyle poyrazın eser\nKarayelin esince nefesi keser\nHer canlıyı düşün ibret alsın ser\nKaradeniz temiz suda yatalım \n\nTuzluluk oranı en düşük deniz\nSuyunu yutarsan yakmaz geniz\nÇok merak ettinse bu KARADENİZ\nDeniz ürünleri yiyip yutalım\n\n22.08.2006\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Güzel Çocuk*",
        "poet": "Haluk Kemiksiz",
        "poem": "\n\nBir gece tanıdım,\nSesinde bülbüller şakırdı.\nBir gece tanıdım\nVakitsiz öterdi horozlar.\nBir gece tanıdım,\nBENDİM…\nKör sabahlarda ezandan önce\nGözlerim bir kedi sessizliğinde açılırdı\nVe dudaklarımda kurumuş ispirto\nBana günaydın derdi adeta.\nVe ben timsah gözyaşlarımda,\nTabuların can çekiştiği dünyamda\nÜrkek ve emin günaydın derdim\nBed beniz atmış, çanağına kan dolmuş…\nÇoraplarımı ararken üşürdü tenim,\nBir ceset soğukluğunda\nBir çam ağacının toprağında\nBir baykuş ötüşünde.\nSobamı da yakmamışım zaten daha \nBir bardak attım sobama,\nCiğerim kavruldu,yandı.\nEzan sesini beklemedi,\nYine dayanmadı\nYine dayanamadı\nYine dayanamadın be \nGüzel çocuk…\n\nKasım 2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Denilince...",
        "poet": "Turgut Çakır",
        "poem": "\n\nBir varmış, bir yokmuş\nGünün birinde güzel bir kız varmış\nKız her gün pınar başına gelir\nTürküler söylermiş\nYine türkü söylediği sırada\nbir atlı gelmiş\ngüzel kızı görünce aklı gitmiş\nKız delikanlıyı görünce\naşık olmuş\nBir gün davul zurnalar çalmış\nbir ilan okunmuş\ngüzellik yarışması yapılacakmış\nkazanan padişahın kızıyla evlenecekmiş\nGüzel kime denir? \nHer insanın özlemi üstün güzelliktir\nÜstün güzel ruhta bulunur\nRuhu temiz olana insan denir\nİnsan en güzel biçimde yaratılmış bir varlıktır\nRuhu temiz olan insan kavak ağacına benzer\nKavak ağacı güzel insan için en güzel örnektir\nO öyle bir ağaç ki, boyu gökyüzüne uzanır\nDosdoğru yükselir gökyüzüne\nİnsanın özlediği üstün güzellik bu\nÜstün güzelliğe sahip olan insanın serveti onurdur\nonuruna dokunan olursa\ninsan kükremiş aslan kesilir\nHerkes bunu böyle bilmeli\nkimsenin namusuna, onuruna dil uzatmamalı\nOnurlu insan önce kendine saygı duyar\nsonra insanlara\nBirileri insanların namusuna uzanıyor, duyuyoruz\nonuru ve şerefiyle oynuyor\nateşle oynuyor\nOnlara söylenecek en güzel söz şu:\nEline, beline, diline sahip ol! \nYarışma sonucu açıklanınca\npınara koştu güzel kız\ndelikanlı da\nBirbirini seven iki ruh bir oldu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Guzel Corum",
        "poet": "Güner Kaymak",
        "poem": "\n\nGuzel Corum guzel ilim\nGozumde tutuyorsun ozledim seni\nSeni tarif etmeye yetmiyor dilim\nAklimdan cikmiyorsun ozledim seni\n\nHatusasi asinca seni gorurum\nKiremit fabrikalarina bakar ovunurum\nTerminale girince cok sevinirim\nGuzel memleketim ozledim seni\n\nSaat kulesini varip gormeli\nSarrafi esnafi gezip gormeli\nLeblebiciye girip birkac kilo almali\nGuzel vilayetim ozledim seni\n\nSag olsun Arif Ersoy ilim tertemiz\nCorum belediyesi essiz emsalsiz\nValisi emniyeti jandarmasi emsalsiz\nGuzel vilayetim ozledim seni\n\nCorum spor super lige cikmali\nCorumluyum diyen elinden geleni yapmali\nGureste iyiyiz olimpiyata bakmali\nGuzel memleketim ozledim seni\n\nGulabiyi unutamam Corum deyince\nCirakmani gordum yillarca once\nAsik Halil Kaymak, a sira gelince\nGuzel memleketim ozledim seni\n\nOzan Guner cosa geldi soyledi\nIndi askin deryasini boyladi\nCorum icin gizli gizli agladi\nGuzel memleketim ozledim seni\n\nAmsterdam/30.03.2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Çoçuk",
        "poet": "Kursat Çiko",
        "poem": "\n\nelinde eski bir oyuncak\nyüreğinde bir sevinç çığlığı\nve umutları dağ gibi kocaman\ngüzel cocuk\n\nyaşıtları bilgisayarla oynarken \nkendisi mum ışığında\nders yapmaya çalışan\ngüzel cocuk\n\ntek hayali bir pilot olmak\ngök yüzünde doyasıya uçmak\nkuşlar gibi hür olmak isteyen \ngüzel cocuk\n\nhayatın acımasızlığına aldırmayan\nhiç bir zaman yenilgiyi kabul etmeyen\nher acıyı sevince dönüştüren\ngüzel cocuk\n\nağlamyı hiç tatmayan\nkendi benliğinde hür kalan \nyaşamın tadını doyasıya yaşayan \ngüzel cocuk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Değilmidir",
        "poet": "Dilek Demir",
        "poem": "\n\nSevği ve sayğιya karşιlιk vererek hayatιmιza neşe katsak\nBütün güzellikleri kötüye kullanmadan dahada çok güzelleştirsek\nIçimizdeki sevinci, yüreğimizdeki ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Dilekler",
        "poet": "Perinur Olgun",
        "poem": "\n\nUyumalıyım bırak \"gece\" yakamı. Biliyorum senin de uykun yok. Yoksa nedendir bu gece kuşlarının sessiz ötüşleri. 'Ağrı'lar geçin gidin uzak yerlere sizin hiç merhametiniz yok mu... Uyku gözlerden akar kirpikler yorgun. Sabahla birlikte yeni bir gün doğacak. Yeni gün doğacak bebek gibi beklemekte gecenin karnında. Uyusam diyorum deliksiz bir o tarafa bir bu tarafa dönmeden susamadan terlemeden soluksuz rüyasız uyusam. Nasıl olsa sabah bana rahatlık getirecek, huzur sağlık neşe. Korkmayın hepinize dağıtacağım. Şimdi bu günle işim bitti uyumalıyım. Bırak Gece yakamı. Senin de işin var sabahı yetiştireceksin yeni güne.. Olumsuzluklar olmadan hep iyiye ve güzele....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel diyemem",
        "poet": "Metin Köse",
        "poem": "\n\nGözlerin\nDenizin izi\nSaçların \nGülün filizi\nBakışın\nYürütür çaresizi\nAma güzel diyemem\nBenim değilsin\n\nAnkara\t\t\n(2 Haziran 2004)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Dostum",
        "poet": "Süleyman Zaman",
        "poem": "\n\nÇok okuyan camdan bakar\nOkumayan yoldan çıkar\nKamiller cahilden bıkar\nGerçek budur güzel dostum\n\nKimi sermaye bekçisi\nKimi patron tetikçisi\nKimi fikir emekçisi\nBende üretenim dostum\n\nEmek de farklı farklıdır\nKimler haksız kim haklıdır\nGerçekler özde saklıdır\nBen öze bakarım dostum\n\nHiç kimseye minnetim yok\nŞakşakçıya hep karnım tok\nŞu tinimde yaratma şok\nSeverim ben seni dostum\n\nDost dostuna kızar elbet\nÇekilmesin gönüle set\nAyrılık olursa şayet\nÜzülürüm Bilki dostum\n\nÖzüm dışıma yansıyor\nDost gönülleri tanıyor\nDostunu dostça sarıyor\nSen varsın kalbimde dostum\n\nZAMANIM bilmem bu ne hal\nDost isen o halde dost kal\nDost gönüllere sevgi sal\nSevgi güzeldir be dostum\n\n                   26.12.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel dost",
        "poet": "Süleyman Zaman",
        "poem": "\n\nHele duyarlı bir can yazmış bana \nSana bir sözüm olmaz ki güzel dost \nİç dost şarabını, sen kana, kana \nBir sözüm olmaz ki sana, güzel dost \n\nSen meyveye duran, asil çiçeksin \nİnsanlığa doğru, tohum ekensin \nHaksızlara batan, tatlı dikensin \nBir sözüm olmaz ki sana, güzel dost \n\nBir candan dosttur, İsmail Gözoğlu \nİyilik, güzelliktir, onun yolu \nSevgi taşır, tini hep sevgi dolu \nBir sözüm olmaz ki, sana güzel dost \n\nPireye kızıpta yorganı yakmam \nİnsanlara asla ayrımcı bakmam \nKin besleyip de, kimselerden bıkmam \nSadece eleştiriydi güzel dost \n\nZAMANIM, dostuna verir değeri \nTutunmaz sitede, bakışı eğri \nKendi aslına dönen bir nehiri \nDurduramaz ki hiç kimse güzel dost \n\n03.10.2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel dost",
        "poet": "Erdogan Bektas",
        "poem": "\n\nHayal kurmak oldu suçum\nAşkın gözü kör güzel dost.\nLaf belleme yanar içim\nİç yangını zor güzel dost.\n\nSanırım ileri gittim\nEn masum canı incittim\nTut ki yaramazlık ettim\nEksilerim var güzel dost.\n\nKızmak yakışmaz sultana\nBir yanlışta küsme bana\nAdsız bir derd düştü cana\nŞifa sende sar güzel dost.\n\nÖzür diliyorum dostum\nZannetme nefsane kastım\nÜzülme yazgıma küstüm\nRızasız gül har güzel dost.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel dost.",
        "poet": "Erdogan Bektas",
        "poem": "\n\nGüzel dost\n\nYaradan şahidim olsun\nOnda gönlüm var güzel dost.\nBen yandım o sefa bulsun\nKoca dünyam dar güzel dost.\n\nBir defa gördüm cismini\nRuhuma çizdim resmini\nElden saklarım ismini\nDile düşmek ar güzel dost.\n\nSevdam uzak ele düştü\nYüreğime çile düştü\nGönül harlı güle düştü\nAşkın gözü kör güzel dost.\n\nDostum unut deme böyle\nSadık isen yardım eyle\nBir çıkar yol varsa söyle\nUnutmak mı zor güzel dost.\n\nBu sevdadan dönsün diye\nUmutlarım sönsün diye\nAcılarım dinsin diye\nBana kardeş der güzel dost.\n\nHzan o deli esmese\nKırılıp bana küsmese\nBirde selamın kesmese\nÇoktan derdim yar güzel dost.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Erzincan",
        "poet": "Suadi Işık",
        "poem": "\n\nGene  güvermişsin, buğday tarlası.\nEğme başın, eğik kalmasın.\nDolsun  danelerin, dik  dursun başın\nUzakta  görenler,  seni  sen  sansın\n\nŞu  ovanın  çiceğine  bağına.\nKarşıda  görünen  munzur  dağına.\novada  yellenen, sarı  sacına,\nSarı  saçlarına  kurban  olduğum.\n\nbaşkaklar  uzamış,sarı  saç  gibi\nSu  ile  beslenmiş  kar  ile çimiş.\nYeşilden  vazgeçmiş, sarıya  dönmüş.\nSarı  başağına,  kurban  olduğum.\n\nErzincan  ovası  derler,ovaya.\nKöylerden grnevik  derler, yöreye.\nŞelalesi, güzel kız  gibi akan,\nİçinde, akaydım. Güzel  Erzincan\n\n21, 10, 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Dost Zeki ATEŞ'e",
        "poet": "Memet Zeki Ateş",
        "poem": "\n\nYaşamını Kültürüne adayan\nGüzel insan,güzel yürek,güzel dost\nHer türlü hizmetin takdire şayan\nGüzel insan,güzel yürek,güzel dost\n\nİçi cevher dolu sırlı testisin\nMuhabbet ehlisin,gönül postusun\nSanatı seversin Ozan dostusun\nGüzel insan,güzel yürek,güzel dost\n\nNiğdemize yolun düşerse şayet\nElimde gönlümde açık'tır gayet\nBuyur gel haneme ediyom davet\nGüzel insan,güzel yürek,güzel dost\n\nGönüllerde vardır bilesin yerin\nYüreğin bir umman derin'mi,derin\nDaha söylenecek nice eserin\nGüzel insan,güzel yürek,güzel dost\n\nAslında her insan birer türkü'dür\nKökü derin on bin yıllık öyküdür\nVakur duruşunu daima sürdür.\nGüzel insan,güzel yürek,güzel dost\n\nFikret derki paylaşmayı seversin\nHer mecliste sanat'cıyı översin\nKıymetin bilene gerçek değersin\nGüzel insan,güzel yürek,güzel dost\n\n                            Fikret dikmen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel dost",
        "poet": "İlhami Arslantaş",
        "poem": "\n\nKimliğimin sualini sorarken \nSeni buldum ben kendimi ararken \nAynımmışsın aynaları tararken \nSen bendesin,ben sendeyim güzel dost \n\nİçinde nefreti,atmışsın kini \nBir ömür taşırım canımda seni \nSenin pencerenden gördüm ben beni \nSen bendesin,ben sendeyim güzel dost \n\nSeninle yaşarım birlikte gibi \nKendimi hissetmem hiç yükte gibi \nDüşmüşsün içime bir nükte gibi \nSen bendesin,ben sendeyim güzel dost \n\nYedi veren güller nede haklıymış \nBütün manâ gönüllerde saklıymış \nHerkes birbirinden alacaklıymış \nSen bendesin,ben sendeyim güzel dost \n\nOnca yıldır tamamımı aradım \nKırk yıl sonra gördüm,işe yaradım \nİşte buldum sende imiş muradım \nSen bendesin,ben sendeyim güzel dost \n\nİlhamiyim hakikâtin yolunda \nNe mutlu ki dostlar sağım,solumda \nNamertlerin olsun param,pulum da \nSen bendesin,ben sendeyim güzel dost\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Erzurum",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nEvlerinin önünden akarda suyu.\nİçimi hoştur kırkçeşme suyu.\nMisafir perverdir Erzurum huyu.\nEmsalın bulunmaz Güzel Erzurum.\n\nHep serin olur Erzurum'un havası.\nDavul zurna vurur zafer havası.\nDadaşlar bağırır hey hey narası.\nOzanlar seni anlatamaz Erzurum.\n\nAziziye tabyaları geçmişten kalan.\nErmeni zülmüne şahittir deden.\nSaat kulesidir her şeyi gören \nBinbir hatim okunur sende Erzurum\n\nHorasanereni böylece yaza \nMuratbağı köyüdür Horasan kaza\nVatan için can verir çekmezde naza \nHerbir kazası destan olan Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Gece",
        "poet": "Johann Wolfgang von Goethe",
        "poem": "\n\nArtık kulübeyi terk ediyorum, \nSevdiklerimin meskenini, \nYalnız, alçak adımlarla dolaşıyorum \nIssız ve karanlık ormanın içini. \nLuna (ay)    doğuyor çalı ve meşeler ortasından, \nZefir (meltem)    seyrini bildiriyor, \nHuş ağaçları eğilerek serpiyor yukardan \nOna doğru, en tatlı tütsüyü seriyor. \n\nNasıl da tapınıyorum serinlikte \nBu güzel yaz gecesine! \nAh, ne damıtıcı burada duygulanma, \nRuhu şen ve mutlu kılan; \nNeşene nafile dokunamadan! \nAma, gene de isterdim ki, ey sema sana \nBinlercesine böyle gece bırakmak, \nYarimi verseydin bir tek bana. \n\nÇeviren: Musa Aksoy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Gaziantepli bestekar-şair Erol Güngör şiiri",
        "poet": "Erol Güngör",
        "poem": "\n\nÇiçekler en fazla, dalında güzel\nKokulu sümbüller, vazoda güzel\nBir küçük karanfil, yakada güzel\nGüller de aşığın, elinde güzel…\n\nSevilmek en fazla, sevince güzel\nMutluluk vuslata, erince güzel\nBir hasret, bir ümit, taşırsa güzel\nUnutmak, üzüntü, vermezse güzel…\n\nİyiler, her yerde, her zaman güzel\nKötüler, nankörler yanında güzel\nVefasız, benciller içinde güzel\nMağrurlar, dalkavuk olana güzel…\n\nBir güzel, güzeller içinde güzel\nBir çirkin, bir çirkin yanında güzel\nBir şiir, okuyan severse güzel\nBir şarkı, dillerde olursa güzel…\n\nEn güzel güzellik, aşkla yaşamak…\n\n21.3.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Güzel Dünya,güzel Dünya",
        "poet": "Adem Gültekin",
        "poem": "\n\nİşte geldim gidiyorum,\nSona doğru yürüyorum,\nŞimdi artık ölüyorum,\nGüzel Dünya, güzel Dünya.\n\nBir bebektimde büyüdüm,\nKoştum üstünde yürüdüm,\nYaşlandım artık çürüdüm,\nGüzel Dünya,güzel Dünya.\n\nBitirirsin, büyütürsün,\nAğlatırsın, güldürürsün,\nYaşatırsın, Öldürürsün,\nGüzel Dünya, güzel Dünya.\n\nSen dönersin Güneş döner,\nAkşam olur,gündüz söner,\nHer yerinde var bir hüner,\nGüzel Dünya, güzel Dünya.\n\nBir ilim var dönüşünde,\nMavi ile yeşilinde,\nBir cansın Alem içinde,\nGüzel Dünya,güzel Dünya.\n\nSeni Cennet eder Güneş,\nHer gün etrafında dolaş,\nNe hızlısın nede yavaş,\nGüzel Dünya, güzel Dünya.\n\nAyarını hiç bozmzsın,\nYorulupta bir durmazsın,\nNe ibret dolu bir Dünyasın,\nGüzel Dünya, güzel dünya.\n\nNe hoş etmiş seni eden,\nMet ettim seni övdüm ben,\nGitmez sevgin içerimden,\nGüzel Dünya, güzel Dünya.\n\nSana baktım duygulandım,\nAşka düştüm algılandım,\nÇile,dert çektim ağladım,\nGüzel Dünya,güzel Dünya.\n\nBen seninle Hakkı buldum\nŞimdi güzel insan oldum,\nBen aşk ile nurla doldum,\nGüzel Dünya,güzel Dünya.\n\nBeni burda Melek ettin,\nNuruma hep nurlar kattın,\nSen ne güzel görev yaptın,\nGüzel Dünya, güzel Dünya.\n\nSen öğreten bir Cennetsin,\nBazen neşe bazen dertsin,\nİbret almaya bir derssin,\nGüzel Dünya,güzel Dünya.\n\nAşkla ne hoş ne güzelsin,\nAşksz gönül seni netsin,\nAşıklarım seni sevsin,\nGüzel Dünya, güzel dünya.\n\nSenin aşkın yetti bana,\nÇocuk iken baktım sana,\nİçimde hep o nur yana,\nGüzel Dünya, güzel Dünya.\n\nDüşer gönüle fazla nur,\nHertarafın Cennet olur,\nAşıklarım  Hakkı bulur,\nGüzel Dünya, güzel Dünya.\n\nSenden aldım ben ilhamı,\nNur ettin sen hep dünyamı,\nGiydirdin Cennet hırkamı,\nGüzel Dünya,güzel Dünya.\n\nAcı tatlı karım oldu,\nİçim dışım İman doldu,\nBenim gönlüm aşkı buldu,\nGüzel Dünya, güzel Dünya.\n\nAşkı yazdı küçük Adem,\nCennet oldu bütün hanem,\nMuhammede olsun selam,\nGüzel Dünya, güzel Dünya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Gelin",
        "poet": "Ömer Yardımcı",
        "poem": "\n\nVer güzel gelin\nVer tesellim olsun\nNasıl olsa gidiyorsun\n...................Ver,\nBende hatıra kalsın\nKalbim sende \nBir tel sırma bende kalsın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Gözlerinde Rüya...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nGüzel gözlerinde rüya,\nSevgimde yoktu ki riya,\nBu sevdada var mı ziya,\nGüzel gözlerinde rüya.\n\nUnutulmaz güzel gözler,\nUnutulmaz masum sözler,\nGerçek seven tökezler,\nGüzel gözlerinde rüya.\n\nGüzel gözler ağlamasın,\nSular gibi çağlamasın,\nSeven kara bağlamasın,\nGüzel gözlerinde rüya.\n\nGüzel gözler başa bela,\nGüzelin gözleri ela,\nSevene verilir sela,\nGüzel gözlerinde rüya...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Gözlerin Aklıma Geliyor",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nGüzel gözlerin aklıma geliyor, gözlerimden yaş iniyor,\nBeni seven dostlarım, çok meraklı güya seni soruyor,\nSen ellere gidelidir benim yüzüm gülmüyor gülmüyor,\nGüzel gözlerin aklıma geliyor, gözlerimden yaş iniyor.\n\nŞöyle bir bakayım dedim, albümlerde solan resmine,\nGözlerim dalıp, dalıp gitti kulak verdim suların sesine,\nAllah'ım, ne olur sabır ver, sabır ver, bu naçiz eserine,\nGüzel gözlerin aklıma geliyor, gözlerimden yaş iniyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Gözlerinden Bilirim",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nGüzel gözlerinden bilirim, seviyorsun, seviyorsun,\nSakın, sakın bana gel deme gelemem biliyorsun,\nCâna kıymak çok çok günah kıyamam biliyorsun,\nGüzel gözlerinden bilirim, seviyorsun, seviyorsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel gören kimse güzel düşünür",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nİnsanlığın yolu sevgiden geçer,\nGüzel gören kimse güzel düşünür.\nSevgi ile gönülde çiçek açar,\nGüzel gören kimse güzel düşünür.\n\nHer işin başı gönüldeki yardır,\nSevmeyen gönül sinesine dardır.\nSevginin özünde güzellik vardır,\nGüzel gören kimse güzel düşünür.\n\nSevgi gönülde olan meşk demektir,\nSevgi yürekte olan köşk demektir.\nSevgi demek güzellik aşk demektir,\nGüzel gören kimse güzel düşünür.\n\nSevenin yüreğinde güller açar,\nSeven kimsenin kalbi ışık saçar.\nSevgi ile yürekler gökte uçar,\nGüzel gören kimse güzel düşünür.\n\nSevgi gönülde olgunlaşıp erer,\nErince Yusuf'un gönlüne yarar.\nSevenin hayatı düzene girer,\nGüzel gören kimse güzel düşünür.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel gözlerinden süzülen yaş",
        "poet": "Didem Can",
        "poem": "\n\nGüzel gözlerinden süzülen yaş,\n\nDoyumsuz ellerinden alınan can olmak vardı şimdi.\n\nAkşam oldu kalbimde sensiz sabahımda.\n\nSevgine tutkun olan bedenim,\n\nSensizlikten yorgun, bitkin ve hasta oldu ruhum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Guzel gozlu sevgilim",
        "poet": "Yüksel Akkas",
        "poem": "\n\nSana degil gozlerine vuruldum\nSana degil kalbine asik oldum\nIlk defa dunyamda seni buldum\nDenizlerden guzel gozlu sevgilim\n\nKalbimde bir tek sen varsin\nYuregimde bir tek askin kalsin\nSevdigimi herkes bilsin\nGokyuzunden guzel gozlu sevgilim\n\n4 mart persembe 1999\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel gözlü yar",
        "poet": "Baran Demir",
        "poem": "\n\nGüzel gözlü yar \nNe iyi ettin de girdin hayatıma\nAşka dair tutku\nDüştü gülüşünle yüreğime \nBir papatya misali\nİncitmeden seni koklamak \nNe güzel şey\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Güller Açar - 1",
        "poet": "Mustafa Yılmaz İsmailoğlu",
        "poem": "\n\nGÜZEL GÜLLER AÇAR - 1\n\nGüzel güller açar sana benziyor\nGüzelsin güzelsin İstanbul kadar,\nYediveren gülü çehren izliyor\nGüzelsin güzelsin İstanbul kadar.\n\nGönüllerin aşkı dillerde bilği\nŞehri yar İstanbul güllerde sevgi\nİstanbul’a özel güzele övgü\nGüzelsin güzelsin İstanbul kadar.\n\nAvrupa bir taraf bir taraf asya\nİstanbul’u okşar var olan derya\nPeygamber övdüğü askeri varya\nGüzelsin güzelsin İstanbul kadar.\n\nKaradeniz yeşil Marmara mavi\nMekanlar şahlanır her taraf kavi\nSultanlar vermişler bu şehre tavı\nGüzelsin güzelsin İstanbul kadar.\n\nBilal’ın nidası çıkar ok gibi\nYedi arşı sarar seda hak gibi\nGüzelin siması bir şafak gibi\nGüzelsin güzelsin İstanbul kadar.\n\nİSMAİLOĞLU da aşk ile sever\nSevilen yar güzel şehre eş değer\nAyırmak olmaz da ikisin över\nGüzelsin güzelsin İstanbul kadar.\n- 18.02.2010 – Tozkoparan/İstanbul\n\nİsmailoğlu Mustafa YILMAZ – İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Günler",
        "poet": "Ahmet Çağlı",
        "poem": "\n\nGünlerden Perşembe\nGecenin sessizliğinde\nŞeb-i yeldayı yararak\nKaranlığın ortasından gelenler var\nGökyüzünü ışıldatan yıldız\niçimi aydınlatan ay\nHepsi...\nHep bir ağızdan\nHep aynı şey\nBugünler bitecek\nGüzel günler gelecek...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Günler",
        "poet": "Doğan Ümit Aksel",
        "poem": "\n\nİsterim güzel günler hep senin senin olsun\nGözlerine mutluluk çiçek çiçek otursun\nSakın ağlama gülüm sakın ha sen üzülme\nSenin sevmen çok güzel devam et ne olursun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Günler Gelecek",
        "poet": "Kalender Sever",
        "poem": "\n\nGün gelecek öyle bir ilerleyecek ki teknoloji\nBinyıl geçse de üzerinden bir ağaç gövdesinin\nBir bir göreceğiz belleğinden\nKimin dalından kopardığını meyvesini\n\nGün gelecek öyle bir ilerleyecek ki teknoloji\nKapımızdaki ağacın yapraklarından toplayacağız\nSokağımızdan geçen katilin resmini\nVe gün gelecek\nSöküp atacağız bedenimizden\nKatil geni paslı bir çivi gibi\n\nÖyle güzel günler gelecek ki\nAyakta becereceğiz \nBir ağaç gibi \nGünü geldiğinde ölmeyi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Güller Açar",
        "poet": "Mustafa Yılmaz İsmailoğlu",
        "poem": "\n\nGÜZEL GÜLLER AÇAR\n\nGüzel güller açar sana benziyor\nGüzelsin güzelsin İstanbul kadar,\nYediveren gülü çehren izliyor\nGüzelsin güzelsin İstanbul kadar.\n\nGönüllerin aşkı dillerde bilği\nŞehri yar İstanbul güllerde sevgi\nİstanbul’a özel güzele övgü\nGüzelsin güzelsin İstanbul kadar.\n\nAvrupa bir taraf bir taraf asya\nİstanbul okşar var olan derya\nGüllerin övdüğü askeri varya\nGüzelsin güzelsin İstanbul kadar.\n\nKaradeniz yeşil Marmara mavi\nMekanlar şahlanır her taraf kavi\nSultanlar vermişler bu şehre tavı\nGüzelsin güzelsin İstanbul kadar.\n\nBilal’ın nidası çıkar ok gibi\nYedi arşı sarar seda hak gibi\nGüzelin siması bir şafak gibi\nGüzelsin güzelsin İstanbul kadar.\n\nİSMAİLOĞLU da aşk ile sever\nSevdiğim çok güzel bu şehri değer\nAyırmak olmaz da ikisin över\nGüzelsin güzelsin İstanbul kadar.\n- 18.02.2010 – Tozkoparan/İstanbul\n\nİsmailoğlu Mustafa YILMAZ – İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel günler hatırına",
        "poet": "Hatice Ak",
        "poem": "\n\nGüzel gemiler kiminiz kırmızı, beyazdı kiminiz \nBugün hangi giz’in arkasında saklısınız \nHangi tül örttü mahreminizi \nBulutlar uçuşuyor bahçelerinizde \nAkdeniz’in hangi incisindesiniz \n\nGörmeyeli kaç ezan sesi duyuldu \nKaç mintan eskidi özleminizle \nGün battı, ay doğdu, yakamozlar kıyıları vurdu \nKi; güpegündüz rüyalar bahşetti eşgaliniz \n\nİlmek ilmek sevginiz örülmüşken yüreğimde \nIssız mı kalmalıydı böyle, yağmur yağıyor diye \nBinbir renkli şıpırtılar inlerken kulaklarımda\nSarhoş rüzgarlar mekan tuttu gözlerimde \n\nGökyüzünü hiç sormayın, delirmiş adeta \nGümbür-gümbür kıvılcımlar salıyor üstünüze \nBugün neden masmavi değilsin Akdeniz \nNiçin kara gölgeler düşürdün ak-pak yüzüne \n\nHaydi Akdeniz gülümse bana, yola çıkacağım\nGitmeden ben, bir kerecik gülümse\nGöster gemilerini, benden gizleme\nSen ve gemilerin,  birlikte gülümseyin yüzüme \nŞimdi değilse bile, yaşanacak günler hatırına\n\nHatice Ak/22.10.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel günler gel artık seni bekliyorum",
        "poet": "Hatice Kuş",
        "poem": "\n\nNedenler niçinler üzerimde yük benim\nİncilmiş yüreğimde ne çok sırlar dolu benim\nLeylak,sümbül bahçesi bir ev hayalim\nİzimi kaybettirecekler benim bir gün biliyorum\nFakatlar,lakinler ağır geldi taşıyamıyorum\nEvet,evet ben değilim artık kendimi tanıyamıyorum\nRıca minnetle yürüyor hayatım ve işim\nGüzel günler gel artık seni bekliyorum\nÜzüntülerimi,kederlerimi arkamda bırakıyorum\nLeylak,sümbül bahçeli bir ev alıyorum\nMutlu bir sonla geleceğe umutla bakıyorum\nİsmim nilifer gül,inanın ismim gibi mis kokuyorum\n\n4 haziran 2008\nsaat:15.10\nşiirnyer/izmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Günler",
        "poet": "Hasan Hüseyin Korkmazgil",
        "poem": "\n\nDalgındım dağlar gibi\nTürkülüydüm çınar çınar\nNe kızarıp giden sarı\nNe kızarıp gelen yeşil\nDikilmiş dikmeninde \nHoşçakal köprüsünün\nTam da mendil sallıyordum güzel günlere\n\nGüzel günler güzel günler hey güzel günler\nGözlerinde gidenimin hey güzel günler\nGüzel günler güzel günler hey güzel günler\nEllerinde gelenimin hey güzel günler\n\nBalık attım olta tuttum\nYaşadım gençliğimi\nMasal oldu çocukluğum\nGençliğim bahar seli\nVe bir akşam birdenbire \nBir bulvar otelinde\nİnce bir dal değdi alnıma\nKoptu sazımın teli\n\nGüzel günler güzel günler hey güzel günler\nGidenimin gözlerinde hey güzel günler\nGüzel günler güzel günler hey güzel günler\nEllerinde gelenimin hey güzel günler\n\nGüzel günler güzel günler hey güzel günler\nGözlerinde gidenimin hey güzel günler\nHeey günler hey hey günler hey güzel günler\nEllerinde gelenimin hey güzel günler\nHeey günler hey hey günler hey güzel günler\nGözlerinde gidenimin hey güzel günler...\n\n\n\nSöz: Hasan Hüseyin Korkmazgil \nMüzik: Ahmet Kaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel İmkansız",
        "poet": "Mehmet Yücel",
        "poem": "\n\nTavizle beslenir, güzelin biri.\nSonu olmayanı vermem imkansız.\nSanki bir ben onun elinin kiri.\nAklına fikrine ermem imkansız.\n\nYaratan tanımaz, güzel yaratık.\nO güzellik varken her şeyi batık.\nDireniş faydasız teslim ol artık.\nOnunla yarışa girmem imkansız.\n\nKokular dökünmüş boyalar sürmüş.\nDoğru söyleyeni kovmuş hor görmüş.\nBir baktım habersiz defteri dürmüş.\nDikenlere dönmüş dermem imkansız.\n\nNe derse olacak, güzellik onda\nYetipte artacak  özellik onda.\nŞeytana uyupta sevdiğim anda.\nYıkıp viran eder, örmem imkansız.\n\nHükümdar benim der hükümlü sensin.\nGücü olan gelsin bu hükmü yensin.\nDedi ben güzelim, Yücel sen nesin.\nKendimi geçerli görmem imkansız.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel İlim Karabük'üm",
        "poet": "Korkmaz Gülcan1",
        "poem": "\n\n“Bahar mevsiminin gelmesiyle yeşilliklere bürünmüştün. Sen 3 Nisan 1937’de adım atarak yürümüştün. Bense dalında eriği, kirazı, yeşilliği görmüştüm. Adım adım ilerliyordun bir il olma yolunda sen Karabük’üm.\nYeşilliklerle çevrili bir dünya olmuştun benim için, senin Sokaklarında yürümeyi öğrenmiştim. Ne büyük mutluluktu benim için. Her tarafın baharla şenlenirdi coşku dolu bir şehirdin sen Karabük’üm.\nDemir Çelik fabrikalarının temelinin atılmasıyla birlikte Sanayinin can damarı olmaya güçlü bir aday olmuştun sende insanları çekiyordun. Yavaş yavaş kendine 13 haneyle başladığın bir il olma serüvenine kavuşmuştun sonunda 1995 senesinde.\nŞimdi gözlerimi kapatıyorum. Kendimi 2023 yılına ışınlıyorum. Dünyanın üzerinden Karabük’ün Semalarına bakıyorum. Mutluyum. Yaşamak istediğim güzel ilim Karabük’ü görüyorum.\nDoğalgaz ve ısı yalıtım sistemlerinin Karabük’e gelmesiyle birlikte tertemiz havasını içime çekiyorum. Baktığım her yeri yemyeşil görüyorum. Güneşin elleriyle ısıttığı bir günde susuyorum. Karabük’ün dağlarından kopup gelen kaynak suyundan bir yudum içiyorum. Ben ne hava kirliliğine ne de su kirliliğine yeniliyorum. Ne de çevre kirliliği ile mücadele ediyorum. Çünkü baktığım her yeri tertemiz görüyorum.\nSonra alıp götürüyor beni Karabük’ün sokakları. Şehir planıyla, hastaneleriyle okullarıyla, evleriyle gözlerimi dolduruyor. Karabük üniversitesi Türkiye’nin bir incisi olarak karşılıyor beni. Karabük 2023 yılında eğitimin ve kültürün başkenti haline geliyor.\nGözlerimi dolduruyor cıvıl cıvıl renkleriyle safranlar. Safranbolu’da buluyorum kendimi. Yürüyorum adım adım şarkılara ilham veren Arnavut kaldırımlarında şimdi. Safranbolu turizmin aranan tek adresi haline geliyor. Turistler akın akın gelip asma bahçelerinin seyrine dalıyor.\nYeşilin coşkusuyla bir yürek gibi çırpınıyor. Yenice. Burada buluyorum kendimi. Kağıt ve mobilya sanayisinde bir çok ilki Türkiye’ye kazandırmış Yenice. Geri dönüşüm fabrikalarıyla doğaya saygısını kanıtlamış tüm Türkiye’ye.\nSpor akademisi kurulmuştu Ovacık’ta. Burada da kış olimpiyatlarına hazırlanan bir grup genç çıkmıştı karşıma. Kış olimpiyatlarıyla aldıkları dereceleri anlatıyorlardı neşeli neşeli bana.\nEskipazar’da birçok tarihi eser gün ışığına çıkarılmıştı. Bir çok arkeolog tarihi eserleri incelemeye Eskipazar’a geliyorlardı. Eskipazar’da 2023 yılına izler bırakmıştı. Yıl 2023’tü Karabük adım adım ilerlemeye başlamıştı.\nEflani’de sulamalı tarım hayata geçirilmişti. Burada da kaynak su çıkarımı gerçekleşti. Yeni kurulan geri dönüşüm fabrikalarıyla birlikte bir çok insana iş imkanı sunulmuştu. Karabük metropol kenti olma yolunda hızla ilerliyordu.\nIlık bir rüzgar esiyordu. Karabük’ümün sokaklarında. Üşütmüyordu bu rüzgar insanı üşütmüyordu. İliklerine kadar işliyordu. Biliyorum Karabük bir metropol kenti olacaktı. Eğitimin ve kültürün başkenti. Okullarıyla, hastaneleriyle, parklarıyla, şehir planıyla, evleriyle göz dolduracaktı. Biliyorum bu hayalim gerçek olacaktı. O yüzden gözlerimi açmaktan bir an olsun korkmadım. Gözlerimi açtım. Güzel ilim Karabük’ü umutlarımla kucakladım. Benim güzel ilim Karabük’tü anladım…”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel İlkbahar",
        "poet": "Yaşar Yaman",
        "poem": "\n\nGüller açtı bahçemizde,\nHoş geldin güzel ilkbahar! \nHissedildin tenimizde,\nHoş geldin güzel ilkbahar! \n\nBahar, mevsimler sultanı,\nAl, yeşildendir kaftanı; \nİnsanlar olur hayranı,\nHoş geldin güzel ilkbahar! \n\nDalda, gülde kuşlar öter; \nKırlarda çiçekler biter,\nHer halin bizlere yeter,\nHoş geldin güzel ilkbahar! \n\nCanlılar hep cuşa* gelir,\nHer bir halin hoşa gelir,\nBütün dertler tuşa gelir,\nHoş geldin güzel ilkbahar! \n\nKırda açar; sümbül, lale,\nCanlı doğa, gelir dile; \nHoş olalım doğa ile\nHoş geldin güzel ilkbahar! \n\nMevsimlerin de ömrü var,\nBak, yaradanın mührü var! \nGönülde güzel hürü var,\nHoş geldin güzel ilkbahar! \n\n*coşa gelmek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Hüseyin'i şehit ettiler",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nYezid askerleri ol Kerbelada,\nGüzel Hüseyini şehit ettiler.\nŞimdi hüzün var Arş-ı Alada,\nGüzel Hüseyini şehit ettiler.\n\nİnsan değil imiş canını yakan,\nCenneti görmesin kanını döken.\nPeygamber öpmeye kıyamaz iken,\nGüzel Hüseyini şehit ettiler.\n\nŞeytana inanıp ona uydular,\nGünlerce sıcakta susuz koydular.\nBaşını keserek ona kıydılar,\nGüzel Hüseyini şehit ettiler.\n\nKeşke Kerbelaya gelmese idi,\nÖldüreni kardeş bilmese idi.\nDünya yıkılsa da ölmese idi,\nGüzel Hüseyini şehit ettiler.\n\nYusuf ona dua okuyup andı,\nO İslamın gülü olan bir candı.\nO öldüğü zaman yürekler yandı,\nGüzel Hüseyini şehit ettiler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel İnsanlar",
        "poet": "Bekir Sami Ünsal",
        "poem": "\n\nAllah sever onları\nSonra kula sevdirir\nRabbim o kullarını\nRızasına erdirir\nHakikat sırlarını\nO gözlere gördürür\n\nGüzellik sergilerler\nDaim, güzel insanlar.\n\nHer şeyleri sadedir\nOnlar mütevazıdır\nRab onlardan razıdır\nOnlar Rab’den razıdır\nRabbi için her zaman\nHer mihnete hazırdır\n\nGüzellik sergilerler\nDaim, güzel insanlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel İnsan Çok Kâr Sağlar",
        "poet": "Şevki Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nHür olarak verin karar\nGüzel insan çok kâr sağlar\nEtme hayatta bir zarar\nGüzel insan çok kâr sağlar\n\nÖfke yener çok mert insan\nSakın kimseye yapma zan\nÖlçülü olduğun zaman\nGüzel insan çok kâr sağlar\n\nZarar verme sen kendine\nDikkat et bak niyetine\nBirden kâr geçmez eline\nGüzel insan çok kâr sağlar\n\nÇobanoğlu hâline bak\nDünyaya bedel hür olmak\nİyi iş yap bir nişan tak\nGüzel insan çok kâr sağlar\n\n(24.04.2004)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel İnsanlar...",
        "poet": "Ali Nazım Başaran",
        "poem": "\n\nBir Sonbahar sabahı\nBarış yolunda\nkimi beyaz atlara\nkimide beyaz güvercinlere binip gittiler\nGüzel insanlar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Ispartam",
        "poet": "Hacı Kadir Çetin",
        "poem": "\n\nGörmeyeli yıllar oldu yüzünü\nDağını,toprağını,taşını,düzünü\nKışını baharını yazını güzünü\nHep göresim gelir güzel Isparta’m\n\nBurcu burcu kokar tomurcuk güllerin\nLalelerin menekşelerin sümbüllerin\nGül bahçende şakıyan bülbüllerin\nHep göresim gelir güzel Isparta’m\n\nGöllerin var hepsi birer nimettir\nHalıların çok değerli ganimettir\nİnsanların hem vicdanlı hem de merttir\nHep göresim gelir güzel Isparta’m\n\nMis gibi kekik kokan dağlarını\nSalkım salkım üzüm veren bağlarını\nYoğurdunu, peynirini, tereyağlarını\nHep göresim gelir güzel Isparta’m\n\n(1994 yılı Edirne)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Irmak",
        "poet": "İlhan Berk",
        "poem": "\n\nKüçüğüm, bu senin sesin, güzel ırmak\nÖnce rüzgârın öptüğü, sonra benim öptüğüm\nBu bitmemiş şiirler senin ayakbileklerin\nSoluğun, kokun, karnın, gölge....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel İstanbul",
        "poet": "Ramazan Karataş",
        "poem": "\n\nAsırlar önce müjdelemiş peygamberim\nOna salatı, selamlar gönderelim\nBu cennet vatanın kıymetini bilelim\nPeygamber müjdeli güzel İstanbul\n\nTarihi şan'la, şeref'le anan\nNice zaferden, zafere koşan\nAtam Fatih'den bize armağan\nTarihin şahidi güzel İstanbul\n\nGalata'dan uzansın haliçe eller\nSultan Ahmetten yükselir Allahu ekber\nBağrında yatar nice alimler, kamiller\nUlemalar şehri güzel İstanbul\n\nDenizler'le süslenmiş her bir yanın\nKonağı olmuşsun milyonlarca insanın\nNede yakışmış türbesi Eyyüp Sultan'ın\nSultan'lar diyarı güzel İstanbul\n\nÖyle şirinsinki, sevenler bilir\nSevdikce insanın sevesi gelir\nTaşın, toprağın altın diye anılır\nŞirinler, şirini güzel İstanbul\n\nŞair, Ramazan'ım ne kadar yazsan şiir\nAnlatmakla bitmez bu koca şehir\nDaha nice kalemler, mürekkepler tükenir\nAnlatmakla bitmezsin güzel İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel İstanbul",
        "poet": "Gökhan Yollu",
        "poem": "\n\nSayısız turistin akın ettiği \nMilyonlarca insanın ekmek yediği\nFatih Sultan Mehmet'in fethettiği\nTürkiye'nin değil Dünya'nın gözbebeği İstanbul\n\nKuleleri,köprüleri,denizleri\nBirbirinden değerli türbeleri,camileri\nAkılalmaz bütün güzellikleri\nİçinde barındıran hazine İstanbul\n\nGecesi de gündüzü de bambaşka\nHer gören gelir bir anda aşka\nBoğaz köprüsünün hali daha başka\nAtalarımızın yadigarı güzel İstanbul\n\nSıra sıra dizilmiş yedi tepedir\nEşsiz benzersiz bir tanedir\nGün geçtikçe de güzelleşmektedir\nCümle alemin dilindedir İstanbul\n\n(İstanbul 22.04.2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel İstanbul",
        "poet": "Muharrem Apan",
        "poem": "\n\nHer gönülde ayrı bir taht kurmuşsun\nPayitaht şehirsin güzel İstanbul\nNice Sultanlara mekan olmuşsun\nSultanlar şehrisin güzel İstanbul\n\nSevgi,kardeşlik isminle bütünleşir\nNice büyükler,evliyalar sendedir\nDaha sende çok filizler yeşerir\nHer mevsim baharsın güzel İstanbul\n\nMedeniyetler hep sende kurulur\nKutsal emanetler  sende bulunur\nKutsiyetine  hiç şüphemiz yoktur\nKutsal bir şehirsin güzel İstanbul\n\nTarihi yazanlar senden feyz alır\nSana göz dikenler hayale kapılır\nHer tarafın ayrı bir tarihi yapıdır\nTarihi bir şehirsin güzel İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel İstanbul",
        "poet": "Gülay Tiryaki",
        "poem": "\n\nMüzesi    çok   bilgili\nDenizi   masmavi\nOrmanı  yemyeşil\nGüzel  İstanbul\n\nMüzelerden  faydalanmalı\nDenizi  kirletmemeli\nAğaçları  kesmemeli\nGüzel  İstanbul\n\nBaca  dumanı\nFabrika atıkları\nEgzoz dumanı\nGüzel  İstanbul\n\nVapuru  vuff  diye gider\nTreni  puff  diye  gider\nArabası hınn diye gider\nGüzel  İstanbul\n\nİstanbul   İstanbul\nHer şeyin var istnbul\nÇok  bilgili İstanbul\nGüzel   İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel İstanbul",
        "poet": "Yavuz Ağır",
        "poem": "\n\nSanki bir güneş; \nDoğmuş anadoluya.\nAvrupayı,asyayı \nKatmış anadoluya..\n\nEy İstanbul,güzel İstanbul.\nSevdanın güneşi İstanbul.\nSeni bağrıma basarım,\nAklımı başımdan alan İstanbul....\n\nBir yıldızsın parlar durursun\nParladıkça gönüllere ışık vurursun\nNazar  değmesin,çok şirinsin\nDağı taşı altın İstanbul....\n\nAh İstanbul,güzel İstanbul\nSevdanın güneşi İstanbul.\nSeni bağrıma basarım\nAklımı başımdan çalan istanbul....\n\nAyasofya,Sultan Ahmet\nAsrın baş komutanı; \nFatih Sultan Mehmet.\nYeni çağa merhaba dedi..\n\nAh İstanbul, güzel İstanbul\nSevdanın güneşi İstanbul\nSeni bağrıma  basarım\nAklımı başımdan alan istanbul....\n\nDoğa güzelliğinin anası oldun\nGörkemli sarayların babası oldun.\nİsmin tarihe  yazıldı.\nCenettin bir  köşesi İstanbul...\n\nAh İstanbul,güzel İstanbul.\nSevdanın güneşi İstanbul.\nSeni bağrıma basarım.\nAklımı başımdan alan İstanbul...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel İSTANBUL",
        "poet": "Nazım Sürmeli",
        "poem": "\n\nBahçenle bağınla sen ne güzelsin\nSurlarınla inan ki hep övünürsün\nTarihler, eserler senin gururun\nBulunmaz senin eşin benzerin\nGüzel İstanbul\n\nİnsanlar sana aşık olmuştu\nKöylü bütün sana koşmuştu\nHaydarpaşa, Harem dolmuştu\nBulunmaz senin eşin benzerin\nGüzel İstanbul\n\nBeyoğlu’nda biz sabah ettik\nEmirgan’da çok kahve içtik\nSultanahmet’e ne yolcu verdik\nBulunmaz senin eşin benzerin\nGüzel İstanbul\n\nİstanbul uğruna neler çekilmez\nNedendir bilmem insanlar seçilmez\nVarlığın, yokluğun inan ki değişmez\nBulunmaz senin eşin benzerin\nGüzel İstanbul\n\nGüzel İstanbul sen ne güzelsin\nTarihler destanlar şiirler yazarsın\nSevgiye aşka huzur verirsin\nBulunmaz senin eşin benzerin\nGüzel İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel İstanbul",
        "poet": "Mustafa Nuri İnanç",
        "poem": "\n\nDenizi  güneşle  seyretmek\nNe   güzel\nGün  ağarırken, gün  batarken\nİstanbulda  bu  güzellik  varken\nYaşımız   yaşamak   için  geç  olsada\nÖlümü  öğrenmek  için  erken\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel istanbul",
        "poet": "Adem Balcı",
        "poem": "\n\nsıra sıra dizilmiş evler konaklar\nboğaz köprüsünü seyretmeye doymazlar\naltından geçiyor bak gemiler vapurlar\nseyretmeye doyulmuyor güzel istanbul\n\nbeyoğlunda sarıyerde lüx villalar\nvaroşlarda dikilir kaçak binalar\ntarih kokan ogüzelim saraylar\nseyretmeye doyulmuyor güzel istanbul\n\nleventte dikilmiş iki gökdelen\nbahçelerde açmış gülü yediveren\nbuyılda şampiyon olmuş fenerbahçem\nseyrine doyulmuyor güzel istanbul\n\ntren otobüs tranvayın var\nyollar yetmiyoruçakların var\nsöyle istanbul sana kim doyar\nanlatmaya doyum olmuyor güzel istanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel istanbul",
        "poet": "Salih Yıldız",
        "poem": "\n\nSenin kıymetini öğreneceğiz\nSolunca gözlerin, güzel İstanbul! \nAh vah edip candan söyleneceğiz\nBulunca özlerin, güzel İstanbul! \nSenin kıymetini öğreneceğiz.\n\nYedi tepe’n olmuş, bak yetmiş tepe\nSayısız düzlerin, güzel İstanbul! \nHer milletten ferdi dizmişsin ipe\nTutmuyor dizlerin, güzel İstanbul! \nYedi tepen olmuş, bak yetmiş tepe.\n\nYeşilin kalmadı çölden betersin\nBir, yaz ve güzlerin, güzel İstanbul! \nİmdat çığlığınla inler ötersin\nSitemli sözlerin, güzel İstanbul! \nYeşilin kalmadı çölden betersin.\n\nYetmiş iki millet barınır sende\nGülmüyor yüzlerin, güzel İstanbul! \nAz da olsa canlar arınır sende\nTutuşmuş közlerin, güzel İstanbul! \nYetmiş iki millet barınır sende.\n\nBoğaza el koymuş mutlu azınlık\nSilinmiş izlerin, güzel İstanbul! \nTarihi’nle hiç kalmamış yakınlık\nYok, olmuş gizlerin, güzel İstanbul! \nSahile el koymuş mutlu azınlık.\n\nToprağını altın diye bilmişiz\nUmudu bizlerin, güzel İstanbul! \nHülyamızı bir köşene ilmişiz\nSevdası sizlerin, güzel İstanbul! \nToprağını altın diye bilmişiz.\n\nNerde beyefendin, O fasih dilin\nHoş latif kızların, güzel İstanbul! \nHarap bahçelerin neşesiz gelin\nKış gibi yazların, güzel İstanbul! \nNerde beyefendin, O fasih dilin.\n\nOtuz sekiz yıldır kahrımı çektin\nÇoğaldı hazların, güzel İstanbul! \t\nHem madden hem manen rızkımı ektin\nBana çok! Azların, güzel İstanbul!\nOtuz sekiz yıldır kahrımı çektin…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel İstanbul",
        "poet": "Özdemir Burun",
        "poem": "\n\nGÜZEL İSTANBUL\n\nİsa’dan altı yüz sene önce kuruldun,\nBoğazın gerdanında süzüldün İstanbul.\nTâ doğuşunda kıtaları düğümledin,\nSen dünyanın merkezisin güzel İstanbul.\n\nAltın kemerin takmış yaradan omzuna,\nSur üstüne sur yapmışlar senin korkuna,\nNiceleri var baş koymuş senin yoluna,\nDünyanın gözbebeğisin güzel İstanbul.,\n\nKonstantinler yaptırdı kiliselerini,\nÜnlü Ayasofya’yı, Ayairine’yi,\nSendin ortaçağda Ortodoks’un merkezi,\nKonstantinye-i Kûbra’sın güzel İstanbul.\n\nSende barınır Türk, Rum, Bulgar, Rus, İranlı,\nTüccar Venedikli, Cenevizli, Mısırlı,\nYetmiş iki buçuk millet var sende sırlı,\nKavimleri kucakladın güzel İstanbul.\n\nSana hayran idi insanlık, hayran dünya,\nSevginden geldi Hunlular seni almaya,\nBulgarlar kaç defa saldırdı surlarına,\nSen Beldetü’l- Tayyibe’sin güzel İstanbul.\n\nSendin Peygamberimin güzel cazibesi,\nSenin için söyledi, o ünlü hadisi,\nOnun içindir, kuşatıldın onlarcası,\nEyüp Sultan sana meftûn güzel İstanbul.\n\nHaber saldı, sultanlar Bizans’a İslam ol,\nFeth-i mübinden sonra gel de gör İslam bol,\nYüzlerce evliya sende yatar ara bul,\nSahâbeler yurdusun Pây-i Taht İstanbul.\n\nSana sevdalıydı, Osmanlı sultanları,\nTam altı defa kuşattılar ayrı ayrı,\nKimse döndüremedi, yolundan Mehmed’i,\nFatih Sultan’a nasip Dersâdet İstanbul.\n\nTâ Edirne’de kocaman toplar döküldü,\nİlk defa karadan gemiler yürütüldü,\nDubaların üstünde Haliç’ten geçildi,\nSen ilklerin Feth-i Şehr-i Âzâm İstanbul.\n\nKalır mı Peygamberimin güzel sözü yerde? \nFatih der, “Ahrâr dua etti kalktı perde,”\nSultan gördü ki Eyüp Sultan da cephede,\nO “hücum”dedi, alındı güzel İstanbul.\n\nSultan Fatih senin için yetiştirildi,\nO gece Akşemseddin secdeye kapandı,\nTopkapı’da kapılar sultana açıldı,\nGüller hocaya atıldı, güzel İstanbul.\n\nKapandı karanlıklar, açıldı aydınlık,\nHuzur buldu gönüller, huzurlu insanlık,\nSerbest oldu Musevilik, Hıristiyanlık,\nSana geldi Halifelik güzel İstanbul.\n\nBütün dünya senden idare edilirdi,\nYedi tepene, yedi camii dikildi,\nİnsanlık seninle yeniden dirildi,\nSen Âb-ı hayât’sın, canım güzel İstanbul.\n\nSen padişahlarımın yattığı beşiksin,\nKutsal emanetlerin çeyiz sandığısın,\nSen Peygamberimin Hırka-i Şerif’ isin,\nSen can, cananım, cennetim güzel İstanbul.\n\nİmparatorlukların başkenti İstanbul,\nMedeniyetlerin kaynağısın İstanbul,\nAtinin nurlu aydınlığısın İstanbul,\nÂsitâne-i Şâh-ı Cihân’ sın İstanbul.\n                                  19.03.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel  İstanbul",
        "poet": "Celal Sevencan",
        "poem": "\n\nGüzelliğin tarif olmaz bilirim\n           Boğazından akar suların serin\n           Ne Avrupa, Asya, kalbimdir yerin\n           Dünya’nın incisi güzel İstanbu.\n\n           Beyoğlu, Üsküdar, Bebek mi desem\n           Çamlıca’da sıcak  çayı mı içsem\n           Kanlıca’da yoğurt, balık mı yesem\n           Dünya’nın incisi güzel İstanbul\n\n           Aşiyan’dan baksam karşı yakana\n           Sahilinde gezsem canan canana\n           Yine de sevmeye doyamam sana\n           Dünya’nın incisi güzel İstanbul\n\n           Semada martılar, kuşlar uçuşur\n           Emirgan’da bülbül gülle buluşur\n           Sevgililer sende bir hoş dolaşır\n           Dünya’nın incisi güzel İstanbul\n\n           Gerdanlıklar süsler iki yakanı\n           Gözler gıpta ile seyreder seni\n           Sen aşık edersin sana bakanı\n           Dünya’nın incisi güzel İstanbul.\n\n            Seven can bayılır kubbelerine\n            Ezanlar yankılar tepelerine\n            Seni anlatmaya yetmez kelime\n            Dünya’nın incisi güzel İstanbul.\n\n                 (04.05.2008. İst.)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel istanbul’um",
        "poet": "Hüseyin Dursun",
        "poem": "\n\nBir tarafın Avrupa, bir tarafın Asya\nBir tarafın Karadeniz, bir tarafın Marmara\nEşin yoktur senin dünyada\nBenim güzel İstanbul’um.\n\nPadişahlar şehrisin, evliyalar yatağısın\nSeni sevenlerin uğrağısın\nHer çeşit insanları barındıransın\nBenim güzel İstanbul’um.\n\nGörülmesi gereken tarihi camilerin var\nBeş vakit okunur ilahi ezanlar\nÇevresini süslüyor her çeşit çiçekler ve laleler\nBenim güzel İstanbul’um.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel İstanbul",
        "poet": "Rabia Barış",
        "poem": "\n\nBir yanında mavi deniz koy vurur,\nBir yanında mor sümbüllü bağ durur,\nBir yanında yeşil orman dağ durur,\nDünyanın incisi güzel İstanbul.\n\nGüneşin sürmeli ayın haleli,\nCihan sana hayran bildim bileli,\nAltın boynuzun var aslan yeleli,\nDünyanın incisi güzel İstanbul.\n\nEfsunlu duruşu, kırmızı gülün,\nBir ömür sevdası dertli bülbülün,\nBüyülü tutkusu aşkın, sembolün,\nDünyanın incisi güzel İstanbul.\n\nYedi tepen, yedi iklim yedi nur,\nSultanlar diyarı ne büyük onur,\nSensin Türkiye’mde nadide gurur,\nDünyanın incisi güzel İstanbul.\n\nDik yokuşlarında şahinler uçar,\nDurgun sularında nilüfer açar,\nDünya gemileri boğazdan geçer,\nDünyanın incisi güzel İstanbul.\n\nSönmeyen ışıksın ufukta ezel,\nBu gün seni andık dünden de güzel,\nBaşımıza taçsın ebet ve ezel,\nDünyanın incisi güzel İstanbul.\n\nMarmara’ya güneş atlas geriyor,\nBoğazına inci mercan seriyor,\nGüzellerin pembe güller deriyor,\nDünyanın incisi güzel İstanbul.\n\nİslam’ı yaşamak vardı bahtında,\nNice kuşatmalar kaldı ahtında,\nİlk padişah Fatih Sultan tahtında,\nDünyanın incisi güzel İstanbul.\n\nBu toprak âsude bu sular leziz,\nBu komutan güzel bu asker temiz,\nOnun için dedik İstanbul aziz,\nDünyanın incisi güzel İstanbul.\n\nRabia BARIŞ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel İstanbul",
        "poet": "Osman Ocakçı",
        "poem": "\n\nYeditepeleri imar etmişler\nSeni seviyorum güzel İstanbul\nKendi yöresine tercih etmişler\nSeni seviyorum güzel İstanbul\n\nÇamlıca'ya çıktım seyran eyledim\nÇok yöreler gezdim, sende eylendim\nSanki büyülendim, ummana daldım\nSeni seviyorum güzel İstanbul\n\nBeyazıt, Beyoğlu kulelerinle\nTarihe çağ açan saraylarınla\nEmsali bulunmaz çarşılarınla\nSeni seviyorum güzel İstanbul\n\nEmirgan korunda güller açıyor\nPapatya laleler koku saçıyor\nDallarda bülbüller cıvıldaşıyor\nSeni seviyorum güzel İstanbul\n\nHer yerin medrese, ilim kapısı\nBir başkadır Anadolu yakası\nBoğazı kucaklamış Yûşa tepesi\nSeni seviyorum güzel İstanbul\n\nRumeli hisarında dizili taşlar\nSelama durmuşlar kalede burçlar\nHilale benziyor eğri kılınçlar\nSeni seviyorum güzel İstanbul\n\nGemiler karadan girdi Haliç'e\nMasmavi denizin bir kanaviçe\nBebekle Ortaköy, yar Dolmabahçe\nSeni seviyorum güzel İstanbul\n\nKız kulesi salacağın karşısı\nBir başkadır Ümraniye çarşısı\nOrdugâhtır Selimiye Kışlası\nSeni seviyorum güzel İstanbul\n\nO Ağacın altı, aşıklar yeri\nBir başkadır Üsküdar ve Kadıköy'ü\nTepeden gözükür Beylerin beyi\nSeni seviyorum güzel İstanbul\n\nŞairim Osmanım aşığım sana\nYemin olsun yüce kitap Kur-an'a\nBağrını açmışsın tüm insanlığa\nSeni seviyorum güzel İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel istanbul a",
        "poet": "Şükrü Dikbıyık",
        "poem": "\n\niyi geceler yedi tepeli istanbul\nkapa şehrin ışıklarını gözlerinle\ntekneler suya indirsin yelkenini bu gece\nhayat dursun dursun be istanul\n\ngüzellik başa bela derlerdi\naşığın oldum senin istanbul\nsokaklar sarhoş dalgalar deli\nhaykır bu gece haykır be istanbul\n\ngecen bir başka gündüzün bir başka\nçözemedim seni sitemle nazla\nhangi formül çözdürür ve hangi işaret\nne yapsam bilmiyorum bilebilemedim istanbul\n\ninsanlar değerini bilmiyor\nne seni nede beni kimse tanımıyor\niçimdeki ben beni tutamıyor\nuyan artık uyan be istanbul....\n\nne yapsam bilmiyorum bilemem istanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel IV",
        "poet": "Abdullah Belen",
        "poem": "\n\nBeni sarp dağlara çıkmaz yollara \nGönderdin ardımdan gelmedin GÜZEL\nŞafaksız geceler, yaş dolu gözler\nArkadaşım oldu bilmedin GÜZEL\n\nDağa, taşa sordum: \"vefasız\" dedi\nKurda, kuşa sordum: \"insafsız\"  dedi\n'Unut gönül' dedim  \"imkânsız\" dedi\nHer şeyim senindi, almadın GÜZEL\n\nBülbüller şükretti, güller utandı\nDuaya açılan ellerim yandı\nBelki biraz sitem, biraz isyandı\nHiç birine ortak olmadın GÜZEL\n\nBelki sen haklıydın 'sevdam yok' derken\nOlsa kahrolurdun, çekip giderken\nKalbimin her yanı kan revân iken\nLütfedip bir merhem çalmadın GÜZEL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel İzmir'im",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nNe Kordon Boyunun,\nSaat Kulesi.\nNe de İzmir`in şerefli,\nKadife kalesi.\nHepinizin, Yüreğimde taşırım,\nBitmez tükenmez sevginizi.\n\nEski çağın SMYRNA`sı,\nCumhuriyetimin Güzel İZMİR`i\nYa da doğduğum kentin,\nBASMAHANE`si vurgunum sana\n\n18-042007-çARŞAMBA\nTuğrul Ahmet PEKEL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Izmir",
        "poet": "İbrahim Sirkeci",
        "poem": "\n\nHomer'den beri kirgin \nEge'nin simsiyah zeytinlerini \n            aydinlatmaya yetmez \n            bodrum sairini....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel İzmir",
        "poet": "Bilgehan Emirşanoğlu",
        "poem": "\n\nKarşıyaka’da bir bardayım.\nKarşımda güzel Konak…\nDeniz ise harika,\nSeyretmeye doyamıyorum. \nYanımda, deniz gözlü, minik oğlum var.\n\nBu gün anneler günü\nKendime bir bira ısmarladım.\nHayallere dalarken,\nYudum yudum, içiyorum.\nGüzel İzmir’imin\nKokusu başka, bambaşka! \nFaytonlar, âşıkları gezdiriyorlar.\n\nMinik oğlum ve ben\nVapurla, Konak’a geçeceğiz.\nKonak’tan Basmahane’ye birde Fuar’a\nBugün güzel İzmir’im deyim.\nBana, en güzel anneler günü, hediyesi oldu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Kadın",
        "poet": "Kamber Bal",
        "poem": "\n\nOturmuşum deniz kenarına\nBir elimde akşamdan kalma simit\nBir elimde asya'dan avrupayı dolaşan seyyarcının çayı\nBaşımda dolaşan müşteri deniz kuşları\n\nKarşımda kız kulesi\nKulaklarımda vapurun siren sesii\nİşte boğaz içi, işte onun entaresi\nönümde deniz arkamda iki tinerci\nGözlerimi kapasam boğulurum\nsağa-sola baksam döğülürüm\nKaş-göz eder \namma \nişe yaramaz işmarı\nbir bulut mu desem\ndeniz kasırgası mı\nbelki de denizden kopan yakamozlaın\nanası\naynası\nvurup beni kayboldu\nsonsuzluğa \nserap mı desem\nhayal mi desem\nama ne\nalıp gitti arakasındaki tozu ile \no güzel kadın \nkorkularımı\nürkekliğimi\nsessizliğimi\nah\nah be dünya dedirircesine \ninasnın kendine yeniden hayat veriricesine\n o güzel kadın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Kadın",
        "poet": "Leyla Gezer",
        "poem": "\n\nGüzel kadın \nzeki olmayacak \nGüzel kadın \nonur taçı taşımayacak \nGüzel kadın \nbecerikli olmayacak \nOlursa başına gelecekleri \ngüzel \nakıllı \nonurlu \nbecerikli \nkadınlara sorun \nanlatacaklardır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ay Güzel Kars'ım",
        "poet": "Nevzat İncedere",
        "poem": "\n\nVatanım sın ağzımda ki dilim sen\nOl  aşık şenliğin yurdu pirim sen \nHasan harakani, celal baba vatanı\nErenler diyarı  ay güzel Kars'ım\n                ***\nBaharına, yazına, kışına, ayazına\nOzanına, sazına,sesine, avazına\nGelinine, Kızına, ördeğine, kazına\nBen sana kurban ay güzel Kars'ım\n                  ***\nTarihlere destan diye yazıldın\nGönlümüze sevda diye kazıldın\nAnlımıza Karslı diye yazıldın\nİyi ki varsın ay güzel Kars'ım\n                 ***\nArpaçay’la, Akyaka’nın arası\nŞehrimizin tacı Kars'ın kalesi\nSarıkamış, selim cennet ovası\nİyi ki varsın ay güzel Kars'ım\n                  ***\nDigor da var koyun kuzu\nKağızman dır tadı tuzu\nMevlam saklasın Susuzu\nİyi ki varsın ay güzel Kars'ım\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Kız",
        "poet": "Habib Şahin",
        "poem": "\n\nİstiyorum korka korka\nBir öpücük, güzel kız...\nGörüyorsun muhtacım, \nHem hastayım hem açım\nYalnız sen tek ilacım\nBir öpücük, güzel kız...\n\nBu kadar inat niçin? \nGün gelir yanar için.\nVer Allah rızası için\nBir öpücük güzel kız! ..\n\n(Erzurum 2002)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel kızıl elmalarım vardı benim",
        "poet": "Mustafa Kurtbey",
        "poem": "\n\nGüzel kızıl elmalarım vardı benim\nNeredeler acep şimdi emin değilim\nMor sümbüllü bağımda ötmez bülbülüm\nKalbimdeki yaralı acılarımla sızlarım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Köprüler",
        "poet": "Osman Ocakçı",
        "poem": "\n\nNe güzel yakışmış inci gerdanlık\nBoğaza kurulan çifte köprüler\nMasmavi denize olmuşlar aşık\nBoğaza kurulan güzel köprüler\n\nAsya Avrupa'ya açmış kolunu\nGörmeye layıktır çevre yolunu\nYukardan görürsün Beylerbeyi'ni\nBoğaza kurulan güzel köprüler\n\nÜzerinde durdum sallanıyordu\nDenizin üstünde nazlanıyordu\nSevgin içimizde gizleniyordu\nBoğaza kurulan güzel köprüler\n\nAltından gemiler eğilir geçer\nEser serin yeller dalgalar coşar\nSarı ışıkların ihtişam saçar\nBoğaza kurulan güzel köprüler\n\nÇamlıca'dan baktım iki yakaya\nBu günleri gördük şükür Mevla'ya\nMaketin yapılmış, konmuş masaya\nİstanbul incisi güzel köprüler\n\nKavacık, Kanlıca ayak altında\nMekânlar kurdunuz gönül tahtına\nSeni görmeyenler küssün bahtına\nTürkiye incisi güzel köprüler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Koku Abidesinde",
        "poet": "Sümer Sümer",
        "poem": "\n\nGece akıl sahibi ve aklı selim\n\nBüyük bir dikkatle hazır bulunmakta\n\nEl altında ve bir nefes uzakta düşünce derinliği\n\nKollarını açarcasına şefkat dolu ürperten sessizlik\n\nBoş işler, gereksiz düşünceler, renksiz hayaller iştah kabartıyor bu muallakta Ve güzel koku abidesinde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Koçhisar",
        "poet": "Lokman Bal",
        "poem": "\n\nGüzel Koçhisar\n\nYıllar yılı mekân oldun yurt oldun\nİkinci vatanım güzel Koçhisar\nNedendir bilmem ki şimdi kayboldun \nGöresim geliyor güzel Koçhisar\n\nHatıran kalbimde resmin elimde \nMinnet türküleri her an dilimde \nSeslenirim mızrabımda telimde \nGöresim geliyor güzel Koçhisar\n\nEkmeğim aşımdın doyurdun beni\nÇoluk çocuğumu, değil bir beni \nUnutmak mümkün mü inan ki seni \nGöresim geliyor güzel Koçhisar\n\nDolaştığım çevre yolu boyunu \nŞaka eden insanının huyunu\nİnan özlemişim tuzlu suyunu \nGöresim geliyor güzel Koçhisar\n\nİçinden geçiyor e doksan yolu\nSenki göğüsledin biçilen rolü\nÖmür geçirdiğim birde tuz gölü\nGöresim geliyor güzel Koçhisar\n\nŞereflikoçhisar ovaya bakar\nPeçenek çayı neden bulanık akar \nSenin hasretliğin sinemi yakar \nGöresim geliyor güzel Koçhisar \n\nÂşık Lokman söyler kalemi yazar \nÖzlemin kükremiş sinemde azar\nTozlu yollarına değermi nazar \nGöresim geliyor güzel Koçhisar\n\n               04.Mart.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Kuşum",
        "poet": "Yavuz Ağır",
        "poem": "\n\nKanatların çırp süzül sonsuzluğa\nÖzgürlük seni bekliyor\nHadi uç güzel kuşum\nDoğa senin, hayat senin, gün senin\nNe acı var,ne keder\nNe hüzün var nede dert\nDileğince uç güzel kuşum\nDoğa senin, hayat senin, gün senin\nÖzgürlüğe kanat çırp\nSonsuzluk seni bekler\nSakın dönme buralara güzel kuşum \nDoğa senin, hayat senin, gün senin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Kızım Gizemim",
        "poet": "Ruhi Hatunoğlu",
        "poem": "\n\nCanımdan bir parçasın sana asla kıyamam\nGizemimsin her zaman mutluluk senin olsun\nGidişin yıkar beni sana ben dayanamam\nGizemimsin her zaman mutluluk senin olsun\n***\nÇocukluğun dün gibi gözüm önünden geçer\nGüzel bir yaşantıyla saadetler seni seçer\nSevgi dolu günleri baban hep sana diler\nGizemimsin her zaman mutluluk senin olsun\n***\nDaha dün ki bebeğim şimdi gelin oluyor\nUzaklara gidişin ciğerimi yakıyor\nAnnen baban daima sana özlem duyuyor\nGizemimsin her zaman mutluluk senin olsun\n***\nYokluğunda taşları basarız bağrımıza\nSana bir kem söz bile nedendir ağrımıza\nKuşlar ile bir haber göndersen çağrımıza\nGizemimsin her zaman mutluluk senin olsun\n***\nSakın üzme kendini kahroluruz biz burda\nBir acı söz bile gelmesin sana orda\nBitmeyen bu sevgimiz yeşerecek bu can da\nGizemimsin her zaman mutluluk senin olsun\n***\nGözlerinden okurum mutsuz olursan eğer\nEn küçük mutsuzluğun yüreğim de köz eder\nAlev alıp yanarken ateşin bağrım deler\nGizemimsin her zaman mutluluk senin olsun\n***\nSenin güzel gözlerin dilerim ağlamasın\nAyrılığın kor olup içimiz de yanmasın\nSana sevgimiz sonsuz canımızdan parçasın\nGizemimsin her zaman mutluluk senin olsun\n***\nİçimiz de yeşeren ilkgöz ağrımızsın sen\nYüreğimiz dayanmaz ağlar hasretliğinden\nGözyaşlarım sel olur akarken gözlerimden\nGizemimsin her zaman mutluluk senin olsun\n***\nRuhi güzel kızına yazdı bu dizeleri\nUzaklara gidişi ağlatır yürekleri\nHasretin dayanılmaz öldürecek bizleri\nİsmin biz de her zaman mutluluk senin olsun\n                                         24.11.2008/ANTALYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Mektup",
        "poet": "Haydar Ergülen",
        "poem": "\n\nağustos birkaç yerinden güneş alıyor \ngözlerin yağmur haritalarının tuzağında \nyolculuğa çıkmış bir bulut olmanı isterdim \nsaçlarının altın ipeğine doğru bir gezgin \n\nah rüzgar delisi, güzel mektup \ndenize yazıldın ama, güz unutmadı seni \nkötü bellek yağmurla silininceye kadar \nPİYANO İÇİN YAZILACAK BAZI AŞKLAR... \n\nSokak Prensesi (1985 - 1990)\n\nHaydar ERGÜLEN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel`leme",
        "poet": "Fethi Aslan",
        "poem": "\n\nAyrılıklar`da güzeldir,sonunda kavuşmak varsa\nAcılar`da güzeldir,sonunda mutluluk varsa\nHasret`de güzeldir,içinde umut varsa\nSavaş`ta güzeldir,sonunda özgürlük varsa\nÖlüm`de güzeldir can,içinde amaç varsa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Ne Güzelsin",
        "poet": "Necati Keçeli",
        "poem": "\n\nBu nasıl güzellik gözüm kamaştı\n   Yoluma çıkan güzel ne güzelsin\n   Görünce gözlerini aklım şaştı\n   Gözüme bakan güzel ne güzelsin\n\n   Yoktur şu âlemde senin bir eşin\n   Daha on sekiz on dokuzdur yaşın\n   Gerilmiş ok gibi hilaldir kaşın\n   Sürmeyi çeken güzel ne güzelsin\n\n   Bu nasıl güzellik ay gibi cemal\n   Yanakların elma, dudakların bal\n   Kemere meydan okur, incecik bel\n   Gül gibi kokan güzel ne güzelsin\n\n   Filizlenmiş boyun sürgünü aşmış\n   Kesilmiş kâküller yüzüne düşmüş\n   İkiz dağlar sanki kabından taşmış\n   Boynumu büken güzel ne güzelsin\n\n   İnci gibi durur ağzında dişler\n   Kar beyazı olmuş açılmış döşler\n   Ellerin ipekten halımı işler\n   Yüreğimi yakan güzel ne güzelsin\n\n   Bulunmaz saçının telinde süsün\n   Beste gibi çıkar ağzından sesin\n   Miski amber kokar sanki nefesin\n   Yüreğimi yakan güzel ne güzelsin\n\n   Ojeler tırnaklar sanki bir nakış\n   Necati'ye meydan okuyor bakış\n   Sallanır kalçalar edalı akış\n   Su gibi akan güzel ne güzelsin\n\n\n   Necati KEÇELİ\n   İZMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Mutluluk",
        "poet": "Yüksel Çelik",
        "poem": "\n\nBir fidan dikipte meyveyi görmek\nBundan daha güzel mutluluk varmı\nBir  evlat büyütüp hayrını görmek\nBundan daha güzel mutluluk varmı\n\nTatlıdır meyvesi büyüyene dek\nBoyuna kucak olur beline etek\nBirde uğraşmazsa seninle felek\nBundan daha güzel mutluluk varmı\n\nKırk gün çile çekip bir gün gülsende\nGözün açık gitmez bu gün ölsemde\nYaradanın emirlerin bilsende\nBundan daha güzel mutluluk varmı\n\nÇok şükür yetiştim torun torbaya\nBundan sonra sığınırım mevlaya\nBirde öğretirsem edep ve haya\nBundan daha güzel mutluluk varmı\n\nAltmış yıl geçirdim hepsi boşa\nÇok zenginler gördüm,ne beyler paşa\nBir fatiha deyip yasınlar taşa\nBundan daha güzel mutluluk varmı\n\n12 şubat 2014/İst\nYüksel Çelik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Mevsimler",
        "poet": "Anılcan Çift",
        "poem": "\n\nSonbaharda açılır okullar,\nKapanır yapraklarla yollar.\nBüyüler eşsiz güzelliği,\nSonbahar gelince,gelince\n\nKış ile karla kaplanır yollar,ağaçlar\nFiganlı,firkatli öter turnalar.\nSobalarda yanar odunlar,\nKış gelince,gelince\n\nKış bitti geldi ilkbahar,\nÇoluk çocuk top oynar.\nBülbüller şakılar,\nBahar gelince,gelince\n\nYaz gelir coşar hayvanlar,\nİnsanlar yüzer,oynar.\nTatil olur kapanır okullar,\nYaz gelince,gelince\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Mersin",
        "poet": "Muhsin Durucan",
        "poem": "\n\nDenizden, havadan, karadan geldim\nMerhaba, sanayi ve tarım kentim.\n\nAkdeniz’in sahilinde bir inci,\nBarışta, dostlukta artar sevinci.\n\nBahçeler yemyeşil, deniz masmavi\nAtatürk Parkı’nda huzur çay evi.\n\nAkdeniz, Anamur, Aydıncık ilçe\nBozyazı, Çamlıyayla bahçe bahçe.\n\nBatıda Erdemli, Gülnar, Mezitli\nMut, Silifke insanı hamiyetli.\n\nBüyük Tarsus, Toroslar, Yenişehir\nKıyı boyu palmiyeler simgedir.\n\nTarihsel geçmişle güne uzanan,\nO kapı, uluslararası liman.\n\nAlevi, Sünni, Süryani, Arap, Kürt\n“Mersine sahip çık! ” dedi Atatürk.\n\nSerin yaylaları yazın nefestir,\nOnların içinde bambaşka Tekir.\n\nKentte yazlar sıcak, kışlarsa serin\nYerin gönüllerde ey güzel Mersin!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel ol",
        "poet": "Mustafa İleri",
        "poem": "\n\nGüzel arama\nİçinde varsa güzellik\nO yeter sana\nGüzel arama\nYok diyorsan kendinde\nBoşuna güzel arama\nGüzeli sev,güzeli\nVar sa sende güzellik\nSen de güzeli sev.\n\nGüzel ol güzel\nDön dolaş güzel ol\nAlınacak yerler yok\nKendini bilirsen\nGüzel ol.\n\nZarar verme güzele\nSen de yoksa dahi\nSen,sen olasın\nZarar verme güzele.\n\nBulur güzel seni\nSen güzel olursan\nAlır güzel seni\nSen bilerek güzel olursan.\n\nÇekme elini,uzansın güzele\nKapatma gözünü,baksın güzele\nNasip alacaksan eğer güzelden\nAdını degil,kendini al,kendine.\n\n                    09.03.2005  Zile\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel okulum",
        "poet": "İbrahim Özdemir 2",
        "poem": "\n\nGÜZEL  OKULUM\n\n             Koşa   koşa    giderim,\n             Zil  çalınca   coşarım,\n            Mıntıkanda   oynarım,\n             Benim güzel okulum\n\n \n             Geleceğime açıktır yolum,\n             Bilgisi depderin  kuyum,\n             Seninle aydınlanır yolum,\n             Benim güzel okulum\n\n \n\n             Tap tatlı bilgi  ocağı,\n             Koşarız gelince eğitim çağı,\n             İlim ve alimliğin yatağı \n             Sen çok yaşa  güzel okulum\n\n \n            Öğretmenler kollar bizleri,\n             Baldan tatlıdır her  sözleri                               \n            Anne  yüzü gibi gülen yüzleri,\n            Ana  ocağı gibi güzel okulum\n\n                                               (DEMYANLİM)  İbrahim  ÖZDEMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Öğretmen",
        "poet": "Ozan Şahini",
        "poem": "\n\nLâik Türkiye'nin yılmaz neferi,\nÖvgüye layıksın güzel Öğretmen! \nSende şekillenir halkın zaferi,\nÖvgüye layıksın güzel Öğretmen! \n\nKafanda tasarı işe başladın,\nSevgiyi, saygıyı bize aşladın.\nSabır ile nakış nakış işledin,\nÖvgüye layıksın güzel Öğretmen! \n\nBizde vücut buldu koca tasarın,\nDoktorlar, hakimler senin eserin.\nBilmez bencilliği yontar keserin,\nÖvgüye layıksın güzel Öğretmen! \n\nEngelleri yıkıp hudutlar aştın,\nDalga dalga vurup ummana taştın.\nÖyle güçlüydün ki, sen bile şaştın; \nÖvgüye layıksın güzel Öğretmen! \n\nİstisnalar kaideyi bozamaz,\nArpa boyu gider örkü uzamaz.\nKimse senin gibi tarih yazamaz,\nÖvgüye layıksın güzel Öğretmen! \n\nTarihler boyunca ışık tutasın,\nCehaleti soyup bilgi katansın.\nAzimsin, emeksin,  Yüce Ata'msın; \nÖvgüye layıksın güzel Öğretmen! \n\nCahili görünce çattın kaşını,\nGafletten kurtardın saf yurttaşını.\nHürriyet uğruna verdin başını,\nÖvgüye layıksın güzel Öğretmen! \n\nÜzülür Şahini düşmanın çoktur,\nSen kara giyerken rakibin aktır.\nİnan senin gibi saygın'ı yoktur,\nÖvgüye layıksın güzel Öğretmen! \n\n24 -11 -2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel olan",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nçay demde\nsevda serde\ntebessüm yüzünde güzel sevgili\n\nKasım 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Olan",
        "poet": "Yeşim Anar",
        "poem": "\n\nPaylaşmaktı en güzeli\nBir sigara molasında\nDuman duman bölüşmek birlikteliği\nAynı anda aynı şarkıları söylemek\nAynı tadı almak “İzmir İzmir” dergisinden\nAynı güzel yarınlardan söz etmek…\n\nPaylaşmaktı en güzeli\nCebindeki son kuruşu tüketmek\nKalbindeki son umudu çoğaltmak bir arada\nYan yana, omuz omuza ve kalp kalbe yaşamak\nGüzel olan…\nBirlikte yaşamak haftanın son gününü\nVe son sigarayı seninle paylaşmak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Olay",
        "poet": "Osman Demircan",
        "poem": "\n\nbir güneşli havada herkes neşe içinde oynuyordu.herkes çok mutluydu.herkes güzel otlar üzerinde yuvarlanoyor ve berrak sularda yüzüyorlardı.bir gün havalar soğumaya başlamıştı\nhavalar kararmaya başlıyordu güneş gittikçe görünmüyordu büyük bir fırtına çıkmıştı ağaçlar gittikçe yere düşeceklerdi çiçeklerin yaprakları havada uçuşuyordu.derken havalar açtı\nve bu fırtına sona erdi. ve herkes mutlu oldu ve oyunlar oynadılar derkenhava çok ısındı herkes çok terledi her yer kurumaya başladı ama bitkiler çok büyümüştü lavabopdan akan sular kurumuştu \nherkes susuz kalmıştı insanlar ve hayvanlar su içmek istiyorlardı derken havadan yağmur yağdı yine aynısı gibi her yer su oldu ve bu olay bitti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Ötesi",
        "poet": "Erdal Alova",
        "poem": "\n\nGüneş son kez baktı kızıl anahtar deliğinden\n(o muydu dışarda kalan, biz miydik?)\nsonra eyvallahı çekti mor bir tebessümle\ngök geçirdi sı....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Sallanarak Nerden Gelirsin",
        "poet": "Erzurumlu Emrah",
        "poem": "\n\nGüzel sallanarak nerden gelirsin\nİşin nedir maslahatın sevdiğim\nKaldır nikabını görem yüzünü\nBalaban bakışlı gözün sevdiğim\n\nAy doğa da altın başın parlaya\nGün değe de top zülüfler terleye\nSeni bastırmayım kuru yerlere\nGül döşeyim yollarına sevdiğim\n\nTan yıldızı gibi parladın çıktın\nGören aşıkların bağrını yaktın\nGüzel turna mısın gölden mi kalktın\nAl valasın yeşil başın sevdiğim\n\nBenim yarim porsuk bağlar başını\nİnci imiş sedef sandım dişini\nEl yanında baksam yıkar kaşını\nTenhalarda gülüşünü sevdiğim\n\nKıymetli ırak uzak dediler\nZülüfü gerdana tuzak dediler\nHay vah Emrah'a yazık dediler\nAğlama hey gözün yaşın sevdiğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Peygamber,",
        "poet": "Ahmet Küçük 2",
        "poem": "\n\ndikenler içinde bir gül büyümüş\nmis kokusu tüm alami bürümüş\nbir dem koklayanlar hakka yürümüş\nadi ahmet mahmut güzel peygamber.\n\nislamın sembolü gül meşalesi \neriyip döküldü küfrün maskesi\ngeldi şu cihana rahmet birisi\nadı ahmet mahmut güzel peygamber.\n\nümmetin çok sever basar bağrına\nümit ile bakar olduk yarına\nmuhtacız hepimiz ol şefatına\nadı ahmet mahmut güzel peygamber.\n\nhatmatül emin derlerdi ona\nyalnız hakki anlatırdı sorana\nkurtuluş olurdu ona varana\nadı ahmet mahmut güzel peygamber\n\nne çileler çekti küfrün  elinden\nbir kem söz çıkmadı tatlı dilminden\nağlar imiş bazan merhametinden\nadı ahmet mahmut güzel pegamber\n\nyazamaz  kalemler tükenir boya\nhakkın habibidir sev doya doya\nonsiz geçen ömür benzer uykuya\nadı ahmet mahmut güzel peygamber.\n\nonun sevdasıyşla yananlara sor\nsaklanır kalbinde dumansız bir kor\nonsuz gecen her dem zordur dostum zor\nadı ahmet maahmut güzel peygamber.\n\nsarıl sevdasına bırakma izin\nbulursun doğruyu tutarsan sözün\ngülmek isterisen divanda yüzün\nahmet mahmut  güzel peygamber..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel-Özel",
        "poet": "Münevver Erilmez",
        "poem": "\n\nGüz gelmeden neden bu hüzün a güzel\nGeçiyor günlerin özel mi özel\nGözyaşların mutluluktan yana\nGel yaşayalım baharımızı kana kana\nÇocuklar da evlendi \nKalmadı düşüncemiz tasamız\nİkizler de büyüdü tüm sevgimizle\nBiz de yaşayalım sevgimizi doyasıya\nEksilmesin şen kahkahaların \n\n13 ağustos 2008\n Çarşamba\nSaat    21.10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Şehir Almus",
        "poet": "Hayati Gönültaş",
        "poem": "\n\nTokat’tan Almus’a kıvrılarak giden bu yollardan\nGörününce muhteşem o manzara\nDoğduğum bu şehri methediyor doya doya\nYeşille mavinin buluştuğu renk cümbüşü\nGölünde oynaşır yakamozlar gümüşü\nİşte tam da yeşil gerçek, \nBuradan doğuyor, tıpkı ben gibi Yeşilırmak\nHaz veriyor, can veriyor mest ediyor insanı\nUzandıkça şefkatle Karadeniz’e kolları\nMümbit bir ova sularla dolduğundan bu yana\nBüyüdüğüm bu şehir anılır oldu barajıyla\nAma her şekliyle güzel her duruşuyla başka\nKışı ayrı, baharı ayrı güzel, diyecek yok yaza\nBurukluk katsa da doyum olmaz hazana\nSevgiler büyüyor, dönüşüyor aşka \nGüzellikler burada, burada buluyor mana\nİşte bu şehir kucak açtı anama, babama bağrında\nAh güzel…Seni görmezsem duramam\nNe kadar dolaşsam bir eşini bulamam\nLezzetin muhteşem, esintin huzur\nTokat’ta tek, ülkemde tek son sözüm budur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "güzel Sen",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\ngüzel Sen\n\nDün İzmir’deydim,\nBir kolumda şuh bir,\nDilber edasıyla Karşıyaka.\nDiğer yanımda Ege’nin,\nEfesiydi basmahane.\n\nDolaştık Kordon boyu’nu\nAklımda birkaç sokak ötede,\nSen İzmir kadar şendin.\nİzmir kadar güzel sen.\n\n                  12-02-2008-SALI\n                   Tuğrul Ahmet PEKEL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Sende Sevilir İstanbul",
        "poet": "Ertuğrul Zengin",
        "poem": "\n\nGüzel Sende Sevilir İstanbul\n\nİstanbul, senle vuslat ömre bedel\nKollar düşse de sana uzanır el\nGel! Günüm dolarsa, gücenme sen gel\nKim ölmüş! Sende doğulur İstanbul. \n\nEyüp’te hafif bir ezan duyulur \nBeyan üstü bir beyan duyulur\nHerkes konuşsa bir susan duyulur\nNur yağmurunda ıslanır İstanbul.\n\nÜsküdar’da tüter çayın dumanı\nMuhabbettir demleyen zamanı\nKız kulesinde çalınan kemanı\nDerin ve ağır dinlenir İstanbul.\n\nPapatyalar… Papatyalar… sarı, ak\nÇamlıca’da bahar yorgunu  toprak\nAsabi, kararsız, yürekli yaprak,\nİklim iklim dirilir İstanbul.\n\nGüneş nakış nakış Boğaz’da yollu,\nIşıklar, yanar yüzer allı pullu\nIşıklar ne de olsa Cemal’in kulu\nGüzel sende sevilir İstanbul.\n\nHisar’da hülyalı zaman ve mekan \nTaşında titreyen yorgun heyecan\nBeklenen bir ben var bir de Hakan \nGönüllerce fethi özlüyor İstanbul.\n\nEy Nedim şehri, ne olacak sonumuz\nKesiştikçe ayrılıyor yolumuz\nUzansak şöyle değer mi kolumuz\nKaybettikçe bulunuyor İstanbul.\n\n\t\t\t\t\t\tErtuğrul ZENGİN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Senden Ayrılalı",
        "poet": "Aşık Paşa",
        "poem": "\n\nGüzel senden ayrılalı\nHayli zaman oldu gel gel\nBak gözümden akan yaşım\nÂb-ı revan oldu gel gel\n\nBöyle m'olur küsüp gitmek\nSeni seveni terk etmek\nHaram oldu yemek içmek\nİşim figan oldu gel gel\n\nKurulu yaydır basılmaz\nGönül yârindan kesilmez\nİçmeyince dert eksilmez\nBoş kadehler doldu gel gel\n\nKul Aşık eder varmağa\nHalinden haber almağa\nYetiş namazın kılmağa\nSeni seven öldü gel gel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Sevdim Derdi İle",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nDağlar, taşlar gelir dile,\nSen Allah'tan sabır dile,\nGüzel sevdim derdi ile,\nYanıyorum, yanmışım ben....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Sevgilim",
        "poet": "Oğuzhan Kılıçarslan",
        "poem": "\n\nBeni ben yapan içimdeki benlik,\nBir çıkmaz meçhule dönmüş garipçe...\nDönüşü olmayan bir yoldayım...\nKendimi sana vermişim ölürcesine...\n\nBiter mi sandın bu aşkı? \nGider mi sandın bu delikanlı? \nİçinde ne bir üzüntü ne de bir ses...\nNe kadar uğraşırsan uğraş! \nBitiremezsin sana olan sevdamı...\n\nBiz mevsimlik aşklar yaşamayız...\nSevdik mi ölesiye severiz...\nSen bunu anlamadıysan hala yazık...\nBen herşeyimle sendeyim oysa ki...\n\nBir tatlı sözdür senden beklediğim...\nİçimi ısıtacak bir aşktır tek emelim...\nSen bunu anlamadıysan hala...\nKalbimi söker atar giderim...\nElveda beni sevmeyen tek sevdiğim...\nGüzel sevgilim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Sevgilim",
        "poet": "Vecdi Murat Soydan",
        "poem": "\n\nŞİİR: Muhip Erdener SOYDAN (babam) \n          Doğum tarihi: 29 Ekim 1943 \n          Ölüm tarihi  : 15 Ekim 1986\n\nKanıma kan katan, canıma can katan \nBenim canım sevgilim… \nHeyecanımsın, benim canımsın, \nCanıma can katan güzel sevgilim… \n\nAğlama öyle, yazık gözüne, \nBenim canım sevgilim, \nGözünden akan yaş, damlar gönlüme, \nKuruyan gönlümü ıslar sevgilim… \n\nDertli pınar çağlar durur, \nBenim canım sevgilim. \nAkan suyu dere olur, \nAşkımla ıslanır, uslanır sevgilim… \n\nBaktıkça sana kızarır yüzüm, \nAğlama öyle a iki gözüm. \nSenden başkasına geçmez hiç sözüm, \nKızartma yüzümü güzel sevgilim. \n\nCanım sevgilim gücenme bana, \nSöz veriyorum sana, \nMesut edeceğim seni, \nBir gün mazide, güzel sevgilim… \n\nSaçların dökülmüş hilal kaşına, \nSürmeler çekmişsin ela gözüne. \nSakın uyma sevgilim eller sözüne \nSen benim olacaksın güzel sevgilim… \n\nDarılma sevgilim aramızda eller var, \nNice açılmış, solmuş al al güller var, \nSeveceğim seni, çok seveceğim, \nİnan bana, inan bana güzel sevgilim… \n\nMuhip Erdener SOYDAN \n\n29 Nisan 1960\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Şey",
        "poet": "Serkan Çardaklı",
        "poem": "\n\nYalnızlık güzel şey seni bana hatırlatıyorsa...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Şey",
        "poet": "Hüseyin Kıyak",
        "poem": "\n\nAyazda da kalsan\ntipide de\nseninle üşümek\nçok özel şey, \ngerçek de olsan\nhayal de\nseni düşünmek\nçok güzel şey...\n\n(Ankara, Ekim’88)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Şey",
        "poet": "Necip Fazıl Kısakürek",
        "poem": "\n\nÖlüm güzel şey budur perde ardından haber\nHiç güzel olmasaydı ölürmüydü peygamber\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel şeyler için...",
        "poet": "Akın Akça",
        "poem": "\n\nGüzel şeyler için çiçek toplayan başıboş, sergüzeşt peri, \nyıldıztozlarını özgürleştirdiğin için \n“zaman kaç yazar” diyebilirsin \n\nGalaksiler özgür kılmıştı yıldızları, \ndiler misin … \nKararlı mısın yine de \n\nyoksa yıldıztozlarında? \n\nYa da aynı bir şeyin \niçinde başka bir şey bulmaya \nhazır mısın … \n\nGökadalarla yıldızların \nzincirleme kamufle hiyerarşik yapısını \nçünkü aynı kılıyorsun \n\nserpinti güneşközlerinde, \n\n..senin kozlarında - \nhatta savunabilsen \n- avuç içlerinde … \n\n* \nSanırsan; \n“yıldıztozları, \nbüyükçe türev yapılarıdır kendi karekökleri asmaköprülerinin” \ndiyeceğim gibisin.\n\n*\nBil ki seviyorum\nDestursuzun senin; \nGörsem bitiririm, kemirgenin \n\ngörsem, bitiririm...\n\nama inanmak değil\nde bu,\nbiseksüel lanet ruh! \n\nbil ki,\nben kişilik sınır tanımam …\n\n(dünya halinde,\ndünya gidersin,\n\nyalana dürüst demeyim) \n\nSenden olan değildir senin,\nSadece anlatırlar kinin.\n\nÇiçek açtırmaya beklerim\nKi sen de aynı böcek konuşturmaya; \n\n(her şeyimsin,\nEnigma gibi\nkapsadın; \ndeğişmez) \n\nBöyle olmaz bunlar,\nSes ver bana\n\nÜzgünüm,\npolitik yalanları bilmem; \n\nYeryüzü karındaşı ikircikli\nde olsa birdir\n\nSersem Olli,\nSen zaten Türk oldun...\n\nBizle futbol oynadın,\n\nTed; \nkramponlarda\nYağmuru sağdın! ! \n\ngöktekini\n\nDoğaçlama\n\n-\nOlli: Olli Rehn\nTed: Ted Hughes\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Şeyler Olacak",
        "poet": "Mustafa Burak Tekiner",
        "poem": "\n\nİçimde bir his var\nGüzel bir his sanki\n\nBugün bir şeyler olacak\nGüzel bir şeyler sanki\n\nBir Mecnun Leyla’sına kavuşacak\nMutluluk bu sanki\n\nBir çift evliliğin onuncu yılını kutlayacak\nEvliliğin ilk günü sanki\n\nBir çocuk annesine çiçek alacak\nBugün anneler günü sanki\n\nKüçük bir çiçek açacak kırda\nBahar geldi sanki\n\nBir can dünyayı selamlayacak\nHayat ona güzel sanki\n\nBir ağaç meyveye duracak\nHepsi bizim için sanki\n\nBugün aşk çalmadık kapı bırakmayacak\nMutluluk dağıtacak insanoğluna\n\nİçimde çok hoş bir his var \nBugün güzel şeyler olacak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel",
        "poet": "Adil Koruyan",
        "poem": "\n\nBir tanrı yaratmıştım, ben de bir zamanlar\nGüzelsiz, güzeldi bütün güzellikler o’nda.\nŞimdi o güzellikler ki, güzel yanında sönük\nTanrım, o tanrı değil artık.\nGüzele güzel diyemem Tanrım, güzelin varlığında \nGüzel neye gerek Tanrım, \n                O’nun güzelliğinin sonsuzluğunda .....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Şiir Yaz Şair",
        "poet": "Durdu Şahin",
        "poem": "\n\nDakika beklemeden,\nGüzel şiir yaz şair.\nDerde dert eklemeden,\nGüzel şiir yaz şair.\n\nZorluklarda kalsan da,\nÇok dertlere dalsan da.\nProblemle solsan da,\nGüzel şiir yaz şair.\n\nÇok kuvvetlensin sesin,\nHaklıya deme nesin,\nKimler ne derse desin,\nGüzel şiir yaz şair.\n\nDüşünmeden yılmadan,\nSaçlarını yolmadan,\nZaman ile solmadan,\nGüzel şiir yaz şair.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Sözler-12",
        "poet": "Hüseyin Erdoğan",
        "poem": "\n\n'Bir gün girersem o güzel yüreğine,soğuk havalarda sakın beni üşütme,kış aylarının karlı,ayazlı,tipili günlerinde ellerini siper et kalbine ben üşümeyeyim diye...'23.12.2004\n\n'Eğer yollar beni sana getirmiyorsa ben ne yapayım otobanları? Razıyım dikenleri batsa da vücuduma,razıyım güller arasından sana gelmeye mahşerde olsa bile,yeter ki sen nerede olursa olsun beni bekle,ben gelinceye değin hiçbir yere gitme...'23.12.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Sözler  - 1",
        "poet": "Cahit Karaç",
        "poem": "\n\nGüzel Sözler\t1\n\n•\tAçlıkta ekmeğin serti diş kırsa da yenir. (Onun için Allah hiç kimseyi açlıkla terbiye etmesin.) \n\n•\tGüzel ahlak; ölçülü olup, ölçülü yaşamayı bilmektir.\n\n•\tAkıllılar beğendiklerini, ahmaklar her duyup işittiklerini alkışlarlar.\n\n•\tAkıl, Allah’ın insan üzerindeki bir sıfatı bir uzamı ise; insana ait düşüncede insan aklının bir sıfatı, bir uzamıdır.\n\n•\tAkıl baştan yukarı çalışırsa, insanı yüceltip Hakk’a eriştirir. Baştan aşağı çalışırsa, o zamanda insanı nefsileştirip alçaltır.\n\n•\tAkıl varlıktır. Düşünce var olmaktır.\n\n•\tAkıllı kusuru kendinde, ahmak olan kusuru başkasında arar.\n\n•\tAklı kıt olanın doğrusu az olur.\n\n•\tAlaycı taklit bir hastalıktır. Başkalarını alaya alıp taklit etmek, zamanla kendi hastalığımızı oluşturur.\n\n•\tAlimi ahlaksız olan bir toplumun, kılavuzu şeytan olur.\n\n•\tHer bir varlık, kendi ilk birine benzer. (İnsan insana,  kedi kediye, köpek köpeğe gibi) \n\n•\tKör suya girse önce nerede boğulacağını düşünür.\n\n•\tGüneşin doğuşunu beklemek umut, doğması mutluluktur.\n\n•\tOkumak en büyük ibadettir. (Çünkü okuyup öğrenmeden hiç bir şey yapılmaz.) \n\n•\tRuh ve benlik kirlenmeden insan çirkinleşmez.\n\n•\tAralarında sevgi bağı olmayanların her türlü hediyeleşmeleri rüşvettir.\n\n•\tRuhunda itlik olanın, havlamasına gerek yoktur.\n\n•\tAllah; akıl, sevgi, aşk üçgenindeki muhabbette / bilgide saklıdır. \n\n•\tAllah; iki tür baş yaratmıştır. Birini okuyup adam olsun diye mektebe veririz, birini de pişip aş olsun diye fırına veririz.\n\n•\tAllah; dünyayı ve içindekileri insan için, insanı da kendisi için yaratıp var etmiştir.\n\n•\tAllah katında güzel çirkin ayrımı yoktur. İyi ve kötü ayrımı vardır.\n\n•\tAllah’ı görmek isteyen dünyayı okuyup, kendini tanısın.\n\n•\tAllah’tan sonra en önemli varlık her iki dünyada da insandır.\n\n•\tAslan gibi kükreyen kedi, mahallenin bütün köpeklerini başına bela eder.\n\n•\tAşk yakmadan yanmaktır.\n\n•\tAyakta ölmek istiyorsan, meyve veren ağaç gibi ol.\n\n•\tAsıl marifet akılda değil, aklın doğru kullanılmasındadır.\n\n•\tBaşarı yaşamından en çok fedakârlık edenin hakkıdır.\n\n•\tBaşarı zirvede durur, yorulmadan koşup giden oturur.\n\n•\tBaşarı disipline edilmiş kalbe bağlı akıl işidir.\n\n•\tBeni bana yabancılaştıran,”Ben”im dediğim nefsimdir.\n\n•\tBilen bildiğini söylesin ki, bilmeyenlerde duyup öğrensinler.\n\nKurban kesmekle insanı, onu re edip yücelterek Allah’a yaklaştırırız.\n\nCahit KARAÇ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Sözler-22",
        "poet": "Hüseyin Erdoğan",
        "poem": "\n\n' Sen günüme doğan Güneş'im,gecelerime çıkan Ay ve Yıldızlarımsın.Benim dünyamı yalnızca sen aydınlatır ve bir tek sen ısıtırsın.Sen benim vaz geçemeyeceğim ışığımsın...'\n\n' Geceler zifiri karanlık olsa da,sen yanımdayken ışıl,ışıl aydınlıktır dünyam.Yılın dört mevsimi kara kış olsa da,beni sıcacık ısıtır sevdam...'\n                                                                                 12.04.2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Sözler-13",
        "poet": "Hüseyin Erdoğan",
        "poem": "\n\n'Yaz mevsiminde,senin bulunduğun yerde,çağlayanlar,ırmaklar,yemyeşil yapraklar olmak isterdim,seni serinlesin diye,bil ki,kış aylarında da,bir güneş,bir ateş gibi ısıtırım,sımsıcacık tutarım, hiç üşütmem seni,eğer olursam senin o güzel yüreğinde...'24.12.2004\n\n'Sabahları güneş yerine ben doğmak isterdim dünyana,inan ki hiç batmadan kalırdım yanında,sen de istiyorsan eğer,haydi zaman kaybetmeden beni çağırsana,göreceksin neden diye sormadan koşup geleceğim sana...'24.12.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Sözler-2",
        "poet": "Hüseyin Erdoğan",
        "poem": "\n\n'Dün gece,senin adını,aşkımı yazdım Akdeniz Sahilleri'ndeki kumlar üzerine, senden habersizce.Fark etmez, esen rüzgarlar kapatsa da üzerini,zaten,dalgalar bile öğrenmiş seni sevdiğimi...'\n\n'Senin için her şeye hazırım hatta ölüme bile varım amma benden sonra hiçbir kimse seni benim kadar sevemez diye korkarım...'\n\n'İnan ki hiç solmayacak bir gonca gülsün sen,dilerim sağlıklı ve mutlu yaşarız birlikte ebediyen...'\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Sözler-3",
        "poet": "Hüseyin Erdoğan",
        "poem": "\n\n'Sen gülünce,Güneş doğar,aydınlanır her yer,ısınır dünya,sen yanımda yoksan eğer,gündüzler bile zindandan beter,ne olur sevdiğim,her sabah uyanınca,dön yüzünü benden tarafa ve gülümseyiver...'03.12.2004\n\n'Rüzgarlara söyledim senin adını,her okşadığının kulağına fısıldasın,en yüksek tepelere yazsın,dağlara,taşlara kazısın diye,göreceksin dünya durdukça,bu emsalsiz aşkımız dolaşacak dilden dile...'03.12.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Sözler-41",
        "poet": "Hüseyin Erdoğan",
        "poem": "\n\n'Aşk ve sevgi,her sabah yeniden rengarenk açan ve her gün farklı kokan bir çiçektir...Yalnızca kendisiyle beslenir ve günden güne daha da yeşerdiği yer yürektir...Sadece su vermek yetmez,sevgi ve ilgi de göstermek gerekir...Yoksa,bir gün gelir renkleri solar ve sert esmeye başlayan rüzgarlar sararmış yaprakları,kurumuş çiçekleri önüne katar,sürükler hem de mahşere kadar...'\n                                                                                             02 03 2006\n                                                                                        Hüseyin Erdoğan\n\n'Benim yüreğim bir sevgi pınarıdır,sevdiğimden yana akan bir ırmaktır...Yılın dört mevsimi yaz olsa da hiç azalmadan ve kurumadan günün yirmidört saati şırıl,şırıl şiirimin yüreğine akar...Çünkü,benim şiirim de bana, her gün sevgi yağmurlarını sağanak şekilde yağar...' \n                                                                                                02.03.2006\n                                                                                            Hüseyin Erdoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Sözler",
        "poet": "Cenap Şahabettin",
        "poem": "\n\nHakiki büyük adamlar \nGüzel ağaçlara benzer \nDallarında yuvalar kurulur \nGölgesinde yorgunlar dinlenir \nÇiçeklerine sürünenler \nGüzel koku alırlar \nMeyvesiyle açlar doyar ve yaprakları arasından dökülen güneş damlaları toprağa hayat verir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Sözler  - a",
        "poet": "Cahit Karaç",
        "poem": "\n\nGüzel Sözler\t1\n\n•\tAçlıkta ekmeğin serti diş kırsa da yenir.\n\n•\tGüzel ahlak; ölçülü olup, ölçülü yaşamayı bilmektir.\n\n•\tAkıllılar beğendiklerini, ahmaklar her duyup işittiklerini alkışlarlar.\n\n•\tAkıl, Allah’ın insan üzerindeki bir sıfatı bir uzamı ise; insana ait düşüncede insan aklının bir sıfatı, bir uzamıdır.\n\n•\tAkıl baştan yukarı çalışırsa, insanı yüceltip Hakk’a eriştirir. Baştan aşağı çalışırsa, o zamanda insanı nefsileştirip alçaltır.\n\n•\tAkıl varlıktır. Düşünce var olmaktır.\n\n•\tAkıllı kusuru kendinde, ahmak olan kusuru başkasında arar.\n\n•\tAklı kıt olanın doğrusu az olur.\n\n•\tAlaycı taklit bir hastalıktır. Başkalarını alaya alıp taklit etmek, zamanla kendi hastalığımızı oluşturur.\n\n•\tÂlimi ahlaksız olan bir toplumun, kılavuzu şeytan olur.\n\n•\tHer varlık, kendi ilk birine benzer. \n\n•\tKör suya girse, önce nerede boğulacağını düşünür.\n\n•\tGüneşin doğuşunu beklemek umut, doğması mutluluktur.\n\n•\tOkumak en büyük ibadettir. \n\n•\tRuh ve benlik kirlenmeden insan çirkinleşmez.\n\n•\tAralarında sevgi bağı olmayanların her türlü hediyeleşmeleri rüşvettir.\n\n•\tRuhunda itlik olanın, havlamasına gerek yoktur.\n\n•\tAllah; akıl, sevgi, aşk üçgenindeki muhabbette / bilgide saklıdır. \n\n•\tAllah; iki tür baş yaratmıştır. Birini okuyup adam olsun diye mektebe veririz, birini de pişip aş olsun diye fırına veririz.\n\n•\tAllah; dünyayı ve içindekileri insan için, insanı da kendisi için yaratıp var etmiştir.\n\n•\tAllah katında güzel çirkin ayrımı yoktur. İyi ve kötü ayrımı vardır.\n\n•\tAllah’ı görmek isteyen dünyayı okuyup, kendini tanısın.\n\n•\tAllah’tan sonra en önemli varlık her iki dünyada da insandır.\n\n•\tAslan gibi kükreyen kedi, mahallenin bütün köpeklerini başına bela eder.\n\n•\tAşk yakmadan yanmaktır.\n\n•\tAyakta ölmek istiyorsan, meyve veren ağaç gibi ol.\n\n•\tAsıl marifet akılda değil, aklın doğru kullanılmasındadır.\n\n•\tBaşarı yaşamından en çok fedakârlık edenin hakkıdır.\n\n•\tBaşarı zirvede durur, yorulmadan koşup giden oturur.\n\n•\tBeni bana yabancılaştıran,”Ben”im dediğim nefsimdir.\n\n•\tBilen bildiğini söylesin ki, bilmeyenler de duyup öğrensinler.\n\n•\tKurban kesmekle insanı, onu re edip yücelterek Allah’a yaklaştırırız.\n\nCahit KARAÇ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel sözler",
        "poet": "Abdurrahman Yıldız",
        "poem": "\n\nİnsan, konuşmasıyla, köpek, havlamasıyla tanınır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Sözler Armonisi-6-",
        "poet": "Bayram Tunca",
        "poem": "\n\nDenizi dalgasız, havayı fırtınasız sananlar\nGülü dikensiz, hayattı toz pembe sanırlar\nB. Tunca/11.10.2002/11.11\n\nAdemoğlunda öyle inci mercanlar vardır ki\nHiçbir Derya ve Semada dahi bulunmaz ki\nADEMOĞLU/06.07.2001-17.30\n\nHer Şeyin Bir Bedeli, Değeri Bulunabilir de; \nFakat Karşılıksız Sevginin Bedeli Bulunamaz\nADEMOĞLU/30,08,2001,09,30\n\nİnsanlar öyle büyük bir define taşıyorlar ki\nHiçbir kuyumcuda ne satılır ne de bulunur.\nADEMOĞLU/06.07.2001-17.30\n\nDamlayan Sular Nasıl Kayaları Aşındırırsa, \nGözlerden Damlayan Yaş da Kalbi Aşındırır.\nADEMOĞLU/23.01.2001-11.15\n\nSen Benim İçimi Sevgiyle(aşkla)   Doldurdun\nBen de Senin İçini Şiirlerle Doldurayım mı? \nADEMOĞLU/02.07.2001-11.30\n\nAdemoğlu’nun ömrü biter, fakat aşkı bitmez.\nHakiki aşkı yaşamaya kimsenin ömrü yetmez\nADEMOĞLU/01,10,2001,10,30\n\nYaptığın iyilikleri, tunç mermerlere kazıdım\nYaptığın kötülüklerinin ise, kökünü kazıdım\nB. Tunca/21.09.2002/12.21\n\nGözlerimi okka, gözyaşımı mürekkep yaptım\nDuygu ve düşüncemi şiirlerime maya yaptım\nADEMOĞLU/10.07.2002-16.10\n\nEr meydanında yenenin anlından öpesim gelir\nArkadan çelme takanın yüzünü tükresim gelir\nADEMOĞLU/24.06.2002-10.10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Sözler Armonisi-4-",
        "poet": "Bayram Tunca",
        "poem": "\n\nBir çift yeşil göze, bir çift söz mest eder\nYürekten “Seni Seviyorum” demek yeter\nADEMOĞLU13.06.2002-18.08\n\nGülü Dikeniyle Seversen Hayat Güzeldir\nDikenine Katlanamazsan  Hayat Zehirdir\nADEMOĞLU/18,09,2001,1I,30\n\nBazı Güzellikler Görülür de Anlatılamaz\nTıpkı, Sende Gördüğüm Güzellikler gibi\nADEMOĞLU/26,09,2001,09,30\n\nNe sevgisiz aşk, ne de aşksız sevgi olur\nİkisi birlikte olursa, aşkın tadı o an olur\nB. Tunca/15.12.2002.12.15\n\nAşk ta ben-i Ademden beri var olmuştur.\nBelki de ta kıyamete kadar var olacaktır.\nADEMOĞLU/27,09,2001,10,30\n\nBilemediğim Bir Dost Beni Destekliyor.\nBilmediğim Bir Düşman Beni Köstekliyor.\nADEMOĞLU/19.05.2001-16.45\n\nNahoş kokan gül çok koklanmış demektir\nKuruyan gül ya susuz ya ilgisiz kalmıştır\nADEMOĞLU/ 11.01.2002-15.30\n\nKalbimin anahtarı, o bir çift gözlerindir.\nKalbimi yakan sözünden çok gözlerindir.\nADEMOĞLU/09.07.2001-10.30\n\nİzzetlerin en izzetlisi Allah’ın izzetidir\nZilletlerin en zilletlisi kulların zilletidir\nADEMOĞLU/08.02.2002-14.45\n\nSaçlarımdan önce ağartsan da sakalımı\nBen her şeye rağmen bozmam vakarımı\nADEMOGLU/22.07.2002-15.45\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Sözler Armonisi-8-",
        "poet": "Bayram Tunca",
        "poem": "\n\nİstemezdim ama, eğer ki dara Düşmeseydim, \nDostlarımın sadakat derecelerini bilemezdim\nADEMOĞLU/10.07.2002-16.10\n\nİstemeyerek İncitirsem İncinme! Demiyorum, \nŞayet İncinirsen, Ne Olur Affet Beni! Diyorum.\nADEMOĞLU/13,09,2001,10,30\n\nSeninle, bir akvaryumda yüzen iki balık gibiyiz\nEğer ki akvaryumda boğulursak birlikte ölürüz\nADEMOĞLU/27.02.2002-15.35\n\nNasıl ki deryalardaki dalgalar durdurulamıyor\nİçimdeki dalgalar da sen olmayınca durulmuyor\nADEMOĞLU/17.01.2001-10.25\n\nGünümüz Menfaat Pazarında Çok Dost Satılıyor\nMisal Olması Bakımından; Şairi Görmeniz Yeter\nADEMOĞLU/13,09,2001,10,30\n\nFırtınaya maruz kalan Yaban Gülü çabuk solar\nKışın ayazına maruz kalan bülbül çabuk donar\nADEMOĞLU/05.01.2002-23.30\n\nNehirler nasıl deryaya ulaşmak için çağlıyorsa, \nBen de o deryaya ulaşmak için öyle ağlıyorum.\nADEMOĞLU/27.02.2002-15.35\n\nSırını Paylaşacağın, En Güvendiğin Birisi de Olsa, \nBir Gün Onun da Kötülük Yapabileceğini Unutma.\nADEMOĞLU/13.01.2001-18-30\n\nBağların en güzeli gönüllerdeki muhabbet bağıdır.\nKöprülerin en güzeli kalpler arasındaki köprüdür.\nADEMOĞLU/09.07.2001-10.30\n\nYerin Altındakiler, Üstündekilerden Daha Çoktur\nAma Yerin Üstündekiler Kadar Gürültüleri yoktur\nADEMOĞLU/20,09,2001,10,30\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Sözler Demeti-7-",
        "poet": "Bayram Tunca",
        "poem": "\n\nZaman, geri vitesi olmayan, bir vasıta gibidir\nKul bu vasıtada seyahat eden bir yolcu gibidir\nBu öyle bir vasıta ki, yakıtı hiç mi hiç bitmez\nYolcular da yolculuğun nasıl geçtiğini bilmez\nADEMOĞLU12.06.2002-18.08\n\nEğer ki gülüyorsam elbet bir güldüren vardır\nEğer ki ağlıyorsam elbette bir ağlatan vardır\nEğer çekiyorsam, elbet bir çektirenim vardır\nHer ademoğlunun, dost ve düşmanları vardır\nADEMOĞLU/15.05.2002-08.35\n\nBu Dünya cennet bahçelerinden bir bahçe olsa\nBu bahçe, bin bir çeşit güllerle donatılmış olsa\nTatlı dil, güler yüz, ceylan gözlü gülüm olmasa\nNiye yarar benim için bu dünya cennet de olsa\nB. Tunca/ 04.01.2003-11.45\n\nYeryüzünden baktığımda gökyüzü cazip geliyor\nGökyüzünden baktığımda yeryüzü cazip geliyor\nGökyüzü cazibesiyle yeryüzü çekiciliyle çekiyor\nYeryüzü gündüz, sema gece daha cazip geliyor\nADEMOĞLU/22.06.2002-08.22\n\nKim Bu Rekortmen\nCellat rekortmeni kim deseler, ismini verirdim\nAdalet rekortmeni kim deseler, adını söylerdim\nEzel-ebet, (gelmiş-geçmiş)    en acımasız cellattır\nNebileri, velileri, sultanları bile hiç acımasızdır\nADEMOĞLU/21.06.2002-16.06\n\nHer baharda tüm nebatat sanki potyuma çıkıyor\nHer birisi renk doku ve kokusuyla endam ediyor\nHer biri gizemliyle insanları sanki büyülüyorlar\nJüri olarak bizi karar vermekte çok zorluyorlar\nADEMOĞLU12.06.2002-18.08\n\nHer gördüğüm güzelliği ve kötülüğü yazsaydım\nHer duyduğum güzelliği ve kötülüğü yazsaydım\nBir de bunları, hayal ve hislerimi ilave etseydim\nSizleri bilmem ama, ben o kadarını yapamazdım\nADEMOĞLU/29.03.2002-17.35\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Sözler, Deniz",
        "poet": "Çağrı Barış",
        "poem": "\n\n♥ (¯`´•.¸(¯`´•.¸ _______ღ ♥ ღ _______ ¸.•´´¯)                ¸.•´´¯)                ♥ \n♥ -==-♥ °°DÜNYA BARIŞINA ÇAĞRI GRUBU/GÜZEL SÖZLER -==-♥ \n♥ (_¸.•´´(_¸.•´´_¯¯¯¯¯¯¯ღ ♥ ღ ¯¯¯¯¯¯¯ `´•.¸_)                `´•.¸_)                ♥ \n\n٭ \nVarlığını bile işitmek, kalbe ferahlık verir; sihirli, güzel mavilik. 03/01/2010\nGökmen Yılmaz Erdem\n٭ \nDeniz, tıpkı yürek gibidir. Bir coşar bir durulur. 04/01/2010 \nAsuman Soydan Atasayar \n٭ \nDeniz, korkarak sevmenin adıdır. 04/01/2010 \nAsuman soydan Atasayar \n٭ \nDinlemesini bilirsen, denizle konuşup, anlaşabilirsin.04/01/2010 \nYaşar Saim Aslan \n٭ \nDeniz; dualarla dökülen gözyaşlarıdır, içindeki balıklar da umutlar ve dilekler.05/01/2010 Hâlenur Kor \n٭ \n\nDeniz; ufkumuzda uzanan sonsuz mavilik.İçine hep atlamak istediğimiz.05/01/2010 Hâlenur Kor \n\n٭ \nDeniz; hayattır. Ama bazen de hayatı alır.05/01/2010 Hâlenur Kor \n\n٭ \nDeniz, gizemli aşk gibidir.05/01/2010 Hicran Yıldız Cantimur\n\n٭ \nDeniz, her kulaç atışımızda hayatı öğretir. Durgunluğuyla, dev dalgalarıyla adeta öğretmen gibidir.06/01/2010 Canan Ereren \n\n٭ \nDeniz; Kâh, öfkelenip köpüren, kâh, sükûn içinde munis bir peridir. \n\n06/01/2010 Hâlenur Kor \n\n٭ \n\nDeniz; Gökyüzünün kendini seyrettiği kırılmaz aynadır. \n\n06/01/2010 Hâlenur Kor \n\n٭ \nDeniz bir yüreğin mavi sulara yansıması gibidir. Kimi zaman öfke dolu bir âşık, bazen sevdiğini içine hapseden bencil bir sevdalı, kimi zamanda uysal bir sevgilidir. 06/01/2010/Leyla Altınbaşak \n\n٭ \nDeniz, hiç bir şey söylemeden anlayan, yalnız gözlerle bakmakla bile huzur bulunan vefalı dosttur. 09/01/2010 Selma Yalçın \n\n٭ \nDeniz, aşkların iz bırakan anılarında, acısıyla tatlısıyla sokağa açılan kapılarıdır. 09/01/2010 Gökmen Yılmaz Erdem\n\n٭ \nDeniz, seyredildiğinde alır götürür insanın üzerindeki ağırlığı. \n\n09/01/2010 Serap Şen \n\n٭ \nDeniz, özgürlüktür, umuttur. 09/01/2010 Serap Şen \n\n٭ \nDeniz, bazen yüreğimizdeki hüznü bakışlarımızdan süzüp alan, içimizi döktüğümüz ve dinlemeyi bilen bir dost, bazen de bizimle birlikte coşan, neşemizi coşkuya dönüştüren bir arkadaştır. Duygularımızı onula paylaşmayı becerebilirsek.09/01/2010 Ünal Beşkese \n\n٭ \nDeniz, bakınca duygulandıran, dalınca yok eden maviliktir.\n\n09/01/2010 Betül Özel \n\n٭ \nDeniz akşam güneşinin battığı yerın ufuklarıysa, insan bu muhteşem güzelliği bir kaç kadehle içine çekebiliyorsa, deniz onun benliğini yaşamın en doyumsuz güzelliğiyle birlikte kılmıştır....Talat Semiz. \n\n٭\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Sözlerim 3",
        "poet": "Salih Akçakoyun",
        "poem": "\n\nbu hayatta \nGelene Pış Pış,\nGidene Kış Kış Diyeceksin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel sözlerim",
        "poet": "Hülya Kaya",
        "poem": "\n\nİnsanlar dış görünüşleriyle dindar veya değil diye kıyaslanamaz! İman,inanç ve islam dini muhteşemdir! Bunu asla unutmayalım! Cumhuriyet kadınları da müslümandır! Bunu asla unutmayalım! Unutturmayalım! ..şair Hülya Kaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Sözlerim-2",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\n1-Aşk insanın bedeninde ruh gibidir\nElle tutulmaz gözle görülmez hissedilir\n2-Aşk eldir umut bağlanmaz\n3-Aşk gelir gider gönüllere mekan tutmaz\nTutmuş olsaydı başka başka gönüllerde doğmazdı\n4-Aşk sevdadır yanan gönüllerde\n5-Aşk ateştir dudaklar arasında\n6-Aşk tek değildir,çoğuldur\n7-Aşk ihaneti affetmez\n8-Aşk nankördür sabit durmaz\n9-Aşk yakar,girdiği durduğu yaşadığı yeri\n10-Aşk kördür görmez,görülmez\n11-Aşk ölümsüzdür\n12-Aşk yanağımdan akar terdir\n13-Aşk söylenmez söyletmez yaşatır\n14-Aşk han gibidir gireni çıkanı belli olmaz\n15-Aşk ten gibidir yaşayandan ayrılmaz\n16-Aşk bir kokudur,koklamayla doyulmaz\n17-Aşk aşk diyebilenlerle,yaşamak isteyenlerindir\n18-Aşk kalbime dolan kan gibi kıpkırmızıdır\n19-Aşk hayaldir \n20-Aşk kanaldır kimine göre,yaşatamazsan sanaldır\ntanımayana göre ise banaldir.\n21- Aşk rüzgardır estikçe serinletir\n22-Aşk yağmurdur ıslatır\n23-Aşk bir elektriktir,yıldırımdır ummadığın anda çar-par\n25-Aşk su gibidir içmeyle doyulmaz\n26-Aşk ağaçtır girdiği tende kök salar\n27-Aşk gelmiş geçmiş güçlü bir tarihtir\n28-Aşk Haktır\n29-Aşk inanmaktır,inançtır\n30-Aşk Allah’a sarılmaktır\n31-Aşk Allah’a ulaşmaktır\n32-Aşk yaşayıp toprağa karışmaktır\n33-Aşk için söylenen yazılan çoktur\nNereden bakarsan bak tene saplanan ucu sivrimi sivri\nAcıtmayan müthiş haz veren görülmeyen \nBedene zehir saçan,yakan  bir oktur\n34-Mazin yanındadır aklın nerede,\n      Ben yari sevmişsem, bundan sana ne\nBahattin Tonbul\n31.5.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Speyer",
        "poet": "Mesut Özünlü",
        "poem": "\n\nNe Afrika ne Asya’da, görmedim dünyada \nSenin gibi bir kent, senin gibi bir yer \nYoksa cennetten, bir köşe misin sen \nGözüm açık bir rüyada, güzel Speyer \n\nBaşka yerlerde, bazı insanlar\nYolunu kesermiş bazı insanların\nAma Speyer’de, şaşırdım gerçekten \nBir köpek kenara çekildi inanın! \nBana yol verdi yanından geçerken \n\nHani, Ren Nehri’nin geçtiği yerde\nSıra sıra uzanan yemyeşil cevizlerin \nTadı nasıl birse, köyümdeki cevizlerle \nİşte aynen öyle, güzel Speyer’de \nAlman Türk kardeş gibi, beraberdir bizlerle\n\nGüzel Speyer! Ruhum daralıyor sanki\nYaklaştıkça veda vakti\nÂdeta hüzün damlıyor her yerimden \nSeni o kadar sevdim, o kadar alıştım ki\nGece uyuyamadım, bir sel gibi coşan şiirimden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Taife",
        "poet": "Ahmet Arslan Hadimi",
        "poem": "\n\nevvelini düşün,bir damla nutfe\nsonunda olacak bir çuval cife\nrabbim keder verme dünyada keyfe\nfarkları fark eden güzel taife\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Türkçe'm",
        "poet": "Muallim Ahmet Şahin",
        "poem": "\n\nGüzel Türkçe’m; ilim, fikir, inanç, tefekkür dünyamsın\nTârihin batmaz güneşi, ebedî ses bayrağımsın\n                      (2004)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Türkçe Omalı",
        "poet": "Kasım Kaplan",
        "poem": "\n\nMutlu yarınlar için\nHatta torunlar için\nYeni kavramlar için\nTürkçe sözcük bulmalı\n\nAtamın kullandığı,\nOğlumun anladığı.\nDedemin anlattığı \nLisanı konuşmalı \n\nKitaplar ve esereler,\nBütün resmi belgeler,\nŞiirler, hikayeler.\nTürkçe de yazılmalı,\n\nOrta Asya Türklerde,\nTüm dünyada her yerde,\nTürk olan ülkelerde \nGüzel Türkçe olmalı,\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Türkçe'mize Katkılarım.",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nTarih=Düngör\nMüze=Düngörü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Tohumun Çiçekleri",
        "poet": "Mulla Yusuf Kocadağ",
        "poem": "\n\nUmutlarında sabah ışıkları\nGözlerinde güzellik dolaşıyor\nHep doğrudan ve haklıdan yana \nOlmak \nBaşka bir heyecandır bu ufuklarda \nŞimdi yüreklerle konuşmanın \nTam zamanı \nVakit tükendi \nGeceden usandık \nAllah’tan birazdan \nGüneş doğar \nNe uzun geceydi \nBöyle kötülük dolu\nHiç güzelliklerin kazanmadığı bir\nGece ışık yok, \nSabahı bu yüzden seviyoruz\nGündüzü bu yüzden \nHer şey açık \nVe göz önünde \nSen bir resim çiz \nHep güzellikleri çiz\nYanına iki çiçek koy\nBirinin adı senle başlasın\nBiri Yusuf olsun \nDiğerlerinin adını tüm insanlar \nDilediği gibi koysun \nHer kes güzellikten yanı bir motif çizsin…\nAma her şey gönülden olsun\nHer şeye güzellik katılsın; \nYemeklerin ve sofraların \nTadına gönül motifleri koy\nHer şey gerçek tadında \nOlsun güzelliklerin tadıyla \nOynanmaz,\nBak şu dağın ardında \nBir güneş duruyor\nTüm ihtişamıyla \nYine doğacak \nBu bahar ve her bahar \nGüzel çiçekler açacak….\nİkisi benle sana \nGerisi tüm insanlığa…..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*** Güzel Türkiye ***",
        "poet": "Ali Bölükbaşı",
        "poem": "\n\nAnkara,Kızılaydan Çankaya,\nİnsanlar gelir dertlerini,anlatmaya,\nSelam durmalı Anıtkabir'de Ata'ya,\nBaşkent bir başka güzeldir.\n\nİstanbul boğazından adasına,\nBakır köyünden modası'na,\nDenizde vapurundan çamlıca'sına,\nBüyük bir metropol dünya şehridir.\n\nYiğit dadaşlarım Erzurum'da,\nÇağ kebabım'da var burada.\nPalandökenden esen ılık rüzğarı'da,\nSevği ve saygı bir arada.\n\nTorosların tepesinde mavi bulutlarım,\nÖnümde domates peynir ve rakım,\nYanımda Yörük dostlarım,\nÇukur ovayı seyrediyorum doyasıya.\n\nEsiyor Karadeniz fırtınası,\nCanik dağlarında kemençe bağlaması,\nNe de güzel olur,palamut,hamsi tavası,\nYeşili ve mavisiyle, bir başkasın Karadeniz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Türkiye",
        "poet": "Mustafa Cemil Dirier",
        "poem": "\n\nUzunca yürüdüm yollarında\nDeresinden köprüsünden geçtim\nDağlarından akan pınarlarında\nBuz gibi akan sularını içtim\n\nTürkiye Zümrütten yeşil\nGöllerinden,ırmaklarından geçtim\nDağlar,ovalar,ormanlar yemyeşil\nTürkiye`mi yıldızlara bakarak seçtim\n\nTürkiye denizlerin ne güzel\nDenizlerinin üzerinden geçtim\nTürkiye şehirlerin ne güzel\nTürkiye körfezlerinde güzelliği seçtim\n\nTürkiye tarihi eserlerine hayran kaldım\nÖyle güzelsinki güzel Türkiye\nTarihi eserlerinden, rüyalara daldım\nDünya`yı dolaştım,seni seçtim,Türkiye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜZEL Türkiye'm",
        "poet": "Selami Tıraşlar",
        "poem": "\n\nAnkara’dır başkenti bütün illerin \nDağların, denizlerin, mavi göllerin \nBağların, bahçelerin, kokan güllerin \nTek bayrak her yer vatan güzel Türkiye’m \n\nİstanbul sanayide rekor kırsa da \nHavlu, lif, ipek kumaş yeşil Bursa’da \nMemnun kalırsın gitsen Ağrı, Kars’a da \nTek bayrak her yer vatan güzel Türkiye’m \n\nTekirdağ rakısını susuz içmeyin \nEdirne ay çiçeği deyip geçmeyin \nTrakya güzel bölge şehir seçmeyin \nTek bayrak her yer vatan güzel Türkiye’m \n\nKöroğlu’nun diyarı Çamlıbel Bolu \nBoğazlardan geçiyor Avrupa yolu \nSamsun’da yağmur yağar Artvin’de dolu \nTek bayrak her yer vatan güzel Türkiye’m \n\nÜnlüdür Amasya’nın sulu elması \nOrdu fındıkla Konya kuzu dolması \nAkşehir’in gölüne maya çalması \nTek bayrak her yer vatan güzel Türkiye’m \n\nKayseri mantı, sucuk, buğday kepeği \nRize’de çay Sivas’ta kangal köpeği \nMarmara çevresinde koza ipeği \nTek bayrak her yer vatan güzel Türkiye’m \n\nAdana, Mersin, Tarsus tahıl silosu \nAntalya’da sebze bol, ucuz kilosu \nAkdeniz bölgesinde gıda filosu \nTek bayrak her yer vatan güzel Türkiye’m \n\nEskişehir çok güzel, Aksaray şirin \nYozgat’a yazın gidin bayağı serin \nNevşehir hacı Bektaş en büyük pirin \nTek bayrak her yer vatan güzel Türkiye’m \n\nAydın incir ambarı, Manisa üzüm \nAfyon kaymağı yedim, açıldı gözüm \nBalıkesir Burdur’a olmaz ki sözüm \nTek bayrak her yer vatan güzel Türkiye’m \n\nUşak’ta halı, kilim Kütahya çini \nİzmir kültürlü yerdir kaldırmaz kini \nEfes antik kentimiz, Marmaris yeni \nTek bayrak her yer vatan güzel Türkiye’m \n\nDoğu’yu anlatmanın geldi sırası \nVan et yiyor Malatya kaysı parası \nMeşhurdur Elazığ’ın çayda çırası \nTek bayrak her yer vatan güzel Türkiye’m \n\nErzurum kadayıfı yapıyor burma \nOltu taşından tesbih gümüşten sırma \nDiyarbakır Mardin’i gidip gör sorma \nTek bayrak her yer vatan güzel Türkiye’m \n\nAntep baklava yapar, Maraş dondurma \nUrfa’nın isotuna hiç toz kondurma \nBitlis’in büryanına sakın yan durma \nTek bayrak her yer vatan güzel Türkiye’m \n\nGüneşin doğuşunu Nemrut’tan izle \nHasan keyfi, Harput’u gör çıplak gözle \nTarihini anlatmak kolay mı sözle \nTek bayrak her yer vatan güzel Türkiye’m \n\nYurtta sulh demiş atam cihanda barış \nUzaktan bakma, dostum gez karış karış \nMedeniyet içindir yapılan yarış \nTek bayrak her yer vatan güzel Türkiye’m \n\nSelami Tıraşlar \n05.05.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Türkiye'm",
        "poet": "Mustafa Erol",
        "poem": "\n\nGÜZEL TÜRKİYE’M\n\nVardır etrafında, serhat şehirler.\nCennet vatanım, güzel Türkiye’m.\nMümbit ovalara, candır nehirler.\nCennet vatanım, güzel Türkiye’m.\n\nİki ucundadır, Edirne Kars’ı.\nBir sengine vermem, verseler Mars’ı.\nTarih burada gördü, en güzel harsı.\nCennet vatanım, güzel Türkiye’m.\n\nNevşehir’de baca, Mersin’de kale.\nRize’de çay olur, Çumra’da lâle.\nIsparta’mızdaysa, doyarız güle.\nCennet vatanım, güzel Türkiye’m.\n\nManisa mesirle, Konya Mevlâna.\nAnıldıkça hepsi, can verir sana.\nAnlatmaya yetmez, söz Karaman’a.\nCennet vatanım, güzel Türkiye’m.\n\nPalandöken gibi, bulunmaz derman.\nDadaşın sözüdür, en güzel ferman.\nGözümde tütüyor, Erzurum Narman.\nCennet vatanım, güzel Türkiye’m.\n\nLazlarım başkadır, Yörükler başka. \nMuzlarım başkadır, erikler başka. \nTavuk horoz başka, ferikler başka. \nCennet vatanım, güzel Türkiye’m.\n\nUnutulmaz bizde, Çanakkale bil.\nŞehidi Gaziyi, anlatamaz dil.\nSerhatlar şehridir, bizde bil her il.\nCennet vatanım, güzel Türkiye’m.\n\nSiirt dense gelir, Tillo’muz akla.\nİbrahim Hakkı’yı, gönlünde sakla.\nAyırmak gerekir, batılı hakla.\nCennet vatanım, güzel Türkiye’m.\n\nTrabzon’um ekmek, Antalya’m deniz.\nTürkiye’mde güler, gülmeyen beniz.\nDaha ne sayayım ki, hele bilseniz.\nCennet vatanım, güzel Türkiye’m.\n\nTüm dünya bilsin ki, İstanbul benim.\nİstanbul’um ruhtur, Ankara tenim.\nİstanbul kutsal der, duy yüce dinim.\nCennet vatanım, güzel Türkiye’m.\n\nMustafa EROL\n23.02.2013\nManavgat / Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Türkiyem",
        "poet": "Mehmet Arı",
        "poem": "\n\nBir uçta Edirne, öte uçta Ardahan\nBir çok ülke var sana kafayı takan\nBağımsızlık için kanı toprağa akan\nŞehitler yatağı güzel Türkiye'm! \n\nMilyonlar can verir senin uğrunda\nYetmiş iki millet yaşıyor bağrında\nÜlkemdeki herkesin gönül bağında\nTatlı üzüm gibisin canım Türkiye'm! \n\nHer dinden ve ırktan vatandaşın var\nSana göz diken! sana olamazki yar\nSenin sevdan bütün gönüllerde har\nSevda ateşisin! güzel Türkiye'm! \n\nHacı bektaş, Mevlana bağrında gezdi\nAşık Veysel'le Köroğlu şiirler dizdi\nPir sultanla Mahsuni canından bezdi\nErenler yatağısın canım Türkiye'm! \n\nFatih sultan, Kanuni kurtardı yurdu\nMondros antlaşması yürekten vurdu\nAtatürk! Bu güzel Cumhuriyeti kurdu\nYiğitlerin destan yazdı güzel Türkiye'm! \n\nAmerika'sı, Avrupa'sı hepsi pusuda\nHiç biri yan bakamaz bu güzel yurda\nNe köpeğe yar ederiz, ne azgın kurda\nUğrunda can veririz güzel Türkiye'm! \n\nGöz diken hainler şaşırdığında yolu\nSenin yolunda unuturuz sağı ve solu\nVatan! için hepimizin aynı olur yolu\nKorkuyu kalbinden sil güzel Türkiye'm!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Türkiyem",
        "poet": "Mahmut Küçük",
        "poem": "\n\nGökyüzünde, bölük bölük turna'lar\nYanık yanık öter bizde zurna'lar:\nAbu hayat dolup taşar, kurna'lar; \n                Sende doğdum, sende ölme Türkiye'm\n                Senin sevincinle gülem Türkiye'm! ..\nHer tarafın eşsiz, gerçek bir cennet\nTaşın toprağın, hepsi ayrı servet\nAta'ların kanı dünya'ya senet; \n                Sana pek zor sahip oldukm Türkiye'm\n                Yan bakana, kinle doldum Türkiye'm! ..\nDoyum olmaz senin, türlü aş'ına\nDünyalar değmez, küçük bir taş'ına:\nTaç dikmeli senin,  yüca baş'ına; \n                 Her birşeyin bambaşkadır Türkiye'm\n                 Yunus'un meyli aşk'adır Türkiye'm! \nDenizinde dört mevsim hep yüzülür\nGöl'lerinde, ender kuş'lar süzülür\nEşsiz mirasın dağ, taş'ta düzülür; \n                  Tartışılmaz güzelin var, Türkiye'm\n                  Sensiz dünya, bizlere dar Türkiye'm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Türkiyem",
        "poet": "Nevzat Güzeldere",
        "poem": "\n\nYemyeşil çimenli şu dağlar için\nÇiçekli laleli bahçeler için\nHakkari Van Sivas İstanbul için\nGelin barışalım güzel Türkiyem\n\nBir damla kan cana can veriyorsa\nSevgi Hak ka giden yol oluyorsa\nTatlı dil hayatın şahdamarıysa\nGelin barışalım güzel Türkiyem\n\nDoğu Batı Kuzey Güneyi ile\nKadını erkeği çocuğu ile\nAskeri Polisi  sivili ile\nGelin barışalım güzel Türkiyem\n\n22,07,1997 MEDYATÖR DERGİSİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Güzel Türkiyem",
        "poet": "Abdülkadir Şahin",
        "poem": "\n\nGÜZEL TÜRKİYEM\n\nBir yurdum var dünya hası\nHepsi birbirinden güzel! \nAnadolu, Trakya’sı\nHepsi birbirinden güzel! \n\nAnkara illerin ası\nİstanbul’un evliyası\nKonya’mızın Mevlânâ’sı\nHepsi birbirinden güzel! \n\nIsparta’nın nazlı gülü\nİzmir’den gelir bülbülü\nSiirt, Batman’ın petrolü\nHepsi birbirinden güzel! \n\nErzurum’un var dadaşı\nEskişehir lüle taşı\nYozgat çamlık, arabaşı\nHepsi birbirinden güzel! \n\nAydın’ın üzüm, inciri\nVan’ın da otlu peyniri\nHamsi Trabzon’da iri\nHepsi birbirinden güzel! \n\nMersin’de gör narenci yi\nYeşil Rize çayı iyi\nÇorum’dan al leblebiyi\nHepsi birbirinden güzel! \n\nMardin,imin çiğ köftesi\nHatay’ın da künefesi\nSarı Niğde patatesi\nHepsi birbirinden güzel! \n\nAdana pamuk ovası\nTatlı Antep baklavası\nZonguldak kara elması\nHepsi birbirinden güzel! \n\nAfyon’un başka kaymağı\nKars’ın balı ter yağı\nGiresun’ dan  al fındığı\nHepsi birbirinden güzel! \n\nKayseri’nin pastırması\nMaraş’ın o dondurması\nAmasya’nın al elması\nHepsi birbirinden güzel! \n\nArtvin’de gör yaylaları\nTokat, Erzincan bağları\nSivas’ın da ozanları\nHepsi birbirinden güzel! \n\nElazığ’ın barajları\nBingöl, Bitlis’in suları\nEdirne’nin kırk pınarı \nHepsi birbirinden güzel! \n\nDiyarbakır’ın karpuzu\nAğrı, Ardahan’da kuzu\nAntalya, Muğla’nın muzu\nHepsi birbirinden güzel! \n\nTekirdağ  ayçiçeğini\nBalıkesir’in zeytini\nKütahya’da güzel çini\nHepsi birbirinden güzel! \n\nTarih dolu Çanakkale\nDenizli’de Pamukkale\nKırklareli, Kırıkkale \nHepsi birbirinden güzel! \n\nBilecik Osmanlı eli\nBolu Köroğlu’nun ili\nKaraman’ın Türkçe dili\nHepsi birbirinden güzel! \n\nBartın, Düzce, Kırşehir’i\nAksaray’ı, Nevşehir’i\nUrfa peygamberler şehri\nHepsi birbirinden güzel! \n\nOrdu, Sinop ve Samsun’u\nManisa mesir macunu\nKarabük ve Kastamonu\nHepsi birinden güzel! \n\nTunceli, Şırnak, Iğdır’ı \nHakkari’nin boldur karı\nHem Sakarya, hem Çankırı \nHepsi birbirinden güzel! \n\nİzmit sanayinin sesi\nBurdur’un göller bölgesi\nAdıyaman,ve Kilis’i \nHepsi birbirinden güzel! \n\nMalatya’nın kayısısı\nOsmaniye Yalova’sı\nYeşil Bursa şeftalısı\nHepsi birbirinden güzel! \n\nUşak  kilimlerin yurdu\nGümüşhane ve Bayburt’u\nKadir bunu böyle yordu\nHepsi birbirinden güzel! \n\nA. KADİR ŞAHİN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Ülkem",
        "poet": "Mehmet Şahan",
        "poem": "\n\nGüzel ülkem karış, karış gezmişim,\nKırlarında lale, sümbül dermişim,\nDoyamadan bayrağının alına,\nSenin için nice canlar vermişim.\n\nBilmem var mı? Sana gönül vermeyen,\nSeni görüp ta yürekten sevmeyen,\nMalım, mülküm; varım, yoğum, her şeyim,\nFeda olsun canım sana Türkiye’m! ...,\n\nZaman, zaman kimilerin azdığı,\nKimin sevip, kimin kuyu kazdığı,\nArdahan’dan, Edirne’den, Maraş’tan,\nMehmetçiğin nasıl destan yazdığı! ..\n\nBilmem var mı? Sana gönül vermeyen,\nSeni görüp ta yürekten sevmeyen,\nMalım, mülküm; varım, yoğum, her şeyim,\nFeda olsun canım sana Türkiye’m! ...,\n\nSen cennetsin, göz dikenler çok olur,\nSeni seven, gözü gönlü tok olur,\nBirlik olup tutuştukça el ele,\nHainlerin emelleri yok olur! ..\n\nBilmem var mı? Sana gönül vermeyen,\nSeni görüp ta yürekten sevmeyen,\nMalım, mülküm; varım, yoğum, her şeyim,\nFeda olsun canım sana Türkiye’m! ...,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Ülkem TÜRKİYE'm",
        "poet": "Şair Erdinc67",
        "poem": "\n\n23 yılında kurulduk.\nDünyada barışı savunduk.\nVatanı, bayrağı koruduk.\nGüzel ülkem Türkiye'm.\n\nYıllar geçti büyüdük.\nMedeni yollarda yürüdük.\nLaik-demokratik bir ülke kurduk.\nGüzel ülkem Türkiye'm.\n\nDoğuya batıya bakmadık.\nMedeni insanlar yarattık.\nTürk'ü dünyaya tanıttık.\nGüzel ülkem Türkiye'm.\n\nİki kıtayı birleştirdik.\nDünyayı türk ile geliştirdik.\nYediden yetmişe birleştik.\nGüzel ülkem Türkiye'm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Ülkem; Türkiye'm",
        "poet": "Hanifi Kara",
        "poem": "\n\nGÜZEL ÜLKEM; TÜRKİYE’M\n\nCanım fedâ, toprağına, taşına\nGüzel ülkem, anayurdum Türkiye’m.\nBu dünyada, rastlamadım eşine\nGüzel ülkem, anayurdum Türkiye’m.\n\nÜç taraftan denizlerin kuşatır\nRabb’im seni elvan çeşit döşetir\nDört mevsimi bir arada yaşatır\nGüzel ülkem, anayurdum Türkiye’m.\n\nDağı, taşı kervanlara yol olan\nIrmakları kıvrım kıvrım dolanan\nŞühedânın kanı ile sulanan\nGüzel ülkem, anayurdum Türkiye’m.\n\nBâzıları kalben seni itse de\nBilir/bilmez, sağa/sola gitse de\nGülistanda kel kargalar ötse de \nGüzel ülkem, anayurdum Türkiye’m.\n\nOsmanlıdan bize kalan bir üssün\nGönülde mâkessin, baştaki ussun\nBeklide mâzinle yüz yıldır küssün \nGüzel ülkem, anayurdum Türkiye’m…\n\n10/06/’08\nHanifi KARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Ülkem TÜRKİYEM",
        "poet": "Arapgirli Haşim Koç",
        "poem": "\n\nBaharı yazı güzel\nHavası suyu güzel\nHer yeri ayrı güzel\nGÜZEL ÜLKEM TÜRKİYEM\n\nGELİBOLU ŞEHİTLERİ\nHACI BEKTAŞ ERENLERİ\nAnadolu yarenleri\nGÜZEL ÜLKEM TÜRKİYEM\n\n-04-01-2012-PERŞEMBE\n-saat-11-30-İSTANBUL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Umutlar",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nEktin sen benim gönlüme\nNice güzel umutlar\nBiçeceksin o güzel gönlünden\nNice mutluluklar\n\n(22 Ocak 2006/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Uykular",
        "poet": "Selim Cemrenur",
        "poem": "\n\nGüzel uykular sevdiğim Allah rahatlık versin\nGittin yine benden önce, alacağın olsun\nŞimdi, bunun hesabını sormak vardı ya sana; \nKıyamadım bebeğim, dua et ki; çok yorgunsun\n...\n\n24 Temmuz 2006\n02.55\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel ülkeme gelmiş İlkbahar…",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nAçmış elmalar, armutlar çiçek,\nÖtüyor dallarında her türlü böcek,\nDallarında meyveler olacak yere değecek,\nGüzel ülkeme gelmiş İlkbahar…\n\nCoşmuş dereler, sular çağlıyor,\nKuşlar ağaçlarda derelere eşlik ediyor,\nKır çiçekleri etrafa koku saçıyor,\nGüzel ülkeme gelmiş İlkbahar…\n\nBak güller orada tomurcuklaşmış,\nŞuralarda bak erikler çiçek açmış,\nLeylaklarda ne güzel etrafa koku saçmış,\nGüzel ülkeme gelmiş İlkbahar…\n\nKardan sonra çıkmış kar çiçekleri,\nBitmiş pembe, mavi, mor, menekşeler,\nKalplerde bitsin sevgi çiçekleri,\nGüzel ülkeme gelmiş İlkbahar…\n\nHalil Çolak 5.4.2006 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Van",
        "poet": "Salih Kozan",
        "poem": "\n\nİllerin incisi selam bağrına\nMuhabbet otağı hazdır güzel Van \nBu sevda şehrinin erin sırrına \nBizlere dört mevsim yazdır güzel Van \n\nAk damarı belli, destanı hasıl \nMolla kasım acep soralım nasıl \nErek dağlarından bir türkü asıl \nDillerden düşmeyen sözdür güzel Van \n\nKefali incisi gölünde gönül\nGür pınar edremit yolunda gönül\nEmrahın sözleri dilinde gönül\nHasretli bağrımda özdür güzel Van\n\nDoğunun serhatı illerin hası \nBir başka güzeldir suyu havası \nÜnlüdür kedisi sözün esası \nNe kadar anlatsak azdır güzel Van \n\nKozanoğlu coştu, Van'ı geziyor \nTarihinde bin bir mana seziyor \nKaleden seyredip, şiir diziyor \nÜlkemin bağrında gizdir güzel Van\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Van",
        "poet": "Adnan Özkan2",
        "poem": "\n\nGüzel Van \n\nGelmediysen, görmediysen gel hele, \nNeredeymiş, neresiymiş bil hele, \nKalesini, ovasını gör hele, \nİlhamını o'ndan almış güzel Van. \n\nHep güneşli yazı- kışı dinlemez. \nGelip o'nu görmeyenler bilemez. \nGüzellikte başka il'e benzemez, \nİlhamını o'ndan almış güzel Van. \n\nİlçeleri birbirinden güzeldir, \nHele Erciş güzellikte özeldir, \nGevaş desen güzelliği ezeldir, \nİlhamını Ondan almış güzel Van. \n\nEdremit'in çarşısına var hele, \nSelam verip Vangölünü sar hele, \nArtos dağın başlarında kar hele, \nİlhamını o'ndan almış güzel Van. \n\nAkdamar'ın destanını gel oku, \nGürpınar'da desen desen çul doku, \nDağlarında kekik, sümbül, mis koku, \nİlhamını o'ndan almış güzel Van. \n\nErekdağı kartalların otağı, \nÖzalp dersen koyun-kuzu yatağı, \nNe güzeldir Bahçesaray,Çatağı \nİlhamını o'ndan almış güzel Van. \n\nBardakçıdan beri Zeve dur! hele, \nBura şehit yatağıdır bil hele, \nRuhlarına bir fatiha ver hele, \nİlhamını o'ndan almış güzel Van. \n\nMollakasım meyve- üzüm bağları, \nKurubaşın cacık, tereyağları, \nİhya eder hastaları, sağları, \nİlhamını o'ndan almış güzel Van. \n\nBahçıvanı,Ğarabası,Ereği \nÇavuşbaşı belkemiği,direği, \nİskele'de atar Van'ın yüreği, \nİlhamını o'ndan almış güzel Van...\n\nAdnan Özkan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Van",
        "poet": "Adnan Özkan",
        "poem": "\n\nGelmediysen, görmediysen gel hele, \nNeredeymiş, neresiymiş bil hele, \nKalesini, ovasını gör hele, \nİlhamını o'ndan almış güzel Van. \n\nHep güneşli yazı- kışı dinlemez. \nGelip o'nu görmeyenler bilemez. \nGüzellikte başka il'e benzemez, \nİlhamını o'ndan almış güzel Van. \n\nİlçeleri birbirinden güzeldir, \nHele Erciş güzellikte özeldir, \nGevaş desen güzelliği ezeldir, \nİlhamını Ondan almış güzel Van. \n\nEdremit'in çarşısına var hele, \nSelam verip Vangölünü sar hele, \nArtos dağın başlarında kar hele, \nİlhamını o'ndan almış güzel Van. \n\nAkdamar'ın destanını gel oku, \nGürpınar'da desen desen çul doku, \nDağlarında kekik, sümbül, mis koku, \nİlhamını o'ndan almış güzel Van. \n\nErekdağı kartalların otağı, \nÖzalp dersen koyun-kuzu yatağı, \nNe güzeldir Bahçesaray,Çatağı \nİlhamını o'ndan almış güzel Van. \n\nBardakçıdan beri Zeve dur! hele, \nBura şehit yatağıdır bil hele, \nRuhlarına bir fatiha ver hele, \nİlhamını o'ndan almış güzel Van. \n\nMollakasım meyve- üzüm bağları, \nKurubaşın cacık, tereyağları, \nİhya eder hastaları, sağları, \nİlhamını o'ndan almış güzel Van. \n\nBahçıvanı,Ğarabası,Ereği \nÇavuşbaşı belkemiği,direği, \nİskele'de atar Van'ın yüreği, \nİlhamını o'ndan almış güzel Van...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Vatan",
        "poet": "Rubil Demir",
        "poem": "\n\nAğlayarak doğarken, o an vatan demişim.\nTatlı şerbet verdiler, ana sütü emmişim.\nSüründüm, emekledim, güldüm, ağladım bazı,\nKirim, pasım, çamurum, hepside vatan tozu.\n\nGezelim yurdumuzu, Artvin’den başla söze.\nKaradeniz’den çıktık, Egeden, Akdeniz’e \nGerdanlık incileri, İstanbul, Samsun, Rize.\nCilo’dan, Beydağ’ına, geçelim Melendiz’e.\n\nHaydi, görelim güzel Edirne’yi, Tatvan’ı.\nHep beraber gezelim, Bitlis’i, Ardahan’ı.\nSendeki güzelliği kıskanır İrem bağı.\nErzurum, Kars yaylası, dört mevsim Ağrı Dağı.\n\nSoğuk gözelerden, su içeyim yudum, yudum.\nKumsalında yanayım, Kuşadası, Kaş, Bodrum.\nSelam ey Gümüşhane, selam Trabzon, Bayburt.\nKırklareli’nden, Van’a, Anadolu anayurt.\n\nÇıkayım Erciyes’ten, uzanayım Balkar’a.\nKara elmas Zonguldak, başkentimdir Ankara.\nDestan yazmak için git anlatsın Çanakkale.\nŞiir dinletini de, okusun Pamukkale.\n\nTekirdağ, Diyarbakır, Adana’da karpuza,\nAntalyalım, Mersin’lim, çağırıyor muza.\nİzmir, Manisa, Burdur, Muğla’dır üzüm bağı.\nÇorumun leblebisi, Afyondan al kaymağı.\n\nAmasya’da al elma, Hatay’ımda portakal.\nErzincan’da ye balı, Hakkari Tokat’ta kal.\nBursa’nın şeftalisi, Malatya’nın kaysısı.\nLimon ve mandalina, Ak deniz’in kıyısı.\n\nOrduda kır fındığı, İzmit’te topla kiraz.\nKonya buğday ambarı, Niğde’ye uğra biraz.\nNevşehir’de patates, Iğdır pamuk ovası,\nMaraş’ın dondurması, Antep’in baklavası.\n\nVatanımın seksen bir ili, şerefli, şanlı.\nAnadolu’ da herkes, Elazığlı, Keşanlı. \nYurdum yuvam ocağım, ekmeğim, suyum, aşım,\nAnam, bacım, kardeşim, kefenim mezar taşım.\nBu vatan benim bağrım, bu vatan gözüm kaşım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel VIII",
        "poet": "Abdullah Belen",
        "poem": "\n\nBu kış mevsiminde karda, boranda\nYürek alev alev yanıyor GÜZEL\nBaykuş mekân tutmuş bizim illeri \n'Viran bahçe' deyip konuyor GÜZEL\n\nGözlerim takılır, buğulu cama\nBir hayal usulca girer odama \nYarama tuz bastın çaredir sanma \nAylar geçti hâlâ kanıyor GÜZEL\n\nDağlar küsmüş bana dumanlı durur\nHüzün baş köşeme gelmiş oturur\n'Merhaba' demeden tutar laf vurur\nGayri dostlar bile kınıyor GÜZEL\n\nArı bir çiçekten toz alır ise \nTekrar tekrar gider her neredeyse \nSen bana bal verdin hem buse buse\nYolum ondan sana dönüyor GÜZEL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Vatanım",
        "poet": "Abdullah Odabaş",
        "poem": "\n\nYahya Kemal gibi vatan perverim,        \t\nKan akıttı vatana benim pederim,        \t\nAynı istikamette ben de giderim,        \t\nVatan haini nesil istemem,              \t\n\nHübbül vatan minel iman asıldır,        \t\nVatan sevmeyen dinsiz nesildir,       \nMauya, Lenine şartsız esirdir,          \t\nVatan haini nesil istemem,              \t\n\nVatan için ölmek Türk'ün şiarı,         \t\nÇünkü böyle emreder aziz Kur'anı,       \t\nCanı kadar sever cennet vatanı,         \t\nVatan haini nesil istemem,              \t\t\n\nŞanlı destan yazmış Türkler tarihe,     \t\nLayık olmak isterler Yavuz, Fatih'e,     \t\nOkur ecdadına her an 'fatiha',         \t\nVatan haini nesil istemem,              \t\t\n\nŞehitler kanı ile sulanmış vatan,\nBunlardır senin ecdadın atan,\nKahrolsun soysuzlar, vatanı satan,\nVatan haini nesil istemem,\n\nVatansız insan imansız olur,\nHer fenalık o hainde bulunur,\nBu insanlar gezişinden bilinir,\nVatan haini nesil istemem,\n\nRahatça yaşa senindir Vatan,\nBöyle demedi mi o şanlı Atan,\nKoministtir ancak sana sırıtan,\nVatan haini nesil istemem,\n\nMeftuniyem Vatanıma yanarım,\nEtrafında pervane veş dönerim,\nYanbakana ilk kurşunum sınarım,\nVatan haini nesil istemem,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Yurdum",
        "poet": "Yaşar Tezel",
        "poem": "\n\nMerhaba martılar,deniz mavisi\nSahil,güneşlenen insanlar\nHarika manzara\nAda vadisi,martılar\nSahile vuran dalga,balıklar\nŞen şakrak kızlar,gökyüzü \nMerhaba\nIşıl ışıl güneş,uzaklardaki beyaz bulut\nDalgalanan sandaldaki ayyıldızlı bayrağım\nFısıltılı rüzgar,lodos\nSelam Rıfat kaptan,yeni gün\nMerhaba\nTürkü kokan insanoğlu,yurdum\nDağ yolunda,tarla bayırında\nKucağında sıcak ekmeği,elinde değneği ninem\nAk sakallı dedem,köylü güzeli fatma\nÇimenler üzerinde, zıplayan kuzular\nŞakıyan bülbüller,güller yasta\nKoşuşturan namaz kılan yurdum insanları\nMerhaba,merhaba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Yaradan",
        "poet": "Mustafa Sarıkaya 2",
        "poem": "\n\nNe güzel, zarif yaratmış yaradan,\nUğrunda sevdalanır, ölürüm ama,\nAşkının yüreğimde açtığı yaradan. \nNe canlı, zevkli, yaratmış yaradan,\nTekrar filizlenip, dirilirim ama,\nYeniden sevmeme izin verirse yaradan.\n\nBen geçmişim senden, kendimden,\nSadakat, güzellik bir başkadır ama,\nSenden öte güzellik, seni yaradan.\nYine de beni bağlamış sana,\nGençlik, güzellik sende ama, \nZamana bağlamış, güzellik, veren Yaradan.\n\nİşte bu yüzden geçmişim yardan,\nHayattan zevk almak, yaşatmak güzeldir ama,\nÖlümüne atlamışım, vücud denen yardan.\nYaşamak, saygıdır onu veren Yaradana,\nSeninle bir ömür paylaşılır ama,\nYardan geçip, yardan atlamak, ihanet Yaradana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Yurdum",
        "poet": "İlhan Koruyucu",
        "poem": "\n\nHer halin her bakışınla,\nKarakışınla yaz bahar aşkınla\nÇağlayansın kalyonunla bir başka\nAnadolumsun adına hayranım\nHer köşe karışına canım vatanım,\nGüzel yurdum Türkiye’m\n\nKartalların kanadında\nGün doğumuyla batımında\nKamçısın aslan bakışlarında\nBir destansın kurtuluşunla\nEfkarımsın bulutlu başıma\nMuhteşem dantelliğinde kıyılarınla\nİlmek ilmek yüreğime kazınmış aşkında\nÜlkemsin dört yanın her köşenle\nGüzel  yurdum Türkiye’m\n\nHasret hasret kokarsın\nDağlarında heybetin,\nOvalarında bereketin\nUlu ağaçlarında kolların,\nİlkbaharı andırır kokun\nIrmak ırmak bakışların\nSen ki canımsın\nTarihi senle yaşarım \nHer metrekaresinde şehidim\nKanımsın hürriyetimle benimsin\nAğıtlar yakar türkülerin\nSevdamsın söylerken şan, şeref verdin\nTarihim, kültürüm, mirasım\nVatanımsın canım derdim\nAtamdan emanetsin\nGüzel yurdum Türkiye’m...\n\nİlhan Koruyucu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Yenicem",
        "poet": "İbrahim Şık",
        "poem": "\n\nFatih sultan demiş nice alındı \nKomutanda demiş Yeni ce alındı \nİsmin ondan sonra Yenice olmuş \nTarih ve şan kokan güzel Yenice'm \n\nBilmeyen yoktur asla ormanlarını \nGelen bırakamaz şeker kanyonlarını \nYeşillik bürümüş bütün hep yollarını \nTarih ve şan kokan güzel Yenice'm \n\nÇığır atlamışsın rahmetli Sabri Akayla \nHer tarafa hizmet götürmüş alnın akıyla \nGök tepe, kalaycılar, özal, karşı yakayla \nTarih ve şan kokan güzel Yenice'm \n\nEfendidir inan orada bütün insanlar \nAnlatmaya yetmez yazılar lisanlar \nBunu anca doğa kıymeti bilen anlar \nTarih ve şan kokan güzel Yenice'm \n\nDenizlerin hepside mürekkep olsa \nHer taraf da boyunca kalem de olsa \nYinede güzelliğini yazamaz asla \nTarih ve şan kokan güzel Yenice'm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel ve çirkin",
        "poet": "Cafer İşler",
        "poem": "\n\nİnce bir çizgi var arasında\nGüzellik insanın huyunda\nÇirkinlik insanın ahlakında\nGüzellik ve çirkinlik yüzde değil aslında\n\nKalpdedir güzellik ve çirkinlikler\nYüze  yansır aslında kalpler\nŞeytanlıklar ve melekler\nGüzellikler ve çirkinlikler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Yemyeşil Şehirdir İstanbul",
        "poet": "Fatih Mehmet Karaca",
        "poem": "\n\nAsya ile Avrupa'yı birbirine bağlayan\n          Bu iki kıta arasında köprü olan\n          Tarihi eserleriyle hayranlık uyandıran\n          Güzel yemyeşil şehirdir İstanbul\n\n          Masmavi güneş ışıklarıyla parıldayan\n          Boğazın o eşsiz güzelliğine sahip olan\n          Güzel insanları  neşeyle barındıran\n          Güzel yemyeşil şehirdir İstanbul\n\n          Kimler geldi kimler geçti bu şehirde\n          Hertarafı tarih kokar buram buram\n          Sultan Ahmet'i,Ayasofya'sı,Süleymaniye'si ile\n          Güzel yemyeşil şehirdir İstanbul\n\n          Gelenler gidenler geldi geçti yaşandı\n          Havası,suyu,torağı ile Türk Yurdu\n          Camileriyle, minareleriyle ün yapan şehir\n          Güzel yemyeşil şehirdir İstanbul \n\n          Kimlere ilham kaynağı olmadı ki\n          Şairler,edipler,yazarlar yetiştirdi\n          Kendine hayran etti herkesi bu şehir\n          Güzel yemyeşil şehirdir İstanbul\n\n          Girenin birdaha çıkası gelmiyor\n          Görenin birdaha birdaha göresi geliyor\n          Yaşayanın hiç ayrılası gelmiyor\n          Güzel yemyeşil şehirdir İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Yurdum Türkiye'm",
        "poet": "Şahin Karapençe",
        "poem": "\n\nGüzel Yurdum Türkiye’m\nGüzel Yurdum Türkiye’m, can feda sana.\nSenden ayrı kalması zor gelir bana.\nYüreğimdeki sevdan can katar cana.\nUfkunda doğan güneş nur gelir bana.\n\nHer mevsim ayrı güzel sıra dağları,\nİlkbaharda cennete döner bağları.\nSende başlar tarihin bütün çağları.\nKoskoca dünya sensiz dar gelir bana.\n\nİç Anadolu başak başak ekilir.\nDüğünlerde kol kola halay çekilir.\nAşıkların diliyle türkü yakılır.\nYanık yanık nağmeler kor gelir bana.\n\nTürlü türlü meyvenin sende iyisi,\nAmasya'nın kirazı süsler mayısı,\nMalatya’da yetişir güzel kayısı.\nAntalya'dan portakal, nar gelir bana.\n\nYaz aylarında çayır çimen biçilir.\nKaradeniz yayla yayla geçilir.\nTavşankanı demlenir, çayı içilir.\nYorgunluğumu alır, fer gelir bana.\n\nKucaklamış yurdumu üç yandan deniz.\nKaradeniz, Marmara, Ege, Akdeniz,\nKarapençe uzattın yeter derseniz,\nYüreğimi susturmak zor gelir bana.   (10.03.2016 – Hasköy)\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Güzel Yurdum Türkiye",
        "poet": "Batuhan Ergün",
        "poem": "\n\n7 bölgesinde 4 mevsim yaşatır\n Güzel ülkem Türkiye\n Sonbaharı,ilkbaharı,kışı,yaz hepsini birlikte yaşatır\n Güzel ülkem Türkiye\n\n Bursa'nın şeftalisi\n Trobzon'un hamsisi\n Mersin'in muzu \n Yenmez mi Diyarbakır karpuzu\n\n Kahvaltıda bir Ankara simidi \n Öğle yemeğinde Bursa'nın İskender'i\n Üzerine bir tatlı şekerpare\n Seni seviyorum güzel yurdum Türkiye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelcene",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nBaşım hoş benim delimle\nNasıl seviyor nasıl, çünkü evvel bahar çimendeki yeşili\nKirazdaki yazı, \nYazıdaki ekin vurgunu sarıyı sıcağı\nBaşım hoş benim kalanla göçenle, kışın beyaz...\nGüzün portakal portakal turuncu dökülüşü sonbahar\nMaşukiden...maşukiye hayatı bölüştürüp zamana\nZaman kalbimde nabzı atan dirilikle taptaze\nÖzele ve güzele daim,\nDevran yürüttüğümün\n\nSeyfi Karaca.........Temmuz / 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Yüzün",
        "poet": "Celal Altuntaş",
        "poem": "\n\nHerkes de mi sana benzer be sevdiğim, hadi erkeği kadını geçtim ben, bütün canlar da mı senin suretinde görünür gözlerime; \nBalıkçı ağında çırpınan biçare balık, ağaç dalına yuva yapan küçük bir serçe,  toprakta rüzgara karşı direnen mahsun bir gelincik, sokak arasında yağmurda ıslanmış bir kedi yavrusu, ağaç dalında ha düştü ha düşecek sararmış bir yaprak, pazar yerinde annesini kaybetmiş ağlamaklı minik bir kız çocuğu...\nHerkes... her şey... sanki bütün dünya senin güzel yüzün,\nBir tek sen, \nArtık sen gibi görünmüyorsun gözlerime.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzeldi",
        "poet": "Tayyibe Menengeç",
        "poem": "\n\nBirkaç kişi yürüyordu, alaca karanlık çölde.\nBirkaç kişi onların ardında büyük bir loş \nbelirir dağların ardında. O birkaç kişi \nOluverdi birçok kişi Korku birleştirir yani. \n\nSımsıkı sarılırdık, korku Filmlerinde özlüyorum \nseninle korkmayı seninle yakınlaşmayı. Bu\nfilm beni sana hatırlatan sadece bir tanesi. \nAl sancak da, ellerini gazi-beğendi de, sözlerini\n\nözledim, film gibi sen oynadın ben partnerin idim. \nBaşlıca harflerimiz vardı p harfi sana peyniri hatırlatır\nE harfi de bana eriği hatırlatırdı en güzeli ikimizde bunu\nseverdik bir hevesle markete koşar peynir ekmek\n\nyerdik ne güzeldi peynir ekmek seninle. Anılar \nansızın depreştiriyor yüreğimi, bir damla gözyaşı \nardından acı bir tebessüm var yüzümde şimdi. Bu\narda erikler çıktı…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel Yurdum Türkiye",
        "poet": "Haydar Demoğlu",
        "poem": "\n\nGüzel yurdum Türkiye, senin kaderin mi böyle? \nSiyasi sahnende herkes boy gösteriyor niye? \nHer lider ben bilirim, ben yaparım diyor işte,\nBu çare değil ki, aklım ermiyor ne hikmetse.\n -\nGerçek şu; sağı, solu itmek lazımdır bir yere,\nZengin, bir Türkiye yapmak olmalıdır, tüm gaye.\nBaşla ayak yek fikirde olmalıdır el ele,\nHiçbir kimse dememelidir, hep bana, keseme.\n-\nKoltuk değil de, güçlenme kavgası başlar ise,\nBaşarı formülü budur kalkınma hedef ise,\nGösterişe uzak bakılırsa, bir müddet, tümce,\nGüç, zenginlik başlar, boş harcamalar biterse.\n-\nGüzel yurdum Türkiye; her şey senin için ise,\nHayalcilik, yolsuzluk, hortumculuk, söyle niye,\nTürküm diyen mücadele vermeli geleceğe,\nBaşla ayak varmalı tek yumrukta birleşmeye.\n-\nGüzel Yurdum; istemez ki seni senden başkası,\nÇare; yağımızda kavrulmak bu anlaşılmalı,\nKültür diye; özümüz, örfümüz bozulmamalı\nGelin; ilimde bilimde olalım Avrupalı.\n-\nAtatürk’e göre bugün çok geride bu ülke; \nBu asırda en tepede olmalıydı Türkiye.\nİlim, bilim, sanatın gerisinde kaldı ülke\nBu asırda halen gelişmekte olanız niye? \n-\nGüzel yurdum; şimdi çoktan gelişmiş olmalıydın,\nDünyaya ilim, bilim, sanat pazarlamalıydın,\nYönetmeyi bilmeyen bencillere düşmeseydin,\nŞimdi ABD’ye Avrupa’ya kafa tutardın.\n-\nDemoğlu der; riya, yalaka ve adam kayırma,\nAltı yüz yıllık Osmanlıyı bitirdi bu kafa,\nYurdum sen ne kadar dayanırsın bu kafalara,\nKafa değişir, iç değişmezse, son hayır ola\nHaydar DEMOĞLU/ İZMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzeldi",
        "poet": "Gülseren Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nGüzeldi her şey çok güzeldi\nYedik, içtik, gezdik\nSevdik birbirimizi, kardeşçe sevdik\nSevincimizi, derdimizi paylaştık\nŞimdi gece gündüz koşuşuluyor\nEvlilik günü yaklaştıkça yaklaşıyor\nEn çok da benim dertlerim depreşiyor\nEski karanlık günler yola çıktı geliyor\nOcağımın tüpü bitmek üzere\nYemek yarıda kalıyor\nGözlerim kara talihime ağlıyor\nYalnızlar sadece yalnızlar beni anlıyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelden de öte! ...",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\nçiçek; \n şekliyle güzel..\n sen; \n yüzünle en güzel...\n çiçek; \n kokusuyla güzel...\n sen; \n endamınla en güzel...\n\n çiçek; \n rengiyle güzel...\n sen; \n dillerinle en güzel...\n\n çiçek; \n arısıyla...\n kelebeğiyle...\n güneşiyle güzel...\n sen; \n benimle,\n güzelden de ötesin! ...\n\n fikret turhan-yalova\n 06.11.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Guzeldir",
        "poet": "Mehmet Soysal",
        "poem": "\n\nMecnun olmadan bilemezsin çölü\nKül olmak güzeldir kavuşmak varsa\nHocam Nasrettin mayalarken gölü\nUmut etmek güzeldir ya tutarsa\n\nÇiçek gibi yar gönlünde açan\nArı olup çiçek çiçek dolaşan\nSevdan petek yüreğin bir kovan\nBal olmak güzeldir özün Aşk ise\n\nDertler bitmez kafaya takınca\nGeceler soğuk olur yalnız kalınca\nElinde bavul yola revan olunca\nYol gitmek güzeldir sonun Yar ise\n\nBir avuç dua ile nerelere gidersin\nBırak dağı taşı gökkubbeyi delersin\nNefes nefes gönül ocağında pişersin\nPişmek güzeldir ateşin Can ise\n\nKırılan kalpler Hak'kı taşır içinde\nTüm kapılar açılır günü gelince\nSabretmek nedir bunu bilince\nKırlılmak güzeldir dostun Hak ise\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzel yurdum Türkiye Türklerindir",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nSen hiç canını sıkma be yiğidim,\nGüzel yurdum Türkiye Türklerindir. \nTürk gençleri size benim öğüdüm,\nGüzel yurdum Türkiye Türklerindir. \n\nAy yıldıza renk veriyor kanımız,\nBu ülkeye kurban olsun canımız.\nTürklere mekan olmuş vatanımız,\nGüzel yurdum Türkiye Türklerindir. \n\nTürkün töresine sadık kalalım,\nÜlke dertlerine çare bulalım.\nVatan değerini iyi bilelim,\nGüzel yurdum Türkiye Türklerindir.\n\nSeviyoruz içimiz rahatlasın,\nVatan sevgisi ikiye katlasın.\nDüşman olanlar isterse çatlasın,\nGüzel yurdum Türkiye Türklerindir. \n\nYusuf yolumuzdan geri dönmedik,\nDüşman olanın sözüne kanmadık.\nBiz bu vatanı kolay kazanmadık,\nGüzel yurdum Türkiye Türklerindir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "** Güzeldir Bayramlar **",
        "poet": "Sami Ambarkütükoğlu",
        "poem": "\n\n**** Güzeldir Bayramlar ****\n\nDARGIN KÜSLER BARIŞIYOR,\nHASRET, KALAN KAVUŞUYOR,\nÇOCUK, ÇOLUK, SEVİNİYOR,\nNE GÜZELDİR ŞU BAYRAMLAR.\n\nİNSANLAR HEP MUTLU OLUR,\nÜZÜNTÜ, KEDER KAYBOLUR,\nHASTANIN HATIRI SORULUR.\nNE GÜZELDİR ŞU BAYRAMLAR.\n\nSEVİNEN YÜZLER GÜLÜYOR,\nHERKESE MESAJ VERİYOR,\nYILDA İKİ DEFA GELİYOR,\nNE GÜZELDİR ŞU BAYRAMLAR,\n\nSami DERSİN DÜNYA FANİ,\nDEDEN,EBEN,BABAN HANİ,\nÜÇ,DÖRT TANE YAZDIM MANİ,\nNE GÜZELDİR ŞU BAYRAMLAR.\n\n05.12.2008\nSami AMBARKÜTÜKOĞLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzeldir Atam**********************",
        "poet": "Tahsin Emek",
        "poem": "\n\nGÜZELDİR ATAM\n\nNereden bakarsan güzel demişler\nNereden de baksak güzeldir ATAM\nNur içinde yatsın, güzel demişler \nOnlardan öğrendik, seni biz ATAM\n\nÖğrendik yolunu aydın olandan\nDersimizi aldık, Anne, Baba’dan\nRahmetler dilerim, sana Mevla’dan\nBizler izindeyiz! Gururla ATAM\n\nEmanetin bizde, candan ilerde\nBayrağın duracak, yüce göklerde\nGururla taşırım, resmin her yerde\nYüreklerde yaşar, gül yüzün ATAM\n\nYüzün nur saçıyor bütün cihana\nGüven verir, gerçek olan insana\nBizlerden izin yok, vurgun talana\nUfuklarda güneş doğacak \tATAM\n\nBir güneş ki engel, setler tanımaz\nYakar yıkar kimse, önünde durmaz\nBu vatan bizimdir, ATAM’ sız olmaz\nMehmetçik nöbette, bekliyor ATAM\n\nCumhuriyet bizim sol yanımızdır\nAy yıldız’lı Bayrak! Al kanımızdır\nVatanın emanet! O Canımızdır\nToprağı ATAM’ IN Kanıdır ATAM\n\n                       Tahsin EMEK\n\nARKADAŞIN ŞİİRİ\n\nATATÜRK DE KİM! ? \n\nAtatürk de kim! ? \nSağcıya göre beton\nSolcuya göre burjuva Kemal\nAllahsız liberale göre diktatör\nDinciye göre şu “malum” Kemal\nEntel fahişeye göre hepsi\nDuruma göre değişir\nKâh dindar\nKâhı demokrat\nAvantaya göre göre arzuhal\nAtatürk mü? \nGüce göre tavır al\nSeni çakal Allahsız Liberal\n\nNe neden\nNe de sonuç\nCımbızla cımbızla\nSözlerini\nOrtaya sal\nŞahları öyle yazmış\nÖyle demiş şefleri şıhları\nÖyle yazmış entel fahişeleri\nEzberlerinde aynı zurna\nAynı davul aynı kaval\n\nO demiş ki\nOn beş on altı yılda\nYedi düvel\nDaha beteri\nBir memleket cahil\nBizden buraya kadar\nBiz kurduk\nSiz geliştirin\nDönüştürün\nBir şeyler yapın\nBir hareket geliştirin behemehal\n\nNe yapmış\nbizim mirasyedi andaval:\nOlanları sat sav\nLak lak konuş\nAlaya al\nDünya kayarken ayağının altından\nSen öyle bak aval aval\n\nPeki onu küçümseyenler,\nÜstüne kaç taş koydular\nBürüksel cami\nVaşinton Kabe\nBirlik olup soydular\nKötü koca gibi\nGüzelim ülkeyi\nMalamat edip\nOrta yere koydular\nHiç sorgularlar mı ki\nKendileri ne mal? \n\nBeyler beyler,\nO, demedi size\nSatın\nSavın\nTıkınınız\n\nO demedi size\nÇıkarmayacağınız haltı\nZıkkımlanıp ıkınınız\n\nSöyle son on yılda\nKaç fabrika yaptınız\nKaçını sattınız\nHarun’um deyip geldi\nKarun oldu kaç yakınınız\n\nİşte politikanız:\nAllah’ın kulları havel\nHakkın dini değel\nMalı meval\nKırk haramın birini\nBirini ver yeter ki\nHer şey helal\n\nBeyler\nBir halt yapamadınız\nBari olana sahip çıkınız\nBelli ki\nNe vefa\nNe utanma\nNe de haya\nBari vicdanınızla düşünün\nİşte sual:\nSizin seksen yıllık iktidarınız\nOn altı yıla neleri sığdırdı Mustafa Kemal? \n\nSorun bakalım,bu ne hal? \nEleştirmek kolay\nSorun bakalım kendi ne mal\nHiç kendine sorar mı bu çakal! \n\nMahmut NAZİK 29 ekim 2009 Mersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzeldir Dünya",
        "poet": "Erdoğan Çıray",
        "poem": "\n\nAşk bestesi çalınca\nHülyalara dalınca\nAşktan nasip alınca\nNe güzeldir şu dünya\n\nİnsanlar kaynaşınca\nDuygular paylaşınca\nÇocuklar oynaşınca\nNe güzeldir şu dünya\n\nSadık bir yar bulunca\nNeşe huzur dolunca\nGönüller bir olunca\nNe güzeldir şu dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzeldir Yalnızlık",
        "poet": "Nuran Karaca",
        "poem": "\n\nGüzeldir yalnızlık...\nahiret sorgusunu hatırlatır.\n\n8:34 08.02.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GüzelGülüşlüm",
        "poet": "Neşat Turan",
        "poem": "\n\nGüzelGülüşlüm\nal beni\ngün batımı gözlerine sar\nsıcacık yanaklarına kucakla\nbir oda dolusu gül doldur içime\ngüzel gülüşlerine \nyandım ben\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzeldir İstanbul.",
        "poet": "Özgür Yalçınkaya",
        "poem": "\n\nSabahları çok güzel olur İstanbul.\nGüneşin doğuşu gemi sesiyle uyanır İstanbul.\nGün aydınlandığı zaman yoğun bir güne hazırdır İstanbul.\nSoğuk olur sabahları İstanbul.\nBoğaz suyu akıntılı olur.\nİnsanların işe gitme telaşına sahittir İstanbul.\nSabahları çok güzeldir İstanbul.\nÖğle vakti bir harikadır İstanbul.\nMavi gözlü bir kız gibidir.\nCıvıl cıvıl her şeyi ile güzeldir İstanbul.\nAkşam olur hüzünlenir İstanbul.\nBulutlar ağlar gökyüzünde.\nHava karanlığında bir başkadır İstanbul.\nGökyüzü Hilallenir İstanbul celallenir.\nAkşamın karanlığında bir başkadır İstanbul.\nYakomozuyla aydınlatır boğazı İstanbul.\nGeceleri daha da başkadır İstanbul' da.\nUyuyan bir güzeli anımsatır.\nSessizdir sadece müzik dinler İstanbul.\nGel gör ki anlatmakla bitmiyor İstanbul' u.\nYaşamak lazım görmek lazım.\nO zaman başkadır İstanbul.\nÇünkü buranın eşi benzeri yoktur.\nİstanbul İstanbul harikasın İstanbul.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzeli Severim",
        "poet": "Sabit İnce",
        "poem": "\n\nYozgat, Yozgat, Yozgat\n                                      Yoruldum Yozgat..\n                                        Yeşil daglarina, \n                                      Vuruldum Yozgat...\n\n                                   Bayrak, bayrak, bayrak\n                                       Ay yıldız bayrak..\n                                      Şerefim, namusum\n                                       Vatanım bayrak...\n\n \n\n                                       Allah, Allah, Allah\n                                        Yaradan Allah...\n                                        Alemi noktada \n                                         Bir eden Allah\n\n                                        İnce, İnce, İnce\n                                        Sıratdan ince..\n                                        Güzeli severim, \n                                        İnceden ince..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzeli Görmek",
        "poet": "Mustafa Erol",
        "poem": "\n\nGüzeli Görmek\n\nGüzel görmek gerek,\nGüzeli görmek gerek.\nGüzel görmek için,\nGüzel olmak gerek.\n\nVerilirse bir işe emek,\nEmeği bilmek gerek,\nİltifatla artar marifet.\nÖyleyse  teşekkür gerek.\n\nÇirkinlik görmekse maksat.\nFırtına olur tüm hasat.\nRüzgar eken biçer onu.\nİnsana esenlik gerek.\n\nGüzel insan güzel görür.\nGüzellik,Hakka götürür.\nAncak,bu yolda yürünür.\nHep Hak yoldan,gitmek gerek.\n\nNur yürekte,fer gözde olur.\nGüzellik,ancak özde olur.\nYansır dışa,sözde olur.\nGüzelliği dışa yansıtmak gerek.\n\nMustafa EROL\nAntalya/Manavgat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzeli Olmaz Göçün",
        "poet": "Yalçın Aydın Ayçiçek",
        "poem": "\n\nElinde değildir çokluk\ngöçün türünü seçmek\nBir öğüt vermişti bana\nak sakallı bir derviş:\n'Güzeli olmaz göçün\nen kötüsü tek göçmek'\n\n(Haziran'91-Antalya)\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Güzeli Yaradan Rabbim...",
        "poet": "Neyzen Muharrem Dere",
        "poem": "\n\nGüzeli yaradan Rabbim...\n\nGüzeli ne güzel yaratmışsında ey rabbim,\nsonra gönlüne vefâ katmayı mı unuttun.\nİmtihan mı sevip kavuşamamak yarabbi,\nSenden ve yârdan gayrı ne var ise unuttum...\n\n05.14 / 19 ekim 2009 pazartesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzeli sevmenin neresi günah.",
        "poet": "Navruz Kaplan",
        "poem": "\n\nŞarabı içerken sana çok ağladım\nYar yar deyip bağıranlara rasladım\nBenimki de farklı değil ki aynıydı\nDerdime ilaç tı şarap beni dindirdi\nGüzeli sevmenin günah neresinde\n\nYatmadım bu gece bak sabah oldu\nBir elimde şarap bir de resim var\nKonuştum şarapla teselim yanlızlık\nResime bakınca düşmüşüm yoksun\nGüzeli sevmenin günah neresinde\n\nHalen üzerimde kokun bak duruyor\nİsetrsen sevme ben seviyorum ya\nGel ne olur bir sefercik bakarsam\nDoymadım ben sana seni bilemem\nGüzeli sevmenin günah  neresinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelim",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nO güzel kalbini sen, aşkıma bansan güzelim\nİçerek, şevk ile sevdâma da kansan güzelim\nSeviyor bak yüreğim hep seni, yıllar geçiyor\nNicedir, aşk dolu gönlüm sana hayran güzelim\n\n (Fe i lâ tün / Fe i lâ tün / Fe i lâ tün / Fe i lün) \n\n              (9 Ocak 2008/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelim",
        "poet": "Enis Özel",
        "poem": "\n\nAynaya fazla bakma\nGüzelliğine kanma\nGüzellik kalplerdedir\nGerisine aldanma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelleme",
        "poet": "Mustafa Üstün",
        "poem": "\n\nSarı,sapsarı saçları\nmavi,masmavi gözleri\ntamda ikindi üzeri\naltın güneşler içinde.\n\nSanırsın bahar yelleri\ntiril tiril giysileri\nkalçaları,memeleri\ngüneşli günler içinde.\n\nSüt beyazı bacakları\nayva tüyü,sarı sarı\nelma elma yanakları\npembe pembe ter içinde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelim Artvin",
        "poet": "Sedat Çakmak",
        "poem": "\n\nİlk girişte bir kale,heybetli mi heybetli! \nDik yokuş sokakları,bazan olur külfetli,\nİnsanların pek hoştur,sevecen ve neşeli; \nOl insanlar barınır, sende güzelim Artvin.\n\nÇoruh nehrin geçiyor,alt kısmından çağlayıp,\nGelin oynayın dostlar, Atabari bağlayıp,\nYıllarca göç verirsin,çaresizce ağlayıp! ..\nSen ey vefasız şehir,benim güzelim Artvin.\n\nDağların geçit vermez,tabiatın çok serttir,\nVadilerin derindir,geçit yapmak pek derttir...\nSağ yolun yokuş çıkar,sol aşağı Haypet´tir,\nManzaran dik aşağı,pek de güzeldir Artvin.\n\nArtvin´in bayırları,dolamaçtır yolları,\nDünyada meşhur olmuş,güzelim horonları,\nDenize kavuşturur,Cankurtaran yolları...\nKafkasör´ün pek hoştur,canım güzelim Artvin.\n\nYedi Mart´ta düşmanı yendik getirdik dize,\nBatında ne var dense,dersin çaylı bir Rize.\nArtvin artık Türk´ündür,diyar oldun sen bize,\nSana albayrak gerek; İlim güzelim Artvin.\n\nArhavi,Hopa,Borçka; sana yürüyen yoldur,\nArdanuç´u,Şavşat´ı; abidesi pek boldur...\nYusufeli ol seni güneye bağlayan koldur,\nMurgul senin cevherin,olmuş güzelim Artvin.\n\nÇoruh nehrin sinende,çağlayıp da akarken,\nOzanların bak sana,hazin ağıt yakarken! ..\nKaçkar dağın kuzeyden,haşin haşin bakarken,\nAcep bilmem ki ondan,başın ağarmış Artvin.\n\nYemyeşil şu dağların,çiçeklerin bambaşka! ...\nSeni yurt yapmak için,dedem geldi ol aşka,\nSana hemşehri olmak,benim için bambaşka,\nKaradeniz´in damı,Serhat şehrim sen Artvin.\n\nBahar gelir hoş gelir,doğa rengarenk olur,\nBu ile gelen insan,doğa bulur su bulur...\nKoynunda dolaşırken; misk koku,hava solur,\nGüzellikler diyarı,kartallar şehri Artvin.\n\nOzan Sedat seninle,gurur duyar her zaman,\nŞu Çoruh´un akışı,vadisiyle pek yaman! ..\nBarajlar suyun tuttu,söyletti ona aman,\nÇileli insanların,diyarısın sen Artvin\n\n                               (Borçka: 1990)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelleme",
        "poet": "İzzet Selçuk Cumaoğlu",
        "poem": "\n\nDünya güzel, sevda güzel,\nAy güzel, yıldız güzel,\nYağmur güzel, güneş güzel,\nÇamur güzel, sel güzel,\nO güzel, sen güzel,\nİnsan güzel, hayvan güzel,\nZaman güzel, fal güzel,\nTül güzel, tülbent güzel,\nSevmek güzel, aşk güzel,\nCan güzel, canan güzel,\nHer şey güzel, güzel ama\nAh şu yaşamak olmasa.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelkız Sokağı",
        "poet": "Nahit Kayabaşı",
        "poem": "\n\nAkşamüstü, Kayhan'dan aşağı\nİnerken dalgın, düşünceli\nBirden bir sokak: Güzelkız Sokağı\nVe bir ahşap pencere, basma perdeli\n\nEski zamanlardan bir kapı\nArdında küçük, dualı dünya\nSessizce sürüyor saltanatı\nBalkonda iki saksı sardunya\n\nİçerde birtakım se....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelim Anadolu",
        "poet": "Kazım Karagöz",
        "poem": "\n\nGüzel insan diyarı, güzelim Anadolu,\nGüzel insanlarıyla gösterdi doğru yolu...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelim Bursa'da Olacağım",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nAğustos ayında inşaallah, Bursa'da olacağım,\nGüzelim Bursa'nın sokaklarında dolanacağım,\nBelki sana rastlayacak, belki bulamayacağım,\nAğustos ayında inşaallah, Bursa'da olacağım,\nGüzelim Bursa'nın sokaklarında dolanacağım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelim Bizden Gayrı",
        "poet": "İbrahim Kılınç",
        "poem": "\n\nİletişim çoğaldı,özlem hayli azaldı,\nHasret çeken kalmadı,güzelim bizden gayrı,\nBizde de bir zamanlar,sohbet,muhabbet vardı,\nHasret çeken kalmadı,güzelim bizden gayrı.\n\nBaşladı sende sancı,bir gün inceden ince, \nKısalmaya başladı,muhabbet,sohbet önce,\nSelamlaşmak dışında,tamamen kesilince,\nHasret çeken kalmadı,güzelim bizden gayrı.\n\nNe anlatsam boşuna,ne söylesem nafile,\nHasret yükü yüklenip,yola çıkmış kafile,\nBu değişmez yazımız,çoktan yazılmış bile,\nHasret çeken kalmadı,güzelim bizden gayrı.\n\nSevda coşkun bir ırmak,akıyor tersin tersin,\nKaderden,yazıdan mı,yoksa bizden mi dersin,\nRevamı böyle aşka,bu kadar çile versin,\nHasret çeken kalmadı,güzelim bizden gayrı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelim İstanbul",
        "poet": "Hürrem Yalçın",
        "poem": "\n\nkaldır ellerini gökyüzüne\nkara bulutları artık temizle \ndindir semalarındaki kara yaşı\nbir daha dökmemek üzre\n\ngüzelim İstanbul\nbu yakışır sana...\n\nindir ıslak mendilleri gözünden\ngöm toprağının en derinine\nyerine yerleştir gülümsemeni\nhiç silinmemek üzre\n\ngüzelim İstanbul\nbu yakışır sana...\n\ndiz kuğu gerdanına\nboğazın pırlantalarını\nsalın ortada mağrur kibirli\nbir gelin misali\n\ngüzelim İstanbul\nbu yakışır sana...\n\nmavileri giydir bulutlara\nyeşilleri dağıt sokaklara\nmutluluk şarkılarını sakız et\ninsanlarının ağzına\n\ngüzelim İstanbul\nbu yakışır sana...\n\ngüneşini gelin\ndolunayı damat et\nyıldızlarsa çocuklar\nmutlu olsun insanlar\n\ngüzelim istanbul\nbu yakışır sana....\n\n09 Haziran 2004 / İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelleme",
        "poet": "Bülent Kalaycı",
        "poem": "\n\nSaçlarının tellerini saydığım\nGözlerinden ışık dürdüğüm\nTenine değipte titrediğim\nGönül meydanında dolanda gel\n\nSesinde ıslak sevgiyi\nKokunda abı hayatı\nYürüyüşünde nazı ahengi\nGönül meydanında dolanda gel\n\nBak yürek dayanmaz bu aşka\nKaradeniz gibi çırpınıp durur\nSeni görünce seyrandakiler\nAşk meydanın da dolanıp durur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelleme",
        "poet": "İsmail Güçtaş",
        "poem": "\n\nBir zamanlar  uzak bir dağ köyünde,\nSaçlarını  rüzgarların ördüğü,\nAnasının, gözünün tek gördüğü,\nİsmini Hatçe Ebe'nin   verdiği,\nElleri kınalı bir kız yaşarmış.\n\nMesut bir kuğu gibiymiş göllerde,\nGözü hep kırmızıdaymış,  allarda,\nTazeliği, körpeliği dillerde,\nİlden ile dolaşırmış, aşarmış.\nBir zamanlar uzak bir dağ köyünde,\nElleri kınalı bir kız yaşarmış.\n\nEsmer oluşuymuş  en büyük derdi,\nDağ yamacındaymış obası, yurdu,\nKöyün en zenginiyle en züğürdü,\nVuslat için hep peşinden koşarmış.\nBir zamanlar uzak bir dağ köyünde,\nElleri kınalı bir kız yaşarmış.\n\nBahtı gibi kara imiş gözleri,\nYaz yaylada,  köye iner güzleri,\nSu sesi, kuş sesi imiş sazları,\nBulutların  peşlerine düşermiş,\nBir zamanlar uzak bir dağ köyünde,\nElleri kınalı bir kız yaşarmış.\n\nMutlu imiş tatmadan gönlü meşki,\nDeğişmez evine sarayı köşkü,\nKör Ahmet'in oğlu çelimsiz Aşkı\nYüreğine kor alevler düşürmüş,\nBir zamanlar uzak bir dağ köyünde,\nElleri kınalı bir kız yaşarmış.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelleme",
        "poet": "Bahattin Hamşioğlu",
        "poem": "\n\nSedef dişler parıldıyor,kaşları benzer yaya,\nMah cemali meydan okur,gökteki dolunaya,\nSiyah saçlar lüle lüle,dolanıyor beline,\nGörenler maşallah desin,bozulmasın yapısı.\n\nTanrım özenip yaratmış,kusursuz bu güzeli,\nÇiçekler secdeye dönmüş,bağlar dökmüş gazeli,\nİpekten peştemali,kuşanmış lahur şalı,\nAllah bilir kime yazmış,kime çıkar tapus\n\n                  31.08.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzeller",
        "poet": "Altay Taşkın",
        "poem": "\n\ngüzeller arıyorum sunalı göllerde\nşöyle simsiyah bir bulut yokken göklerde\nuzun dallı söğüt gölgesinde\nsazanlar sıçrıyor gözlerimin önünde\nallı pullu semiz etli\natmaca göz koymuş süzülüyor üstünde\naradığım güzeller bir arada\nsuna gölde atmaca havada\nsazan derinliklerde söğüt toprakta\ndoğa tespih gibi sıralamış\nhepsini gözlerimin önünde\nhepsi de sevilecek nitelikte...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzeller Güzeline(Resulüme)",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nBu gün senin doğum günün  Resulüm,\nYıldızların selam durduğu gündür.\nArşı alanın sevinç duyduğu,\nMeleklerin semalardan endiği gündür...\n\nKandilin mubarek olsun Resulüm,\nGönlümüzden eksik olmasın sevgin,\nBu gün sevinç içindedir Ümmetin,\nKalplerin rahmete kandığı gündür...\n\nSevenlerle dolar taşar camiler,\nSelavat getirir cümle müminler,\nHer iki cihanda şefaat bekler,\nBir çok mucizenin olduğu gündür...\n\nSen olmasaydın ışık olmazdı,\nMerhamet,sevgi,barış olmazdı,\nÇaresizler hiç gün yüzü görmezdi,\nCahiliyenin son bulduğu gündür...\n\nGüzeller güzeli muhtacız sana,\nGüzel sözlerine,sünnetlerine,\nCanlar kurban olsun senin yoluna,\nİslamın yeniden dolduğu gündür...\n\n   09.04.2006 Mevlit  Kandili\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzeller Çok Yaman",
        "poet": "Yakup Onat",
        "poem": "\n\nEzik,kırgın olmayan\nBağrı yanık olmayan\nEyler mi feryat figan\nAhh bu güzeller çok yaman.\n                    02.10.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellerin Zülfü Destedir",
        "poet": "Pir Sultan Abdal",
        "poem": "\n\nGüzellerin zülfü destedir deste \nErenler har için oturmuş posta \nBir zaman sağ gezer bir zaman hasta \nHasta halin nedir der bulamadim. \n\nPir Sultan Abdalım dağlar ben olsam\nÜstü mor sünbüllü bağlar ben olsam\nAlem çiçek olsa arı ben olsam\nDost dilinden datlı bal bulamadım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelleştirebilmek",
        "poet": "Ali Altınok",
        "poem": "\n\nGuzel olmayan seyleri bile sevdiginde kisi, kendi disinda gelisen olaylar dahilinde, kendince ona anlamlar  katiyor yada kendisinin de tam olarak anlayamadigi  bir rollle karsi karsiya kalip; o rolun geregi karsisindaki kisilere replikler yaziyor.Bu repliklerle kendisinin haricinde bir cok insan da yuz yuze kaliyor.\n    Kirmizi baslikli kiz   tarafindaysak: zalim acimasiz, ac gozlu, kana susamis kurt diyoruz.\n    Kurdun tarafinda oluncada: gunlerdir aclik ceken ve ormanda yapayalniz olan, acliktan ne yapacagini bilmeyen oluyor  kurt.Bu durum tarafimiza gore degisiyor.Bize gore kurban olan baskalarinca  zalim olarak nitelendirilebiliyor. Yada bizce zalim  baskalarinca asil kurban olabiliyor.\n   Sevgi ve sevgili de boyle aslinda.Bugune kadar gordugum yada konustugum herkes sevgisinin yada sevgilisinin digerlerinden ve diger iliskilerden cok daha farkli, cok daha ozel oldugunu iddia ediyor.\n  Hicbir sey siradan degil, ayrintilari cok olan ve hatta cevredeki tum iliskilerden ve sevgililerden farkli oldugu iddiasi bile cok guclu.\n  Peki sokakta rastladigimiz on ciftten 6 neden mutsuz yada kavga ediyor? \n  Yada bir cok yonden artilari cok fazla olan bu iliski nasil olupta hastalaniyor ve bir sekilde tarafimizdan yada karsi taraftan OTENAZI ile yuzyuze kaliyor? \n   Ayrintilarin ve guzelligin ust safhada oldugu ve cok ozel olarak niteledigimiz bu sevgi yada iliski   aslinda  dusundugumuz gibi degil mi? \n   Asik oldugum kadindan ayrildigimda  sanki herseyin sonu gelmisti.Bitip tukenmek bilmeyen  bir sizi yada aci beynimle birlikte t....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelleşiyor",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nGüzelleşiyor\n\nMutluluk ağacım bahar kokulum\nMevsimden mevsime güzelleşiyor\nHuzur dolu sonsuzluğadır yolum\nYaşlandıkca daha güzelleşiyor\n\nÖmrünü ömrüme ekledin durdun\nBitmeyen sevginle sevdanla yordun\nAnalık hak dedin yavru doğurdun\nSırrına erdikce güzelleşiyor\n\nHuzur dolu mutluluksun yolumsun\nHer mevsimde çiçek açan dalımsın\nDOST ŞEREFin nazlı yari salınsın\nYıllar  eskidikce güzelleşiyor\n\n13-05-2007\nDOST ŞEREF\n\nBu şiir im sevgili eşime anneler günü hediyesidir\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Güzeller İçinde Hûbâna Benzer",
        "poet": "Kağızmanlı Cemal Hoca",
        "poem": "\n\nErzurum ilinde Haşlı köyünde\nBir güzel seyrettim terlana benzer\nAslı ağasında aslı beğinde\nGüzeller içinde hûbâna benzer\n\nAk gerdan üstünde billur buhağı\nSinesi cennetin açılmış bağı\nDişleri incidir kiraz dudağı\nYanağı ol bağ-ı gülşana benzer\n\nOn beş on altıya yaklaşmış yaşı\nSerine düşmüştür aşkın ateşi\nAla göz üstüne hilaldir kaşı\nSeyrettim Yûsuf-ı Ken‘an’a benzer\n\nMisli Erzurum’da bulunmaz eşi\nAk göğsün üstünde elvan nakışı\nYüzüne çalmıştır sabah güneşi\nZannettim âfet-i devrana benzer\n\nŞekerden şerbetten tatlıdır dili\nElvan kına yakmış ol nazik eli\nBoy mina gerdanlım Çerkestir beli\nDertliler derdine dermana benzer\n\nGözlerinden akar kudretin çayı\nKaşlar kudret kalem çekilmiş yayı\nCemâl’i benzetir on beşlik ayı\nCennette hûriye gılmana benzer\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzeller kervanı gönülden geçer",
        "poet": "Münevver Düver",
        "poem": "\n\nFedakar olmak için\nGönülden sevmek gerek\nYürekli olmak için\nKendini tanıman gerek\nUmudunu kaybetmeyen\nYaşamayı sevendir\nUnutmayan bir kalp\nBir ömür sevendir\nUnutma ki; \nGüzeller kervanı gönülden geçendir\n\n14/07/2004\nGüzelyalı/ADANA\nÇarşamba   22.38\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelliğe Eş",
        "poet": "Gündüz Aydın",
        "poem": "\n\nCıvıl cıvıl hayat verdin\nKuş musun sen güzel bebek? \nNe güzelmiş senin derdin\nDüş müsün sen güzel bebek\n\nÇok severim canım diye\nYaradan’dan sen hediye\nDünyadaki güzelliğe\nEş misin sen güzel bebek?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzeller güzelisin-Bursa adın hep dilde Saygı sevgi ve coşkun-köy belde ilçe ilde",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nYeşiller yeşilisin-ruhumuzda yaşarsın\nAsırlardır her yanda-dün bugün ile varsın\nTarihle eşdeğersin-camiler minareler\nSenin için bulunmuş türlü türlü çareler\nGüzeller güzelisin-Bursa adın  hep dilde\nSaygı sevgi ve coşkun-köy belde  ilçe ilde\nSultan Osman’ın Oğlu-ceddimiz Orhan Gazi\nO Tekfur Broses’i-yendi canlandı mazi\nBursa’nın alınması-güzel dönüm noktası\nGeçmişim dile geldi-öğrendi dört kıtası\nGüzeller güzelisin-Bursa adın  hep dilde\nSaygı sevgi ve coşkun-köy belde  ilçe ilde\nYıl 1335-“Yeşil  Bursa Başşehir”\nBizlere kazandıran-Orhan Gazi çok mahir\nTabiat güzelliği-cami medrese hanı\nİmaretler çeşmeler-huzur buldu hep canı\nGüzeller güzelisin-Bursa adın  hep dilde\nSaygı sevgi ve coşkun-köy belde  ilçe ilde\nMimari anıtları-ilk zenginleştirildi\nİlmik ilmik dokundu-büyük çaba verildi\nAnlatalım sizlere-her şeyi sıra sıra\nBiraz nefeslenerek-coşarak dura dura\nGüzeller güzelisin-Bursa adın  hep dilde\nSaygı sevgi ve coşkun-köy belde  ilçe ilde\nÇekirge’ye çıkalım-Muradiye semtine\nHükümdar ve Şehzade-Türbesi vardır yine\nNefis çini süsleri-İkinci. Murat evi\nGezerseniz görürsün-gerçekten de o devi\nGüzeller güzelisin-Bursa adın  hep dilde\nSaygı sevgi ve coşkun-köy belde  ilçe ilde\nMuradiye Türbesi-sanat değeri taşır\nMuhteşem bir eserdir-bulunur içinde  sır\nTürkler tarih boyunca-geçmiş atalarına\nEvet saygı duymuştur-yetişen bütün cana\nGüzeller güzelisin-Bursa adın  hep dilde\nSaygı sevgi ve coşkun-köy belde  ilçe ilde\nİki yüzden fazladır-miras kalan anıtlar\nGüçlü olduğumuzu-işte bunlar kanıtlar\nBir gezide tükenmez-incelemeniz gerek\nYaklaşırsan oraya-içten çarpar o yürek\nGüzeller güzelisin-Bursa adın  hep dilde\nSaygı sevgi ve coşkun-köy belde  ilçe ilde\nSultan Osman ve Orhan-görmeden edemeyiz\nTürbede dua edip-bir yere gidemeyiz\nBüyük İmparatorluk-kurdu bilin ikisi\nTaşlara duvarlara-vurur daima sesi\nGüzeller güzelisin-Bursa adın  hep dilde\nSaygı sevgi ve coşkun-köy belde  ilçe ilde\nUlu ve Yeşil Cami-hepsi gerçekten güzel\nEmir Sultan Camii-uzaklardan gelir yel\nRadyoaktiviteli -kaplıcaya  dalıver\nÇelikli ve kükürtlü-temiz nefes alıver\nGüzeller güzelisin-Bursa adın  hep dilde\nSaygı sevgi ve coşkun-köy belde  ilçe ilde\nŞeftali kestanesi-gör ulu çınarları\nO kadar büyüktür ki-saramaz onu varı\nKahve kıraathane-taze ve demli çaylar\nGenci ve ihtiyarı-oturur orda baylar\nGüzeller güzelisin-Bursa adın  hep dilde\nSaygı sevgi ve coşkun-köy belde  ilçe ilde\nHep sokak başlarında-şu “Yusufçuk Kuşları”\nCıvıl cıvıl öterler-yaz sonbahar kışları\nHele Bursa Ovası-uzanır deniz gibi\nYukarıdan bakarlar-baba çocuk ve abi\nGüzeller güzelisin-Bursa adın  hep dilde\nSaygı sevgi ve coşkun-köy belde  ilçe ilde\nKartal bakışlarıyla-karşıdadır Uludağ\nSüzer sizi öylece-bakakalır öyle sağ\nÇeşmeleri mermerden-şırıl şırıl akar su\nAsla yalan değildir-gerçek budur doğrusu\nGüzeller güzelisin-Bursa adın  hep dilde\nSaygı sevgi ve coşkun-köy belde  ilçe ilde\nGeçmişin türküsünü-duyarsınız yerinden\nÜstlerden alta kayar-sesler gelir derinden\nGeçmiş ile gelecek-oradadır iç içe\nEmeğini vermiştir-doymuşa ya da aça\nGüzeller güzelisin-Bursa adın  hep dilde\nSaygı sevgi ve coşkun-köy belde  ilçe ilde\nYüzyıllar birbiriyle-yaşar kucak kucakta\nMutluluklar oluşur-el ayak ve bacakta\nBu vatanı verene-saygı duyar şu Hasan\nZorluk ve sıkıntıya-vatandaşım eli ban\nGüzeller güzelisin-Bursa adın  hep dilde\nSaygı sevgi ve coşkun-köy belde  ilçe ilde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelliğin",
        "poet": "Bekir Yavuz",
        "poem": "\n\nRab’ bim cömert olmuş, oldukça sana,\nGüzellikten yana, sınır koymamış,\nÖlçü ile vermiş, diğer kullara,\nTüm güzellikleri, sende toplamış.\n\nHer şeyin dört dörtlük, yerli yerinde,\nBedenin hatların yürek hoplatır,\nSalınıp yürürken, boyun, endamın,\nSeni görenlerde, akıl mı kalır.\n\nBebek gibi bir yüz, kaş, göz yerinde,\nKimler eğilmez ki önünde senin,\nHele azıcık da, cilve edince,\nServeti harcarlar, uğruna senin.\n\nPür dikkat kesilir, gören her insan,\nİçlerinden neler, geçer kim bilir,\nHayaller kurulur, şuh ve derinden,\nSana kur yapmaya, yarış edilir.\n\nRab’ bim sana vermiş, kıymet bilmeli,\nNe akıl gitmeli, ne baş akıldan, \nGüzellik gözlere hitap etse de,\nBulamazsın yarın, yanında insan.\n\nBektaş’ım güzellik konmaz tartıya,\nBilsinler Mahşerde alınmaz kala, \nCennet verilmez her güzel olana, \nBen güzelim diye, övünme sakın.\n\n                      Bekir Yavuz\n                 2.Mayıs.2010.pazar.\n                  Beyoğlu. İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelliği Tarihiyle Okunan Bütünlüğü Sevmek",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nOrta sınıf halk toplumu elbet gelişmeyi istiyor\nKorku kokuyor ve hem bir neden! Ne görülüyor? \nYani Yahudi imanı merhametten mi gaz alıyor? \nİtalya hayranlığına mı mafya şirketi özelleştiriliyor? \nÖrnek benzerliği millet meclisinde damar kuruyor…\n\nAmerika caddelerinde mafyaların döktüğü kan oluğuydu\nKorku duygusu şaşkınlığa karışmış merak sarhoşsuydu\nBir sessizlik arası başka dert figanı acizliği ayyuka çıkarken\nSüreç ne yarattı kime yaradı da yön değişti birden derken\nKök saldı neden? Çalışma yeteneği diye kazıyan bu duyguyu? \nEkonomi sahiplenen aynı zeka gücü süt akıp bal veren denilen\nSuç, saman altından su akışıydı! O suç sanki bugün yükselen\nUşakları uşaklığına teslim ettiren neden hep o aynı mertebeden\nYine dış ülkelerin din uşaklığına hizmetçi ruhu o ortaklık kokusu...\n\nBu amaç! Tarifi edilen toprak yönü! Hukuka hakimiyet Roma gibi\nSonuca araç! Nerde olsa bulur yurt diye bir emeğe verili sabrın hali\nTürban namusum diye topladın oyu! Türbanlı eş kimliktir! Kimlik! \n‘Ilımlı İslam devleti’ modeli bu huy ne uymaya ne sığınmaya değil\nCumhuriyeti bölmeye izanlığın Amerika tecrübeli desteği hakim! \nBir zamanlar Hitler’di! Suç keçisi seçilen! Almanya o sefil kurban! \nUşaklığa uşaklık ederek kazanılan tuzak içinde hep kendi kıvranan! \nPaylaşmak ne zor? Fırsat yuvalığını anlamak ne zor değil mi? \n\nKıyma milletine! Bırak o ‘besle kargayı oysun gözünü’ fırfırlığını! \nÖzendirme halkı caniliğe deme hakkı sırıtıyor o suç ortaklığını! \nEy Hıristiyan alemi! İsa Allah’ın oğlu, çarmıha ger karar Yahudi… \nGeren kim? Uşak uşağı! Kimin damak tadı? Hanginiz üstünsünüz? Sefiller! Can korku kokuyor ve hem bir neden! Duygusu işte:\nDehşet saçan ırk tüketimi ne demek? Bu suça itmeye o ne rezalet! \nHem suçlu hem güçlü denilene yine yapışmak ne iğrenç heyecan! \n\n‘Gerilim cephesi’ içinde yer almıştır tarihimiz! O tarihin milletiyiz! \nİleriye hep kazanılan! Dünya üzeri gelişmeyi kucaklayan ilkesiyiz! \nTarihinde miras ‘yurtta ve cihanda barış’ Türk Milleti asilliği biziz! \nÖğrenmek kolay! Uygulamaktır paylaşmak! Bu zor bağımsızlığı! \nBağımsızlığı kazandırmak, yöresiyle yaşatarak yaşamak\nİnsanlığa yükselerek yücelmek! \nUygarlık vasıflarıdır bütünlüğü korumak! \nVe emeğe değer tek emel bir parlak istikbal! \nBu bedele onuru taşıyan ruh içimizde! Her canlı varlık gibi! Dururuz dik! \nİstikbal göklerdedir! diyordu Atatürk! \nGöktürklere bu bir teşekkürdü....\nAllah güzel demek ve Kuran oku! Paylaşma duygusu \nAnlamak, ki bu, bir güzelliği tarihiyle okunan bütünlüğü sevmek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelliğin Sılası",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nHa ne var ki\nHayal meyalden de olsa hatırlayıp izini sürmelerin\nSevinç olsun\nSevmek olsun\nSayılmak olsun\nGülün narından çiçek ismiyle\nNarhını kim neden alırsa alsın\nDarası tutulmaz yürek yongalarına koskoca\nHayatım diyeni sığınarak\nHa ne var ki....Diyelim ki sende yüreklendi o seyir\nBir buğday tanesidir\nEmeklerini öğütüp harman ettiğin\nKendindense hayali ve düşün\nHiiiiç meraklanmayasın o  sevdaların delisini\nIrlam yellerle ekin olup döküp saçarak\nSenden çıkıp \nGene kendine varıp geldiğince yorgun yol..\nSenin olan ne varsa\nGüzelliğin sılası olarak hiç kuşkusuz\nGene sana dönecektir\n\nSeyfi Karaca.....Kasım / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik",
        "poet": "Uğur Oğuz Şahin",
        "poem": "\n\nGüzellik insanın ruhunda olmalı\nYalnızca teninde değil\nBedenler ölür gider bir gün\nRuhlar hep ölümsüzdür\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik",
        "poet": "Ahmet Mansuroğlu",
        "poem": "\n\nGüzelsin anladık, niçin burnun havada\nYumurta kırıp hiç yedin mi tavada? \nÇıplaklık güzellik mi? \nÜşümüyormusun bu havada...\n\nNice güzeller gördüm, güzelliği yüzünde\nEdalıdır, havalıdır kırıcıdır sözünde\nOn para etmez, toplum gözünde\nKremler,allıklar kat kat olmuş yüzünde.\n\nGüzellik tende değil ruhtadır\nAkıl desen, yaşta değil baştadır\nGüzelliği ile övünen bence hastadır,\nNice güzeller gördüm şimdi yastadır...\n\nGüzelsen güzelliğinle övünme\nÇevrende kimse kalmayınca sonra dövünme\nDışın gibi içinde güzel olsun,\nGururunu yen, davranışın örnek olsun....\n\n Antakya - Hatay\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nNe varsa güzellik adına gelir Cenâbı Hakk'tan\nNe anlar çirkinlik membağı zâlim haktan hukuktan\n\n(4 Kasım 2005/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik",
        "poet": "İrfan Dönmez",
        "poem": "\n\nGüzellik\nSeninle olmaktır\nİçkiyi aynı kadehten yudumlamak\nAynı havayı solumaktır\n\nGeceyi seninle paylaşmak\nSeninle yatıp, seninle uyanmak\nTa uzaklara senin gözünle bakmak\nİşte budur iki bedende bir can olmak\n\nZamanın ötesine aşmak\nBilinmeyeni keşfetmek\nGözlerinden seni okumak\nSezgilerini yaşamak\nGüzellik budur işte\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik",
        "poet": "Yılmaz Kaya",
        "poem": "\n\nKamboçya'da da aynı mıdır bir kadın? \nHAtıra geldikçe titretir mi kalbi? \nİpekten midir teni? \nve elleri? ...\nSavurabilir mi beni kuru yaprak gibi? ...\n\nBilmiyorum! \nGörüldü mü hiç\nSenin kadar güzeli? ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik",
        "poet": "İbrahim Akkaya",
        "poem": "\n\nGüzellik\n\nGüzellik; \nEn  zor  gördüğümüz,\nEn  kolay  kaybettiğimiz\nGönül  gözümüzdür.\n\nKör  olası  kader,\nKör  olası  dünya  derken\nKörlüğümüzün ,\nFarkında  değiliz.\n\nBakarız,\nGöremeyiz  güzellikleri\nBiz  de  değil  kabahat\nKör  olasıcalar\nKör  ettiler  gözlerimizi\n\nYaratan,\nYaratmış  güzellikleri\nVe  de,\nNimetleri; \nŞarabı  da  yaratmış.\nTatsın  kullarım  diye\nİlk  Müslümanlar\nDoyasıya  içmiş.\n\nAltı  günde\nHer  şeyi  yaratan  Tanrım\nŞarabın  kötülüğünü,\nBilmeden  mi?  yaratmış.\n\nHaşa,\nÇarpılırsınız  sonra\nİnkar  mı  ediyorsunuz \nYarattıklarını\n\nOkadar\nGüzel  ki  yaşamak\nTanrı  nın  bize  armağanı\nYe,  iç  eğlen\nBir  de,\nİnkar  etme  verdiklerini\nGerisi  yalan.\n\nGüzellik\nTanrının  bir  lütfudur\nEğer  yaşayabiliyorsan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik...",
        "poet": "Anıl Erkmen",
        "poem": "\n\nGüzellik sözde değil \nPeki niye hep sözde ararız... \n\nGüzellik gözde değil \nNiye hep göze bakarız... \n\nGüzellik kalpte... \nYani tek aramadıkları yerde...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik",
        "poet": "Selin Deniz",
        "poem": "\n\n body { background-image: url('http://dl2.glitter-graphics.net/pub/25/25582sz6svcmtzi.gif'): background-attachment: fixed; background-repeat: repeat; } \nAh neye yarar bu güzellik\n\nKalbimin ortası kan kovası\n\nGüzelliklerle yoğrulmuş olsa hamurum\n\nNeye yarar orada benden öte ben olmadıktan sonra\n\nAh selam olsun yine sana güzellik\n\nOl tül perde kalbimin üstünde\n\nNicedir kahredersin beni\n\nBeni benden aldın\n\nAh güçsüzlerin umutların pür neşesi güzellik\n\nBu eşsiz güneşe ay’ a \n\nBaş kaldıran yaşamın anlamı olan\n\nKurda kuşa yem olan\n\nAh zavallı güzellik\n\nİstikbalin sallanır darağacında\n\nSoğan ekmek olaydın\n\nFukaranın sofrasında\n\nÖlümden önce ölümden sonra\n\nAcırım sana ahvalli güzellik\n\ni.selin deniz\n body { background-image: url('http://dl2.glitter-graphics.net/pub/25/25582sz6svcmtzi.gif'): background-attachment: fixed; background-repeat: repeat; } \n\n\n"
    },
    {
        "title": " Güzellik",
        "poet": "Abdulhamit Cemiloğlu",
        "poem": "\n\nbu sabah serinliğinde \nne gün etkiliyor ne de doğacak güneş\ngüzellik var ya gülüm güzellik\noyuna çağırır sevgileri paylaşımları\ntüketir yavaş yavaş\ndelirtir insanı da\nyaşamın tadını bilmeden\n           boşuna çalıştırılırken\nve güzellik dururken karşıda\n                 hey gidi özgürlük...\nneden boynunu bükmüşsün \nyoksa güzellik seninde mi başına bela\nduymuşsun duymuşsun\n                   geliyorlar...                     1.10.85.Reyhanlı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Guzelligin para etmez",
        "poet": "Hüsamettin Güven",
        "poem": "\n\neli,yuzu boyarsin\nsaga sola kayarsin\nher halinle yalansin\nguzelligin para etmez\n\ncilvelenir gezersin\nyurekleri ezersin\nkucaklarda gezersin\nguzelligin para etmez\n\nbir gun gelir atilirsin\nerkeklere satilirsin\ndamgalanir oturursun\nguzelligin para etmez\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik",
        "poet": "Arif Nihat Asya",
        "poem": "\n\nHastalık, sevgisizlik, öksüzlük...\n    Neler geçirdim ben! \nÇıkabilseydi bir, 'güzel' diyecek\n    Güzelleşirdim ben!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik...",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\ngüzellik; \n ancak,\n bu kadar olurdu! ..\n\ngöl..\n gölgeler..\n ve\n göldeki \nyürüyen izler...\n\ngöl kenarında,\n ağaç..\n ve dalları...\n onların da,\n karada\n duran gölgeleri...\n\nbir de..\n ağacın altında\n karla örtülü\n bir sandal,\n ki...\n yoktu kürekleri...\n onun da,\n altında kalmıştı\n gölgesi....\n\nkar...\n karın güzelliği...\n ve güneş...\n belli ki\n bir öğle üzeri...\n\ngüzellik; \nancak,\nbu kadar olurdu! ...\n\nfikret turhan-yalova\n 07.01.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik",
        "poet": "Serdar Arı",
        "poem": "\n\nNerede bir güzel varsa gönlüm ona kayar,\nNerede bir çirkin varsa gönlüm oradan kaçar,\nNerede bu güzeller yerle yeksan oldular,\nNerede bu çirkinlere ayna olacak güzeller? \n\nGüzele bakan güzelleşir, \nGüzel ile oturan, muhabbet eden güzel olur,\nGüzel ile yaşayan güzel yaşar...\n\nGüzel düşün, güzel gör, güzel duy...\nGüzel söyle, güzel yap, güzel yaşa...\nGüzel ol, güzeli sev, güzel ile dost ol...\nGüzellik ara, güzellik bul...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik",
        "poet": "Sabri Güldan",
        "poem": "\n\nsanma özenle işlenmiş oyada\nnede saça sürülmüş boyada\nyarin elinde güzellik\n\nkimdemiş çiçekte kimi böcekte\nnede topraktaki filizde\nyarin teninde güzellik\n\nne sırmada nede simde\nbelki,öpülücek gıdısın da\nyarin saçında güzellik\n\nne giydiği ipekte \nnede taktığı küpede\nyarin yüzünde güzellik\n\nne gözünde ne kaşında\nnede kirpiğinin okunda\nyarın bakışında güzellik\n\nne gülüşü yüzde\nnede öpüşü dilde\nyarin göğsünde güzellik\n\nne yattığı yatakta\nnede örttüğü yorganda\nyarin dizinde güzellik\n\nne söylediği sözünde\nnede tatlı dilinde\nyarin özünde güzellik\n\nne dudağının  balında\nnede omzumdaki başında\nyarin yanında güzellik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik",
        "poet": "Özcan Öztürk",
        "poem": "\n\nGözünüzle gördüğünüz güzelliğin değil, \nAklınızla gördüğünüz güzelliğin hayranı olun. \n\n15 Şubat 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik",
        "poet": "Feyzullah Evcil",
        "poem": "\n\nGüzellik dil'e zerafet veremez\nSenin gönlünde aşkın olmayınca\nAdamsa kadından aman dilemez\nDeli gibi sevip gönlü yanmayınca\n\n23:51\n05/2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik",
        "poet": "Önder Karaçay",
        "poem": "\n\nGüzellik hayattır, \nYüzünüzdeki örtüyü açtığınızda \nHayat da sizsiniz, örtü de \n\nGüzellik sonsuzluktur, \nAynada uzun uzun kendini seyreden, \nSonsuzluk da sizsiniz, ayna da \n\nGüzellik gözlerinizi kapattığınızda gördüğünüz\nGörünen de sizsiniz, gizlenen de \n\nKulaklarımı tıkasam duyduğum şarkı\nDuyan da sizsiniz, duymayanda \n\nTutunmuş bir yürek, büyülenmiş bir ruh\nBüyüleyen de sizsiniz, buğulayan da \n\nGüzellik hem besler, büyütür, hemde budar, \nBesleyen de siz, budayan da \n\nGiysiler güzelliğin çoğunu gizler, \nGüzel olmayanı saklamaz, \nGiyen de siz, giymeyen de \n\nİçinizdeki iyiden söz edebilirim \nKötüden söz edemem, \nKötü kendi açlığının ıstırabı ile kıvranan \nİyiden başka nedir ki\nİyi de sizsiniz, kötü de \n\nSıkıntı ve dara düşünce dua edersiniz, \nKeşke şükrümüz mutluluğunuz dorukta \nBolluk günlerinde duaya dönüşse, \nDua edende sizsiniz, etmeyen de \n\nNerede arayıp, nasıl bulacaksınız güzelliği\nGüzellik yolunuz ve rehberiniz değilse\nArayan da sizsiniz, aramayan da \n\nHayat ve ölüm birdir, \nTıpkı ırmak ve denizin bir olduğu gibi, \nHayat da sizsiniz, ölüm de \n\nBiten bir şey yok aslında, \nÖlüm dünyada ki yeni bir başlangıçtır\nVe toprak bedenimize sahip çıktığında, \nBiten de siz, bitmeyen de \n\nÖnder Karaçay \n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik abidesi",
        "poet": "Özgür Doğan 2",
        "poem": "\n\nGüzellik abidesi\n\nBir kadın var o ekvatorun bir ucu ben bir ucu\nO mevsimlerden yemyeşil aşk bahçesi\nBen kapkara bir kış\nO Sonsuz deryaların küçük limanı\nBen küçük bir balıkçı teknesi\nO süslü, ve ihtişamlı güzellik abidesi\nBen kelimelerin son hecesi\nBen bulanık suların hareketsizliği\nO masmavi dalgalara yansıyan bir güzel kadın\nBen işte sana aşık sana yasak bir okadarda Tutsak..\n\n(özgür doğan)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik Akıyor",
        "poet": "Şahin Ertürk",
        "poem": "\n\nAkıyor,akıyor\nKaşından,gözünden\nSaçından,yüzünden\nGüzellik akıyor\n\nAkıyor,akıyor\nGönlünden,kalbinden\nSesinden,dilinden\nGüzellik akıyor\n\nDinmeyen pınarsın\nBal sanki sözlerin\nŞiirden,kalemden\nGüzellik akıyor\n\nAkıyor,akıyor\nSenin her yanından\nMutluluk akıyor\nGüzellik akıyor\n\n(22.12.2005) \nKARABORSA SEVGİ adlı\n5.nci şiir kitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik Bakidir",
        "poet": "Mehmed Sarı",
        "poem": "\n\nZorunlu kalınsaydı\nkaranlık bir yaşamın otunda\nsarınmaya düşsel bir örtüye\nkaybederek ışığını beynin,\nKucağına sığınırdım mutlaka! \n\nGerekli olsaydı\nbaş eğmek ve kapanmak yere\ntitreyerek ağır tinsel güdüyle\nher zaman mechul olan bir nesneye,\nBütün tanrılardan önce\ngüzelliğin dolardı gözlerime! \n\nFakat beyin ve yüreğimde benim\ngüneş gibi aydınlık\nve doğa kadar güzellik içinde\nduygularımla düşüncelerim.\nBütün tinsel güdüler safsata\nTanrılar masal devleridir,\nIşık, ısı,  toprak, su ve hava\nsonra bilim, emek ve insan,\nAncak bunlarla varılır sabaha\nve bir de güzellik bakidir...\n\n                          7Aralık’08\n                               Melbourne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik Aynası",
        "poet": "Kağan İşçen ",
        "poem": "\n\nyirmili yaşlarımdan kalma bir Mart\nzaptederken kenti\nkendime bakınca seni görüyorum\ngüzellik aynam\nbir seni düşününce çekilir oluyor evren\ndünya \nbu kent \nağaçların mutluluk göz yaşları\ndüşlerime sigara uzatan dolmuş şöförü\nseninle güzel ölmek bile\n\nkendime bakınca çipillenişini görüyorum\nsokaklarımda önüme çıkan her çıtırtıda\naldığın her nefesin buğulanışı gözlerimde\ngölgelere yaşam güneşi oldun sen ışıklarıma ömür biçtin\nşımarık ellerime fesleğen akşamlı umut oldun\ngittiğin uzak evlerin tasası düşerken bahara burukluğuma\nmavi bir ihanet olur bütün gökyüzü yağmurlarımıza\nsaçak altı kuşları üşür\nama atar kalbin kalbimde \nen derin kederimde\nşöyle bir bakarım kendime\nkarşı penceresi olursun yalnızlığımın\nyollarımın karşı kaldırımları\nanlarım seninle güzel yalnızlık bile\n\nbakışlarından çıkıp gelen\nkahve rengi denizlere kapıldı hüzün takam\nsusma \nsöyle kendimde seni nasıl bulduğumu\nsesinin en kağanlı tonuyla\nen güzel kıyılarına ulaşsın istiyorum sessizliğim\ngüzellik aynam\nsana bakınca bütün bir evreni görüyorum\nve ondan ötesini\nseni...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik Çağından",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nAşk obası\nSevgi sobesi\nÇiçekler dizecekse papatyalardan gerdana\nSöndü sanılan mevsim gene yanacaktır\nSevgi harından...\nKimi zamanda soğuk tandırın sıcak çöreğiyle\nDamağa bulaşmış bal tadından\nAteş püsküren alevler içinde hatırı sayılır\nÖyle sağılıp dirilmişse tav nice yansa az bulan\nGüzelliğin çağından\n\nSeyfi Karaca............Kasım / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik Beyindedir",
        "poet": "Burhanettin Akdağ",
        "poem": "\n\nGüzellik beyindedir\nKarşılığı tende değil\nGüzellik sevgidedir\nHissetmemek elde değil...\n\nGüzellik duygudadır\nKelimelerde değil\nGüzellik yürektedir\nRuhta, dilde değil...\n\n(19.03.2005)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik çiçek aça",
        "poet": "Adnan Deniz",
        "poem": "\n\nBağla yalan atını gerçekten kaçılırmı? \nEn diri düşünceler şimdi sararmış bir gül.\nSevgiye kulp takıldı şimdi peşinde madde\nMaske takıp dediler bu kervan böyle yürür.\n\nHissettiğin gibi davran,bilki gitmez bu devran\nEn iğrenç yaratıklar pisletir ak suları.\nSevgin bir ak papatya dünyan ise bir yalan\nKırmış bir sürü hayvan boğazından yuları.\n\nUçsunbeyaz güvercin sevgi taşısın yürek,\nAksuyun lekesini temizlesin gözyaşı\nBilki zaman hgelecek güzellik çiçek aça\nBir dostluk bahçesinde birleşecek yolları.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik Allah'ın kula lütfudur",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nÖnemli olan huy güzelliğidir,\nGüzellik Allah'ın kula lütfudur.\nİnsanın güzellik özelliğidir,\nGüzellik Allah'ın kula lütfudur.\n\nYüzünün güzelliğini bozar ok,\nGüzelliğin ile öğünmeyin çok.\nHuysuzsa güzelliğin önemi yok,\nGüzellik Allah'ın kula lütfudur.\n\nİnsan kendinin değerini bilsin,\nİnsan güzelliği huyunda bulsun.\nHem kendisi hem huyu güzel olsun,\nGüzellik Allah'ın kula lütfudur.\n\nİnsan ölse geriye namı kalır,\nGüzelliği insan soyundan alır.\nİnsan kötüyse güzel olsa nolur? \nGüzellik Allah'ın kula lütfudur.\n\nYusuf eğer kalmak ister isen dost,\nGüzelliği koru sonra etme yas.\nBizim için huy güzelliği esas,\nGüzellik Allah'ın kula lütfudur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik bir gül",
        "poet": "İsmail Hakkı Kavurmacı",
        "poem": "\n\ngüzellik bir gül solacak bir gün\nuyan be gülüm \ngüzelliğin her zaman sürmez hüküm \nsende solarsın bir gün\n\nsırma misali saçların dökülür birer birer\nkaybolur o parıltı çoğalır aklar\nkapatmaz kremlerde yüzündeki çizgileri\nseninde torunların 'nine masal anlat' der bir gün\n\nçok güzeller geldi geçti bu elden\nkimileri çok yürek yaktı gönül çaldı\nkimileri güzelliğini paraya pula sattı\nkimilerindende krallar medet umdu ancak\n\nsonra onlarda soldular bir gün\nkayboldu çevreleri birer birer\nkimine sahip çıktı gönül verenler\nkiminin sonuda pek hazin oldu\n\nsende her zaman güvenme güzelliğine sakın\nasıl güzellik yüreğinde olmalı insanın\nyüreğin aydınlık ve temiz olsun ki\nyüzünde ışıl ışıl güzel ve sonunda güzel ola \nbe gülüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik Elçisi Gözlerin",
        "poet": "Şahin Gökçenoğlu",
        "poem": "\n\nYürek güzelliğinin dış dünyaya açılan \nen güzel kapısı \ngözlerin\nHuzur ve sevinç veren güzellik elçisi \ngözlerin ……\nHep gülsün, hiç ağlamasın, aydınlık baksın….\n\nGüzellik elçisi gözlerin pırıl pırıl baksın \nŞu karanlık dünyaya\nGüzellik adına ne varsa onları …bahşetsin…. \nyüreğimize…\n\nŞahin Gökçenoğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜZELLiK GELiR",
        "poet": "Binali Kılıç",
        "poem": "\n\nSeher zamanında hu sedasıyla\nSeslendikçe dile güzellik gelir\nEdep libasıyla takva süsüyle\nSüslen dikçe kula güzellik gelir\n\nKamilden nasihat dinlemesiyle\nOndan ibret alıp anlamasıyla\nBahar yağmuruyla çiğ damlasıyla\nIslandıkça dala güzellik gelir\n\nMevla bilir riyakârı sadıkı\nAyırır münkirde hakka aşıkı\nHakiki bir mürşit bulup sım sıkı\nYaslandıkça hal a güzellik gelir\n\nBeş vakit temizlen, yüzünü nurla\nHuzura çıkmaz kalırsan kirle\nZekat ile sadakayla fıtırla\nBeslendikçe mala güzellik gelir\n\nSenin sanıp mekan tutma dünyayı\nBoşa heba etme haftayı ayı\nBinali gel bırak nadan olmayı\nUslandıkça ala güzellik gelir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik geçici bir yol var ebedi,",
        "poet": "Selman Seven",
        "poem": "\n\nGüzellik geçici bir yol var ebedi,\nKiminin elinde hani var'mı senedi,\nHayat fani bak birinin daha gelmiş eceli,\nGel aldanma dost bu dünya inan çileli,\nAkıllı davran sende al bak elimdeki ahiret bileti,\nBırak kurtul artık uyma nefsine at bu illeti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik İçin",
        "poet": "Sevgi Vural",
        "poem": "\n\nKündelendiğim o kekremsi acıda\nAkıl almaz bir hünerle gezindim...\n\nAyaklarıma serilen badem çiçeklerine imrenip\nİçi rahat sofrası geniş bir saraya yöneldim\nKalbimi tahtına kavuşturmak için\n\nKonukseverliğin en muhteşem elçiliğinde\nKapıları aralamak istedim\nArd arda açılan kapılardan geçip\n\nSelamlamak için güneşin kalbini\nSelamlamak için aşkımın nefesini\nSevgimin içine işleyen o güzellik için\nGüzellik için.\n\n(Aşk Benimle Nerdesin-Scala yayıncılık)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik gönülde olmalı dostum...! !",
        "poet": "Durak Yiğit",
        "poem": "\n\nNe ararsan önce kendinde ara,\nGüzellik gönülde olmalı DOSTUM..\nGönülde olmayan yanar mı nara\nGüzellik gönülde olmalı DOSTUM..\n\nAşılmaz engeller olur mu sence? \nÖlüm bakmaz inan ihtiyar,gence.\nGözlerine bir gün perde inince \nGüzellik gönülde olmalı DOSTUM..\n\nSevgide-dir güzelliğin manası, \nHep yalandır kötülüğün anası\nKör şeytan da kötülüğün mayası\nGüzellik gönülde olmalı DOSTUM.\n\nSadık dostun elbet bir sözü olur,\nİşte o an dere,tepe düz olur.\nYİĞİT insan ortalıkta az olur\nGüzellik gönülde olmalı DOSTUM..\n\nDOSTUNUN aşına katma sen zehir\nKüfürler olmasın ağzında nehir\nKime kızarsın isen eyle bir tehir, \nGüzellik gönülde olmalı DOSTUM..\n\nDurak YİĞİT’ im de erdi kışlara,\nKimse bakmaz gözündeki yaşlara.\nKaç kere başımı çaldım taşlara? \nGüzellik gönülde olmalı DOSTUM..\n\nDurak YİĞİT\nGönüllerinŞairi\n2010...KOCAELİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik  Katmak",
        "poet": "Tuba Gürdere",
        "poem": "\n\nNe güzel şey  aşkta çoğalmak! \nVe çoğaldıkça kendinde azalmak. \nVe yok oldukça  kendinde varolmaya  haz  almak  ne  güzel! \nNe güzel  bir  güzellikte  bir güzellik bulmak özünde! \nVe bir güzellik katmak ne güzel  bulunmaz güzellikten!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik Masumum",
        "poet": "Fatih Güler",
        "poem": "\n\nGirmez geceleri uyku gözüme\nSeni düşünüyorum her nefesimde\nHasret çekiyorum şafak sönünce\nHalimi gel gör güzellik masumum\n\nYorganım tanınmaz hallerde olur\nYastığa saçlarım tel tel dökülür\nSağa sola döne belim bükülür\nGizlice bak bir güzellik masumum\n\nİki saat uykuyla sabah olunur\nGönlüm Dualarla ezan okunur\nEl havada mutlu olmanı diler \nYalvarırım sen bil güzellik masumum\n\nKayboldu özünden gölgeli meşhur\nAradı kendini tükenmez kalemden\nManşetlerde dolaştı aşk ilanı\nArada bul beni güzellik masumum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik Nedir? .................",
        "poet": "Mustafa Hoşoğlu",
        "poem": "\n\nGüzellik nedir? \n\nÇirkin denen şey yoktur,güzellik hakikattır,\nİnsanı güzel görmek ilahi talimattır,\nYaradanın mesajı gayet açık değilmi:? \nKalbinde iman olan eşrefi mahlukattır.\n\nBizim görevimiz tek:İnsanı güzel görmek,\nYaradandan ötürü yaratılanı sevmek,\nZahire bakmalıyız,batın değil işimiz,\nBize tevdi olmadı gizli halleri bilmek.\n\nGüzele bakmak sevapsözünün hakikatı:\nTemaşa etmek gerek şu ilahi hilkatı,\nHakkı teslim etmektir Yüce Hak Sahibine,\nKim çirkin diyebilir bozmayınca fıtratı? \n\nAvam için güzel şey nefsinin arzusudur,\nAna için tek güzel öz be öz yavrusudur,\nNebiler için güzel Yaradanın Yoludur,\nAllah için en güzel bu yoldaki kuludur.\n\nGüzeli görebilmek en güzel özelliktir,\nBakıp ta görememek kalbi saran körlüktür,\nKalp gözün görmüyorsa güzeli göremezsin,\nGüzeli güzel yapan Yaradan güzelliktir\n\nMustafa Hoşoğlu\nGüneysu Çay fabrikası /Rize\n21.08.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik perisi",
        "poet": "Ozan Oğuz",
        "poem": "\n\nHayallerimde kanatlandırdığım\nUçsuz bucaksız maviliklerde uçan\nVe beraberinde beni sürükleyen\nUlaşılmaz bir yere doğru\nDüşlerimi doyumsuz kılan\nGüzellik perisi\n\nGerçeğim olabilsen \nSana ulaşabilsem\nBir hayat boyu\nBenim olabilsen\nBir daha hayal kurar mıyım? \n\nYoksa bu sadece bir hayal mi? \nYoksa sen mi hayalsin? \nSeni çok mu büyüttüm ben? \nBir bilebilsem\nO güzellik perisi sen misin?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "“Güzellik örtü istemez, güzellik onun örtüsü”",
        "poet": "Nil Alaz",
        "poem": "\n\n“Güzellik örtü istemez, güzellik onun örtüsü”\n\nNeçe yollara dizildik sağlı sollu bir güzel\n“bin pınar İda “ altın sarısı çehreler \nfışkırır çeşmelerinden zehir zemberek\nel bizim gibi sevda bilmez nefesi ölüm kokar\n\nAdaklar bağlanır dallara kördüğüm\nçözülmez ki bin bir umut\ngeçer gider seneler…\n\nŞol gözünüzün efsaneler yatağı yine benim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik",
        "poet": "İbrahim Pataz",
        "poem": "\n\nBazen  güzel hayal bazen de umut,\nBazen, içli çalan neyde güzellik.\nHavada tül gibi ince bir bulut,\nBazen, yapraktaki çiy de güzellik.\n\n   Bazen bir duadır kalınca darda,\n   Bazen bir böcektir, dolaşan yerde,\n   Ağaçlar altında öğleyin kırda,\n   Birlikte içilen çayda güzellik.\n\nKimine altındır kimine yakut,\nKimine tatlı söz, kimine, sükut,\nKimisine endam kimine vücut,\nKimisine göre boyda güzellik.\n\n   Ormanlar içinde kıvrılan yolda,\n   Berrak akan çayda, durgun bir gölde,\n   Küçük bir kasaba şirin bir belde,\n   Kimine yemyeşil köyde güzellik.\n\nHavada süzülen  yumşak bir uçuş,\nDalda sakin sakin nazlı bir duruş,\nYuvası başında öten anne kuş,\nÖzenle boyanmış,  tüyde güzellik.\n\n   Dağın yamacında  akan bir oluk,\n   Küçük akvaryumda renkli bir balık,\n   Ya salınmış düz saç ya örgü belik,\n   Ya da  kaşlardaki yayda güzellik.\n\nÇiçekte arıda kovanda balda,\nİnce davranışta tatlı bir dilde,\nDenizde sandalda nehirde salda,\nKıyıda tertemiz koyda güzellik.\n\n   Ayrı ayrı tat var baharda güzde,\n   Sır olur saklanır bazen de özde,\n   Gündüz güneştedir gece yıldızda,\n   Karanlığa ışık, ayda güzellik.\n\nGüzellik semboldür açan çiçekte,\nArıda kanattır renk kelebekte,\nGörünür hisse de  bilinir hakta,\nAdil bölüşülen payda güzellik.\n   ………………….\n…………………….\n……………………\n…………………..\nKimine mal mülk kimine para,\nELEMİ der, bulmak derde bir çare,\nGüzellik farklıdır herkese göre,\nDerler ki:”doyulmaz huyda güzellik”.\nİbrahim PATAZ\n03/06/1995 ADANA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik sadakası",
        "poet": "Halil Çimen",
        "poem": "\n\nSevgiyle güzellik sadaka olsa \nKapı kapı dilenmezsem nâmerdim \nSevgi Kaf dağının ardında kalsa\nDağlar delip dolanmazsam nâmerdim\n\nGüzel düven olsa sevgi harmanı \nSevgi yara olsa güzel dermanı \nGüzel adak olsa sevgi kurbanı\nBıçaklarda bilenmezsem nâmerdim\n\nSevgi sohbet olsa güzelde sözü \nGüzel bahar olsa sevgide yazı \nSevgi yem tahtası güzelde tuzu\nKoyun gibi yalanmazsam nâmerdim\n\nGüzellik kız olsa sevgi hayası\nSevgi ahlak olsa güzel mayası\t\nGüzel hakim olsa sevgi davası\nDar ağacına bağlanmazsam nâmerdim\n\nBorani güzeli sevgiyi övdü \nGüzel sevgi dedi bağrına dövdü\nUzayda deseler güzelle sevgi \nKement kement ulanmazsam nâmerdim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik Tanrıçası",
        "poet": "Vedat Akdeniz",
        "poem": "\n\nGÜZELLİK TANRIÇASI\n\nBildiğim bütün güzellikler senden geliyor\nDenizlere biraz senden sürüyorum\nÖyle mavileşiyor\nDağların zirvesine seni koyuyorum\nÖyle sonsuzlaşıyor\nSuya biraz senden katıyorum\nÖyle saflaşıyor\nYani senin anlayacağın\nHer şey senle güzelleşiyor…\nBütün güzellikleri sen yaratırsın elbet\nBense güzellikleri severim doğal olarak\nAma ben sana aşık olmasam\nSenin güzelliğinin ne anlamı olur\nBen sana şiirler yazmasam çıldırırcasına\nKim fark eder senin güzelliğini\nİşte kurulma öyle Güzellik Tanrıçasıyım diye\nBen Aşk Tanrısı olmasam\nKim yaratır sevdaları\nVe kim tapar O Tanrıçaya…\n\n\t\t\t                   04.06.2004\n                                    www.akdeniz.orgfree.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik seninle güzel",
        "poet": "Talat Akay",
        "poem": "\n\nGüzelsin,\nGüzelliğin güzel,\nGüzellik seninle güzel…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik Üstüne",
        "poet": "Mehmet Yaşar Demir",
        "poem": "\n\nHer çiçeğin ayrı balı ayrı kokusu varmış\nArılar çiçek çiçek boşuna uçmazmış\nBülbül gül için feryat ederken\nGül gizleyip aşkını bülbülden\nHer seher gizli gizli ağlarmış\n\nGönlüm bir arı oldu güzeller çiçek\nBen de dolaştım bir zaman çiçek çiçek\nHer birinin başka kokusu başka rengi\nGeç anladım\nGüzelliğin öznel oluşu buymuş demek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜZELLİK  SADECE  SENDE  DEĞİL ki! ...",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\nGÜZELLİK  SADECE  SENDE  DEĞİL Kİ! ...\n\n    Merhaba gönlü güzel olan dostlar. Güzellik sadece sende değil ki deyince elbette alınanlar olacaktır. Acaba bu söz bana mı söylendi diye. Sözümün özünü kavradığınız zaman gerçekten haklıymış diyeceksiniz. Her insan sabah kalktığında ellerini, yüzlerini yıkarken elbette aynaya bakar. İnsanoğlu her ne kadar güzelim dese de günden güne solmakta, çöküntüye uğramaktadır.\n\n    Dünya genelinde güzellikler uğruna bir çok yarışmalar düzenleniyor. Bu yarışma türlerinin bir çoğu insanlar üzerine odaklanıyor. Örneğin gül güzeli, kaysı güzeli, elma güzeli, kiraz güzeli vs gibi kraliçeler seçilmektedir. İçinde artist olanlar, sanatçı olanlar, sunucu olanlar vardır. Yıldızı parlayanlar benliği muhafaza edebilmek için her türlü fedakarlıklara sa katlanıyorlar. \n\n     Güzellik bence Yaradanın canlılara hediyesidir. Bunu muhafaza edenler de yetersiz kalabilir. Her insanın arzusu güzel, sağlıklı, varlıklı, mutlu yaşayabilmektir. Bir kaza sonucu güzelliğine gölge düşenler de mevcuttur. Bence dış güzelliğe ne kadar önem verilse de ruhun, düşüncelerin, gönlün güzel olmadıkça hepsi boştur. Dış güzelliğe aldananlardan pişmanlık duyanlar da az değildir. Güzellik havasına bürünenler de er geç solacak.\n\n     Kainatın gerçeklerini çok iyi kavramak lazım. Aynadaki güzellikler fotoğraf karelerine yansırsa hatıra kalır. Günümüzde kameraların kayıtları da zaman çerçevesinde değerlenebilir. Yıllar önce yazmış olduğum bir kaç dörtlük şiiri de yeri gelmişken paylaşayım. Bunları yazarken kendimle adeta hesaplaştım\n. Vesikalık resim fotoğrafçının pürüzleri gidermesiyle daha güzel olmaktadır.\n\n    Bu güzellik kalmayacak, Sende bir gün solacak sın, Sevenlerin ağlayacak,\nKara toprak olacaksın.  Emek boşa gitmeyecek, Hissedip de duyacaksın, Kaybolup da yitmeyecek, Sen unutulmayacaksın. Allah cümlemizi hayırla yad edilenlerden eylesin. Elbette vatana, millete faydalı olanlar unutulmayacaktır. Bunca yazılan eserlerin özelliği, güzelliği de önemlidir, ibretler sunabilmelidir.\n\n     Güzellik sadece sende, bende değil ki. Allah yarattığı her varlığa o kadar özen göstermiş ki... Her birini anlatmaya kalksan kelimeler, cümleler, sayfalar yetersiz kalır. Sadece geceleyin ay, yıldızlar varken denize ve gökyüzüne bakın parlayan ışıkların her biri ayrı renk saçmaktadır. Sokak lambalarının bile ışığının yansıması sönük kalmaktadır. Gündüz yine aynı gökyüzüne bakın yağmurlu hava da gök kuşağının renkleri saymakla bitmez.\n\n    Deniz içindeki balık türleri, renkleri, güzellikleri, lezzetleri elbette farklıdır. Doğada ki güzellikleri anlatmaya yine sözlerimiz yetersiz kalı. Rengarenk çiçekler, meyveler, sebzeler, tabiat da ki tüm bitkilerin özellikleri, güzellikleri farklıdır. Büyükbaş ve küçükbaş hayvanların da ayrı özellikleri, güzellikleri var. İnsan olarak her şeyden üstün yaratıldığımıza göre sınırsız çok şükretmeliyiz.\n\n     Günde bir kaç kez aynaya bakıp benden güzeli yoktur diye makyaj türleri ile kendini boyayıp, cilalayıp, şık giyimlerle başkalarına hava basmanın hiç anlamı yoktur. Toplum böyle düşünenleri kaldırmasını da bilir, indirmesini de.\nBence sık sık bahsettiğim gibi duygu düşüncelerin, kalbin, gölün güzelliği önemlidir. Allah huzuruna mahşerde çıkarken senin geçmiş güzelliklerin hiç söz konusu olmayacaktır. Amel defterine yazılanlar güzelliklerin aynasıdır.\n\n    Allah cümlemizi ruhu güzellerden eylesin. Kısaca özetlemeye çalışsam da güzellik konusunu anlatmakta yetersiz kaldığımın farkındayım. Sende mi? şiirimle bir kaç açığımı da kapatmaya çalışırken, veda yok şiirimi de paylaşma gereği duydum. Seven insanlar veda ve elveda demeyi beceremez bende bu duyguları dile getirmeye çalıştım. Hoşça ve dostça özelliğinizle, güzelliğinizle sağlıcakla kalınız. Allah sevdiklerinizden ayırmasın.\n\n*****  SENDE Mİ? *****\n\nHavaya büründün, çok şık göründün,\nUnutma geçmişte biraz süründün,\nSahip çıkılınca coştun, sevindin,\nGüzellik sadece sende değil ki! .\n\nYaradan her şeye fazla özenmiş,\nDoğamız rengarenk, koku güzelmiş,\nTahribat artınca ilgi azalmış,\nGüzellik sadece sende değil ki! .\n\nKuşun, kelebeğin kanadına bak,\nIşıl ışıl gözler ettirir merak,\nAkvaryum içine gönlünü bırak,\nGüzellik sadece sende değil ki! .\n\nGecenin mehtabı, ay, yıldız farklı,\nUzay, gezegenler alıyor aklı,\nBulutlar içinde bereket saklı,\nGüzellik sadece sende değil ki! .\n\nMasmavi gökyüzü, güneşi parlak,\nMeyveler, sebzeler, dünya yuvarlak,\nZekice Cennete verirsen kulak,\nGüzellik sadece sende değil ki! .\n\n*****  VEDA  YOK \n\nBir anlık öfkeye yenik düşemem,\nYıldızım barışık, sana küsemem,\nBeraber yaşarım, ayrı düşemem,\nElveda desem de veda edemem.\n\nYalnızlık senide, beni de sarsar,\nVazgeçemem senden olma karamsar,\nYürekten sevenler aşkı önemser,\nElveda desem de veda edemem.\n\nHuyun hünerin de tam bana göre,\nBizlere alıştı mahalle, yöre,\nDilimin ucundan çıktı bir kere,\nElveda desem de veda edemem.\n\nBeynimin içinde seni yaşattım,\nKalbimde mekanın, sevda kuşattın,\nGönlümden geçeni sana boşalttım,\nElveda desem de veda edemem.\n\nHer iki kelime huzuru bozar,\nAlnımıza kara lekeler yazar,\nZekice düşünen ortama kızar,\nElveda desem de veda edemem.\n\nIspartalı  Zeki Çelik  TÜRKİYE İLESAM il temsilcisi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik ve Çirkinlik",
        "poet": "Halil Aslan",
        "poem": "\n\nBir gün güzellik ve çirkinlik deniz kıyısnda karşılaştılar. \nve dediler ' hadi denize girelim' \ngiysilerini çıkarıp dnizde yüzdüler. \nbir süre sonra çirkinlik kıyıya dönüp \ngüzelliğin giysilerine bürünerek yoluna devam etti. \nve güzelikte denizden çıktı \nkendi giysilerini bulamadı. \nama çıplak olmak utandırıyordu onu. \nçaresiz çirkinliğin giysilerine bürünerek \nyoluna devam etti güzellik. \no gün bugündür insanlar onları birbirine karıştırır. \nancak içlerinden, \ngüzelliğin yüzünü önceden görmüş kimi insanlar vardır ki giysilerine bakmadan tanırlar onu. \nve yine çirkinliğin yüzünü gören kimileri vardır ki \ngiysi onu gözlerden gizleyemez..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellikler Beldesi",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nIsparta’dır doğanın mavi yeşil köşesi\nAdeta bir cennettir, gezilen her bölgesi\nHuzura mekân olur, aranır hep adresi\nSeyrine doyum olmaz, güzellikler beldesi\n\nTota’dan, Kızıldağ’dan, başlar çam esintisi \nRüzgârlar fısıldaşır, bize huzur güftesi\nDinlendirir rûhları, batan akşam güneşi \nSeyrine doyum olmaz, güzellikler beldesi\n\n23 Nisan 2012 - Isparta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellikler",
        "poet": "Yılmaz Aybar",
        "poem": "\n\nSahtedir makyajlı yüzde güzellik,\nAz şeydir kaş ile gözde güzellik.\n\nHer hoşluk eksiktir o olmayınca,\n‘Olmazsa olmaz’dır özde güzellik.\n\n‘Dil mi daha güzel yoksa dilber mi? ’\nŞiirsel bir tatdır sözde güzellik.\n\nFazlası bıkkınlık verir âşığa,\nHer zaman bulunmaz nazda güzellik.\n\nKuru gürültüler kafa şişirir,\nRuh okşar şarkı ve sazda güzellik.\n\nRüzgâr gibi geçip gidiverse de\nBir ömre bedeldir yazda güzellik.\n\nEn uzun ömrün de son baharıdır,\nHüzünlü bir hazdır güzde güzellik..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellik ve Çirkinlik",
        "poet": "İbrahim Yasar",
        "poem": "\n\nGÜZELLİK  ve ÇİRKİNLİK\n    Güzellik ve çirkinlik ilk yaratıldıklarında birbirlerine çok düşmanmışlar. Yıllarca düşmanlıkları sürüp gitmiş. Kıyasıya savaşıp durmuşlar birbirleriyle. Öyle olmuş ki artık bu düşmanlık ikisine de kabak tadı vermiş, bıkıp usanmışlar ama bir türlü de buna son veremiyorlarmış. Bir gün çirkinlik bir hile düşünmüş, kafasında bir plan yapıp güzelliğe gitmiş ve düşüncesini uygulamaya sokmuş ve şöyle demiş:\n    'Arkadaş bak seninle şu kadar zamandır düşmanız, elimize de bir şey geçmedi, bukadar daha düşman olsak yine de  bir şey geçmeyeciği kesin. Ben diyorum ki artık gel bu düşmanlığımız bitsin, arkadaş olup birbirimizle iyi geçinelim dost olalım, sen de rahat et ben de rahat edeyim' demiş.\n           Güzellik iyice düşündükten sonra çirkinliğe  inanmış ona hak vermiş, teklifini kabul etmiş. ' Tamam ben de zaten bu düşmanlıktan bıkıp usanmıştım. İyi ki teklif ettin, bundan sonra da dost ve arkadaş olalım.' demiş\nBöylece düşmanlıkları bitmiş, arkadaşlıkları ve dostlukları başlamış. Birbirlerine gidip gelmeler sürüp giderken artık aralarındaki dostluk ve sevgi aşka dönüşmüş, aşkları da iyice pekişmiş.\n          Çirkinlik hileli planını uyguluyabileceğine iyice inandığı için bir yaz günü sıcak havalarda güzelliğe; 'Bak havalar da iyice sıcak oldu, herkes dostlarıyla denize gidip serinliyor, biz de bir gün denize gidip serinlesek olmaz mı? ' demiş. Güzelliğin içinde bir kötülük olmadığı için hiç itiraz etmemiş bu düşüncesine, hemen kabu etmiş çirkinliğin bu teklifini.\n           Böylece serinlemek için soyunup denize girmişler, yüzüyorlarmış, bir hayli zaman geçmiş aradan, güzellik kendini denizin keyfine iyice kaptırmış, çirkinlik fırsatını yakalamış. Güzellikten önce denizden çıkıp onun elbisesini giyip, kendi elbiselerini de ona bırakarak kayıplara karışmış. Güzellik bir müddet sonra denizden çıkmış bir bakmış ki çirkinlikle birlikte elbiseleri de yok ortada. Sağına soluna bakmış çirkinlikten eser  görememiş meydanda. Çaresiz onun elbiselerini giymiş üstüne. Böylece çirkinlik güzellik birbirine karışmış ozamandan beri.\n       İşte, bundan sonra her güzellikteki çirkinliği, her çirkinlikteki güzelliği kalp gözü açık olanlar görebiliyormuş. Başkaları göremez  ve yanılır olmuş.\n\n                  13.02.2010         \n                   İbrahim YAŞAR\n                  Yıldırım/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellikler",
        "poet": "Münevver Erilmez",
        "poem": "\n\n\n     GÜZELLİKLER\n\n\nİğne iplik deyip geçme; \n\nOnlar bana fırça ve boya,\n\nİşlenir hayat iğnenin ucunda.\n\nGönül vermişim nakışa, oyaya,\n\nDinlenir yorgun ruhum bu uğraşla.\n\nÖğrenmişim, okuma-yazmadan önce; \n\nİğne ile İpliğin muhteşem dansını,\n\nLaleler, güller menekşeler, sümbüller,\n\nKirazlar ve çilekler,\n\nElmalar, armutlar,\n\nHepsi iğne iplikte var.\n\nHepsi gerçekten öte,\n\nRenkleri bin bir gece.\n\nRenklerimin dünyasında bir gezinti,\n\nKalmıyor gam, keder üzüntü.\n\n.                                                     .  Münevver  Erilmez\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellikler kimin elime",
        "poet": "Mehmet Gündoğdu",
        "poem": "\n\nGüzellikler kimin elime\n gönül göç eyledi avşar eline \ncanım kurban canım tatlı diline \nbakmazsım sağına soluna\ngüzellikler kimin eline\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellikler Ve Çirkinlikler",
        "poet": "Hamdi Öztürk",
        "poem": "\n\nArılar çiçeklerle beslenirler bal yaparlar; \n Sinekler pisliklerle beslenirler mikrop saçarlar…\n Cahiller kördür şaşı bakarlar; \n Dürüstler kendi yollarında yürürken,\n Yalancılar kendi çukurlarını açarlar! ..\n Karanlık aydınlıktan, yalan gerçekten; \n Öfke ve şiddet sabırdan korkarlar ve kaçarlar; \n Dereler ırmaklara, ırmaklar denizlere ulaşırlar; \n Sonunda hep haklılar, dürüstler ve mantık kazanır! \n Kargalar sürüyle gezerken,\n Kartallar yalnız ve yüksekten uçarlar! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellikler ve Çirkinlikler",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nUğraş elinden geldiğince uğraş güzelliklerle\nSavaş mümkün olduğu kadar savaş çirkinliklerle\n\n(23 Kasım 2005/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellikler ukalası",
        "poet": "Akın Akça",
        "poem": "\n\nNe zaman doğruyu savunsan\nazarı yersin teğet şaplak, en yakından\nbir de,savunanı savunsan\ndoğruyu, kulp hazır, adınmış ispiyoncu.\n\nhalbuki sessizlik durur\nki mutluluktur o\nbir de, sessizlik eser ki\nadamı başarısız kılmak içindir\n\nGüzel işler yapanı öne çıkarmak\nkapının tokmağını tıklatmak\nNe zamandan beri kötü oldu.\nyoksa yayan kalırız\nçıkmazsa sesimiz.\n\ndoğaçlama\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellikleri Bil",
        "poet": "Oğuz Ali Özkan",
        "poem": "\n\nHayat fırsattır,yararlanmayı bil\nDünya güzelliklerle doludur,kıymetini bil\nSorular bilmecedir,çözmeyi bil\nBugün mutlulluklarla doludur,tatmayı bil\nGelecek rüyadır,gerçekleştirmeyi bil\nZaman servettir,harcamasını bil\nHatalar acıdır,ders almasını bil\nBaşarmak var olmaktır,kendini göstermeyi bil\nTecrübe bir okuldur,okumasını bil\nKaybetmek hüzündür,aşmayı bil\nAile destektir,yanında olduklarını bil\nDuygular şarkıdır,söylemeyi bil\nKararların verilmiş bir sözdür,tutmayı bil\nMücadele gelişimdir,büyümeyi bil\nZorluklar hayatın meydan okumasıdır sana,karşı çıkmayı bil\nİstemek duadır,istemesini bil\nSınavlar oyundur,oynamasını bil\nYaşlanmak aşktır,keyfini çıkarmayı bil\nFırsatlar yol haritasıdır,değerlendirmeyi bil\nArkadaşlıklar kol değneği gibidir,kırmamayı bil\nYaşamak görevdir,tamamlamayı bil\n\n\n"
    },
    {
        "title": "GÜZELLİKLERE BÜRÜNEN  GÜL ŞEHRİMİZ Var...",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\nGÜZELLİKLERE BÜRÜNEN  GÜL ŞEHRİMİZ VAR...\n\n       Allah'ın selamı rahmeti, bereketi üzerimize olsun. Dünyanın kalbi olan ülkemizde gerçekten her aranan özellikler ve güzellikler mevcuttur. Yedi bölgeden oluşan Türkiye Cumhuriyeti devleti Asya ve Avrupa'nın birleştiği noktadadır. Köprü vazifesi rolünü de  üstlenmektedir. Üç yönümüzün deniz olması, iki önemli boğazın da varlığıyla daha da değerini artırmaktadır.\n\n     Birbirine yeşil ormanlarıyla bağlanan dağlarımız oksijen deposudur. Her ilin, her ilçenin, kasaba ve köylerin hatta tüm yörelerin arazilerinin verimli oluşu, halkımızın gıda ihtiyaçlarını karşıladığı gibi ihracatın da artması gurur vericidir. Konuyu toprakla da sınırlandırmamak gerek. Toprak içerisinden çıkan madenlerinde fabrikalar, tesisler sayesinde işletilip devletimizin ihtiyaçları, halkımızın ihtiyaçları karşılandıktan sonra ihracatı da onur vericidir.\n\n      Tarihi kalıntıların zenginliği de, plajların bolluğu, turistik alanların ilgi çekici olmasıyla da yerli yabancı turistlerin ziyaretlerini hızlandırmaktadır. Ülkemize gelip hayran kalan bizim adımıza reklamını yapıp turizme katkı sağlamakta, bizlerinde onları misafir edebilme gayreti içinde olmamız gerektiğini hatırlatıp çalışmalarımızı hızlandırmaktadır. Duble yollarımızın arması sevindiricidir.\n\n      Her yörede farklı gıdalar yetişse de ulaşım rahatlığıyla sabit ve gezisi pazarların çoğunluğuyla esnaflar sayesinde her bölgemiz taze ürünlerden de yararlanmaktadır. Her şair ve yazar elbette öncelikle doğup büyüdüğü yöreyi, ilini anlatır. Zaman çerçevesinde yeterli bilgi sahibi olduğunda diğer bölgeleri de kaleme alıp gururla öz veriyle anlatır. Bende ilinden bahsedeyim.\n\n     Özellikle Yaradanın kulu, Resulün ümmeti, kitabımızın Kuran oluşuna çok şükretmeliyiz. Ayrıca  Muhammet Alêyhisselâmın kokusunun sembolü olan gülün ilimizde yetişmesi dünyanın bir çok ülkesine ihracat yapılması, üretenlerin, toplayanların, pazarlayanların, personellerin kazanç sağlamaları\nIsparta ilimiz, ilçelerimiz için ayrı bir gururdur. Sadece gülden bahsetmek diğer ürünlere karşı haksızlık olacağından meyvelerin bolluğundan da yeri gelmişken söz etmek istiyorum. \n\n      Bazı meyveler her bölgede olabilir ama konuyu fazla açmadan özetlemek zorundayım. Gerçekten iklim açısından çok şanslı iliz. Dünyanın bir çok bölgesinde yetişmeyen bazı ürünler meyveler, sebzeler, ilimiz çevresinde ve diğer ilçelerimizde, köylerimiz de bol miktardadır. Teknolojinin de gelişmesi bizim çalışma azmimize dahada kazandırmaktadır. Hayırlısı olsun diyorum.\n\n      Türkiye'nin gül bahçesi diye anılması Isparta şehrimizin imajını dahada değiştirmektedir. Modern yapılar, parklar, dört yanı çiçekli yollar, yeşillikler, mesirelikleri artırdıkça yaşanılır iller içinde içinde ikinci sıradan birinciliğe çıkabilir. Yeni fabrikaların oluşması işsizliği de mutlaka önleyecektir. Tüm ilçelerimizi de tanıtmak için bazı ürünleri paylaşımını yapma gereği duydum.\n\n       Kiraz denilince aklımıza Uluborlu, Şarkikaraağaç, gül denilince Isparta, köy kasabaları, Keçiborlu, Güney kent, elma da,  Eğirdir, Gelendost, Şarkikaraağaç, üzüm, kaysı denilince Yalvaç, Senirkent, ceviz denilince Atabey geliyor Gönen, Sütçüler, Yenişarbademli, Aksu ilçelerimizin de ürettiği çeşitli ürünler vardır özetleyerek anlatmak istediğim husus güzellikler içinde yaşadığımızın farkında  olmalıyız diyerek  konuyu şiirimde özetliyorum.\nAllah kalbimizin, gönlümüzün güzelliğini bozmasın. Hoşça ve dostça kalınız.\n\n  ****** ISPARTA GÜZEL ***** \n\nGülün yaprağın da aşk dolu hisler, \nGülün şampuanı saçları besler, \nGülün dalları da doğayı süsler, \nIsparta güzellik süpermarketi. \n\nGülün sabunuyla elini yıka, \nGülün parfümünü algılar yaka, \nGüllü giysilerle canlı fiyaka, \nIsparta güzellik süpermarketi. \n\nGülün reçelini tatmanız mümkün, \nGülün esansı da gururu Türkün, \nGül suyu şifalı kullanın ilkin, \nIsparta güzellik süpermarketi. \n\nGülün lokumu da ikrama uygun, \nGülle zikre dersen tespihte yaygın, \nGülün iksiriyle artıyor saygın, \nIsparta güzellik süpermarketi. \n\nGüle özentiyle çoktur şekiller, \nGülü anlatmaya ermez akıllar, \nGül ile kaplanır Zeki takılar, \nIsparta güzellik süpermarketi.\n\n***** İLÇELER GÜZEL *****\n\nKızıl dağ ormanı oksijen saçar, \nEğirdir plajı sahili açar, \nSütçüler, Yalvaçtan bir tarih geçer, \nİlçeler güzellik süpermarketi. \n\nElmanın iyisi Gelendost tadır, \nŞ.karaağaç helvası tasta dır, \nDavraz da kayağa herkes hastadır, \nİlçeler güzellik süpermarketi. \n\nAtabey cevizi lezzetli diri, \nUluborlu malum kirazı iri, \nYenişarbademli yaylanın yeri, \nİlçeler güzellik süpermarketi. \n\nKeçiborlu kükürt maden yatağı, \nSenirkent'in zengin dağı, eteği, \nAksu'nun da meşhur ballı peteği, \nİlçeler güzellik süpermarketi. \n\nGönen de öğrenci öğretmen olur, \nGüney kentte varan mis koku bulur, \nZeki değerini her zaman bilir, \nIsparta güzellik süpermarketi.\n\nIspartalı  Zeki Çelik  TÜRKİYE İLESAM il temsilcisi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzellikten Öte Güzellik Gördüm",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nDünyâ sahnesinin gönül tahtında\nİmanla taçlanmış,müminler gördüm\nDöndüm baktım bin kez, gönül gözüyle\nGüzellikten öte, güzellik gördüm\n\nMevlâ'm yaratırken, tüm Kâinatı\nMükemmel donatmış, her mahlûkatı\nHer canlıya vermiş, fâni hayatı\nGüzellikten öte, güzellik gördüm\n\nHer nesne Rabbime, hep niyazdadır\nNe kadar şükretsek, yine de azdır\nHer nefes bizlere, candır  hayâttır \nGüzellikten öte, güzellik gördüm\n\n7 Mart 2014 - Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelliktir ilham veren",
        "poet": "Yılmaz Kaya",
        "poem": "\n\nGüzellik... \n\nBiraz yemek tarifi gibi. \nBir tutam hüzün, \nbir dirhem keder, \nüstüne binbir gülücük serpiştirilmiş taze bahar, \nmis kokulu bir ten, \nbiraz kekik, baharatlardan azar azar, \nsonra aşk ateşinde ağır ağır sevgiyle pişen. \n\nGüzellik... \n\nBazen bir öpücük gibi gülümserken, \nbazen kelimelerden ağır bir bakış. \n''Bir hiç olsam sever miydin? '' derken yanağından süzülen bir damla yaş, \nama çoğu zaman sadece tebessümle hayalini kurduğun bir aşk hikayesi... \n\nilham veren... \n\n27/09/2009 \n\nYILMAZ KAYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelliklerin Bir Adısın",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\nNe güzelsin öyle gülerek candan\nHer zerreye isliyorsun dokunmadan..\nSevda seli, askin mor gülüsün\nSensiz bahcelerde ciceklerin rengisin! \n20.01.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelm Benim",
        "poet": "Şaban Moğul",
        "poem": "\n\nçimenli bahçelerde bulgur eliyo,\nkendi görünmüyo,....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelsin",
        "poet": "Sadun Aksüt",
        "poem": "\n\nYüzünde bir ilâhî fecir güzelliği var\nGözünün bakışında aşkın özelliği var\nBaşını taçlandıran ipeksi saçlarınla\nGökten süzülüp gelmiş melek güzelliğin var.\n\nBursa, 11.09.09\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelsin sevdiğim",
        "poet": "Dursun Demiray",
        "poem": "\n\nGüzelsin sevdiğim ceylan gibisin\nBaşına çiçekler taktığın zaman\nMahvolurum ben yanarım giderim\nGözlerin gözüme baktığı zaman\n\n\nGül ağacı gibi güller açarsın\nEtrafına mis kokular saçarsın\nSığmazsın engine dolar taşarsın\nDeli çaylar gibi aktığın zaman\n\n\nŞu dünyada bir kez sevmişim seni\nUğruna koymuşum bu feda canı\nİnsaf et sevdiğim bırakma beni\nYüreğim aşkına yaktığın zaman\n\n Gelecek o günler mutluluk yakın\nKesme ümidini yollara bakın\nDua et sevdiğim unutma sakın\nAyrılık derdini çektiğin zaman\n\nBu can sensiz dünyayı ne eder\nGeçiyor günlerim gam ile keder\nDayanmaz yüreğim eriyip gider\nArkamdan gözyaşı döktüğün zaman\n\n                     1988\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzergah   ",
        "poet": "Baki Yaya",
        "poem": "\n\nGirizgahım yoktur, olsa ne fayda?\nGüzergahım haktır, bulun o safda.\nDünya, ahiret gitmiyor bir rayda.\nAhiret dünyamız olmalı bizim.\n\nİman etmek gibi, olmaz keramet.\nHakkı arayanı, bulur hidayet.\nBenim kalbim temiz demez bir ayet.\nKalbimiz, aşk ile dolmalı bizim.\n\nBir kelimeden, bin bir hikmet çıkar.\nGarip Baki, olmaz davada çıkar. \nÇıkar için yola, münafık çıkar.\nÇıkılan yollar aşk olmalı bizim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelsin izmir",
        "poet": "Fatih Tutuk",
        "poem": "\n\ncennet bahçesinde sanki bir köşe\nbenim için çok çok özelsin izmir\nkimisi aysuda kimisi ayşe\nkordonda kızlarla güzelsin izmir\n\nsahilde oturup bir çay içmeli\ngüzeller içinde bir yar seçmeli\nsevip okşamalı candan geçmeli\nkordonda kızlarla güzelsin izmir\n\nkonaktır sevdanın başladığı yer\nalsancak çiftlerin buluştuğu yer\nelele gözlerin buluştuğu yer\nkordonda kızlarla güzelsin izmir\n\n 04.12.2013 İZMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzin'in Bahçesi",
        "poet": "Yakup Yurt",
        "poem": "\n\nBüyük oğlumuz bisiklete bindi gitti\nTaze çıtır ekmek almaya\nSen mutfakta çay demliyorsun\nAşk meyvesi küçük oğlumuz uyuyor\nKoltukta derin derin\nSabah saat dokuz çiçekler sulanıyor\nBahçede her yer serin \nBil bakalım karıcığım\nEn güzel bahçe neresi? \nNe Aytepe, ne Kızlarderesi\nSadece kâlbimin sana ait köşesi...\n\nYakup YURT \nUmurbey - 30 temmuz 1999\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelyalı Sahilinde",
        "poet": "Fatma Müjgan",
        "poem": "\n\nŞarap gibi içeceksin,şu grup vakti, denizi...\nGözlerimle izleyeceksin,bu sahillerdeki gizi...\nBirazdan flört edecek,\nsessizce gelen gece, denizle...\nsabredersen göreceksin,geceyle sevişen denizi...\n\n                                                            Ekim 2000/Güzelyalı-İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzin'in Yeri",
        "poet": "Yakup Yurt",
        "poem": "\n\nUzun bir tatil gününün sonunda\nBalkondan körfeze bakıyorum\nYorgun güneş yavaş yavaş batmakta\nBitkin de olsa durmak yok ona\nDönen dünya ile başı belâda.\nKırlangıçlar ötüşüyor uçuşarak\nMarmara'dan esen meltemle\nSallanıyor kavaklar sarhoşçasına\nRakının dozunu kaçıran\nBıçkın köy delikanlısı misali\nHava temiz\nÇevre sessiz\nUmurbey güzel \nAma olmuyor yine de\nSensiz! ..\n\nYakup YURT \nUmurbey - 08 temmuz 1999\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzelsin Güzel İstanbul",
        "poet": "Arzu Kurbani",
        "poem": "\n\nCennet gibi bir diyarsın\nAşıklara vefakarsın\nTürkiye'nin baş tacısın\nGüzelsin güzel İstanbul.\n*** *** *** *** *** *** ***\nCaferağa medresesi\nMimar Sinandır dahisi\nDünyada yoktur aynısı\nGüzelsin güzel İstanbul.\n*** *** *** *** *** *** ***\nDünya kültür mirasıdır\nGüzellik Ayasofyadır\nJustinye'nin yapısıdır\nGüzelsin güzel İstanbul.\n*** *** *** *** *** *** ***\nKanuni Hürrem Sultana\nHamam yaptırdı Sinan'a\nArmağandır bu cihana\nGüzelsin güzel İstanbul.\n*** *** *** *** *** *** *** \nMavi Camii adı almış\nBatılılar hayran kalmış\nSultanahmet ünü sarmış\nGüzelsin güzel İstanbul.\n*** *** *** *** *** *** ***\nBinbirdirek Sarnıcıdır\nDüşmanlara bir acıdır\nSultanahmetin tacıdır\nGüzelsin güzel İstanbul.\n*** *** *** *** *** *** ***\nBüyük Hipodrom Meydanı\nBayramlara olur tanı\nCoşuyor insanın kanı\nGüzelsin güzel İstanbul.\n*** *** *** *** *** *** ***\nYosunla deniz kokusu\nBalık ekmeğin en hası\nYeşilköydedir doğrusu\nGüzelsin güzel İstanbul.\n*** *** *** *** *** *** ***\nÇinili Köşke hayrandı\nOsmanlıdan bize kaldı\nFatih Sultan Mehmet yaptı\nGüzelsin güzel İstanbul.\n*** *** *** *** *** *** ***\nŞirin Vadidir İnceğiz\nTabiatta sanki yıldız\nBöyle yerleri sayısız\nGüzelsin güzel İstanbul.\n*** *** *** *** *** *** ***\nBeyoğlu,Taksim,Kadıköy\nNişantaşı ve Ortaköy\nHerkesten alır geçer oy\nGüzelsin güzel İstanbul.\n*** *** *** *** *** *** ***\nMüthiş İstanbul Boğazı\nSemaya benzer denizi\nYapacaksın hergün gezi\nGüzelsin güzel İstanbul.\n*** *** *** *** *** *** ***\nYalnızlığın simgesidir\nKimsesizliğin sesidir\nMasum bir Kız Kulesidir\nGüzelsin güzel İstanbul.\n*** *** *** *** *** *** ***\nGüzel Çırağan Sarayı\nDavetinin yoktur sayı\nBulamazsın bu havayı\nGüzelsin güzel İstanbul.\n*** *** *** *** *** *** ***\nSaymakla bitmez sarayı\nDolmabahçe, Beylerbeyi\nTopkapı, Yıldız Srayı\nGüzelsin güzel İstanbul.\n*** *** *** *** *** *** ***\nFarklıdır Kapalıçarşı\nTarih kokuyor her taşı\nBinbir nimet tatlı aşı\nGüzelsin güzel İstanbul\n*** *** *** *** *** *** *** \nMüzeleri dünyada ilk\nHavacılık, Denizcilik\nAskeri, birde Atatürk\nGüzelsin güzel İstanbul.\n*** *** *** *** *** *** ***\nKültür kenti her yönüyle\nGeçmişiyle bugünüyle\nDunyaya salmış ünüyle\nGüzelsin güzel İstanbul\n*** *** *** *** *** *** ***\n         -SON-\n\n    Arzov Kurbani \n.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzin'in Gençlik Yılları",
        "poet": "Salah Birsel",
        "poem": "\n\nBen Güzin' i düşünürken\nGüzin' in de düşündükleri vardı\nİnce inceydi parmakları\nMinnacık bir yüzü vardı\n\nGüzin' in aklında\nAtlar arabalar\nDaha ba....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Guzine geçmişler..",
        "poet": "Hüseyin Fevzi Bir",
        "poem": "\n\nguzine bir sobanın üzerinde ısınan semaver suyu ile duş almaktan aşırı bi şekilde zevk alan..katledilen çoğu deniz canlısı ile uzaktan yakından hiç bi alakası olmayan.. eski futbolcuların şortlarının kısalığı dikkatini celbeden..çekiç örs üzengi kemiklerinden örsü yaşıtlarından yıllar önce kendi ayakkabı dükkanlarında tanıyan..ve her eminönü inişlerinde bir teyzoğlu muhabbetine hasret kalıp ve bunu çoğu zaman ney çalan bir istanbul bedesteninde sütlü kahve içiminde giderebilen adam..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzparkı Sarışın",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nBilmem mi\nBilirim ucu ötesi olmayan süzgün seyirlerle\nSessizliğin \nEn kucaklar gelişmeyen kıyısında bir yerde\nKayıp düşüncelerle emzirilmiş iki gönül ortasını\nBilmem mi bilirim lakini \nBelki demem...\n... diyemem\nIssız ve geniş susuşlara yakın\nOrtalıklarda öksüz gezen peşe düşkün\nEvi barkı yokların rüzgarlarını \nIslık ıslığa çalarak \nAy doğmadan evvel uzak kırlara\nKarlar kışlar düşmeden \nHuzursuz bir ayna içi yorgun adımlı kaldırımlara\nAsvaltta... \nSarı ve gümüş rengiyle bir çok düş..\nDalların ucuna basa basa gelen gündüzün \nKendini habersize savan tarafında\nSevmek kapısının\nYolunu bilen herkese sonuna kadar açıktı\n Geceyi şimdiden hazırlayan\nSoludukca nefesi daralan güz parkında\nNe bileyim hani...bilsem de diyemem\nOrtamız kahve sütlüce şekerdenolan\nSelamını salar gibi oraya buraya\nEskiden kalma çirkin demeye bin şahit isteyen\nEsim esim bir esintiyi\nİki kaşın arası nazlıca bir bakışa \nSüzgününü hayran bırakan\nSalınıp ırgayan yeller sarı\nYer sarı, göksarı sarı, ay sarı,\nGeçmiş kendi yamacına oturmuş\nYaprağını serip uzanan düşde gibi bir kadın\nO da sarı dedikce sarı\nHepsinden daha sarışınsarı\n\nSeyfi Karaca.........Kasım / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzün Dediği",
        "poet": "Erkan Özer",
        "poem": "\n\nmevsim sonbahar\ndüşmek için dalından\nrüzgar beklemez\nyapraklar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Güzün İntikamı",
        "poet": "İsmail Haşimoğlu",
        "poem": "\n\nsarı yaprakların sürülüşüdür gönlüm\nsarı olmadan önce yeşil olan yapraklar\nbana ait değil artık bende değildir hüznüm\naçar bir yerlerde sararan sarmaşıklar\n\nneyzenin taksimidir yol boyunca duyulan\nhüzzam besteyi çalar rüzgarda esen dal\nhıçkırıklarımdır kendi sesinde boğulan\ney solgun göz  beden bitikliğini durma sen al\n\naheste kıvrılır yollar sarı tablo üzerinde\nmahşer kadar sessiz mahşer kadar yırtıcı\ntuttu mu öfke kusar gelirler üstüne üstüne\nbirikir kandan akar da göze güzün yağmurları\n\nçamurdan dudaklarda bir küfür eser kendince\ngiden baharın ardından gider kendince\narta bırakır kendinden kalanları\ngüz alır güzden kendince intikamını\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H A S T A    a",
        "poet": "Ahmetnecat Ucur",
        "poem": "\n\nOlma sakın, olma hasta\nDurma ye, yap kuru pasta\nProtein ve nişasta\nKarılmıştır, hazır, tasta\n\nBir sen değilsin ki hasta\nBiz, siz, onlar, herkes hasta\nHastalıklar, hasta, hasta\nÖlmedin ya, yaşa hasta\n\nNeden oldun aşka hasta\nKırık kalp yasta, aşk yasta\nÖlmez, olsa da aşk hasta\nSürünür aşıklar yasta\n\nDeğilsin hiç, asla hasta\nÜzülme gel, kalma yasta\nSevmeyenler olsun hasta\nSevilemeyenler yasta....\n\nŞAİRcik, Ahmet Necat UCUR,Bozüyük\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H A S T a",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nSabahtan bu yana başı dönüyor,\nKurduğu hayaller bir bir sönüyor,\nAteşi yükselmiş vücut yanıyor,\nÜstüne varmayın bu gün çok hasta.\n\nTebessüm sunmuyor surat asıldı,\nTerleyip soğudu, sesi kısıldı,\nReçete yazıldı ceza kesildi,\nÜstüne varmayın bu gün çok hasta.\n\nAldığı alkolden bozulmuş kanı,\nEhliyet alınmış sıkılmış canı,\nDüşünemez olmuş şerefi, şanı,\nÜstüne varmayın bu gün çok hasta.\n\nİyiyim demekle iyi olunmaz,\nKaynak bulunmazsa sular durulmaz,\nBoyunu aşacak riske girilmez,\nÜstüne varmayın bu gün çok hasta.\n\nÜstünü örtünüz birazcık yatsın,\nKaç gündür uyanık uykuyu tatsın,\nArtıyı, eksiyi Zeki anlatsın,\nÜstüne varmayın bu gün çok hasta.\n\n9-4-2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H A B E R  g a z e t e s i",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nIsparta ilimiz bunlara layık,\nDenetim sürecek önemli sağlık,\nDuyarsız kalmayın mevcut insanlık,\nHaberden haberin olacak elbet.\n\nAcı, tatlı mesaj göreceksiniz,\nTanıtıma reklam vereceksiniz,\nGüncel olayları bulacaksınız,\nHaberden haberin olacak elbet.\n\nBir telefon kadar size yakınız,\nŞiirle, metinle  içe  akınız,\nHer türlü spor da bura bakınız,\nHaberden haberin olacak elbet.\n\nBindokuzyüz doksansekiz kuruluş,\nMemnuniyet verir hizmet,yoruluş,\nŞevket Karahanla tanış ve buluş,\nHaberden haberin olacak elbet.\n\nZeki kadrosuyla koşturmaktadır,\nOkuyucuları coşturmak tadır,\nZalimin sesini susturmaktadır,\nHaberden haberin olacak elbet.\n\n16-12-2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H a n i f e  + O S M A N",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nHanife kızımız gelin olacak,\nAllah'ın izniyle yavru bulacak,\nNişanı yapıldı yeğen alacak,\nİnşallah bayrama bize gelecek.\n\nFakılar köyünde dünyaya geldi,\nEğitim alınca öretmen oldu,\nArtılı, eksili  hedefi  buldu,\nTürkiye onunla gurur duyacak.\n\nEli de hünerli her işi yapar,\nŞükreder  saygılı  elini  öper,\nOsman'a aşıktır sevgiyle tapar,\nSamimi ortamı elbet yayacak.\n\nMelekler misali güzel mi, güzel,\nAraştır,incele dürüstce sözal,\nNazarlar değmesin dinle de hazal,\nIsparta şivesi dilde kalacak.\n\nNasipli,kısmetli açıktır şansı,\nEğlenip coşuyor yapıyor dansı,\nŞairin, Zeki'nin şiir avansı,\nİnanıp,güvenip yuva kuracak.\n\n24-7-2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H a r c a y ı n",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nDüzanbaz tuzakla yürütür falcı,\nSaati  düşünün  nasıl  yalancı,\nDöviz de yalaka yoktur inancı,\nPara erde durmaz harcayın gitsin.\n\nAçıkta  kalmayın  giysiler  alın,\nTesettüre uygun kıyafet  bulun,\nMuhtacı düşünün fedakar olun,\nPara elde durmaz harcayın gitsin.\n\nSağlığı koruyun gıdayı seçin,\nVitamini  sunan  suları  için,\nYemekler pişirin,sofrayı açın,\nPara elde durmaz harcayın gitsin.\n\nBarınak,yataklar,yorgan önemli,\nHalı,kilim  serin  olmasın  nemli,\nKoltuğa yastanın çaylar da demli,\nPara elde durmaz harcayın gitsin.\n\nİmkanın var ise mobilya döşe,\nDaire,  araçla   artıyor   neşe,\nHediyeler verin  Zeki  kardeşe,\nPara elde durmaz harcayın gitsin.\n\n7-11-2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H a k k ı   E r ç i n",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nHayırlı evlatsın gururum benim,\nAyrılık zoruna gidiyor senin,\nKahverengi gözün,esmerdir tenin,\nKahraman askeri yakında görün.\n\nIsparta ilinde kaç yıl eğittim,\nEmekler çekerek sizi büyüttüm,\nRüyalar görerek sardım uyuttum,\nÇantalar dolusu sevgi dağıttım.\n\nİyimser oğluma hediye  aldım,\nNazına katlandım gönlüne doldum,\nİncecik ruhunda nameler buldum,\nNazarlar deymesin yiğit yavruma.\n\nDoğum günü bugün kutlamaktayım,\nOğluma hasreti katlamaktayım,\nGönülden öpücük şutlamaktayım,\nUpuzun boylusun, dürüst huylusun.\n\nMemleket sizlerden çokşey bekliyor,\nUğruna fedasın sorun yüklüyor,\nNeyin var,neyin yok Zeki yokluyor,\nAnnen hatıranı  öpüp  kokluyor.\n\n13-1-2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H a t a    Y a p m a",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nBen bende değilim kükredim taştım,\nSevdamın yeliyle dağları aştım,\nArkana bakmadın peşinden koştum,\nGönlümü zincire vurduramassın.\n\nEvet dersen eğer sakinleşecek,\nYuvaya bağlanıp saygınlaşacak,\nBıraksan şöhreti yaygınlaşacak,\nSınırsız aşkımı durduramassın.\n\nSorunu başbaşa çözmemiz lazım,\nÇevrede kol kola gezmemiz lazım,\nÇeyiz,ihtiyacı düzmemiz lazım,\nŞahsıma tuzaklar kurduramassın.\n\nAile ferdimiz birleştirmeli,\nDüzenli konuta yerleştirmeli,\nHer şeyi eşitce paylaştırmalı,\nÇevremize düşman sardıramassın.\n\nYıllarca kendimi sana adadım,\nSaygımı gösterdim sözü budadım,\nSırrımı ellere anlatamadım,\nZeki'yi dertlere kardıramassın.\n\n30-11-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H A S R E T   B I R A K M a",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nKulağım duymazsa hüznünü saçar,\nİltifatlı sözler  zarını açar,\nUnutursan eğer huzurum kaçar,\nİncecik sesine hasret bırakma.\n\nÖzlemle kavuşsam buzları erir,\nAşkın deryasına kolunda yürür,\nGüler yüz sundukça karşılık görür,\nSıcak nefesine hasret bırakma.\n\nGürültülü sesten dışarı kaçtık,\nNice yokuşları birlikte aştık,\nManzara güzeldi sınırı taştık,\nSevda tepesine hasret bırakma.\n\nHer kadının vardır yiğidi, eri,\nSevdanla kuşattın gökleri, yeri,\nAltın, bilezik siz alınmaz karı,\nGerdan, küpesine hasret bırakma.\n\nBence de geçerli Zekinin sözü,\nİyilik doludur yüreği, özü,\nGörücü gelerek mutlu bizi,\nNişan sepetine hasret bırakma.\n\n24-3-2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H a t i m",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nAile içinde kayıplar vardır,\nKuran'ı hatmetmek en büyük kardır,\nDuacı olanlar çok bahtiyardır,\nBüyükler ruhuna okunur hatim.\n\nVatanı beklerken pusuya düşer,\nOnların acısı ciğeri deşer,\nHergün okuyunuz üçer ve beşer,\nŞehitler ruhuna okunur hatim.\n\nAllah'ın kelamı herkese şifa,\nAmelle gidenler sürüyor sefa,\nYapılan hayırla çekmiyor cefa,\nÖlenler ruhuna okunur hatim.\n\nDünyada yaşıyan ferdini ansın,\nFakir,fukaralar çorbaya bansın,\nOkumak sevaptır herkes inansın,\nMerhumlar ruhuna inilir hatim.\n\nAkıbeti meçhul olanlar çoktur,\nKavuşma imkanı belkide yoktur,\nZeki'nin arzusu güzel ahlaktır,\nKayıplar ruhuna okunur hatim.\n\n12-6-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H a y a t  S E N d e",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nSeni tanımaktan inan mutluyum,\nNiyetim cittidir ondan tatlıyım,\nYalnızda sayılmam çift kanatlıyım,\nBeynime göresin hayat dolusun.\n\nGiydiğin giysiyi yakıştırırsın,\nGözleri,gözlere çakıştırırsın,\nKolları,kollara sıkıştırırsın,\nGönlüme göresin hayat dolusun.\n\nYanına yaklaşma sakın ellerin,\nDomurcuk çiçeksin açsın güllerin,\nBeni benden alır tatlı dillerin,\nKalbime göresin hayat dolusun.\n\nÇevremi kuşatır öyle gezersin,\nGelinlik içinde daha güzelsin,\nHelalım olursun bana özelsin,\nRuhuma göresin hayat dolusun.\n\nZekana hayranım duygu kükrüyor,\nŞiire, nesire mana yüklüyor,\nSırada pilaket,ödül bekliyor,\nZekiye göresin hayat dolusun.\n\n15-11-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*H a y r a n ı M*",
        "poet": "Ali Cemal Ağırman",
        "poem": "\n\nİsmine, cismine\nÖzüne, asaletine.\nAşktaki adaletine\nHayranım…\n\nDuygulardaki kelamına.\nİnsanlıkta ki selamına\nVatana, Bayrağa, Ataya\nOlan bağlılığına.\nİnan hayranım…\n\nBoyuna, posuna, endamına.\nBiraz  işve, biraz cilve\nBiraz şen, \nBiraz şakrak yanına.\nVallahi, hayranım…\n\nKömür karası\nZülüflerinin teline\nHilal kaşlarına\nEla gözlerine\nAşkı konuşan, bal diline\n\nDahası\nİnsan Seven, \nAltın yüreğine\nBillahi  hayranım…\n\nHayran bıraktın \nEninde sonunda\nAşık ettin beni kendine\nDüşürdün beni, ne yazık ki\nŞiirlerin diline\n\n***Seviyorum seni***\n***Seni Seviyorum***\n***Seviyorum seni***\n***Aşkım bitanem***\n        Bu iyi biline\n\nS   A   Y   G   I   L   A   R\n16.Şubat 2008-\nAşkın Doğum günü\nŞair 67\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H a y r e t",
        "poet": "Ali Rıza Ünal",
        "poem": "\n\nA ç t ı m! ! sine-i sırrımı, alemi cihana.\nH i c a p l a r! rezil akıl istifra eyledi.\nB u hayret vadisine, sadık olan gelsin.\nT a k l i d i  iman firar istifa eyledi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H a z i r a n",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nİlkbahar mevsimin kalır içinde,\nGünleri geçirir başka biçimde,\nİlhamı artırır sanat açımda,\nHaziran ayının sonuna geldik.\n\nRüzgar ve fırtına zamanla esti,\nYağmurlar yağdıkca doluyor testi,\nYarışlar yaparken doldurduk pisti,\nHaziran ayının sonuna geldik.\n\nAğaçlar yeşerdi, çiçek buruştu,\nKıvamını aldı meyva oluştu,\nMahsüller susadı,toprak soruştu,\nHaziran ayının sonuna geldik.\n\nZiyaretkah oldu ekili alan,\nOrtaya çıkıyor böcü ve yılan,\nTatile gidiyor imkanı olan,\nHaziran ayının sonuna geldik.\n\nZekinin ömürden bir ayı bitti,\nBaharı  yaşattı, yazına itti,\nAlacak,verecek kafayı üttü,\nHaziran ayının sonuna geldik.\n\n30-6-2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H A Y V A N  s e v e r",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nÇocukken hevesi oldukca artar,\nMinnacık yavruyu yakalar tutar,\nKafese koyunca yem,suyu katar,\nGençleri sarıyor hayvan merakı.\n\nBesleyip büyütür her tür köpeği,\nHanede beslerler sincap,kediyi,\nDeney de kullanır doktor fareyi,\nGençleri sarıyor hayvan merakı.\n\nNe kadar sevimli kelebek,tavşan,\nKorkuyu sarıyor aslan ve yılan,\nBalığı  salıyor akvaryum  alan,\nGençleri sarıyor hayvan merakı.\n\nKuşların türleri saymakla bitmez,\nAyı ve domuzlar pek memnun etmez,\nBüyükbaş olanlar mekan da yatmaz,\nGençleri sarıyor hayvan merakı.\n\nKümeste barınır horoz,tavuklar,\nMaymun,papağanı Zeki sayıklar,\nKoyuna, keçiye  layık  oluklar,\nGençleri sarıyor hayvan merakı.\n\n28-11-2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H a y ı r s a",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nİznini alarak kuruyorum iş,\nKimse geçirmesin bedenime diş,\nHelalından olsun tüm alışveriş,\nHayırlıysa nasip eyle Yarabbi.\n\nAile ferdide huzuru tatsın,\nDesteği artırsın sermaye katsın,\nHedefim daima onüçten tutsun,\nHayırlıysa nasip eyle Yarabbi.\n\nVergide,algıda zorluk çıkmasın,\nHak,hukuk geçmesin boyun yıkmasın,\nÇalışan işciler asla bıkmasın,\nHayırlıysa nasip eyle Yarabbi.\n\nFakire,yoksula katkım bulunsun,\nFitre ve zekatım elden alınsın,\nEnerjim yoluna aksın,salınsın,\nHayırlıysa nasip eyle Yarabbi.\n\nZeki'nin sutuna fikri yansıdı,\nOlumlu olunca içi ısındı,\nÇeneler yoruldu diller aşındı,\nHayırlıysa nasip eyle Yarabbi.\n\n27-7-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H. Adalet",
        "poet": "Küçük İskender",
        "poem": "\n\nBir erkek kardeşim olsa ölür bu bir mısır\n\tsanatıdır diyerek elindeki ömür mecmualarını\n\tşerbete batırırsa çekirdekli yaz mevsiminde\n\tşüpheli; \nAşklar yaşayarak kalbi karıncalanan o kızıl\n\tderili çocuğun toz dudağıyla zalim bir\n\tmeşgale edinircesine ellerini kavminin\n\tbüyüsünde seyrelttiği; \nKalacak ad: seçilmemiş ruhun orospuluğu, söylenirse, \n\tbiri kendi gözlerini ele verir. bir cildin\n\tleoparları örgütlemesi\n\tgibi kararsız başlarsa sanrı, sesinde\n\therkesi yenecek bir boğa görülür; \nEllerini açıklayarak geçirdi hayatını bir saniye\n\tmüsayedeyle her yerinden ayağa kalkmış\n\ttebessümün boşluğunda diz çöküvermiş\n\tpencere kenarlarıyla yalnızca az pişmiş\n\tölüleri ellerinden tutup cennetten\n\tcehenneme karşıya geçiren; \nNeden tozlanmaz birlikte terkedilmiş evlerdeki\n\tpikaplar ve neden, kırıldığında bir 45'lik\n\tplak, çığlık çığlığa kurumuş bir nehre iner\n\tyüzlerce martı ve leylek; \nLacivertler ve bu ben!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H A Z I R L I k",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nBeş yaşın ötesi bunu gösterir,\nOkulda toplanır zengin ve fakir,\nÖğretmen her çeşit oyuncak verir,\nHazırlık sınıfı geçtim çok şükür.\n\nBoyama kitabı oyalayınca,\nPeş peşe rakamlar sıralayınca,\nHocamda hatamı bulamayınca,\nHazırlık sınıfı geçtim çok şükür.\n\nRengarenk yapbozlar yerine kondu,\nYığmaca yapılar manzara sundu,\nPlastik hayvanlar üst üste bindi,\nHazırlık sınıfı geçtim çok şükür.\n\nBüyüğe saygım var, küçüğe sevgim,\nKültüre, sanata artıyor ilgim,\nYüksek okullarda katlanır bilgim,\nHazırlık sınıfı geçtim çok şükür.\n\nAnnemde, babamda tutar elimden,\nHayırlı dualar çıkar dilimden,\nZekice yürürüm doğru yolumdan,\nHazırlık sınıfı geçtim çok şükür.\n\n30-9-2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H- April Geest.-063-Holland",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nH- April Geest.-063-Holland \n\nDoe jullie Weten.... \nApril Geest...... \n\nDoe jullie herinneren zich.... \nTegen het eind van de week...... \nJullie zullen komen..... \nIn mijn hand...... \nArriveer is ene rood kwam.... \nUw van de wang.... \nIk Zoenend..... \nIk liefheb Jullie.... \nIk wil om te zeggen.... \nEn... \nDe tijdperk stopte nu.. \nWij hier.... \nRood opkwam droogmaakte... \nMijn hart zeer sorry... \nDe leeftijd van de twee drop... \nEenenviertig hart... \nTe wachten staat de jullie....\n\nBegrijp me.... \nApril Geest.... \n\nMersin-23.04.1980-Bilal Genis\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H AT A l ı",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nSağlıkla,varlıkla oynanmamalı,\nZararlı maddeler sağlanmamalı,\nReklamlar sunarak bağlanmamalı,\nZora ki ölümü seçen hatalı.\n\nHaneye,komşuya sıkıntı veren,\nGereksiz şeylere serveti seren,\nDepresyon  yaşayıp, krize giren,\nİçkiyi,esrarı  içen  hatalı.\n\nAnadan dünyaya tertemiz doğduk,\nŞeytana aldandık nefise uyduk,\nŞehvete battıkça günahkar olduk,\nNamahrem yerini açan hatalı.\n\nVatanı,milleti düşün meliyiz,\nHer ırktan insanla geçin meliyiz,\nHuzurlu ortama taşın malıyız,\nKin,nefret öfkeyi saçan hatalı.\n\nSüper güç devletler savaşmaktadır,\nPetrollü bölgeye  yanaşmaktadır,\nZeki de gerçeği konuşmaktadır,\nBarıştan, sevgiden  kaçan hatalı.\n\n21-9-2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H.Biri Canın Ortağı Biri Yakın Arkadaş",
        "poet": "Osman Öcal",
        "poem": "\n\nBiri Canın Ortağı Biri Yakın Arkadaş\n\nHissedince acını uzaklaşıp paslanan,\nHangi omuz ola ki gözyaşınla ıslanan,\nYel vurmadan bellidir sana doğru yaslanan.\n.......Biri canın ortağı biri yakın arkadaş,\n.......Her testiden suyunu dolma sakın arkadaş! \n\nBaston gibi kullanır zayıf noktadan vuran,\nSormazsan maytap olur saati menfi kuran,\nMenfaat gözetir mi koşup arkanda duran? \n.......Biri canın ortağı biri yakın arkadaş,\n.......Gevrek olan birini bulma sakın arkadaş! \n\nZaafını kullanan darda koyar başını,\nZevkine hitap eden sensiz yemez aşını,\nPırlantalar içinde tanı zümrüt taşını.\n.......Biri canın ortağı biri yakın arkadaş,\n.......Her sarrafın malını alma sakın arkadaş! \n\nİlk sırayı alanın gölgesisin yanında,\nİkinciniz olanın şeref kokar kanında,\nHangi çiçek bal verir her yılın nisanında? \n.......Biri canın ortağı biri yakın arkadaş,\n.......Rast gelene selamı salma sakın arkadaş! \n\nBir bakalım hangisi yaşıyor saltanatlı,\nHoş zamanın aşığı darda kaçan bin atlı,\nZor günlerin gediği uçar gelir kanatlı.\n.......Biri canın ortağı biri yakın arkadaş,\n.......Hazır yiyen güveyle olma sakın arkadaş! \n\nVuslatî cepten yemez kimi verir huzuru,\nKimi gölgelik olur kimi besler kusuru,\nZalime meydan okur cesurların cesuru. \n.......Biri canın ortağı biri yakın arkadaş,\n.......İki âlemde dostsuz kalma sakın arkadaş! \n\n                               15.04.2008\n                               Osman Öcal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "h.d  004  ÖZGÜRLÜK",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nİnsan, hırsının hasedinin, \ndevletler, gurur kibir ve istilacı karakterinin esiri olmaktan kurtulmadıkça; \n\nYine insan ben deyip gurur denen sanal kimliği ile yaratıcısına rakibane meydan okuduğu, o benlik ile kendisini hemcinslerinden üstün gördüğü, üstünlüğünü sağlama ve ıspatlama zaafının esiri olduğu; \n\nBenim deyip misafir ve emanetçi bulunduğu mülkü gasıbane işgal ettiği ve onu sahiplenip, diğer emanetçiler ile kavgasını sürdürdüğü müddetçe hiç kimse hiçbir zaman özgür olamayacak. \n\nÖzgürlük; \nSözlüklerde, güzel bir tarif, \n\nDillerde, \nözlem dolu mutluluk veren bir söz, \n\nGönüllerde, \nuzakta olsa ulaşılabileceği düşünülen bir hasret, \n\nŞiirlere, \nruhtan taşıp gelen fiziği aşkın bir his, \nbir kara sevda olarak kıyamete kadar yaşayacaktır. \n\nÖzgürlüğü isteyen, özgürlüğü katledenden başkası değil ise, \nO zaman özgürlük adına kim kimden ne istiyor. \n\nİnsan zaaflarından özgür olmadıkça, \ninsanlık özgürlüğü tadabileceğini mi sanıyor? \n\nHeyhat! \n\nAmma yine de umutsuzluğun inadına, \nham bir hayal bile olsa Ö Z G Ü R L Ü K diyoruz. \n\nÖzgürlük türküsü söyleyen özgürlük sevdalılarına, \nözgürlüğün sınırsız ve sorumsuz bir yaşam tarzı olmadığını, \n\nbaşkalarının özgürlüklerine saygı disiplininin adı olduğunu hatırlatmadan edemiyor,\n\nişin edebiyatı ile sözde özgürlük için değil, \nözde özgürlük için, herkesi özgürlüğe ve özgürlüklere saygılı olmaya davet ediyoruz. \n\nÖzgür bir dünya için; \nHırsından, hasedinden, bencilliğinden, kin ve düşmanlığından özgür insanlar olmadıkça, özgür olunamayacağının altını çizmeden de geçemiyoruz. \n\nÖzgürlük BEN ve BENİM demekten vazgeçip, \nBİZ ve BİZİM demeyi öğrenmenin tadına doyulmayan, \ndeğeri takdir edilemeyen büyük mükafatıdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H.Cennet",
        "poet": "Osman Öcal",
        "poem": "\n\nCENNET\n\nUykuya dalınca sayıklar beni; \nAyıkken mor ışık yaymadı Cennet.\nHoranta içinden ayıklar beni; \nBir ömür kocadan saymadı Cennet.\n\nYumuşlar hazırdı işten gelince; \nNeler demezdi ki kendi dilince.\nAkardı gözlerim sevgi selince; \nAcıyan kalbimi duymadı Cennet.\n\nNe sevgi gösterdi ne aldı benden; \nGeride bırakıp yürüdü önden.\nDönmedi geriye her geçen günden; \nBaşını koluma koymadı Cennet.\n\nHoş gördü ‘deli’yi kendi sanında; \nHatır gönül yoktu sohbet anında.\nHep yerilip durdum elin yanında; \nEvlilik ahdine uymadı Cennet.\n\nEğerdi ömrümü, sardım yumağı; \nÇeyrek yufka idi cennet sunağı.\nHem aşçısı oldum hem de yamağı; \nMutfakta bir soğan soymadı Cennet.\n\nHemi savcım oldu hemi de kadı; \nAlmadım dünyadan zevk ile tadı.\nAldığım her gülde yazardı adı; \nBir kere vazoya koymadı Cennet.\n\nNe bırakıp gitti ne boşsun dedi; \nNispetçim kesildi evdeki kedi.\nAldırdı kuzuyu onunla yedi; \nRazıydım gözüme, oymadı Cennet.\n\nAğardı saçları gözleri kömür; \nHazan mevsimine dayandı ömür.\nEmperyal yaşadı sömür ha sömür; \nSermayem bitti de doymadı Cennet.\n\nYedikçe şişti ya güçsüz dizleri; \nSallandı aşağı tombul yüzleri.\nPerişan eyledi Cennet bizleri; \nVerilen diyete uymadı Cennet.\n\nNe ciğeri kaldı ne de midesi; \nÇiçek açtığında sultan iğdesi.\nSırayı beklerken ömrü vadesi; \nAğzına bir lokma koymadı Cennet.\n\nBeden tökezlerken kalbim uyandı; \nVuslatî cemalim küle boyandı.\nBir an geldi ecel, cana dayandı; \nÖptüm gözlerinden, aymadı Cennet.\n\n                                    26.07.2007\n                                      O.ÖCAL\nNe güzel duraktır sabır durağı, \nSabırki, Cennete yolcu Burağı, \nNasip etmiş size Cennet çerağı; \nAhiri nimetmiş, duymadı Cennet! ! ! ...........ozanilo-ilhami erdoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "h.d  032 ANLAMSIZ ALDANIŞ",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nKazanmaya, başarmaya \nodaklı olarak yaratılmış olan insan, \n\nSadece dünya mal, makam, servet ve şöhretlerini \nkazanma adına bütün ömrünü sarf ederse! \n\nölüp kabre girdikten sonra,\nacaba neyi kazanabilmiş olacak. \n\nİmansız ve ibadetsiz bir hayatta, \n\nAllah ile arası, \nahiret adına herhangi bir çabası olmayanların, \n\nHayatlarını uğrunda israf ettikleri mücadelenin sonunda\nsorumluluk ve cezaya çarptırılacakları mesuliyetten başka ne kazanabilecekleri düşünülebilir? \n\nDünyaya gelirken getirmedikleri şeyleri götürebileceği yanılgısı içinde, \ntek sermayeleri olan değerli ömürlerini, bırakıp gidecekleri şeyler uğruna sarf edenlerin, bu anlamsız aldanışlarından dolayı acınmayı bile hak etmediklerini HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZMÜ?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H.d 034 ALIN TERİ",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nAlın teri; \nKazanca meşruiyet ve bereket kazandıran, nimete lezzet veren, kalbe huzur dolduran en büyük mutluluk kaynağıdır.\n\nHak edilmeyen kazanç, gayrı meşru ilişkiye; alın teri olmayan nimet, minnet ve hisset ile sıcak ve tuzsuz yemeğe; helal iş ve meşru kazanç yolunda düşünmeyen kafa yorulmayan beden, ürettiği stres ve depresyon ile çevresine mikrop yayarak rahatsızlık veren bataklığa benzer. \n\nHaksız kazanç gasp, edilmiş alın terleri; ahı alınan mazlumların gözyaşı ile biriktirilen MAL, etrafına haset, kin ve nefret koku ve korkuları yayan çöplükten başka bir şey değildir.\n\nHelal ve ahlaki yollardan kazanılmayan mal ve servet, ne sahibine nede çevresine huzur verecek hayırlı işlerde kullanılmaktan ziyade, hayvani hazların doymak bilmeyen ihtirasları ile gurur ve kibrin yakıcı ateşine odun taşımaktan başka bir işe yaramaz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "h.d  019 MÜJDELER OLSUN",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nTohum toprağa ekildiğinde, \nzahiren çürüyor gibi görünse de, \n\nYok olmaktan kurtulup yeni bir hayat ve \nbüyük ölçüde çoğalıp bereketlenerek artma imkânı bulduğu gibi. \n\nİnsan, ömür dakika, saat, ay ve yıllarına, \niman, ibadet, itaat ve muhabbet misyonu kazandırarak \nölüp kabre girenince; \n\nFani ömür dakikaları bitki tohumları gibi, \nahiret toprağında ebed başakları verip insan ruhundaki sonsuz yaşam, \nsınırsız huzur ve mutluluk standardına kavuşacaktır. \n\nGeçmiş ve geleceği olmayan bir nefeslik kısa, sıkıntılı, \nkaza, bela, hastalık ve musibetler ile dolu dünya hayatı, \nebedi alemde, sonsuz saadet kaynağı olma imkanını kazanacaktır. \n\nYokluğun yok edici yalanlarından kurtulup, \nruhundaki ebed, ebed feryadını duyup dinleyenlere müjdeler olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "h.d  012 KEVSER",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nBahçede biten güller dikenlerine rağmen; \nSevenlerinin göstereceği ilgi, bakım ve görüm nispetinde, \nmis kokulu, gönül aydınlatan güzel görünümlü ve uzun ömürlü olacaakları gibi! \n\nGönül bağında biten muhabbet gülleri de bütün menfi şartlara, sert rüzgârlara rağmen, \ngösterilecek ilgi, alaka, sevgi, saygı, sadakat; \n\nUzun ömürlü olmaları adınada katlanılacak fedakârlık, hoş görü ve sabır nispetinde, dünya adına huzur ve mutluluk rayiha-i tayyibesi yayacağı gibi; \n\nAhiret adına da, tadına doyum olmayan şarab-ı Kevser lezzetinde olur. \n\nSabır ile koruk helva olur sözünden hareketle, \nsabır, sevgi ve hoşgörü atmosferinde en güzel bir yaratılış ile yaratılıp \nkâinatta sultan tahtına oturtulan insan, MAHLUKAT ÜSTÜNDE BİR MAKAMA NASIL NAMZET OLUR? \n\nOturup düşünülmeli. \n\nİnsanı kesim hayvanı gibi, et, kan ve kemiğine göre değil; \nİnsan’ı insan yapan, ruh, his ve duygularına göre değerlendirmek lazım. \n\nYüce yaratıcıda, kullarını buna göre değerlendirecek ya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "h.d  016 SANAT VE SANATKAR",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nSanat eserleri, \nlisanları olmadığından, \nsanatkârlarını dil ile ilan ve ifade edemeseler de! .. \n\nÜzerlerinde yansıyan sanat ile \nsanatkarlarının varlığına şehadet ederler.. \n\nSanat varsa! \nSanatkârın varlığı hakkında şüpheye mahal yoktur. \n\nAkıl, ilim ve irade ile teçhiz edilmiş bir sanat eserinin, \nsanatkârını inkâr arzusu, varlık amacına hizmet etmedeki isteksizlik ve tembelliğinden kaynaklanan isyan, itiraz ve hezeyandan başka bir şey değildir. \n\nBu da ancak akıl ve iradesi ile, \niman ve inkâr, itaat ve isyan, muhabbet ve adavet ile imtihan için yaratılıp donatılmış olan insana has, özel bir konum ve durumdur. \n\nAkıl, ilim ve iradesi olamayan sanat eserleri, \nhal dilleri ile sanatkârlarını tasdik ve ilan ederlerken; \n\nAllah’ın yarattıklarını takliden yapabilme imkanına sahip yaratılmış ve donatılmış; \n\nsanat icra etme yeteneği verilen, \nsanatı ve sanatkârı en üst düzeyde idrak imkânına sahip insanların bir kısmının; \n\nyaratıcılarına karşı varlık nedenleri olan vazifelerinin eda ve icrasındaki tembellik, \n\nyaşamlarını yaşanmaya değer kılan anlam ve amacı, \ninkâr yolunu tercih etmelerine sebep olmaktadır. \n\nEbedi saadeti, cennet ve Rüyeti Cemalullah’ı kazanmaya odaklı yaratılmış olduğu his ve duygularını,  basit ve basitleştirici, fani şeyler uğrunda yok edip kazanma kuşağında kaybetmişlerdir. \n\nEy cehli ilim zan eden zavallı! .. \nKainat kitabında sergilenen sanat eserlerini seyrettiğin beden binandaki ruh penceren olan gözün sanatsız mı ki,\n\ngördüğün bunca sanat harikalarını tesadüfe havale etme cehaletini ilim diye okuyor ve okutmaya çalışıyorsun. \n\nHemcinsin olarak ben, \nsenin bu anlamsız iddiadan utanıyorum. \nSen ne zaman utanıp bu saçmalıklardan vazgeçeceksin?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H.d  033 Nicelik  Ve Nitelk",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nNİCELİK – NİTELİK\n\nNicelik mi önemli, \nnitelik mi diye bir soru ile karşılaştığımızda! \n\nNicelikte önemli nitelikte deyip, \ndünyada her zaman Nasrettin Hoca’nın \nYE KÜRKÜM YE fıkrasının yaşanmakta olduğunu da \nunutmamamız gerektiğini düşünmüyor değilim. \n\nElbette insanlar kılık kıyafetlerine göre karşılanır, \nilim, irfanına ve faziletlerine göre uğurlanırlar. \n\nDoğrusu da bu. \n\nFakat gelişen ve gelişmekte olan dünyada, \nbilgi kadar belge de önemlidir. \n\nBilgisini belgeleyemeyenler, işin ancak hamallığına talip olabilirler. \n\nBasit bir örnek. \nSiz teknik resim ve tasarım adına çok mükemmel mimari bilgi ve beceriye sahip olsanız, çizdiğiniz mükemmel bir projeyi hayata geçirebilmek için, mimari yetenek ve mesleki bir başarısı olmasa da diploması olan herhangi bir mimarın onayından geçirmek zorunda olduğunuzu unutmayınız.. \n\nMesleki ilgi, bilgi ve yetenek NİTELİKTİR. \nAmma diploma ve diplomanın verdiği yetki ise NİCELİKTİR. \n\nÇarpıcı bir örnek daha vereyim. \nSiz dünya Ralli şampiyonu olsanız, ehliyetiniz yoksa, trafikte seyrederken trafik polisi çevirdiğinde, Ralli şampiyonluğunuz ceza almanızı engelleyemez. \n\nSiz şoför sayılmazsınız. \n\nUsta şoförlük NİTELİK İSE onu belgeleyen ehliyet NİCELİKTİR. \n\nBir örnek daha. \nÇok sevdiğiniz ilim ve irfanına çok değer verdiğiniz kâmil bir insan, mesleğinde mahir değil ise! \n\nİşinizi o kamil dostunuza mı, yoksa aynı mesleği icra eden, mesleğinde mahir ama insaniyetinde sakat birisine mi yaptırırsınız? \n\nKişilik NİTELİK, meslek ise NİCELİKTİR. \n\nTabi ki dostluklarda ahlak ve insanlık yönünden nitelik her zaman önde gelir, ve gelmelidir. \n\nAMA NE OLUR; \nNİTELİKLİ İNSANLAR NİCELİKTE KAZANSINLAR. \nMeziyetiniz ile beraber mesleğiniz de olsun. \n\nMeslek ve marifetiniz ne olursa olsun ama, ona geçerlilik ve değer kazandıran belgenizde bulunsun. \n\nÖzelde, pratikte bilgi önemli olsa da resmiyette belge çok daha önemlidir. \n\nDeğerli dostlar hayat hamasetle yürümez. \n\nGerçekçi olmak ve hayatın gerçeklerini görmek ve göz ardı etmemek lazım. \n\nVatan millet Sakarya, diyenler, kaçırdıkları fırsatların, \nzayi ettikleri imkânların arkasından hasret ve pişmanlık ile bakarlar ya. \n\nHayatta önümüze çıkabilecek olan makul fırsatları, \nmeşru sınırlar içinde değerlendirmeyi ihmal etmeyelim. \n\nKaçan fırsatın arkasından pişmanlık duymaktan başka yapılabilecek bir şey yoktur. \n\nSonuç olarak nitelik çok önemli olmakla beraber, nicelik ondan hiçte geri değildir. \n\nOnların bir bütünün iki parçası olduğu, asla unutulmamalı ve göz ardı edilmemelidir.\n\n27/11/2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "h.d  034 KEŞKE",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nYaptığı hatalı, noksan ve kusurlu işlerin sonunda, \nyaşadığı zarardan dolayı pişmanlık duyarak telafi yollarını aramayanların; \n\nBir ömür, varlık sebeplerini düşünmeden, \nyaratılış maksatlarını dikkate almadan yaşayanların, \n\nebedi hayat sermayesi ömürlerinin boş geçirilmiş her DAKİKASI için, \npişmanlık duyup acı ve üzüntü ile çok KEŞKE diyecekleri şüphe götürmez bir gerçektir. \n\nUmarım ki keşkelerimizi, \nmazeret kabul edilmeyen hesap gününe bırakanlardan olmayız. \n\n“ şerrun nedameti yevmel kıyame” Hz. Muhammed (Sav.)\nPişmanlığın kötüsü kıyamet gününe bırakılandır. der \n\nAman dikkat! .. \n\nKabul edilmeyecek gündeki anlamsız pişmanlıklar, İTİRAF mahiyeti taşıyacağından, cezayı büyütmekten başka bir işe yaramayacağını HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZMÜ? \n\n“Accilu bittevbeti kablel mevt” ne zaman geleceği belli olmayan ölüm gelmeden tövbede acele ediniz, ikazına kulak verip; \n\nHafıza bantlarına kaydedilmiş olan hayat filminin utanç vesilesi ve cezayı gerektiren sahnelerini TÖVBE MAKASI İLE temizleyerek haşir gününde Allah cc. huzurunda sürurla seyreden talihli kullardan olmamız dileklerimle.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "h.d  035 YOL ONUN VARLIK ONUN",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nAlın teri; Kazanca meşruiyet ve bereket kazandıran, nimete lezzet veren, kalbe huzur dolduran en büyük mutluluk kaynağıdır. \n\nHak edilmeyen kazanç, gayrı meşru ilişkiye, Alın teri olamayan nimet, minnet ve hisset ile sıcak ve tuzsuz yemeğe, helal kazanç yolunda düşünmeyen kafa, yorulmayan beden, ürettiği stres ve depresyon ile çevresine mikrop yayarak rahatsızlık veren bataklığa benzer. \n\nHaksız kazanç, gasp edilmiş alın terleri, ahı alınan mazlumların gözyaşı ile biriktirilen MAL, layık olunmadan rüşvet veya torpil ile işgal edilen MAKAM etrafına pis ve iğrenç kokular yayan çöplükten başka bir şey değildir. \n\nHelal ve insana yakışır ahlaki alanlardan çok, hayvani hazların doymak bilmeyen ihtirasları ile gurur ve kibrin yakıcı ateşine odun taşımaktan başka bir işe yaramaz.\n\nAH ALAN ABAD OLAMAZ. \n\nEfendimiz, doymak bilmeyen nefisten, yaşarmayan gözden, faydasız ilimden, titremeyen kalpten, Allah’a sığınırım. diyerek bizlere nelere dikkat etmemiz gerektiğini bildiriyor. \n\nVe bu yol göstericiliğin karşısında Sadakte Ya Resulallah deyip, (doğru söyledin)  Sultanuşşuara Necip Fazıl KISAKÜREK’İN Sakarya Türküsü isimli şiirindeki taç beyitte dediği gibi; \n\nYOL ONUN VARLIK ONUN GERİSİ HEP ANGARYA, \nYÜZ ÜSTÜ ÇOK SÜRÜNDÜN AYAĞA KALK SAKARYA. \n\nDiyor, ayağa düşmekten kurtulup, ayağa kalkacağımız günlerin özlemi ile yaşıyoruz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "h.d  067 ASLOLAN",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nEy gafil nefsim, \nve nefsinin gaflet tuzağına takılan dost! \n\nHayatta önemsemen gereken, \ndünya adına izzetini korumana yardımcı olacak \nmeşru, makul ve makbul şeyler olmakla beraber, \n\nAslolan! \nSeni yaratan Rabbinin rızasını kazandıracak \ncennet ve cemalullah meyvesi verecek adına salihat denilen, \n\nAllah’a, itaat, ibadet ve muhabbet olan sonsuz hayatı kazandıracak ahiret ticaretidir. \n\nZaten dünyaya rıza makamına ermek, \ncennet ve Rüyeti Cemalullahı kazanmak için gönderilmiş değilmisin? \n\nGelirken bir şey getirmediğin dünyadan, \nAhiret ticareti adına kazandıklarından başka \ngötürebileceğin bir şey olduğunu mu sanıyorsun? \n\nSeni yanıltıp bu yanlışı yaptıran nedir? \n\nHer gün ve her yaştan, \nsenin gibi ölümü kendisine yakıştırmayan, \nyüz binlerce insanın hiç ummadıkları, beklemedikleri \nve hazır olmadıkları bir anda göçüp gittiklerinde mi görmüyorsun? \n\nHeyhat nedir bu gaflet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "h.d  072 GERÇEK DÜŞMAN",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nBelli şartlarda düşmanla barış hayır olsada. \nNefis ile barış, insan için dünya ve ahiret adına \nsadece hüsrandır. \n\nÇünkü o hakka razı olmaz, \nsen ise hakkın emrine itaat ile mükellefsin! . \n\nO helal dairesindeki zevk ve lezzet ile yetinmez, \nsen ise dünya izzeti, ahiret saadeti adına helal dairede yaşamak zorundasın. \n\nTehdit edildiklerin başına gelmeden, \nvaat edilen nimet ve saadeti kaybetmeden, \n\nSinsi bir düşman olan nefsin ile müsalaha değil, \nson nefese kadar mücadeleden vazgeçmemelisin. \n\nİşte dünya ve ahiret adına yanılmayan ve hiç yanıltmayan, \ninsanlığın tek rehberi, mürşidi, mürebbisi, Hz. Muhammed Mustafa Sav. \n“ELMÜCAHİDU MENCAHEDE NEFSEHU” Mücahit nefis ile mücahede edendir. \n\nDiyerek sana, \nseni dünyada zarar ve sefalete, \nahirette azap ve rahmetten mahrumiyete mahkum etmek isteyen \ngerçek düşmanın olan, helal ile yetinmeyip haram bataklığına çeken, \nnefsini hedef göstererek, insanı kâmil adına layık bir insan olmanın yolunu gösteriyor. \n\nMüsalaha: Sulh, Barış. Mürebbi: Terbiyeci \nMücahit: Kutsal savaşçı. Mücahede: Kutsal savaş (uğraş)\nMütecaviz: Tecavüz eden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "h.d  101 YALANCI",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nMuhtemel bir tehlikeyi yalancılığı ile tanınmış birisi bile haber verdiğinde, \nhaberi verenin yalancı oluşu, seni tedbir almaktan alı koymasın. \n\nTedbir alırken yorulmanın riski, \nacaba diye endişe içinde bekleme korkusu, \ntedbirsiz yakalanmanın tehlikesi ile mukayese kabul edermi? \n\nHaberi veren yalancı da olsa, \ndoğru olma ihtimalini göz ardı etme! \n\nTedbire riayette, \nnefsin hoşuna gitmeyen zahmet olsa da, \n\ntedbirsiz yakalanma sonucunda, \ntehlikenin derecesine göre büyük zararlar vardır. \n\nTedbir alırken tercihini, \nzahmet ile zarar arasında yaptığını unutma.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "h.d  075 NE ZAMAN ANLAŞILACAK",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nKâinatı algılayan, \neşyayı tanıyan ve tanımlayan insan olduğuna göre; \n\nHer yer ve her şey insanın, \nilgi ve ihtiyacına göre değer ifade eder. \n\nİnsanın bilmediği şey yok sayılacağı gibi; \nİhtiyacına hitap etmeyenler ise ilgilenmediği için değersiz sayılırlar. \n\nDemek ki her şey \nanlam ve değerini insanın ilgi ve ihtiyacına borçludur. \n\nO zaman kâinata kıymet kazandıran insan, \nkâinattan daha kıymetli olmaz mı? \n\nİnsanın bu tartışılmaz önemi \nona basit bir hayvan nazarıyla bakan,\nve hayvan olduğunu ispatlamaya çalışanlar tarafından ne zaman anlaşılacak?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "h.d  071 NASIL KURTULACAKSIN",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nElini yüzünü suyla, sabunla yıkayıp, temizlemede gösterdiğin dikkat ve hassasiyete rağmen! .. \n\nRuhunu kirleten, dünyanı daraltan, ufkunu karartan günah kirlerinden pişmanlık suyu, tövbe sabunu olan gözyaşı dökmeden kurtulabileceğini mi sanıyorsun? \n\nGöz pınarları, Allah’a muhabbet fırtınaları, mehafet selleri, nedamet tusunamileri ile coşmuyor; Cennete giden yolunu kesen günah barikatlarını silip süpürmüyor ise! .. \n\nSeni cehennem girdabına çeken dalalet hortumlarından nasıl kurtulacaksın?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "h.d  073 GARİP DEĞİLMİ",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nİnsana Allah tarafından verilmiş olan, \nyetenek ve imkânlar ile milyarlarca yıllık çalışma ve bilgi birikimi sonucu; \n\nGünümüz itibariyle varılmış olunan son noktada, \nteknoloji harikalarının, bir sivrisinek ile mukayese edilemeyecek kadar basit kaldığını, \n\ninsanın ilim, sanat ve teknolojisinin, \nAllah’ın sanat, ilim ve kudreti ile mukayese kabul etmeyecek kadar basit kaldığını görmek isteyen gözlere göstermeye yetecek sayısız delillerden sadece bir tanesidir. \n\nAllah’ın yoktan var ettiği, \nvar ederken milyarlarca yılların emek ve bilgi birikimi fabrikalara, \neğitimli usta elemanlara, son teknik fabrikasyon malzemelere ihtiyaç his etmemesi, \n\nyarattığı mahlûkun, yaşam şartları adına, \nkimsenin ders, eğitim ve yardımına muhtaç olmaması, \n\nAllah’ın sanat ve kudretinin, \nkötü bir taklitçisi olan insanın sanat ve imkanları ile \nmukayese kabul etmeyeceğini görmemek için galiba kör olmak bile yetmez. \n\nNefes alıp vermelerini bile \nAllah’ın yardımına borçlu olanlar, \nbir şey yaparken bütün şart ve imkânları hazır buldukları halde, \n\nşımarıp YARATTIM derken \nnasıl bir yalan uydurduklarının farkında değillermi? \n\nKendilerinden, insanlıktan utanmıyorlarsa, \nmikroptan, karıncadan, sivrisinekten demi utanmıyorlar. \n\nBataklıkta yaratılan bir sivrisineğin özgür ve fonksiyonel hareketleri ile kıyamete kadar geliştirilecek uzay sanayinin teneke kutusu icatları ve burnu havada kendisini ilah zan eden MAĞRUR PROFLARI ile nasıl alay ettiğini görmemek akıl ile izah edilebilir mi? \n\nBir bal arısının, \nStandart üstü kimyagerlerimizi, \nlaboratuarları ve asistanları ile beraber, \ntembel, yetersiz ve cahil bulacağından talebeliğine kabul edeceğini sanmıyorum. \n\nYaratılmışların yaratıcılık dava etmesi sizce de  garip değimli?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "h.d  097 ALİ DİVAN",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nGönül bahçesine gül tohumu ekenlerin, \nakıl tezgâhından muhabbet kokuları yayılıp, \nvicdan mektebinden çevreye hak ve adalet dağılır. \n\nMuhabbet ve adaletten mahrum mahlûklara, \nalçakların karakteri olan zulüm, hile, şek ve şüphe yakışır. \n\nZayıfın hakkına, \narkası güçlü olsa da, yüreği zayıflar el uzatır. \n\nAslanlar ve aslan yürekliler, \nbaşkalarının artığına tenezzül etmezler. \n\nBaşkasının kabından yemeye alışık satılmış ruhlar, \nnamusu ile kazanıp, şerefi ile yemeyi bilmeyen, beceremeyen zavallılardır. \n\nBir şeyin gerçeğine talip olanlar, sahtesine tenezzül etmezler. \n\nMarifet ehli, \nhakiki ile sahteyi bir birinden tefrik edendir. \n\nHerkes malına makamına göre itibar ve muamele görür, \nmalı sahte, makamı gasp olanların, adalet divanında vaziyeti ne olur. \n\nGönlünü dünyaya kaptırıp, ahireti unutanlar ile \nönüne gelene aşık olup, Allah’tan yüz çevirenlerin hali, \nALİ DİVANDA GÖRÜLMEYE DEĞER.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "h.d  100 POPÜLER ATEİST",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nDikkate Değer Bir Taraf Olabilirmi? \n\n“Anlayamadığım şey neden dünyanın bir hiçlikten var olduğu fikrinin güzelliğini göremiyorsunuz. Bu zerafet dolu, nefes kesici ve güzel bir şey, neden böyle bir şeyi tanrı gibi karmakarışık bir şeyle alt üst ediyorsunuz? ” \n\nPopüler ATEİST Richard Dawkins’in \nsorusuna cevaben! .. \n\nZerresinden kürresine sonsuz sanat, \nmarifet, mana ve maksat ile yaratılmış bulunan, \nBu zerafet dolu, nefes kesici ve güzel şeyleri; \n\nHİÇLİĞİN anaforundan, \nYOKLUĞUN girdabından, \ntesadüfün yönü belli olmayan dalgalarından kurtarmak için \nTANRININ GÜVENLİ LİMANINA İMAN ÇIPASI İLE DEMİRLİYORUZ. \n\nBunu anlamak içinde ünlü bir biyolog olmak yetmediğini, \neşya ve hadiselere sanat yönünden çok, hikmet yönünden baktıran İMANLI bir mü-min olmak gerektiğine inanıyoruz. \n\nSeyredilen mükemmel bir tabloda takdir edilecek olan, \nresmin yapımında kullanılan boya, fırça gibi malzemeler değil, \nO malzemeye güzel şekli verip anlam ve değer kazandıran RESSAM olmalıdır. \n\nTablo karşısında büyülenip, \nressamı unutanların nasıl bir gaflet içinde olduklarını anlatmaya gerek varmı? \n\nİşte kâinat tablosunun baş döndüren, \nnefes kesen güzelliği karşısında Allah’ı inkar eden ateist düşüncede dikkate değer bir taraf olabilirmi?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H.Derdini Çeken Bilir",
        "poet": "Osman Öcal",
        "poem": "\n\nDerdini Çeken Bilir\n\nÇiğneyerek bendini, vuran yorgun yıllara; \nSevdayı kül eyleyip, tozan yeldir ayrılık; \nVuslatı düğümleyip, ağı veren kullara; \nMenzile götürmeyen, bitmez yoldur ayrılık.\n\nAğrı bilmez düşlerin, perdesini indiren; \nNe barışa yol verip, ne ahu zar dindiren; \nUykulara set olup, kahramanı sindiren; \nSevdayı kuru çayda, boğan seldir ayrılık.\n\nSevenlerin kalbinde, acıları milleten; \nAlıp başı yollayıp, yanık bağrı inleten; \nMesken tutup dağları, yeri göğü dinleten; \nMızraba muştu olan, sarı teldir ayrılık.\n\nPrangaya ram ettirip, dipsiz zindana sokan; \nGönülleri kavurup, eşe dosta hor bakan; \nAğustosta üşütüp, zemheride ser yakan; \nAşılması cebelli, sürgün beldir ayrılık.\n\nÖzlemlere gark edip, öz canından bezdiren; \nVuslatî'nin başını, taşa çalıp ezdiren; \nÇöllere ferman verip, diyar diyar gezdiren; \nSılasından ıramış, yaban, eldir ayrılık.\n\n                                           02.12.2007\n                                            O.ÖCAL\n\n\nYakını uzaklatan,dertlere dertler katan, \nGözden akan yaşlara,sebep olur ayrılık. \nSevenleri ayıran,aşkları yaralayan, \nSevenkalplere hüzün,yaman acı ayrılık........Şükrü Topallar\n\nDerinlik manasında sevda nedir bilmeyen \nArayıp Leyla'sını çöller aşıp bulmayan \nŞu geçici dünyada aşkta Mecnun olmayan \nMesnetsiz sevgileri örten küldür ayrılık.............Burhanettin Akdağ\n\nTÜRCANIN DA GÖNLÜNDE, SÖNMEZ KORDUR AYRILIK, \nÖLÜMDEN DAHI BIN KAT ZOR, ZORDUR AYRILIK...Türcan Demirel\n\nDağ başında rüzgar oldu, kar aştı \nHay harayı yıldızlara karıştı \nEcel dedi -yolun birce karıştı \nRuhumu koparan seldir ayrılık..G.Leman\n\nAyrılık çeken bilir,çekmeyenler bilemez \nNe kader istesende rüyada da göremez \nCiğerleri kavurur,vuslata da eremez \nYüreklerde çalınan,gergin teldir ayrılık................Mahir Başpınar\n\nÇağlayan pınarların çekilen suyu gibi...... \nBir damla suya hasret inleyen toprak gibi...... \nAnasından ayrılıp kurda yem olmuş gibi..... \nSisli dağda kaybolan bir kuzudur ayrılık.............osman genç\n\nGözlerden süzülen damladadır ayrılık \nYüreklerde kor gibi yanan ateş ayrılık \nLal eyleyip dilleri susmaktadır ayrılık \nSevdasını görmeden ölmektedir ayrılık........NEŞE TURHAN\n\nMecnun'un Leyla'sını aradığı çöllere,\nBak beni de düşürdü,ahh şu gaddar ayrılık.\nYaktı ciğerlerimi, etti sanki bin pare,\nEn yüce dertlerden de yaman imiş ayrılık.\n\nİsmin dilimde hece, gündüzüm oldu gece,\nDerdim dağlardan yüce, bağrım deler ayrılık.\nGözlerden gönüllere akan sessiz sellere,\nZay olan ömürlere tek nedendir ayrılık........NAİME ÖZEREN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H.Döktürdün Kapıma Sarı Samanı",
        "poet": "Osman Öcal",
        "poem": "\n\nDöktürdün Kapıma Sarı Samanı\n\nEmanet etmiştim seni aşkına,\nAlınca haberi döndüm şaşkına,\nEngel mi kalmıştı selden taşkına.\n…..Döktürdün kapıma sarı samanı,\n…..Sözümüze sadık kalma zamanı.\n\nYavuklum demiştim kadere bakın,\nBitiyor askerlik dönüşüm yakın,\nGözünü gözüme düşürme sakın.\n…..Döktürdün kapıma sarı samanı,\n…..Sayılı günlerin dolma zamanı.\n\nBeşi birlik ile kapansa döşün,\nKirlettin sevgiyi rast gelmez işin,\nDoğmamak üzere batsın güneşin.\n…..Döktürdün kapıma sarı samanı,\n…..Anana dünürcü salma zamanı.\n\nAyaz mı uğradı gönül bendine,\nSeni düşürenler aşkın fendine,\nSolucan raporu alsın kendine.\n…..Döktürdün kapıma sarı samanı,\n…..Tam da tezkereyi alma zamanı.\n\nDertlerle del olsun büyüyen başın,\nÂleme rezil ol dinmesin yaşın,\nKomşulardan gelsin üç öğün aşın.\n…..Döktürdün kapıma sarı samanı,\n…..Vuslatî sazını çalma zamanı.\n\n                                     30.06.2008\n                                   Osman Öcal\n\nEle cilve yapar bana küsersin\nSeviyorum derim dudak büzersin\nKara haberinle kalbim üzersin\n…Döktürdün kapıma sarı samanı\n…Elbet gelir etme bulma zamanı........... Mücella Pakdemir\n\nFilinta gibiydim görmedin beni\nAşkın deryasına sürmedin beni\nBir merak edip de sormadın beni\n.......Döktürdün kapıma sarı samanı\n.......Saçını başını yolma zamanı.............Ahmet KISA\n\n'Gönlünde rakipsiz, yalnız ben varsam,\nNeyi bekliyorsun, neyi be sersem? \nHaklı değil miyim kendimi vursam? \n.....Kapıma döktürdün sarı samanı,\n.....Şimdi hülyalara dalma zamanı.'...........İhsan Gürbüz\n\nSevdalı yüreğe yüklenir hüzün\nGörmedimi sarı samanı gözün\nGül mevsimi değil sonbahar güzün\n......Kapıma döktürdün sarı samanı\n......Geçmiş namazını kılma zamanı......Tuncay Akdeniz\n\nDünyada yaşamak dar geldi bana\nYönümü çevirdim Rab'bimden yana\nAnlatmak istedim derdimi sana\n.... Kapıma döktürdün sarı samanı,\n.....Yalanı, gerçeği bilme zamanı.... Mustafa Usta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H.Düşlerimden Düş Avşa",
        "poet": "Osman Öcal",
        "poem": "\n\nDüşlerimden Düş Avşa\n\nGüneşin başka doğar maviler Marmara’dan,\nKöprü kurmuş martılar sana doğru karadan,\nHer günün gönül yakar alev damlar çıradan,\nSevgiler aşka kanık düşlerimden düş Avşa.\nKurşun buldu hedefi ben mi çıktım kuradan,\nİflah olmaz bu yürek döndü yaralı kuşa.\n\nMarmara’nın incisi gün erir sıcağında,\nYıldızlar lapa lapa kim yanmaz ocağında,\nNice sevda beleyip avuttun kucağında,\nGeceler yanık yanık düşlerimden düş Avşa.\nVuslatı yar edinen can kalmaz bucağında,\nBoşu almaz bu yürek sığmasa da her huşa.\n\nDemir attı bu gönül gül kokulu limana,\nSığdırdı mutluluğu kısacık bir zamana,\nSöz yerine ulaşır gerek yok argümana,\nHer dizem ayrı tanık düşlerimden düş Avşa.\nEmir yazdan gelince boyun eğdik fermana,\nKışa kalmaz bu yürek o kalırsa sen boşa.\n\nBoydan boya sahilin kumuna değmiş elek,\nKanat çırpan kuşlardan dökülür siyah telek,\nVuslatî der havandan ayırdı beni felek,\nAhu zarım tek sanık düşlerimden düş Avşa.\nHer damarı kan kusar gönlümüz kalsa selek,\nFelah bulmaz bu yürek sen öldürdün sen yaşa.\n\n                                                         25.06.2008\n                                                        Osman Öcal\n\nHuş: akıl\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H E D İ Y E L E Ş i n...",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\nHEDİYELEŞİN...\n\n     Saygıdeğer gönül dostlarım. Allah'ın selamı,rahmeti,bereketi üzerimize olsun. Peygamber efendimizin hadisi şerifinde bahsettiği gibi hediyeleşmenin önemini arz etmeye çalışacağım. Allah Resulü  hediyeleşin, zira hediye sevgi bağınızı artırır diyor. Bildiğim, duyduğum bu güzel sözleri paylaşmaya çalıştım suçu lisan ettikse affola diyorum.  Her hanenin gurbette mutlaka yakınları var.\n\n     Onların izine veya ziyarete geldiklerin de hediye umut edenler  hayal kırıklığı yaşamış olsa üzülmezler mi?  ama kapalı kutu için de hediyeler sunulunca insan ne kadar mutlu olur.  Hediye paketini açmadan sunan kişinin elini öper veya sarılırsın. Teşekkür ederek minnettarlık duygularını dile getirirsin.\n\n     Hediyenin büyüğü  küçüğü olmaz deseler de maddi durumu iyi olanlar gereğini yapar.  Her kişi bütçesine göre hareket etmelidir.  Başkalarını mutlu edeceğim derken kendini ve ailesini zor duruma düşürmemeli. Hediye her zaman beklenmez onun ayrı bir özelliği vardır.  Çocuklarının başarılı olduğunu hisseden atalar karne sevincine de, taktir, teşekkür belgesine de ortak olurlar. \n\n     Aile büyüklerimizi anımsamak, onların en güzel günlerini anımsatmak, hoşnut olacağı hediyelerle ziyaret etmek çok anlamlı olur. Gerçi onlar bizim sağlığımızı isteseler de..  Bizler onların varlığından razı olduğumuzu, memnuniyetimizi dile getirmeliyiz, ellerini öperek hal hatırını sormalıyız.  En çok hediyeleşme eşler arasın da olmaktadır. \n\n     Çocuklarımızın da küçük hediyelerle bizleri özel ve güzel günlerimiz de sevindirdiğine şahit oluyoruz. Hediyeleşmenin sevgi bağını artırdığı doğrudur. Bazı hanelerin hediyeleşme sayesinde çiçek bahçesine döndüğünü hissediyorum. Hediye konusun da duyarsız davrananların da birliğinin dağıldığına, dirliğinin kaçtığına, yuvasının  bozulduğuna şahit oluyoruz. \n\n      Sevgiliye sunulan bir çiçek sevginin gerçek olduğunu hatırlatıyor.  Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır derler.  Eşler arasın da sunulan hediyelerde  kurulan yuvaların ömrünü uzatır. Değerini kaybetmeyen hatta artıran hediyelerin sunulması en büyük dileğim. Düğünler de, bayramlarda, hastane ziyaretlerin de, hediyeler unutulmamalıdır. \n\n     Gönül dostlarıma bende duygularımı hediye olarak sunuyorum lütfen okuyup yorumlayınız. Sizlerin eleştiri ve takdirinizi de hediye olarak kabul ediyorum. Her şey gönlünüzce olsun, sevin, sevilin, hediyeleşmeyi de ihmal etmeyiniz. Allah hiç bir haneyi sahipsiz, sevgisiz bırakmasın. Hoşça kalınız.\n\n*  HEDİYELEŞİN  *\n\nSenede bir defa kutlanıyorsa,\nSevmeyen insanlar şutlanıyor sa,\nSeven masrafına katlanıyorsa,\nSevgililer  günü  hediyeleşin.\n\nÇikolata, pasta  karşılık  bulur,\nOnun yanında da çay, kahve olur,\nYuvayı  düşünen  eksiği  alır,\nÖzel günlerde de hediyeleşin.\n\nYüzleri güldürür her renkli giysi,\nDeğeri   artırır   biraz   iyisi,\nBuseyi sunarsan gelir gerisi,\nGüzel günlerde de hediyeleşin.\n\nZinet eşyasına kadın bayılır,\nOda, koridora  halı  yayılır,\nGerdeği hatırlar işe koyulur,\nEvlilik  yılın da  hediyeleşin.\n\nYapılan her sürpriz dikkati çeker,\nSevgi tohumunu yüreğe eker,\nZeki de meraklı kutuya bakar,\nDoğum yılında da hediyeleşin.\n\n*   H E V E S   *\n\nBeşikten inince hemen kıvranır,\nBoyuna bakmadan kalkar tırmanır,\nEvin reisiymiş gibi davranır,\nÇocuklar her şeye hevesleniyor.\n\nZile basılınca kapıyı açar,\nTanıdık gelince gülücük saçar,\nHediye verirse sevinçten uçar,\nÇocuklar her şeye hevesleniyor.\n\nHer çeşit cihazı karıştırıyor,\nKendini bizlerle yarıştırıyor,\nDargın olanları barıştırıyor,\nÇocuklar her şeye hevesleniyor.\n\nBoyayı,cilayı sulandırıyor,\nBazende mideyi bulandırıyor,\nKaçarak peşinde dolandırıyor,\nÇocuklar her şeye hevesleniyor.\n\nİlk başta hedefi farklı oyuncak,\nKaydırık, zıplama hoştur salıncak,\nZeki bilgisayar bulunduracak,\nÇocuklar her şeye hevesleniyor.\n\nIspartalı  Zeki Çelik TÜRKİYE İLESAM  il temsilcisi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H.Elveda Diyemedim",
        "poet": "Osman Öcal",
        "poem": "\n\nElveda Diyemedim\n\nSilip gittin gölgeni, kaybettirdin izini; \nGönül sesini arar, mavi boncuk duy beni.\nBir resmin olmasa da, unutmadım yüzünü; \nHasretim, şiir gözlüm, mavi boncuk duy beni…\n\nTez unuttun vefasız, ne arayıp sorarsın; \nAğırlaştı özlemin, yetmez diye sararsın.\nMerhemsiz kaldı yaram, sol yanımı burarsın; \nHasretim, şiir gözlüm, mavi boncuk duy beni…\n\nGöynüyen yanardağı, alev saçar köz bende; \nGittiğin günden beri, uyku görmez göz bende.\nBu sevdaya düşeli, kalem bende söz bende; \nHasretim, şiir gözlüm, mavi boncuk duy beni…\n\nBitimsiz yollar varmış, bu ayrılık ne yaman; \nYıldızlar kayar bir bir, üşür gönlümde zaman.\nSaçlarım ağarsa da, tüter başımda duman; \nHasretim, şiir gözlüm, mavi boncuk duy beni…\n\nVuslatî der ömrümde, gül balı yiyemedim; \nEline kına yakıp, ak gömlek giyemedim.\nDert yaşım kemal oldu, elveda diyemedim; \nHasretim, şiir gözlüm, mavi boncuk duy beni…\n\n                                                    08.01.2008\n                                                   Osman Öcal\n\nHayallere dalmışım göğe yıldız dizerim\nBazende sesiz sesiz öylesine gezerim\nUmutsuz bir hayattır artık candan bezerim\nHasretim şiir gözlüm mavi boncuk duy beni....FATMA ARAS\n\nKalbinde bin yara var, hayat acısız olmaz,...........\nGözyaşıyla sulanan güller, ne yapsan solmaz..........\nDert etme arkadaşım, özlem vuslatsız kalmaz,.........\nŞiir gözlün, mavi boncuk takmış bekliyor seni............OSMAN GENÇ\n\nHasretinle yanarken, güne gam ekliyorum\nYoruldu yaşlı kalbim, ben şimdi tekliyorum\nGönülden söylenecek, tatlı söz bekliyorum\nHasretim, şiir gözlüm, mavi boncuk duy beni…BURHANETTİN AKDAĞ\n\nSevdim seni sınırsız, karşılık beklemeden,\nSilme beni kalbinden, sevdanı yüklemeden,\nGöreyim bir kez yüzün, şu kalbim teklemeden,\nHasretim,şiir gözlüm,mavi boncuk duy beni...Türkan DİNÇER\n\nBu gönül sevdan ile düşe kalka yoruldu\nSenden ne haber geldi, ne bir hatır soruldu\nUnutmak mı, ne mümkün, imkansızmış görüldü\nHasretim, şiir gözlüm, mavi boncuk duy beni...........Ayşe Ceyhan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H Hiçsin!",
        "poet": "Hüseyin Varyeter",
        "poem": "\n\nPişman değil pişkinsin.\nİnsanlıkta miskinsin…\nSözünün eri değil,\nBir de erkeksin…\nAllah’a(cc)    akitte dönek,\nSen gözümde bir hiçsin…\n\n23.25/Cuma\n18Aralık2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H Hassasiyet!",
        "poet": "Hüseyin Varyeter",
        "poem": "\n\nGösterdiğim hassasiyet,\nBana dönüyor hakaret! \nHuzur dolu gönlümde,\nBöyle kopuyor kıyamet! \n\nSabredemiyorum  buna,\nO gönlü kırıyorum ama! \nNe hassas olayım,\nNe de gönül kırayım ama…\n\n12Aralık2010\nPazar 14/20\nMustafakemalpşa/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H-ev-A",
        "poet": "Faruk Bakuri",
        "poem": "\n\nhavva  aslı  EV-A  dır\nonda  ilk  ev  manadır\nadem  denen o  sözün\nbir  adı da  MAN- A’  dır\n\nev =Ave  marya  eşit\nikisi   aynı  çeşit\nilki  ilk  ev  manalı\ndiger de  ona  yeşit\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H E D İ Y E  l e ş",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nSene de bir defa kutlanıyorsa,\nSevmiyen insallar şutlanıyorsa,\nSeven masrafına katlanıyorsa,\nSevgililer  günü  hediyeleşin.\n\nÇikilota, pasta  karşılık  bulur,\nOnun yanında da çay,kahve olur,\nYuvayı  düşünen  eksiği  alır,\nÖzel günlerde de hediyeleşin.\n\nYüzleri güldürür her renkli giysi,\nDeğeri   artırır   biraz   iyisi,\nBuseyi sunarsan gelir gerisi,\nGüzel günlerde de hediyeleşin.\n\nZinet eşyasına kadın bayılır,\nOda, koridora  halı  yayılır,\nGerdeği hatırlar işe koyulur,\nEvlilik  yılın da  hediyeleşin.\n\nYapılan her süpriz dikkati çeker,\nSevgi tohumunu yüreğe eker,\nZeki de meraklı kutuya bakar,\nDoğum yılında da hediyeleşin.\n\n14-2-2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H.GüL-2",
        "poet": "Osman Öcal",
        "poem": "\n\nGÜL\n\nGülistanda olur güller,\nTatlı şirin dil ister gül.\nAhu zardaysa bülbüller,\nSeher vakti yel ister gül.\n\nMavi gözlü yeşil yonca,\nMevsim bahara uyunca,\nSevdalanıp açar gonca,\nTutulacak el ister gül.\n\nKokuyu sindidir aşka,\nEl vereni koyar köşke,\nGönülden yaslanır meşke,\nAl boyalı şal ister gül,\n\nBağlamanın sarı teli,\nTürkü söyler deli deli,\nÇağlayınca gözün seli,\nİncitmeden sil ister gül.\n\nŞarkıların değmeleri,\nÇözer aşkın düğmeleri,\nHüzünlense nağmeleri,\nDertli dertli çal ister gül.\n\nGirince gençlik çağına,\nDüşer yolun gül bağına,\nSitem etme Kaf dağına,\nÇiçeğinden bal ister gül.\n\nHer baharın vardır güzü,\nVuslatî’yem sözün özü,\nGül bu canın iki gözü,\nDirlik düzen hal ister gül.\n\nOsman Öcal\n\nDurma gönül bir yol ara\nAkıl ermez olanlara\nKoyar seni ne hâllara\nBeyaz giyer al ister gül.....Bilal Sili\n\nHer gönülde açamazmış\nSevdiğinden geçemezmiş\nAşka ömür biçemezmiş\nTakvimlerden yıl ister gül.....Ahmet KISA\n\nGör bak ne hikmet var halda\nİster beyaz ister alda,\nBülbül aşka gelir dalda\nMuhabbete yol ister gül.........Mustafa Şekerci\n\nVuslatını bekleyen\nUmudunu saklayan\nHer baharda koklayan\nŞeyda bülbül ister gül.......Ozan Serafettin Hansu\n\nGörmezmisin gül yaralı\nDurma bu kadar aralı\nBülbülmüsün be Zaralı\nSeni ister gel ister gül....Zaralı Turan\n\nAllah yaratmış dikenli\nHepisi sevda kökenli\nAşıklar sever bu denli\nTutunacak dal ister gül....DOĞA DENİZ\n\nDerdini gizli seslenmiş\nTevekkül edip yaslanmış\nGözü secdede ıslanmış\nHak’ka aşık kul ister gül.....Mücella Pakdemir\n\nAcısıyla inleyecek,\nSözlerini dinleyecek,\nKendisini anlayacak,\nBir vefalı gül ister gül......İhsan Gürbüz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H Hz.Kur'an;",
        "poet": "Hüseyin Varyeter",
        "poem": "\n\nBu kitap tüm insanlığa indirilen Hz.Kur’an.\nYaşamını Hz.Kur’ana göre uydur,mutlu olsun hayatın her an.\nHer canlı yaşıyor,yaşadığını sanıyor her insan.\nYaradanına kul,Peygamberine ümmet ol sen aman! \nYaşıyorsan böyle yaşa,yaşadığını bil her an…\n\n13/02 Salı\nAcıbadem/İstanbul\n26 Mayıs 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H i c r a n",
        "poet": "Zeki İlyas Kızılışık",
        "poem": "\n\nBitmez özlemime özlem kattılar\nKanadımı kırıp da fırlattılar\nHiç yaralı kuşlar uçar mı sanki\nSonsuz bir hicrana böyle attılar\n\nGüngören 01.08.03\nİST.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H i c r i   Y ı l b a ş  ı",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nAllah’ın ayına adım attınız,\nVerdiği rızıyı yeyip, tattınız,\nKarşılamak için oruç tuttunuz,\nMüslümanlar için hicri yılbaşı.\n\nRasülullah bize bunu  buyurdu,\nKuran’ı kerimden ayet duyurdu,\nMümini,kafiri böyle ayırdı,\nMüslümanlar için hicri yılbaşı.\n\nMiladi takvimle kıyaslamayın,\nŞeytana,nefise hiç toslamayın,\nİbadet,zikiri de boşlamayın,\nMüslümanlar için hiçri yılbaşı.\n\nBindörtyüzotuzbir Muharrem bir,\nSünnete uyarak niyet edip gir,\nİlahi kudreti aramızda pir,\nMüslümanlar için hicri yılbaşı.\n\nBu ayın içinde ne hikmetler var,\nKuru bakliyetten aşüreni kar,\nZeki’ce yaşayın zamanın çok dar,\nMüslümanlar için hicri yılbaşı,\n\n17-12-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H İ Ç T e",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nŞu gurbet eline gelişin belli,\nBeyninde ur olmuş hayatın biter,\nOlamadın asla sen tatlı dilli,\nSağlığını hiçe saydığın yeter.\n\nYalın ayak, başın, gerdanın açık,\nDepresyon, stresle şuurun kaçık,\nDişler dökülüyor dudaklar uçuk,\nSağlığını hiçe saydığın yeter.\n\nSigara, içkide yasaktır sana,\nFakat inanmadın çok küstün bana,\nHabersiz gidersin sen her bir yana,\nSağlığını hiçe saydığın yeter.\n\nGece uyumazsın gündüz yatarsın,\nKredin tükenir borca batarsın,\nUyarı yaptıkça sirke satarsın,\nSağlığını hiçe saydığın yeter.\n\nDüzenli değildir yediğin gıda,\nZeki'de canını ediyor feda,\nKendine dikkat et er sen murada,\nSağlığını hiçe saydığın yeter.\n\n2-12-2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H  o  m  o",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nEşcinsel insanın duygusu farklı,\nKadınlık yönlere yatıyor aklı,\nAile çaresiz  ne  dese  haklı,\nDünyada çoğaldı homoseksüel.\n\nHiç kimse istemez böyle durumu,\nDürüstün insanca olur yorumu,\nHizmete çağırsak sağlık kurumu,\nAçıldı, yayıldı homoseksüel.\n\nPorno filmlerin etkisi fazla,\nErkeklik az ise davranış nazla,\nTeselli arıyor ilaçla, tozla,\nHeryere dağıldı homoseksüel.\n\nKadınlık gururu çiğnenmektedir,\nAmaliyat olup önlenmektedir,\nBütün ülkelerde söylenmektedir,\nGiydirip,soyuldu homoseksüel.\n\nErotik, makyajı ele veriyor,\nYürüyüş tarzıyla riske giriyor,\nZekiyim diyenler bakıp koruyor,\nToplumda bulundu homoseksüel.\n\n22-1-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H.Öğretmen",
        "poet": "Osman Öcal",
        "poem": "\n\nÖĞRETMEN\n\nSevdası Aslı’dır benliği Kerem,\nÇığırsız yollara düşer öğretmen.\nCehalet irindir bilgiyse merhem,\nİlim neşteriyle deşer öğretmen.\n\nKarlı dağlar geçer çölde yol alır,\nHer sahnede oynar türlü rol alır,\nVerimsiz çiçekten bile bal alır,\nÇiğneyip bendini taşar öğretmen.\n\nNakış nakış işler kumaşı özden,\nParlatır güneşi baktığı gözden,\nGüller buse kapar açtığı yüzden,\nSevgiyi yunusça yaşar öğretmen.\n\nAydınlık yarının temel taşını,\nAtarken azimle eğmez kaşını,\nSıcacık ortamla boğar kışını,\nZoru ilk celsede boşar öğretmen.\n\nKütüğü kapandır bulanık selden,\nKoparır yaprağı rüzgârdan yelden,\nToplar meyvesini tuttuğu elden,\nDurulup durulup coşar öğretmen.\n\nGiyildi mi çıkmaz kolayca bu kürk,\nBilir kıymetini bilir ki her Türk,\nSanı başöğretmen adı Atatürk,\nAyrılmaz izinden koşar öğretmen.\n\nVuslatî âşıktır mesleği kutsal,\nOkul kapısına dayanmadan sal,\nHelallik diliyor hakkıysa helal,\nYıllar uçuverir şaşar öğretmen.\n\nCanına yandığım ey kutsal meslek, biraz biraz merhamet! \nErkekte saç kalmaz bayanda kâkül, bu mu sende keramet? \n\nOsman Öcal\n\nEğriyi doğruyu öğretir bize\nSevgiyi yoğurur katar her söze\nIşığa susamış karanlık yüze\nBilgi taşlarını döşer öğretmen.......Ahmet KISA\n\nYüreğim coştu, bentler yıkıyor\nDuygular yükseldi, Arş'a çıkıyor\nOsman Bey şelale, şiir akıyor\nMide aç, yürek tok, yaşar öğretmen.....Fatma Biber\n\nBizi düşünmekten kendisi erir\nAynen mum gibidir nur, ışık verir\nCehaleti atar ilme çevirir\nZorluğu sevgiyle aşar öğretmen....... Nuran Aksoy\n\nKırk yılda da olsa sorulur bazen.\nCoşkun sel misali durulur bazen.\nEt kemik nihayet yorulur bazen.\nSenin benim gibi beşer öğretmen......Mustafa Şekerci\n\nÖğrenci ayırmaz,hepsine 'gül' der......... \nEğitir,öğretir,kendini bul der......... \nBazan Mevlanadır -yeterki gel der........... \nBazan yunus olur,pişer öğretmen........Nâki Bâki\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H o ş    B e b e k",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nDokuz ay on günü nasıl geçirdin? ,\nİştahı kabarttın,neler içirdin? ,\nAğırlık arttıkca zora düşürdün,\nYalancı dünyaya hoş geldin bebek.\n\nDemek ki seninde kısmetin varmış,\nAile ferdini mutluluk sarmış,\nÇok şükür organlar yerini almış,\nYalancı dünyaya hoş geldin bebek.\n\nMinnacık gözleri açamıyorsun,\nAğlarsın gülücük saçamıyorsun,\nKundakta bağlısın kaçamıyorsun,\nYalancı dünyaya hoş geldin bebek.\n\nÜç,dört kilo varsın adam sayıldın,\nGeriştin,uzandın yere yayıldın,\nDuş aldırmak için çabuk soyuldun,\nYalancı dünyaya hoş geldin bebek.\n\nYolun başındasın neler görürsün,\nApalar,kalkarsın bir gün yürürsün,\nCennet kardeşindir Zeki olursun,\nYalancı dünyaya hoş geldin bebek.\n\n7-12-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H i p e r a k t i f",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nHer süper zekanın vardır hedefi,\nAldığın oyuncak olmuyor kafi,\nEzberlemiş gibi yapar tarifi,\nHiperaktif çocuk dışlanmamalı.\n\nHareket tarzları emsalden üstün,\nHüsrana uğratır hakaret restin,\nUyum sağlayınız olmasın kastın,\nHiperaktif çocuk dışlanmamalı.\n\nAnne, babasına özen gözterir,\nKüçüksün demeyin tepkiyi verir,\nİçine kapanır mum gibi erir,\nHiperaktif çocuk dışlanmamalı.\n\nBilgisayar gibi güçlü hafıza,\nAyırım yapmayın oğula, kıza,\nErkenden kapılır duygu ve haza,\nHiperaktif çocuk dışlanmamalı.\n\nZeki de böyleydi zapdolmuyordu,\nHanede durmazdı hapsolmuyordu,\nSustukca gücünü göstermiyordu,\nHiperaktif çocuk dışlanmamalı.\n\n2-2-2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H ü z ü n",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nSevgiyi tatmıyan dertle tanışır,\nHer türlü belaya girer karışır,\nMahkemeye düşer kaç yıl uğraşır,\nAşksız gönüllerde hüzün kolgezer.\n\nSaygılı olmayan dostu kaybeder,\nAmel defterine günah kaydeder,\nİtibarı olan işi halleder,\nAşksız gönüllerde hüzün kolgezer.\n\nSelamı vermiyen almayı bilmez,\nZalimkar olanın hiç yüzü gülmez,\nMerhametsiz kişi çağırsan gelmez,\nAşksız gönüllerde hüzün kol gezer.\n\nMenfaat düşkünü biraz kıpırdar,\nHuzuru kaçırır ağzı şapırdar,\nAlırken zorlanır üzgün tahsildar,\nAşksız gönüllerde hüzün kol gezer.\n\nSevip,sevilecek her insan oğlu,\nDeğilse şaşırır gittiği yolu,\nZeki'ce düşünsün yaradan kulu,\nAşksız gönüllerde hüzün kol gezer.\n\n16-10-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hónapon Tündér -12 - Macarca",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nHónapon Tündér -12 - Macarca\n\nTudod, hogy.. \nTündér A hónap.. \n\nAbban a pillanatban.. \nSzívem.. \nLepusztult rom.. \nA nap... \nSaját elvesztette reményét..... \nSzeretem a gitár... \nMelody a sírás. \nMinden vezetékek voltak gyász.. \nAz indító egy olyan.. \nTe hagysz mindannyiunknak.. \nVégeztünk.. \nKépek vált crazy.. \nMost, hogy a képeimet.. \nHó van a zsír.. \nKöltészet mindig.. \nOszi életét.. \nEgy ido.. \nTavasz, mint a \nA mosoly jön.. \nA szemem elõtt.. \nA nyers tiszta csepp.. \nEgyik reggel, mint a nap fáklyázás.. \nTekintettel a reggeli.. \nRoses nyitva van... \nKörös-körül a rózsa illata van csomagolva.. \nNightingale, hogy a szag.. \nRózsák és fióktelepekre jött ki a.. \nEz minden alkalommal indul.. \nI love the song.. \nNézze újra.. \nMindenki boldog... \nNem én.. \nMindenki az én oldalamon... \nÖn nincs \nÉn szeretlek titeket.. \nI love you.. \nÉn szeretlek... \n\nJól van... \nTündér a hónap... \n\nMersin-12.12.1980-Bilal Genis\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H Ü Z Ü N   r ü z g a r ı",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nNamerde muhtacım başımı eğdi,\nHançeri özüme,yüreğe  değdi,\nFeleğin  sillesi  yüzüme   ağdı,\nÇok dıram yaşattı hüzün rüzgarı.\n\nEli, ayağımı, teni  dondurdu,\nFaizler tırmandı haciz kondurdu,\nMal,mülk olmayınca ceza indirdi,\nÇevremi  kuşattı  hüzün  rüzgarı.\n\nAldığım,sattığım yapınca hile,\nİtibar kayboldu düşürdü dile,\nDeğer verdiklerim basmadı zile,\nİftira,  taşattı   hüzün   rüzgarı.\n\nSonunda terketti nazlı yar, cici,\nYüz karası olmak ne kadar acı? ,\nTeselli  etse de  anne ve  bacı,\nGözümü yaşarttı hüzün rüzgarı.\n\nZeki  gördüğünü  aldı  kaleme,\nİbreti  sunuyor  dünya,  aleme,\nSitemim sonsuzdur dost,sülaleme,\nDuygumu boşalttı hüzün rüzgarı.\n\n15-1-2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H Ü Z Ü N   v a r",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nYavan  ekmeğine yokmudur katık? ,\nSaçların ağarmış kaşların çatık,\nGiysiler  eskimiş  üzerin  batık,\nGözlerde domurcuk, hüzün var yine.\n\nYüzünde gülmüyor neşen de kaçık,\nBorcun içindesin bütcen de açık,\nDişlerin  titriyor,  dudaklar  uçuk,\nGözlerde domurcuk, hüzün var yine.\n\nSağına, soluna  bakınamadın,\nDerdini kimseye yakınamadın,\nZenginlik gururu takınamadın,\nGözlerde domurcuk,hüzün var yine.\n\nZemeri,kış günü bacan tütmüyor,\nÇocuklar okuyor eksik bitmiyor,\nStrez ve deprasyon çekip gitmiyor,\nGözlerde domurcuk,hüzün var yine.\n\nDamlacık kabarmış, yanağa iner,\nGözlerin kararır, başın da döner,\nZeki  merhametli  yüreği  yanar,\nGözlerde domurcuk, hüzün var yine.\n\n25-3-2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "(H) üzüntüler sokağı",
        "poet": "Yücel Yarımbatman",
        "poem": "\n\nağır adımlarda bir telaş gizlidir\nve kaldırımlarında yitik aşklar bu sokağın\nadına nice şairin şiir yazdığı\nve nice rutubetli rastlantının kol gezdiği bu kent'in\nkimi zaman eşkiya\nkimi zaman politika muhabbetler içeren...\nburası her köşesinde farklı bir ayrılığın\ntanık lambalarıyla ışık saçan\nkaranlık bir rastlantı...\nher adımda farklı bir hüznü\nkıyılarına çıkarma yapar geceleri...\nbanklarında uyur bazen bir filozof\nya da dalgasında kaybolur  birileri...\nbir yolcu için güzergah\nbir gemi için mavi....\nburası içerilerde gömülü bir hazinemin\nyani ömrümün en tenha sevdasının \nbattığı liman....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H U Z U R  e  v  i",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nAile   dırdırı   sona   eriyor,\nYaşlısı, genci de saygı görüyor,\nMüdür,yönetici hizmet veriyor.\nGerçekten huzur var huzurevinde.\n\nYiyecek,içecek,giyecek fazla,\nSorunun kalmıyor oğulla,kızla,\nSalonuna   otur   teveyi    izle,\nGerçekten huzur var huzurevinde.\n\nSon kararı verip bura gelmişler,\nTeyze de, amca da kardeş olmuşlar,\nTemizlik ortamdan memnun kalmışlar,\nGerçekten huzur var huzurevinde.\n\nIsparta  gülleri  çevre de  açar,\nPark alanı geniş kokular saçar,\nÖrdekleri  yüzer, kelebek  uçar,\nGerçekten huzur var huzurevinde.\n\nCahil sanmayınız sakini  Zeki,\nKurala  uyarlar  diyorlar  peki,\nGelip de görünüz yazdığım neki? ,\nGerçekten huzur var huzurevinde.\n\n27-3-2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H- Verbeelding Geest.-006-Holland",
        "poet": "Bilal Geniş",
        "poem": "\n\nH- Verbeelding Geest.-006-Holland\n\nDoe jullie Weten.... \nVerbeelding Geest...... \n\nJullie Herinneren zich.. \nZijn naam... \nHet is Den cavur.. \nDe viooltje en beekje er.. \nEr was een reusachtig van Den.... \nHet is alsof groot... \nEen vier-storey brengen... \nBeekje het kant deur was er.\nTwee meter ruimheden.... \nZes-meter-hoog... \nDe van hout slurf.... \nDe boom vertakkingen snijden... \nGeadapteerd binnen de pijnboom boom. \nDe trap werd... \nDe jullie zijn vroeg... \nJullie willen om te klimmen.... \nDe ik back.. \nIk activeerde... \nNaar de daling Geassisteerd... \nIk houd onmiddellijk..\n\nBegrijp me.... \nVerbeelding Geest....\n\nMersin-10.10.1990-Bilal Genis\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H.Vuslatî Harında Pişti Atatürk.",
        "poet": "Osman Öcal",
        "poem": "\n\nVuslatî Harında Pişti Atatürk.\n\nŞafak şafak doğan Samsun güneşi,\nTürk’ün kaderine düştü Atatürk.\nBulunmaz cihanda bir daha eşi,\nYüce milletine baştı Atatürk.\n\nTürk’ün adı vardır sanında O’nun,\nAsillik mevcuttur kanında O’nun,\nHazırdır kılıcı kınında O’nun,\nYıldızlar şahına eşti Atatürk.\n\nBitmez yurt sevdası ruhunda erlik,\nNe krallık istedi ne diktatörlük,\nKurdu tez zamanda güçlü bir birlik,\nÖzgürlük aşkıyla coştu Atatürk.\n\nDüşman ensemize bindiği zaman,\nYedi düvel birdi vermedi aman,\nGörmedi bu dünya öyle kahraman,\nCepheden cepheye koştu Atatürk,\n\nOvada kasırga dağlarda bir kurt,\nAzmiyle kurtuldu esirdi bu yurt,\nDevletleşti hemen koca anayurt,\nAşılmaz dağları aştı Atatürk.\n\nBu ulus cesurdur verse de diyet,\nVazgeçilmezidir Türk'ün hürriyet,\nEn büyük eseri bu cumhuriyet,\nSığmadı bedene taştı Atatürk.\n\nTürk denince akla evvel O gelir, \nO bir dahi idi dost düşman bilir, \nHer On Kasım günü bir başka olur,\nVuslatî harında pişti Atatürk.\n\nOsman Öcal\n\nZulüm dalga dalga kıyı yalarken\nYurdumun bağrına hüzün dolarken\nHerkes ayrı ayrı telden çalarken\nVatan tasasına düştü ATATÜRK......Şemsettin Dervişoğlu\n\nBir uluydu! ulu çınar şahsiyet. \nBitmiş bir halkı, etti bir millet \nAllahın aşkıyla,nebi muhammet \nSevgisini toprağa dikti atatürk. AKCAYLI- mehmet göden\n\nTürk ayağa kalktı,kurtuldu vatan\nAtatürk liderdi,O başkomutan\nMilletin kalbinde Ata'dır yatan\nYaşar ebediyen,yaşar Atatürk......Şükrü Topallar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ha Avrupa ha terör Sizin gözleriniz kör",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nDevlet millet el ele\nHalledilir her çile\nÖfkenizi gösterin\nYayın ilçe ve ile\nHa Avrupa ha terör\nSizin gözleriniz kör\nO sahte göz yaşları\nSize inanmaz karı\nGör sapıtıyorsunuz\nKaybettin itibarı\nHa Avrupa ha terör\nSizin gözleriniz kör\nDevlet garantisini\nAldınız deme hani\nBiliniz dünya yalan\nBütün insanlar fani\nHa Avrupa ha terör\nSizin gözleriniz kör\nFransa İngiltere\nO terör size göre\nİspanya’da karıştı\nSaldırtırsın ha bire\nHa Avrupa ha terör\nSizin gözleriniz kör\nBir kez geçirin gözden\nSorumlusun bundan sen\nO inadından vazgeç\nHemen şu hırsını yen\nHa Avrupa ha terör\nSizin gözleriniz kör\nSorumlu İngiltere\nÇarpılmalı hep yere\nSizlerin yaptıkları\nEziyet verir ere\nHa Avrupa ha terör\nSizin gözleriniz kör\nKarar kabul edilmez\nÖğren bunu önce sez\nİtirazdan vazgeçin\nUEFA davranın tez\nHa Avrupa ha terör\nSizin gözleriniz kör\nAlt  üstün belli değil\nÖfkeli ruhumuz dil\nSizleri konuşturan\nYa pil bilin ya da zil\nHa Avrupa ha terör\nSizin gözleriniz kör\nMücadele dört koldan\nAyrılma sakın yoldan\nUEFA kopartırız\nSizleri yeşil daldan\nHa Avrupa ha terör\nSizin gözleriniz kör\nYazıyor Şair Hasan\nRuhunda vardır derman\nO ruhunda yaşatır\nBir tane diyor vatan\nHa Avrupa ha terör\nSizin gözleriniz kör\n\n\n"
    },
    {
        "title": "H.z.r.t.ali'nin Doğum günü Bugün",
        "poet": "Gül Keleş",
        "poem": "\n\nHZ.RE.Tİ.ALİ'NİN DOĞUM GÜNÜ BUGÜN HERKESE KUTLU OLSUN.\nBİR ŞİİRİMLE KUTLAMAK İSTEDİM..\n\nPirim..\n\nPirim dergahından geçtim \nKudret şerbetinden içtim \nAli'nin suyunda piştim \nAli'nin yoluna düştüm \nYa Allah, ya Muhammet ya Ali\nPirim ben dergahından geçtim. \nHak Muhammet şerbeti içtim. \nDostlar dergahında niyaza durdum \nAli'nin yolunda canımı veririm \nPirler erenler yolunda niyaza durdum \nCanlar pirimin dergahından geçtim \nYa Allah ya,Muhammet ya Ali, \nBismi şah ya Allah ya Muhammet ya ALİ:\n\nTarih=25=10=2010=Saat=14=20=İZMİR=\n\nGül Keleş=\n* \nBu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.\n*\nBU ŞİİRİ VE ESERİ YAZAN GÜL KELEŞ ..VE MİRAS CILARINA AİTTİR.\n*\n(Bir eseri paylaşırken yazar ismini silmek hem kul hakkına girer \nhem de kanuni cezası var dır.Karek ter'li İnsanlar Paylaşım \nYaparken Yazarın Adını Silmezler, Bu yazıyı Aynen Paylaşırlar. \nUNUTMAYIN Kİ bir eseri güzelleştiren de yazarının adıdır. \nPara yada hapis cezası ile karşı karşıya kalmamak için lütfen özen \ngösteriniz..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ha Bire Yazıyor",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nEy dostlarım, lütfen kusura bakmayın,\nSizleri çok severim, yanlış anlamayın,\nNerede bir haksızlık görsem, kızarım,\nEy dostlarım, lütfen kusura bakmayın.\n\nAdam şiirleri peş peşe sıralıyor nasıl,\nŞiirlerinin hepsi aynı aynı masal, fasıl,\nŞiirler şiir mi, nesir mi, saçma mı asıl,\nAdam şiirleri peş peşe sıralıyor nasıl.\n\nKardeşim bırak sen az yaz ve öz yaz,\nBak, Bahar geliyor, ardından da, yaz,\nYaz yaz Vatanı, Devleti, Milletimi yaz,\nKardeşim bırak sen az yaz ve öz yaz.\n\nSaçmalıyorsun ve kul hakkı yiyorsun,\nŞöyle bak kendine, iyi mi ediyorsun,\nHaksızlığa gelemem sinir ediyorsun,\nSaçmalıyorsun ve kul hakkı yiyorsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ha Bugün Yarın",
        "poet": "Fatih Güler",
        "poem": "\n\nArkamda da, önümde de\nYanımda da az yürekli dostum\nBirkaç aile fertlerim \nTükenmez kalemim var\nEğer ki onlar kırılırsa \nKellem kırılmış gibidir \nBu kellem de \nHa bugün gitmiş, ha yarın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ha Bu Nedu La",
        "poet": "Mehmet Akif Gülhan",
        "poem": "\n\nSabah,önce ay doğdu batıdan\nGece geldiği yere döndü doğudan\nGüneşi hiç göremedim\nBir gemi gövdesi gördüm ufukta\nÖnce gövdesi, sonra direkleri gözüktü\nYaklaştıkça küçüldü küçüldü\nDereler,ırmaklar yukarılara akıyordu\nUzaklaştıkça uzaklar büyüyordu\nYakınlaştıkça yakınlar küçücük oluyordu\nSular çeşmelere gerisin geriye doluyordu\nBir fare gördüm küçücük\nBaşında kocaman bir Meksika şapkası\nTutmuş bıyıklarından bir kediyi\nBir o yana vuruyor bir bu yana vuruyordu\nSonra kedi bir fareyi tutup yutuyordu\nFare kedinin çenesini açıp kaçıyordu\nSu borularından geçen köpekler vardı\nÜzerinden silindir geçip ezilen insanlar\nSonra yine eski hallerine dönüyorlardı\nEllerinde dinamit patlayan tavşanlar vardı\nSadece tüyleri dökülüyor şaşkın bakıyorlardı\nFıçı şeklinde, küb şeklinde canlılar vardı\nAyakları gözükmüyordu ama yürüyorlardı\nUçan adamlar, adam gibi yürüyen kuşlar vardı\nYanımızdan bir kuş geçti\nAyakları araba tekeri gibi dönüyordu\nKorna çaldı bize bip bip \nSadece tozu dumanı kaldı geride \nBirde sesi hala kulağımızda bip bip\nTamam, son bitti artık derken \nBir kedi gördüm sanki\n\n05/09/2007 Saat 09.58\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ha gayret",
        "poet": "Arif Doğramacı",
        "poem": "\n\nKadınlar\nHa gayret\nBir ikisine\nSahte deseler de\nKadın hakları var\nSöylenir durur\nBir adım\nBir adım daha\nGerçeği olur\nKadın peygamberin\nEşit birey olmaya\nHenüz \nUlaşılmamışken\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ha/di",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nGüneşi ardıma aldım,\nYolumu yarıladım.\nBir daha arama beni,\nAkşama Diyarbakır 'dayım.\n\nGüneş battı,\nSanki gökten taş yağdı.\nBismil’in sıcaklığı,\nİçimi aydınlattı.\n\nEs deli rüzgar es,\nYine sıladan bir haber var.\nZamana eş yollarda biter,\nGökteki yıldızlar hasret gözyaşı döker.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ha Gayret",
        "poet": "Ümit Kilislioğlu Özger",
        "poem": "\n\nBazen kinim galip geliyor,\nBazen dinim.\nPeşine takılmışken süslü bir sözün,\nKendime getiriyor, büyüsü özün.\nKaramsarlığın ortasındayken birden,\nİçimi sevinç kaplıyor, hayret! \nOlacak, olacak\nHa gayret! \n\n(25.Kasım.2001)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ha Gerçek, Ha Rüya",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nEllerinden tutmuşum, hoş ha gerçek ha rüya,\nVarsın dönsün bendinde, nasıl isterse dünya.\nYeter bu kadar bana, daha ne isterim ki,\nMutluluk benim için, bundan ibaret be ya…\n\n8 Temmuz 1988-Cuma/Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ha gayret bir sefercik? ? ? ? ? ? ?",
        "poet": "Navruz Kaplan",
        "poem": "\n\nHasretim  burada o kadar çok acıyor\nFırar ediyor ruhum bu ben değilim ki\nKayıp olmuş biriyim birisi bana verdi\nKorku var içimde düşerim diye yolda\n\nAyaklarım ben değil götürüyor ısızlara\nYürek dayanmaz ki olduğum yerde kaldım\nTeselim var birazcık torunlar bir sizler\nKorku var içerimde düşerim diye yolda\n\nİstemeden uyandım gördüm sizi rüyamda\nSüzme yoğort sanmıştım yalayarak bitirdim\nÖzgürdüm tek masada aradım sizi burda\nKorku var içerimde düşerim diye yolda\n\nYanar dağ olmuştum yağmurla sönmez ki\nSözlerin acıtıyor durmaz  akar göz yaşım\nFıranga ben vurmuşum ruhum yok yanımda\nHa gayret bir sefercik ay doğacak uzakta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ha Gel De...",
        "poet": "Hasan Ahmet",
        "poem": "\n\nDoğduğu vatanında,\nBu çağda, bu asırda,\nVatandaşım, vatansız,\nAvrupa toprağında! \n\nKutsaldır insan hakkı.\nHak arar, bizim Hakkı! \nNe Asya, ne Afrika,\nYunanistan burası!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ha H i H o",
        "poet": "Nuri Ufuk",
        "poem": "\n\nNasil bi siir sever din \nbilmem.\nEkmegemi surer, bahceyemi eker,\nyakanami takar, ne yapar din, \nbilmem.\nBelki de cigarani yakar,\nbahceyi beller, yakani silker,\nne siir mis, der din...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ha Gayret! Geliyor, Gidiyor-DENEME",
        "poet": "Cengiz Çetik",
        "poem": "\n\nYeni bir yıla az kaldı. Giden koca bir yılın ardından, şöyle bir tebessüm edelim. Düşünelim içimizden biraz. Neler istedik, neler yaşadık? Ya da koskoca bir yıl içinden,  ne hayaller kurduk? Ne sevinçler, üzüntüler yaşadık? Hepsi bir yana, sevdiklerimizle neler gerçekleştirdik? Koca bir yıl bize ne kazandırdı? Ne kaybettirdi? Hiç düşündük mü? \n\nHa gayret! Bitiyor. Az kaldı bir yıl daha yaşlanmaya.\nHa gayret!  Bir yıl daha ömrümüzden, ömür vermeye.\n\nYollar da ne yollar; Çoğu yer yamalı bohçaya dönmüş halde karşımızda. \nBazen çukurlara girmemek için zik zak çizerek gitmeye çalışıyoruz. Ama nafile, sonun da çukurlardan birine girip, çıkmadan geçilmiyor yollardan. Sanki AB yollarından geçiyoruz. Zaten AB avutuluyoruz. Olmayacak işlerle kafamızı dolduruyoruz. Avrupa sevdasında olanlarla geçmişiz kendimizden, uyuşturuluyor beyinlerimiz bir bir. Bizim yollardan daha kötü yollar ve tuzaklarla dolu giderken;  tren kazası olmuşuz, gider sanırken.\n\n Ne taraftan geçsek yollardan, mutlaka çukurlara yakalanıyoruz. Ve bazen hoplatıyor, ansızın girip çıktığımız çukurlar.\n\nHa gayret! Ne kaldı şurada yeni yılın acı ve tatlı yaşantılarını yaşamaya. Çek ucundan birazcık daha. Bak göründü ucu. Yak ucundan birazcık; romantik, sevgi, şanş ve huzur dolu geçsin. Yak, biraz içindeki kederleri; sonundan çıkan ferahlık, neşe ve umuda açılan pencere olsun.\n\nHa gayret! Sıkıntılar, başarılar, gidenler ve gelenlerle örülü bir geçmiş yıldan arta kalanlar. Sevabıyla günahıyla yanşan ömrümüzden bir bölümdür geriye kalan.\n\nHa gayret! Geldi bayramımız yine. Sevdiklerimizle, dostlarımızla ve arkadaşlarımızla yaşayacağımız bir bayram daha geliyor. Tadı ve yaşattığı duygular başkadır o anın. Bayramlarda dünyaya bakılan gözler; bir başka bakar, o gün insan sevdiklerine ve seveceklerine. Bir başka bakar, o gün birlikte olduğu insanlara. Sevgi ve içten duyulan saygıyla karşılar, gelenleri.\n  Her şey gönlümüzce olsun.  Şen ve esen kalın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ha Kerbela ha Sivas",
        "poet": "Tülay İçen",
        "poem": "\n\nYıldızlar sevişirken gökyüzünde,\n\nSemaya saldık barış güvercinleri..! \n\nKara dumanlar sardı önce semayı,\n\nGüvercinlerimin kanatları yandı.\n\nKızıllığa karıştı dumanlar\n\nBirer birer düştü güvercinler \n\nFeryadım yükseldi semaya\n\nHa Kerbela ha Sivas\n\nDuyuyor musunuz beni\n\nBen Muhibe Akarsu ben Gülender Akça,\n\nBen Edibe Sulari\n\nKerbeladan beri süre gelen davadır bu.\n\nCanlar cana kıyar olmuş.\n\nMaraş’ı ve Çorum’u unutmadan..\n\nHicret eylediler Sivas’ı kana bulamaya,\n\nBir toz bulutu sardı ortalığı....\n\nSanki savaş meydanı.\n\nHicret eylediler kendini bilmezler, \n\nSivas’ı kana bulamaya.\n\nUçurduk canlara barış güvercini,\n\nBilemeden üstümüze gelen ateş toplarını.\n\nBiz yanmakla biter miyiz.! \n\nBen her gün Asım Bezirciyim bazen Nesimi Çimen\n\nSazım tellerine dokundukça\n\nHasret Gültekin oluyorum bazen de Muhlis Akarsu\n\nHak için semah dönerken saplanır ciğerime. \n\nZalimin hançeri.! \n\nHa Kerbela Ha Sivas\n\nHakka semah dönen gencecik fidanlar. \n\nSaklamadı canları,saklamadı...\n\nSivas dağları koynunda.\n\nBen yandım canlar yandı,\n\nDuyuyor musunuz beni görüyormusunuz beni? \n\nHak için semah dönüyorum, kırmızı güllerle bezendi  üzerim,\n\nSandıkta kaldı çeyizim...\n\nBen Özlem Şahin’im ben Nurcan Şahin\n\nBen Menekşe’yim Yeşim’im\n\nAdımın önemi var mı,\n\nBende bir insanim.\n\nYanmak mıydı kaderimiz,\n\nHa Kerbela ha Sivas\n\nKorkmuyorum ben korkmuyorum\n\nBen bir yansam da bin doğarım\n\nBen Metin Altıok ben Murat Gündüz’üm\n\nSerkan Doğan’ım\n\nBen bir yansam da inadına bin doğarım.\n\nKorkmuyorum korkmuyorum,semaha durduk ateşte hak için\n\nHa Kerbela ha Sivas.\n\nSorarım size suçum ne? \n\nSuçum saz çalıp semah dönmek mi? \n\nSuçum insan olmakmı..! \n\nÇarpar ateşin kızıllığında sesim duvarlara\n\nYankılanır döner geri..\n\nHayaller de mi kalacağım,\n\nSolmuş resimlerde mi küçük Koray olarak\n\nBüyümiyeceğim mi ben,\n\nEl ele tutuştuk ablalarla ağabeylerle..\n\nPir Sultan olup semah dönecektik..! \n\nHak için...! \n\nŞimdi kaldı küçük bedenim alevlerde.\n\nSuçum semah dönmek,\n\nCezam ateşte yanmak,\n\nSaklamadın Sivas biz saklamadın\n\nKorkuyorum, korkuyorum..! \n\nSarıklı amcalardan, çember sakallı ağabeylerden..\n\nKorkuyorum korkuyorum..\n\nHa Kerbela ha Sivas...!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ha Urganda, Ha Yorganda",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nBen Uhud’un tozuna bulanmış yorgun bir atım.\nKurumadı asırlardır hâlâ, akıyor terim.\nSevgilerle büyüttüm kalbimi, aşkla donattım.\nHa urganda olmuş ha yorganda, ölüm zaferim.\n\nYarım kalan hitamsız sevdalar benim kandilim.\nGöz yaşıyım ben hüzün nehrinde tüm yetimlerin.\nBoynu bükük öksüzün elinde ıslak mendilim.\nZebunuyum muştuya bulanmış sır betimlerin.\n\n10 Mayıs 2004 Pazartesi, Danimarka-Køge 23.26\n4+6+5\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*******Hababam Günü 2",
        "poet": "Dilşade Güngör",
        "poem": "\n\nEve ekmek götüremedim\nBacı – kardaştan hayır alamadım\nBir baltaya sap olamadım\nUnuttuğum gün Öğretmenler Günü\n\nDavadan davaya koşarım\nCanımı ortaya koyarım\nKüsleri barıştırır, zalimleri kovarım\nHangi gündü Avukatlar Günü? \n\nHastalara şifa olacağım diye\nYirmi yıl okuldan okula koştum\nKimlere şifa, kimlere ecel oldum\nTıp Bayramı, yas bayramı niye? \n\nİdeallerim için yaşadım \nCanımı dişime kattım\nHırsız- katillerin peşindeydim\nPolis Gününde arkamdan vuruldum\n\nŞair olmaya özendim\nSatırla katırı kovaladım\nBeyite kafiye bulamadım\nHayal kurduğum gün Dünya Şairler Günü\n\nVesselam ne gün görsem içim burkulur\nGünler içindeki gün bana yabancıdır\nBeni bana anlatan gün nereye kaybolur\nOnu arayan gönül, usanmaktan yorulur\n\n14.03.2002 19:05:49\n\n\n"
    },
    {
        "title": "hababam-gunu",
        "poet": "Dilşade Güngör",
        "poem": "\n\nNe annem var ne kızım\nBugün Anneler Günü\nNe eşim var ne yar\nGeçen gün Sevgililer Günü\n\nNe babam var ne oğlum\nYarından sonra Babalar Günü\nAnneciğim diyen olmadı\nPerişanlığım, Çocuklar Günü\n\nOyundan aldılar okula yolladılar\nOkuldan aldılar işe yolladılar\nSevmedi hor gördüler\nDünya Çocuklar Gününü sordular\n\nHuzur evine yolladılar\nArayıp sormadılar\nMiras için yüzüme baktılar\nYaşlılar Haftasında\n\nKadınlığımı bilemedim\nMal gibi alınıp satıldım\nHor görülüp tecavüze uğradım\nDünya Kadınlar Günü neyime\n\nDeğer biçilmiş beş para olamamışım\nHayır duaları alamamışım\nBana düşmedi yedi veren gülü\nAcep var mı Yalnız Bırakılmışların Günü? \n\n29/4/2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "hababam-gunu",
        "poet": "Dilşade Güngör",
        "poem": "\n\nNe annem var ne kızım\nBugün Anneler Günü\nNe eşim var ne yâr\nGeçen gün Sevgililer Günü\n\nNe babam var ne oğlum\nYarından sonra Babalar Günü\nAnnecim diyen olmadı\nPerişanlığım, Çocuklar Günü\n\nOyundan aldılar okula yolladılar\nOkuldan aldılar işe yolladılar\nSevmedi hor gördüler\nDünya Çocuklar Gününü sordular\n\nHuzur evine yolladılar\nArayıp sormadılar\nMiras için yüzüme baktılar\nYaşlılar Haftasında\n\nKadınlığımı bilemedim\nMal gibi alınıp satıldım\nHor görülüp tecavüze uğradım\nDünya Kadınlar Günü neyime\n\nDeğer biçilmiş beş para olamamışım\nHayır duaları alamamışım\nBana düşmedi yedi veren gülü\nAcep var mı Yalnız Bırakılmışların Günü? \n\n29/4/2000\n\nHarika ama buruk...coşkulu ama üzücü...şiir gibi şiir ama hüzünlü...çok güzel ama yürek yakıcı...öylesine yalın ama öylesine karışık... günlerin özelliği ama günlerin yetimliği... şaşırdım kaldım...yorumlayamıyorum bile...protestonuzu yürekten destekliyorum Dilşade hanım... \n\nFunda GÜLSEVEN DUYGULANIM’DAN\n\n Kozlar \n\nDuyarlı yüreğinizi tebrik ederim.Mısralarınız Toplum Bilimcilere ve Topluma eğitici ışık tutacaktır..Saygılar..Şair Ahmet Tekin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hababam sınıfı (öykü)",
        "poet": "Hülyalı Gönül",
        "poem": "\n\nBen kendi halinde bir öğrenciyim. Tek amacım; öğrenimi tamamlamak. Vatanıma, hayırlı bir vatandaş olmak. Onun için elimden geleni de yapıyorum. Derslerime çalışıyor; okulda da bir öğrencinin yapması gereken saygıyı, özveriyi göstermeye çalışıyorum. \n\nEğitim hayatımda; bu sekizinci yılım. Bendeki de şans yani. Öyle bir sınıfa düştüm ki; size nasıl anlatayım. Annemlerin zamanında, televizyonda seyrettikleri, bana da anlattıkları, Hababam sınıfından farkı yok hani. \n\nBazen, o sınıfa girmek, dersleri dinlemek o kadar zor geliyor bana. Mezun olacağım, o sınıftan kurtulacağım zamanı iple çekiyorum. Şu yaşımda, hayattan bezdirdiler beni. Her gün aynı, bir gün öncesini arıyorum inanın. \n\nResmen tımarhane. Bir tek deli doktoru eksik. Ne ararsanız var. Her gün kavga. Kavgasız, bir gün dahi geçmiyor. İçimden okula gelirken; “ Acaba, bugün ne olacak, kim kiminle kavga edecek. Kim, kimi yumruklayacak” diye geçiriyorum. \n\nSınıf, sınıf değil, kurtlar sofrası. Ben de artık onlara benzemeye başladım. Çok ezildim bugüne kadar. Sessizim. Saygılıyım. Kimseyi kıramam. Ödüm patlar, birini kıracağım diye. Sınıfta, barış elçisiyim sanki. Küçük yaşım ve boyumla, kavgaları ayırmaya kalkarım. Bir iki defa da yumruk yemişliğim vardır o yüzden. Sana ne! Ne işin var kavga edenlerin arasına girmeye. Yok. Olmaz. İlla gireceğim araya. Barış elçisiyim ya! Kimse, küs olmayacak birbiriyle. \n\nBizim sınıfta, iki arkadaşım var. İkisi de, keçi gibi inatçı. Köprünün bir ucunda Zeliha, öbür ucunda Alim. Dertleri de, sınıf başkanlığı. O diyor benim sözüm geçecek, öbürü de benim. Zeliha, kimseye yaklaşmaz. Geldiği günden, aynı şekilde. Alim ile ilk kavgalarının ardından, iyice kinlendiler. Aradaki, bazı arkadaşlarım da ortalığı kızıştırınca, sanırsın üçüncü dünya savaşını ilan ettiler birbirine. \n\nBen en çok, sınıf öğretmenimiz; Hasan öğretmenime acıyorum. Kafayı yiyecek. Sakin bir öğretmendir. Barıştırıyor onları, arkasını dönüyor; sanki hiç barıştırmamış. Yine girmişler birbirlerine. \n\nBaşta da dedim ya, ne ararsan var. Sigara içip, okulu yakmaya kalkanı mı ararsın. Zor kurtardılar okulu. Yanıp kül olacaktı canım okulum. Sanki o sebep olmadı yangına, pişkin pişkin gülüyor karşımızda. \n\nSınıfta, on erkek öğrenci varsa, üçü mutlaka kavga etmiştir. Kızlar farklı mı? Onlar daha berbat. Herkes, menfaat peşinde. Yok, yakası güzel değilmiş de! Ayakkabıları güzel değilmiş de. Size ne başkasının, ayakkabısından, yakasından. Podyuma mı çıkıyorsunuz kardeşim. \n\nBir arada bana tutundular. Neymiş efendim; Ben Zeliha’ ya tepki göstermiyormuşum. Göstermek zorundaymışım gibi. Ağlattılar beni, ben de duygusalım ya; onların ağlamamdan zevk alacaklarını bile bile, oyunlarına geliyorum. \n\nNeyse, ortalık bu aralar biraz sakin. Kavga mavga olmuyor kaç zamandır. En iyisi dilimi ısırayım. Sebebi belli. Zeliha, başka bir okula gitti. Alim başkan. Ben ve benim gibi birkaç kişi ortada. Gerisi de Alim’ in peşinde. \n\nÖğrenci olmak çok zor. Hele çocuk olmak daha zor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haber  Geldi",
        "poet": "Resul Karakullukçu",
        "poem": "\n\nNazlı yardan bana bir haber geldi\nKırdı kollarımı perişan etti\nİşledi bağrıma yüreğim deldi\nBezdirdi canımdan cefakâr etti\n\nŞu Pazar günüde yasmı çekilir\nBu sevdadan benim ömrüm sökülür\nGenç yaşımda belciğezim bükülür\nYirmisinde beni perişan etti\n\nAralık yirmi dört yıl seksen yedi \nBen onu istemem gelmesin dedi\nŞu kara bağrıma ateşi koydu\nOynattı aklımı deli kâr etti\n\nSaatin dokuzu günlerden Pazar\nResul ayık değil hep sarhoş gezer\nKalkar üstüne de bir şiir yazar\nBöylelikle beni isyankâr etti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haber iletsin",
        "poet": "Tuncay Emrem",
        "poem": "\n\nTaz haber iletsin, söyle de rüzgâr,\nRize'nin dağları yine karlı mı? \nAğlara takılırdı gümüş balıklar,\nKaradeniz yine öyle zorlu mu? \n\nEvimin orada kapısı örtük,\nSes seda kesilmiş, lâmbalar sönük,\nÇiçekler kurumuş, yapraklar dökük,\nBen gidince hepsi mahzun oldu mu? \n\nYeşil yaylalarda yatasım gelir,\nRizenin çayından içesim gelir,\nUşaklarla horon tepesim gelir,\nBilmiyorum dizde derman kaldı mı? \n\nBurada öyle deniz, öyle hava yok,\nGönül yarasına öyle deva yok. \nBelki sâde mihnet, sâde cefa çok.\nBir alsam cevâbı, çilem doldu mu? \n!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haber getirmişem",
        "poet": "Muhammed Gözübüyük",
        "poem": "\n\nAğzı süt kokan,mâsum bebelerden\n     Gözü yaşlı,yüreği yanık analardan\n     Aksaçlı,beli bükülmüş ninelerden\n     Size bir acı haber getirmişem.\n\n     Gönlü kırık,küskün babalardan\n     Ak sakallı,iki büklüm dedelerden\n     Savaş mağduru,körpe cağalardan\n     Size acı bir haber getirmişem.\n\n     Yıkılıp,Viran olmuş şehirlerden \n     Su yerine,kan akan nehirlerden\n     Oksijen diye,solunan zehirlerden\n     Size acı bir haber getirmişem.\n\n     Atılan çesit çesit bombalardan\n     Leş arayan,hırsız kargalardan\n     Sinsice arkadan vurmalardan\n     Size acı bir haber getirmişem.\n\n     Afganistan,hindikuş dağlarından\n     Doğu türkistan,uygur diyarından\n     Garip Kırım,bahçesaray'ından \n     Size acı bir haber getirmişem.\n\n     Kahraman çeçenistan diyarından\n     Şeyh Şâmil torunu,avar'ından\n     Azerbaycan,karabağ'larından\n     Size acı bir haber getirmişem.\n\n     Yurtsuz ahıska türklerinden \n     Mazlum bağdat,basra diyârından\n     Türkmen,şehri telâfer'inden\n     Size acı bir haber getirmişem.\n\n     Sahipsiz,moro müslümanlar'ından\n     Burma,müslüman arakanlar'ından\n     Aç sefil,sudan muslumanlar'ından\n     Size acı bir haber getirmişem.\n\n                             Azeri türküye nazıradır\n                             11.09.2006-f.kruje\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haber İzlenimlerim 8 Mart Gecesi",
        "poet": "Yusuf Ter",
        "poem": "\n\nHaber  izlenimlerim \n\nBugün  anlamlı bir gündü. Anlamlı olduğu kadar  anlamaktan, anlamazlıktan gelinen\nbir günün izlenimleri kısaca…\nHaber saatinde televizyonu açtım. Kravatlı  beyler  yoğunluktaydı.Haber sunuyorlardı \nBugün kadınlar günüydü ve yüzlerce kanalda kutlanılıyordu..Türk kanallarında haber sunanların  hepsi beylerdi.Kadınlar adına toplantılar  düzenlemişlerdi. \nBaşta  kravatlı  beyler konuştu saatlerce. Parti başkanları, nutuk attılar. Bayanlar çoğunlukta alkışladı. Alkışları  esasında kendi yüzlerine birer şamar gibiydi.\nParti başkanı kürsüden konuştu.Zamanı doldu, indi. Saatler sonra  etekli bir bayan kürsüye geldi. Parti başkanı önce bir çevresine baktı, her yer kadındı oturduğu yerden. \nSonra, kolundaki saatine baktı. Arkadaşlar kalkın der gibi ön sırada oturan beyler kalktılar. \nKürsüdeki bayan konuşmasına yeni başlamıştı. Genel başkan salonu gülerek terk etti.\nBir gidişi vardı ki, sormayınız. Kadınlar hakkını savunan spikerler dem tuttular, göklere çıkardılar kadına. Kendi  programlarında  kadın davet etmemişlerdi. \nKanal kanal dolaştım rastlar mıyım diye,  nafile  unutulmuşlardı. Kısa geçtiler. Seneye  kaldı kadın hakları  tartışmaları, kadının kadın oluşu ve doğuşu. \nBir de haberlerin tam ortasında  reklam veriyorlar. Ben, Avrupa da ki haberlerin ortasında  reklam verildiğini görmedim. Sıkı dur Avrupa, Türkler geliyor..  Türkiyeliler geliyor. \nÇağdaşlığın, modernliğin yaratıcısı biz Türkler geliyoruz. Gelip, delip, gececeğiz… \n\nYusuf Ter 09.03.07\nSaat 00:55 İsviçre\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haber Ver",
        "poet": "Hüseyin Kılbaş",
        "poem": "\n\nHABER VER\n\nSonsuz tefekküre daldığım zaman \nMânâyla bezenmiş halden haber ver\nArıtırken damla damla özümü \nÇilemden süzülen baldan haber ver\n\nGöklerden elemler yağsın üstüme\nTürlü türlü keder dolsun testime\nDermanım yeter mi, varsam dostuma\nÜmide bağlayan yoldan haber ver\n\nFecirle başlayan güne özendim\nMısralara ilham dolup uzandım\nBeste beste, nağme nağme bezendim\nMızrabım kırıldı, telden haber ver\n\nSöylenmemiş sözdür, akan gözyaşı\nManevî bir yüzdür, bakan gözyaşı\nSinelerde közdür, yakan gözyaşı\nBülbülün maşuğu gülden haber ver\n\nKapattım gönlümü derde, eleme\nBahtımın rengini serdim âleme\nMaziden atiye durdum selama\nBeyazın yanında aldan haber ver\n\nGazi Hüseyin KILBAŞ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haber Bulmuşsunuz  2",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nÇok şükür bulmuşsunuz, doyurucu şeyler var,\nTamamıyla tarafsız, yorum da yapmamışlar…\n\nSıkılmıştık parklardan, bahçe gibi şeylerden,\nŞimdi çok iyi oldu, razı olduk sizlerden…\n\nKurs verir gibi olmaz, psikopat davranışlar,\nBiz sakin insanlarız, her zorbalık kalp kırar…\n\n(2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haber Var",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nZenginin tehlikeli yaşadığı \nKültürlerin çatışamazlığına hürlüğü \nŞiddet, karikatür, hepsi sadece bahane \nSoğukkanlılık imtihanı sokulan bu yeni oyun\n\nSesler yükseliyor çok berrak, çok açık\nHalkına güveni az kiminin, kiminin yönetenine\nDayan Asya dayan bilincin bilgine \nCesaret alt olmaz inancında çifte aydınlan\n\nBuralarda kış sert, heyecan, heyelan da\nHaberler böyle, beyinler uyanıkça tetikte\nKıvılcım alma diye yakarıp donanmakta\nUzaklara bakmaya böyle bir yakıncama\n\nKeyfim zir zop sert bir kıştan hem daha\nRomantizm, monotizm, analizm dalga dalga\nDilim zaten kemiksiz geldiği gibi işte aklıma\nHasreti çok zor yaşanıyor vatanın, hem sevgiler\n\n07.02.2006\nSaat:    Sarhoş eden haberler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haber Programı İzliyorum",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nLehte hiçbir şey yoktu fitne bekleniyordu,\nFitne kâr mı demekti neyi emrediyordu? \n\nO, onu yemek ister şu, şunu yemek ister,\nMesele nemalanma yok Rab’bi düşünenler…\n\nNe merhamet ne vicdan ne hak konuşuluyor,\nBitmez mal mülk davası Rab’bim düşünülmüyor…\n\n(2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haber ver sen",
        "poet": "Fırat Açıkgöz",
        "poem": "\n\nDaha doymadım,\nAlnı çatınıza konan\nsivri biberler kadar\naçım,\nGah orduya teslim,\ngah hülyada süngüler\nsümbül yapraklarını\ntopluyorum,\ntopluyorum sonra\nyıkıyorum,\nyıkılıyorum,\ntakılıyorum,\nMehtaptan haber ver sen…\n\nfırat, mart, 2006\n\nKayadan bahçe mehtabı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberci",
        "poet": "Serkan Doğan",
        "poem": "\n\nkonuş benimle\ney insan yüreğinin haritası\nseni masumluğuna hapseden kim\nvecizeler çivilediğin hayat tahtandan\nkurtul mumyandan ve ruhuma seril\n\nelindeki beyazı yazmaktı özlem\nhislerinin vurguladığı demde\nhabercinin geldiği doğu\nsabahlarımızı ısıtacaktı\ngümüşsü leylâk mitolojisi\n\nmezarlar ve küller altında\nyitirilen kesitlerin teslisi\ndolunay doğmaz olduysa yıldızların rahminden\nyeniden varoluşun yordamı \nkelâmını esirgeme\n\n(Yedi İklim 114/16)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberi Yok",
        "poet": "Feramuz Görel",
        "poem": "\n\nİslam düşmanları çoğaldı\nKuran prangalara bağlandı\nResulün yüreği dağlandı\nKimsenin kurandan haberi yok\n\nEhli beyti doğrandı\nYalandan mersiyede ağlandı\nÇok islamın yüreği dağlandı\nBunların kerbeladan haberi yok\n\nResulullahın minberine yezitler çıktı\nİslamın kanı su gibi aktı\nİsrail bile kudüsü yaktı\nHayvan feryadından insanın haberi yok\n\nKuran muska oldu satıldı\nİnsanlar zindana atıldı\nMüşrikler vatan satına atıldı\nKimsenin imansızdan haberi yok\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haber55 Reklâm Yazarı Şair Hasan Sancak Anayasa Mahkemesine Başvurdu! ..",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nHaber55 Reklâm Yazarı Şair Hasan Sancak Anayasa Mahkemesine Başvurdu! ..\n\nhttp://www.youtube.com/watch? v=PCoctEimZMg\n\nhttp://abtv2.com/video/PCoctEimZMg/HABER55-REKL%C3%82M-YAZARI-%C5%9EA%C4%B0R-HASAN-SANCAK-ANAYASA-MAHKEMES%C4%B0NE-BA%C5%9EVURDU.html\n\nhttp://www.arhavisitesi.com/haber/index.php/video/videobak/115/kark-videolar/haber55-reklam-yazari-ar-hasan-sancak-anayasa-mahkemesne-bavurdu.html\n\nhttp://bigvideo7.com/? w=http%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fwatch%3Fv%3DPCoctEimZMg&image.x=23&image.y=35\n\nhttp://www.britannia247.com/component/hwdvideoshare/videobak/135/haber-ve-politika/haber55-reklam-yazari-ar-hasan-sancak-anayasa-mahkemesne-bavurdu.html\n\nhttp://clip.dj/t-rk-e-pop-remix-hit-turkish-music-club-mix-download-mp3-mp4-EBARSxi9NW0#v/PCoctEimZMg\n\nhttp://clip.xoomclip.com/clip.php? w=PCoctEimZMg&title=haber55-rekl%C3%82m-yazari-%C5%9Ea%C4%B0r-hasan-sancak-anayasa-mahkemes%C4%B0ne-ba%C5%9Evurdu\n\nhttp://www.coktube.com/haber55-reklm-yazari-sair-hasan-sancak-anayasa-mahkemesine-basvurdu-y-PCoctEimZMg.html\nhttp://www.deturl.com/play.asp? v=PCoctEimZMg\n\nhttp://www.egitimsenhatay.com/video/videobak/60/basn-acklamamlar/haber55-reklam-yazari-ar-hasan-sancak-anayasa-mahkemesne-bavurdu.html\n\nhttp://en.savefrom.net/\n\nhttp://www.eyupturan.com.tr/video/videobak/779/belgeseller/haber55-reklam-yazari-ar-hasan-sancak-anayasa-mahkemesne-bavurdu.html\n\nhttp://hasanokhanokumus.com/video/videobak/41/cesitli-videolar/haber55-reklam-yazari-sair-hasan-sancak-anayasa-mahkemesine-basvurdu.html\n\nhttp://www.izleklip.com/HABER55-REKL%C3%82M-YAZARI-sAiR-HASAN-SANCAK-ANAYASA-MAHKEMESiNE-BAsVURDU-Izle.html\n\nhttp://www.izlesem.org/videos/613a363a7b693a303b733a37333a22484142455235352052454b4cc3824d2059415a41524920c59e41c4b05220484153414e2053414e43414b20414e4159415341204d41484b454d4553c4b04e45204241c59e5655524455223b693a313b733a33393a22687474703a2f2f692e7974696d672e636f6d2f76692f50436f637445696d5a4d672f302e6a7067223b693a323b733a353a2230393a3033223b693a333b733a33333a22613a313a7b733a313a2276223b733a31313a2250436f637445696d5a4d67223b7d223b693a343b733a303a22223b693a353b733a373a22796f7574756265223b7d.html\n\nhttp://www.izmiraikido.net/abf/index.php? /Videolar-|-Teknikler-Seminerler/videobak/264/derleme-videolar/bilinmeyen/Page-1-40.html\n\nhttp://www.kaydetvideo.com/PCoctEimZMg/HABER55-REKL%C3%82M-YAZARI-SAIR-HASAN-SANCAK-ANAYASA-MAHKEMESINE-BASVURDU.html\n\nhttp://lolclassic.com/clip.php? w=PCoctEimZMg&title=haber55-rekl%C3%82m-yazari-%C5%9Ea%C4%B0r-hasan-sancak-anayasa-mahkemes%C4%B0ne-ba%C5%9Evurdu#.UhU4aayLAeo\n\nhttp://lolclassic.com/clip.php? w=PCoctEimZMg&title=haber55-rekl%C3%82m-yazari-%C5%9Ea%C4%B0r-hasan-sancak-anayasa-mahkemes%C4%B0ne-ba%C5%9Evurdu#.UhZCnKyLAeo\n\nhttp://vidgrids.com/\nhttp://youtubeavi.com/view-video/PCoctEimZMg\n\nhttp://www.youtube.com/watch? v=PCoctEimZMg\n\nhttp://youtubeonrepeat.com/watch/? v=PCoctEimZMg\n\n\n\n\nREKLAM YAZARI ŞAİR HASAN SANCAKIN YOUTUBE VİDEOLARI\n\nhttp://www.youtube.com/watch? v=PCoctEimZMg\n\nhttp://www.youtube.com/watch? v=Ogx2jwIMgkQ\n\nhttp://www.youtube.com/watch? v=JAwzVGiKOp4\n\nhttp://www.youtube.com/watch? v=DQoygdVpxeU\n\nhttp://www.youtube.com/watch? v=R4dAyZUMews\n\nhttp://www.youtube.com/watch? v=vPCPZX285Gw\n\nhttp://www.youtube.com/watch? v=3W7E1t0oFic\n\nhttp://www.youtube.com/watch? v=R4dAyZUMews\n\nhttp://www.youtube.com/watch? v=EpkDzSi0xAY\n\nhttp://www.youtube.com/watch? v=t3XyzV2h16U\n\nhttp://www.youtube.com/watch? v=2Xrs2OS2CqI\n\nhttp://www.youtube.com/watch? v=ytqL4kSJU3w\n\nhttp://www.youtube.com/watch? v=Nu7_b_lkkCw\n\nhttp://www.youtube.com/watch? v=JXYWylDJ03A\n\nhttp://www.youtube.com/watch? v=qYcU_SzwMzo\n\nhttp://www.youtube.com/watch? v=bDkMo2BicXc\n\nhttp://www.youtube.com/watch? v=nzaIPefqU5U\n\nhttp://www.youtube.com/watch? v=ecwp_r4kudM\n\nhttp://www.youtube.com/watch? v=StOkFVksCiw\n\nHASAN SANCAK\n\nALAÇAMLI HALK ŞAİRİ\n\nREKLÂM YAZARI\n\n(EĞİTİMCİ-GAZETECİ) \n\n05062730465  (Öğretmen Hattı) \n\nogretmen_hasansancak@mynet.com\n\nYeni Cami Mah. Bafra Cad.4.Sok No 11\n\n55800-ALAÇAM-SAMSUN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberim",
        "poet": "Nafi Çağlar Hacıömerli",
        "poem": "\n\nÖnünde sonunda orasıdır yerim. \nOrada bulunur, ölüm veya dirim. \nEğer, ölüm ya da dirim bulunmazsa, \nYine ancak ordan alınır haberim…\n\n14 Ocak 2010 Perş. 08:28 \nKocasinan/Bahçelievler/İst\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberi Yoktur",
        "poet": "Devran Eroğul",
        "poem": "\n\ntutulmaz mayhoş bir ağızda\n\neksiktir salı sabahı salonlar odalar\n\nyağmış mahalleye serin yağmur\n\nhaberi yoktur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberim",
        "poet": "Batur Nafiz Tançağlar",
        "poem": "\n\nÖnünde sonunda orasıdır yerim.\nOrada bulunur, ölüm veya dirim.\nEğer, ölüm ya da dirim bulunmazsa,\nYine ancak ordan alınır haberim… \n\n14 Ocak 2010 Perş. 08:28\nKocasinan/Bahçelievler/İst\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberim Olmadan Mavi Delisi Olmuşum",
        "poet": "Münevver Düver",
        "poem": "\n\nHaberim Olmadan Mavi Delisi Olmuşum\n\nBana diyorsunuz mavinin delisisin sen diye\nDenizler,okyanuslar mutluluk saçıyor,mavi değil mi? \nGökyüzü güzellikler saçıyor mavi değil mi? \nBulutlar bereket yağdırıyor,gri mavi değil mi? \nBende mavinin delisiyim.\n\nYaptığım Huzur kentte dışı mavi değil mi? \nYaptığım uzay apartmanı da; deli mavi değil mi? \nYaptığım ormanların arasında,villalar mavi değil mi? \nBen haberim olmadan plan yapmadan maviye gidiyorum\nBende mavinin delisiyim\n\nBağları, bahçeleri koruyan ilaçta mavi değil mi? \nNazardan koruyan,taştan boncuklarda mavi değil mi? \nİçtiğimiz ağrı kesici majezik dahi mavi değil mi? \nBüyük aşkların yaşandığı,aşk gemisi de mavi değil mi? \nBende mavinin delisiyim.\n\nBen hep mavilere gidiyorum istemesem de; \nElbiselerim, takılarım,giysilerim de hep mavi değil mi? \nMavi aşkım,kara sevdam da mavişim de mavi değil mi? \nKitaplarım,şiirlerim,mısralarımda hep mavi değil mi? \nBende mavinin delisiyim.\n\n14.02.2004\nHuzurkent / Kadirli\nCumartesi  Saat.08:20\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberim yokmuş",
        "poet": "Nilüfer Gümüş",
        "poem": "\n\nDost deyip,yanında durduklarım\nZaman gelip,düşman ilan ediyorlar ya\nİşte ben bunu anlayamıyorum....\nSanırım,düşüncelerinde hep düşman\nGörmüşlerde benim haberim yokmuş....   20.07.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberimiz yok",
        "poet": "Nuray Ülker",
        "poem": "\n\nKıyısına yaklaştığımız sahilden\nSahibine susamış gönülden\nRuhumuzdaki gizli hazineden\nHaberimiz yok,kurtulamadık kölelikten\n\nHedefi saptayan oktan\nKabul olan duadan\nHaberimiz yok,menzile ulaşan\nHedeflerin gerçek oluşundan\n\nOlmaz diye vaz geçtiğimiz\nNice yetenek ve hayallerimiz\nİçimize hapseder gideriz\nHaberimiz yok biz halifeyiz\n\nNe diyeyim gönül sana\nKeder ve endişe ile korkma\nUmut ve aşkla sarıl yaradana\nHaberin olsun,gece çıkar sabaha\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberin En Büyüğü",
        "poet": "İsmet Can",
        "poem": "\n\nGerçekleşince haberin en büyüğü\nBozar batıl anlayışında ki büyüyü\n\nŞok haber değil, dünyada ki savaşlar\nBu haberden, tüm fitneler yavaşlar\n\nDoğunca 571’de yüce peygamber\nAslında gerçekleşmişti büyük haber\n\nO gece Mecusilerin ateşi sönmüştü\nKüffarın sarayı, harabeye dönmüştü\n\nHiçbir kötülük dayanamadı, o nura\nTüm insanlık kavuştu, peygamberle onura\n\nSırasıyla ardından, devam etti haberler\nAzaplar hafifledi, arşa durdu kabirler\n\nKırk yaşına geldiğinde, peygamberlik verildi\nAyetlerle Kuran mucizesi, onun önüne serildi\n\nMüslümanlığın adına, dendi İslamiyet\nKısa zamanda yayıldı, bu dini hâkimiyet\n\nÇok zorlu şartlarla, kazanıldı zaferler\nKıyamete kadar sürecek, kutlu haberler\n\nBir milat idi onun, Medine’ye hicret edişi\nNasip oldu hac için, tekrar Mekke’ye gidişi\n\nBunaltıyordu Arabistan’ın o sıcak havası\nHayırlıydı elbette, Hudeybiye davası\n\nKan gövdeyi götürdü, büyük savaş Uhut\nKandil yaktı melekler, aydınlandı ilahi buut\n\nVar olma savaşıydı, çölde ki şanlı Bedir\nYayılmıştı şehide, cennetten yatak sedir\n\nOn dört asır önce, verildi büyük haber\nDünya uğruna insan, neden oluyor heder\n\nEn zeki insan bunu, neden edemiyor akıl\nKâinatta ki şu dünya, en ufacık bir çakıl\n\nMal, mülk zenginlik, Rab için küçük paha\nNeden tamah ediyorsun, ne istiyorsun daha\n\nCennet ile cehennem, değil mi büyük haber\nDüşündün mü ey fani, dünya nereye gider\n\nBırak düşsün hükümet, kurulur yeniden\nEcel yaklaşıyor bak, öleceksin aniden\n\nFutbol bir oyun sadece, tutarsın bir takımı\nÖlüm geziyor damarda, ecel vermiş akımı\n\nBir taş düşse kafana, bitirecek aniden işini\nAzrail bekliyor hazır kıta, çekiverecek fişini\n\nİnsanoğlu kulak ver, büyük haberi iyi oku\nÇeki düzene gir, yaşantınla namaz doku \n\nİSMET CAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberin Olsun",
        "poet": "Yağmur Yalçın",
        "poem": "\n\nGozlerimde tuterken ask dolu gunler\nHayatimi sardi kabus dolu kara geceler\nYildizlar sonunce agladi gokler\nBu yagan son yagmur haberin olsun\n\nSon sozo soyledim sevme dedim gonlume\nAcidan baska ne gecti ki elime\nBicak misali saplaniyor her damla bedenime\nBu yagan son yagmur haberin olsun\n\nElimi etegimi cekerim sanma dunyadan\nUyandim artik ben o tozpembe ruyadan\nOmrumu tuketemem guneslere doymadan\nBu yagan son yagmur haberin olsun\n\nİhanetler asklar yalan dolanlar\nAyriliklarla dolu siirler sarkilar\nArtık aglamayacak ne kalbim ne bulutlar\nBu yagan son yagmur haberin olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberin  Olsun",
        "poet": "Ozan Talat Kurtoğlu",
        "poem": "\n\nBir zaman seninle dolaştığımız\nDağlara kar yağmış haberi olsun\nEl ele tutuşup konuştuğumuz\nKırlara kar yağmış haberin olsun.\n\nBülbül ötmez baykuş gitmez viranım\nGarip kaldım neden olmaz soranım\nNe dost kaldı nede eşim yarenim\nBağlara kar yağmış haberin olsun.\n\nBen güle neyleyim sararmış solmuş\nTerk etmiş bağını virane olmuş\nGüz gelmiş yaprağı kurumuş solmuş\nDallara kar yağmış haberin olsun.\n\nKURTOĞLUYUM  figanınan zarınan\nYıllar oldu küsülüyem yarınan\nKapandı yollarım kalkmaz karınan\nYollara kar yağmış haberin olsun\n\nAşık Talat KURTOĞLU.\n01/07/2012.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberin Olsun",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nKalbimin anahtarı bir tek sende\nSen hiç aldırmayıp hep boşversen de\nSonunda bir çilingir çağırıp, kalbimdeki\nkilidi ona açtıracağım haberin olsun\n\n(7 Şubat 2007/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberin olsun",
        "poet": "Ataman Sütşurup",
        "poem": "\n\nBoşuna çırpınma suç sende gülüm\nÖlümsüz aşk  bitti haberin olsun\nYıkık dökük harap virane gönlüm\nÖlümsüz aşk bitti haberin olsun\n\nUğrunda ömrümü verdiğim yerde\nSevgiden kırıntı yoktu ki sende\nOnulmaz yaralar bıraktın dilde\nÖlümsüz aşk bitti haberin olsun\n\nNe zaman oldu ki bu aşka saygın\nBir günün barışık yüz günün dargın\nÖlümden de beter vurduğun vurgun\nÖlümsüz aşk bitti haberin olsun\n\nSabaha çıkmamın artık yolu yok\nMasalsı sözlere benim karnım tok\neski günlerini çok ararsın çok\nÖlümsüz aşk bitti haberin olsun\n\nSevgi bu gönülde ister dirayet\nNe zaman bulacak ruhun hidayet\nBenim de bir  sabrım  vardır nihayet\nÖlümsüz aşk bitti haberin olsun\n\nAleme bir örnek dile destandık\nKaranlık geceye meşale yaktık\nHayal kurmuyorum seninle artık\nÖlümsüz aşk bitti haberin olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberin Olsun",
        "poet": "Hüseyin Poyraz",
        "poem": "\n\nYeşil gözlerinle mahzun bakışın\nSerde tutku oldu haberin olsun.\nOk kirpik üstünde yay gibi kaşın\nBeni teslim aldı haberin olsun...\n\nGündüz yetmez gibi gecelerde sen! \nŞiirde, şarkıda, hecelerde sen! \nCanımdan cayarım dilerim desen! \nGönlüm sende kaldı haberin olsun! ..\n\nTaksitle görüşmek artık yetmiyor! \nDeli Poyraz'ını tatmin etmiyor! \nSevdamıdır nedir serden gitmiyor\nAklım sende kaldı haberin olsun! ..\n\n3 Eylül 97 - Akçay-Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberin Olsun",
        "poet": "Huseyin Poyraz",
        "poem": "\n\nYesil gozlerinle mahzun bakisin\nBende tutku oldu haberin olsun! \nOk kirpik ustunde yay gibi kasin\nBeni teslim aldi haberin olsun! ..\n\nGunduz yetmez gibi gecelerde sen, \nSiirde sarkida hecelerde sen! \nCanimdan cayarim isterim desen\nGonlum senle doldu haberin olsun...\n\nTaksitle gorusmek artik yetmiyor, \nDeli Poyraz'ini tatmin etmiyor! \nSevdamidir nedir serden gitmiyor! \nAklim sende kaldi haberin olsun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberin Var mı?",
        "poet": "Süheyl Türkoğlu",
        "poem": "\n\nSenden öncesi\nVe sonrası var,\nİnsanlık tarihinde.\nDoğumun milad,\nDönüm noktası.\n\nNasıl da bildiler,\nDoğum gününü,\nAnnenin seni,\nNe zaman doğurduğunu,\nDünyaya geldiğin tarihi.\n\nBu gün yılbaşı,\nKeyfimiz yerinde.\nDoğumunu kutluyoruz,\nİnsanların halinden,\nHaberin var mı? \n\nKonuş ya ulu,\nÖlümün matem değil,\nDoğumun bayram,\nSevindir dünyamızı,\nKardeşliğe at çulu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberin Var mı...?",
        "poet": "Şafaknur Yalçın",
        "poem": "\n\nDüşlerimi hapsettiğim üşüyen Şafaklar da,yalnızlığımın gergefine astığım gözyaşlarımla yıkanan şiirlerim dir…\nYokluğunun sofrasında  doyasıya yediğim se, hayat,\nKana kana içtiğim, feryat \nVe\nSonrasında topladığım ise\nPrangalı bir yüreğin sevda kırıntılarıdır nehir gözlüm…\nHaberin var mı?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberin varmı",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nHavanın rengi,yeşile döndü.\nFikrimin,sağı solu değişti.\n\nBeyin durdu,kafa karıştı.\nŞimdi vaziyet,durum değişti.\n\nBu duaya yağmur yağmaz.\nNiyet kötüleşti.amaç değişti.\n\n                        10.12.06/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberin Varmı",
        "poet": "Ozan Fecri Şayir",
        "poem": "\n\nOy verip başıma vekil seçtiğim \n                                       Millet aç yatıyor haberin varmı \n                                       Uğruna canandan candan geçtiğim \n                                       Memleket batıyor haberin varmı \n\n                                       İşci köylü memur esnaf ağlıyor\n                                       Kemer lükse girdi sicim bağlıyor \n                                       Görünen manzara yürek dağlıyor \n                                       Somaliye döndük haberin varmı \n\n                                       Bir yanda açlıktan ölen bir bebek \n                                       Bir yanda vurguncu milyarlık köpek \n                                       Bu yüzden derdimiz var öbek öbek\n                                      Fecri der uçurum Önümüz haberin varmı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberin varmı",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nBu ne acı bu ne keder\nSensiz geçmiyor geceler\nDilim ismini heceler\nHaberin varmı özcan\n\nEşin dostun seni sorar\nYüreğimden kanlar akar\nGözlerim yaş ile dolar\nHaberin varmı özcan\n\nKırıldı kolum kanadım\nYok ki tutunacak dalım\nSahipsiz ortada kaldım\nHaberin varmı özcan\n\nTükettin şu genç ömrümü\nSoldurdun gülen yüzümü\nViran ettin bu gönlümü\nHaberin varmı özcan\n\nAhım sana yoldaş olsun\nGençliğin sararsın solsun\nGidiyorum buralardan\nHaberin varmı özcan\nHaberin varmıııııı\n\nZernişan Aydoğan ERZURUM (BİR ARKADAŞIMIN İSTEĞİ ÜZERİNE YAZILMIŞTIR)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberin Yok",
        "poet": "Yeşim Özdemir",
        "poem": "\n\nHayat ateşten bir derya \nSense mumdan bir sandal \nÖyle güzel bir mum ki \nHiç erimeyecek sanır insan \nAma kimse bilmez ki \nDeniz yavaş yavaş bitirmektedir o şehvetli mumu \nDamla damla denize karışırsın \nHaberin yok \nAma birgün göreceksin \nO kocaman deniz birgün tamamen bitirecek seni \nHem de senin hiç haberin olmadan \nDenizdeki canavarları deniz kızı sanıp \nOnlara kaş göz ederken \nO bir anda yutacak seni \nİşte o anda ne seni yapan ustan \nNe de sen kurtarabileceksin \nMumdan yapılmış seni...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberin Varmi?",
        "poet": "Sinan Opuz",
        "poem": "\n\nGonul mahzeninde damitilmis\n Bir kadeh hüzunsun sen.\nGozlerine vuruldum.\n Zamanin kan kokan vagonunda\n Birer birer vurulan cocuklar gibi.\n Topragina düserim her yildiz vakti.\n\n Gozlerin; \n O yildiz sürüsü siginaklari.\n Gozlerinin selalesinden girdaba düstüm.\n Çirpinip durmaktayim\n Haberin var mi?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberin Var mı",
        "poet": "Cemil Öksüz",
        "poem": "\n\nRuhuma sevgini doldurduğundan \nSöyle sevgilim  söyle haberin var mı,\nGün geçtikçe coşan,aşk yarasından \nMecnûna dönenden haberin var mı? \n\nSoğukta, sıcakta,yağmurda,karda,\nElemi dinmeyip,yazda,baharda,\nKalbini bırakmış ta..uzaklarda\nSensiz yaşayandan haberin var mı? \n\nGülenlere bakıp hayret eyleyen,\nAğlayıp sesini kendi dinleyen,\nTenha köşelerde her an inleyen,\nGarip bir öksüzden haberin var mı? \n\nBir güzele kaptıran şu gönlünü\nFeda etmiş onun için ömrünü,\nKurtuluş ümidi,yalnız ölümü,\nBöyle çaresizden haberin var mı? \n\nSabah rüzğârına arkadaş olan,\nMaziyi andıkça gözleri dolan,\nGönül bahçesinin gülleri solan,\nGarip bir öksüzden haberin var mı? \n\n                                                                                         30.11.1973 \n                                                                                               Rize\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberin Varmi Gönül",
        "poet": "Sait Sezgin",
        "poem": "\n\nNeetim ayrildim can uzungölden\nAnnen babamdan o gonca gülden\nUzungöl gölünden akan dereden\nBu olup bitenden gönül haberin var mi\n\nBindokuzyüz yetmiste ayrilik baslar\nSolmaya basladi uzungölde agaclar\nYem yesil deyil artik daglar yaylalar\nBu olup bitenden gönül haberin var mi\n\nGöc eyledim uzungölden kurbet ellere\nYillarca hasret kaldim ben bizim ellere\nGüzel insanlarima uzungöle tatli dilere\nBu tatli dillerden gönül haberin var mi\n\nDagildik dünyaya dört yana uzungöllüler\nCaglayip pinargibi güzelim akandereler\nYüksek yaylalar yemyesil ormanlik yerler\nCaglayan derelerden gönül haberin var mi\n\nDagildik anadolu van bursa ve istanbula\nYillarca yol aldik avrupaya vermeden mola\nGöc ettik birer birer ankara ve almanyaya\nBu göc eden uzungöllülerde haberin var mi\n\nHakka göc edenlere allahdan rahmet\nsag olanlara dilerim saglik selamet\nUzungölde bulusmaya vermeli emek\nuzungölde bulusmaya var misin gönül\n\nher uzungöllü her yil bulusalim uzungölde\nEnbüyük arzum budur benim gönlümde\nDönmek isterim ben silaya deyil elimde\nUzungöle dönüp bulusmaya var misin gönül\n\nUzungöl bizlre uzungöllülere yeterde artar\nDönelim uzungöle bizler hem katar katar\nHeran bizm kalbimiz uzungöl diyerek atar\nUzungöle gidip bulusmaya var misin gönül\n\nCan uzungöllüler cogaldik neslimiz artti\nYaslandikca  insanimiz  isin farkina vardi\n Uzungöle dönüp yerlesenler murda erdi\nUzungöle gidip yerlesmeye var misin gönül\n\nUzunyillar ayri kaldim uzungölden yuvamdan\nUzaklastim yilar oldu meziremden obamdan\nAyri düstüm nazliyardan ane ile babamdan\nAnneye babaya dönmeye var misin gönül\n\nCagdaslar cokdan göc eyledi hakka kavustu\nHer uzungöllü genc yasta köyümuzden savustu\nYazlar gelince gencnlerimiz uzungölde bulustu\nher yil her yaz uzungölde bulusmaya var misin\n\nArayip sormaliyiz uzungöllü insanini heryerde\nKimde dert varsa derman bulmaliyiz her derde\nBirlik olmaliyiz manen maden bizler biryerde\nBirlik olmak icin bulusmaya varmisin gönül\n\ngenclik giti elden  yaslandik vardik sinira\nÖlüm Allahin emridir gelecekdir bize sira \nYüce allahimiz dilerse kavusacagiz biz nur \nhakkin nuruna kavusmaya hazir ol gönül\n\nBütün dünyanin sevgilisi muhammet mustafa s.a.v\nGöc etti dünyadan cektiler nice eza ve cefa\nhaka dönülecekdir hükmetsen de kaftan kafa\n Muhammet mustafaya selatü selam ver gönül s.a.v\n\nSait sezgin yazar inancla arzu ve dilegini\nInandim cok sükür yüce alahin buyrugunu\ntasdik ettim hulüsu kalbla  yüca Allah'in varligi\nYüce Allah'ni birligini unutma daim gönül\n\nsairlik meslegim değil hak icin yazarim\nYillardir gönül derdime derman ararim\nNerde uzungöllü var daim arar sorarim\nAra sor uzungöllüleri her yerde sait sezgin\n\nuzungöllünun güzelligi sevgi ve mertlik\nuzungöl yemyesil ormanlik ve daglik\nDillerim yüce Allah'dan cümleye saglik\nuzungölde yapmaliz her yil biz senlik\n\nSait Sezin  1 / 24 /  2010   BERLIN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberiniz Ola",
        "poet": "Ali Erdem 2",
        "poem": "\n\nBayramda dokuz gün tatil yapılır\nEvlatlar torunlarla tatile katılır\nAna baba durmadan yola bakınır\nBayramlar yok oluyor haberiniz ola.\n\nOruç tutana saygı hergün azalır\nİftarlar zengin zengine yapılır\nOruç fakirler yaşlılara bırakılır\nRamazan yok oluyor haberiniz ola.\n\nMilli bayramlar göstermelik yapılır\nDini bayramlar sa önemsiz sayılır\nDevlet tarafından da çanak tutulur\nGençlik yok oluyor haberiniz ola.\n\nMektup telefon yerine sms atılır\nBüyükleri ziyaret zoraki yapılır\nAna babaysa huzurevine bırakılır\nSaygı yok oluyor haberiniz ola.\n\nYeter artık terör bitsin denilir\nTeröristin sigarası esrarı alınır\nYardım yataklık yapana ev yapılır\nVatan elden gidiyor haberiniz ola.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberler",
        "poet": "Meryem İşler",
        "poem": "\n\nBugün haberler benden \nÇok mutlu olacaksınız dinlerken\nDünyada barış imzalandı \nDostluk adına eller uzandı\n\nZenginler fakirlere yardım etti\nDünyada yoksulluk bitti\nAçlıktan ağlayan gözleri\nGülen yüzler sildi sıkıntılar gitti\n\nAcılar son buldu dertler kalmadı \nTıp ilerledi insanlar hasta olmadı\nCinnet gitti şiddet bitti\nSaygı sevgi kalpleri ele geçirdi\n\nBarış rüzgarları esti dünyanın üzerinde\nSardı bütün  insanları birleştirdi el ele\nKardeşliğin tohumu  bulutlara ekildi\nYağmur olup tüm dünyaya döküldü\n\nSokak çocukları toplandı\nTemizlenip yıkanıp paklandı\nHer birine iş sağlandı\nİnsanlar sokaklarda rahatça  dolaştı\n\nEğitim günden güne çoğaldı\nHiç kimse cahil kalmadı\nOkullar her yaşa kapılarını açtı\nÜniversite sınavları kaldırıldı\nOkul masraflarını devlet karşıladı\n\nBahar geldi çiçekler açtı\nKaranfil güle aşkını itiraf etti\nGüneş ayla barıştı günü birlikte karşıladı\nYıldızlar mehtapla dans etti\nBöyle haberleri vermek çok çok güzeldi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberiniz Var mı?",
        "poet": "Mehmet Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nEy koca gökkubbe sonsuz evren,\nYıldızlar, yaşam kaynağı güneş ve aydede\nBaşı yüksek dumanlı dağlar\nKıvrım kıvrım akan dereler, çaylar,\nFersah fersah uzayıp giden ırmaklar; \nDünyayı saran masmavi denizler, okyanuslar…\nYeryüzüne kin, öfke yağmış haberiniz var mı? \n\nEy aydınlığa koşan pervaneler,\nKozadan çıkan kelebekler; \nGövdesi çatırdayan asırlık çınarlar, sedirler\nToprakta çatlayan yaşam tohumlar,\nIşıkla yarışan rengi sarı, yeşil, kırmızı, beyaz…\nLeylaklar, sümbüller, lâleler, nergisler,\nBoy verip güneşe koşan çiçekler\nYeryüzüne kin, öfke yağmış haberiniz var mı? \n\nEy bilim sahibi olan filozoflar Sokrates,\nAristoteles, Platon, Farabi\nİnançlarıyla, mucizeleri ile anılanlar\nKızıldeniz’i aşan Musa, çarmıha gerilen İsa,\nSırra kadem basan Zülkarneyn! \nYeryüzüne kin, öfke yağmış haberiniz var mı? \n\nEy özgürlüğün güneşi köle Spartaküs,\nEşitliğin, kardeşliğin timsali\nSimvanalı Şeyh Bedreddin; \n“Kim olursan ol gel” diyen Mevlana Celâleddin-i Rumi\nKapitalizme korku salan ölümsüz ustalar\nSömürenlerin ipliğini pazara çıkaran,\nMarx, Lenin, Mao! \nTarih unutmaz halklar unutmaz \nMustafa Suphi’yi, Nazım Hikmet’i\nSiz yiğitler siz Mahir, Deniz, İbo,\nMahsum Korkmaz’lar..\nUnutulmayan kahraman yiğit Cehe Guevara…\nYeryüzüne kin, öfke yağmış haberiniz var mı? \n\nEy ülkesi olmayan hep horlanan dili yasaklı halk,\nÖzgürlük için bedel veren Kürtler! \nFilistinliler, Afganlılar…\nMazlum Anadolu halkları Türkler, Lazlar,\nÇerkezler, Araplar,\nEmeği sömürülen emekçiler\nYeryüzüne kin, öfke düşmüş haberiniz var mı? \nGün doğdu ha doğacak,\nElbet bir gün zulüm bitecek! \nÖzgürlüğe ramak var haberiniz var mı? \n\n \n                                  30.11.2010\n                                    Yıldırım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberler Ve Kapanış",
        "poet": "Küçük İskender",
        "poem": "\n\n\t\t    İhanete uğradım güzin abla? ! \n\ngece mütemadiyen infilak etti! \ngecenin gardırobunda bulduğum çıplak erkekler: \nutangaç ve isyankar\nsevinci/hüznü, yetim koyup da gitti tutku, \nkendisini aynada seyreden bir ayna gibi\naldatılmak, bir gölgelenmenin zamiridir...\n\nsiyah hiçbir çocukluk yaşamış mıdır ki\nardında karartmalar sürükleyerek bakar tarih\nmektuplar sende kasın, çocukları ben yırtarım\nşimdi eski bir pikapta unutulmuş eski bir plak oldum\nçizik çiziğim! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haber okur",
        "poet": "Levent Bulut",
        "poem": "\n\nEkonomi, siyaset, gündem\nMagazin, spor, yaşam derken\nSon dakikalar için yarın geçken\nŞimdi Haberokur zamanıdır.\n\nAdı üstünde, haberokursun\nTaciz tecavüze bela okursun\nYorum yapar, deşarj olursun\nŞimdi Haberokur zamandır.\n\nFark yaratan haberler ile\nİstersen kırk iki farklı dilde\nTarafsız yansız, Haberokur.com\nŞimdi Haberokur  zamandır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Habersizce",
        "poet": "Emine Yavuz 2",
        "poem": "\n\nBundan böyle \nUzaklarda arama beni.\nSen farkında değilsin ama\nBir an aralık bıraktığın gönül kapından\nHabersizce sızdım içeri.\nArada sırada, derinden derine\nİnceden bir sızı sararsa kalbini\nO vakit düşünüyor olacağım ben seni.\nUzaklarda arama beni,\nSadece kapat gözlerini.\nBak işte oradayım \nBir an aralık bıraktığın gönül kapından \nHabersizce sızarak içeri                                                                                                                               \nKendime seçtim kalbinden \nEn tenha bir köşeyi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Habersiz",
        "poet": "Adem Tok",
        "poem": "\n\noniki mevsim oldu içeri düşeli\ngörmeyeli yüzünü; \nhalini memleketin...\n\nses verirsin diye geldim başucuna\nuyanmadın,o gece:\ngözüme uyku girmedi\nözlenen güneş şafağa durdu\nbirdenbire içimde\n\nzindanla aranda kalan kalbim\ndon yemiş\nyapraklarında çiy...\n\nmavinin heybeti\ngrinin ürküsü\ntozlu beyazın masumiyetinde şimdi gökyüzü\ndeli fişek rüzgâr ordan oraya çalıyor\nsokağa atılan kağıt parçasını\nsen hâlâ uykuda\nbekliyorsun\nparmaklarımın saçlarını taramasını\n\n -uzak düşler kurma yorulursun\nyorar:\nuzak düşler kurmak insanı-\n\nziyaretim o geceydi\ndavetsizdim\nhabersizdin\ngeldiğimi hissetmedin\nderindeydin. erimsiz\nmenzilsiz derinlikte...\n\nuzağım\nbekleme derim,uyan\nadresim:\nbulutların ardı\n\nbilirsin,açtığında beyaz çiçeklerini vargitler\ngöçme zamanı gelmiştir artık yaylalardan\ndönmeliyim\ndönmeliyim daha fazla seni rahatsız etmeden hücreme\ndavetsizim\nsayım gelir \nuyanırım birazdan! ..\n\n                                                                       (10.02.04) \n                                                                        f tipi hapishane EDİRNE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Habersiz",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nYarına düş kurmadıkça\nDünden ders almadıkça\nAnını doğrulamadıkça\n\nHayat habersiz geçer \n\nSözler yalandan ayrılmadıkça\nTavırlar riyadan uzaklaşmadıkça\nİnsan kendisiyle barışmadıkça\n\nGerçekten habersiz yaşar\n\n18.04.2010 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Habersizce Çek Git....",
        "poet": "Sibel Kılıç Sevdayeli",
        "poem": "\n\narar verdin ise çekip gitmeye\nHabersizce olsun istemem veda\nGönlüm razı olmaz boynun bükmene\nHabersizce çek git istemem veda\n\nGidiyorum bana müsaade dersen\nArdına bakıp ta el sallar isen\nZehrim olur inan en son ki busen\nHabersizce çek git istemem veda\n\nGörmesin gözlerim, yörüngem sapar\nCiğerim yanar kıyamet kopar\nBakarsın aklım bir delilik yapar\nHabersizce çek git istemem veda\n\nHayırsızmış derim kafama takmam\nYıllar sonra görsem yüzüne bakmam\nKüllenen ateşi yeniden yakmam\nHabersizce çek git istemem veda\n\nSibel Kılıç...\n\nsevdayeli.......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haberlerin yoksa Kurultayla Oyala",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nKurultay, denildi mi kimse bir şey anlamaz,\nMaksat, oyalamadır ki haberler kısalmaz…\n\nNe Hatice teyze ne Fatma nine hoşlanır,\nBoşluk doldurduğundan bu zaman kazandırır…\n\nFutbol zamanı maç koy futbol yoksa kurultay,\nBu tükenmeyen haber bir kısırdöngü ki vay! \n\nUmurumuzda mı da kurultay hep kurultay,\nBu iş sizde hiç bitmez etmeyin bizle alay…\n\n(2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Habire Avrat Oynatırlar",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nÇok dikkat edin, esas ve son hedefleri Türkiye,\nMasumlar hep siper olurlar, bize gelmesin diye,\nBizim televizyonlar ha bire avrat oynatır ne diye,\nÇok dikkat edin, esas ve son hedefleri Türkiye...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Habir",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nAllah herşeye kadir,\nKullar etmeli sabır,\nOndan gizlisi olmaz,\nHem Alimdir hem Habir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Habil ile Kabil",
        "poet": "Ersal Özkan",
        "poem": "\n\nBir garibim Kenan ilinde\nsapanımı atarken ateşlere\nDüşlerimi çaldı koca,koca adamlar\nKardeş kardeşi öldürünce\nHüseyini yeniden vurdular\nSavaş rengini kaybedince\n\n Aksa kuşları bir bir öldüler\n Gülleri soldu Kenan ilinin\n İyi adamlar çoktan gittiler\n yüreği sızladı,gülyüzlü Ömerin\n\nBir meczubum aksada\nKurşun yarası değil, beni öldüren\nkardeşlerim ihanet etmiş davama\nHer kurşunda benim ölen\nKardeş kanı düşmüş sevdama\n\nBir cocuğum Kenan ilinde\nkirli adamlar kapımı çalan\nGötürmeye gelmişler kutsal savaşımı\nVe biz çocuklar ilk defa korktuk akan kandan\nHabil ile Kabil girince düşlerimize\nKirlettiler,destanımızı\nyenildi hubb_ı riyasete Kudüs\nAteşe attık sapanımızı\nşimdi kardeş kardeşe küs\nüç beş, kuruşa sattık kanımızı\n\nBurası Filistin,ölümün pazarı kurulmakta\nSavaş rengini kaybetti\nKardeş kardeşi vurunca\nFecr,fecr ordular,çoktan terketti\nKötü adamlar çocukları kandırınca\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Habibim",
        "poet": "Meryem Öner Kıribrahim",
        "poem": "\n\nHayat seninle güzel,yaşam seninle\nYağmur seninle güzel,güneş seninle\nGül kokunla dolu cennet bahçene\nHabibim girebilsem keşke seninle\n\nKuşlar seninle güzel,böcek seninle\nBu gün seninle güzel,yarın seninle\nGül yüzünle nur olmuş cennet bahçene\nHabibim girebilsem keşke seninle\n\nSevmek seninle güzel,sevgi seninle\nEdep seninle güzel,haya seninle\nAşkınla donatılmış cennet bahçene\nHabibim girebilsem keşke seninle\n\nGitmek seninle güzel,kalmak seninle\nSusmak seninle güzel,duymak seninle\nNurunla aydınlanmış cennet bahçene\nHabibim girebilsem keşke seninle\n\nÜmmet seninle güzel,islam seninle\nÖzlem seninle güzel,vuslat seninle\nHoş sedan yankılanan cennet bahçene\nHabibim girebilsem keşke seninle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Habu Yalan Dünyada",
        "poet": "Adem İmdat Kesici",
        "poem": "\n\nÖmür biter, dert bitmez,\nHabu yalan dünyada! \nBu devran böyle gitmez,\nHabu yalan dünyada! \n\nYordi beni çileler,\nGeldi geçti seneler,\nBen neler çektim neler,\nHabu yalan dünyada! \n\nSaçlarım beyazlandı,\nYandı ciğerim yandı,\nYüreğim yaralandı,\nHabu yalan dünyada! \n\nKimse beni bilmedi,\nGözyaşımı silmedi,\nBir gün yüzüm gülmedi,\nHabu yalan dünyada! \n\nAğlarım yana yana\nYaşamak haram bana\nKaldım ander kaybana\nHabu yalan dünyada! \n\n(Rize Ağzı, Şivesi ve Aksanı İle Yazılmıştır)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Habu Zamanun Kızı",
        "poet": "Adem İmdat Kesici",
        "poem": "\n\nGördüm ki oynatiyi Buldurci Atmaca’yi,\nŞimdi da paçilardan hep uşaklar kaçayi.\n\nHabu zamanun kizi, sanki kinali kuzi,\nKoyar seni çuvala, takar sana boynuzi.\n\nZehir katar aşuna, inanmaz göz yaşuna,\nÇikarur seni yoldan, neler gelur başuna! \n\nDolaşur daldan dala, şun yoksa yakala,\nOn tane mesaj gelur on bire çeyrek kala.\n\nCilve eder, kandurur, ateşine yandurur,\nGündüz uyutur seni, hep gece uyandurur.\n\nBirakur seni gider, âleme rezil eder,\nBalsuz kalur peteğun, olursun daha beter.\n\n(Rize Ağzı, Şivesi ve Aksanı İle Yazılmıştır)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hac 1",
        "poet": "Cafer Tayyar Sekeroglu",
        "poem": "\n\nTa kuzeyden geldim\nMeşakkatini sevdim \nSabır nedir öğrendim\nLa ilahe illah nur Muhammed sallallah\nAllah Allah bir Allah\nAllah Allah nur Allah\nMekke’yi Medine’yi nasip eder inşallah\n\nMekke’nin sıcağına\nKoştum ben kucağına\nKurban sancağına\nLa ilahe illah nur Muhammed sallallah\nAllah Allah bir Allah\nAllah Allah nur Allah\nMekke’yi Medine’yi nasip eder inşallah\n\nSoğuk zemzemini içtim \nKâbe’ye doğru koştum\nİnan kendimden geçtim\nLa ilahe illah nur Muhammed sallallah\nAllah Allah bir Allah\nAllah Allah nur Allah\nMekke’yi Medine’yi nasip eder inşallah\n\nYürüdüm sefa Merve arası\nSilinmezki bende uhud yarası\nArafat’ta  tam duanın sırası\nLa ilahe illah nur Muhammed sallallah\nAllah Allah bir Allah\nAllah Allah nur Allah\nMekke’yi Medine’yi nasip eder inşallah\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hac Hatıraları 19 Endonezya'lı Ebubekir",
        "poet": "Osman Erdoğmuş",
        "poem": "\n\nENDONEZYALI EBUBEKİR\n\n\tÖğle namazından otele giderken tavukları aldım. Hanımda sofranın diğer hazırlıklarını tamamladı. Tavuk ziyafeti için misafirlerimizi beklemeye başladık. Fazla bekletmediler. Sadece Bacanağım Süleyman gelemedi yemeğe. Müftüsünden izin alamamış. Ama Baldızım geldi. Bayanlar bayan tarafında, erkekler erkek tarafında iki sofra kuruldu. \n\n\tİkindi namazını yanımızdaki camide kıldıktan sonra, son kez şeytanı taşlamak için yola çıktık. Yürüyerek gittik bu sefer. Ama ne rahatlıkmış buradan gitmek ya. Bu yazıyı okuduktan sonra hacı olacaklara derim ki: Şeytan taşlamak için Mesfele bölgesinde iseler, önce Kâbe’ye oradan da yürüyerek şeytan taşlamaya gitsinler. Arabalardaki sıkıntı çekilmez. Hele bu kolaylığı ve rahatlığı gördükten sonra.\n\n\tŞeytan taşlandıktan sonra o civarda durmak doğru değilmiş. Ben de taşlarımı attıktan sonra kenara çekilip beklemeğe başladım. Alt katta taşladığımız için köprü direklerinin dibine doğru gittim. Orada birini gördüm. Oda birilerini bekliyordu benim gibi. Yanına sokulup ismini sordum İngilizce. Ebubekir dedi. Memleketini sordum. Endonezyalıyım dedi. Çat pat bildiğim kadar konuştuk işte. Bende kendimi tanıtıp, Türkiyeli olduğumu söyledim. Anlayacağınız samimi bir hava oluştu. 5-10 dakika içinde. Bizimkiler işlerini bitiren yanıma gelince ayrılık vakti geldiği belli oldu. Bu konuşmanın hatırası olarak. Bana kafasından çıkarıp fesini verdi. Bende ona fesimi verdim. Onunki el örmesi kırmızı desenli güzel bir festi. Benimkisi ise orada 3 Riyale alınmış bir fes. Ondan sonra o fesi takmaya başladım kafama. Teyze oğulları çok sulandılar Endonezyalı Ebubekir’in fesine ama nafile. \n\n\tHep beraber Kâbe’ye gittik. bu akşamda Ahmet Dayımı ve Yengemi gördük tek minarenin altında. (Beytullahın 9 minaresi var. 4 tanesi çift minare,1 tanesi tek minare)  Bundan sonra tek minarenin altında buluşmaya karar verdik. Karşımda 10-15 kişilik bir grup vardı. Tanıyordum bazılarını, dikkatli bakınca, Adapazarı’nın meşhur hocalarından Mustafa Hoca ve arkadaşları imişler. Gittim yanlarına merhabalaştık. Birkaç kelam ettik. Öbür gün Medine’ye gideceklerini söylediler. \n\n\tYatsı namazından sonra tavafı en üst katta yapmaya başladık. Birinci şaftı bitirmemize yakın yanımızdan biri geçiyordu. Etrafında da resmi görevliler var. Dikkatli bakınca Pakistan’ın devrik Cumhurbaşkanı Navaz Şerif olduğunu anladım. İki şavt sonra tekrar yanımızdan geçtiğini görünce; (I love you Navaz Şerif. Türkiye. Diye biraz yüksek sesle bağırdım. O da yüzünü bize çevirip, elini kalbinin üzerine koyup  –kardeş, kardeş. Diye Türkçe cevap verdi. Hemen korumaları,-la, la,diye ters ters bize baktılar.)  bu da bir hatıra olarak size anlatmam için kaldı bize. Böylece hacı arkadaşlarımın arasına bir Cumhurbaşkanı da girmiş oldu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hac Hatıraları 13 Mesfele",
        "poet": "Osman Erdoğmuş",
        "poem": "\n\nMESFELE\n\n\tBindiğimiz servis otobüsleri bizi sanki İstanbul’un bir mahallesine getiriverdi. Türkiye’den gelen Diyanet hacılarının hemen hemen tamamı bu bölgede kalıyorlar. 10-12 Katlı apartmanlar, kalabalık caddeler, Türk hacılarına hitap eden bir sürü dükkan. Lokantalarda Türklerin damak zevkine hitap eden yemekler. \n\n\tAdresi evde unutmuştum. Diyanetin kayıt bürosunu bulabilirsem, oradan öğrenebiliriz diye içişleriyle konuşurken, ne görelim. Bacanak baldızla beraber bize doğru geliyor. Tevafukun böylesi. Biraz ayak üstü muhabbetten sonra teyze çocuklarının yanına gidiyoruz. Onlarında evde olmaları, bir taşla iki kuş vurmak gibi oluveriyor. Hoş bir muhabbetin üzerine yenen yemek ve ardından içilen çaylar ve peşinden cemaatle kılınan bir akşam namazı ve ayrılık vakti. (Hemen belirteyim. Hac görevi esnasında böyle ziyaretleri genelde yatsıdan sonraya bırakmak veya hemen sabah namazından sonra yapmak gerekiyor. Yoksa bizim gibi iki vakit namazı Kabe’de Beytullah’ta kılmak varken, cemaatle de olsa evde kılmak zorunda kalabiliyorsun. Bizim görevimiz otellerde cemaate katılmak değil, Beytullah’ta namazlarımızı cemaatle kılmak.) \n\n\tHareme gittiğini söyleyen bir minibüse bindik. Kişi başına da 2 Riyal almasına rağmen bizi hareme getirmedi. Bir köprünün altında bıraktı. Aynı gün ikinci kazıklanışımızdı bugün. Yatsı namazını Kabe’de kılıp sonra otele gidecektik. Olmadı tabi. Allah’ın dediği oluyor neticede. 20 riyale bir taksi tuttuk, otellerin yanına geldik. Bu sefer parayı inerken verdik. \n\n\tYatsı namazını kılmadan birde Yılmaz Dayımı göreyim dedim. Dün yanlış yerde aramıştım. Mahpes-ül Cin’in başında dayım sonunda ben kalıyorum. İkimizin arasında da Avrupa Diyanet Hacıları.\n\n\tYanıma Trabzonlu Gençağa Abiyi aldım. Otelinin kapısından içeri girer girmez baktık ki karşımızda. Sigara içmek için dışarıya çıkıyormuş. Ağır misafirlerini karşısında görünce geri dönmek zorunda kaldı. Çıktık odasına. Suyu kaynatırken bizde nostalji kaynattık biraz. Sallama çaylarımızı içtik. Dede ile de iyi sardılar. Sigara gırla gidiyor. Oda arkadaşları da yok. Meydan onlara kalmış.\n\n\tAşağıya kadar inip bize ayran içirdi. Karşıdaki geniş bahçede oturup ayranlarımızı içtik. Kalabalık grupların olduğunu gördük. Biraz dikkat edince yarın Arafat’a gidileceği için yapılması gerekenleri dinlemek isteyenlere anlatan hocalar olduğunu anladık. Bizde hazırlık yapabiliriz diye ayrıldık Dayımın yanından.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hac Hatıraları 12 Tavaf Böyle Olur",
        "poet": "Osman Erdoğmuş",
        "poem": "\n\n\tTAVAF BÖYLE OLUR\n\n\t\tSaat 10.00 sularında, yatağımın başında bir genç kaldırdı beni. Daha ben kimsiniz diye sormadan,\n\n\t-Dün beni aramıştınız, dedi.\n\n\tAnladım ki hala kızının beyi. Hala kızı hanımlar tarafına gitmiş. Oda mecburen benim yanıma gelmişti. Daha yeni tanışıyoruz. Erzincan’dan almış kızı götürmüş Almanya’ya. Kader bizi burada tanıştırdı. Hemen mutfağa gidip çay koydum üzerine. Orada da komşular bir pusula verdiler elime. Teyze oğlu Kerim ve Abdullah ve Bacanağım Süleyman ve eşleri tarafından bırakılmış. Pusulada “Geldik yine bulamadık. Bu son gelişimizdi. Biz sıramızı savdık, sıra sizde” yazıyordu. Anlayacağınız blöf yapıyorlardı. Kahvaltı yapıp, enişteleri yolladıktan sonra hemen hazırlık yapıp Kabe yollarına düştük. Günlerden Cuma, namaza yarım saat kalmış. Hemen bir taksi tuttuk. Son model bir cipe bindik. Arabistanlı vatandaşlar özel otoları ile bazen yolcuda taşıyorlar. Ama Allah rızası için değil. Medine’de de olmuştu böyle. Kısa bir mesafede olsa hemen para istiyorlar. Bunları namaza yetiştireyim, bu sevap bana yeter gibi bir zihniyetleri yok. 18 Riyal verdik. Tünelin başına geldik trafik tıkandı. Öyle bir tıkanıklık ki, açılacağını tahmin bile edemedik Yürüyerek gidersek belki yetişiriz deyip indik taksiden. Ama nafile yetişemedik. Ne üzücü bir olay. İlk cuma namazını kaçırdık. \n\nSalko camisinin müezzini ve akşam lisesinden de tanıdığım arkadaşı görüyorum. Görevli olarak gelmiş. Hal-hatırdan sonra ayrılıyoruz.\n\nMustafa teyzesi ile, Ahmet ve ben de içişleri ile Kabe’ye Bab-üs Selam kapısından girip namazlarımızı kıldık. Kabe sakindi. Sanki Cuma namazlarını kılanlar istirahat için otellerine gitmişlerdi. Kudüm tavafımızı alt katta yapmaya karar verdik. Erkekler kenarlarda, bayanları da aramıza alarak tavafa başladık. Hem tavaf yaptık, hem de eğitim. (Kabe’yi böyle sakin daha da bulamadık.)  Hacer-ül Esvet hariç Kabe’nin her tarafını gördük ve özellikle hanımlara gösterdik. Makam-ı İbrahimi, Hatimi, Altınoluku, Kabenin kapısını rahat rahat gördüler. 7 şavtı bitirip birde yedek şavt  yaptık. Hatim içinde de iki rekat namaz kıldık.  Oradan zemzem kuyularına gidip kana kana içtik. Ve elimizi yüzümüzü yıkadık.\n\n\tİkindi namazını kılıp arkadaşlarımızdan Mesfele’ye gitmek için ayrıldık.\n\n\tHatim: Kabe’nin içinden sayılır. Kabe’nin kenarında hilal seklinde bir çıkıntı. Tavaf ederken onun dışından dönmek zorundayız. Arada bir fırsat buldukça iki rekat namaz kılıyoruz içinde. \n\nMakam-ı İbrahim: Hz. İbrahim’in Kabe’yi yaparken üzerine çıktığı taş. Ayak izleri görünüyor. Cam kafes içine almışlar.\n\n\tAltınoluk: Kabe’nin damında toplanan yağmur sularının aktığı, Abdülhamit Han tarafından yaptırılan altından oluk. Türkiyeli Müslümanlar Türkiye’den kıbleye yönelince Altınoluk istikametine dönüyorlar. Genelde Türk hacılarının toplandığı bölge ve istikamet Altınoluk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hac Hatıraları 28 Veda Tavafı",
        "poet": "Osman Erdoğmuş",
        "poem": "\n\nVEDA TAVAFI\n\n\tHocalarımız bu akşam veda tavafı yapacağımızı söylemişlerdi. Gerçi biz hocalarla hareket etmiyorduk. Onlara uysak ancak bir umre yapabilecektik. Toplu tavafa da katılmamıştık zaten bu konularda bizim hocalarımız sınıfta kaldılar.\n\n\tServis araçları da iyice azaldı. Mahbes-ül Cin’de Türk hacılarından sadece bizim kafile kalmıştı. Bazen Endonezyalıların otobüslerine binmek zorunda kalıyorduk. Bazen de araba tutup öyle gidiyorduk Kâbe’ye. Bu akşam da kafile ile beraber gittik, ama kafile ile yapmadık tavafımızı. Biz ve bizim gibi olanlar tavafların ayrı yaptılar. Kafilemiz çok ağır hareket ediyor. Ve kafileye uymak zor oluyor. Hele de yanında ihtiyar biri varsa. Kafilemiz veda tavafı yaparken, biz normal tavaf yapıyoruz.\n\n\tBugün son günümüz diye sabah namazına erken gittik. Sanki hiç gidenler olmamış gibi yine her yer dopdolu. Namazdan sonra veda tavafımızı yapıyoruz. Hüzünlenenler, ağlayanlar, garip sarip el sallayanlar, mahzun bakışlarla Kâbe’yi süzüşler sona eriyor. Allah bir daha ne zaman nasip eder. Bilemiyoruz tabi ki. Elveda diyerek geldiğimiz memleketimize dönme hazırlıklarına başlamak üzere Beytulallah’tan çıkıyoruz. Teyze çocukları ve bacanaklarla da vedalaşıyoruz. Onlar bizden çok daha şanslı. Bizden 10 gün önce geldiler, biz onlardan önce gidiyoruz. Hiç adil oluyor mu? Ne yaparsın ki kader öyle istedi.\n\n\t10.00 sıralarında otele geliyoruz. Kafilemizdekilerin bir kısmı eşyalarını aşağıya indirmişler, bir kısmı da indirmeye çalışıyorlar. Bizde eşyalarımızı otelin önüne güzelce dizdik. Ve gelecek otobüslerimizi beklemeye başladık. Öğle namazı yaklaştı. Gelen-giden yoktu. Ben kimseye görünmeden Kâbe’ye gittim. Endonezyalıların otobüsü ile gittim, yürüyerek geri geldim. Hala gelen olmamıştı. Otelimizin önünde güzel yeşil bir alan var. Orada ağaç gölgelerinde otobüsleri beklerken, muhabbet ediyorduk.\n\n\tİkindi namazına da gittim. Dönüşte taksi tuttum her ihtimale karşı. Lakin yine gelmemişti otobüsler. Baktım hala gelmediler, akşam namazına da gittim. Kâbe’de kıldığım son namaz akşam namazıydı. İlk gelişimizdeki ziyaret tavafı için kıldığımız namazı saymazsak, sabah namazıyla başladık, akşam namazıyla noktalıyoruz. Tam yatsı namazına gitmeyi düşünürken arabalarımız geldi. Eşyalarımızı bir kamyona, kalanları da otobüslere yükleyip yatsı namazımızı Binbaş camisinde kılıyoruz. Ve ayrılık saati başlıyor.\n\n\tSabah karanlığında geldiğimiz Mekke’yi, akşam karanlığında bırakıp gidiyorduk. Tekbirler, salâvatlar ve telbiyeler getirerek başlayan yolculuğumuz, hocalarımızın Kur’an okumaları, ilahi söylemeleri ile devam etti. Sonra da Mekke ve Medine ile alakalı ilahi kasetini teybe koyup onu dinleyerek devam ediyor yolculuğumuz. \n\n\tGidiyorduk; 20 gün içinde yapmaya çalıştığımız hacılık görevimizi ifa etmenin sevinci ile.\n\nGidiyorduk; bir daha buraya nasıl geliriz hesapları yaparak. \n\nGidiyorduk; kainatı O’nun hürmetine yarattığı, Hatem-ül Enbiya, Hz. Muhammed (SAV)  in doğduğu, çocukluğunu ve gençliğini yaşadığı, evlenip olgunluk devresinin geçtiği Muhammed-ül Emin olduğunu ispat ettiği ve evlendiği, Resul olarak seçilip tebliğe başladığı, çektiği işkence, zulüm ve sıkıntıların yaşandığı mekanlarda nefes alma sevinci ile.\n\n\tYine Peygamberimiz ve arkadaşlarının İslam dinini tamamlamak ve yaymak için çektiği sıkıntıların, ıstırapların ve güzelliklerin yaşandığı yerleri görüp, bir nebze olsun o duyguları yaşamanın heyecanı ile. Allah’ın bize nasip ettiği bu nimetlere şükrederek. Rabb’imizin bu güzellikleri bize bir daha nasip etmesini dileyerek gidiyorduk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hac Hatıraları 22 Cenneti Mualla",
        "poet": "Osman Erdoğmuş",
        "poem": "\n\nCENNET-ÜL MUALLA\n\nSabah namazını kılınca, hemen Peygamber Efendimizin evinin olduğu tarafta kırmızı şemsiyenin altına doğru adımlarımızı hızlandırdık. Çok geçmeden kafilemiz toplandı. Her gün bilmem kaç sefer önünden geçtiğimiz, fatihalar ve salavatlar gönderdiğimiz evinin olduğu yerden başlıyoruz. İki katlı bir ev kondurmuşlar ve hocalarımızın bize söylediğine göre kütüphane olarak kullanıyorlarmış. Alt tarafına zemzem çeşmeleri yapmışlar. Bidonlarla evlerine zemzem götürmek isteyenler ihtiyaçlarını buradan gideriyorlar.\n\n  Birde dikkatinizi çekmek istediğim bir husus var: Ebu-Cehil’in evi Kâbe’ye daha yakın. Putlarla dolu olduğu zamanlar bile Efendimiz Kâbe’ye ibadet için giderlerken, yollarına diken serperlerdi. Eziyet görsün diye. Şimdi Ebu-Cehil’in olduğu evinin yerine büyük bir tuvalet yapmışlar. Hacıların büyük kısmı bu tuvaletleri kullanıyorlar şimdi.\n\n Ve ağır adımlarla önce –Cin Mescidine- gittik. Rivayete göre, Efendimizin hüzün yıllarında İslamı kimseye anlatamadığı zamanlarda; cinler, Ya Muhammed eyer seni insanlar dinlemiyor ve anlamıyorlarsa, bize tebliğ et. Üzülme, biz seni dinleriz. Şimdi gezdiğimiz mescit onların merkezi olmuş. Kâbe’ye yakın bir yer. Tadilat yapılmış. Küçük bir cami gibi duruyor. Hanımların yeri ayrı. Onlar kendi yerlerinde, bizde caminin içinde iki rekât Tahiyyat-ül Mescit namazını kılıp dışarıda buluşuyoruz. Kafilemizle.\n\n\tCennet-ül Muallâ’da, Cennet-ül Baki gibi sade ve tertemiz. Başta Hz. Hatice validemiz ve birçok Sahabe-i Kiram burada metfun bulunuyorlar. Hanımları giriş kapısının yanında bir yerden bakıyorlar, onları içeri almıyorlar. Biz içini gezme şansını buluyoruz. Yine sembolik küçücük kum yığınları, sanki taş bebek mezarı gibi. Veya çocuklar oynarken mezarlık yaparlar ya, aynı öyle. Mekke£de vefat eden hacıları önceleri buraya defnediyorlardı. Yer kalmadığından Mina tarafında bir mezarlık daha yapmışlar. Şimdilerde ölen hacıları o mezarlığa defnediyorlar. \n\nVe Kur’an okuyarak, dualar ederek geziyoruz mezarlığın içini. Cennet-ül Bakiden biraz daha derli-toplu gibime geldi.\n\nZiyaretten sonra hocalarımız bizi bıraktılar kendi halimize. Zaten Kâbe’ye de uzak değildi. Diğer gruplar bu yürüyerek yapılan gezide, Ecyad Kalesini de gezdiriyorlarmış, ne hikmetse bizi oraya getirmediler. Bir-iki sene sonrada yıkıldı zaten. Ecyad kalesi Mekke’yi ve Kabe’yi korumak amacı ile Osmanlı döneminde yapılan, karakol görevi gören bir yapı imiş. Şimdi yerine büyük oteller yapılmış. Çarşıya uğradık dönüşümüzde. İğne atsan yere düşmez. Her yer kalabalık mı, kalabalık. İnsan kaynıyor her yer.\n\n\tYatsı namazından sonra Yılmaz Dayımın yanına gittik. Onun ayrılık vakti gelmişti. Bir aylık Medine ve Mekke ziyaretinin sonuna gelmişti. Hanımının yerine yaptığı hac farizasını ifa edip dönüş hazırlıklarına başlamıştı. Bir saatlik muhabbetten sonra, eşyalarını otobüslere taşıdık ve gidene kadar bekledik. Onu yolcu ettikten sonra, bizde otelimize oteldeki muhabbetlerimize daldık. Ertesi gün kalmak için bir müddet sonra yataklarımıza gittik.\n\n\tOtelimiz 5 katlı. Medine’de 1. kattaydık, Mekke’de 5. kata verdiler bizi. Burada da hanımlar tarafı ayrı, erkekler tarafı ayrı. Yemek yeme işi biraz zor oluyor, böyle otellerde. Nasılsa bir şekilde insan doyuyor. L şeklinde düşünürseniz otelimizin yerini, biz kısa çizgisi tarafındaydık. Lokanta ve marketler uzun çubuk tarafında, yani Dayımlar tarafındaydı. Bizim 5 dakika uzağımızda büyük bir market vardı. İhtiyacımızı genelde o marketten yapardık.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hac",
        "poet": "Kazim Öztürk 2",
        "poem": "\n\nKabe, görülesi taraf,\nHacerül esved,tavaf,\nMakamı İbrahim,\nSafa ile Merve,\nHac ve umre...\nAnlatmakla değil, \nGidilmesi lazım bu yere,\nYaşanması lazım bir kere,\nResulün mekanı Mekke-Medine,\nRavzayi mutahhara,\nCennetül baki, yeşil kubbe...\nUhut şehitliği, dağ-ı hıra,\nVahiy otağı, Kur’an yatağı bura,\nO kutsal beldeler, o mübarek yer,\nGöz yaşına boğar, \nİnsan uhrevi aleme çeker...\nTuristik seyahat değil,\nİbadet bu, lamı cimi yok,\nDünyanın dört tarafından gelir,\nHer Müslüman, sayısı çok.\nRenkler başka, şekil başka,\nKültür başka, dil başka,\nAncak şunlar bir; \nPeygamber, Kıble, \nAllah ve Kabe,\nKur’anî tekbir...\nSevdiren bu, kaynaştıran bu,\nGetiren bu, birleştiren bu...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hac Hatıraları 10 Kabenin Yolları",
        "poet": "Osman Erdoğmuş",
        "poem": "\n\nKABENİN YOLLARI\n\n\t\tGece yarısı Mekke gümrüğünde işlerimizi tamamladıktan sonra tekrar otobüslerimize bindik. Mekke’ye geldiğimiz artık belli oluyordu. Her taraftan beyaz elbiselerle hacı adayları sabah namazını kılmak için Kabe’ye yönelmişler. Her yol Roma’ya çıkar diye bir laf var ya. Roma’yı bilmem ama burada her yol Kabe’ye çıktığına daha şimdiden karar verdim. \n\nKarıncalar gibi adeta. Her köşeden grup grup kalabalıklar çıkıp herkes aynı istikamete yönelmişler.  Şimdiden heyecanlanıyor insan.\n\n\t\tSabah namazımızı otelimizin karşısında Binbaş camiinde kılıyoruz. Eşyalarımızı odalara taşıyıp hocalarımızın tavsiyesine uyarak istirahate çekiliyoruz. Aslında hemen ziyaret tavafımızı yapsak ta herkes işine baksa çok daha güzel olacak ama gel de diyanet görevlilerine anlat. Söylenene göre yatsıdan sonra gidecekmişiz tavafa. Hocalara kızarak bari istarahat edelim diye biraz uyuyalım diyoruz.\n\t\tSaat 10.00 da uyandığımda ziyaretçimin geldiğini ve uyuduğum için de sonra geleceğini söylediler. Arkadaşlara biraz kızdım, kaldırmadılar diye. Bu arada grup hocamız kurban paralarını topluyordu. Teyze oğlu Kerim ile anlaşmıştık aslında. Deve bile kesebilirdik duruma göre. Lakin Arafat’a çıkmamıza iki gün var. Acaba  Kerim’i görebilir miyim. Sonra burasını da kaçırırız diye korktum. Ve bu yıl istihkakımıza düşen 375 er riyali hocamıza teslim ettik.\n\t\tKahvaltı yapıp namaza karşımızdaki camiye gittim. Dönüşte otel önünde misafirimin beklediğini gördüm. Amcaoğlu Recep. Biraz muhabbet ediyoruz. Avrupa Milli Görüş kafilesi ile tek başına gelmiş. Onlar eşyalarını otel odasına atıp önce tavafı yapmışlar. Sonra da serbest bırakmışlar. Bizimkiler de böyle işte. Kayıt parasından artan 100 doları amcam onunla göndermiş. Oda bize teslim etti. Büyük Halamın kızı ve eniştemizin burada yani Mahpes-ül Cin de ve Yılmaz Dayımın da burada olduğunu söyledi. Buluşmak üzere ayrıldık.\n\t\tMadem Kabeye gitmiyoruz,Hacı Ahmet’le beraber hem onun amcasını hem de benim kaydımı yapan İrfan arkadaşımı görebilmek için tura çıktık. Tevafuka bakın ki aynı odada imişler. İrfan yoktu ama. Onu da çıkarken gördük. Tekrar içeri girip bir müddet konuştuktan sonra ayrıldık. Hala kızını ve enişteyi aramaya başladık. Enişte Kabeye gitmiş. Hala kızıyla konuştuk biraz. Tam 22 sene önce görmüştüm kendisini. Bir daha görüşmek Kabede nasip olacakmış demek. Rabb’imin işlerinde hikmet çok. \n\t\tMahpes-ül Cim: Cinlerin hapsedildiği yer demek. 500-600 metre uzunluğunda geniş bir cadde. Bir kenarı apartmanlarla dolu. Diyanetin Avrupa hacıları hepsi bu bölgede. Bunun yanında. İranlılar, Endenozyalılar, ve Malezyalılar var. Çoğunluğunu Türkler oluşturuyor tabi. Kabeye uzaklığı 2.5-3 km. İki tünelle çıkıyoruz Kabeye. Söylenene göre 18 bin Türk  hacısı var. Lokantalarda Türk yemekleri var. Kahvehaneler, oteller ve lokantalar iç içe bulabiliyorsun burada.\n\t\tYatsı namazından sonra  21.20 de herkes kafilesi ile Tekbir ve Tehliye getire getire Kabe yollarına düştük. İlk ziyareti yürüyerek yapmanın Sünnet olduğu için yürüyoruz. Yoksa servis otobüslerimiz var. Ve vızır vızır çalışıyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hac Hatıraları 5 Zinnureyn",
        "poet": "Osman Erdoğmuş",
        "poem": "\n\nZİNNUREYN\n\n\tBugün öğleden sonra Cennet-ül Bakide medfun bulunan, islam literatürüne haya timsali olarak girmiş, çift nur sahibi, aynı zamanda Hulefa-i Raşidinin üçüncüsü, adaşım Hz.Osman (RA) ı ziyaret ettim. Hacı arkadaşım Ahmet’le beraber. Kabri başında Kur’an-ı Kerim okuduk, bol bol dua ettik. Ahirette bu günahkar adaşına şefaat etsin diye. Hz.Osman aynı zamanda Aşere-i Mübeşşereden (dünyada cennetle müjdelenmiş 10 kişiden biri) \n\n\tÇok sade bir kabri var. 20 cm. yüksekliğinde betonla çevrilmiş. Hepsi bu kadar.  Yanımda Ahmet’te şaşırıyor tabi. Türkiye’de alıştık türbelere. Burada Hz.Osman’ın bile kabrini göremeyince şaşırılır elbet. Kur’an okurken bir ara çömeleyim dedim. Yorgunluktan olsa gerek. Karşımda duran görevli hemen ayağa kaldırdı beni. Anladım ki burada çömelmek de yasakmış.\n\n\tCennet-ül Baki geniş bir alan. Etrafını duvarlarla çevirmişler. Üst tarafı demir parmaklıklarla örmüşler. Hanımlarla oralardan bakıyoruz. Mezarlara. Sair bir zamanda Hz. Osman’ın kabrini \nhanıma gösterince oda şaşırmıştı. \n\n\tCennet-ül Bakide medfun bulunan birkaç isim  zikredeyim hemen. Peygamberimizin kızları; Hz. Fatıma, Hz. Zeynep, Hz. Ümmügülsüm, Hz.Rukiye validelerimiz. Ammcaları Hz.Abbas, torunları, Hz.Hasan, Hz.Zeynel Abidin gibi Efendimizin zürriyetleri var. Daha Hanımları. Hz.Aişe, Hz.Hafsa, Hz.Sevde, Hz. Meymune, Hz. Ümmü Seleme, Hz. Ümmü Habibe, Hz. Zeynep binti Cahş, Hz. Zeynep binti Huzeyfe. Hz. Mariya validelerimiz de burada medfun bulunuyorlar. Ve Ensar ve Muhacirden nice Sahabe-i Kiram var burada. Hiç birinin mezar taşı bile yok nerede yattıkları belli değil. Belli olan, bu sınırlar içerisinde oldukları. O kadar. \n\n\tTürkiye’de, bırak Türkiye’yi Sakarya’da şöyle bir etrafımıza bakınca Karıncalı Dede, Sakar Baba ve Karaman Baba türbeleri geliyor. Belki hepsi muhterem insanlar fakat Sahabe-i Kiramın tozu olamazlar. Türbeleri var ve ziyaret ediliyorlar. Türkiye bu konuda türbe cenneti sayılır. Aradaki fark bu. Bizimkiler mi iyi yapıyorlar. Arabistanlılar mı. \n\n\tBurada vefat eden hacı adaylarını Cennet-ül Baki’ye defnediyorlar. İçini dolaşırken hazırlanmış mezarlar gördük. Bir mezara üç ölü girecek gibi kat kat yapmışlar. Kabirlerin üzerinde bulunan mezar taşlarının aralığı yarım metre bile değil. Bu da gösteriyor ki, güzellik olsun diye yapılmış. Yoksa çocuk kabirleri değil kesinlikle.\n\n\tBir daha söylemem gerekirse çok temiz tutuyorlar Medine ve çevresini. Baki mezarlığı da bundan nasibini alıyor. Ve hanımları içeriye almıyorlar. Giriş kısmını yükseltmişler, altlarına küçük dükkanlar yapmışlar. Giriş kısmında hanımların parmaklıklar arasından baktıkları bir bölüm yapmışlar. Ben gündüz gruplara takılıp yeni öğrendiğim bilgileri, sonradan özellikle hanıma anlatıyorum. \n\n\tBugün akşam namazından sonra olağan dışı bir şey oldu. Nedir o derseniz. Namazdan sonra cenaze namazı kılınmadı. Şimdiye kadar sabah ve yatsı namazı dahil her namazdan sonra cenaze namazı kılmıştık.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hac Hatıraları 4 Şehitlerin Efendisi",
        "poet": "Osman Erdoğmuş",
        "poem": "\n\nŞEHİTLERİN EFENDİSİ\n\n\t Perşembe günü ziyaret yerleri gezilecek diye bizi sabah namazına göndermediler. Gerekçeleri de toplanmamız uzun sürebilirmiş. Otelde cemaatle namazı kıldık. Daha otobüslere binmeden camiden gelenleri görünce moralim bozuldu. Biz üçbin km den bu mübarek beldelere gelip ibadet etmek istiyoruz. Hocalarımız ise gezi yapacağız diye bizi Mescid_i Nebevi’ye göndermiyorlar. Bu diyanet yetkililerinin korkunç hataları. Bizim oradaki gayemiz Peygamber mescidinde namaz kılmak. Sevap olan tarafı bu. Yoksa Serdivan’da ki İbrahim Ağa Camiinde kılınan namazdan bir farkı olmaz diğer yerlerde kılınan namazların. Bu hareket özel şirketlerde kolay kolay olmuyor işte. Acemiliğimize doymayalım. Onlara uyduğum için kendimi hala affetmiyorum.\n\n\tSabah 06.30 da otobüslere binip önce Küba Mescidine gittik.\n\n\tİslam tarihinde hicret esnasında inşa edilen ve cemaatle namaz kılınan ilk mescit. Çok büyütmüşler  camiyi. Temizde tutuyorlar. Çok süslü değil yalnız sade yapılmış. Tahiyyat-ül Mescit namazını kılıp caminin içine ve dışına bir göz atıp oradan ayrılıyoruz.\n\n\tİkinci durağımız, müşriklerin Bedir Savaşındaki mağlubiyetlerinin karşılığı olarak değerlendirdikleri Uhud. Uhud ne olaylara şahit. Ah dili olsa da bir konuşsa. Neler anlatacak kim bilir. \n\n     \tRahmeten-lil Alemin ve Allah’ın sevgilisi Muhammed Mustafa’nın   şehit olan dişini mi?  Ayaklarının kan-revan içinde kalışını mı? \n\n     Savaş tam kazanıldı denildiği anda  Peygamber emrini unutup, ganimet peşine düşen, düşman kovalamaya başlayan Okçuların savaşı Müslümanların aleyhine çevirmesini mi? \n\n\tAh Uhud ah. Hepsi birbirinden yiğit verilen 70 küsür şehidimi. Ve şehitlerin efendisi Hz.Hamza efendimizi mi? \n\n     39.Müslüman, tek başına aslan avına gidecek kadar cesaretli, gözünün gördüğü hiçbir şeyden korkmayan Peygamberimizin öz amcası. Tuzağa düşürerek şehit eden Vahşi, Ve ciğerlerini çıkarıp ağzına alacak kadar vahşileşmiş Hint.\n\n\tŞehitlerin arasında birde Musab bin Umeyr var. O da ilk genç müslümanlardan. Zengin bir ailenin oğlu. İslam olduğunu öğrenince evlatlıktan reddedilen Musab. Mekke kızlarının gözünü arkada bırakan güzel huylu, temiz ve onurlu Musab. İslam da öğretmenlik müessesesini başlatan Musab. Akabe biatından sonra, Medineli müslümanlara islamın anlatılması için görevlendirilen ilk öğretmen Musab. Şehit edildiğinde elbisesi ile başını örtüyorlar, ayakları açık kalıyor. Ayaklarını örtüyorlar, başı açık kalıyor. Uhudun daha çok söyleyecekleri var. İnşallah dinleyen, anlayan ve yaşayanlardan oluruz.\n\n\tŞehitlerin bulunduğu yer duvarla örülmüş. Hem adam boyundan yüksek bir duvarla. Parmaklıklar arasından içeriye bakıyoruz. Lakin dümdüz mezar işareti bile yok. Sadece orada medfun bulundukları belli. Hangi mezar nerede belli değil. İyi ki etrafını çevirmişler yoksa hiçbir şey belli olmayacak. Bizde olsa altından yapmasak bile birçok yerini altın yapardık en azından.\n\tHz.Hamza camisi kapalı. Tuvaletleri bile kapalı. Bir vatandaşın evine gidip tuvaletini kullanmak için izin istiyoruz. Abdestimizi de orada alıp caminin dışında Tahiyyat-ül Mescit namazını kılıyoruz. \n\n\tBuradaki evler burasının varoşları gibi. Tek katlı ahşap evler olduğu gibi, iki-üç katlı betonarme evler de var. Şehitliğin karşısında küçük bir tepe var. Anlıyoruz ki burası ‘Okçular Tepesi’. Hani Efendimizin (SAV)  “Savaşın sonucu ne olursa olsun, bu tepeyi terk etmeyeceksiniz” diye tembih ettiği. Üzerine çıkıp oradan şehitliğe ve Medine’ye bakıyoruz. Yine savaşın çok kızıştığı bir anda,Musab bin Umeyr’in şehit düştüğü zaman.Hz.Muhammed (SAV)  öldü diye yaygara kopardıkları zamanda; sığındıkları küçük bir mağara var. (Orayı da 2005 yılında yaptığım umrede ziyaret ettim.)  Görevli hocamız küçük bir konuşma yaptıktan sonra oradan ayrılıyoruz.   \t\n\n\tİslam tarihinde aynı namazda  iki kıblelik yapan Kıbleteyn Mescidine geliyoruz. Müslümanların kıblesi Mescid-i Aksa idi. Hicretin 2. yılında Şaban ayının 15 inde Peygamber Efendimizin  öğle namazını kıldırırken gelen ayetler neticesinde son iki rekatı Mescid-i Harama dönülerek kılınmış. İki minareli değişik mimari yapısı olan bir cami. Kendilerine has bir mimari yapıları var. Osmanlıya belki de benzememek için böyle bir girişime girebilirler mi? Bilemiyorum tabi ki. Mescit namazlarımızı kılıp civarını gezdikten sonra buradan da ayrılıyoruz.\n\n\tZiyaretimizin son durağı Hendek savaşının yapıldığı bölge olan Yedi Mescitler bölgesi oluyor. Hz.Selman-ı Farisi’nin fikriyle kazılan hendeklerden hiçbir eser kalmamış. Yollar ve binalar yapılmış yerlerinde. Sadece kumandanların bulundukları yerlere küçük mescitler yapmışlar o kadar. Oralarda da izdiham oluyor. Zorla iki rekat namaz kılıp aşağıya iniyoruz.\n(2005 yılında umre ziyaretimde, buraya büyük bir cami inşaatının yapıldığını gördüm. Sonraki yıllarda caminin bittiğini de öğrendim.)\n\tÖğle namazına Mescid-i Nebeviye yetişiyoruz. Bu arada her namazın önünde genellikle yarım cüz veya biraz daha fazla Kur’an-ı Kerim okumağa ve namazdan sonra da bir günlük kaza namazı kılmaya devam etmeye çalışıyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hac Hatıraları 7 Sürpriz Bir İsim",
        "poet": "Osman Erdoğmuş",
        "poem": "\n\nSÜRPRİZ BİR İSİM\n\n\tBugün cumartesi. Sabah namazından sonra kafilemiz toplu halde, AbdülHamit Han Hazretlerinin yaptırmış olduğu tren garını ve yanında ben bir Osmanlı eseriyim diyen camii şerifi gezdik. Cami ve gar Osmanlı mimarisinin Medine’deki temsilcisi sanki. Türkiye’deki eserlerin küçük örnekleri gibi. Ama bakımsız.1900’lerdeki kin hala devam ediyor herhalde.\n\n\tGarda ziyaretimiz esnasında tadilat yapılıyordu. Osmanlıdan hiçbir eser bırakmayacaklar galiba. Gar binasının içini delik deşik etmişler. Zemini tamamen sökmüşler. Tadilat yapıyorlardı. Tren yolundaki raylarda sökülmüş. Bir şeyler yapıyorlar. Anlamak mümkün değil.\n\n\tAbdülHamit Han ne ümitlerle yaptırmıştı tren yolunu. İstanbul’dan hacca niyetlenen bir hacı adayı, trene bindi mi, soluğu mukaddes topraklarda alacak. Tabi bu güzergah üzerinde ne kadar şehir, ne kadar ülke, ne kadar Müslüman varsa, o günün en modern taşıtı olan trenle yolculuk yapacak, hac farizalarını yerine getirecek. Ne büyük bir düşünce, değil mi? Sadece bu hizmet ve düşüncesi, Rahmeti bol olan Rabb’imin rahmetine mahzar olup, affına sebep olabilir. Ve ne acıdır ki,bu demiryolu hiç kullanılmamış. Savaş yıllarında o günkü yönetim İngilizlerin desteklediği Türk düşmanlığı ile, sökülen her raya ve malzemeye para vermişler. \n\n\tDönüşümüzde hurma pazarına uğrayıp, grubumuzdan bazıları ile hurma aldık. 30 kilo bana, 30 kiloda kaynanama aldık.(içişleri yetmez deyince inanmamıştım. Bir o kadarda Adapazarı’ndan aldım.) \n\n\tYatsı namazından sonra, Kur’an okumamı ve kaza namazlarını bitirdikten sonra, içişlerini beklemeye başladım. Geçecekleri yerde bazen oturup bazen tur atıyordum. Bu arada birinin bana aykırı aykırı baktığını görünce, içimden,\n\n\t- Bu adam beni birine benzetti muhakkak.\n\n\tDiye geçiriyordum ki.\n\n\t-Erdoğmuş ne arıyorsun burada.\n\n\tDeyivermesin mi. Konuşunca sesinden tanıdım hemen. Ermiş kardeşlerin küçük oğlu Sultan imiş meğer. Hal hatırdan sonra onu uğurladım. Biraz sonrada kaynana ve içişleri gelince bizde otelin yolunu tuttuk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haç ve hilal in kavgası",
        "poet": "Ahmet Karakılıç",
        "poem": "\n\nBayır bucaktaki Türkmen soydaşım\nÇaresizim deme sakın din gardaşım\nAllah sizinledir dik dursun başın\nKaçma yurdunda şehit ol gardaşım\n\nİhanet olurmu Türkün kanında\nNamert yaşayamaz Türkmen dağında\nYa Allah de zafer senin sonunda\nKaçma yurdunda şehit ol gardaşım\n\nNice savaşlar geldi geçti kanlı\nUnutulmadı zihinlerde canlı\nTarih yazar yiğidi anlı şanlı\nKaçma yurdunda şehit ol gardaşım\n\nOğuz boyu yavuz fatih atamız\nBunlardır soyumuz böyle yaşarız\nÖlüme biz koşar adım gideriz\nKaçma yurdunda şehit ol gardaşım\n\nAhmet diyor kıyametin dalgası\nVuruyor islamı kafir bombası\nBaşladı haçla hilal in kavgası\nUyan artık ey Müslüman dünyası\n\nAhmet karakılıç\n10-12-2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacamat Nedir",
        "poet": "Şeref Coşğun",
        "poem": "\n\nGeçmişi 5000 yıldır.\n Tedavi amaçlıdır.\n Vücuduna sağlıkdır.\n Hacemat nimet kardeş.\n\nHerkes bir şey diyesi.\n Rasülün hediyesi.\n Sünnet-i Seniyyesi.\n Hacemat sünnet kardeş.\n\nAğrılara, ateşe,\n Dalgınlara, strese,\n Tansiyona, nefese,\n Hacemat gayret kardeş.\n\nÇocuğa, çocuksuza,\n Korkağa, uykusuza,\n Gamlıya, huzursuza,\n Hacemat medet kardeş.\n\nAkıllılık istersen,\n Zeki olayım dersen,\n Seçkinliği dilersen,\n Hacemat devlet kardeş.\n\nŞeref işin ustası.\nEl vermiştir ustası.\nUstaların ustası,\nHacemat minnet kardeş.\nŞeref Coşgun\n Hacamat sıhhattir,\n Hacamat sünnettir.\n Hacamat hafifliktir,\n Hacamat dinginliktir.\n Hacamat cesarettir,\n Hacamat tazeliktir.\n Hacamat zarafettir,\n Hacamat garabettir.\n Hacamat alamettir,\n Hacamat emanettir.\n Hacemet sen de ettir! \n Hacemet temiz ettir.\nŞeref coşğun senettir!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hac Yolculuğu",
        "poet": "Şükrü Toprak",
        "poem": "\n\nBeldetün Tayyıbetün Mukaddes Mi Mukaddes\nMescidi Nebevi De Namaz Kılıyor Herkes\nBedenler Tek Bir Vücut Ağızlarda Tek Bir Ses\nAllah Diyelim Allah La İlahe İllallah\n\nRavza-İ Mutahhara’da Nebilerin Sultanı\nEbubekir-İ Sıddık Ömer’inde Mekanı\nKalpler Huşu İçinde Bir Görseniz O Anı\nAllah Diyelim Allah La İlahe İllallah\n\nBura Rahmet Deryası Herkes Dalmak İstiyor\nHer Mekan Da Heryerde Nasip Almak İstiyor\nResulü Kibriya Ya Yakin Olmak İstiyor\nAllah Diyelim Allah La İlahe İllallah\n\nYalın Ayak Baş Açık Düştük Kabe Yoluna\nMevlam Rahmet Eylesin Ben Günahkar Kuluna\nÇağladık Irmak Olduk Aktık Rahmet Seline\nAllah Diyelim Allah La İlahe İllallah\n\nKabeyi Tavaf Eden Büklüm Büklüm Bükülür\nRahmet Yağar Gönüle Günahlarda Dökülür\nKalbe Aydınlık Doğar Karanlıklar Çekilir\nAllah Diyelim Allah La İlahe İllallah \n\nArafat Müzdelifte Vakfe Durur Hacılar\nGünahtan Sakıt Olup Diner Bütün Acılar\nHacınız Mebrur Olsun Ey Kardeşler Bacılar\nAllah Diyelim Allah La İlahe İllallah\n\nSay Yaparlar Hacılar Merve Safa Arası\nSilinir Ak-Pak Olur Şu Kalplerin Karası\nYanar Meş’ale Gibi Gönüllerin Çırası\nAllah Diyelim Allah La İlahe İllallah \n\nMina Denen Vâdide Kör Şeytanı Taşladık\nRahmet Bulutlarıyla Gözümüzü Yaşladık\nTevhid İnancı İle Zikrullaha Başladık\nAllah Diyelim Allah La İlahe İllallah\n\nYöneldi Arşa Çıktı Müminlerin Duası\nKelimeyi Tevhitdir Şu Kalplerin Cilası\nÇok Şükür Gerçekleşti Şükrani’nin Rüyası\nAllah Diyelim Allah La İlahe İllallah\n\n                                                 20.12.2007\n                                                  ŞÜKRANİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacel Obası 1",
        "poet": "İhsan Öztürk",
        "poem": "\n\nHacel obasını engin mi sandın\nAyağında potini var zengin mi sandın\nHer olur olmazı dengin mi sandın\nAy da geçti göremedim ben seni\n\nMerdivenden tıkır mıkı....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacamat Nedir.... Faydası,Yararları",
        "poet": "Şeref Coşğun",
        "poem": "\n\nGeçmişi 5000 yıldır.\nTedavi amaçlıdır.\nVücuduna sağlıkdır.\nHacemat nimet kardeş.\n\nHerkes bir şey diyesi.\nRasülün hediyesi.\nSünnet-i Seniyyesi.\nHacemat sünnet kardeş.\n\nAğrılara, ateşe,\nDalgınlara, strese,\nTansiyona, nefese,\nHacemat gayret kardeş.\n\nÇocuğa, çocuksuza,\nKorkağa, uykusuza,\nGamlıya, huzursuza,\nHacemat medet kardeş.\n\nAkıllılık istersen,\nZeki olayım dersen,\nSeçkinliği dilersen,\nHacemat devlet kardeş.\n\nŞeref işin ustası.\nEl vermiştir ustası.\nUstaların ustası,\nHacemat minnet kardeş.\n\nŞeref Coşgun\n\nHacamat sıhhattir,\nHacamat sünnettir.\nHacamat hafifliktir,\nHacamat dinginliktir.\nHacamat cesarettir,\nHacamat tazeliktir.\nHacamat zarafettir,\nHacamat garabettir.\nHacamat alamettir,\nHacamat emanettir.\nHacemet sen de ettir! \nHacemet temiz ettir.\nŞeref coşğun senettir! \n\nseref_cosgun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacel Obası 2",
        "poet": "İhsan Öztürk",
        "poem": "\n\nHacel obasını engin mi sandın\nAyağında potin zengin mi sandın\nHer olur olmazı dengin mi sandın\nAy da geçti göremedim yar seni\n\nTıkır mıkır merdivenden enişin\nÇığıştırıyor altınınan gümüşün....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacer (Almanya'dan Bazı Mektup)",
        "poet": "Coşkun Gönüllü",
        "poem": "\n\nHacel obasını engin mi sandın\nAyağında potini var zengin mi sandın\nHer olur olmazı dengin mi sandın\nAy da geçti göremedim ben seni\n\nMerdivenden tıkır mıkır inişin\nCığıldaşır altın ile gümüşün\nİpti söz verip de sonra dönüşün\nAy da geçti göremedim ben seni\n\nSuya gider bir incecik yolu var\nSıktırmış kemeri ince beli var\nSöylerim söylemez tatlı dili var\nAy da geçti göremedim ben seni\n\nSuya gider su testisin doldurur\nKınalı parmağın suya daldırır\nO yarin bakışı beni öldürür\nAy da geçti göremedim ben seni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacattepe,Anılar ve Gordion  Otel...",
        "poet": "Adnan Deniz",
        "poem": "\n\nHiç farkında olmadan aradan tam 25 yıl geçmiş. Ankara Gordion otelde yıllar sonra buluştuğumuz arkadaşları hala içtenlik ve gençlik hissiyatı içerisinde buldum. Gençliğin, yalnızca zamanın ilk çizgisi olmaktan çok, yüreklerde yaşatılabildiğini anladım.\nHala yürekleri pır pır eden, hala hayat dolu ve daha da önemlisi hala geleceğe umutla bakan arkadaşlarımı görünce onların hiç değişmediklerini ve güzel anıları görkemli geleceklerle besleyen çok önemli bireyler olduklarını bir kez daha kavradım.\nBir neslin paylaşan temsilcileri olarak birbirimizi daha iyi anladığımızı ve içimizdeki geçmişte yaşanan hallerimizi birbirimize daha iyi yansıttığımızı, birbirimizi yakından duyumsadığımızı hissettim. Üniversite günlerimizin belki çok mahzun belki de duygusal ama utangaç tavırlarını hissederek yılların tükenmeyen sevdalarını içimizde saklayıp, yalnızca gençlik çağımızın bir yanının hala yüreklerimizde yaşadığını gördüm. \nGeçmişin güzel günlerini yâd ederken, yaşanan gerçeklerle yüzleşmenin bile yaşamanın gerçek anlamı olduğunu bilerek vefakâr, yaşatılabilen arkadaşlar olduğumuzu bütün gururumla hissettim.\nArkadaşlarımın yüzlerinde, geçmişin gelecek korkularının, ekonomik yetersizliklerinin yerini alan ekonomik bağımsızlığın ve başarılı olma olgusunun en güzel tebessümlerini gördüm. Ayrılıklarımızın başka mekânlarda daha güzel meyveler verdiğinin duygusallığını yaşadım. Sorumluluğun az olduğu ve hep pembe hayaller kurduğumuz günlerin tatlı hayallerinin usumuzun en güzel köşelerini süsleyeceğini ve bizleri terk edemeyeceğini fark ettim.\nArkadaşlarımızın cehrelerindeki bütün değişikliklere rağmen sımsıcak birer çift göz ’ün hala ben oyum diyen bakışlarından onların kim olduğunu anlayabilmenin mutluluğunu yaşadım.\nŞunu yakından gördümkü, saygı göstermenin ve sevmenin en belirgin ifadesiydi değer vermek. Organizasyondaki saygıdeğer arkadaşlarımın ve birbirlerini onurlandırarak bu paylaşıma katkıda bulunanların ayrıca birbirlerine değerlerin en güzelini verdiklerini düşündüm.. Çeşitli sebeplerle katılımda bulunamayan arkadaşlarımızın yüreklerinin bizlerle olduğunu ve bizlerle aynı duyguları paylaştıklarını bilmenin gururunu yaşadım.\nAyrıca bizlerin yetişmesinde emeği geçen hocalarımızla birlikte olmanın, yaşananların onlarla paylaşılmasının ayrı bir hazzını hissettim. Hocalarımıza, yetiştirdikleri ile öğünmenin gururunu yaşattığımız için bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Hala güzellik ve zer afetlerinden hiçbir şey kaybetmeyen bayan arkadaşları ve karakteristik özelliklerinden ve dik duruşlarından ödün vermeyen arkadaşları görmek benim yaşama sevincimi bir kat daha artırdı.\nBelli bir zaman paylaşımının tekrar canlandırılması olan bu Gordion otel buluşmasının herkesin yaşam felsefesini yeniden gözden geçirmesine vesile olacağı düşüncesiyle, yeni buluşmaların hayallerinin şimdiden kurulması ümidiyle saygı ve sevginin daim olması dileklerimi sunuyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacer'im",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\n25.09.2011\n\nBu ne istek böyle bitmek bilmiyor\nEv altun isteyip durdu Hacerim\nÇok istiyor ondan yüzüm gülmüyor\nEv altun isteyip durdu Hacerim\n\nAnlamıyor hiç varını yoğunu\nSırtıma vuracak çile dağını\nNeşe doldursada gönül bağını\nEv altun isteyip durdu Hacerim\n\nGücüm yetmez hepisini almaya\nSeni benden başkaları sarmaya\nDedim gözün dünya malın görmeye\nEv altun isteyip durdu Hacerim\n\nGülüm bizler dünya malın nideriz\nMurada ermeden ölüp gideriz\nTalih yazı hepsi aynı gaderiz\nEv altun isteyip durdu Hacerim\n\nEtme Hüseyine yapma bu nazı\nAlacağım derse o yiğit sözü\nBize haram oldu kız sevda yüzü\nEv altun isteyip durdu Hacerim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacer'in Ağlaması",
        "poet": "Turgay Akbulut",
        "poem": "\n\nGülen bir yüz\nİki damla gözyaşı\nAynı anda çıktılar padoktan\nAynı anda atbaşı\n\nGüneşli bir günde\nKorsan bulutun\nKorsan damlaları gibi\nKorsan tebessüm \nKorsan gözyaşı\nAynı anda atbaşı\n\nHacer'in ağlaması; \nHislerin çaktığı Flaş\nHislerin Resmi... \n\n(mayıs2001)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacı AHMET Mahallesinden misin?",
        "poet": "Perihan Pehlivan",
        "poem": "\n\nKapı açılır, iri kıyım gençten bir hasta içeri girer. Adeta nefes almıyor tıslamaktadır. Renk kırmızı, alnında ter boncuk, boncuk. Prof süzer şöyle bir hastayı ve otur der.\n--- Şikâyetin nedir? \n---  Efendim sırtım ağrıyor, uyuyamıyorum, nefesim daralıyor. Ve uzar gider hikâye.\n--- Hımm der, tansiyonunu bir ölçsünler.\nHemşire derhal gerekeni yapar. Sonra döner,\n---- 24 der\n---- Bu ne? Sen nasıl dolaşıyorsun ortalıkta? düşüp öleceksin bir yerde! \n---- Neden efendim? \n---- Çok yüksek, çook\n---- Yok, efendim ne yükseği? Normal.\n---- Yüksek evladım, nesi normal? \n---- Normal efendim, normal.\nKaşları çatılır prof un ve sert bir çıkışla benden iyi mi bileceksin? der. Hasta gülerek\n---- O benim normal tansiyonum. 26 filan olsa belki. Gözlüklerinin üstünde bakarak söylenir Prof \n---- Hepte beni mi buluyorlar? \n---- Evladım sen nerede oturuyorsun? \n---- Hacı Ahmet Mahallesinde, Reçete yazar verir ve ekler.\n---- Tansiyon mutlak düşmeli, felç olursun felç. Hasta çıkar. Sonra iki hasta daha girer, çıkar. Kapı çalar, asistan bir hasta ve bir yığın evrakla gelir. Sekseninde bir amca girer arkadan. Prof dikkatle bakar her ikisinde sonra, kâğıtları inceler ve birden bağırır.\n--- Olamaz, saçmalık! \n--- Hayır, efendim doğru, der asistan. Daha da hiddetlenir.\n--- Yeniden yapsınlar. Asistan kararlıdır. Bütün karalığı ile söyler.\n--- Her şeyi tam yaptık en az üç kere. Bu adamın karaciğeri yok! \n--- Olamaz! Nasıl yaşar? \n--- Yaşamış efendim. Hem de bu güne kadar hiç doktora gitmemiş. Geliş sebebi de kalbi zaten. Tesadüf filimde görüldü, bizde çok şaşırdık.\n--- Sen nerde oturuyorsun? \n--- Hacı Ahmet Mahallesinde.\n--- Çıııııııııııııık! Ben oradan gelen hiçbir hastaya bakmıyorum artık. Çıldırttınız beni be! \n\n                                                                                                                                24.9.2009 İST\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacer'in",
        "poet": "Mehmet Gözükara",
        "poem": "\n\nSeherde güler mi? Gülleri salsam\nHasret yüreğini yakar Hacer’in.\nSarsam yarasını merhemin olsam\nGözyaşı durmadan akar Hacer’in.\n\nHafif baygınlaşır, arttıkça derdi\nYarını bu günden fazla severdi\nAğız uçukladı damak güverdi\nYoksulluk dişini söker Hacer’in.\n\nİki çocuk ile kalmış arada\nDuyuramaz olmuş sesi yâra da\nGün günü açılır kanar yarada\nSesi inleyerek çıkar Hacer’in.\n\nBayram dan seyrandan olmaz haberi\nKömürsüz geçen kış tuzu biberi\nVar mı muhannetten daha beteri\nDaralır yüreği sıkar Hacer’in.\n\nAzı alsam parçalasam yetmiyor\nKovmayın an fukaralık gitmiyor\nGözükara’m söz tükenip bitmiyor\nGözleri tüllenir bakar Hacer’in.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacet gidermeye yarış atıyla giden bir solistin öyküsü",
        "poet": "Murat Avcı Ozan",
        "poem": "\n\nApartman görevlisi aidatı almaya gelmiş.... Üzerimde de hiç para yok. Çekmem gerekiyor bankadan. Ve ben de pazar rehaveti, üşenmekteyim dışarı çıkmaya... Kendisine: -\"Üzerimde para yok yarın versem olur mu? \" dedim de, anlamsız bir şekilde suratı düştü. :)  Belki de haklıydı. Çünkü toplanan aidatlardan ödenmekteydi maaşı. Haliyle, aidatı ne kadar erken toplarsa, o kadar erken alacaktı maaşını. Sonra aklıma sözde müzikal hayatım geldi.... Enerjimin, eforumun dibine vurduğum, içimde ne varsa deliler gibi ortaya saçtığım ve ne alacaksam fazlasıyla hak ettiğim mekanlardaki, sözüm ona \"solistlik\" hayatımı düşündüm anlayacağınız. Para denen zıkkımın ne kadar önemli olduğunu anımsadım belki de yıllar sonra. Ha! para denen melanetin ne kadar önemli olduğunu söylerken sakın ola yanlış anlaşılmasın bir eli yağda, bir eli balda hayatım olmadı hiç. Kendi yağıyla kavrulan ve bazen onu da beceremeyen bir profildim hep maalesef. Neyse... Apartman görevlisi kardeşimin, ekmeğinin peşindeki direngenliğinden dersler çıkarmam gerekecek sanırım. Öyle, \"san'atçı, man'atçı\" tafrasından teraneler okuma vaktim geçmiş anlaşılan. Çünkü ilk defa bu meyanda içime dokunan bir hadise ile karşı karşıya kaldım... \"Para ikinci planda\" hikayesi de neymiş efendim! ! ! Senin yarın kadar iş yapmayan, yapamayan adamların bile çatır çatır paralarını aldıkları mekanlardan bazen eli boş, bazen sembolik rakamlarla dön, sonra da solistim de! Anlaşılan kendimizi, bu işin ticaretini yapanların insafına, vicdanına bırakmak çok akıllıca değilmiş! Umarım bu Ramazan arası ve son yaşadığım hadise bir milat olur benim için ve bir daha da asla o eski \"san'at için san'at\" alışkanlığım, \"para da neymiş, mühim olan dostluklar\" tafram devam etmez. Çünkü; bırakın vakıanın maddi boyutunu, manen de aldığın para nisbetinde değerin artıyor yahut azalıyor! ! ! ! Benim ki de; olmayan ayranına karşın, mıçmaya (afedersiniz)  hemi de yarış atıyla gitmeye benziyormuş... Vah ki, ne vah! ! !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacı Ahmet Kaptan",
        "poet": "Talha Sağıroğlu",
        "poem": "\n\nBen Hacı Ahmet Kaptanın teknesine gideceğim\n   Hem o bizim oralı\n   Hem de sensen dört yaşında\n   Büyük dedemi de tanıyormuş\n\n   Hem balık tutuyorlarmış\n   Deniz pis değilmiş\n   O çok güçlüymüş zamanında\n   Biliyor musun Karadeniz önünde eğilmiş.\n\n   Ben Hacı Ahmet Kaptanın teknesine gideceğim\n   Biz onunla vapurda tanıştık Araklılıymış\n   Hem balıkları çok tatlıymış\n   Denizlerinin de suyu berrakmış...\n\n   Ben denize gideceğim\n   Hayden uşaklar rast gele\n   Kaptanla gideceğim denizime\n   Karadeniz’e\n\n   Denizim… memleketim…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacettepe",
        "poet": "Vahit Kemal Kısa",
        "poem": "\n\nEn harbisinden çocuk\nNamert mi namert Ankara\nYokluk değil rutubet kokan \nEl alem ne der telaşı \nHenüz bitmemiş yetimim \nNe başı ne saçı...\nMusallaya düşen ay hüzmesi gözleri\nÖlümün hak \nMirasın helal \nNe bıraktıysan geride \nGel baba gel de al...\nSaati kurdum bilmediğim bir zamana \nNeye uyanacağım \nNerde duracağım \nNamaz kılıp \nAdını sayıklayacağım\nİçimde bir öfke nöbeti \nİlk cam kırdığım anda ki \nİlk can yaktığım andaki \nHangisi zor baba \nYaşlanmak mı? \ngeçtikçe zaman \nSana dönmesi mi burnumun \nAnneni mi babanımı sorusuna \nCümleler mi kurduğun...\nYosun rengi gözyaşlarım var \nMermer kadar soğuk ellerim \nVurdukça bağrıma \nBedenimi yarar...\n\nBana kefen giy diyorsun \nGirmeyerek rüyama\nBir daha yaşama \nÖpüşme bayram sabahları \nÇek elini ateşten \nYanma Müselman! ! ! \nYaralansanda Payitaht da \nTuz basma diyorsun\nBir yılbaşı gecesi\nŞimal Ayı \nAy şafağı \nÇocuk anasını beklerken \nBeleme diyorsun \nYani sen \nEfkarımın Ata'sı \nYırt ellerinle toprağı \nVeysel gibi...\nYırt gir içine \ndondur gözünün akını \nÖlece bakakal diyorsun \nMezarına taşının...\nİsterce canım\nOlurum bir \nsam yeli\nDamla olur düşerim \nÜzerine...Yağarım diyorsun\n\nSen bana ol diyorsun \nBen sana Ne diyorum \n\nNe olacağım....\n\nBabama /Doğumuna şafağın/İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacetdede Zirvesi... (Gezi Yazısı)",
        "poet": "İlhan Biçer",
        "poem": "\n\n2010 Yılının ikinci günü için dağcı ekip arkadaşlarla Bademli Hacetdede zirvesine çıkmaya kararlaştırmıştık. Ekibimize yeni katılan, hem mahalle hem sınıf arkadaşım, Yaşar’da ilk defa bizimle zirveye çıkacaktı. 02 Ocak 2010 Cumartesi günü sabah saat 07.30 da Göçmen kahvehanesinde buluşarak arabayla Bademli beldesine gittik.\n\nGökyüzüne baktığımızda yer yer açık yer yer kapalıydı. Gökyüzündeki bulutlar ilginç şekiller oluşturmuştu. Lodosun etkisiyle ılık bir hava vardı. Bademli beldesine geldikten sonra orada ki çeşmelerden sularımızı doldurup, zirveye tırmanmak için hareket ettik.\n\nBademli beldesinden zirvelere çıktıkça bol oksijeni ciğerlerimize derin derin çekiyorduk. Dere boyu giderken akan derelerin ve şelalelerin müthiş bir görüntüsü vardı. Şehrin gürültüsünden ve kirli havasından uzaklaşıp buraları gelmek için hafta sonunu sabırsızlıkla bekliyordum. Doğa da yürümek bambaşka bir duyguydu. \n\nYaklaşık bir saatlik bir yürüyüşten sonra yağmur çiselemeye başladı. Yağmurluklarımızı giyip yola öylece devam ettik. Arada bir kuru kayısı, badem, siyah üzüm atıştırıyorduk. Su içmeyi de ihmal etmiyorduk. Yaklaşık yarım saat sonra karabiber büyüklüğünde dolu yağmaya başladı. Yağan dolu eldivenimiz olmadığından ellerimize çarptıkça çok acıtıyordu. Ellerimiz yavaş yavaş üşümeye başlamıştı. Hava belki açılır beklentisiyle yaklaşık böylece yarım saat daha yola devam ettik. Maalesef hava daha da şiddetini artırıyordu. \n\nDolunun yağma hızı daha da artıyordu. Yağan doludan yerler bembeyaz olmuştu. Bir süre sonra yerdeki dolular üst üstte birikip buzlanmaya dönüşüyordu. Buzlu dik yamaçlardan ilerlerken kaymamak için çok dikkat ediyorduk. Gökyüzünde ise art arda şimşekler çakıyor, gök gürlüyordu. Yüksek yerlere çatırdayan seslerle yıldırımlar düşüyordu.Yaklaşık 200 metre yukarıda rakım ……. Çoban evi vardı. Oraya kadar ulaşıp, orada bir süre beklemeye ve sonra oradan Hacetdede zirvesine tırmanmayı düşündük. Yolumuza öylece devam ettik. \n\nDolu yağmaya devam ediyordu. Bir süre sonra sisler içinde kalmış olan çoban evi göründü. Çobanın evine yaklaşık 20 metre yaklaşmıştık ki,  rüzgâr şiddetini arttırmış fırtınaya dönüşmüştü. Dimdik yamaçta buzların üstünde güçlükle yürürken bir de fırtınanın çıkması yürümemizi daha da zorlaştırmıştı. Ayakta dahi duramaz hale geldik. Olduğumuz yerde hedef küçülterek beklemeye başladık. Fırtına etkisini kaybeder diye bekliyorduk. Böylece bir süre bekledik fakat beklememiz boşunaydı. Fırtınanın kesileceği yoktu. Hedef küçülte küçülte çobanın evine kadar gittik. Çoban evde yoktu. Burada ıslanmış elbiselerimizi değiştirdik. Havanın açmasını bekledik ama havanın açmaya pek niyeti yoktu. Dağlar, öyle bir şeydi ki kendisi müsaade etmedikçe kimse zirvesine çıkamazdı. O gün bize de müsaade etmemişti. Direnmeye zorlamaya gelmezdi dağlar. Geri dönmeye karar verdik. \n\nÇobanın evinden çıkıp tekrar Fırtınadan dolayı hedef küçülte küçülte inişe başladık. Fırtına ve buzdan zorlukla iniyorduk. Yaklaşık böyle yarım saat sürdü inişimiz. Aşağılara indikçe arada bir güneş çıkıyordu. Bademli beldesinin göründüğünde üzerinde harika bir gökkuşağı oluşmuştu. Bu güzel manzaranın önünde resim çekilerek yolumuza devam ettik. Bademli beldesine geldiğimizde arkama dönüp baktığımda zirvelerin tepesinde hala simsiyah bulutlar vardı. \n\nKendimizi Bademli beldesindeki Ethem ustanın kahvehanesine attık. Orada Ethem ustanın demlediği tavşankanı çayı ile kahvaltımızı yaptık.\n\nYılın ikinci gününde Hacetdede zirvesine çıkamasak ta doğada böyle maceralı bir yürüyüş yapmaktan çok keyif almıştık…\n\n03 OCAK 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacerül Esved taşı cennetten gelmiştir",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nHazreti Adem Peygamberin zamanında,\nHacerül Esved taşı cennetten gelmiştir.\nAdem Nebi cennetten gelirken yanında,\nHacerül Esved taşı cennetten gelmiştir.\n\nMelekler tarafından konulmuştu adı,\nCennetin varlığını göstermek maksadı.\nGeldiği zaman rengi süt beyazı idi,\nHacerül Esved taşı cennetten gelmiştir.\n\nAdem yaratılınca cennete ermişti,\nYüce Allah Adem'e hediye vermişti.\nKabil Habil'i öldürünce kararmıştı,\nHacerül Esved taşı cennetten gelmiştir.\n\nHer gelen peygamber kutsal taş saydı,\nO dünyada iken etrafına nur yaydı.\nİbrahim Peygamber onu Kabe'ye koydu,\nHacerül Esved taşı cennetten gelmiştir.\n\nYusuf onu ziyaret etmeye gidecek,\nOna dokunana o şefaat edecek.\nOnu gören elbette feyzini tadacak,\nHacerül Esved taşı cennetten gelmiştir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacı Arkadaş",
        "poet": "Engin Kaya",
        "poem": "\n\nGittiğiniz bu yol kutlu mübarek\nBu yolda hem azim hem sabır gerek\nHakka yönelince beden ve yürek\nBizede dua et hacı arkadaş\n\nÇok isterdim beytullahı görmeyi\nHacerül esvete yüzüm sürmeyi\nSay ederken safa ile merveyi\nBizede dua et hacı arkadaş\n,\nRasulün sevdası kalbe işlerken\nGözdeki yaş süzülmeye başlaken\nÇıkıpta minada şeytan taşlarken\nBizede dua et hacı arkadaş\n\nBir beldeden bir beldeye geçerken\nZemzem kuyusundan zemzem içerken\nNamaz kılıp mevlaya el açarken\nBizede dua et hacı arkadaş\n\nMedineden ılık yeller esince\nHaz verir bedene inceden ince\nTraşını olup kurban kesince\nBizede dua et hacı arkadaş\n\nVarıca huzura halin arzeyle\nRasulü Ekreme selamlar söyle\nDeki kul Enginin halleri böyle\nBizede dua et hacı arkadaş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacı Ata",
        "poet": "Tahsin Koç",
        "poem": "\n\nBabası Türk Eşrafından; Annesi Lübnan kadınından\nSamsunda doğurmuştu; Annesi öz be öz canından\n\nGençliğini İstanbul da geçirdi; Hem de kolejli oldu\nKendisini iyi yetiştirdi; İnsanlığa hizmette buldu\n\nKaderi onu evlatlık etti; Attı Aydın İncirliova’ya\nİnsanlarla iyi geçindi beliki; Sahip çıkacaktı davaya\n\nÇünkü orada babalıktan kalma; Büyük bir varlık\nO gençliğinde hiç çekmeyecekti; Sıkıntı ve darlık\n\nHemen orada kazandığı varlığı; Sarf edecekti insanlığa\nO şura ermişti malı dağıttıkça; Erecekti mutluluğa\n\nBu işlerle uğraşırken yolu çakıştı; Fetullah Gülen Hoca’yla\nO Efendi zattan iyi ders alır;  Alaka duyar ilgilenir dava’yla\n\nBaşlar inşaata; Kur’an Kursu İmamhatip Lisesi derken kolejle\nHacı Ata’da bir eğitim sevdası başlar; Gönüllülere müjdelerle\n\nAçılır şehirlere; İzmir, İstanbul, Edirne, Van olur şantiye\nBu hizmetler sonunda; Talebelere eder özel eğitimi hediye\n\nBununla yetinmez Hacı Kemal Erinmez; Çıkar yurt dışına\nAzerbaycan, Kazakistan, Özbekistan ve Tacikistan’a olur aşına\n\nTüm inşaatların finansmanını karşılar; Kendi imkânıyla halkın zekâtıyla\nBedenen seferber olur, hizmete plan yapar; Ölçer biçer kendi zekâsıyla\n\nYaşıyla başıyla müsemma olur; Hizmet için ortaya koyar kendini\nBu özelliğiyle Taciklere Hacı Ata olur; İspatlar kendi fendini \n\nHacı Ata dünyaya örnek insan oldu; Yetiştirdi binlerce öğrenci\nHangi ülkede gezerken karşınıza çıkar; Ata’nı yetiştirdiği genci\n\n\t\tAnkara – 15.12.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacı Baba Hacı Anne",
        "poet": "Tahsin Koç",
        "poem": "\n\nNe olacak dünyanın hali\nGöster bizlere külli kâli\nBen kendimi bildim bileli\nBu hal böyle gider \nHacı Baba, Hacı Anne\n\nBilirim aşka yanmayan\nBu eziyete dayanmayan\nBu gafletten uyanmayan\nHali ne olacak\nHacı Baba, Hacı Anne\n\nDünya yanar ateşe nara\nAkıl uğramıştır külli zara\nİnsanoğlu artık düştü dara\nBu hal ne olacak\nHacı Baba, Hacı Anne\n\nBilirim davanız İslam’dır\nBilirim davanız insandır\nBu sonuç ne yamandır\nBu hal ne olacak \nHacı Baba, Hacı Anne\n\nDua edelim insanlığa\nİnsan gider azgınlığa\nBenim canım bezginliğe\nBu hal ne olacak\nHacı Baba, Hacı Anne\n\nTahsin durmadan yanar ağlar\nBu aşka dayanmaz dağlar\nEl bağladı ölüler sağlar\nBu hal ne olacak\nHacı Baba, Hacı Anne\n\n\tAnkara- 08.08.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacı Bayram-ı Veli-(Araştırma inceleme) -4-BAYRAM... BAYRAM...",
        "poet": "Mustafa Ceylan",
        "poem": "\n\nHacı Bayram-ı Veli-(Araştırma_inceleme)  -4-BAYRAM... BAYRAM... \n\nMUSTAFA CEYLAN\n************************\n\nBAYRAM…BAYRAM…\n\nMü’minlerin birlik olduğu, barıştığı, gönüllerin kaynaştığı bayram. \n\nÖksüzün, gâribin, yetimin, sevindiği en güzel gün Bayram…Dünya üzerindeki bütün Müslümanların sevindiği, güldüğü, tevhid meyinin içildiği en nadide, en güzel gün: Bayram, Gözyaşının, ıstırabın, çilenin, tasanın, kavganın son bulduğu gün: Bayram…,\n\nHacı Bayram, Solfasol (Zulfadil)   köyüne döndü. Solfasol köyünde bayram vardı. Aşk ve sevgi rüzgârı, Ankaralıların ciğerlerine doluyordu. \n\nMıknatıs, Solfasol köyüne gelip, oturmuştu. Çekiyordu…Çekiyor ve nefsin taş yüreğini eritiyor, kafasını koparıyordu…\n\nGünlerden bir gün, acele Aksaray’a çağrıldığını öğrendi. Anlamıştı. Can evine bomba düşmüştü. İçindeki gürültülerden anlıyordu bunu…\nKoştu…Aksaray’a heyecan, kan, ter içinde vardı. Şeyhi, mürşidi(öğretmeni)  hasta idi. Gayet bilgili can insan olan mürşidinin oğlu Yusuf Hakiki de üzüntüler içindeydi.\n\nDertleri, olayları, sathi olarak gören gözler, Somuncu Baba’nın kendi yerine kime vekâlet bırakacağını, merak ediyor ve tartışıyordu.\n\nSomuncu Baba, vâsiyetinde her şeyi açıkça belirtmişti. Aşk ve iman bayrağını taşıma görevi Hacı Bayram’a verilmişti.\n\nAşk ve iman bayrağını her el, her yürek taşıyamaz. O bayrak hak edene verilir. Hak eden, artık dünyanın en büyük ve en mühim vazifesini almış demektir. Çünkü, o bayrak, Peygamberler tarafından evliyâlara, verilmiştir.\n\nElinde, aşk ve iman bayrağı. Hacı Bayram veli, Ankara’ya döndü.\n\nAnkara beklediğini buldu. Hacı Bayram Veli’nin dergâhı bir okul oldu. \n\nAşka talip olan her kişi, bu okulun talebesi olmak için can atıyordu.\nOkulda öğretilen ilimlerin hepsi, sevgili Peygamberimizin işaret buyurduğu, yaşadığı, yaşaması için çaba sarfettiği ilimlerdi.\n\nÖlmeden ölmek…\n\nVeli, ölmüşken ölmemek…\n\nHer ikisi de aynı mı? \nYoksa, biri diğerinin neticesi mi? \n\nKul olmanın, yaratılmanın, dünyaya gönderilmenin asıl gayesi, ölmeden ölmek veya ölmüşken ölmemek değil mi? \n\nPeki, madem öyledir, aşk ve iman bayrağını elinde taşıyan, Hacı Bayram Veli de, yola giren can dostları, talebeleri için, bir sistem, bir ekol, bir büyük manzumeyi ortaya koyması gerekmez mi idi? \n\nÖlmüşken ölmeyenlerin yolunu bulmak, bütün bu yolların bir sistematiğini çıkarmak elzemdi. \n\nÇalıştı, uğraştı, didindi, hâcet kapısından diledi ve aradığını bulup, sistemi, yepyeni nurla bir şafak misâli ortaya koydu.\n\nZincirin halkaları, yeni yeni halkalar ilâvesiyle gittikçe büyüyordu.\n\nMüslüman Türk milletinin göz bebeği olmuştu Ankara, Ankara’daki Hacı Bayram dergâhı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacı Hasan Ünalan (Emlakcı)  Adına İthaf Olunur...",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nKadermiş yıllar önce göçtü geldi Şanlıurfa Bozovadan\nBıkmadı ne mücadeleden ne de Yaradana namazdan\nSoğuk sıcak demedi motorsikletle çabaladı gezdi\nŞükür etti daim sanmaki hayatından vazgeçti,bezdi...\n\nŞimdi emekli durmaz yine  çalışır ufaktan ufaktan \nAllahım kısmet etti geçimini sağlar emlakçılıktan\nYetiştirdi çocuklarını okuttu kurtardı cahil olmaktan\nDedi büyüdünüz  çocuklar sizde usanmayın çalışmaktan...\n\nŞimdi tüm çocukları evli sözü dinlenen birer aile reisi\nSevinir  gelirse kulağına çocukların torunların sesi\nKulağı ezanda gözü namazda eksilmesin sağlık sesi\nMutlu yaşayıp  ölmek var olmaz hiç kimseye kini garezi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacı Bayram-ı Veli-(Araştırma inceleme) -6-KARANLIĞI DELEN IŞIK HACI BAYRAM",
        "poet": "Mustafa Ceylan",
        "poem": "\n\nHacı Bayram-ı Veli-(Araştırma_inceleme)  -6-KARANLIĞI DELEN IŞIK HACI BAYRAM \n\nMUSTAFA CEYLAN\n*************************\n\nKARANLIĞI DELEN IŞIK: HACI BAYRAM\n\nHacı Bayram-ı Veli’nin yaşadığı yıllarda Anadolu, fikri, içtimaî ve siyasal anlamda büyük bir karışıklık içerisindeydi. Moğol istilâsı içinde kıvranıp duruyordu. İsyânlar milleti canından bezdiriyor, Selçuklu’nun bıraktığı beylikler arasındaki kavganın sonu gelmiyordu. Bir yandan Bizanslılar, öte yandan Rum ve Ermenilerle yapılan kavgaların sonu da gelmiyordu.\n\nKısaca Anadolu karanlıklar içinde, insanları da umutsuzluk ve korku içindeydi. Hacı Bayram, o karanlığı delen ışık olmuştur. Anadolu insanına umut, aşk ve heyecan kazandırmıştır.\n\n“Dışarıdan sokulan bazı maksatlı ve teşkilâtlı fikir adamları Anadolu insanının bu ümitsizlik ve bezginliğini kurnazca değerlendirdiler. İran’dan kaynaklanan Batınîlik, ve Suriye’den sokulan “Babailik” tarikatları yoğun faaliyetlere giriştiler. Anadolu’nun bir çok yerine tekke-zaviye ve merkezler açtılar. İstikbâlden ümitsiz, siyasî gelişmelerden muzdarip insanlar, karşılarında güleryüzlü, müşfik insanları görünce onların etrafına hızla toplandılar.” (*)\n\nHacı Bayram, bu karışık ortamda müderrisliğiyle insanların aklına, mutasavvıflığıyla gönüllerine hitap etmiştir.\n\n“Çok çeşitli tarikatların, fikri ekollerin telkinleri karşısında tereddüde, çelişkilere düşen halkı makûl noktalarda tutmayı başardı. Duru-dupduru bir inanç, yapıcı bir eğitim, manevî disiplin ve iç muhakemesi ile çevresine geniş esnaf ve köylü gruplarını topladı. Ahilik adıyla gelişen tarihî iş ve esnaf teşkilâtı Hacı Bayram Veli’nin getirdiği bu disipline bağlı olarak büyüdü, gelişti.\n\nOsmanlı hakimiyeti altında Anadolu yeniden derlenip, toparlanırken, Hacı Bayram, genç devletin mânevî ve içtimaî disiplinini sağlamada müsmir ve müessir sonuçlar aldı. Anadolu ve Anadolu insanını Batınîlik, Babaîlik gibi tarikatlarla, mevzii mezhep çatışmaları hattâ siyasî kargaşaların tasalarından kurtardı. Bu bakımdan O’na Anadolu’nun manevi hamisi, denir”. (**)\n\n(*)   (**)   Mert, Hamdi: Hacı Bayram Veli’nin İnanç Sistemi-I. H. Bayram Sempozyumu, a.g.e, Sayfa: 116)\n\n“Hacı Bayram Veli’nin yaşadığı çağda ve daha önce Anadolu’da çok olaylar olmuştur. 1240 yılında İshak Baba müritleriyle birlikte isyân etmiştir. İç Anadolu’daki bu isyânlarla uğraşan Selçuklu Devleti yorgun düşmüş ve 1243 Kösedağ Savaşında Moğollara yenilmiştir. II. Gıyaseddin Keyhüsrev, Baycu Noyan’a yenilince Selçuklular üstünlüğünü kaybetmiş ve vergi ödemeyi üstlenmiştir. 1300 yıllarında kurulan Osmanlı Devleti hem Bizanslılarla uğraşmış ve hem de Anadolu’da birliği sağlamaya çalışmıştır.\n\nDaha sonra 1402’de Yıldırım Beyazıt, Timur’a yenilince Osmanlı tahtı için kardeşler arasında iktidar mücadelesi başlamıştır.\n\nAyrıca, İran’ın siyasi emelleri dolayısıyla Anadolu’da şîî propagandalar da artmıştır. Bu arada, Anadolu’da, Hurufîlik faaliyetleri de eksik değildir.\n\nFazlullah al Esterabadî tarafından kurulan Harufilik evren için üç temel ilkeyi, yani nübüvveti, imameti, ve uluhiyyeti kabul etmiştir. Varlığın görüşünü sesle başlatan Fazlullah, uluhiyetin kendisiyle göründüğünü ileri sürmüştür. Bu fikirlerinden dolayı 1394’te öldürülen Fazlullah’ın öğrencisi Nesimî bir Türk şairidir. Harflerden anlam çıkarmayı ilke edinen Hurufîlıği yayan değerli Türk şairi Nesimî de bunu 1418’de hayatıyla ödemiştir. Ancak fikirleri bir çok tasavvuf şairini etkilemiştir.\n\nHacı Bayram Veli’nin çağında önemli bir fikir hareketi de Simavna kadısıoğlu Şeyh Bedrettin tarafından başlatılmıştır. 1358’de Simavna’da doğan Bedrettin, Osmanlılardan Musa Çelebiye Kazaskerlik yapmış, Çelebi Mehmet’le mücadelede etkili olmuş ve bazı isyanlara katkıda bulunmuştur.1420 yılında yakalanıp verilen fetva sonucu astırılmıştır.\n\nOnun “Varidât” adlı eseri Anadolu ve Rumeli ahalisinin bir bölümünü etkilemiştir. Bedrettin’e göre, varlık birdir. Onun bu görüşü, 'vahdet-i vücut' kuramını andırmaktadır. Ancak Bedrettin’in kuramına 'vahdet-i mevcut' demek daha uygun olur. Buna göre, varlıkta Tanrı’dan başka bir şey yoktur. Tanrı’nın zâtı görülmez, ama bir takım biçimler görünür ve bilinir. Her varlıkta Tanrılık söz konusudur.\n\nBedrettin mal ortaklığı görüşüyle de tanınmıştır. Hıristiyanların bazılarını da etkilemeyi başararak, dünya ile ahretin göreceli olduğunu iddia etti. Görülen biçimlerin geçici olduğunu, cesetlerin dirilmeyeceğini, dünya ve ahiretin öncesiz ve sonrasız olduğunu ileri sürdü. “İnsan, Tanrı’nın Halifesidir” dedi. Bedrettin’in asılması üzerine yandaşları, başka akımlara katılmışlar ve kendilerini gizleyerek yaşamışlardır.\n\nHacı Bayram Veli’nin yetiştiği çağda, Mevlâna, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre gibi yapıcı ve insanları birleştirici düşünürlerin etkileri çok önemlidir.\n\nAyrıca Ahilik örgütü, Moğollardan kaçıp Anadolu’ya gelen Türklerin yerleştirilmesinde, ticaret hayatında, Türklerin ön safa geçmesinde, şehirciliğin benimsenmesinde, Türk törelerinin canlı tutulmasında çok etkili olmuştur.\n\nBu çağda, Kadiriyye, Halvetiyye ve Rifaiyye tarikatları da Anadolu’da faaliyet halindeydi.'(Prof Dr: Çubukçu, Ağah; H. Bayram’ın İslâm Felsefesindeki Yeri-H. Bayram Simpozyumu, a. g. e. Sayfa: 67-68)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacı Bektaş Veli",
        "poet": "Vedat Sadioğlu",
        "poem": "\n\n13. yüzyılda Horasan’da doğdu\nLokman-ı Perende’dir ilk hocası\nDaha sonra Anadolu’ya düştü yolu\nHacı Bektaş Veli, bir Anadolu seyyahı\n\nBüyük Türk düşünürü, büyük ozan\nGönül insanı, gönüllerde sultan\nMuhammed Bektaş’tır asıl adı\nHacı Bektaş Veli, bir tasavvuf insanı\n\nİslâm dinine âşık, erenlerden biri\nAnadolu’nun Türkleşmesine hizmet eden\nBirlik ve beraberliğe katkı sağlayan kişi\nHacı Bektaş Veli, bir Anadolu ereni\n\nBektaşi Tarikatının kurucusu, piri\nZahir ve batın bilimlerin âlimi\nAhmet Yesevi’dir feyz aldığı kişi\n Hacı Bektaş Veli, bir Yesevi velisi\n\nYüreği hoşgörü ve sevgi dolu\nYetiştirdiği gönül dostlarıyla gururlu\nÖz be öz Türkçedir lisanı, dili\nHacı Bektaş Veli, bir Anadolu seyyidi\n\nYaktığı ateş, tekkeleriyle Anadolu’da\nBalkanlarda, Avrupa’da, dünyada\nYayıldı durdu yıllarca, yüzyıllarca\nHacı Bektaş Veli, şahlar şahı evliya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacı Bektaş-ı Veli",
        "poet": "Haydar Demoğlu",
        "poem": "\n\n**-** Hacı Bektaş-ı Veli **-**\nHak ile hak olmuş, gönlü hak nurundan,\nHakikat bezminden, Ali ocağından,\nŞah Hüseyin cemali, Methi sırrından,\nDemden gelip, deme giden, Bektaş Veli.\n*\nHer şey, hatta Kâbe; insandadır diyen,\nSevgi, sabır, her işin başını çeken,\nEvzeldir, doğru düşünmek ibadetten,\nDer; el, bel, dil, eş, aşa saygı, öz iman,\n**\nKadını taç yapıp, ona saygı duyan,\nDin; evvel paylaşmaktır, namaz oruçtan,\nYaratılmışa saygı duymaktır İslam,\nHacı Bektaş; hümanist düşünen insan.\n*\nAslan’la ceylan dergâhında dost olur,\nEngin sevgisi, incinsen incitme der,\nGönlü güvercindir, barışa yol olur,\nBu hünkâr gönülden gönüle köprüdür, \n*\nBeşere velidir, dostluğa kanattır.\nFelsefesi insanlığı aydınlatır.\nSerdir, sırdır, nurdur, ufuktur, engindir,\nFelsefesi okul, insanı eğitir.\n*\nDemoğlu der; pirdir Hacı Bektaş Veli,\nOnu okuyanın, kâmil olur seri.\nDe; kendini bilendir hakkın erdemi.\nO, derya deniz, biz kıyısında gemi.\nHaydar DEMOĞLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacı Bayram-ı Veli-(Araştırma inceleme) -7-EMİR SULTAN ve HACI BAYRAM",
        "poet": "Mustafa Ceylan",
        "poem": "\n\nHacı Bayram-ı Veli-(Araştırma_inceleme)  -7-EMİR SULTAN ve HACI BAYRAM \n\nMUSTAFA CEYLAN\n***************************\n\nEMİR SULTAN ve HACI BAYRAM \n\nEmir Sultan ile Hacı Bayram’ın kader çizgileri Bursa, Edirne gibi illerde bir araya gelmiştir. \n\nBirbirine muhabbetle bağlı olan iki Yüce’de, çağdaş bilimle mücehhez, mânevî bilgilerle dopdolular.\n\nHacı Bayram’la Emir Sultan, önce Bursa’da birbirleriyle tanıştılar, görüştüler, sohbetler yaptılar. Birbirlerini sık sık ziyaret ederek karşılıklı fikir alışverişinde bulundular. \n\nHer ikisi de, temsilcilerinin veya talebelerinin 'çalışarak hayatlarını idame ettirmelerini' istiyorlardı. \n\nBirisi Padişah’ın damadı idi. Ötekisi ise, Padişah tarafından “kapıcıbaşılık, göreviyle görevlendirilmiş” vezirlik teklifi almıştı.\n\nKaynaklardan, Hacı Bayram’ın yaşamı boyunca en az iki kere Edirne’ye gittiğini öğrendik.\n\nSultan II. Murad’ın Edirne/Uzunköprü’de yaptıracağı köprünün 1426 yılında temel atma törenine her ikisi de iştirak ettiler. \n\nKöprü temelinin atılması sırasında bu iki Ulu'nun yaptığı dualar asırlarca dilden dile anlatıla gelmiştir.\n\nEmir Sultan 1429 senesinde vefat etti. Cenaze namazına kadim dostu, sırdaşı, hâldaşı Hacı Bayram kıldırdı. Zira, Emir Sultan’ın sağlığında cenaze namazıyla ilgili vasiyeti vardı. Vasiyet yerine getirilmiş, cenaze Hacı Bayram tarafından yıkanıp, namazı kılınmıştı.\n\n**\n\nUlu Caminin açılış töreninde Emir Sultan, Padişah’a\n- “Camii çok güzel olmuş. Ancak bir noksanı var”, deyince.\nPadişah:\n-“Hayr'ola hocam! Neyi eksiktir? Noksan olan neyse, söyleyiniz, hemen tamamlayalım”, sözleri üzerine, Emir Sultan:\n- “Bu güzel caminin yanında noksan olan meyhânedir. Şöyle yanına bir de meyhâne yapılsaydı? Ne dersiniz? ” Demesi üzerine padişah, şaşırmış.cevap bile verememiştir. \n\nEmir Sultan, hünkârın bu şaşkınlığı üzerine,\n-“Bre Hünkârım! Siz, her gün Allah’ın evi olan kalbinizin hemen yanındaki midenize içki’yi doldurup duruyorsunuz. O, Allah’ın evinin yanında meyhâne görevi yapmıyor mu? Ona şaşırmıyorsunuz da, bizim bu sözümüze mi şaşırıyorsunuz? ” demiştir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri diyor ki",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nSizler Hakkın sözüne bakın,\nHaktan ayrı yola gitmeyin.\nGünah olan bir iş de sakın, \nSiz kimseye yardım etmeyin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacı hoca “efendi”, aracıya ne gerek",
        "poet": "İhsan Şahin",
        "poem": "\n\nHacı hoca “efendi”, aracıya ne gerek\n\nDin-i İslam ne ise, Peygamberi  de odur\nHiçbir şekil bahane, aramaya ne gerek\nYüce Rab ne dediyse, Kur’ani Kerim O’dur\nIlımlı İslam diye, zırlamaya ne gerek\n\nŞu ezanlar ne ise, şehid Bilâl’de O’dur\nMekân yaradanındaır, mikrofona ne gerek\nSahih İman ne ise, Amel-i Salih odur\nKalpler mühürlü ise, ibadete ne gerek\n\nHakkaniyet ne ise, Hazreti Ömer O’dur\nNil nehri kıyısında gezinmeye ne gerek\nKulda ölçü ne ise, mizanda esas odur\nŞeriata uymayan mahkemeye ne gerek\n\nMürşid-i Kamil ise, elbette Ali O’dur\nİnadım inat deyip, cehalete ne gerek\nO en büyük alimdir, ilmin kapısı O’dur\nHacı hoca “efendi”, aracıya ne gerek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacı Osman Bayırı",
        "poet": "Şengün Şadapıt",
        "poem": "\n\nFransız  devrimleriyle birlikte dünya yeniden  şekillendi,\ntüm sosyal yapılar, dikkati çeken şekilde hep  izmlendi,\nsiyaset sosyalizm, liberalizm,faşizmle  tanımlana geldi,\nekonami kapitalizm, kollektivizm ile yeniden  isimlendi,\n\nEdebiyat sanatlar deyişime ayak uydururken renglendi\nnaturalizm,sürrealizm,sembolizm ard arda sırayla türedi,\nmimari,mühendislik teknikte izmleriyle yorumlanageldi,\nsonunda iş çığrından çıktı,bir tutku halinde benimsendi,\n\nModernizmle kapitalizm bir olup,bütün çağlara hükmeddi,\nartık insanlarda çılğılaştı,tüket yine tüketle  tüketimlendi,\nyeni teknolojiler,kullanım ömürleri,yenilet,attır hep kirletdi,\nartık ayağa kalkmadan işler yolunda; tembel ergonamisi,\n\nYüz metre  bankaya,elli metrede markete arabalı gidildi,\nyemek kültürü deyişti,buldunmu yut,acıkmakta gereklimi, \nvicud iklimide uyum gösteremedi,olduk hep çeşni şekilli,\nkarl marks bile hiç tanımlayamayacağı sektörler sıralandı,\n\nkısacık yolda teklerken, anladık,nefes açan spor gerekli,\nhertarafın yağ topağı,şimdide estetik sırası geldiği belli,\nüstüne üstlük gerikalanınıda derlemek  aletli jimnastikdi,\ndiyetle yapamıyorsan merkezler,kamplar,salonlar hepsi,\n\nartık her insanda  takıntıdır hep spor kıyafleriyle klupleri,\ndiyetlerse hep okunur,hepte uygulanır,hepte neticesizdi,\nablası ablası,kızkardeşin hemen ara spor saatiniz geldi\nminik arabanla doğru hacı osman bayırına gidin iyidir iyi,\n\nsakız çiğneyerek,,jumbo piza yiyerek size eşlik ederim,\nhabersiz temotoyoluyla dönmeyin yassılaşarak incelmeyin,\nben yeni icadlardayım, sorun çıkarsa el sallayarak uyarın,\ninternetten sizi takip ederim,baban gibi uçar yetişir gelirim,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacı Murat",
        "poet": "Ahmet Zeytinci",
        "poem": "\n\nOnun ile ilk tanıştığımızda sanırım yetmiş bir ya da yetmiş iki yıllarıydı. Biz daha ilkokula giden tıfıl tıfıl bebeler idik. Adının sonunda bir de 124 diye bir rakam vardı. Tabi başında ne olduğunu düşünüyorsunuz başında ki isim de Murat yani kısaca Murat-124 den bahsediyorum. Şimdilerde Hacı Murat da diyorlar ya o işte. Bunun hacılığı zaten şekil olarak, fasulyeden yani. Gerçek hacıları tenzih ederim burada. O zamanların en lüks arabası idi...\n\nEski zamanlarda şimdiki gibi çok fazla seçenek yoktu araba almak için. Bir de OYAK Fabrikalarının ürettiği Renault marka arabalar vardı, halen de yollarımızda en fazla bulunan marka ve modellerden birisidir her iki fabrikanın ürettiği arabalar. Mercedes ve BMV gibi arabalara binenler zaten parmak ile gösterilirdi o yıllarda...\n\nCamgöbeği mavisi dedikleri bir renkte idi bizim meşhur Hacı Murat - 124'ümüz. Ailemizin ilk arabalarından birisi. O zaman o kadar güzel görünürdü ki gözümüze, yanına Mercedes koysalar birinden birini seçin deseler herhalde biz Hacı Murat'ı seçerdik. İlk direksiyon talimlerimizi tarla tapanlar da onun üstünde yaptık ben, kardeşim ve diğer amca, dayı çocukları... Babam rahmetli bildiği bir şeyi öğretmeyi çok severdi. Şoförlüğü de çok iyi idi her zaman...\n\nNe otomatik camları vardı, ne de uzaktan kumanda ile açılan kapısı. Hava yastığı zaten o yıllarda belki de icat bile edilmemişti. Uzaktan kumanda görevini rahmetli babam ile annem yaparlardı önde otururlarken. ''Oğlum şu arka camları kapatın cereyan yapıyor.'' ya da ''İçerisi çok sıcak oldu bir cam açı verin hava girsin boğulacağız.'' diye seslenirler, biz de emir komuta zinciri içinde hem seyahat eder hem de söylenenleri yapardık. Klima yerine de ya annemin yelpazesi olur ya da kalın gazeteleri sallardık yaz seyahatlerinde. Hava yastığı yoktu belki ama benim ile kardeşimin uzun yola giderken iki küçük yastığı vardı ve bizler yol boyunca çok güzel uyurduk. Babam kullansın dursun arabayı...\n\nBildiğim kadar belli bir zaman diliminden sonra bu arabalar Murat - 124 adı ile üretilmedi, ismini ve şeklini biraz değiştirdiler, ama yine piyasalarda belli bir süre alıcı buldu aynı fabrikanın imalatıyla.. Daha sonra öğrendik ki aslında bu arabalar ortağı olunan İtalyan Fiat Fabrikasının ellili altmışlı yıllarda İtalya'da piyasaya sürdüğü araba modelleri imiş. Orada piyasası, arabaya talep daralınca o kalıpları bize göndermişler.\n\nZamanımızda hâlâ piyasada tek tük kaldıysa da birçoğu hurda indiriminden yararlanıp da araba almak isteyenler tarafından trafikten men edildi. Çok enderde olsa görüyorum bazen yollarda. Kimi zaman süslenmiş bir şekilde caf caf lı havalı kornalara basa basa gidiyorlar. Antika sınıfına girmiştir halen piyasada olanlar sanırım. Yaşça benden beş on yaş küçükler. Ben emekli olalı beş altı sene oldu sanırım onlarda olurlar yakın zamanda. Zaten çok eski arabalar haliyle trafik kazalarına da ister istemez davetiye çıkarmaya aday her zaman için. Güzeldi o zaman için Hacı Muratlı yıllar. Hepinize en derin sevgi ve saygılar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacı yatmaz..",
        "poet": "İlknur İdin",
        "poem": "\n\nEn mutlu aşklar bile, \nAcı şiir yazdırır insana. \nŞairler en acı şiirlerini \nYüreklerine banarak yazarlar. \n\nBir teselli arar her aşık, \nBazen bir gülüş, \nBazen bir dokunuş. \nHer evlilik sadakat bekler \nHer eş de vefa.. \n\nAs olan yalnızlık korkusudur \nYalan söyler her aşk \nYalancıdır her aşık \nKapılar kapanacak korkusu \nİnsanı evlilik cüzdan sahibi yapar!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacıyatmaz",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nHacıyatmaz\n\nHacıyatmaz olacaksan.\nİstemiyorsan yatmak.\nHer demde herkes yatacak\nSen ayakta kalacaksın.\nHer istediğini usulen,\nKitabına, uydurarak.\n\n11/02/2010/Perşembe\nTuğrul Ahmet Pekel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacılar Destanı",
        "poet": "Abdullah Odabaş",
        "poem": "\n\nMemleketimin gülleri,                   \t\t\nHakikat bağı bülbülleri,                \t\t\nMarifet konuşur dilleri,                \t\nHacı kardeş dostlarım,                  \t\n\nİrfan dolu mektubunuz,                  \t\t\nSedre şifa can tazeler,                 \t\t\nBu mahsun-i şad ettiniz,                \t\t\nHacı kardeş dostlarım,                  \t\t\n\nO masada ben de olsam,                  \t\nSohbetlerden lezzet alsam,                \t\nO kahvede çırak olsam,                  \t\t\nHacı kardeş dostlarım,                  \t\t\n\nMasanızda çay olaydım,                  \t\nSohbete ortak olaydım,                  \t\t\nO sırra vakıf olaydım,                  \t\t\nHacı kardeş dostlarım,                  \t\n\nMasanızı süpüreydim,\nHizmete layık olaydım,\nAranızda oturaydım,\nHacı kardeş dostlarım,\n\nBaka idim gül yüzlere,\nKulak vereydim sözlere,\nKurban olam ben sizlere,\nHacı kardeş dostlarım,\n\nMemleketim şirin yurdum,\nDostlarımı orda koydum,\nErzurumda garip kaldım,\nHacı kardeş dostlarım,\n\nMeftuniyem vatanımın,\nGabristanda yatanımın,\nAnne baba kardeşimin,\nOkur Fatiha dostlarım,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacıveli",
        "poet": "İlker Murat Çinitaş",
        "poem": "\n\nKöyümüzün adı Hacıveli'dir.\nKars'ın çevresinde adı bellidir.\nGençleri okumuş çok hünerlidir\nUmudum özlemim can Hacıveli.\n\nÜst taraf Bulanık aşağıda Subatan\nKırkgözün suyudur cana can katan\nHamzakerek yaylasından kızlar kaçıran\nGençlerini özledim can Hacıveli.\n\nİlmaz'ın ğırmanı futbol sahası\nSütül koyrulan yer çökey arğası\nSuda çimilen yer Havala'nın kayası,\nÇocukluğumun gizemi can Hacıveli.\n\nOn arkadaş yemek yerdik tek kapta\nBeraber piçin yapılırdı Yahnı da Tapta\nZamansız ayrılık yoktu hesapta\nDönüş rüyamdasın can Hacıveli.\n\nOkulda üç kişi bir otururduğ\nTeneffüs boyunca oynar dururduğ\nÇizgi,sakka,v.s oyunlarda çok yorulurduk\nOyunumun düzeni can Hacıveli.\n\nHâlâ hatırımda ihtiyarları gençleri\nNe kadar güzeldi gelenekleri.\nAğlımdan çığmaz? eye ne yapırsan dedikleri.\nSözümün özeni can Hacıveli.\n\nKızlar mesken tutardı bulağ başını\nUnuturdu ocakta pişen aşını\nPişisi,ğıngeli,guymağı hele ğaşılı\nAğzımın lezzeti can Hacıveli.\n\n.İlker murat çinitaş.köyümünözlemi007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haciz",
        "poet": "Hüseyin Yük",
        "poem": "\n\nUmutlarım parmak uçlarımda yeşerdiğinden\nSaçlarım uzardı erişemediğimden hayallerime\nDudaklarım pekmez dut bal acı yı öğrettin\nİşaret parmağıma mahpus gözlerinle.\nUmut sigaramda umut belkıde tarlada sapanda \nTavşanın arka ayaklarında umut\nDuysun mor menekşeler balkon aşklarımı\nKaçışlarım  senden benden bana benzeyen\nSohbetlerinin lacivertliginden\nÖyle kar yüklü  bulutumki doluyum dolu yağabilirim\nBuzlarımı  gözlerın eritebilir ekvatorda\n\nDenizlerinin martılarını kim kovdu güvertemden çıkmıyorlar\nSankı senin özleminin  içimden çıkmışlığı var\nÜstelik ne yaz ne kış ne bahar ne kar dinliyor\nYer yok kira pahalı bahanelerini hele hiç yutmuyor\nKaranlıksa resmin piksellerine değsin beklemelerinin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacılarım",
        "poet": "Emin Kuzucular",
        "poem": "\n\nÂdemin doğduğu o kutsal vatan \nBir ömür hasretle coşuyor hacım\nNur ala nur olur o yolu tutan \nAşkıyla tavafa koşuyor hacım    \n\nKutsal bir sevdadır verilmiş bize\nKötürüm de olsa can gelir dize\nFer olur bakmayı arz eden göze\nHer demi hayalle yaşıyor hacım\n\nCan gelir ismini duysa da kullar \nAz gelir çileli olsa da yollar\nHacerül esved e uzanır eller\nYaradan aşkını taşıyor hacım\n\nİbrahim makamı o kutsal alan \nOl Hacer değil mi zemzemi bulan \nŞad olur orada bir vakit kılan \nKulluk şuuruyla pişiyor hacım\n\nOlmak istiyorsan Mevla ya yakın\nEminim secdeden ayrılma sakın\nCenneti andırır olanca kokun\nSafa dan Merve ye koşuyor hacım\n\nGazi er uyuma rüyayı bırak\nYüce peygamberi taşıdı Burak \nGönül arzularsa olur mu ırak\nALLAHIN aşkına koşuyor hacım\n\nNasip eyle mücrim kulunda görsün\nHak için sürünüp menzile varsın\nAciz bedeniyle kıyama dursun\nSana da istemek düşüyor hacım \n(gazi)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacıvat",
        "poet": "İhsan Uncuoğlu",
        "poem": "\n\nHacıvat \nOynar Ayna \nPolitika ince zenaat \nGel yalanlara aç kanat \nHayat bu değişmez gündem \nHiç ayrılamam ben senden, \n\nBir Derviş çıkmış \nNasihat ağzında \nSöz biraz sonra \nO duvara yaparsa \nSen yanlış yapmaa! , \n*** \nBiliyormu bilinmez \nSorusu tükenmez \nAttığı ya tutarsa \nBilmediği çok açık \nNerden gider doğruya, \n*** \nGelecek bilmece sonsuz \nSüslü baş sim işlemeli \nSonsuz gerçek kıymetli \nKapıların ardı hep gizli \nBilgiler şarkılar perdeli, \n*** \nYıl değişir yeni moda \nAt kuyruğu saç başında \nTakılıyor binbir tasma \nBu yosmaya kimler baksa \nAkıl sır ermez görmez tasa, \n*** \nBir inatla inadına \nEl bel dilin dalda \nTek başına ayağınla \nBakma güvenme aynaya \nBilgin edermi beş para, \n*** \nYaşlanınca beyazsın \nÇok sayılısın saygın \nSevenlerin arasında \nGörünüşe aldanma sakın \nMerdivenden kayar şaşarsın, \n*** \nOlsa da sıra sıra seçmen \nSeni seven var sevmeyen \nYeni yüzler çıkar karşına \nBoy bos taze genç güzel kal \nDünyada sen ol da yaşlanma! ,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacıyatmaz",
        "poet": "Fatma Caglayan",
        "poem": "\n\nBaşkasının ipinde göbek atar beyinsiz \nYakmayın ormanını sonra kalır Bey insiz\n\n10 Ekim 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haçlıyı durduran Sultan Baybars",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nMısır Memlüklü Türk Sultanı olan,\nHaçlıyı durduran Sultan Baybarstır.\nTürkü Orta Doğuya hakim kılan,\nHaçlıyı durduran Sultan Baybarstır.\n\nTürk-İslam ülküsüyle yola giden,\nHer işte Allah rızasını güden.\nMoğol saldırılarını alt eden,\nHaçlıyı durduran Sultan Baybarstır.\n\nDüşmanları su misali kürüyen,\nHaçlı ordusuna karşı yürüyen.\nAbbasi Halifesini koruyan,\nHaçlıyı durduran Sultan Baybarstır.\n\nMeydana çıkıp savaşırdı yaman,\nDüşmanlar ondan diler idi aman.\nİslam dinini yücelten kahraman,\nHaçlıyı durduran Sultan Baybarstır.\n\nYusuf kale burcuna bayrak takan,\nSevgi ile gönüle ocak yakan.\nEcdadına layık olan bir hakan,\nHaçlıyı durduran Sultan Baybarstır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haçlı",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nSeniAradım insanlığın satırları arasında çok aradım  haçlı\nNe kadar aradımsa adalet içerisin de bulamadım da seni\nKaybolmuş gitmişsin nereye de gittiğinde belli de değil\nSayfaları da tekrar çevirdim insanlığın içerindedir belki \nDüşmüşsün tarihin bir çukuruna süslemişsin de içerisini\n\nHalil Çolak 15.2.2006 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Had",
        "poet": "Gül Aycan",
        "poem": "\n\nHerkes geldiği yeri bilseydi,\nHiç kimse saçmalamazdı.\n\n                    20 MART 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Had",
        "poet": "Sedat Sözen",
        "poem": "\n\nMaziden kalan sıyrıklar yakmışken canımı,\nTuz basarım üstüne, hakkını veririm aşkın...\nSanma ki unuttum, almadım dersimi,\nMeyletmem geçmişe, haddini bilirim aşkın...\n\nEylül 2011\nBursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haddini Bil Gafil!",
        "poet": "Murat Arıcı",
        "poem": "\n\nSoyu sopu meçhul piçin birisi,\nVatan sevdamıza söz edip gitmiş.\nBelli ki kaşınmış önce gerisi,\nİlikli düğmeyi çöz edip gitmiş.\n\nBiti kanlanınca çıkıyor ünü,\nTarihe kin kusar unutmuş dünü,\nMillet düşmanına çevirmiş yönü,\nErmeni dölüne göz edip gitmiş.\n\nDini inkâr eder duymaz ezanı,\nKararmış vicdanı yoktur izanı,\nAlbayrak uğruna dağda gezeni,\nGüya yere yıkıp toz edip gitmiş.\n\nYediği çanağa pisleyen köpek,\nHaini koynunda besleyen köpek,\nAydınlık yarını isleyen köpek,\nTürklük ateşini köz edip gitmiş.\n\nÖtüken’den beri gelen bozkurdum,\nAlparslan atamdan mirastır yurdum,\nHaddini bil gafil! Emir buyurdum,\nKelamım kalemi düz edip gitmiş.\n\n10.08.2012\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haddini aşan azar",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nBu gün günlerden Pazar\nHaddini aşan azar\nHayat ile ölümün\nArası ince bir zar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hacmin ne",
        "poet": "Şükran Beşışık",
        "poem": "\n\nSordum çatışan iki bireye,\n'Evrendeki hacmin ne' diye\nİkinizin  de hacmi sığacak o,yere,\nBölüşemediğiniz öyleyse ne? \nGördüğümüz rüyayı bölüşemiyoruz,\nTutmak istiyor tutamıyoruz.\nGötürmek istiyor,götüremiyoruz\nO diyor benim olsun\nBen de  diyorum,ki,benim olsun.\nYaşadığımız  Dünya yı bölüşemiyoruz.\nHalbuki o bütünün içinde\nHacmi kadar yer kaplar,\nHer cisimde.\nİnsan,bitki,hayvan döner yerine,\nDöner döner,de,\nEvren kendi ekseninde.\nHiç çatışmaz yek diğerleriyle.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haddini Bil Barzani",
        "poet": "Mahmut Küçük",
        "poem": "\n\nHADDİNİ BİL\n                                              İST.- 15.04.2007\n                                              09.39\nŞükür ki, kanımız sağlam maya'lı\nAlperen gönüllü, gayet haya'lı\nHesapsız iş tutmaz, sabra dayalı; \nHaddini bil, sabır taşı değiliz! \n\nAşiret değiliz, milletiz, millet! \nO zehirli dilin, ediyor illet...\nBu millet çekemez, nankörden zillet; \nHaddini bil, sabır taşı değiliz! \n\nAğzında avutan, zehirli meme\nHazımsızlık yapan, lokmalar yeme\nİkazımız sana, demedi deme? \nHaddini bil, sabır taşı değiliz! \n\nGüvendiğin dağlar, elbet yıkılır\nBitmez kaprisinden, çabuk sıkılır\nHesap günü gelir, sizden bıkılır; \nHaddini bil, sabır taşı değiliz! \n\nMehmetçiğe karşı, nerede ordu'n? \nEngin hoşgörüyü, zayıflık yor'dun\nOraya gelmeyi, mademki sordun? \nHaddini bil, sabır taşı değiliz! \n\nÖnce coni'lerin kucağından kak\nBaba gibi zigzak çiziyorsun, bak! \nErkeksen bizimle köprüleri yak; \nHaddini bil, sabır taşı değiliz! \n\nKanımca geçmişten, aklın siline? \nSahip olamazsan, çatal diline:\nAyranımız kabarıyor, biline; \nHaddini bil, sabır taşı değiliz! \n\nBirden erkek oldun, çıkışın ani\nDavranışın tıpkı, çıplak tarzani\nUysal at çiftesi pektir barzani; \nHadini bil, sabır taşı değiliz!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haddini Bilmez",
        "poet": "Yaşar Yaramış",
        "poem": "\n\nHiç kimseye haddinden fazla verme değer,\nHaddini bilmez, kalkar,önce sana söğer.\n\n                                  17.06.2010  / Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haddini Bilmek",
        "poet": "Bekir Sami Ünsal",
        "poem": "\n\nHADDİNİ BİLMEK\n\nDev adıma kalkar, cüce adamlar\n       Bu sebebi hâlden, gözden yaş damlar\n\nKüçük boğazında büyük lokmalar\n      Yutamaz da gözlerinden kan damlar\n\nTartıp düşünmeden girişme işe\n       Giden ok neylesin, yanlış gidişe\n\nHaddini bilmemek senin neyine! \n      Nefis düşman, sahip ol gel huyuna! \n\nHaksöyler’im, nefsin düşman unutma! \n       Gafletteysen hazır ol uçuruma!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadeka",
        "poet": "Oktay Baykurt",
        "poem": "\n\nhadeka\ngünlerin sonuydun\ngecenin ortası\nhışımlarını özledi yüreğim\nnerdesin\nbasiret tartın nerde\ntevazunuda mı götürdün yanında\nbeni kim dinleyecek\nkim anlayacak\nkim dizlerine çağıracak\nhadeka\ncan telimdin\nkırılgandın\nhadeka gönül ipliğimdin\nkoptun\nsenin revaların nerde\nvuslatları severdin sen\nfilmlerdeki ayrılıklardan nefret ederdin\nterkettin haftalarımı bak\nama nefret edilmedin\ngel\nhadeka\nyüzümdesin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hademe",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nEsnemekten ders boyu, gelemedim kendime,\nYazar çizer anlatır, Hocam bilmem ki kime? \nBari sen bana acı, düştü göz kapaklarım, \nÇal artık şu zili de, gidelim be hademe! \n\n13 Aralık 1983 – Salı / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haddini bilmiyordu kendini kral sandı",
        "poet": "Silvan Güneş",
        "poem": "\n\nHaddini bilmiyordu kendini kral sandı\n\n13 Şubat 2008 Alanya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hades",
        "poet": "Kaan Turhan",
        "poem": "\n\nKaç kuşak görüldü kara zindanlar\nAğaran deniz mavisi gözler çaresiz\nUsul bir kar tanesi ferahlatır göğsü \nYitik tepelerin imgelemiyle yaşayan \nSefil oduncunun baltası bağrımda\n\nDi....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi",
        "poet": "Şebnem Sönmez Derelioğlu",
        "poem": "\n\nDiken deride ispatlar varlığını\nvarlık acıda\n\nyeşillik doğada ispatlar güzelliğini\ngüzellik gözlerinin doğasında\n\nöpüşün yaşamı ispatlar gibi\nyaşam dudaklarımda\n\nhadi öp beni bütün ispatlayışınla...\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hadi",
        "poet": "Necla Kurt Kardelen",
        "poem": "\n\nNar çiçeyi açtım turuncu.\nKoparma,kırma,dağıtma.\nZemzemine karıştım kadehinde,\nAynı gecenin uykusundayız hadi uyutma beni\n\nMaviliklerini denizde ararken \nAteş böceyinde ıslık çalarken,\nDudağının balını peteye damıtırken,\nHadi bandır dilini çıldırtma beni...\n\nNefesin nefesimde derbenip dururken\nİpek gecelik kayıyor tenden aşşağı,,\nZinciri koparan deli tay gibi\nHadi hadi vur belden aşşağı\n\nSenin fırtınanım titretiyorum kalbini yerinden.\nO sefam olsun keyfimde tam yerinden\nTut beni saçlarımdan tut beni bileyimden,\nHadi gel yavaş yavaş ürkütme beni\n\nBen sende aşkının çingenesi\nGazel gazel dökülmüşüm önüne \nBu gece keyfim çakır...\nHadi gel avuç avuç toparla beni...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Baba..!",
        "poet": "Reşit Turan",
        "poem": "\n\nBaba para ver hadi bana \nAyrılığın acısını satın alacağım \nHadi baba, tut ellerimden \nSöz veriyorum sana \nDüşmekten korkmayacağım…\n\nBaba öp beni gözlerimden\nOğlunum ben senin \nUtanma büyümüşlüğümden \nSöz veriyorum sana \nBende utanmayacağım…\n\nBaba hadi satın al bana düşlerimi\nGelirken bir de ekmek al \nBugün Perşembe, aç olanlara ver onu\nSöz veriyorum baba\nAçlıktan korkmayacağım…\n\nBaba uçurtma yap yine bana\nUçuracağım sevincimi yarınlara\nHadi baba, söz veriyorum sana\nİpi koparsa ağlamayacağım\t\n\nBaba yine ağlarken hayalin geldi karşıma\n“Erkek adam ağlar mı” dediğini duydum\nAğlamaz değil mi baba, \nYine sen sil göz yaşlarımı \nSöz veriyorum baba\nBir daha ağlamayacağım….\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Acı Çektir Bana! ..",
        "poet": "İsa Yılmaz",
        "poem": "\n\nhadi acı çektir bana\nmutluluk şairleri öldürür\nbu olsun bahanen\nsen hiç durma yap kaprislerini\ngeç dalganı aşkımla\nhadi acı çektir bana\nkadınlar hoşlanır\nağlayan erkeklerden\nbirilerini üzmek onları rahatlatır\n\nhadi acı çektir bana \nkorkma\nmutlu olursun ben ağlarken\nçekip gittiğinde ardından bakarken\npervasız bakışlarınla ezmiştin beni\nbaşın göğe ermiş \nboş bir gururla yükselmiştin\nyalancı mutluluklarla tatmin et \nyine kendini\n\nhadi acı çektir bana\naptal bir hayalperestim ben\nkimseler anlamaz beni zaten\nbu umurumda bile değilken\nacı çektir bana\nhadi git\nsensiz de yaşarım ben\nyalnızlıktan nefret etsem de\nnefretleri değişmem küstah sevgilere\n\nhadi acı çektir bana\nmutluluk şairleri öldürür\nişte bu olsun bahanen\nona hayır dedim diye övün \nboş bir gururla \nsahte bir mutlulukla tatmin et kendini\n\nhadi acı çektir bana\nkalbimdeki seni öldür\nsendeki beni söndür\nyavaş yavaş tüket her şeyi\nyok edene dek aşkını\nhadi acı çektir bana…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Anlat Beni Yüreğim",
        "poet": "Çiğdem Selçuk",
        "poem": "\n\nhadi anlat beni yüreğim\ngözyaşımın üzerindeki acıları döke döke anlat\nneleri gömdümse nerelerine...\nbir bir anlat bu gece...\nkalmasın hiç bir sır\nhadi anlat beni yüreğim...\nanlatamadıklarımı haykır avazın çıkana kadar\nduysun duymanyan yürek görünen taşlar\nsızlasın adına vicdan dedikleri duygular\ndüşsün yaralayan başlar...\nhadi...\nhadi anlat beni yüreğim\nne çok çektirdim sana,neler ettim anlat\nnasıl yok saydım..\nnasıl erteledim bende seni..\nbir bir anlat\nhadi..\nhadi anlat beni yüreğim...\n\n07/01/2007 EDİRNE\nÇiğdem SELÇUK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Arkadaş",
        "poet": "Fatih Dilli",
        "poem": "\n\nGecenin bir saatinde sesini duymak istiyorsan\nAcaba o da beni düşünüyormu diye bir umut doğuyorsa içinde\nVe yanında olmamasına küfrediyorsan \nSen aşık olmuşsundur arkadaş...\n\nOnun çaresizliğinde yardımcı olamadığında için kanıyorsa\nDöktüğü gözyaşlarında onun başını omzuna dayayıp teselli edemiyorsan\nÇaresizlik bir yılan gibi sokuyorsa yüreğini\nSen kahrolmuşsundur arkadaş...\n\nBaşka kimse olmadan bir tek hayatını onunla paylaşmaya razıysan\nKaçıp gitmeyi düşlüyorsan bu ellerden\nSenden ayrılmayacak tek parçanı,ruhunu önüne sunabiliyorsan \nSen aşık olmuşsundur arkadaş...\n\nKıramayıp zincirlerini mahkum kalıyorsan kadere\nEtrafında görmek istemediğin insanlarla tüketiyorsan bir tek ömrünü\nRuhun ondayken bedenin başka yerde tutsak kalmışsa\nSen kahrolmuşsundur arkadaş…\n\nBir defa verilecek bu nefes bu bedene\nDilediğini yapmak için bir tek şansın var önünde\nNe duruyorsun,neden çekniyorsun,nasıl vereceksin yitik bir hayatın hesabını kendine\nHadi toparlan harekete geçme zamanı arkadaş…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Bana Birşeyler Söyle Çocuk",
        "poet": "İdris Akmetin",
        "poem": "\n\nHadi bana bir şeyler söyle çocuk \nİçinde sade güzellikler olsun \nÖyle boş öyle mahsun bakma \nHadi bana bir şeyler söyle çocuk \nİçinde duyguların gizemi olsun \n\nBana masallar anlat, şarkılar söyle \nŞarkılarında sevgiler, sevdalar \nMasallarında dostluk, kardeşlik olsun \nHadi bana bir şarkı söyle çocuk \nİçinde sevgileri yeşertecek, \nYaşama tutturacak nağmeler olsun \n\nHadi bana bir şeyler anlat çocuk \nİçinde özlemler, kavuşmalar olsun \nFeryatlar, kavgalar, savaşlar \nZulümler, ölümler, olmasın \nBaşında sonunda barış olsun \nHadi bana bir masal anlat çocuk \nİçinde ayrılıklar ve hüzünler olmasın \nHer satırında yeşersin umutlar \nBaşında sonunda yalnız sevgi \nHer satırında sevinç olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Bi Cesaret",
        "poet": "Seyhan Sevgili",
        "poem": "\n\nDeli olduğumu bilecek kadar akıllıyım sadece.\nİnsan kendine niye eziyet eder ki? Sorum kendime.\nHerşeye dışlanışım, herşeyimden bıkmışım,ne hakkım kalmışki yaşamaya.\nÖlmek desem cesaretim yok.\n\nDünyaya ortak olmakta ağrıma gidiyor artık.\nHerkes bir yerde,ben başka bir yerde.\nHadi bi cesaret,kimseler bilmesin,tutuyorum nefesimi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Be Arkadaş",
        "poet": "Kerim Baydak",
        "poem": "\n\nMahkummuyum bu dünyada yalnız yaşamaya.\nHakkım yok mudur sağlam bir dost edinmeye.\nZaten kader vurmuş, biçareyim doğumdan bu yana.\nHadi be arkadaş uzak durma, biraz yaklaş bana.\n\nÖyle büyükki derdim, ancak 'Mevlam' verir dermanı.\nBekliyorum gelirmi acep, bir dost, bir arkadaş eli.\nAnlayan yok, doğduğumdan beri şu biçare halimi.\nHadi be arkadaş uzak durma, biraz yaklaş bana.\n\nKerim BAYDAK-ADIYAMAN\n\nUnutmayın ki herkes bir özürlü adayıdır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Bir Gül",
        "poet": "Lord Of The Dark",
        "poem": "\n\ngözlerinde bir gelincik yansıması\ndudaklarında bir gül.\n\nyanağına bir menekşe dokunası\ntebessüm et yar hele bir gül.\n\nsesinde yardiye seni yaşarken\numutsuz olma yar bir gül.\n\nşiirde sen varken araya girdi virgül\nona inat yar hele bir gül.\n\ngökteki yıldızlar kıskanırken seni\ngöğe bak  bir gül.\n\niçime hapsettim aşk diye seni\ntutsaksın diye üzülme hadi bir gül.\n\nalın yazıma yazdım seni yar diye\ngözlerime bak yar hele bir gül.... :)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Be Olsun Barış",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nBARIŞ\n\nDüne çizgi çizmektir,\nYarını özlemektir,\nÇekinmeden gezmektir,\n\nHadi be olsun barış,\nBarışa olsun varış.\n\nGöğe kanat açmaktır,\nGülücükler saçmaktır,\nMutluluğa koşmaktır,\n\nHadi be olsun barış,\nBarışa olsun varış.\n\nSeverek çalışmaktır,\nYaşama alışmaktır,\nSevgide buluşmaktır,\n\nHadi be olsun barış,\nBarışa olsun varış.\n\nVarları bölüşmektir,\nBirlikte gülüşmektir,\nÖzgürce gelişmektir,\n\nHadi be olsun barış,\nBarışa olsun varış.\n\nOlmalıdır empati,\nYapılmalı terapi,\nVazgeçilmez sempati,\n\nHadi be olsun barış,\nBarışa olsun varış.\n\nİnsani barışıktır,\nDersine çalışıktır,\nHerkese alışıktır,\n\nHadi be olsun barış,\nBarışa olsun varış.......İNSANİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Çocuk.",
        "poet": "Metin Yaltı",
        "poem": "\n\nHadi çocuk\nBüyü çocuk \nBüyü \nErgin ol \nYetişkin ol \nErdemle dol. \n\nKendini tamamlamazsan eğer \nAnlamı kalmaz sevginin \nGider elinden sevdiğin. \n\nBüyü çocuk \nBüyü \nSevgine \nSahip çık sevdiğine \nKuruluşu sevgiyleydi dünyanın \nKurtuluşu da sevgiyle olur ancak. \n\nBüyü çocuk \nBüyü \nAç kucağını \nSevgi doldur \nYoksa anlamı kalmaz yaşamın \nGider elden her şeyin. \n\nBüyü çocuk \nYürü çocuk. \nHadi çocuk \nHadi çocuk\n\n3.8.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Diyince Hemen Dehleyen",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nHadi diyorum\nİyi kötü götür deyince götürene\nFar- sinyal külüstür de olsa ihtiyatsız\nKendi kendine boyveren yalnızlıkları \nBakımsızlıktan çöken insan içine çekip çıkaran \nCan çekişmeli dinamoyu\nÇıkalım gidelim deyince diyarı aşka\nHadi diyorum\nSonra es teline dokunuyorum \nBakmışım ki\nEli dizginin elinde kalbimin\nSanki kumrucalı kuşlarla\n Dehlenip\nUçar gibilerden..\n\nSeyfi Karaca.........Kasım / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Gel",
        "poet": "Hüsnü Bozkurt",
        "poem": "\n\nhadi gel\ndağlara gidelim seninle\nnisanda gidelim\nçıldırmışken doğa\nbörtü böcek şarkıya durmuşken gidelim\nyeşilin bütün tonları yansısın gözlerinde\nsesin karışsın su sesine\nsen tutuştur dağları güzelliğinle\nben türküler yakayım güzelliğine\n\nbir deli rüzgarım ya ben\nsavurayım saçlarını çatlasın bahar\nsaçlarının savruluşuna kapıl da sen\ndans et sabaha kadar\nyükselirken parmaklarının ucunda bir mavi melek gibi\nçılgın doğa gör bak nasıl duruluyor\ngör bak nasıl kıskanıyor yıldızlar kayışını\nben nasıl vuruluyorum sana yeniden\ngör bak nasıl seriyorum ayaklarının altına ay ışığını\n\nhadi gel\ndağlara gidelim seninle\nkarlar erirken gidelim nisanda\nceylanlar misali kan ter içinde\nkaçırmayalım ne olur kırık dal uçlarında filizlenen hayatı\nbir kardelen deli deli açıvermişse yapraklarını\nbir yorgun yürek yanıyorsa yangınlar içinde\nbiçare ben deli deli seviyorsam seni\ndağlar bekleyin bizi dağlar bekleyin bizi\n\ntan ağartılarında bembeyazlığın ışıyor gözlerimde\niçinde ayrılıklar olmayan bir şiir var şimdi dilimde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HADi DOSTLAR DÖRTLÜKLERE....",
        "poet": "Feride Bektaş",
        "poem": "\n\nDerdini bir döksen destan olursun,\nYad ele söylesen dosttan olursun,\nDostlar düşman kesilir gelir seyre; \nÇakallar uğrağı bostan olursun..........FERİDE BEKTAŞ\n\nYadel sır saklamaz sır verme sakın \nGözyaşın sel olsa, acılar yükün \nAğaç gibi oyulsa topragın kökün \nYerinden yurdundan dostan olursun.... YILDIRIM ÖĞRETMEN \n\ndostuna kalbine açandan olasın \ndostunun elinden tutandan olasın \ndüşmanı dost maskkesinde görüpte \ndostluğu düşmanlık saymayandan olasın...ÜNAL KAR\n\nDost cana can katar olmaz pazarda \nNe ummanda ara ne de Hazar'da \nDavete icabet takıldım işte \nBen nasıl dururum sizler yazar da......osman öcal\n\nSelamun aleykum dostlar bizden de \nBu meclise giren anlar azdan da \nDağların ardından bir ses duymasın \nDosta el vermeye geçer hazdan da......KAZİM UZUN\n\nMail oldum dost yüzüne, \nMuhabbet-i dost sözüne, \nGelin gidek yar yerenler, \nAteş düştü can özüme \n\nBahar gelmiş bülbül susmuş, \nAteş sönmüş duman yanmış, \nArtık gidek yar yarenler, \nDevr-i alem bize küsmüş. \n\nGelin gidek dosta canlar, \nDost yüzüne hasta canlar, \nCan-ı canan deyu deyu \nYasta kalan yasta canlar. \n\nBey dünyayı zindan etmiş, \nYiğitleri dara çekmiş, \nKalkın gidek alperenler, \nCan öz canı zara çekmiş \nBülbülleri zara çekmiş. \n\nMuhabbet ki haram bize, \nAteş düştü yanar öze, \nKalkın gidek Alperenler, \nNe gerek var lafa söze. \n\nOl yiğitler hercan olmuş, \nBülbül susmuş gonca solmuş, \nKalkın gidek yar yarenler, \nDevr-i zaman tamam olmuş.............bilalozcan\n\nSözünü dinlerler var ise paran.......\nYoksa iyileşmez kapanmaz yaran........\nZalime güvenme derdine sen yan.......\nSırtına giydiğin posttan olursun....EROL ŞAHNA.\n\nDostumu dost bilirim can gibi canan gibi \nUğruna kerem olup ateşe yanan gibi \nMecnun'un ey yar diye dolanıp kızgın çölde \nGördüğü her hayali Leylası sanan gibi...........ŞEMSETTİN DERVİŞOĞLU\n\nAramasak da dostumuzu unuttuk sanma. \nVarsa yüreğinde sevgi söylenene kanma. \nHakimi mutlak dururken sen şeytanı anma. \nBazen aşkta fazla naz, haz aşık usandırır.......KERİM BAYDAK\n\nO aşk bir kerecik, düşse kalplere \nTakılmaz gözlerde, başka yerlere \nBak firak çatarsa, döner deliye \nAşkından dolayı, külhan olursun \n.......................................Osman Karahasanoğlu\n\nGeçmişin küllenen aşklarına alır götürür şarkılar \nAkşamların serin sessizliği yüreklerimizde yangın \nHeyhat,hepimiz sararıp soluyoruz hazan da yapraklarla \nOğul,oğul kovana doluşan arılar gibi anılar,ah anılar. \n........................................................Dinmez ER\n\n\n ayak verdin uyak oldu \nsevgi verdin tuzak oldu \nherkes bildiğini dedi \nmevsim verdin kazak oldu...))) ...............Metin Topçu /Rize\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Bir Mektup Yaz Bana",
        "poet": "Mesut Andık",
        "poem": "\n\nHadi bir mektup yaz bana; \nİyi olduğunu söyle,buram buram özlem koksun her satır\nMektup yaz bana; \nEskilerden bahset,sevdaya dair ne varsa..\nİstersen kır çiçekleriyle süsle kenarlarını,terleyen ellerini sür satırlara..\nBana bir mektup yaz; \nMahallenin kedilerinden bahset,serçeleri,kırlangıç yavrularını anlat istersen..\nYeşermeyen taşlardan,uçan kelebekten,ağaçlardan..Köşe başında kana kana su içtiğimiz çeşmeden de söz etsen olur.\nSorma istersen halim nice,zararı yok anlatma özlediğini....\nMektup yaz bana; \nZiyanı yok söyleme sevdiğini,içine bir tek tel saçını iliştirsende olur....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HADİ GEL",
        "poet": "Ahmet Cirit",
        "poem": "\n\nHasretin kaldı bir tek \nSen de kalmadın \nKalmadı gözlerin de \nUçtu saçların \nHayal ülkesinin dağlarına \nEndamına kilitlenmiş \nBir reyhan boynunu büker \nEşk olur güle şebnemler \nVe bağban aciz kalır \nUtanır da yediverenler \nHasretin kaldı bir tek \nSen de kalmadın \nKalmadı gözlerin de \nDolunay düştü pencereme \nYüreğin yüreğime \nBu sada neyin nesi \nYokluğunun  nişanesi \nEcinnilerin sesi \nBu hasretinin ceremesi \nBir kartal pençesinde takılı \nNeyleyim ben bu akılı \nHasretin kaldı bir tek \nSen de kalmadın \nKalmadı gözlerin de \n\nHadi gel gayrı \nDurma yaban yaban \nDünya gayrı sen ayrı \nDolunay düştü pencereme \nYüreğin yüreğime \nBu sada neyin nesi \nYokluğunun  nişanesi \nEcinnilerin sesi \nBu hasretinin ceremesi \nHadi gel gayrı \nDurma yaban yaban \nDünya gayrı sen ayrı \nDidarın pembesinde takılı \nNeyleyim ben bu akılı\nHadi gel gayrı \nKilitlenmiş endamına\nBir reyhan boynunu büker \nEşk olur güle şebnemler \nVe bağban aciz kalır \nUtanır da yediverenler \nHasretin kaldı bir tek \nSen de kalmadın \nKalmadı gözlerin de \nUçtu saçların \nHayal ülkesinin dağlarına \nBad-ı saba! Bad-ı saba! \nBu yarin kokusu! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi gel",
        "poet": "Rahim Recep Akdora",
        "poem": "\n\nBitmeyen sevdaların yükü göğsümde nefes almama engel\nDizbalğarımdaki erk yetersiz\nÇaresizliğe ilk adımı bana attırma, yıkılırım\nYüreğimdeki coşkuyu görmek, bilmek istersen hadi sen gel\n\nSoğuklara bir kardelen kadar dirençli güllerim seni beklerken\nKuşlar orkestrasının provaları bir umut demeti\nUfukta bir Ay gibi karanlıkları yırtan sen\nBenim ömrüm hep güzellikleri sevmekti\n\nGülümsemelerdeki sahteliklerde gerçekleri aradım ömür boyu\nÇok gördüm bakışların ardında gizlenen ikiyüzlülüğü\nÇok gördüm ihanetlerde mutluluk arayan namussuz soyu\nÇok gördüm fakirliğini namussuzluğa satan görgüsüzlüğü\n\nHer geçmiş gün bir deneyim sayfası\nMutluluk her yaşamda yaşanılmak istenen bir yaşantı\nMutluluk kaçan, göçen; peşinde kitleleri koşuşturan bir zorluk\nMutluluk bir özleyiş, bir umuttur renkli kılan yaşamı \n\nVe seni tanıdım günlerin kapısız, penceresiz kaldığı bir zamanda\nBir ciddiyetin güzelliğinde gül açan yüreğinle\nKendince adımlıyordun yükseklere tırmanan basamaklarda \nYaralı bir yüreğin resmini çiziyordun dizelerinle\n\nVe seni tanıdım ihanetlerin perde ardında sefa sürdüğü günlerde\nHeba edilmiş şiir aşk bataklıklarında yüz kızarmalarından uzakta\nDoğa güzellikleri çiçekler sanki hiç açmamıştı\nGülmemişti aşk sivrisineklerin vızıltısında\n\nSen karanlık günlere doğan güneş geldin\nIsıttın üşümüş yüreğimi\nHadi gülümse açılsın kaderin\nMutluluk açmış gamzelerinde avuçla sevgimi\n\nHadi gel\n\nRahim Recep Akdora\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Diyince Dehleyen",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nHadi diyorum\nİyi kötü götür deyince götürene\nFar- sinyal külüstür de olsa ihtiyatsız\nKendi kendine boyveren yalnızlıkları \nBakımsızlıktan çöken insan içine çekip çıkaran \nCan çekişmeli dinamoyu\nÇıkalım gidelim deyince diyarı aşka\nHadi diyorum\nSonra es teline dokunuyorum \nBakmışım ki\nEli dizginin elinde kalbimin\nSanki kumrucalı kuşlarla\n Dehlenip\nUçar gibilerden..\n\nSeyfi Karaca.........Kasım / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Gel Biz Senle Uzaklara Gidelim",
        "poet": "Perinur Olgun",
        "poem": "\n\nHadi gel biz uzaklara gidelim\nBize göre bir dünya yok buralarda\nBaşımda eser aşkın yelleri\nDokunsam yüreğine kanar mı bir yerleri... \nHep hüzün var hep ayrılık\nBizim dilimizi konuşan yok artık\nBiz çiçek dili konuşur, çiçek gibi gülerdik\nPembeyse güller salı olmalı\nCumaya menekşeler açmalı\nPazar sardunyalar çiçek çiçek bakmalı\n\nYok  buralarda bizim gibi yaşayan\nAteş mi.... fırın gibi göğsüne almalı \nBuzsa, ellerinde ısıtmalı\nKüsse dudağına bir gülüş kondurmalı\nNe yapsa etse onu güldürmeli\n\nSen umut adam ben camdan bebek\nUmutlarımızı kavanoza koymalı\nBirlikte bir şey yapmalı\nYa beraber yürümeli deniz kıyısında\nDalgalar yosun kokmalı\nYa çıkmalı dik bir patikadan\nAyağın papatyalara takılmalı\n\nSabahlara kadar gülmeli beraber\nYaşadığını anlamalı\nGüneş vurmalı yüzüne\nYanağına bir güneş bir gülüş bir öpücük koymalı\nElini tutunca sevgi akmalı\nBütün tenini yakmalı\nGözlerine içten işte böyle bakmalı.....\n\nAma yok buralarda gülüm senin izin\nÖyleyse kaçıp buralardan taşınmalı\nTut elimi buzsa eğer al göğsüne sok\nİster ateş yap saçlarına tak\nAlevim ol gönlüme dol\n\nAşkın bahçesine inelim \nHadi gel biz senle uzaklara gidelim....\n\n18.3.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Git",
        "poet": "Aysun Elagöz",
        "poem": "\n\nHadi git, \nDaha fazla acıtma yüreğimi, \nBu özlem\nBu ümitsizlik, \nBu kaçışlar bitirmeden beni\nHadi git, \nDönüşün olmasın..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Gel Bebek",
        "poet": "İlhan Kırbaç",
        "poem": "\n\nHala ne duruyorsun orada,\nDoğsana ilk nefesini alsana bebek.\nBilsen ne güzellikler var bu fani dünyada,\nBilsen bir saniye durmazsın orada.\n\nEbeveynlerin bayram edecek,\nAllah'a şükredecekler.\nSağ salim doğdun diye.\nDünya bir güzellik daha kazanacak.\n\nEl bebek gül bebek büyüyeceksin,\nHer başarında aileni sevindireceksin.\nOnların göz bebeği olacaksın,\nOkullar bitirip, büyük adam olacaksın.\n\nSevgililer bulacaksın sevgi ırmağında,\nKalbin pır pır edecek ona her baktığında.\nMutlu edeceksin, mutlu olacaksın.\nHala ne diye duruyorsun doğsana bebek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Git! ...",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nSon defa bakacağım riyakar gözlerine! \nGözlerimin içine bir dafa bak öğle git! .. \nHatıra takıyorum, geçmişin izlerine,\nGeriye neler kaldı, bilmesende hadi git! .. \n\nBunca hatalarını vurmadım hiç yüzüne,\nSensiz uykusuzluktan kan dolan gözlerime, \nDönüp bakmayacağım, karanlık geçmişine, \nHatıra kalsın bana,almasanda hadi git! .. \n\nBakmayacağım artık, gökte yıldızlarına, \nAldanmayacağım bende,sevginin sözlerine. \nBir ömrü yakıp gittim, mas mavi gözlerine, \nSevapla,günahınla,arkana bakmadan git! ...\n\n          14.02.2007 Gebze\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Git",
        "poet": "Doğan Ümit Aksel",
        "poem": "\n\nEllerimle seçerek vazolara koyduğum\nSevdiğimdin aşkımdın arzularla soyduğum\nSen Aslı’sın Şirin’sin Mecnun’ca sevdiğimsin\nSeninle birlikteyken sevişmeye doyduğum\n\nBırak git sen yoluna ümitler senle olsun\nHayatın çiçek açsın aşkla sevgiyle dolsun\n\nŞimdi vazolar kırık arzum hep yarım kaldı yarım\nYarınlardan korkarım söner tüm umutlarım\nGözlerimde yağmurlar dolu bulut gibiyim\nBir şey söyleme bana dayanamam ağlarım\n\nHadi git sen yoluna mutluluk senin olsun\nHayatın çiçek çiçek aşkla sevgiyle dolsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Git",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHadi git, sonbahar git, bırak artık peşimi,\nSarılarda gözüm yok, seviyorum yeşili,\nBilmiyorum benimle, sorunun nedir senin,\nPes edeceğim sanma, sıkmaktayım dişimi,\n\nSonbaharı kış yener, kışı da ilkbaharlar,\nGüle güle diyorum, hadi sana bay baylar,\n\nBeni yaşlı görerek, yaşımamı takıldın,\nİşin mi yoktur senin, yoksa çok mu sıkıldın,\nBenden iş çıkmaz sana, var git artık yoluna,\nBetin benzin mi attı, neden böyle sarardın,\n\nSonbaharı kış yener, kışı da ilkbaharlar,\nGüle güle diyorum, hadi sana bay baylar,\n\nBaykuş musun sen nesin, ötüşün sebebi ne,\nŞivan düşürmektesin, gariplerin evine,\nSevmek zorunda mıyım, zorla güzellik olmaz,\nSeni gönderiyorum, git kendi mevsimine,\n\nSonbaharı kış yener, kışı da ilkbaharlar,\nGüle güle diyorum, hadi sana bay baylar,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Git",
        "poet": "Mehmet Aytekin",
        "poem": "\n\nBilirim bu gidişin hayra alamet değildir.\nGözlerini kaçırmanın sebebi bellidir.\nBu aşkın kalemi kırıldı demektir.\nGözlerimden bir damla ile düş te git.\n\nSebebini sormadım haklı sanma kendini.\nEllerinle çektin bu sevdanın ipini.\nZamansız gelen sonbahar mevsimi gibi.\nYüreğimden bir yaprak gibi düş te git.\n\nZalimsin diyemem kıyamam ağlamna.\nSenin ellerinde ölüyorum bu yetmez mi sana.\nSensizliğin hesabını sormuyorum yıllara.\nEllerimden bir kuş gibi uçta git.\n\nHadi durma çeksene ipini idamının.\nGözlerini esiri olmuş bu zavallının.\nAnlamı yok son isteğimi sormanın.\nBir cümlede dudağımdan düş te git...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Gök Kuşağını Çağır Geriye",
        "poet": "Mahmut Nazik",
        "poem": "\n\nHADİ GÖK KUŞAĞINI ÇAĞIR GERİYE \n\nbelki karanlık\nbelki bir halk \nbelki mezhep\nbelki aşk\nherkesin korkusu başka\n\nher korku bir duvar\nher korku bir çığlık bir havar\nher duvar bir kurşundur aşka\n\nbir bilsen \nkaç renkten olduk\nsiyahı sileceğiz diye\n\nyoksa biz boyayacağız yaşamı yedi renge \nhadi gök kuşağını çağır geriye …    ….  … Mahmut Nazik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Göreyim",
        "poet": "Tufan Kopuzoğlu",
        "poem": "\n\nŞiirlerimi okuyup, gülen kardeşim,\nÇok mu komik geldi söyle bileyim,\nŞimdi buradan sana ne diyeyim,\nSen de bir dörtlük yaz hadi göreyim.\n\nDizelere dökerim sevincimi hüznümü,\nOkumuşsun onları güldürmüş yüzünü,\nSakın ihmal etme, oku bu sözümü,\nSen de bir dörtlük yaz göreyim gücünü.\n\nDemişsin  servis şoförüne şiir mi olur\nO insan değil mi o da Allah kuludur,\nYürüdüğüm aşıkların dertli yoludur,\nSen de bir dörtlük yaz bize okuttur.\n\nHislerimi döktüm yazdım buraya,\nSadece yazılmaz şiir, yıldıza, aya,\nSatılmaz duygular, franga, dolara, liraya,\nSen de bir dörtlük yaz razıyım okumaya.\n\nBu işler basit değil, kolay mı sanırsın? \nÇok bilen olma, inan çok yanılırsın.\nSevgili kardeşim sen beni çok iyi tanırsın,\nSen de bir dörtlük yaz belki başarırsın.\n\nKopuzoğlu susmaz yazdı bunları,\nŞiirlerimi oku, bul güzel yanları,\nNice alaycı gördüm hüsran sonları,\nSen de bir dörtlük yaz olsun okurları.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Gönül Eve Gidelim",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ngözümde tüttün\nüç gün dört demeden\ngece yarısı serinledim\nhüzün yüreğe indi be\ndüşlerimi okşuyor gece\nhadi gönül eve gidelim\n\nsevilenciğin doğru\nsarılmadım demeden\ngurbet elde gezinledim\nsözün yüreğe indi be\nboş bakışlardan daraldım\nhadi gönül eve gidelim\n\nbağrında festikan koktu\nelimi sürdüm demeden\nparmak ucunla ezinledim\nyüzün yere değdi be\nörgülere sarınsam üşürüm\nhadi gönül eve gidelim\n\nilk evlilik ilk ev kırgınlıktı\ntükettik birbirimizi demeden\nyoruldum kaldırım dizinledim\nözün özüme kondu be\nkırıldı kolum kanadım\nhadi gönül eve gidelim\n\nozan efe gönlümde bir resim\nne soldu ne eskidi demeden\nFelekten birkaç gün izinledim\ngözün gözüme sundu be\nkitap oku şiir yaz yok anlayanım\nhadi gönül eve gidelim\n\n160509ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Göreyim Seni Bebek",
        "poet": "Perinur Olgun",
        "poem": "\n\nHoş geldin Prenses. İşin çok. İkisini adam etmen, onlara hayatı öğretmen gerekecek. Şu uzun boylusuna \"Baba\" dersin. Gülümseyen, saçlarını genellikle atkuyruğu yapana \"Anne\". Onların gece gülüşüp kendi başlarına televizyon karşısında yayılmalarına izin vermemelisin. Bir bahane bul işte. Karnım ağrıyor de bağır. Gazım var beni gezdirin de ağla bul işte bi şeyler. Yemek sırasında hele yemek yaparken o anne dediğinin elini ayağına dolaştırman lazım Mama saatim geldi de olmazsa çişim geldi de.. de ki uzun boylu baba dediğin eve geldiğinde yemek bulamasın. Olsun Çiğdem ben akşamki fasulyeyi ısıtırım sen çocuğa bak desin. Ne akşamı... yoksa akşam gezmeğe mi çıkacaklar? ne gezmesi? sen varken... hem de anneannene bırakacaklarmış seni. Hemen bir şeyler bulmalısın. Bu gezme de onların burunlarından gelmesi lazım. Yoo yok olmaz öyle şey. Ne demek el ele Karşıyaka'da gezeceklermiş. Hıh tamam oldu gözlerim doldu. Göster kendini bebek göster onlara sensiz gezmeği. Anneanneye öyle ağla ki kadıncağız yarım saat sonra telefon edip çağırsın Yavrum çok ağlıyor hani gezmeyi kısa kesip gelseniz. Hastaneye götürsek bir desin. Ne hastanesi... onlar gelince bir gülücük hopp mışıl mışıl uykulara. Siz geldiniz ya gönlüm rahat uyuyabilirim artık. Sabahları şu anne dediğin uykuyu çok sever onu o çok tatlı uykusundan uyandırıp gazım var arkasından çişim var arkasından karnım acıktı arkasından canım sıkıldı ağlamalarıyla onun sabahlarını sabah uykularını sabah keyiflerini bozmalısın. Bozmalısın ki her sabah okula geç kalsın. Baba dediğin uzun boylu giyinirken işe gideceğini anladığında basmalısın yaygarayı ki o sen uyanmayasın diye parmaklarının ucunda dolaşsın evde. Tek pabucunu giymeden teki elinde çıksın dışarıya hatta traşını işte de yapabilir arabada giderken de yapabilir. Araba dedim de ahhh bir tek arabada ağlamamalısın. Arabaya binince camdan bakınmalısın. Attalara giderken ağlamak yok. Ohh al emziği ağzına keyfine bak. Biberon da çantada. Arabadan inince ağla eve gelince. Bir tek parkta uslu. Akşam parka götürün beni diye tuttur. Salıncağa binince hani salıncak sallanınca yüreği hop eder ya insanın orada gül işte alabildiğine. Park dönüşü at kendini yerlere ne kadar eziyetin varsa yap ağla ben eve gitmeyeceğim diye mızmızlan, mızmızlan ki Ah iyi ki geldin Fehmi sen çocuğu al parka götür de ben yemeğin soğanını bir kavurayım yemek yaptırmadı bu çocuk desin. Sen de babayla parka.... Parktan dönüşte balon aldırmayı unutma. Ne kadar uyduruk şey aklına geliyorsa hepsini iste.. çikolata de ama meyve ağzına koyma rendelerse de yutma tükür arada hatta en olmaz yerde kusabilirsin.. Çikolatayı yeni alınan cicilerine sür ağzına olmazsa hııh tamam buldum babanın o bilmem kaç bin liraya aldığı arabaya koltuklara sür o arabayı sürerken olmazsa yemezsin tükürürsün, gofret aldır üstüne başına dök kırıntılarını beğenmedim bunun muzlusu yok muydu ben onu severdim niye bunu aldınız ki deyip bas ağlamayı emziğini oraya buraya at. at ki attığın yeri bulamasınlar ellerinde fener arasınlar dursunlar senin Amerikadan gelen emziğini. Bulamazsanız saat gece ikiye kadar ağlarım bak de.. Başlıyorum de...A bak yanına mutlaka bir tavşan kedi köpek işte bir oyuncağını al.O olmazsa uyuyamam de. Bu benim kuralım de. Siz ikiniz beni uydurduğum kurallara uymak zorundasınız de. Onları yere at bulaştır kumlara çamurlara sonra tuttur onu bulun de.. yıkayın de çabuk kurutun de.. de ki elleri ayaklarına dolansın Saçlarını at kuyruğu yapan tüm çektirdiklerine rağmen hala gülümsemeye devam eden anne dediğin su verirse ağla.. ağla ki su değil mama istediğini sansın hemen mutfağa koşsun sana mama hazırlasın. Mamayı hazırladığında ağzına alma mama saatim değil ki ağlamasına başla.. başla ki eli ayağına dolaşsın. seni sallamaya başlasın sallama şeklini beğenme. ayakta sallarsa olmaz de midem bulanıyor battaniyeyi denediğinde olmaz de başıma dönüyor beşikte sallarsa yine olmaz de bu şekilde bana uymadı yok mu bunun başka şekli diye deli olsun. Akşam yemeğinde onlar tam yemek yerken ağlamaya başla ki yemek de yiyemesinler. Banyo yaparken seni haşlıyorlarmış gibi bağır uyuyasın diye sallarken işkence ediyorlarmış gibi. Yemek seçmeyi unutma. Bak peynir yeme, sütü tükür, zeytini ağzına sokma, bala elini batırıp sofraya yapıştır, et çok sert de yoğurda çok yumuşak çorbaya sulu pilava çok katı. Pilav yeyince kabız olmayı unutma şeftali yeyince ishal. Kapının anahtar deliğinden grip olup hapşır kı o saçını atkuyruğu yapan tüm gece başında beklesin sabah da şiş gözlerle okula gitsin. Denize götürdükleri vakit denizin ya da havuzun önce suyundan kulağım ağrıdı de sonra güneş geçti başıma. Bunları unutma yoksa denize gittikleri günden mutlu şekilde dönebilirler. Senin görevin büyük.. Dümdüz yolda paytak paytak yürürken şap diye düşüp kafanda bir şişlikle dolaş ki annen hemen ekmeği çiğneyip alnına yapıştırsın annesinden gördüğü ilk pansuman şeklini uygulasın kafanda. Şişlikler çoğalınca o uzun boylusu kızacak şimdi deyip yüreği hop etsin sen her düştüğünde. Yumuşacık halı üzerinde otururken küt diye arkaya düşüp yine bas yaygarayı. Bunlar olmazsa bir bahane bul işte bunlara hayatı senle yaşamanın ne kadar zor olduğunu anlatmak için. Senle yaşamanın ne kadar değerli olduğunu anlasınlar ve tüm bunları yapmana rağmen sana sarılsınlar \"Ne kadar şanslıyız. Senin gibi bir çocuğumuz var desinler ve seni ömürleri boyunca çoook sevsinler. Hadi göreyim seni bebek.\n22 Mart 2015.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Gül",
        "poet": "Necip Küçük",
        "poem": "\n\nGül, \nhaydi Gül :)))\n\nGül, \nnolur azcık bir gülsen \n\nGül, \nBayram şekerin olsun \nçocuksu saf duygulara \n\nGül, \nherkese bahşişin olsun \nkalp atışlarına \n\nGül, \nDostluğumuza arkadaşlığımıza kardeşliğimize, aşkımıza\nsevgimize..\n\nGül, \nbana değil, \nyaradandan ötürü tüm insanlara yaratılmışlara \n\nGül, \nalın yazına, alın yazınla kaderimize \n\nGül, \niçten gelen içtenlikle samimi sevgine \n\nGül, \nama gözünle yüzünle gamzelerinle \n\nGül, \nama, aman ha aman \nnolur gıcık gıcık, alaylı alaylı kahkahalarla güleyim deme \nçığlıklarla, kalbini sebepsiz zamansız öldürürsün, \nsevenlerini sevdiklerini küstürürsün \naşkları söndürürsün \n\nBunun için \nhadi \nnolur azcık bir gül \n\nGül, \nminik tebesümle, \nkalp atışınla\ngöz içinle \ndost dediklerine, \ndostca sevdiklerine \naşkına sevgine \nyaradan için ' gül ' yaradandan ötürü \n\nÖyle gül ki; \nikimiz için ' gül ' \nbarış kardeşlik dostluk olsun için de \naşk sevgi olsun aramızda \n\nÖyle gül ki; \nGül, gül de \ngüller oluşsun gülücüklerinde... \nHadi gül :)) \n\n(2013 Ocak ) \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Gülümse",
        "poet": "Yunus Yılmaz 4",
        "poem": "\n\nHadi gülümse bulutlar el ele tutuşsun.\nÖzgürlük şarkıları söylesin, yedi cihana bahar gelsin.\n\nHadi gülümse, rüzgar essin\nSiyah, beyaz, kızıl, esmer çocuklar uçurtmalarını bıraksın.\n\nHadi gülümse, yağmur yağsın.\nTohum canlansın, hayat olsun, umut olsun.\n\nHadi gülümse, gamzende yer açılsın\nYeni gelen kuşlar yuva yapacak oraya.\n\nHadi gülümse, çay demledim\nBardakta çay üşüyor…\n\nHadi gülümse, adalet gelsin\nCumartesi Anneleri hala adalet beklemekte.\n\nHadi gülümse, sen benim göz ağrım, \nEn güzel nimetim, hayal kaynağımsın.\n\nHadi gülümse, \nHadi…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi gül",
        "poet": "Mehmet Yağcı",
        "poem": "\n\nHadi gül \n\nHadi gül \nGül ama güle bakar gibi gül \nHadi gül \nGül ama bir dosta bakar gibi gül \nHadi gül \nGül ama uzağa gider gibi gül \nHadi gül \nGül ama geri döner gibi gül \nHadi gül \nGül ama nedensizce gül \nHadi gül \nGül ama ağlamamak içim gül \nHadi gül \nGül ama yalnız olmadığına gül \nHadi gül \nGül ama dostun olduğuma gül \nHadi gül \nGül ama kahkalarla gül \nHadi gül \nGül ama ben beklerkende gül \nHadi gül \nGül ama utanmadan gül \nHadi gül \nGül ama gözlerin ışıldarkende gül \nHadi gül \nGül ama seni anlamayanlara gül \nHadi gül \nGül ama sedece sen gül \n\n                                 Mehmet yağcı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Hayırlı Olsun",
        "poet": "Berkay Kur",
        "poem": "\n\nMektubun da yazmışsın özlemişsin ya beni\nYüreğin de üzgün mü hadi hayırlı olsun\nIçimden bu kalbimden bin kere sildim seni\nDört bir yanın hüzün mü hadi hayırlı olsun\n\nGün gelir o yüreğin titrer eğer sızlarsa\nİnanır da taş kalbin sevdiğimi anlarsa\nÇökerse o dizlerin bir de gözler ağlarsa\nDört bir yanın hüzün mü hadi hayırlı olsun\n\nKüsersin kaderine güldürmezse bu defa\nHem de hasret çekersen yetmezmiş gibi cefa\nGelecek diye  sanma arama bende vefa\nDört bir yanın hüzün mü hadi hayırlı olsun\n\nKimse mi kaldırmadı düşünce ellerinden\nKaçamadın mı sende sevdanın sellerinden\nBekleme hiç merhamet bekleme sakın benden\nDört bir yanın hüzün mü hadi hayırlı olsun\n\nDertten çileden başka ne verdin ki sen bana\nGünlerimde isyan var yüreğimdeki sana\nDeğil miydin ey zalim vurup kıyan bu cana\nDört bir yanın hüzün mü hadi hayırlı olsun\n\nBilemezsin sen gülüm ayrılık azabını\nSormayacak mi takvim yılların hesabını\nSanada okuturlar ihanet kitabını\nDört bir yanın hüzün mü hadi hayırlı olsun\n\n22/  02/  2011.....Berkay KUR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Güneş Ol Doğ Üzerime...",
        "poet": "Hüseyin Yanmaz",
        "poem": "\n\nBeni\nYalnız bırakma\nİçim geceyi arar\nGeceleri yalnızım yüreğim yanır\nHüzün düşer içime\nSenden başka kim yaramı sarar\nHadi güneş ol doğ üzerime\n\nYine sensiz\nGül bahçeme çığ düştü\nYalnızlığımı geceye anlattım\nKış ayları gibi soğuk\nBugün batan güneş\nYarın yine doğar\nYağmura hasret kalmış toprak misali\nBen yanarım el bakar\nBen susarım el kanar\nGüneş vurur bir gün tepeden\nHadi güneş ol doğ üzerime\n\nDökülüyor\nDalda kuruyan yaprak taneleri\nHer şeyden uzak sessizce bakarım\nKurumuş yapraklar arasında\nHayalini kurarım\nYükledim hüzünleri yüreğime\nDoğmaz oldu sabah güneşi\nKimseler bilmez içimdeki yarayı\nKarşıki dağlar kör değilmiydi\nHadi güneş ol doğ üzerime\n\nKuş olup çıksam gök yüzüne\nBulut olsam gökyüzünde\nYağmur olup yağsam toprak üstüne\nGüneş olup doğarmısın üzerime\nDağların ardında umut beklerim\nSenden ayrı dert üzerine dertler eklerim\nKaranlık gecelerim artık aydınlansın\nHadi güneş ol doğ üzerime...\nHüseyin Yanmaz\n25/09/2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Hesapla Hesabı Agop",
        "poet": "Eyüp Selahattin Dalkıran",
        "poem": "\n\nEy be İstanbul\nSensiz yaşanır'mı\nBahar'la birlik'te\nKimse yokluğuna alışamaz.\nBir sevda pınarı'sın\naralanan kapılardan içeri alınınan\nMeyhaneci agop'un\nMasalarında olan sen\nEybe be istanbul\nNe güzelsin\nAcılarınla,gecelerinle\nBen idim Görünen,kaybolan\nbir haziran gecesi\nıstıraplarla dolu viranelerde\nsevdası tükenlerler ile.\nEy be istanbul\nBunudamı yapacaktın bana\nSevdasını düşürecektin yüreğime.\nÇile ile geldim\nEy be istanbul\nYaşayamam ki\nİstanbulu sevmeden\nBu yangını söndüremezsin\nEy be istanbul\nBu dünyada kiracıyım\nZaten\nEfkarıma çeyrek var.\nHesapla hadi agop hesabı\nTaksimden,beşiktaşa\nanca giderim.\nGün sabah olmakta\nonun kahrından\nHadi agop acele et\nHesapla hesabı.\nYaklaştıkça görerecek\nDeniz fenerleri \nyüreğimdeki aşkı.\nkendimi meydanlara serdim sereli\nadı hep yaşasın dedim\nYüreğimde\nŞu koca istanbul denen şehirde\nYa ben istanbulu alacağım\nYada istanbul beni alacak\nOnunla birlikte.\nDüşlerin şehri istanbul\nSır kapısı gibisin\nNeler oluyor içinde\nBüyük olmak gerekiyor\nBüyük\nSeni anlaya bilmek için.\nEy be istanbul.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Hesapla Agop Hesabı",
        "poet": "Eyüp Selahattin Dalkıran",
        "poem": "\n\nEy be İstanbul\nSensiz yaşanır'mı\nBahar'la birlik'te\nKimse yokluğuna alışamaz.\nBir sevda pınarı'sın\naralanan kapılardan içeri alınan\nMeyhanesi agop'un\nMasalarında olan sen\nEybe be istanbul\nNe güzelsin\nAcılarınla,gecelerinle\nBen idim Görünen,kaybolan\nbir haziran gecesi\nıstıraplarla dolu viranelerde\nsevdası tükenenler ile.\nEy be istanbul\nBunudamı yapacaktın bana\nSevdasını düşürecektin yüreğime.\nÇile ile geldim\nEy be istanbul\nYaşayamam ki\nİstanbulu sevmeden\nBu yangını söndüremezsin\nEy be istanbul\nBu dünyada kiracıyım\nZaten\nEfkarıma çeyrek var\nHesapla hadi agop hesabı\nTaksimden,beşiktaşa\nanca giderim.\nGün sabah olmakta\nonun kahrından\nHadi agop acele et\nHesapla hesabı.\nYaklaştıkça görerecek\nDeniz fenerleri \nyüreğimdeki aşkı.\nkendimi meydanlara serdim sereli\nadı hep yaşasın dedim\nYüreğimde\nŞu koca istanbul denen şehirde\nYa ben istanbulu alacağım\nYada istanbul beni alacak\nOnunla birlikte.\nDüşlerin şehri istanbul\nSır kapısı gibisin\nNeler oluyor içinde\nBüyük olmak gerekiyor\nBüyük\nSeni anlaya bilmek için.\nEy be istanbul.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi İzmir'e",
        "poet": "Turgut Uyar",
        "poem": "\n\nyorgunsun hoşgelmişsin\nkara gece nöbetinden hoşgelmişsin\nyat uyu yerin hazır\nhak etmişsin uykuyu\nhelal olsun uykun bahtiyar sağlığın\nama bir uzak iskelede başka olurken deniz\nsakla uykunu biraz o uzak iskeleye\n\nbak sakın telaşlanma\nbitiverdi iki aylık bir çocuğun kendisi\nbir şey değil bir çocuğun iki aylık tanrısı\nbitiverdi iki aylık bir çocuğun kendisi\nhaydi kalk, sakla biraz haydi kalk haydi dedim\naçıp sonsuz bir camı bir uzak iskeleye\nşimdi tam sırasıdır her şey....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi kızlar",
        "poet": "Mustafa Duyar",
        "poem": "\n\nHadi kızlar oynayın,\nEğlenceye doymayın,\nAyrı yer de durmayın,\nNeşe dolsun günümüz...\n\nBeraberce oynayın,\nGeceye de doymayın,\nSiz de yalnız kalmayın,\nNeşe dolsun günümüz...\n\nGönül verip oynayın,\nGeleceğe doymayın,\nKöşelerden bakmayın,\nNeşe dolsun günümüz...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi kucaklayın",
        "poet": "İnayet Koçak",
        "poem": "\n\nhadi kucaklayın taşkınlığımı\n yosmalar göz süzsün\n pezevenkler bıyık bursun\n ben de kıs kıs güleyim\n bu ne iş diyeyim\n hemde insanlar ortasında..i.koçak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi küçüğüm",
        "poet": "Mehmet Altunöz",
        "poem": "\n\nhadi küçüğüm\nbana bir şiir oku \nadı barış olsun \nbana bir şiir oku hadi\nadı özgürlük olsun\nöyle sesli olsun ki\nyüreklerde filizlenip\nbeyinlerde tohuma dursun\ndüşüncelerine yasak konmuş olsalarda \nderin zindanlarda \nişkencelerde tecritlerde susmayanlar\nbilekleri zincirli olsa da\nmahpuslara sığmayanlar\nduysun senin sesini\nduysun ve anlasın ki\nbitmedi bitmeyecek\ngelecek günlerin özlemi\n\nhadi küçüğüm \nbana bir şiir oku \nadı barış olsun\ndili türkçe olsun\nbana bir şiir oku \ndili kürtçe olsun\nlatince olsun ingilizce olsun\narapça olsun rusça olsun \ndili ne olursa olsun\ndinleyenleri yüreğinle olsun\nduysun seni filistindeki\nkocasını oğlunu kaybeden kadın\nduysun seni \nırakta babasını vurulurken gören çocuk \nduysun seni\ndiline kilit vurulan \ndili zılgıtlarda açılan kürt ana\nduysun seni ve duysun \n bayrağa sarılı tabutu başında \noğlunu alnından son kez öpen asker anası \n\nhadi küçüğüm \nbana bir şiir oku \nşu mermi silaha konmadan \nbana bir şiir oku \nsilah bana doğrulmadan \nkorkum yok ölümden \nölürken üşümekten \nsen oku küçüğüm \nben barış ve özgürlük için ölürken \nadına \nözgürlük de barış de \nenternasyonal de \noku \nyüksek sesle oku \ntarihin yankısı var sesinde \nbak yüreğine dokunup gidiyor gelecek\nben gidiyorum \nkanımla yol çiziyorum ardımdan gelenlere\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Öyle Olsun",
        "poet": "İlyas Özkan",
        "poem": "\n\nKimsesizlik denizinde kimse ararken\nKimsesizlik, bırakmaz oldu yakamı.\nEn acı zehri, merhem diye sararken; \nBunca ızdırabın yanında, firâkın revâ mı? \n\nGözyaşlarımı, inan yüreğime akıttım; \nKanayan yarama tuz basıyorum.\nHicran vadisine umutlarımı sarkıttım; \nBir inilti halinde hüznümü, yıldızlara asıyorum...\n\n07.08.2002\nÇarşamba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Sen De",
        "poet": "Erdal Alga",
        "poem": "\n\nAklımı bıraktım sende\nYürek bende yürek bende\nGarip garip ötme bülbül\nŞiir bende müzik bende.\n\nGaliba sen çok boş isin\nHüzün vermekten başka yok işin\nBekle artık kapısında yüreğin\nYetki bende etki bende.\n\nHadi sen de hadi sen de\nHe desen de he desen de\nParamparça artık yürek\nHayır gelmez sevsen de.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Sen Söndür",
        "poet": "İbrahim Ocak",
        "poem": "\n\nBir gül vardı çıkmazdı hatırımdan \nGüneş öpmüştü gül dudaklarından\nMaytap yansımıştı al yanaklarından\nBülbüller yuva kurmuştu dudu dillerinde\n\nDün uzaktan gördüm onu gizlice\nYalnızlık resmi çizilmişti yüzüne\nGüller solmuştu gülistan teninde\nÇiğ düşmüştü ışıl ışıl gözlerine\n\nİçinde gizlidir hüznün busesi\nZor gelir bilirim hicran yarası\nAra sıra bir küçücük tebessüm arası\nO da hüznün maskesi\n\nGözlerin dalar umutsuzca sonsuza\nUnutulmuşluğun kahreden akşamlarına\nYitik sevgiler vefasızlık aklında\nBir de içinde hiç dinmeyen delicesine fırtına\n\nKaderin değildi terkedilmek\nSitem etme kadere sen seçtin bu gününü\nSen yaktın yürekte yanan hüsran kandilini\nHadi sen söndür söndür söndürebilirsen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi... Mektup Yaz Bana",
        "poet": "Perinur Olgun",
        "poem": "\n\nBana mektup yaz\nEllerin değsin beyaz kağıtlara\nKuşların kanadına değer gibi\nİçine ne dilersen onu yaz\nKulağıma söyler gibi\n\nMektup yaz bana\nOradan buradan yaz\nİşini gücünü havayı suyu bulutu\nŞarkıları şiirleri aşkları gülüşleri\nHadi mektup yaz bana\n\nKenarı simli, sözcükleri sırlı olsun\nUçursun beni göklere yıldızlara dokunsun\nTutsun güneşin içine koysun\nİlkbaharı yazı gecenin birazı\nDereyi kıyıyı kenarı köşeyi\nYaz işte her şeyi\n\nYaz sen ben okurum, gözlerini tenime dokurum\nHer sözcükte yanına biraz daha sokulurum\nCanın sıkkın yaz, neşeli yaz, üzgün yaz\nBen sensiz yok olurum\n\nGüvercinler gelsin odama\nMasama konsun dolabıma\nkimse görmesin sevindiğimi\nİçime aşkın girdiğini\nÜzüldüğüm günler dışarı\nSevinçlerle beraber biz el ele\nHerkes bize baksın güle güle\nMektup yaz bana sen bir kere\nDeğsin o mektuba ellerin hele\nGör bendeki sevinmeleri\nDünya neymiş nedemiş \nYaşarım gözüm kapalı ezbere\n\nHadi... mektup yaz bana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Neyse",
        "poet": "Ramazan Şenkal",
        "poem": "\n\nBu devlet büyük bir hane ise\nBu hanede bir yangın var ise\nYangını çıkartanlar da belli ise\nSebep olanları yargılayın kardeşim.\n\nYangın çıkartanlar art niyetli ise\nHele babayla sürekli kavgalı ise\nBirde düşmanla iş birliği yapıyor ise\nBu evlatlar adam olmaz kardeşim\n\nBirilerinin gözünü para bürümüş ise\nEv dışından da destekleyeni var ise\nÜstüne üslük ar damarı çatlamış ise\nDaha çok yangın çıkartırlar kardeşim.\n\nHanen huzurlu, kıskandırıyor ise\nKimseye muhtaçlığın kalmıyor ise\nPara isteyen değil veren oldun ise\nSenin düşmanın hiç bitmez kardeşim\n\nBu yangına Amerika karışıyor ise\nGizli ajan ve uzman gönderiyor ise\nSenin bankalarını takip ediyor ise\nSapla samanı karıştırm\na kardeşim.\n\nOlay geçiştirilir denirse hadi neyse\nYangın çıkarana ceza verilmez ise\nHalka ve Hakka hesap unutulur ise\nÖfkeyle kalkan zararla oturur kardeşim.\n\nBu yangına birileri su taşıyor ise\nKasayı haneyi korumak istiyor ise\nBirileri de hırsızlarla bir oluyor ise\nHırsızlarla olanlara acırım kardeşim.\n\nBu yangın söndürülmez azar ise\nBaba haneye adaletli davranmaz ise\nTüyü bitmedik’lerden bi haber ise\nBu haneyi idare edemez kardeşim.\n\nBeyler; Eğer bu hane eskiye döner ise\nMillet meteliğe muhtaç kalır ise\nKomuta, Londra ve Amerika olur ise\nBu milletin şanına yakışmaz kardeşim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Söyle",
        "poet": "Ramadan Çalışkan",
        "poem": "\n\nBir ses’sin içimde \nAdını ne sen koyuyorsun nede ben\nÇığlık çığlığa haykırıyor gözlerimiz\nKorkuyoruz dillendirmeye\nYürek suskun diller suskun....Siyah gecem..\n\n\nCoşacaktır bir gün suskun olan yürekler\nYer bulacak kalbinde sevgiyle bakan gözler\nAdını koyacaklar karışılık bulan kalpler\nİçindeki sese ses olacak, kalpten gelenler....Makedon57\n\n\nDost desem dilim varmaz\nYarenim desem yareme merhem olmaz\nBir gülümsemenle sevdalık olmaz\nSöyle bana inmisin cin misin....Siyah gecem..\n\n\nNe inim nede bir cinim sadece sevenim\nDostluğa inanan yarelere melhem olan\nDostu için hayat veren hüznüyle üzülen\nSevinciyle sevinen böyle bir dostum ben....Makedon57\n\n\nBıyık altından gülersin\nYan yan bakıp gözlerini süzersin\nOtur yamacımda kalkma bir yere dersin\nAdını ben koyamadım hadi sen koy....Siyah gecem..\n\n\nNe bıyık altından gülenim nede yan yan bakanım\nSeni mutlu etmek için kalbimde sana yer açanım\nSevdiğimi yamacımda değil hep kalbimde taşıyanım\nAdı sevgi. Adı dostluk. Arkadaşlıktır bunun....Makedon57\n\n\nNe senli oluyor nede sensiz\nKorkuyorum başlamadan bitecek bu sevgimiz\nEn güzel rüyaları kuruyorum senden habersiz\nYürek sızım hayırsızım\nHaydi sil baştan yeniden dillensin sevgimiz \nDostluk arkadaşlık adına söyleyelim....Siyah gecem..\n\n\nAdı konmuş bu dostluğun ad aramaya gerek yok\nGördüğün o rüyaları görmeye hiç bir acet yok\nKorkma dostum arkadaşım bende bitmez sevgi çok\nSeni karşıma mevlam çıkardı dostluğundan şüphem yok....Makedon57\n\n\n\nHAYRUNİSA ŞENEL SİYAH GECEM 14/06/2012..\nMakedonyalı Şair..Makedon57.. 16/6/2012..\nRamazan Çalışkan..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Tut Ellerimden",
        "poet": "Arif Arifoğulları",
        "poem": "\n\nSıkıca tut ellerinle bu yorgun ellerimi\nYaşat bana ertelenmiş bütün hayallerimi\nBüyüt kalbinde bu küçücük yüreğimi\nHadi tut ellerimden yağmur gözlüm \n\nGözlerim gözlerinde varsın kaybolsun\nKalemim sana geceler boyu şiirler yazsın\nBen seni sevdim varsın dünya onların olsun\nHadi tut ellerimden yosun gözlüm\n\nDayanamam senin bir gün yokluğuna\nSensizlik çökmesin Erzurum sokaklarına\nBir tek seni yazdım yorgun satılarıma\nHadi tut ellerimden türkü gözlüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Söyle Aşk Nedir?",
        "poet": "Kerim Baydak",
        "poem": "\n\n\n \n\tAşkı bu güne kadar, tarif eden olmadı.\n\tBiliyorsan arkadaş, hadi söyle aşk nedir? \n\tTarif edenlerin de, yüreği hiç dolmadı.\n\tBiliyorsan arkadaş, hadi söyle aşk nedir? \n\n\tAşık olanlar oldu, kimse anlatamadı.\n\tSevdalı yüreklere, kimse dinletemedi.\n\tNasıl iştir bu dostum, kimse sonlatamadı.\n\tBiliyorsan arkadaş, hadi söyle aşk nedir? \n\n\tAşk her yerde yakalar, yaşa başa hiç  bakmaz.\n\tZengin fakir farketmez, mevki makam hiç takmaz.\n\tAşk nedir bilmeyene,  ırmak olsa hiç akmaz.\n\tBiliyorsan arkadaş, hadi söyle aşk nedir? \n\n\tAşk tarif edilmez miş,  ancak yaşanır derler.\n\tAşık olanlar var ya, ham meyve bile yerler.\n\tAncak çeken bilir miş, hep onu yakar harlar.\n\tBiliyorsan arkadaş, hadi söyle aşk nedir? \n\n\tBen hiç aşık olmadım, bilen varsa söylesin.\n\tBilmeyenler sussun ki, olan varsa söylesin\n\tKerim’im oldum aşık,  solan varsa söylesin.\n\tBiliyorsan arkadaş, hadi söyle aşk nedir? \n\n\tOcak-2008-Adıyaman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Söyle Aşk Nedir?",
        "poet": "Kerim Baydak",
        "poem": "\n\n\n \n\tAşkı bu güne kadar, tarif eden olmadı.\n\tBiliyorsan arkadaş, hadi söyle aşk nedir? \n\tTarif edenlerin de, yüreği hiç dolmadı.\n\tBiliyorsan arkadaş, hadi söyle aşk nedir? \n\n\tAşık olanlar oldu, kimse anlatamadı.\n\tSevdalı yüreklere, kimse dinletemedi.\n\tNasıl iştir bu dostum, kimse sonlatamadı.\n\tBiliyorsan arkadaş, hadi söyle aşk nedir? \n\n\tAşk her yerde yakalar, yaşa başa hiç  bakmaz.\n\tZengin fakir farketmez, mevki makam hiç takmaz.\n\tAşk nedir bilmeyene,  ırmak olsa hiç akmaz.\n\tBiliyorsan arkadaş, hadi söyle aşk nedir? \n\n\tAşk tarif edilmez miş,  ancak yaşanır derler.\n\tAşık olanlar var ya, ham meyve bile yerler.\n\tAncak çeken bilir miş, hep onu yakar harlar.\n\tBiliyorsan arkadaş, hadi söyle aşk nedir? \n\n\tBen hiç aşık olmadım, bilen varsa söylesin.\n\tBilmeyenler sussun ki, olan varsa söylesin\n\tKerim’im oldum aşık,  solan varsa söylesin.\n\tBiliyorsan arkadaş, hadi söyle aşk nedir? \n\n\tOcak-2008-Adıyaman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Uç",
        "poet": "Rifat Torun",
        "poem": "\n\niki kanat çırp ve konuver yanı başıma,\nBeraberinde gülücüklerini de getir.\nUnutmak istediğin her şeyi orada bırakarak...\n\nKapat gözlerini ve uyku ananın kollarına  bırak kendini,\nAkdeniz kadar sıcak bir yüreğin içinde uyanmayı umarak...\n\nHadi iki kanat çırp ve konuver yanı başıma,\nBeraberinde sevgilerini de getir,\nTüm hayal kırıklıklarını orada bırakarak...\n\nHadi uzat ellerini bereket yüklü beyaz bulutlara,\nAkdeniz de sevgi olup, yağmayı umarak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "hadi Ulan Ordan",
        "poet": "Yusuf Ter",
        "poem": "\n\nHadi ulan ordan\nAdamı oldunuz\nKorkuyorsunuz ama\nÇatacak benimi buldunuz\nÖldümü sandınız beni ulan\nZafer yapan ellerim kırılmadıkça\nTürkülerimiz susmadıkça\nBir yusuf ölür,binler ölmedikçe\nYıkıldımı sandınız beni\n\nBiz köy çocuklarıyız,adamıyız\nIşıksız sokakların\nSahipsiz saatlerinde\nBilinmeyen gece devriyesindeyiz\n\nPolis telsisinde adımız\nGazete köşesinde resmimiz\nGözyaşı döker yarimiz\nBizi bekler gece yarısı anamız\nBiz bu davanın adamıyız\n\nUnutmayın bizler ölmeyiz\n\nYusuf Ter 2003\nisvicre\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi uzat ellerini meleğim",
        "poet": "Tahir Sıral",
        "poem": "\n\nHadi uzat ellerini meleğim \nSazlar çalsın raksedelim güzelim\nDeniz mehtap ve martılar bu aşkı \nKıskansınlar çatlasınlar sevgilim\n\nBöyle aşkı masallarda duyardım\nRüyalarda yaşanırmış sanırdım\nOysa şimdi gerçek oldu rüyalar\nBulutlarda uçuyorum aşığım\n\n                                             Muhayyerkürdi şarkı\n                                             Söz ve müzik: Tahir sıral\nBu beste akçay TSM beste yarışmasında 28.8.2005 DE  1.cilik ödülüne layık görümüştür\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Yaz",
        "poet": "Mustafa Albayrak 08",
        "poem": "\n\nyaz hadi\nGel yanımda yaz\nBeni yaz\nSen yaz\nTek birşeyi anlatsın sevgilim\nSevgimizi yaz\n\nSüzüldü gözyaşların yine\nSaat üçü aştı\nVe yine ağlamaklı bir sevda\nVe yine hasret dolu\n\nAz kaldı çok az\nTenindeki sıcaklık\nGözlerindeki ışık\nKapa gözlerini\nUykuya dal sevgilim\nBen rüyana geleceğim\nVe seni öpüp gideceğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadi Umut Sende Git",
        "poet": "Mehmet Kesici",
        "poem": "\n\nHüzün, sarı'ya çalar, Eylül sabahlarında\nRüzgar, deli'ye döner, dökmek için yaprağı\nKarıncalar çekilir yuvalarına bir bir\nBen'se sokaklardayım, beklemekte ayazı\n\nÜrkütücü geceler, fırtınalar önümde\nKarlar yağar birazdan, dolular boşalacak\nBir endişe içimde, arayış çaresizce\nGözümde pencereler, hani ya sarı sıcak\n\nErtelenen mutluluk, öte'lenen aşklarım\nÇaresizlik içinde ayazlarda kalacak\nPamuk tanesi gibi, aklar düşen saçlarım\nBir isyanin içinde, belli ki yolunacak\n\nHadi umut sende git, savrul deli rüzgarla\nAkşamlar daha bir zor, şimdi gece uzar ya\nZaten yaram azardı, mevsimin sıcağında\nDondururum gölümü, soğuturum buzlarla\n...........avuturum gönlümü, alışırım zamanla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HADİ Yoh Yoh ÇEKELİM  (THM)",
        "poet": "Ramazan Kılıç",
        "poem": "\n\nKız oğlanı beğenmiş oğlan kızı beğenmiş\nAcep nerde kaldılar gelin damat gelmemiş\nAha bizim mahâlle böyle düğün görmemiş\nDurmayın arkadaşlar le hadi yoh yoh çekelim\nZılgıtlar çalsın hadi le burayı inletelim\n\nZurna çalsın bir yandan davul çalsın bir yandan\nKızlar utanıyorlar ha oynamıyorlar candan\nGelin damat gezdirdik geldiler akpınardan\nDurmayın arkadaşlar le hadi yoh yoh çekelim\nZılgıtlar çalsın hadi le burayı inletelim\n\nÇiftetelli oynadık kolbastıya doymadık\nHele kalkın gençler kızlar oturmaya gelmedik\nAlem desin bu düğüne böyle düğün görmedik\nDurmayın arkadaşlar le hadi yoh yoh çekelim\nZılgıtlar çalsın hadi le burayı inletelim\n\nAllah başacak sevindire yoh yoh \nHele hele yoooh  yoh\n\nİstanbul 05 03 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadim bizim ilçemiz",
        "poet": "Mehmet Atar",
        "poem": "\n\nNice ilmin beşiğidir, âşıkların yatağı,\nAla karlı çiçeklidir dağlarının eteği.\nArıları doldurmuştur, ballarıyla peteği,\nSevgi dolu, barış dolu Hadim bizim ilçemiz.\n\nGün doğunca ışıkların önce Akdağ’a çakan,\nÇile Dağı  gözün dikmiş Göksu Nehri’ne bakan,\nGöksu coşkun mavi mavi Akdeniz’e akan,\nSevgi dolu, barış dolu Hadim bizim ilçemiz.\n\nGüzü güzel, kışı güzel hele ilkbahar, yazı,\nÇile çeker, hasret eksilmez kalpte sızı,\nYetişiyor, yetişecek üzümüyle kirazı,\nSevgi dolu, barış dolu Hadim bizim ilçemiz.\n\nAtaroğlu’m sen de durur Hadim bana yâr dedi,\nŞu gönlümüm arzuları buradadır var dedi,\nSana gelmek seni bilmek ayrıca bir kâr dedi,\nSevgi dolu, barış dolu Hadim bizim ilçemiz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadım",
        "poet": "Atilla Durukan",
        "poem": "\n\nislamdan bihaberken birden oldular islam\n fetva verir oldular düşünceleri islam\n bir karıya bakmanın zorluğu yaşanırken\n dört kadın haktır diyenlerde çoğaldı\nadam bilmaz namazı oruçta neyin nesi\n ramazanlarda sarhoş bayramlar tatilidir\n kenar mahallelerde adam olmuştur molla\n yarım çuval kömüre yemin et oy unu yolla\n namus dediğin nedir iki bacak arası\ninsan isterse eger istediği ile yatar\n elaleme niyeki can onun canı\nister şarap içerler isterlerse nikahı\nişte bu tür adamlar maalesef mecliste\n vata dediğiniz de toprak parçası\nha sahibi olmuş Fransız veya İngiliz\n sen kazanmana bak sanane bunlardan\n bir top kumaş gibi kesip kesip sattılar\n uğruna öktüğümüz kanları yıkadılar\n türklük adı şanını şimdi türklük marşını\nçıkardılar hayattan sıradaneler de var\n gözlerinde vatanı bayrağını silenler\n yüreğinde vatanın sevgisini bitirenler\n unutm felaketin geliyor adım adım\n çıkmazsan vatanına olacaksın sen hadım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadım",
        "poet": "Ahmet Kurt",
        "poem": "\n\nSuya bent vuruldu, kuruyor toprak,\nOndan gözümde yaş, gönlümde hüzün.\nAğaçlar sallanır, dökülür yaprak,\nOndan gözümde yaş, gönlümde hüzün.\n\nVatan parça parça parsel edildi,\nBoğalar buruldu, hadım edildi,\nHazine talanda emir verildi,\nOndan gözümde yaş, gönlümde hüzün.\n\nAdalet raftadır, hukuk ise taş,\nBatının emrinde ocaktaki aş,\nAyrılık sevdası taşıyorsa baş,\nOndan gözümde yaş, gönlümde hüzün.\n\nYan; çileli başım, sana yakışır,\nBoynu bükük soyum mahzun bakışır,\nİyiyle kötüde izler karışır,\nOndan gözümde yaş, gönlümde hüzün.\n\nŞehidin kanı var küçük zerrede,\nSilinmek üzere izin kürrede, \nEmanete sahip, yiğit nerede,\nOndan gözümde yaş, gönlümde hüzün.\n\nHangi nesil, hangi akım batıdan,\nGelip de kurtardı, seni kötüden,\nKurdoğlu ümidi kesme atiden,\nOndan gözümde yaş, gönlümde hüzün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadisene",
        "poet": "Metin Eloğlu",
        "poem": "\n\nBir kıyımız mı kaldı bu şehirde onuda batır hadi\nÇiçeğimizi yol, rüzgarımızı bur, suyumuzu acıt\nGökyüzümüz mü hani nerede? Sahi nerde bizim gökyüzümüz\nhani lokman ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadım Edilmiş Bir Harem Ağası Gibi",
        "poet": "Ayşen Livaneli",
        "poem": "\n\nYaşamak mide bulantısı,kusmuk haline döndü sonunda değil mi bezginliklerden? Düşünmek tutkusunun başa ne işler açtığını bilmez miydin sen? ..Sen ki mayın tarlasına önden sürülen eşek misali..Yaşama sevincinden yana nen varsa parçalanıp göğe savruldu../Didinip divrinip fikrinle boşluğa ektiğin tohum/evrensel bahçelerde yücelip filizlenirken/her geçen sene daha da altından kalkılmaz oldu değil mi/bu diyardaki kaçınılmaz yalnızlığın ve gönül yorgunluğu omuzlarında/Hadım edilmiş bir harem ağası gibi/yaşamla sevişememenin ıstırabına boyun eğmeden/Sadakatle korudun gene de o değerleri/Bir cenaze evinde kötülüklerden toplu uyanmanın kinsizliği ve bir düğün evinde coşkuyla oynamanın neşe birliği,onlarda ertesi gün için bile bir ders-bir fikir getiremedi bildin bileli (NYB)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadron",
        "poet": "Gökhan Tgb",
        "poem": "\n\nHadron carpistiricisi  gibi ışık hızına ulastirdigim nice sevgilerim vardı .Sensiz yaşayan nice sevgiler .Sensiz olmayacak bir sürü anı .Beni sana anlatacak bir sürü hatıra hepsi kayboldu .Bir denizin kiyaya vurup götürdüğü kumlar gibi sürüklenip gittiler .Gelgitler bitirdi herşeyi .Kumsalda parıldayan kiristaller kadar parlayana dek hoşçakal.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadisi Şerif",
        "poet": "İsmet Can",
        "poem": "\n\nYüce peygamberin kelamıdır, Hadis-i şerif\nOnun, bunun aklına göre değildir, bu tarif\nOkuyunca anlar, izanı olan her bir arif\nArifler üstü bir kelamdır, Hadis-i şerif\n\nHer ayrı konuda toplumsal sosyoloji içerir\nTüm zamanların inanç ve kültürüne eğilir\nAshabı Kiramın teslimiyet ahlakından gelir\nKuran ayetleriyle desteklenir, Hadis-i şerif\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hafif (Meşrep)  Şairlik",
        "poet": "Nadir Gür",
        "poem": "\n\nSöz uçar, şiir yerinde seker,\nYazılır kalıp kalıp, boşa gider mürekkep,\nGöz okur, kelimede mana bir,\nTürkiye'de durum bu, \nOnda dokuzumuz şair (!) \n\n10 Temmuz 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hafif bir hiçran şarkısı",
        "poet": "Süleyman Erkuvan",
        "poem": "\n\nHAFİF BİR HİÇRAN ŞARKISI\n\nHafif gün batımı başlar sözlerim\n\nBaşlasın bir yeni dünya dilerim\n\nHicaz makamı bir şarkı dinlerim\n\nGözlerim arardı seni nerdesin\n\n\nSEvğili görünce hiçran dizerim\n\nMutluluklar diler sessiz giderim\n\nAyrılık şarkısı bugün dinlerim\n\nHafif gün batımı başlar sözlerim\n\nElveda hayaller ben terkederim\n\nZinçir vurdu aşklar bak pes ederim\n\nMasalmış sineye yine çekerim\n\nHafif gün batımı başlar sözlerim..\n\nsüleyman erkuvan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadis-i Şeriflerle Hayvan Hakları 12",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nResulden verilenler kulların lehindedir,\nHikâye anlatılır kuş ile ilgilidir…\n\nSahabenin elinde bir kuş yavrusu vardır,\nHummara, denilen kuş ki çırpınmaktadır…\n\nResul, durumu anlar vaziyeti düzeltir,\nKuşları kavuşturur nasihatini verir…\n\n“Kim bu zavallı kuşun yavrusunu aldı,” der,\n“Kim ıstırap verdiyse yavrusunu versin,” der… \n\nMerhamet peygamberi yürekli ve şefkatli,\nRab’bimizin emrinde daima hakikatli…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hadis-i Şeriflerle Hayvan Hakları 17",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nBil ki inanıyoruz ahiret hayatına,\nÖldükten sonramıza ruhların varlığına…\n\nMutlaka varacağız inan ya da inanma,\nBir gün dirileceğiz bu Dünya’ya aldanma…\n\nDinle Rab’bimi, resul Hazreti MUHAMMED(s.a.v.) ’i,\nO, her zulmü reddeder emreder merhameti…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hafik Kazası",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nHAFİK KAZASI\n26.06.2011\n\nSivas'in ilçesi gonca gülüsün\nHafik'in bahçesi gülü güzeldir\nBaşkanımdan bize bir jest gelmiştir\nMisarir perverdir dili güzeldir\n\nGöllerinde yüzer ördeği kazı\nBalıklar oynaşır ederler nazı\nİnsanları tatlı sevgidir sözü\nşairler coşuyor teli güzeldir\n\nEn güzel ilçesi Hafik sivas'in \nGönüllere girmiş insan ne desin\nCoşsun hafik'liler gülüp eğlensin\nSivas ili Hafik eli güzeldir\n\nİsmi gibi aydın zeki bir başkan\nEhildir anlıyor insandan işten\nÇekinmez insana bakış görüşten\nSabah kahvaltısı balı güzeldir\n\nHüseyin der görün Sivas hafiği\nBaşkan kucakladı bizi can deyi\nOnlar biliyorlar insan sevmeyi\nSegi anlayanın hali güzeldir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hafızalarda Silinmeyen Acı Günümüz 2 Temmuz 1993...",
        "poet": "Hüseyin Yanmaz",
        "poem": "\n\nBir yıl vardı hiç unutamadığımız\nİki temmuz 1993 hafızalardan silinmeyen \nDaha dün gibi akıllarda kaldı yanan canlar \nBak yine geldi o kara gün iki temmuz, \n\nAnnelerin babaların kardeşlerin yüreği yandı\nBugün iki temmuz yüreklerde acı var \nAradan geçen bunca yıl daha dün gibi\nHiç dinmez acısı aradan yıllar geçse de, \n\nAllah Muhammet Ali aşkına saza vurdular \nBu nasıl bir hikmetse canlarında oldular \nKulaklarımda hiç kesilmedi feryat sesleri\nO günden bu güne geçen yıllarım \nGök yüzün de hiç inmedi kollarım\nEllerimi açtım soruyorum Allah,a \nBu nasıl bir insanlık \nDurup baktılar yanan canlara, \n\nMadımak otelinde alevler yükseldi gök yüzüne\nİçeride kalan canlar kurtulmak için çok bekledi \nİnsan denilen hayinler durup birde dışarıda izledi \nDünya alem böyle acılı bir gün görmedi,\n\nDaha dün gibi kulaklarımda sesleri\nBir türlü gitmiyor yanan canın feryat sesleri\nSivas bizlere mezar oldu görülmedi böyle acı\nGüzelim insanlar madımak da yandı\nİnsan delinen hayinler durup dışarıda baktı,\n\nYükselen alevler arasında kalan canlar \nÇok uğraştılar kurtulmak için \nDört bir taraf hayinlerle çevrili\nBir türlü akıllardan unutamadığımız \nDaha dün gibi o feryat sesleri \nİçerimizde o kara gün duruyor\nİşte geldi o kara gün iki temmuz \nHafızalarda silinmeyen o acı günümüz…\nHüseyin yanmaz \n02/07/2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hafıza Ve Mantık 6",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nBunlar iklim dediğimiz sürecin hem basit çevrimiydi, hem de çevrimin çevrimsel çekimi ve çevrim mantığı hafızasını oluşan sürecin basitten karmaşığa entegrasyonlarıdırlar. 15-20 bin ve daha fazla konutlu bir yerleşim alanının giriş çıkışları ilk başta size hayli karışık ve karmaşık gelir.\n\nBu yerleşim alanıyla üç, beş, on, kez girişim yapmakla devam eden girişimlerinizin seyredişi içinde giriş çıkış algılamalarınız oluşur. Böylece sizdeki bu giriş- çıkış bilgisine göre sizde belli bir sabit adres noktalarına göre süreci parçalı sürekli etmenin hafıza ve mantığı oluşur. \n\nBelli giriş çıkışlara göre konumlanmış olan ulaşılabilirlik düzeni, sizde; o yerin mantığını oluşacaktır. Mantık dediğimiz anlamanın ve özneli oluşmaların temeli budur. Aynı şeyi farklı perspektiflere dek bağıntılarıyla deney edip, hafızasını edinip; tasarlamaktı.\n\nBu yere yaptığınız giriş çıkış şekliniz size; o yerin farklı sıra ve düzen girişmeli, alan bağıntısı olmanın algısını verir. Bu yerleşim alanı içine bir türlü giriş yaptığınız yer bağıntısına göre sizde düzen girişme bağıntısı veren olay ve olay ufku algınız oluşur.\n\nBu bir türlü düzen algısı içindeki giriş çıkış içindeki konum alışı bu kez de çıkışı giriş yapıp; girişi de çıkış yaptığınızda aynı olay ufku süreçli girişmelerin sıra ve düzen bağıntısı olan sonuç algıları da sizde çok farklı olay ufkunu oluşacaktırlar.  Fakat sonuçta her ikisi de farklı hafızalar içinde olmakla aynı mantığı ele verecektirler.\n\nBu bir yazıyı soldan sağa; sağdan sola; yukarıdan aşağı; aşağıdan yukarı doğru okumak gibi sıralama düzen ve mantık denen anlam değişmelerini oluşmaktır. Bu her bir sıralamada her biri farklı bağıntı ve yansıma verirler. Soldan sağa doğru olan 12 sayısının yer düzen ilişkisini algılamanız ve okumanız ile 12 sayısını sağdan sola doğru (21)  diye okuma, algılama bağıntı kurması, bambaşka olur.\n\nSiz on ikiyi 12 diye algılayıp anlam ve mantık ilişkilerini oluştururken on ikinin (12)  sağdan sola doğru olan yirmi bir diye okunma sıra düzen anlam ilişkili bağıntı yansıması aynı anda vardır. Ama siz onu 12 diye okurken 21 türü yansıma olan bağıntı ilişkisini göremeyeceksiniz. \n\nAynı anda birinciye göre; ikinci, üçüncü, beşinci, onuncu yansıma ilişki ve bağıntıları var olduğu halde sizin ilk oluşturduğunuz mantık kalıbı yüzünden bu yansımalar sizde kör nokta olmanın bağıntılı ilişki tipine dönerler. Kör nokta durumları sizin için yok hükmündedir. Kör nokta açısını az değişmekle kimi görünmez olan kör nokta olayları, görünür olacaktır. Bunlar da sizlerdeki olay süreci yansıtmanın farklı hafıza tutmanın farklı mantık işleyiş kalıplarını oluşacaktırlar.\n\nO yerleşim yerine ilk türden giriş yaptığınız anda, girişinize göre bu türlü bir olay durum sürecini hafıza yaparsınız. İlk girişteki süreci yaşanılama şeklinize göre bir belleğiniz ya da yol harita pusulanız oluşur. İlk giriş noktanızı bu kez de çıkış noktası yapın. Aynı olay durum süreci ilk algınıza göre sıra düzeni değişmiş olmakla size yansır. İki durumun olay düzen sıralı süreç algılamaları hayli farklı olur. \n\nAynı şeydeki bir durum üzerinde, durumun kendisini bağıntılar ve olay düzenin yerleri değişmediği halde, ilk görünge (perspektif)  değişmeli farklı yansıma bağıntıları ortaya koymanın hafıza anlamaları bizde perspektif yanılmasını ya da görünge paradokslarını oluşacaktırlar. \n\nİlk algınıza göre köprü tarafından giriş yapmanın seyredişi sonunda uzun bir yol aldıktan sonra en sonda karşılaşmanız gerekecek olan şey ağaçtır. Ağaçtan bir önce de ev ve evden bir önce de AVM olsun. Hafızanız 1000 çeşit olay ufkuyla parçalı sürekli yaptığı bu caddeyi, bu şekilde bir kalıp donması içinde köprüden giriş sonrasına göre ifade etmeye alışkın olsun.\n\nHafızamız yer konum dağılımlı mekânı, bellekte parça parça konumlamayken; mantık bu konumların tek tek kendisinde olmayan konumlar arasındaki bağıntıyı oluşup, gözetmektir. Bu kez şehrin giriş çıkışını iyi bilen taksici bizi yerleşim alanına köprü olan tarafta değil de, ağaç tarafında girdirmiş olsun. \n\nİlk hafızamıza göre ilk önce olması gereken köprü yerine ağaçla karşılaşacağız. Sonrada ev ve evden sonra karşımıza birden AVM çıkacaktır. İlk hafızamıza göre olması gereken köprü, okul, oyun sahası, park alanı vs. gibi oluşsa hafızalı mantık dizgesindeki bir durum karşısında; ilk girişte ağaçla ve evle karşılaşması yapmak bizde hem şaşkınlığı oluşacak. Hem de bu sıralama yeni bir mantık dizgesidir. \n\nİlk deneysel mantık dizgenize göre o ilk girdiğimiz köprülü yere göre caddenin bitiminde önce görülmesi gereken ilk üç şey; önce alış veriş merkezidir. Sonra ev ve sonra da 1000. ve son sırada ağaç gelecektir. Ağaçla biten çıkış tarafında giriş yaptığınızda da; karşınıza ilk gelecek olan nesne köprü değil; ağaçtır. Sonra ev ve sonra da köprüdeki giriş sırasına göre 998. sırada olması gereken AVM bu kez 3. sırada karşınıza gelecektir.\n\nKöprü başlangıçlı girişe göre oluşan bellek bilginize göre, cadde sonuna doğru sonda 3. Sırada olması gereken adres; ağaç girişli cadde düzen ve sıralaması içinde oluşan hafıza mantığına göre adres ilk başta 3. sırada olacaktır. Cadde sonuna doğru gittiğinizde en sonda ağaçla değil köprüyle karşılaşır olacaksınız. Sona gelindiğinde ağaç bulunmaz olacaktır. \n\nOysa 20 bin konutlu yerleşkeye bağlı mekânsal mantık; köprülü alan, ağaçlı alan gibi kendisine özgü bir yerin giriş çıkışına bağlı olmaksızın birçok giriş çıkışın olası olduğu tüm onlarca konum girişmesini hep bir arada değerlendirerek AVM'yi birçok konum sal bağıntıya ilişkin adresleriyle olacak mantık girişmeli pek çok yansıma adreslerini bize verecektir.\n\nİşte bizlerin hafıza oluşla farkında olmadığı birçok yansıma bağıntılı mantık ilişkileri süreci karmaşık girişmeli bağıntı ve çevrimler yapmakla, süreç içi kesikli sürekliliğe dönüşmelerinin her biri, ayrı ayrı sistemin tümel mantığını oluşurlar.\n\nBir çevrimin çeşitli sıralı düzenli girişmeleriyle, kesikli sürekli olup ta; kendisini yineleyen bir çok adres (bilinirlik)  çevrimleri vermesi, o şeylerin bağıntı yansımalarla girişmeli mantıklı oluşudurlar. O şeyin mantığıdır. O şeyin algılanmasının, bizlere mantıklı gelmesidir. Bu yüzden her şeyin bir mantığı vardır.\n\nSistem sürü dönem içindeki belleğe dek arşivlenmesi görüngü yoluyla yansımaydı. Sosyal öğrenme yoluyla, ses ve işaretlerin davranış ve tutumları oluşla ışık ve ses dalgalı manyetik hafıza aktarımlarını oluşurlardı. Totem dönemle beraber tecrit koşullarındaki yaşam içinde dil sel anlatım, sürü iletişimine göre daha rahat, daha sınırlı sayıda olmakla; çok hızla gelişir.\n\nSürü dönemin sosyal belleği, daha çok kişi, hafızalarına yansıtılan bellekti tutumlardı. Ve sürü bellekli depo olan arşivler; totem dönemle beraber, kendi içlerindeki anlatıcıların aktarımlarıyla da depo edildiler.  Totem dönemin anlatıcılarıyla bellekti depolamalar içinde yapılan arşivlemeler, daha bir sağlıklı ve sağlam oluşuyla korunmaya başlanmıştır. \n\nÇünkü konuşma yetisinin gelişmesiyle bu bellek arşivleri sözlü olarak birbirlerine okunmakla kontrol ediliyorlardı. Bu dönemler çizgi, resim ve şekillerin de kullanıldığı anlatım aktarımlarıyla totem dönem mantığını insan belleği dışında olması bağlamında bu aktarım biçimi farklı tür arşivleme dönemidirler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hafıza Ve Mantık 4",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nSöz gelimi; öğretmenlik doğada salt başına sağlama yapar bir iş ve işlev değildir. Öğretmenlik işi toplum sal oluşun ve toplumsa mantığın yansımasıdır. Toplum öğretmeni sistem içi mantık bağıntısıyla giriştirir.\n\nÖğretmen; sistem içinde, sistem içinin tümleri olur bir mantık üzerinde kendi anlamını bulur. Öğretmen sistem içinde kendi anlamını bulduğu bu bağıntıyla, sağlama yapar. Öğretmenliğe ihtiyaç duyan sistemdir, öğretmenlik diğer işlevler gibi sistemin tümleri oluşla sistemin, mantığı kapsamındadır.\n\nYa da bunun gibi akülü bisikleti (özürlü bisikletini)  üretmenin mantığı da topluma dek tümleşik mantık olmakla bu sistem mantığı içinde olmakla, kişilerdi kullanımına dönüşürler. Yani akülü bisiklet kişi için işlevdi düşüncenin kotarması değildir. Toplumsa mantığın ürünüdür.\n\nAkülü bisiklet sistem içindir. Öğretmenlik te, akülü bisiklet işi de; sistem mantığı nedenle sistem içindeki işlev olan kişiler içindir. Sistem dışında akülü bisiklet (tekerlekli sandalye)  inşa olamaz. Totemi sosyal yapılar da neden akülü bisikleti yoktur? \n\nBunu şu aşamada üç durumuyla söyleyebiliriz. Birincisi totemi sosyal yapılar, bencilliği güden imlerdi mantığın kotarmasıdır. Yani kişisi oluş, sürü yaşamlı bulunuşlar gibi çeşitli yapılar içindeki mirasları devir alıp; bunun seçme ayıklamalrını totemi sosyal mantık yapmar. Sözlü yasaoluşla alnında ilktir. Yani totemi mantığın kendisi üreten bir güç olmayıp; öncül oluşun düzenli çevrimleriyle kendisinden sonrakileri ortaya çıkarmaya anlam olur bir gücün ortaya çıkmasıdır.\n\nİkincisi; totemi sosyal yapılar bir entegrasyon değildirler. Totemi sosyal yapılar, farklı kültürlerden inşalı bir entegrasyon değildirler. Yani totemi sosyal yapı, bir sistem oluşu inşalaşmakla ve kendi çevrimiyle kendisine ilk kez sistem hüviyeti verir. Ama bu günkü sosyo toplumsa sistem mantığı karşısında tam bir entegrasyonları olmamakla üreten ilişkiler içerenli bir sistem değildir. Doğada hazır bulduğuyla yetinişleri, sağlamanın sistematiğidir.\n\nÜçüncü neden oluşla totemi yapılarımız; o düzlemle ve o aşamaların zorunlu görecesi içinde olmakla; toplumsa güç değildiler. Yani totemilerimiz üreten ilişkilere sahip olmamaları yüzünden, bugünkü sanayici, tarımcı, öğretmen, mühendislikti hizmetler gibi türlü türlü olur bir işlevler entegrasyonlu, ayrıntılı mantığa sahip değildiler.\n\nYani totemi sosyal yapı, “totemi oluşun mana denetimiyle tümleştir.” Totemi sosyal yapı kendi sosyal mantığının karşısında, henüz üreten ilişkiler denetimli bir bağıntı mantığa sahip değillerdi. Totem düzlemden bu güne doğru olan gelişmelerden geriye doğru baktığımızda; totemi sosyal yapılı sistemler, bugünkü sistemin ve toplumların ayak sesidirler.\n\nKoloniyle yaşam, simbiyoz yaşam, sürü yaşam, totemi yaşamlar hepten sosyal hareketle sosyal yaşamdılar. Ön ittifaklı yaşamlar ise SOSYO-TOPLUMSA yaşam olmakla ilk enteğrasyonla sistemi yapıdırlar. Köleci dönem, günümüzü belirleyen üreten ilişkileriyle birlikte ittifakı dönem üzerine birer sistemdirler. İnşa sistem içinde kesikli sürekli bellek (hafıza)  tutuşturlar. Sistemleşme, çevrimli bellekleriyle; karmaşık mantıki oluşumadırlar.\n\nSistem, tarihsel oluşla kesikli süreklidir. Hafıza sistemin güncel oluşuyla kişi ömrüyle kesikli sürekli çevrimle tarihsel oluştur. Oysa sistem oluşan hafıza kişi ömrünün dışında ve üzerindedir. Kişi hafızasının kesikli sürekli oluşu, kişiyle biter.\n\nOysa sistem ve sistemin hafızası kişi ömrü dışında sürüp giden ve geleceği de inşa eden bir kesikli sürekli tarih sel oluşturlar. Toplumsal sisteme göre kişilerin gördüğü iş birer işlevdirler. Bu bağlamda sistem içindeki kişisi işlevler birbirinin yerini alan kişiler sürekliliğinde sistem içinde taşınır bir hafızadırlar.\n\nAma sistem hafızası ve sistem mantığı yine de bu kişiler, dışındadırlar. Kişisi yetiler sitem hafızasına ve sistem mantığına göre bağıntılarsan konumlanmakla birbirinin yerini alıştırlar. Sistemin öznel katılımlı, sosyo toplumsa yararcı seçme ayıklamalı belirleyeni sadece, insandır.\n\nSitemin entegrelerle tümleşen bağıntılar girişmesini; bir yetiler havuzuna dönüştürür. Sosyo toplumsa sistemlerin bağıntılarsan mantığı içindekilerden seçme ayıklama yapar olmayı öznel insan belirtir. Belirleme (determine etme)  işi, kişi dışındaki nesnel oluşun nesnelce olur yasal zorunluğu değiştirme üzerinde değildir.\n\nİçten yanmalı motor toplumsal güçle ortaya konur. Yani içten yanmalı motor kendi nesnel kural ve yasallığı olan hafıza ve mantıkla davranır. Bu yasal oluşu siz belirleyemezsiniz.\n\nAma içten yanmalı motoru toplumda kullanıp kullanmamaya ve içten yanmalı motorun kendi zorunlu hafızası olan mantıktı yasallık şartlarına bağlı olmak şartıyla, nerde ne şekille ne süreyle kullanılacağına da siz karar verirsiniz.\n\nKendi olan hafızaların içinde, hafızanın dışında olmakla hafızanın içine doğru olan sistem mantığı denen bağ enerjisinin yansıması vardır. Sistem içinde kesikliği oluşan hafıza dışında; sistemin sürekliliğini oluşan “bir mantığa göre olur” ikinci bir sistem sel davranış vardır.\n\nSistemin, insan gibi kendi olur özneleri bu kendi hafızalı özneli oluş içinde bu türden ikinci bağıntıyı kendi içlerinde resmederler. Resmedilenler genelce olur bağıntılarıyla insan özgeciliğini oluşur. Kendisine göre kodlama ve okumalar yapan işlev bellekler, ikinci bir biçimde özgecil düzenlenmeleriyle sistem içinde öznel davranışların bilinç sel egemenliğini ele verirler.\n\nSitem mantığımızın içinde, totemi oluşun tümleşirliğe katkısı; arkaikti etki bulunması yaparlığıyla vardır. Şimdiki sistem mantığı, totemi tümleşiği olur totemi manadı mantığa göre değil de; toplum sal güce göre anlam ve bağıntı ilişkisi olur nesnelce mana anlayışlı davranmalarına göre çıkarım yapmaktadır.\n\nArkaikti olan totemi belirlenme şimdiki bizlerde, inanma düzeyine doğru gerilemekle bizde “inanmayı sevme” inancı takip etmenin sosyal duygusunu oluşabilmektedir. Sistemin doğrultması olan geri beslenişlerin bağıntılanması üreten ilişkilerce resmedilen sistem mantığına göre olur referanslarına bağıttırlar.\n\nBir sistemin tümü birden söylenir ama yansıtılamaz. Çünkü sistemin tümü sistemin kendisidir. Kendisi olan da ancak kesikli (sınırlı-parçalı)  oluşun sürekli yapılır olmasıyla olasıdır. Yansıtmalarımız ancak, her bir kesiki hafıza içine sistemin kendi görüntüsünden yansır resmedilen referansların çeşitli dağılımı olmakla bağıntılı ilişkilerden biri, ya da birkaçıdırlar.\n\nBir işlev hafızanın kendi konum yansımalı dağılım mantığı 10 tür kesikli sürekli yansıma bağıntısı olabiliyorsa; bunun en fazla dokuzu, yansıma bağıntısı oluşla tümleşik içinde olasıdırlar. Geri kalan yansıma sistemin parçalı yapısının oluşması için bağ dokusu enerji şekline dönüşmekle, sistemde kendisini işler hale getirecektir.\n\nBu sistemin ya da kendi işlev bellek oluşun kendisine enerji harcamasıdır. Bu 10 türlü yansımazdan önceki enerji, on türlü yansımaya göre dural gibi olan, donuk olan, dönüşmeden depo edilen tekil durumlu enerdir. Tekil durumlu enerjinin devinmesi özel bağıntılı sistemle birlikte sisteme dek bağ yansıması gibi bir devinim haline geçmesidir.\n\nBir arada olan enerjinin bir kısmı, bir arada olmayı imler olmaktadır. O kayıp enerji görünümlü enerji, sistemi imletmenin ruh halidir. Ve bu yeni bir şeydir. O bağıntılar yoksa o ruhta (bilinç-davranış mantığı da)  yoktur.\n\nBu türden entegrasyonlar ruh dediğimiz enerjili dönüşümü veren durumları yansıtırlar. Ruh dediğimiz dönüşmenin tekil bencil belek ile özgecil oluşuyla sisteme ait olan bağıntı yansıması vardır. Ruh, bencil oluşla yerinde kalırken özgecil oluşla girişen mantıktır.\n\nAma sistem ruhu manaca görünmez enerjili dönüşüm olmakla hem de ikinci türden imge olur eylemiyle yansır. Bu hal imin kendisini, sistemi ve sistem mantıklı hafızayı kopyalayışıyladır ki sistem ruhuna dönüşmektedir.\n\nSistem içinde olmakla tüm sistem yansımalarına göre düşünmeyi yansıyamaz olan tekil bellek, onda bir gibi olan enerji ruhu içinde görünmez oluşu kadarla sistemde kendisine bir belirme alanı bulamaz. Bir yanda beliremeyip durmak; diğer yanda da her an belirimle olmaya hazır oluştur.\n\nİşte bu hazırdaki bağ enerjili duruş; yeni ortam içinde kendisine uygun bir alan bağıntısıyla hemen girişme yapar. Böylece ruhun yeni ortamla belirme yapması; sadece bu ruh haliyle ruhun geleceği bilir olmasıdır. Bu türden belirimler bağ enerji türü oldukları halde, artık sanki ilişkiler üstü bir bağıntı gibi yansıyan enerjidirler.\n\nHani bir ilişki tipi içinde olam oluşuyla var olup ta; o ilişki tipinin özel bağıntılı çevre şartları içinde girişecek alan etkisi yokluğu karşısında kendisini yansıma yapamaz olan bu kabil zamana bağlı yansıyıcılar, yeni koşullarda; yeni alanı içinde bu potansiyelle yansır olmaları, da az çok geleceği bilmeleri olacaktır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hafızın Kabrinde",
        "poet": "Osman Uslu",
        "poem": "\n\nHafızın kabri olan mahut bahçede bir gül \nRenk atınca büyük bir üzüntü aldı bağı \nÇöktü etrafa bir sessizlik pür melal bülbül \nŞirazlının bağından çekti herkes ayağı \n\nGeçtiler asude bahar ülkesine rint’lerin \nBahçede boydan boya gonca gonca güller \nCan gözdem servi revanım,hadi,bahçeye in \nRindin kabri olan bağda,bahar bizi bekler\n\nSiyah eldivenlerin mutlak,bulunsun elde \nHafif bir esinti var serviler altı serin \nFeraceni yaşmağını takın,hemen gel de \nBir arzı endam edelim bağında rint’lerin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hafta",
        "poet": "Meral Çetinkaya",
        "poem": "\n\nsıkıldıkça düşürüyorum seni düşlerime \nsığdıramıyorum mavi göklere \navucumda bir tutam yıldız \nserpiştiriyorum karanlık geceye \nyanlızlığın doluyor \npazardan pazartesilerime \n\n24.09.1997 01:30 İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hafızam Beni Nasıl Yanılttı / anı",
        "poet": "Kâmuran Esen",
        "poem": "\n\nÇok güçlü bir hafızam var.Öyle hiçbir şeyi kolay kolay unutmam.Yıllar önce ezberlediğim şiirler, okul arkadaşlarımın  okul numaraları, dostlarımın telefon numaraları, mektup  adresleri hep hafızamda.Bilgisayar gibiyim yani.\n\nHani insan bazen  bir eşyasını bir yere koyar, sonra bulamaz.Ya da etmesi gereken telefonu, gitmesi gereken bir nikâhı, düğünü unutur ya; ben asla unutmam.Kaçırdığım bir düğün, bir nikâh, bir tören olamaz.Hele hele, son anda hatırlayıp da bir çağrıya, bir  randevuya geç kalmak; hiç bana göre değil.Süper sekreter gibi hafızam var çünkü.\n\nAslında bazı şeyleri unutmayı çok isterdim.N’olur sanki gitmem gereken bir yeri unutsam! Unutsam da, koşturup durmaktan kurtulsam.Güçlü  bir hafızaya sahip olmak yoruyor beni.”Şunu yapacaktın, bunu yapacaktın, şuraya gidecektin, buraya gidecektin,” diye dürtüp duruyor.Ben de onun emirlerini yerine getirmekten yorgun düşüyorum.\n\nGeçen gün bir arkadaşa gitmem gerekiyor.Oturdum bilgisayara çalışıyorum.Birden arkadaşa gideceğimi anımsadım.Hemen kalkıp, evişlerine giriştim.Her tarafı temizleyeyim, akşam yemeğimi de hazırlayıp öyle gideyim dedim.İki saat içinde, dünya kadar iş yaptım.Derken kapı çalındı, baktım sütçü.Hemen sütü ocağa koydum.Sütten yoğurt yapacağım ama, arkadaştan gelince yaparım artık.Sonra, yapmam gereken diğer işlerimi de bitirdim.Giyindim, kuşandım, iki dirhem bir çekirdek evden çıktım....Yorulmuşum ya! Ben mi yaşlanıyorum da işlere yetişemiyorum, günden güne işler mi çoğalıyor, bilmiyorum.Neyse, açık hava iyi gelir belki.Şuna bakın, ne güzel heryer.Ağaçlar yeşil yeşil gülüyor gibi.\n\nArkadaşta,  bir sohbete başladık ki; bütün yorgunluğumu unuttum, neşem yerine geldi.İyi ki gelmişim buraya.Kimi fıkra anlatıyor, kimi anılarını anlatıyor.Bende yüzlerce fıkra var.İnsanı  gülmekten şöyle bayıltan cinslerinden anlattım birkaç tane.Kimde can kalır! Herkesin gözünden yaş geliyor gülmekten.Bu işte çok iyiyim canım.Zaten her gittiğim yerde anılarımı ya da fıkra anlattırırlar bana.Sohbetim hoştur, öğünmek gibi olmasın.Bir arkadaş; “Ya sende de ne hafıza var,” dedi.”Yüzlerce fıkra dinledim, biri bile aklımda yok.”\n\nHafızam kuvvetli ya, başladım övünmeye.”Aaaaaaaa! ” dedim.....”Bir çırpıda, hiç ara vermeden onlarca fıkra anlatabilirim.Ta ilkokuldaki arkadaşlarımın isimlerini, birçoğunun numaralarını söyleyebilirim.Benim sözlükte  - unutmak- diye bir şey yok diye çok ileri bile gittim.\n\nUnutmaktan lâf açılınca, bir arkadaş, ütüyü fişte bırakıp şehir dışına çıktığını anlattı.Başka biri, dolmayı ateşte bırakıp, gezmeye gittiğini, hem dolmanın hem dolma tenceresinin nasıl mahvolduğunu anlattı.Bir başkası, hemen hemen her pazar günü,  pazarda aldıklarının birkaçını mutlaka  bir tezgâhta unuttuğunu anlattı......Ne unutkanlık böyle! Şaşırdım kaldım.Olur da, bu kadarı da fazla artık.İçimden “Böyle aklım olsa, o kafayı keser atarım,” dedim.\n\nDerken bir arkadaşımız,  “Geçenlerde sütü ocak........” der demez, bana bir şeyler oldu.Yerimden fırlayacaktım, zor tuttum kendimi.Çünkü ben sütü ocakta unuttum.Üstelik evden çıkacağım, çabuk kaynasın diye ocağın altını iyice açmıştım.N’olacak şimdi? \n\nSesimi de çıkaramıyorum, “sütü ocakta unuttum,” diyemiyorum.Çünkü az önce, mangalda kül bırakmadım.”Benim sözlükte  - unutmak yok – falan dedim.Hay dilimi eşek arısı soksaydı da diyemeseydim.\n\nŞimdi bir bahane bulup, burdan kalkmalı, eve gitmeli.Ne yapsam ne yapsam? Derken aklıma geldi.”Cep telefonum evde kalmış.Çok önemli bir telefon bekliyorum.Gidip alayım,” deyip  fırladım.Şaşırdı arkadaşlar, “bu ne telâş,” diye.Hatta biri, “Kimmiş bu seni arayacak, yoksa cumhur başkanı mı,” diye alay bile etti.\n\nÇıktım evden.Ayağımda bir karış topuklu ayakkabılar, koşamıyorum.Yolda karşılaştığım birileri beni lâfa tutacak diye,  onları görmezden geliyorum.Allahtan ev yakın.Yakın olmasına yakın da, bitmiyor yol.Acaba süt taşınca ocak söndü mü? Tencere büyük olduğu için, taşan süt ateşe gitmez.Kaynaya kaynaya bitmiştir süt, tencere yanmıştır.Yandığı bir şey değil de, o yanık süt kokusu nasıl çıkacak evden? \n\nEvimizin önüne geldim.Pencere açık ama, yanık süt kokusu falan duyulmuyor.Anahtarı kilide  sokmakta bile zorlanıyorum.Telâşımdan ellerim titriyor.Neyse, koridora girdim, uçarcasına mutfağa yöneldim.Ocağın yanına gelince, bir tencere sütün ocakta öylece durduğunu gördüm.Ne taşmış, ne dökülmüş.Bir tuttum  tencereyi buz gibi.Allah Allah! Kim söndürdü bunu? Baktım, ocağın düğmesi  açık ama  ocak yanmıyor.\n\nMeğer tüp bitmiş...........Ohhhhhh! ........Allahım, sana çok teşekkür ederim.Tüpgaz dolum tesislerine de.Eğer tüpü, bir  tencere sütü kaynatacak kadar fazla doldursalardı, benim ocak batmıştı şimdi.Beş kilo süt gitmişti.Koca çelik tencere de............Çok sevindim....”Allah fakir kulunu sevindirmek isterse, eşeğini kaybeder, üç gün sonra buldururmuş,” ya, bana da öyle yaptı.\n\nSiz siz olun, büyük lâf etmeyin.......İşte o günden beri, hafızama hiç güvenmiyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hafta Tatili",
        "poet": "Nurol Banabak",
        "poem": "\n\nŞimdi ben cumartesi olsam\nYa da pazar\nÇıkar mısın bana gezmelere\nOh şöyle bir temiz hava\nDeniz\nŞöyle insansız bir köşede\nBir cumartesi bir sen\nBir Pazar bir sen\n\nŞimdi ben cumartesi olsam\nOlmaz ya olsam\nGöğsüm çiçekler açmış\nBir orman ortası\nBir park tenhası\nFiskiyeli havuzumda kırmızı balıklar\nKuş seslerim cabası\nBir cumartesi bir sen\nBir Pazar bir sen\n\nOlmaz ya olsam\nSen işi asmışsın\nBen takvimi asmışım\nİki asmış aşık\nEsrik mi esrik\nKoyun koyuna\nEtrafta ne huri ne gılman\nCennet burası\nGeçmişiz kıldan ince köprüyü\nAsmışız\nGelmişiz\nOlmuşuz bir\nBir cumartesi\t\nBir Pazar\nBir sen\n\n27 nisan’05 / …\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hafta",
        "poet": "Kerim Baydak",
        "poem": "\n\nHafta\n\nHaftalar geçiyor, güzel günlerim.\nGiden mazi olmuş, bir bugünüm var.\n\nPazartesi günün, iple çekerim.\nÇünkü arkasın da, Salı günüm var.\n\nSalı olduğu gün, inan  sakarım.\nÇarşamba gününde, hepten korkum var.\n\nÇarşamba gününde, dizim çökerim.\nPerşembe gelecek, güzel yarim var.\n\nPerşembe gününde, mutlu çıkarım..\nCuma da olacak, bir sürurum  var\n\nCuma olduğu gün, sevgi ekerim.\nSevdiklerimle  çok, hoş gururum var.\n\nCumartesileri,  çıkıp gezerim. \nAile efrada,  piknik sözüm var.\n\nPazar günleri de, hepten yatarım. \nÇünkü gün  ardında, bir mesaim var.\n\nMayıs-2007 Adıyaman – Kerim Baydak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hafifletmek İçilin",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nSarılınılınca depoları açınılıp\nBugday satılınmaya başlanılandı; \nÇünkü kıtlık\nBoydan boya kavurunuluyordu.\nBütün ülkelerden insanlar da\nBuğday satılın\nAlmak içilin geliniliyordu; \nÇünkü kıtlık\nBütün dünyayı\nSarılınmıştı ve şiddetliydi.\nBuğday olunulunduğunu\nÖğrenilince oğulunlarına\nNeden birbirinize\nBakınılıp durunuluyorsunuz denilindi.\nBuğday olunulunduğunu duyulundum\nGidilinilin satınılın \nAlınılın ki yaşayınılalım\nYoksa ölünüleceğiz.\nBöylece on karınıldeşinili\nBuğday almak \nİçilin gidilindiler.\nAncak karınıldeşinili\nOnlarla birlikte\nGönderilinmedi; çünkü\nOğunulun başına\nBir şey\nGelinilinmesinden korkunuluyordu.\nBuğday satınılın alınılmaya\nGelinilenler arasınılında\nOğulunları da varılındı; \nÇünkü ülkesinde de\nKıtlık hüküm sürünülüyordu.\nÜlkenin yöneticisiydi.\nHazreti İsa\nTanrı Tanrı\nİsa mesih\nCizvit cemiyeti.\nSiyah kehribar\nKara kehribar\nKara Erzurum taşınılı\nSimsiyah renk\nSimsiyah kapkara\nKoyunulu renk,\nSimsiyah cam.\nFışkırtmak fışkırtmak.\nJet uçağıyla\nSeyahat etmek,\nTepkili uçak\nJet uçağı.\nFışkırma fıskıye\nFıskıye ağızlığı.\nHavagazı fırınlarında \nOlunulunduğu gibi\nÜstü çok\nDelikli boru.\nTepkili uçak\nJet uçağı\nJetle güdülen\nJet gibi\nHızlı enerjik hareketli\nJetle çalıştırılınma\nJetli sürünülüş.\nFışkırmayla işleyinilen tulumba.\nJet sosyete\nMevsime göre\nEğlenmek içilin\nKıtalararasınılı seyahat yapınılan\nYüksek sosyete.\nJet makinesinden\nGelinilen arka cereyan. \nTehlike zamanında\nDenize atınılan mal,\nBu şekilde\nAtılınılındıktan sonra\nKaraya vurunulan eşya\nVeya yük,\nTehlike zamanında\nGemiyi hafifletmek amacıyla\nEşyayı denize.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haftalık 2 Asker Mektubu Görülmüştür",
        "poet": "İbrahim Çelikli",
        "poem": "\n\n“-ben eletivereyin” diye giderilir \nasker mektuplarının kimsesizliği\nalınan “nektip”leri  komşulara iletilir\nher gelen için mektup yeniden okunuverir\nanalarca, mektubu okuyan tamamlasa da\n\tkelimeler\n\tözellikle yüklemler elbirlik yinelenir\ntez elden asker mektuplarına cevaplar kaleme alınır\nsanki haberi varmış gibi\neşten-dostdan selamlar yazılır\nhürmette kusura bakılır,\nokuma yazma bilenleri\nköydeki en büyük adam sanırdık\n\nkimden,\nen son ne zaman mektup geldiği\nkimin mektubunda ne dediği, \nherkes tarafından bilinir\nasker fotoğrafları elden ele geçirilir\nherkes kendinden öncekine \n\t“-yeter gari” diye sözde gücenir\nkolları açık, tüfek, kasatura ellerinde \n\t\tbaşında siperlik\nsanki onun, top-tüfek altındaki cip, cemse, \nhissine kapılırdık köyce\ngururlanırdık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haftanın Günleri: 1. Pazartesi",
        "poet": "Erdal Ceyhan",
        "poem": "\n\nGünler: 1. Pazartesi\n\nBugün emekliğimin yüzüncü günü\nHadi hayırlı olsun\nKalkıp bakalım yataktan\nNeler olacak! \nHer günü yeni bir gün gibi\nKarşılamak\nBayram gelmiş gibi\nAnnem babam ölmemiş\nEllerimden tutarlarmış gibi..\nİşte yeni bir gün,yeni bir Pazartesi\nYani Pazarın ertesi\nBir iş günü\nBu gün arkadaşlarım işlerine gidecekler\nSınıflarına girecekler\nÖğrenciler onları bekleyecek,\nAyağa kalkacaklar,\n“Günaydın öğretmenim,”\n“Günaydın çocuklar”\nSonra dakikalar saatler geçecek\nBir de bakmışsın akşam\nBu gün nasıl geçti,\nNeler öğrettim ve\nNeler öğrendim\nÇocuklarımdan..\nO günler bitti,\nHadi hızlan.\n\nBen Pazartesi sabahı\nÇalıştığım okulun önünden geçerken\nGöz yaşlarımı saklayacağım\nÇocuklarımın seslerini duyarken\nİçimden, kalbimden ağlayacağım\nBaşkası duymasın\nBaşkası görmesin\nUzaklaşacağım hızla oralardan..\n\nBeni artık denizler paklar\nDenizlerdeki beyaz yunuslar\nBeni koyunlarına alır,\nDerinlere atarlar\nO ada senin bu ada benim\nDenizlerden denizlere\nAdalardan adalara\nGezerim.\nBen bir emekliyim\nZaman benim,keyif benim\nHayal benim\nO zaman bütün yunuslar \nVe bütün adalar,benim\nBenim arkadaşım,\nBütün insanlar…\n\nBugün Pazartesi,\nGönlümden geçenler\nOnları ancak bilenler bilir\nOnları ancak yunuslar bilir\nBir kıyı kahvesinde oturmuş\nHayaller kuran ihtiyarın hayallerini\nAncak onun gibi düşler kuranlar bilir.\n\nPazartesi günü gelir\nElinde bağrımı delen bir kanlı bıçakla\nGözüm dalar gider \nDerinliğine denizlerin\nDenizler benim\nBen denizlerin\nBirbirimize sarılırız koyun koyuna\nArtık sen ben yokuz\nDüşlere sarılmış\nBİR ÇOĞUZ…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haftanın Günleri: 4. Perşembe",
        "poet": "Erdal Ceyhan",
        "poem": "\n\n4. Perşembe\n\nPerşembe Pazarı’nda bir kahvem var\nOtururum, bütün ihtiyarlar beni bulurlar\nKimi oğlunu çekiştirir,”vefasız,” der..\nKimi kızını çekiştirir, damadına ver yansın eder\nBen hep dert dinlerim, kimseye anlatmam\nKendi dertlerimle o garipleri hiç ağlatmam\nNe olacak, şu dünyada üç günlük ömrümüz var\nAnlatsam ne olur, anlatmasam ne çıkar.\nHele bir tanesi, pek dertli\nYıllarca Almanya’da çalıştım,dedi\nOğluma bir ev, kızıma bir ev aldım\nBir günden bir güne evlerine çağrılmadım \nİstemem zaten, bir küçük evde otururum\nKiramı her ay muntazam gönderirim\nFakat yaşlılık işte, geçen ay banyoda düştüm\nAyağım kırıldı feleğim şaştı\nGünlerce hastane köşelerinde kaldım\nHerkesten biraz ağzımın payını aldım\nBir ders oldu bana hayat, görürler gününü\nSefa sür, işkence içinde geçirme ömrünü..\n(Bu son nasihat banaydı, kulak arkası ettim\nDuymamazlıktan geldim ama dikkat ettim..) \nİyileşince, Gazinolara daha çok çıktım\nFaçayı düzdüm, kravat taktım,biraz azdım..\nBir hanımla tanıştım, tam 38 yaşında\n(Ha hatırlatayım,bizimki 80 yaşında,bir piri fani) \nKadının evi var,fakat dul,bir çocuklu\nYalnızlıktan bunalmış, çok korkmuş,yani\nBeni evine davet etti,gel beraber olalım dedi\nBen de kabul ettim, şimdi iyiyim hani\nHer akşam beni banyoya sokar,baştan aşağı yıkar\nTemiz çamaşırlar verir, yüzümü aklar\nİşte böyle geçiyor günler,mutlu ve mesutum\nOğlan nerdeymiş, kız nerdeymiş unuttum..\nAllah bir göz  isteyince,iki göz veriyor\nBazen gözlerin ikisi de mavi renk oluyor\nO gözlere bakınca kendimden geçiyorum\nAIlahıma şükredip, rahatı seçiyorum.\nAllah sizi de kurtarsın, kahve köşelerinden\nBir helal avrat versin, melaikelerinden\nAmin,amin sesleriyle kahve inledi\nBu hikayeyi bir Perşembe günü bütün kahve\nHayretle, şaşkınlıkla,imrenmeyle dinledi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haftanın Günleri 2",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nHaftanın Günleri 2 \n\nBu gün, günlerden Cuma.\nŞükür bu günü Yaratan'a.\nİş günlerini bıraktık arkada.\nŞimdi tatile geldi sıra.\n\nBu gün, günlerden Cumartesi.\nAlışverişi erken bitirmeli.\nSonra da bir güzel dinlenmeli.\nPazar'a merhaba demeli.\n\nBu gün, günlerden Pazar.\nEtrafta sessizlik var.\nYarına da iş-güç var.\nBu kaygı insanı sendromik yapar.\n\nBu gün, günlerden Pazartesi.\nRabb'e dayanıp güclenmeli.\nİş ve çalışmayı sevmeli.\nGünün stresini yenmeli.\n\nBu gün, günlerden Salı.\nEn zor gün geride kaldı.\nArtık geleceğe bakmalı.\nÇarşamba'ya akmalı.\n\nBu gün, günlerden Çarsamba.\nGelmişiz hafta ortasına.\nTatile var üç gün daha.\nÇarşamba, Perşembe'ye varmada.\n\nBu gün, günlerden Perşembe.\nGünler geçiyor süratle.\nHafta da erdi tam kemâle.\nBundan sonra gidilir zevâle.\n\nBerlin, 27 Nisan 2012.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haftanın Günleri",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nHAFTANIN GÜNLERİ\n\nBugün haftanın ilk günü.\nAdına denmiş Pazartesi.\nPazardan sonra gelen günmüş.\nPazartesi, haftanın sabahı hükmündeymiş.\nBu gün içinde Hz. Muhammed hem doğmuş hem ölmüş.\nİşçi ve ögrenci bu güne küskünmüş...\nÇünkü bütün günlerin tatil olmasını isterlermiş.\nBu yüzden Pazartesiyi pek sevmezlermiş.\nSevmediklerinden de, bu güne alışmaları çok zor olurmuş.\nAma alışmak zor olsa da başka çare yokmuş.\nİşe, okula isteksiz giderlermiş.\nVe bu günün ismiyle isimlenmiş bir sendrom yaşarlarmış.\nBu sendromu aşmak için güne; Allahım bana güç ver, işime ve okuluma hemen ısındır diye başlamak gerekirmiş. Çünkü dünyada her günün tatil olmasını istemek ve bütün günleri tatil olarak geçirmek, insanın başına bin türlü belâ getirirmiş. Bunu, işsizler çok iyi bilirmiş. Bu yüzden böyle bir şeyi tembeller ve cahillerden başkası istemezmiş.\nNeyse ki, Ağrı dağına çıkmak gibi güç olsa da bu yeni güne alışırlarmış.\nGün sonunda da eve, büyük bir savaştan çıkmış gibi dönerlermiş.\nAma bir zafer kazanmış gibi de olurlarmış.\nÇünkü çok zor bir zaman kalesini fehettiklerini düşünürlermiş.\nBu fetih sevinciyle de artık gelecek güne hazırlarmış.\nVe Salı, kapıdaymış.\n\nBugün haftanın ikinci günü.\nAdına denmiş Salı.\nSalı, haftanın kuşluku hükmündeymiş.\nİstanbul, bu gün içinde fethedilmiş. \nAslında bir gün içinde koskoca bir çağ ve tarih varmş. Fakat bunu, Mevlâna ve evliyalardan başkası göremez, bilemezmiş.\nSalı olmuş, alışılmış günün devamı.\nAlışılmışın devamı olduğundan bu güne başlamak, yavaş gitmekte olan bir trene atlamak gibi kolay olurmuş.\nBu zaman treni onları kısa zamanda Çarşambaya götürürmüş.\n\nBugün haftanın üçüncü günü.\nAdına denmiş Çarşamba.\nÇarşamba, haftanın öğlesi hükmündeymiş.\nBu günde artık haftanın ortasına gelinmiş, zor günler geride kalmıştır.\nYüksek bir yokuştan iner gibi haftanın sonuna doğru gidilmektedir.\nGözler, hafta sonundaki tatile dikilmiştir.\nAma bunun için iki büyük basamağı da geçmek gerekirmiş.\nDerken Perşembeye gelinmiş.\n\nBugün haftanın dördüncü günü.\nAdına denmiş Perşembe.\nPerşembe, haftanın ikindisi hükmündeymiş.\nArtık haftanın ortası geçilmiş, hedefteki tatile kalmış bir kaç gün.\nBu gün de bir geçilsin, geriye kalıyor tek bir gün.\nNihayet bu gün de, tatil gününe varmanın hasretiyle bir çırpıda bitivermiş ve Cumaya erilmiştir.\n\nBugün haftanın beşinci günü.\nAdına denmiş Cuma.\nCuma, haftanın akşamı hükmündeymiş.\nHz. Âdem bu günde doğmuş ve bu günde kıyamet kopacakmış.\nMüslümanların toplu ibadet günü olan bu gün, sanki bayram öncesidir.\nİşçiler, öğrenciler ve memurlar sevinç içindedir.\nÇünkü bir gün sonra tatile erilecek ve bir oh çekilecektir.\nBu sevinç içinde Cuma da bitivermiş ve Cumartesiye geçilmiştir.\n\nBugün haftanın altıncı günü.\nAdına denmiş Cumartesi.\nCumartesi, haftanın yatsısı hükmündeymiş.\nMusevîler bu günü tatil sayarlarmış.\nBu gün, öğrenciler için sanki okul bitmiş, bir daha hiç okula gidilmeyecek gibidir. Rahat rahat uyuyabileceklerdir.\nEsnaf ve işçiler ise sadece yarım gün çalışacaklardır. Ondan sonra onlar da rahat edeceklerdir.\nİşte öğle vakti geldi, dükkanlar kapandı ve tatil başladı.\nÖğleden sonra dostlar ve komşular ziyaret edilecek veya evde dizi izlenecek veyahut çayhaneye gidilecektir.\nBöylece bir yarı tatil de sona erecek ve iş ve okul korkusundan uzak, Pazara geçilecektir.\n\nBugün haftanın yedinci günü.\nAdına denmiş Pazar.\nPazar, haftanın seheri hükmündeymiş.\nBu gün, Hristiyanların tatil ve ibadet günüymüş.\nBu günün başında iş ve okul kaygısı yokmuş. Her yer sakin olurmuş. \nAma öğle ve ikindiden sonra Pazartesinin sıkıntısı başlarmış.\nSonunda yarısı cennet yarısı cehennem olan bu gün de, iş ve okula soğunmuş halde bitivermiş.\nVe korkulu, hem sendromlu gün Pazartesi tekrar gelmiş çatmış! \n\nİşsizler ve emekliler ve küçük çocuklar için (çocukların yuvaya verilmesi ve emeklilerin biraz yalnızlığa uğraması ve işsizlerin iş araması dışında)  bütün günler birmiş.\nAma işçiler ve öğrenciler sorarlarmış: Allah sanki Pazartesiyi niye yaratmış? \nAllah da Elçisiyle cevap göndermiş: Hafta sonundaki cennet hükmünde olan tatil gününü kazansınlar diye...\n\nBerlin, 6 Nisan 2012.\n*\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haftanın Günleri",
        "poet": "Ömer Hayyam",
        "poem": "\n\nBilir misin yüceler yücesi tanrı\nŞarap ne zaman coşturur içenleri? \nPazar, pazartesi, salı, çarşambe, perşembe, \nBir de cuma, cumartesi günleri....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haftanın şıkı",
        "poet": "Serhat Debboğlu",
        "poem": "\n\nBu haftanın şıkı oldu gece,\nBoynunda altın sarısı bir madalyon \n70 lerin modasını taşıyan göğsüne kadar inmiş,\nSimleri hale yüzünde parlarken \no tebessümü görülmeğe değer,\nDeniz modeli etek giymiş ve dalgalı\nLacivert bluzla uyumlu\nKumsal tonunda ayakkabıları madalyonu tamamlamış \nİlhamsever esmer geceye yüz puan veriyoruz...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haftanın Şairi Fahri Bulut Rızazade.",
        "poet": "Fahri Bulut",
        "poem": "\n\nHAFTANIN ŞAİRİ FAHRİ BULUT RIZAZADE\nSaygı değer şairler dünyası grubu yöneticileri dostlarım, iki hafta üst üste üç şiirimi haftanın şiirleri, beni de haftanın şairi seçmişlerdir.\nBaşta beni onura eden yöneticiler ile tüm şair dostlarıma, yürek sıcaklığında sevgi ve saygılarımı yollar, \nHayırlı bayramlar da buluşmak dileklerimin, kabulünü rica ederim...\nFahri Bulut Rızazade\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haftanın Her Günü Güzeldir",
        "poet": "Döner Özeke",
        "poem": "\n\nPazartesi sendromuna kapılma\nSalı sallanırmış deyip aldanma \nÇarşamba çarşafa dolanmaz kanma \nPerşembe perişan etmez adamı \nCuma minarelerden dinle ezanı \nCumartesi çoluk çocuk merhaba \nPazar günü tatildesin sakın  unutma \n\n                             DÖNER ÖZEKE \n                                24.02. 2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haftasonu",
        "poet": "İbrahim Yalvaç",
        "poem": "\n\nCumartesi ve Pazar\nBu mübarek günlerde\nTüm ehl-i kudüs gibi\nTanrıya dönmem lazım\nÇün' kapalı oluyor\nDinimin seccadesi   kasım 04\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku",
        "poet": "Aydan Seylan",
        "poem": "\n\nyaz yağmurunda \nsevgililer el ele- \nebemkuşağı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku 484",
        "poet": "Ahmet Aksoy 2",
        "poem": "\n\nnefes almak zor\nbu temmuz sıcağında -\nbir ölü kedi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku 486",
        "poet": "Ahmet Aksoy 2",
        "poem": "\n\nbir kedi ölür\nkaranlık bir bodrumda\nkimin umrunda?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku 467",
        "poet": "Ahmet Aksoy 2",
        "poem": "\n\nyemek kavgası\nserçeler ve güvercin\nbitmeyen telaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku 487",
        "poet": "Ahmet Aksoy 2",
        "poem": "\n\nbir çiçek açar\nyağmur bastırır birden\nsusar kuşlar da\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku 494",
        "poet": "Ahmet Aksoy 2",
        "poem": "\n\nbegonvil kokar\nburgazada dört bir yan -\nne çok kedi var! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku - 3",
        "poet": "Metin Soydeveli",
        "poem": "\n\nKabarmış taşar\nmayalanmış mutluluk\nsığmaz kabına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku - 11",
        "poet": "Metin Soydeveli",
        "poem": "\n\nNe ki hiç, hep, yok! \nSenin yokluğun acı\nne ki acı; hiç!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku 520",
        "poet": "Ahmet Aksoy 2",
        "poem": "\n\nyayılmış yere\nağustosun sıcağı -\nbir miskin kedi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku 522",
        "poet": "Ahmet Aksoy 2",
        "poem": "\n\nyeşil sarmaşık\nbahçe çitinde örgü -\nbir ters -  bir düz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku 523",
        "poet": "Ahmet Aksoy 2",
        "poem": "\n\nuzanır kedi\ntahta bahçe sırası -\ndeğme keyfine!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku 525",
        "poet": "Ahmet Aksoy 2",
        "poem": "\n\nerken yapraklar\nbaşlıyor sararmaya\neylül gelmeden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku 537",
        "poet": "Ahmet Aksoy 2",
        "poem": "\n\neylül geldi ya -\nbildiğin gibi değil\nher yer yemyeşil\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku...Ay dede",
        "poet": "Arap Kurt",
        "poem": "\n\ngece gökyüzü\nyıldız motifli yorgan\nuyur ay dede\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku...Ceylan",
        "poet": "Arap Kurt",
        "poem": "\n\ney ürkek ceylan\nkorku mu biriktirdin? \nkirpiklerine\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku...Çivi",
        "poet": "Arap Kurt",
        "poem": "\n\nyıllanmış korku\naklımın köşesinde\nbir paslı çivi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku...Elveda",
        "poet": "Arap Kurt",
        "poem": "\n\nayrılık vakti\nparmak ucu sızlanır\nel veda taşır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku...Ağaç kovuğu",
        "poet": "Arap Kurt",
        "poem": "\n\nağaç kovuğu\nhiçlik,döllenmiş rahim\nteşbihe bakın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku...endişe",
        "poet": "Arap Kurt",
        "poem": "\n\nacaba ayaz\nüşütür mü yıldızı\nyersiz endişe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku...Anadolu",
        "poet": "Arap Kurt",
        "poem": "\n\nhüznün tuz gölü \ngözlerin kara deniz \nsen Anadolu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku...çelik çomak",
        "poet": "Arap Kurt",
        "poem": "\n\nkeyif verirdi\nçelik çomak oynarken\nağaç kavgası\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku...günbatımı",
        "poet": "Arap Kurt",
        "poem": "\n\n1.\n\nher gün batımı \nkanadında kuşların\nyorgun döner aşk\n\n2.\n\nher gün bir anı'n\ngelip çalar kapımı\nkimse yok derim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku II",
        "poet": "Aydan Seylan",
        "poem": "\n\nkuş korkuluğuna \nçarpar acemi serçe- \nyerde kuş tüyü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Paslı çiviler",
        "poet": "Arap Kurt",
        "poem": "\n\nince beline\nsımsıkı sarılmıştı\nbir ilkbaharda\n\nbahçe çitine\ngençliğini vermişti\ngül hatırına\n\nhikayesinden\nayrılmak istemeyen\npaslı çiviler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Jisei...güne düşen kelebek",
        "poet": "Arap Kurt",
        "poem": "\n\nmerhabalaşıp\nardından zevkli veda\nölümüne dans\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku Zinciri-6-9 zincir 573",
        "poet": "Ahmet Aksoy 2",
        "poem": "\n\nEylül şarkısı\neski bir hüznü sorar\ninleyen neyle (ahmet aksoy 14.09.2014 00.26)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku- yaz üzerine",
        "poet": "Aydan Seylan",
        "poem": "\n\nI \n\nyaz sabahında- \nanne, baba ve çocuk \npiknik yapıyor \n\nII \n\nyaz akşamında, \nyağar yağmur aniden- \nşebnem yaprakta... \n\nyaz yağmurunda, \nsevgililer elele- \nebem kuşağı \n\nIII \n\nyaz gecesinde- \nyanıp söner rengarenk- \nateş böceği.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku- Kuş korkuluğu",
        "poet": "Aydan Seylan",
        "poem": "\n\nkuş korkuluğu \nbekler durur bahçeyi- \nyorgun savaşçı \n\nKuş korkuluğu- \nÇocukluk arkadaşı \nÖnder Ata'nın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku...Serçe sarayı",
        "poet": "Arap Kurt",
        "poem": "\n\ndüğün var gibi\nserçenin sarayında\nmutluluk sesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Senryu...tek kişilik koro",
        "poet": "Arap Kurt",
        "poem": "\n\nkasım ısındı\nbüyük bir sinek geldi\nkonser verecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hain",
        "poet": "Ahmet Kürşat Göktürk",
        "poem": "\n\nGözyaşlarım bana ihanet ettiler\nSonuna kadar gidecektik\nDaha gençliğimin baharında\nBeni terk ettiler…!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hain",
        "poet": "Muhittin Ekrem",
        "poem": "\n\nkahpe hainden şehit olmaz ve ancak ırkı ittir\nTürk hain değil ve hain böyle kandan şahsiyettir \nTürk ölümden korkmuyor her şanlı Türkün çeşmi pektir\n(şehit) Türke kabristanda cennettir ve makber bir ipektir.\n\n(4.failatün)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hain ",
        "poet": "Habib Karasakallı",
        "poem": "\n\nYurdunu aydınlatan ışığa kurşun sıkar\nYemek yediği kaba, kaşığa kurşun sıkar\nDört bir yanı düşmanken düşmanına sıkmaz da\nÖz yurdunda, yurduna aşığa kurşun sıkar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hain Dünya",
        "poet": "Abbas Paksoy",
        "poem": "\n\nHain Dünya \nDünya yalpalıyon, olmuşsun sersem.\nYalan söylersin, birkaç soru sorsam.\nYıkayıp da, temiz cebime koysam.\nPisliğin dağılır gider, dünya.\n\n\tTüm kâinleri, koynunda beslersin.\n\tKimini azdırır, kimini uslarsın.\n\tKimini soyar, kimini süslersin.\n\tSenin işin, belli olmuyor, dünya.\n\nÂlemden bıkana, sende küsersin.\nNimetin vermez, yüzün asarsın.\nSorusuna, cevap vermez kızarsın.\nSenden, asla dost olmaz imiş, dünya.\n\n\tİnsanlar, hep seni karıştırırlar.\n\tOğullar, dedeye soruştururlar.\n\tSeni, birbirine bölüştürürler.\n\tGarip sırrın, çözülemiyor dünya.\n\nSeni dövene, nimeti verirsin.\nPaksoy’umu da, geriden görürsün.\nBeni, kim bu diye, kime sorarsın.\nSendin bana, bana gel diyen, dünya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hain Felsefe",
        "poet": "Aytaç Öztürk",
        "poem": "\n\nnezaket kuyusuna hapsettim kendimi\ndostluğa mertliğe adanmış yosunum\nsuyun içinde suya hasretim\nönce ruh yaratılmış sonra günah\nönce ruh serpilmiş sonra günah\nama önce günah isyan etmiş\nyosunum isyankarım yeşilim yalnızım\nruhsuzum günahkarım sesim kısık\nyabancıyım ve asiyim tanrıya\nkusursuz bir yosunum dipteyim\nnezaket kuyusuna hapsettim kendimi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hain Bir Pusu",
        "poet": "Niğmetullah Uçar",
        "poem": "\n\nHAİN BİR PUSU\n\nAsker araçlarla dağda gezerken\nGizlenilmiş yerden gözetleniyor\nSaat sıfır iki birlik geçerken\nKöprüye sabotaj düzenleniyor\n\nYine Hakkari’de hain bir pusu\nOn iki Mehmetçik şehit olmuştur\nMateme boğdular bütün ulusu\nVatan hainleri yine vurmuştur\n\nBu akan kanların sorumlusu kim\nSiyasi irade cevap bulmalı\nBaskına uğradı Dağlıca’da tim\nTedbir almayanlar sorgulanmalı\n\nÖzel harekatı dağıtan güçler\nAcaba diyorum neden yaptılar\nMeydanı boş buldu bu teröristler\nSeven gönüllere acı kattılar\n\nTerörün kökünü kurutmak için\nDış bağlantıları kesilmeliydi\nAmerika ile şer Barzani’nin\nBarındığı yere girilmeliydi\n\nYa sev ya terk et der vatan sevenler\nBu söz devletimin bekası için\nTerör örgütünü destekleyenler\nSevgiyi vatanı nereden bilsin\n\nYürekler yanarken içten gülenler\nElbette gün gelip hesap verecek \nAsker kurşunuyla dağda ölenler\nOtuz ikilere çok eklenecek\n\nHainler geberir şehitler yaşar\nGönlümüzdesiniz şanlı yiğitler\nElbette bu millet güçlüğü aşar\nYok olmaya mahkum o parazitler\n\nTümü ölse bile bir şehidime\nKarşılık değildir o köpeklerin\nCan feda edilir memleketime\nBizler bekçisiyiz bu kutsal yerin\n\n                      Niğmetullah UÇAR\n                            Antalya\n                                 21.10.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hain Kar Hain Kış",
        "poet": "Sefa Sürücü",
        "poem": "\n\nBir kış günü,hava sert ve soğuktu\n Neredeyse kan ağlayacaktı göz pınarlarım\n Nefesim çıkmayacak kadar sesim boğuktu\n Bu saatlerde yol alıyordu ayaklarım\n Bakışlarım koyu bir ahenkti\n Tıpkı yanar yanar tutuşur nidasıyla\n Gölgeler donuk,karamsar renkti\n Kış mevsimi,kış havasıyla\n Yer çöküktü,toprak kayıyordu karla\n Kimileri efkar dağıtıyordu sazla,neyle,kavalla\n Bir sığınacak dal ister gibiydi köpekler\n Vicdanım haykırıyordu: Nerede insaniyetim\n Soğuk döşekler üstüne oturuyordu kimsesizler\n Bir yazı tura atsak da ben kaybetseydim\n Kış mevsimi,bir hırçın soğuk yakalayıverdi\n Gülmeye devam ediyordu hain kar\n Gönlüm bu kışta bir şeye erdi \n O da beni benden alan bir efkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hain",
        "poet": "Hüseyin Fatih Gizer",
        "poem": "\n\nKalbim bana yine ihanet ettin\nGözlerim de suç ortağın\nHer seferinde beni üzüyorsun\nBunu bana neden yapıyorsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hain Fetoşa Hicviye",
        "poet": "Ali Murtaza Kaya",
        "poem": "\n\nyaşamayan islamı girer mi cennete,\nyüz çevirdin kurana ve sünnete\naştın edebini reva mı ümmete,\ndiyalog batağında figan edersin\n\ndostun mu israil, amerika vatanın,\nbozulmuş incil, tevrat mı kitabın,\ngel biraz dürüst ol var mı imanın,\npapazla hahamı mihman edersin\n\nmavi marmarada duyduk sesini,\ntutamadın dokuz şehidin yasını,\nkalbindeki batı aşkının pasını,\nsöylemezsin de pinhan edersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hain düşman bölerken-uyuyana yuh olsun Kötülük düşünenin-içi ateşle dolsun",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\n30 bin kişi öldü-ya Polis ya Mehmetçik\nAnne baba çoçuğun-yüzlerinde çıktı tik\nHain sıkıntı verdi-hem Türk’e hem vatana\nKıydılar öldürdüler-görün binlerce cana\nHain düşman bölerken-uyuyana yuh olsun\nKötülük düşünenin-içi ateşle dolsun\nYıllarca kan gözyaşı-ihanet ve ihanet\nSizi affetmeyecek-gerçekten aziz millet\nTükürükle boğacak-gençlerimiz sizleri\nDurmayın vatanımda-gidin yurdumdan geri\nHain düşman bölerken-uyuyana yuh olsun\nKötülük düşünenin-içi ateşle dolsun\nCellat Eşkiyabaşı-demeçleri veriyor\nŞerefsiz sevindikçe-insanımı geriyor\nBeş Yıldızlı Otel mi-Bize söyleyin ora\nYarasa konuştukça-düşüyoruz hep dara\nHain düşman bölerken-uyuyana yuh olsun\nKötülük düşünenin-içi ateşle dolsun\nKim bunu önleyecek-yok mu yiğit kahraman\nBoğazını sıkarak-ona dedirtsin aman\nNerde böyle hürriyet-var mı dünyada eşi\nHer şey orda bedava-üzer anne kardeşi\nHain düşman bölerken-uyuyana yuh olsun\nKötülük düşünenin-içi ateşle dolsun\nYazdığım dilekçedir-beni de koy içeri\nTelevizyonum olsun-almalıyım haberi\nDemeçleri vereyim-gelsin pirzola köfte\nYanımdan rüzgar geçse-yazılmalı reçete\nHain düşman bölerken-uyuyana yuh olsun\nKötülük düşünenin-içi ateşle dolsun\nAleme rezil olduk- gülmekteler bizlere\nGazim ve ailesi-bakmaktadır yere\nTaviz üstüne taviz-bu canları mahveder\nYok mu bizi anlayan-öldürmektedir keder\nHain düşman bölerken-uyuyana yuh olsun\nKötülük düşünenin-içi ateşle dolsun\nKimlerden korkarsınız-millet size oy verdi\nTek başına iktidar-yüzde otuz rey verdi\nYapamazsanız deyin- bilin bulunur yapan\nKonuşturmayın yeter-ağzına vurun kapan\nHain düşman bölerken-uyuyana yuh olsun\nKötülük düşünenin-içi ateşle dolsun\nMemleketi sevenler- birleştir ellerini\nMeydana çağırırım-ortaya koyun teni\nAman verme İblise-vur yumruğu patlattır\nLeşi burda kalmasın-orta yerden çatlattır\nHain düşman bölerken-uyuyana yuh olsun\nKötülük düşünenin-içi ateşle dolsun\nBir yetkili aranır-bakan hakim ve savcı\nOnlar görev yapmazsa-durum gerçekten acı\nNamusa göz dikildi-kimler bir kez dikmişse\nKafasını kopartın-dikkat edin bu sese\nHain düşman bölerken-uyuyana yuh olsun\nKötülük düşünenin-içi ateşle dolsun\nHıyanet karşısında-durma sesini yükselt\nYazdığım dörtlüklerim-hep gençlerime davet\nToprak elden gidiyor-kayıyar da kayıyar\nYağmur selden vazgeçtik-hain bizi bayıyar\nHain düşman bölerken-uyuyana yuh olsun\nKötülük düşünenin-içi ateşle dolsun\nSiz kimden yanasınız-teröristten bizden mi\nO rengini belli et-kinleriniz yüzden mi\nTv ile gazete-yazıyor sayfa sayfa\nVerin onlara ceza-biraz bakın etrafa\nHain düşman bölerken-uyuyana yuh olsun\nKötülük düşünenin-içi ateşle dolsun\nAffet bizi Ata’mız-senin emanetine\nHiç sahip çıkamadık-ne canlara ne dine\nŞair Hasan seslenir-yazık oluyor yazık\nDöneklere batmalı-hemen yağlı bir kazık\nHain düşman bölerken-uyuyana yuh olsun\nKötülük düşünenin-içi ateşle dolsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "***Hain Gurbet",
        "poet": "İsmail Tıkıroğlu",
        "poem": "\n\nSana tutsak duygumu, gömdüm artık döşüme\nBağrımı harman yaptın, savurdun hain gurbet\nVolkan olup çağlarken, kar yağdırdın düşüme\nÇölde kızgın kum gibi, kavurdun hain gurbet \n\nDuvarda tüm takvimler, yerinde sarardılar\nHer mevsimde, her yaprak, vuslatı arardılar\nGecem aydan saklandı, gündüzler karardılar\nGünlerim hep zindana, çevirdin hain gurbet\n\nHayal kurdum gecemde, masalımda perimsin\nDerman diler her yanım, takatimsin ferimsin\nBağrımda nöbet tutan, sen uslanmaz çerimsim \nGönlüm burçlu kuleydi, devirdin hain gurbet\n\nUmudum oldu gözün, kabuk tutarken yaram\nYeni baştan tutuştu, bağrımdaki aşk çıram\nÇilem bitti vuslata geldi derken tam sıram\nSana gülmek yok deyip kıvırdın hain gurbet\n\nBir kez olsun azat et, prangamı çöz desem\nGönlümdeki ateşten, yâre giden köz desem\nTıkır nefes aldıkça, ahretliksin söz desem\nMenzil yapsam sılayı, kovardın hain gurbet\nYâd ellere pervasız,  savardın hain gurbet\n\n04 /06 /2010\nSoma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hain Mağdur ve Kahraman",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nönce vatanı sevip \nsonra ihanet edenlere \nhain \nönce kandırılıp \nsonra pişmanlık duyanlara \nmağdur \nhiç kandırılmayıp \nhep bu vatanı savunanlar \nkahramandı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiku 555",
        "poet": "Ahmet Aksoy 2",
        "poem": "\n\ndönüşe hazır\nkırlangıç alayları -\nveda partisi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haine",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nİçimiz kan ağlıyor, duyduk yine şehit var,\nDört yanda yas tutacak, yine ana babalar.\nİhanetin bedeli, ödenir bir gün elbet,\nBekle o gün gelecek, nankör, hain, günahkâr.\n\n18 Temmuz 2011-Pazartesi/İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hain kurt ile Kırmızı başlıklı kız",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nGünümüzde hain kurtlar türedi,\nKırmızı başlıklı kızı yiyecek.\nTutup karnını doyurmak muradı,\nKırmızı başlıklı kızı yiyecek.\n\nKız nereye gidiyor diye gütmüş,\nGelirken saklıca peşinden gitmiş.\nÇalıların ardından takip etmiş,\nKırmızı başlıklı kızı yiyecek.\n\nKurt bu kıza iyice gıcıklanmış,\nUna belenip vücudu aklanmış.\nNinesinin yatağına saklanmış,\nKırmızı başlıklı kızı yiyecek.\n\nKızcağız yemek götüreyim diyor,\nNineye yemek bırakıp gidiyor.\nAklınca bu kıza oyun ediyor,\nKırmızı başlıklı kızı yiyecek.\n\nYusuf gibi her insana inanma,\nHer gördüğünü asla dostum sanma.\nKurda aldanıp sakın ola kanma,\nKırmızı başlıklı kızı yiyecek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hain Şubat",
        "poet": "Remzi Zengin",
        "poem": "\n\nAyrılık veriyor firkat\nDizimde kalmadı takat\nŞu benim talihime bak\nYirmidokuz çekti şubat\n\nKötünün yanında yokuz\nZalime atılan okuz\nSıladan ayrıldım diye\nŞubat çekti yirmidokuz\n\nAyrılık canıma yetti\nGördün mü bak felek netti\nBen gurbete çıktım diye\nŞubat yirmidokuz çekti\n\n          (13 şubat 1972) \n     (Bahçelievler/Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâinin de Destanı Var...",
        "poet": "Ulvi Ziya",
        "poem": "\n\nDünyâ; ömrün salıncağı, hayâtın bostanıdır...\nSevgilerin coştuğu yer, tutku gülistanıdır...\nArada barbarlar var, bozar, dirliği, düzeni; \nMerdin çirkin saydığı hal, nâmerdin destanıdır...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haindir Geceleri İzmir'in",
        "poet": "Ayşe Tural",
        "poem": "\n\nHaindir geceleri İzmir'in\nBuğulu akşamları\nDeniz kokar\nTuz kokar\nGökte dolunay\nKışkırtır duyguları\nTepeden tırnağa KADIN  olurum...\nBir kadın olurum aşka çağrılı\nBedenim sarhoş\nSevdaya tutulmuş yüreğim\nÇırpınır durur...\n\nHaindir geceleri İzmir'in\nGöz açıkken\nDüşler gördürür adama\nBüyülü sabahlarına uyanamam...\n\nŞarkılar yükselir kuytulardan\nDelicesine, sevdalı\nÖylesine haindir ki geceler\nYasak aşklar\nKapıda nöbette....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hain pusu",
        "poet": "Mustafa Üst",
        "poem": "\n\ngökyüzü şaşkın bir insan gibiydi.\npürdikkat bizi seyrediyordu.\nhüzünlüydü.gözleri doldu.ağlamadı.\nyorgunduk.soğuktu.ağlarsa ıslanırdık.\n\nsilahlar çoktan ateşlendi.\nhain bir pusuydu bu.\ngökyüzü şaşırmıştı.\ncanların gidesi geldigi andı.\nherkez tereddütsüz haykırdı itiraflarını.\nkimi ben hainim dedi.\nkimi nişanlım.kimi vatanım dedi.\n\nay geceyi terk etmişti.\nkaranlıkta daglar bir haini saklamıştı.\nkimimiz nişanlı,kimimiz kimsesizdi.\nsilahlar haince ateşlendi.\naz sonra haber geldi.\ngonca gül açmamıştı.solmuştu.\nbir asker şehit olmuştu.\nkimse bizimle savaşmamıştı.\ngökyüzü çok şaşırmıştı.\ngözleri dolmuş aglayamamıştı.\nbu haince bir pusuydu.\n\nyollar kesildi.mermiler dagları dövdü.\nbirileri gerilla dedi haine hiç sıkılmadan.\nbir asker şehit oldu hiç savaşmadan.\n\nnasıl aglamasın gökyüzü agladı.\no da diğerleri gibi mahsumdu.\nmertti ataları gibi.savaşacaktı.\ner meydanı boştu.savaşacak yoktu.\n\nannesinin rüyasına gelmişti.\nel öpüp helalleşmişti.\ngururluydu dikti başı \nonundu bayrak alamazdı bir başkası.\n\ngonca güller bir bir soldu.\nsilahlar askıya alındı.\nmahsum ruhu yükseldi şehidin.\nbin mehmetçik belirdi yerine.\ngökyüzünü teselli etmeye\n\nbayrak dalgalandı.vatan gururlandı.\ngökyüzü sustu.ay gülümsedi.\nmehmetçik var oldukça\nbiliyorduk güneşte dogacaktı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haini Affettim",
        "poet": "Ali Taşkıran",
        "poem": "\n\nAllah insana şefkati ve merhameti doğuştan versin, sonradan olmuyor. Sen melek olmuşsun neye yarar ki.! Bazı insanlar, en küçük bir olumsuzluk yaşadıklarında, birden bire ve biz hiç anlamadan hayat akışı yolumuza çıkıyor ve vicdanları hiç sızlamadan bize kötülük yapabiliyor; asıl suçun nerde, kimde olduğunu hiç düşünmeden, araştırıp öğrenmeden. Bu basitlik ve acizlik içinde yapılanlar, maalesef dünyamızı karartıyor. Yaşamın ne anlamı kalıyor ne de şevki. İnsan, bunu, bir türlü içine sindiremiyor. Haksızlığa uğramak ne kötü bir şeymiş ya rabbim! Mahsumiyetin mazlumiyeti yakarken içini; uzanmazsa bir el, arayıp sormazsa bir dost, çekip gitmek istersin ama nereye. Bir süre sonra gitmenin çözüm olmadığını görürsün. Artık haksızlığa bir çare ararsın. Sonunda bir gün içindeki zehiri atmanın affetmek olduğunu öğrenirsin. Bu tecrübe en büyük ders olur sana. Hayat böyledir işte! İpte yürürken düşürürler ya da düşersin bazen, çıkıp tekrar ipte yürüyebilmelisin; iyi bir ip cambazı olabilmek için. Yaşam sirkinin bunu her zaman senden istediğini sakın unutma! Yaptıklarından belki pişman olmuştur deyip, af edersin hain düşmanı, çünkü arkadaş, dost olmaktan başka bir yol yok. Dost, dosta gerek biliyorum. Dostunu iyi seç; düşman bizi istemesek de gelip buluyor zaten. Herkesin canı sağ olsun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hain Saltanatın Düzeni Para",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nAna, Baba, kardeş sever çıkara,\nNe yapsın neylesin garip fukara,\nKarışmış ayrılmaz ak ile kara,\nHain saltanatın düzeni para.\n\nBazı şeyler olmaz derler parayla,\nKurtulmaz garipler gezer yarayla,\nNe yazık dünyanın düzeni böyle,\nGüldürür herkesin yüzünü para.\n\nBazende şer olur şer ile gezer,\nTek bildiğim sonradan görmeler azar,\nVarlığında hoştur yok ise üzer,\nFakir fukarının hüzünü para.\n\nGöklerde uçurur zengine kanat,\nOlurmu parasız saltanat sanat,\nFakire uzaktır bir hayli inat,\nHainlerin ferman yazanı para.\n\nVarlığın dostlukta uzun ömürdür,\nÇok olursa sende sözün emirdir,\nYok ise yoksulun yolu çamurdur,\nBu cümle alemin düzeni para.\n\nGerçek yaşam gerçek hayat sözlüğü,\nYoktur bizde bizi üzer azlığı,\nKıştan uzak tutar zengin yazlığı,\nZenginin peşinde gezeni para.\n\nVeysel der ki; Veremedim anlamı,\nYoktur bizde alamadık önlemi,\nNede olsa hoş tutarım gönlümü,\nDoymazın kör etmiş gözünü para.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hainler",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nEy bu cennet vatana kasteden hain alçaklar,\nEcdadın kemikleri sızlar, toprakta nasıl yatar,\nDerim şehitler vatanı bunun içinmi kurtardılar,\nEy bu cennet vatana kasteden hain alçaklar.\n\nİstediğiniz kadar hainlik yapın bize sökmez,\nDuyun Allah yolunda yol alanlar tökezlemez,\nSevenin kâlbinde vatan sevgisi bölünemez,\nEy bu cennet vatana kasteden hain alçaklar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hain Olan Renk Vermez",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nDostunu tanımayan, ihaneti beklemez,\nGüçlü olmadan asla, hain ihanet etmez,\nHain senden görünür, seninle ilgisi yok,\nDelilin olmadıkça, hain olan renk vermez.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hainler Dinleyin",
        "poet": "Mine Erdoğan Dal",
        "poem": "\n\nAllah korkusunun olduğu yerde\nİmandan vatana maya eklenir\nVatan sevgisinden nakıs kalplerde\nVatana ihanet her an beklenir\n\nBiz bu güne vatan aşkıyla geldik\nVatan sevdasını imandan bildik\nBayrak gölgesinde huzura daldık\nVatan aşkı varsa can yüreklenir\n\nSözüm size yurdu peşkeş çekenler\nTürklük ikbaline kurşun sıkanlar\nFarkında olmadan iman yıkanlar\nMünafıklık günahtır ey sütü bozuklar.\n\nçok sözüm var söyleyecek kağıtlarda az geldi\nBu vatanı severiz korku bize vız geldi\nHepimiz kardeşiz diyen türküler dile geldi.\nÜç kıtaya hükmettik bumu size zor geldi.\n\n19-03-2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hainler öğretmen kaçırmış bir de",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nTuncelide kara yolunu kesip,\nHainler öğretmen kaçırmış bir de.\nSilahlar ile otobüsü basıp,\nHainler öğretmen kaçırmış bir de.\n\nBunların yüzlerini iyi tanı,\nOkul görseler sıkılıyor canı.\nBunlar eğitim öğretim düşmanı,\nHainler öğretmen kaçırmış bir de.\n\nAramıza nifak sokan bunlardır,\nÇocuklara kurşun sıkan bunlardır.\nOkulları yakıp yıkan bunlardır,\nHainler öğretmen kaçırmış bir de.\n\nYeter artık yaptığınız bana bak,\nOlaylar canımıza tak etti tak.\nGörev yapan öğretmenin suçu yok,\nHainler öğretmen kaçırmış bir de.\n\nYusuf öğretmene saygı bu mudur hani? \nBir öğretmen okutmadı mı seni? \nBırakın kaçırılan öğretmeni,\nHainler öğretmen kaçırmış bir de.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hainlik Ne Ki...? ? ?",
        "poet": "Hüseyin Kırkgeçit",
        "poem": "\n\nben dertlerimi sevdim derdim olmasın diye\nben sevgimi sevdim sevmeyi unutmayayım diye\nhasretime özlem duydum hasretlik çekmeyeyim diye\ndost oldum yabancılığıma hainlik ne ki\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak 1",
        "poet": "Cengiz Süslü",
        "poem": "\n\n'O' yüce Adalet-ki herseyi dengeledi\nKıble bil dediğine,İblisten de pay verdi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haiti Depremi Üzerine",
        "poet": "Feyzi Kanra",
        "poem": "\n\nHayalleri yıkıldı\nHayallerin başına\nGökyüzü şahit oldu\nGözlerinin yaşına.\n\nAmerika kıt'ası\nKuzey güney arası\nTenlerinin karası\nKapkara oldu düştü\nİnsanlığın başına.\n\nNe din sorar ne millet,\nAdı elbet felaket.\nHükmü veren adalet,\nSuçumuz pek çok bizim,\nNe olur bizi affet.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hainler Tuzağı",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nYahudi oturur, Türk çadırında\nEğitim sistemi, Darvin yolunda\nSiyonist’in işi, yok hatırında\nHainler tuzağı, Türk’ün kolunda\n\n03.03.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hainlik Yapanın",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nYüreklerde kanar, onun ateşi\nGönülleri yakar, hakkın güneşi\nİhanetin olmaz, artık tek eşi\nDüşmanı bilmeyen, nankör başı sen\n\nBir elinde yuro, diğeri dolar\nHainin tüm rengi, birgünde solar\nDünyanı sattın mı, inancın boğar\nVatana ihanet yapıyorsun sen\n\nSebepsiz kuş uçmaz, ermenimisin\nÖzür dileyensin, hainimizsin\nGeçmişi bilmeyen, tarihsizmisin\nVatana ihanet ediyorsun sen\n\nKaranlık gecenin olur sabahı\nMazlum olanların, tutar son ahı\nŞu ana inanma, biter refahı\nHainlik yapanın, başımısın sen\nBahattin Tonbul\n7.5.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak",
        "poet": "Gülsen Gönenç",
        "poem": "\n\nBoşuna hak arama! \nHak sende, haksızlık yerde.\n\nTüm haksızlıklara karşı koyabilirsin ama\nAşk'a gelince dur orada! \n\nAşkta adalet olsa aşk olmazdı be güzelim.\nBunu da bilmiyorsun ya, aşkolsun sana!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hainlere * İkaz",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nŞehitlerimizin kanı \nkalmayacak yerde \nal bayrağımız ebediyen \ndalgalanacak göklerde \niç ve dış hainler yok olacak \nelbet cezalarını bulacak \nzafer yine vatan,din için kanını \nakıtanların olacak \nhain satılmışlar \niçimize girmiş \ndost görünürler \nne kitap,ne din bilirler \nvampir gibi kanımızı içerler \nAmerika'ya da bu millet \nbüyük ders verecekler \nbizden tokat yemeyen \nbir Amerika kaldı \nen büyük din vatan düşmanı \nkalleş Amerika \nbu belayı başımıza o saldı \nbirlik beraberlik içindeyiz \nonunda sonunda dersini \nunutamayacağı biçimde\nmilletimiz elbet verecek\n\n30.10.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak",
        "poet": "Selim Gül",
        "poem": "\n\nNe olur bir kere bak gözlerime\nGönlümün gözlerinde\nBir nazar hakkı vardır\nDudak bükme ne olur\nKulak ver sözlerime\nİdamlıkların bile\nSon bir söz hakkı vardır\n\nAnkara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haji  babaa",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nHaji babaa\n\nHacı baba bastonunun sapı Gümüş\nhacı baba bu ne iş\n\nhayra değil bu gidiş\nSakonun yakası saten\nevvel ahır şıktın zaten\n\nevin şen ruhun şen\nbağın bahçen gülşen\nhayır mı gördüğün düş\ndüş yakamdan düş hacı\n\nsen beni bastonunla döversin\nel alemin ortasında kırıp gururumu\nbaşkalarını översin\n\nne topsun ne tüfeksin\nolsan olsan bir eski paslı Lüversin\n\nbak kıyamet kopacakmış\nsenin gözün onda bunda\nlayığını buldun sonunda\nbu ne tavır bu ne eda\n\nson kez elveda demişken sana\ngörünme yeter g/özüme\ndüş yakamdan düş\n\nBastonunun sapı gümüş\nhacı babaa\n\nREP ŞARKI SÖZÜ\n\nY E N İ ****Ç I K TI FIRINDAN...Ya huuuu bi rahat ver! teldolap\n\nYüksel Nimet Apel\n\n24/Temmuz/2014/Perşembe/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak",
        "poet": "Ferdi Ak",
        "poem": "\n\nBir cin çıkmış adamın karşısına\nÜç tane sevme hakkı vermiş\nAdam üç hakkınıda aynı kızda kullanmış\n\nBir cin çıkmış kızın karşısına\nÜç tane reddetme hakkı vermiş\nKız üç hakkınıda aynı adamda kullanmış\n\nDemekki ortada bir hak yok,\nHaksızlık var.\n\n23 Ocak 2008 Çarşamba\nSaat: 11:05\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak",
        "poet": "Kağan İşçen ",
        "poem": "\n\nsokak sokak çocuk\nev ev hayat\nyırtık pantolonumda simit parçası\n\nşarkıyla beslenmek\ngöz gözü görmez\nbeklemek şaşkın aptal\ntozu dumana katarak\nasla sözünden dönmez\n\ntelaş telaş gençlik\nmeydan meydan militan\nölümsüzlük tutanağımda\niki satır derinlik\n\n'hak alınır verilmez'\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak...",
        "poet": "Bojidar Çipof",
        "poem": "\n\nHâlâ “Hak sahibiyim” zannedebilirsin! \n\nOysaki; artık “HAKKIN” olmayabilir…\n\nOysaki; artık “HAK” etmiyorsundur…\n\n(Bojidar Çipof   25 Ekim 2014 Yeşilköy)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Alır",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nSeven anılara gizlenir kalır\nO tarih olsada, yine yol alır\nGeçmiş mazi olmuş, ölüm can alır\nBeden toprak olsa, elde ne kalır\nZannetme rüyayı, gören hak alır\nBahattin Tonbul\n4.5.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Din Papaz Elinde…",
        "poet": "Hasan Gölgelice",
        "poem": "\n\nHristiyanlık dini isyan çığlığı idi,\nDaha sonrası Konstantin'in emrine girdi.\n\nYığınları susturmak, imtiyaz meşrulaştırmak…\nFetvacılar Tanrıya yalanlar söylettirdi.\n\nBöylece cihanşumul hak din ortadan kalktı,\nMısır pagan dininin üzerine geçirdi.\n\nRa'nın doğum günüydü noele dönüştü ve\nHorus, İsa, Meryem'se bir İsis oluverdi.\n\nRahipler yoluyla da tanrılar yere indi,\nHak din papaz elinde oyuncak oluverdi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Davası.....",
        "poet": "Hidayet Doğan",
        "poem": "\n\nKim demiş bu dava, kalacak burda, \nHak davası kalmaz,asla yokuşta, \nSen ben olmasak da,yürür bu dava, \nGel kardeş omuz ver, sen bu davaya. \n\nDavanın sahibi, Hak yürür mutlak, \nDurmamışki bir an, durmazda el Hak, \nKüfür saldırsa da yıkamaz billah, \nGel kardeş omuz ver, sen bu davaya. \n\nBu dava herkesin bil, Hakkın davası, \nKabir en son menzil, durak orası, \nVar mı durulacak, saf durulası, \nGel kardeş omuz ver, sen bu davaya. \n\nKaç yıllarım geçti, Kutsal davayla, \nÖmrüm olsa versem, yılları bu yolda, \nSabret kardeş girsen Rabbin yoluna, \nGel kardeş omuz ver, sen bu davaya. \n\nNamaz gözüm nuru, mümin miracı, \nÖzledim ben savmı,sabır deryası, \nHatmi Kuran güzel,zikir ummanı, \nGel kardeş omuz ver, sen bu davaya. \n\nKomşu iyi geçin,kırma kalbini, \nYolda gördüğüne, ver Hak selamı, \nKumar,içki,zina, çek ayağını,\nGel kardeş omuz ver, sen bu davaya. \n\nDünya zindandır,azıcık sabret, \nSabrette kabir de, biraz rahat et, \nRabbin cemalini, cennette seyret, \nGel kardeş omuz ver, sen bu davaya. \n\nBak gör herkes geldi, bizim davaya, \nBelin bükülünce, gelme buraya, \nGençlikte gönül ver,kutsal davaya, \nGel kardeş omuz ver,sen bu davaya. \n\n15.12.2011//Kırıkkale\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak, Adalet, Özgürlük",
        "poet": "Mustafa Şahin 2",
        "poem": "\n\nYaşamın olmaz ise olmazları,\nDeğil midir; Hak, Adalet, Özgürlük? \nYok olursa ağlarsın zarı, zarı; \nDeğil midir; Hak, Adalet, Özgürlük? \n\nGeliyor onlar tarihten bu yana,\nHem bana gerektir, inan, hem sana; \nYaşa bunları içten kana kana,\nDeğil midir; Hak, Adalet, Özgürlük? \n\nHer zaman onları iyice koru,\nGelişsin, serpilsin olsun bir koru,\nElden gittiğinde çekilmez zoru,\nDeğil midir; Hak, Adalet, Özgürlük? \n\n“Adalet yerini buldu, denilir.”\nİşine gelmezse korkunç yerilir,\nHaksızsa kişi yere serilir,\nDeğil midir; Hak, Adalet, Özgürlük? \n\nŞahinim onlara sıkıca tutun,\nKesinlikle eller üstünde tutun,\nGözünü kırpmadan hap gibi yutun,\nDeğil midir; Hak, Adalet, Özgürlük? \n\n12 Ekim 2011/Mustafa Şahin-Malatya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Değildir Yaptığın",
        "poet": "Meziyet Ak",
        "poem": "\n\nsavaşlara kırgınım katliama son verin,\nYetmezmiydi toprağın çalmaya çalışırsın.\nYakıp canlar girdiğin hak değildir aldığın,\nBarış dostluk dururken affedilmez yaptığın.\n\nBöyle acımasızlık bu hainlikler neden,\nSon verin savaşlara dostça yaşamak varken.\nYaptığımız katliam bir savaş değil ki bu,\nGeri döner katliam düşün sen de sonunu.\n\nYeter olsun düşmanlık sona erdirilmelidir,\nBu acımasızlıklar artık bence bitirilmelidir.\nYaptığın katliamda aldığın canlar senin,\nBir gün çıkar karşına yok olur sevdiklerin.\n\nNerdesin Amerika İnsan Hakların nerde,\nDüşmanlık kaynatıyor savaşı biteviye.\nBöylesi bir katliam acımasızca niye,\nEngel olunmalıdır böylesi çirkefliğe.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Bizim Lehimize",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nYol var ki iki çeşit, biri Rab’bî hakikat,\nAhiret için lâzım, hakiki maneviyat…\n\nBâtıl nefsin yoludur, işi yalnız kabahat,\nMaddiyatla olmuyor, dünyevî birçok rahat…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak divanında erenlerle buluşalım",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nHey kardaşlar beri gelin tanışalım,\nHak meclisinde oturup konuşalım.\nEvliyalar ocağında buluşalım,\nAlp-Erenleri rahmetle anmak için.\n\nİslam adına Yunusla erişelim,\nGönül dostu Velilerle görüşelim.\nHoca Ahmet Yesefi ile bilişelim.\nBir olanın sevdasıyla yunmak için.\n\nErmiş bilgeler imanla Şeyh Şabanın,\nGiderler tekkesine Hacı Bayramın.\nAllah aşkıyla Hazreti Mevlananın,\nDergâhında dervişlerle dönmek için.\n\nTasavvuf ehlinin onca Âlimleri,\nHüdanın emriyle okur ilimleri.\nİbni Sina ile İslam bilginleri,\nHakikati gösterir inanmak için.\n\nYusuf’um Yaradan’a gönül verenler,\nGelirler Hakkın divanına Yarenler.\nDin ehli bilginler toplandı Erenler,\nCenabı Allah’a şükür sunmak için.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak dostu şehit Mahmut Esad Coşan",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nÇanakkale Ayvacıkta doğmuştur,\nHak dostu şehit Mahmut Esad Coşan.\nArap ve Fars dilini okumuştur,\nHak dostu şehit Mahmut Esad Coşan.\n\nİslam dinini en yüce din bildi,\nHak yolu İskenderpaşada buldu.\nİlahiyat profesörü oldu,\nHak dostu şehit Mahmut Esad Coşan.\n\nİslam ile dindi gönül sancısı,\nO dünyada gönüllerin incisi.\nMehmed Zahid Kotkunun öğrencisi,\nHak dostu şehit Mahmut Esad Coşan.\n\nİman ile etrafına nur saçtı,\nTüm kafirlere karşı bayrak açtı.\nKotku ölünce yerine o geçti,\nHak dostu şehit Mahmut Esad Coşan.\n\nYusuf müslüman diye ceza aldı,\nYirmisekiz şubat mağduru oldu.\nAvustralyada kazada öldü,\nHak dostu şehit Mahmut Esad Coşan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak adalet diyince elim, dilim dolanır.",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nHalime bakıp  sefil olduğumu sanma, \nAdalet diyince can,elim,dilim dolanır. \nSusan insan değilim,dilbazım amma, \nHak adalet diyince elim, dilim dolanır. \n\nBiricik servetim doğruluktur amma, \nHaktan  ayrılma adalet duygun varsa, \nAdalet sana hiç gardaş uğramasa da, \nHak adalet diyince elim, dilim dolanır. \n\nBir derdim adaletsiz savcı,hakimden yana, \nAdil insan görmedim hz. Ömer’den bu yana \nAdalet terazisini gardaş gördüğüm zaman, \nHak adalet diyince elim, dilim dolanır. \n\nHalil ÇOLAK 24.02.2010\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Dostu",
        "poet": "Nurullah Muslu",
        "poem": "\n\nDostluk ateşiyle yanan gönüller,\nDostuna methiye söyleyen diller,\nDostluk için rengarenk açılsın güller,\nDost dostun ekmeğidir aşıdır,\nDost dostun yüzünde hilal kaşıdır.\n\nBirine dostum dedinse canına candır,\nArtık o damarlarında dolaşan kandır,\nUğruna dere tepe okyanuslar aşandır,\nDost dostu için yaşar mayasında özüdür,\nDost dostun dünyaya açılan iki gözüdür.\n\nBülbüle sorsan dost bağında gül olur,\nBazen Sıddıkım der Ebubekir'i bulur,(ra) \nPınarı kuruyan şelalede şırıltı durur,\nGürül, gürül çağlasın, dostluk şulesi,\nCıvıl,cıvıl karışsın kuşların sesi.\n\nDost dostuna darılamaz kızamaz,\nDost dostunun mezarını kazamaz,\nDost dostuna acı sözler yazamaz,\nDost dostun elidir ayağıdır başıdır,\nDostuna Kabe'de Hacerülesvet taşıdır...\n\nDost kalemlere Şukranlarımı arz ederim efendim...\n\n\nyüreğine sağlık kutlarım dostlukların baki kalması dileğiyle \nbuda benimki \nE Dost! \n\nA dost! Tende canım yandı, \nGör gördüğün leyle sandı, \nDost ateşine yanarken, \nSerap-ı hayale kandı, \n\nA dost! Sensin benim derdim, \nAl ateşe ateş verdin, \nDost ateşine yanarken, \nyolarına canım serdim, \n\nGündüz dedim gece oldun, \nBir okunmaz hece oldun, \nDost ateşine yanarken, \nNicelerden nice oldun, \n\nHayal oldun düş oldun, \nDidelerimde yaş oldun, \nDost ateşine yanarken, \nAkıl sır ermez iş oldun, \n\nA dost! Dostu görem dedim, \nDosta yüzüm sürem dedim, \nDost ateşine yanarken, \nCan isterse verem dedim, \n\nGönül can-ı cananda can, \nDosta hasret gider öz can, \nDost ateşine yanarken, \nNe ten kaldı ne tende can... Bilalozcan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Edene Verir",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nHak edene verir, solana değil\nNeden yüksek uçar, kartallar dersin\nSevgiye muhtaçmış, olana değil\nGökyüzünü mavi, bulutlar sersin\n\nYürek güzel ama, acısı durur\nTaşımayı bilen, gönülde kurur\nBilene verilir, geçmişi vurur\nGökyüzünü mavi, bulutlar sersin\n\nBaktım hayaline, özlemi salmış\nSevdaya ağlamış, uzakta kalmış\nKaranlıkta dostu, bilmeden almış\nGökyüzünü mavi, bulutlar sersin\n\nBize suçmu sevmek, yalnız içilmez\nÖlüm olsa bile, yoldan geçilmez\nAşkın ateşine, umut biçilmez\nGökyüzünü mavi, bulutlar sersin\n\nSevdayı emretmiş, gönülde uçan\nGeçmişi düşlermiş, hayali saçan\nTekbaşına kalmış, yalınız kaçan\nGökyüzünü mavi, bulutlar sersin\n\nVar mı yıldızlarda, aktıkça giden\nEmretmiş yaradan, terk edip bitten\nToprağa gark olmuş, yalınız yatan\nGökyüzünü mavi, bulutlar sersin\nBahattin Tonbul\n20.8.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak/Ediş",
        "poet": "Reyhan Tataroğlu",
        "poem": "\n\nOkununca sala...\nYa Cuma yada cenazedir\nSalasız Cumada...\nTaziyenin işi nedir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Ederek Ölmek",
        "poet": "Korhan Köz",
        "poem": "\n\nHissetmekte haklıyız aslında\nSevgiyi diyorum ya sevgiyi\nBizi sevmeyeni sevmek zorundayız\n\nSevmek zorundayız\nÇünkü bu toz pembe dünyada\nBirileri acı çekmeli                            \nBirileri de çektirmeli\n\nİnan bana kardeş\nİki tarafinda sonu bok                   \nVe tekrar inan bana kardeş \nBiz bunu hak ettik                            \n\nBiz her sevgiye tapışımızda\nHer sevdiğimiz kadında \nDudaklarımızı her kenetlediğimizde  baska dudaklara, bir bir hak ettik.  \n\nHak ettik bunu kardeş.\nÇünkü lazımdı insanoğluna\nBir mağlubiyet daha\nÇünkü ölmüyorduk biz yolun sonunda\nO yüzden hak ettik bunu kardeş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Ettik",
        "poet": "Sadık Mustafa Karasoy",
        "poem": "\n\n12 yıl Koyun gibi güdüldük,\nÜlke ülke pazarlarda sunulduk,\nBölüne bölüne her ülkede satıldık\nHak ettik Utan Türkiye,\n\nDüşmana dost diye sarıldık,\nAklımıza gelmedi anamızı yanımıza almadık,\nKöylünün tavuğunu kuşuna kışt diye bağırdık,\nHak ettik Utan Türkiye,\n\nSağımız solumuz kalleşmiş meğer,\nAçılım dediler Şehidime vermediler değer,\nAnalar ağlıyor nerde uykuya dalanlar,\nHak ettik Utan Türkiye,\n\nMilyonlar kan dökerken bu Vatan uğrunda,\nHani var mıydı sizin tabirinizle Tayyip baba,\nBaşınıza çıkartınız sonra küfür etmeyin aman haa,\nHak ettik Utan Türkiye,\n\nSahipsiz kalmış Türkiye belli,\nAtam rahat uyu satıyoruz Vatan ı milleti,\nAkıl başa geldi mi görürsünüz giden Treni,\nHak ettik Utan Türkiye,\n\nSadık der iş işten geçti,\nSözün özünü halk kendi seçti,\nMustafa Kemal torunları hep Tayyipçi çıktı\nHak ettik Utan Türkiye,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Ettik Ama",
        "poet": "Mehmet Büyükdağ",
        "poem": "\n\nGüven demiyorum sana\nZorla güvenemezsin ya.\nÇelişkili konuşma ama \nEn azından saygı olsun aramızda.\nBunu hak ettik ama.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Hukuk Adalet",
        "poet": "Feyzi Kanra",
        "poem": "\n\nHak hukuk adalet,\nKarşısında dalalet,\nNerde kaldı asalet? \n\nElinde taş kocaman,\nHalkın malına düşman,\nBu mu senin konuşman? \n\nBuysa senin konuşman,\nben seninle konuşmam.\n\nHak hukuk adalet,\nKarşısında dalalet,\n\nNerde kaldı asalet? \nNerde kaldı hak hukuk? \nNerde kaldı adalet? \n\nNerdeyse gelir elbet\nFeyzi sen biraz sabret.\n\n16.12.09\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak getire",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nne incelik kaldı\nne zarafet\nne sevgi\nne saygı\nne de estetik kaygı \n\nEkim 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Ettim  Ben",
        "poet": "Ferhan Göymen",
        "poem": "\n\nVurun ders almayan bu akılsız başa\nAptallığına ağlıyor bakmayın gözündeki yaşa\nBin pişman oluyor iyiliğine  ama dönüyor başa\nKahpeliklere   yenik  düşen  yüreğini verin  kurşuna\nAkıllı  kurnaz  olmadığı için  satın   beş kuruşa\n\nBu insanlar alışmış yalan dolan kapkaça\nBir isim bulsam içinde kötülük barındıran\nVallahi billahi   koyardım olmasada  yakışan\nVurun yaşamış ama  ders almamış   bu  başa\nİnsanlığı  seviyorum ben  adam olmam  haşa\n\n\nEmeklerimi  dağa taşa verseydim  utanırdı  erirdi\nOnca  yakınlığıma  insanlığıma  karşılık  verirdi \nİstemedi sevmedi sevseydi  kim olduğumu  bilirdi\nTaş  üstüne  taş  koymadı   yaklaşmadı  haşa\nAdamakıllı   vurun  ders almayan bu akılsız  başa\n\n\nBir  gün  dedem  beni  severken   demiştiki (o zaman anlamamıştım) \nBaşından işeseler nisan yağmuru  yağıyor  dersin\nDağlardaki  görkemi  güzel  dağ  armudu  sensin\nElmas gibi  değerli  altın  gibi kalplisin safım  dedi  (canım  dedem) \nBugün  benim  adım kötülük  kötülük  kötülükkkkkkkkkk\n15-4-2009          \nFerhan göymen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak, Halk ve Saygı! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nHak, Halk ve Saygı! .\n\nİnsana ve insanın emeğine saygı duyuyoruz; hak anlayışı hürriyetini yaşayan her insan gibi, halk arasında sevgiyi anıyor, sevgiyi diliyoruz!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Hukuk/Oğul Soruyor",
        "poet": "Mehmet Akif Gülhan",
        "poem": "\n\nHırsız girse evimize \nKanun diyor ki; geldi mi yatak odanıza\nHöst kışt demeyecek miyiz baba \nBir elimde olsa sopa,bir elimde yaba\nKafasına vurmayacak mıyız baba \n\nMaganda sıkarken kursunu pervasız\nGitti gül gibi fidanlar apansız\nAnalar babalar sussun mu feryatsız\nÜç ayda saldılar deyyusu\nHesap sormayacak mıyız baba \n\nHapçısı tinercisi kol gezer\nYakaladı mı, ya soyar ya dü—r\nAnlamadım valla bu kanunu kim yazar\nBir de fırça çekerlermiş polisime\nEdepsizin karşısına durmayacak mıyız baba\n\nİstemem ben geç gelen adaletin lütfunu\nKim öder geride kalanların hakkını\nÖpeyim ben bunu yazanların aklını\nBacak kadar çocuk, sorgu sual eder\nYazıklar olsun,cevap veremeyecek miyiz baba\n\n16 04 2007 Saat 16:46\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak ile Halk! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nHak ile Halk! .\n\nHak ile Halk; insanın saygınlığını vurguladıkça azimle, insan için hiçbir şey imkansız değil ve umut yeni güneşler doğduracak inanç içinde! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak İçin",
        "poet": "İsmail Sağır",
        "poem": "\n\nBu dünya fanidir gelen göçecek,\nDünya da hak için yaşamaya bak.\nÖlmem deme her kul mutlak ölecek,\nDünya da hak için yaşamaya bak! \n\nSonu yoktur sonu çalıp çırpmanın,\nHesabı çok zordur haram lokmanın,\nBedeli ağırdır yoldan çıkmanın,\nDünya da hak için yaşamaya bak! \n\nAklın çıkar için nefse uymasın,\nToprak hırsı, para hırsın olmasın,\nAilenle sevgi bağın kopmasın,\nDünya da hak için yaşamaya bak! \n\nUzak tut kendini rüşvet- torpilden,\nAsıl varken yarar gelmez vekilden,\nNe gelirse başa gelirmiş dilden,\nDünya da hak için yaşamaya bak! \n\nİsmail kör bakma, gör her şeyi gör,\nSazından dürüstlük çağlasın gür gür,\nOlmayı istersen mezarda özgür,\nDünya da hak için yaşamaya bak! \n\nİğne… … … … … … … … … … … …90\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak ile..",
        "poet": "Orbay Eken",
        "poem": "\n\nHerkesi sevemezsin insan olan sevilir\nUnutma adalet olmazsa hak nasıl bilinir? \nYaradılanı Yaradandan ötürü sev ama\nKibir gurur ile değil kötülük Hak ile düzelir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak için çalışmıştır tüm Erenler",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nMevlanaya Yunusa şöyle bir bak,\nHak için çalışmıştır tüm Erenler.\nOnlara büyük iman vermiştir Hak,\nHak için çalışmıştır tüm Erenler.\n\nAraştırıp bak hangi Veli yattı? \nTaptuk Emre özümüze öz kattı.\nHacı Bektaş Veli neyi anlattı? \nHak için çalışmıştır tüm Erenler.\n\nŞeyh Şaban Veli Hak yol İslam dedi,\nİslam adına icraat eyledi.\nHacı Bayram Veli neler söyledi? \nHak için çalışmıştır tüm Erenler.\n\nŞemsi Tebrizi hakikate erdi,\nŞemsi Sivasi bize ilim verdi.\nAbdal Musa hakikati gösterdi,\nHak için çalışmıştır tüm Erenler.\n\nYusuf Hemedani dine şamildi,\nAk Şemseddin dünyada bir kamildi.\nMolla Gürani ilmiyle amildi,\nHak için çalışmıştır tüm Erenler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak İçin",
        "poet": "Orbay Eken",
        "poem": "\n\nYalnız Allah'tan korkar yüreğim\nÇağani der rızayı kaybetmeyelim\nSevelim, kardeş olalım Yaradan için\nGönül yapalım,birbirimizi incitmeyelim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Nerede,",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nHak Nerede,\n Adalet nerde Bizden geçmiş insanlık bile... \nAdem aldatmaksa maksat,\n aldanan yok,\n nafile\n Kaç adaletli insan gördümse,\n Hep makberdedir\n Hak adalet galiba, \nbilmem amma,\n galiba göklerdedir İstemem,\n dursun o,\nsahtekar,\n hak, adaletten bahseden insanları bırakın  bir yana... \nGösterin ecdada az çok benzeyen\nBir idareci  kan bana \n\nHalil ÇOLAK 25.7.2007 ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak'ka doğru yürüyüş",
        "poet": "Arif Bozbey",
        "poem": "\n\nŞehadet etmek ne güzel,doğru yola,doğru şahit\nbu beden bizim değilki,beden ve ruh ona ait\nama doğru,ama eğri, mutlak ona gideceğiz\nemaneti nasıl aldık,nasıl teslim edeceğiz? \n\necel gelir,aman vermez,alırda götürür bizi\nkralı herkes uğurlar,kim uğurlar kimsesizi? \nbelki karanlık bir zindan,belki cennetten bir bahçe\nhünkar,nekir ırk'a bakmaz,ne dil sorar nede lehçe\n\nhayat aslında çok kısa; dün,bugün vede yarın\nbilki hiç faydası olmaz,altınla dolsa mezarın\nbelki ağlar,üç gün,beş gün,çocukların ile karın\nunut gitsin ağlayanı,seni bekler can pazarın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak sevgisi kulu sevmekle başlar",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nBizim işimiz korku ile değil,\nHak sevgisi kulu sevmekle başlar.\nSakın ola şiddete etme meyil,\nHak sevgisi kulu sevmekle başlar.\n\nSeven insan sevdiğiyle takışmaz,\nİnsan olan insanlarla kakışmaz.\nCebir dediğin insana yakışmaz,\nHak sevgisi kulu sevmekle başlar.\n\nAşksız gönül kapısından girilmez,\nSevgisiz kula eğitim verilmez.\nKorku ile hiç bir yere varılmaz,\nHak sevgisi kulu sevmekle başlar.\n\nSeven kimsenin yanına gidelim,\nSevgiyle insana hizmet güdelim.\nKula iyi muamele edelim,\nHak sevgisi kulu sevmekle başlar.\n\nYusuf sevmeliyiz tüm insanları,\nOnurdur insanın dünyada varı.\nCeza insan onuruna aykırı,\nHak sevgisi kulu sevmekle başlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Söz",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nDöndür ALLAH'a yüzünü\nÇevirme ondan gözünü\nUydur hep hakka sözünü\nSevgiyle doldur özünü\n\n(2 Ocak 2006/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "'Hak    Şiir değil,Yazı",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nHak\n\nTek başlarına insanlığı kurtarmaya soyunanların hazin sonu ortada değil mi? Onlara düşman olanlar, bilinçsiz toplulukları etkileyerek onların öğretilerini boşa çıkarıp \"Çarmıha gerilmesi\" ne zemin hazırlar! Tek başına çıkıp zayıfların ve kadınların ibadet enerjisini kullanıp başarılı olanlar da elbet vardır! Ama Haticeye bakmamalı, neticeye bakmalı! Öğretiler insanlığa barış değil de savaş, kan getiriyor ise netice o kadar güzel değil! \n\nDin ve peygamberlik bir ırkın illüzyonu olabilir mi? Tüm peygamberlerin adeta babadan oğula seçilmiş o ırktan gelmesi! Sonrasında da bu getirilen din  konusunda insanların birbirleriyle (din içi, din dışı)   kıyasıya savaşmaları üzerinde düşünülmesi gereken bir durum değil mi? \n\nBaş olmak, ilerde olmak, seçilmiş olmak çok anlamlı değil. Ve hazin sona başlangıç olur. Zaten zerre külle ayna olduğundan her birey kendi aleminde \"Baş\"tır. Başkalarına \"Baş\" olmak ise insanın külden ayrılmasına zemin hazırlar. Külle bağlantılı olan yalnız kalmaz, insan kendini bütünden kopararak yalnızlaştırır! \n\n\"Baş\" olanların sıkça kullandığı gerekçe \"İnsanlığa hizmet\" tir! İnsanlığa yapılacak en güzel hizmet onları düşüncelerinde ve davranışlarında rahat bırakmaktır. İdeolojik ve dinsel baskılar insanların gelişimini engeller ve bu biriken negatif enerji \"Kin\" şeklinde evrene yayılır, kaosa neden olur! Zıt zıddını oluşturur! Her birey zaten kendi varlığıyla \"Halifetullah\" tır. Ayrıca onların başına geçip onların potansiyellerini onlar adına kullanmak sorun çıkardı, çıkaracak! Zaten baş olmak isteyenler veya olanların ayrıcalıklı olması. Genel kurala uymamaları kocaman bir açık şeklinde görülüyor! \n\nİnsanlar kuralları \"Ortak akıl\" ile koyar. Birilerinin, bir grubun ya da kutsallaşmış öğretilerin esiri olmaya zorlanan insanların gelişemediği  zaten gözlemlenebilir! Her zaman kullanılmaya açık insanlar yetiştiren öğretiler egemenler için bulunmaz nimettir. Bu yolla insan topluluklarını köle topluluk olarak yönetir, maksatları doğrultusunda savaştırır. Ücreti de ahire erteler. İdeolojilerde \"Başarınca her şey yoluna girecek! \" denir. Dinsel öğretilerde ise Cennet vaadi ön plandadır! Hepsinde de ücret ilerde! Peşin kayırma ve haksız elde edilen menfaatler de var elbet; bunu meşru saymak ise tam bir felaket! \n\nSon tahlilde; fikri, vicdanı, bedeni hür insanlar gelişebilir. Herhangi bir şekilde ideolojik ve kutsal öğretilerle ya da egemen güçlerin baskısı ile sınırlanan insanlar kendi potansiyellerini geliştiremediği gibi bilinçsizce kendini sınırlayanlara da hizmet eder. Uyanış ve kurtuluş bilincinin oluşması dileğiyle.\nSözün değeri kısalığında,\n\nSaygılar, \nAhmet Bektaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Reddedilmemelidir",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nİslâm hiç değişmedi her emri hakikattir,\nYanlışlık nefislerden, Hak reddedilmemelidir…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak sorgusu var",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nÜstündeki mal mülk alın terden mi\nGeçimin hayırdan yoksa şerden mi\nSofranda ki aşın helal yerden mi\nGöçtün mü bu yüzden hak sorgusu var\n\nHaramdan günahtan uzak durdun mu\nHayır sevap helal çarkı kurdun mu\nZina edip hayvan insan vurdun mu\nGöçtün mü bu yüzden hak sorgusu var\n\nHayvan kul hakkını yiyip çaldın mı\nOruç tutup namaz niyaz kıldın mı\nKuranı kerimi ele aldın mı\nGöçtün mü bu yüzden hak sorgusu var\n\nİslami şartlara uyup gittin mi\nİman müslümanlık ruha ittin mi\nDürüst yaşayıp ta ruhta yittin mi\nGöçtün mü bu yüzden hak sorgusu var\n\nAlınlara kara yazı serdin mi\nFitre zekat faiz alıp verdin mi\nSevap yardım hayır yapıp erdin mi\nGöçtün mü bu yüzden hak sorgusu var\n\nCennet cehennemle dolmalısın mı\nSırattan geçle düş olmalısın mı\nHayır ile şerler bulmalısın mı\nGöçtün mü bu yüzden hak sorgusu var\nSedat hünkar\n(Karamecnun)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak sözü",
        "poet": "Mehdi Dijur",
        "poem": "\n\nHeyhat! nasıl da kapalı kapısı kafesin\nYolu yok göğüsten gidip gelmesi nefesin \n\nBiz özgürlüğün ö’sünden habersiz ve avcı\nHer gün değişik çiziyor resmini kafesin\n\nFeryat! feleğin geçerken aydınlık kervanı\nDuymadı sağırlığımız sesini ceresin\n\nİmdat! ki imdat istenmez ded ü devden\nZinhar! hırsızın dostudur gecede asesin\n\n’’Dijur’’ ne fayda hak sözü söylense naehle\nAman aşka naaşinadır ehl-i hevesin! (1)             \n\nÇeviri (Frasça'dan) : Behruz Dijurian\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak'tan Bahsedilmiyor",
        "poet": "Ali Sandıkçıoğlu",
        "poem": "\n\nBu nasıl bir anlayış,\n\nCidden anlaşılmıyor.\n\nSaatlarca nutuk var:\n\nHaktan bahs edilmiyor.\n\nHak rızası olmadan,\n\nBaşarı neye yarar? \n\nHakkın rızası için; \n\nLazım çok ince ayar.\n\nİşlerimizin çoğu; \n\nGösterişe dayalı..\n\nGösteriş için değil,\n\nHak için yapılmalı.\n\nÇok yapmacık oluyor,\n\nHal ve hareketimiz.\n\nBunlara razı olmaz,\n\nAsla! Bilin Mevlamız.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Takdir Eylesin",
        "poet": "Şerafettin Yıldız",
        "poem": "\n\nKulun kulu takdiri de hoş amma\nHak takdir eylesin yaptığımızı\nSaklı gizli nedir bilmedik dostlar\nPaylaştık tüm alıp sattığımızı\n\nBiliyor cemi cümle çektiğimizi\nHayıflanıp sitem etmek boşuna\nHak takdir eylesin yaptığımızı\n\nUmutla beklerken hep yarınları\nNe çare takılıp kaldık da dünde\nBiz dost, dost diye yanıp dururken\nDost vurur künde üstüne künde\n\nBiliyor cemi cümle çektiğimizi\nHayıflanıp sitem etmek boşuna\nHak takdir eylesin yaptığımızı\n\nYanlış yerden bekledikçe takdiri\nGafletten unuttuk bazen tekbir’i\nSonu gelmez ihtirasın tesiri\nElden bırakınca düştük tetbir’i\n\nBiliyor cemi cümle çektiğimizi\nHayıflanıp sitem etmek boşuna\nHak taktir eylesin yaptığımızı\n\nŞükür İmanımız tamdır Hüda’ya\nHak vermeyen var mı Veysel babaya\nŞeref’im der  sarılacağım \nSadık yarim kara toprağa\n\nBiliyor cemi cümle çektiğimizi\nHayıflanıp sitem etmek boşuna\nHak takdir eylesin yaptığımızı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak’ta Kâr",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHak’ta kâr: Tam doğruluk,\nBâtılda edilen kâr… \nAhlâksızlık, hırsızlık…\nKüfür, şirk zulüm, inkâr…\n\n(1994)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Üzerine",
        "poet": "Ahmet Aksoy",
        "poem": "\n\nah bir izin versen Rabbim\nmakberinde dökebilse ölüler göz yaşlarını\nki o göz yaşlarıyla gitse tüm günahları\nyer altı nehirleri bentlerine esir olmazdı\n\nah bir izin versen Rabbim\nruh ruh terk ettiğinde fani devranı\nibadetinde kusur etmeseydi mahşere dek\nfiridevsin insanlarla dolup taşardı\n\nsen ki bağışlayan sonsuz İrade\nVahiy ettiğin gibi affedersin elbet\nlakin söylediğin kesin bir söz vardır\nbir tek kul hakkı kuldan sorulur\n\nah Rabbim eğer bilebilseydi insanlar\nhaktan öte dünyevi borç yoktur\nişte o vakit dünya cennetin\nahir cennetine bahçe olurdu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak ve Adalet",
        "poet": "Tuba Gürdere",
        "poem": "\n\nBir insanın hakkı ile diğer bir insan kendi doğrularını savunamaz.\nÇünkü zaten hak ve adalet kendi içinde doğruluğu gerektirir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Teala güzel Allah",
        "poet": "Cemal Çelik",
        "poem": "\n\nTek aşığım Allah'ım\nVarsa affet günahım\nSonsuz güneşim Rabbim\nHak Teala güzel Allah\n\nRızkımı veren sensin\nÇalış kazanın dersin\nBir de cennet verirsin.\nHak Teala Güzel Allah\n\nBesmeledir ilk sözüm\nGörmek isterim yüzün\nKalmaz görürsem hüznüm\nHak Teala güzel Allah.\n\nCemal hasrettir yüzün\nSana kavuşmak özüm\nSensiz yaşarım  hüzün\nHak Teala Güzel Allah\n\n15.01.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak’tan Ol",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHak, bâtıl: Sen Hak’tan ol! \nKUR’ÂN’ın emrine uy, \nALLÂH(c. c.)  ’a tevekkül et…\nGönülden saygı duy! \n\n(1994)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak ve Özgürlük",
        "poet": "Mehmet Kıyak",
        "poem": "\n\nHAK VE ÖZGÜRLÜK\n\nÖzgür ol,\nHakkını ara! \nAma özgürlüğün,\nSınırlarını aşma! \n\nMehmet KIYAK*\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hak Ve Hukukun",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nAdalet divanı,\nAdalet kapısı,\nAdalet mahkemesi,\nAdalet örgütü,\nAdalet sarayı,\nSosyal adalet.\nDevletler arasındaki\nBirtakım hukuk\nAnlaşmazlıklarına bakan ve\nMerkezi La Haye'de\nBulunan uluslararası mahkeme.\nAranılacağı yer.\nMemelektte bir mahkeme,\nBir adalet \nKapısı var.\nAdil. Devlet,\nÇalışanların yaptıkları\nİşe uygun\nAdaletli bir ücret\nElde etmeleri için\nGerekli tedbirleri alır.\nAnayasa. Adaletli\nOlma durumu.\nAdliye mahkemesi.\nAdliye teşkilatı.\nMahkemelerin bulunduğu\nBüyük yapı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak (Yaratılış)",
        "poet": "Vedat Tigit",
        "poem": "\n\nSevgi yolundan geçer bizim hayallerimiz\nYalan yok ağzımızdan çıkan tek kelimede\nSemalara açarız hep kollarımızı biz\nOradan bekleriz tüm hayrıda şerride\n\nBiz göklerden inen manevi varlıklardanız\nSevinç,üzüntü,hayal,umut tek bir bedende\nDünya denen yoldan başka aleme gideriz\nHayata gelişimiz toplanır bir nedende\n\nEy gafil insanlar bakarda görmez misiniz\nHer yaşanan bir sınav inanın bu dünyada\nBunları bilipde doğruya dönmez misiniz\nMutluluğun sırrı bulunamaz bir yalanda\n\nHiç ummadığınız anda gelir eceliniz\nAlır götürür her şeyi dünyada ne varsa\nKarşılığı verilir eksiksiz bedeliniz\nZerre kadar hakkınız kalmaz öte tarafta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Vedud",
        "poet": "Ömer Yurdun Eren",
        "poem": "\n\nHakk Veduddur kaynağım, çağlar coşarım.\nResûller ile güler, mushaplarla ağlarım.\nSecdelerde zikreder, esmalarla coşarım.\nEkber-i cihâdda nefsime yenilir, hep ağlarım.\n\nGönenliden hali, Gavs’dan aldım kâl’i\nYunus’un deryasından içtim şerbet balı.\nCelalettin’in aşkı, Şems’in yanmış hâli\nPerişan halime bakar da korkutur istikbali.\n\nDünya pek tatlıdır, küsemem.\nAhiret sonsuzdur, O’nsuz edemem? \nUğraşır dururum nefsimi yenemem.\nGünah işler, tevbe eder, Mevlâ’sız edemem.\n\nHer nimeti bulunca dağıtır.\nBulmayınca, olmayınca şükrederim.\nNar’ında nur bulup, dağıtır,\nNurun’u bulunca sevinir, hamd ederim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak yiyenin akibeti kötüdür",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nDünyada en kötü şey hak yemektir,\nHak yiyenin akibeti kötüdür.\nHayatta en kutsal değer emektir,\nHak yiyenin akibeti kötüdür.\n\nHak yiyen kimsenin günahı bitmez,\nHak yiyenlerin işi akkın gitmez.\nHak yiyeni Allah bile affetmez,\nHak yiyenin akibeti kötüdür.\n\nHak yiyenlere ne desen yeridir,\nHak yemeyen insan Hakkın eridir.\nHak yiyenler zalimlerden biridir,\nHak yiyenin akibeti kötüdür.\n\nHaram yiyen insan elbet vahlıdır,\nHak geçirir isen o mal ahlıdır.\nHak yiyen kimse cehennem ehlidir,\nHak yiyenin akibeti kötüdür.\n\nYusuf hak cehennemin kayağıdır,\nHak yemek şeytanın bir ayağıdır.\nHak yemek haramın en büyüğüdür,\nHak yiyenin akibeti kötüdür.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Yol İslâm Yazacağız",
        "poet": "Abdurrahim Karakoç",
        "poem": "\n\nKör dünyanın göbeğine \nHak yol İslâm yazacağız. \nKuşların göz bebeğine \nHak yol İslâm yazacağız. \n\nYola, ağaca, pınara \nEsen yele, yağan kara \nYağmur yüklü bulutlara \nHak yol İslâm yazacağız. \n\nKoç burcuna, yay burcuna \nBebeklerin avucuna \nMinarelerin ucuna \nHak yol İslâm yazacağız. \n\nBucak bucak, köşe köşe \nKara taşa, kor-ateşe \nYıldıza, aya, güneşe \nHak yol İslâm yazacağız.\n\nAskerlerin miğferine \nKağnıların tekerine \nBuda´nın tunç heykeline \nHak yol İslâm yazacağız. \n\nHer kapının eşiğine \nHer sofranın kaşığına \nBalaların beşiğine \nHak yol İslâm yazacağız. \n\nHerkes duyacak, bilecek \nSaklanmaz gayrı bu gerçek \nYaprak yaprak, çiçek çiçek \nHak yol İslâm yazacağız.\n\n(Vur Emri)\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hak Yolu",
        "poet": "Mehmet Cemalettin Akbaş",
        "poem": "\n\nHAK  YOLU\n\nTekkede   zikre  dalalım\nÖmürden  bir  gün  alalım\nMuhammedi  analım\nEl  açıp  yalvaralım\n\nLa  ilahe illallah\nAman  ya  resulallah\n\nGelin  dostlar  dergaha\nTövbe  edip   günaha \nYalvaralım  Allaha\nYapmayalım bir  daha\n\nLa  ilahe  ilahe  illallah\nAman ya  nebiallah\n\nAllah  Allah diyenler\nHeran  şükür  edenler\nHak yolunda  gidenler\nCennete   girecekler\n\nLa ilahe  illallah\nAman  ya  resullulah        M. CEMALETTİN  AKBAŞ\n                                                 ISTANBUL       5-7-1987\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Yolu",
        "poet": "Mevlüde Demir",
        "poem": "\n\nHak yolunda yürürken dikenli yollarımız\nİyi gün kötü günde yükselir kollarımız\nTerketse bizi rabbim kırılır dallarımız\nAllah'ım doğru yolu isteyene nasip et\nRahmete ermek için ver kuluna hidayet\n\nSevdiği kulu isek  yüzümüz ak pak olur\nDünyada yaptığını ahiret günü bulur\nTövbe nasip olmazsa mahşere kadar kalır\nAllah'ım doğru yolu isteyene nasip et\nRahmete ermek için ver kuluna hidayet\n\nHesabı  vermek için öksüzü kollamalı\nCennete girmek için fakiri doyurmalı\nKurana uymak için zulümü yapmamalı\nAllah'ım doğru yolu isteyene nasip et\nRahmete ermek için ver kuluna hidayet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Yemek Yaygınlaşmış",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHak yemek yaygınlaşmış,\nHakikat tanınmıyor…\nKullar haddini aşmış; \nHak hukuk anılmıyor…\n\n(2000)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Yoluna",
        "poet": "Veyis Kesgin",
        "poem": "\n\nAyaklarımın altına sersin yollar,\nİlahi güllerin tüm maviliği,\nSecde etsin aşılan aşılmayan tüm dağlar,\nBen benimle ala gözlü şaha gidiyorum.\n\nYarılsın dağlar inleten adımlarımla,\nKesilsin gökyüzü nün tüm yağmurları,\nGece gündüz demeden,\nGöz yaşımda ki damlalarla Hüseyin e gidiyorum.\n\nHakka hak adayan dervişler,\nAllah için eren yarenler,\nPir sultanın darında sallanarak,\nŞiirlerimle Hacı Bektaşi yollarına gidiyorum.\n\nTurnaların gökyüzü ne ortak olarak,\nKırklar ceminde semah dönerek,\nOn iki imam aşkına yanarak,\nBen benimle ala gözlü şaha gidiyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak yola soktu yakan bu aşk beni",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nYollara köprü oldum çaylara bent \nYunus gibi yandırdı da aşk beni \nBoynuma sevdadan attılar kement \nSusuz çöle döndürdü bu aşk beni \n\nKimi deli, kimi mecnun dediler \nBeni hep yerden yere de vurdular \nBazen de sözlerle taşa tuttular\nYaktı yıktı kül etti bu aşk beni \n\nBu aşk yüzünden görmedim sefa \nGönül yüzünden çok ta çektim cefa \nİyileşmez bur derde düştük bir defa \nTabibe muhtaç etti bu aşk beni \n\nAşk yüzünden gönlüm bahar yaşıyor \nHalil gönlün coştukça da coşuyor \nBeni gören derya deniz sanıyor \nHak yola soktu yakan bu aşk beni\n\nHalil ÇOLAK 12.04.2010\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Yolda Olanlar Var",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nBir yol gösteriyorsun, teşekkür etmiyorlar,\nCevap verdiğin hâlde yüzüne bakmıyorlar…\n\nAnladım kötülük var fakat herkes mi kötü? \nHak yolda olanlar var duyulmasın ürküntü…\n\n(2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Yolu",
        "poet": "Mehmet Çelik",
        "poem": "\n\nHak  islam  yolu, islamsa  yaşamaktır.\nBunun da en güzeli İNAÇSIZA anlatmaktır\n\nHakkı  hakça  bilen  insanları  severim\nO da yetmez  o  faninin ayağını öperim.\n\nBacılarım  başörtüyle sınıfına giremez\nBazı rektör, söyle bunu niye bilemez\n\nİSLAMI nasıl yaşarsa öyle öleceksin\nAHİRET sualini bir bir bileceksin\n\nÇELİK'im amacı hak yoluda ölmektir.\nCenneti alada  O RESULU görmektir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Yoluda, Aklın Yoluda Birdir /... Tasavvufi",
        "poet": "Refah Torlak",
        "poem": "\n\n“ HAK YOLUDA AKLIN YOLUDA BİRDİR “ \n\nŞüphesiz hak yoluda, aklın yoluda birdir                                                     \nBilinçsizlik, cehalet, gaflet ile dalâlet                                            \nİnsanlığa ihanet, beşeri bir zehirdir                                            \n\nDoğru yoldur insanlık, atalara vekâlet\nDoğrular, gerçekleri, riyasızca zikirdir                                                            \n\nNezaketle asalet, hakkaniyet adalet                                         \nİyi ahlâk dürüstlük, ar namustur, bikir'dir                                        \n\nArt niyetli yürekler, ısrar ile atalet                                          \nPasaklılık pisliktir, sabit lekedir, kirdir                                       \n\nHer türlü boş melânet, olumsuzluğa alet                                      \nSonu belli işaret, inat, sabit fikirdir\n\nŞüphesiz hak yoluda, aklın yoluda birdir                                  \nBilinçsizlik, cehalet, gaflet ile dalâlet                                             \nİnsanlığa ihanet, beşeri bir zehirdir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak Yoluna",
        "poet": "Veyis Veyis",
        "poem": "\n\nAyaklarımın altına sersin yollar, \nİlahi güllerin tüm maviliği, \nSecde etsin aşılan aşılmayan tüm dağlar, \nBen benimle ala gözlü şaha gidiyorum. \n\nYarılsın dağlar inleten adımlarımla, \nKesilsin gökyüzü nün tüm yağmurları, \nGece gündüz demeden, \nGöz yaşımda ki damlalarla Hüseyin e gidiyorum. \n\nHakka hak adayan dervişler, \nAllah için eren yarenler, \nPir sultanın darında sallanarak, \nŞiirlerimle Hacı Bektaşi yollarına gidiyorum. \n\nTurnaların gökyüzü ne ortak olarak, \nKırklar ceminde semah dönerek, \nOn iki imam aşkına yanarak, \nBen benimle ala gözlü şaha gidiyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haka Dansı",
        "poet": "Ekrem Şama",
        "poem": "\n\nNazari deneysel, sonra da tatbiki,\nİlmin safhaları bunlar tabii ki.\nTüm dünya ilimde varmış ta nereye,\nBiz ilim adına vurmuşuz karaya.\nBeşyüzlük yapılmış dünya listeleri,\nYok bizimkilerden mosturalık biri.\nHer ilde kurmuşuz, üçer beşer site.\nKocaman binalar, hep üniversite.\nKendileri bulmuş şimdi yeni bir iş,\nHer bir idareci, olmuş bir müfettiş.\nDurmuşlar kapıya, ellerde büyüteç,\nÖğrenci ayırıp, kılık kıyafet seç.\nİlim yuvasında çevirirler filim,\nBizde onlara bir karşılık verelim; \nÖnce centilmence yapalım reverans.\nSonra şimdilerde moda olan bir dans,\nKollarını sıva, dizlerini büktür,\n.................................................\nŞu işaret... Haka dansından bir figür...\n................................................\n\n(İstanbul:10.12.2005)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak yolunun kervanıyım",
        "poet": "Ali Uzun",
        "poem": "\n\nBir ana var aramızda devranımız da,\nTa Anadolu’dan gelmiş sıska mı sıska.\nOğul vermiş baştır bize kervanımız da,\nEdep, erkan yolcumuz var koska mı koska.\n\nHak yolunun kervanıyız cevher yükümüz,\nKabe'miz, haccımız insan, insan Hak’kımız,\nTürbanımız, muskamız yok yoktur takkem iz,\nBoz atlı Hızır’ımız var ustamı usta,\n\nYare nemiz yoldaşımız canlarımız var,\nHakikat'ı hak görmeyen diyoruz ki kör,\nKerbela’da, Madımak’ta bizi yakar kor,\nTüm Ehlibeyt canlarımız yasta mı yasta.\n\nAli Uzun naçizane yolcudur yürür,\nHak yolunda bir kurbandır kendini görür,\nOfenburg’kun, Cem evinde eceli gelir,\nGerçeklere, hakikate, hasta mı hasta,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakan,ıma! ! !",
        "poet": "Seda Ahmet",
        "poem": "\n\nBu kadar şanssızmı dünyaya geldin? \nHenüz altı yaşında,daha okul çağında,\nBaba yazmasını öğrenmeden,\nBabasız kalmayımı öğrendin? \n\nSen evimin küçüğü nazlı bebeği,\nKader sana ne acılar yükledi,\nAbini baba yerine koymuşken,\nBilmemki felek bizden ne istedi? \n\nHakan,ım sen yinemi yanlız kaldın? \nBaba oldu abin sana,başını yasladın,\nİkinci kez kırıldı kolun kanadın,\nYavrum bir dahamı babasız kaldın?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakaretten Kaçınmalı",
        "poet": "İbrahim Faik Bayav",
        "poem": "\n\nSövme kimseye gönül. Ruha hararet olur.\nSövgü yiyen âcizse, benlik şetaret olur.\nGitmesin o sövgüler makamca büyüklere; \nSaygı ortadan kalkar, mutlak hakaret olur.\n\n(27 Eylül 2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakan Imkansızım Öztürk",
        "poet": "Muhammed Raşid Yüksel 2",
        "poem": "\n\nHayallerim duman oldu, bu gecenin hatrına bir tutam sen olsa\nAklımdan çıkmıyorsun bari kalbimi rahat bıraksan\nKaranlık burnumun ucunda, sen rüyalarından ırak san\nAydınlatmasa güneş gündüzü, yahut tam tersi mehtap geceyi\nNe olacaktı söyle görebilecek miydin bir başkasını gözlerinin ucunda\n\nIlık esen bir rüzgarın tenime soğuk darbelerle dokunuşu\nMasmavi gökyüzünün beyaz bulutlar tarafından dolduruluşu\nKanıma can olan senin bakışların değil de, sonbaharın yoktan var oluşu\nAydınlatmasa da sen rampamı mehtap, bulacağım emin ol o yokuşu\nNe keder kaldı bende ne dert, duygusuz biri oldum gösterin bana altın vuruşu\nSon bir nefes daha, ciğerlerimin hali harap bir de senin karşımdan yok oluşun\nIstırabın kaynağı, kalem yazmıyorsa sebep duygularımın donuşu\nZindanına hapis olduğum her gecenin beyaz tahtında oturan mehtabına doluşun\nIsınmıyor kalbim ve titretiyor her bir nefes kokunun kalbime oturuşunu\nMezar bulun bana, bol yeşilli olsun gözlerim yakın kapanmaya ölüme selam sensizliğe elveda\n\nÖzledim yalan değil, rüzgar dahi esmeyi unuttu\nZaman tersine akmaya başlar, dumanı ciğerlerine çekip tut\nTuruncu bir renge gökyüzüyle yeryüzü arasında tutulup\nÜzmemek gerekir kalbi, sonbahar rüzgarından ilkbahar meltemine savrulup\nRenklerin en güzelidir eminim, saçlarının güneşten var oluşu\nKaranlık tek temsilim, o da son anda girdi kalbe senden arta kalanlardan kurtulup\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakça Bölüşümde",
        "poet": "Mevlani Ulusoy",
        "poem": "\n\nTürkiye’nin dışa bağımlılık çilesine,\nHuzur verecek, yurttaşın hanesine\nVurguncunun sonu gelmez hilesine,\nÇözüm üretimde, hakça bölüşümde.\n\nEnflasyon iki haneli rakamı görürken,\nİşsizlik, yoksulluk çığ gibi büyürken\nEkonomik kriz, siyasal krize girerken\nÇözüm üretimde, hakça bölüşümde.\n\nBayrağımız gönülde, Atatürk bilinçte\nBirleşelim tasada, kıvançta, sevinçte\nUmut varsa yaratacağımız gönençte,\nÇözüm üretimde, hakça bölüşümde.\n\nUlusoy’um özelleştirmede ne bulduk? \nUlusal değerlerimizi yabancıya sunduk.\nYeter artık, yalanlara dolanlara doyduk\nÇözüm üretimde, hakça bölüşümde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakaret",
        "poet": "Saim Bastık",
        "poem": "\n\nBize zıkkımın kökü, ona baklava, börek\nOna köşkler saraylar, bize falaka, kürek\nBoynumuz kıldan ince, haddimizi aşmışız\nHakaret etmek için, BAŞBAKAN olmak gerek! \n\nHARÎMÎ (Saim BASTIK) -Malkara\n10 Ocak 2015 Saat: 10.00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakan Rüştü İlhan'ım",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nBileğimizin hakkı\nDünya Üçüncülüğü\nSaygı sevgi huzurla\nHep coşturdu bölüğü\nHakan Rüştü İlhan'ım\nÜçü de benim canım\nKolay bir iş değildir\n48 sene sonra\nCanlarım mutlu oldu\nİyileşti o yara\nHakan Rüştü İlhan'ım\nÜçü de benim canım\nRüştü'nün kurtarışı\nŞükür'le İlhan Mansız\nSevindirdi milleti\nCoştu çocuk ve genç kız\nHakan Rüştü İlhan'ım\nÜçü de benim canım\nBöyle müthiş bir takım\nNe duyuldu görüldü\nBaşarıya şartlandı\nNice emek verildi\nHakan Rüştü İlhan'ım\nÜçü de benim canım\nBirlikte oynatsaydık\nDaha büyük başarı\nÇıkartırdı bizleri\nAlt katlardan yukarı\nHakan Rüştü İlhan'ım\nÜçü de benim canım\nPaslaşmalar mükemmel\nÜçünde de bir uyum\nBağladı mutluluğa\nYüceldi benim soyum\nHakan Rüştü İlhan'ım\nÜçü de benim canım\nAkıllı sakin futbol\nBaşarının ilk adı\nRuhlarda yüreklerde\nGerçekten kaldı tadı\nHakan Rüştü İlhan'ım\nÜçü de benim canım\nŞutları kurtarışı\nRüştü'yü devleştirdi\nAdeta kale oldu\nGönlümüzde o erdi\nHakan Rüştü İlhan'ım\nÜçü de benim canım\nSakat sakat oynadı\nÇoğu golü önledi\n'Başkan -Şenol-Futbolcu'\nSözlerini dinledi\nHakan Rüştü İlhan'ım\nÜçü de benim canım\nHepsi efsane oldu\nBüyüledi Hasan'ı\nGerçekten çok seviyor\nÇocuk genç bütün canı\nHakan Rüştü İlhan'ım\nÜçü de benim canım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakaret içeren suç",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHem Cuma hem de oruç\nManevi olarak uç\nMüslümana yakışmaz\nHakaret içeren suç\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakça Düşünce",
        "poet": "Ahmet Özcankaya",
        "poem": "\n\nNeden Düşünce deyince\nHep beynim zonkluyor\nYoksulluk fakirlik deyince\nDerisi siyaha boyalı insanlar \nVe kendi acizliğim  geliyor\nÇünkü Hak karşısında ben acizim.\nDerisi siyah olanlar ise dünyada fakir \nBaşka bir şey düşünemiyorum.\nDuygularım bir birine giriyor\nÇözmekte güçlük çekiyorum\nÖlüm çözülmez bir bilmece\nÇözen var mı bunca zaman geçince\nHep cevapsız kalıyor yaptıklarımız yıllarca\nÇözümsüzlükler çözülecek Hakkı bulunca\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakikat",
        "poet": "Hüseyin Sıbıç",
        "poem": "\n\nEy nefsim! Sözüm, aklı olan baş içindir.\nBedduâm, sana atılmayan taş içindir.\nBeyhude geçen zaman ve çok yazık olan,\nDünya malı için döktüğün yaş içindir...\n\nTemmuz 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakikat",
        "poet": "Özcan Öztürk",
        "poem": "\n\nHakikati görmek için \nSadece gözler yetmez, \nGönül gözüyle de görmek gerekir. \n\n20 Ekim 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakettiğin Mektup",
        "poet": "Erkan Gerenlik",
        "poem": "\n\nVe ayrıldık...\nEt tırnaktan ayrılır mıydı diye sorma n’olur! \nKorktuğun başına geldi ve aramıza nedensiz bir elveda girdi.\nBir gitmektir tutturdum yoktan yere, çekip gittim öylesine.\n'Bir gün beni de diğer kızlar gibi bırakmazsın değil mi? ' derdin.\nBaşını omzuma yaslayıp, ürkek bir sesle:\n'Bırakmazsın değil mi? ' diye tekrarlar, cevap alamayınca,\nKaldırıp başını, gözlerini dikip de gözlerime:\n'Öksüzüm ben, babasızım, kıyamazsın, üzemezsin, bırakamazsın değil mi? ' derdin.\nO kadar emindin ki aslında bir gün bırakıp gideceğimden,\nBunu bilmenin korkusuydu, bu soruların.\nHatırlar mısın ikibin on yılının son günleriydi\nVe benim aşırı ilgisizliğim, gideceğimin ilk habercisiydi? \nHerşeye sinirleniyor, her dediğine kızıyordum.\nAğzını açsan da suçtu, açmasan da...\nGiydiklerinden tut da yediklerine, hatta dinlediğin müziklere kadar hepsi suçtu.\nKoymuştum ya bir kere gitmeyi kafama,\nSoğutmaktı ya amacım kendimden, aldığın nefes bile suçtu sana.\n'Çok mu gerekti ayrılık? ' diye sakın sorma şimdi bana! \nLayık değildim ki ben senin bir tel saçına.\nTaa en başında, ilk tanıştığımız gün başlamıştım yalana.\nEğleniriz sanmıştım. \nGüleriz, gezeriz, bir zaman sonra bıkarız,\nAnlaşamıyoruz deyip, dostça ayrılırız gibi gelmişti bana...\nDüşünemedim benim gibi bir hergeleye aşık olacağını, bağışla! \n\nVe ayrıldık...\nVe de 'Kırk kere söylersen bir şeyi gerçek olur! ' lafı gerçek oldu işte.\nKırk kere buluştuysak kırkında da söyledin:\n'Bırakma beni n’olur! ' diye.\nHatırlar mısın ikibin on yılının son günüydü, yılbaşıydı? \nMillet gülüp oynarken, sen ağlıyordun. 'Bir serseri seni terketti.' diye.\nEttiğin telefonların, attığın mesajların haddi hesabı yoktu.\n'Bitirmeyelim lütfen! ' diyordun da başka bir şey demiyordun.\nÇok acıyordu için, dünya umurunda değildi.\n'Yarın sabahtan buluşalım, unuturuz olanları, yine mutlu oluruz.' diyordun.\nBir serseriye, deliye, gidecekse engel olunamayacağını bilmiyordun.\nBoştan yere kendini yoruyor, bana hakettiğimden fazla değer veriyordun.\nHer gördüğü güzel kızda takılan, yalancı, çapkın, serseri,\nKendini bir şey sanan, bencilin tekiyim ben.\nSevmeyi hayatı boyunca becerememiş, hiç sadık kalamamış,\nSenin tarafından sevilmeyi haketmeyecek birisi olduğumu bir türlü anlamıyordun.\nGirmiyordu bütün bunlar o güzel kafanın içine.\n\nAlışkanlıktı benim için terkedip gitmek.\nKaçıncı terkedip bıraktığımdın, ağlattığımdın gerçekten bilmiyorum.\nAma sorarsan ki, 'Hiç mi için acımadı, hiç mi üzülmedin? ' diye.\nBelki de hayatımda ilk defa yalan konuşmayacağım,\nAma buna da sen inanmayacaksın.\nİlk defa canımın acıdığını, ayaklarımın gitmek istemediğini,\nSeni tekederken gördüm.\nSenin üstüne üçüncü kızdan geçen hafta ayrıldım,\nAma hala unutmamışsam seni, \nVe bu mektubu yazıyorsam şimdi sana.\nBilmiyorum gerçekten, anlatamıyorum şu an hissettiklerimi.\nBelki de ilk defa üzüldüğümden,\nKim bilir belki de ilk defa pişmanlık denizinde boğulduğumdandır.\nGel demeye yüzüm yok sana, yanlış anlama beni.\nAffet diyecek bir sözüm de yok sana, affetme beni.\nBilmeni istedim sadece.\nSormuştun ya, hatırladın mı yılbaşı gecesinde? \nHerkeslerin eğlendiği, Benimse seni ağlattığım gece…\n'Hiç mi için acımadı? ' diye...\nAcıdı be gülüm, hem de çok acıdı.\nBunu bilmek ve buna sevinmek senin hakkın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakikat",
        "poet": "Yüksel Erentürk Yılmaz",
        "poem": "\n\nBir girdap ki çektikçe çekiyor bedenimi,\nBen kaçtıkça o bana uzatıyor elini,\nDünya da yaşadığım gerçek değil yalanmış,\nHakikat aleminde gerçek yalnız Allah’mış. \n\n\t\t\tEreğli, 14 Ekim 2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakikat",
        "poet": "Seyyah Saidoğlu",
        "poem": "\n\nKur'an dan süzülmüş büyük hakikat\nHakikata doğru gelmeyi bilsek\nDaima yol alır, nur yolu fakat.. \nBilmediklerini bilmeyi bilsek\n\nHakikat sırrının aslı esası\nİçinde saklıdır, Nur Risalesi\nHakk dan bahsediyor her mes'elesi\nOndan bir zerrecik almayı bilsek\n\nNur'dan feyz alarak tek nida ile\nHaykırıp semaya hoş seda ile\nVarolan her emri bir eda ile\nYerli yerince kılmayı bilsek\n\nAçmış bizim için Hakk kucağını\nHediye eylemiş Nur sancağını\nGözler önündeki küfür ağını\nPerde indirerek silmeyi bilsek\n\nSaidoğlu Nur'dan kursa bir yuva\nÇünkü asrımızda en büyük dava\nKüfrün çabaları boşuna, hava \nDavamız uğruna ölmeyi bilsek\n\n(Erzurum - Yaz - 1977)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakikat",
        "poet": "Tekin Akay",
        "poem": "\n\ntekin derki aşkın yalan\t\t\nne revadır  aşık olan\t\t\ngel gör ki eyledin viran\t\t\nölüm nimet hayat zaman\t\t\n\nderler elmanın iki yarısı\t\t\nkanamaktadır gönül yarası\t\t\nne nasihat'tır hoca fetvası\t\t\nölüm gerçek hayat zaman\t\t\n\nMevlam vermiş ömrü bize\t\t\nsırrı da hüdası da hak elinde\t\t\nolsak Rab  yoluna amade\t\t\nölüm gerçek hayat zaman\t\t\n\nyoktur Rab'tan başka baki\t\t\ndört bir yanın olsa gani\t\t\nsüleymanda mal mülk hani\t\t\nölüm gerçek hayat zaman\t\t\n\naslı olan eder şükür\t\t\nhamdolsun verdiğin ömür\t\t\nİbrahimden alın sabır\t\t\nölüm gerçek hayat zaman\t\t\n\nyunus ne nağmeler  yazdı \t\t\nkalbi vardı aşkı vardı\t\t\nondan geri bunlar kaldı\t\t\nölüm gerçek hayat zaman\t\t\n\nsırrı nedir bu  alemin \t\t\nbilir bunu yalnız Emin\t\t\ndergahına gidin gelin\t\t\nölüm gerçek hayat zaman\t\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakikat",
        "poet": "Hilal Erboyacı",
        "poem": "\n\nuçuşur eteğimde bin bir anlamlı sezgi\n\nbir armoni yaşamın gizemli bin bir rengi\n\ntınısında kaybolup erir bin bir kötülük \n\nulvi bir raksa döner masivanın ahengi \n\nruhumun kanatlanmış güftesidir kainat\n\nfenafillah sırrının semâsıdır hakikat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakikat",
        "poet": "Akdağ Ersoy",
        "poem": "\n\nBeton apartmanlarda yok olan gençlik gibi,\nGiden gitti de, kalan kaldı mı yer de sanki! ..\nKimde var kaç asırlık ulu bir çınar ruhu,\nYer de ebediyet yok; giden Peygamber gibi...\n\nTmmz99\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakikat Acıdır",
        "poet": "Teoman Özgün",
        "poem": "\n\nMaslahata göre konuşmak,insanların hoşuna gider. \nYalan,hile ve pohpohlama tatlı,hakikat ise acıdır. \nAğrının olduğu yeri uyuşturmak,hastayı sakinleştirir. \nHasta ile karşı karşıyayız,acı da olsa şu gerçeği açık,\nBir kimse,geleneksel,kapalı dini muhitte dindar olursa; \nİslam,Allah gibi dini konulardan söz ederse, \nHalkın teveccühünü kazanır,geçimi temin edilir, \nSaygı görür ve nur yüzlü olarak telakki edilir. \nDin yoluyla ve din adına servet de kazanır. \nBen gibilerin yaşadığı ortamda dine inanmak suçtur. \nBir öğretim üyesi,öğrenci,yazar,sanatçı,şair,düşünür, \nSosyolog ya da psikolog dini eğilime sahip olursa, \nSosyal,ilmi ve fikri bir zaaf olarak kabul edilir. \nGeleneksel dini muhitin tam tersi bir özelliğe sahiptir. \nGeleneksel dini muhitlerde,farz namazı kaçırmıyorsa, \nHele hele bazen nafile namazlar da kılıyorsa, \nHem maddi/manevi hayatını temin etmiş olur. \nOysa bizim camiada, iyi eğitim gören, \nÇağdaş okulları tanıyan, çağın kültürünü\nDünyaya bakışını bilen bir ilim adamı dini, \nİslami ve inançlara sahip ise fikri,\nİlmi bütün kariyerlerini kaybeder.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakikat Apaçık Net",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nSanki tamamıyla boş, gereksiz ve lüzumsuz,\nDünya denilen yerde, yine de hep mecburuz…\n\nBir kural dâhilinde, her anı yaşıyoruz,\nHakikat ya da bâtıl, bir yolu seçiyoruz…\n\nHakikat apaçık tek, içinde Rab’bimiz var,\nRuh var, ahlâk var, din var, tefekkür var, inanç var…\n\n(1999)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakîkat Ehlinin Sırrını Buldum",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nÇile tezgâhında aşkı dokudum\nAşkın deryasında kendimi buldum\nArındım nefsimden, suâller sordum\nHakîkat ehlinin, sırrını buldum\n(Sonsuz müjdeleri, Kur’an da buldum)\n\nÖnce hamdım, sonra piştim; yoğruldum\nEmekledim, düştüm, kalktım doğruldum\nAkan seller gibi, coştum, duruldum\nHakîkat ehlinin, sırrını buldum \n(Sonsuz müjdeleri, Kur’an da buldum)\n\nŞu âlemde ben de, bir zerre oldum   \nKapandım secdeye, huzura durdum\nArş’a giden yolda köprüler sordum\nHakîkat ehlinin, sırrını buldum\n (Sonsuz müjdeleri, Kur’an da buldum)\n\n19 Mayıs 2012 – Isparta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakikat Güneşi",
        "poet": "Zeynal Yaman",
        "poem": "\n\nHakikat güneşine bulutlar sadece gölge eder \nGüneş aydınlatacak dünyamızı kıyamete kadar\nBulutlara takılıp kalanlar güneşi görmese de\nGüneş ışıklarıyla girer gözbebeklerine kadar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakikat İlmini Cana",
        "poet": "Kul Nesimi",
        "poem": "\n\nHakikat ilmini cana, sakın öğretme nadana\nKi sarrar olmayan vermez bahayı dürr-ü mercana\n\nPirimiz ehl-i irfandır,kaçan idrak eder hayvan\nErişmez her mecaz ehli kemal-i zat-ı irfana\n\nKaradır zahidin kalbi yokuşdur taati amma\nNe lazım fikr-i vesvasdan abestir fi'li insana\n\nMuhammed şanına geldi nişan-ü tacı Mevlanın\nDelili (lafeta illa)    gelüpdür Şah-ı Merdan\n\nİşitsin kadı vü müftü bu davanın sebebin kim\nNESİMİ can ile başını verüpdür Hakka kurbana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "'\"Hakikat\" Yazım",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nHakikat\nHakikat nedir? \nHakikat, zaman ve mekan boyutunun işlemediği alanda saklıdır! \nAn, zaman birimi değildir aslen! An, zaman ve mekandan münezzehtir! An, zamanı ve mekanı doğurandır.\nDünya'nın yalanı ahret, Dünya'dan bakarsan; ahretten bakınca da ahretin yalanı Dünya! Cem edince de hakikati hepsi! Biri diğerinin tarlası! \nEn büyük hakikat insan için “Ben” dir! \nBen olmadan O dahi bilinmez! \nBilinmeyen algılanmayan da yok hükmündedir.\nBenliğine sahip çık! \nNefsin,  izzeti vardır! \n“Ben” pozitif ve negatif yanıyla vardır! \nBir yanı, mesela negatif yanı olmazsa hakikati gerçekleşmez, açığa çıkmaz; diğer yanı dahi görünmez! \nYüreğindeki hakikati, yaşa; sevdayı yaşa! \nOrada günah-sevap diye bir ayrım yok; sadece güzellik var! \nSadece çıplak hakikat var orada! \nSen giydirirsin onları! \nHakikat, sevginin ta kendisidir! \nSadece sevgidir, muhabbettir! Rahimdir.\nHakikat, şahit olacak! \nHakikat, sadakattır! \nElif, Lam, Mim; son hakikat Mim…\nMeryem (Maria)   hakikati. Meryem, manada İsa’yı doğuruyor! İsa’nın hakikati kuranda geçer;  Nisa; 159 “Kitab ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce, ona (İsa'ya)  iman edecek olmasın. Kıyamet günü o (İsa)  onların aleyhine şahit olacaktır.” http://kuran.diyanet.gov.tr/Kuran.aspx#4:159 \nSeni seviyorum! Beni seviyorsun! Hakikat budur! \n“Bana seni gerek, seni! ”  İşte hakikat budur! \nRüyet-i cemâlullah! \n\"Hem ondandır ki, hadiste geldiği gibi, \"Cennette bir dakika rüyet-i cemâl-i İlâhî, bütün Cennet lezâizine fâiktir.\"(3)   Otuz İkinci Söz, İkinci Mevkıf.\n Cennet'te Rüyet, Allah'ı görmek olduğundan bir anlık Rüyet, bütün Cennet’i kapsıyor.\nYıldırım iner mi, çıkar mı? \nNere yukarı nere aşağı? Yukardan bakınca aşağı da yukarı! \nAşağıdan bakarsan yukarı, yukarı olur! \nNereden baktığına bağlı; yıldırım düşmez, çıkar! \nHangisi gerçek? \nHakikat ve gerçek aynı mıdır? \nRüyalar gerçek olsa! Her rüya gerçektir aslında. Kendi boyutunda gerçektir! \nHer şey kendi boyutunda gerçekten vardır başka boyutta yansıma olarak vardır! \nTüm boyutlarda olmak nasıldır? \nTüm zaman ve mekan boyutlarında görünmek! \nBir şeyin yani hakikatin tanımlanmasında işle yarayan,  karşıt olarak kullanılan her ne ise o, o şeyin gerçeğidir! Gerçek de yalan da birbirine göreceli.\nGündüz geceyle bilinir gece de gündüz ile… O halde gece hükmünü sürdürdüğünde gündüz yalan, gündüz hüküm sürdürdüğünde gece yalan olur! \nDikkat! \nDünya, gerçek ise ahret de gerçektir! Dünya yalan ise ahret de yalandır! Çünkü Dünya, ahretin mezrası (tarlası)  dır. Tarla yalan ise mahsul de yalan olur! Tarla gerçek ise mahsul de gerçek olacaktır! O halde ikisinin gerçekliği hakikate dairdir! Bir hakikat var aslen ve o görünüyor ikili gerçeklikte ya da ikili görünümde bir hakikat görünüyor. İki gerçek de izafi oluyor. Tek hakikat iki gerçeklikle görülüyor! \nBen ve O (Tanrı)   hangisi gerçek? \nCevap; ya ikimiz de gerçeğiz, ya da ikimiz de yalanız! Ne fark eder sonuçta bir hakikati açığa çıkarırız o do (O)   hakikatidir! O’na ne dersen de o tektir! \nBen gerçek isem algıladıklarım da gerçektir! Ben yalan isem algıladıklarım da yalandır! Oysa Tanrı mutlak gerçek kabul edilir! Tanrı “Ben” ile bilinir! Her şey zıddıyla bilindiği için insan Tanrı’yı “Ben” ile bilir! Bu durumda “Ben” Tanrı mı? “Enel Hak” boşa denmemiş… Durumu kurtarmak için şöyle bir çıkarım yapayım; “Ben” yalan, sanal olsun, O (Tanrı)   gerçek olsun! Yani yalan olan “Ben”, gerçeğe ayna olsun! Gerçek de yalanla bilinsin. Ya da şöyle bir yol düşünülebilir; inançla aşılır bu sorun! “Ben yok O var! ” denir ve buna güçlü olarak inanılır!  Bana sorar gibisiniz! Benim için ha ben ha O, fark etmez! Birimiz var ise diğerimiz onun yansısı o halde O var, ben yansımayım… Yoksa Ben varım da O mu yansıma? Burayı kendiniz çözün. Herkesin “Gerçek” ve “Yalan”ı kendinin olsun! Nasılsa gerçekten yalan, yalandan gerçeğe çıkılabiliyor! Dünya ahrete çıkıyor. Yalan Dünya, gerçek ahreti ya da gerçek Dünya, “Yalan” ahreti gösterir! Yani hangisi gerçek, hangisi yalan sonuçta önemi kalmıyor! Biri diğerine ayna çünkü. İkisi de tek hakikate dair, bakıyor çünkü! Hangisinin gerçek olduğunu insanın kendi vicdanından başka belirleyecek bir şey ben bulamadım! Benim algılamama da bakmayın, sonuçta herkesin kendi algısı önemli… Yani iki durum var; gerçek yalan ile bir hakikat gözlenir o dahi Allah hakikatidir, “Ben”de görünür işte. Allah hakikatini kendinde görüyor isen “Ben” o fark etmeyecek. Hangisi gerçek, o dahi önemsiz olacaktır! Çünkü ikili bakıştan tek hakikat çıktı.\nİnsan için insandan daha önemli bir değer olamaz. Yani insanın değer verdiği her ne ise insanı, kendini geçemez! Sebebi insan kendi algılar tüm bildiklerini! Algılanmayan yok hükmündedir! \nAlgılanamayan gerçek, yok hükmünde! Kişi kendi algılamadığına sadece inanır, bu dahi bilinç değildir. Sadece bilince kapı açar inanç! İnanç, bilince döndüğünde kişinin zannı olur ki o zaman kişi bunu sahiplenir yoksa algılamadığı bir şey hakkında iyi-kötü göreceliliğinde bir yorum yapamaz. Yaparsa bu bilinçsiz bir inanç durumudur! Bilinç dahi kişinin zannıdır.  O halde tüm gerçeklikler bir hakikate dair olmalıdır! \nZan nedir? Bilmek nedir? \nZan ve inanç paraleldir. İnanç, bir çeşit zandır! Bu nedenle tahkiki (hakiki)   iman, taklidi iman diye ikiye ayırmak zorunda kalmış bazı mütefekkirler! Taklidi olan zan, tahkiki olan yani hakiki olan ise bilinçtir! Yani zanda kalma, bilince çevir! \nZan, inancın bilince dönmesinde kılavuz demiştim! \nSıkı durun; bilinç inançla sabote edilir! Nasıl mı? Zanda yani inançta kalan çokları zanlarını kendi galip çoğunluklarına dayanarak pervasızca dayatırlar! Sorgulamayı gerekli görmediği gibi sorgulayanları da baskılar ve dışlarlar! Alın size “Zan imparatorluğu! ” \n“Kardeşim sen düşünceden ibaretsin, Geriye kalan et ve kemiksin, Gül düşünür gülistan olursun, Diken düşünür dikenlik olursun” Mevlana\nBu boyutta yaşananlar zaman izafiyetinde bir önceki boyutun yansımasıdır! Bu boyuttaki hayaller ise bir sonrakine veri hazırlar! Önce ve sonra konusu zaman ve mekan bağı ve izafiyeti açısından var. Zaman ve mekanın bağlayıcılığını aşmak ise çok kapsamlı… Yaşananlar önceki hayallerdi, yaşanacaklar ise şimdiki hayaller! “Ne ekersen onu biçersin” Hayal ekiyoruz aslında. Önceki mahsulatı yaşarken bir sonraki mahsulatı da ekiyoruz. Bu anlamda “Ahir” dediğimiz, zaman göreceliliğindeki “Sonra” yani bir sonraki aşama! Ahirde olacaklar, şimdiki hayallerin mahsulü olacak! Kaderin işleyişi açısından tercih edilenler yaşanıyor. Tercihinden memnun olmak mutluluk hali, tercihinden yakınmak ise mutsuzluk hali! Tercihi ise insanın kendi iradesiyle oluşuyor ki karşılığı “Cennet, Cehennem” olarak sembolize edilir. İnsanın kendiyle yüzleşmesi, “Hesap”; güzel tercihler, Cenneti; kötü tercihler Cehennem’i netice verir. Ahirdeki hal de tercihe bakıyor. Böylece insan sonsuz bir terakki ve gelişim sürecinde ilerliyor! Tercih ettiği, kurduğu hayalleri yaşarken güncelleme yapma şansı doğuyor. Hoşnut olmadıklarını eleyip güzel şeyleri, hoşnut olacağı şeyleri zaman göreceliliğindeki bir sonraki aşamaya ekiyor! Yani hayaller gerçekleşiyor…Hayallerin ne kadar önemli olduğunu anlamak da “Bilinç” hali! Bilinç halindeki hayaller ise insanın sonraki aşamadaki durumunu belirliyor.\nSon tahlilde; yaşananlar başka boyutta tercih edilmiş, hayal edilmiş olanlardır, yaşanacaklar ise bu boyutta tercih edilen hayallerdir! O halde tercihlerimizi, hayallerimizi bizi hoşnut edecek şekilde yapabiliriz! Yakınmadan, ümitsizlik ve çaresizliğe düşmeden; bizi memnun edecek hayalleri kurmaktan çekinmeyelim. Bu güzel hayallerin yansımasını “An” da göreceğimizi bilelim. Süreci de unutmayalım, tercih ne şekilde ise sonuç öyle olacak! Dua da bir nevi hayaldir, istektir. Samimiyet dua için de hayal için de çok önemlidir. Kalbi mühürlemeden samimi hayallerle doldurmak gerek. Güzellikler daim olsun.\n\nSelametle,\nAhmet Bektaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakikat Yorulmuş",
        "poet": "Mehmet Çelik Erses",
        "poem": "\n\nDevir zor bir devir yaşamak zahmet\nYoksulun haline yanarsın Mehmet\nÜç beş çakalın mağdurudur Ahmet\nAk bildiğin ruhlar kirlenmiş Mehmet\n\nHakikat yorulmuş göç etmektedir\nMerhamet yas tutmuş yaş dökmektedir\nGarip yükü ağır bel bükmektedir\nHiç kimseye kalmaz ahları Mehmet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakikatı hakk biliriz",
        "poet": "Tuncay Akdeniz",
        "poem": "\n\nHAKİKATI HAKK BİLİRİZ\n\nHabibi Muhammed(*) Allah resulu\nHirâdan beslenir ruhumuz bizim\nHakk batılı ayır bul doğru yolu\nİslam'ca yaşamdır dinimiz bizim\n\nNusret veren sensin Yüce Ya Rabbi\nBeytullah'dır secdemizin Mihrâbı\nİbni Sina,Yesev, Korkut,Farabı\nTemelden sağlamdır binamız bizim\n\nBilge kağan Atatürkten bu yana\nCan veririz yurt vermeyiz düşmana\nİslam coğrafyası tüm Türkistana\nTürk islam yazılmış adımız bizim\n\nKürşadlar Yavuzlar Barbaros Sinan\nTürklük sevdalısı,İslâmca yanan\nErtuğrul bey Osman Gazi Alparslan\nSöğüt'deki otağ hanımız bizim \n\nVatan kokusunu sevenler anlar\nDüşlerinde zafer gören sultanlar\nFatih Ak Şemsettin Molla Güranlar\nSemâ'yı perseller tanımız bizim\n\nKorkma sönmez diyor Âkif'in dili\nBu yol Turanların bahadır yolu\nŞeyh Şamil-i Osman Batur köroğlu\nDünyaya şan salmış namımız bizim\n\nPeygamber dua'sı almış yiğitler\nEy Başbuğlar ey aziz şehitler\nHilâli yıldızı size şahitler\nBayrağa renk vermiş kanımız bizim\n\nKurân da İslamın ince manâsı\nHoşgörü Mevlana sevgi Yunusu\nTapduk dergahının açık kapısı\nGayri yere varmaz râhımız bizim\n\nNe ayrım yapariz nede seçeriz\nHer engeli sabır ile geçeriz\nŞehit şehadet-i yemin içeriz\nDüşmana eğilmez râmımız bizim\n\nNe Mutlu Türk'üm ben diyorken millet\nYaşat ki yaşasın bu kutlu devlet\nBu ocak tütecek bil ilelebet\nMilli birlik vatan davamız bizim\n\nKul Tuncay'a vatan yurt Anadolu\nLehçesi sentezi Türkçedir dili\nHürriyettir Cumhuriyet okulu\nTürklüğün marşıdır andımız bizim\n\nTuncay Akdeniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakikat Kur’an Yolu  6",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHakikat yalnız İslam, İslam Rab’bin yoludur, \nKur’an’ı destekleyen, İslam tevhit yoludur… \n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakikat Neden Gizletiliyor Hakkımız Değil miydi?",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHep uyutuluyoruz hep aldatılıyoruz,\nKendi türlerimizden iyilik görmüyoruz…\n\nBiz hep mi böyleydik de habersiz yaşıyorduk,\nAleyhlerimizde hep kötülük duyuyorduk…\n\nGerçek yok hakikat yok hep fikir ve kargaşa,\nHakikati gizletme Rab’bimden uzaklaşma…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakikatin Güçlü Sesi",
        "poet": "Durdu Şahin",
        "poem": "\n\nİnanç dolu sıçrayışlar,\nBulutlarla yarışıyor,\nMazlumların duasına,\nİman, ihlâs karışıyor.\n\nEmek ile alınteri,\nÇilelere alışıyor.\nHakka adanmış insanlar,\nAllah için çalışıyor.\n\nGüzellikler güzellikle,\nHep gururla dolaşıyor.\nHakikatin güçlü sesi,\nYüreklere ulaşıyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakikatın Hakiyesine Ait Bakiyeler...",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nBir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde bir mübarek kurban bayramı son günü(16TEMMUZ 1989)        Gaziantepte zom derece alkollü bir müslüman Kurban bayramı kutlarken* araba ile bir hamile kadını çarparak öldürüyor..Kadın binlerce gözü yaşlı bırakıp toprağa verilince adam Avukat tutup bir güzel kurtuluyor.Netekim namaz  kılıp bir de hacca gidince Allahta onu affediyor.Bu hikaye  burada bitmiyor Çünkü adam önce sanat güneşine gidiyor.oda kendisine ''Günahların girecek düşlerine''şarkısını söylüyor.sonra iki cihan güneşine gidiyor ikisi  de onu affetmiyor.Yani bu zom katil hem sanat güneşinin hem de iki cihan güneşinin(Hazreti Muhammed Efendimizin)  kemiklerini sızlatıyor..Değil antepte yaşayan müslümanlar,başka dinlerden islamı seçenler de  hem müslüman olduklarından hem de insan olduklarından utanıyorlar.Çünkü islamda bilinen şu ki bu hareket 70 göbek geçmiş 70 göbek geleceğe kabir azabı verir ve affı yoktur...(Peygamber efendimizle ilgili karikatür çizenlere küfür ediyor, kınıyoruz Bu anlatılan şahsın Peygamber efendimize bir kuyruk takmadığı kalıyor hiç seslenemiyoruz  bu nasıl insanlık nasıl müslümanlık ben yine de müslüman olduğum için utanmıyorum,çünkü öbür dünya var...Nasıl yanacaklar cehennem sıcağında.. gerçi ben bu Dünyada da vijdan azabı ateşlerinde yanmalarını görmek istiyorum...) ..NETEKİM Onlar ermiş vijdan azabı* duymadan muradına biz bu hikayeyi okuyanlar girelim vijdan azabına...\n\nBir de bu Antepteki mangalda kül bırakmayan katillere bir akrostişim var:\n-------------------------\nAdaleti\nNiçin\nTerkettin\nEdepsiz\nPezevenk...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakikatın Hatırı, Dostun Hatırından Mühimdir!",
        "poet": "Alper Gencer",
        "poem": "\n\nKardeşlerim! \n\nŞiir üzerine konuşmaktan ve fikir üretmekten terk, edebiyatı dışarıdan bitirmeye çalışırken hayatı ıskalamamanın derdiyle konuşan biri gibi konuşmaya çalışacağım. Bu cümlenin neden böyle uzun olduğu ve yazının neden böyle başladığı hususunda en ufak bir fikrim yok. Lakin Yunus şahane bir şair, kendisini tanımayı çok isterdim. El kadar Türkçe ile hemen her şeyi söylemiş. Demek ki dilin zenginliğinden çok, başka bir şeyin zenginliği söze konu. Demek ki, edebiyat üzerine sarf edilen onca lafügüzaf dili söyletenin kaynağına, belki de dili bertaraf edemediği için yaklaşamıyor. Çok acayip başladı yazı, sonunu çok merak ediyorum. İsteyen burada ayrılsın, bazen feci sıkıcı bir adam olabiliyorum. Size bu yazıyı bir acil servis muayene odasından yazıyorum. Az evvel dâhiliyeci bir dostum oturdu karşıma, dedim ki; \"Senin bir derdin vardı, ne oldu ona? Uzun süredir görmüyorum bakışlarında\". Nasıl ama? Modası geçmiş bir şiir gibi değil mi! Moda, kusursuz bir eskimedir diyor Baudrillard. Allah rahmet eylesin, değişik bir adamdı. Kelimelerini öyle baştan çıkartıcı bir insiyakla örüyordu ki, düşüncenin niteliği söyleyişinin gölgesinde kalıyordu. Söz sükûtu çoğu kez kirleten bir şeydir. İnsan şiir okumaya başlayınca bir yerinden temizlenmeye başlıyor ama. Bu yazıyı dönüp tekrar okuyacağım diye kendimi acayip samimiyetsiz hissediyorum. Ne yani, siz beğenin diye mi yazıyorum bu yazıyı? Bütün diğer yazılar hep başkaları beğensin diye mi yazılıyor? Şimdi yok desek yalan, var desek mübalağa… Hakikatin hatırı diye bir şey var, inanır mısınız bilmem. Ben hakikatin hatırına inanıyorum, edebiyata inanmıyorum artık. Zannediyorum o da bana inanmıyor. Biz birbirimizi karşılıklı olarak kullanıyoruz. Biz birbirimizden fena halde kıllanıyoruz. O bana vesileler kuruyor, ben ona kelimeler… Aramıza bir üçüncü girince, ben oradan kalkıp gidiyorum. Gideyim. Gözlerim durur mu, onlar da benimle kalkıp gidiyorlar. Gitsinler.\n\nÇok yorgun bir adamım Allah'a bin şükür! Dün halı saha maçı yaptım ama hiç halı saha maçı yapmasam da yorgun bir adamım. Dünyaya yorgun biri olarak gelmiş gibiyim. Yorgunluk bir çeşit yakıt, bir büyük sermaye... Keder gibi, Allah vergisi! Biri ölüyor, o zaman daha derinden kavrıyorsunuz onun yaşadığını. Muntazaman bir sürgün psikolojisi içerisindeyim, size de böyle oluyor mu? Geldik, gidiyoruz. Rutini bozan her duygu durumu beni şiire gebe bırakıyor. Fenerbahçe mesela yenildiği zaman acayip öfkeleniyorum gibi şiir yazıyorum ben. Kafamı bozan, beni aşka geçiren, vs... Bazıları şans diye görür bunu, şaşırıyorum. Bütün aynaların arasına bir ayna daha eklemekten ne farkı var şair olmanın? ! Dünyanın bütün imtihanı yetmezmiş gibi bir de yazdığını yükleniyorsun. Ama yazdıran yaz diyor işte, dedim ya, hakikatin hatırı var. Biri gemimize saldırıyor, biri kalbimize, birileri otel yakıyor, birileri köy basıyor, birileri sopalıyor birilerini. Kimsenin rahat durduğu yok, gel de şiir yazma! Bazen, nerden girdim bu işe diyorum. Yahu öyle bedbin bir hal ki, girince çıkamıyorsun da öyle kolay kolay. Sineye falan çekmen gerekiyor şahit olduğunu. Teraziyi iyice kaybetmek gerekiyor şiiri bırakmak için. Nikotin bandı gibi, iki mısra arıyorum şöyle her şeyi izah edecek. Yani ne yapsan dönüp sana cevap verecek iki mısra! Düşünün ki Turgut Uyar, Sezai Karakoç ile Cahit Zarifoğlu’nun omuzlarında! Düşünün ki, kol kola girmiş Mısri Niyazi ile Aziz Mahmut Hudâi. Kaygusuz’u, Fener gol kaçırınca, seyirciler arasında düşünün! Yani, öyle iki mısra…\n\nOrtam kötü, herkes insanlıktan çıkmış. Benim de insanlıktan çıktığım oluyor, herkes çıkar bence. Ama sanki mühimi oraya geri dönmek, gönül almak. Bu vahşi kapitalizm, para-pul işleri, sermaye falan dengemizi allak bullak etmiş durumda. E müsaade ediyoruz da ondan! Diyeceksiniz ki, çok da elimizde! Ağır kaçacak ama evet, ben de cüzi iradeye inanmıyorum. Hatta cüzi olan külli olanın içinde kül olup gitsin istiyorum. Nasıl olacaksa? \n\nBirazdan, başımıza ne geleceğini bilmeden yaşıyoruz. Verilerimiz ne olacağına dair çeşitli fikirler edindirse de, bir deprem oluyor ve her şey tuzla buz oluveriyor birden. İnsan da biraz böyleymiş gibi geliyor bana, yani sürekli bir depreme gebe. Ama hayretten dilimi yutacak raddede, bazılarının, gözler önüne serilen enkazı görmezden gelerek nasıl da hala hiçbir şey yokmuşçasına yaşayıp gittiğini anlamakta zorlanıyorum. Bir şeyi anlamakta zorlanınca, ona inat etmek gibi pis bir huyum vardı eskiden, şimdi iyice azaldı. Şimdi bir şeyi sevmekte zorlanınca, o şeyi sevmeye diretiyorum. Şiirin böyle şifahi bir etkisi var. Sanki ötede bir yerde, anlamadığımız bir ipi çekiyor düşülen her mısra. Ve bir bakıyorsunuz sonra, hiç kimseye izah edemeyeceğiniz bir şekilde anlamış/sezmiş/hissetmiş oluyorsunuz o şeyi. Rahatlıyorsunuz. Artık nasıl oluyorsa? \n\nŞiirin, diğer başka bütün şeylerden farklı bir muamele görmesinden hazzetmiyorum. Çünkü mahalleli olarak aynı bakkaldan ekmek alan komşularız işte. Birileri şiir yazıyor, diğerleri başka şey. Bu söyleyeceğimi asla izah edemeyeceğimi biliyorum, kimsenin de bana izah edebileceğini... Ama her şeyin içinde sanki şiir vardır. Gerçi, her şeyin içinde başka her şey vardır ama beni Allah bu pencereden baktırtıyor işte. Bir de iyi futbol oynarım mesela, babam beni bırakmadıgillerdenim. Babamı seviyorum, beni sövdüğünden çok sevmiştir kendisi.\n\nŞiddetin ve sevginin içinde büyüdüm ben. Bunlar birbirleriyle iç içe olunca; ilk gençliğinizi başınıza ne geldiğini anlamaya çalışmakla, yirmilerinizi başınıza ne geldiğini anlamaya başlamakla, otuzunuzu ise yavaş yavaş bavulları toplamakla geçiriyorsunuz. Sevgi ve şiddet hep kol kolaymış gibi gelir bana. Van'da, yüksek rakımda, oksijen de bol olunca, her gün kavga ederdik. İki kişinin omzu sürterdi birbirine, koridor karışırdı hemen. Maçlar kavgayla biterdi muhakkak. Bir kızla dolaşmaya başlardın, silah dayanırdı ensene. Bu son söylediğim olduğunda 15imdeydim. Kafa-kol, namaz, aşk, öfke, oruç, intikam derken epeyce güç bir şekilde geçirdik o günleri. Bu yaşta hala kabadayılık yapanlar var. Yahu bu benim kimyamda, kanımda dolaşmasına rağmen, bir insan olarak yakıştıramıyorum işte kendime. En son 5-6 sene evvel kuzenimi biri itti diye adamın birini sözlü uyardım, sonra 3-4 kişi beni tekme tokat uyardı, sonrasını sormayın gitsin. O gün bugündür kavga etmiyorum. Bir de şu var tabi, hekimim ben. Üstelik acil servis hekimi! E adamın birini öldüresiye dövdün diyelim, adam dönüp senin dükkânın önüne bırakacak bedeni, bozduğunu düzelt diye. Şifa Allah'tan tabi. Mesleki bir çelişkimiz de var anlayacağınız. Yakışmaz, kimseye yakışmaz. Kavga edenleri, söz dalaşı yapanlar buna dâhil, uzaklaştırıyorum kendimden. E şiirden bahsediyorduk... Şiir de bu hasarı tanımanıza yardımcı oluyor bir yerde. Aslında ben insan için var olan her şeyin, insanın önce kendi bilgisine/sevgisine, sonra da oradan Rabbin bilgisine/sevgisine giden vesileler/yollar olduğuna inanıyorum. Annemi çok seviyorum, beni döverken de severdi.\n\nAnnemi ama acayip seviyorum. İnsan önce annesini sever. Hepimiz birbirimizin peşinden gidiyoruz; birimiz önde, öteki arkada. Her birimiz ezelle yaşıtız esasında. Nasip, kısmet meselesi başımıza ne geleceği. Hz. Ali ile ayrı hukukumuz var, kendisiyle cennette çay içmek isterdim. Müthiş biri, bence görsek gözlerimiz bakışlarımızın hakkını vermiş olur. Bana bildiğim birçok şeyi o güzel Resul'ünden öğrenip öğreten odur. Onun efendisi, benim de efendimdir. Dünyada teslimiyet kadar güzel bir duygu yok! Birçok şeyi Hz. Ali ile sevmeyi öğrenmiş olabilirim. Mesela Ehl-i Beyt! Buradan geçseler işi gücü bırakır peşlerinden gidersiniz. Yeminle gidersiniz! Dünyadaki bütün güzellikler Peygamberden yansır diye düşünürüm. Şiiri yazarken en dikkat ettiğim husus şudur: \"Resulullah bu şiiri okusa, beğenir miydi? \". Beğenir miydi bilmem, ama şiiri onun okuduğunu bilmek, beni heyecanlandıran bir şey. Yüzünü görmeyi en çok istediğim kişi Resulullah'tır. Sizin hiç, yüzünü görmeyi en çok istediğiniz biri oldu mu? \n\nKarım süper bir insan. Dünyada anlamakta en çok zorlandığım kişi aynı zamanda. Bir insan karısını anlamaya çalışmamalı, ömür bitmez! Kadın dediğin, hele bir de çocuk doğurmuşsa, bildiğin fırsat eşitsizliği! Kadınlar yaradılış itibarı ile nedense hakikate daha yakın dururlar gibi gelir bana. Karım sayesinde çok şey değişti hayatımda. Tanıdığım en zeki ve güzel kadındır. Başkalarına göre o kadar zeki ve güzel olmayabilir ama bence öyle. Güzellik de, zekâ da bir bütündür çünkü. Şiir gibi. Bütüne, parçalayıp bakanın gözü doymaz. Parça doyurucu bir şey değildir çünkü. İnsan nerede bir parça gördüyse onun bütününü aramaya koyulmuştur. Karım bana bir oğul doğurdu, ismi Ali Hüsrev. Allah bağışlasın! Ali, bizim Ali! Hüsrev, Hasan Hüsrev Hatemi’den... Allah başımızdan eksik etmesin, çok kıymetli hocamdır, babam gibidir. Çok şey öğrendim ondan, nasip işte. Hüsrev, hükümdar demekmiş. Oğlum da nefsine hükümdar olsun inşallah. İyi biri olsun, bana yeter. Geçen ramazan ayında bana yemem için bir şey uzattı, \"ben oruç tutuyorum oğlum\" dedim. Ne dese beğenirsiniz? \"Ben Fenerbahçe’yi tutmayı tercih ediyorum\". Alın size \"tutmak\" fiili üzerine bir nevi hazır şiir. Zaten evde Ali Hüsrev konuşuyor, ben not alıyorum. Ve kimseye inandıramıyorum ama Fener bu sene süper! \n\nŞiir diyorduk. Ben sık sık okuyorum, siz de okuyun. Okuyan okumayana okutsun. Ben çok kişinin şiire başlamasına vesile olmuşumdur. Çocuklarımıza şiir okuyalım sürekli. Ben klasik Türk müziği ve türkü dinlerim en çok, onlar da şiir zaten. Oğlum Şah Hatayi dinleyerek büyüyor, en sevdiği türkü: \"bir derdim var bin dermana değişmem\". Şimdi dilinden geçen kalbinden geçmiyor tabi. Hele hayırlısı ile bir büyüsün, görürüm o neşeli tavırlarla söylediği bu mısraın onu ne hale getireceğini. Çocuk insanın kalbini büyütüyor, sevginin azameti değişiyor. Herkes çocuk yapsın, zaten sünnettir.\n\nŞiir çok güzel bir şey, ikinci yeni falan. Ben şiir yazdıktan sonra, en yakınımdakilere okuyorum ilkin. Onlar da güzel olmuş diyorlar. Numara mı yapıyorlar anlamıyorum. Ama şiirin güzel olması bir yana dursun, ben numara yapmıyorum. İçim rahat! Hiç hayıt ağacı görmememe rağmen, rahat. Bir de son dönemlerde çok siyasi şiirler yazıyormuşum. Bir arkadaşım her şey/herkes siyasidir diyor [the person is political], e o zaman bana niye öyle diyorlar ki? Güncel olaylar beni etkiliyor, oturup şiir yazıyorum. Sevdiğim bir ağabeyim, yazma bekle dedi geçtiğimiz aylarda. E ama bu şairin elinde mi ki! ? Aynı ağabey yazdığım bir şiirden dolayı beni Yahudi düşmanı ilan etti hemen. Hâlbuki onunla tanışma vesilemizi düşünmesi bile bunu bertaraf etmeye yetebilirdi. Her neyse, Allah yar ve yardımcımız olsun. Yahudilerle bir alıp veremediğim yok ve ben çayı çok severim. Öyle ki, onu içerim.\n\nKerbela benim çok etkilendiğim bir hadisedir. Dünyanın en trajik olayı diye tarif ederim. Ondan büyük trajediye -Allah korusun! - denk gelmedim. Düşüne düşüne, bir gün o kızgın çöle indim, donup izledim olanı biteni. Bu yüzden yezid'i sevmiyorum, sevemiyorum. Aklıma geldikçe tüylerim diken diken oluyor, yumruğumu istemsiz sıkıyorum. Onunla da tanışmak isterdim ama sonu fena bitebilirdi. Şiirde öfkelenince yezid yazıveriyorum. Hayır, Alevi değilim.\n\nAma karım Alevi. Karıma bakınca ben daha çok Aleviymişim gibi geliyor. Zaten o da öyle söylüyor. Ben etnik her türlü ayrıma karşıyım. Bence bunların hepsi bizi birbirimize düşürmek için şeytanın alçak planlarından gayrı bir şey değil. Softalık beni hem üzüyor, hem öfkelendiriyor. Softalara kızan softalar var, onlar daha beter. Bir de softa olduğunu inkâr eden softalar var ki, yahu neler oluyor? Kesin bende de vardır biraz softalık! Herkeste biraz softalık var çünkü. İnsan kendini düşündüğü oranda softalaşıyor. Küçük Prens, nerdesin? \n\nHa şiir... Edebiyat ortamı başta beni bir heyecanlandırdı ne yalan söyleyeyim. Ama sonra bir baktım, her yan dedikodu. Hakaret tadında eleştiri diz boyu! İnsanlar, nasıl da birbirine düşüyor. Şunun şiiri kötü deniyor mesela, nasıl yani? Belki o şiir bir başkasının en sevdiği şiiri! Bir mutlakıyet çabasıdır almış yürüyor. Daha gençken hevesliydim, şimdi geçti. Şiir öldü diyen var, has şiir okuyamıyorum diyen var, şiir geri çekiliyor diyen var. Bence kim şiir hakkında ne diyorsa kendini tarif ediyor. Ben hala güzel şiirler okuyorum dergilerde. Artık eskisi kadar dergi alamıyorum ama yine de güzel atan yürekler var. Borçları kapatayım, çocuğu büyüteyim, iş-güç derken süratini bir miktar yitiriyorsun tabi. Ama kendimi hiç de işgal altında hissetmiyorum. Bazen sistemin benden, dışarıya atılan bir masa gibi işgaliye istediğini düşünüyorum. Çok ciddi pratik bir karşılığı olmasa da, evrendeki bütün her şey benim duygu ve düşüncelerimin işgali altındadır. Mesela ben çocukken bonibona bayılırdım, oğlum da bayılıyor.\n\nYa işte böyle kardeşlerim, her şey geçici. Yakıcı bir kulluk, cayır cayır, o biçim… Şiir okumak, yazmaktan daha kıymetli bir şeydir. Ben vaktimin çoğunu oturmakla geçiren çekingen bir sivilim. Bu karımın en sevdiği sözlerden biri, kim söylemişti şimdi hatırlayamadım. Şimdi sordum, Bernard Shaw. Karım da benim gibi sivil. Ali Hüsrev'i de sivil yetiştirmeye çalışıyoruz. Sivil, ne güzel bir kelime! Sanki birazdan ayaklanacak gibi. Ben dünyada kendime bütün renklerden münezzeh, şöyle bir iş belledim: \"Zalime hakkı göstermek! \". Bu durum mazlumun, ki bu mazlumun neye inandığı beni ilgilendirmiyor, mütemadiyen yanında olmamı gerektiriyor. Aksiyon dolu bir meşgale! Zulüm biterse, çay gerçekten demlenmiş demektir.\n\nYahu bir şey anlatacağım, herkes buna gülüyor. Şimdi benim borcum var, herkesin vardır, benim de var. Baktık bir türlü doğrultamıyoruz dümeni, hanıma dedim ki bir çocuk daha yapalım. Çocuk çünkü rızkıyla gelir, rızkla donatır evi. Bütün insanlar çocuklarının ilk doğduğu zamanı bir gözlemleyecek olursa, kaldıramayacakları bir yüke el atmıştır o çocuk. Ya da yeni bir şeyler eklenir haneye. Modern akıl başka söylüyor ama. Borcumuz var, çocuk yapamıyoruz diyenler var, yahu siz deli misiniz? Tamam, öyle durmadan çocuk da yapın demiyorum ama Allah kimseyi kardeşsiz büyütmesin. Ahmet Murat'ın bir mısrası var: \"Kardeşi olmayanlar kitap okurlar\" diye. Çok acayip... Çocuğun oyun oynamayıp kitap okuması çok trajik! Kitap okumak ne çaresiz bir tavır öyle değil mi? Ne çok bilmediğimizin aynası! \n\nYunus ile başladık, Yunus ile bitirelim. Kendisi harika bir insan, Türkçe bilip okumamak bence çok ayıp! \"Sevdiğimi demez isem sevmek derdi beni boğar\" diyor ya… Şair için biraz da böyle bir şeydir şiir yazmak. Hatta tam olarak böyle bir şeydir sanki.\n\nBu yazıyı mütebessim bir ifadeyle okuduysanız, benim için işler yolunda demektir. Sizin için de... Ben kim oluyorum da bütün bunları yazabiliyorum! ? Ne haddime? Hani sehpa nerede? \n\nSevelim birbirimizi. Muhabbetle…\n\n* Başlıkta söz, Hz. Ali'ye aittir.\n** Bu yazı, Mühür Dergisi'nin 32. sayısında yayımlanmıştır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakikâti Leylâ",
        "poet": "Ali Rıza Ünal",
        "poem": "\n\nO leylâ’yı simada vechi Mevlâ var.\nO şems’i nigârda,kıbleyi mihrab var\nGayrı tevhidi din iman, mecnunundur.\nFirakın şirk’i gümman,her dem,zuhurun var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakikatlar Ağlar",
        "poet": "İdris Çetin",
        "poem": "\n\nGözler ateş kırmızısı olmuşsa,\nKalp taştan taşa dönmüşse,\nİnsanlık utancından fırlamışsa,\nHakikatler ağlar, gözyaşı dökerek…\n\nZulüm diz boyu olmuşsa,\nKin, nefret çukurlara saklanmışsa,\nDikenli teller uykuya yatmışsa,\nHakikatler ağlar gözyaşı dökerek…\n\nBuğdaylar yeşilken hançerlenmişse,\nYapraklar açmadan soldurulmuşsa,\nÇiçekler boynu bükük kalmışsa,\nHakikatler ağlar gözyaşı dökerek…\n\nÇoğunluk azınlığa mahkûm olmuşsa,\nSofralar tuz ve bibersiz kalmışsa,\nSoğanlar bıçaklara meydan okumuşsa,\nHakikatler ağlar gözyaşı dökerek…\n\nMüslümanlar dünyada hep yalnız kalmışsa,\nFuhuş, edepsizlik medeniyet sayılmışsa,\nYüce yaratan kitaplardan çıkarılmışsa,\nHakikatler ağlar gözyaşı dökerek…\n\n                                 15.03.2008\n                                 Akdağmadeni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "'“Hakikatler Göreceli Değildir Algı Görecelidir” Yazım",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nHakikatler Göreceli Değildir Algı Görecelidir\n\nGünümüze ulaşan efsanelerin ve hakikate dair hikayelerin çoğunun içeriğine müdahale edilmiş. Genel olarak eski zaman egemenlerinin (krallar, diktatörler)  süzgecinden geçenler bize ulaşmış! Bazı dönemlerde kütüphaneler yakılmış, fikir adamları imha edilmiş! Yine da kalanlardan çok bilgi çıkar! Abartılar eklenip, işlerine gelmeyen kısımlar eksiltilmiş! Bu bilinir ise değerlendirme daha isabetli yapılır! \n\nEvrende bir işleyiş görülüyor ve bu hakikate bir sahip aranıyor ise bu doğaldır! Yani ortada bir hakikat var ise o hakikate bir izah da geliştirilecektir! \nBen zaten din konusunu \"İnanç\" ekseninde değerlendiriyorum. Yani kişi nasıl algılar ise öyle inanıyor. Ya da tarihsel süreçte insanlar genel olarak nasıl algılamış, algılatılmış ise! Bu algı, miras olarak gelir! Kimse din ve ideoloji üzerinden kapris yapmaz ise sorun olmaz! Herkes kendi kabulünde özgür olur ve kabulünü diğerlerine zorlamaz ise sorun da kalmaz! Evrensel bir hakikate hangi felsefenin ya da dinin nasıl baktığı konusunda görecelilik elbet olacaktır! En azından bu görecelilik, bireyin algılamasında olacaktır! Çelişkiler de görülecektir! Bütüne dair mutlak kabul istemek de zorlamadır! “Ya hep ya hiç! ” dayatması belki kurnazcadır! \n\nSorun şurada evrenin sahibi kim? \nBu soruya evrenin sahibi “Benim” diyen biri, yanlış cevap vermiş sayılmaz! Kişi yıldızlara bakıp “Benim yıldızlarım” diyebilir! Güneşe sahiplenebilir! Güneşten gelen ışık ve ısıya kendi istifadesi nedeniyle “Benimdir” diyebilir!  Hatta kişinin en özgür olduğu alan kendi dünyasıdır! Bu alanda dilediği şekilde kendini ilgilendiren şeylere dair hayaller kurabilir, fikirler geliştirebilir! Bu hayal ve ürettiği fikirlerini diğer insanlara da sunabilir! Tanımladığı ya da başkasının tanımladığı bir “İlah” a da kendince itaat edebilir! Bu tanımı atalarından miras da almış olabilir! Sorun, tanımlanan “İlah” üzerinden itaat isteme sorunudur! \nEn popüler manada, evrenin sahibi konusunda cevap “Tanrı” şeklinde olabilir. Bu ilkel toplumlarda çok ilahlı, daha ileri aşamalarda ise tek tanrı şeklinde yerleşmiştir! \nİlkel bir kabile büyücüsü de kabilesine tarif ettiği “İlah” konusunda tüm insanlardan itaat isteyebilir! \nUzaylılara inananların bile uzay konseyindeki yükselmiş ruhlara “İtaat” istemesi var! \nYani bir “Tanrı” tanımı yaparak toplumdan itaat istemek, alışılmış bir durum! Ve bu tanımı yapanlar “İlah veya ilahlar” için istedikleri itaati, önce kendileri için istiyor! Yani tanımladığı “İlah” kabul edilir ve itaat sağlanırsa, bu ilk önce o tanımlayana koşulsuz itaat ve menfaat sağlıyor! Kabul etmeyenleri de korkunç bir azap bekliyor! Bu tehdit de her dönemde yapılmış. Orta Çağ’da zirveye çıkan bu “Seçilmiş kişi ya da ırk” söylemi üzerinden çok itaat sağlanmış! \n\n “Tanrı” dendiğinde insanlar ne anlıyor? \nİşte burada “Algı” devreye giriyor ve ilkel toplumların her hakikate ayrı bir “İlah” ismi vermeleri bundandır! Sonraları bu insanlığın gelişimi ile tek ilah ve daha sonra ise “Tanrı” olarak yerleşmiş! Hangi dinde ya da dilde nasıl adlandırıldığından ziyade “Tek” olması önem kazanmış. \n\nEvrende görülen, gözlemlenen bu işleyiş ve mutlak adalet; fizikteki enerji ve madde dönüşümlerindeki adalet, işleyiş gözlemlenebilir! Madde ve enerjinin yok olmaması, halden hale bürünmesi konusu mutlak adaleti gösteriyor! Bu işleyişe de bir sahip aramak doğaldır! Bu sahip de “Tanrı” olarak adlandırılabilir! İnsanın en özgür olduğu alanın bu olması gerekirken en çok müdahaleyi bu alandan görmesi de manidar değil mi? \n\nEvrenin sahibinin olması fikri, evreni ve insanı başıboşluktan kurtarıyor ve gelecek endişesine de teselli oluyor! Böyle olması güzel iken evrenin sahibi adına hareket ettiğini söyleyenlerin, insanlara hayatı zindan etmesi hiç de hoş değil! Evrenin işleyişinde zaten mutlak bir adalet ve döngü var! İyi-kötü göreceliliğinde insan her ne yapmış ise bir şekilde kendisine zaten dönüyor bu. Bu döngü iyi izlenir ise bu işleyişe dair tüm eski yeni söylemlerin de bu hakikate dair olduğu ya da bu hakikatten çıktığı görülecek! Herkes kabiliyetince algısı kadar izah eder! Bu izahların çeşitliliği de güzeldir! Nasıl fizikte bir israf yok ise madde ve enerji döngülerinde aslen bir kayıp yok ise insanın da tercihlerindeki geri dönüşlerde mutlak adalet var! Bu süreç bazı uzun olur. Bu süreç çok önceden miras da alınmış olabilir. Yani insan için süreç, aslında doğumla başlamaz; daha önceleri de var! Doğumla ortaya çıkan Dünya hayatındaki yaşama esas olan genlerin de bir serüveninin olduğunu unutmayalım! \n\nEski öğretileri de kullanabiliriz! Bu zamandaki veriler de insanları hakikate ulaştırabilir! Bu konuda Kainatı, evreni okumak önemli! Yani eski öğretilerde takılmaz isek onlar gayet güzel işe yarayacak! Yeni verilerle eskileri harmanlamak doğal ve faydalı olacak! Ama birileri kalkar, eskilere çekmeye çalışırsa sorun oradan çıkıyor zaten. Bazısı da yeniye çekiyor! Yani doğrusu ne eski, ne de yenisi. Doğrusunu kişi, birey kendi algılayacak; kendisi karar verecek! Yani herkes bilgi dağarcığını genişletebilir! Bu güncel ilim ve bilimle de olur, eski kaynaklarla da olur! İlla güncel olanla yol alınacak ya da illa eski kaynaklarla yol alınacak dayatması pek doğru olmaz! Çünkü bilgiler devamlı yenileniyor! \n\nSon tahlilde; evrenin bir sahibinin olması, bu konuda bir izah geliştirene diğer insanların itaatini hak olarak sağlamaz! Süreç topraktan başladığı için kolay değil tekamülün izahı; her aşamada insan saygıdeğerdir! Potansiyeli gelişime açıktır! Sürecin neresinde olduğuna bakıp yargılanmaz ise yolunu bulur; sürecin uzun sürmesi de istenmez! \nİnsan, dik durabilen gelişmiş bir varlık; yani kuyruğunu dik tutabilen bir gelişmişlik bu! İnsanı bu dik duruşundan alıkoyan her eylem, mükemmelleşme hedefinden uzaklaştırmaya yönelik olur! Araştıranlar zihnini esaretten kurtaracak! \n\nSelametle,\nAhmet Bektaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakiki Dost",
        "poet": "Mehmet Çiftci",
        "poem": "\n\nHakiki dost insanı günaha teşvik etmez\nHayatı bu dünyadan ibaret mi sandınız\nİnsan çok sevdiğini tutup ateşe itmez\nHatayı övenleri dost bilip aldandınız\n\nİltifata tabidir marifet ve başarı\nİyilik güzellik ve hayırda yardımlaşın\nHaramı dillendirmek sapıklığın işarı\nEdebî olanları edepliyi paylaşın\n\nGünaha ortak olmak haram söze iltifat\nBiz Müslüman toplumuz İslâm’ı önemseyin\nYasak duyguyu tarif satırda müzâfaat\nBize bu yakışmıyor ahlâkı benimseyin\n\nŞeytana şeytanlığı öğretmek hüner değil\nBiz Cennet kazanmaya gönderildik buraya\nAllah’a kulluk edip ona secdeyle eğil\nŞimdi hak etmek için dizilelim sıraya\n\nÇok vardır düşman ama dost postuna bürünen\nİnsanı Cehenneme göndermektir işleri\nAslı şeytan olan var melek gibi görünen\nAldatır çoklarını dostluk gösterişleri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakilerle Kucaklaştı Geceler",
        "poet": "Enver Ünver",
        "poem": "\n\nBİR BEYZA İLE AYDINLANINCA GECELER; :\n BULUTLAR ALTINDA YERYÜZÜ MEHTABA GÖNÜL VERDİ. \n YÜKSELDİ DAĞ GİBİ, SULAR GİBİ,SONRA HAKİLERLE KUCAKLAŞTI GECE KARANLIĞINDA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakim Allah",
        "poet": "Hilmi Can",
        "poem": "\n\nİnsan melek cin şeytan, hayvanat börtü böcek,\nGelişine sebep ne, acep neler görecek? \nNerde nasıl, ne kadar, yaşayıpta ölecek? \nKâinat gerçeğinde, külle hakim Allah ım.\n\nYüksek dağın üstüne duman sisi serensin\nZifiri karanlıkta, görmeze yön verensin.\nDerya turab içinde hayatı var edensin\nOd a suya havaya yele hakim Allah ım.\n\nGüneşinle kavrulmuş çöle yağmur iniyor\nArş u âlâ fezada Burak a Can biniyor\nİnanan niyazında ruha rahmet siniyor\nGönül göze yüreğe dile hakim Allah ım.\n\nRuy i zemin altında,  ateşle  su  birlikte\nBirbirine temassız,  yürür  aynı  hürlükte.\nGökten inip çıkıyor, us şaşırtan gürlükte\nYağmur bulut gözeye göle hakim Allah ım.\n\nYokluğu var edersin varlığı yok hükmünle\nÂleme  bahşeylersin  sağlığı  kereminle.\nKulu  ihya  eylersin  cennetin  cemalinle,\nAkıl  beyin  bedene  ele  hakim Allah ım.\n\nOnsekizbin âlemde  nizamınla yoğrulan\nİmanıyla  nurlanıp  imansızsa  kavrulan\nYeyip içip konuşup emekleyip doğrulan\nEzelden doğan ölen döle hakim Allah ım.\n\nHer mevsim aya mahsus binbir türlü güzellik\nCanlı  cansız  varlıkta,  akıl  almaz  özellik\nRenk tad koku dokunma duyuş dirlik düzenlik\nDikeni hoş görülen güle hakim Allah ım.\n\nYeraltı derya dibi, gökte dağda ovada,\nSürünenle yürüyen kanat çırpan havada,\nAğız açıp Yüce den azık bekler yuvada,\nKuş kanadı telekte, tele hakim Allah ım.\n\nMilyarlarca akıldan farklı sual sorulur\nKimi coşup taşarken, kimi serde durulur.\nHerbirinin gönlünde, ne hayaller kurulur,\nCan zihninde niyete bile hakim Allah ım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakim Allah",
        "poet": "Kurtuluş Akgül",
        "poem": "\n\nMahkeme-i kübra derler\nHakim Allah yargıç Allah\nOrada kim yalan söyler\nHakim Allah yargıç Allah\n\nOrda adalet yanılmaz\nZalimler mazlum sayılmaz\nSanma ki suçun bilinmez\nHakim Allah yargıç Allah\n\nHak'k bilir senin içini\nGörür O bir tel saçını\nÖrtemezsin sen suçunu\nHakim Allah yargıç Allah\n\nNere kaçacaksın nere\nKaçamazsın hiçbir yere\nHak'ka sığınmak tek çare\nHakim Allah yargıç Allah\n\nOrda hesaplar çok ince\nHesapsız kalmaz bir gece\nSorar sana hece hece\nHakim Allah yargıç Allah\n\nAhret benzemez dünyaya\nYürür herkes yalın yaya\nHazır ol hesaplaşmaya\nHakim Allah yargıç Allah\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakim Amca",
        "poet": "Haluk Levent",
        "poem": "\n\nDüşünmekle yıkılmaz kale duvarları\nÜlkeme yakışmıyor trajediler\nAnadolu barındıramaz yoz kafaları\nKitaplar yakılamaz ey efendiler\nSöylemeli insan \nİnsan yapar onu bu kavram\nSindirmek olmaz özgürlük rüzgarını\n\nHakim savcı amca açın kapıları\nBırakın düşünen insanları\n\nSınırını çizemezsiniz\nİnsanlığın beyninin\nAtamazsınız bir hayvan gibi kafese\nSorgular sizi tüm tarih ve tüm bilim\nHesap verilir birgün\nHalkın önünde halkın önünde\n\nHakim savcı amca açın kapıları\nBırakın düşünen insanları\n\nZincire vuramazsınız\nKafanızın dışındaki herşeyi\nOnursuz yapamazsınız\nDoğanın en muhteşem bedenini\nHesap verilir birgün\nHalkın önünde halkın önünde\n\nHakim savcı amca açın kapıları\nBırakın düşünen insanları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakiki bir bayram olur..",
        "poet": "Hüseyin Demircan",
        "poem": "\n\nKöftenin pişim evresi.. tabi ki bir bayram olur\nçatalın ağız çevresi.. mekiki bir bayram olur..\n\nsoldu üstte urbamızda.. azık ara torbamızda\nşu tahrana çorbamızda.. kekiki bir bayram olur\n\nCüneyt Arkın misal hopla.. polislere girsek copla\nbolca şeker filan topla.. hakiki bir bayram olur\n\ntutulmaz söz vaatinde.. mazi bugün ve atinde\nyetişse tam saatinde.. dakiki bir bayram olur\n\ntutar olsa şu dizlerin.. sürsem güzel kız izlerin\ncapona benzer gözlerin.. çekiki bir bayram olur\n\nbiz kış ay siz bahar güzde.. hakkımızmı düşen yüzde\nbirgün kurban kessek bizde.. hukuki bir bayram olur\n\ngör hayrı kurban koçların.. saçlarında ak uçların\nyırtık halde papuçların.. dikiki bir bayram olur\n\nyılda bir zengin hayranın.. arzu ediyor seyranın\nsofranda tas tas ayranın.. dökükü bir bayram olur\n\nsıksık kontrol et azığın.. yokmu içten bir yazığın\nsayeniz ipin kazığın.. sökükü bir bayram olur\n\nistihsal noksan sahi be.. yalnız yardım ile hibe\nalt katta tortunun dibe.. çökükü bir bayram olur..\n\nsen makamın rahat uyu.. halk içinde gayye kuyu\nacep varmı ekmek suyu.. tetkiki bir bayram olur..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakim bey",
        "poet": "Ali Can",
        "poem": "\n\nSormadan bana verdin bir karar\nBöyle'ise adalet neye yarar\nBakarsın savcıya kalemi kırar\nSenin'ile davam bitmez hakim bey\n\nAdaleti temelinden götürme\nYalan yere şahit bulup getirme\nBunca yılı boşu boşuna yatırma\nSenin'ile davam bitmez hakim bey\n\nGünü güne atmak için yarıştınız\nTenhalarda gizli gizli buluştunuz\nAvkat'ile ganimeti bölüştünüz\nSenin'ile davam bitmez hakim bey\n\nAçtım ellerimi durdum duaya\nŞikayet ettim seni mevlaya\nTaşıdım dosyamı öbür dünyaya\nSenin'ile davam bitmez hakim bey\n\nGeçemedi sınıfı ALİ CAN kaldı\nAdalet diye diye boşa dolandı\nMülk adaletin temeli oldu\nSenin'ile davam bitmez hakim bey\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakim Bey",
        "poet": "Refah Torlak",
        "poem": "\n\n' HAKİM BEY '      \n\nBu nasıl bir adalet, bilemedim Hakim bey       \nHırsız soysuz aklanır, anlamadım nasıl şey  \nNeden yaşar bilirsin, namus için her birey  \nNe olur şu kaleme, bir de Allah için dey  \n\nRefah TORLAK  /  RETOR  08. 08. 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakim Bey",
        "poet": "Niğmetullah Uçar",
        "poem": "\n\nHAKİM BEY\n\nMağdur olan benim hakkım gasp oldu\nDüşünerek yazdım bunu hakim bey\nDevletime olan güven kayboldu\nÜzülerek yazdım bunu hakim bey\n\nBankada çalışan yöneticiydim\nMüdür yardımcısı olan biriydim\nÖzelleştirmeden nakil edildim\nBil diyerek yazdım bunu hakim bey\n\nAntalya merkeze tayin ettiler\nDefterdarlığında görev verdiler\nAraştırmacısın başla dediler\nGözleyerek yazdım bunu hakim bey\n\nGittiğin kurumda kaldığın süre\nHakların saklıdır ünvana göre\nDediler hakkındır bak tebliğlere\nAh çekerek yazdım bunu hakim bey\n\nGöreve başladım kanun değişti\nHaklarında süre üç yıl demişti\nGönlüm olmaz diye dert etmemişti\nÖzleyerek yazdım bunu hakim bey\n\nNaklimin üstünden geçti dört sene\nMaaşım ilk güne düşmüştü yine\nBaktım nakillerin tebliğlerine\nİz sürerek yazdım bunu hakim bey\n\nKanunlar kişiden hak almaz diyor\nAleyhte hükümler geri gitmiyor\nFakat uygulama öyle demiyor\nŞer görerek yazdım bunu hakim bey\n\nİdari mahkeme davama baktı\nBenim şahsım için kalıcı haktı\nKararı verirken yasaya taktı\nSerzenerek yazdım bunu hakim bey\n\nDedi ki kurumu kanuna uymuş\nPersonel susmalı kaderi buymuş\nYapılan haksızlık, zarar doğruymuş\nDövünerek yazdım bunu hakim bey\n\nKazanılmış haklar sonradan kalkmaz\nKalkarsa devlete güvenen kalmaz\nO zaman hukuktan bahsetmek olmaz\nBen küserek yazdım bunu hakim bey\n\nHukuk devletinde konur yasalar \nSaygılı davranır uygulayanlar\nHaksızlık olurca vijdan yaralar\nTitreyerek yazdım bunu hakim bey\n\nGüvenmek isterim ben devletime\nKuruma, topluma, adaletime\nKalemi kağıdı aldım elime\nArz ederek yazdım bunu hakim bey\n\n                          Niğmetullah UÇAR\n                              Antalya\n                                   07.02.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakim Bey",
        "poet": "Zerdal Aydın",
        "poem": "\n\nVur hakim bey zinciri ama ellerime değil beni sevmeye teşvik eden yüreğime tek celsede kapat bu davayı hakim bey nefsi müdefa değil onu sevmeye tam teşebbüs kalbime tahliye değil müebbet isterim. bunca haksızlığa beni mahkum eden yüreğime vur zinciri hakim bey adalet yerini bulsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakim değil, Savcı değil /... Hicivkâr Nasihat",
        "poet": "Refah Torlak",
        "poem": "\n\nDemeyiniz buda kimdir, hakim değil, savcı değil \nO hep haksızlığa karşı, haklı olanlara değil \nDemek istiyorki Retor, yanlışlara etme meyil \nSorgulayarak yorumla, dile getir tanı mehil\nDoğruya ve anlayana, saygı duy önünde eğil\nSakın boş şeyle uğraşma, anlamayan zaten cehil\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâkim Hatalı",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nYalancı dünya da, işini yapar \nMenfati olunca, hem ona tapar \nAdalet yolundan, nasılda sapar \nAdaletten ayrılan, hâkim hatalı \n\n26.02.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakim ol",
        "poet": "Murat Kürklü",
        "poem": "\n\nDoğduğundan bu güne \nYaşamın her yerinde\nSahip olduğun yere\nHer an her zaman hakim ol\n\nDoğru yoldan yürümeye\nHaksızlığa karşı duymaya\nAdam satmamaya \nHer zaman dilini tutmaya\nHakim ol hakim\n\nBu dünyada annene babana\nEşine çocuklarına\nÇevre ne dostuna \nHer zaman her şartta\nSahip ol, hakim ol hakim\n\nVatana millete \nDevlete bayrağına\nDinine inancına\nSahip ol sahip \nVe....Hakim OL \nSonsuza…………\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakimiyet Milletindir!",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nTürkiye Büyük Millet Meclisinde görev için\n: Devletin varlığı ve bağımsızlığını, Vatanın ve Milletin bölünmez bütünlüğünü, Milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağına, hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkilaplarına bağlı kalacağına, toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakatten ayrılmayacağına \n\nVatanı koruyan ordusuyla baş başa kalan milletin\nHer birinin vatan bekçiliğine yüreğinde ve alnında taşıdığı\nHakimiyet Milletindir! Bilincini tazeleyerek tek tek\nSeçimi tecelli eder andının önderliği ve önceliği ile \nVe hayrını diler….\n\nBüyük Türk Milleti önünde namusu ve şerefi üzerine\nBöyle tek tek aynı andını içer sonra Milletvekilleri de…. \nHayrını millete esirgemeye ise zaman bu zaman değil \nHer insan bir inanç taşır yüreğinde veya anlayışında \n\nDüşünceye saygı duyulur! \nBir Millete aşk ile selam durulur! \n\nAdı konulmamış bir centilmenlik dengesi hakkında bilgilere kazanılan veya kazandırılan, belki hatta kazandırılmaya hak olarak: \n\nBirinci Dünya Savaşı kadar İkinci Dünya Savaşında da askeri önemini taşıyan İngiltere’yi geriye düşüren (Hitler’den sonraki dönemde öne geçen)   Amerika ve Amerika’nın bu sağduyusuna takdir duyan Türkiye ilişkisi ve iletişimi, bugün bir komplo-trajik-komedisinden daha fazla konumlar olduğu gerçeği ile Tarih aydınlığına kavuşacaktır… Türk Milleti koruyucu ve yapıcı kalite ve kapasitesine taviz vermeyecek yüceliği ile ‘yurtta ve cihanda’ barış, refah ve huzurun varlığına bütünleşen resimlerin hız oranı baş döndürüyor olsa da, hayrını önce Allah’a sonra milli birliğin varlığına sığındığı hep ve sürekli amacında, Türkiye ve Asya’nın parlak istikbali yaşamıştır ve yaşayacaktır… \n\nKüresel bilincin kaçınılmaz varlığına sağduyuların titiz ve sağlıklı boyutları, dünyamıza hayırlı olacak mutlak. Azim ve kararlılık, akıllı işaretlerin örnek davranışları olarak çocuklarımızın kendi çağına hazırlığına aynı hız ile eğitim ve öğrenimleri kadar da uygulayabilecekleri,  her ne kadar şu an için işsizlik yürek karartıyor olsa da, ki yine bu işsizlik Avrupa’da beş milyona dayanmış ve ne acıdır ki yine dünya savaşını hortlatanları oldular (sözde daha olmanın eşiğindeler, sanki hiç savaşsız bir an nasip oldu dünyamıza… 168 ülke imdat bekliyor ölüm eşiğinde) , geleceğe hazır bir nesil varlığına dayanışma ve böylece mutluluk bağışlayan üretimin başlangıcı olduğuna kanaati ile, hukuk asla zorbalığa yenilmeyecek inancıyla, susuzluğun baş gösterdiği bu aynı zamandaki bir örneği düşünülürse, bilinci, bir bardak suyun eşit değerine taşıyor sanki…\n\nYani su, can verir akıp geçtiği topraklara, bir Türk birliği ile yaşanılan ve yaşatılan uygarlıklar gibi, o topraklarda yaşayacak bir neslin eğitimi ve öğrenimi can değerini taşıyacak… \n\nBaşını, annelerimizden alışık olmadığımız türde bağlayan hanımlarımız, ben dinciyim diyorlar… Yahudi din adamlarının karıları, alttan bir örtüyle üstüne de örtü bağlar, çünkü başı tıraşlıdır… soruyor kimi batılılar, Türkiye’de Yahudi mi çok, Türk mü diye… tebessüm ediyorum elbette… bilmeden ne olduğunu yapıyorlardır mutlak, biri bir şey yapınca bu  Amerika işidir diye özentiler Avrupa’da da hep konuşulur… özenti ile bilinç karışımı yeryüzünde bir sorun olduğu hep tartışılıyor 40 yıldan beri diyerek geçiştiriyor olduğumu hatırladım böyle ansızın… her neyse, devam edeyim biraz daha… \n\nDinciyim diye bir terim, din görevlisi misiniz sorusunu doğuruyor, ki bu çaresizlik duvarına çarpılmış bir hal ve durum düşünülebilirse eğer, bir benzerlik, bir kıyaslama olduğu anlaşılır sadece… dinciyim değil de, din görevlisiyim denilebilir, öylesi bir merci, makam varsa eğer…\nHer insan bir inanç taşır yüreğinde veya anlayışında veya düşüncesinde, buna saygı duyulur… Yeryüzünde hiç bir ülke yok ki, bugün bu anlayışı taşımıyor olsun… Böyle diken gibi batmaya bu terimler türetisi ile, ben namaz kılacağım diyerek işini gücünü bırakmalar ile günahı ve vebalı ne namazın, orucun, haccın, ne baş örtüsünün, yani ben yaptım oldu dayatıcılığına yüklenmez… Kişinin kendisi taşır vebali ve sorumluluğunu…çevresini meşgul etmeye, engellere sürümeye, toplumun hukuk iletişimini sarsmaya fırsatçılık yaratmaya ama hak tanımaz… \nYeryüzünde her ülke bir topluluktur veya topluluklar birliğidir…Her ülke bir topluluk olarak yönetimi ve denetimiyle, bir başka ülkeyi sarsarak değil, ülkeler de bir arada toplum gibi dayanışma ile, yaşadığımız doğasıyla dünyamızda en az zarara indirgeli ve en yüksek refah ve huzuru sağlamaya yönelmenin küresel amacında korku ve şiddetten, sağlığı sarsan biyolojik, kimyasal maddelerden uzak bir bilinçle iletişim ve pazarlamaya davet, her ülkenin toplumlarıyla başlar…, araştırma ve dayanışma ruhumuzun bu bilinçle Türkiye’de öncelik ve özellikle hakim olduğuna dilerim güven kazanarak kazandırılacak… her ülke, toplumunu bu bilinçle donatacaktır mutlak…\nHer şeyin en güzel hayrını Türkiye’ye ve Türkiye ile ‘yurtta ve cihanda’ barış inancının huzuru ve refahıyla diliyorum… bu azim ve kararlılığa Allah yardımcımız olsun…\n\nCumhurbaşkanı seçiminde olay tekerrürü, Türkiye Cumhuriyetinin milli duyarlık ve inancına dayatıcılık edepsizliğine tenezzül etmeyecek bir çoğunluğu sağlayan milletin bu amacı, dilerim yine göz ardı edilmeye yönlendirilmeyecek…  zira bu hassaslık ve titizliği damarlarında taşıdığı asil kanın hakkıdır… 75 yıl boyunca milleti üzen tutumun faturası bu seçim değerleriydi ise, acaba Cumhuriyeti ve Vatanına ihanetin fatura değeri ne olabilecektir? … Bu yüzden açık ve net farkla, 75 yıllık yönetime ceza olmasıyla, gerçekte ihtarı AKP ye verilmiştir… AKP kazanmadı, sadece dikkate bu kadar açık ve seçik ihtar verildi… Bu şanslarını ya milletin hayrına, ya da kendi kaderlerinin şerrine kullanmakta hür ve hiç bir zorlandırıcı etken olmaksızın, değerlerini kendileri kullanabileceklerdir hakkını tanıdı açıkça… Millet olarak buna ne şans dilenir, ne fal bakılır artık… Millet bu kez hakimiyetini eline alacaktır… Türk milleti ve ordusunu Allah hep korudu, ilelebet korusun hep var olan yüceliği ile…\n\nHalklarını yönetemeyen ülkeler bu ayıbı örtmek için diğer ülkelerin işine karışmaya mecbur olduklarını bugün itiraf etmeden, masa başında bir toprak bütünlüğünü parçalamayı denetliyor gerçeği ile sıkıştırmaları, acaba bir savaş ilanı mıdır diye, hukuksal olarak her ülkenin halkıyla tartışması istenilir elbette. Asya bu söyleşiye başlamalı…\n\nAğustos 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakim Bey'im",
        "poet": "Afet Kırat",
        "poem": "\n\nÜç hakim bir arada idari mahkemede\n                             Tahmin edin bakalım kim idare edildi? \n                             İmzalanan dosyalar verildi kaleme de\n                             Şimdi kayıtta yoklar acaba kimler sildi? \n\nHAKİM BEYİM\n___Hukuk hakikat demek, hukuk mazluma haktır\n___Mazlum hakkı yiyene tutuşmak müstehaktır.\nMülkün temeli dedik  öğrenip adaleti\nBilemedik yemekmiş bazen de mazlum eti\nGüçlüden yana olup ezmek miymiş niyeti\nNasıl sileceksiniz düştüğünüz zilleti? \nMazlumun hakkı için akan sular durulur\nGün olur bir mahkeme sizin için kurulur.\n\n___Yüzleri kızartmaz mı düştüğünüz vaziyet\n___Delilleri yok saymak değil mi sûiniyet? \nDüşlerin ülkesine yapılınca seyahat\nGece yatağınızda eder misiniz rahat? \nGerçeklere göz yummak sizdeki tek kabahat\nBu yaralı kalkacak geçtiğinde nekahat.\nMazlumun hakkı için akan lav durdurulur\nGün olur bir mahkeme sizin için kurulur.\n\n___Ne diye savunmayı sildiniz yok saydınız\n___Duruşma salonunda tutulmaz mı kaydınız? \nHatır mıydı sizleri sürükleyen bu yola\nYakışır mı zalimle bir yolculuk kol kola\nYansız olmalıydınız bakmadan sağa sola\nCiğeriniz yanacak lanetle dola dola...\nMazlumun hakkı için hak yiyenler vurulur\nGün olur bir mahkeme sizin için kurulur.\n\n___Size bu mesuliyet verilmiş ki ne diye\n___Hak etmemiş miydiniz  aldınız mı hediye? \nYere batsın sizinle verilen o varaka\nGözümüzü açtı bak beklenmeyen bu vaka\nUrgan olsun isterim cübbede kızıl yaka\nTepenize yıkılsın kaldığınız baraka.\nMazlumun hakkı için yarınlar uçurulur\nGün olur bir mahkeme sizin için kurulur.\n\n___Duruşma salonunda beydiniz hakim beyim\n___Önümde küçüldünüz şimdi size ne deyim? \nLakap takmak yakışmaz benim gibi kadına\nUygun mu ad ulamak hakimlerin adına\nBir ok da siz attınız garibin kanadına\nTek sözüm var ermesin hak yiyen muradına.\nMazlumun hakkı için el bağlanıp durulur\nGün olur bir mahkeme sizin için kurulur. ___ Afet Kırat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakim Sensin Biçare Biziz",
        "poet": "Murat Karacuban",
        "poem": "\n\ngeldim kapına rica edip mağfiret dilemeye\nzira nefsim nankörlükte direnmekte\nsığınmaya geldim dergahına  senden yardım dilemeye\nzira kör mel'unun fendinde gönlüm ısrar etmekte\n\nmalik sensin mülk senin kadir ve tek sensin\nhakim sensin hüküm senin verdiğin can emanetin\ndünya senin ahiret senin mekanda münnezeh sensin\nbizi tarık-i müstakime yönelten enaniyettin\n\nne mutlu bizlereki şems-i marifete ümmet eyledin\nne mutlu bizlereki kendine kul  eyledin\nsana şükr ederiz ey maliki rezzak\nsenden yardım bekleriz eyleme bizi hellak\n\nanladım gayrı hak ile hakikatı ve yöneldim\ngayri kezb-i hicabı yırtmaya karar verdim\n\n11,12,95\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakimler Artık Yasa Tanımayacak!",
        "poet": "Ahmet Emer",
        "poem": "\n\nHakimler Artık Yasa Tanımayacak! \n02.03.2011 Günkü Saman Gazetesinde şöyle bir başlık atılmış, “Hakimler tazminat kıskacından kurtuldu”! \nAltındaki haberi ise şöyle, “Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, tutukluyu tahliye etmedikleri için tazminata mahkum edilen hakimlerle ilgili önemli bir karar aldı. Mahkeme kanun değişikliği nedeniyle tazminat davalarının devlete yöneltilmesi için davacılara 20 gün süre verdi.\nDavalı hakimlerin avukatları 6610 sayılı yasa gereği “ hakim ve savcıların her türlü kararından ancak devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği “ gerekçesi ile davanın  reddini istedi. \nDavacı avukatları ise “ değişikliğin Anayasa’ ya aykırı olduğunu” savunarak, Anayasa Mahkemesi’ ne gideceklerini söylediler. \nYani artık savcılar ve yargıçlar haklı olsanız da olmasanız da sizi haksız çıkarabilecekler. Anayasa ve yasalar onlara göre birer hiç sayılacak! Adalet ararken esas adaletsizliği onlardan göreceksiniz. Nereden, nasıl emir alırlarsa o doğrultuda karar verecekler. Yasaları uygulamayıp, istedikleri gibi kararlar vererek sizi zarara uğratacaklar, ölümünüze bile neden olabilecekler! Karşılığında siz ne yapabileceksiniz? \nDevlet aleyhine dava açabileceksiniz, o hakim ve savcıya değil. Haklılığınızı kanıtladığınızda ise “KENDİ VERDİĞİN VERGİLERDEN BİR KISMINI GERİ ALABİLECEKSİNİZ! O suçlu hakim ve savcılar ise hakim ve savcıyız diye, gönül rahatlığı içinde,  ellerini kollarını sallayarak toplum içinde gezebilecekler! Bunun adına da ileri demokrasi diyeceğiz.”\nTam da böyle başlık atan gazete zihniyetinde bir haber, bir yasa ÇIKARICI ve uygulayıcılarının AMERİKA’ DAN BİLE DAHA İLERİ DEMOKRASİDE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ, PARDON BASAN ÖZGÜRLÜĞÜ! ! !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakına Güvensiz Devlet Değilmi",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nHalkına güvensiz Devlet Değil mi \n\nBunca katledilen tüm insanların\nYaşamı elinden alınan canların\nİnsana karşı işlenen suçların\nFermanını veren devlet değil mi\n\nGöz göre görede insan öldüren\nSuçluların suçlarını gizleyen\nEvrensel hukuku da tanımayan\nHalkına güvensiz devlet değil mi\n\nTalanların yalanların mimarı\nIrkcılığın ayrımcılığın tanı\nDost Şeref ‘im ölüm saçan ocağın\nSahibini sordum devlet değil mi\n\nDost Şeref\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakimlerden ne isteriz?  Şiir Tv.2322/010",
        "poet": "Feyzi Kanra",
        "poem": "\n\nNe ser isteriz,ne de keser.\nAdalet isteriz,Adalet yeter...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakk Bilirse",
        "poet": "Sami Avcı",
        "poem": "\n\nArz etme halini halka Halikın durur iken\nHakk'tır kuluna her muradın ihsan iden\n\nHalk bilirse halin haz alır sevinir\nHakk bilirse halin darlığını giderir\n\n24 Ekim 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakk’a Vardırır",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nKardeşim saygını duy hem de tüm mahlûkata,\nBir de sevgi eklersen, çıkarsın ta üst kata…\n\nSevgi, saygı, merhamet, inancı barındırır,\nRab’bin hatırı için, hepsi Hakk’a vardırır…\n\n(1999)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakk Söz",
        "poet": "Fatih Kınık",
        "poem": "\n\nDüşman 'hakk söz' söylese, doğrusun de! \nSen yine ister onla, yola gitme!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakk’ın hikmetine akıl erermi.",
        "poet": "Cevat Sevil",
        "poem": "\n\nHele bak mideye renkli bağırsağa\nKadem kademdir benzer çardağa\nHem muhafaza eder güzel kaburga\nHakk’ın hikmetine akıl erermi.\n\nVücudun hikmeti bir yere sığmaz\nİnsan olmayan kendine bakmaz\nİnsan olanlar bu binayı yıkmaz\nHakk’ın hikmetine akıl erermi.\n\nVücudun  organı halleri çoktur\nİçinde renkli renkli yoları çoktur\nBu yolda gidip gelen pek nadir azdır\nHakk’ın hikmetine akıl erermi.\n\nHer tarafı denizi çoktur ırmağı\nKalb her zaman içer aşkın bardağı\nİnsanda dikilmiştir hakikat sancağı\nHakk’ın hikmetine akıl erermi.\n\nÇok dereler vardır hemde gölleri\nVücutta bulunur ıssız çölleri\nBin bir lisanı var anlamaz dileri\nHakk’ın hikmetine akıl erermi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakk  Teâlâ",
        "poet": "Kâzım Özgür",
        "poem": "\n\nAllah birdir, başkasına tapılmaz\nNerde ansan yüce ALLAH hazırdır.\nDoğru yoldan, yanlış, yola sapılmaz,\nNerde ansan yüce ALLAH hazırdır.\n    2\nAmentü, İhlâsı Kalbe koyarız,\nDört kitabı sırasıyla sayarız,\nDin bir tane tevhidine uyarız,\nNerde ansan yüce ALLAH hazırdır.\n    3\nGece gündüz hiçbir zaman şaşmıyor,\nKar altında yaprak güller açmıyor,\nDerya deniz yol bulup da taşmıyor\nNerde ansan yüce ALLAH hazırdır.\n    4\nSapıkların görüşünü daraltmış,\nDertler vermiş yollarını karartmış,\nKâinatı bizler için yaratmış,\nNerde ansan yüce ALLAH hazırdır.\n    5\nHaram kazançların günahı çoktur\nMasiva aldatır faydası yoktur,\nCehennem azabı zehirli oktur,\nNerde ansan Yüce ALLAH hazırdır.\n    6\nMevlanın rahmeti nimeti bize,\nKurandan hükümler söylerim size \nResulün aşkıyla uyalım söze,\nNerde ansan yüce ALLAH hazırdır.\n    7\nHayretiyim ben maksuda ermedim,\nGeçti ömrüm değerini vermedim.\nMânâ kapısında,güller derelim,\nNerde ansan yüce ALLAH hazırdır.\n\n               Kazım Özgür 12 –Kasım–2008\n               (Hece 4+4+3=11)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HAKK'ka takıl..",
        "poet": "Mehmet Cemalettin Bayhan",
        "poem": "\n\n… \n” YAŞLILIK TA BİR KONUKTUR..” günü gelir- çeker gider..\nHer insana nasip olmaz,gittiğinde herşey biter..\nAHİRET’e varan yolda,sen de bir hayli yol aştın; \nALLAH’ına sığın hele..Ola ki seni affeder…\n\nEnçok yaşlılıkta lâzım insana iz’an ve Akıl,\nİbadete,Hayr’lara,tevbe’ye,duaya takıl! ..\n\nNeçok ümitler taşıdın,nice vaatler dinledin,\nHiçbirisini tutmadı..Ümitsizlikten inledin! ..\nHayli zaman,bu fettan’ın ardında gezdin-dolaştın; \nHer seferde, Belki..Diye hep boşuna ümitlendin…\n\nHerseferinde aldattı! ..Bırakmadı sende Akıl…..\nBirazcık aklın kaldıysa,git te başkasına takıl…\n\nCemalettin,sen bu derde nereden,nasıl bulaştın? .\nOlacak işmiydi sanki! .Ne sanmıştın,neden şaştın? ..\nNeyse ki çabuk uyandın…Sade çarşafa dolaştın…\nEn nihayet,şimdilerde, akl’a,mantığa ulaştın…\n\nHele şükür,geri geldi akılsız başına Akıl; \nOturuver edebinle,ne koşuştur,ne de takıl! ..\n\nO FETTAN geldi,bulaştı! ..Olmaz! ..Dedin kâr etmedi..\nSihirlenmiştin adeta..Kaçmağa gücün yetmedi…\nBu sevdalar,sevda değil..Belli ki O’na alıştın…\nGûya ki çok seviyormuş…(!)   Hayııır! desen de gitmedi…\n\nİşvebazın,işvesinden kalmadı bir dirhem akıl,\nKurtul da şu musibetten,akıllı birine takıl! ..\n\nDOST ki seni,” Eşinin biricik sultanı..” biliyor..\nLâyık görüp,sana ” SADAKAT TİMSALİ,BABAM..” diyor..\nKızların kadar sevdiğin Can Dostun,kızına koştun; \nSaygısında,sevgisinde,hizmette kusur etmiyor…\n\nKulları,kullansın diye insanlara vermiş Akıl,\nBir ALLAH’,a bir de GERÇEK DOST’un DOSTLUĞUNA takıl! \n…\n——–-ERDEK-2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakka Doğru",
        "poet": "Şahin Kabakuş",
        "poem": "\n\nEbabil kuşlarını salsa gökten Yaradan,\nBütün özlemlerimi helâk etse bir anda...\nGörünmez perdeleri çekip alsa aradan; \nO'nun eşsiz nuruyla bütünleşsem Kuran'da...\n\n(1989 - Erzurum)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakka Gülecek",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nHayat beklenmedik,  aşklara gebe\nCesaret ettiğin, şeyler gelecek\nYüzünde tebessüm, ruhunda kabe\nHerşey gönlünüzce, Hakka gülecek\n\nZeka karşısında, insan ezilir\nŞefkat karşısında, umut dizilir\nDiz çöker sevenler, ruhta sezilir\nHerşey gönlünüzce, Hakka gülecek\nBahattin Tonbul\n20.9.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakka giden yol",
        "poet": "Derya Avşar",
        "poem": "\n\nHAKKA GİDEN YOL\nTutmak istesem,elim deymez \nbaksam gözüm görmez\nbağırsam kulağım duymaz\nben gitsem ruhum gitmez\no yol hakka giden yol...\nhayır dese yüzüm gülmez\ngel desem gelmez\nal desem almaz\nkul kadere boyun eymez\nhakka giden yoldan \ngeri dönülmez\ngünah işleyeni allah sevmez\ngünah affedilmez\nbir yol var...\no yol hakka giden yol...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakka gönül verip gülünü derenler gelsin",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nCamiler kimsesiz mescidler garip,\n       Eski Evliyalar Erenler gelsin.\n       Alemlerin Rabine gönül verip,\n       Gonca gülünü derenler gelsin.\n\n       Allah yolunda ilimle yarışan,\n       Yunus Emre gibi Hak’ka erişen.\n       Muhabbet ile dergahta görüşen,\n       Tasavvufta hizmet görenler gelsin.\n\n       İlimle Hacı Bayram yanına,\n       Varanlar inanır İslam dinine.\n       Hakikat bağını gözler önüne,\n       Şeyh Şaban Velice serenler gelsin.\n\n       Fetih emrince yiğitlerle koşan,\n       Allah,Allah nidalarıyla coşan.\n       Din uğruna cenk eyleyip savaşan,\n       İslam adına can verenler gelsin.\n\n       Yusuf’um Hoca Ahmet Yeseviler,\n       Türklük ermişi Şeyh Edebaliler.\n       Koneviden sonra bunca veliler,\n       Bilge alimler Alp Erenler gelsin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakka İnanıyorsanız",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nŞükürler olsun Rabbime, dağıldı kara bulutlar,\nRahmet yoktu içlerinde, tükenmekteydi umutlar,\nKanlar çekilmiş damardan, sapsarı solgun suratlar,\n\nKorkmayın, hüzünlenmeyin, ümitsizliğe düşmeyin,\nAllah vadinde sadıktır, aklınızdan çıkarmayın,\n\nHer karanlık mutlaka, sabahlara gebedir,\nHakka inanan insanlar, her zaman ümitledir,\nAllah kullarını korur, hep yardım etmektedir,\n\nKorkmayın, hüzünlenmeyin, ümitsizliğe düşmeyin,\nAllah vadinde sadıktır, aklınızdan çıkarmayın,\n\nAçık kapı bırakmayın, sıkı tutunuz safları,\nŞeytan her zaman pusuda, fark ediniz tuzakları,\nHep yakını düşünmeyin, hesaplayın uzakları,\n\nKorkmayın, hüzünlenmeyin, ümitsizliğe düşmeyin,\nAllah vadinde sadıktır, aklınızdan çıkarmayın,\n\nGüneşlerimiz doğmadan, boğduruldu bulutlarla,\nHanelerimiz yıkıldı, deli esen rüzgarlarla,\nGençlerimizin kanları, akıtıldı topraklara,\n\nKorkmayın, hüzünlenmeyin, ümitsizliğe düşmeyin,\nAllah vadinde sadıktır, aklınızdan çıkarmayın,\n\nElleri kanlı caniler, fırsatı kollamaktalar,\nKardeşleri kardeşlere, habire kışkırtmaktalar,\nNefisleri ilah yapıp, nefislere tapmaktalar,\n\nKorkmayın, hüzünlenmeyin, ümitsizliğe düşmeyin,\nAllah vadinde sadıktır, aklınızdan çıkarmayın,\n\nHakka inanıyorsanız, zafer de sizin hakkınız,\nTeraziye dikkat edip, adaletten sapmayınız,\nPara kadın ve şöhrete, ne olur dikkat ediniz,\n\nKorkmayın, hüzünlenmeyin, ümitsizliğe düşmeyin,\nAllah vadinde sadıktır, aklınızdan çıkarmayın,\n\nMilletin makus talihi, bilin ki elinizdedir,\nBaşarmak zorundasınız, gözler üzerinizdedir,\nAllaha dayanırsanız, yardımı hep sizinledir,\n\nKorkmayın, hüzünlenmeyin, ümitsizliğe düşmeyin,\nAllah vadinde sadıktır, aklınızdan çıkarmayın,\n\nAz çekmedik zulümlerden, ahımızı Allah duydu,\nKaybedilmeyen sadece, koruduğumuz onurdu,\nMilletimizin pek çoğu, ya mazlumdu ya mağdurdu,\n\nKorkmayın, hüzünlenmeyin, ümitsizliğe düşmeyin,\nAllah vadinde sadıktır, aklınızdan çıkarmayın,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakka ittiba günü",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nCuma içtima günü\nHakka ittiba günü\nKötü olan yollardan\nCuma imtina günü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakka rıza olunur",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nYarabbi verdiğin sevgiler\nYürekten bizi yakıp kavurur\nHazan yaprağı gibi rüzgar\nDağdan dağa savurur\nKader bu denir\nHakka rıza olunur\n\nHalil Çolak 20.11.2005 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakka Suresi 30-36",
        "poet": "Mehmet Akif Tiryaki",
        "poem": "\n\nTutun onu, derhal bağlayın onu! \nSonra cehenneme sallayın onu! \nSonra, boyu yetmiş arşın olan bir zincirde yollayın onu! \nÇünkü o, yüce Allah'a inanmıyordu.\nYoksulu doyurmaya özendirmiyordu.\nBugün onun için burada bir sıcak dost yoktur.\nYıkananların atık sularından başka yemek de yoktur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakka varmaktır benim emelim",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nHakka varmaktır  benim emelim\nİki cihan sel veridir de güzelim \nCandan öte canımdır da benim\nOnun yolundan gitmektir amacım\n\nGece gündüz onu zikreylerim\nBen onsuz cihanı neylerim\nBir gün kemale ermeyi beklerim\nGecede dolunay olan ayı isterim\n\nYakar kül ederde aşkı da beni\nBir gün kemale erdirirde seni\nCandanda severimde gül şeni\nSonunda hakka kavuşturur beni\n\nHalil çolak 22.1.2006 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakka Sahip Çık Arkadaş (Duraksız 13 hece)",
        "poet": "Feyzullah Kırca",
        "poem": "\n\nHAKKA SAHİP ÇIK ARKADAŞ (Duraksız 13 hece)\n\nDünyaya kafa tutacaksın tek başına\nYanlışa dur diyeceksin Allah aşkına\nAllah’a güven, bakma sakın başkasına\nHakka sahip çık arkadaş sonuna kadar\n\nNerede ve hangi durumda olursan ol\nHer daim hak ve adaletin yanında ol\nMahluka kötülükten bin fersah uzak ol\nHakka sahip çık arkadaş sonuna kadar\n\nAllah emri iyiliği tavsiye etmek\nHele de kötülükten insanı nehyetmek\nNe güzel güler yüzle belayı defetmek\nHakka sahip çık arkadaş sonuna kadar\n\nHaksız yere iftira edip boğsalar da\nKavle yargılayıp kapıya koysalar da\nHak söyleyeni dokuz köyden kovsalar da\nHakka sahip çık arkadaş sonuna kadar\n\nYasağa inadına hücum etseler de\nGünahlardan sakınmayıp işleseler de\nÖmrün zindan edip, eziyet etseler de\nHakka sahip çık arkadaş sonuna kadar\n\nFeyzullah Kırca\nAkbaşlar Köyü / Dursunbey\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakka Yalvar",
        "poet": "Aşık Zülali",
        "poem": "\n\nNamert kapısında bent etme özün\nSemayı direksiz kurana yalvar\nAnın katresinden olur bin rahmet\nCana ceset-i ruh verene yalvar\n****\nBülbül isen bahcesinde güle düş\nGeçme namert kapısından sele düş\nİnsan isen bir hakikat yola düş\nMarifet kervanın sürene yalvar\n****\nYarab bizi muhtaç etme namerde\nMabeyline çekmiş yetmiş bin perde\nYedi kat sema'da yedi kat yerde\nHer ne ki var biri görene yalvar\n****\nZülali'nin derdine derman ilişmez\nZerrece bir fenden imkan gelişmez\nKuldan kula lütfu ihsan erişmez\nDembeder şeritsiz durana yalvar\n****\nAşık Zülali\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakka yürüyüş",
        "poet": "Yüsra Nur Yazıcı",
        "poem": "\n\nToparlan kalbim hakka yürüyüşün var\nHak olmayana küsüşün var\nOyalandın oyunlar ile\nBir ah çekip dönüşün var\nBildinki  hepsi boş nafile\nFeryat figan diz üstü sürünüşün var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkaniyet! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nVerdiğim Emeğimin Karşılığından Fazla Olanı; HARAMDIR! HAKKANİYET! .\n\nHatalarımdan sonuç alarak; aynı hataları tekrar işlememeliyim ben! .\nKalp kırmamalıyım, gönül yıkmamalıyım bundan böyle VATANIMIZ İÇİN! .\nAnneme ve aileme yardımcı olmalıyım! Ve de azimli olmalıyım artık! .\nBaşkalarının yardımıma yetişemeyeceğini de düşünmeliyim aşkım ile! . \n\nHak ile Halk, Sanat ile Sanat Dostu VATAN SATHI BÜTÜNLÜĞÜNE YÜRÜR! .\n\n{ Kemal KABCIK - 03.10.2012 08:16:01 }\n\nhakkaniyet    Ar. §a®®¥niyyet\na. (hakka:niyet)  esk. Hak ve adalete uygunluk, doğruluk, nasfet: “Bunu burada hakkaniyet borcu olarak belirtmeliyiz.” -H. Taner.\nGüncel Türkçe Sözlük\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HAKKANİYET İLKESİ ile; HAK ETTİĞİNE EMEK VER ve HAKKINA SARIL! . = 000.001 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nHAKKANİYET İLKESİ ile; HAK ETTİĞİNE EMEK VER ve HAKKINA SARIL! . = 000.001 =\n\n02 Mart 2013 Cumartesi 02:46:41\n\nHakkaniyet Anlayışınla; Uğruna Emek Verdiğine Sarıl Daima! .\n\nUğruna emek verdiğinin kıymetini bil! . Daimi olsun emeğin! .\nZerrece bir kazanım; insana coşku verir! . Görevini unutma! .\nYaşadığın coşku sorumluluğundan büyük olmasın! . Görev var! .\nHak ettiğin değeri bil! Ve her insana da hak ettiğini ver! .\n\nBir tatlı tebessümün olsun! . İnsanlar; tebessümü hak eder! .\n\n{Yazan: Kemal KABCIK – ANTALYA – 02.03.2013 02:47:24}\n\n02 Mart 2013 Cumartesi 02:46:41\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HAKKANİYET İLKESİ ile; HAK ETTİĞİNE EMEK VER ve HAKKINA SARIL! . = 000.002 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nHAKKANİYET İLKESİ ile; HAK ETTİĞİNE EMEK VER ve HAKKINA SARIL! . = 000.002 =\n\n02 Mart 2013 Cumartesi 03:22:38\n\nBir Mücadelen Olsun; DİRLİĞİMİZ İÇİN HAKKANİYET ile! .\n\nKaleme aldıklarımla; halkın arasına karışmalıyımdır! .\nKitabımı satmak için çaba harcamalıyım! . ŞÜKÜRLERİM! .\nAnlaşırım umudunu taşımalıyım! Ve paylaşabilmeliyim! .\nBüyüklerimizden müsaade istiyorum HALKLARA İNİYORUM! .\n\n{Yazan: Kemal KABCIK – ANTALYA – 02.03.2013 03:21:59}\n\n02 Mart 2013 Cumartesi 03:22:21\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HAKKANİYET İLKESİ ile; HAK ETTİĞİNE EMEK VER ve HAKKINA SARIL! . = 000.003 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nHAKKANİYET İLKESİ ile; HAK ETTİĞİNE EMEK VER ve HAKKINA SARIL! . = 000.003 =\n\n02 Mart 2013 Cumartesi 03:39:52\n\nAtilla İLHAN ve Bülent ECEVİT Efendilerimizin; ÇİZGİSİNDEYİM! .\n\nMaddi ve manevi kazanımına katkıda bulunacak dostluklar edin! .\nBülent ECEVİT Efendimize; yalnızlığımın bankını fırlatmıştım! .\nBülent ECEVİT Efendimiz; beni affetsin İNŞALLAH! . ŞÜKÜRLERİM! .\nDSP Bünyesinde; GÖREV ALMALI: ANADOLU İÇİN HİZMET VERMELİYİM! .\n\n02 Mart 2013 Cumartesi 03:44:44\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HAKKARİ; CUMHURİYETİMİZİN, DİYARBAKIR ile ŞANLIURFA DA: Öyle! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nHAKKARİ; CUMHURİYETİMİZİN, DİYARBAKIR ile ŞANLIURFA DA: Öyle! .\n\nSevildiğini Bil, Sevildiğimizi Bilelim; CUMHURİYET HEPİMİZİN! .\nCUMHURİYETİMİZİ BÖLMEYE ÇABALAMA! . BURASI RUSYA DEĞİL KARDEŞ! .\nTÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ; BARIŞI ve DEMOKRASİLERİ BİLİYOR! .\nÖZGÜRLÜĞÜM İLE; “ÖNCE VATAN! .” HAKKARİ ÖTESİ; KABE KULESİDİR! . \n\n{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 13 Ocak 2012 Cuma 05:35:49 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkari Şiirleri - Beyaz Ölüm...",
        "poet": "Nevzat Bilgiç",
        "poem": "\n\nSarp ve dağlık bir yöre,\nAsya - Avrupa sıkışması bu! ..\nYükselmiş hızla göklere.\nSahib olmuş bu yüzden,\nGenç, dik, dar  vadilere.\n\nHabur Suyu civarı,\nKaracadağ, İncebel,\nKaradağ,Tanin, Türemiş; \nKonaklı ve Altın ' a yönelmiş. \n\nBu dağların doruğunda; \nYaşama olanakları zor...\nNasıl bir güç ve sabır,\nİçinde Kahraman Mehmet; \nBunu sen bir de, Ozan ' a sor! ... \n\nDoruklar, yamaçlar, yaylalar; \nHaziran ' a kadar kış,\nBeyaz ölüm yağar gökten,\nNe kulak kalır, ne bakış! ...\nSadece Mehmet ' e alkış...\n\nNevzat  Bilgiç\t\t\nSıla Benim Gurbet Benim\n(Memleketime Şiirler) \nKitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hakkari'den Bir Hançer Yarası!",
        "poet": "Sedat Demirkaya",
        "poem": "\n\nHakkari'den Bir Hançer Yarası / \nSizde böyle midir Babalar Günü! he/diyesi? \n\nBir hayın baskındır gecelerde \nOn iki hançer yarası! \n\nTürkçe söylerim, anlamazsın, \nKürtçe söylerim, duymaz \nAteş düştüğü yeri yakar \nher düşüncesi başka bir pusu \nyol yol açılır gider yaralar. \nAcı, birikir gönüllerde tortulaşır. \nHani ben ulu bir çınar altında güvendeydim, \ndemenin İngilizcesini ararsın! \nKüfrün en sunturlusu nasıl aşar acep bir nefeste okyanusu \n\nTürkçe'de duyan yoktur ki sesini.. \nHerkesin ağzı top, gözü yolcu çevirir, \n'Ankara'da çukurun derini' kazılır gecelerde \nKitabına uydurur hacı hoca takımı \nve yeşil bakar baykuşlar \nBir Tanrıya sığınır, \nbir isyan edersin ecele. \nNeden ben, neden biz,dersin. \nBu sokaktan gelmese ağıtlar \n'niye ben? ' diyecekti başka bir sokakta analar \nBir baba yüreği sızlayacak \nkaranlık kuyularda al yanaklı Yusuf, \nzaman kavramını yitirmişçesine, \nbir ana yüreği kavrulacak ebedi, \nİbrahim ateşler içinde \nİşte çığlığı, çeliği eriticesine...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkı",
        "poet": "Metin Gürbüz",
        "poem": "\n\nİnsanın,\n\nYaşama hakkı\nBeslenme hakkı\nBarınma hakkı\nHürriyet hakkı\nÜreme hakkı\nEğitim hakkı\nİbadet hakkı\nSevme hakkı\nDüşünme hakkı\nOkuma yazma hakkı\nHaksızlığa protesto direnme hakkı\nHakkına sahip çıkma hakkı\n\nKimi  hiç yok\nkimi saklı\nKimide yasaklı\n\nDüşündün mü sen bunları hiç\nİbrahim hakkı\nYa sen ne dersin buna\nsen ne düşünüyorsun\ney Türkiye halkı\n\nMetin Gürbüz\n03.01.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkı Oku, Hakkı da Yaz",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nBenim Gönül Tezgâhımda \nHak Okudum Hakta Yazdım \nYunusun Okuduğu Kitabında \nHakkı Oku, Hakkı da Yaz\n\nO Dergâha Gittim Ham İdim \nGönlümü Hakta Yıkadım\nYıkadıkça Ben Haz Aldım \nHakkı Oku, Hakkı da Yaz\n\nGeçtim Dönemeçli Yoldan \nAyrılmadım Hak Yolundan \nÇıkarmam Sevgi Gönlümden \nHakkı Oku, Hakkı da Yaz\n\nSevgi Müslüman’ın Özü \nKurtardı Bataklıktan Bizi \nHak Yolunda Oldum Yolcu \nHakkı Oku, Hakkı da Yaz\n\nHalil Dünya Neden Böyle\nKardeşim Sen Hakkı Söyle\nBil Bu Dünya Gitmez Böyle\nHakkı Oku, Hakkı da Yaz\n\nHalil Çolak 10.03.2010\nAnkara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkari Hatırası Kapısını Bilen Köpekler",
        "poet": "İsa Erkol",
        "poem": "\n\nEKMEK YEDİĞİ KAPIYI BİLEN KÖPEKLER\n…\n\nBizim şubede bazı arkadaşlarımızın, hem vakit geçirmek için hem de bir hobi olarak besledikleri birkaç çeşit köpek bulunuyor. İlgilenen arkadaşlarımız yemek artıklarından vesaire ile karınlarını doyuruyor bazen tasmalarından tutup gezdiriyorlar. Bunların yanında Hakkari’ye ilk geldiğimde tanıştığım Süllü ve Güllü isimli sokak köpeklerini de yazmadan geçemeyeceğim. Onlar bizden önceki dönemden kalma iki sokak köpeği. Ve bunlara ait bir sürü yavrular. Ara sıra önlerine konulan yiyeceklerle karınlarını doyuruyorlar, bunun dışında hemen karşıdaki çöplükten ihtiyaçlarını gideriyorlar. Gece nöbet tutan arkadaşları da yalnız bırakmıyor, peşlerinden bir an olsun ayrılmıyorlardı. Nitekim benimde bizzat Süllü ve Güllü ile bir çok kez nöbet tutmuşluğum olmuştu.\nArtık öyle bi hal olmuştu ki etrafımıza hep sokak köpekleri dolmuştu. Ta ki belediye ekiplerinin zehirleme çalışmasıyla hepsinin ölmesine kadar.\nEvet… Artık o köpeklerin hiç biri yoktu. Zehirleme faciasından kurtulmuş birkaç yavru köpek çıkageldi bir süre sonra. Ekmek yedikleri kapıya sığınmışlardı tekrardan. Onlarda büyüdüler. Onlar da yavrulara karıştılar. Sonra onların yanına yine tanımadığımız başka sokak köpekleri de geldi. Bazen bizim verdiğimiz yiyecekleri yediler, bazen yine karşı çöplükten doyurdular karınlarını….\nBir gün…\nHer zamanki gibi işime gitmek için bir arkadaşımla lojmandan çıktık. Hiç tanımadığımız bir köpek takıldı peşimize. Bu köpek bize hiç tanıdık gelmiyordu. Belli ki üniformamızdan bize yakınlık duymuş peşimizden gelmeye devam ediyordu. Kim bilir kaç arkadaşımın elinden ekmek yemişti.  Sürekli arkamıza bakıyorduk acaba gelmeye devam ediyor mu diye. Evet. Arkamızdan geliyordu. O kadar duygulanmıştım ki… Bir köpeğin üniformamızı tanıdığını, ekmeğini yediği kapıya saygısını görünce… Bir de bunu Hakkari’de yaşayınca ağlamamak için kendimi zor tuttum.\nŞubeye gelmemize az bir mesafe kala köpeğin peşimizden geldiğini gören bir grup çocuk ellerinde sopalarla kovalayarak bizden uzaklaştırdılar. Hakkari zihniyetinde yetiştirilmiş çocuk buna bile tahammül edemiyordu.\nKeşke buranın halkı da ekmeğini yediği devlete saldırmasa, ekmeğini yediği kapıya bir köpek kadar sadık olabilselerdi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkari de de Bayram Var Anne",
        "poet": "Mustafa İsmailoğlu",
        "poem": "\n\nBu gün bayram annem, Öpemedim ellerinden,\nAşamadım yalçın dağları, \nBir bayram namazı kılamadım bugün,\nOysa ne kadarda severdim,\nBayram sabahı bir çayını içmeyi,\nNe kadar severdim kapı kapı dolaşıp,\nŞeker istemeyi.\nÇocukluğumu özledim annem,\nÖzgürce bayramları özledim,\nBir karanlığın kuytusunda,\nBabamın yol gösterişini özledim,\nburadaki karanlıklar zifiri annem,\nYol gösteren yok,\nBir ışık yok ki ona doğru gidelim,\nBu gün bayram annem,\nBir silahım var elimde, Bir de sırt çantam,\nBir bayram şenliği var ki annem,\nIşıl ışıl her yanım, rengarenk.\nYıldızlar yağıyor üstüme,\nBir sıcaklık var ya sol yanımda,\nNe anlatabiliyorum \nNe anlayabiliyorum,\nEvet annem; \nbayram yeri burası; \nbir şenlik ki görme gitsin; \nyığın gibi yıldız yağıyor üstümüze\nama acıtıyor annem\nben bu acıyı anlatamıyorum; \nbu gün bayram annem; \nElini öpmeye geliyorum:\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkı seviyorsan",
        "poet": "İlyas Ateş",
        "poem": "\n\nHakkı seviyorsan yerinde otur\nÜstüne düşmeyen işe karışma\nBu dünyada cahillerle yarışma\nYarışırsan adalet yolunda yarış\n\nBu dünyaya gönül verip bağlanma\nEl âlemle hatır yıkıp eğlenme\nHırsızların katarına bağlanma\nBağlanırsa adalet yoluna bağlan\n\nZalimlerle birlik olup oturma \nİnsanlığın beş kuruşa düşürme\nHer ne bulur isen onu aşırma\nYoksa dört bacaklı hayvan olursun\n\nDünya zalimlerin elinde kalmış\nBunu görmeyenler uykuya dalmış\nATEŞOĞLU yoksullara ne kalmış\nBunu gözlemleyip hiç gören yok mu?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkım",
        "poet": "Ahmet Altan Ekşioğlu",
        "poem": "\n\nİlan ediyorum herkese,\nEv sahibime de.\nKira vermeyeceğim bundan böyle.\nVe ayrılmayacağım buradan.\nBen de dünyalıyım,\nBenim de alacağım var bu dünyadan.\nBırakmayacağım hakkımı ellere,\nÇok ısrar ediyorsa ev sahibim,\nAnlayışlıyım,\nAlsın evini götürsün başka yere...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâkkı Söyleyin",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nEy Milletim susmayın, hakkı söyleyin,\nBen Türk Oğlu Türküm işte böyleyim,\nİstavrozu, papazı, zangoçu neyleyim,\nEy Milletim susmayın, hakkı söyleyin.\n\nNe yaptıkları bellisiz, susun diyorlar,\nAvrupa diye diye habire dönüyorlar,\nBunlar Avrupa'ya ne sözü veriyorlar,\nEy Milletim susmayın hakkı söyleyin.\n\nAlem girerse girsin ben girmiyorum,\nAvrupa'lılar domuz etini yer diyorum,\nBen koyunun keçinin etini seviyorum,\nEy Milletim susmayın hakkı söyleyin.\n\nİkide bir gelipte sağı solu geziyorlar,\nBirbirlerine kaş gözle ima ediyorlar,\nKâlplerinde hain planlarla gidiyorlar,\nEy Milletim susmayın hakkı söyleyin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkım Yok",
        "poet": "Musatafa Ensar",
        "poem": "\n\nHiç gelmedin sen bana.                                                                                                                                                                              Sana şiir yazamaya hakkım yok.                                                                                                                                                        Uykusuz kalmaya hakkım yok.                                                                                                                                                                                                                                             Seni bir mevsim sevmeme hangi mevsim izin verir?                                                                                                                     Ne mesut yaz akşamları seni sevmeye hakkım var.                                                                                                                  Nede soğuk bir kış gecesi seni düşünerek içimi ısıtmaya.\n\nSen hiç umut vermedin bana.                                                                                                                                                           Her gece seni penceremde beklemeye hakkım yok.                                                                                                                      Mesela bir ölü dirilmeyi bekliyor.                                                                                                                                                     Sokaklar bayramı                                                                                                                                                                                  geceler sabahı                                                                                                                                                                                     ve fakir çocuklar uçurtmalarını                                                                                                                                                                ama benim seni onlar gibi beklemeye hakkım yok.\n\nSen gitmeden öncede yoktun.                                                                                                                                                          Seni özlemeye hakkım yok.                                                                                                                                                                     Hayal kuramam mesela.                                                                                                                                                                         Ben deniz sen gökyüzü dalıp gidiyorum.                                                                                                                                         Ölürken bile bulutlarına bakarak ölüyorum.                                                                                                       Ama bunu düşünmeye hakkım yok. Öyle değil mi?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkımda",
        "poet": "Mahir Odabaşı",
        "poem": "\n\nAdı:Mahir,\nSoyadı: Odabaşı\nDoğum tarihi 1 Ocak - yılbaşı\nHer yıl kendiliğinden yükselir yaşı\nÖzlü üveyli var, toplam 11 kardaşı\nEvli ve  bir kız bir erkek çocuk babası\nBabası rahmetli oldu ama sağdır anası\nİli Çorum, ilçesi Osmancık, köyü Seki\nGönül bahçesi geniştir, sever herkesi\nÇalışmaktan, konuşmaktan hoşlanır \nOkumaktan, yazmaktan zevk alır\nKolay kolay unutmaz, vefalı kalır\nŞükür post için değil, dost için çalışır\nBaşkasına bakmaz, kendiyle yarışır\n……………………………………,\nKuralı bozmaz,  zamanı gelince,\nO da toprağın bağrına karışır\n               (Mahir Odabaşı/08.03.2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkım Helal Etmem Ben Size",
        "poet": "Döner Özeke",
        "poem": "\n\nEvlat diye güvendiğin \nYoluna canını verdiğin \nHer gün bayram hergün düğün \nZehir oldu hayat bana\n\nÖlmeden öldürür seni \nKimse yıkamazdı beni \nYılan gibi oldu dili \nZehir oldu hayat bana \n\nEl kızıyla yılan tutar \nGerçek değil yalan satar \nDertlerim oldu katar katar \nZehir oldu hayat bana \n\nEcel satılıyor olsa \nGelip de dalıma konsa \nKan kusturur  kase kase \nZehir oldu hayat bana \n\nHelallık almaya gelme \nSakın ola beni bilme\nUnut beni sakın sorma \nZehir oldu hayat bana \n\nEl kızının sözü oktur \nVıdı vıdısı bitmez coktur \nEl kızında vijdan yoktur \nZehir oldu hayat bana \n\nHakkımı helal etmem ben size\nZehir oldum battım göze\nDert verdiniz dize dize \nZehir oldu hayat bana \n\nMezarımı kazan usta \nTaşıma yaz deste deste \nMutsuzdu yalnızdı hasta \nZehir oldu hayat bana \n\nToprağa girdiğim anda \nSakın gelme orda kalda \nLafım bitti hayat sonda \nZehir oldu hayat bana \n\n          DÖNER ÖZEKE \n              05.06.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkımdır",
        "poet": "İsmet Barlıoğlu",
        "poem": "\n\nBomboştum, kamilleştim,\nSaygı görmek hakkımdır.\nBirçok sırla güreştim,\nSaygı görmek hakkımdır.\n\nHiç almadım, hep verdim,\nSevilmedim, hep sevdim,\nHerşeyi önemsedim,\nSaygı görmek hakkımdır.\n\nSöze inanıyorum,\nEl yansa; yanıyorum,\nKahra dayanıyorum,\nSaygı görmek hakkımdır.\n\nKimseyi aldatmadım,\nÇirkefe hiç batmadım,\nTek tırnak kanatmadım,\nSaygı görmek hakkımdır.\n\nYok olup gitsem meğer; \nVerilmese de değer; \nYazdım birden çok eser,\nSaygı görmek hakkımdır.\n\nÖmrü boş geçirmedim,\nKimseye yüklenmedim,\nEli çekiştirmedim,\nSaygı görmek hakkımdır.\n\n(ERZURUM SANKİ YAYLA isimli hece şiirlerinden > 19-20/100)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkimi Helal Etmem",
        "poet": "İbrahim Karabulut",
        "poem": "\n\nEvlendigini duydum mutluluklar dilerim\nBenimde sokaklarda geciyor gecelerim\nMahser günü yakandan  tutacaktir ellerim\nHakkimi helal etmem sana sevgilim\n\nVerdigin sözlerin hangisi dogru cikti\nO yaptigin evlilik beni dünyami yikti\nTerk ettigin bu garip canindan bikti\nHakkimi helal etmem  sana sevgilim\n\nBeni mecnun eyledin leyla arattin\nGünlerime hasret kattin dertler yarattin\nSevgimi calip gittin ellere sattin\nHakkimi helal etmem sana sevgilim\n\nBenim yüzüm bundan sonra gülermi \nSel olmus yaslarimi mendil silermi\nBöyle dertli insani kimse severmi \nHakkimi helal etmem sana sevgilim\n\n16.6.1989\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkımı haram ettim",
        "poet": "İhsan Şahin",
        "poem": "\n\nHakkımı haram ettim\n\nBana kardeş demeyin, öldü benim gardaşım\nHakkımı haram ettim, ecrini istiyorum\nSırtımdan vurdu beni, kan oldu aktı yaşım\n... Çok bedeller ödedim bunu da ödüyorum\n...Senin gibi kardeşe lanetler okuyorum\n\nSaddam zülüm yaparken, bin yıllık kardeşime\nYüreğim burkulmuştu, çok gitmişti gücüme\nAçmışız kapıları, mertinden kalleşine\n...İyiliğin bedeli kan ile ödüyorum\n...Senin gibi kardeşe lanetler okuyorum\n\nMüslüman diye bildik saygı duyduk Arap’a\nGötürdü sattı biz, iki şişe şaraba\nCümlesi Türk’e düşman, İngiliz’e maraba\n...Şu Yemen türküsünü ah ile söylüyorum\n...Senin gibi kardeşe lanetler okuyorum\n\nErmeni’ye Akdamar, Rum’a da Sümela’yı\nAçtık ta sardık başa, tarihteki belayı\nHaçlıların topyekün, düşman bize alayı\n...Sünnetsiz Ecnebiye kardeşim demiyorum\n...Türk’e düşman herkese lanetler okuyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkım   Değilmi",
        "poet": "Mevlüde Demir",
        "poem": "\n\nTüm dünyayı alsan kendi safına\nBen kaldım yar senin o insafına\nSığındım hatamın varsa affına\nMutluluk benimde hakkım değilmi\n\nKadehe şişeye dert anlatırım\nKan damlar  şarkımdan,buruk satır'ım\nO  güzel günlerden yokmu hatırım\nSevmek sevilmekte hakkım değilmi\n\nDökülür yağmurlar göz pınarından\nYüreğim tutuşur senin narından\nKaybedip  çıkmışım aşk kumarından\nEller gibi gülmek hakkım değilmi\n\nKaderin yazgısı neden silinmez\nGönül adamları niye sevilmez\nKadir kıymet verdim asla bilinmez\nMutluluk benimde hakkım değilmi\n\nGözündeki  mana  bazen kurşundur\nHeran hayalimi kalpde bulundur\nAhvali sormazsan bilki sonumdur\nMutluluk benimde hakkım değilmi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkımı Ye",
        "poet": "Cevat İdin",
        "poem": "\n\nYıllar içinde Öğrendim Halk olmak, halkın içinden gelmek\nEzilmek, küçük görülmek hakkını yedirmek demek....\nVücudumda bir organa ''Hakkı'' adını verdim....\nBu saatten sonra size kalmış Hakkı'mı yemek...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkımı HELAL Etmiyorum",
        "poet": "Ali Cemal Ağırman",
        "poem": "\n\nHAKKIMI HELAL ETMİYORUM\nDin iman, Kuran, kelam, peygamber,maneviyat adına vicdanlarımızı ve cüzdanlarımızı soyanlara\nHakkımı helal  etmiyorum\nVatan Milet Sakarya, çek senet, beyaz kadın ticareti esrar eroin, kokain, mafyavari olaylarla halkı soyan ezen, kendi hak ve çıkarları uğruna öldüren zarar veren insanlığa ahlaka, adaba, örfe, arifliğe asalete zarar veren,tiğniyeti bozuklara hakkımı helal etmiyorum\nMisak-ı Milliye, istiklalaimize birlik beraberliğimize kardeşliğimize ihanet edip, insanlığı ortadan kaldırmaya çalışıp taşaronlaşan ister Türkçülük adına ister Kürtçülük adına, ister Alevilik adına, ister Sünnilik adına, ister dindarlık, ister laiklik,ister gayri müslümlik adına bu Kutsal vatana her ne şekilde olursa olsun zarar verene, Ülkemi bölüp parçalamaya çalışana Bayrağımı dinimi diyanetimi \nMilliyetçiliğimi, devrimciliğimi halkçılığımı, Atatürkçülüğümü kendi çıkarı uğruna kullanıp Anadolu insanına zarar veren asaleti bozuk, tiğniyeti bozuk namussuzlara, şerefsizlere hakkımı helal etmiyorum\nAtatürk Türkiyesinin nimetleri ile büyüyüp, Laik Cumhuriyetin ve sosyal hukuk Devletimin demokrasisi ile palazlanıp, gelişip, Laik Cumhuriyetin tepe noktalarına kadar gelip, din iman kuran,adına vatandaşımın dini ve manevi duygularını siyasallaştırarak kendi hak ve çıkarları doğrultusunda kulananlara hakkımı helal etmiyorum.\nÇanakkalede kefensiz yatan Aziz şehitlerimizin,kanla irfanla göz yaşı ile kurdukları Atatürk Türkiyesini yıkıp yerine dine dayalı teokratik bir düzen getirmeye çalışan türbanı adeta Ayyıldızlı şanlı bayrağımızın önüne çıkaran kokuşmuş, takiyeci zikniyete hakkımı helal etmiyorum\nBölücü terör örgütüne soyunan kırkbin mahsum insanın kanına susayan, Mehmetçiğime,polisime öğretmenime, mühendisime, beşikteki bebeğime kurşun sıkan canilere hakkımı helal etmiyorum\nBebek katiline sayın,Aziz şehidime Kahraman Gazime kelle yakıştırması yapan zihniyete hakkımı helal etmiyorum\nVatan millet Sakarya adına Devlet içinde kendisini devlet görüp binlerce faili meçhul cinayeti Ayhan çarkın gibi tv lerde övünerek şimdiye kadar bin kişi öldürdüğünü milletin gözüne baka baka pişkinlikle anlatan, insanlıktan uzak kanla beslenenlere hakkımı helal etmiyorum\nÜlke insanımı işkence ile öldürenlere, yayladaki çobana teröist deyip, kurşun sıkıp, cesedi üzerinden para alan vicdansızlara, Nenesi yaşındaki  kadına sen benin evladımsın, çocuğumsun bana tecavüz etme, ha bana, aha Anana tecavüz ediyorsun deyip kendisine ricada bulunmasına rağmen yinedeAnnesi yaşındaki bir kadına  tecavüz eden,Yıllarca TV TVDOLAŞIP DİN VE DİYANET ADAMLIĞINA SOYUNUP, 14 YAŞINDAKİ KIZA TECAVÜZ EDEN Hüseyin Üzmez gibi sapıklara hakkımı helal etmiyorum\nElindeki devlet yetkisini kendi çıkarı uğruna kullanarak isteğini yerine getirmeyen insana işkence ile kendi pisliğini yediren Devletimi de zorda bırakan, Ulusumu bu çirkin davranış nedeni ile İnsan Hakları mahkemesinde Ulusumu küçük düşüren tiğniyet bozuklara hakkımı helal etmiyorum\nAynı hafta içinde on beş yirmi Türk Bayrağına sarılı Şehit cenazesi gabardan, şırnaktan, Ulu dereden, Beytuşebaptan, Namazdan, iki yakadan, ak tütünden gelirken Altıyüzbin polis eşliğinde yılın ŞAŞALI  İstanbulu felç eden düğününü Devlet eli ile yapanlara hakkımı helal etmiyorum\nDerdini meramını, sıkıntısını, yakararak anlatan köylüme Anınada al git deyip azarlayanlara ve o kişi hakkında yetkisini kulanarak adalet eliyle çifçimi yıpratmaya ezmeye çalışanlara hakkımı helal etmiyorum\nBenim Mehmetçiğim gabarda, cüdidide, şırnakta, Ulu derede, beytuşebapta iki yakada, Namazda, vatan Bayrak Atatürk Türkiyesi için şehit olurken Kartal kayada, Ulu dağda, Rio Karnavallarında Amerikada, Avrupada, yedi yıldızlı otellerde uzatmalı sevgilileri ile ceviz kırıp  sahte çürük raporu ile gariban varoş çocuğunun şehit olmasını uzaktan seyreden asaleti kanı bozuklara hakkımı helal etmiyorum\nBayramlarda seyranlarda dini duygularımızı maneviyatımızı Allah adına Kuran adına Peygamber adına  Vicdanlarımızı fakir fukaraya yardım adı altında yimpaştan Deniz fenerinden dost eli adı altında para toplayıp kendi zimmetlerine aktararak TRİLYONLUK DAVDAN YARGILANIP HÜKÜM GİYENLERİ VE 500KĞ Altına sahip olanlara bu haram para ile 30 kez Hacca gidip Lüks otellerde hac farazesini yerine getirenlere  yeşil sermayeyi güçlendirip Atatürk Türkiyesine zarar verenlere hakkımı helal etmiyorum\nMenemende Kubilayı, Sıvasta madımakta 37 Aydını, Maraş çorum, Malatya katliamlarını yapanları\nDin adına mezar gömü evlerini yaratanları, Uğur mumcuları, BAHRİYE Üç Okları Metin Göktepeleri Danıştay saldırında öz bileni Ahmet Taner Kışlalıları, Necip hablemit oğullarını,Muammer Aksoyları, Diyar BAKIR Emniyet Müdürümüz Gavvar Okanı, Abdi ipekçileri, son göz altılarla işkence ile, yargısız infazla yetkilerini aşıp insanlığı katledilen ruhsuzlara canilere, hakkımı helal etmiyorum\nKısacası İnsanı YÜCE ALLAH YARATTI, Yüce ALLAH ancak alır, bunun haricinde insana kıyan, canını alan, işkence eden, soyan, sömüren, merhametten sevgiden insanlıktan asaletten yoksun kişilere hakkımı helal etmiyorum\nAllaha  hamd ediyorum, İnsanları kötü niyetli  kişilerin şerrinde koruması için dua ediyorum\nTüm insanlığa, insanım diyenlere saygı ve şükranlarımı araz ediyorum\nSözü Siz Gönül dostlarıma bırakıyorum\n\nSaygılarımla\n_____Şair 67_______\nALİ CEMAL AĞIRMAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkımı Yutana Düşman Olurum",
        "poet": "Abdullah Oral",
        "poem": "\n\nhakkımı yutana düşman olurum\n\nişçiyi çifçiyi görmezse devlet\nsöyle nasıl doyar bu koca millet\nkonuş ki sesini dağlara dinlet\ninsanın puştuna düşman olurum\n\nfaşizimle aynı yerde yatmayız\ncan veririz yine ülke satmaıyız\nbiz helalimize hile katmayız\nhalkları çatana düşman olurum\n\ndevlet zengin ile halkı soyarsa\nmilliyetçiyim diyen buna uyarsa\nişgalci güçlere ülkemi arsa \nyapıpta satana düşman olurum \n\ngeçilmez diyerek çanakkaleyi\nişgalci güçlere verdik kelleyi\nnasıl umuturki insan belleği\ntahkim'e yatana düşman olurum.\n\nvurguni istermi ağıt yakmayı\nhakımı aradım yedim tekmeyi\nişçi sofrasından kuru ekmeği\nçalıpta yutana düşman olurum..........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkımız Helal Olsun Çanakkale anısına",
        "poet": "Mehmet Macit",
        "poem": "\n\nAskere dokunmayın, Ülkemiz orta yerde.\nVatan’ı savunurken, sorarız asker nerde? \nKargaşa başlayınca, düşeriz hemen derde.\nKahraman Mehmetlere, varımız helal olsun.\n\nSinsidir planları,  düşmana hemen kanma\nKolaydır karalamak, herkesi doğru sanma.\nAskere düşmanlığın, sonunu hayra yorma.\nKahraman Mehmetlere, duamız helal olsun.\n\nMillet’i unutarak, kamplaşan toplum olduk.\nKimlerin çıkarına, saflara geçip durduk.\nDevlet’in birliğini, sebepsiz zora soktuk.\nKahraman Mehmetlere, kanımız helal olsun.\n\nBakınız Afganistan, vurulan kendi halkı.\nPakistan açmazlarda, savaşır mezhep farkı.\nIrak’ta gözyaşları, Libya’nın bozuk çarkı.\nKahraman Mehmetlere, aşımız helal olsun.\n\nKökleri tarihlerde, geçmişi parlak ordu.\nVerdiler canlarını, topraklar şehit doldu.\nAteşin çemberinde, askerim korur yurdu.\nKahraman Mehmetlere, canımız helal olsun.\n\nAvrupa dillendirir, ordunuz bize büyük.\nÖteden Amerika, topraklar size büyük.\nÜniter yapımızla, didişir hain zübük.\nKahraman Mehmetlere, malımız helal olsun.\n\nMillet’çe kurduğumuz, ordumuz bizim ordu.\nYılların arasında, hatalar elbet oldu.\nÇürükler temizlenir, hakaret yanlış yoldu.\nKahraman Mehmetlere, hakkımız helal olsun.\n\nDestandır Çanakkale, emsali tarih yazmaz.\nDoludur destanlarla, tarihe yazsak sığmaz.\nŞerefli ordumuzla, uğraşmak akıl almaz.\nKahraman Mehmetlere, şanımız helal olsun.\n\nMehmet Macit\n10.03.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkımız var",
        "poet": "Osman Yüksel",
        "poem": "\n\nAvrupa çakalları sardı temiz yurdumu\nTerörist belasıyla carpıştırır ordumu\nArabalar yaktırır kurşunlatır ferdimi \nBumu avrupadaki nezaket medniye\nAmerika yüzünden türkiyem öder diyet\n\nTerör ile ordumuz otuz yıldır yapar savaş\nAk tütün ün basılması her dertlere oldu baş\nYavruları can vermiş analar döküyoron yaş\nBarzani Talabani türke yaptı ihanet\nKardeş kardeş kanıyla bakın ödüyor diyet\n\nDul kalmış gelinlerin sesi yürek deliyor\nEsenlili ahmedim şehit olmuş geliyor\nKadeş ana bacısı koyngibi meliyor\nHala çellat başını beslıyoruz ey millet\no aduvnün yüzünden çekilen gam çile dert\n\nher evde ağıt feryat herkeste bir acı var\nal bayrağa sarılmış dağılıyor tabutlar\ndayanırmı şu hale eş nişanlı bacı yar\nbu köpekler yüzündenbüyüdü gam çile dert\nTürkiyeli miletm ödüyr bakın diyet\n\nTehlikeden uzak dur hatırlatır yükseli\nAvrupa sana duşman ta canakkaleden beri\nYan oyundan çekmiyor amarikalı eli\nNiye vurdum duymazsın nedir sendeki niyet\nAzmı oldu türkiyem ödediğin şu diyet\n\nOSMAN YÜKSEL.İ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkımızı Alacağız",
        "poet": "Recep Yağar",
        "poem": "\n\nToplandı bak öğretmenler,\nHayırlı bir haber bekler,\nİnat etme hakkımı ver,\nHakkımızı  alacağız.\n\nBize danışmadan sakın,\nAlacağız o gün yakın,\nBu para seninde hakkın,\nHakkımızı alacağız.\n\nGel oturup tanışalım,\nTatlı tatlı konuşalım,\nAdaletli paylaşalım,\nHakkımızı alacağız.\n\nHer hafta her cuma günü,\nBurada toplanacağız.\nPara bizim hakkımızdır,\nHakkımızı alacağız.\n                09.06.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkın Rahmetine Kavuşan Kayınbaba'ma",
        "poet": "Durmuş Ali Çatal",
        "poem": "\n\nOtuz yıl çektin yılmadın,hastalığı,\nDışarı çıkamadın kırmadın hastalığı.\nBir perşembe akşamı ecel kapını çaldı.\nSon nefesini verdin,dünya sana artık dardı.\n\nGül yüzün gülşen olsun,\nAhiret'in şen olsun.\nÇektiğin ızdıraplar,\nÇektiğin o çileler,\nSana kefaret olsun.\n\nGeride kalanları boğdun mateme yasa,\nFeryat fiğan arşa çıksada ne ala,\nCuma namazıyla bayramını yaptık biz.\nUğurladık seni biz dilimizde dualar.\n\nRab'bimin gönlü geniş,\nMerhameti çok yüce.\nYanına aldı seni seksen yıllık çınardın.\nGiderken bile bize büyük bir ders verdin.\n    Rab'bim Rahmet Ve Merhametini Üzerinden eksik etmesin.\n                                                                   31.03.2011\n                                                                 Perşembe ''21:00''\n                                                              Durmuş Ali Çatal.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkın Hikmeti",
        "poet": "Süreyya Çetinkaya",
        "poem": "\n\nAnlaşılmaz akılla, hikmetin\nBaşka bir âlem, her nefesin\nNereye baksam, her yerdesin.\n\nHer nesneden her zerreden\nZikreden, Hay sensin \nÂlemler içinde Âlem sensin.\n\n3 Haziran 1998, Çarşamba; Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkın Şaheseri",
        "poet": "Ömer Akpınar",
        "poem": "\n\nKöpük köpük denizlere uzanan falezler.\nYolboyu sahilde uzanan mavi körfezler.\n\nBaşımızın üstünde uçsuz bucaksız feza.\nDev cüsseli cirmler kuş gibi uçuşur keza.\n\nNasıl çatılmış üst üste kemikten iskelet.\nŞaheseri gördüğü halde, görende gaflet.\n\nParmak tezgahında üretir esnek tırnağı.\nÇöle uygun yaratmış devedeki toynağı.\n\nNe hoş düşmüş gözlerde ak içinde kara.\nNasıl hitap eder göze en güzel manzara.\n\nHangi fırçalarla vurulur gözlerin rengi.\nKim kurar, vücudundaki hassas ahengi? \n\nHücrelerden bir derya salınır içimizde.\nMucizeler zuhur eder nazik tenimizde.\n\nTen rengini alır, libas yırtılsa da ara ara.\nÜç gün içinde kapanır, tende açılan yara.\n\nBak tepeden tırnağa mucizedir bedenin.\nCennet hakkı mıdır yaratanı inkar edenin?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkın Sesleri'nden",
        "poet": "Mehmet Akif Ersoy",
        "poem": "\n\nÜç beyinsiz kafanın derdine, üç milyon halk\nBak nasıl doğranıyor? Kalk, baba, kabrinden kalk! \n\nDiriler koşmadı imdâdına, sen bâri yetiş...\nArnavutluk yanıyor... Hem bu sefer pek müdhiş! \n\nTek kıvılcım kabarıp öyle cehennem kustu:\nKi hemen kol kol olup sardı bütün bir yurdu.\n\nO ne yangın ki: Ocak kalmadı söndürmediği! \nO ne tûfan ki: Yakıp yıktı bütün vâdîyi! \n\nÂşinâ çehre arandım... O, meğer, hiç yokmuş...\nYalınız bir kuru çöl var ki, ne sorsan: Hâmûş! \n\nÂşinâ çehre de yok hiçbirinin yâdı da yok; \nYakılan bunca hayâtın, hani, ecsâdı da yok! \n\nYoklasan külleri, altından, emînim, ancak\nKömür olmuş iki üç parça kemiktir çıkacak! \n\nBaba! En sevgili annen, o senin öz vatanın\nOlacak mıydı fedâ hırsına üç kaltabanın? \n\nDedemin sürdüğü, can ektiği toprak gitti...\nÖyle bir gitti ki hem: Bir daha gelmez ebedî! \n\nNe olurdun bunu kalkıp da göreydin acaba? \n\"Meşhed\"in beynine haç saplanacak mıydı baba! \n\nNe felâket: Dönüversin de mesâcid ahıra,\nHırvat´ın askeri tepsin çıkıp üstünde hora! \n\nBâri bir hâtıra kalsaydı şu toprakta diri...\nYer yarılmış, yere geçmiş, şühedâ türbeleri! \n\nNerde olsam çıkıyor karşıma bir kanlı ova...\nSen misin, yoksa hayâlin mi? Vefâsız Kosova! \n\nHani binlerce mefâhirdi senin her adımın? \nHani sînende yarıp geçtiği yol \"Yıldırım \"ın? \n\nHani asker? Hani kalbinde yatan Şâh-ı Şehîd? \nAh o kurbân-ı zafer nerde bugün? Nerde o iyi? \n\nSöyle, Meşhed, öpeyim secde edip toprağını; \nYok mudur sende Murâd´ın iki üç damla kanı? \n\nÂh Meşhed! O ne? Sâhandaki meyhâne midir? \nKandilin, görmüyorum, nerde? Şu peymâne midir? \n\nYa harîminde yatan,şapkalı sarhoşlar kim? \nYoksa yanlış mı? Hayır, söyleme, bildim... Bildim! \n\nBasacak mıydı, fakat, göğsüne Sırb´ın çarığı? \nSerilip yerlere binlerce şehîdin sarığı,\n\nSilecek miydi en alçak neferin çizmesini? \nDürtecek miydi geçen, leş gibi her lîmesini? \n\nYa şu üç parçalı bayrak dikilirken tepene,\nNiye indirmedi, kim çıktı bu halkın önüne? \n\nHani, milletlere meydan okuyan kavm-i necîb? \nGörmedim bir kişi, tek bir kişi meydanda...Garîb! \n\nHani, haysiyyetinin gölgesi çiğnense eğer; \n-Olmadan üç kişinin, beş kişinin, hûnu heder-\n\nKahraman gayzı yatışmaz, kanı coşkun efrâd? \nİşte haysiyyet-i kavmiyye muhakkar, berbâd! \n\nHani \"Nâ-mahreme ben söyliyemem kızlarımın,\nKarımın ismini... Hem öldürürüm, sorma sakın! \n\nDiye, tahrîr-i nüfûs istemiyen er kişiler! \nHani, göstermediler eski celâdetten eser; \n\nFuhşu i´lâya koşan bir sürü nâ-merd öteden,\nNe selâmlık ne harem dinlemeyip çiğnerken! \n\nHani, ey kavm-i esâret-zede, muhtâriyyet? \nKorkarım,,şimdi nasîbin mütemâdî haybet! \n\nHani, ey unsur-i bî-râbıta, istiklâlin? \nEbediyyen, sanırım, söndü bütün âmâlin! \n\nHani \"Başkım\" cıların kurduğu yüksek hülyâ? \nSeni yıllarca avutmuş da o mel´un rü´yâ,\n\nUyumuştun... Ya uyansaydın eder miydi tebâh,\nMülkü, birdenbire âfâka çöken kanlı sabah? \n\nKaradağ haydudu, Sırp eşşeği, Bulgar yılanı,\nSonra Yunan iti, çepçevre kuşatsın vatanı...\n\nTârümâr eyleyiversin de bütün ordumuzu,\nBizi kovsun elimizden alarak yurdumuzu.\n\nKimsesiz ailelerden kimi gitsin bıçağa\nKimi bin türlü fecâ'atle çekilsin kucağa...\n\nBirinin ırzı heder, diğerinin hûnı helâl...\nİşte, ey unsur-i isyan, bu elîm izmihlâl,\n\nSeni tahrîk eden üç beş alığın ma´rifeti! \nYa neden beklemiyordun bu rezîl âkıbeti? \n\nHani, milliyyetin İslâm idi... Kavmiyyet ne! \nSarılıp sımsıkı dursaydın a milliyyetine.\n\n\"Arnavutluk\" ne demek? Var mı şerîatte yeri? \nKüfr olur, başka değil, kavmini sürmek ileri! \n\nArabın Türke; Lâzın Çerkese, yâhud Kürde; \nAcemin Çinliye rüchânı mı varmış? Nerde! \n\nMüslümanlık´ta \"anâsır\"mı olurmuş? Ne gezer! \nFikr-i kavmiyyeti tel´în ediyor Peygamber.\n\nEn büyük düşmanıdır rûh-i Nebî tefrikanın; \nAdı batsın onu İslâm´a sokan kaltabanın! \n\nŞu senin âkıbetin bin bu kadar yıl evvel,\nSana söylenmiş iken doğru mudur şimdi cedel? \n\nArtık ey millet-i merhûme, sabâh oldu uyan! \nSana az geldi ezanlar, diye ötsün mü bu çan? \n\nNe Araplık ne de Türklük kalacak aç gözünü! \nDinle Peygamber-i Zîşân´ın İlâhî sözünü.\n\nTürk Arapsız yaşamaz, kim ki ’ yaşar’ der delidir, \nArab’ ın, Türk ise hem sağ gözü, hem sağ elidir. \n\nVeriniz baş başa; zîrâ sonu hüsrân-ı mübin:\nNe hilafet kalıyor ortada billâhi, ne din! \n\n\"Medeniyyet! \" size çoktan beridir diş biliyor; \nEvvela parçalamak sonra da yutmak diliyor:\n\nArnavutlar size ibret olacakken, hâlâ,\nNe bu şûrîde siyâset, ne bu fâsid da´vâ? \n\nGörmüyor gittiği yanlış yolu, zannım, çoğunuz...\nSize rehberlik eden haydudu artık kovunuz! \n\nBunu benden duyunuz, ben ki, evet, Arnavudum...\nBaşka bir şey diyemem... İşte perişan yurdum! ..\n\n(Babam Fâtih müderrislerinden İpekli Hoca Tâhir Efendi merhumdur ki, benim hem babam, hem hocamda. Ne biliyorsam kendisinden öğrendim. Şiirin daha iyi anlaşılmasına merhumun da rahmetle anılmasına vesîle olur diye şu haşiyeyi yazmaya mecbur oldum.)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkını ara",
        "poet": "Mehmet Cengiz 2",
        "poem": "\n\nMillet tutturmuş bölücülük\nHer ağızda bir düdük\nKaldıramazsın ağır yük\nNe sağa ne sola bük\n\nBak önüne işte terazi\nYalan dolana etme nazi\nSarıkamış uğra bazı bazi\nŞehitler çok birazda gazi\n\nCengiz oğlu dert babası\nHelal çalış olur çaresi\nYalan gelir başımın belası\nYolun göründü koltuk sevdası\n\n\n"
    },
    {
        "title": "11---yakımaya Hakkın Olmaz",
        "poet": "Yusuf Değirmenci 3",
        "poem": "\n\nhaksızlık görünce hep sustun hiç konuşmadın\nhaksızlık karşısında direnmedin dik durmadın\nMücadele edenlerin yanında da yer almadın\n........Haksızlık seni bulunca  yakınmaya hakkın olmaz\n.......Feryat figan etsen de  sana kimse inanmaz \n\naraştırmadın sormadın öğrenmedin anlamadın\nkonuşan feryat edeni dinlemedin inanmadın\nmağdur olanlar ağlarken seyre daldın aldırmadın\n.......senin başına gelince haykırmaya hakkın olmaz\n.......Feryat figan etsen de  sana kimse inanmaz \n\nMeydanlarda bağırıp peşrev çekene koştunsa\nHaksızlık var diyenlere bilinçsizce taştınsa \nHiç bir şeye aldırmadan sevinç duyarak coştunsa\n........İnandığın yalanları savunmaya hakkın olmaz..\n.......Feryat figan etsen de  sana kimse inanmaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkın Tanımı *",
        "poet": "Seyit İyidoğan",
        "poem": "\n\nAşkın okyanusu beni boylasa\nNe gam keder kalır, ne serde benlik\nSevdiğim fermanın boynuma assa\nNe gam keder kalır, ne serde benlik\n\nCanan ile ahde vefa eylesek\nVerdiğimiz sözde asla dönmesek\nHelal lokma yiyip, doğru söylesek\nNe gam keder kalır, ne serde benlik\n\nİyi görüp, kötüleri görmezsek\nYalana, riyaya değer vermezsek\nGördüm, duydum deyip gıybet etmezsek\nNe gam keder kalır, ne serde benlik\n\nTicaret bu deyip, halkı soymazsak\nMazlumu,dürüstü keriz saymazsak\nHaklının yerine haksız koymazsak\nNe gam keder kalır, ne serde benlik.\n\nHakkın olmayanda gözün olmazsa\nÇalmak, çırpmak fikri galip gelmezse\nSermaye, emekten önde olmazsa\nNe gam keder kalır, ne serde benlik\n\nHarama bakmayıp, iffetli olsak\nVerdiğimiz sözde hep sadık kalsak\nİyinin, güzelin yanında olsak\nNe gam keder kalır, ne serde benlik\n\nMaddeye bağlanıp, esir olmazsak\nZengini, fakirden üstün saymazsak\nKöylüyü, kentliden hakir görmezsek\nNe gam keder kalır, ne serde benlik.\n\nİnsanlığı vurup katil olmazsak\nCahil’ e, cani’ ye pirim vermezsek\nMevkinin, makamın kulu olmazsak\nNe gam keder kalır, ne serde benlik.\n\nEline, diline sahip olunca\nİffetli yaşamı onur sayınca\nBütün İnsanlığı kardeş bilince\nNe gam keder kalır, ne serde benlik\n\nHak söyleyip, Hak’ kı bilip inansak\nHak’ kın ve Hak’ lının yanında olsak\nHak’ ka boyun eğip, Hak’ ka kul olsak\nNe gam keder kalır, ne serde benlik.\n\nKul Seyidim, İnsan ol bul Kemal’ i\nKamil’ lere Hak’ tır, Hak’ kın Cemal’ i\nDostun olur ise Muhammed- Ali\nNe gam keder kalır, ne serde benlik\n\n* Din’ in  Tasavvufi yorumu\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hakkını Helal Et",
        "poet": "Lütfi Şahin",
        "poem": "\n\nDünya’ya gelmeme nedensin\nGülümsememe hep sevinensin\nAile kavramını bana öğretensin\nAnaların en iyisi sensin.\n\nAnneler günü boştur\nGüzellikle annene koştur\nOnu gülümsetmek mutluluktur\nAnnesini sevenin yüreği toktur.\n\nAnam hakkını helal et\nAhrette ki yükümü hafiflet\nSeni kırarsam beni reddet\nSevgini bana hep dinlet.\n\nBeni düşünen sendin\nMerhametli olan yüreğin\nSana ömrümden ömür verilsin\nSevgim sonsuza kadar bilinsin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkını Helal et 2",
        "poet": "Eşref Demiryürek",
        "poem": "\n\nBağ bahçeler yaptım, fidan bitmedi\n                       Gülleri açmadı, bülbül ötmedi\n                        İmkanım olmadı, gücüm yetmedi\n                                           …………Eridim, tükendim,bittim diyorum\n                                            …………Hakkını helal et, ben gidiyorum\n\n                      Dönüyor dolaplar,aklım almıyor\n                      Kimsenin kimseyi,gözü görmüyor\n                      Suladığım bahçe, meyve vermiyor\n                                        …………..Derde,ıstıraba,doydum diyorum\n                                        …………..Hakkını helal et,ben gidiyorum\n\n                     Yalanmış bu dünya, garib neylesin\n                     Elleme, ağalar gönül eğlesin\n                     Eşiref,bir değil, iki söylesin\n                     …………Biri yürek, biri, dilde diyorum\n                      …………Hakkını helal et, ben gidiyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkını helal et ana",
        "poet": "Ümmügülsüm Yıldırım",
        "poem": "\n\nkaranlık bir gecede şehit oldum ana \ndoyamadım sana doyamadım vatana\nbuğulu gözlerle baktım vatana\n ben şehit oldum, hakkını helal et ana\n\nkanımı sürsünler, ay yıldızıma,\ndalgalansın göklerde şahlanırcasına\nselam söyleyin eşime dostuma,\nben şehit oldum hakkını helal et ana\n\nbakın göğsümdeki kurşun yarasına\nağlamsın kimse şehit bayrağıma,\ntüfeğimi koyun mezarımın başına,\nben şehit oldum hakkını helal et ana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkını Helal Et Ana",
        "poet": "Zeki İlyas Kızılışık",
        "poem": "\n\n(Ana'ya Al Name) ........................................\n\n           (Askerim Ana) \n\nBir Mehmet getirdin  dünyaya ana\nSevgiyle saygıyı  öğrettin bana\nPaslanmaz bir kılıç  saldın cihana\nGüven ve de övün  askerim ana\n\nNöbetten kaçarsam  na-merdim ana\nBasarsa na-mahrem  ayak vatana\nHuzur-u mahşerde  yüce divana\nUtanç taşıyarak  çıkamam ana\n\nKanımdaki kudret  yeterli bana\nYurduma kast eden  hain düşmana\nEdirne'den bakıp  ta Ardahan'a\nŞimşek gibi çakar / yakarım ana\n\nBayrak/sancak inmez  göklerden ana\nYıkılıp düşersem  kara toprağa\nŞanlı bayrağımı  dola alnına\nCephede ölümüm  şereftir ana\n\nArdımdan üzülüp  sakın ağlama\nBen gibi yiğitler  çıkar meydana\nKalır cennet vatan  torunlarına\nSemada duanla  yaşarım ana\n\nKanım ve iliğim  borcumdur sana\nCanım feda olsun  aziz vatana\nYeşermezse vatan  kanla bu cana\nEvladımı gönder  askere ana\n\nEcdatla övündük  hatırlasana\nNasip olsun öyle  nesiller bana\nHak ettiğim gurur  yetmezse daha\nŞehitlik payemi  veririm ana\n\nAl-namem eline  geçmişse ana\nDemek ki; Al bayrak  sarılmış bana\nİstemem dünyadan  bir şey bu yana\nYeter ki; \n   “ Hakkını Helal Et Ana ”\n\nEtimesgut 27.06.77\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hakkını Helal Et Baba",
        "poet": "Mehmet Ali Aktar",
        "poem": "\n\nBugün hüzün ve gözyaşı günüm baba!                 \n                    Hepsinin ortasında sen varsın.\n                    Yanaklarımdan süzülen damlaların\n                    Yüreğimden kopup gelişinde sen varsın BABA..! \n\n                    Anam gitti gideli bilirim sen de soldun,\n                    Bir ömür verdin bize, kol kanat oldun,\n                    Kendini yalnız bizleri uzaklarda mı sandın? \n                    İşte yanındayım yüreğimin seliyle baba..! \n\n                    Sana da rahat yüzü gösteremedik,\n                    Bir 'it' in vefazızlığına direndik,\n                    Yalnız odalarda, kah dua ettin, kah hüzünlendin, \n                    Bunları bilmez ve düşünmez mi sandın baba..! \n\n                    Terzi Mahmut Usta'nın diktiği ilk takımlarımı\n                    Giydirip sevindiğin andaki duygularını\n                    Yatılı okulda iken, ilahi korosunda\n                    İzlerken beni,sevinç gözyaşlarını\n                    Unutur mu zannetttin çabalarını...\n\n                    Bunalıyorum baba, ağırlaştırıyorlar hayatı,\n                    O zaman yapayalnız yürüyorum sana doğru,\n                    Kan çanağı gözlerim, kırık gönül ve hıçkırıklarla,\n                    Limanına sığınmak..kucaklamak istiyorum seni baba..\n\n                    Sen bizi biz seni kırdık belki zaman zaman,\n                    Gölgeler kalkıp gerçekler göründüğü an, \n                    Seni sevdiğimi, saydığımı ve özlediğimi anlıyorum baba..! \n                    Görevlerimizi yapamasak da sen hakkını helal et baba..! \n\n                                                                                          M.Ali AKTAR\n                                                                   06/09/2007__21.30\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkını Helal Et",
        "poet": "Fatih Çınar",
        "poem": "\n\ngiderimde belki birdaha dönemem\ndönerimde belki birdaha göremem\nöpemem o güzel gözlerinden öpemem\ndiye\nhakkını helal et demeye geldim\n\nhakkını helal et \nyılların hatırına\nhakkını helal et\nbeni eğer sevdiysen\nhakkını helal et\nhelal et allah aşkına\nhakkını helal et\nben sende sen isem\n\n                   Müzik:fatih çınar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkını Helal Et Deme Bana...",
        "poet": "Yusuf Güven",
        "poem": "\n\niçimde bir hayal gözlerimdeki gözbebeğimsindinle beni simdi... baktımta az önce yesil gözlerinin içinenasıl parıldıyolar yıldızlardan daha parıltılıalamıyorum harbiden kendimi onları izlemektenkaranlığın içinde senin sen olduğunu anlaşırcasınaben burdayım diyoo iki çift gözlerin...neydi ki bukadar seni etkileyen seni bu kadar sevindiren sey neydi? sana alınan iki bez parçasının bir araya getirilmiş şeklimibu muydu seni mutlu eden teşekküre layık bulduğun ve hakkını helal et dediğin sey bu muydusence önemli olan! ! ! takılma ne olur bunlara git git harbiden gitaynaya bak arkadasımkendine bak aynadane görüyosunorda sana yansıyan bir fizik kuralı değilo sensinanlamıyomusun BENİ...sevmek işte buasıl sen buna layıksınüzerindekiler seni sadece yansıtırama sen sen üzerindekilerle değiliçindeki o eşi benzeri olmayan kalbinle feht ettin beni fatihin istanbulu ettiği gibialdım evet sana gömlek aldım dün gecemutlu olduğunu görmek içincocuklar gibisin bayılıyorum sanaderlerya eşsizliği ölüye bile can verir derecede etkiler insanıevet nefes alıyorum hayatı sende buluyorumbir daha ama bir daha bana hakkını helal et deme ne olurcıkmasın dudaklarından o kelimelerzaten yolun sonundayım uzaklaştım senden dönüyorumdaha da uzaklaştırma benigecenin 4'ünde bana bu kelimeleri sölemekalbinden gelmesede iki kelimeyi söle banayeter bu herseye bedel...anlıyosun beni dimi...seni çok seviyorum... Yusuf Güven ARTARSLAN 22.09.2007 saat:15.57\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkını Nasıl Öderim Anne",
        "poet": "İrfan Sarı 2",
        "poem": "\n\nHAKKINI NASIL ÖDERİM ANNE\t\t\t\t\n\nKarnındaydım, dokunuyor, konuşuyordun bana,\t\t\t\t\nBir parça kımıldamamla mutluluk veriyordum sana,\t\t\t\nBelli ki benden tepki vermemi bekliyordun ana, \t\t\t\nHakkını helal et,hakkını nasıl öderim anne.\t\t\t\t\n\nBen doğarken seni tatlı bir telaş sarmıştı,\t\t\t\t\nSaracağın kundak, işlenmiş,nakış nakıştı\t\t\t\nTavanda beşiğim, itina ile asılmıştı,\t\t\t\t\nHakkını helal et,hakkını nasıl öderim anne.\t\t\t\t\n\nHazır bez nerede anne,toprak az mı  eledin,\t\t\t\t\nKundağımı toprak ile anne, beni az mı beledin,\t\t\t\t\nGünlerce aylarca anne, ninniler az mı söyledin,\t\t\t\t\nHakkını helal et,hakkını nasıl öderim anne.\t\t\t\t\n\nAğıtıma, uykunun en tatılı yerinde  uyanırken,\t\t\t\t\nÜşenmeden, gecenin bir vaktinde kalkarken\t\t\t\t\nEn mesut anındır,beni belki de emzirirken,\t\t\t\t\nHakkını helal et,hakkını nasıl öderim anne.\t\t\t\t\n\nAnne değilim ama babayım bende anne, \t\t\t\t\nBakarken şefkatle bebeğime şu anda anne,\t\t\t\t\nAnlıyorum çektiklerini yaşamasamda anne,\t\t\t\t\nHakkını helal et,hakkını nasıl öderim anne.\t\t\t\t\n\nPeygamberimiz anne hakkına üç demiş,\t\t\t\t\nAnnesini razı edenleri cennetle müjdelemiş,\t\t\t\t\nAnne hakkını gözetmeyenleri hiç sevmezmiş,\t\t\t\t\nHakkını helal et,hakkını nasıl öderim anne.\t\t\t\t\n\n\t\t\tİrfan SARI  2\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkını Ödeyemem-37 yıllık eşime",
        "poet": "Nusret Turan",
        "poem": "\n\nAna oldun, yar oldun! ...\nHakkını ödeyemem...\nUğrumda çabuk soldun! ...\nHakkını ödeyemem...\n\nMutlu oldun azımla! ...\nNeşe buldun sazımla! ...\nYıllar geçti nazımla,\nHakkını ödeyemem...\n\nTok görünüp aç yattın! ...\nEvime neşe kattın! ...\nDertleri çöpe attın,\nHakkını ödeyemem\n\nNusret Turan/ Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkını Sevgini Helal Et Anam",
        "poet": "Mustafa Bertan",
        "poem": "\n\nAnam\nDünyaya gelirken canından koptuğum anam…\nBir gün seninde benim canımdan kopacağını bilmedim\n\nBana sevgi verdin \nGittin! \nSevgisiz kaldım,\nSevgim öksüz,\nYüreğim yetim,\nAnneler günü bana ıstırap anam.\n\nRüyalarıma el gibi gelme \nSenli geceleri beklerim anam\nBeni senden etme kucakla \nSimanı kokunu özledim anam.\n\nDünyada kokladığım ilk çiçek sensin\nGördüğüm hissettiğim ilk gerçek sensin\nYaşamı seninle tanıdım anam.\n\nSeninle yeniden gelsem dünyaya\nBir kez gül kokunu koklasam\nNinniler dolsa kulaklarıma\nSeninle sevmeye yeniden başlasam\nAnam \nBana hakkını sevgini helal et anam.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkını Ödemek Ne Mümkün Annem",
        "poet": "Sezgin Yeşiltaş",
        "poem": "\n\nEvimizde en çok yorulan sendin\nGüler yüz gösteren yine hep sendin\nŞefkatini hiç esirgemeyen de  sendin\nHakkını ödemek ne mümkün Annem\n\nÇabucak yemek yapar açlığımızı giderirdin\nDiğer işler için zamanı geniş ederdin\nBağ bahçe işlerini bitirir evimize dönerdin\nHakkını ödemek ne mümkün Annem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkını Verdim Yılların",
        "poet": "Attila Şanbay",
        "poem": "\n\nEtekleri zil çalan coşkulu gençlik yazı,\nYavaş yavaş yerini hazana bırakıyor...\nBir zaman dalgalarla yıkanan kalp kumsalı,\nSütliman bir mendirek, artık huzur arıyor\n\nTüm uçarı hevesler şimdi öyle uzak ki,\nNe lüks bir otomobil, ne dünya seyahati\nSıcacık bir çay olsun, içtiğim bardaktaki; \nBulduğumu düşünürüm o büyük saadeti\n\nVebalim yok, hakkını verdim bütün yılların\nYaşadım sorarlarsa, en güzelini aşkın\nŞimdi yaklaşıyorken mehtabı hayatımın,\nSuçluluk duymuyorum karşısında aynanın\n\nUfuklar kan kırmızı, günün gönlü kanıyor\nBahçemde sonbahar var, güller tek tek soluyor\nElem duymuyor kalbim, aksine seviniyor\nGençlik, benden eski bir dost gibi ayrılıyor.\n\nAttila Şanbay\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkınızı  Helal Edin!",
        "poet": "Hasan Güzel",
        "poem": "\n\nArkadaşlarım,sevdiklerim,sevenlerim\nHep yanımda olan,iyi ki varsınız dediklerim,\nvarlığını göremediklerim,sezemediklerim\ndost mu,düşman mı hiç bilemediklerim\nHakkınızı helal edin.dost veya düşman\n\nolmayalım iki alemde pişman hak ve hukukdan\nHelallik isterim,amca dayı kundakdaki çocukdan\nVee en başta Ata dede anam dan ve babam dan\nBana hakkınızı helal edin,sıkıntı yok dünyayı dar edin.\n\nHasan  GÜZEL\n20.04.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkınız Yok",
        "poet": "Hasibe Ayten",
        "poem": "\n\nDoğmak ne büyük çoğalma\nO ev o yürek benim\nHakkınız yok dokunamadıklarımı eskitmeğe\n\nDoğa benim\nBin yüzünüzle\nUygarlık kurmak istediniz toprağımda\n\nSevgim bağışlayıcı\nİçimde büyüttüm sizi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hakkınızı Helal Edin",
        "poet": "Abdullah Acar",
        "poem": "\n\nUçan kuşlar, kelebekler \nHakkınizı helal edin \nKundaktaki bebekler \nHakkınizı helal edin \n\nYerde yürüyen karınca, \nSokakta görduğüm amca \nHakkınız var kanımca \nHakkınızı helal edin \n\nKopardigim çiçekler \nSiz kovdugum böcekler \nBoyu benden küçükler \nHakkınızı helal edin \n\nDostlarim, gardaşlarım \nBen kendimi taşlarım \nDursun şu gözyaşlarim \nHakkınizı helal edin \n\nAhmet, Mehmet, Ali beyler \nBu can kalkti göç eyler \nHakkınız varsa neyler \nHakkınızı  helal edin \n\nAnnem, babam, yarenim\nBacılarım Kardeşlerim\nHakkınızı nasıl öderim\nHakkınızı  helal edin \n\nBosyere gonullendim \nGurur ettim, bilendim \nKendime sinirlendim \nHakkınızı helal edin \n\nSözünüz özünüz bal olsun \nKaseniz hikmetle dolsun \nBenden yana helal olsun \nHakkınızı helal edin \n\n31 Haziran 2002 (Urbana, IL,USA)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HAKKINIZI HELAL EDİN",
        "poet": "Şükrü Tarla",
        "poem": "\n\nİşte geldim, gidiyorum.\nSiz, sağlıkla devam edin.\nSizden rica ediyorum: \nHakkınızı helal edin.\n\nBu dünyada kalmaz, gelen.\nMinnet etmez bunu bilen.\nAmca, dayı, hala, yeğen\nHakkınızı helal edin.\n\nGezdim dere, tepe, dağ-taş, \nHep oldular bana sırdaş.\nBaba, ana, bacı, gardaş\nHakkınızı helal edin.\n\nBenim de söndü yıldızım, \nSize geçti ancak nazım.\nEşim, dostum, oğlum, kızım\nHakkınızı helal edin.\n\nAffedin kırgın olanlar, \nGecikmez günü dolanlar.\nArdımdan namaz kılanlar\nHakkınızı helal edin.\n\nBen gülerken, o hüzünde\nHer kim varsa yeryüzünde, \nTaşıyorken omuzunda, \nHakkınızı helal edin.\n\nBazen, yaptım dedikodu.\nKimseye kastım yoğudu.\nO anda içim soğudu, \nHakkınızı helal edin.\n\nGelip geçer, ömür fani.\nBir yel eser gibi hani.\nGelebilir ecel ani, \nHakkınızı helal edin.\n\nBugün varız, yoğuz yarın, \nRıza kazanmak tüm kârın.\nHakkı var tüm insanların, \nHakkınızı helal edin.\n\nHakkari’deki öksüzler, \nAnkara’daki yüzsüzler, \nAntalya’daki üstsüzler\nHakkınızı helal edin.\n\nZulüm gördü birçok insan, \nAzerbaycan, Çeçenistan, \nBosna-Hersek, Türkmenistan\nHakkınızı helal edin.\n\nDüştü, seyrettim, yıldırım.\nYardımda naçar kalırım.\nKarabağ Kosova Kırım\nHakkınızı helal edin\n\nKerkük yıllarca inledi, \nDünya hep sustu dinledi.\nMazlum Muhammed (A.S.)  ümmeti\nHakkınızı helal edin\n\nYaptık yılbaşı partisi, \nKutladık Noel Yortusu.\nSakal, kavuk, başörtüsü\nHakkınızı helal edin.\n\nAlıp emanetinizi, \nKorumadım, üzdüm sizi\nTüm atalar: Şehit, gazi...\nHakkınızı helal edin.\n\nBahanelerle kaytardık, \nGüya kuyruğu kurtardık! \nŞükrü’yü yalvartman artık, \nHakkınızı helal edin.\n(Kayseri,02.08.2000)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haklamak Veya Aklamak,",
        "poet": "Çağdaş Öztürk",
        "poem": "\n\nEğitimle ortadan kalkar cehalet\n(Kitap hak, öğretmen de ehilse) \nZannı yok eden şeydir adalet\n(Zulme döner yeterince hızlı değilse) \nEvet; adam olunmaz sadece okumakla\nGeçmelidir rahle-i tedrisatından bir mürşidin\nAdil olunmaz hüsnü zan sahibi olmakla\nYa haklamak ya aklamaktır görevi adaletin.\n\nSuçlunun uzun süre cezasız kalması,\nİnsanların suçsuz birini suçlu bilmesi,\nZalimin mazluma kıs kıs gülmesi; \nMümkün müdür böyle adalet olması? \n\nCahillerin elinde kalınca adalet\nDalalet, aman ne dalalet! \n\nOlmamak lazım bu işe alet!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haklı Savaş",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nsavaşın haklısı \niyisi olur mu diye sormayın dostlar\nbağımsızlık ve onur mücadelesi\nsavaşların en haklısı ve ahlaklısıdır \nhem de sonuna kadar\n\nen haklı savaş\nkurtuluş savaşıdır\nemperyalizme\nişgalcilere\negemen güçlere \niliğimizi sömürenlere karşı verilen\n\niçinde sevgi barındıran tek savaş\nkurtuluş savaşıdır\nburam buram yurt sevgisi\nvatan sevgisi \nve insanlık sevgisi kokan\n\nyaşamdaki en onurlu savaş\nbağımsızlık savaşıdır\nkalıcı barış için\numut teknesi\nözgürlük esintisidir\n\nTemmuz 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haklı kalmak",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nhaklı olmak \nyoruyor insanı\nhaklı kalmak zor olanı\n\nOcak  2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "'“Haklı Olan Güçlüdür” Yazım",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nHaklı Olan Güçlüdür\n\n“Güç” neyi ifade diyor? Güç “Hak” ifade eder aslen! “Allah güçlüdür! ” neden güçlüdür? Haktır, mutlak adildir! İnsanlar neden gücü önemser? Zayıf ve zavallı bir “İlah”, insanlık tarihinde görülmemiş! Bu konuya kafa yormadan olmaz! İnsanların vicdani dengesi de bozulunca bu anlaşılmıyor! Yani bazıları gücü, zulmetmek için arzuluyor ama asla bunu bulamıyor; sefalete düşünce de yakınır ve zayıf olana yapılanı, “Haksızlık” olarak düşünür ve yakınmaya ya da sadece laf üreterek güçlenmeye çalışır! Nafile! “Seçilmiş ırk, vaat edilmiş toprak ve fethi övülen yer! ” türü gerekçeler ile güçlenmek isteyenlerin hazin halleri tarih sayfalarında yerini alır! “Seçilmiş ırk” iddiasında olanların tarihin belirli dönemlerinde “Soy kırıma” uğramaları tesadüf müdür? Güç savaşlarında dengesizlikler yaşanmasının nedeni aslen “Hak” olmaksızın “Güç” elde etmek çabalarıdır ve sadece “Kaos” çıkar! \n\n\"Güçlü olan haklı değil, haklı olan güçlüdür! \" Bakın bu çok önemli, bir yerde güçlüler var ise demek ki haklı oldukları için güçlü olmuşlar; zayıflar da haklı olsalardı güçlü olacaklardı! Bunun anlaşılması insanı daha gerçekçi bakmaya ve davranmaya yarar! Yoksa haksız oldukları için zayıf düşenler yakınır durur! \n\nGözden kaçan şu; haklı imiş ki güçlenmiş ve diğeri haksız imiş ki zayıf düşmüş! Güçlüler, haksız duruma düştüklerinde güçlerini de kaybeder ve haklı olanlar, güçlenmeye başlar! Evrensel sisteme dikkat! İlahi sistemde, “Mutlak adalet” işliyor. İyi bir gözlemci, bunu görebilir zaten gördüğü şudur; “Allah güçlüdür! ” bunu görecek! \n\nHaklı olanlar nasıl güçlenir? \n\nGücün unsurlarına bakalım! En önemlisi koordinasyondur! Şuurlu varlıkların şuursuz olanları koordine etmesine kısaca; “Adem’e tüm varlıkların secdesi, itaati! ” denebilir! Aklını kullanmak bir haktır! Çalışmak ve üretmek bir haktır! Dünya üzerindeki madenleri çıkarmak, işlemek, toprağı ekip biçmek, hayvanlarla ziraat yapmak, balık tutmak veya demiri şekillendirmek bir haktır ve hep güç sağlar! Hatta “Ticaret” bir haktır, başkalarının emeği üzerinden kazanç sağlamak ticari zeka ile mümkündür! “Kün” kudret ile işler! Bir şeye “Ol” demek ile olması “Kudret” ile olur! Demem o ki boş lafla ol-muyor, kudret güç gerekiyor! Güç için de “Hak” olmak gerekiyor! Haklı değil isen güçlü olamazsın! Güçlülere bakın, bu gücü nasıl oluşturmuşlar? Yukarıda bahsettiğim akıl kullanmak ile başlayan bir süreç var! Yani “Hak” olan şeyler üzerinden güçlenmişler ama “Gücün şeni baskıdır! ” baskı da hak değildir bu da uzun vadede çöküş olur! Yani haklı olan güçlüdür, güçlü olanlar haklı oldukları sürece güçlüdür! Bu nedenle “Güç dengeleri” söz konusudur, denge bozulur ise “Hak” da bozulur ortalığı “Fesat” alır! \n\nSon tahlilde; konuyu uzatmayacağım; Allah, mutlak adildir, abes iş yapmaz; Allah’ın dilemediği, izin vermediği bir şey de olamaz! O halde işleyişteki göreceli adaletsizlikler, “Mutlak adalet” gereği oluyor! Yani denge için olması gereken oluyor! Zayıfların hazin hali de “Hak” olmamaktan geliyor ama hal hazin olunca vicdanlar sızlıyor; çözüm sızlanıp yakınmakta değil, çözüm “Hak” olmakta! Zayıflar “Hak” olduğunda güçlenecektir, bu “Mutlak adalet” gereğidir! Denge kurulması süreç alır ve bu süreçte vicdanlar sızlar! Haklı oldukları için güçlenen ve güçlü oldukları için zulmeden zalimlerin de hazin sonu yakındır! Zalimlerin zulmünü reklam etmenin, zulme karşı bir duruş olmadığı da açıktır! Zalime karşı “Hak” ile durmak zaten güç getirecek yakınıp, zalimin zulmünü güya kınamak için yapılan boş şeyler de yine zalime yazar! Zayıflar, önce bunun nedenini araştırmak zorundalar, güçlenip zulmetmeyi amaçlamadıklarını da kimse iddia edemez, bazı zulme uğrayanların eline geçici güç veriyor egemenler ve onların gerçek hallerini de görmemizi sağlıyor aslında! Konu uzun ve ayrıntılı! Güç aklı işletmekte ve “Hak” olmakta! Yakınıp sızlamakta değil! Güçlü olmadan zalime karşı durmak olmaz, haklı olmadan da güçlü olunmaz! Yani anahtar “Hak” ta! \n\nSual: \nHak güç ise bir çocuğun haksız olma yada haklı olma seçimi yoktur. Zayıf olan haklılığını sorgulamadır, güzel de ceremesini daha çok çocuklar çeker. Bunu nasıl açıklayabilirsiniz? \nCevap:\nÇocukların gelecekte zarar vereceklerine dair öngörü ile katledilmesini ilk Firavun, Musa soyuna yapmış. Bu sonraları Musa-Hızır kıssasında meşrulaşmış, daha sonraları Osmanlı hanedanlığında uygulanmış sonrası malum; hala geri toplumlarda uygulanıyor! \nÇocuklar ruhsal soya dair bu ceremeyi çeker yani çocuklar masum ama buna dair bir süreç olmuş yani çocukların geleceğe dair tahmin ile öldürülmesi işi yeni değil. Bunun gerçek alt yapısı zulümdür ama kolay kolay bu anlaşılamayacak! Yani aslında iki türlü oluyor biri ebeveynin çocuğu kendi hırslarına, ideolojik, dinsel ve ırksal hedeflerine alet etmesi ve tehlikeye atması; diğeri zalimlerin, büyük-küçük demeden ortalığı kasıp kavurması. Dikkat ederseniz yine “Güç” devrede. O halde çocukları düşünenler, güçlü olmak zorunda ve güç de hakta; o halde haklı olanlar çocukları koruyacak güce erişebilir, bunun için haklı olmalı! \nSüreçte zalimler evrensel adalete hizmete dair işletilir! Burası çok iyi anlaşılmalı! Evrensel adaletin işlemesi hikmete dair anlaşılamayabilir! \nHayvanlar aleminde de güçlü hayvanların zayıflara musallatı zayıfları geliştiriyor, Kaçmak saklanmak becerisi gelişiyor! \n\nŞuurlu olanların, şuursuz olanları kullandığı evrensel sistemde; insan şuurlu varlık olarak görünür! İnsanlar arasında da şuurunu kullananlar ile kullanmayanlar arasında bir egemenlik vardır! Burada dikkat edilmesi gereken şudur, şuurunu kullanmayan ve bu yüzden zayıf duruma düşenleri egemenler, koç başı olarak kullanabilir! Doğal olarak da bunun sonucunda güç konuşur! Yani hem güçsüz olup hemde çok önemli stratejik yerlerde kullanılan mazlum insanların hazin hali içler acısı olur! Zor bir durum. Duygusal olarak çözümlemek neredeyse imkansız bu durumu. \n\nSaygılarımla,\n\nAhmet Bektaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haksız geçmiş seneler",
        "poet": "Fevziye İldeniz",
        "poem": "\n\nVar olmamış buseler hatıramda yaşamış\nGün doğmamış aşkıma veda etmiş geceler\n\nEski yıllar göç etmiş yarım kalmış anılar\nYaşanmamış baharlar haksız geçmiş seneler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haklısın Anne...",
        "poet": "Tülay Sustam",
        "poem": "\n\nhep sahte dostluklar sarmış benim etrafımı\nkime güveneceğimi bilmiyorum anne...\nkarıştırdım artık dosttum ile düşmanımı\ndost bildiklerim meğer düşmanım olmuş anne...\n\ndost deyip bağrıma bastım, yüreğimi açtım\ndostluğu kardeşlik bilirdim yanıldım anne...\nherkesi kendim gibi bilmekle yanlış yaptım\ngözlerime bakıp sırtımdan vurdular anne...\n\nelimizde olanı dostlarla paylaşırdım\ndostun payını düşmana ayırmışım anne...\ndostum ile hiç uğruna yolları ayırdım\ndost darbesine alışmışım haklısın anne...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haksız Koku Alır",
        "poet": "Kamil At",
        "poem": "\n\nİnsanlık bilmezleri it ile kurdu tutar\nBakma dost deki burada biter\nŞu alanlarda insanlığa itler çatar\nÖyle kincidir sanma ki ileriler.\n\nÖlüm ister çok türlü türlü planları\nKurt köpek farksız, ağı yılanları\nBirbirini tanımazlar ölümdür klanları\nAkıl verirler bize bizden geriler.\n\nBurnu haksız koku alır kirli elleri\nDost bilmez gizlidir kan yolları\nGüven veremezler şoktadır akılları\nAçlıktan kör bir kemik bir deriler.\n\nKamil At, insan ise fikir de dinler\nKanı kızıl insan düşmanı hainler\nAdres vermeden söyledim it bunlar\nÇok uzak bilinir bakarsın beriler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haksızlığa İsyanımdır",
        "poet": "İbrahim Pataz",
        "poem": "\n\nHedef tahtasına döndü döşleri\nHerkes Müslüman’a saldırır oldu.\nKimi dıştan vurdu kimisi içten\nZalimler mazlumu öldürür oldu.\n\nDıştakinden farksız içteki zorba\nMüslüman millete vururken darbe\nSudan bahaneyle başlayıp harbe\nHaksızlar haklıyı yıldırır oldu.\n\nSilahı sinemde deneyen katil\nGücünü güçsüzde sınayan katil\nKatliamı sözde kınayan katil\nİslam Dünyasını  böldürür oldu.\n\nİnsan Hakkı diye haktan sapanlar\nDost diye zalimin elin öpenler\nBarış diye diye savaş yapanlar\nAklımı başımdan çeldirir oldu.\n\nZalimin davulun çalan maskeli\nÖzgürlüğün yüzü talan maskeli\nBarış İnsan Hakkı yalan maskeli\nHaklının hakkını aldırır oldu.\n\nHas toprakta bozuk bidere bakın\nDin dersi veriyor pedere bakın\nMüslüman ülkede lidere bakın\nElleri kendine güldürür oldu.\n\nOkunmaz olalı Hakkın kelamı\nİşte kan ağlıyor İslam Âlemi\nMüslümanlar bu dünyada köle mi? \nGayri bu ELEMİ çıldırır oldu.\nİbrahim PATAZ\n05.08.2011 Osmaniye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haksızlık",
        "poet": "Hasan Okay",
        "poem": "\n\nOğlu yaşasaydı\nAğız dolusu gülerdi kadın\nIşıl ışıl bakardı dünyaya\nEn tatlı gülüşünü koydu kadın\n\nOğlu yaşasaydı\nBir bir aşılırdı engeller\nMasmavi kalırdı gökyüzü hep\nDirenci loydu kadın\n\nOğlu yaşasaydı\nBaharı dalında yaşardı\nSabah güneşi doğardı alnında\nGüneşi koydu kadın\n\nOğlu yaşasaydı\nBelki o kız gelini olacaktı\nDolu dolu sevmişti onu\nSevgiyi koydu kadın\n\nOğlu yaşasaydı\nŞimdi otuzunda olurdu\nBir kale gibi dururdu arkasında\nGüveni koydu kadın\n\nNe gülen gözleri\nNe sıcacık bir dokunuş\nOğlu yaşamıyordu artık\n- tıpkı babası gibi-\nGene de ölümü koymadı kadın\n\nKoyamadı\nKoysaydı                                                                                                                \nOğluna haksızlık olacaktı\nElindeki fotoğrafı\nDaha bir yukarı astı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haksızım",
        "poet": "Zafer Zengin Etnika",
        "poem": "\n\nsessizlik \n\nparmak uçlarında \n\nyürür\n\nHaklı olmak \n\nzulümdür\n\nHaksızım! \n\n8 subat 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haksızlık",
        "poet": "Aykut Kalabalık",
        "poem": "\n\nHaksızlığa karşı haksızlık yapmak istersin ama bazen haksızlık yaptı diye vazgeçemezsin sevmekten. Senin canını yaktı diye canını yakmak istersin ama sonunda yaktığında o canı asıl haksızlık ona bu kadar üzülmeden edemezsin.\nHaksızlığa uğrayan insan bir daha haksızlığa uğramamak için kapar kendini; taa ki bir daha istesede bir şey hissemedeyene dek Haksızlığa uğrayınca bir kere en zoru inanmaktır yine kendine, hakkı yenen insan öfkeli değildir sırf utanır bunlara izin verdiğine.\nHaksızlıktan değil utancını kapasın diye karar verir kötü olmaya Başkalarının umutlarına saplar hançerini çünkü korkar kendi umutlanmayaAsıl haksızlık ihanet değildir, ihanetle aydınlığı kapamaktır umutları öldürmektir taa ki hayat kendi nefesine sana ödünç verererk. taa ki bir daha aynaya bakmaya cesaret edenedek.\nŞimdi herkes sevdiğinini ona gelmesini bekliyor. Herkes mutluluğu kendi hakkı biliyor. Herkes onca acı karşısında karşılığını istiyor. Peki bu hikayede  kim sonunda mutlu olmayı hak ediyor? \nHaklı olmak yeterli değildir her zaman. Olur mu? Her şeye rağmen zayıfları ezen kocaman kötülere rağmen küçük mucizeler olur mu hayatta. İyiliklerinden başka hiç bir şey kuşanmamış küçücük savaşçılar hak ettikleri mutlululuğa kavuşacak mı hayatta? \nBu sefer herkes hakettiğini bulsun istiyorsun. Bu sefer içlerinden biri ölsün biri kurtulsun istiyorsun…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "“Haksız Yere Bir Hayvanı Öldürene ALLÂH Hesabını Soracaktır”  4",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHaksız yere öldürdün, merhametli değilsin… \nCinayet işliyorsun, farkında değil misin? \n\nBiçare bir canlıyı, sahipsiz mi zannettin? \nSahibi Rab’bimizdi, merhametsizlik ettin… \n\nVicdandan anlamayan, inancın inanç değil, \nHiç sevgi tatmamışsın, yüreğin yürek değil… \n\nBu bir kul hakkı ise lânetlenmiş mahlûksun, \nZevk için öldürmüşsen, insanlıkta da yoksun… \n\n(2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "“Haksız Yere Bir Hayvanı Öldürene ALLÂH Hesabını Soracaktır”  8",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHakikatte güçsüzsün, gerçekte zavallısın,\nPek te cesur değilsin, apaçık bir korkaksın…\n\nCesur merhametlidir, Rab'bine inanç taşır,\nCesur koruyucudur, doğaya yardımcıdır…\n\nSen yardım etmiyorsun, verdiklerin zarardır,\nSen hep katlediyorsun, günahın kabarmıştır…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haksızsında Diyemem",
        "poet": "Mehmet Yaş",
        "poem": "\n\nAşkımız ölmedi ki, biz bize kırıldıksa,\nBende bir resmin vardı onu bile çok görmüşsün.\nHaksızsın da diyemem öyle ya ayrıldıksa,\nZalim kader ağını pek de yaman örmüşsün!\n\nKalbim bir mum misali yana, yana eridi,\nAramızı bozanda aynı ateşte yansın.\nKime ne eylemiştik, günahımız ne idi? \nBizi bu hale koyan Allah’ından utansın.\n\nHani şirin bir yerde evimiz olacaktı? \nBöylesine severken neden uydun ellere? \nBahçesinde oğlumuz futbol oynayacaktı,\nNeden, nasıl oldu da düşüverdik dillere? \n\nMademki istiyorsun bende kalan resmini,\nSon hatıran olsa da göndermek zorundayım.\nOnu da çok görürsün daha anmam ismini,\nNeden anlamıyorsun çok kötü durumdayım.\n\nBir gün eğer anlarsan günahsız olduğumu,\nÇekinmeden dön bana sen benim her şeyimsin.\nTaş olur unuturum senden her duyduğumu,\nNe de olsa sen benim ilk ve son sevdiğimsin.\n\n                                       20.04.1976 / Sinop\n\n\n"
    },
    {
        "title": "“Haksız Yere Bir Hayvanı Öldürene ALLÂH Hesabını Soracaktır”  3",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHaksız yere öldürdün, masum bir yaratığı,\nBahanen geçersizdir, katlettin insanlığı…\n\nOnlar Rab'den görevli, doğada denge sağlar,\nBu yüzden verilmişler, ümmettir tüm hayvanlar…\n\nVicdana inanmıyor, ciddiye almıyorsun,\nÜmmet olduklarını, bilmek istemiyorsun…\n\nDüşün hayvan ölüyor, aile dağılıyor,\nİşlediğin cinayet, etkisi yok olmuyor…\n\nDişi bir tavşan düşün, bu katlettiklerinden,\n20 yavru ölecek, süt beklediklerinden…\n\nYüreğin sızlamamış, iyi anlatmalıydın,\nGünahın boynunadır, Rab'binden korkmalıydın…\n\n(2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "“Haksız Yere Bir Hayvanı Öldürene ALLÂH Hesabını Soracaktır”  9",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nAv amacıyla çıktın, işi vahşileştirdin,\nYaptığın bir iddia, ateş ettin katlettin…\n\nMavi renk tonunda kuş, ibiği sivri dedin,\nArdına hiç bakmadın, merak dahi etmedin…\n\nÖnemlisi vurdun ya, hep vurabiliyorsun,\nNereye atıyorsan, indiriveriyorsun…\n\nYani maharetlisin, hem de tecrübelisin,\nKurşun masraflı değil, avda yeteneklisin…\n\nFakat bu bir haksızlık, ALLÂH(c. c.) hesap soracak,\nKuş davacı olacak, ruhun yargılanacak…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haksızlık Yapısı",
        "poet": "Şemsettin Veli Erbilli",
        "poem": "\n\nNeden meyhanelerdir her gün akşamki yolum\nNeden gam zinciriyle bağlıdır iki kolum \nBu ne bir adalettir gençlikte telef olum\nBir gün olur çalarım adalet kapısını\n\nHep meyhaneler oldu o yar yüzünden yolum\nBu ne bir adalettir gençlikte telef olum\nGam dert çile boşuna yitmrden kahır dolum\nBir gün olur çalarım adalet kapısını\n\nSitem etmesem eğer kim bilir ki neyim var\nDerdimi anlatmasam, içimdekin kim duyar\nBu başıma gelen ne, bir bileyim hey havar\nGüç alırken yıkayım haksızlık yapısını\nErbil  - 25.07.2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haktan isteyin felahı",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nYeni bir Cuma sabahı\nBırakınız ahı vahı\nAlemlerin Rabbi olan\nHaktan isteyin felahı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hal... (2)",
        "poet": "Barış Korkmaz",
        "poem": "\n\nNe yapsamda olmuyor,\nÇok az mutluluk çok az huzur,\nHep üzüntü hep keder.\nYaşıyor mu ölüyor muyum\nKim ile nerede, nasıl,\nBen neyi arıyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haktı Arkadaş",
        "poet": "Hamit Kalkan",
        "poem": "\n\nYazıklar olsun ki bilmedim dostu,\nO dost varya beni yaktı arkadaş.\nOnun uğruna ben koymuştum postu,\nDostlarım! Dünyamı yıktı arkadaş.\n\nBenden sırrı alıp ele sattılar\nKara günlerde hep bana attılar\nHaklıyken haksızsın diye çattılar\nUnlar ŞÜKÜRCAN’a haktı arkadaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hal",
        "poet": "Barış Korkmaz",
        "poem": "\n\nZevk vermez oldu artık hiç birşey...\nHep elem,hep keder! \nAkıl, olur sanılanın peşinde,\nKurtar ey  ''Rahman'' kurtar\nBeni bu halden...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hal...",
        "poet": "Barış Korkmaz",
        "poem": "\n\nBen bana düşman iken; nasıl mutlu olayım\nNasıl gülüp, eğlenip,kendimi kandırayım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hal",
        "poet": "Mustafa Hayri Aksakallı",
        "poem": "\n\nyorganım gökyüzü, döşeğim toprak\nnerde var bu halde yarına bakmak\ntek hayalim kaldı ona ulaşmak\nvarıpta varlığının ateşinde yanmak..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâl",
        "poet": "Nilüfer Aydur",
        "poem": "\n\nBir kuyudan baktım dünyaya\nTaş görünse de \nTaşı atan görünmüyor\nBir de yeryüzünden baktım\nGüneş görünüyor\nGüneş olmasa hiçbir şey...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hal-Ay",
        "poet": "Faruk Bakuri",
        "poem": "\n\nHal-ay  Hitit  firik’ten\nKök  bize  baş  girikten\nHal-ay= ulu  hilal  o\nSöz  hatıra  tarihten\n\nHal  o  sıfır  çember  o\nAy  hilal  gil  kamber  o\nHal-ay  ulu  beyt  kokar\nSanki  misk-i  amber  o\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hal",
        "poet": "Alparslan Çolakoğlu",
        "poem": "\n\nVakit akşam\nSofraya katık diye sunulan zamansızlık\nharama rağmen iç üşümesi\nBitemeyen ürperti.\nÖmrün bu demi yalnızlık senfonisi.\nKeşkelerin bedene sarmaşık olduğu an.\nKara-kötü haber senden yana\nÜzüntü-keder\nDua\nİnadına sabır\nYok lanet insansızlığına..\nÖrselenmiş hallerin iz düşümünde kanadı/kırıklığım\nYalpalandım güle en tutkun yanımdan sızım sarı/lı/ kaldı \nAcıma dem katarak gitti hiç gelmeyen düş incindi ah aldı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hal böyle iken… Kendime nasihat",
        "poet": "Mehmet Halil",
        "poem": "\n\nMarifetli reklamları yapan kiralık efendi\nSigaranın cazibesi, zehrinden daha önemli…\nGösterişe kurban edilmişiz hayatımız boyunca…\nÖnem vermiyoruz alt yapıya, okumaya ve araştırmaya\nSpor aletleriyle aldığımız mesafeyi anlatıp onunla övünmeyi\nRadrasyon gözle görülmez, marifet biliriz bize bir şey olmaz demeyi.\nKendi yaptıklarımız çok olunca, dünya değişecekmiş gibi gelir kafamıza\nOnun için, kızar, öfkelenir, ihanet ediyor diye saldırırız bizimle olmayana\nOkkalı bir küfür eder şiddete sarılırız, insanı değiştirecek güç bulamayınca\nHep kahramanı görürüz de, düşünemeyiz hiç ölmeyi, Mehmetçik ölmez ki\nÇünkü öyle haykırıyor büyük puntularla havuz basını, TV ve milyonlarca kişi\nBilmeyiz ‘’Neden kodamanların çocukları askerlik yapmaz’’ diye düşünmeyi\nNasıl düşünelim, büyükler bizden iyi bilir, diyorlar ki, düşünenler çok tehlikeli\nAynı yanlış fikirde milyonlar birleşince, fikir de doğru sayılmaya başlamış (mı?) \nToplumla, insanlarla yüzleşmek zor olunca, dünyayı değiştiririz masa başında,\nPos-modernist çağın tespihini, boşuna koymuyor efendilerimiz önümüze\nBütün günümüzü harcıyoruz bozuk para gibi, ama bize göre mücadele\nBir tarafımız kesilip atılırken hayattan, bir tarafımız rehavette\nDiğer taraflarda duruma bakınca bizim tarafımız cennet\nBütün eylemim gösterişli bir eylemsizlikten ibaret…\n‘’Uyan! ’’ dersin, kendin uyursun be Memet.\nHele sende bir şey yapmaya gayret et…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hal Böyleyken",
        "poet": "Mahmut Gazi Şimşek",
        "poem": "\n\nKafamda düşünceler, fokur fokur kaynıyor\nEfkârı azmanımda, hep şimşekler çakıyor\nMahzun gözlerim, hayret ızdırabı çekiyor\nŞu insanlar ki: neden! Hiç mi hiç düşün müyor\n\nBu hayat: Götürü yaşanmaz, düşünmek gerek\nNasıl? Niçin? Yaratıldığını düşünerek\nAklını, mantığın derinliğine salarak\nEcel çelmeyi takmadan, Hakk’ı bulmak gerek\n\nİnsan: Saplanmış hayata! sanki ölüm yokmuş\nAçta bak! Gözünü, her inişin sonu yokuş\nİşte hayatın sıratı! İlgisizlik ateş\nHer öleni; sanma ki, kendisi attan düşmüş\n\nDüşüncesiz geçen günler; hayattan sayılmaz\nYüzmeyi bilmesen, ömür denizi yüzülmez\nPeşin düşünmezsek: cehenneme can dayanmaz\nÖmrümüz peşin gidiyor, ecele zaman az\n\nGüvenilmez, Azizim! Ömür dediğin ne ki\nKar derdi… Yar derdi… Derken biter hayat zevki\nYarı gençlik… Bir evlilik… İşte, ömrün fevki\nHal böyleyken, Dostum! Neden düşünmüyorsun ki\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hal-i Ahali",
        "poet": "Turgut Bahadır",
        "poem": "\n\nYüzümüzdeki ifade\nÖfke ve stres izi.\nBütün güzel duygular\nTerk etti içimizi\nEn çok gelecek kaygısı\nMahvetti hepimizi\nBunlar yetmezmiş gibi\nUyku da bıraktı bizi.\n\nYazsam daha sonu gelmez.\nDertlerimiz bir dizi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hal Garip Garip Türkü",
        "poet": "Muammer Çalar",
        "poem": "\n\n* \nGizli bir hal oldu, oldu bana erenler, \nYolda yürüdüğüm kulvar yol garip, garip.. Allah Allah\nHancı sanar neden, neden Pirim görenler, \nAşıklar sorarlar dosta hal garip, garip.. Allah Allah\n* \nGideyim hana ben yollar, yollar pek ırak, \nÇağlayıp akıyor deli gönlümde fırat..Allah Allah\nDünyada derler ki ahlak ahrette sırat, \nAdem oğlu döner, döner sal garip, garip.. Allah Allah\n* \nÇağlari der ikrar, ikrar verdim Mevlaya, \nGönül kuşum saldım, saldım umman deryaya..Allah Allah\nHakka sarılanlar asla kalmazmış yaya, \nKalbinden kibiri dostum sil garip, garip. Allah Allah\n* \nGüfte:Aşık Çağlari -Muammer Çalar\nBeste: Lütfi Peşket\nYorum:Ali Ekber Nalkıran\n\nDinlemek için: https://youtu.be/V57g-CARt9U \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hal hatır sorulacak",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nyavaştan\nkalkmalı\nve yol almalı\nyolcu yolunda gerek\nuzağa gidilecek\nçok uzaklara\ndoğanın en harikulade memleketlerine\nözgürlük solunacak\nve dostlar var kucaklanacak\nhal hatır sorulacak\n\nMart  2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâl-i Cedid",
        "poet": "Yavuz Mehmet Ertürk",
        "poem": "\n\nSokaklarında rüzgar gezmiş bu şehrin\nYağmurunu kucaklıyorum\nHüzün ve rüya kadar bezmiş bu sihrin\nHayalini saklıyorum\n\nKaynayan bir Şah Senem sabahında\nGüvercinler kadar hürüm\nSon solgun güzün kanayan baharında\nSevgimle ölürüm\n\t(16 Mart 1999 17.00 civarı\n\t18 Mart 1999 PerşembeTK dersinde)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hal-i Hüznüm ll",
        "poet": "Hatice Türkmen Yurtseven",
        "poem": "\n\nHani uyur da uyanamazsam\nDüşlerin ardındaki rüyalardan\nKime arz ederim Hal-i Hüznümü...\n\n8 Ocak 2016...türkmenkızı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hal-ı Melalim",
        "poet": "İsmail Alkan",
        "poem": "\n\nHal-i Melalim\n\nsensizlik...\nsensizliğin neticesi uykusuzluk...\nbitmeyen geceler,\nolmayan sabahlar...\nve keder\nkeder anlatabilir sadece bu hali...\nya da kara sevda...\nsensiz...\nkeder...\nkara sevda...\nhal-i melalim bu.\nderdim,\nyorgunluğum,\nuykusuzluğum...\nsensizlik...\nve senden hiç ayrılmayan sana; \n“GÜNAYDIN! ”\nen güzel günler senin...\n\nMolla Kasım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hal Kalmadı",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nHal kalmadı billahi, sevda çekecek bende,\nAl kalbim rehin kalsın, bundan böyle hep sende,\nİstemem verme geri, yük olursa gün gelip,\nGöm onu bir tenhaya, bırakma el içinde.\n\n2 Eylül 1987-Çarşamba/ Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâl ilmi ile bak dünyaya;",
        "poet": "Bedrettin Keleştimur",
        "poem": "\n\nDünyada mekân ya van olur\nAhirette, ya İman olur\nHâl ilmi ile bak dünyaya; \nTatsız, tuzsuz aş yavan olur!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hal-i Pür Melalimiz",
        "poet": "Fikret Polat",
        "poem": "\n\nne sensiz, ne seninle geçmiyor günler\nperde-i ah'tan sesi dinle.. yaslı düğünler\n\nfiganımda heceler, dilden kaçıyor\nher feryat yeni bir yara açıyor\n\nyegane hasmımmış meğer, baht-ı siyahım\ngam üstüne gam vurur, feryad-ü ahım\n\ngönüller aşka susamış, aşk duyguya muhtaç\nkaç.. sözüm ona 'ey delikanlı gönlüm kaç'\n\nartık bu gülşende bil ki yar, baykuşlar öter\ngül dibinde sönmüş bir ateşin dumanı tüter\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hal üzre",
        "poet": "Salih Murat Gürbüz",
        "poem": "\n\nYelkovanda, akrepten telaş, \nTelaş insanlarda; acele yavaş. \nTelaşlarda sakinlik arayışı, \nGel, git üzre.\n\nSaklı gözlerde bab-ı esrarı, \nHayat, ölüm tılsımının aşığı.\nSırlanınca sözler; dudağı, \nSus, pus üzre.\n\nİçimde garip bir hal, \nHalimde istekli bir lal.\nSeyahat tebessümlerim, \nHal, kal üzre.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâlâ",
        "poet": "Gül Aycan",
        "poem": "\n\nSeni son gördüğümde gidiyordun.\nBugün hâlâ burdasın, gitmemişsin.                                                                 \n\n23  ŞUBAT 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hak yoldan ayrılma",
        "poet": "Mustafa Duyar",
        "poem": "\n\nHakkın olan yola sen yürü durma\nŞeytan ayıramaz yaklaşmaz sana\nBedeni günaha bandırıp yorma\nŞeytandan uzak dur ulaşmaz sana.\n\nHakların ne ise ona razı ol\nKul hakkını yersen günah ağır bil\nKalbinde kin varsa paklansınlar sil.\nŞeytandan uzak dur ulaşmaz sana.\n\nElin rahat dursun günah işletme\nSözün doğru olsun şüpheyi katma\nBelin rahat dursun günah işletme\nŞeytandan uzak dur ulaşmaz sana.\n\nDilinden çıkan söz kalbi kırmasın\nSevdiğin insanlar ayrı durmasın\nFirsati der felek tokat vurmasın\nŞeytandan uzak dur ulaşmaz sana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâlâ",
        "poet": "Ali Nihat Özer",
        "poem": "\n\nHâlâ gönlüm, mazideki o güzel günleri anar\nHâlâ o gençlik çağının kavakyelleri başımda.\nHâlâ yüreğimde aşkın küllenmiş közleri yanar,\nHâlâ o denizyeşili gözleri durur karşımda\n\nNe yapsam kendimi nasıl avutsam, bilemiyorum\nHâlâ gönlüm,mazideki o güzel günleri anar.\nKalbim bir başkasına taş kesildi, sevemiyorum\nHâlâ yüreğimde aşkın küllenmiş közleri yanar.\n\nHâlâ nasılsam öyleyim, kendime gelemiyorum\nHâlâ o gençlik çağının kavak yelleri başımda.\nHatıramdan hayalini ne yapsam silemiyorum,\nHâlâ o yosunyeşili gözleri durur karşımda...\n\nhttp://alinihatozer.blogcu.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hala",
        "poet": "Lale Uğur",
        "poem": "\n\nHala bi damla yaş ile inebiliyorsan gözlerimden \nne yapabilirim ki...? \n\n(18 Kasım 2000 / Magosa)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halâ",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nÖyle bir bağlanmışım,  ne mümkün çözüm ola,\nNe gurbet çare oldu, ne döndüm yahut sıla,\nKimler çaldı kapımı, açmadım bir kez olsun,\nBiliyor musun senden geçemedim ben halâ…\n\n28 Haziran 1990-Perşembe /Konya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hala aklimdasın",
        "poet": "Şener Şenyürek",
        "poem": "\n\nyuregime sonbahar\nsaclarima kis geldi\n\nama hala aklımda sen varsin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâlâ...",
        "poet": "Halil Gürbüz",
        "poem": "\n\nAyrı düş-müş! değiliz biz! \nDeğil bu ayazlarda üşümüş.. \nBaşka düş mü gördüğümüz? \nBence aşkım kör-düğümüz!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hala Anlamadın Mı?",
        "poet": "Kazım Karagöz",
        "poem": "\n\nHala anlamadın mı? Avrupa düşman sana,\nSeni ne için alır alırsa sofrasına?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hala Anlamadınsa",
        "poet": "Kalender Sever",
        "poem": "\n\nGüneş pırıl pırıl\nGök dikişsiz patiska\nSırt üstü uzanıp sıcak kuma\nBaktığım anı anımsıyorum\nAkdeniz kıyısında\nDalıp mavi sonsuzluğa\n\nŞimdi, yıllar sonra\nDaha iyi anlıyorum\nYaşam düşündüğümden \nHer gün biraz daha  kısa\n\nAma\nAdım gibi biliyorum\nÇok gençsin\nBeni hala anlamadınsa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hala Anlamadın mı?",
        "poet": "Simge Atakan",
        "poem": "\n\nHataların en büyüğünü seni sevmekle yaptım\nGeçmişteki defteri inan artık kapattım\nHayata gözlerimi sensiz yeniden açtım\nHala anlamadın mı sen çok eskide kaldın\n\nUzaklarda sensiz birçok çılgınlık yaptım\nVerdiğin resmini ateşlerde yaktım\nHatıra mektuplarını yırtıp bir,bir attım\nHala anlamadın mı seni artık bıraktım..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hala Ayakta!",
        "poet": "Abdullah Acar",
        "poem": "\n\nKıymıklanmış ruhu\nBaltalanmış bedeniyle\nBir adam koşmakta\nKan ter içinde ölesiye\nPeşinde yamyamlar güruhu\nSık sık düşmekte adam\nSonra yine kalkmakta\nVe hayret ki  adam\nHala AYAKTA\n\n(1991-Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halâ baharlarda yüreğim.....",
        "poet": "İbrahim Tetik",
        "poem": "\n\nHalâ baharlar da yüreğim,\nHislerim ise karakışlar da,\nDöner devran,lâkin değişmez mevsimim,\nEdindim dost kendime özlem ve fîrakları da.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hala Bekleyebilirm",
        "poet": "Betül Kondu",
        "poem": "\n\nBazen insanin \nBütün umutlari \nBir kusun bulutlara kaçisi gibi\nKaçar, gider\nSadece kaçar gider\nİnsani, yalniz bir \nYavru kedi gibi bırakıp gider\n\nUmutlar b....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hala Bakıyorsun Biliyorum",
        "poet": "Mustafa Alaybeyoğlu",
        "poem": "\n\nİçerikte belli(İki kardeş vardır hani biri ağbi biri kardeş erken alınırmı abiler)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hala BEBEK Sahilindeyim",
        "poet": "Şahin Ertürk",
        "poem": "\n\nBugün senin şehrindeyim\nSana\nSeramik başkentinden\nUçarak,koşarak\nSımsıcak yüreğimle\nUmutlarımla gelmiştim\nAmma velakin\nYoktun BEBEĞİM\nYoktun BEBEK Sahilinde\nBİR HEYKEL GİBİ\nBİR DİREK GİBİ\nKalakaldım oracıkta\nSimsiyah oldu\nSarardı,soldu\nKırmızı,Sarı\nBeyaz güllerim\nGün,akşam oldu\nBen hala\nBEBEK SAHİLİNDEYİM\nDönemedim BEBEĞİM\nSeramik başkentine\nKÜTAHYAMA\nHala dönemedim\nBİR HEYKEL GİBİ\nBİR DİREK GİBİ\nHALA BEBEK SAHİLİNDEYİM\n\n(19.06.2006)  İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hala ben gencim diyorsun",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nYaşın doksanı aşıyor\nDüz yolda aklın şaşıyor\nAyakların dolaşıyor\nHala ben gencim diyorsun\n\nYeniden dişlerin bitmiş\nGözünün ışığı gitmiş\nDizlerine sızı inmiş\nHala ben gencim diyorsun\n\nHastalıktan çok korkarsın\nDoktor; doktor dolaşırsın\nİlaçsız hiç duramazsın\nHala ben gencim diyorsun\n\nCana eziyet edersin\nHalni hiç mi görmezsin\nİnim inim inilersin\nHala ben gencim diyorsun\n\nBırak artık boş lafları\nYönel yaradana karşı\nTövbe et sen bazı bazı\nAha geldin gidiyorsun\n\n                                          Erzurum /Zernişan Aydoğan  04.02.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hala  Değişimle  Ugraşanlar  Var",
        "poet": "Atilla Durukan",
        "poem": "\n\nelin gavuru ayda ev yaptı \nermeni satılmışı bize kin kustu \npkk itleri vatanı yaktı \nhala değişimle ugraşanlar var \n30 000 mehmetin kanı döküldü \nihanet baş tacı türklük öldürüldü \ntüm dünya özüne döndü \nhala değişimle ugraşanlar var \nanlatacak çok şey var vatan aglıyor \nbirileri din imanla malı vuruyor \nislam ibadeti satar oluyor \nhala değişlimle ugraşanlar var \nvatan elden gitmiş değişim nedir \nihanet urganı boyuna geçmiş \nsandalya devrilmiş vatan yok olmuş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hala kapıları açık yüreğimin",
        "poet": "İbrahim Dikmen",
        "poem": "\n\nSen yaramazlıklarıma doyamadığım çocukluğum\nCanalmaca oynarken canımı seve seve verdiğim sen\nSen düşen çocukluğumun kanayan dizlerindeki sızı\nBilmecelerimde kimsenin bilemediği sen\n\nSeni güneşli bir salı günü \nbir şehir içi otobüsünde tanıdım\nbu yüzden salı gününü çok seviyordum\nve sırf bu yüzden \nbütün şehir içi otobüslerinin koltuklarına\nseni çok sevdiğimi yazıyordum\n\nKıpır kıpırdı yüreğim\nbir başka gülüyordum\nbütün çiçekleri seviyordum\nsanki kendi içimde yeniden doğuyordum\nve hayatın yüreğine elimi sürüyordum\nözümden evrene köprüler kuruyordum\nseni seviyordum ya\ntüm evreni yürekleniyordum\n\nNe çok seviyordum çocukluğu\nseni ne çok seviyordum\n\nSen yaramazlıklarıma doyamadığım çocukluğum\nCanalmaca oynarken canımı seve seve verdiğim sen\nSen düşen çocukluğumun kanayan dizlerindeki sızı\nBilmecelerimde kimsenin bilemediği sen\n\nCebimde saklamasını beceremediğim çocukluğum gibi gittin\nölümümden önce gel hemi \nben bütün yaramazlıkları bıraktım\nbütün oyuncakları ve köprüleri yaktım\nunutamadığım\nhala kapıları açık yüreğimin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hala Biz miyiz?",
        "poet": "Bekir Tekoğlu",
        "poem": "\n\nSana birşey söyleyebilir miyim? \nBiz yürürken esen rüzgar vardı ya,\nHani tozu yerden yüzümüze savuran\nÖnümüzden uçup giden karga \nBirde küçük çocuk bizden topunu saklayan\nSonra kapı eşiğinde oturan kadınlar \nNamaza giden yaşlı adam \nSalı günüydü seni benden kıskandılar\nTek duacımız vardı yarım ve dilsiz sigaram\nSana birşey sorabilir miyim? \nSen ve ben hala biz miyiz?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hala Beyaz Mı?",
        "poet": "Tuba Çelik",
        "poem": "\n\nBilir misin nasıl özenirdim masum güzelliğine, \n     Gözlerin hala kış, dudakların yaz mı? \n     Çamur bile bulaşmazdı, oynarken ellerine, \n     Dokunduğum parmakların hala beyaz mı?                          \n\n     Yıllar karışmış olmalı, asi nefesine.\n     İnatçı saçların hiç uslanmaz mı! \n     Hayatın boyaları aktı üzerimize, \n     Dokunduğum parmakların hala beyaz mı?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâlâ Köpek Dövüştürenler Varsa  2",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nRuhlarda kin mi var da teşebbüs ediyoruz,\nNasip alamamışız vicdandan da yoksunuz…\n\nRab’be inanç kalmamış, ahiretten ümitsiz,\nKöpekler de ümmettir ki düşünememişiz…\n\nRab bağışlamayacak, helak dahi oluruz,\nYarın mahşer gününde, bunun sorumlusuyuz… \n\n(2014)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâlâ Köpek Dövüştürenler Varsa  7",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHoş görülemez vahşet, kanın akıtılması,\nVicdanın çiğnenmesi, yürekler yakılması…\n\nRab’den nasiplenmeyen, sapıklığa alışık,\nKişiliksiz suratlı, haddi aşan münafık…\n\nMeşguliyet bilmeyen, ipe sapa sığmaz kul,\nKöpek dövüştürmese her şeyiyle tam yoksul…\n\nKan dökmeye alışkın, nefsi terbiyesizler,\nKöpek sırtından yiyen gerçek cehennemlikler…\n\nBunlar insan değiller, insan da olamazlar,\nKul hakları içinde, mutlak boğulacaklar… \n\n(2014)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâla Liselimsin...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nSen benim gözümde hâla liselimsin,\nGiydiğin okul kıyafetiyle, ne güzelsin,\nElinde defterin kitabın sen benimsin,\nSen benim gözümde hâla liselimsin.\n\nSeni yine beklesem, okulun yolunda,\nKoluna giremem ki, laf olur sonunda,\nSevdim, neden ölmemişim uğrunda, \nSen benim gözümde, hâla liselimsin.\n\nElimde bir resmin var okuldan kalan,\nSenle yaşadıklarım hep olmuş yalan,\nCânın gitmiş cân, Önder sen oyalan,\nSen benim gözümde, hâla liselimsin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hala o kadınım ben..",
        "poet": "Gülseven Aksoy",
        "poem": "\n\ntut ki hiç gitmedik birbirimizden \nhala adım seslerini bekleyen o kadınım ben..\nsense gelmek için sabırsızlanan o adam..\nve yine mevsimlerden temmuz\ngünlerden cumartesi..\nsaatlerden akşamın sekizi..\n\nsofrada sevdiğin yemek,\ndolapta buz\nodada bi telaş..\n\nbütün ışıklar sönmüş\ntitrek bir mumun alevinde\nkırmızı güller..\nuzaktan gelen bir müziğin hoş tınısı\nve siyah saçlarını\nsavuran\nbir kadın..\n\ntut ki hiç gitmedik birbirimizden\ngünlerden cumartesi\nve saatlerden \naşk..\nyürekte\nbir heyecan...\nbi heyecan..\n\nGülseven AKSOY____09.04.2015___22.48\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâlâ O Avrupa Birliğine Girmek İçin Bir Taraflarınızı Yırtın Bakalım",
        "poet": "Ahmet Zeytinci",
        "poem": "\n\nAvrupa Parlamentosu \"Sözde Ermeni Soykırımı\" Tasarısını Onayladı. BASINDAN\n\nSözde Ermeni Soykırımı bu gün Avrupa Parlamentosunda yasa tasarısı olarak kabul edilmiş. Soykırıma uğrayan başta Anadolu halkı ve yetmişli yıllar seksenli yıllar arasında şehit edilen diplomatlarımızın kemikleri de sızım sızım sızlamıştır bundan sonrada sızlamaya devam edecek gibi görünüyor...\n\nHristiyan ve Yahudi dininde ki insanlar biz Müslümanlara karşı ne zaman ön yargılarından kurtuldular ki şimdi kurtulsunlar. Bunların gerçekten dost olan çok azını istisna olarak alıyorum. Yazık çok yazık. Bizler tarih bilimini her zaman el üstünde tuttuk millet olarak bundan sonrada bu düşüncemizde zerre değişiklik olmayacak bütün dünyanında bunu böyle bilmesini isteriz. Şimdi baksın bakalım bütün dünya biz mi ön yargılıyız yoksa onlar mı? \n\nTarih bilimine çok önem vermiş Mustafa Kemal Atatürk'ün bütün tarihle ilgilenen en üst düzeydeki bilim adamından en küçük tarih okuyucusuna kadar bildiği Dünya çapında ki veciz sözüdür. ''Tarih yazmak tarih yapmak kadar mühimdir yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.'' der Gazi. Bu veciz cümleyi baz alarak doğruluğundan şüphe ettiğiniz bütün tarihsel olaylarda kilit açıcı bir cümle olarak kullanabilirsiniz. Ermeniler ve destekçileri bütün dünyanın gözünü boyamaya devam etsinler bakalım. Kim bilir o tasarıların parlamentolarda kabul edilmesi için ne paralar dönüyor? Hiç öyle aklıma geldi sesli düşüneyim dedim biraz. Oysa bizim ile Türk Milleti ile dost olmak çok da kolaydır.\n\nO bize soykırım yaftasını yapıştırmaya kalkanlara defalarca gelin ortak bir komisyon kuralım ve tarafsız tarihçiler ile her iki ülkenin tarihçilerini de aramıza alarak olayları enine boyuna inceleyelim, Osmanlı Arşivlerini ve Ermeni Arşivlerini karşılıklı açalım incelesinler dedik. Biz mi ön yargılıyız onlara, yoksa onlar mı bize haddinden fazla ön yargılı ortaya çıksın, bunu da söyledik, ama onlar hiç dikkate almadılar bu çağrıları...\n\nEğer biz ön yargılı olsak Ermeniler ya da ülkemizde yaşayan başka ırktan ve başka dinden insanlara ne doğru düzgün ibadetlerini yapabilirler ne de sokakta doğru düzgün dolaşabilirler. Geçmiş dönemlerde münferit bazı olaylar olmuşsa da bunlarda bir şekilde toplumca iyi karşılanmamış ve olaylara sebebiyet verenler, birlik ve bütünlüğümüzü bozmaya çalışanlar gereken cezaları almışlardır.\n\nGidin bakın bakalım Ermenistan Cumhuriyetinde Yaşayan kaç tane Türk Vatandaşı var. Bir de gelin bakın bakalım İstanbul başta olmak üzere bizim diğer şehirlerimizde yaşayan kaç tane Ermeni vatandaşımız var ki bunların bir çoğunu da sosyal statüleri gayet yüksek bir şekilde kimini devlet memuriyetinde, kimini basında, televizyonlarda ve değişik yerlerde görüyorsunuz.\n\nDeğerli Bilim Adamı Profesör Dr.Yusuf Halaçoğlu'nun muhtelif eserlerinde Ermenilerin hemen hemen bütün tezleri bilimsel veriler ve kanıtlar ile çürütülmüş ve açığa çıkartılmıştır, ama kim okuyup da feyiz alacak onlardan, onların safsataları ve ön yargıları kendilerine yetmektedir belli ki. Ermenistan kendi iç dinamiklerinde Türk Düşmanlığını sürekli taze tutmak zorundadır, başka türlü davranmaya kalkanlar ya da onların aleyhinde ses çıkaranlar hemen bir şekilde aforoz edilir ve sesleri kesilir. Yani Sözde Soykırım ve Türk Düşmanlığı iç politikanın vazgeçilmez malzemelerindendir Ermenistan'da. Bizler onları tüm dünya çocuklarını davet ettiğimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün çocuklarımıza armağan ettiği 23 Nisan Uluslararası Çocuk Şenliklerine çağırırız, onlarda Ermenistan'da ki İlkokul çocuklarını içeri sokarken Türk Bayrağına ayakları ile bastırıp öyle içeri alıyorlar bazı okullarda, sadece bu bile aramızda ön yargı bakımında ne kadar uçurumlar olduğunun göstergesidir. O zaman onları ön yargıları ile baş başa bırakıyor ve el insaf diyoruz el insaf. Güneş balçık ile hiç bir zaman sıvanmadı bundan sonrada sıvanmaz. Hepinize en derin sevgi ve saygılar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâlâ Öğretmenimsiniz",
        "poet": "Halil Zenciroğlu",
        "poem": "\n\nUnutmak çok zor sizi hem de çok zor\nVefa “unutamazsın” diyor, yürek “unutamazsın” diyor hep\nAma neredeyse üç yıl oldu ayrılalı\nKahrolası üç yıl, çıldırtan üç yıl\nGerçi yıllar ayrıldı benden, siz değil öğretmenim\nSadece yıllar geçti, ben sizden vazgeçemedim\nYıllara başkaldırdım, aylara meydan okudum\nVe ayrılmadım sizden, ayrılamadım sizden\n\nSizinle ilk karşılaştığım gün, salı günü\nHiç unutamayacağım o salı günüydü\nEdebiyatı sevdirmek için dertli bir yürek çıkmıştı karşıma\nSözler, daha söylenecek çok şey var, diyordu\nBakışlar, anlam yüklüydü, derindi ve içtendi\nGüzellikleri aktarmak isteyen kaygı, alındaki çizgilerde saklıydı\nKulak kesilmiştim konuşmaya, bakışlarımı alamamıştım sizden\nO ders bana hayat rehberi olmuştu, sonra o dersler bana ışık olmuştu\nBu yüzden unutamam o salı gününü\nHayatımın renklenmeye, günlerimin güzelleşmeye başladığı o salı gününü\nÜç yılda daha çok sevdim sizi, üç yıl daha da bağladı hayata beni\nŞiirle tanıştım, estetikle buluştum, güzellikle barıştım sayenizde\n\nAma yine bir salı günü kaybettim sizi\nOkula gelirken trafik kazası geçirdiğiniz duyuldu birden \nSınıfların sesi kesildi, yüzler soldu, koridorlar tedirgin oldu birden\nBelki iyi bir haber gelir, diye avuttuk gönlümüzü ama nafile\nAz sonra ölüm haberinizi alınca gözler yaşla buluştu, okul hıçkırıklara boğuldu\nBen gökyüzüyle birlikte ağlamıştım; bulutla ve güneşle birlikte\nKuşlarla, ağaçlarla ağlamıştım bu ani ve dayanılmaz vedalaşmaya\n\nÖlüm ayrılık demekti ama ben sizden ayrılmadım, ayrılamadım öğretmenim\nSözleriniz meşale, ikazlarınız ışık, sohbetleriniz ibretlik\nSiz bir öğretmen nasıl olmalıysa işte öyleydiniz\nÖnce insandınız, sonra öğretmen\nNasıl ayrılırım ki sizden, ölüme ne oluyormuş da vedalaşacakmışım sizinle\nHer salı okul çıkışı sessizce gelip mezarınızda dertleşiyorum işte böyle\nSizinle ve o güleç yüzünüzle\nÇünkü siz benim hâlâ öğretmenimsiniz\nSiz benim hâlâ hayat rehberimsiniz\nÖğretmenler gününüz kutlu olsun, bu çiçekler sizin öğretmenim\nEllerinizden öperim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hala oğlu",
        "poet": "Güven Güvener",
        "poem": "\n\nGittin sefere dönmedin vana\nBu nasıl  adalet doyamadım sana\nBumuydu hala oğlu  yaptığın bana\nSeni çok özledim hasretim sana\n\nTelefon geldi içim titredi\nHaberini aldım içim yandı\nKörük vurdu ölümün oldu\nSeni çok özledim özledim hala oğlu\n\nAğrı sana oldu mezar\nBuraya gelsen ne yazar\nFeryat figan dağları aşar\nHasret kaldım sana diyar diyar\n\nAba feryat eder eder ağlar\nYenge ise saçını başını yolar\nÇocuklar habersiz dışarıda gezer\nYalan dünya kime kalar\nHasret kadım sana  hala oğlu?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hala Seni Seviyormuşum",
        "poet": "İbrahim Beslenen",
        "poem": "\n\nBazen gözyaşları dökersin ya.\nGözyaşlarına sebep olan kişiden nefret edersin ya.\nBeddua etmek istersin ya.\nAma yine edemedim.\nSenden nefret edemedim.\nÇünkü hala seni seviyormuşum…\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hala Öğret,yorum",
        "poet": "Nedret Keskin",
        "poem": "\n\nKara tahta başında ders veriyordum\nAhmet yine ateşlenip gelmemişti o gün\nZeynep’in karnı ağrıdığı için ilaç vermiştim\nŞehirden yeni harita almıştım,\nBirde çocuklar için boya kalemi.\nOkuyamadığım gazeteler yatağımın baş ucunda...\nAklımda ve düşlerimde öğrencilerim,\nYarınlara hazırladığım güvercinlerim vardı.\nUçup gideceklerdi Türkiye’min dört yanına,\nOlabildiğince özgür...\nKimi öğretmen olmak istiyordu,\nKimi doktor.\nEski bir binaydı okulumuz,\nAğıldan bozma\nKöyden uzak bir tepenin başında\nÇoğu yerini\nEl ele yapmıştık çocuklarla.\nIsınmak için tezek kullanırdık.\nHerkes bir parça tezekle, erkenden düşerdi yollara.\nKış örtmüştü her yeri,\nBeyaz bir sessizlik sarmıştı evreni.\nBeş arkadaş iki odada kalırdık\nHer birimiz öğretmeye sevdalı\nGülümsüyordu o gün  çocuklar yine\nBir türkü öğretiyordum “vatan” temalı\n\nBir silah sesiyle sarsıldı her yer\nOva bayır sustu\nSessizlik dile geldi,haykırdı\nKuşlar  özgürce uçuşlarından utandılar.\nKarın akı bile karardı\nTekmeyle kırdılar kapıyı\nEllerinde otomatik tüfekler\nKollarımdan tutup sürüklediler dışarı.\n\nGözüm Atatürk’ün gözlerine takıldı.\nKara tahtanın üstündeki resmin\nKaşları çatıktı.\nGülümsemiyordu aydınlık yüzü,\nGözleri bulutlanmıştı.\n\nÇocuklarım,ellerinde kalem donakaldılar\nKorkuyla birbirlerine sarıldılar\nBırakın öğretmenimizi diye fırladı yerinden Ali,\nHüseyin, acıyla  bakarken,sessizce ağlıyordu.\n\nOkul bahçesine sürüklediler\nYanımda dört arkadaşım daha vardı.\nGözlerimizi bağlayıp,kurşuna dizdiler\nSuçumuz sevmekti vatanı\nSuçumuz insan olmaktı\nKaranlıklara inat boğmaktı ışığa vatanı\n\nEngel olduklarını sandılar,gömünce toprağa\nDüştüğümüz yerden çıkan kardelenlerdik oysa\nBedenimizi gömdüler ama\nÖğretmeye devam ediyoruz hala.\n\nAlinin dudaklarında öğrettiğim son ezgi\nAyşe’nin kucağında  yine Türkçe defteri\nMehmet ezberliyor  kerat cetveli\nGözleri dalmış Hatice’nin dağlara\nOnun düşlerinde öğretmen olmak vardı\nHüseyin konuşmaz oldu o günden beri\nHala okul kapısında bekliyor beni.\nMeryem resmime bakıp ağlamakta; \nKalk öğretmenim kalk bu derin uykudan\nHani söz vermiştin öğretmen yapacaktın beni.....\n\nBugün 24 kasım öğretmenler günü,\nBen ve diğer şehitlerin hepsi burada,\nSevinerek bakıyoruz arkadaşlarımıza.\nAynı inanç,aynı ülkü,aynı şevk\nBayrağımız özgürce dalgalanmakta.\nAtanın izinde gidiyor vatan\nÖğretmenler en önde bayrağı taşımakta,\n\nOkulumuzu onardılar yeniden\nAtanın resmi yenilenmiş bakışlarında aynı sıcaklık\nHatice kızım kendi köyüne öğretmen olmuş\nHer 24 kasımda bir demet kır çiçeğini koyarken mezara\n\n“Rahat uyu öğretmenim bayrak el değiştirdi yalnızca,”derken\nYine gözleri dolmuş\nÇoğu meslek sahibi,öğrencilerimin\nO yaramaz,haşarı Kemal, doktor,\nHüseyin polis\nBeyaz mavi sarı kardelenler,mutlulukla bakmakta\nKardelenler,mutlulukla\nBu kez onları selamlamakta......\n\nSizlere emanet vatan,\nYedinden yirmisine çocuklar,\nGöndere çekilen bayrağın rüzgarı siz\nVatanın rehberi, mimarı siz...\nYılmayın,yorulmayın yarınları yapmaktan,\nVatanın harcına sevgi katmaktan.\n\nAğıtlar yakmayın,ağlamayın,öldüğümüze\nTek gerçek ölüm “karanlığa esir olmaktır” bizce\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hala Seni Seviyorum",
        "poet": "Özay Karakuş",
        "poem": "\n\nalbümde eski resimleri karıştırıyorum \nelimde sigaram sensizliği bitiriyorum \ngözlerim yaşardı nedendir anlamıyorum \ndumandanmı yokluğundanmı bilemiyorum \n\nsiliyorum gözyaşımı mendilim kana bulanıyor \nbulanıyor da kurumuş dudaklarım sulanıyor \nhasretin seyahat ediyor beynimde dolanıyor \nseni yalnız dilim değil gözlediğim yol anıyor \n\ndönmezsin biliyorum artık ölmemi diliyorum \ngelmezsin kalbin kırık bunu bende biliyorum \naffetmezsin ama çaresizim işte affet diyorum \nhissetmezsin yüreğinde ama hala seni seviyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hala Uyandırmadın",
        "poet": "İsa Dellal",
        "poem": "\n\nBazen bir avukat\n\nBazen bir futbolcu\n\nBazen bir kahraman \n\nBazen de bir âşık olurdum\n\nRüyalarımda\n\n\n\nYa davamı kazanacakken\n\nYa golümü atacakken\n\nYa düşmanımı yenecekken\n\nYa da sevdiğime kavuşacakken\n\nUyandırırdın beni abla\n\n\n\n1999 yılının\n\nMayısının dokuzunda\n\nPazar akşamı\n\nAblasından ayrılan\n\nYüreği kan ağlayan\n\nYılar sonra ilk kez\n\nVicdanı sızlayan\n\nBir erkek kardeş oldum\n\nRüyamda\n\nVe sen beni\n\nHala uyandırmadın abla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hala Şimdi Özlem",
        "poet": "Kağan İşçen ",
        "poem": "\n\nkaybolmuş kıtasın esrikliğinde dünyamın\nkalbimde sen hep o sensin mahallenin en güzel kızı\nekmek ve süt kuyruğunda titreyen ellerimi tutan nefesinle\nsen hayallerimizdeki lunaparkta balerin\nben dönmedolabım hala haylaz mı haylaz\nbilet parası olmayan çocuklarla dolu şimdi kalbimin çığlığı\nyaşıma aldırmadan koşuyorum hala arabaların peşinden\ntutacakmışım gibi seni\nokul çantama attığın mektuplar sararmış yapraklarla bir\nsonbahara meydan okuyor şimdi\niçim jilet gibi özlemlere esir\nbilinmeyen uzaklara koşan trenlere ağlıyorum şimdi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hala yağıyor kar",
        "poet": "Şair Ceylan",
        "poem": "\n\nDışarıda bembeyaz bir örtü var\nHala yağıyor kar.\nDışarı uzatsan elin donar\nHala yağıyor kar.\n\nZemherinin Ondördü bügün\nYüreğimin öldüğü gün bugün\nRuhumun beni terkettiği gün bugün\nHala yağıyor kar.\n\nGece camlara resim yapmış çam, orman\nHala yağıyor kar,\nKalbimse zaten binbir parçaya ayrılmış,\nHala yağıyor kar.\n\nDonduracaksan her şeyi dondur\nAma beni bırak kar.\nBenim kalbim yıllardır buz tutmuş\nBoşuna uğraşma kar....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâlâ Umut Var",
        "poet": "Hayati Dede",
        "poem": "\n\nBir kol Edirne’de Kars’ta bir kolu. \nÇağdaş uygarlıktır Atatürk yolu, \nÇıkışlar engelle olsa da dolu, \nBitmedi çareler hala umut var. \n\nBükülmez cihanda halkın bileği, \nAltı ok cumhurun ana direği, \nÇağdaş uygarlığa açık yüreği, \nBitmedi çareler hala umut var. \n\nİlimi irfanı koyacak başa. \nHalkın ihtiyacı ekmeğe aşa. \nKim olursan ol gel koşa koşa. \nBitmedi çareler hala umut var. \n\nAşığım dağına taşına vatan. \nŞanlı şereflidir uğrunda yatan. \nOlsa da cumhura kaşını çatan. \nBitmedi çareler hala umut var. \n\nHacı Bektaş’ Yunus canda kardeşiz. \nToprakta ulusta kanda kardeşiz. \nİstanbul Amasya Van’da kardeşiz. \nBitmedi çareler hala umut var.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hala yanıyorum!",
        "poet": "Hüseyin Varyeter",
        "poem": "\n\nOturduğum yerden,\nUzandım geçmişime.\nGönlümü doldurdu,\nTarifsiz bir endişe…\n\nSeni andım hatırladım,\nBirden heyecanlandım.\nİlk bakışmamız,\nGeldi gözüm önüne…\n\nUzatmıştım sana,\nTitreyen ellerimi.\nÜşümüş terlemiş,\nTuttum ellerini…\n\nBütün vücudumu,\nSardı bilmediğim şey! \nSeninle bana çarptı,\nAŞK denen o şey…\n\nYandım yandım o gün,\nHala yanıyorum! \nOturduğum yerden,\nSana uzanıyorum…\n\n21.50/Cumartesi\n09Ocak2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halamoglu",
        "poet": "Taner Karataş",
        "poem": "\n\n18 nisan 2010 tarihinde kaybettigimiz halamogli için yazdigim siirimdir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halamın Evi",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nHalamın Evi\n\nHalam öldü\nGöle atılmış bir kesme şeker gibi halamın evi şimdi\nO ev ki \"hüvel baki\" yazısına gül damlatıyor...\n\n“Fanisin ey insan “diye bağırır Halamın evi\nGeçemem o sokaktan\nHalam öldüğü günden beri\n\nBir ölü gibi şimdi o ev kesilmiş nefesi\nNe bir büyük sesi \nNe bir çocuk sesi\n\nÖldüğü daha on yıl olmadan halamın\nSatıldı o ev\nYıktılar halamın evini\nBir kelebeğin ömrü kadarmış ömrü\nNerede çocukluğumda \nOyunlar oynadığım o ev\nDuvarındaki saatin sesi\nŞimdi bile kulaklarımda\nSaatin sesi o evden daha kavi\n\nYıkıldı mı bu ev gibi yıkılsın her ev\n“Fanisin ey insan “diye bağırsın yıkılırken\nAğaçlar dikilmiş yerine\nKırk yıllık mezar gibi şimdi o\nBir zamanlar ev mi vardı hiç belli değil\n\nHalamın mezarı  evinden kavi\nBetondan duvarlar yapmıştık\nBir de selvi büyüte bilseydik baş uçunda\nHalamın görünümünde bir selvi\nBahar gelsin gül açsın mezarında halam\n\nHalam öldü\nOndan  bir iz kalmayacak mı sonunda \nAylardan eylül gibi\nSarı bir hüzün düşüyor her ağacın dalından toprağa...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halas",
        "poet": "İsmail Songurtekin",
        "poem": "\n\nBazen özgürlük çıplak gezmektir \nBazen koşmak, bazende uçmaktır özgürlük\nBazen sevmek, bazen ölmektir \nBazen ağlamak, bazende gülmektir özgürlük \nPeki ya aşk nedir \nBazen sadece ölmektir aşk \nVe her seferinde bir daha ölmektir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâlâ Yaşıyorsun",
        "poet": "Osip Mandelstam",
        "poem": "\n\nHâlâ yaşıyorsun, yalnız değilsin daha -\no hâlâ yanında, bomboş elleriyle\nve bir sevinç ulaşıyor ikinize de\ngeniş ovalardan, sislerin, açlığın,\n\tuçuşan karların içinden.\n\nZengin yoksulluk, görkemli züğürtlük! \nRahat yaşa böylece, huzur içinde.\nKutsanmış günler bunlar, kutsanmış geceler\nve emeğin şakıyan erinci, günahsız.\n\nNe yazık o insana ki, kaçar gölgesindeki\nköpekten ve dizlerini rüzgâr biçer,\nve ne yoksuldur o insan ki,\nhayatın paçavrasıyla bir gölgeye el açar.\n\nÇeviri: Cevat ÇAPAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halat",
        "poet": "Güliz Ardilli",
        "poem": "\n\nŞu anda ne yapıyorsun acaba? \nKiminle birliktesin orada? \nHala uyuyor musun yoksa? \nSeni sevdiğimi asla unutma.\nBaşka çaren yok sonra,\nBaşka biri varsa arada,\nBilmiş ol yakarım onu da.\n\n10 Temmuz 1998 Cuma / Dikili - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halay Çekiyor Ağaçlar",
        "poet": "Ali Cengiz Turan",
        "poem": "\n\nRüzgar okşuyor ağaçları,\nGüneş sohbette bulutlarla,\nYüzlerce çiçek yeşilliklere renk vermiş,\nUzanmışım bahara...\nHalay çekiyor ağaçlar,\nGüzelim manzaraya.\nBÜLBÜLLERİN SESLERİ,\nYankılanıyor ovalarda,\nCenneti andırıyor güzelim doğa,\nGözlerim bayramda,ruhum bayramda,\nCiğerlerimde temiz hava,\nOhh ne ala,ne ala...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halay Başı Kınalı Kız",
        "poet": "Ahmet Yozgat",
        "poem": "\n\n1/:\nNe zaman duysak davulcunun sesini,\nDöver topuğumuz toprağı: Güm güm! \nYerimizden zıplarız.\nZillerimiz ötüşür: Çen çen! \nBiz küçük halaycılarız.\nHalay başı şu kınalı kız.\nYandaşı da ben.\n2/:\nNe zaman duysak zurnacının sesini,\nDöver topuğumuz toprağı: Güm güm! \nGömleğimiz has ipek,\nCepkenimiz mor keten.\nNe zaman duysak sesini,\nTozu dumana katarız.\nBiz küçük folklorcularız.\nDüğün başı şu saçaklı kız,\nNedimesi de ben.\n3/:\nNe zaman duysak düğüncünün sesini,\nZillerimiz ötüşür: Çen çen! \nTokmağımız gürgen,\nKasnağımız meşeden.\nGömleğimiz has ipekten,\nŞalvarımız mor keten.\nBiz küçük oyuncularız.\nDüğün başı şu köçek kız,\nSağdıcı da ben.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haldan",
        "poet": "Faruk Bakuri",
        "poem": "\n\nAmuriyye Ankara\nSimurgi anka ora\nGordion Zülfikar ev\nOnunla erek nura\n\nAdana ata ana\nAğrı a-kuri hana\nAntalya kutlu ata\nArtvin aman yurt cana\n\nO pirra Adıyaman\nBeyt yurdu hemde eman\nKommagene kuman ev\nŞahlara soy her zaman\n\nBitlis betel gök babı\nHilat gal-ata gibi\nIs-urt=sü-yurt=Si-irt  kut\nManası hak ruh nebi\n\nKur evinden afyon\nAmasya kutlu ruh nun\nGuz-el aydın ili o\nBal-kesi kut kişi kon\n\nBilecik kuman baldan\nÇanakkale mah gülden\nEdirne tur’dan hane\nEskişehir o gilden\n\nBingöl min gel bin ulu\nUlu ata Bolulu\nBuldur burdur tur evi\nPir evi bursa kolu\n\nÇankırı kan-kar Sümer\nKun oğlu çorum zümer\nGuz ev denizli yurdu\nDiyarbakır adem er\n\nElazığ Harput saka\nSaka say saygın aka\nEzirgan hıdır turka\nErzurum ulu yaka\n\nGümüşhane er yurdu\nHakkari hakla durdu\nHatay kadim mübarek\nKars’ta gök kapı sordu\n\nO Antep bedende göz\nGiresun kur evi öz\nIsparta emir yurdu\nİzmir mir oğlu töz\n\nİstanbul yadigar sit\nKırklareli eren çit\nKırıkkale Köroğlu\nMersin emirden abit\n\nKastamonu kut soylu\nKayseri kral toylu\nUlu şehir kırşehir\nO Konya hundan boylu\n\nMus muş adem temel o\nKut Kütahya cebel o\nMalatya tanrı yurdu\nManisa soy kebel o\n\nMaraş kun oğlu emir\nHem kurman soyu temir\nMardin emir oğlundan\nMuğla muğ-elli amir\n\nNevşehir muşkara o\nKar oğlundan tura o\nNiğde eman atalı\nOrdu mustan kura o\n\nRize raz evi o sır\nHak razı ondan vezir\nSakarya ulu kar’dan\nSinop sin evi kizir\n\nTekirdağ mus’tan yasa\nYozgat mus-ok’tan asa\nMus=adem tur’i firik\nZonguldağ aynı hasa\n\nUlu pir samsun kala\nSivas firikten gala\nTokat ulu Kumanlı\nTrabzon tur ev bala\n\nTunceli kalan =galdan\nUrfa kadim ev daldan\nUşak şah soyu saka\nVan o ademdi haldan\n\nBosna namus der yasa\nBalkan hak hane tasa\nKırım batum eman el\nOğul Musul kıyasa\n\nAzer hazar tin uca\nKerkük as-ı man ha ca\nUlu hane haleb’i\nArşınlamış her ku-ca\n\nSukut kudüs babıma\nSuskun eller kabıma\nUmumdur yürek şadlığ\nNida babı rabıma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halaya Kalkın...",
        "poet": "Ozan Şah Turna Ağdaşan",
        "poem": "\n\nGün yaşamın düğünü \nKalkın halaya kalkın\nDünyayı sardı ünü\nMeşaleleri yakın\nKalkın halaya kalkın\n\nDavullar güm güm desin\nKulaklarda çınlar sesin\nDostlar, düşmanlar görsün\nKalkın halaya kalkın\n\nŞah Turna coşar selimiz\nÖzgürlük söyler dilimiz\nMemleketim gelinimiz\nKalkın halaya kalkın\nMeşaleleri yakın! ...\n\nSöz ve Müzik: Aşık Şah Turna (Şahturna) \nDüzenleme: Ozan Şiar  Ağdaşan\nVokaller: Şirin Şafak Ağdaşan Umut Türkü\nŞAHTURNA Kültür ve Sanat Evi www.sahturna.com \nŞİAR’IMIZ Sanat, Kültür, Edebiyat, Toplumsal Forum\nwww.siarcan.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halbu ki Ofsayt tı",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nYeşil sahalarda görmedim yediğim bu çalımı,\nHalbu ki bu gol pozisyonu, kesinlikle ofsayt tı,\nBen göremedim, pası kim verdi golü kim attı,\nYeşil sahalarda görmedim yediğim bu çalımı,\nHalbu ki bu gol pozisyonu, kesinlikle ofsayt tı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halden Anlayana",
        "poet": "İkram Gökhan Akcebe",
        "poem": "\n\nİnşaat işi ustasına\nSanat işi sanatçıya\nPazar işi pazarcıya\nİşi bildiği için verilir? \nGönül işi hassastır,\nVermeli halden anlayana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halden hatırdan geçtik bir zaman",
        "poet": "Mustafa Çelebi",
        "poem": "\n\nBir güzele aşık oldum Erenler\nDolaştık yar ile hayli bir zaman\nSormadım hatırın halin yarenler\nHaldan hatırdan geçtik bir zaman\n\nZikrim fikrim olmuş, söylerim ALLAH\nZikrederim dembedem hep Bismillah\nVazgeçmem yolumdan, dönmezem Billah\nEyvah hata ettik, küstü bir zaman\n\nBir name söyleyeyim yarime\nBelki bizi anar durur sözünde\nSıtkı bütün aşık oldu ise özünde\nYarin anıp çoşar, yanar bir zaman\n\nSeverim Muhammed Söylerim Ali\nHakk aşkıyla yanıp olmuşum deli\nOkuduk Kuranı gördük Iblisi\nbedbaht bir nefse kandık bir zaman\n\nEy güzel aşık isen sen bize\nBilki sevmişiz gönülden gönüle\nŞu Çelebi birgün ölür giderse\nYolarsın saçların, tel tel bir zaman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halden hale",
        "poet": "Yavuz Kiliç",
        "poem": "\n\nBende bir hal var bugün,canda sefa sürdüğüm.\nGönlümde şenlik var,gönlümde düğün. \nÇözüldü 'çözülmez' denilen düğüm.\nGüneş doğdu geceye,neydi gördüğüm? ..\n\n                                                          2006/İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halden bilmez sanma......",
        "poet": "Ayşe Okur",
        "poem": "\n\nHalden bilmez sanma \nOlmayınca bebeğim\nOlabilseydim eğer\nBu gün ben de anneydim\n\nBu dörtlük yıllar önce bir anneler gününde yazdığım kısa bir hal bildirimiydi.\nÇok istememe rağmen anne olamamıştım,  evlat olarak da annemin uzağında, hasretindeydim.\nİçimde hasretin açtığı yaralarla kıvranırken birde etraftan gelen sorularla boğuşuyordum. “Kusur kimde” yani bebek sahibi olamamak bir kusurdu kimilerine göre. Bir kadın veya bir erkek çocuk sahibi olamıyorsa kusurlumu oluyordu? \nAnnemin şefkatli eli yarama değse sızım bir nebze olsun dinerdi belki. Lakin ben gözlerimi dünyaya gurbetçi bir ailenin çocuğu olarak açmıştım hep birileri olacaktı hayatımda hasretini çektiğim. Hep annemin hasretiyle yaşadım, tabi annemin yüreğinde de evlat özlemi ve evladının dinmeyen evlat beklentisi…. Yaramı sarmak istesem de saramıyordum ve dinmez sızımla kimseye bildirmeden için sıra yanıyordum.  Gün geliyordu acıdan kıvranıyordum tepemden tırnağıma bir sızı kaplıyor, burnuma gelen süt kokan bir nefes beni yakıp kavuruyordu. Acıdan uyuşmuş bir halde kucağıma baktığımda yamulmuş ve gözyaşlarımdan ıslanmış koltuk kırlentini görüyordum.  Her anneler günü geldiğinde tarifi imkânsız bir hüzünle dolar taşardım, bir de eylülde. Her eylülde okullar açıldığında sokaklarda mavi önlüklü pırıl pırıl çocuklar, benim gözümde boncuk boncuk yaşlar olurdu. Dantel yakalı, saçları kurdeleli kızlarla, cin bakışlı oğlan çocuklarla hayalimde bende okula giderdim. Bir konu açıldığında anne çocuk üstüne fikir beyan edemedim sen nereden bilirsin derler diye, hep bir yanım eksikti, içimde koskoca bir boşluk ne yapsam dolmuyordu. Bütün bunlara rağmen yüreğimde öyle bir umut vardı ki direniyor sararıp düşmeden yeşermeye devam ediyordu. \n  Ve bir gün bir mucize oldu dilenen onca dilekten biri kabul oldu ki bende anne oldum.\nŞimdi bu mucizeyi yaşıyorum ve nihayet annem gurbeti bırakıp yurda dönüyor kim bilir kaybolan zamana inat önümüzde yaşayacak güzel günler vardır. Şimdi bir yerine bin severek kapatmak için uğraşıyorum yılların hasretini……\nTüm annelere ve anne olamamış, ama yüreği doğuştan anne olanlara kucak dolusu selamlar…..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halep Kan Ağlıyor Sen de Ağla",
        "poet": "Ahmet Zeytinci",
        "poem": "\n\nİnsanlık, vicdan yok olmak üzere, merhamet ve sağduyu rafa kaldırılmış artık. Uçaktan o bombaları salladığında bazen Rus uçakları, bazen Beşer'in uçakları, bazen baba yarısı olmayan amcanın, Sam Amcanın uçakları, aşağıda insan mı var, çocuk mu var, yemek mi yiyorlar, kaçıyorlar mı, sokakta oynayan bebeler mi var hiç bir önemi yok onlar için. Bağdat'ı, Kabili, Grozni'yi nasıl yıktılarsa, Vietnam'ı, Koreyi Irak'ı nasıl yerle bir ettiler ise, nasıl yeni silahlarını, bombalarını denediler ise yaptıkları olaylar ve yaşanılanlar/yaşatılanlar mazlumlara hep aynı... O Yüce Nebi Hazreti Muhammed sav.'in dediği gibi ''Küfür tek millettir.''Yüce Allah'da ayetinde \"Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hristiyanlar asla senden razı olmazlar.\" (Bakara-120)  buyurmaktadır. Neden savaşların büyük çoğunluğu Müslüman coğrafyalarında hiç düşündünüz mü? Küfür ile imanın mücadelesi bu aslında, kıyamete kadar da sürecek gibi görünüyor...\n\nSavaştan önce 1.700.000 e yakın nüfusu olan Suriye'nin bu ikinci büyük şehri Halep, şimdilerde açlık, yoksulluk, yıkım ve salgın hastalıklar ile kıyasıya bir mücadele içinde ölmemeye, ayakta kalmaya çalışıyor. Şehirler ölür mü diyeceksiniz? Ölür hem de nasıl ölür, insanlık ve insan yok oldu mu şehir de yok olur, şehirde ki kediler de, köpeklerde, kuşlarda, komşuluk da ölür, şehirde ki türkülerde ölür. Ah o ölen masum bebekler, yüzleri ciğerleri, elleri, ayakları yanan o masum yavrucaklar. Gözyaşları ile yıkıyor ana babaları onları artık kefenlere sarmadan önce... Dileyelim ki o gözyaşları, akıtılan o kanlı yaşlar gün gelip zalimleri de bir çırpıda boğsun mahvetsin, inanıyoruz ki mahvedecek. Allah'ın adaleti mutlaka gün gelecek zalimlere de erişecek hiç kuşkunuz olmasın...\n\nO güzelim Halep, o masal şehrinin şimdilerde nüfusu, eski rakamların çok gerisinde kalmış, yaklaşık olarak söyleyecek olursak 350.000 e kadar düşmüş durumda. İnsanların çoğu da yiyecek bir lokma ekmeğe bile muhtaç, bırakın elektriği ve suyu, karınlarını bile doyuramıyorlar. Haliyle çok zor şartlarda yaşayan bu insanlar salgın hastalıklarında en büyük hedefi durumunda, aylardır yıkanamıyorlar. Utanmaz, sıkılmaz bir şekilde hastaneleri bile bombalıyorlar alçaklar, içinde zerre Allah korkusu olmayan yaratıklar.\n\nBir zamanlar oralara pasaportsuz, vizesiz gidildiğini bile biliyoruz. Muhalif güçler Halep'in Esad Rejimine mezar olacağını ve buradan da ta başkent Şam'a kadar uzanacaklarını söyleseler de, savaşın kısa zamanda sonuçlanacağına dair bir belirti, bir işaret şimdilik mümkün görünmüyor. Ah Halep mahzun Halep, yüreği yaralı Halep, bizim de yüreğimizde fırtınalar kopuyor, uçaklar evlerine ve sokaklarına bombalar yağdırdıkça, o bombalar bizim de yüreğimizde ve beynimizde patlıyor. Lanet ediyoruz yaşananlara, lanet ediyoruz seni bu hale düşürenlere, çocuklarına acımasızca kıyanlara, yüreğinde insan sevgisi taşımayanlara.\n\nYeni icat ettikleri silahlarını denemek için kimseden izin almayan süper güçler ve onlara hizmet eden, yaltaklanan aveneleri büyük bir insanlık suçu işlediklerinin farkında değiller belki. Onlar için savaşların olduğu yerler silahların denendiği, test edildiği bir laboratuvar hükmünde. Ölen bir insan ya da binlerce insan, hiç önemli değil... ''Dünyanın en eski ve en büyük kalelerinden biri sayılan, 1986'dan beri UNESCO Dünya Miras Listesindeki Antik Halep Şehri'nin parçası olan Halep Kalesi iç savaş çatışmaları sonucunda yıkıldı.'' Yerle bir olan mekanlardan birisi de Tarihi Halep Çarşısı... Yine tarihi bir özelliğe sahip olan Emevi Camisi... Bunlar yıkılan yerlerin sadece küçük bir kısmı. Daha ne değerler, ne güzellikler yıkıldı kim bilir. Kısaca Halep kan ağlıyor kan. Biz de yüreğimize akıtıyoruz gözyaşlarımızı, yaşananlara kayıtsız kalamıyoruz. Allah yar ve yardımcısı olsun tez zamanda orada ki kardeşlerimizin de... Dualarımız var Yaratana, mazlumların ahını yerde bırakma Allah'ım. Alçaklara Kahhar ismi celili ile muamele et ki bilsinler onlarda gerçek hüküm sahibinin kim olduğunu. Şu hüzün dolu günlerde hepinize en derin sevgi ve saygılar yine...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halep Ölüyor",
        "poet": "Mehmet Kemal Işık",
        "poem": "\n\nDünya kör sağır olmuş  Müslümanlar katlediliyor Haçlı siyonist budistleri  İranın aşşağılık şamanistleri\nKana doymuyor\nBu ne çığlık bune vahşet Gözlerimin feri söndü Kulaklarımın zarı delindi \nMüslümanlar katledilirken Medeniyetin beşiği Demokrasi havarisi \nEli kanlı iki yüzlü \navrupa abd rusya neredeydi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halesi Ay Kahve-rengi Gözler",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\nhalesi ay kahve-rengi gözler, \nrengini venüsten almış gümüş! \nyıldızlar gıpta eder yanar-söner, \nkimi kayar aşkla, kimi vals eder\nyer-yüzü çiçeklerle donatılmış, \ndağ-taş- renklerinde u/mutlu\ncoskun hayat verir aşk ile \naktığı gözlerde sevgi demlenir\nbütün renklerde mutluluk coşar, \nakar tatlı mı tatlı  s e v i n ç!\n\ngüzeli görenler yaşıyor hayatını \nsanki bir daha hiç ölmeyecek gibi\ngöz - yaşı bile mutluluğun renginde \ndamla-damla düşüyor çayira-çimene\nkalbin sarayında kırk gün, kırk gece \ndügünler, şenlikler kurulu otagında\nsarar bedenleri çepe-çevre şevk, \nçoğalır heyecan hazla atar/damar\nyaşanmaya amade tutkulu aşklar \nicinde güzelliklerden dizili dünya! \n\nrüya değil, bu bir serap değil, \nbir gercek yaşanan sevilenle\ndaha da iyisi kederli bir ruh \ndoyumsuz sefalar yurdunda\nmat rengi yollar artık düz ve net, \nbeklenmeyecek tunçtan heykel gibi\neller ellerde ve gözler gözlerde,\ndizler dibinde güftelerden besteler \nyapılıp, adına şarkılar söylenecek! \n\n(Ballade-Balad)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halet Cambel'e",
        "poet": "Sinan İspenoglu",
        "poem": "\n\nHayatınız çok güzel hep rengarenk geçsin\nAslantaş siz varsınız diye her gün sevinsin\nLondra, Paris, Tokyo, Berlin sizi bilsin\nEn ulu yaşayan en büyük bir tarihsin\nTopraklar sizinle övünsün Halet Hanım\n\nÇınarlar gibi sağlam ve uzun olsun ömrün\nAcı ile geçmesin Halet Hanım hiçbir günü\nMahşerde de çok olur İnşallah ödülün\nBahçende her zaman açsın sümbülün gülün\nEndişe etme dünya var oldukça bitmeyecek ünün\nLütfen bizleri de unutmayınız Halet Hanım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halet i Ruhiye",
        "poet": "Sonay Çakmaklı",
        "poem": "\n\nİçimin sıkıldığını mı bildin İzmir,\n Ne bu halet i ruhiyen? \n Ben deki esen fırtınayı bilirim de,\n Senin esen rüzgarına bir isim koyamadım.\n Denizin maviş dalgaları sertçe oynaşmakta\n Gemilerin limana aç\n Ağaçların dalları rüzgarına boyun eğmekte\n Güneşin bulutlara göz kırpmakta...\n Hırçınsın bu gün İzmir\n Aşk ve sevdalara adanmış şehrin\n Küsmüş...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halet-i Ruhiye*",
        "poet": "Salim Kanat",
        "poem": "\n\nkaranlık oda \nhayatın ta kendisi olmalı karanlık oda..\nbilinmeyen geleceğiyle..\nvay canına! .. çocuk kalmak varmış hayatta\nne geçmiş ne gelecek korkusu..\nvay canına! ..\nne karanlık odası..\nşüphe şüphe şüphe\ndüşer miyim bir adım atsam\nuçurumun dibine\nboşversene\ngeçici bir halet-i ruhiye\nkadere teslim olmayı dene\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halet-i Ruhiyemi Takdimimdir",
        "poet": "Ali Lidar",
        "poem": "\n\nHayatım ülkeme ne kadar da benziyor.. Nazlıdır benim ülkem. Kısa ömrü hep hassas dönem edebiyatlarıyla geçmiştir. Kuruluş yılları; taşlar yerine oturmadı aman dikkat edelim, kırklar; bütün dünya savaşta aman dikkat, elliler; lan demokrasi bol geldi bu ibnelere hadi bakalım ordu cumhuriyeti korusun, altmışlar; bakın siz sağcısınız bunlar solcu hadi bakalım yiyin birbirinizi, yetmişler; devam devam hadi bakalım. Oo aleviler de varmış burada devam gençler devam hadi hep beraber saldırın birbirinize, seksenler; evet evet demokrasi neyine lan bunların hadi bakalım ordu tekrar göreve, doksanlar; terör.., ikibin; yahu laiklik elden gidiyor nerde lan bu ordu? İkibinon; herkesi tutuklayın.mına koyim…\n\nÇocukluğum saçma sapan bunalımlarla geçti. Okuduğum kitapların yan etkisi olsa gerek. Yahu bir insanın sekiz yaşında hayatla ne problemi olur. Dostoyevski okursa olur işte. Oysa çık sokağa oyna tutan mı var? İlkokula gidiyorum ve bir yığın ontolojik sorun var kafamda, pehh..\n\nİlk gençliğimde solcu oluverdim birden. Ama ne solcu. Üç lafımdan dördü emek, işçi sınıfı, artı değer, halkların kardeşliği v.s.. Bıraksalar solculuktan öleceğim. Öyle böyle solculuk değil. O kadar inandırmışım ki kendimi ‘güneşi zaptedeceğimiz günlerin yakın’ olduğuna. Sadece tesis ve alet edevat sorunu kalmış. Halkımız arkamızda zaten. Yeter ki devrimci kıvılcımı ateşleyelim biz..\n\nPolisten yediğim ikinci veya üçüncü seri tokada bile mukavemet edemeyecek kadar zayıfmış benim şanlı solculuğum. Biraz devletten dayak biraz da babamdan fırça yiyince bıraktım..\n\nSonra aşık olmalara başladım. Bana birazcık ilgi gösteren her kadına aşık olduğum saçma ve kayıp birkaç yıldan sonra uzun süreli istikrarlı aşk deneyimlerim oldu. Hiçbirini sonuna kadar götüremedim, hayatımdaki hiçbir kadını adam akıllı mutlu etmeyi başaramadım, ama hepsinden çok şey öğrendim. Geriye dönüp baktığımda şöyle ağız dolusu küfürle andığım hiçbir eski sevgilim olmadı. Hiçbirini ben terk etmedim, gittiklerinde hepsinin arkasından mütemadiyen yas tuttum. Ama dediğim gibi, hiçbirinin anısına bilerek saygısızlık etmedim, en azından içimden hepsini iyi andım..\n\nBu yaza kadar her sene aralıkları değişen depresyon seansları tertipledim kendime. Bu günlerde de girmeyi düşünüyordum depresyona ama annemin en sevdiğim depresyon hırkamı eskidi bu artık diyerek yer bezi yapması sonucunda giremedim. Hırkanın hikayesi de şu. Uzun, yerlere kadar değen kalın mı kalın hardal rengi eski bir hırka. Pek matah bir şey değil tabi. Ama son on yıldır ne zaman kendimi çok kötü hissetsem o hırkaya bürünüp, birkaç hafta evden çıkmayıp, tv ya da bilgisayar açmayıp hatta kitap bile okumayıp aptal aptal tavanı seyrederek yani depresyonun dibine kadar vurarak kendi kendime saçmalıklar yaptım. Ve o saçmalıkların kilit oyuncusu da hırkamdı. Şimdi hırka gitti.. Ben de vazgeçtim depresyona girmekten sonra oturdum bu yazıyı yazdım.\n\nÖzet: Ülkem gibi ben de hep hassas dönemlerden geçiyorum. Ve bu hassas dönemler hiç bitmeyecek gibi görünüyor. Ve takdir edersiniz ki şu an itibariyle de ülke ve ben çok hassas bir dönemdeyiz :)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Half Gedicht... Hollandaca",
        "poet": "Nisa Türkan Şengül",
        "poem": "\n\nMijn hart is rood, groen, geel en blauw,\nje moet weten dat ik van je hou! \nAls ik een liefdes lied hoor,\nDan denk ik aan jou.\nMischien vind jij mij flauw,\nMaar mijn hart is altijd voor jou! \nAls ik naar je kijk,\nDan heb ik een roze wang voor altijd.\nNu is het deur van mijn hart dicht,\nMaar nu is het jammer voor het einde van het gedicht.\n\n07-Oktober-2011     (Hollandaca) \nNisa Türkan Şengül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halet2",
        "poet": "Hacer Esma Yüksel",
        "poem": "\n\nKırık yanımdır benim mazideki cevherim\nBilmez de neşe gelir yerleşir inadıma\nVaveyla gölgesinde tüllenirken bedenim\nUçar gibi giderim düşer ise yadıma\nKurulurum sormadan ece misal tahtıma\nZira aşinadır ruh kırıktaki bahtına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hali…",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nMedyası kuşatılmış hoş beş zevk renkli\nÇoğalmaya açılan yataklık yolu dehşeti\nİnsan hayrına ulusal düşünce üretenine ani\nTürkiye’nin kulağı diye hüzün derecede birinci\nBilirim bu benim bedenimin de hali…\n\nİmparatorluk yıkılırken aktördü şebekeli Tarikat\nHangi nifaklığın altından çıkmaz ki bu hayalet\nYüz ülkeyle savaşırım denir, yüzleri var nihayet\nTürkiye’nin yüzü diye bunlar derecede tek lanet\nBilirim bu özel huy devşirmeliğin de hali…\n\nVatan ruhuna bu arsızlığın intikam duygusu rezil\nİnsan hiç ruhsuz laf dinler, bakar mı gözü sefil\nHerkes akıtsın kanını toprağımın, dik durmayı bil\nTürkiye’nin öğüdü diye sabrı derecede birinci\nBilirim bu artık bitmelinin de bir son hali…\n\nFikri hakların uygarlık eseridir Türk değeri\nHür barış varlığı duygular alabilir mi rengini? \nDenilen en değerli andır direnecek Türk birliği\nTürkiye’nin sağduyu diye bilinen derecede birinci\nBilirim bu hümanizme anlayışlığın da hali…\n\nEkim 2007\nAtatürk ilke ve ülküsü: insancıl davranış ve düşünceler içinde olmak ilkesi, insanları sevme ülküsü\nHümanizm, hümanistleşme de bu kavramlardır, baktım sözlüğe, aynen bu ilke ve ülkü yazıyor… Nedense o modaymış gibi seviliyor, halbuki Göktürk – Oğuztürk – Atatürk tarihleri boyunca hep uygulanan olduğu halde, hümanizmi kağıtta barındırmanın nesi moda oluyor, şaşıyorum ben bazen… Şaşıyorum çünkü, öyle bir ayrıcalıkla vurgulanıyor ki, uygarlığımız zaten insanları sevme ülküsü demeye imtina ediliyor zavallıca… en güzel lafı söyle, ne demek olduğu önemsiz, nerede uygulanır önemsiz, kimin arasında olduğun havasıyla da ger göğsünü, tek güzel benim diye… sanki bu güzellikler ayrışmak için söylenmiş gibi… aynı cümleyi ve amacı söyleyip ayrışmak ne basit tutumlar… Atatürk diyen yüreğim hümanizme ne büyük heyecanla onay coşuyor yine de… ama hümanizm diyen bunu yapamıyor, nedir bunun sırrı? Belki, bir 23 Nisan çocuk bayramı ruhuna özenle TBBM değerini anlamış olmayan milletvekilleri cirit atıyorlar dış ülkelerin her kuruluş ve organlar toplantısında... Nobel ödülü… aman başlama bundan… \n\nHep ülke içinde konuşan sanatçılarımız olsun istenir\nAynı değeri ülkelerde olmalarıyla da değer yükseltir\nVatan yüreği aşk ile saygın, edepli, bilgili ortak izlenen, fahri hizmet katılımı değerli ilgiler devamıyla seçkin toplantılara özen veya Unesco gibi yardımlaşma organlarına gençlerle de zenginleşmeli… \n\nDostlarımızı yanımızda görmek istiyoruz diyor başbakan! Vatana dost olmayanın yanına gidene de ben şaşarım diye, hem söyleniyorum, hem zaten vatanı savaşa boğdurmaya dosdoğru ihanet misyoncuları olarak kışkırtmaya seçkin gönüllüler olduklarıyla, bu huy bozuğu karakterlerle dolu hükümetle biz baş edeceğiz… bukalemun çevresine nasıl uyumlanır diye vaz geçtim düşünmeye… çete olmak zor değil ki zaten… değişkenlikler sürekli, durağan değil… bu aktörlüğün hep bir üst mercisi de var çember içi çember dışı… sistematik ilerlenecek, acıtılan ve acıtanlarla baş başa…\n\nBaş başa… at başı gidecek olan hükümet şirketi… hükümetin şirket olduğu çok ilginç, unutamıyorum bir türlü… o kırbaçlayacak biz uf edeceğiz… vay be… zaman özgür, değişkenlikler sürekli, durağan değil… bu aktörlüğün hep bir üst mercisi de var çember içi çember dışı… sistematik ilerlenecek, düşünerek ve planlanarak… \n\nNerde yıkım kokusu varsa, orda ‘bir tekme de sen vur düşsün’ zebaniliği var... oynak ayaklıkta bir şirrettir Tarikat... hep zayıf anlara ayak sokmaya, hazırlığına da usta Yahudi… Avrupa’da bir bilge demiş ki; yıkılıyorsa bir tekmede sen vur: bunun için ama, asırlar biter, bitmez bu ihanet tabanına emeği, bu keyfi hal bedeli... insanlığa yanaşmak, bürünmek her yüzlülüğü...\n\naslında ama bu amacı vurgulamıyordu tabi... yıkılmakta olan, örneğin bina ise, yeniden yapılanması içindi… gelenek ise, kendine benzetmeye devşirme içindi, eğer yanlış ise... kime göre yanlış olduğuna değinilmemiş, ben düşünmeyi deniyorum: yanlış demek, sağlığa zarar veren her şey anlaşılmalı... kendini yaralamak mesela, bir töre ise, eğitim ve yasalarla anlayış kazandırılmalı elbette... Bunu ama hep çatışmayla, tüketene kadar ezerek, sömürerek uygulayan Batılı, Amerika'yı hep kınıyorum... Tarihler hep kınamış, insanlığın uygarlığı doğallığıyla... Tarih, kalemi sanki hep Türkün eline vermeye tercihli...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halı....",
        "poet": "Galip Kemali Günay",
        "poem": "\n\nDoku.....ilk ilmiğe... kendini.... sonrasına. dünyayı sar.... kıvrım.. kıvrım... göreceksin... hüzün bahar...sevinç.. sonbahar.. Sen  halınıı. doku.... dövüldükçe kıymetlensin........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haliç Manzarası",
        "poet": "Mehmet Akif Tiryaki",
        "poem": "\n\nAt hırsızı\nİp cambazı\nKalem sihirbazı\nGün batımı\nHaliç manzarası\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hali pür meal",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nYaza iş güveysi mevsimdeyim\nYazla kış arasında gelgitteyim \nİki dirhem bir çekirdek\nSokaklarda demlenmekteyim \n\n17.04.2015 – İzmir El Garip\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haliç çukurundan yeşil sahalara",
        "poet": "Şeref Öztürk Usta",
        "poem": "\n\nÇalıştığım iş yeri fabrika kuran büyük bir kazan fabrikasıydı. 50’li yıllarda haliçte kurulmuş ülkenin her tarafına buhar kazanları ile birlikte tesiste kuruyordu. İnşaattan makineye kadar komple fabrika kuruyordu. Yani fabrika yapan, fabrika hüviyetinde bir iş yeriydi.\n Bende bu iş yerinde başarılı bir elektrik ustası ve kazanların işletmesini üstlenen brülör’den ve katı yakıt sistemlerini iyi bilen biriydim. Bu nedenle fabrika bacası tüten her ilde bulundum. Yolum İzmir’e düştüğünde henüz yapılacak kazan dairesinde benim yapabileceğim bir iş yoktu. Arkadaşlarım kazan montajını bitirinceye kadar Alsancak stadında Altay’ın bir İstanbul takımı ile maçı vardı. İzlemek üzere gittiğim müsabakada aklıma Metin Oktay’ların Mustafa  Denizli gibi daha bir çok ünlü futbolcunun buralarda yetiştiği geldi aklıma, müsabaka saha da bitmişti. Ama en ufak arsa boşluğu bulan çocukların maçları hiç bitmiyordu. İstanbul’a döner dönmez, bu işe el atmalıydım. Bir Metin Oktay’da sen bulmalısın Usta deyip kolları sıvadım. İyi kazanıyorum maaştan başka yol harçları ve fazla mesai aldığım gibi işletmeye aldığım firmaların sahipleri tarafından ödüllendiriliyordum İnsanlar kazançlarını da iyi şeyler için kullanmalıydı. Çevrelerine faydalı olmalıydı. Maça ara veren çocukların daha terleri soğumadan sigara yaktıklarını gördüğümde kafamdaki Metin Oktay bulma fikrimin yerine bu çocuklardan bir kaçını sigaradan uzak tutabilsem asıl o zaman daha iyi bir iş yapmış olacağıma inanmaya başladım. Çalıştığım fabrikanın da spor şubesi başkanı idim. Fabrikanın servis otobüsü ile antrenmana gidiyorduk. Belgrad ormanlarına.Döner dönmez önce fabrika takımı ile girilen bir turnuvada grup şampiyonu olduk. İşi biraz ciddiye alınca hedefin tutturulacağını öğrenmiş olduk. Hepimize basın geniş yer vermişti. Şampiyonluğumuzun bundan yararlanmamızın tam sırasıydı, ünlü bir gazetemizin spor yazarı arkadaşımla yaptığım röportaj da gençlere hatta en miniklere kadar eğileceğimi, bir turnuva hazırladığımızı, kayıtlara başladığımızı duyurmuştu. Yalnız kendi muhitimizden değil, Haliç’in tümünü kapsayan bir kayıt kampanyası başlatmıştık. Çocuklarda bu işe o kadar susamışlar ki formalarla oynanacak bir müsabaka onlar için rüya gibi bir şeydi.\n Kayıtlar bizim boyutumuzu çoktan aşmıştı. Yalnız kendi takımıma yazılan çocuk sayısı ilk hafta seksen kişiyi geçmişti. Muhit kahvelerini dolaşarak, esnafları ziyaret ederek çocuklarımızı kötü alışkanlıklardan uzak tutacak böyle bir oluşuma katkı vermelerini istedim. İki takım forma siparişi verilmişti. Çocukların bedenine uygun olarak Belediye başkanımızda indirimli olarak hafta içi stadı bize verilmesi için yardımcı oluyordu. Çok ciddi hazırlıklarla üç hafta sonunda 11 -15 yaş arası150’den fazla çocuk  müracaat etmişti. Seçenekler bir an önce yapılmalı idi. İki kategoride ayrıldılar. 11-13 ve 13-15 yaşları olarak minik ve yıldızlar a ayırıp juniör’ler turnuvası seçmelerine başladık. Harika çocuklar vardı. Aralarında bizim dışımızda 7 takım daha turnuvaya katılacağını bildirdi. 10 takımın katılacağı 4 takımın ödülü alacağı bir turnuvaya kurallarını belirlemeye başlamıştık. Biz iki takımla katılma kararı aldık. Bir takım daha turnuvaya katılmak istiyordu 10. Ekip eleman sıkıntısı çekiyordu. Onlarda seçmelerde umut vaat eden 6 arkadaş önerdik. Bu hem daha fazla kişinin katılımını sağlıyordu. Hem de çocukların müsabaka içinde gözlem şansı olacaktı. Bütün bu çalışmaların ilk hedefi yeni Metin Oktay’lar bulmaktı. Ama o sigara içen taze ciğerleri gördüğüm andan itibaren bütün kavgam onların kötü alışkanlıklardan kurtulması yönüne doğru kaydırıldı. Madde 1; Sigara içtiği görülen veya kanıtlanan her sporcu turnuvadan ihraç edilir.\n Bütün takımların almak istediği çok kabiliyetli, çok golcü santraforu takımdan turnuvanın başlamasına 3 gün kala kadro dışı bırakmıştık. \nTurnuva tertip komitesi başkanı olarak turnuvaya has lisanslar hazırlanmış belli sayılarda takımlara dağıtmıştık. 20’er adet verilen son listelerde değişikli turnuva sonunda yapılmayacaktı. Biz turnuva başlamadan en iyi oyuncumuzu kaybetmiştik. bilinçli olarak hem bütün çocuklara göz dağı vermek, hem de diğer takımların en korktuğu sporcuyu bile gözden çıkarabileceğimizi, en az 200 kişiye kanıtlamıştık. Onları da sevindirmişti. bu karar aralarında yeminler ederek bir daha içmeyeceklerini, bu turnuvada mutlaka oynamak istediklerini söylüyorlardı. İhbar edilmekten korkuyorlardı. Malzeme torbalarının altından çıkan izmaritler görülmemeye başlamıştı. İlk hedefimizi şimdilik 12’den vurmuştuk.\n Turnuvanın gol kralı, centilmeni ve yardım severini ayrıca ödüllendireceğimizi  1.2.3’ye kupa diye açıklamıştık. Bu turnuvanın asıl amacının İstanbul karmasına girecek sporcuları seçmek olduğunu gazeteci arkadaşlarımızın yazması turnuvaya olan heyecanı turnuva başlamadan yükseltmişti. Turnuvaya basın kadar köklü kulüplerde ilgi göstermeye başlamıştı. Basının ilgisi sayesinde Sanlı hoca(Sarıalioğlu) , Serpil H. Tüzün, Zekeriya,A.İhsan zaman,zaman gelip müsabakaları izlemeye başladı. Ben Fenerbahçeli idim. Metin Oktay GS’li Sanlı Hoca, Beşiktaşlı  bütün olanlar Türk futbolunun üst yapısı, alt yapısına geleceğine bakıyordu. Bu potansiyelin var olduğunu gördüler. Ve federasyona taşıdılar. Birinci hedefe varılmıştı. Çocuklarımız Haliç Çukurundan çıkıp o zamanki adı Dolma Bahçe stadında top oynamaya gidecektiler. Bu olay basamakları koşarak aşmaktı. İzinle futbolu oynamak isteyen çocuklar ilk defa bir bayan hakemle final oynayacaklardı. Haliç çukurundan turnuva sonrası yapılan seçmelere neredeyse 7 takımdan oyuncu seçilmişti. Alibeyköy’ün omurgası oluşmuştu yapılan takım, turnuvadan çok 200 den fazla çocuk için yapılmıştı ve seçilme telaşına girmişlerdi. Burada en çok zorlanan seçiciler arasında çocukların babaları, ağabeyleri eski futbolculardı. Turnuva bitmiş, bir şölen gibi geçmişti. Müsabakalar ve her maç çocuklar için askerlik anıları kadar uzundu. Ama bizim yolumuz daha uzundu ve henüz İstanbul şampiyonası başlayacaktı. Biz Haliç’i organize ederken Anadolu yakasında, Bakırköy’de Kadırga’da Beşiktaş’ta, Tophane’de ve Galatasaray’da turnuvada öne çıkma yarışı başlamıştı. Bizim çabalarımız doğru algılanmış İstanbul karmasının oluşması için yapılacak seçmeler yaklaşık 15-20 bin çocuk arasından, en fazla 36 kişiye geleceğin kapılarını açabilirdi. Bunlardan kaç kişi ayaklarının üstünde kalabilirdi, onu zaman gösterecekti. Çocuk psikolojisi gerçekten dünyanın en zor işidir. İlkokul öğretmenlerini daha iyi anlamaya başlıyorsunuz, ve onları kırmamak adına bir yerinizi kırmaya razı oluyorsunuz.\n Hazırlık çalışmalarımızı bize destek veren ve umutlanan BJK alt yapısının fedakar hocaları, bugünün Türk Futbolunun ve gençler liginin gerçek sahipleri Sanlı Sarıalioğlu, Serpil H. Tüzün  ve GS’li Salih Bulgurlu hocaları saygı ile anmak  gerekiyor. İsimsiz kahramanlarda vardı bu işin içinde. Çapalı Muzaffer Garabet, Bayram, Zabıta Naci, Adnan Dinçer, İstanbul sporlu Hasan Hoca ve Ayhan Yarkın, Birol Hoca gibi aradan 28- 30 yıl sonra Türk futbolu için çok büyük başarılar elde etmiş isimsiz kahramanlar vardı. Bugün Çırağan sarayının olduğu semtte BJK’nin şeref stadı vardı. Karşılıklı hazırlık çalışmaları yaptık BJK ile.\n Ben artık fabrikayı da bırakmış çocuklara adamıştım kendimi. Dükkan geliri ile çocuklara destek olmaya devam ediyordum. Federasyon harcaması yapılan faturalara para ödüyordu. İstanbul karmasına Haliç çukurundan tam 4 oyuncu seçilmişti. Ve beylerbeyi ile yapılan müsabakalar sonrası çocuklar Dolma bahçede futbol oynamış aralarında 4 arkadaştan birinin Metin Oktay olma ihtimali vardı.  Hiç futbol oynamamış olan bana Beşiktaş’ı tünelden çıkarma şerefi de verilmişti. G.S.li olmayı isteyen Pele lakaplı Boşnak Kemal Salih, Bulgurlu ile buluşamayınca Beşiktaş’a gitmek zorunda kalınca ilk hayal kırıklığını yaşadı. Türk futbolu Metin Oktay gibi golcü efendi Beşiktaşlı Yusuf Tunaboylu gibi kıvrak bilekli, Fenerbahçeli Yılmaz gibi hırslı futbolcusunu, küstüğü için kaybetmiş oldu.\n İstanbul karması o yıl Türkiye ikincisi oldu. Avrupa da bizi Ordu ili temsil etme hakkını elde etmiş olsa da hatalı bir lisans yüzünden İtiraz eden Trabzon gitti yurt dışında ülkeyi temsile etmeye.\n. Daha sonraki yıllarda 11-13 yaş grubundan miniklerin arasından Genç Milli takıma kaleci verdik. Üç büyük kulüpte oyuncularımız futbol oynama başarısı gösterdiler. Ben onlarla hep gurur duydum. Muhitimizde futbolun tarihini toplayan saygı değer araştırmacılar 5 yıl süren bu başarılı süreçten ne tek satır yazdılar, ne tek kare resim bastılar, ilahi adalet midir nedir bilinmez Alibeyköy’ün Adalet olarak Türkiye liglerinde futbol oynadığı yıllarda çok popüler olan arkadaşım Şeref soy adaşım Öztürk’le yaşarken de aynı başarıların ödülünü paylaştık. Toplumumuzdan ve yetiştirdiğimiz gençlerin gösterdiği sevgi ve saygı bütün övgülerin ve ödüllerin üzerinde beni mutlu etmeye yetti, arttı. \nKendimi tatmin etmek için 50 yaşıma kadar atletizm yaptım. 5 çocuğumla birlikte her yılıma 1 madalya isabet edecek kadar madalya kazanarak kendimi ödüllendirdim. Artık mutlu bir emekli ve emekçisiyim yaşam denen kavganın. Anılarımı yazarak yazı dünyasında koşacağım bundan böyle. İnsanları seviyorum.Ülkemi seviyorum.Kendimi seviyorum.\nŞeref Usta(Öztürk) \n\n1995 İstanbul /Alibeyköy.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haliç (4’lük)",
        "poet": "Atakan Kartaltepe",
        "poem": "\n\nEğer ki istersen tâ gönülden, yürekten ve içten,\nSanmayın ki değeri yok gözünde hakkın bir hiçten,\nGözlerin var ya senin o gözlerin o mavi - mavi\nBakıyor ve akıyor her an gönlümdeki haliçten.\n\n                                                   08.06.2008/21.30\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haliç",
        "poet": "Şenol Denizci",
        "poem": "\n\nBir intihar davetlisiydim. Kalktım geldim. Bu Haliç’tir her şeyin tanığı, odur... Bilir nelere vurgun olduğumu. Şarkı söyleyemeyen çocuklar dünyasında şarkılar bestelediğimi gözyaşlarından, sadece sağır ve dilsiz çocukların duyabildiği... Bilir bu dünyaya dargın olduğumu. Ne zaman yürüyecek olsam, mutlaka ayağıma bir taşı takılan, belki de sırf bu nedenle öğrenemediğim yürümelerimle yalnız kalmanın kahredici ağırlığını bana taşıtan dünyaya... Şüphesiz bütün denizler gibi bilir Haliç’te çocukluğumu. Ve neden durgun olduğumu... Bütün travmalarını bir çocukluğun, nasıl taşıdığımı hayatın devamına. Sonra hangi kemanın, hangi sazın teline dokunulsa tarifsiz bir çocukluk mutsuzluğuna dokunduğunu ucunun... Belki de bu yüzlerden sevme özürlüsü olduğumu da bilir. Bilir neden yeşermediğini dallarımın. Ve bu son ilkbaharında ömrümün, neleri fark ettiğimi. Su yollarının benim toprağıma uzak olduğunu... Yine bu nedenle tüm bayramların yetim çocuğu olduğumu bilir Haliç. Daveti bundandır.\n\nDaha önce hiçbir yerde yazılmamış öyküler anlatır Haliç. Dul kadınları anlatır, yetim çocukları, genç ölenleri, bilmeden yaşayanları... Öyle tanıdıktır ki anlattıkları, bir anda bütün evlerde olurum. Her kapı eşiğinde yaşanmışlıklarım olur. Bütün adamları tanır olurum. Bütün kadınları ve çocukları bilir olurum. Bütün öykülerinde lirik bir yara izi vardır. Bütün öykülerde bir suçluluk payım. O anlatır, anlattıkça bütün kapı önlerinden geçer yalnızlığım, ışık hızıyla... Bir anda bütün evlerde ölürüm. Bilir Haliç ölüm sebeplerimi... Küsüp arkamı dönecek olsam bir bardak yeşil cehennem uzatır. Tutar içerim bir solukta. Boğazımı usulca ve yemyeşil okşayıp yüreğime sinsi bir yılan şefkatiyle çöreklenir. Gitsem, gidemem. Kalan yanlarımı bir takım çocuklar onarır. Biri yürekli sözleriyle yeşil bir cehennem çıkarır içimden, yakar düne dair ne varsa. Biri yeşil gözleriyle bana bakar gece gündüz, yeniler, yarına hazırlar. Haliç’ in ısrarlı daveti banadır, bütün bunları bilir. Nedendir bu kadar içimde duruşu bilmem... İçimde bir akşamın sıra dışı hikayeleri döllerken, bir sürü sabahı bitirir.\n\nDiyemem bu akşam gelemeyeceğimi bir takım çocuklara... Kafaları karışır diye, akılları ermez, anlayamazlar diye, insanı yaşatan umuttur diye/diyemem... Oysa her an kalkabilecek gemiler büyüyor, sabırsızlanıyor içimde. Belki birazdan Karadeniz’e... Köstence limanda bir çingene bilmeden neler çalacak kavalıyla... (İstanbul’da çobanlar bilir mi kaval çalmayı? diye sorduğumda, onların yalın ve keskin ıslıkları var. demişti Haliç.)   Neler çalacak bilmeden hayat çantamdan... Benim hiç keskin bir ıslığım olmadı. Ne de ıslığıma cevap verecek birilerim... Oysa ıslık olmaya bile razıydım, yalnızlığı daha saygın ve anlaşılır. (Haliç ile yakın durduğumuz bundandır.)   Romanyalı bir çingeneyi Köstence’ siyle ve gemileriyle bırakır, demir alırım oradan... Kiev’ den Ukrayna sokaklarına götürür beni yelkenlerim. Yanağı gamzeli bir çocuk ararım. Yüreği örseli. Bir yanında varları, bir yanında yokları, yarım mutlulukları ile bir çocuk... Ukraynalı çocuklar İstanbul’dakilere benzemiyor. Oysa Karadeniz de bir içdeniz değil mi Haliç gibi? (Orada da yeşil cehennemli kadınlar var, daha soğuk cehennemleri)   Şimdi buradan demir alacak olsam beyaz yüzlü polisleriyle ve yitik tanrılarıyla Novorovsky karşılar beni. Sonra uzun ve geniş yabancılaşan, büyük topraklar... Ben el kadar Haliç’te kaybolurken, cesaret edemem o topraklara girmeye. Haliç bunu da bilir...\n\nÜç köprüsü vardı Haliç’ in. Sonra biri emekli oldu, yerine yenisini koydular. Bir oğul yitirmiştim. Haliç o zaman üç köprülü o eski Haliç’ti. Bir köprüsünün altında yürek eskitiyorduk. Kiraz zamanıydı, gençtim, çaresizlik içinde bir oğuldan geçtim. Haliç bilir... sonra yürek başka yitirmelerinde tanığı oldu. Bu kıyıları arşınlıyor örselenmiş adamlar. Ben de onlardan biriydim. Örselenmelerim yitirdiklerimdendi. Sıralı sırasız insanlar yitirdim. Zamanlı zamansız odalar, kapılar... Kalanlarla yetindim. Birtakım yüzlerle olurum sandım, birtakım seslerle... Oysa ne yitirdiklerimi unutturdu bana, ne de edindiklerimle kendime yetebildim. O kadar çok şeye tanık ki Haliç, koca şehir ikimize dar gelir.\n\nBu takaların sesleri yakamı bırakmaz. Bu yosunlar, mazot ve iyot kokusu, bu martı ve karabatak kuşları, tersaneler, mavi denizlerden mavi leğenlere çırpınan balıklar, bu kiliseler, camiler, viran binalar, bu Haliç yakamı bırakmaz... Anlatsam kimse inanmaz. Ne zamanki bir yalnızlık anının aralık kapısından içeri göz atsam, sürüklenirim bir kıyıya... Tutup anlatacak olsam bunları, tutup yazacak olsam kimseyi inandıramam. Haliç, ustam, dostum, celladım Haliç, sevgilim bellenir. Sonra herkes kendi Haliç’ ine, herkes kendi davetine...                               \n\n18/21 Kasım 2002 – Haliç\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haliçe gemileri karadan yürüten Türküm",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nAsya bozkırlarında deli taylar ile  koşan,\nErgenekonda demir dağları eriten Türküm.\nİstanbulda çektiriler ile dağları aşan,\nHaliçe gemileri karadan yürüten Türküm.\n\nŞehadetle tevhid bayrağını eline alıp,\nEl açıp canla Yüce Yaradana dua kılıp.\nŞu dünyada Satuk Buğra Hanla müslüman olup,\nTürklerin gönlünü İslam ile arıtan Türküm.\n\nNizamı Alem uğruna Hak rızasını güdüp,\nİlayı Kelimetullah için savaşa gidip.\nAlp Arslan Gazi ile meydanlarda gaza edip,\nBen düşmanı hapishanelerde çürüten Türküm.\n\nGemiyle Akdenizin her tarafını kıylayan,\nVira Bismillah diyerek niyetini söyleyen.\nBarbaros Hayrettin Paşa ile sefer eyleyen,\nÇamaşırı denizde yıkayıp kurutan Türküm.\n\nYusuf gibi elde bayrak ile askere koşan,\nSilahı ile karşı koyup engelleri aşan.\nSakaryada Dumlupınarda düşmanla savaşan,\nBen Yunanı Ege Denizine kürüten Türküm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halıcı Kızlar Yavuklu",
        "poet": "İbrahim Çelikli",
        "poem": "\n\nkızlar \nyola bakan pencere duvarına çakılı \ntezgahlarda halı dokurlardı\ngözleri yoldan geçenlerde\nkulakları kapıyı çalacak kısmetinde\nhasretle beklerlerdi\n\nhasretle asker yolu gözlerlerdi\nbir selam olmasa da, kendilerine\n“mücüde”yi karşılıksız koymazdı hiç birisi\ngelen her mektubu ezberden okuyabilirlerdi\nokumayı-yazmayı bilmeseler de\nasker yolu gözlenen koca evlerinde\n\n“yarim senden ayrılalı\nhayli zaman oldu gel gel,\nbak gözümden akan yaşlar\nab-u revan oldu gel”\n\n“burada mektubuma burada son verirken\nhepiciğinize ayrı-ayrı selam eder\nböyüklerin ellerinden\ngüçcüklerin gözlerinden\ntekral tekral öperin\n......................................”\n\n“şu yüce dağları duman kaplamış\ngene mi gurbetten kara haber var\nseher vakti bu yerlerde kimler ağlamış\nçimenler üstünde gözyaşları var”\n\nokumayı yeni sökmüş çocuklar\nbir dizili şekerle kanar\nbazende muşmula turşusu yenir\n“-kimseye deyvime” diye sıkı sıkı tembihlenir\nve koynundan çıkarır \nkatlanabilceği kadar katlanmış \nasker mektubunu\nkimbilir kaçıncı kez, \nfırsatını bulduğunda okutur, okuturdu\nyardımcı olunur yeni talebeye\nokumayı sökemediğinde\n\nbelki başka bir ağızdan daha duymak,\n\tyeni gelmiş mektup yerine geçer\nher  saklı mektup ezbere okunur\n\tkimbilir ne hazlar verir, \nhasret çekenlere\nhasretler doldurur\nözleyen gönüllere\ngözleri dolu\nyavuklular, nişanlılar,\n\tasker yolu gözleyen \n\t\ttaze gelinler\n\n“asker yolu beklerim,\ngünü güne eklerim\nsen git yarim askere de\nben sılayı beklrim\n\nmendilimde gül oya\ngülmedim doya doya\nasker yolu beklerim de\ngününü saya saya\n\n pilav pişirdim yavan\nüstüne kıydım soğan\nyatağına uzandım da\nuyan askerim uyan \n\nmendilimde gül oya\ngülmedim doya doya\nasker yolu beklerim de\ngününü saya saya”\n\nbir harf yazacak kadar boşluk olmasa bile\norada ne destanlar yazılır, \n\tne özlemler dile gelirdi\norada yazılanlardan ziyade\nyazanın neler düşlediği bilinirdi\n\n“gönlümüz gamlanır böyle günlerde\nönüme çekildi bir siyah perde\nyar senin aşkından tutuldum derde\nyine mi gurbetten kara haber var”\n\naskere bekar gidenler; \n\tbabasına yazdığı mektubun \n\t\t\ten sonunda\n“-bana Elif’i isdeyvirin” \n\tdemeye cesaret eder\nya da derdini döker türküyle anasına\nordakiler güler geçer\nburukluk-kahır hatta öfke analarda\n\n“ala geçim çit doğurdu\nbolartdık südü yoğurdu\nana bana bi hal oldu \nah ana beni eversene\nevermessen gebersene”\n\nhısımlara gelen mektuplarda\ngönül verdiği, \n\thısımının yeni yetişen yakınına\n“-emmiyin gızını bana öğredivisen ya\n\takraba olalım olum”\nya da bir paket içinde \nbir mektup eşliğinde; \nboncuk, tarak, ayna\ngelecek bir tel saç karşılığında\n\n“altın kemerin olayım\ndola beni bel yerine\nsaçından bir tel versene\nkoklayayın gül yerine ”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halil Mutlu",
        "poet": "Vedat Sadioğlu",
        "poem": "\n\n1973’te başladı bu hikâye\nBulgaristan’ın Kırcaali şehrinde\n10 yaşında girdi haltere\nHalil Mutlu’dan bahsediyorum size\n\n1989’da Türkiye’ye göç etti\nO bir Türk, Balkan Türkü\nYüreğinde Türkiye, içinde spor azmi\n Halil Mutlu, gönüllerin haltercisi\n\nHalil Mutlu, ‘küçük dev adam’\nKazandığı madalyalarla şampiyon\nKırdığı rekorlarla tarih yazan\nHalil Mutlu, Türk bayrağını dalgalandıran\n\nAvrupa’da, dünyada, olimpiyatlarda\nKendi ağırlığının 3 katını kaldıran\n20’den fazla rekoruyla ‘Dinamo’ lakabı alan\nHalil Mutlu, ‘yaşayan bir efsane’ adam \n\nHem Bulgarı, hem dünyayı yendi\nNaim Süleymanoğlu’nu örnek edindi\nTürkün gücünü dünyaya gösterdi\nHalil Mutlu, dünya şampiyonu halterci\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halılar Serelim",
        "poet": "İlhan Kolak",
        "poem": "\n\nyollarına kırmızı halılarmı sermek gerekir \ngelmen için \noysa biz ne kırmızı halıları \nreddetmiştik senin için\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halil Şakir’e",
        "poet": "Mehmed İhsan Uslu",
        "poem": "\n\n♥ Muhterem Şair Halil Şakir Taşçıoğlu’na…\n\nAntalya’nın evladı\nHalil Şâkir efendim.\nŞiir gibidir adı\nHalil Şakir efendim.\n\nŞükürdür onun işi\nŞükür her şeyin başı\nBir peygamber adaşı (1) \nHalil Şakir efendim.\n\nŞükür ona gıdadır\nHak yoluna fedadır\nİsmiyle müsemmadır\nHalil Şakir kardeşim.\n\nHatırla İbrahim’i (2) \nBir çok sırrın mahremi\nBize dua et emi\nHalil Şakir kardeşim…\n\n17\tOcak 2008\n09 Muharrem 1429 H.\n\n(1)  Büyük Peygamber, Ümmet-i Muhammed’in  manevi babası Halil İbrahim     Aleyhisselam.\n(2)  Halil-ullah (Allahın Dostu)  Halil İbrahim Aleyhisselam.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halilim",
        "poet": "Halil İbrahim Yıldız",
        "poem": "\n\nÖyle bir oturmuş sankinim bakan\nGönlüne taht kuran, olmuştur yakan\nDostluğu bulunur, yürekten akan\nHalilim Halilim Üstad Halilim.\n\nKalbinde çok sevgi barınır bilin\nNice çirkinlikler, arınır bilin\nSıcacık yürekler, sarınır bilin\nHalilim Halilim Üstad Halilim.\n\nYarenim diyorki o candan arkadaş\nO’dur her nefeste, o’ bana yoldaş\nYeri geldiğinde olur bin kardaş\nHalilim Halilim Üstad Halilim.\n\nNe mutlu kalemim onu yazıyor\nSözlerle bir güzel resmin çiziyor\nBilsin ki, nice gönüllerde geziyor\nHalilim Halilim Üstad Halilim.\n\nAdalet kalemi almış eline\nAnzeri ve balı koymuş diline\nSeni’ de katmıştır, şiir seline\nHalilim Halilim Üstad Halilim.\n\nŞair: ADALET PELİT'\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halil (ben ve akrostiş)",
        "poet": "Halil Müftüoğlu",
        "poem": "\n\nHani bazı hayaller aniden gerçekleşir,\nAvuç açıp göklere bir çok dua dilenir.\nLetafet duygularla ruhum her an bezenir,\nİnsanı sıksa bile başlayan sorumluluk.,\nLakin huzur içinde sonsuzluğa yolculuk.\n\n08.08.1997\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halil İbrahim Sofrası! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nŞükür; HER BİR İNSANA \"BUYUR! .\" Diyebilmeyi Öğrendik ve Muhafaza Edeceğiz Yine İNŞALLAH SOFRAMIZI! . Kuru Ekmek Kavgası Veren Halkımızı DİNLEMELİYİZ! . AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ YÖNETİMİ DE DİNLEYECEK İNŞALLAH, KURU EKMEK KAVGASI VEREN HALKLARI! . SÜPER GÜÇ AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ YÖNETİMİNE, SÜPER ANLAMA BECERİSİ DİLER ve HATALARIMIZI BİR YERDEN DÜZELTMEYE ÇALIŞALIM İNŞALLAH! . HER İNSANIN ANLAYIŞINA VERİMLİLİK DİLER; HALİL İBRAHİM SOFRASI, DOSTLUKLARA GÜVEN VEREN BİR KONUMDADIR ve GÜVEN HER ALEMDE, DAİMA MUHAFAZA EDİLEBİLSİN İNŞALLAH! .\n\nKENDİMİZDE GÖRMEK İSTEDİĞİMİZİ; DOST OLABİLME ve DOSTLUĞU MUHAFAZA EDEBİLME UMUDUYLA, CÖMERTÇE DİLEYEBİLEN SAMİMİ DUYARLILIKLARDAYIZ YİNE BUGÜN! . SOFRA DENETİMİ BENİM KONTROLÜMDE DEĞİLDİR, SOFRAMIZ; BÜYÜKLERİMİZİN DENETİMİNDEDİR! . BÜYÜKLERİMİN KESTİĞİNİ YEMEK BENİM GÖREVİMDİR! . BU \"KESİLENİ YEMEK\" FİKRİNİ ANNEMDEN ÖĞRENMİŞTİM! .\n\nDOSTLUĞUN TEBESSÜMÜ DAİMİ OLUVERSİN İNŞALLAH! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halil Bey’e",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nTek harf dahi konuşsam susturuveriyorsun,\nAğzımdan bir laf çıksa, derhal saldırıyorsun…\n\nHer lafımın içinden, dev mana arıyorsun,\nAleyhte şer arayıp, sonra korkutuyorsun…\n\nBiz anlaşamıyoruz yan yana gelemeyiz,\nÖnyargıların büyük, seninle tedirginiz…\n\nYıldızlarımız mı ters çok öfkeleniyorsun,\nKalbim küt küt atıyorken tehdit ediyorsun…\n\nYüksek sesle bağırıp, susmamı söylüyorsun,\nHiçbir şey konuşmadım, neden korkutuyorsun? \n\nEv ev telefon ettin, sarstın itibarımı,\nMahallemde dolaştın, yalanladın şahsımı…\n\nCevap dahi vermedim, münafık bir dostuna,\nSavunmadım şahsımı, kızmadım da şahsına…\n\n(2014)\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hâlim",
        "poet": "Ali Adnan Mümin",
        "poem": "\n\nHer gün bir başka endişe,bir başka vehim,\nSanki bir kenara atılmışım,çöllerdeyim.\n\nUçsuz bucaksız bir boşluk içinde varlığım\nBirşey arıyorum,bilmem ne vakit bulacağım.\n\nLakin karşımda bir engel buldum adı nefsmiş.\nO nefski doğruyu bulmada yolumu kesmiş.\n\nBu engeller yordu beni bîtap bir hâldeyim.\nYok! Bırakmam bu yolu Hakk'a esen yeldeyim...\n\nKafam çatlayacak gibi; bu nasıl bir sızı? \nLakin buldum bana deva olacak yıldızı.\n\nEn parlak yıldızdırki o menşeinde Hakk var.\nGitme uzağa hakikat Islam denen diyar.\n\nBu yıldızı söndürmeye çalışmayın sakın.\nBilinki sönmez bu hakikate giden akın...\n\nBir yol gösterin bana nasıl ulaşırım ben? \nNe yapar da layık olur Mevla'ya bu beden? \n\nTek derdim bu şimdilerde sakın birşey deme.\nBu dertle yanmak yakışır sefil bedenime.\n\nMademki doğru yoldayım,bulacağım elbet.\nBilirimki bende Islam'dır tek istikamet.\n\nUyandım kâbusumdan, aklımda tek bir fikir; \nO fikri haykırmak gerek aleme; Allah Bir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halim Arz Edeyim",
        "poet": "Meluli",
        "poem": "\n\nHalim arz edeyim aziz yoldaşım\nGün be gün artıyor derdim vallahi\nŞeker ile baldan leziz yoldaşım\nOlmuşum Mecnun'dan beter vallahi\n\nFerhat gibi dağı yarasım geldi\nVarıp Şirin'imi göresim geldi\nTaşın toprağına yüzüm süresim geldi\nDost eli gözüme tüter vallahi\n\nBaykuşu olmuşum gurbet yurdunun\nMevlam vermesin başa kuşun kurdunun\nAyrılık yoksulluk ölüm derdinin\nDikeni bağrıma batar vallahi\n\nMeluli'm hasretlik bu iyi canana\nMevlam ne verirse razıyım ona\nŞikayet olmasın ol kerem kana\nBu kadar da cefa yeter vallahi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halim kalmadı",
        "poet": "Ferit Battal",
        "poem": "\n\nYıkıp viran etme, gönül köşkümü \nArtık gam çekecek, halim kalmadı\nBir yabana satma, benim aşkımı \nArtık yaş dökecek, halim kalmadı \n\nKaldır anlındaki, zülfün telini \nBana reva görme,elin gülüni\nÇekme bu gönlümden, sevda yelini\nArtık gam çekecek, halim kalmadı \n\nTek bir gül sevmiştim, ettin hediye\nAğlamamı boş say,sızlamam niye\nDağları dost ettim,yar diye diye \nArtık yaşı dökecek, halim kalmadı \n\nBu nebicim sevda ne biçim duygu\nKuldan şüphelendim kalp doldu kayğı \nDosta can verene kalmadı saygı \nArtık gam çekecek, halim kalmadı \n\nkaygı.... Üzüntü, endişe duyulan düşünce, tasa \n\nREVA... f. Lâyık, uygun. Meydana gelmek. * Gidici.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halimi Kimse Bilmez",
        "poet": "Ali Tırnaksız",
        "poem": "\n\nHasta düştüm kimsem gelmez\nHalimi hatırımı sormaz\nHasta oldum gözüm görmez\nNe haldeyim ne haldeyim\n\nOğlum kızım beni bakmaz\nİyi olan burda yatmaz\nOğlum beni niçin bakmaz\nNe haldeyim ne haldeyim\n\nHasta oldum elim tutmaz\nDoktorlar beni iyi etmez\nYatma ile bu gün bitmez\nNe haldeyim ne haldeyim\n\nSöyleyin oğluma gelsin\nAnnesi saçını yolsun\nKızım durmasın gelsin\nNe haldeyim ne haldeyim\n\nYaşımı sorarsan altmış\nGençlik bizden gitmiş\nBir de baktım ömür bitmiş\nNe haldeyim ne haldeyim\n\nGel gör beni ne hal oldum\nÇaresiz dertleri buldum\nHer zaman ağladım ne zaman güldüm\nNe haldeyim ne haldeyim\n\nHastalandım bir gün gülmem\nBu derdime ilaç bulmam\nÇekiyorum niçin ölmem\nNe haldeyim ne haldeyim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halim Ne Olacak",
        "poet": "Hüseyin Çelik",
        "poem": "\n\nBir zemheri ayazı ben anamdan doğmuşum\nDoğar doğmaz ağlamış hemencik yorulmuşum\nGarip kalmışım yuvada dünyadan usanmışım\nSöyle anam ne zaman bahtım açık kalacak \nBöyle gurbet ellerde söyle halim ne olacak \n\nÜzülmemek elde değil gurbet yedi bitirdi\nBir sevdiğim varidi zalim aldı götürdü\nBir yaralı sinem var oda beni bitirdi \nSöyle anam ne zaman bahtım açık kalacak \nBöyle gurbet ellerde söyle halim ne olacak \n\nNe kardeşim arıyor ne soranım var benim\nBütün dertler yüklenmiş arsız gönlüm var benim\nGözlerim görmez oldu dilim dönmez vay benim \nSöyle anam ne zaman bahtım açık kalacak,\nBöyle gurbet ellerde söyle halim ne olacak\n\nHasret kaldım yüzüne yarim sensiz olmuyor\nŞefkatsiz bir ortamda anam sensiz olmuyor \nZalim felek durmadan bana acı veriyor \nSöyle anam ne zaman bahtım açık kalacak \nBöyle gurbet ellerde söyle halim ne olacak \n\nMemleket havasını çoktan özlemişim ben\nAnam babam gelir diye yollar gözlemişim ben \nVirane olmuş gönül hayattan bıkmışım ben\nSöyle anam ne zaman bahtım açık kalacak \nBöyle gurbet ellerde söyle halim ne olacak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halimi Sormayın",
        "poet": "Ercan Gündüz",
        "poem": "\n\nBilinen meçhule aşık olmuşum\nDert ile keder ile düşünceyle dolmuşum\nMerak etmeyin beni nerde ne olmuşum\nRicam var sizlerden sormayın halimi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halimiz",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nİnsan umursamaz, telâş alemde! .. \nHaksız haklı olmuş,mazlum elemde…\nFitne,fesat sarmış, dört bir yanını! .. \nTek hatıra kalmış kırık, kalemde.\n\n     22.01.2007 Gebze\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halimiz…",
        "poet": "Birol İşcan",
        "poem": "\n\nSevgili dostum haber uçurmuşsun \nBir arkadaştan. en incesinden, \nSitem etmişsin bu gariban halimize.\nBirde güzel sual etmişsin virane benliğimize\n\nDemişsin ki sufiler ne zaman bıraktı \nYanında ki can ı, arar olmuşlar,\nŞişelerde rüyalarda şiirlerde aşkı.\nBu temiz soframızdan kalkıpta\nBilmez olmuşlar halleri arapsaçı.\n\nCevap vermek istemekteyim sualinize \nLakin halim  hiç tamam olmadı,\nAşkın görünmez batıni yollarıda varmış,\nSen sormasan da halimiz nicedir nice..\n\nSevgili dostum siz sevgiliyle \nSevdikleriniz ile kalınız lakin, \nBir çif kara göze memur olmakmış halimiz.\nYinede sitem etmeyiniz bilinmezdir \nAşk. bazen birmiş, bazen binlerce.\n\nYinede unutmadık unutmayacağız \nBu şerefli öğüdünüzü siz söylemiştiniz\nHani bizde o sese kulak verdik ona inandık.\nDiyorum k,i üstadın dediği gibidir aşkın bir yanı.\nYaradılanı sevdik diyorum efendim \nHerkesi seven kucaklayan yaradandan ötürü…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halimiz",
        "poet": "Engin Yüksel",
        "poem": "\n\nHey gözünü sevdiğim deniz\nKadın gibisin bu gece\nDalgalısın\nYumuşak ve sessiz\nGündüz başkasın\nGece bambaşka\nDüşmüşüm bu aşka\nSen deniz\nBen deniz\nNe olacak bizim bu halimiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâlimiz",
        "poet": "Yılmaz Aybar",
        "poem": "\n\nRivayet odur ki, “Elhamdülillâh\nYüzde doksandokuzumuz Müslüman! ”\nPeki, bu hâl böyle nasıl oluyor? \nÜlkedeki bunca pislik-kötülük,\nBunca yalan-dolan-soygun ve talan\nHep yüzde bir’den mi kaynaklanıyor? .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halimiz",
        "poet": "Necip Fazıl Kısakürek",
        "poem": "\n\nNedir Allah’ım nedir bu diyarin şu hali? \nBezginlikten ruhunu kaybetmiş bir ahali; \n\nVe bir mecnun idare,tam da hastahanelik...\nÖyle davranışlar ki,destanlık,efsanelik...\n\nNe bilgi,ne düşünce,ne gelenek,ne nizam; \nAnladıkları tek şey,zam ve zam üstüne zam.\n\nBinada mukavemet hesabı var bilmezler; \nÖnün uçurum dersin,eğil bak,eğilmezler.\n\nResmi geliri dört ise,gideri kırk,aile\nAhlaki-iktisadi,bu ne biçim haile? \n\nİş mi; kullanılamaz insan gücünü ihraç! \nMilli aczi satarak elde edilen haraç...\n\nBu iş,gavurdan,milli acze kira istemek; \nBen bir beygir gücüyüm,onu sen kullan, demek! \n\nÜstelik,gelen para küflendikçe kasada; \nBataklıkla kuraklık, yanyana piyasada.\n\nHabire enflasyonla sağlanan ödemeler; \nVe üstelik, bu vatan kalkınıyor, demeler...\n\nBir deli ki,avlanır,güya giderken ava; \nAğız yolunu bilemez kaşık çalar pilava.\n\nHepsinden baskını şu:Particilik gayreti! \nKahramanları sahte,dünyaları iğreti.\n\nAlternatif, paralel,boş kelimelerden sis; \nHeposinde “ben”davası; aşk ölü,vicdan hasis\n\nMehmetçiğin sırtından birbirini gammazlar; \nKıbrıs’ta köprü kurar,hükümet kuaramazlar! \n\nKurt,kuzuve ot nasıl geçirilir karşıya? \nOy boncuğu sürmenin tam zamanı çarşıya.\n\nBütün hesapları bu,bütün kaygıları bu! ..\nVe rejim ellerinde el sürülmez bir tabu.\n\nÖrter de toprak saçıp köpek kazuratını,\nGezdirir mini etek köpeklik beraatını.\n\nİslam’a serbest olan,camilerde mahpusluk; \nİman,fikir,ruh,lisan,suyu kesilmiş musluk.\n\nKalpleri dinler sağır,kılavuzluk eder kör; \nDindara çağ dışı der,çağı bilmez profösör...\n\nRuhsal,parasal,soyut,boyut,yaşam,eğilim...\nYa bunlar türkçe değil,yahut ben türk değilim! \n\nOysa halis türk benim,bunlar işgalcilerim; \nAllah türke acısın,yalnız bunu dilerim.\n\n1973\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halimiz",
        "poet": "Arif Altunbaş",
        "poem": "\n\nKaranlığa karşıdır mücadelemiz\nBunun için sürgünüz biz diyar diyar\nBaşı arşa değen bizim kalemiz\nÖnderimiz peygamber Allah ise yar\n\nTalip olduk işte böyle bir yüke\nAsla sönmez bizim de meşalemiz\nİsyanlara dönüşünce bir öfke\nCoşkun nehirlere benzer halimiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halimiz Bu Ankara",
        "poet": "İlhami Gelen",
        "poem": "\n\nÇocukluğunda kaldı onun eşref saati\nAnkara’ya gidince geldi eşek saati\nKuş gitti taşa değdi, baş gitti arşa değdi\nArdından şakşakçılar mebusum yaşa dedi\n\nMüderrislik unvanı güdemez bir kervanı\nÖküz diye koyarsan dövemez ki harmanı,\nİşleri afra-tafra yakışır ona hara\nDuysun bizi Ankara koy önüne samanı\n\nİnadı ki ne inat merkepte yok bu inat\nDevlet kurtaracakmış sözüm ona malum zat\nYaz ortasında saman çok daha eder para\nDinle bizi Ankara işte budur hakikat\n\nGündüzümüz hep kara gecemizde kapkara\nKimden bu bela bize ey keşmekeş Ankara\nHalk dizini dövmekte vicdan sızı çekmekte\nDüşürdü bizi dara meydandaki maskara\n\nSabrımız dibe vurdu içimizde bir yara\nMemleket kaç yıl daha düşünür kara kara\nİşleri yalan dolan ayrımcılık kayırma\nAllah’ım bize güç ver halimiz bu Ankara.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halımızı Bilen Olmadı",
        "poet": "Refik Kutlu Kul Refikî",
        "poem": "\n\nYoksul idik görmediler halımı\nHasta idik sarmadılar yaramı\nYolcu idik bağladılar yolumu\nBizim halimizden bilin olmadı\n\nGeldik şu dünya dar oldu bize\nÖlüm verdi yaktı sır oldu bize\nBaharı görmedik kış oldu bize\nBizim halimizden bilin olmadı\n\nGezemedik derman yoktu dizlerde\nGöremedik fer kalmadı gözlerde\nHep ağladık izler kaldı yüzlerde\nBizim halimizden bilin olmadı\n\nHastalıklar çaresizlik çok idi\nKalpte delik tedavisi yok idi\nKutlu refik ne hayalim var idi\nHasta halimizden bilin olmadı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halimizi Anlayan ÂLEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH’IMIZ UMUT VERSİN KALPLERİMİZE! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nMAŞALLAH; HER YURDUMUZ İNSANINDA BİR İDEAL! . BENİMKİSİ; YEDİ SENE BEKLEME! .\n\nMazlum Halkımız; YETMİŞ DÖRT MİLYONLA BEREBER: BENDE VATANIMIZ İÇİN VARIM! .\nAŞKI; BİR AĞACIM KOYU GÖLGESİNDE KALEME ALALIM: BÜYÜSÜN BAŞARIYA İNANÇLAR! .\nŞakı Dolu Sanatımızın Motivasyonu ile; KÖYLÜLERİMİZİN: AZİMLİ ÇALIŞMALARI! .\nAtan ŞAFAĞIN VERİMLİLİĞİNDE; YİNE YETMİŞ DÖRT MİLYON TEK YÜREK, TEK BİLEK! .\nLAKAYT KALMADILAR AŞKA; Her Bir Yurdumuz İnsanı: Kendi Gerçeğini Haykırdı! .\nLayık Olacağız; DÜNDEN GETİRİLMİŞ İZLERE: YETMİŞ DÖRT MİLYON: AŞKLA YÜKLÜ! .\nArzuhalim: KIRK PALMİYE ile YEDİ SENE SONRASINA ERİŞEBİLSEM AŞK İÇERSİNDE! .\nHalimizi Anlayan ÂLEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH’IMIZ UMUT VERSİN KALPLERİMİZE! .\n\n{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 05 Ocak 2012 Perşembe 09:09:46 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halisten Melikeye",
        "poet": "Vahdet Mehmet Güneş",
        "poem": "\n\nHayalimdeki sevgili Diyarbakır 'dan\nVuslat şehrinde orkideli evimde\nAfrika sarmaşığıdan daha kalın\nBütünleşmişiz renk dünyasında \nİki sonsuzluk arasında  abanmışım  aşk merdiveni gibi\nBitkin düşmüş nefesimiz\nBir aşk terennümünün ateşinde\nKavuniçi rengi leylak pembesi\nHaleden daha geniş kuşatıyor ikimizi\nHayatın dokusunda ihtivası\nAhenk içinde coşkuyla \nAşkımızın esrimeli nağmeleri\nDönerek kanatlandı gökyüzüne\nLimon ağaçları gül defneleri köknar rayihası gelince\nKadife kefene giriyor kalbimiz\nEfsane aynaların gümüş deseninde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halimizin Aynası",
        "poet": "Turgut Yıldızan",
        "poem": "\n\nNasılsınız, nasıl olabilirsiniz? \nİyi diyelim iyi olsun arkadaş.\nBu hallere nasıl geldik bilirsiniz\nHalimiz bu mektuba dolsun arkadaş.\n\nOlmayacak duaya amin demişiz\nYalvarmak için kapı kapı gezmişiz\nOnur gurur şeref...ne varsa ezmişiz\nArayan bu mektuptan bulsun arkadaş.\n\nKardeşimiz inler boynu bükük,\nKomşumuzda yangın,sırtımız dönük,\nAziz milletimin hayalleri sönük\nMuştular bu mektupta gülsün arkadaş.\n\nKörüklenen kavgayla sarsılır vatan,\nSaltanat sürüyor memleketi satan,\nKendine gel artık ömür boyu yatan\nIzdırap bu mektupta kalsın arkadaş.\n\nHakk'a emanet olun,sıhhatle dolun,\nBirlik beraberliğe çıkmalı yolun,\nÇirkinlik uzak olsun,güzellik bulun\nDostluklar bu mektuba dolsun arkadaş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haline",
        "poet": "Yunus Akkale",
        "poem": "\n\nŞikâyeti bırak, yapış işine\nBugün ayaktasın şükür haline\nHer kul tek giderde; kendi başına\nSabır et ayakta yürür haline\n\nDüşün duruver, yatağa çakılı\nAltın olsa ne yazar, dere çakılı\nServet değil, herkes verir akılı\nKaderin cilvesi tükür haline\n\nBir konak yaptır, çok olsun odası\nDüzenle için, son olsun modası\nHavuzlu çeşmesi, tatil adası\nSonradan görmüşler büyür haline\n\nDağları düşün hep, düzlüğe göre\nİnsanı bağlar içindeki töre\nGüneş doğmaz bilin, gönülden köre\nSevabı, günahı özür haline\n\nBütün mahlûkun; var iken bir sırrı\nİbret alsa bundan körü, sağırı\nHatır gönül bilmez berbat ahiri\nAllah’ı tespih et, zikir haline                                               \n\n24 Kasım 2007-Kahramanmaraş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk Dili",
        "poet": "Kamil At",
        "poem": "\n\nBeni yaz, kendini yaz, ama yaz\nÖnünde ayna olsun, günü neci\nİnsanları anlat, gerçekçe biraz\nİşçi yoksuldur bilmez ki cici bici.\n\nDünyanın gözü bak nerde kaldık\nÇukurda cennet diye bunaldık\nİnsan aynayı öper yüze daldık\nYaz, yaz fakat olmaz öğretici.\n\nBen anlamam kaba kötü dilden\nSözüm herkese ama gönülden\nAşkı anlat kimi sanmış külden\nGümbür geçer farksız tenekeci.\n\nKamil halk beni anlar ne güzel \nYönünü bilir boşa konmaz el\nİnsan buz, çok soğuk kalır buz el\nBilirsin halk bilir kim öcü öcü.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk Devlete Küserse…",
        "poet": "Kazım Karagöz",
        "poem": "\n\nHalkın dinine düşman nasıl ki oluyorda? \nHalk devletine küser birlik mi olur orda!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk Böyle İstiyor Oğlum",
        "poet": "Ahmet Selçuk İlkan",
        "poem": "\n\n\nHalk Böyle İstiyor Oğlum! ...\n\n\t\t   'Bir babanın doğum gününde \n                                   oğluna mektubudur... Görülmüştür'\n\nSevgili oğlum\nBugün tam on yedi yaşındasın\nGörüyorum ki artık\nHer şeyin farkındasın\nAma ne zaman ararsam seni\nYa diskoda\nYa barda\nYa da televizyon karşısındasın\n\nHaklısın oğlum\nDevir artık bu devir\nSen de çemberini çağına göre çevir\nSenin neyine\nResim roman şiir\nSenin neyine\nSanat vesair\nNe diyor meşhur televizyon büyükleri\nVur patlasın çal oynasın\nDevir artık bu devir\n\nNasılsa\nSon düğmesi de koptu insanlığın\nVefa can çekişiyor arka sokaklarda\nUmut mendil sallıyor giden trenlerin ardından\nOnur, adres arıyor mezarlıklarda\nDostluklar çöp tenekelerinde sahipsiz\nVe anahtar teslimi aşklar satılık köşe başlarında\nHem de üç kuruş mutluluklara...\n\nAma sen de haklısın\nSana mı kaldı\nKurtarmak vatanı\nSana mı kaldı\nUyandırmak yatanı\nSana mı kaldı\nDuvara yapıştırmak\nBu memleketi satanı\nAnasını ağlatanı....\n\nGel gör ki oğlum\nSenin de kurtuluşun yok bu gidişten\nNe etsen- ne yapsan\nBir düğün\nBir bayram\nBir lale devri\nHangi ekrana baksan\n\nKim kiminle evleniyor\nKim kiminle çıldırıyor\nKim kime daldan dala\nGelinim olur musun diyor\n\nKimisi sahte gelin\nKimisi zengin bir prens\nKimisi de insanlıktan bir yudum bir nefes\nBekliyor da bekliyor \n\nBak her gün ayrı bir kanalda\nBambaşka bir 'ünlüler çiftliği'\nHer kanalda şöhret olmanın dayanılmaz hafifliği\nVe işte böyle\nPazara dökülüyor bir bir\nHerkesin yumak yumak ipliği\nYıllar var ki oğlum\nBirileri işte\nBizi hep böyle gözetliyor...\nVe sen de görüyorsun ki\nBu sahneler \nBizi ne de güzel özetliyor\n\nKimin umurunda yarınlar\nKimin umurunda çocuklar\nKimin umurunda bu isyankar çığlıklar\nBir kavgadır\nBir yarıştır\nBir rezalettir gidiyor.\nKime sorsan\nCevaplar dünden hazır\nHalk böyle istiyor oğlum\nHalk böyle istiyor\nGel gör ki\nBir reyting uğruna\nNe 'güneşler batıyor' oğlum\nNe  güneşler batıyor....\n\n\t\tAhmet Selçuk İLKAN\n\n“yeni çıkacak son şiir kitabından”\t\nwww.ahmetselcukilkan.net\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk Eğitim Merkezi",
        "poet": "İbrahim Alaattin Ateş",
        "poem": "\n\nHalkı eğitmektir asli görevin\nGerçek budur Halk Eğitim Merkezi\nKurs açarsın cahil kalmaz bir yerde\nÖğretensin Halk Eğitim Merkezi\n\nEn ücra köylere açarsın kurslar\nHocalar köylüye veriyor dersler\nYaptığın hizmetten memnun herkesler\nÇalışkansın Halk Eğitim Merkezi\n\nMakasın tezgahın kirkitin var\nÇözgüler tezgahı sıkıca sarar\nMakas kırpıntıyı kesmeye yarar\nHalıcısın Halk Eğitim Merkezi\n\nTrikotaj kursu örgü içindir\nÖrülen kazaklar biçim biçimdir\nDokuyup öğrenmek geçim içindir\nDokutursun Halk Eğitim Merkezi\n\nKurs açılmış lazım çift en hassası\nKıza göre hava hoş, yoktur tasası\nPara yoksa nerden alsın babası\nMasraflısın Halk Eğitim Merkezi\n\nPastaların malzemesi tastadır\nHer sergide ikram neden pastadır\nMalzemeyi alan beyler yastadır\nYapma bunu, Halk Eğitim Merkezi\n\nTuzsuz gelen yemeklerin yok tadı\nBunları öğretmek sizindir tabi\nKocalar karıyı dövmeden haydi\nAman yetiş, Halk Eğitim Merkezi\n\nBilmem satırlarda hata ettim mi? \nHalep yakın iken Şam’a gittim mi? \nAciz sözlerimle tenkit ettim mi? \nAffet beni Halk Eğitim Merkezi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk Eğitim Sergisi",
        "poet": "Rıdvan Yamuç",
        "poem": "\n\nGöz nurları bir bir şekil alıyor\nBakanların gönlünü okşuyor\nNurlu ellerde maharet segiliyor\nMaharetlerde paraya dönüşüyor\n\nDesenlere hayran olmak lazım \nİlmekleri saymak lazım\nSabırları ölçmek lazım\nYapanlara teşekkür etmek lazım\n\nAteş olan yerden duman çıkmıyor\nMücadelede de başarı oluyor\nİpliklerede gönülden canlılık veriliyor\nRıdvan Yamuç da saygılar sevgiler sunuyor\n                                              20,06,2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk Eğitimi Marşı",
        "poet": "Muhsin Durucan",
        "poem": "\n\nAşkla hizmet görevinde ülkemizin her yeri\nOkuyan da yazan da üreten de hep umutlu\nEğitimciyiz, 'Halk Okulu' bu yurdun her yeri\nDüşüncem bu, bu nedenle çok mutluyum, çok mutlu\n\nBilgiyi, beceriyi ' Halk Eğitimi ' dağıtır \nBir hoş yankı, aygıtlarla tüm yöreye yayılır \nYurttaş eğitilirse ancak yokluktan sıyrılır \nDüşüncem bu, bu nedenle umutluyum umutlu. \n\nDoğrultumuz hep ileri, atamızın yoludur \nRaflar ve dolaplar eğitici yayın doludur \nSalon dolu, gözler özenle karşıya doğrulur \nBen mutluyum, sen mutlusun, besbelli ki o mutlu. \n\nÖbek öbek birleşir, kooperatif kurarız \nKurslar açar, çağımızın akışına uyarız \nEl emeği ve göz nurundan sergiler açarız \nHalk inceler, gelen gezer, biz geride çok mutlu. \n\nFolklor, spor, müzik, çıraklık ve yayın işimiz \nAmacımız hizmet etmek, insandır kimliğimiz \nHizmetin alan alan yayılması dileğimiz \nDüşüncem bu, bu nedenle çok mutluyum, çok mutlu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk Eğitim Merkezleri",
        "poet": "Sırrı Arpaç",
        "poem": "\n\nAmaçları hep bellidir\nHalk Eğitim Merkezleri\nÇağdaş eğitim yeridir\nHalk Eğitim Merkezleri\n\nÖrgü, dantel var beş şişi\nSorulmaz kimsenin yaşı\nSanatıdır iplik işi\nHalk Eğitim Merkezleri\n\nYapar alan çalişması,\nElsanatlarının hassı,\nKolye,yüzük ve küpesi\nHalk Eğitim Merkezleri\n\nDüzenli yaparlar ayar\nYabancı dil bilgisayar\nTüm topluma hemen yayar\nHalk Eğitim Merkezleri\n\nKatılırlar nice bini\nBitmez hiç kursların sonu\nPedikürü epilasyonu\nHalk Eğitim Merkezleri\n\nKurar ekibi takımı\nBilir uzağı yakını\nGüzel olur cilt bakımı\nHalk Eğitim Merkezleri,\n\nDüşkündür değildir rahata\nDikkatlidir yapmaz hata\nÖnem verirler sanata\nHalk eğitim merkezleri\n\nBelli değil bahar yazı,\nÇekilmez güzelin nazı\nÖğretirler gitar, sazı\nHalk eğitim merkezleri\n\nSırrı derki, size  selam,\nBunu bilir dünya alem,\nAnne çocuk benim ailem,\nHalk Eğitim Merkezleri.\n          Sırrı ARPAÇ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk İçin Mi Sanat; Sanat İçin Mi Sanat? Yanılsaması 3",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nSanatın çok genel ve panoramik, iki bölümlük anlatımından sonra, şimdi de, biraz daha özele yaklaşan, tarihselliğini içeren bir devam yazı ile çalışmayı bitireceğim. \n\nİnsanın nesnelle, doğa ile bir ilişkisi vardır. İşte insanın doğa ile nesnelite ile kurduğu bu ilişki, sanattır bu da üretimdir.\n\nEstetik oluş bu ilişkinin gereğidir. Yani insanın, özneden bağımsız olan, usla nesnel gerçeklikler arasındaki etkileme ve etkilenme estetiksel ilişkiye, sanat diyebiliriz.\n\nGerçeklikte en temel olan nesnelin, estetiksel olarak yeniden kurgulanıp. Ve nesnel gerçeklikte edim ve iş üretilir olmasıdır. \n\nAslında birinci olarak özdeğe ait oluşu gerektiren ve hem de insanının toplumun özdeksel gereksinimleri karşılar olan, üretim birey hünerli niteliğindeki, sanayiye ve zanaata; sanayi ve zanaat dememizin nedeni de bu temeldedir. Sanayide bir prototiplik otomasyonu vardır. Zanaatta de el uzluğu... Ve bunlar bir kalıp üzerine dönüşen kalıplardır. Sanatların güzel sanat ve de sanayisel sanat diye ayrılması; Sanat kavramındaki; sanayilik ve zanaatın yanı sıra tekniklik, teknik oluş anlamı da veren bir kavrayıştır.\n\nTarihsel süreçte sanatın seyri ide egemenlikli Platon'un öykünmeci sanatı, güzellik düşün bilimine (felsefesine)  dayanır. Platon'da sanat, ideaların bir taklididir. Hayali hatırlamaların taklidi olup ki bu da öykünmenin öykünmesi olarak dile getirilir. \n\nAristo'da sanat, elle tutulurluk vaz kılınmış; gerçeğin öykünülmesi olarak değerlendirilir. Ve sanatı tasnif etmiş. Eğitici öğretici sanat, eğlendirici sanat, arıtıcı (saf kılıcı)  sanat diye belirtilirdi. Tabii ki bunlar kendi koşullarında değerlenen kaba sanat anlayışıdır.\n\nRousseou ve diğerlerine (Hegel vs.)  göre; anlatımlı (ifade edici)  sanat anlayışında, “”Duygusal taşkınlık”” anlatımı ile kendinden öncenin, bu güzellik ifadelemesinden, daha ziyade öne çıkan tutum olup, çok önemlidir. Bu anlayışta, taşma, kabarma, taşarlık vardır, önceki anlayışlardaki güzel öykünmeyi değil, güzel anlatımı ele alırlar. Bu sanat anlayışı ister istemez romantizm ve fantezili oluşu ortaya koymuştur. \n\nBuna karşın dinsel sanatta (Hegel gibi) , sanat; saltın, mutlağın, tümel iradenin ürünü sayılmış. Günümüzde de sanatı, bilinçaltı düşünce ve duyguların ürünü olarak, görenler var. Tüm bunlar bilim dışı ve idealist metafizik yaklaşımlardır. \n\nOysa sanat nesnel gerçekliğin; insan bilincinde estetiksel imgeler olarak yansımasıdır. Bu anlayış doğaüstücülüğü işe katmadığı gibi, ne olduğu belirsiz duygulara da, düşüncelere de, yer vermez. Nasıl insanlar eylem kor oluşla; Sanatta biçim ve içerik nasıl birbirinde ayrılmaz ise; sanatta ulusallık ve evren bazlı oluş da somuttur. Başka deyişle, toplumsal üretim aşaması ile belirlenmiş ise, bundan ötürü sanat, nesnelin içeriğinden asla ayrılmaz.\n\nSanatta da bağıntılılık ortaya koyuş vardır. Bunlardan ilk ikili, biçim ve öz, birbirinden ayrılmaz, bağıntılılık var edişlerdir. Sanatla bilim arasındaki fark şöyle tanımlanabilir. Bilim soyutçu olup, nesneli soyut kavramlarla yansıtırken, sanat daha bir elle dokunulur olup nesneli, somut sanat ürünleri ile çalışma olarak yansıtır. Sanat eytişimsel ıralığından dolayı kişileri öke yapar.\n\nTemelde sanat, başlangıç koşullarında sözlü gelenekle, tüm halk yığınlarının, ortaklaşa geliştirdikleri, bir etkinlik olmuştur. Bunun en karekteristik belirleyicisi tüm folklorik faaliyetlerdir (dil, oyunlar, danslar, müzik, gülmeceler, tiyatrolar, destanlar vs.) . Bu da bu tür çalışmaların başlangıcında folklor olması, sanat dallanmasının gayesiz olmamasıdır. Bu halkın (Toplumun)  sanat yaparlığının belgitidir. Her ülkenin folkloru (halk sanatı)  o ülkenin sanatçısına kaynak olmuştur. Bu bile; sanat yapan, halkın folklorik sanat yapışı: “” halk için sanat”” yanılsamaca sının belgitidir.\n\nSanatta biçim ve içerik nasıl birbirinde ayrılmaz ise; sanatta ulusallık ve evrene ait oluş; -somut, soyut sanat- ve duyusalla, düşünsel sanat, bir birinden ayrılamaz. Hiç bir sanat, içinde doğduğu toplum ve coğrafyanın, tarihsel koşulların oluşturduğu dünya görüşünü, yansıtmaktan kurtulamaz. Buna sıkı bağımlıdır ve bu yüzden sanat sınıfsaldır, siyasidir.\n\nBurjuva sanatı bundan ötürü yozlaşmıştır. Sanatın gelişmesi toplumun gelişmesine organik bağlıdır.\n\n“”Sanat için sanat”” anlayışı, sanatın nesnel ve öznel yanını, görmezden gelen idealist felsefenin sözüdür. Bu mantık sanatın özünü ve toplumsal yanını görmezden gelme, yadsıma, küçümsemesidir. Güya “”arı”” sanat diye yutturmaya kalkarlar.\n\nSanat ister istemez insana ussallık dayatır. Buna estetiksel us denir. Estetiksel us, kuramsal usla, uygulayıcı us arasında, bir rabıta (Köprü bağlantı)  kuran, yargı gücüdür. Doğru düşüncenin uygulanmasını güzel bulur! Burada güzel, ereği olmayan erekliliktir! Güzelin ereği kendisidir! Güzel bu yargının nesnesi, erek nesnenin biçimi olduğundan güzeldir! Anlayış öznelliği meydana çıkarılmakta. \n\nYukarıda iki paragrafta görüldüğü gibi, idealist sanat anlayışı aykırılıklar ve saçmalıklar, muğlâk ifadelerle dolu. Bir kere doğru düşünce nedir ki uygulaması güzel olsun? Kendisi güzel ve tam olan erek, değişip dönüşür mü, eylem söz konusu olur mu? Vs. vs... Bunlar mız mız anlatımlardır. Nesnenin etkisi görmezden gelinmiş. Nesnel içeriksizleşmiş. Özne nesne bağlantısı yok olmuş. Özne egemen, ne olduğu belirsiz bir erek egemen spritüel bir anlama. \n\nSanat insanların tasarımlarını başardıkları bir oluşluktur. Estetik son aşamada dünyayı dönüştürme sürecinin yasalarını yakalamadır. İki yanının bağımlılığı göz ardı edilmez. Öznel yan nesnel yandan ayrılmaz ve tek yanlılıkla ele alınıp, koparılmaz. Bu bir birini olumlamadır. Biri olmaz ise öbürü gerçekleşmez. Sanat, üretimin insanca olan doğayı değiştiren etkin emek yanıdır. Estetik yaratıcı emeğin, toplumsal oluşla, bir gereksinmeyi karşılarken, birey olmanın, mutluluğunu aşarak, bizzat yaratıcı mutluluğa ulaşmak diyalektik belirleyişidir. \n\n03.03.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk İçin;  DSP! .  Hak İçin; DSP! . 000.001",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nPAYLAŞIMLA VAR OLDUK ve PAYLAŞIMLA İLERLEYECEĞİZ! .\n{}\n22 Ağustos 2012 Çarşamba 07:46:34\n\nUSTA ve ÇIRAK; MEMLEKETİMİZ İÇİN ADANMIŞ! .\n\nUSTA ve ÇIRAK; VATAN SATHI BÜTÜNLÜĞÜNE ADANMIŞ ve BEN, ELİMDE ve KALBİMDE OLANLA: YURDUMUZA ve YURDUMUZ İNSANLARININ DAİMİ HUZUR ile UMUDU ADINA VAR OLABİLME MÜCADELESİNDE OLABİLMELİYİM! . SAYGILARIMLA! . TEŞEKKÜRLER SAYGIDEĞER SEVGİLİ DOSTLUK! . İYİ Kİ VARSINIZ! . DOSTLUĞUN TEBESSÜMÜ DAİMİ OLUVERSİN İNŞALLAH! . { Düşünce Metni Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 22 Ağustos 2012 Çarşamba 07:52:28 }\n\n******\n\nUSTA ve ÇIRAK; EĞİTİM DİRLİĞİNİN UMUDUDUR! .\n\nUSTA; ÇIRAK YETİŞTİRİR! ÇIRAK; TESLİM EDER BAŞARIYI USTASINA! İNSANLIK EY İNSAN! . İtaatinde Sakınca Olmayan; Değerlerimizin Işığında, Bir Hatıran Olsun: EY İNSAN! . Düşündüren Değil, Çözüm Sunan Paylaşımlarında; BİN BİR TEBESÜMÜN OLSUN EY İNSAN! . TEBESSÜME NEDEN OLACAK ARAYIŞLAR İÇİNDE OL ve de DAİMİLİĞİNİ DÜŞÜNÜVER EY İNSAN! . TEBESSÜMÜNE ADANMIŞ; İNSANI VAR! TEBESSÜMÜNE ADANMIŞ İNSANA; ÇIRAK VAR EY İNSAN! . { Kaleme Alan: Kemal KABCIK / ANTALYA / 29 Şubat 2012 Çarşamba 04:55:21 }\n\n******\n\nERDEM; BAŞARIYI HAK SAHİBİ USTASINA TESLİM EDER! .\n\nErdem Yüklü Olgun İnsan Karakter Donanımına Sahip Öğretmenlerimin Hükmüyle; Varlık Mana Kazanır! . = 000.004 = Öğretmenlerimin Duyarlılık Yüklü Yaklaşımı ile; Hayatımı Muhafazayı Düşünebildim! . ÇOK ŞÜKÜRLER! . Öğrenerek; Hayata Tutunabiliyorum! . Paylaşarak; Hayatıma Mana Katabiliyorum! İyi Ki Var Dostluk! . Şahsi Çıkarlarımı Geride Bırakabilmişsem; İnsan Olma Adına İlk Adımımı Atabilmişimdir! ŞÜKÜRLER! . İlk Adımımın Atımında; Emeği Geçen Tüm Öğretmenlerimize: SEVGİLER ve SAYGILAR! . İYİ Kİ VARSINIZ! . { Kaleme Alan: Kemal KABCIK / ANTALYA / 27 Ağustos 2011 Cumartesi 01:55:47 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk İçin Mi Sanat; Sanat İçin Mi Sanat? Yanılsaması 2",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nBir önceki bölümde, varlığın kendi özelliği gereği, ilişkinlik var ettiği; bu ilişkinliğin insanda sanat koyuş olarak kendini doğaçladığını. Bunların her aşamada, yeni bir ilişkinlik, yeni bir bağ ve bağıntı oluşturduğunu. Bu bağıntının hem temel yapıdan ayrı olmayıp, hem de onlarla aynı olmadığını ve temel yapıya indirgenemez, ıralıklı oluşunu vurgulamıştım. \n\nŞu da, bilimsel düşünüşle, güncelin düşünüşünde ayrı tutulmalı. Nesnelitede “”İçincilik, erekçilik, amaçlılık “” yoktur. Yani hava insanların palto giymesi, hayvanların tüylenmesi İÇİN soğumaz. Aksine insanın palto giymesi, hayvanın tüylenmesi değişen çevre koşullarına, uyma ilişkinlik var edişi nedeni iledir. Yeni çevre koşullarına yeni durumlara, uyma, yeni durumla uyuşmadır. Yani, seçilim ve akıllılıktır. Değişen bir çevre şartına siz, tepki var edip, ilişki koyuyorsunuz. Bu beyinde zaten var, size; akıl, akla göre düzenleme olarak yansıyor. Ve duygu olarak biz ne harika bir düzen diye niteliyoruz. Tabi bu tepki koyuşta yol bir olmadığı nedenle, akılda bir değildi. Kimi yağ depolayarak korunma ilişkisi geliştirdiği gibi, kimi de kış uykusuna yatarak, kimi göçme, kimi de sıcakkanlılık ile uyum tepki ilişkisi, akıllılığı ortaya koyuyordu. \n\nSanat varlıkta bulunan ilişki ve tepki koyuş var olmasının insan nitelikli yanıdır. Genelde insanın davranmaktan kurtulamadığı bir var oluştur. İlişki kurarlılık benin öznelleştirdiği değişme değiştirme ve yorumlama, öndeyi koyma eylemlerini içerir bir çalışma türüdür. \n\nİnsana özgülülükteki tutum ve toplumsallıkta, amaçlılık, özelleşmişlik ve içincilik atıf olunur. Global oluşun küçültülmesi ve kendini sınırlamasıdır bu. O zaman sanat olmaktan çıkar eğitim öğretim türü bir erekçilik içertilir. Ve halk için mi, sanat için mi? anlamsız tartışması konur. Zaten sanatın özü “”içinlik”” içermez. Halk anlasa da, anlamasa da (unutulmasın halk homojinite değildir) , nicelenen varlığın kendini çevreye aksettirişidir, sanat. Ama duygu olarak, ama yaşantı biçimi ihdas ederek. \n\nHalk kavramı; bu sorunun (Sanat, halk için mi?)  özü gereği, tartışma gereği, bir vasatı, (ortalaması)  hatta dahası bilmezliği, rutinin uygulama ve totalde muhafazakârıdır. Gibi bir yargı koyuşunuzu, haksız kılmaz. İster istemez, bir halk anlamazlığını içer tip, halkı anlar kılınır, yapılmak istenmektedir, sanat halk için mi? denerekten. Bu sanatın değil de sanatın bir dalının, öznel konusu olabilir. \n\nÇünkü sanat koyuş şekil ve biçimleri yöntemleri ister istemez dallanmakta. Halkın anlaya bileceği(halktan sanatla ilgisi olmayanları) , özneye ilişkin konular; eğitim ve öğretimin, katkın lığı ile olur. Bir sanat eserini kitleye anlatır, haberdarlığını sağlarsınız, benzer şekilde istifham yorumlatırsınız. Kişinin bilinçlenmediği sürece, anlarlığı olamaz. Çünkü ilgisi yoktur, İlgiyi kendi dilemesi lazım. Halk içinlik bir güdülürlükte ifade eder. Ayrıca sanat, serbestliğin içinde oluşan; çokça da, üretimin, sorun koşula, denk düşeninin seçilmesidir. \n\nO zamanda halk için sanat diye, bir tersten soru ortaya koyuş kendiliğinden ortadan kalkar. Bu sorunsal, halkın bilmezliğine, toplumsal duyarlıkla konmuş bir tepkidir. Sanat, ısmarlanmayan koşullarda, iç yatkınlığının dışsal koşullarla, ajiteleşerek, uyuşturma tepkisi ile çelişik kılan yeteneğini ortaya koyacaktır. \n\nHalk sanatla buluşturulur, sanat ürünleri halka tanıtılabilir. Ama bu halk içincilik deme değildir. Tıpkı bilim koyuşun halk için olmadığı gibi. Sanatta bilimin daha özel ve insan anlama soyutlama gücünün bilim önüne ışıldak tuttuğu bir bilime uygun olabilen tavırdır. Elbette bunun, sanatın halk içini de olur. Bu sanatın halk için olurluğundan ziyade, sistematik eğitim öğretim koşulları ile ilişkilenir. Sanat zaten halkın bir olayıdır. Daha açığı halk tanımındaki kavramsallıkta, parça bütün ilişkisinin, üniteliğin tanımladığı bir aktivitedir. \n\nKonuşmayı bilen, gırtlağını kullanan sesleri mırıldanacaktır. Eğitim düzeyi 3 yılla sınırlı kitleye Mozart'ı dinletemeyeceğimiz açık. Kişi kendini; Mozart dinlemeye, uygun hale ve istekliliğe, getirmeli. Yani halk sanatı anlama zahmeti göstermeli mi? diye soru ortaya konmalı. Bu dahi doğallıkla, tüm halk öğrenmesi gibi, tümel bir zorunluluğu içermez. Ama kişinin yapıcılığı ile birebir ilişkilidir. Yani bir türdeşlik özgürlük değildir. Özgürlük zorunluluğu içerir. Yani bilmemeler olacak ki siz bilgiyi (Sanatı)  ortaya koyacaksınız. Her farklılık çevresel bir zorunluluğa konacak tepki cevap olarak görülmeli. Bunun içindir ki, Newton'luk bir zorunluluğa cevap olurken, İzafiyet teorisine Einstein’ca ulusal kurtuluş savaşı zorunluluğuna, Mustafa Kemal'lik; farklılığı tepki cevap olabilmekte. \n\nSanat halklaştığı zaman yinelenmelik kazanır ve maddi kullanırlık ittihaz eder. Bu da sektör ve piyasalaşma olur. Bu anlamı ile sanat mallaşmıştır. Burada da, bu nesnenin, ortaya konan yapının, ruh taşırlığını anlamak, sanat bilirlik, olabilir. Halkın büyük çoğunluğunun buradaki sanat anlayışı, elbette sanatın pragmatik yarar koyuculuğu, kullanılabilir oluşu olacaktır. \n\nHerkesi çiftçi yapmayacağımıza göre, herkesi çiftçilikten anlar yapmakta ne kadar doğru? Ortamın dayatmasının bir zorunluluğu olunca kişi, o seçimi zaten zorunlu olarak yapacaktır. Kişiler yetilerini toplumda denk düşer olanakların isteminde, kendi tercihleri ve yönelimleri olarak ortaya koymalı ve seçmeli. Bu seçme, bilme ile ve bildiklerinin arasında olmalı. Biz illa sanatı sevdireceğiz mantığı ile halk için sanat yapma lüksünü tüketir olmayacağız. \n\nHalk için mi sanat; sanat için mi sanat? Söylemi iki ön yargıyı temellenmekte.\n\n1-Bu ön yargı üstte de değindiğim gibi, halkın sanat yapamazlığı ve bu konuda ehlileştirilirliği yanılsamasını ön koşul alır. Oysa sanatla halk iç içedir. Herkes kendi sınırlıkları ve potansiyeli içinde ilgi ve ihtiyacına göre yönelim gösterir. Toplumsal etkileşimi de onun özentisi, onun kişisel ilgisi olacaktır. Halk, ya da sanatçı yaşayacak durumda olmalıdırlar (temel gereksinimleri, yeme barınma gibi karşılanır olmalı. Ya da o işte karşılar olmalı)  ki sanat üretsinler. Sanatın belirimi bir yağmurun oluşumu gibi zorunludur. İçinlik taşımaz, yağmurda yararlanmak nasıl kendiliğindenlikse, sanattan yararlanmakta halk için öyle. Nasıl yağmura bent yap diye zorlayamaz isek, senin için sanat yaptım bak, yararlan diyemeyiz. Ki o zaman pazar malı niteliğine düşer. Çok sanat dalının piyasa olma özelliği de vardır. Bu da yaşamını oradan sağlar oluştandır. Sanat bilmeyen kişiler, satın aldıklarının, sonuçlarını da (kullanabilirliğini de) , tıpkı kalbi bilmeden kalbin işlev sonuçlarını, yaşadığı gibi, yaşayacaktır. \n\n2-Ve bu yargı; sanatın belli bir biçimi var demek eş anlamlıdır. Ve bu biçimi tek kendimizin, biliyor olmasını var saymaktır. Yani sanat şudur, şöyle yapılırsa, sanattır; deme ön yargı çelişmesi var eden bir sözdür. Yani sanatla, bir hükmü manevi şahsiyeti var gibi şekillenmek, ona özne nitelik kılmak, tavrını bize var sanılaşır. Ve bu şekle göre, çalışmalarımız görecelilikle ifade olunmaktadır. Tüzel öznelliği olmayan için, içincilik düşünmesi olmaz. \n\nBu erdem için erdem, para için para, gibi saçmalık olur. Ne erdem, erdemden; ne de para paradan yararlanamaz. Üstelik yararlanıp kendini geliştiremezler. Elbet sanatın ruhundan getirdiği gelişmişlikten herkes nasibince (gelişmişlik düzeyince)  yararlanacak. Ama sanattan, sanat yararlanamayacak. Sanat sanatçısını etkileyip; tekrardan, bir eytişimsel bağıntı kurulacak, sanat eseri ile sanatçı ruhlar arasında, bir soyut ve öznel etkileşimin somutlanmasıdır. Halk ise, sanatın bir egemeni gibi nimetinden yararlanacaktır. \n\nOysa sanat, toplumun yaşam tarz ve biçiminin ve biliminin, teknolojinin yorumlanarak ufuk kılınmasıdır. Yani zamanın gelişmesindeki hal ve şekil alışın, bir tartışırlık, bir ufuk açıcılık belki bir aykırılık oluşudur. Bu aykırılık bir önceki toplumsal koşullarının erdemsizlik görülen, ama bugünün şartlarına cevap olabilecek bir alışmanın fark edilip sunulması da olabilir. Böyle bir yol alışta, ortaya konan sonuç sanat eseridir ve orijinaldir. Halkın çekirdek oluşunun bir yönü de, sanatçı yetiştiren bir organizma olmasıdır. Dolaysı ile bu dahi toplumun yaşama koşulunun ortaya koyduğu fevkalade güzel bir yandır.\n\nSanat ısmarlanmaz, sanat uğraştırılarak yapılmaz. Süreçteki gelişme çizgisinin sizi getirdiği doğum yaparlıktır. Yani değişmeleri herkesten önce görüp bu değişime uygun ilişki biçimi ortaya tanımlamaktır. Ve gelişmeci ilericidir. Bu yönü ile ve siyasi söylemi ile. Sanatın temelinin, biyolojik temelden hareketle, toplum ve halk içindeki olgunlaşmanın ve nesnel gelişme düzeyinin, sizde olgunlaştırdığı düşünme, çözüm, öne koyuştur. \n\nO halde siz ancak önceki sanat varlıklarını, halka tanıtarak, sanatın varlığından söz edebilirsiniz. Bunu murat etmişseniz ve: “”halk için sanat”” demeye getirmişseniz ki bu bile, anlatım yanlışlığı taşır. \n\nEğer sanat, sanat için yapılıyorsa (Ki saçma) , halkın anlamazlığı söylenmiş olur. Halk için yapıldığı söylenirse, herkesi bir türden bir homojinite kabul edilmiş sayılır. Ki bu da saçmadır. Yönelim doğal ve nesneldir. İnsanda bu nesnelliği içerdiğine göre yönelimi olmak zorunda. Hiç nedensiz kalkar yürüyüşe çıkarsınız, yolda baygın birini hastaneye yetiştirerek kurtarırsınız. Yürümekteki amacınız, birini kurtarmak olmayan, hiç hayal dahi etmediğiniz bir durumdur. Yol işlevi belirlemiştir. \n\nBu demek değildir ki insan, bilinçli eylem yapamaz. Aksine insanın en temel özelliği, bilinçli amaçlı, soyutlama yaparlığıdır. Bu bilinçlilik dayatılır olmayandır. Demek istenen budur. Çünkü sanatı halk için yaparlık; dayatmayı içerir. Sanat halk ve topluma, kişi insanların, kendi yeteneklerini, olanak olarak, sundukları mahirliktir. Olamın olgulaştırılmasıdır. Toplum gereksinimine ve yeteneğine, ilgi alanına göre bunu seçer. Sanat bu anlamda Orijinal bir duruşun ortaya; bilemediğimiz nedenlere bile, cevap olacak bir duruştur. \n\nHalk sanatı satın aldığı sürece ticarileşir ve sanat, sanat olmaktan uzaklaşma zaafı, devreye girer. Halktan soyutlanması ise, istenen toplumsal gelişmenin gerilemesine ve güdükleşmesine neden olur. Sanatın içinciliği olmaz, ama toplumun içinciliği, erekçiliği olur. Bu da üst yapıyı ve yönetimsel eğitim öğretim süreçlerini ortaya kor. Sanat üretenin kişisel içinciliği olsa da, sanat zorunlu tavırdır, sanatçı da buna ramdır o kadar. Sanat halk dalkavukluğu içermez ki bu sanatın demagojikleşmesi olur. Sanatın içinciliği olmayacağına göre, sanatın topluma sunum uzlaşısı da, eğitim programları denen, bir tezahürün metotları olacak. \n\nİşte bu eğitim metotları, sanatın metodu gibi gösterilip, “”halk için sanat”” söylemi yanlış ve karıştırılarak söylenmiş olur. Sanatla halkın bağıntılılığı ve ilişkinliği vardır. Ama bu ilişki ve bağıntılılık sanatın, bizatihi üretilenin, konusu ve amacı değildir. Halk bireysel ilgi, anlayış ve ihtiyaçlara dağılıp çözülen bir yapı olmakla toplumdan kesin kes ayrılır. İnsanın, toplumun ihtiyaçlarının konusudur sanat. Değilse sanat kendini, toplumun konusu ve toplumun içinliği saymaz, çünkü sanatın kişisel oluşu yoktur. Öyle olunca, “” kendisi için de kendisi, sanat için sanat”” da olmaz. Böylece sanatı tüzel kılan tutumun, saçmalığı ortaya çıkar. \n\nBir ortaya konuşun yararı halkta, arzu ve ihtiyaç olarak benimsenirse, o sanat artık ticarileşir. Bu da toplumsal kullanım yararıdır. Bu sanatın, toplumda ortaya koyacağı yeni bir ilişki biçiminin görevi olmakta. \n\nEğer, eğitim bir sanatsa, halk içinlik, eğitim sanatının konusu olabilir. Buradaki içinlik bizatihi sanatın içinde yoktur. Eğitim öznellik iktiza (işe yararlılık)  ettiğinden, bizatihi içinciliktir. Ama sanat nesneldir. Örneğin yapılardaki sağlamlığı, halk için geliştirmezsiniz, yapısallığın ve çevresel etkilerin (rüzgâr, deprem vs.nin)  size dayatıcı bir zorunluluktur sağlamlık. \n\nSiz bu zorunluluğun, sağlamlığını üretirsiniz. Halk da, bu kullanım koşullarının kendiliğinden doğan yararını (sağlamlığını) , kullanır. İçinlik bu kullanım yararında belirir. Değilse, halktaki eğilim, sanat ufkunun algılaması değildir. Merak ve hayranlığın, bilme olgularını, somut var edişi, algılar olmanın, bir sindirilişi değildir, bu içinlik. Hangimiz bilgi sayarın işleyişini vücuda getirilişini merak edip, bunu gerçekleriz ki. Hatta kaçımız gelişmesine katkı duyarız ki. Sadece kullanım değerini satın alıp, kullanırız; o kadar. Sizin için ticarileşmiş, benim içinde bir kullanım değeri tüketimi oluşmuştur. Şimdilik bu yeterli olmakta.\n\nBu şuna benzer yasaları olan bir toplumdasınızdır, ama yasanın çoğu maddesinde sizin hiç haberiniz yoktur. Esasen o maddelere denk düşen fiilleriniz olmadığı için, yasanın size, içinliği yoktur. Ne ihtiyaç duyarsınız, ne ile ilgilenirsiniz, yöneliminize göre, yasada maddeler, orada kullanılmaya hazır ve vardır. Sanatta böyle... \n\nSonuç: Sanatın kullanım yararından, fazla bir konu olduğu unutulup, bir takım ön kabullere indirgenerek içincilik karmaşası yaratılmakta. Bir köprü, ulaşım engeline, çevrenin size dayattığı bir zorunluluktur. Köprü bu çevresel zorunluluğa verilen, çeşitli olanakların içindeki şimdilik en uygun cevaptır. \n\nBu bilinci elde eder oluş, kullanım çokluğu ve yaygınlığı (Köprü isterlik) , insan erekçiliğini doğurmuştur. Bu yanılsama: aklımız köprü yapmak için gelişmiştir demekle eş anlamlı olup çıkmıştır! Akıl, toplum için mi; akıl, akıl için mi? demektir. Değilse; haydi gel sizin için, ya da sanat için bir köprü yapalım diyerek, köprü yapılmamıştır. Böylece bilgiyi somutlar olmak, çevre şartlarına cevap oluşturur olup, pratiğe dökmek, her köprü gerektiren yerde uygulanınca, bizde, amaçlılık ve akla uygunluk ortaya çıkmıştır. \n\nSanat doğanın dayattığı bir durum. Toplum olarak değil de, birey halinde kalsanız bile bunu gerçeklersiniz. Davranışsal oluşun zorunlu sonucudur. Toplum bunun ivmesi motor gücü olmuştur. Halk da bunu çığlaşan yetenek havuzudur. \n\nÜstelik madenin elektron kabuk hali, birleşmeleri zorlama ve seçmektedir. Kimyasal birleşmelerle de, birleşme ve ayrılma; bir diğeri ile yeni seçicilikte birleşme, yeni özellik kazanma gibi, fantezi kurma, deneme gibi, akıl dediğimiz oluşumları özdek taşımakta. Ve yapımızda bunlar zaten var.\n\nOnun içindir ki, bir dayatma olarak, içincilikten önce, bir nesne varoluş özelliği olarak, biz bu vasıfları fantezi kurmanın sanatsallık özelliğini taşımaktayız. (Hayvanlar da dâhil.) . Değilse bu hal nereden geliyor olacaktı! \n\nYani, sanat; yeni çevresel koşullara, değişen şartlara bizi, uymayı değişmeyi zorunlu kılar yandır. Bu amaçlı harekete, insan dilinde verilen addır. Bu yeti, toplumdan ve bireyden öncedir. Zaten tüm canlıların çevre değişmesine uyumu ne ki? Çeşitli özellik geliştirmiş canlı (Mutasyon) , hiç farkında olmadan, değişen koşullara, denk düşen en iyi cevap olmakta ve yaşamı o sürdürmekte. Böylece yok olmaktan, kurtulmaktadır. \n\nToplum ve halk içinde, bir sosyal tedirginliğe, bir sosyal değişmeye, insanların farklı tarzda ortaya koyduğu uğraşılar fantezileri vardır. Hatta biz bunun pek çoğunu, önyargılarımıza göre ve haklı olarak, sanat eseri bile görmeyiz. Ama değişen şartlara sanat eseri gördüğümüz değil de, görmediklerimiz çok kere derman ve cevap olmaktadır. Öyle ise “”sanat için sanat mı, toplum için sanat mı? ”” söylemi, bir önyargı, ön kabul, ön koşullu inanış, söylemidir.\n\nİnsan, tam bir toplum içinde değil iken de, sanat yaparak; basit kullanım nesneleri, araç kullanma, sesini dinleme, taklit gibi, hem doğadaki diğer canlılardan ayrılmış hem de doğayı üretmiş. Kuşdili kullanır olmamız, tüm canlılarla sanatsal ortak yanımızdır. Elbet doğal olan bir şey de, doğa dışılık taşımayacak. Belki de toplum oluşta, korunma avlanma gibi; bu sanatkâr beceriyi iyi kullanan birinin çevresinde, yararlanma ilkesi gereği, ufakta olsa, toplanılma, başlamış da olabilir. Bu bir şeyler yapabilir oluşun sonucudur. Toplum insanın bu niteliğini şaha kaldırmıştır. Toplum olalım, demenin sonucunda başarılmamış ki, toplum için sanat yapılsa. Bu ayrım iyi fark edilmeli. Aksi halde içincilikle bunu, doğal seyri ve sanatı ayırmak hemen hemen öylesine güç ki... \n\nHalk içinlik, halk demek değildir ve halka karşı oluşun yozlaşmış şeklidir. Seçkincilik erkinin kibircidir. Halktaki yetiler şartların denk düşmesi ile elbet harekete geçecek ve toplumsal sanatını ortaya koyacaktır. \n\nSürecek 2\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk İçin Düşünebilmek ve Hak İçin Yaşayabilmek! . 000.001",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nPAYLAŞIMLA VAR OLDUK ve PAYLAŞIMLA İLERLEYECEĞİZ! .\n{}\n21 Ağustos 2012 Salı 18:10:15\n\nSORUMLULUĞUMUZU ÖĞRENEBİLMEK! .\n\nSenin Kendi Varlığının Güvenliği Adına; Kendin Kadar Güvenilir Olamam Ben: Fakat Sorumluyum Senin Kadar, Senin Üzerine Ben De Düşüncedeyim Aşk İçin! . Her An Öğrenebilirsin Yeni Bir Bilgi; Bilgi Birikimi Hak Olana Ulaşandır! . Her An Örtülebilir Bir Kusur; Hoşgörü Deryasında: Olgunluğa Erebilmişsen! . Sevgi Azimle Sevdiğine Adanırken, Saygın Sevgili Sevenine Sahip Çıkandır! . Azgınlıklar Yeni Bir Haylazlık İçin Düşünürken; Olgun Olan Gemide Kaptan! . Kadın; İnsan Olmayı İster! Eşine Bir Canandır O! Evlada; Her Şeydir ANNE! . Erkek; İnsan Olmayı İster! Eşine Bir Can Olandır O! Evlada Güvendir BABA! . { Metin Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 18 Temmuz 2012 Çarşamba 06:30:52 }\n\n******\n\n“DENİZ İŞÇİLERİ” Adlı Kitaptan:\n\nYol Açtı / Sonra Eğildi / Bir Şeyler Yazdığını Görür / Doğruldu, Yeniden Yürümeye Başladı / Gülerek / Çitle Çevrili Keçiyolunda Kayboldu / Gözden Kaybolan Yolcu / Gözünü Kuşa, Ya Da Balığa Dikerek Yoluna Devam Edip Giderdi / Sonra Düşünceli Bir Halle, Yola Devam Etti. { Kitap Adı: DENİZ İŞÇİLERİ – Kitap Yazarı: Victor HUGO – Çeviren: Nesrin ALTINOVA – Yayınevi: ALTIN KALEM KLASİK ROMANLAR/İstanbul/1970 – Sayfa:016 / Paragraf:02,03,04 - Kitap Cümlesi Seçkisi: Kemal KABCIK – ANTALYA - 21 Ağustos 2012 Salı 18:25:41 }\n\n******\n\nHALK İÇİN DÜŞÜNEBİLMEK ve HAK İÇİN YAŞAYABİLMEK! .\n\nMemleket Meselelerini İyi Tanımalıyım ve Bir Cevabım Olmalı, Diye Düşünüyorum! . Hangi Zeminde Yaşadığımı Bilemiyorum! . Ben, Kendimce Memleketime Adanmalıyım ve Nazım Hizmet Ran Hocamızın Kültürüne Uyum Sağlamalıyım! . Atilla İLHAN ve Bülent ECEVİT ARASINDA YAŞANMIŞ OLAN DOSTLUĞU ÖRNEK ALARAK, BEN DE KENDİ ÜZERİME DÜŞEN SORUMLULUĞUMU ÖĞRENEBİLMELİYİM! . DSP YETKİLİSİ BÜYÜKLERİMLE İLETİŞİME GEÇMELİYİM ve YAPMAM GEREKEN ÜZERİNE BİLGİ EDİNMELİYİM! . Ve Bu Arada, KENDİ KİŞİSEL GELİŞİMİMİ HALKLARA ULAŞTIRMANIN EN KOLAY ve EN BASİT YOLUNU KEŞFEDEBİLMELİYİMDİR! . HALK İÇERSİNDE YAŞIYORUZ ve HALKLARA DERMAN OLABİLECEK ARAYIŞLARIMIZ OLMALIDIR, Diye Düşünüyorum! . MENFAATİMİ DEĞİL, DSP ARACILIĞI ile, KAZANAN ve KAZANIMINI MUHAFAZA EDEN, YETMİŞ BEŞ MİLYONLUK HALKLARIN HAKLARINI DÜŞÜNEBİLMELİYİM BEN! . BÜYÜKLERİMİN DENETİMİNDE; DSP İÇİN DÜŞÜNEBİLSEM ve HALKLAR KAZAZABİLSE HAKLARINI! . { Düşünce Metni Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 21 Ağustos 2012 Salı 18:34:01 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk İçin Düşünebilmek ve Hak İçin Yaşayabilmek! . 000.002",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nPAYLAŞIMLA VAR OLDUK ve PAYLAŞIMLA İLERLEYECEĞİZ! .\n{}\n21 Ağustos 2012 Salı 19:55:51\n\nHALKLAR VAR; İNSANLIK İÇİN DÜŞÜNEN, HAKLAR VAR; HALKLARA SUNULAN! . Bugün Dünden Daha Duyarlı Olmalı MEMLEKETİMİZ HALKLARININ HAKLARI İÇİN! . Bugün Dünden Daha SAMİMİ OLMALI ve GERÇEĞİN ÖZÜNÜ VURGULAMALI MEMLEKETİMİZ HALKLARININ HAKLARI İÇİN! . SADECE KENDİ YAŞADIĞIMIZ ÇEVRENİN GELENEKLERİNİ ve GÖRENEKLERİNİ YAŞATMAK İÇİN DEĞİL, TÜM MEMLEKET SATHINCA YAŞAYAN HALKLARIN GELENEK ve GÖRENEKLERİNİ YAŞATABİLMEK ve de GELENEK ile GÖRENEK KÜLTÜRLERİNİ GELİŞTİREREK, GELECEK KUŞAKLARA AKTARABİLMEK İÇİN AZİMLE ÇALIŞABİLMELİYİZ! . GELENEK ve GÖRENEK KÜLTÜRÜNÜ SUSTURMAK İÇİN DEĞİL, GELENEK ve GÖRENEK KÜLTÜRÜNÜ ZENGİNLEŞTİRMEK İÇİN DÜŞÜNEBİLMELİYİZ! . HALK ile HAK ANLAYIŞINA IŞIK TUTAN, DSP KÜLTÜRÜNE SAHİP SAYGIDEĞER BÜYÜKLERİMİZE TEŞEKKÜR EDER, SAYGILARIMI SUNARIM! . HALK ile HAK; ÇOK ŞEY ANLATIYOR BANA! . HALK İÇİN DÜŞÜNMEK ve HAKLARINA ULAŞABİLEN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ ile Şu Memleketimiz Sathı, Daha Güvenli ve Daha Verimli Olacak İnşallah, Eğitimimize Vermeye Çabaladığımız Önem ile! . Daima Eğitimde Bir Adım Sonrasını Düşüneceğiz; HALKLARIN HAK ALABİLMELİRİ ADINA! . DAİMA GELECEK KUŞAKLARIN EĞİTİM DİRLİĞİNİ DÜŞÜNECEĞİZ ve BUGÜNDEN ALINAN KARARLARLA, DAİMA HALK KAZANACAK ve HAK ANLAYIŞINI GELİŞTİREN İNSANLARIN OLUŞTURACAĞI BİRLİK İNANCI, DSP PARTİSİNDE KENDİNE YER BULACAK ve DUYARLILIĞI ile ÖNE ÇIKAN İNSANLAR, ÖZLEMİNİ DUYDUĞU İYİ, GÜZEL ve DOĞRULUKLARLA BESLENEN UMUT İÇİNDE, KENDİLERİNE ÖZGÜ OLAN HUZURU, KALPLERİNİN GENİŞLİĞİNDE CÖMERTÇE YAŞAYACAK ve de MEMLEKETİMİZİN BİRLİK İÇİ DİRLİĞE ULAŞMA İSTEĞİYLE SERGİLENEN TÜM ÇABALAR, HAK ETTİĞİ SAYGINLIĞI KAZANACAK ve SAYGINLIĞINI MUHAFAZAYI DA DÜŞÜNEN HALKLAR, ÇOCUKLARDAN EMANETEN ALDIĞI ŞU MEMLEKET SATHIMIZI, DAHA DA GÜZELLEŞTİRECEK ve İYİLİKLERLE GÜZELLEŞEN HALK, HAK ANLAYIŞI İÇİNDE KENDİ DOĞRUSUNU BİLECEK ve de KENDİ DOĞRUSUNDA VERİMLİLİK İÇİNDE ÇALIŞACAK ve MEMLEKETİMİZ SATHI OLAN, TÜM VATANIMIZI İÇİNE ALAN ve TÜM VATANIMIZI KAPSAYAN, VATAN ve MEMLEKET SATHI BÜTÜNLÜĞÜNE BİR KATKI SAĞLAYABİLMENİN VERECEĞİ HUZUR İÇİNDE, GELECEĞİMİZE DAHA DA ARTAN BİR UMUTLA BAKMAYI ŞU ZAMANDA DA BAŞARDI ve GELECEKTE DE YENİ, DUYARLILIK GÖSTEREN İNSANLARIN KATILIMCILIĞI ile BAŞARILARI HER DAİM YAŞAMAYI SÜRDÜRECEK İNŞALLAH, HER ALEMDE, DAİMA! . VATAN ve MEMLEKET UĞRUNA ÖZVERİSİNİ SERGİLEYEN SAYGIDEĞER BÜYÜKLERMİZİN İZİNDE YÜRÜYEBİLMELİYİMDİR BEN! . DOSTLUĞUN TEBBESSÜMÜ HER ALEMDE DAİMİ OLUVERSİN İNŞALLAH! . { Düşünce Metni Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA 21 Ağustos 2012 Salı 19:55:36 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "\"Halk Mı, Millet Mi? Sevgi Mi, Saygı Mı? \" Adlı Kitap Çalışmamdan! . 002",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nDost ilişkiler kurmaya ve dost ilişkileri korumaya dair çocuğuna örnek ol ki; çocuğun dost ilişkiler kurmada ve dost ilişkileri muhafazada etkili bir insan olabilsin! . Sen kendin gereğince dost olabilirsen eğer ki; kainat da sana dostluğunu gösterecektir! . Kainat içerisinde dostluğa büyük önem ver ki; çocuğunun da kainata açılan samimi dostluklara sahip olabilsin! . Dostluk; insanlığın hazinesidir! . Hazinelerine sahip olmada, hazinelerine sahip çıkmada çocuğuna örnek ol ki; kendi çocuğun, nereden geldiğini ve nereye gideceğini  bilen ve bildiğini uygulayan azimli bir dost olabilsin şu kainatımıza! . \n\n{ Kemal KABCIK / 07.09.2011 14:25:27 }\n\n******\nÇocuğuna, başarıda hedef seçmeye örnek ol ki; çocu-ğun başarı hedefi tayininde bulunurken örnek alabil-diği, insani bir değerin varlığı ile daha da azimli ola-bilsin! . Gideceği yeri, varacağı hedefi, ulaşacağın noktayı bil ki; kainatımız sana ve çocuklarına yol veri-versin! Varacağı noktayı bilen olmada çocuğuna örnek ol ki; çocuklarının yolu daimiliklerde başarılar için her zaman açık olabilsin! Bir noktaya varmak ile yol bitmez, bir noktaya varınca, diğer ileri ki noktaya yol uzar! . Ne hayatının bitivereceğini, ne de yolunun bir gün tükenivereceğini düşün; azmin yolu daima açık! \n\n{ Kemal KABCIK / 07.09.2011 11:19:40 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk Müziği(m)",
        "poet": "Süleyman Kaya",
        "poem": "\n\nen iyi arkadaş\ntürküller mi\nallah aşkına isim yeterli\nhalkın öz malı\nali tarlada\narzu mutfakta\ndinler erzurum'dan edirne'den\ndiyarbakır iki dilden tek yürekten\nmemur masa başında\nnalan nişanda,kınada,düğünde\nhasan hüseyin mehmet ali\ngurbette,askerde,atölyede\ndört duvar arasında\nkarlı,yağmulu, ayaz günde\nhay allah...sin\nyine parazit \nanteni çevirmek lazım\npilleri de zayıflamış olmalı\nantika olmuş, hava yağmurlu,biraz rüzgar var\niç anadoludan yozgat yöresi bir türkü çalıyordu\nnida tüfekçi\nneşet ertaş\nçayelinden öteye gidelum yani yani\narkandaki sepete ben olayim hamali\nmardin kapi şen olur le lee \ndibi degirmen olur\nburalarda yar seven mutlaka verem olur.\nsivas ellerinde sazım çalınır\nbitliste beş minare\nberi gel oğlan beri gel\nserhat ilinden çobanoğlu\nmaraştan aşık mahsuni şerif\noy merik merik...\n...ve daha niceleri\nsilifke oyun havaları\nedirne yöresinde bir türkü\nege yöresi zeybek, efelerden oyunhavası\nerzican mı\nali ekberçiçeki dinleğin \nkalpten biraz da inleğin\nhalk müziği aşım suyum ekmeğim\nvarsa fazlasıyla yorumlayarak ekleyin\nişte anadolu \nişte halk müziğim\n.........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk Oğul, Sanat Oğul",
        "poet": "Ali Yüce",
        "poem": "\n\nBülent Özcan’a. \n\nYitip giden sevdaları \nArar mısın bulur musun \nBir lokma ekmek için \nİbadet eder gibi çalışan \nGecesi gündüzüne \nGerçeği düşüne karışan \nHalkımın oğlu Bülent \nBenim de oğlum olur musun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "\"Halk Mı, Millet Mi? Sevgi Mi, Saygı Mı? \" Adlı Kitap Çalışmamdan! . 004",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nÇocuğuna, disipline edilmeye çabalanan bir hayat örneği sun ki; disipline aşık olan, kendi çocuklarına sahip olabilesin! . Disipline edilmeye çabalanan girişimlerin ve çalışmaların birden fazla olumlu sonuçlar doğurduğunu, kaleme alınmış kitapları-mızdan öğrenebiliyoruz! . Beklentisi içerisinde oldu-ğumuz olumlu sonuçların bereketini, her bir aile reisi,  kendi çocuğunda görebilmek ister! . Disiplini, olumlu sonucu ve bereketi iste ki başarılarda yaşa ve başa-rılarınla kendi öz çocuğuna örnek oluver daima! . Başarı; disipline edilmeye çabalanan çalışmaların ka-çınılmaz sonucudur! . Sonuca ulaşmak istemek ve ba-şarılı olmak ve de başarıları muhafaza etmek; insana! .\n\n{ Kemal KABCIK / 07.09.2011 09:52:18 }\n\n******\n\nSabırlı olma konusunda örnek olursan; sabır gerektiren başarılarda çocuklarını görürsün! . Sabır insanın aradığıdır! . Erdemli olmak; sabırdan geçer ve sabırla yol alır daima! . Erdem; çocuğun en çok aradığı ve beklediğidir! . Erdem; annelerin baş tacı ihtiyacı! . Ver ki; alabilsinler, sun ki; yaşayabilsinler! . Erdemdir; aile reislerinin kurtarıcı umudu! . \n\n{ Kemal KABCIK / 07.09.2011 04:42:29  }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk Nasıl Anlar 2",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nUygarlıklar topraklarındır, insanlar gibi göç etmezler. Göktürk-Oğuztürk-Atatürk ilke ve ülküsü, yurtta ve cihanda barış ve bu topraklarda uygarlık yaşayacak, yaşatacak, yaşatılacak…\n\nBugün Türkiye’de yeni bir toplum oluşmuş olduğuna, kuşkusuz Demirel iktidarından önce de vardı, ama benim izleyebildiğim zaman açımı olarak bu kadar geriye bakıyorum sadece; toplumsal ve bireysel daha hakkaniyetli tutumların önü, hep bu torpillerin yarattığı sancılarla tıkatılmıştır, alıştıra alıştıra… ve yine mağduriyeti daha şiddetli ve etkili kullanabilmeye o kadar yıllar hazırlığı yapılmıştır…sanılmasın ki, susuzluğu bu amaçlara kullanmayacaklar… her ülke de kullanacak bu fırsatı, kendi çıkarına …susuzluk tifüs, kolera gibi salgın hastalığı acımasızca beraberinde getirir… mayınlar tek yönlü döşenmezdi elbette, amacın çokluğu oranında hazırlanır önceden…yıllar önceden…bakteriyle savaşı tetikleyenler de var zaten güçlü ülkelerin kiminde ve birilerince… bir ülke, bugün ve yarını kurtaran bir başarıyla, öbür gün ölmeye mahkumdur… on bile değil, yüz yıl sonrayı hatta bugün planlayabilmeye yetenekli olmalı… \n\nGizli güç varlığı, sahte görüntüyü yaratır… teknoloji veya Ufo gibi bilgilerin gizli tutulmasına özen gösterilir… halk nasıl anlar endişesiyle bu gizi sır etmek rahat bir çözümdür mutlak… bunu, mitoloji ve tarihi kanıtlarla, incelenen kalıntılarda açıklanan konumlarla anlamak mümkün... mevcut teknoloji mevcut sistemi de değiştirir hiç şüphesiz… az bilen, çok bilen, az güzel, çok güzel gibi genel bilgisiyle yüzleşebilmeye, düşünsel olarak sesli düşünmeye alışmalı insan… bir bilgiyi zamanlı anlatmak iyiymiş… sık sık gizli ajanlık, askeriye çalışmalarından okunabiliyor…halbuki bilgi düzeyi yüksek, sesli düşünmeye alışık bir toplum, bir topluluk olarak, zamanlı anlatımda beklemeye alınmadan faydalanabilenlerdir… faydalanmak isteği ayrıcalıklı bir özelliktir… işleyen, yani uygulanan sistemde eğitimli ve kararlı duruşun sağlıklı neticeleriyle kazanılır… dışlanan, sömürülen bir ülke, bir toplum, bir topluluk olmaktan kurtulmaya emek verilmeli… dua da edilir, daha içtenlikle…\n\nDoğa da acımasızca kanatıldı, o da kanayışını acımasızca serecek önümüze… hem dua, hem çare için bilgilenmeyi öğrenebiliriz… \n\nTorpil ruhu derken aklıma misyonculuk ruhu geldi… Avrupa, Amerika, İngiltere’nin 168 ülkede varlıkları sık sık okunabiliyor ve anlatılıyor şöyle; ülkenin birine gidiyorlarmış, orada aşiretin birine tv, para vs. veriyormuş, öbürüne hakir bakarak, böyle bakacaksınız onlara hissini yaratıyorlarmış… çok da kolay anlıyorlarmış… çünkü, kendini gelişmiş hissediyor, ötekileri kıskandıran bu tutum onlara bir kişilik kazandırıyormuş…Avrupalıların üzücü buldukları ise, çatışma başlayana kadar biraz daha vermeye mecbur oldukları durumlarmış… (en az ile başaran bir Avrupa ülkesi çok vererek başaran Avrupa ülkesine üstünlük kazanıyordur kim bilir. Çok sık, okurken, bu duyguları uyandırdı içimde)   aşiretler çatışmaya başlayınca kilise ve askerleriyle zengin, okulu fakirce donatıyorlarmış… yerleşmeye giderek toprak sahibi oluyor, yerlileri çalıştırıyorken de yine bir aşiretten işçi alıp öbürünü dışlatıyormuş… bütün ülkeye hakimiyet kolayca sağlanıyormuş böyle… 168 ülke böyle kanadı, kanatıldı… kanıyor… şimdi öylesine…\n\nAfrika’da örneğin, yer altı kaynakları damarlarına kadar boşaltılı olduğuyla, Avrupa zengin, bu altınlarla bile Afrika açlıktan kırılıyor… \n\nTorpil ile işini yürütenler kader ortaklığını anlar mı acaba bu ülkelerin toplumlarıyla? Yoksa, akıllı olduğuna mı inanır? Akıllı birileri yönetiyor bizi diye rahatlar mı? \n\nDemirel, Özal süreçleri hoş muydu? Hoş olmayan bir süreci, ‘’canım sıkmayın böyle canı istedikçe nemene yemek isteyenlerin canını, bunlar da yapsınlar istediklerini’’ demek ne demek? Zaten hepsi de bir aradalar işte… AK akçe kara gün içindir diye, vicdan karalığında birikileriyle boğulmamaya Fas çıralı, Türkiye lambalı… ve suskunlar yine… bir daha gelişi planlayabilmek için halk bol, milletvekili az konuşmalı…öyle de oluyor zaten… Halk nasıl anlar… nasıl şaşar… nasıl işler bunlar… \n\n Kurtuluş zaferi, yıkma amacı kadar zordur… yıkma amacı asla soluklandırılmaz, kazara da olsa ‘fırsatçılık olasılığı’ hep var olacak… Ölüm kadar doğum da var, huzur ve refahına emek hiç bitmeyecek… \n\nCumhurbaşkanlığına adaylık görevini yerine getirmiş olmak demek Cumhurbaşkanlığı görevini yerine getirmiş olmak değildir… Millet usandıkça bırakır bize sahayı diye keyifleri kaçmıyor zaten…. Milleti sarsmaya planlanmış bu hal sürecini uzatmaya bir neden de kalmamış olduğunu tattırmakla neye alıştırılıyor olduğunu millet anlasın, siyasetin bu süregelen diliyle… biraz önce haberlerde duydum, aynı hamam aynı tas haliyle açıklama almış başını gidiyor… bari biraz içimi boşaltayım, kendi rahatlığım için… \n\nZorbalık ülke icadı bir Kürdistan kurulursa eğer\nAlmanya’da kuzey ren vesfalya ‘İnsanistan’ olmalı\nAlmanca lisanında ‘Menschland’ yani\nHer aile de bir ‘…istan’ yani ‘…land’ olabilmeli giderek\nSchröderistan, Gülistan, Merkelland, Tayyipland gibi \nHem hatta bir aile ‘bir aşiret olacağım’ diyecek belki \nDırdır etmeden zır zır ötmeden emzirin memelerinizi\nAşiretine ad, lisan, vatan kazandırana kadar…\n\nTabuları yıkan zavallı milletvekilinden etmişler bakan\nGüney-doğu’da Kürtlere Kürtçe yasakmış ve bu yüzden\nAlmanya’da okullar benim için Türkçe, kürde de Kürtçe\nSchröder almanca, Merkel Slavca mı okudu yani? … \nAllah şahidim, anlayamadım ben… \n\nKendi kendini okutan okullarıyla mı doğuruyor bugün analar? \nBilgisi kendine yetmeyene AKP yardımı, anladığım gerçekse\nBugün ev ev dolaşan yarın kişi kişi de dolaşır tabi, inanıyorum\nSadece güney-doğu değil şimdi sızlanan…Ankara, İstanbul eklendi…\nBunun nesi güzel peki? Çevresini galeyana sokup, bildiğini dikine okumak… \n\nSunulanla yaşayabilmeyi de öğrenmeli! Biraz genel kültürde durulmayı da denemeli... haydi başla diye geçti içimden işte… bu kadar teklif zenginliğine ne diyelim…\n\nDünyada trilyonlarca servet savaş için silah yapımına harcanıyor, insan mevcut sayısı beslenemeyecek kadar bir hızla artıyor doğumla, ölüm sayısı milyonlarla gerçekleşiyor… \n\nDünyanın her yerinde bilinci ve bilinçaltı vakalarla değişik zeka ve değişik algılar varlığıdır insan… yerlerde ve gökyüzünde bütün canlılar, melekler Allah’a inanırlar… Ufo’lar gerçek mi diye bir soru bile var olduğunun kanıtıdır bana göre… Her konuşulan servis edilecek bir tehdit haliyle, bir karmaşa yaratırım dikkat et edepsizliği ile… Şimdi bir de Türk Müslümanlığı çıkardılar… neden olmasın ki… ben daha iyi dinciyim, sen daha az dinsizsin mi diyeceğiz yani? .. söylediğini kulağı duyuyor mu diye sormayalım bari…\n\nBeni ben de birileri diledikçe yaşayacaksa\nBu varlıktan ne oluşur acaba? \nBen sordum bu soruyu, Ufo fısıldamadı bana…\nHepimiz bildiğimiz kadarıyla \nGülümseyebilmeyi taşıyan değerlere ulaşabiliriz daha…\nAlışkanlığınız koynunuzda kaynar sonra\nBen baş ağrısı bilmem, sıkışınca sıvışmanın bu şansına…\n\nHer yerde ‘kamusal ve sivil’ sosyal varlıklarıyla halk toplulukları başarabildikleri bir sistem ile yaşam çabalarında oluşan bilgi ve iletişim sürecinde artan veya azalan huzur ve refahı sağlama ve koruma çerçevesinde genel olarak ezen ve ezilen kitleler veya fakir ve zengin kavramlarda ayrışırlar, ki yer ve gök ile evren de bir sistemdir, arkeolojik olsun, fiziksel olsun, incelenmek amacıyla raporlanan mevcut bilgilerdir… Allah en güzel bilgi değerini, Türkiye’mi, Türklüğümü, birlik ve bütünlüğü ile sevmeyi bilmemde ölçecek… zira, Allah'ın vatan anlayışı kutsaldır! Allah en güzel bilgi… Türkiye’mi, Türklüğümü, birlik ve bütünlüğü ile sevmeyi bilmek gibi…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk Otobüsü",
        "poet": "Murat Ergül",
        "poem": "\n\nSen bir halk otobüsüydün\nBen darmadağındım kentin duraklarında\nSıkış tepiş de olsa\nBiletler almıştım seninle yolculuklara\n\nOysa sen \nBenim yamalı söküğüm\nOysa sen \nBenim cilalı döküğüm\n\nDuraklara uğramak bir yana\nGeçirdin ömrü maceranı\nKentin çevre yollarında\n\nGeniş pazılı o yolların \nUzun kollarında\n\nHiç boş durmadı, yolda hiç kalmadı\nKara gözlü, acıya perçemli çocuklar da\nGeçirmek isterlerken ipi boğazlarına\n\nİlk yüreklerinde \nkendiliğinden filizlenen bir dehayla\nGöğüslediler ipi bilim ve sanatta\n\nKapatabilir mi şimdi \nUtancından yüzünü\nOtostop çeken elin? \n\nNe de hızımın vakitsiz rüzgarıyla\nKapatabilir mi yüzünü\nMinicik eteğin! \n\nNe bugün ah ne yarın da\nGeniş pazılı uzun yolların \nSolgun bir gülsün kenarında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk Otobüsünde Yazılmış Bir Şiir",
        "poet": "Alihan Cengiz",
        "poem": "\n\nŞimdi o kadın\nkanatlarını rüzgara doğru açmış\ndünyasını dengede tutuyor bir adamın.\n\nGözlerinde bir pembe gözlük,\nadam kadının yanındayken dünya toz pembe! \n\nŞimdi aynı rüzgar kadının; \nrüyadan güzel gözlerini sulandırır,\nkendini bilmezlik edip.\n\n-Rüzgarda ki ne cesaret\nAdam kadının gözlerine bakmaya kıyamazken...\n\n<Bu şiir ki Etimesguta giden bir otobüste en önde oturup rüzgardan gözleri sulanan hayat anlamlı kadına yazılmıştır.>\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk Ozanları Ortak Şiir Gittiler.",
        "poet": "Seyfeddin Karahocagil",
        "poem": "\n\nOrtak Şiir Halk Ozanları:\n\nHükmettik sananlar güneşe aya \nÖmür boşa geçti gün saya saya \nGönül bağlayanlar fani dünyaya \nGaflet çukuruna daldı gittiler. \n\nEl bebek, gül bebek doğanlar hani \nDağ gibi dünyalık yığınlar hani \nŞahlar, padişahlar kağanlar hani \nBoş seleyi suya saldı gittiler. \n\nBugün geldi geçti ne ola yarın \nElbette bir kışı vardır baharın \nSorun şu mevtaya 'nerde dostların'? \nCenaze namazın kıldı gittiller.. \n\nHergün sabah akşam rızk için koştun \nBirden uçup gittin sanki bir kuştun \nKayıttan, kütükten, nüfustan düştün \nVelhasıl defterden sildi gittiler... S. Karahocagil\n\n\n"
    },
    {
        "title": "\"Halk Mı, Millet Mi? Sevgi Mi, Saygı Mı? \" Adlı Kitap Çalışmamdan! . 003",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n\"Halk Mı, Millet Mi? Sevgi Mi, Saygı Mı? \" Adlı Kitap Çalışmamdan! . 003 \n\n--------------------\n\nÇocuğuna; sorumluluk almada örnek ol ki; çocuğun insana ait başarılarda sorumluluğunu bilen ve sorumluluğunun gereğini uygulayan oluversin! . Sorumluluklarının üzerine yoğunlaş, taşınabilecek, insan üzerine düşen sorumlulukları öğretiver ailene! . Çocuğuna ev ekonomisi ile iş ve teknik bilgisi uygulamalarını yaşat ki: çocukların, ekonomi ile iş ve teknik bilgisi adına deneyimler kazanarak, hayatı daha etkili bir şekilde yaşamayı öğreniversin! . Ailenin direği olarak; önce neler vermen gerektiği konusunda düşün ki: alabileceğin ve kazanabileceğin, maddi-manevi hazineleri çocuğunda da görüver! . Sorumluluklarının kapsam alanını, gücünün ölçüsünde genişleterek, büyük aileye de sahip çıkabilmenin örneğini, çocukların sende görebilsin ve çocukların başarı adına model seçerken, güçlü bir aile direği örneğini sende görsün ve çocukların kişisel gelişim adına etkili bir birey olabilsin daima! . Akraba ilişkilerinde, akrabalar arası yakınlaşmalara iyi örnek ol ki; akraba arası sıcak ilişkilerle, yakınlaşmanın örnekleri ile çocukların yaşayabilsin! . Ara bozucu olarak değil, ara bulucu olarak örnek ol ki; büyük ailenin: erdeminde yaşa ve yaşat! . Çocuk; dedesine ihtiyaç duyar! . Çocuk; ninesine ihtiyaç duyar! . Çocuk; dedesinden dedeliği öğrenir! . Çocuk; ninesinden nineliği öğrenir! . Çocuk; babasından babalığı, annesinden anneliği, kardeşin-den kardeşliği öğrenir! . Çocuk daima öğrenir! . \n\n{ Kemal KABCIK / 07.09.2011 10:25:08 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-Halk ve aydın üzerine",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nHalktan kopuk aydın\n\nAydın olsun yeter ki halktan kopuk olması çok önemli değil! Sevilir, kabul görür. Aydınlar siyaset üstü olmalı diyorum, aydın siyaset yapmasın demiyorum. Siyasetçinin halktan oy beklentisi vardır, bu nedenle halk ile iç içe olmak zorundadır. Yaptıklarının ve söylediklerinin doğru olup/olmadığından daha önemlidir halkın kabul edip/etmemesi! \nHem padişahlık döneminde, hem de tek partili dönemlerde Devletin yönetiminde halkın katılımı etkin değildi. Çok partili dönemde halkın fikrine itibar edilir oldu. Fakat siyasi birikimi ve deneyimi olmayan büyük kitlelerin kolayca yönlendirilebilir olması başka bir sorunu beraberinde getirdi. Tabir yerinde ise halkı kafaya alan iktidara oturdu! Niteliksiz yüz binlerce vatandaşa Devlet kapısında iş verildi! Üretim planlaması yapılmaksızın çaylar, tütünler Devlet tarafından satın alındı! Hatta mitinglerde açık artırma yapar gibi taban fiyat belirlendi. İktidar olmak için halkın beklentilerine cevap vermek yeterli idi. Halkın beklentileri zaman ve zemine göre değişse de çok büyük bir fark olmuyor. Temmuz -2007 seçim sonuçlarında görülüyor ki halkın birinci derece tercihi kendini yönetecek olanların dini hassasiyeti… Diğer belirleyici unsur ekonomi. Devlet mallarının satılması, özelleştirilmesi veya uluslararası tahkim, dışa bağımlılık vb. Şeyler ilgilendirmiyor halkı. Ekonomi düzgün işlesin yeterli… Uzun vadede neler olup biter önemli değil! \nSonuç; \nAydın feryat ediyor! \nPolitikacı oy peşinde! \nHalk da menfaatinin peşinde! \nHayırlısı…\nSaygılarımla.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk Şairinden Başbakana Şiirli Çağrı! ..",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nHalk Şairinden Başbakana Şiirli Çağrı! ..\n\n        Alaçamlı Halk Şairi, Reklâm Yazarı, Eğitimci, Gazeteci Hasan Sancak\n‘SAYGIDEĞER BAŞBAKAN-KARADENİZ’DE İSTER-AYNI HASSASİYETİ-BÖLGELERE DE GÖSTER’ isimli yedi dörtlüklü şiiriyle, Güneydoğu’ya beş sene içinde yapılacak 12 milyar Dolarlık yatırımın Karadeniz Bölgesine ve diğer bölgelere de aynı şekilde yapılması için çağrıda bulundu.\n          Konu ile ilgili düşüncelerini dile getiren Hasan SANCAK:’ Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, New York Times ile yaptığı söyleşide önümüzdeki 5 yılda Güneydoğu'ya 11-12 milyar Dolarlık yatırım yapılacağını, bu çerçevede iki büyük baraj, sulama kanalları sistemi ve yolların yapılacağını, Suriye sınırındaki mayınların temizleneceğini açıklamıştır. Aynı duyarlılığı Karadeniz ve diğer bölgelerimiz için de açıklamasını bekliyoruz. Karadeniz illeri, ilçelerinden büyük şehirlere, özellikle de İstanbul’a göçler devam etmektedir. Göçün önüne geçilmesi gerekir. Karadeniz ormanlar bakımından çok zengindir. Devletin binlerce dönüm arazisi vardır. Aynı Doğudaki gibi bu yerlerin de köylü vatandaşlarımıza verilmesi için çaba gösterilmelidir. Karadeniz’ de en büyük problem işsizliktir. Bu durum aileler arasında tartışmalara yol açmaktadır. işi olmayanlar, iş bulmak için büyük şehirlere gitmektedirler. İş bulamadıkları zaman da, kötü düşünceli insanların ağlarına düşmek kolay hale gelmektedir. İşadamları ile toplantı yapılarak, önündeki engeller kaldırılmalıdır. Fabrikalarına işçi almaları teşvik edilmelidir. Devletimiz onlara güven aşılarsa, çoğu evde yeniden tencereler kaynamaya başlayacaktır ’şeklinde konuştu.\n\n\nHasan Sancak,52 yaşındadır. Nagehan isminde bir kızı, Alp Cihan ve Boğaç Han isminde de iki tane erkek çocuk sahibidir. O' dur, Onlar Analarımız, Benim Annem Melekti isimli üç tane şiir kitabı vardır. Bu kitaplarıyla birlikte basıma hazır 45 tane şiir kitabı ve 4000 tane şiiri okuyucularla buluşmayı beklemektedir.  I Aralık 2000’de, gördüğü GERÇEK RÜYA REKLÂM SENARYOSU\nnu notere onaylatan dünyadaki ilk ve tek kişidir. Şimdiye kadar şiir kitapları, NOTER ONAYLI RÜYA REKLÂM SENARYOLARI, notere onaylattığı 'Televizyonlar İçin 300'e yakın İlginç Yarışmalar ile kamuoyunun gündemine geldi. 400 tane alternatif reklâm senaryosu vardır. Bu reklâm senaryolarının 47 tanesi noter onaylıdır. Bu reklâm senaryolarını ’RÜYALARIMI ÇALDILAR’ kitabıyla okuyucularla buluşturacaktır.\n\n\nSAYGIDEĞER BAŞBAKAN-KARADENİZ’DE İSTER\nAYNI HASSASİYETİ-BÖLGELERE DE GÖSTER\n\nGöçler devamlı sürer-evler apartman bomboş\nElektrik kesilir-ışık yanar daim loş\nKöyler ile beldeler-ilçeler ile iller\nYa sessiz ya tenhadır-konuşmamakta diller\nSaygıdeğer Başbakan-Karadeniz’de ister\nAynı hassasiyeti-bölgelere de göster\nEşitlik olmalıdır-yedi bölgeye göre\nOnları da açıkla-bıçak girmesin böğre\nDoğudaki insanlar- güzelce yaşamalı\nAynısını isteriz-kırmamak gerek dalı\nSaygıdeğer Başbakan-Karadeniz’de ister\nAynı hassasiyeti-bölgelere de göster\nBölerse parçalarsa-verilmemeli fırsat\nKolları kaptırırsak-asla olunmaz rahat\nSebebini bilmeli-düşünmeli canları\nHarekete geçirin-solan o insanları\nSaygıdeğer Başbakan-Karadeniz’de ister\nAynı hassasiyeti-bölgelere de göster\nGüneydoğu halkına–12 milyar Dolar\nBizleri de görürsün-gözümüz sizi arar\nMemur işçi ve esnaf-durumları perişan\nKendisine gelmeli-sıkıntıyı çeken can\nSaygıdeğer Başbakan-Karadeniz’de ister\nAynı hassasiyeti-bölgelere de göster\nFazla şey istemeyiz-Müslüman’ım ve Türk’üm\nDilim benim Türkçe’ dir-ders verdi Atatürk’üm\nAzınlık durumuna-girmemeli vatandaş\nAyrılık olur ise-gözümüzden akar yaş\nSaygıdeğer Başbakan-Karadeniz’de ister\nAynı hassasiyeti-bölgelere de göster\nEn büyük meselemiz-işsizlik ve işsizlik\nBunun için devamlı-kapanmıyor şu delik\nAskerden gelen gençler-yardımı sizden bekler\nŞiiri okur isen-desteğini hemen ver\nSaygıdeğer Başbakan-Karadeniz’de ister\nAynı hassasiyeti-bölgelere de göster\nO çınarın dalları-kopmamalıdır asla\nSaygı sevgi oluşsun-göğsünü yurda yasla\nSeslenişim Doğuya-yok etme birliğini\nÖğretmen Hasan söyler-koru o dirliğini\nSaygıdeğer Başbakan-Karadeniz’de ister\nAynı hassasiyeti-bölgelere de göster\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk Ve Egemenlik 02",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nŞu bir gerçek ki; zengin ülkeler ve diğer ülkelerin ekonomi ve kültürce gelişmiş kesimleri bir nüfus artışına gitmez iken, hiç gelişmemiş ve kültür seviyesi düşük ülkeler de nüfus artışı bir patlama biçimindedir. Bu yaşam düzeyi bir balığın ortama milyonlarca yumurta bırakıp, ancak birazının yaşama şansı bulması gibi, doğaya sınırsız bir karışma (müdahale)    yapmaksızın, kısmi doğal insan güdülme baskısı gibi belirmektedir.\n\nHam insan düzlemi ile baktığınızda, tüm evreni insanın doldurması aliyul aladır! Oysa bir öküz, konuşturulabilse idi aynı hakkı; öküzler için savunur olacaktı. Sizin üretişiniz iş alanının üretilmesindeki gerekli sayıdır. Bu alanın yaygınlığı ihtiyaç talebi nüfusun alt ve üstündeki değerler etrafında dönmelidir. İnsan yaşam alanı, dünya habitat yaşam yüzdelik alanının alt ve üst değerler etrafında gelişmeli. Bu bir istatistikî yoğunluk etrafında şekilleniştir. Azalan artan dengelemelerle süreçleşir bir kesinlik olmayandır.\n\nYani insanın yaşamaya hakkı olması ilkesi yerine, üretmeye hakkı olması ve tarlada izi olanın harmanda yüzü olması ilkesinin egemen olduğu yaşam tarzına kayılacaktır. Kapitalist kar hırsının tükettirdiği ve Dünya ölçeğine aynı tür ürettirişin yaygınlaştığı bir türden kirleten bir üretim ilişkilenişinin ortamdan kalkmağa yüz tuttuğu zamandır. Üretim üretenlerin ihtiyacıyla sınırlanan ve çeşitlenen üniter entegrelere dönüşecektir.\n\nKozmolojinin evrimi, Dünya'nın evrimi, biyolojik çeşitlilik ve bize göre vahşi habitatın kendi evrimi, jeolojinin evrimi, hele hele tarihin kaotik evrimi bunu bize dayatıp adeta eze eze yaptırmaktadır. Artık insan geleceği ve Dünya'yı planlar olmaktadır. Çünkü Dünya'yı bozanda insandır, bu bozulmanın sorumluluğuna varan bilinçlenme de insanladır.\n\nGözlük değişmiş, bakış keskinliği artmış, görüş alanı içinde sadaka, merhamet, zulüm gibi anlayış görüşlerini silikleştirmiştir. Geleceğin toplumu teknokrat üreten kadrolar elinde olacağı kapitalist mülkiyetin olmayacağı, üniter birimlerin ihtiyaçlarının karşılandığı karmaşık alanlarla gerçekleşecek gibidir. Geleceğin toplumu sürekli bilgi üreten bir toplum olacak. Çünkü insanın evrenle haberleşmesi ve ilişkilenmesi ancak bilgi ve teknoloji üretmesi ile olacak. Kapitalizmin teknolojik enkazlar yaratması en asgari düzeye inmiş olacaktır.\n\nGeleceğin toplumu uzaydaki sağlayacağı enerjiyi bu kadar nüfus ile merhamet olsun diye paylaşamayacağı açıktır. Haldeki toplum insan yaşamını doymanın en yüksek ilişki sınırlarına taşıyıp o noktadan itibaren artık doymayı tükenmeye dönüştürmüştür. Ve var oluş, sürecimizi tükenme noktasına getirmiştir. Toplumsal kayra insan öznelliklerinin belli bir noktadan sonra nüfus olarak iflası olmuştur. Çünkü nesnel yasallığa boyun eğişin gelişmesi kaçınılmazdı.\n\nArtık iyilikten maraz doğmayacak, doğal gidişe aykırı oluştan maraz doğacaktı. Çünkü doğal gidiş canlı ve cansız her türlü belirişin işleyişine ve işletilişine uygun çalışıyordu. Ve doğal süreç parçalı ama tümcülü bloklarla çalışıyordu. Doğal gidiş toplu bir belirme ve değişme dönüşmenin yasasıydı. Sadece insana özgü olarak geliştirildiğinde belli bir noktadan sonra çalışmıyordu. Öyle ise, bizim egemenlik öznelliğimiz saltık olamazdı.\n\nDünya milyarlarca yıllık bir süreç boyunca aynı anda yaşayan insan nüfusunu milyonlara getirdiği kuşkuludur. Ancak yaklaşık olarak, on bin yıldan bu yana insanın toplumu var etme becerisi ile ve toplumun gücü sayesinde, insan nüfusunu 18.yüzyıl sonuna değin 250- 300 milyon aralığına getirilebilmiştir.\n\nGünümüzde ise teknoloji yoğun toplumlarla 6 milyarı aşan Afrika, Güney Asya, Latin Amerika gibi sefaletleşmeler ve dünya oksijen merkezlerinin insan yerleşimlerine açılması artık bıçağın kemiğe dayandığı noktadır. Dünya kaynakları, sırf insan nüfusuna yeterliliği ile yaygın şekilde davranılamayacak denli, önemli ve acildi. Bu hurafe çoktan göçmüştü. Üstelik geleceğin insan nüfusunun olacağı da meçhuldü. Doğaya; bizim egoist lehimize göre, sürekli aynı yineleyişlerle müdahale etmemiz büyük bir günahtı.\n\nBu günah, hayatı yok edecek süreçlere kayıştı. Çünkü Dünya bir daha başlangıç koşullarının, koaservat ve biyo polimer yapılarını sağlayacak yapı ve koşullara asla sahip olamayacaktır. Bu bir bilinç halidir. Bu sorumluluğu ancak üreten toplum sağlar. Yaşayanda üreten olacaktır.\n\nDünya geleceğini, şu an elindeki organik ve inorganik mevcutlara göre şekilleşmek zorunda idi. İnsanların bunların aleyhine gelişen nüfusu yerleşim ve yapılanışı bir büyük azap ve günahtı. Evrende Hiçbir üstünlüğümüz, özel bir önem ve yerimiz yoktu. İleri uygarlık ve zekâ durumları koyuşumuz evrenin yol alışındaki tek ve en son gelişme, alternatifi olmayan durum, asla değildir. Evrenin gözünde bizim varlığımız bir dinozorun var ve yok oluşundan daha ayrıcalıklı ve sınırsız ve daha saygın değildir. Biz sadece insan ömrümüzün son deminde daha özgür davranabiliyoruz\n\nBuda sorunsalları alabildiğine olanın sorumluluğu;  hiç de az şey değildi. Yol; ayrıcalıklaşan, kendimizi yalnız kılan, bir gelişmenin lehine değilse; evrensel birliğin akışına özgürlüktü.\n\nBunları öğrenip düşünmek, asıl insan yanımızı ortaya koyuştur. Dünün toplumlarının bilip ortaya koyamadığı bir yetenek ve anlayıştır bu. Artık toplum ittifakların konusu coğrafyadan coğrafyaya, totem aidileştirmesinin ittifakı değildir! Dünya'dan evrensele var olan her şeyle ittifakımızın aidileşmesidir. Bir taş, bu ittifakı Hiçbir zaman bilmeyecektir. Ama bizim zekâ gelişmemiz bunu zorunlu kılmaktadır. Çünkü Hiçbir kaya evrensel var oluşa karşı bir eylem koyamaz ve evrensel var oluşu bozamaz da ondan sorumluluk ve evrensel ittifakı yoktur. Kayanın, oluşum evren ittifakı edilgen bir var oluş süreçleşmesidir.\n\nBunu anlamak bizim zeki oluşumuzun bir göstergesidir. Ama bu zeki oluş başka tür zekilik yaşamlarının olmayacağının garantisi değildir. Elbet bizim zeki oluşumuzun da, uyuşmayan bir çevre karşılaşmasında, etkileşimsel çıkılmazlar karşılaşmasının da, sonunun geleceği akıldan uzak olmayan bir kaçınılmazdır. Eğer sürpriz bir sıçrama noktaları olmazsa, elimizdeki veriler böyle bir zekâ gelişmesinin de sonunu gösteriyor. Zekilik sürecek ama insanla gelişmesi belki bitecek. Eğer insan kendisini formlara sokmayı başarırsa belki idamesi mümkün olabilecek, başarılı bir çevre uyumu sağlayan viral yeteneklerle donanmış olacaktır.\n\nİnsanlığın gelişmesi ile ve birkaç kişinin çalışıp diğer çalışamayanları besler olması toplumla olanaklı olmuştur. Toplum gücünün insanlara el uzatması ile üretemeyen yapıların, niteliksiz nüfusu oldukça ve sayı egemenlikçe artmıştır. Bunların zor dar yaşam olanakları,  erdemler üretilerek düzenlenmiş. Her tür çaba ve gayretlerin teşviki ile toplum, hemcinsinin yaşar olmasını bugüne değin üslenmiş bir sağlar oluştur. Kuşkusuz bu hal, önümüzdeki yıllarda da gittikçe değişen yol alışlarla, daha da sürecektir.\n\nNe var ki toplum gücünün halkı önü alınamaz bir hak gibi yaşatır ve artışını kontrolsüz ve ölçüsüz biçimde artırır olması, bunun yanlış olduğunu, merhametten marazın doğduğunun idare edilemez oluşunu; doğa yasalarına aykırı oluşun bedelini, insanlar acı bir biçimde öğrenmeye başlamıştır. İnsanın saltık sandığı, sırf hemcinsine özgü erdemli duyguları ile yaşatıp, nüfus artışı gibi hiç kaale almadığı durumlar, bir arıza olaraktan; insanların burnunun dibinde, kendini acı acı belli etmiştir.\n\nBunlardan birincisi, insan nüfusunun elenmeden kendi için eşrefi mahlûk olarak çoğalması. Bu teorik de ve pratikte çok mümkün. Ne var ki sürer değildir. Sistem kendi sınırlarını aşıp başka sistem alanlarına kendisini ihraç ettiğinde kendi ipini boynuna taktığını Malthus'tan bu tarafa çok iyi anlamıştır. İnsanların yayılan bu nüfusu, önce tek tek tükenen hayvan soylarını, sonra canlı habitatlarını yok etti. Bu bedel karşılanamaz olmaya başladı.\n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk Ve Egemenlik 07",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nGelişmemiş ülkelerde halk egemenliğinin gerçekleşememesinin birçok kültürel nedeni vardır. Bu nedenlerinden birisi halkın, gerçekleşen ya da; gerçekleşecek görev ve tutumların takibi olacak sürekliliği gösterememesidir. Yani demokrasi mekanizmalarını kullanmıyor olmasıdır. Ya da demokrasi mekanizmalarını kullanamıyor olmasıdır. Bir başkası halkın inanç alanına ait olan kavramları, toplumun kavramları gibi algılar tartışır olması ile meseleleri içinden çıkılmaz yapmalarıdır. Böyle olunca da gerektiği gibi yurttaşlaşamama ortaya çıkmaktadır.\n\nÖrneğin; bir inanç kavramı olan ve halk yapılarda kullanım alanı bulan tarikat yapılanmasını sanki toplumun iletişen diliymiş gibi, sanki toplumun ortaya koyduğu bir demokratik tutum kavrammış gibi görüp tartışmaktır. Örneğin bu müdriksizliğin bir yanlışlığı da tarikatları sivil toplum örgüt hareketi olarak görmektir! İşte egemenliğin kavranmasını bilmeyen toplumlar demirin tanımı ile cıvayı tartışarak egemen olmayı bilemezler. En basiti ile en gelişmemiş toplumlarda halkın tarikat yapıları vardır da, sivil toplum örgütlenmesi yoktur. Üstelik sivil toplum örgütlenmeleri toplumlarda yokken, bir inanç unsuru olan tarikatlar en azından bizde 1250 senedir vardır. Detaylara, başka bir yazı dizisinde gireceğim.\n\nBöyleliklerle, gelişmemiş ülkelerin kaderinde halk iradesi iki şekilde gerçekleşe bilmektedir. Birinci olarak, böyle ülkelerde halkın iradesi ehliyetliyi ve liyakatliyi seçmiyordur. İnanç temel unsuru ile topluma bakılıyordur. İkinci olaraktan da halk, haklı olaraktan kendinin konjonktür dışı olmasıyla ve literatür bilmemesinden dolayı, sayısal çokluğu olan kesimlere; uzun vadeli ve toplumcu politikalar yerine, seçimi: bir seçememeye dönüştürmektedirler. Yani amiyane deyimle cehalete, palyatif tutumlu seçilmeyi daha da öne çıkarttırmaktadır. Yani seçim bir kazanç olmaktan çıkıp, yer yer bir kaybettirişe dönüşmektedir.\n\nKrallığın, babadan oğula geçen saltanatının çelişkilerinden sayılan, delilik, ruhsal bozukluk, biyolojik gerilik gibi engellerle kişilerin yönetime geçmesi garabeti idi. Gelişmemiş ülkelerde seçimlerle; çoğu halkın genel toplum literatürünü bilememsinden veya zorunlu bilmez oluşu vardır.  Buna bir de siyasetin kendi iç hesaplarıyla lider dalkavukluğu, liderin sivril ipte varlık gösteremeyecekleri aday yapması. Bu tür mülahazalarla seçilmek için aday olarak sunulan kişilerin liyakatsiz olabilmektedir.  Böylece halka ait seçmenlik irade bir seçtirememenin kaybettirişi olarak sürüp gitmekte gibi görünmektedir.\n\nYada seçimlerde çeşitli usullerle halka seçtirilmiyor olabilir Yani mevcut yapınız, pek çok demokratiklik olmayı içerirken, siyasetçilerin sistemi egoist ve öznel dönüşümlerine, halkın tecrübe olarak sesiz kalıyor olması ve bu tür uygulanışların sanki daha rağbet edilir gibi tekrarlarının sürer olması, düşündürücüdür ve hiç de demokratik değildir. Buna da halkın iradesidir diyerekten, timsah gözyaşıyla, övgüler düzer olmak diğer yandaki halkın iradesini görmez olmak menfaatçiliği olsa gerek. Toplumsal beka ve toplumlar arası rekabet sizin siyasi ve idari ve politik değişmelerinizi sürekli kılmaktadır.\n\nEğer uzun süredir, seçimler; aynı mono yapıların, değişmeyen yapısıyla sizi karşılaşıyorsa; bu toplumsal tercihlerin öncelenmesi değil, sizin toplum düzenlemelerinizin değişemez ve güncel olamazlığıdır. Halkın iradesi üstündür alaycılık üslubunuzdur. Şunu bir kez daha hatırlatayım toplumsal üretişte üstünlük yoktur, o an için önem ve öncelik arz eden bir gelip geçici belirim söz konusudur. Üstünlük, avamı soyut özneldir.\n\nYapı kendisi ile aynı kalıyor (istikrarlı)  gibi iken nicelenip büyümeli ve yeni ilişkilere çözülüp birleşmelidir. İstikrar, devinimin geçici amacı ve aşamalı birlikleri olmalıdır. Bu bakımdan halkın anlayışı ile toplumun gelişmesi çelişir bir paradoks oluşur. Yani halk geçmiş yaşamsal alışmalarından vaz geçemez. Oysa toplum geçmiş alışmaları aşarak gelişir. Bu yüzden halk; uzun süreler boyunca aynı yapısını koruyamayan ideolojilere; siyaset ve politikalara pek eğilim vermez, verir görünse de seçemez. Travması buradan, halkın kendi iç nedenlerinden ötürü buna uygun olmaması ile mümkün değildir.\n\nDemokrasi toplumun tavrıdır. İnançlaşma halkın tavrıdır. Önce bunu ayırt edelim İnançların Hiçbir toplumu yoktur. Toplum, bambaşka faktörlerin ürünüdür. İnançlarda ve halkta olmayan olamayan bir yığın ağırlıklı faktörlerin diyalektiğidir. İnançların halkı Ya da halkları vardır. İnançlar halkın kendilik aitleşme ilişkilenmesidir. Toplumların aitleşme ilişkisi nesnel ve bambaşkadır. Toplum, kendi tavrını halka götürür rehabilite eder. Ama halk kendisine ait olan aitleşme tüm tavırlarını topluma götüremez kendi iç zorunluluklarından ötürü. Ancak, toplumsal aitliğini ilgileyen tavırlarını, yetkilenme ve görev yolla; topluma örneğin seçmen oluşla götürür. Ve bunları yurttaşlık bilinciyle yapar. Bu seçme ve denetleme işi halkın hem hakkıdır ve hem de halkın demokratik (uygulanış, menfaat)   tavrını, kendisinin kullanmasıdır.\n\nYine toplumlar, toplumun kendisi; değişmenin yeni ilişkilenmesini, kurumları eliyle ve yasal, meşru nesnel yollarla, zorunlu olarak belirlerler. Siyasetlerde, bu yapılanışlara uygun yeniden örgütlenir. Siyaset işleyişin önünü açar, seçme ayıklama ilkelerini devreye koyarak sistemi geliştirir. Kurumların kendi bünyesinde ürettikleri siyaset bileşkesi seçilmiş olan politikaların yol haritalarının ilişkisel belirleyicilerdendir. Bu belirleyici ilişkilenmeler şebeke ağı gibidir.\n\nSosyal ve demokratik, öznel grupların ve partilerin bu temellere uygun pozisyonlarla; serbest olarak nitelikçe çeşitlenmesini hem biçimlerler hem de özgür tutarlar. Siyaset halkın istediği gibi değil, halk siyasetin oyununa gelmiştir. Halk hukuk kavgası vermek yerine yönetimin kavgasını vermiştir. Halkın istediği toplumun başlangıç koşullarına sıkı sıkı bağımlılığının denetlenir olmasıdır. \n\nBu sistemin işleyişidir. Sistemdeki temelde en başta hukuk vardır. Bu işleyiş, halkın ve bizim keyfimizin üstündeki bir zorunluluktur. Sistemin başlangıç koşullarında olmayan girdiler, daha baştan sistem tarafından ve siyaseten elenecektir, kritiğe edilecektir. Bu şekillenişler o toplumun, halka verdiği yasal yetkilenmenin izniyle olan bir sınırlılıklarıdır. Hiçbir şey Hüdai nabit değildir.\n\nHalkın seçimi, toplumun geliştirdiği demokrasi ile egemen kılınmalıdır. Çünkü çok kere halk, üretemediği için paylaştıramaz. Yani halk paylaşımın yol, yöntem ve araçlarını üretemez. Halk haklı olarak bunları bilemez. Eğer halk, felsefe olarak, bilinç olarak, oluşum olarak, sorunsal sorumlulukları kavrarsa toplumu etkiler. Yani sistemin başlangıç koşullarına uygun girdilerle netice almaya çalışır. Bu nedenle halk, demokrasiyi oluşturamaz. Demokrasinin kullanılışında bir beliriş olarak vardır. Halk demokrasiyi hak ve ödevler olarak karşılıklı bağımlılıkla, etkinim içinde kullanır. Sistemin girdileri ve başlangıç koşulları ile etkileşemeyen hiç bir hak ve görev ne demokratikliktir, nede özgürlüktür.\n\nHalk demokrasiyi sadece kullanır. Tıpkı bizim arabayı yapamayıp, arabayı kullanmamız gibi. Yani araba, halkın oluşturacağı, ne bir toplumsal bilgi gücüdür, ne bir teknolojik güçtür, nede bir tekelci inisiyatifi halk gücü değildir. Araba toplumun gücüdür. Kullanımı halkın refahıdır.\n\nEgemenliğiniz sadece seçimlerle, politikaları getirmek ve götürmek değildir. Demokrasinizin sürekli belirir oluş tarzı da, bir egemenliğin faal şeklidir. Demokrasi, bir başka tanımına göre ve gerçeklenme şekline göre, açıklık rejimidir. Bu açıklık yine keyfi oluş değildir. Bağıntıdır.\n\nNe yapıp ne yapmayacağınız, nasıl yapıp, nasıl yapamayacağınız; yöneten ve yönetilen arasında yasalarla açıklıkla belirtilmiştir. Bu yükümleşme (karşılıklı bağıntı ve etkileşim)   eğer açıklıkla sürüyorsa, bir hak ve özgürlüğün kullanımı, bir toplum ve halk egemenliği olarak beliriyordur. Her değişme siyaseten yeni yapılanışla ilişkilenip, rehabilite ediliyorsa demokrasi\nÇalışıyor demektir.\n\nSürecek 7\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk Ve Egemenlik 08",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nHalkın egemenliği izafe söylemi; bir bigi işi ve bir seçme işi ile yetkilenmedir. Halk ile toplumun en büyük ayırt edici özelliklerinden biride, toplumun sistem oluşudur. Yani ağ örgü ilişkilemesi ile sistem zorunlu bağıntı kurar ve birimleri ile sürekli haberleşirler. Hâlbuki halk sistem değildir.  Sistemlerin, başlangıç koşullarına sıkı sıkı bağlı oluşu, diğer entegre birime çıktı olarak verilir. Biz sistemin başlangıç koşullarına sıkı sıkı bağlı oluşunu ve sistemin geri denetlenebilirlik ilkelerini görmezden gelir de; “”halkız istediğimizi yaparız, son sözü biz söyleriz”” gibi yuvarlamalarla işe girişir isek, ancak zavallılığımızı anlarız.\n\nOysa istek ve dileklerimiz sistem girdisinin içinde olmalıdır. Örneğin Ay'a gitme bilgi ve teknolojisini, biz sistem olarak ilişkileyememiş isek. Halk olarak bunu; Ay'a gitmeyi ister oluşunuz, hiç bile egemenlik sağlar beceriniz değildir. Ya da biz sistemi, sosyalist mülkiyet anlayışı ile ilişkileyip akışa sunmadı isek, yani başlangıç koşullarında böyle bir veri yoksa “”biz halkız, eşitçe bölüşüm istiyoruz”” diye bir egemenlik sağlayamazsınız. Yani halk olarak egemenliğiniz ve seçme işiniz, toplumu ve sistemi bilmekle, sistemin işleyişinde bulunan belirleyicilere uygun dileyiş ve ürettirişlerle gerçekleşecektir. Değilse keyfi oluşla inançsal tutumlarla asla egemenlik sağlayamayız, sefaletten ve zavallılıktan başka.\n\nSiz toplumun kurum ve kurallar egemenliğini göz önüne almadan, halk egemenliğini öne süremezsiniz. Ve aynı şekilde de, halkın egemenliğini göz önüne almadan, toplum ittifak egemenliğini sağlayamazsınız. Toplum ittifakını halka öğretilmelidir. Halk bu ittifaka göre yasalarla sorumlu olmalı ki öyledir. Temelde belirleyici olan toplumdur, halkın egemenliği bu belirimlerin açık ve saydam oluşuna, halkın kendisinin müdrik olmasıdır.\n\nDaha açığı şudur; halkın ve toplumun egemenliği;  yasal belirlenmiş yapılır ve yapılamaz olanların, nasıl yapılır ve yapılamaz olduğunun gerçeklenmesini açık seçik bilmesidir. Eş deyişle haber ve bilgi almasıdır. Şekli legallikten ve hileli açık oluşları önlemektir. Şimdilerin gelişmemişlik paradoksu hileli legalice üzerine, düzmece ve verimsiz nicelenme uygulamasıdır.\n\nSimdi halkın kendisine özgü öznelliğinin, nasıl nesnel egemenlik biçimine dönüştürmeğe çalıştığını tahminleşelim. Aslında temeli nesnel tutum olanın, süreçle öznelleşmesi; gerçekten kopması olan araçlarından, halkın çekimlenmesini sağlayan çekey alanlarından olan inanç ve ideolojiye felsefik bir göz atalım. İki kavram özerk gibi ise de birbirine dönüşlü, eşleniktirler.\n\nİnançların genelleşen kaynaklarından üç temel nokta söylemek olası 1- İnançlar süreçle bir sınıfın egemenliğini öngörür ideolojilerdir. Ama aynı zamanda da sizi bir öz güçle algılatan kendinizin önemsenirliliğinizi de verir.2- Zaman zemin bağlamında etnik yapıların, kabilelerin aitleşme gelenek görenekleri ve toplumlar arası ittifakları içerir olması bakımından, somut nesnel yapısalcı bir geçmişi ifade ederler. 3- Bilemediğimiz konuları inançlaştırarak bize anlatır.\n\nBunlar, kendi alt kollarında, çok tartışılır açılımları destekler ve nicelenirler. Ama biz yinede bu üç temelden hareketle kısaca açıklayalım: 1-İdeolojiler; politik, bilimsel, dinsel, sanatsal, ekonomik, siyasi,  felsefi etik yön verir tutum lamalardır. Doğru ve yanlış olduğuyla tek yönlü belirtilemeyecek denli kaygan ve esnektirler. Zaman zaman, halka ve topluma deli gömleği giydirir olmak gibi de algılanan bir olumsuzluğu da vardır. Sonuçta bir aitleşme, aidileşmenin biçimleniş aracıdır. Baktığınız yere göre tanımlanır, nesnel ve öznellik belirişidir. İdeolojisiz şekillenmek, çekeyleşmek, somutlanmak olanaksızdır.\n\n2-İnançlar, ideolojiler; toplumların geçmişte değişen ittifak düzenlerini yansıtırlar. Örneğin çok eski bir toplumsal ittifak düzeni de kardeşleşmedir. \n\nİttifakı grup içinde olan ve yeni kardeşten, her biri karşı ittifak üyesi için evlenme olanağıdır. Yine bu durum ha keza, karşı etnik toplumlarla, akrabalaşan, kardeşleşen bir tutumları idi. Kendi totem etniği içinde evlilik yasağı idi. \n\nDişi cins, kuşak farkı gözetmeden kadın sayılıyordu. Yani üç beş yaşından, yüz yaşına değin dişi insanı kadın sayıp, meşru olarak, karşı toplumdan (farklı totemli)   biriyle evlilik yapmasını ön görüyordu. \n\nSüreç toplumlarının kadın saydığı tüm dişi nüfusunu, potansiyel olarak karşı topluma, karı diye vermesi inanç ve ideoloji gelenekleri; bugün bize sapıklık Ya da ahlaksızlık gibi gelen, bir değişmiş tarihi toplumsal gerçekliktir. Tüm inanç ve dinlerde bunların izi vardır.\n\n3-İnançların bilinmeyeni inançlaştırır olması yönü ile sizi korkutmaktan, düşünmenize fırsat bırakmazlar. Akli ve mantıklı olmanıza izin vermeyen bir perdelenme prangası vururlar. Örneğin, monocu anlayışlar temelde politeist inançlarında aktarıcısıdırlar. Bütün inanma biçiminde cehennem ve benzeri algılar vardır. Bu algıya göre Yüce Tanrı cehenneme sorar: “”Doydun mu? “”; cehennemde; “”  Daha var mı? ”” der. Şimdi burada verilen ürkünçlük algısı, sizi kesinlikle akli düşündürtemez bile.\n\nCansız bir varlık olan cehennem;  masallardaki gibi,  masalın intak özelliği bir konuşan (natık)   ve bir fikir edinip düşüncesini belirten (müdrik)   gibi konuşturulmuştur. Daha baştan, insanın kendisini canlı cansız varlıktan ayırt edici, seçici yeteneği, sindirilip perdelenmiştir. İnsanın toplumsal başkaldırı metodu olan intak; insanın kanaat sınan, sorgulayamayan bir yanının da prangalaşması metodu olmuştur. Toplumu eleştiren intak metodu insanın düşünme, anlama, anlatma yeteneği olurken, burada bir gerçeğin, salt bir gerçeğin konuşması gibi algılatarak insanı; razı olan, boyun büken, katlanan, sormayan bir inançlar mümini yapmıştır.\n\nİnsan sorgulamaz olmuştur. İnsanın, sanki cehennemin yakma amacı için yaratılmışlığı algısı söz konusu edilmiştir! Buna bir mecazdan anlam demekte olası değildir. Her şeyi bilen ve yaratan Yüce Tanrı; ne cehennemin dolduğundan haberdardır, nede yarattığı cehennemin dolup dolmayacağını bilemez bir konumdadır. Bunlar bir eğitim gayesi ile düzenlenmiş halkın muhayyele pranga inançlaşma var edişleridir.\n\nİşte insanoğlu, bu üçüncü özellikten bilinemezliğin gizeminden, bilmediği konuları kurgusal inançlaştırarak anlatma öznel yöntemini üretmiştir. Burada güncel iki inanç konusunun öznel mantık çıkarımını; yani bilemediğini inançlaştırmayı; sanki toplumun konusu gibi ele alan ve bir keşmekeşi üreten siyasi politik yapı söylemlerine değineceğim.\n\nBunlardan birisi; toplumsal bir görevin ifasında, üst yöneticileri bizatihi o yükümün maharet ve mahirliğine değil de, çekici tornavida gibi kullanarak; kaba işçiliğine tutumsal bir erdem gibi, sürülmesidir. Bu çok yanlış ve inançsal bir şekillenmenin fotoğrafıdır. Bunun inançlarda karşılık temeli de ha keza vardır.\n\nÖrneğin değerli halife Ömer, şehir sokaklarını gezer, denk geldiği ihtiyaçlıya, un çuvalını kendisi taşıyarak ulaştırırmış hikâyesi; iyi bir örnek gibi dururken böylesi bir prangaya bizi düşürebilmektedir. Bu hikâye yer ve zamanca hakikat bile olsa:\n\n1- Tam bir öğütçü örnek tutum gibi görünse de, tam bir cahillik akla perde çekme zafiyetidir. Toplumun gelişmesini prangalar. Bu anlayış yapısı ile siz;  Albert Einstein’a tuvaleti, sokağı temizletip kol işçiliğinden yararlanırsınız! Çünkü sizin, her zaman bir un çuvalı taşıyanı Ya da her zaman bir tuvalet temizleyen niteliksiz emeği bulmanız mümkündür. Ama her zaman ve rahatlıkla Halifelik eden Ömer'i ve Einstein’ı bulmanız mümkün değildir. Bu nesnel somut gerçektir. Ve bu tutum bizim; görev ayırt edemezlik formasyon bozukluğumuzu, her durumda kullanma cehaletimizdir. Çünkü ortada böyle bir durumu gerektirir Hiçbir sebep yoktur.\n\nSürecek 8\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk Ve Egemenlik 14",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nYıldırım ve şimşek çakması havadaki azotu, azotlu bileşikler halinde yere indirerek bir nebati beslenme çevrimi ortaya kor. Aynı zamanda bir ağaç bu azotlu bileşiği kullanarak yaşamını oldururken, bir anlamda ve öznel olarak, bir duygu yansıtması olaraktan yıldırıma minnettar iken; kafasına düşecek yıldırımdan da kurtulamayacaktır. Yani yıldırım sayesinde yaşayacak. Buna iyi diyecek. Yine yıldırım sayesinde ölecek. Subjektif kaygılarla buna da kötü diyecektir.\n\nBurada yıldırıma ihtiyaç olmadan azotlu bileşikler bitkilere verilemez miydi? Diye sormanızda absürttür. Sorunu bilmezlikle ve tersten ortaya koymaktır! Çünkü yaşam: kendi çevresinde olan kendisinden önce, nasıl bir ilişkileniş girişimi ile karşılaşmışsa ona göre organize olmuştur. Dağ olan bir çevrede, gitmek ilerlemek için dağı aşmak zorunda olmuşsunuzdur. Azotlu bileşiği ancak, yıldırımla giriştirerek o şekilde var edersiniz. Böyle bir çevrede yıldırımla ilişik zorunlu olarak, hayati olarak, ilişkilenmek zorundasınız, kaçınamazsınız. Biyomerler çevrede azotu bulduğu için, en mahrem yerlerinizde azot bulunur. Bu azotu dışarıdan ihtiyacı olarak enerji girişimi olarak transfer etmek zorundasınız vs; vs.\n\nDeğilse başlangıçta ilişkiler ve tüm ihtiyaçlar saptanmışta ona göre biz veya canlılar yol alıyor ya da aldırılıyor değilizdir. Çevrenizdeki canlı cansız ilişkilenme nasıl bir yol ve belirlenim ve kaoslar ortaya çıkarıyorsa, biz de, ona göre işlevsel kılışlar geliştiriyoruz. Hayat illa bu dizim ve dizilim ilişkileriyle var olmak zorunda diye hesaplanan bir olay durum değildir. Tıpkı birçok bilgisayar işlemcisi ve programı olduğu gibi. Ancak hayat bu tür bir bağıntılı ve ilişkilisel çevrede, bunlara ve bunların özelliklerine bağımlı kalarak bir yol alışı, seçip ayıklamaktadır.\n\nBu yüzden gelecek bilinemezdir. Determinizmde, bir kısım kaosu içinde mutlaka barındırmak zorundadır. Doğa koşularında iterasyonlar yapar. Değilse gelişme ve değişme olamazdı.\n\nÖrneğin bir yıldızın 500 milyon km. uzaklığındaki gezegeninde, diyelim ki silikatlı bir hayat formu ilişkilenişi var. Silikat suda başka bir oluşumla çözülüyor olsun. Ya da başka bir mayi içinde çözülüyor olsun. Bu hayat, kendi mantıklı ilişkileniş biçimine göre düşünüldüğünde, bizim 150 milyon km. yıldız uzaklığımızı kabul edilemez bulabilirler. Ve kendi yıldız denk uzaklığını hayat formu için vaz geçilmez uzaklık olarak değerleye bilirler. Yani yaşamın var olması için, illa 150 milyon kilometrelik bir Güneş uzaklığı gerekmiyor. Bu bir çevresel arzın inorganik ve organik ilişkilenmesinin ona göre girişen bir yol alışıdır. Değilse 150 milyon km uzaklık, hayat için zorunlu bir yol alış, gerektirmesi hiç de değildir. Siz, sizin gibi bir organik hayatı ararsanız; elbette sizin mevcut bu koşulları aramak zorundasınız! Çelişki ve kaygısal bilmezlikler cahilliği de burada ya zaten. İlkesel olarak var olan Tanrı'yı, bu tür sanı kanılara dayandıran kendi çelişkilerimizin yanılgılarımızın kaygısını taşırız.\n\nİyi bir fizik, kimya, biyoloji, hukuk, mühendislik bilir olmamız Ya da farklı bilimlerle değin bilgileri bilir olmamız, bizi genel cahil olmaktan alı kor bir tutumlama değildir. Varlık olgu olaylara oradan da sistemlere değin ilişkisel, bağıntılı bilgileri, yani bilimler bilimi bilgisi olan felsefe bilemezliği; bu tür okuryazar kişilerin, sırf mesleklerini bilir olmak ile yetinmeleridir ki onların cehalet cahilliklerinin ve ayak direme yobazlıklarının; nedeni olmaktadır.\n\nKonu anlatmalarım, ana temadan uzaklaşma gibi ise de, çok temel ana varoluşların ortak konudan dallanıp çatallanmasını ortaya koyan bir tematiklik yapılanışı olmaktadır. Bu dallar üzerinde budaklar, filizler belirtişim anlamsız gibi ise de, ana konunun kol parmak dallarıdır.\n\nŞimdi gene salt halk egemenliğinin olamayacağını hem canlılık var oluşla, hem sistemsel var oluşla açılımlaşmaya devam edeyim çünkü şeytan (kaos)  ayrıntılarda (dallanmalarda)  gizlidir.\n\nNasıl ki özdek, kimi dem elektriksel, kimi dem, magnetize, kimi dem devinim, kimi dem dalga çekim alanı, kimi dem zaman vs. olarak belirirse, canlılıkta özdeğin zorunlu girişimiyle beliriş biçimidir. Nasıl özdek olgu ve olaylarda farklı elektriksel yapılanışla ayrı özellikli bir belirme gösterebiliyorsa, canlılıkta farklı özdek ilişkilenmeleri ile farklı hayat formları ortaya koymak zorundadır. Bu atomsal yapının canlı, devingen, girişen olaylar ve iterasyonlar koyup göstermesinin zorunlu ve zincirleme ilişkisidir. İlişkiler uzaktan yakına yakından uzağa girişir.\n\nCanlılık nasıl özdeğin bir beliriş süreçleşmesi ise; sistemlerin kendilerinin kendileri üzerine bir sürtünme etkisi, bir fren etkisi, kendini sınırlama, geri bildirişim yasası gereği olan bir başlangıç koşullarına sıkı sıkı bağlılık vs etkisi ortaya koyması, yine özdeğin zorunlu devinme beliriş biçimidir. Bunlar egemenlik gibi bir soyut kavramı bağımlılıkların girişimi gibi somut olgu, olay ve biçimlenişlere sokmaktadır.\n\nSistemin girişen ilişkileri, yasaları kurumları, entegre üniter ilişkilenmesi yine sistemin içine ayrıntı ve tekil olaylara bir müdahale etki yaratır. Bu sistemin kendi üst üretiminin yine sistemin iç işleyişine sistemin kendi etkisidir. Sistem sonucu ile yine kendisi üzerine yansır ve etkiler, denetler. Başıbozukluk ve başına buyrukluk yoktur. Zaten başıbozukluk ilişkinlik değildir, ilişkin olmayacağından sistem tarafından seçilip elenir, ilişkilenemediği içinde başıbozukluk girişemez, büyüyemez, enerji transferi ile varlığını sürdüremez; dağılır ölür.\n\nİnsan vücudunu; sistemin yine kendisinin, kendisine ilişkilenmesini, kendisinin kendisine yansıyarak etki etmesini kabaca şöyle belirtebiliriz. Sistem (vücudumuz)  ilişkinlikleri gereği aktif, devinimli, geçişen dalgalar girişimli olarak dışa büyümüş bir durum olarak belirir. Dışa bir büyüme (sonuç)  koyan vücut, yine içe kendi içine sistemin ilişkilerine, hem bir etki hem de bir neden olarak, söz gelimi AĞIRLIK olarak döner ve yansır, iç işleyişi etkiler.\n\nAğırlığın basıncı iç işleyişi ezmeye, iskelet sistemini çökmeye zorlar, neredeyse tüm sistemin tüm ilişkileri koparacak bir vahameti; hem bu ağırlığı taşıma, hem bu ağırlığı besleme, hem bu ağırlığı sürdürebilir olmak için enerji sağlama, hem de bu ağırlıktan (sistemin çıktısından)  sistemin yararlanmasını sağlama gibi sorunlarla, sistem yüz yüze kalır. Yani sistem yine dışa belirişini içe bir ilişki olarak yansımak, içte yeni ilişkilenmeler kurarak çözmek zorundadır.\n\nToplum sistemi de, kendi çıktısını, geri besleme, denetleme koşulları ile yasa ve kurumları ile bir iç etki olarak kendine döndürüp yansıtır. Bu sitemin başlangıç koşullarına sıkı sıkı bağlı\nOluşudur. Sistem çıktılar elde edebilmek için bireylerini güçlü kılmak zorundadır. Bu sistem bireylerinin üretim ilişkileniş gücüdür. Sistemin çıktısı olan dış beliriş yine sistemin içine referans edilerek, bireyin büyümesi ile sürtüştürür, sistemin kendi devinimi sistem iç işleyiş ilişkilenmelerine fren etkisi yapar. Bunlar yasalar ve kurumsallıklarla parçalı beliren bir egemenlik toplamıdır.\n\nSistem (toplum)  bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler gibi bilim dışılıkları kabul etmez. Ferdi büyütürken bırakır ve yaptırır. Ancak bu yapışın sisteme egemenci yansıması, sistemin başlangıç koşularına referans edilen çıktısı ile kararsız sapmalar lineerleştirilir. Sistemin tek yanlı nonlineer oluşu, sistemi zamanla bitirir yani sistem karasız çalışır, kararsızlıklara gider ve sistem bir krizle biter. Bu yüzden toplum aya gidecek diye iç işleyişlerini tüketen bir kararla; bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler diyerek iç parça ilişki başıbozukluğu (canlıda kanserleşme)  yaratamaz. Hiç bir sistemde üniterdik egemenci olamaz. Tıpkı kalbiniz gibi...\n\nSistemin işlemesi olmadan birey büyümesinin bırakılıp geçilecek ve bırakılıp yapılacak Hiçbir durumu yoktur. Sistemin üretim ilişkilenmesi için, bireyini büyüten için bir ilişkilenme bağıntı birlikleri koyar olması zorunludur. Ancak bu ilişkileniş iç sürtünme ile dengelenip zorunlu bir fren etkisine dönüşür. Çünkü sistemin girişen dalgalanması, devinimi bu ilişkiyi zorunlu olarak, kendilik belirler. Fren; sınırlılıkları, girişim ilişkilerini ve üretimi sağlar. Çıktı başlangıç koşullarının bir iterasyonu ve çok az bir bin delikle değişmiş bir kısımdır. Bu da yeni durumun başlangıç koşulları olacaktır. Bireyin büyütülmesi sistemin sınırlılıkları ile bireyin frankeştayn laşmasını önler.\n\nSürecek  14\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk Ve Egemenlik 13",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nBu yanılgı, belli bir tür ahlakın, ilkten beri bir ahlakın varlığı ilkesinin, sürüp gelen değişmezlik algısıdır. Bilgisizlikle, cehaletin, yan yanalığıdır. İnsanları geçmişten günümüze hep bir aile içinde tasavur ederler. Halbuki bu günkü aile şöyle böyle 2000 yıldır var. İsa döneminin inançlarına bakılırsa daha babasız doğumların, yani kutsal evliliklerin toplumlarda bir  aitleşme kurumsallaştırılması çaba ve gayreti içindeki geçmiş sürüşlerin kalıntısı, gibidir. Oysa bilmezliklerimiz şaşmaz bir direkte edilmiş, ahlaki tavır varmış gibi bir durumu bize sanılatırlar.\n\nAhlakı ilkten beri değişmezlikle var sanmanın ikinci bir handikap da, kendimiz için ister olduğumuzu, başkası içinde ister oluşumuzun, kısmi doğru oluş mantığının yanılsatması ve pranga oluşudur. Daha doğrusu, bir gerçeklik yansıtır olan her tutumsalın; genel geçer mutlak her durum ve zeminde doğruimiş gibi algılatılıp algılattırılmasıdır. Bu tür saltıkçı ahlaktan her hangi bir sapmayı, kişisel grupsal ve toplumsal belaların garkına gidişin cevazı olarak kişiler, değerler. \n\nKendim için istemediğimi bile  istemeyeceğim; ama başksı için isteyeceğim o kadar çok şey var ki.. Bu kendi öznel ihtiyaçlılık belirleniminizi; ahlaki ölçü temeline oturtma ve saltıkçı olma  kusurunuzdur. Bunu; Tanrı'sal buyruk gibi kurallamaksa, alabildiğine yanlıştır.\n\nHalbuki insan oğlu yer yüzünde var olalıdan bu yana, milyonlarca sene ne ahlaklı ne ahlaksız oldular. Ne de ahlakı hiç bilmeden, tanımadan yaşadılar. Yani milonlarca sene ahlak yoktu. Eşdeyişle bu mantığa göre insanlar ahlaksızdı! Dünya: insan bilinci doğayı üretmeyi bilen bir olgunlukta olmadığı için, ahlakı ve ahlaki olgunluğu da üretmeyide, bilmiyordu. Yani Dünya ahlakı bilmiyordu. Dünya ahlakı, insanın toplum aşamasıyla bildi. Dünya ahlak kavramına  insanın tolum aşaması ile geldi. Buda yaklaşık onbin yıllık bir sürece tekabül etmektedir.\n\nYani onbin yıldır ahlaklıyız. O ahlakta asla bugünkü bidiğimiz ahlak değildi. Hatta bugün için insanı ipe çekeceğimiz türden rağbet gören zaman ve zemine uygun ahlaklardı. O ahlaklar evrile evrile bu günkü üretim tüketim bölüşüm ahlakını ortaya çıkardı. Bugünkü övünülen ahlakın da, gelecekteki ahlakın bir çarpık biçimi olacağı hiç kuşkusuz çok açıktır. \n\nDünya onbin yıl kadar önce bağrında: toplumu olmayan, hiç tanımadığı toplumu var etmişti. Toplumun tarihini vermek çok zor. Ancak yüzbinyıl önce toplum yoktu. Şurası kesindir, toplumun ortaya çıkışı ile halk, ahlak, özgürlük hak  gibi süredurumlarda toplumun işleyişi ile ortaya çıkmışlar. Dolaysıyla toplum yokken, ahlakta yoktu. İnsanın araçlı üretim yapması toplumsallığa, yani üst yapısal kurumlaşmaya, ahlaka; yani, üretime süreçlenişti. \n\nToplumsal işleyişin içinde; üretemeyen yapıların (halkın) , yaşlı ve güçsüzlerin, çocuk ve akıl geriliği olanların, hasta ve acizlerin, doyrulup barındırılması olanağı ortaya cıkmıştı. Bu insanın daha önceki sürü grup yaşamında olmayan yep yeni bir tutumlanıştı. Bacakları kırık olan, güçsüz olan vs. göçemiyor av peşinde koşamıyor kendi haline biraz yiyecekle doğaya terk ediliyorken, ölüyorlarken; yeni ortaya çıkan toplumsal yapı; artı ürün ve göçer olmamak gibi yerleşmeler, insanlara; av peşinde dolaşmanın, meyve alanlarını bulmanın terk edilmesini yavaş yavaş sağladı.\n\nBöylece insnın sorumluluk bilinci ve ahlakı kendiliğinden belirir olmuştu. Çünkü ilişkiler yapıdan çıkıyordu. Yapınız taşıtı ortaya koymadı ise tşıt ilişkiselliğinizdeki bir ahlakınızda yoktur. Yani şu insan ne saygısız, ahlak yoksunuki, ayaktaki yaşlı ve gebe hanıma, dedeye yer vermemektedir. Diye kimse size söylenemez. Artık insanlar erdemli ve ahlaklıydı. Yoksunu doyurmak, yoksula kol kanat germek, aidileşmek totemi algılarla bunları yasa kılarak çekim alanları yapmak, bu kurallara uymak, hem bir yükümdü; hemde enbüyük ahlaki erdemsel ve geleneksel kurallardı artık.\n\nAçıkçası siz araçlı üretimi ve artı değeri üretmese idiniz, bu günkü ahlakınızda yoktu. Bu üretimledir ki; sosyal yapıları beslemek toplumsal bir zorunluluk ahlakı olmuştu.Gerekiyordu. Çünkü toplumun gücü, öncelikle bu çalışamayanların doyurulup barındırılması olgusunu sağlar düzeyi ortaya çıkarmıştı. Artık insanlık, gezginci av yapar olmaktan ve gezginci, hızlı yer değiştirir; toplayıcılık yapar olmaktan, azami zorunluluklarından vs. gibi nedenlerden dolayı güçsüzlerini; bakamamaktan ötürü doğaya bırakmıyordu. Günümüzde ise  bu beceri, toplumun sosyal adaleti, sağlamasını ortaya çıkaracaktı. İnsan üretmeden toplumsal adaleti yani girişrn ahlakı ortaya çıkamazdı.\n\nBu ortaya çıkan, yeni yaşamı üretme gücü; yağma, talan, çapul, hırsızlık, hazırcı, beleşçi olma çalma, aldatma vs. olumsuz diyeceğimiz ahlaki tutumlarıda yaygınlaştırdı, adeta kendisini  kurumlaştırdı. Bunlar yeni toplumsal üretilişin, hemen yanı başında; kendiliğinden kendini dayatan bir ahlakı yansıtılış olaraktan, ahlak olaraktan üretilip belirlenecekti. Ve özelleşen mülkiyet ilişkisi gibi daha bir çok ön görülemez nedenlerin, toplumsal yaşayışta yansıtılırı oldu. \n\nMal edinmenin ve maldan yoksun kalmanın, çelişmeleri belirdi. Tutumlanan ayrıcalıklı davranışlar; güçlünün ve güçsüzün haklarını, davranış ve ödevlerini; öznel yansıyışa göre belirledi. Ya da, zorunlu tutumlanacak olanı veya öyle tutumlatılması düşünülen yansıyış anlayışlarını, ahlak kavramı içinde, işlenişini oluşturdu. Toplumumuz olmasa ahlakımız da olmazdı. Toplumumuz olmasa idi, ahlakımızı asla bilemezdik.\n\nAhlak toplumun ortaya çıkardığı zorunlu bir ilişkisel yansıtılış ve ittifaklar durumu olduğuna göre, iyilik kötülük anlayışımızda toplumla yansıtılıp anlamlandırıldı. Temelinde ezen ezilen, zengin fakir, çelişmelerinin süreçlenmesi ile anlamlanan paylaşım, tüketim ilişkiselliğidir. Böyle olunca, bazı yanlış düşünmelerimizin, öznel anlamalarıda kendiliğinden ortada kalkmaktadır. Bir kere ahlaklı olmak için inançlı olmak zorunda değilsiniz. Ama toplumla ahlaklı olup, ahlakı yansıtmak zorundasınız bu biline. \n\nİnanç yoksa ahlaklı olmak zorunda değilim demek, tersten konuya dalmaktır. İnanç yoksa bile siz toplumda belli saatte işe gidip, gerekli kural ve davranışları; örneğin selmlaşma, saygılı olma gibi bir yığın ahlaki edimsel enformasyonu göstermek zorundasınız.İnsanlar ahlaklı Ya da ahlaksız olduğu için insan öldürürü Ya da öldürmez değildir. Bunun dışındaki daha temel ve ilişkisel nedenlerden ötürü insanlar girişir. İnanç bu tür engelleri önlemenin geçmiş toplumlarda icat ettiği yardımcı bir kurum ve aracıdır. Değilse inançlı değilsem ahlaklıda değilim demek, tersten sorunsalı ortaya koymaktır\n\nYüce Tanrı'ya, acaba kötülükleri niçin yarattı? kötülükleri kaldırmaya gücü yetmiyor mu? Gibi izafeleri isnad ve buhtan etmek son derece yanlış ve kısır düşünceliliktir. Doğa iyilik Ya da kötülüğü bilmeden, tanımadan bunların ayırdımına varmadan; süreçlenip olgu ve olayları bu güne; insanı, toplumsal üretme aşamasına getirmiştir. İşte iyilik kötülük izafesi burada ortaya çıkan, insansal anlayışladır. Değilse evrensel var oluşun bir kusuru Ya da yetkinsizliği değildir. Toplumsal üretim paylaşımının bir öznel yansıyışı, insanın kendisine göre dünya algılayışının bir çarpıtmasıdır. İnsanın her şeyi kendine göre yorumlamasının bir  çıkmazıdır. Bu anlayışlar; Tanrı' ya bile, her şeyi insan için yarattımıştır...\n\nSorunu ve evreni anlamayı, bu kadar tersten ortaya koyarsanız, tabidir ki yine yanlış olarak ve tersten; ””Tanrı, her şeyi madem bizim mutluluğumuza göre yarattı, o zaman da kötülük ve günahı niçin yaratmıştır”” diye sormak hakkınız olmaktadır! \n\nİyilik kötülük doğaya insanın toplumu getirmesi ile, insanın eli ile gelmiş, bir izafi, görece anlayışların insandan insana yansıtılmasıdır. Yıldırımın düşmesi nasıl bir kötülük ve insanları  cezalanması değilde, yeryüzündeki olay ve olgularının ilişkilenmesi ile ortaya çıkmış bir zorunluluksa. Üstelik, hayat için varlığı zorunlu olan bir ilişki olaydır. Elbette bir olay, bir başka olay için geliştiren bir destekleme olay iken; bir başka olayada zararlı geriletici, köstekleme olabilmektedir. \n\nSürecek\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk Ve Egemenlik 11",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nToplumsal olan tartışılır. Her hangi bir inancın konusu, halksal alandan çıkarılıp, toplusal alanın işleyişine getiriliyorsa; o zaman o inanın konusu, otomatikman herkesin etkileşen tepkisi ile tartışılır olma ilgiselliği konusuna girer ve konuşulur. İnançların tartışılması istenmiyorsa, inanç sizin kişi hakkınız ise, toplumun sosyo ekonomik işlerlik alanına getirilmemelidir. Tartışma alanında tartışma vardır, cehalet bunu saygısızlık ve hakaret algılar.\n\nİnanç demokratik bir hak ve halk iradesi değildir. İnançlılık halkın bir beliriş biçimidir. Çünkü halkın boş zamanı, bağ girişim tutumudur. Demokratiklik halk kavramı olmayıp, bir toplum kavramıdır. Zaman zemin ilişkisi ile değişen bir tutum alıştır. Bir yanıyla, bir üretim ilişki paylaşımını sağlayan, ilişkileniş meşruiyet gerçeklenmesi istemidir. Toplumda yapılan üretim gerçeklenmesini hiç bir inancın rehberlik ve zorunluluğu ile asla sağlayamazsınız. Bu yüzden inanç toplumsal değildir.\n\nToplumsal olmadığından ne bir haktır; ne de demokratik taleptir. Sadece kavram kargaşası ile demokratik bir tercih ve demokratik bir hak gören zannı görüş ve sanı yanılmasıdır. İnanç halk içinde vardır. Siz talep etmeden ve size diğer inançlar tanıtılmadan, hep diğer inançların olumsuzlukları kötülenerek kendinizin doğru inançlı olduğunuz algılatılmıştır. İnançlarımız; diğerleri bize gösterilmeden, kendiliğinden adeta yapışan bir kabullenmedir. Seçme tercihiniz olmadan, size sorulmadan, kendiliğinden etkisel benimseyip öğrendiğiniz, içinde şekillenip hayranlık bulduğumuz bir sosyal çevre öğrenmesidir. Halk, inancına bile egemen değildir. Çünkü egemenlik, üretim gücünden gelir. Halk, inancını üretemediğinden egemeni de olamaz.\n\nDemokrasi toplumlarda karşılıklı ilişki girişmelerinin içinde çeşitli şekilde tanımlanır. Örneğin seçme seçilme bir toplum sorunudur. Demokrasi burada; oyların genelliğini ortaya çıkaran bir tutum olarak tanımlanır. Halkın genel tutumu inanç olduğu için inançlar demokrasiyi tanımaz.\n\nToplum, belli zaman ve koşulların, kendi nesnel yasalarının ilişkilenmesidir. Yine toplum, bu ilişki birliği ile yansır. Ve toplum, toplumsal olan öznel insanın, bilinç ve eyleminin teşkili örgütlenme etkinliğidir de. Yani toplumun organik yanı: ürettirerek üreten; paylaştırarak paylaşan,  ittifaklar koalisyon birliğidir. Sahibi oldukları ve egemenliği ürettiğidir.\n\n1-Toplumun bir üretim gücü vardır. Toprak, araç gereçler gibi üretim güçleri bu kabildendir. Nesnel ilişkili yasalarla işlerler. İkinci olarak bu nesnelin kullanım bilgisi vardır. Üçüncü olarak insan emeği vardır. Dördüncü olarak bunların organize edilişi ile otoriter yaptırımsal ittifak koalisyonu vardır. Bunlar karşılıklı olarak ve zorunlu olarak etkileştirilir. Böylelikle toplum ve toplumun üretimi ortaya çıkar. Üretimin paylaştırılıp, tüketilmesi; hizmetleri ortaya çıkar. Tüm bunlar, toplumun normatif kural ve kurumlarını belirler. Egemenlik burada başlar.\n\nBaşlangıçta, halk olmadığı için, halkın toplumu da yoktur, düşünülemez de. Kendi gücünü başka güçlerle birleştiren grup hiyerarşi düzeni vardı. Ne zaman komün güç sosyal gruplardan topluma doğru evcildi, halk; daha sonra toplumun ilişkilenmesi ile çok sonraları ortaya çıktı. Alet kullanan, yerleşen toplum, göçer olmaktan ve hastasını, yaşlısını, güçsüz ve sakatını artı emekle besler olduğu zaman, çalışamayan kesim; çalışan kesim etrafında, çalışan kesime bağımlı muhtaç olarak birikti. Bu nedenle de toplum, halkın toplumu değildir. Toplumların halkı vardır. Toplumun insan unsuru: bu halk yapı içinde, zamanla kendisini halk yapının hem bir unsuru olarak, hem de toplum dışı zamanının üretimi olaraktan da kendisini süreçleşiştir.\n\nHalk, komün güç dönemlerinin hıyaraşik sosyal ilişkilerin, yaşanan sanı kanı birikimleri ile toplumda emek olarak atıl kalan insanların harmanlandığı, ilişki çekey aitleşmesidir. Toplumun sürüp gitmesinde de zamanla iç girişimle bir organik ilişkiye dönecektir. İlkel toplumun emek gücü olmayan kişiler kümesinin grupla yaşantılaşması, topluluklar, kalabalıklar oluşturması bir toplum oluş değildir. Daha toplum tam belirmediği için toplum olmadığı için de halk da değildirler. Ancak bir komün güç birliğidir. Komün gücün, ortaklaşa olarak yaşamı paylaşır olmaları, aletli üretimi sağlama düzenine geçince; uzun süreçler içinde birlikler toplumsal ve halksal alan olarak çatlayıp, belli belirsiz gelişen iki alanı tarih sahnesine çıkaracaklardı\n\nKüme içinin bir tarafı ağırlıkça, insan yapının yanı sıra, nesnel ve teknolojik üretimle şeklice belirlenir. Araçla belirlenen kesim toplum, araç kullanır olmaktan ve emekten yoksun kesim, halktır. İkisi henüz tam yapılaşamamış, birliktir, ayrışmamıştır. İkisinin yaşantılaşışı hareketi birbirinin içinde, birbirini etkileyerek dengeleyerek, kendi kendini organize etmektedir. Her iki alanın, ayrı ayrı beliren zorunlulukları takip etseler de bilincinde değildirler. Bu teknik kullanım bilinci, yeni yeni gelişmektedir. Ve bu iki alana uygun üst ve alt yapılar ayrı ayrı ve bir biri ile aynı olan yapılaşmalara gidildi.\n\nİlişkinlik ve halkın refah tüketimi ortaklaşa alt ve üst yapıları gerekli kılarken halkın kendi sanatını, kendi ilişkilenmesini ortaya koyarken gelenek, inanç gibi kendine özgü üst yapısını oluşturdu. İçinde uygulaya geldiği halk gelenek düzeni, folkloru ve ürünlerin paylaştırması ile tüketimleri alt yapısını oluşturur. Burada halkın özelleşmesi ve özelliği olan aidileşme kült ve kültürü, hızla gelişip günümüze değin, etkin işlevli olarak sürüp gelmiştir. Şimdilerde bu belirleyicilikler çok etkinse de, etki gittikçe azalan bir eğilime doğru kaymaktadır.\n\nHalkın alanı, sırf insan-insan ilişkilenmesidir. Bunu da, gruplaşması ile gelenekçi ilişkileri ile aitleşen yapısı ile sürdürür. Halk, klan, kabile, aşiret kavim gibi toplumsal yapı ile erimiş bir görünümde yapılaşır. Bu dönemler, toplum olmaktan çok, akraba ve soy oluş gibi üretiş ve yaşayışlara bağlılığın imleşmesi ile halkın başat ilişkilenişi ile sürmüştür. Çünkü daha hızla gelişecek teknik kullanım bilinci çok etkin değildir. Halkın öznel oluşması daha hızlı gibidir.\n\nAynı zamanda bu alan, soyut üst yapı düşünmelerinin, örfleştiği, inançlaştığı dönemdir. Bu dönem, nesnelliğin yansıması ilişkisellikte olmayıp, kanıların çok etkili olduğu, bir yansıma ve yansıtılışları içermektedir. Yine burası bireyin (alet kullanan insanın)  toplum gücüyle ürettiği ve sonra da paylaştığı refahını, tüketerek yaşandığı toplumsal yerdir. Bu üretme ve tüketmenin, izlenimci düşüncelerinin demlendiği, güçlü bir var oluş; halk alanıdır. Güçlülük her tür muktedir oluşu içeremez.\n\nİnsanlık burada egemenliği birleştirmiştir. İnanç örf gelenek baskılı bir yönetim halka ve topluma aynı anda uygulanmakta öznel sanılar toplumun işleyişine nesnel bir yasa gibi dayatılmakta. Teknoloji emek yoğunluklu bir üretimdir. Zamanla insanlar bu birleşik yapıyı laikleşen anlayışlarla tekrar çok zor mücadelelerle ayırır olacak. Hem parçalı bir egemenlik; halka ve topluma ait egemenlik; hem de toplumun daha başat olduğu bir ilişkin egemenlik ortaya konacaktı.\n\nHalk; aile, grup, cemaat, ilişkili, toplumun öznel insanlarını da rehabilite eden bir sükûnet dinginleşme alanıdır. Bu anlamda, toplumda duyarsızlaşan insanın, ruh bulduğu; toplumun gülümseyen yüzüdür. Topluma göre, bir başka tür var olma alanıdır. Toplumunuz olmasa halkınız olmayacak, halkınız olmasa; toplumunuz belli bir süre sonra ağır bir sürtüşme ile sürdürülememe buhranı ile karşılaşacaktır. Toplum ve halk insanın şarj, deşarj alanıdır. Halk öznel insanın, deşarj (boşalma- yük atma)  alanıdır. Toplum; öznel insanın şarj (dolma-yüklenme)  stres alanıdır.\n\nŞarj ve deşarjların sürdürülebilir olması içim devamlılık birikmesi, kutuplanma beslenmesi gereklidir. Ve birikenlerin bir biri üzerinde transferi gerekli ki sistem çalışsın. Kamu bu iki değerin converteridir (uygunlaştırıcı-dönüştürücüsüdür) . Halk ve toplum iki ayrı alan olarak kendi iç sürtünmesinin yüklenme ve beslenmesini sağlar. Halk topluma kamu converteri üzerinden kontrollü dolaşır. Toplum sistem çıktısı ile bir ucundan halka geri beslenme yapar. Yani yüklenmiş bireyler halka aileye döner. Toplum çıktısının bi diğer ucu sistem çıktısı olarak üst kuruma sistemin beynine gider. Bura değerlendirme ve karar alma harekete geçme ve harekete geçirme gibi eylem aktları gerçekler. Direkt olarak halkla da bağlantılıdır.\n\nBu bağlamda bakıldığında halkın egemenliği diye bir abartı durum söz konusu olmadığı gibi, egemenliğin kaynağı halk ve toplumun bağıntılılığında çıkmakta. Çevrimin bir ucu halk diğer bir ucu toplumun ilişkisinde çıkmakta. Tüm yük toplumda iken toplum; enerjisinin bir kısmını, halk üzerinde sağlayıp çevrimleşmektedir. Halkın egemenlik sel ilişkinliği buradadır. Böyle olunca halk egemen olmayıp egemenlik sel ilişkinliktir. Çünkü halk tek başına egemenlik çıkartamaz. Halk ancak ilişkinliğe değin, bir egemenlik erki ortaya koyar.\n\nSürecek  11\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk Ve Egemenlik 10",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nİnanç toplumlarının, geri olmasını, gelişemez olmasını belirleyen nedenlerden biri de; bir tür anlayışların ve bir tür şekli biçimlenişlerin, yaygın ve örnekleşir olmasındandır. Böylelikle o birlikler dalgalanmayan girişemeyen seninki sana benimki bana sistem olmasıdır. Böylece de, pranga kuşanışlı, öğütçü; öznel, subjektif idealist biçimde yanıltılma ve kandırılmalardır. Hiç gerçekçi olmayan bir dural oluşta olmalarıdır. Bu toplumlar rekabeti ve yeniyi bir süre sonra üretemez konuma düşerler.\n\nYeni olanı, anında; “”eski köye yeni adet”” ten bidat sayılıp boğulur. Çağı kavrar düşünceyi de eline verseniz, bu anlayışların ışığında bir müddet sonra bu çağdaş düşünce boğulur gider.\nHalkta yeniyi sönümletme eğilimi güçlü çıkar. Oysa toplumda yeni, araştırmanın konusu olur ve sürekli meydan alır.\n\nÇünkü bilgi ve bilim ne aklen, ne üst yapısal kurumlarla, ne teknolojik olarak alt yapısal sahibiyet sizlikle sürdürülemezdir. Halk alan üst olanı, alt olana tepeleme eğilimindedir. İstendiği kadar, bu alanın öznel amacı, bu olumsuzlukları yaratmak olmasın. İstendiği kadar, hayır hasenat ve bilimden yana olunsun. İstediği kadar ölçüyü doğru tutma azminde olsun. Sistemin sonu kaçınılmazdır. Halk alan sistem halinde biçimlenmelidir.\n\nYukarıdan beri halkın egemenlik yetkilenmesinin az biraz yönetime katılma dâhiliyesini dahi, kırmak için, nasıl dezenformasyonik bombardımana tabi tutulduğunun örnekleri verildi. Yine devamla...\n\nHalk, sistemler hakkında gelişi güzel konuşur. Ama kendi düzlemindeki öznelliklerden de bir mest oluşun, bir kendinden geçişin, hallerini yaşar. Bu düzlemin kopyası olmayı gösterebilen nitelikleri de hıfz eder. Bir güncel şarkıcı, türkücü oyuncu gibi karakterleri; en ince ayrıntı ve duruşuna değin benimser ve onu, bir benzeme yansıtması içinde olurlar. Böylece halktan bazı kesimlerin, giyimini söylemini vs.sini özendiği cibilliyetleri içsinirle kopyalarken, bir Cern gerçeğindeki sağlayışları ortaya koyan bireylere karşı tamamen bi habersiz ve ilgisizdir. Ya da öylesine bir kayıtla kayıtsızlıktır. Halk, asıl egemenlik sel alandan yana, seçme ortaya koyamamaktadır. Bu bir kusur değil gerçeğin belirişidir. Toplumda halkın tavrını ortaya koyup onu anlayamaya bilmektedir. Bu, alanların kendi yaşantılaşmalarından ve kendi farklı ilişkilenişlerinden kaynaklanır. Bu bir üstünlük üstünsüzlük olmayıp, gerçek bir beliriştir.\n\nYine halkın kendi eyleminin, kendi üzerine yansımasından kaynaklı, gayet sofistike ve halk kesimlerinin hareketini, tecrübesel bir anlaması da vardır. Bu anlama ve anlatış gerçekliği objektif yansıtır. Halk alanının kendi üzerindeki, kendi kanaatıdır. Yani benim şuram hasta, benim şuram aksamakta demesidir. Beni abartma, benim hareketlerimde, çoğu zaman; bilmezliğin davranışları da hâkimdir, bu; ben kaos da, yaratırım demektedir.\n\nHalkın bu sofistike bilge sözü: “”İpipullah sivri külah””” sözüdür. Bu, toplumun bir anlatım şekli ve sözü değildir. Mucidi halktır. Yani etkini de etkilenir olanı da halk tanılı söylemdir. Bir gerçeklik; “”İpipullah, sivri külah-[her şeyin yoksunu]”” tanımından daha güzel nasıl anlatılır bilemiyorum. Halkın anlatım ve söylem gücü çok güçlüdür. Tabi buda bir kesim halkın yaratım gücüdür. Bu anlatımda halk egemenliğinin nasıl belirip, nasıl beliremeyeceğinin zımni anlatımı açıktır. Halk siyaseten bu söylemle çoktan dalgasını geçmiştir.\n\nİki tür ittifak vardır. Halk ittifakı ve toplum ittifakı. Erken toplumlar döneminden hemen hemen 16. yüzyıla değin yapılan ittifaklar da, halk ve toplum ittifaklarını aynı gören, birlikte kavrayan bir oluşma gelişme ittifakları söz konusu idi. Örneğin karşılıklı olarak girişen; iki veya daha fazla toplum, birbirinin kardeşleşmesini ilanen ittifak ederlerdi. İttifakı ilan eden toplumlar, üretim ilişkilerini paylaşma ve bunun öznel yansıması ahlak ve yasalarını, gelenek inançlaşmalarını birlikte ittifak ediyorlardı. Toplumların ittifakı, halkların zorunlu kaynaşması oluyordu. Buda bir çeşit sesiz halk kaynaşma ittifakı idi. İleride mezhep anlayışlarının temeli olacak totem aidiyet tohumları, bu ittifaklarla getirilen inançları mezhep olarak yeşerecekti.\n\nYine bu toplumların ideolojileri (inançları) , somut toplumun kardeşlik anlayışı, çok farklı idi. Kendisinin aidi olduğu toplumun üyesi biri kardeşi iken, hiç biyolojik bağı olmasa bile, kendi iç evliliği yasaktı. Karşı toplum da, kardeşi idi. Ama bu kardeşlik de evlenmeyi zorunlu gören bir kardeşlikti. Toplumun nesnel yasaları ve dini inançları bu temel den şekilleniyordu. Yani kardeşlik biyolojik bir tanımlama değildi. Zaten ana babada gerçek biyolojik ana baba değildi. İşte toplumun bu şekilde kurumlaşması, halkında; bu şekilde inanç ve örf ve ahlakileşmesi idi.\n\nGünümüz toplumlarındaki toplumsal ittifak, sistemin çevrimini, devinmesini sağlayan temel belirleyicidir. Toplum ittifakı, halk ittifaklarını içermez. Ama halk ittifakı, katiyen göremezden gelinir değildir. İç barışın teminatıdır. Halkın günümüzdeki ittifakları, sesiz, zamanla tecrübe ve geleneksel ittifaklardır. Halk, halklar sayesinde, alabildiğine çeşitli bir serbestlikle devinen ilişkiselliktir. Bu ikili ayrışan ittifaklar, laik oluşun, aklın ve nesnel objektifliğin gereğidir.\n\nİttifaklar birlikte var oldu. Fakat zamanla ayrışmada kaçınılmaz oldu. Bunlardan bazıları şöyledir. 1-Birlikte gelişirken, toplumsal gelişme, halk alanın gelişmesinin daha çok önüne geçmeye başladı.2- Halk alanın yönü, çok çeşitli aitliği destekler olması. Çok çeşitli inançları destekler olması, gelişmenin yönünü kestirilemez gibi yapmaktadır.3- halk ittifakları toplum ittifakları gibi karşılıklı zorunlu ittifakları destekler değildir. 4- Ve halk yaşayışlarının nesnel üretimi destekler olmaması gibi, nicelenmeler olmasına rağmen halk inanç alanı, diğerini yani toplumu; egemenlik sel engellemelere kaydı. 5-Toplum ve halk nesnel nedenler dışında da, çeşitli sebeplerle;  çatışmalara gider oldular, vs.\n\nHalk ve toplum aynı periyotlu düzlem dalgalarıdır. İç içe geçmiş ve yan yana bulunur farklı genlik ve frekanslarda zarflanmış koşullarda karışır ve kesişirler. Halkın periyodik salınışı bir örnekliğe sürüklenen süreçleşmelerle, değişmeye karşı koyan bir gerileşmedir. Bunları ancak ilişkilenişlerinden halk veya toplum elemanı davranışlı insan diye ayırabilirsiniz.\n\nİnançlar; insanların, olgu ve olaylarında; olamları kendince seçme, mahiyet ve ilişkilere değin olmayan, bir estetik tutumlar elde eder olmaları vardır. Halkın; nesnelden kaynaklı idrakleriyle yansıyan öznel müdriklikleri, halk insanını oldurmada hayli etkindirler.\n\nKısacası; toplumsal ittifaklar; nesnel yaşamın ve dünyayı yeniden ve yeniden; üretir olmanın konusu oldukça; toplumların ittifakı da zorunlu olmuştur. Nesnel üretimi doğrudan sağlamayıp ama halk yaşamını: insan-insan; kişi- birey; birey-gruplar olaraktan kendi anlayışıyla birlikler tutumlaşmasını sağlayan rehabilite alanıdır halk. Ve halk ittifakı her halükarda değişir olması gereken, zamanla yavaş yavaş yerleşerek sesiz olan, ittifaklarıdır. Yani halk,  bir yanı ile her tür inanç, gelenek görenek ittifaklarıdır. Bu yüzden halk egemenliğine de; inanç, ideoloji, gelenek, görenek, halk aidileşmesi bağlamında bakmak zorunludur. Toplumda bunların yerini; bilme, ideoloji, teamül, kural, yasallık, sorumluluklar denetleme mesleki formasyon (toplumdaki aidileşme)   almıştır.\n\nTarih boyunca toplumlar yaşarken üretmiş, yaşantıyı ilişkilemiş, çözümleyip dönüştürmüştür. Halk bu ilişkileniş yaşantısını örfleştirip inanç yapmış. Kendisini bunlarla grup aitleştirmesine götürmüştür. O günlerde toplumun çok yavaş gelişmesi, halkın toplumdan gelenekleştirdiği benimsemelerin kalıcı oluşunu, uzun süreli yapıyordu. Böylece toplumda gördüğü geleneğin karşılığını neslin ve toplumun değişmesi ile göremez oluyordu Böylelikle de halk dirençleşen, muhafazakârlık yanını öne çıkaran bir şiar edinmiştir. Tutuculuk birçok bağıntıyla oluşur.\n\n\nMuhafazakârlık toplumsallığınız değildir. Toplumsal yapıların kriteri olarak karşımıza çıkmamalıdır. Günümüzde muhafazakârlık yolu halkta hala geçerli kredi ise de, sadece yaşadığınız dar çevre ile geçerli bir halk kredisidir. Resmi ve uluslar arası geçerlikte kıymeti harbiyesi yoktur, hükümsüzdür. Şimdiki aitliğiniz resmi nüfus kayıt cüzdanıdır. Gelenekten gelen totem aitliğinize, binip transatlantikle yolculuk yapamazsınız. Ama Türk Toplumu ve Türkiye Cumhuriyeti aitlik, kimlik ve pasaportu ile uluslar arası yolculuğunuz berkemaldır. Bu bile egemenliğin aktüel ve toplumsal güç kaynaklı oluşudur.\n\nSürecek 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk Ve Egemenlik 19",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nEgemenlikleşme toplumsaldır, toplumsal yol ve yöntemlerin yasallıklı tutumlaşmasıdır. Kişi ve halkların tutumu çokça nesnel yasallıklı olmayan bir öznelleşmedir. Hatta kişisel biyolojik inişlere götürülen kişi psikolojileri taşınır olacağından egemenlik sel değildirler. Ve egemenlikleşemez. Egemenlik bir özgür olma tutumsalıdır. Bu tutumsalda, kişisel ve halksal biçimlenişli olmayıp toplumsal karakterlidir. Özgürlük toplumsal üretiş biçiminden çıkmıştır. Halk alana kendi anlamasına göre ödünç ve anlam deformesi olarak yansımıştır.\n\nYani toplumsal bir var kılışın üretimi olan özgürlük, sizin iç ve dış şart uygunluğunuzla seçenekleşip, yararcı kullanımınızla gerçekleşen özgürleşmedir. Böyle olunca kişi ve halkın muktedirliği değildir. Örneğin bir uçağın yapımı, üretimi, toplumun işidir. Halkın uçağı üretmesi için iç şartı (bigi)  ve dış nesnel şartı yoktur. Ve kullanıma açık özgür edişidir. Bu, muktedir oluşun egemenliğidir. Halkta uçağa binerek kullanım yararındaki özgürlüklerinden yararlanır, yaşamını sürdürür. Halk uçağı üretmediği için, yani özgürlüğü sağlayamadığı için egemenlik sel bir yapı değildir.\n\nPaleolitik (eski taş çağı)  çağın insan sosyal yaşamı, belki mezolitik dönemin karekteristik özelliğiyle, insanın toplulaşan yaşamında, halkın yaşamını ayrıştıran yapılar henüz yoktu. Ancak komün yapı tomurcuklanmıştı. Halk Ya da toplumsal yapı, örgenleşen organik yapının, halk ve toplum alan kırılma indisini, henüz neolitik (cilalı taş çağı)  çağlarda yeni yeni, şimdi bizim göreceğimiz denli silik, az buçuk, belirlenir olmuştu. Tabi bu hal, o günün konjonktüründe okunacak bir şey değildi. Bu günkü merdiven basamağından geriye bakışla bunu söylemek olasıdır. Üstelik o zamanlar ilkel ortak yaşamın hükmündedir. Toplumlaşma teorik olarak halkı ortaya koyacaktır. Bu gide gide, günümüz sonrasındaki konjonktürlerde ise, nerede ise; toplumlar halksız olacaklardır! \n\nToplum evirildikçe, toplumsal yapı; halksal yapıdan çelişiyordu. Bu yinede ayırt edilir bir görünüş değildi. Toplumsal normlar, başlangıçta halkın normları ile özdeşleşiyordu. Özellikle teknoloji uygulaması insanı işsiz kılıyorsa da, başlangıcın insan nüfus yoğunluğu azlığı ve daha paylaşılmamış toprak alanların yerleşime açılması görecesiyle aşılıyordu.\n\nİnsanın toplum oluşu ve evirilmesiyle; insana iş edinmesini, çalışma hayatını, bir düzenliliği yük ettirmiştir. Ve üretim güçlerinin, özelliklede teknoloji ve deneysel bilginin toplumsal üretime uygulanması insan emeğine ihtiyacı azaltıyordu. Zorunlu olarak toplumsal üretimin dışında kalan insanların, halk yaşamının içine iş yapabilirlerden dahi, yeni işsizler dâhil ediliyordu.\n\nToplumun ortaya çıkardığı iş, aş, hünerlilik, işbölümümü gibi, ancak toplumda ortaya çıkan ve ancak toplumdan öğrenilen beceri edinme formasyonudur. Yine toplumun evrimsel aşamasıyla, günümüze doğru gelindikçe, özelliklede yeniçağdan itibaren toplum geliştikçe işsizleşmenin, beceriden yoksun kalmanın, aşsız kalmanın da nedeni oldu.  Başlangıçta işleşmenin nedeni olan toplum, şimdide insanını işsiz bırakıyordu? Toplumun akışı süreci tersine döndürmeye başlamıştı. Halk egemenliği, işte böylesine bir başarı sürecin içinde çıkacaktı! Ya da hiç çıkamayacaktı, kısmı parçalı yetkilenme dışında.\n\nGünümüzdeki bu işsizleşme oranı son 20 -30 yılda, halksal yaşayışı nüfus olarak daha da artırmasının nedeni, toplumun bu teknolojik otomasyon yapıdır. Çözülmesi, dönüştürülüp aşılması gereken bir boyut iken, sorun yumağına dönüşmüştür. Bir teknolojik uygulama ve üretimde robotların kullanılması, verimlilik gelişmesi; insanın işsizliği nedeni de olmaktadır. Bu da üretim araçları üzerindeki sahipliği ve üretimin paylaştırılmasını çözümlemeyi toplumlara zamanıyla dayatmıştı. Ancak kapitalist ve liberal tercihler yolu bambaşka yere ve aşamaya getirmişti.\n\nNasıl toplumsal yapı, var olan ilkel insan sosyal yaşamını, toplumsal yaşama çevirmişse; şimdiki toplumsal yapımız da, bu aşamadan itibaren, içinde toplumsal yapının süreçlendiği, sosyal gen dizilimi ve yepyeni bir biyo teknik örgensel, organizmasal; geleceğin sosyal yaşamını dayatmaktadır.\n\nİnsan haklarının ve özgürlüğünün niteliklerinden biri de, genellik evrensellik taşır olmasıdır. İnançlı insanlar, eğer hakları ile inançları çatışırsa, inançlarını yeğleyebilmekte; hakkını Ya da haklarını yok sayabilmektedir. Çünkü temel ırası araştırma ve bulma değil, öğütlenene harfiyen uyup iyi bir mümin olmaktır. Bu halkın en temel ve en yaygın inisiyatifliğidir. Bilmeme, eş deyişlikle cahilliği ile doğru orantılı olarak artar. Halk, inancının üzerinde Hiçbir şeyi tanımaz olabilmektedir.\n\nHalk, olaylara tek gözlükle bakar ve yargılar. Bu gözlük imanlarıdır. Bu yüzden Hiçbir zaman üretici ve hoş görülü olamazlar. Zaten inanç alanını üretebilselerdi değişirlerdi. Böylece de kendilerini egemen kıldırıcı, inançları olurdu. Böyle olmadığı içindir ki halk, pek pek aydın değildirler. Halkın aydınları vardır. Genel olarak inanç onlar için, iki kere ikinin dört etmesi gibi kesindir. Üretmeden umarlar. Umutlarını gerçeğe uydurabilmek için ritüeller varlaştırıp, bunun etrafında somut çekeylenirler.\n\nBu yüzdendir ki, halkta, nesnel üretimin, toplumun gücü değil de topluluğun gücü hakim ve işlerliktir. Kişi gücü ve halk gücü, bu bağlamda egemen oluş açısından, sıfır daha yakın durur.\n\nTopluluk gücü denetimli, denetimsizliktir. Daima perde gerisinde manipülelidir inançları, inançlar kendi egemenlikleri için, halkı denetlerler. Olaylar zaman zaman çığırında çıkmış gibidir. Çok kontrollüde olabilmektedir. Halk inanç olarak Jan Dark'ın peşine düşer; bir Jan Dark yaratır. Halk, bu imleç ile bir kahramanlık imi, bir ermişlik, ideal bir manipüle efsane yaratılacağı gibi, Yine eğlemenler de, bu tür kullanım yararlarının miadını doldurup, yeni bir manipüle ile Jan Dark'ı pek ala yaktırabilir de.\n\nHalk bu iki alan arasında; umut yaratma ve umudu yıkma çekey kutuplanmayla bir elektron kararlılığı ile yönlendirilebilir süreçler olabilmektedir. Bunun yaptırım sosu da, böylesine yaratılan inanmanın; bu söylemlerin bir Tanrı, Ya da; tabu söylemi olduğuna, insanların inandırılmalarıdır. Kör inanç, kişi insan üzerinde alabildiğine etkin ve başattır.\n\nİnançların, dinlerin, çok güçlü bir psikolojik silah olduğu unutulup, unutturulursa; bunların hiç birisi görülemez. Siz, somut olarak bu kişiliği öldürseniz dahi; halk, onu gerekli eden her koşulda, halkın bilinci o imi var etmeye devam edecektir. Dünya insanı, çeşitli yerlerde onu görmeye, onunla çekeylenmeye heveskârdır. Artık bu mit zaman üstücülüktür. Böylesine bir imge; halkın zamanının akmamasının Ya da, halkın zamanının geri kalış nedenlerinden biridir: Bu aynı zamanda da, çift yönlü, müthiş bir psikolojik silahtır. Yani aynı zamanda da inançlar halkın zamanını akıtabilmenin, kısa erimli de olsa, akıtış aracıdırlar.\n\nHalkın gücü teorik olarak egemenlik seldir, ama halkın bu egemenlik sel istemi parçalıdır. Topluluklar eli ile bilinçsiz kılınır. Ama halkın inanmış, kararlı ve efsuni gücü vardır. Sel gibidir. Halkın, egemen olan gücü de, egemenlik sel olan gücü de budur. Korkulan da, saygı duyulan da, bu gücüdür! Bu gücünün kaynağı da, halkı, bilgi yerine, inançların yönlendirir olmasından kaynaklanmaktadır.\n\nHalkın en başarabildiği, ölümüne sürdürebildiği tek egemenlik, din ve inançlarıdır. Böyle iken bile; birlik yapabilmek, egemenlik sel olmak için, gerekli hoşgörüsüzlük ve bağnazlık gibi iki temel tutumu dahi takınır olması, halkın egemenliği için, Hiçbir zaman yeterli olamamıştır. Olamaz da. Çünkü nesnel olmayan bir öznel sübjektifliktir. Halk bu formasyonla bile egemen değildir. Aksine halk inanç ve dinlerin bunları vaaz edenlerin egemenliği altındadır. Bu yüzden, egemen kılınmamış yapıdan, bilinçli bir egemenlik çıkmaz. Hiçbir zaman üretemeyen halk, egemen olamaz. Egemenliğin temeli ve kaynağı üretimdir.\n\nSürecek  19\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk Ve Egemenlik 20",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nAncak halkın, egemenlik sel olduğu fikri ile sırtları sıvazlanır. Bu da halkın hedonizmidir (davranış ve eylemlerini haza göre yöneltir olma) . Halk; toplumların gelişme süreci ile sınırlı bir seçme, seçilme,  yetkilenesi ile olgulaşmıştır. Bununla beraber, yetkili olmanın gereği olan seçileni takip etmek, sosyal örgütlenmeye katılmak, örgütler aracılığı ile erki denetlemek gibi, egemenliğini gerçekleyecek sorumluluklarını da kullanmayı ve erke yansıtmayı pek yapamaz. Hedonizmi seçer olma yetkilenmesini, egemenlik sayar! Bunun nedeni, inandırılarak kişinin kendisine ve toplumuna yabancılaşmasıdır. Halkın kendisini bir yurttaş gibi görmeyip, sırf kendisini inançlı uysal bir tebaa (uyucu)  görmesidir.\n\nOysa halk, toplumun müşterisi olaraktan da, ilişkilenip; kendisini topluma bir açık devre alanı sunma gibi belirim gücüde vardır. Ama topluma yabancı durduğundan bunu pek kullanamaz.\n\nHalkın yetkili kılınması, toplumsal ve halk içindeki çıkar gruplarınca demagojik olarak, halk dalkavukluğu olaraktan, anlık çözümlerle, hedonistlik yaklaşımlarla, bu yetkileme öylesine etkilenir ki, bu etkileme ile akıl almaz süreçlere girilir. Örneğin bu anlık (günü birlik)  ve hedonist yaklaşımla, sadakaya alıştırılan halk, bunu bir lütuf, bir inancın kayrası, olarak görür ve sosyal haklar kavramını anlayamaz da yalvarır, dua okur! Bu tür sosyal haklar kavramının bilinçli yurttaşı olarak, sürekli takibini yapamaz. Çünkü kendi anlamasınca, kayraya lütufkâr olmuş bir şanslıdır o! \n\nHalkın egemenlik selliğini dayatan, gerekli olan alt yapılardan biride, halk özgürlüğüdür. Bu toplumsal özgürlükten farklıdır. Ancak bu da, objektif kriterli; öyle Ya da böyle üretmeyi gerektiren bir bilinçli yurttaşlık halidir. Halk özgürlüğünü, üretme objektifliğinden ne kadar uzaklaştırırsanız, özgürlük istemi o kadar keyfiliğe ve uçukluğa kaçan bir anlamsızlık olur. Hiçbir keyfilik, halksal özgürlüğü ve halkın egemenliğini sağlayamazdır.\n\nHalk egemenliğinin gerçekleşememesinin bir nedeni de, halkın, zaman akışındaki, iki yöne de meyil eder oluşundan ötürüdür. Halkın çoğu, zamanın akış yönüne göre yönelimsel değildir. Yani halk özgür olamayışından ötürü, egemen olamaz. Özgürlük, inançları gibi zorunluluklara bir boyun eğişin sür gidi değildir. Aksine bağımlılıklarımıza egemen olmaktır. Yasallılıklara egemen olmaktır. Bunları gerektiği gibi kullanıp, geciktirip, engelleyip Ya da kolaylaştırıp hizmetimize sunarak kullanmaktır. İnançlarımız bizim; ne egemenliğimizi ne özgürlüğümüzü ön göremezdir.\n\nOysa toplum özgürdür ve toplum özgürlüğü yaratmak zorundadır. Kişiler halk kavramının bağlayıcılığı ile sınırlı değildir. Oysa birey toplumun bağlayıcılığı ile sınırlı zorunlu üreterek, o bağlılığa egemen olarak, özgürleşilir. Örneğin halk kavramı: deliliği, aptallığı, nevrotik ve şizofrenlik, sosyal çarpıklık, manik depresif bozuklukları da, zihni yetersizlikleri de, her tür cahillikleri içermektedir. Bunlar halktan normal kişilerin, peşine düşüp yöneleceği tutumlar olamaz. Yine bu bağlamda halk, zamanın gerisine düşmüştür. Gelenekleri inançlaştırarak zamanın gerisinde olmayı somut tutum kılarlar. Halk, bunlarla hemhal yaşamak ister. Bunlar dahi, toplumun yönetimine talip olanlardan seçmene göre seçilmek için aranan özellikler olmuştur! Bu karıştırma bile,  halkın egemen olamayacağının tek başına bir göstergesidir.\n\nBu sayılan kusurlar, toplumda ve toplumsal yetkilenmede eleneceğiniz bir kriterlerdir. Oysa halkta bunlar elenemez. Aksine halkın alanı, bunların bakılıp, gözetilip, rehabilite edileceği yerlerdir. Halk olmadan bunlar, kendi başına var olamazlar. Halk, toplum bireylerinin ve halk yaşantılı kişilerin dinlenme nadas alanlarıdır.\n\nHalkın kesimleri öznel yaşantılaşma olaraktan, zorunlu olarak hem en ileri ve en geri zaman dilimlerinde olabilmektedirler. Yani, halkın en olumlu yandan, en olumsuz yana, esneyebilen bir yapı tutumu vardır. Bu yön karmaşası, halkın; egemenlik sel olabilecek soyut ve somut tutum lamasını çatıştırır. Aynı zamanda da bu sürekli ve zorunlu ikilem, halk süreçlerini ileri geri yürüten Ya da durduran süreçler hüviyetini de kazanmaktadır. Bu alanlar, öznel düzeyli, halkın; kataliz olduğu, kristalize alanlarıdır. Bu nedenle halk, zamanın akışı yönünde birliksel değildir. Halk birlik olup, egemenlik edemez. Halk kesimler çoğunluklu egemenlik oluşturur. Halkın oluşu zamanınızın düzlemindeki niceliksel çeşitlenme, belirme kaoslarıdır.\n\nOysa toplum geri ve olumsuz yanını teşhis ve tedavi eder, onu dönüştürüp ileri süreçler yapar. Oysa halkın böyle bir derdi ve düzlemsel zamanda olma gibi sorunu yoktur. Gerekmeyebilirde. Halk teşbihte hata olmazsa, sanki suda boğulan bir adamın, can havli tutunma gayreti ile davranıp, eline geçen ilk dayanağa tutunur. Onun kurtarıcı olup olmadığını düşünmez bile.\n\nOnun nasıl bir kurtarıcı olduğunu ve olacağını hayali olaraktan, öyküler. Artık o can simididir. Can simidine yaklaşmayan her eylem, onun için bir sapmadır. Bu simit ilke edinilmiştir. Artık, onu boğacak su ortada olmasa bile, o can simidi etrafında örülen davranışlar, kurgular, öznede kendini sürdürür olacaktır. Ve durumları hep bu kurgularla kritiğe ettirmeyi sürdürür olacaktır.\n\nBu tür sosyal öğrenme onun, yap ya da yapma veya yapılabilirsin davranış komutlarıdır. Bu komutlar onun çekimlendiği ve etrafında ekseni kristalize oluş alanlarıdır. Değişmeyen yargı, tutumlardır. Yine bunlar ahlaki kavramlarıdır. Süreçle ilgili egemenlik sel tutum olamadıkları için, kişileri ve bireyleri eylem içinde varlaştırıcı değildirler. Aksine, bu yaklaşımlar, pranga olan ve kişileri güden, boyunduruk olucudurlar.\n\nHalk, yaşamsal değerdeki ihtiyaca kullanımların yararlanılıp tüketilmesinde, çağın ve zamanın düzlemindedirler. Ama bu tüketişin gerekli olan yapılaşmasını ve öznel yaşayışı ile bağıntılı yapmak için aynı düzlemde değildirler. Yada bu bağıntıyı ters köşeden ilişkili yapmaktadırlar.\n\nBu nedenle halkın ruh zamanı ve düzlemi çok çok farklıdır, bu da egemenlik sel yapının aykırı uçlarca kutuplanıp uzlaşamamasıdır. Yani zamanda olamayışın uzlaşamamasıdır. Aynı zaman ve zemindeki karşıtlar uzlaşılarak aşılır. Yani halkın din ve inanç davranışı, bir egemensel oluş ve kılınış değildir. Aksine egemenliğin kişice taşınamazlığı üzerine bir görüntüsüdür. Kişi bir şeylere bağlanarak, kendisini yüceltir. Süblime eder. Ve kişinin kendisini bir çekeyler alanında kristalize ederek varlaştırmasıdır. Yani inanç kişi için, lineer kolay olanın tercihidir.\n\nHalk, bu tür inanç eğilimini genele götürme davranışı gösterebilmektedir. Böyle bir yönelim içinde iken dahi; egemenliğin toplumsal olan ilişki düzey ve düzlem bağıntısını, çoğu kişi hiç kuramaz. İçinde bulunduğu icabı hali, inançlarının, tabu gücünün, bir lütuf ve kayrası gibi olduğunu sandığı için, kendini bu inanca göre davranmakla, iyi bir bilir sanıp, mutmain olur.\n\nCahil insanlar, egoları gereği, her şeyi kendi içinde başlatıp, içinde var oldukları inançları kişiselleştirip, farkında olmadan bilinçsizce yeniyi meydana getirir oldular. Böylece de kimi zaman eski inançları da yıktılar. Bu olumlu yandır. Ama bunlar da sığ ve basit kalmaktaydı. Bu bilinçsizce nedenledir ki, aynı tür inançlar ve anlayışlar, genellik ve evrensellik kazanamaz oldular. İnsan egosu, dışın işleyişini okumak, tutumlaşmak yerine; bu işleyişi içiyle uyuşturacak yerde, dışın yansımalarını ve sanısal algılarını kendilerine egemen kılıp, riayet ettiklerini düstur yaptılar. Bu sanılar ne kadar hakikatse; düşünülen dışa ne kadar uygunluk gösteriyorsa o kadar yararlı oldu, hakikatten (gerçekliğe benzemekten)  koptukça kendi prangasını kendi kuşandı.\n\nİnanma ve sevme gibi tutumlar kişisel özelliklidir. Şunu da söyleyebiliriz, inanma ve sevme toplumdan önce vardır. Bunlar, toplumdaki işleyişlerle, yeniden canlandırılır ve çokça yansıtılır bir oluşu vardır. Bu yansıma duygulara ivme ve yoğunluk kazandırdı. Bu da zaten inancın toplumsal temelli olmayışının kanıtıdır.\n\nBu şu demek; inanç ve sevme toplumun, çokça da halkın, yaşam biçimi ve tarzına göre şekil alır. Nasıl rengin görselde her hangi bir şekli yoktur, bir kedide kedi biçimlidir, bir kazakta, insan gövdesi biçimlidir ise, inançlar da; toplumsal üretim ve refahın tüketilişi biçimlidir. Halka ait yaşamla ilintili bir ilinekselliktir.\n\nSürecek 20\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk Ve Egemenlik 21",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nÖrneğin Hinduizimde Brahmana bir inek vermek, mutlulukların en yücesidir ve nirvanaya giden yolun kendisidir. İnançlarda bir sınıf maddi olarak verir iken, bir sınıfta alır. Ve de nasipler eşitsiz dağıtılmıştır. Yoksulluk sabredilmesi gereken bir sınama olgusudur! Eğer sabır sınavını başarırsa cennete gideceği hüküm olunur.\n\nToplumu inançsal görünümlü düzenleyebilirsiniz. Ancak toplum yinede inançsal değil de, zorunlu olarak toplumsal nesnel kurallara göre işleyecektir. Siz isteseniz de istemeseniz de bu böyledir. Sizin topluma her inançsal müdahaleniz, bu yapı ile çatışma ve gerilimi oluşturur. Bu huzursuzluk aşılana değin epey çatışma yaşanır.\n\nİnanç bazlı sandığınız toplumsal yapı, zorunlu olarak nesnel bazlı sürüp gidecektir. Ama halk olarak siz onu, ilahi ve inanç temelli ilişkiler sanmaya devam edeceksiniz. Farkında bile olmaksızın.\n\nBu tür çaba, halk olmanın bir ırasıdır ve doğasında vardır. Ama size reva görülen, toplumsal ve evrenselliği olmayan bir halk yaşantısı olacaktır. Toplumsal işleyişiniz (maddi olanakları sağlayış)  yaşantınız ve refahın üretilip bölüşülmesi maddi temelli olacaktır. Ama halk olarak biz bunun bilincinde olmadığımız için, işler yanlışta gitse; ta ki canımıza tak edene dek, Tanrı korkusundan değiştirilmesini teklif dahi edemeyiz. Bu sürenleri öznellikle ve inançsal bir tavırla, düzen içindeki uygulama sanacağız. \n\n“ Egemenlik kayıtsız şartsız halkındır ” demek, bu şartları sağlayacak alt yapı ve üst yapı uyumlaşmasının, tamda bir birine denk düşen, yapılarında ancak geçerli olabilecek bir anlayış ve tutumdur. Elbette böyle tıkır tıkır işleyen bir yapıda halkın şu veya bu biçimde vereceği subjektif kararlar, yine bu uyumun kural ve gelişmesi içinde olarak; toplumsal işleyişi, fazla kritik nokta yoğunlaşma aşamasına taşımadan, aksatır olmadan işletecektir.\n\nYoksa üretim güçleri ve üretim ilişkilerinin gelişmesi ile oluşacak yeni üretim ve paylaşım tutumlarıyla oluşacak egemenlikleşmenin, neler olacağını halk bilemez. Egemenlik sel oluşum, millet iradesine bağlı olmadan, milli irade dışında değişecek ve değiştirilecek olan, üst yapıya ait yönetsel tutumlaşmaların neler olacağını; halk ilişkilisi olmadığı için, asla bilemez.\n\nZaten tarih boyunca inançlar toplumsal işeyişi yansıtmıştır. Toplumdaki üretme ve bölüşüme değin değişme ve egemenlikleşmeleri halka benimsetebilmek için; ayinle ilgili semboller üzerinden halka benimsetmelere gidilmiştir. Buradaki bir başarısızlığımızı tutup, halk istiyor, halk iradesi budur dersek, bu yanıltma ve kaosu; kitlelerin vicdanına yıkar oluş saptırmasıdır. Halk işin, halk yanıyla ilgili ve duyarlıdır. Milletin topluma ait (toplumsal)  değişmeyi görür ve bilir oluşu değildir. Ki bu söz, sür git millet (halk)  ne derse desin, mutlaka doğrudur demek olsun. Yani:\n\n1- Halk toplum dışı bir anlayış ve yapılanış alanı olduğu için, toplumsal ilişkilenişteki nedenli rahatsızlıkları bilemezler. Toplum dışı demek: a) Toplumun ilişkilenişinde azade olan ve çeşitli nedenle toplumda üretemeyen kesimler olmalarıdır. b) Toplum bireylerinin de, kendi üretim dışı zamanını da yaşadığı alandır. c)  toplumsal tüketimin göreceli paylaşımının, yine göreceli tüketildiği, kendi kendine bir dengede oluşu sağlayan alandır...\n\n2-Halktaki rahatsızlık iki biçimde belirir. Birisi üretiminizi tüketen; refah, bolluk ve gönencin paylaşılmasıdır. Ki tamamen ideolojik ve siyasidir. Halktaki rahatsızlığın ikinci temel yanı da şudur: Üretim araçlarıyla üretim ilişkilerindeki bir değişme; zincirleme üretim güçlerindeki yeni gelişmelerin ve değişmelerin, zorunlu olarak öngörür. Yeni ilişkilenmeyi ve paylaşmaları gerektirir. Bunun özümsenmesini öznel olarak, ancak toplumun insanı görür. Bu değişmeye halkla beraber karşı olan toplum içindeki ideolojik yapılanmadan kaynaklanan çıkarcı çevre teşebbüsleri ve hizmet grupları da vardır. Öznel görü ile bunları toplum aşar. Halk çoğunlukla bunlardan bi haber olabilmekte ve çıkar grupların kandırmalarına uygun şekillenebilmektedir.\n\n3-Kişi içinde bulunduğu durumu ala ve rana görecektir. Bu doğal statik olma kuramıdır. Halk bunun rahatındadır. Ancak bu durumu bildiği halde özelliklede liberal aymaz çevreler çıkarları gereği, halkta halk; derler. Oysa bir organize birlikte, hiçbir işleyiş diğer işleyişlerin üzerine ve önüne; bu önemlidir diye alınamaz. Çünkü her organizma ve toplumsal birlik “”birlikte ve karşılıklı bağımlı”” bir işleyiştir. Abartı kabul etmez. Elbette üretim ve refah sonuçta insan için, halk için, bunların mutluluğu içindir. Bunlar üretimin sonundaki refahın istediğiniz gibi kullanım ve tüketimidir ve halk içinde özeldir. Ama bunlar refahın nasıl üretildiğini halkın biliyor olması anlamına ve bu alanda halkın kayıtsız şartsız egemenliği anlamına ne edip edip getirilmemelidir. Bu bir abartı ve kural tanımazlıktır. Anarşi ve kaosu bütüne yaptırmanın gözden gizlenmesidir.\n\nHalkın egemenliği, seçme ve seçilme ile paylaşımlı kısmilik olarak elbette gerçeklenmelidir. Halk egemenliğinin, seçme ve seçilme ile gerçeklendiğini savunanların, bir açmazı ve üstünü örtükleri demokrasi anlayışının sakatlığı da şudur. Seçilir olma ve seçimlere katılmak finans işidir. Yani akçeli, paralı ve pahalı bir iştir! Yani siyasetin seçilmenin mutlaka bir finansman maliyeti vardır.\n\nO halde finansmanı kim yapar? Buna karşı önlem olan devlet desteğini saymıyorum bile. Hiç kuşkusuz parası olan zenginlerdir. Yani yönetime yön vererek, elinde bulunduran egemen zengin güçlerdir. Şu halde halkın kısmide olsa, seçme ve seçilme hakkı bir para gücünün halkı yönlendirerek, dolanaraktan tahakkümü iken; siz nasıl olurda:“”siz halka inanmıyor musunuz, halk getirdi halk götürür”” demeyi; demokrasi ve aydınlıkçılık ve halktan yanalık sayarsınız. 1970'lerin sonunda, sermayenin nasıl anlık hükümetler kurup dağıttığını açıkça gördük. Bunlar açıkken sırıtarak; “” halk gücü her şeyin üzerindedir”” demek bir uyutmacadır.\n\nSiyasetin finansmanını halk yapabildiği sürece,  kısmi egemenliği kademe kademe yol alıp gerçekleşecek demektir. Bundan sonraki adım denetler olabilen sivil halk örgütleri eli ile yasalara uygun oluşun denetlenmesidir. Bundan sonra uygunsuzluklara ve olumluluklara örgütler aracılığı ile baskılar oluşturup yapılma Ya da yapılmamasının izharına neden olmaktır. Takım tutar gibi siyasetleri tutmamak, her yanlışında savunup desteklememekte bir çeşit siyasetteki sizin manevi baskınız olacaktır. Bu tür çabalarla siz ancak egemenliğinizi sağlarsınız. Denetimsiz demokrasi olmaz. Maşallah bu da halkta hiç yoktur! Sonunda parlamento, Ya da yargı veya yürütme kendi kendine denge unsuru erkler ayrılığı olmaktan çıkar, bunların tahakkümüne dönüşebilir. Egemenlik bir özgürlük işidir. Buda toplumsaldır.\n\n1-Özgürlük, başlangıçta biyolojik birey oluşun, sınırlıklı seçme ayıklama davranışıdır. Çevredeki birçok verili arzlar arasında, sınırlı kullanımla enerji alış veriş bağımlılığıdır.\n2- İnsanların toplumlaşması ile özgürleşmesi bir bilgilenme ve yapabilirlik süreç gücüdür.\n3-Özgürlük öngörülemez bir toplumsal devinim gerektirmesidir.\n4- Özgürlük insanı güden, beş baskının, bir zorunluluğun, insanı bağımlı kılan süreçlerin var oluşlarının dayattığı, bir toplumsal kullanım ve gerektirmesidir.\n5-Özgürlük, zorunluluğa egemen oluş ve zorunluluğun bilincine varıştır. Zorunlulukların belirişini, zorunluluğun kullanımını geciktirip çabuklaştırma bilgi ve eylemselliğidir. Değilse bir zorunluluğa bağımlılığı, tamamen ortadan kaldırıp, yok ediş değildir. Eğer, bağımlı olunan gereksinimlerimiz olmasaydı; özgürlüğümüz de; yaşam koşulumuzda; eylemselliklerimiz de olamazdı.\n\nSeçim hem halkın, hem toplumun konusudur. Sadece toplumu Ya da sadece halkı öne çıkarmak bizi yanıltır. Seçimlerle halkın öznel yansıması ortalanırken, toplumunda reel politikliği de, tutamlatılır. Yani seçmen davranış kriteri, ne tam halksal ne tam toplumsal olmamalı. Halkı kamu düzeninde buluşturulur sorumlulukta olmalıdır. Burada laiklik ölçütü kendini seçimin taraflarına hissettirir bir havadır.\n\nSürecek  21\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk Ve Halklar 3",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nOysa etnik yapılar, halk değildir. Etnik yapılar bir türden homojinite birliktir. Yani siz, etnik yapıları kast ederek, halklar diyemezsiniz.  Her bir etnik yapı, birbirine göre yine bir sosyal birlikti karşı etnik yapıdır. \n\nBir toplumun halkı için, halklar söylemi tam bir bilgi kirliliğidir. Tam bir bilgi karartmasıdır. Ve bu bir dezenformasyondur. Sapla samanın karışmasıdır. Halk, etnik olanların ittifaklı olan  doğal halidir. Yine halk, emekli (hünerli)   üretim girişmesinin sonucunda, çeşitli nedenlerle ortaya emek koyamayan her bir etnik yapı üyelerinin toplum karşısındaki ortak özellikleridir. \n\nEtnik yapıların ana belirleyicisi totem kandaş bağ iken; halkı belirleyen ana belirleyicilerden sadece birisi; yaşlılık, sakatlık, çocukluk gibi nedenlerle hünerli emeğe katılamayanların ortak yazgısıydı. Hünerli emeği koyamamak, ittifak içindeki tüm etnik yapılardaki insanların ortak olan bir insan özelliği idi. Halk, bir yanıyla üretimse olamayan bir alandı.\n\nHünerli emekler girişmesi sosyal birlikler arası işbirliği iş akti ve ittifakları ortaya koymuştu.  İttifaklarla bir araya gelen etnik yapıların kendi kültürlerin şevsel biraradaki birliği de halkı oluşturmuştu.  Etnik yapılar halk gibi alanı oluştururken, aynı zamanda da ayrışmayı öngörür ilk yaşantılaşmadır. Halksal oluşum, bir etnik organize oluşların ve etnikti birlikte olunmanın alan seçimleşmesidir de.\n\nOysa etnik yapılar homojen bir kültürdür. Halk ise, heterojendir. Yani halk kendi içinde farklı olan kültür ve sosyal oluşmalarını taşırlar. Bu yüzden, bir toplumun, bir halkının içinde başka halklar seçimleşemezsiniz. Etnik yapılar, tarihin uzun dönemleri içinde gruptu, totem aidiyet bağıyla bir arada olan, basit organizeli, topluluklar halinde gelişen, ortaklaşa yaşam aidiyetli  birliktiler.\n\nEtnik sosyal birlikti yaşam, sürü yaşamdan evrilmişti. Kendilerinin avcılık ve toplayıcılık eksenli yaşantılaşma organize oluşlarını ortaya çıkartmıştır. Sosyal birlikler, birbirine göre, etnik anlayış birlikleridir. Etnik anlayışlar kutsal totem bağ ilişkileşmesi etrafındaki saf bağlı oluşlar ilişkinliğidir. Ve aidiyetliği çok farklıdır. Bağımlılığı, kendisi olan bir yapılaşmadır.\n\nOysa halk, toplumla ortaya çıkmıştır. Halk, toplum aidiyetliğine değin bir bağ oluştur. Halk topluma bağımlı, topluma muhtaç bir yaşantılaşmadır. Halk çok kültürlülük ve farklılıkların bir arada var oluşudur. Oysa ki etnik yapılarda çok kültürlülük yoktur. Bu nedenle etnik yapılara halk denemez, yada diğer etnik yapılara izafeten, etnik olana  halklar, denemez.\n\nDaha detaya girmiyorum. Halkın bu özelliklerini bilmez isek, halkın öznel değerlemelerini inancını toplumun üreten yapısına karışmanın bir meşruiyetliği yaparız. Oysa toplum, bizden ve halktan bağımsız bir var oluştur. Tamamen nesnel ilişkilenişin anlayış birikmesi temellidir. Toplumun apayrı bir ilişkilenmesi vardır. Biz bu bağımlılığı insanlığın özgürleşmesi yararına kullanır ve bizler doğaya karşı, egemenleşiriz.\n\nOysa halkın eksenleşmesi, kişilerin zorunlu sanı kanı yansıtmalarının bir ilişkileşmesine dayalı, bam teldi başka başka aitliklerin yansıtışlarının ilişkileşmesi öznelliğidir de. Halk, sosyal aktarımların, geleneklerin, pekiştirici kültürüdür. Açıkçası halk inançsız var olamaz.\n\nEtnik yapılar, kendi özellikleri üzerinde yansıyışların biriktirildiği totem algılar ekseninindeki olay ve olguları, anlama eksen eşilmesidir. Kişiler totem referanslı kodlarla rezonansa gelerek girişirler. Etnik yapıların, anlama, anlaşma, anlatma kodları, totem üzerindeki çözümlemeler ile gerçekleşir.  Etnik yapılar, homojen tekliğin; tınlaşımlı rezonansıdır.\n\nOysa halk çoklukta birliğin ulaşıldığı, totemik bağ değildi. Totemler bileşenli eksenleşmenin insan, insanlar iletişmesidir. Halk; olay ve olgularını, yaşantılaşmalarını, yorumlarını bu bileşen algılar üzerinde çözümleyerek giriştirirler. Anlama ve anlaşmalarını genellikle birlik ittifakları üzerinde sağladıkları kanallardaki girişmelerle çözümle ulaştırırlar.\n\nHalklar, her bir toplumun, bir tek halkına dek oluşmalarının, tek tek dünya toplumları kadarla kümülâtif toplam olup, dünya ittifakı küreselliğine gidişin ifadesidir. Burada kast edilen söz gelimi; Çin halkı; Çin toplumunun, heterojen bir, Çin halkı olmasıdır. Yine Hint toplumunun da kendi içinde heterojen bir Hint halkı olmasıdır. \n\nHer ülkenin üreten bir yapısı ve bu yapının bir ilişkileşmesi vardır. Bu o ülkelerin toplumsal yapısıdır. Ülkelerin toplumsal yapısı etrafında, sağlayışların paylaşımdı tüketilmesi ve özel yaşantılaşması vardır. Bu da halk yapıdır. Toplumun üretiş biçimi ve ilişkileşmesi ve halkına yansıtması, o ülkelerin toplumsa siyaset ve ideolojileridir.\n\nHalkın kendi iç kültürünü bireyleri vasıtasıyla topluma doğru yansılaştırır olması; o toplumun kültüre değin üretim çeşitliliğini sunmasında ve kullanılmasında, verimlilik yaratabilecektir.  Halkın kendi iç kültürünü, toplumuyla ilişkileşmesinden, gelir düzeyini tüketir olmasından ve halkın kendi geleneklerinin basıncından; halkın, azade bir şekilde olacağını düşünemezsiniz.\n\nHalklar kavramı, fazla girişebilen kavram değildir. Emekten yana olan ortak özellikleriyle giriştirilmelidir. Her bir toplumların üretim ilişkilenişleri farklıdır. Ve bunların sağlayışları olan yaşantılaşmalarının, demokratik edinimci kazanımlar oluşturmaları da farklı olacaktır. \n\nYani toplumların her bir farklı ilişkinlikleri, halklarında farklı farklı yol ve yöntemlerle kendi  girişememelerini sağlar olacaklardır. Ya da bu tür farklı ilişkinlikler ortak paydaların azalması doğrultusundaki, Dünya halkların, amaç birliklerini sağlayamaz oluşlarıdır. Toplumlar halkını evrensele götürmedikçe, halkların girişebilirliği zorlanacaktır. Ezilme, sömrülme bağlmında Dünya halkları koalisyonu olası iken. Bu sağlayışların temini konusunda konsansüs olamaz.\n\nEtnik yapılar, toplum olmanın cazibesindeki eksenleşişlerle, ittifakı birliğe sürüklenip, halk denen gelişme düzeyini ortaya çıkartmıştı. 'Dünya halkları birliği' de, belki dünya toplumu olmanın cazibesel eksen sürüklemesini ortaya çıkaracaktır. Ancak şu anki parçalı toplumsal yapı, Dünya halkları birliğini ortaya çıkaramayabilir. Bunun menfi çatışan iki nedeni vardır.\n\nBirinci olarak, teknik gelişmiş toplumların dış uzaya açılmasıyla, toplumlar arası ilişkileri ve küresel buhranlar gibi çeşitli olguların dayatması vardır. Bu gibidan dayatmalar, Dünya'yı; Dünya halklarından ve Dünya toplumları birliğinden, yana yol aldırırlar. \n\nAma bunların yanı sıra da  anamalcı oluşmalar uluslar arası şirketleşme olmalarına rağmen şu anki mevzilerini; mevzilerdeki çıkarlarının birim bazlı kontrollerini; toplumların siyasi politik gücüyle sağlar olmalarının karşı direnci vardır. Bu direnç Dünya halkları ve Dünya toplumsa birliğine doğru gidişe engeldir.  Ama sürecin basıncı her durumda bunu aşılacaktır.\n\nYani şimdiki toplumsal yapılar, Dünya toplumları ve Dünya halkları ayrılıkları üstüne, dünya halkları çatışmaları ve dünya halkları düşmanlık korkuları üzerine, geliştirilmiştir. Oysa, Endonezya'daki; Türkiye'deki; İspanya'daki ve Brezilya'daki bir halk kişisinin; birbirleri ile  düşmanlık etmeleri için, bir biri ile alıp veremediği, hiçbir şey yoktur. Üstelik bunların, temel sağlayışlarını, elde edememekten kaynaklı, dayanışmaları için ortak paydaları vardır! \n\nSürecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halka Bak Sen! (634)",
        "poet": "İbrahim Arslan",
        "poem": "\n\nHalk partisi yüzünden, halka düşman olunur mu? \nAk partisi yüzünden, aka düşman olunur mu...\nHalka bak sen. Ya aka basar oldu, ya boşa.\nMuhalefet dedikse. De herşeye muhalefet olunur mu? \n07.05.14\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halk Ve Halklar 4",
        "poet": "Bayram Kaya",
        "poem": "\n\nAynı zaman dilimindeki Dünya toplumları; gelişmişlik düzey ve düzlemleri olacaktan  çok farklıdırlar. Toplumların kendi üretme ve üretememelerinin sağlayacağı özgürleşmeler de, farklı olacaktır.  Aynı kullanım, aynı üretim ve aynı sağlayışların tüketimleri düzeyinde olamayan Dünya halklarının da; birlik içinde,  'Halklara özgürlük' gerçeklenmesi hiç olamaz. \n\nHangi halkın, hangi ihtiyaçları düzeyinde, birlikler ve karar kılışlar sağlayacaksınız! Söz gelimi Zimbave toplumu halkının ihtiyaçları ekseninde mi devinilecektiniz, ABD  halkının ihtiyacı ekseninde mi buluşacaktınız? İki farklı halkın kavrayışı, sorunu çözme yöntemleri aynı olabilecek miydi? ABD halkı Zimbave halkının direnişini madden manen desteklerken, olası bir ABD halkı direnişini, Zimbave halkı maden destekleyebilir miydi? Birisinin sağlayış yolu olacak gelişmeler, diğerleri için olanaksızlığın, kullanımsızlığın, amaçsızlığın umursanmazlığı  olacaktır.\n\nBu bağlamda bakıldığında Dünya halklarının, üretimleri ve üretileni tüketirken ki farklı farklı  yaşantılımları ve farklı farklı aidiyetler birliği içerisinde oluşları vardır. Bu bağlamda her bir halkın, Dünya halklarıyla ortak paylaşanlı bir organik bağları pek pek yoktur.\n\nSöz gelimi gelir düzeyi, kişi başına 50 000 dolar olan bir toplumun halkının özgürlüğü ile kişi başına geliri 100 dolar; 500 dolar; 1000; dolar ve 3000 dolar olan toplumların: 'Halklara özgürlük' sloganına tepkileri de aynı olamaz. Bu sloganın gerçekleşme katsayısı da olamaz. Bu gerçeklenmenin paydaları da hiçbir zaman bu belli ekseni yapılarlan da eşitleşmez. Çünkü üretim tarz ve biçiminiz ve bunun bölüştürülmeleri çok farklıdır. Bu farklar kat sayı eşitlemesini oldukça geriletir.\n\nÜretim ve tüketimleri farklı olan toplumların, halk kültürleri de farklı olacaktır. Bu demektir ki halkların bir olay karşısında anlama ve anlayış koymaları, mantıksal evirtime dek olacak  çözümleyicileri, verilen bir kodun aynı çevirimini yapamayacaklar demektir. Bir toplumun halkı, bugünkü iletişme ve birlik düzeyine, bunca zaman sonra; 6000 yılda gelebilmiştir. Ki yinede çok rahat bir konum değildir. Eskiye göre çok çok iyidir. Durum bu iken; 'Dünya halklarına özgürlük' demek; 'Dünya halkları birleşin demektir' bu birleşmenin uzlaşma ile aşılması ne kadar sürede olur kim bilir! \n\nGeçmişteki sosyal (etnikçi)  birlikler yerine toplumun halkı, Dünya çapında, Dünya toplumları kadar Dünya halkları etnikliği gibi bir konumu ortaya çıkartmıştır. Nasıl eski yaşam  şekli 'doğadan sağlayışçı yaşantılaşma (sosyal birlik) ' şekli giderekten  topluma giden yolun ittifakı ile bir anlayış seviyesine getirilebilmiş ise, şimdiki Dünya halkları etnikçi düzeyi de yeni bir oluşumla (ittifakla) , elbette aşılacaktır.\n\nElbette, insanlığın gidiş hedefi 'Dünya halkları birliği' olmalıdır. Zorunlu olaraktan da gelecek içinde de olacak gibidir. Ve bunun adımları, daha süreç belirmeden; daha yumurta kapıya dayanmadan; öngörülmelidir. Plânlanıp oluşturulmalıdır. Ve şimdiden bu oluşmanın yol akışı verilmelidir.\n\nİnançları üretmek,  geleneklerini korumak gibi donanımların dışında Dünya halklarının bir de köleci sömürülmeler, cahil olma gibi ortak noktaları vardır. Bunlar ilk bakışta birleşebilmenin ortak noktaları gibi görünürse de yanıltıcıdır. Çünkü yukarıda değinildiği gibi bir toplum nasıl üretiyorsa ve üretimlerinin paylaşımını nasıl yaptırıyorsa; sömürülmeleri, inançlaşmaları, o oranda da cehaletleri ve geleneklere sarılmaları; o denli farklı kavranışlar düzey ve düzlem ekseninde oluyordur.\n\nBu da ortak gibi olan noktaların, Dünya halklarınca aynı oran ve şiddetle kavranamayıp, birlikte devinilememesi demektir. Böyle olunca da, bu çağrı; bir duygu zemini duygudaşlığı olmaktan öte gidemezdir.  Bir zorunluluğu ortaya konamadan, siz hayali toplumu ön görüşle; eski sosyal birlikçi yapıları, öngörünüz olan  hayali bir toplumsal yapı için katılıma çağrı yapsaydınız, ne kadar başarılı olurdunuz? \n\nHalkın, belli dir düzlem zaman içindeki o düzlem zamanın belli siyasi bir coğrafya alanında, sözleş ilen bir toplumu,vardır.  Toplumun içinde, toplumlar olmaz. Her toplumun kendisine özgü üretimini yaptıkları; bir üretimle, bir tüketim ve paylaşım teknikleri (toplumu)  vardır. \n\nÖrneğin; Çin toplumunun üretim tüketim ve paylaşım teknikleriyle; ABD toplumunun, üretimleri, geliri paylaşımları ve tüketim teknikleriyle; Türk toplumunun üretim, tüketim ve gelirin paylaşım  tekniklerinin, birbirleri benzeşen ve hiç benzeşmeyen yanları vardır.\n\nHalk, toplumun kesimleri değildir. Aksine halk, toplumun sosyal (insan ve insanlar girişmeli)  yaşantısal beliren, totem kandaş aidiyet ve inanç bağlarını güden etnik topluluklar karışımıdır.\nHalk homojen olmayıp, (inanç, etniklik ve özel yaşantılımından ötürü)  hetorejendir.\n\nToplum halka yansır. Ama halk topluma yansıyamaz. Halkın ekseni devinimi toplumsal olanı; üretimi bilmez. Topluluk toplum değildir. Toplum; birey insan- ve nesne (üretim araçları)  ve üretim (gelir)  ve paylaşım eksenli bir girişmedir. \n\nToplumun kesimlerine, üretim sektörleri ve hizmet sektörleri denir. Sektörlerin temeli üretime ve üretim ilişkilerine dayanırlar. Sektörlerin üretimsek olacak her bir girişmesinin; halkla hiçbir ilişkisi yoktur.\n\nHalk, toplumda çalışıp pay alan bireyin gelirinden ötürü toplumuyla, girişir. Toplumun yurttaşı olarak girişir. Halk toplumun yurttaşı olacaktan, toplumdan bir çok hizmetleri alır. Yine halk bu hizmetler karşılığı, devlete ve topluma vergi verir. Değilse yurttaş toplumuna karşı; ’madem ki benden vergi alıyorsun; okula nasıl gideceğime karışma’ diyemez. \n\nBunu diyen yurttaş; en cahil, en bedhah yurttaştır. Bunu diyorsanız devletten güvenlik talebiniz, sağlık talebiniz, yol talebiniz vs. de olmamalıdır. Çünkü vergiyi bu sağlayışlar için verirsiniz. Vergiyi kişiler; bir lütuf, bir başa kakma olacakta vermeyip;  vergi, karşılıklı bir yüküm eşilmedir. Televizyon için ödediğiniz para hatırına, satıcıya tokat atma öznelliğinizi dileyemezsiniz.\n\nAma vergi veriyorum, eğitim araç gereç ve düzenimi sağla. Vergi veriyorum; yolumu yap, Tehdit ediliyorum beni koru, diyen bağıntılı denetim mekanizmalarınızı harekete geçirebilirsiniz. Demokrasi burada belirir. Değilse, vergi vermeniz, kişisel kibir ve öznelliğinizi topluma dayatmak için değildir. \n\nAksi halde;  ‘ben vergi veren bir yurttaşım, senin kuralını takmam’ demek ne demokrasidir, ne yüküm eşilmedir. Ne toplum olmanın sözleşilmesidir. Vergi vermeniz toplum içinde özel tutumlaşılmanızın gerekçesi olamaz.  Vergisini veren yurttaş, o toplumun halkı içinde heterojen olacakta özerkleşir.\n\nÖyle ise halk, toplum içinde olan toplum kesimi değil. Yani toplum içinde, başaka toplumlar yok. Bu birinci yanlış. Halk toplumun kesimi değildir bu ikinci yanlış. Bir toplumun sözleşen, kurum, kural, üretim tüketim tekniklerinin reel çevresinde kümeleşmekle, o topluma ait, bir halk vardır.\n\nBir toplumun halkı, tamamen insan elemanlarını içerir. Bir toplumun halkı, kendi içinde çoğuldur. Yani melez biyolojili, farklı inançlı, farklı gelişemeyen dil, söylem gibi kültürleri içeren; totem kandaş bağ aidiyetlikler karışımıdır. Bunlar halkın ve kişinin öznellikleridirler. \n\nBunlar tarih içinde yararcı rollerini oynamıştırlar. Şimdi halk, kimi özellikleriyle; uygarlığın geride bıraktığı bir kilometre taşı, bir yol taşı olmanın uzantısı olacaktan bulunmaktadırlar.  Bu bulunmanın dalgalanan yapısı, toplumları yorar. \n\nBir toplumun halkına halklar denmesi çok yanlıştır. Burada bilinç körelmesi olmaktadır. Buradaki halklar sözcüğü, halkın oluşturan etnik dediğimiz; totem aidiyet kültürleri ile aynılaşan bir söylem olur ki tam bir bilgi kirliliğidir. Sonuç:\n\nNasıl şerbet; şeker, su, boya gibi farklı özelliklerin karışımıdır. Ve biz; şekere, suya, renge  şerbetler diyemeyiz. İşte etnik yapı en minimal biyolojik özelliklerden ve oldukça çok öznel özelliklerden oluşur. Böyle bir etnik özelliklere de halklar diyemeyiz. Çünkü etnik yapılar homojen bir tek düzeliktir. Kendisinden başka etnik (halk tanımını)  oluşmayı içermezler. \n\nOysa halk, bir yönü ile etnik yapılar karışımı, girişmesidir.Yani etnik yapılar halk dokusu taşımazlar. Bu yüzden de halklar diye tanımlanamazlar.\n\n12.12.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halka sesleniş!",
        "poet": "Mehmet Halil",
        "poem": "\n\nDevlet dediğin deniz\nBiz onun feneriyiz\nAydınlıktır yolumuz\nDenizden kazancımız\nDenizden kazancımız.\n\nVampirlerle birleştik\nBiz de küreselleştik\nÇağa uyduk böylece\nAlmanya merkezimiz\nAlmanya merkezimiz.\n\nYürür bizim gemimiz\nKarada ve denizde\nBüyümek hedefimiz\nUr gibi midenizde\nUr gibi midenizde.\n\nBireyleri devlete\nDevleti kendimize\nHer şey düzeninde\nHırsızlık sayılmaz ki \nHırsızlık sayılmaz ki.\n\nÇok şükür müslümanız\nDenizden kazancımız\nKurarız çadırları\nİftarlar zekatımız\nİftarlar zekatımız.\n\nSatarız baba baba\nPara gerekli para\nİnancımız büyüktür\nBizim dinimiz para\nBizim dinimiz para.\n\nÇok şükür müslümanız\nAmerika rahmetiyle\nIMF’ meleğiyle\nAyetler iner bize \nAyetler iner bize\n\nNATO’yu göreceksin\nŞükretmeyi bileceksin\nCanavarını besleyip\nSaldırmasın diyeceksin\nSaldırmasın diyeceksin.\n\nŞükredin her gününüze\nBak yaşıyorsunuz yine\nEtinden veriyordu\nAnka kuşu bile \nAnka kuşu bile.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halka sesleniş!  0  Düz yazı",
        "poet": "Mehmet Halil",
        "poem": "\n\nBiz onları en zayıf yerinden vuruyoruz, kim demiş bize işbirlikçi diye? ‘’Çivi çivi ile sökülür! ’’ diyenler şimdi kendi sözlerinin anlamını çözemeyenler. Biz bir servetiz, pardon devletiz. Öyle ulu orta her şeyi her yerde söyleyemeyiz. Yerine göre devlet, yerine göre halvet olmak zorundayız.\n       Ne demiştik! Çivi çiviyi söker demiştik. Bu kuralı iyi bilen ve iyi uygulayan biri çıkar yumurtadan. Yani sandıklarımız yumurta kadar kusursuzdur… Ama muhalefet yumurtaya bile kusur bulur. Onların muhalefet anlayışı işte budur.\nYumurta, yumurta olarak her şey değildir. Yumurtanın da içini doldurmak lazım. Yumurta içini doldurmadan bir çocuğu doyurabilir. Ama içi doldurulmuş bir yumurta bir orduyu besler.\nOrdu imamın ordusu mu Kemal’in ordusu mudur. Buna kafayı takmayın. Bu önemli değildir. Ordu ordudur…\n       İşte biz o yumurtayı doldurabilenler olarak buradayız. Yumurtayı iyi doldurmak, kuluçkaya yatacak tavuğu iyi bir damızlık horoza çekmekle mümkündür. Bu milletin başına gelenler hep Küçük Amerika olmak için çırpındılar, onlar zaten aynı tavuktan aynı yumurtadandı. Okulları orada okudular, onların vatandaşıydılar ama yine de bunu tam olarak başaramadılar…\n      Biz doğudan geldik, doğrudan geldik. Bir avantajımız varsa bizi küçümsediler, ciddiye almadılar. Biz bu avantajı iyi değerlendirdik. Çıraklık ve kalfalık dönemimizde atılan adımları siz değerli vatandaşlarım takdirle karşıladınız ve bizi tekrar görevlendirdiniz. Şimdi ustalık dönemimiz.\nUstalığımızı göstereceğiz….\n      Elhamdülillah hepimiz müslümanız ve ahlak kurallarını çok iyi biliriz. Yumurtalık öyle ulu orta yerde doldurulmaz. Allah geceyi ve gündüzü yaratmışsa, elbette var bir sebebi… Her şeyi yerinde kullanmayı bilmek lazım. Yönetenleri de yönetilenlerden ayıran işte bu…  İşini bilmek… Biz işini bilen kullar olarak az mı denendik? \n      Amaç küçük Amerika olmaksa… Haşa hepimizden büyük Allah var onun için küçük Amerika diyoruz. En büyük olmak Allah’a mahsusdur…\nEvet ne diyorduk. Amaç küçük Amerika olmaksa onu da en iyi biz yaparız. Evelallah ustalaştık. İşte onun için bir gece, yorganları bile titretmeden hedefe ulaştık. Bir söz vardır. ‘’Her kim ki dübürden iderse cima yer gök sarsılır, ama erbabı iderse yorgan bile titremez! ’’\nBiz titremedik arkadaşlar. Zaten titretmiş olsaydık, yer gök inlerdi. Hedefe ulaşmak da biterdi.\nBize örnek oldu 12 Eylül 80 gecesi… yani bu işin erbabı olduğumuz belgelenmiştir…\n      Günümüzde her şey gibi tıp da ilerledi… Konuşacak şey o kadar çok ki eğer her şeyi konuşacak olsak, iş yapmaya zamanımız kalmaz. Biz laf ebesi değiliz. Onun için kısaca söyleyeyim, demokrasiyi ilerletmek görevi bize verildi…\n      Tıp da ilerledi demiştik. Bunu dedikse boşuna demedik. Yumurtayı dölledik içinden ne çıkacak? Şimdi kafalarda soru bu? İçinden ne çıkacağını allah bilir. Arkamızdan da bize ayetlerle bildirir. Yeter ki siz inanın. Her şeyin başı inanmak. İnanmak ve tevekkül etmek.\nLaikliği bize karşı silah olarak kullananlar onun geri teptiği günü görür.  Bizde laik olmayanlar bize layık olur…\n\n      Daha düne kadar küçük Amerika olacağız diyenler şimdi muhalefet ediyorlar. Neymiş efendim Emperyalizm… Siz yapınca iyi de biz yapınca mı kötü oluyor? Daha düne kadar devleti küçülteceğiz diyorlardı. Devleti küçültmekse onu da en iyi biz yaptık. Devleti küçültmek ne kelime devleti halvet yaptık. Artık küreselleşme diye bir şey var. ‘Tek din, tek dil, tek bayrak! ’ bu biz geldikten sonra mı ortaya çıktı. Ama biz hedefe yaklaştıkça, muhalefet çıldırıyor. Çünkü onların yapamadığı yapıyoruz. Şimdilik içimizde kalsın ama artık dünya küçük. Dünyaya tek devlet yetiyor. ‘’Yumurtadan kuş mu çıkacak civciv mi? ’’ Körler hala bunu tartışadursun. Biz sağa sola bakmadan Allahın izniyle yolumuza devam edeceğiz…\n       Bu tekliği sağlamak için bölgemizde bize önemli görevler verildi… Bu boşuna değil, biz Osmanlıların torunları olarak, at eğitiminde tarihe imzamızı atmış bir nesiliz. Şimdi bölgenin yılkı atlarıyla işimiz. İnşallah onun da hakkından geleceğiz.\n        Kiminiz içinden konuşuyor. Yüksek sesle konuşmuyor ama ben sizi gözlerinizden okuyorum. Diyorsunuz ki ‘’Atalarımız 700 yıl dünyaya hakim olmak ‘’Turan Devleti’’\nni kurmak için üç kıtada at koşturdu. Siz Amerika’nın dünya devleti için çalışıyorsunuz! \nBunları açıklamanın zamanı değil. Bunlara şimdilik gülüp geçiyorum. Ama şu kadarını söyleyeyim gelecekte atalarımızın kemiği sızlamayacak şekilde, bu işi de halledeceğiz.\nNe demek istediğimi anlayan anlar. Konuşmamızın bundan sonrasını basına kapalı yapalım \nda söyleyeceklerimiz dışarı sızmasın, aramızda kalsın… Beş Dakka ara verelim…\n\n     Konuşmamızın başında ‘’Çivi çivi ile sökülür! ’’ diye bir söz etmiştik. Kimi söz söyler iş yapamaz… Kimi söz söylemez ama o sözleri uygulayarak hedefine ulaşır. Biz yumurtaları damızlık horozlara döllettikse bizimde bir sebebimiz var. Damızlık horozun kanına çeker yumurta çatlayınca içinden çıkanlar da. Bu bir nevi Hürrem Sultan’ın Baltacıyı kandırması gibi… Biz yaptığımız işten çok emin olduğumuz için kabul ediyoruz horozun isteklerini kayıtsız şartsız. Önce Amerikanın bir eyaleti olacağız… Sonra başkanlık sistemini eyalete de oturtacağız… Ondan sonra başkanlığa oynayacağız… Oynayacağız ne demek, o şimdiden garanti bunu aklınızdan çıkarmayın. Amerika başkanı şimdi ikide bir beni yanına çağırıyor. Siz boşuna mı sanıyorsunuz? Bilmediklerini benden soruyor.  Amerikanın bütün büyük iş adamlarını ülkemizde şirket kurmaya ikna ettik. Hepsi ile içli dışlı olduk. Şirketlerin bürokratları ile ayrı gitmiyor yemeklerimiz…\n\n        Muhaliflerimiz bizi gelir kaynaklarımızın %70 şini yabancılara kaptırdık diye eleştiriyor.\nTabi bunlar daha çok küçük komünist guruplar,  bunları dillendirmek bile zaman kaybı…\n‘’Atın ölümü arpadan olur! ’’ diye bir söz vardır. Biz bunu söz olarak bırakmayacağız. \nKomünistler laf yapmayı bilir. Ustaları teoriyi hayata geçirmektir önemli olan demiştir ama,\nOnun teorilerini hayata geçirmek de bize düşüyor. Kaz gelecek yerden ördek esirgenmez…\nOnlar tıkınmayla zamanlarını öldürürken aç kalan bizim halkımız, boş vakitlerini döllenmeyle dolduracaklar. Bizim her şeyden çok askere ihtiyacımız var… Önümüzdeki yıllar savaş yılları olacak. Mermi kadar çok askere de ihtiyacımız olacak… Az yaşamak hiç doğmamaktan iyidir. Ağlayan analar, çocuklarınız için, onlar adına, ölümden zamanı çaldığınızı düşünün…\nBu konuda çalmaktan suçlu sayılmayacaksınız. Seçimden önce af çıkacağı yolunda imalarımız olmuşsa bunu da ondan sayın…\n        Daha şimdiden Amerikalıların yarıdan fazlası obez. Afrika ve Asyalılar ise bir deri bir kemik… Obezlik, rahatlık, rehavet, tembellik getiriyor onlara… Zayıflık, çırpınma, hareket, çeviklik sağlıyor açlara… İşte bu gidiş kum saatini tersine çevirecek zamanla… Bunu da kabul ettirdim bazı eski tüfek solculara… Onlarda iyi yapıyor bunu, kaşık salladıkça çorbaya.\nŞimdilik her şey yolunda…  Kıyması dibini oturmuş dedikçe, kaşıklar çarpıyor birbirine…\n         İkide bir Kürt sorunu soruluyor bize, girmezlerse girmesinler meclise, mecliste işlerimiz mi aksayacak onlar olmazsa meclis zaten göstermelik… Biz kararlarımızı meclis müclüs diye geciktirmeyiz. Zaten ayet olarak gelir yukardan bize… Zaten Kürt sorunu büyük patlamayı önlemek için, emniyet supabı sayılır bizim için… Gözler doğuya bakarken, batıda işini bilenler bilir… İşini bilen memurlar bizimle iyidir.\n\n        Biz bütün bu işlerin üstesinden gelebilmek için bilgisayar oyuncağı koyduk vatandaşların önüne, politik olan üniversitede okuyan siyasette öne çıkan, hepsi, hepsi orada… Boşa dönüyor muhalefetin öğütücü taşları… Seçimden önce bir açılım yemi attık ortaya… Böylece biraz oy kaptık, şimdi ‘’diyelim ki onları dağdan indirdik, ne ile oyalayacağız askerleri, ne ile oyalayacağız muhalefeti? Dış sıcaklık her zaman iyidir. Kimse kendi içine dönemez. Başka kanallara yönelmek isteyecekler. İşsizlik, ücret yetersizliği, sağlık problemleri, eğitim problemleri, daha neler neler… Şimdi herkes alıştı savaş durumuna… Biraz daha devam edeceğiz bu oyuna… Hem düşünün başka nasıl çözülecek işsizlik sorunu… İşsizleri vurmayalım da besleyelim mi? Koynumuzda yılan mı besleyelim. Bizden yana tanrı da…\n\n      Biz ki yaratandan ötürü gülüyoruz, Gül bitti tepemizde… Dua edelim yiyip içtiklerimize\nAllah daha kötüsünü göstermesin bize… Bir müslüman için iyiliğin en iyi yolu sadakadır.\nÇok şükür, iftar sofralarımız sayesinde, tanrı gibi olduk paryaların gözlerinde… Yarın hadi dedik mi, hepsini katarız linç taburlarında önümüze, kurulabilir onlardan milis kuvveti bile,\nGöndeririz onları da Kürtlerin üstüne Hizbullah yedeğinde… İktidara gelmeden önce bu kadar güvenemiyorduk kendimize, şimdi bütün kurumlar elimizde, Kürtleri yok sayıyoruz zaten, sus pus oldu muhalefet olacak bütün partiler dernekler…\n\n       Velhasıl her şey yolunda… İyi gidiyoruz karanlık havada ve iyi de gideceğiz yıldırım düşmezse başımıza…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halkevi",
        "poet": "Aşık Veysel Şatıroğlu",
        "poem": "\n\nSarsılmaz Halkevi sağlam temeli\nIşık tutar halka yorulmaz eli\nHalka hizmet kuruluşu emeli\nAtatürk sesi var Halkevlerinde\n\nHalkevleri umum halkın malıdır\nİlim irfan faziletle doludur\nDevam eden Atatürk'ün yoludur\nAtatürk izi var Halkevlerinde\n\nHalkevleri ilim irfan yuvası\nAtatürk'ün sesi milletin sesi\nEşitlik hürriyet ve demokrasi\nAtatürk sözü var Halkevlerinde\n\nSosyal yardım kolu Türk müzik kolu\nÇalışanlar için imkanlar dolu\nÇalışmalı okumalı yazmalı\nAtatürk sözü var Halkevlerinde\n\nAsil Türk Milleti çalışır Veysel\nÇalışana ekmek çağırır gel gel\nAsla mağdur olmaz çalışan bir el\nİnanç var iman var Halkevlerinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halkalar",
        "poet": "Nevzat Özkan",
        "poem": "\n\niç içe halkalar \noluşmaya başladığında\nsu birikintilerinde,\nönce sokak köpekleri geçti\nsürü halinde,\nsonra okul servisleri.\nservise\nel salladı\nsaçları ıslak,\ngözleri yaşlı\nküçük çingene.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halkalı şiir",
        "poet": "Arif Doğramacı",
        "poem": "\n\nÖzgürlük\nÖzgür olanlarındır\nSıralanmaksa\nSuskunlukla\nNereye varılır\nve\nBurnumuzda halka\nGülerken ayıya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halkım.",
        "poet": "Hasan Muslu",
        "poem": "\n\nHer gün acı haber\nyüreğim doluyor elem keder\nYARAB yokmu bunun sonu\nhalkım aç perişan derbeder.\n\nBir taraf aşırı zengin\nbir taraf canından bezgin\ndüzeni güzel hazırlayıp kuralım\nhalkım akıllı çalışkan girgin.\n\nZengin tatil seyahat peşinde\nfakirin karnı doymaz işinde\ntok açın halinden anlamaz\nher biri başka biçimde.\n\nÇoğunluk boğaz tokluğuna çalışır\nyoksul halkım hepsine alışır\nartık bir denge kuralım\nyoksa ortalık iyice karışır.\n\nDüşünelim bu belalar niye\nçark zenginden yana diye\ntartıyı teraziyi düzgün tutalım\nhalk düşmanlarını gömelim maziye.\n\nAz söyledim sakın kızma\nharam yeyip içip azma\ndaha nasıl anlatayım bilmem\ndüşersin  ateşin içine yanma.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halkevi Türküsü",
        "poet": "Turgut Hıçkırık",
        "poem": "\n\nBaşlasın halkevinin türküsü\nYürüyelim arkadaşlar\nDağbaşlarını duman almadan\nHükümeti, üniversitelisi, köylüsü\nFaydalanalım Atatürk ışığından\n\nBaşlasın halkevinin türküsü\nHalka olsun Ahmetler, Mehmetler\nEl ele tutuşsunlar öğretmenler, köylüler\nDevrimcilik, laiklikle şöyle omuz omuza\nKöyde, şehirde, küçük bir kasabada\nHalk ile aydın yan yana\n\nİşte budur Atatürk gücü\nİşte budur çağdaş uygarlığa erişme öyküsü\nİşte budur halkevinin hiç bitmeyecek türküsü\n\nHalktan doğar halkevi\nBir eli Atatürkçüdür, devrimci\nBir eli gençliktir, cumhuriyetçi\nBir eli vatandır, bütün ve bağımsız\n\nBaşlasın halkevinin türküsü\nYürüyelim arkadaşlar\nDağbaşlarını duman almadan\nHükümeti, üniversitelisi, köylüsü\nFaydalanalım Atatürk ışığından...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halkımız Çok Duyarsız",
        "poet": "Fahri Bulut",
        "poem": "\n\n HALKIMIZ ÇOK DUYARSIZ \nHalkımız çok duyarsız, neme lazımla yaşar, \nYalanlara inanır, aklı-fikri hep şaşar. \nHem başına, ülkeye, onulmaz dertler açar, \nBenim kahrım bana ne, diyen tüm ahmaklara. \nAkıl yoksa insanda, nasihat etmez para. \n\nBen, bana ne diyemem, vatan benim-ulusta. \nRejim elden gidiyor, laiklik dersen hasta. \nAdalet yok edildi, aydınlar kara-yasta, \nBenim kahrım bana ne, diyen tüm zırlak lara. \nAkıl yoksa insanda, nasihat etmez para. \n\nNe bende umut biter, nede korku susturur, \nBiat ettiğim zalim, beni sırtımdan vurur. \nBunlardan yüz dönerim, ne onur var ne gurur, \nBenim kahrım bana ne, diyen tüm korkaklara. \nAkıl yoksa insanda, nasihat etmez para. \n\nDört mevsim bahar gitmez, kış olanda yağar kar, \nGülü nadan dan korur, etrafını sarar har. \nOndandır Şeyda bülbül, hep figan eder ağlar, \nBenim kahrım bana ne, diyen tüm hortlaklara. \nAkıl yoksa insanda, nasihat etmez para. \n\nGerçekleri görmeyen, bakar bir kör sayılır, \nRızaoğlu, sarhoşlar tekme-tokat ayılır. \nOkumayan kafalar, düşünemez tor kalır, \nBenim kahrım bana ne, diyen tüm kuraklara. \nAkıl yoksa insanda, nasihat etmez para. \n31 TEMMUZ 2009\nFAHRİ BULUT RIZAOĞLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halkımız nankör değildir",
        "poet": "Mehmet Halil",
        "poem": "\n\nPolitika yalan, sanat gerçek üzerine kurulu\nYalancılar için, gerçeğe saldırmak zorunlu\nYalan hayat bulamaz sanat karşısında\nYalancılar egemen oldukça\nBaskı her dönemde, farz oluyor sanata…\n\nGörmemek duymamak\nPembe aldatmacalara inanmak\nYalnızlaştırıyor direnenleri\n‘’Dipsiz bir kuyu’’ yapıyor\nİşkencehaneleri…\n\nVe işkencecilerin beyleri\nÖtüyor! ‘’Bunlar marjinal! ’’ deyi.\n\nSiyaset kafalara çakar, sanat çıkarır\nSiyasetçinin belasıdır sanatçılar\nSiyasette ikna kabiliyeti tamtakır\nSiyaset, bir tek gürültü yapar haykırır\n‘’Gürültü düşünmenin düşmanıdır.’’\n\nSiyasetçi oy ister, sanatçı aydınlatır\nSiyasetçinin sözleri umut olarak girer, bok olarak çıkar\nSanat yalanların mezarıdır\nSanatla aydınlanır ufuklar.\nKaranlığın prensleri çıldırır.\n\nDiyorlar ki \n‘’Hem maaş alıp hem eleştiremezsin! ’’\nsoruyoruz \nsen devleti ne zaman tekelleştirdin? \nPadişahlık ne zaman geldi? \nNe zaman geçti eline bu devlet mülkiyeti\nHangi yasa ile\nHalka karşı kullanılır oldu, halk temsilciliği? \n\n‘’Ölümsüzlük en büyük ceza’’ysa\nİyi kullanır bunu halkımız da\nSanatçıları ölümsüzleştirir…\nSiyasetçileri besler her sohbet arasında\nMidesinden çıkardıklarıyla…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halkımıza",
        "poet": "Mustafa Nuri İnanç",
        "poem": "\n\nHüzün   tutsağı   değiliz\nDağılır    efkarımız\n                Halkımızın    mutluluğunda\nUmut   yaremize    merhem   olmuş\n                 Ufkumuzun   tutsaklığında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halkın Bilinci",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nKaç yıl geçti Atatürkt’ten sonra\nHiç başbakanımız oldu mu bizim? \nBiz var mıydık ki milletvekili olsun\nNe istemeyi öğrendik, ne aramayı\nNe sorabiliyorduk ki dinlemek varken\nHemen ardından bir alkış iştahlılığı\nUyutulan, uyuşturulan halkın bilinci\n\nNe olur de ki şimdi ben Türküm\nTürkiye'm de yağ var, kavrulurum\nBak gör o zaman ne bakanlar çıkar\nKaç Atatürk oluşur halkın bilinci\n\nNe olur de ki şimdi Atatürk ülküm\nHenüz ekmeğim var peynirim özüm\nBaşka milletin parası varmışsa eğer\nOnlara satacak mutlak eser bulurum\nBak gör o zaman ne başbakan belirir\nGöz bebeğinden ne çok ilham alacak\n\nSöz sahibi ben değil halktır sadece\nKırbaçla çalışacak kimse yok cahilce\nKime tuzak hazırlayalım ahbap diyecek\nNe olur deme ki şimdi ben Türküm\n\nGünaydın Türkiye'm huzurun ne bereketli\nAyaklarım mı? Yalınayak toprağım sıcak\nBen siyaha köle beyaza efendi diyemem\nEfendiliği için ona güven ben olacağım de\nKravatla efendi olmadı ki hiç kimse\nAtatürk bile bazen ödünç demiş kıyafete\nSevgiyi aşk ile yüreğimde taşırım\nAşk ile coşarım ben emek söz olacaksa\nNe olur de ki şimdi ben Türküm....\n\n27 Nisan 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halkın iktidarı kurulsun artık",
        "poet": "İlhami Arslantaş",
        "poem": "\n\nEy halkım gerçeğe yönünü döndür \nHalkın iktidarı kurulsun artık \nHasretle beklenen o gün bu gündür \nHalkın iktidarı kurulsun artık \n..............Akan şehit kanı durulsun artık \n\nİktidar gaflette sabır bitiyor \nGünbegün halkımı zora itiyor \nEşkıya mecliste cirit atıyor \nHalkın iktidarı kurulsun artık \n..............Akan şehit kanı durulsun artık \n\nUzanmış yatıyor üstü kan revan \nSarılmış bayrağa onlarca civan \nAdalet işlesin görünsün divan \nHalkın iktidarı kurulsun artık \n..............Akan şehit kanı durulsun artık \n\nBeklerim haini tutup asalar \nBitmez inancımı yıktı tasalar \nPamuk ipliğine bağlı yasalar \nHalkın iktidarı kurulsun artık \n............. Akan şehit kanı durulsun artık \n\nKahraman askere izin verilsin \nBir bir kanlı eller orda kırılsın \nMilli irademiz artık dirilsin \nHalkın iktidarı kurulsun artık \n..............Akan şehit kanı durulsun artık \n\nİşbirlikçi yüzün yüzü yüz değil \nGüven duyamayız sözü söz değil \nMandacı ruhunun özü öz değil \nHalkın iktidarı kurulsun artık \n..............Akan şehit kanı durulsun artık \n\nHal peri perişan vururken dibe \nStrateji bozuk tezleri gebe \nKahpe kurşunlara canımız hibe \nHalkın iktidarı kurulsun artık \n..............Akan şehit kanı durulsun artık \n\nYeter artık yeter tak etti cana \nKınalı kuzular boyandı kana \nÖzüne düşmandır yüzdeki mana \nHalkın iktidarı kurulsun artık \n..............Akan şehit kanı durulsun artık \n\nDer ilhami canım belendi köze \nOrtadoğu da kan sıçradı bize \nKöhne zihniyeti dökün denize \nHalkın iktidarı kurulsun artık \n..............Akan şehit kanı durulsun artık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halkın Ozanına İhanet Olmaz!",
        "poet": "Güner Kaymak",
        "poem": "\n\nHalkın ozanına ihanet olmaz \nHalkın nefretini kazanın yarim \nKimsenin yaptığı yanına kalmaz \nFitil fitil gelir burnundan yarim \n\nİhanet yakışmaz aşkın şanına \nNice hain kıydı kendi canına \nBir gün varacağız hak divanına \nHerkes ektiğini biçecek yarim \n\nHalk ozanı duygusaldır naziktir \nKırılmasın kalbi ona yazıktır \nİhanet edenin sütü bozuktur \nEl sözüne kanma sakın ha yarim \n\nSakın olmayasın nefsine köle \nSeven sevdiğine çektirmez çile \nHalkın ozanını düşürme dile \nRezil rüsvay etme eyleme yarim \n\nHalkın göz nurudur halkın ozanı \nBu halk candan sever ilim yazanı \nKim olsa lanetler yoldan azanı \nHak yoldan ayrılma ayrılma yarim \n\nGönül dostlarıdır ozanın hepsi \nBüyüktür gönlünde insan sevgisi \nOzan Güner ozanların delisi \nYıpratma deliyi günahtır yarim \n\nOzan Güner Kaymak \nAmsterdam / 09.05.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halkın Diliyle Yazarım",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nKuş dilinden anlamam, halkın diliyle yazarım,\nAsla şairlik iddiam yoktur işte böyle yazarım,\nNerede, dalkavukları görsem, bir ton kızarım,\nKuş dilinden anlamam, halkın diliyle yazarım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halkoder’i niçin kurduk.?",
        "poet": "İlhami Arslantaş",
        "poem": "\n\nHalkoder’i niçin kurduk dersiniz \nÖzgürce söylesin dilimiz dedik \nDoğruyu söylemek tarih dersiniz \nVicdan taşır bizim solumuz dedik \n\nMaraş, Çorum yakın tarihte Sivas \nTekerrür etmesin hain ihtiras \nOlmaz olsun böyle vahşice heves \nBiz yanmayız yanan külümüz dedik \n\nUfuktaki güneş sönmüş közümüz \nEvreni ışıtır bizim yüzümüz \nGökteki yıldızlar oğul,kızımız \nBirleşsin aydınlık selimiz dedik \n\nİlmikler kırılsın boyun takılan \nPir sultan olmasın dara çekilen \nBir daha doğmasın yanan yakılan \nYanmasın dalında gülümüz dedik \n\nİlim imbiğinden geçsin süzülsün \nBilgiyle yeniden tarih yazılsın \nKaranlık çağların yeri kazılsın \nÇağdaşlık yoludur yolumuz dedik \n\nHalkoder içinde bir güneş doğsun \nOzanın nidası arşlara ağsın \nGökte yıldızlardan türküler yağsın \nİlham ile dolsun gönlümüz dedik \n\nOlmaz demokrasi ozansız ülke \nKimler ulaştırır gerçeği halka \nBirlikte kuralım çağdaş bir ilke \nKökten kırılmasın dalımız dedik \n\nKültür için girdik seferberliğe \nÇağırdık herkesi beraberliğe \nHuzur yok ülkede muhtaç dirliğe \nİpekten kıymetli çulumuz dedik \n\nHep bir yürüyelim huzura doğru \nBitsin yüreklerde gönülde ağrı \nYüz yıllarca yandı ozanın bağrı \nO zamandır yanan yalımız dedik \n\nÜlkesini seven huzura gelsin \nİhanet edenler haddini bilsin \nBen şairim diyen yerini alsın \nNar çiçeği açar çalımız dedik \n\nYürüyerek de Atatürk’ün izinden \nEhil olan çıkmaz özü sözünden \nDüz eğrilmez üç beş eğri yüzünden \nOnları doğrultur  salımız dedik \n\nDer İlhami gelin muhabbet bizde \nYalanlar yaşamaz dost doğru özde \nBizim yüreğimiz hep yanar közde \nHarama uzanmaz elimiz dedik \n..................................................Halkoder esvabı velimiz dedik \n\nNOT:Değerli arkadaşlar Kurucu genel Başkanı olduğum kısa adı 'HALKODER' olan Halk kültürü ozanları geliştirme dayanışma derneğine ithafen yazdığım bir şiirdi saygılarımla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hallerimiz",
        "poet": "Mehmet Sevili",
        "poem": "\n\nMevlam rahmet eyle bize,\nNizam dışı ahvâlimiz.\nMevla'm rahmet eyle bize,\nNe olacak bu hâlimiz.\n\nDin âlet oldu dünyaya,\nİnsanda kalmadı hayâ,\nBiri atlı, biri yaya,\nNe olacak bu hâlimiz.\n\nMilletin çoğu beynamaz,\nKimi hâin, hak tanımaz,\nKimi haklıya hak vermek,\nNizam dışı ahvâlimiz.\n\nHerkes nefsini düşünür,\nOrtam soğudu, üşünür,\nAyak mal için aşınır,\nNe olacak bu hâlimiz.\n\nNefsin yolu terk edilse,\nHaklar yerine verilse,\nAllah yolundan gidilse,\nİslam olur ahvâlimiz.\n\nFert mükemmeli düşlese,\nHerkes işine başlasa,\nİslam nizamı işlese,\nİslam olur ahvalimiz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hallediver kaymakam bey",
        "poet": "Metin Gürbüz",
        "poem": "\n\nHALLEDİVER KAYMAKAM BEY\n\nHürmetimiz vardır size\nKulak verin sesimize\nOkul lazım köyümüze\nHallediver kaynakam bey\n\nKeşke yapsanız da okul\nÇocuklar kalmasa cahil \nBizlerde de vardır akıl\nHallediver kaymakam bey\n\nSu dökün şu fidelere\nErişsinler yükseklere\nÇalışsınlar memlekete,\nHallediver kaymakam bey\n\nAtatürk'ü öğrensinler\nOnun izinden gitsinler\nYurda hizmetler etsinler\nHallediver kaymamakam bey\n\nGeçen yıl motor devrildi\nOtuz çocuk binmişlerdi\nAz kalsın öleceklerdi\nHallediver kaymakam bey\n\nTarlamız yok bağımız yok \nYükseklerde dayımız yok\nKurtulacak yolmuz yok\nHallediver kaymakam bey\n\nEn çok ben çektim çileyi \nÇocuklar okusun deyi\nYok mu bunun bir kolayı\nHallediver kaymakam bey\n\nAşık Mehmet size kurban\nZarar gelmez okuyandan\nDerdimize olun derman\nHallediver kaymakam bey\n\nMetin Gürbüz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halkın Ekmeği",
        "poet": "Bertolt Brecht",
        "poem": "\n\nBilin: Halkın ekmeğidir adalet.\nbakarsınız bol olur bu ekmek,\nbakarsınız kıt,\nbakarsınız doyum olmaz tadına,\nbakarsınız berbat.\nAzaldı mı ekmek,başlar açlık,\nbozuldumu tadı,başlar hoşnutsuzluk boy atmaya.\n\nBozuk adalet yeter artık! \nAcemi ellerle yuğurulan,iyi pişirilmemiş adalet yeter! \nYeter katıksız,kara kabuklu adalet! \nDura dura bayatlayan adalet yeter! \n\nBolsa insanın önünde ekmek,lezzetliyse,\ngözler öbür yiyeceklere yumulsada olur.\nAma her şey bollaşmaz ki birdenbire...\nBilirsiniz,nasıl bolluk doğurur ekmek:\nAdaletin ekmeğiyle beslene beslene.\n\nEkmek her gün nasıl gerekliyse nasıl,\nadalet de gerekli her gün,\nhem o,günde bir çok kez gerekli.\n\nSabahtan akşama dek,iş yerinde,eğlencede,\nhele çalışırken canla başla,\nkederliyken, sevinçliyken,\nhalkın ihtiyacı var pişkin, bol ekmeğe,\ngünlük, has ekmeğine adaletin.\n\nmadem adaletin ekmeği bu kadar önemli,\nonu kim pişirmeli, dostlar, söyleyin? \n\nÖteki ekmeği kim pişiren? \n\nAdaletin ekmeğini de\nkendisi pişirmeli halkın,\ngündelik ekmek gibi.\n\nBol,pişkin,verimli.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halt eylemiş",
        "poet": "İhsan Şahin",
        "poem": "\n\nHalt eylemiş\n\nDemokrasi çözüm yolu\nTıkayanlar halt eylemiş\nEzmek için sağı solu\nKullananlar halt eylemiş\n\nMakam için çullananlar\nSövüp sayıp aklananlar\nArkasında saklananlar\nAile boyu halt eylemiş\n\nNimetini paralayıp\nSabah akşam karalayıp\nKapısını aralayıp\nPis girenler halt eylemiş\n\nHer şey onda bulur değer\nDemokrasi varsa eğer\nDüşmanları çokmuş meğer\nKıskananlar halt eylemiş\n\nNiyetini gizleyipte\nSinsi sinsi gözleyipte\n“Demokratım” söyleyipte\nHavlayanlar halt eylemiş\n\nHacaloğlu aciz der ki\nYönetimde kimin erki\nPişman olur yarın belki\nOlmayanlar halt eylemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halleşme",
        "poet": "Ahmet Emin Atasoy",
        "poem": "\n\nduydum da gırtlağında döllenen sessiz çığlığı derinden\nkoşarak geldim sana sivas. tuna boyundan geldim, hem de\ndeliorman’dan, kan revan içinde, feyiz alıp bedrettin’den,\navuçlarım isyan dolu,\nayaklarım kanlı toprak.\n‘anlarsa ancak hemdert anlar, dedim, dertlilerin halinden,’\nçünkü düşünceyi sivrilterek kocadım ben dert merdiveninde; \ntohumdan tane oldum, öğütüldüm kaç kez çile değirmeninde.\nunum gönül teknesinde\nkabarıp yoğruldu ak pak.\n\nekmeğimi pişirtmediler, içirtmediler mucizevi bardağın\ntılsımlı suyundan. öcüler gibi yürüdüler, sürüdüler coşkuyla\nsokaklarda umudu. döküldü cilaları göstermelik bir çağın.\ngömülmeden kaldılar hep\nölülerim çırılçıplak.\nve ben meydanlarda yakılan kitapların o en bulanık şavkında \nyitirdim bildiklerimi. yâranımı seçemez, sırrımı açamaz oldum,\nufaldım utançtan ve paslanmaktan korktum kılıç örneği kında.\nayrılmaz denirdi, ama\nayrılmıştı etle tırnak.\n\nben seni herkesten daha iyi tanırım sivas. çünkü senden önce\nyaşadım seni. olacakları görüp ürperdim, hem düşte değil,\nfalda falanda değil. kapkara ruhların karanlığı ortalığa çökünce\nallahsızlık neymiş gördüm\nallah’ı tanık yaparak.\nben cehennem kaçkınıyım ve tanırım zebanileri. onlar ki acıyla \nbeslenirler. enenmiştir duyguları, bakışları bakış değil kezzaptır,\ndokunduğu yeri yakar. dudakları dantevari  bir şey okur ısrarla:\n–  sivas’ta yaşayacaksan\nsevgiyi bir yana bırak.\n\nsevgiyi boğazlayanlar silerken günah lekelerini kirli sakallarına\nve yanık et kokusuna akbabalar örneği bulut bulut üşüşürken; \npir sultan’ı ararım ve veysel’le yanarım sivas senin hallarına,\nbiçilmiş hep şairlerin\nbaşlarında ateş orak.\nbirden, bıçak ucu bir acı uluorta saplanır da yüreğimin en yalın\nsahiline; telleri kopuk küskün bir saza dönüşür gözümde zaman.\nkorku konar yüzlere, nefesleri korku kokar doğacak çocukların\nmekân biçim değiştirir\nkendisiyle çarpışarak.\n\nben, deliormanlı gurbetçi, yaralar çıkınımla sana geldimse eğer\nsana gönül verdimse sivas, tek tek öpüp okşadımsa ölülerini,\nonlar ki bizim orda canımıza kazıdığımız şehitlerle kardeştirler.\nkardeşliğin anıtıdır\nkaranfil  yüzlü madımak.\nbu anıtın soluduğu alevlerde yanacak kalıtı  kahpe karanlıkların.\nyarasalar can verecek mağaralarda. dirilecek behçet’le metin ve\numudu bütün bir memleketin. duy sivas, sesini konuşan kanın,\nne yarınlar muştuluyor\nannemin sütü gibi ak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâlsiz Hal Hal",
        "poet": "Selim Akgün",
        "poem": "\n\nAyak bileklerine hal hal diye astın yüreğimi...\nSüs olsun diye mi? \nBir kez sordun mu tenine âşık hal halın hâlini...\nUzağa attığın her adımda söküldüm bir kedinin yumağı gibi...\nKeskin pençelerine oyuncak ettiğin yetmedi mi bu yüreği? \nBilemezsin,\nYine gidersin diye kaç kez ağzında gezdirdim yüreğimin yüreğini...\nDüşkünlüğümdün...\nGünlükleri kıskandıran düş günlüğümdün...\nKısa sürdü düş kanatlı özgürlüğüm.\nVe sıradan bir vedayla viran oldu özgünlüğüm.\nBen sana düş dedim,\nSen, dünlere düştün...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ham Çökelek",
        "poet": "Hüseyin Erkan",
        "poem": "\n\nsizin bildiğiniz insanlardan\n\t\t\t\t\t     değilim ben\n\t\t\tfakiri de hakir görmem\n                                    zayıfı da ezemem\n\t\t\tkızgın güneşin bağrında\n                                               \t  boncuk boncuk alın teri\n     \t\t\t\t\t\tdökerken çalışanlar\n\t\t\tben parklarda gezemem.\n\n\t\t\tsizin bildiğiniz insanlardan      \n   \t\t\t\t\t\tdeğilim ben\n\t\tbal börek yemek için\n\t\t\tne zalimin kılıncını kuşanır\n\t\t\tne zulmü alkışlarım\n\t\tbenim için\n\t\t\t\ten leziz yemek\n\t\t\tkepek ekmek\n \t                 \t\tkuru soğan\n\t\t\t\t     ham çökelek!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Halüsinasyon",
        "poet": "Cafer Yılmaz",
        "poem": "\n\nmesela; bir kuş sırtına alsa koca çınarı,\nsıkılsa da balıklar karaya çıksa,\nkuşlar yere inse de bir daha uçmasa,\nbulutlara basarak dolaşsak dünyayı...\n\nmesela; hiç bir mermi insan öldürmese,\nçiçek atan silahlar icat olsa,\nbabalar yerde yatıp ölü numarası yapsa da,\nbir tek çocuktan göz yaşı akmasa...\n\nmesela; para diye bir şey olmasa,\nne kadar sevgin varsa o kadar zengin olsan.\nsavaş denilen şey,\nsahada centilmenliğin kazandığı bir spor olsa\nkaybetmek olmasa\nherkes kol kola çıksa...\n\nyalan diye bir şey olmasa da\nbütün mum satanlar iflas etse.\nsuç denilen şey\nsamanlıkta iğne aramaya benzese, bulamasak.\nacının sadece biberde tadıldığı\nelem ve kederin Mars'ta satıldığı\nbir dünya olsa...\n\nyemin olsun içmeyeceğim şu zıkkımı...\n\n                                            22-02-2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ham Oğlan",
        "poet": "Fakı Haşimoğlu",
        "poem": "\n\nBitirdim senle olan davamı\nSıtkımı sıyırdım bilesin hamo\nAhiret kaldı tüm çektiklerim\nAlırsın, helallik orada hamo\n\nYakşır, ne yapsan kırılmam sana\nMazlumun ahını sor yaradana\nSenindir bu dünya er muradına\nDilerim görgünü görürsün hamo.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ham Softa",
        "poet": "Selahattin Aydemir",
        "poem": "\n\nHaram, helâl demez aç gözlü saldırır oturdu mu sofraya,\nBin tane “Olmaaaz, günaaah” çıkarır önüne, danışma softaya\nHiç kimsenin ağzının çalımına bakma, ofsayttan gol yersin  \nEf’aline bak, hatır sorar mı, yaşlıya, yoksula, hastaya\n\t\t\t13 Aralık 203-  11,45  Cuma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamak",
        "poet": "İlyas Memiş",
        "poem": "\n\nBir kısa keyif çatmak, bu hayat bir hamakta;\nHüner bu salıncakta asıl sallanmamakta.\n\nEkim 2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamak",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nGökyüzüne kurmuşum, mavi atlastan hamak,\nUçuşuyor bulutlar, çevremde yumak yumak.\nSıyrılmışım dünyadan, insanlardan ve senden,\nNe gam kaldı ne keder, böyle güzel yaşamak! \n\nNisan 1988 - Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ham Sofu",
        "poet": "Abdullah Odabaş",
        "poem": "\n\nZahir kusur sakalsızlık,                \t\t\nNefret eder sofu benden,                \t\t\nBatınıma vakıf değil,                   \t\t\nNefret eder sofu benden,                \t\t\n\nVakıf olsa batınıma,                    \t\t\nSofu gelmez hiç yanıma,                 \t\t\nHer gördükçe meydan okur,               \t\nNefret eder sofu benden,                \t\t\n\nÖlçer biçer dış görüşle,                \t\t\nSakal sarık görünüşle,                  \t\t\nYareb sofuya bağışla,                   \t\nNefret eder sofu benden,                \t\t\n\nYareb bana insaf bahşet,                \t\t\nSofu gibi doğru yürüt,                  \t\t\nVer sakalım cübbe geyit,                \t\t\nNefret eder sofu benden,                \t\t\n\nDesem sofuya ey sofu,\nN'olur sorsa dini soru,\nHelal haram namaz vüzu,\nNefret eder sofu benden,\n\nSofu haklı kusur benim,\nKoru yareb din imanım,\nCemaata var ziyanım,\nNefret eder sofu benden,\n\nSofu sende tut dilini,\nHer yere sokma elini,\nHak bilir kul ahvalini,\nNefret eder sofu benden,\n\nMeftuni sen tut nasihat,\nSakal sünnet kıl riayet,\nVeyahut bu diyardan git,\nNefret eder sofu benden,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamakat Nişanı",
        "poet": "Pir Sultan Abdal",
        "poem": "\n\nSabır kıla kıla canıma yetti\nHasmını ararsan bundadır aşık\nKamil oldum deyü dava edersin\nHamakat nişanı kimdedir aşık\n\nEhl-i dil olmadan söyleme hemen\nSenin mücadelen benimle neden\nMuhammet Mustafa göçtü dünyadan\nMuhammed'in nuru kimdedir aşık\n\nBen de bilmedim nasıl sevdadır\nHeman çekticeğim kuru kavgadır\nNebi Medine'de, Musa Tur'dadır\nMuhammed'in nuru kimdedir aşık\n\nGözle erkanını dönme yolundan\nDererler de goncasını gülünden\nPir Sultan'ım hü der, almam elinden\nSenin sende benim bendedir aşık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamal...",
        "poet": "Mehmet Demir Atmalı",
        "poem": "\n\nBütün bedenini sarmış bir gurur,\nHelal Haram demeden aşır, aşır...\nBurnunun dibine teper de durur; \nMutfakta yiyip, tuvalete taşır...\n\nBilmeden yaradılış gayesini,\nAnlık zevklerden alır hevesini,\nBacaklar zor taşır da ensesini; \nÜzerinde boza pişir de pişir...\n6.8.2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamal",
        "poet": "Mustafa Sürmeli ",
        "poem": "\n\nKandıramaz müslümanı, ne para ne mal,\nAllah'a teslimdir o, İslam'a hamal!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamal",
        "poet": "Yüksel Erentürk Yılmaz",
        "poem": "\n\nYükünün altında ezilen hamal \nDaha yok mu? Yükle,  diyor durmadan\nAkıbetin ne ki?  Ne biliyorsun? \nMenzilin sonuna daha varmadan. \n\nEreğli, 21 Kasım 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamal",
        "poet": "Oğuz Alnıaçık",
        "poem": "\n\nBen ne yükler taşıdım /önce mevsimler bindi sırtıma/Sonra karanlığı gecelerin/Sabahların kimsesizliği/Bakışlarını taşıdım sesini taşıdım/en ağırı ayrılık dediler onu bile taşıdım/o herşeyi taşır dediler taşıdım/son nefesini içne hapsedenlerin nefesini taşıdım/şair olsaydım şayet  / inlermiydim böyle hasta eşekler gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamam Böcekleri",
        "poet": "Ersen Kılıç",
        "poem": "\n\nGecenin en derin vaktidir\nkaldığım \nşehirden uzak bir bodrum katıdır\nçırılçıplak duvarlar \ngazete kaplı pencereler arasında\ngönül bir güzel ister, güzellik ister\nkarşıdan hamamböcekleri geçer\n\ngecenin en soğuk vaktidir\nkaldığım\nşehirden uzak bir bodrum katıdır\ncaddelere, vitrinlere, arabalara\nbankalara, kalabalığa ve şehre\ngönül hain bir pusu ister\nkarşıdan hamamböcekleri geçer\n\ngecenin en tenha vaktidir\ngönül yabancıdır çekip gider\ngöz kapaklarım açılır\nkan boşalır damarlardan\nkarşıdan hamamböcekleri geçer\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamal Olarak Gelmişiz",
        "poet": "Uğur Uygunoğlu",
        "poem": "\n\nBiz Bu Dünyaya Hamal Olarak Gelmişiz.. Sürekli Çalışırız, Bitmeyen Dertler, Ödenmesi Gereken Borçlar, Vergiler Hep Bizler İçin.. Birazcık Eğlenmeye Kalsak Günah Derler.. Dünyamızı Cehenneme Çevirdiler, Ahireti Düşünmemizi İstiyor İmamlar! .. Bu Halde Mi?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamam Böcekleri Geziyor Yine Caddelerde",
        "poet": "Lütfi Kireçci",
        "poem": "\n\nHamam böcekleri geziyor yine caddelerde,\nAyaklarında takunyaları,\nKırmızı balonlar patlatıyor fareler barlarda,\nTaksim meydanında bir kurbağa şarkı söylüyor\nStar adayı olduğunu düşünüyor kendince\nTa ki yanından bir kokarca geçinceye dek,\n\nBitler, pireler kaynıyor Eminönü’nde\nAğır başlı filler oturmuş çay bahçelerinde\nNargile keyfi yapıyor.\n\nAlışverişte tavus kuşları \nMakyaj malzemesi arıyor ucuz mağazalardan.\n\nKoyunlar oturmuş bir köşeye \nKurban edilecekleri günün telaşı vurmuş yüzlerine,\nKara gözleri Malu hülyalara dalmış,\nUzun yeşil otları düşünüyorlar geniş tarlalarda.\n\nKangurular zıplıyor Üsküdar sahillerinde,\nKeselerine doldurdukları yavrularıyla,\nAvustralya’da atalarından öğrendikleri, bir dansa başlıyorlar.\nZürafalar kafalarını çarpmamaya çalışıyorlar tabelalara,\nZoraki buldukları bir restorantta akşam yemeği yiyorlar.\n\nMarmara’da oturmuş gelip geçen gemilere bakıyor dinozorlar,\nAnnelerinin akşamdan patlattığı mısırlarını yiyorlar\nGemilerde enstantane, bir hareket, mağrur edasıyla tilkiler,\nÇakallarla bir arada oturup fındıkkıran sincaplar\nGüneşin batmasıyla uyanıp etrafı keşfe çıkmış yarasalar\nGece boyu karanlıkta uçmanın keyfini çıkarıyor,\n\nAteş böcekleri yol gösteriyor evini kaybetmiş bir kaplumbağaya\nYılanlar bir ayna arıyor aynasız evlerinde yüzlerine bakmaya,\nYan komşuda oturan timsahlardan bir hediye geliyor ayna\nAyılar davul çalıyor köprü altlarında, zurnada bir gergedan,\nMaymunlar para topluyor çıkarıp şapkalarının içine,\nKöprünün üstünde ziyaretçiler, atlar, eşekler, kediler, köpekler,\nTrafik sıkışıklığından\nSon anda şenliğe yetişen yaşlı bir deve, \nYanında yol arkadaşı mamut,\n\nGecenin ilerleyen saatleri\nSuda uykusu kaçmış bir köpek balığı bağırıyor,\nKesin ulan bu gürültüyü\nGecenin bu saatinde ne diye rahatsız ediyorsunuz bizi\nDerken diğer balıklar balina, yunus, diğerleri katılıyor bu \nÇok sesli koroya…\n\nSabah martıların sesi uyandırıyor horozları,\nHorozlar şaşkın, horozlar üzgün, \nBoyun büküyorlar hanımlarına,\nGün başlıyor \nMetroda köstebekler, \nAcele işyerlerine gitmeye hazırlanıyorlar,\n\nKepenk kaldırma yarışında hindiler,\nDireniş içindeler, toplu kıyıma son diyorlar,\nBu yılbaşı gecesinde.\nDomuzlar ayakkabılarına nal çaktırıyorlar,\nUsta bir demirci filden,\nAğaçkakanlara yeni bir iş kazın asfaltları,\nAslanlar bir tören yürüyüşüne hazırlanıyorlar\nArkalarında kaplanlar iyice kabartıyorlar kürklerini,\nSemalarda dans,  kırlangıçlar uçuyor,\nGüvercinler gagalarında zeytin dalı uzatıyor herkese,\nKumruların gözü yaşlı, \nYavrusunu kaybetmiş bir ceylan öfkeyle bakıyor \nMerasim geçidi yapanlara\nVe bir haber yayılıyor etrafa \nKirpilerin okları düşüyor yüreklere,\n\n“Bir pire geçerken caddeden yeşil ışık yanarken\nDikkatsiz bir sürücü tarafından ezilmiştir.”\n\nBir anda tüm hayvanlar hastane önündeler\nGözlerinde yaş, yüreklerinde sızı, \nOturup günlerce hastane bahçesinde \nGelecek bir haberi bekliyorlar,\nPire komada, henüz hayati tehlikeyi atlatamamış\nHerkes bir organını bağışlamaya hazır,\nHerkes kan veriyor acilde yatan arkadaşı için\nHerkes nöbette, uyuyan yok, ameliyat başarılı geçiyor\nKendine geliyor pire, çıkıyor pencereye,\nŞöyle bir bakıyor dışarıya, vay be diyor, vay be,\nGözleri doluyor, bir iki damla gözyaşı süzülüyor yanaklarından,\nTeşekkürler dostlarım, hepinize teşekkür ederim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamal",
        "poet": "Hasan Tosun 2",
        "poem": "\n\nNe mal biriktirmiş,\nNede itibar,\nO Helalinden:\nPara kazanmak için; çalışıp duran  hamal…\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hamd-ü Sena",
        "poet": "Abdurrahman Yıldız",
        "poem": "\n\nHamd-ü sena alemlerin Rabbına\nRahman ve Rahimsin geldik kapına\nKıyamet gününün yegane sahibisin\nAdalet terazinde kavuşur, haklı hakkına.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamas",
        "poet": "Muhammed Gidici",
        "poem": "\n\nDiriliş direniş senle başladı.\nİslami cihadın kartalı Hamas.\nÇocuklar şeytanı senle taşladı.\nVur roketi siyonun kalbine Hamas\n\nDirencin Siyonist şaronlara yas.\nÜmmetin gözünde parlayan elmas.\nBak ayakta batman, İstanbul,Sivas.\nVur roketi siyonun kalbine Hamas.\n\nFelluce samaradan selam var sana\nİsmini haykırıyor bak çağlayana.\nHayran oldu tüm dünya intifadana.\nVur roketi siyonun kalbine Hamas\n\nHayber de yazıldı hamasın adı.\nSelahaddin Hıttin de bayrağı aldı       .\nDehşetin siyonun canını aldı.\nVur roketi siyon un kalbine Hamas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamdım Yandım",
        "poet": "Mustafa Nuri İnanç",
        "poem": "\n\nHamlığına  adamlık\nYanmışlığına  kaynamış  insanlık\nİrfan  ötesi  yola\nHoşgörü, erdem,  sevgiyle  kaynaşmış\nDüşmüş  boynunda\n\nAh  mevlam  Ah  mevlanam\nAsil  bir nefesle  hep  var  olur  dünyam\nGün  yorulur,  gün  biter  sonu  akşam\nGeceye  döner\nHak  dost,  beli  dost  beli  ustam\nÖrtülür  bütün  dertler\nUtandırmaz  insanı  mahçubiyetler\n\nHer   gün, yine  yeniden  masum  doğar\nÇoçuklar   gibi,  gün  geceden\nAydınlanır  nefis  nefesten\nO  asil  sevdanın   hararetinden\nYolumuz  geçer  tüm  gönüllerden\nHak  dost, beli  dost, beli  usta  aleminden\n\nDünün  bugüne  zararı  yoktur, der  Hak  dost\nBugün  bilirsen  kendini, tanırsan  ceddini, der beli dost\nGeleceğe  yönelen  haddini, çalışıp  çabalarsan  dersini\nDer  beli  usta\nBugünün   dünede  yarınada  faydası  çoktur\nSonu  mutluluktur  der  Hüda\nVesselam.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamdım,piştim.",
        "poet": "A. Yüksel Şanlıer",
        "poem": "\n\nDost dergahına,varıp oturmuşum,\nYârân aşkına,ben yanıp durmuşum,\nOl demiş yârân, hamiken olmuşum,\nDost dergahın da,Tanrı’m anılırken.\n\nKöz olan gönül, yanıp alevlenirken,\nHep Allah dedim, göz yaşı dökerken,\nZemzem su içip,tuza ekmek bandım,\nDost dergahın da,Tanrı’m anılırken.\n\nKöz gönül yanıp, küle dönüşürken,\nDedi bir yârân, dur daha çok erken,\nYanıp durdukça, feyzler alan oldum,\nDost dergahında, Tanrı’m anılırken.\n\nUsul öğrendim,yere bağdaş kurup,\nSevgi öğrendim,hep şıhımdan sorup,\nÇok şey öğrenip,heybemi doldurdum,\nDost dergahında,Tanrı’m anılırken.\n\nAşk dergahında, Allah’ı anarken,\nNamazlar kıldım,Allah tek’dir derken,\nYandım gönülden,Allah dedim durdum,\nDost dergahında,Tanrı’m anılırken.\n\nDediler piştin, düne kadar hiç’din,\nHak’kı öğrendin,gönlün genişlettin,\nHak hukuk görüp,eğriyken doğruldun,\nYanlış kul olma, var git hak yolunda.\n\nA.Yüksel Şanlıer\n16 Haziran 2009-06-15\nAntalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamdolsun      (4’lük)",
        "poet": "Atakan Kartaltepe",
        "poem": "\n\nŞükürler olsun, yarâbbi... hamdolsun! \nTanıttın, tanıştırdın ya...daaa n’olsun? \nDilerim bahtı açııık ve şans dolsun,\nElem, keder, gam, tasa... heeep yok olsun! \n\n                                   26.08.2010/14.15\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Hamili kart yakinim olur...*",
        "poet": "Ayhan Durmuş",
        "poem": "\n\nYakınlık derecesine göre şekillenir, iç içe geçer hayatlar...\nDünyalar kurulur, dünyalar yıkılır birlikte, \nenkazını kaldırmak düşer sevdiklerimize.\nO zaman belli olur dost...\n'Arkadaşımın arkadaşı' olanlar çekilir kenara, \nsesler kesilir, iner perde...\nAçılır nefeslerin birbirine karıştığı mesafeler,\nrüzgar alıp götürür sıcağını söyleneceklerin,\ngeriye iki yalnız renk kalır,\nbir köşede kırmızı, \nsarı diğerinde...\nKarışamazlar birbirlerine,\nyoktur artık,\n'turuncu' sevdaları! \n\n03/05/2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamları tatlıda olmuşu acı",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nİnsan oğlu bir kendini görsene\nHamları tatlıda olmuşu acı\nAraştırıp bir karara varsana\nHamları tatlıda olmuşu acı\n\nYeni doğar neşe verir yuvaya\nYalvarır Allaha el kaldırır havaya\nYatar ancak yönü dönük semaya\nHamları tatlıda olmuşu acı\n\nBir yaşında yürümeye başlarsın\nBeş yaşında tavuk cücük taşlarsın\nKendin değil başkasını suçlarsın\nHamları tatlıda olmuşu acı\n\nAltısında ana okulu yolunda\nYedisinde çanta gider elinde\nHaşlığı da varsa keyfi yerinde\nHamları tatlıda olmuşu acı\n\nİlköğretim biter on beş yaşında\nİyi bir yer kazanmanın peşinde\nArtık sevdiğini görür düşünde\nHamları tatlıda olmuşu acı\n\nBitirir liseyi yaş on sekizde\nÜniversite yoksa gözü sevgilide\nOnlar da anlamaz dediğin sözde\nHamları tatlıda olmuşu acı\n\nEğer sözden anlamazsa gelmezse\nrezil rüsvay eder seni bilmezse\nDoğru söylediğin sözü almazsa\nHamları tatlıda olmuşu acı\n\nHüseyin im çok şey gördüm anladım\nBazen oturupta coşup ağladım\nBen oturup dostça sözler söyledim\nHamları tatlıda olmuşu acı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamiline Değil Sevgim",
        "poet": "Şahin Ertürk",
        "poem": "\n\nSana olan sevgim\nSanma HAMİLİNE\nKartvizitlik\nAnlık,günlük\nAşklardan değil\nİnan bana ELA GÖZLÜM\nKapanın\nTutanın\nBulanın olmayacak bu aşk? \nBüyük puntalarla\nAdın yazılı kalbimde\nHaydi durma\nAl sana veriyorum\nDOSTUM YAZ\nSIRDAŞIM YAZ\nSEVGİLİM YAZ\nARKADAŞIM YAZ\nYAZ,YAZ\nSana verdiğim\nHAMİLİNE olmayan\nKişiye özel bu kalbe\nYeterki sen de\nBirşeyler YAZ? \n\n(19.02.2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamlet",
        "poet": "Ömer Faruk Zülfikar Bakuri",
        "poem": "\n\nTürük demiş hammurabi\nEvin yeri hamlet abi\nHamlet yerde kamber yaşar\nOl kamber ad helmut tabi\n\nHammurabi der helmut türk\nOl helmutun miğfer çürük\nDesem helmut kamber bak bir\nO diyecek kamber yörük\n\nTürk demiş hammurabi han\nBa balığa suda kahan\nKahan deyi melik huda\nSokağımı tanıt cihan\n\nOl sokakta mehpare kız\nKız ağzında Kudüs sakız\nDer kudüste bir ağaç var\nMeyve verir dokuz dokuz\n\nDer o ağaç hasat etsek\nHasatımız satıp şetsek\nDerler ise ağaç kutlu\nOl ağaca çıkıp ötsek\n\nMehpare der ağaç kutlu\nAğaç dala konar mutlu\nKim konara orhun sorsa\nDer ki orhun benim,atlı\n\nHammurabi türük sözü\nKonuşmuşlar her bir cüzü\nSon sözleri kutlu ağaç\nKudüs ilde bekli bizi\n\nFaruk Bakuri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamamda Bir Güzel Gördüm",
        "poet": "Hüseyin Yıldırım",
        "poem": "\n\nHamamda bir güzel gördüm\nSuna gibi boyun gelin\nKocan sana uygun değil\nKör mü koydun eli gelin\n\nBoğazına dakmış gazi....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamsi",
        "poet": "Keramettin Ünver",
        "poem": "\n\nGeldi ilimize hamsi mevsimi\nTayfalar takaya koşsun Trabzon.\nSandallar sallansın, şenlensin sini\nLimanın hamsiyle dolsun Trabzon.\n\nTekneler limandan süslenip çıkar\nMendirekte herkes peşinden bakar\nKaptan Temel Reis telleri sarkar\nAğların hamsiyle dolsun Trabzon.\n\nAsık suratlılar sevinir, güler\nYiyenler şaşırır ve hayret eder\nTadılmaz her yerde böyle lezzetler\nMutfağın hamsiyle dolsun Trabzon.\n\nİnsana sağlıklı hayat bırakır\nKalpleri temizler, ömür uzatır\nGözlerin nûrunu ışıklandırır\nEvlerin hamsiyle dolsun Trabzon.\n\nBazen ızgarada bazen tepside\nKuyruğu, kılçığı devâ her derde\nDoktor reçeteyi yırt bu mevsimde\nHamsiler ilacın olsun Trabzon.\n\nAraştırın bakın yazar kitaplar\nTedavi edici özelliliği var\nBaşka bir yemeği yemez insanlar\nMideler hamsiyle dolsun Trabzon.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamle",
        "poet": "Küçük İskender",
        "poem": "\n\nplaj güzeli ay \nkumsalı geri al \ngeldigi yüze, \nıslık ıslık deniz \nsesimi işittir \niçindeki kazaya, \nterkedilmiş toprak \ntaşın ruhumdaki krallığa, \nve \nartık sözü geçmesin \nbu gezegende \nbu gezegenin, \nben \nçekilen ağla \ndönerim bir gün yurduma, \nne o doğa \nne o esrar \ntutmaz üstüme kuma, \nbeni bir tek atlar anlar \nanladıkça anlatırlar \ngeçmişe çöken tortuma, \nkişnerler \nkişnerler \nkişnerler \ndaha fazlasını umma.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamlet'i Gördüm (Deneme)",
        "poet": "Aydın Demirkan",
        "poem": "\n\nAntik tiyatronun yer yer çatlamış beton kakmalarında, tozlu ama tarih kokan havasında tek başıma izliyordum oyunu, tarih tekerrür ediyordu. \nHain bıçağın sivri ucu sırtından bedenine saplandığında ölüm merhaba demişti Hamlet'e. Hareketini kısıtlayan kanlı bıçak yer etmişken sırtında, son çabasıyla geriye dönerek brütüse söylenen iki kelime ise çıkılan sınırsız yolculuk öncesi titretiyordu bedenimi...\n\nSen de mi Brütüs...\n\nZaman ve mekan farklıydı.\nFakat bana da uğramıştı ölüm. Yere boylu boyunca uzanmış gördüm kendimi ruhum göğe yükselirken. Karnıma kadar çektiğim dizlerim ve dizlerimin arasına sıkıştırdığım ellerimle anne karnındaki embriyonun şekillenmiş haliydim. Zaman ve mekan yoktu artık...\nBen Hamlet'i gördüm düşümde, Hamlet'in düşlerini gördüm.\nVe Brütüs'ü gördüm...\n\nHamlet öldü.\nBrütüs öldürdü...\nBen öldüm.\nVe dirildim... Merhaba hayat...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamsi /n",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nKışın hamsi çıkar,\nHamsin ayının her günü.\nHamsi karaya vurdu,\nhaber verin mürver ağacı borusundan.\nBir  mendil hamsi doldur akmasın,\npilav yapalım suyundan.\nHamsin ayında hamsi çıkmasa,\nKaradeniz yas tutar ağlar.\nBereket tohumdan değil,\ntoprağından suyundan.\n\n                                       26.01.10/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hami ve Hadesli Sohbeti  öğreti",
        "poet": "Ceren Aydın",
        "poem": "\n\nHami ve Hadesli Sohbeti (öğreti) \n\n16.02.2008\n\nGeceleyin kapılar kapanıp da lambalar söndüğü vakit, odamda yalnızım demeyin yalnız değilsinizdir.\nçünkü başınızı yastığınıza koyduğunuzda karanlığın rahmine düşen bir düşünce, beyninizde bir söze dönüşünce başlar ruhun dansı. En yalnız olduğunuz anda dahi içinizde duyduğunuz bu ses yalnız olmadığınızın tek kanıtıdır. Ruhların önce Tanrıdan, sonra da birbirlerinden ayrılışlarını annesinin sıcacık varlığından kopan bebeğe benzetirim hep. Uyurken yanı başınızda yatan yabancı yalnızlığı izlerken ya da bir bebeği kokladığımda duyduğum cennet kokusunda tanımadığı bir dünyaya, alışık olmadığı bir atmosfere geçişinin yarattığı o ilk şoku düşünürüm. Ve varoluşla birlikte, kelimelerle anlatılamayacak bir yalnızlığın başladığını, ruhlarımızın bilinmeyen bir köşesinde hala o acının sızladığını hissederim. \nTecrübe hanesinde sayısız çentiği olan ruhlarımızın yakından tanıdığı, taşınması ve katlanılması zor bir duygu sarsar tüm benliği çoğumuzun bir ömür boyu dolduramadığı, doyuramadığı bir boşluk hissi kelimelerin kifayetsizliğiyle oturur düşünürüm. En çokta bir vapur kenarında istanbulu izlerken yavru bir martı gibi çığlık atabilmeyi isterim. Her sevgilide dolacağını sandığım bu boşlukla yüz yüze gelmemek için yalan üzerine yalan, uğraşı üzerine uğraşı icat eder dururum. Şimdi tam ve bütün hissetmenin tek yolunun mağlubiyetlerimi kabul etmek olduğunu anladım, yalnızlığımdan korkmamayı öğrendim.\nBu içinizdeki duygudan sizde korkmayın. Bu acı yalnızlığın bu boşluk korkusunun anaforuna kapıldığınızda çırpınmayın bile. Bir müddet kapılarınızı dış dünyaya kapatıp, kendinizle baş başa kalarak içinizdeki sihirli âlemi, yalnızlığınızın fonunda keşfedin. O zaman anlayacaksınız ki, yalnızlığın panzehiri, yalnız kalmaktır... \nBir uğultu gibi gelen sessizliğin ilk anları çok zordur. Karmaşık düşünceler, anlatılamayan hisler silsilesine kapılıp giderken, ego yavaş yavaş çözülüverir. Seyircisi olmadığından maskelerini atmak ve kendisiyle dürüstçe diyalog kurmak zorunda kalan kişilik, yalnızlığında saklanan hazineyi bulabilecek kıvama böyle geliyor.\nArtık kaçmana izin vermeyeceğim, diye kükrer yalnızlığı. Ne kadar egoistsin! Maddeye odaklanarak, her gün yeni bir oyuncak arayarak, sevgi zannettiğin bir ilişkiden diğerine koşarak susturmaya çalışıyorsun beni. Ne yaparsan yap, hangi gruba dâhil olsan ol, içindeki Tanrıyla barışmadığın; yaralarını iyileştirip, taşıdığın ışığı hakkıyla yansıtmadığın sürece bir hayalet gibi takip edeceğim seni. \nBenlikte bir şeylerin eriyip yok olmasıyla, yeni bir oluşum başlıyordur, bekleyin korkmadan ve paniklemeden. Su bulanıyorsa durulacak ve size sizle ilgili gerçeği gösterecektir. Acıyla gebe bırakılan düşünce içerde tıpkı bir güve gibi büyür, ama çıktığında ışığa uçar, kişilerin hayatlarına ve sınavlarına kısaca tekâmülüne karışmak sadece bu süreci yavaşlatır. Sadece kendinizden mesulsünüzdür. Siz olun kendiniz ve başkaları hakkında acele kararlar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.\nHayata umut dolu gözlerle bakmayı öğrendiyseniz, bu seçimde kazandıklarını sananlara yalnızca acıyarak gülümsersiniz.\nHer şeyin sıradanlaştığı bir dünyada bazen kaybetmek en doğru seçimdir. İtaatle kabulleniş arasında çok ince bir çizgi var işte o çizgiye vardığınızda en yerinde tercih VAZGEÇMEKTİR.\n\nHami \n\n20.02.2008\nYalnızlığın Panzehiri yine yalnızlık...\n\nYalnızlık bir süre sonra içine öyle bir işliyor ki... Tüm benliğine hatta iliklerine giriyor. Kimseyi istemiyor oluyorsun, ne yediğinden ne de içtiğinden keyif alıyorsun. İçtiğin sigara bile kesmiyor birinin üstüne diğerini yakıyorsun. Sen mi televizyonu izliyorsun ya da televizyon mu seni... Aklından geçen düşünceler bile bir süre sonra yalnızlıktan başka bir şey olmuyor. Sabah uyanmak istemiyorsun. Uyandığında nerde uyuyakaldığına bile şaşıyorsun. Düzenli yaşamaya da çalışsan, prensiplerinden de vazgeçmesen, o an geldiğinde o kopuş yaşandığında önüne kattığı gibi her şeyi derinliğine çekiyor. Bir depresyon süresidir bu bahsi şakaya alınmaması gereken...\nBu sefer de sende korkular bırakıyor. Öyle çok korkuyorsun ki bu karanlık yalnızlıkta. Başladığın yere her an geri dönüş yapabilirisin. Her an sadece yalnız kalmamak için yanlış ilişkiler yanlış kişilere bel bağlayabilirisin... Peşine daha beter yıkılışlar, kendine olan dipsiz güvensizlikler başlar. Ya da yalnızlıktan kaçmak için bahaneler yaratırsın kendi kendine. İş kolik olursun mesela...\nSorguları vardır içlerinde yalnızların, hep bir şeyleri sorgularlar. Katı ve kesin hükümlü cevap bulurlar hayattan. Mutlak diğer kişilerin sorularına cevap verebilirler. Her soruya bir cevap ya da bu hayatın kanununu yazarlar. Kaldı ki hepside doğrudur. Ne aşk kalır ne meşk. Hepsi artık yalan olmuştur. Anlamlarını yitirir her güzellik. Dünyanın dönüşü bile kendi başınadır yalnızlarca. Kendi dünyası dönmüyordur. Renklerden siyahtır, günlerden herhangi bir gün.\nEvden içeri girdiğin zaman tek duyulan anahtar sesisin kendi kilit sesin olduğu zaman durur. Güneş doğmaz ya da ay batmaz. Tik tak dakikalar saydıkça uzar gider. Gözün telefonuna gider gelir. Yüzünde bir tebessüm doğmaz. Yalnızlığın izleri yüzüne öyle bir işler ki, derin izler kaçınılmazdır. Dahası sende bıraktığı suskunluk ya da sonrasındaki hırçınlıktır. Kendini o duvardan öbürüne vurusun. Sohbet etmek mümkün olmaz her sözün kavgadır artık.\nBağıra bağıra yalnızlığını yaşarsın. Ben yalnızım demek ne kadar koyar adama.. Kimse yalnızlıkla başa çıkamaz. Aslında hepimizin istediği bir sıcak dokunuş bir tebessüm ya da çayına kaç şeker istersin sorudur. Evde bir ses olsun yeter...\nYalnızlık bu kadar korkunç gelir işte...\nYalnızlık bir tek Allaha mahsustur...\n\nBirde hepimizin bildiği başka bir yalnızlık vardır! \n\nKalabalık yalnızlıklar; \nTüm yalnızlıklar içinde en melankolik, en anlamsız, en kitch yalnızlıktır.\nSevdiklerin, seni sevenler, seni seveni sevenler, hatta kanarya sevenler bile olsa hayatında bu yalnız olduğun gerçeğini değiştirmez\n\nKalabalık yalnızlıklar ala gerçekten gülmez! \no kalabalıkta bir kendileri vardır  \ngözleri dalar sık sık, yokluğa, boşluğa\nbir de küçük taşları da tekmeler yalnızlar elleri ceplerinde\n\naciz kalırlar kendilerini anlayanlardan korkarlar ya onlarda giderse\nhisleri büyür büyür balon olur ama içinde patlar, \nsesini bir kendisi bir de yine kendisi duyar\nacısını ise, en içindeki yalnız kendinden kaçar dediğim gibi \nkendisi yeter kalabalık olması için\n\nBen ilk aşamadan sonuna, sondan da başa gidip geldim. Şimdi ise bir baştan sona gidişe cesaretim bile yok. Bu ayak bastığım dünyada inancımda yok. İstersen inancını kaybetmiş rahip gibi de, istersen isyan, istersen de daha tıbbi boyutta depresyon de. Her ne dersen de, ben kendimi biliyorum ki yalnızlık beni öldürüyor. \nBaşımı koyacak bir omuz, sıcak bir kucaktan başka hiçbir isteğim yok. Ne zaman Aşk kapımı çalsa, hemen sonra hırçınlaşıyor ve uzaklaştırıyorum kendimden… İçimdeki yalnızlık o kadar büyük ki... Yalnız kalmamak isteğimden bile daha büyük. Savruluyor, savruldukça da kayboluyorum içimde…\nŞimdi yolumu bulamıyorum aynaya baktığım zaman gördüğüm yüz benim ama gözlerimin içinden baktığım zaman ruhum yok... \n\n   \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tAsi\n\n25.02.2008\nhadeslisin sen net tavırların küheylan kızı olmasaydın eğer yanında çok yalak dalkavuk ya da sahte aşık olurdu. senin seçimindi özgürlüğünü isterken yalnız kalmak. \nyanlış; bir tek beden olma arzun, tek beyin aynı senin gibi düşünen, seni anlayan arayışın.\nEn büyük yanlışın da şu; bu sadece senin sınavın. hepimiz yalnızız, ama duamız it kuyruğunda teneke değil en azından içe dönüşünün bir anlamı olduğuna inan. çünkü doğa o kadar güzel ve kusursuz ki…\nfasitinden çıkma cesareti gösterdiğinde anlayacaksın.\nbir küçük tavsiyem daha var kabul edersen\nbir kitap; “tanrılar okulu” oku\nöğrenmen gereken, dreamer yani düşleyen olabilmek\n  \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tHami\n\n01.03.2008\n\nHadesli; \n\nEski Yunan mitolojisine göre hem ölüler diyarın tanrısı hem de ölülerin ruhlarının bulunduğu yerdir.\nHades, tanrılar arasında en korkulanı ve sevilmeyeniydi. Diğer tanrılar bile çekinirdi. İnsanlar ise dikkaini çekmemek için adını anmaktan bile kaçınırlardı. Hades’i yatıştırmak için kara koyunlar kurban ederek koyunların kanlarını derin çukurlara ya da yerdeki yarıklara akıtırlardı. Ona dua ederken de başlarını yere vururlardı.\n\niçeriğinde bir sıcaklık, pozitif taraf yok. yine saiyah var içinde yine yalnızlık yine kayboluşlar... her ne isim koyarsan koy, ben karayım işte... hiç bir renk yok doğada. doğa ve evren Allah tarafından yaradılması sebebi ise kusursuzluk ve güzeliği önünde diz çöker boyun eğerim\nbaşka diyecek sözüm yok…\n\n\n\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tAsi\n\n03.03.2008            \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t     Samsara nedir biliyor musun, işte bu düşünki bir koyun sürüsü var (teşbihte kusur arama lütfen)  ve bütün sürüdeki koyunlar siyah diyelim, sen beyazsın. \nbu durumda gerçeğin seçenek birakan iki yüzü anlamayanlar içindir. Çünkü bilgi bir noktadır ve ancak cahiller bunu çoğaltır veya anlam yüklerler. \nOnlar için iki ya seçenek ya farklısındır, yada albino \nalbino farklı bir hastalıktır zaten\nyani seçenek tektir seni farklı kılan tek şey rengindir.\nsiyahın içinde tüm tayf gizlidir. “Mai ve Siyahı” okumalısın.\nuzun lafın kısası şudur ki; kendi alacamızda ruhumuzun karanlık sandığımız yanları vardır, ama bu karanlık kötü değil ışık alamadığından karanlıktır.\nhadeste yeraltı tanrısıdır ve demetleri ışığı baharı yeraltına kaçırmıştır.\nhadesli olmak kötü olmak değildir. sadece kendi karanlığına bakabilen anlamına gelir. Bana güven... BEN veli olma yolundayım, Allahın dostu...  \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t     Hami\n\n04.03.2008\n\nrenklerden siyah.. evet siyah her ne kadar korkunç bir renk olsa da, aslında yalnız kalmak istemeyen bir renktir. Araştırabilirsin... “ben buradayım! ” der, ben burdayım derken de aslında gör beni, fark et, yalnız bırakma der. Senin de demek istediğin sanırım bu. herşey bende zaten mevcut... sadece nasıl bakmam gerekiyor onu beceremiyorum belkide. \nhırçınlığım bu taşkınlığımın sebebi belki de budur...\nYolu bulmama yardım et, yolu göster…\n\n \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tAsi\n\n 08.03.2008\n\nsen sıfır (0)  yani başlangıçsın… bul ve oku..! \nmisyonun; ruhun tekamül süreçlerinin olduğunu anlayacaksın..\nfarkındalık düzeyindesin, ama içindeki avu akmadan huzur bulmazsın..\nmalubiyeti kabul et ki, yolculuğun başlasın.\nAncak bir abdal aptal gibi düşünebilir.\n\n \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t  Hami\n\n\n09.03.2008\n\nsıfır (0)  yani başlangıç: Dağlık bir yörede, genç bir adam, uçuruma doğru yürüyor. Önündeki uçurumu görmezlikten gelen bu genç adamın omzunda ucunda bir dağarcık asılı olan bir sopa vardır. Sol elinde ise, özgürlüğü sembolize eden bir gül bulunur.\nYeni doğmuş bir çocuk gibidir, dünyaya saf, masum ve habersiz olarak gelmiştir, hâlâ şuursuzdur. Peşinde koştuğu kelebeğin izinde, ahdini arar. Deney için gereksinmelerini, toplumun her alanında ve düzeyinde bulmaya çalışır. Ama alışılmışlığın dışındadır. O, bir avaredir, düzenli ve organize yaşamın dışına çıkar, gider. Kendi yolunda giderken, kuralları ve tabuları dinlemez. Çılgınca hareket eder ve dehasının kaynağını da yanında taşır. Başlarda, kabul edilmez ve sevilmezken, sonradan toplumu bütünleyen bir hale dönüşür.\n\nyeni başlangıçtan, yeni dönüşümlerin, yeni yaşamların müjdecisidir. Öğrenmek isteyen bir çocuk gibi, tehlikenin her türüne âdeta koşarak gider. sezgileri ile, umutla kelebeğini kovalar durur. Sezgi gücü sayesinde, gizemli boyutlara rehberlik eder. Ruhsal olarak, coşkulu, neşeli ve keyiflidir. Zorluklan, problemleri, ikilemleri ancak ima yolu ile ortaya koyar. Henüz bütünleşmediği için, eylemlerinden sorumlu değildir. Yaşam yolunun dışında bulunmayı sever, yaşamın içine kelebeğinin sayesinde girer. Deneyimleri ve yanlıştan, ikilemler halindedir. Hatalarının, kendisini esarete düşüreceğini düşünerek, daima ileriye doğru koşar. Yanında yani, dağarcığının içinde hep anılarını taşır ve onları hep ileri sürer. Böylece kaybettiklerini yeniden kazanacağını sanır. İlkel bir saflık ve masumiyettedir. Elindeki çiçek, bir diğer anlamda, ruhudur, bu şekilde ilahiliğin bir parçası onun hep yanındadır. Sezgisi ile, bu ilahi ışık birleştiğinde ileriye dönük yargılan güçlenir ve kesinleşir. \n\nÖnceleri, tüm kaosların ve anarşilerin savunucusu ve lideriydi ama uyandıktan sonra, bunun böyle olmaması gerektiğini anladı, sadece deney kazandı.. yani her şeyin, her kavramın, her düşüncenin yerine kullandı..\n\nbu nasıl bir tesadüf... hayat veren takip ettiği kelebek benim sırtımda olan bir tattoo... \nben kendimi kaybettim İzlenecek Yol muyum yada yolcu mu? \nikizler burcuyum ikilemlerin ta kendisiyim... \nyardım et\n  \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tAsi \n\n19.03.2008\n\ntesadüf değil..\nsen bir hami istedin ve ben geldim, buna inanmak delilikse evet sen delisin \n\n \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tHami\n\n20.03.2008\n\niçimde yine bir yangın kopuyor ki sorma... baktığım gökyüzü hiç bu kadar kızıl olmamıştı sanki ezelden beri bilirim de bu al halini hiç görmedim... kopan yangının merkezindeyim ama bir ben yanıp kül olamıyorum. kül olup bu bedeni terk etmek istiyorum ama gene beceremiyorum. kendi ellerimle vermedim mi bu dünyayı kendi dünyamı ateşe? neden bir ben kül olmuyorum. sadece ruhum yanıyor bedenimi ateşler basıyor, dudaklarım bir sevgilinin dokunmasına susamış, çatlamış gözyaşlarım bile kurumuş akmaz olmuş. yüzümde amaçsızlığın anlamasızlığın izleri... bir ben baka kalmışım sanki bu dipsiz dünyaya. Belki de zamanı gelmedi benim yeniden doğuşum, ölemediğime göre...\nbir kelebek gibi, yaşadığım tüm aşklarım zaten 3 nefeslikti.\n1 gün yaşasam ne kaybederim, 2 eksik olurum ama 1 fazla olamam. alın yazım belki de ağlarını örerken hiç acımadan, bir an bile tereddüt etmeden beni bu koca dünyada yalnızlığa hapsetmiş. içimi yakan ateş, beni karalara bürümüş. sonsuzluğumun matemini tutuyor, gelenli geçeni izliyorum sessizce, gidenin arkasından gitme bile demiyor, gidişini ve her defasında yıkılışımı izliyorum. ben bu flimi çok izledim. sonunu biliyorum demekten kendimi alamıyorum. Simsiyah geceden kara saçlarım yüzümü örterken kömür gözlerimden boncuk gözyaşlarımı saklayamıyorum işte. bu kadar sertliğimin arkasına sakladığım pamuk kalbim her an dayanamamakla yüz yüze. bir anlıktır deliğim ya uyarsam şeytana, ya alır başımı gidersem... gidişim nereye olur hiç bilmiyorum. kayboluşu gerçekten istiyor muyum onu bile bilmiyorum. kendimle bile konuşamıyorum.\nkendime kendim değil, onun gözlerinden bakmak istiyorum ki değer bulayım. kendi gözümde belki de değerim yok. hani derler ya sevdiğimize değer verdiğimiz anlam yüklediğimiz kadar sevgili ve değerlidir. belki de bu yüzden.. bir baksan bana, gözlerini gözlerimden kaçırmasan ben anlarım, kelimelere bile gerek kalmaz o an. bu bir sitemdir yalnızlığıma yada yaşadığım yalnızlığa ama dedim ya evden içeri girdiğimde duyduğum anahtar sesi benim kilit sesim değil, onun gelişi olmalı...\n\n\n21.03.2008\n\nBu gün ay tutulacak o yüzden gerginsin. Normaldir, için çekiliyor her şeyi yıkmak yakmak istemiyor musun çocuk? \n\n \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tHami\n\nkömür gözlerine…\n\nsen kendini seviyorsun, sen başkasını sevemiyorsun. yaşadığım aşklar deme\nsen sevdiğinde, senin sevdiğin gibi seni kimse sevmedi çünkü. \nyankı gibi kendine dönüşün bundan. içinde kopan bu çığlıkla neyler ağlıyor yüzyıllardır.\nateşe koşuyor pervanler kelebekler ışığa, \nneden acının arkasındaki kurtuluş gibi geliyor\niçinin alacasından karanlığından sıyrılıp, düşünmeden atıyorsun kendini ateşe\npul kanatları düşüyor sonra ölüyor da ne oluyor? \n\nkoşan pervane kör olmasaydı o ışıktan görmez miydi ateşin dibinde ölenleri? \ngörürdü elbet.. aç o kömür gözlerini şimdi siyahın matemini kuşanmışsın.\nbes belli yakıştırmışsın kara bahtına karayı.\n\nyapma, bir genç kızın handesinde saklı bu hayatı böyle öteleyip durdukça neye geç kalıyorsun \nölüme mi kendine mi...? \n\nşimdi düşün bir çocuğun olmuş sevdiğin adamdan kucağına vermişler\nonun cennet kokusunu duy içinde\nyanı başında ürperen yalnızlığını utandır.\n\nAsi’me… \n\nBir süre sonra\nBir eli tutmakla bir ruhu zincirlemek arasındaki\nİnce farkı öğrenirsin,\n\nVe aşkın yaslanmak,\nBirlikte olmanın da güvende olmak\nAnlamına gelmediğini öğrenirsin,\n\nVe öpücüklerin sözleşme\nVe hediyelerin de vaat olmadığını öğrenmeye\nBaşlarsın,\n\nVe yenilgileri\nBaşın dik ve gözlerin açık karşılamaya başlarsın,\nBir çocuğun üzüntüsü ile değil, bir yetişkinin\nZerafeti ile,\n\nVe her şeyi \nBugünü düşünerek yapmayı da öğrenirsin\nÇünkü yarın ile ilgili her şey belirsizdir.\n\nBir süre sonra\nGüneşin ışığının yakıcı olduğunu öğrenirsin\nEğer fazla maruz kalırsan\n\nBu yüzden,\nBaşka birisinin sana çiçek getirmesini beklemeden\nKendi bahçeni yarat\nVe kendi ruhunu kendin süsle.\n\nVe göreceksin ki dayanıklısın…\nVe kuvvetlisin, \nVe değerlisin.\n\nbir şarkı var onu dinle kendin için\nhiç duymadın ama dinlediğinde, anlayacaksın, meni daha gözleme.\ndünyaya gelen geldiğine gayidar.....\n\n\n\n26.03.2008\n\nkendi bahçemi yarattım, solmayacak canlı bitkiler aldım, evimi süsledim, eşyalarımın yerlerini değişirdim, temizliğini bakımını ihmal etmedim...\n\nevde kendi sesimi unuttum, oysaki tek ses bana ait. ben kimle konuşacağım... \niçimdeki BEN benle de, ama yine içimde.. \nevde ses yok...! \n\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tAsi\n\n\n27.03.2008\n\ngün gelir gölgelerle oynaşır odan\nduvarlar eşyalar dile gelir ansızın\ndoğrulup üşüyen yastıklarından\nkapıyı titrek bir elle açarsın\nbir hayal belirir senin aşinan\ntutupta silkiver omuzlarından\nsana uzak görünse de birakki bir an\nseni hatıralar koynuna alsın\nve o dönerken cehennemine \nardından kapıları kapatta yine\nfotorafların arasında kendi kendine\nüşüyen ellerine bakarak ısın\n\nbu şiirimi severim sana armağan ediyorum.\nama unutma ki kelimeler yazarsın bazen konuşan dudaklara döner,\niçine bakarsın tıklım tıklımsındır ağzına kadar.\nbir bebek seni yaşama bağlayacak... öyle hissettim ben...\n\n \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tHami\n\n28.03.2008\nevet bir bebeğimin olmasını çok istiyorum. ama daha kendim büyümeden onu nasıl büyütebilirim ki \n\nAsi\n\n29.03.2008\nsorumluluk her zaman insanı büyütür hele de senden bir parçaysa ve “pure” ise\n\nHami\n\n30.03.2008\nYaşama bağlanacak beni hayatta tutacak bir el istiyorum....\narkasından bakmak, boynumu büküp evime gitmek istemiyorum, \naksine gelişini beklemek onu beklemek istiyorum ama o kadar duvarlarım var ki,\narkasından gel gitme diyemiyorum bile...\n\nAsi\n\n31.03.2008\n\nYaşadıkça öğrendiğim kaybettikçe hatırladığım bir şey var.\nEksik olan parçamız, kaybolan, ya da özümüzden uzaklaştığımızı düşündüğümüz anlar değildir, mutlu anlar toplamıdır, içimizde saklı güzel benlerden yalnızca bir tanesini hatırlamak bile umudumuzu canlı tutar.\neşinin gözlerinde o gün bir umut vardı, işe gitmeden evvel ona bakan adam sanki o gülmeyi unutan adam değildi, sıcak bakıyordu.\nOna sorsan unutmuştu aşık olduğu, uğruna neleri göze aldığı eşinin ona aşık olduğunu unutmuştu. \nO eskimiş anıların yeni sabahlara dönüşmesini bekliyordu ama aynada baktığı güzel yüzüne bakmıyordu artık. Her gün yeni bir savaşa hazırlanır gibi kuşanıyordu, önce yüzünü yıkıyor sonra gülen maskesini takıyordu.\nİkiside maskeliydi ama aşkı kaybetmemişlerdi. Dünya kötüydü, şehir canavardı akrabalar akrepti. \nikiside çalışıyor birbirleriyle ilgilenemiyorlardı, uyumadan önce dua ediyordu biri. Yaşamadıkları bilmedikleri gelecekte yorgunlukların birbirlerinin yüzündeki bir tebessüme değişecekleri gün için.\nDirençliydiler eşittiler ve hayatta eşit sorumluluğa sahiptiler önce kendileri sonra birbirleri için, söz vermişlerdi ayrılmayacaklarına,\nİyi günde kötü günde hastalıkta ve sağlıkta,\nKorku kamçı gibiydi, dayatılan sistemin oyununa baş kaldırmak olmazdı, dünyanın düzeni buydu,\nEn zoru sabah işe giderken sevdiğinden mi ayrılmaktı yoksa, korkularını göstermeden hep güçlü görünmek miydi.\nBazen Adamın gözleri bulutlanıyordu, diğeri korkuyordu ne zaman sussa Kötü bişeymi oldu bana mı söylemiyor diye düşünüyordu, böyle durumlarda adam eşinin yüzüne bakmamayı yeğliyordu, gözlerindeki korkuyu, umutsuzluğu görmesin istiyordu. Olabileceğin en kötüsünü düşünüp ona göre yaşamayı öğrenmişlerdi korka korka.\nKadının en korktuğu eşinin ondan uzaklaşmasıydı, çünkü ondan güç alıyordu, onlar birbirlerine güç veriyorlardı.\nGülümsüyordu biri korktuğu zaman karanlıkta ıslık çalıp neşeli şarkılar söylediğinde korkusunun onu terk ettiğini bilen bir çocuk gibi gülümsüyordu. Ama gülüşü doğallığını kaybetmişti konuşamıyorlardı, yemek yiyor uyuyorlardı, diğerini uyku tutmuyor, uyanıyor televizyon izliyordu, bazen sabah oluyor balkona çıkıp bir sigara içiyordu oksijenin ne kadar güzel olduğunu düşünerek.\n\nGülümseyen dudakları vardı sadece ama gözlerinin içinde tufanlar kasırgalar kopuyordu. İkisi de şimdi hem huzursuz hem de korkuyordu. Yüzündeki gülümsemeleri zamanla yerini sert ve tahammülsüz insanlara bırakmıştı. Ayrılırsak, ne olurlara kadar içindeki kötü sesleri tek tek duydular, Yalnız kalmak korkunçtu, güvendiği insanı hayat arkadaşı olmadan onu seven aşkı olmadan yaşamak…\nOnu bu kadar sevdiği için kaybetmekten korkuyordu.\no gün adam eve geldiğinde yüzünde üç senedir görmediği gülüşü gördü, Gözlerinde bir sevinç bir umut ışığı vardı, terfi etmişti. \naşkım terfi ettim merak etme diyen boyna sarılırken gülüyor bir yandan da ağlıyordu,\nAşkım merak etme her şey çok güzel olacak dedi adam ilk defa\nMerak etmiyorum aşkım artık biliyorum çünkü sen benim yanımdasın.\n\nKaybettiklerimiz bazen kazandıklarımızdır,\nBazı şeylerden vazgeçmek gerekebilir, yeni ve sizi mutlu edeni deneyimleyebilmeniz için,\nUnutmayın ki her negatif olayın arkasında bir fırsat yatar, hatırlamak için yaşamamız gerekir, ölümü bile… Bazen yolda kaza yapmış bir araçta üstü gazetelerle örtülmüş bir adam görürseniz siz sevdiğinize daha sıkı sarılın. \nBilin ki, sağ yada ölü olsunlar sevgilerimiz bizi asla bırakıp gitmezler, acısıyla tatlısıyla orada duruyorlardır hatırlamanızı bekler gibi.,anılardadırlar siz onları kaybetmemişsinizdir, sadece eski bir albümde unutmuş yada hatırlamaktan korkmuşsunuzdur, acı verir kaybedileni hatırlamak çok zordur., izin verin zaman yaranızı saracaktır, yaşadıkça umudunuz vardır güneş doğdukça buna inanın, bazen güçlü olmak çok yorar insanı böyle zamanlarda bizi sırtlanacak birini düşleriz, güçlü birini…\nyanılıyoruzdur, güç içimizdedir, güç sevgidir, güç umuttur, güç olan hasta olduğunuzda size birinin bir çorba yapması değildir, ayrıca sizi iyileştiren o çorbada değildir, ilgidir, birinin yanınızda olduğunu bilmektir, utanmadan sıkılmadan kendiyle ilgili her şeyi anlatabileceği ve onu dinleyebileceği birinin varlığı hak ederiz. Bunun için severiz.\n\nAradıkların hep elinin altındadır, görmek için umut dolu gözlere sahip olman gerekiyor, \nyalnızca bunu hatırla…\n \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tHami\n\nSON\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamsi (yerel)",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nKaradeniz mavidur\nİnsani ne kavidur\nEn eyi bildukleri\nHamsi, baluk avidur\n\nAğ denize atılur\nHamsi baluk tutulur\nAraya baluk düşer\nTane tane satılur\n\nKaradeniz mavidur\nİnsani ne kavidur\nEn eyi bildukleri\nHamsi, baluk avidur\n\nHamsiler toplu yüzer\nUskumrular yan çizer\nYolini şaşuranlar\nDüşerler yüzer yüzer\n\nKaradeniz mavidur\nİnsani ne kavidur\nEn eyi bildukleri\nHamsi, baluk avidur\n\nSorsan mevsimi güya\nYemeduk doya doya\nFiyatlar elektronik\nHamsi çıktı uyduya\n\nKaradeniz mavidur\nİnsani ne kavidur\nEn eyi bildukleri\nHamsi, baluk avidur\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamsinin Türküsü",
        "poet": "Hüseyin Karaahmetoğlu",
        "poem": "\n\nYeni olduda bitti kara denizun yoli \nyemeğe gideceğum bu sene hamsi koli\nhamsiyi tuzladunmu tuzlayıp unladunmi\nhamsi her derde deva sen hamsi almadunmi\n\nçıkıpta alacasun yaylanın havasuni\nyemeğe doyamassın hamsinin tavasıni\nhamsiyi tuzladunmu tuzlayıp unladunmi \nhamsi her derde deva sen hamsi almadunmi\n\nyakar adamı yakar karadeniz havasi\ncok hosuma gidiyor hamsinin buhlamasi\nhamsiyi tuzladunmi tuzlayup unladunmi\nhamsi her derde deva sen hamsi almadunmi\n\nkırk çesittir kırk cesit bu hamsinin yemeği\nsoframızın bas tacı hamsi koli ekmeği\nhamsiyi tuzladunmi tuzlayıp unladunmi\nhamsi her derde deva sen hamsi almadunmi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamsili Şiir",
        "poet": "Murat Nail Güney",
        "poem": "\n\nBu aşkın hikayesi bitmedi, bitmemeli,\nEsir almamalı egolarımız seven yanlarımızı,\nBen denizlerin aşk çocuğuyum,\nElbette fırtınalarım da olacak, meltemlerim de...\nŞimdi ağla, boşalt içinin zehirini bensiz akşamlara,\nDeğmez mi...  bir gün kavuşmamız muhteşem olacaksa...\n\nAçmam küçüğüm bilirsin yüreğimi kimseye,\nBen...Karadeniz uşağıyım; tanımam hamsiden başka balık...\nYapamam kimseye aşk için yalakalık...\n\nVe beklerim vuslatı\nSavaşım bitene,\nGözlerin,\nYine benim için,\nÖyle gülene  dek...\nSensiz uyandırmam içimdeki çocuğu,\nŞAFAKSIZ SABAHLARA....\n\nmuratti/antalya/28.08.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamur",
        "poet": "Ekrem Şama",
        "poem": "\n\nHer insan doğuştan benzer bir top hamura,\nŞekil veren; toplum, aile, adap, töre...\nAdam gibi şekil için herkes muhtaçtır; \nİman’dan kalbura, İslam’dan adaptöre...\n\n27.08.2007\nwww.ekremsama.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamsun'un Utancı",
        "poet": "Ali Lidar",
        "poem": "\n\nMedeniyetin önemli göstergelerinden biri de herhangi bir şeyi protesto etme şeklidir. Bireysel olarak ya da topluca! \n\nNorveç ve dünya edebiyatının en büyük yazarlarından, 1920 Nobel ödülü sahibi Knut Hamsun, ikinci dünya savaşı yıllarında, henüz ülkesi işgal edilmeden evvel Nazi taraftarlığı ve propagandası yapıp, ülkesinin işgaline zemin hazırlamaya çalışır. Ve sonunda Norveç işgal edilir. Acı dolu günler yaşanır. Savaş bitip işgal sona erdiğinde son derece kırgındır Norveçliler en büyük yazarlarına. Fakat ne hakaret ederler, ne bağırıp çağırırlar ne de intikam hissiyle saldırıya geçerler. Peki ne mi yaparlar? \n\nBir sabah, genç bir Norveçli, elindeki Hamsun kitabını yazarın evinin önüne bırakıp sessizce uzaklaşır. Bir süre sonra biri daha kitap bırakır aynı yere. Sonra biri daha, biri daha, biri daha... Oslo'lular ellerindeki Hamsun kitaplarını yığarlar yazarın kapısının önüne. Ne bir arbede yaşanır, ne de kötü bir laf edilir. Kırgın Norveç'liler kitapları sessizce bırakıp dağılırlar. Adeta kendi kitaplarından bir dağ oluşur Hamsun'un bahçesinde. Bu zarif tepki, doksan küsür yaşındaki yazara ömrünün en acı dersini verir. Pişman, mutsuz ve utanç içinde yumar hayata gözlerini..\n\nDemem o ki; biraz zeka, biraz da zerafet ve medeniyet, taşla sopayla yaratılan tahribattan çok daha asil ve etkili sonuçlara yol açabilir..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamzalarım benim",
        "poet": "Yakup Başar",
        "poem": "\n\nHamzalarım benim\n\nBaharın yazın güz gelince odununla otunla\nHarmanlarda oynayan oğlağın kuzularınla\nKışın kalın, kalın çelenlerden sarkmış buzunla\nSalkım, salkım üzümüyle güzeldir Hamzalarım\n\nKışın zemheride çok sert geçen kışınla\nBaharı bekleyen hayal, hayal bakışınla\nDerinlere dalmış dalgın, dalgın insanıyla\nMis kokan havanla suyunla güzeldir Hamzalarım\n\nKara örtüden yapılmış evin damlarında\nKara çaydanlıkta demlenmiş çaylarınla\nDüğünlerde davulla çalıp oynamalarıyla\nEfenle  zeybeğinle güzeldir Hamzalarım\n\nElinde orak omzunda çapa patika yollarıyla\nHarmanda düğeniyle tahtadan yabasıyla \nSu içmek için deriden yapılmış yannığıyla\nÇatlamış dudaklar, eleriyle güzeldir Hamzalarım\n\nBayramlarda bayrak mahallinde toplanmakla\nSergide gök suda çoluk çocuk suda oynamakla\nYaşlısı genci harmanda futbol, voleybol oynamakla\nYazın gurbetçilerin gelişiyle güzeldir Hamzalarım\n\n\t\t\t\t05.05.2009\n\t\t\t\tYakup BAŞAR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamza Kaplan'a",
        "poet": "Furkan Selçuk Soylu",
        "poem": "\n\nHayâli mâverâda, Hak’ta bulmuş özünü\nAnlatır kalemiyle, hakikatin sözünü\nMesnetsiz konuşmaz hiç, iyi tanırım onu\nZamanı boşa verrmez, dâva olunca konu\nAşka dâir konuşur, güzel bağlar sonunu\n\nKula kulluk etmez O, mazlumun yanındadır\nAnlaşılması zordur, mertliği kanındadır\nPazarlıksız inancın, islamın neferidir\nLailahe illallah diyen san'at eridir\nAllah’tır aşkı onun, sevdasıdır Muhammed\nNurlu dâvada yolu, pâk olsun ilelebed\n\nKasım/2013 - Akrostiş\n\nSevgili kalem dost Şair Hamza Kaplan'a ithaf\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamza Baba",
        "poet": "Mehmet Ali Emektar",
        "poem": "\n\nManisa’nın Turgutlu’ya bağlı Hamza Baba’ya ziyaretim:\n\nEmbiya serdarı gerçek Veli’sin,\nŞulei ziyada nur Hamza Baba.\nEhli muhiplerin doğru yolusun,\nYolunda yorulmak kâr Hamza Baba.\n\nTürbeni çevirmiş sıralı dağlar,\nLütfüne muhtacım gözlerim ağlar,\nHü çeker erenler kemerbest bağlar,\nHuzuruna geldim car Hamza Baba.\n\nAhzenu takvimden zuhuri beyan,\nZulmeti cihana gelmişsin ayan,\nÇok kuvvetli secâtlı pehlivan,\nHindo’nun soyuna sor Hamza Baba.\n\nBu miskin EMEKTAR kapında kulam,\nZalımın zulmünden azıyor yaram,\nİstedim ki sadık dostları bulam,\nHükmü velayette var Hamza Baba.\n\n09.05.1989\nİLYASHACI KÖYÜ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hamza'yı çağırsam.",
        "poet": "İshak Özlü",
        "poem": "\n\nDağlar ıssız gece uzun ölüm yolda,\nYürüyor mehmedim makinalı kolda.\nDolunay inmiş öpüyor ak alnından,\nMüjdeler sağında yağlı kurşun solda.\n\nMehmedim şehadet getirdi derinden,\nKarlı dağlar yarıldı orta yerinden.\nCennetin kokuları sardı evreni,\nŞehidimin gözüne düşen terinden.\n\nDağların saçından kavrayıp savursam,\nKor ateşlere atıp yakıp kavursam,\nDiner mi anasının yürek yanğını,\nYiğidine yoldaş hamza'yı çağırsam.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Han.",
        "poet": "Ercan Akbay",
        "poem": "\n\nHayatından kimbilir,daha kimler geçecek,\n Kimler sevdim diyecek,kimler küsüp gidecek.\n Gönül denilen handa,yalnızlığı dert etme,\n Daha kimler gelecek,kimler küsüp gidecek...\n\n                                            28.mart.2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Han'a Benzemez",
        "poet": "Yavuz Aydın",
        "poem": "\n\nHan'a Benzemez\n\nBilmezdim zamanı, hayat kaçında,\nUyandımki bugün, düne benzemez,\nSolmuş deli kavak, hazan içinde,\nBağ benimki amma, ona benzemez,\n\nÇok çabukmu geçmiş, verilen süre,\nManzara hep aynı, deyişmiş kare,\nİtaat saf' bozmaz, toplar bir yere,\nYapı toprak lakin, han'a benzemez,\n\nMeyer ömrü yaydım, bir çorak dağda,\nGönül eçhel gezmiş, fikri kıt çağda,\nEktiğim ekinde, baktım yok buğda,\nSaman aynı saman, tane benzemez,\n\nHadi Yavuz şimdi, çare ne düşün,\nÇığır yok dönüşe, zordan zor işin,\nPişmez bu pişmanlık, yetişmez aşın,\nYarını var olan, güne benzemez....Yavuz AYDIN\n\n26. 09. 2012: SARIKAMIŞ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hân-ı Hânân",
        "poet": "Mustafa Benkli",
        "poem": "\n\nHân-ı Hânân virdi ile geçti beyhûde ömür\nOlur muymuş Yektâ'sız vird ferdâya bakan umur\n\nPendik; 27 Ağustos 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Han ım",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nEn çok,\nkelimelerdeki harfleri \ntek tek heceleyerek,\ndilimden anlayan \nkulak çınlatan bir kadın.\nZor günlerde kadın sesi,\nkışın ısıtan yazın serinleten \ngölgesi,tek sözcükte\ngizlenmiş bir  kadın.\nKınalı ellerden çıkmış bir\nel  işi,geri dönen yamaçtaki \nçığlık sesi,kasımda ölen\nmayısta  gülen,\nağıt arkasındaki zılgıt\nsesi gelen  bir kadın.\nSaçını  ören,karın tokluğuna\nkoynumda  yatan,\nyokluğuma ağıtlar  yakan,\nsonsuzluğa nedensiz  yolcu\nbir  kadın  yakışır...........\n\n                                   27.02.13/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Han-ı Yağma",
        "poet": "Tevfik Fikret",
        "poem": "\n\nBu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır\nHuzurunuzda titriyor - bu milletin hayatıdır; \nBu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır! \nFakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...\n\nYiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,\nDoyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin! \n\nEfendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir\nYiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir? \nBu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir! \nBu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...\n\nYiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,\nDoyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin! \n\nBütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say\nHaseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray,\nBütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay; \nBütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...\n\nYiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,\nDoyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin! \n\nBüyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar\nGurur-ı ihtişamı var, sürur-ı intikaamı var.\nBu sofra iltifatınızdan işte ab u tab umar.\nSizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...\n\nYiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,\nDoyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin! \n\nVerir zavallı memleket, verir ne varsa, malını\nVücudunu, hayatını, ümidini, hayalini\nBütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini. \nHemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...\n\nYiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,\nDoyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin! \n\nBu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak! \nYarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak! \nBugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,\nAtıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...\n\nYiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,\nDoyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Han Oğul",
        "poet": "Numan Akkoyunlu",
        "poem": "\n\nHer geçen gün artarak hasretine yandığım\nSöyle şimdi nerdesin, çabuk bana dön oğul? \nGördüğüm rüyaların gerçeğinde sandığım\nAteş sarmış her yanı çık ateşten sön oğul\n\nMutluluğun resmini deden seninle çizer\nYanımdan yok olunca hüzün içimden süzer\nKeder bağlı yüreğim bende neşe ne gezer? \nHuzur, neşe günlerim; hülyalarım sen oğul\n\nŞirin tatlı bebeğim zevk alırdım kurundan\nTutuşunca el ele yer oynardı yerinden\nKatardın cana neşe cemalinin nurundan\nİki gözüm nur tanem can özümde can oğul\n\nGözlerimin içinde gözlerinin izi var\nGönül isyanlarımın dilde bir çift sözü var\nAyırmaz kimse bizi kanda kanın özü var\nO gönlünü ferah tut damarımda kan oğul\n\nGazel düşmüş bağıma savruluyor elimde\nYüreğim lime lime titriyor bam telimde\nYanık türkü söylerdi Alperen’im dilinde\nSazın yine tınlatsın ocağına kon oğul\n\nDim dik omuzlarıma kaderin yükü çökmüş\nVefasızlık yüzünden sevenler boyun bükmüş\nİki göz olmuş çeşme sizler için yaş dökmüş\nİlahi takdir böyle kaderine yan oğul\n\nEkmeğimiz, aşımız; başımızda tacımız\nNeşe de kaynağımız, yanaktaki baçımız\n“Herifimiz” lakabın; yiğidimiz, koçumuz\nEt, tırnaktan ayrılmaz varlığımız han oğul\n\n08.01.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Han Duvarları",
        "poet": "Faruk Nafiz Çamlıbel",
        "poem": "\n\nYağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,\nBir dakika araba yerinde durakladı.\nNeden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,\nGözlerimin önünden geçti kervansaraylar...\nGidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya,\nUlukışla yolundan Orta Anadolu'ya.\nİlk sevgiye benzeyen ilk acı, ilk ayrılık! \nYüreğimin yaktığı ateşle hava ılık,\nGök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı...\nArkada zincirlenen yüksek Toros Dağları,\nÖnde uzun bir kışın soldurduğu etekler,\nSonra dönen, dönerken inleyen tekerlekler...\n\nEllerim takılırken rüzgârların saçına\nAsıldı arabamız bir dağın yamacına.\nHer tarafta yükseklik, her tarafta ıssızlık,\nYalnız arabacının dudağında bir ıslık! \nBu ıslıkla uzayan, dönen kıvrılan yollar,\nUykuya varmış gibi görünen yılan yollar\nBaşını kaldırarak boşluğu dinliyordu.\nGökler bulutlanıyor, rüzgâr serinliyordu.\nSerpilmeye başladı bir yağmur ince ince.\nSon yokuş noktasından düzlüğe çevrilince\nNihayetsiz bir ova ağarttı benzimizi.\nYollar bir şerit gibi ufka bağladı bizi.\nGurbet beni muttasıl çekiyordu kendine.\nYol, hep yol, daima yol... Bitmiyor düzlük yine.\nNe civarda bir köy var, ne bir evin hayali,\nSonunda ademdir diyor insana yolun hali,\nArasıra geçiyor bir atlı, iki yayan.\nBozuk düzen taşların üstünde tıkırdıyan\nTekerlekler yollara bir şeyler anlatıyor,\nUzun yollar bu sesten silkinerek yatıyor...\nKendimi kaptırarak tekerleğin sesine\nUzanmış kalmışım yaylının şiltesine.\n\nBir sarsıntı... Uyandım uzun süren uykudan; \nGeçiyordu araba yola benzer bir sudan.\nKarşıda hisar gibi Niğde yükseliyordu,\nSağ taraftan çıngırak sesleri geliyordu:\nAğır ağır önümden geçti deve kervanı,\nBir kenarda göründü beldenin viran hanı.\nAlaca bir karanlık sarmadayken her yeri\nAtlarımız çözüldü, girdik ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hançer",
        "poet": "Mustafa Önder",
        "poem": "\n\nUcu kör,\nSapı kor\nPaslı bir hançer\nŞimdi aşkın..\n\n29.07.2006/İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Han Öğretmen veya Apak Tan",
        "poet": "Mevlüt Yanar",
        "poem": "\n\nÖğretmen\nOğulumsun benim inan farkın yok\nTa canözümde öz evladımsın\nNe sana kızarım ne gücenirim\nRuhumu ağartan apak tanımsım\n\nÖğrenci\nBen sana sığındım sana güvendim\nHazırla hayata can öğretmenim\nYanlışımı düzelt göster doğruyu\nAnamsın babamsın han öğretmenim\n\nÖğretmen\nBana bak sen kızım bana bak oğlum\nBana bak ışısın daha çok gönlüm\nIşısın dünyada kalmasın bodrum\nKötü fikirleri kovan çanımsın\n\nÖğrenci\nIşık kaynağını sen veresin ki\nFikirler ışısın dünya ışısın\nMum gibi yanarken yanmayı öğret\nSöyle geleceği tan öğretmenim\n\nÖğretmen\nGeleceğim sensin yarınım sensin\nDürüstlüğüm sensin sana aktardım\nDurma durma çalış büyük görevin\nBana sen hocamdan kalan anımsın\n\nÖğrenci\nNe kadar zor görev verirsin bana\nKaldıramam ki ben dünya çok ağır\nAçlar bir tarafta doymaz silahla\nUmudum çok değil yan öğretmenim\n\nÖğretmen\nSorumsuz yaşamak yasak insana\nHer derdin çaresi vardır bilirsin\nDünyayı kaldırır bir manivela\nTatlılıkla düzen kuran canımsın\n\nÖğrenci\nSözlerinle bana cesaret verdin\nÇalışmak ilaçtır onu da bildim\nBen niyet eyledim sevgi satmaya\nSeni unutamam can öğretmenim\n\nÖğretmen\nDünya ekseninde döner dönecek\nZerrece üzüntü yok yüreğimde\nÖğrenci çalışıp yüzler gülecek\nEvladım sen benim sıcak kanımsın\n\n21 Kasım 1990 Hadim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hanaylar Yaptırdım Bir Uçtan Uca",
        "poet": "Halil Oğuz",
        "poem": "\n\nHanaylar yaptırdım bir uçtan bir uca\nİçinde yatmadım üç gün üç gece\nKurbanlar keseyim girdiğim gece\n\nDavran atım davran gayret günleri\nArkamızdan gelen düşman ünleri\n\nTepeler tepeler yüksek tepeler\nKulağında parlar elmas küpeler\nEtrafımı aldı Aydın Efeler\n\nDavran atım davran gayret günleri\nArkamızdan gelen düşman ünleri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hançer",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nAl götür yüreğimden sevdanı da beraber,\nBeni sensiz bırakıp, dönmeyeceksen eğer,\nBırak kanlı hançerin saplı kalsın bağrımda,\nKabzede el izlerin, hatıran olsun yeter.\n\n24 Ekim 1990 – Çarşamba/ Bilecik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hançer",
        "poet": "Ömer Dursun Yanak",
        "poem": "\n\n...Hançer; \nKan,içerim,kan\n...Hançer\nAllah deyü geçerim\n...Hançer\nVakit gelir göçerim\n...Hançer\nKan,içerim,kan\nUyumam lacivert gecelerde\nAdım yok bilindik hecelerde\n...Hançer\nSkulmadan ihanetin kalbine\nNe davamdan ne kendimden geçerim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hançer.",
        "poet": "İshak Özlü",
        "poem": "\n\nSevgili dostlarım,\nYaşadığım bir mutluluğumu sizlerle paylaşmak için bu duyuruyu yapıyorum.\nİlk Roman'ın HANÇER piyasaya çıktı.\nKül Sanat Yayıncılık-Ankara-Ocak 2008 \nSayfama uğrayan dostlarıma çalışmalarında başarılar diliyorum.\nSaygılarımla.\n\nKitap Satış noktaları:\n\n1.Umay Kitabevi-Muğla\n2.Sevgi Kitabevi-Muğla\n3.Kelepir Kırtasiye-Muğla\n4.Arkadaş Kırtasiye-Muğla\n5.Hayat Kırtasiye-Bankalar cad.Kartal\n6.Cihan Kırtasiye-Üsküdar cad.Kartal\n7.BİLGE KİTABEVİ SİVAS CD.  BİRKAN SK. NO: 15/E KOCASİNAN/KAYSERİ \t\n8.SEYHAN MÜZİK PRO.TİC. LTD.ŞTİ.\tMUVAKKİTHANE CAD. NO:1 KADIKÖY \tİSTANBUL\n9.KABALCI DAĞ. PAZ. LTD.ŞTİ.\tORTABAHÇE CAD. ÇELİKHAN 8/A BEŞİKTAŞ \tİSTANBUL\n10.KABİLE KİTABEVİ\t859.SOK. SARAY İŞ MERKEZİ 3/D \tİZMİR\n11.İLETİŞİM YAY. TİC. AŞ.\tKIBRIS ŞEHİTLERİ CAD. 1443.SOK. 48/A ALSANCAK \tİZMİR\n12.PANDORA YAY.LTD.ŞTİ.\tB.PARMAKKAPI SOK. NO.3 BEYOĞLU \tİSTANBUL\n13.İMGE DAĞITIM LTD.ŞTİ.\tKONUR SOK. 43/A KIZILAY \tANKARA\n14.DİPNOT BAS.YAY.LTD.ŞTİ.\tSELANİK CAD. 83/32 KIZILAY\tANKARA\n15.PAN KİTABEVİ\t1713.SOK. 17/A KARŞIYAKA\tİZMİR\n16.YAKIN KİTABEVİ LTD.ŞTİ.\tKIBRIS ŞEHİTLERİ CAD. 1464.SOK. 6/A ALSANCAK \tİZMİR\n17.YEMENİCİLER BAS. TİC. AŞ.\tİSTİKLAL CAD. NO:197 BEYOĞLU\tİSTANBUL\n18.İMGE MÜZİK SAN. TİC. AŞ.\tMÜHÜRDAR CAD. NO:80 KADIKÖY \tİSTANBUL\n19.GENÇ MEPHİSTO\tMUVAKKİTHANE CAD. NO:15 KADIKÖY İSTANBUL\tİSTANBUL\n20.ANTİK SAHAF İSMAİL KÜN\tŞEHİT MUSTAFA MAH. 3512.SOK. 8/B TARSUS \tMERSİN\n21.İNDEKS KİTAP YAY. LTD.ŞTİ.\tSELANİK CAD. 1/B KIZILAY \tANKARA\n22.ARKADAŞ YAY. LTD. ŞTİ.\tÖRNEK SAN. SİT. 370. NO: 5 OSTİM \tANKARA\n23.LOTUS KİTABEVİ SEYHAN ALTUNÖZ\tHÜRRİYET CAD. SAYIN PASAJI KAT:1 ANTAKYA \tHATAY\n24.KAR KİTABEVİ\tSEFALAR İŞ MERKEZİ KAT: 1 NO:16 YÜKSEKOVA \tHAKKARİ\n25.ADIMLAR KİTABEVİ\tHOŞNİTİYE MAH. BAYRAK SOK. NO:9\tESKİŞEHİR\n26.STAR 2000 LTD.ŞTİ.\tPOSTA CAD. DOĞU İŞ MERKEZİ NO:2 \tVAN\n27.ÜTOPYA KÜLTÜR MERKEZİ\tÇANKAYA MAH.108. CAD. 3/1 KÜÇÜKHAMAMDURAĞI \tMERSİN\n28.ELT KİTABEVİ TİC. LTD.ŞTİ.\tŞARAMPOL CAD. NO:194 \tANTALYA\n29.KİTAPSAN KİTAP KASET LTD.ŞTİ.\tGAZİ PAŞA BULVARI DURAK APT. 5/A\tADANA\n30.KİTAPSAN KİTAP KASET LTD.ŞTİ.\tGAZİ PAŞA BULVARI BAHRİBEY APT. 3/A\tADANA\n31.KİTAPSAN KİTAP KASET LTD.ŞTİ.\tÇAKMAK CADDESİ ÇAKMAK PLAZA 32/37\tADANA\n32.KİTAPSAN KİTAP KASET LTD.ŞTİ.\tTURGUT ÖZAL BULVARI K. AKDOĞAN SİTESİ K.EVREN KAVŞAĞI\tADANA\n33.KİTAPSAN KİTAP KASET LTD.ŞTİ.\tÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ MERKEZ KÜTÜPHANE ALDI\tADANA\n34.KİTAPSAN KİTAP KASET LTD.ŞTİ.\tSİLİFKE CADDESİ KÜLTÜR MERKEZİ YANI 52/A 1,2,3,\tMERSİN\n35.KİTAPSAN KİTAP KASET LTD.ŞTİ.\tM 1 TEPE REAL ALIŞVERİŞ MERKEZİ NO:55-58\tKONYA\n36.KİTAPSAN KİTAP KASET LTD.ŞTİ.\tMERSİN ÜNİVERSİTESİ ÇİFTLİK KÖYÜ KAMPÜSÜ ÇARŞI İÇİ\tMERSİN\n37.KİTAPSAN KİTAP KASET LTD.ŞTİ.\tPOZCU GMK BULVARI AKDENİZ APT.304/C\tMERSİN\n38.KİTAPSAN KİTAP KASET LTD.ŞTİ.\tHUZUREVLERİ MAH. 80.YIL BUL. KİTAPSAN İŞ MERKEZİ SEYHAN \tADANA\n39.ALP DAĞITIM VE KÜLTÜR MERKEZİ\tALACAMESCİT MAH. YENİ YOL TEK SOK NO:12 HEYKEL \tBURSA\n40.DOST DAĞITIM ERDAL AKALIN\tMEŞRUTİYET CAD. 43/B KIZILAY \tANKARA\n41.ATLAS KİTABEVİ\tMİMAR MUZA CAD. 13/D MERAM \tKONYA\n42.BİLGE KİTABEVİ\tDİYARBAKIR CAD. AKBANK KARŞISI NO:71 \tBATMAN\n43.BİRLEŞİK KİTABEVİ\tSAKARYA CADDESİ KİTAPÇILAR ÇARŞISI\tANKARA\n44.BİLİM SANAT KATİBEVİ\tKONUR SOK. KIZILAY\tANKARA\n45.TURHAN KİTABEVİ\tYÜKSEL CADDESİ KIZILAY\tANKARA\n46.SİMURG KİTABEVİ\tBEYOĞLU\tİSTANBUL\n47.DOST KİTABEVİ\t'KANATLI ALIŞVERİŞ MERKEZİ 3.KAT  NO:26 ESKİŞEHİR\n48.WEST KİTABEVİ\tKARUM İŞ MERKEZİ\tANKARA\n49.FANZİN CAFE KİTABEVİ\t'Fanzin cafe\ngazipaşa Mah. Kasımoğlu sk. No:4'\tTRABZON\n50.DOST KİTABEVİ\t'KARANFİL SOKAK NO: 11  KIZILAY 06650 ANKARA\n51.DOST KİTABEVİ\t'KONUR SOKAK NO: 4 KIZILAY 06650 ANKARA\n52.DOST KİTABEVİ\t'ATATÜRK BULVARI NO: 237/14-15  KAVAKLIDERE 06680 ANKARA\n53.DOST KİTABEVİ\t'ANKUVA İŞ MERKEZİ NO: 18-19-20  BİLKENT ANKARA\n54.DOST KİTABEVİ\t'PROF. DR. AHMET KIŞLALI MAH. 8. CAD. NO:179/1\nÇAYYOLU 06810 ANKARA\n55.İMGE DAĞITIM LTD.ŞTİ.\t'Ankara cad. No: 45 Cağaloğlu / İstanbul \n56.İMGE DAĞITIM LTD.ŞTİ.\t'Konur Sokak No: 43 Kızılay 06650 / Ankara \n\n57.İMGE KİTABEVİ\t'\nKonur sk. No: 3  Ankara - Kızılay \n\n58.İMGE KİTABEVİ\t'Konur sk. No: 17 Ankara - Kızılay\n\n59.İMGE KİTABEVİ\tMühürdar cad. No: 80 İSTANBUL\n60.www.Yonjashop.com\n61.www.eren.com.tr\n62-Ecem Kırtasiye İbrahim TEKEhükümet cad.belediye karsısı-ILGIN \n63-Topbaş Kırtasiye Mehmet TOPBAŞHükümet Cad.Belediye Karsısı no:86-ILGIN \n64-ILGIN Kırtasiye  Kemal SAĞLAMFatih Çarşısı Altı AVM Karşısı-ILGIN \n65-Barış Kırtasiye  Ali ÇAMLIBOĞAZÇukurcami Karşısı-ILGIN \n66-Merkez Kırtasiye  Kadir UYANIKHükümet Cad. Adliye Yanı-ILGIN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hançer Gibi",
        "poet": "Ruhsel Barışçimen",
        "poem": "\n\nHer hoşçakal\nBir veda,\nHer veda\nBir ayrılık,\nHer ayrılık\nBir acı\nYürekte \nHançer gibi! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hançer gibi....",
        "poet": "Ercan Akbay",
        "poem": "\n\nHançeri kaç kere,sineme vurdun,\n  Ayrılık sözünü,kaç kere duydum.\n\n  Kalbimi yerinden,kaç kere oydun,\n  Ayrılık sözünü,kaç kere duydum.\n\n  Sanki gönle düşen,ateşten kordun,\n  Ayrılık sözünü,kaç kere duydum.\n\n  Azrail olupta,önüme durdun,\n  Yine de canımı,yoluna koydum.\n\n  Öldükçe çoğaldım,yine az buldun,\n  Ayrılık sözünü,kaç kere duydum...\n\n                             16.8.1992 başlama tarihi\n                              04.2.2006 bitiş tarihi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hançerim",
        "poet": "Yılmaz Barıtlı",
        "poem": "\n\nGönlümde yanan, sana olan sevgimin alevi.\nSinemde tüten, senden kalan külün dumanı.\nGözümden akan, dinmeyen gözyaşları.\nElimde olan, feryat dindiren hançerim...\n\n02-04-2012\nbeyas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hançer Öpüşü",
        "poet": "Kemal Tanyıldız",
        "poem": "\n\ngün: çatlaklardan sızan kan kıvamındaydı ellerimde\ngece: kendini örten edepsiz bir cinayet \n\niklim değişti şimdi\nasya usulü yağmurlar tünedi çatılarıma\niskandinavca ölen bir liman kentinin\nvurdumduymaz soğukları\no savurgan ayazı/ eklendi iskeletime\nüzerime göçtü yapışkan sıcaklar\nlatince ağlayan o nemli teninden uzaklaştırırken\nhüküm konuşan dilsiz ayaklarım\n\nlal kız/ kalbimin üzgün çingenesi\nkalbimin kaçak kadını\nbilesin\nşehir yine o eski bildik\nkokmuş ağzıyla ihanet fısıldayan\nşehir yine/ habersiz hançer öpüşü\nyine iklimlere mağlup\nama bilesin\nyangınlarda yürüyen\nkovulmuş bir haberciyim ben yine de\n\nvuruldum\ngözleri bağlı bir ufuk çizgisinde\nbin gündür yatıyorum\nyaram\nkapanmasın diliyorum\n\n\ngece: kendini tetikleyen ihbarcı bir cinayet\ngün: sesimden sızan çığlık çıkmazıydı gövdemde \n\n\nAli K. TANYILDIZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hancı",
        "poet": "Kemal Tekir",
        "poem": "\n\nGidecek yolum çok yorgunum hancı,\nBana bir yudum su susuzum hancı.\nAradım yollarda ben de Leyla mı,\nBulamadım daha bahtı karamı.\n\nDağları deldim de geldim,\nYolları aştım da geldim.\nBulamadım ben Leyla mı,\nGüzel gözlü cananımı.\n\nAşığım ben asırlardır Leyla ya,\nÇıkarım bu aşkla, Güneş e Ay a.\nArarım ben O nu Hala her yerde,\nKavuşuruz belki de ahiret te. \n\n                                                                               (Bestelenmiştir)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hançerinden Damlayan Şiir",
        "poet": "Oğuzkan Bölükbaşı",
        "poem": "\n\nCanım çıkar \nArka sokaklarında bir kentin \nEllerimden uçar\nSonra \nÇarnaçar dibe vurmuş gemilerden\nHiç bozulmamış \nBir korsanın bıçağı bulunur\nKanı üzerinde\nSanılır ki\nBir efsanedir kamalara saplanıp kalan\nOysa\nBir katilin kötülükleridir\nAnlaşılmayan \n\nBelki şiirlerimdir\nHançerinden damlayan\nKi böyle ağır bir can kokusu\nSeni kaybetmek korkusuyla\nSardı\nArka sokaklarını bir kentin\n\nVe hançeremden\nHer anlattığım sen\n\nHangi sen\nHangi sitem\n\nBilsem\nBitmeyen bir sevmeyi getireceksin\nYalnız seni beklerim\nSonsuzluğun ışığı altında\nBir bilsem\n\nHavaya\nSuya \nToprağa\nVe sana bağlandığım gibi\nAteş sarıyor bedenimi\nBırakmıyor\n\nHepsi sensin\nBiri benim\n\nYol sensin\nYolcu benim\n\nHan sensin\nHancı benim\n\nBen yürüyen\nBen bekleyenim\nSen gelmeyensin\nSonra\nCanım çıkar \nArka sokaklarında bir kentin \nEllerimden uçar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hancı",
        "poet": "Kürşat Güven",
        "poem": "\n\nBu sabah her sabahkinden daha bi acılı çaldı sanki saatim.Sanki geceden sensizliğe kurulmuş mahur bir beste çalıyordu ve ben nicedir ilk kez başucumda resmin olmadan uyanıyordum.Saat çaldı,ben ağladım...Ben ağladım,saat ağladı...Hani bir şarkı vardı: “Bu sabahların bir anlamı olmalı”\n\tSokağa çıktım,sanki herkes bana bakıyordu.Bir teyze yanındaki küçük oğluna beni gösteriyordu: “Bak oğlum,aşk denen şeye bulaşırsan sonun şu avare gezen abi gibi olur.Sana benden öğüt,aşktan uzak dur”. Bir amca dua etti bana: “Allah tuttuğunu altın etsin”. “Ben neyi tutsam taş oluyor amca,Allah kahretsin! ...”\n\tPeşmurde bir adam gördüm çöpleri karıştıran,elinde sevinerek baktığı yarım bir elma. “O çöpte benim iki senelik emeğim var amca,sevdiğim atmış; onu sakın alma...”.Gözüm gibi baktığım,hatta gözümden bile sakındığım,şimdi nerede? Aşk kokusu alınmış diyorlar,şehir çöplüğünde...\n\tBu sefer az koydu gidişin(belki de hiç gelmeyişin)   biliyo musun,? Belki kalmalara alışmışlığımdan,belki de hazırlıklı olmamdandı.Benim aldığım cezalar,doğarken hancı  doğmamdandı...Beni hancı tayin etmişler doğarken; sen de hiçbir şey demedin valizini toplayıp giderken.Bir ‘hoşçakal’a bile cesaret edemedin. “Üzme beni hancı” dedin.Kafamı kırdım,seni üzmedim; hayatından çekip gittim.Ben yapılabilecek her şeyi yapmıştım bu aşk için.Bir gün ağzımla kuş tutmayı öğrenirsem belki geri gelirsin…\n\tŞimdi dualarımın ilk sırasındasın. “Allah’ım,kendim için istediklerimi pek olumlu karşılamıyosun.Bari ‘O’ mutlu olsun...”. Zerre kadar ah edemem sana nezaket kraliçesi,zaten  böyle yazar ‘Beyefendiliğin Tarihçesi’.Yolun,bahtın açık olsun,duamdasın iki gözüm. ‘Bizim şarkımız’ olmadı ne yazık ki, ‘senin şarkın’ olsun son sözüm:\n\n\t\t\t\tYıllar sonra bir gün beni anarsan,\n\t\t\t\tKulaklarım değil,kalbim çınlasın.\n\t\t\t\tArdından bakıp da öylece kalan,\n\t\t\t\tGözlerimde donmuş iki damlasın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Handan",
        "poet": "Abdullah Meral",
        "poem": "\n\nYine aynı bir gündü işte...\nUyanmıştı uykusundan Handan\nBaşlamıştı Handan \nSaçını taramaya\n\nVe düşündü biteviye\nİşte yine\nTarağı takılıvermişti\nUp....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hancı",
        "poet": "Bekir Sıtkı Erdoğan",
        "poem": "\n\nGurbetten gelmişim, yorgunum hancı \nŞuraya bir yatak ser yavaş yavaş \nAman karanlığı görmesin gözüm \nBeyaz perdeleri, ger yavaş yavaş \n\nSıla burcu burcu... İlle ocağım \nÇoluk çocuk hasretinde kucağım \nSana her şeyimi anlatacağım, \nOtur baş ucuma, sor yavaş yavaş \n\nGüç bela bir bilet aldım gişeden \nYolculuk başladı Haydarpaşa'dan \nHancı n'olur, elindeki şişeden \nBirkaç yudum daha ver yavaş yavaş \n\nBen o gece, hem ağladım, hem içtim \nİki gün, diyardan diyara uçtum \nKayseri yolundan, Niğde'yi geçtim \nUzaktan göründü, Bor yavaş yavaş \n\nGaribim, her taraf bana yabancı, \nDertliyim; çekinme, doldur be hancı \nİlk önce kımıldar hafif bir sancı \nAyrılık sonradan kor yavaş yavaş \n\nBende bir resmi var, yarısı yırtık \nOn yıldır evimin kapısı örtük \nGarip bir de sarhoş oldu mu artık \nBütün sırlarını der yavaş yavaş \n\nİşte hancı ben, her zaman böyleyim \nÖteyi ne sen sor, ne ben söyleyim \nKaldır artık, boş kadehi neyleyim \nŞu bizim hesabı, gör yavaş yavaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hancı ile yolcu",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nŞiir yare ne anlatır,od,unda yandırır hatun\nCiğerlerimi dağlatır duymaz sultan, sağır sultan\nAn,bu andır, an bu andır, an bu an\nYönünü çevir bana duy artık sevgili canan\nSana esir diye, köle diye serdiğim ayaklarına\nCan bu candır, can bu candır, can bu can\nYolcu gider kalmaz burda boşalır han\nCanıma, tenime,yüreğime ne bu eza ne bu cefa? \nSense  gezersin bahçe, bahçe eylersin sefa\nHan bu handır, han bu handır, han bu han\n\n27-Kasım 2008-Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hande",
        "poet": "Cemal Erkoç",
        "poem": "\n\nyeni sürmüş körpe dal\nçiçek verecek gonca\ngamzeli gülüş\nfiliz,tomurcuk\nişte bunlar\ngüzeller güzeli HANDE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hande!  Akroştiş",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\nH-Hasrette bırakma, güzel yüzünü\n\nA-Adını sevgiyle, anarım Hande! \n\nN-Ne olur yaşatma, bende hüzünü\n\nD-Dağlarım şu kalbi, yanarım Hande! \n\nE-En çok ben, sana hep, kanarım Hande! \n\nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hanemde Yangın! ..",
        "poet": "Bahtiyar Keskin",
        "poem": "\n\nAlev Alev Duman Sardı Bacayı,\n     Yandı Yıkıldı Bütün Ocaklarım,\n     Başıma Çöktü Felâket Durağı,\n     Kül İçinde Kaldı Dertler Dermanım... 2\n\n     Nak: Yandı Evim Yandı Benim Barakam, \n          Artık Bu Dünya'da Nasıl Yaparım! . \n          Kalmadı Hayatta Bir Tutanağım! .  2\n          Şimdi Kaderime Sonsuz Yanarım...  2\n\n     Ey Dostlarım Yaram Acıdır Benim,\n     Acizane Kayboldu Varlıklarım,\n     Mekanıma Haciz Kondu Kül Oldu,\n     Gözyaşlarım Akar Damla Sel Benim...\n\n     Yurdumdan Kara Duman Yükseliyor,\n     Yaşam Sona Erdi Artık Gidiyor,\n     Ateşlerde Çaresizlik Bitiyor,\n     Söyleyin Ey Dostlar Derman Yokmudur! .\n\n              10 Kasım 1995\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi",
        "poet": "Altay Taşkın",
        "poem": "\n\nhangi kıyımız daha sığ\ndizeleri yüzdürmek için\nhangi düşümüz daha mavi\ngecenin derinliğinde\nfırtınalarda halay\nay ışığında düğün\ncambazlığı tan vakti bu işin…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi",
        "poet": "İnan Boztaş",
        "poem": "\n\nHangi tebessüm kalıcı oldu \nHangi üzüntü süreklidir\nHangi ayrılık seni aklımdan alabildi ki\nUzak ne kadar sildi bende seni\nHangi gün güneş batmadı \nVe bir sabah hangi düşüncede sen yoktun\nHangi sözcük dile getirebilir\nHangi mısra ifade edebilir\nVe hangi ölüm gösterebilir; \nSana olan sevgimi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi?",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nHangi şarkıda saklı gözlerin\nHangi şiirde saklı sözlerin\nHangi takvimde saklı ilk yaz\nHangi gümüş çerçevede çocukluk resmin\nHangi mufakta kaldı ilk aşk ateşi\nHangi kumsalda Babilin asma bahçeleri\nHangi sokakta kaldı örgülü saçların\nHangi sıralarda ilk okul sınavların\nHangi odada vuruyor mavi guguklu saatin\nHangi gönülde kimbilir ilk gençlik ümitlerin\nYıllar mı aldı götürdü herşeyi\nYosa senmi terk ettin bir şeyleri\nBu soruları cevaplarken beni hatırla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Aşk",
        "poet": "Turgut Can Demiral",
        "poem": "\n\nfelaket dökülür kalpler\ngönüller hüsranla kuşatılır\naşıklar berbat öksürürler\nnefeslerinde ihanet kokusu\n\ndüşünceler vahim sözler eder\nkeskin bakışlara yürek isyanı\naşıklar berbat öksürürler\nnefeslerinde ihanet kokusu\n\nbirgün gelir ansızın çatar ayrılık\nkalplerde anlaşılmaz bir hüzün\nkor ateş yakar deli gibi umutları\nnefeslerinde ihanet kokusu\n\nheyhat\nnerede o eski aşklar\nölümüne yemin edilen\nferhat ile şirin misali\nyahut leyla ve mecnun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Handırı Köyüm",
        "poet": "Rıdvan Yamuç",
        "poem": "\n\nTaşı toprağı altından kıymetli \nKızılçeşmesi ilaçdan değerli\nSepze meyveleri dertlere  devalı\nYemekleri misafire ikramlı\n\nÇocukları neşe kaynağı\nGençleri akıl dehası\nErişkinleri masabaşı imzalı \nYaşlıları gönül deryası\n\nRızık için çalışılıyor\nBirlik beraberlik sağlanıyor\nDoslukda baki oluyor\nHandırılılıkda gurur oluyor\n\nDilimizden bal akıyor\nBeynimizden akıl fışkırıyor\nGönlümüzden sevği geçiyor\nHer yerde namımız geziyor\n\n Hatice Sultan gönüllerde\nhacı Muadı Veli Manevi alemde\nHacı Hilmi Astarlı Zade sevgilerde\nHacı Sabiha Anne Hak yolunda\n\nCumhuriyet savcılığı adalet oldu\n Baro başkanlığı mekan oldu\nEmniyet müdürlüğü gurur oldu\nMatematik Profösörlüğü şeref oldu\n\nRabbimin huzurunda ibadetimiz var\nT.C. nede hizmetimiz var\nKöyümüzüde unutmayışımız var\nŞair Rıdvan Yamuçdan  Handırılara\nGönülden saygı ve sevgiler var.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Akıl",
        "poet": "Habib Karasakallı",
        "poem": "\n\nSen ki, her şeyden ala ve her şeyden vareste\nHangi akıl İlahi senden gayrı heveste...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Anne?",
        "poet": "Aydın Çakar",
        "poem": "\n\nHangi annenin anneler gününü kutlamak gerekir bilmem....\nBüyütüp seni adam edenin mi? \nYoksa seni dünyaya getirip bir köşeye çekilenin mi? \nAnneyi görmeden geçen günlerin çetelesini tutmadim..\nöyle karmaşık duygulardayım ki.... \nben bu günün anlamını bir türlü kavrayamadım......\nYine de bütün annelerin anneler günü kutlu olsun..\nAnneler çocuklarının her zaman yanında olsun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Bahar",
        "poet": "Melis Morsallı",
        "poem": "\n\nSEN HANGİ BAHARDA KALDIN BİLMİYORUM \n\nAMA MEVSİMLER GELDİ GEÇTİ..\n\nSEN HALA YOKSUN! ! \n\nEKİM 2006\n\nMelis Morsallı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi bahar?",
        "poet": "İhsan Hasan Kaya",
        "poem": "\n\n(İ) LKBAHAR deyince çevreye bir sıcaklık vurur.\n(L) eylekler çatıda güzel çevreyi seyre durur.\n(K) ırlangıçlar yuva için çamuru alır, duvara vurur.\n(B) ahar geldi, hayvanlar neslin devamı  için doğurur.\n(A) kan dereler sıcaklık arttıkça zamanla kurur.\n(H) er yerde canlılık var; Kuzular, oğlaklar zıplar durur.\n(A) ğaçlar uyandı, baksana çevre yemyeşil olur.\n(R) ahatı, huzuru… temiz havayı insanlar dışarıda bulur.\n\n    Hasan Kaya\nEğitimci-Şair-Yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi ay doğuyor yeraltı kadırgalarının serencamında",
        "poet": "Esra Aslan",
        "poem": "\n\nHangi ay doğuyor yeraltı kadırgalarının serencamında\nki sencelerdedir taç yapraklı o suretin dövgüsü.\nUmutsuz döşeklerimizde\nDimaşk'ın halifeleri ne onulmaz altın ateşlerin\nne de gri zeminin der:\nVaktiyle safran kopyalarının\nher bir cildinde pıhtılaşan siyaha, \nsu düşer düşmez yangın cevheri \nparıldadığı zahiridir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Cuma",
        "poet": "Şair Bergama",
        "poem": "\n\nHangi Cuma\nAtaların diliyle söyle\nAğır bir ölü artık\nŞimdi burada can çekişiyor\nDoğumunu geçiktiriyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Dağın Ardındasın İstanbul",
        "poet": "Mustafa Dilki",
        "poem": "\n\nSaymadım kaç idi aştığım dağlar\nHangi dağın ardındasın İstanbul\nYakamı bırakmaz düştüğüm dağlar\nHangi dağım ardındasın İstanbul\n\nKayıp ettim yollarını izini\nUnuttum ben baharını yazını\nGörmek için can veririm yüzünü\nHangi dağın ardındasın İstanbul\n\nYine adın ile övünür müsün\nGece ışıklara bürünür müsün\nÇıksam toroslara görünür müsün\nHangi dağın ardındasın İstanbul\n\nHasretin var şu çileli başımda \nGezersin hep hayalimde düşümde\nAklım kaldı toprağında taşında\nHangi dağın ardındasın İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Deniz Hangi Kıyı",
        "poet": "Timur Kocaoğlu",
        "poem": "\n\nDeniz dincelir kıyıda\nkıyı denizde incelir\nhangi deniz hangi kıyı\nsende dincelir incelir / gönül...\n\n28 Temmuz 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi bahardan söz edeyim, hala avutulan iriyim!",
        "poet": "Mustafa Cilasun",
        "poem": "\n\nHer ne kadar hayıflansam\nHüznün sığınaklarında şafağın iştiyakıyla etrafa bakınsam\nİçimde düğümlenen hicran sahnelerinin dramını hakkıyla anlamaya çalışsam\nAklın ve zekanın ne olduğunun farkındalığıyla bilinçaltımı küflerinden arındırsam ve rahatlasam\n\nEn güçlü ve korkusuz canlar\nİnsan sıfatına aday olan heyecanlar, saf ve masum olanlar\nÇaresiz bırakılıyor, mecburiyet içinde çırpınıyor, deva adına ruhunu adıyor\nGönül miskinleşiyor, hal sırnaşıklık içine giriyor, nefsi dahi isyan etsede, esaret iradesini asla bırakmıyor\n\nKim hangi adresi gösterse\nDikkat kesiliyor her nefes her ne hikmetse, bilinç eksikse\nAkıl kul içindir, zeka zındıkın hinliğidir, insan akıl ve zeka konusunda nispidir\nAkıl bilgi ikmal ettikçe, ihsan ve ecir bakımından dirildikçe, O’na kul olmak için yarış içindeyse edebi eftaldir\n\nOrtadoğu, güney Afrika\nBir zamanlar balkanlar, geçmişte yıkıp viran eden Ruslar\nBatının bitmeyen densizliği, emel için beşeri köleleştiren rezilliği ve keyfiliği çok var\nİnsan ve kul olmak, zulmetmeden yaşamak, en az kafir kadar güç ve iktidarın sahibi olmak, sevgi diliyle konuşmak kar\n\nTeknoloji ne kadar artmışsa\nİletişim adına hokkabazlık başlamışsa, inanan buna kanmışsa\nGönül dili viran olmuştur, yapmacık ve riyakarlık lahzaya doluşmuştur, fırsatçılık başlamıştır\nGönül insanı olmak varken, akıl ve izan hakikat için hasredilmeye muhtaç iken nadanlık yok satmıştır\n\n“Güçlü ordu, güçlü devlet” öylemi? \nİşte Mısırda gördük marifetlerini, vefa adına talihsizlikleri\nAzınlık şiddet uygulayarak, had ve sınır tanımayarak, terör adına yarışarak ne hale geldiler\n“En medeni geçinen, demokrasi adına laf-ı güz arlık eden, desiselerini birşekilde alalayan liderler nasıl beyanat verdiler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Ayrılık?",
        "poet": "Yusuf Hayaloğlu",
        "poem": "\n\nHangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz? \nVe hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz? \n\nHangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın? \nVe hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın? \n\nHangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye? \nHangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye? \nHangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren? \nSeni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren.\nHangi kırılası eller dolanır, kırılası beline? \nHangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde? \nHangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı? \nHangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı? \nHangi cama kafa atsam? \nHangi kapıyı omuzlayıp kırsam? \nHangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam? \n\nBende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam.\nKendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam.\nHangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür? \nHangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür? \nKayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine? \nÖdül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene? \nHangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın? \nHangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın? \nHiç sanmam! ...\nHasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! .\nFeriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz.\nHangi mübarek dua, \nHangi evliya tesir eder, seni döndürmeye? \nHangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye? \nOlur mu be! . olur mu? \nBu da benim gibi adama yapılır mı? \nAşk dediğin mendil mi? \nBuruşturup bir kenara atılır mı? \nVEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı? \n\nHangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden? \nHangi pense kopardı bizi birbirimizden? \nHangi uğursuz hamal taşıdı valizini? \nHangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini? \nHangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı? \nHangi süslü manzara seni kolayca kandırdı? \nHangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti? \nHangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti? \n\nDağ gibi adamı eze eze! .....\nHangi anası tipli parlak çömeze, \nHangi alemlerde kahkahanı ettin meze? \nHangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı? \nHangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı? \nHangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı? \nHangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı? \nHangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni? \nVe! .. Hangi su bağışlatır? \nHangi musalla temizler seni? \n\nBu Nasıl Ayrılık? ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi bayram..",
        "poet": "Namık Atasoy",
        "poem": "\n\nBu gün bayram..\nSensizliği gecenin koynunda besleyip,kör şafaklara kurban ettiğim gün.\nBu gün bayram..\nGururumu matemine yaslayıp lime lime ettiğim gün.\nBu gün bayram..\nBaşımı alıp taşlara,duvarlara vurduğum gün.\nBu gün bayram..\nMübarek olsun sevdiğim duymasanda sesimi\nBir kez daha kurban et razıyım,yeterki azrailim senden alsın son nefesimi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi derdi size dost anlatayım",
        "poet": "Şefik Özdemir",
        "poem": "\n\nKime sırt dönersen var elde bıçak\nHangi derdi size dost anlatayım\nDüşküne açılmaz hak için kucak\nHangi derdi size dost anlatayım\n\nŞeytanlar bir olmuş kullar gaflette\nTenezül ediyor artık gofrete\nMüslüman mümine bakar nefretle\nHangi derdi size dost anlatayım\n\nAklı yok perişan nefsine uşak\nBol kesenden atar yok ucu bucak\nSanırsın belinde var altın kuşak\nHangi derdi size dost anlatayım\n\nDertlerim artıyor inmiyor aza\nEllerim yorulur yar yaza yaza\nBilmem kim getirdi sizleri gaza\nHangi derdi size dost anlatayım\n\nGöndermiş yaradan lütfu ihsandan\nAklı olan yar için geçer candan\nKime fayda gelmiş yalan dünyadan\nHangi derdi size dost anlatayım\n\nSorar isen ilmi irfan hep onda\nnefis değil de ne aranır bunda\nFelaket gözükür işin sonunda\nHangi derdi size dost anlatayım\n\nYetmedi mi bunca çekilen çile\nMümin uyanmıyor dost bile\nGülünü unutmuş bübüller bile\nHangi derdi size dost anlatayım\n\nHimmet et sultanım canı gönülden\nNefsim yürümesin artık önümde\nMümin olan korkar mı ki ölümden\nHangi derdi size dost anlatayım\n\nŞefik doldun yine taşacaksın bak\nKullunu unutmaz gani mevla hak\nBırak elalemi peygamberine bak\nHangi derdi size dost anlatayım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Din?",
        "poet": "Cihat Şahin",
        "poem": "\n\nHaktan inen tek din var, onunda İslam adı! \nSairleri batıldır, zira tümü nesholdu.\nMeçhul çoğa son Hak din, sadece olur yâdı\nTart oldu hayatlardan, çok akitler fesholdu.\n\nHerkes bir din uydurup, lanse eder etrafa(!) \nAdı, sanı bir garip(!) bana göre din şudur(?) \nHakkın vahyi ne yazık, kaldırıldı raflara,\nRafa kalkan ne ise; Hakikat-ı din odur! \n\nKimi onu hapsetmiş; insanların içine(!) \nAsla salmaz dışarı(!)  külfetinden korkarak.\nMahkûm ise gerçek din, Hak kitabın suçu ne? \nEkser gerçek felaha; bakıyorlar ürkerek(!) \n\nCahillerin dilinde; “olmalıdır din bence…”(!) \nBilmez sorsan elifi, ahkâm keser hatibim(!) \nHiç olur mu şeriat; ”bence” yahut ta; “sence”? \nYazar saçma savını; yorum(!)  diye kâtibim(!) \n\nEdilleyi bilmeyen, tasavvufa meyleder(!) \nBilmez kitap, sünneti, fani olur şeyhinde(!) \nBakmaz delil bürhana, “şeyh diyorsa doğru” der(!) \nFark etmiyor olsada; ilim mafiş(!)  şeyh dinde.\n\nSırf kulaktan dolmalar, dolma sanır(!)  son dini.\nBinler delil getirsen; dönmez asla fikrinden(!) \nKoyar müftü yerine, her ortamda kendini(!) \nNe kendine hayır var, ne gayriye zikrinden! \n\nYazar ayrı düşünür(!)  çizer ayrı resmeder(!) \nÇağdaş dinin meali(!)  budur derler halklara.\nKalbi temiz(!)  takımı; “bakın yalnız isme” der.\nNice sözde büyükler; “görüş”(!)  derler gaflara.\n\nSiyasiler bir âlem; oy zamanı dindarlar(!) \nAçılınca sandıklar; Vaz geçerler bu işten.\nSevgi döner nefrete(!)  olur çoğu kindarlar(!) \nŞekva edip dururlar; hep gerici(!)  gidişten.\n\nBazı nadan şairler; hasım beller kur’an’ı(!) \nTakas yapar kimisi; şiir ile cenneti(!) \nGeçmeliymiş gafletle, şu hayatta her anı(!) \nİlham(!)  diye pazarlar; çok zavallı cinneti! \n\nDinin aslı vahiydir! Değil bahsi geçenler! \nKim kitaba tabiyse; odur Hakka murabıt.\nAsla mü’min olamaz, gerçek dinden geçenler! \nÖyleleri sadece; hevaya olur abid.\n\n     Cihat ŞAHİN\n 29.07.2010-İZMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi dilden",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHangi dilden olursa olsun isim,\nVar mıdır, ismi olmayan  bir cisim,\nYeter ki manası çirkin olmasın,\nKişiler yaptıklarıyla anılır,\nAnıldığında nefret edilmesin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Düş",
        "poet": "Murat Tali",
        "poem": "\n\nHangi DÜŞ, içinde sevgiyi eksik bırakır ki? \nHangi ölüm gidene aşkı, kalana hasreti ekmez ki? \nRuhunun düşlerini görmeyi unuttukça insan, zihninin karanlığında kendisini kaybetmekten alıkoyamaz.\nİşte bu sebepten dolayı, ruhuna düş kurmayı öğretmelisin, mutluluk dediğin, ruhun söylediği şarkıların yansımadır gözlerimize...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Gönüldeyim",
        "poet": "Serdal İnce",
        "poem": "\n\nBEN..senin için geceleri hayalini düşlediğin gündüzleri geceyi beklediğin yıldız gibiydim,gündüzleri aydınlığına sarıldığın geceleri sabahı beklediğin güneş gibiydim,GİT..dedin gittim sevgim ağır geldi taşıyamadın belki de aradığını bende bulamadın,SEN..şimdi yokluğum da sabahı olmayan gecelerde yıldızlardan beni dile.. gör bakalım ara da bul şimdi ben hangi gönüldeyim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi gece",
        "poet": "Gönül Parıltı",
        "poem": "\n\nHangi gece sarar yaralarımı \nHangi sessizlik duyar çığlıklarımı\nHangi dost siler gözyaşlarımı\niçim kan ağlıyor dost bilemezsin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Gecenin Sabahıydı",
        "poet": "Nurhan Göktürk",
        "poem": "\n\nHangi gecenin sabahıydı o sabah,\nİçimde kırılmış lığın o tuhaf tadı,\nIssız odaların yüzüme çarpan soğukluğu,\nDuvarlardaki resimlerde kaybolmuş yüzler,\nSağa sola atılmış kirli çamaşırlar,\n\nHangi gecenin sabahıydı o sabah,\nAçık pencereden içeri dolan yosun kokusu,\nIslak dudaklarımda uçuk çıkaran rüzgar,\n\nHangi gecenin sabahıydı o sabah,\nUykularda kaldım uyanamadım bu düşten,\nKorkuyorum anılardaki yüzünü kaybetmekten,\nGörmek istiyor gözlerim tüm gerçekleri,\nKaldırın perdeleri,\nAnladım! ....\n Terk edildiğim gecenin sabahıydı bu sabah\n\nNurhan Göktürk\n(16 Nisan 2004/Antalya)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Eylül",
        "poet": "Suat Seymen",
        "poem": "\n\nkaç eylül daha dökülür ki takvime\nkaç eylül yine sen \nkaç köprüden geçtik \nkaç köprüden yeniden \nözlemek belki hiçliğim \nyada hangi tadı intihara varır dilin \nsemboller imgeler anahtarlar \nkaç kapı araladın hangi sinede \nbir büyük büyü gibi son güne kaldın \nkaç zilin çığlığında saçlarının kokusu \nyaslı şarkılar sanki ellerin adın\nsiyahı siyahla kuşanan kadın\n\nkaç eylül daha dökülür ki takvime\nkaç eylül yine sen \nkömür karası gözlerin ömür\nöpülesi dokusu mühür dudaklar \nbindiğin bulutlar kaybolduğum\nsarıldığın rüyalar \nkandığın karanlıklar\ngizemin sırrın hazzını aldın\nkilitli kapılarda \nhangi deli rüzgarlarda ruhun\nruhumu sarsan kadın\n\nkaç eylül daha dökülür ki takvime\nkaç eylül yine sen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Gül",
        "poet": "Salih Özalaşan",
        "poem": "\n\nHangi gül, senden güzel kokuyor bağında\nHangi gül, senden güzel duruyor dalında\nHangi gül, pervaneye sahip etrafında\nHangi gül, bir hayatı bağlamış dudağında\nHangi gül, bir ömür adanmış her yaprağına\nHangi gül, gözyaşından gübre katılmış toprağına\nHangi gül, çevrilmiş bir mutluluk ağacına\nHangi gül, solmasın diye ekilmiş gönül bağına\nHangi gül, dikeni kanatmıyor yüreğine batsa da\nHangi gül, asla solmuyor sonbahar olsa da\nHangi gül, yazın sıcağını verir kışın ortasında\nHangi gül, kıyamadığım tutmaya avuçlarımda\nHangi gül, rengi kan kırmızı benziyor kanıma\nHangi gül, yüreğim parçalanır bir kuş konsa dalına\nHangi gül, solmasın diye dokunulmaz yaprağına\nHangi gül, senden güzel yakışır otağıma\nHangi gül, cennet ağacı benim ocağımda\nHangi gül, tanrıdan dilediğim her muradımda\nHangi gül, eğer ölürsem istediğim mezarımda\nHangi gül, güzel duruyor yakınımda, uzağımda\n\nY.Tarihi 12-03-2003 Saat 11.55\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Gün Başımda Kış Olmadıki",
        "poet": "Aşık Yener",
        "poem": "\n\nYaz bahar görmedim mevsimler boyu\nHangi gün başımda kış olmadıki\nHüzün var gönlümde koyudan koyu\nHangi gün umudum düş olmadıki\n\nKimi dostlar küstü kimi darıldı\nHerelden sineme hançer vuruldu\nGüvendiğim dallar kökten kırıldı\nHangi gün umudum düş olmadıki\n\nYar gitti başka bir aleme daldı\nVefasız ne döndü nede aradı\nGözlerim hasretle yollarda kaldı\nHangi gün bu kalbe dert dolmadıki\n\nKimi dostlar küstü kimi darıldı\nHerelden sineme hançer vuruldu\nGüvendiğim dallar kökten kırıldı\nHangi gün umudum düş olmadıki\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Günah Benim Hangi Suç Benim",
        "poet": "Cebbar Korkmaz",
        "poem": "\n\nKöprü oldum üzerimden geçtiler\nPınar oldum sularımdan içtiler\nEkin oldum orak alıp biçtiler\nHangi günah benim hangi suç benim\n\nYiğittim arkamda duran olmadı\nAşıktım yürekten saran olmadı\nYaşıyordum beni gören olmadı\nHangi günah benim hangi suç benim\n\nBulut oldum rüzgarlarla sürüldüm\nÇul yerine konup yere serildim\nYiğit idim hep sırtımdan vuruldum\nHangi günah benim hangi suç benim\n\nKötülere dost diyerek sarıldım\nSefalete ağlamaktan yoruldum\nAslan idim çakallara yenindim\nHangi günah benim hangi suç benim\n\n1998 Bornova İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi güzele gönül verdiysem",
        "poet": "Recep Özdemir 2",
        "poem": "\n\nHangi güzele gönül verdiysem \nAyrılık şiir i yazdırdı bana\n\nŞair im ayrılık nerden çıktı diye\nYüzüme bakma öyle\nBir gün sende bırakıp gideceksin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Gurbet",
        "poet": "Adlan Ahmet Coşkun",
        "poem": "\n\nhangi gurbet aldı seni \ngötürdü benden \n\nsensizlik içimde kör düğüm \nbaktığım yer sen \nher gördüğüm sen \nsensizlik girbabında ben \nsöylesene sevdiğim neden \nkavuşmamız uzak neden \n\nhangi gurbet aldı \ngötürdü seni benden \n\nsevginden oldum deli ben \nhiç çıkmıyorsun aklımdan sen \nsöylesene birtanem neden \nkavuşmamız uzak neden? ? \n\nhangi gurbet aldı \ngötürdü seni benden \n\nsılamı gurbet ettim ben \nsenin için yollara düştüm ben \nsöylesene sevdiceğim neden \nkavuşmamız uzak neden \n\nhangi gurbet aldı \ngötürdü seni benden? ?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Kadın Mutludur Ki Kendinden",
        "poet": "Emine Yesim Aydin",
        "poem": "\n\nHangi kadın mutludur ki kendinden\nEn güzeli bile korkar tanışmadığı yıllardan\nKimi kendini şişman bulur kimi kırışık\nKimi uzun saçlarından yakınır kimi kıvırcık\nHangi kadın mutludur ki kendinden\nHangisi sever ki kendini gerçekten\n\nPeki ya hangi kadından mutludur ki erkek\nKimi çok konuşur kimi soğuktur\nKimi dırdır eder kimi suskundur\nKimi kilo alır kimi çöker omuzdan\nKimi sahte gelir kimi fazla dürüst\nHangi kadından mutludur ki erkek\nHangisi sever her şeyi kabullenerek\n\nAma dünyada bir acı doğar bu yüzden\nNe kadın sever kadını\nNe erkek \nNe kadın sahiplenir kusurlarını\nNe erkek affeder\nNe kadın kazanır savaşı\nNe erkek anlar bu aynayla yarışı…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Mahkeme Bozar?",
        "poet": "Gürcan Başarıcı",
        "poem": "\n\nAmin diyorum ama,olmayacak duamsın,\nBir açıp bir kapayan gül goncası sedamsın,\nAşkı hiç yaşamamış,maşuk nedir bilmeyen,\nBir durup bir kanayan,cerahatli yaramsın.\n\nDualar kabul olur,sen gönlünü ferah tut,\nDemişti annem bana,duayı et ve unut,\nBak anne olmayacak,bu dua benim değil,\nGecikmiş duaları kaplıyor kara bulut.\n\nOlsun kabul olmasın,ne çıkar dualarım,\nDuaya mesken olmaz,duyulur nidalarım,\nDuyulur yanıt gelir,yüceler yücesinden,\nNikahımız kıyılır ahiret gecesinden.\n\nŞahidimiz melekler,ruhlara inat yazar,\nSen ey! yasak sevgili,aklın bitti mi sanar? ,\nAllah mahkemesinin verdiği kararını,\nHangi mahkeme bozar? .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi mavi",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\nhangisi sensin..? \nelinde mavi çantası \nmavi tşört lü olan mı.. \nsiyah saçlarını mavi kurdela ile tutan \nşu durakta oturan.. \nyoksa \nkarşıma gelen yeşil gözlü mavi etek mavi ayakkabılı \nyok hayır bankta mavi uzun kollu boydan etekli mi \nyok...yok...şu arabanın içinde mahzun duruşlu \nsigaranın külü kadar yalnız \nsolgun yüzlü..mü.? \nyoksa iskeleye dağılan insanların arasında \nşu turkuaz entarili çiçekli olanı mı..? \nhangisi sensin..! \nsarılmış bana hıçkırıklarına martılar koşan \nveda hüznüne vapurun sesi karışan.\nboynuma sarılması geçmeyen \nminik bir kuşun kalbi kadar dayanıksız... \nhangisi...hangisi sensin..? \nbaşörtüsü mavili takan mı \nçay bahçesinde ki mavi gözlüklü olan mı.? \nmavi renkli bmw arabadaki sessiz kadın mı? \nuuufffff...hangisi sensin.....hangisi..\nyok  hayır \nkitapçı da rastlaştığım\nben ve ötesi  kitabını tartışan mı..? \ndenizin kokusuna yakın duran \nşu taşın üzerinde oturan,\nyoksa bank ta,\npamuk helvasına çocuklar gibi sarılan\nhangisi  sensin…hangisi….\nmavi şehre sinmiş güzelliğine,\nsenden izlere bakıyorum\nhangisi kalmış bu şehirde...\n\n                                                                            17.08.2005 / üsküdar\n                                                                              mustafa kaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Mevsim",
        "poet": "Arzu Sıbıç",
        "poem": "\n\nÖyle bir mevsim yaşıyor ki kalbim\nSonbahar desem değil, kış desem hiç değil\nAğaçlar başka biçim çiçekler başka biçim\nİlkbahar desem değil, yaz desem hiç değil\n\nGözlerim depderin hayallere daldı\nKalbimi bir zırh gibi baştan sona sardı\nİşte, sonunda, aşık olmadığım kaldı\nBu bir aşk da değil, sevgi desem hiç değil\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi mavi - 2",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\nhangisi sensin\nbinlerce kez baktığım mavi\ndilini çözemediğim gök\nher tarafı mavi şehir\ndün kokladığım zambaklar\nbeni öldüren gözler\nbeklediğim bahar\ndaha yaşanmayan hatıralar\nsöyle neredesin? \nhangisi sensin\nbeni yanıltan rastlantı mı? \nyanmış bir kalbin resmi kız kulesi mi? \nizini sürdüğüm gölgeler mi? \nölümü göze alan rüya mı? \ndaha vakit var diye sık sık güzelleşen\nkordonu mavi saatiyle bekleyen mi? \nkendini kitabına kilitleyen\nçerçevesi mavi gözlüğü olan mı? \nah söyle seni nasıl tanımalıyım\nhangisi sendin\nyabancı bakışlarla vapurda konuştuğum mu? \nmartıların karnı tok bugün dediğime gülen mi? \nduygularını saklayan utangaç bakışlı konuşan mı? \nöyle kalabalık ki şehir\nbunca mavi içinde seni bulmak en güzel mavi..\n\nMustafa kaya\n14.05.2011/Çengelköy\nwww.mustafakaya.net\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Limana",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nYolculuk ne yana hangi limana\nCevabın var mıdır soru sorana\nDalgalar içinde savrulmaktasın\nHiç korkma sahipsen sağlam imana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Kadın Yalnız?",
        "poet": "Zehra Atasoy",
        "poem": "\n\nBir kadın var\nYalnız tek başına koca evde\nEşi çok uzaklarda\nEkmek kavgasında\nEvi için eşi için\nÖmrü geçiyor gurbet yollarında\nAra sıra telefon açıp\nKarısının sesini duymak istiyor\nKadın diyor:\n“Kapat artık, çok yazıyor”\nUğruna ayrılıklar yaşadığı paranın\nGitmesini istemiyor\nÇok sevdiği eşinin\nDoya doya ne sesini duyabiliyor\nNe de yüzünü görebiliyor\nSadece yüreğinde\nBirlikte onunla\nBir de rüyalarında\nKadın dalıp gidiyor\nGözleri boşluğa takılıyor\nEşinin o sevecen yüzünü\nNadir gördüğü gözlerini düşünüyor\nSonrada:\n“ Her şey senin için aşkım” diyen sesini\nHasret ateşi yüreğini bir kez daha yakıyor\nKalbini saran sonsuz bir sevgi ile\n'Teşekkürler aşkım' diye fısıldıyor\nKalkıp eşinin resmine bakıyor\n\n\nBir kadın var\nYalnız değil\nEşi karşı koltukta\nYarı yatmış yarı oturmuş\nYayılmış ortalıkta\nTelevizyona dalmış\nÖyle robotça\nKadının yaptığı yemeği yemiş\nEline sağlık bile dememiş\nKadın masayı toplarken\n“Bir kahve yapsana bana”\nDiye seslenmiş\nKadın masayı toplayıp\nEşinin kahvesini getiriyor\nEl işini alıp\nOda öbür koltuğa geçiyor\nAklında düşüncelerle\nElinde ki işe dalıyor\nBir ara başını kaldırıp\nEşine bakıyor\nDeğil sanki adam  orada\nKaybolmuş karşısında ki kare camda\nNe bir sohbet\nNe de hatır sormak var\nKadına geliyor o anda\nKoskoca dünya dar\n\nŞimdi bana söyler misiniz? \nHangi kadın yalnız?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Mevsim?",
        "poet": "Abdullah Yılmaz",
        "poem": "\n\nO sıcak gülüşünde\nBir kış günü yakaladım.\nDoğru söyle! \nBu mevsim hangi mevsim?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Otobüs Götürür Bizi",
        "poet": "Cihan Özdemir",
        "poem": "\n\nHangi otobüs götürür bizi, bırakıp gidenlerin yanına.\nBir damla gözyaşı kaç km. eder kavuşmak için...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Perşembe?",
        "poet": "Devrim Mehmet Pattabanoğlu",
        "poem": "\n\nPerşembeler geçiyor baksana,\nDaha kaç perşembe geçecek hatırlasana\nDemiştin ya gelince perşembeye yazarım sana\n\nGittin gideli saydım beş perşembe geçti\nAnlayacağın perşembeler günleri ardında bıraktı\nHaftalar birbirine ulaştı ay oldu, perşembeler de  kavuştu\nBir ben sana kavuşamadım\n\nYine oldu aklım fikrim ölüm,\nSensiz hayat çok zor, her an zulüm\n\nBen daha beklerim bekledikçe boyumu aşar özlemim,\nAğlarımda göz yaşlarımı gizlerim\nAma sen söyle hangi perşembe geleceksin? \nSöyle ki bileyim kaç perşembe daha sensizim?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Renk Ölüm..",
        "poet": "Teoman Özgün",
        "poem": "\n\nHangi renktir ölüm,\nSiyah mı? \nBeyaz mı? \nYoksa tüm renklerin anası,\nHem siyah hem de beyaz mı?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Rüya",
        "poet": "Mavi Yolun Çocuğu",
        "poem": "\n\no kadar güzel nefes alıyorsun ki\ntıpkı dalgaların kayaları okşadığı gibi\nkuşların göç ederken söyledigi sarkılar misali\ntitreyen dudakların sanki bir masal anlatır sanki\n\nkoşmaya geç kadım bilyorum yenildim\nhiç koşamazdım ki sana hep uzaktın bana\nkalbim hep söyleyecek seni sevdim\nçok isterdim sana anlatmayı ama yenildim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Puttan Bu Sevinç",
        "poet": "Durzan Cirano",
        "poem": "\n\nhangi puttan bu sevinç\nsöyle bana ey hırçın \nmüşterisi basamakların\nne verdin almak için onu\nbir kolunu mu çocukluğunun\nbir mumunu mu gözlerinin\n\nsöyle hangi puttan bu sevinç\nbu basamakta durmak için sen\nrüşvet diye ne verdin \nkimin sırtına bastın da geldin bu yere\nhangi bahçede kimin çiçeğini ezdin\n\nah biz insanlar\nkültürün bahçesinde telaşla koşuşturup duran\nküçük renkli oyuncakları tarihin\nne çok kurban verdik değer putlarına\ngüdülerin cesetlerinden üstelik\nkan ter içinde\nne çok bez ürettik\nismimizi parlatmak için.\n\nOndan mıdır şimdi \niçimize inen yarıkta\nkısa durması ellerimizin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Sevgililer Günü",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nHangi sevgili, neyin, kimin sevgilisi,\nAteşiyle yakarak, giden, sevgili mi,\nBöylesi eritip de, bitiren sevgili mi,\nHangi sevgili, neyin, kimin sevgilisi.\n\nOndört Şubat sevgililerin günü imiş,\nHangi sevgili, neyin, kimin sevgilisi,\nHâni nerede şimdi o kimin sevgilisi,\nSevgilim olmalıydı, bir vefa abidesi.\n\nBırakıp ta böyle gitmeseydi bilirdim,\nYılın her günü, Ondört Şubat derdim,\nŞimdi kapandayım, ben nasıl edim,\nHangi sevgili, neyin, kimin sevgilisi.\n\nOndört Şubat gelince, hüzünlenirim,\nHep kendi, kendime nerede derim,\nİşte böyle dostlarım bitmez kederim,\nHangi sevgili, neyin, kimin sevgilisi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Şehrin Hangi Kıyısındadır Hayat?",
        "poet": "Aydın Aktay",
        "poem": "\n\nBilmem ki hangi kıyısında hangi şehrin ne konuşulur\nKimin koynunda ne hasretler gizlidir\nHangi şehrin hangi kıyısındadır hayat? \nYaşamak acemi bir çocuk gibi ayağıma dolanıyor bu yüzden.\nBu yüzdendir semtinize rahat giremeyişim\nBacak bacak üstüne atamayışım karşınızda\n\nHangi pantolonun üstüne ne renk gömleğin\nÇatal kaşığın hangi ele yakıştığını da bilmem\nBilmediğim için üzülmeli miyim? \nbunu da\n\nÇünkü ve ama\nSevdalar bilirim sonu olmayan\nkarşılığı da\nKimin neresinde şefkat gezinir\nKimin neresindedir hayat? \nBunu da\n\nHuzurun esintisini tanırım\nNereden estiğini de\nDostların sohbetinde dolanır huzur bilirim\nÇünkü sözlerin aynasında gizlenir.\n\nKimin kaç paraya alınıp satıldığını tecimenlerce\nBunu bilirim\nAma aslında kaç para ettiklerini de\nAma bilmem dostların kaç paraya satıldığını\nVe neden bir öfkeye kurban edildiğini\nHesabı yok bende hiçbir sevdanın\nBundandır çocuksu acemiliklerin üstümde iğreti durmaması\n\nKimseyi yok sayamayışım\nVar olduklarından değildir\nOlmaları gerektiğindendir belki de\nÇünkü yoksunluk fena bir şey\nVarlığın yanında\nVarolmak yokluğun yanında\nDaha mı fena bilinmez\nAma bilirim ki\nSatmam ve satılmam tecimenlerce\nGüven alır güven veririm başkalarına\n\nKuşkunun tadına doyum olmaz,\nAdem’in yediği elma ne ki? \nDiyenlerden değilim\n\nKuşku tarlasında depresyon ekenleri tanırım\nSonra kaos toplayanların hasadından azıklanırlar.\nBunu bilirim ve sofrasına kurulurum hak dostlarının\nBilgi ağacından devşiririm katığımı\nDinin şefkatine sığınırım.\n\nİlişse bana ne yedirebilir ki İblis artık bir elmadan başka? \nDeğerini anlamak bahçeden kovulunca\nSonra dönmek daha iyisine\nfırsatını kazanmaktan başka\n\nÇünkü bilirim ki\nBen müslümanım Adem gibiyim\nCesaretimden olmaz asla günahım\nCesur olmak ne fenadır bilirim\nVarlığın karşısında\n\nBiz ki hazan mevsiminin tohumlarıyız\nSoluklanıp dursak da her dem bu hayatta\nHer nefesimizle ürkütürüz kırlangıçları\nBir solgunluk daha süslese de sözlerimizi\nHep bir yanıyla arkamıza bakar gözlerimiz\n\nDağılıp gider dediğimiz her mevsim\nBir güz daha bırakacak koynumuzda\nBiliriz.\nOlmadı,\nDoğmayacak bir daha,\nGüneşin ömrü bu kadarmış\nDedirtecek en sonunda bize günler,\nbunu da…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Sevişmede Yağmalandı Yüreğim",
        "poet": "Sultan İnan",
        "poem": "\n\nbu gece beni vur gecikmiş sirenleriyle gelen ölümün\nerken çırpılmış kanat seslerimde\nötüşüm zamansız\nyakılışım orman \nsesim dağ\nomzuma yaslanan ağır sevinc\nbirde gölgesi düşsün başıma leylak leylak ölümün \nbu gece beni vur\n\nne kadar sessizsin yalnızlığında\nyüzümü vursam aynanda ırmağım\nellerinde narinleşen kayaydı yüreğim\nher aşk erken terkediyor beni\nher soluyuşta yok olan manolya bu koklayış\negiyorum dallarımı salkım salkım sana\ney yanıtı sende anlamlı soru\ney sınırları belirli ülke\ndamarda fışkırmayı bekleyen kan\nbu yaz beni terk etme\ney yok oluşun ağıt giymiş anası\nbeni vur yangılar ortasında\nsebepsiz bir kavganın kıyısında\nötüşüm zamansız\nyıkılışım orman\nomzuma yaslanan ağır sevinç\nbirde kurşun yalar gecer şimdi geceyi\nbir kurşun ki tetikcisinden hain \nkırağanlar düşüyor sarkaclarımdan \nicime işleyen eski titreyiş \nbu gece beni vur\n\nsen yoksun \nbahcende igdeler yok\ncınarların asırlara yenik \nleylaklı balkonların anısı gecmişte \nigdeli yalnızlıklarla sarmaş dolaş\nhar dağında eşkiyayım \nher ovanda keklik \nyaralıyorum kendi kendimi \nkavganın ortasındayım gene dengenin yıtırıldığı vakitler \nbüyütüyorum sana yasak milimlerimde kardelenlerini\nbirazdan dökülecek yaprak GİBİyim\nsensizim\ndamarsız\nkarınca kadar titrek ve ürkek kanatırım hücrelerimi\nötüşüm zamansız\nyakılışım orman \nsesim dağ\nomzuma yaslanan ağır sevinc\nbirde gölgesi düşsün başıma leylak leylak ölümün \nbu gece beni vur\n\nkavramaktı belki hayatı kabzasından\nsırtını döndüğün herşeyde çığlık\ngitmelerin sonu yok dedim... gitme \nkalmalar gögsümde yara \nah vuruldu yine zamansız savaşta icimdeki askerlerim\nbenki gözlerine zamansız dalmış eşkıya \ndemek zamansız patlamada öleceğim \nsenki heybetli rüzgar \nsenki bulutların yüklendiği yağmur \ndemek felaketim olacak yokluğun \nbir yanım bıcak \nbir yanımda yar \nbir yanım kokmuş insan cesedi\nBİLSEN bahcende hangi agacı dişlediğimi \nhangi ciceğe gülümsediğimi bir bilsen \nyıldızları koşturduğumu peşin sıra \nağladığımı güldüğümü \nkutsadığımı seni yarım yamalak dilimde\ney anaların anası\nomzuma yaslanan ağır sevinc\nbu gece beni vur\n\nne sen tamircisisin bu yüreğin \nne de ben yıkım ekibi icimdeki sevginin\nhic bir şey eskisi kadar gömmüyor yüzünü artık bende \nne arta kalanlarıma üşüşen çakal \nne kurnazlığına yakalndığım tilki \nnede atmacadan kalan kanlar elimde \nne çok yangınlarım var benim \nkırağanlar düşüyor şimdi sarkaçlarımdan\ntaa icime işleyen eski bir titreyiş\nelmacık kemiklerim fırlıyor önce \ngözlerim yuvalarında misket \nellerim azgın köpek hırlaması\nsürülüyor namluya öfke\nvuruldu vurulacak itten beter kunduz sürüsünden çeker gibi \ngözlerimden alıp alaca karanlıklarımı\nbu gece beni vur\n\nne demeliyim ki şimdi \nsenin tenin var tenimde \n\nbenbahar1111\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Sofra Beyler",
        "poet": "Atiye Danış",
        "poem": "\n\nSofra diyorsun da\nSofra arıyorum.\nSen hangi sofradan\nSöz ediyorsun\nBen hala anlamıyorum.\n\nSofra dediğin\nMilletin olur\nMilletin olursa\nCanımız yoluna\nKurban olur.\n\nBu sofra \nDeğil milletin\nUyutup ta bizi\nYiyenlerin\nAklın sıra\nAdam geçinenlerin\n\nYer yok\nBu sofra da bize\nİhanet ettiniz vergimize\nİhanet ettiniz alın terimize\nİhanet ettiniz emeğimize\n\nKurtlar sofrası beyler\nBuyurun, buyurun\nBu sofra \nZıkkım olsun size.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Sual?",
        "poet": "Mustafa Cancer",
        "poem": "\n\nHangi yıldızın parlayışı gözlerin? \nHangi gülün dikeni,düşlerin? \nHangi coşkun dalga,sözlerin? \nHangi fırtına,gülümseyişin? \nHangi bekleyiş bu? \nHangi cevabın sorusu? \n\n           14/11/2003 01:30 Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi sonbahar",
        "poet": "Enfal Törün",
        "poem": "\n\nneden hüzünlü olsun sonbahar\nonun da adı bahar değil mi\nüstelik nereden biliriz son olduğunu\niçimizdeki yapraklar henüz solmadan\n\nEnfal Törün  /  Eylül -1987 / Karşıyaka-İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi tren?",
        "poet": "Mehmet Emre",
        "poem": "\n\nŞimdi temmuzun sıcağında\nYanlızlığın kucağında\nSevdalar taşırım yarınlara\nNe Akdeniz sahillerinde\nNe de dostlar arasında\nBir çilingir sofrasındayım\nNe çocuklarım ne de karım\nBindiğim trenin penceresinde \nDoğaya bakarım\nYemyeşil her taraf orman\nBazan tek başına ulu bir çam\nTren gidiyor ben gidiyorum\nBir baktım ki geçmiş zaman\nDalmış gitmişim\nYolculuk treni mi? \nHangisi benimkisi?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi yol'a girem",
        "poet": "Feyzullah Evcil",
        "poem": "\n\nHangi yol'a girem? yol nere gider\nDüşün, düş'ün nerde bağ bahçe eder\nDüzgün mü? menzil, yoksa kaplar keder\nKendine danış,yaz, akıl kapından\n**\nAlem Feyzullah, bilgiler dağılmış\nYazan; doğru,yanlış, her şey katılmış\nSeyyah; duymuş, yazmış, belki satılmış\nRuhuna danış sor,akıl kapından\n**\nGezip pervaneyi, gör gözün ile\nGerçek ne ise al,ama katma hile\nSakla kendinde, hiç düşürme dile\nFikrin le yor, geçir akıl kapından\n**\nBir çok nimet var, bak sana uygun mu? \nMethe aldanma, ol insan, olgun mu? \nKendini dinle, öz'den ses, duydun mu? \nSüz cânın la, ele, akıl kapından\n**\nEvcil'iyim garibim, ol fakirim\nBazı bazı, güzel câna, kadirim\nİşte böyledir, can,benim takdirim\nSokma çirkini, kov,akıl kapından\n\n00:13\n03/11\n2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Yana Gideyim",
        "poet": "Ozan Talat Kurtoğlu",
        "poem": "\n\nKader fırtınası  eser başımda\nSöyle kardeş hangi  yana gideyim\nÇok çileler gördüm  küçük yaşımda\nSöyle kardeş hangi yana gideyim.\n\nAnlamadım dünya   senin halinden\nUsandırdın gezdim  tozlu yolundan\nÇok ta çile çektim  senin elinden\nSöyle kardeş hangi  yana gideyim.\n\nKanar yüreyimin  başı tutuşur\nDinmez sızılarım   derdim yetişir\nKara taş üstünde  baykuş ötüşür\nSöyle kardeş hangi   yana gideyim.\n\nKURTOĞLUYUM yıllar   oldu ararım\nDolandım dağları  arar sorarım\nKarlar yağar gelmez oldu baharım\nSöyle kardeş hangi   yana gideyim.\n\n aşık talat kurtoğlu\n               26.04.2010.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Taşı Kaldırsan",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHANGİ TAŞI KALDIRSAN\n\nŞöyle bir tefekkür edin, neler olmakta dünyada,\nOlanlar yalnız dünyanın, Müslüman Coğrafyasında,\nEmperyalistler istediği gibi at koşturuyor,\nBunlar gerçeğin kendisi, kendini sanma rüyada.\n\nHabire doğum sancısı, tamamı suni sancılar,\nHep ölü doğumlarla sonuçlanıyor doğumlar,\nAmerikasız olmaz diyenler iman etmiş gibi,\nAllah'a tapıyorlardı bunu diyen Müslümanlar.\n\nİlahi güneş doğmuyor Müslüman Coğrafyasına,\nAkbabalar ölü başında gelen yoktur yasına,\nOnlar kırbaç sallıyorlar maraba sanıp bizleri,\nNedense kışı yaşıyoruz, girince bahar rüyasına.\n\nYa Allah ya Amerika mutlak tercih yapmalıyız,\nKimden ne bekliyorsak yalnızca ona tapmalıyız,\nBir tek ölünce mi kurtulacağız Amerikadan,\nŞehadetse şehit gazilikse gazi olmalıyız.\n\nİsrail vuruyor ardında Amerika duruyor,\nAfganistana bakıyorum, Amerika vuruyor,\nHangi taşı kaldırsan altından Amerika çıkar,\nİnsanımız kensinden habersiz ne olmuş diyor..........İNSANİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi suali tevdi etsem, gönül sahibine yönelsem…",
        "poet": "Mustafa Cilasun",
        "poem": "\n\nBilinmezler vardır\nBelki vakit elvermedi ve \nBeklide merak edilmedi\nSual etmek için \nMerak kifayet etmeyebilir, \nBilgi ihtiyaca cevap vermeli\nHer sual muhatap bulamaz, \nBazen ortalıkta kalır, \nAzim ve irade \nNeticeye eriştirecek idraktir\n\nEriyen zamanda\nMazinin \nHangi sayfasını aralarsak\nKimi zaman içimizi acıtan ve \nKimi zaman da \nHaz sunan anı buluruz\nYazılmış ve okuru tarafından \nOkunup hakkıyla anlaşılmış \nBir kitap çok değerlidir saklarız\n\nEdebiyatı\nSevmek ve emek vermek lazım\nİnsan denen varlığı \nEtüt eden, eğiten, \nYol gösteren \nİşaret taşları vardır\nRuhtan daha evla olan sır, \nSırdan ileri olan hafi vardır, \nAhva’yı anlamak için zaman azdır\n\nYani\nİnsan bedensel olarak vardır\nVe fakat esas olan kalp, \nGönül, sır, hafi \nMakamına ulaşmaktır\nYoksa yaşayan bir can olarak \nSadece zavallıdır, \nEşrefi mahlûkat kılan\nSaydığım sıfatlardadır\n\nİşte\nBu bakımdan nefs terbiyesi\nRuha ve kalbe \nSeviye kazandıran \nTalim ve eğitim durumlarıdır\nAkıl ancak \nBilgiye ulaşınca ikramdır, \nİdrak ve irfan payeleriyle \nİnşirah sunan safhalardır\n\nSevgiyi\nMuhabbeti, \nEdebi ve hassasiyeti\nAncak eğitim \nVe idrakimiz nispetinde \nHasreder ve kıymet veririz\nİnsan tekâmül ettikçe, \nSosyal ve siyasi, edebi \nVe felsefi değerlere \nEriştikçe kemale erişir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Zaman?",
        "poet": "Ali Nihat Özer",
        "poem": "\n\nYalnızlıkla başbaşa, yalnız kaldığın gecelerde\nGökyüzüne bir bak! Eş olur bir yıldıza, kaç yıldız.\nSen nerdesin ben nerde? Sanki sen göktesin, ben yerde\nHayat yaşanır mı yalnız, hangi yıldız var ki yalnız\n\nKimi toz olmuş, sevdiğiyle havalarda birleşir\nYanyana yaslanmış dağlar, taşlar bile değil yalnız.\nKimbilir şu anda kaç çift, kaç yuvalarda sevişir\nKuşlar kadar olamadık, biz hangi zaman vefasız? ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangi Yöne Sapayım",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nİçimde bir ümit, susmuyor, ben ne yapayım,\nSevdiğim el elindeyse hangi yöne sapayım,\nBu hâlin karşısında nasıl gözlerimi kapayım,\nİçimde bir ümit, susmuyor, ben ne yapayım.\n\nSende de bir hata yok bende de biliyorum,\nGeçen, evlilik fotoğrafını gördüm, eriyorum,\nEvli de olsan bekar da olsan bil seviyorum,\nİçimde bir ümit, susmuyor, ben ne yapayım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangimiz",
        "poet": "Ilyas Sener",
        "poem": "\n\nHANGİMİZ\n\nSen misin ben miyim perişan olan\nAl yüzünde açan gülleri solan\nYalancı utanmaz aldattın beni\nİhanet ederek öldürdün beni\n\nSenin mi benim mi kabahat kimin\nIzdırap içinde inliyor kalbim\nYalancı utanmaz aldattın beni\nİhanet ederek öldürdün beni\n\nİLYAS ŞENER-2003-04-18\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangimiz",
        "poet": "Şule Solakoğlu",
        "poem": "\n\nBir kıvılcımdır koca ormanları\nYakıp kül eden\nKalbimiz uçsuz bucaksız aşk denizi\nHangimiz cesaret edebiliriz şimdilerde\nBir kibrit çakıp o denizde\nAşk ile kül olmaya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangimiz?",
        "poet": "Ethem Vayvaylı",
        "poem": "\n\nSen bir basamaktın, \nYa da ben bir basamak\nBu basamağı ikimizden biri\nAnsızın ezip geçti! \n\n(01 Kasım '98,03: 40, İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangimiz Hayvan Hangimiz İnsan",
        "poet": "Bilgehan Emirşanoğlu",
        "poem": "\n\nBugün kendimi,\nHayvan pazarın da sattım.\nBeni alana da,\nHayvan damına at dedim.\nOrada diyeyim ki kendime,\nHayvan kadar da değerim varmış.\nBen insanım diyenlerden de,\nYanıma getirin onlara sorayım.\nHangimiz hayvan, hangimiz insan? \n\nSöyleyin diyeceğim.\nOnlar da hayvan kadar bile,\nOlamadıklarını, kabul etmeyecekler.\nBen de diyeceğim ki onlara,\nHayvan damında, insan olduğumu anladım\nHem de insanın altınıymışım…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangisi Değerli?",
        "poet": "Hanifi Kara",
        "poem": "\n\nHANGİSİ DEĞERLİ? \n\nDeğerl’olan kuş mudur, yoksa kuş kafesi mi? \nCemaat mi, câmi mi; at mı, süvarisi mi…? ? ? ! ! ! \n\n09/10/’16\nHanifi KARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangisi",
        "poet": "Süleyman Kaya",
        "poem": "\n\nResmi çizilmemiş\nsözler dopdolu\ndüşler meşgül\nbiri olmadan diğeri doğurmaz\nmüziksiz aşk olur mu.\naşksız müzik söylenilir mi? \nhangisi doğurdu\nhangisi doğurgan\nbiri çarşaf diğeri yorgan\naşk kalpten\nmüzik  dudaktan\ndudaktan kalbe,kalpten dudağa\n............ölümsüz resimler! \nsürekli açık cebimde saklarım\nbirini çalar,diğerini yaşarım\nbiri annem,diğeri babam ayrım yapamam!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangisi Acaba",
        "poet": "Nurittin Günay",
        "poem": "\n\nKural olduğu için kutlanan\nSıradan bir zaman mı\nYoksa,\nTürkülü,şiirli,halaylı bayram mı\n23 Nisanlar,19 mayıslar\nHangisi acaba\n\nBu soru nedense\nHer 23 Nisanda\nHer 19 Mayısta gelir aklıma\nKural olduğu için kutlanan\nSıradan bir zaman mı\nYoksa,\nKutlanması gereken bayram mı\nHangisi acaba\n\nAnt içmeye yedimizde\n“ Türküm,doğruyum,çalışkanım”\nDiye başladık\n“Ne mutlu Türküm diyene”\nDiyerek bitirdik\nNe sözler verdik\nKüçükleri korumaya\nBüyükleri saymaya\nNe ülküler belirledik\nYükselmeye,ilerlemeye\nÇağdaşlaşmaya dair\n\nMarşlar söyledik\nOn yılların ardından\nGöğsümüzü gere gere şevkle\nHiç bitmedi on yıllar\nBitmeyecek de\n\nPervasızca unutarak büyüdük\nÇocukça düşleri\nRefah bir ülke için\nVerdiğimiz sözleri\n\nİşte,yine bir 19 Mayıs\nYine sözler verilecek\nYine yeminler edilecek\nMarşlar söylenecek\nOn yılların ardından\nNutuklar atılacak\nÇağdaşlaşmaya dair\n\nYine\nHer 23 Nisanda\nHer 19 Mayısta olduğu gibi\nUnutulacak  daha dinlerken\nEdilen yeminler\nVerilen sözler\n\nKural olduğu için kutlanan\nSıradan bir zaman mı\nYoksa,\nKutlanması gereken bayram  mı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangisi",
        "poet": "Ercan Yazıcı",
        "poem": "\n\naşk mı büyük, sevmek mi? \ncevabı bir gece vakti geldi.\nsoğuk kaldırımlarda yürürken\ndurdum....\nbir ses duydum vitrinlere bakarken,\nbir kadın sesi.\nsesinde şuh bir eda,\nkıyafetleri sosyeteden..\nyavaş yavaş yanıma geldi ve \nkısık bir tonla,\n benimle aşk yaparmısın dedi..\norada anladım ki aşk yapılabilenmiş\nve sevmek,\nherkese söylenemeyenmiş...\n\nsonra bir dost sohbetinde\nyapıldı mevzu-u bahsi,\nevlilik aşkı öldürüyormuş diye.\ndemek ki aşk ölebilenmiş,\nsevmek, herkese söylenemeyen...\n\nve bir şarkı da duydum.\naşkın kanununu yazsam yeniden...\naşk, kanunları olanmış demek.\n herkese söylenemeyenmiş sevmek..\n\nben de herkese söyleyemiyorum.\nyazdım sadece,\nseni seviyorum, seni seviyorum..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangisi Doğru",
        "poet": "Taha Yaycı",
        "poem": "\n\nSevgi güzellik ister gülüm,\nGüzellik emek ister! \nGüzellik tende değil, gülüm\nYürekte ateş ister! ! ! ! ! ! ! ! \n\nGüzel sevilmek ister gülüm,\nSevgi emek ister! \nSevgi sözde değil gülüm\nÖzde yanmak ister! ! ! \n\n(07.07.2005, İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangisi Doğru",
        "poet": "Mustafa Çimen",
        "poem": "\n\nCoğrafya kitabına bakıyorum\nSen ilkbahar gibisin\nBense tam sonbahar\n\nTarih kitabına bakıyorum\nİkimiz de çocuğuz daha\n\nDin kitaplarına bakıyorum\nAman allahım\nCehennemde yanmak için yaratılmışız\n\nHangisi doğru sence\nHiçbiri bence\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangisi Nankör?",
        "poet": "Hasan Karahisar",
        "poem": "\n\nEvlerimizin vazgeçilmez evcilleri,\nKavga tariflerinin tartışmasız neferleri,\nAyrıdır gönüllerimizde her birinin yeri,\nKuyruk sallayınca gerçekleşir istekleri.\n\nKedi, yemeğini yerken kapar gözlerini; \nUnutmak ister sanki yemek veren sahibini.\nToprağı eşip gözden uzakta yapar hacetini,\nAçıkta bırakmaz, hem örter edebince üzerini.\n\nKöpek, yemeğini yerken diker gözlerini; \nŞükranla seyreder yemek veren sahibini.\nGizemli değildir, apaçık yapar her şeyini,\nVefakâr ve sadık dost bilir insanlar neslini.\n\nKedi, nimetin sahibini bilenin şükrü onadır; \nAracılar karşılığını ondan beklesin edasındadır.\nKöpeğin karşılık vermesi ahde vefa babındandır; \nVesileleri nimetin gerçek sahibi sanmasındandır.\n\nİstanbul, 25.08.2006\t\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangisi Gecenin Rengi...",
        "poet": "Cem Büyükkaya",
        "poem": "\n\nGecenin Rengi nedir sizce? \n\nGece varlıÄŸında belki de yüzlerce renk barındırır aslında...Ay ışıÄŸı,gÃ¶kyüzünün alaca karanlıÄŸı...Şehrin süsü allı morlu ışıklar,gÃ¶lgeler,karanlıklar ve gecenin kuytusunda yansıyan onlarca renk...\n\nHangisi Gecenin gerÃ§ek rengidir? \n\nDenizin dalgalarda ki gÃ¶z kırpmalarımı,yoksa yıldızların yansımaları mı? Yoksa şu karşı kıyıda yanan sokak lambası mı? Hani biri mor,biri sarı...Hangisi aydınlatır en Ã§ok sokaklarımızı...Şu gelen geminin üstünde ki yeşil ışık mı yoksa? Deniz feneri yüreklerimize de yol gÃ¶sterebilir mi peki? \n\nGecenin iÃ§erisinde saklanmış hayatların Ã§ıÄŸlıkları mıdır bu karanlıÄŸın asıl sebebi? Etrafımızda onca renk varken bakışlarımızda ki bu karaltı niye? Islak,donuk,saydam ve hissiz...Ne ye dokunsak onun rengini mi alır gecemiz? Neyi Ã¶zlüyorsak onu mu resmederiz gÃ¶zlerimize...Ä°Ã§imizdeki aydınlıklar yenildiÄŸinde karanlıklara,sessiz sedasız kayıplar düşüyorken bir bir kaldırımlara ve faili meÃ§hul cinayetler ardı arkası kesilmez bir hızla infaz ediyorken yüreklerde sevdaları...Ä°nadına beyaz iÃ§in Ã§ırpınıyorken adam yürekler siyaha bulanan bu Ã§irkinliÄŸin iÃ§erisinde...Ve kirleniyorken kırmızıda mavi de bu bataklıÄŸın iÃ§inde gitgide...Satılıyorken yeşil umutlar,pembe düşler hayat kadınları gibi kiralanıyorsa Ã§irkin emellere...Ve haram eller deÄŸiyorsa en temiz düşlere...\n\nHangisi sizce gecenin asıl olan rengi? \n\nKaranlık mı aydınlık mı? Yüreklerde yanan ateş mi kırmızısı gecenin yoksa hunhar cinayetlerin yerde bıraktıÄŸı kanlar mı? Ya gÃ¶kyüzü? Siyah mı? Mavi mi? Gri mi? Daha saymalı mı? Aslında Ã¶ylesine büyük bir savaş var ki gecenin iÃ§inde...Bütün Ã§irkinlikleri gizleyen karaltılar her yanını sarmışsa da gecenin...Bakmasını bilene,bakan gÃ¶zlere gÃ¶re aydınlıklara da Ã§ıkar bütün sonu karanlık gÃ¶rünen yollar...\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangisi Zor?",
        "poet": "Alpaslan Yiğit",
        "poem": "\n\nYalnızlık mı zor? \nSessizlik mi zor? \nSensizlik mi zor?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangisi Tuhaf /... Suç ve Adalete Dair Hicviye",
        "poet": "Refah Torlak",
        "poem": "\n\n“ HANGİSİ TUHAF “  (Hicviye)         \n\n                               Yanar yürekler dağlanır, kaybedilene ağlanır  \n                               Dere ırmak, deniz derya, gözlerde yaşlar çağlanır  \n                               Caniye verilen hüküm, İnsan hakkına bağlanır      \n                               Hukukta boşluklar varsa, adalet nasıl sağlanır  \n\n                               Katleden huzurda iken, insan hakkı akla gelir \n                               Peki Katledilen nedir, böyleleri ah nicedir           \n                               Güvenler hep bilgiç'edir, bir kelime bir hecedir\n                               Doğru yanlış iç içedir, bu nasıl bir neticedir        \n\n                              Kader kurbanıdır ama, ne öğüt dinler ne yasa\n                              Suç işler hep ısrar eder, üzerine basa, basa \n                              Her ülkede vardır yasa, peki ya oda olmasa          \n                              Nedense bizde uyulmaz, böyledir budur hülâsa\n\n                              Ah şu kayırma illeti, hak etmiyormu zilleti \n                              İsyan ettirir milleti, her yanlış kul adaleti              \n                              Ulu orta suç işlerde, kimi görmezden gelinir                  \n                              Adalet yerini bulmaz, yasalar böyle delinir\n\n                              Kimi gözden kaçar bir gaf, kimi cezalardan muaf            \n                              Vebâller hep yüklenilir, kimine çıkarılır af             \n                              Suç işleyenmi akıllı, yoksa masum milletmi saf\n                              İnan bende çözemedim bunların hangisi tuhaf\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HANGiSiNDE GiZLiDiR",
        "poet": "Binali Kılıç",
        "poem": "\n\nDudaktamı ağızdamı sözdemi\nAşk bunların hangisinde gizlidir\nKafadamı kulaktamı gözdemi\nAşk bunların hangisinde gizlidir\n\nFikir nedir, insanların aklı ne\nAcep kalbin meçhulünde saklı ne\nGönül nedir, düzeni ne şekli ne\nAşk bunların hangisinde gizlidir\n\nSabahtamı seherdemi yeldemi\nKalemdemi kelamdamı dildemi\nNiyazdamı, duadamı dildemi\nAşk bunların hangisinde gizlidir\n\nPembedemi, yeşildemi alda mı\nHatiptemi, hitaptamı, lalda mı\nArıdamı, petektemi balda mı\nAşk bunların hangisinde gizlidir\n\nSığıdamı, koyundamı yağda mı\nDeredemi, tepedemi, dağda mı\nÖlüdemi, kabirdemi sağda mı\nAşk bunların hangisinde gizlidir\n\nBinali der, aşk yolunda giden kim\nYa bu aşkın kervanını güden kim\nCismi nedir, aşkı tarif eden kim\nAşk bunların hangisinde gizlidir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hangisini Bilen Var?",
        "poet": "Kazım Karagöz",
        "poem": "\n\nOtuz küsür kişiydi \"Zeybeği\"mi vuranlar,\nMezarının üstünü taşlarla dolduranlar.\nŞimdi hangisini bir bilen hatırlayan var?\nKaç milyon var zeybeği saygı ile ananlar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani",
        "poet": "Bahattin Albayrak",
        "poem": "\n\nHANİ..? \n\nDenizin dalgaları \nMartıların çığlıkları\nŞahidimizdi \nHani? ..\n\nÇakıl taşları, kumlar\nMercanlar yosunlar\nGelinliğindi\nHani? ..\n\nKıyıdaki kayıkçı kulübesi \nDeniz Feneri \nYalımızdı \nHani? ..\n\nBen deniz,\nSen deniz kızı \nEnginde kavuşuyorduk\nHani? ..\n\nBahattin Albayrak\nNazilli / Aydın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani",
        "poet": "Murat Dağlıbeg",
        "poem": "\n\nUnutulmak için ekilen toprağa \nBir damla gözyaşı oldum hani\nNice kederden döndüm yaprağa\nKesildi de budağım, kurudum hani\n\nEzelden takdiri İlahi işte\nİnanası gelmiyor gözler bir görüşte\nAcıların birleştiği bu düşte\nSenin için ölüp dirildim hani\n\nÇiçeklerde bir demet olasın \nSenden poyrazdan korkup yanasın \nAl gül olup, derde kanasın\nDereyim derken dikeninden bezdim hani\n\nSivas 2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani",
        "poet": "Muharrem Akman",
        "poem": "\n\nBir rüya gibiydi de diyemem\nOlmadıkki rüya aleminde\nBenimkisi avunmaktı bir tebessümünle\nSonrada düşlemek uzun gecelerde\n\nHayalin her şeyimdi benim için\nGörmüşlüğümün izleri hani\nKimi oturuşun bir kanepede\nKimi salınışın herhangi bir düğünde\n\nBir merhabanla göklerdeydim ben\nEsirgeyip es geçtiğin hani\nGelişlerinde yok oldu zamanla\nBu kadar sensiz koymazdın hani \n\nBir sen olmazsın bir sen\nKapılar bir sana açılmaz\nİtina ile açtığım her telofon\nBir senin sesini fısıldamaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani;",
        "poet": "Hülya Arıkan",
        "poem": "\n\n………… sormuştun bir zamanlar\nÇekip gitmek mi zor\nArdından çaresiz bakakalmak mı? ? ? ? \nHayat bu değil mi, \n……………………CAN\nBazen giden olursun\nBazen ardından bakan\nHer ikisinde de; çığ yuvarlanır sokaklarına\nHer ikisinde de; kapanır tüm yollar\nGirdaba düşer hayaller...\nCam kesiği ağrılar saplanıverir\n....................................can evine\nBaşıboş esen yellerin türküsü vurur\n......................................... yamaçlarına\nYok olmak mı…\nYoksa; \nEriyip, tükenmek mi? ? ? …\nAdını bulamadım bu gidişin\nAdını bulamadım, çaresizliğin\nHani; \nSözlerin tükendiği an vardır ya \n………………………………..bilirsin \nKelimeler düğümlenir boğazına\nHani, \n………..hıçkırıkları içersin yudum yudum\nİşte öyle anlarda,\n…………………. dolunaya düşer suretim\nElini uzatsan tutuverecek gibi\nGözlerini yumsan, odana dolacak gibi\n………………………….Dolunay kadar uzak\n………………………….Dolunay kadar yakınım sana...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani",
        "poet": "Nazende Kaya",
        "poem": "\n\nYa varya kardeş! o duygu varya\nYaşayan kalbinde sevgilinya\nDüşünmek her saniye\nKoşarsın camlaraya\n\nBomboş bakarsın insanlaraya\nBir boşluğa düşersinya\nYa varya kardeş! Onu biran görebilmek içinya\nDeğer tüm yaşamınaya\n\nHANİ sarılırsın çaresiz anılaraya\nHANİ geçmişin karşındaya\nHANİ gözlerin kararır o andaya\nYa varya kardeş! O duygu varya\n\nHANİ ölmüşsünde \nYaşayan sevgiliyi düşünerek her saniye\nDinine imanına yandığımın dünyası\nYa varya kardeş! HANİ be! HANİ be!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani",
        "poet": "Ahmet Otman",
        "poem": "\n\nHani biz candan iki dost gibiydik\nHer konuda hem fikir,bir gibiydik.\nNe değişti de şimdi düşman olduk\nO günler geri gelir mi ne dersin?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani",
        "poet": "Ömer Arıkan",
        "poem": "\n\nHani gamdan, kederden uzakta kalacaktık? \nHani üzüntü, keder bizi mutsuz etmezdi? \nBiz yalnız bizim için sevinçli olacaktık.\nBizi bizden ayırmaz, başkasına gitmezdi.\n\nHani hayat acısı gelirken gülecektik? \nHani tüm kötülükleri inada seçecektik? \nSen ve ben bu yolda beraber gidecektik.\nHani bizde mutluluk devam eder bitmezdi.\n\nYürüdükçe mesafe uzayıp kıvrılıyor.\nHer adım atışımda dilim, damak kuruyor.\nBende coşan arzuyu umutsuzluk alıyor.\nHani çoşan arzuyu çaresizlik örtmezdi? \n\nUnuttum ben de artık sizin gibi gülmeyi.\nİstemediğimi sanma, arzularım ölmeyi.\nYalın ayak, baş açık sana doğru gelmeyi,\nİsteyince ayaklar hani geri gitmezdi? \n\nGidiyorum elveda, ölüme adım adım.\nYine boynum bükülü, yine sana ağladım.\nYaşamın tadı kaçtı, sona erdi muradım.\nBak mezarcı doldurdu, hani toprak örtmezdi?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani",
        "poet": "Oğuzkan Bölükbaşı",
        "poem": "\n\nHani rüyalarımızın heryerinde mutluluk vardı\nSoğanı kırıp cücüğünü yiyen dağdaki çoban gibi\nİçim ürperdi, yüreğim kıpır kıpır gözlerim yandı\nGünbatımlarını seyrederken saçların yaktı mağribi\n\nHani elimi uzattığımda yanımdaki sen miydin\nYoksa yıllara hüzün katan acı bir sitem miydin\nYaprak rengi gözlerinle uçuşup giden miydin\nGel artık gel bekletme göründü hayatın, denizin dibi\n\nHani sessizliğin karanlık korkularını yenmiştik\nSevgiyi sevgiyle besleyip biz herşeye direnmiştik\nBilir misin tutulmayacak ne yeminler vermiştik\nAşktır inan bana bedenin ve evrenin sahibi\n\nHani bir dünya sabahında ekmeği bölüşmüştük\nMartıları besleyip neşeyle gülüşmüştük\nKaçamak bakışlarla birkaç kez öpüşmüştük\nSanırdık yalnız bizdik mutluluğun talibi\n\nHani benimle uyanırdın yeniyetmelik gündüzlerine\nIçinde bir sıcaklık yüzünde bir duayla gökyüzlerine\nZaman hoyratça süzülürken ömrümün güzlerine\nAnılar alır götürür geri getirmez bu garibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani",
        "poet": "İlknur Kılıç",
        "poem": "\n\nYüreğimde anlamsız fırtınalar\ndilimde sonu olmayan cümleler\nbir mutluluk oyunu bu \noyun mu yok\naşkın ta kendisi\no benim gecemde \nay ışığı...\ndenizlerin en derinden \ngelen küçük bir deniz kabuğu\nçakıl taşlarıyla atılan \nturuncu balık o..\nbir düşüm sadece\nkıyamadığım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani",
        "poet": "Hayrettin Türk",
        "poem": "\n\nAçardın her baharda güller gibi\nGözlerin gülerdi, gözlerin hani\nKıskanıp gülü sitem eder gibi\nO her dem şakıyan sözlerin hani…\n\nTüm çiçekler ağladı sensizliğe\nOnca feryat dönerken sessizliğe\nSunanın figanı kimsesizliğe\nO hep kucak açan ellerin hani…\n\nİnsan, kendi kaderini yaşardı\nBulut, sevda olup öyle yağardı\nGittin, çiçekleri bol bir bahardı\nO sana sevdalı güllerin hani…\n\nŞimdi, tadı yok sensiz sevdaların\nŞiirler yazıpta ağlamakların\nŞu vicdanı olmayan zamanların\nSildiği yıllarda izlerin hani…\n\n07.05.2003\nNST\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani",
        "poet": "Dursun Tiftik",
        "poem": "\n\nEn önce sen gelecektin hani? \nUzatacaktın sımsıcak ellerini.\nVe sonra, uzayacaktı sevgimizin boyu\nKıskandıracaktık hanımellerini.\n,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,     Nerdesin şimdi? \n\n(KASIM-1993)\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hani....",
        "poet": "Asya Bozdağ",
        "poem": "\n\nÖyle bir kabus ki uyanamazsın.\nHapsolmuş benliğin, hüsran zindanlarına\nHani başını ordan oraya vurasın gelir ya....\nNefesin kesilir,gözlerin dalar ya....\nBeyninde çakan şimşekler gibi.\nGöğsüne bir sancı iner\nHaykırışların olur yanaklarındaki ılık damlalar.\nİsyanların romanını oynarsın\nYalnızlığın ve olmayan sen\nHıçkırıkların dizilir bir inci gibi boğazına\nBir yudum su bile bulamazken yangınlarına\nElini uzattığın dallarda kırılırsa ardı ardına....\nSaflığı ararsın boş odalarında.\nNefretini örtemeyen bahaneler gibi\nHani bakakalırsın bir yolcu ardından\nNeden geldi? \nNeden gitti? lerine cevap bulamadan\nBir ritim tutturmuşsun yürüyorsun yarınlara\nSüslemelisin onları sarmaşık tohumlarıyla\nBir yere koyamazsın yüreğini.\nYa acıtırlarsaaa... Ya kanatırlarsaaaa...\nBitmeyen bir pazılın eksik parçası gibi\nKaybederlerse seni,kendi kendinde.\n\n                                                          05.05.2010\n                                                      Asya  Bozdağ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani",
        "poet": "Cemil Neşeliler",
        "poem": "\n\nŞarkıların dalgalarına binip de  sulara batıp çıkarcasına yine yüzmek istediğin anlar vardır hani....\nBoğazına kaçan  tuzlu suları  şuruptan tatlı görüp  yutmak  istercesine kulaç atarsın hani...\nBir daha bir kez daha ayaklarını bedeninle birlikte ileri geri hamlelerle ötelere gitmek istersin hani...\nBaşını suyun altına soktuğunda  gözlerini kapatmayıp  dipte bembeyaz kumlarda ışık kırılmalarını görürsün hani...\nMavi serinlikte tirtir titremene rağmen saatlerce bıkmadan çıplak teninle suların dansını izlemek istersin hani...\nUzaklardan kokunu hissedip seninle birlikte yüzmek isteyen kırmızı barbun balıklarıyla çırpınırsın hani...\nHer bir nefes alış verişinde kıyıya baktığında bir öncekine göre sahilden daha da uzaklaştığını farkedersin hani...\nDöneceğini bile bile dönmeyecekmişcesine uzaklara açıklara varmak ulaşmak arzu edersin hani...\nÇöllerde görüldüğünü bildiğin serapları  lacivert tümseklerin bir diğerinin ardında görür ve koşarsın hani...\nKendini romanın büyüsüne kaptırıp  sayfaların sayısını unuttugunda  sabahın kızıllığında  vaktin geçtiğini anlarsın hani...\nSevdiğinle kalben bir olup konuşmaya başladığında zamanın mekanın ayrı olmayıp bir oldugunu yaşarsın  hani...\nİşte böylesine kendinden geçip gözler kapanıp rüyaya sarmalandığında ruhların bir oldugunu zevkedersin hani...\nBedenlerin hafifleyip düşüncelerin sel oldugu yüreklerin kanatlandığı böyle bir cumartesideyim hani...\nNe kadar söylesem ne kadar anlatsam yazılar yazsam şiirler söylesem seni sevdiğimi  anlatabilir miyim hani...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani",
        "poet": "Gülseren Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nSabah oldu güneş doğdu\nYine yoksun gözlerim doldu\nÜmitlerim hep hayal oldu\nHani saat onda gelecektin\nKış bitti yaza döndü\nSıcaklar gitti sonbahar geldi\nVerdiğin sözler nerede kaldı\nHani bir sonbahar sabahı gelecektin\nAyağıma aldığım pabuç daraldı\nGözlerim yol beklemekten sarardı\nSöz verip de gelmeyecek ne vardı\nHani bir sabah, saat onda gelecektin\nSabah treni düdüğünü çaldı\nBenim kalbimi o zalim çaldı\nBeklemenin sonu hüzün oldu\nAğaçlarda ne yaprak, ne dal kaldı\nHani, hani bir sonbahar sabahı gelecektin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani",
        "poet": "Fikret Yılmaz",
        "poem": "\n\nSıyırmak kendini dünyadan \nboş ver be anam tadında mesela\nböyle bir dünya yer yüzü beşerisinin \nönemlice bir kısmı gibi banada \nerişilmez geliyor hala\n\n\n(haziran 2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani",
        "poet": "Cengizhan Sağdıç",
        "poem": "\n\nUnutuldu Mu Benimle Olan Anılar\nHani Benden Gayrı Olmazdılar\nAk Ey Gözyaşı Şakaklardan Aşağı \nOnlar Şimdi Başka Kolda Mutlular\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani",
        "poet": "Gülriz Gülin",
        "poem": "\n\nBir kuşun vardı adı Fener\nHani ölmüştü\nBir faren vardı adı Pi....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani.",
        "poet": "Emin Alsancak",
        "poem": "\n\nBir çay içimi gelecektin hani.\nVurgun yedi hayallerimin yarısı.\nYokluğuna razı değilmiş meğer yüreğim.\nArkanda bıraktın bir günah kırıntısı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani",
        "poet": "Hatem Kardeşler",
        "poem": "\n\nHani dağ başlarında beraber olacaktık? ...\nHani mor çiçekler mutluluğumuzun sembolüydü? ... \nHani ağaç gövdelerinden ismimiz silinmeyecekti? ...\nHani kuşlar yalnız bizim için ötecekti? ...\nHani tamburlar bir daha hüzzam çalmayacaktı? ...\nHani Palandöken daha heybetli,\nKar aşkımızca beyaz olacaktı? ...\nHani ellerimiz isteksiz,gözlerimiz yorgun olmayacaktı? ...\nHani sen yıllar yılı “Liselim” kalacaktın? ...\nHani hüzün katarı kara trenlerden,\nYolumu bekleyecektin? ...\nVe……………………………………………….\nHani birgün karşıma çıkıper olacaktık? ...\n“Ben geldim” diyecektin……………...\n\n\t\t         (Hasret İçimde Bir Dağ Kitabından)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani...",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\nHani...\nSevda şarkıları\nSöyleniyor ya...\nİlkbaharın\nO ılık günlerinde..\nBir bilsen\nKalbim nasıl çarpıyor...\n\nBenimse...\nKelebekler gibi\nUçasım...\nÇiçek..çiçek...dolaşıp\nHep sana konasım\nGeliyor...\n\nSevda şarkıları\nGönlümün içerisinde\nKalbim nasıl çarpıyor...\nSevgim çiçeklere...\nOnlar ise hep sana\nÖzlem duyuyor...\n\nBenim ise..\nKelebekler gibi uçasım...\nÇiçek..çiçek dolaşıp\nHep san konasım\nGeliyor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Adalet?",
        "poet": "Ozan Şahini",
        "poem": "\n\nHükmeder dünyaya bir avuç insan,\nNerde insan hakkı, hanı adalet? \nBirde suçlu olur hakkını soran,\nNerde insan hakkı, hanı adalet? \n\nYüzdeye vurursan yüzde beş'leri,\nBin bir çeşit pişer evde aşları.\nMetropol de işsiz fakir gençleri,\nNerde insan hakkı, hanı adalet? \n\nDevlette baş yok ki, nasıl kalkına? \nBürokratlar sahip çıkmaz halkına.\nRantiyeci mülkler katar mülküne,\nNerde insan hakkı, hanı adalet? \n\nKuzu doğdu kurt postuna büründü,\nSözdeydi eşitlik, yansız göründü.\nManisa'lı gençler beş yıl süründü,\nNerde insan hakkı, hanı adalet? \n\nMantar gibi her köşede bittiler,\nHortumlayıp bankaları yuttular.\nTürkiye’yi AYEMEF'e (IMF)  sattılar; \nNerde insan hakkı, hanı adalet? \n\nBütçelerde eşit değil dilimler, \nÇoğalıyor intiharlar zulümler.\nDevlet desteklidir böyle ölümler,\nNerde insan hakkı, hanı adalet? \n\nGel kardeşim hak verilmez alınır,\nAksini düşünme yolda kalınır.\nŞahini'nin  hakkı bine bölünür,\nNerde insan hakkı, hanı adalet? \n\n07-12-2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "...Hani Anne...",
        "poet": "Serkan Ökçe",
        "poem": "\n\nOyuncak sepetine bırakalı oyuncaklarımızı \nKılıfından çıkartıp\nSilahlar tutuşturdular elimize\nSevincin şafağı sökmeden \nKan damlattılar beyaz gülümüze\n\nAnne, öyle bir yerdeyim ki\nDüşlerime yağmurlar yağıyor\nDemir kokuyor yattığım yer\nAnne kanatların…\nAnne, gökleri kafes içine almışlar\nAnne, kuşlarımızı sal… Kuşlarımızı\n\nBugünler derin\nBugünler zor\nBugünler kara\nSevdaların bedeli peşin ödeneli \nFidanların alnına kahpe kurşunlar sıkılır oldu\nAnne…\nAnne,  gözyaşlarımız kirle doldu\n\nDerdin ki; tertemiz yarınlarınız olacak\nYuvanız kurulacak \nOcağınız tütecek\nAnne, masalların sonu…\nAnne, periler yokmuş! \nAnne… Tertemiz yarınlarımız olacaktı hani! \n\nİşte bu sahipsiz oyuncak\nKız kardeşimin bez bebeği\nAnne…\nAnne, bu tabutuna serdikleri\nOnun son giydiği kanlı gelinliği\nHani anne…\nHani anne! \nBu günler dünlerin yarını değil mi?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani asker ölmez diyorlardı.",
        "poet": "Haydar Turan",
        "poem": "\n\nHani asker ağlamaz diyorlardı,\nİşte ağlıyor,\nHani asker sevmez diyorlardı yarim aklımdan çıkmıyor,\nHani asker ölmez diyorlardı baksa azrailin elinde ismim yazıyor.\n\nHani sevenler aylrılmaz diyorlardı,\nBaksana bir mektup bile gelmiyor,\nHani asker unutulmaz diyorlardı, soranım bile olmuyor,\nHani asker ölmez diyorlardı,baksana azrailin elinde ismim yazıyor.\n\nHani asker özlemez diyorlardı,\nBaksana gözlerim seni arıyor,\nHani asker sevmez diyorlardı,\nYüreğim kan ağlıyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Ayrılık Yok Demiştin",
        "poet": "Turgay Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nHani ayrılık yok demiştin bu aşktan yana\nkaderci değildim sen alıştırdın beni\nben gelmiyorum aldıklarını geri ver bana\nhani ayrılık yok demiştin bu savaştan yana\n\nHani  ayrılık yok demiştin baştan bana\nhaberci değildim ayrılıklardan yana\nben gidiyorum geriye yalanlar senin olsun\nhani ayrılık yok demiştin doğrular bende kalsın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ayrılık Olmayacaktı",
        "poet": "Midayet Kara",
        "poem": "\n\nGel de gidelim, demiştim sana\nGönülden sevmiştim, anlasana\nSensiz bir hayat, ölümdür bana\nSözüm sözdür, ayrılık yok artık\n\nSendin mazideki, tatlı rüya\nHani seviyordun, beni güya\nÇileyle geçsede, yalan dünya\nSözüm sözdür, ayrılık yok artık\n\nDöndü yüreğim, ateşten köze\nAşk mafedecek, demiştim size\nBak kavuşuruz, gelecek güze\nSözüm sözdür, ayrılık yok artık\n\nÇekilen o dertler, bana yeter\nYürek acısı, ölümden beter\nİnsan severse, dertleri biter\nSözüm sözdür, ayrılık yok artık\n(0137) Nisan 1978\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani bana söz vermiştin",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nHani bana söz vermiştin\nBizim eve gelecektin\nErzurumu özlemiştin\nDağı taşı gezecektin\n\nVerdiğin o güzel sözler\nDün gibi hala aklımda\nBekliyorum abi seni\nGelirsin diye baharda\n\nÇok severdin kışı burda\nKarı görsen diz boyunda\nKardelen topladım sana\nUzatıp elin alsana\n\nHani beni çok severdin\nErzuruma gelecektin\nYollarını bekliyorum\nHasretlik uzun sürmesin\n\nVerdiğin o güzel sözler\nDün gibi hala aklımda\nBekliyorum abi seni\nGelirsin diye baharda\n\n                         Erzurum   Zernişan Aydoğan  08.02.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani bitmezdi (isvec deki cami yapımı için yazılmıştı)",
        "poet": "Ilyas Sener",
        "poem": "\n\nHANİ BİTMEZDİ\n\nBitmez diye tutturmuşlardı hani\nAllah yardım eder kendi evine\nFitne fücur girmişti aramıza\nSorun ne düşünüyor şimdi onlar\n\nAllah değip sende yardım edersen\nBirin bin oluyor sakın unutma\nCamilerde ezan sesi oldukça\nİslam yükseliyor sakın unutma\n\nAllah değip baş koyduk biz bu yola\nTemel attık önce güle oynaya\nZaman geldi duvarları yapıldı\nMinaresi çatısı da takıldı\n\nAzın çoğu çoğun azı hiç olmaz\nHayır edenlerin bedeni solmaz\nAllah emri kabirde azap olmaz\nHaydi el ele verelim kardeşim\n\nGel beraber camimizi yapalım\nAllah ismin duvarlara asalım\nKalbimizden kıskançlığı atalım\nAllah için ne yaparsan kendine\n\nİLYAS ŞENER  2004-01-05\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Bazen",
        "poet": "Ahmet Ali Dikmen",
        "poem": "\n\nhani bazen; \n''seni seviyorum'' la başlayan cümleler\n''ne olur kal, gitme'' diyen haykırışlar\n''ben sensiz yaşayamam'' diyen bağırışlar\ndüğümleniverir ya boğazına\no, çeker gider\nsen ise arkasından bakakalırsın ya\nİŞTE BU BENİM BİTTİĞİM ANDIR...\n\nhani bazen; \nayrılık rüzgarları seser aranızda\nbirgün gelir, ayrılmak ister\nsen ise gururuna yediremezsin\n''Git, bende seni istemiyorum zaten''\ngibilerinden laflar edersin de\nbir türlü sevdiğini söyleyemezsin ya\nİŞTE BU BENİM BİTTİĞİM ANDIR...\n\n(aralık iki bin yedi Edirne)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Benim Yıldız,ım nerde",
        "poet": "Sait Kasimoglu",
        "poem": "\n\nNeydi suçum benim neydi günahım\nGöklere yükseldi feryadım ahım\nNe gecem kaldı nede sabahım\nHani benim Yıldız,ım nerde\n\nSakınmıştım gözlerimin nurundan\nKıskanmıştım yerdeki karıncadan\nSırt çevirdin bana hiç acımadan\nHani benim Yıldız,ım nerde\n\nGece kalkıp kalkıp seni ararım\nOdanda sen yoksun ona yanarım\nAzrailim gelse belki kanarım\nHani benim yıldız,ım nerde\n\nSen mutlu ol ben acılar yaşarım\nHep kışlara dönse bile baharım\nÖyle acıttınki içten yanarım\nHani benim Yıldız,ım nerde\n               28.05.2013\n    O benim kızım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Bize Düşen İkrar",
        "poet": "Emre Gülüm",
        "poem": "\n\nRahat bizlere de gele\nHani bize düşen ikrar\nUmutları verdik sele\nHani bize düşen ikrar\n\nKula kulluk etmem gayrı\nNazlı yardan düştüm ayrı\nBülbüller eyledi zarı\nHani bize düşen ikrar\n\nDağlar yıkılır da gider\nİnsan bu parayı sever \nİnananlar ahiret der\nHani bize düşen ikrar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Bizler Kardeş İdik",
        "poet": "Nevzat Güzeldere",
        "poem": "\n\nKürdü Lazı Çerkezi ile\nAzerbeycan Türkleriyle\nAlevisi Sünnisiyle\nHani bizler kardeş idik\n\nSarışını kumralıyla\nEsmer buğday beyazıyla\nZenci japon afganıyla\nHani bizler kardeş idik\n\nSorarım bu öfke niye\nAbi vurur küçüğüne\nSokak döndü kan gölüne\nHani bizler kardeş idik\n\nDilersen aç dört kitabı\nİncil Tevrat  ve Kur'an-ı\nVarmı emreden savaşı\nHani bizler kardeş idik\n29,11,1997 MEDYATÖR DERGİSİ.\n-----------------\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Bizim Askimiz..",
        "poet": "Omer Hasmercan",
        "poem": "\n\nhani bizim askimiz, bir dag gibiydi kimse deviremezdi! \nhani bizim askimiz, bir agac gibiydi, kimse sökemezdi! \n\nhani gülüm bizim askimiz, ay ile yildiz gibiydi, kimse söndüremezdi! \n\nmegersem, bizim askimiz, bir mum gibiymis, cakmagi cakinca yanan, üfleyince sönen, eskiyince degistirilen..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani bugün seninle",
        "poet": "Ruşen Ayhan Macarlıoğlu",
        "poem": "\n\nHani bugün seninle bir eve gittik ya\nsen bilmiyorsun orası okul okul\nyuva okulu\n\nçok oyuncak var salıncak var\nkumlu havuz bile var\n\nbir abla var o öğretmen\ngüzel öğretmen\nbir de teyze var şişman\no da öğretmen\nbi de müdür varmış çok büyükmüş o\nmasaldaki dev gibi mi\n\nbir kız var gözü mavi\nben kızları hiç sevmem\nhiç evlenmiycem\nhep seninle uyuycam\n\no abla öğretmen teyze öğretmenle konuştu\nkonuşurken ağladı ben gördüm\nsonra beni gördü gülümsedi \nsaçımı okşadı\narkadaşı ölmüş ben duydum \n\ngözü mavi kızın kovası var küreği var\nyaramazlık yapmazsam bana da alır mısın\n\nAnne baksana\nAnne be\nbi bak bi bak\nAnne\n\nÖlmek ne? \n\n(2000)     \n\n___________________\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Değerlerimiz",
        "poet": "Zeynep Aydınlıoğlu",
        "poem": "\n\nAnılarda yaşattığım katıksız sevgi \nBenliğime böyle yerleşmiş insan değeri \nBüyüklerimizden böyle görmüşüz demek ki \nVar mı ötesi arkadaş? İnsan değeri bu.\n\nÜzüm bağlarında çalışan insanlar \nTazeliğin kokusunu taşıyan rüzgarlar \nDinlenirken atılan kahkahalar \nSevgiyle olur bu arkadaş, var mı ötesi \n\nKötümserliğe yer yok benim köyümde \nŞaşırttı şehir hayatı hepimizi de \nDüşünceler değişti, endişe var içimizde \nParayla bütünleştik arkadaş, var mı ötesi \n\nKomuşunun feryadını kimse duymaz \nÖlürsen belki kimse gelmez \nBu gidişle ne insanlık, ne komşuluk kalmaz \nİnsanlık bitiyor arkadaş, var mı ötesi \n\nGözlerimizi hesap yaparak acarsak \nSelamı geç, parayla kapıları zorlarsak \nHatırlayıp anamızı babamızı sormazsak \nBiz bitmişiz arkadaş, var mı ötesi\n\nYarını düşünmek beynimizi kemiren \nGecmişten kalıntılar biraz gülümsettiren \nÇocuklarımızdan var mı sevgiyle yetişen? \nRobotlaştık arkadaş, var mı ötesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Derdin Ya",
        "poet": "Veysel Eraslan",
        "poem": "\n\nHani derdin ya bana, seninle güldü yüzüm; \nTebessümün bitmesin, mutluluk yağsın sana…\nBende senden farksızım, anla be iki gözüm; \nBulutlar hiç gitmesin, mutluluk yağsın sana\n\nArada bana uğra mutluluk getir biraz.\nİki mevsim yeterli, biri bahar, biri yaz.\nGözlerinde kaybolsun buzlar, karlar ve ayaz; \nGüneşin hiç batmasın, mutluluk yağsın sana…\n\nYedi verenler bitsin senin gönül bağında,\nAklım takılı kaldı kıpkızıl dudağında.\nSayende çok mutluyum, ömrümün son çağında; \nKimse nazar etmesin, mutluluk yağsın sana…\n\nMutluluk kundağına sardım, beledim seni.\nSon dileğim bu idi, Hak’tan diledim seni.\nOnca güzel içinden tek tek eledim seni; \nKimse kaşın çatmasın, mutluluk yağsın sana…\n\nEraslan’ım; bu rüya sakın burada bitmesin.\nBenden başka hiç kimse, gül sinende yatmasın.\nDilerim başka kula Allah muhtaç etmesin; \nBu dilekler yetmesin, mutluluk yağsın sana…\n\n03.05.10\nYozgat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Derler ya,eski dost",
        "poet": "Nilüfer Gümüş",
        "poem": "\n\nHani derler ya,eski dost düşman\nOlmaz diye\nHep yalan..\nHemde en çok acı veren\nDüşman oluyor................24 Mart 2013, 00:08\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Dönecektin Geri",
        "poet": "Deniz Yılmaz Eralp",
        "poem": "\n\nBir ayrılık sonrası,\nçöker üzerine hüzün.\nBaşın önünde yürürsün \ncaddelerde.\n\nHani dokunsalar,\nağlayacakmış gibi.\nSüzülen damlaları\nBir öpücükle yok edesin gelir.\n\nGöz kapakların ıslak,\nÇekersin kızarmış burnunu.\nKim bilir belki acı,\nBelki de sevinç damlalarını.\n\nBak gök yüzü yine bomboş.\nOysa söz vermişti dolunay,\nYine aynı saatte,\naynı yerde buluşacaktık.\n\nama içimde bir teselli............\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hani Diyordun Ya...",
        "poet": "İbrahim Kaya Bursavi",
        "poem": "\n\nHani diyordun ya nerde, kimle, nasıl olursan ol, elinde baston iki büklümde olsan, yaşama dair en ufak bir arzun kalmasa da, yemin et, her ilk ilkbaharın ilk günü bu çınarın altında ol, ben hep ordayım diyordun. O çınar orda olmasa da sen ol diyordun, bir gün bende olmasam bil ki dünyadan göçmüşümdür diyordun, yasını kimlerle paylaşsam sevgili, çınarlar anlamaz ki, beni bir sen anlardın ancak sevgili, şimdi buralar çok kalabalık, sevgililer var el ele, şimdi buralar çok sessiz sevgili, yalnız kaldım kalabalıklar içinde, sensiz kaldım. Böyle olmamalıydı, bendeki yaşanmamışlıklar yetim kaldı sevgili. Bir şafaktı sana yazdığımda bunu, ilk günüydü ilkbaharın ve gece karanlık örtüsüyle yorgun hislerimin üstünde ama sen hala yoksun sevgili...\nÇok baharlar geçti çınarın altında, senden yoksun. Sözümdeyim hala, belki bir gün çıkar gelirsin diye. Çok ağlamaklı oluyorum, sen aklıma düşünce, boğazımdan aşağı bir ateş topu iniyor geçmişe, eski külleri tutuşturan, göz pınarlarım göz kapaklarımı zorluyor, ağlamak yakışmaz ama bana değil mi? Yanımda olmasan da, ağladığımı istemezsin değil mi? Artık bedenim çok yorgun, yaşlı ve de sensiz düştü, belki bir, belki iki defa, belki de bu son gelişimdir sana. Yinede seni özlemek güzeldi, bir ömre bedeldi ama sensizdim ama her şeye rağmen seni özlemek bile güzeldi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Dönecektin?",
        "poet": "Fatih Çınar",
        "poem": "\n\npusularmı kurdular yollarına\nprangalarmı taktılar ayaklarına\nkarakollarmı diktiler dağlarına\nhızır yoldaş olmadımı yanına\nneden gelmedin neden gelmedin\ngelmedin neden\n\nhani dönecektin gittiğin yerlerden \nönünde aşılmaz denizlermi vardı\nhani başlayacaktık kaldığımız yerden\ngelip çaldında sen kapılar yüzünemi kapandı\nhani dönecektin gittiğin yerlerden\nsöyle bana kalbinmi zamanmı dardı\nhani başlayacaktık kaldığımız yerden\nbedenimi kolların yerine yalnızlık sardı\n\nMüzik: fatih çınar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Diyordun Ya...",
        "poet": "İbrahim Kaya Bursa",
        "poem": "\n\nHani diyordun ya nerde, kimle, nasıl olursan ol, elinde baston iki büklümde olsan, yaşama dair en ufak bir arzun kalmasa da, yemin et, her ilk ilkbaharın ilk günü bu çınarın altında ol, ben hep ordayım diyordun. O çınar orda olmasa da sen ol diyordun, bir gün bende olmasam bil ki dünyadan göçmüşümdür diyordun, yasını kimlerle paylaşsam sevgili, çınarlar anlamaz ki, beni bir sen anlardın ancak sevgili, şimdi buralar çok kalabalık, sevgililer var el ele, şimdi buralar çok sessiz sevgili, yalnız kaldım kalabalıklar içinde, sensiz kaldım. Böyle olmamalıydı, bendeki yaşanmamışlıklar yetim kaldı sevgili. Bir şafaktı sana yazdığımda bunu, ilk günüydü ilkbaharın ve gece karanlık örtüsüyle yorgun hislerimin üstünde ama sen hala yoksun sevgili…\n     Çok baharlar geçti çınarın altında, senden yoksun. Sözümdeyim hala, belki bir gün çıkar gelirsin diye. Çok ağlamaklı oluyorum, sen aklıma düşünce, boğazımdan aşağı bir ateş topu iniyor geçmişe, eski külleri tutuşturan, göz pınarlarım göz kapaklarımı zorluyor, ağlamak yakışmaz ama bana değil mi? Yanımda olmasan da, ağladığımı istemezsin değil mi? Artık bedenim çok yorgun, yaşlı ve de sensiz düştü, belki bir, belki iki defa, belki de bu son gelişimdir sana. Yinede seni özlemek güzeldi, bir ömre bedeldi ama sensizdim ama her şeye rağmen seni özlemek bile güzeldi…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani düşler vardır ya",
        "poet": "Ziya Nizam",
        "poem": "\n\nHani düşler vardır ya\nAşk dolu,\nLoş bir ortamda mum ışıklarında.\nDünyalar vardır ya bizde.\nUmutlar vardır sana ve bana ait,\nNasıl yapsak ta kopmasak diye.\n\nHani sevgiler vardır ya\nAklımızdan çıkmayan\nNeden sevdim deriz hep\nAma bağlanıveririz birden bire\nNedenini anlamadan\n\tO büyük sevgiliye.\n\n\t\t\t27.03.1999-Cumartesi\n\t\t\t01:15 Radyo Mavideniz Rize\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Geleceğim Demiştim Ya ",
        "poet": "Turgut Baki",
        "poem": "\n\nbir çocuk mahcupluğunda\nmerhaba\n\nşimdi bana \nkızacak\nküsecek\nburulacak\nsitem edeceksin \n\nbilirim\n\nbelki de isyan edecek \nhatta \nhatta lanetleyeceksin\n\nmadem ki gelmiyorsun \nhiç gelme diyeceksin\n\nkim bilir\n\nya da hiç bir şey demeyeceksin\n\nve neler geçiyor aklımdan bilmeyeceksin\n\noysa nasıl gelmek isterdim\n\nnasıl sarıp sarmalamak seni\nbasmak bağrıma \nkokunla ciğerlerimi doldurup\nöpücüklere boğmak \n\nve sevişerek uykusuz kalmak\n\ngünü seninle karşılamak\n\nkonuşmak saatlerce\n\nsenden\nbenden\nbizden\nözlemle geçen gecelerden\nve gelecekten\n\nama olmadı işte\n\nhesaplar tutmadı\n\ngelmiyor değil \ngelemiyorum\n\nnedenini sorma\n\ndiyemiyorum\n\nama bir gün buluşma umudumuz hep var içimde\nöyle hissediyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Mutlu Olacaktık Ya....",
        "poet": "Hüseyin Elitaş",
        "poem": "\n\nHANİ MUTLU OLACAKTIK YAA\n Geceye yıldız,toprağa yağmur,dikene gül olacaktık.\n Bak yıldız olduk ama  farklı gecelerde\n Yağmur olduk ama  farklı mekanlarda\n Gül olduk ama farklı dallarda\n Hani mutlu olacaktık yaa\n İşte bak mutlu olduk\n yürekten olduk\n Hani sen hep derdin ya çok yalnızım\n İşte ben seni yalnızlığın kadar çok ama çok seviyorum\n Bak işte mutlu olduk......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani nerde?",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nDüşmanlık,kin nefret, şiddet\nOlmaz sevgi olan yerde\nSabırsızlık, gazap, hiddet\nOlmaz sevgi olan yerde\nHani nerde, hani nerde? \nSevgi deva her bir derde\nHani nerde, hani nerde? \n\nDostlukların  azalması\nAraların bozulması\nUfak şeye kızılması\nOlmaz sevgi olan yerde\nHani nerde, hani nerde? \nSevgi deva her bir derde\nHani nerde, hani nerde? \n\nGüçsüzlerin ezilmesi\nİnsanların üzülmesi\nYaşamanın bezilmesi\nOlmaz sevgi olan yerde\nHani nerde, hani nerde? \nSevgi deva her bir derde\nHani nerde, hani nerde? \n\nBal der bütün çirkinlikler\nKızgınlıklar, gerginlikler\nDargınlıklar, kırgınlıklar\nOlmaz sevgi olan yerde\nHani nerde, hani nerde? \nSevgi deva her bir derde\nHani nerde, hani nerde?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Nerde?",
        "poet": "Ahmet Yozgat",
        "poem": "\n\n1/:\nAçılır kocaman ağızlar:\n'Temiz insan...' Derler\nÇatılır kalın kaşlar:\n'Temiz çevre...' Derler\nKocaman ağızlar ne yerler? \nÇevreyi kirletirler\nÇatık kaşlar ne ederler? \nOrtalığı kirletirler\nTemiz insan nerede hani? \nNerede temiz çevre? \n2/:\nBir elinde naylon poşetler \nÖbüründe kâğıt çantalar\nKirli çevre nerede? \nTemiz çocuklar orada\nBüyüklerin kirlettiği çevreyi \nTemizlerler büyüyene kadar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani nerde adalet?",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nDevam eden bir zulüm var misli görülmemiştir\nOn binlerce kız çocuğu hakkı verilmemiştir\nBaş örtülü sınıflara halâ girilmemiştir\nHalâ ayrımclık varsa cehalettir cehalet\nEşitlikten dem vuranlar hani nerde adalet? \n\nBaş örtülü kızlarımız okuldan kovuluyor\nHer türlü hakaret mubah, kapıda dövülüyor\nDemokrasi eşitlikmiş, üstelik övülüyor\nSosyete için öyledir, dindarlara sefalet\nElinde ipi tutanlar hani nerde adalet? \n\nKamusal alan dediler, kurtarılmış bölge mi? \nBize mi yalan dediler, yoksa başka ülke mi? \nYasalar mı konuşuyor, yoksa gizli belge mi? \nBu ülkenin insanına hakarettir hakaret\nEy ülkeyi yönetenler hani nerde adalet? \n\nDevlet dine karışmazmış, bal gibi karışıyor\nTürk hanımını engeller, arapla görüşüyor\nBirkaç medyadik yorumcu fetva da yarışıyor\nAlim diye sandığımız gafiller oldu alet\nAydın diye geçinenler hani nerde adalet\n\nMikdat bal der ben ülkemi severin canım gibi\nYine yoktur mutsuz olan benim insanım gibi\nDünya da eşi bulunmaz cennet vatanım gibi\nCennet zebaniyle dolu ne hayrettir ne hayret\nArtık tecelli etmeli hani nerde adalet?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Nerdesin Anne",
        "poet": "Semih Malay",
        "poem": "\n\nAnne; Bugün anneler günü\nHediye aldım ama verecek\nKimsem yok anne; \nBeni bırakıp gittin\nHani söz vermiştin.\nHiç ayrılmayacaktık.\n\nHani sen her gece\nGül kokunla, pamuk ellerinle\nBaşımın ucuna gelir yanağıma\nBir öpücük kondururdun ya\n\nBu gece beni öpmeye gelmedin\nAnne; Yanağıma bir öpücük kondurmadın anne\n\nKalkıp ben ölmedim diye\nBağrı verecen sandım.\nBağırmadın annem\nNe olur kalk.\nBeni yanlız bırakma\nNe olur kalk anne\n\nKalk ta gel, sensiz olmuyor\nGeceleri gözlerime uyku girmiyor \n\nNe olur anne\nKalk gel, Kalk ta gel anne\nSesini son kez duyum\nO gül kokunu bir kere daha koklayayım \nANNEM! ! !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Niye Dersen",
        "poet": "Şair Baraka",
        "poem": "\n\nHani niye dersen\n\nYılanın yunus olmasını gördüm\nyunus olmasını istedim\nNeye yetmez yılan benim\nSeni görmeye geldim\nErkeğin kadınlaşmasını gördüm\nKadın olmasını istedim\nNeye yetmez erkek benim\nSeni görmeye geldim\nTaş....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Nerede Şirin",
        "poet": "Cemal Öztürk",
        "poem": "\n\nAltını gümüşü güzel işledik\ninsanı insan gibi işleyemedik\n\nAltını gümüşü güzel işledik \nİnsanı insan gibi işleyemedik\nMaden ocağı ahiret değil\nGidip geldiğimiz mezar\n\nHiç düşürdük mü \nFerhat’ın kazmasını elimizden\nHani nerede Şirin…?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani o eskiyen sevgili",
        "poet": "Seçkin Dora",
        "poem": "\n\nŞu baharın bir perşembesi de eksik olsa\nEksik olsa penceresinde sümbül söylenen\nHani o sevgili; perdesinde gri tonlu aşk\nHadi o eskidi, penceresinde sümbül söylenen\nHani o sevgili; baharın bir perşembesi giden\n\nKan kırıntısı panzehir kussa dudak dudak\nHani o sevgili; baharın bir perşembesi giden\nAşkıma bir zehir kussa dudak dudak\nBu dağ başı iklimi, aşk kuraklığı yavruağzı\nHani o sevgili kucağında sıcak sarılmak…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Nerde Benim",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nGarip kaldım, gurbet elde yaşarım,\nHastalandım dermanımı ararım,\nGelen geçen yolculara sorarım,\n\nHani nerde benim gençlik çağlarım,\nGözlerimden yaşlar döker, ağlarım,\n\nKolay mı gurbetin, kahrını çekmek,\nKolay mı kazanmak, bir lokma ekmek,\nKolay mı gurbetten, sağ dönebilmek,\n\nHani nerde benim gençlik çağlarım,\nGözlerimden yaşlar döker, ağlarım,\n\nGözümde tütüyor, dumanlı dağlar,\nYolumu gözleyen, sevdiğim ağlar,\nViraneye dönmüş, çiçekli bağlar,\n\nHani nerde benim gençlik çağlarım,\nGözlerimden yaşlar döker, ağlarım,\n\nKanadı kırılmış kuşlar misali,\nGaribin gurbette, böylolur hali,\nSılaya kavuşmak, olur hayali,\n\nHani nerde benim gençlik çağlarım,\nGözlerimden yaşlar döker, ağlarım,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Olur Ya!",
        "poet": "Sevgi Uz",
        "poem": "\n\nOlur ya, bir gün çıkar gelirsen\nKaranklıklar arkasından\nGittiğini, yok olduğunu düşünürken\nYeniden karşımda öylece durursan\nHani, olut ya! ..\n\n                                 8 Şubat 2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Özgürlük",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nTeslim oluyorsan\nNiye gidiyorsun? \nGidiyorsan\nNiye teslim oluyorsun? \nHani özgürlük? \nYarım bırakılan her şeyin\nAma herşeyin\nKalan yarısıdır özgürlük...\nSevdam bunu kaldırmaz\nHüzün bunu kaldırmaz\nDefne dalının yaprağıda olsan\nTanrı bunu kaldırmaz\nTanrı sana acımaz\nTutar atar\nSeni\nHer şeyinle\nBenim yüreğimin orta yerine\nTanrı sana acımaz\nİnan acımaz\nTeslim olmak\nÖzgürlük uğruna\nTılsım olmaktır\nHiç kimsenin bozamayacağı.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hanı senınle",
        "poet": "Mehmet Engin",
        "poem": "\n\nhanı hıc ayrılmayacaktık senınle\ngurbet sana sıla bana dustu sevdıgım\nhayal deryasında gezınırken duygularımız\ngurbet sana sıla bana dustu sevdıgım\n\nhanı ben topragın sen yagmurum olacaktın\nyagdıgında kana kana ıctıgım\nmevsımlere aldırmayacaktık senınle\ngurbet sana sıla bana dustu sevdıgım\n\nhanı hıc ayrılmayacaktı ellerımız\nsıcak,daha sıcak sarılacaktık bırbırımıze\ngozlerımızde unutacaktık bakıslarımızı\ngurbet sana sıla bana dustu sevdıgım\n\nhanı hıc ayrılmayacaktık senınle\ndalda yaprak gul'de tomurcuk olacaktık\nbulbulun sarkısını bırlıkte dınleyecektık\ngurbet sana sıla bana dustu sevdıgım\nozlem sende acın bende kaldı sevdıgım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani; sevgiden bahseden kuşlar vardı",
        "poet": "Ziya Nizam",
        "poem": "\n\nHani; sevgiden bahseden kuşlar vardı\nEskimiş sevdaların ardından.\nBir yaşam adanmış yaşamlarda\nSevdim sanmıştı iki insan.\nO kadar kolaydı ki sevmek\n\tO kadar kolay unutmak.\nBu mudur aşk,\n\tYoksa insanlar mı aşka korkak? \n\n\t\t\t14.07.2003-Pazartesi\n\t\t\t16:02 Bauhaus Bayrampaşa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Sen",
        "poet": "Bünyamin Boy",
        "poem": "\n\nHani sen.\nSon görüşmemizde, \nYokum birkaç gün.\nBuralarda dedin ya.\nDaha veda etmeden, \nSözünü bitirmeden,\nKapıdan bile çıkmadan,\nÖzledim seni ben. \nKısada olsa ayrılık.\nAdı üstünde işte \nAyrılık.özletiyor,\nSevileni...seveni\nSenin yokluğunda.\nZaman duracak.\nSaatler ay gibi...\nGünlerse yıl olacak.\nBilesin ki sevgilim\nSen gelene dek,\nHicran ateşi,\nAlev alev yakıp\nKül edecek.\nRüzgar savurup \nYok edecek beni\nNe olur çabuk dön,\nGüzel gözlü sevgili...! \n\n19.Mayıs.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani seviyordun",
        "poet": "Ömer Kılıçay",
        "poem": "\n\nHani gözlerimde neşe buluyordun\nŞair sözlüydüm, dudaklarım senindi.\nHani yüreğimde yer tutmuştun\nGönlüm sana geniş, başkasına dardı.\n\nBensiz günler sana haramdı, \nNefesimi kulağında hissediyordun,\nAnlında dudağımın izi vardı,\nHani, yanlızca beni seviyordun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani şu AŞK dedikleri",
        "poet": "Gürsel Cengiz",
        "poem": "\n\nAynı bahçede var olup ta dalları birbirine değmeyen ağaçlara, heder olan aşklara, dilek ağacına asılan mendiller gibi, en çok şiirler, türküler sevdaya yazılmıştır.\n İnsanoğlunun var olduğu o bilinmez zamandan beridir, aşkla gözyaşı, hüzünle mutluluk kardeştir, o gözyaşı ki, o hüzün ki acıyı söndürmez sadece geçici olarak dindirir. Bekleyen ile beklenen arasındaki mesafeler, özlem ağlarıyla örülü bir yürek yarasında son bulur desem de, o acı asla dinmez küllenir sadece.\n\nDiğer canlılarda da var mıdır aşk, yoksa sadece insana özgü bir duygumudur. Aslına bakarsanız insan olmanın zarafeti üç ana şıkta da yatar, bunlar saygı, sevgi ve çokça insan olmaktır. Bu değerleri elde edebilmek ne kadar zor ise, bunları taşıyabilmek ve elde tutabilmek de aynı ölçüde zordur.\n\nAşkı, şiiri ve müziği içinde harmanlayabilen tek varlıktır insan. Her acıya dayandığı gibi, aşk acısına da dayanabilendir. Eline aldığın son çıkan romanı okurken, romanın anlattığı başka başka hayatlarda aşkını, kendini yürüdüğün yolları, kokladığın çiçekleri ararsın aslında, o hep sayfaların bir yerinde karşına çıkar. Bir sayfada seni sararken, diğerinde umursamaz, aramaz sormaz. Elleri cebinde arkasını dönüp gider, bir sayfada sensiz olamayacağını anlar ve biter roman.\n\nToz tutmuş anılar hangimizin hayatında yok, hangimiz iğne oyasının, bir yemeniye sarılışı gibi tutunmadık hayata, ekmeği bölerken bir bakır sinide üçe beş e, ve uğruna yaşadığımız bir sıcak aşa damlasa da bazen göz yaşlarımız, aşk bitmemiş bir öykü gibi, yüreğin en ücra, en sessiz köşesinde uzun yıllar öylece bekler.\n\nKendimizi sorguladığımız kadar, hayatı da sorgularız ve işte tam burada bir isyan bir haykırış vardır aslında, kaderimizi çizen çizgiye, işte o an ağlarız, eski bir radyoda çalan ezgiye. Bizleri buralara atan rüzgara, kara, borana, tipiye kızarız, içeriz sessizce bir köşede öylece sızarız.\n\n Aşkı tanımayanız var mıdır bilemem, ama bildiğim bir şey var, ne kadar ağzımızı yaksa da çoğumuz acıyı soframızdan eksik etmeyiz, aşk acıdır dostlar, diğerinden tek farkı, ağzını değil yüreğini yakar bu acı, beklersin ve beklediğinle yaşadığın anılarını, bir tren vagonu gibi bir biri ardına eklersin.\nHangimiz tanımayız karanlığın o gizemli, ürkütücü soluğunu, zaman zaman, koşarak o karanlıklardan çıkmak istesek de, bir ışık arasa da gözlerimiz, hiç çıkmayacağımızı sanırız, oysa hepimiz biliriz, karanlıklar çekince elini ayağını, sabahın o güzel ışıkları karşılar bizleri. İşte karanlıktan sonra seni karşılayan ışık aşktır dostlar aşk…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Şu Bir Karpuz Alacak Kadar Artan",
        "poet": "Su Coşkun",
        "poem": "\n\nhani şu bir karpuz alacak kadar artan\nalmak için utandığım\nmaaş farkım\ndoğrasam artar mısın..? \n\nmebrure / Kasım 1994 / Blk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Vardır ya",
        "poet": "Gülden Karabudak",
        "poem": "\n\nHani vardır ya, \nakdenizdir gözleri\nEllerinden nehirler akar \nO bitmez yaz geceleri\nHani vardır ya, \nÇağlayandır sözleri\nYüreğinden şiirler coşar\nO sessiz yaz geceleri\nHani vardır ya, \nIlık bir rüzgardır saçının her teli\nYüzünde ay ışığı yanar\nO zifiri yaz geceleri\nHani vardır ya; \nHayattır, umuttur benliği\nTenini yorgan yapar \nO serin yaz geceleri...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Varya",
        "poet": "Ayten Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nHani var ya Mine çiçeği derler adına,\n\nHani var ya açar mavi mavi doğada,\n\nHani var ya yer açar kendine, sevdiklerine,\n\nHani var ya Mine çiçeği derler adına,\n\nYer açar kendine, sevdiklerine doğada,\n\nSevgi saçar, yürek açar,\n\nÇoşar ırmaklar gibi taşar, çoşkun akar,\n\nSığmaz kabına, taşar,taşar,taşar,\n\nEmek verir, el verir,yürek verir anlayana,\n\nAcımaz emeğine taşır karınca misali,\n\nHani var ya Mine çiçeği derler adına,\n\nHani var ya açar mavi,mavi,\n\nDoyulmaz arkadaşlığının tadına,\n\nHani var ya açar mavi mavi,\n\nHani var ya yer açar kendine sevdiklerine,\n\nDoğada yer açar kendine sevdiklerine,\n\nHani var ya işte o varya,\n\nDoyulmaz arkadaşlığının tadına,\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Unutmuştum Seni Ben?",
        "poet": "Çiğdem Selçuk",
        "poem": "\n\nhani göğe baktığımda görmeyecektim artık gözlerinin mavisini? \nhani hiç ısınmadığım ellerinin sıcağını aramayacaktı ellerim? \nkurallar koyup... kararlar alacak...aslalarımı yürürlüğe koyacaktım\nyüreğine tebliğ olacaktı hani suskunluğum? \nhani içimde taa derinlerimde saklıyacaktım senli anıları? \ngözyaşlarımla anlaşmıştım ben hani...? \nsana ağlamayacaktım...\nunutacaktım..yenileyecektim yüreğimi hani? \nhani unutmuştum seni ben anmayacaktım artık? \n\n20/12/2006 Edirne \nSaat; 00:16\n\nÇiğdem SELÇUK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Tatil Ya",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\nCumartesi günleri\nYine\nSabahın köründe \nKalkarım\nKendimden önce\nHani\nTatil ya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Vardı ya",
        "poet": "Zafer Adak",
        "poem": "\n\nBi yıldız düşer denize şimdi, \nBi de aklımdan gözlerin geçer, \n'hani vardı ya' ile başlayan geceler, artık\nuzaklığının sıcaklığına tutsak...\n\n(eylül 2001-gelibolu)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Ya Kölelik Bitmişti Güya",
        "poet": "Mahmut Nazik",
        "poem": "\n\nHANİ YA KÖLELİK BİTMİŞTİ GÜYA \n\nHani ya kölelik bitmişti güya; \nKâhyasıyla, kamçısıyla ayakta.\nNe merhamet, ne de insaf, ne hayâ; \nKuralıyla, kurumuyla hayatta.\n\nSpartaküs, Şeyh Bedrettin kanıyor\nPatronlar ekmeği kana banıyor \nŞehirler kaynıyor Roma yanıyor\nFermanlar çıkarır krallar tahtta\n\nAsyalı bir beyaz, Somalı zenci.\nŞu bir materyalist, şu da bir dinci; \nBir doğa, bir tarih, toplum, bilimci; \nMuhteşem beyinler şimdi mezatta.\n\nKan istersen gladyatör, şövalye.\nİsteriksen, uygun âşık kavalye\nŞu kendini özgür sanan cariye\nEn güzel bedenler ucuz fiyata \n\nUmutlar satılık sual satılık\nNinniler maniler masal satılık\nAşk gitti gidiyor hayal satılık\nŞimdi trend: sınır sınıf safsata\n\nVar mı artıran bitiyor ihale\nŞu özgürüm sanan zincirli köle\nKendi hücresi bir yıkılmaz kale\nAşkı dersen kalmış öyle Araf’ta\n\nİnsan dediğin kaç yasa içinde\nTaş bir yontu ama tasa içinde\nTapınaklar İsa Musa içinde\nVicdan da pazarda suç da sırat da\n\nMahmut Nazik 23 Nisan 2015 Mersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani ya",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nhaniya benden gidenler\nbenim içimden kopup da gidenler var ya\nşimdi\nhepsi mutlu\nhepsi huzurlu (mu ?)\n\n08-02-1997\nCumartesi\nSaat:23.15\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Ya",
        "poet": "Ersin Kayışlı",
        "poem": "\n\nBir şarkı düşledim hep şu sazımın telinde,\nHani ya tüm nağmeler bizimle dolacaktı,\nSöylenirken aşkımız kâinatın dilinde,\nHani ya her mutluluk bizimle olacaktı…\n\nBir şiir düşledim hep her dizede sen olan,\nMısra mısra okunup kalbe sevgiyle dolan,\nDuygular mıydı yoksa biz miydik ki kaybolan,\nHani ya her mutluluk bizimle olacaktı…\n\nBir sabah düşledim hep seninle uyandığım,\nGecelerin üstüne umuda boyandığım,\nAnlamadım niyedir şimdi böyle yandığım,\nHani ya her mutluluk bizimle olacaktı…\n\nBir sevda düşledim hep içimde sol yanımda,\nHissedecektim seni derinde ta canımda,\nNeden şimdi hüzün var bilmem ki her anımda,\nHani ya her mutluluk bizimle olacaktı…\n\nBir hayat düşledim hep bir ömür yaşanası,\nSevgi ve sadakati yanında taşınası,\nŞimdi bak gözlerime bu neyin aşinası,\nHani ya her mutluluk bizimle olacaktı…\n\nŞimdi bütün düşlerim elimde kırık dökük,\nBil ki gecelerimden yıldızlar bile sökük,\nBak yarınlar önünde nasıl da boynum bükük,\nHani ya her mutluluk bizimle olacaktı…\n\n09 / 11 / 2007 - ADANA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hanım Ayşe",
        "poet": "Ceyhun Aras",
        "poem": "\n\nHer sabah erkenden kalkıp saat tam 7 de kahvaltının hazır olmasını isterdi. Öyle titizdi ki çatalı, kaşığı, bardağı ona özeldi, kimsenin kırdığı ekmeği yemez, ona özel olanlara kimse elini süremezdi. Evdeki tüm hizmetçiler ondan çekinirdi. Aslında zayıf, çelimsiz, kara kuru biriydi “Hanım Ayşe” ama güzelliği dillere destandı. \nİnegöl kaymakamının biricik eşiydi. Şayet bir yere oturmaya ya da yemeğe gideceği zaman, özenle giysilerini giyerdi. Misafirliğe gideceği ev için giyeceği elbiseye uygun ev terliklerini de itinayla seçerdi, makyajı, kokusu, duruşuyla zaten o namı hak ediyordu: \nHanım Ayşe.\n\nTüm zamanını değerlendirir, hiçbir şeyin eksik olmasını istemezdi. Her şeyi planlı ve programlıydı, hatayı asla affetmezdi. Ev çalışanlarından birinin en ufak hatası, ya maaş kesintisiyle ya da hatanın büyüklüğüne göre işten çıkarmayla bile sonuçlanabilirdi.\n\n1981 yılının ilk ayları gene bir misafirlik durumu vardı ve tüm ev ahalisi seferberlik ilan etmişti. Herkes Hanım Ayşe’nin etrafında fır dönüyor, Hanım Ayşe her yana emirler yağdırıyordu. En çok tekrarladığı cümleyse; \n\n- Her şey mükemmel olmalı, her şey mükemmel olmalı, diye gürlemesiydi.\n\nŞükür koşuşturmaca bitti de herkes rahatladı, benim elimden tuttuğu gibi atladık arabaya ve şoför bizi gideceğimiz eve bıraktı.\nGittiğimiz ev çok ihtişamlıydı, ama ev sahibi bir o kadar mütevaziydi. Hanım Ayşe ile yakından uzaktan alakası yoktu. Güleç yüzlü, kibar bir ev sahibesiydi. Çaylar içildi, pastalar yenildi, sohbetler olanca hızıyla devam ederken; yapılan kahve servisinde hizmetçi, kahveyi Hanım Ayşe’nin elbisesine boca etmesiyle olanlar oldu. Ortalık hanım Ayşe’nin haykırışlarıyla inledi, öyle bağırıyordu ki, ev sahibesi ne yapacağını şaşırmış, irkilmiş, korkmuştu. Hemen üstünü sildiler, temizlemeye çalıştılar ama nafile, hizmetçi hayatının hatasını yaptığını nerden bilebilirdi. Hanım Ayşe belki de 1 saat hiç durmadan azarladı, bağırdı, inletti ortalığı ve çıkarken de ev sahibesine tembihledi, “ bu kızı hemen işten çıkar ” diye.\nO kadar alışmıştım ki bu gibi durumlara, bunlar artık bana normalmiş gibi geliyordu. Her daim devam etti; bu bağrışlar, azarlamalar…\n\nAradan yıllar geçti ve gün geldi Hanım Ayşe yaşlandı, elden ayaktan düştü, yataktan kalkamayacak kadar çöktü. Akli dengesini dahi yitirmeye başlamıştı, bakışlarını hiç unutamıyorum o kadar boş bakıyordu ki, anlamsız, hatta yürürken farkında olmadan idrarını tüm ev boyunca yerlere yapıyordu ve bacaklarından aşağıya doğru süzülüyordu. Bunları gördükçe üzülüyor, kahroluyordum.\n\nVe düşünüyordum Koca Hanım Ayşe böyle miydi? Böyle mi olacaktı.\nYeri göğü inleten, etrafında herkesin el-pençe durduğu Hanım Ayşe! \n\nErimiş, gitmiş, büzülmüş, ufalmış…\nÇok yaşamadı öldü! \nÇok ağladım arkasından; \nGünlerce…\nHuysuzda olsa; \nO Hanım Ayşe’ydi.\nHükümet gibi kadındı.\nBabaannemdi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani Yağmur Yağardı Da...",
        "poet": "Yasin Kaşaltı",
        "poem": "\n\nHani yağmur yağardı da,\nEderdim ya bir dua derinden,\nİçinde sen olmayan günahlarım için Allah’a\nHani yağmur yağardı da\nGözlerimle beraber,\nAkan bütün damlalara sorardım ya seni\nHani yağmur yağardı da\nIslanırdı saçlarım,\nDüzeltirdim sanki karşımdaymışsın gibi\nHani yağmur yağardı da,\nDamlalar hayalime çarpıp\nÇizerdiler ya seni kusursuz\nHani yağmur yağardı da\nBir hüzün çökerdi üstüme,\nSensizliğin acıtırdı ya kalbimi\nHani yağmur biterdi de\nBaşlamayan aşklar gibi,\nHani akar giderdi ya sular\nHani biterdi ya aşklar\nBir yağmur damlası gibi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hanım Benden Ev İstiyor",
        "poet": "Zeki Akdoğan",
        "poem": "\n\nHanım benden ev istiyor\nBeş odalı dev istiyor\nÖn cepheli yer istiyor\nHanım benden ev istiyor\n\nGeniş mutfak, kilerli\nSaten alçı, kemerli\nBalkonları dönerli\nHanım benden ev istiyor\n\nGüneş alsın sabahtan\nRüzgar essin sokaktan\nAz istiyor Allah'tan (!) \nHanım benden ev istiyor\n\nHalı, yolluk asılsın\nKışlık, salça yapılsın\nCaddeden düz sapılsın\nHanım benden ev istiyor\n\nKrediler tavanda \nSu döverim havanda\nBen yatarım divanda\nHanım benden ev istiyor\n\nBanka koyar ipotek\nÖpmeyelim el, etek\nNeye yetmez yün döşek\nHanım benden ev istiyor\n\nSöylüyor her fırsatta\nCaddede, ara katta\nMasa olsun mutfakta\nHanım benden ev istiyor\n\nŞeytan diyor ol emekli\nDeğiştir gidişi, şekli\nDilekçemde evrak ekli\n\nHanım benden ev istiyor\nBeş odalı dev istiyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâni Zalim Zorbalar",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nKardeş kardeş gezen köpeklerin önüne, hele bir kemik at,\nSonrada seyret birbirine nasıl hırlar, nasıl birbirini boğarlar,\nDünya kime kalmış göstersene, göster hani zalim zorbalar,\nKardeş kardeş gezen köpeklerin önüne, hele bir kemik at,\nSonrada seyret birbirine nasıl hırlar, nasıl birbirini boğarlar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hanımefendi",
        "poet": "Birkan Onat",
        "poem": "\n\nGenelde kumraldır bazen de sarı,\nGiyer minisini çıkar dışarı,\nYerinde duramaz fazla haşarı, \nBulunca ortamı atar bir nara, \nAğzında ki küfrün bini bir para.\n\nKimseyi beğenmez sanki çok asil,\nAslına çeker hep türeyen nesil,\nBunca yaptıkları her şeyden rezil,\nBulunca ortamı atar bir nara,\nAğzında ki küfrün bini bir para. \n\nGözler razı değil ona bakmaya,\nÜstüne de yoktur adam yakmaya, \nZaten değmiyor ki kafa takmaya,\nBulunca ortamı atar bir nara,\nAğzında ki küfrün bini bir para.\n\nHerkeslerden  alır kimseye vermez, \nBunca yaptığını bir kere yermez,\nOnun yaptığına akıl sır ermez,\nBulunca ortamı atar bir nara,\nAğzında ki küfrün bini bir para.\n\n(Tuzla / 15.05.2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hanım kovdu..kıraathanesi....",
        "poet": "Selma Güneş",
        "poem": "\n\nBir telaştır..geçti yıllar...\nOkul., iş.,evlilik...çocuklar...\nOlduk...\nOkuldan mezun...işten emekli...\nEvlilik yorgun..çocuklar büyüdü..sorunlar feryat..\nYahu tutun..! yakalayın..kaçıyor hayat ...! \n\nKalktı,gardolaba naftalin poşeti ile..\nTakım elbise... resmi kravat....\n\nOdacı'ya teslim ettim...\nKaşe'leri, evrakları...\nMaaş kuyruğunda anladım...\nNe onay kalmış,ne makam,ne rütbe ne istihbarat...\nHep beraber kuyruktayız..hepimiz yorgun erat...\n\nEmeklisin ya.. erken kalkma  sabahları...\nBiraz daha yat....\nDikildi tepemde kredi kartı,aidat..\nHadi yat kolaysa...yatabilirsen yat...\n\nKahvaltıdan kalkınca elimde alışveriş listesi...\nMisafir gelecekmiş, mutfakta börek tepsisi..\nCepte'ki son parayı aldı zaten bizimkisi...\nHiç bitmiyor..darphane'nin çilekeş mesaisi...\n\nMahalleli davet etti,yeni bir yer açılmış...\nlafın belini kırıp, gel bir fayans dizelim..İ\nİki mars, bir oyunda tavlayı ögretelim....\n\nYahu!  adres neresi.....\nGülümsedi birisi...\nAdı dedi...hanım kovdu kıraathanesi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hanif soylular (II)",
        "poet": "Mehmet Sani Özel",
        "poem": "\n\nOrtalık yangın yerine döndüğünde, pervane telaş üfürdüğünde, kusur addedilecek kimselerde, yararlılık beklenilen mahfillerde, hiçbir şey yapamayacak olanların mazereti çoktur. Yakışıksız gelişmelerin müsebbibi olarak gösterilecek bahanede çoktur. Başkalaşım tekniği teknolojiye eşdeğer hızda gelişme göstermiş ki, ummadığınız yerden veya yönden yumruk yemeye, laf işitmeye, garez görmeye alışık olmalısınız. Yoksa bu günkü yaşamı özümseyip hayattan zevk alabilmeniz, ruh ve mana ilişkisi kurabilmeniz pek mümkün değildir. Duvarlarında çıplak ayakla girilmez denilen yere, çırılçıplak girenleri görürseniz şaşırmayınız, zira onun bir etik’i açılımı, güncel tarifi vardır ve geçerliliği (af buyurun)  dağdaki çobanla perdedeki rakkasenin hüviyetine aynı paralelde etkin değildir.\n\nVatan ve namus için can vermeye gelince ön sıralarda olanlar, hüviyeti mezhebi ve meşrebi sorgulanmayanlar, ilimden, ihsandan ve kamu nimetlerinden yararlanmaya kalktığında veya tercih koyması gerektiğinde ikinci, üçüncü sınıf muamelesi görürler. Edenler ve edilenler her ne kadar aynı zümreden olurlarsa da ettiren anlayış ve yorum, kendini (haşa)  sürünün çobanı gibi görür ve kabul eder. Hatta derki; Hiç çobanın sürüye sorduğunu gördünüz mü, sizi nereye sevk edeyim v.s. dediğini? Halkı, ve onun irade beyanını bir sürü mahiyetine alıp yorumlayanlar, bunu açıkça ifade etmekten çekinmedikleri gibi onun çek ettiği demokratik açılımları, nevi şahsına münhasır bir anlayış ve muamele ile reddederler. Sorarsanız bu elit, seçkin tabaka yönettiklerinden daha çok Allah’a yakındırlar..\n\nYanlışa parmak basmak, hatayı belirtmek, kusurlu gidişatı su yüzüne çıkarmak, deyim yerinde ise; “Namuslu vatandaş olmak! ” Öyle kitapta yazdığı gibi, insanlık görevi, yurttaşlık gereği gibi anlaşılmaz, her zaman. Yazılı kuralların ötesinde geçeri dünya edep normlarına binaen de olsa, bir eğriliği, bir olumsuzluğu, bir aykırılığı, bir kanunsuzluğu ifade etmeye kalktığınızda bir gücü akamete uğrattığınız var sayılarak tazir görür, ihtar alır, hatta cezai müeyyideye bile mazur kalabilirsiniz. Buda demek oluyor ki, bilinmeyen kurallar bilenen kurallardan daha etkin ve geçerli. Yani yasal hakların yorumlanması, refah düzeyine göre, temsil yeteneğine göre farklı anlam ve cevap iktiza ettiriyor. Bu meyanda özgürlüğü hak etmenin ne kadar zor ve meşakkatli bir uğraş olduğunu anlamamak mümkün mü? ..\n\nSiyaset yapmak, hele ki hakkı hukuku savunmak, egemenliği çoğunluğun iradesine devşirme gayretinde olmak, hukuku üstün kılmaya, adaleti sağlamaya çalışmak bilindiği gibi; “Ateşten gömlek giymek! ” gibicesine sabır ve sarsılmaz iman gerektiren bir kutsi iş. En büyük bela ve musibetleri onlar görür, en galiz ifadelere onlar maruz kalır, en beter iftiralara onlar uğrar ve en çabuk onlar kaderine terk edilirler. Sanılır ki, Yevm-il mahşerde sadece yöneticiler ve alimler (bilginler)  sorguya alınıp kaderden ve kazadan sorguya alınacaklar. Halbuki tabanında kendi dönemine ait, sorumluluk ve yükümlülükten teferruat hesabı olacaktır. Meşru olmayan menfaatlere ram olduğum kadar, kötü gidişata verdiğim gönül, muhabbet ve müspet destek kadar, iki cihanda da bedel ödeyeceğim muhakkak ve mutlaktır..\n\nÖyle bir anlayışı, felsefeyi oturtup hakim kılarsınız ki, hemen herkes bir köşe kapma gayreti ve telaşındadır. Yasalar, hukuk sadece kendi gidişatına bir engel çıkmaması bakımından gözetilir. Hastane, postane ve maaş kuyruğunda bile bireyler bir önceki sırayı kapma gayretindedir. Halkın kendi bireylerine olan güveni ciddi bir şekilde sarsılmıştır. Maksat suçlu aramak değil bu suça meylin nerden kaynaklandığını bulup izale etmek, yazılı ve sözlü kuralların, yasaların aslında olduğu gibi anlaşılıp uygulanabilirliliği hususunda bütün bireylerin özgüvenini sağlamak, ortak aklı bulmak olmalıdır. Böyle bir anlayış ve ortama ne kadar susamışlığımız vardır, farkında değil misiniz? Bütün inanç ve kültürlerin kendi mecrasında, özgürce yaşanabilirliliğinin sağlandığı ve devletin her iradeye eşit mesafeden baktığı, gerektiğinde kucakladığı, sadece haktan yana olduğu, altın çağ..\n\nHiç kuşkum yok; Gazi Mustafa Kemal’de aynı ideallerle Cumhuriyetimizin kurulmasına önderlik etmiş, demokrasi ve laiklik gibi kavramların gereksinimini duyarak, gerçek manada uygulanabilirliği için çaba ve gayretiyle yaşamıştır. Ancak görülen o ki, bu gün en çok istismar edilen konular, bütün bunlara rağmen yine Gazinin ilke ve inkılapları üzerinden yapılmaktadır. Farklı, değişik yorum ve yaklaşımlar, haklı haksız gerekçeler, şüpheler ve varsayımlar ülkenin gündeminden düşmeyerek, gelişmesine kalkınmasına daha doğrusu muasır medeniyetler seviyesine ulaşmasına mani teşkil etmektedir. Oysa, tüm bu cumhuriyet ilkelerinin, bu günkü ülke genelinde anlaşılabilirliliğini sağlamak ve bu manada özümsemek ki, bir ideolojinin galibiyeti yönünde dayatmaksızın, çoğunluğun iradesi olarak benimsemek ve yaşamak, yürütmek ve uygulamak gerekmez mi? ..\n\nTepedekilerin kavga ve gürültüsünden haz alıp keyiflenenler, kendi keselerine bereket ve kazanç umudunda olanlar değil de kimler olabilir? Ve devletin sertleşmesi halkın umudunun zayıflaması, kırılması, üzülmesi demektir. Biz bizi temsil eden idarecilerin kavgacı, gürültücü, kırıcı ve üzücü olmasını asla temenni etmez ve istemeyiz. Biz bizi veya hakkı temsil ettiğini sanarak yek diğerine saldıran, piyasaları sarsan, ülkenin geleceğini karartan ilme, fenne ve yetkiye aklı selimi adres gösterebiliriz. Ki, bilcümle sini her türlü yakışıksız benzetmeden, küçük düşürücü ifadeden tenzih ederiz. Bizim bir ülkenin efradı olarak, birbirimize olan güvenimizi tesis etmek, haklı huzuru ve güveni sağlamak, halka hizmet yarışında bulunmak, siyasetimizin ve bürokrasimizin görevi ve ödevidir. Bu davanın gayretinde olanları, adı sanı her ne olursa olsun yürekten destekliyor ve Allah yar ve yardımcıları olsun diyoruz.\n\nSokaktaki insan olmak, sıradan bir vatandaş olmak demek vatana, millete ve onun sıhhat- afiyetine duyarsız olmak demek değildir ki, topluma servis edilen kamu hizmetlerinin nerdeyse ekseriyatı o toplumun ahlak, kültür, inanç ve tarihine, edebiyatına yabancı. Tezatlar at başı güncelliğini korumakta. Ülke nüfusunun kahır çoğunluğu Müslüman olmasına rağmen, toplantılarda, düğünlerde, bayramlarda, resmi ve gayrı resmi sunumlarda, sinema ve dizi filmlerinde bile içkili mönülerin büyük bir gayret ve iştahla takdim edilerek öne çıkarıldığı ve gayet normalmiş, veya çağdaşlığın gereğiymiş gibi işlendiği görülmektedir. Bu ve benzeri örnekler çoğaltılabilir ki, özetle inancımızın gereği haram, (yasak)  olan amellerin zor ve bir nevi baskı ile normalleştirilmeye çalışılması, acaba hangi akla hizmettir? Diğer yandan, vaziyete bakılırsa açıkça görülmektedir ki, dine ve dini değerlere lağvet etmek, suç isnat etmek, inancı çağdaşlığa engel göstermek ve hakir bakış açılarını ilmi tedarik gibi sunmak, pek ciddiye alınır kerih bir uğraş değildir..\n\nBu gün en medeni ülkeyi yalnız bırakın, sınırlarını ve sunumlarını, ihtiyaç kapılarını kapatın, alış verisini kesin engelleyin ki, göreceksiniz o millet veya ümmet tepelere taşıdığı gelişmişliği ile bir müddet sonra en gerilere düşer. Fitne, bir ideoloji ve inancın, fikir birliğinin, birlikteliğin bozulmasına kasıtla, gizli ve (yer yer)  aşikare, amaçlı yapılan bozgun harekatının nüvesini teşkil eder. Zamana yayılmış misyonerlik çalışmaları ile, alttan ve üstten estirilen ayrılıkçı rüzgarlar, menfaat çatışmaları, görüş farklılıkları, sevgi ve saygısızlık, açlık, yoksulluk endişesi, gelecek, ikbal kaygısı düzenli ve planlı bir çöküşü gerçekleştirir. Güveni itimat ve itikadın olmadığı zeminde yapı oluşturmak, silkinmek, doğrulmak, ilerlemek kolay değildir, zira sana en önce engel olacak olanlar senin en yakın çevrendekiler olacaktır. Bütün bunlara rağmen benim düşmanlarım, o benim en yakınımdakiler veya benim gibi inanmayıp düşünmeyenler hatta beni yıkmaya çalışan fiziki varlıklar değil, bilakis benim bencilliğimdir..\n\nSonrası veya en doğrusu “düşünce sağlığı” ve bu iklimi koruyup kollamak benim karakterim olmalıdır. Birin veya bireyin değil onların, binlerin, milyonların sıhhat ve selametini düşünerek, içinde bulunduğum manzaranın hassasiyetlerini gözeterek, renkleri ve tonları hesaba katarak geleceğe şamil gayret ve çaba ile düşünüp hareket etmeliyim. Kısa vadeli kazanımları gözeterek, bir tebaa, kavim, kesim veya bölüğün hükümranlığı için yetki ve tedavülleri kullanmaya kalkarsam ki, elbise bedene dar gelir ve sıhhati selameti bozacak gelişmeler tebarüz eder. Bence “Hanif Soyluluk! ” Allah’tan başkasına kul olmamak! Hz. İbrahim’in tebliğindeki düşünce ve zeka yapısını benimsemek, Allah’tan korkmak, milleti ve ümmeti gözetmek, hakkı hakim kılmaya çalışmak, aklı ve adaleti yılmadan üstün kılmaya çalışmak budur. Hiçbir Müslüman (haşa)  hıyanet içerisinde olamaz! Bozguncu ve bölücü fikirler İslam’dan değildir. Yineliyorum; Haktan ve adaletten yana olanların Allah (C.C.)  yar ve yardımcısı olsun..\n\n06.04.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hanımefendiler Beyefendiler",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHanımefendiler Beyefendiler\nSöyleyin Allah’tan kim neler diler\nHayır dileyenler hayır buldular\nKötülük dileyenler elendiler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hanımefendilere...",
        "poet": "Ünal Beşkese",
        "poem": "\n\nAnneler...Bir sarmaşık gülü gibi nârin kollarıyla sarmalayıp, bizi dimdik büyüten, yapraklarıyla koruyup misk kokularıyla besleyen, sütünün, ninnisinin, hele o sıcacık okşayışlarının hakkını ödeyemeyeceğimiz muhterem KADINLAR...\nTanrının yalnız kendisine mahsus olan 'almadan vermek' hasletini ihsan ettiği, Cenneti ayaklarının altına serdiği ilâhi KADINLAR...\n\nEşlerimiz...Bir yaşamı tüm acısıyla tatlısıyla bizimle paylaşan, en kötümser anlarımızda bize destek olan, her türlü kahrımızı çeken cefakâr kadınlar...\nBize evlât sevgisini yaşatan, yuvalarımızın temel direği olmuş, can yoldaşlarımız, sevgi odaklarımız orkidelerimiz, KADINLAR...\n\nKızlarımız... Ömrümüzün en değerli mücevherleri... Kuşkonmazlar kadar narin, hanımelleri kadar güzel kokulu güzellikler...Onlar da yarının anneleri,\neşlerinin manolyaları  KADINLAR  olacaklar...\n\nVe toyluk günlerimizden başlayarak, yaşamımıza girmiş tüm sevgililer...        \nÖnce birer papatya, birer gelincik, sonraları lâleler, karanfiller, menekşeler...\nRüyalarımızı süslemiş KADINLAR...\n\nBu gün 'KADINLAR GÜNÜ'ymüş. Bence kadınlar günü, kadınlar haftası filan olamaz onlar bizim bütün ömrümüzü kapsayan çiçek bahçelerimizdir.\nMümkün olsa ve gücüm yetse, bu gün, dünyadaki tüm kadınlara ulaşmak,   avcuma alıp ellerini  sevgiyle ve saygıyla dudaklarıma götürmek ve kucaklarına dikensiz birer kırmızı gül bırakmak isterdim.\nBunu yapamasam da, en azından size gelebildim işte ve yüreğimden kopardığım bir kırmızı gülü bıraktım kucağınıza sevgimle ve saygımla,  lütfen kabul ediniz efendim...\n                                                                               Ünal Beşkese\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hani yar aşkın esrar-ı hikmetinden konuşacaktık seninle",
        "poet": "Nihat Gülle",
        "poem": "\n\nHani yar aşkın esrar-ı hikmetinden konuşacaktık seninle\nBirlikte çileye girip yar ile işrete dalacaktık melalinle\nGir sema ya aşk ile gel yane yane huu deyip inleyecektik\nVer sefayı aşk ı Hakka deyip yane yane eriyecektik\n\nHani Muhammedi iklime girip aşk ile zikredecektik \nBirlikte ol dostun elinden kevseri içecektik\nGir sema ya aşk ile gel yane yane huu deyip inleyecektik\nVer sefayı aşk ı Hakka deyip yane yane eriyecektik\n\nHani gönül aleminde ilahiler yazıp besteleyecektik\nBirlikte aşkın peymanesini içip içip sızacaktık\nGir sema ya aşk ile gel yane yane huu deyip inleyecektik\nVer sefayı aşk ı Hakka deyip yane yane eriyecektik\n\nHani kaf dağı arkasına birlikte uçan anka olacaktık\nBirlikte kanatlanıp  ol dostun illerine uçacaktık\nGir sema ya aşk ile gel yane yane huu deyip inleyecektik\nVer sefayı aşk ı Hakka deyip yane yane eriyecektik\n\nHani gözyaşımızla yoğrulan bir mana aşı pişirecektik\nBirlikte sevda şarkımızı dört bir düele dağıtacaktık\nGir sema ya aşk ile gel yane yane huu deyip inleyecektik\nVer sefayı aşk ı Hakka deyip yane yane eriyecektik\n\nNihat Gülle\nŞair ve yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hantal Bürokrasi",
        "poet": "Erdal Alga",
        "poem": "\n\nYıl 2003 \nYer Türkiye\nBir kız sevdim\nO da beni\nBizlik sorun yok\nKızın babası\nBir kamu kurumunda Müdür\nEvlilik için \nBiraz daha zaman geçsin demiş\nVakit, bürokrasinin sürekli boşa harcadığı\nSanırım yine hantal bürokrasiye takıldım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haniye Bayram",
        "poet": "Ahmet Ergin",
        "poem": "\n\nKurban değil et bayramı\nYoksula bayram haniye\nAl ver gülüm fit bayramı\nArtmaz eksilmez yanı ye\n\nTosunlar tosunu keser\nKüp küp kavurmayı basar\nTıka basa yiyip susar\nÇene durmaz bir saniye\n\nDerki yoksulluk mu var ki\nŞimdi kimin eli dar ki\nGörmesi o kadar zor ki\nGaribi nasıl tanıya\n\nAhmedi gel sivri yazma\nSeni yanlış anlar kazma\nBayram günü ağzın bozma\nAğa bakar bahaneye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hanımeli Çiçekleri Donatmamız…",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\n‘Türkiye’de hak ve hukuk anlayışı biraz abartılı sevgiyle şımarık bir halk oluşmaya yüz bulmuşluk oluyor kolayca, yüz bulduğu gibi tutumlanmaya da koyuverince cezalanıyor, ayıplanıyor, kınanıyor. Hoş, bu dert orada, ülkenizde kalsa iyi, gelip sızlanınca şaşırıyoruz elbette, Türkleri çalışırken tanıdık, komşulukta tanıştık, acaba maske miydi endişesiyle bir ikisini kabullenmeye zaman ayırınca, başımıza sarmış oluyoruz, gözümüzü açamadan yığılmışlıkla karşı karşıya kalıyoruz. Halk elbette sevilir, şımarmak demek mi olmalı? Yok efendim ne soyundandım, sol yanımdaki halim Anayasa kuralı olsun, sağ ayağımla eşikten girilecek okul olsun, o okul bana yabancı demiyor üstelik, beni yabancılıyor demeye yüz bulmuşluğu severek oynuyor. Bir devlet kişisel keyfiyet haline, başı, ayağı, eteği, lehçesiyle mi yönetilecek, her gün üstelik keyfi kaçtıkça değişme gösterme patırtı gürültüsüyle… ‘’\n\nve böyle sayfalarca yazabilirim, dinlediğim bir kahve sohbeti buluşmasında mahcubiyetten dilim tutuldu, ara sıra başımı kaldırıp şefkat bakışlarımla devam et, dinliyorum tutumlandım… Avrupa hep vahşi mi? Darılacağım ama, haklılar disiplin ve prensipli bir yaşam için gerekliğin yasalara uyum olduğuyla, gerekirse kendi yağında kavruluyor dönemi de yaşanmış elbette…\n\n‘Özgürlük ne demek? Kırmızı yanıyorsa trafik lambasında, canım istemiyor beklemeyi, araba da gelmiyor, geçeyim canım demek mi özgürlük? Özgürce hareket etmek bu türden özgürce düşünmeyi mi ürettirmeli? Bu arada işte fısıldayabildim sadece, Fabrika işçisi olup, iş derdinde olmamak rahatlığını istiyorlar belki, bunu da Avrupa bir zenginlik gibi markalaştı, hava kirliliğine önlem olarak filter sistemi bulununca her ülke fabrika kurabilir hakkına hevesleniyor belki, bugün iş verenler bu yüzden de kaçtı, işsizlik parasını ödeyebilmeye krediye başvuruyorsunuz işte dedim ama, dediğime utandım tabi… Hatalara özenmek düşünme kapasitesi mi yani? Doğaya açılan zararları mı tekrarlamalı denilmesine fırsat yarattım böylece… Ortada bir çaresizlik var her yerde, bir iki hükümet zırvalığına katlanıyoruz işte denilmesinin haklılığına ne diyebilirdim ki…\n\nBir Türk Lokumu heykeli ile kınıyorlar, anlatın artık şunlara biraz yasalarla yaşandığını, adam olmayı anlatın, ülke bölünmezliğini, lehçe zırvalığını, kılığın, kıyafetin, bireysel keyfiliğin yasada yeri olmadığını… bunun başarıldığı bir ortamda, terörün hepsi severek teslim edilir denldi elbette… bir kahve sohbeti buluşması tadını tuzladık böyle turşu vuruyormuş gibi… hamile olanımız olsaydı, can çekti der gam yemezdik… tebessümlerimizle tatlandırdığımız kahvemize uzattık elimizi, yüreğimizi sohbet güzelliğine muhabbet çiçeklendirebildik, hanımlarız bizler… zor olmuyor hanım gönlümüze hanımeli çiçekleri donatmamız…\n\n‘Hükümet olarak, eski başbakanımızın düşürülmesi yeşiller partisi kaynaklı olduğu önemi değildi elbette, medyanın satılmışlığı idi, ama yeni başkan Merkel hanıma, emri bana geçerli değildir dedi ordumuz, halkın seçtiği olarak (Amerika, Yahudi destekli denilmedi, ama anlaşıldı bakışlarla)  dönemi bitene kadar katlanırız ihtarını gerektiren ilk tatsız anımızdır, İkinci Dünya Savaşından bu yana –burada, 168 ülkenin acısını düşünemez olamam elbette-… Halk olarak buna saygı duyduk ve katlanıyoruz, ama her gün ordumuzu kıvrandırmıyoruz. Halk olarak da biraz kararlılık ve emek gerekiyor…’ \n\nAma ordu konumunda şefkat bakamadım tabi… böyle bir çok konuları, kapatalım bu konuyu demekle yetindim… Schröder hükümeti düşmesin diye koalisyon olanakları çok düşünüldü, çaresiz kaldı her şey… sadece medya satılmışlığıyla katlanılıyor buna… ve bir tek kere olsun, ordu hakkında Merkel hanım en az bir laf kaçırmadı ağzından… bizimkiler, tırıs gidiyor koyuvermişlikte… sokakları da öyle dalgalandırıyor çarşaf bayraklanmışlığın keyif ciritiyle…Kürtçülük keza öyle… ne diyebilirdim ki bu hallere…Ilımlı İslamiyet, lehçelerin dil olarak hakimiyeti, niye cırtlamasınlar ki Soykırım yobazlığı ile de dışarıdan… herkese şımarıklık varsa, dışarıdakiler niye kullanmasın bu durumu? Vs.\n\nBen yine hanımeli çiçeklerimi süsleyeceğim, bu kez ama tabaklarımıza…pastamız yoktu, benim şeker dozajım hoş olmadığı için şiddetle tatmak isteğindeydim… nefsimi hakimiyette zorlanmayayım diye bu keyiflerini feda ettiler. İlk kez uyguladık böyle bir kararı, umarım, bir daha tekrarlamaya vesile olmam, şımarıklığı tuttu nefsimin, karşı koyamadım, birlik olduk ve yendik… ama cognac’lı kahveden tattım… Hanımeli çiçekleri donatılı gönlümüzün kış mevsimini ısıttı bu tad…\n\nSınırda parmak izleri hakkında; bir araştırma amaçlı olabilir, suçsuzların başına dert sarmaya kullanılabilir, robot parmağına iz olarak taşınabilir, ama bir terörlüğü en az bile engellemez… dünyayı karmaşada tutup, saldırma hırsını yürütmeye direniş olduğunu anlamak mümkün bundan.\n\nHer yerde her mezarlığı bir tekke havasına bürümek Putperestliğe ilerleyiş etkisi genleşiyor, ki bunun doğruluğu benisenebilir denilir mi acaba? Bir karmaşaya neden olacağı yanında, bir önem ciddiyeti zamanlaması olarak kalkınma gerekiyorken, bu öncellik zenginliği nasıl anlaşılır? Mezarlardan genel olarak bir bakım çerçevesi belki önemli olabilmeli, ayrıcalıklara bu denli abartılı zayıf düşkünlükler endişe uyandırmaya araç olarak kullanılabilir, fırsat vermemeli zahmetinden kaçış hiç de iyimserlik olmayabilir diye sadece bir düşünceydi…ben de sadece yorumsuz olarak dinlemiş olmakla kaldım. \n\nAvrupa’da bilgisizlik hakim değildi gibi bir değer oluşturdum düşüncemde, kendimce …Hanım bakış açılarımızdan değerlendirmelerdi genel bir görüş olarak…  günlümüze hanımeli çiçekleri donatmamızın doğallığı, düşüncelerimizde de rayihasıyla renkliydi… \n\nAralık 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hapisanelere Güneş Doğmuyor",
        "poet": "Neşet Ertaş",
        "poem": "\n\nHapisanelere güneş doğmuyor\nGeçiyo bu ömrüm de günüm dolmuyor\nEşim dostum hiç yanıma gelmiyor\nYok mu hapisane beni arayan\nBu zındanda ölem can gardiyan\n\nBirer birer yoklamayı yaparlar\nAkşam olur kapıları kaparlar\nBitmiyo geceler, olmaz sabahlar\nYok mu hapisane beni arayan\nBu zındanda ölem can gardiyan\n\nAnamdan doğalı garip kalmışım\nAcı hapisane aha genç yaşım\nBenim zındanlarda neydi işim\nYok mu hapisane beni arayan\nBu zındanda ölem can gardiyan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hapishane Türküsü",
        "poet": "Osman Yüksel Serdengeçti",
        "poem": "\n\nYıkılası hapishane damları anam\nYandım Allah yandım, daha mı yanam\nİçtiğimiz gözyaşı, ekmeğimiz gam\n\nYıkılası hapishane damları anam\nYandım Allah yandım, daha mı yanam\n\nHer yeri kaplamış bir kara duman\nGeçmiyor, geçmiyor şu kahpe zaman\nBir af çıkmazsa da halimiz yaman\n\nYıkılası hapishane damları anam\nYandım Allah yandım, daha mı yanam\n\nFeryadıma ses vermez, duvarlar dilsiz\nGeçiyor baharlar çemensiz, gülsüz\nKötürüm gibiyim ayaksız, elsiz\n\nYıkılası hapishane damları anam\nYandım Allah yandım, daha mı yanam\n\nHep de bize imiş feleğin cevri\nDöndü gayrı dünya, değişti seyri\nBu devir alçaklar, korkaklar devri\n\nYıkılası hapishane damları anam\nYandım Allah yandım, daha mı yanam\n\nHerkesin derdi de başından aşkın\nHer kimi gördümse serseri, şaşkın\nYemeksiz, gömleksiz, perişan, düşkün\n\nYıkılası hapishane damları anam\nYandım Allah yandım, daha mı yanam\n\nBozulmuş düzeni, çalmıyor sazım\nGeçmiyor, geçmiyor kimseye nazım\nBen bir Köroğlu'yum, nerde Ayvaz'ım\n\nYıkılası hapishane damları anam\nYandım Allah yandım, daha mı yanam\n\nÇıkar avluda volta vururum\nBu sefil hayatı böyle sürürüm\nİflah etmez, ben bu yerde çürürüm\n\nYıkılası hapishane damları anam\nYandım Allah yandım, daha mı yanam\n\nDüşmüşüm yatağa hastayım, hasta\nGözlerim kapıda, kulağım seste\nYastayım kardaşlar yastayım yasta\n\nYıkılası hapishane damları anam\nYandım Allah yandım, daha mı yanam\n\nGeceler iner de, doğar yıldızlar\nKöyümü andıkça yüreğim sızlar\nAklıma geliyor gelinler, kızlar\n\nYıkılası hapishane damları anam\nYandım Allah yandım, daha mı yanam\n\nAkşam olur, kapılar kitlenir\nKimi kumar oynar, kimi bitlenir\nBuraya düşen her derde katlanır\n\nYıkılası hapishane damları anam\nYandım Allah yandım, daha mı yanam\n\nKimi esrar çeker, düşer dalgaya\nKimi bıçak çeker, girer kavgaya\n...............................\n\nYıkılası hapishane damları anam\nYandım Allah yandım, daha mı yanamYıkılası hapishane damları anam\nYandım Allah yandım, daha mı yanam\n\nHer yeri kaplamış bir kara duman\nGeçmiyor, geçmiyor şu kahpe zaman\nBir af çıkmazsa da halimiz yaman\n\nYıkılası hapishane damları anam\nYandım Allah yandım, daha mı yanam\n\nFeryadıma ses vermez, duvarlar dilsiz\nGeçiyor baharlar çemensiz, gülsüz\nKötürüm gibiyim ayaksız, elsiz\n\nYıkılası hapishane damları anam\nYandım Allah yandım, daha mı yanam\n\nHep de bize imiş feleğin cevri\nDöndü gayrı dünya, değişti seyri\nBu devir alçaklar, korkaklar devri\n\nYıkılası hapishane damları anam\nYandım Allah yandım, daha mı yanam\n\nHerkesin derdi de başından aşkın\nHer kimi gördümse serseri, şaşkın\nYemeksiz, gömleksiz, perişan, düşkün\n\nYıkılası hapishane damları anam\nYandım Allah yandım, daha mı yanam\n\nBozulmuş düzeni, çalmıyor sazım\nGeçmiyor, geçmiyor kimseye nazım\nBen bir Köroğlu'yum, nerde Ayvaz'ım\n\nYıkılası hapishane damları anam\nYandım Allah yandım, daha mı yanam\n\nÇıkar avluda volta vururum\nBu sefil hayatı böyle sürürüm\nİflah etmez, ben bu yerde çürürüm\n\nYıkılası hapishane damları anam\nYandım Allah yandım, daha mı yanam\n\nDüşmüşüm yatağa hastayım, hasta\nGözlerim kapıda, kulağım seste\nYastayım kardaşlar yastayım yasta\n\nYıkılası hapishane damları anam\nYandım Allah yandım, daha mı yanam\n\nGeceler iner de, doğar yıldızlar\nKöyümü andıkça yüreğim sızlar\nAklıma geliyor gelinler, kızlar\n\nYıkılası hapishane damları anam\nYandım Allah yandım, daha mı yanam\n\nAkşam olur, kapılar kitlenir\nKimi kumar oynar, kimi bitlenir\nBuraya düşen her derde katlanır\n\nYıkılası hapishane damları anam\nYandım Allah yandım, daha mı yanam\n\nKimi esrar çeker, düşer dalgaya\nKimi bıçak çeker, girer kavgaya\n...............................\n\nYıkılası hapishane damları anam\nYandım Allah yandım, daha mı yanam\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hanisin",
        "poet": "Neşe Ersoy",
        "poem": "\n\nkurşun denli hafif\nkelebek denli ağır\nözlemeyi de unuttuğum\n\ngittin de\nsarı bir mevsim saklandı ellerime\nben yüreğine\noynanır mı bir başına saklambaç\nelma dersem....çık-mıyor\n\ngün bitince başlarım hep\ntoprak ben ve gökyüzü\ngünaydın ay dede, günaydın yıldızlar\nsessiz gecem merhaba \nmerhaba eylül böceklerim\nve dinmek bilmeyen ağıt\n\nfark eder mi doğduğum yer ve de yıl\nher daim çocukken ben\nher daim uçurtmasız\n\nbir kargış saltanatı\nsürükleniyor, uzak sahillerde gibiyim\nsesime yankılanan bir sevda\nışıksız odacıklara taşınan heves\nhep erteleniyorum hep peronlardan\naslında ışıltılıymış gece\nbir tanesi olmasam da kimsenin\nyüreğin sürgün yerim\nhanisin\nuyuyan geceye inat\nbahar müjdelenirken\nkırmızı papatyalar topluyorum \nyasaklı bahçeden, sarı menekşeler\nkoynunda uyandığım sabahlara\n\ndüşündükçe seni yabancılaşıyorsun\nutanıyor tenim ellerinden, küçülüyorum\nbiraz başımı kaldırsam sana çarpıyorum\nsözcükler bocalıyor düşlerimde\nkabarıyor içimdeki gömütlük\ncehenneminden hüzün taşıyor\nhanisin\n\nşükür (mü)  etmeliyim\nkarnım tok sırtım pek\nduyumlar işlevsiz nasıl olsa\nyıldızlar hep uzak\nsen hep yoksun\n\nşükür etme(me) liyim\ntutmaya değecek bir ateş yok\nherkes aşık herkes sevgili\nbahar bahar değil\nyaz yazdan uzak\ngüller solmak için açıyor\nne öpülesi el\nne ölünesi sevda\n\nçivi çiviyi sökmüyor\n\nıssız cehennemindeki hüznün \ngüzelliği kalmış aklımda \nbir de seni unutmayı unuttuğum\nyangınımın rüzgârla sevişmesi gibi\nben küçüldükçe büyüyor düşünlerim\nmevsim beyaz bakıyor artık\n\nözlemeyi de unuttuğum\nhanisin? ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hanisin",
        "poet": "İkramettin Ceylan",
        "poem": "\n\nGözlerin karadeniz gibi yeşil, her tonunda\nruhun karadeniz gibi mavinin en kuyusunda\ngözlerinde nefes alıyorum\nruhunda yaşıyorum ama sen uzaktasın.\n\nBurçak...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hapis mavi",
        "poet": "Çetin Hacıfettahoğlu",
        "poem": "\n\nÇareler Ellerimde Çürüdü\nKüf Kokan Çıkmaz Yollara Bakıyorum\nİskele Başında Ufku Tararken\nBakışlarım Takılıyor Kirpiklerime\nHapsoluyor  Mavi Engin Özgürlük\nYeşil,Gözlerimde Mahkum Olurken\nDolar Dolar Ağlayamam \nNe Maviye\nNede İçimdeki Lacivert Sevgiliye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hanımlar vatan demek-vatanın adı ana Değer göstermeliyiz-o değerli insana",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nOnlar kadınlarımız-bizim geleceğimiz\nVatanımı yükseltti-kabardı dileğimiz\nNice bela yıkımı-onlarla savuşturduk\nEl ele tutuşarak-dostluğa kavuşturduk\nHanımlar vatan demek-vatanın adı ana\nDeğer göstermeliyiz-o değerli insana     \nHor görerek bakmayın-ilgiyi göstermeli\nÇaba ile uğraşı-isteyerek vermeli\nGeçmişi bir düşünün-karanlıktı o günler\nDaim yanında gördü-hanımları bütün er\nHanımlar vatan demek-vatanın adı ana\nDeğer göstermeliyiz-o değerli insana     \nİstiklal Savaşı’ mız-hepsi kağnı başında\nSilahı taşıdılar-hürriyet yarışında\nUnvanlı ve unvansız-adlı adsız kahraman\nHepsi mermi taşıdı-ite vermedi aman\nHanımlar vatan demek-vatanın adı ana\nDeğer göstermeliyiz-o değerli insana     \nNe sıkıntılar çekti-kesinlikle yılmadı\nAç ve açıkta kaldı-istemedi çalmadı\nGünlerce susuz kaldı-onun derdiydi vatan\nMilletime seslendi-dedi olmasın yatan\nHanımlar vatan demek-vatanın adı ana\nDeğer göstermeliyiz-o değerli insana     \nGeçmişten geleceğe-müzesi kurulmalı\nBilgi eşya fotoğraf-önünde durulmalı\nBir yüz akı olur  hep-onlar unutulmazlar\nYüzyıllar boyu sürer-kenara atılmazlar\nHanımlar vatan demek-vatanın adı ana\nDeğer göstermeliyiz-o değerli insana     \nEşleri unutarak- gidilmez ileriye\nManasını öğrenin-bir bakmalı geriye\nYara bereni sardı-ayrılmadı yanından\nOna gücü vermiştir-dünyaları Yaratan\nHanımlar vatan demek-vatanın adı ana\nDeğer göstermeliyiz-o değerli insana     \nİlim sanat ve resim-edebiyat nicesi\nYediden  yetmişe dek-gezilmeli gecesi\nYetişen yeni nesil-hafızada tutmalı\nOkuyarak yazarak-cana canlar katmalı\nHanımlar vatan demek-vatanın adı ana\nDeğer göstermeliyiz-o değerli insana     \nKırım 93 harbi-gerçekten bihaberiz\nKarda kışta öldüler-niçin boyun bükeriz\nSaygı sevgi hürmeti-vermeliyiz birlikte\nO zaman yükseliriz-ne var ise dirlikte\nHanımlar vatan demek-vatanın adı ana\nDeğer göstermeliyiz-o değerli insana     \nNene Ayşe Hatice-Bigadiçli Nazife\nMelek Hanım Saime-Kara Fatma o efe\nHangi birini saysam-sığmazlar mısralara\nHepsi merhem oldular-kalpteki yaralara\nHanımlar vatan demek-vatanın adı ana\nDeğer göstermeliyiz-o değerli insana     \nBiz kolay kazanmadık-kan kusturan savaşı\nCan verenin yanında-kadın verdi uğraşı\nKağnıların başında-ileriye koştular\nUzun yolları geçip-sarp dağları aştılar\nHanımlar vatan demek-vatanın adı ana\nDeğer göstermeliyiz-o değerli insana     \nNe güzellikler etti-sayfalar onu almaz\nDörtlük ve şiirlerle-bunu bir tarafa yaz\nEğer yere bakarsan-anlarsın manasını\nHarekete sokarsın-bütünüyle canını\nHanımlar vatan demek-vatanın adı ana\nDeğer göstermeliyiz-o değerli insana     \nHasan der unutmayın-yiğit olan canları\nBilin yıkılmadılar-yere döktü kanları\nTelevizyon diziler-seyredilsin yıllarca\nAsla unutulmasın-anılmalı kullarca\nHanımlar vatan demek-vatanın adı ana\nDeğer göstermeliyiz-o değerli insana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hapisler",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nYazıktır şu gençliğe,\nKaç gençlik heba oldu,\nYetmişte ve seksende,\nHapisler gençle doldu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hapiste Doğan Cevdet",
        "poet": "Döner Özeke",
        "poem": "\n\nBir kadın tanıdım hapis damında \nKaragözlü Cevdet vardı yanında \nAlçaklık var imiş kocasının kanında \nBenim yurdum kadınları çok garip \n\nGaziantep imiş kadının yurdu \nBeyim kocam diye haykırıp durdu \nHer gelen gardiyana eşini sordu \nBenim yurdum insanları çok garip \n\nBeş aylık hamile düşmüş hapise \nKocasıyla birlikte girmiş mapusa \nBu kadın bilmemki kimlere küse \nBenim yurdum  insanları cok garip \n\nİşlemediği suçu almış kadın  üstüne \nKocasını eliyle garibim verdi dostuna \nKocası bürünmüş domuz postuna \nBenim yurdum insanları cok garip \n\nKadın cahil kadın garip ümitsiz \nYavrusuyla yatacak hala limitsiz \nDilin kemiği yok söyler kilitsiz \nBenim yurdum insanları cok garip \n\nKadın muhabbeti aldı yatıyor \nHain koca kuma almış çaka satıyor \nKadın hala kocasına tapıyor \nBenim yurdum insanları cok garip \n\nGebe geldi bir gün oğlan doğurdu \nÜfleyerek yedi hergün yoğurdu \nKaragözlü Cevdet hapiste doğdu \nBenim yurdum insanları cok garip \n\n           DÖNER ÖZEKE \n\n              09.02.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Har'abesk...",
        "poet": "Zafer Zengin Etnika",
        "poem": "\n\ntürkülerimi sarıp sıcak uyudum\nkoynundan elma çalıyordu çocukluğum\nsuyu öpüyordum gözlerinden\ncennet cennet deyip ağlıyordum\nbir ölüm bana unutma\nbir ölümde yokluğuna\nbeni unutma beni unutma\nkaldım dar kapısında\nboynumdaki yağsız urgana\n\n>\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hapiste Yatacak Olana Bazı Öğütler",
        "poet": "Nazım Hikmet Ran",
        "poem": "\n\nDünyadan, memleketinden, insandan\numudum kesik değil diye\nİpe çekilmeyip de\nAtılırsan içeriye,\nYatarsan on yıl, on beş yıl\nDaha da yatacağından başka,\n'Sallansaydım ipin ucunda\nBir bayrak gibi keşke''\nDemiyeceksin,\nYaşamakta ayak direyeceksin.\nBelki bahtiyarlık değildir artık,\nBoynunun borcudur fakat, \nDüşmana inat\nBir gün fazla yaşamak.\n\nİçerde bir tarafınla yapayalnız kalab....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâr u hâşak-ı der-i yâri getürdükce sabâ",
        "poet": "Aşık Çelebi",
        "poem": "\n\nHâr u hâşak-ı der-i yâri getürdükce sabâ\n Kabrüm üstinde bulur serv ü semen neşv ü nemâ\n\nHâyil olsa hüsnüne zülfün tolar ‘anber cihân\n Tâb-ı hûrşîd olmasa olur beli sünbül hevâ\n\nKuşca cânum sîne-i kabrine cevr âzâd kıl\n Küşte-i ‘ışka buyurmaz mezheb-i gam kan-behâ\n\nOklarun bana irişüp kol kanad olmış durur\n Murg-ı cânum talbınur uçmaga kûyundan yana\n\nBaşa varılmaz imiş gîsû-yı ‘anber-sây ile\n Rîze rîze olmayınca şâne gibi ‘Âşıkâ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Har ve Bahar",
        "poet": "Gülşen Şenderin",
        "poem": "\n\nSabahın meltemiyle gönlüme bahar olsan\nDuvaklasa yüzümü ak zambaklı gülüşün\nYere düşen cemreyle alazlanıp har olsan\nGüneş gibi ışısa O görkemli gelişin! \n\nFirar etse buzdağlar masmavi gökyüzüne\nYepyeni bir gezegen sevda yaksa özüne\nAşka gebe gelincik inanırken sözüne\nGüneş gibi ışısa O görkemli gelişin! \n\nTınısı yürek burkar birleşinin alevi\nŞafaklar boyanırken allar döşer canevi\nBir düş değil bir gerçek uyanık yatan sevi\nGüneş gibi ışısa O görkemli gelişin! \n\nGecenin terleriyle yeşillerde yıkansam\nTrodos'larda gezerken beyaz güller takınsam\nBeşparmak Eteğinden sarı azgana kansam\nGüneş gibi ışısa O görkemli gelişin! \n\nAfrodit'le Adonis Akama'da tanıştı\nTarih ile efsane nice çağları aştı\nRum,Türk 'Sevgi ve Barış' limanına yanaştı\nGüneş gibi ışısa O görkemli gelişin! \n\nŞu Mayıs Çiçekleri katmer katmer açarken\nUzlaşı kokusunu MESARYA'YA saçarken\nBarışın akkuşları semalarda uçarken\nGüneş gibi ışısa O görkemli gelişin!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haplı Tatil",
        "poet": "Ömer Dalman",
        "poem": "\n\nKolay değil tatil dediğin\nhapsız geçmez adrenaline alışmış tutkunlar için! \nteskin edilmek lazım antidepresanların en krallarıyla.\ndingin kalmak lazım kontrolü elden alan unsurlara karşı.\n\nzamanın hızlı akışına uymayan, geride kalan\nmiskin uykularla açılışı yapılan günü\nomuzlarda taşımak bütün ağırlığıyla...\nuzun ve yayık bir kahvaltı,\nyavaş yavaş sesini arka plandan yükselten kadın,\nçocuk, temizlikçi, bakıcı...\nülkenin fena gidişatıyla ilgili okuyamadığın o köşe yazısı\nbakarken satırlardan gözlerine\nve seninle dalga geçerek “gördün mü şimdi hayatı? ! ” derken\no “gazete” denen kağıt parçası bile güler haline! ..\nülkenin durumu bile seninkinden kolay görünür; \nen azından ülkenin intihar tehlikesi yoktur! \n\nzor ama çok zevkli gelen mesleğinde saatler geçirmek\nne kadar da ilaçmış şu deli gönlüme dersin o an...\no iş tartışmaları, çekilmez geyikler, kibirli, havalı plaza kadınları\nhepsi ne hoş görünür gözüne...\n\nbütün bunlardan uzakta, çölde susuz ilerlemek\ngünün ters yüklerini aşağı çekmeye çabalamak\nyayılmak da yayılmak başkalarının işi; \nadrenaline alışmış tutkunların değil...\n\nkolay değil tatil dediğin\nantidepresanın kudretini yiyeyim! \n\n'hapçı' mı diyorlar? desinler! \nne fark eder? \ndayan sen dayan! \ntatil de gelir geçer\ntıpkı hayatın birgün gibi gelip geçmesi\nseni ölüme taşıması gibi...\n\nyayık ayranı gibi köşesinde oturmak zorunda kalan\nadrenaline alışmış tutkunlara selam olsun.\n\n(Ekim 2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harabe  gönlüm",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nÇam ağacının altına\ndüşen  bir  kozalağım\nölüyüm ya da sağım\nsolum değil  bu sefer\nağrılı olan yanım \nsağım\n\nmedet ey yarab\nhaşmetinin  karşısında\nkülliyen  oldum  turâb\n\n30/Mayıs/2011/Pazartesi/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Happy Birth Day To You",
        "poet": "Emel Hiçyılmaz",
        "poem": "\n\nYaşayacağınız ve göreceğiniz günlerin, \n   Her saniye biraz daha azaldığını farkettiğiniz günlerdir doğum günleri! \n\n   Yeni yaşa girmenin sevincini kutlarsınız! \n   Çevrenizdekiler de umarsızca minik hediyeler sunarlar! \n\n   Ne için? \n   'Bir yıl daha gitti ömründen! ' diye mi? \n\n   Neyi kutlarsınız? \n   'Aramızdan ayrılman yaklaştı! ' mantığı mı bu? \n   Üstelik bir de; \n   Kızarsınız doğum gününüzü hatırlamayanlara! \n   'Ben onunkini hiç unutmamıştım oysa! ' dersiniz! \n   Sanki çok iyi birşey yapmışsınız gibi! \n\n   'Yaşasın! \n   Hadi eğlenelim! \n   Sabredin az kaldı! \n   Biraz daha yaşlandı işte! ' demek midir bu? \n\n   İlk yıllarda güzeldir,\n   Çocukluktur, \n   Büyümektir, \n   Yetişkin olmaya yaklaşmaktır.\n\n   Peki ya sonra! \n   'İyi ki doğdun, iyi ki varsın! '\n   Bu mudur aslı bu mutluluğun? \n   Sanki doğmak elimizdeydi de,\n   Bir de kalkmış kutluyoruz o muayyen günleri! \n\n   Doyumsuz insanoğlu ne zaman 'İyi ki doğmuşum! ' diye şükretmiştir ki rabbine! \n   Kendisine sunulanlar için evet ama doğduğu gün için şükredenine de az rastlanır sanırım! \n\n   Fotoğraflar çekilir,\n   Tarihler atılır arkalarına,\n   Hatıra kalsın diye! \n\n   Bir gün sonra ölsen; \n   'Ölmeden bir gün önceki hali bu! ' mu diyeceksiniz! \n\n   Peki ya yıllar sonra! \n   'Ne kadar genç ve güzeldim! ' diyince; \n   Aynaya bakıp, \n   Parmaklarınızı kırışıklıklarınızın üzerinde gezdirmek hangi duygunuzu tatmin edecek merak ediyorum doğrusu! \n\n   Ya da; \n   'Ölmeden on yıl önce çekilmişti bu fotoğraf! '\n   'Bu da ölmeden üç yıl önceki fotoğrafı! ' demek; \n   'Her doğum günü; \n   Aslında insanı ölüme yaklaştıran bir sahteliktir! ' demek mi? \n\n   Ama gerekli işte! \n   Hatırlamayanlara kıyametler koparılır,\n   Gönül koyulur sevgililere! \n   'Nasıl unutursun beni,\n   Dizlerimin tutmayacağı,\n   Dişlerimin döküleceği,\n   Gözlerimin görmeyeceği,\n   Kulaklarımın duymayacağı,\n   Tenimin kırışacağı günlere yaklaştıran günü? \n   Nasıl unutursun beni ölüme yaklaştıran günü? '\n\n   Bugün gitti işte bir yıl daha ömründen! \n   Gel de bunu kutla sen! \n   Mutlu görün herkese,\n   Ölüme yaklaştığın geçse bile içinden!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Har benim nar benim zar benim",
        "poet": "İsmail Şencan",
        "poem": "\n\nBir mecnunum dolanırım çöllerde\nSevdan beni söyletiyor dillerde\nAh çekip ağlarım gurbet ellerde\nÇağlayıp akan göz yaşım sel benim\n\nSenin için diyarı gurbet gezdiğim\nTelini oynatan yelden sezdiğim\nUğruna yandığım candan bezdiğim\nYiyip içtiğim ahu zehir benim\n\nGünden güne artar gönül yarası\nIrak oldu gurbet sıla arası\nSabah seherinen kuşluk sırası\nGördüğüm hayalmi düşmüydü benim\n\nŞencanım düştü gurbet toruna\nBen yandım sen yanma aşkın narına\nGönül ister kavuşmayı yarına\nAçar idi bu gönlümün bağı benim\n\nHar benim nar benim zar benim \nYar benim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hapsettik Özlemlerimizi",
        "poet": "Veysel Berat Kayar",
        "poem": "\n\nHani özleyince arayacaktık\nSeni çok özledim diyecektik\nSusadıkça içecektik kana kana\nDostluk şarabından\nNasıl oldu böyle susuz kaldık\nDudaklarımız çatladı konuşamaz olduk\nCanımız yandı konuşmaya çabaladıkça\nHapsettik özlemlerimizi gurur mahzenlerimize\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harabe Taşlarında",
        "poet": "Mustafa Cancer",
        "poem": "\n\nYüreğim o harabelerdeki taşlar olmuş, \nÇiçekler açmış, umut doğmuş üstünde, \nÜzerindeki asırlık izler kamufle olmuş, \nOnun güneşi ile yeniden canlanmış bu taşlar.\n\nO yemişi yeyip kavuşanlar, \nDallarında ötüşen ateşböcekleri, \nYaprakları o hastalık için deva, \nKökleri, o harabe taşlarında...\n\n   ANTALYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haram",
        "poet": "Murat Ayas",
        "poem": "\n\nSen bende israfsın \nBen sende eksiklik\nSana zulüm ettiysem\nBit artık ey gençlik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harabeler içinde",
        "poet": "Önder Öztürk",
        "poem": "\n\nHarabeler içinde senin gözlerine hasret yangınlar var. Harabeler içinde olmayışına okunan selalar var. Şimdi ne benim gözlerimde kaldı tarihin aşk kahramanları ne de çukurovanın bağrı yanık hasreti. Yaz geldi naraları dolduruyor kulakları oysa papatyalar doldururken sokakları, benim başıma karlar yağıyor erciyesin musluklarından. Bin hüzün aşındırıyor kapımın eşiğini, onbin ömür soluk ve yıkılmışlıkların arka sayfalarında, karalanmış satırların hicaz eşliğinde bestelerini yapıyorum. Bir ülkeye sığınışların, bin ağzın susuşları ve tüm haykırışlara inat mülteci sığındığım korunaklı satırlarda, senin gözlerini sığınak biliyor ve kahretsin sen yoksun, biliyorum. \n\n\n\nHarebeler içinde senin gözlerine hasret yangınlar var. Harabeler içinde olmayışına okunan selalar var. Şimdi seni dinliyorum, yok edilişinin öznesini seyrediyorum. Şehrine gidiyorum düşsel kilometrelerde, Kars’ ın Kağızmanına düşüyor ruhum, gözlerim su’ da arıyor seni, Elazığ Maden’ de yokluğun üşütüyor, doğu sen oluyor sen benliğim. Ve bilesin vücudumun tüm hücreleri dolaşıyor boşlukta, sığındığın mavilikler beyhude. Sussam, konuşsan… \n\n \n\n                                                                              Önder ÖZTÜRK\n                                                                             01 Haziran 2008\n                                                                                  12: 37\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haram",
        "poet": "Ali Ulvi Tutkun",
        "poem": "\n\nharam olanı biriktirip \nkendine endişe oluşturma\nya mallarını geri almaya gelirler\nya paslanır ya kurtlar yer yada hırsızlar çalar\nve hepsi tükenir gider sana sadece ateşi kalır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haram",
        "poet": "Kazım Karagöz",
        "poem": "\n\nDin mabede mahkum dışarı çıkması haram,\nZina serbest de imam nikah yapması haram(!)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haram Harem",
        "poet": "Fuat Eriçok",
        "poem": "\n\nüsküdar’a gider iken\nyağınca yağmur\nharem’de kalmış kâtibim\ngözleri mahmur\n\n(24 aralık ’06)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haram oldum sana",
        "poet": "Vicdan Şimşek",
        "poem": "\n\nGözlerini kapa sevgili..\nİki kaşının ortasından kurşun gibi \nBir sözle vuracağım seni..\nSeni çok seviyorum desem de..,\nBitirdin bu yürekte kendini..\nDünya ve Ahiret \nHaram oldum sana ŞİMDİ..! \n\n27.09.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haram olsun",
        "poet": "Altan Güneş",
        "poem": "\n\nkocaman bir ailenin güvendiği adamsın\nve ailenin tamamen başındaki adamsın\nüstelikte bilmem kaç yaşındaki adamsın\nne demekmiş kardeşim yapamadım ne demek.\nharam olsun vallahi benim yediğim yemek....\n\nistemezdim tabiki bu şekilde yazmayı\nhol yoktur yumurta yok yine aştın çizmeyi\ndam üstünde saksağan vur beline kazmayı\nne demekmiş kardeşim  yapamadım ne demek.\nharam olsun vallahi benim yediğim yemek....\n\nbuna bizde ekmeğe hainlik etmek derler\nkısmetini elinle kenara itmek derler\nmüslüman sokağında salyangoz satmak derler\nne demekmiş efendim yapamadım ne demek\nharam olsun vallahi benim yediğim yemek..\n\nsöyle bana neyidi neydi senin hedefin\nkıçındaki kilotun sırtındaki ceketin\nbumuydu beklediği benden bu memleketin\nne demekmiş efendi yapamadım ne demek\nharam olsun vallahi benim yediğim yemek\n\nne sandın sen majaste bu millet uyuyormu\nağzından çıkanı hiç. kulağın duyuyormu,\nduyuyorsa eğer şu. ortama uyuyormu,\nne demekmiş kardeşim yapamadım ne demek,\nharam olsun vallahi benim yediğim yemek,\n\naçtın işte ne oldu yüzüme sırıttılar\nişler kötü gidince kahkaha patlattılar\nkardeşlerin bile bak fırçasını attılar\nne demekmiş efendi yaşıyorum ne demek.\nharam olsun vallahi. benim yediğim yemek..\n\nneden üzüntüm sorma sorgu sual merak yok\ndesemde anlamazsın dememede gerek yok\nboşuna yaşıyorum cesaret yok yürek yok\nne demek miş efendi yaşıyorum ne demek.\nharam olsun vallahi benim yediğim yemek...\n\nbir özürünmü varki seni buna itiyor.\nama kahve oldumu özür mözür bitiyor\nboynun ağrıyor ama elin ayaan tutuyor\nne demekmiş efendi yaşıyorum ne demek.\nharam olsun vallahi benim yediğim yemek\n\nhaa sahiden sen. çalışmaya çok zıttın\niman ihsan bir yana dünyadanda kıttın\nherşeye alıştıkda şimdi tamda azıttın\nne demekmiş efendi yaşıyorum ne demek.\nharam olsun vallahi benim yediğim yemek...\n\nyaz zırvala yaz  zırvala herkes bir bir görsün\nherkes çalışıyo bizde çalışah ne dersin\nona ııııh ıııh değilmi allah belamı versin\nne demekmiş efendim yaşıyorum ne demek\nharam olsun vallahi benim yediğim yemek...\n\nhani okumuş adamdın çook bilmişsin çook bilmiş.\nokumuş dediğin adam yaparmıymış böyle iş\no zaman temelimm,, temel sağlam değilmiş\nne demekmiş efendi yaşıyorum ne demek\nharam olsun vallahi benim yediğim yemek..\n\npeygamber peygamberken buna vermemiş izin\nezin demiş ulan hep düşmanları hep ezin\nbırak ezmeyi ulan ezildin hep ezildin\nne demekmiş efendi yaşıyorum ne demek.\nharam olsun vallahi benim yediğim yemek\n\nçook anlamlı be kardeş şimdi durup dururken\nhemide şu elalem azarken kudururken\nne mertliği kardeşim belden aşşa vururken.\nne demekmiş efendim yaşıyorum ne demek \nharam olsun vallahi benim yediğim yemek.\n\naltan güneş bir dükkan açıp kurarsa güya\nben esnafım diyerek çıkacakmış ortaya\no kadarda basitti zekaya bak zekaya\nne demekmiş efendi yaşıyorum nedemek\nharam olsun vallahi benim yediğim yemek...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haram ne demek.",
        "poet": "Umut Suci",
        "poem": "\n\nHaram ne  demek.\nEmeksiz yemek.\nHelal ne demek.\nHelal  emek.\nHelal  yemek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haram",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\ngeceler haramdır\ninsanlar düşman\nonsuzluk hain gece\nsevdiğin zaman\n\nherşey boştur\nhiç bir anlamı yoktur\nağlamak bir hoştur\nsevdiğin zaman\n\n19-12-1997\nÇarşamba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haram olur",
        "poet": "Asım Kısbet",
        "poem": "\n\nHaram olur onsuz gecelerin\nNefesin isyan eder gönlüne\nÖkseye yakalanır günlerin\nHele cemre düşmesin gönlüne\n\nGün batımı canından bıkarsın\nSen hazanı bahardan tanırsın\nEsen yeli nefesi sanırsın\nHele cemre düşmesin gönlüne\n\nSonsuz bildiğin yolda ararsın\nGöz yaşı ateşinde yanarsın\nBaharda çıkar gelir sanırsın\nHele cemre düşmesin gönlüne\n\nOnsuz sevdan kor olur gecende\nÖzlemlerin rehin kalır hecende\nUyku girmez çileli gecende\nHele cemre düşmesin gönlüne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haram Sabah",
        "poet": "Esra Erdoğdu",
        "poem": "\n\nCebelitarık’ta başladı uzun bir yolculuk\nGemiler gider gelir, birleştirir iki dünyayı\nBoğazın iki yakasında bir masal\nDüğümlenmiş birbirine, isyanla kadere\nÇölün kokusu yağmurla beslenmiş\nArabın çadırı mesken tutmuş geceleri kendine\nDenizden gelecek efsunlu bir güzele\nMedeniyetler, yüzler çıplak ve uykusuz\nTan bir başka ağarır, tene yapışan kum taneleriyle\nRayihası karışık, aç, yarının gecelerine\nHarmanisi saklayamamış içindeki sabahı\nKum fırtınaları oluşmuş rakkasesinin eteğinde\nAma onun gözü, uçuşan dantelalı etekte, sarı perçemde, \nPazar yerinde, şarabı tattığı yerde\nYarım kalmış, olmayacak duaya amin dediğinde\nYüreği ise hala, kadehi dolduran bir pamuk elde…\n\n30.07.2006/Pazar/01:35\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harami",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nHerkes dünyalık ister, yoksa fani değil mi? \nHırs bürümüş gözleri, servet peşinde kimi,\nÖyle bir zamandayız, güven yok hiç kimseye,\nÜç beş masum kul kalmış, gerisi hep harami.\n\n29 Mart 2005 – Salı / İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haram Şeyler",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nAzap ikliminin turuncu yaprağı\nSonra reyhan tütüp kınasıyla düğüneden güllerden\nHerşey gönülden kopuyor\nKafada bitiyor herşey\nHangi akla hizmetse\nDudaktan düşen nice bir hayat avazı\nKörüne kamaşık\nAcemi maşukları çığrışan çığrışana\nGidip yürek denen yere sıkıntı olmuşsa \nSığınanların sızısı\nOndan kopmuyor say\nBazı bitmeyen günlerin hasret takvimini\nDüşün..! \nBal bile\nZehirli bir ırgatı\n Süzümünden sofrasına katıkcı umuyorsa bal...! \nMülkün delicelerle tümden sahibi aşka\n Kimi vardığına\n Niye sevdine\nHaram şeyler sorulur mu..? \n\nSeyfi Karaca......Ekim / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haramdan Nasipli Kâr Olmaz Olsun...",
        "poet": "Aşık Mahmut Çelikgün",
        "poem": "\n\nYaşıyorsam Hak katında can ile\nHaramdan nasipli kâr olmaz olsun\nAçlıktan kıvranıp, sürünsem bile\nHaramdan nasipli kâr olmaz olsun...\n\nBir kul hakkı,hiç rızasız yenir mi\nBaşkasının malı,benim denir mi\nDur demezsen,nefis sınır tanır mı\nHaramdan nasipli kâr olmaz olsun...\n\nYüce Mevlâ haklı,haksızı bilir\nİlâhi ölçüyle hizaya alır\nYersem fitil fitil burnumdan gelir\nHaramdan nasipli kâr olmaz olsun...\n\nÇok yenmiş de  dünya malı bitmemiş\nMevlâ bile önce kul hakkı demiş\nVallahi kimseye fayda etmemiş\nHaramdan nasipli kâr olmaz olsun...\n\nGönül zenginleri enginden akar\nTavuklar su içer Allah'a bakar\nBir lokması bile gırtlağı tıkar\nHaramdan nasipli kâr olmaz olsun...\n\nMahmut Çelikgün'üm; ben bir beşerim,\nHaram lokma yutanlara şaşarım\nAlın teri,namusumla yaşarım\nHaramdan nasipli kâr olmaz olsun....\n\n1990-Aşık Mahmut ÇELİKGÜN.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haramın sonu",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nYa bir hastalık ya ayrılık eşle \nAynı anılmak bir zinakeşle \nBazen ölüm bazen oyna ateşle \nYa kavga ya bela zinanın sonu \n\nYa toprak olmak ya hapis yatmaktır \nNamusu şerefi yere batmaktır \nBazen düşmanına düşman katmaktır \nCehennem görmek kul hakkının sonu \n\nYa dayak ya ceza görüp de gitmek \nBazen hayvan şerri yaşayıp yitmek \nDünya sınavını günahkar bitmek \nAfsız günah hayvan hakkının sonu \nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haramla Doydun Yobaz",
        "poet": "Türkan Yılmaz",
        "poem": "\n\nHARAMLA DOYDUN YOBAZ \n\nUtanmaz gelmişsin yetmiş yaşına \n=== Haramla karının doyurdun yobaz \n=== Din kulanıp insana kıydın yobaz \nCan gelir doğrunun bastığı taşa \n=== Haramla karının doyurdun yobaz \n=== Din kulanıp insana kıydın yobaz \n\nİnsan onuruyla tavla oynadın \nFetva verip insan dilin bağladın \nDin kulanıp avcı gibi avladın \n=== Haramla karının doyurdun yobaz \n=== Din kulanıp insana kıydın yobaz \n\nBaş sıkışınca dini kulandınız \nTarih boyu insan kan yaladınız \nŞu bu bizdendir diye ayırdınız \n=== Haramla karının doyurdun yobaz \n=== Din kulanıp insana kıydın yobaz \n\nYalan dolanla hiç olmaz işimiz \nDoğrulukla kaynar bizim aşımız \nOnurludur hep dik gezer başımız \n=== Haramla karının doyurdun yobaz \n=== Din kulanıp insana kıydın yobaz \n\nDomuzun ölüsü gibi leş kokan \nİnsan arasına fitnelik sokan \nKendini insanlardan üstün sayan \n=== Haramla karının doyurdun yobaz \n=== Din kulanıp insana kıydın yobaz \n\nBaşına bomboş takke takarsın \nTorunun yaşdakilere bakarsın \nArada bir kirli sakal okşarsın \n=== Haramla karının doyurdun yobaz \n=== Din kulanıp insana kıydın yobaz \n\nSeni yezitin soyu seni iblis \nAdam olmayanı ne yapsın Tiflis \nİnsanlıkdan yoksulu yutar meclis \n=== Haramla karının doyurdun yobaz \n=== Din kulanıp insana kıydın yobaz \n\nAtatürk haritadan silmek derdi \nSanar kendini dünyanın en merdi \nKendin melek sanar kanatsız hindi \n=== Haramla karının doyurdun yobaz \n=== Din kulanıp insana kıydın yobaz \n\nAllah kelamın kulanıp estiniz \nKerbelada masum canı kestiniz \nTürkan der cenneme yatak serdiniz \n=== Haramla karının doyurdun yobaz \n=== Din kulanıp insana kıydın yobaz \n\n** (Şiir)  ** \n\n*** Türkan Yılmaz ***\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haramsın",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nSen bağrımda kanayan, kapanmayan yaramsın,\nTütüyorsun gözümde, hala buram buramsın.\nTutamam ellerini, bakamam hiç yüzüne,\nEllerin yâri oldun, artık bana haramsın.\n\n(07.12.1990 - Cuma / Bilecik)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harap...",
        "poet": "Elvan Meral",
        "poem": "\n\nGülistanı harabat eyledi bu zamansız veda\nDilin kemiği olsaydı da diyemeseydin Elveda.........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haramla helal karışır ise din zayıflar",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nDini duygularımızı güçlü tutmalıyız,\nHaramla helal karışır ise din zayıflar.\nHakkın iman nurunu gönüle katmalıyız,\nHaramla helal karışır ise din zayıflar.\n\nNe elimiz sıkı olsun ne açınmalıyız,\nDünyada helal kazanç ile geçinmeliyiz.\nBiz şüpheli olan şeylerden kaçınmalıyız,\nHaramla helal karışır ise din zayıflar.\n\nYaptığımız işte Hak rızası gütmeliyiz,\nDoğru olanı yapıp Hak yola gitmeliyiz.\nHaram ile helale çok dikkat etmeliyiz,\nHaramla helal karışır ise din zayıflar.\n\nBir haram girer ise işimizi yatırır,\nBir çürük incir olsa tüm çuvalı batırır.\nAz mal olsa bile haram helali götürür,\nHaramla helal karışır ise din zayıflar.\n\nYusuf kendimize iyi bir hayat kuralım,\nDoğruyu araştırıp kafamızı yoralım.\nHelalden kazanıp haramdan uzak duralım,\nHaramla helal karışır ise din zayıflar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hararetli Tavsiye",
        "poet": "Turhan Şahin",
        "poem": "\n\nsevgililer\nnefesle beslemeli ruhlarını\nsık sık öpüşerek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harap",
        "poet": "Ahmet Baki",
        "poem": "\n\nHARAP\n\nAltmış Yıllık Ömrün  Hesabın Yaptım\nDünyam Harap Ahiret Harap Ben Harap\nOtuz Yıldır Boynu Bükük Gezerim\nDünyam Harap Ahiret Harap Ben Harp\n\nBir Yar Sevdim Kıymetimi Bilmedi\nDaima Ağladım Yüzüm Gülmedi\nAhdım Vardı Oda Yerin Almadı\nDünyam Harap Ahiret Harap Ben Harap\n\nŞükür İle Sabır Etsem Halıma\nSahip Olsam Kırılasıca Dilime\nÖmür Bitti Hazırlık Yok Ölüme\nDünyam Harap Ahiret Harap Ben Harap\n\nKazamız Kırıkhan Kodallı Köyüm\nKodallı Aşireti Avşardır Boyum\nÇirkin Oğulları Sülalem Soyum\nDünyam Harap Ahiret Harap Ben Harap\n\nBabam Çirkin Veli Anam Gülüzar\nGece Gündüz Çekiyorum Ahuzar\nHesabın Yapıyom Her Günüm Zarar \nDünyam Harap Ahiret Harap Ben Harap\n\nSefil Ahmet Kimse Bilmez Halını\nGece Gündüz Düşünürüm Ölümü\nBir Nefsim  Var Zalımların Zalımı\nDünyam Harap Ahiret Harap Ben Harap\n\nSEFİL AHMET\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harb-i Felâh",
        "poet": "Cengiz Öztireli",
        "poem": "\n\nşu barut kokan gökyüzünde\nheybetli bir ay var bir de yıldız\nbir kan gölü var yeryüzünde\nayın ışığı düşmüş üzerine\n\nnineler silah cephane taşır\ndedeler cephelerde hep, savaşır\n\nsancak uğruna şehit düşen var\nacaba hangi ananın evladı\nşu cephelerde ölü yatanlar\nKahraman Mehmet'tir onların adı\n\nnineler silah cephane taşır\ndedeler cephelerde hep, savaşır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harbe Giden",
        "poet": "Rüya Ersoy",
        "poem": "\n\n harbe giden sarı saçlı çocuk!\n gene böyle güzel dön;\n dudaklarında deniz kokusu,\n kirpiklerinde tuz;\n harbe giden sarı saçlı çocuk!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harbe Giden",
        "poet": "Orhan Veli Kanık",
        "poem": "\n\nHarbe giden sarı saçlı çocuk! \nGene böyle güzel dön\nDudaklarında deniz kokusu\nKirpiklerinde tuz\nHarbe giden sarı saçlı çocuk!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harbiden Mutluyuz",
        "poet": "Hasan Kocamanoğlu",
        "poem": "\n\nSilifke yol verdi yeşil dağlara\nGöksu meydan okur bütün çağlara\nBen de doya doya seyran eyledim\nRenk renk çiçek açmış güzel bağlara\n…\nKıvrıla kıvrıla Mut’a yol gider\nHoşça ılgıt ılgıt bir de yel eser\nPortakal, limonlar çiçeğe durmuş\nYörük kızları manzara seyreder\n…\nNar, erik ve badem dalına durmuş\nAl güneşin şavkı yanına durmuş\nAk yazmalı nice güzel gördüm de\nEğmiş kaşın zülfü alnına vurmuş\n…\nYolum düştü de Kargıcak’a vardım \nEvkafçiftliği’ne de hayran kaldım\nHocalı, Sütlüce ve Sarıoğlan \nKurtsuyu’nun güzelliğine doydum\n…\nMut’luyum, Mut’lusun, hepten Mut’luyuz\nMut’un vadisinden çok umutluyuz\nDağ taş ağaca kesmiş be güzelim\nHarbiden Mut’lu, harbiden Mut’luyuz\n…\nMut–150310\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hararet",
        "poet": "Arif Taner Tuzcu",
        "poem": "\n\nKarşımda yığınla adam; cüce, bodur...\nHepsinde bir eda, bir çalım, bir gurur...\nYarın bir gün olacaklar ehli kubur,\nZebani kardeş biraz daha odun vur!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harc-ı Alem",
        "poet": "Fatih Çınar",
        "poem": "\n\nkişinin kişiye hiç kalmamış saygısı\nderinden yaralayıp revire kaldırmışlar vefayı\ntaşlara dönmüş gönüllerdeki çiçekler\nyalanlara kul olmuş insana dair gerçekler\n\nolmuş bütün gözler harcıalem\nçalınıyor tüm besteler harcıalem\ntüm gönüllerde biraz keder biraz elem\ndönüyor dünya durmadan harcıalem\n\ndostluklar yalan olmuş tüm sevgiler riya\nbütün insanlar yatmış kasvetli bir uykuya\nherkes pişman olmuş geldiğine bu dünyaya\nisyankar asi herkes anasına tanrıya\n\nMüzik: fatih çınar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harcadım  Baba",
        "poet": "Osman Garip",
        "poem": "\n\nBeni küçük yaşta bırakıp da gittin\n                                           Neler çektin neler sen bilsen baba\n                                           Gittin de kimlere kızın emanet ettin\n                                           Mutlu olamadım çok harcadım çaba\n\n                                                 Çocuklugum senle beraber gitti\n                                                 Suçu neydi öksüzün kime ne etti \n                                                 Bütün güvendiklerim beni terk etti\n                                                 Sen gittin çilelerm geldi bana baba   \n\n                                         On dört yaşımda ben ihtiyar oldum\n                                         Onsekiz de babam sarardım soldum \n                                         Daha genç yaşımda ben anne oldum\n                                         Anamı çocukmuyum bilmedim baba\n\n                                                Her gün mezarına geldim ağladım \n                                                Sesimi duydunmu derdim söyledim\n                                                Hayatın yolunu genç yaşta boyladım\n                                                Sen üzülme dertlere alıtım ben baba\n\n                                   20 / 1 / 2014  Alaçatı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HarcadinYalan Dünya",
        "poet": "Tahsin Seherli",
        "poem": "\n\nBeni Esir Ettin Hep  Kendine\nCevirdin Beni istedigi Yerlere\nGirdim Dümen Suyunun Bendine\n Para Gibi Harcadin Yalan Dünya\n-\nHep bende Sen Aradin Kusurlar\nAylarim Oldu Herzaman Seneler\nSenelrimide Ettin  Benim Asirlar\nHarcadin Para Gibi yalan Dünya\n-\nBazen Mutlu Olmadimi Saniyorsun\nElbette Oldum Sen Yaniliyorsun\nMutluluk Rüyamdaydi Biliyorsun\nHarcadin Para Gibi Yalan  Dünya\n-\nNe  ümitlerle Bakiyordum  Sana\nSonun da Hüsran Varmis Yasamin\nAnladim  Biraz Gec Kaldim Amma\nHarcadin  Para Gibi Yalan Dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harcarım",
        "poet": "İsmet Barlıoğlu",
        "poem": "\n\nSana karşı bir körpe gençlik harcadım\nDenizdeki güneş pırıltıları gibi,\nSulardan camlara yansıyan\nVe camlarda yanıp yanıp tutuşan,\nLezzetli bir akşam güneşi altında.\nBöylesine bir cömertlik görmüş müydün\nHayatında? \n\nBenim gençliğim gençlik gibiydi; \nYüreğinde bir karasevdanın ateşi,\nBaşında kavak yelleri\nVe özgürlüklerin kanatlarında elleri,\nNe gemleri kabul ederdi girdiği yolda,\nNe dizginleri.\n\nGümüş rengi sular gibi feda ettim cömertçe,\nArı arı, duru duru, berrak berrak.\nNe pişman oldum ağlayarak,\nNe geri döndüm razı olmayarak.\nHelal ve hoş ettim harcadıkça sana gençliğimi\nKıyarak.\n\nAh bir daha gelebilsem bu dünyaya,\nBir gençlik daha geçse elime eski gençliğim gibi,\nSülünleşmiş, ceylanlaşmış bir gençlik,\nŞöyle bal gibi, kaymak gibi,\nBaklava, börek gibi,\nCam gibi, cila gibi,\nOnu da harcarım sana gözümü bile kırpmadan,\nYeter ki; nasip etsin\nYaratan.\n\n(Hikmet BARLIOĞLU (1933-2003)   'nun\nYILDIZLARIMI KOPARMAYIN İsimli Serbest Şiirler 'inden >93-94/100)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harcanan",
        "poet": "Yavuz Yağcı",
        "poem": "\n\nKüçüklüğümün anıları geliyor aklıma\nGöçmen kuşlar, nar ağaçları geliyor\nOkul yılları geliyor, boykotlar geliyor\nSen geliyorsun aklıma, gençliğim.\n\nİş işten geçti, geliyor aklıma\nKayıp gitti, tutamadım geliyor\nDoğru yerde değildi, zamansızdı geliyor\nBir daha geliyor aklıma, sen geliyorsun\n\nTamam, geçti gitti diyorum\nŞimdiki günlerim geliyor aklıma\nGelecek günlerim geliyor, geleceğim geliyor\nÖmrüme; hadi bir daha demek geliyor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harcı Değil",
        "poet": "Zennehar Yılmaz",
        "poem": "\n\nHerkesin harcıdır ağlamak belki ama herkesin harcı değil; \nGözyaşlarından mısralar çıkartmak. \nSanırım bur da bana düşen satır, satır gözyaşı bulmak...\n\n13.09.2012 23:03:47\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harcadın Beni",
        "poet": "Ramazan Eroğlu",
        "poem": "\n\nÇiğneyip de geçtin duygularımı\nBozuk para gibi harcadın beni\nHep sana söyledim şarkılarımı\nBozuk para gibi harcadın beni\n\nUykular girmiyor sensiz gözüme\nAyrılık ateşi düştü özüme\nKulak vermez oldun artık sözüme\nBozuk para gibi harcadın beni\n\nOysa ben seni hep melek bilirdim\nÇağırır çağırmaz koşar gelirdim\nBu yalan aşkınla bir de delirdim\nBozuk para gibi harcadın beni\n\nDemek yanında hiç kıymetim yokmuş\nMeğer bilmediğim günahım çokmuş\nBeni koynumdaki yılanlar sokmuş\nBozuk para gibi harcadın beni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harcandım gitti",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nEserdim dağlarda yeller misali\nBozuk para gibi harcandım gitti\nAkardım baharda seller misali\nBozuk para gibi harcandım gitti\n\nToprağa sarılmış bir taş gibiydim\nVolkandan fışkıran ataş gibiydim\nBaharla dopdolu bir baş gibiydim\nBozuk para gibi harcandım gitti\n\nKoşup ta yürüde taya benzerdim\nYüzünün çehresi aya benzerdim\nKuvvette halterci baya benzerdim\nBozuk para gibi harcandım gitti\n\nKuşlar gibi uçup uçup giderdim\nGüller gibi açıp açıp giderdim\nCennet eve kaçıp kaçıp giderdim\nBozuk para gibi harcandım gitti\nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harcadı Beni Zaman Bir Zamanlar Benim Zamanı Harcadığım Gibi",
        "poet": "Gürkan Kaya",
        "poem": "\n\nHarcadı \nBeni \nZaman \nBir \nZamanlar \nBenim \nZamanı \nHarcadığım \nGibi \nDeğerini \nBilmeyip \nBozuk \nPara \nYapıp \nKumbarama \nBile \nAttığım \nBozuk \nZamanı \nHarcarken \nBiteceğini \nDüşünmeden \nNasıl \nOlursa \nHep \nGeliyor \nYa \nDediğim \nBozuk \nPara \nYapıp \nHarcadığım \nZaman \nŞimdi \nBeni \nYaptı \nZaman \nBozuk \nPara \nBozdurup \nBozdurup \nUmutlarımı \nHayallerimi \nSevgilerimi \nHarcayıp \nDuruyor \nBeni \nBir \nZamanlar \nBenim \nBozuk \nPara \nYapıp \nHarcadığım \nGibi \nZamanı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harda galıfsan",
        "poet": "Hasan Demirci",
        "poem": "\n\nBulut sarmış güneş batar akşamdan\nPayız geldi a yaz harda galıfsan\nYaprak sarı inmiş yere dalından\nPayız geldi a yaz harda galıfsan\n\nÇölü cehenneme çevirdi gitti\nRüzgâr sam eyledi üfürdü gitti\nDağı sis bürüdü gar aldı getti\nPayız geldi a yaz harda galıfsan\n\nKar kara kavuşur dağın başında\nTufanlar dolanır yarın başında\nYer beyaz don giyer kışın başında\nPayız geldi a yaz harda galıfsan\n\nKısıklıyım arzularım el gezer\nKalem elde kâğıt üste yar yazar\nKış zehrim ar bahar zıkkım güz azar\nPayız geldi a yaz harda kalıfsan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harcanmaz",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nHarcanmaz \n\nAnlayış hoş görü sevgidir Dostlar\nPaylaşım servettir kolay harcanmaz\nSevgi ibadettir sevin insanlar\nGüven itimattır kolay harcanmaz\n\nDeğişim her zaman diyalektirdir\nEvlilik kurumu örgütlülüktür\nSorumluluk zaten bir özgürlüktür\nOrtak sorumluluk kolay harcanmaz\n\nSonsuza susamış tüm yolculuklar\n            Gök yüzünde huzur dolu bulutlar\nCanlılara özgü tüm mutluluklar\nSevgi ibadettir kolay harcanmaz\n\nSevgi saygı mutluluktur mutlu yol\nBirliktelik güven ister dürüst ol\nDost Şeref’im sadakata sadık kal \nYıllar öyle kolay kolay harcanmaz\n\nDost şeref\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hareket",
        "poet": "Çağlar Aşık",
        "poem": "\n\nDerdim var duyanım yok.\nHalimi soranım yok.\nÇok şükür bir marazım yok.\nSana boş sözüm hiç yok.\n\nDinleme istersen beni.\nSende duy içindekilerini.\nBelki daha iyi edersin.\nGerçekte özünü hissedersin.\n\nBoşta öyle durmak olmaz.\nDurmakla ruhlar doymaz.\nBeklemek hazin son getirir.\nHarekete geçmek gerekir.\n\nHareket, spor değildir yapılan.\nİyi işlerdir, beklenen, istenilen.\nYapmam, yapamam dersen.\nKeşke o gidişten, dönüversen.\n\nNe yapabileceğini iyice düşünesin.\nSonrada planını ortaya getiresin.\nGönülden organize hareket edebilirsen,\nDünya’ya faydalı eserler bırakabilirsin.\n\nÇağlar Aşık durmaz gelir.\nKoyar içten gelen hareketini.\nGönülleri coşturan harekettir.\nBu ne müthiş bir berekettir.\n\n(İstanbul – 29.04.2005)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hareketli Ol",
        "poet": "Vedat Sadioğlu",
        "poem": "\n\nHer yıl 6 Nisan’da hatırlanır\nGünün önemine vurgu yapılır\nHareketsizlik çağımızın hastalığı\nObezite, vücudun baş düşmanı\n\nHormonal veya metabolik sebepler \nDengesiz veya yanlış beslenmeler \nSosyal veya ekonomik etkenler \nObeziteye neden olan nedenler \n\nEn büyük düşman hareketsizlik\nBazen genetik, bazen psikolojik \nSebebi ne olursa olsun baş belası\nAslında herkes bir obezite adayı\n\nDengeli beslen, bağımlı olma\nSpor yapmaktan geri kalma\nKaloriyi aşma, aşırıya kaçma\nVücudun yağ depolar sonra\n\nSpor ve fiziksel aktivite ile\nHayatı sev ki mutlu ol\nYürüyüşü hayatından eksik etme\nHareketli ol ki sağlıklı ol\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hardal Tanesi",
        "poet": "Giray Özer",
        "poem": "\n\nÖlümsüzlük özlemiydi Hardal Tanesinin iman gücü\nHer şeyin sebebinin, o şeyin tersi olduğunu anlayana dek.\nÖylesine baskındı ki kıskançlığın verdiği ruhsal açlık\nHardal Tanesi sonunda düşünmek zorunda kaldı ikilemleri\n\nBaşarısız olarak başarı elde etmeyi, başarılıyken başarısısz olmaya\nTercih etti Hardal Tanesi, bir Yunan karamsarlığı ile\nÖyle bir özlem duydu ki akıllarla doyurulamayan\nHardal Tanesi, yaşamak zorunda kaldı acı tecrübeyi\n\nHerşey Hardal Tanesine ölümsüzlüğü anlatmak için çabalıyordu\nYa tekrar dirilişi kabul etmeliydi, ya da yok olmamayı\nİnsan aklı, akla yatkın olanı severdi, farkındaydı bunun\nOnun için Hardal Tanesi, ilk önce insan olmaya karar verdi.\n\nBütünü oluşturmak için, tüm Hardal Tanelerinin birleşmeliydi.\nAkılla inanmak yerine, mantığı ve şüpheyi kullanmamalıydı.\nAncak böyle olunca, bütünün bilinmezliği kabul ettirilir\nVe Hardal Taneleri kendi bedenlerini bulabilirlerdi\n\nKendini avunduran şeylere inanırdı Hardal Tanesi\nTanrının mutlak bütün ve evrenin bilinci oluşu gibi\nŞüpheleri araştırmaya itmeliydi tüm Hardal Tanelerini\nGerçekle iyinin birleşmesinin dindarca bir arzu olduğunu bulana dek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hareketsiz",
        "poet": "Muharrem Güney",
        "poem": "\n\nHareketsizsen,\nKendi küçük dünyanda,\nOnu korumak adına,\nBekliyorsan cenin pozisyonunda,\nHiç yakınma.\nAman dokunmasınlar sana.\nSöyle: “ Böyle ulaştın mı mutluluğa? “\nBöyle ulaşamazsın sonsuz mutluluğa.\nMutluluğun yolu taşlıdır.\nSenin beklediğin hep otobandır.\nHayatta hep otoban var mıdır? \nBirileri taşlı yoldan geçsin.\nBirileri otobana çıksın.\nŞimdi taşlı yolda yolculuk zamanı.\nHaydi yolculuk için erken kalkmalı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harfler Kelimelere Döndü...",
        "poet": "Sezer Alim Demir",
        "poem": "\n\nBen sana hayatım dedim sen yüzünü çevirdin\nKalbimi kırıp bir tekmeyle beni kenara ittin\nBen masum çocuk gibiydim sevginle beslendim\nAma sen beni ağlatıp bir sevgiye muhtaç ettin\n\nYüzüm asılır günlerim anlamsız olur\nDertlerinden kalalnlar beni vurur\nSevgindi istediğim ama senden yana sevgim vurulur\nKalbim bir zalimin uğrunda sürünür durur\n\nAnlamadın asla sana karşı olan hislerimi\nHarfler kelimelere döndü ama cümleler bile yetmedi...\n\nSezer Alim Demir 28/04/2009 Salı 23,44\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hardasan? Nerdesin?",
        "poet": "Leyla Mövsümova",
        "poem": "\n\nSensizliyi içimde daşıyıram,\nSeni qelbimde daşıdığım kimi.\nNe sevinc kimi dodağımdasan,\nne keder kimi yanağımda.\nDüyünlenib qalmısan qeher kimi boğazımda.\nÇalmayan qapı zengimde.\nÜfüqe zillenen baxışımda\ngetmek istediyim,\nsonu sende biten,\nBaşlanğıcının\nharda olduğunu bilmediyim bir yoldasan.\nHARDASAN? ? ? \n\nSensizliyi içimde taşıyorum,\nSeni kalbimde taşıdığım gibi.\nNe sevinc gibi dudağımdasın,\nne keder gibi yanağımda.\nDüyümlenip kalmışsın kahır gibi boğazımda.\nÇalmayan kapı zilinde.\nUfka bakan bakışımda\ngitmek istediğim,\nsonu sende biten başlanğıcının\nnerde olduğunu bilmediyim bir yoldasın.\nNERDESİN?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harfler",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nBu gün bir değişiklik yapalım \nEn sondan Z harfinden başlayalım\nNe geliyor aklınıza zenginlik mi\nHiç bir şair zenginliği talep etmemiş olacak ki\nYüreği zenginlerden başkasını hatırlamıyorum\nBen Z harfinden zarafet diyorum ruhta zarafet\nU harfine ne diyorsunuz ne geliyor aklınıza\nUydu da olabilir de ben uyku diyorum\nVe soruyorum yeterince uyumadık mı\nBakın  şimdi her nedense hiç bir harf gelmiyor aklıma\nSizinde mi tıpkı güzel sesli birine \nHadi bir şarkı söyle dediğimizde \nTutulurya dili hiç birşey gelmez aklına\nŞimdi birden bire Y geldi aklıma\nHem de yolculuk yolcu yolunda gerek dedim kendime\nKes biletimi kes İstanbula kadar\nİstanbula kadar yolum var\nOndan ötesini Allah bilir bir salise sonrasınıda\nAma tutturmuşuz bir düzen kurmuşuz sözüm ona\nEn yakınımızdakini unutmuşuz\nŞimdi  ölüm, her an ölüm, önde, arkada,\nAşağıda, yukarda her şey ölüyor ya ard arda\nYapraklar dökülüyor kapılıp rüzgarlara\nSürüklenip gidiyor yeşil, sarı, kırmızı \nGüneş güne daha erken veda ediyor\nSıra geldi B harfine boş ver diyor gönlüm boşver\nHerşey olacağına varacak sonunda\nYeterki elini, dilini,  gözünü, gönlünü günaha sokma\n\n27-Eylül-2007 -Ankara\n\nDevam ediyor\nŞimdi v nin hakkını yemek olmaz ne geliyor aklınıza\nVergi diyelim mi verginin türlüsü var\nAllah vergisi kul vergisi eğer yaşıyorsan bu ülkede\nVe de bir şeyler bekliyorsan vergini ver\nHer namuslu vatandaş gibi ki sana hizmet olarak dönsün\nV denbaşka ne var tabii ki veda  bu benim aklıma gelen\nVeda biraz üzücü U ya geçelim Ulus diyelim \nUyku diyelim Ulusu fazla karıştırmadan uykuda mola verelim\nYani kaliteli birkaç saatlik uyku sağlık için çok elzem\nGeldi sıra T harfine tamam tatil geldi aklıma \nAyıptır söylemesi tatille geçiyor ömrüm tatil ömrün gıdasıdır hem\nŞimdi sıra S de selam diyelim mi önce peygamberimize\nGelmiş geçmiş evliya enbiyaya eşe dosta \nYoldan geçen yolcuya konu komşuya R ye geçelim mi\nBana sorarsanız yağlıboya resim renklerinde kaybolduğum\nŞimdi sıra P de                            gelin hep beraber                   gidelim\n\nBaşka ne var şöyle dişe dokunur pencere pencere diyip geçmeyin\nAçın dünyaya açılan pencerelerinizin perdelerini\nHa bir de laf arasında perde çıktı gördünüz müGözlerimizde ki perdeleri kaldırsın ulu Tanrımız kiBizden zor durumda olanları görelim o, o, o, Oya gelmiş sıraAllah ordumuza zeval vermesin bir de olimpiyat var ikibin onikide\nAz daha unutuyordum oy,oy,oy yakındır oy zamanı\nNe var azıcık sabredin illaki sizin aklınıza gelen benim aklımada mı gelmeli\nHadi neşe diyelim neşeniz bol olsun bir de neden nasıl ve niçin\nİşte şimdi de M meltem iyi mi başka ne var menekşe bir de melenkoli\nAma siz onu es geçin bu devirde melenkoli mi olur\nHele de internet varken,tatiller okumak için üniversiteleer\nVe birçok uğraş var melenkoliye sıra gelene kadar kovun gitsin\nL liman her limanda bir sevgili limon dilinizi kamaştırmayın \nŞöyle bir Narenciye bahçelerinde gezinin  koklayın limon çiçeğini\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harf Devrimi ve Önemi",
        "poet": "Mürsel Adıgüzel",
        "poem": "\n\nSayın Başkan,\nSayın İl genel Meclisimizin Saygın Üyeleri ve Değerli Yöneticileri.\n1 Kasım 1928 tarihinde, 1353 sayılı yasayla kabul edilen “Harf Devrimi”’in 79. yılını kutlamaktayız. \nBu nedenle, şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlarken, hepinize saygılarımı sunarım.\nSayın Başkan,\nMustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının kurmuş oldukları, Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanını müteakip, çok hızlı bir biçimde gereklilik gösteren devrimleri yaptılar. Bu devrimlerden en önemli olanlarından biriside, 1 Kasım 1928 tarihinde yapılan harf devrimidir. Bu devrim 1353 sayılı yasayla Arap abecesinin yerine, dilimize ve düşüncemize uyan Latin abecesinin kabul edilmesiydi. Bu değişimin adı da “Harf devrimidir”.\nBu devrimin yapılmasında, birçok gerekçe vardır. Bu gerekçelerden en önemlisi,  Osmanlı İmparatorluğunun kalıtı olan yazı biçiminin, birçok sorunlar yaşatmasıydı. Türkçemizin doğasında var olan seslerle uyumsuzluğu bulunan Arap abecesinin, Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kendini ifade etmesinde aşırı sıkıntı yaratmaktaydı. Bir başka önemli durumda, halkımızın okuryazar sayısının çok az olmasıydı. Hâlbuki yönünü çağdaş uygarlığa çeviren “Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin amacı”, devrimlerin kalıcılı olmasını sağlamaktı. Bu kalıcılık ancak ve ancak anlaşılır bir yazı diliyle sağlanabilirdi. İşte bu gerekçeler nedeniyle, bu değişim sağlanmış oldu. \nMustafa Kemal Atatürk, değişimle ilgili düşüncelerini ifade ederken,  “Efendiler, Türk harflerinin kabulü ile hepimize, bu memleketin münevver ve yetişkin evlatlarına mühim bir vazife düşmektedir. Bu vazife milletimizin bütünüyle okuyup yazmak için gösterdiği şevk ve aşka bir fiil hizmet ve yardım etmektir. Hususi ve umumi hayatımızda rast geldiğimiz okuyup yazmak bilmeyen erkek, kadın her vatandaşımıza öğretmek için istekle atılalım. Bu milletin asırlardan beri bir türlü hal edilmeyen ihtiyacının, birkaç sene içinde tamamen temin edilmesi müstesna bir muvaffakiyettir. Hiç bir muvaffakiyetle mukayese edilmeyen muvaffakiyet vatandaşlarımızı cehaletten kurtaracak pek mühim bir iştir. Bu devrim mevcudiyetimizi ihya etmiştir,” diyor\nYapılacak çalışmaların yanıltıcı olmaması bakımından da, bir “Alfabe Komisyonu” ile\nBirde  “Dil Encümeni” oluşturuldu. Bu kurulun üyeleri “Sayın Ragıp Hulusi Özden, İbrahim Grantay, Ahmet Cevdet Emre, Emin Erişirgil, İhsan Sungu, Avni Başman Falih Rıfkı Atay, Ruşen Eşref Onaydın ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu’ydu.\nDil Encümeni’nin başına da, İbrahim Nemci Dilmen vardı. Mustafa Kemal Atatürk’te, abeceyi İbrahim Nemci Dilmen’den öğrendi. Yeni harfleriyle İlk olarak, 4–5 Ağustos gecesi Başbakan İsmet İnönü’ye bir mektup yazdı. 9–10 Ağustos akşamı da, Sarayburnu’nda düzenlenen bir dinletide Falih Rıfkı Atay’a, yeni harflerle yazdığı açıklamayı okuttu.\nAçıklamasında şunları ifade etmektedir. \n“Arkadaşlar, güzel dilimizi ifade etmek için yeni Türk harflerini kabul ettik. Bizim güzel, ahenkli, zengin dilimiz yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir. Yüzyıllardan buyana kafalarımız demir çerçeve içinde bulundurarak anlaşılmayan ve anlayamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak bunu anlamak zorundayız. Anladığımızın belirtilerine yakın gelecekte bütün dünya tanık olacaktır. Buna kesinlikle inanıyorum ve buradan bütün halkıma sesleniyorum; Bugün yapmak zorunda olduğumuz bir iş daha vardır: Yeni Türk harflerini çabuk öğrenmeliyiz ve en kısa zamanda bütün yurttaşlara öğretmeliyiz. Bunu yurt severlik ve ulusseverlik biliniz. Bu görevi yaparken, unutmayınız ki, yüzde on olan okuryazarımız yüzde doksanların üstüne çıkmalıdır, bunu yapmayanlar insan olarak utanmalıdır”, diyor.\nSayın Başkan,\nMustafa Kemal Atatürk, yazı devrimini tanıtmak maksadıyla, yurt gezilerine başladı. 24 Kasım 1928’de “Millet Mektepleri” denilen okulları açtırdı. Bütün yurtta, hızlı bir biçimde okuma yazma seferberliği başlatıldı. Bu çalışmalar sonucunda görüldü ki, yazı devrimi dilimize ayna tuttu. Böylece, Türkçenin üzerinden kalın bir perde kalkmış oldu. Özellikle Arapça ve Farsçadan akın eden olumsuzluklar, yavaş yavaş ortadan kaldırıldı. Bu sayede düşünsel üretimimiz hızlandı. Aynı zamanda, bütün bilim, sanat ve teknik düşünce kavramları yerli yerine oturdu. Bu gelişmelerden sonuç alındıkça, çok mutlu olan Mustafa Kemal Atatürk, yakın çevresine gururlanarak ne kadar haklı olduğunu anlatırdı. Dilin yerleşmesi açından, “Dil Encümen’i” 1931 yılına kadar, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde çok önemli bir birim olarak, dil lügati çalışmalarını sürdürdü. Daha sonra, adı değiştirilerek “Türk Dil Tarih Kurumu” olarak değiştirildi.\nSayın Başkan,\nSayın İl Genel Meclisimizin Saygın Üyeleri ve Değerli Yöneticileri,\nBugün çok önemli saydığımız, Yazı ve Kültür Devrim’inin 79. yıl dönümünde, nerden nereye geldiğine baktığımızda, yazı ve konuşma dilimizin, dünyanın sayılı dilleri arasında yerini almış olduğunu görmekteyiz. Ülkemizde de “İlimde, Fende” ve değişik alanlarda yapılan çalışmalarda, kendi seslerimizle konuşup ve yazmanın, çok öneli bir gelişme olduğunu da bilmekteyiz. Ne var ki, dilimizin ve alfabemizin aykırılığında olanlarda az değildir. Birçok işletmelerin tabelasına baktığımda, nerdeyse kendimi başka bir ülkede hissedeceğim gibi olmaktayım. Bu renksizliğin ortadan kaldırılması hususunda, gerekli hassasiyetin gösterilmesini istiyorum. Dilimizin abecesine hepimizin sahip çıkması gerekmektedir. Ancak o zaman yozlaşmanın önüne geçmiş oluruz. Her yönüyle gelişmede yerimizi daha sağlam bir biçimde almaya çalışırız. Bizim, dilimizi ve abecemizi yabancı dillerin abecesinden kurtarmayı sağlayan, Yüce Atatürk ve arkadaşlarına minnet ve şükran borçluyuz. Onların aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum. \nSözlerime son vermeden, Yüce Meclisimizin, Değerli Başkanına, Saygın Üyelerine, İdarecilerine ve burada görev yapan tüm personele teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.\nMürsel Adıgüzel\nİl Genel Meclisi Üyesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hariçten Gazel",
        "poet": "Saliha Gülenler",
        "poem": "\n\n>\n\nHARİÇREN GAZEL\nHariçten gazel okuma gülüm,\nBende yaşanmışlık var,\nSende daha çoook yaşanacaklar,\nBendeki olgunluk,huzur,\nSendeki tutku, heyecan\nVe tüm arayışlar...\nAnlamak için yaşamak gerek,\nKüçük beynini yorar,\nBunlar derin mevzular...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "“Hardal Tanesi Kadar İyilik Eden Karşılığına Kavuşur.”",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nSöz Rab’den gelmiş ise dışına çıkılamaz,\nBol bol iyilik eden azapla karşılanmaz…\n\nDüşün mahlûkatları erişeceklerini,\nDoyur besle ve sev Rab sevgililerini…\n\nOnlar günah işlemez, gönüllü kullardandır,\nHayırlara bahane, Rab’bim bağışlayandır…\n\nKefaret olsun diye iyilik yapmalısın,\nAzabın indirilir, diner günahkârlığın,\n\nİbadetler vardır ki bunlar iyilik kapsar,\nEğitim buna dâhil ahiret için hep kâr…\n\n(2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harika Beşli",
        "poet": "Umut Utku Emer",
        "poem": "\n\nHoş geldiniz!\nNerede kaldınız, özlettiniz?\nÜşümüşsünüz, gelin ıstayım.\nFakat yanınızdakini tanıyamadım!\n\nAa tamam! Şu bahsettiğiniz.\nPardon adınız neydi?\nTamam canım!....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harikalar Diyarısın Trabzon",
        "poet": "Mehmet Ali Çelik 2",
        "poem": "\n\nYar Trabzon, can Trabzon, aşk Trabzon\nMedeniyete ev sahipliği, yapan Trabzon\nZengin kültür mirasıyla, diyar Trabzon\nYeşille mavinin kucaklaştığı, yer Trabzon\n\nSümela, Vezelon, Kuştul Manastırlarıyla\nSanta Maria, St.Anna Kiliseleriyle\nCamileri, külliyeleri, çeşmeleri, kemerleriyle\nHanları, hamamları, konaklarıyla, tarih kokan Trabzon\n\nKıyıları, ormanları, temiz havası, yaylalarıyla\nGölleri, kaplıcaları, içmeleri, şifalı su kaynaklarıyla\nBedestenleri, Zigana geçidi, meşhur limanıyla\nHer mevsim yemyeşil örtüsüyle, harikalar diyarısın Trabzon\n\nEvliya Çelebi, Marco Polo’nun uğradığı\nYavuz Sultan Selim Han’ın, Valilik yaptığı\nKanuni Sultan Süleyman’ın, bağrında doğduğu\nFatih Sultan Mehmet’in, fethettiği Trabzon\n\nUlu Önder Atatürk’ün, üç kez ziyaret ettiği\nHalkını “zeki, üretken, girişimci, çalışkan” olarak nitelediği\nİlim, irfan sahibi,  değerli vatan evlatlarının yetiştiği\nKaradeniz’in sembolü, ikinci İstanbulsun Trabzon\n\nUzun göl yaylasına çıkmadan, taze hamsisini yemeden\nKemençe eşliğinde, sevgi halkası horonu tepmeden\nTemel, Dursun, Fadime fıkraları dinlemeden\nNasıl anlatırım Trabzon’u, Konukseverliğini görmeden\n\nDenizin hırçın güzelliği, yemyeşil manzarası\nDağının dik yamaçları, altını, Trabzon burması\nFındığın türleri, tütünü, çayı, usta ellerde yapılan takası\nGençleri yetiştiren, Karadeniz  Teknik Üniversitesi\n\nTarih kokan, sembol şehrin, görmeli zengin folklörünü\nAtatürk’ün ilk geldiği,15 Eylül 1924, halkın düğünü\n24 Şubat 1918, Trabzon’un kurtuluş günü\nMehmet Ali, özlem ve hasretle, görmek istiyor seni.\n\n                                                            (2010) \n                                                     Mehmet Ali Çelik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harikasın!",
        "poet": "Fuat Gürsoy",
        "poem": "\n\nHARİKASIN.+\nSiyah gözlerinde kaşın yay gibi\nHarikasın inan yüzün ay gibi\nÇılgınsın çok güzel kısrak tay gibi\nHarikasın inan yüzün ay gibi\n\nDünyada her insan harika özel\nHakkın yarattığı güzel mi güzel\nMuhtaçsan Allah’ım sana verir el\nHarikasın inan yüzün ay gibi\n\nGÜRSOY da Allahın naçiz bir kulu\nBu dünyada Allah ulu mu ulu\nArarsan doğru yol bil hakkın yolu\nHarikasın inan yüzün ay gibi\nFuat GÜRSOY.AYDIN.18.01.2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harikalar Diyarı",
        "poet": "Şule Akşit",
        "poem": "\n\nSandalyesinde otuyordu.\nBirden bir yıldız oldu,\nKendi etrafında döndü, döndü, döndü\nHem dönüyor, hem yükseliyordu...\nAğzı bir karış açık kalamadan,\nGökyüzünün derinliğinde kayboldu.\nGüpegündüz yıldız mı kayar ?\nHadi ondan da geçtim,\nSandalyede yıldız ne arar... ?\nBiliyor musun ben yine, \nO şevkatli kucakta gülümsüyorum.\nHarikalar diyarında ,\nUçtan uca geziyorum.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harikulagiyerde Kadınlar",
        "poet": "Akgün Akova",
        "poem": "\n\naşkımızı tavuklar horozlar gagalıyor sevgilim \nyumurta kapıya sıkıştı \nmikrodalga fırınlar kuşattı dört yanımızı \nütüler TV'ler müzik setleri \nfilm koptu kopacak, bütçemiz kırık akordeon \nevlenmeden boşanma durağındayız \ninsek mi \ninmesek mi \naklımda \"la cumparsita \", çok katlı pasta \nve düğün salonu \nama bi' demet gök meleğisin sen en havalısından \niçimdeki sıcak çorbasın \nben çok şekerden dişleri çürük çocuk \nkarşısına lunapark kurulduğu için evimizin \nher yıl sınıfta kaldım \n\"pekiyi\" aldığım tek ders gözlerindi bilirsin \nölmeye gidip geldim yerleşim bölgelerinde bedeninin \nsubahçem, gözekondum \npiyango biletçisinin \nyılbaşı çekilişini beklediği özlemle bekledim seni \nkimselere kaptırmam kimselere öptürtmem seni \n\nama aşkımızı tavuklar horozlar gagalıyor sevgilim \nyumurta kapıya sıkıştı \nEros'u anaokuluna gönderelim, camdan yağmura baksın \nokunu Hürrem Sultan'a saplasın ve damlasın şebnem \nve öldüğünü bildirsinler porno kumsalında \ngüneşlenirken aşkın \ntam bir vız vız bu \naşkı kelle terzileri makaslamışlardır büyük olasılıkla \nölçüsünü bile yanlış almışlardır \nbence anahtar deliğinden her zaman güzel dünya \nher zaman harikulagiyerde kadınlar \n\naşkımızı tavuklar horozlar gagalıyor sevgilim \nyumurta kapıya sıkıştı \nbiz yine ışıkları uçuk bırakıp çıkalım \nherkese iyi geceler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harika Şiir 4 Özel Formatta Yazılmıştır",
        "poet": "Ahmet Kırımlı",
        "poem": "\n\nİnsan budur beşer işte elbet olur yanılgılar\nBeşer işte  elbet olur zaman ile  takıntılar\nelbet olur  Zaman ile  Her yapıda döküntüler\nYanılgılar  Takıntılar Döküntüler İnsan Budur...\n\nİnsan budur gayret eder cümle dertler sona erer\nGayret eder cümle dertler bir bakarsın başa döner\nCümle dertler bir bakarsın bir duayla Uçar gider\nSona erer    Başa döner    Uçar gider  İnsan budur...\n\nİnsan budur Her hayalde ol manidar sırdır ister\nHer hayalde ol manidar  Güzen bakan yardır ister\nOl manidar  Güzel bakan Her bülbüle güldür ister\nsırdır ister Yardır ister Güldür ister İnsan Budur...\n\nİnsan budur, gönlü vardır hep düşünür nasıl etsin? \nGönlü vardır hep düşünür bu sevdadan nasıl gitsin? \nHep düşünür Bu sevdadan Bir hayır iş nasıl çıksın? \nNasıl etsin nasıl gitsin nasıl çıksın İnsan Budur...\n\nİnsan budur bilir sonra bu dünyadan göç gidecek\nBilir sonra bu dünyadan çok doysada aç gidecek\nBu dünyadan çok doysada onla bir tek hiç gidecek\nGöç gidecek Aç gidecek  Hiç gidecek İnsan Budur...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harim-i İsmet",
        "poet": "Necati Karaman",
        "poem": "\n\nHeyhât hikmet denizine yelken açan kaç er kaldı\nGülzârdaki enginlere pervâz tutan kaç er kaldı\nUyan ey hâdim-i İslâm sen ey isimsiz kahraman\nBak harîm-i ismetine yabancı eller uzandı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hark  Oluyor",
        "poet": "Mehmet Fatin Baki",
        "poem": "\n\nBâzan deli gönlüm çıkıyor kendi safından \nSehlen kızıyor sevdiğinin dostça lafından \nKalbimde derin yerde odunsuz bir ateş var \nSessiz, bî-duhan hark oluyor her tarafından. \n\nKalbimde anahtar yatıyor sen de kilittin \nBir yol bularak bilmediğin  gurbete gittin \nUkbâda cevapsız kalacak bir günah ettin \nSessiz, bî-duhan hark oluyor her tarafından. \n\nSehlen = kolaylıkla \nBî-duhan = dumansız \nHark oluyor = yanıyor\nUkbâ = ahiret \n\nMefûlü    mefâîlü    mefâîlü    feûlün \n/   /  .    .   /   /  .    .   /   /  .   .   /   /\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harman yeri",
        "poet": "Abdullah Oral",
        "poem": "\n\nHARMAN YERİ\n\nEkin olduk ömür biçtik\nKatığımız alın teri \nZehir zıkkım yedik içtik\nEmeğimiz harman yeri\n\nBu yıl yine baskı zulüm\nDağlara gedik açıyor\nAna avrat küfretmenin \nZamanı geldi geçiyor \n\nHer gün soysuzu güldürdük\nGörenler sanır çıldırdık \nYoklukla sofra kaldırdık\nUmudumuz harman yeri \n\nVurgun,i gerek yok aha\nUmutlarım kalksın şaha\nNe durursun yoldaş daha \nYüreğimiz  harman yeri\n\n                                                              30 Ağustos  (Ünye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harlı Melal",
        "poet": "Yusuf Bilge",
        "poem": "\n\nGözler aşık olursa gönül ferman dinlemez; \nKelebekleşen akıl hisleri firenlemez; \nFüzyon etkisi yapar yaren tesellisi de,\nO harlı melankoli kutupta serinlemez...\n\nYUSUF BİLGE\n11 Temmuz 2012 Çarşamba - İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harman",
        "poet": "Mehmet Akif Tiryaki",
        "poem": "\n\nSizin hiç harmanınız oldu mu\nHarmanda çalışanlara\nYemek çıkarttınız mı\nHarmandan sonra\nHarmandalı oynadınız mı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hark Üstü Sokak",
        "poet": "Vasfi Okur",
        "poem": "\n\nHARK ÜST SOKAK\n\n\tArk Üstü Sokak; Bahçeler başının bir üst sokağıdır. Bu sokağa, sokağın başındaki çeşmeden girilir. İlk ev Şerif Yanargilin evdir. Toprak damlı, hepenkli, tek katlı. Yanındaki ev kardeşi Hacı Mahmut’un, aynı üsluptaki evi gelir. Onun yanındaki ev terzi Nuri’nin evidir. Sokağın ilk iki katlı evidir. Terzi Nuri; evi, uzun seneler önce Kal Mahmut’tan almıştır. Nuri amca Çoruh Nehrinin kenarında terzicilik yapar, uslanmaz bir sigara tiryakisiydi. Hatta ramazanda, iftara yakın sokağa çıkar, bir elinde sigara, bir elinde muhtar çakmağını ağzının hizasında tutar, ezan okundu mu hemen sigarasını yakar, bir iki nefes çeker öyle içeri girerdi. Onun karşısında Kürt Dahir’in (Tahir)  evi; baraka çatılı, o devrin haremlik, selamlıklı evlerinden. Tahir amca; iki evli olup, iki hanımı da aynı evde otururlardı. Hanımları; Gıcı Naciye ve Gelle (Rahile)  teyzeler.\n\tO sokağın renkli simalarından olan Tahir Amca o devrin bakkalıdır. Elma, erik, tut kurusu satar. Dükkânı Küprü başındadır. Kuru tut satması meşhurdur. “Benim tutum tatlıdır, benim tutum tatlıdır.” Sloganı, çocukların ağzında tekerleme olmuştur. \n\tTahir Amca arada bir birinci hanımı Gıcı Naciye’yi döver, efkârlanan Naciye teyze, Birinci Sigarasını tellendirir, kaderine küserdi.\n\tYandaki ev; Abdi amcanın evi, hanımı Laz Fatto (Fatma) . Fatto Teyze; iri bir Laz hanımı olup, şefkat ve merhamet deryasıydı. Karşısındaki ev; Söylemez’lerin Lütfi’ye Hocanın evi. Nuri Amcaların evin yanındadır. Lütfiye Hocanın eşi İbram Efendi, İzmir’e gurbete gitmiş, uzun yıllar Kürt Niyazi’nin yanında çalışmış, hastalanarak memleketine dönmüş, buradan Erzurum Numune Hastanesine gitmiş orada rahmetli olmuştur. Cenazesini bile getirememişler, orada defnedilmiş, mezarını dahi bilmezlerdi. \nHoca Lütfiye genç yaşta dul kalmıştı. Muhacirlik görmüş, orada Osmanlı Mektebinde tahsil yapmış, güngörmüş bir Osmanlı hanımefendisidir. Onların yanlarında, tek katlı toprak damlı, Ömer Eminin evi gelir. Ömer emi harp gazisidir. Hanımı Zernişan Aba; oda genç yaşta dul kalmıştır. Eski evinde yalnız yaşardı. Bütün sokağın Zernişan Abasıydı. Eski evinden bir türlü çıkaramazlardı. “Etme Zernişan aba bir gün bu ev çökecek, Allah göstermesin” derler ama o bir türlü inadından vazgeçmezdi. Bir gün Hoca Lütfiye’nin torunları sokakta oynarlar, olacaklardan habersiz. Komşunun kızı “Annem çaya davet ediyor.” Der, çocuklarla beraber annelerini alır gider. Ardından büyük bir gürültü. Ev olduğu gibi çöker. Çocuklar mutlak bir ölümden kurtarırlar. Bereket versin; ne kendisine nede sokaktan geçenler bir şey olmadı. O gün Zernişan Aba evde yoktu. Toprak damlı evin üzerinde 70 cm toprak vardı.                       \n\tZernişan Abanın yanında ki ev Kutur Ahmet Amcaların evi. Hanımı Anahanım Aba. Evleri kalabalık olup birçok kızı ve oğlu vardır. O sokağın en idareli evlerindendir. Kutur Ahmet amcanın eli iş görür, komşuları da bu arada unutmazdı. Azdan az, çoktan çok her ihtiyacı olana koşardı. Ortanca oğlu Zeki, okuyup Eczacı olacaktır. Memleketin en eski eczacısı.\n\tDaha ileride ki evi Anşa (Ayşe)  teyzenin evi. Oğlu Ömelli (Ömer) . Ömer abi muhasebecilik okulunu bitirdi. Bir türlü işinde dikiş tutturamadı. Sonun da mütahhit oldu.\n\tDaha ilerisi, o sokağın ikinci iki katlı evi olan, Söylemezlerin Dişçi Bahattin Amcaların evi, anneleri Feride Nine olup bütün çocuklar ondan korkarlardı. Her sabah kapının önündeki taşlığı yıkar, süpürür oraya kimseyi bastırmazdı. Kızı Vasfiye Teyze.\n\tVasfiye Teyze; o devrin en iyi “Ehram “ dokuma ustalarından olup, deyme ustalar yanına gelemezdi.\n\tVasfiye Teyzenin kızı Nermin. O sokağın en güzel kızı. İnce, narin endamına saçlarının örüklerini bırakır, salına salına yürürdü. Esmerin en güzeliydi Nermin Abla. O kapının önünden hiç kimse lapevra, lakayt geçemezdi. Feride nineyi gören, muhakkak kendisine çeki düzen vermek zorundaydı. Yoksa Feride nine açardı ağzını, yumardı gözünü. Kimin haddine.\n\tDaha ilerisi Purutların ev. Bu evde kalabalık bir evdi. Sokağın üçüncü ve son iki katlı evidir. Oradaki değişiklik ise gelinleridir. Gelin Refika.\n  \tGelin Refikanın özelliği Erzurumlu olmasıdır. Purut Fazil onu Erzurum’dan gelin getirmiştir, oğlu Naim’e. Kırmızı yanaklı, şirin Refika Teyze. Merhametin, şefkatin timsalidir Refika Teyze.\n\tİki kızın üstüne bir oğlu olmuştur. Güven. Bir daha da oğlu olmamıştır. Güven tek oğul olduğundan el bebek gül bebek büyütülmüştür. Hatta bütün sokağın bebeğidir Güven. Kıvır kıvır lüle saçlı esmeri güzeli bir çocuktur Güven. \n\tSokağın birde köpeği vardır. “Golluk.”\n\tGolluk; Kutur Zekinin köpeği olup devrin en akıllı köpeğidir. Sokağın sakinlerini tanır, kimseye ilişmezdi. Kutur Zeki onu canı gibi sever, gözü gibi korurdu. Bir gün; Golluğu köylüler kaçırır. Akıllı hayvan kapatıldığı yerden kaçar gelir. Bu olay sokak sakinlerine o kadar dokunur ki Lütfiye Hoca, Golluğa türkü yakar. Nihayetinde Golluğu zehirlerler, bütün sokak yasa bürünür, hatta Kutur Zeki az kalsın cinayet çıkaracaktır, Purut Naim engel olur. Golluğu zehirleyeni zehirleyecektir! ! ! \n\tArk Üstü Sokak adını; sokağın ortasından geçen büyükçe bir arktan almaktadır. Bu ark suyunu, Koruk mevkiindeki çilçilden alır, havzasında iki değirmen, bir ding dönderirdi. Kimse ne zaman yapıldığını bilmezdi.\n\tBilinen tek şey vardı arkın tarihinde. Bu ark yapılmış yapılalı yüz elli can almıştı, mahalle sakinlerinden.\n\tArk Üstü Sokağın komşuları öyle şimdi ki gibi komşuluklara hiç benzemez; tatsız, tuzsuz, ruhsuz değillerdi. Herkes birbirinden haberli, herkes birbirini en az iki göbek veya daha fazlasını tanır, birbirlerine son derece saygılı ve sevgi doluydular. Kendi aralarında; haremlik, selamlık nedir bilmez, bir birleriyle bir aile gibiydiler. Zaten çocukların birçoğu birbirlerine sütkardeş gelirlerdi.\n\tKimde ne pişse muhakkak ki yanındakine pay götürür, olan olmayana hiç teklifsiz verir, tam bir sosyal aktivite yaşanırdı. Akşam oldu mu, Ark Üstü Sokak sakinleri bir birlerine, akşam oturmasına gider, hatta gece yatısına kalınırdı. \n\tO evlerde neler yaşanmazdı ki.\n\tOturmaya gelen komşular, önlerine “Çedeneli kavurgayı” aldılar mı, hele birde “Tut kurusundan.” Oldu mu, artık deyme keyiflerine. Masalın, hikâyenin en güzeli anlatılırdı.\n\t  Hoca Lütfiye; Kâh “Siyerden” nasihat eder, kâh muhacirlik anılarından anlatır, kâh ilahi, kaside okur, genç kızları, ilmihalden imtihan ederdi.\n\tO evlerde ne yoktu ki.\n\tMutluluğun, kanaatin en güzeli yaşanır, aza kanaat edilir, az ile mutlu olunurdu.\n\tO evlerde neler yaşanmazdı ki.\n\tAcılar, kederler, mutluluklar beraberce paylaşılır, beraber mutlu olunur, beraber kederlenilirdi. Mutluluk herkesindi. Kederde herkesindi.\n\tArk Üstü Sokak.\n\tBahçeler Başının bir üst sokağı. İki üç adımda, kendinizi devrin botanik bahçesi olan, bahçelerde bulurdunuz.\n\tO bahçeler ki; dört mevsimi yaşarlardı. Bahar geldiği zaman, envai türlü meyve ağaçlarının, gelincik gibi çiçeklerinin arasında bulurdunuz kendinizi. Leylakların doğal kokusu, sarhoş ederdi insanı. Güz geldiğinde ise tuhaf bir kızıllığa bürünürdü bahçeler başı. Altı kızıl, üstü kızıl olurdu. Kızılyaprakların üzerinde yürümek, arada bir başınıza konan kızılyaprakları alıp, koklamak, okşamak isterdiniz, bahçeler başında.\n\tBahçeler başından geriye koca bir hiç kaldığı gibi, ark üstü sokaktan da geriye koca bir hiç kaldı, eski bir sokak levhasından başka.\n\tArk Üstü Sokağın önce arkı gitti. Ardından değirmenler ve ding. \n\tArdından Yanar Kardeşler birer ikişer göç ettiler. Onların ardından Kürt Dahir (Tahir)  amca yollandı öteye, hanımı Rahile Teyze, Terzi Nuri, Lütfiye Hoca, Zernişan Aba,…………………\n\tŞu yakınlarda da Gelin Refika’yı, gelin ettik ahirete.\n\tKala kala kim kaldı ki? \n\tPurut Naim, Kutur Zeki (Namı diğer Padişah) \n\tParmakla göstersen üçü beşi bulmaz Ark Üstü Sokağın sakinlerinden. Onlarda birbirinden ayrı paramparça.\n\tŞimdilerde Ark Üstü Sokakta viranelerde kalmadı. Bir kısmı söküldü beton yığını oldu. Bir kısmı ise çocuk parkı. Bir kısmından ise eser kalmadı. Yola gitti. Terk edilmişliğin kendi kaderinde.\n\n\n\n\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tVasfi OKUR\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harman Yerinde Dirgen",
        "poet": "Sıdıka Emek",
        "poem": "\n\nÇok sevmiştim seni çokkkkk, inan ki\nSevgi değildi de neydi, neydi senin ki? \nNeydi o gösterdiğin sevgi gösterileri..! \nGerçekten, gerçekten yalan mıydı hepsi? \n\nSen hiç harman yerinde dirgen yedin mi? \nSevgisizliğin bana attığın kazık değil mi? \nŞimdi vurdun işte beni can evimden,\nSen de sevgisiz kal ömrün boyunca emi!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harman Yeri",
        "poet": "Şadan Yenişafak",
        "poem": "\n\nHarman yeri patoslu\nHizmete sermiş postu\nÜmmeti irşat eder\nKöyümde baba dostu\n\nBulguru kaynattırır\nCennetten aş tattırır\nAlemi seyrettirir\nKöyümde gönül dostu\n\nBahçesinde gezdirir\nKalbe zikri yazdırır\nRabbime söz verdirir\nKöyümde dostlar dostu\n\nDavasına inanmış\nDavası ile yanmış\nHak aşkıyla boyanmış\nKöyümde Resul dostu\n\nPeygamber s a v varisidir\nArifler arifidir\nKurtuluş tarifidir \nKöyümde Allah dostu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harmanda",
        "poet": "İsmail Korkmaz",
        "poem": "\n\nBir köy düğünü Anadolu'da \n.................................dağlarda \n....................................harmanda \n.................................yıldızlar altında \n............................ben susarım. \n\nÖfkemin tutsağı olur \nTutsaklığımın nöbetçileri \nKarşı dağın arkasına gizlenir dünya \nUzak dalgaların sesi \nYıldızlardan boşalır soframıza \n................kahramanlık türküleri \n\nKahraman olmak istemezdim sanırım \nDostu olduğu kadar \nDüşmanıda olur insanın. \n\n17 Ağustos 1996. Ordu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harmandalı Haytarma",
        "poet": "Ahmet Cem Çelik",
        "poem": "\n\nYine kılıçlarımız keskin, atımız semiz\nFırtınamızla çalkalanıp durulsun Karadeniz! \nYerler gökler şahittir, tâ ezelden kardeşiz,\nBizi hasret koyarsa kurusun Karadeniz! \n\nEksik olmaz dağlarda efelerin kızanı,\nYiğitlik bir kitapsa efem onun yazanı \nHürriyetle tutuşan o Bektâşi kazanı\nBir ihtilâl pişirse, doyurur tüm Kazan'ı \n\nAydın'da toprağa diz vursa zeybeğin biri,\nZincirli Medrese'nin zincirleri sallanır \nDirilip \"Salavat\" çekse bir Başkurt süvari,\nAnadolu'da Türk'ün kor yüreği harlanır! \n\nEy gözü yaşlı anay, kara gözlü apakay! \nSimsayah bulutlara esir olmaz dolunay \nKurulur yine bir gün, ata miras Kurultay \nHem Oğuz hem de Kıpçak, toplanır tam kırk akay \nBir ihtilal tutuşur, azâd olur Hansaray! \n\nSil gözyaşını ey gökyüzüne hasret bayrak! \nİstiklâl yağacak üstümüze sağnak sağnak \nO gün milletin bir daha olmayacak tutsak \nKaradeniz'e doğru, Ay-Yıldıza bakarak,\nÖzlem ve gururunla dalgalan Altın Tarak!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hârname",
        "poet": "Ahmet Kürşat Göktürk",
        "poem": "\n\n'el elin eşeğini,\ntürkü çağıra çağıra ararmış'\nder, Nasrettin Hoca...\noysa; \nel elin eşeğini türkü çağırarak\neşek bulunana kadar ararmış.\nhayvan bulunduğunda ise\nkalkarda 'ben buldum' deyip\nsahibine armağan sunarmış.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harman Yeri",
        "poet": "Taner Şahin",
        "poem": "\n\nGök duman bulutlar sürüldü\nEkin kalktı Döven çekildi\nOcak harlandı\nAslan yürek sevdam bizde bu aşk \nHarman yeri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harp Cümbüşü",
        "poet": "Turgut Hıçkırık",
        "poem": "\n\n(Bu şiirimi Çanakkale şehitlerine, Çanakkale gazilerine ve milletimin ölmezliğine adıyorum) \n\nKaranfil çiçekleriyle bezenmiş bir kuşluk vakti\nVatanımın şirin, küçümen bir köyünde dirilmişim\nMavi gözlerimde milletimin ölmezliği\nAtalarımın kanından olduğum\nGülle gibi pençelerimden belli\n\nYaşadığım koca düş boyunca\nNice yerler, nice yeşil yaylalar görmüşüm\nCennet vatanımın sırları çözülmüş baharın güzelliğinde\nÖzgür dağlarla, göz göz üzüm veren bağlarla selamlaşmışım\nGürül gürül akan ırmaklardan oh dedirten sular içmişim\n\nYaprak yeşili seneler sonunda\n\"Yolun açık olsun oğul\" \n\"Sütüm sana helal olsun\" demiş ak saçlı anam\n\"Ya şehit ol ya gazi...\"\n\nYirmi yaşıma dek\nİçli çoban türküleri dinlediğim dağlardan\nŞarapnel sesleri, top sesleri dinlemişim günlerce\nÖlüm çığlıklarına karışıp gitmiş gençliğim\nÖzgür dağlar dile gelmiş nağralarımdan\nGavur gavurluğundan utanmış\n\nVatanımın kilit noktası Çanakkale'de\nÖlmüş de dirilmişim karıncalar telaştayken\nÇanakkale'm demişim, dayamışım sırtımı Conk Bayırına\nAhan, büle büle mermiler sürmüşüm namlunun bağrına\nDeh etmişim kafirine de, gemisine de\nÖğretmişim onlara ana dili gibi\n\"Çanakkale geçilemez\".\n\nŞimdi ne harp cümbüşü var\nNe de birbirini yiyen insanlar\nMeleklerin ilahi sesini duyuyorum Çanakkale'de\nÇanakkale'de vurdular beni\n\nKarasabanım yalnız kaldı gebe toprakta\nYalnız kaldı elleri kınalı gelinim\nVay elleri kınalı gelinime\nVay babu, o babasız harp çocuğuma\n\nHer hayata gelişimde \nBir başka yerindeyim vatanımın\nBir başka hayat yaşamaktayım her devir\nDeğişmeyen bir şey var alınyazımda\nUğrunda ölüp dirildiğim\nEkmek niyetine yiyip, su diye içtiğim\nTürkülüğüm, Türkülüğüm, Türkülüğüm...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harp Kaldırımında Aşk",
        "poet": "Attila İlhan",
        "poem": "\n\nsen şimdi yanımda yepyeni bir türkü gibisin\nhiç görmediğim yıldızlar gözlerine doğmuş\nbir büyüklük duygusu dağlar gibi yüreğinde\nah biz mutluluğu böyle aranıp duracak mıyız\nyağmur hep böyle yağacak mı hatıralara\neksik olan bir şey var sana bana dair\nbelki bir rüzgar belki rüzgardan da hafif\nama kalbimiz yine uzak bir deniz gibi boş\nheybetli gurupların belirdiği saatlerde\n\nsen şimdi ya....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harp İçinde",
        "poet": "Cahit Külebi",
        "poem": "\n\nBabalar evlerine mahçup döndü her akşam\nHarp içinde.\nAnaların sütü kesildi,<....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harput",
        "poet": "Suat Yığmatepe",
        "poem": "\n\nBalak Gazi heykeli heybetle duruyor bak\nYıkılan  abidelere  çare  değil  ağlamak\nÇaydaçıra oynansın bir mum da sen al yak\nSüzülüp gözyaşların yere düşmesin Harput...\n\nBir  cami  kenarında  Arap  Baba  türbesi\nDuyulur   uzaklardan   erenlerin   hu  sesi\nDağılsın  üzerinden  kara  bulut  perdesi\nSüzülüp gözyaşların yere düşmesin Harput...\n\nÜç Lüle Pınarında  oturup maya söyler\nYarinden ayrı kalan aşık  gibi  bülbüller\nŞu  karşı  dağlarda  yeşerir  Tevrüzü  güller\nSüzülüp gözyaşların yere düşmesin Harput...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harput",
        "poet": "Zülküf Kılışçı 1",
        "poem": "\n\nDeniz derya olsan, bir damla içene şifa olursun,\nSevda olsan, Leyla mecnunu, kerem aslıyı kıskandırır durursun,\nAşağıdan bakıldığında, heybetinle, duruşunla Elazığ a ışık olursun,\nGöğsüne dikildiğinde, dizde derman bırakmaz, cana canan olursun,\nYaşandıkça filizlenen, koca bir sevdasın Harput.\n\nSüt kalesinde manzara izlemenin,\nBalak gazide bir çay demlenmenin,\nFeti Ahmet babada, Allaha kurban kesmenin,\nHazzı bir başka olur Harput.\n\nArap baba, tesbihli baba, feti Ahmet babayla; \nBin bir evliya ve enbiyayı bağrından çıkaransın,\nYavuz selime ev sahipliği yapansın,\nDosta düşmana, sekiz köşe kasket gibi selam durursun, \nSevdası başka, kendisi başka koca bir çınarsın Harput,\n\nEnver Demirbağ değimliydi; kayabaşından maya asılan,\nÇıplak sesle bir köyden bir köye sevdasını anlatan,\nGurbet elde sana hasret olanların ciğerini aşkınla yaralayan,\nKürsü başında; dostları bağrına basıp, sarıp sarmalayan,\nAşkına tapılası, sevdasına yanılası koca bir pınarsın Harput.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harputa Gideğ",
        "poet": "Helin Elif İlbey",
        "poem": "\n\nDeim ki; \nTatil zamanı del ama hele bir harputa gideğ\nNeler değişmiş bir sorağ öğreneğ\n\nNazlı tevek yarpağı hayla daha çırpınimi\nİsotun dibinde pirpirim bitimi..\nMadenin yolları düzelimi\nGakkom beni öskedimi? \nGelene-geçene beni sorimi? \nBibimin çütüzleri olalı belli gafası birezim düzeldimi? \nDüğün alayı tutulimi \nGırnata, çayda çıra çalınimi\nGakkoşlar halay tepimi\nBi köme adam çapik çalımi\nKazanda bulgur pilavı pişimi, \nÜsküreyle hoşaf dağıtılimi\nSitilde yoğurt çalınımi? \nTastaki ayrana tandır ekmek doğranımi? \nÇağalar gene ortalıhta dolaşımi? \nEteklerine pestil, bastığ doldirimi? \nAnamın pisiği durumi? \nHergele yaramazlık yapımi\nSarı sancıya gelesi, tahtaya goyulası \nYine her şeye burnunu batırimi\nHatçe bacı yine tosgomu, milleti çeküştürümi? \nOrda burda ileri geri gonişimi\nToprak başına ola, canı çığalı ne kadar oli.\nHele de yav.\nEleziz de neler değişmiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harran tuza saklamış içini",
        "poet": "Zafer Zengin Etnika",
        "poem": "\n\nHarran da sular yanar\nAç bebelerin dillerinde\nAtatürk barajına lağım akar\nSu içer bebeler\nDil yanar\n\nÇok su\nÇok tuz olur\nPamuk yanar üstümüzde\nHem valla\nHem billa\nBüyümez ekin\nBüyümez memom\nBüyümez fatom\nKüçük midelere akar lağımlar\n\nÇocuk kalır ekinim/Büyümemişim\nDokunamam\nMevsim yanar\nTemmuz yanar\nYar yanar\nTuz yağar...\n\n| Tuz olmasın toprağımız.. lağım içmesin çocuklarımız |\n\n29 Haziran 2004 ' Harran tuza saklamış içini '\n\nBilinçsiz ekim ve para hırsı yüzünden..Harranda aynı bitki sürekli ekilmeye başlanınca\ntoprakta tuzlanma oranı artmış..bu yüzden verimsizleşmeye başlamıştır .. GAP projesine harcanan para\nekonomimiz de oldukça büyük yükler oluşturmuş.. Dünyanın sayılı projelerinde biri olmuştur.. Bu güzelliğine rağmen yanlış kullanım yüzünden onca emek ve para heba olmak üzeredir.. Atatürk barajına arıtılmadan karışan lağım sularını içme suyu olarak.. kullanan insanlarımız.. özellikle çocuklar sürekli hastalanmaktadır..Yetkililer sevgili hocamız * Fikret OTYAM ’ın sürekli yazılarına karşın\nbir tedbir almamışlardır.. Bu şiir GAP çevresinde yaşayan insanlarım içindir.. Saygılarımla..\n\n*Fikret OTYAM [ Gazeteci.. ressam.. fotoğrafcı ] Harranı ondan dinlemek şarttır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harry Potter İngiliz Ajanı mı?",
        "poet": "Oğuz Düzgün",
        "poem": "\n\nJoanne Kathleen ROWLING İngiltere Chipping Sodburry’de dünyaya gözlerini açtı. İlerleyen zamanlarda ailesiyle birlikte Bristol'e, daha sonra da Chepstow'a taşındı. \n(http://tr.wikipedia.org/wiki/J.K._Rowling)  Çocukluğundan itibaren İngiliz kültürüyle yetişti doğal olarak.Etrafında gördüğü tarihi binaların tasvirlerinden tutun da Hıristiyan ve Avrupalı bir kültürün etkisiyle belleğinde yerleşen Latince sevgisini yansıttı Harry Potter adlı romanına. \n\nDünya gençliğini, yeni bir fantastik dünya inşasıyla evrenselleştirmeyi başardığı Anglo-Sakson ve Latin kültüründe eritme hamlesiydi aslında onun yaptığı.Rowling belki de bu ulvi gayesinin farkında değildi şuuraltının istila ruhundan habersizcesine.Aslında herkesin hakkıdır kendi kültürünü başka ruh dünyalarında yeşertmeye çalışmak.İşte JK Rowling de belki bilinçsizce girişti bu işe.Ancak onun yetişme ortamını; yetişme tarzını da içinde barındıran fantastik çikolatalarla süslenmiş edebi sesi, tüm dünya gençlerinin ve çocuklarının aklını çelmeyi başardı. \n\nEvli ve iyi bir anne olan yazarın hayat serüveninin birkaç adımı İngiliz mimarisinin en güzel tarihi örneklerinden de geçmişti.Liseyi okuduğu Wyedean Comprehensive’den tutun da Exeter Üniversitesinin mimari yapısına kadar şuuraltı tam bir Anglo-Sakson kültürüyle depolandı.Exeter Üniversitesinde öğrenim gördüğü yıllarda Fransa’da da öğrenim görme imkanı elde eden yazar, hem Fransız diline hem de Fransız kültürüne bir aşinalık kazandı.Aslında o, bu eğitim hayatı boyunca Harry Potter romını oluşturacak unsurları da beyninde, kalbinde ve ruhunda biriktiriyordu. \n\nÇocukluk yıllarını geçirdiği Chepstow’da muhtemelen pek çok kez ziyaret ettiği ve hayran kaldığı Chepstow Kalesi’nin mimari yapısının etkisi yok mudur eserlerindeki mekan tasvirlerinde? İskoç krallığının kale ve saraylarının izlerini gömez miyiz onun fantastik dünyasında.Ya da günümüz kiliselerinde de yaşamaya devam eden ve İngiltere’nin hatta Orta Çağ Avrupa’sının mimari görüntülerini yakalayamaz mıyız onun mekan tasvirlerindeki ayrıntılarda? Yazarın romanından uyarlanılarak gösterime giren Harry Potter fimlerinde gördüğümüz Hogwarts Büyücülük Okulu, ambleminden tutun da mimari yapısına, öğrencilerin sıralarda oturuş biçimlerine kadar bir İngilizvâri ya da Avrupai bir hava üflemez mi beyinlerimize? \n\nYazarın öğrenim gördüğü Edinburgh Üniversitesindeki Teviot Row House binası ya da Fransa’ya gittiğinde muhtemelen ziyaret ettiği Carcassonne Kalesi ile Hogwarts Büyücülük Okulunun binası arasındaki inanılmaz benzerlik ortada olduğuna göre, Harry Potter roman ve film serilerinin hayranı olan çocuklarımızın, gençlerimizin önlerine fantastik süslemelerle sunulan İngiliz Kültürünü özümsemediklerini iddia etmek yanlış olmaz mı? Onlara göre hayal dünyasının mimarisi artık İngiliz tarzı bir mimari olacaktır.Muhtemelen bu gençlerimiz biraz daha büyüdüklerinde hayal dünyalarını süsleyen bu mimari tarzının Yeni Gotik bina üslubunun bir benzeri olduğunu fark edeceklerdir. \n\nHatta bu mimari tarzının etkisi o küçük yürekleri kiliselerin mimari dünyasına iliştirecek, hayal dünyalarına kazınmış bu mimari dünyanın benzerlerinin ancak Kiliselerde var olduğunu şuuraltlarına kazıyacaktır.Bu durum elbette İngiliz Edebiyatı adına özelde de JK Rowling hesabına büyük bir başarıdır.İngiltere ve Avrupa, kendi öz kültürünü, felsefesini ancak bu kadar hızlı ve köklü yayabilirdi dünyaya. \n\nBüyü ve sihir gibi kavramların zararlı etkileri herkesin malumu olduğuna göre bu hususu fazla deşmeyeceğim.Yani Harry Potter romanlarının bu açıdan da dünya çocuklarını ve gençlerini olumsuz yönde etkilediği söylenebilir.Beyni büyü ve sihir tasvirleriyle, anlatımlarıyla dolu olan bir çocuk, elbette büyü yapmanın ya da büyücü olmanın yollarını arayacaktır.Ve yine elbette bu uçuk yolları arayanlar çok azınlıkta kalacaktır.Bütün kutsal dinlerin büyüyü yasakladığı dikkate alınırsa, bu romanları okuyan bir çocuk gelecekte tam bir anti Christ (İsa Karşıtı)  ya da tam bir dindar Hıristiyan olacaktır.Kendi paralel evrenimize uyarlarsak ya bir münkir ya da iyi bir Müslüman olacaktır. \n\nYani ya Harry Potter’daki Büyü Felsefesini dolayısıyla Dinlerin alternatifi olan yeni bir dünyayı kabul edecek, böylelikle günümüz Avrupa’sının sunduğu, inanç dışı ama inançlaşmış teorilerle fantastikleşen sekülarizm dünyasına adım atacak ya da inançlarını reddetmek yerine bu hayali dünyayı reddedecektir.Bu da onu inancında daha da sabit kılacaktır.Bu iki durumda da kazanan yine Avrupa olacaktır.Zira Çağdaş Avrupa, sekülarizmi poh pohlarken kiliseyle savaşın başarısından bahseder.Peki savaşılacak bir kilise kalmazsa yeryüzünde, günümüz Avrupa’sı varlığını sürdürebilir mi? Gücünü zıtlıkların çarpışmasından alan her fikir, zıddının var olmasını da arzu eder.Onu tamamen yok etmek, kendi varlığını da dinamitlemek olacaktır çünkü.Avrupa’nın içten içe Vatikan’ı koruması bu sırdandır belki de. \n\nYa da Avrupa kendi kültür kaynaklarından birisi olarak görmektedir Kiliseyi. Mimariden sanata, ahlaktan dile kadar pek çok alanda yaşamakta olan Kilise Avrupa’sı, Avrupalıları uyuşturucu bağımlısı gibi kendine çekmektedir.Hücrelere kadar, genlerin en derin karanlıklarına değin bulaşmış olan Hıristiyan kültür, Avrupalıların Kiliseyi antik bir müze olarak, tamamen nostaljik mülahazalarla korumasının sebeplerinden birisidir.Bu durum tahkiki değil ama bir alışkanlığı ifade eden ve adeta refleksleşmiş taklidi bir durumdur. \n\nHarry Potter romanlarında rastladığımız aslında Kilisenin kutsal dili olan Latince kullanımlara da değinmeden geçemeyeceğiz.Bugün yediden yetmişe pek çok gencimizin dilinde dolaşan bu terimler yeni roman ve filmlerle hücuma devam ederlerse, dilimizi de başkalaştırabileceklerdir.Örneğin Ruh Emicileri kovmak için kullanılan “Expecto Patronum” kelime grubu zorda kalan çocukların sıkıntı dile getirmek için kullandıkları bir deyime dönüşebilir.Bugünün çocukları da bu gibi dillerine yerleşen deyim ve terimleri gelecek kuşaklara aktarabilirler. \n\nJK Rowling başarılı bir şekilde Fantastik dünyayı kullanarak tüm dünya çocuklarını hatta insanlarını kuşatacak yeni bir ortak dil oluşturma yolunda ilerliyor.Bu ortak dil Avrupa için ne kadar meşruysa bizim için o kadar imkansız bir dildir.Çünkü bu oluşturulan fantastik dil Yunan Mitolojisinin ve Kilise Latincesinin kökleri üzerinde yükseliyor.Bu iki temel de bize yani Türklere göre merduttur yani kabul edilmesi imkansızdır.İsterseniz bazı örnekler vererek bu imkansızlığı ve kan uyuşmazlığını açıkça gösterelim. \n\n“Expecto Patronum” Latince “Umuyoruz Baba” yani daha derin yapıda “Bizi Kurtar Baba” anlamına geliyor.Bu durumda Hıristiyanlık inancında var olan “Baba-Tanrı” inanışının bir yansımasını açıkça görüyoruz.Bu romanda geçen kahramanlardan birisi olan Argus, Yunan mitolojisinde geçen Zeus’un karısı Hera’nın yardımcılarından birisinin adıdır. Hermione, Yunan mitolojisinde Troyalı Helen ve Menelaus'un kızlarının adı olarak geçiyor. Hippogrif, Hippo yunanca 'ippos' dan gelir, ve 'at' demektir, 'grif' ise 'griffin' denilen kuş adıdır.(http://www.dizifilm.com/forum/showthread.php? t=1374&page=77)\n\nHogwarts’ın ambleminde yazılı olan “Draco Dormiens Nuquam Titilandus” tamamen Latince bir cümledir ve 'Uyuyan bir Ejderhayı Sakın Gıdıklama' anlamına gelmektedir.Bu gibi Latince ve Yunanca kelime gruplarının, mitolojik unsurların, gençlerimizin; çocuklarımızın dilleri, kültürleri üzerinde ne gibi tesiri olabileceğini sanırım fazlaca açıklamaya gerek yok. (http://en.wikipedia.org/wiki/Hogwarts)\n\nBu yazımız kuru bir yakınma yazısı değildir.JK Rowling’in ve Çağdaş Fantastik İngiliz Edebiyatı’nın bu başarısını küçümsemek de haddimiz olamaz.Ya da bir edebiyatçı olarak Harry POTTER roman ve filmlerini yasaklayalım da asla diyemeyiz.Bunu diyenlere de karşı çıkarız. Aksine tüm okuyucularımızın bu roman serilerini okumasını Harry Potter filmlerini de seyretmelerini tavsiye ederiz.Bize düşen kendi düşünce dünyamıza zıt bir anafora bizi sürüklese de bu başarısından ötürü JK Rowling’i tebrik etmek olacaktır.Bunun aksi ise hangi isimle anılırsa anılsın soğuk bir kıskançlıktan başka bir şey değildir.Bizim önerimiz daha gerçekçi bir öneri olacaktır.Aslında bu öneri acımasız bir öz eleştiriyi de içinde barındıran yapıcı bir öneri olacaktır. \n\nJK ROWLİNG kendi Avrupai ve Kiliseye dayalı kültüründen Fantastik bir dil ve dünya oluştururken biz ne yapıyorduk? Bizim mazimiz hayal yönünden çok mu kısırdı da batı fantastik dünyasını taklide çalışıyorduk her fırsatta? Kahramanlarımız, mekanlarımız her şey batıdan ithaldi.Özgün kahraman ve mekanlarımızınsa hiçbir kültürel ve tarihi derinliği yoktu.Uyduruk bir dünyaydı oluşturulan bu felsefesiz öz geçmişsiz dünya.JK Rowling’in Harry’sinin gücü nereden geliyordu bunu anlayamadık? Onu ve onun gibi batılı yazarları taklitten başka bir şey de yapmadık.JK Rowling’in kendi Kültür dünyasını evrenselleştirme çabasının binde birini kendi rengarenk kültür dünyamız için göstermedik. \n\nGeçmişimizin, Batının kurak hayal alemlerini de sulayan hayali zenginliklerini romanlarımıza yeniden taşımayı bir başarabilseydik, tüm dünya çocuklarının bizim Hayali Kahramanlarımızla coştuğunu görecektik.Bizim çocuklarımızın bugün Latince ve Yunanca kelimeleri, terimleri ya da mitolojik öyküleri ezberlemeleri gibi dünya insanlarının da Türkçe (Osmanlı Türkçesi de olabilir)  kökenli terim ve kelimeleri özümsediklerini, bizim kültürümüzün aydınlık limanlarına yanaştıklarını müşahede edecektik. \n\nPeki kendi fantastik dünyamızı inşa faaliyeti için geç kalmış sayılır mıyız? Bu soruya samimiyetle “Hayır” cevabını verebiliriz.Hayal gücünün projeksiyonları ve kurgu boyutları sonsuz açılımlara sahiptir.Sonsuz ya da sonsuzu yutacak büyüklükte olan hayal midesi, elbette sınırlı sayıda birkaç hayal mahsulüyle doyurulamaz.Bu da demektir ki hayal midesini doyuracak sonsuz sayıda fantastik dünyalar, kurgu hayatlar, bu dünyanın aşçıları sayılabilecek olan yazarlar tarafından avlanmayı, pişirilip ruh midelerine servis edilmeyi beklemektedir.Bu bakış açısıyla bakıldığında Harry Potter’in fantastik dünyası ne sondur ne de yeni bir başlangıçtır. \n\nDünyaya Binbir Gece Masallarını, Kelile Dimne’nin Fabllarını ve pek çok fantastik hikayeyi, kahramanı armağan eden edebiyatımızın mimarları Harry Potter’in olmazsa olmaz temellerinden olan Phoenix yani Zümrüd-ü Anka’yı o sonsuz hayal güçleriyle inşa etmeyi başarabilmişlerdir.Tom ve Jerry’nin temellerinde Kelile ve Dimne’nin fabllarının olmadığını kimse söyleyemez.Ya da Ev Cini Dobby’nin şahsında tezahür eden İtaatkâr ve iyiliksever Cin anlayışı Alaattin’in sihirli Lambasından çıkmamış mıdır ilk olarak? Veyahut da Harry Potter romanlarında sıklıkla rastladığımız Devler, bizim binlerce yıllık geçmişe sahip Tepegözlerimizin ve devlerimizin soyundan değil midir? \n\nGerçekte batının fantastik dünyasını teşkil eden bütün o mumyalar, şeytani güçler, periler, iyi kahramanlar zaten bizim imal ettiğimiz bir fantastik dünyanın Batıca devamından ibarettir.Bilhassa Haçlı Seferleriyle birlikte bizim topraklarımızı sömüren batı, fantastik dünyamızın öğelerini de akıl heybelerinde saklayarak kaçırmışlardır.Günümüzde Batılı yazarlar Doğunun münbit ve velud hayal dünyasından daha çok istifade ediyorlar.Hatta dünya klasiklerinin bazılarında doğu edebiyatının derin tesirleri, ilhamları açıkça görünüyor.Bu durumda kendimizi küçük görmeye ve başkalarının başarılarını da nazarımızda küçültmeye hiç gerek yok.Vaktiyle geliştirdiğimiz Menkibe Kurgu Roman başlıklı yazımızda kendi fantastik dünyamızı nasıl inşa edebileceğimizin bazı arayışlarını ortaya koymuştuk. (http://www.gokselihtilal.com/menkıbe.htm)  Bu nedenle bu konu üzerinde daha fazla durmayacağım. \n\nHarry Potter benzeri Fantastik içerikli romanların başarılarını görüp hayıflanmak ve keşke bataklıklarına sürüklenmek yerine, tüm ihtişamıyla geçmişimizin ufuklarında beliren hatta batının yazın dünyasını bile aydınlıklara boğan kendi hayal dünyamızın zenginliklerinden istifade etmeliyiz.Kendi Hayali Edebiyatımızı eldeki malzemeleri daha bir işleyerek, parlatarak ve onararak yeniden inşa etmeliyiz.Böylelikle dünya insanlarının tümüne hitap edecek evrensellikte eşsiz yapıtlar oluşturabiliriz. \n\nBizim eserlerimizin mekanları İngiltere’nin şehirleri değil ama İstanbul, Erzurum ya da Semerkant olacaktır.Mimari tasvirlerimiz Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin muhteşem uyumunu yansıtacaktır.Bizim romanlarımızda büyüler, sihirler değil de kerametler, mucizeler söz sahibi olacaktır.Romanlarımızla geliştireceğimiz Fantastik dünyamızın Ortak Dilinin yelpazesi, Orta Asya Türkçesinden Selçuklu ve de Osmanlı Türkçelerine hatta Arapça ve Farsça bazı terimlere kadar uzanacaktır.Belki de bir İngiliz Çocuğu “Mevlana” adlı kahramanın birbirinden fantastik olaylarıyla mutlu olabilecektir.(www.gokselihtilal.com)  Olaylarımız Çifte Minareli medresede veya Tac Mahal’de veyahut da Süleymaniye Camiinde geçecektir.Fantastik Dünyamızı bütün bütün yerlileştireceğiz.Hayal dünyasının merkezi olan doğuya yöneleceğiz. \n\nBütün bu amaçlarımıza ulaşmak için hiç kimsenin ve hiçbir kültürün başarısını kıskanmamıza, bu başarıları adaletsizce eleştirmemize gerek yoktur. Yapacağımız iş basittir. Öncelikle biz kendi tembelliğimizi eleştireceğiz.Ardından zaferlerle dolu bir geleceğin kahraman mimarları olarak ellerimize kalemlerimizi, kâğıtlarımızı alacağız; kendi Fantastik dünyamızı inşa edeceğiz.Bizim samimi olduğumuzu, eserlerimizin tam da kaynağından, Fantastik dünyanın doğduğu topraklardan fışkırdığını gören dünya insanları, sunduğumuz ab-ı hayattan kana kana içmek için eserlerimizin etrafında pervane olacaklardır.Biz ise başarılarımızla asla şımarmayacak, insanlığı karanlıklardan kendi aydınlığımıza ulaştırma arzusuyla yanıp tutuşarak, oluşturduğumuz fantastik dünyanın kıyısına köşesine yapışıp sonsuzlaşacağız.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harun Karadeniz",
        "poet": "Şair Faustus_",
        "poem": "\n\nDüşünüyorum öyleyse yok edilmeliyim\nVe ne kadar haklıyım ki davamda uğrunda ölebildiğim...\n\nkorktular kimsesiz bir çocuk gibi gece yarısı kabuslarından kan ter içinde uyandılar.\nAma kimse yoktu yanlarında kendilerinden başka \nonlar \nonlar ki kendilerinden bile utandılar\nsırılsıklam terlemişlerdi ve ağır bir koku sinmişti odalanın duvarına\nkorktular güneşi gören yarasalar gibi\nkana susamışlar...\n\nharun karadeniz\nnice yiğit oğlandan biri \nve soyadına layık ki \nkaradeniz gibi hırçın ve güçlü...\nkaradeniz gibi soysuzlara aman vermedi\neline silah bile almamıştı oysa \ndüşünüyor dediler\nen büyük suç buydu \nkanserdi \nciğerleri ağzına geldi \nyalvardı yürekli cesur karısı \nhakime\ndiz çökmedi sadece gerçekleri söyledi\ndedi ki \no harun nice yiğitlerden biri sesi duyulmazdı iki adım öteden beri\neli ne bir silah gördü nede mermi \nkitaplardan gayrı...\nşimdi bırakın harun'umu \no evine dönmeli\ndedi ki karanlık yüzlü hakim\nbu ülkede düşünenden korkacaksın kızım\nsustu ama eğmedi başına önüne \ngururluydu harunun tabutu başında\n\nharun karadeniz\nokumak derdi \nokumak öyle ki makinalar gibi değil \nbilerek isteyerek okumak\n\nve karanlık suratlı adamlar sardı etrafını\n sustu güldü ölüme \ngel dedi gel böğrüme\n\nduvarları hep aynıydı koğuşların\nbir yanı evine bakardı\ndiğer yanı hasretliğe\nbir yanı susardı \ndiğer yanı gülümser\ntek çeşit yemek vardı\nyedin mi günden güne ölürdün\nama onlar afiyet olsun bile demez di! \nkaranlık suratlı adamlar\ngirerdi içeri kokuları \nölü bir beden gibi\nbilmem hangi fikrin uşağı... \nvururdu haruna\nharun artık hissetmiyorum derdi\nkalbimin sızlamasını...\n\nharun karadeniz \nkonuşurken herkes onu dinlerdi \ngözlerim hiç göremedi ama \ngörenlerden de hayır gelmedi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Harut ve Marut",
        "poet": "Ahmet Aksoy",
        "poem": "\n\nkılıcın keskinliğinde yıkılırken surlar\nharput ve marut  simyanın ilk ustaları\nöğretti insana büyünün sırrını\nşimdi babil kuyusunda sessiz\nşeytanın dostu ikiz melek\nkötülük ayinlerinde söz ederken failler\nizleri dayanır yaradılışa\nonların nefislerindeki zafer\ninsanların ve meleklerin ortak günahı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "=       Has Bahçe İçinde Solasın       =",
        "poet": "Gül Keleş",
        "poem": "\n\n= HAS BAHÇE İÇİN DE SOLASIN =\n\nHas bahçe içinde ben den uzakta kendi ettiğinden bulasın\nSen beni yaktın,sende yanasın\nGeleceğim dedin beklettin gece, gündüz\nGözlerimde yaş bırakmadın her döktüğüm akıttığım\nGözyaşlarım da'ki damlalar için hiç yüzün gülmesin dilerim\n\nKendin, kendinden bulasın benden uzakta\nBana çektir diklerin sana kar,kış olup donup kalasın\nHer dört mevsim yüzün gülmesin\nHas bahçede solup kalasın ey yar\n\nBenden başkasına gülüm yeşil gözlüm dediysen? \nSararıp solasın,dilerim hiç yüzün gülmesin\nEy vefasız neydi suçum beni darda koydun? \nYaktın yandırdın beni benden uzakta sen kendinden bulasın\n\nAhu'zar eder dururum Feleğe benden uzakta ey yar kendinden bulasın\nSenin için yaşlar döktüm..\nNe baharın olsun,nede yazın Karda kışta hep dona sın \nHer sözün yalanmış kandırdın beni \nHas bahçenin gülleri gibi sende solasın ey yar\n\nBu dikenli aşk yolunda korkaklar has bahçeye giremez\nYiğit olmayan sözünün eri olmayan yiğit giremez \nHas bahçenin gülünü dermeye\nDilerim benden uzakta kendin kendinden bulasın emi? \nHer döktüğüm göz yaşımda ahu zarım göz yaşımın her damlası\nSana haram olsun ey yar\nHas bahçe içinde donup kalasın dilerim Allah'tan ey vefasız yar..\n\nTarih=10=12=2012= Saat=10=00=İZMİR =\n\nGül Keleş..\n*\nBu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.\n*\nBU ŞİİRİ VE ESERİ YAZAN GÜL KELEŞ ..VE MİRAS CILARINA AİTTİR.....\n*\n(Bir eseri paylaşırken yazar ismini silmek hem kul hakkına girer\nhem de kanuni cezası var dır.Karekterli İnsanlar Paylaşım\nYaparken Yazarın Adını Silmezler, Bu yazıyı Aynen Paylaşırlar.\nUNUTMAYIN Kİ bir eseri güzelleştiren de yazarının adıdır.\nPara yada hapis cezası ile karşı karşıya kalmamak için lütfen özen\ngösteriniz..\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Has Bahçemin Goncası",
        "poet": "Uğur Kurt",
        "poem": "\n\nboş bir itiraf değil\nkalbimin son çağrısı\nseviyorum delice\nah başımın belası\n\nısısz geceler boyu\narayıp durdum ayı\nyıkıldı düş sarayı\nhayalimin kalesi\n\nben sensiz yaşamadım\nkahroldum coşamadım\nsüründüm koşamadım\nah mazimin çilesi\n\nhasretlere vuruldum\nyalnızlıktan yoruldum\nvarlığınla duruldum\nah ömrümün sılası\n\nçehren taze gül bana\numut umut gül bana\nsevda ile gel bana\nhas bahçemin goncası\n\ncehennem narı gibi\nyokluğun her zerremi\nyakıyor diri diri\nah ecelin nefesi\n\nferyat figan yetmiyor\nsaydıkça gün bitmiyor\nsensiz kalbim atmıyor\nah sabrımın törpüsü\n\nsevmek benim fıtratım\nsenindir gönül atım\nsür aşka gülsün bahtım\nhayatımın neşesi\n\ncanım çıksa bedenden\nvazgeçmem artık senden\nne senden ne sevginden\nkanımın son damlası\n\nçehren taze gül bana\numut umut gül bana\nsevdan ile gel bana\nhas bahçemin goncası\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-*Hâs/bi'/hâl -19 - D /o l m u ş",
        "poet": "Ercan Kurt",
        "poem": "\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-*Hâs/bi'/hâl -20 -Rüyâmız Bozuldu (Hasta Olalı)",
        "poet": "Ercan Kurt",
        "poem": "\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Has Kız",
        "poet": "İbrahim Kaya Bursa",
        "poem": "\n\nNasıl diyeyim ki, nasıl anlatsam ki, anlatabilir miyim ki... İçimde ki korlarda senide yakmayı göze alabilir miyim ki... Dökebilseydim sana dudaklarımdan bağrımda ki kahrı. Gözlerimden içimdeki ateşi yansıtabilseydim sana... \nOlmaz ama diyelim ki tükendi tükenmez kalemlerim, yetmedi içimi kâğıtlara dökmeye. Anlayabilir miydin, alıp götürebilir miydin beni gözlerinde serin iklimlere. Söner miydi korlarım senli iklimlerde. Ferahlar mıydı yüreğimde bu kimsesiz sevda, senide yakmadan içimdeki ateşlerde. Amansız ve zamansız yaralarıma derman olabilir miydin sanki. Sonu hüzünle bitecek sevdaları diker miydin gönül bahçene. Sever misin sen kederleri, elemleri. İster misin uykusuz geceleri. Tanır mısın sen Yakub'un gözlerinden düşen sicimleri. Taşıyabilir misin sırtında Yusuf'un gömleğini. Şehrin ışıkları sönsün gözlerinde, ister misin? İşte böyle has kız... Benim sevdam kor olur, yakar sevda yerini. Alır senden tomurcuklanmamış hayallerini. Siyah beyaz yaşarsın baharlarını. Yarınların kaybolur, gözlerimdeki siyah noktada. Yusuf'un karanlık kuyularına düşersin ve de ürkersin has kız. Züleyha'nın aşk girdaplarında kaybolursun. Yine benden başka, gözlerinde yaşı tükenen bir Yakub'un olmaz. Kızıl aşklar açar sadece bende. Sen düşersen ateşe ben yanarım, var git has kız yazık etme bana ve de sana... Ben sensizde yanarım, kan da ağlarım, Yakub'da olurum Züleyha'da, Yusuf'da... \nGit sal deryalara bana dair duygularını, kimsesiz sahillere vursun. Salıver uçsuz mavilere, gözlerindeki anka kuşunu, bu deli oğlanı unutsun. Bir uçurtma olsun gökyüzünde imkânsız umutların, kesiver ipini, yüklenip hüzünlerini, kaybolsun yıldızların arasında. Sende unut imkânsız aşklarını tam o anda.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Has'r et",
        "poet": "İsmail Avcı",
        "poem": "\n\nHerşeyin olduğu yerde sen yoksun,\nSenin olduğun yerde herşey var...\nOysa ben heryerde herşeyden yoksun,\nSenin varlığınla avunurum yar...\n\n27 Şubat 2011\nAnkara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haşa",
        "poet": "Mahmut Küçük",
        "poem": "\n\nHAŞA\n.                                                                             İST.-26.04.2007\n                                                                              08.10\n                         İşin gücün karı kız, her yoldan çokça para\n                         Gaddar ve acımasız, hiç iyilikte yok’sun! ? \n                         Dostlarını kullandın, bencillik sende sara; \n                         Hayvan desem yazıktır, haşa sen kesin bok’sun....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasan",
        "poet": "Çınar Göle",
        "poem": "\n\nTutkunduk denize,\ndaha da önemlisi alışkındık kıyılarındaki yaşama..\nHatırlar mısın Hasan? \nNe kolaydı kılıf uydurmak,\nyalpa vuran Erzurum gecelerinde,\nsersem sepelek dolaşmalara..\nGülüp geçmek,\nyüksek rakımdan diyerek çarpılmalara..\nİzmir sahil evleri,\ndeniz kenarı,salaş bir meyhane..\nŞişemin dibinde çökelmiş bir yar hasreti..\nDindirmek için,\n.................vurdukça dibine..\nDerinden  çarpıyor be Hasan,\n...................................çarpıyor namussuz rakım! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasan",
        "poet": "Selçuk Yazıcı",
        "poem": "\n\nolum Hasan; \nyirmiiki tane on kuruşunu \nnumunelik desem yeridir tek bir liranı\nve yerde bulduğum elli kuruşu aldım\narka ceplerime dağıttım\nbilmezsin ön ceplerim delik\nve bilmezsin ben şair falan değilim\n\nneyse\nparaları ne yaptığım konusunu merak ediyorsan\net\netmeni istiyorum\nve konuyu değiştiriyorum\n\nşimdi srzenme zamanı\neğer kız arkadaşın olsaydım seni terkederdim\ndurmazdım buralarda böyle tek başına\nama seviyorum senin bu kadınlar hamamı muhabbetini\nve seviyorum dostça\nben de senin gibi erkeğim\nne diyim Hasanım ne diyim\n\nhatırlar mısın bilmem dün gece yine dağıttık\nve bu seferki daha farklıydı\nuzattık\nkimse kim ama güzel kızlar gördük\nbenim tanıştığım bayan şuh İnci pas vermedi\nüstelik erkek arkadaşıyla tanıştırdı\nşit diyecen\nardından hâlâ etkisinde kaldığım MELTEM çıkınca karşıma\nbastım iltifatı verdim kendimi \nbıraktım\nsarhoştum\no an aşıktım\nne yapayım Hasanım davrandım\n\nsenin bu tetikleme ve geliştirme uyumsallığın olmasa\nüst katındaki Elif ve Elfin ile de balkon muhabbetimiz olamazdı\nkarşılarına oturup saçmalayamazdık\nsabahın lacivert saatlerinde\n\nbiri şişe biri kutu iki bira \nikisiyle de tanışıp öpüştüm\niçtim\noh be buzgibila\n\ndolap ağlıyor Hasanım\nüç yumurta \nkurumuş salça\nkurumuş peynir\nçiğ köfte partinden kalma \nkavanozda limon suyu\ntatlı kola\nsarımsak\niki tane büzük zeytin\nben sana ne diyim Hasanım\nne diyim\nyakışmadı aşçıya\nlakin aç değilim yanlış anlama\nbilirsin ben sana ne derim \n\nbugün babalar günü Hasan\nve baban çok önemli adam\nbenim gitmem lazım\nben de bir oğulum\n\nsana özel bir durum olmamakla beraber\nbu pazar günüm senin evinde Hasanım\nbirgün inşallah anahtarını alırım\nve karşı kafede Ayşegül ile buluşurum\nsen çalışırken hafta içi\nben işsiz aylak  kızkovalayan\nolur mu Hasan\nisterim cevabını\ntamam mı Hasan? \n\nsabah değil akşam \nsaat beşbuçuk \nkedin de ortada yok\nhaberin olsun kimbilir kiminle\n\npatates buldum Hasan \nhaşlamaya da verdim \nyeter artık çok acıktım\nevinden ayrılamadım\n\nkendine iyi bak sakın ölme Hasan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasan",
        "poet": "İbrahim Tolga Özsoy",
        "poem": "\n\nGözleri yeşildi ve boynu kalın,\nalnı açık olsada bahtı kapalıydı hasanın\n\nİlk eşi zatüreye, ikincisi kazaya\nderken üçüncüye gözü gibi bakardı ya,\noda kaçmaz mı çapkın bir çobana\n\nÜç çocukla kalakalır hasan\nbiri işeyen, diğeri ağlayan, öteki susan\n\nEvlilik öğretildiyse aşkın ötesinde\nvarını yoğunu buna vermiş veresiye\nAla ala üçü almış, biri kalmış geriye\n\nO birin hatırına \nsokmuş tek kurşununu altı patlara \n\nBulsa mıhlasa olmaz, bulmasa olmaz\nsıksa kurşunu kendine, adalet yerini bulmaz\nişeyen işese, ağlayan ağlasa, susan susmaz\n\nVarsın kaltağın önde gideni şeytana kaçsın\nAllaha havale edip, çocuklarına sarılacaksın\n\nHasan çolak adam aslında, \nİşi yok, tahsili yok ama başı dik çocuklarının başında\nNe şeytanın yatağında, ne de bırakıp kaçanın utancında\n\nSaçları kıvırcıktı ve dudakları kalın\ngözleri yanıyor olsada, geleceği sönüktü hasanın\n\nBabadan yadigar silahını satar, limon alır\nLimon satar aş alır, süt alır, gelecekten bir gün daha alır.\nTek göz bir gecekonduda hayat gittikçe daralır.\n\nKış gelir yağmur yağar, kış gelir kar yağar\nRüzgar lodos eser bacadan ölüm yağar\n\nBebek için son süt biberonda ve bir tabakta çeyrek ekmek var\nSobanın başında üç oğul bir babaya sarılmışlar\nTerkedilmiş bir yaşamın ardında dört ceset yatar.\n\n02 Mayıs 2005 / İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasan'a Mektup - 18",
        "poet": "Abdurrahim Karakoç",
        "poem": "\n\nİbiş'in saye-i himmetlerinde \nÇamura oturduk, bir bayram arttı. \nKinler halay çekti bayram yerinde \nBeş bayram yitirdik, bir bayram arttı. \n\nBorç boydan yukarı eski hesaptan \nFelek yâr olursa ödetir toptan \nYaşasın tayfalar, sağ olsun kaptan \nGemiyi batırdık, bir bayram arttı.\n\nHer gün biraz daha bulandı dere\nHiç kimse bilmiyor bu gidiş nere? \nKartalın hürmetle girdiği yere\nBeş karga götürdük, bir bayram arttı.\n\nOdunun irisin eyledik destek\nVe derken yerini buldu her istek\nAğıza gem vurduk, ayağa köstek\nDilde tüy bitirdik, bir bayram arttı.\n\nTüredi Kel Bayram, Kötüce Bayram\nUyuz tazılara sel oldu ayran\nAğlarken eşini yitiren ceylan\nBiz verem getirdik, bir bayram arttı.\n\nAk sütü doldurduk kızıl bakıra \nGelecekler yüzümüze tüküre \nEti`lerden kalma üç beş çukura \nKırk ölü yatırdık, bir bayram arttı.\n\n(Vur Emri)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasan'a Mektup - 19",
        "poet": "Abdurrahim Karakoç",
        "poem": "\n\nAnladım be Hasan sende de iş yok \nBir şey düşünmezsin ekmekten gayrı. \nAllah sonumuzu hayır getirsin \nGüvencim kalmadı felekten gayrı.\n\nNe yapsalar hemen unutuyorsun \nHülyalarla gönül avutuyorsun \nRahatı, davadan yeğ tutuyorsun\nYoldaşın bulunmaz eşekten gayrı.\n\nYazarım, yazarım okur geçersin \nSen kendini korumadan naçarsın \nAkşam-sabah kovalarlar, kaçarsın \nAllah'asen nesin ödlekten gayrı? \n\nKüfür ile doldurdular hurcunu \nÖdemekten korkuyorsun borcunu\nYiğit olan bulamazsa harcı nı \nÖmrü bir şey olmaz şelekten gayrı. \n\nKuduz itler sokaklar da kol gezer\nZulüm heybetleşen bir çıığa benzer \nSaklanma, gün olur seni de ezer \nYeter, adam ol, çı k tünekten gayrı.\n\nGeçmişi unuttun, geleceğin hiç... \nBir koca duvarı yıkar bir kerpiç \nGerekirse ecel şerbetini iç, \nYiğite servet yok yürekten gayrı.\n\n(Vur Emri)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasan Aga Mebbus",
        "poet": "Bülent Kalaycı",
        "poem": "\n\nKasabamız da üç okul vardı\n              Biri beş Eylül ilkokulu\n              Diğeri Devrim ilkokulu ki\n              Sonra  adı İnkilap  oldu\n              Birde Pazaryeri Orta okulu\n\n              Okulumuzun yanında bir ev vardı\n              Evde Hasan aga otururdu\n              Duvarın üzerine çıkar\n              Hep bir ağızdan\n              Hasan aga mebbus kel kafa karpuz\n              Diye koro tutardık\n              Hasan aganın bir hatası vardı\n              Düşmanla kaçmıştı.\n              Hep bir ağızdan bağırırdık\n              Hasan aga mebbus Kel kafa karpuz\n              Tayyare meydanı.....\n\n\n                Bülent Kalaycı\n                 12.02.2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasan Basri Abi",
        "poet": "Mehmet Akif Tiryaki",
        "poem": "\n\nHasan Basri Abi bir müddet\nOğlunun terk ediş yıl dönümünde\nSigarayı bıraktı denemez\nGünde birkaç taneye indirdi.\nYemeklerden sonra kahve ile içecekti.\nMayısın ikinci cuması kızı Pembe\nAmerika'dan gelecekti.\nAcaba 2006 nasıl geçecekti\nHer geçen sene bir öncekini özletti,\nHayaller kayboldu, halk fakirleşti\nİkiyüzbin askerimiz doğuya yerleşti.\nPasifik'te deprem oldu, Soçi'ye uçak düştü.\nİşçi lideri 1 mayıs tatil olsun istedi.\nHasan Basri Abi'nin tansiyonu onyedi,\nHürriyet gazetesi aldı,\nVapurda tango söyledi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasan dağ",
        "poet": "Yaşar Akbaş",
        "poem": "\n\nKarlar yağmış ak gerdana saçlara \nGelinlik kızlara dönmüş Hasan dağ\nAk murattır, vuslat olur yarına\nDuvağın yakışmış,süzül Hasan dağ\n\nRabbim rahmetini dökmüş başına\nGötür sende muhanneti uzağa\nZekatlar sıhhattir canlı varlığa\nDestanın yazılsın çağa  Hasan dağ\n\nAk duvağın ekmektir,aş olup pişer\nBarışır pazara gitmeyen küsler\nCanlanır yeniden, hayaller, düşler\nAğalar ekmeksiz olmaz Hasan dağ\n\nDoyum olmaz baharına, kışına\nİlham oldun ozanların aşkına\nHasret oldun gurbetçinin bağrına\nDünya durdukca dur, yaşa Hasan dağ\n\nBilmem ki methine gerek mi vardır\nYiğide mekana ihtiyaç vardır\nHayat sudur, sular ise dağdadır\nAkbaş’a  vatansın, yurtsun Hasan dağ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasan Dağı",
        "poet": "Atilla Yıldız",
        "poem": "\n\nŞurada bir dağ\nYamacında kuzu\nBelinde meşe\nTepesinde kar\nVe bazen\nEvliya gibi \nİnsanlar var\nİşte o dağ\nBizim dağımız\nHasan Dağı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasan Azkıran Kimdir",
        "poet": "Hasan Azkıran",
        "poem": "\n\nHasan Azkıran 11 Nisan 1940 yılında Kastamonu ilinin Hanönü ilçesine bağlık Demirci Müezzin Hatip köyünde doğdu. İlk okulu Halkabük ilk öğretim okulunu bitirdikten sonra 1952 yılında ailesiyle birlikte İstanbula gelerek, Üsküdara yerleşti. Çeşitli iş kollarında çalmışarak kendi başına ayakta durmaya uğraş verdi.Henüz öğrencilit yıllarında iken 1957 yılında 17 yaşında Devlet Memuru oldu. Gönderildiği hizmet içi tekâmül Kursunu birincilikle bitirdi. 1958 yılında Şef oldu. 1960 yılında askere gideceği sırada 1960 ihtilali vuku buldu. Askerli bir yıl tecil ettirilerek Müdür Yardımcılığına getirildi. Üstün bir zekâ ve kaabiliyete sahip olan Hasan Azkıran 1961 - 1962 yıllarında askerliğini bitirerek, bağlı olduğu kurumda tekrar görev aldı. Teşkilatın yönetici kadrıolarıyla Ümraniye-Üsküdar-Beyoğlu-Eminönü ve Kadıköy gibi büyük ilçelerde görev yaptı. Teşkilatta 27 yıl çalıştıktan sonra kendi isteği ile 20 Temmuz 1983 yılında emekli oldu. \n  16 yaşında tanıştığı şiir ile dostluğu halen devam eden Şairk Hasan Azkıran, Şair Behçet Kemal Çağlar gibi büyük ustalara çıraklık yaptı. \n   Memuriyetiyle birlikte bazı mahalli gazetelerde ve dergilerde köşe yazarlığı yapan Azkıran, 14 yaşında Halk evlerinde eğitimini gördüğü Tiyatrolarda da rol aldı Devlet Tiyatrolarında ve özel sahnelerde rejisörlük yaptı. 1970 li yıllarda Lise Son Sınıf öğrencilerini İstanbul Şenliklerine hazırlayarak, büyük Başarı ödülleri aldı. \n  1984 mahalli seçimlerine katıldı, mahallesine muhtar seçildi. 5 yıl muhtarlık yaptıktan sonra 1989 smahalli seçimlerinde Ümraniye ilçesine bağımsız Belediye Başkan adayı oldu ve fakat seçimi kaybetti. 2009 mahalli seçimlerinde Demokrat Partinin çağrısı üzerine Üsküdar Belediye Başkanlığına altarnatifsiz Aday oldu ve fakat Partinin maddi destek vermemesi ve kendisinin de maddi imkânı lmadığından seçimi kaybetti.\n  Hasan Azkıran; 7 Aralık 1994 yılında Türkiye Şair Ozan ve Yazarlar Kültür Derneği Genel Merkezini kurdu ve halen bu derneğin değişmez genel başkanlığını sürdürmektedir.\n  Şahsına ait GÖNÜL IRMAĞI-ATAMIN İZİNDEYİM VE MUSTAFA KEMALİ ARIYORUM İSİMLİ ÜÇ ŞİİR KİTABI İLE 6 TANE DE ATATÜRK TÜRKİYESİ ŞAİRLER ŞİİR ANTOLOJİSİNİ ÇIKARDI. Bunların yanı sıra Gönül Ekspresi ve Ülkemiz isimli iki haftalık Siyasi-Edebi - Bağımsız gazete çıkardı ve bu gazetelerin imtiyaz sahibi ve başyazarlığını yapmaktadır.\n  Her yıl geleneksel olarak Türkiye genelinde ödüllü şiir yarışması düzenlemekte ve kazanan gönül dostlarına ödüllerini büyük bir zevk ve heyecanla yaşamaktadır. Ayrıca yine her yıl Türkiye genelindeki gönül dostlarının katılımıyla Antoloji çıkarmaktadır.\n  Evli ve üç çocuk, 8 torun sahibi olan Şair Hasan Azkıranın felsefesinde Din-Dil-Irk-Mezhep-Yöre ve İnsan ayırımı olmadığı gibi, tüm insanları çok sevmekte ve hep barıştan yana olmayı tercih etmiştir. Emekli maaşından başka herhangi bir zenginliği düşünmeyen şairin en büyük zenginliği tüm insanlık alemine büyük bir hassasiyetle yaklaşmayı tercih etmektedir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasan Basri Güzeloğlu",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nHoş geldiniz Samsun’a-sevgi şükranlar size\nAyağının tozuyla-mutluluk verdin bize\nSeni söyler gönüller-konuşur bütün diller\nAnladın hâlimizi-kendisine geldi er\nNe heyecanlar kattın-gençliğin enerjinle\nBirliği oluşturdun-huzur verirsin ile\nAy gibi kalplere doğ-aşalım zorlukları\nSöylenmeli türkümüz-görelim itibarı\nRüzgar ol es daima-önle içte krizi\nİdeal sahibisin-unutamayız sizi\nGülümsesin Samsunlum-gelsin huzur mutluluk\nÜzüntü oluşmasın-sevinsin çoluk çocuk\nZorlukları aşarız-gideceğiz ileri\nEllerimiz birleşsin-kalmak yok asla geri\nOlmalıyız birlikte-Samsun’umun o adı\nGüzellikle duyulsun-yürekte kalsın tadı\nLider olmamız gerek-el el gönül gönüle\nUzaklar yakın olsun-ortadan kalksın çile\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasan Aslan Bafralı Kopartma “Yeşil Dalı”",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nHizmeti unutulmaz\nBunu bir tarafa yaz\nİyice görür isen\nBundan duyacaksın haz\nHasan Aslan Bafralı\nKopartma “Yeşil Dalı”\nHizmet O’ nunla geldi\nEski yolları deldi\nYaşanılır yer yaptı\nBafralı nefes aldı\nHasan Aslan Bafralı\nKopartma “Yeşil Dalı”\nMüstakil tapuları\nVatandaşların kârı\nO her şeyi hâlleder\nİşi bırakmaz yarı\nHasan Aslan Bafralı\nKopartma “Yeşil Dalı”\nArıtma Tesisi’ni\nOrtaya koydu teni\nSevindirdi gerçekten\nHem seni hem de beni\nHasan Aslan Bafralı\nKopartma “Yeşil Dalı”\nBafra modern bir şehir\nYanından akar nehir\nMutluluk ve huzurla\nSağ ve soldan şehre gir\nHasan Aslan Bafralı\nKopartma “Yeşil Dalı”\nAlt yapı meselesi\nSona erdi çilesi\nBütün Bafralıların\nGör kabardı yelesi\nHasan Aslan Bafralı\nKopartma “Yeşil Dalı”\nİş makinesi araç\nYeniledi yaptı maç\nEvet zenginleştirdi\nBaşlara giydirdi taç\nHasan Aslan Bafralı\nKopartma “Yeşil Dalı”\nOluşturdu bir filo\nDört yana dedi alo\nHasan der O başardı\nGörün doludur silo\nHasan Aslan Bafralı\nKopartma “Yeşil Dalı”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasan dağı",
        "poet": "Vahit Kemal Kısa",
        "poem": "\n\nNe guzel cocuksun sen ne ozgur bir adam olacaksın kimse ne yapmanı dikte etmeyecek kimsenin adamı olmayacaksın bir gun bir an gelecek nefes almayı bılmeyene nefes sesine kulak vermeyene feryad olacaksın bir şiir bıarakacagım sana yıllar öncesinden okudukça cogalacaksın öyle kocaman olacakkı yüreğin Hasan dağına kardeş kalacaksın Beratım ozlemım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasan emmim vardı",
        "poet": "Şükrü Dikbıyık",
        "poem": "\n\nbir hasan emmim vardı almanya da,\ngözü yaşlı eli kanlı hasan emmim,\ntam 35 yıl ayrı kalmıştı,\nanasından,vatanından,baba ocağından.\n\nbir hasan emmim vardı almanya da,\ngözü yaşlı eli kanlı hasan emmim.\n\nbizimle beraber volta atardı gecelere,\ngöz gözü görmezdi,sabahlar olmazdı.\nbağdaş kurup,otururduk başucuna,\nhasan emmim gelir,başlardı masal anlatmağa.\n\nşimdi gözlerim hep onu arıyor.\nrahmetli olmadan önce konuşuyor,\nkonuştuktan sonra sessizce ağlıyordum.\n\nah be hasan emmim ah,\nne olurdu kıymasaydın canım canana,\ngüzelim yıllarını ettin heba,\ngeri gelirmi sandın bunca yıl yaşadığın manzara.\n\nyok hasan emmim yok,\nbu alman elini sevmemiştim zaten,\nzaten kendini unutturdun hepten,\nşimdi bir verem hastalığı yüzünden,\nkaybolup gittin bizden....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasan Dağı",
        "poet": "Habip Altıok",
        "poem": "\n\nÇıksam yücelerine seyretsem seni.\nBaşında bir duman var Hasandağı.\nGün batımı üstümüze düşen gölgeni,\nYatak yorgan gibi ser Hasandağı...\n\nBir yanında bahar, bir yanında kar.\nŞahinler, kartallar, başından uçar.\nKoyunlar, kuzular suyundan içer.\nBana da bir yudum su, ver Hasandağı.\n\nKarşıdan Erciyes, selam yollarken.\nÖnümüzde Hırka Tepesi varken,\nNevşehir'in yakınından geçerken.\nGel gör şu halimi, sor Hasandağı.\n\nKonya Ovasından yola düşerim\nAksaray, Niğde'ye gelir şaşarım.\nBilmem, nerde ölür, nasıl yaşarım? \nSana gidip gelmem zor Hasandağı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasan Öğretmen Gerçek yaşam öyküsü",
        "poet": "Cebbar Korkmaz",
        "poem": "\n\nHASAN ÖĞRETMEN\nGerçek yaşam öyküsü\n\nHasan köylümüz aynı zamanda akrabamızdı\nİnce yapılı kıvırcık saçlı karayağız bir geçti\nKöyümüzde o dönemlerde ortaokul lise okuyan tek kişiydi sanırım ya da ben öyle biliyordum \nPazar günleri köye gelir kalırdı bazen bize de uğrardı \nGiyimi davranışları farklıydı bu yüzden ona hayranlık duyuyordum \nÖzellikle düzgün Türkçe konuşması saygılı davranması sevecen olması beni çok etkilemisti \nAdeta örnek almıştım hasan abimi ama bunları yapmam pek kolay değildi \nÇünkü bu davranışları köyde sergilemek dışlanmak demekti ayrıca yedi veya sekiz yaşlarındatdım yanılmıyorsam\nKöye ilk futbol topunu getirende oydu o zamanlar futbol topuna meşinli top derdik\nBize nasıl oynanacağını hasan öğretti ama biz yinede bildiğimiz gibi oynardık\nO top öğlesine darbelendi ki içi yama tutmaz oldu sonunda içine çaput doldurarak ayakta tutumaya çalıştık \nTabiî ki formamız falan yoktu günlük elbiselerimizle kavga dövüş oynardık \nHasan da hakemlik yapardı bazen kızar bazanda gülmekten yerlere yatardı\nHer kes gibi hasanda yoksul bir ailenin çocuğuydu\nAma okumuşluğun verdiği bilgiyle hemen fark edilen biri olmuştu saygılı sevecenliğiylede sevgiyi hak eden birisiydi\nSarıkamışta dayımla halamlar oturuyordu \nBen bazen halamlara ya da dayımlara giderdim \nAylardan kıştı ve her taraf buzdu\nYine sarıkamışa halamlara gitmiştim epey kaldım bir sabah köye gitmek için dolmuş durağına geldim\nDolmuşu beklerken birde baktımki yanıbaşımda hasan abi çok şaşırdım onun sarıkamışta okuduğunu bilmiyordum\nÇok sevindim sanki kendi kardeşimi abimi görmüş gibiydim \nMeyerse tam dolmuş durağında oturuyormuş beni pencereden görünce çıkmış israrla eve gel bir çay iç dedi \nÖn ce kabul etmedim israr edincede\nHasanın giyimi davranışları karşısında utana sıkıla kaldığı eve gittim\nİçeri gittiğimde hasanın yalnız olmadığını gördüm bir oda arkadaşı vardı\nOnlarda kahvaltı etmek üzereymişler çayda hazırdı \nHasan abi hemen bana bir bardak çay koydu masanın üzerine bir tabakta lor getirdi bana israrla gel kahvaltı edelim diyordu ben halamlarda yedim dememe rağmen hasan ilada bir lokma alacaksın diye israr etti bende sen ye ben alrırm dedim \nArkadaşı da bu arada masanın öbür tarafında hazırlık yapıyordu karşı karşıya oturmuşlardı arkadaşı kendi yiyeceklerini çıkardı kavurma çeçil peyniri tereyağı bal yiyordu hasanınsa sadece loru vardı\nOda bana sende ye dedi ama yemek ne demek yüreğime öyle bir acı çöktü ki kulaklarım çınlamaya başladı hasanın lorundan bir iki lokma aldım ama ekmek mi beni yedi benmi ekmeği yedim bilemiyorum\nHasanın oda arkadaşının tüm israrına rağmen onun yemeginden almadım müthiş kızmıştım belki de üzüntümden di yaptıklarım \nBu manzara karşısında hasanın mahcup bakışları yüregime kurşun gibi saplanmıştı \nBu kurşun hiç yüreğimden çıkmadı bir daha \nKarşımda yoksulluğun resmi duruyordu ayrıca paylaşmanın olmaması beni çok etkilemişti hasanın oda arkadaşı hasandan öğrediğin kadarıyla ağa çocuğuymuş \nYemek bittikten sonra ben kalktım gideceğimi soyledim hasan beni dolmuşa bindirdi köye geldim ama bu gördüğüm manzara ömür boyu beni yaralayan bir olay olarak hafızamda kaldı \nYıllar sonra hasan izmire bize geldi saçları kırlaşmıştı yanında eşi (3)  te çocuğu vardı öğretmen olmuş bir okulda müdürdü eşi de öğretmendi onu böyle başarılı görmek beni gururlandırdı ama onu sarıkamışta gördüğüm zaman ki acım hiçbir zaman dinmedi o anı hatırladıkça hep yüreğim sızlar\nBöylesi zorlukları göyüslüyerek başarılı olmak kolaydeğil hasan zoru başaran şahsiyetlerden biriydi bir kez daha onu örnek aldım kendime\nHasan öğretmen öncelikle bu başarın önünde ve senin sahsında tüm öğretmenlerin önünde saygıla eğiliyor saygılarımı arz ediyorum \nUmarım günümüz gençleri senin bu başarını örnek alırlar\nTamamen yaşanmış gerçek bir olaydır\n17,1, 2009 cebbar korkmaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasan’ım",
        "poet": "Şerafettin Yıldız",
        "poem": "\n\nHasan’ım\nAllah yolunda\nSecde kıldım can elim de\nAçtım Fatıma dalında\nNalan’dım Nalanım’da \n\n30 / 11 / 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasan Ulusoy",
        "poet": "Yusuf Uyar",
        "poem": "\n\nYandı kardeşim de ciğerim yandı,\nBu acı haberi hoparlör yaydı,\nHaber de çok acı içimi baydı,\nKadir Mevlam sabır versin kardeşim.\n\nOğluyun adı da benim adımdan, \nBöyle bir şey hiç geçmezdi yadımdan, \nBilirim kardeşim oğul tadından,\nKadir Mevlâm sabır versin kardeşim.\n\nİlçen Çelebi’de, köy de Karaağaç, \nBir fidan devrildi taze bir ağaç,\nŞiirde Yusuf‘a bir de yaprak aç,\nKadir Mevlâm sabır versin kardeşim.\n\nUlusoy’um dertlileri bulurdun,\nŞiirinle derde deva olurdun,\nBiliyorum son günlerde yoruldun,\nKadir Mevlâm yardım etsin kardeşim.\n\nEmiroğlu böyle içerin yanar,\nBu yara çok derin durmadan kanar, \nHer an evladını gelecek sanar,\nKadir Mevlâm sabır versin kardeşim.\n                                  23-07-1997\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasan Özbek'e",
        "poet": "Mehmet Bütün",
        "poem": "\n\nÖlüm ne bahar tanır ne de yaz\nGelmesin kapına bir kere malüm\nÖlüm acı dayanılmaz zülmüne\nBir gecede alır gider HASAN'ım\n\nÖlüm ne öğretmen tanır, ne de öğrenci\nÖlüm ne yaşlıyı bilir, ne de bir genci\nÇoğu gitmiş azı kalmış baharın\nMayıs ayı sensiz biter HASAN'ım\n\nHayellere salıyorum kendimi\nTepe takla taşırmışım bendimi\nGöz yaşına dönüştürdün sevgini\nÖlüm seni alır gider HASAN'ım\n\nUnutamam acı tatlı sözünü\nSende gördüm insanlığın özünü\nÜç gün önce şu gördüğüm yüzünü\nÖlüm bana göstermiyor HASAN'ım\n\nDeniz kenarında incir ağacı\nYüreğime girdi ince bir sancı\nYirmiüç mayısın acı haberi\nSeni benden alır gider HASAN'ım\n\nİçimden gelir bu derin sevgi\nHasan benim şu gönlümde gül gibi\nBu ne biçim dost sevmekmiş MEHMET'im\nElli yıllık köle gibi kul gibi\n\nSürmene Trabzon\nMehmet BÜTÜN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasan Öztürk",
        "poet": "Berraki Hasan Öztürk",
        "poem": "\n\nHASAN ÖZTÜRK\n1956 yılbaşı gecesi doğumluyum. İlkokul döneminde yüzlerce türküyü kusursuz söylerken bağlama çalmaya da başladım. O gün bugün bağlamam ve sesimle, halk müziği emekçiliğim sürmektedir.\n1968’de Kepirtepe İlköğretmen Okuluna girdim. O yıllarda şiir yazmaya başladım. Akla gelebilecek ve şiire yatkın her konuda denemelerim var. \nBeste çalışmalarım öğretmen okulu orta kısım yıllarında başladı. Bestelerin sayısı 500’ü aşmış olup müzik piyasasında kullanılan ilk eserim söz ve müziğiyle “Manolya”dır. \n1972’de İstanbul-Çapa İlköğretmen Okulu “Müzik Semineri” bölümüne geçtim. Burada dört yıl boyunca müzik ağırlıklı vardı. \nÇapa yılları boyunca yaşanan pek çok önemli olayı günü gününe kaleme aldım. Bu notlardan yola çıkarak, 1997 kasımında yayınlanan “Umut Boyu” isimli romanımda “80 Öncesi”nin mini bir maketini sergiledim. 1976’da okulumu bitirip,  yurdun çeşitli yerlerinde sekiz yıl öğretmenlik yaptıktan sonra, 1984’te İstanbul’a atandım.\n1980 yılından itibaren, öncelikli yöre Trakya ve Balkanlar olmak üzere, Halk Müziği ve Alevi-Bektaşi Semahları derlemeleri yapmaktayım. Derlediğim türkülerin sayısı yüz küsur. \nBaşta bağlama olmak üzere telli, üflemeli, klavyeli ve vurmalı sazlardan bazılarını kullanmaktayım. \nİlk basılı eserim, ocak-1996’da yayımlanan “Manolya” isimli şiir kitabıdır. \nBeste ve derlemelerimden oluşan, içinde 15 adet ezgi bulunan ilk müzik albümüm: BAKIŞIN YETER-ÇİNGENEM, 1999 martında;  14 adet beste bulunan 2. albümüm: ŞAİRANE EZGİLER, 2002 başında piyasaya çıktı. \n2004 aralık ayında ikinci romanım: “YARALI KALDI” çıktı.\n2006 yazında “TRAKYA-Geleneksel Oyun Türküleriyle” isimli 3. albüm…\nSıradaki müzik albümü: “TRAKYA-Geleneksel Bektaşi Semahlarıyla”\nYeni şiir kitabı hazırlıkları ve müzik eserleri hazırlıkları…\nHalk müziği alanında çalıştırıcılık ve uygulama evrelerinde uğraş vermekteyim. Her anımı, sağlıklı geçen tüm zamanımı verimli, gerekli, yararlı çalışmalarla değerlendirmek öncelikli yaşam biçimimdir ve anlayışımdır. Buradan yola çıkarak, beynimin ve bedenimin yettiği konularda etkin yaşamaya uğraşıyorum. 26 yıl öğretmenlikten sonra 2002 yılında kendi isteğimle emekli oldum. Bir özelliği var emekliliğimin. “Boş durmak için değil, koşturmak için.” Emeklilikten sonra yüzüme gözüme bakanlar, “gençmişsin, neden genç yaşta emekli oldun,” diye sorguladılar. “Genç olduğum için emekli oldum. Öğretmenlikten, devlet memurluğundan başka yapacak işlerim vardı. Onları yapabilmek için kendimi beynen ve bedenen genç ve dinç duyumsamam gerekiyordu. Yoksa yaşlandıktan sonra emekli olsaydım ne işe yarardı,” diye yanıtlıyorum.\n-Okullarda halk müziği ve halk oyunları çalıştırıcılığı. \n-Halk müziği dinletileri, konserler ve bağlama öğreticiliği. \n-Derneklerde üyelik ve yönetim kurulu çalışmaları.\n2005 yılının ekiminde Kırklareli ağırlıklı yaşamaya yöneldim. Yerel ÖNADIM gazetesindeki “BAKTIM DA! ” köşemde günlük yazarak…\nDuyarlı bir insanın, bulunduğu mekândaki olumsuzlukları düzeltmek, yetersizlikleri gidermek, insanlara, çevresine yararlı işler yapmak için uğraş vermesi gerektiğine inanıyorum. Duyarsızlık ve aldırmazlık, hoşuma gitmeyen şeyler. Her ne konumda olunursa olunsun, iyi niyetli, iyi yürekli, yapıcı, aydın beyinli insanların, içinde bulunduğu mekânın, üyesi bulunduğu kurumun, ekmek kapımızın, köyümüzün, ilimizin, ülkemizin ve dünyamızın tüm olumsuzluklarını olumluya, çirkinliklerini güzele, zararlılarını yararlıya çevirmek için emek, çaba, bilgi, katkı sağlaması ve katması gerektiğine, hatta bunun zorunlu olduğuna inanıyorum. \n2006 ocak ayında şiir kitabı: “Suya Sabuna.”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasan Öğretmen",
        "poet": "Ali Şeyh Özdemir",
        "poem": "\n\n- Yurdumun Çile Çiçeklerine...\n\nBen Hasan Öğretmen yavrucuğum; \nBen Hasan Öğretmen! ...\nTillo’nun bıçak kesen rüzgârı,\nPalandöken’de karım ben! \nÇatlamış, kıraç topraklara\nSu olur akarım ben! ...\n\nBen Hasan Öğretmen yavrucuğum; \nBen Hasan Öğretmen! ...\nKuş uçmaz, kervan geçmez köylerimin\nKaranlıklarının meşalesiyim.\nUrumeli surlarında bayrak\nYurdumun düşmez kalesiyim! ...\n\nBen Hasan Öğretmen yavrucuğum; \nBen Hasan Öğretmen! ...\nAnamur’da muz, Malatya’da kayısı,\nGölbaşı’nda peygamber üzümüyüm.\nSorunlar un-ufak olur benim ellerimde\nHer müşkülün tek çözümüyüm! …\n\nBen Hasan Öğretmen yavrucuğum; \nBen Hasan Öğretmen! ...\nÜlkemin haritası alnıma çizilmiştir\nDağı, ovası, toprağı, taşıyım.\nİnsanım benimle doyar\nEkmeği, suyu, aşıyım! ...\n\nBen Hasan Öğretmen yavrucuğum; \nBen Hasan Öğretmen! ...\nDoğu’da - Batı’da, Güney’de - Kuzey’de\nSusmasın çocuklarım, kararmasın ufuklar diye\nŞimşek olur çakarım ben! ...\nKimi gün kurşunları göğsüme\nMadalya diye takarım ben! ...\n\nBen Hasan Öğretmen yavrucuğum; \nBen Hasan Öğretmen! ...\nTerörün kol gezdiği diyarlarda\nGüvercin olup uçarım ben.\nSusturamaz kalemimi kaleşinkoflar\nSevdam gül olur mezar toprağımda\nRayihalarımla açarım ben! ...\n\nBen Hasan Öğretmen yavrucuğum; \nBen Hasan Öğretmen! ...\nKaranlık önünde set, Hantepe’de siperim! \nŞan, şöhret, mevki, makam\nMesken tutmaz gönlümde\nÇünkü ben Meçhul öğretmenim! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasan-ı Basrî Hazretleri ne buyuruyor bak",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nKomşuları için insan asla kötülüğe etmemeli meyil,\nİyi geçinmek için sabır gönül içinde verilen emektir.\nİyi komşuluk yalnız komşuya eziyet etmemek değil,\nKomşusunun eziyetlerine de katlanmak demektir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasanın Hayali",
        "poet": "Ahmet Çetin 2",
        "poem": "\n\nKolay gelsin..\nNe yapıyorsun Hasan...? \nManzara resmi öğreğtmenim \nPeki şu turuncu boyalı yerler...\nNe oluyor Hasan...? \nOnlan dağ öğretmenim.\nOlurmu Hasan dağ hiç turuncu..? \nBen öylemi öğrettim yavrum.\n\nNe yapayım öğretmenim \nBen öyle hissettim öyle gördüm.\nPeki şu aşağı geniş olan yer nedir..? \nOrası derniz öğretmenim.\nHasan yavrum onuda kırmızıya boyamışsın.\nHiç deniz kırmızı olurmu.\nBen buradan baktığımda \nÜzerinde ay yıldızın bile dalgfalandığını \nGörüyorum öğretmenim.\n\nHasan evladım....\nYanındaki kurumuş ağaç,yerdeki ölü kuşlar,\nVe gökyüzünde ki siyah perde \nNedir bu manzara..? \n\nÖğretmenim; \nSiz hayalinizi çizin dediniz \nBenim ağaçlarımı yaktılar.\nKuşlarımı vurdular\nArkadaşlarımı yetim, öksüz koydular\nHava karardı orktalık çöl oldu.\nBenim gönlümdeki renkler karışık \nHayallerim karışık \nManzaram budur..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasat",
        "poet": "Muammer Erturan",
        "poem": "\n\nÖyle öfkeli ki doğa,\nazgın bir boğa gibi\nkatıyor herkesi önüne...\nBakmaksızın kimin kirlettiğine\ntemizleme peşinde namusunu...\nEden de suçlu,\nseyreden de suskun puskun\nonun adaletinde...\n\nUygarlıkla karışık\nbarbarlık tohumları saçıldı\nyıllar yılı,\nbir uçtan bir uca...\nŞimdi sıra hasatta...\n\n(23 Ağustos '99)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HASAN ve KEZİBAN",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nHer iki öğretmen duyguyu saldı,\nKız anası verdi, babası aldı,\nNişan merasimi çok özel oldu,\nHasan ve Kezi ban evleniyorlar. \n\nDüğün için kısa tarih atıldı,\nHısım, akrabalar çevre katıldı,\nYemekler yenildi, ikram tutuldu,\nHasan ve Kezi ban evleniyorlar. \n\nBörek, çörek derken düğün başladı,\nHamam, kına ile tarih işledi,\nFuar alanını  balo süsledi,\nHasan ve Kezi ban evleniyorlar. \n\nGelin kız erte de  yorgun düşüyor,\nKimi memnun oldu, kimi küsüyor,\nMutluluk rüzgarı soğuk esiyor,\nHasan ve Kezi ban evleniyorlar. \n\nZeki eniştesi, Cennet de hala,\nBir ay öncesinden koydular yola,\nSözler dönüşüyor şekere, bala,\nHasan ve Kezi ban evleniyorlar. \n\n13-8-2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasat",
        "poet": "İnayet Koçak",
        "poem": "\n\nkurtul geçmişin \ngölgesinden\n dinlendin yeter\n hasat zamanı geldi\n güneşi karşıla sabah\n olmadan\n ihanet tokmağı kapın\n dövmeden...i.koçak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasat",
        "poet": "Mete Özdikici",
        "poem": "\n\nSessiz sakin bir hayat\nİstiyorsan bana gel\nYe, iç, keyf et, uzan, yat\nİstersen ömrünce kal\n\nSıkıntı, dert varsa at\nSevincine sevinç kat\nYeter ki sen bana gel\nMutluluk olsun hasat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasat Ayı 2",
        "poet": "İhsan Hasan Kaya",
        "poem": "\n\nHasat Ayı 2\n(H) AZİRAN ayı ile ülkemiz yaz mevsimine girer,\n(A) rtık hormonsuz yiyecekler var,onlardan yer.\n(A) ğustos ayı gelince yaz mevsimi de sona erer.\n(Z) iller son kez çalar,öğrenciler yaz tatiline girer.\n(İ) nsanlar hasadını yapmak için tarlalara koşar.\n(R) abbimizin bereketini görünce sevinir, coşar.\n(A) llah’ın ilahi takdiri ile her türlü zorluğu aşar.\n(N) imetlerini düşünür,Rabbe şükrederek yaşar.\n\n    Hasan Kaya\nEğitimci-Şair-Yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasat",
        "poet": "Ahmet Aksoy",
        "poem": "\n\nzamana ırgattır her insan\nki çalışır yaşamak için\nbir ölümlük ömürde\nsavaşır kendi için\n\nlakin ne çalışmak\nne de savaşmak erdirir sonsuza\ndünya için yapılan\ntoz olur karışır rüzgara\n\nki verilir doğumla, bir tarla, \nekilmek için, her insana, \niki bölümlü, iki parça, \nkazanmak için iki dünyada\n\nlakin kimi eker, zevki sefa\nkimi eker inanç ve\nhasat vakti gelir, ayrılır, \nçürük çürüğe sağlam sağlama\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HASBİHAL",
        "poet": "Demirel Ahmet",
        "poem": "\n\nDün gibi gelir bana, tanıştığımız o gün, \nşimdi kalbimde hüzün\ngözlerimden ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasbel/kader",
        "poet": "Ahmet Zekai Yıldız",
        "poem": "\n\n(Bu öyküde adı geçen kişi ve olayın geçtiği yer gerçek değildir.)    \n\n         80’li yıllardı. Copçuların Sefer derler bir gençle tanıştım Kırşehir’de... Anadolu’nun orta yerinden, çıkarak, ta Batı Amerika’nın Colorado eyaletinde Aspen kayak merkezine ekmek parası kazanmaya gitmişti. Burası dünya’nın en zenginlerinin para üstünde kaydıkları bir tatil beldesiydi. Yani benim diyenin gidemeyeceği kadar pahalı bir yerdi. \n         Sefer kazandığı paralarla biraz yoksulluğunu azaltınca çok sevdiği Zeyni’siyle evlendi. Fakat üç günlük eşini Aspen’e götürmedi. En çok da bu üzmekteydi, Sefer’i… Çünkü bu durum onu yılda ancak iki kere görmesi anlamına geliyordu. Ama ne çare bir kaç yıl çalışıp bir iş kuracak parayı kazanabilmesi için bu hasrete katlanması gerekmekteydi. \n         Günler haftaları, haftalar da ayları kovalarken tek tesellisi buram buram hasret kokan mektuplardı. Yine bir mektup aldı memleketinden… Hemen bir köşeye çekilerek sigarasını yaktı önce… Sonra derin derin içine çekerek kokladı Zeyni’sinin mektubunu. “Prensim” diye başlayan dizeler gözlerinden akıp geçerken; bir cümleye takılıp kalmıştı. Şöyle yazıyordu Zeyni. “Bende bir emanetin var.” Evet bir emaneti vardı gerçekten, çocuğu olacaktı Sefer’in. Gerisini okumadı mektubun. Ayağa kalkarak çalıştığı restauranta doğru bağırdı. “Hey millet bir çocuğum olacakmış benim! ..” Müşterilerin bir kısmı bu güzel haberi alkışlayarak bir kısmı da tebrik ederek paylaştılar. Patronunun izniyle müşterilere aperitif içki ikramında bulundu. \n         Neden sonra eşinin doğduğu ve bir kız çocuğu olduğu haberini aldı. Erkek çocuk beklentisi olduğu için fazla sevinememişti. İsminin ne olacağı soruldu telefonda… Sefer bir süre düşündükten sonra güzel bir yer olan Aspen ismini vermeyi kararlaştırdı kızına. Aspen olsun dedi telefonun öbür ucundaki babasına. Babası bir süre sessiz bekledi. Çünkü eşinin ismi Makbule verileceğini umuyordu torununa. Huzursuzluk çıkmaması için tamam olur, ilçeye gittiğimizde hemen nüfusa yazdırırız dedi. Dedi demesine de yanlış anlamıştı oğlunun verilmesini istediği ismi.Aspen’i Hasbel olarak algılamıştı. \n         Üç ay sonra nüfus müdürlüğüne giden anne Zeyni, kızının nüfus kaydı için geldiğini söyleyince; görevli memur isminin ne olacağını sordu. Zeyni “Hasbel” olacak deyince memur önce göbek hoplatarak, sonra da tepinerek gülmeye başladı. O güldükçe Zeyni öfkeleniyordu. Nihayet “yeter! ” diye bağırdı. Kahkahalar bitince “Sen ne biçim bir memursun ki kızımın adıyla alay ediyorsun? Babası ta Amerika’lardan böyle olmasını istedi. Hem sen köyün imamından daha iyisini mi bileceksin? Ona da sordum, “ uygundur” dedi. Seni Kaymakam Beye şikayet edeceğim. Görevini yapsana…” diye bağırınca; işin ciddiyetini kavrayan memur  “Tamam hanım! Sesinizi yükseltmeyin… Dediğinizi yapacağım. Özür dilerim.” diyerek daktilo ile yazmaya başladı., \nSoyadı:Kader \nAdı:Hasbel \nBaba Adı:Sefer \nAna Adı:Zeyni \nDoğum Yeri:….. \nDoğum Tarihi:…… \nBaba Sefer Amerika seferinden dönünce yabancı isim yasağına karşı büyük bir hukuk mücadelesi vererek kızının adını Aspen olarak değiştirmeyi başarmıştır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasbihâl",
        "poet": "Muammer Baydere",
        "poem": "\n\nMümkün olduğu kadar hoşgörüden yanayım\nHemen hemen her yerde güleryüz sergilerim\nYanlışta gözüm varsa dünyada da yanayım\nHerkesten daha fazla kendimi sorgularım\n\nSözde hakkı savunup çıkarını kollayan\nTimsah gözyaşlarıyla bir de mesaj yollayan\nDesise de günahta şeytanı da sollayan\nHer kim olursa olsun kınarım yargılarım\n\nHatam yok diyemem de riyakarlık yapmadım\nSevgiye köle oldum maddiyata tapmadım\nHak edeni dışladım buluttan nem kapmadım\nHayal ürünü değil sitemli yergilerim\n\nŞu yalancı dünyada hatırım kalabilir\nBir hecem bir kelimem satırım kalabilir\nŞiir aşkın yerini ne kadar alabilir\nMutluluğun resmini meçhule sürgülerim\n\nBekari’yim evlilik trenini kaçırdım\nGönlümün bülbülünü daldan dala uçurdum\nMesut olmadım ama hoş vakitler geçirdim\nSevgi ruhtur aşk beden hep bunu vurgularım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasbihâl",
        "poet": "Celâlettin Çevik",
        "poem": "\n\n'25. Doğum günün kutlu olsun oğlum.'\n\nOldun mu dağ olacaksın\nEn yükseğinden, en büyüğünden\nYolun aranmayacak, izin sürülmeyecek\nNe başından kar eksilecek\nNe üzerinden bulut\n\nOldun mu dağ olacaksın\nÜrkek tavşanların sığındığı\nKartalların barındığı\nAçın doyduğu, tokun dinlendiği\nAlışkın olacaksın çığlara, kırılan dallara\n\nOldun mu dağ olacaksın\nÇiçek cümbüşleri sunacaksın \nLeyla’nın ayaklarına, mecnunun gözlerine\nHer gün yeni bir pınardan yansırken yıldızların\nYolcuyu yolundan edecek ya gülün ya bülbülün\n\nOldun mu dağ olacaksın\nYaylalarında kaval dinleyecek kuzular\nDilek ağaçlarını gelin telleri süsleyecek \nSaza söz ekleyecek sevdalılar\nUmutsuzlara uçurum olmayacaksın\n\nOldun mu dağ olacaksın\nOmuzlarına çökse de yıldırımlar\nAteşler yansa da bağrında \nHer tan ağardığında, umut yeni bir tohumda\nGülümseyen çiçekler boy atacak toprağında \n\nOldun mu dağ olacaksın\nBüyüklüğüne yakışacak tahammülün\nYüksekliğini gölgeleyecek tevazuun\nKıştan sonra Bahar, ayrılıktan sonra vuslatsa\nYürek yangınları Yaza denk gelir\nSerseri bir sitemdir Sonbahar.\n\n27 Kasım 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasbiyallah.,",
        "poet": "Mehmet Sani Özel",
        "poem": "\n\nGündüzleri karanlık, gece.,\nYusuf’un kuyusu gibi dünya.,\nGözleri ümitsizliği vakar olarak takınmış.,\nİmdat elini tokat sayarcasına.,\nSulh arifesi gibi şimdiki zaman.,\nHayat ülkesinin sınırlarında endişe var! \n\nYürümek sürünmek gibi (kimine göre) \nArdında Birr ve bilenler olduğunu bilirken\nVe ruh, takınılabilir bütün fiyakalardan yoksun\nBir içim suya bile, zehir zemberek katarak\nHakikatin hacmini ölçmek bu rahlede\nDüşlerden gerçeğe.,\nGerçeğe göçmek..,\n\nZaman bütündür, ben istirhamlardayken\nÖtelenmiş ahitlerin çerçöpü arasında firakım\nSönmüş yanardağlar üzerime patlayana kadardır ömrüm\nRabb’im göğsüme genişlik ver.., Sönsün bu yangın! \nHaktan koparılan, sistemli ölümlere bakarak \nHasbiyallah-ı, yineleyeceğim...\n\n11.07.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasdal",
        "poet": "Fahir Semir Abacı",
        "poem": "\n\ncezaevinin\nküçük çiçek  bahçesine\n“çiçek dalımda güzeldir”\ndiye yazılı bir levha iliştirilmiş.\n\ndışarıda bir kadın\nağlayıp dövünerek\n“kızımı görmek istiyorum! ..\nkızımı görmek istiyorum! ..”\ndiye haykırıyor…\n\nç i ç e k\nd a l ı n d a\ng ü z e l d i r …\nevet\nçiçek Hasdal’ın içinde  değil\nçiçek has dalında güzeldir.\n\n01 Mayıs 1980 - Hasdal cezaevi / İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haseki'de",
        "poet": "Başar Çelebi",
        "poem": "\n\nBen bu yağmuru daha önce görmüştüm\nZaruri bir erteleme\nİngiliz atasözü gibiydi\n\nKorkuluk, yağmur \nve korkuluğun en büyük korkusu\nİçiçeydi\n\nBu nevrotik başlangıç\nEylülsüz sonla dinen yağmur\nİçimdeydi\n\n28/09/2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haşemi Sevdalarla",
        "poet": "Şadan Yenişafak",
        "poem": "\n\nBahar olur sevgili \nÇiçek çiçek konuşur \nEbedi sevdaların \nİzlerinde buluşur \n\nGül kokan illerinden \nBuram buram eserde \nHaşemi sevdalarla \nYüreklerde buluşur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasen",
        "poet": "Mehmet Fatih Balta",
        "poem": "\n\nHASEN\nGüzellik mânasına gelir hasen\nBununla yaratmış insanı Rabbim\nSevgi ilmeğiyle örülü kalbim\nİlmekte düğüm düğüm ha benim ha sen.\n                                             Serhat GÜLÜ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haseki Hastahanesi/kardiyoloji yoğun bakım  Ünitesi...",
        "poet": "Ahmet Ziya İnam",
        "poem": "\n\n\"Hastahanelerin insan kalabalıklarını hüzne salan efsunlu bir havası vardır.\n\nOrada insan varlığının ne kadar aciz olduğunu ve yaradanın yüceliğini bir kez daha anlar!\n\nİnsan aklının ve becerisinin bütün icatları ve icapları bir bir yapılmıştır ve hasta yanlızca Alim ve Hakim olan ALLAH'ın takdirine bırakılmıştır! \" ...\n\n           \"Işık tüllendi söndü,karardı\"...\n\n            Ortalığı zifiri karanlık sardı.... \n\nVe zaman durdu,sustu.Yaşam  dondu.\n\nO derin sessizlik içinde yanlızlığımın hüzünlü adımları ve çocukluğumun,\n\nkoşarak yürüdüğüm,\n\ngözalabildiğine engin  ve geniş,\n\npapatyalı çayırlıkları ve Anam'ın buğulu kara gözleri düştü aklıma...\n\nBeni sarıp sarmalayan şefkat ve sevgi dolu kolları aldı kucakladı,sardı. \n\nVe fibrilasyona girerken,\n\nGöğsümde şok cihazının yakan sıcaklığı,\n\ndüştüğüm derin bir karanlık! ...\n\nHer yer ıssız,\n\nzifiri bir karanlık bir sükut sardı her yanımı...\n\nGözlerimi açtığım yer;\n\nBir sürü makinaların insanı adım adım takip eden,\n\nsonsuz bir boşluğa düşmüş,\n\nyanlızlık duygusu veren mekanik sesleri...\n\nIşığa ürkerek bakıyorum,karanlığa düşerim korkusuna tutunarak...\n\nDerin sessizliği makinaların tiktakları bozuyor,\n\nbirkaç hastanın inlemeleri ve soluk alıp verişleri takılıyor kaygıların arkasına...\n\nZaman durmuş gibi,neresinde olduğumu unutuyorum zamanın...\n\nİşte bir gün daha aydınlanıyor sıyrılıp karanlıktan,\n\nBir koşuşturma daha başlıyor yaşamın debdebeli kıyısından...\n\nVe insanlar telaşlı bir yeni güne daha uyanıyor zamanın öğüten çarkından...\n\nBen, makinalara bağlı derinlere düşmüş bir sessizlik içerisindeyim.\n\nSonsuz bir yolculuğun kıyısında bekleyişe hazırlanır gibi...\n\nHastahane koridorlarının insanın genzini yakan,\n\nO ilaç kokulu havası ve umutlu bekleyişlerin sancıları bir bir sarıyor inlemeleri insanları...\n\nHasta bekliyor yattığı yerde,\n\nRefakatçisi bekliyor dışarıda,\n\nSabır gerektiren bir bekleyiştir bu tevekkül ederek kadere...\n\nGarip bir duygudur bu,\n\nYaşamın kıyısında düşmeden tutunarak gezinmek. \n\nYaptıklarım,\n\nyapmak istediklerim,\n\nVe yapamadıklarım...\n\nBir bir geçiyor film şeridi gibi gözlerimin önünden.\n\nHer soluk alış veriş tiktakları kocaman büyüyüp,\n\nHale hale şekilleniyor beynimin ücra köşelerinde,\n\nDalgalanıp, dağılıyor içimde....\n\nBir güne daha uyanıyor herşey,\n\nÖlümün kıyısından sıyrılarak...\n\nDoğum sancıları içerisindeki umutlar gibidir,\n\nVe burada aslolan tek şey beklemektir neyi beklediğini bilmeden...\n\nGöğsündeki  ritmi bozuk,\n\nçarpan yüreğinin, \n\nmakinaların refakatinden ne zaman çıkacağını bilmeden,\n\nkarma karışık duygular içinde bekleyerek...\n\nNedense zaman burada çok ağır işliyor,\n\nyorgundur herşey...\n\nŞaşkın ve çaresiz bir yolcu gibi,\n\nne yana tutunacağını bilmeden yürümeye çalışan...\n\n Yavaş yavaş bu ölüm bekleyişi titriyor,\n\nkıpırdıyor ve hayat vuruşları  yeşermeye başlıyor gözlerimde...\n\nAtlatmışsınızdır bu seferde,\n\nölüm meleği ile randevulaşma seremonisini...\n\nİşte bir kez daha yaşam sunulmuştur size.\n\nİlâhi bir fırsatla...\n\nBu fırsatı verene sonsuz şükrederek,\n\nAcizliğinizin bilincinde olarak,\n\neskisinden daha büyük bir inanç ve imanla,\n\nkulluk bilincinin farkındalığında! ...\n\n \n\n                      Ahmet ziya İNAM\n\n \n                          23 Mart 2004\n\n               Haseki Hastahanesi\n      KARDİYOLOJİ YOĞUN BAKIM SERVİSİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasep",
        "poet": "Adem Tok",
        "poem": "\n\n-çocukla çocuk olursun aydınlık\nya kendinle...-\n\naynı fotoğrafta görülmek istemeyen\naydın(lığ) ımız var\nne kaçıp\nne uzanan ele cevap veren\n\nyengi\nyahut mağlubiyet\nbaşka yolumuz var mı\nbizi aldatmadan kurtaracak\nkepaze yüzden; \nbakışları içine gömük\nyahut orada boynu bükük\n\ndedi ya\no güçlü yürek:\n'ey insanlar,kavgadan kaçarsanız eğer\nbir yaranız olmayacak belki ama\nkoskoca bir utancınız olacak'\nyaşam ve ölüm\naslında çok yakın birbirine\narada bir nefes\nçek! \nsavur külünü...\n\nne yap \nne et\nsınıfına ihanet etme! \n-bir darbede alçalır bina-\nsusanı konuştur\nen çok kaybedileni\n\n                                                    (28.06.04) \n                                                    f tipi hapishane EDİRNE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haset",
        "poet": "Adem Tok",
        "poem": "\n\nbir bana aç göğsünü\nbekleneni bekleyen merhabanım; \nbir ben göreyim açan haleyi\nyatırıp başımı yastığına\n\nkaşlarını (ç) aldırma\nonlar yazıyor şiirlerimi\n\nbir bana aç sınırlarını\nben uyanmalıyım:söküşünle...\n\n                                                      (09.06.04) \n                                                      f tipi hapishane EDİRNE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haset",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nGüzel gözlerinde hasret, güzel gözlerinde nefret,\nSevenleri neden ayırırlar bilir misin, haset haset,\nŞimdi tarumar oldu gül bahçesi bilsen nedamet,\nGüzel gözlerinde hasret, güzel gözlerinde nefret,\nSevenleri neden ayırırlar bilir misin, haset haset...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haşgeş 2",
        "poet": "Süleyman Sönmez",
        "poem": "\n\nMor  çiçekleriyle geldi\nYamacın kuru tarlasına bahar\nHaset bakışlarıyla köşede\nOnu baştanbaşa süzüyor har.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haset İnat",
        "poet": "Mustafa Turhan",
        "poem": "\n\nHaset inat öfke insanın putu\nMürşidi bulanlar zikirle yıkar\nKin murdarı sabit gizli bir kutu\nMürşidi bulanlar açarak yakar\n\nHaset inat öfke hayvanlık hali\nGatagulle ile toplama malı\nAdalettir Haktır mülkün temeli\nMürşidi bulanlar almadan satar\n\nDevam edecek<<<<<<<<<<<<<<<\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haset tohumu; öfke ile kin...",
        "poet": "Bedrettin Keleştimur",
        "poem": "\n\nDünyanın gelip geçici zevkini\nYar edinerek sarılmamak lazım\nHaset tohumu, öfke ile kini\nToprağa saçıp kırılmamak lazım! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasılhas Başında Benim Mezarım",
        "poet": "Emine Genişel",
        "poem": "\n\nHasılhas başında benim mezarım amman mezarım\nGelenin geçenin bağrını ezerim amman ezerim\nBen ölürsem gayıb olsun....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâsılı Kelam",
        "poet": "Yıldız Toksöz",
        "poem": "\n\nGüvenmek istedim inandım sana,\nGözümden perdeyi çekip kaldırdın.\nKötü huy bakiymiş öğrettin bana,\nCahildim hayattan ibret aldırdın. \n\nKalbimin yarası senden hatıra,\nSızlarken yaptığın gelir hatıra.\nDerdimi dökerim birkaç satıra,\nGönül defterimi hicran doldurdun. \n\nNe olur sevgimi harcama boşa,\nDiyerek yalvardım akılsız başa.\nBaşımı uzattım attığın taşa,\nYaptığın yetmedi sözle saldırdın.\n\nGönlümü almanın sırrına erdin,\nHatanı bilirdin özür dilerdin,\nSevenle oyunmuş maksadın derdin,\nArdımdan düşmanı kıs kıs güldürdün.\n\nSevginle eksilmez başımdan belam,\nDuyarsın bir sabah okunur selam.\nSözün bittiği an hâsılı kelam,\nİçimde yaşayan aşkı öldürdün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâşimâne Duyuşlar - 1",
        "poet": "Fahri Kaplan",
        "poem": "\n\nturuncu ufuklar kızıl nâlân kamışlar\nyâkut renkli âbın üstünde yüzen kuşlar \nher akşam vakti ilhâm ediyor rûha\nderin tahayyüller hâşimâne duyuşlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasım Değiliz",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nKardeşten kardeşe hasımlık olmaz\nHepimiz hısımız, hasım değiliz,\nKardeş kardeşinden kötülük ummaz,\nKardeşin gönlünde çiçeğiz gülüz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasım",
        "poet": "Hatice Topcu",
        "poem": "\n\nDavetkâr kininin şânına nasıl da yaraşıyor gurur.\nİthamlardan feyz alıp öfkemden hesap soruyorsun.\nDalkavuklarına sırt dayayıp gönül binamı yerle bir ediyorsun.\nÇelik ipliklerle örülü o gurur; \nAğır başlı sabrım,her sabah divanına durur.\nSabır ki evrensel bir yas olur küçük dünyamda.\nÖfkem bir diriliş çağrısıyla tutuşur.\nSabrımı linç eder çelikten örme gurur.\nİrâde,hırsın talebinde dayatır durur.\nKaygılı bir ağıt nadide bir tulûat olur sebat sahnelerinde.\nAğıtlar ayyuka çıkarken gururun hasmı sabahlarda; \nRahman'ın zırhına bürünmüş bir çiğ olur sabır; \nSeherin alaca aydınlığında...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasır.....",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nKorkularımı itiraf etmek\nNe zor şeymiş? \nAnladım ki tüm cesaret gösterilerim\nBilinçaltında korkularımın gösterisiymiş \n\nKorku / cesaret arasında \nDolaştım yıllarca\nSeyrüseferim devam ediyor hala\nYalvarıyorum korkularıma\nNe olur gün yüzüne çıkma! \n\nYüreğimin titrediğini gizlemek \nAklımın oynadığını göstermemek\nNe zor şeymiş? \nAnladım ki, içim dışım bir olmak işime gelmezmiş\nBilinçaltında içimi gizlemek cesaretmiş\n\n“Hasıraltı” ne garip kelime\nHasıraltı edilmiş benliğime\nAnladım ki, hasır örtmüşüm duygularım üstüne\nHasır’ın üstünde ben, altında ben\nÜstünde bir yüzüm, altında bir yüzüm\nHasırla ayrılan ikiyüzlüyüm\n\nKaranlık / aydınlık birleşir bir çizgide\nAkıl / akılsızlık birleşir bir ölçüde\nKorku / cesaret birleşir hasıraltında, hasır üstünde\nBuluştum hep zamanlı / zamansız özümde\n\nVeremedim kalbimi elime\nVeremedim aklımı dilime \nGeveledim ikiyüzlülüğümü dizelerde\nBuluşamadım kendimle gerçeğimde \n\nYarın hep başka bir gün\nBen zamanda meçhul sürgün\nYürüyorum kendimce hürüm\nBiliyorum aslında gerçeğime körüm\n\nNe zaman düzelirim bilmiyorum\nBilir bilmez her şeye bir yorum \nDökülür dilimden, hayata\nDönüşür ertesi gün bayata\n\nTek bildiğim bir gerçek var\nİstenilmeyen şeylere sağır kulaklar \n\n07.01.2013 – İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haşiye",
        "poet": "Ali Özkan Asafoğulları",
        "poem": "\n\nTarih kokan bir şehrin\nZamandan geçişine dipnot bu şiir\nBitti…\nArtık hükmü kalmadı koyulan şerhin\nDüştü yapraklar\nÜşüdü dal\nSarardı çimen\nGelincik, karanfil, papatya soldu…\nSoldu leylaklar\nYitti rüya…\nOlmadı... Olamadı…\nSonsuza dek birbirimizindik güya…\n\nŞimdi,\nGelmişine-geçmişine sövdürme sevgili\nBu ne utanmazlık, \nbu ne aymazlık, \nbu ne kibir? \nHatırla, ne diyor şair? \n‘’İnsan ayrılırken bile büyük olmalı’’\nKüçülme… Ufalanma… \nNe yaşandıysa dünde kalmalı…\nUnutma! \nİnsan dünleriyle bugün olmalı! \n\nZaman demde\nHer saniye, her salise hem de\nTarih olan bir aşkın, \nYerle bir oluşuna dipnot bu şiir\nGünahı da vebali de yazılır bir bir\nYine de\nYüreğimin elleri her daim,\nYüreğinle el ele olacak, bunu bil…\n\nTarih kokan bir şehir\nVe tarihe dipnot bu şiir…\n\nAntakya, 26 Eylül 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasmım Değilsin",
        "poet": "Gürcan Başarıcı",
        "poem": "\n\nSana düşman diyemem.hasmım değilsin,\n\nSeviyorum diyorsam,kastım değilsin,\n\nKör şeytan resmini yırt yak desede,\n\nBu oyunda çekecek, restim değilsin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasköy",
        "poet": "Derya Avşar",
        "poem": "\n\nYaylasını bıraktın dağların yamacına\nKurdu, kuşu, taşların yavan koynunda\nSuları kurudu kayalıklar arasında\nKuşlar boyun büktü çiçek açan dağlarında\nHasköy'ünü terk ettin,\nGittin şehrin soğuk kollarında üşüdün\n\nSırtladı göçünü bir garip insan\nToprağın bereketi kaldı arkadan\nGittin, beton yığınları arasında nefes almadın\nHergün pişmanlıkla yandın / ahlandın\nHasköy'ünü terk ettin,\nGittin şehrin soğuk kollarında üşüdün\n\nYollar boyu buğday tarlası vardı\nDağların eteğinde koyun kuzular \nKovanda bal yapardı arılar \nYayıkta köpüklü ayran\nHasköy'ünü terk ettin,\nGittin şehrin soğuk kollarında üşüdün\n\nHavası sert / insanı mert\n Köyünü unuttun şehirde oldun namert \nKibarlık yaparken, herşey oldu kasvet \nŞehirden kovuldun, köyüne dönmez oldun bebext \nHasköy'ünü terk ettin,\nGittin şehrin soğuk kollarında üşüdün\n\nTaze ekmek kokusu yayılırdı yaylasında\nBuz gibi sular akardı kunzut dağında\nRengarenk çiçekler açardı yamacında\nHalaya tutuşurdu börtü böcek tarlada \nHasköy'ünü terk ettin,\nGittin şehrin soğuk kollarında üşüdün...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Haşmet Babaoğlu'na",
        "poet": "Halil İbrahim Keçebaş",
        "poem": "\n\nBabaoğlu Köyü'nden haberi var mıdır? \nBir yazar, bir şair Haşmet Bey'in\nOn iki haneli\n\nKüçüklüğümde giderdim\nCaminin yanıbaşındaki çınar ağacına\nSuyundan tatmak için\nYüz yirmilik serinliğin\n\nEğer şairsem\nVe içimde hala hasret varsa\nYakında yine gideceğim\nHaşmet Bey'in selamıyla.\n\nOsmaniye / Bahçe Köyü \n19 Haziran 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasköy’e Veda",
        "poet": "Mehmed İhsan Uslu",
        "poem": "\n\nEn acı şey sorulsa, divanı-ulemada\nKi zehirden acısı, bulunamaz dünyada\nBu, hakikat zincirinin bir halkası olsa da\nAncak daha acıymış, Hasköy’e veda.\n\n\t\t\t03 Temmuz 1979\n\t\t\t  Hasköy/Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret-1",
        "poet": "Semanur Dilek",
        "poem": "\n\nHasret  acısından  yüreğim  yaralı\nSen  beni   bırakıp   gurbete   varalı\nAramızda  dağlar  yollar  sıralı\nHasret  benden   büyük   aşamıyorum\n\nDikenli   bir  yamaç   hayat   önümde\nTükendi   umudum  bitti,  gücümde\nTarifsiz   bir   yara  hasret   içimde\nKanadım  yok  sana   uçamıyorum\n\nGeceler   karanlık  günler   pek   yavan\nKurulan   düşler  ve  hayaller  yalan\nBir  resmin   var  bende   gülerek  bakan\nDerdimi  ellere   açamıyorum\n\nHasret  can  evimde  çakır  dikeni\nSeven  unuturmu   çekip   gideni\nTamam  öyle  asma    çehreni\nSildim   gözlerimi      ağlamıyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haspam Sone",
        "poet": "Fuat Eriçok",
        "poem": "\n\nbir güzele güzel demem\nyüzünü duru görmeden\nsıvalama boyar teni\nyirmiye bile gelmeden\n\nspor yapmaz gece yatmaz\nrejim diye lokma yutmaz\naman bir de havası var\nsuya düşse dibe batmaz\n\nkitap hava şiir cıva\nokul desen git gel bitmez\nharçlığına servet yetmez\n\nbahane bol kova kova\ngerçekte metelik etmez\nhaspam doruk bizler ova\n\n(30 ekim ’06)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haso ile Mamo *",
        "poet": "Hasan Yıldız",
        "poem": "\n\nÇaliş çabala bir çorba parasına\nZeytine talim sabahtan akşama\nUluslar gidiyor bakınız Ay'a\nKaldı yine bizim haso ile mamo yaya! \n\nAklar düştü saçlara karbeyaz\nYüz erazyona uğradı döndü Harran'a\nMillet taktı estetiğe herşey Avrupa\nUla bizim haso ile mamo hala yerli mi? \n\nKaraya ak der olduk sonunda\nParaya Rab der olduk sonunda\nNamus dondan çıktı meydane\nLoo bizim haso ile mamo hala şalda mı? \n\n1994\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Canpolat Kuzey",
        "poem": "\n\nKendim gurbet elde gönül yurdumda\nHasretin ateşi pek yaman oldu\nNazlı yardan uzak hayal kurdum da\nGözümden düşen yaşlar kan oldu\n\nMehtap saçlarında bırakırdı iz\nGözünde gülerdi bir Karadeniz\nBurada geçmiyor günlerim sensiz\nHasretim gönlümde çağlayan oldu\n\nCan verir gönlüme senin bir sözün\nIşıklar saçında güler gündüzün\nGözümden gitmeyen pembe gül yüzün\nBeni bu hayata bağlayan oldu\n\nBurada gözyaşım silerken güzel\nDizinde can vermek dilerken güzel\nAşık Kemal orada gülerken güzel\nGurbette daima ağlayan oldu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret-1-*",
        "poet": "Bayram Tunca",
        "poem": "\n\nElim eline, gözüm gözlerine hasret\nDilim diline, kalbim sevgine hasret\nDizim dizine, burnum kokuna hasret\nKolum koluna, kulağım sesine hasret\n\nHasretinden dudak sanki çorak toprak\nÖzleminden ciğerim oldu çatlak patlak\nBak, hasretinden kalbim atıyor tak tak\nGel yoksa, öldürecek beni bu hasretlik\n\nBaksana hasretinden Kerem’e döndüm\nGörsen hasretinden yanıp küle döndüm\nGel gör hasretinden ayçiçeğine döndüm\nGel artık gel eski acıları tarihe gömdüm\n\nAh içindeki o sevgini tam gösteremedim\nGözlerimde hayalin, yüreğimde hasretin \nHer zaman dilimde ismin, elimde resmin\nYine de gece/gündüz daima seni özlerim\n\nHasretinden içime ağlayıp, dışıma güldüm\nGülerken boynu bükük ayçiçeğine döndüm\nEskiden bir goncayken, şimdi küle döndüm\nGel artık, gel eski anılarımı tarihe gömdüm\n\nGeceleyin semaya baktım, yıldızları gördüm\nOnların da çook hasret çektiklerini hissettim\nKiminin ay’ı, kiminin güneş’i, özlediğini gördüm\nHatta, kiminin hasretten, kayıp gittiğini gördüm\n\nBir gün yeryüzünden bir yıldız kaydığını görürsen\nBilin ki o senin hasretinden kayan yıldız, benimdir\nSahralarda mecnun misali gezen birisini görürsen\nHasretinden mecnun gibi çöllerde gezen benimdir\n\nAh nerede o geçmişteki yaşattığın mutluluğun\nDilimde ismin, elimde resmin, aklımda siluetin\nSinemi kor gibi yaktı, bitmez tükenmez, hasretin\nGel ki bitsin bu hasret, yoksa öldürecek hasretin\n\n18.01.2000-13.15\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret 1",
        "poet": "Nazım Hikmet Ran",
        "poem": "\n\nYüz yıl oldu yüzünü görmeyeli, \nbelini sarmayalı, \ngözünün içinde durmayalı, \naklının aydınlığına sorular sormayalı, ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Hüseyin Tahir Güvercin",
        "poem": "\n\nHasret gözlerinmiş meğer\nNe kadarda....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "hasret",
        "poet": "Eşref Demiryürek",
        "poem": "\n\nMevsim kara bahar günlerden HASRET\nEy Aşık ömrünü sevdaya HASR et\nVuslatın olmadan gönlüm şad değil\nTut ki elerimi tükensin HASRET\n\nSevenler ölmüyor,ayrılık acı\nHasretten kurudu sevda ağacı\nAsırlardır seven kalpler duacı\nSeven gönüllerde açmasın HASRET\n\nElveda diyorsun kastın ne bana\nGitme ki sevgilim bahtın uyana\nBeni terk ettiğin günden bu yana\nBaşımdan rüzgarın almadı HASRET\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Rıdvan Gürsu",
        "poem": "\n\nyıldız saydım yüzlerce \ngece hiç bu kadar berrak olmamıştı \n\nher bir yıldızı birleştirip adını yazdım \nyüzünü çizmeye çalıştım ısrarla.. olmadı \nunuttuğumdan değil inan \nhiçbiri senin parlaklığına ulaşamadı\n\nsonra yokluğun düştü içime\ngözlerimi kapadım... \nve o yıldız kümeleri yığıldı yüreğime\nöylesine ağır,\nöylesine sıcaktılarki,\n\nben hasrete mühürlenmişim,\nhasret yıldızlar kadar belki binlerce\nbir dilek tutacağım harabe yüreğime\nseni kayan bir yıldız getirsin diye... sessizce\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Halil İbrahim Ergişi",
        "poem": "\n\nÜç yaşında ayrı düştüm bada dan\nBağrına basardı ağlardı hergün anam\nGözleri yollarda beklerdi haber varmı yardan\nAnlımızın yazısı kader neylesin\n\nÇoçukları ortayı liseyi bitirdi\nOnları bu hale anası getirdi\nYıllarca ah çekip ömrün bitirdi\nAnlımızın yazısı kader neylesin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Mahmut Gün",
        "poem": "\n\nŞu deli aşık duymaya görsün sana hasret; \nMahpusa girmeden anlar neymiş esaret \nGüzel uykundan alıkoymaya olsa cesaret\nÖpücüğüm boynunda; uyan o hazzı hisset ! …\n\nMagün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Harun Haliboro",
        "poem": "\n\nSel oldu çağladı\nGönlümü dağladı\nHasret, yine hasret\nRûhumda ağladı\nDuyanlar için hasret\nBir yangın, bir felâket\nHa bugün, ha yarın \nDiyerek beklemek\nGeçmişten geleceğe\nİçimde hep hasret\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Kadir Tozlu",
        "poem": "\n\nHasret... Hasret... Hasret... \n\nSevgiliye hasret... \nAnneye, babaya hasret... \nEvlada hasret... \n\nYolları gözleten\nSevgiliyi özleten\nSılayı gözümüzde tüttüren hasret\n\nSevdiklerimizi hayalimizde yaşatan \nSevgilerimizi tap taze tutan \nSevginin kanıtı hasret \n\nOlumsuzluğu unutturan \nOlumlu yönleri yücelten hasret... \n\nMektuplar yazdıran\nŞiir satırlarını zenginleştiren\nŞarkı sözlerini süsleyen hasret\n\nSevdiklerimize kavuşmayı \nOnlara doyasıya sarılmayı \nAnlamlı kılan Hasret... \n\n(31.01.2010) \n\nDOST KALEMLERDEN\n\nSonun da kavuşmak varsa hasretler tatlı, \nAma buluşmak,kavuşmak yoksa çok acı \nHasret serap,hasret vuslat,hasret özlemek \nEn güzeli,en anlamlısı kavuşmakla biten hasret......Nilüfer Gümüş \n\nAnneyi babayı hasretle özleten. \nSevgili yolu durmadan gözleten. \nHasretlik değil mi ömrü bitiren. \nHasretlik değilmi isyan ettiren...................................Reyhan Altaş\n\nKuru dallar kaldı güzden geriye, \nYeşilden ayrılıp kondum sarıya; \nSensiz geçen ömrüm düştü yarıya, \nElden ele sürdü hasretin beni...................................Murat Aydın Doma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Ünal Kale",
        "poem": "\n\nHasretinle yanar bağrım\nHasretinle beni bogdun\nDön gel desem dönermisin\nHasretinde deli oldum.\n\nGurbet elde yalnız gezer\nNe bir dost var nede eser\nVerdigin bir nefes yeter\nHasretinde dertten beter.\n\nVay benim garip başım\nNe bir dost var nede işim\nhasret kaldım sana düşüm.\nHasretinde beni bogdun.\n\nGelmiyorsun gurbet elde \nbilmiyorsun sılamız nerde\nanamız var babamız var\nHasret kaldı ANAM,BABAM bize.\n\nGönüllerden duman olduk\nResımlerle hayal kurduk\nHergün sizi bize sorduk\nOy ANAM vay BABAM.\n\nKardeş derim kalbim buruk\nDert üstüne derdim konuk\nHasret derken kalbim buruk\nHASRET kaldım kardeş size.\n\nHüzünlüyüm geçer gider\nBu çark buyle döner gider\nGelin artık hasret yeter\nhasret kaldım dostlar size.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Cengiz Özkan",
        "poem": "\n\nGri bir sabah \nAğır ağır \nAğlıyor bulutlar \nToprak dargın \nSu hırçın\nArada  engeller \n\nSürükleniyor\nCiseleyen umutlar \nKanalizasyon \nBoşluğuna \n\nCan veriyor bir mahpus\nTerhis gününde \nBu mudur hasret\nNerde kaldı Özlem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Nevzat Güleç",
        "poem": "\n\nGönül hoş muhabbet ister.\nYar'e Yar'e koşmak ister.\nHasret ile için için ağlar.\nLa İlahe İllallah.\n\nSon gülün kokusuna hasret.\nGözleri nem yüreği hasret.\nDiyar diyar gezse ona hasret.\nLa İlahe İllallah.\n\n3 Nisan 2011 İzmir / Foça\n\nNev-Zat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Gülgün Solmaz",
        "poem": "\n\nBu gün günlerden pazartesi\nNe kadar can sıkıcı bir başlangıç\nBeynim hâlâ hafta sonunda\nTakılı kalmış uyuyorum..\n\nGözlerim istemsizce kapanıyor\nSonsuza kadar uyumak istiyorum\nBütün sorunlardan uzaklaşıp\nKendim için yaşamak istiyorum.\n\nBazen hiç kimsenin bilmediği\nBana ulaşamayacağı\nIssız tenha bir yere gidip\nSakince yaşamak istiyorum..\n\nYeşillikler içinde bir dağ evi\nYada yemyeşil tenha bir koy\nDoğanın o müthiş güzelliğinin\nKollarında olmak istiyorum..\n\nMis gibi kokan ıhlamurlar içinde\nYemyeşil çam ormanlarıyla içiçe\nRengarenk zakkumlar arasında\nNefes aldığımı hissetmek istiyorum..\n\nÇağlayan bir şelaleden gelen ses\nBuz gibi suyunun verdiği bir nefes\nDoğanın gizemli serinliği arasında\nRahat bir nefes almak istiyorum..\n\n15.06 Pazartesi\n04.07.2011/ Salihli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Salih Kukul",
        "poem": "\n\nYapraklar ayrılığın simgesi\nBak kader nasıl tekmeledi\nKaç sonbahar geçti aradan\nAvuçlarımda topraklandı sevgisi\n\nO gözlerinde ki volkan ateşi\nBaşka diyarlara mı vurgun\nHerşey şimdi yas tutarcasına\nBeni bende etti suskun\n\nSALİH KUKUL / Karadeniz Ereğli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Şadan Yenişafak",
        "poem": "\n\nHasret olmadan olmuyor \nHasretsiz gözler dolmuyor \nHasretinle yandı gönlüm \nHasretin yeri dolmuyor\n\nHasret sarar ve kucaklar \nHasretle titrer dudaklar\nHasret ile ağlar gözler\nHasret aşka ilmek katar\n\nHasret canı canda eder \nHasreti hep onda eder \nHasret ona öylebir yar\nHasret maşukta var eder\n\nHasret aşığın burağı \nMaşuka giden durağı \nHasret ile yanan aşık \nHasretiyle deler dağı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Yıldız Toksöz",
        "poem": "\n\nSevdanın tahtının sahibi gibi,\nYüreğe oturur uzayan hasret.\nKaranlık kuyudur görünmez dibi,\nÖmrünü bitirir uzayan hasret.\n\nGök kubbe alçalır mekânın dardır,\nDört yanın kıvılcım sıçratan hardır,\nYastığı yar kokan beşiği vardır,\nHer gece yatırır uzayan hasret.\n\nAyların zinciri bağlar elini,\nHüzünlü seneler bilmez halini.\nZehirli yılanın çatal dilini,\nGönlüne batırır uzayan hasret.\n\nKoklamak istersin yar nefesini,\nHayalden silinmez vuslat esini,\nGizliden yükselen feryat sesini,\nGöklere yetirir uzayan hasret.\n\nİnleyen gönüller gelince dile,\nSazında bestedir hüzünle çile.\nAklıyla öğünen aşığın bile,\nAklını yitirir uzayan hasret.\n\nAğlayıp sızlarsın yoktur çaresi,\nHüzünler akıtır sevda deresi.\nMemleket neresi, sıla neresi? \nAyrılık getirir uzayan hasret.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret,",
        "poet": "Kemal Yildirim",
        "poem": "\n\nHerkesin gönlünde bir hasret yaşar,\nBenim gönlüm ezan sesine hasret,\nBu hasretlik gün gelir, sel gibi taşar,\nBenim gönlüm ezan sesine hasret.\n\nFecir vakti minareden yayılır,\nHem bereket, hem de hayır sayılır,\nMahmur gözler uykusundan ayılır,\nBenim gönlüm ezan sesine hasret.\n\nTabiatta canlılık, hareket başlar,\nEzan ile dinlenir ağrıyan başlar,\nAlından ter olur dökülür yaşlar,\nBenim gönlüm ezan sesine hasret.\n\nİnsanoğlu değil sadece beden,\nManayı terkediş bilmem ki neden? \nVadeler tükenip, ömür bitmeden....\nBenim gönlüm ezan sesine hasret.\n\nKemali der köylerimi anarken,\nSanki ateş olup, heran yanarken,\nKilise çanları çan çan çalarken,\nBenim gönlüm ezan sesine hasret.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Ramazan Kılıç",
        "poem": "\n\nÜç günlük dünyada huzur vermedin,\nKör müsün  seveni neden görmedin? \nNe kıymet,  ne vefa, hatır bilmedin,\nSavurdun bizleri attın be hasret.\n\nYerimi yurdumu gurbet eyledin,\nŞansımı bahtımı berbat eyledin,\nBir Mecnun, bir Kerem, Ferhat eyledin,\nDünyamı cehennem ettin be hasret.\n\nYürüttün gönlüme dikenli yollar,\nYaşattın sen bana hep acı yıllar,\nDuygusuz, vicdansız, kâr yaban eller,\nGönlümü yıllardır yaktın be hasret.\n\nYediğim içtiğim hasretmiş hasret,\nÖmrümden her yolu geçtiğim hasret,\nYar diye gönlüme şeçtiğim hasret,\nBu dünya hasretmiş, biçtiğim hasret.\n\nHasretmiş yazdığım, çizdiğim hasret,\nHasretmiş canımdan bezdiğim hasret,\nDert diye gönlüme dizdiğim hasret,\nHasretmiş yoldaşım gezdiğim hasret...\n\nRamazan KILIÇ\n\n14 01 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Cengiz Şahin 3",
        "poem": "\n\nPeygamber vatanı ey! Kutsal mekân\nBu kul yokuşuna düzüne hasret\nGözleri okşayan nurlu camekân\nBu kul o mükerrem yüzüne hasret\n\nSahabe toprağı güzide diyar\nHer can vuslatınla olur bahtiyar\nSana kavuşmayı özleyen bu yar\nVeysel Karani nin izine hasret\n\nSaadetten yana her şey sende var\nHer taşın toprağın bir cennet kokar\nBuralarda huzur vermiyor bahar\nBu kul iklimine güzüne hasret\n\nRazıyım bir ömür kuru hasıra\nHer geçen bir günüm bedel asıra\nHer belden bir cevherdir sıra sıra\nİçimde düzine düzine hasret\n\n                              (Erzincan 2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Yusuf Akkaya",
        "poem": "\n\nKaranlık geceler ışığa hasret.\nKurumuş topraklar yağmura hasret.\nHapiste mahkumlar umuda hasret.\nAyrılık ateşi sönecek elbet,\nKavuşacağız bir gün, yarim sabret.\n\nAçacak tohumlar bahara hasret.\nÇocuksuz analar balaya hasret.\nGurbette babalar sılaya hasret.\nAyrılık ateşi sönecek elbet,\nKavuşacağız bir gün, yarim sabret \n\nÖlüler mezarda duaya hasret.\nDiriler dünyada barışa hasret.\nCahiller çaresiz okula hasret.\nAyrılık ateşi sönecek elbet,\nKavuşacağız bir gün, yarim sabret\n\nKara kıştan bıkanlar yaza hasret.\nSıcaktan bunalanlar kışa hasret.\nYoksullar, fukaralar aşa hasret.\nAyrılık ateşi sönecek elbet,\nKavuşacağız bir gün, yarim sabret\n\nYusuf’um yüreğim doludur hasret.\nİçimi buram buram yakar hasret.\nBeklerim yarime, sılama hasret.\nAyrılık ateşi sönecek elbet,\nKavuşacağız bir gün, yarim sabret.\n\n08.06.2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Tahsin Seherli",
        "poem": "\n\nSusamis toprak suya hasret\n Bülbüller, ötüyor kuslar ötüyor\nBülbüller   dikene ,güllerere\nagaclara daglara caliya hasret\n-\naraya gurbet girmis uzun yollar\nana evladina sevgili yarine\nDost dostuna köylü köylüsüne\nhasretlik ceken herkese hasret\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Müslüm Özhan",
        "poem": "\n\n Azimle, sabırla,kazıya kazıya tırmandık bu yaşa nicelerimiz.hasret çok ayrı bir duygudur,geçmişten kök alır,geleceğine işler attığın her adımda ensede hissedersino acıyı,şaşkınlığı,garip sevmeleri...Sana geçmişten baktım.Bir rüya ki anlamsız, sisli.Bir kuyu ki dipsiz, belirsiz.Hayali renksiz...Gereksiz...Bir yokluk ki, varlığa el açan.Bir deniz ki, gemileri vurulmuş.Ortasına yalancı bir ada ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Sebahattin Er",
        "poem": "\n\nne zaman bitecek bu hasret? \nhangi aynaya baksam\npapyonlu takımlarla ben,\ntelli duvaklarla sen.\nnerde bir düğün görsem\norda gelin sen,\ndamat ben.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret..",
        "poet": "Hicran Demirkaya",
        "poem": "\n\nAşk ötesiyle sarılmak isteyen / İki sevgilinin hasretiydi yaşanan / Sonbahar rüzgarlarıyla beraber / Rotterdam da deniz kenarında./ Sanki bir yaz yağmuruymuş gelip geçen / Geç de olsa anladım ve ağladım / Bilmem o da ağlıyor mu şimdi / Bölünmüş kalpler durağinda / Veya kuytu köşelerde../ Belki o da anlamıştır şimdi / Ağlamasını bilmeyen gözlerin / Sevmesini bilmediğini../ (Hicran Demirkaya-Sisam)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Hüseyin Seyitoğlu",
        "poem": "\n\nGülüşün baharı anımsatır\nBense içinde solgun bir ağaç\nDökülen yapraklarım değildir\nSana hasret kalan sevgi tomurcukları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Ali Türkmen",
        "poem": "\n\nHasret iki hece her dem yüreğimde\nÇekeceğim aldırmadan geçen senelere\nSensizlik bu dünyada bir işkence bir çile\nAvunurum gecelerime doğan hayalinle\n\nİple çektim geceleri güneş bile darıldı\nZor ettim gündüzleri özler oldum mehtabı\nGözlerim sayarken her saatin şafağını\nAğlatma gecelerde sana hasret bu canı\n\nHicran ateşiyle yanar yüreğim\nCihanı ateşe verir dalan gözlerim\nÖlümlerde yaşar oldu sensiz yüreğim\nSensiz her gece ölümü bekledim\n\nBitmez bu sevda, unuttum desem de bin kere\nVuslat yakındır deyip zincirler vurdum yüreğime\nHer köşe başında pusu kurup hasrete\nSatır satır, hece hece seni bekledim\n\nSaçının teliyle darağacına çektin\nGözlerinde boğdun hasrete ittin\nYıllar yılı gece gündüz hep sürgün ettin\nBitsin artık bu gurbet, hasretliğin bitsin\n\nGördüm göreli seni dinmez hasretim\nİsmin iki hece bir ağıttır senin\nBir türkü gibi dinler, yolcu gibi beklerim\nBitmese de senin bu kanlı hasretin\n\nKaranlık bir vadidir hasretin sis bürümüş\nHasret çekipte yoktur bir nebze gülmüş\nKerem gibi yanmıştır, belki çöllere düşmüş\nKim bilir uğruna kaç Ferhat ölmüş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Yılmaz Ökçin",
        "poem": "\n\nYıl bin dokuz yüz atmış altı idi mevsimde bir yaz\nYaz kâtip aşkın defterine dertlerimi böyle yaz\nToydu küçücüktü sevgilim hep ederdi bana naz\nYaz kâtip mazideki hikâyemi işte böyle yaz\n\nBin dokuz yüz atmış sekizde dertlerim deyildi az\nYaz kâtip elimle derdiyim gülü el kokladı yaz\nTüm varlığımı yitirmişim elimde bir kırık saz\nYaz kâtip giden sevgilime hasret dolu ağıt yaz\n\nSor vefasıza insan sevgilisinden geçermi vaz\nYaz kâtip kararmış benim dünyam mektubumu sen yaz\nGözü açık gidiyorum mezarcı mezarımı kaz\nYaz be kâtip hasret acısıyla ölüyorum yaz\n\n(Erzurum 1969)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Senem Aygül",
        "poem": "\n\nBen yaşamadımki Tunceli'de\nKaçırmam hava raporunu\nİstemeyerek dinlerim\nKara haberlerini\n\nBen yaşamadımki  Tunceli'de\nYaşamadım baharını,\nKara kışını kuru yazını\nKorumadım kendimi \n\nSonbahar rüzgarından\nÜşütmedi beni ayazda karlar\nÜrkmedim çakan şimşekten,\nDüşen yıldırımdan\nÇılgınca akan bahar sellerinden\n\nBen yaşamadımki Tunceli'de\nParmak kadar çocuktum\nTırmanırdım kedi gibi ağaçlara\nArkama dönüp bakmazdım\n\nAtlardım taştan taşlara\nKorku nedir bilmezdim\nKelebek gibi dans ederdim\nTarlalarda,çayırlarda\nKuşlar gibi türkü söylerdim\nBayırlarda,ovalarda\nYamaçlardan kayardım \n\nBen yaşamadımki Tunceli'de\nHasretim masmavi gökyüzüne\nHasretim küme küme bembeyaz\nBulutlarla seyahat etmeye \n\nÖzledim dağda gezen kurdunu,kuşunu\nArıyorum sarp dağların doruklarını\nİsyan ediyorum,isyan ediyorum\nTüm gücümle haykırıyorum\n\nYol geçen hanı gibi dağlarımıza sığınmasınlar\nOcakta yanan ateş gibi yüreğimizi yakmasınlar\nHayatın çetin yollarında bize köstek olmasınlar\nAnne sütü gibi ak Ovacık Gözelerini kirletmesinler\n\nMunzur'daki alabalıklara dokunmasınlar\nOrmanlarımızı yakmasınlar\nFidanlarımızı heba etmesinler\nBıçak kemiğe dayandı \n\nSabrımızı zorlamasınlar\nAskerlerimize kıymasınlar\nOkullarımızı yıkmasınlar\nCehalet sarmasın çevremizi\nMayınlar parçalamasın  geleceğimizi\n(22.10.2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Zerrin Koral",
        "poem": "\n\nEy sonbahar gözlü yar\nÇığ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Muhammet Nacaroğlu",
        "poem": "\n\nGece seni rüyamda gördüm elinde çiçeklerle \n\nSonra uçtun bilinmez diyarlara el sallayarak\n\nUyandığımda anladım sana uzak olduğumu \n\nCiğerimi yırtarcasına öksürürken\n\nHasta olduğumu hatırlayarak\n\n M.N.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Güngör Celep",
        "poem": "\n\nToprak yağmura hasret \nYağmur buluta hasret \nBulut yağmura hasret \nTüm canlılar suya hasret \n\nİnsan sevgiye hasret \nSevgi insana hasret \nİnsan sevilmeye hasret \nSevilen sevmeye hasret \n\nGurbet sılaya hasret \nSıla yavruya hasret \nYavru anaya hasret \nAna toruna hasret \n\nŞair ilhama hasret \nİlham şaire hasret \nŞair şiire hasret \nŞiir şaire hasret \n\nGüngör CELEP\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret…",
        "poet": "Seyit Harmanlı",
        "poem": "\n\nSen benim sonbaharımdın ilkbaharı hiç görmeyen, \nhasret kokan çiçeğine inat… \npaltosuz bir çocuk gibi,  ayakları çıplak…\nSen benim sonbaharımdın kuşlar gibi göç eden, yuvasını bilmeyen,\nbir deniz gibi özgür… tutulamayan…\nSen benim son baharımdın, hiçbir zaman gelmeyen…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Hasan Taşdemir",
        "poem": "\n\nGitti artık gençlik kalmadı sefa\nYaşam çabuk bitti oldu bir cefa\nYetmiş yıla vardın doymadın halâ\nYolculuk gelmeden hakka yönelin\n\nHer yılını saydın yetmişe vardın\nYolun yaklaşınca hakka yalvardın\nBunca yıl erittin küle boyandın\nYolculuk gelmeden hakka yönelin\n\nBir tek yol vardır ki hakka gidersin \nBir tek yol vardır ki aşka gidersin \nBir tek varlığınla şükür eylersin\nYolculuk gelmeden hakka yönelin \n\nOğlun kızın eşin bakmaz yüzüne\nOğlun kızı eşin söyler yüzüne\nOğlun kızın eşin güler yüzüne\nYolculuk gelmeden hakka yönelin\n\nTaşdemir’den size olsun nasihat \nBu dünya fanidir gitmez sefahat\nOğlun kızın eşin ne de çok rahat\nYolculuk gelmeden hakka yönelin \n\n             20.08.2014/H.TAŞDEMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Gültekin Toga",
        "poem": "\n\nKırıp önyargıyı celseyi açsak\nKim neyin peşinde, kim neye Hasret? \nTeraziler gördüm, kefeler alçak\nBirbirini öpen ibreye Hasret.\n\nGözler var bir damla yaş akmış değil\nYüzler var aynaya hiç bakmış değil\nÖzler var karaya yaklaşmış değil\nDeryanın içinde deryaya Hasret.\n\nDeğişir herkesin seyri yollarda\nTanırsın engebe, bayrı yollarda\nBazı ayrılar var ayrı yollarda\nAynı şeye tutkun, aynıya Hasret.\n\nEfkardan çekilir dağlarda hey, hey! \nYürekleri kandil, ciğerleri Ney\nNice Gözler açık gitti eyvah ey\nAdaletli, hakca dünyaya Hasret.\n\nSentezi der; neye verilir kalpler\nNasıl imar olur kurulur kalpler\nMuhabbet okuyla dirilir kalpler\nAtılmayı bekler bir yaya Hasret.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Mehmet Hanifi Sarıyıldız",
        "poem": "\n\nSevda bahçesinde güller açıyor. \nDikenli telleri atlayıp da gel. \nGün batmak üzere zaman geçiyor, \nGeceyi gündüze katlayıp ta gel.\n\nNil nehrine hasret akıyor Tuna. \nMisk-i amberleri döktüm yoluna. \nBir selamın gönder yeter kuluna. \nCezayir, Tunus'u yoklayıp da gel.\n\nMısır'ı, Libya'yı tüm Akdeniz’i, \nKapat İspanya'ya mesafemizi. \nAsya da bekliyor gür sesimizi, \nYolunu keseni haklayıp da gel.\n\nHer müşküle çare, derde dermandım. \nDağa, taşa geçer idi fermanım. \nGönül lambasını yaktım sultanım, \nTüm eski dostları toplayıp da gel.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Bülent Cürül",
        "poem": "\n\nGökte turnalardan haber beklerim\nDostun selamına hasret gözlerim\nGeçen her günüme günler eklerim\nİki çift lafına hasret sözlerim\n\nUmudum kalmadı dünden yarına \nGünü hesapladım baktım kârına\nŞimdi yüreğimin ahu zarına\nÇözüm aramaya hasret tezlerim\n\nYürekte çığlığım bir yangın yeri\nGeçen günler elbet gelmiyor geri\nYüzümün gülüşü gözümün feri\nKıvılcım olmaya hasret közlerim\n\nKırıldıkça umut dünden bu güne\nKılavuz olmuyor göz gördüğüne\nİlim yollarında iz sürdüğüne\nTakatı bulmaya hasret dizlerim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Nurullah Bulat",
        "poem": "\n\nBir hayale dalar gibi sende saatlerce kaybolmak istiyorum. Derin bir denizin uçsuz bucaksız mavisinde, zümrütünde; nefesimi, nefesin nefessiz bırakana kadar kaybolmak istiyorum.\nBir gülü koklarken sarhoş olana kadar, akreple yelkovan yolunu unutana kadar, Güneş gökyüzünden kayıplara karışına kadar... Gözlerinde, saçlarında, dudaklarında; sesinde, yüreğinde kaybolmak istiyorum. \"Gül be kadınım gül. Gülücüklerinde kaybolmak istiyorum. Gül be kadınım gül. Gülücüklerin \" Hasret \"inle yanan ateşinde; alevlerde sonsuza dek \" Hasret \"inle yanmak istiyorum... Gül be kadınım gül. \" Hasret \"inle yanmak istiyorum... \n\n22 Mayıs 2016 / 22:48 \n\nSİNOP\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Nurettin Aslan",
        "poem": "\n\nPalandöken duman çekmiş başına,\nGene kapanırmı yolum Erzurum? \nÇoktan beri hasretim tek taşına,\nNereye varacak halım Erzurum? \n\nGurbet ellerinde düşmüşüm dara,\nGücüm yetmez oldu bunca efkara.\nKavuşmamız kaldı başka bahara,\nZaten; gurbet fazla zalım,Erzurum.\n\nPalandöken eritti mi kar'ını,\nUnuturmu hiç sevenler yar'ını.\nDadaşım çekince hançer barını,\nKırılır her türlü kolum Erzurum.\n\nEllerimi şöyle açıp semaya,\nHasret bitsin diye çöktüm duaya.\nDüşmüşüm yollara,umutsuz,yaya,\nSana getirmiyor,salım Erzurum.\n\nAslanoğlu; destanını görsünler,\nSen ilimsin,ilçem ise Pasinler.\nSevdalandım,bırak deli desinler,\nSensin tutunacak dalım Erzurum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Taciser Kaygısız",
        "poem": "\n\nSaçlarım hasret sevgiyle okşanışa.\nYüreğim hasret sevildiğini bilmeye.\nHasret yüreğim çırpınışlara.\nBedenim hasret bir yudum heyecana.\nDuygularım hasret bir gün ışığına.\nKonuşmalıyım,konuşamıyorum.\nHaykıramıyorum...\nAnlatamıyorum...\nYalnızca ağlayabiliyorum...\nNe komik, ne acizlik!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Sefer Kurt",
        "poem": "\n\nBir özlem var ta uzaklardan\nBu gönül anaya babaya hasret\nGözler umutla bakıyor yollara\nBu gönül anaya babaya hasret\n\nAyrılık yazılmış nedense kara bahtıma\nVatan borcu diye katlanıyorum bu ayrılığa\nGünleri saatleri sayıyoruz biz burada\nBu gönül abiye kardeşe hasret\n\nOtururduk muhabbete kader ortaklarımla\nCan ciğer arkadaş dostlarımla\nŞimdi ayrı düştük muhabbet mektuplarda\nBu gönül dert ortaklarıma hasret\n\nAyrılık türküleri dinliyorum son zamanlarda\nAklıma geliyorsun yaşadığım her anımda\nÖzleminiz saklı hep göz yaşlarımda\nBu gönül arkadaşlara dostlara hasret\n\nNe güzeldi gülmek ne güzeldi\nSizlerle olmak en güzel şeydi\nUzaklarda çarpıyor kalbim şimdi\nBu gönül mutluluğa hasret\n\nAnaya babaya kardeşe hasret \nKader ortaklarıma dostlara hasret\nAşka mutluluğa huzura hasret\nBu gönül umuda ışığa hasret\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Yusuf Ziya Leblebici",
        "poem": "\n\n-Merhaba asker\n-Sağol\n-Nasılsınız\n-Sağol\n-Rahat.....\n\nPostallarım o kadar ağır ki\nKuru çamurla demir gibi\nHer nizami yürüyüşte\nsenin hasretinin yanında\nTüy misali hafiflikte.\n\nSen diyorum artık sizlere\nsizlerin adı, yüreğimde hasret\nhasret anam, hasret yarim\nhasret, dışarıdaki sevdiklerim.\nHasret de biter günlerle birlikte\nyarın yarını getirir eğitimle.\nYemekhanede, kantinde\ngül köşeli kağıtlara\nsizi yazarım şiirlerimde...\n\nMutfakta patates soymak\nsizinle oynamak.\nsabah mıntıkaya çıkmak\nher yerde sizi aramak.\nNöbette, tüfeğimin kabzasında\nsizi okşamak.\nHasret, patates\nHasret, mıntıka\nHasret, kabza...\n\nBeş-yedi nöbetçisi:\n'Koğuş kalk,\nsende kalksana lan\ndüzelt döşeğini...'\n\nUykumdaki rüya bölünmüş,\nHasretime çarşaf örtülmüş.\nAh tertip ah! ..\nNe vardı hasretimi kaçıracak\nBeni hasretimden koparacak! \n\nSpor, eğitim..tek düze işte.\nBir de sizin hasretinize\nşafak geliyor geriye.\nBekleyin beni bekleyin\nGeleceğim teskeremle...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Kenan Yesilyurt",
        "poem": "\n\nHasret nasil anlatilabilirki en iyi\nBen bile bilmiyorum\nBunca yillardan sonra\nHasret bence bir esarettir en iyi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Sırrı Çınar",
        "poem": "\n\nUnutulup maziye karışsa da sabırla,\nÇöktü mü kabus gibi üstüne hasret,\nSevgi çarmıhına gerer kahırla,\nKuvvetli dağları bile eritir, ölüme nispet...\n\nYalnızlıkla el ele vermesin hele,\nYar edinir, acılarla kavgayı,\nMahşerde hesap verirken bile,\nGelecek umuduyla çeker sevdayı...\n\nHasret nazlıdır, okşamaya gelmez,\nÇatık kaşlar arasında mekan tutar,\nSevgilinin adından başkasını bilmez,\nHer nefese sevgilinin kokusunu katar...\n\nHep bir umut vardır özünde,\nBelki diye diye yüklenir hasret,\nGeçmez saatler büyür gözünde,\nSabırsızlanır, ölüme sarılır hasret...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Johann Wolfgang von Goethe",
        "poem": "\n\nKalbimi hoplatan da ne? \nNedir beni dışarı çeken? \nÇevirip de sıkarak\nEvden itip yuvadan eden? \nAynı ta oradaki bulut\nKayalardan sıvışır gibi! \nGöç etmek istiyorum\nVarmak ve kalmak bengi! \n\nAha salkıyor kargalar\nDostane uçuşlarıyla; \nKarışıyorum aralarına\nVe takılıyorum alaya.\nVe dağları taşları\nBeraber kanatlıyoruz.\nOysa aşağıda bulunuyor,\nArıyorum onu sonsuz.\n\nŞimdi gelirken değiştiriyor; \nBense acele etmekteyim,\nKuş gibi öterken,\nÇalımsı ormana ermeliyim.\nO bekledi ve dinledi\nVe gülümsedi kendine:\n'Nede çok tatlı öter ya\nKi sadece sade bana.'\n\nBatarken Güneş\nAltınlıyor tepeleri; \nAnımsayan Güzel,\nBırakıyor geçeni,\nÇınarın kıyısında salınıyor\nÇayırlardan ileri,\nVe gitgide kararıyor\nDolanıyor Tanyeri.\n\nBirden uyanıyorum Nurla,\nParlayan bir Yıldızım.\n'Ne ışıldar yukarda,\nÇok yakın ufuklarda? '\nVe sende hayretle\nO yananı gördüysen:\nBakarsın kaymışımdır ayaklarına,\nYalnızca kapanmış, umutluyumdur!\n\nÇeviri: Musa Aksoy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Ali Galip Sarı",
        "poem": "\n\nHasterin aşılmaz dağ olur bende,\nO uyku gözümü bürümeden gel! \nVar ise bir yürek eğer sinende...\nBu can dönülmeze yürümeden gel!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Hürrem Yalçın",
        "poem": "\n\ngözümden düşen\niki damlam \nhüzünlü\nnazarım\nsöyleyemediğim\nsözlerim\nalamadığım\nnefesim\nsessiz\nçığlığım\nçaresiz\nnamem\ngördüğüm\nhüzünlü \nrüyam\nbir çocuğun minik avucu\nbir devin beyaz yüreği\nkara kısrağın şahlanışı\ntaze gelinin kınası\nHASRET \nadın hasret\nadım sana hasret\ngünüm hasret\nyıl hasret\nsaat hasret\nanılarım hasret\nten hasret\ntin hasret\nben sana hasret\nsen bensizliğe...\n\n22.02.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Fazıl Hüsnü Dağlarca",
        "poem": "\n\nSevgimi unutmak için seyrederim bir tabloyu, bir mermeri,\nKi ne kadar dalsa ruhum yeniden....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Bekir Gedikoğlu",
        "poem": "\n\nHasret kaldım seninle dağlarda dolaşmağa\nBen gurbette kalmışım sense benden uzakta\nSensiz sesini neylem gam doluyor ruhuma\nTelefon dahi etmem ölürüm şuracıkta\n\nHasret kaldım seninle mehtapta dolaşmağa\nYıldızları sayarak başbaşa konuşmağa\nEllerinden tutarak gözlerine bakmağa\nAllahım fazlamıdır bunları yaşamağa\n\nHasretinden ölürüm her gece ağlıyorum\nBu derdime çare yok tek çaredir sevdiğim\nDualarım sanadır bir mucize beklerim\nGeleceksen gel artık yeterdir çektiklerim\n\nAntalya 10 Ağustos 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Gül Ulupınar",
        "poem": "\n\nEllerine hasret ellerim,\nYapayalnız...\nYüreğine hasret yüreğim,\nÇaresiz...\nGözlerine hasret gözlerim,\nÜzgün...\nSesine hasret günlerim,\nBomboş...\nSevgine hasret benliğim,\nSana hasret...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret...",
        "poet": "İzzet Ertem",
        "poem": "\n\nSordular adımı; dedim HASRET.. \nNeden dediler? Bir de anlat. \nAna ya, Baba ya, Bacı ya, kardeşe, \nMutlu yuvaya, candan sevgi diye oldum HASRET \n\nEsaretten hürriyete, \nBaba diyen yavruya, \niftiralardan dogruya \nYalanlara doydum,doğru söze oldum HASRET \n\nLaik ülke de doğru hakime, \nMahkemelerde doğru adalete, \nMahsum yerine asıl suçluya, \nGerçek yargıya oldum HASRET... \n\nGerçeklere HASRET çeke çeke, \nBu sineye dert eke eke, \nSevgiye, neşeye HASRET diye diye, \nBenim adım oldu HASRET \nHASRET,HASRET,HASRETe de HASRET... \n\n30.11.1981 \nKapalı Ceza Evi \nElazığ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Remzi Zengin",
        "poem": "\n\nDüştüm gurbet ellerine\nSürüp giden yollarına\nYarin şirin dillerine\nHasret kaldım, hasret kaldım\n\nBaharda açan gülüne\nSeherde esen yeline\nYarin incecik beline\nHasret kaldım, hasret kaldım\n\nÇamlıbel’in yokuşuna\nTozanlı’nın akışına\nYarin tatlı bakışına\nHasret kaldım, hasret kaldım\n\nGurbeti bitecek sandım\nTatlı hayallere daldım\nHem yarime, hem yurduma\nHasret kaldım, hasret kaldım\n\nRemzi der seher yeline\nSelam söyle sevdiğime\nBeni unutan yarime\nHasret kaldım, hasret kaldım\n\n(9.8.1973-Konya)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret -2",
        "poet": "Semanur Dilek",
        "poem": "\n\nHasret   yükü   taşınmıyor  çok   ağır\nGünler  vurdumduymaz   geceler  sağır\nİster   bir  kerede   bin   kere  çağır\nBeklediğin  sana   gelmez  bir  türlü\n\nAnandan, babandan, yarinden    ayrı\nYaşanır  mı  bu   hasret  ile   gayrı\nUnuttun   eş   dostu ,  yurdu,  sılayı\nAradaki  yollar  bitmez   bir  türlü\n\nBayram  gelir   cümle   alem  sevinir\nKimsesizin  garip   boynu  burulur\nBu  hasret  yükünden  yürek  yorulur\nGurbette  günlerde  geçmez   bir  türlü\n\nVuslat  tatlı  olmaz   hasret   olmasa\nSeven   sevdiğinden   ayrı   kalmasa\nSayılı  gün  elbet   geçer   nasılsa\nDİVANE  nin  yüzü   gülmez   bir  türlü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Cahit Külebi",
        "poem": "\n\nŞimdi tarlalarda güneş vardır.\nKarlar donmuştur otların uçlarında..\nArtık akşamları dinlenemem\nBaşım avuçlarında.\n\nİçi korku dolu kış gecesi....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret 2",
        "poet": "Halis Karadeniz",
        "poem": "\n\nÇocuklarım, çocuklarım, \nSizin için yaşıyorum. \nHasretten doldum artık, \nNeredeyse taşıyorum. \n\nKaç gün oldu siz gideli, \nSanki oldum ben bir deli, \nGören yoksa, işte görsün, \nGözümden akan seli. \n\nBatsın Almanya'nın şanı, \nKuruttu bendeki kanı, \nÇocuklarıma hasretim, \nEn berbat ta bu yanı. \n29.03.84 \n\nHalis Karadeniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret 2",
        "poet": "Nazım Hikmet Ran",
        "poem": "\n\nDenize dönmek istiyorum! \nMavi aynasında suların: \nboy verip görünmek istiyorum! \nDenize dönmek istiyorum! \n\nGemiler g....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Necat Necdet Demircan",
        "poem": "\n\nMasmavi bir ummanın gözlerinde yelken açmaya niyetlenip, cılız bir dalganın sözlerinde boğulmak gibi hazindir hasret...\n\nHasret; \nGöç eden sürüsünün ardından ağlayan\nKanadı kırık bir leyleğin\nbataklığa düşen gözyaşı damlalarıdır\n\nHasret; \nKara bulutların önüne çit ördüğü\nSolgun yüzlü günbatımının\nduvara yansıyan terkedilmiş ışıklarıdır\n\nHasret; \nOrta Anadolunun \nunutulmuş küçük bir kasabasında\niki yeni yetmenin umutsuz kaçamak bakışlarıdır\n\nHasret; \nhayatın tadını geç farketmiş bir ihtiyarın\nkeşkelerle süslü uykusuz geceleridir\nkimi zaman fırtınayla karışık bir tipi\naçılmayan kapı\nçalmayan telefon...\n\nKoş aynaya ve iyi bak kendine\nkim bilir\nbelki de Hasret\nSenin gözbebeğindir...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Ahmet Kurt",
        "poem": "\n\nBütün güzelliğin adına “HASRET” dedim.\n\nSılayı özledim, dostu özledim,\nGüzelliğe hasret dedim her mevsim.\nZamana pervasız yollar gözledim,\nGüzelliğe hasret dedim her mevsim.\n\nNe bir sesti, ne bir soluk yaklaşan,\nGölgeler vardı, bir bir uzaklaşan,\nHayallerdi, rüyalarda koklaşan,\nGüzelliğe hasret dedim her mevsim.\n\nEmir kimden, nerden gelir talimat,\nAğırlaşır gözler, tükenir takat,\nBir yerlerde başlar mutluluk fakat,\nGüzelliğe hasret dedim her mevsim.\n\nYaklaştım özümün hükmüne rağmen,\nYaralarım sızlar, yarama değmen,\nSadece uzaktan selamlar söylen,\nGüzelliğe hasret dedim her mevsim.\n\nYine de ruhumun ince yerinde,\nSevdamı yaşarım, en derininde,\nBuram buram tüter aşk gözlerinde\nGüzelliğe hasret dedim her mevsim.\n\nKurdoğlu mesafe ayırmaz seni,\nYaklaşır varlıklar yum gözlerini,\nRuhunu yüceltte, sil bedenini,\nGüzelliğe hasret dedim her mevsim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": ".Hasret",
        "poet": "Hülya Karaca",
        "poem": "\n\nHasret bir korku içimde \nGidiyorum diyecek\nDöneceğim diyecek\nAma dönmeyecek\n\nHasret bir korku içimde \nSeviyorum diyecek\nKoynuma girecek\nAma sevmeyecek\n\nHasret bir korku içimde \nHasretim sana diyecek\nÖzlem duyuyorum diyecek\nAma yalan söyleyecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Celalettin Yaşar",
        "poem": "\n\nKelimeler cümleye hasret, şairler şiire,\nGüller bahara hasret, baharlar sana,\nDenizler gemiye hasret gemiler karaya,\nBulutlar yağmura hasret, yağmurlar toprağa\n\nBenliğim umuda hasret, umudum sana,\nGözlerim görmeye hasret, yüreğim sevmeye,\nDüşlerim karanlığa hasret, karanlıklar sabaha,\nAy güneşe hasret, güneş yüzüne\n\nSen bana tutsak, ben sana,\nSensizlik bana yasak, bensizlik sana,\nMısralara dökülen her bir yazıda,\nBen sana hasret, sen de bana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Muammer Yavuz",
        "poem": "\n\nMemleket hasreti içimde kor oldu\nBağımda bahçemde dikenler gül oldu\nBir adım ilerde, bir adım geride günlerim zor oldu\nBırakın gideyim gurbet eller beni\n\nBen hiç dayanamam Vatan hasretine\nGönlüm akar hep o sohbet bahçesine\nGireceğim bir gün feyiz çeşmesine\nBırakın gideyim gurbet eller beni\n\nDurdurun zamanı boşa akmasın\nNur dolu geceler bensiz kalmasın\nEl ele verenler zorda olmasın\nBırakın gideyim gurbet eller beni\n\nAşık yavuz söyler derde çareyi\nKim bilir kalp ile tedavi etmeyi\nAz gördüm yediğim kuru ekmeği\nBırakın gideyim gurbet eller beni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Altan Kaynak",
        "poem": "\n\nBir ıslık duyarsan geceyarısı\nGözlerimin er....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "İlknur Çekici Sareh",
        "poem": "\n\nGüneşe hasret çiçek gibi\nSusuz kalan toprak gibi\nDağları delerim ferhat gibi\nİste yeter sevgilim\n\nHasret yetti canıma\nGözler dalar uzaklara\nGel desen yanıma\nCanım feda yoluna\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Ali Bilal Tepe",
        "poem": "\n\nAşka hasret duygularıma\nBitmeyen bu sonbaharıma\nBir şiir daha yazdım \nHüzün dolu kelimelerle\n\nBir gülün dikeni varken elimde\nAşkla gurur buğuşurken içimde\nBir damla gözyaşı akıttım\nYalvardığımı ankatırcasına...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret..!",
        "poet": "Muharrem Çetinkaya",
        "poem": "\n\nBen hasreti çocukken yitirdiğim\nOyuncağı ararken tanıdım,\nÇocukluk aşkımdı,\nArardım,\nÖzlerdim onu,\nYaşadığım tüm sevdalarda\nSevgilerde, \nHasreti yaşadım yıllarca.\nSen sanırsın ki hasret,gurbette olur\nOysa gurbet içimizde; \nHasretle kubaşır,\nDüğüm düğüm olur….\nBen hasreti; \nTrenden kepini sallayan askerin,\nBir gurbetçinin dalıp dalıp giden,\nGözlerinde gördüm,\nUçup giden hep gönüldü,\nNe sallanan mendiller,\nNe buğulu gözler,\nNe çobanın kavalı,\nHasret milyarlarca insan içinde,\nSevdiğinin olmaması,\nYa da bir okyonusta\n         Su bulamaması.\nHasret,\nKavuşma ihtimalinin olmaması,\nYa da; \nGözü olanın görmemesidir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Muhsine İpek",
        "poem": "\n\nGün \nKızıl turuncu gelinliğini giymiş\nGecesini bekliyor\nKavuştu kavuşacak\nBulanık akan Sakarya\nHasretinle koşuyor\nUmut tepeleri kaybolmuş\nKaranlık ve yalnız bir yol\nYolda yalnız bir yolcu\nKilometrelere inat\nHiç yılmadan gidiyor\nBir bekleyeni de yok\nYok ama\nO da Tanrı’ya kavuşacağı \nGünü bekliyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Yunus Isikoglu",
        "poem": "\n\nBabam Akdenizl i\nAnnem Karadeniz\nBen\nKuzeyrenvestfalya lı\nBen Hasret im\nSöyle Avrupa lı\nBen nereliyim\nSöyle Asya lı\nBen nereliyim\nVe\nBen kimim\nBen\nAsyalıyım\nBen\nAvrupalyım\nBen\nİnsanlığın hasreti\nAdım Hasret\nAvrupa da benim\nAsya da ben\nBen insanım\nAdım Hasret\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Ahmet Ünal Çam",
        "poem": "\n\nToprak yağmura hasret\nDallar meyvaya hasret\nGözlerim gözlerine,\nYarınlar umuda hasret.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "İlhami Türker",
        "poem": "\n\nHasret\n\ntoprağı hasret\nsuyu hasret\nnasıl güzel olur gurbet\nçiçekleri kandırmayın saksılarda\n\nen güzel köşesinde de olsa\nhavayı görse de balkonda\nrengine aldanma beyzadem\nhasret\ntoprağa suya\nçiçekleri kandırmayın saksılarla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Dilek Kesgin",
        "poem": "\n\nHıdrellezlerde yakılan ateşlerin\nSavrulan kıvılcımları gibiydik seninle,\nHep savrulduk,\nHep hasret çekmeye mecburduk! \n\n(İzmir,05.05.2002)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Ömer Bolat",
        "poem": "\n\nBir ömür boyu ben onu aradım\nGönlüm bir saliha kadına hasret\nDilime dolandı, çıkaramadım\nDilim onun meçhul adına hasret.\n\nArz-ı endamıyla ruhumu ezmiş\nRabbim, baştan başa bir sanat çizmiş\nVarlığı, alemde bulunmaz gizmiş\nKaldım, onun meçhul tadına hasret…\n\n27 Aralık 2003\nADAPAZARI\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Gülseren Onay",
        "poem": "\n\nSensizlik \nYoldaş oldu,\nDüşmüş peşine \nDüşlerde arıyorum..\nNerdesin? \nSırdaş oldu korkular \nGecenin gölgesinde.. \nKabuslarda buldum\nSeni...\nYokluğunda\nTutsak olmuşum \nHasretine... \nUzandım,uzandım\nUlaşamadım....\n\nGÜLSEREN ONAY\n01/06/2005/ANTALYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Midayet Kara",
        "poem": "\n\nHayalimdesin, bak gözüm arıyor\nGittin gideli, bu kalbim kanıyor\nSeviyorum onu, o ne sanıyor\nHadi gel birtanem, Allah aşkına\n\nİstermesin beni, kapına gelsem\nBakıp yüzüne, seviyorum desem\nSarılıp boynuna, yüzüne gülsem\nHadi gel birtanem, Allah aşkına\n\nYıllarca beklerim, söyleyin ona\nİnan ki bu kalbim, hep aşktan yana\nSevmiyorsan eyer, gel deme bana\nHadi gel birtanem, Allah aşkına\n\nGelsem kapına, açar mısın bana\nCiğer pare pare, aşkından yana\nYüreğim köz olmuş, kanıyor yara\nHadi gel birtanem, Allah aşkına\n(0028) Eylül 1975\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Şair Dolunay",
        "poem": "\n\nHasret\n\nSensizliği saklıyorum\nMehtabın gölgesinde\nYüreğime hasretin yağıyor\nGözlerin geliyor gözlerime\nSıcaklığını hissediyorum düşlerinin\nKararıyor aydınlığım\nUçuyorum umutlar dehlizine\nMan....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Zekâi Budak",
        "poem": "\n\nDağlık taşlık dik yollarda geçti ömrüm düze hasret\nDoksan sene yaşayan can neden bilmem yüze hasret\n\nBaşkasında gördüğünü kendisinde eksik sanır\nBalık olsa insanoğlu can verir denize hasret\n\nAşşa köyün Al'osman'ı  yukar' köyün İbraam'ı\n-Dıraktörü kusur kalsın- bir çift sar' öküze hasret\n\nSosyetenin 'Fifi' 'leri kuş sütü ile beslenir\nÖbür yanda 'GARİP' ölür iki arşın beze hasret\n\n(Kadıköy / İstanbul - 17 Mayıs 1975) \n\n(AKBABA - 27 Ağustos 1975)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Herdem Ankara",
        "poem": "\n\nHasret\n\nHasret sıradağlar gibi yüksek\nÖzlem yüreğimde kor bir ateş\nBen hasreti ve özlemi seviyorum\nHasret sevgiyi \nÖzlem seni unutturmaz bana\n\nSeni çok ama çok özledim\nHasret kaldım kokuna,gülüşüne,\nGözlerinde ki o sıcak sevecen bakışa\nBen hasreti ve özlemi seviyorum\nHasret sevgiyi\nÖzlem seni unutturmaz bana\n\n20/11/2003\nHERDEM\n13:20\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Rıfkı Kaymaz",
        "poem": "\n\nSen o mesut ülkede,\nBen ise buradayım.\nGündüz gelip geçse de\nBen hâlâ uykudayım.\n\nBeni yanına sesle\nGeleyim bin hevesle\nRuhuma o nefesle\nÜfle ki uyanayım.\n\nBir ses ki mesut eden\nKurtarır bu geceden\nÇözülmez bilmeceden\nManaya uzanayım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Necip Fazıl Kısakürek",
        "poem": "\n\nÖlecek miyim, tam da söyleyecek çağımda\nSöylenmedik cümlenin hasreti dudağımda...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Dilaver Cebeci",
        "poem": "\n\nŞu dumanlı doruklarda\nBoz şahinler uçmaz gayrı\nGözelerden ağı çıkar\nAlperenler içmez gayrı\n\nObam yurdum talan oldu\nDestanlarım yalan oldu\nYollar birer yılan oldu\nKervanlarım geçmez gayrı\n\nHani mavi denizlerim\nÜç kıtada nal izlerim\nKör mü oldu bu gözlerim\nÇaşıtları seçmez gayrı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Murat Duman",
        "poem": "\n\nHASRET\nGaflet uykusundan, çok geç uyandım,\nCandan sevdiklerim, el oldu gitti,\nKalbimden vurulup, kana boyandım,\nKalbim yangınlarda, kül oldu gitti…\n\nHasretin pençesi, bağrımda kurşun,\nAyaklarım yorgun, gitmez bir arşın,\nArzum ağır basar, canlara karşın,\nArzum feryat ile yel oldu gitti…\n\nUmut çiçeklerim, soldu hazanda\nSundular nefreti, kaynar kazanda,\nSevgi yaşanır mı, böyle düzende,\nSevgim cahillere, sel oldu gitti…\n\nAkşam olup baş yastığa koyardım,\nCanlarım ah dese, acı duyardım,\nParlak yıldız gibi, ışık yayardım,\nGönlüm hasretinden, yol oldu gitti…\n\nPazar Pazar gezdim, alan olmadı,\nGönül güllerimden, selam gelmedi,\nMurat yaşamında, bir kez gülmedi,\nKurudu fidanım, dal oldu gitti,\n                           26.03.2006 ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Yavuz Bayram Çalışkan",
        "poem": "\n\nDaha dün bir kırmızı gül gibiydi sözlerim,\nÇağlayanlar döküldü bendini YIKTI hasret.\nAğlamaya alışık benim sulu gözlerim,\nAktı yüreğe gönlümü birden YAKTI hasret.\n\nUzun yollar ötesinde sevgili gözlerim,\nUfuktaki bulutlara süzülüp BAKTI hasret.\nDöküldü yapraklar soldu, sarardı güzlerim,\nGözlerimden süzülüp yaş olup AKTI hasret.\n\nIraklara dalar giderken her gün gözlerim,\nŞimşekler, yıldırımlar bir olup ÇAKTI hasret.\nHer gün hasretlere sarılıp onu özlerim,\nDumanlar yerine ufuklara ÇÖKTÜ hasret.\n\nKanar yüreğime sevda dert olur sızlarım,\nKara yılan gibi zehir olup SOKTU hasret.\nBu aşkı türkülere ağıt eder sazlarım,\nÇınar sevdamı kasırga olup SÖKTÜ hasret.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Hasret**",
        "poet": "Gülseren Onay",
        "poem": "\n\nDüşümde gördüm seni sarılmıştın boynuma \nYokluğun ateş olup giriverdi koynuma \nNe adaklar adadım çıksın diye yoluma \nGelmedin ciğerimi yerinden söktü hasret.\n\nBu sevdanın ateşi düşürdü beni dara \nBıraktın özlemini içime onmaz yara\nSensiz geçen geceler  bil ki oldu kap kara\nYüreğime yalnızlık tohumu ekti hasret.\n\nGezdiğin sokaklarda izlerini ararım\nGelir misin diyerek yollarına bakarım \nNe zaman çalsa kapım geleni sen sanarım\nDöneceksen dön artık boynumu büktü hasret.\n\n01/11/2005/ANTALYA\n\nAy karanlık gurubu etkinliği için yazılmış ilk hece şiirim beni hece vezninde yazmaya özendiren sn Feride Özmat ve Sn.Rahim Taş'a teşekkürler...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nÇektiğim hasretin adıdır gurbet\nBizim kalbimizde dert dizi dizi\nZehirin zakkumun tadıdır gurbet\nYaktı kül eyledi bu hasret bizi\n\nGeçer bu ömrümüz başka adreste\nÇok zordur olsakta altın kafeste\nAh vatanım deriz her bir nefeste\nYaktı kül eyledi bu hasret bizi\n\nBen nerdeyim anayurdum nerdedir\nAklım fikrim hep doğduğum yerdedir\nGözden ırak olmak ruha perdedir\nYaktı kül eyledi bu hasret bizi\n\nTarifi zor anlatılmaz bu elem\nSözler kafi gelmez acizdir kalem\nÇeken bilir gurbet başka bir alem\nYaktı kül eyledi bu hasret bizi\n\nAh Mikdatîl, seni hasret öldürür\nGönlümüze nari hicran doldurur\nYaban elde gülümüzü soldurur\nYaktı kül eyledi bu hasret bizi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Vehbiye Yersel",
        "poem": "\n\nHasret çekiyorum,daima her şeye hasret, \nEtrafım denizle çevrili,ben suya hasret\nMutlu insan dolu çevrem,ben mutluluğa hasret, \nSeven,sevilen çok,ben ise sevgiye hasret.\n2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Adnan Durdağı",
        "poem": "\n\nHasret nedir bilirmisin can dostum\nKerem gibi ateşlerde yan dostum\nBir gün olur kavuşursun san dostum\nDayanılmaz bir özlemdir bu hasret\n\nBen burada sen orada beklersin\nÖzlemleri özlemlere eklersin\nHecelersin sayıklarsın teklersin\nDayanılmaz bir özlemdir bu hasret\n\nYetimi'nin dayanacak gücü yok\nÖzlem ile ruhum doydu karnım tok\nAcı çektim ızdırabım çok mu çok\nDayanılmaz bir özlemdir bu hasret\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Serdal Koç",
        "poem": "\n\nŞiir, şiir ve şair,\nKelime ve oyuncak.\nKim anlar ve kim bilir; \nBana ne yapılacak.\n\nYaşarım düne hasret,\nDoğduğum güne hasret,\nHasret üstüne hasret,\nHasret bende sımsıcak:\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Mehmet Çakıroğlu",
        "poem": "\n\nAh şu hızla varoluşların yok mu\nHem de hiç aklımda yokken\nRitim saltanatı şarkılarındayım\nAğır ağır ege dalgalarında \nKürek çeker sevdalarım\nFakir azabı benimki\nKarşı kıyısından bir bu yana\nbir bu aşkla yana yıkıla\nHadi gel...\nHadi gel de al şu dağları,\nYol göstermesinler gözyaşların\nYanık tenim alışmış akdeniz güneşine\nBir de tuzu yakmasın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Ender Çetinkaya",
        "poem": "\n\nSen\nMayıs sonlarında ki iğde kokusu, \nYağmur yağarken gece yarısı\nYola düşen yol ışıkları, \nHanımelinin kokusu bahçe duvarında.\nSen, \nSabahın beş' inde içtiğim demli çay, \nSen, \nBuralarda yüreğimde tüten Istanbul' sun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret...",
        "poet": "Sıla Nur Köken",
        "poem": "\n\nBen ölmüştüm\nuzun yıllar önce bir kasırgada\n\nutandım\nsöyleyemedim görünce\n\nseni özledim de yeniden doğdum ben...\n\n25 Ocak 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Abdulkadir Sağlam",
        "poem": "\n\nKara bulut gibi çöker başıma\nYıllar geçer yine geçmez bu hasret\nGündüz hayalime gece düşüme \nKabus olur gelir gitmez bu hasret\n\nHaftalar,mevsimler,yıllarda biter\nDökülür yapraklar dallarda biter\nAz gider,uz gider yollarda biter\nArdı yok tükenmez,bitmez bu hasret\n\nBir benmiyim söyle bu derdi çeken\nNafile bir aşk'a göz yaşı döken\nİçerim dağlayan,yüreğim yakan\nBimemki ne zaman tütmez bu hasret\n\nNice gönüllere tahtını kurmuş\nNice gönülleri alevle sarmış\nYiğidi bir sevda,bir hasret yermiş\nBenim yüreğime sökmez bu hasret\n\n1997\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Sultan Yürük",
        "poem": "\n\nGüneş; güneşken, gölgeye hasret \nGölgeler hiç özlemez mi güneşi\nGün döner, gölge döner\nKedi kuyruğuyla oynuyor gibi\nNe güneş erer gölgeye\nNe de kedi kuyruğuna\nHasret; her yerde, hasret\nSağ gözün sol göze olduğu gibi\nBir elin, içi dışına hasret\nBen de sana...\n\nGün gölgeyi \nGölgeler günü kovalar\nGün yorulur, yeter der gibi\nGün, alır başını gider\nOlanlar olur\nHasret, hasrete boğulur\nBen de sana...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Sabri Aksu",
        "poem": "\n\nSeni çok,çok seviyorum\nAyrıldım gülemiyorum\nSensizliği çekemiyorum\nBitsin artık bu hasret\n\nHasret,artık çekilmiyorsun\nHasret,bitip tükenmiyorsun\nHasret,ağlatıp güldürmüyorsun\nHasret,yok olasın hasret\n\nHer gün ağlar gözlerim\nTitrek çıkar sözlerim\nUzanmıyorki ellerim\nHasretlik zor sevgilim\n\nHasret,artık çekilmiyorsun\nHasret.bitip tükenmiyorsun\nHasret,ağlatıp güldürmüyorsun\nHasret,kör olasın hasret\n\nHasretlik yaktı bizi\nSoldurdu güllerimizi\nMahvetti gençliğimizi\nBiti ver artık hasret\n\nHasret,artık çekilmiyorsun\nHasret,bitip tükenmiyorsun\nHasret,ağlatıp güldürmüyorsun\nHasret,ismin batsın hasret\n\nSabri Aksu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Ramazan Çağlar",
        "poem": "\n\nGüller solgun sana hasret,\nBu yanık bağrım sana hasret,\nYeşil kubbene hasret,\nYeşil kubbene özlem.\nYeşil kubbende buldum ben derman.\n\nCanım kurban sana hasret,\nGökyüzü bu alem sana hasret,\nBenlik, senlik sana hasret,\nMedine'nene hasret,\nMekke'ne özlem.\nArap çöllerin de buldum ben serap.\n\nGökte ki güneş ve ay, yerdeki taş ve kum,\nDenizdeki balık, karadaki kuş,\nArı, kelebek, karınca, örümcek,\nTay, kedi, köpek sana hasret.\nDoğa hasret,\nAlem de özlem.\nBu alemde buldum ben yaren.\n\nÇiçek, dağ, tepe, ovalar, çaylar,\nEvren, gökyüzü, engin, zengin, fakir,\nDeryalar, denizler, ırmaklar, ormanlar,\nSaat, zaman, yaşam, yer, mekan,\nDünya hasret,\nFizan da özlem.\nBu mekanda buldum ben huzur.\n\n                                                        (24/04/2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Orhan Onur",
        "poem": "\n\nnasıl doğar güneş\nkaranlıkların içine\nsen aydınlığa sevdam\nben sana hasret\nbulut ne kadar engellesede\ngüneş doğacaktır elbet\n\nunutma çocuğum\nkaranlıkları engellemek\nyüreğine olsun hasret\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Zübeyde Ergen",
        "poem": "\n\nSabahın ilk ışıklarıyla karşılasam seni...\nGüneşin sıcaklığıyla ısıtsam yüreğini....\nVeda ederken güne akşam sefaları...\nSeninle seyredeyim semada ki bütün yıldızları...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Bahar Yağmur",
        "poem": "\n\nHasretine dayanacak gücüm yok artık\nDüşen son yaprak gibiyim daldan\nKapıldıkça kapılıyorum rüzgarın seline.\n\nTitreyen kuş misali gönlüm\nYalnız, ürkek ve kararsız\nKorkuyorum seni kaybetmekten.\n\nHer gün aşk şiirleri yazmak istiyorum sana\nAnlatmak aşka sevgiye dair ne varsa\nİçmek seninle mutluluk pınarlarından kana kana.\n\nİçim yangın yeri olsa da\nÜşüyorum sensiz; kimsesizim\nGel artık senin kadar güçlü değilim.\n\nAfrika çöllerindeki kum taneleriydi gözlerin\nBaktıkça içimi ısıtan. sevecen\nSen. ben olmuşsun artık\nİçimden söküp atamam... \n\n12-10-2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Şair Maktumi",
        "poem": "\n\nZulmet-i hecr ile oldum siyah-ruz\nHurşid-i rahşanım ne zaman gelir\nGelse beni şadeylemez bin nevruz\nAfet-i devranım ne zaman gelir\n\nBir şahin bakışlım var idi kolda\nPervaz vurup gitti kolumdan ol....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Erhan Uzman",
        "poem": "\n\nSana geldim Gül Kokulum,\nSadece sana ve senin olmaya,\nBir başıma kaldım gurbet ellerde,\nGeldim ki seni sensiz yaşamaya,\n\nSesine hasret,tenine hasret,\nGül kokan kahve saçlarına hasret,\nNefesimi nefesinden almaya hasret,\nBen öldümde sen bilmedin yüzüne hasret,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Ali Tamer",
        "poem": "\n\nYalnızım, yalnızlığımı içinde kavuran yüreğim gibi;          Yüreğim taşıyor sensizliğin gecesini taşıyan nehirlere;         Bir kuş oluyorum özgürce semalarda senin ismini haykırıyorum bitip tükenmek bilmeyen ufuklara;      ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nHasret fırtınası esti gönlüme\nKörpe filiz gibi kırılmışım ben\nBir ömür tükettim sevgi uğruna\nCoşkun sular gibi yorulmuşum ben\n\nHasret kemirsede bitmez ümidim\nDertlerim arttıkça ya sabır derim\nBu gün geçti yarına Allah kerim\nGurbet teknesinde yoğrulmuşum ben\n\nKader beni harmanlayıp yoğurdu\nHasret hançerini bağrıma vurdu\nBen sevgi ektim o hasret doğurdu\nAyrılık ateşiyle yanmışım ben\n\n                                            Erzurum /Zernişan Aydoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Ahmet Temiz",
        "poem": "\n\nErzincanın etrafı sıra sıra dağlar\nSıladan ayrıyım yüreğim kan ağlar\nÇaresizlik elim kolum bağlar\nNicedir soran yok halim gurbet ellerde\n\nAkşam olunca dertlerimle başbaşayım\nDerdim bir iken iki oldu hangisine şaşayım\nYol vermezki yüce dağlar aşayım\nNicedir soran yok halim gurbet ellerde\n\nMuhibbi söyleme derdin olur olmaz herkese\nHalden anlamazlar düşersin dile\nYıllardır bu dert beni yer bitirir de\nNicedir soran yok halim gurbet ellerde\n\n                                        1991-Erzincan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Nurten Kederoğlu",
        "poem": "\n\nDenizin ortasında\nsuya hasret,\n\nÇöllerin ortasında\nkuma hasret,\n\nKörelmiş kuyularda\ndibe hasret,\n\nHürriyet içinde\nyaşar esaret...\n\nsiir_ce / Nurten Kederoğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Ferhat Arslan",
        "poem": "\n\nNe yana dönsem ne yana baksam,\nTomurcuk uzanıp elinden tutsam,\nBaşıma buyruk dağlara çıksam.\nSen bana hasret, ben sana hasret.\n\nGözüne bakıp elinden tutsam,\nMehtaba çıkıp dizinde yatsam,\nGamzeyi tutup gerdanı tatsam.\nSen bana hasret, ben sana hasret.\n\nGözünde uyku rüyan ben olsam,\nAklında hayal hülyan ben olsam,\nGönlünde umut dünyan ben olsam.\nSen bana hasret, ben sana hasret.\n\nGönüle sığmam dağa çıkarım,\nHırçınım biraz bendim yıkarım,\nKıyamam sana kendim yakarım.\nSen bana hasret, ben sana hasret.\n\nSesini duyar uçarım bir an,\nSevdamı dinle söylemem yalan,\nAyrılık yakar gönlümü inan.\nSen bana hasret, ben sana hasret.\n\nFerhat'ım uzak ela gözlerden,\nTeselli arar tatlı sözlerden,\nTomurcuk sevdim bunca güllerden.\nSen bana hasret, ben sana hasret.\n\n12.06.2006\nwww.ferhatarslan.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Ümit Bahadır",
        "poem": "\n\nNedir bu   aşk,  bu  sevda\nİllaki sen,   olamaz  başkası da\nLeylamsın,  şirinsin  bu gönülde\nGönül  seni, arzular bu bedende\nÜzülmekteyim, sen  başka yerde\nNeyleyim güzel kadın,  sana yanarım\n\n \tNeyleyim gönlüm,  dinlemez  beni\n\tİster  helal, olsada  haram\n\tLabirentteyim, kanıyor sana  yaram\n\tGel yanıma, konuş,  dinle beni\n\tÜstüme  eğil,  kollarımla  saram\n\tNeyleyim güzel kadın, sana yanarım\n\nNeyleyim  ben, aşkımı   neyleyim\nİsterken  lal, olur dillerim\nLal olmasa,  diller dökerim\nGözlerinde  kaybolur  giderim\nÜmidim, yitmedi, olmasa  da,  severim\nNeyleyim  güzel kadın,  sana  yanarım\n\n\tNar çiçeğim,  bana  haydi  desene\n\tİstekli kalbime  evetlesene\n\tLal olmuş dilimi, söyletsene\n\tGönül gülzarım da  yeşersene\n\tÜrkeğim aşkından, beni söyletsene\n\tNeyleyim  güzel kadın, sana yanarım\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Erhan Güleryüz",
        "poem": "\n\nBen sensiz bir avare kayboldum yangınlarda\nToz duman düşer hayalin gözlerime\nBen hala eski günlerde sevgiyi ararken\nKor alevler yanıp durur yüreğimde\n\nHasret koparıp atıyor\nBitmez bu kara geceler\nHasret dolanıp duruyor\nBitmez bu keder\n\nSon bir kere yalvarsam\nGörsem yüzünü yavrum\nSon bir kere kandırsam sarsam tenini\nSon bir kere anlatsam\nDuysam sesini yavrum\nSon bir kere kandırsam sarsam tenini\n\nAğlıyor yürek ayrılık ölüm bana\nAyrılık zulüm sevdalıya\nGülmedi kader tutsağım yalnızlığa\nKaybolup gittin uzaklara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Abdulhakim Öztürk",
        "poem": "\n\n\t\t\t\tHasret\n\nGüller solgun sana hasret, \nBu yanık bağrım sana hasret, \nCanım kurban sana hasret,\nGökyüzü bu âlem sana hasret,\n\nGökte ki güneş ve ay, yerdeki taş ve kum, \nDenizdeki balık, karadaki mahluk, \nArı, kelebek, karınca, örümcek, \nBütün âlem hepsi sana hasret. \n\nÇiçek, dağ, tepe, ovalar, çaylar, \nGökyüzü, engin, zengin, fakir, \nDeryalar, denizler, ırmaklar, ormanlar, \nZaman, yaşam, yer, Mekân, Dünya hasret,\n\nRüyamda bin yıllık bir Hasret yaşatıyorum,\nRüyamda bin yıllık bir Hasrette ağlıyorum,\nGünüle sığmam hasretinden dağa çıkarım\nEbediyet boyu ruhumun üstüne hasret.\n\n\t\tAbdulhakim Öztürk\n\t\t  Kasım 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Murat Çetin",
        "poem": "\n\nHa güle hasret, ha sana \nHasret aynı insana \nYağmur olup üzerime yağsana \nBak! Yine susamışım sevdana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Nurcan Göksel",
        "poem": "\n\nHasret dediğin ne ki? \nDaralmış bir kaç yürek,\nUzaklarda yaşayan bir nefesi özlemek.\nHasret dediğin ne ki? \nÖzlemi yaşayanlar, uzayıp giden yollar, \nAraya giren yıllar.\nHasret dediğin ne ki? \nYa bir kaç gün ötede ya yıllarca sürecek,\nBiriktirdiğin özlem rüyalar da bitecek…\nHasret dediğin ne ki? \nYa kapının ardında, ya  yan yanayken ayrılık\nBir çatının altında uzakta iki yürek….\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Yakup Erol",
        "poem": "\n\nEğer gidersen yazık olur\nSonra adın hasret olur\nGönlümd....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Ahmet Yılmaz 2",
        "poem": "\n\nHasret çeken gönüller\nSusuz ve yorgun olur\nSevip ayrılanların\nGönlünde arzu kalır\n\nHicranla dolan bir ömrün\nSonu acıyla biter\nAşka susayan gönüller\nHasret dolu ah çeker\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret...",
        "poet": "Yasemin Şentürk",
        "poem": "\n\nGözümün pınarında ılık bir gözyaşı gibisin\nAsılı kaldın yokluğun boyunca…\nYoruldum ağlamamak için tutmaktan kendimi\nGel de yol bulsun gözyaşım çorak bağrımda…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Muzaffer Eker",
        "poem": "\n\nHasret, ıslak bir mendilin kurumaya başlamasıdır,\nArtık geriye dönememenin anlamsızlığı,\nVe çaresizliğin gerçeğe dönüşmesidir,\nVe yalnızlığın galibiyetidir.\n\nHasret,havada seni koklamaya çalışmak,\nTren garlarında gelmeyen yolcuyu beklemek,\nBir sevda türküsünü hıçkırarak dinlemek,\nVe geceleri sensizliği kahrolarak yaşamaktır.\n\nHasret, yutkunmaktır bayram sabahları,\nNemli gözlerle dışarıdaki dünyayı\nKıskanarak seyretmektir çeneler kilitli\nVe eski bir resme bakarak avunmaktır çaresiz.\n\nHasret, çağıldamaların doruğa ulaştığı,\nSıgara dumanlarında mazinin canlandığı,\nSohbetlerin bile bazan işe yaramadığı,\nVe zamanın durmasıdır sanki yokuşlarda.\n\nHasret, seni yaşamaktır şarkılarda,\nHasret, seni görmektir bazan düşlerde,\nHasret, seni duymaktır güz melteminde,\nVe hasret, sana kavuşma hırsıdır,\nDüşlerle, şiirlerle, korkularla, isyanlarla\n\n1994 Kızılcahamam\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Ethem Vayvaylı",
        "poem": "\n\nyağmur gelip çadırların\nduldasında ağlaştı\ndönmem diye giden gemi\ngene limana yanaştı.\n\n(06 Haziran '98, İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Fuat Eriçok",
        "poem": "\n\naraba parkı olmamış kaldırıma hasretim\nadı türkçe dükkana hasret! \n\nçocuğuna saygılı ana babaya...\nöğrenciye saygılı öğretmene...\nbireye saygılı devlete,\npolise, savcıya, hakime hasret! \n\nyaya görünce yol veren sürücüye...\nkonuşanı kesmeden dinleyene...\nrakibine saygılı yarışmacıya...\nyoksula saygılı varsıla hasret! \n\ninanana saygılı inanmayana...\ndinsize saygılı dindara...\nzannetmeyip, sanmayıp bilene...\nbilmediğini söylemekten çekinmeyene...\nher canlının varolma hakkına saygı duyana hasret! \n\nhasretim insan olana! \nsaygılıya hasret...\nsaygıya hasret! \n\n15 temmuz '07\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Mustafa Çoban 2",
        "poem": "\n\nGüle sordum seni,bülbül ağladı\nAyrılık derdiyle kara bağladı \nYaman oldu bu ayrılık inan gülüm\nHasretin acısı gönlüm dağladı.\n\nFeryadımı duysun bu ulu dağlar\nYar hasretiyle içim kan ağlar\nHayali karşımda bana güldüğü an\nGözlerimde yaş yerine kan damlar.\n\nNereden buldu bizi bu ayrılık\nSen gideli kolum kanadım kırık\nEl ele gezen bir çift gördüğüm zaman\nBoğazıma dolar hıçkırık.\n\nHasretiyle yakma kendini ÇOBAN\nGelir diye yollara bakma her an\nBilmiyormusun giden bir daha dönmez\nOnun hayaliyle yaşa her zaman.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Gamze Karabulutlar",
        "poem": "\n\nhani martı denizine kavusmakcasına ucarya dalgalara \nbende öyle hasretim sana \nhani bogusurya dalgalarla ölümüne \nbende öyle yasıyorum sensizligi gönlümde\nve biliyorum seninle doguyor günes yüregime \ntek bir sey söylüyor kalbim feryat edercesine\nseni cok ama cok seviyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*******Hasret",
        "poet": "Dilşade Güngör",
        "poem": "\n\nParmak kaleme hasret\nKalem kâğıda hasret\nKâğıt kelâma hasret\nKelâm ilhama hasret\n\nÂşık sazına hasret\nSazı sözüne hasret\nYarın umuda hasret\nUmut düşüne hasret\n\nBahar bülbüle hasret\nBülbül gülüne hasret\nSavaş barışa hasret\nBarış huzura hasret\n\nElem gülene hasret\nGülen neşeye hasret\nSıla gelene hasret\nGelen yarene hasret\n\nMecnun Leylâ'ya hasret\nLeylâ sevdaya hasret\nSevda murada hasret\nMurat vuslata hasret\n\nYurt CHP'YE hasret\nCHP halka hasret\nHalk altıoka hasret\nOklar ilkeye hasret\n\nŞehit vatana hasret\nVatan millete hasret\nMillet ATA'YA hasret\nATA uygara hasret\n\n27.01.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Serdar Şahin",
        "poem": "\n\nÖlüme hasret, ölüme susamış, ölüme suskun\nDalgalarla gelse dolasa kollarını boynuma\nSımsıcak ya da buz gibi\nTalih kuşu misali konsa tepeme sevinçle\nVarlık ile yokluk arasında  bu yaratık\nÖl....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Berkay Kur",
        "poem": "\n\nHer zaman seveni ayırmış gurbet\nÇeken bilir bunu hep üzer elbet\nHemen isyan etme birazcık sabret\nSevenin düşmanı kahrol sen hasret\n\nAniden çıkıp gel bitsin bu istek\nYüzünü görsün de sevinsin yürek\nDertleri çileyi birlikte silsek\nSevenin düşmanı kahrol sen hasret\n\nGözlerinin içi parlasın dursun\nKaranlık geceme bir işık olsun\nİçimiz gönlümüz aşk ile dolsun\nSevenin düşmanı kahrol sen hasret\n\nKarşına alıpta bana bir baksan\nSokulup yanıma bedeni yaksan\nSarılıp boynuma bir ömür kalsan\nSevenin düşmanı kahrol sen hasret\n\n19/ 07/ 2007.....Berkay KUR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Sinan Oğuzhan",
        "poem": "\n\nHASRET\n\nSen sevmesen de beni sevdiğim\nBenim seni sevdiğim gibi her daim\nNar’ın her şeyden çok seni sevdi\nGün be gün yakan kavuran sevdanı\n\nYanmasan da pervanen gibi nar ile\nNalânın her hasretinde yandı nur ile\nHayaline hasret, kokuna hasret\nSesine hasret, nuruna hasret\n21.22   -  02.05.2013\nAnkara Evim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "İsmet Öztürk Ankara",
        "poem": "\n\nYıllar oldu,o güzel yüzünü görmedim\nMurat edip doya doya sarmadım\nMektup yazdım,cevabını almadım\nYoksa beni unuttun mu sevdiğim.\n\nO güzel yüzün gözümde,hayalimde\nBir hasret oldun sen yüreğimde\nÜzülme sevdiğim  bu günlerde geçer\nHasret dediğin bir gün ölümle de biter.\n\nGeceleri saatleri hatta dakikaları beklerim\nResmine bakıp siyah saçlarını öperim\nBitecekse bu hasret, üzülme sen yeter ki\nBen ölüme gözüm kapalıda giderim.\n\nŞimdi gözyaşlarımı  silerim mendillere\nDerdimi,kederimi diyemem ellere\nHasretime bile nazar diye söyleyemem kullara\nHasret içimde bir kor,bakar dururum hep yollara.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Hacı Ali Kılıç",
        "poem": "\n\nÇektiğim hasretin adıdır gurbet \nBizim kalbimizde dert dizi dizi \nZehirin zakkumun tadıdır gurbet \nYaktı kül eyledi bu hasret bizi \n\nGeçer bu ömrümüz başka adreste \nÇok zordur olsak da altın kafeste \nAh vatanım deriz her bir nefeste \nYaktı kül eyledi bu hasret bizi \n\nBen nerdeyim anayurdum nerdedir \nAklım fikrim hep doğduğum yerdedir \nGözden ırak olmak ruha perdedir \nYaktı kül eyledi bu hasret bizi \n\nTarifi zor anlatılmaz bu elem \nSözler kafi gelmez acizdir kalem \nÇeken bilir gurbet başka bir alem \nYaktı kül eyledi bu hasret bizi \n\nBal der ecel değil, hasret öldürür \nGönlümüze nar-ı hicran doldurur \nYaban elde gülümüzü soldurur \nYaktı kül eyledi bu hasret bizi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Osman Utkan",
        "poem": "\n\nSu gibi dalgalanan saçının tellerine\nÇiçekleri devşiren nazenin ellerine\nGönülleri mesteden o tatlı dillerine\nHasret kaldım eridim ne olur anla beni\n\nVurulmuştum bir anda ahu olan bakışa\nGözlerine yansıyan hayat dolu gülüşe\nSelvi gibi boyuna işve katan duruşa\nHasret kaldım çürüdüm ne olur anla beni\n\nTeninin beyazına, yanağının alına\nDavet eden sözüne, bana açık koluna\nMah cemaldir yüzüne, sana giden yoluna\nHasret kaldım yürüdüm ne olur anla beni\n\nSonbaharda sararmış kuru yapraklar gibi\nKuraklıktan yarılmış kara topraklar gibi\nSusuzluktan çatlamış taze kısraklar gibi\nHasret kaldım kurudum ne olur anla beni\n\nEtrafında dolanıp yol aldım ocağına\nSoğuktan titriyorken sığındım sıcağına\nPervane olup düştüm ateşten kucağına\nHasret kaldım aradım ne olur anla beni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Mustafa Özke",
        "poem": "\n\nzaman geçmezse\nhasret\nyaşlandırırmış insanı\nöyleyse ben\nduyduğum hasret kadar\nyaşlıyım şimdi\n\nama benimki\nsaçlarıma düşen aklardan değil\nyüreğimden kopan sevgiden\nyüzümdeki çizgilerden değil\ngönlümdeki kavgadan\n\n5 Kasım 1994 - Isparta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Binali Kılıç",
        "poem": "\n\nHasreti sorma bana,hasret beni bitirdi.\nHasret geçen zamanın,hasret çağın adıdır.\nHasret sakallarımda,saçımda ak yetirdi.\nHaster bazen pembenin,bazen ağın adıdır.\n\nYürekten sevdalanıp,sevenin yüreğinde.\nAsker yolu bekleyen, ana'nın yüreğinde.\nŞehit düşen Mehmedin,yırtılmış gömleğinde.\nBağrına basanlarda,bin firağın adıdır.\n\nBazen gün batışıdır,hasret bazende tan-dır.\nHasret yavukluların yüreğinde yatandır.\nHasret bir demet güldür,hasret,birde Vatandır.\nBirde gurbetçilerde,al Bayrağın adıdır.\n\nBazen tatlı bir düştür,yatamıyanlar için.\nBazen alış veriştir,satamıyanlar için.\nElini uzatıpta,tutamıyanlar için.\nGünüller diyarında,yüce dağın adıdır.\n\nHasret bazen mutluluk,bazen kalpte sızıdır.\nKaderdir,mukadderdir,alındaki yazıdır.\nÖrdeklerde mavi göl,koyunlarda kuzudur.\nYaylalarda peynirin,bal kaymağın adıdır.\n\nHasret körpe çocuğun,taze maması gibi.\nCömert-in misafiri ağırlaması gibi.\nEvladın,ebeveyn-i, uğurlaması gibi.\nHasret,musalladaki son durağın adıdır.\n\nEzanın minareden,güzel sesidir hasret.\nGelinin düğündeki elbisesidir hasret.\nBinali'de Vatanın,her köşesidir hasret.\nİlerinin,gerinin,solun,sağın adıdır.\n\n...............................................13.11.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Zekeriya Terzioğlu",
        "poem": "\n\nHasret,gönlümü dağlayan bir ölüm celladı,\nVe ölüm,hasret ile veriyor gönlüme yadı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret!",
        "poet": "Mehmet Girişit",
        "poem": "\n\nKaç zaman oldu saymadım, sen gideli,\nKaç mevsim değişti, dönmedin hale geri,\nNe zaman sevindireceksin,  yaralı yüreğimi\nSen gurbet, bense gurbete hasret.\n\nYapa yalnız  kalmışım koca şehirde\nHalimden anlayacak yok hiç kimse\nDinleyen yok ne kadar söylensem de \nSesim kulağına, ben sana hasret.\n\nUçsuz bucaksız susuz  çöllerde\nAşkınla yanan şu kalbimi dinle \nKavuşmak mümkün  olmasa bile\nMecnun Leyla ya, ben sana hasret.\n\nYüce dağ başında, karlar altında\nEserken gençlik rüzgarları başımda\nKardelenler donarken, ben yandım aşkınla\nDağlar güneşe, ben sana hasret.\n\nBir bağlama elimde her gece\nSeni çalıp söylerim  hece hece\nKopar telleri adın dilime değince\nSaz mızraba, ben sana hasret.\n\nMehmet’im  dinmez gözümde yaş\nSen gittin gideli oldum ayyaş\nGel de dindir acılarımı yavaş yavaş\nAcılarım sen,   ben sana hasret.\n\n                       19.11.2007/ Gölbaşı\n                           Mehmet GİRİŞİT\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Mehmet Kıyak",
        "poem": "\n\nHASRET\n\nMevsimler de değişti,\nİnsanlar gibi…\nYağmura, kara hasret kaldık,\nİnsanlığa hasret gibi…\n\nMehmet KIYAK*\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Şenol Bulut",
        "poem": "\n\nSen hasret nedir bilir misin\t\n\tÖlüm kusan soğuk namlunun\t\n\tKol gezdiği sokaklara \t\n\tHasret kalmadın ki.\t\t\n\tSen sevgi, inanç nedir bilir misin\t\n\tNereden bileceksin\t\n\tSevginin \t\n\tİnancın\t\n\tPara olduğu şu dünyada\n\n\t\t\t\t4 Mart 1980\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Atilla Yurttaş",
        "poem": "\n\nBir kuş intihar eder\nKalbimin balta girmemiş kuş cennetinde\nVe ben hasret çekerim\nDünyanın en sensiz yerinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Recep Özdemir 2",
        "poem": "\n\nGül bülbüle haret\nBülbül güle\nToprak suya hasret\nŞair gülbene\n\nGök mavisine hasret\nYer yeşiline\nİnsanlar dostuna hasret\nŞair sevdiğine\n\nKız dürüste hasret\nErkek namusa\nElbise bedene haret\nŞair gülbene\n\nİnsan gülen yüze hasret\nGülen yüz insana\nBen gülbene hasretim \nAnnemde bana\n\nKabir günahsız kula hasret\nDefter sevaba\nBen bir yaradana hasretim\nBirde yaradılana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "İhsan Dinibütün",
        "poem": "\n\nne mutlu akdeniz'e, kucakladı seni günlerce\ndalgalar okşadı tenini, saçlarını köpükler sardı\nkumlar dokundu vücuduna, sen sere serpe\ngüneş seyretti seni, gökyüzünden saatlerce\n\nben sensiz gecelerde ancak seni düşledim\nseni hayal ederken, seni bekledim ümitle \nneler vermezdimki olmak için akdeniz'in yerinde\nya da kum tanecikleri olsaydım sahillerinde\n\nakdeniz; eyy akdeniz; akdeniz oldun olalı\nkucakladınmı hiç böyle şahane sevgili\nseviştimi dalgaların, okşadımı başka teni\nahh akdeniz, öyle kıskandımki bu yaz seni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Tuncay Akdeniz",
        "poem": "\n\nGece gündüz sessiz.sessiz akarsın\nSel olur gözümden dökülür hasret\nYüreğimi için,için yakarsın,\nSinemde bağrıma,dikilir hasret.\n\nAyrılık yolları,dumanlı puslu, \nSevdayı küllerde arıyor aslı.\nAşkının derdinden mecnunu yaslı,\nSevda çöllerinde çekilir hasret.\n\nSabahın meltemi,eser serinden\nAldım kokusunu,ben seherinden.\nAh çeker tutuşur,yürek derinden,\nYangın yüreğime,ekilir hasret.\n\nAcı derttir her gün,kapımı çalan\nYokluğundur beni hasrete salan\nAyrılık gönlümü eyledi talan\nÇeksen yüreğimden sökülür hasret\n\nKul Tuncayım yetim kalmışlar gibi\nOkyanuslar derin görünmez dibi\nTufan deryasında yüzdü Nuh nebi\nAzap tezgahında bükülür hasret\n\nGönderilen dost  çiçekleri \n\nBaşımı yastıga koydugum anda \nGeçmiş günlerimi saydıgım anda \nGurbet ellerine doydugum anda \nAğıt olur birden yakılır hasret.......Ozan Şerafettin Hansu\n\nGöle hasret bulut, suyunu eler \nAnadan ayrılsa kuzular meler. \nİpekten olsa da dostu örseler \nBir kelepçe olur takılır hasret.....Aşık cinasi.Ekrem Yalbuz\n\nSevdiğim ırakta kaldığı zaman, \nGözlerim geçmişe daldığı zaman, \nBir hasret türküsü çaldığı zaman, \nHançer olup kalbe sokulur hasret......Saadet Ün\n\nDolu yağdırarak karalı başa \nDönderir mevsimi zemheri kışa \nGurbet diyarında yaralı döşe \nPaslı çivi olup çakılır hasret........Şemsettin Dervişoğlu\n\nTalihinde aşkın, karası varsa \nAlev alıp yanan,çırası varsa \nYüreğinde sevda,yarası varsa \nÇıkıp yollarına bakılır hasret....Ozan EROL\n\nÇeken bilir gurbet, hasret nicedir? \nGündüzler gurbette bize gecedir \nGariplerin gönlü kıldan incedir \nYaş olup, gözlerden dökülür hasret... \n.............................Mehmed İhsan USLU\n\nDinmez yüreğinin tam odağında \nGeçmez başlar bir anlık olduğunda \nSanmam ki seni rahat bırakacak \nHasret kendi hükmüyle koyduğunda....Kemal Tavlacı\n\nYel olur ruhuma esersin hasret, \nYüreğime inip olursun kasvet, \nBirazcık huzuru bulmuş olurum, \nYare ulaşmam olur ise kısmet.....Ümit Güngör\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Dinçer Demirel",
        "poem": "\n\nBir şarkıydın dillerde\nBitmeyen bir beste\nVe ölmeyen güfteydin gönüllerde\n\nSonsuzluğa hüküm süren\nŞiirlerin bitmez dizesiydin\n\nBir şarkıydın dilimde\nBitiremediğim bir beste\nNakaratlarında seviyorum\nHer dizesinde hicran sancısı\nSonsuz hasretimdin gözlerimde\n\nSensiz şiirleri düşünemiyordum\nOlmadığın besteler şarkılara \nGüfteler sensiz dizelere hasret\n\nBilmem sensiz gönlümün tarifini \nYazmaya anlatmaya lüzum varmıydı\n\nDüşün ki; \nTohum toprağa\nToprak güle,\nGül bülbüle hasret\n\nYaşam ölüme\nÖlüm yaşama\nYaşam bedene hasret\n\nFarzet ki; \nGece yıldızlara,\nMehtap aya\nGündüz güneşe\nDeryalar suya\nBulutlar yağmura hasret\n\nDesem ki; \nDilim şarkılara\nŞarkılar bestelere\nBesteler güftelere hasret\n\nSaz söze\nSöz ozana\nOzan mızrapa\nMızrap tele hasret\n\nBil ki; \nBen sana\nSen bana\nBiz bize hasret\n\nHiç düşündün mü? \nGözlerim sana\nSen gözyaşlarıma\nGözyaşlarım hüzüne hasret\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Abdil Yaşaroğlu",
        "poem": "\n\nuzak şehirlerde özleminin tadı var içimde, \nellerimi koydum denize, \ngeliyor musun? \n\n2bin8 Ağustos 18 Pazartesi \n\nBodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Emrullah Toprak",
        "poem": "\n\nSeni yazamak gerek,\nYalçın dağlardaki mevzide \nNöbet tutan askerin\nHatıra defterine.\nSeni yazamak gerek,\nŞairin kaleminden\nKağıda akarcasına.\nSeni yazamak gerek.\nÖyle vakitsiz düşünen\nİnsanların anılarına.\nSeni yazmak gerek,\nHasret yazamak gerek..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Turgut Uzdu",
        "poem": "\n\nBakarım dünyaya her yanda çiçek\nBülbül güle âşık hep ensesinde\nSevdanın boynunda bir kader, ölçek\nHasret kaldım güle gül bahçesinde.\n\nGözlerim kararır, dizler titriyor\nÜmidim rüyada, rüya bitmiyor\nGönlüm bülbül oldu, fakat ötmüyor\nHasret kaldım güle gül bahçesinde.\n\nYağmurlar başlarken, bulutta yara\nBak kışı bitirdik, geldik bahara\nHer yanda ümit var, her yanda yara\nHasret kaldım güle gül bahçesinde.\n\nUzaktır garibim sevdaya yerim\nBir dost bulamadı arayıp serim\nBen yalnızlığımla çok söyleşirim\nHasret kaldım güle gül bahçesinde.\n\nŞiirin Kayıt Tarihi\t                22.01.2007 17:58:00 \nSon Değişiklik Tarihi\t23.02.2007 01:39:00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Leyla Gül Varoglu",
        "poem": "\n\nBahar güle hasret gül ise sana\nSinede gizlidir bitmez bu hasret\nSevdamı anlatsam cümle cihana\nGönüle yazıldı yitmez  bu hasret\n\nYokluğun düşüyor sevda bağına\nGöz yaşı damlıyor gül yaprağına\nYine karlar yağdı gönül dağına\nKapanır yolları gitmez  bu hasret\n\nGözler düş yorgunu gönül yasaklı\nBana ne söylesen olursun haklı\nGönül yarası bu derinde saklı\nSeni unutmaya yetmez bu hasret\n\nAnsızın çıkıp da kapıma gelsen\nGözlerim ummandır yaşını silsen                           \nŞu gönlüme derman olmayı bilsen                                 \nBağrımda kor olup  tütmez bu hasret\n\nMehtaplı gecede dizinde yatsam\nYüzüne bakıp da elini tutsam\nAcılı günlere sevinci katsam\nBöyle uzayıp da gitmez bu hasret\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Eren Yıldırım",
        "poem": "\n\nyeşil gözlerinden yoksun kalışımın \nHer anını biriktiriyorum içimde\nBir gün öleceğim......Ve\nyeşil gözlerine gömüleceğim\n\nAdını andığım \nHer nefesimi sayacağım.\nBir gün tükenecek nefesim.....Ve\nNefesinde dirileceğim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Arda İnal",
        "poem": "\n\nYine vakitlerden bir gece yarısı, \nAğır ağır yalnızlık çöker şehre. \nHasret rüzgarı uğuldar kulaklarımda. \nKokun, hala dudaklarımda. \n\n27 Haziran 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Gazi Şener",
        "poem": "\n\nGençlik çağım geçti eyvah,konuşamadan,\nÖlecekmiyim yoksa huzura kavuşamadan,\nNe bir fiske yedim,ne de öç aldım zalimden,\nBeyhude geçti ömrüm bir şey gelmedi elimden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Alev Cetin",
        "poem": "\n\nSonu olmayan bir yolculuk bu hasret\ngelmesen yanarim gelsende\nIstedigim gibi degilsin yanimda\nve istedigim kadar\noturuyoruz bir kelebek kanadinda.\n\n(1999)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Fethi Giray",
        "poem": "\n\nBir gün şu koca dağları aşıp, \nBir gün memleketime dönebilsem! \nEvimizin çift kanatlı kapısını\nTekmemle açacağım.\nBak! işte anne! bak! ..\nBen geldim! \nBen diye haykıracağım.\nLimanın en cesur balıkçısı, \nRecep ustadır benim babam; \nŞafakla beraber\nHer sabah ben de balığa çıkacağım.\nArtık ne işiteceğim: \nBeynimde uğuldayan şehrin gürültülerini\nVe ne de dakikada\nBinlerce insanın ölümünü bildiren\nAjans haberlerini.\nDayan! oğlum dayan! \nDiye bağırırken babam.\nBen küreklere asılıp söyliyeceğim, \nEn güzel deniz türkülerini.\nRakımla, tütün paramı, \nTuzlu deniz suyu kokan ekmeğimi\nKendim kazanacağım, \nBelimde teke saplı bıçağım\nŞehrin bilmem ne mahallesinde\nBir de dost tutacağım.\nŞöyle bir narayı attığım zaman, \nBenden herkes korkacak, \nBileklerinde döğme kama resmi bulunan\nArkadaşlarım olacak.\nEn dalgalı günlerde bile yelken açacağım, \nBir gün memleketime dönebilsem! \nİşte! ben böyle yaşıyacağım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Selahattin Bakır",
        "poem": "\n\nHasret mi yüreğime çöken seni görmeden önce\nKol kola girmişçesine rüzgârla güneş\nBir saç teli kadar ince sızlıyor içim\nHasret ki benim karanlığımda\nErircesine demir kıvamında \nErircesine ömrümce\nRüyalar kâbus derinliklerinde\nDaralınca göğüs kafesim\nSıkarcasına boğazımı\nHasret en büyük işkence\nHasret esen rüzgar yağan yağmur\nHasret kar boran\nHasret siyah beyaz bir resim\nHasret bir çift göz derinliklerinde kaybolan\nBüyük okyanus\nHasret nefes\nHasret ben \nTükendikçe ömrüm karanlık gecelerde\nHasret sen karagözlüm hasret sen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Seyhan Şahin",
        "poem": "\n\nHasret kaldım gözlerine \nO sıcacık gülüşüne \nHep korkardım gideceksin diye \nHasret kaldım sana sevgilim \n\nBir an bile beni sevmedin \nNasılsın ne haldesin demedin \nBir garip aşka mahkum ettin \nHasret kaldım sana sevgilim \n\nHep gelirsin di,ye yolunu gözledim \nBugün de geçti yine gelmedin \nSensiz yaşamayı yine ögrettin \nHasret kaldım sana sevgilim \n\nSensiz güllerim yine soldu \nHer sabah yolunu gözler oldu \nSevgisizlige dayanamaz oldu \nHasret kaldım sana sevgili\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Tarık Dinç",
        "poem": "\n\nUpuzun yol gibi gözüktü gözüme, \nBir asırlık yolculuk sanki.\nİlk adımlardan beri yürüdüm sadece, \nYorgunluk peşimden ayrılmaz ki.\n\nBir anlık duraklasam bir serin gölgede, \nÇabucak uykuya dalamam ki.\nSorsanki be....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Hikmet Elp",
        "poem": "\n\nBir avuç gönlümüzde \nDünyalar kadar hasret\nHasret dilimizde,sözlerimizde\nYaşlarını özlemle akıtan gözlerimizde\n\nUzun upuzun ayrılıklarda\nKollarda,dudaklarda\nHasret sokağımızda,yatağımızda\nDuvarlarında boy boy resimler\n........................... astığımız otağımızda\nHasret...hasret ve hala hasret\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Mecdan Mahaçkale",
        "poem": "\n\nHasret, Gözyaşı Olupta Aktı\nO Güzelim Yanaklardan\nSon Bir Kez Daha Baktı\nYarini Beklermişçesine \nUzaklardan....\n\nGençliğim, Su Olup Aktı\nBir Bedevinin Su Kabından\nHala Bir Umudun Kaldı\nGittikçe Hayasızlaşan\nYarınlardan...\n\n                                                  Erzurum-2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Adnan Özkan",
        "poem": "\n\nSen gittin ey Resul! gülmez yüzümüz\nYaşlar sana hasret, ben sana hasret\nSenden başkasını görmez yüzümüz\nDüşler sana hasret, ben sana hasret\n\nTam ondört asırdır adın dillerde\nİsmin zikredilir hak gönüllerde\nMecnunun olmuşuz kızgın çöllerde\nLeyla sana hasret, ben sana hasret\n\nGönülbahçemdeki  çiçekler fersiz, \nAçmıyor bir türlü, açmıyor sensiz\nBülbül öte dursun gülsüz, dikensiz\nGüller sana hasret, ben sana hasret.\n\nAşkından olmuşken bülbülü şeyda\nSeni görmek çok zor, sensiz ne fayda\nŞu fani alemde, fani cihanda\nGüneş sana hasret, ben sana hasret\n\nHasret ataşında yanarken gönül,\nAşkınla her demde kanarken gönül,\nSeni gözyaşıyla anarken gönül,\nHicran sana hasret, ben sana hasret\n\nMekke gül kokunu özlüyor şimdi\nMedine yolunu gözlüyor şimdi\nKudüs hasretinden inliyor şimdi\nKabe sana hasret, ben sana hasret\n\nArafat dağında sürdüm izini\nTaşı -toprağına sürdüm yüzümü\nAşkınla kızdırdım gönül közümü\nHarlar sana hasret, ben sana hasret \n\nAkıllar iflasta, yürekler hep aç.\nKimseler derdine olmuyor ilaç\nBütün bir insanlık nuruna muhtaç\nAlem sana hasret, ben sana hasret\n\nKararmış vicdanlar gömülü nar'a\nDeğer veren pek az namusa, ara\nYürekler zifiri, yüzler kap kara\nIşık sana hasret, ben sana hasret\n\nGörmeden aşığız nur cemaline\nGörseydi nurunu, n'olurdu sine\nKurban nefesine, kurban bahsine\nDostlar sana hasret, ben sana hasret\n\nİslamın yıkılmaz, büyük kalası\nOrada bulunur dostun alası\nYedisi, Kırkları, tüm şühedası\nMenzil sana hasret, ben sana hasret\n\nBir ben değil sana gönül bağlayan\nHasretinle yanıp yürek dağlayan\nGeceleri gizli gizli ağlayan\nÖzkan sana hasret, ben sana hasret\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Şevki Kayaturan",
        "poem": "\n\nİlimden irfandan fayda görürüm\nDoksan üç maciri dedem bilirim\nSubatan  köyümdür derdi ölürüm\nÖlümden acıdır bilesin hasret.\n\nHasreti bağrının yananına sor,\nAteş küllense de kalır biraz kor,\nÇektiğin cefayı haktan diye yor,\nÖlümden acıdır bilesin hasret.\n\nAtayı, ecdadı yurdu unuttuk\nSürüye dadanan kurttu unuttuk\nGurbet ağır bastı derdi unuttuk\nÖlümden acıdır bilesin hasret.\n\nBabam orda doğdu orada öldü\nBu ağrıyan başım çok şeyler gördü\nGardaşı  eliyle toprağa verdi\nÖlümden acıdır bilesin hasret.\n\nİlim Sivas ilçem Kangal’dı dünde\nSeviyorum şimdi yine bu günde\nGürpınar, Ulaş’a ’a  eklendiğinde\nÖlümden acıdır bilesin hasret.\n\nKayaturan, ay yıldızlı bayrakla\nGurur duydum Türk, Müslüman olmakla\nSivas, Ulaş, Gürpınar’dan  uzakta\nÖlümden acıdır bilesin hasret.\n\n(15.05.2008-Saat: 14.35)\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hasret",
        "poet": "Mehmet Yücel",
        "poem": "\n\nDün yandı yüreğim; bugün kül oldu, savurdular beni küllerim hasret.\nTutundu tutundu ıztırap buldu, boşlukta çırpınan ellerim hasret.\n\nBen hasret, sen hasret, dünya hasret yurdu, hepimiz hasret.\nÖzenen bezenen acep ne buldu, salakça yaşarız tipimiz hasret.\n\nKimi bir gösteriş, kimi sahtelik, bilinçli patlayan tüpümüz hasret.\nKapanamaz olmuş bu kara delik, gömü bulunmadı küpümüz hasret.\n\nKimler karar verir kimler uygular, uygulama bozuk çözümler hasret.\nNe din iman kalmış ne de duygular, bağcı dayak yiyor üzümler hasret.\n\nHer şey rant savaşı olmuşsa eğer, her gelen yalanda, gerçekler hasret.\nVicdanlı insanlar kalmamış meğer, dikenler yetişir, çiçekler hasret.\n\nSen beni suçlarsın ben sana düşman. gerilim arttıkça barışa hasret.\nTekerlek patlamış sürücü pişman, yolların ustası yarışa hasret.\n\nDünya döner durur dönmesi boşa, yuvarlak bu dünya köşeye haset.\nBen neler söylesem gitmiyor hoşa. attan inen gönül eşeğe hasret.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Oğuz Özoğuz",
        "poem": "\n\nHasret suyu çekilmiş bir gölün çatlamış yüzeyi gibi yaralarım. \nderin ve kavruk..\nve basıldıkça üzerine yaralarımın,\ntuz yangını yaşar, sarsılırım.\nogZ \nHaziran/2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Mehmet Erkan",
        "poem": "\n\nSeni arıyorum sevdiğim\nAdı hasret olan bu şehrin\nİsmi gibi özlem duyuran sokaklarında\nŞehir hasret, sokak hasret \nGönül sana hasret \n\nAdım garibe çıkmış \nTüm ışıkları sönmüş evimin \nAkmıyor hasret ırmağı kurumuş\nGökyüzü yokluğuna inat simsiyah\nEvim hasret, ırmak hasret\nGökyüzü hasret\n\nPerdelerim örülü duruyor\nGüneş bana inat doğmuyor\nZil bozulmuş olacak kimseler çalmıyor\nGüneş hasret, zil hasret\nZaten bundan sonra \nSenin adın vuslat\nBenimki hasret\n\n(25.12.2001 ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Canan Bilgehan",
        "poem": "\n\nNe seni ben anladım nede beni sen\nBir gurur perdesi çektik aramıza \nBüyük bir öfkeden \nHiç aralamadık o perdeyi\nGörmek için birbirimizi \nVurduk kendimizi hasret yokuşuna\nEn zor olanı yaptık beklide\nBaşkalarının yapamadığı\nBirbirimize hasret bıraktık kendimizi\nÖlürcesine\nHiç umursamadık duygularımızı\nYa da umursamazmış gibi yaptık\nÇelik bir kafese kapattık acılarımızı\nBaşkaları görmesin  ve bilmesin diye\nBeklide birbirimize göstermemek için \nÖrdük bu kafesi\nNedenini bilemiyorum ama\nBirbirimizi birbirimize hasret bıraktık\nAcılarla ve hasretle bir ömür bıraktık\nAşkın tek mirası bu oldu kendimize\nBir acı ve büyük bir hasret\nBen sana sen bana hasret\nŞu kısacık ömürde \nSen bana \nBen sana hasret kaldık\n\n\n"
    },
    {
        "title": " HaSret",
        "poet": "Mehmet Yücel",
        "poem": "\n\nSen hasret ben hasret bizler hasretiz.\nHasretle yaşarız işimiz hasret.\nHasretsiz gün geçmez sanki hayretiz.\nHasretken çürüyen dişimiz hasret.\n\nBiz hasret kalırken onlar yaşadı.\nEtrafı bir nice hasret kuşadı.\nYüzümüz kızarmış hasret okşadı.\nYoldaşımız hasret eşimiz hasret.\n\nBu hasret belası eyledi hasret.\nHasret iken bile diledi hasret.\nKoyun kuzu gibi meledi hasret.\nCesedimiz hasret leşimiz hasret.\n\nÇaresiz bir hasret düştü payıma.\nİçilmeyen hasret kattı çayıma.\nHasret nedir diye sordum dayıma.\nÇok sıkıştık dedi çişimiz hasret.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Enver Artuç",
        "poem": "\n\nBir garibim bu ellerde\nHasret senin olsun gurbet\nArzularım gönüllerde\nÖzün yara olsun gurbet\n\nYıllar yılı hasret koydun\nKaripliğim hiçe saydın\nHicranla ciğerim oydun\nYanına kar kalsın gurbet\n\nAvcu idim şahin uçurdum\nÇok fırsatları kaçırdım\nHasretle ömrüm geçirdim\nHiç bitmeyen yılsın gurbet\n\nEnverim düşmüşüm zara\nAçtın ey olmadık yara\nBeni attın nardan nara\nKor alevi külsün gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Talat Akay",
        "poem": "\n\nÇatladı toprak,\nSuya hasret.\nSensizlikten kırıldım,\nSana hasret…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Şota Rustaveli",
        "poem": "\n\nSırlar dağına tırmanan sessizlik\nEllerini yitiren çocukluk\nVedası ıssız zamanlarda yankılanan uzaklık\nGitmenin diğer adı mıdır ki bağlılık\nİlmek ilmek dokunurdu yarenlik\n(14.06.2009.Samsun)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Fatma Kalkan",
        "poem": "\n\nİçinde sızı var çağlayamazsın\nDizlerini büker yıkar bu hasret \nYüreğinde kor var ağlayamazsın\nDerinden derine yakar bu hasret \n\nŞu dağları delip geçmek istersin \nBu dünyadan bile göçmek istersin \nAşkın şarabını içmek istersin \nVolkanlar közünden vakar bu hasret \n\nYanıyorsun ama tütmez dumanın \nÇağlayışın varya gitmez gümanın \nAşk ile coşarsın bitmez ummanın \nGönülden sineye akar bu hasret\n\n       07.03.2009\n\nDost Yüreklerden\n\nHer yerde hoyratça göründürerek \nKılıktan kılığa büründürerek \nUmudu tüketir süründürerek \nSonun da mezara tıkar bu hasret....Celâli Celalettin TOKMAK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret..",
        "poet": "Ahmet Kurt",
        "poem": "\n\n\t“Dostum saz şairi Bayram Erdoğan’a “\n\nAçlığı unuttum, hüznüne doydum,\nHalimle ikbali görene hasret,\nÇaresiz elimi koynuma koydum,\nAlmadan hakkını verene hasret\n\nKorkuya alıştım, düşte barıştım,\nCanlar vermek için candan yarıştım,\nVatanım dedikçe, ele karıştım,\nÜstümüze yorgan örtene hasret.\n\nEdep haya bitti, utanma bitti\nİtimat, itikat, havaya gitti,\nÖyle bir zaman ki canıma yetti,\nGelecek geçmişi sorana hasret.\n\nSamanı saplarla harman eyledik,\nMalum metot ile sayıp oyladık,\nBu yanlış diyeni fena payladık,\nYiğitçe önümde durana hasret.\n\nKurdoğlu destanlar dağları aştı,\nSabır yolda kaldı, gönüller şaştı,\nBen de anlamadım bu nasıl taştı,\nAlnımın çatına vurana hasret.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Ünal Yardım",
        "poem": "\n\nHasretle bekler oldu gözlerim\nGüneş doğmuyor karanlık günlerim\nBir gün gelir diye bekliyor yüreğim\nBir dağ misali büyüdü hasretin\n\nNe zor şeymiş çaresiz beklemek\nGelmeyeceğini bilipte yollarını gözlemek\nBu kadar zormuydu beni sevmek\nBir dağ misali büyüdü hasretin\n\nBilirim birgün biter bu özlemim\nSana olan aşkım,güzül duygularım\nBiter birgün bu fani ömrüm \nBir dağ misali büyüdü hasretin\n\nÖldüğüm gün gel kabrimin başına\nGeldim diye  sarılma sakın mezar taşıma\nBakıp mezarıma üzülme artık bana\nBir dağ misali büyümüştü hayalin\n                                           GÖZLERİMDE........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Bünyamin Yalçın",
        "poem": "\n\nHerkes gider yazın tatil zamanı\nKoklar sarılarda tozu dumanı\nHarman yerindeki sarı samanı\nÇiğner gibi geçti çocukluk anım \n\nSıcacık buharı yüzüme vuran\nMis gibi kokusu burnuma dolan\nİçinde birazda naneler kokan\nBir çorba içmeyi istiyor canım\n\nTatlığı çekipte tandır başında\nKar yağsada üsümezdim kışında\nOlmak isterim hep 14 yaşında\nAklıma gelince kaynıyor kanım \n\nBu gürültülerden geriye dönmek\nSedirin üstüne bir kilim sermek\nÜstüne uzanıp söyle dinlenmek\nMümkün olsa asla dönmeden yanım \n\nSabah güneşiyle köye girince \nÜç bin km sonra yere inince\nAnayı babayı öpüp sevince\nAğlamak geliyor içimden canım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Muhdet Coşkun",
        "poem": "\n\nGece karanlık, gece yalnız,\nGece bir kör kuyu; \nBelli belirsiz...\nHayaller serseri bir şarapnel parçası\nHedef! .. Geceden de karanlık...\nYürek varsın kalsın İstanbularda,\nŞehir taş olsa da, yürekler toprak...\nGönül; payitahtı hasretliklerin\nEruh artık bir başka diyar,\nŞehirlere hasret varmış yazgıda,\nİstanbul- Sivas arasına kaç yürek sığar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Sucay Solmaz",
        "poem": "\n\nGeçsede bir ömür, hasret dolu yıllar\nUnutulmaz senle geçen güzel anılar\nÖzlem dolu yüreğim acıyla sızlar\nBir sen, bir de sevgim bana kaldı hasret\n\nUzak yollar bana oldu acı bir dert\n Kesildi kalmadı dizlerimde, kudret\nYıkıldı umutlarım, gelirmi artık saadet\nBir sen, bir de sevgim bana kaldı hasret\n\nRüzgarlarla gönderdim söylesin sana sevgimi\nBulutlara yazdım okuyasın diye derdimi\nAcılarala dolu bilirmisin sen şu kalbimi\nBir sen, bir de sevgim bana kaldı hasret\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Mücella Pakdemir",
        "poem": "\n\nDeryaya salınsa geri verirdi\nYüce dağa düşse karı erirdi\nGayyâ korkusundan sönüverirdi\nGönülleri yakan har olur hasret\n\nZaman haşmetiyle yürüdüğünde\nDerde dert katarak sürüdüğünde\nAlevsiz, dumansız bürüdüğünde\nSîneyi dağlayan kor olur hasret\n\nEmsâli hayâlde özü andırır\nGörünür, kaybolur, garip kandırır\nOnmaz yaralara bûse kondurur\nKaranfil kokulu yâr olur hasret\n\nAyrılık gam yükü aşk gedâsında\nİdamını bekler koç edâsında\nSitemler yığılır son vedasında \nCellâdın ipine dâr olur hasret\n\nZilleri bozulmuş kırk kilit kapı\nEjderha bekçili, gizemli yapı \nYüreği çatlatır devâsa çapı\nVarana ebedi nâr olur hasret\n\nMücella Pakdemir\n\nKURU KALABALIKLARI HAŞMETİYLE YARAN HASRET......\n\nGönlümün içinde yanarken alev \nSatırlara düşer aşk denen söylev \nUmmanlara dalsa bu gönül velev \nDeryadan gönlüme dar olur hasret................Necati ŞİMŞEK \n\nHasretine hasretten, \nAlnımda biriken ter. \nGönlümün her yanışı, \nGönlümden hasret tüter. \n\nHasretim hasretsen., \nHasreti hasredelim,Artık yeteeeeeeer..........Halil Müftüoğlu \n\nGurbet ele düşen, yarin bağrında, \nEvladına yanan, ana böğründe \nVatanından ayrı, yiğit gönlünde \nGörünmeden yanan, ateştir hasret...........Erol SAGUN\n\nÖzleyen yüreğe öğüt işlemez, \nKavuşmak azmini bir an boşlamaz. \nUmuda yolculuk başlar başlamaz, \nSisleri dağıtan nur olur hasret.........................Karamanlı Nevzat\n\nTüter duman duman, uzaklardaysa, \nÇıkılmaz, çileli tuzaklardaysa, \nGurbete götüren kızaklardaysa, \nÖzlem ateşiyle, hâr olur hasret........................Hâlenur Kor \n\nMecnun Leyla için olurdu deli \nBülbülleri güller eder teselli \nSevene ayrılık zor gelir belli \nAhu figan gibi zar olur hasret..........................Tuncay Akdeniz \n\nZor gelip sevdadan korkup kaçana \nAğyara yar diye kucak açana \nEtrafa vesvese nefret saçana \nKuşkusuz her zaman kâr olur hasret.............. Erol Duran\n\nÖyle bir ateş ki derya södürmez \nAğlatır yılları bir dem güldürmez \nÇağlar gözlerinden sonun getirmez \nUfukta bir bulut var olur hasret........................Hamit Yalçın\n\nYazılan yazının geçse karası, \nGeçmez insandaki gönül yarası; \nAyrılığın vuslat ile arası \nKapanmazsa daim var olur hasret..................İhsan Gürbüz\n\nPencereden, camdan yolu gözletir \nHayale sürükler, çokça özletir \nKomuya komşuya neler söyletir \nSanki namus olur, ar olur hasret....................Kadir Tozlu \n\nVuslatî yürekte eritir yağı \nKeremce sevene deldirir dağı \nBir ömür boyunca bekletir bağı \nÇekenler bilir ki zor olur hasret........................Osman Öcal \n\nHasret duman duman dolar gözüme \nSanki bir hançerdir girer özüme \nDoktor deva vermez yürek sızıma \nSeven gönüllere zor olur hasret.......................Mehmet Kındap\n\nGürültünün içindeki sesizlik \nKalabalıklarda ki yalnızlık \nYakın ama sonsuz gökyüzü \nSessiz ve dipsiz kör kuyu \n\nSadece bir zamandır,yaşanan \nKimi zaman bir an, \nKimi zamansa bir ömür… \nKimi zaman bir hicret, \nKimi zamansa bir yaşam kavgası, \nSadece hayattır uğra feda olunan................duvarlarınşairi\n\nÖzleyişe mahkûm eder hep seni, \nCan ile müebbet çeker hapsini, \nÖmürle çarparak bölüp hepsini, \nToplayıp çıkarsan bir olur hasret...................Mustafa Kayalı 1\n\nNe zalim dert imiş bitmez bu hasret, \nYazsa kaç bin kalem yetmez bu hasret, \nTarttırsan bir gram etmez bu hasret, \nÇökmüş baş ucumdan gitmez bu hasret.....mete tek\n\nGünler aylar yıllar gelir ve geçer \nKöprünün altından ne sular geçer \nÖmür ince cubuk kırılır geçer \nBeklemekle dostum bitmez bu hasret.........Hüseyin Zarar \n\nBu benim kaderim çeker dururum \nAmansız dertteyim erir kururum \nAh ile sineye her gün vururum \nBağrımda yeşermez bor olur hasret…........Mahir Başpınar \n\nFenaya,faniye olunmaz aşık! \nDaima bakiyle dolmalı kaşık, \nMutlaka ölümsüz olmalı maşuk, \nKalbine sor ciddi! o, ona hasret! .................Hak Şahini\n\nDayanılması zor bir acıdır \nİçin için bitiren bir sancıdır. \nHaber varsa dindiren ilacıdır. \nRüya, o gönle nur olur hasret........................Yaşar Saim Aslan\n\nHasretim bağrımda ben yanar dururum \nSitem yok Allahım şanssız bir kulunum \nDerdimi dizelere yazar dururum \nOku beni sevdiğim hasretten soldum..........Nurhan Ergün\n\nGönül bağım talan olmus yaralı \nSu zalım gurbete vardım varalı \nSevdiceğim yar sılada karalı \nKüllenmez ateşe har olur hasret...................Aşık Çağlari\n\nGeçilmeyen yolda dikenler biter \nYanmayan ocakta duman mı tüter \nElimin lekesin çeşmeye tutar \nGönlümde silinmez kir olur hasret.................Bayram Yelen\n\nVuslat verir seller gelmez bendine, \nÖzlemi elbise yapar kendine, \nGönül kalesine, gönül yurduna \nİç içe burçlarla sur olur hasret........................Cemzade\n\nİnsan deryasına arsız dalarsan \nÇeltik tohumunu çöle salarsan \nRüzgarı savurup hava alırsan \nKürreyi arzda dar olur hasret.........................Arslan Biteker 1\n\nHasretim benziyor mu? Narâ \nGör ki kalbimi baypas yara \nBülbül değil ben düşen zarâ \nAh gülüm açsana sabaha.............................Evrenya\n\nGözyaşları kıraçları sularken\nKayaların kovuğuna dolarken\nŞirinin aşkıyla dağı delerken\nFerhatın dizine fer olur hasret.......................Yanık Ahmet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Gökhan Gökbulut",
        "poem": "\n\nBu gün benim için daha güzel bir gün, \nSanki umutlarım daha yeni doğmuş, \nBu gün ruhuma bayram kalbime düğün, \nKederlerime sevgi ve h....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Fikret Gürsoy",
        "poem": "\n\nAyrılık ne zor, Yarabbi! Bitsin artık bu hasret\nGözlerden, sicim gibi akıyor, gözler hep hasret\nYağmurla yarışıyor gözyaşı, bu ne bitmez hasret\nYutkunmayı bırak, içinden geldiği gibi ağla hasret\n\nSevdim mi? İşte böyle candan seveceksin, bitsin hasret\nAkşamları rüyama giriyorsun, ne zaman biteceksin hasret\nNereye bakarsam hep seni görüyorum, senin adın hasret\nO gülüşün, hele duruşun, sana dayanamıyorum, hasret\n\nVücudum ateşlendi, dudaklarım yanıyor, bunu biliyor musun hasret\nEndamın bana ilham veriyordu, ayrılmanın zamanımıydı, ey hasret\nKulağıma yapmış olduğun O fısıltılar, aklımdan hiç çıkmıyor hasret\nZülfünden düşen sarı saçın, gök mavisi gözlerin, hayalimdesin hasret\n\nSevenlere gelsin bu şiirim, ama gerçek sevenlere, hasrette bir gün hasret\nİçimizdeki O sevgi yumağını, hiç bastıramadığımız, yok edemediğiz hasret\nSevdiğim bana dönmedi diye, hayatını sonlandırıyorlar insanlar, ey hasret\nSevgililerin birbirinden ayrılmalarına, sen sebepsin, sakın bunu unutma hasret\n\n08.08.2010\nFikret Gürsoy\nARAŞTIRMACI-YAZAR-ŞAİR-PROGRAMCI\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret",
        "poet": "Mustafa Uyar",
        "poem": "\n\nGurbeti ben zor bilirdim\nGurbet zordan öte imiş, \nSineleri yakar derdim\nGurbet kordan öte imiş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hasret",
        "poet": "Burhan Aysal",
        "poem": "\n\nHASRET\n\nMevsimler mi şaşırdı? \nYoksa ben mi aldanıyorum? \nOysa şimdi kış olmalıydı,\nBeyaz, beyaz karlarıyla,\nBıçak, bıçak ayazıyla; kış.\n\nHer teline kar yağarken saçımın,\nDonarken umutlarım gözlerimde,\nBoğulurken dudaklarımda şarkılar, \nOysa şimdi kış olmalıydı.\n\nBilseydim kış erken gelecek,\nYaşamak istemezdim baharı,\nBak yine sarardı yapraklar,\nHazan mevsimi geldi yine,\nOysa benim saçlarıma kar yağdı.\n\nKış olmalıydı değil mi?\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hasret",
        "poet": "İsmail Hakkı Aydın",
        "poem": "\n\nHASRET\n\nYanında olsam bile, yine yanına hasret,\nKanında olsam bile, yine kanına hasret,\nBitmez hasretim Sana, içinde yatsam bile,\nCanında olsam bile, yine canına hasret...\n\nProf. Dr. İsmail Hakkı AYDIN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret adında..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Hasret..\n\nYine boş yine yolların\nBir sen eksiksin şu kaldırımlarda\nYine üzgün yine açık kaldı kollarım\nYeni bir günüm doğdu hasret adında..\n\nHangi gün hangi şafak getirir seni\nHangi güneş hangi mevsim ısıtır beni\nHangi yıldız gözümde dindirir seli\nYeni bir günüm doğdu hasret adında..\n\nBir görsem seni kalbime müjdeler ola\nNe ağıtlar yaktım gittiğin yola\nKum saatim akıyor sensizliğe beş kala\nYeni bir günüm doğdu hasret adında..\n\nHep bir umudun kölesi oldum\nŞu hazin sevdanın dizgini oldum\nGelmedin sızlayan kalbimi ovdum\nYeni bir günüm doğdu hasret adında..\n\nKalbim gelecek diyor kaderim hayır\nSeslenmediğim ne dağ kaldı ne çayır\nGidişin gibi sende oldun sır\nYeni bir günüm doğdu hasret adında..\n\nSen olmayınca boş bütün yollar\nUmudumda tükeniyor şafaklar\nYine gönlüme bir hüzün yağar\nYeni bir günüm doğdu hasret adında..\n\nTarih:28.02.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret adına",
        "poet": "Altan Bekir Esen",
        "poem": "\n\nHasret ay ışığına düşerse\nKalbim kararmak üzereyse\nBu derin yara beni verem ederse eğer,\nBir gurbet türküsü tutturuverin\nAnam adına,babam adına,kardeş adına\n\nDağlara taşlara vurun türküleri\nSemada yankılansın hüzünlü nağmeler,\nEn ırağa ulaşsın yanığım.\nYakamozda kaydırın ağıtlarımı\nAnam adına,babam adına,kardeş adına.\n\nBağlayın gamı kederi kurda kuşa\nKoparsın çeksin içimden uzaklara.\nSeranat yapsın bağlar bahçeler,rüzgarlar\nSökün derin iç çekişlerimi bağrımdan,\nAnam adına,babam adına,kardeş adına,hasret adına.\n\n(şiirlerim koruma altındadır)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret...Acı...",
        "poet": "Ali Efeoğlu",
        "poem": "\n\nSeni aradım\n             Sonbahar yapraklarını dökerken\n             Tarifi olmayan ızdırap ki\n             Hasret acısı kalbimi yakarken\n\n             Yine hafiften esiyor rüzgar\n             Yine yaprakları önüne kattı\n             Her Sonbahar da  olduğu gibi\n             Kalbim aynı acıyı tattı..............\n\n \n\n               5.Haziran.2002.İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Ateşi-1-",
        "poet": "Bayram Tunca",
        "poem": "\n\nHer yiğidin gönlünde bir aslan yatar\nElbette gönlümde de bir aslan yatar\nKalbim, yıllarca onun hasretiyle atar\nHasretiyle dertlerim oldu katar katar\n\nHer yiğidin gönlünde bir sultan vardır\nElbette gönlümde de bir sultan vardır\nFakat, içimde onun hasret koru vardır\nO inledikçe benim de ahuzarım vardır\n\nNasıl ki herkesin bir Ay’ı, Güneş’i vardır\nBenim de Ay’ım, Güneş’im o sevdalımdır\nNasıl güneşsiz bitki fotosentez yapamaz\nŞair de Ay’ı Güneş’i olmadan yaşayamaz \n\nBüyük yangınlara büyük itfaiyeciler gerek\nİnsanların imanı için böyle itfaiyeci gerek\nOnların vücutları alevler içinde yanarken\nGönülleri gül gülistandır aldığı lezzetten\n\nŞairin de ak kor ateşini ancak o söndürür\nHasret uzun sürerse, şairi küle döndürür\nŞairin hasret ateşi, kutup buzlarını eritir\nSevdalının hasreti, deli divaneye çevirtir\n\nAşkıyla, Mecnun misali çöllerde gezdirtir\nSöndüremez onun hasret ateşini nehirler\nHasret ateşini, ancak o deryası söndürür\nYoksa, bu hasret bir gün şairi de öldürür\n\nNasıl ki o her yangında, ızdıraptan inliyor\nBayram da burda gözyaşlarını hiç silmiyor\nKarıştırdı o geceyi gündüzü fark edemiyor\nŞair vuslat için hep Mevla’dan dua diliyor\n\nDiyor ki bitse de bu hasret, gelse sevdalım \nO zaman, çiçekler açar benim gönül bağım\nNerdesin gel artık, benim gönlümün sultanı\nDindir artık şu gözlerimden akan yaşlı kanı\n\nBaksana, cayır cayır yanmakta alem-i İslam\nBir zaman Çeçenistan, daha dün  Afganistan \nBugün Filistin, yarın neresi kestiriyor insan\nHep böyle,  tarumar mı olacak, alemi İslam\n\nYa Rab, bitmeyecek mi bu İslam alemin çilesi\nNe zaman bitecek, bu zalimlerin zulmü, hilesi\nYok mudur ki bu karanlık gecelerin bir sabahı\nNe zamandır, Müslümanların dünyadaki felahı\n\n17.04.2002-18.08\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret ağacının dikenleri",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nGönlüme saplanan, bunca acılar\nHasret ağacının, dikenleridir\nBaşımın ağrısı, bütün sancılar\nHasret ağacının, dikenleridir\n\nHer türlü musibet, başıma gelen\nAğlatıp ağlatıp, bağrımı delen\nSabahlara kadar, uykumu bölen\nHasret ağacının, dikenleridir\n\nBeni hasta eden,beni yorduran\nGelenden gidenden, haber sorduran\nBana malihülya, hayal kurduran\nHasret ağacının, dikenleridir\n\nVatan hasretidir beni bitiren\nBudur beni mecnun,hasta ettiren\nBana ah vatanım, aman dediren\nHasret ağacının, dikenleridir\n\nBöyle olur uzun,gurbette kalan\nBöyle çeker durur, mecburi olan\nMikdatî ağlatan, dertlere salan\nHasret ağacının dikenleridir\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "...Hasret akşamı...",
        "poet": "İbrahim Vedat Çarpar",
        "poem": "\n\nKızıl yeleli güneş, kambur dağları aştı,\nBir bulut ufuklardan, adım adım yaklaştı.\n\nKırlangıçlar belirdi, bakır göklerde önce,\nDağların kıyısına gölgeler dökülünce.\n\nSonra o yığın yığın, suyu çekilmiş evler,\nPerdelerini astı, hayata birer birer.\n\nKükredi bir sessizlik, şen şakrak sokaklara,\nKorkutan bu sessizlik, içimde derin yara.\n\nIslık çalmayan  rüzgar, uykuya varan dallar,\nGözlerim uzaklarda sevdiğim bir yüz arar.\n\nKapı, duvar yabancı, pencereler yabancı,\nAğır hasret dumanı, çöküyor acı acı.\n\nNe bir kadeh arkadaş, ne bir hayal bu akşam,\nDoldurur sevgiliden kalan boşluğu akşam..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Ateşi",
        "poet": "Osman Karaarslan",
        "poem": "\n\nBinlerce hatıranın\nBerrak gölgesinde\nHasret ateşini söndürdüm.\n\nÖlüm uykusundaydı saatler\nAyrılık bitmiyor,\nBitmiyordu hasret...\n\nYalnızlık öldürücü bir çığ gibi\nÇöktükçe çöküyor yüreğime.\nYalnızlık bitmiyor,\nBitmiyordu hasret...\n\nBir kaşık yalnızlıkta\nSonsuz saadetleri boğdum.\nBinlerce hatıranın \nBerrak gölgesinde\nHasret ateşini söndürdüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret atesi",
        "poet": "Muhammed Murad Uzun",
        "poem": "\n\nDüstü bagrima\nHasret atesi\nHer bir yanima\nHasret atesi\n\nYakar kavurur\nBenzi soldurur\nBeni kurutur\nHasret atesi\n\nAci veriyor\nDeli ediyor \nDinmek bilmiyor\nHasret atesi\n\nSevgim artmakta\nGönlüm tasmakta\nSanki dorukta\nHasret atesi\n\nNefsim sasirmis\nAklim karismis\nO bicim carpmis\nHasret atesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Ateşi",
        "poet": "Soner Aldemir",
        "poem": "\n\nİçimde tükenmez hasret ateşi,\nYanıyor, sönmüyor, yok mu çaresi? \nSeneler seninle çıkmıyor sesi,\nBizi de öldürür, hasret ateşi.\n\nÇilemiz hep aynı çekmekle bitmez,\nÖmürler verilir, bu hasret bitmez,\nGünleri saymakla o günler gelmez,\nBizi de öldürür, hasret ateşi.\n\nMutluluk hayalim mazide kalır,\nElini elimden başkası alır,\nBelki de özlemin yarıda kalır,\nBizi de öldürür, hasret ateşi.\n\n                           (29-07-1990-İzmir)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Ateşi",
        "poet": "Ahmet Yarbaşı",
        "poem": "\n\nHasret Ateşi\n\nKavurucu çöl ateşi gibi \nMangalda ki köz gibi\nMecnun leyla yangını gibi\nYakıyor yüreğimi hasret ateşi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gönlümde Hicran Yarası Derin",
        "poet": "Şevki Çiftçi",
        "poem": "\n\nGönlümde hicranın yarası derin,\nLokman Hekim gelse kalır biçare,\nBana badem gözlü yârimi verin,\nLokman hekim gelse kalır biçare.\n\nZincire vurulmuş dertli yüreğim,\nSızım sızım sızlar sol yan küreğim,   \nYıkıldı bir kere hayat direğim,\nLokman hekim gelse kalır biçare.\n\nHasret çekmek ne çok yaman kelime,\nYüklendi hicranın yükü belime,\nAğlamakla bir şey geçmez elime,\nLokman hekim gelse kalır biçare.\n\nGaribim ömrüm hep gurbette geçti,\nŞevki her halinde Şükür’ü seçti,                 \nSonunda Azrail ömrümü biçti,\nLokman hekim gelse kalır biçare.\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Ateşi",
        "poet": "Selçuk Akyüz",
        "poem": "\n\nŞu duyduğum Azrail'in ayak sesleri...\nDönsen de boşuna...\nŞimdi, hemen şimdi gelsen de boşuna; \nArtık yolcuyum...\n\nDinmedi,\nHiç dinmedi gittin gideli; \nHiç sönmedi içimdeki hasret ateşi...\nO hasret ateşinde ısındı suyum...\n\n(Van.15.05.2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Ayrılığa Küsmüş",
        "poet": "Serhat Debboğlu",
        "poem": "\n\nAyrılık küsmüş Hasrete\nArtık barışmam demiş.\nHasret umursamayıp,\nAyrılık muhtaç demiş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Ateşi",
        "poet": "Meral Yağcıoğlu",
        "poem": "\n\nUyumak istiyorum\nUyanmamacasına\nHasretinle yandığım\nÖzleminle kavrulduğum\nSen, rüyamın tam ortasına dalsan\nKurtarıcı misali\nHasret ateşimi söndürmeme\nYardım etsen nisan yağmurlarıyla\nAyrılmamacasına\nBirleşse ellerimiz\nKenetlense yüreklerimiz\nKim bilir belki de \nHiç uyanmayız artık\nAynı tabutu paylaşıp\nEbedi hayatta mutluluğa \nSalsak kendimizi\nCennet bahçesinde\nAçsak gözlerimizi\nTuba ağacının gölgesinde\nSeyr-u sefa eylesek gönlümüzü\nBuz gibi ırmaklarda yıkanıp\nŞelalelerde çağlasak\nHasret ateşimiz sönse\nDuygularımız alev alsa sıcacık \nYansa bedenlerimiz.\nUçurtmalar uçursak gök yüzüne\nUmut dolu aşk dolu \nYolculuk başlasa çocukluğumuza \nBalonlarla oynasak rengarenk\nYeniden yaşasak büyürken\nYeniden öğrensek sevdayı\nVe yeniden tatsak aşkı\nYeniden aşık olsan bana\nBende sana sevdalansam\nYakan kavuran hasret ateşini\nSöndürsek el ele\nHiç uyanmasak\nHep cennette kalsak\n23/04/1996\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Bana Zulüm Elvan",
        "poet": "Turgut Uzdu",
        "poem": "\n\nHanımeli kokar yollar\nNerde benim gülüm elvan\nOrda biter bütün yollar\nHasret bana zulüm elvan.\n\nSevdim seni kır çiçeğim\nSenin ile güleceğim\nBekle beni geleceğim\nHasret bana zulüm elvan.\n\nÇoğu gitti azı kaldı\nBugünlerin nazı kaldı\nYazmaya çok yazı kaldı\nHasret bana zulüm elvan.\n\nHicran acı bir ızdırap\nGarip der ki haller harap\nYar önünde olam turap\nHasret bana zulüm elvan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HASRET BACıM",
        "poet": "Binali Kılıç",
        "poem": "\n\nVE SANA BİR İKİ DÖRTLÜK\nYüreğime ateş saldı hasret benim, Hasret bacım\nGenç ömrüme kılıç çaldı hasret benim Hasret bacım\nGurbet oldu vatan bana, ben hasret kaldım vatana\nAklımı başımdan aldı hasret benim, Hasret bacım\n\nNe kadar gülmek istesem güldürmedi, hep ağlattı\nBir kara yılan misali kıvrıldı içimde yattı\nKuş tüyü yatağa yatsam, diken oldu bana battı\nUcu tâ kalbime daldı hasret benim, Hasret bacım\n\nBinali'yim kader dedim, aldırmadım göz yaşıma\nHer acıya kalkan oldum, göğüs gerdim tek başıma\nBin dertten birini açtım, Türcan bacım, gardaşıma\nGüzel neyim varsa çaldı hasret benim, Hasret bacım...14.08.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret ayazı",
        "poet": "Ali Özkan Asafoğulları",
        "poem": "\n\nSevgi yağmurunda ıslanıp\n\nAşkının narında yanarken\n\nHasret ayazı\n\nYüreğimi üşüttü yar...\n\nBursa Mayıs 2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hasret Ateşinde Yanar Yüreğim",
        "poet": "Demet Akkoyun",
        "poem": "\n\nÖzlem dolu yüreğimde yanlız geçen gecelerim var\nParam parça olan yüreğimde sevdiklerimden vazgeçmedim \nKaranlık gecelerde sevdiklerimi aradım\nBitmeyen sevgilerimde hep hayalleri sevdim \nSevdiklerime kovuşmak hayalim vardı \nGeceleri yanlız yaşattılar ağlayan \nyüreğimde haykırışlarım vardı\nİsterdim beni sevmelerini \nSevgi isteyen yüreğimde ağlardım \nSensizlik vuruyordu ruhumu \nSevdiklerimi isityor sevdiklerime ağlıyordum bugece\nGeceleri zordu sevdiklerimi beklemek \nGeceleri gelmeyciğini biliyordum \nAcılar içinde kaybettiklerimi ağlamktadır yüreğim\nYüreğinde feryat edersin geceleri gözyaşlarını\nHasret ateşinde yanar yüreğim\nGeceleri damla damla gözyaşlarına yıkılıp gidersin \nYıkılan umutlarına küsersin yüreğinde \nHayatta hep yanlız kalır yüreğimde feryat edersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret bacı",
        "poet": "Remzi Timar",
        "poem": "\n\nTuttuğum çok işte istemem rakip\nDedektif mi oldun sen Hasret bacı\nSen beni gel boşa hiç etme takip\nDedektif mi oldun sen Hasret bacı\n\nSözlerin benzer dost şeker lokuma\nZulüm derğahında sevgi dokuma\nPolisiye roman boş ver okuma\nDedektif mi oldun sen Hasret bacı\n\nSiyah bir pardüso hep buruk yaka\nSuratlar hep asık hiç bilmez şaka\nHem ortada yoktur daha bir vakâ\nDedektif mi oldun sen Hasret bacı\n\nDikseler be dostum mezar taşımı\nKolay teslim olup eğmem başımı\nVar git sor anneme benim yaşımı\nDedektif mi oldun sen Hasret bacı\n\nRemzi der sözlerin birazcık esnek\nYinede çok sağol verdinya destek\nŞairlik tam sana yakışan meslek\nDedektif mi oldun sen Hasret bacı\n\n  29 - 8- 2008      Saat:19.10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Bahçesi",
        "poet": "Mehmet Baysa",
        "poem": "\n\nGözyaşlarım yağmur damlaları gibi \nBirer birer dökülürken hasret bahçeme \nBen hasret tepesine çıkıp rüzgarlardan \nSenden bir haber getirmesini istedim\nHer seher vakti esen seher yelinden \nSenin kokunu getirmesini diledim olmadı \nBulutlar sağanak yağmurları getirdi \nYağan her yağmurla birlikte \nSoldu bahçemdeki tüm sevda gülleri\nEsen her hasret rüzgarından \nSenin buğulu sesini diledim \nOnlar beni dinlemedi her defasında \nKar taneleriyle yüklü bulutlar \nÇöktü hasret bahçemin üzerine\nYağan her karla birlikte \nBirikti hasret tepesinde kar topları \nBir çığ olup düştüler \nHasret ağacının umut dallarına \nHer ilkbahar öncesinde\nYine bulutları kovalıyor rüzgarlar \nÖmrüm tükeniyor her bahar gelişinde \nBir ateş çemberi sarıyor gözlerimi \nSulu sepken yağarken karlar \nGeriye dönüp bakıyorum \nArkamda kar fırtınaları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret bebek",
        "poet": "Cemal Kaya",
        "poem": "\n\n-on altı yıllık özlemden sonra doğan yeğenim,\n                     tip ve tüp bebeğimiz ''hasret nazlıcan kaya''mıza-\n                          -tüm çocuk özlemi çeken ailelere,\n                           Allah onlarında  sızısını dindirsin.-\n\nufacık bir ekmek,\nbirkaç zeytin,\non gram beyaz peynir,\ngel sende katıl bize.\nbir bardak çayımıza,\nbir parça ekmek katık et.\nnice açlıklar yaşadık yıllarca,\nekmek için değil,\nbir senin gibi gülen yüz için.\ngül bebek hep gül...\nbu kadarını çok görme bize,\nçok görme bebek,\nyaşadığımıza bu rezil dünyada,\nkanıtsın sen....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret, başka memleket",
        "poet": "Cevat Çeştepe",
        "poem": "\n\nne fark eder ki, ister tan ayazında kurşuni gri\nbir mermi gibi\nyada keyfince süzülerek gün batımında\nbir gelin gibi\nne zaman geçse bir vapur gözlerimin önünden\nBoğaziçi nden,\ndağlar arasında saklı memleketime götürür\niçimdeki bilinmeyenlerimi.\nhasretlik böyle bir dumandır işte\nyakar bütün çiçekleri.\neşelediğin kadar gözyaşı çıkar küllerinden.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret bir aşılmaz duvar mı",
        "poet": "Mustafa Özke",
        "poem": "\n\nHasret bir aşılmaz duvar mı\nKimi anasına hasret\nkimi çocuğuna\nHasret yağmur gibi yağar mı\nKimi sıcağına hasret\nkimi soğuğuna\nHasret bir ömre sığar mı\nKimi çiçeğine hasret\nkimi böceğine\nHasret, hasret, hasret\nHasretler içinde öleceğine\nGit sevgini kanatlandır geleceğine\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret bir gemidir",
        "poet": "Ahmet Yarbaşı",
        "poem": "\n\nHasret bir gemidir \nZalim ayraç limanlardan\nAçık denizlerde\nYol alır \nElden bir şey gelmez\nGeldimi gemi kalkar durmaz \nBiletin varsa dönersin\nEğer biletin yoksa \nİşte o kötü \nKalırsın gurbet limanında \nÇırpındıkça acı çeker \nÇırpındıkça acı verirsin \nBilet için \nÇalışmalısın patlamaya hazır \nVolkan gibi\nHasret bir gemi \nGurbet limanına giden \nYa arkanda kimseyi bırakma \nYa da gitme\nDemesi kolay dile \nHasret bir gemi \nMurettebat belli\nKaptan hasret adını vermiş ya gemiye\nYardımcı kaptan özlem hasretle özdeşlenen\nBirde umut var herşeyi mutlu kılan \nHasret bir gemidir gurbete açılan\nBineceksen\nSadece hayellerdir gemiye alınan \nKapıda umut karşılar seni\nAçıldıkça özlem kaptan gelir yanına \nHatırlatır sana \nAradan geçen zamanı\nSonrası belli kaptan \nHasret \nTanıtır kendini sana\nNede olsa elinden alınmış zamana\nHasret bir gemidir \nSonrası mechul olan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret bitsin diye",
        "poet": "Şükrü Dikbıyık",
        "poem": "\n\nSevgimi senden ayrı yaşarken \nGözümde bir damla yaş\nİçimde hasret acısı\nYüreğimde sensizliği yaşıyorum\n\nSenden her ne kadar uzakta olsam da\nözlemle sevginin burukluğunu\nhasret acısını çekerken  öğrendim \nzaman kısaldı adım adım sana koşuyorum\nHasret bitsin diye \n\nYanı başımda ufak bir resmin \nMasamda yıllanmış bir şarap\nElimde sensizliği yazan bir kalem\nDuygularımı yazarken satır satır\nSon satırımı okurken geleceğim \nHasret bitsin diye\n\nBiliyorum şimdi uzak bir şehirdeyim\nArtık her anım sen hayatım sen\nGeleceğim bir gün bekle beni,\nSaatlerce, günlerce,aylarca ve hatta\nYıllarca bekle,bekle beni \nHasret bitsin diye\n\nÖylesine özledim ki saçlarını okşamayı \nDeniz mavisi gözlerine bakmayı\nVe o narin ellerinden tutmayı\nSeninle hayatı,sevgiyi paylaşmayı\nVuslata çeyrek kala geleceğim \nHasret bitsin diye,\n\nAh şu gurbetlik olmasa\nİnan bir an bile durmam buralarda\nBuz olsam erirdim aşkınla\nÖyle sıcaksın ki bana ve öylesine yakın\nHasret bitsin diye\n\nGün gelirde devran dönerse \nAşılmayacak dağlar\nbitmeyecek yollar biterse\nDayanıp kapına,basınca ziline \nHiç şaşırma ben olacağım\nHasret bitsin diye..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret bitmez seni bekler efendim",
        "poet": "Hayri Arıkan (Serdaroğlu)",
        "poem": "\n\nGönül sana hasret göz sana hasret \nÖz sevgi gülünü koklar efendim\nVahdet sana hasret yüz sana hasret\nSabırsızca bin kez yoklar efendim \n\nTa ezelden düştüm derdi aşkına \nDüşte göster cemalini düşküne\nHerdem konuk sensin gönül köşküne\nHasret bitmez seni bekler efendim\n\nAh rabbim ayrılık hasret getirdi\nResulu vatana aldı götürdü \nSevgisini bu cihana yetirdi\nUkbayada aşkı saklar efendim\n\nBekir sıddık sadakatin çağında\nÖmer yürür hak adalet dağında\nOsman kuran okur sevgi bağında\nAli bu ocağı bekler efendim\n\nHaç a emanettir hali insafım\nYürekler tek vurmaz ayrıldı safım\nTanrı dağı Türksüz ankasız kaf ım\nÇare sensin sevgin paklar efendim\n\nGörsen şimdi mimünlerin halini\nTerkeden var sünnetini yolunu\nYüz bulsamda sana sunsam halimi \nVerilmiyor hakka haklar efendim\n\nKurtuluşa erdir yolumuzu aç\nSensin ey sevgili sensin tek ilaç\nSerdaroğlu sana her zaman muhtaç\nŞefaat bekliyor çoklar efendim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Bıraktın",
        "poet": "Yaşar Aydın",
        "poem": "\n\nÇevirdin yüzünü her baktığımda\nDoyumluk seyrine hasret bıraktın\nDerdine başlattın her kalktığımda\nSabahın hayrına hasret bıraktın\n\nGönül kapına ne kadar geldiysem\nHaram olsun açtığını gördüysem\nBir günlüğe razıysam da dediysem\nBir anlık buyruna hasret bıraktın\n\nAvlık gönlüme tetiği çektin de\nÖldürme süründür diye sektin de\nYarasına dal dal sızı ektin de\nBir damla dermana hasret bıraktın\n\nBu ne vicdansızlık neyin hışımı\nIrmak ırmak dolandırdın yaşımı\nKaldırtmadın kara kıştan başımı\nBaharın bağrına hasret bıraktın\n\nHesabına gelen buyduysa eğer\nAşkıma karşılık kahrınmış meğer\nKöle de etmezken biçtiğin değer\nAzattır duyruna hasret bıraktın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Bize Göre Değil",
        "poet": "Murat Demir",
        "poem": "\n\nGel dönelim yol yakınken\nHasret bize göre değil\nBak, bu kadar örnek varken\nHasret bize göre değil\n\nSen bir yanda ben bir yanda\nDerde döner sevgi canda\nYoğrulsak ta bin planda \nHasret bize göre değil\n\nKılı kırkla yarsak bile\nDost eline varsak bile\nGeç i tezle sarsak bile \nHasret bize göre değil\n\nÇözmek varken fen i fence\nAyrı kalmak hoş mu sence\nSeni bilmem amma bence\nHasret bize göre değil\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Bitecek",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nBaharın kokusu, esen yellerden, \nSevginin dokusu, tatlı dillerden\nSılanın kokusu, gurbet ellerden\nElbet bir gün de bu, hasret bitecek\n(Bitecek, bitecek; hasret bitecek) \n\nGün batarken kalbe, hüzün doluyor\nVuslata ermeyen, hasret soluyor,\nGurbet elde bir gün, bir yıl oluyor,\nElbet bir gün de bu, hasret bitecek\n(Bitecek, bitecek; hasret bitecek)\n\nYağmur yağmaz olur, hasret çölüne\nAkar gözyaşımız, umut gölüne\nGül benzimiz döner, hazan gülüne\nElbet bir gün de bu, hasret bitecek\n(Bitecek, bitecek; hasret bitecek)\n\n22.03.2012 - ISPARTA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Bitince...",
        "poet": "Zafer Gürayça",
        "poem": "\n\nGözlerim gülmeye başladı yine\nSeni karşımda öylece görünce \nAyakta dolaşan ölü gibiydim\nYeniden canlandım hasret bitince.\n               ***********\nHayatım seninle anlam kazandı\nKalbim acılarla yüzen bir saldı\nSon nefesi isminle andığım andı\nYeniden canlandım hasret bitince.\n               ***********\nNe olur sensizlik uzun sürmesin\nHep benimle olsun sesin nefesin\nSen bende aşk değil aşktan yücesin\nYeniden canlandım hasret bitince...\n               ************\nHep kalsın bu ışık bakışlarında\nMutluluk dolaşsın damarlarımda\nVarlığın bir hayat akan kanımda\nYeniden canlandım hasret bitince...\n                *************\nYüzümü okşayıp kalbime dokun\nGözlerim kapansın mestetsin kokun\nBeni öldür ama terketme sakın\nYeniden canlandım hasret bitince...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret bu",
        "poet": "Mustafa Özke",
        "poem": "\n\nHasret bu\nÇeken bilir\nVe titretir insanı\nkılcal damarlarına kadar\n\nHasret bu\nUnutulan bilir\nVe ürpertir insanı\nYakalanılan son radar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret ceken aglar",
        "poet": "Yüksel Akkas",
        "poem": "\n\nBir fidanken aldilar topragimdan\nVaatler verilmisti en kiyagindan\nGozlerimde bir umitti yas oldu\nYuregimde kor atesti kul oldu\n\nNerde kardes nerde bacim babacim\nAnam hasta yataklarda neyleyim\nBilemezler hasret ceken aglarda\nBu gurbetlik yedi beni bitirdi\n\n26 mart pazartesi 2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret çekmeden",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nDünde vurulduğum bir huri yara \nÖmür sürmüyorum hasret çekmeden \nBir güneş yüzlüye geceden kara \nÖmür sürmüyorum hasret çekmeden \n\nOndaki ok kirpikle gözdeki renge \nŞarkısı türküsü aşk her ahenge \nMazide onunla geldiğim denge \nÖmür sürmüyorum hasret çekmeden \n\nİsimler yazılı bütün kalplere \nMektuba resime elde yer vere \nOnlu her mevsime düne her yere \nÖmür sürmüyorum hasret çekmeden \n\nRüyada resimde yer alan bize \nDeli gibi seven o ikimize \nAnıya hayale bizli her ize \nÖmür sürmüyorum hasret çekmeden \nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Çektirme",
        "poet": "Yakup Onat",
        "poem": "\n\nNe günler geçirdik acı tatlı.\nİyi ki varsın,yanımdasın.\nCanımdan bir parçasın.\nElifi elifine bir tanemsin,doğruluk abidemsin.\nYürek yaramın ilacısın.\nIslak  dudaklarının hayranıyım.\nLepiska saçlarını koklamadan duramam.\nLezzet almam da ummamda\nAnla başka bir kuldan\nRazıyım dizlerinde yatmaktan,gülüşüne takılı kalmaktan.\nAh çektirmem söz,incitmem; ”HASRET “çektirme sen…\n                                   10 Kasım 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Çiçeğim",
        "poet": "Ahmet Bekteş",
        "poem": "\n\nSarıp dikenlere gönül acını\nİndirme başından ümit tacını\nRüzgarda savrulan ipek saçını\nBir sen mi yolarsın hasret çiçeğim\n\nEserken başında bahar yelleri\nOkşarsın hasretle açan gülleri\nAndıkça geldiğin ırak yerleri\nBir sen mi dolarsın hasret çiçeğim\n\nSeller feryad eder dağlar ses verir\nBir ömre bir sevda sanma az gelir\nŞimdi her gönülde bir ah yükselir\nBir sen mi ağlarsın hasret çiçeğim\n\nDenizler dalgalı alınlar sisli\nYollar sıra sıra engel dizili\nHerkesin ateşi içinden gizli\nBir sen mi yanarsın hasret çiçeğim\n\nCoşkun akan seldim duruldu kalbim\nGurbet eller gezdim yoruldu kalbim\nAşkın hançeriyle vuruldu kalbim\nBir sen mi kanarsın hasret çiçeğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret çiçeğim",
        "poet": "Mehmet Harimdar",
        "poem": "\n\nCoşkun akan seldim duruldu kalbim\nBir senmi yanarsın hasret çiçeğim\nAşkının okuyla vuruldu kalbim\nBir senmi yanarsın hasret çiçeğim\n\nGurbet  gezdim bulamadım dengini\nUnutamıyorum kalbimdeki sezgini\nYukuşlardayım görmedim engini\nBir senmi sızlarsın hasret çiçeğim\n\nDalgalı sırma saçları inmiş beline\nKapılmışım senin sevda  seline\nKader denen cizginin ince teline\nBir senmi vurursun hasret çiçeğim\n\nSensizlik zor ateş gibi yakar içimi\nKara sevda büktü bükülmez belimi\nSevipte ayrılığın dermansız zehrini\nBir senmi icersin hasret çiçeğim\n\nSevipte ayrılalnların yokmuş ilacı\nKalbim olmuş gönlüme davacı\nBaşımıza koyduhumuz çiçekli tacı\nBir senmi kahrolursun hasret çiçeğim\n\nMehmedim yürek yanar kalb yanar\nDalgın gözlerim ufuklarda seni arar\nTek kurtuluş olmuştur artık mezar\nTek senmi kavrulursun hasret çiçeğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "\t          Hasret Çiçeğim",
        "poet": "Ahmet Bekteş",
        "poem": "\n\nEserken başında bahar yelleri\nOkşarsın hasretle açan gülleri\nAndıkça geldiğin ırak yerleri\nBir sen mi dolarsın hasret çiçeğim\n\nSeller feryad eder dağlar ses verir\nBir ömre bir sevda sanma az gelir\nŞimdi her gönülde bir ah yükselir\nBir sen mi ağlarsın hasret çiçeğim\n\nDenizler dalgalı alınlar sisli\nYollar sıra sıra engel dizili\nHerkesin ateşi içinden gizli\nBir sen mi yanarsın hasret çiçeğim\n\nCoşkun akan seldim duruldu kalbim\nGurbet eller gezdim yoruldu kalbim\nAşkın hançeriyle vuruldu kalbim\nBir sen mi kanarsın hasret çiçeğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret çiçegim",
        "poet": "Seyhan Şahin",
        "poem": "\n\nYağmurlar düşerken körpe bağına\nDökülür damlalar gül yaprağına\nTakılıp gurbetin hüzün ağına\nBir sen mi açarsın hasret çiçeğim\n\nSarıp dikenlere gönül sancını\nİndirme başından ümit tacını\nRüzgarda savrulan ipek saçını\nBir sen mi salarsın  hasret çiçeğim\n\nEserken başında sevda yelleri\nOkşarsın hasretle açan gülleri\nAndıkça geldiğin ırak yerleri\nBir sen mi bakarsın hasret çiçeğim\n\nSeller feryad eder dağlar ses verir\nBir ömre bir sevda sanma az gelir\nŞimdi her gönülde bin ah yükselir\nBir sen mi ağlarsın hasret çiçeğim\n\nDenizler dalgalı kıyılar sisli\nYollar sıra sıra güller dizili\nHerkesin ateşi içinde gizli\nBir sen mi yanarsın hasret çiçeğim\n\nCoşkun akan seldi duruldu kalbin\nGurbet eller gezdi yoruldu kalbin\nAşkın hançeriyle vuruldu kalbin\nBir sen mi ölürsün hasret çiçeğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Çiçeklerim",
        "poet": "Bekir Yavuz",
        "poem": "\n\nGönlümdeki baharı, yeşerti bu özlemim,\nGözyaşımla sulandı, bak hasret çiçeklerim,\nHasretinle dizildi, söylendi bu sözlerim,\nDökülen gözyaşımla bak hasret çiçeklerim.\n\n                    Bekir Yavuz\n              26.Aralık.1989.Salı.\n      E.tipi kapalı cezaevi.4.cü. Koğuş.\n                   Kastamonu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret çiçeğim (uyaklı)",
        "poet": "Nuri Can",
        "poem": "\n\nHasret çiçeğim  (uyaklı) \n\nYağmurlar düşerken körpe bağına \nsüzülür damlalar gül yaprağına\ntakılıp gurbetin hüzün ağına\nbir sen mi solarsın hasret çiçeğim\n\nSarıp dikenlere gönül acını\nindirme başından ümit tacını\nrüzgarda savrulan ipek saçını\nbir sen mi yolarsın hasret çiçeğim\n\nEstikçe başından gurbet yelleri\nokşarsın hasretle  açan gülleri\nmutluluk seyrinde eski günleri\nbir sen mi anarsın hasret çiçeğim\n\nDalıp anıların buruk seyrine\ngözyaşı dökersin hasret nehrine\nyediğin ekmeği gurbet zehrine\nbir sen mi banarsın hasret çiçeğim\n\nDenizler dalgalı alınlar sisli\nyollar sıra sıra engel dizili\nherkesin ateşi içinden gizli\nbir sen mi yanarsın hasret çiçeğim\n\nSeller feryad eder dağlar ses verir\nbir ömre bir sevda sanma az gelir\nşimdi her gönülde bir ah yükselir\nbir sen mi ağlarsın hasret çiçeğim\n\nCoşkun akan seldim duruldu kalbim\ngurbet eller gezdim yoruldu kalbim\naşkın hançeriyle vuruldu kalbim\nbir sen mi kanarsın hasret çiçeğim\n\nBir tek sen değilsin hasretlik çeken\n gizli köşelerde boynunu büken \nsılada sevdalar gül gül iken \nbir sen mi  ağlarsın hasret çiçeğim\n\nCan Nuri' yim nice canlar canıyım \ndiyar diyar gezen garip arıyım\ngurbetin hasretin en kör yanıyım\nbir sen mi dolarsın hasret çiçeğim\n\nNuri CAN \n10/06/ 1977  Amsterdam\n\n\n"
    },
    {
        "title": "** HASRET çiçeğim **",
        "poet": "Ali Haydar Kırbaç",
        "poem": "\n\nKalbim sana bahçe, suyun gözyaşım\nSevgiyle  büyü,  hasret  çiçeğim\nCanım  sana  toprak,  kanımdır  aşın\nHasretle  büyü  hasret  çiçeğim...\n\nTomurcuklar aç şu garip gönlümde\nBeni  terketme  hasret   çiçeğim\nBoğulurum  ben  hasret  selinde\nBırakıp  gitme  hasret  çiçeğim...\n\nSabah  seherinde  ezan  sesinde\nDualarım  sana,  hasret   çiçeğim\nCan  çekişirken  son  nefesimde\nBırakıp  gitme  hasret   çiçeğim...\n\n\nsöz / müzik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Dağ Gibi, Yanar Alev Alev",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\nTutuşmuş gönül yanıyor dünyası içten içe\nAlevleri kızıl volkanları andırır, lav gibi akar\nYetmiyor söndürmeye akan şu gözyaşları\nDağ gibi hasretin harında yanıyor cayır cayır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret dağlar içimi",
        "poet": "Orhan Altinbasak",
        "poem": "\n\nNe zaman bir gül görsem,hep seni hatırlarım\nO gonca dudakların,yüzün gelir aklıma\nSana olan özlemin,hüznü dolar bağrıma\nHasret dağlar içimi,gizli gizli ağlarım\n\nBırakıp gittin beni,karardı dünyalarım\nKimseler ses vermiyor,arşa çıkan ahıma\nBitsin bu hicran diye,yalvarırken Tanrıma\nHasret dağlar içimi,gizli gizli ağlarım\n\nDüştü zaman seline,kayboldu umutlarım\nIzdırabın izleri,çizilirken alnıma\nDerman arar dururum dinmeyen kalp ağrıma\nHasret dağlar içimi,gizli gizli ağlarım\n\nNerdesin şimdi nerde,sarardı hülyalarım\nGelmesen de ne olur,ses ver bari çağrıma\nO ilahi gözlerin,geldikçe hep yadıma\nHasret dağlar içimi,gizli gizli ağlarım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Dağları",
        "poet": "Nedim Saatcioğlu",
        "poem": "\n\nNasıl eritirim hiç düşündün mü\nYüreğime düşen beyaz çığları\nKopup ta yanına gelmek istesem\nAşka yol vermiyor hasret dağları\n\nSen benden uzakta düşlere yakın\nBen sana hasretin unutma sakın\nYine akşam oldu bak akın akın\nÜstüme geliyor hasret dağları\n\nSenin yokluğunda harammış gülmek\nEn kötü kadermiş yaşarken ölmek\nYalnızlık boynumda ateşten ilmek\nTenimi yakıyor hasret dağları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Dedikleri Şey Bu Olsa Gerek",
        "poet": "Ahmet Şadi",
        "poem": "\n\nBir yağlı kurşun sanki delip geçiyor,\nGönülde bir fırtına deli esiyor,\nBazen insanı candan da bezdiriyor,\nHasret dedikleri şey bu olsa gerek,\n\nBazen bir çiçek gibi açar bahçende,\nBazen dertli bülbüldür gonca gülünde,\nBazen kanlı yaş olur inan gözünde,\nHasret dedikleri şey bu olsa gerek,\n\nBir hayaldir gittiğin düşüp peşine,\nKaçar gider sarılsan narin beline,\nBazen gül verirsin bir demet eline,\nHasret dedikleri şey bu olsa gerek,\n\nBazen coşkun bir seldir akar gözünde,\nSitemli bir türküdür bazen dilinde,\nAğlarken gecelerin sessizliğinde,\nHasret dedikleri şey bu olsa gerek,\n\nHatıra bir resimdir bakıp durduğun,\nYastığının altına öpüp koyduğun,\nTatlı bir hayaldir hep kurup durduğun,\nHasret dedikleri şey bu olsa gerek,\n\nBazende bir müjdedir çok sevindiren,\nBazen acı bir zehirdir yıkıp öldüren,\nDöndürüp bir deliye boşa güldüren,\nHasret dedikleri şey bu olsa gerek,\n\nYaşama sevincidir seven insanın,\nOnsuz ne anlamı var aşık olmanın,\nAlsanda tapusunu yalan dünyanın,\nHasret dedikleri şey bu olsa gerek…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Damlaları",
        "poet": "Özcan İlikhan",
        "poem": "\n\nEy sevgili görmez misin halim? \nSensizlikten kalmadı mecalim.\n\nYetmedi mi çektiğim ah-u keder? \nBilmelisin ki hasretin ölümden beter.\n\nKanatlanıp uçup gelir misin bana? \nBir avuç gözyaşı göndersem sana.\n\nÖzcan İLİKHAN, 16 Ocak 2012 Pazartesi, Madison, WI, USA.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Düğümleri",
        "poet": "Önder Çağıran",
        "poem": "\n\nHasret düğümleri\nArdından koşulan\nEkmek diliminde.\n\nHasret düğümleri \nTürk'ün nakış nakış\nAvşar kiliminde.\n\nHasret düğümleri\nKahraman geçmişin\nYavuz Selim'inde.\n\nHasret düğümleri\nDevri tenvîr eden\nİslâm âliminde.\n\nHasret düğümleri\nHer dem girilmeyen\nŞiir iklîminde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Denen Devleyim",
        "poet": "Şahin Ertürk",
        "poem": "\n\nYıllar oldu böyleyim\nSanki ona köleyim\nBıraktığın yerdeyim\nHasret denen devleyim\n\nNe sensiz yapabildim\nNe aşkı bulabildim\nBıraktığın yerdeyim\nHasret denen devleyim\n\nNe gözlerim kurudu\nNe yüreğim unuttu\nBıraktığın yerdeyim\nHasret denen devleyim\n\nNe acılar küllendi\nNe umutlar yeşerdi\nBıraktığın yerdeyim\nHasret denen devleyim\n\n(21.07.2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Durağı",
        "poet": "Necmiye Sarpkaya",
        "poem": "\n\nHasret Durağı \t\n\nÇağlayan bir ırmak içimde hasretim\nKor sıcaklığı gözyaşları ile akan \nCoşan  taşan bir ırmak\nBir sel sürüp götüren süpüren\n\nHasret bir nağme \nKutupyıldız’ına ulaşan \nÇobanyıldızı’nda nefesleşen \nAşıktan maşuka uzanan \n\nMerdiven köprü inceden ince \nGönül telini titreten bir nağme \nEn içlisinden \nOzanları yakan bir od\n\nŞairleri şair eden bir peri ilham perisi \nRüzgarın en derin en güzel gözlüsü\nAyaklanmış bir at şanlanmış bir küheylan içimde\nBir murat en ulaşılmazından \n\nBir nefes en yakıcısından \nBir ney sesinde \nBir bestede güftede \nDinlenen ince sızı\n\nYanma aşk ateşlerinde \nPişme sabır kazanlarında \nVaroluş diriliş\nBir esin en hazininden\n\nZaman gözünün derman gözyaşları \nHasret iklimlerin yazı kışı baharı \nVuslatın ilk basamağı \nİlk merdiveni\n\nRuhun elbisesi \nSüsü incisi\nGönlün mücevheri \nhasret vuslatın ilk durağı \nBurağı vuslat durağı\n\nNecmiye Sarpkaya\n\n\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Durakları",
        "poet": "Elif Eylül 2",
        "poem": "\n\nBoş caddeler, boş kalplerle sırnaşır durmadan\nÖnce adını haykırır sonu olmayan boşluğa\nSonra boşlukta yankılanır yalnızlık\nGelir, yüreğinin kıyılarına vurur ayrılık \nBir sevda üşür, iki damla savrulur yanaklarındaki uçurumdan\nDüşer kaybolur boşluğun sonsuzluğunda…\nSonbahara eşlik eder gelinlik düşler\nAdım adım sürüklenir kurulan hayaller \nYürek yol ayrımındadır, \nYolsa, iki çıkmaz son….\nÖnünde hasret durakları\nArkada sevda yangınları\nHer yol hasrete çıkar, her durak hasrette nefeslenir\nEzberlersin hasretin duraklarını bir bir\nVe, her durakta bir parça bırakırsın benliğinden\nHasret yakar, küllenir yangınların\nSanırsın ki, geçti, bitti yangınım\nOysa ne hasret biter, ne yangın söner\nGeçtim sanırsın hasret duraklarını\nBitirdim sanırsın yürek yangınlarını\nHiç hesap etmezsin\nYüreğinin, o yangınla o durakta kaldığını.\n\nGülşen ÖNCEL BOSTANCI\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Doğan Gönlü",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nİçilen içkiler,gönüle dolar \nFarklı köşelerde,bekliyormuşum\nAğlayan yüzleri,bensiz de solar \nHasret doğan gönlü,özlüyormuşum\n\nYaşam sana küsmüş haberin de var \nBaşın yana düşmüş,tutanın da var \nRüzgar yarsiz esmiş,yananın da var \nHasret doğan gönlü,özlüyormuşum\n\nGöğsün tüm ateşmiş,bakanlar kanar \nSevda çeken beden,gerçek yanar \nÜşüyen gönülde,sevdası donar \nHasret doğan gönlü,özlüyormuşum\n\nAşkın bedel ise,yüreğin de zar \nYüzündeki rengi,aşkıda bozar \nEsen rüzgarında sevdası tozar \nHasret doğan gönlü,özlüyormuşum\n\nKaranlık gecede,kaybolur mu yar \nSabahın nicesi,tenini boyar \nUmudun sevdaya,bensiz mi doyar \nHasret doğan gönlü,özlüyormuşum\n\nÇekilen acının,karası da ar \nDökülmüş şarabın,ortasında bar \nSarhoşun dilinden,sevenler anlar \nHasret doğan gönlü,özlüyormuşum\n\nBulutlar üstüne melekler konar \nYağan kar altında,sevdası donar \nÖzüne hasreti,yalnızca sunar\nHasret doğan gönlü,özlüyormuşum\nBahattin Tonbul\n6.5.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Duvarları",
        "poet": "Levent Aşılıoğlu",
        "poem": "\n\nTek başıma kalmışım Yapayalnız ağlıyorum\nHasret duvarlarına Hep ismini yazıyorum\nGökyüzüne bakıyorum Kuşlara soruyorum\nGül yüzüne hasret kaldım Senin için ağlıyorum\n\nAçtım sana ellerimi yalvarıyorum Allahım\nBunca zulme bunca sevgi Bitir artık işkencemi\n\nKonacak yerim yok ki açtın sen kafesini\nSenin gönlünden gayrı nerelere konarım\nBelki Bir gün dönersin diye\nBak ben hala buradayım\n\nGönül kafesinde bıraktığın daldayım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HaSrEt dÜşLeRi...",
        "poet": "Zafer Gürayça",
        "poem": "\n\nÇatlamış toprak gibi \nSana susuz yarılmış\nHayaline pür hasret\nKalbimi alıp gittin...\n\nHasret düşlerimden dön\nDön artık kollarıma\nDön birtanem sımsıkı\nsımsıkı sarıl bana...\n\nTutkunla titriyerek\nVurgun yemiş beynimi\nTerkinle şoka sokup\nRuhumu çalıp gittin.\n\nHasret düşlerinden dön\nDön artık kollarıma\nDön birtanem sımsıkı\nSımsıkı sarıl bana...\n\nNe kadar isyan edip,\nNe söylesen haklısın\nÇünkü sen çok kutsalsın \nSen herkesten farklısın...\n\nHasret düşlerinden dön\nDön artık kollarıma\nDön birtanem sımsıkı\nSımsıkı sarıl bana...\n\n\n\n87 mayıs\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Düştü Payıma",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nGel sar canan hasret tüten yaramı,\nHer dem yenmez acı Maraş çemeni…\nGel gör yanan gönlün sensin meramı,\nBak yâr dönmez sensiz aşkın dümeni…\n\nTan ağarır başlar gönlün matemi,\nKör talihe kara bahta sitemi,\nMerhem sende sensin sevda meltemi,\nDoldu taştı sarmaz derdin kirmeni…\n\nGün batımı kalp atışı son hızdır,\nElde resmin dilde ismin sakızdır,\nGözde sevdan uyku uzak yıldızdır,\nSahil bardır Mehtap gönlün barmeni…\n\nYakamozlar göz kırpıyor göz mercan,\nAşk akıyor dört bir yanda heyecan,\nBen yalnızım gel sar beni nazlı can,\nAlev alev gönlün bağı çimeni…\n\nCantekin der; hasret düştü payıma, \nSebep sensin kırık gönül fayıma,\nGel güneş ol güne yıla ayıma,\nSazım çalar gönlüm söyler Yemen’i…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Ektim",
        "poet": "Ahmet Kurt",
        "poem": "\n\nŞu gönlümün çorağına\nHasret ektim gurbet biçtim.\nHanlarına, durağına,\nHasret ektim gurbet biçtim.\n\nYürek, yüzden ayrı düştü,\nGözden yere yaşlar düştü,\nEl yoruldu, ayak şişti,\nHasret ektim gurbet biçtim.\n\nTarla güzel, bostan güzel,\nYar yolunda yollar güzel,\nSaçlarıma düşsün gazel,\nHasret ektim gurbet biçtim.\n\nKurdoğlu bir garip yolcu,\nElde değnek, sırtta hurcu,\nSıla tüter burcu burcu,\nHasret ektim gurbet biçtim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Ekersin",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nYokluğun içimde,gelir gidersin\nFanisin yabancı,acı çekersin\nSelamı vermeden,nasıl gidersin\nKalbin çaresizmiş,hasret ekersin\n\nKim derki o yarim,gönülden ırak\nO sevda hem sana hem bana tuzak\nYari anmış bütün,şiirler tutsak\nKalbin çaresizmiş,hasret ekersin\n\nGeri dönmez sevdan,girmiş seçime\nŞimdilik çekilmiş,acın içime\nBaş edilir gibi,değil içime\nKalbin çaresizmiş,hasret ekersin\n\nSürgüsünü çektim,özler yüreğim\nYar gidince evde,kırık direğim\nKaranlık geceden,gelir meleğim\nKalbin çaresizmiş,hasret ekersin\n\nDolanır beline,titreyen eller\nYorungun o ruhum,sevdayı beller\nNereye gitsede,kokuşan yeller\nKalbin çaresizmiş,hasret ekersin\nBahattin Tonbul\n24.12.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret ettin",
        "poet": "Fethi Sahin",
        "poem": "\n\nDost bağında güller açar\nGüzel güller ışık saçar\nEtrafında kuşlar uçar\nBizi sana hasret ettin.\n\nAğardı saçım kalmadı\nGözlerimde yaş kalmadı\nÇiğerim yanar sönmedi\nSözlerine hasret ettin.\n\nÖmür geçti bitti zaman \nAç perdeyi birkez bakam\nBir görmeye canım atam \nGözlerine hasret ettin.\n\nGurbet elde ayrı kuzu\nMevla ayırdi bizi\nFethiyin içinde sızı\nNur yüzüne hasret ettin.\n\n16.2.1997\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Giderim",
        "poet": "Turgay Akbulut",
        "poem": "\n\nBağlarına bostanına\nÇorak toprak, susuz yazına\nÜzümlerin goruğuna\nHasret giderim\n\nTandırda pişen ekmeğine\nYağlı çörek böreğine\nÇökelekten sıkmasına\nHasret giderim\n\nAnnemin sevgisine\nSeccadesi kilimine\nOturduğum minderine\nHasret giderim\n\nResmime gül takan kızlarına\nYüreğine düşen umutlara\nUmutlardan yapılan sevdalara\nHasret giderim\n\nKarakıştaki düğünlere\nDüğündeki çalgısına\nBekdik’lerin kavgasına\nHasret giderim\n\nHarmanına hasadına\nAlaçıkdaki yaşamına\nFakirliğin böylesine\nHasret giderim\n\nMemleketin havasına\nGökteki yıldızına\nKırlangıçların uçuşuna\nHasret giderim\n\nObasına yaylasına \nYayladaki kuzusuna\nKızılca’nın ovasına \nHasret giderim\n\n(temmuz 2001)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Gibi Dert Var Mı?",
        "poet": "Cihan Eligül",
        "poem": "\n\nBitmeyecek mi bu acı? \nDinmeyecek mi bu gözyaşı? \nBulunmuyor ilacı\nHasret gibi dert var mı? \n\nUzaklarda hep gözler\nKeder dolu gönüller\nGeçmez oluyor günler\nHasret gibi dert var mı? \n\nGider sevgili dönmez\nBekleyenini görmez\nBitmez bu çile bitmez\nHasret gibi dert var mı? \n\nAyrılık kor gibi yakar\nYılları peşine takar\nGözyaşı sel gibi akar\nHasret gibi dert var mı?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret eyledi",
        "poet": "Orhan Gündoğ",
        "poem": "\n\nBir yel esti aldı beni yurdumdan\nYaylasına ovasına hasret eyledi\nNiceleri göz yaşı döktü ardımdan\nAnaya babaya hasret eyledi\n\nHavası özlemim suyu özlemim\nKahrımdandır yanık çıkan sözlerim\nİçim ağlar sönük güler yüzlerim\nGülen yüzlerine hasret eyledi\n\nBaktım istemeden karlı dağlara\nÖmrümkayıp gitti geçen yıllara\nYazın tozlu kışın çamur yollara \nHayalimde koyup hasret eyledi\n\nOğul balı kadar tatlı dillere\nBurcu burcu kokan beyaz güllere\nGözümüzde tüten bizim ellere\nEkmek davasında hasret eyledi\n\nUnutturdu gurbet yarın yüzünü\nUnutturdu yokuşunu düzünü\nArar oldum baharını güzünü\nKarına kışına hasret eyledi\n\nKader de bir of gel gündoğanım\nOlmuyor bak burda seni soranın\nÖzlemi ölünce biter sılanın \nson nefeste bile hasret eyledi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Gönüllerin Tabiri",
        "poet": "Hülya Karaca",
        "poem": "\n\nHasret, donmuş gözlerdeki sükûnet misali \nSönmüş yangınlardaki kül\nDoymak bilmez ki aç\nZifiri karanlıktaki nokta misali\n\nHasret, aşılmaz dağlardaki yol misali\nSensiz günlerimdeki acı\nKör ateşlerdeki alev\nGeçirdiğin son gündeki dilek misali\n\nHasret baktığında gökyüzündeki yıldız misali\nAradığın zamandaki sevgi\nAğladığın andaki tebessüm \nHastanın duasındaki deva misali\n\nHasret gönüllerin tabiri…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Gemisi",
        "poet": "Gülsen Karataş",
        "poem": "\n\nHasretinle yandigimda\n               Yollarina baktigimda\n               Sen bana gelmeden\n               Ben sana gelecegim\n               Hasret gemisiyle\n               Sen soylemeden,sevdigini\n               Ben soylerim,sevdigimi\n               Hasret ruzgariyla\n               Seni seviyorum,hasretim sana\n\n\n                   25.08.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Gittim",
        "poet": "Turan Şakalar",
        "poem": "\n\nMevsim mevsim sevgimi, parselledim gönlümde\nBuram buram vadiye, çiçek çiçek gül diktim\nHayatta her zulümü, her zorluğu gördüm de\nBahara hasret gittim, sonbahara geciktim…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Emmi",
        "poet": "Yener Sezgi",
        "poem": "\n\nNe kaldı geriye bir çorak tarla\nYuvarlan içinde dön Hasret emmi.\nEnini boyunu ölçerek turla\nBaş döner kaybolur yön Hasret emmi.\n\nİyi kötü çoluk çocuk büyüdü\nFukaralık büklüm eder yiğidi.\nBundan sonra ne yaparsın öğüdü\nKendi ateşinde sön Hasret emmi.\n\nBunaldıkça kaçacaksın serine\nDüşünceler götürüyor derine.\nGeçiyor bir ömür körü körüne\nBir çukur içinde sin Hasret emmi\n\nDüşe kâbus girer seni uyutmaz\nOn yılda bir gelen hayal avutmaz.\nUğraşma bu yama yırtığı tutmaz\nŞimdi delinecek gön Hasret emmi.\n\nKimse görmez yüreğinde nasırı\nToprak örter bedeninde kusuru.\nSedir üstündeki eski hasırı\nKime hibe ettin dün Hasret emmi.\n\nKolunu yastık et başını yasla\nIsınır mı bu ev kuru nefesle\nİstersen dua et hızırı sesle\nUmut sıcağında yan Hasret emmi.\n\nKış geldi kar yağar işlerin harap\nYırtıldı zeminde ortadan turap\nÜstünde çulun yok ayakta çorap\nÇıkar mı danadan yün Hasret emmi.\n\nBakışından zehir düşer aşına\nSezgini üzülür kıvranışına\nSabır harmanında davranışına\nBilmem ki doğar mı gün Hasret emmi.\n\n30.11.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Girdi Aramıza",
        "poet": "Muhammet Çal",
        "poem": "\n\nYıllar yılı şahit tuttuk yıldızları aşkımıza,\nGüneş bile imrenirdi  o sımsıcak sevdamıza,\nKumru gibi koklaşırken, şivan düştü yuvamıza,\nNe değişti, neler oldu, hasret girdi aramıza.\n\nDüşünmezdik ayrılığı, hayal kurardık yarına,\nGöze mi geldi sevdamız düştük hasret tuzağına,\nMeyler bile çare olmaz şu gönlümün efkarına,\nNe değişti, neler oldu, eller girdi aramıza.\n\nAy la yıldız görünmüyor; silindiler gökyüzünden,\nSicim gibi yağmur yağar, şahit olduğu hüzünden,\nŞimdi hasret gözyaşları eksik olmuyor gözümden,\nNe değişti, neler oldu, yollar girdi aramıza.\nNe değişti, neler oldu, hasret girdi aramıza.\n\n\tM. ÇAL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Gözlüm",
        "poet": "Gürşat Polat",
        "poem": "\n\nGönülden gönüle bir yol bulup\n\nHasret gözlüm bir gelebilsen\n\nDağdan dağa yollar aşıp\n\nHasret gözlüm bir gelebilsen.\n\n\n\nBedenini toprak edip\n\nYüreğine güller ekip\n\nSevgini yele verip\n\nHasret gözlüm bir gelebilsen.\n\n\n\n\n\nLâ’l dudaklı, selvi boylu\n\nAğır başlı, habip soylu\n\nGül kokulu, ahsen huylu\n\nHasret gözlüm bir gelebilsen.\n\n\n\n\n\nAya sordum “dilber” dedi.\n\nŞemse sordum “canan” dedi.\n\nDünya hüsnen dalıp kaldı.\n\nHasret gözlüm bir gelebilsen.\n\n\n\n\n\nSevgim ağaç oldu, güller açtı; \n\nÂleme neşeyle, sevinç saçtı.\n\nHasmım bunu görüp ademe kaçtı.\n\nHasret gözlüm bir gelebilsen.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Geceleri",
        "poet": "Mustafa Küçüktepe",
        "poem": "\n\nhasret geceleri gömülmüş karanlığa\nyıldızlara dargın yorganına sarılır\nay\nyine öyle eski haliyle\ndudakları kırmızı\ndökülür nameler buğday başaklarından\nbalıklar mendil tutar göz yaşlarına\nağaçlar boy verir meyve verir inada\nbir de hasret türkülerini çalar radyolar\npenceremi özler\nbekler sarı güller\nyollar düz yollar kıvrımlı\ngündüz çiğnendiğinin yorgunluğunu atar\nuzanır alabildiğince\nhasret geceleri\nhasret geceleri\nsessiz kimsesiz yorgun\nyürekleri çekingen\nduymaz ıssız yatağında uzanan\nırmağın sakinliğini\ngözler kapalı gök kapalı\nyer siyah\nkaranlık serin\nhasret geceleri\n\nwww.mustafakucuktepe.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Gözyaşları",
        "poet": "Semih Bilgin",
        "poem": "\n\nBenim için akıttığın \nO hasret gözyaşları\nSizin o taraflardan gelen \nYağmurla üstüme yağıyor\n\nYağan yağmurla ıslanıyorum\nSırılsıklam oluyorum o yağmurun altında\nYüreğimin tam ortasına damlayan\nO hasret gözyaşlarınla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HASRET GÜLTEKİN'e",
        "poet": "Ali Rıza Sarıer",
        "poem": "\n\nNe zor işmiş\nHASRET'çe HASRET'e\nHASRET yaşamak...\n\nSeni unutmadık HASRET\nHASRET büyütüyoruz\nHASRET'siz yarınlara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Güneşi",
        "poet": "Turgut Çakır",
        "poem": "\n\nDolunay ışığını alda gel\nAy ışıklım acıları sil de gel\nGönül gözlerim yanar \nHasret ışığını alda gel\nDünya güneşim gel\n\nGökyüzünde yıldızları say da gel\nAy ışıklım dertleri sil de gel\nCan gözlerim yanar\nGurbet güneşini söndür de gel\nDünya güneşim gel\n\nMehtaplı gecelerde seni beklerim\nBen sevda türküleri söylerken\nBağından güneşi alda gel\nÇaresiz dertlerime derman ararken\nGönül güneşini al da gel\nDünya güneşim gel\n\nDolunay ışığını alda gel\nAy ışıklım acıları sil de gel\nGönül gözlerim yanar \nHasret ışığını alda gel\nDünya güneşim gel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret gri güz - haiku-",
        "poet": "Kağan İşçen ",
        "poem": "\n\nhasret gri güz\nsarı susuşun bende\nözlem  buluta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Gülümsün",
        "poet": "Nuh Ali Berk",
        "poem": "\n\nİçime sevdanın, ateşi düştü, \nSen benim gönlümde, hasret gülümsün, \nBir güzelin derdi, derinden deşti, \nSen benim gönlümde, hasret gülümsün,, \n*\nBenimde bahtımda, varımış kara, \nKolay geçmez derler, aşk ise yara, \nKırk beşimde düştüm, böyle bir har,a, \nSen benim gönlümde, hasret gülümsün,, \n*\nBir gülüşle sarstın, beni derinden, \nKalbimi çıkardın, sanki yerinden, \nSenin sevdan bende, kara türünden, \nSen benim gönlümde, hasret gülümsün,, \n*\nGündüz hayelimsin, gecede düşüm, \nHemi ayım oldun, hemde güneşim, \nBen sana vurgunum, zor benim işim, \nSen benim gönlümde, hasret gülümsün,, \n*\nKul Hızır'ım yaram, kanar içimde, \nBeyazlar oluştu, kara saçımda,\nGönlümde ki sevdan, bune biçim de, \nSen benim gönlümde, hasret gülümsün,, \n*\nNuh Ali Berk \n(Kul Hızır)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret II",
        "poet": "Rıfkı Kaymaz",
        "poem": "\n\nDostlar beni götürün\nSonsuzluk ülkesine.\nYalvarsam yana yana\nYüceler yücesine.\n\nKaranlığı çıkarıp\nAtsam deniz dibine.\nAydınlığın sarılsam,\nSımsıcak bileğine.\n\nSusadım busuzluğa\nSusadım hasretine.\nKavuşmak istiyorum,\nHakikat çeşmesine.\n\nBela kabında pişmek\nSarılmak şiltesine.\nOrtak olayım artık,\nYunus'un çilesine.\n\nİçimde bir yöneliş\nSonsuzluk bestesine.\nGitsem artık diyorum\nÖteler ötesine.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret-i ruyün ile ceşmi ki giryan buluruz",
        "poet": "Urfalı Şair Nâbi",
        "poem": "\n\nHasret-i ruyün ile ceşmi ki giryan buluruz\nReng-i ruhsarını her katrede pinhan buluruz\n\nAnberin hattın ile ruyünü andıkça velî\nBezm-i endişe de bir micmer-i suzan buluruz\n\nNîkbahtan ki bulur cevf-i sadefde dür-i pâk\nŞumi-i baht ile biz katre-i baran buluruz \n\nAks-i  ruhsarını aylneden görsün o mehin\nKim ki der ateşi ab içre nümayan buluruz\n\nMailiz bir güle N'abî ki tebessüm etse \nHandeden gonce-i handanı peşiman buluruz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret içinde hasret",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nSevdaya düşüp de kopsa iki kul\nOnlar çeker hasret içinde hasret\nBirbirini yapıp gözde hayal bul\nOnlar çeker hasret içinde hasret\n\nOkuyup çaldığı şarkı denene\nMektuplar resimler çarkı denene\nAşklarının yeri parkı denene\nOnlar çeker hasret içinde hasret\n\nAşklarında gelip geçen her güne\nDoğan anılara düşlere düne\nBirbirinin yüzü iki gözüne\nOnlar çeker hasret içinde hasret\n\nHayallere papatyadan fallara\nAğaçta uykuda ad yer allara\nYanışta erişip közle yallara\nOnlar çeker hasret içinde hasret\n\nDönüp de çağlayıp gürleyen göke\nBedenlerden soğuk ter döke döke\nUykuya isimler düş çöke çöke\nOnlar çeker hasret içinde hasret\n\nAçılıp onulmaz gönül yarası\nYitsede başlarda telin karası\nDünyada ahrette yaşam sırası\nOnlar çeker hasret içinde hasret\nSedat hün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret İçindeyim",
        "poet": "Ertuğrul Şakar",
        "poem": "\n\nHasret içindeyim akşama doğru\nGönül kepenklerim bir bir inerken\nAkşam bir dağ başı,yol kesen uğru\nSoyuldum duyguya,yorgun ve erken\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Hüzün ve Hasret",
        "poet": "Arslan Yılmaz",
        "poem": "\n\nÖlümle pençeleşir gibi çırpınır yüreğim\nSiyah bulut gibi boşanır gözlerim\nHazan gibi dudaklarımdan dökülür sözlerim\nSebep mi hasret hüzün ve hasret\n\nGönlüm susuz pınar gibidir\nDünyam virane bağ gibidir\nKalbim kırık divan gibidir\nSebep mi hasret hüzün ve hasret\n\nÖzlemim sığmaz yedi kıtaya\nKederim bedeldir okyanusyaya\nNeşe aleminde yürürüm yaya\nSebep mi hasret hüzün ve hasret\n\nSaymak için rakam bulunmaz gamlarıma\nNe merhem var ne ilaç sancılarıma\nHasretle bakarım geçen hatıralarıma\nSebep mi hasret hüzün ve hasret\n\nAnadan bacıdan,yardan ayırdı\nDerdimin ortağı dosttan ayırdı\nSinemi onulmaz gamları saldı\nSebep mi hasret hüzün ve hasret\n\n        08.11.01984  SİVAS\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret II",
        "poet": "Zuhal Aksulu",
        "poem": "\n\nKızgın çölde suya hasret çiçekler gibi\nKutupta güneşe hasret gemiler gibi\nTuzla limona hasret tekila gibi\nÖzledim seni denizde nefesim gibi...\n\n21.12.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret II",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nİçimde bir korku var, el olacaksın diye,\nAçmışken yüreğimde, tez solacaksın diye.\nZaman neyi gösterir, bilmem ki yaban gülüm? \nTükenmekte ümidim, bu bekleyiş bir ölüm.\nZaman hızla akıyor, belirsiz bir ummana,\nİçimdeki korkuyu anlatamam ki sana! \nEllerimden kayıyor, her gün biraz ellerin,\nCanımdan can gidiyor, bil ki yaram çok derin.\nTanrı’dan tek dileğim, yalnız senden ibaret,\nEylemesin gönlümü, yeter ki sana hasret.\n\n10 Ağustos 1985 – Cumartesi / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret İle Kahverengi Gözlü Yar",
        "poet": "Ümüt Güngör",
        "poem": "\n\nBir karanfil gibisin nazende,\nHissettim kokunu ipek pazende,\nRüyalara daldım senle bazende,\nÖzlem ile kahverengi gözlü yar.\n\nKaramsar göründün çoğu zamanlar,\nHüzünü çaldı sazlar kemanlar,\nYüreğinden siyah çıktı dumanlar,\nHasret ile kahverengi gözlü yar.\n\nDışarıda kar yağıyor izledim,\nYüreğini yüreğimle sözledim,\nAkşam olsun diye saat gözledim,\nÖzlem ile kahverengi gözlü yar.\n\nGeceleri bir heyecan bizlerde,\nAşk ateşi dışa vurur sözlerde,\nBirbirini görür ise gözlerde,\nHasretinle kahverengi gözlü yar.\n\nMehtap ile gökyüzüne çıkarız,\nYıldızlardan bulutlara koşarız,\nAşkımızı yaşadıkça coşarız,\nÖzlem ile kahverengi gözlü yar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret'im",
        "poet": "Ruhsel Barışçimen",
        "poem": "\n\nAdını HASRET koydum\nSenin yokluğundan\nİlk kez böylesi üşüyorum\nÖzlemin rüzgarından\nDokunsalar ağlayacak gibiyim\nUzuun upuzun yollardan\n\nSanki karanlık bir yerdeyim\nGüneşin bile bana inadı var\nHasretin bittiği gün doğup\nSarıp sarmalayacağım diyor.\nBiliyormusun? \nBazen çok çaresizim\nBir nokta gibi küçülüp\nYok olacak gibiyim\nBazende sevinç dolu\nÇocuklar gibiyim\nGelecek! ... biliyorum.\nHASRETİM seni çok özlüyorum.\n\n   Ruhsel Barışçimen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret ile özlem ile dolaştım",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nHasret ile özlem ile dolaştım \n\nYüreğimle ruhumun gurbetini\nHasret ile özlem ile dolaştım\nBayramı olmayan tüm bayramlarda\nHasret ile özlem ile dolaştım\n\nDuygunun diliyle ana dilimi\nBu dünya insanın gurbet ilimi\nAna rahmi ana yurdumun yeri\nHasret ile özlem ile dolaştım\n\nDoğumdan ölüme kadar bu yolu\nDilimin tadında buldum bu yolu\nDost Şeref yüreğim duygumun yurdu\nHasret ile özlem ile dolaştım\n\n14/04/2010\nDost Şeref\n\n\n Kimden: Ali Aksoy 3 (Bay, 41)   \n Kime: Dost Şeref\n Tarih: 14.04.2010 20:43 (GMT 2:00)  \n\n\n Konu: Yn: [karadut-dilimde..] Hasret ile özlem ile dolaştım \n\ngönlünüze sağlık şiir dostu.güzel şiirlerinizden birini daha zevkle okudum. Şiir dolu günler diliyorum.selamlar saygılar.\n\n\n\n Kimden: Kzm Özdemir (Bay, 60)  \n Kime: Grup: Özgürlük Platformu\n Tarih: 15.4.2010 16:05 (GMT 2:00) \n\n\n Konu: Yn: [ozgurluk-platfo..] Hasret ile özlem ile dolaştım \n\nDilini doya doya konuşamayan insanların, okullarda dillerine kilit vurulan çocukların olduğu dünyamızda dilini konuşabilenlerin özlemi ciğerlerinde yatmaktadır. \nGüzel paylaşımınız iöin teşekkür eder, saygı ve sevgilerimi sunarım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret kaldıkça",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nKara sevdamızla dolalım gitsin \nBiz bize dünyada hasret kaldıkça \nBizde ne hisler ne bağlılık bitsin \nBiz bize dünyada hasret kaldıkça \n\nVazgeçmek dolmasın seninle bana \nGezelim bir sen bir ben yana yana \nÖzlem duyalım sen bana ben sana \nBiz bize dünyada hasret kaldıkça \n\nDüşlerde kalalım bizler baş başa \nUnutmak denilen çalalım taşa \nDönelim kırk yıllık iki yoldaşa \nBiz bize dünyada hasret kaldıkça \n\nAvunmak sarmasın her ikimizi \nKalpten silmeyelim o aşkın izi \nAlında yazgı yad edelim bizi \nBiz bize dünyada hasret kaldıkça \n\nDe dünya evine yazıklar olsun \nBizi kavuşmayan her yer kan dolsun \nKısmetle muradı kıranlar bulsun \nBiz bize dünyada hasret kaldıkça \nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret İse Turna Bir Cana",
        "poet": "Zafer Zengin Etnika",
        "poem": "\n\nBiliyorum\nİki gözün\nİki elin\nİki ayağın\nBir yüreğin\nYalnız kalışını\nTepeden tırnağa\nHasret...\nHasret...\n\nGülün yamacı kırmızıyken\nRitim tutar yürek saati\nhasret...\nhasret...\n\nBir zaman\nHasret...\nHasret...\n\nDem tutuyor\nCiğarası gözlerinde adamın\nHasret...\nHasret...\n\nTutabildiği\nBir bulutun bakışıdır oysa\nHasret...\nHasret...\n\nHasret ise turna\nBir cana\nBahardan bahar'a gelir yurduna\nHasret...\nHasret...\n\n03.01.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret kaldık",
        "poet": "Metin Beyazlı",
        "poem": "\n\nSevgi dolu yüreklere,\nHasret kaldık bu günlerde.\nBirlıkte atan kalplere,\nHasret kaldık bu günlerde.\n\nHakkı konuşan dillere,\nDostca uzanan ellere.\nŞefkat dolu gönüllere,\nHasret kaldık bu günlerde.\n\nGüller birlikte açardı,\nKokusu birlik saçardı.\nSevgiler dolar taşardı.\nHasret kaldık bu günlerde.\n\nDüşmanlık aldı yürüdü,\nKalpleri hased bürüdü,\nBence insanlık çürüdü,\nHasret kaldık bu günlerde.\n\nMevlam bize birlik versin,\nDüşmanlıklar sona ersin,\nDostluk tohumu yeşersin.\nHasret kaldık bu günlerde\n\n                  (22.05.2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kaldı",
        "poet": "İbrahim Ozan Vural",
        "poem": "\n\nZaten aşk bize mi kaldı.\nAlan aldı, satan sattı.\nHasret bize kaldı.\nGam, keder bize kaldı.\n\nSen yanlış kalpte doğru aşk ararken.\nSeni seven kalp sana hasret kaldı.\n\nAşk arıyorum dedim,\nAdını duyan yanaştı.\nBilmeyenin gözleri kamaştı.\nTadını alan ise kaçtı.\nHasret bize kaldı.\nGam, keder bize kaldı.\n\nSen yanlış kalpte doğru aşk ararken.\nSeni seven kalp sana hasret kaldı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kaldık",
        "poet": "Ahmet Sanlav",
        "poem": "\n\nHASRET KALDIK \n\nBir dosta selam saldık \nyalanmış sevgisi yalnız kaldık \nolmayan süte yogurt çaldık \nbir dosta,bir arkadaşa hasret kaldık \n\ndört garibin umudu oldu bayramlar \nnerde o eski sevgi dolu insanlar \nkin ve öfkeye bürünmüş tüm yalanlar \nbir insana,bir sevgiye hasret kaldık \n\nben fakirim,fakirlerin sesiyim \nyıllardır bir ekmek peşindeyim \nbir iş verinde bende sevineyim \nbir işe,bir aşa hasret kaldık \n\nAhmedim bu şartlar böyle gitmez \ngarib sofrasında zeytin,peynir yemez \nete sucuğa zaten para yetmez \ndoğru söze,doğru vaad'e hasret kaldık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret İzi",
        "poet": "Hatice Kuyumcu",
        "poem": "\n\nBekler bizi göğsü güzel dağlar.\nŞahin bakışlımın tek gözünü siper edip namlumun ucuna,\nGalip ve mağlup birde ben düşerim,\nGüz elması yanaklı dilber dağının peşine...\n\nKoca dağ koca göğsün yırtıp,\nEl edince  bize gürgen meşe tohumları,\nDağılıp tekrar tekrar toplanan sisler yücelerinde,\nOynaşınca ferden nasipsiz gözlerimizle...\nNe tütün söndüren kar tanecikleri,\nNede bastıkça çeken, çektikçe batıran çamur deryaları,\nAlıkoymaz yolundan yalın yüreğimizi...\n\nBir yürek ki yangın yeri...\n\nBu yürek cehennem ateşi...\n\nBir yürek ki bendeki...\n\nHasret  izi her zerresine çivilenmiş dövme...\n\nBabam daha döndürecekti hayatı, durmasaydı tekeri değirmeninin\nAnam gülecekti bu hayata gül ezmesi yanaklarıyla\nEskitmeseydik gülüşlerini\nKısalta kısalta tüketiğimiz, tüketip bitirdiğimiz seslerin,\nSessiz ağlayan kirli cümleleriyle kurduğumuz hayaller...\nEskitmeseydi gülüşlerimizi...\nYanıbaşımızda yitirdiklerimizin bir görünüp bir görünmeyen silüetlerini,\nSisli dağ başlarında bulma ümidine düşmezdik.\nEskitmeseydik gül reçeli bakışların ağza tat öpüşlerini...\n\nKim galip,\n\nKim mağlup,\n\nYa ben ben kimim? \n\nYitirdik biz bizi,birbirimizi...\n\nBilge Dağ,Baba dağ,Bacı Kardeş Dağ...\n\nBıraktık silahlarımızı ateşkes eyledik susturup elimize aldık,\nÇuval çuval tuz yükü yüreğimizi. \nBir yürek ki yalın,\nBir yürek ki korkak,titrek...\n\nGüz elması yanaklı göğsü güzel dağ,\nŞimdi bir masum tohumum ben.\nSesi yüreğime çağrı anam dağ.\n\nYeniden doğur beni...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kalacaksın",
        "poet": "Cebbar Korkmaz",
        "poem": "\n\nHASRET KALACAKSIN\n\nSevda dolu sözlerime\nBaş koyduğun dizlerime\nSana bakan gözlerime\nHasret kalacaksın\n\nArtık yanında olmayacağım hiç\nKendine en inanılmazından hasret biç\nAteşlerde yakacağım sana olan özlemimi\nIrmaklarla yıkayacağım\nHasretinden dolan gözlerimi\nSileceğim geçtiğim yollardan ayak izlerimi\nHasret kalacaksın\n\nEllerini titreyerek tutuşlarıma\nAşkınla çarpan kalbimin atışlarına\nSevda dolu mahmur bakışlarıma\nSenin için en yanık türküleri yakışlarıma\nArdından ismini haykırışlarıma\nHasret kalacaksın\n\nBir hasretlik türküsü olacağım dilinde\nBir aranan olacağım resmim elinde\nGölgemi bile saklayacağım senden\nHiçbir eser bulamayacaksın benden\nKahkahalarım çınlayacak kulaklarında\nSevda dolu sözlerim hep kalacak aklında\nKala kalacaksın pişmanlığınla\nHasret kalacaksın\nHasretle anacaksın\n2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kaldım",
        "poet": "Bayram Erdoğan",
        "poem": "\n\nAlın bu gurbeti verin köyümü\nTaşına tozuna ben hasret kaldım\nEtme Felek etme kesme önümü\nAşına tuzuna ben hasret kaldım\n\nSızlar yüreğimde ince bir sızı\nSarar gam kasavet çalamam sazı\nNeyleyim gurbette baharı yazı\nKışına güzüne ben hasret kaldım\n\nBir dem süremedim her günüm elem\nKaderim mi böyle bitmez bu çilem\nVarıp da o yarin yanında ölem\nDöşüne dizine ben hasret kaldım\n\nGülmüyor bu bahtım dert pare pare\nKavuştur Köyüme kaldım bi çare\nBu Bayram’ı bayram eyle o yâre\nKaşına gözüne ben hasret kaldım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kaldım",
        "poet": "Murat Şahin Selvi ",
        "poem": "\n\nÖzlemin sis perdesi var önümde\nSevdanın yolunu seçemiyorum\nAyrılık set çekmiş gönlüme\nVuslatın yolunu aşamıyorum....\n\nHasret mil çekmiş gözlerime\nAşkın yolunu göremiyorum\nTürküler ağıt yakmış halime\nDönemiyorum geriye\n\nŞarkılar ağlamış özlemlerime\nBu ayrılık niye diye\nSordum seni yıldıza aya\nIşık vermediler bana\n\nYalvardım maziye\nÇare bulamadı derdime\nPerişanım şimdi gurbetin ellerin de\nYakalandım feleğin pençesine\nGönlüm sürünüyor yerlerde\nHasret kaldım sevgiliye\n22-01-2003-Edirne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kaldım",
        "poet": "Muharrem Erbek",
        "poem": "\n\nYüzün dönder bak sevdiğim\nGözlerine hasret kaldım\nYa evet de ya da hayır\nSözlerine hasret kaldım\n\nGetir gözyaşın sileyim\nSana kavuşmak dileyim\nSen yürü bende geleyim\nİzlerine hasret kaldım\n\nHİCABI arıyor seni\nOlur mu bu aşkın kini\nNinni söyle uyut beni\nDizlerine hasret kaldım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kaldım",
        "poet": "Orhan Acar",
        "poem": "\n\nYaşamımda gülmek nedir bilmedim\nBağım çiçek açti ama dermedım\nBüyüklerde sevgi şefkat görmedim\nHasret kaldım sılam ile sevgiye.\n\nSılamla aramda büyük engel var\nGurbette yaşam zor hergün dıram var\nBilmem bu dünya bana neden dar\nHasret kaldım sılam ile sevgiye.\n\nNiye ey zalimler bilmemki niye\nSorarım kendıme bu çile niye\nSiyah saça aklar düştü bil niye \nHasret kaldım sılam ile sevgiye.\n\nHayel  kırıklığı her zamn mevcut\nBu satırlar benım derdıme kanıt\nKimse veremez soruma yanıt\nHasret kaldım sılam ile sevgiye.\n\nTek hayelım vardı huzurlu yaşam\nSılaya gitmeye dağlari aşam\nOvasında kırlarında dolaşam\nHasret kaldım sılam ile sevgiye.\n\nOrhanım sevgiye layık olmadım\nDerdımi anlayan dost bulamadım\nEngel büyük menzılıme varmadım\nHasret kaldım sılam ile sevgiye.\n      Orhan ACAR 22.09.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kaldım",
        "poet": "İbrahim Halil Demir",
        "poem": "\n\nHasret kaldım yar ile kucak kucağa şirin uykuya,\nSevdası düşürdü beni dibi görünmeyen bir kuyuya.\nGönül müptela olmuşsa kanı tatlı birine aniden,\nİster ki yaşadıkça her daim dizlerinde uyuya.\n\nHasret kaldı sevdalı mahmur gözlerim yari görmeye,\nGidiyorum aşkımı sevda gergefinde motiflerle örmeye.\nMahrum bırakmasın yaradan yeter ki yarin cemalinden,\nÇoktan hazırım yarin yürüdüğü yollara güller dökmeye.\n\nHasret kaldı nasırlı ellerim,el ele tutuşup gezmeye,\nHiç kimsenin gücü yetmez bu sevdayı bitirmeye.\nSevda illetine yakalanmışsa söz dinlemeyen gönül,\nBaşlar gece gündüz yarin yolunu heyecanla gözlemeye.\n\nHasret kaldı tenim Muhammedi gül kokan tenine,\nÖnem verilmez gerçek sevdalıların husumet ve kinine.\nGönül heybeleri dolmuşsa yapay olmayan sevdalarla,\nNakşeder gönül sevdiğini en güzel motiflerle zihnine.\n\nHasret kaldı gönlüm yarin içten tatlı bir tebessümüne,\nRengarenk ilmeklerle dokudum aşkı yüreğimin tümüne.\nBu aşk ve sevda uğruna dolaştım bunca diyar gurbet,\nAma şikayet etmedim bastım anılarımı gönül küpüne.\n24/01/2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hasret Kaldım",
        "poet": "Şahin Avcı",
        "poem": "\n\nGünler geçmez oldu burda gülüm\nGülüşüne hasret kaldım\nSen varsan zor gelmez ölüm\nVarlığına hasret kaldım\nSen yoksun,zor geliyor her şey\nİnan zor geliyor\nHasret büyüyor bak içimde\nKokuna hasret kaldım\nİçimde bir huzur eksik\nBilirim sen yoksun\nGeceleri yanıbaşım boş\nBilirim sen yoksun\nVarlığına hasret kaldım\nGeceler soğuk ve yalnız\nBak üşüdü ellerim,üşüdüm\nSıcaklığına hasret kaldım\nHani bana hep sorardın ya\nBeni seviyormusun diye\nSeni seviyorum demeye,\n hasret kaldım.\nSeni seviyorum demene, \nhasret kaldım.\nBilirim bitecek bu hasret\nBu hasret bitecek,elbet\nama çok sıkıldım gülüm,sen yoksun\nYaşadığım her günün sonunda\nSadece sen yoksun\nBir tek sen yoksun\nHasretimsin......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kaldım",
        "poet": "Metin Beyazlı",
        "poem": "\n\nYine ben özledim memleketimi\nBurnumda tütüyor canım Erzurum\nEller bilmez gurbet elde halimi\nIçten içe yakar beni Erzurum\n\nÇok özledim karla kaplı kışını\nIlk baharı sonbaharı yazını\nUnutamam palandöken dağını\nKarlarına hasret kaldım erzurum\n\nGözümden hiç gitmez peynir yağları\nDaldan dala koşan bal arıları\nYaylaları ovaları bağları\nBallarına hasret kaldım Erzurum\n\nZemzem gibi akar soğuk suları\nÇok sert eser Erzurumun rüzgarı\nÇetin geçer memleketin kışları\nSoğuğuna hasret kaldım erzurum\n\nYaylada yayılır sığır koyunu\nHasretin gurbette büktü boynumu\nKebabının olmaz asla doyumu\nKebabına hasret kaldım Erzurum\n\nNice anılarım orada kaldı\nHasret ve özlemin içimi sardı\nKader bizim yolumuzu ayırdı\nYollarına hasret kaldım Erzurum\n\nDoğunun kalesi sensin gözlerde\nTarih kokar cami medreselerde\nÇifte minareler üç kümbetlerde\nTaşlarına hasret kaldım erzurum\n                                       18.12.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kaldım",
        "poet": "Yasin Şen",
        "poem": "\n\nDünya dönüyor gençlik biçare\nBilinmiyor omuzlardaki en büyük sermaye\nCahillik almış başını, Kalmamış bir seviye\nHastet kaldım çirkinlikten yoksun zamana\n\nGençlik bitap düşmüş ne yaptığını bilmez\nSanki beyinler yıkanmış kendinden olanı sevmez\nGözlere perdeler inmiş eğriyi doğruyu görmez\nHasret kaldım edep haya bilen evlada\n\nKulaklarda bilinmedik bir çalgı\nVücutta sayılamayan binlerce delgi\nİnsandan gayrı kediye köpeğe olmuş en büyük sevgi\nHasret kaldım yusuf yüzlü canlara\n\nDer yasin bu sözleri boş geçmeyin\nYaşamı bu dünya bilmeyin\nŞeytanın eline koz vermeyin\nHasret kalırsınız geçmişte YAŞAYAMADIKLARINIZA\n\nHastet kaldım çirkinlikten yoksun zamana\nHasret kaldım edep haya bilen evlada\nHasret kaldım yusuf yüzlü canlara\nHasret kalırsınız geçmişte YAŞAYAMADIKLARINIZA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kaldım",
        "poet": "Feyzullah Evcil",
        "poem": "\n\nBir muhabbet vardır, günün birinden\nAşkın şarabın içtin, ol elinden\nSevdayı dinledim, tatlı dilinden\nOldu gece, sesine kaldın hasret\n**\nElleri yazardı hep aşk sözleri\nSeni seviyorum derdi dilleri\nTellerde gezinir ufak elleri\nOldu gece, saz,mızrap, kaldı hasret\n**\nDuyulurdu ayak sesleri yoldan\nKör sokak şenlenir, gelişi candan\nKüt küt atardı kalbi heyecandan\nDar sokağın yolu da kaldı hasret\n**\nEVCİL'im yandım artık, avareyim\nBana sormayın artık, ne haldeyim\nOlan oldu, kalbimin dilindeyim\nElim,tenim,o canâ kaldı hasret\n\n23 nisan 2014 çarşamba\n23:56\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kaldım",
        "poet": "Baki Ortak",
        "poem": "\n\nHasret kaldı sana gönlüm \nHasret kadım güzel yüzlüm \nBırakıpta gittin beni \nNe hallerdeyım ben şimdi\n\nGülüşüne hasret kaldım \nBakışına hasret kaldım\nGül yüzüne hasret kaldım \nDön gel artık gör halimi\n\nYıllar oldu senden yarim \nNe bir haber ne bir mektup\nBıraktığın son dorakta \nHer gün bekliyorum seni\n\nGülüşüne hasret kaldım \nBakışına hasret kaldım\nGül yüzüne hasret kaldım \nDön gel artık gör halimi\n\nGöz yaşlarım oldu pınar\nAkar oldu ırmak ırmak\nÖlsem burda haberın yok\nGel artık ınadı bırak \n\nGülüşüne hasret kaldım \nBakışına hasret kaldım\nGül yüzüne hasret kaldım \nDön gel artık gör halimi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kaldım Gül Yüzüne",
        "poet": "Mahmut Şimşek",
        "poem": "\n\nBiz ikimiz bir aylık nişanlıydık\nNedense hiç beraber olamadık\nAşkım şimdi asker oldun ayrıldık\nHasret çekerken bile biz yalnızdık\n\nÖzledim seni girsen hayalime\nSevgilim koysan başını dizime\nBaksam tatlı tatlı güzel yüzüne\nHasret kaldım ben senin gül yüzüne\n\nSevgilim mektup yaz geçsin elime\nSevdiğini söyle bu askerine\nSeni özlemek mi o ne kelime\nHasret kaldım ben senin gül yüzüne\n\nÇare var mı benim sensizliğime\nElbet bir gün gelirim hiç üzülme\nSevgilim yaş girmesin o,gözüne\nHasret kaldım ben senin gül yüzüne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret kaldım kara gözlü yar sana",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nHASRET KALDIM KARA GÖZLÜ YAR SANA\n26.12.1981   Cumartesi\n\nNe zamandır gurbet elden bezmişim\nHasret kaldım kara gözlü yar sana\nBazen dertli bazen neşe yazmışım\nHasret kaldım kara gözlü yar sana\n\nGelemedim kara günler bitmedi\nUyuyamam gözüm uyku tutmadı\nMektup saldım arkadaşlar atmadı\nHasret kaldım kara gözlü yar sana\n\nSensiz geçen günler zehirden acı\nBaşımıza geçti ayrılık tacı\nYokmu yavrum sende gönül ilacı\nHasret kaldım kara gözlü yar sana\n\nHüseyin'e oldu bütün olanlar\nNedir garip başımıza gelenler\nBizden kötü olsun bize gülenler\nHasret kaldım kara gözlü yar sana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret kaldım selam yolla(Türkü sözü) ..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Hasret,Sevda..\n\nİnce beli sarar kolun\nBir sekseni geçer boyun\nHasretliğin yârim uzun\nYollarının tozu duman hey..\n\nHasret kaldım selam yolla\nÇakır göz ile\nAçan gül ile\nGülüm söz ile\n\nGözü yaşlı bekler gönül\nYanık yanık öter bülbül\nYol kenarı sarı sümbül\nYollarının tozu duman hey..\n\nHasret kaldım selam yolla\nÇakır göz ile\nAçan gül ile\nGülüm söz ile\n\nGeçe geçe bitmez hasret\nYârim aşkın bana servet\nGüller açtı demet demet\nYollarının tozu duman hey\n\nHasret kaldım selam yolla\nÇakır göz ile\nAçan gül ile\nGülüm söz ile..\n\nBaharıma naz eyleme\nYâr gönlüme kış eyleme\nSabredemem hiç söyleme\nYollarının tozu duman hey..\n\nHasret kaldım selam yolla\nÇakır göz ile\nAçan gül ile\nGülüm söz ile\n\nTarih:11.07.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kaldım Sana",
        "poet": "Mustafa Ali Akbaş",
        "poem": "\n\nBir şiir,bir mısra,bir nakarat gibi,\nHasretim,hasret kaldım sana,\nBir güneş,bir yıldız,bir ay gibi\nHasretim, hasret kaldım sana,\n\nDallar arasında açan çicek gibi,\nHasretim,hasret kaldım sana,\nBana herzaman yaptığın gülücük gibi\nHasretmi,Hasret kaldım sana\n\nYansında korolsun yüreğim,sensizliğe\nHasretim,Hasret kaldım sana\nBir bakışın yeter, bu sevgiliye\nHasretim Hasret kaldım sana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kaldım Kayseri’ye",
        "poet": "Hasan Yüksel",
        "poem": "\n\nTekir'de kurulmuş kara çadırlarına\nMeleşip duran kınalı kuzularına\nEriyip de akan buz gibi sularına \nHasret kaldım sana, ey sevgili Erciyes.\n\nBir dilim çemenli kuşgömü pastırmana\nGadasını aldığım o güzel mantına\n'Norüyon' deyip de sarılan insanına\nHasret kaldım sana, ey sevgili Kayserim.\n\nYaylasında koşturup duran atlarına\nHavasına, suyuna Uzun Yaylasına\nGöklere değmiş Melikgazi kalasına\nHasret kaldım sana, sevgili Pınarbaşı’m.\n\nÇağlayıp gürül gürül akan şelalene\nSeni kucaklayıp saran Kayabaşı'na\nEşi benzeri olmayan yeşilliğine\nHasret kaldım sana, ey sevgili Bünyan’ım.\n\nYemeye doyum olmaz o güzel elmana\nGörülmeye değer eşsiz Kapuz başı’na\nOrmanına, suyuna, o güzel halına\nHasret kaldım sana, ey sevgili Yahyalım.\n\nKıvrılıp ta uzayıp giden yollarına\nOvasına, kırına, kuşuna, kurduna\nAşık Seyrani'nin güzel torunlarına\nHasret kaldım sana, ey sevgili Develim.\n\nSıra sıra dizili yeşil bağlarına\nİnsem oradan Cumhuriyet Meydanı'na\nDönüp baksam Hacılar’ına Talas'ına\nHasret kaldım sana, ey sevgili KAYSERİM...\n\n         (Şu Bizim Kayseri Dergisi / İstanbul 2004)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kaldım Sevdiğim",
        "poet": "Baki Ortak",
        "poem": "\n\nHaydi yarim gel bana altın alayım sana \nİsterim bal dudaktan bir öpücük ver bana\nEvleri önü çarşı yar gelir kara kaşlı\nBenim de sevdiğim var dosta düşmana karşı\n\nHasret kaldım sevdiğim her gün seni görmeye\nHasret kaldım sevdiğim her gün seni sevmeye\nHasret kaldım sevdiğim al yanaktan öpmeye\nHasret kaldım sevdiğim ben yolunda ölmeye\n\nElimde kırık sazım yarım azıcık nazlı \nKurban olayım sana gel bize bazı bazı\nDilek dağın başında çalayım sana sazı\nBen çalayım sen oyna anan görmesin bizi\n\nHasret kaldım sevdiğim her gün seni görmeye\nHasret kaldım sevdiğim her gün seni sevmeye\nHasret kaldım sevdiğim al yanaktan öpmeye\nHasret kaldım sevgilim ben yolunda ölmeye\n\nGel gidelim bayıra çarşaf serdim çayıra\nSaçına gül takayım bal dudaktan öpeyim\nYarimin cilvesine köz düştü yüreğime\nVerseler seni bana gece gündüz beslerim\n\nHasret kaldım sevdiğim her gün seni görmeye\nHasret kaldım sevdiğim her gün seni sevmeye\nHasret kaldım sevdiğim al yanaktan öpmeye\nHasret kaldım sevdiğim ben yolunda ölmeye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kaldım Sana..",
        "poet": "Hüseyin Yanmaz",
        "poem": "\n\nSensiz bu dünyada yaşamak \nEn kötü kader olsa gerek biliyorum \nEy benim hasret kokan kardeşim \nBu ayrılığa dayanır mı bu yürek \n\nGel desem gelemezsin biliyorum \nÖzlemin,le her gün eriyorum \nBu ayrılık içimi yakıyor biliyorum \nGünler sessiz hiç geçmiyor görüyorum \n\nHasret kaldım senin o güzel yüzüne \nHiç gözükmez oldun artık gözüme\nGün geçtikçe daha çok özlüyorum seni \nResmine bakarak hep ağlarım gizlice \n\nYalnız ve tek başıma kaldıkça deliriyorum \nGözlerim senden başkasını görmüyor\nSöyleyin dostlarım kardaşım nerde\nHasret kaldım o güzel yüzüne\n\nBen sana hasrettim kardeşim sana\nParmak kaleme Kalem kağıda hasret \nAşık sazına sazı sözüne hasret \nBen sana hasret kaldım sana Kardaş...\nHüseyin Yanmaz\n05/10/2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kaldım Köyüm Sana...",
        "poet": "Hüseyin Yanmaz",
        "poem": "\n\nHasret kaldım köyüm sana \nKöyüm göründü uzaktan bana\nUzun olur bizim yollar\nGide gide bitmez bir türlü \n\nBulunmaz eşin benzerin senin \nArasalarda bulamazlar asla benzerin\n\nSevenlerin hasret kaldı taşına toprağına\nBütün sevenlerin gelmek ister buralara\nZalim gurbet de herkes bin pişman\nŞu benim gönlüm \nHasret kaldı  taşına toprağına\n\nTandırda pişen sıcak ekmeğin \nYayıkta yaydığın soğuk ayranın \nAteşte yaptığın ayran aşın \nBal gibidir bana senin yavan aşın \n\nYağmur yağar toprak damlar akardı \nYazın buram buram topraklar kokardı\nGüzel olur yağmuru çamuru köyümün \nHüseyin yanmaz hasretindenyanar olmuş\n\nGarip gönlüm sana hasret kaldı \nAh çektikçe gönlüm derde büründü \nUzaklardan bana köyüm hayal göründü \n\nUzun olur bizim yollar bitmez bir türlü \nŞimdi burnumda tüter güzelim köyüm \n\nGelmek ister şu benim gönlüm \nHasret kaldım köyüm sana \n\nYaylalarda koyunlar meler durur \nBütün kuşlar hep birlikte ötüşür \nBekle beni güzelim köyüm \nAz kaldı köyüm sana ulaşam \n\nDertlerimle geldim köyü sana\nmezarlıkta geçtim de geldim \nİçimi yaktım ah çektim de geldim \n\nGözlerimde işte o an yaşlar döküldü \nDerin düşünce sardı dururdu beni \n\nKöyümde yaşadıklarım aklıma geldi \nGönlüm deli çağlayan gibi coştu durdu \nAğlaya ağlaya göz pınarlarım kurudu\nköyüm sana hasret kaldı bu gönlüm...\nHüseyin Yanmaz\n 13/12/2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kaldım Sana Anne",
        "poet": "Abdülkadir Selçuk",
        "poem": "\n\nÖmründen gün eksiliyor \nAma ben sevinhiyorum Anne\nDoğan güneş seni müjdeliyor\nAsker ocağında hasret kaldım sana Anne\n\nBurnumda kokun tütüyor\nBu hasretlik içimi yakıyor\nGünler saymakla bitmiyor\nAsker ocağında hasret kaldım sana Anne\n\nŞehit olursam eğer ağlama\nVatan borcu farz oldu bana\nEğer kırdıysam seni bağışla\nAsker ocağında hasret kaldım sana Anne\n\nDaha dün saçımı okşardın\nOğlum deyip bağrına basardın\nYıllar nasıl geçti dur durak bilmeden\nAsker ocağında hasret kaldım sana Anne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kaldım  Sevgilime",
        "poet": "Cemil Öksüz",
        "poem": "\n\nHerkes güler ben ağlarım kimse sormaz sebebi ne\nHasret kaldım gurbetelde, hasret kaldım sevgilime.\nNe günüm belli ne gecem, uyku girmez gözlerime\nHasret kaldım gurbetelde, hasret kaldım sevgilime.\n\nGam kederle geçer ömrüm,yazık olur günlerime\nHasret kaldım gurbetelde, hasret kaldım sevgilime.\nHaber salın yârim gelsin derman olsun dertlerime\nHasret kaldım gurbetelde, hasret kaldım sevgilime.\n\n...............................22.08.2010...Beylikdüzü/İSTANBUL...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kaldım",
        "poet": "Esas Çocuk",
        "poem": "\n\nHasret kaldım o gülüşüne\nYüzümde aynı ifade \nGözlerim buğulu \nBir umut ışığıyla \nDalıyorum bir boşluğa \nİçimdeki hasret dışa vuruyo....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret kaldım vatanıma köyüme",
        "poet": "Nur Emiroğlu",
        "poem": "\n\nNe haindir gurbet ocağı\nKan ağlatır,inletir insanı\nBu özlem yakında öldürür beni\nHasret kaldın vatanıma,köyüne\n\nYarim mektubunu aldım okudum\nGözyaşın damlamış,farkına vardım\nMektubunu öpüp de,göğsüme koydum\nHasret kaldım vatanıma,köyüme\n\nNasıl anlatayım,burda ki çile\nİt olduk gavurların eline\nPara kazanmak için geldim gurbete\nHasret kaldım vatanıma,köyüme\n\nAnam ile babamı kardaşlarımı\nÇok özledim herkesi,söyleyin selamımı\nİçimde ki ateş sardı bağrımı\nHasret kaldım vatanıma,köyüme\n\nNe ezan sesi,ne dost var gurbette\nTürk insanı gibi olmaz elbette\nBir avuç vatanımın toprağından gönderin bize\nHasret kaldın vatanıma,köyüme\n\nSancakta dalgalanan bayrağıma\nAşığım ben vatanıma,yurduma\nOlsa işimde dönsem evime\nHasret kaldım vatanıma,köyüme\n\nİşte böyle dostlar,gürbet acıdır\nUzaktan görenlerin ağzı sulanır\nÇektiğim acılar,gurbetten hatıradır\nHasret kaldım vatanıma,köyüme\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret kaldım üzümörene",
        "poet": "Fahrettin Özcan",
        "poem": "\n\nGözümde tütüyor köyümün dağları taşları\nBir başka güzeldir ovaları kırları bayırları\nHayat verir insana o yemyeşil ormanları\nBir başka eser burda hasret rüzgarları\n\nBir başkadır köyümün o sessiz geceleri\nBir başkadır köyümün o eşsiz imeceleri\nBir başkadır o güzel sebze bahçeleri\nBir başka kokuyor o rengareng gülleri\n\nHasret kaldım buz gibi akan sularına \nHasret kaldım üzüm veren bağlarına\nHasret kaldım toz kokan toprak yollarına\nHasret kaldım sözünün eri insanlarına\n\nBurda birbaşka isimler Ayla, Hale, Jale\nBenim köyümde ise Ayşe, Emine,Fadime\nDüşündükçe hayret ediyorum bu gidişe\nÜç günlük dünyada hasret kaldım köyüme\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kalmışım",
        "poet": "Ayhan Okumuş",
        "poem": "\n\n\n\nBu dünyada eşin bulunmaz senin\nGüzellikten yüzüne bakılmaz senin\nBeni yaktı kül etti o kara gözlerin\nO ceylan bakışına hasret kalmışım\n\nBir zamanlar seni sevip okşardım\nBen senle can bulur senle yaşardım\nSeni görmek için yollarına bakardım \nO süzülüp gelişine hasret kalmışım \n\nSenden öğrendim sevilmeyi sevmeyi\nSeninle yaşadım mutluluğu her şeyi\nBen sende buldum gerçek aşkı sevgiyi\nO sıcacık öpüşüne hasret kalmışım\n\nŞu deli gönlüm yalnızca senindi\nEllerim vücudunda kenetlenirdi\nBen tenini okşadıkça alevlenirdi\nO sımsıcak tenine hasret kalmışım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kaltım",
        "poet": "Mehmet Yaşar",
        "poem": "\n\nYedi yıldır gidemedim memlekete,\nHasret kaldım ovasına, dağına,\nHasret kaldım güzel köyüme,\nHasret kaldım yine memleketime.\n\nHasret kaldım taşına toprağına,\nHasret kaldım suyuna havasına,\nHasret kaldım anama babama,\nHasret kaldım yine memleketime.\n\nBuralarda kaldım yine bu sene,\nHasretim ben aileme, köyüme,\nOralar özletti buralar yaktı beni,\nHasret kaldım yine memleketime.\n\nHasret kaldım taşına toprağına,\nHasret kaldım suyuna havasına,\nHasret kaldım anama babama,\nHasret kaldım yine memleketime\n\n(-Kuzgunlu-Cin-Mehmet_YAŞAR-)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kervanı",
        "poet": "Engin Namlı",
        "poem": "\n\nBir kara sevdanın esiri oldum \nİki gözüm zindan görür her yanı \nIşıksız diyarda biçare kaldım \nKavuştur Leyla'ma hasret kervanı \n\nMektup,şiir,selam avutmaz beni \nGözlerim görmek istiyor kendini\nÖzledim ellerini,ak tenini\nKavuştur Leyla'ma hasret kervanı \n\nGünler asır kadar uzun burada \nGeçmek nedir bilmez zaman burada \nYaşadığım hayat yaman burada \nKavuştur Leyla'ma hasret kervanı\n\nEngin NAMLI   11:44 23.04.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kıyameti",
        "poet": "Engin Aktepe",
        "poem": "\n\nSustum senden sonra konuşamıyorum....\nEller anlamaz beni susmak en güzeli...\nYola düşer gözlerim sustuğum vakit...\nGece olur sana gelirim sen uyurken sevgilim...\n\nBir yolculuk başlar senle gittiğin yere....\nGölgem olur sensizliğe çalan tüm saatler...\nŞu gurbet akşamları bir yanım sıla bir yanımda sen...\nSende olmazsan çekilmiyor hasret kıyameti her gece...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kalmıştım",
        "poet": "Ruhi Hatunoğlu",
        "poem": "\n\nBir sesini duydum bir de nefesin\nCandan sohbetine hasret kalmıştım\nKesti ayağımı yerlerden sesin\nCandan sohbetine hasret kalmıştım\n***\nTebessüm aradım güzel sesinde\nTaş kesti sohbetin dağ ötesinde\nEski neşen yoktu can kafesinde\nCandan sohbetine hasret kalmıştım\n***\nDurgunluk olmuştu senin tavrında\nHüsrana uğrayan yürek kahırda\nGözlerden boşalan kanlı yaşlarda\nCandan sohbetine hasret kalmıştım\n***\nKalbin mi kırıldı niye sitemin\nSorup soruşturdum yoktur matemin\nAğrısı dinmiyor gönül yaremin\nCandan sohbetine hasret kalmıştım\n***\nDilinden sözcükler zoraki çıktı\nAnladım bi tanem can benden bıktı\nFazlası nazların canın mı sıktı\nCandan sohbetine hasret kalmıştım\n***\nRuhiyi kahretti can demeyişin\nUsunda kalmıştı gülümseyişin\nHicran yarasına neşter çekişin\nİçten sohbetine hasret kalmıştım.\n                       04.07.2009/OLTU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret ki...",
        "poet": "Bahri Köksal",
        "poem": "\n\nSenden çok uzaklarda yabancı bir yerdeyim\nDağlardan öte,saatler süren yolların yarısında\nDüşümdesin dolunay gibi,bil ki seninleyim\nYeni doğan bir günün çatlayan akışında...\n\nYolları katediyorum,ağaçsız bir ovanın düzlüğünde\nGözlerinin yeşili,yemyeşil buğday başakları\nSalınıyor nazlı nazlı,esen yelin serinlğinde\nVe ben seni düşünüyorum,şafak yeni sökmekte...\n\nAyrılığın yollarına çivi koydular,uzun uzun\nKaranlık gecelere,dikenli teller çektiler\nDağlar başka,tepeler başka,ben başka mahzun\nSenli olan kalbimi acı çığlıklarla söktüler....\n\n                                   Ankara-1977\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kokan Çiçek",
        "poet": "Faruk Gökbulut",
        "poem": "\n\nSen gönlümdeki dileksin\nBahçemdeki sarı kelebek\nCennetten süzülen meleksin\nÖzlem ol gel, hasret kokan çiçek\n\n01 ŞUBAT 2003\nŞ.URFA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kokar",
        "poet": "Tahsin Seherli",
        "poem": "\n\nBiri Soruyor Siirlerin Hep Hasret Kokar\nNormal Dostum Gurbet Beni Yakar\nCevabim Acik SILAM Gözümde Tüter\nBu Yüzden Siirlerim Hasret Kokar\n-\nNe Zaman Gözümü Azicik Kapatsam\nBiraz Uzanipta Yataga Söyle Yatsam\nAklimi Memletimi Silami Taksam\nAglar Siirleri Yazarim Hasret Kokar\n-\nBu Satirlari Ben Yazarken Yavas Yavas\nGözlerimden Dökülür Boncuk Boncuk yas\nölüm Serbetini iciyorum Her Gün Bir Tas\nKafami Takar Siir Yazarim Hasret Kokar\n-\nGurbet Ellerde Aksam Günes Batinca\nHerkes Evlerine Cekilip de Yatinca\nTahsin Gurbet Ellerde Tek Kalinca\nDüsünür Siir Yazarim Hasret Kokar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret kıyamete kaldı gidiyor",
        "poet": "Aliye Budak",
        "poem": "\n\nAdını siz koyum aşk mı tutku mu\nSerimi sevdaya saldı gidiyor\nLal-i nalan etti kesti nutkumu\nAklımı başımdan aldı gidiyor\n\nGörürmüyüm dedim günün birinde\nYurt değişmiş yeller eser yerinde\nİçli şarkıların namelerinde\nGönül hülyalara daldı gidiyor \n\nO bir çiğ tanesi çimende çimde\nGönlüm gamlı hazan,buhran içinde\nKaldım bir özlemin esaretinde\nHasret kıyamete kaldı gidiyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kokulu Yar",
        "poet": "Behçet Elcik",
        "poem": "\n\nHasret kokulu yar,\nKokun beni sarmalar,\nYoksa geliyormusun,\nReyhan sallaninca koku yayar.\n\nHasret kokulu yar,\nAttığın zindandayim, çıkmadım\nSensiz dünya neye yarar,\nZuleyha yusufunu arar.\n\nBak, saçlarıma aklar düştü,\nGözlerimde hala hülyan, çıkmadım gitti,\nGelirsen eğer, genç arama\nİhtiyarlık çoktan çöktü,\n\nHasret kokulu yar, gel gayri.\nVuslatım seni arar,\ngeç olmadı.tasa etme,\nbir anlık vuslatın, bin seneler kadar.\n\nHasret kokulu yar, gözlerim seni arar.\nÖzlemimi sorarsan, özledim.\nDerecesi Hülyam kadar,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kokusu",
        "poet": "Çiğdem Çakır",
        "poem": "\n\nAyrılık acısını çekerim baktığım siyah gözlerinde,\nHasret kokusu mıhlandı endişelenen yüreğimde,\nSır veren bu felaketin veda mıdır gerçek hayale,\nHislerim ruhunu getirmiyor, çiçek özlü sevgime.\n\nGidişinle kan akıtırsın, yaşanacak ömür hevesime,\nKül edersin hayat fermanımı, umut kırarsın yürekte,\nSoğuk düşünce üşütür beni, dertlenirim nefeste,\nSenle yaşananlar duman olur, kalmaz ki değerinde.\n\n(Aksaray / 09 Ağustos 2005)  \nSimli Resim\nSimli Resim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kokusu",
        "poet": "Salim Erben",
        "poem": "\n\nHASRET KOKUSU\n\nSanma gurbet benimle doğmuş\nKimler açmış kimler solmuş\nDağlar taşlar tanık olmuş\nSevgisi hasret kokanların\n\nGecesi olmayan gündüzü bilmez\nSensiz yaşamaya yaşam denmez \nBu deli gönül hiçbirini sevmez\nSevgisi candan olanların\n\nDalar gider derinden derine\nÖzlem duyar hasret tenine\nDiken koymaz gülün yerine\nSevgisi sadık olanların\n\nDuysa zalım sevda çığlıklarını\nİçten yanan kül kaplı kor gibi\nBir bilse can arzularına \nSevdiğine yanıp kül olanların\n\nÖzlem duyar hasret tenine\nDiken koymaz gülün yerine\nSevgisi sadık olanların\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hasret Kolay Değil",
        "poet": "Cihat Şerbetçioğlu",
        "poem": "\n\nHasret kolay değil,\nHele alışılası hiç değil kadınım,\nYar başka,\nAna,oğul,kız başka.\nAsılası hasret! \nKurşunlanası hasret! \nBıraksın yakasını yolların,\nHer saniyesi\nGöğüs kafesime değen\n\tKurşuna bedel,\nHer saati bir ömre namussuzun! \n\nHasret kolay değil,\nHele alışılası hiç değil kadınım.\nNe zaman yaşamışsam ayrılığı\nÖncekinden bin kat fazla\nDuymuşum acısını.\nBurkulmuş içim,yaşarmış gözlerim.\nNe zaman hançeri dayanmışsa yüreğime\nVe ne zaman \nAyrılık korkusu sarmışsa benliğimi\nİliklerim erimiştir zemheriye.\n\nHasret zor,\nHasret ölümle eş,\nAlışılası da hiç değil kadınım! \n\n \n\n\n\n\n\nHasretin yuvamızdan çaldığı\n\tyüz on yedi günün\n\tyüz on dördünü\n\tgün ortası\n\t\tçarmıha gerip\n\t\t kurşuna dizdim kadınım.\n\tÜç günü\n\t\tsevdalı kadınım,\n\t\t\toğlum\n\t\tbir de kızımın\n\tgöz yaşlarından zincirlerle\n\tasacağım tugaydaki ağaçlara.\n\tSonra koşacağım kilometreleri\n\tbir nefes sigarada\n\t\tyuvamın sıcaklığına.\n\tHasret gurbette çok borçlandı bana.\n\tve bir tek şeyle ödedi\n\tseni\n\tnasıl ölesiye sevdiğimi öğretti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kokuyor",
        "poet": "Hasan Kocamanoğlu",
        "poem": "\n\nBilirim, bütün şu mısralarımda\nYine satır satır hasret kokuyor\nGurbet beni, vuslat hasreti seni\nBizi birlikte ve aynı anda\nYine hep hasret yakıyor\n…\nBilirim, yine sıla gözümde tütüyor\nSenin de sözlerin beni ürkütüyor\nBenim de sözlerim adım adım\nYine hep hasret kokuyor\n…\nNerede ve ne zaman, \nAzıcık bir hayale dalsam\nUzanıp da yatağa yatsam\nBiraz da seni aklıma taksam\nYine düşüncelerim hasret kokuyor\n…\nŞu satırları sana yazarken\nGözümden yaşlar dökerken\nGurbetle vuslatımın arasında\nSavaşla kıyasıya yaşarken\nYine pür melalim hasret kokuyor\n…\nVar ya şu gurbet ellere bakınca\nHele bir de güneş batınca\nHerkes evlerine çekilip de yatınca\nYine her halim, her anım\nHasret içre hasret kokuyor\n…\nBursa–300310\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Koridoru",
        "poet": "Ertuğrul Yılmaz",
        "poem": "\n\nSaat sabahın üçü,\nYürüyorum hasret koridorunda,\nDoyamadan hasretini çektiğim,\nCeylanımı düşünüyorum,\nBir elimde sigaram,\nBir elimde resmi varken,\nDurmadan yürüyorum ona,\nHasret koridorunda...\n\nÖzlemi,\nBir hançer misali saplanıyor yüreğime,\nOnu düşünmek bile,\nAyaklarımın acısını unutturuyor,\nBirden o gül yüzü,\nSilinir gibi oluyor hayalimden,\nResmine bakarak avunuyorum,\nÖpüyorum onu,\nHasret koridorunda...\n\nSabahın bu saatinde,\nÖylesine dolu ki hasret koridoru,\nGözleri nemli, çok uzaklara bakan,\nÖylesine sevdalı varki burada,\nHepsi,\nAyrılık günlerinin bitmesini,\nİple çekiyor adeta,\nÇile çekiliyor, duygular frenleniyor,\nHasret koridorunda...\n\nSeven gönüllere, \nArzulayan duygulara gem vuruldukça,\nŞu kısacık ömürde,\nAyrılıklar oldukça,\nElbet bitecek bu günler,\nBen olmasam da,\nYokluğum fark edilmeyecek,\nHasret koridorunda...\n\nAĞUSTOS-1991 Çukurca\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Koydu Bu Gurbet",
        "poet": "Ferit Battal",
        "poem": "\n\nGünbegün artırdı ah u zarımı, \nVatanıma hasret koydu bu gurbet. \nÇok özledim anayurdu harımı \nBayrağıma hasret koydu bu gurbet\n. \nHazan vurdu yaprak gibi solgunum, \nÇok çileler çektim ruhen yorgunum, \nHançer yedim sol yanımdan vurgunum, \nMilletime hasret koydu bu gurbet. \n\nMazimi unuttum boş gezdim nice,\nGecem gündüz oldu gündüzse gece,\nAçık söz söylerim bilmem bilmece, \nToprağıma hasret koydu bu gurbet.\n\nRabbim kula verir rızkı nimeti,\nAhrete ulaşmaz dünya serveti, \nCihanda söylenir yurdumun methi, \nDevletime hasret koydu bu gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kokuyor",
        "poet": "Berkay Kur",
        "poem": "\n\nTutuldum işıksız karanlıklara\nHayalin önümde öyle duruyor\nSarıldım umutsuz yanlızlıklara\nHer taraf bu gece hasret kokuyor\n\nResmine baktım da bastım bağrıma\nDerman gibi geldin gönül yarama\nÖmür gibisin sen şu tek canıma\nHer taraf bu gece hasret kokuyor\n\nAnılar canlandı yine gözümde\nBir hece gibisin her an sözümde\nYatsaydın olmaz mı yorgun dizimde\nHer taraf bu gece hasret kokuyor\n\nAçtığım kucaklar boş geri döndü\nÖyle bir alevdin bir anda söndü\nDüştüğüm terk edip gittiğin gündü\nHer taraf bu gece hasret kokuyor\n\nKırdın şişeleri sarhoş olmadan\nÇaldın hayatımı bana sormadan\nVurdun beni zalim sürem dolmadan\nHer taraf bu gece hasret kokuyor\n\n01/  06/  09.....Berkay Kur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Koydun Gurbet Beni",
        "poet": "İsmail Aydoğmuş",
        "poem": "\n\nSenin olsun paran pulun\nHasret koydun gurbet beni\nSenin olsun İstanbulun\nHasret koydun gurbet beni\n\nHem anama hem bacıma\nGüzel gözlü gardaşıma\nYol gözleyen cananıma\nHasret koydun gurbet beni\n\nGidemedim ben köyüme\nÖzlediğim şu evime \nKedim ile köpeğime\nHasret koydun gurbet beni\n\nTarlam ile toprağıma\nDallarıma, yaprağıma\nBozduğun bahçe, bağıma\nHasret koydun gurbet beni\n\nİsmaili çok ağlattın\nDertlerine dertler kattın \nÖldürüp köşeye attın\nHasret koydun gurbet beni\n\nŞubat 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Kuşu",
        "poet": "Kenan Yıldırım",
        "poem": "\n\nHasret kuşu ne güzel ötüyor,\ntebessümle çıkıyor nameleri,\ndalların üzerinde aşkla çırpınıyor,\nyaprakların kıskançlığına aldırmadan,\n\nzamanı gelince konuşur tüm yürekler\nsuskunluğun çaresizliğinde boğulsa da\nkuşla yaprak gibi herkes aşkı bekler\ndalın saflığında kuş aşka gider yaprak umuda\nbencilce dökülür yaprak, kuş arkasına bakmadan uçar,\nnankörlüğe dayanamaz dal, çatlar gider sonsuzluğa.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Koydun",
        "poet": "Yusuf Dursun Bulut",
        "poem": "\n\nKöyümün toprağına taşına,\nHavada uçan kuşuna.\nBahar, yaz, kara kışına,\nHasret koydun...\n\nYağan yağmur karına,\nTarla taban kıratına.\nÇayır çimen dağına,\nHasret koydun...\n\nTere yağlı omacına,\nSelvi boylu ağacına. \nTandır ocak sacına,\nHasret koydun...\n\nGüller açan bağına,\nÇeşmesine, akan suyuna.\nElma, kiraz armuduna,\nHasret koydun...\n\nKoyun kuzu çobanına\nDere tepe bayırına.\nYağlı yoğurt ayranına,\nHasret koydun...\n\nGarip Yusuf'u esen yeline,\nCoşkun akan seline.\nÇiğdem çiçek gülüne,\nHasret koydun...    03.06.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Koydum Zamanın Adını....",
        "poet": "Melek Ayaz",
        "poem": "\n\nHasret koydum zamanın adını güzel bacım...yürürüz, yürürüzde adımlarımızın dili, hep  suskundur bacım vallahide suskundur, billahide suskundur...Offf gül yüzlü bacım, yüreğimizden kuşlar havalanır, turkuaz mavilerde anıların içinde, kanatları ıslak ve solgundur,,,Ah yüreğimin kırkbeş yıllık yarısı, ekmeğimizi, sevinçlerimizi, üzüntülerimizi paylaştığımız, zamanın adını hasret koydum bacım hasret...Acıların yüzü sinsi sinsi sokuldu talan edilmiş ömrümüzün toprağına....acı ve onur aynı iklimi solur hem sende, hemde bende bacım....\nUsulca çöktük bacım kimseler anlamadı çöktüğümüzü, yazı hiç görmedik, sonbaharı  yaprakları arasında hep savrulduk, inanki savrulduk, işte bu yüzden  ince, ince  kanıyor geceler bacım, bu yüzden hasret koydum ben zamanın adını Hasret....\nOffff gülyüzlü bacım nasıl anlatsam bilmiyorum, inanki bilmiyorum, bedenimize sığmaz oldu bu kankusturan acılar...yangınlar,  anlıyorsun bacım biliyorum, bir yürek ateşi vurdu bizi, yiğit ölümlerle yüz yüze kaldık, hem sen yandın, hemde ben yandım, suya hasret kalmış çorak topraklar gibi...bıraktık özlemin yağmurlarını, varsın yağsın acılarımızın,  ıssızlığımızın üstüne,,,katlansın hüznümüz, hükümlensin yüreğimiz bacım hükümlensin varsın...zaten biz hükümlü doğmadıkmı...çıkmaz bir sokağın suskun çaresizliğinde, yeterki sevgin yüreğimde bana eş olsun, çiçeğe durmuş bir dal gibi, dal gibi diyorum çünkü bir zamanlar çiçeğe durmuş dal gibiydik ikimiz, şimdi ise hasret koydum zamanın adını güler bacım vallahide billahide hasret koydum...hasret...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret'le...",
        "poet": "Cem Karadeniz",
        "poem": "\n\nYokluğun kar gibi beyaz bir örtü\nİçimde üşüyen yürek sendedir.\nYaktı küle döndü, hasretin yükü\nDağları ısıtan sevdam sendedir.\n\nAdımı unuttum, kimliğim sensin\nUmut türkülerim, seni getirsin\nSevdamın çırağı, ustası sensin\nYoldaşım yarenim; gönlüm sendedir.\n\nYanar sönmez içim, yürek kan ağlar\nHasretin sazında, tel tel notalar\nMuhlis, Nesimi de can da gül açar\nDerman diyorsun ya o da sendedir.\n\nCem Karadeniz\n20/12/2010\n11:50\nKartal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Mahkumları...",
        "poet": "Hasan Ayar",
        "poem": "\n\nçizilmemiş içerde, özgürlük hudutları...\nher gün acı çekiyor bu hasret mahkumları...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Mektubu",
        "poet": "İlyas Kambalı",
        "poem": "\n\nBu yad elde bilmem kaçıncı yazım\nHasretlik mi nedir inliyor sazım\nSanmasın ki benim bu yâre nazım\nKalır isem yaz bahara gelirim\nYaz dost gelirim\n\nGöz yaşımdan yollar yaptım salına \nTez haberim o yiğite salına\nSon günümde son havadis alına\nGelmez ise yaz bahara ölürüm\nYaz dost ölürüm\n\nKara kalem mi çalında yazıma \nKar mı yağdı baharınan yazıma\nBu can feda bir gözünün yaşına\nGeç kalırsam tez mezarın kazıma\nKalır isem yaz bahara gelirim\nYaz dost gelirim\nİlyas KAMBALI\n21.12.2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret limanına demir atmışım...",
        "poet": "Ozan Nuri Ceyhan",
        "poem": "\n\nSen bana bir ışık yakmasan bile\nBir daha yüzüme bakmasan bile\nNazlanıp karşıma çıkmasan bile\n…Hasret limanına demir atmışım.\n\nAcımasız demişlerdi görmezse\nDönüşü zor olur tava gelmezse\nBoşuna üzülme kıymet bilmezse\n…Hasret limanına demir atmışım.\n\nTamam deyip bırakırsan tedbiri\nBir adım gidersin üç adım geri\nKusurun gözüne saymanın yeri\n…Hasret limanına demir atmışım.\n\nBünye alışıyor hasret çekmeye\nİnan bana çok az kaldı bitmeye\nZaten niyeti yok çekip gitmeye\n… Hasret limanına demir atmışım.\n\nYelkenler yırtılmış pruva kırık\nBoğazımda düğümlenir hıçkırık\nÖmrümüz tükendi bitmez ayrılık\n…Hasret limanına demir atmışım.\n\nBaşa dönüp suçlu aramıyorum\nDoğru bir karara varamıyorum\nBen yalnız bir işe yaramıyorum\n…Hasret limanına demir atmışım.\n\nZulmün sillesini önceden tattım\nHuzurum istendi bedava sattım\nOzan’ı arama ben çoktan battım\n…Hasret limanına demir atmışım.\n\nİst/2013\n\nDeğerli dostumdan; \n\n'Konmuşum dalına, açar mı diye \nKuş olup benimle, uçar mı diye \nİçimde bir kuşku, kaçar mı diye \n.....Hasret limanına demir atmışım...' Mustafa Bay, 'ZEYBEK HOCA'\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Mektubu",
        "poet": "Münevver Arslan",
        "poem": "\n\nYine gece oldu ve yine yoksun yanımda ama biliyorum sen yine oradasın\nBiliyorum, çünkü benim için atıyor o kalbin; hani birbirimize söz vermiştik ya hatırlıyor musun? \n-“Sevdiğim nerde olursak olalım asla unutmayacağız birbirimizi çünkü kalbimiz hep ikimiz için atacak.” diye\nİşte oradan biliyorum sevdiğim.\nDışarıda hava yine çok soğuk umarım üşümüyosundur sen orda? \nKalın giyin tamam mı? \nÜstünü de sıkı ört çünkü sen hasta olursan bende hasta olurum\nBilirsin ne kadar deli olduğumu, aklıma koyarsam yaparım\nAklıma koyarsam sen hastasın diye bende kendimi hasta ederim\nTamam, tamam sen üzülme sevdiğim ben sana söz verdim kendimi üzmeyeceğim \nAma lütfen sende dikkat et kendine olur mu? \nHani seninle her zaman gittiğimiz çay bahçesi varya bugün oraya gittim \nVe yine her zamanki gibi beni o simit attığımız martılar karşıladı\nAma bu sefer onlarda benim gibi biraz buruktu sanki anlamışlardı senin yokluğunu\nÜzülmeyin dedim onlara yakın da gelecek ve beraber size simit atıcaz dedim\nSonra orda bir çay içtim ve düştüm gene sensiz boş sokaklara\nYine soğuktu hava ama senin yokluğun üşütüyordu beni aslında\nNeyse aşkım bu kadar yeter bu seferlik hasret mektubu,\nUmarım yakında gelirsin buraya ve umarım her zamanki gibi yine beraber atarız martılara yemeklerini\nÇünkü seni özler oldu bu gözlerim sadece seni görmek ve o sımsıcak ellerine dokunmak ister bu yüreğim \nUnutma sevdiğim seni çok ama çok seviyorum sen her nerede olursan ol\nSenin için atar bu kalbim taki bu hayattan gidene kadar\nAma unutma sevdiğim ben ölsem de aşkımız ölmeyecek \nNe bu dünya da nede diğer tarafta seni hep ama hep seveceğim\nHoşçakal sevdiğim kendine çok ama çok iyi bak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret mevsimi",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nAşk yeli dineli yıllar olsa da\nSevenler yaşanır hasret mevsimi\nBaşlar ak benizler kırış dolsa da\nSevenler yaşanır hasret mevsimi\n\nŞarkılar çalıp ta okularıyla\nUyku tezgahta düş dokularıyla\nMektubu resimi kokularıyla\nSevenler yaşanır hasret mevsimi\n\nAğaçlara adlar saçmalarıyla\nPapatya falları açmalarıyla\nGözlerde uykular kaçmalarıyla\nSevenler yaşanır hasret mevsimi\n\nUykuda isimler sayıklarıyla\nDilekli yıldızlar kayıklarıyla\nRuhlara hayaller yayıklarıyla\nSevenler yaşanır hasret mevsimi\n\nMaziyle anıyla dolmalarıyla\nSağır kör divane olmalarıyla\nBirbirini can kan bulmalarıyla\nSevenler yaşanır hasret mevsimi\n\nSevdada yaşanan gün ana ana\nYürekler ateşten gür yana yana\nDöne döne kalpler bir viran hana\nSevenler yaşanır hasret mevsimi\n\nKara kış bahar yaz güzün içinde\nGah bir gözün gah bir yüzün içinde\nBedenler kalıp ta hüzün içinde\nSevenler yaşanır hasret mevsimi\n\nUykuda isimler dolup ta dile\nRuhlarda doğup ta rüyalar ile\nYalnız dünya değil ahrette bile\nSevenler yaşanır hasret mevsimi\nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Mevsimi Şimdi",
        "poet": "Cumali Tektaş",
        "poem": "\n\nTaze gelinler gibi\nBir köşede el gibi\nSeher vakti yel gibi\nHasret mevsimi şimdi\n\nDilekler dilde gizli\nGöğsümde mermi izli\nYâre kavuşmak sisli\nHasret mevsimi şimdi\n\nGünden güne bu yara \nGönülde düşer dara\nİnanmasan bir ara\nHasretinle gel bana\n\nYolcu yolunu bulmaz\nKader bahtını bulmaz\nUmut yurduna varmaz\nHasret mevsimi şimdi\n\nKurtlar ovaya indi\nCan kafeste direndi\nKör bıçaklar bilendi\nHasret mevsimi şimdi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret mi Kalacağız?",
        "poet": "Batur Nafiz Tançağlar",
        "poem": "\n\nHasret mi kalacağız biz Mardin’e Muş’a? \nYalnız hayal mi kuracağız, Yemen, Huş’a? \nBu ülke dönecek mi kırkılmış bir kuşa\nSilkin Ey Türk Milleti, nedir bu hallerin? ... \n\n28 Ekim 2009 Çarş.13:49\nŞehremini/Fatih/İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret mi? (Gönülçelen)",
        "poet": "Serkan Andiç",
        "poem": "\n\nSesin hala canlanır şarkılarda\nUzağında olupta özlemek aşksa\nHasret mi ceza hasret mi\nSevda, ahir sevda\nSeven anlar, gören anlar\nBeste mi, dert mi\n\nHasret mi ceza hasret mi\nSevda, ahir sevda\nSeven anlar, gören anlar\nBeste mi, dert mi\n\nKeder demlenir zamansız ayrılığa\nKolay gelir belki unuturuz zamanla\nKader denir acımasız yalnızlığa\nKolay gelir durum umutsuz aslında\n\nBıraktım hüznü damlalara\nBıraktım seni notalara\nBıraktım kalbimi yanında, beni hatırlatır sana\n\nBıraktım hüznü damlalara\nBıraktım seni notalara\nBıraktım kalbimi yanında, beni hatırlatır sana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Nöbeti",
        "poet": "Aydın Gürz",
        "poem": "\n\nbir gece hasret nöbeti yine \nağır geçiyor sensizlik\nnöbetlerimi boğuyorum yine\nsus pus oluyor sessizlik\n...\naydın gürz\n04/02/2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Nedir Biliyor Musun",
        "poet": "Tolga Baydar",
        "poem": "\n\nÇok zor sensiz ve çaresiz kalmak\nKısmet değil artık, sana varmak\nGözlerimin görevi hep ağlamak\nHasret nedir, biliyor musun\nGönlümü kızgın demirle dağlamak\n\nİçimde yaşıyorsun sen\nHasret nedir, biliyor musun\nKendi elim, kendi gözümsüm sen\nEllerim dokunduğunda gözlerime\nKalbimi durduruyorsun sen\n\nBir bir geçmeyen günleri saymak\nAn be an o acı veren rüyalara dalmak\nYaşamak için her an var olmak\nHasret nedir, biliyor musun\nYokluğunda seninle birlikte olmak\n\nİçimde yaşıyorsun sen\nHasret nedir, biliyor musun\nKendi elim, kendi gözümsüm sen\nEllerim dokunduğunda gözlerime\nKalbimi durduruyorsun sen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret nedir vuslat ne",
        "poet": "Musa Arık",
        "poem": "\n\nEy can\nHasret nedir vuslat ne\nDolanmakmıdır boynuna\nKadife sesin\nUzanıp tozunu almakmıdır\nNice uzak hasretin\nAkmasımıdır bir dağın\nIrmaklar gibi yüreğimize\nBir tatlı meltemmidir\nİlk baharlar mücdesi\nOkyonus mavisiylemi\nSüslenmiştir hayaller\nNe fısıldar zamanda\nAlır uçurur bizi sevinç\nHasret nedir vuslat ne\nAnlardan\nTatlı bir anmıdır\nNice sevinç coşku dolu\nKutlu bir bayrammıdır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Odu Bu Kulbe-i Ahzanım İçündür",
        "poet": "Seyyid Mir Hamza Nigari",
        "poem": "\n\nÇok istediğim cânımı cânânım içündür \nCânânımı çok istediğim cânım içündür\n\nAh eylediğim âhü tek anber nefesinden \nLa’lin sıfatı ağladığım kanım içündür\n\nHunin-i ciğerim gamze-i bürrânın elinde \nŞüride gözün dide-i giryânım içündür\n\nHün-hâr gözün nize-i müjgânı cem’ etdi \nBildim bu tedârik dil-i virânım içündür\n\nFeryâd-ı seher ü nâle-i şâm u âh-ı ciğer-süz \nVü kan ağladığım bir gül-i handânım içündür\n\nCânım yakılur âteş-i hicrân ile ammâ \nHasret odu bu külbe-i ahzânım içündür\n\nCem’ oldu temâşâya Nigâri kamu âlem \nGördüm ki benim nâle-i süzânım içündür\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Ne Demekmiş Öğrettin Bana..! !",
        "poet": "Durak Yiğit",
        "poem": "\n\nYÂR sen buralardan gittin gideli\nHasret ne demekmiş öğrettin bana\nGül yüzüne beni hasret edeli\nHasret ne demekmiş öğrettin bana\n\nSam vurdu bağlarım başladı hazan\nKaynıyor bedenim sanki bir kazan\nBizden beter olsun hasreti yazan\nHasret ne demekmiş öğrettin bana\n\nYanardağ misali şu bağrım yanık\nCümle alem bilir ay bile tanık\nCemaline beni eyleyip sanık\nHasret ne demekmiş öğrettin bana\n\nYazdım hece hece aşka ağıdı\nIslattı yaşlarım kuru kâğıdı\nEngeller hep bana sanki dağıdı\nHasret ne demekmiş öğrettin bana\n\nSen gideli gönül olmaz bahtiyar\nHüzünden kederden oldum ihtiyar\nDolaşırım şimdi YÂR diyar diyar\nHasret ne demekmiş öğrettin bana\n\nBi-çareyim boynum yana eğiktir\nKaldırmaz bedenim nasıl bir yüktür? \nDer DURAK'ım artık mevla büyüktür\nHasret ne demekmiş öğrettin bana\n\nDurak YİĞİT\nGönüllerin Şairi\nKOCAELİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret pınarı",
        "poet": "İsmail Çiftci",
        "poem": "\n\nAla gözlüm nazlı gülüm\nDön geriye et bir nazar\nAl canımı as boynunu\nGötür sat sen pazar,pazar\n\nViran olur sensiz bağım\nSensiz ne ölü ne sağım\nErittin yüreğim yağım\nCan özümde azar,azar\n\nTattırma varlıkta yoku\nİlmek,ilmek sevgi doku\nOku güzel sevdam oku\nAşk kitabı bunu yazar \n\nÇiftci İsmail’im gördü\nSenin için canın verdi\nSenden özge yoktur derdi\nYokluğunda sızlar,sızlar \n\n04 07 2106 PAZARTESİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Özlem Olmadan",
        "poet": "Mehmet Sait Şimdi",
        "poem": "\n\nHTML,BODY{cursor: url('http://downloads.totallyfreecursors.com/cursor_files/HeartBlue.ani') , \n\nHasret özlem olmadan aşk olurmu birtanem\nGözlere yaş dolmadan aşk olurmu birtanem\nSen güldür ağlat bazen,\nSen öldür yaşat bazen\nYoksa sıcak bir busen aşk olurmu birtanem\n\nOlurmu olurmu aşk olurmu birtanem\nOlurmu olurmu aşk olurmu birtanem\n\nBen sana vurulmadan hasretle sarılmadan\nKüsmeden darılmadan aşk olurmu birtanem\nÖmrünü sermiyorsan \nArayıp sormuyorsan \nElini vermiyorsan aşk olurmu birtanem\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Öldürür",
        "poet": "Erdoğan Yılmaz",
        "poem": "\n\nHoş geldin demeden anlat diyorsun \nBenzi solmayanı gurbet soldurur\nYüreğin yanıyor kan ağılıyorsun\nGurbette adamı hasret öldürür\n\nDertler bölük bölük dermansız gelir\nGözün dağı taşı sevdiğin sanır\nEceli geleni Azrail alır\nGurbette aşığı hasret öldürür\n\nYediğin lokmalar boğazından geçmez\nGüllerin hep solar çiçeğin açmaz\nGurbet ecel gibi genç yaşlı demez\nGencecik fidanı hasret öldürür\n\nSöylersin dağlara dağlar da yanar\nBakarsın yollara yollar da sızlar\nSılada babaya hasret çocuklar\nEvladım Ümran'ı hasret öldürür\n\nHep kanadı kırık kuşlar bir türlü\nBağırlarına taş basmış her biri\nCepte dertli öter gurbetin zili\nAşık Erdoğan’ı hasret öldürür\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret perdesi çekilir aşkın üzerine 6",
        "poet": "Aytekin Orhan",
        "poem": "\n\nEllerin dokunuyor geceye\nMezesi oluyor gözlerin içilen\nYudumlanan aslan sütü\nBoğazı yakan anasona karışır\n\nŞaşırtıcı zaman\nŞaşkınlığın nöbetleri\n\nZaman durgun, sessizliğe gebe\nDüşük yapıyor kimliğimiz\nBiz bizden ötelere\nKırlangıçlar göç ediyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Rubaisi",
        "poet": "Gülay Yıldız",
        "poem": "\n\nGökyüzü senin, güneşte\nDört duvar benim, hasrette\nKucaklasan denizi benim yerime\nBana bir kum tanesi de olsa getirsen\nBoynumu bükmesen, sevindirsen...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Rüzgarı",
        "poet": "Arslan Yılmaz",
        "poem": "\n\nAkşam üstü güneş kızıllığında\nYakar yüreğimi hasret rüzgarı\nSavurur kül eder tüm bedenimi\nÇöllerde bırakır hasret rüzgarı\n\nGece karanlığı çöker bağrıma\nBırakmaz çıkayım nurlu sabaha\nDarbeyi bir daha, bir daha,daha\nVurur şu beynime hasret rüzgarı\n\nBırakmaz hülyamda göreyim nazlım\nağlatır düşümde elimde sazım\nhiç bitmezki kışı gelsin baharım\nDondurur mevsimi hasret rüzgarı\n\nÇeşmenin yanında dudağım çatlar\nOrmanda gül yitik kupkuru otlar\nÖnümde uzanır sonsuz deryalar\nBuzlatır içirmez hasret rüzgarı\n\n 1993-İSTANBUL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret sancısı",
        "poet": "Ahmet Bekteş",
        "poem": "\n\nhasretin canıma yetti uyku haran oldu gözüme\nne olurdu birkere kulak versen benim sözüme\ndeme bana sakın ne olur sık dişini sabreyle\nbir miyor gönlümün bu hasret sancısı\n\nömreüm geçince baharla kışlarla\nseviyorum seni yaradan aşkıyla\ndayanamaz oldum sensiz geçen ana\nbitmiyor gönlümün hasret sancısı\n\nbir çözümü yokmu çekilen acıların\ndinmiyor gönlünde hasret sancıların\nhiç çaresi yok yaşanan o ğüzel günlerin\ndin miyor gönlümün hasret sancısı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Sancısı",
        "poet": "İbrahim Kuzu",
        "poem": "\n\nSen orda ben burda uzaktaykan biz\nDinmiyor gönlümün hasret sancısı\nFeleğin çarkında tuzaktayken biz \nDinmiyor gönlümün hasret sancısı \t\n\nÖmrümden geçince baharlar kışlar\nŞu seven kalbimde bir hüzün başlar\nArdından günlerce döksem de yaşlar\nDinmiyor gönlümün hasret sancısı\n\nİçim firkat ile her gün yanarken\nYine de gülemem seni anarken\nSevda masalına ömrüm dönerken\nDinmiyor gönlümün hasret sancısı\n\nGarip aşığınım bilsen de yine\nRuhuma derinden dolsan da yine\nHer an düşlerimde kalsan da yine\nDinmiyor gönlümün hasret sancısı\n\n(Ağustos 2003-ELAZIĞ)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Şarkısı",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nHasretin; gözümün önünde.\nKendim sanki, bir düğünde.\nKokun hala, benliğimde.\nHiçbir şey yok, henüz ellerimde.\n\nDilimde söylediğin şarkı.\nDüşsekte, şuanda ayrı.\nÇok özledim, güzel yarı.\nHer an, söylediğin o şarkı.\n\nHani ellerimden, tutardın.\nBeni sen, benden aldın.\nKalbimi nasıl da, çaldın.\nBir ben, bir de sen vardın.\n\n06.02.2005\nkaradeniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Şarkısı",
        "poet": "Mustafa Yılmaz İsmailoğlu",
        "poem": "\n\nHASRET ŞARKISI\n\nKimler demiş bunlar böyle yaşıyor\nBirbirlerini çok çok seviyorlar\nİkisi de bir kalp birleşiyorlar.\n\nDiyenler desinler canım sevgilim\nUzat ellerini hasret kalksında\nUzun mesafeler var aramızda.\n\nHasret şarkıları tutturmuşsunda\nTa buraya kadar sesler geliyor\nSesle uçurumlar cebelleşiyor.\n\nSolgun görünüyor şimdi çehren de\nDayanılmaz nice acılarınla\nDoğan uzun hasret şarkılarınla\n     10.06.1961 – Gaziantep\n\nİsmailoğlu Mustafa YILMAZ - İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Senin İçin",
        "poet": "Alişan Satılmış",
        "poem": "\n\nHASRET SENİN İÇİN\n\n        Umudun donuk gözlerinde\n        Zehir zıkkım bir sancı\n        Şimdi hasret yüreğim\n        Çiçekler soluğun! \n        Mektupların ak mevsiminde\n        Hasret senin için\n        Ötem parmaklık\n        Berim parmaklık\n        Hücrem daracık\n        Yastığım/Yorganım\n        İki büklüm kıvrıldığım beton\n        Sigaramın dumanında hayal\n       ....................................\n        Bütün kapılar kapalı\n        Gün yüzüme \n        Yalnızlığın deminde sana açık\n        Silik hüzmeler sevincinde...\n        Hasret senin için\n        Sarmaşıklar büyüttüm penceremde\n        Ötelere her bakışta\n        Sonrası gurbet olmuş gözlerin\n        Çıkışa kalsın kucaklaşmamız deyişinde\n        Hasret senin için.....\n\n                                                                                                                                                                    05/08/1990\n                                                        Alişan Satılmış\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Sevgiden Öte",
        "poet": "Tahir Sakman",
        "poem": "\n\nsevmek kolay\nzor olan hasret\nhasret sevgiden öte\n\nsevgiden öte yaşamak\nhasretle\nbıçak sırtınd....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Sevgi Besliyor",
        "poet": "Şahin Ertürk",
        "poem": "\n\nHiç bıkmadı yüreğim\nSevgi ile doluyum\nYokluğuna alıştım\nHasret sevgi besliyor\n\nGitmek kendi tercihin\nSana neden kızayım? \nBuymuş benim kaderim\nHasret sevgi besliyor\n\nElim,kolum bağlıyım\nÇağırsan da gelemem\nSen'li yarın düşlemem\nHasret sevgi besliyor\n\nGece,gündüz demedim\nYaz gününde titredim\nHasretinle sözlendim\nHasret sevgi besliyor\n\nGörülmedi böylesi\nGeçti ömrün yarısı\nAşkımızın meyvesi\nHasret sevgi besliyor\n\nBOYALI DÜŞLER adlı\n4.ncü şiir kitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret * Şarkısı",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nHasretin; gözümün önünde.\nKendim sanki, bir düğünde.\nKokun hala, benliğimde.\nHiçbir şey yok, henüz ellerimde.\n\nDilimde söylediğin şarkı.\nDüşsekte, şuanda ayrı.\nÇok özledim, güzel yarı.\nHer an, söylediğin o şarkı.\n\nHani ellerimden, tutardın.\nBeni sen, benden aldın.\nKalbimi nasıl da, çaldın.\nBir ben, bir de sen vardın.\n\n06.02.2005\nkaradeniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Sürgünü",
        "poet": "İlyas Özkan",
        "poem": "\n\nÇok erken yaşta düştü şu gurbet ele yolum\nGariplik.. iliklerime dek hissediyorum\n\nBilmezdim hasret nedir; gör ki derinden tattım\nHer ağan günle hicranıma, bin hicran kattım\n\nOcaklar gibi yandım, eridim mum misâli\nUfka mıhlandı bakışım, beklerken visâli\n\nHani nerde âh, çocukluğumun şen günleri\nNe kadar sürer bilmem, şu hasret sürgünleri\n\nDaha ne kadar aksın, yanağımdan gözyaşım\nDert ve ızdırapla ne kadar zonklasın başım\n\nElbet geçer Safrani, hüzünden eser kalmaz\nBirgün biter acı ve ızdırap; keder kalmaz...\n\n(02.05.2005\nSalı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Sonu",
        "poet": "Memo Alp",
        "poem": "\n\nSustu kocamillet hiç konuşmayacak\nAçtı agzını hasret hiç susmayacak\nVe ynine yüreklere yazık olacak\nAma senin gibiler anlamayacak\n\nKaranlık odamda yalnızım ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret sensin nefret sensin can sensin",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nHasret sensin nefret sensin can sensin\n\nAcıyı acıyla nasıl yenersin\nBeden sensin akıl sensin can sensin\nDüşüncede kıskançlığı neylersin\nHasret sensin nefret sensin can sensin\n\nYanlışım başarım başarısızlık\nÖfkeyle kendine yapma haksızlık\nÇok kötü hastalık bu duyarsızlık\nSabah sensin güneş sensin can sensin\n\nYaşarken aldığım bu kutsal nefes\nUmutla yaşamak  mutlu bir heves\nYaşama aşkımız sonsuzluğa ses\nYarın sensin bahar sensin can sensin\n\nDibi derin sonsuz kuyular gibi\nAcıyı çekmeyen kullar der gibi\nDost şeref vurulmuş uykular gibi\nRüya sensin hayal sensin can sensin\n\n22/04/08\nDost Şeref\n\nKimden: omer34 (Bay, 42)     \n Kime: Dost Şeref\n Tarih: 23.04.2008 19:56 (GMT +2:00)    \n\n   Konu: Yn: [aska-sevdalilar] Hasret sensin nefret sensin can sensin...Yeni \n\n  Dost Şeref'e bu güzel şiiri için sevgiler sunarım... \nşimdi şiirlerinizi okumaya başlıyorum.gurbete de selam buradan...\n\n\n\n Kimden: omer34 (Bay, 42)      \n Kime: Dost Şeref\n Tarih: 23.04.2008 20:04 (GMT +2:00)     \n\n   Konu: Yn: [aska-sevdalilar] Hasret sensin nefret sensin can sensin...Yeni \n\n  Sevgili Şeref Abi hepsi hoş,çok engin bir yürek ve sanat var da.şiir e uç noktalardaki siyaset hiç yakışmıyor.herkesin ortak paydası yaşamın en güzel namelerini yazıp içerisine sağ sol gibi anlamsız ayrılıklar atınca o güzelide zay ediyor. \nçok güzel bir hanımın çok rüküş makyaj yapması gibi birşey... \nmecbur hissettim yazdım kusura bakma bir eleştri sadece tercih sizin tabii ve saygı duyuyorum.. \nsevgilerimle...\n\n\n  Kimden: yelda39 (Bayan, 48)    \n Kime: Dost Şeref\n Tarih: 23.04.2008 21:17 (GMT +2:00)   \n\n\n Konu: Yn: [aydinlar-ileric..] Hasret sensin nefret sensin can sensin...Yeni \n\n  Acıyı acıyla nasıl yenersin \nBeden sensin akıl sensin can sensin \nDüşüncede kıskançlığı neylersin \nHasret sensin nefret sensin can sensin \n\nne diyebilirim harika mısaralar teşekkürler yüreğinize saglık saygılar..\n\n\n  Kimden: YusufAygun\n Kime: Dost Şeref\n Tarih: 24.04.2008 12:42 (GMT +2:00)  \n\n   Konu: Yn: [biz-bize-sairler] Hasret sensin nefret sensin can sensin...Yeni \n\n  gönlünüze sağlık çok beğendim iman ve Tevhit dolu bir yaşam diliyorum allah sizi esirgesin\n\n\n Kimden: kızlarıma (Bayan, 35)  \n Kime: Dost Şeref\n Tarih: 23.04.2008 23:28 (GMT +2:00) \n\n   Konu: Yn: [mavibulvar-boyd..] Hasret sensin nefret sensin can sensin...Yeni \n\n  ÇOK GÜZEL,AKICI BİR ÇALIŞMA EFENDİM.YÜREĞİN DERT GÖRMESİN.KUTLARIM.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Tohumlarını..",
        "poet": "Selahattin Sahip",
        "poem": "\n\nHASRET TOHUMLARINI\n\nHasret tohumlarını,gönül bahçeme ektin,\nKaranlık gecelerde,umutları tüketin,\nHani dönmeyecektin,yeniden beni seçtin,\nGönül kapım kapalı,sen şansını kaybetin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Şiiri",
        "poet": "Halil Gökkaya",
        "poem": "\n\nBir ateş düştü özüme,\nYaktıkça hasret eriyor.\nÖyle mahzunca yüzüme\nBaktıkça hasret eriyor.\n\nBiraz olsun beni izle\nBiraz düşün, biraz özle.\nYoluma hep güler yüzle,\nÇıktıkça hasret eriyor…\n\nBen, ben miydim senden önce? \nYenilendim sen gelince.\nSen gözümden ince ince\nAktıkça hasret eriyor…\n\nNe yamanmış seni sevmek,\nÇözüldü dert ilmek ilmek…\nBakışların şimşek şimşek\nÇaktıkça hasret eriyor…\n\nHasreti koyma masana,\nHalil koşsun her tasana.\nAklımı fikrimi sana\nTaktıkça hasret eriyor…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret treni",
        "poet": "Şair Nickinanna",
        "poem": "\n\nAnadolu gar'ında...\n\nkatar,katar vagonlar..\n\ngurbetin yolcuları...\n\nhasreti yüklüyorlar....\n\n\n\nanadolu gar'ında...\n\nhasret yüklü vagonlar...\n\nbir tren düdügüyle....\n\nbaşlıyor ayrılıklar....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret tufanı",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nÇok aşk tattım bir tek iki gözünde\nRuhumda yağıyor hasret tufanı\nCananlar içinde yalnız yüzünde\nRuhumda yağıyor hasret tufanı\n\nEllerin uğrunda en bol elinde\nTellerin uğrunda en bol telinde\nDillerin uğrunda en bol dilinde\nRuhumda yağıyor hasret tufanı\n\nSevda şarkılarda en çok şarkında\nMektuplar çarkında en çok çarkında\nMekan denilende en çok parkında\nRuhumda yağıyor hasret tufanı\n\nPapatya falda en ulu falında\nAnılar dalda en ulu dalında\nSevda yallarda en ulu yalında\nRuhumda yağıyor hasret tufanı\n\nResimler içinde en gür resminde\nAğaçta isimde en gür isminde\nHayal kesimlerde en gür kesminde\nRuhumda yağıyor hasret tufanı\n\nUykuda adda en güçlü adında\nCananı yadda en güçlü yadında\nBuse tadında en güçlü tadında\nRuhumda yağıyor hasret tufanı\n\nDamarda kanda en yoğun kanında\nBedende canda en yoğun canında\nRüyalar handa en yoğun hanında\nRuhumda yağıyor hasret tufanı\n\nSevda günlerde en uzun gününde\nSevda dünlerde en uzun dününde\nSevda ünlerde en uzun ününde\nRuhumda yağıyor hasret tufanı\nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Türküsü",
        "poet": "Tuncay Doğan",
        "poem": "\n\nHasretine hasret çekenler söyler  bu türküyü,\nHasret başlar, hasret bitirir bu türküyü.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Türküsü",
        "poet": "Dilaver Cebeci",
        "poem": "\n\nBekleme, ağlama, beni çağırma\nTükendi dermanım gelemiyorum\nBu dağlar harami, yollar ejderha\nYitirdim yönleri bulamıyorum\n\nEzel meclisinde divan kurmuşlar\nÇamurumu çile ile karmışlar\nYazıp çizip ak alnıma vurmuşlar\nHasret fermanımı silemiyorum\n\nGündüzler, ağ atıp tuttular beni\nGeceler, zindana attılar beni\nÇağdaş şehirlerde sattılar beni\nZincirlerden azat olamıyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Türküsü",
        "poet": "Sadık Softa",
        "poem": "\n\nSenden uzaklarda geçmiyor günler\nDuygu hasret, gönül hasret, ben hasret.\nHasret ile yapılmakta düğünüm.\nSevdam hasret, yürek hasret, ten hasret.\n\nYar olur geceler, duygular düşte\nBana inat tüller her gün cümbüşte\nHayat denen şu karmaşık dövüşte\nDurum hasret, gidiş hasret, hal hasret.\n\nGönül çetrefilli kızsan usanmaz\nKalemler kırılmaz yazsan usanmaz\nAldırış etmesen sussan usanmaz\nGönül hasret, yazı hasret, söz hasret.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Türkü Söyler   S-429",
        "poet": "Bekir Karaçam",
        "poem": "\n\nMihmanı olmuşum hasret dağının,\nHasret türkü söyler, avutur beni.\nYarası derindir gönül bağımın; \nBirde ninni söyler, uyutur beni.\n\nKana kana içtim hasret suyunu,\nHep ziyaret ettim gönül bağını,\nGöreceğim geldi yarin köyünü,\nHasret,  yar ilinden soğutur beni.\n\nKucak açtım her hasrete bu yüzden,\nKanlı yaş süzülür şu iki gözden,\nGül dalından oldu, bülbül avazdan,\nÇileler içinde büyütür beni.\n\nÇam Aşık’ın der ki bu nasıl hasret,\nHiç bitmeyecek mi, ederim hayret,\nSevdamı sinemden ayıran gurbet,\nDost değirmeninde öğütür beni.\n\nS-429\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Vardır",
        "poet": "Fatih Softaoğlu",
        "poem": "\n\nGüller vardır dalından koparılmamış\nAşklar vardır hiç yaşanmamış\nGökyüzü güneşe hasret kalmamış\nBenim sana hasret kaldığım kadar\n\nHaya....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Var",
        "poet": "Uğur Bostan",
        "poem": "\n\nBir hasret var yüreğimde\nÖyle bir hasret işte\nBazen deli poyraza tutulmuş gibi\nBazen durdun dalgalar gibi\nİçimde taşan seller misali\nKoparıp atamadığım \nKimseye satamadığım \nVede tutamadığım\nÖyle bir hasret işte..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Uykuları",
        "poet": "Yusuf Bulut 2",
        "poem": "\n\nKapanır mı ki; göz kapağım, çöker mi uyku? \nGelen mektuplar hal sorar, bu ne güzel duygu.\n\nBir mektıup gelmiş, uzaklardan yolları aşmış; Okunmuş da mektubum, duygular paylaşılmış.\n\nYol uzun olsa da, ayrılık mı denir buna? \nYine yollar döndürmez mi, yıllar sonra sana? \n\nBekleyiş sabırla, sebatla, güzel bir şey; \nBen beklemeye hazırım, hasret çalar ney.\n\nNotalar musikidir yine, aynı duygularıma; \nBen gömülür giderim, hasret uykularına..\n\n                                  12 kasım 1996 Salı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret var",
        "poet": "Halil Gülşen",
        "poem": "\n\nSana hasret var içimde; \nKuraklıktan çatlayan toprağın\nSuya baktığı gibi…\n\nSana hasret var içimde; \nSemalarda bir yıldızın\nMeçhule aktığı gibi…\n\nSana hasret var içimde; \nBir evlat acısının \nAnayı yaktığı gibi…\n\nSana hasret var içimde; \nYayla çiçeklerinin\nElvan koktuğu gibi…\n\nSana hasret var içimde; \nSana hasret! \nTarifi imkânsız biçimde!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret ve Özlem",
        "poet": "Muhammet Yarbaşı",
        "poem": "\n\nGece ve gündüz misali,\nKavuşması ayrılık gibi,\nBir tarafta benim öbür tarafta hasret,\nÇile bitmez imtihanına sabret…\n\nÇayımı yudumlarken tattığım,\nÜzüntü ve kederimden süzülen sızıdır hasret,\nÇayın deminde demetlenmiş azığım,\nÖzlemime eş kanayan yaradır hasret…\n\nKaynayan su misali yüreğim,\nHasrettir ta evvelinden arzularına,\nHayalim rüyalarıma kenetlenmiş,\nHasretini bekler derdini içine gömerek…\n\nNeye hasret, kime özlem,\nSılaya hasret, Vatana özlem,\nHak’ka hasret, sevgiliye özlem,\nHasret bitmez ki hayat hep özlem…\n\n16.08.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Yağar",
        "poet": "Gülsen Dede",
        "poem": "\n\nHasret yağar bazı akşamlar,\nİçimin en kuytu köşelerine...\nSerçe kuşun tedirginliğinde,\nPır pır eder yüreğim.\nSaklambaç oynar yokluğunla,\nBir hayalin gıyabında, \nAnsızın sobelenip vuslata,\nYıldız yıldız yağarım şehrine...!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Yağmurları",
        "poet": "Rafet Maden",
        "poem": "\n\nİsyan ediyor deli gönlüm, \nYağan hasret yağmurlarıyla. \nArtık ümitlerimde ölmekte, \nYağan hasret yağmurlarıyla. \n\nSanmaki biter bu acılar, \nMutluluk sonu ayrılıklar, \nHer sene aynıdırlar, \nYağan hasret yağmurlarıyla. \n\nKadere isyan ettim olmadı, \nBağrıma vura vura can kalmadı, \nGözümde yaşmı? O hiç eksik olmadı, \nYağan hasret yağmurlarıyla. \n\nAllahım sabır ver bana, \nGücüm kalmadı yaşamaya, \nAğlıyorum belli olmuyor, \nYağan hasret yağmurlarıyla. \n\nGençliğim geçiyor çaresizce, \nÇilelerim bağlanmış kördüğümle, \nUnutamam onu ölsemde, \nYağan hasret yağmurlarıyla. \n\nÖmrümde ilk kez severken, \nAşkıma hasret çekerken, \nArtık herşey bitmiş, erken \nYağan hasret yağmurlarıyla. \n\nOnu unut diyorlar bana, \nUnutmak zor bilinmez neden, \nBir gün daha geçti burada, \nYağan hasret yağmurlarıyla. \n\nRAFET'in gözleri artık görmüyor, \nOnun için bu dünya dönmüyor, \nUmutları sönmüş, yangınları sönmüyor, \nYağan hasret yağmurlarıyla.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Yedi Sene",
        "poet": "Mustafa Yılmaz İsmailoğlu",
        "poem": "\n\nHASRET YEDİ SENE\n\nHasret yedi sene uzayacak\nYedi sene bu\nBekleyeceksin yıllar yılı\nMektep zamanı gurbet ellere çıkacağım\nTatil zamanı yanında geçireceğim günlerimi.\nSen bana şarkılar söyleyeceksin\nBen şarkılar dinleyip, şiirler okuyacağım.\nUzanacağım ellerine\nAradan yedi sene geçmediği için\nÇekineceksin.\nAteş dudaklarını kaçıracaksın nefesimde\nYalnız bakışlarla yetindireceksin.\n\nAşkımı söyleyeceğim sana\nYedi sene yıllar sonu ölecek\nBeyazlar giyeceksin,\nBense beyaz atlın olacağım\nİşte o an uzanacaksın bana\nBen de sana…\n- 19.12.1961 – Afyonkarahisar\n\nİsmailoğlu Mustafa YILMAZ - İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Yarası",
        "poet": "Ersin Kayışlı",
        "poem": "\n\nAşkla dolu yürekte açılınca derince,\nHasret yarası ağır ağır kanar gönülde,\nYangın yerine döner hayat olur işkence,\nHasret yarası alev alev yanar gönülde…\n\nDil ne yapsın çaresiz tükenir diyeceği,\nİsyan etse boşuna kalmaz söyleyeceği,\nVefasızın giderken bağladığı ilmeği,\nHasret yarası düğüm düğüm sıkar gönülde…\n\nZaman durur da sanki gün düşmez takvimlerden,\nUmut beklenmez artık geçmeyen saatlerden,\nEziyetler içinde her gün yaşı gözlerden,\nHasret yarası damla damla döker gönülde…\n\nUnutturmaz hiçbir şey ayrılıp gidenleri,\nHatıralar gün be gün yaşatır o günleri,\nBunlar yetmezmiş gibi bir de paslı hançeri, \nHasret yarası zalim zalim saplar gönülde…\n\nEstikçe eser başta dinmez özlem rüzgârı,\nHer mevsim kışa döner ömür görmez baharı,\nYeşermeyi isteyen o incecik dalları,\nHasret yarası yaprak yaprak kırar gönülde…\n\nKâbus dolu geceler uzar kan ter içinde,\nSabah boşuna bekler karanlığın peşinde,\nDuramaz yorgun beden dizlerin üzerinde,\nHasret yarası gizli gizli yıkar gönülde…\n\nArtık dayanılmazdır kalbe vuran sancılar,\nUmutları bitirir çekilen tüm acılar,\nYeter be yeter diye birden kopar feryatlar,\nHasret yarası çığlık çığlık coşar gönülde…\n\nVe son darbeyi vurmak ele kalmıştır yine,\nTitremeden kendini götürür tetiğine,\nGelmiştir artık hayat gelmiştir son demine,\nHasret yarası yudum yudum içer gönülde…\n\nDevrilir aşkla dolu beden yere sessizce,\nAcılarda tükenir artık ömür bitince,\nSevmenin bedelini ödetmiştir böylece,\nHasret yarası ecel ecel olur gönülde…\n\nŞUBAT 2007 / ADANA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret yarasi",
        "poet": "Zeki Kengel",
        "poem": "\n\nKurumus agaca benziyorum ben \nMahrunum yoksunum senin sevginden\nNe olur bana dön gurbet elinden\nYüregimde dertler hasret yarasi\n\nNerde ictigimiz  büyük andimiz\nMahsere kaldi bak  bak muradimiz\nMecnunla leylaya döndü sevdamiz\nGönlümde özlem hasret yarasi\n\nTaslar uzerine sevdim yazardik\nSacinin teline güller baglardik\nNereden geldi zalim ayrilik\nKalbimde acin hasret yarasi\n\nNerde yaptigimiz büyük andimiz\nMahsere kaldi bak bak muradimiz\nFerhatla sirine döndü askimiz\nGönlümde özlem hasret yarasi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Yaşar Özlemlerde",
        "poet": "Ahmet Kölecioğlu",
        "poem": "\n\nnezaket iltifat arkadaşlık dostluk\nduygu özlem arzu his\nruhun derinliklerinde giz\n\nkırda serin eser seher yeli\nbülbül name dolu \narı polen yüklü\nyolda yalnızlığın düğümü\nyürekte yanar hükmü\nbaşkaları bakar durur\nyürek yalnızlığın düğümüne yürür\n\nderdi sana layık görmem\nüzüntüne dayanamam\ngülü sever okşarım\ngoncayı koynumda saklarım\n\nheves ayrı özlem ayrı\ntüzel ayrı özel ayrı\ngönül haklı yürek haklı\nduygularda gonca saklı\ngonca elbet haklı\n\ndüşünecek sanki belki\ntümden açık yürek bilki\ndoğruları dos doğruca\nhep anlatır sor yeterki\ngör yeterki bil yeterki\n\nhasret yanar özlemlerde\nözlem kalır uzaklarda\ncan divane diyarlarda\ngurbet yaşar gurbetlerde\nhasretlerde hasretlerde\nhasret yaşar özlemlerde\n\nkölecioğlu yaşar özlemlerde\nyüreği kaldı közlerde\nsen dolu yaş gözlerde\ncan çileli gurbetlerde\n\nAhmet kölecioğlu      12-07-2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Yeli",
        "poet": "Erdal Yılmaz",
        "poem": "\n\nDört mevsimin her birinde\nÖzler oldum sevdiğimi\nKurudum ben güzlerinde\nEfkâr sardı benliğimi\nBaharlarda coştum aşka\nYağmurlardan özlem içtim\nYazı başka kışı başka\nHasret yeli deyip geçtim\n\nErdal Yılmaz 29 Temmuz 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Yine Basladi",
        "poet": "Fuat Brusk",
        "poem": "\n\nHASRET YINE BASLADI \n\nsensizlik coktu yine \nufkun ceperlerine \ngozlerinin ferine \nsen, sirin sozlerine \nalev sacan tenine \nhasret yine basladi \n\nhasret zulumden beter \nateslere kul orter \nderinden yakar gider \nyigidi serden eder \nicten yanmak ne keder \nhasret yine basladi \n\numut engin bir deniz \nyuzmekteyim belgisiz \ntek dermanim zamanda \nvuslat bulunur onda \nhic olmadik bir anda \nhasret yine basladi \n\nisvene, durusuna \ngamzene, gulusune \naklimi celisine\nhasret yine basladi\n\nNOT: Bu metin, tarafimdan bestelenmis bir sarkisozudur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret yükü sırtımda",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nHasret yükü sırtımda\nEzildim gurbet elde\nSevdiklerim ardımda\nÜzüldüm gurbet elde\n\nSefa süreyim diye\nBir gün göreyim diye \nGülü dereyim diye\nÇizildim gurbet elde\n\nDert biçtim harman harman\nNetice karman çorman\nKalmadı dizde derman\nÇözüldüm gurbet elde\n\nYaramı sarmadılar\nFarkıma varmadılar\nKim diye sormadılar\nSüzüldüm gurbet elde\n\nKem gözlerle bakılıp\nHep itilip kakılıp\nBir kenara çekilip \nBüzüldüm gurbet elde\n\nDer Mikdati döktürdüm\nDinçliğimi çöktürdüm\nGüçlü diye dik durdum \nSezildim gurbet elde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Yüklü",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nGiden gemiler hep hasret yüklüdür. \nGidenler üzgündür kalanlar üzgün \nHer ikisinde de  özlem köklüdür \nHep el sallayanlar her zaman üzgün\n\n08.10.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret, Yine Hasret",
        "poet": "Remzi Zengin",
        "poem": "\n\nHicran haberi bu; dilhûn etti gönlümü\nDaha yaşamadan, aldı gitti ömrümü\nSanki kurşun yedim, bilemedim kendimi\nHasret, yine hasret, ben daha çok beklerim.\n\nHer yer çöktü bir an sanki afet, zelzele\nHazan vakti geldi, döndü her şey gazele\nZaten hasret idim, hasret kaldım güzele\nHasret, yine hasret, ben daha çok çekerim.\n\nDeğme tabip değme, bu gönlümde yâre var\nBul gel dermanımı, bulmak için yâre var\nZaten zindan idi, şimdi dünya daha dar\nHasret, yine hasret, günü güne eklerim\n\nGitme canım gitme, koma beni sen sensiz\nBoynu bükük, garip buralarda kimsesiz\nVarsın her şey eksik olsun, duramam ki ben sensiz\nHasret, yine hasret, ben sensiz ne ederim.\n\n28.06.1995-Tokat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Yağmuru",
        "poet": "Hacı Öztürk",
        "poem": "\n\nYine  kara  bulutlar  sardı  burayı, \nBelli ki yağacak  hasret  yağmuru.\nDüştüm  bir  ummana  göremem  karayı, \nBelli ki  yağacak   hasret   yağmuru.\n\nKara  toprak   suya  özlem  duyarken, \nGünleri  üst üste  koyup  aylar  sayarken, \nGün  ağarıp  güneş  doğacak  derken, \nBelli ki  yağacak   hasret   yağmuru..\n\nŞafakla   çöker  bir  sis  bir  duman, \nSabahın   altısıydı   koptu  bir  tufan, \nİçimde  hasret  fırtınası  koparken, \nBelli ki  yağacak  hasret  yağmuru.\n\nBir  hüzün  çöker üstüme böyle  günlerde, \nHiç  bir  arzum yoktur   geçen  günlerde, \n'Hacım,, der ki  beni  beklediğiniz  yerde, \nBilmem ki  yağar mı  hasret  yağmuru.\n\nHacı   Öztürk                     LİBYA /30-10-2001\n\nKAYDEDEN                     Hacı  Öztürk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Zirve Yaptı",
        "poet": "Şahin Ertürk",
        "poem": "\n\nÖzledim,özledim çok özledim\nHasretin zirve yaptı\nÇıldıracağım sensizlikten\nArsız duygularım var\nFokur,fokur kaynıyorum\nSon mektubuna\nÖzlemle başlamışsın\nHasretle bitirmişsin\nÖzledim deniz gözlüm\nİnan ben'de çok özledim\nGel gör'ki bizler\nMutluluk trenini kaçırdık\nMutluluk treni\nPire beyler istasyonunda\nBizler hala\nAcılar denizindeyiz\nHasret izne çıkmıyor\nHasret çekilmez boyutlarda\nHasret çıkmaz sokaklarda\nYolumu bulamıyorum\nÖnümü göremiyorum\nPrangalı mahkumlar gibiyim\nElim,kolum bağlıyım\nYanına gelemiyorum\nAşka susamışlığını\nHasretini...Hasretimi\nDindiremiyorum\nDindiremiyorum deniz gözlüm\nDindiremiyor,dindiremiyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Yüreğim",
        "poet": "Osman İnci",
        "poem": "\n\nSevenler hüsranda,sevilen zalim,\nÖzlem konusunda, olmuşum alim,\nGönlüm isyanlarda, perişan halim,\nÖlümsüz bir aşka, hasret yüreğim...\n\nSevgi dolup taşan, yürek kuruyor,\nHangi yöne dönsen, nefis duruyor,\nGüvendiğin insan, hançer vuruyor,\nVefakâr bir dosta, hasret yüreğim...\n\nYıllar uçup gider, yalnızlık kalan,\nKara gözlerime, düşmandır zaman,\nGülüşler yalandır, tebessüm yalan,\nMutlu biten güne, hasret yüreğim...\n\nYapraklar dökülür, telaşla güzün,\nHava karardımı, başlar bir hüzün,\nKarşımda belirir, o masum yüzün,\nMehtaplı akşama, hasret yüreğim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasret Zehirli Yılan",
        "poet": "Yıldız Toksöz",
        "poem": "\n\nDayanırım deme çek de gör hele,\nSillesiyle yıkar hasret acısı.\nDağ gibi heybetli görünsen bile,\nDoruklara çıkar hasret acısı.\n\nTeselli vermeden hatıra filan,\nYaşanan düş olur gerçekler yalan.\nKalbinde gezinen zehirli yılan,\nAcımadan sokar hasret acısı.\n\nSaniye saate, saatler güne,\nDönerken kor olur sızlayan sine.\nBahtın kalemiyle dert günlüğüne,\nYazılmaktan bıkar hasret acısı.\n\nVuslatın yolunda çekerken çile,\nKıyılmaz sevdada gönlü asile.\nTalih mi gurbet mi nedir vesile? \nGözyaşından akar hasret acısı.\n\nGözlerin ufukta gönlün kederde,\nBeklerken şüpheler düşürür derde.\nGizliden gizliye verem eder de,\nCiğerini söker hasret acısı.\n\nBağlanır umutlar gönül erine,\nGözlerin kör bakar başka birine.\nCennette yaşarken kırk kat derine,\nCehenneme tıkar hasret acısı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasrete",
        "poet": "Mûnhadi",
        "poem": "\n\nSabır çekilir hasrete\nBilmez kimse kaç takvim öle\nVarsın ölsün nihayet\nAma ben bilirim gurbet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretçe",
        "poet": "Tuncay Doğan",
        "poem": "\n\nHasret gibi sevdim seni, hasret gibi kokladım seni,\nHasret’çe özledim, hasretçe öptüm seni.\nHasret gibi yandı yüreğim, Hasret  göz  yaşlarım.\nHasret kaldım babam gibi, sen gibi Hasret’im.\nSeni  Hasret gibi seviyorum, Hasret gibi özlüyorum.\nSeni  Hasret gibi kokluyorum, Hasret gibi öpüyorum.\nAdını Hasret koydum, her anışta hasretlerim,\nAdını Hasret koydum, her anışta bir damla gözyaşı.\nAdını Hasret koydum, Hasret hasret ağlıyorum.\nAdını Hasret koydum, babama hasret gibi Hasret’im.\nSeni  Hasret gibi seviyorum, Hasret gibi özlüyorum.\nSeni  Hasret gibi kokluyorum, Hasret gibi öpüyorum.\nYaşarken çok öncelerden bin yıllık hasret çekiyorum.\nYaşarken on dokuz yıllık Hasrete bin yıllık tutkulu kalıyorum.\nYaşarken on dokuz yıllık Hasrete hasretlerime ağlıyorum.\nRüyalarımda hep on dokuz yıllık bir Hasret arıyorum.\nSeni  Hasret gibi seviyorum, Hasret gibi özlüyorum.\nSeni  Hasret gibi kokluyorum, Hasret gibi öpüyorum\nEllerimde yüreğim bir çırpınış, Hasret’ime hasretçe.\nBoğazımda bir hıçkırık, içimde bir haykırış Hasret’e,\nAvuçlarımda  bir emanet, Allah’a emanet  hasretçe.\nEllerimde, gömleğimde kanları akıtıyorum yüreğime HASRETçe…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HASRET  /  Yüz Şiir - Yüz Yorum",
        "poet": "Sedat Demirkaya",
        "poem": "\n\nHASRET \n\nDenize dönmek istiyorum! \nMavi aynasında suların: \nboy verip görünmek istiyorum! \nDenize dönmek istiyorum! \n\nGemiler gider aydın ufuklara gemiler gider! \nGergin beyaz yelkenleri doldurmaz keder. \nElbet ömrüm gemilerde bir gün olsun nöbete yeter. \nVe madem ki bir gün ölüm mukadder; \nBen sularda batan bir ışık gibi \nsularda sönmek istiyorum! \nDenize dönmek istiyorum! \nDenize dönmek istiyorum! \n\nNazım Hikmet Ran\n\nHASRET\n\nŞairin ömrü “hasret”le özetlenebilir. Bu bütün şairler için geçerlidir. Zira şair, daha güzel, daha yaşanası bir dünyaya özlem içindedir. Bu özlem olmasa zaten şiir yazılmaz. Olması gereken insan ilişkilerine, yaşama biçimlerine, daha yakınlaşma arzusu ve insanlığa bir çağrıdır şiir. Şair, bunu elindeki bir sihirli değnekle yapamaz. Şair, bunu yasa gücüyle yaptıramaz. Şair,,insanları tek tek etkilemek durumundadır.\n\nDiğer yandan Nazım’ın hasret’i katmerlidir, diğer şairlerden de farklıdır. O, bir de vatan hasreti çekmektedir. Ülkesinden, çok sevdiği halkından ayrı yaşamaya zorlanmıştır. Kimileri, umursamaz bir kolaycılıkla “Gitmeseydi! ” diyebilir. Arabayla kendi yolunuzdan şehirlerarası bir yolculuk yaptığınızı düşünün. Kocaman bir tır sizi yolun dışına doğru itiyor, sıkıştırıyor. Altında kalıp ezilecek misiniz ya da yolun dışına doğru hızlı bir manevra yaparak tarlalarda mı alacaksınız soluğu? Nazım’ın yaşadığı bundan başka bir şey değildir. O, ülkesinden ayrı düşmüş değil, “ayrı düşürülmüş” bir şairdir. Toplumun yüreğini kanatan da budur bir bakıma. Balığın sudan ayrı kalışıdır bu, dayanılır mı? Böyle düşününce “deniz” kavramı hem uçsuz bucaksız özgürlükler diyarı, hem vatan, hem kendi halkının, insanlarının arasında olma arzusunu düşündürür bize. Balık suya dönmek istiyor, orası “vatan”dır.\n\nŞair, vatanına dönmek istiyor. Orada “var olmak” istiyor. Anaya özlem, vatana özlem, anavatana özlem, sevgiliye özlem, çocuğuna ve çocukluk diyarına özlem ve asıl kendi diline özlem saklıdır bu seslenişte. Gemiler gidiyor ama onun gemisinin yelkenlerini doldurmaya “keder” yetmiyor. Onun sadece bitmek tükenmek bilmeyen bir hüznü vardır. Özlem ve keder 'para etmez' kurtlar sofrasında...\n\nKimi zaman, ne pahasına olursa olsun gitme arzusu kaplar şairi. Bir iş için “ucunda ölüm yok ya” deriz. Bu, denemeye değer, demektir. Risk almak yani. Şair, bu aşamayı da geçmiştir çoktan. Ucunda ölüm olsa ne çıkar? Nasıl olsa ölüm bir gün kapıyı çalmayacak mı? Son nefesimi vatanımda vereyim. Vatandan kalksın o gemi… belki biraz erken çıkılmış olacaktır o son yolculuğa, değmez mi? Son yolculuğa, vatanı görerek, havasını soluyarak çıkmak. Bu düşünce ve duygular şairin yüreğini ateşlemektedir.\n\n“Sadece bir gün” vatan havasını teneffüs etmek… Dünya gözüyle son bir kez görmek... Ölüm pahasına buna razı olmak… Her gün Boğaz’ı geçerek karşı kıyıdaki okuluma giderim. Ve Boğaziçi Köprüsü’nden geçerken Nazım’ın mavi boğaz sularında dalgalanan aksini görürüm. Nazım’ın ruhu Boğaz sularında, Kadıköy sokaklarında, Anadolu Feneri’nde dolaşır durur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasrete Özlem",
        "poet": "Fahreddin Çankaya",
        "poem": "\n\nGeleceğim anam ekin orakta\nTınaz savruluken harmanda\nBazlamaç yağlanıp soğuk ayranla\nBereketin yaşamı toprakta\n\nDönecegim adımı andıkça\nYollar uzar sana varınca\nHasret özlem bitecek bana\nGelecegim anam bende o toprağa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasreti Bırakıp Dönüpte Gelsen",
        "poet": "Çetin Kayaoğlu",
        "poem": "\n\nDuy içimde kopan feryatlarımı\nGör beni nasılım karanlıklarda\nKalbimde gizlidir yaşadığın yer\nSor beni bul beni yalnızlıklarda\n\nGecelerim sensiz zindan oldu yar\nSen yoksun her yanım inan dört duvar\nHasret ayrılığı getirir akla\nNe bir haber verdin nede bir ses var\n\nKorkuyorum seni bir kaybedersem\nEllerimden uçup birgün gidersen\nYaşayamam sensiz sevgin olmadan   '\nHasreti bırakıp dönüpte gelsen\n\nSen benim içimde çığlıklarımı\nDuymadın sevgilim duymadın beni\nKalbime açtığın yaralarımı\nSarmadın sevgilim sormadın beni\n\nGecelerim sensiz zindan oldu yar\nSen yoksun her yanım inan dört duvar\nHasret ayrılığı getirir akla\nNe bir haber verdin nede bir ses var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasrete Soru Sorulmaz",
        "poet": "Ahmet Akyüz",
        "poem": "\n\nkarsimda resmin\nhasret hasret bakiyor gözlerin\n'nasil olcak, sen ne diyorsun? '\nhasret hasret soruyor gözlerin...\n\nBilsem... ah bir bilsem! .. \nyürüyoruz iste, \ndaha uzaga gitmiyor büyük kavusmalar, yürüdükce.\ninandikca yürüyoruz, \nyürüdükce inaniyoruz \nseviyoruz iste\n\nbiliyorum karsinda resmim\nsoruyorum hasret hasret\n gözlerinin icine \n Nasil olacak, sen ne diyorsun? \n'bilsem... ah bir bilsem! ..' diyorsun\nDaha uzaga gitmiyor büyük kavusmalar, yürüdükce. \n\nInandikca yürüyoruz,\nyürüdükce inaniyoruz \nseviyoruz iste....\n                                                                         nisan 2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasrete hasret",
        "poet": "Şaban Akdoğan",
        "poem": "\n\nHasretim ben sana hasret,yaraliyam beni fark et\nAşkına tutuştu kalbim, suyu sendeymiş sen tez gel\nBu ateşi sen yakmıştın, bu gönlümü sen çalmıştın\nAyrılamam ki ben senden, yüreğimi sen almıştın\n\nSöndüremez senden başka, kimse bu yanan ateşi\nHasrete düşmüşüm bir kez, kurtar beni sen hasretim \nKöleyim ben sanki sana,durmadan hep çiğniyorsun\nÇektiğimi bilmez misin, halimi hiç sormuyorsun\n\nHasret gönlümde yeşerir, gözlerim hep seni görür\nSenden başka görse gözüm, acımadan çıkarırım\nSen halimi biliyorsun, açıp ta hiç sormuyorsun \nNerdeyim ne yaparım, sensizim nasıl yaşarım\n\nHasrete gönül vermişim, uğuruna cani koymuşum\nHem canimi hem malimi, büsbütün bu varlığımı \nUğruna feda ederim, çekinmeden her şeyimi\nHasret olmadan istemem, bu dünyanın servetini\n\nKimse ben gibi sevemez, her şeyi feda edemez\nBenim halim aşk değil ki, benden başka kimse bilmez\nBen biçare sevdalıyım, gönülden de yaralıyım\nPaylaşamam hiç kimseyle, gizlidir bu derdim benim\n\nAşkı en yüce sanırdım, hasrete hasret kalmadan\nBitmez benim şu hasretim, bu can bu tende çıkmadan \nÇıkınca bu canim tenden, minnet etmem artık senden\nİster ağla istersen gül, pişmanlığın vermez fayda\n\nHasreti ben bilmezdim, hasrete hasret kalmadan\nArtık şimdi ben öğrendim, hasrete hasret kalmayı\nHasrete ben hasret kaldım, mezarımı kendim kazdım\nHasretim hiç uğaraşmasin, sevenini hemen gümsün\n\nVazgeçemem ki ben hasretten, verseler bana dünyayı\nHasretim benim olsun, isteyen alsın dünyayı\nHasretsiz yaşamak nedir, daha ben öğrenmedim\nGüzelleri ben çok gördüm, hiç birini sevemedim\n\nSevmedim ben seni hasret, yabancı eller için\nÇiğnemeden bu cesedi, alamazlar ki elimden\nBenim sevdam satılmaz, başkasına devr edilmez\nSevdamı alır giderim, kimselere bırakama\n\nHasret kalmışım bir kere, başım alıp gidem nere\nDünya sanki dar geliyor, kimseler beni duymuyor\nSağır mi oldu insanlar, duymazlar bu feryadımı\nHasrete hasret kalmışım, can evimde vurulmuşum \n\nHasretinle yandı gönül, boşa geçti bunca ömür\nCiğerlerim yandı yandı, şimdi sanki bir kömür\nYüreğimi sen karartın, durmadan sen hep ağlatın\nKulak vermedin sesime, yıllarca beni ağlatın \n\nKimseyi sevemedim, seni sevdiğim kadar\nAyrılığı yok sanmıştım, arkamızdaymış meğer\nAyrılık bizi kuşatti, dünyamızı karartı\nParamparça eti bizi, yüreğimizi yaktı\n\nSormadı ki gönlüm bana, varıp kime konayım\nSeçmiş seni kendisine, ben nereden bileyim\nBana düşen onaylamak, seni canim dan da çok sevmek\nİşte bende seviyorum, sende bunu biliyorsun\n\nSuç kimin günah kimin, gönlüm senin esirin\nKahr oldum ben ölüyorum, buda senin eserin\nÖdüle layık eserin, yaptığına çok aferin\nNobel'e aday olursunun, sende bu becerinle\n\nSessiz darbe yaptın bana, kansız işimi bitirdin\nYüzüme gülüp arkadan, sırtımı hançerledin\nGerek yoktu ki hançere, öldürdün beni kaç kere\nSen benim katilimsin, bunu dünya âlem duysun\n\nHasret mi bırakmak ti, beni kendine hedef\nİşte kaldım sana hasret, senden çok uzaktayım\nYalnız hayalin benimle, varlığın şimdi kiminle\nSen sana emanetisin, kimse kokunu almasın\n\nGözlerden koru kendini, sen sana emanetsin\nEmanet ihanete gelmez, korumak boynunun borcu\nİstemem kimse görsün seni, kalmasın teninde izler\nTüm varlığın bana ait, paylaşamam hiç kimseyle\n\nRüzgârlar hiç esmesin, tenine dokunmasın\nYağmurlar da yağmasın, değmesin damlacıklar\nGüneş vurmasın sana, ay ışığını saklasın\nGörmesin seni gözler, benim gözümden başka\n\nGözüm gözüne hasret, değmedi ki sana doysun\nGel tenhada buluşalim, gözlerimizi doyuralım\nGözüm gönlüm sana hasret, beni ezmeyi sen terk et\nVijdanina biraz danış, gittiğin yol eğri ve yanlış \n\nTenim senden uzakta, ruhum senle beraber\nBekler dururum her an, gelsin diye senden haber\nHasret kaldım, hasretime,hükm edemem ben gönlüme\nVazgeç diye yalvarırım, kulak vermez sözüme\n\nBeni sen hep eziyorsun, halimi hiç görmüyorsun\nBir Selamı bir kelamı, bana çok mu görüyorsun \nSana ömrümü vermişim, yapa yalnız kalmışım\nHasretim senin yüzünden, ne hallere düşmüşüm\n\nSenin bana borcun var, gönlümü sen satın aldın\nGönülsüz ve yurtsuzum, nere giden nasıl edem\nYol gösterenim yoktur benim ki varabileyim sana\nKılavuza gerek yoktur, adresin kalbimde durur\n\nBu adresin yanlış senin, sonu hep çıkmaz sokak\nDoğru adresi yaz bana, gönlüne girmem gerek\nAç gönlünün kapısını, göreceksin son halimi\nBu hal senin eserin, gör ne hale soktuğunu\n\nAcımadan nasıl yaktın, seni candan seveni\nHer şeyin bir bedeli var, ödeyeceksin sen onu\nHasretin bedeli olmaz, bedel hasret çekmektir\nÇekeceksin sende hasret, bir gün benden beter\n\nBu ömrün bir bedeli var, tümü sana hasr edilmiş\nBaşka bir ömür bulamam ki, başkasına vereyim\nTüm ömrümü varlığımı, ruhumu hem bedenimi\nSana verdim sen bilmesin, kalbimden de çıkmasın \n\nMerhametin yok mu hasret vicdanını ne yaptın\nGönlümün dert deryasına bin derdi de sen kattın\nSevda ile yoğrulmuşum çileni ben sırtlanmışım\nHamalınım ben sevdanın kalbime yazılmış adın\n\nSevdamı sen taşıyamadın kıymetimi  bilemedin\nMahkum ettin başkasına ısrarımı anlamadın\nBenim yerim senin yanın dondurmuşlar sanki kanım\nNe ölüyüm ne de diri ortası bir insanım\n\nFazla havalara girme bu günleri arasın\nBu gün elinde olanı yarın arar bulamasın\nSenin için bu gün ölen bi bakarsın elinde yok\nEtrafında dönenleri görürüsün kendi mod’un da\n\nKıymetini bilmek lazım hasrete hasret kalanın\nBin bir yalanı var eskimiş yalan dünyanın \nSevda değil arzu peşin de koşanları bilmek lazım \nAldatırlar hasret seni kahr olan ben olurum\n\nHasretim ben sana hasret, neredesin duy sesimi\nGetirsinler seni bana, vermeden son nefesimi\nEğer olsaydın yanımda, canıma canlar katardın\nCanim sende gönlüm sende, ağlama sakı arkamda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasreti Boş Ver Bugün",
        "poet": "Temmuz Gezer",
        "poem": "\n\nVe güneşsiz sabahlar,\nSize uyanmayı sevmiyorum.\nUmarım sen,\nGüneşli bir sabaha uyanmışsındır.\nHüznün tebessüme,\nGönlünse sana merhaba demiştir.\nGünaydın güneşim.\nEn günaydın gün sana doğsun.\nKendince yaşa bugün.\nGünün güne armağan olsun.\nHasreti boş ver bugün,\nGönlün kır çiçeklerinin baharıyla dolsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim",
        "poet": "Veysel Karani Tabak",
        "poem": "\n\nBulutun beyazına\nGökyüzünün mavisine\nYağmurun sesine\nÇölün kahverengi sıcağına\nOrmanın serinleten yeşiline\nPortakalın turuncu rengine\nElmanın alına\nZambağın moruna\nKardelenin beyazına\nGüneşin kızılına\nAyın denize düşenine\nÇayın demine\nSararan yaprakların\nRenk ahengine\nGökkuşağının güzelliğine\nYüreğin sevgisine\nYaren ve Demir’in\nDedeciğim deyişlerine\nHasretim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim",
        "poet": "Gülgün Solmaz",
        "poem": "\n\nBir su gibi berrak o güzel gözlerin\nYudum yudum içime akıyor nefesin\nBelli ki içine atmışsın hüzünlerin\nYanıp kavrulmuş kor olmuş hasretin\n\n00.28 Pazartesi\n14.04.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim",
        "poet": "Necip Çibuk",
        "poem": "\n\nYeryüzü yağmura hasret\nBenim sana olan hasretim gibi.\nKainat oksijene hasret\nNefesine hasret olduğum gibi.\n\nAğaçlar özlem duyar suya\nSana olan özlemim gibi\nAteş rüzgarı arar\nBenim seni aradığım gibi...\n\nDoğa hasret sise\nSiperin avcıyı gizlediği gibi...\nİnsan yaşarken insana hasret\nBenim sana olan hasretim gibi.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasreti Burnumda Tütüyor",
        "poet": "Bayram Tunca",
        "poem": "\n\nToprak kokan anam ocak yakmış dumanı tütüyor\nO yârim yufka yapmış, kokusu burnumda tütüyor\nGelmek istesem de, gelemem, vatan aşkı tutuyor\nMemleketimin hasreti mis gibi burnumda tütüyor\n\nİçimde bir his anam ocak yakmış dumanı tütüyor\nYârim katmer yapmış, kokusu burnumda tütüyor\nGelmek istesem de, gelemem, millet aşkı tutuyor\nO yârin hasreti, buram buram burnumda tütüyor\n\nİçimdeki bir his, anam ocak yakmış dumanı tütüyor\nYârim höşmerim yapmış, kokusu burnumda tütüyor\nGelmek istesem de, gelemiyom, bayrak aşkı tutuyor\nAnamın, hasreti bahar çiçeği gibi burnumda tütüyor\n\nHissettim, anam ocak yakmış dumanı tütüyor\nYârim tatlı yapmış, kokusu burnumda tütüyor\nİstesem de, gelemiyorum, sancak aşkı tutuyor\nKöyümün toprağının kokusu burnumda tütüyor\n\nTahminim anam ocak yakmıştır dumanı tütüyor\nYârim mektup yazmış, postacı karşımda tutuyor\nGelmek istiyorum, gelemiyorum, askerlik tutuyor\nAnam, yârin her şeyin hasreti burnumda tütüyor\n\nGaliba yine anam ocak yakmış dumanı tütüyor \nO yârim ağıtlar yakıp, hasret nöbetimi tutuyor\nGelmek istiyom, gelemiyorum, komutan tutuyor\nHer bir kardeşimin hasreti ta yüreğimde tütüyor\n\nGelirim diye, anam ocak yakmış dumanı tütüyor\nYârim yatak yapmış, karlı dağlar yollarımı tutuyor\nGelmek istiyorum, gelemiyorum, o dağlar tutuyor\nAkrabalarımın hepsinin hasreti burnumda tütüyor\n\nBelki gelirim diye Anam ocak yakmış dumanı tütüyor\nYâr saç kavurması yapmış kokusu burnumda tütüyor\nGelmek istiyorum, gelemiyorum, gazilik aşkı tutuyor\nDostlarımın, her şeylerin, hasreti burnumda tütüyor\n\nAh Anam yüreğinde ocak yakmış, dumanı tütüyor\nAh bunca yıl çektiğim çile dert olarak yetip artıyor\nGelmek istiyor, gelemiyorum, şehitlik aşkı tutuyor\nMemleketteki her şeyin hasreti burnumda tütüyor\n\n31.03.2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim",
        "poet": "Mehmet Cemalettin Akbaş",
        "poem": "\n\nHASRETİM\n\nBir ışık ol karanlık gecelerime\nBeni yalnız bırakma ne olur\nKaranlıktan bıktım ışık istiyorum\nAydınlık bir ışık\nGir karanlık gecelerime\nAydınlat beni ışık\nIşıklı gecelere hasretim\nSana  hasretim ışık\nNe  olur Tanrım\nBeni ışıksız bırakma\nKorkuyorum karanlık  gecelerden       M Cemalettin AKBAŞ\n                                                                         İstanbul  22-4-1985\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim",
        "poet": "Faruk Kısaca",
        "poem": "\n\nHasretim gökyüzünde gezmelere,\nBir demet yıldız alıp saçına taç etmeye.\nHasretim senle geçen günlere,\nBir demet yıldız alıp yoluna sermeye.\n\nHasretliğim hepsinden ziyade,\nHasret kalmak sevmelere.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasreti Sordun",
        "poet": "Mehmet Nedim Korkmaz",
        "poem": "\n\nBana hasreti soruyorsun\nYüreğimde yaktığın ateşten\nBir kıvılcım göndereyim\nYanmak neymiş\nKerem de  kimmiş\nAnlatsın  sana\n\nAleme hazandır hasret\nBende ise bahar\nBahar bende\nBinbiir çiçekte açar\n\nKerem’e sor \nYanmaktır hasret\nBende ise\nZemheri ayazında titremek\n\nAhmed Arif’e sor\n‘’Prangalar eskitmektir’’ hasret\nbende ise \nPranga vuramadığım sende ki yürek\n\nNazım’a sor\nGömülemediği memleketidir hasret\nBenim ise\nAdını koyamadığım memleket\n\nHarrana’a sor\nYağmurdur hasret\nBende ise \nSana akmak isteyen gözyaşım\n\nRüzgara sor\nDeli dolu esmektir hasret\nBende ise\nKokunu duymak rüzgarda\n\nDağlara sor\nBitmeyen yalnızlıktır hasret\nBende ise\nYüreğimde ki yalnızlık\n\nSerçe yavrusuna sor\nUçacağı gündür hasret\nBenim ise \nSana kavuşacağım gün\n\nBebeğe sor\nAna kucağıdır hasret\nBenim ise\nDokunamadığım bedenin\n\nAzrail’e sor\nCan almamamktır hasret\nBende ise\nYokluğunda Azrail’i aramak\n\nDedim ya \nHasret bende bahardır\nBahar bende \n Binbiir çiçekte açar\n\nHasret bende\nTürküdür\nÇığlıktır\nYalnızlıktır\nMısra mısra şiirdir\n\nBende hasret \nSensin\nHasret bende kıyamet\n\n(12.01.2003-  04.00)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim",
        "poet": "Aşık Yanari",
        "poem": "\n\nOtuz yıldır, memlekete hasretim\nGurbet beni ben gurbeti sevmedim\nÖz kardeşin bile seni tanımaz\nGurbet Beni ben gurbeti sevmedim\n\nBir çay içemezsin paran olmasa\nİyileşemez hiç yaran saran olmazsa\nİnsan memlekette ölse gelmese\nGurbet beni ben gurbeti sevmedim\n\nPatates pişirir tuzla yerdik\nHikaye anlatır türkü söylerdik\nElfana yapardık Deve oynardık\nGurbet beni ben gurbeti sevemedim\n\nAşık yanarıyım zay ettin beni\nOlura olmaza pay etti beni\nBalda yedirseler huy etti beni\nGurbet beni ben gurbeti sevmedim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim",
        "poet": "Süleyman Yavuz",
        "poem": "\n\nHasretim sevgiye\nHasretim sevilmeye\nSevmeye hasretim\nÇölde yağmura hasret\n\nHasretim şefkate\nHasretim gülmeye\nGüldürmeye hasretim\nKutupta güneşe hasret\n\nHasretim sılaya\nHasretim kardeşe \nYâre hasretim\nBir yudum aşka hasret\n\nHasretim adam gibi hasretliklere\nHasretim hasret\t\nYaşarken ölmemeye\nHasret\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim",
        "poet": "Gürkan Kuzu",
        "poem": "\n\nHadi gel Dağ Çiğdemim,\n\nBak , nasıl da hasretim,\n\nBakar bakar severdim, delirirdim.\n\nBu boş oda mı yani bedel,\n\nAsla! \n\nBedel benim, sevgim, hasretim.\n\nYaşamın en masum yeri,\n\nKeşfedilmemiş saklı meyvemsin.\n\nHer an sana ait bilmelisin.\n\nHadi gel Dağ Çiğdemim\n\nSu gibi, nefes gibi, sen gibi,\n\nHasretim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim",
        "poet": "Talip Tekin",
        "poem": "\n\nMecnun'um düştüm çölllere\nFerhat'ım dagları dele\nKerem'im derdimden öle\nHasretim sana hasret\n\nKöroğlu derki aşığım\nKaracağlon derdi sazım\nBen pir sultan aptal'ım\nHasretim sana hasret\n\nYunus idim gönül bagında\nHasret çektim gurbet yolunda\nŞair oldum bu genç yaşta\nHasretim sana hasret\n\nBülbül oldum dalın da öten\nNergis oldum bahçen de biten\nYagmur olup yagsan gökten\nHasretim sana hasret\n\nNicedir halim böyle\nİster sor yedi aleme\nYandım durdum özleminle\nHasretim sana hasret\n\nTabip nedir ki yarama\nHekim ögrenemez okusa da\nAşk nedir sor yanana\nHasretim sana hasret\n\nSazım teline vurdum\nYana yana kavruldum\nKöz idim volkan oldum\nHasretim sana hasret\n\nDostum oldu kalem kagıt\nYüregimden kopan agıt\nSana son satırıda yazıp\nBitmiyor hasretim bitmiyor..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim",
        "poet": "Arslan Alp",
        "poem": "\n\nCuma ve cumartesileri akşam vardiyaları\nSaat 6 da başlıyor\nŞu anda işe doğru yürüyorum.\nAttığım her adımda\nSana olan hasretim artıyor, \nSeni özlüyorum....\n\n12 Nisan 2002, İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim",
        "poet": "Mustafa Doğan 4",
        "poem": "\n\nHASRETİM\n\nVolkan oldu yüreğimde sana o hasretim,\nSevdamın gül rengi lavları yakar tenimi,\nAkar kalbimden,yayılır bütün bedenime,\nNe zaman,sevmeyi sevilmeyi ister isem,\nNe zaman duysam ruhumun en derininde,\nYalnızca sen olursun kalbimin o ufkunda,\nYalnızca sen dolarsın yüreğime sessizce,\nIşık gibisin,hava gibi,su gibisin sevginle,\nBir tebessüm olursun yüzümde,hayalinle.\nAyrılık acılarımı tazeler sana o özlemim,\nŞimşekler çakar seni arayan gözlerimde,\nSensizliğe direnir,sevginle dolu o kalbim.                                  \nDağ dağ dizilmiş tüm ayrılık bahaneleri,\nKesemez artık yolumu o ayrılık dikenleri,\nKalbim sana akıyor,artık o buldu yolunu,\nSende buldu kalbim o mutluluk umudunu,\nBiliyorum saadettir bu aşk yolunun sonu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim",
        "poet": "Mustafa Doğan Elazığ",
        "poem": "\n\nHASRETİM\n\nVolkan oldu yüreğimde sana o hasretim,\nSevdamın gül rengi lavları yakar tenimi,\nAkar kalbimden,yayılır bütün bedenime,\nNe zaman,sevmeyi sevilmeyi ister isem,\nNe zaman duysam ruhumun en derininde,\nYalnızca sen olursun kalbimin o ufkunda,\nYalnızca sen dolarsın yüreğime sessizce,\nIşık gibisin,hava gibi,su gibisin sevginle,\nBir tebessüm olursun yüzümde,hayalinle.\nAyrılık acılarımı tazeler sana o özlemim,\nŞimşekler çakar seni arayan gözlerimde,\nSensizliğe direnir,sevginle dolu o albim.                                  \nDağ dağ dizilmiş tüm ayrılık bahaneleri,\nKesemez artık yolumu o ayrılık dikenleri,\nKalbim sana akıyor,artık o buldu yolunu,\nSende buldu kalbim o mutluluk umudunu,\nBiliyorum saadettir bu aşk yolunun sonu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim",
        "poet": "Ferah Yılmaz",
        "poem": "\n\nHasretim sevdalım biliyormusun hasret? \nBir güler yüze, bir doğru söze. \nYalansız gözlere... \nHasretim sevdalım.... \nHasret! \nPırıl pırıl günlere, batmayan güneşe \nSevmeye, sevilmeye \nHasretim Sevdalım.... \nHasret! ! \nMutluluğa, doğaya... \nYeni açan goncaya, \nDoğan şafağa,Tan’a \nHasretim Sevdalım... \nHasret! ! \nHasretim Sevgilim biliyormusun? \nHasret! \nSana sevgine, \nGülen Gözlerine, \nBir buruk tebessümüne, \nSeninle olan herşeye ama herşeye, \nHasretim sevgilim Hasret! ! \n\nDağarcık /Ardahan 12.08.1979\n\n1979 yılında dönemin Günaydın Gazetesi eki KELEBEK GAZETESİ'de yayınlanmıştır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim",
        "poet": "İsmet Develioğlu",
        "poem": "\n\nDiyorlar ki bana niye hüznün var\nSevgiye susuzum, barışa hasret\nHer tarafta kin var, savaş var, kan var\nSevgiye susuzum, barışa hasret.\n***\nKüçücük yavrunun elinde şişe\nMolotof parlıyor her gün dört köşe\nmerdiven dayarken elli altı  yaşa\nSevgiye susuzum, barışa hasret.\n***\nVurulan bizleriz, vuran da bizler\nTutup aynı safa duran da bizler\nHep ağlıyor gördüm yürekler, özler\nSevgiye susuzum, barışa hasret.\n***\nKimi maşa olmuş kaptırır gider\nKimi dalavere yaptırır gider\nKimi doğru yoldan saptırır gider\nSevgiye susuzum, barışa hasret.\n***\nVatan derim, vatanımı satarım\nBayrak derim, bayrağımı yakarım\nBarış derim, temelinden yıkarım\nSevgiye susuzum, barışa hasret.\n***\nİsmetim bana da şaşarım bazı\nTavuk gelir diye veririz kazı\nSevgi tavşan oldu, barışsa tazı\nSevgiye susuzum, barışa hasret.\n\n11.6.2014\n18.39\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim Baba",
        "poet": "Mehmet Ali Var",
        "poem": "\n\n-Sokak çocukları için-\n\nGeceleri parklar, sokaklar soğuk,\nÜşüyen ellerim, donuyor baba...\nİtin, kurdun sesi geliyor boğuk,\nKorkular kalbime iniyor baba...\n\nDüşürdü sokağa, hürriyet derdi, \nKötü arkadaşlar, cesaret verdi,\nTutmadı elimden toplumu, ferdi, \nYüreğim hüzünden, kanıyor baba...\n\nEdindim sokağı, kendime hâne,\nKaldım köşelerde, yalnız, bîgâne, \nHer şeye eyvallah desem bahâne, \nİnsanlar, huzurlu sanıyor baba...\n\nTaze fidan gibi, bükülür boynum,\nSokakta kaldıkça kararır beynim,\nYıllardır sarmayı bekliyor koynum,\nHasretin bağrımda yanıyor baba...\n\nKoydular adımı, tiner koklayan,\nBir parça ekmeğe, bey bıçaklayan,\nBulunmuyor beni, şerden saklayan,\nBelâlar başımı tanıyor baba...\n\nHer yanım boşluk, tutacak dal yok,\nÇabalıyorum da, necata hâl yok,\nBir girdaba düştüm, binecek sal yok,\nÜmitlerim toptan sönüyor baba...\n\nBirleşsin insanlar, gelsin yardıma,\nDerman olsun çaresiz şu derdime,\nŞefkat yuvaları, konsun yurduma,\nKalpler merhametle yunuyor baba... \n\nGündüz geçer belki, geceyi sorma, \nÇaresiz yavrunu ağlatıp, durma, \nVaroğlu’nu boşa söyletip yorma,\nFeryâdım semâda dönüyor baba...\n\nVezirköprü 13.04.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim anneme...",
        "poet": "Halide Selcan Karagül",
        "poem": "\n\nHasretim anneme...\n\nBugün 'anneler günü' yine yoksun yanımda\nYıllar varki hasretim ana sıcaklığına\nSon kez olsun doya doya sana sarılamadım\nNur yüzünü öpüp gül kokunu koklayamadım \nBugün 'anneler günü'  annem \nYine yoksun yanımda\nBilsen ne çok hasretim sana\nBeni ağlattı annem\nHasretin bu son demimde\nBak bu yılda veremedim kimseye\n'Anneler günü' hediyem kaldı elimde\nSensizlikte yaralı  hala kanar yüreğim\nRabbimden en büyük dileğim\nAnnesizlik çok yaman kimse kalmasın yetim\n\nDile kolay tam 22 sene\nHep hasretim anneme...\n\nYıllar varki unutamadım annem kapıdan son çıkışını\nYüreğimi kor gibi yakan hasret yüklü bakışını\nVedalaşır gibi gözlerinle hasretle son bir sarılışını\nBenliğime akıttığın ruhumda bıraktığın yürek acısını\nYıllar varki dindiremedim yüreğimi yakan hasret acısını\nBugün 'anneler günü' beni ağlattı annem\n\nDile kolay tam 22 sene\nHep hasretim anneme...\n\nYıllardır sensizlikle kolsuz kanatsız kalmışım\nBayramlar, seyranlar haramdı bana köşe bucak kaçmışım\nKimsecikler görmesin diye herkeslerden saklanmışım\nAnnesine sarılıp öpen çocukları zaman zaman kıskanmışım\nYıllar varki dinmedi sana olan hasretim\nBugün 'anneler günü annem\nYoksun artık yanımda yine sensiz yalnızım\n\nDile kolay tam 22 sene\nHep hasretim anneme...\n\nVarken bilmeli anaların kıymetini\nGönülleri hassastır asla incitmemeli\nBir 'of' dahi incitir narindir ana yüreği\nKaybetmeden bilinmiyor gerçek değeri\nHiç bir evlat bulamaz böyle candan seveni\n\n'Ana gibi yar bağdat gibi diyar' bulunmaz\nKaybettikten sonra hiç bir kıymeti kalmaz\nSon pişmanlık olsada evlada bir fayda sağlamaz\nAnne hasreti alemleri aşar yürekler dayanmaz\nHiç bir sevgi  anne sevgisinin yerini tutamaz...\n\nDile kolay tam 22 sene\nHep hasretim anneme...\n\n14.05.2006\n\nBugün 'anneler günü' \nTüm annelerin anneler günü kutlu olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hasretim Birtânem Ben Sana Hasret ",
        "poet": "Safure Kalafat ",
        "poem": "\n\nSeni düşündükçe acıyor canım ince ince...\nHasret türküleri gibi yanıyorum...\nÖzlemin büyüyor kalbimde deli gibi; \nHasretim birtânem ben sana hasret! \n\nBilemessin nasıl yokluğun sarıyor bedenimi,\nHer gece düşlerimde sabahlıyorum seni,                                                      \nBitsin bu ayrılık vuslatım ol yakalım geceleri, \nHasretim birtânem ben sana hasret! \n\nSenden başkasını sevemedim sana hasretim,\nHer yanım sevda kokuyor, yanık yanık...\nSevdan yakıyor içimi yağmurum ol söndür ateşimi, \nHasretim birtânem ben sana hasret! \n\nBen sensiz olamam sensizlik ölümdür bana,\nToprağın yağmura hasreti gibi hasretim sana,\nDudaklarım susadı dudaklarına bir buse yeter bana,\nHasretim birtânem ben sana hasret! \n\nBuluşsun artık ellerimiz sevdam hasret sana,\nYollarını bekliyor gözlerim tenim tenine hasret,\nAlın yazım, iki cihânda helâlim ol yeter bana,\nHasretim birtânem ben sana hasret!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim Erzurum",
        "poet": "Mucip Kına",
        "poem": "\n\nBir hayal gibisin göz kapağımda\nHasretim, sevgilim canım Erzurum\nTaze gül gibi aç yanaklarımda\nNefesim, ciğerim kanım Erzurum\n\nUzun oldu görmeyeli türbeni\nÖzlemişim toprağına sür beni\nKapındayım bir nazar et gör beni\nBenim en sıcacık yanım Erzurum\n\nNe var şimdi dağlarının başında\nTerk eyledim otuz iki yaşında\nOlsayıdım bir pınarın başında\nAksın oluk oluk kanım Erzurum\n\nSoğuğunu, kar kışını özledim\nGurbet elde haberini gözledim\nAktı yaşım dost düşmandan gizledim\nYüreğimde kabaranım Erzurum\n\nÇiftelerin ikiz hasret gibidir\nPınarında cennet suyu gizlidir\nOvaların çiğdem çiçek sazlıdır\nHatıramda cennetgahım Erzurum\n\nSoğuk rüzgarların savurdu beni\nHasretin nar gibi kavurdu beni\nZalim gurbet senden ayırdı beni\nZehr oldu gündüzüm gecem Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim geçmiş o güzel günlere",
        "poet": "Ahmet Yarbaşı",
        "poem": "\n\nHasretim geçmiş o güzel günlere\nNe dert ne gam vede kedere\nHayat bu yazmış bi kere kadere \nMutlu olmak için varmı bir şart bir nedene\n\nbir flim izledim ağladım sabaha kadar \nbir dizi dram vardı hayata dair \nağlatacağını bile bile \nyazmışlar seneryoyu oynamışlar \n\nbize oynamak kalmış elimizde olmadan mecburen \nniteliklerimizi bilmeden üzüleceğimizi bile bile\nyeter artık ben özledim eski dertsiz günlerimi \naha buraya yazıyorum ben seneryodan cıkıyorum \n\nartık ölüm bile güldürecek beni\ndert sıkıntı keder üzüntü neye yarar \nhepsi aynı üzülmeye değmez komedi\nseviyorum ben sevmeyi  ve seniiiiiiiiiiiii\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hasretim Çok Yakalı",
        "poet": "Ömer Civano Çakmakçı",
        "poem": "\n\nBir beyaz güldü özlemim\nkollarım saramadan\ngoncalarım mayına düştü\nçocukluğum, gençliğim, yarınım\nkör kuyularda niye tutsak? ...\n\nYaralı büyüdü bu sevdam\nderken çözdüm düğümünü gizem kapılarının \nboy saldı güneşlere ırmaklarım\nne telörgü dinledi\nne beton damlar\nevrensel türkülere açtı bağrını…\n\nKaç türlü yanarım bilir misiniz? \nHasretim kaç yaka\n\tkaç iklimdir? …\nHer günüm Güney Afrika\nyıllardır vurulurum Filistin’de\nAfgan dağlarında şimdi türküm söylenir\nİrlandalı bir rüzgarım özgürlüğe\neserim ülkesine mazlumun\nBulgaristan’da Türk’üm\n\tFilistin’de Arap\n\t\tIrak’ta Kürt\nsoluduğum bir güvercin sevdası\nevrensel türküsü özgürlüğün\nhasretim çok yakalı\nyüreğim sürgün…\n\n\n\nÖMER CİVANO ÇAKMAKÇI\n(Yaralı Coğrafyam / Kerem Yayınları 1989)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim Hasret",
        "poet": "Murat Özyurt",
        "poem": "\n\nKimselere aşkımı ben söyleyemem\t\t\nSana senin yanında hasretim hasret\t\t\nBir başkasını sevip gönül veremem\t\t\nSana senin yanında hasretim hasret\t\t\n\nUzansam ellerini tutacak gibi\t\t\nKollarım yar belini saracak gibi\t\t\nGözlerin şu halimi soracak gibi\t\t\nSana senin yanında hasretim hasret\t\t\n\nRüzgari gözyaşlarım benzer ırmağa\t\t\nYanağımdan süzülüp düşer toprağa\t\t\nBir gülüşün can verir kuru yaprağa\t\t\nSana senin yanında hasretim hasret\t\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim Hasret..2..",
        "poet": "Durak Yiğit",
        "poem": "\n\nYokluk belâsına yurdumdan çıktım\nÇıktığımdan beri hasretim hasret\nNice yaşlar döktüm canımdan bıktım\nEmmi’ye dayı’ya hasretim hasret\n\nGözlerim dalıyor karlı dağlara\nYazık oldu boşa giden çağlara\nHer’dem bülbül öten yeşil bağlara\nKara’çalısına hasretim hasret\n\nArarım köyümün Bahar Güz’ünü\nÖzledim yokuşun hemi düzünü\nDüşüm’de görürüm yârin yüzünü\nYârin dillerine hasretim hasret\n\nHayali ve düşü sânki yasaklı\nSılamın özlemi derinde saklı\nKime anlattıysam diyorlar haklı\nAna’ya Baba’ya hasretim hasret\n\nÇamların altında uzansam yatsam\nKederli günleri şöyle unutsam\nHala’mın,Teyze’min elini tutsam\nAkrabaya dosta hasretim hasret\n\nYine gam bulutu ağdı özüme\nHasretin yaşları doldu gözüme\nBurda son veriyom gayri sözüme\nDüğün’e bayram’a hasretim hasret\n\nDURAK’ın gözleri çağlayan nehir\nİçtiğim au’dur yediğim zehir\nDaha fazla etme visâli tehir\nToprak’ın taşına hasretim hasret\n\nDurak YİĞİT\nGönüllerin Şairi\nKOCAELİ\n\nBilirim gurbette vadem yetecek\nBenim bu hasretim nasıl bitecek\nHasret çeke çeke ömrüm bitecek\nHavasın suyuna hasretim hasret\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim Hasret",
        "poet": "Taştan Çıralar",
        "poem": "\n\nSıcacık dostluğa hasretim hasret\nDünü ayrı telden bugünü ayrı\nDirendim kendime sabret ha sabret\nÇiçekler meyveye durmuyor gayri\nOturup geçmişi görmüyor gayri\n\nHangi taş altında yatarmış yılan\nTaş yılan gizlemez iftira olur\nYılanın yerini var mıdır bilen\nYıka yüreğini ekstra olur\nDostluk mangasında dost sıra olur\n\nUzanan ellerin fenerlik etsin\nKaranlık geceye doğ ol dolunay\nYüzünü döndüğün yönde gül bitsin\nHer canı kendine yakın bir can say\nİnsan yüreğini inci mercan say\n\nKabul et huzura gelem dergâha\nAçıktır kapılar yüzler tutarsa\nGösterir bilmeze der ki yol aha\nYıldız olur doğar sözler tutarsa\nTaştan’da yolcudur dizler tutarsa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim, Hasret",
        "poet": "Necati Keçeli",
        "poem": "\n\nPencereler demir duvarlar yüksek\n   Ay ile güneşe hasretim, hasret\n   Günleri sayarak çizerim tek, tek\n   Bacıya, kardeşe hasretim, hasret\n\n   Kapanır kapılar gece açılmaz\n   Girdimi hücreye kaçsan kaçılmaz\n   Serden geçilirde yardan geçilmez\n   Anne, baba, eşe hasretim hasret\n\n   Gardiyan gelince saymaya bir, bir\n   Yazdığın mektubu edersin tehir\n   Yediğin, içtiğin olmaz mı zehir\n   Soframda bir aşa hasretim, hasret\n\n   Bura da geceler uzun mu uzun\n   Geçmiyor mevsimler ne kış ne yazın\n   Yüreğinde bitmez ince bir sızın\n   Ağrımayan döşe hasretim, hasret \n\n   Ne sabahlar güler ne akşam sana\n   Fareler dost olur düşsen zindana\n   Güneşi görmezsin, girmez odana\n   Gök de uçan kuşa hasretim, hasret\n\n   Sigaranın tadı başkadır, başka\n   Çay ile gelirsin dertlenip aşka\n   Vurmasaydım dersin vurmasam keşke\n   Kâbussuz bir düşe hasretim, hasret\n\n   Herkesin cezası olsa da ayrı\n   Koğuşlarda vardır ağalık devri\n   Zayıfsan girersin hizmete gayri\n   Ağırca bir başa hasretim, hasret\n\n   Ne kadar yazsam da az gelir bura\n   Necati düşmüştür bir kere dara\n   Bir ömür yedik dize vura, vura\n   Dışarda bir işe hasretim, hasret\n\n   Necati KEÇELİ\n   İZMİR 23.02.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim Sana",
        "poet": "Ramazan Özütürk",
        "poem": "\n\nÖzlemim var sevgi dolu kucağa\nAksaray yoluna hasret yollarım\nKaç yıl oldu gelmeyeli ocağa\nAnamın dizine hasret çekerim\n\nYürekten yaşadım zalim gurbeti\nYalnızlık içinde çektim hasreti\nKavuşmak uğruna verdim serveti\nEline değmeye hasret çekerim\n\nGökkuşağı gibi açar çiçeği\nAğustos’ta öter cırcır böceği\nNe hoşta kokardı tandır böreği\nAşına, taşına hasret çekerim\n\nEkin tarlasında terin atarlar\nAy ışığında harmanda yatarlar\nPazar yerlerinde sebze satarlar\nHelal kazançlara hasret çekerim\n\nUlu ırmak boz bulanık akar mı\nSel gelince duvarları yıkar mı\nHasan dağı Ekeceğe bakar mı\nEyleyin bir haber hasret çekerim\n\nAdı gibi büyük yeşil Aksaray\nTarih derininde var beyaz saray\nNe dağında, ne taşında  yoktur fay\nYaşamın tadına hasret çekerim\n\nYaz ayında eser serin, serin yel\nAza razı, çoğa bağlamaz ki bel\nŞükür dergahında, nimeti helâl\nCan ciğer dostlara hasret çekerim\n\nTozlu yollarını severim candan\nEt ayrılmaz güzel bilinen yardan\nVazgeçemem ayrı olsam da serden\nYeşil tepelere hasret çekerim\n\nÖzütürk, bu özlem yakıp yıkmadan\nGurbet elde can bedenden çıkmadan\nMücadele ver ki kazan, bıkmadan\nBitsin bu ayrılık, hasret çektiğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim Hey Sevgili Anlasana",
        "poet": "Kamil Söylemez",
        "poem": "\n\nHasretim sana\nSu gibi \nEkmek gibi\nSuya hasret toprak gibi\nBir nefeslik hayat gibi hasret\nGüne hasret\nGüneşe hasret\nSensiz her yanım kasvet\nSu hasret,toprak hasret\nHava hasret\nOysa sende her şey denk\nHasretim sana\nBulut,bulut damla,damla\nDudağımı çeşmeye dayayıp su içsem de kana,kana\nKanamam ki sana\nHasretim\nSu gibi\nHava gibi\nEkmek gibisin bana\nHasretim sana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim olma İSTANBUL..",
        "poet": "Nilgün Akın",
        "poem": "\n\nne hüzün,ne hasret,ne keder\nhiç bir şey sensiz,çekilmiyor İstanbul\nne aşk,ne sevinç,ne umut\nhiç bir şey sensiz,yaşanmıyor İstanbul\n\nkokunu bilirmisin \nki o gözlerimde mavi su\navuçlarımda tatlı serinliğin\nve martı dillerinde sesin\nsarhoş bir melodisin sen,İstanbul\n\nannemin kokusu var mavinde\nbabamın sesi martılarında\nkardeşlerim rüzgarınla gelir\nben sarılırım sana herşeyinle,İstanbul\n\nbir yaşlı vapur canım boğazda\niçinde sen,ben,tüm sevdiklerim\nkederlerimde gelsin hüzünlerim de,razıyım\nyeter ki sen hasretim olma\nİstanbul...\n\nİSTANBUL 05.04.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim Sana",
        "poet": "Hüseyin Kerem Arslan",
        "poem": "\n\nHASRETİM SANA\n\nSuya hasret çöl gibi\nGeceye hasret ay gibi\nYaza hasret kış gibi\nÖylesine hasretim sana\n\nYokluğundayken varlığına\nUzaklardan gülüşüne\nYanımdayken kokuna\nÖylesine hasretim sana\n\nBaharı bekleyen poyraz gibi\nAşka hasret kerem gibi\nDosta hasret el gibi\nÖylesine hasretim sana\n\nAğlarken gülmeye\nYoluğunda bile sevmeye\nZamanı geldi mi çekip gitmeye\nÖylesine hasretim sana\n\nGözyaşlarımdaki yokluğuna\nİçimdeki deli sevdana\nDilimdeki susmayan adına\nÖylesine hasretim sana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretimin Goncası",
        "poet": "Adnan Yeşiltaş",
        "poem": "\n\nYalnızlık mı getirdin?\n\nDev aynası.\n\nSon arzudan başka ne var elinde? \n\nKaç bin yıllık?\n\nHasretimin goncası,\n\nYalnızlık mı getirdin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim Sanadır İstanbul",
        "poet": "İbrahim Alipaşaoğlu",
        "poem": "\n\nYağdığında burcu burcu kokan toprağına\t\t\nMinarelerini çevreleyen güvercinlerine\t\t\nAy berrak ve siyah beyazdı gecelerin\nYeryüzüne sarkan yıldızlarına\n\nHasretim sanadır İstanbul\nEngelsiz caddelerine, sokaklarına\nTaş yollarına,  bahçeli evlerine    \nAkşamları demlenen semaverlerine\nMuhabbetle içilirdi bardak bardak\n\nHasretim sanadır İstanbul\nLetafetine, ciddiyetine\t\t\nTevazüne, cömertliğine\nKötüyü içinde barındırsan da\nVerdiğin terbiyeye, eğitimine\n\nHasretim sanadır İstanbul\nDoluştuğumuz parklarına\nMahalle maçlarına, kır güreşlerine\t\nBirdirbir, kuka, beş taş \nKurtarmaç, sobe, misketlerine\n\nHasretim sanadır İstanbul\nOkul çıkışları, hafta sonları\t\t\nPatlamış mısır torbaları ellerimizde\nHiç usanmadan seyrederdik\nTiyatrona, sinemana, konserlerine\n\nHasretim sanadır İstanbul\nAt arabalarıyla ticaretine\nNayloncuların o gür sesine\t\t\nKalaycılarını izlemesine\nBohçacı kadınlarının sözlerine\n\nHasretim sanadır İstanbul\t\t\nBüyük şölendi Ramazanların\t\nKaragöz’üne, Hacivat’ına\nPamuk helvacı, simitçilerine\nSandığıyla muhallebicilerine\n\nHasretim sanadır İstanbul\nBeyaz yaka, siyah önlüğüyle öğrencilerine\nÜtülenmiş yamalı pantolonlarına\nElden ele dolaşan, zihinden zihine okunan \nPaylaşılan kitaplarına, dergilerine\n\nHasretim sanadır İstanbul\nGölgesine sığındığımız çınarlarına\nÇitlembiklerine, zambaklarına\nDuvarlarına örülmüş sarmaşıklarına\t\t\nYediveren güllerine, sümbüllerine\n\nHasretim sanadır İstanbul\nKutsal günlerde, gecelerde\nSıralanırdık kapılarda, tek tek\t\nKomşu annelere, ikramına\nKekine, aşurene, çöreklerine\n\nHasretim sanadır İstanbul\nHaliç taşıyorken kaldırımlara\t\t\nKokusu yakıyordu burnumuzu\nYarıştırdığımız uçurtmalarına\nKuşlar gibi süzülürdük koşarak\n\nHasretim sanadır İstanbul\nTelsizleri bile yokken hiçbirinde   \t\nDüdüklerini çalan bekçilerine\nMüdavimlerinin sohbetine tavdı pencereler\nHayattı sohbetin, köyündü, ekinindi\n\nHasretim sanadır İstanbul\nDînî bayram sabahlarına\nBaklavana, şekerlerine\t\t\nBahşişlerine, mendillerine\nAtlıkarıncalarına, dönme dolaplarına\n\nHasretim sanadır İstanbul\nSüleymaniye, Ayasofya, Galata, Sultanahmetine\nEyüpsultan, Fesane, Mehterhane, Şehzadene\nBeyoğlu, Cibali, Babıali, Gülhanene\nKi, İstanbul; en güzel resmiydi Yaradanın\n\nHasretim sanadır İstanbul\nAcımasızlığına, şefkatine\nVakarına, onuruna, gururuna\t\nAzametine, gücüne, heybetine\nHasretim sanadır İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretim Sana Anne",
        "poet": "Zeynep Akdem",
        "poem": "\n\nHasret kaldım senin o masum sevgine\nHasret kaldım o duygu yüklü yüreğine\nHasret kaldım anne kokan tenine\nAnla artık hasretim ben sana anne.\n\nKimse veremez bana o masum sevgini\nKimse dolduramaz yüreğimdeki yerini\nKimse dindiremez sana olan hasretimi\nAnla artık hasretim ben sana anne.\n\nBağrına taş bas annen geri gelmez deseler\nBağrıma taş basarım anne\nKendini uçurumdan at  annen gelecek deseler\nKendimi uçuruma atarım anne\nAnla artık hasretim ben sana anne.\n\nCici anne geldi onu sev deseler\nCici anne senin gibi olamaz ki ama anne\nÜvey anne muamelesi yapma deseler\nKalbime senin yerine onu koyamam ben anne\nAnla artık hasretim ben sana anne.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretimsin...!",
        "poet": "Fügen Gülgör",
        "poem": "\n\nyüreğime çöken\nhasretmi? \nsensizlikte ki en büyük işkence..\n\nevreni  mesken etmiş biçare yüreğim\nbir gece resmi ki..zifiri\nbulutlar bile yağmura,\nbedenim yudum yudum sana\nyüreğim gün ışığına\nben sadece sana hasret...\n\nRuhumda fırtınalar delirmiş,\nbeklerim, Limana hasret\ncan Alıcı kuşları başımda döner, \nbeklerim,Dermana hasret\nKır zincirleri yüreğim ellerinde, \nSevgiye hasret beklerim. \ndoyamadığım, koklayamadığım, \nSaramadığım hasretim, \nYüreğimde Hasret’ime hasretim. \n\nHasret türküleri dilimde... \nÖzlemin büyüyor kalbimde deli gibi; \nbilemezsin..\nahh bilemezsin..yokluğun nasıl sarıyor bedenimi, \ngel..vuslatım ol yakalım hasret geceleri..\n\ndilimde Bir şarkısın \nkalbimde Bitmeyen bir beste \nVe ölmeyen güftesin yüreğimde..\nnakaratların da ateş kırmızı hasretimle\nbir daha,bir daha sevdim seni..\n\nBir tutku içimdeki senden Uzak..\nDudaklarım sana, \nGöğsüm başına. \nGönlüm, \nKapına dayanmak ister sana hasret.. \n\nHasret zihnimde dalga dalga çırpınan deniz, \nHasret,damarımda kan,\nhasret,yüreğimden içeri can,\nhasret, çığlık çığlık sevdam \nhasret, sensiz Gündüzüme gecem..\n\n\nBeni yüreğine hapset sevgili \nÖmrüm aşkına hasret....\n\nfügen\nİZMİR\n21.04.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretimsin...",
        "poet": "Mustafa Tekağa",
        "poem": "\n\nBir türkü mırıldansam,\nŞiir yazsam,\nBir roman okusam,\nNedense hep hasret üstüne.\n\nHüzünlerimin sebebi,\nUzaklara, yıldızlara bakmamın,\nHer köşe başında, karşıma çıkacak sanmamın,\nNedense tek sebebi de hep hasretlik.\n\nYolculuklarım ne tarafa olursa olsun,\nKoşmak gelir içimden,\nBelki ona yetişim bir sonraki virajda,\nHer dönemeç bir umut,\nHer umut bir hasret.\n\nBir çiçek diktim, adı hasret,\nHer susadığında verdiğim sadece gözyaşı.\nO büyüdükçe, hasret büyüdü,\nHasret büyüdükçe, umutlar tükendi.\nO tarafa dönsem hasret,\nBu yanım hasret.\nMevsimler hasret,\nSevgiler, aşklar hasret.\n\nBitir bu hasreti diyemiyorum.\nYaksa da içimi, bitirse de beni\nHasretimsin, her şeyimsin.\n“Sen benim tek sevdiğim, tek  hasretimsin”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretimsin",
        "poet": "Bekir Yavuz",
        "poem": "\n\nAkşam güneşinin o kızıllığında,\nYaslanıp tel örgülere bakarken karşı köye,\nBir düşüncedir alıyor beni, yaşıyorum,\n3.Mart cumartesi akşamını yine seninle.\n\nCoşmuş yine porsuk çayının o bulanık suları,\nBir birini kovalarcasına, koşuşuyor köpükleri,\nDikmişim gözlerimi, düşünüyorum o geçen günleri,\nVatan borcumun 17ci ayı deyip tutuyorum kendimi.\n\nSenden ayrı, uzun bir on yedi ay,\nBeklide bu günler senin için dile kolay,\nBelki seninde benim gibi için kan ağlar,\nAma üzülme bak şuracıkta kaldı tam üç ay.\n\n                      Bekir Yavuz           3.Mart.1979.Cumartesi                                                                                     \n1ci.Tak. Hv. Kv. Dest ek. Üs. Muh. Bl.\n                        Eskişehir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretin",
        "poet": "Resul Kotluk",
        "poem": "\n\nYitik yitik dalmışım \nKara kara gözlerine\nSaçlarının dağ kokusunu \nSarmışım yüreğime\n\nHasretin dağ rüzgarı şimdi \nEsiyor gönül bahçemde\nOysa karanfiller ekmiştim\nSenin o gönül bahçende\n\nAh ben sana yanmışım\nAteşim küle dönüştü\nHasretten yana ne varsa\nHepsi bana bulaştı\n\nHasretin hüzün mevsimidir\nDört mevsim hüzündür bende\nBeni beni yakan ne varsa\nKara kara gözündür bende\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretimsin İstanbul",
        "poet": "Ayşe Bal",
        "poem": "\n\nYüreğim artık bu hasrete dayanamıyor \nÖzlemler kederler birleşip içimiyakıyor\nSevgimi gelde şu kalbime sor \nDinle bak İstanbul sana neler anlatıyor \nKalbime adını koyduğum \nBir tutkusun İstanbul\nHer an giderek artan \nÖzlemimsin İstanbul \nNereye gidersem gideyim \nNe yaparsam yapayım \nDönüşüm sanadır İstanbul \nTarih kokan sokaklarınla \nEşsiz marmaranla \nÇeşit çeşit insanınla \nAklımdasın sen İstanbul aklımdasın \nDenizinin dalgasına \nMavi semanın bulutuna \nTürkiye'nin bu güzel yurduna \nCanım kurban yoluna İstanbul\nUmutsuzların umudusun \nÇaresizlerin çaresisin\nMutluluğun mekanısın İstanbul \nHer an senin güzelliğini arzularım \nHer kelimemle anlatmak isterim seni\nAma istediğimle kalırım \nÇünkü \nTükenmez denen kalemler tükenir\nKağıtlar tükenir \nBen tükenirim \nYine de seni anlatamam İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretin",
        "poet": "Enfal Törün",
        "poem": "\n\nsensiz geçen günler buruk tatsız\nkuşluk vakti ürpertir beni hasretin\nbölük pürçük anılar da faydasız\nbir gün ansızın çıkıp gelmelisin\n\nEnfal Törün / Karşıyaka - İzmir / Ekim 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretin bitsin",
        "poet": "Yüksel Akkas",
        "poem": "\n\nAglamak yetmiyor eski gunlere\nSensizlik cig gibi buyuyor icimde\nAdini sayikliyorum her nefesimde\nGelde hasretin bitsi artik\n\nGunden gune artiyor sensizlik bende\nHic insaf yokmu sende\nNe yaparim ben sensiz gunlerde\nGelde hasretin bitsin artik\n\n16 haziran cumartesi 2001\n\nYuksel Akkas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretin gözyaşı",
        "poet": "Fatih Arsu",
        "poem": "\n\nBin yıllık bir yol kadar uzak kavuşmak\nBu ümitsiz bir hasretin gözyaşı; \nZerre kadar bir ihtimal bile olsaydı\nMahşere kadar bekleyip olurdum sabır taşı.\n\n(Gaziantep  23/07/2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretin keyfe keder..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Hasret..\n\nNe şaraplar dindirdi,ne rakılar dindirdi\nCan kuşum,can yoldaşım bendeki hasretini\nSarhoş olmak istedim onuda olamadım\nHasret senden bir haber,hasretin keyfe keder..\n\nGözlerimde saklanmış yokluğunun yaşları\nSusuz içtim sevgili,hep dolu bardakları\nKırıp dökmek istedim,ben tahta masaları\nHasret senden bir haber,hasretin keyfe keder..\n\nNeşelenelim dedik hüznüm beni terketmez\nİçimdeki hasretin,dağlar gibi tükenmez\nArtık gitme ne olur,aşkımız böyle gitmez\nHasret senden bir haber,hasretin keyfe keder..\n\nSokak sokak dolaştım meyhaneleri gezdim\nSensizlikten sevgili,ayrılığından bezdim\nHer geçen sensiz günü,can yüreğime çizdim\nHasret senden bir haber,hasretin keyfe keder..\n\nArşınladım yolları,adım adım tükettim\nYokluğunu bir bilsen ta derinden hissettim\nSarhoş olmak istedim,onuda bilemedim\nHasret senden bir haber,hasretin keyfe keder..\n\nKapçılanmış gibi ızdırabın içinde\nGezdim dolaştım durdum yokluğunun peşinde\nMutluluk aradım bardakların sesinde\nHasret senden bir haber,hasretin keyfe keder..\n\nTarih:09.05.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretin Gülüm",
        "poet": "Cafer Akyol",
        "poem": "\n\nSana hasret\nSevgiye hasret\nŞefkate hasret\nDünya güzeli\nBir çift gözlere hasret\n\nDağlarda kaldı\nÇiğdem çiçeğim\n\nSoğuk havada terleyen\nSıcak havada üşüyen\nElleri ceplerinde elleri tutan\nGözlerde büyüyüp \nYüreği ile sarılan\n\nÇığ altında kaldı\nÇiğdem çiçeğim\n\nYürürken sevmenin\nTadına varan\nYaşamımızı çağlara bölen\nGönülden sevmenin hazzını bulan\nÖmrümü ömrüne adayan\nFırtınaya yakalandı\n\nKar altında kaldı\nÇiğdem çiçeğim\n\nDağlarda kaldı \nÇiğdem çiçeğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretin Narı",
        "poet": "Faruk Gökbulut",
        "poem": "\n\nHasretin narında yanarken bana\nGurbeti dost bilip gelme bu yana \nEy yar, feryadım bu âhı duyana\nYanarsın burda , gezinip durma \n\n11 Şubat 2006\nAnkara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretin Kimyası",
        "poet": "Gökay Çiftçioğlu",
        "poem": "\n\nhasret bir çeşit yangındır\ngözyaşlarıyla söner\nömrümüzün son gününde\nve insan\ngözyaşlarının en çok düştüğü yerden dirilir \nahiret gününde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretin Kavurduğu Yer",
        "poet": "Yuksel Akcum",
        "poem": "\n\nGözümden yaş akmıyor yüreğim taş kesildin\nNicedir içimde ki acı bana eş uçmuyor sevdalar\nYüreğim taş mı kesildin\nNicedir ölüm kol gezeli ayrılıklar düştü\nDöşümüz katmer, katmer, hüzüne mi eş\nVar git gönül hasretin kavurduğu yere\nGökyüzü nicedir gri bense ummandayım\nGözümde ki yaş akar içime sessiz sesiz\nYüksel akcum28.05.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretin Eski Bir Sırdır İçimde",
        "poet": "Tarık Çıtak",
        "poem": "\n\nHasretin eski bir sırdır içimde\nBilmem ki sen mutlu oldun mu bensiz\nAğlarım sahile her gidişimde\nMaziye yolculuk ettikçe sensiz\n\nKulağın çınlar mı anarken seni\nYüreğin yanar mı duyarsan beni\nDaha bir yürekten özlerim seni\nMaziye yolculuk ettikçe sensiz\n\nNe güzel günlerdi o senli günler\nGeçtiğin yerlerde açardı güller\nGözümün önünde savrulur küller\nMaziye yolculuk ettikçe sensiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretin Üşüyor Şimdi 2",
        "poet": "Cengiz Alpaslan",
        "poem": "\n\nDağ çiçeğim, ağlamak istiyor yüreğim\nUyan ellerini uzat bana\nYüreğim buruktur şimdi\nUyan bu kentteki yağmurlar gibi\nAğlamak istiyor yüreğim\n\nDağ çiçeğim ağlamak istiyor yüreğim\nTüm kuşlar suskundur şimdi\nUyan gülüşlerini uzat bana\nİçimde hasretin üşüyor şimdi\n\nDağ çiçeğim ağlamak istiyor yüreğim\nBu kent suskundur şimdi\nUyan kederlerini yaz bana\nBir yanımda hasret büyür şimdi\nUyan hasretin üşüyor şimdi\n                        DİCLE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretin Üşüyor Şimdi 1",
        "poet": "Cengiz Alpaslan",
        "poem": "\n\nHasretin Üşüyor Şimdi\n 1\n\nDağ çiçeğim,ağlamak istiyor yüreğim\nBir çocuk gibi nazlıyım şimdi\nUyan kederler içinde uyandım \nBir rüzgar gibi esiyorum şimdi\n\nDağ çiçeğim,ağlamak istiyor yüreğim\nİçimde serin bir şafak büyüyor şimdi\nUyan kuşlar son kez ötüyor biz varken\nHasretin üşüyor içimde şimdi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretin Sardı Gecelerime",
        "poet": "Kemal Özdemir",
        "poem": "\n\nHasretin sardı gecelerime\nSeni düşlüyorum her gece \nSanki geleceksin diye\nGel desem gelirmisin bu gece\n\nTutku oldu sessizliğim\nyalnızlığımda seninleyim\nGeleceğin günü beklerim\nGözlerim dalar hayal ederim\n\nHasretin sardı gecelerime\nGeçmiyor sensiz bir an bile\nGözlerimi kapattım yine\nRüyalarıma gelirsin diye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretin Yakıyor Ben",
        "poet": "Şenses Us",
        "poem": "\n\nHASRETİN YAKIYOR BENİ \n\nBahar mevsimi gibisin, \nYeşerir birdenbire baktığın her yer \nSensiz ne güneş doğar nede bahar gelir \nBil ki sana çılgınca aşığım \n\nBir göz et güzelim, \nSen de beni seviyorsan eğer. \nBiliyormusun bir günde bile, \nNe çok özlüyorum seni, \n\nGüneş bile tutulur Seni gördüğü anda\nSeninle ısınır, aydınlanır dünyam \nBaktığım her yerde sen varsın \nİnan ki sensin benim tek prensim, \n\nSen olmazsan yaşamak neye yarar \nHasretin kor gibi yakar\nHazan düşürme sevdamıza, \nGüneş doğamaz olur bir daha, \n\n\nŞENSES US 12.11.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretindeyim",
        "poet": "Fatma Güven",
        "poem": "\n\nElim ermez,gözüm görmez,\nCanımın canı hasretindeyim.\nSitem değil bu kadere,\nCanımın canı hasretindeyim.\n\nAramızda uzar sıra dağlar,\nHasretin gönlümü dağlar,\nSitem değil bu kadere,\nCanımın canı hasretindeyim.\n\nGül gibi sararır solarım,\nHaberin almazsam ona yanarım.\nSitem degil bu kadere \nCanımın canı hasretindeyim.\n\nKısmetten ötesi gurbet imiş,\nSensizlik bana ölüm imiş.\nSitem degil bu yaradana \nCanımın canı hasretindeyim.\n\nGül benzim soldugu zaman,\nEcel beni bulduğu zaman,\nSitemim yok yaradana.\nCanımın canı hasretindeyim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretini İçimde Biriktirdiklerim",
        "poet": "Arzu Yıldırım",
        "poem": "\n\nŞu anda hayatta en çok sevdiğim şeyi yapıyorum. Evet, yazı yazıyorum. Yıllar önce elime aldığım kalemi, umut ediyorum ki, yıllar sonra da elimden bırakmayacağım.\n\nBazen yüzyıllar önce gibi gelen, bazen ise dün gibi hatırladığım anılarımın arasında çocukluğumun en güzel günleri yaşar...\n\nAnneannem, önünde avlusu olan, çitten kapılı, iki katlı şirin bir evde yaşardı. Alt katta anneannem, üst  katta ise nenem (anneannemin annesi)  otururdu. Kuzenim Selim ile ben fırsat buldukça üst kata çıkardık. Nenemizin turuncu-kahverengi tüyleri olan bir kedisi vardı ve onun her yıl çoğalan yavruları...\n\nSoğuk kış gecelerinde odun sobası yakardık. Üzerine de portakal kabukları koyardık. Odanın içerisine çok hoş, reyhalı bir koku yayılırdı...\n\nHenüz okul çağına gelmemiş biz çocuklar, nenenin etrafında toplanıp, onun hikayelerini dinlerdik. Yavaş yavaş, ballandıra ballandıra anlatırdı hikayelerini. Biz ise, onun her hareketini pür dikkat izler, ağzından çıkan her kelimeyi can kulağıyla dinlerdik. Anlattıklarının çoğu, yaşanmış hikayeler olurdu. Bazıları ise, destanımsı masallar...\n\nNenemiz Kıbrıslıydı. Kocasının ısrarlarına dayanamayarak, ilk çocuğuna hamileyken buraya göç etmişlerdi. Ama oradaki yaşantısını, Türk ve Rum komşularını hiçbir zaman unutamamıştı. \n\nKıbrısta insanlar kapılarını kilitlemeden yatarlarmış. Ne hırsızlık varmış, ne de namussuzluk. Lafta değil, gerçekte kardeş gibi yaşarlarmış.\n\nBunları yazarken, huzurla doldu içim ve masamda duran soğumuş çayımdan bir yudum aldım. Dedemi düşündüm sonra...\n\nEski Mersinliler dedemi iyi tanırlar. Benli Selim lakabıyla bilinen dürüst ve sinirli gemici.\n\nGemiye gitmediği zamanlarda kış aylarında sahlep ve poğaça, yaz aylarında ise bici bici satardı. Ve bunlardan biz torunlarına yedirmeden işe çıktığını pek hatırlamıyorum.\n\nMavi renge aşıktı! \n\nVe ben onu düşündüğümde sonsuz bir mavilik gözlerimin önünde beliriverir.\n\nBabaannem, ah babaannem! \n\nTam bir Karadeniz kadınıydı. Dilinden düşürmediği türküleri, tadına doyamadığımız bazlama ve gözlemeleriyle, yediği şeftalinin çekirdeğini ekse, ağaç yeşerten verimliliğiyle, berrak tenli, al yanaklı bir Karadeniz kadını! \n\nHafif kısık sesi hala kulaklarımda. Yüksek yüksek tepeler türküsünü söyleyerek, yüreğinde hasretiyle gitti babaannem.\n\nNenem, dedem ve babaannem, onlar toz pembe çocukluk günlerimin birer masal kahramanları...\n\nYavaşça yerimden doğruldum. Aradan saatler geçmişti. Masamda duran soğumuş çayımın geri kalanını da bir yudumda bitirdim. Ağzımda buruk bir tat kaldı. Güzel şeyler yazmak için başlamıştım ama yine gözlerim bulutlandı.\n\nKalemim elimde, hasretini çekip de, acısını sindiremediğim, hala hepimizin yüreğini yakan kişiyi yazacağım şimdi. Eniştem, Ahmet Sarıçal.\n\nKoyu Beşiktaşlı, babayiğit, yakışıklı, kızlarını canından çok seven, 42 yaşında, Mersin'ine aşık bir adam. Geçen sene bu zamanlar yüreğine yenildi. \n\n21 Eylül'de onu kaybetmemizin üzerinden bir yıl geçecek. Ama biz hala onun öldüğüne inanamıyoruz. Aslında yazacak o kadar çok şey var ki, ama biliyorum ne yazarsam yazayım yarım kalacak. \n\nElimde kalemim, boğazımda düğüm düğüm olmuş acılar, yazılanlar ve yazılamayanlarla bir türlü son noktayı koyamıyorum.\n\nVe söz veriyorum kendi kendime, yaşadığım müddetçe sevdiğim insanları da beraberimde yaşatacağım. Yanımda olsalar da, olmasalar da...\n\n15.09.2003/Pazartesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretinden Prangalar Eskittim",
        "poet": "Ahmed Arif",
        "poem": "\n\nSeni, anlatabilmek seni.\nİyi çocuklara, kahramanlara,\nSeni, anlatabilmek seni,\nNamussuza, haldan bilmez,\nKahpe yalana.\n\nArd-arda kaç zemheri,\nKurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.\nDışarda gürül-gürül akan bir dünya.....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretinle Beni Hasta Eyledi",
        "poet": "Pir Sultan Abdal",
        "poem": "\n\nHasretinle beni hasta eyledi\nŞu garip gönlümün bağı bostanı\nAyvası turuncu yar sen mi geldin\nHalımı sormaya dost sen mi geldin\n\nBülbüller ötüyor dostun bağında\nArzum yarım kaldı göğsün ağında\nEllerim kelepçe cellat uğrunda\nKollarım çözmeye yar sen mi geldin\n\nAbdal Pir Sultan'ım sen seni düşün\nGüzelsin sultanım bulunmaz eşin\nGiyinmiş kuşanmış türlü kumaşın\nBezenmiş be destan yar sen mi geldin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretinle Yanarım",
        "poet": "Sennur Çetin ",
        "poem": "\n\nAylardır kayboldun dönmedin geri,\nŞiirci kalemim esine hasret.\nSessizce gittiğin günlerden beri,\nYüreğim üç harflik sesine hasret.\n\nBoşluğa uzanır hayalim hülyam,\nKızaran bulutta resmindir akşam.\nSeninle bezenen sevdalı dünyam,\nKalbinde kandilin isine hasret.\n\nNe hasret eskidi, ne sevda yeni,\nVuslatım sayarak severim seni.\nYaşlarla ıslanan sevda madeni,\nİçimde yıllanan pasına hasret.\n\nBahara darılan bahçeler bağlar,\nAdını zikredip sessizce ağlar.\nİçimde sınırsız sevgiler çağlar,\nDuygular güllerin hasına hasret.\n\nSabırdan teselli aramak boşa,\nYanağım alıştı damlayan yaşa.\nHüzünler içinde daldığım düşe,\nYüreğim resminin yasına hasret.\n\n07.07.2009\nSennur ÇETİN\n\nDOST KALEMLERİN HASRET DAMLALARI\n\nİçimde bir arzu var, derin mi derin,,, \nSevgisiz bakan gözler aman ne serin,,, \nBulamadım seni ben hazırdır yerin, \nRuhum sevgi çeşmesinin tasına hasret.'...Yüksel ÖNAÇAN\n\nUzunca zamandır yoktunuz yine \nAylardır hasretiz şiirlerine \nİnan ki sevindik biz geldiğine \nGönüller şiirin hasına hasret.....İbrahim COŞAR\n\nEşikten içeri ulak girmeye \nKorkar oldum artık haber sormaya \nKalmadı umudum seni görmeye \nUykusuz geceler düşüne hasret...Kazım UZUN\n\nNice zaman oldu gelmez selamın \nYine hasretleri yazmış kelamın \nYürek hilal kaşlı gözü elamın \nVelhasıl adamın hasına hasret...Şemsettin DERVİŞOĞLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretini rüyama gömdüm",
        "poet": "Ahmet Nejat Alperen",
        "poem": "\n\nBir şarkıda hasretini rüyama gömdüm\nNağmeler kalbimde çırpınırken rüzgarlara hep seni sordum....\n\nSessizlik bir ateş, sensizlik kabus oldu gecelerime,\nGülüşlerin bir nağme, ıssızlık çile oldu günlerime..\n\nAşk bir hülya oldu sözlerimizde,\nBulutlar teselli verirken gözlerimize...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretinle sıcak",
        "poet": "Cüneyt Özkurnaz",
        "poem": "\n\n“bu soğuk akşam\n-bu karanlık akşam; \nkaranlık\nölümcül,\nölümlere doğurgan-\nhasretinle sıcak”...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretinim sana YAR...",
        "poet": "Şiyar Buzcu",
        "poem": "\n\nHer yerde senden bir hatıra var \nHayalin evin her yerinde gezinmekte benimle beraber \nAkşam üstleri sana yürüyorum bomboş sokaklarda \nAdım attıkça sana yaklaşıyor gibiyim \nAyak izlerini görür gibi oluyorum \nBu sensizlik daha ne kadar sürecek yar \nBen alışkın değildim bu yalnızlığa \nAma öyle bir hale geldimki \nYalnızlık gölgem oldu \nKaranlıklar ardım sıra gelmekte \nBen sabaha uyanırken sensiz \nSaçımda aklar içerimde sen \nBu sensizlik bu yalnızlık \nDaha ne kadar sürer yar \nBu yalnızlık beni çok yaşatmaz Geberirim hasretinden yarim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretinle yanıyorum",
        "poet": "A. Yüksel Şanlıer",
        "poem": "\n\nSormadın halimi bir gün sen gelip de,\nHasretinle yanıyor gönlüm, nedense,\nSardı gönlümü şu hicran gelmiyorsun,\nÖzledim seni yeter, gel kış geçince.\n\nSen rüyamdaki kadınsın sevdiğimsin,\nSen nisandaki, yağan yağmur gibisin,\nHasretinle şu yanan gönlüm sevinsin,\n Özledim seni yeter, gel kış geçince.\n\nGözlerimde hayalin, her baktığımda,\nBakma gözlerimi ben,  her açtığımda,\nHer bilen seni sorar, yoksun yanımda,\nÖzledim seni yeter gel kış geçince.\n\nGeçmişinle hayalin vardır gözlerimde,\nNerdesin neredesin görsem düşümde,\nGam değil seni düşünmek sevdiğimde,\nÖzledim seni yeter gel kış geçince.\n\nFâilâtü/ Feilâtün/ Fâilâtün\n\nA.Yüksel Şanlı er\nAntalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretiz",
        "poet": "Mehmet Çiftci",
        "poem": "\n\nHasretiz sevimli gülen yüzlere,\nÖzlem çöktü huzur veren sözlere,\nPeteğe bal veren arı uzakta,\nKovanı seyretmek kaldı bizlere.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretinle Onardım Yıkıklarımı",
        "poet": "Ramazan Süt",
        "poem": "\n\nŞimdi seni anlatsam haksızlık olur\nEn yanmış nesneler tamamlıyor seni\nGözlerin bir çöl yalnızlığı Afrika çöllerinde\nEllerin mutsuzluk topluyor çocukluk yıllarımda\nUmarsız bir sessizlik saklanıyor sokaklarda\nHiç kimse konuşmuyor kuşlar göçüyorlar\n\nBir masa düşün ayağın biri kırık\nBir resim düşün yarısı silik\nBir mevsim düşün yağmurları bulutsuz\nBir ırmak düşün suyu kurumuş\nVe bir yaşamak düşün acıları kadar eskimiş\nMevsimin iklimi aklımı çeliyor\n\nÇocuklar oyun oynuyor oyun içinde\nBütün asit yüklenmiş sarışın sözcükler\nHangi sözle başlasam hangi imgeyi kursam\nKokun bir tuzak bir uçurum belki intihar\nFark etmez bakışların hepsi bir bilmece\n\nŞimdi seni anlatsam haksızlık olur\nBütün acıları sildim yeni baştan\nArtık bütün kaygılar yersiz\nHasretinle onardım yıkıklarımı\nYer yüzünün bezenmiş tüm varlıkları arasında\nBil ki sen benimsin ben senin\n\nEn yanmış nesneler beni tamamlıyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretkolik",
        "poet": "Şahin Ertürk",
        "poem": "\n\nSevgim vardı dağlar gibi\nTanışmıştık daha yeni\nKalp ten sevdim inan seni\nSen koliktim ben sen kolik\nŞimdi oldum,hasret kolik\n\nRüzgarına kapılmıştım\nSözlerine inanmıştım\nSen koliktim ben sen kolik\nBunu senden beklemezdim\nŞimdi oldum,hasret kolik\n\nBenim sevgim derya deniz\nSenin sevgin biraz CILIZ\nAşk tan yana yok şansımız\nSen koliktim ben sen kolik\nŞimdi oldum,hasret kolik\n\nYine yanlış anlaşıldım\nDoğru yanlış karıştırdın\nAşka şüphe bulaştırdın\nSen koliktim ben sen kolik\nZorla oldum,hasret kolik\n\nKızlar beni anlamıyor\nSözler beni avutmuyor\nHasret beni bırakmıyor\nSen koliktim ben sen kolik\nZorla oldum,hasret kolik\n\n(25.03.2005)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretle Can Türkistan’ın Yoluna Bakarım",
        "poet": "Erdoğan Kırmızıoğlu",
        "poem": "\n\nAsırlar önce çıkmış olsak da ata yurttan,\n                                     Türkoğlu hep hasret çekerek, bekler görmeyi\n                                      Aksakallı bilgeler yorulmaz anlatmaktan,\n                                      Destanı, ağıtı, örfü, âdeti, töreyi,\n\n                                             Gurbete düştüm, yaban ellerde hep ağlarım,\n                                             Hasretle Can Türkistan’ın yoluna bakarım.\n\n                                     Tarihte yoktur, görülmedi emsali yeri,\n                                     Başta Komutan Kürşat, dört yanında kırk çeri,\n                                     Çin’in sarayını basarak, girdi içeri,\n                                     Kahramanca savaştı, oldu Türk’ün önderi.\n\n                                             Gurbete düştüm, yaban ellerde hep ağlarım,\n                                             Hasretle Can Türkistan’ın yoluna bakarım.\n\n                                     Türkistan âlimlerin ocağı, yurdu oldu,\n                                      Bilgi tasavvuf ile gönüller hep den doldu,\n                                      Başta Buhara, Kaşgar,  ilime giden yoldu,\n                                      Edip Ahmet, Yesevi önce huzuru buldu.\n\n                                            Gurbete düştüm, yaban ellerde hep ağlarım,\n                                            Hasretle Can Türkistan’ın yoluna bakarım.\n\n                                      Türkistan şehri Ulu Türkistan’ın kalbidir.\n                                      Beşbalık, Aksu, Hotan, Turfan şehirleridir.\n                                      Urumçi görkemli Türkistan’ın başşehridir.\n                                       Türk’ün atası Oğuz Hanın doğduğu yerdir.\n\n                                            Gurbete düştüm, yaban ellerde hep ağlarım,\n                                            Hasretle Can Türkistan’ın yoluna bakarım.\n\n                                     İşgalci Çin Türkün yurduna baskı kursa da,\n                                     Doğu Türkistan’ı Sinciang diye ansa da,\n                                     Dünden bugüne dek zulümleri artırsa da,\n                                     Ulu Türkistan bir gün hür olacak Asya da \n\n                                            Gurbete düştüm, yaban ellerde hep ağlarım,\n                                            Hasretle Can Türkistan’ın yoluna bakarım.\n\n                                     Uygur Türkü yeniden dirilip, şahlanacak,\n                                     Dökülen şehidin kanı yerde kalmayacak\n                                     Ay yıldızlı, Gök bayrak, gökte dalgalanacak.\n                                     Güzel Türkistan, hep ata diyarı kalacak.\n\n                                             Gurbete düştüm, yaban ellerde hep ağlarım,\n                                             Hasretle Can Türkistan’ın yoluna bakarım.\n\n                                     O, şanlı günler, elbet bir gün geri gelecek.\n                                     Bahçelerin de yeniden bülbüller ötecek.\n                                     Geçmişte hep yaşandı, Asya bunu görecek.\n                                     Osman Batur, İsa Yusuf’un ruhu gülecek.\n\n                                            Gurbete düştüm, yaban ellerde hep ağlarım,\n                                            Hasretle Can Türkistan’ın yoluna bakarım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretle gelen karanlık",
        "poet": "Sinan Aydındağ",
        "poem": "\n\n15 kasım 2004\n\nMutsuz bir yaşam sürüyorum\nYalnızlıktan sürüm sürüm sürünüyorum\nNe havanın tadı var ne de suyun\nYokluğunda kupkuru hayat kuyum\nİnanki hasretin bir dağ gibi içimde\nTüm yaşantıma bir set çekmiş gibi önümde\nKaranlık,karanllık ve herşey karanlık\nHayatımdan gittiğinden beri her yer\nKaranlık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretle Geçen Yıllar",
        "poet": "Bekir Yavuz",
        "poem": "\n\nDemir kafeste bir kuş misali,\nAttılar beni de öyle içeri,\nHürriyet, özgürlük bir rüya gibi,\nNerdesin sevdalım ey çocuklarım,\nYanar hasretinizden benim yüreğim.\n\nMahpusluk nedir ki yatar çıkarım,\nPrangalar eskitir yıllar sayarım,\nBu yürek özleminize nasıl dayanır,\nNerdesin sevdalım ey çocuklarım,\nYanar hasretinizden benim yüreğim.\n\nZalim kader umudumu bitiremezsin,\nSaçlarımı ağarttın beni öldüremezsin,\nÖzgürlük günlerim mutlaka yakın,\nNerdesin sevdalım ey çocuklarım,\nSize kavuşmanın hayaliyle yaşarım.\n\n                 Bekir Yavuz\n       3.Mart.1988.Perşembe.\n       Sağmacılar cezaevi sol Blok\n       C.11.koğuşu. Bayrampaşa.\n                     İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretler",
        "poet": "Kâzım Özgür",
        "poem": "\n\nAlmanya da,İstanbul da evlatlar; \n   Hiç bitmiyor bu ayrılık yıllarım. \n   Belli etmem içimdedir feryatlar,\n   Hiç bitmiyor bu ayrılık yıllarım.\n\n   Handan,Metin,ey sevgili çocuklar,\n   Kenan,Türkan sizi candan kucaklar.\n   Isız kaldı soba yanı ocaklar…\n   Hiç bitmiyor bu ayrılık yıllarım.\n\n   Onlar bizden kanımız var kanında,\n   Handan uzak hiç olmadık yanında.\n   Kenan bu yıl geleceğin yolunda,\n   Hiç bitmiyor bu ayrılık yıllarım.\n\n   Metin küçük daha on beş dir yaşı,\n   Yemez idi her ekmeği her aşı,  \n   Gurbet ele ilk çıkışı tek başı.\n   Hiç bitmiyor bu ayrılık yıllarım\n\n   Dertli Özgur hasretlerle yanarken; \n   Hayal edip içtenlikle anarken,\n   Hep birlikte olacağız sanarken; \n   Hiç bitmiyor bu ayrılık yıllarım...\n\n         {Kâzım Özgür 29-Mart-1982}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretliğe Sabır Göster",
        "poet": "Hüseyin Sığırtmaç",
        "poem": "\n\nAşka ermek emek ister.\nHasretliğe sabır göster.\nUymalı yüzüne astar,\nHasretliğe sabır göster.\n\nKahrı zordur ayrılığın.\nFaydası yoktur darlığın.\nÇare ararsa varlığın.\nHasretliğe sabır göster.\n\nZorluğa çözümdür hüner,\nKalbine teselli öner.\nSap döner keser de döner.\nHasretliğe sabır göster.\n\nBir davayı çözmez kaygı.\nAşkın yolu sevgi saygı.\nYaşama yön veren duygu.\t\nHasretliğe sabır göster.\n\nÖmür geçer düşe kalka.\nSon yol varacaktır Hakk’a.\nNe ararsan sende yokla.\nHasretliğe sabır göster.\n\nMenzile ermek dilersin,\nAşk dokuyup meşk elersin.\nYolcuysan yola gelirsin.\nHasretliğe sabır göster.\n\nSığırtmaç hep verir almaz.\nYürekte var olan ölmez.\nSabra ermeyenler gülmez.\nHasretliğe sabır göster.\n\nAntalya 25 Eylül 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretle Özlem",
        "poet": "Kadir Kaya",
        "poem": "\n\nBuğulu gözlerde sevgi ışıldar,\nKalplere düşerse,  Hasretle Özlem.\nYanan yüreğine aşkı fısıldar,\nSeninle yaşarsa Hasretle Özlem.\n\nSesini duyunca yağların erir,\nVuslat hayaliyle ruhun ürperir,\nSanki canı alır, canana verir,\nTutuşup pişerse Hasretle Özlem.\n\nKaranlık gecede umut puslanır,\nGurbet ateşiyle sevda beslenir,\nKadirim ,, bir yudum aşkla uslanır,\nYürekten taşarsa, Hasretle Özlem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretlik",
        "poet": "Hayati Gönültaş",
        "poem": "\n\nHayallerim yıkıldı mahvettin beni\nAllah kahretsin hasretlik seni\nNe kadar da artırdın sılaya özlemi\nAllah kahretsin hasretlik seni\n\nBak şimdi dizlerim yürümez oldu\nHer günüm seninle zehirle doldu\nÖldürmek seni belki de tek yoldu\nAllah kahretsin hasretlik seni\n\nDaha var askerlik kalsınlar dedin\nVicdanın var mı bilemem senin\nİnşallah kırılır doğrulmaz belin\nAllah kahretsin hasretlik seni\n\nKavuşacağız derken asıl vatana\nSürüverdin bizi yüksek dağlara\nHem ölüye zulmün hem de sağlara\nAllah kahretsin hasretlik seni\n\nŞimdi stresten başım çatlıyor\nGünahlar kızmaktan kat kat artıyor\nBağırmak istiyorum boğaz yırtıyor\nAllah kahretsin hasretlik seni\n\nDağlarda yatırdın yerimiz hakim\nGitmemek olmuyor elimiz mahkum\nBırak yakamı gülmek benim de hakkım\nAllah kahretsin hasretlik seni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretlik",
        "poet": "Adnan Şahin",
        "poem": "\n\nVer elini ver gardaşım ver haydi\nDuman bürüdü dağları gör haydi\nBu yoksulluk bak bizlere ne etti\nAkrabalarım memleketi terk etti\n\nAş için aştılar koca karlı dağları\nBakanı yok ya talan oldu bağları\nYoksulluktan itibarda kalmadı\nİtibarsız  oldu eski köyün ağları\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretlik",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nTatmadım çocukluğu; büyüdüm öksüz, yetim,\nNe bilsin kara gurbet, her gece ağlayan kim? \nYıllar akıp geçiyor, değişen hiç bir şey yok,\nBitmedi hasretliğim, geldi gider gençliğim.\n\n19 Nisan 1983 – Salı / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretlik",
        "poet": "Mechuli Adam",
        "poem": "\n\nHep daglara sitem ettik\nTurkuler'de soyledik, siir'lerde dile getirdik\nYollara bakip bizi bizden ayirdi diye kahrettik\nsular dokup tez don diye dua ettik\n\nAslinda ne dag suclu nede yol\nBizler hasreti yurekler'de\nMesafeyi gozler'de parsel'ledik\n\nAdalet insanin yureginde\nsurgun eder bedenini, ceza verince\nSevmekten yargilaniyorsa kendince\nNe dag sucludur nede yollar bu hasretlik'te\n\nGuveneceksen soysuzun birine\nsozune inanip allah gibi gorunce\nsahiplenip benimsin dedirtecekse\nNe dag sucludur nede yollar bu hasretlik'te\n\nGidenmi hasret kalanmi bu surgun'de\nHep analar aglar, gozlu yasli geride\nanam gibi sevecek diyip, yanildigini gorunce\nNe dag sucludur nede yollar bu hasretlik'te\n\nSuclu kim'mi? Hayat devam ediyor be dostum, yoluna bilgi birikimlerinle devam et.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretlik",
        "poet": "Mücahit Özkan Vakur",
        "poem": "\n\nHasretliği suluyorum kör kapanda hükümlü yüreğime\nKanmamı soruyorum öğrenemediğim ham sözlerime\nVar olmamı sunuyorum zamandan mahrum bedenime\nYalnızlık mı? \nUsta ellerde örselenmiş takım elbise\nVe üzerimde…\n\nŞafak’ı hayret sarar, kör düğüm atar geceler\nKalemden çıkıp, kağıttan dilime tek var et heceler\nGelip geçti hayata meydan okuyan niceler\nBeklemek sabır ister\nSabır mı? \nGelip geçmeden göçmeyi bekleyen faniler\nŞimdi kim bilir neredeler…\n\nPenceremden gözlerime vuran ihtişam doyurur\nMisafir olur günüme.\nGünün başlangıcıyla kokulanır sabahlar\nYeni gün doğar gönlüme.\nHasreti ne el avutur, ne gül, ne kelime\nHasretlik mi? \nYalnızlıkta sabır etmeyi öğreten tek manzume…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretlik",
        "poet": "Hanifi Kara",
        "poem": "\n\nHASRETLİK \n\nBen o yâre öyle ki, bağlanmışım yürekten\nNe yapsam da kopamam, özüm özüne hasret.\nSense benim Leylâ’m ol, ben peşinde bir Mecnûn\nÇöllerde dolaşalım, izim izine hasret.\n\nTâ uzaktan öyle ki, o beni büyülemiş\nYürekten vurmak için, en güzel söz söylemiş\nEdâ, işve, naz, sitem… Hepsini cem eylemiş\nAlıştım ben nazına, nazım nazına hasret.\n\nMâdem bu yola girdik, hâlis olsun âmâlin\nEngeller kalkana denk, kimse bilmesin hâlin\nŞimşek gibi de olsa, göster bir an cemâlin\nÖyle uzaktasın ki, yüzüm yüzüne hasret.\n\nBir yudumda içelim, aşkı güzel demle de\nSağlam bir kale gibi, düşmesin bir hamlede\nBazen gözbebeğimde, bazen düşen damlada\nSaklarım ben özümde, gözüm gözüne hasret.\n\nBileği hiç bükülmez, âşıklar aşka kansa\nKerem, Aslı misâli, tutuşup birden yansa\nNe zaman ki “bitanem”, diyerek beni ansa\nKulak o anda çınlar, sözüm sözüne hasret.\n\nYârden bir selâm yoksa, gönlü nasıl eylesin\nSen orada ben bur’da, Kara’m sensiz neylesin\nTüm makamlar, besteler, seni çalsın, söylesin\nElimdeki mızrabım, sazım sazına hasret…\n\n18/11/’10\nHanifi KARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretlik",
        "poet": "Tahsin Seherli",
        "poem": "\n\nDüsünce siladan ayri  gurbete\nHatirlayinca sevdiklerine.\nHayalleri gelince göz önüne\nBunun adi hasret bunun adi özlem\n-\nkavusmak istersin kavusamassin\nyollar kivrim kivrim uzar gider\nArzularsin görmek ister göremessin,\nBunun adi özlem bunun adi hsaret.\n-\nTopragini tasini dagini özlersin\nKöyündeki komsuyu camur yollari\nAgaclarini ovalarini daglarini.\nBunun adi özlem bunun adi hasret\n-\nBuralarda bedenim her sey tamdir\nAma bende birseyler hep eksik\nBedenim ama sanki basim kesik\nAklim sevdiklerimde iste bu özlem.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretlik ay sulara yansıyana dek..",
        "poet": "Esma Yılmaz",
        "poem": "\n\nHasretlik ay sulara yansıyana dek\nNağme gibi düşüyor sulara ay! \nHicran dokuyor sabaha yakın sular, \nYine bir ayrılık olcak, gün batımına dek, \nMaviler onsuz güneşle parlayacak, \nSessiz bir kıskançlık olacak \nEtraf kendine çekilip, \nAy sulara yansıyana dek! \n\nÖzlemli ay sularla dansedeceği anı kollamakta \nSessiz fısıltılarla değil,çılgınca bir çırpınışla,\nYüreğinde o mah'ın hülyasıyla haykırmakta \nGecede koynuna düşmek için \nSabrın son durağında salınmakta.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretname -I",
        "poet": "Abdullah Odabaş",
        "poem": "\n\nGurbetlik canıma kar etti yeter,        \t\nLutfeyle azizim dön bize doğru,         \t\nErzurum dağları karla kaplıdır,         \t\nLutfeyle azizim dön bize doğru,         \t\n\nNe yaman eyledin gurbet elinde,         \t\nKaldım yad eller nadan elinde,          \t\nHer zaman isminiz döner dilimde,        \t\nLutfeyle azizim dön bize doğru,         \t\n\nHerzaman gelirim saadet haneye,         \t\nSanki Erzurum dönmüş bir viraneye,      \t\nÇektim bu acıyı ben de sineye,          \t\nLutfeyle azizim dön bize doğru,         \t\n\nMahmut ustadan sormaya geldim dostumu,\nSıcak muhabbetle sıktı destimi,\nO anda anladı maksat kastimi,\nLutfeyle azizim dön bize doğru,\n\nMaksadın bizleri yakmak mı nara,\nAç bir telefon bizleri ara,\nGel efendim gel yanmışam nara,\nLutfeyle azizim dön bize doğru,\n\nNe yazsam sönmüyor içte ateşim,\nGönül ister gelsin benim kardeşim,\nMeftuni gamkusar bulmazsam eşim,\nLutfeyle azizim dön bize doğru,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretlik Yaktı Beni...(20)",
        "poet": "Hüseyin Yanmaz",
        "poem": "\n\nAyrıldığım günden beri hiç gülmedim \nSensizliği bir türlü nedense çekemedim\nHasretinle düşündüm durdum her gece\nHasretim ben sana hasret kardeş\n\nResmine baktım ağladım saatlerce\nHasretle kokladım o güzel resmini\nSenin kara kaşlarına kara gözlerine\nHasretim ben sana hasret kardeş\n\nBaktım bulutlar yağmura hasret \nÇiçekler suya ana yavrusuna\nBahar bülbüle bülbül güle\nHasretim ben sana hasret kardeş\n\nSenden başkasını görmez gözümüz\nHasret esen rüzgar yağan yağmura\nHasretim sana hasret im amca deyişine \nHasretim ben sana hasret kardeş\n\nGönül bahçemdeki güller açmıyor \nAçmıyor bir türlü açmıyor sensiz\nGüller sana hasret ben sana hasret\nHasretim ben sana hasret kardeş\n\nGözlerim gözlerine hasret kaldı\nSensiz bu dünyada yaşanmaz oldu\nDünya bana zindan oldu zindan sensiz\nHasretim ben sana hasret kardeş\n\nDön gel desem döner mi sin geriye\nAklıma geliyorsun yaşadığım her anımda\nAh çeker tutuşur bu yürek derinden\nHasretim ben sana hasret kardeş\n\nÖzlemin saklı hep göz yaşlarım da\nBu gözler umutla bakıyor yollara\nYolunu bekliyorum bir umutla \nHasretim ben sana hasret kardeş…\nHüseyin Yanmaz\n05/02/2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretlik Rüzgarı",
        "poet": "Ahmet Sefer Kocer",
        "poem": "\n\nHasretlik Rüzgarı\nHasretlik rüzgarı esmeye görsün\nOd olur sinemi yakar gözlerin\nAyrılık biletin kesmeye görsün\nÜrkek ceylan gibi bakar gözlerin\n\nAyrılık ölümdür dönüşü yoksa\nGerilmiş yayından atılan oksa\nİllaki geride anısı çoksa\nHatırdan çıkarmı tatlı sözlerin\n\nAhmet der erkenden güneşim battı\nGünler çabuk geçti ayrılık çattı\nHasretin sineme tuz biber kattı\nGün olur arar mı beni gözlerin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasretlik Yorgandır Gurbet Elinde",
        "poet": "Ruhi Hatunoğlu",
        "poem": "\n\nDört yanım müebbet dört yanım türkü\nHasretlik yorgandır gurbet elinde\nOturmadım posta giymedim kürkü\nHasretlik yorgandır gurbet elinde\n***\nÇileyi çekerim suskundur dilim\nDuvarlar içinde tutuldu belim\nBen kendi halinde esen bir yelim\nHasretlik yorgandır gurbet elinde\n***\nŞafakta asılır bu başkaldırı\nSorulmaz nicedir garip hatırı\nSöküpte atamam o duvarları\nHasretlik yorgandır gurbet elinde\n***\nSarınmış geceler tenha ve sessiz\nTürküler söylenir dilim kimsesiz\nMahpus damındayım suçsuz günahsız\nHasretlik yorgandır gurbet elinde\n***\nRuhi de hasretlik kor oldu yanar\nUmarsız kalmıştır yüreği kanar\nHicranı hasreti canına sunar\nİşliği yorgandır gurbet elinde\n\n                               28.06.2008/OLTU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta",
        "poet": "Mehmet Akif Ersoy",
        "poem": "\n\n\"Vak'a Halkalı Zira: at Mektebi' nde geçmişti\"\n\n- Bence Doktor, onu siz soyarak dinleyiniz; \nHastalık çünkü değil öyle ehemmiyetsiz. \nSade bir nezle-i sadriyyemi illet? Nerede? \nÇocuğun hali fenalaştı son günlerde, \nAmeliyata çıkarken sınıf on gün evvel, \nBu da gelmez mi? Dedim 'Kim dedi, oğlum sana gel? \nNöbet üstünde adam kaçmalı yorgunluktan; \nHadi yavrum, hadi söz dinle de bir parça uzan.' \nO zamandan beridir za'fi terakki ediyor; \nGörünen: bir daha kalkınması artık pek zor; \nUyku yokmuş; gece hep öksürüyormuş; ateşin \nOluyormuş biraz dindiği \n\n- Ben zaten işin, \nBir ay evvel biliyordum ne vahim olduğunu \nBana ihtara ne hacet, a beyim. Simdi bunu? \nMaamafih yeniden bakalım dikkatle: \nHükmü kat' i verelim, etmeye gelmez acele. \n\n- Çağırın hastayı gelsin. \n\n- Kapının perdesini, \n\nAçarak girdi o esnada düzeltip fesini, \nBir uzun boylu çocuk.. Lakin o bir levha idi..! \nÖyle bir levha-i rikkat ki unutmam ebedi, \nRengi uçmuş yüzünün, gözleri çökmüş içeri. \nElmacıklar iki baştan çıkıvermiş ileri. \nO şakaklar göçerek cepheyi yandan sıkmış; \nFırlamış alnı, damarlarla beraber çıkmış, \nBet-beniz kül gibi olmuş uçarak nur-i şebâb; \nO yanaklar iki solgun güle dönmüş, bitâb! \nO dudaklar morarıp kavlamış artık derisi; \nUzamış saç gibi kirpiklerinin her birisi! \nKafa yük gibi kesilip boynuna, çökmüş bağrı; \nİki değnek gibi yükselmiş omuzlar yukarı. \n\n- Otur oğlum seni dikkatlice bir dinleyelim … \n\nSoyun evvelce, fakat … \n\n- Siz soyunuz yok halim! \n\nSoydu bîçâreyi üç-beş kişi birden, o zaman \nAldı bir heykeli uryân-i sefalet meydan \nYok bu kemik külçesinin dinlenecek bir ciheti: \n' Bakmasak hastayı nevmid ederiz belki ' diye; \nÇocuğun göğsüne yaklaştım biraz dinlemeye: \nÖksür Oğlum … Nefes al…Oldu, giyin; \nBakayım nabzına... A’ la... Sana yavrum, kodein \nYazayım, öksürüyorsun, O, keser, pek iyidir… \nArsenik hapları al, söylerim eczacı verir. \nHadi git, kendine iyi bak… \n\n- Nasıl ettin doktor? \n\n- Edecek yok, çocuk artık yola girmiş, gidiyor! \n\nSol taraftan rienin zirvesi tekmil çürümüş; \nHastalık seyr-i tabiisini almış yürümüş. \nDevri salisteki asarı o mel'un marazin Var tamamıyle, değil hiçbir eksik arazin. \nBütün a'raz, sehikiyle, zefiriyle…\n\n- Yeter! \nHastanın çehresi meydan da! İnsanda meğer \nOlmasın his denilen şey.. O değil, lakin biz \nBunu ' Tebdil-i hava ' derde nasıl göndeririz? \nSurda üç-beş günü var.. Gönderelim Yolda ölür…. \n' Git! ' demek, hem, düşünürsek ne büyük bir zuldür! \nHadi göndermeyelim.. Var mı fakat imkanı? \nKime dert anlatırız? Bulsan a derdi anlayanı! \n\n- Sözünüz doğru, Müdür bey; ne yapıp yapmalı; tek \nBu çocuk gitmelidir. Çünkü eminim, pek pek, \nDaha bir hafta yasar, sonra sirayet de olur; \nBöyle bir hastayı gönderse de mektep ma'zur. \n\n- Bir mübaşşir çağırın. \n\n- Buyrun efendim. \n\n- Bana bak: \n\nHastanın gitmesi herhalde muvafık olacak. \n' Sana tebdil-i hava tavsiye etmiş doktor. \nGezmiş olsan açılırsın..' diye bir fikrini sor. \n' İstemem! ' de o fakat dinleme, iknaa çalış; \nKim bilir, belki de biçare çocuk anlamamış? \n\n- Şimdi tebdil-i hava var mı benim istediğim? \nBırakın halime artık beni, rahat öleyim! \nÜç buçuk yıl bana katlandı bu mektep, üç gün \nDaha katlansa kıyamet mi kopar? Hem ne içün \nBeni yıllarca barındırmış olan bir yerden. \n' Öleceksin! ' diye koğmak? Bu koğulmaktır. Ben, \nKimsesiz bir çocuğum nerde gider yer bulurum? \nEtmeyin sokaklarda perişan olurum! \nAnam ölmüş babamın bilmiyorum hiç yüzünü; \n\nSanki atideki mevhum refahım giderek, \nOnu çalkandığı hüsranlar, içinden çekecek! \nKardeşim kurduğun amali devirmekte ölüm; \nBeni göm hurfe-i nisyana, ben artık öldüm! \nHangi bir derdim için ağlıyayım, bilmiyorum. \nDöktüğüm yaşları çok görmeyiniz; mağdurum! \nO kadar sa'y-i beliğin bu sefalet mi sonu? \nBiri evvelce eğer söylemiş olsaydı bunu, \nÇalışıp ömrümü çılgınca heba etmezdim, \nBen bu müstakbele mazimi feda etmezdim! \nMerhamet bilmeyen insanlara bak, Yarabbi, \nKoğuyorlar beni bir sail-i avere gibi! \n\n- Seni bir kerre koğan yok, bu sözün pek haksız. \n' İstemem yollamayın ' dersen eğer, kal, yalnız.. \nHastasın.. \n\n- Hem Verem'im! Söyle, ne var saklayacak! \n\n- Yok canim, öyle değil… \n\n- Öyle ya herkes ahmak, \n\nBırakırlar mi, eğer gitmemiş olsam acaba? \nDoğrudur gitmeliyim.. Koşturunuz bir araba. \nSon sınıftan iki vicdanlı refikin koluna \nDayanıp çıktı o biçare, sefalet yoluna. \nAtarak arkaya bir lemba-i lebriz-i elem, Onu teb'id edecek paytona yaklaştı ' Verem'! \nTuttu bindirdi çocuklar sararak her yerini, \nÖptüler girye-i matem dökerek gözlerini; \n\n- Çekiver doğruca istasyona …. \n\n- Yok, yok, beni ta, \n\nGötür İstanbul’a bir yerde bırak ki; guraba, \n- Kimsenin onlara aldırmadığı bir sırada - \nUzanıp ölmeye bir şilte bulurlar orada!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hassa Lisesi",
        "poet": "Necati Tarak",
        "poem": "\n\n5 Yıllık sınıf öğretmenliği ardından\n3 Yıllık Eğitim Enstitüsünü bitirdim\nSosyal Bilgiler öğretmeni olarak atandım\nHassa Lisesinde öğretmenliğe başladım\n\nLisemiz ortaokulla aynı binadaydı\nİlçenin tek orta öğretim okuluydu\n2 ay sonra müdür yardımcısı oldum\nMesleğimin başında yönetici oldum\n\nİlçemizde yöneticilik yapmak zordu\nBaşarılı olursan mutluluğa huzuru boldu\nÜlkedeki siyaset çok karışık istikrar yoktu\n1 müdür 3 yardımcıyla hizmete koyulduk\n\nİktidar değişti Okul müdürün beni aldılar\n9 Ay gibi severek öğretmenlik yaptırdılar\nİcraat yapıyoruz diye kurulu düzeni bozdular \nKısa sürdü iktidarları yönetime elveda dediler\nGeldikleri gibi gidecekleri yerleri aradılar\n\nİzlerini gizlemek için tayinlerin yaptırdılar\nBize gelen müdüre de hemen istifa ettiler\nSiyasetin içerisine bizleri iyice girdirdiler\nMüdürlük görevini vekâleten bana verdiler\nMesleğim sonuna kadar yönetici eylediler\n\nMemleket öğrenciler hizmet bekliyordu\nÜlkemizde asayiş zor günler yaşanıyordu\nBismillah diyerek göreve şevkle başladım\nÜniversiteye öğrenci göndermek işimiz oldu\n\nGenç dinamik çalışkan bir kadromuz vardı\nÇalıştık çabaladık zor görevleri başardık\nÜst öğrenime öğrencileri yollamaya başladık\nKurmuştuk sistemi örneklerimiz çoğaldı\n\nÜlkede güvenlik zor günlerini yaşıyordu\nHassa Lisesi çevrenin en güvenli lisesiydi \n1980 İhtilali ile Asker yönetime el koydu\nÇok zor şartlar yaşatıldı eğitim öğretimde\n\nHer gün askeri emirler geliyordu durmadan\nTutuklamalar başlamıştı gerekçeler olmadan\nİlçelerdeki Lise Müdürleri alındı görevinden\nMevla’m yardım eyledi biz kaldık görevimizde\n\nAsayiş berkemal olmuştu okulda ülkede\nBunu eğitime kanalize etmek gerekiyordu\nOkulların başarı temelleri atılmıştı baştan\nÖğrenci başarıları mutlu ediyordu çoktan\n\nBir emirle yerli ortaokul lise müdürlerinin\nÜlkenin dört bir yanına tayinin çıkardılar\nBize de Zonguldak Eflani Lisesi yolladılar\nİlimizden İlçemizden terk-i diyar ettirdiler \n\nHassa’nın ayrı bir yeri oldu hayatımızda\nİlk oldu Lisede öğretmenlik ve yöneticilik\nFiziksel yetersizlik zor şartlarda hizmetimiz\nÇok güzel sonuçlar mutlu eylemişti bizleri\n\nYetişen genç nesiller koşuyordu hizmete\nKabuğuna sığmayanlar dağıldılar her yere\nİlçenin geleceğini değiştirip dışarıya çıktılar\nHassa’nın bayrağını her yerde dalgalandılar\n\n04.04.2015\nHassa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta",
        "poet": "Tuğrul Özdemir",
        "poem": "\n\nBir hasta ki çok hasta, \nYıpratılmış incitilmiş, \nKanadı kırılmış bir kuş gibi, \nAcı çeker çaresiz... \nBir hasta ki çok hasta, \nYürür bu yollarda yürüdüğünü bilmeden, \nNe arkasına bakar, ne önünü görür, \nNe sevdiğini bilir, ne sevildiğini, \nYürür bu yerlerde, yaşadığını bilmeden, \nBir hasta ki çok hasta, \nAldatılmış, kırılmış, \nGençliğinin saflığında, \nYalan sözlerle vurulmuş... \nBir hasta ki çok hasta, \nDertlerdir anası, yok gibi babası, \nGüneş görmeyen dipsiz karanlıkta, \nYok sığınacak bir yuvası... \nBir hasta ki çok hasta, \nKaranlığın ortasında kimsesiz, \nKimsesizliğin her anında çaresiz, \nÇaresizliğin sonundaysa ümitsiz... \nBir hasta-beklentisi olmayan-hemde çok hasta, \nBir yalan sözle vurulmuş, \nBir yılan dille kırılmış, \nBuna rağmen yıkılmamış... \nBir hasta ki çok hasta, \nTam iyileşecek derken bu yasta, \nCanı kadar sevdiği birinden, \nKüfür yemiş bu yaşta... \nBir hasta ki çok hasta, \nİyileşmeyi beklerken bu yasta, \nÇok sevdiği biri yüzünden, \nYıpratılmış bu yaşta, ağlatılmış çok hasta... \n\n01.10.1998 Saat:16.20 \nGGGG\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta",
        "poet": "Vedat Akdeniz",
        "poem": "\n\nHASTA\n\nBu kalp ağrısı öldürecek beni\nÜstelik hasretinle artırıyor etkisini\nBunlar yetmezmiş gibi\nBir de mide sancısı kıvrandırır beni\nAh! Bir sorsan halimi\nBu ağrılar, bir de yokluğun \nBir gün öldürecek beni\n\n                                        15.07.2004\n                          www.akdeniz.orgfree.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta",
        "poet": "Enver Gokcay",
        "poem": "\n\nHep diyorsun neselenip gülsene\nAah bir gelip su halimi görsene\nGülsenimde gül acmadi bu sene\nBag perisan bülbül yasta ben hasta\n\nZalim felek ayrilmadin pesimden\nKötü vurdun yaraladin dösümden\nUmudum yas olmus akar cesmimden\nGöz perisan kirpik yasta ben hasta\n\nKara bahtim gülmedi güldürmedi\nInat etti sevmedi sevdirmedi\nIcimdeki yangini söndürmedi\nKalp perisan gönül yasta ben hasta\n\nHancerlendim kan akar her yerimden\nNe aciyan ne tutan var elimden\nEl ayagim sikayetciler benden\nBas perisan gövdem yasta ben hasta\n\nEnver derki bende huzur ne arar\nAtes düsmüs ciger tutusmus yanar\nBen bende degilim bu son zamanlar\nRuh perisan beden yasta ben hasta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta....",
        "poet": "Şehri Karakaya",
        "poem": "\n\nDostlar; ben bu gam yükünü çekemem,\nAğır  oldu  bu  yük  bana  bel  hasta.\nGönül diyor susma söyle kekemem,\nSes çıkmıyor ağız yara dil hasta.\n\nKeder deryasında can yüzer oldu,\nGüneş küstü gitti düzen bozuldu,\nBahçem viran oldu çiçekler soldu,\nKokusu yok sümbül solmuş gül hasta.\n\nDerdime çareyi tabip bilmiyor,\nSel oldu yaşlarım kimse silmiyor,\nSevgi bağım artık meyve vermiyor,\nHazan vurdu ağaç yorgun dal hasta.\n\nŞu cihanda hem öksüzüm hem yetim,\nDeğersizim kim bilecek kıymetim,\nKalmadı mecalim gücüm kuvvetim,\nBiçareyim bacak hasta kol hasta.\n\nUSTAOĞLU boşa kürek çekersin,\nHava kurak kuma tohum ekersin,\nBayırlarda düşer düzde sekersin,\nGörünmüyor menzil ırak yol hasta.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta",
        "poet": "Yusuf Kılıç",
        "poem": "\n\nAyna oldum şu kendime baktım da\nCeset gamlı, dil acılı, söz hasta\nBaykuşlar ötüyor gönül tahtımda\nVicdan ağlar, yürek sızlar, öz hasta\n\nMevla verdi kirpiğimiz, kaşımız\nCanımıza ceza oldu başımız\nBilemedik konan devlet kuşumuz\nAğız gamlı, dudak sızlar, yüz hasta\n\nFoyalarım otuz iki renk olur\nGünahlarım Kaf dağına denk olur\nAkşama dek şu gönlümde cenk olur\nSinir bozuk, damar sızlar, diz hasta\n\nGözümüzle selamlaşır kaşımız\nÜç düşman var bırakmıyor peşimiz\nMevla Gâni hayır ede işimiz\nCahil kafa, gönül hamdır, göz hasta\n\nHak yolundan yürümedik şaşırdık\nDemek fikren gizli hile taşıdık\nİnsanlığı on paraya düşürdük\nUyu hasta, dinlen hasta, gez hasta\n\nHak’kın rahmetinden kulun yapısı\nGece, gündüz açık olur kapısı\nÜç yüz altmış altı demir hepisi \nMoral yorgun, gönül bozuk, haz hasta\n\nNefsimize mağlup olduk bir kere\nYenik düştük, boyun eğdik bin şere\nHayatımı mesken tuttu semere\nPantol hasta, mintan hasta, bez hasta\n\nCehennemlik göze hile düşünen\nKoyma borçlarını öde peşinen\nÖmür geçer boranınan, kışınan\nMevsim hasta, bahar hasta, yaz hasta\n\nGülyaniyim kusurlarım taşıyor\nİnsan kuyusunu kendi eşiyor\nKimisi ölüyor, kimi yaşıyor\nÖlü hasta, emel hasta, ruz hasta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta",
        "poet": "Engin Oyanel",
        "poem": "\n\nBu gönül sana hasta...\nGittiğin günden beri yasta...\nNe olurdu geri dönsen,\nBana biraz teselli versen....\n\nSeni sevmektir tek günahım,\nNe gecem var,ne sabahım,\nBu sevdaya düşeli dilimde ahım,\nSen oldun kadehimde şarabım...\n\nBu gönül sana hasta...\nSen varsın her ihtirasta...\nGülemedim senden sonra aşk yönünden,\nSenden başkası geçmedi şu garip gönlümden...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta",
        "poet": "Volkan Ayhan",
        "poem": "\n\nBen eski zaman insanıyım anlayamadım\nİnsanlarda iyiliğin feci kayboluşunu\nBeni bitiren tam da bu değildi sanırım\nİzlemekti beyinlerin kafalardan defoluşunu\n\nBirbirini kullanmak akıllılık, iyilik salaklık\nYa da iyilik bile karşılıksız değil artık\nDedim ya aklım almıyor anlamsız geliyor\nDelikanlılık insanı sırtından vuruyor\n\nAcıtmıyor artık beni bu akıllı salaklar \nOlmayan beyinler varsa da sımsıkı kalıpta\nKalıpların hepsi metalden kafesler\nKafesi olmayana da bir kalıp bulmuşlar Hasta\n\nPeki, sen de mi hastasın? Soracaksın biliyorum\nSevdiğim güvendiğim herkes hasta açıkça söylüyorum\nKafesten görünmeyen eğer sence de yoksa\nFazla lafa gerek yok, belki başka hayatta…\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hasta",
        "poet": "Recai Gören",
        "poem": "\n\niçi kan ağlıyor, yüreği yasta...\numutsuz boş gözle, bakıyor hasta...\nyarına çıkmaya, garantisi yok...\niştahı kalmamış, çorbası tasta...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta",
        "poet": "Necati Sarıca",
        "poem": "\n\nHASTA\n\nSığınmalar kollayan cam keskini\nBaşkaları kurşun ve kibirli\nSargısında çırpınan yaralar gibi\nHırsımdan yırtılıyor gökyüzü\nBu şehir sokak sokak sülfürik\nBu şehir sokak sokak sinsi\nVurdukça yankısız akineton isimleri\nİşte bu gölgeli\nSavrulmuş resimden çıkıp gitmeli\nMorfin tutup dünyanın diplerine\nİşaretli taşların çıkardığı sesleri\nAmeliyata geç alınmış hasta gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta",
        "poet": "İsmail Arlı",
        "poem": "\n\nHasta düştüm,elim kalem tutmuyor,\nBu hasretlik nicedir benden gitmiyor.\nAylar oldu acılarım bir türlü dinmiyor,\nDüşmüşüm bu derde çekmekle bitmiyor.\n\n Hasta olmayınca doktor,doktor gezilmez,\n Derdin olmayınca bir ilaç bile yazılmaz,\n Alnıma yazılıysada bu çile çekilmez,\n Ecelin gelmeyince mezar kazılmaz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta",
        "poet": "Cem Han",
        "poem": "\n\nHastane kapılarında uzun mu uzun bir kuyruk,\nHasta fakir,hasta yorgun,hasta bıkkın,hasta kavruk.\nSırası gelir derdine derman bulmaya,\nDoktorun yanına gider,derdini anlatmaya.\n\nBirinci dakikada hasta derdini arz eder,\nİkinci dakikada doktor muayene eder.\nÜçüncü dakikada reçete yazılır,\nDördüncü dakikada hasta baştan atılır.\n\nBir kuyruk daha,hasta bekliyor derdine derman almaya,\nEczacı diyor; Aslı yok muadilini verelim,\nSizin ilaçlar çok pahalı,veremeyiz ucuzunu verelim.\n\nUcuzdur vardır bir illeti,pahalıdır vardır bir hikmeti,\nUcuz ilaç allerji yapar,şifa vermez,\nPahalısını almaya hastanın gücü yetmez.\n\nBu dünyada cebindeki paran kadar adamsın,\nKaramsar olma dostum,azda olsa yaşarsın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta",
        "poet": "Zekâi Budak",
        "poem": "\n\nHasta olduğum zaman bütün çökkünlüklerim\nÇeker âdeta beni bir hüzün batağına\nDövülmüş gibi ağrır bedenimde her yerim\nAh ne çileyle girer bir hasta yatağına\n\nGençsen yârin yavuklun, evliysen zevcen karın\nYanında bulunmalı mutlak bir emektarın\nBeklersin bütün gece, gün doğacak mı yarın? \nYenik düşüp gitmeden bir nöbet atağına\n\nÖlüm, hayat yolunda varılacak son zirve\nOrda vedâya gelir tüm eş, dost,hısım, kirve\nGöğün sonsuzluğuna bir duman yükselir; ve\nİncecik bir nur iner ölenin otağına\n\n(01-04) .09.2010 – LÜLEBURGAZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta",
        "poet": "Ali Ayvazz",
        "poem": "\n\nHep aynı hata\nŞiirler yazılmış aşka\nNe anlarki ilaç kutusundan çıkan prospektüstan\nSabahı bekleyen hasta.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nÜç nolu çam ağacı, bugün hastayım biraz,\nGelemem hiç bekleme, sanma etmekteyim naz,\nYanıyor üşüyorum, halsizim, takatim yok,\nYoksa hala dertliyim, ben de sen gibi en az.\n\n10 Ekim 1983-Pazartesi/Ödemiş Lisesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta",
        "poet": "Nazım Kamil Esirci",
        "poem": "\n\nYatakta bir hasta var\nBu hasta istiyorki,\nBir bisiklete binip uzaklaşmak..\n\nEğer bir bisiklete binip uzaklaşırsa,\nArdından bağıracak\nSevenleri,\nKoşma hastasın,\nUzaklaşma hastasın.\n\nBen uzaklaşaçağım git gide\nYıldırım gibi yıldırım\nÇünki  menzilde SEN VARSIN..........NKE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta",
        "poet": "Ozan Türk",
        "poem": "\n\nHastanede bir hasta; \nKırık kalbinin avlusuna bıraktığı\nBebesini arar gibi\nHastanedeki bir hasta...\n\nYaşamdaki yaşa gibi\nGidiyorumdaki git,\nÜzülmedeki üz,\nGüzellikte güz gibi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Anneler Ülkesi",
        "poet": "Hasan Ejderha",
        "poem": "\n\nI\nHasta anneler ülkesinde yetimdir  yüreğim \nÜşüyeceğim anne baksana yüzüme\nEllerim ve yüreğim ve aklım üşüyecek\nDüşleyecek ne varsa düşledim. \nŞimdi hasta anneler ülkesinde bir prensim\nDersim, annemin gözlerini ezber etmek \nOkumak ne varsa orada\nAnkara’da bir hastane avlusunda\nBiriktirdiğim göz yaşlarıma karıştırmak okuduklarımı\nDilekçemi sunmak, uyuşan dizlerimden çekilen kanla\nCanla başla biriktirdiğim umutlarıma bir yenisini katmak\nHaykırmak içimin derinliklerine sonra\nAnnemin elinden öptüğüm duaların üstüne\nTüm bunların üstüne umutlarımı, göz yaşlarımı koymak\nDoymak, anne bakışlarının en derinine\nZayıf ferine aldırmadan gözlerinin, bebekliğimi görmek orada \nBir tebessümle büyüyüp, aldığım şefkati iade etmek cömertçe \nMertçe yaptığım sokak kavgaları dönüşü ve bir bisikletten düşüşü\nDizimdeki yara ile anneme sunduğum acıların; \nİleriki yaşlarda çektiğim sancıların, anne şefkatiyle tedavisinin,\nBedelini öder gibi, sunmalıyım kat kat  şefkati.\nBayati bir şarkıdan alınmış bir mısrayı, ya da hüzzam bir faslı\nDinler gibi geçmeli çocukluğum gözlerimin önünden.\n\nHasta anneler ülkesinde ölmekten korkarım\nHer yer soğuk donarım\nLakin yüreği sıcak, ıpılık bakar gözleri annemin\nNinemin saçlarını mı almış ne! Ap ak \nKorkarak bakışımdan, ben bile ürkerim, saçlarına annemin\nNinemin gidişi gibi el sallamakta beyazlığı\n“Saçları ak olunca nine olur anneler\nNine olunca ölür anneler” diye bir söz duymuştum\nHayır! ben uydurmuştum; yok böyle bir söz\nÖyleyse içimdeki köz, neden yanar ha bire? \nSedire uzanmış babam neden kaygılı ve üzgün? \nDünyanın bütün anneleri hasta gelir bana\nDayana dayana biriktirdiğim acılar ve sancılar\nBirlikte saldırır bütün azalarıma\nNeden acı çekilince bitmez? Dayandıkça birikir? \nZikir çeken dervişler gibi kaplar ruhumu cezbe\nİzbe bir köşesinden odanın, ağlarım göklere ve yere\nAnnelere adanmış şiirler söylemeliyim ve bebeklerine hasret annelere.\n\nHasta anneler ülkesinde kalmaktan  korkarım\nYakarım yarım kalmış bir şiiri, annemin hatırına\nAnnemin hasta kartına notlar alan hemşireyi\nKaç mısra ile yazabilirdim ki? \nİki satır reçeteyi,  on günde yazan doktoru ya da\nRüyada bile olsa koşsaydım annemle, ayaklarını görürdüm\nİşte o zaman annem de hürdü, ben de hürdüm\nŞimdi gördüğüm; varla yok arası ayakları annemin\nAmin diyerek sonunda, öğrendiğim duaların hepsi anneme şimdi\nBir hüseyni şarkı gibi, \nAğıtlar yakar annenin biri\nÇalışmaz ayağı ölü ayakları gibi, oysa yüreği dipdiri\nAnnem yatar başucumda,  bakarım\nAnnemin yüreğiyle anneme ağıtlar yakarım.\n\nHasta anneler ülkesinde çocuk olmaktan korkarım\nOyuncaklarım ne ki annem olmadan \nAnnem olmadan artık çocuk olamam ben\nNey gibi inleyen sesi annemin \nAh anne... Hep üzerimde olsun isterim ellerin\nTürkülerin en acıtan yerinde\nSen gelirsin aklıma \nDuaların kaplamalı varlığımı\nKanımı dondurmalı ikazla bakınca gözlerin\nSözlerini takıp kulaklarıma, yollar aşmalıyım.\n\nHasta anneler ülkesinden gelmekten korkarım\nYanımda olmadan annem, çıkamam hiçbir yola\nHer şeye hasta annemin gözlerinden bakarım\nKorkularım cam kırığı, bir aşure tası kadar bereketli \nUmutlarıma koşmalıyım, haykırmalıyım sonra habbe habbe\nTesbihi arşınlayan parmaklarım akmalı zamana\nEzana yakın bağdaş kurarak bekleyen babamın saçları\nKarışmalı ruhumun derinliklerine, abdest ıslaklığıyla\nYayla yollarında bıraktığım çobanlığım\nYa da amele çocukluğuma dönmeliyim belki\nAk çadırların kararan direkleri, tarlalara dönüşürken\nÇocukluğumdan dönüşen adam bu mu? Ürkek kaygılı\nHasta anneler ülkesinin sakini, bu adam ben miyim? \nNergiz toplamak için yürüdüğüm dağlar\nBir sümbül için tırmandığım kayalardan ne kaldı\nAh çocuk olsam, sapasağlam olsa annem yanımda\nYürüsem kırlara baharda. Şimdi kitaplarda\nGörmek ağırıma gidiyor tüm bunları; bu güzellikleri\nHasatı kalkmış harman yeri kadar yalnız kaldı yüreğim\nBir de kitaplarım, öykülerim, şiirlerim\nElimde kalansa, hasta anneler ülkesindeki prensliğim.\n\nİç söz\nKaranlık kilit, yokluk kadar bir cam, aynalar kırık\nDilden beter kerpetenler çıkarır çivileri ancak\nSalıncak kadar yalnız, urganın bağlandığı dal\nKaç taşa kaç yahudi düşer; yağmur bir daha gelirse şükür\nKaç anne birlikte ağlar? Salacada uzanmış Filistinli çocuğa\nBoncuğa değmeden gözü kurşunlar saydı\nAnnenin elinde bir boncuk olsaydı\nMavi kurdalede bir emzik, bayrak olurdu göklere\nYere değmeden kurşun, uçaklar hangi ülkeye hovarda\nDağlarda savrulan tüyleri kuşların\nÜrkek bakışların, bağlanan taşların ardınca ağladı anneler\nYerler ve gökler ve sular şahit göz yaşlarına.\n\nNaşına salâlar biriktirir gök, ve toprak ve hasret ve çamur\nHamur pişmiş, on bir ay kadar yakın sultana ve cana\nHangi yana doğrulup da baksa babam sefil\nEfil efil ezanlar eser minarelerden, saba makamı ve güneş\nDiriliş ilk ışıklarla, yatak içinde leğene dökülür abdest  suları\nAnnem kadar bir hüzün, yüreğime akar kollarından annemin\nBenim yüzüm haykırır titreyen sesine. Sukûtun tersine bir ağıt\nKağıt kalem kadar soylu bir dimağ, bölünen sesleri arar\nYarar toprağı tohum, yokluğum üzre türküler haram\nYaram kadar merhem, muhtaç bana şimdi, toprak soğudu\nAğıdı kadardır yüreği; anneyse okuyan beni.\n\nÇığlığı üşümüş anneler, sıcak dualarla ısıttı yavrularını\nKarnı burnunda kurduğu hayal gerçek şimdi\nAşermiş gibi yakın toprağa ve yaprağa ve ağaca\nOnca yalnızlığın sonunda,  kalabalık serviler uğuldar\nÇok aşk, tarla bereket, zümrüt yeşili yaprak\nKorkarak attığım adımlarıma yol süvari\nCümle sahabe, o kadar sabi, kalabalık ortasında annem\nBir görsem en derin rüyalarda yari\nHavari kesilir, beynimi yol eden düşünceler \nBir kere, bir kere daha haykırıyorum anne gel\nGeceler yolculuk, ardınca karanlık bırakmayan dervişlere.\n\nDış söz\nFırtınalar parçalar çatısını; depremler deler kurduğum yapıyı\nKapıyı kapatıp oturmuşum bir köşede; türküler söylerim geçmişe ve geleceğe.\n\nII\nÇocuk oluversem, biliyorum annem taze gelin olacak\nSalıncak, oyuncak hepsi emrime sunulacak\nAnnem hasta olmayacak.\n\nYeniden öğrenecek olsam da cüzü\nGecelerinden korktuğum gündüzü\nAnnemle yaşamak vardı\nGeçirdiğim güzel günlerin hepsi\nAnnem kadardı.\n\nMevsimler; \nAnnem hastalanınca kış,\nAnnem iyileşince bahardı.\n\nKanadı gözlerim; hadi sil anne\nBen Afrika’nım; yüreğin Nil anne\n\nKomşun olayım da gittiğin yerde\nGörünce orada; beni bil anne\n\nŞiirler söyledim, yazılar yazdım\nHer telifimde; sendendir dil anne\n\nIII\nYüksek servilerin altında, anne cenazeleri beklerken devler\nÇocuk hıçkırıklarıyla dolar, annesi ölen evler\nAnnem dönecek diye bekleye dursun çocuklar\nDönmeyen annelere şahittir, kabir başındaki serviler.\n\nNice yolcular geldi, hepsi de gitti mutlu ve bahtiyar\nHer diyar izler taşır onlardan ve tatlı hatıralar\nBakarlar gidenlerin arkasından kalanlar\nAnlarlar ki baki değil hayat ve bir baki hayat var\nŞimdi gidenler kadar kalanlar da bahtiyar.\n\n“Essalât-ı hayrın minen nevm” i müezzinle söyleyen anneler\nHer geceyi gündüze, dipdiri dualarla  teslim ederler\nO günlere erişecek gelinler, eleğini duvara asmış nineler; \nBilirler ki, birer birer koşacaklar çağrına; erlerine bile danışmadan\nEy dağlar şahidi sizsiniz, hasta annelerin çağlayan kalbinin.\n\nSen varsın ve birsin ey yar, sana gidince yol, aşk da var\nAnne kadar özleyince aşkı; yol bulur, gitmek isterse insanlar\n\nİşte yol, koşmalısın, hazır buna ruhun\nİnnâ lillâhi ve innâ ileyhi raciun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Analar Bacılar",
        "poet": "Mustafa Uzelli",
        "poem": "\n\nSiz hasta analar, siz ey bacılar\nSize baktıkça yüreğime dolar acılar\nYağmur mu,rüzgar mı,kar mı size kıydı? \nAllahım bu dertler bunlara reva mıydı? \n\nSabahtan akşama dek gün boyunca çalıştınız\nDurmadan yorulmadan ordan oraya koştunuz\nÇamaşır bulaşık, örgü, dikiş nakış derken\nBir gün siz de hasta, yorgun düştünüz.\n\nDayanın! diretin! biz bu hastalığı yeneriz\nYarın iyileşir de görmemişe döneriz.\nYanağınız gül açar,gözleriniz gülümser\nBu günleri gelecekte, mazi diye anarız.\n\nBu gece MUSTAFA uykudan bezdi\nSağa sola dönerek biraz feleğe kızdı\nAnalara bacılara bir de destan yazdı\nGeçmiş olsun analar, geçmiş olsun bacılar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Akıl",
        "poet": "Fethi Yıldız",
        "poem": "\n\nİmanın olmadığı gönül \nAkıl hasta, zannıca hürdür \nGaflet içinde umar ödül\nAkıl hasta, zannıca hürdür \n\nTutmadıysa kalbinde mekân\nYüzü kara, sözleri diken\nHayatı zehir, zıkkım derken\nAkıl hasta, zannıca hürdür \n\nŞirk pençesinde kalpler kara \nBulamaz hakkı, düşmüş dara\nŞu kul bilmem, kime yalvara\nAkıl hasta, zannıca hürdür \n\nİblise çomak nefse davul\nFitne, fücur, mücrime bavul\nKüfrün gözcüsü içi koful\nAkıl hasta, zannıca hürdür \n\nOkunur lanet her zalime \nParalanır yürek zevale \nRezil, rüsva olur âleme \nAkıl hasta, zannıca hürdür \n\nFikir terör ömrü beyhude\nSokak sokak vicdan kaygıda\nÇirkinlikler çıkmış ayyuka\nAkıl hasta, zannıca hürdür \n\n01.09.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Bedenim",
        "poet": "Yüreğim Acıyor",
        "poem": "\n\nSessizce yağmur yağıyordu\nKaranlık sokaklara\nSensiz ve soğuk yatağımda\nHayalinle avunuyor\nBu hasta bedenim\n\nBekliyorum seni \nHasta yatağımda\nBir gün çıkıp gelirsin diye\nAnsızın kapımı çalıp\nBen geldim diyebilmeni\nBekliyor bu hasta bedenimi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Bir Adamın Günü",
        "poet": "Yannis Ritsos",
        "poem": "\n\nBütün gün, çürüyen ıslak tahtaların kokusu – \nkuruyorlar ve sızıyorlar güneşte. Kuşlar \nbakıyor ara sıra çatı sırtlarından ve uçup gidiyorlar. \nAkşamları, yandaki tavernada, oturuyor kazıcılar, \nküçük ringa balıkları yiyorlar, içiyorlar, şarkı söylüyorlar. \nKara deliklerle dolu bir şarkı. \nVe yapraklar, ışık titriyor, \nraflardaki kağıt örtüler de titriyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta bedenim ve hasta ruhum,",
        "poet": "Selman Seven",
        "poem": "\n\nHasta bedenim ve hasta ruhum,\nBilmem acep ne olur ki sonum,\nBir tek gayem var Hak olsun yolum,\nAhir zaman fitnesinden korun dostum korun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Bir Kızın Defterinden Part1",
        "poet": "Gamze Gül",
        "poem": "\n\nUzun zamandan sonra ilk kez tartıldım bugün.. 65 kiloydum şimdi 59a düşmüşüm.. Zaten giydiğim hiç bir pantolonumun artık belimde durmaması gösteriyordu bunu.. Gözlerimin altındaki siyahlıkları kapatmak için örtücü bile kullanmaya başladım.. Herkese iştahım kesildi ondan yiyemiyorum diyorum. Kimse neden yemek yiyemediğimi bilmiyor. Zaten bu hastalık psikolojisi daha çok bozuyor midemi, hiç yiyemiyorum.. Ki 10 gündür 2 veyahut 3 kere yemek yedim. Yemek yemedikçe mide küçülür derdi annem hiç yiyemezsin sonra hasta olursun derdi.. Bir süredir ilk kez dün çok mutluydum.. 1 senedir hayalini kurduğum şey gerçekleşti.. Bir süredir ilk kez o kadar yürüyebildim o sevinçle.. Çok fazla ayakta duramıyorum çünkü, yada çok fazla yürüyemiyorum. Hemen başım dönmeye başlıyor. Kendimi bayılacak gibi hissediyorum kötü oluyorum.. Ne yapsam diyorum.. Ne içsem hangi ilacı kullansam da iştahım açılsa, yemek yiyebilsem.. Dolu dolu tabaklarla yemek yemeyi bile özledim. Açlıktan karnın guruldarken her lokmada gidip kusmak çok kötü birşey. Midemi bulandırmadan yiyebildiğm tek şey cips ve çikolata. Sürekli marketteyim o yüzden.. Doktor bana sigarayı kesinlikle bıkrakacaksın demişti.. Hatta yanında sigara dahi içirtmeyeceksin kimseye, sana çok zararı olur dedi.. Heralde sigarayı bırakmak yerine tekrar başladığımı bilse öldürürdü beni. Zaten diyor böyle giderse hastaneye yatırırım seni diye. Ama ben hastaneye yatmak falan istemiyorum. O kadar insanın arasında kendimi ölecek gibi, daha kötü gibi hissediyorum. Bu yüzden doktora bile yalan söyledim son kontrolümde. Ağrılarımın bir kaç gündür hafiflediğini söyledim. Oysa tam tersi git gide ağrılarım artıyor. Nefes aldıkça ciğerlerime bişey saplanıyor sanki.. Doktor da inanmamış gibiydi gerçi ama neyse.. Biraz daha yatmalıyım sanırım.. Acayip bir halsizlik var üzerimde. Bütün gün uzanmak boş boş televizyon izlemek, istiyorum.. Birde tek dostum dediğimle konuşabilmek...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Bir Ruhun İyileşmesi Gibi",
        "poet": "Ümit Yaşar",
        "poem": "\n\nsırlarla doluyum bu gün, anlamaya çalışıyorum,\nağır ve aksak düşünüyor bedenim...\nkalbim bir başka çarpıyor, düşüncelerim bambaşka.\nfark edemediğimi düşündüğüm duygularım geliyor aklıma,\ngündemimde bir başka hayalin izi beliriyor bir anda,\nhasta bir ruhun iyileşmesini bekler gibi bekliyorum.\ncoşkun ve hırslı bir adım atıyormuşçasına,\ngarip duygularımla sana daha çok bağlanıyorum...\nfırtınaları dindiriyorum bazen,\nçöl kumlarının içinde debeleniyor bedenim,\nhasta bir ruhun iyileşmesini ister gibi bekliyorum.\nbir söz söylemenin yeteceğini bilsen de,\nsusuyorsun, sadece bir siluet gibi,\nbakışların bir başka çarpıyor bedenime,\nsarsıyor, kendime geliyorum.\nkurtuluşunun bende olduğunu görsen de,\nuzak durmanı anlıyorum.\nhasta bir ruhum, senin beni iyileştirmeni bekliyorum...\n19.03.2012 01:49\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Düştüm",
        "poet": "Yakup Başar",
        "poem": "\n\nHasta Düştüm Hasret Çekerim\nBen Kendi Kaderimi Çekerim\nO Zalimlere Ettiğimi Çekerim\nBen Sizlere Neyledimki\n\nFelek Genç Yaşta Büktü Belimi\nTutamadım Ağzımı Dilimi\nBen Bilemedim Sizlerin Kıymetini\nBen Feleğe Neyledimki\n\nYatağa Yatmayınca Kader Kıymet Bilinmez\nHasta Olmayınca Başkaların Hali Sorulmaz\nGerçek Dostlar Bile Halini Sormaz\nBen Sizlere Neler Söyledimki\n\nHasta Olmayınca Kıymetini Bilemedim\nYanına Varıp Bir Dakika Halini Soramadım\nBaşkaları İle Senin Gıybetini yaptım\nAllahım Ben Neler Eyledimki\n\nDost Bildiklerim Yalnız Bıraktı\nDüşman Bildiklerim Elimden Tuttu\nGerçek Dostlar Şimdi Belli Oldu\nKardeşim Kıymetini Bilemedim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Çiçeğe",
        "poet": "Murat Yakıcı 1",
        "poem": "\n\nHasta çiçeğe\n\n\tBir umudum olsa\n\tAçacağından,\n\tYağmuları çekerim\n\tO bulutlardan.\n\n\t14/04/1996-Adana&Murat Yakıcı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Bir Yalnızlığın Sayıklamaları",
        "poet": "Nuray Özgüney",
        "poem": "\n\nHASTA BİR YALNIZLIĞIN SAYIKLAMALARI\n\nHer güçlükle tek başına savaşmak her zaman için çok güçlü olmak anlamına gelmez. Belki de rafine yalnızlığınızdır, sizi bu yalnız savaşlara mecbur eden. Belki, gücünüzü size veren en büyük sır; bu yenilmez, bu kimse tarafından sırtı yere getirilemez şampiyon yalnızlığınızdadır. \n\nÖyle bir kaderdir ki bu, her an kendini perçinler. Zaten sızlanmanıza alışık olmayan dostlarınız sadece paylaşmak için bile sizin sorunlarınızı dinlemeye yanaşmaz. Daha ağzınızı açmadan “sen halledersin”i yapıştırıverirler ki bu bir bakıma “ben kendimden konuşmak istiyorum, senden değil” demektir; susarsınız! Kimsenin aklına gelmez “acaba benim de bir katkım olabilir mi? ” diye sormak. \n\nSiz, herkese kulak -hatta yeri geldiğinde çözüm- olurken, en ihtiyacınız olduğu anda sizi işitebilecek bir kulağa ulaşamamanın nasıl bir yalnızlık olduğunu ölçebilecek bir cihaz keşfedilmiş midir bilinmez? Neden hiç kimse düşünmez sizin de bir defa olsun başkaları gibi olmak isteyebileceğinizi? \n\nHer durumla kendi çözümünüz ile baş etmek yerine, bir kere de sizi seven bir yüreğin, sizin yerinize ürettiği bir çözümle hayatı kucaklamanın mutluluğunu yaşamak isteyebileceğinizi kimse düşünmek bile istemez? Hatta, sizin de herkes gibi bir insan olduğunuzu unutmak gelebilir işlerine. İhmal edilmek, önemli günlerde önemsenmemek sorun değildir zaten sizin için. Çünkü, sizin böyle zayıflıklarınız yoktur ve her zaman için size ihtiyacı olan zayıfların emrine amade olmalısınızdır.\n\nHatta hatta, hiç utanmadan hasta olduğunuzu itiraf etseniz birilerine inanılmamakla ya da yalanla suçlanmanız işten bile değildir. Eğer bu aşamaları geçerseniz sağ salim, bu defa da “neden hasta oldun sanki” diye suçlanırsınız. Öyle ya hastaysanız hele bir de yatağa düşmüşseniz herkesin her şeyine nasıl koşabilirsiniz ki? Ya bir de Allah korusun bu dostlardan birini çağırıp “bana bir çorba yapar mısın” ya da “üşüdüm üstümü örter misin” gibi olmadık sorular gelirse aklınıza ne olur halleri dostlarınızın? \n\nNe kadar acı, ağır maliyetli bir güçtür sizinkisi. Ancak, bundan daha acı olanı şudur ki; bunların her zaman farkında iken, değilmiş gibi davranmak zorunda hissetmenizdir kendinizi. Bundan daha acısı ise “miş gibi” davranmadığınız zamanlarda gözyaşlarınızı gömleğinizin koluna silecek bir mendilden uzak ve başınızı dayayacak bir omuz bulamamacasına kimsesiz olmanızdır. \n\nBelki ondan daha acısı tamda bunları yazdığınız noktada bu sayıklamaların muhataplarının artık sizin için sayıklamalarınızdan haberdar olmaya değer olmadıklarını fark etmenizdir.\n\nSizi bu yalnızlığa ortak eden ise bu yazıda sizi de tanımlayan kelimelerin satır başına düşen kullanılma sıklığıdır. Dilerim ki, bu yazıda size “işte beni anlatıyor” dedirtecek bir tane bile cümle yoktur ve bu satırlar, bir hastanın kimse tarafından ciddiye alınması gerekmeyen sayıklamalarıdır. \n\nAv. Nuray ÖZGÜNEY\nnurayozguney@hotmail.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Düştüm",
        "poet": "Eyüp Bölük",
        "poem": "\n\nAlemin gülü açtı,\nBenim gülüm gonca kaldı.\nKırk günde yas, bitti,\nBenim gülüm gonca kaldı.\nDünya yalan, ölüm gerçek. \nSöyle felek,ne olacak.\n\nFelek benden çek elini,\nBen mi kaldım götürecek.\nHasta düştüm yatak döşek.\nBaşucumda,bacım kaldı.\n\nDünya yalan,ölüm gerçek.\nSöyle felek,ne olacak.\nHasta düştüm yatak döşek.\nBaşucumda,anam kaldı.\n\nDerviş dergah,dolanırım.\nHer umuda bağlanırım.\nHasta düştüm yatak döşek.\nDünya yalan,ölüm gerçek.\nBen mi kaldım götürecek.\nSöyle felek,ne olacak.\n\nFelek benden çek elini,\nBen mi kaldım götürecek.\nHasta düştüm yatak döşek.\nBaşucumda,bacım kaldı.\n\nDünya yalan,ölüm gerçek.\nSöyle felek,ne olacak.\nHasta düştüm yatak döşek.\nBaşucumda,anam kaldı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Düştüm Hey Ağalar",
        "poet": "Karacaoğlan",
        "poem": "\n\nHasta düştüm hey ağalar\nHalim bilmez dağlar şimdi\nDüşman gibi dost karşımda\nZülüflerin bağlar şimdi\n\nEtmedim ahd ü zamanı\nGeçti mihnetin zamanı\nYitirdim kaşı kemanı\nGözüm yaşı çağlar şimdi\n\nDel'oldum kanman sözüme\nDost hançer vurdu özüme\nO yâr bakmıyor yüzüme\nYas çekecek çağlar şimdi\n\nBalaban uçurdum gölden\nTor şahin kaçırdım koldan\nYazık fırsat gitti elden\nMecnun oldum beyler şimdi\n\nFırkat oldu yaktı canım\nFeryatla geçer zamanım\nYaralandım, akar kanım\nKarac'oğlan ağlar şimdi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Çağ",
        "poet": "Ayhan Yavuz Açıkgöz",
        "poem": "\n\nBir çağdan çıkıyor Adem'in soyu\nArdına bakmaktan, yola bakmıyor\nKulağı kul etmiş, boynuzun boyu\nAyıbın öretmeye şapka takmıyor\n\nAğlardı peygamber duysa, kahırdan\nUyuştuk 'çağdaşlık' denen zehirden\nBir zaman çağlayıp coşan nehirden\nKurumuş yataklar, katre akmıyor\n\nAldanmış insanlık fâni tapuya\nSığınmış bir çatı bir de kapıya\nÇağlardır yükselen aziz yapıya\nBugün bir müslüman, çivi çakmıyor\n\nYerinde, ümmetin bâtıl neşesi\nEksilmez elinden şerbet şişesi\nBuz tutmuş, kalplerin herbir köşesi\nAyhan'ım ölsen de yürek yakmıyor\n\n(istanbul-23.05.2005)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Dünya",
        "poet": "Lokman Bal",
        "poem": "\n\nNe kadar yaşlısın, ne kadar yorgun! \nDerelerin çağlar, suların durgun! \nMaceralar dolu, tükenmez kurgun! \nÇekip gidiyorsun, vay hasta dünya! ! ! \n\nBelkıs tahtına Süleyman’ı koydu! \nİbrahim Peygamber ne yüce soydu? \nSöyler misin bana sana kim doydu? \nNe vefasız yârsin, vay hasta dünya! ! ! \n\nEnginlerin ova, dağların taşlı! \nGece ve gündüzün var, iki başlı! \nOrmanların sıra sıra nakışlı; \nYinede yorgunsun, vay hasta dünya! ! ! \n\nArzı dengeliyor; sıralı dağlar! \nÜstünde yeşerir; bahçeler bağlar! \nHepsi sende durur; ölüler sağlar! \nNe kadar obursun, vay hasta dünya! ! ! \n\nBarınır bünyende; cümle mahlûkat! \nŞahit olur sana, görür sema vat! \nNuh tufanı yaşadın, büyük afet! \nAhiri yaşarsın, vay hasta dünya! ! ! \n\nSevgili Peygamber Muhammed Ahmet; \nOnunla yaşadın, en büyük rahmet! \nGidişiyle oldu, sonun kıyamet! \nÇağları aşarsın, vay hasta dünya! ! !\n\n                                       07–01–2007-Pazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta bir sırada iki anlamlı",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nBirine aşıktım ben yıllar önce\nOna hala hasta olurum hasta\nAteşti bizdeki ten yıllar önce\nOna hala hasta olurum hasta\n\nŞarkılar okuyup çalıveriyle\nTozpembe hayale dalıveriyle\nGeceler uykusuz kalıveriyle\nOna hala hasta olurum hasta\n\nDüşlerde yüzüne bakıverip de\nHasreti sinemi yakıverip de\nUğrunda yaşlarım akıverip de\nOna hala hasta olurum hasta\n\nMektubu resimi anıvererek\nİsminli uykuya kanıvererek\nAteşler misali yanıvererek\nOna hala hasta olurum hasta\n\nHasta iki anlamlı biri hastası olmak biri hasta kişi\nSedat hünkar\n(Karamecnun)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta  duası meleğin duası gibidir",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nHastaların yanına her fırsatta gidiniz,\nHasta  duası meleğin duası gibidir.\nOnlara hal hatır sorup ziyaret ediniz,\nHasta  duası meleğin duası gibidir.\n\nHasta olanı ziyaret eden bulur felah,\nHastayı ziyaret eden kimseye eyvallah.\nBizde hasta oluruz düşmez kalkmaz bir Allah,\nHasta  duası meleğin duası gibidir.\n\nBüyükler hastayı ziyaret edip gelir,\nHastalar ziyaret edilirse mutlu olur.\nHastalanıp yatan kimse Hakka yakın olur,\nHasta  duası meleğin duası gibidir.\n\nDünyadaki her şeye elbette Allah kadir,\nBu hastalık ta nerden çıktı demeyin nedir? \nHastalık Allahın verdiği bir hediyedir,\nHasta  duası meleğin duası gibidir.\n\nYusuf biz hastalara bakıp ibret alalım,\nOnları ziyaret ederek memnun kalalım.\nHastaları ziyaret edip dua alalım,\nHasta  duası meleğin duası gibidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Düştüm",
        "poet": "Seher Atan",
        "poem": "\n\nYüreğime ateş düştü kor oldu\nHayat bende bitti yaşam zor oldu\nSılamın yolları bana dar oldu\nHasta düştüm gurbet elde, gidemem\n\nGitmek kısmet değilmiş ki bana da\nKendim İstanbul'da aklım sılada\nBir ruh gibi yaşıyorum dünyada\nHasta düştüm gurbet elde, gidemem\n\nSılamın her yeri gözümde tüter\nTertemiz havası suları yeter\nYemyeşil ormanı bülbülü yeter\nHasta düştüm gurbet elde, gidemem\n\nKurban olduğumun güzel yaylası\nÇam dalları bülbüllerin yuvası\nDillere destan güzel manzarası\nHasta düştüm gurbet elde, gidemem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Düşünce Yatağa",
        "poet": "Şemsi Hançer",
        "poem": "\n\nMekan tuttum gurbet eli\nSanki oldum mecnun deli\nAnadan da babadan da \nBende kaldım oksüz yetim\n\nBir teselli  veren olmaz\nHalin nedir diyen olmaz \nGözlerinde yaş kurumaz\nHasta düşünce yatağa\n\nHasta düştüğüm yataklara \nBıçak yedim can damardan\nBaşımda ki doktora\nYetiştimi anam dedim\n\nYavrularım ağlar durur\nYalanlarla avutulur\nÜstleri açık uyur\nElim kolum bağlı kalır\n\nDostlar bile kapım çalmaz\nNasıl oldun diye sormaz\nTencerede yemek olmaz\nHasta düşünce yatağa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Etme Adami",
        "poet": "Mustafa Aslan 2",
        "poem": "\n\nHasta etme adami,\nDesme içimdeki yarami,\nDur aglatma anami,\nÖldürme senin olan sevdami.\n\nHasta etme adami gülüm,\nKirdimsa seni vardir özürüm,\nAf yoksa zehirdir günüm,\nYikma beni, acimasizdir son sözüm.\n\nHasta etme adami sus,\nGerekirse yalanlari kus,\nBu hayat burda bitsin,\nSensizlik gecelerce geciksin.\n\n07-10-2006     05:59\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta ettin",
        "poet": "Hasan Yarıcı",
        "poem": "\n\nHasretinle yaka yaka\nİçten içe yana yana\nAşkın ile kana kana\nHasta ettin sen beni\n\nYüreğime tahtını kurdun\nBeni gözyaşlarına boğdun\nGençliğimi soldurdun\nHasta ettin sen beni\n\nBen beni bile unuttum\nSeni düşüne düşüne kayboldum\nPeşinden koşa koşa yoruldum\nHasta ettin sen beni\n\nYıllarımı verdim senin için\nNe şiirler yazdım senin için\nHeba oldum senin için\nHasta ettin sen beni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Ettin",
        "poet": "Mehmet Can",
        "poem": "\n\nsağlığımda hasta ettiysen beni\nhastalığımda öldürürsün..\nve sen..\nbana çektirdiklerimi anlatsam..\nölüleri bile bana güldürürsün..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Geldi Hasta Gider Dünyadan",
        "poet": "Mehmet Yücel",
        "poem": "\n\nHasta geldi hasta gider dünyadan.\nİlacı yok doktoru yok pulu yok.\nYalan değil çıplak doğdu anadan.\nRuhu yoksul, özü yoksul, çulu yok.\n\nYandı yürek bu canımdan usandım.\nVicdansızı ben kendime dost sandım.\nGide gide uçuruma dayandım.\nBir gönlüm var adresi var yolu yok.\n\nGöz görünce gönül görmez her zaman.\nUmdukların umut vermez her zaman.\nBu hayata akıl ermez her zaman.\nZulumu çok, kıtlığı çok, bolu yok.\n\nSöz geçmedi ömür geçti sahiden.\nBeklemeyin geri gelir mi giden.\nBir ruhum var bin derdim var bir beden.\nDerde düştüm, boşa düştüm, dolu yok.\n\nEfkar düşer, Yücel düşer ah çeker.\nBeni gören içten içten vah çeker.\nNe hikmetse, felek bana nah çeker.\nZor günümde Allah'ım var kulu yok.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta ettin, beni hasta!",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\n“İyileştir bari! ”\n\nSende önce sağlıklıydım\nHasta ettin beni hasta! \nBiraz zengin varlıklıydım\nHasta ettin beni hasta! \n\nBu nasıl bir, sevgi ulan\nYok ki sende huzur bulan\nBen mi dedim, bana sulan\nHasta ettin beni hasta! \n\nÇok gamsızsın, ruhun duymaz\nBaşım ağrır, senle durmaz\nHem tilkisin, hem de kurnaz\nHasta ettin beni hasta! \n\nEşşek kafam, ah bu eşşek\nSen gülünce, gönlüm gevşek\nYatırırsın, yatak döşek\nHasta ettin beni hasta! \n\nEle mutlu göründürüp\nBin maskeye büründürüp\nYıllar yılı süründürüp\nHasta ettin beni hasta! \n\nDerdime dert ekleyerek\nKalbimse hep tekleyerek\nÇilen budur, çek diyerek\nHasta ettin beni hasta! \n\nSen ne dersen dinliyorum\nDoğrumudur bilmiyorum\nAcı ile inliyorum\nHasta ettin beni hasta! \n\nGit gönlümden, yarıl da git\nBaşka kalbe, sarıl da git\nToz toprağa, karıl da git\nHasta ettin beni hasta! \n\nÇağladıkça derem gibi\nCiğer söktün verem gibi\nKül eğledin kerem gibi\nHasta ettin beni hasta! \n\nNe prenses, ne tacımsın\nBenim bitmez bir acımsın\nÖlmem için duacımsın\nHasta ettin beni hasta! \n\n \nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Gibiyim",
        "poet": "Güner Kurt",
        "poem": "\n\nNe söylesem az\nNe yapsam az\nTuhafım ben bugün biraz\nHasta gibiyim hasta biraz\n\nDüşüncelerim bulanık\nKafam biraz dağınık\nÜstelik sende yoksun yanımda\nHasta gibiyim hasta biraz\n\nTuhaflık üstümde bugün\nKıpırdamıyor ayaklarım\nTutmuyor ellerim\nHasta gibiyim hasta biraz\n\nHavam yerinde değil\nMutsuzumda biraz\nÜstelik üzgünümde\nHasta gibiyim hasta biraz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Gibiyim",
        "poet": "Kerim Bülbül",
        "poem": "\n\nİçimdeki çağlayan kurumadan gel\nMevsimler bahardan Kış'a dönüyor\nÖmrümün yazı senmişsin meğer\nSensiz bedenim değil Ruhum ölüyor\n\nYorulmuş bedenim Hasta gibiyim\nDertliden de öte Yasta gibiyim\nYolu yoktur ki Dost'a gideyim\nİçten içe bu beden, beden çürüyor\n\nBir kere de olsa yalvartmadan gel\nKısıldı sesim Ağzım kuruyor\nÖmrümün yaz'ı Senmişsin meğer\nİsmini anmazsam Dilim kuruyor\n\nYorulmuş bedenim Hasta gibiyim\nDertliden de öte Yasta gibiyim\nYolu yoktur ki Dosta gideyim\niçten içe bu beden beden çürüyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Gibiyim",
        "poet": "Zekeriye Tek",
        "poem": "\n\nBir süre keder insanı tarifsiz eder.\nBir anlık öfke düşeni beter eder.\nBir tutam ıztırap hatırsız eder.\nBir gram hasret gönlü heder eder.\nAdını sorsan hasta gibiyim.\n\n8 Kasım 2016 Gebze\nŞair: Zekeriye Tek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Gibiyiz",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nDostum iyi düşün bilirsen şunu,\nSenden insan bende insan ilginç bir konu,\nTabi ki hüzündür garibin sonu, \nÖlümü bekleyen hasta gibiyiz.\n\nBirileri çıkmış ayda ne arar,\nFakir geçim telaş hayali kurar,\nBizleri gam keder hüzünler sarar,\nUmudu tükenmiş yasta gibiyiz.\n\nNerde hak adalet terazi tartı,\nHiç Allah korkusu yok mudur artı,\nYine kambur garibin sırtı,\nÖlümü bekleyen hasta gibiyiz.\n\nAzap bön bön bakar ağa yer balı,\nHani dostum ortaktı Müslüman malı,\nFakir ile fukara şaşırmış yolu,\nÖlümü bekleyen hasta gibiyiz.\n\nBirileri deniz deryaya yol almış,\nDün ki çoban gemi kaptanı olmuş,\nBu garip veysel'im çileli kulmuş,\nÖlümü bekleyen hasta gibiyiz.\n\nTel: 0537 959 05 55\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Gül",
        "poet": "William Blake",
        "poem": "\n\nAh Gül, hastasın sen! \nUluyan fırtınada\nGece vakti uçan\nGörünmez kurt\nKeşfetti fesrengi neşeden\nOluşma yatağını; \nVe karanlık gizli aşkı\nYokediyor yaşamını.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Hakları",
        "poet": "Vedat Sadioğlu",
        "poem": "\n\nEşit koşullarda sağlık hizmeti\nKoruyucu sağlık hizmetleri\nTıbbi sağlık olanakları\nHasta hakları ile sağlandı\n\nSağlık kurumunu seçme\nSağlık kurumunu değiştirme\nDoktor veya personelin tercihi\nHasta hakları ile getirildi\n\nSağlık durumuyla ilgili bilgi\nGizliliğe uygun ortamda ilgi\nTıbbi müdahalelerde hasta rızası\nHasta hakları ile başarıldı\n\nTedavinin durdurulması veya reddi\nSağlık hizmetlerinin güvenliği\nDini vecibelerin yerine getirilmesi\nHasta hakları ile gerçekleşti\n\nHer türlü dava ve hasta şikâyeti\nRefakatçi bulundurma isteği\nKurallara göre ziyaretçi kabulü\nHasta hakları ile verildi\n\nSaygı, özen, şefkat, güler yüz, incelik \nTıbbi hijyenik koşullar ve sessizlik\nGerektiğinde ek hizmet talebi \nHasta hakları ile sağlandı hepsi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Hasan Divanı (Ab-ı Çeşmin)",
        "poet": "Murat Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nAb-ı çeşmin göllerde sona da kaz da bir\nSüsen sümbül mor menevşe bülbül öter yaz da bir\nVagıf dertten haberdardır Gevher’in kıymeti yok\nKul Karani Kara Zülal Aşık Ömer sözde bir\n\nKurbani Hak aşığıdır daima hamdan söker\nDestine alıf kalemi hattına bir hat çeker\nÇöllü İsmail baş tacı candan kasavet döker\nKerem ki yandı ateşe od da birdir közde bir\n\nMolla Halis delaletten içti aşk badesini\nGüftadi’ye vermiştiler ondan ziyadesini\nUfrani Hak aşığıdır geçilmez nidasını\nAşık Seyfi Usta Polat Deli Temo sazda bir\n\nİçmedim aşk badesini hem okuyam hem yazam\nBöyle gitmez bu ülüzgar elbet gelir bir ayyam\nYılı minüçyüz on sekiz hesabı yok ki sayam\nÇok aşıklar geldi geçti Hasta Hasan yüzde bir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta helak",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nCenneti göre göre günah işleyenin hasta ve helak edileceğini anladım\n\nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta-Hastane",
        "poet": "Eyüp Sami Şen",
        "poem": "\n\nGünboyu pencereden dünyayı seyretmek\nAma orada olamamak ne acıdır,\nBir insanla buluşmak dış dünyadan,\nBir dostla konuşmak dertleşmek,\nBir an olsun o binanın dışında farzetmek kendini\nNe mutluluk verir hastaya bilirmisin...\n\nDüşünme der ziyaretçiler hiçbir şey,\nÖnemli olan sağlığındır derler,\nMümkünmü düşünmemekmümkünmü sizce..\nBir gün bir yıl gibi gelir hastaya hastanede,\nYinede beyaz meleklerin güleryüzü ile\nTatlı dili ile güne başlar hasta orada.\n\nTek umudu iyileşmek bir an önce,\nEvinin sıcaklığını duyabilmek sonsuza dek,\nFakat yinede mutlu hasta hastanede,\nArkadaşlığın beşiğinde yeni, güzel ve gerçek \nDostlukların eşiğinde o,\nUnutamayacağı arkadaşları ve anılarıyla o...\n\nHasta oradan çıktığında sevinçlidir,\nFakat iyileştiği için değil sadece,\nYepyeni dostlar yepyeni bilgiler kazandığı için,\nHayatı yaşamayı orada gerçeklerle öğrendiği için,\nMutludur o, çünkü unutamayacağı güzel anıları,\nUnutamayacağı kişilerin unutamayacağı öğütleri vardır.\n\nEn iyi arkadaşlıkların okulda, askerde, hastanede\nedinildiğini biliyorlar,\nGeceleri ve gün boyubirbirlerinin tesellisidir onlar,\nBazen sevinçli bazen hüzünlü olurlar, Günler geçmez orada onlar olmayınca,\nGelmeyince beyaz melekler geçmez saatler,\nHele gelmeyince ziyaretçiler hiç geçmez o günler....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta İken",
        "poet": "Ahmet Haşim",
        "poem": "\n\nBir gün yine biçâre kadın hasta uzanmış\nTüllerde…\nUzaklıkları bir sâye-i müthiş\nBir dul gibi örterdi dumanlarla, elemle,\nHep gölge adımlar bir âheng-i ademle\nVâdileri kaplardı serâpa gece sessiz.\nEb’âdı boğan reng-i tehassüs gibi bir sis,\nBir lerziş-i sâkinle günün na’şını örter…\n\nTitrek, karışık, hasta, hayâlî, sarı gözler\nYerlerde açılmıştı; semâlar ölü, durgun,\nOlmuştu bütün hâb ü hâyâlât ile meskûn.\nBir vâlide, bir zevc-i mükedder, sonu mübhem\nBir ince çocuk çehresi, ben muzlim ü ebkem\nBi-his uzanan hastayı durmuş düşünürken\nAkşam mütemâdi dolarak pencerelerden\nVermişti o sâkin odanın hüznüne bir renk,\nBir reng-i küdûret ki eder bizleri dil-tenk.\n\nZulmet o kadar doldu ki âfaak silindi\nElvâha, mesâfâta, yere gölgeler indi.\nSolmuştu o gölgeyle o sâkit ser-i müşfik,\nTüllerde yatan hastayı sarmıştı karanlık; \nGözler, ölü gözler gibi bî-lem’a ü hâlî,\nOlmuştu bütün mevt-i mûhîtat ile mâlî…\nLâkin o zaman doğdu senin çehre-i lâlin,\nEy mâh ki tüllerde yatan rûh-ı melâlin,\nBir hemser-i ulvî-i semâvîsi idin sen,\nBir safha-i rü’yâ gibi bî-renk idi çehren! \nYükseldin ufuklarda ağır, mübhem ü mahmûr; \nZulmette ipek, ince dumanlar gibi bir nûr,\nÂfa’aka yayarken mütedmâdi sarı bir fer,\nBirden o donuk gözlerle dolmuştu kamerler…\n\n\n(Piyale, 1926)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Dünya",
        "poet": "Özlem Saba",
        "poem": "\n\ndünya da hastalandı sanırım,\nyoksa içinde bu kadar parazit barındırmazdı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Hikaye",
        "poet": "Mustafa Sarı",
        "poem": "\n\nHASTA HİKAYE\n\nOnüç yıldır bende böyle kusur var\nAllah sonumuzu hayır eylesin\nSabır denen güzelce bir usul var\nAllah sonumuzu hayır eylesin\n\nDomuz kovalarken takıldık yere\nArkadaş sırtında getirdi köye\nBaytarı çağırdık anlıyor diye\n Allah sonumuzu hayır eylesin\n\nHafta geçmez ayakcağız çürüdü\nAğrı desen başın aldı yürüdü\nMustafam da yarım akıl köylüydü\nAllah sonumuzu hayır eylesin\n\nGeldik hastaneye ortopediye\nYürümek ne mümkün taşır sediye\nEskişehir yazar sana hade git diye\nAllah sonumuzu hayır eylesin\n\nAh memleket vah vatanım derler ya\nSevkettiler boşuna döndük biz güya\nDoktor bey acilde çekti sorguya\nAllah sonumuzu hayır eylesin\n\nVarsa paran hafta sonu yaşadın\nGezdin geldin ne yapalım kaşındın\nSattık savdık hastaneye taşındım\nAllah sonumuzu hayır eylesin\n\nAbdullah hocam kesti yamadı \nYürüyerek çıktık sakat komadı\nBenim hayat trajik bir komedi\nAllah sonumuzu hayır eylesin\n\nOn yıl sonra başlar ağrı ve ateş\nHayat çok pahalı sanmaki beleş\nİki yıl akıntı zorlu bekleyiş\nAllah sonumuzu hayır eylesin\n\nTuran cihan doktorum buldu bi çare\nSeni enfeksiyon sokmuş bu hale\nÇıkardı protezi verdi ihale\nAllah sonumuzu hayır eylesin\n\nTam dört aydır türlü ilaç alıyom\nCrp de otuzlarda kalıyom\nHaftada on saat izin alıyon\nAllah sonumuzu hayır eylesin\nEnfeksiyon aldı başın yürüdü\nSıkıntı var bende yürek eridi\nHocam emniyet aldı çekti şeridi\nAllah sonumuzu hayır eylesin\n\nİnşallah bu hafta olacak herhal\nBu sefer sağlam tuttuduğum bir dal\nKoşarak gideceğim demeyin topal\nAllah sonumuzu hayır eylesin\n\nAşık Mustafa m çok konuştun be\nNeler gördük geçirdik heyt  de bire\nSükürler olsun bugüne dün e\nAllah sonumuzu hayır eylesin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta İstanbul",
        "poet": "Orhan Uraslı",
        "poem": "\n\nBoğazında bir yangın,yüreğinin yüksek ateşi\n Kahpe lodos sırtından vurmuş \nHasta şimdi İstanbul......... \n\n                  orHan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Kalkınca Yataktan!",
        "poet": "İlhami Erdoğan",
        "poem": "\n\nSemerini, kürtününü,\nEşşek çıkınca bataktan,\nUnuturmuş Doktorunu,\nHasta kalkınca yataktan! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Kalbe Doktor Bakar MI",
        "poet": "Türkan Yılmaz",
        "poem": "\n\nHASTA KALBE DOKTOR BAKAR MI\n=\n=\n=\nŞükür halimize tam iman\nÖfkem eşime ettim derman\nKalp Allah der göze gelir can\n== Ameliyat eşim sağ çıkar mı\n== Hasta kalbe doktor bakar mı\n=\n=\nOda bir çocuğum sayılır\nYüzümü görmese bayılır \nBir iğne yap belki ayılır\n== Ameliyat eşim sağ çıkar mı\n== Hasta kalbe doktor bakar mı\n=\n=\nTatlı dil kalbin anahtarı\nAşkla çalar gönül sazları\nSevgim eritir tüm buzları\n== Ameliyat eşim sağ çıkar mı\n== Hasta kalbe doktor bakar mı\n=\n=\nHasta kalplerin ben süsüyüm\nAcı çeken yürek sesiyim\nHasta yanında nöbetçiyim\n== Ameliyat eşim sağ çıkar mı\n== Hasta kalbe doktor bakar mı\n=\n=\nDost için serilir çulumuz\nSevgiyle açar gül bağımız\nAllah der hep şah damarımız\n== Ameliyat eşim sağ çıkar mı\n== Hasta kalbe doktor bakar mı\n=\n=\nKalpte yanar dostluk közümüz\nDünya malında yok gözümüz\nAllah’a açılır özümüz\n== Ameliyat eşim sağ çıkar mı\n== Hasta kalbe doktor bakar mı\n=\n=\nGül aldım suladım özümde\nGökten bir nur indi gönüle\nAllah için kalp gelir dile\n== Ameliyat eşim sağ çıkar mı\n== Hasta kalbe doktor bakar mı\n=\n=\nHasta kalp töbe yorarmıyım\nİki gözüm sen kırarmıyım\nSen iyi ol şiir yazayım\n== Ameliyat eşim sağ çıkar mı\n== Hasta kalbe doktor bakar mı\n=\n=\nHer gönülde yatar Meleke\nÖzde yetiştirdim menekşe\nGülüşün benzer ay rengine\n== Ameliyat eşim sağ çıkar mı\n== Hasta kalbe doktor bakar mı\n=\n=\nGeçmiş olsun isteğin buysa\nDua ederim tüm dünya duysa\nHasta bakmak Allah yolunda\n== Ameliyat eşim sağ çıkar mı\n== Hasta kalbe doktor bakar mı\n=\n=\nGül kokusu içini kuşatsın\nKalbiniz huzura boyansın\nGönlünüz feraha kavuşsun\n== Ameliyat eşim sağ çıkar mı\n== Hasta kalbe doktor bakar mı\n=\n=\nYanında kaldım refakatçi\nKoltuk kesiyor her yerimi\nDoktor al sırtımda bu yükü\n== Ameliyat eşim sağ çıkar mı\n== Hasta kalbe doktor bakar mı\n=\n=\nKokulu gül getirdim yap deste\nSana şiir yazdım yap bir beste\nTürkan istiyor son nefeste\n== Ameliyat eşim sağ çıkar mı\n== Hasta kalbe doktor bakar mı\n=\n=\n=\n== Şiir ==\n=\n===Türkan Yılmaz ===\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Leylek",
        "poet": "İbrahim Pataz",
        "poem": "\n\nGöçüp gitti akranları\nUçamıyor hasta leylek.\nGöğe bakar yerden arı,\nGönlü kara yasta leylek.\n\nAğustos ayının sonu,\nGeri döndü göçün yönü.\nTerk ederek dostlar seni,\nGitti posta posta leylek.\n\nÜç adımda bir yatıyor\nBelli ağrısı batıyor.\nİki çocuk taş atıyor.\nMuhtaç bir tek dosta leylek.\n\nAyrısın ana bacıdan,\nELEMİ:Onmaz ocudan.\nSenin tattığın acıdan\n Bana düştü hısta leylek.\nİbrahim PATAZ\n30.08.2009 Osmaniye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta mısın Hoca Sen?",
        "poet": "Abdullah Toroslu",
        "poem": "\n\nDemeçlerin bir tuhaf\nHasta mısın hoca sen? \nHer cümlende tonla gaf\nHasta mısın hoca sen? \n\nMüslümanken sözde sen; \nBeyanların na-hasen\nMeraktayım ben şahsen; \nHasta mısın hoca sen? \n\nKim soktuysa o ser’e; \nCevaz verdin küfür’e\nDost denir mi kâfire? \nHasta mısın hoca sen? \n\nBu ne menem bir kafa? \nMim denir mi hiç Kaf’a? \nHak kalkar mı de raf’a? \nHasta mısın hoca sen? \n\nDiyalog da ne demek? \nKimler için şu emek? \nBu kabaca halt yemek\nHasta mısın hoca sen? \n\nHak batıla uyar mı? \nYoksa bu bir ayar mı? \nMevla bunu sayar mı? \nHasta mısın hoca sen? \n\nKalamadın erdemde\nÇok bozuldun son demde\nAdın her gün gündemde\nHasta mısın hoca sen? \n\nHoca mısın şaki mi? \nŞaibeler vaki mi? \nYoksa dinin iki mi? \nHasta mısın hoca sen? \n\nEmir hangi mihraktan? \nKar'ın nedir na-haktan? \nKorkmaz mısın hiç haktan? \nHasta mısın hoca sen? \n\n                       Abdullah Toroslu\n                       25.12.2013-İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta mısın Yoksa Sen?",
        "poet": "Abdullah Toroslu",
        "poem": "\n\nHalin değil hiç normal\nHasta mısın yoksa sen? \nHer tavır’ın anormal\nHasta mısın yoksa sen? \n\nNiye atıl unsurun? \nDestan dile kusurun! \nSöyle varsa bir sorun? \nHasta mısın yoksa sen? \n\nBozuk gibi moralin? \nSahi nedir bu halin? \nBence epey zor halin! \nHasta mısın yoksa sen? \n\nAç mı kaldı ki ruhun? \nDostu oldun bi-ruhun? \nNeyisin şu güruhun? \nHasta mısın yoksa sen? \n\nDinlemezse kalp ferman; \nYoktur ona bir derman.\nSırf dert ise şu harman? \nHastasındır mutlak sen? \n\nVarsa dinle problem? \nAcil gerek nefse gem! \nNeden yanlışta kadem? \nHasta mısın yoksa sen? \n\nNe sendeki şu hüzün? \nAllak bullak da yüzün! \nNakzetse de her sözün; \nHasta mısın yoksa sen? \n\nTers mi tepti zevk sefan? \nNiçin bozuk de kafan? \nBasmış seni afakan! \nHasta mısın yoksa sen? \n\nBir tuhafsın şu sıra! \nÇok mu taktın küsura? \nHiç bakma da kusura; \nHasta mısın yoksa sen? \n\nMut istersen ey adam? \nHer gamını et idam! \nDeyip Kerimdir Huda’m; \nHiç boğulma çokta sen! \nKalma lütfen yasta sen! \n\n              Abdullah Toroslu\n              18.07.2013-İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta’ mısın sormaya Geldim.",
        "poet": "A. Yüksel Şanlıer",
        "poem": "\n\nAç gözünü güzel Lêylâ' m, bak sana geldim,\nSen sağ’ mısın hasta ‘mısın, sormaya geldim,\nHerkes diyor, çok zamandır/ hastadır Lêylâ'n,\nDoğru ‘mudur yalan‘mıdır, bakmaya geldim.\n\nGünler geçti aylar geçti, habersiz kaldım,\nZaman geçer, Lêylâ 'm özler gelirdir sandım,\nÖzlem duydum kuş kurt ilen, haber saldım,\nHasta diye haber verdi, bakmaya geldim.\n\nDerdin nedir söyle bana, kalk’ da yerinden,\nNeyse derdin, ben’ de duysam, tatlı dilinden,\nHasta duydum, haber aldım meltem yelinden, \nMelhem olur belki dedim, bakmaya geldim.\n\nSenden gördüm sende buldum, aşkla sevgiyi\nSenden gördüm mühür gözlüm, güzel gülmeyi,\nSenden gördüm, ahu Lêylâ' m, /gönül vermeyi,\nGül hatırın çoktur dedim, koştum’ da geldim.\n\nAlev sarmış /yanar gönlüm, sevdam aşkına,\nHasta duydum güzel Lêylâ’m, döndüm şaşkına,\nDerdin neymiş vardım sordum, köyün halkına,\nBeni için kalktın geldin, oh kalkmış dedim.\n\nEn sonunda, güller aldım, vardım evine,\nHoş beş derken aldın benden girdim gönlüne,\nMemnun oldun sen güllerden girdim göğsüne,\nÖpüştük de gül dudaktan, ballıymış dedim.\n\nSevdim durdum bütün gece, gönlünü aldım,\nYorgun düştüm, ben severken uykuya daldım,\nBir de baktım sabah olmuş, şaştım’ da kaldım,\nYola baktım gün ağarmış, kalkalım dedim.\n\n05 Nisan 2011-04-05\nA.Yüksel Şanlı er\nAntalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Oldum Odalarda Yatarım",
        "poet": "Karacaoğlan",
        "poem": "\n\nHasta oldum odalarda yatarım\nBeylere göçecek zaman da geldi\nTutuştu bir uçtan yandı evleri\nBürüdü dağları duman da geldi\n\nYaz gelir de Arab atlar yarışır\nBayram gelir kanlı kinli barışır\nDediler sevdiğim elle konuşur\nDivane gönlüme güman da geldi\n\nArılar da petek verir sırınan\nGönlümün gamı da doldu nurunan\nGizli gizli konuşurdun yarınan\nEcel böyle devre zaman da geldi\n\nOmuz verip arkasında götüren\nMeme verip ağz yukarı yatıran\nAdam edip meclislere yetiren\nDerdimin ortağı anam da geldi\n\nFelek bana hançerini haşladı\nGöz göz oldu yaralarım işledi\nHocam geldi Yasin'lerden başladı\nBaktım sağ yanıma imam da geldi\n\nKarac'oğlan der ki bu mudur huyum\nÇekildi barhanam gam yüklü tayım\nDeşildi kabrim ılıdı suyum\nÇırpına çırpına Suna'm da geldi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta ol",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nHep oldum dündeki bize her zaman \nHasta olacağım sende hasta ol \nO aşka maziden daha da yaman \nHasta olacağım sende hasta ol \n\nBeraber geçen o güzel her güne \nAnılarımızla dopdolu düne \nO aşkın görülen her bir düşüne \nHasta olacağım sende hasta ol \n\nO aşkın kış bahar yazla güzüne \nMektuplar içinde geçen sözüne \nBizim içimize düşen közüne \nHasta olacağım sende hasta ol \n\nO aşkta kurulan tüm hayallere \nBizi kavuşturan o kuytu yere \nBeraber gezip de gördüysem nere \nHasta olacağım sende hasta ol \nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta olduysan",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nMutlaka cennette bir gün olacan\nEğer dünyada dost hasta olduysan\nMezarın içinde nurla dolacan\nEğer dünyada dost hasta olduysan\n\nAmel defterinde günah yok olur\nSevabın günahtan daha çok olur\nPeygamber evine seni sok olur\nEğer dünyada dost hasta olduysan\n\nEbedi hayatla dolup taşarsın\nSırat köprüsünü rahat aşarsın\nNe cehennem nede azap yaşarsın\nEğer dünyada dost hasta olduysan\n\nAhirette kara günün bitmiştir\nCehennemlik halin allah yitmiştir\nBenliğin mübarek olup gitmiştir\nEğer dünyada dost hasta olduysan\n\nSedat hünkar\n(Karamecnun)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta  olmak",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\nhasta olmak\nçaresizlik gibi\nkolları bağlı kalmak\nhayata dahil olamamak\ngibi bir şey\nsürekli yüzleşmek\nbir başına oturmak \nışıkları sönmüş bir ev misali\nhissizlik olmalı\nbir aynanın içinde gezinmek\nhayatı\nyeniden öğrenmektir\ndostları\nbuzul ilişkileri \nfark etmektir \nah\nhasta olmak daha nelerdir..\n\nMustafa kaya\n28.04.2012/çengelköy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta olmuş",
        "poet": "Muhlis Şutanrıkulu",
        "poem": "\n\nmahsun gözlü yarim \nduydumki hasta olmuş\ndünyaya baktığım gözüm\nduydumki hasta olmuş\n\ngül yanaklım artık üzülme\nateş düşürürsün gönlüme\ndünyayı yığsalar önüme\nbu kul sana hasta olmuş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Olma",
        "poet": "Hüsnü Çelebi",
        "poem": "\n\nSen sakın hasta olma\nHer hasta olduğunda\nBaşını halsiz yastığa koyduğunda\nSen yokken o anda yanımda\nÖylesine uzun\nIzdırap dolu gecelerim oldu\nSensiz sessiz geçen geceler\nBir dağ misali çöktü omuzlarıma\nKaranlığın içinde şifanı aradım\nSana uzakken bir o kadar yakındım\nArayıp da ulaşamadığım oldu\nUlaşıp da konuşamadığım oldu\nİnan her hasta oluşunda \nBu beden de hasta oldu\nSen benim canımdan cansın\nSenin her canın acıdığında\nİnan bu can da acıyor\n\n\n18.11.2004  /  İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta mıydı Gerçekten",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ngeleni sormadı mı\nhasta mıydı gerçekten\nserabı sarmadı mı\nhasta mıydı gerçekten\n\neşiğinden içeri\nbir çimdikle uçarı\ndeprem gibi göçeri\nhasta mıydı gerçekten\n\nanlatabilir miydi\nneden çayın demiydi\nmutluluk gündemiydi\nhasta mıydı gerçekten\n\nozan efeyle coşan\nkimdi ateşe koşan\nyüreğinde kin deşen\nhasta mıydı gerçekten\n\n040209 denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Olursan",
        "poet": "Stepne Şair",
        "poem": "\n\nBir gün hasta olursan\nÇorbanı ben yapacağım\nİlaç getirecek kimileri\nBen suyuna sevgi atacağım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Olmuşsun",
        "poet": "Hasan Arıcan",
        "poem": "\n\nDuydum ki hasta olmuşsun\nGördüm ki fena solmuşsun\nBenim gibi ıssız yerde\nYapayalnız kalmışsın.\n\nAşk yüzünden dert bulmuşsun\nYatakta çok gün kalmışsın\nÇalışmaya gittiğiniz\nYollarda hasta olmuşsun.\n\nÇok önce hasta olmuşsun\nCefa yolunda kalmışsın\nSize bunu sorduğumda\nMeğer yalan söylemişsin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta olup yuttuysan hapı yuttun valla!",
        "poet": "Ali Emrah Şahin",
        "poem": "\n\nBir kez iki doz aldın mı,\nBil ki sen hapı yuttun....\nPenisilin derler hiç vuruldun mu? \nHasta olup içtiysen hapı yuttun bir defa...\n\nAntibiyotikmiş adı üstünde insana karşı,\nHani iyileştirirdi, ama bağımlığa taşı,\nİçersin sabah akşam, feri gider gözü, kaşı,\nhasta olup içtiysen hapı yuttun valla...\n\nAktara gidersen verir eline üç beş ot,\nBunları sabah akşam tok karnına yut,\nÇare olmadı mı doktorun yolunu tut,\nHasta olup içtiysen hapı yuttun ama..\n\nSarımsakmış asıl ismi satarlar pazarda,\nKilosu pahalıymış, ancak alır Ahmet 'Ağa'\nYoğurtla karıştırırsan çevirirsin cacığa,\nHasta olup içtiysen hapı yuttun illa...\n\nNamusuyla oynama sakın vücudunun,\nİyi bak kendine, sarımsağını eksiltme yoğurdun,\nSen dağlara çık ot topla, doğru yolu buldun,\nHasta olup içtiysen hapı yuttun daima...\n\nSinameki müshildir, güzel avrat otu göze iyi gelir,\nAdı üstünde nane, ağza hoş koku verir,\nEmrah yazmış bir şeyler, acep kendisine ne iyi gelir? \nHasta olup içtiysen hapı yuttun bu anda....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Ruhumun İlacı",
        "poet": "Tugay Yıldız",
        "poem": "\n\nSöyleyemiyorum \nbazı şeyleri\nYutkunamıyorum, \nboğazım acıyor\nKuru ekmek yemiş gibiyim \ndün akşam\nHasta değilim aslında\nsapasağlam bedenim\nAma kalbim acıyo biraz\ndoktora görünmeli\nDoktor ne yapacak şimdi\nilacımı verir mi? \nYa verdiği ilaç fayda etmezse\nhasta ruhuma\nDoktora mı kızmalı yoksa\nsesimi duymayanlara mı?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta oluyorsun",
        "poet": "Muhittin Şahin",
        "poem": "\n\nAnlamadım atletmisin kadınmı\nYarış yapmak soyadınmı adınmı\nŞu kısa yaşamda anlamadın mı\nDoyumsuzluk seni hasta ediyor\n\nBirlikte olmadan özde fikirde\nİmrenirsen ele dilde zikirde\nElde edilmezse istekler birde\nUyumsuzluk seni hasta ediyor\n\nOlanla yetinmek yetmiyor sana\nHep yukarı bakmak eziyet cana\nIzdırap çektirme ne olur bana\nŞükürsüzlük seni hasta ediyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Siempre Commandante",
        "poet": "Turgut Yaşar",
        "poem": "\n\nKurşunlar mı delecek\nGözlerindeki şanlı bakışı\nBolivyalı büyük asker\n\nÇocuklar mı büyümeyecek\nKundaklarında memesiz \nArka mahalleli ve evsiz\n\nGece geçecek gün gelecek\nSakallarında bitkin bir ümit\nYaşıyorsun arkadaş\n\nDönüşmüş çocuklar taşıyacak \nEllerinde bayraklar ve bitimsiz bir hüzün\nİsimsiz ülkelerin\n\nMısır tarlalarında yitirdiğin \nKederli gün batımları\nGüneşe çalıyor bak\n\nDolgun memelerinde bir kadının\nGün doğumlarına koşuyoruz\nEllerimizde bin umut\n\nYalnızlığımızı unuttuk bak\nDost olacağız hepimiz\nBir orman gibi kardeşçesine\n\nGözlerinde buluşacağız\n Bolivyalı büyük asker\nHASTA SIEMPRE COMMANDANTE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Toplum",
        "poet": "Selim Temiz",
        "poem": "\n\nYalan ile dolanın kökünü kazalım\nSağlık,eğitim ve adalet olsun yolumuz\nSağlıklı ruh,sağlıklı adamda vucut bulur\nDürüstlük ve doğruluktur,adam gibi adam\n\nDuyarlı insanın ruh sağlığı yerindedir\nGörmez,duymaz,bilmez üç maymun ruh hatasıdır\nRuh hastası bireylerin toplumu da hasta\nDürüstlük ve doğruluktur,toplum gibi toplum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Yatağında",
        "poet": "Matsuo Başo",
        "poem": "\n\nHasta yatıyorum \nyolun yarısında,\ndönüyor düşlerim \nkuruyan çayırlarda.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta sabır ederse şehit olarak ölür",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nAllahın verdiği derde sabır etmek gerekir,\nHasta sabır ederse şehit olarak ölür.\nHayır da Haktan şer de sabır etmek gerekir,\nHasta sabır ederse şehit olarak ölür.\n\nHasta olunca alev gibi içi yanmıştır,\nHasta yatağında bile Allahı anmıştır.\nEyüp peygamber sabır ederek kazanmıştır,\nHasta sabır ederse şehit olarak ölür.\n\nSabrın sonu selamettir insanlara kardır,\nAllah cümle insanlara yardımcıdır yardır.\nŞehitliğin değişik dereceleri vardır,\nHasta sabır ederse şehit olarak ölür.\n\nDünya bizler için konakladığımız handır,\nDünyada önemli olan elbetteki candır.\nHastalık inananlar için bir imtihandır,\nHasta sabır ederse şehit olarak ölür.\n\nYusuf sabır ederek Haktan izzet görelim,\nSabır ile bizler Hakkın nuruna erelim.\nAllahtan gelen her şeye sabır gösterelim,\nHasta sabır ederse şehit olarak ölür.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Yaprağım",
        "poet": "Aykut Başaran",
        "poem": "\n\nbu kış soğuk geçeceğe benzer\nsis gözlerimden hiç kalkmıyor\nyerlerde hüzünlü yüzümü\nsoğuk bakışlarımı görüyorum\nbu mevsim bana acı bir cevap veriyor\n\nne zaman büyüttüm kendimi\noyuncaklarımı nereye sakladılar\nyoksa saklambaç oynarken mi kaybettim kendimi\ndökülen yaprakları toplarken mi vurdular\nyelerde hüzünlü yüzümü\nsoğuk bakışlarımı görüyorum\nyoksa size mi karıştım hasta yapraklar\n\nyalnızlığımın hiç tanımadığım yüzü karşımda\nkeskin çığlığı gecemi ağlatıyor\numutsuzluğa çekiliş değil yaşadığım\nsadece adam gibi gülmeden daha\nyalnızlığım bana ağlamayı\nyalnızlığım bana sararmayı\nher sabah ayazında üşümeyi öğretiyor\nanaldım\nben artık hasta bir yaprağım\n\nşimdi ne kaldı bana\nbir sabah mıntıkasının uykulu gözlerinde\nyorgun ellerce sıkıştırılıp atılmaktan\nbi’ çare düştüğümü anımsamaktan başka\nne kaldı\nşimdi kim dalına asacak bu hasta yaprağı\n\nbulutlar griye çalan öfkeleri ile toplanıyor\niçimdeki çocuk yüreğimden kaçıyorum\nyüreğimdeki sokağımdan\nkorkuyorum \nsusuyorum\nben sustukça gök konuşuyor\n\nbu kış soğuk geçeceğe benzer\nkara buz düşlerimde tutuyor\nyerlerde hüzünlü yüzümü\nsoğuk bakışlarımı görüyorum\nbu mevsim bana acı bir cevap veriyor\nanladım \nben artık hasta bir yaprağım\nhangi takvimin yansımasıdır yaşadığım günler? \n\n(30.11.01/Ezine)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Türkiye",
        "poet": "Fahri Bulut",
        "poem": "\n\nHASTA TÜRKİYE \nÖvünmekten, hiç geride kalmadık, \nMuasır hedefe hala varmadık. \nAtam, devrimlere sahip olmadık, \nSolanda, çağından hasta Türkiye. \n\nBaşlattığın yerde, kaldı devrimler, \nDoğuya yöneldi, çağdaş evrimler. \nGericiler sana, deccaldı derler, \nYalanda, çağından üstte Türkiye. \n\nBir-bir işgal oldu, bütün kaleler, \nBu güne getirdi, bizi heleler. \nGerçeği görene, enayi derler, \nTalanda, çağından pasta Türkiye. \n\nCeza evlerinde, bir avuç aydın, \nBiliyorum, onca ahları duydun. \nOndandır nutkuna, bu günü koydun, \nDolanda, çağından usta Türkiye. \n\nRızazade, yaz-yaz bitmiyor dertler, \nNemelazımcıdır, korkuyor fertler. \nKan düşman edildi, Türklerle-Kürtler, \nPlanda, çağından tuşta Türkiye. \n05 KASIM 2010 \nFAHRİ BULUT RIZAZADE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Yüz",
        "poet": "Nedim Kardaş",
        "poem": "\n\nDışarıda ıslanışı ateşin\nDuvağını yırtarcasına beyaz iklim\nSonra hasta bir yüz\nKanlı göğsünde sevdayı yakarcasına\nTertemiz ve günahsız.\n\nSon çarkı dönüyor devranın\nTortullaşmış mezarlar niyetine\nGözlerime biriktiriyor güneşi, Tanrı\nSonra hasta bir yüz\nAlnına çiviliyor bir bebeğin gözlerini\nGünahkar düşlerin.\n\nDışarıda kaçışı yüreğin\nPusular kendine saklı, karanlık şehir\nTüm merdivenlerde ölümün ayak izleri\nSonra hasta bir yüz\nYüzümden gülücükler çalarak\nGeceye varıyor kederin gölgesi.\n\nSonra hasta bir yüz\nKanlı göğsünde sevdayı yakarcasına\nTertemiz ve günahsız…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Yatağımda",
        "poet": "Türkay Gürlek",
        "poem": "\n\nNe arayanım var nede soranım,\nHasta yatağımda her gün yalnızım\nYüzüme gülen nerde dostlarım,\nHasta yatağımda her gün yalnızım\n\nKabir azabından farksız bu günüm,\nHasta yatağımda bugün düşkünüm\nNe gecem bellidir nede gündüzüm,\nHasta yatağımda bugün düşkünüm.\n\nNice dertlerin bendi ile çevrildim,\nBir selvi idim baltalarla devrildim.\nMum gibi karanlıklarda eridim,\nHasta yatağımda bugün bitkinim.\n\nKabir azabından farksız bu günüm,\nHasta yatağımda bugün düşkünüm\nNe gecem bellidir nede gündüzüm,\nHasta yatağımda bugün düşkünüm.\n\nDoktor bir haber verin sevgilime,\nGözlerim açık gider hasretiyle,\nSöyleyin ona her gün ne çektimse,\nBen ölürsem bekliyorum MAHŞERDE.\n\nKabir azabından farksız bu günüm,\nHasta yatağımda bugün düşkünüm\nNe gecem bellidir nede gündüzüm,\nHasta yatağımda bugün düşkünüm.\n                        T.GÜRLEK\n                        18/03/1985\n               As.hastane.Erzincan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Zamanlar",
        "poet": "Reşit Sipahi",
        "poem": "\n\nhasta zamanlarda\nikiye ayırdım hayatı\nsenden önce senden sonra\nbeyazlar turuncular senden sonra hep \nhayatı ayırdığım \nhasta zamanlar da'\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastahane",
        "poet": "Şair Birgivi",
        "poem": "\n\nHastahane kapısı çileli yerdir\nbekledim doktorum sıra gelmedi\nsırası olmayan içeri girdi\nbekledim doktorum sıra gelmedi\n\nkapıda bir adam bekle ha dedi\nbekleyem gardaşım dermanım biti\niçimdeki acılar bak bana yetti\nbekledim doktorum sıra gelmedi\n\nhasta olmassak ne işimiz var\nhastahane koridoru vallahi çok dar\ninneler ilaçlar olmuş bana yar\nbekledim doktorum sıra gelmedi\n\nhaydi doktor haydi hani muane\nhemşire ile konuşmak olmuş bahane\nhakkını ararsan derler sanane\nbekledim doktorum sıra gelmedi\n\ninsanlar sıra sıra olmuşuz kuyruk\nkimse laf anlamaz başına buyruk\ntemizlikcide laf söyler kafası sıyrık\nbekledim doktorum sıra gelmedi\n\nyarım hasta idim oldum tam hasta\nkafam isyandadır kalbim bak yasta\nöleyimmi doktor ben bu genç yaşta\nbekledim doktorum sıra gelmedi\n\nhaydi birgi haydi sende evine\nbuğün sıra gelmez herşey bahane\nsen bu gidişle olursun divane\nbekledim doktorum sıra gelmedi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hasta Ziyareti",
        "poet": "Ahmet Karaoğlu",
        "poem": "\n\nAmeliyattan dün çıkmıştı Mevlüt Amca. Babamın amcası kızı olan, Ş.halanın beyi idi. Saygın, uyumlu, sessiz, uzunca ve zayıftı.  O sabah kendilerini ziyaret edip, iki kat alttaki daireme inerek, yoğun mesaime başlamıştım. Arada; Mevlüt Amcayı ziyaret etmek isteyen yakınlarını uğradıklarında, odasına gönderiyordum. Akşama kadar,  ziyaret için gönderdiğim; Ş.Hala, M. Hala ve kızı H’ i hatırlıyorum. Hastamız Mevlüt Amcanın aksine, onların her biri çok kiloluydular.\nMesaim bitince tekrar ziyareti için, serviste yatmış olduğu hususi odasının kapısına vurup, içeri girdiğimde; onlar refakatçi için konulan çekyata ve hasta karyolasına karşılıklı oturmuşlar; börek, dolma yiyip, elektrikli semaverden de çay içiyorlardı. Yemek içmekten ter, kan içersindeydiler. Hastane kurallarına uygun olmadığını belirttim. Birde Mevlüt Amcanın nerede? Olduğunu sorunca; o zayıf ve uzun buyu ile duvara doğru itilerek sıkıştırılan Mevlüt Amca, bana zayıf bir sesle; “buradayım, burada” diye ancak seslenebildi.             Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastahane",
        "poet": "Salih Sert",
        "poem": "\n\nSağlamı hasta eder derler\nDoğruymuş günlerce bekletirler\nHer defasında aynı kargaşa aynı dert\nİnsanlar oraya girdimi oluyor birbirinden sert\n\nHastahane olmalı değil mi şifahane \nİnsan çıkıyor bin dertle sanki tasahane\nİyileştirmiyorlar süründürüyorlar resmen\nŞahit oldum bir hafta içinde hepsine ben.\n\n16.03.2010\n\n(Bir doktor adayı olarak hastahaneleri ve uygulamaları eleştirmek doğru mu bilemem ama hasta olarak girdiğim öğrencisi olduğum hastahanede bayağı sıkıntı çekmiştim zamanında. Şimdi ama daha düzgün çalışıyorlar çok şükür arada geçen zamandan sonra:D)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastahane Günlüğü",
        "poet": "Öztürk Acun",
        "poem": "\n\nNe kadar ürkmeye başladım\nVerilecek kandan idrardan\nNe var diye acaba\nÇoğaldı mı şeker yandı mı içim\nBoğazıma düğümlendi sözüm\nGuatr mı azdı\nKurudu mu nutkum habercisi mi \nEllerim titriyor sahipsiz gibi\nParkinson zorluyor sevisi belli\nBeynim sağlam \nKuru su sanki \nÇalışmak lazım zaman geçiyor\n\nAnkara Eğitim Araştırma Hastahanesi\nOldukça çok döner için çıktı girdi müşterisi\nKimsenin kalmamış bakıyorum neşesi\nBaşkasına bakınca\nGeriye kalıyor şükür demesi\nDileğimiz herkesin iyileşmesi\n18.04.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastalanan insanın hadislerde önerilen yapması gerekenler",
        "poet": "Mehmet Asa",
        "poem": "\n\n40 estağfurullahla üstünde bulunan bütün cezaları at\nyattığın yerin temiz ve düzenli olmasına dikkat et Allaha\nkullukta bulunmayan insanların üzerine her türlü dert ve\nhastalık uğrar Hastalandığın zamanlarda her zaman\n\n2 avcunun içine iyice oku hastalık içersinde bulunan\nyerlerine sür şifasınıda allahtan iste ve bekle hayırlarını\nher zaman ölç eksik olduğun yönlerdeki eğitimlerini\nal üstünden şükrünü eksik etme böbürlenip kötü haslet\n\nve terbiyesizlikte bulunma her zaman kuranı oku kuran\nher türlü hastalığa şifa kaynağıdır buhari tirmizi ve kuranı\nkerimden derlemedir 40 estağfurullah töğbe yerinede geçer\nve tabi tıbbi yönlerdede doktorlarına başvur\n\nPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem, yatağına vardığı zaman, Felak, Nâs ve ihlas sûrelerini okuyup, ellerine üfledikten sonra, yüzüne ve bedenine sürerdi. \nHastalandığı zaman da, kendisine böyle yapmamı bana emrederdi. \nAişe radıyallahu anha. Buhârî. \n\nHastalığın Allahın İzniyle Sıhhate Dönüşmesi\n\nHz.Hızır aleyhisselamdan nakledildiğine göre bir kimse bir hastanın hatırını sormaya gittiğinde şifa niyetine:\n\n112 kere Allahümme entel-melikül-hakkullezi lâ ilâhe illâ ente yâ Allah ve Selâmü ya Kâfi\n...\n3 kere de Yâ Şifael Kulûb dese o hastanın hastalığı Allahın izniyle sıhhate dönüşür.\n\nYâ Selâm Her kim bu ismi 161 kere hasta üzerine okusa o hasta sihhat bulur.\n\nKaynak: Miftahül Kulûb, Kalplerin Anahtarı, M. Nuri Şemseddin Nakşıbendî\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastahane içinde",
        "poet": "Orhan Kutlu",
        "poem": "\n\nHastahane içinde\nCadı kazanı.\nKaynar ha baba\nKaynar ha baba\nKaynar ha baba.\n\nHastahane içinde\nHasret ocağı\nTüter ha baba,\nTüter ha baba,\nTüter ha baba.\n\nHastahane içinde\nAcı çomağı,\nBatar ha baba,\nBatar ha baba,\nBatar ha baba.\n\nHastahane içinde\nBir günah yumağı,\nAllah de baba\nAllah de baba\nAllah de baba.\n\nHastahane içinde\nSabır duası, şükür duası\nDile ha baba,\nDile ha baba,\nDile ha baba.\n\nHastahane içinde\nSen benden dertli, ben senden dertli\nDert çok ha baba,\nDert çok ha baba\nDert çok ha baba.\n\nHastahane içinde\nBir kimsesizlik, bir yokluk\nTövbe de baba,\nTövbe de baba\nTövbe de baba.\n\nHastahane içinde\nGözyaşları acı bir çeşme,\nAkar ha baba,\nAkar ha baba,\nAkar ha baba.\n\nHastahane içinde\nÇok deli dumrul eli sopalı.\nSallar ha baba\nSallar ha baba\nSallar ha baba.\n\nHastahane içinde\nKutlu Ozan'da kalem\nYazar ha baba\nYazar ha baba\nYazar ha baba.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Hastahane Anılarımın 3 **",
        "poet": "Münevver Şenol",
        "poem": "\n\nHASTANE ANILARINIM 3 ÜNCÜSÜYLE GELDİM\nEvett gene bir çarşamba ve ben size hastahane anılarımla üçüncüsünü paylaşmaya geldim.Doktorum sabah aç karnına gel kan ve idrar tahlili\nyaptırın yeni ameliyat oldunuz bundan önceki gibi bir daha enfekte olayı yaşamıyalım dedi.Eşim hastahaneyi hiç sevmez ben hep arkadaşlarımla giderim hatta bundan önceki ameliyatımda ameliyathaneden efekte kapmıştım dikişlerim tutmuyordu ve uyuşturmadan dikiyorlardı ben hep arkadaşlarım kim müsaitse onunla gidiyordum.Evet arkadaşım.-Sabah çok erken kalkamam sen git sıran yaklaşınca cebimi çaldır hemen gelirim dedi\nBen sabah sekizde parkinson ilacımı almam lazım en geç dokuza kadar dayana bilirim,saatler ilerliyor insanlar sırada ben yavaş,yavaş kasıldığımı hissediyorum doktorum bana -Beyine sayı sayarak kalk komutu vereceksin\nderdi evet bende öyle yapıyordum ama şimdi hastahanenin sitresin den mi nedir oooo kaça kadar saydım tık yok,bir gence seslendim.-Oğlum benim elimden yutarmısın dedim sagolsun tutu ve ben kalktım yavaş yavaş gittim\nbaktım ki sıram yaklaşmış arkadaşımı çaldırdım yanımda oturan orta yaşı birisi -Yürümeyye de yürüyemmiyyon emme süsünden de geri gamamışsın\ndemezmi.-benim nerem süslü dedim -Baksene saçların da gode gode yanında tesettürlü eşide boş boş bakıyor bende -Bak senin hanım süslenmiş\ngözlerindeki kalemden bende varmı dedim -Okalem deyil kabe sürmsesi\nBende saçlarımı önüme alıp iki elimle kabarttım tıpkı kunta kinte gibi dağıttım ve adama dönüp eeeeee böylemi gelmeliydim yani dedim\nsırada arkadaşım da geldi.-AAAAA neler oluyor burada müniş bu halin ne\ndeyince bende anlattım olayı bu bir hiddetlendi -Ayol ne kendi saçını dağıttın nun saçını başını yolsaydın ya dedi bekleme salonunda kahkahayla alkış sesleri bir birine karıştı.evetttt bu haftalıkta bu kadar görüşmek dileğiyle hoşça ve dostça kaliniz 4.3.2009 Münevver Şenol\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Hastahane Anılarımın 5*",
        "poet": "Münevver Şenol",
        "poem": "\n\nGene bir çarşamba hatta perşembeye gebe, ama birde bana sorun.-Niye? \n Müniş gene hastandı dört gündür böbreğindeki taşın ağrısını çekiyor.Aaa\ndaha size selam vermeden hemen düştüm derdime,Selam değerli dostlarım \nbu haftaki anım da evvelki yıl mersinde yazlıktayken bir ayda on kilo verdim ama istiyerek değil kendiliğinden\nacillik oldum,zaten   bir kaç gün sonra dönecektik dönüş biletimizide okeyletmiştik,Ama büyük oğlum- Hayır  uçak biletiniz benden annem bu halde  otobüsle gidemez dedi,neyse biz onaltı satlik yolu iki satte geldik\nertesi gün nedeni araştırılmak için bir hafta yatmanız lazım dediler özel odalarda yer yok kalabalık odada nasılsa günler geçer dedim ben malum neden sebepsiz kilo verdim o araştırılacak bir yaşlı teyze sanki karın altında yatmış öksürmekten ciğerleri patlıyacak diye iğneyle  kesiyorlar bir genç kızımız da yatılı kuran kursunda  yüksek ateş havale geçiriyor sık sık sohbet güzel teyze meğer yeni gelinmiş hacı dede gözünün içine bakıyor.-Bir taburcu ol seni Kabeye götüreceğim söz.Teyzede manalı manalı  olur anlamında kafa sallayınca.Birde taburcu olacağı gün ataşi yükselip öksürüğü artınca hacı dedem bir üzülüyo ki sorma.Teyzeyle bir gece sohbet ettik te\n-Bak dedi beni varya bu adam hasta etti gündüz bile perdeler kapalı bana renk,renk incecik gecelikler almış çırıl çıplak onlarla dolaştırıyor,du evde ee ben   genç değilimki birde sen yeni gelinsin şimdi giymicen de ne zaman\ngiyicen diyordu işte bu hallara düştüm. Şaşırdım kaldım demek ki böyle garip huylu olmak ne yaşa nede hacılığa engel hem güldüm hem üzüldüm.\nHacı amcanın geldiği gün ben kantindeydim  -Gel bir çay içelim beraber çıkarız yukarı dedim,geldi teyzeye çok üzüldüğünü söyleyince -Bak sen şimdi açmasaydın en demezdim Doktor teyzeye sen bize doğru konuşmuyorsun bir insan gece dışarda uyusa üzerine kar yağsa senin kadar\nciğerlerini üşütemez gerçi seni kurtarmaya uğraşıyoruz eğer kurtulursan  bir dahaki sefere cenazen gelir,hem bu ince peye gecelikler ed ince gelir sana \nkalın eşofman lardan giymen lazım yoksa ölürsün dedi.Diye ben senayo yazıyrum ama dedeyi eni dinlerke ki halini bir görmenizi isterdim gözleri faltaşı gibi açılıyor bir yandan sakalını sıvazlayıp dualar okuyor.-Bak hacı amca  enim bir fikrim var ama kimse bilmiyecek süpriz tamam,mı? Teyze bu hafta kesin taburcu olur sen nasılsa arkadaşının oğlunun taksisiyle geliyorsun\ngelin arabası gibi süsle teyzeyede herkese de süpriz olsun dememle   gözleri parladı,beraber yukarı çıktık teyzeye göz kırparak doktorun sana kızdığını anlattım hacı amcaya dedim.Amca bir ara lavboaya gittiğinde kısaca anlattım kadın versem elimi öpecek.Evetttt hacı amcam bir hevesle\ngelin arası gibi süslemiş arabayı ama teyzenin gene ateşi yükseldi o çıkamadı kaldı benimde önemli bir şeyim yokmuş bilinenlerin dışında tabii\ndepresyon dediler.Evet bu haftalıkta bu kadar haftaya kadar hoşça ve dostça kalın18.3.2009.Münevver Şenol\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastalanıyorum ",
        "poet": "Mehmet Yunus Aytek 2",
        "poem": "\n\nBir soğuk bir sıcak evresindeyiz\nBaşım zonklayıp gözlerim yaşarıyor\nAkıyor şelalem mendil ile siliyorum\nHararetim var ama tir tir titriyorum\n\nBoğazım ateş gibi yutkunamıyorum\nKulaklarım tıkalı, durmadan ovuyorum\nYanaklarım al al, arada bir hapşırıyorum\nGaliba fena şekilde hastalanıyorum\n\n03 Aralık 2013\nSalı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastalar",
        "poet": "Yılmaz Aybar",
        "poem": "\n\nHasta vardır\n      Yaşamanın yükünü\n      Artık usanmıştır çekmekten\n      Bir kurtarıcı gibi bekler ölümü\n\n      Bir başkası derdine yanmaz\n      Ölecek diye yastadır\n      Unutmuştur asıl derdini nerdeyse\n      Ölüm korkusundan ölürcesine hastadır\n\n      Hasta vardır gerçeği bilmez\n      Yalanlar dinler etrafından\n      Gönlü güzel günler özleminde hep\n      Habersizdir yarın ne olacağından\n\n      Hiçbiri dokunmaz insana\n      Bu hastanın boş iyimserliği kadar\n      Ne kurtarıcı gibi bekleyenler ölümü\n      Ne de ondan ölürcesine korkanlar\n\n      Hepimiz bu hasta gibiyiz bir yerde\n      Yalanlar dinleriz etrafımızdan\n      Gönlümüz güzel günler özleminde hep\n      Habersiziz yarın ne olacağımızdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastalığa sabır",
        "poet": "Ömer Çetinkaya",
        "poem": "\n\n20.l1.2005 tarihinde hastalanarak hastahanede yattığımda ikinci çalışmam olrak o halette bir halleri gördükten sonra içten ber ifademdir.\nSaygılarım ile...\n\nHastalığım senden selam bilerek,\nSenden gelen derde sabır ederim.\nGözlerimden akan yaşı silerek,\nSenden gelen derde sabır ederim.\n\nBiz O'nunuz beden O'nun mülk onun,\nSüslenip püslendim,giydim kürk onun,\nYoluna kurbandır bedenim canım.\nSenden gelen derde sabır ederim.\n\nİnsanı yaratan dert ile dener,\nİmtihan insanın azmini biler,\nİnsan bazen ağlar bazıda güler,\nSenden gele derde sabır ederim.\n\nKimini kör topal kimin deli eder,\nKimini evliyaa kimin veli eder,\nSorumuz bu türlü çeşit hâl eder,\nSenden gelen derde sabır ederim.\n\nEyyûpla(as)  kurtlara ziyafet çeken,\nİbrahim'le(as)  od'a çiçekler eken,\nDünya denen yola seferber eden,\nSenden gelen derde sabır ederim.\n\nÖmer Çetinkaya derdinden memnun,\nOlsada derdiyle bedenden yangın,\nDertlerle imtihan oluruz gün gün,\nSenden gelen derde sabır ederim...\n\n                                          21.12.2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastalık",
        "poet": "Turgay Evren",
        "poem": "\n\nUyanma vakti geldi beraber hastalıkla\nÇıraklık devri bitti acının kalfalıkla\nSürati kesti zaman büyük bir ustalıkla\nÖzgürlük hastalıkla, esaretse sağlıkla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastalara Verilen",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nBeşten bir artık.\nAltık karış beberuhi; \nKısa boylular için\nSöylenen bir söz.\nBirini altı \nOkka etmek; \nBirini kollarından ve\nBacaklarından tutup\nYukarı kaldırarak\nSallamak veya götürmek.\nAltıdan yemek; \nHastanelerde hiç \nPerhizi olmayan\nTam yemek.\nAltıgen, altıkardeş,\nAltıparmak, altı parmak,\nAltıpatlar, altı yol.\nAltı kenarlı\nÇokgen, müseddes.\nBu biçimde olan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastalık",
        "poet": "Serhat Solmaz",
        "poem": "\n\nİnsanlar ne zaman para denilen hasatlığı\n                                                        Bırakacak\nO zaman gerçek insan olacak…….\n\n                                                          s.solmaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastalık",
        "poet": "Turgay Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nZamansız ağrılarım oluyor sebebi yokken şimdi bu saatte\nkonuşacak birini arıyor insan çekilmiyor sebebi amansız dertte\nne çok hasta olur muşum nedense her gece\nçekilmiyor tek başına insan lazım  bana da elbette\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastalık",
        "poet": "Elif Aslı Akdeniz",
        "poem": "\n\nBir gün hasta oldum\nYardımıma koşmadılar.\nBir gün hasta oldum \nElimden tutmadılar.\n\nOtururum evimde çaresiz\nÜzüntüden perişanım.\nKalbim artık sahipsiz\nHiç durmaz acılarım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastalık",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHastahane içinde envai çeşit dert var\nHangi dertliye sorsan mutlaka şikayet var\nDerdi var eden Allah dermanı da yaratmış\nŞükretmelisin buna beterin beteri var\n\nİnsan makina değil ne de alet edevat\nİçine dışına bak nasıl müthiş bir sanat\nÖyle bir sanatki bu oku oku hiç bitmez\nBin bir ilim uğraşır hayret kalır tababet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastalık",
        "poet": "Fatih Hüseyin Nanelidere",
        "poem": "\n\nHastayım\nHastalığımın sebebi sensin\nNe vardı bu kadar güzel olacak\nNe vardı beni bu kadar hasta edecek\nAh! Ne vardı bana sevmeyi öğretecek\nNe vardı bana aşkı hatırlatacak\nNe vardı üzüp, üzülecek\nNe vardı bana kızacak\nNe vardı beni bu kadar hasta edecek\nAh! Ne vardı hiç kimsenin çare bulamadığı hastalığa yakalanacak\nNe vardı a deli çoçuk\nAh! Ne vardı? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastalık Hastası",
        "poet": "Aminullah Nail Hangeldi",
        "poem": "\n\nÖzrü  varsa  hastadır  O, çaresine  bakılır.\n\nHastalık Hastası ise bunu Lukman ne bilir? \n\nHasta  ise,  kim  ilaçla  sağlığına   kavuşur\n\nHastalık  Hastaları, ölümle dermanın bulur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastalık Niye",
        "poet": "Nevzat Çiftçi",
        "poem": "\n\nHayat güzel çaba iken\nTatlı zahmet koşar iken\nZaman zaman batan diken \nAğrı niye acı niye\nHastalıkla gidiş niye\nTatsız tuzsuz ilaçlarla\nZevksiz süren ömür niye\n\nAllah ister dosttan bilge\nBilmez ise insan niye\nİstek ile acı ile \nOlsun insan bilge diye\n\nBilge bakan sarraf göze\nİnsan özü saf hazine\nÇoğu bilmez serper yele\nHasta sorar gidiş niye\nÇıkış yolu nasıl diye\n\nYaşam içi sırlar dolu\nSathi bakan görmez onu\nSırla yaşar duymaz çoğu\nHasta olan arar sırrı\nİnsan oğlu akıl ile\nİnce merak sorgu ile\nTarih boyu bilgelikle\nDeva için çözsün sırrı\nOlsun insan bilge diye\n\nDostluk şevkle pişer diye\nİyi kötü her gününde\nİnsan dönsün veren dosta\nSevinç günü unutsa da\nHasta günü bilsin yine\nDönsün yüzün veren yöne\n\nHasta yaşar ince ruhu\nSayar özün veren gücü\nDeva ister kulluk sözlü\nŞükür sebat saygı özlü\nRab ne ister bilme yüzlü\nSevgisine erme yönlü\n\nRuh donatan bilsin diye\nÖzün veren saysın diye\nDua ancak veren ele\nEbed cennet umsun diye\nİstek bağı kursun diye\nKulluk gerçek sevsin diye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastalıklı Ruhum",
        "poet": "Aydoğan Eyüp",
        "poem": "\n\nGelecekte ne sebepten olursa olsun ölüm, kimimizi On Beşinde, Hasta düşmüş ruhumda gelecek, sonu gelmez yenilgi ve malubiyetlerin döngüsünden, başarısız intihar teşebbüslerinden ibaret. kimimizi Yirmisinde kıstıracaktır hayat denen bu üstü açık tımarhanede.Ne şekilde olursa olsun öldüğümde bir gülümseme olmalı yüzümde,... bu geride kalan sevdiklerimin acısını bir nebze olsun azaltabilir belkide.Gülerek yapılan bir eylem neden kötü algılansınki, zaten ölen sadece ben olduğuma göre.... bu artık geride kalanların sorunu..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastalıklardan Korkmam",
        "poet": "Müfit Aksakal",
        "poem": "\n\nHastalıklardan korkmam.\nGeç kalmaktan korkarım.\nBiraz rahatsız olsam,\nDoktoruma koşarım.\n\nDoktorun ilaçları,\nMikropları öldürür.\nİlaç içmekten korkan,\nÖmür boyu sürünür.\n\nVücudumu haftada,\nEn az üç kez yıkarım.\nAkşamdan erken yatar,\nSabah erken kalkarım.\n\nYemekleri ayırmam,\nYerim etten,balıktan.\nİşte böyle korurum.\nKendimi hastalıktan.\n\n(Hayat Bilgisi 3 Başarı Yay. İstanbul 1994))\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastalık Yer Bitirir Beni",
        "poet": "Yusuf Karçı",
        "poem": "\n\nEskisi gibi binemiyorum atıma, Diyarbakır boylarında\nNe kızlar tavlamıştım halbu ki,boyumla posumla\nBiliyorum kendim olamayacağım hayatım boyunca\nBu hastalık yer bitirir beni…\n\nÜlkemi savunurdum,kendim olduğum başkentim de\nNevruz ateşiyle tutuşurdum yüz binlerle\nDevamı arardım, yıkılmadan ayaklarımın üstünde\nBu hastalık yer bitirir beni…\n\nResimler çizerdim kan kokan mahallemde\nÖlüm korkusu yaşamak istemezdim resimlerimde\nKalemi mi tutacak gücüm bile kalmadı bedenimde\nBu hastalık yer bitirir beni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastane",
        "poet": "Nazmi Öner",
        "poem": "\n\nO kadar kalabalık ki hastalar\nVe öylesine dar ve basık ki koridorlar\nİnsanlar birbirinin\nNefesini teneffüs ediyorlar\n\nVe derdine çare arıyor\nBirbirinin nefesinde hastalar\nDilerim hastalıklarına\nYeni hastalıklar katmazlar.\n\n                       23.01.2006 Antalya\n'Dünya Yaşanası Bir Yer Değil' den\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastane",
        "poet": "Muharrem Tüylü",
        "poem": "\n\nBurası hastane koguşları çoktur\nYaşama umudiyle gelen çoktur\nGid deme doktor başka yerim yoktur\nDerdime derman olurmusun\n\nSirenler uzun uzun çalıyor\nHemşireler birbirine bakıyor\nDoktor yetiş hasta can veriyor\nDerdime derman olurmusun\n\nKoguşlar dolu hasta\nTabip yarama baksana\nYaram derman istiyor\nİlaçla iyi yapsana\n\nm.tüylü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastamısın Sevdiğim...",
        "poet": "Hakan Kurtaran",
        "poem": "\n\nHASTAMISIN SEVDİĞİM\n==================== \n\nBirkaç gündür keyfin yok, ağrıyor mu bir yerin,\nKonuşmanda çok durgun, kalmamış yüzde ferin.\nYattığını söyledin, ortamında çok serin,\nHasta mısın sevdiğim, gözlerine ne oldu? \n\nÖnemsiz diye böyle, çekme sakın bir tire,\nDurgunluğu boş verip, verme zamandan fire.\nGörünüş de bak halin, değişmiş birden bire,\nHasta mısın sevdiğim, hallerine ne oldu? \n\nBitkin görünüyorsun, sararmış bak o tenin.\nOdan da kapkaranlık, nedir bu halin senin,\nAcı çekti belli ki, yatarken de bedenin,\nHasta mısın sevdiğim, sözlerine ne oldu? \n\nTedirginlik olmasın, şuursuzca dalmadım,\nŞimdi ne durumdasın, haberini almadım,\nMesafeler çok uzak, kapını da çalmadım,\nHasta mısın sevdiğim, gelişine ne oldu? \n\nHızlıca soluyorsun, ses tellerin tizlerde,\nUyuşma var dillerde, güç kalmamış dizlerde\nSaklıyorsun sır gibi, suskunluğun gizlerde,\nHasta mısın sevdiğim, gülüşüne ne oldu? \n\nŞiddetlidir saatler, karın-mide burunca,\nBu geceler geçmez ki, ağrı kalbe vurunca,\nArtık son dakikalar, hayat birden durunca,\nHasta mısın sevdiğim, bu sevdaya ne oldu? \n\nHakan KURTARAN\n06.04.2008-Aydın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastane",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\nay çıkmaz bir gece\nsıkıntılarıma koşmaz \nşehir ve kelimeler \nsağırca \nsebepsiz  hüzün\ngelip çöktü  bağrıma\nve,\nbir düğün resmi kaldı\nhastane kapısına asılı…\n\nMustafa kaya\n02.11.2005 / Haydarpaşa\nwww.mustafakaya.net\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastane",
        "poet": "Zehra Karakuş",
        "poem": "\n\nAman hastanenin derdi bitmez tukenmez\n..........................................................................\nHastahanenin kapıları demir değilmi? \nHastalara verilen ilaç değilmi? \nSıcak yuvamada dönmek nasip değilmi? \n..................................................................\nSağlığımı yitirdim genç yaşımda\nDertler eksilmiyor garip başımda \nUsandım ben bu canımın şişinden\nÖlmekte bana nasip değilmi? ? ........\n\nANNEMDEN BİZE KALAN SON HATIRA.........\n                                                 1989\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastamısın Kölen Olam",
        "poet": "Ahmet Sefer Kocer",
        "poem": "\n\nBalmumuna dönmüş yüzün\nhasta mısın kurban olam\nMelul melul bakar gözün\nYasta mısın kölen olam\n\nFidan boyan bir hal olmuş\nYüzüne çüzgiler dolmuş\nSıcacık yüreğin donmuş\nYasta mısın kölen olam\n\nSüzüm süzüm süzülmüşsün\nBir köşeye büzülmüşsün\nBelli ki çok üzülmüşsün\nHasta mısın kurban olam\n\nAyrı düştük eller gibi\nGençlik gitti yeller gibi\nYaş dökersin seller gibi\nYasta mısın kölen olam\n\nGüzelliğin yalan olmuş\nBağın -bahçen talan olmuş\nYazık...! sana olan olmuş\nHasta mısın kurban olam.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastane'de",
        "poet": "Ramazan Karataş",
        "poem": "\n\nHasta:\nBir sebeptir hastaneye düştü yolum\nGirişimi yapta gidim gurban olum\nMillet sıraya girmiş kuyruk yoğun\nNe olur yardım et acıyor solum\n\nPersonel:\nKusura bakmayın beyfendi biraz işim var\nDaha yazılacak çok mesajim var\nÖzürdilerim vaktim biraz dar\nSen en iyisimi yan masaya var\n\nHasta: \nAfedersiniz bakarmısınız\nSüsünüz püsünüz bittiyse eğer\nMakyaj malzemenizi çantanıza koyar\nGiriş kaydımı yaparmısınız\n\nPersonel:\nTabi efendim yaparız elbette \nYalnız müsait degilim biraz bekle\nDudaklarım çatladı rujum nerde\nAyakta durmayın oturun şöyle\n\nHasta:\nTeşekir ederim efendim çok ilgilendiniz\nMümkün olsa çay, kahve söylerdiniz\nHatta hastaneyi otel yapar\nAB'ye giriş vizeside alırdınız...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastam Ecelsiz Ölür",
        "poet": "Fahri Çinçik",
        "poem": "\n\nben\n                     Kars,Ağrı,\n                       Erzurum.\n                         kar kokarım\n                           kerpiç kokarım\n                             tezek kokarım\n                               acımasız iklimim\n                                 hastam\n                                   ecelsiz ölür\n                                     yaşayanlarım\n                                       perişan.\n                                                          11/ 01/1981/   Kars\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastane Destanı",
        "poet": "Yüksel Gider",
        "poem": "\n\n..............! \nOlmuyor hiç bir personeline şifa.\nBurada uykusuzluktan insanlar oluyor,deli,divane.\nHastanemi,hastane.\n\nBaşhekim.........! ..........! \nOlmuyor doktor ve personeline hoca.\nBaşhemşireye emri veriyor kos,koca.\nHastanemi,hastane.\n\nHalkla ilişkilere bakıyor.........! \nNe olacak bu hastanedeki personelin derdi? \nZam yok, gam çok, idare edin dimdik.\nHastanemi,hastane.\n\nYönetim halkı eziyor,personele kızıyor.\nBurada diktatörlük kol geziyor.\nDoktorlar hastaları, ticaretle satıyor! \nHastanemi,hastane.\n\nHasta sahipleri, haksızlığa  isyan ediyor! \nHastalar tekrar bu hastaneye neden gidiyor.\nAnlayamadım, para sahipleri,yoksa paramı satıyor.\nHastanemi, hastane.\n\nHastanede doğum oluyor.\nDoğuranın sahibi rehin kalıyor.\nBu iş sağlıklımı oluyor.\nHastanemi,hastane.\n\nAcil'de hastaya vururlar dikiş.\nHadi güvenlik,gel sen bul bir çıkış.\nHasta'nın parası yoktur,ne olacak bu iş.\nHastanemi,hastane.\n\nAcil,hasta,garaj.\nGüvenliğin sözünü dinleyen yoktur gardaş.\nSen kendine bulacaksın değişik iş.\nHastanemi,hastane.\n\nHastane'nin muhabbeti........! ........! \nZiyaret ediyor, acil'i her gece gündüz.\nDinliyor insanların derdini tertemiz.\nHastanemi,hastane.\n\nAcil'in bey'i........! ..........! \nHastane'ye çıkıyor dinliyor herkesi.\nSevilmiyor hastane'nin merkezi.\nHastanemi,hastane.\n\nHastane'nin ölümü........! ........! ........! \nHadi gel sen bunların dediklerine inan.\nSöylediklerinin bir çoğu oluyor yalan.\nHastanemi,hastane.\n\nAcil'in dilimi.......! ..........! ..........! \nSöylediklerinin hepsinden birer,birer ders al.\nSöylediklerini dinle, biraz geride kal.\nHastanemi,hastane.\n\nAcil'in başında........! .........! \nHiç çok güldüğünü gören varmı? canım.\nSöylediklerinin hepsi yarım,yarım,\nHastanemi,hastane.\n\nBaş hemşire.........! ...........! \nKonuşman gösteriyor merhametini yalın! \nSeninde halin uyuyor başhekime canım.\nHastanemi,hastane.\n\nDoğum,çocuk,göz bakılmıyor tez,tez.\nHasta'nın sabrı taşıyor,içine düşüyor bir köz.\nİsyan ederek oluyor tez.\nHastanemi,hastane.\n\nAcil'de her türlü hastaya yapılıyor muayyene.\nPersonele gelince, açılmıyor bu hane.\nNeye hizmet ediliyor,anlayamadım hale.\nHastanemi,hastane.\n\nOtopark bilinçsiz insanlarla doluyor.\nHastane'de, acil'de atıyorlar hava.\nAnlamıyorlar bu hizmet veriliyor onlara.\nHastanemi,hastane.\n\nHastane'nin katlarında neler,neler oluyor.\nAşçı.........! alışmış herkese.........! \nYeri geldiğinde kimse müslümanlıktan ödün vermiyor.\nHastanemi,hastane.\n\nHemşireler'den bazıları, gece beyoğlunda geziyor.\nHastane'ye gelince, ben en temizim diyor! \nBurda böyle durumlara'da göz yumuluyor! \nHastanemi,hastane.\n\nHastane resepsionunda uyuyor hostesler.\nHasta gelince,güvenlik'e uyar hostesler.\nBaşka zaman güvenliğe değer vermez hostesler.\nHastanemi,hastane.\n\nCanı sıkılan güvenlik'e çatıyor.\nBazen arkasından atıyor, bazen şikayet ediyor.\nBurda herkes kendi kafasına göre gidiyor.\nHastanemi,hastane.\n\nAcil resepsionunda da uyur hostesler.\nGece vardiye amiri gelince, uyar bizi güvenlik.\nHastaların peşine koşar güvenlik.\n\nGüvenlik görevlisine verirler az para.\nHastane sen şirketi ara,şirket sen verirmisin para.\nNasıl olacak güvenliğin hali bu ara.\nHastanemi,hastane.\n\n........! ..........! ............! söyledikleri olmuyor net.\nResepsionda uyuyorlar hergün elbet.\nHerkesin ağzına yaymaya çalışıyorlar şerbet.\nHastanemi,hastane.\n\n........! .........! ..........! ben sizinle ne edim.\nSöyledikleriniz hep kıtım,kıtım.\nGüvenliğe dokunmayın,kendi halinize gidin.\nHastanemi,hastane.\n\nHastane'nin ağası geliyor park ediyor yola.\nHadi güvenlik, sen hasta sahiplerinden kendini kolla.\nBir gün düşersin, sende acil'deki o yola.\nHastanemi,hastane.\n\nResmi sağlık memurları görev yapıyor burda.\nBildirecek bir kimse yoktur, sağlık kurumlarına.\nHer şey kurulmuş dümeninde burda.\nHastanemi,hastane.\n\nResmi doktorlarada iş çıkıyor burda.\nGece kalıyorlar nöbet'e, sabah gidiyorlar cennete! \nHepsinin altında da bmw.\nHastanemi,hastane.\n\nHolding'den adamı olan alıyor güzel para.\nSesi çıkmayanlar, her gün düşüyor dara.\nSen de bir mum yakta, cebindeki parayı ara.\nHastanemi,hastane.\n\nYetkililer dürüstlük sergiliyorlar herkese.\nAma ne yaparlar, görünüyor herkese! \nMüslümanlıkta varmı? böyle..........! \nHastanemi,hastane.\n\n.........! hanım her gün hasta oluyorsun neye.\nİşte sergilediğim bu hastaneye.\nDaha sergileyeceğim şeyler var ama.\nHastanemi,hastane.\n\nYine de söylemek istemiyorum bunları sana.\nSen bilirsin,yıllarını vermişsin bu hastaneye.\nBenim söylediklerim bu, sende bunların üstüne iç bir bardak su.\nHastanemi,hastane.\n\n                                 (İstanbul,13.01.2001)\n                                      Yüksel Gider\nHastane Destanına Devam\n\nBaşhekim koltuğunu vermiş ambülans şöförüne.\nBaşhemşire ise, hizmetli personeli.......! .......! 'e\nBu hastane'de yanan,yanana.\nHastanemi,hastane.\n\nHerkes herşey yapar,her şey söyler men olmaz.\nGüvenlik bir şey söyleyince, yok sen olmaz.\nBu hastanede herşey yerinde kalmaz.\nHastanemi,hastane.\n\nHastane'de neler,neler oluyor.\nVatandaşlar bu duruma gülüyor.\nBirileri çanta ile araç çalıyor.\nHastanemi,hastane.\n\nTok gezenler, acın derdinden bilmez.\nBu hastanede çalışanların yüzü gülmez.\nNamertlerin izi bile sürülmez.\nHastanemi,hastane.\n\nMuhabbet güzeldir,sonradan çıkar acı.\nSende tattınmı? buradaki........! hacı.\nMüslümanlar oluyormuş burda baş tacı.\nHastanemi,hastane.\n\nHasta sahibi isyan eder,hakkını arar.\nGece vardiye amiri,bu para da ne var.\nMüslüman olana burada........! var.\nHastanemi,hastane.\n\nBu hastaneye bir gelen, bir daha geliyor.\nEl oğlu darphane olmuş, para basıyor.\nVatandaş hakkını arıyor,hakkını arıyor.\nHastanemi,hastane.\n\nBurada güvenlik formülüte oluyor.\nHer gelen güvenliğe laf vuruyor.\nBu arada birileri avanta da alıyor.\nHastanemi,hastane.\n\nAcil'de çıkıyor bir olay,gel engelle varsa kolay.\nBayanlar koyup,kaçıyor kolay,kolay.\nGüvenlik sende kaçma,burda var bir olay.\nHastanemi,hastane.\n\nHerkes düşmüş hasta derdine.\nHosteslerin bazıları düşer,insanların namertine! \nÇekilmez olur acil,hadi sende önümden çekil.\nHastanemi,hastane.\n\nHastane'nin açılışı olmuş hayır.\nGelde burda sen hastanı kayır.\nParan yoksa,öleceksin! hayır,hayır.\nHastanemi,hastane.\n\nHastane'nin piri arazi.......! .......'\nYokmu onu bu acil'de durduran.\nYolunu bulmuş,araziye tam uymuş.\nHastanemi,hastane.\n\nSivaslı kızlar,nazlımı,nazlı.\nEline düşeni yemek ister........! \nParan yoksa olursun sende.......! \nHastanemi,hastane.\n\nSeksen,doksan maaş yol almaz.\nBu para ile hiç hizmet olmaz.\nBuraya eğlenmeye gelirler kızlar.\nHastanemi,hastane.\n\nHalkla ilşkiler arıyor.......! ........! \nDiri yemek istiyor insanları diri! \nOnu' da........! o'nun gibi.....! ....! \nHastanemi,hastane.\n\nAkıllı ol.......! fazla gitme ileri.\n........! olan bu hastanede, yerler insanı.....! ......! \nYine konuşuyor müslümanım diye.....! biri.\nHastanemi, hastane.\n\nBir şeyler karalıyorum ama.\nAnlayanlar varmı sanki.\nBu dünya'da bir tek Allah baki.\nHastanemi,hastane.\n\n.......! men edecekmiş.......! beni.\nNe olacak bu durumun sonu.\nSende bir gün okursun bunu.\nHastanemi, hastane.\n\nBurda bazı bayanlar bana bakıyor.\nBirde utanmadan dalga geçiyor.\nKıt'aları alanlar geri,geri kaçıyor.\nHastanemi,hastane.\n\nUmutla.......! 'den çıktım yola.\n........! 'da verdim mola.\nGüzelim inşallah içten güzel ola.\nHastanemi,hastane.\n\nHastane,acil,garaj.\nİnsanların çoğu namert çıkıyor gardaş.\nSen ara da kendine bul bir dadaş.\nHastanemi,hastane.\n\nDadaş,gakkoş,gardaş.\nBulamadım kendime samimi bir arkadaş.\nSen biran buralardan uzaklaş.\nHastanemi,hastane.\n\n......! .......! ........! \nKızlara söylüyorlar her sözü hemen.\nBaşhekim kızları konuşmaya ediyor men.\nHastanemi,hastane.\n\nGüvenliğin sorunları çoktur.\nİlgilenen yetkili hiç kimse yoktur.\nHastane'nin işi başından.........! \nHastanemi,hastane.\n\nHastane'nin vergi kaçırdığı söyleniyor! \nBuna herkes sessiz kalıyor.\nBu ülkede yetkililer uyuyormu? \nHastanemi,hastane.\n\nHerkes geliyor buraya bir havayla.\nCebinde olmayan parayla.\nİnsanlık burada benliği sarmış.\nHastanemi,hastane.\n\nBaşhekimin havasından geçilmez.\nYurt dışına gider gelir çekilmez.\nPersoneli ezer,kendi ezilmez.\nHastanemi,hastane.\n\nSoğuklar başladı,çekilmez hava.\nBaşhekim derki, girmeyin mobalara.\nNe olacak güvenlike verilecek bu yara.\nHastanemi,hastane.\n\nMalatya,tokat,amasya,svas.\nİçlerinden biri oluyor as.\nHadi kızım sende sesini kes.\nHastanemi,hastane.\n\nBot,got,yat ile hava atılmaz.\nİnsanlık hiçbir zaman bunlarla bulunmaz.\nZaten bencillerin sonu sorulmaz.\nHastanemi,hastane.\n\nKimsenin kalbini kırmak değil amacım.\nBeni anlayan olmuyor,kardeşim,bacım.\nNerde olursa doğrular benim baş tacım.\nHastanemi,hastane.\n\nKimileri eşşek'ten deveye zıplar.\nKendi yürekleri tavana hoplar.\nNe zaman bulursa o zaman otlar.\nHastanemi,hastane.\n\nDoktorlar acil'e çantayla gelir.\nHostesler her zaman onlara selam verir.\nEvinde babasından yüz çevirir.\nHastanemi,hastane.\n\nÇokmu yazdım bilmem ben bu destanı.\nSonuna kadar söyleyeceğim senin hastanı.\nDüzelirse bu insanların dört bir yanı.\nHastanemi,hastane.\n\nSağlık sorunumuz bu ülkede çoktur.\nAb'ye birden girmek yoktur.\nÖnce sağlık sorununu çöz pr.doktor.\nHastanemi,hastane.\n\nBurada doktorlar olmuş kasap! \nHastalar ise bir köle! \nParası olmayanlar, nereye gidecek böyle.\nHastanemi,hastane.\n\nHalk kandırılıyor,.........! diye.\nHolding olduğu söylenmiyor kimseye.\nParalar dökülüyor müslüman hastane diye.\nHastanemi,hastane.\n\n.........! 'tan geleli altı ay oldu.\nNe uzandım, ne kısaldım,gözlerim doldu.\nNamert insanlar burdada çok vardı.\nHastanemi,hastane.\n\nDerdimi,dileğimi kimseye söylemez oldum.\nBir çare,güzel bir işte bulamaz oldum.\nGüvenlik diye,temislik şirketine kondum.\nHastanemi,hastane.\n\nYaptığım işi yadırgamam ama.\nVerilen para yetmiyorki,bana.\nKendine istanbul'da iş ara.\nHastanemi,hastane.\n\nİstanbul'da iş buldum neye yarar.\nKimileri sırtından kazanır azar.\nKimileride bilmeden olmuş yazar.\nHastanemi,hastane.\n\nBu ülkede asgari ücret belli.\nYiyenler olmuş,hep kelli,felli.\nSenin aldığında, olmuyor ki, yüzelli.\nHastanemi,hastane.\n\nHadi sen kendine bir iş ara.\nBu ülke'nin dışında kaldı para.\nPasaport'un var ama,dışarı gidecek yoktur para.\nHastanemi,hastane.\n\nHastane'den çıkarsın,belli düşersin dara.\nİstanbul'da kendine, yeni bir iş ara.\nDurmadan öür gidiyor,olan herşey para.\nHastanemi,hastane.\n\n........! hastanesine.......! olacağım demiştim diye.\nNe oldu, niye ve kime? hayal kırıklığına uğramış biri diye.\nBenim doğal hakkım yokmu? bunu söylemeye.\nHastanemi,hastane.\n\nBurada öküz altında,buzağa aranıyor.\nTaranıyor,taranıyor, herşey önemsiz iki lafa kalıyor.\nBirileri diğer taraf'tan bakıp yalanıyor.\nHastanemi,hastane.\n\nHastanede çanta ve araç çalınıyor.\nHırsız ise dışarıda aranıyor.\nAmeliyet haneye kim girip,çıkıyor? \nHastanemi,hastane.\n\nBirisi hemşireye diyorki.\nBen senin aracını üç günde bulurum.\nDiğeri ise,araç'ın park ettiği yeri soruyor.\nHastanemi,hastane.\n\nAmbülans şöförü göründü orda.\nBen yoktum,niye dediniz burda.\nBurda herkes, zamanla oluyor hurda.\nHastanemi,hastane.\n\nTutanak tutan güvenliğe atılıyor hava.\nHiç bilmiyorlar,dürüst insanlar düşmez tuzağa.\nYine siz arayın öküz'ün altında buzağa.\nHastanemi,hastane.\n\nDoğru tutanağa,girenler bağırıyorlar kötü,kötü.\nBu durumda kalmayacak kapaklı örtü.\nHerkes konuşursa çıkacak iyi ve kötü.\nHastanemi,hastane.\n\nHalkla ilişkiler gönül işine bakıyor.\nGönlü'nün içine......! düşüyor.\nBu insanlar hep doğru söylemekten kaçıyor.\nHastanemi,hastane.\n\nBen bir garip çobanım.\nVar benliği sevmeyen yanım.\nBu güne kadar doğruluğa vermişim canım.\nHastanemi,hastane.\n\nBen güvenliğim,görevim tutanak tutmaktır halim.\nZan ile yaklaşmışsam,Allah alsın canım.\nGözlemlerim temiz ve berraktır bey'im\nHastanemi,hastane.\n\nBu güne kadar doğruluk'tan ölmüş babam'a vermedim taviz.\nİnşallah sonuna kadar gidecek,doğruluk ve bu aciz.\nNe olursa olsun,sonum olsun ter temiz.\nHastanemi,hastane.\n\nHerkes diyorki,\nBenim gönlüm hoştur,içim sade.\nKimseyi görmedim ben gök kubbede\nHastanemi,hastane.\n\nKubbede ezan okuyan biri var.\nNamazını kıldın da, o'nu nasıl görmedin........! \nSen Allah için birde vicdanına sor.\nHastanemi,hastane.\n\nBen rahatsız olmuyorum böyle işlere.\nKötü görmek istemem düşte bile.\nÖmür boyu çekerim ben çile.\nHastanemi,hastane.\n\nGerçekler çözülür,herşey çıkar su yüzüne.\nBu işte herşey dizi,dizine,\nKim bilir! ne olur senin o........! dişine.\nHastanemi,hastane.\n\nGelelim biraz güncel hayata.\nYaşantı monoton,oluyor hep hata.\nDökülür insanlar bir gün meydana.\nHastanemi,hastane.\n\nBirileri haram'ı, helal sanıyor! \nKendilerini aldatıyor,nefsine kanıyor.\nÖteki dünyada'da yananlar, yanıyor.\nHastanemi,hastane.\n\nBunları niye yazıyorum,bilesiniz diye bakın.\nHer insan olmuş,değişik,değişik takım.\nDoğruluk olsun,senin,onun,bunun hakkı.\nHastanemi,hastane.\n\nHastanede herkes birbirine bakıyor.\nArkasından laf atıyor,dedikodu yapıyor.\nBu durum nereye kadar gidiyor.\nHastanemi,hastane.\n\nLaf,laf, laflar...\nİçinde bir kelime kalırsa, olursun sen saflar.\nSaflığa değer verilmez,sende ol sarraflar.\nHastanemi,hastane.\n\nHacı,bacı,neci.\nHepsi olmuşlar iğneci.\nBenliğiyle konuşurlar,hep feci,feci.\nHastanemi,hastane.\n\nHastane'nin acil'inde muayene onaltı bucuk.\nHasta sahibinin dudakları oluyor uçuk,uçuk.\nPara vermemek için,konuşurlar bölük,böçük.\nHastanemi,hastane.\n\nYenibosna'da beşmilyon muayene.\nİhlas'ta otuzmilyon daha ne.\n..........! 'da politika bahane.\nHastanemi,hastane.\n\nHastanede insanlar soyuluyor şahane.\nMuayene pahane, verirsin para olursun şahane.\nPara olmazsa, bakılmıyor bahane! \nHastanemi,hastane.\n\nHastanede paralar gidiyor,radyo reklamlarına,kağıda.\nPersonele az para düşüyor,dağıta,dağıta.\nAlanlar alıyorlar,çağrıla çağrıla.\nHastanemi,hastane.\n\nAylık ciro üçyüzelli milyarı buluyor! \nBurada personel hep uyutuluyor! \nBu paralar nerelere gidiyor? \nHastanemi,hastane.\n\nOğlum........! çok fazla gittin ileri.\nOnları bırak,sen düşün kendi alın terini.\nVermiyorlar çalışanın emeklerini.\nHastanemi,hastane.\n\n........! ........! 'in sayısı kaçtır bilinmez.\nKimlerden oluştuğunu kimseye sormadık.\nKim,kime çalışıyor, onuda bilmedik.\nHastanemi,hastane.\n\nDünya'da diyebiliriz,çalışan tek hastane.\nBaşhekim paraları,dışarıya postala.\nBazen yurt dışında bilgilerini tazele.\nHastanemi,hastane.\n\nBurada kimlere akıyor para.\nPersonelini düşürürsün,her zaman dara.\nBilmiyormusun cehennemi,yoktur orda para.\nHastanemi,hastane.\n\nHastanede birçok kişi'nin sigortası yatmaz.\nTanınanın sigortası hiç geç kalmaz.\nGüvenlik'e zaten önem verilmez.\nHastanemi,hastane.\n\nBaşhekim diktamısın,dikta! \nParayı bulmuşsun sanki, gümrükte! \nSafa'yı kurmuşsun, sen dimdikte.\nHastanemi,hastane.\n\nBir çok hastane bağlıdır........! 'e.\nNeden ayrıldı bunlar, birden bire.\nVergimi kaçırıyorsunuz! yoksa.....! .......! ' e.\nHastanemi,hastane.\n\nMillet uyuyor sanmayın,herşey ortada.\nParça,parça götürüyorsunuz sermayeyi bohçada! \nBir gün açılacaktır o bohça, çıkacaktır arkadan bir hoca! \nHastanemi,hastane.\n\nİnsanları aptal yerine koyup kandırma! \nBalla,şalgamı katıp,ellerinizle daldırın.\nBurada götürdüğünüzü götürün.\nHastanemi,hastane.\n\nÇalgıcıya,cazcıya veremeyiz dersiniz para.\nGidip köşelerde gizlice çekersiniz kafa! \nBirde millete gösterirsiniz örnek vefa.\nHastanemi,hastane.\n\nHedefiniz para,düşmüyorsunuz dara.\nPersoneli,doktoru çıkarıyorsunuz ara,ara.\nYerleştiriyorsunuz, kendi adamlarınızı yine buralara.\nHastanemi,hastane.\n\nHastane'de......! .........! .............! \nNeden korunuyorlar her zaman.\nHer açığı bildikleri,açık beyan.\nHastanemi,hastane.\n\nHastane personeline neden verilmiyor nefes.\nTaktırılıyor herkesin kafasına göstermelik bir fes.\nHadi canım sende,fazla konuştun kes.\nHastanemi,hastane.\n\nHemşire,hizmetli,hostes.\nFazla konuşmak yok,sesi kes.\nFazla konuşursanız yerinize gelir başka ses.\nHastanemi,hastane.\n\n........! 'den bahsediliyor burada.\nHiç doğruyu söyleyen yok,hepsi havada.\nSoyanlar,yiyenler,hepsi de bir arada! \nHastanemi,hastane.\n\nMafia,......! , yolsuzluklar menfaat.\nHepsi birbirlerine veriyorlar hat.\nYol alıyorlar, hepside binerler yat.\nHastanemi,hastane.\n\nKimi........! 'ı öğer, kimi......! .......! söyer! \nBu hastanede böyle insanlarda var.\nBu insanlar menfaat için, her şey yapar! \nHastanemi,hastane.\n\nHastane.......! mı? ........! mi? ..........! mi? \nKimse bilmiyor, bu neden böyle niye! \nNeden kandırılıyor,halk neden niye! \nHastanemi,hastane.\n\nHastane'nin........! politikası para.\nGeln hastaların,hepsine verir yara.\nNe zorlanır düşersin dara,hadi sen verme para.\nHastanemi,hastane.\n\nAcil'in üstünde camii.\nVeriyorlar insanlara burda gamı.\nPersonele vermiyorlar zamı.\nHastanemi,hastane.\n\nHastane,acil,camii,otoparttır yanı.\nSen Allah'ım buraya düşenleri koru.\nRolünle yürüyor, dümenin yolu.\nHastanemi,hastane.\n\nYazılacak neler,neler varmı var! \nBir gün müslüman diye geçinenler, olacaklar dar.\nİnsanlara zulüm vermez müslüman olanlar.\nHastanemi,hastane.\n\nMüslüman'ım der,............! paraya.\nİnsanlara bakar,............! gibi kaparlar.\n............! 'de olsalar, insanlar'dan anlarlar.\nHastenemi,hastane.\n\n                           (İstanbul,26.01.2001)\n\n                               Yüksel Gider\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastane Odası",
        "poet": "Yavuz Yılmaz",
        "poem": "\n\nPencereden sesi gelir güvercin kanadının\nDili nasıldır kalbindeki feryat ve figanın\nTitrek kalbine yenik düşer mi benden önce\nBir hastane odasında mahpusu oldum dünyanın\nKırık kanatlarımla tadı kaçıverdi her anın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastane Odası",
        "poet": "Haluk Cenk Batur",
        "poem": "\n\nBazen ne kadarda rutindir hayat,\nEkmek yerken ne büyük bir servete sahip olduğunu bilmezsin,\n     Benim gibi bir hastane odasında değilsen..\nBazen ne kadarda ürkütücüdür,\nBir iğnenin insafında ellerin,\nHalbuki daha dün sevgiliye dokunmuştu,\nŞimdi bandajlara sarılı bileklerin..\nHiçbir mavi bu kadar üzücü  durmaz kimsenin üstünde,\nKi mavi umudun rengidir…\nGaliba bu yüzden tüm hastalara mavi giydirilmektedir..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastanın Hali",
        "poet": "Aykut Bulut",
        "poem": "\n\nHasta bekler yatağında,uykusuz\nBir soran olsa halimi,keşke der durur.\nKapı açılır birden, sonra\nPardon, yanlış oldu der çıkarlar.\n\nHasta girer morga, uykusuz\nBir soran olsa halimi,keşke der durur\nKapı açılır birden, sonra\nBir hasta daha gelir yanına.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastaneler de Hasta",
        "poet": "Ömer Dalman",
        "poem": "\n\nYer; Türkiye...\nZaman; 2007...\n\nDuydunuz mu efendim? \nHastanelerimiz ağır hasta! ..\n\nŞaşırdınız mı peki? \nYoooo\nNeden ki? ..\n\nYolların altyapıları hasta,\nparke taşları,\ntrafikteki herkes,\nişyerlerindeki elemanlar\nmüdürler, genel müdürler hasta,\nbirbirini çekenler-çekemeyenler hasta da; \nhastanelere mi kaldı şaşkınlığınız? ! \n\nbakın\nöğrendik işte haberlerden bu sabah...\nMikroptan, bakteriden geçilmiyormuş çoğu! ..\n\nOh maşallah! ..\nVur gitsin yani ha bu insanlara? ..\n\nDaha durun daha durun! \nAslında hepsinin öncesinde,\nbütün bu temel,\nbütün bu dayanak,\nbeyinler, genler, ruhlar hasta deyince\ngünün birinde bir tanesi; \nona da şaşıracak mısınız? ! \n\n(Aralık 2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastası Olanlara",
        "poet": "Durdu Şahin",
        "poem": "\n\nHastası olanlara bulunmalı bir usta,\nUstası olmayanlar oluyor daim hasta.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastane Kapıları",
        "poet": "Şadi Ünal",
        "poem": "\n\nSoğuk bir ilgi ile karşılanırsın\nHastane kapılarında.\nDerdin çok\nÜlkende ilaç yok ise.........\n\n(Eylül 1979)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastanede bir akşam",
        "poet": "Yüksel Aykut",
        "poem": "\n\nhayatının en zor anıdır\nhastane de yaşam\nşöyle bir merak ettim\nnasıl geçiyor hastane de akşam\n\nhasta içinde refakatçı içinde/hep aynı sendrom/geçmek bilmez zaman/saatlere yalvarır insan/saniyeler bile devleşir/hasta insanın gözünde/   zaman durur o anlar/sonsuz umutsuzluk/çöker yaşama/belki de yaşama merhaba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastaya Bir Gül",
        "poet": "Nafi Çağlar Hacıömerli",
        "poem": "\n\nHastaya bir gül,\nHastaya bir gül…\nHaftaya da ver,\nHastaya bir gül…\n\n24 Mayıs 2008 - B.Evler/İst.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastanede Bir Gece",
        "poet": "Hanım Karaduman",
        "poem": "\n\nDakikaların geçmek bilmediği o sakin,sessiz sanılan hastane odalarında adının konulamadığı bir savaş yaşanır.Sanki yer altında bilinmeyen,aslında hemen herkesin tanık olduğu başka bir dünya vardır.İçeri adım attığınızda nefesini solumak istemez,anlıkta olsa ciğerinize çektiğiniz hava değiştirir sizi,bunu dışarı çıktığınızda anlarsınız. Ölümün istenmeyen yüzü gibi,size gelmeyecek sanıp ansızın yakalandığınız.\nÖyle bir geceydi.A _yook olmaz giderim ben. K_Doktoru duydun kalkmaman gerek yap buraya, dedi sürgüyü getirerek. A _Hayır demesiyle uzattı ayaklarını aşağıya inmek istedi tüm ısrara rağmen.Utanıyordu,yıllarca kendini saklamanın verdiği alışkanlıktan bir anda nasıl vazgeçsin.İndi yataktan aşağıya terliklerini vermek zorunda kaldı K.  Bebek adımlarıylaüç metrelik mesafe iki katına çıkmış,fakat çektiği acıyı yapmak istediği işten unutmuştu.A kapıyı kapatmak istedi,K izin vermedi yanlış bir şey yapar düşüncesiyle.Yine dinletemedi kapıyı kapattı. K_Bak biterse     söyle ben giydireceğim seni. A _Tamam tamam dedi.Sürenin uzadığını farkeden K  kapıyı açtığında onu ayakta titreyerek düştü düşecek,kendini yıkarken gördü.Meğer tuvalete gidene dek bırakmıştı pijamasına.Şuuru gidip geldiğinden bunu farkedememişti bile.Oysa beyni ve dili durmadan tuvalete gitmem gerek diyordu. Kimseye muhtaç olmama refleksinden lavabodan avuçladığı suyla kendini temizlemeye çalışıyordu. K, onda bir çocuğun suçluluğunu hissetmişti.A dönüp K ya bakıp gördün mü hep donuma gitmiş dedi. K onun Annem kızar gibi davranışına acımış,Ben yaparım sen yıka elini dedi duşu açtı,yıkadı. A sen nasıl yıkayacaksın onu her tarafı batmış derken, K nın böyle şeylerden midesinin bulandığını unutmamıştı. K_Sen  onu düşünme yıkar kaloriferin üzerine atarım, sabaha kurur dedi. Temiz pijamasını giydirdi,yatağına götürdü.A istenmeyen  bir şey yaptığından suçluluk duymuş,telafisine çırpınmış azarlanmamanın verdiği iç rahatlığını hissediyor,hissettiriyordu.Oturduğu yatağında elini eline birleştirdi,derinlere daldı, ayak ucuna bir film seyreder gibi bakıyordu.K onu izliyor,hem serbest bırakıyor,hem tetikte,anında müdahele için bekliyordu.Çünkü gece boyunca sadece bir yada üç dakika hareketsiz duruyor,bir anda serumu,sondasını çıkarmaya yelteniyor,bir anda yatağından inmeye çalışıyordu,serum yada sondasından haberi olmaksızın.K onu nasıl bıraksındı. A nın daldığı,seyrettiği düşüncelerde kaygı vardı besbelli,şuuru gelmişti.A_ biliyor musun dedi,gözlerini baktığı noktadan ayırmadan.Filan mahallede,filan kişi vardı.Ben gençtim o zamanlar.Dediler ki o tuvalete gidemeden bırakıyormuş,tutamazmış kendini.Bende dedim o nasıl oluyormuş,insan kendini nasıl tutmazmış.Gördün mü bak  bende onun gibi tutamadım bıraktım.Ben bu günleri demi görecektim..İçinde hissettiği o derin çaresizliğiyle ağlamaya başladı. K  onun kendini aciz hissetmemesi içinsen öyle değilsin,şimdi hasta olduğundan oldu,iyileşip eve çıktığında hepsi düzelecek dedi.\n K kendisine yapılan her şeyi affetmişti.A hiç huzurlu bir hayat geçirmemiş, birilerinden sürekli zulüm görmüş,kaygılarından korkularından,ezilmişlikten ruhu hastalanmıştı. K, A nın  yaptıklarını bu yaşadıklarına bağlayıp ona acımıştı.İnsanın içindeki o tarif edilemeyen kötülük dürtüleri,kendisini yenilmez bir canavara dönüştürse de,bir sancıyla gelen acziyeti de yanıbaşında.Ne acı ki bana zulüm yapılmış ben yapmayayım demiyor, canavarlaştığında hiç aciz olmayacak hissiyle donatıyor kendini.Kaybetme noktası bana bir şey olmaz.Çocukluğumda çok sık bir cümleye o zamanlar bir anlam veremezdim.Noldum değil,Nolacağım demeli insan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastaydı Garip",
        "poet": "Müzeyyen Keskin",
        "poem": "\n\nHastaydı garip\nÇocukluğunda hiç \nSevmemiş sevilmemişti\nEğlenip gülmemişti\n\nAzıcık sevgiye hasretken\nKarmaşık ruhuyla büyüdü zamanda\nKin duyuyordu bütün insanlara\nNefret ederdi gülenlerden\n\nNefret ederdi mutlu olandan\nNiye bahar (gelsin) \nNeden sanki hava güneşli\nAğaçlar çicek açmış\n\nÇare mi\nMinicik fidanları çentip\nÇiceklere basmak\nÖfkesini çıkarmak,büyümeden\n\nOna neydi açan çiceklerden\nSevmeden sevilmeden\nGüzellik iksiri veren,nerede\nKaramaşıktı iç dünyası,hasta denecek kadar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastaydim",
        "poet": "Mehmet Ali Cirik",
        "poem": "\n\nKusura bakma guzel kizim,\nBen o gun,atesli hasta idim.\nSeni kusturdum,biliyorum,\nBen o gun cok hasta idim.\n\nKafami bozdular,hasta oldum.\nSeni,ben,sohbetimden kovdum,\nBen de inan,hic uyumadim,\nBen o gun cok hastaydim.\n\nBabam bana niye kizdi demedin,\nBiliyorum,hep agladin uyumadin,\nBabanin yanmis oldugunu bilmedin,\nBen o gun cok hastaydim.\n\nNe oldu ormancim bilmedi,\nDusunup durdu,hic gulmedi,\nHic kendi kendine gelmedi,\nBen o gun cok hastaydim.\nBil be kizim....\n\n16.03.2009\nElbistan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastayım",
        "poet": "Uğur Oğuz Şahin",
        "poem": "\n\nBilmezdim senin yokluğunda\nGecelerin bitmez olduğunu\nBilmezdim senden uzakta gurbetinde\nHasretin ölüm olduğunu\n\nHiç bir şeyin anlamı yokmuş meğer\nKarşımda deniz mavi doğa yeşil neye değer\nHer sigara dumanında tütüyorsa özlemin eğer\nBil ki ateşler içindeyim yine nöbetlerdeyim\n\nHani semalara dar gelen uçmalarım\nŞimdi aradığım o kollarım o kanatlarım\nBitkinim yorgunum çaresizim hastayım\nEsmer gecelerinin ölüm yatağında\nGöz yaşlarımlayım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastayım",
        "poet": "Enis Özel",
        "poem": "\n\nBeni artık hasta ettin\nSöyle değer mi sevdiğim\nBu en güzel aşkımızı\nNasıl da terkedip gittin\n\nBana elveda değişin\nÖnceden hâyâl gibiydi\nVeda ettikten sonra\nHayal değil gerçek oldu\n\nSende mi unuttun beni\nNe çabuk bıktırdım seni\nGerçekten sevseydin beni\nTerkedip gitmezdin beni\n\nMeğer ne çok yanılmışım\nSevildiğimi sanmışım\nOysa ki senin sevginde\nBir yalanmış aldanmışım\n\nNe çare köşeme\nÇekilip kaldım çaresiz\nHasta ettiğin kalbimle\nYaşıyorum artık sensiz...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastayı ziyaret büyük sevaptır",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nHasta olanları ziyaret edin,\nHastayı ziyaret büyük sevaptır.\nBir hediye olıp onlara gidin,\nHastayı ziyaret büyük sevaptır.\n\nGürültü ile,çeri girmeyin,\nOnlar hata yapar ise görmeyin.\nYanında fazla kalarak yormayın,\nHastayı ziyaret büyük sevaptır.\n\nHasta olanlar etrafa nur saçar,\nSanki onun evinde çiçek açar.\nHastanın duası mutlaka geçer,\nHastayı ziyaret büyük sevaptır.\n\nHastayı ziyaret eden insandır,\nHer şeyin başı elbetteki candır.\nHastalık insan için imtihandır,\nHastayı ziyaret büyük sevaptır.\n\nYusuf Allaha sığınıp tapalım,\nHastaya bakarak ibret kapalım.\nHasta kimselere yardım yapalım,\nHastayı ziyaret büyük sevaptır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastayım Be Gülüm",
        "poet": "Alperen Karakartal",
        "poem": "\n\nHastayım gülüm, çok hasta,\nKaba bir öksürük boğazımda,\nHer öksürük sanki bir parça\nSöküp alıyor ciğerlerimden.\nHastayım, çok hasta.\n \nAh! Ne olurdu şimdi\nYanımda olsaydın.\nSıcak ellerinle tutsaydın\nYüzümü.\nŞefkatinle sarsaydın beni.\n \nHastayım, çok hasta,\nNe olurdu yanımda olsaydın,\nNane-limon kaynatıp,\nİyi etseydin beni.\nİlaç gibi iyi gelirdin.\nBelki de ayağa kalkardım.\nSağlıkla, afiyetle.\n \nHastayım gülüm, çok hasta. \nAramızda olmasaydı mesafeler.\nYanak yanağa kavuşsaydık,\nDoğan her güne yeniden.\nNe olurdu sanki? \nBirlikte yaşlansaydık.\nKader bu gülüm, kader.\nNe yaparsın ki? ÖLÜM de var,\nSonunda kavuşmak kadar.\n \n(Adana; 07.12.2012) \n \nKüçük Kasabanın Sürgün Şairi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastayım Anne! ..",
        "poet": "Mustafa Arpa",
        "poem": "\n\nAnne ahvalimi anlatsam nasıl? \nCiğerim yanıyor hastayım anne! \nKırk yıllık bu ömrüm nihavent,fasıl,\nSon nakarat diyor 'hastayım anne! '\n\nYanık ninnilerin yakar,kavurur,\nSırtımda bir bıçak saplanır durur,\nHasretlik bir sana,bir bana vurur,\nVuslat görünmüyor hastayım anne! \n\nAğlasam duyardın,düşüp telaşa,\nMerhamet eklerdin döktüğün yaşa,\nManevi devanı kattığın aşa,\nBurnum ki sızlıyor hastayım anne! \n\nŞikayet etmiyom inan anacım,\nBu mazeret değil sensizlik acım,\nBir an yanımda olsan kalmazdı sancım,\nGörmeden olmuyor hastayım anne! \n\nAnne bilinmez bir histeyim anne,\nSözleri silinmiş besteyim anne,\nSen gayrı herkeze küsteyim anne,\nGülleri sararmış desteyim anne,\nBaharım soluyor hastayım anne! ! !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastayım",
        "poet": "Cengiz Çetik",
        "poem": "\n\nGüneş ışığında kendini gizleyene\nDertlerini çözmeyip, dağlara çevirene\nBaşkasının sevgisini çalıp, dalga geçene\nGecelerini gündüzüyle karıştırana \nÇakma sevdayla, yüreğe yama atana\nHastayım ben hasta; isyan eden aşkımla\n\nDüşüncelerini susturup, karanlığa kaçana\nHakkını aramaktan aciz olana\nAçlığa mahkûm edip, tok oturana\nİnsan sağlığına ipotek koyana\nÜç günlük dünyayı, başkalarına çok görene\nHastayım ben hasta; bitmeyen kızgınlığımla\n\nAhlak öğüdü verirken, ahlaksızlık yapana\nİnancı sömürüp, sırtından geçinene\nÜç kuruşluk hakkı gasp edip, saltanat kurana\nBalık tutanların oltasını düşüncesizce alıp\nİki balık vererek, dilenci yapan zihniyete\nHastayım ben hasta; yatışmayan sinirlerimle\n\nYorgunum, bitkinim, yılgınım\nHer yaşanmışlığımla suskunum\nKarartılmış duygularımla üzgünüm\nÇalınmış umutlarımla, çaresizim\nSuni solunumlu, kredili yaşamımla\nHastayım ben hasta, hayata kırgınlığımla…\n\nCengiz Çetik -21.03.2009-Finike\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastayım canım yandı,",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHastayım canım yandı,\nCan yandı dert uyandı,\nÇektiğimi bilirim,\nSanma ki can dayandı,\n\nGeceler yatak düşman,\nGündüzler ışık düşman,\nSenden hiç beklemezdim,\nSende mi oldun düşman,\n\nHasta olmaya görün,\nHasta ne çeker görün,\nGözü görenler bilmez,\nNe çektiğini körün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastayım Sana",
        "poet": "Hasan Yarıcı",
        "poem": "\n\nAklım hasta, kalbim hasta, \nHastayım ben kız sana,\n Gözüm hasta, gönlüm hasta,\n Tutuştum ben kız sana\n\nŞoka girdim ben seninle,\n Voltajım yüksek geldi sayende,\n Ateşim uçtu bilsene,\n Hastayım ben kız sana\n\nElektirik mi yüksek gelirim,\n Fırına mercimegi vermişim,\n Temelli kaçtı aklım fikrim,\n Hastayım ben kız sana\n\nGel dokun kalbime,\n Yerinden fırlayacak be,\n Ne yaptın sen keçilerime,\n Hastayım ben kız sana\n\nSen Hasana verdin ateşi,\n O ateş gürledikçe gürledi,\n Sonunda bu aşık delirdi,\n Hastayım ben kıs sana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastayken Bile",
        "poet": "Belgin Turan",
        "poem": "\n\nBitkin düşüp hasta yattığın o gün,\nAramıştım seni sesim titrek üzgün,\nTakatsiz, dermansız halim yoktu hani,\nAcıyordu bedenim tıpkı senin ki gibi,\nŞefkatle kollarına alıp sarmıştın beni,\nŞifa bulmuştu o an hasta bedenim,\nSevgiyle okşamıştım o yanan tenini, \nHayali de olsa öpmüştüm her yerini...\nYıldızlara dokunuyor ellerim,\nAndıkça o günü,\nDua olup bir damla yaş,\nsüzülürken yanağımdan,\nSeni yeniden daha çok seviyorum.\n\nBelgin Turan    06/04/2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastayım Doktor",
        "poet": "Gülden Taş",
        "poem": "\n\nDaha genç yaşımda büküldü belim\nBana bir ilaç yaz hastayım Doktor\nÇaresiz titriyor tutmuyor elim\nBana bir ilaç yaz hastayım Doktor\n\nBuradan ahrete köprü kuruldu\nAğırıyor tutmaz dizler yoruldu\nİçime tarifsiz sızı vuruldu\nBana bir ilaç yaz hastayım Doktor\n\nDeva olsun bana ağrılar dinsin\nTaşıdığım yüküm sırtımdan insin\nGece uyutmuyor acılar sinsin\nBana bir ilaç yaz hastayım Doktor\n\nÖyle çare ol ki geçmesin zaman\nHastalık çoğalır vermiyor aman\nKanıyor içerim yaman ha yaman\nBana bir ilaç yaz hastayım Doktor\n\nBeni kim düşürdü böylesi dara\nEl vuramıyorum her taraf yara\nCiğerim çürüdü düşmüşüm zara\nGülden’e ilaç yaz hastayım Doktor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastaymışsın",
        "poet": "Mutlu Çelik",
        "poem": "\n\nLokman hekim duydu  yakarışımı\nSen hasta olma da tek ben öleyim,\nAllah’ım biliyor yalvarışımı\nÇabucak iyileş de artık güleyim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastayken yaşam şekilleri",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nHastayken yaşam şekilleri\nhap iğne kullandıktan sonra yapın bunları\n1 İyiliğe bağlı yaşam bu hasta iyilikle yaşar hamur işi yapar açlara komşulara yedirir uçan yürüyen yüzen hayvana yem su evin yemek artıklarını verir\n2 kurbana bağlı yaşam bu hasta ağırlaştımı kurban keser\n3 hayır küzura hızıra bağlı yaşam bu hasta hızırın küzurun namazıyla abdesiyle ezanıyla yaşar cenabı kitaptan yazar okur hayır yapar\n4 ezana namaza abdese kurana bağlı yaşam bu hasta islam dinine uyar namazdan sonra sevap yapar\n5 cennete bağlı yaşam bu hasta cennet yaşamıyla yaşar helal yer içer helal yedirir içirir\n6 allaha bağlı yaşam allahın emirlerine uyarak yaşar bu hasta\nsedat hünkar\n(karamecnun delioğlan)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hastayım sevgi can hastayım",
        "poet": "İrfan Korkmaz",
        "poem": "\n\nHASTAYIM SEVGİ CAN \n\nDerdimi sorarsan anamın derdi \nİstemezdim amma içimi sardı \nGülmedim kimseye o bana verdi \nHastayım sevgi can iyi hastayım \n\nBunu sana dedim tek sana özel \nSon zaman irtibat kesme sen güzel \nGideceğim belli ben senden ezel \nHastayım sevgi can iyi hastayım \n\nKaraciğerimde doğdu bir sorun \nEvladı sevdim ya sevmedim torun \nGünlerim sayılı kim bilir yarın \nHastayım sevgi can iyi hastayım \n\nAnam da rahmetli ciğerden gitti \nSarardı sarardı üç ayda bitti \nİrsiyimiş meğer bana iletti \nHastayım sevgi can iyi hastayım \n\nKendim değil çocuklara yanarım \nOnlarada geçeceğini sanarım \nGidiyorum ben hakkıma dönerim \nHastayım sevgi can iyi hastayım \n\nDemeki ardımdan öldüde gitti \nDeme sakın bana eziyet etti \nBen seni sevmiştim bak oda bitti \nHastayım sevgi can iyi hastayım \n\nİrfanım derdimi ben sana yandım \nDoktorlar söyledi derhal uyandım \nBile,bile deki nasıl dayandın \nHastayım sevgi can iyi hastayım \n\nİrfan KORKMAZ\n\nSelam irfan bey. bu şiirde kendimi buldum. okurken boğazım düğüm düğüm oldu. Annem karaciğer hastası idi ve vefat etti. Ben de karaciğer hastasıyım. Dolayısıyla beni çok etkiledi. Ve bir nazire yazmama sebep oldu. tam puanla tebriklerimi sunuyorum. Allah a emanet ol. \n\nHastayım Sevgi Can’a Nazire \n\nÖyle bir illet ki beni de sarmış, \nHastayım sevgi can iyi hastayım. \nDoktor kan alınca farkına varmış, \nHastayım sevgi can iyi hastayım. \n\nGeçmişe uzandı kırık fayımız, \nHastanede geçti nice ayımız. \nAnamızdan bize düşen payımız, \nHastayım sevgi can iyi hastayım. \n\nHem sinsi bir maraz hemi de irsi, \nBulunmaz geriye dönüşü tersi. \nYakalanan mutlak alıyor dersi, \nHastayım sevgi can iyi hastayım. \n\nNe yana savursan döner kirmanı, \nYok ki bir ilacı olsun dermanı. \nFelek emreylemiş böyle fermanı, \nHastayım sevgi can iyi hastayım. \n\nSana olan sevgim sana emanet, \nÜzdüysem hatama olsun kefaret. \nBir gül hatırına bağışla affet, \nHastayım sevgi can iyi hastayım. \n\nVuslatî onlarca hekime sordu, \nÇaresi ölümdür ciğerden vurdu. \nAzrail saati bana da kurdu, \nHastayım sevgi can iyi hastayım. \n\nOsman Öcal\n\nBUSA ŞİİRİN ATIŞMA KISMI OKUYAN ARKADAŞLAR DUA ETSİN BİZLERE TABİ SEVGİ CANDA BU ARADA DUA ETSİN\n\nKonu: Yn: SEVGİ CAN **SON HALİ** \n\nDuayı paracı imamalar okur \nBenimkide değil fena bir fikir \ngülerek ölüme gidiyooz şükür \nsevgi hanım bilsin halımız bizim… İrfan KORKMAZ \n\nOsman'la İrfan 'ım hayatı okur \nKendi başlarına bir çorap dokur \nÖlümden korkmuyor Allaha şükür \nsevgi hanım bilsin halimiz bizim..İsmail TIKIROĞLU \n\nAlem dünya ise dünya bir kümes \nSevda mahkum ise sol yanım kafes \nZamanı gelince kesilir nefes \nSevgi hanım bilsin gülümüz bizim....Osman Öcal \n\nRüya mı hayal mi yaşadığımız \nDert alıp sıhhattir, boşadığımız \nSinemi derdinle döşediğimiz \nSevgi hamım bilsin.,külümüz bizim...İsmail TIKIROĞLU \n\nDurup duruken hal gelir mi başa \nVurursak baltayı sertçe bir taşa \nNiyet muhabbettir vurmayız haşa \nSevgi hanım bilsin dilimiz bizim....Osman Öcal \n\nİrfan'ı yengemiz eve bağladı \nAyrı kalmış yardan biraz ağladı \nDostların yüreği, coştu çağladı \nSevgi hanım bilsin, delimiz bizim.....İsmail TIKIROĞLU \n\nKusura bakmayın hasretlik vardı \nBir haftada olsa kader ayırdı \nÇok seviyor derhal eve çağırdı \nsevgi can ayırma yolumuz bizim......İrfan KORKMAZ \n\nHazanda belli olur yelimiz bizim, \nAslında yiğittir delimiz bizim, \nBizler için onu serbest bıraksın, \nSevgi hanım affetsin delimiz bizim.....Ümüt Güngör \n\nVuslatî der gönül kanlı yaş ise \nSevgi kanat çırpan dertli kuş ise \nHasretlik bağırda ağır taş ise \nSevgi hanım bilsin selimiz bizim....Osman Öcal \n\nTıkıroğlu derki, kanar sa yürek \nAğustos ta bile, donar sa yürek \nZemheri ayında yanar sa yürek \nSevgi hanım bilsin,yelimiz bizim..İsmail TIKIROĞLU \n\nTıkıroğlu sıkı güzel sır tutmuş \nHemen dediğimi mesaja atmış \nAntolojide ah yay etmiş satmış \nSevgi hanım bilsin dilimiz bizim.....irfan KORKMAZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hata..",
        "poet": "Erdal Erbaş",
        "poem": "\n\nİnsan da hata yapar, hayvan da; yaradılış gereği.. Hayvan tekrar eder, İnsan ibret alır; duruyorsa edebi.. (erdlerbş) ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hata",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nSenin suçun yok bunda, tümden bende kabahat,\nVazgeç diyen çok oldu, dinlemedim nasihat,\nBen sevdim, ben bağlandım, hatayı ben işledim,\nHiç sevmemeliymişim, meğer en baştan heyhat! \n\n10 Mart 1989-Cuma/Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Karalamalar 61 - Hata",
        "poet": "Recep Akıl",
        "poem": "\n\nKızgınlıklarımızın asıl nedeni, genellikle kendi hırsımız, yetersizliğimiz ve hatalarımızdır. Bu yetersizliklerimizi ve hatalarımızı görmek istemediğimiz için de bahaneler üretmeyi severiz ve asıl yapmamız gerekeni yapmayıp üretmiş olduğumuz bu bahanelerimizin ardına sığınır genellikle problemin çözümünü zorlaştırırız. \n\nHer insan zaman zaman yetersiz kalabilir ya da hırsına yenik düşer ve bu yüzden hata yapabilir. Hiç kimse mükemmel değildir. Her insanın eksik bir yanı mutlaka vardır. Bunun böyle olması demek onu değersiz kılmaz. Kişiyi değersiz kılan hata yapması değil, yapmış olduğu hatayı kabullenmemesidir. \n\nİnsanın hatasını görüp bunu kabullenerek bundan geri dönmesi ve yapmış olduğu bu yanlış yüzünden ortaya çıkması muhtemel problemin çözümü yolunda atmış olduğu adım, o yanlıştan geri dönmek demektir. Bu şekildeki bir davranış, erdemli bir davranıştır. \n\nBilgelik odur ki kişinin hırsından ve yetersizliğinden dolayı ortaya çıkan hatayı kabullenip, kendisini eleştirmeyi göze alarak o hatanın düzeltilmesi yolunda çaba harcaması ve hatasından dolayı ortaya çıkması muhtemel olumsuz duruma çözüm yolları aramasıdır.\n\nHatalarımızla varız biz ve bu hatalar kişiye bir takım dersler çıkartması yolunda adımlar attırmayı başarabiliyorsa eğer son tahlilde hata olmaktan çıkıp iyi bir öğretmen olurlar. \n\nÖğrenmek isteyen için en güzel öğretmen, kişinin yine kendisidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hata",
        "poet": "Halit Kenan Azeri",
        "poem": "\n\nHayaller ülkesinin kapisini araladim\nİçinde hep seni aradim\nVuslati yasattin bana gözlerinde\nVe aciyi tattirdin o gülümseyislerinde\nAma her seyimi aldin benden\nDuygularim sana esir olmustu\nMutlulugum elinde bir oyuncakti\nFirlatip attin hislerimi\nHiç mi sevemezdin? \nHiç mi aglamazdi senin gözlerin? \nAnlatamadim sana aski\nNe cocuksu bir tutku\nNe üç bes günlük bir ruyaydi\nBenim sana olan askim sadece bir hataydi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hata",
        "poet": "Mehmed Aksu",
        "poem": "\n\nHep aynı değil mi düşülen hata\nSevmeyen adamın yanar mı canı\nBilseydi insanlar kendi değerini\nKarışır mıydı kırılan kalple gözyaşı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hata Benim",
        "poet": "Ümit Yıldırım",
        "poem": "\n\nHayat tatlı aşkım, ayrılık çok acı,\nGeç kaldım, takamadım başına tacı,\nAşk ayrılığı çok zor, yok ki ilacı,\nHata benim, günah benim, suç benim,\n\nSen bir başkasın, yerin başka,,\nDaha önce rastlamadım, böyle bir aşka,\nDiyemiyorum, sevmeseydim keşke,\nHata benim, günah benim, suç benim,\n\nSen bir ceylandın, avlandın bana,\nBen bir aslandım, tavlandım sana,\nYedim seni, doyamadım kana kana,\nHata benim, günah benim, suç benim,\n\nİçimde eriyen bir şey var, o benim,\nKılıçlar boynumda gezse de, dik durur serim,\nSen kaçıp gitsen de, ben yine severim. \nHata benim, günah benim, suç benim,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hata Benim",
        "poet": "Neşet Ertaş",
        "poem": "\n\nBilemedim gıymatını gadrini\nHata benim günah benim suç benim\nEliminen içtim derdin zehrini\nHata benim günah benim suç benim\n\nBir günden bir güne sormadım seni\nKörümüş gözlerim görmedi seni\nBoşa Mecnun eylemişim ben beni\nHata benim günah benim suç benim\n\nBilirim suçluyum kendi özümden \nGel desem gelirdin benim izimden\nHer ne çekti isen benim yüzümden\nHata benimgünah benim suç benim\n\nSana karşı benim bir sözüm yoktur\nHaklısın sevdiğim kararım haktır\nGaribin derdinin dermanı yoktur \nHata benim günah benim suç benim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hata Benim Günah Benim Suç Benim",
        "poet": "Avni Temiz",
        "poem": "\n\n\"Allah Rahmet etsin, Neşet Ertaş'ın Türküsünü dinlerken yazmıştım\"\n\nDeliye döndüysem aşkından senin\nHata benim, günah benim, suç benim.\nEsiri olduysam o gözlerinin\nHata benim, günah benim, suç benim.\n\nSensiz çekilmiyor dünyanın kahrı,\nİçerdim elinle verseydin zehri,\nBir beni boğarsa sevdanın nehri,\nHata benim, günah benim, suç benim.\n\nDeğilmiş bu sevda herkesin kârı\nKimi yazı sever, kimi baharı,\nEğer sönmüyorsa aşkının harı,\nHata benim, günah benim, suç benim.\n\nYüce dağ başları her dem kar olur,\nKarşılık bulmayan sevda zor olur,\nDiyorlar sevenin gözü kör olur,\nHata benim, günah benim, suç benim.\n\nHep dikenli midir sevda yolları,\nBen kara giyerim, sen giy alları,\nAllah’ım ayırma seven kulları,\nHata benim, günah benim, suç benim.\n\n05.02.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hata Bizim",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nDevran sizin koltuk sizin oy bizim,\nHer devirde pişman olan toy bizim,\nResimdeki tatil yeri koy bizim,\nHüsran bizim hicran bizim dert bizim…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hata mıydı, Günahmıydı, Suç muydu,",
        "poet": "Evrim Evrensel",
        "poem": "\n\nSevgimi söyleyemeden,saklamak,\nHata mıydı, günah mıydı, suç muydu? \nZülfünün telin gül gibi koklamak,\nHata mıydı, günah mıydı, suç muydu? \n\nGözlerim parlar duyunca ismini,\nBeyinim çipinde o ilk sesini                                                                      Zulamda saklamak hala resmini,\nHata mıydı, günah mıydı, suç muydu? \n\nYüreğim gizinde sırrını sezmak\nSızım sızım ile sinemi dövmek                                                                           Her vakti dakkada hep seni sevmek,\nHata mıydı, günah mıydı, suç muydu? \n\nCandan sevenlerin olmaz kusuru,\nSevdam sürektedir, gani hasarı,\nUmuma uymadan kalmak aykırı,\nHata mıydı, günah mıydı, suç muydu?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hata mıdır günah mıdır suç mudur",
        "poet": "Dursun Demiray",
        "poem": "\n\nBir gönülde bir sevdaya düşerse\nHata mıdır günah mıdır suç mudur\nYar deyipte bir vefasız severse\nHata mıdır günah mıdır suç mudur\n\nGönüldür bu dinlemez ki fermanı\nBir sevgiye zindan eder dünyayı\nGörmek ister ise nazlı cananı\nHata mıdır günah mıdır suç mudur\n\nSevdaya düşmeyen bunu ne bilir\nGönül seviyorsa elden ne gelir\nBir sevgi uğruna kahrolur ölür\nHata mıdır günah mıdır suç mudur\n\nBu gönül oyunu dönülmez geri\nBöyle gelmiş gider ezelden beri\nSevmek sevilmek te gönül eseri\nHata mıdır günah mıdır suç mudur \n\n                          7.94\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatalar",
        "poet": "Kemal Tekir",
        "poem": "\n\nHer hata ve yanlış davranışın,\nDuygusal bir yük getirdiğine inanmak.\nBize en çok zarar veren,\nYanlış düşünce tarzıdır.\nKendi hatalarımızdan olduğu kadar,\nBaşkalarının hatalarından da,\nYeni bir şeyler öğrenebiliriz.\nBeynimizi zehirlemenin bir yolu da,\nBaşarısızlığa inanmaktır.\nBirçoğumuz için, en büyük kısıtlama,\nBaşarısızlıktan korkmaktır.\nBaşarıya inanırsak,\nHer başarısız denemeden sonra,\nYeni yollar deneyerek,\nİstediğimiz sonuçlara ulaşırız.\nBaşarı ya da başarısızlık,\nBir durumdur aslında,\nYalnız sonuçlar vardır,\nHer çalışmanın sonunda.\nİstediğimiz sonucu alamayınca,\nDavranışlarımızı değiştirelim.\nİstediğimi sonuca ulaşıncaya dek,\nFarklı yollar deneyelim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hata yapmışım en başta",
        "poet": "Umut Suci",
        "poem": "\n\nKışın gölge etme bana\nZaten donuyorum kardeş\nTutuştum su getir bana\nİşte yanıyorum kardeş\n\nHata yapmışım en başta\nYeni çıkmışım savaşta\nPişman oldum artık işte\nSaçım yoluyorum kardeş\n\nTemeli çürüten nemdir\nİnsanı öldüren gamdır\nDüşmanım kim dostum kimdir\nŞimdi biliyorum kardeş\n\nMeydanlardan kaçanlara\nUmut bakmaz uçanlara\nBenle dalga geçenlere\nDurup gülüyorum kardeş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hata Mı? . =Kemal KABCIK’ın Okuma ve Düşünme Güncesi! ==00.000.004=",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nHata Mı? . =Kemal KABCIK’ın Okuma ve Düşünme Güncesi! =\n=00.000.004=\nHATALARINI DÜZELTME ADIMI ATARKEN, YENİ HATA İŞLEME! .\n\n******\n\nBANA DA AYNISI HATALARI DÜZELTMEYE ALTI MİLYAR ADIM! .\nALTI MİLYAR İNSANLA BARIŞABİLMEK İÇİN DUYARLILIKLAR! .\nNEFSİNİN İSTEĞİNİ DEĞİL, İNSANLARI YAŞATANI: VERSEN! .\nSTRATEJİ BU YOLDA NE DERECEDE İNSAN HAYATININ UMUDU? .\n\nASLINDA YARIN SABAH VERMEYİ DÜŞÜNDÜĞÜMÜ ŞİMDİ VERDİM! \nİNSANLIĞA NE GEREK, TEK BAŞIMA ÇÖZÜMLEYEMEM Kİ BENDE! \nİNSANDA BİRAZ ARAŞTIRMACILIK ve PAYLAŞIMCILIK OLMALI! \nARAŞTIRMACILIK ve PAYLAŞIMCILIK; HÜRRİYET KAPSAMINDA! \n\nBENİM DÜNYA GÜNDEMİ ile İLGİM-ALAKAM MAALESEF YOKTUR! \nDÜNYA GÜNDEMİNDEN EN SON HATIRLADIĞIM DA; GEZİ PARKI! \nGEZİ PARKI MESELESİ ÇÖZÜLDÜ MÜ BEN ONU DA BİLMİYORUM! \nEN SON SURİYE KARIŞMIŞ! . DÜNYA SURİYE’YE ÇÖZÜM ARADI! \n\n******\n\nBAYAN SAFİNAZ ile BAY SAFİKUR BİR LİMANDA ve VUSLAT! .\n=III=\nŞu Gemimizin Dümeni İyi Ki Bir Limanda Kırıldı Safi! .\nÖyle Safinaz! . Limandayız ve Kırık Dümen Tamiri Yok! .\nÖyle Bay Safikur; Kırık Dümenimiz Kaldı Sadece Bize! .\nKaptanlık Edip, Yeni Seferlere Çıkacak Gücüm Yok Ki! .\n\n{Yazan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 17 Eylül 2013 Salı 10:28:43}\n\nHata Mı? . =Kemal KABCIK’ın Okuma ve Düşünme Güncesi! =\n=00.000.005=\nHATALARINI DÜZELTME ADIMI ATARKEN, YENİ HATA İŞLEME! .\n\n******\n\nBANA DA AYNISI HATALARI DÜZELTMEYE ALTI MİLYAR ADIM! .\n\n******\n\nBAYAN SAFİNAZ ile BAY SAFİKUR BİR LİMANDA ve VUSLAT! .\n=IV=\nSöyle Bana Bay Safikur; Gemi Güvertesine Mi Çıkmayı? .\nSöyle Bana Bay Safikur; Gemi Kütüphanesi Mi İsteğin? .\nÖnce Okuyalım Derim Safinaz “GİRİŞİMCİ TUTUM” Nedir? .\nDoğan CÜCELOĞLU Hocamızın Tam Tanımını Ezberle SAFİ! .\n\nSafikur, De Safinaz; Dikkat Dağılıyor Anlayamıyorum! .\nYoğunlaşamıyorum “Bay Safikur,” Demeyince Sen, İnan! .\n“SAFİ” Der İsen Bana Kısaca Yoğunlaşamam Ki Safinaz! .\nSevgin Varsa Bana Hala Birazcık “BAY SAFİKUR” Desen! .\n\nTamam BAY SAFİKUR; Doğan CÜCELOĞLU “GİRİŞİMCİ TUTUM! ”\nKaç Sefer Bilgisayarıma Yazmıştım Bu Tanımı SEVERİM! .\nİNSANLARI HÜR İRADEDE BIRAK; İSTEYEN ÖĞRENSİN CANIM! .\nTAMAM BAYAN SAFİNAZ; EMRİNİZ ÜZRE: TANIMLAMA KALPTE! .\n\n{Yazan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 17 Eylül 2013 Salı 11:10:17}\n\nHata Mı? . =Kemal KABCIK’ın Okuma ve Düşünme Güncesi! =\n=00.000.006=\nHATALARINI DÜZELTME ADIMI ATARKEN, YENİ HATA İŞLEME! .\n\n******\n\nBANA DA AYNISI HATALARI DÜZELTMEYE ALTI MİLYAR ADIM! .\n\n******\n\nBAYAN SAFİNAZ ile BAY SAFİKUR BİR LİMANDA ve VUSLAT! .\n=V=\nSöyle Bana Bay Safikur; Hata İşlersek, Liman Dardır! .\nEvet Safinaz; Bir Kalp Kırarsak, Kovuluruz Limandan! .\nAman Bay Safikur; Bilgelikleri İncitmeden Paylaşsak! .\nBizim Bilgeliğimiz Yok, Kitapların Bilgeliği Vardır! .\n\n{Yazan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 17 Eylül 2013 Salı 16:11:14}\n\nHata Mı? . =Kemal KABCIK’ın Okuma ve Düşünme Güncesi! =\n=00.000.007=\nHATALARINI DÜZELTME ADIMI ATARKEN, YENİ HATA İŞLEME! .\n\n******\n\nBANA DA AYNISI HATALARI DÜZELTMEYE ALTI MİLYAR ADIM! .\n\n******\n\nBAYAN SAFİNAZ ile BAY SAFİKUR BİR LİMANDA ve VUSLAT! .\n=VI=\nEy Bayan Safinaz Sen Her Daim Güvertede Sakinsindir! .\nSen Yaratılışının Özelliği Sevgi ile Daima Sakinsin! .\nSöyle Bayan Safinaz Hangi Kitaba, Hangi Bakış Açısı? .\nHangi Kitap, Şahsi Çıkarıma Yenilmeden, Kazandırmak? .\n\n“Sevgi” Tanımına; Doğan CÜCELOĞLU Kitapları Safikur! . \n“Paradigma Çeşitleri; ” Doğan CÜCELOĞLU Kitabına Bak! .\nDoğan CÜCELOĞLU SERİSİ KİTAPLARI OKUDUM BEN SAFİKUR! .\nSAFİKUR, HÜRRİYETİNİ ELİNDEN ALAMAM, İSTEDİĞİNİ OKU! . \n\n{Yazan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 17 Eylül 2013 Salı 16:53:46}\n\nHata Mı? . =Kemal KABCIK’ın Okuma ve Düşünme Güncesi! =\n=00.000.008=\nHATALARINI DÜZELTME ADIMI ATARKEN, YENİ HATA İŞLEME! .\n\n******\n\nBANA DA AYNISI HATALARI DÜZELTMEYE ALTI MİLYAR ADIM! .\n\n******\n\nBİR ŞİİR DENEMESİ:\n\nSEN KADINSIN SAFİNAZ! . GÜÇLÜ DOSTUĞA: MOTİVASYONSUN! .\n\nNiçin, Öyle Tedirginliğim Artar, Sen Öylece Susunca? .\nSessizliğin Uğultusu Kulaklarımın Zarını Patlatacak! .\nBiraz Vicdan Tatlı Sesinden; Güvertenin Emniyetinde! .\nHatalıyım Safinaz; Sen, Sustukça: Biten-Tükenen Ben! .\n\nAnladım Her Güçlü Dostluğun Arkasında Bir Kadın Var! .\n\n{Yazan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 17 Eylül 2013 Salı 17:19:14}\n\nHata Mı? . =Kemal KABCIK’ın Okuma ve Düşünme Güncesi! =\n=00.000.009=\nHATALARINI DÜZELTME ADIMI ATARKEN, YENİ HATA İŞLEME! .\n\n******\n\nBANA DA AYNISI HATALARI DÜZELTMEYE ALTI MİLYAR ADIM! .\n\n******\n\nBAYAN SAFİNAZ ile BAY SAFİKUR BİR LİMANDA ve VUSLAT! .\n=VII=\nSafikur; Bu Gemiyi, Bu Limana Getiren Bir Sen Misin? .\nBu Limanda; Kırk Tane Dümeni Kırık ve Dümensiz Gemi! .\nO Halde Dikkat Et: Safikur; Bizden Sonrasına Yer Aç! .\nLimanda Yer İşgalimiz, Liman Kurallarına: Uyumludur! .\n\n{Yazan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 17 Eylül 2013 Salı 18:44:33}\n\n******\n\nBEN BUGÜN SABAHTAN AKŞAMA KADAR DÜŞÜNEREK, BUNLARI YAZABİLDİM! . PAYLAŞABİLDİĞİME ÇOK ŞÜKÜR EDER, DOSTLUKLARA TEBESSÜMLERİNİN DAİMİLİĞİNİ DİLERİM! .\n\nDOSTLUĞUN TEBESSÜMÜ DAİMİ OLUVERSİN İNŞALLAH! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatalarıma Sahip Olmaya Çabalıyorum; DÜZELTİRİM İNŞALLAH, Diyerek, Umut İçindeyim! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nİSYANKAR OLSAN DA, İTAATKAR OLSAN DA; YOLUN SONU GÖRÜNÜR! . İNCİTMEK OLMAZ AŞKLARI! .\n\nİSYANLARIM; CILKI ÇIKMIŞ GİRŞİMLERLE DOLU: HER İSYANIM; DERİN PİŞMANLIKLAR YAŞADI! .\nHatalarıma Sahip Olmaya Çabalıyorum; DÜZELTİRİM İNŞALLAH, Diyerek, Umut İçindeyim! .\nKusurumu Öğrenmek İçin; BİLGELİKLERE DANIŞIRIM: GEREĞİNİ ELDEN GELDİĞİNCE YAPARIM! .\nKusurumuz Var İse Aşka; KUSURUMUZU GİDERECEK CESARETRİMİZ DE VAR! . ÇOK ÇOK; ŞÜKÜR! .\n\n{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 30 Aralık 2011 Cuma 04:17:08 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatalarıyla Sevmek",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\ninsan sevdikleri kadar insandır \nerkek hataları kadar erkektir \nkadın duyguları kadar kadın \neğer hatalarıyla seviyorsa kadın erkeği \no benim kadınımdır \no benim \nkadınım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatalısam",
        "poet": "Aslan Özçelik",
        "poem": "\n\nBu dünya,ya gelmişsem hatalısam.\nBüyüdüm anne babamı tanıdım hatalısam.\nKardeşlermıoldu beraber olduk hatalısam.\nÇalışma çağına gelip çalıştımsa hatalısam.\nAsker ocağına gelme çagında asker oldum hatalısam.\nEvlendım ayrıldım acılar çektım hatalısam.\nBir daha evlendım çoçuklarım oldu hatalısam.\nBirıne sevdalı olursam hatalısam.\nŞiir yazıp şair olmuyorsam hatalısam.\neger senınle tanışmak konuşmak hatalısam\nBeni bu numaradan ara 053x xxx xx xx\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatalı Gen",
        "poet": "Aysun Akça",
        "poem": "\n\nKorkuyla ve koşturmayla başlayan yolculuk ana rahminde yer edinmenin yuva yapmanın  mücadelesi ve yer bulamayan milyonlarca insan yavrucuğunun hikayesi adı yaşam bu yarışın.Tezat olan ise hatalı genler nasıl olurda milyonlarca gen arasında bu yarışı kazanır ve yaşam hakkını elde eder.Ruh hatalı genle ne tür bir işbirliği içindedir? \n\n    Toprak ölü bir takım organizmalardan yeni bir yaşam salıverir oksijen ve karbondioksit çiftinin dünyasına, bu muhteşem ikilinin çocuklarıdır doğa biri olmadan diğerinin varlığı yıkım demektir.\n\n    Etrafında olup biten her şeyin farkında olup da sessizce kalmak hatalı genin belirtisi midir? Ya da bir takım kurallara uymayıp düzensizlik adlı uçuruma kendilerini atıvermek maceraperestlik midir? kurallılar düzenli bir yaşam hakkını elde eder ya kuralsızlar işte dünyanın dengesini bozan hatalı genler onların kuralı ise kuralsız olmak. \n\n     Değişmesi gereken bir şeyler vardır hep hayatta değişiklikte yaşam vardır adrenalin vardır.Erkek kadını girip çıkma eylemi ile  aşağılar kendince oysa onun aşağıladığı yerden kendi çıkmıştır bir zamanlar.Bu kızgınlık neden? yoksa buda hatalı gen belirtisi midir? Ya kadın neden kendini aşağılanmış hisseder.Sanırım bunun cevabını biliyorum yok yok bilmiyorum öyle bir muamma ki bu aslında o kadar iğrenç ki o kadar yaralayıcı ki kadının vajinasında kendini bulan ve kaybeden erkekler o kadar basitler ki basit ve acizler.Kendi koydukları kurallarda dans ediyorlar eziyorlar kadını zayıf anlarında hele birde saflık ve dürüstlük genlerinde mevcutsa kadında.Hatalı kadın genleri de var zayıf yada fettan.Evrene tohum saçma güdüleri ve milyonlarca hatalı gen yayma arzusu ve de bir iki dakikalık sürtünme asıl mesele… sevgi aşk fasa fiso hepsi boktan hikayeler hayat hikayesi güçlü ve zayıfın mücadelesinden ibaret…hikaye yi okumak yetmiyor yaşamakta gerekiyor acısı ve tatlısıyla ya kazanırsın ya kaybedersin öyle ya baştan kabul demişsindir.Neden unutulur baştaki kabulleniş bile bile lades olmamış mıdır? Körmü dür? \n\n    İnsan neden acı çeker? Hatalı gendedir tüm mesele.Hırslarının kurbanı olur insan işte bundan acı çeker kendi kurallarını empoze edemediği zaman acı başlar ruhta.İnsan kendini uzaktan seyredebilse sorun kalmaz acıda kalmaz.Toprak olmayı unuttuğu an hırs başlamıştır, başlangıç noktasında gerçekleşmeyen hayallerin öfkesi vardır.Kandırılmışlık zırhına bürünür kolay olan budur ve canı yandığı kadar can yakmayı istemek de hatalı genin belirtisidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HATALARIMDA ve KUSURLARIMDA UYARILIVERMEYİ İSTERİM! . BÜYÜKLERİMİZ; HER ŞEYİ DAHA DOĞRU ve DAHA GÜZEL DİLE GETİRENDİR! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nŞU DÜNYA ALEMİ; TÜMDEN GANİMET OLSA; GANİMETLERDE DEĞİL, SENDE OLUR GÖZ! .\n\nHatırası Yeter İnsana; İtaate Dair, Dikkatimizin Yerindeliğini İstedi O! .\nKendisi İçin Bir Şey İstemiyordu! . Dostluğun Zaferi İçin; Öğütlemişti O! .\nDünyalık Hazinelere Kıymet Vermek, Öğüdün Hazinelerinden Üstün Tutulursa; \nNe Ben Kendimi Bilebilirim, Ne Sen, Sen Olabilirsin; Aşkta! DÜŞÜN; AŞKA! .\n\n{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 20 Aralık 2011 Salı 04:02:34 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatalıysam Arayın",
        "poet": "Alper Bayrak",
        "poem": "\n\nHerkes rahat olsun\nHerkes mutlu ve dingin\nİyi de kardeşim\nO zaman\nKim sövecek\nBu olup bitenlere\nKim sevecek\nYağmurlu bir günde\nGri denizi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HATALI ...  Ç o k",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\nHATALI ...   ÇOK\n\n        Allah'ın  selamı, rahmeti, bereketi üzerimize olsun. Merhaba gönül dostlarım. Saygılar, sevgiler ileterek konuyla ilgili duygularımı paylaşıyorum. Değerli üstadım Sayın Orhan Gencebay  bir şarkı sözünde HATASIZ  KUL OLMAZ derken çok doğru söylemiş. Şarkıyı dinledikçe, sözlerini, müziğini algıladıkça ne kadar doğru olduğunu takdir ediyoruz. İnsanların hatalarıyla sevilmesini de doğru bulmadığımı belirtmek istiyorum.  Çünkü yapılan yanlışların tekrar edilmemesi gerekir. Onaylarsak devamına göz yumarız.\n\n       Hataların kimler tarafından yapıldığı incelendikçe ortaya çıkmaktadır. Hata boyutlarına gelince. Kişiler tarafından yapılan basit hatalar affedilebilir. Ama devletler arası, milletler arası yapılan hatalar savaşa bile sürüklüyor. Her devlet, her millet  yaptığı hatayı tamir etmedikçe daha vahim sonuçlara yol açmış olur. Savaş çok korkunçtur. Diyalogların sürdürülmesi gerekmektedir.\nTüm çabalar sonuç vermediği taktirde de savaş kaçınılmaz oluyor. \n\n        Süper güç devletlerin çıkar peşinde koştuğu muhakkaktır.  Kimi petrol, kimi toprak, kimi maden peşindedir. Bazıları da huzuru bozmak için bizleri iç savaşa da sürüklemek için zemin hazırlamaktadır. Türk Cumhuriyeti devleti, milleti olarak, inancımızı yaşayarak uyanık olmalıyız. Allah her şeye kadirdir. Müslüman devletlerinin birbirine mesafe koyuşundan yararlanan ülkeler var. Allah'a karşı kulluk görevimizi yerine yeterince getirmedikçe, hatalar yaptıkça\n fırsatçılar devreye sokuluyor, Bizleri kardeşlerimizle düşman ediyorlar.\n\n     Öncelikle kendi irademize hakim olmalıyız. Vücudumuza tahribatlar saçan\n zararlı maddelerden uzak durarak, nefsimize  yenik düşmeyip, başımızdan şeytanları uzaklaştırarak, Peygamber efendimizin ümmetinin listesine alınıp, Kuran aydınlığın da ilerleyerek, dünya genelinde ki Müslüman kardeşlerimize destek olarak birlik, beraberlik içinde arzu edilen hedeflere de ulaşmalıyız.\nDünya da farklı inanca sahip insanlara da örnek davranışlar sergilemeliyiz.\n\n        Hatalı sözcüğü görünüşte dikkatleri üzerinde toplar. Acaba kim hatalı, neden hatalı, hata boyutu nedir diye? .  Önemli olan da o hataların tamiridir. Allah dünya ve ahirette hiç kimsenin yüz karasını yüzüne vurmasın. Bu konuyu genel olarak ele alırsak bir kitap dolusu yazsam bile yine yeterince anlatmış olamam. Çünkü aile içinde de işlenen hatalar ortaya çıkar. El bebek, gül bebek büyüttüğün evlatların senin sözünü dinlemeyip karşı koyunca da onun işlediği hatalara hazmedebilmek oldukça zorlaşır, tamiri de imkansızlaşır.\n\n      Bu konuyla ilgili şiirimi dikkatlice okuyunca bir çok hataların yapıldığını sizler de algılayınca zararın neresinden dönülürse faydalı olur diyeceksiniz. Çünkü en çok hatayı sağlığımızı hiçe sayarak yapıyoruz. Diğer hataların çözümü için sorumlular vardır. Ama kendimize, ailemize, ilimize, ülkemize düşmanlıktan vazgeçelim. Birlik beraberliğimize gölge düşürmeden huzurlu yaşayalım. Yuvaların  dağılması pek hoş bir şey değildir. Birliğin temeli, özü hanelerin bütünlüğüyle sağlanır. Her hane reisi de idareyi elden bırakmamalı.\n\n         42  Yıldır  sanat hayatında  edebiyatın her dalında yüzden fazla eser yazarak, bir çok konuyu işleyerek açıklık getirmeye çalıştım. Zaman içinde fırsatlar verildiği sürece paylaşıma sunmaya çalışıyorum. Bir yandan da yazmaya devam ediyorum. Çünkü yazmayayım yeter artık dediğim de henüz işlenmedik bir çok konular sinema şeridi gibi gözümün önüne geliyor. ÇOK... VAR  şiirimi incelediğiniz de haklılık derecemi anlayacaksınız. Allah herkese hayırlı, sağlıklı ömür nasip etsin. Hoşça ve dostça kalınız diyorum.\n\n*****    H A T A L I    *****\n\nSağlıkla, varlıkla oynanmamalı,\nZararlı maddeler sağlanmamalı,\nReklamlar sunarak bağlanmamalı,\nZora ki ölümü seçen hatalı.\n\nHaneye, komşuya sıkıntı veren,\nGereksiz şeylere serveti seren,\nDepresyon  yaşayıp, krize giren,\nİçkiyi, esrarı  içen  hatalı.\n\nAnadan dünyaya tertemiz doğduk,\nŞeytana aldandık nefise uyduk,\nŞehvete battıkça günahkar olduk,\nNamahrem yerini açan hatalı.\n\nVatanı, milleti düşün meliyiz,\nHer ırktan insanla geçin meliyiz,\nHuzurlu ortama taşın malıyız,\nKin, nefret öfkeyi saçan hatalı.\n\nSüper güç devletler savaşmaktadır,\nPetrollü bölgeye  yanaşmaktadır,\nZeki de gerçeği konuşmaktadır,\nBarıştan, sevgiden  kaçan hatalı.\n\n******  Ç O K ...V A R   *****\n\nHer çeşit konuyu işledim sandım,\nHayal  alemine  biracık  kandım,\nGerçeği  görünce inan utandım,\nDaha çözülecek çok sorun varmış.\n\nAkı, kara  bildim, karayı da  ak,\nDedim ki gözlere sil yeniden bak,\nYalana cezayı  kesiyormuş  Hak,\nDaha sezilecek  hayır, şer varmış.\n\nDünyada bir kaç yer görmekle bitmez,\nAnlatmak isterim ömrümüz  yetmez,\nHer mahluk görevli zamansız ötmez,\nDaha gezilecek  ülkeler  varmış.\n\nDevleti soyandan hesap sorulsun,\nBulanık akmasın  sular durulsun,\nVicdanı sızlasın mahşer kurulsun,\nDaha  ezilecek  zalimler  varmış.\n\nGünahı, sevabı bilmemek ayıp,\nBu yönden artıyor amelde kayıp,\nZeki  çabalıyor  hissini  yayıp,\nDaha yazılacak  çok kitap varmış.\n\nIspartalı Zeki Çelik  TÜRKİYE  İLESAM il temsilcisi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatam Ne?",
        "poet": "Oğuzhan Kılıçarslan",
        "poem": "\n\nBilmiyorum seni kızdıracak ne yaptım? \nArtık kalbimden sevgini atacağım,\nAma gene bilmiyorum sensiz ne yapacağım,\nAma artık istesen de ben olmayacağım.\n\nYüksek bir dağdaki rüzgarla konuşacağım,\nOnunla anılarımızı paylaşacağım,\nSonra güneşe dönüp bir ah çekeceğim,\nSonra rüzgarla sessizce gideceğim.\n\nGittiğim yerdeki bulutlardan sana bakacağım,\nSeni her gördüğümde belki ağlayacağım,\nBuluttan yağmur olup yakınına yağacağım,\nBelki o zaman sensiz olmayacağımı anlayacağım.\n\nAnlasan da artık sende bulamam mutluluğu biliyorum,\nBir hata yapıp neden yere indim diyerek ağlıyorum,\nGene rüzgardan dostluk bekliyorum,\nSenin gibi rüzgardan da kopuyorum.\n\nGene kaldım yapayalnız buralarda,\nBu sefer kalacağım doğayla baş başa,\nSana verdiğim sevgiyi vereceğim ağaca,kuşa,\nDoğadan umacağım sevgiyi,haydi güneş doğa,doğa canlana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatalı şiir",
        "poet": "Abdil Burhaneddin Akkaya",
        "poem": "\n\nhatalarım vardı, benim diyebildiğim\ndüzeltmeye ömür yetmedi\n\ngülücüklerim vardı, benim diyebildiğim\ntatmaya ömür yetmedi\n\nBursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatama Ver",
        "poet": "Muhammed Said Demir",
        "poem": "\n\nbakma benim sabır küpü oluşuma,\nhatama ver yar, bir hata ki senle doluşuma...\n\n2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatatımsın İzmir",
        "poet": "Meziyet Ak",
        "poem": "\n\nTutkun gönlüm yeşiline,\nBuz mavisi gökyüzüne,\nKonak düzenlenmiş bağrın,\nDostlar gel,gez,gör der çağrın.\n\nBostanlı Mavkentiyle,\nKarşıyakası sevgiyle,\nBayraklı tarih saklıdır,\nBornova'da huzur vardır.\n\nBalçova,Narlıdere'si,\nNe yerler var görülesi,\nDeniz gözlü İzmir'imsin,\nİnanki gözbebeğimsin! \n\nKalbim senden uzaklaşmaz,\nSevenlerin senden bıkmaz,\nİzmir aşığım gönlüne,\nSeverim seni her yönünle.\n\nSabahın seher vaktinde,\nGrubun güzelliğinde,\nHep baharı yaşatırsın,\nİzmir benim hayatımsın! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatay",
        "poet": "Mehmet Erbay",
        "poem": "\n\nHatay\n\nKırk asırlık vatan toprağı burası; \nNe ingiliz işgalinde kaldı,\nNe fransız işgalinde kaldı,\nBurası HATAY; Türkün yurdu.\n\nBir kurtarıcı vardı; Adı ATATÜRK.\nNe zaferler kazandı; \nÇanakkale,kurtuluş savaşı,\nOnun adı Mustafa Kemal ATATÜRK.\n\nKaç şehit verdik bu vatan uğruna; \nKaç yiğit yetiştirdik bu vatan uğruna; \nBurası HATAY; Anadolu toprağı,\nNe ingilizi,ne fransızı,\nBurası atamın toprağı.\n\nKırk asırlık vatan toprağı burası; \nKorkak ingilizleri attık denize birer birer,\nHain fransızları gömdük toprağa birer birer,\nBurası HATAY; Türkün yurdu.\nBurası Atamın toprağı! ...\n\n01.03.2003\nİSKENDERUN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatayda Dün ve Bugün",
        "poet": "Ahmet Mansuroğlu",
        "poem": "\n\nAçmayın çiçekler, kuşlar mahzun ötün,\nYemin ettik, and içtik.\n'' Komam bire fransız seni sağ bütün ''\nBu bayrak uğruna biz candan geçtik.\n\nAta son sözünü söyledi.\n''Kırk asırlık Türk yurdu düşman elinde essir kalamaz''\nYaralı aslandı Hataylı, inledi\nSon ferdim düşmeden, fransız burada duramaz.\n\nGöğsümüzü siper ettik fransız kurşununa\nAl kanımızla yeniden çizdik haritamızı\nİmanla karşı koyduk, düşman hücumuna\nBu gün saygıyla anıyoruz atamızı.\n\n23 Temmuz senin bayramın kardeşim\nKahrından öldüğün günler uzak\nKaranlığı boğdu güneşim\nKalmadı ne bir düşman ne bir tuzak.\n\nKara günler geride kaldı\nKırıldı toprağımda düşman ayağı,\nSemalarımda Ay - Yıldızlı gelincik dalgalandı\nKirletemez artık göklerimizi düşman bayrağı.\n\nBu gün Hatay'da bayram var, Hatay'da düğün\nBaşın dik Hataylım, yüzün ak\nYarına güven, halkınla övün\nDalgalanıyor göklerinde. uğruna öldüğün bayrak.\n\n Antakya - Hatay                23. Temmuz.1998\n\n Tlf: 0 326 2156779\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatcenin Mehmedi",
        "poet": "Şevket Boyacıoğlu",
        "poem": "\n\nHat cenin Mehmedi\n\nHat cem yükleneli 8 ay oldu,\nO yıl tarlamızda tütünümüz boldu,\nSabah şafakta kalkıp tütüne gidiyordu,\nKuşlukla öğlen arası tütün diziyordu.\n\nDedim. hatcem,sen yüklüsün tütüne gitme,\nKarnındaki Mehmedi ne eziyet etme,\nDinlemedi beni, tütün kırmaya geldi,\nTütün kırarken mehmedimiz doğuverdi.\n\nHat cem yorgun düştü,hastanede yatıyor,\nDoktorlar onu hastanede iyi bakıyor,\nDediler mehmedinize Allah uzun ömürler versin,\nHatcen sağ olsun da,2 inci oğlu olmayıversin.\n\nHat cem tek çocuğu mehmediyle kaldı,\nMehmedi büyütüp,Şırnağa askere saldı,\nHat cem asker anası, asker yolu bekler oldu,\nMehmedinden iyi haberler alıyordu.\n\nAcı haber tez duyulurmuş derler,\nKahpe teröristin mayınıyla telef oldu askerler,\n21 nde şehit düştü hat cenin mehmedi,\nAcı haberi alan hadce,bir daha kendine gelemedi.\n\n                           Şevket Boyacıoğlu  12/5/2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatice öğretmen",
        "poet": "A. Yüksel Şanlıer",
        "poem": "\n\nİçi kin doluydu.\nNefret her yerini kaplamıştı\nHatice öğretmenin.\nAteş çıkıyordu anlatırken zeytin karası gözlerinden.\nİhaneti anlattı, uzun, uzun\nkonuşurken.\nVe çaresizliğini anlattı\nHazana dönmüş yüzlerinden\nGüller dökülürken...\n\nÖmrünün ilkbaharında yemişti,\nfeleğin sillesini.\nTutmayan yanını gösterirken biraz da, sıkılıyordu\ngençliğine doyamamıştı \nHatice öğretmen.\nBöyle mi olacaktım şu genç yaşımda ben dedi.\nfelçli yanını gösterek\nYaşım otuz iki, güzelliğimi aldılar sevdamı yok sandılar\ndiyordu,\nkendinden bahsederken.\nve kaybettiklerini sayarken.\nVe sonra,  çok sevdiği mesleğini özlediğini söylerken..\niç çekiyordu derinden.\nHer lafın sonrasında, Hatice öğretmen..\n\nKızgındı ve kin doluydu.\nHatice öğretmen.\nEn çok da uğradığı ihanetten/bahsediyordu,\nnefretini her haliyle gösterirken. \nKendisini taze gelinken boşayan, çok sevdiği eşinden\nKızgın, kızgın bahsederken..\n\nDört günlüktüm diyordu.\nHatice öğretmen.\nSadece dört günlük taze gelindim diyordu\nanlatırken\nSeverek evlendiği kişiden bahsederken...\nFelç olup sakat kaldım diye bıraktı gitti diyordu.\nBoşandığı kocası için\nAnlatırken, yüreği dertliydi\nÖmrünün baharında feleğin sillesini yemişti.\nHatice öğretmen.\n\nVe sonra kızıyordu\nHatice öğretmen durmadan...\nAşk diyordu /aşk falan bunların hepsi yalan,\ndiyordu.\nBırakır’ mı hiç, felç oldu diye seven insan\nBaktım kin ve nefret kusmakta,\nçok doluydu, Hatice öğretmen.\nYalnız eşine değil bütün erkeklere düşmandı,\nHatice öğretmen.\n\nA.Yüksel Şanlı er\n12 Haziran 2011-06-12\nAntalya.\n.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatice Bacıma Ağıt",
        "poet": "Mustafa Kaşıkcı",
        "poem": "\n\nHATİCE BACIMA AĞIT\n\nBugün 19 Mayıs gençliğin bayramı\nDoluyor meydanlar, insan yığını.\nHerkes mutlu, her yüz sevecen bugün \nİşte, bugün her zamankinden başka bir gün\n\nDuman kaplamış Mendos Dağını\nBir kız düşün, yeni bulmuş gençlik çağını.\nHayat tavasında çile yemeğinin yağını\nTatlı tatsız kavurmaya başlar bugün.\n\nBizim elin bağı, bostanı, dağı\nHatice bacıma başka ördü kader ağı.\nDaha kavrulmadan çile yemeğinin yağı\nTuzsuz, şekersiz terk etti bizi bugün.\n\nBayramı dost ile görmekti tek dileği\nHazırdı çeyizlik gibi, o günün giyeceği\nBelki bugün gelecekti gelmeyen güleceği\nMutsuz mutsuz kabristan çiçeği oldu bugün.\n\nYücelere karlar yağar, beyazlar dolar\nÇiçek açar; kış gelir, hazan görerek solar\nBu bayram geçiyor açarak gönüllerde yaralar\nDermansız yaralar inim inim inliyor bugün.\n\nYaylalarda ekin biçen, orak tutan kişi neredesin? \nBir ses ver şimdi, onu kulağım işitsin \nYasa boğdun bu yerleri, gönülleri kim teselli etsin\nDönmeyen bir dili taşımaktan bugün\n\nYok şimdi sebzelerin ipini bağlayan bacım! \nBenzer bir şekilde ayrılmıştı, benim de kardeşim.\nDurmayın oyuklarda, durmasın gözyaşım! \nTutuşan çöller var, damlalar bekler bugün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatay Serinyol Şiir Dinletisi",
        "poet": "Ahmet Sargın",
        "poem": "\n\nHatay Serinyol’da şiir programı vardı. Şiir programını Yozgat Şairler Yazarlar Derneği’nin Hatay Temsilcisi öğretmen arkadaşımız Şair-Yazar Fatma Çetin Kabadayı düzenledi.Serinyol Şiir Dinletisi’ne; şair Mahmut Çetin Zorba, Çetin Kalkan, Nejla Karataş, Selamet Bağcı, Eşref Azgın Türkeri, Hatice Elveren Peköz, Şehamettin Kuzucular, Yiğit Dörtyol Dergisi Yayın Yönetmeni Mustafa Atım ve Adana Edebiyat Galerisi Editörü Hasan Gök katıldı. Şairlerin yanı sıra çok sayıda şiir sever de salonda yerlerini alarak şairlere destek oldular. \n\nProgramın organizatörü ve Yozgat Şairler Yazarlar Derneği’nin Hatay Temsilcisi eğitimci hikâye ve roman yazarı Fatma Çetin Kabadayı açış konuşmasında; “Serinyol Kültür faaliyetlerinin önde gelen ve sanatçıya destek veren bir beldemizdir. Dostlarımızı yazar arkadaşlarımızı, okuyucularımızla sizleri buluşturma babında böyle bir organizasyon düzenledik. İstedik ki, arı kovanından biraz bal çalalım” dedi ve şiir dinletisinin açılışını yaptı.\n\nSerinyol Kaplan Düğün Salonu’nda gerçekleştirilen şiir dinletisine, Serinyol halkı ve şiir severler yoğun ilgi gösterdiler. Fon müziği eşliğinde okunan şiirlere konuklar alkışlarla karşılık verip duygusal anlar yaşadılar. Serinyol şiir dinletisine katılan şairler ilgiden duydukları memnuniyete teşekkür ederken, seyirci konuklarda şairlerle kucaklaşıp tebriklerini sundular. \nBu güzel şiir dinletisi haberini bizlerle paylaşan Eğitimci - Yazar Fatma Çetin Kabadayı ve şair yazar dostumuz kardeşimiz, Eşref Azgın Türkeri’ne teşekkür ediyor, Yozgat’tan selam ve saygılarımızı yolluyoruz.\n\nFATMA ÇETİN KABADAYI:\n\nSerinyol Şiir Dinletisini gerçekleştiren Şair-Yazar Fatma Çetin Kabadayı, 1974 Kayseri doğumlu olup, Ankara Gazi Üniversitesi Mesleki ve Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümü mezunu. Çeşitli illerde öğretmen olarak çalıştıktan sonra Hatay Serinyol beldesine atanmış, halen burada öğretmenlik görevine devam etmektedir. İLESAM ve Yozgat Şairler Yazarlar Derneğinin de üyesidir.\n\nEdebiyat dünyasında hikaye ve roman yazarı olarak adını duyuran Fatma Çetin Kabadayı’nın; Hoşça Kal Anne (Roman) , Yüreğimden Güvercinler Uçurdum (Roman) , Elveda Evliliğim (Roman) , Altın Tespih (Hikaye) , Ne Mutlu Canına (Hikaye) , Mor Hırka (Hikaye) , Eğitici Masallar Serisi (10 Adet) , Büyümüşte Küçülmüş (Deyimler) , Yüz Gülen Yüz, Ebesin ve Kuklalar-Kukla oyunları (Yardımcı Kaynaklar)  gibi yayımlanmış eserleri bulunmaktadır.Hikaye-Roman ve şiirleri çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanmış olup, yazarın edebiyat dünyasında seçkin bir yeri vardır.\n\nYozgatlı arkadaşımız, dostumuz, yönetim kurulu üyemiz Psikolojik Danışman Nevzat Özer’le birlikte Fatma hocam bizim yüz akımız olmuşlar, eserleri İnternet sitelerinde ve kitapçılarda satış rekorları kırmıştır.Her iki üye arkadaşımızı da gönülden tebrik ediyor, başarılarının katlanarak devamını diliyoruz. Mevla bahtlarını ve yollarını açık eylesin.\n\nSerinyol Şiir Dinletisini gerçekleştiren arkadaşımız-derneğimizin Hatay Temsilcisi Fatma Çetin Kabadayı bizleri de programına davet etti. Yoğun işlerimiz nedeniyle gelemeyeceğimizi ve mazeretimizi beyan ettik. Sen program hakkında bizlere bilgi ulaştır, dostlarımızla paylaşalım dedik. Ayrıca orada bizi temsil eden değerli bir dostumuz, kardeşimiz daha vardı; Eşref Azgın Türkeri. Telefonla görüşüp ondan da bilgileri aldık.Hem katılımcılara hem Serinyol halkına, hem de organizeyi yapan arkadaşımız Fatma Çetin Kabadayı’ya teşekkür ediyor, başarılarının daim olmasını diliyoruz.\n\nAhmet Sargın\nYozgat Şairler ve Yazarlar Birliği Derneği Başkanı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatay denen-bir ilim var-Antakya Yıllar sonra-selam derim-her baya",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nDertli bilir-dertlilerin-hâlini\nUnutmadım-ben sizlerin-ilini\nAğlamışım-üzülmüşüm-durmadan\nÇok düşündüm-yapamadım-sormadan\nHatay denen-bir ilim var-Antakya\nYıllar sonra-selam derim-her baya\nAlaçam’dan-ayrıldım ben-çaresiz\nYüreklerde-daim kaldı-büyük iz\nYolda gider-etrafıma-bakarım\nSağa sola-hep dönerek-çıkarım\nHatay denen-bir ilim var-Antakya\nYıllar sonra-selam derim-her baya\nKader beni-aldı benden-getirdi\nNicelerle-tanıştırdı-bu merdi\nYollar cadde-evler okul-arası\nGeziliyor-bulunursa-sırası\nHatay denen-bir ilim var-Antakya\nYıllar sonra-selam derim-her baya\nBazen yalnız-arkadaşlar-yollarda\nYiyecekler-taşınıyor-kollarda\nÇaresizse-o gönüller-yıkılır\nYüreğine-sıkıntısı-çakılır\nHatay denen-bir ilim var-Antakya\nYıllar sonra-selam derim-her baya\nSpor yapmak-insanları-oynatır\nBir su gibi-kalplerini-kaynatır\nSıkıntılar-üzüntüler-içlerden\nBöylelikle-uzaklaşır-bu yerden\nHatay denen-bir ilim var-Antakya\nYıllar sonra-selam derim-her baya\nKara talih-bütün canı-çok sıkar\nBir tutarsa-etrafını-hep yakar\nHasan şiir-daim yazar-eliyle\nO konuşur-beden kalbi-diliyle\nHatay denen-bir ilim var-Antakya\nYıllar sonra-selam derim-her baya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatice Öğretmen, Canımsın Benim!",
        "poet": "Bilge Atam",
        "poem": "\n\nCanım Kızım Hatice Öğretmen; Öğretmenler günün kutlu olsun.\n.........................................................................................................\nÇiçekler içinde, en güzel sensin,\nİnsana hizmeti, şiar edensin,\nAtatürk’le aynı yola gidensin. \n\nHatice öğretmen, canımsın benim \nEllerim, ayağım, kolumsun benim! . \n\nÇiçeksin, yapraksın, dalsın bizlere, \nIşıksın, rehbersin, fersin gözlere,\nDermansın, takatsın, güçsün dizlere,\n\nHatice öğretmen, canımsın benim,\nAydınlık ufukta, yolumsun benim! . \n\nKaranlık içinde, yıldızsın bize,\nSıcak bir yüreksin, gerek yok köze,\nSensiz bahar bile, dönüşür güze,\n\nHatice öğretmen, canımsın benim,\nDamarımda akan, kanımsın benim! \n\nSensin deryalarda, usta bir kaptan,\nİnan kaybolurdum, olmasan çoktan,\nHer zaman mutlu ol, dilerim Hak’tan,\n\nHatice öğretmen, canımsın benim,\nBu günüm, yarınım, dünümsün benim!\n\nİlimsin, irfansın, bilgisin, fensin,\nYüzümü döndüğüm, en güzel yönsün,\nSeni unutursam, ışığım sönsün,\n\nHatice öğretmen, canımsın benim,\nŞerefim, gururum, şanımsın benim! \n\n......................................KASIM 2008\n*************************** Ali KILIÇ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatay’da Amik Gölü’nde Yaşayan “Yılan Boyun” Adlı Kuş Yok Oldu 18",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nKurallarımız yoktur varsa da acımasız,\nEğitim yeni yeni almamışız henüz hız…\n\nLeopar görünüyor, hemen katlediliyor,\nÜç beş vaşak çıkıyor, zorbalar saldırıyor…\n\nRab’bim nefis yaratmış, koymuş genlerimize,\nHakk’ı mahvetmek için bencilliklerimize… \n\n(2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatice Teyze ''Öykü''",
        "poet": "Şemsettin Kaya",
        "poem": "\n\nHatice teyzeyle tanışmam çocukluğumun hangi dönemine denk gelmişti tam olarak hatırlayamıyorum. Çocukluğuma onun varlığıyla başlamış gibiydim. Kendimi bir çocuk gibi hissettiğimi hatırladığım andan beri hayatımda o da vardı. Evleri bizim evin önündeydi. Arka cephesi bizim avluya bakıyordu. Buna rağmen bizim en yakın komşumuzdu. Hacı Seyfi amca diye bir kocası vardı… O zamanlar düşünemediğim bir çok ayrıntıyı aradan uzun zaman geçtikten sonra bugün düşünüyorum. Onun yokluğunda şimdi geriye dönüp bakınca hakkında düşünülecek ve sorgulanacak ne çok şey varmış diye düşünüyorum... O zamanlar çocuksu dünyamın canlı renkleri içinde birçok ayrıntıdan uzaktaydım. Renkli tarafını görüyordum belki hayatın… Yada onlar bana öyle gösteriyorlardı.  Hatice teyzenin de bu konuda tartışmasız bir çabası olduğunu düşünüyorum. Çünkü bugün dönüp geriye baktığımda bana bakarken ki gülen yüzünü hatırlayabiliyorum sadece. Onu, hep o haliyle hatırlamamın nedenini de uzun zaman sorgulamadım. Onu o halinden bağımsız düşünememiştim hiçbir zaman... Yüzündeki o ifadeyle zihnimde bir bütünlük olarak yer etmişti çünkü. Hala onun, o ifadenin dışına da çıkabilecek bir insan olup olmadığı konusunda fikir sahibi değilim. Belki bu benim onu hep öyle hatırlamak isteyişimden kaynaklanıyordur. Hepimizin çocukluğunda bu şeklide kutsal bir imgeye dönüşen görüntüler kalmıştır. Yıllar sonra bunu değiştirecek düşüncelerden bile korumaya çalışmışızdır. Konu o görüntülerin üzerine doğru ilerlediğinde bilinçli bir aptallık takınıp onu deşmekten, sihrini bozmaktan çekinmişizdir. Onları öylece bırakmak, bütün gizemiyle çocukluğumuzdaki gibi kalmasını sağlamak işimize geliyordur. Sorgulamaktan kaçınarak bir soru işaretleri yumağı içinde, pembe renkler cümbüşü gibi çocukluk dünyamızın bir bölümü olarak kalmasını arzu etmişizdir bu görüntülerin. İşte Hatice teyze de benim için öyle bir imgedir. Bir insandan çok sıcak bir renk gibiydi dünyamda. Arka tarafı bizim avluya bakan evlerine baktığımda onu görebiliyordum sanki. Onun evde olduğunu hissedebiliyordum. Etrafı aydınlatan kendine özgü bir ışığı vardı. Dünyamda onun renginin  varlığını hala hissedebiliyorum… Bazı insanların sesi hiç ölmez. Sözleri unutulsa bile seslerinin rengi havada sonsuza kadar yaşar. Söylenen şeyler unutulsa bile sesler kaybolmaz. Dün gibi hatırlanır. Hatice teyzenin sesini bu yüzden hala hatırlıyorum. O, sesi ve ifadesi ile güçlü bir bütünlük olarak hafızamda varlığını hala koruyor…  Kocası Hacı Seyfi amca ise ketum bir kişilikti. Bunu  aradan yıllar geçtikten sonra daha iyi görebiliyorum şimdi. Hatice teyzeyle kıyasladığımda, onun çocukluğumda bir renge sahip olmadığını görebiliyorum. Gözlerindeki o sönmüş ışıkla çoğu zaman varlığını unuttuğum bir insandı. Şimdi dönüp baktığımda tuhaf bir merakla hiç konuşup konuşmadığını hatırlamaya çalışıyorum. Hafızamda onun konuşmasıyla ilgili hiçbir görüntü yada ses yok. Şüphesiz konuşurdu. Belli belirsiz bir sesle isteklerini iletiyordu etrafa. Bu isteklerin çoğunun o zamanki dünyamda pek yeri yoktu. Belki de bu yüzdendir konuşmasıyla ilgili hiçbir şey hatırlayamayışım... Bazı insanların seslerinin rengi yoktur. Bütün konuştukları havaya karışıp kaybolur. Zihinlerde yer etmez. Söylenenler hatırlansa bile söylenenlerin ruhu yoktur. Bu yüzden zihnimizin en arka raflarında hiç ihtiyaç duyulmayacak bir yerde dururlar. Hacı Seyfi amca da öyle biri olmalıydı. Sesinin hiçbir rengi yoktu. Aynı dünyanın içinde yaşayan silik bir kişiydi sadece. O dünyanın tam olarak bir parçası olamamıştı çocukluğumda. Şüphesiz bizimle konuştuğu olmuştur. Ama şu anda konuştuğu hiçbir anı hatırlayamıyorum. Belki de Hatice teyzenin güçlü ışığı altında onun varlığı sönmüştü. Varlığı bir gölgeye dönüşmüştü. Onun varlığının etkisini dünyamda belki de bu yüzden çok az hissetmiştim. Hatice teyzeyle aralarında epeyce yaş farkı vardı. Hatice teyze onun ikinci evliliğiydi. İlk evliliğinden iki kızı vardı. Ama evlenip gitmişlerdi. Zaman zaman, daha doğrusu meyvelerin olgunlaştığı aylarda onu ziyarete gelirler, bir süre kaldıktan sonra oturdukları şehre geri dönerlerdi. O zamanlarda Hatice teyze akşama kadar çalışmak zorunda kalırdı. Bir yandan misafirlere yemek  hazırlar öte yandan köydeki işlerini aksatmamaya özen gösterirdi. Söylenenlere göre Hacı Seyfi amcanın büyük kızı Hatice teyzeden yaşça büyüktü. O zamanlar bu tür bir konu benim için pek bir şey ifade etmiyordu. Ama şimdi dönüp baktığımda bunun olağan bir şey olmadığını anlayabiliyorum. Misafirlerin bir an önce gitmelerini en çok isteyenlerden biri bendim o zamanlar… Çünkü o sıralarda annem de pek uğrayamıyordu Hatice teyzelere… Bu yüzden ben de annemle beraber evlerine gidemiyordum. Misafirler gittikten sonra evleri yine tenhalaşırdı. Hatice teyzenin hiç çocuğu yoktu. Bunun nedenini de o zamanki aklımla hiç sorgulamadım. Bu benim aklıma gelecek bir  konu değildi… Benim hatırımda daha çok kalan şeyler, annemle beraber onlara gittiğimiz zamanlarda benimle kurduğu küçük diyaloglar ve bana verdiği ufak tefek şeylerdi. Onların evlerinde yemek yemeği çok seviyordum. Yemek yerken gülümsemesini ve şakalaşmalarını eksik etmezdi çünkü… Çoğu zaman sırf benim için yumurta pişirdiğini iyi hatırlıyorum şimdi. O zamanlar benim için olağan şeyler olmalıydı ki bunları pek düşünmedim uzun zaman… Yemekten sonra da evlerinin etrafı kapalı avlusunda özgürce oyun oynardım. O ise annemle aralarında konuşurlardı. Avluda bulunan küçük dut ağacının altında yere serdikleri şiltenin üstünde pirinç ayıklarlar yada akşam yemeği için dolma hazırlarlardı. Bu arada bende dut ağacına çıkardım. Bahçelerinde tavukları kovalardım. Bazen Hatice teyzeyle kümeslerinden sıcaklığını ellerimde hala hissettiğim yumurtaları toplardık. Annem işleri için evimize dönmesine rağmen ben akşam üzerine kadar orada bekler keçilerin boynuzlarından tutarak Hatice teyzenin süt sağmasına yardım ederdim. Bazen o bize gelirdi. Annemle beraber damda kilim silkelerlerdi. Yada bizim avluda oturup dikiş yaparlardı. Onların varlığı beni öyle mutlu ediyordu ki sonsuza kadar orada kalabilirdim. Onların ne konuştuğunu hiçbir zaman merak etmedim. Beni ilgilendiren onların olduğu bölgede hayal dünyamda ürettiğim oyunları hayata geçirmekti. Bahçede sağa sola koşturuyordum. Hayvanlarla, ağaçlarla türlü oyunlar oynuyordum. O iki kişilik toplantılarda bazen bana gömlekler dikiliyordu. Bazen arkası yırtılmış pantolonlarım yamanıyordu. Arada bir çağırarak üstümde deniyorlardı. Ta ki Hacı Seyfi amca tarladan dönene kadar sürerdi bu. İşlerin çok olduğu zamanlarda Hatice teyze de kocasıyla beraber tarlaya giderdi. Bu durumlarda evinin anahtarını anneme bırakırdı. Eksik kalan işlerini annem tamamlardı. Akşam dönüşlerinde tarladan bana mutlaka bir şeyler getirirdi. Bazen meyveler getirir bazen yenilebilen yabani ot köklerini getirirdi. Şimdi düşündüğüm zaman onun sevgisini hala benliğimde kişiliğimde hissedebiliyorum.\nAradan zaman geçince okumak için yatılı okula yazıldım. Köye arada bir gelebiliyordum artık. Gelişlerime annem kadar o da seviniyordu. Mutlaka evine davet ediyordu. Yemekler yapıyordu. Kısacık süren hafta sonlarımdan sonra tekrar okula gidiyordum. Bu gelişlerimde onun yüzünde gizli bir hüzün fark etmeye başlamıştım. Yine gözleri gülüyordu. Yine şakalaşıyordu fakat o hüzün hep bir yerinde sabit duruyordu yüzünün… Belki de bu ifade hep vardı da ben büyüdüğüm için görebiliyordum artık. Bunu hiç öğrenemedim. Ortaokul yıllarımdı o zamanlar… Boyum biraz uzamıştı, küçük bir çocuk değildim artık. Bazı şeyleri merak etmeye başlamış olayların nedenlerini sorgulamayı öğrenmeye başlamıştım. Hatice teyzenin geçmişi hakkında annemle hiç konuşmamıştım. Sanki onun varlığı ile benim varlığımın başlangıcı aynı gibiydi. Her şeyini biliyor gibiydim. O var olduğundan beri ben de vardım sanki… Benim yokken bile onun var olduğunu çok sonraları anlamaya başlamıştım. Nereden geldiğini, ne zamandır Hacı Seyfi amcayla evli olduğunu, ailesinin nerede olduğunu çok sonraları düşünmeye başlamıştım. Onun benim varlığımdan önceki hayatını yok sanıyordum. Oysa onun da bir geçmişi vardı. Acıları umutları olmalıydı. İşte bütün bunları yeni yeni merak etmeye başlamıştım. Bir tatil günümde durup dururken annemle bunları konuşmaya başlamıştım. \nAnnemin anlattığı kadarıyla Hatice teyze aynı köyden yakın bir kasabaya göç etmiş bir ailenin kızıydı. Çocukluğunda bu köyde yaşamıştı. Ama bir süre sonra ailesiyle beraber kasabaya yerleşmiş orada büyümüştü. Hacı Seyfi amca ise en başından beri bu köyde oturuyordu. Yıllar önce karısı ölmüş iki kızıyla yalnız kalmıştı. Bir süre sonra iki kızını da evlendirmişti. Kızları köyden göç edip gittikten sonra tekrar yalnız kalmıştı. Sahip olduğu epeyce bağ, bahçe ve eviyle hali vakti yerinde bir adamdı. İki kızı olmasına rağmen hep bir erkek çocuğu olsun istemişti. Malını mülkünü oğluna bırakacağını, soyunu böyle sürdüreceğini düşünmüştü. Ama karısı öldükten sonra bu umudunu yitirmişti. Kızları da evlenip gittikten sonra iyice yalnız kalınca yaşı ilerlemiş olmasına rağmen tekrar evlenmeye karar vermişti. Böylelikle hep hayalini kurduğu erkek çocuğuna sahip olacak hem de sahip olduğu malı mülkü bırakacak bir soy sürdüreceğini düşünmüştü. Hatice teyzenin babasını tanıyan Hacı Seyfi amca fırsatını bulup kızı Hatice’yi kendine istemişti. Fakat babası yaşı ilerlemiş diye kızını vermek istememişti. Hacı Seyfi amca ısrar etmesine rağmen Hatice’nin babası kararından dönmemişti. Ama Hacı Seyfi amca yılmamış ve yörede herkesin korkup çekindiği, köylülerin hastalıklarını dertlerini okuyup üfleyerek derman bulduğuna inanılan Şeyh Mehmet diye bir şeyhe gitmiş. Hatice teyzenin babasının bu şeyhten çekindiğini bilen Hacı Seyfi amca şeyhi devreye sokmak için yanında bir sürü hediye ve para götürmüş ve şeyhi ikna etmiş. Tekrar Hatice teyzenin babasına gitmişler. Adam bu defa yanında şeyhle gelen Hacı Seyfi amcaya yok diyememiş. Çünkü şeyhten çok korkuyormuş. O bunu uygun gördüyse mutlaka bir hayrı vardır deyip kızını vermiş. İşte Hatice teyze genç yaşında Hacı Seyfi amcayla bu şekilde evlenmişti. Şeyh uygun gördükten sonra Hatice teyzenin de diyecek bir şeyi kalmamış ve kaderine razı olmuştu. Ancak aradan yıllar geçmesine rağmen çocukları olmamıştı. Bunun için aynı şeyhe defalarca hediyelerle gitmelerine rağmen yıllar geçmiş ama bir türlü çocukları olmamıştı. Daha sonraları doktorlara da gitmeye başlamışlar ama bir çözüm bulamadan geri gelmişlerdi. Artık umutlarını kesmiş olmalıydılar ki ne şeyhe ne de doktorlara gitmekten vazgeçmişlerdi. Çok sonraları köyde Hacı Seyfi amcanın yaşlılıktan dolayı iktidarsız olduğu ve çocuğunun bu yüzden olmadığı, Hatice teyzenin hala kız olduğu anlatılıyordu. Hatice teyze ise bunu en başından beri biliyordu. Ama bütün sırlarını kalbine gömmüştü. Genç kızlık anılarını, hayallerini ve umutlarını kalbine gömdüğü gibi…\n Daha sonraları Hacı Seyfi amca bir hastalığa yakalandı. Bu yüzden bir eli aşırı derecede titriyordu. Ona bakmak Hatice teyzeye kalmıştı. Ev işlerinin yanında artık kocasının ihtiyaçlarını da gidermeye çalışıyordu. Ama yine de yüzündeki tebessümü hiç eksik etmiyordu. Fakat değişen bir şey yoktu. Zaman böylece akıp gidiyordu. Okulda geçirdiğim ikinci senenin ortalarında Hacı Seyfi amcanın durumu iyice kötüye gitmeye başlamıştı. Tatil dönüşlerimde durumunun her defasında biraz daha kötüleştiğini görebiliyordum. Bununla beraber Hatice teyze için de durum o kadar kötüye gidiyordu. Sürekli hasta kocasının başındaydı. Bağ bahçe işlerini bırakmışlardı. Sadece sonucu bekliyorlardı. Hatice teyzenin ağladığını ilk defa o günlerde gördüm. Ona o kadar yabancıydı ki ağlamak… Belki bana öyle geliyordu. Belki başka zamanlarda da ağlamıştı. Ama onu bu kadar apaçık ağlarken ilk defa görmüştüm… Annem onu teselli etmeye çalışıyordu. Şimdi düşündüğüm zaman onun tek bir şey için ağlamadığını anlayabiliyorum. Yıllarca içinde biriktirdiği, kalbine gömdüğü bir çok şey için ağlamıştı. Ardında bıraktığı bir çok acı, hayal kırıklığı ve önündeki karanlık gelecek için de ağlamıştı. Onu hiç kimse düşünmemişti. Onun da umutlarının, hayattan beklentilerinin olduğunu kimse hesaba katmamıştı. Belki de kendine ağlıyordu. Sadece kocasının düştüğü duruma değildi o gözyaşları… Başkaları tarafından kendisi için biçilmiş bir hayatı yaşamak zorunda kaldığı içindi belki… Yıllarca gülümsemelerinin arkasına gizlediği gözyaşlarının isyanıydı ağlaması…  Bütün umutlarını yok etmiş, gençliğini, kadınlığını yaşayamamıştı sanırım. Bir tek annelik güdülerini bastıramamıştı. Şimdi çocukluğuma dönüp onun o gülen yüzüyle bana yumurta pişirmesini, şekerler vermesini, giysilerimi dikmesini bir daha düşündüğümde ister istemez boğazım düğümleniyor. Bunları  şimdi daha iyi anlayabiliyorum. Ne çok duygu vardı yaşayamadığı..? Ve ne çok şeye özlem duymuştu Hatice teyze? Her şeye rağmen yüzünde o gülümsemeyi nasıl taşıyabilmişti? \nBir hafta sonu köye döndüğüm zaman Hacı Seyfi amcanın vefat ettiğini öğrendim. Sırtı bizim avluya bakan evin üzerinde derin bir sessizlik vardı. Annem Hatice teyzenin günlerdir ağladığını söylüyordu. Hiç kimseyle konuşmuyormuş. Onu o halde görmek istemiyordum. Bu yüzden yanına gitmeye cesaret edemedim. Hacı Seyfi amcanın kızları gelip babalarının cenaze törenini düzenleyip tekrar gitmişlerdi. Hatice teyze yapayalnız kalmıştı hayatta. Kasabadaki anne ve babası cenazeden sonra bir süre gelip yanında kalmışlar. Onu da yanlarına götürmek istemişlerdi ama Hatice teyze bunu istememişti. Ona biçilen bu hayatın kader olduğuna inanmıştı. Daha en başından Hacı Seyfi amcayla evlendirilmesi kararına bile itiraz etmemişti. Üstelik kutsal kişiliği olduğuna inandığı bir insanın buna aracılık etmesinde bir hayır olduğunu düşünmüştü. Kocasını da hayatta olduğu sürece sevmeye çaba göstermişti. Kişisel özlemlerini kalbine gömmüş, tanrının kendisi için bu hayatı uygun gördüğüne inanarak boyun eğmişti. Annesi ve babasına da hiçbir zaman incinmemiş, kırılmamıştı. Yüzündeki o ölümsüz gülümsemeyi takınarak sahip olamadıklarına üzülmek yerine, sahip olduğu küçük şeylerle mutlu olmayı öğrenmişti. Ölümüne kadar kocasına hizmet etmekte kusur etmemişti. Kocası öldükten sonra da ona bu hayatı uygun gören anne ve babasının yanına gitmeyi kabul etmemiş, kocasının hatırasıyla yaşamaya karar vermişti. \nBen ortaokulu bitirip başka bir memlekette liseye kayıt yaptırmıştım. Artık köye eskisi kadar sık gelemeyecektim. Bu yüzden onunla ilgili daha az haber alıyordum. Aradan birkaç ay geçtikten sonra köye döndüğüm bir hafta sonunda annem Hatice teyzenin buradan gittiğini söyledi bana. Annem bunu anlatırken boğazı düğümleniyordu. Ağlamamak için zor tutuyordu kendini…  Onun için de çok zor olmalıydı. Onca yıllık arkadaşı, sırdaşını kaybetmişti. Yıllarca iç içe yaşamışlardı. İşlerini, yemeklerini hep beraber yapmışlardı. İki kız kardeş gibiydiler. Elbette unutması zor olacaktı onun için… Annemi dinlerken ben de ağlamamak için zor tutuyordum kendimi. Araya giren onca zamana rağmen onun gidişi o kadar acı geliyordu ki bana… Arka tarafı avlumuza bakan evlerine dönüp baktım. Bir virane gibi geldi bana… Duvarlar ansızın yosun tutmuş, birden bire yaşlanmış, eskimiş gibiydi o ev... Hatice teyzenin o evde olmadığını hissetmek ne kötü duyguydu. Annemle göz göze gelmemeye gayret ettim. Annem anlatmaya devam ediyordu. Hacı Seyfi amca ona hiç mal mülk bırakmamıştı. Cenazeden birkaç ay sonra kızları gelip her şeyini satışa çıkarmışlardı. Hatice teyzeye de evi satacaklarını bildirmişlerdi. Bunun üzerine Hatice teyze hiçbir şey demeden bohçasını hazırlamış ve geldiği gibi anne babasına geri gitmişti. Sessiz sedasız… ‘Bir tek bizimle vedalaştı diyordu annem.’ Beni çok özlediğini söylemiş, gelince onun yerine beni öpmesini istemişti annemden… Başka herkese küsmüştü. Dayanamadım buna, ağlamaya başladım. Hayat bir kere daha onu aldatmıştı. Yine onun tercihi olmayan bir hayat bekliyordu onu. En başa geri dönecekti. Bir çok şeyini kaybettikten sonra… Nasıl bir döngüydü bu? Nasıl bir yaşamaktı? Ah sevgili Hatice teyzem ah…\n…\n\nBen ne yaptım diyeceksiniz? Yaşım daha küçüktü. Okula devam etmem gerekiyordu. Liseyi okuyordum. Arada bir annemden aldığım sınırlı haberlere göre Hatice teyze annesi ve babasının yanında yaşıyordu. Köye gelen olursa anneme selam yolluyordu. Fırsat bulamadığı için köye gelemediğini söylüyormuş gelenlere. Ama annem ve ben, ikimiz de biliyorduk ki köye gelmeyişinin nedeni işlerin yoğunluğu değildi. Bu yüzden hiçbir zaman bu kararını sorgulamadık. Hep saygı duyduk.\nOkulu bitirdikten sonra bir işe yerleştim ve başka bir şehirde yaşamaya başladım. Hayatın keşmekeşi içine girince her insanoğlu gibi ben de biraz ihmalkarlık, biraz mecburiyet biraz da yeni sorun ve sorumlulukların etkisiyle eski yaşantımdan uzaklaştım. Aradan birkaç yıl geçmişti. Hayat koşullarıyla mücadele ederken çalıştığım işyerine bir gün genç bir adam geldi. Kendisini ilk defa görüyordum. Benimle görüşmek istediğini söyledi. Merakla kabul ettim. Hatice teyzeden bana selam getirdiğini söyledi. Hiç beklemiyordum. Tüylerim ürpermişti. Benim burada çalıştığımı nasıl öğrenmişti? Adamın anlattığına göre anneme gelen gidenlerle haberler gönderirken sık sık beni de soruyormuş. Burada çalışmaya başladığımı uzun zaman önce annemden öğrenmişti. Oysa annem bana bu konuyu anlatmamıştı. Belki de anlatmayı unutmuştu. Yakın bir zamanda babasını kaybetmiş, babasından kalan küçük evde annesiyle beraber yaşıyormuş. Burada çalıştığımı uzun süredir bildiği halde kimse gelmediği için haber yollayamıyormuş. Komşusu olan bu adam buraya gelince bana uğramasını rica etmiş. Ne kadar mutlu olduğumu anlatamam… Benim sevgili Hatice teyzem beni hiç unutmamıştı. Bana bütün çocukluğumu yeniden armağan etmişti sanki… Ben onu arayıp sormayı ihmal ettiğim halde o bana selam yollamayı ihmal etmemişti. Hayat bizi nankör etmişti ama onu değiştirmeyi başaramamıştı.\n\n19.04.2006\nAnkara\n\nsemsettin.kayahotmail.com\n\n(Aykırısanat Dergisi, Temmuz-Ağustos 2007)\nSayı: 85\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatay’da Amik Gölü’nde Yaşayan “Yılan Boyun” Adlı Kuş Yok Oldu  7",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nRab’bimiz göl göndermiş içinde binlerce kuş,\nKuş, böcek her çeşit can şimdi hepsi yok olmuş…\n\nSuçlu yine insanlık biz yani hepimiziz,\nBir gölü kurutmuşuz ki çok düşüncesiziz…\n\nEğer istenilseydi, yardım alınabilirdi,\nYılan Boyun adlı kuşum kurtarılabilirdi…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıp Değil Akıl Kutusu",
        "poet": "Mevlüt Yanar",
        "poem": "\n\nAnonim bir hikaye ekledim.Bir çok yörede anlatılır.\n\nAkıl Kutusu Hatıp ve Günümüzün Hatıpları\n\nMalum Türk Dilinin ses uyumu kuralı gereği Arapçası Hatip olan kelimeye Türkler hatıp derler.İyi konuşan,dini vaazlar yani dersler veren kişi demektir.Okur ve yazarlarımızın az olduğu çağlarda okuma öğrenip,biraz da dini bilgi sahibi olanlara köylerde büyük saygı gösterilir,zor konularda ona danışılırdı.\nKöylerden birinde böyle bir hatıp vardı.Kendisine gösterilen saygı ve ilgi,kendine güvenini gereğinden fazla artırmıştı.\nMevsim güz mevsimi.Karısı,\n-Hatıp der,bak odunumuz yok.Kış bastırmak üzere, birkaç kişi bulsanda odun eyleseniz,eve getirseniz olmaz mı? Hatıp,\n-Neden olmasın hatun, ama bu iş için başkasına ne gerek var,ben kendi işimi kendim hallederim.Sen endişelenme.Bütün köylü her işte bana danışıyor.Ben bu akılla  hemen bugün istediğinden fazlasını getirebilirim.Hemen gidiyorum.Hatun,\n- Hatıp sen aklını mı kaçırdın hele.Bu iş senin yaptığın işlere benzemez.Hiç olmazsa komşumuz Mehmet Ağa’yı al yanına…\nHatıp cevap vermez.Ahırdan öküzleri salar,kağnıya koşar.\n-Ho benim sarı öküzüm ho benim kara öküzüm diye öküzleri ormana sürer,kağnının üstünde ağacı nasıl kesip, eve nasıl getireceğinin planlarını yapmakta.Kurduğu hayaller çok hoş olmalı ki zaman zaman sesli sesli gülmekte.\nOrmana varınca,\n-Dooor der,öküzleri durdurur.Ağaçları inceler.İri ve kuru bir ağaç aramaktadır.Ormana oldum olası zarar vermez,yaş kesenlere de çok kızardı.Bir beş on dakika sonra tam istediği gibi,birkaç ton gelebilecek bir kuru köknar ağacı bulur.Ağacın odunu da hanımını memnun edecek cinstendir. Bir kat da bunun için sevinir.\nGelirken kağnı üzerinde kurduğu fikri uygulamaya koyar.Öküzleri iplerinden çekerek ağacın altına getirir. Kendi kendine, Baltayı şu taraftan vurursam,ağaç şu tarafa yıkılır.diye fikir yürüterek, ağacın yıkılacağı yere kağnıyı dek getirecek şekilde ayar yapar.Öküzlerin başına saman torbasını takar.Onlar karınlarını doyururken,bizim hatip ağzı kulaklarında; \n-Benim gibi akıllı var mı acaba,ağacı kağnının üstüne devireceğim.Ağacı büsbütün eve götürüp orada parçalayıp odun yapacağım.Hanım nasıl şaşıracak.Tek başıma neler becerirmişim görecek deyip baltayı habire sallamakta.Devam ediyor,\n-Hatıp değil canım akıl kutusu bu kafa akıl kutusu \nAğaç sallanmakta, gıcırdamakta.\n-Gerçekten akıl kutusu bu kafa… Hatıp son balta darbesini de indirince koca ağaç büyük bir gürültüyle kağnının  üzerine devrilir.\nKağnı paramparça,öküzler ölmüş.Hatıp başındaki poşuyu eline almış şaşkın,donup kalmış…\n\nNice zaman sonra hava kararınca karısı, komşularıyla ormana gelip Hatıp’ı o halde bulunca; \n-\tE hatıp der,kendini bu denli beğenir, bu denli akıllı olduğunu sanarsan böylesi sonuçlara katlanmak zorunda kalırsın.Allah senin müstehakkını versin emi! Öküzlerimi arabamı mahvettin.Gör bak ben sana neler yapacağım,hele bir eve varalım…Hatıp yavaş yavaş kendine gelmekte ama halinde bir acayiplik var.Kendi kendine söylenmekte; \n-\tHatıp akıl kutusu değil,dağlarda bir domuzmuş,hatıp değil dağda bir domuzmuş.\n\nO günden sonra Hatıp kimseye öğüt ve nasihat vermeye kalkışmamış.Bir şey soran olursa da ben akıl kutusu değilim.Dağdaki domuzlar bile benden daha akıllı dermiş…\n\nNe dersiniz günümüzde ne kadar çok hatıp var…Ölecek ne kadar çok öküz,kırılacak ne kadar çok araba…\nDarısı okuyanların başına…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatır'a",
        "poet": "Vahdet Kural",
        "poem": "\n\ndört bir yanda dört dörtlük; \nBir lise bahçesinin beton ovasında \nBozguna uğratıldı sevi orduları...\n“kaçmayın! Dönün ve erkekçe savaşın! ”\n\nGri eteklerin eteklerine ancak yetiyordu yüzü.\nDört yanı sigarayla savaş için çevrilmiş; \nboynu bükük âşıkları da elinden kaçırmayan\nDemir parmaklıklarda sönerken bir eli; \nHileyle iki kez katlanmış,\nDört kez düğmesi kopmuş\nVe ne de olsa görünmüyor diye kırmızı iple dikilmiş,\n gri etekten yukarı çıkamıyordu gözleri...\n\ngeceleri kör bir kadının gözlerine ağlıyorlardı\ngünlere düşüyordu şiir. \ngün, kayıp muhabbet kuşunu ararken; \ngecelere düşüyordu kör kadının gözleri\n\nüçüncü çoğul kişiler tarafından yaşandı\nsenli -benli olamadı aşk…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Mehmet Akif Uçar",
        "poem": "\n\nBir hastanede kaldı hatırası ölümün,\nBir de kabristandaki defin törenlerinde.\nKoskoca hayattaki şu kısacık bölümün,\nİzi kalmaz mevtayı bile görenlerinde.\n\nÖlene dek insanlar ölümsüz gibi yaşar,\nHer gün ölüm kendini hatırlattığı halde.\nSabaha kadar belki bir ölüyü kucaklar,\nEşim diye akşamdan sarıp yattığı halde.\n\nBir ağacın toprağı sarmaladığı gibi,\nBütün gece ölümü kucaklarda bu insan.\nYine düşünmez kim bu ölümlerin sahibi,\nVe kim bu insanlığın akıbetini yazan...\n\nHer belde de kabristan, içinde boy boy mezar,\nİşte ibret levhası gibi duran manzara.\nBuna rağmen insanlar kudurmuş gibi azar, \nSonra da bölük pörçük yine girer mezara.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Görkem Kaya",
        "poem": "\n\nKar yağıyor\nElimde sabahtan kalma bayat bir ıhlamur\n\nKar yağiyor\nElim yaz gibi kokuyor\nAğustos’da\nBizim sokaktan eve girişimiz gibi kokuyor\nNeşeli bir ıhlamur gibi\n\nKar yağıyor,\nKar yağıyor \nTüm kırıklıklarımın üzerine\n\nAz daha durayım\nHissizleşti iyice sana dokunduğum parmaklarım\nAz daha durayım \nKanım hissizleşinceye değin kar yağıyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatır İçin veya İntihar",
        "poet": "Gülhan Özkara",
        "poem": "\n\nHatır için her şey yapılır ama\nEvlilik yapılmaz\nMesela bir çingene benzeyen\nCimri tutumlu bir kadını\nHele de elleri ve ayakları çirkinse\nGüzel nazlım bir sesi yoksa\nBaşına kabaayı kesiliyorsa\nVahiy gelse almayacaksın\nSen öbür vahiylerle idare et\nEğer alırsan\nDünyanın kaç bucak olduğunu\nAnlarsın\nHele hele beş tane de çocuğun olursa\nKoparamazsın ipleri\nSırayla gelir ardından\nAğarma aşamaları\nİlk beyaz teller düşer başına\nSonra şakaklar\nÇok sürmez saçların bembeyaz olur\nSonra bıyık\nDerken kaşların gider\nVe bir ağzı bozuk adam olursun\nKüfretmeyi öğrenirsin\nSayısını unutacak kadar\nAma yine de yüreğin soğumaz\nSonra bir kalem alırsın eline\nYazdığın kadar yazar\nYaşadığın kadar yaşarsın\nTadına doyulmaz sevgilin\nTütün olur\nBir intihar gibi içersin artık\nBir intihar...\n2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Adnan Ünal 1",
        "poem": "\n\nAklımda bin hatıra\nYükledim de bir tıra\nSadece sen sığmadın\nSığdırdım bir satıra\n\nAdnan ÜNAL \"ö.ç.m\"\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatır Saymak Dostluğa Yatırım",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nBir fincan kahvenin kırk yıl hatırı varmış.\nHatır saymayana bu bir utanç, bir  armış.\nHep ölçülü olmak seviyeden kararmış.\nÖlçüsüz sevgi ve  buğuz  akla zararmış.\n\nKahveyi içelim bende, olsun hatırım.\nHatır saymak dosta, dostluklara yatırım.\nSenden dostluk kalır, benden şiir satırım.\nSenin kahveni ben çağlara anlatırım.\n\n13 Temmuz 2004 Salı, Danimarka-Koge 01.48 *6+7\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Alaturka Keder",
        "poem": "\n\nkısacık ömrünün içerisine neler sığdırmaya çalışıyorsun\nOysa ki geriye kalan hep aynı görmüyormusun\nhayat dediğin tiyatro sahnesinde oyununu sergilemek\nyüzündeki çizgilerle kaç tane hatıra saklıyorsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra! ..",
        "poet": "Erdal Erbaş",
        "poem": "\n\nBir gülü sevdim yürekten, bir de seni delicesine\nDokunamadım yaprağına ve senin ipek saçlarına\nOnu dallarından tuttum hep, koklayıp severcesine\nSeni ellerinden, hasretle her tutuşta yana yana\nBir dikenler kaldı şimdi, bana gülümden hatıra; \nBir de aşkınla vurulmuş yüreğimde kanayan yara! ..\n\n.. (erdlerbş) ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hatıra",
        "poet": "Hilal Güneş :)",
        "poem": "\n\nBeni beqenmen onemli deil..\nOnemli olan gonul vermen bana..\nGonlunu isteme benden..\nSen gittin benden madem..\nBana hatıra kalsın senden! !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Ali Mert",
        "poem": "\n\nHATIRA\n\nSenden, bana hatıra kalan\nBeyaz bir defter, bir kalem\nBenden sana, satıra yazılan\nİçten bir merhaba bir selam\nBakar okur musun bilmem, \nİsmini altın simle bezedim\nBunca hatıraların bende iken\nSeni defterimden silemezdim\nBaşına adını yazdım sayfaların\nSendin güftesi en taze notaların\nYıllar boyu okuduğum fasılların\nBestesi sendin bütün yorumların\nHatıra diye sakladığım defterin\nKapağında nakışlı, güllü desensin\nHer satırda her sayfada hep sensin\nAdın hatıra, sen hatıra, sözün hatıra\nGörmesem de seni, öz be özün hatıra \n***S* e* n*** en güzel hatırasın...\n\nAli Mert     18.10.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Emin Keven",
        "poem": "\n\nHatıra\n\nDostum, söz etsek eski günlerden,\nŞöyle yeniden yaşasak o günleri\nBir sınav ve derdi…\n\nHaftalar hep onun heyecanı ile geçerdi.\nBırak bu gün de girmeliyim derse,\nEmin oturup cips yiyelim dese de…\nEski günler aah, ah ne günlerdi.\nBitmez, çekilmez yaşanmaz dediğimiz günler…\nŞimdi birer tozlu hatıra oluverdi.\nGeleceğe şekil vermek içindi hepsi.\nO günler bu günün hayaliydi oysa.\nŞimdi de bu günlerin o günlere özlemi var.\nKaramsarlığı tanımıştık hayal yerine.\nDuygular çok uzaktı yarınlara…\nHele o sınavlar! Canımızı alırdı sanki! \nUmut ve umutsuzluk kardeş olurdu.\nAma hiç birisi tutmazdı cipsin yerini.\nGül bahçesinde bir çiçek arardık.\nSevgiden yana şansımız olsun diye.\n\nEmin KEVEN\n2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Uğur Şahin Uş",
        "poem": "\n\nGiderken masum bir buse bıraktım yanağına,\nO da gözlerini bıraktı hatıra...\n\nSon'baharı sevdim o günden sonra,\nSararmış tabıatı...\n\n...\nHiç bir yeşiL bana o'nun gözlerini hatırlatmamalıydı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâtıra",
        "poet": "Necip Fazıl Kısakürek",
        "poem": "\n\nRenk renk hâtıralarım oda oda silindi; \nAnne kokan bir Türkçem vardı, o da silindi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "İbrahim Halil Seven",
        "poem": "\n\ntekin değildir\nşu sıralar yalnızlığım\nbir delilik yapabilir her an\ndizginlerinden tutup \nçüş eylemek için\nkıyıda köşede ne varsa\nhatıra olmaya aday\ndoldurup koyna\ngeri dönmemecesine kaçmak\npişmanlık duyup da\nardına bakan ne olsun! \nbir hatıra bırakmak\nyalnız! \nyine kendimden\nheybeme sığdıramadığım \nyalnızlığımı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Alparslan Alp",
        "poem": "\n\nYaşananlar kaydedilmiştir belleğin nirengi köşesine,\nİstemeden bazen ziyarete gelir bizi.\nDavetsiz bir misafir gibi,\nHatırlatır kendini.\n\nİşte o zaman sancılar artar\nHüzün dolar, insanın kalbine\nBilir ki bir daha yaşanmayacaktır\nGeçmiş zaman belleğinin ağlarına takılan hatıralar\n\nKimi zaman  hüznü tatmıştır\nKimi zaman sevinci yaşamıştır\nGeçmişteki hatıralarında kayıtlıdır\nUnutamaz yaşadıklarını hep hatırlar\n\nBeyin denen makine format atılamaz\nBir bellektir ki arada bir durup durup\nSarar insanın geçmiş hatıralarını\nSanki bir projektörün aynı filmi başa sarması gibi...\n7.01.2013-Edirne...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Fethi Taşkın",
        "poem": "\n\nElinde parça, parça bir kağıt\nBırak o belki bana hatıra,\nSevgi gelmez belki o bana ümit\nKırma sakın o bakışlar hatıra\n\nElide yırtılmış resimler,\nOrda saklı nice mazi sevgiler\nDurgun ırmak o güzel akarsular\nKaybetmeyin o’ da bana hatıra \n\nKalbimde sen resmine baktıkça hatırlarım.\nZehir olsa,zehir olsa yıllarım.\nSen kabul et senelerce beklerim.\nSorma kardeş sevgilerde hatıra.\n                                   Fethi  Taşkın\n                                   1975 Kadirli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Mehmet Fırat",
        "poem": "\n\nSenden bana kalan tek bir hatıra \nÖlenedek saklayacağım onu sandıkta\nÇünkü her baktığımda seni hatırlatıyor bana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Nazli Qafarli",
        "poem": "\n\nHatıra yazıyorum kalsın yadigar\nÇünkü genç ömre yoktur itibar\nBelki siyah toprak örttü üstümü\nBir daha görmedim senin yüzünü\n\nHatıra olarak yazıyorum sana\nGönül defterinden birkaç kelime\nFelek bu günleri çok görürse bana\nHatıra kalacak yadigar sana\n\nGönlüm anar her zaman seni\nAmansız kader ayırsa bizi\nHatıram ile beni  anarsın\nKalpten kalbe köprü kurarsın\n\nBozmaz mehribançılıgı ne boran ne kıs\nSadıgım her zaman itibarıma\nSen bir dost gibi hatırla beni\nBakarak sonsuz yadigarıma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Ahmet Yazıcıoğlu",
        "poem": "\n\nYarabbi Himmet Eyle, Adın  Gelsin HATIRa,\nFani Hayattan Kalsın, Çok Güzel Bir Hatıra.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Pınar Avılı",
        "poem": "\n\nŞu can-ı gönlümde \nen sevdiğim kelimedir hatıra,\nŞu viran tecrübelerimde\nen nefret ettiğim kelimedir hatıra,\nhatıra,\nişte öyle birşey\nsu üstünde güneşle oynar,\nsu buhar olur da, güneş keyf-i ala,\nhatıra,\nbaşımın belası..\nPINAR AVILI\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâtırâ",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nKarada ve denizde; \nKumlardaki her izde; \nBinlerce hâtırâ var,\nMâzide, ikimizde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Vecdi Murat Soydan",
        "poem": "\n\n\nHATIRA\n\nHatıralar acı veriyorsa insana, o  hatıra değildir.\nYa unutmaktır çözümü, \nYa da yakmaktır bazı şeyleri.\nDüne dair ne varsa,\nYaşanmış, yaşanmamış,\nDoldurun  hepsini sobaya,\nYansın, bitsin,köz   olsun.\nO şen şakrak gülüşler,\nYaldızlı  sözler,\nŞarkılar, şiirler, nağmeler,\nEn koyu sohbetler.\nOnları da atın.\nYansın, bitsin, kül  olsun.\nKöz bitmeden, kül savrulmadan,\nBeni de atın  ateşe.\nBir de ben yanayım.\nHem kendimi, hem hatıraları yakayım.\nBir tek hatıra bırakın bana,\nO’nu  hatırlatan…\nSadece  hayali  kalsın.\nBırakın beni.\nOnunla avunayım.\n\nVecdi Murat SOYDAN\n01/05/2004-Beylikova\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Hamit Pala",
        "poem": "\n\nUfka dayanmış akşam\nSolgun sulara dalan güneş\nGelincik tarlasında papatyalar\nBir seni verir bana, bir seni.\n\nHüznün kucağı açılmış\nAvuçlar yıldızları gümüş misali\nKaranlıkları yarmadan daha sabah\nBir seni hatırlatır, bir seni.\n\n31.10.1994 Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Avni Aydın",
        "poem": "\n\nanılarla çevrili hayatlarımız\nher hatırlanışında acıların\nyarattığı boşluklar dolar mı bilmem,\nanlara takılıp kaldığımıza inat...\nanılar her daim usumuzda\nhatırlanmayı bekleyen bir kaç hayat\nbir kaç hatıra...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Emir Kaptan",
        "poem": "\n\nŞiirlerim sana kalsın hatıra\nBen gidiyorum artık uzaklara\nAnarsın belki beni ara sıra \nAnarsında okursun sıra sıra\nOkudukça hatırlarsın\nSorarsın kendine sıkça \nNeden niçin yazılmıştı bu kadar mısra\nBu kadar çabaya deydi mi \nSana aşkı anlatabildim mi acaba\nDönülmeyen yolda \nGidiyorum yalnız başıma\nŞiirlerim sana kalsın hatıra\n\n(BANDIRMA   07/09/2000  18:20)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Mehmet Dağ",
        "poem": "\n\nDedemden bir hatıradır O gök kuşağı resim bize\nŞu solmayan yıldızda  Babamdan armağan\nBendense kaçaklarında dolunay çocuklarıma\nGüneşide onlar bulsun yana yana sevda (veya gelecek)    adına\n\nAVCILAR         - 9-Mayıs-2005- \n(Bu şiir sevgili Vedat Koparanla birlikte yoğrulmuştur)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Taner Nişancı",
        "poem": "\n\nGözden akan yaşları sorma bana\nHasret kaldığım güzelden hatıra\nSaçımdaki akları sorma bana\nHasret kaldığım güzelden hatıra\n\nKüskün kaldıysam bozuksa aralar\nZehir olduysa sözümde karalar\nGönül hanemde sızlayan yaralar\nKurşun yediğim güzelden hatıra\n\nBugün besbelli yapyalnız olduğum\nGurbet ellerde çaresiz kaldığım\nBoyun kırdığım,dermansız varlığım\nVurgun yediğim güzelden hatıra\n\nBir Garip benim; gözümün yaşları\nHasret kaldığım güzelden hatıra\nSual eylersin saçımın akları\nHasret kaldığım güzelden hatıra\n                              28/06/2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra...",
        "poet": "Murat Demirci 2",
        "poem": "\n\nVer elin, elim yaralı \nkar altında üşümüşüm, \nsokağında. \nVer elin, yüreğim vurgun \nne sevdalı, ne sevdasız \npiç edilmiş bir gün aralığı \nsağır ve dilsiz. \nKan dudaklarında \nkırmızı bir ağıt. \nVer sesin, sesim kahır \ngözümde rezil rüsva hayatlar kalmış, \nhatıra...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Tekin Koç",
        "poem": "\n\nUmut Kalmadı\nSevda ise senden hatıra\nYaşam kalmadı\nYaşamaksa haram bana\n\nGözümde yaş kalmadı\nAğlamksa sensiz gecelerin ardında\nGidecek yerim kalmadı \nSenin mezarından başka\n\nTekrar tutamadım ellerini\nTekrar 0lamadık beraber başbaşa\nO zaman anladım ki\nSevdan değil \nBir avuç toprak hatıra\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Cahit Pehlivan",
        "poem": "\n\nSebepsiz bir ayrılığın sonunda,\nBirkaç küçük sözün çınlar kulağımda,\nSeni düşünüp andıkça her gece rüyamda.\nSon sözlerin yaşatır beni hatıralarda. \n\nHer gün eğlenirken sevgilim seninle,\nAyrıldığımızda düştük bak dillere. \nDostumuz yok artık ne senin ne de benim.\nYalnızız şu dünyada tek başımıza sevgilim.\n\nBıraktığın eski bir resminle, mektupların. \nKulaklarımda çınlayan gülüşlerin.\nHatıra olarak kalacaktır benimle,\nO mazi dolu hatıralar sevgilim belki de, \nBir gün maziye karışacaklardır seninle.\n\nHatıra olarak yalnız fotoğrafların kaldı elimde. \nSeni anmak isteyeceğim.\nGözyaşlarımı sile sile sevgilim sile sile.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Meryem Şahin",
        "poem": "\n\nYalnız bir faniyim \nKalabalıklar içinde yalnız\nFaniyim ben yalnız\nGidiyorum işte; el sallayınız! \nGeride kalanlar…hoşçakalınız! \nÜmidim odur ki: yalnız! \nGiden bu faniyi hatırlayınız\nBir fatiha.. bir hatıra… bir de duanız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Nurcan Göksel",
        "poem": "\n\nİnsan hatıralarla yaşıyor…\nBiliyor bu gün de \nBir hatıra olacak\nVe bir daha yaşanmayacak\nOnlar orda kalacak…\n\nİnsan hatıralarla yaşıyor…\nÇokluğu şimdi\nDüşlerinin içinde,\nBiliyor yaşanmayacak bir daha\nVe biliyor\nSilinmeyecek tek şey\nHatıra…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Cemal Ünaldı",
        "poem": "\n\nYaşa bundan böyle kendi gönlünce\nBırak bu adamı derdine yansın.\nSon bir öpücük ver gitmeden önce\nDudakların bana hatıra kalsın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Hakan Özen",
        "poem": "\n\nGariplerden sesini duydum,\nPencereye koştum yoktun.\nSonsuzluğu çektim üzerime\nSen gittin, geldin düşlerimde.\n\nSöndü ışıklar, yıkıldı sevdamız.\nBoşlukta kaldı,\nSeninle yaşadıklarımız.\n\nBu nasıl dünya\nNasıl aşk sorgularcasına? \nKapandım dünyama,\nÇektim bulutları üzerime\nKüskünlüğüm senden bana hatıra.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Mehmet Asa",
        "poem": "\n\nBütün Dostlar  Güzel Hatıralar Hatırlatsın\nBeni Size Sizi Bana Ölürsek Bir Fatiha\nÖlmez İsek Hepimiz Hepimize Ebedi Hatıra\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Serpil Taşyürek",
        "poem": "\n\nÖyle sarı bir yaprak,\nKaç sonbahar gelsede,geçsede koynundan\nDökülmüyor dallarımdan\nDirençli kara kışlara...\n\nSüzülsede soğuk yamurlar\nDamarlarından,\nSilinmiyor sarı rengi,\nNe yeşeriyor, ne kopuyor dalımdan.\n\n                                                                     (Ankara -2002)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra...",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nBir daha gelmem sana, bu son gelişim olsun,\nBahçemden bir kızıl gül benden hatıra kalsın.\nKurusun bir vazoda, sakla yıllar geçse de,\nBaktıkça beni düşün, cismim hayale gelsin.\n\nEylül 1991-Çarşamba/Konya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-Hatıra-",
        "poet": "Elif Gülay",
        "poem": "\n\nhakkını helal et diyorsun\nher şeyini alıp gittin zaten içimden\nbırak da geride senden bana \nbir hatıra kalsın\nhakkın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Şükrü Kaya",
        "poem": "\n\nBir çocuk kaldı gerilerde senden hatıra\nPantolonu kısa pabuçları yarım, yaşamı renksiz\nAttığı her adımda biraz daha bocalayan\nBırakılmışlığın tam ortasında gelecekten ümitsiz\n\nBir çocuk kaldı gerilerde senden hatıra\nGözleri çanak çanak olmuş kandan\nDünyasını oyuncağını elinden almışlar sanki\nYanağına seksenlik çizgiler yer etmiş ağlamaktan\n\nBir çocuk kaldı gerilerde senden hatıra\nSesi soluğu kesilmiş hıçkırıklar boğmuş onu\nBeşiğine uzanıp yalnızlığı almış üzerine\nDevam ettirememiş bu evcilik oyununu\n\nBir çocuk kaldı gerilerde senden hatıra\nHabesiz sevgiden, şefkatten... kendinden yoksun\nYitik bir hayal kırıntısı içine saklanmış\nRahat bırakın artık onu kendi hiçliğinde kaybolsun\n\n                                                                          Ş.K.R.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Doğan Ümit Aksel",
        "poem": "\n\nAyrılık çaresizlik senden bana hatıra\nUnuttun aşkımızı gelmem bir gün hatıra\nİsterim ki mutlu ol mutluluklarla yaşa\nOnulmaz kalbimde ki açtığın derin  yara\n\nYine de canım benim seni çok seviyorum\nSeninle yaşıyorum senle var oluyorum\nBir umut  var içimde sen bana geleceksin\nYaşam  bitip gitse de seni hep bekliyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Önder Keskin",
        "poem": "\n\nNur ındı sankı senı gorunce\nUzaktan gorunusu bıle gunes gıbı parlak\nRazı olamam sensızgecen gunlerıme\nGecemı aydınlatan ay gıbı temız ve pak\n\nUzulurum sensız gecen on sekız yılıma\nLıselı arkadasıma benden kucuk bır HATIRA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Ahmet Muhip Dıranas",
        "poem": "\n\nDün, bir gölge gibi geçti yanımdan\nOydu, bir bakışta tanıdım onu; \nRüyalarıma tayf halinde konan,\nPeşime bir korku gibi düşen o.\n\nBazı yapraktı, bazı bir rüzgâr.\nDolardı aydınlık olup, odama.....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Ramazan Alp",
        "poem": "\n\nHATIRA\n\nAralık  ayında\nYağmur bardaktan boşalırcasına yağarken\nVe soğuk bıçak gibi vücudumu keserken\nGemlik’te denize girdiğimiz gün\nAklıma geldikçe\nTatli bir tebessüm dudaklarımı aralar…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Ali Alper Durmuş",
        "poem": "\n\nDerler ki her konuşan edemez muhtıra\nKonuş,konuş bu da senden kalsın hatıra\n\nDerler ki hatıralar hiç bir zaman unutulmaz\nİki cümle ile beyindeki kan kurutulmaz\n\nHerkes bir ağız susuyordu; pusuyordu \nKonuşmuyor, içindekini içine kusuyordu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Sultan Ünsalan",
        "poem": "\n\nAşk ne ihtiraslıdır kim bilir sizin gönlünüzde\nBelki hatırlarsınız beni\nBir hastanız vardı ezelden\nŞirin bir genç kız\nSizi seven size doyamayan\nGünahsız size günah olan yirmi dokuzunda bir genç kız\n\nBana göre aşkın en güzel yandaşıydınız\nYa gözleriniz\nAlev rengi uçuk dudaklarınızla, O ufak tebessümünüz...\nNe güzel görünür gözlerinizde,\nKahverengi doyumsuz sevgi ihtirası,.... benim düşlerimde…\nSizin diyarınızdan alıntılı,\nİnce uzun bir hatıra...\n\nBilseydiniz başka diyarlarda \nNasılda severdim sizi \nYitik olmayan düşlerde\n\nŞiirin en sevdalısını sundum size o gönülden\nBir hatıra benden size birkaç kelime\nHatırlanmak için gelecek yaşantınızda\nVe göremeyeceğim hatta sayamayacağım\nO çılgın deli günlerinize\nAdı çalkantılı anılsın diye gülüşlerle...\nBu gençten size\n\t\t\t\t\tHatıra...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nYaz bakalım be şair! , Satır satır döşenip,\nKimseler okumasın, ister ise üşenip.\nDök içini gizlice,  bir kağıda hatıra,\nUnutulup gidiyor, günler bir bir yaşanıp.\n\n28 Mayıs 1985 – Salı / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Enis Behiç Koryürek",
        "poem": "\n\nGeçsin günler, haftalar,\nAylar, mevsimler, yıllar...\nZaman sanki bir rüzgar\nVe bir su gibi aksın...\nSen gözlerimde bir renk\nKulaklarımda bir ses\nVe içimde bir nefes\nOlarak kalacaksın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Hatice Öztürk",
        "poem": "\n\n\tAslında her bitiş \n\tYeni bir başlangıçtır\n\tBeklide yeni bir mutluluk\n\tYeni bir acıdır bilinmez\n\tUnutulması gerekeni unut\n\tSaklı kaldığı sürece acıtır yüreğini\n\tArtık  közler küllenmek üzere\n\tNasıl olsa rüzgar alıp götürecek\n\tHep küçük bir hatıra kalacak geride\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Şair Mikropkos",
        "poem": "\n\nBoş sayfada isimler\nYazıyor orda gizliler\nOnlar bembeyaz isimler\nBeyaz sayfada gizliler\n\nŞekilsiz birer gölgeler\nBeyaz sayfayı gölgeler\nOnlarda bizi görürler\nBeyaz sayfada isimler\n\nSanki tutunup kaleme\nBirden görünür gözlere\nOnlar artık bir kelime \nOlur akan mürekkeple\n\nVe sayfalara toplanır\nHatıralar da canlanır\nO tatlı günler anılır\nBeyaz bir sayfa yaşanır\n\nBirden sigara yakılır\nDuman odaya yayılır\nTek tek isimler anılır\nBeyaz sayfa karalanır\n\nTitretir saatin sesi\nAlınan o son nefesi\nYaşanır hayatın es'i\nBiter kalemin cümlesi\n\nYaşanır beyaz sayfada\nYaşanılan her hatıra\nSığdırılıp satırlara\nOrada kalır hatıra\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Abdullah Alageyik",
        "poem": "\n\nBuda benden bir hatıra olsun\nBen beyaz sayfana\nKaranlık bir köşede\nBekleyen anne özlemleriyle\nSarılıdır tüm sözcüklerim\nEllerimde yıpranmışlığın izi\nGözlerimde gece korkusu\nKelimelerim hep fütursuz\nBir cinayetten arta kalan \nDuygularımın kırıntılarıdır\nSana hatıra diye sunduğum \n\nAl   al ve bak\nGörüntüleri faydasızdır\nPürüzsüz bir cemalin\nTitrek parmaklardır\nAlıntısı gözlerdeki korkaklığın\nGel gel de bak\nNe hatıralar ardımda sana bıraktım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra",
        "poet": "Cansu Özyücel",
        "poem": "\n\nYıllardır bi resim saklıyorum hatırası var diye\nAylardir aynı mekana gidiyorum oranında hatırası var diye\nGünlerdir aynı yemeği yiyorum onunda  bi hatırası var diye\nSaatlerdir aynı şarkıyı söyluyorum bizden bi hatıra var diye\nDakikalardir ayni şeyi yapıyorum yine bizden hatıra diye\nNe yapsam senli hatıramız var \nSoruyorum bazen kendime.\nİnsan heran hatırayla yaşarmı diye?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra Defteri",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nYazmadın üç kelime, o sayfa hep boş kaldı,\nYıllarca gözlerimde, kurumayan yaş kaldı,\nSaçından bir tel düşmüş, neyse ki arasına,\nHatıra defterimde, her bakışa düş kaldı.\n\n28 Kasım 1984 – Perşembe / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra Binaen Yapılan İş",
        "poet": "Bayram Tunca",
        "poem": "\n\nHatıra binaen yapılan iş ya baş, ya karın ağrıtır\nÖyle olur ki bazen iş yaptıranın saçlarını ağartır\nYapılan iş bazen daha da çok pahalıya mal olur\nTıpkı şairin ilk kitabının basılmasındaki gibi olur\n\n27.10.2004-10.27\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra Defteri",
        "poet": "Salih Oğuş",
        "poem": "\n\nBir güle sorarsan yalnızlığı? \n-iki sayfa arasında kurumak olacaktır cevabı\nEğer yıllara soracak olursan sevgiyi? \ncevap mühürlenmiş bir hatıra defteri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâtırâ Defteri",
        "poet": "Can Garibi",
        "poem": "\n\nHâtıra defterine kavuşmam\nYıllar sonra olsa da\nSevgilime kavuşmam\nYıllar geçse de olmadı\nOlmayacak\nGerçeği kim bilebilir ki?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra  defterim.",
        "poet": "Adnan Altınsoy",
        "poem": "\n\nBenim için en iyi dost, en iyi arkadaş\nDertlerimi en iyi anlayan sırdaş\nHayat yolunda elimden tutan tek yoldaş\nHatıra DEFTERİM.\n\nNe duyarsam söylerim ona\nDerdimi anlar teselli verir bana\nSeversem saygı gösterir aşkıma\nHatıra  DEFTERİM.\n\nMazideki anılarımı o saklar\nSır olur aramızda aylar,yıllar\nBeni bir ana gibi kucaklar\nHatıra  DEFTERİM.\n\nKederli günümde içim yanar gülsemde\nBu bilinmeyen kaderim\nBeni ebedi yaşatır ölsemde\nHatıra  DEFTERİM.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatira Defteri",
        "poet": "Mustafa Aslan 2",
        "poem": "\n\nAçtim sayfalarini hatira defterimin\nYasadim yine geçen yillarimi\nYorgun düstüm en bastan\nSonuna gelemdim hatira defterimin\n\nZorda olsa yasadim\nBirer birer yazdim hatira defterime\nAgladim ilk sayfayi okurken\nHayatimda sevdigimi yazarken\n\nHerzaman sever, yorgun düser\nGözlerim bikar, gönlüm yikar\nHayat bakar, kader satar\nSimdi yorulmus, yerime oturmusum\n\nBaktim son sayfasinda\nKararmis dünyam, sarsilmis\nSon sayfada gül yapragi vardi\nO bile yasadiklarimin içinde sararmis\nSimdi eski halimden eser yok\nGönlüm yorulmus\nSevecek hal kalmamis bende\n\nTarih Ve Saati: 21/10/2004\t22:54\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra Defteri",
        "poet": "Fazlı Özdemir",
        "poem": "\n\nI\nSandım ki unuttum seni\nHatırlamayacağım.\nNeden? \nNeden yazdın sanki beni sevdiğini.\nAldatmak için,yoksa\nYoksa... \nAcı çekmem için mi? \nHer sayfayı çevirdikçe\nO eski günleri\nHatırladıkça kahroluyorum \nHatıra defterini.\n\nII\n\nHani o ayrılışımız var ya\nNe kötü olmuştu.\nİkimiz de birbirimize zalimce bakışırken\nGözlerimizin yaşı bile\nİki tatlı düşman dı sanki.\nYa severken birbirimizi haykırırdık delice.\nUmrumuzda değildi dünya.\nBir an ayrılınca birbirimizden\nBen mecnun olurdum yaşarken.\nHayallere dalardım derinden\nBir an gitmezdin gözlerimin önünden.\nHani o  gün Hatıra Defterini hediye ederken\nKaderimi de yazmıştın ellerinlen.\nNe oldu hani ayrıldık işte.\n\nSen ne yapıyorsun şimdi? \nHâlâ o günkü gibi mahsun ve tatlı\nO günkü gibi sevecen misin...\nBazan seni özlediğimde\nKoşarım hatıra defterine\nHer sayfayı çevirdiğimde\nKan dolar yüreğime.\nBelki görebilirim diye\nKoşarım pencereye.\nAlıştım artık yokluğuna\nAma bir umut işte...\nBelki\nBelki son bir kere...\nYine defterini kapıyorum\nKahroluyorum kendimce.\nYaralı kaldı kalbim\nTâaa derinde.\nHançerin gizliymiş meğer,\nHatıra Defterinde.\n           16-4-1987 -05-7-0998\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra Defteri",
        "poet": "Mehmet Nuri Akay",
        "poem": "\n\ngeçmişten geriye ne kalmışsa\nyaşananların ardında\nbir defter ki dolmuş sayfa sayfa\no defterin adına ister anı diyin isterse hatıra.\n\nbazen iki damla süzülür\nbazende yürekte bir titreme\nsatırlarla beraber gözümde canlanır\nçoğu zaman pişmanlık arda birde gülümseme.\n\nsevaplar günahlar ve pişmanlıklar\nbozulmuş tövbeler bazende isyanlar\nkırılan kalpler yıkılan gururlar\naffet Allah'ım diye edilen dualar.\n\ndiğer sayfa duruyor tertemiz\nbiliyorum yarında orası dolacak.\nancak bundan sonra ümidim odur ki\no sayfalarda pişmanlık olmayacak.\n\nbiliyorum başkaları da okuyacak \nzamanı geldiğinde hatıra dediğimiz defteri\nyüzümüze vurulacak her satır her kelimesi\nartık onun adı amel defteri.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra Defteri",
        "poet": "Halil İbrahim Korkmaz",
        "poem": "\n\nKarıştırırken tozlu rafları\nBir defter gördüm\nYaprakları sapsarı\nİçinde gül yaprakları\n\nOnu yerinden aldım\nKaldırdım kapağını\nO defter ile\nMazime daldım\n\nAklımdan geçiyordu bir bir\nÇocukluk aşkları\nOkul arkadaşları\nGençlik yılları\n\nVe birden kapı çaldı\nAnılar silindi\nSeni beklerken\nNihayet O çıkageldi\n...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra defterim",
        "poet": "Süleyman Vardar",
        "poem": "\n\nHer sayfada bir isim\nHer köşede bir resim\nBenim açık adresim\nHatıra defterimdir\n\nAşklarımı yaşayan\nDertlerimi taşıyan\nKaderimi tanıyan\nHatıra defterimdir\n\nAğlattıysam ben kimi\nTattı hasret zevkimi\nGençliğimin takvimi\nHatıra defterimdir\n\nMazilerden çağıran\nSaçlarımla ağıran\nGözyaşımla sararan\nHatıra defterimdir\n\nYok yanmaya niyetim\nGönlüm zavallı yetim\nDünyadaki servetim\nHatıra defterimdir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra Defterim",
        "poet": "Mehmet Erdal Karakaş",
        "poem": "\n\nÇok uzaklarda billur çocukluğumun,\nSessiz geceleri,peri masalları şimdi.\nBir kayık, iki kürek hatıra defterim,\nHer gece satır satır kürek çekerim.\nGörünce gecenin esmer yüzünü,\nCırcır böceğinden türkü dinlerim.\nTılsımlı bakışlarıyla yıldızlar altında,\nIssız fezaya yolculuk ederim.\nDağlar sessiz, taşlar hissiz,\nAy, yine çekilmiş köşesine.\nBir diyecek yok,\nSamba yapan sivrisineklerin neşesine.\nVarınca gecenin kıyısına,\nZaman durulur koynunda.\nHokkadan ilham alır kalemim,\nHatıralarına yenisini katar hatıra defterim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra Hanım",
        "poet": "Sami Ambarkütükoğlu",
        "poem": "\n\nİsmime ilk şiir,  yazan sen oldun,\nÇok memnun oldum, Hatıra hanım.\nGüzel söz etmişsin, nereden buldun,\nŞiirde üstadımsın, Hatıra hanım,\n\nİltifat etmişsin, çok teşekkür ederim,\nALLAH daim yüzünü, güldürsün derim,\nKimbilir belkide burdan, geri giderim,\nHakkını helal et, bana  Hatıra hanım.\n\nYazdım birkaç kelam, giderse hoşa,\nDünya da kalp kırmak, inanki boşa,\nÖmrünce neşeyle kal,  sağlıklı yaşa,\nDaima yüzün gülsün, Hatıra hanım.\n\nHanım efendilik, vardır ruhunda,\nAsalet belliki hep, vardır soyunda,\nTahminim doğru, zerafet var huyunda,\nIsrarla söylerim ki, Hatıra hanım.\n\nRazı oldum, çilelere elemlere kadere,\nAnlaşılan görülmüşüm, bende değere,\nİnsanlık ölmez gitsede, dünyada heryere,\nNeler geldi geçti, görki Hatıra hanım.\n\nCahillikten görür,  toplum hep zarar,\nEfendi olmakta, vardır bilinki yarar,\nSami şiirinde,  gör nelerde yazar,\nUnutmasın beni diye,  Hatıra hanım\n                          26.12.2006\n             Sami Ambarkütükoğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra Defterimin Son Yaprağı",
        "poet": "Ferhat Çetin",
        "poem": "\n\nHATIRA DEFTERİMİN SON YAPRAĞI\n\nEski tahta sandıklardan biriydi,artık çizgi çizgi yarılmış o tahta kapanığından  ilk ve sonhatıra defterime rastladım,sana rastladığım gibi,\nBaşladım ilk sayfasından okumaya,\nİşte ilk maceram ellerimde,uzunca anlatmaya ne gerek var mazi olmuş gerçekte,okul destanlarının ilki\nAdıda sevgi,\nyüz vermemişti hiçbana,bir başka çocuk vardı 8 /A sınıfında onu seviyormuş güya,ZATEN ÇOK GEÇMEDİ lise yılları,var orta sayfalarda,\nsert emineydi adı,ama ne sert ne sert,dünyanın en yumuşak insanıydı,okulun spor odalarında,şimdi olsa offf be ne aşkmış yaşananlar dersin bana,,,sonra bir başka erkek girer hayatına kız okuldan kaçar\nçalı düğünü yapar,bir daha rastlamadım hayatım boyunca,ooooooo   ne kadarda sevda adı varmışbeee,hepside yarım kalmış aşklar.\nkürt kızı rojdaa,komşu kızı Selda,birde lise sonda sınıf başkanımız eda,,,,neler yazmışız sayfalara,,\ngülersin okusan şimdi.bir kalp çizilmiş ok içinden delmiş geçmiş kan damlalarını gösteren noktalar daha neler neler.\nKüçük bir hatıra defterimdi zaten \no kız bu kız,sayfalar arasında kurutulmuş gül yaprakları,\nbakıyorumda üzerimde kalamamış hiçbir iz.\nİşte SON SAYFA  AMA BOŞŞŞŞŞŞŞŞ,\nAklıma gelen değil asla,acılarını okuduğum o ilk geceden beri,aşk sevdasına kapılma değil,\nÖyle yapmacık sahte sevgilerden asla değil,\nAma tenimin her zerresine işleyen,mazisi sevgi otobanında tek başına adım adım yol alan,\nUMUDUM YOKTUR AMAAAAAAA,SEN DEĞİL YAŞAMIN GELİYOR ANILARIMA.\nYazbe Ferhat diyorum bunu yaz hayatımın şu son baharında son sayfaya \nL      E      Y      L     A     Y     I     yaz diyorum müsaaden olacaksa.\n\nGerçeğin taaa kendisi,saygılar efendim ferhat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra defterimin arasında bir gül var",
        "poet": "İsmet Tahtacıoğlu",
        "poem": "\n\nSevgilim, senden bana kalan en son yâdigâr,\nHâtıra defterimin arasında bir gül var\nYüreğim gibi solgun, aşkım gibi târümar,\nHâtıra defterimin arasında bir gül var\n\nAklıma düştüğünde o sayfayı açarım,\nMutluluk günlerime kanat takıp uçarım,\nBir anlık bile olsa, hüzünlerden kaçarım,\nHâtıra defterimin arasında bir gül var\n\nHep seni hatırlatır, boynu bükük pembe gül,\nSeni yaşatır dâim, seninle dolar gönül,\nOdur senden geriye kalan mûtena ödül,\nHâtıra defterimin arasında bir gül var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra Kaldı Zaman",
        "poet": "Hüseyin Kerim Ece",
        "poem": "\n\nNe oldu anlayamadım, günler ve geceler geçti\nBu iklimde bir hayli vaktimi aldı zaman\n\nÖtelere baktım ki sükûttan başka yâr yok\nBeni bir ıssızlığa peşinen saldı zaman\n\nKum saatinde vakit eriyor, görmedin mi? \nBu yırtık heybemde git gide azaldı zaman\n\nDemek ki ağacın kökü yok, yapı çürük\nİşte yaşadık, say ki aynen masaldı zaman\n\nBir rüya gördüm dostlar, tabirini bilen yok\nSanki bu âlemde bir garip sanaldı zaman\n\nGün aşıyor ufuktan, kâinat değişiyor\nGaliba sır gibi, bir hatıra kaldı zaman\n\n3.12.2004\nZaandam\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra Kalır",
        "poet": "Soner Yıldız",
        "poem": "\n\nAskerde çektiler resmimi,\nOrdonatım koydular ismimi,\nKör kurşun deler kalbimi,\nHatıra olarak saklayın bu resmimi.\n\nAğaç kurur dal kalır,\nOrdunat ölür adı kalır,\nSaklayın cansız resmimi,\nBelki size hatıra kalır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra Defterine",
        "poet": "Sezayi Tuğla",
        "poem": "\n\nHATIRA DEFTERİNE\n\nHer sayfada bir anı, bir hatıra,\nAnlatmakla sığdıramam satıra.\n\nBilir misin sevgi nedir, aşk nedir? \nOku da bak, hepsi bu defterdedir.\n\nSevgi, damla-damla burda göl olur, \nAşk oduyla yanan kalpler çöl olur.\n\nAnlar mısın bilmem sen aşk dilinden? \nBade içer misin, maşuk elinden? \n\nBakarsın aşk oku kalbe saplanmış,\nŞiirleşip, bu defterde toplanmış.\n\nŞiirlerden bilir misin kim anlar? \nElbette ki kalben âşık olanlar.\n\n\t\t(1972)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra Kalsın",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nHer şeyi bırakıp unutmak gerek\nGüçsüz sananlara, hatıra olsun\nAcıyı tatdıkça, ateşi verek\nSevda çekenlerin göğsünde solsun\n\nDinlesen içinden, gelip geçeni\nYapman gerekirse, tutma dikeni\nGülün hatırına, acı çekeni\nAlma yüreğinden, hatıra kalsın\n\nMutlu kalmak için, susmak gerekir\nUluluğu sende, sevmek gerekir\nYokluğunu anmak, görmek gerekir\nSalma yüreğinden, hatıra kalsın\n\nSonradan olana, care bulunmaz\nDeğer vermeyene, aşkı sorulmaz\nMahkum olmuş beden, kilit vurulmaz\nAtma yüreğinden, hatıra kalsın\n\nÇekip gitmen gerek, tekbir başına\nMutlu kalacaksan, Allah aşkına\nYokluğunu deme, değme kaşına\nTutsan yüreğinde hatıra kalsın\n\nBahattin özleyen, çekip gitmeyen\nÇıkarsız hesapsız, yar terketmeyen\nNe olursa olsun, aşkı bitmeyen\nSarda yüreğinde, hatıra kalsın\nBahattin Tonbul\n19.10.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra Kaldı",
        "poet": "Soner Keskin",
        "poem": "\n\ngönlüme yar olan birisi vardı\nah onu eller değil toprak aldı\nbahtımın güneşi soldu karardı\nduvarda ki resmi hatıra kaldı\n\nher an gelecekmiş gibi beklerim\ngeçmiyor günler sensiz inan yarim\nrabbim keşke beni önce alsaydı\ngülen yüzü bana hatıra kaldı\n\ncananım olmadan nasıl yaşarım\nher gün uğruna ağıtlar yakarım\nkalbim hep yanında hiç ayrılmadı\nyazdığın mektuplar hatıra kaldı\n\nne yaparım tek başıma kimsesiz\nyar günlerim sensiz çaresiz sessiz\nkalbim seni sevmeye doyamadı\nbeyaz gelinliği hatıra kaldı\n\nSK -23.04.2010- 21:45\n\n*DOST KALEMLER*\n\nYüreğimi yakan birisi vardı \nŞu koca şehir ikimize dardı \nYine hasret ateşi yüreği sardı \nBana sitemleri hatıra kaldı.....M.M.REVANLI\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra Kalsın",
        "poet": "Ali Rıza Malkoç",
        "poem": "\n\nBir gün donar kalem, yüreğim durur \nToprak mekân hazır, saat gonk vurur \nDostta elem olur, bendeyse sürur \nBirkaç satır sözüm, hatıra kalsın \n\nHer can randevusuz, veda edecek \nAğlama ve gülme, o gün bitecek \nBedene ak libas, sarıp gidecek \nMahzun, mahcup yüzüm, hatıra kalsın \n\nDünya bir imtihan, sorular belli \nYaş da kırkı geçti, olur mu elli? \nHayat bir yarıştır, sanki engelli \nEyvahım - avazım, hatıra kalsın \n\nSığmadım dünyaya, bitmez arzular \nHesap açık verir, yaram sızılar \nCümleni bağla da, bitsin yazılar \nTeli paslı sazım, hatıra kalsın \n\nÖlüm kelimesi, soğuktur baştan \nGüneş baharları, kurtarır kıştan \nYâre vuslat, ayrılış arkadaştan \nGönülden niyazım, hatıra kalsın \n\n“Hatıra” talebi, belki dünyalık \nCihan gölgeliktir, değil sevdalık \nVarılacak menzil, ebedi varlık \nŞiir dilli yazım, hatıra kalsın \n\nNe yürekler gördük, okuduk, bildik \nTaşınmaz malları, hayalden sildik \nHak için haykıran, susmayan dildik \nSes vermez cihazım, hatıra kalsın \n\nKim var ise, üzdüğüm - üzüldüğüm\nHakkım helal olsun, çözülsün düğüm\nKırk çeşit Yâren’de, kırk yıl gördüğüm\nDost nakışlı pozum, hatıra kalsın.\n\nAli Rıza Malkoç \n22/06/2006 Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâtıra (Eski bir sevgiliye)",
        "poet": "Ünal Beşkese",
        "poem": "\n\nYaşadığım en güzel şiirdin sen ömrümde,\nKalbim sanki hep senden dizelerle vuruyor.\nBir kor parçası gibi, gönlümün bir yerinde,\nYeşil gözlü, sırma saçlı bir hâtıra duruyor.\n\nHicrânı kendim yazdım bu masalın sonuna; \nBelki de kader, şimdi benden hesap soruyor.\nYangın yeri yüreğimde, küllerin arasında\nYeşil gözlü, sırma saçlı bir hâtıra duruyor...\n\n                                                                           (2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra Kalsın",
        "poet": "Osman Garip",
        "poem": "\n\nBirazcık sev beni sana şiir yazayım\n                                                        Tenhalarda dertleşip senle gezeyim\n                                                    1    Kalbimin ortasına ismini de kazayım \n                                                        Bırakıp da gidersen beni hatıra kalsın\n\n                                                              Sevsek bile ayrılık olur başından belli\n                                                              Arkadaşlıgımız olmasa bile senle temelli\n                                                              Sen bir goncasın benim yaşım nerdeyse elli\n                                                              Sevgili olamasakta yazdıklarım hatıra kalsın\n\n                                                       Yaş baş mühim degil gönül bir olsun\n                                                       Güzel gözler yeterki görmesini bilsin\n                                                       Güzel dudakların garibin hatırını sorsun\n                                                        Ben ölünce güftelerim yare hatıra kalsın\n\n                                                               Bunlar ne derlerse yar sakın söyleme \n                                                               Tabuta girince ben yarim sen ağlama \n                                                               Bir garip öldü diye de karaları bağlama\n                                                               Okuyup gülersiniz ardımdan hatıra kalsın\n\n                                                     5 / 9 / 2001  Hayrabolu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra Kalsın",
        "poet": "Gökşen Gökay Şahin",
        "poem": "\n\nGün biter gelir elem,\nBu yer soysuz bir alem.\nBir kağıtla bir kalem; \nBenden hatıra kalsın.\n\nKışlara döndü yazım,\nYokluktan daha azım,\nGönlümde kırık sazım; \nBenden hatıra kalsın.\n\nGeldiğim yollarda var,\nYalnızlık timsali kar,\nBu dağlara bir efkar; \nBenden hatıra kalsın.\n\nSırtımdan vurur sancım,\nSevilmekti amacım,\nYürekte derin acım; \nBenden hatıra kalsın.\n\nBiter birgün nefesim,\nMazide yiter sesim,\nBoynu bükük bir resim; \nBenden hatıra kalsın\n\nŞahin'im sözüm sana,\nSakın kanma yalana,\nYaz ömrümü bir yana; \nBenden hatıra kalsın..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Hatıra Rüzgarı**",
        "poet": "Uğur Kurt",
        "poem": "\n\nbir hatıra rüzgarı esti dün gece\noturup özlemler büyüttüm kendimce\nözlemek de nimetindenmiş aşkın\nanladım, gözlerin gözlerime değince\n\nbir hatıra rüzgarı esti dün gece\nseni söyledi tüm şarkılar bütün gece\nunutmak sarhoşlukmuş aşkların cümlesine\nanladım, sen rüyalardan çıkıp gelince\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra olsun resmimiz",
        "poet": "Muzaffer Uzunkaya",
        "poem": "\n\nDünya bir misafirhane,\nBizler içinde misafiriz.\nVakti, saati gelince,\nBiz de çekip gideriz.\n\nBir araya geldik,\nSizi çok özlemişiz.\nSonra gelemez kimimiz,\nHatıra olsun resmimiz.\n\nKim, ne zaman ölecek,\nBunu asla bilemeyiz.\nVakti gelmeden ölemeyiz,\nHatıra olsun resmimiz.\n\nBugün varız, yarın yokuz,\nDünya imtihan yerindeyiz.\nSevgiyle dolsun kalbimiz,\nHatıra olsun resmimiz.\n\nHakkımı helal ettim,\nSiz de helal ediniz.\nHakka (C.C.)   kulluk ediniz,\nHatıra olsun resmimiz.\n\nBelki daha görüşemeyiz,\nKalplerde yaşasın ismimiz,\nToprak olacak cismimiz,\nHatıra olsun resmimiz.\n\n08.07.2012\nBulancak-Giresun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra kalsın- Hacer Alioğlu'nun 'Yadıgâr' şiirine nazıre",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nAklettiğim gibi sevdayı yazdım\nGörüşlerim  size hatıra kalsın\nSenaryo icabı çoğunu üzdüm\nDuruşlarım size hatıra kalsın\n\nMecnun olup geçtim eski çağları\nFerhat oldum deştim engin dağları\nBülbül olup aştım yeşil bağları\nVarışlarım size hatıra kalsın\n\nSarıldım kaleme bir aşık gibi\nSevgiyi işledim karmaşık gibi\nSevdayı doladım sarmaşık gibi\nSarışlarım size hatıra kalsın\n\nBazen havalıydım bazen süründüm\nTürlü renkler ile şekle büründüm\nBazen de kavgalı gibi göründüm\nBarışlarım size hatıra kalsın\n\nNefreti kalemle mukatelede\nSevgiyi sevgiyle mübadelede\nZamanla mekanla mücadelede\nYarışlarım size hatıra kalsın\n\nÇok zaman iyimser, bazen de hüzün\nBunlar tezahürü hisseden özün\nDefterini nefret ile kem gözün\nDürüşlerim size hatıra kalsın\n\nTers bakar mizacım boyun büküşe\nDik durdum her zaman gelmem çöküşe\nGönül kervanını bazen yokuşa\nSürüşlerim  size hatıra kalsın\n\nDünyaya ederdim aşkımı ilam\nBazen takılırdım biterdi kelam\nElveda diyerek nihai selam\nVerişlerim size hatıra kalsın\n\nMikdatî, Sözüme son verdim yine\nBir yadigar diye bakarım düne\nHer şey yeni baştan yeni bir güne\nGirişlerim size hatıra kalsın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "////Hatıra olsun////",
        "poet": "Rabiye Tanrıverdioğlu",
        "poem": "\n\nBoynu bükük bir resmim sende kalmış \nOna baktıkça hep gözlerin dolmuş \nEllerin titreyip renginde solmuş \nDokunma yüreğe külüyle dursun \nO resmimde sana Hatıra olsun....\n\nHatıralar sana hesaplar sormuş \nAklında gitmiş mecnuna dönmüş \nİsmimde dilinde takılı kalmış \nDokunma yüreğe külüyle dursun \nismimde sana al  Hatıra olsun......\n\nSimsiyah saçların aklarla dolmuş \nEllerin başını taşlara vurmuş \nAh ve vahlar kimlere çare olmuş \nDokunma yüreğe külüyle dursun \nPişmanlıklar sana Hatıra olsun......\n\nTüm gülleri yolup bana gelsen de \nYoluma kırmızı halı sersen de \nMaziyide alıp bana versen de\nDokunma yüreğe külüyle dursun \nO yıllarda sana Hatıra olsun.....\n\nYolma gülleride dalında dursun \nKırmızı halılar seninle kalsın\nGelme artık sana ugurlar olsun \nDokunma yüreğe külüyle dursun \nAldıgın can sana Hatıra olsun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra olur",
        "poet": "Alaaddin Uygun",
        "poem": "\n\nAlışırım\nAlışkanlık olur\nAlışırım\nAyrılık biçişim\nSenden kalan\nBir hatıra olur\n\nSende bulsamda\nAşkın tarifini\nSende yaşasamda\nYüz yılın aşkını\nKopar, biterde,\nBir hatıra olur\n\nSeni severim\nSensiz ölürüm\nSeni yaşarım\nSensizlik dererim\nBak unuturum\nBir hatıra olur\n\nAlışırım\nAlıştırdığına bir bak\nBir vuslat\nBin hasret\nBinlerce ayrılık olur\n\nBen seni,\nBir yaşarım\nBinlerce ölürüm\nGerisimi,\nBir hatıra olur\n\n19.10.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra Olsun",
        "poet": "İlhan Keskin",
        "poem": "\n\nSana hatıra olsun, kızgınlığında, defalarca ettiğin küfür\nBana mazeretler üretip, yersiz, gereksiz ve zamansız kavgaların\nHatıra olsun, aklına geldikçe, sen kızınca suskun duruşum \nVe gidiyorum, sonu gelmeyen yola, bavulumda güzel anılar\nSenle olan, son günümü ve saatini, avucum içine yazdım\nBenden bir şey kalmasın diye, ne kadar yazdığım, şiir varsa aldım\nHatıra olsun, kavgalarımızda ki hüzünler, elemler ve de kederler\nSakın arama, en güzel anılarımızı, en güzel günlerimizi, bende\nBen de, gül kokulu yazdığım mektuplar, heyecanları ise kalbimde\nOmzuma düşen, bir tel saçını aldım habersiz, cüzdanımda şimdi\nGidiyorum, bütün zamanların, gülüşleri ve kahkahaları bavulumda\nŞehir sana kalsın, güzel tarafınla yaşayacağım, dağlarda bayırlarda\nMesela gülüşünü, kır çiçeğinin üzerine koyacağım, arılar dağıtsın diye\nVe kurda, kuşa, dağa taşa anlatacağım, en güzel yaşadığımız anıları\nBende sana hatıra olsun, kızgınlıkların döktüğün her gözyaşın geride\n\n                                                                                        07.10.2010\n                                                                                        İlhan Keskin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra onlar",
        "poet": "Afer Engel",
        "poem": "\n\nBakma beyazına sen saçlarmın\nHiç kamburluğuna sorma belimin\nSarardığınıda sorma tenimin\nCan sevdiklerimden hatıra onlar \n\nÇürüyen goncalar benimdi şunlar\nKırılan dalları benden kırdılar\nÇarpan yüreğimi söküp aldılar \nCan dediklerimden hatıra onlar\n\nOmuzum çökeli lal,dır dillerim\nGecede feryadım gündüz gülüşüm\nBir kararda durmam anda değişim\nCan dediklerimden hatıra onlar\n\nGözlerimin feri söndü umutlar\nBirinden çıkmadan girdim komalar\nGüneşim batalı kara ufuklar\nCan dediklerimden hatıra onlar\n\nBir cabbar Halil,dim kükreyen aslan\nSolumda yaramdan dilemem aman \nYazımı yazmıştır Rahman,ı Yezdan\nGözyaşlarım akar hatıra ondan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra Sandığı",
        "poet": "Salim Kanat",
        "poem": "\n\nhatıra sandığında yeri var anıların\n\no kıyıda vuruyordu deniz karaya\ndalgaların müzmin intiharı \numurunda değildi yosunların\n\nbirlikte çözmüştük \nrüzgarın fısıltısındaki şifreyi\nhatıra sandığında\nyeri vardı deniz kabuklarının \n\nhangi denizi kucaklıyorsan şimdi\nyeri olacak yarın \nhatıra sandığında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra Şiirler",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nBelki bir kaçı kalır, şurda burda yarına,\nSolgun hatıra olup, bir gün çıkar karşına,\nYaz bakalım Kocadağ, gizli saklı durmadan,\nGah kalem kutusuna, gah bir defter kabına,\n\nŞubat 1984 – Ödemiş Lisesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra Var",
        "poet": "Ramazan Sağdıç",
        "poem": "\n\nUnutmak mümkün mü sevgilim seni\nHer şarkıda senden bir hatıra var\nKaçsam da buluyor anılar beni\nHer köşede senden bir hatıra var\n\nBurası seninle görüştüğüm yer\nİlk defa el ele tutuştuğum yer\nNe zaman otursam aklıma eser\nHer masada senden bir hatıra var\n\nKolunda yapancı eller olunca\nÖldü derim seni biri sorunca\nUnuturum sanmıştım sarhoş olunca\nHer kadehte senden bir hatıra var\n\nYaktığın ateşi söndürüp gittin\nGönlümü mecnuna döndürüp gittin\nİçimdeki seni öldürüp gittin\nHer mezarda senden bir hatıra var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıra Yüzlük",
        "poet": "İsmail Kök",
        "poem": "\n\nSevinme, senin değerin yok\nBen seni yerde buldum.\nBen daima göklerde aradım\nAradığım eşimi buldum.\nO bir melekti.\nAncak sen bir hatıra oldun.\nÜzülme yüzlük yinede şanslısın,\nÇünkü sende bizimle beraber olacaksın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıralar",
        "poet": "Şair Clematis",
        "poem": "\n\nGidişin Bir yıldıza benzerdi..\nBu yüzden gökyüzüne adını verdim\nGün batımı gemisi yolcuları inerken\nBürüktü içim seni kırgın sulara bırakmış\n\nMevsimlerin gidişini seyrettim\nDenizler maviye bürünürken\nSon-bahar da yazılan sayfaların \nBaş satırında düşlerime çıkıp geliyorsun \n\nİkide bir çoğalan hüzün çeşmesi\nYaşlarda kalmayan kuruluğa nispet\nGittiğin yolların kuytularında\nYorgun umutlarla seni arar hatıralar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıralar",
        "poet": "Kâzım Özgür",
        "poem": "\n\nSessizce kaybuldu bunca yıllarım; \nO mefasız aşkım yellenir gider.\nToplanır içimde bunca sırlarım,\n Anlatmak istesem,dillenir gider.\n\nGüzüde anılar saymakla bitmez,\nÖyle kolay kolay hatırdan gitmez.\nBir daha yaşanmaz ömürler yetmez,\nCoşkuın dere gibi sellenir gider.\n\nKarşılıklı dostluk,saygılar vardır,\nKalplerde gizlenen sevgiler vardır,\nİnsanı mest eden duygular vardır,\nAlev alev yakar küllenir gider...\n\nAşkını bakışla anlatan gözler,\nAyrılmak istemez her vakit özler.\nİşvesini gizler mahçuptur sözler,\nUtanır,kızarır,allanır gider...\n\nBağzı hatıralar pek anlatılmaz,\nHep yaşar gönülde söküp atılmaz.\nEvlilik kutsaldır yalan katılmaz,\nDürüstlük olmazsa sallanır gider.\n\nSevgisini saklar,sabreder durur,\nYakınlık görmezse kırılır kurur,\nTertemiz bir aşkta hiç olmaz gurur,\nBir ömür boyu ballanır gider.             \n\nÖzgür'ün hayatı tarımar oldu,\nO kara sevdası gönlüne doldu.\nOyle huzursuz ki sarardı soldu,\nBu yaştan sonrada hallenir gider.\n\n      {Kâzım Özgür 19-ŞUBAT-2007}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıralar",
        "poet": "İlyas Ayyıldız",
        "poem": "\n\nBir hatıra bazen gözdeki yaştır,\nBir hatıra bazen en sadık arkadaştır,\nBir hatıra bazen en gizli sırdaştır,\nBazen acan evinden vurur insanı,\nBazende hatıralar acımasız birer kalleştir! \n\nYüreğini yakar, burulursun büklüm büklüm,\nCanlandıkça hafızada, bel olur iki büklüm,\nHayal-i sukut eder insan, olursun süklüm püklüm,\nBazen dalga dalga sarar her yanı,\nBazende ondan daha tatlı gelir ölüm!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatiralar",
        "poet": "Besim Ocaklı",
        "poem": "\n\nHatiralar\n\nBu hayat sadece üzüntu sadece hicran mi olacak.? \nHic mi iyi gün görmeyecegim ben? \nHep mi gözlerim yasli kalacak? \nHepmi kann canagi gözlerim olacak? \n\nHepmi ayrilik olacak her sevginin sonu? \nHepmi  kirik bir umutla yarina bakacagim? \nHepmi  bekliyecegim gelecek diye? \nGüzel günlerr nerdesiniz  nerdesizin  sevgililer..\n\nKimle siniz sizde sevilmedinizmi? \nSizde özlüyormusunuz benim gibi? \nSizinde umudunuz kirikmi  yarinlardan? \nSizinde gözleriniz yasli mi? \n\nKalbiniz hicran yarasi ile parca parcami? \nSizlerde benim gibi,\nYanliz hatiralar lami yasiyor\nHatiralarlami ölüyor sunuz her gün.....\n\n  Hatiranla Yasiyorum  \n  Besim Ocakli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıralar",
        "poet": "Umut Kaya",
        "poem": "\n\nhatıralar besler ve büyütürüz\ngelecekten beklediklerimizi \nacıtır kaşır ve kanatırız\nyine silemeyiz geride kalan izlerimizi \nbırak engel koyma suyun önüne aksın gönlünce \nbirisi vardı ismi asya ve ilkbahar gelirdi gülünce \ngaliba gülmüyor bu aralar \nbaksana gelmiyor hiç ilkbahar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıralar",
        "poet": "Cuma Kaya",
        "poem": "\n\ndüşündüm bugün\ndalıp sessizliğin\nyanlızlığın hüznü içinde\nseni düşündüm\nkolkola gezdiğimiz kumsalı\nsarılıp oturduğumuz\nyanlız birbirimizin olduğumuz\no minik cafeyi\nhani hep aynı şarkıyı çaldırd....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıralar-2 (Çocukluğum ve Dedem)",
        "poet": "Faruk Gökbulut",
        "poem": "\n\nBen bir yaz akşamında,\nŞafak vakti doğmuşum.\nDaha hayatı tanıyamadan onüç yaşında\nBir Ağustos ayında asker olmuşum.\nKüçücük yavrucakken ben\nDerlermiş bu çocuk asker olacak\nİnerken yamaçtan aşağı\nAyağımı yere sertçe vururmuşum\nNereden de bilmişler ki; \nİşte askerim şimdi.\nYaşımda yirmi iki\nAh! Bir de dedem görseydi şu halimi\nTorunum geç gitsin diye askere\nBir yaş küçük yazdırmış deftere\nNereden bilecekti ki ilahi yazgıdır bu\nHak yazmış değiştirilmez çizgidir bu\nAh dedeciğim ah! \nNe güzel günlermiş o günler\nKöye dair hatırladığım\nBir sen varsın,\nBir de o eski düğünler.\nHatırlar mısın dedeciğim? \nEşeliyor diye fidelerin dibini\nTavuklara çok kızardın.\nÇoğu zaman bastonunu fırlatıp\nKıçlarını kırardın.\nBir de dedeciğim,\nEvimizin önünde iğde ağaçları vardı\nBahar gelince çiçeklenir\nMis gibi kokardı\n\n11 NİSAN 1999\nBALIKESİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıralar",
        "poet": "Mahmut Şimşek",
        "poem": "\n\nHep acı hatıralar bir seni hatırlatıyor bana\nHep acı söyleyen şarkılar seni hatırlatır bana\nHer yağmurda yolculuk bir seni hatırlatıyor bana\nHep yazdığım şiirler,seni anlatıyor canım bana\n\nHatıralar acıda olsa,yakıcıda olsa güzel\nBeni ağlatıp hıçkırığada boğsa,Ayselim güzel\nVe beni yerden yere vurup derbeder etsede güzel\nÇünkü her hatıra,yanlız seni hatırlatıyor bana\n\nSeninle konuşur gibi resminle hep konuşuyorum\nCanım gülüm nasılsın diyorum, ve seni soruyorum\nÖyle tatlıki o resmin, seni daha çok seviyorum\nÇünkü o resmin, senden bana en güzel hatıra.\n\nKonuşurken gözlerim doluyor  akıyor damla damla\nTertemiz duyguların akıtmış olduğu göz yaşımla\nIslanıyor resimlerin damla damla akan yaşlarla\nÇünkü o resimler senden bana en güzel hatıra\n\nYemek saat,inde bile herkes gibi gidemiyorum\nBoğazıma düğümlenir yiyecek seni anıyorum\nHatıraların hep benimle yanlız bırakamıyorum\nÇünkü her hatıra yanlız seni hatırlatır Ayselim.\n\nBir türlü İçimi dökemedim sana, belki zamanla\nSeninle yaşıyor ve seni seviyorum beni anla \nSöylediğim kelimeler düğümleniyor boğazımda\nAşkım çünkü seni canımdan çok seviyorum Ayselim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıralar",
        "poet": "Gökhan Tan",
        "poem": "\n\nÖnce gölgen kayboldu,ardından ayak seslerin\nPeşi sıra kokun,bir toz bulutu gibi dağıldı üstümde\nDüşler,umutlar,tutkular derken...\nHatıralar,hatıralar eksik kalırmı hiç,onlarda terk ettiler birer birer\nŞimdi biz artık neyiz biliyor musun? \nTerk edilmiş bir dün,umutsuz bir yarınız\nVarlığımız alaca bir şal gibi akıp gidecek omuzlarımızdan.\nVakti gelince giden sen miydin suçlu? \nOnursuz bekleyen ben miydim kahraman?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâtıralar (4’lük)",
        "poet": "Atakan Kartaltepe",
        "poem": "\n\nSilikleri vaaar, netleri vaaar, unutulmuşları! \nBir çıkar bir kaybolurlar, sanki göçmen kuşları, \nHer biri ayrı bir an, kimi renkli kimi renksiz, \nBin anı, bin hâtıra doludur... hep âgûşları! \n\n                                                 22.09.2008/05.10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıralar",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nGün geçer üzerinden, sararır hatıralar,\nSızısı dinmese de, kabuk bağlar yaralar.\nDuyulmaz kuş sesleri, buğulanır çiçekler; \nPerde düşer gözlere, değişir manzaralar.\n\nTemmuz 2000 / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıralar...",
        "poet": "İhsan Hasan Kaya",
        "poem": "\n\nHATIRALAR…\n\nZaman ne çabuk geçti baksana geriye,\nGeride kalan günlerini  düşünmedin mi? \nGeçmişi hatırlamak düşmez mi her bireye? \nGeçen günlerin anılarını düşünmedin mi? \n\nTabi ki; Gençlik günlerini arar sorarsın.\nHani nerede kaldı o şevkin, çalışma hırsın.\nSen geçmişi bilen düşünen bir hatırasın.\nO gençlik günlerini düşünmedin mi? \n\nYalnızlık istemesen de bir gün çöker başa.\nHatıraların, geçmişin  ile kalırsın baş başa.\nMuhtaç olursan işte o zaman arkadaşa.\nDüşünsene yalnız kalmak  zor değil mi? \n\nZamanla saçlarına düştüğü zaman aklar.\nYorgunluk kapını çalar her zaman seni yoklar.\nHani beraber yediğin, içtiğin insanlar yoklar.\nYaşlanmak, yalnız kalmak zor değil mi? \n\n   Hasan KAYA\nEğitimci-Şair-Yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıralar Adamı",
        "poet": "Ozan Rari",
        "poem": "\n\nGeçen zamanı durdurmayı istemek, en güzel anları saklamayı istemek\nDüşünsene ne hoş olurdu\nSevdiğiminsanları hep yanımda tutumak onlarla yaşamak\nBaşarı dolu vaktitleri dondurup koymak odanın bir köşesine\nYaşanılan aşkların benden hariç kahramanalarını kafese koyup kusşlar gibi muhafaza etmek\nYok yok deli derler adama sonra! \nAma geçmişte kalan güzellikleri saklayamasamda; resimler, küçük kağıt parçaçıkları onlarda olmazsa aklımın hatıra köşesinde saklıyorum hepsini\nOnlar beni mutlu eden şeylerdi\nHatıralarımla başbaşayım her an...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıralar",
        "poet": "Cahit Sıtkı Tarancı",
        "poem": "\n\nBilmem ki hâtıralar,\nNe istersiniz benden,\nGelir gelmez sonbahar?\n\nBu kanad çırpı....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıralar IV",
        "poet": "Erdoğan Ergin",
        "poem": "\n\nKaranlık\nHiç bu kadar kararmamıştı\nYarın yok gibi\nHer gece daha karanlık\nYarın olmayacak gibi\nYazık! \nBana, sana ve onlara\nKaranlık\nHer yer karanlık\nBir amanın gördüğü kadar\nGünlerim şimdi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıralar Koyunda",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nKalbim ince ayarda, en güzel bir zamanda\nKıyısında bir dalga, sahilde sendin ada\nSular dalmış uykuya, mehtapta bin bir hülya\nHatıralar koyu’nda, bitmesin tatlı rüya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıralar Vs.",
        "poet": "Hasan Kahya",
        "poem": "\n\nBu gün hatıralar canlandı gözümde \nbir kaç resim vidyo hayalperest düşler işte\nresimlerimize baktım içimden kalktım sana geldim\nbi kahve yaptım sıradan şeyler üşüştü kuşlar çiçek vs.\n\nRadyoda en sevdiğim şarkı şu ortaçgil ve piyano sesi\nrahatım yerinde altımda elyaf bi yastık kucakladığım sessizlik\nben yalnız adamım küçük şeyler işte ama büyülü bakışlar fotoğrafarda\nbir kaç şey dışında her biri iyiydi hiç yoktan aşk varmış yıllar önce.\n\nÖyle bi yanlızım ki resimlerde bile tek tük karikatür hissi\ngün batımı saksılar da su ister benim gibi geceyi bekler\nson noktayı koymak güneşin işi ışıksız olan şeyler beni dürter\nbekleyen bekler gidense gider güneş sonra ki bölümü bensiz de geçer...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "** HATIRALAR KENTi / ERZURUM *",
        "poet": "Ali Rıza Atasoy",
        "poem": "\n\n-Mehmet Yaşar Genç’e- \n\nBir bahar yolum düştü hatıralar kentine, \nAyak izlerim kalmış dargeçit sokaklarda. \nİç geçirip bakarken o sevdalar semtine, \nDonup kaldı tebessüm mecalsiz dudaklarda. \n\nYakutiye’ye nazır bir köşede oturdum,\nOltu taşı tespihim  dile geldi elimde.\nBir an dönüp maziye yeniden düşler kurdum,\nO eski hatıralar can buldu hayalimde.\n\nAh, işte şuradaydı küçük ahşap evimiz,\nŞair Nefî Sokkak’tan geçip eve giderdik.\nYüreklerde boy verir büyürdü de sevimiz,\nO aşkın diyarına her gün hicret ederdik.\n\nŞimdi hatıralar kenti viran şehirler gibi,\nHer şey nasıl da yeknesak ve uçarı.\nAnladım akıp gitmiş durgun nehirler gibi,\nDeli gençlik çağının duru berrak pınarı.\n\nBugün diyar-ı gurbet değil artık sıladır,\nHatırlar kenti ve melal yüklü hüzünler.\nNice güzelliklerden  mazi daha evladır,\nVarsın hatıralarda saklı kalsın o günler.\n\n                            (Erzurum, 03.06.2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıralara Daldım",
        "poet": "Abacan Aşkısev Şenkal",
        "poem": "\n\nBir bahçe yaptım olmayan resimlerinden,\nGözyaşlarımla can verdim güllerine.\nDünyalar kurdum, sonra yıktım sözlerinden,\nÖzlemle daldım yüzyıllar öncesine...\n\nKoskoca bir kalbin derinliklerinden,\nMazinin sıcacık, pembe günlerine...\nFırtınalar kopan aşk denizlerinden,\nEski anıların, düşler ülkesine...\n\nYüreğimin tükenmeyen sevgilerinden,\nKaçınılmaz ayrılıkların hüzünlerine...\nO bakışlarının sonsuz hasretinden,\nIşıl ışıl yanan kestane gözlerine...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatiralar (Xatireler)",
        "poet": "Rasim Huseynli",
        "poem": "\n\nbir zaman gaygisiz,hoshbaht idik dunyada\nne dert vardi, ne gam vardi,ne keder\no yillerden hic kalipmi bir eser? \nHatiralar,hatiralar,hatiralar!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıram Olsun",
        "poet": "Ferhat Çetin",
        "poem": "\n\nŞimdi saat sevgimizin ötesinde \nSamanyolu yıldızlarla dolmuş\nAydınlanmış ışığınla gökyüzü birtanem\nAy aydın\nGül aydın\nGünaydın canım günaydın\nBir ben değilim yalnız\nUnutulmuş yüreklerde\nIssızlığında gecelerimin\nBu şiirim sana \nHatıram olsun\nAydınlanmış ışığınla gökyüzü\nAy aydın\nGül aydın \nGünaydın canım günaydın\nBir ben değilim yalnız\nUnutulmuş yüreklerde\nYalnızlığında gecelerimin\nHasretken sana\nBu şiirim sana\nHatıra olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatiralarimla yasiyorum",
        "poet": "Besim Ocaklı",
        "poem": "\n\nHatiralarimla yasiyorum\n\nBu hayat sadece üzüntu sadece hicran mi olacak.? \nHic mi iyi gün görmeyecegim ben? \nHep mi gözlerim yasli kalacak? \nHepmi kann canagi gözlerim olacak? \n\nHepmi ayrilik olacak her sevginin sonu? \nHepmi  kirik bir umutla yarina bakacagim? \nHepmi  bekliyecegim gelecek diye? \nGüzel günlerr nerdesiniz  nerdesizin  sevgililer..\n\nKimle siniz sizde sevilmedinizmi? \nSizde özlüyormusunuz benim gibi? \nSizinde umudunuz kirikmi  yarinlardan? \nSizinde gözleriniz yasli mi? \n\nKalbiniz hicran yarasi ile parca parcami? \nSizlerde benim gibi,\nYanliz hatiralar lami yasiyor\nHatiralarlami ölüyor sunuz her gün.....\n\n  Hatiranla Yasiyorum  \n  Besim Ocakli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıralarımla Benim Istanbulum",
        "poet": "Mustafa Benkli",
        "poem": "\n\nBir rüya idin sen Anadolu'nda\nPeri Padişahı Ülkesi gibi; \nKavuşma hayali umut ufkunda\nBir gün gerçekleşti keramet gibi,\nGerçi rüyâ bitti; seni buldum da! ..\n\nHadis müjdesinden hakikat oldun; \nRüyalar da sende hakikat imiş! ..\nBende hayalden çok saadet oldun; \nsende çileler de saadet imiş,\nSen ki kaderimde beynime doldun! ..\n\nZağgim; Yurdum'un tâ öbür ucunda! ..\nOrda doğmuş seni hayal etmişim.\nKargapazarı'nda seni anıp da\ntahsil tarikiyle sana ermişim! ..\nSende hayat buldum yolun sonunda...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıram Olsun",
        "poet": "Ahmet Öztek",
        "poem": "\n\nYılmadan yoluna  yüz sürdüğümün duasına\nVe çok sevdiğim rahmetli babam anısına\nHatıram olsun sevdamın gülü, Allah aşkına\nGecemi aydınlatıp önümde dikilen umut  deryasına\nHatıram olsun sevdamın gülü, Allah aşkına\n\nYırtık Duygular / 4 Aralık 2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıran",
        "poet": "Tuncay Doğan",
        "poem": "\n\nBen bu yüreği nasıl ikiye böleyim,\nMevlâm nasip etse de yanınıza geleyim.\nBu dünyada sizsiz nasıl güleyim,\nHatıra kaldı bana kanlı gömleğim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıram olsun",
        "poet": "Tahsin Emek",
        "poem": "\n\nSatır satır işlemedik’mi sanki.\nCefaları  çekemedik’mi sanki.\nBiz çalışıp yorulmadık   sanki.\nAlın terim alın hediyem olsun.\n\nNe yokuşlar gördük hep düz eyledik.\nHep yürüdük oturup eğlenmedik.\nBizden bir hatıra olsun istedik.\nALIŞMIŞA alsın hatıram kalsın.\n\nBükük boyun görünce bizde ezildik.\nDik yürüsün bütün kullar istedik.\nBiz bunlara ne karşılık bekledik.\nHebadır bu bizden hatıra olsun.\n\nHazıra dağ dayanamaz bitermiş.\nKazananlar alın teri dökermiş.\nHaydan gelen huya doğru gidermiş.\nBuda bizden size nasihat olsun.\n205 04 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatiramla yasiyorum",
        "poet": "Besim Ocaklı",
        "poem": "\n\nHatiramla yasiyorum \n\nKarar verdim yazmamaya. \nOlmuyor bak yine elimde degil.\nSana yazmadan yapamiyorum.  \nBir kagit bir kalem birde sen  .\n\nAldigim her nefes  bir misra olmus.   \nGördügüm her resim bir gün batimi. \nSadece   böyle anlatabiliyorum seni sevdigimi  . \nKagit kalem ve siirlerimle,  \n\nKalbimdeki yerini hic bir sey  doldurmaz inan,\nBir kagit bir kalem birde sen.\n     Bir  gülü sevdim birde seni  gül soldu ,   \n     Sen birbaskasinin oldun.     \n\n     Gülü kuruttum sakladim.    \n     Seni hala kalbimde  sakliyorum,\n     Bitmeyen  bir sevgiyle .,\n     Gül zamanla dagilacak  dökülecek   \n\n     Benim saclarim agiracak , \n     Fakat  senin askin  ilk günki gibi ,\n     Kalbimde   kalacak ölünceye dek..\n\n Hatiranla yasiyorum\n\n    Besim Ocakli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıran",
        "poet": "Altan İlhan Arslan",
        "poem": "\n\nBir teli kaldı dünden saçından bir parça hayal.\nBir su gibi aktı geçti aklımdan hiç gitmeyen sual\nBir an bir tebessüm bırakmadın ki ateşlere kalsın\nAşk memnun olmadı hiç yıllar sonra hatırlansın.\n\nKuruttum gözlerime giden o açtığın bataklığı\nBir yudumda bir solukta geçtiğimiz hevesleri\nİncitilmiş bu kalbimi tanımadım inkar ettim\nBeni benden alıp gittin ben o güne lanet ettim.\n\nAşk memnun oldumu? söyle hadi mağrur olma.\nGidilmiyor değersiz bir yaşamdan o kadar kolay\nVarılmıyor nihayetsiz bir yol olmuş aşka yalan\nBana keder para etmez senden bana hatıran.\nBana keder para etmez senden bana tek kalan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıran",
        "poet": "Yılmaz Ökçin",
        "poem": "\n\nHatırlarmısın bir bahar akşamı günbatarken\nGazi çiftliğinde çimenler üzerinde oturuyordun sen\nSerin ağaç gölgesinde yanı başındaydım ben\nOradan geçen bir falcı falınıza bakıyım derken\nSen tatlı tatlı gülünsemiştin\nBen geleceğimizi bilircesine hayır canım derken\n\n(ERZURUm1968)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıran Olsun",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nMademki gidiyorsun, dönüşün yok geriye,\nSaçından bir tel bırak, bari hatıran olsun.\nDert etme bakıp bakıp, yanar ağlarım diye,\nSon bir tatlı söz söyle, isterse yalan olsun.\n\nToz duman arasında yıkılırken son ümit,\nSen de kalma enkazda, haydi bir an evvel git.\nHer şey bitip de bir gün, çok geç olunca vakit,\nSenede bir adımı hatırla vefan olsun.\n\n20 Haziran 1987-Cumartesi / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıran Var",
        "poet": "Bekir Yavuz",
        "poem": "\n\nHatıran var sevdiğim, \nBende bir kaç hatıran,\nHatıran var sevdiğim, \nBen de bir çok hatıran.\n\nKartpostal göndermiştin,\nŞuan hala ellerimde,\nOn iki adet mektup ile\nÜç şiirin var bende.\n\nHatıra kaldı bana,\nO güzelim hayalin,\nHatıra oldu şimdi,\nZ.K.A. harflerin.\n\nUnutmadım hala, \nEttiğimiz yeminleri,\nKollarım açık bekliyorum,\nHer an geri dönmeni.\n\nAlma hatıralarını geri,\nEy unutulmayan sevgili,\nBektaş seviyor seni,\nVe bekliyor dönmeni. \n\n                 Bekir Yavuz\n                 29.Aralık.1976\n           Bahçelievler. İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırana",
        "poet": "Zekeriye Tek",
        "poem": "\n\nAkşamın çöken karanlığı karşısında,\nBir alev hüzmesi gibi yanan gönlüm,\nŞarktan garba şimalden cenuba...\nBir bahar akşamı gece yarısı.\nAkşamın çöken karanlığı suya...\n\nDaha doğacak günleri beklerken,\nHer dem sabırsızca,\nGurupta kaybolan güneş,\nTan ağarıncaya dek esen rüzgâr misali,\nSığların ardındaki ışığa doğru.\nHer geçen gün biraz daha; \nDoğar hatırana.\n\n24.03.2001\nSivas\nZekeriye Tek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıranı Saklıyorum",
        "poet": "İsa Yasin Yüksel",
        "poem": "\n\nHatıranı Saklıyorum\n\nHayat üstüme üstüme geliyor \n\nBirde senin derdin olunca tabi\n\nTüm mutluluklarım heba oluyor\n\nArtık sadece karanlık bana seni hatırlatıyor\n\n\n\n\n\n\n\n\n\nSenden bir hatıra kaldı bana\n\nDönüşüne saklıyorum o hatıranı\n\nSarhoşluk değil senin yokluğun döndürüyor başımı\n\nGel sil artık göz yaşımı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatıranın hatrı",
        "poet": "Rauf Pare",
        "poem": "\n\nbabam hep derdi \n'oğlum bu evde herşeyin bir hatrı var'\nannem sofrayı serdi\ngeçti gözümün önünden hatır dolu yıllar\n\nzaman geçti devir değişti\nev dolusu çanak, çömlek, kapkacaklar\nsonra moda çıktı, peşimize o da yetişti\nüç beş parça hatırdılar, kırk yıllık hatıra oldular\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırasın Bana",
        "poet": "Sevgi Karadeniz",
        "poem": "\n\nBir büyük sevdadan hatırasın bana bebeğim\nMinicik ellerin \nTatlı sözlerinle\nCanımsın, canımdan can kattığımsın\n\nÖzlemini duyup ta o derin gözlerin\nGözümden dökülen her damla yaşın\nYürekten bağlanıp sevdiğim\nO vazgeçilmez sevgiliden\nHatırasın bana bebeğim\n\nOnu bende yaşatacak sensin\nHer acımda koynumda sıcaklığın\nİsyanımı dindirecek o küçükbaşın\nO unutulmayacak sevgiliden\nHatırasın bana bebeğim                                            \n\n                                                         sevgi karadeniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırıma Her Gelişinde",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nHatırıma her gelişinde\nSusar dudaklarım bir hayale dalarım\nAğlamamı söyler kaderim\nYakama yapışırcasına\nKendini öldür der içimdeki şeytan\nİkide bir dikilip baş ucuma.....\n\nHatırıma her gelişinde\nSilinir bütün renkler siyaha boyanır\nYitiririm inaçlarımı\nYok olur bir anda heveslerim\nGece yarısını bir dakika geçe\nKapım çalınır sanki\nHayal meyal duyarım\nOysa hicaz bir şarkıdır çalınan\nBen notaların da ağlarım......\n\nHatırıma her gelişinde\nGözlerim buğulanır ıslak olur yanaklarım\nSarı bir ekim günüdür hayallerimi götüren\nYalnızlığımı kemiren acı bir ayrılık\nÖyle zor ki sensiz anıları yaşamak\nKaç defa  kapımı yokladı ölüm bilemezsin......\n\n\n24 / 10 / 2005  Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırasın Gönül Sayfamda",
        "poet": "Hüseyin Salman",
        "poem": "\n\nÖyle özlemişim ki yok elimde bir tek resmin\nDamarlarımda dolaşıyor kan yerine sevgin\nŞiirlerimi süslüyor bende saklı o güzel ismin\nBir acı, bir çile oldun şu yaşantımda…\nBir unutulmaz hatırasın gönül sayfamda.\n\nGünboyu yazarım neler geçmez ki kafamdan\nHayal âleminde sen varsın bıkıp usanmadan\nPembe bulutlara çıkarız beraber yorulmadan\nBir acı, bir çile oldun şu yaşantımda…\nBir unutulmaz hatırasın gönül sayfamda.\n\nSen yoksun, sensiz geçen bir gecem daha bitiyor\nÜşümüş ellerime nikotin kokan nefesim yetmiyor\nSanma yattığımı, duygularım seninle avunuyor\nBir acı, bir çile oldun şu yaşantımda…\nBir unutulmaz hatırasın gönül sayfamda.\n\nBu gece işte bu saatte seninle dolu dört bir yanım\nDüşündükçe sarıyor benliğimi korkunç intizarım\nSen yoksun yanımda alevleniyor ihtirasım\nBir acı, bir çile oldun şu yaşantımda…\nBir unutulmaz hatırasın gönül sayfamda.\n\nEllerim titriyor, gözlerim yorgun düşmüş çırpınıyorum\nHasretim mazimle kucaklaşmış, bakışlarını özlüyorum\nKalbim son hızıyla çarpıyor, artık dayanamıyorum\nBir acı, bir çile oldun şu yaşantımda…\nBir unutulmaz hatırasın gönül sayfamda.\n\nİşlemişti yüreğime o masum bakışın\nBir hatıraydı yanıbaşımda kalışın\nYıkıldım birden yokmu sessizce kaçışın\nBir acı, bir çile oldun şu yaşantımda…\nBir unutulmaz hatırasın gönül sayfamda.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırımda Kalan",
        "poet": "Mustafa Burhan Şahin",
        "poem": "\n\nYağmur damlası saçlarında adım adım                                                                                                Ve siyah bir şeffaflık hatırımda kalan                                                                                 Göz bebeğinde beyazlık, bakışlarında saflık                                                                      Anlatabildiklerim bu olanlar, ya anlatamadıklarım?                                                           Kelimeler ölümlü, hisler yeni doğan insan                                                                                       Her seferinde sana bakmak değil de?                                                                               Görebilmek var; hayattayız işte,                                                                                                             İki ayrı bir insan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırası var",
        "poet": "Niğmetullah Uçar",
        "poem": "\n\nHATIRASI VAR\n\nKaynarpınar’daki katmer yemenin\nParkına girmenin hatırası var\nKatmer bahanedir köyü görmenin\nBir selam vermenin hatırası var\n\nBeş yıl önce yine böyle bir günde\nBelediye halkı küstürdüğünde\nYazıya dökülen kişi sözünde\nSitemi görmenin hatırası var\n\nBu sene de aynı insanlar küsgün\nEleme dönüştü sevinilen gün\nSevgiler, saygılar, hoşgörü sürsün\nDağlarda gezmenin hatırası var\n\nKöyde yaşayanlar anlasın biraz\nMisafire ikram sitemle olmaz\nBelediye halktan ayrı kalamaz\nDillere düşmenin hatırası var\n\nBir güzellik vardı Kaynarpınar’da\nİnsanlar dolaştı tarlada kırda\nGönül dostlar arar kollar sararda\nMurada ermenin hatırası var\n\nKarşı tepelerde mantar aradık\nSütlüyemlik yedik otlar topladık\nYaylalara baktık geçmişi andık\nSoğuk su içmenin hatırası var\n\nTopraktepe’deki o fosillerin\nAkeğrik başında yenen çiğdemin\nMahmut’tan taklitle söz dinlemenin\nNeşeyle gülmenin hatırası var\n\nKatmer yemek değil asıl gayemiz\nOnun için köye bizler gelmeyiz\nİstesek her yerde pişirir yeriz\nÇetmi’ye dönmenin hatırası var\n\nHep güzellik olsun çirkin olmasın\nHayallerimize bunlar dolmasın\nÇetmi’li güzelden mahrum kalmasın\nBende üzülmenin hatırası var\n\nKaybolsa bizlerden kırgınlık sitem\nSevgi, saygı, neşe, kardeşlik görsem\nÖzlemi dindirsem murada ersem\nSarmadan itmenin hatırası var\n\nBen acı anıyı silsem kafamdan\nSevgileri bulsam kurtulsam gamdan\nVazgeçmedim, geçmem Çetmi davamdan\nHep değer vermenin hatırası var\n\n                      Niğmetullah UÇAR\n                          Antalya\n                               22.04.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırımda Kalanlar",
        "poet": "Muhacir Bozkurt",
        "poem": "\n\n-Seksen Eylül Evvelinde-\n\nEvveli var, ertesi var…\nBir de Eylül ortası var.\nEhl-i salip tortusu var\nSeksen Eylül evvelinde\n\nSağ dediler sol dediler\nYoktur başka yol dediler\nBir kanala dol dediler\nSeksen Eylül evvelinde…\n\n“Düşünürüm, insanım ben! ”\nDiyenleri eden pişman…\nİnsan yeden yine insan\nSeksen Eylül evvelinde…\n\nKalem vardı ellerinde,\nBir de silâh bellerinde…\nSöz kanundu dillerinde\nSeksenEylül evvelinde…\n\nHemşehrilik silinmişti\nŞehir semt semt bölünmüştü\nKurtarılmış bilinmişti\nSeksen Eylül evvelinde…\n\nŞehri bırak köyler bile\nBir konuşsa, gelse dile..\nOğul küstü baba ile\nSeksen Eylül evvelinde…\n\nHalk bıkmıştı vuruşmaktan\nHasım olup kırışmaktan\nUmut yoktu barışmaktan\nSeksen Eylül evvelinde…\n\nİnanmıştık bir davaya\nDert getiren bir devaya\nGitti gençlik bir hevâya\nSeksen Eylül evvelinde…\n\nÂyet bize biz âyete\nYabancıydık hidayete\nKur’ân kaldı mukallite\nSeksen Eylül evvelinde…\n\nBölündük hep takım takım\nYere batsın böyle akım\nBilemedik düşman, dost kim…\nSeksen Eylül evvelinde…\n\nBütün bunlar yetmez gibi\nBir de çıktı bir ecnebi\nErmeniydi aslı dibi\nSeksen Eylül evvelinde…\n\nVurmuş idi diplomatı\nİster idi şahı matı\nİnsaf bilmez cidden katı\nSeksen Eylül evvelinde…\n\n-Ve Seksenler-\n\nBir sabah bir uyandık ki:\nSütlimandı her yer sanki…\nYanki dedi: “Olun kanki! ”\nSeksen Eylül ortasında...\n\nNice mazlum canı vurdu..\nDur dedikçe o kudurdu…\nTerör denen belâ durdu…\nSeksen Eylül ortasında...\n\nTüm plânlar kaldı akim\nBaşlamıştı ağır çekim\nSevindik de biz netekim…\nSeksen Eylül ortasında...\n\nDört yıldızlı beş general\nÇözmüş idi derdi derhal\nKurtulmuştuk biz de herhal\nSeksen Eylül ortasında...\n\n-Seksenlerin Ertesinde-\n\nDevrilesi boyu bosu\nCilâladı her anonsu\nBaşlamıştı yargı sosu\nSeksen Eylül ertesinde...\n\nŞakî buldu sanki dağdan\nBir soldansa bir de sağdan\nKirlenmişti urgan yağdan\nSeksen Eylül ertesinde...\n\nTuhaftan da tuhafmışız\nKarat bilmez sarrafmışız \nAnlaşıldı ne safmışız\nSeksen Eylül ertesinde...\n\nBir siyâsî geldi öne\nKonuştu hep döne döne\nDüzen verdi tam dört yöne\nSeksen Eylül ertesinde...\n\nSağ-sol bitti sevinmiştik\nBirazıcık devinmiştik\nKendimizle övünmüştük\nSeksen Eylül ertesinde...\n\nAnlaşıldı maksat başka\nTürklük kanı geldi aşka\nSezilmese idi keşke\nSeksen Eylül ertesinde...\n\nAsalaydı eli kanlı\nÇıktı birkaç delikanlı\nNokta koydu anlı şanlı\nSeksen Eylül ertesinde...\n\nBaşladı bir başka plân\nApo denen bir Öcalan\nÖne çıktı yalan dolan\nSeksen Eylül ertesinde...\n\nDağı vurdu taşı vurdu\nKan gölüne soktu yurdu\nAsker düşman söz buyurdu\nSeksen Eylül ertesinde...\n\nSaldırdı hep Kürt adına\nFelâketti yurt adına\nHayat bitti mert adına\nSeksen Eylül ertesinde...\n\nHinoğlu hin hepsi bunlar\nTürk düşmanı hep piyonlar\nSahte aslı ispiyonlar\nSeksen Eylül ertesinde...\n\nBöyle böyle geçti yıllar\nSarpa sardı dümdüz yollar\nDüşmanlar hep Türk’ü kollar\nSeksen Eylül ertesinde...\n\n-Doksanlar-\nDoksanlarda başka doku\nÇevremizde bin bir koku\nIrak’taki Saddam şoku\nKapı açtı doksanlara.\n\nÇevremiz hep ateş topu\nOrtadoğu yuttu hapı\nHer belâya açık kapı\nFitne saçtı doksanlara.\n\nAfgan başka bir mesele\nBosna-Hersek gelmez dile\nGöz yaşları döndü sele\nHuzur baçtı doksanlara…\n\nKoalisyon yönetimi\nDevir aldı bir yetimi\nBen de verdim diyetimi\nDiyet taçtı doksanlara…\n\nBaş örtüsü bir bahane \nOkullarsa çilehane…\nBozguncular hep şahane\nKılık biçti doksanlara…\n\n-Milenyumda Memleketim-\n\nYurtta kaos sanki kuma\nMemleketim döndü muma\nDoksanlardan milenyuma\nGarip geçti memleketim…\n\nSiyasette bir çekişme\nHiç huzur yok; hep çatışma…\nBir aralık bir yatışma,\nGörüp geçti memleketim.\n\nBir açılım teranesi\nHuzur idi bahanesi\nBinlerce şehit annesi\nKırıp geçti memleketim.\n\nHudutlarım oldu kevgir\nİstersen çık istersen gir\nTepki koyan bir tek beygir\nKarıp geçti memleketim.\n\nSever imiş deve diken\nMakbul imiş piyaz çeken\nKöke kibrit suyu eken\nSarıp geçti memleketim.\n\n-muhacir bozkurt-\nMustafa KÜTÜKCÜ\n13.09.2014 – DENİZLİ.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırımda o sevgililer",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nMazide aşkları yarıda kalan \nHala hatırımda o sevgililer \nBirbirinde sevda hisler yer alan \nHala hatırımda o sevgililer \n\nHenüz birbirine doymadan kopan \nBiri diğerini baş tacı yapan \nHer biri aşkına delice tapan \nHala hatırımda o sevgililer \n\nAşk çarkı leylayla mecnun aşk çarkı \nAşk barkı şirinle ferhat aşk barkı \nAslıyla keremden olmayan farkı \nHala hatırımda o sevgililer \n\nMektuplar resimler düş seli ile \nMazi anı hayal aşk yeli ile \nHasret duygu fallar köz eli ile \nHala hatırımda o sevgililer \nSedat hünka\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırın kalmasın",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nYanından geçip giderken,\nDönüpte bakmadığımız,\nYol üstündeki kara çalı,\nEvde salonumda yatan,\nDedemden kalan  emektar,\nAntika halı,\nKapımın üstünde yıllardır rüzgarda sallanan,\nRahmetlinin eski nalı\nSizinde hatırınız kalmasın unutmadım sizi işte...\nFarkındayım...\nSabahın ayazında, sokağın köşesinde duran simitçi\nVe senin her sabah çıtır, çıtır simitlerinle,\nİşyerinde yaptığım kahvaltı,\nEn büyük pay senin o mutlulukta...\nSen farkında değilsin ama ben farkındayım\nNasıl bir mutluluğa sebepsin sen bilmezsin\nUnutmuyorum seni de, hatırın kalmasın\nKasabın önündeki kedi,\nSeni de unutmadım fakındayım, hatırın kalmasın...\nBelki üzgün,umutsuz,mutsuz günümde,\nUnutup günaydını,surat astığım komşu,\nİyi bayramlar diliyorum, sizi hiç unuturmuyum? \nHer yılbaşı şölenle,duvarıma astığım takvim,\nHer ne kadar yıllarımı eritsen de,unutturmazsın kendini...\nVe bizi unuttun diyorsa her kim? \nFarkındayım hayırlı bayramlar diliyorum\nHakkınızı helal edin hatırınız kalmasın..\n\n9-Aralık-2008-Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırımdasın daima",
        "poet": "Derya Avşar",
        "poem": "\n\nGüller dalından kopabilir\nHayat son bulabilir\nYaşamın tatı kaçabilir\nHayat başka yerlere sürükleyebilir\nHer şey yeniden başlayabilir\nDeğişmeyen ve gelmeyen \nTek şey sen oldun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırın Vanası Gevşek",
        "poet": "Hayri Sarı",
        "poem": "\n\ngüneş doğudan,oğlak keçiden doğar\n                                   insan talandan,güneş batıdan batar\n                                   katırın anası eşek\n                                   hatırın vanası gevşek\n                                   köpek havlar,kedi miyavlar\n                                   dünya döner kendi ekseninde\n                                   insan döner mi ki sekseninde\n                                   ben senin ekseninde dönerim         \n                                   paradan ne haber mi\n                                   paranın ne önemi var        \n                                   birbirimizi yiyoruz\n                                   gönlün zengin olsun\n                                    bizimkiler sizinkileri yiyince barış olacak\n                                    robot sevgilim olacak yakında\n                                    nazsız,ağlamasız bir hayat doğacak\n                                    robotumun önünde diz çökerken\n                                    gök gürlemesiyle uyanacağım\n                                    yapay yellerde serinleyip\n                                    ıslanacağım yapay yağmurlarda\n                                     o zaten sıkıntı yaratmada birinci\n                                     bulguru bırakıp ayıklıyor pirinci\n                                     kelebek olmak istermiş olmuş kirpi yavrusu\n                                     öğütleri diken diken\n                                     markaya aldanmayın yalancı dünyaya kanmayın\n                                     gecekonduda oruç bozup\n                                     yedi yıldızlı saraylara saklanmayın\n                                      kariyer basamaklarında tilki\n                                      en çok sesi çıkan birinci\n                                      her evin önünde tas\n                                      aç yok açık yok\n                                      ölümde bile yok yas\n                                      ceplerimizle bağlandık birbirimize\n                                      beyinler yürekler izinde\n                                      uyuklayabilirsin şeyhin dizinde\n                                      yalan dünyada oyalan\n                                      lâle canlandı yeniden\n                                      fabrika yıkıp park yapıyoruz\n                                      özelleştikçe güzelleşiyoruz\n                                      güzelleştikçe özelleşiyoruz\n                                      döviz var araba var vapur var\n                                       her şey var\n                                       bir şey yok\n                                       yokun karnı tok\n                                       ilkesiz yaşayacaksın\n                                       ilke başa belâ\n                                       kedi havlarken,köpek miyavlarken\n                                       karışıverir kilimin motifleri\n                                       gönlümü kemiren  gerçek:\n                                       hatırın vanası gevşek                           (05.07.2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırınız kalmasın",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nYanından geçip giderken,\nDönüpte bakmadığımız,\nYol üstündeki kara çalı,\n\nEvde salonumda yatan,\nDedemden kalan  emektar,\nAntika halı,\n\nKapımın üstünde yıllardır rüzgarda sallanan,\nRahmetlinin eski nalı,\nSizinde hatırınız kalmasın unutmadım sizi işte,\nFarkındayım...\n\nSabahın ayazında, sokağın köşesinde duran simitçi,\nVe senin her sabah çıtır, çıtır simitlerinle,\nİşyerinde yaptığım kahvaltı,\nEn büyük pay senin, o mutlulukta...\nSen farkında değilsin, ama ben farkındayım\nNasıl bir mutluluğa sebepsin, sen bilemezsin...\nUnutmuyorum seni de, hatırın kalmasın.\n\nKasabın önündeki kedi,\nSeni de unutmadım fakındayım, hatırın kalmasın...\nBelki üzgün,umutsuz,mutsuz günümde,\nUnutup günaydını,surat astığım komşu,\nİyi bayramlar diliyorum, sizi hiç unuturmuyum? \nHer yılbaşı şölenle,duvarıma astığım takvim,\nHer ne kadar yıllarımı eritsen de,unutturmazsın kendini...\n\nVe bizi, unuttun diyorsa her kim? \nFarkındayım hayırlı bayramlar diliyorum\nHakkınızı helal edin, hatırınız kalmasın...\n\n9-Aralık-2008-Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırla..",
        "poet": "Turan Ergun",
        "poem": "\n\nGün gelir geriye dönmek istersen\nGözümden döktüğün yaşı hatırla\nŞimdiki konduğun daldan düşersen\nSırtından vurduğun kuşu hatırla..\n\nÇektiğim acıyı anlatmıyor dil\nKalbimde kırıklar gözümde mendil\nSen sıcak kumlarda yaparken tatil\nGönlüme döktüğün kışı hatırla..\n\nNiyetim sevmekti bir ömür boyu \nTamamen değişti kalbimin huyu\nBaşımdan devirdin buz gibi suyu \nYaptırdığın soğuk duşu hatırla..\n\nYüzünde düşmeyen gülüşler vardı, \nKalbimi titreten öpüşler vardı, \nYarını bekleyen ne düşler vardı, \nMaziye yıktığın düşü hatırla..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırla",
        "poet": "Reşat Bulut",
        "poem": "\n\nSen ve ben, aynı kedere boyun eğen,\nyelkovan kuşları gibiydik.\nKırılmış dakikalar ardında yitirdik benliğimizi.\nAh! kimseler duymadı sessizliğimizi...\nGayrimeşru bir yalnızlık sardı yaralarımızı, kader, \nkara bir duvak gibi alnımda yokluğunun mührü kader, \no ve ben, aynı kederle eriyen, idama mahkumlar gibiydik.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırla",
        "poet": "Onur Abdik",
        "poem": "\n\nHatırla.......\n\nUnutmak yaklaşmak demekti,\nHer adımda bir veda,\nYıka yıka masal duvarlarını,\nNefesten hızlıysa ne ala,\nYoksa bir karanlığa giden o son veda..\n\nYıldızların arasından giden yol\nKalbine ulaşabilseydi evvela\nNe hoşçakallarda hüzün kalırdı\nNe de aşklardaki muamma..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırla",
        "poet": "Alperen Şimşek",
        "poem": "\n\nHatırla bir kuş koydum giderken avucuna\nDileğim kar yağdırma kanadının ucuna\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırla....",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nHatırla o geçiş noktasında\nO mavi çizgi şeklindeki\nBir görünüp bir kaybolan noktada\nBeyaz bir gelinlik giymiş\nBir ucunda beni bekleyen\nÇok merak ettiğim\nBir yaz rüzgarı kadar saf ve masum\nVe sonradan gelen \nGeleceğim ile\nDiğer ucunda yuvarlanarak geldiğim\nSiyah..\nSimsiyah mazim\nBizi birlikte hatırla\nArzu öldü\nElem memnun\nSevgi uçuk ve kaçık\nAşk ne bir anlık ne de sonsuz\nHepsini..hepsini benimle birlikte hatırla\nŞekilsiz bir şekle büründü\nAnlatılmaz bencillik hatırla\nYüksüğünü kaybettim teyzemin\nYamaları dikerken cumbada\nŞahmeranın hikayesini hatırla\nArzuladığım\nCennet cehennem arası bir şey\nYani dünya yani yaşam\nHatırla\nElemim\nSeni bulmakla kaybetmek arası bir şey\nYani evlilik \nYani doğumlar \nHatırla\nSevgim\nSeni kıskanmakla unutmak arası bir şey\nYani birleşmek\nYani sarılmak\nHatırla\nÇılgınlık tarifime sığarsa eğer\nBu şirimi oku ve hatırla\nÖzlemek fiilini\nVe evlilik cümlesini\nAynı şarkını güftesinde kullanmayacaktık hatırla\nHatırla\nBir sabahtı her şeyin olup bittiği gün\nİyi hatırla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırla",
        "poet": "Mehmet Konak",
        "poem": "\n\nHatırla bir gönül bahçemiz vardı\nDört mevsimi mor güller açardı\nÇünkü sen mor gülleri çok severdin\nBensem gamzeli gülüşünü\nEvrenin özeti gibi yaratılmış o muhteşem oluşunu severdim\n\nSensiz kalınca son baharı görmüş\nYapraklar misali rengim solardı\nArdından esen ayrılık rüzgarlarına kapılıp meçhullere dalardım\nŞimdiise meçhullerdir diyarim sensizlik olmuş yarim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırla",
        "poet": "Emsal Toprak",
        "poem": "\n\nHatırla, evinden gelin olupta\nAğlayarak çıktığın günü hatırla\nEn aziz eşyayı o gün bulupta\nBağlayarak taktığın günü hatırla\n\nO ağlama, mutluluk gözyaşlarındı\nYuvamızın temelinde ilk taşlarındı\nBir  cennet bahçesine bakışlarındı\nAnneliğe adım attığın günü hatırla\n\nSeninle gülistan oldu evimiz\nGerçeğe dönüştü hayallerimiz\nEbediyen birleşti ellerimiz\nO duyguyu tattığın günü hatırla\n\nMelekler kıskanırdı tebessümünü\nDualarındı aydınlatan gece önümü\nEn tatlı meyveyi aldığımız günümü\nSesimize ses kattığın günü hatırla\n\nŞefkat anlamını sende bulurdu\nSevginin zirvesi sende olurdu\nZerafet peşinde yaya kalırdı\nGül gibi bittiğin günü hatırla\n\nHatırla ki, mirasın evlatlarına\nVasiyetin olsun senden yarına\nBahcendeki bülbülün ah_u zarına\nGözyaşını ektiğin günü hatırla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırla Beni",
        "poet": "Yakup Başar",
        "poem": "\n\nBen Bir Hatıra Bıraktım\nHısım Akrabadan Hep Uzaktım\nGece Gündüz Hep Yalnızdım\nO Günleri Hatırlayınca Unutma Beni\n\nAynı Atanın Aynı Evladı\nKaderiyle Hep Yalnız Kaldı\nHasta iken Bile Sorulmadı\nHasta Olunca Hatırlan Beni\n\nKardeş Kardeşe Küser mi\nYeğen Yengeyi Döver mi\nBir Zalim Uğruna\nKardeş Kardeşi Ezermi\n\nŞu Fani Dünya Kime Kaldı\nZalimlerin Hep Ahını Aldı\nŞimdi İse Hısım Akraba Oldu\nYatağa Düşünce Hatırla Beni\n\nEl Oğlundan Dost Olmaz\nElin Ahı Kimsede Kalmaz\nZalimler Kimsenin Dostu Olmaz\nGerçek Dost Olmayınca\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HAtırlA",
        "poet": "Fatime Altuntaş",
        "poem": "\n\nBirkaç gecedir çalgılar sustu\nNeden bilmem…\nO güzel müzik gelmiyor kulaklarıma\nNe güzeldi o eski şarkılar\nYalnız sahiller de kıyıya vururken deniz.\nO güzel müziklerle sarhoş oluyordu insan.\nKim bilir ağlayan gönüllerin sessiz haykırışıydı \nDaha ne yazıp ne söyleyim\nArtık o güzel sesler gelmiyor ki! \nÇağırmıyor beni hiç biri\nÇağırmıyor nedense…\nOnlar da unuttu senin gibi\nUnuturlar ya! Nasıl unutmasınlar\nŞu dünya da kim var unutulmamış\nHatırlanan var mı eskilerden\nOnlar da müzik gibi hoş seda olmuşlar…\nUçmuşlar! \nUçmuşlar ki nağmeleri kalmış geriye,\nSadece evet sadece \nSeven gönüllere\n\n1971\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırla Sevgili",
        "poet": "Zerdal Aydın",
        "poem": "\n\nHatırla sevgili gök gürültülü sağanak yağışlı yağmurlarda ıslanırdık hep seninle tutunarak sımsıkı birbirimize ve hayaller kurarak üşürdük uzun siyah saçların yapışırdı yüzüme sığışmaya çalışırken o küçük pembe şemsiyenin altında bir an öpüyordum seni o tertemiz alnında ve yağmur dinerdi saçların toprak kokardı yüreğime sinerdi hatırla sevgili önümüze gök kuşağı inerdi her renginde ayrı severdim seni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırla sevgili üçlemesi-I",
        "poet": "Cevat Üstün",
        "poem": "\n\nyaseminle ahmet'in öyküsü\nyaşadıklarının kırkaltı yıl sonrası\nacı hüzün ayak sesleri\nve aşk ille de aşk \nkimi için vatan\nkimi için yar \nille de yar\nyaseminle ahmet'in öyküsüne iz düşüm\niki farklı dünya\nhatırla sevgili\nkarın bu şehri beyaza boyadığı bir akşam \nyol alırken yüreğim\nyaseminle ahmet'in öyküsüyle \nhatırla sevgili\nsisinde baharında \nyağmurunda ıslandığım edirne günlerini\n\n\n"
    },
    {
        "title": "' ' ' Hatırla Beni Sen Sorma Ne Zaman",
        "poet": "Metanet Yazıcı",
        "poem": "\n\nFecr sökülüp güneş doğduğu zaman, \nOvalara bahar yağdığı zaman, \nToprak, yeşil urba giydiği zaman, \nHatırla beni sen; sorma NE ZAMAN? \n\nKanarya yuvaya yattığı zaman, \nArılar çiçeğe gittiği zaman, \nBülbüller gülüne öttüğü zaman, \nHatırla beni sen; sorma NE ZAMAN? \n\nAbdal âşık meşke geldiği zaman, \nSazını eline aldığı zaman, \nSırrını tellere saldığı zaman, \nHatırla beni sen; sorma NE ZAMAN? \n\nGüneş; son demine erdiği zaman, \nAkşam; karanlığa durduğu zaman, \nYalnızlık içini sardığı zaman \nHatırla beni sen; sorma NE ZAMAN? \n\nGeceleri cama çıkığın zaman, \nYıldızlara dalıp aktığın zaman, \nGöz-nurundan bir mum yaktığın zaman, \nHatırla beni sen; sorma NE ZAMAN? \n\nHazan rüzgarları teptiği zaman, \nYapraklar dalından koptuğu zaman, \nIstırap; alnından öptüğü zaman, \nHatırla beni sen; sorma NE ZAMAN? \n\nZemheri-Kara-kış geldiği zaman, \nKuşlar korunaksız kaldığı zaman, \nGözlerden umudu sildiği zaman, \nHatırla beni sen; sorma NE ZAMAN? \n\nSerçe; pencerene çöktüğü zaman, \nSon umutla sana baktığı zaman, \nKalbin merhamete aktığı zaman \nHatırla beni sen; sorma NE ZAMAN? \n\nYüreğin acıyla dolduğu zaman, \nKulağına bir ses geldiği zaman, \nSana benden haber saldığı zaman; \nHatırla beni sen; sorma NE ZAMAN? \n\n*** \nSorma sakın sorma, sorma NE ZAMAN? \n\nYâr; emrihak vâki olduğu zaman! \nNâr-i Azâb sükûn bulduğu zaman \nRabb; uçmayı nasip kıldığı zaman \n... \nAçık tut kapını, BEKLE O ZAMAN... \n.......... \nMetanet Yazıcı\n*****************\n\nDost Kalemlerden:\nKaderim bahtıma güldüğü zaman \nGeceyi şafağın böldüğü zaman\nHaramın helale döndüğü zaman \nHatırla beni sen, sorma ne ZAMAN... (Mustafa Bay) ZEYBEK HOCA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırla sevgili üçlemesi- III (Harun Karadeniz)",
        "poet": "Cevat Üstün",
        "poem": "\n\nkaradeniz'in hırçın çocuğu \nharun'un yüreğine düşen bir tutam ışıktı \nsevdanın en duruşuyla sevdi Harun\nkaradeniz gibi hırçın karadeniz gibi mert\nışık düşmüştü yüreğine sessiz bir volkan kaynıyordu \nsevdalı yurdunun toprakları kanla sulanıyordu\nbatan günden doğan güne\nsevdasını yüreğinin parmaklıklarına hapsetti\nışık için için yanan bir güldü Harun'da açan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırla sevgili üçlemesi-II (Üçlerin Anısına)",
        "poet": "Cevat Üstün",
        "poem": "\n\no baharda sevginin en güzelini \nvatan sevdası için haykırmıştık\ngökyüzüne savrulurken yumruklarımız\nbağımsız Türkiye haykırışları rüzgara karışırdı\no baharda gençlik ateşimizle yanıyordu\nülkenin dört bir yanı kırmızı karanfil beyaz zambak\nvatan toprağı üzerine serilmişti al kanalrımız \nhatırla sevgili \no baharda kalbimiz ikiye bölünmüştü\nbir yanda vatan diğer yanda al yanaklı yarimiz\ndevrim aşkını yeğlemiştik güzel günler hayaliyle \nyarimzin sevdasını gömmüştük yüreğimize\nhatırla sevgili \nsevgilim diyemedik ellerimizi \ngökyüzünün maviliğine sımsıkı savururken \nmeydanlarda bağırırken tam bağımsız Türkiye\nyarimize diyemedik  seni seviyorum \nel ele kol kola halay çekerken\nhatırla sevgili \ngençlik heyecanımızı yaşayamadan \nTürk halkına armağandı \ndarağacında bedenlerimiz mayıslarda\nhatırla sevgili\nacıların sevinçlere sevinçlerin hüzünlere karıştığı yıllardan\nbir adımız kaldı birde yarım kalmış sevdalarımızla \ntam bağımsız Türkiye özlemimiz \nbeyazıt meydanında yankılanan sesimizle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırladım",
        "poet": "Nazlı Nalçacı",
        "poem": "\n\nBu gece bir yılın daha son gecesi.Ellerimle  maziyi  şöyle  bir  yokladım...ahaa bir şey tuttum! Toz bağlamış üstü...temizledim parmaklarımla,parladı,canlandı...\nKar yağıyor, bahçe bembeyaz..Karataşla, Kurtdeliği'de...heyt be ne güzel...Koştum ve kendimi bahçeye, karların üstüne attım.En çok sevdiğimdi, karın üstüne yatıp,kollarımı ve bacaklarımı  açmak..biraz  şarkı  söyledim..sonra sustum, kar yüzüme yüzüme  yağıyor, az birazda  çiziyor..Anneciğimin  sesini  duyuyorum...\n -Nazire kızımmm, hahh ordamısın? \n -Buradayım annemmm..\n -İyi tamam,sesin kesildi de! \nSonradan  öğrendim annemden, o zamanlar benim  sessiz  kalmam pek  hayra alamet  değilmiş, her sessizlik  bir  vukuatmış...mutlaka  altından  bir  şey  çıkarmış...\nDeredeki buzu  kırmak  isterken,buzla suyun  arasında çoook  kalmışım...\nYada  ağacın  tepesinde elbisemin  eteği  dalda, yüzüm  yere dönük..ha düştüm,ha düşeceğim..\nAnladığım  kadarı ile pek  ele  avuca  sığan  biri  değilmişim...\nAnnemin  o güzel  sesini  duyuyorum yeniden.\n -Hadi  Nazlım, gel  artık..\nKoşuyorum, annem üstümden  karları  temizliyor, saçımı, başımı düzeltiyor, alıyor içeriye, ohh diyerek bitane de öpücük konduruyor yanağıma...\n -Oooo buz  gibi  olmuş  yanakları,yıka  elini yüzünü geç  sobanın  yanına.\n -Iııhhh anneee  ellerim  temiz, baaakkk..\n -Hadi  benim  cici  kızım...\nGaz aldım mı  olay  tamam. Annem  neler  yapmamış,ooooo , burma  baklava, helva, dolma, köfte,bişi(yağda kızartılan tava büyüklüğünde, hamur işi) , kaygana, lemis, kavurma  çıkarmış, pestil, köme , ceviz...\nAblam  odada  oturmuş, radyo  dinliyor,koşup öpüyorum  yanaklarından, dur  diyor  durmuyorum...\n -Anneee yaaa, anneeee...\n -Nursal  kızım  ne  var? \nAblamın  sesi  kesiliyor, annem odaya  koşuyor...ablam  yerde, üstünde  minderler..ben  minderlerin üstünde...\n -Neden ablanı  üzüyorsun kızımm? \n -Iııhhh ablam  benle  oynamıyor..\nElimden tutup, mutfağa götürüp oturtuyor elime de  pestil  veriyor....ablam kurtuluyor  benden..\nHava  kararmak  üzere..babacığımın  sesi  duyuluyor, kapı  açılıyor, annem  avluda  babamı  karşılayıp elinden fileleri  alıyor, içleri  çok  dolu..\nKoşup  sarılıyorum  bacaklarına,alıyor  kucağına,kokluyor, öpüyor..\n -Benim annemmm..nasılda  güzelmiş nanakları...\nBabacığım daha  kırk  günlükken  ölen, yüzünü  bile  hatırlamadığı annesinin adını  koymuş  bana..\nBu  benim  demiş babasına, üvey annesine,kardeşlerine, utana  sıkıla..öbürlerini  siz  koydunuz.Yüksel,Köksal,Nursal, bir  benim  adım  onlara  uymaz dı Nazire...\nFileleri boşaltıyor  annem , mandalina  veriyor  elime, filelerde  neler  yok, portakal, nar,kestane,şeker,fıstık,leblebi  boşalt  babam  boşalt..\nBu seneki  yılbaşı  gecesi  Cihan'gilde.\n -Tamam mı Münire  diyor  babam..\n -Tamam tamam,Ömer Çavuş...\n -Hadi çocukları  hazırla.\nAbilerim hazır, ablam da  hazırlanıyor, geriye  bir  ben  kalıyorum.,giydiriyor cicilerimi annem ve  tembih  ediyor. -Yaramazlık yok Nazlım, tamam mı..kafamı  sallıyorum...\n -Cihan'la oynayabilirmiyimmmm..\nCihan benim  en çok  sevdiğim  arkadaşım,ağabeyleri de  abilerimin, komşu  kızı  Gülten'de ablamın..\n -Tabi yavrum.\nEller dopdolu çıkılıyor evden.Kardan gırç gırç sesler çıkıyor...Yol Kürt Rıza ' ların evine  doğru..Safinaz  teyze  karşılıyor  bizi,hoş,beş..\nMasalar kuruluyor, sobanın üstünde  kestaneler, teyp  çalıyor  gençler..tombala  torbası  masada, biletler  konuyor  bir  kenara üstleri işaretli, karışmasın diye.,\nYere sofra  bezi  seriliyor, üstüne sini babam  kollarını  sıvamış, un  dökülüyor.Cihan'la  bana oturun sessizce  bakın  diyorlar..bakıyoruz..\nBabacığım  bir şeyler  yapıyor, o büyüyor büyüyor..kocaman halkalı şeker gibi oluyor..ben soruyorum durmadan \n -Bu ne,bu ne..\n -Babam  tel helvası  annem  diyor, sen cici kız  ol.\n -Ama  ben  zaten  cici kızım.\n -Tabi tabi diyor ordakiler koro  gibi! \nCihan mızıklıyor, beni ittiriyor\n -Ben  neyim  Ömer  amca? \n -Sen de delikanlısın..Bu  söz Cihan'ı bir havaya sokuyor ki Allahhh.. Cihan  o kadar saldırmalarıma benimle  muhatap  bile olmuyor.\nAbimler tombala ve pişti  oynuyorlar, onlara sarıyorum.Arada bir kaçıp dışarda sigara tellendiriyorlar.Ben peşlerinde, tembihliyorlar.\n -Babamgile  söylemek yok,tamam mı.Seni yarın kaydıracağız...\nEllerimi ağzıma  götürüyorum, sıkı sıkı tutup içeri giriyorum.\nAnnem\n -Ellerini çek ağzından  yavrum,rahat  nefes  alamıyorsun..\nBaşımı iki yana sallayıp, gözlerimle olmazz işareti yapıyorum.Abimgil bana aferin diyor.Bir zaman  sonra unutup açıyorum, ne zaman baba  diyecek olsam Gürbüz abiden bir öksürük ve bana kayak işareti...\n -Tamam yaaa söylemeyeceğim! \nYumurtlamayayım diye, anneciğim  dikkatimi başka yöne çekiyor...Ablamgilden  tık  yok, öğle sessizler ki, canım  benim..\nTürküler,şarkılar söyleniyor,anılar anlatılıyor, oyunlar oynanıyor....\nNolur  gene  toplanın, ben bu  sefer ablamgil  gibi olacağım, söz..Aynı  şeyleri bir  daha  yapın..........\nNe  mutlu  idik annem,babam Yüksel,Köksal ağabeylerim, Nursal  ablam  ve  ben..........\nÖnce  babam  bir  yere  gitti  ve  hiç  gelmedi......Dört yıl  öncede  annem babamın yanına, sekiz  ay  sonrada Yüksel ağabeyim  gitti yanlarına............\nYılbaşı geceleride  özelliğini  kaybetti.........\nBiz  üç  kişi  kaldık.Ağabeyim,ablam ve  ben...............\nAblaaaaaaaaaaaa bana babamın tel  helvasından ver nolurrrr ablaaaaaaaaaaaaa.................................\n\n                                                             31/ Aralık /2010\n                                                                      Karapınar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırladım Verdiğin Sözü",
        "poet": "Turgut Çakır",
        "poem": "\n\nAradım seni yıllardır aradım\nEy güzeller güzeli buldum seni\nNurunla aydınlattın inan beni\nYüreğimdeki kirlerden arındım\n\nSezgilerimle bir güneş doğuyor\nIşıkları yüreğime akıyor\n\nCan gözümle bakınca gördüm seni\nCennet pınarından su içiyordun\nGönül gözlerimle  görünce seni\nKutsal güneşle beni yakıyordun\n\nSezgilerimle bir güneş doğuyor\nIşıkları yüreğime akıyor\n\nSevdalandım sana dünya  güzeli\nCennet pınarından ben su içerken\nYıldızlar inince gökten dost eli\nTuttu elimden güzeller güzeli\n\nSezgilerimle bir güneş doğuyor\nIşıkları yüreğime akıyor\n\nGözlerinle dünyam aydınlanınca\nCan gözümle görünce gül yüzünü\nGüzelliğin ışık olup akınca\nHatırladım verdiğin o sözünü \n\nSezgilerimle bir güneş doğuyor\nIşıkları yüreğime akıyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırla ve Gülümse",
        "poet": "İlknur Köknar",
        "poem": "\n\nİnişli çıkışlı bir merdiven hayat\nÇıktıysa neşe içinde\nİniyorsan hüzzam bir besteyle\nGökkuşağını hatırla ve gülümse! \n\n02/09/2013-01:16\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlama-2",
        "poet": "Hatem Kardeşler",
        "poem": "\n\nYine bir aşk şarkısını söylüyorum ıslığımda,\nYine ilk aşkın heyecanını yaşıyorum…\n\nGözümün önüne geliyor otobüs durağı,\nVe seni görünce koşuyorum…\n\nSenden ayrıldıktan sonra eve geliyor,\nHis denen mefhumla savaşıyorum…\n\nVe gün dönümümnde yatağa giriyor,\nGünün ağırlığını üzerimde taşıyorum…\n\nNeden sonra bir rüya ve,m ama,\nMutluluk bahçelerinde dolaşıyorum…\n\nUyanınca rüya ile birlikte,\nKendime de şaşıyorum…\n\nSonra da kalemi elime alıp,\nŞiir yazmak için uğraşıyorum…\n\n(Hasret İçimde Bir Dağ)  Kitabından\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırla ve unutma",
        "poet": "Emsal Toprak",
        "poem": "\n\nHatırla\n\nHatırla, evinden gelin olupta \nAğlayarak çıktığın günü hatırla \nEn aziz eşyayı o gün bulupta \nBağlayarak taktığın günü hatırla \n\nO ağlama, mutluluk gözyaşlarındı \nYuvamızın temelinde ilk taşlarındı \nBir cennet bahçesine bakışlarındı \nAnneliğe adım attığın günü hatırla \n\nSeninle gülistan oldu evimiz \nGerçeğe dönüştü hayallerimiz \nEbediyen birleşti ellerimiz \nO duyguyu tattığın günü hatırla \n\nMelekler kıskanırdı tebessümünü \nDualarındı aydınlatan gece önümü \nEn tatlı meyveyi aldığımız günümü \nSesimize ses kattığın günü hatırla \n\nŞefkat anlamını sende bulurdu \nSevginin zirvesi sende olurdu \nZerafet peşinde yaya kalırdı \nGül gibi bittiğin günü hatırla \n\nHatırla ki, mirasın evlatlarına \nVasiyetin olsun senden yarına \nBahcendeki bülbülün ah_u zarına \nGözyaşını ektiğin günü hatırla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HatırLama",
        "poet": "Uğur Kaan Coşkun",
        "poem": "\n\nNe zaman elime bir kalem alsam, Sana seslenmek geliyor içimden. Güzelliğini hatırlıyorum bir yaz günü Yine gemiler geçiyor uzaklardan Biz yosun kokulu rıhtımlarda el ele Şehirlerden İstanbul aylardan temmuz. Ne zaman elime bir kalem alsam, Geçmişi seninle yeniden yaşıyoruz... Ne zaman elime bir kitap alsam, Hep seni okuyorum inanır mısın? İstiyorum seni anlatmalı bütün romanlar Sevilen hep sen olmalısın......................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlamadım",
        "poet": "Hızır Ayder",
        "poem": "\n\nSen benim övünçlerimi ve seviçlerimi aldın benden gizlice\nDünü bugünü ve yarınlarımı aldın sessizce\nVe ben hep kaybettiklerime yandım \n\nSen benim güneşlerimi ve yıldızlarımı çaldın\nSen benim atmosferimdeki en zerre zerrecikleri parçaladın\nBense seni seyrettim sadece\n\nKara bulutlarım oldun kendi kendine\nÜşüyen duygularımdan buz dağları yarattın\nBir zifiri karanlıkta bana kaybolmuş aşkı arattın\nBen seni bir melek sanarken\nSen beni şeytanın ahbabı yaptın\n\nAşk yağmurlarında ıslanmama izin vermedin\nKelepçeledin kalbimi ve sevgimi\nBir derman aramak bile kabalık oldu kendime\nHep acılarımla gurur duydum seninle\n\nSen her zaman haklıydın\nVe her zaman bana bir şeyler anlattın\nAma ben sana hiç bir şey anlatmadım\nBen sana birşeyler anlatacak kadar bile işine karışmadım\n\nVe birgün; \nGurur duyacak  kadar kutsal olmadığını farkettim acıların\nSonrada birdaha görüşmedik birbirimizle\nSen ayrıldık demişsin arkamdan herkese\nAma ben yaşanan bir birliktelik hatırlamadım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlamadım",
        "poet": "İbrahim Uğur Toprak",
        "poem": "\n\n'Hatırlamadın mı? '\nDiyorsun beni.\nO alev sarısı saçlarımı,\nYağmurlar ardı\nYaprak yeşili dediğin gözlerimi.\n\nYoo! Hatırlamadım sevdiğim\nHatırlamadım.\nUnutma ki,\nHatırlamak için\nÖnce unutmak gerek.\nOysa, ben seni \nHiç unutmadım.\nUnutamadım ki! \n\n17.02.04/Salı\n20:48/İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlar mısın?",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nHatırlar mısın bilmem, aşkına kulken hani? \nTanrı’ya yalvararak,  isterdim her gün seni.\nCennet aklımda yoktu, ellerim semadayken,\nYalnız sendin dileğim, evvel ezelden yani...\n\n30 Temmuz 1989 – Pazar / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlamak istiyorum",
        "poet": "Muzaffer Yılmaz",
        "poem": "\n\nİster bir günlük olsun\nİster anı defteri\nİsterse bir albüm olsun\nHatırlatır maziyi\n\nHatırlamak istiyorum\nÇocukluk günlerimi\nOrta okul özlemimi\nLisede ki sevgimi\nVe daha nice nice\nSonsuz emellerimi\nHatırlamak istiyorum\nBir ömür geçmişimi\n\nHatırlamak istiyorum \nGözlerimdeki yaşı\nHatırlamak istiyorum\nTek tek her arkadaşı\nsevincime sevinen\nÜzüntüme üzülen\nİşte ben varım diyen\ncandan bir arkadaşı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlar mısın Bilmem?",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nOysa ben senin için ne dilekler tutmuştum,\nÇıkan fallara kanıp, gönlümü avutmuştum.\nGece gündüz her daim, seni hayal etmekten,\nHatırlar mısın bilmem; kendimi unutmuştum.\n\n27 Ocak 1991-Pazar / Bilecik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlamıyorum",
        "poet": "Ali Dokumacıoğlu",
        "poem": "\n\nbu şiirin ilk satırını hatırlamıyorum\nyine aşık mı oldum yoksa\nbelki de terk edildim,yalnızım bir otel odasında\nkışın ardından gelen ilkbahar coşkusu mu taşıyor mısralardan\nyoksa zehirli bir yılan mı satır aralarından sarkan\ndışardaki milyonlara olan sevgimi mi yazıyorum\nbelki de bir bıçak elimde,kimi öldüreceğimi kuruyorum\nya bu şiirden sonra intihar ettiysem! \nson sözlerimi hatırlamıyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlar mısın? Anne…",
        "poet": "Düşlerinden Vurulan Çocuk",
        "poem": "\n\nŞehrin gürültüsü kaplamış yine her yeri \nHerkeste bir koşuşturma\nHerkeste bir yaşam kavgası \nBekleyen işçilerin sesi kaplamış her yeri \nİki kuruş ekmek parası için yaz kış demeden gece gündüz çalışan işçilerin.\nOnları gördükçe sen geliyorsun aklıma…\nSoğuktan buz tutan o öpülesi ellerin geliyor…\nGünün ağarmasıyla birlikte başlayan o koşuşturmalarını hatırlıyorum.\nHiç bitmezdi işlerin oradan oraya yetişmeye çalışırdın hep.\nVe ben hayret edercesine izlerdim seni uzaktan sessizce.\nÇünkü sen hiç şikayet etmezdin bir kere bile.\nÖnceleri sevinirdim bu duruma çünkü senin işe gitmen demek benim her istediğimi alabilmen demekti çünkü senin işe gitmen demek yüzümün gülmesi demekti.\nÖnceleri beni sevindiren bu şeyler sonraları canımı çok yaktılar anne.\nÇünkü büyüdüm anne,büyüdüm.\nBüyüdükçe aklımdan çıkmaz oldu kar kış demeden işe gidişlerin.\nHatırlar mısın? \nBir kış tepeleme kar yağmıştı her yer bembeyaz hava buz gibiydi.\nO gün çok mutluydum kar yağmıştı çünkü,kar demek kardan adam yapmaktı kartopu savaşı oynamak,buz tutan yerlerde kaymak demekti benim için.\nPeki ya senin için neydi anne? senin için sadece çile demekti,eziyetti.\nO gün saatler geçti hava karardı sen yoktun anne.\nÇok korkmuştum gelmeyeceksin diye çocukluk işte sen beni hiç bırakmazdın oysaki…Daha sonra öğrendim yolların kapandığını ve onca yoldan o buz gibi havada yürüyerek geldiğini…\nİşte o günü hiç unutmadım anne,ne o günü ne buz tutmuş ellerini ne de soğuktan yaşlar dökülen gözlerini…\nŞimdi ne zaman kar yağsa ne zaman işe gitmek için soğuğa aldırmayan bir kadın görsem hep sen gelirsin gözlerimin önüne ve hep o gün.\nO gün ne kadar üzüldüysem şimdi bin misli acıyor canım.\nSen hiç şikayet etmezdin,hiç ağlamazdın.\nAma sonra gördüm anne senin gizli gizli ağlayışlarını gördüm.\nSen ağladıkça bende gizli gizli ağladım hep.\nSen hiç bilmedin görmedin anne.\nAma ben hep seninle ağladım.\nKendine bir şey aldığına hiç şahit olmadım ben\nHep bana alırdın anne sana alalım bu seferde dediğimde hep duymazdan gelirdin Hep ilk önce beni doyururdun anne sende ye dediğimde ben aç değilim derdin. Senin önceliğin hep bendim ama ben bunu da sonradan öğrendim.\nHatırlar mısın anne? Ben daha çok küçüktüm sen elimden tutmuştun eve doğru gidiyorduk\nBen çikolata istiyorum diye tutturmuştum sen almamıştın,alamamıştın.\nO günü de hiç unutmuyorum anne hiç…\nBen almadığın için ağlarken sen alamadığın için içten içe ağlamıştın.\nBenim ağlamam senin yüreğine düşmüş bir ateş gibi yakardı seni. \nBen anlayamazdım.\nAma şimdi anlıyorum anne geçmişi hatırladıkça daha da bağlanıyorum sana \nSeni hiç üzmedim diyemem hatalarım oldu ama yaptığım her hata daha da yakınlaştırdı beni sana.\nÇünkü sen hiç ardını dönmedin bana.\nSeni çok seviyorum anne senin gülümsemeni ışık saçan gözlerini çok seviyorum.\nBugün anneler günü sana verilecek bir hediye bulamıyorum.\nÇünkü hiçbir şey senin kadar değerli değil.\nDiyecek sözde bulamıyorum çünkü senin değerini anlatabilecek bir kelime bilmiyorum...\nAnneler günün kutlu olsun anne…\nAnneler günün kutlu olsun…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlamak",
        "poet": "Kemal Tekir",
        "poem": "\n\nİnsanın bütün yaşantıları,\nAcı tatlı anıları,hafızaya kaydedilir.\nBizi derinden etkileyen,\nSevinç,neşe,haz veren,\nAnıları hatırlamak,\nAcı ve üzüntü veren anıları,\nUnutmak isteriz çoğunlukla.\nGünümüzün yoğun yaşamında,\nKültürel ve tarihi mirasımızı,\nUnutmak kolaycılığını seçiyoruz.\nBireysel ve toplumsal kimliğimizi oluşturan,\nTarihsel gerçekleri,eylemleri,\nBunlardan çıkarılacak dersleri,\nAraştırıp,öğrenme zahmetine katlanırsak,\nGeleceğimizi şekillendiren,geçmişimiz hakkında,\nAyrıntılı bilgiler öğreneceğiz.\nEylemleriyle,buluşlarıyla,\nİnsanlık tarihine,hizmet edenlerin,\nFarklı bakış açılarını,yaşamlarını,\nAnlayıp,yorumlayarak,\nGünümüze uyarlamakla,\nGerekli dersleri çıkarırız.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlar mısın...",
        "poet": "Ozan Nuri Ceyhan",
        "poem": "\n\nGüneyde sarı sıcaklar yaktığı zaman \nGök gürleyip şimşekleri çaktığı zaman \nGözyaşların yanağına aktığı zaman \n...Hayaller kurarak beni hatırlar mısın? \n\nKaramsarlık özünde yer ettiği zaman \nSevda bakışlarını kör ettiği zaman \nYokluğum benliğini erittiği zaman \n...Düşlerinde görüp beni hatırlar mısın? \n\nSenede bir gün şarkımız çıktığı zaman \nGözler dalıp uzaklara baktığı zaman \nDeli gönül hasretinden bıktığı zaman \n..Ruhun sızlayarak beni hatırlar mısın? \n\nSeher vaktinde bülbüller öttüğü zaman \nGönül bir hayal peşinden gittiği zaman \nCanda umutlar tükenip bittiği zaman \n..Dünyaya kahredip beni hatırlar mısın? \n\nSorma mevsimlerin sayısını unuttum \nSensiz aylara yıllara çetele tuttum \nYalnız yüreğimi, hüzünlerle avuttum \n...Aklına düşer Ceyhan’ı hatırlar mısın? \n\nAdana/2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlarmısın",
        "poet": "Mehmed Şahin",
        "poem": "\n\nsuların güneşe aktığı günde mi\nazrailin canına ölüm yaklaştığı anda mı\nayrılığın sonu yokluğa düştüğü yerde mi\ngözlerinin korkudan fırlayacak gibi olduğu anda mı\nbilmem nedir hangi mekanda zamanda hatırlarsın beni\nakşam olur karanlığa kaldığımda\niçimden bir sızı kesilir kaldırımlarda\nomuzumda göklerin ayaklarımda dağların ağırlığı\nyagmur küsmese oda yağacak kuruyan toprağa\noy gelin oy yürü bensiz kızılay kaldırımlarında\nben ise senin derdinde rize sahillerinde avera...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlamaz olurmuyum Hiç...",
        "poet": "Erol Sagun",
        "poem": "\n\nSaçların bembeyaz,yüzün kırışsa,gözün görmese\nElinde birde asa olsa,belin iki büklümse. \nYıllar değil,asırlarda geçse,hatta mahşerde bile,\nO gül yüzünü,hatırlamaz olurmuyum hiç devran değişse...\n\nO güzel gözlerin,upuzun sacların,incecikti belin,\nO nadide yüzün.kadife gibiydi tenin,\nİtinayla saklıyorum,bende kalan tek resmin,\nYıllardır hayalimden hiç bir zaman silinmedin....\n\nGirme zaman tüneline,bırak hepsi mazide kalsın.\nO resme baktığımızda,hatıralar bir bir canlansın,\nNasıl olsa beraber olamadık,bari hatıralar yaşasın\nSeni deliler gibi seven bu gönül, nasıl hatırlamasın? \n\nSöz Yazarı:Erol Sagun.\nTarih.14 Agustos 2003.\nGün.Perşembe.\nSaat08.30.\n\nNot:ANTOLJİ.COM da kayıtlı Şiirlerim ve(MP3)   CD em NOTER tastiklidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlarmısın?",
        "poet": "Ayhan Koşdurma",
        "poem": "\n\nHATIRLARMISIN? OLURYA BİR GÜN\nELLERİMİZ AYRILSA\nSARMASA KOLLARIMIZ\n...GÖRMESE GÖZLERİMİZ BİRBİRİMİZİ\nENDİŞE ETME SAKIN,YÜREĞİN DARALMASIN\nAYRILMAYIZ DEMİŞTİN,HATIRLARMISIN? \nTESADÜFMÜ YILLAR SONRA\nAYRILDIĞIMIZ SAHİLDEYİZ\nSEN MAHÇUP,BEN MAHZUN\nPERİŞAN BİR HALDEYİZ\nCESARETİ YOK GÖZLERİNİN GÖZLERİME BAKMAYA\nVARMIYOR TATLI DİLİN GEÇMİŞİ ANLATMAYA\nHER ŞEYE RAĞMEN, UNUTURUM OLANLARI\nSEVİYORUM SENİ HALA DUDAKLARIN BİR KEZ DESİN\nAYRILMAYIZ DEMİŞTİN YILLAR ÖNCE \nHALA SÖZÜNDEMİSİN? HALA SÖZÜNDEMİSİN? \n\nSÖZ VE MÜZİK:AYHAN KOŞDURMA\nMAKAM:KÜRDİ\n(Söz ve müzik kanunen koruma altına alınmıştır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlar mısın Canım",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHatırlar mısın canım rıhtımdaki o koyu\n\nSıcak soğuk demeden içtiğimiz o çayı\n\nGünlerden Çarşambaydı aylardan Mayıs ayı\n\nŞimdi birer hatıra hatıradan bir yaprak\n\nSeviyorum demiştin bakarken utanarak\n\n\nHani biz dalgalara beraber taş atardık\n\nYorulunca uzanır o kumlara yatardık\n\nEksilmemesi için sevgimizi katlardık\n\nŞimdi birer hatıra hatıradan bir yaprak\n\nSeviyorum demiştin bakarken utanarak\n\n\nO günler belleğimde tekrar tekrar izlerim\n\nİzlerken buğulanır yaşlar döker gözlerim\n\nHala kulağımdadır seviyorum sözlerin\n\nŞimdi birer hatıra hatıradan bir yaprak\n\nSeviyorum demiştin bakarken utanarak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlarmısın?",
        "poet": "İsmail Baharşen",
        "poem": "\n\nyorgun bir geceydi solgun bir güz\nçekipte gitmiştin hatırlarmısın\niki yaşlı gözle bir buruk yüz\nkoyupta gitmiştin hatırlarmısın\n\nçok uğraştım vazgeçirmeye\nanladımki çabam artık boş yere\nönüne geçtim hemde kaç kere\nitipte gitmiştin hatırlarmısın\n\n''ayrılmalıyız'' oldu son kelimen\ngurur akıyordu esmer yüzünden\nbir pınar gibi yaşlar gözümden\ndöküpte gitmiştin hatırlarmısın\n\nyılların ardından çıktın karşıma\ndargın gibiydin artık bahtına\nuzaklaştın bakmadan ardına\nkaçıpta gitmiştin hatırlarmısın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlarmısın Gittiğinde",
        "poet": "Mehmet Aslan",
        "poem": "\n\nSen gurbet ellerde, okul yolunda,\nBense hayatın acımasız kolunda,\nGideceksin mezun olduğunda,\nUnutacaksın bizi, evinin yolunu tuttuğunda.\n\nÇaresi yok sevdim seni bir kere,\nUnutmayacağım adını yazdım her yere,\nYine boşuna kapıldım ümitlere,\nAnlamsız boş hayallere.\n\nAcaba hatırlarmısın beni gittiğinde,\nKalırmıyız o sıcacık yüreğinde,\nUnulmazsa buralara tekrar geldiğinde,\nHazırdır yerin, kalbimin derinliğinde.\n\nGelmezsen bile hiç buralara,\nİki satır yazarsın eski dostlara,\nCevabı esirgemeyiz yolladığın mesajlara,\nÜzülüp kahrolsak ta yaşayamadığımız aşklara.\n\nUnutmayın sakın bu isteklerimi,\nBen asla unutamam sevdiklerimi,\nUnutmazsanız bende unutmam meleklerimi,\nYazarım her bayram en güzel dileklerimi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlasana",
        "poet": "Erhan Atasoy",
        "poem": "\n\nAh sevgilim! Nerdesin şimdi\nNe büyük aşktı bizimkisi.\nBelki sabahı göremeyiz diye,\nÖperdin alnımdan her gece.\nSabahlar oluyor birtanem\nAma sen yoksun bende.\n\nHatırlasana\nBelki yarın güneş doğmaz diye,\nHelalleşirdik her gece seninle.\nSabahlar oluyor kadınım\nAma sen yoksun evimizde.\n\nHatırlasana\nHer evlilik yıldönümünde\nSadakat yemini ederdik\nBen yeminime sadık kaldım sultanım\n                                                                ya sen...\n\n24 / 07 / 2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlat Da Haziranın Sonlarında Çocukluğumu Yakalım",
        "poet": "Ah Muhsin Ünlü",
        "poem": "\n\nSen beni öpersen belki de ben Fransız olurum\nŞehre inerim bir sinema yağmura çalar\nOtomobil icad olunur, Zarifoğlu ölür\nDünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.\n\n-Senegalliler dahil değil\n\nSen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır\nÇağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi\nO vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin\nHayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin\n\n-Yoksa seni rahatsız mı ettim? \n\nSen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur\nNe ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek\nElbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim\nElbette gayet rasyoneldir attan atlamak\n\n-Freud diye bir şey yoktur.\n\nSen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim\nBelki de şair olurum seni de aldırırım yanıma\nBilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün\nYani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.\n\n-Haydi iç de çay koyayım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlatır",
        "poet": "İkram Gökhan Akcebe",
        "poem": "\n\nİnanan inanana\nÇok mesafelidir,\nMenfaat yaklaştırır.\n\nİnanana inananı\nBarış hatırlatmaz\nSavaş hatırlatır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlat",
        "poet": "Hasan Kostak",
        "poem": "\n\nNe zaman geldin\nNe zaman gittin\nNe zaman ağladım\nNe zaman unutmaya başladım\nUnuttum gelde bir hatırlat hadi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlatma",
        "poet": "Özcan İlikhan",
        "poem": "\n\nGörüşme 30 dakika gecikince Kevser Hanıma gönderdiğim hatırlatma mesajı:\n\nDinecek elbet ahım, \nVuslatım son bulsa. \nŞenlenecek garip kalbim, \nKevserim beni hatırlasa.\n\nÖzcan İLİKHAN, 4 Ekim 2011 Salı, Madison, WI, USA.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlatıyor",
        "poet": "Emrullah Köseoğlu",
        "poem": "\n\nİçimde öyle bi sessizlik var ki \nSensizliği hatırlatıyor bana...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlatma",
        "poet": "Hatice Bostan",
        "poem": "\n\nSen gülümserken\nÇocukluğum gelir\naklıma.\nElma şekerim,\nbez bebeğim.\nSen Gülümserken\nMasum ve temiz.\n\nBüyüdükçe\ndeğişti mi ne? \nGülmelerimiz.\n\nGözlerinde çocuksu\nsevinç var.\nGözlerinde,\nÇocuksu  sevinç olanlar\nBüyüse de yaşlanmazlar\n\nSen gülerken,\nMasum ve temiz.\nSevinçli gözlerin,\nÇocukluğuma \nkapı aralar.\nYavaş yavaş\nSessiz sessiz\n\nHatice Bostan\n16.09.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlayan Delikanlılar Tangosu F",
        "poet": "Küçük İskender",
        "poem": "\n\n\t\t\takşamın\nsonrası baktığıyla suçlandığı yere kurayazdı yuvasını\nyine de yazgısı ertelenmiş tembel kalp de\nbilir hatalarını hatırlayan delikanlıların girdaplarıyla\ngidip geldiği dolaplarda düşürülmüştür çocuk çığlıkları\nile konuşan bir adamın yeminidir çünkü duyduğu\nhisler ne anlatabilir ki ağzını midye kesen ü harfi\nbilakis en hüzünlü bataklıktır, mesela pişmanlık huyları\ninildiğinde içeri ve çıkıldığında fazla dışarı\no kanlı baraka: aşağıya doğruki tepeler\nin doruklarına uzanan barut tarlaları\nözlemişlerdir korkuluklarını ve konuklarını\nlacivert matem giysileri içersindeki akşamın\nsonrası\n\t\t\takşamın\nsonrası akladığıyla suçlandığı yere ağlayayazdı acısını\nyine de ümidi ertelenmiş tembel kalp de\nbilir hatalarını hazırlayan delikanlıların gizli arzularıyla\ngidip geldiği vakumlarda düşürülmüştür eşkıya çığlıkları\nve eşkıya çığlığı ki\naklar bir ölü gibi haklı macerasını\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlayamıyorum",
        "poet": "Ercan Özkan Ata",
        "poem": "\n\nŞimdi o şarkının hatırlayamadığım sözleri gibi, \nEski resimlere bakıp hatırlamaya çalıştım seni.\nSararmış, silinmeye yüz tutmuş birer birer hepsi,\nSeni anlatmıyor artık. Silüetler boş yüzler karanlık…\n\nEvlilik hayallerimiz geçiyor sanki gözlerimin önünden,\nZorluyorum hafızamı ama olmuyor.\nDur, bir dakika  derinlerde sanki ta derinlerde.\nEvet, zorda olsa evet hatırlıyorum. \n\nSen o hep istediğin beyaz gelinliği giyecektin.\nAkrabalar, dostlar,arkadaşlar, hısım,hasım,.\nElalem eğlenecek, sevinecek, dansedecek.\nDüğünler yapılacacak, kırk gün kırk gece, \n\nBir çocuğumuz olacak, gürbüz bir erkek\nMüstakbel çocuğun adı, CENK, \nBirde evimiz olacak heyhat küçük,\nPanjurları pembe, Gül bahçesi içinde,                 \nKaranlıklarda sarı renkli ev görünüyor gibi.\nYok yok beyazdı, yeşildi, mavimi ne? \nSeni unuttum demeye dilim varmıyor anlıyormusun işte,\nUtanıyorum yıllar geçti evlendim ben demeye,\nBirde kızım oldu Adı Sevgi.\nSevgi ile büyüyecek sevgi ile....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlayanlar",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nHatırlayanlar\n\nPolitika devlet devrim sözünü\nSeçimden seçime hatırlayanlar\nAnlayış sağduyu halkın yüzünü\nSeçimden seçime hatırlayanlar\n\nSol gösterip sağa kayan dönekler\nDemokratik haklar yerde emekler\nHalktan gizlenirken bunca gerçekler\nSeçimden seçime hatırlayanlar\n\nİşsizlikle pahalılık ortada\nEyitimle sağlık kalmış arkada\nYoksulluk sanayim hala uykuda\nSeçimden seçime hatırlayanlar\n\nSorumlu toplumun tüm yurttaşları\nKorkunç boyutlarda yoksul açları\nHat safaya çıktı insan suçları\nSeçimden seçime hatırlayanlar\n\nNeler dendi daha neler denecek\nKötü niyet yoksa herkes görecek\nCennet ve cehennem kabul görecek\nSeçimden seçime hatırlayanlar\n\nKime oy verecek kim nasıl bilsin\nDOST ŞEREF bilenler ileri gelsin\nSorulara cevap bulunsun dersin\nSeçimden seçime hatırlayanlar\n\n20-07-2007\nDOST ŞEREF\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlayın osmanlıyı?",
        "poet": "Navruz Kaplan",
        "poem": "\n\nHatırlayın unutulmaz ki osmanlı\nKan kustu tüketildi yok ki şimdi\nAnnalar unutmaz anlatmış belki \nBirlik berberlik zamanı gelmiş\n\nUğraşmayın sağla sola bahane\nGirmiş içerimize tatınmıyor o adam\nAvurpası rusuyası yok sa amerika\nYardım etmez dikkat edin ey millrt\n\nDinden söz ediyor kendi uzakta\nİnsan olmak gerek ezilen türkler\nGörülüyor kimse bir şey söylemez\nErmenistan israyıl da çok fazla\n\nHangi kitap yazıyor öldür insanı\nGörmedim tavrata yok ki böylesi\nToprak için yapılıyor görmezler\nZülümse zülüm israyıl da sırada\n\nKolay kurulmadı devlet burada\nSayısı bilmez çok insan öldü\nDikkat edin devlet elden gidiyor\nBirlik bereberlik zamanı gelmiş\n\nÖnce vatan en sonunda insanlar\nYardım etik sağa sola görmedi\nErmenistan bizden toprak istedi\nSayısı bilinmez insanları öldürdük\n\nAyrım yapmayın kurmuşlar tuzak\nCumuhuriyeti layık unutma güzel\nKim kim ayrmış bu mılet bütün\nKurmuşuz vatanı adı cumuhuriyet\n\nRahmet Atatürk bırakmış bize\nLazı kürdu çerkez sayısı çoktur\nTürk den ırk yoktur vatanın adı\nAtam koydu bize tertemiz vatan\n\nAtatürkü dışda devletler met eder\nBizim bu devlete neden anmazlar\nBakalım satılmayan neresi kalmış\nRahmet sana Atam gör ne haldayız\n\nNavruz ne yazacak bitmiş sözleri\nDünüyaya gelmez ki Atatür yokki\nSalar başın vekil beş yıl geçiyor\nServet topluyorlar uyan ATATÜRK\n\nParsel parsel vatan satan insanlar\nKaç kişi ölmüştür vatanda kimler\nSorun satanlardan kaç kişi bilmez\nYazık satanlara acep türkmüdür\n\nÇok yazmışım okusunlar burayı\nHayrandı ataya bu nasıl insan\nDevlet görmedim toprak satsınlar\nBaştakılar böldü hertarafı satılar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlıyormusun",
        "poet": "İshak Özlü",
        "poem": "\n\nHatırlıyormusun,\nOrtaokula yeni başlamıştık.\nOkul çıkışı tesadüfen karşılaştık.\nİtiraf edeyim tesadüf degildi,\nGünlerce o an için ugraştım.\n\nBizim sokaktan geçelim dedim,\nSende kırmayıp peki dedin.\nElimizde kitaplar,\nYanyana yürürken ikimiz,\nSen bir şeyler anlatıyordun,\nBense on yılların hayalini kuruyordum.\n\nElim eline degmişti,\nPembe yanagın kırmızı olmuştu.\nBazen konuşmadan konuştuk,\nSeni bilmem ama ben,\nYürümüyor sanki uçuyordum.\n\nHatırlıyormusun,\nİlk ve son yürümemizdi.\nYıllar geçti,\nSen başkasıyla,\nBen başkasıyla,\nYürüyoruz sona dogru.\n\nGerçek olanasa şuki,\nO küçük kızla,\nGenç erkek,\nOkul çıkışı,\nHalen o sokakta,\nYürüyor elele,\nSonsuza denk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatlar karıştı",
        "poet": "Halil Manuş",
        "poem": "\n\nHATLAR KARIŞTI\n\nHatırlamaz olduk şanlı mazimizi\nNe şehit bilir, ne gazi tanırız\nHatlar karıştı… Ne kötü, ne iyi? \nBizden başkalarını yok sanırız\n\n30/09/2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlıyor musun?",
        "poet": "Mustafa Boran",
        "poem": "\n\nHatırlıyormusun bana ilk geldiğinde aylardan marttı.\nBahar yüzünü yeni yeni gösteriyordu mis kokulu rüzgarlarına sarıp sarmaladığı en nadide çiçeğiydin baharınseni bana kendi ellriyle sunduğu..\nSeni bana bıraktı bahar bıraktı ve gitti daha baharı uğurlayamadan yağmura yakalanmıştık Nisan yağmuruna ikimizde sırılsıklamdık hatırlıyormusun hani sırılsıklam  aşık\n\nAkşamları okul dönüşleri benim ellerim üşürdü hep istemeyerekte olsa ellerimi cebime sokmamı söylerdin\nAma bakışların benimde ellerim üşüyor diye fısıldardı gözlerime hatırlıyorum.bu el üşümeleri Bizi sırılsıklam eden nisan yağmurundan olsa gerek..\nSonra o sırılsıklam iki beden iki yürek tutuşuvermişti şairin bir bidon benzini döküp yakması gibi ben sana ilk kıvılcım olmuştum sense benim ateşten gömleğim hergece sarılarak uyuduğum.\n\n Öyleki haziranın güneşi bile kıskanırdı delisevdamızn yangınını..\nOkul dönüşleri bizi elele görünce dayanamaz sinirinden kıpkırmızı olur ağır ağır istemeye istemeye ufukta son bulurdu o ufka batar vebiz ardından seninle geceye doğardık Hatırlıyormusun. hatırlıyormusun bana ilk geldiğinde aylardan mart tı……\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hattuşaşlı Kadın",
        "poet": "Nur Ulusoy",
        "poem": "\n\nHATTUŞAŞLI KADIN/ MUTLULUKLAR ÜLKESİ\n\nKadın yazardı; \nKelebeklerin kanadında özgürlüklerini \nGökyüzüne uzanan noktada yakaladı... \n\nKadın müzisyendi; \nNotalarında konuşturdu aşkı, \nEzgilerle yıldızlardaki gizemi yakaladı... \n\nKadın şairdi; \nDizelerindeki aşkı doruk noktasındaydı \nDoyma sınırında dönse kaybedecekti \nVe gitse ileriye, kaybolacaktı... \n\nKadın sanatçı; \nÖzündeki gözünden dolayı \nAcıları dayanılmaz hale geldi... \nSon vermek istedi hayata ve acılarına \nÖlüm onun için mutluluklar ülkesiydi \nOraya gitmek istedi güzel taylara binip. \nTam da teslim diyecekken/ \nBir ses durdurdu onu: \nAcılara dayanma sanatını bilmeyenler, \nMutluluk ülkesine gidemezler... \n\nKadın düşündü... \nBu sanatı nasıl öğrenebilirim \nDiye sordu sese, \nSes: \nO sanat parmaklarının ucunda dedi. \n\nHayata döndü kadın \nO mutluluklar ülkesini, \nParmaklarının ucunda yakaladı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hatırlıyorum!",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\n1968’li yıllarda Almanya’da RAF örneğin, kimileri yeşiller partisinde sempatidir, bir kısmı hapishanedeydi, çıkartılıyorlar yavaş yavaş… Onların artık Terör değil… Fransa’da, İngiltere’de, Amerika’da adları artık Kürt! Yani, Avrupa Kürt diye bir kovdukları bir geri getirdikleri Terörler! \n\nİnsan hakları denilen katliam ruhlu şebekelere artık dosyalar sunalım! Hem insan hakkı diyor, hem o tüketilen ülkelerin sayısını saymıyor… Ama, daha bu çalışma için bile, onlardan, o insan hakkı masrafını istemek şartıyla! Her evrensel çalışmaya evrensel kasaları var... insanlığa harcanmıyor ama asla… öylesine bir hal ki, laf bulmayı ancak, Goethe, Schiller çağlarının düşünürleri belki başarırdı …\n\nEvrensel Terörlük doğurmasıydı bu! diye şimdilik anlatamıyorum... bir konu ile bunu çalışmayı denemeye çalışırım... halbuki anlaşılabilirdi... belki, bir toplum davranışı olarak, psikolojik zayıflatmanın, sosyal insan, az sosyal diye asosyal diyelim buna, insan tavırlı diye fırsatı yaratıp, bunu kullandıkları bir örnek olabilir buna... \n\nTürkiye’de aynı kargaşa ile kardeşi kardeşe düşürme oynunu hep aynı seyrettirme cüretleridir, Afganistan’a bir neden yaratarak saldırı, Irak’a uydurulan bahaneyle saldırı… Vatandaş olarak Türk diye tanımlanan, ama işlev olarak kürt diye kışkırtılan, islamın ılımlı bilmem ne kışkırtıcılığı benzerleri… bu hep saptırıcı, her fırsatta ama yine Türk deyişler karşısında; \n\nOysa, Türk = insan sever diye asırları aşan ecdadımız saygıyı yeryüzüne benimsetmiş, yüreklerde saygı kazanmış yürekliklerdir! \n\nSinekleri dile alıp kendine bu malzeme ile adam gibiyim diyenlere, şu hükümet denilen Yahudi’liği kişneyenler, birer kokuşmuş ses! Cırtlamak yerine, o pkk bu bilmem ne sinekliğini söylemeye tenezzül etmek yerine, düşüncenin bir değeri olsun! En basit bir kışkırtıclık örneğidir. En hızlı şiddet boylatan bu uygulamalarla görülen başarı az değil... \n\nSes demek, sözüne verdiği ahenkte konu etmeye değer bir düşünce ürünüdür! Süsleme, külleme, cicilik, bicilik değil. Süs demek, sözüne verdiği ahengin dim dik, yalpalamayan duruşu demektir! Düşünce değeri demek, savunudan titre de kendine gel, eğ başını da sol yanına bakıp dinlemeyi bir öğren demeyi konu olarak masalara sunmaktır! Türk yüreği ses! Türk yüreği söz! Türk yüreği ahenk! Türk yürekleriyle;  Türküm! Doğruyum! Çalışkanım! Bir tek örnek: \n\nTürk = çalışkandır, çalışma, fahri değerleriyle hizmet taşıyanıdır! Dosyalar hazırlayıp uluslar arası koyalım masalarına! Nerede bir sineklik vızıltısı varsa, karşıt bir dosya hazırlayarak orada olmak, düşünmektir! Avrupa kendi vatandaşıyla Terör çıkarmıyor artık, toplama terör uşaklığını yapıyor, hangi parti onlara sempati duyuyorsa, onlar için de kazanmaya salarlar yollara, eroin, hırsız cinsinden şebekelikten ne varsa… Yahudi ruhlu Türk, vay be, ne de kokuşmuş hayal sinekliği bu…\n\nNiye ona buna çalışsın ki bu sefil terörler, madem bu iş onların becerdiği imiş, bize de çalıştırmaya organize edin bari diyen bir sinek vızıltısı duyulmaz inşallah! Sinekliği paylaşsın bakalım ülkeler derim, beklemeden… \n1968’lerin Terörleri kürt adını koydular işlerinin devamına! Kürt diyor kendine kimi zavallılar, gitmiş dağlarda heeyyyt diyor kendince… sefillik bu …\n\nŞu sinek Avrupa, Amerika, İngiltere, Fransa, şu Arap Yahudi uşakları, sinekliğini vızıldamayacağını anlayınca belki, eteği tutuşan başlar kendi içini dışarı fışkırmaya… kendi terörlüğünü kendi de yapar yine… Herkes kendi saldırganlığını kendi oynasın, ama evinde, mahallede değil, o ülkede bu ülkede olay püskürtmeye değil...\nYöremde Terör yaşamaz, yaşatılmaz, soluk bile alamaz! bilinci halklara uzlaştırılmalı...\n\nBiz kendimizi kurtarmayı başarınca, çekilecek miyiz içimize? Avrupa, Amerika alışık ama, gidip başka ülkeden kendilerine hizmet ettirecek Terör toplayacak! Her ülke baş edebilir mi bununla? Terk edilecekler mi bu sömürgenin ellerine? \n\nAvrupa da var daha şerefli insanlar! Yeryüzüne insanlık için, insanlığa hizmeti korumaya yayıldılar! Her ülke, halkını insanlığa eğitmeyi becerecektir elbette… Oraya buraya saldırganlık bitmeli… Evrensel diyerek ülkeler sızlatılmamalı... Eğitim, sosyal ilişkiler, sosyal değerlerle kültürümüzdür. Eğitime çok para veren ülkeler bir eziklik örneği diye anlaşılmamalı... İnşallah bu da başarılacak, zira, siyasi gücü de yükseğe sınıflandırıyor...\n\nGüçlü ülke keyfini kusan saldırgan ülkeler, daha çok duyarlığa uyarılmalı... bu çok önemli… uşak ruhluluk çabuk fışkırır, ekonomi hazzı diye süsler pisliği… varsa bir yöresinde ülkemin sorunu, bir şüphesi dahi, koş git oraya, de ki, buradayım ben de… \n\nZor konulara değiniyor, bazen ama anlatamıyor olduğumu, konu tekrarlarından kaçınma diye bir düşünce kıskaçlığında da oluşumla, hırsımda paniklerimle, kendimi yormakla zora düşüyorum. Bu da ilişkiler arasında, insanın hep bir huzur durumu yaratma başarısındaki bu zayıflık kendisinden başlayacağı, insanlık hali olarak kalıyor daha… varsın zayıflıkla karşılaşıyor olalım, ama devam edelim düşünmeye gelişmeye... onun bunun eline alet olarak düşmemeye en güçlü ve şerefli zenginliktir hala... \n\nKöpek avına çıkmış şerefsiz insan topluluğu tarihlerce hep olmuş, hep var olacaklar… bu avcılıklarına bir taraftan süslü pullu bataklık yaratmaya çabalar, diğer taraftan köpek toplayıp havlattırmaya daha da bilinçli cazibeler geliştiriyor kendilerince, akıllarınca... bu batak ruhlarıyla dolaşsın dursunlar, yeter ki yöremin bekçisiyim diyebilen bir bilinç gücüne sağduyumuzda inançlı güven büyüyebilelim... mutluluk büyütelim… sonra ancak çocuk büyüttüm diyebiliriz, hak olan da bu…\n\nYörem, vatan varlığı ve bütünlüğüdür, benimle gelişen düşüncem diyebilmek ve varıyla yoğuyla sahiplenmek… varsın zayıflıkla karşılaşıyor olalım, ama devam edelim düşünmeye gelişmeye... onun bunun eline alet olarak düşmemeye en güçlü ve şerefli zenginliktir hala...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hav hav, miyav miyav",
        "poet": "Enfal Törün",
        "poem": "\n\nbahçe kapısından girince içeri büyük hav hav\ntırmandı zeytin ağacına minik kedi korkudan \netrafta biraz dolanıp gidince büyük düşman\nağaçtan inemedi kedicik ağladı miyav da miyav\n\nEnfal Törün / Karşıyaka - İzmir / 06.09.2006\n\nNot: Merak etmeyin,onu ağaçtan.Çok hoşlandılar bu işten şimdi her gün çıkıp miyavlıyor, nasıl olsa adamımız gelip kurtaracak diye..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hav (a)  Yaz",
        "poet": "Ahmet Zekai Yıldız",
        "poem": "\n\nMeraklı soru\nYalancı yanıt\nÜşüttüm\nHav (a)   yaz\nKöpek balık\nDeve kuş\nSan-at\nBal-in-aa\n(O)   tel ayıları\nKir-alık ilişkiler\nTaks(i)   tli uyku\nAv-un-tuu\nAh vah\nOh yuh\n(P)   ara pul\nEv-li dul\nTan(rı)      kul\nRep rak raks\nMasa bardak\nRakı su\nRakursi\n(I)  şık\nİşaret parmağı\nO\n(D)   ağ\nUzaklardaki(sin)   \nSen\nBe(n)   \nB(iz)   \nHa-yat\nTabu(t)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hava",
        "poet": "Aziz Çınar",
        "poem": "\n\nYüzümü ısıtan bu ılık rüzgar\nSenden mi eser ey temiz hava\nMavi balonumu uçuran bu hava\nBaşka diyardan mı gelir acaba..\n\nEllerimi titreten bu ayaz soğuğu\nÜşütmese bari o ufak çocuğu\nUçurmamı uçuran bu tertemiz hava\nDoğadan mı gelir acaba….\n\nTenimi okşayan bu serin esinti.\nBiliyorum doğa bu senin sesindi.\nAhşap yelkenlimi yüzdüren bu hava\nUzaklardan mı gelir acaba….\n\nBeni duygulandıran o hazin sahne\nGölge düşürür havanın sakinliğine\nBurnuma gelen petrol.vahşet havası\nIraktan mı gelir acaba…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hava",
        "poet": "İnayet Koçak",
        "poem": "\n\nGörüyoruz ki sular bulanık\nHava puslu..! ! \nDüşman da iş başında...i/k\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hava biraz bulutlansa",
        "poet": "Kürşat Usalan",
        "poem": "\n\nHava biraz bulutlansa\nhep birlikte hüzünlensek\n\nBize özgüdür bu hüzün\nbatılılar bilmez bunu\nharcımıza katılmıştır\nAkdeniz’in serin tuzu\n\nAkdeniz’lidir bu hüzün\nManş denizi bilmez bunu\nkuzeyden doğmaz ki güneş\nıslanmaz sabahın ilk buzu\n\nBiz bir yığın garip insan\nAkdeniz’in doğusunda\nkonuşuruz buruk lisan\ngündelikler konusunda\n\nBen bir zamanlar vardı ya! \nne fırsatlar yakaldım\nbakma şimdi böyle yaya\nzaman geçti bakakaldım.\n\nEskilerden söz açınca\nyaş birikir gözlerince\nbelli etmez kararınca\ngömer sahte bir sevince\n\nHerkes yaşar bu sızıyı\nmasalarda ondan başka\nçekip bir yudum rakıyı\ndalıp gider eski aşka\n\nkızı kaçmış bir işsize\nsilmiş o da defterinden\ngözü yaşlı geldi bize\nyaralıymış ta derinden\n\nadını anmasın kimse\nbir daha bu evde demiş\nama ah kızı  bir bilse\nhasretini ölecekmiş\n\nyan masada başka konu\nkarısını bıçaklamış\non yıl yatmış önü sonu\nnamusunu temizlemiş\n\naşığıyla yakalmış\nyatağında çırılçıplak\nkanı beynine sıçramış\nondan sonra olmuş salak\n\ngenç olanı deli sevmiş\nvermemiş ailesi kızı\nsonra hep buraya gelmiş \ndinmemiş kalbinde sızı\n\nherkesler unut diyormuş\nyok mu sana bir başkası\nama o hep içiyormuş\ngeçer mi gönül yarası\n\nbir başkası yıllar önce\nhani içen birasını\nsevdalanmış da bir gence\ndağıtmışmış yuvasını\n\nsevdalandığı genç kadın\nbir hercai hafif meşrep\ndemiş aldığını aldın\ntekme koymuş dişi akrep\n\nhüseyin kendi halinde\nbir otuzbeşlik bir meze\nsekiz nüfuslu evinde\naslında memleket Rize\n\nbakma gelmiş bir iş için\ntoplamış çoluk çocuğu\nyoksullukmuş için için\nherbirini de bulduğu\n\nDerken birden başladı saz\ndağılıp gitti acılar\ngelip geçti şu koca yaz\nnerde saklı bu gacılar\n\nbir misket bir harmandalı\nbatılılar bilmez bunu\nböyle sarhoş yaşamalı\nterimizde Akdeniz tuzu\n\nİşte böyledir bu hüzün\nokyanuslar bilmez bunu\nsararıp giderken yüzün\ndağılır dumanı tozu\n\nhava biraz bulutlansa da\nhep beraber hüzünlensek…\n\n\t\t\t\t14.09.1994\n\t\t\t\tTAVŞANLI\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hava!",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nHayat için soluyorum\nSolumazsam hayat biter! \nNefeste can buluyorum\nAlamazsam hayat biter! \n\nDüşünmeden nefes aldım\nBu seferde canlı kaldım\nTekrar onu geri saldım\nSalamazsam hayat biter! \n\nNefes alıp salarım ben\nDüşünceye dalarım ben\nHava ile dolarım ben\nDolamazsam hayat biter! \n\nPek kıymetli, hem bedava\nGördünüz mü böyle dava! \nHer gittiğim yerde hava\nBulamazsam hayat biter!\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hava Durumu",
        "poet": "Aslan Özçelik",
        "poem": "\n\nBugun vucudumun hava durumu:\nKalp hızlı atıp şimsek çakacak kara bulutlar dolaşacak\nGözümde yağmur yağacak tanimde 36 derece olacak\nYüreğim parçalı bulutlu olacak\nKafam nemli olacak sinirler kesisleme esecek\nYine sel baskınında yemek borusu tıkanacak\nMideyi sonradan su basacak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hava Durumu",
        "poet": "Hasan Yaşar",
        "poem": "\n\nkomadan \nçıkma gayretinde \n                         doğa\nbu \nperişan haliyle bile \nşiir yazdırıyor bana...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HAVA – haiku 173",
        "poet": "Ahmet Aksoy 2",
        "poem": "\n\nhava kapalı\nboz bir aydınlık sarar\nmor çiçekleri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hava Da Ilır",
        "poet": "Uygar Yeni",
        "poem": "\n\nMevsimin kış olduğuna kar yağınca inanırım ben; \nGece bile kara yüzünü yitirmiş şimdi\nHava da ılıdı biraz\nDemek ki şimdi mevsimlerden kış,\nİlk kar düşüyor toprağa...\n\nDışarı çıkmalıyım,\nBir top karla başlamalıyım işe; \nMevsimin ilk adamını dikmeliyim sokağa\nÇünkü düşler, bir de kar yağınca ılır biraz…\n\nMevsim kış, inanıyorum! \nBeyaz kelebekler yağıyor sokağa\nEllerimde bir adam, sokağa diker kendini\nHem de en ılıktan, bembeyazdan…\n\nKardelenler yırtınca dağlardaki beyaz örtüyü\nİşte o zaman inanırım; \nBahar dayanmıştır kapıya,\nÇaresiz renklere bulanır toprak\nÇaresizdir, \nMevsim de yaza çalar…\n\nİnanırım; \nNe zaman yerin yüzü sararmaya yüz tutsa\nSahipsiz yapraklar düşse toprağa\nBilirim sahipsiz olmadığımı,\nSahipsiz olmadığını düşlerimin…\n\nBilirim, ne zaman beyaz düşler gökten toprağa düşse\nİşte o zaman sen gelirsin,\nHava da ılır,\nMevsimin kış olduğuna sen yağınca inanırım…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hava Birden Karardı",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nSabahleyin Güneş vardı ama hava birden karardı,\nŞehri kara bulutlar sardı her yerde bir kasvet vardı,\nBir bilebilsen be seni ölümüne seven nasıl sarardı,\nSabahleyin Güneş vardı ama hava birden karardı,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hava'da Kar Kokusu Var.",
        "poet": "İbrahim Necati Günay",
        "poem": "\n\nHava'da kar kokusu var.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hava Durumu",
        "poet": "Hatem Kardeşler",
        "poem": "\n\nBomboştu kaldırımlar...\nBomboştu lisenin önü...\nBazan bir arabadan korna sesleri geliyordu,\nKaldırımlarda yitirmiştim günü,\nErzurum Caddelerine karla karışık yağmur yağıyordu...\n\nGecenin sıfırikileri ürkekti...\nGecenin sıfırikileri acılara gebeydi...\nSensizlik alev alev içimi yakıyordu,\nGece bilmediğim,anlıyamadığım apaydınlık geceydi,\nErzurum Caddelerine karla karışık yağmur yağıyordu...\n\nDokunsalar ağlayacaktım...\nBekçi düdüklerinde kaybolup gidiyordum...\nGözler boş kaldırımlarda birini arıyordu,\nYalnızlığa sensizliğe küfrediyordum...\nErzurum Caddelerine karla karışık yağmur yağıyordu...\n\nHıncım düneydi,bugünü çoktan unutmuştum...\nBir sarhoşun narası geliyordu odama...\nBiliyordum bir çift dudak,bir gönül beni çağırıyordu..\nÇağırıyordu çağırmasına ama,\nErzurum Caddelerine karla karışık yağmur yağıyordu...\n\n(Hasret İçimde Bir Dağ)  Kitabından...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hava Hayat Kaynağıdır",
        "poet": "İbrahim Pataz",
        "poem": "\n\nSarar yükseği engini\nGözler göremez kendini\nMuhtaç yoksulu zengini\nHava hayat kaynağıdır.\n\nRüzgâr bulutu yürütür\nKoca dağları bürütür\nUcuz enerji üretir\nHava hayat kaynağıdır.\n\nGerekli suya toprağa\nDaldaki yeşil yaprağa\nÇok yararı vardır daha\nHava hayat kaynağıdır.\n\nGerektir ekmeğe aşa\nOcakta yanan ateşe\nBitki Hayvan kurda kuşa\nHava hayat kaynağıdır.\n\nELEMİ nankörüz meğer\nHava kirli koku ağar\nBir nefes dünyaya değer\nHava hayat kaynağıdır.\n  İbrahim PATAZ\n05.12.2010  Osmaniye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hava hep ağırmıydı böyle",
        "poet": "Cevdet Doğan",
        "poem": "\n\nhava hep ağırmıydı böyle\nçimenlerin üzerinde bulutlar gelmiş yatıyor\nsen yatmışsın bulutlar yatmış yeşil beyaz olmuş\nçimenler yüzünde karıncalanır\ngüneşi çalmış bir kör dilenci\neteğini doldurmuşsun bulut ile oynar durursun\nözgürce yatmışsın çimende ıslak,\nbense bank üzerinde iğreti kalmışım\nnerden buldun bu havayı bu ağırlıkta yatmayı\ndüşlerim gelse yanına uzansa tenin beyaz beyaz sırıtsa\nbu ağır havada sisler girse aramıza\nsevişmesek seni bıraksam öylece yapa yalnız \nyinede böyle yatarmısın bu tenle bu çimene\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hava İle Hava Cıva",
        "poet": "İrfan Kaban",
        "poem": "\n\nçocuk\nmemleket ciğerlerime dolan bir soluk hava\nçocuk sor bana:havayı sever misin? \nsevmem çocuk,ciğerlerime çekerim\nsevmem çocuk\nonsuzluğa dayanamam ölürüm\nne lodos\nne poyraz\nne karayel\naptal eden  bizi; \nhortum duygusuyla hep bana ver\nbu yüzden çocuk\nbu yüzden\nmemleketin yenmesi,içilmesi\nbu yüzden pek kolay oluyor \nbirilerinin sahipliğine indirgenmesi\ngeleceği sakat\nhayali fukara\nbabasının malı geliyor memleket adama\nya sev diyor\nya terk et bana\nçocuk\nmemleket ciğerlerime dolan bir soluk hava\nve hiç gelmedi ki aklıma\nhava\nbabamdan kaldı bana\nsor çocuk\nsor bana\nhavayı sever misin\nsevmem çocuk\nciğerlerime çekerim\nburnum bir yaman yanar da memleket anıldığında\nsevmem çocuk \nonunladır bu sürgit ömrüm\nonsuzluğa dayanamam, ölürüm...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hava mı delirdi...gönlüm mü....? ?",
        "poet": "Fügen Gülgör",
        "poem": "\n\nNereden çıktı \nBu nedensiz sevinç? \nDurduk yerde şarkı söylemekte, \nBu coşkuya hiç gerek yoktu.. \n\nYüreğim, \nDebisi yüksek nehire \n……………. akan sen misin? \nGözlerimde garip bir ışıltı, \nYolunu şaşırmış kelebeklerim, \nHer uçuş aşka çıkar der gibi. \n\nSan ki deli dalgalı bir denizin, \nFırtınası yüreğim \n..............durulmayan. \nYüreğinden yüreğime saldığın, \n…………………………deli kan gibi. \n\nSoluduğum hava, \nHava baharımdır, \nBahar iklim iklim. \n\nBakışları, \nDuyulmayan senfoni, \nRuhumun sessiz tangosu, \nBaharlarda bekle, aşkım \n…………………….........der gibi. \n\nİklimler değişmiş, \nKuşlar gelmiş, \nGözüme fer, \n……….tenime ateş düşmüş, \nSevda, \nİşte geldim, \n………….der gibi. \n\nAşk ta mısra, \n…….mısra da söz, \n……………söz de mana, \n…………………..mana da yürek, \n.............................yürek te çoşku, \n……………………………………….der gibi..... \n\nİlkyaz geldi gönlüme, \nHaydi! \nGel kollarıma \n................kucakla bahar sevdanla beni, \n\nfügen.. \n\n2008 in, vakitlerden, deli gönlüme nedensiz sevinç çığlığı düştüğü vakit..izmir'de\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hava Raporu (*)",
        "poet": "Cumali Karataş",
        "poem": "\n\nDışarda buz gibi bir hava\nSeni süşündükçe ısınıyorum.\n\n*(Damar dergisi/Sayı:   /   )\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hava Sabitken Oynaşmadan Yükselen Duman Gibi",
        "poet": "Alperen Kürşat Kılık",
        "poem": "\n\nHava sabitken oynaşmadan yükselen duman gibi,\nDuru ve stabil kalmış kalplere gelsin sıradaki buhran..\nBiraz aşk, biraz heyecan..\nBiraz kadın,\nAyrımcılık olmasın biraz erkek..\nBiraz da çılgın olmak gerek.\nÖyle ki,\nDurup dinlenmek,\nÇılgınlık olsa gerek diyebilmeli insan.\n\nBir grup insan ikili gruplar halinde,\nKendi halinde sohbet ederken gelsin sıradaki şarkı,\nVe sessizlik,\nAyrımcılık olsun çok sessizlik gelsin,\nGeri dönüşümü olmayan ses atıklarına karşı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hava raporu",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nSoğuk ve yağışlı hava,\nYurdun batı ve kuzeyini,\nEtkisi altına aldı.\nEge ve Marmara rüzgarlı,\nPoyraz fırtınası yaşamı etkiledi.\nDalga boyu üç metre,\nDenizler fırtınaya teslim,\nBen sana.....\n                        11/09/06 /Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HAVA ŞARTLARINA  UYUM SAĞLAyın...",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\nHAVA ŞARTLARINA  UYUM SAĞLAYIN...\n\n \n       Merhaba saygıdeğer dostlar. Selamlar ileterek bir ömür boyu bizlere ihtiyaç olan hava şartlarına uyum sağlamamız gerektiğini hatırlatacağım.  Bazı insanlar alışkanlıklarından kurtulamıyorlar. Çünkü hava şartları onları kararından caydırmıyor.  Toplum içinde elbette hiç kimse kariyerini sarsmak istemez ama  sağlığı da daima ön planda tutmamız gerektiğini anlamalıyız.\n\n       Büyüklerin yanlış davranışları çünkü küçükleri de etkilemektedir. Soğuk bir kış gününde yazlık elbiselerle dolaşamazsınız. Ağustos sıcağında da kışlık kıyafet giydiğiniz zaman hem hararetten yanarsınız hemde gülünç durumlara düşersiniz. Kapalı alanları kastetmiyorum. Hanelerde veya iş yerlerinde hava ısısını bazı teknoloji aletleriyle veya sobalarla ayarlamamız mümkündür.\n\n      Açık havalar tamamen doğayla irtibatlı olduğundan dolayı gökyüzünü hiç kimse ısıtamaz veya güneş ışınlarının gücünü hiç kimsenin kesmeye gücü asla yetmez. Bizleri yoktan var eden Rabbım dünya dengesini öylesine ayar yapmış ki onu bozmaya hiç bir yaratığın gücü yetmez.  Aşağıdan bulutlara baktığımızda öylesine uzaklarda görülür ki mesafesini bile tahmin edemeyiz.\n\n      Her hangi bir uçak veya helikoptere binip bulutların üstünde uçarken cam kenarından yeryüzüne baktığımızda ne kadar yakın olduğunu algılamış oluruz. Her mevsimin kendine göre özelliği güzelliği vardır. Dört mevsimin bütününü hissedersek beynimizde beşinci mevsimi oluşturmuş oluruz. Dört mevsimi yaşama şansı olmayan nice bölgeler var. Türk milleti olarak Türkiye'mizin  dünyanın kalbi gibi ortada yer alması bizler için güzel fırsattır kıymeti bilinmeli.\n\n        Yağmurlu bir havada şemsiyenin olması  vücudumuzu ve kıyafetlerimizi ıslanmaktan korumuş olur.  Kışın kalın kazak,pardösü, kalın çorap, altı kalın bot, yünlü pijama üstüne pantolon, ceket, başımıza da örme fes veya şapka  giyildiğinde bedenimizi şiddetli soğuktan korumuş oluruz. Yaz günü malum yanmamak için gölgelik aradığımız gibi yine şemsiye kullanmamızda sakınca yoktur. Üzerimizin namahrem bilgelerini kapatarak dinimize uygun tesettürü yakışır biçimde giyinebilir. Erotik kıyafetlerle başkalarını tahrik etmemeliyiz.\n\n       Spor kıyafetleri   kadına da, erkeğe de çok yakışır ama giyilen kıyafetin hakkını verip sağlığımız açısından spor yapmayı da ihmal etmemek lazım. Bazı resmi makamların dışında şu tür yazılara sıkça rastlarız. Örneğin kıyafet itibarınız dır.  Evet doğru bir söz. Her güzel sözü atalarımıza mal ediyoruz. Oysa günümüzde de güzel söyleyenler ve düşünenler çok sayıda mevcuttur.\n\n     Gelelim moral havasına. Her hanede bir kaç yaşlı bulunduğu gibi çok sayıda çocuklara ve gençlere rastlamak mümkündür. Her kişinin kendince bir havası vardır. Gençler modaya da uyum sağlayarak güzel giyinmeye özen gösterirler ama kendi hava arzularını yansıtmaya çalışırken  dışarının havasını heyecandan unutuverirler.  Kısa süre içindede ateşlenip hastalanırlar. Terli terli su içtikçe de ses telleri zarar gördüğü gibi bronşite de yakalanabilirler.\n\n       Son söz olarak dışarının havası ne olursa olsun, yeter ki bizim havamız  güzel olsun duygularıyla bağlamak isterim ama, menfaatimizi ön planda tutarken havası bozuk olanlara da yardımcı olmayı  ihmal etmeyelim. Çünkü bizlerin görüp bilmediği nice garibanlar var. Onlar belkide imkansızlıklar yüzünde hava şartlarına uyum sağlayamıyorlar. Bizlerin dolaplar dolusu kıyafeti mevcutken muhtaç insanlar yazıda, kışı da aynı kıyafetle geçiriyorlar.\nAllah darda kalanların yardımcısı olsun. Hoşça kalınız, dostça kalınız.\n\n*****  CAN  SIKINTISI  *****\n\nÇevrende her türlü olay oluyor,\nSağlıklı vücuda dertler doluyor,\nÇözümsüz sorunlar beni buluyor,\nBaşımı döndüren can sıkıntısı.\n\nSöz veren sözünden cayabiliyor,\nDostunda düşmana kayabiliyor,\nGüvendiğin sırrı yayabiliyor,\nOcağı söndüren can sıkıntısı.\n\nMenfaat düşkünü tutup salmıyor,\nGeçimsizlik arttı aklım almıyor,\nAile içinde huzur kalmıyor,\nYürekten yandıran can sıkıntısı.\n\nHiçe sayılıyor yaratılan can,\nTürkiye'mde  mevcut hüzün ile gam,\nKomşum ülkelerde arttı katliam,\nKanımı donduran can sıkıntısı.\n\nHer kişiyi mutlu sanmamak gerek,\nMontaj görüntüye kanmamak gerek,\nFazlada derine inmemek gerek,\nZekiyi öldüren can sıkıntısı.\n\n*****  HAVA BOZARSA *****\n\nOdun, kömür malum kışlık ihtiyaç,\nİri, ufak hayvan kalmamalı  aç,\nBebekler, çocuklar bakıma muhtaç,\nTedbirli olunuz hava bozarsa.\n\nMahsulü toplayın harman zamanı,\nÇuvala doldurun  yemi, samanı,\nBereketli olsun yap sen duanı,\nTedbirli olunuz hava bozarsa.\n\nKiremidi aktar çatı akmasın,\nDuvara vidala oluk sarkmasın,\nBakliyatı  koru dışta kokmasın,\nTedbirli olunuz hava bozarsa.\n\nGök gürültüsüyle şimşektir çakan,\nEtkili oluyor kar, yağmur akan,\nZeki bir araya  gelmiyor yakan,\nTedbirli olunuz hava bozarsa.\n\nIspartalı  Zeki Çelik  TÜRKİYE İLESAM il temsilcisi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HAVA SOĞUDU – haiku 222",
        "poet": "Ahmet Aksoy 2",
        "poem": "\n\nçekildi güneş\nhava soğudu birden\nürperdi çiçek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hava kapalı",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nsanırım \ncanın sıkkın sevgili\nhava kapalı\nve gök gürlüyor da\n\nOcak  2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hava Şehitlerini Anma Günü",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHer yıl 15 Mayıs’ta, biz bu günü kutlarız,\nHepsi Hakk’a kavuşmuş, canımız ve kanımız…\n\nVatan millet uğruna, şehit düşmüş bu canlar,\nTahir Canatan dâhil, daha pek çok şehit var…\n\nİlk şehitlerimizden, Fethi ve Sadık Beyler,\nNuri Bey, Cengiz Topel, Binbaşı Fazıl Beyler… \n\nHer biri vatansever, vazgeçmiş canlarından,\nTürk Hava Kuvvetleri, yüce mensuplarından…\n\n(2014)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hava Soğuk Ama Üşüyorum",
        "poet": "Mehmet Şakalar",
        "poem": "\n\nYine kar var Yenişehir'de, bir gözlerin yok.\nDaldıkça dalıyor ruhum yalnızlığına,\nVe düşündükçe kaybediyorum seni.\n\nYine kar var sokakların kuytularında,\nÇığlık kusuyor sokak kedileri yalnızlığıma.\nYine kar var ama sen yoksun,\nKara tezat gözlerin de yok.\n\nKarla karışık kaygılarım yağıyor,\nIslaklık içime geçiyor, kaygılanıyorum\nSen yoksun.\n\nKar lapa lapa yağmaya devam ediyor,\nAma ellerim üşüyor, ben titriyorum.\nSen neden yoksun,gözlerin neden yok.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hava su sizde kalsın",
        "poet": "Navruz Kaplan",
        "poem": "\n\nZor deyil ki mutlu olmam belki bana uzaktır\nYakın olan çok insan var bana bıraz uzaktır\nBana deyil sor onlara onlar benim içimde\nHav su  sizde kalsın sevginiz bana yeter\n\nKaç kişi var sevilecek ben aradım adamı\nKarşıma çıktığında bana cevap verecek\nNe sorarsam cevap veren o adamı aradım\nSuçu büyük olan insan yalanla dolduruyor\n\nBenim adım Navruz ise adam gibi olmalı\nNerde yaptım hataları hemen geri dönmeli\nÖylesine tutku var ki sevgiye engel deyil\nYalanı sokma araya giden geri gelmez ki\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hava Yağmurlu",
        "poet": "Ethem Vayvaylı",
        "poem": "\n\nBu akşam bardaktan boşalıyordu yağmur\nSular kubbelerden dökülmüş matuka\nAyaklarım yeryüzünün çingenesi\nYüreğim sular altında\n\n13 Ekim '97, İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hava Yolu Pilotlarına(26 Nisan,Pilotlar Günü)",
        "poet": "Naim Yalnız",
        "poem": "\n\nDünyayı, bir uçtan öbür ucuna,\nGece gündüz demez,katedersiniz; \nNice hasretliyi kavuşturarak\nNice özlemleri giderirsiniz.\n\nHava yollarının,tüm pilotları,\nYardımcınız olsun,daima Tanrı.\n\nGöğe yükselirken,bir kartal gibi,\nGörev aşkınızla coşkulusunuz; \nYolcularınızın heyecanını\nHissedecek kadar,duygulusunuz.\n\nHava yollarının,tüm pilotları,\nYardımcınız olsun,daima Tanrı.\n\nKarşılaştığınız türlü sorunu,\nAtlatacak kadar,yüreklisiniz; \nBütün bilginiz ve tecrübenizle\nYolcu hayatının güvencisiniz.\n\nHava yollarının tüm pilotları,\nYardımcınız olsun,daima Tanrı.\n\nFESA  EVRENSEV’dir,ilk Türk pilotu,\nDünyada ilk uçan pilotlar gibi; \n26 Nisan, bayramı oldu,\nTürk Pilotlarının,her yıl dipdiri…\n\nHava yollarının,tüm pilotları,\nYardımcınız olsun,daima Tanrı…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hava Toprak  Su Ve İnsan",
        "poet": "Yusuf Gençal",
        "poem": "\n\nGün gectikce\nDenizin gözü morarıyor\nGöğün gözünden \nSimsiyah asitler yağıyor\nToprak ana ölüyor\nDünya kör, gözüyle bakıyor\nBu güzel vatan\nSanki çöplüğü,emperyalin\nİşbirlikçi aç kurtların\nFabrikalar, termik santraller\nVe nükleer \nVe dereler\nVe hoyrat,  pervazsız\nDenetimsiz,ac gözlü\nRant hırsızları \nDaha çok zenginleşip\nZenginleştikçe  kirletirler\nHavayı, suyu, toprağı\nVe insanı.\nYüreklerin, derelerin  kardeşliği\nDuyarlı çevre dostları\nHer baskıya rağmen,onurlu\nBir yumruk gibi\nKarşılarında \nDuruyorlar,direniyorlar\nBir yürekte sen koy.     \n\n             25/04/2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havada Kar",
        "poet": "İnayet Koçak",
        "poem": "\n\nHAVADA KAR\n\n Havada lapa lapa kar \nİyi bak kendine üşütme yar \n Önümüz yaz ve bahar \n Görecek güzel günlerimiz \n Var....i.koçak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havada Kar Sesi Var",
        "poet": "Bekir Büke",
        "poem": "\n\nHavada kar sesi var\nBaşında da mor fesi var\nAçın bakın şu gonağı\nİçinde de yar sesi var\n(Lele çoban garip oğlan) \n\nMor poşuyu boyamadım\nBen çobana doyamadım\nHep kuşlar da yuva yapmış\nSerçe kadar olamadım\n(Lele çoban garip oğlan)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havaalani misali bir veda",
        "poet": "Emine Yesim Aydin",
        "poem": "\n\nkeske herkes gorebilseydi birbirinin gozundekileri\ninsanlar uzanabilselerdi keske her ozlediklerine\nkurallar kimden geldi neden gecerliydi\nimkansizlik neden, gurur pelerini nedendi\n\nherkes kendine buyuk geleni tasir omuzunda\nbaskasini suclar bedeninki yuk agirlastikca\nbilmezler mi ki kalptir altinda aciz bicare\no gurur denen ipekten pelerin varoldukca\n\nyalniz cikilan bir seyahat benimki\nucak kalkana kadar suren bir telastan ibaret\nalanda tanisanlar olur illaki\nama ekranlarda farkli saatler yazar hepsine\n\ncogu zaman unutur yolcular vedalasmayi\nkimis ansizin gitmek zorunda kali kapiya\nkimisi not birakir binmeden o ucaga\nkimisi kusmustur bazen aslinda\n\nmahsun bekleyisler yasanir bazen bir kafede\nara sira kadehler kalkar ardindan askin\nbazen d teselliye kosar yabancilar\nzaman bosa da gitmisse sayet \nbavullar donen durur o bantlarda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havada Adam Havalı Adam",
        "poet": "Halay Sadi",
        "poem": "\n\nMobilyalar alınmış\nBen hiç görmedim\nFikrim de sorulmadı\nKrediler envay çeşit\nKartlar ful dolu\nİşin enteresan yanı\nAilemin ufak ihtiyaçlarını\nAldım diye eleştirilirim\nAnladım ki\nAyakları yere basmayanın\nÖmrü havada geçiyor\n\nPerdesiz camlarım var\nKişinin ilgi alanı değil\nFırınım kırık\nO da önemsiz\nEvim dopdolu mobilya\nOlsun hiç farketmez\nİki bilgisayara üçüncü masa geldi\nVe de asıl sürpriz\nBiri eve, biri de hediye\nİki takım mobilya siparişi\nGüle güle ödenecek mecburen\nAnladım ki\nAyakları yere basmayanın\nÖmrü havada geçiyor\n\nGeç vakit eve dönmeler\nGecenin ikisinde yatmalar\nHa, ben mi ne yapıyorum\nBenim sınavım var\nİşe gidiyorum, kursa gidiyorum\nYemek, bulaşık, alışverişten\nArta kalan zamanda\nSınava hazırlanıyorum\nYardım mı, paylaşmak mı? \nO yoğun, o yorgun\nO önemli kararların adamı\nBenimki basit işler\nBasit...kabul ediyorum\n\nEn basit ifadeyle\nAile bütçesi nedir\nAile yaşantısı nedir\nHoca böyle yaparsa ya cemaat? \nBunları bilmeyen ruhumdan ırak\nAnladım ki\n20'sinde ayakları yere basmayanın\nömrü havada geçiyor\n28.3.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havada Dönen",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nGörülmemiş; güzel güzel...\nHe türlü\nKullanılan anahtar.\nİçinde durmadan\nAçlık çekmek.\nYoksulluk içinde\nİki arkadaş,\nAşırı istek.\nParlatmak işi,\nHiç düşünmemiştim; \nBu kuşun\nYılana saldıracağını...\nOkuma açlığı\nDurmadan okuyordu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havadan Su'dan",
        "poet": "Nail Yavuz",
        "poem": "\n\nBu günlerde adım adım baharı soluyoruz. Havadan su'dan bir şeyler yazayım dedim. \nHava deyince aklıma Orhan Veli'nin 'Beni bu güzel havalar mahvetti' dizesi, \nsu deyince de 'aşkından sırılsıklamım' mısrasını içeren şarkı sözü geldi aklıma. Bunun üzerine aşağıdaki kısa düz yazıyı yazdım)\n\nGiden güne aldırmıyorum ama bugün neden böyleyim bilmiyorum. Penceremde bir damla nisan yağmuru yedi renkli.... \n\nBelki de bir nisan ayının olmadık bir hafta sonunda yağmur sonrası beklenen bir güneş çıktı ortaya ondandır. Hava nasıl güzel, ama ben ne kadar sinirliyim.... Boşverin zaten iyi havalar iyi gelmez şairlere. Orhan Veli'yi bir düşünün.. onu mahvetmedi mi bu güzel havalar. \n\nBazen el ele yürüyüşlerde keşke yağmur yağsa diye düşünürüz. Zira hangi sevdanın üstüne yağmur yağsa biz onu aşk belleriz. Özellikle sırılsıklam aşık olmayı düşleriz. Bazen de ilişkilerdeki ikinci el ucuzluğunu aşk zannederiz. \n\nAma baktık ki yürüyor zaman sevdasızlığımızın üstüne, korkularımız hemen birbirine düşman olur. Bağışıklık kazanmış sızılarımızı didikleyip dururuz. \n\nAğlarız; adam gibi, sarhoş gibi, aşık gibi....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havadan Sudan - 2 -",
        "poet": "Ahmet Zeytinci",
        "poem": "\n\nHayret, dehşet ve ibretle seyrediyorum. Cümle aynen şöyle''May gat senin cezanı versin''İngilizce bilenler hemen anlarlar ''Allah senin cezanı versin''cümlesinin hilkat garibesi yavrusu, yarı İngilizce yarı Türkçe. Hadi saçma sapan TV kanalları yapsın, yapıyorlar da zaten ama devlet televizyonunda ki bir programda böyle şeyler söyleniyorsa, insan üzülüyor gerçekten...\n\nTRT her zaman dil konusunda duyarlı olmuştur. Biz böyle biliriz. En düzgün diksiyonlu spikerler hep TRT'den çıkmış hâlâ da çıkmaktadır...\n\nEğer bir ülkeyi sömürgeleştirmek isterseniz zaten yapılacak ilk işlerden biri o ülkenin dilini bozmak, allak bullak etmektir. Bunun tarihte bir dolu örnekleri var, araştıran bulur...\n\nDaha buna benzer gençler arasında da denk geliyorum İngilizce Türkçe karışımı cümlelere, güya komiklik olsun diye bu cümleleri kurarken, aslında farkında olmadan ülkelerine de zarar vermektedirler. Örnek mi istiyorsunuz dolu''Havaryu ne var yu'' bir tane daha''Selamın hello'' başka ''Sitdavn yapınız'' hadi son olsun ''Çok sory\"gibi saçmalıklar...\n\nMaç ile yatan maç ile kalkan bir toplum olduk. Çoluk çocuk genç, ihtiyar hepimiz bir takım tutuyor, hepimiz ya maç dinliyor, ya da maç seyrediyoruz. Spor elbette ki güzel bir şey ama bunu fanatikliğe vurdurdunuz mu ülkemizde de saçma sapan olaylar oluyor spor adına. Mustafa Kemal Atatürk'ün şu sözünü her zaman hatırlayalım''Ben sporcunun zeki çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim''der. Hani nerede zeki çevik ve ahlaklı sporcular, ben çoğunda bu spor terbiyesini göremiyorum, siz görebiliyor musunuz? \n\nYok, böyle bir şey''Ölmeye ölmeye geldik''diye bir tezahüratı kabul etmiyorum ben asla. Uğruna ölünebilecek çok daha kutsal değerler vardır, siz bunların hepsini az çok bilirsiniz...\n\nTelevizyonlarda spor programlarına bir bakın futbol'dan başka bir şey yok. Sanki bu ülkede bir tek futbol sporu yapılıyor. Üzülüyorum gerçekten diğer spor dalları ile ilgilenen sporcular için, halbuki başarıda çoğu zaman onlardan geliyor değil mi? Devlet televizyonu bile futbola gösterdiği ilgiyi diğer spor dallarına daha az gösteriyor...\n\nBöyle esiyor zihnimize bizlerde karalıyoruz. Sevgi ve saygılarımla...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havadan Sudan - 4 -",
        "poet": "Ahmet Zeytinci",
        "poem": "\n\nKızım daha okula gitmiyorken elinden tutar bakkala ya da markete götürürdüm, götürürken de marş söylerdik beraber ''Başka bir aşk istemez aşkınla çarpar kalbimiz, ey vatan gözyaşların dinsin yetiştik çünkü biz'' bilirsiniz bu marşı çoğunuz, ilkokulda söylemeyeniniz yoktur. Şimdi büyüdü artık eski kadar sık olmasa da yine söylüyoruz bazı bazı, maksat küçük yaşlardan vatan sevgisini öğrensin keratalar...\n\nŞu sıralar herkes maça kilitlenmiş durumda olay oldu, sanki Türkiye'nin Fenerbahçe-Galatasaray maçından başka derdi yok. Adam asgari ücret ile dört kişilik ailesini zor geçindiriyor, hanımına da yalan söyleyip İstanbul'a maça gidiyor, yazık çok yazık anlamak zor gerçekten böyle insanları. Başkan da demeç vermiş ''Cimbom son maçta Fenerbahçe stadında kupayı kaldırırsa ben de kahrederim'' diye. Sanki biri başka ülkenin takımı, meydan muharebesi değil ha yapılan spor karşılaşması, fanatikliğin bu kadarına hiç lüzum yok bence...\n\nHavalar iyice gevşedi, geçen hafta biraz uzandık Gölbaşı'na ama yine de ara ara yağmurlu günlerde olacak, olması da lazım çiftçiler açısından düşünürsek eğer...\n\nPazar öğleden sonra çıktım bir alışveriş merkezine. Bu sıralar araba ile fazla uzaklara gitmiyorum. Eee benzin aldı başını gitti, beş liraya doğru tırmanıyor, kolay değil arabaya benzin yetiştirmek. Hatırlıyorum da bundan bir buçuk sene önce iki lira yetmiş kuruş civarındaydı. Nerdeeen nerelere gelmiş fiyat. Maaşlara yüzde on zam, benzine yüzde seksen, oh ne âlâ, ben de yönetirim böyle güzel güzel ülkeyi...\n\nKuşların cıvıltıları çoğu zaman kulaklarımıza kadar geliyor. Pazarları kızımla çoğu zaman site içinde dolaşıp bilumum hayvanatı ziyaret ediyoruz. Köpek var, kedi var, kuş zaten dolu. Kızım illa da köpek istiyor, hanım ile ben de şimdilik karşı çıkıyoruz, almak ile bitse bakımı da var tabi. Ben kedi getireyim kızım sana diyorum, ona da yanaşmıyorlar. Kedi parasız pulsuz, işyerinde ki mahallede daha önce bahsettiğim yavrulardan bir dolu var ki. Biz de işin ekonomik yönüne bakıyoruz haliyle, köpek en az beş yüz kâğıt, kedi bedava, Çakırın yavrularından...\n\nYalnız kalınca insan karalıyor işte böyle. Bir de Leman dergisi aldım. Bakıyorum eski Gırgır'ın Fırt'ın Oğuz Arallı, Tekin Arallı, Altan Erbulaklı dergilerin havası yok bunlarda. O zamanın dergileri bayağı bir ses getirirdi, ti ye almadıkları adam yoktu...\n\nİşte böyle pazar pazar bir şeyler karaladık yine. Esen kalın her şey gönlünüzce olsun. Bugün sizi belki de kimseler üzmez...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havadan Sudan - 6 -",
        "poet": "Ahmet Zeytinci",
        "poem": "\n\nSabah pazar oldu mu gerine gerine öyle yatıyor insan saat ona on bire kadar. Tembellik edesi geliyor, bir türlü kalkmak istemiyor insan yataktan. Bir zamanlar ''Tembellik Hakkı''diye bir kitap okumuştum galiba sanıyorum Fransız bir yazardı. Onu yazınca hemen Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün sözü de geldi aklıma ''Tek bir şeye ihtiyacımız var, o da çalışkan olmak'' acaba Tembellik Hakkı kitabını zamanında okusa ne düşünürdü Ulu Önder...\n\nHava ve su insanın iki temel hayat kaynağı, onlar olmadan asla olmaz, işte bu sebep ile biz de havadan sudan bahsediyoruz. Edebiyatta da ara sıra havadan sudan bahsetmek gerek hep ciddi hep ciddi konular yaz insan bunalıma girer kardeşim...\n\nHa bu arada benim yarışmamda başlamış şu Kenan Işık'ın sunduğu ''Kim Bir Milyon İster'' doğru düzgün televizyon seyretmem ama konu bilgi yarışması oldu mu hoşuma gider. Bazı yarışmacıları Kenan Işık'ın; tabi hak edenleri bozması da hoşuma gidiyor açıkçası, ilkokul çocuğunun dahi bileceği bir soruda zorlanıyorsan hiç çıkma oraya kardeşim sen de...\n\nÖğleden sonra öyle aheste aheste Gölbaşına doğru seğirttik yine. Tabi oğulcuğum yine kendi başına takılmayı yeğ tuttu bizle olmaya, kızamıyorum ne yapalım, onun da kendi çevresi kendi arkadaşları var, haliyle bizimle zaman zaman takılsa da çoğu zamanda takılmak istemiyor.\n\nBu haftada balkonda oturamadık, ama haftaya bayağı ümitliyim iyice ısınacak gibi sanki havalar. Balkon ev de yegâne nefes alınabilecek yerlerden biri, zamanında balkonlu evi olmayanların çok iyi anlaması lazım beni...\n\nNeyse şu meşhur derbi de bitti gitti, her zaman söylüyoruz dostluk kazansın, aman kimse ne yaralansın ne de ölsün. Büyüklerimizin dediği gibi ''Spor dostluk ve kardeşliktir'' ah o fanatik taraftarlarda bunu bir anlayabilseler. Bugünlük de bu kadar olsun bakalım yine sevgi ve saygıyı da ihmal etmeyelim...\n\n2012 \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havadan Sudan",
        "poet": "Erol Erdoğan",
        "poem": "\n\nHaber bültenleri\nhava saldırılarını veriyor yine\nmasumlara yönelik.\nHep böyle olmuyor mu zaten! \nHavadan sudan nedenlerle,\nya havadan ya da sudan\nsaldırılmıyor mu ilkin\ntek sermayesi\nhava ve su olan insanlara.\n\n(18 Temmuz 2004 Bursa)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havadan Sudan - 5 -",
        "poet": "Ahmet Zeytinci",
        "poem": "\n\nPazar günü havalar güzel olunca, güneş tepede bütün güzelliği ile bize gülümseyince, ister istemez insanda havadan sudan yazılar yazıyor. Dün Cim bom maçı kazanınca bizim de haliyle koltuklarımız kabartma tozu sürülmese bile yine de kabarıyor. Başlıyoruz bugünkü Fener-Beşiktaş maçını beklemeye. Amaan boş verin ya! Fener şampiyon olsa ne olacak Galatasaray şampiyon olsa ne olacak biz bugünlerde her Türk erkeğinin olduğu gibi ekmeğimizin peşindeyiz, sonuçta hepsi yurdumuzun güzide spor kulüpleri. Yeter ki yöneticiler işi ağız dalaşına döndürmesin...\n\nPazar günleri bütün mesaim, çok önemli bir şey yoksa aileme ve çocuklarıma ait onu hemen söyleyeyim. Bu pazar da öyle oldu. Oğlan arkadaşlarına gitti, hanım da bayan bayana bir toplantıya, bendeniz de kızım ile doğru Gölbaşı'na. Baba kız oturduk bir kafe restoran türü bir yere, ortaya gelsin patates kızartması, yanına iki meyve suyu gel keyfim gel, değmesin yağlı boya. Bazıları diyor ''Kızarmış patates zararlı, bal tereyağı zararlı, kırmızı et zararlı beyaz et yiyin'' vallahi ben her şeyi yiyorum kolesterol de sıfır, tansiyon da, ölçtürmediğimden dolayı, işte böyle...\n\nGöl haliyle deniz gibi değil daha sakin, dalgaları daha az, sanki daha bir dinlendirici denize nazaran. Bizler Ankaralı olarak denizden yana fazla nasibimiz olmadığı için, ufak tefek derelerle, çaylarla, göllerle idare ediyoruz ne yapalım. Ama şunun ile de kendimizi teselli edebiliriz, bizde de deniz olmadığı için İstanbul ve diğer deniz olan illere nazaran daha az kalabalık nüfusumuz vardır...\n\nGöl kenarında Belediyenin güzel bir tesisi var çoğu zaman biz oraya gideriz. İçki satılmıyor, güzel kaliteli restoranları var, kıyı şeridi var çok düzenli veee içinde bir de tesiste tur attıran tren var, kızımda o trene bayılıyor.\n\nAslında Ankara'nın başka görülecek mesire yerleri de var dolu. Kızılcahamam, Beypazarı, Elmadağ, Nallıhan ama çok da yakın değiller merkeze, o sebep ile her zaman da gitmek kısmet olmuyor, haliyle her şeye ekonomik bakıyoruz çoğu zaman...\n\nYavaş yavaş kısa kollu gömlekler çıktı artık sandıklardan. Ev kombili olduğu için kaloriferleri de söndürdük, okullarda kırk güne kadar kapanıyor, günler uzadığı için elektrik de az gidiyor kışa nazaran. Ne diyelim Allah bahar ile yaza zeval vermesin...\n\nHer zamanki gibi televizyon seyretmeme düşüncem devam ediyor. Bu konuda kendim ile gurur duyuyorum. Bu arada maç bitmiş Fener galip kutlayalım Fenerli kardeşleri. Pazar günü televizyonların çoğunda spor programından başka program yok buna devlet televizyonu da dâhil. Günler gelip geçiyor, kaderin cilvesi gereği bir saniye sonrasını bile bilmiyoruz. Sevgi ve saygılar her şey gönlünüzce olsun...\n\nNİSAN 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havadan Sudan - 3 -",
        "poet": "Ahmet Zeytinci",
        "poem": "\n\nCumartesi günleri bazen sabahları Cebeci Pazarı'na takılıyorum. Arada tek başına bazen de benim gibi bir kitap hastası çok sevdiğim bir arkadaşımla. Bizim ki hastalık işte, daha tedavisi de bulunamadı onu söyleyeyim. Pazar da ne ararsan var derde devadan gayrı. Benim ilgi alanım tahmin ettiğiniz gibi kitaplar. O kadar ucuz o kadar hesaplı kitaplar var ki hayret edersiniz, fiyatlarını söylesem dudağınız uçuklar. Tabi ki çoğu kullanılmış kitaplar ama çok temiz olanları da var, çok hırpalanmış olanları da, bize de zaten içinde ki bilgiler lazım...\n\nKedilerimiz 16 Nisan günü Hürriyet Ankara sayfasına çıktı, mahallemizin değerli bakkalı Yaşar amcaları ile birlikte. Çakır kedi bile medyatik oldu da bir biz olamadık medyatik. Her neyse çok da önemli değil zaten. Yavruların gözlerinin açılmasına ramak kaldı, az bir zaman sonra dışarılarda dolaşmaya başlarlar. Sokağın başlarına yazılar bile astık arabalar için''Dikkat kedi var yavaş geçin'' diye...\n\nHavaların bu sıralar maşallahı var, aman nazar değmesin. Ara da İtfaiye Meydanı'na iniyorum, ara da Çıkrıkçılar yokuşuna sarkıyorum. Buralar hâlâ çok otantik yerler benim için. Turistler de kendilerini göstermeye başladılar güzel Ankara'm da yavaş yavaş. Biz de yabancı dilin Y si bile olmadığından bu yaz da haliyle tarzanca anlaşacağız denk gelen olursa. Hem Tarzanca'nın dil kuralları ve sözlüğüde yok.\n\nTam bitişiğimizde ki Anafartalar Meslek Lisesi'nde bir dolu öğrenci var cıvıl cıvıl, coşku dolu gençler. Bazen diyorum ah onların yaşına insem, arada da boş ver be oğlum, ne sıkıntılar çektin sen o yaşlarda, ne terk edilmişlikler yaşadın o yaşa inip de ne olacak diyorum ve konuyu kapatıyorum...\n\nMahallemizin arka sokağında bir iki tane tarihi eser var. Bazen turistler sorarsa alıp götürüyoruz. Bir tane Sinagog, iki tane de tarihi cami, hatta birisinin altıyüz yıllık olduğu söyleniyor. Zaman zaman oralarda namaz kıldığımız da oluyor. Çoğu evler terk edilmiş durumda hali hazırda. Duyumlarımıza göre belediye oralarda güzel bir yenileme yapıp da cazip hale getirecekmiş buraları, çoğu evi de yıkarlar herhalde...\n\nKöşede ki Leblebici oğlu Cami'miz de tarihidir ha onu da söylemeden geçmeyelim. Buralar Ankara'nın en eski mahalleleri aslında. Bizim ticaret hayatımızı sürdürdüğümüz bina bile yüz on yıllık, bir yerlerden öğrenmiştim zamanında...\n\nNe diyelim bitirirken sevgi ve saygıyı da ihmal etmeyelim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havadan Sudan - 7 -",
        "poet": "Ahmet Zeytinci",
        "poem": "\n\nNeyse şu meşhur derbi de bitti de sonunda güzel yurdum rahata kavuştu. Bir aydır sanki memleketin başka sorunu yok gibi derbi ile yattık derbi ile kalktık. Fanatik taraftarlar ölüp ölüp dirildi nerede ise, bir bakıma takımlarını kendileri ile özdeşleştiriyorlar, takım yenildi mi yerle bir oluyor galip geldi mi isterse yüz milyar borcu olsun hiç başka bir şeyin önemi yok...\n\nYazık çok yazık hem de. Bu söylediklerim bir kulübü diğerinden ayırmadan düşündüğüm, yazdığım çizdiğim olsun. Çünkü az çok bütün kulüplerde fanatiklik var. Oysa Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ne demiş ''Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim'' var mı bunun ötesi. Hangi kulüpten olursa olsun şike yapan, doping yapan, hakemlere saygısızlık yapan ve bu gibi olaylara alet olan sporcuların bir an önce spor ile bütün ilişkileri kesilmelidir kanımca...\n\nMayıs ayı geldi, havalarda bir ısınmadı gitti güzel yurdumda. Sanki mevsimler birer ay kaydı gibime geliyor, nisan yağmurları da pek fazla yağmadı, yağmur mayıs da yağar oldu. Dünyanın dengesi değişiyor, düzeni tabiatı arızalanıyor gibi. Bunu da yapan başka kimse değil ha sakın öyle zannetmeyin biz insanlar. Londra Hayvanat Bahçesinde gidip görmüş olanlar az çok bilir, bir aynanın üstüne demir parmaklık gibi çizgiler çekilmiş ve üstünde de şu yazı ''Dünyanın en vahşi hayvanını görüyorsunuz'' tabi baktığınız zaman gördüğünüz kendiniz, yani insan. Hiç bir hayvanın, buna en vahşileri aslan, kaplan, çakal veya sırtlan da dâhil bir seferde yüz binlerce canlıyı öldürdüğünü gördünüz mü; ama insan denen vahşi yaratık Hiroşima'da yüz binlerce insanı, sade insanı da değil, hayvanı bitkiyi bir anda yok etti. Şimdi burada gel de aslanları ve kaplanları baş tacı yapma. Hem onlar hayatta kalmak için bir yerde mecburlar bu davranışa, ya insan?\n\nBahar da gelince okullarda pikniklerde başladı, her tarafı çiçek kokuları, kedi viyaklamaları, kuş cıvıltıları aldı. Okul çocukları sık sık pikniğe gidiyorlar. Bu arada anneler günü geldi geçti, her ne kadar çoğu baba hazzetmese de anneye alınan hediye parası kendilerinden çıktığı için. Aslında yarım elma gönül alma demiş atalarımız değil mi? Çok da cafcaflı pahalı şeyler almaya gerek yok, önemli olan hatırlamak ve hatırlanmak gerisi teferruat, ufak bir eşarp, bir buket çiçek, bir çift çorap...\n\nYurdumuz büyük ve güzel bir ülke ve bizde diğer insanlar gibi yurdumuzu seviyoruz canı gönülden. İnşallah gelecek günler de ülkemiz huzur ve mutluluk ile dolu dolu güzel günler yaşar sevgi ve saygılarımla her zamanki gibi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havadan sudan...",
        "poet": "Mehmet Halil",
        "poem": "\n\n(sudan derken devletten bahsetmiyorum. Su cıvık bir şey, devlete ters düşer...) \n\nDemokrasi ile diktatörlük\nDoğu kültürü ile batı kültürü\ninanç ile bilim\nBütün bunlar arasındaki ince köprü, sıfır noktası... \nÇocukluğumuzda, ya da ilk ve orta okullarda, küre üstünde pararelleri ve meridyenleri anlatırken aklıma hep ''bunları koca bir dünya üstünde nasıl çiziyorlar? '' diye merak ederdim. Küçücük ilçe sınırları içinde dolanırken bile (çobanlık yaparken)  gözlerim hep öyle bir çizgiyi arardı. Ama okulda bunu öğretmene soracak cesaretim yoktu. Öğretmenimiz eli sopalı biriydi. Oyun oynamaya, ders kitaplarından başka kitap okumaya izin vermezlerdi... Bu nedenle iki numara büyük abimin yediği sopaları unutamam... (çünkü varlık yayınlarının çıkardığı küçük öykü kitaplarının hastasıydı)  amcam kızının çarliston(çizgi)  veya beştaş oynarken öğretmen tarafından görülüp, ilk derste tahtaya kaldırılıp, sınava çekildiği ve bilemediği zaman ''seni çerlistoncu seni... ders çalışmazsın demi...'' diye çok sopa yediğini, hatta kız korkudan tahtada, bacaklarından aşağıya çeşmesi akınca (bizde gülerdik marifet gibi...)  onu yalattığını hiç unutamam... Böyle bir öğretmene soru sorabilmek için yürek isterdi... Öyle yürekli de ne yazık ki bizden çıkmazdı... Çıkamazdı o öğretmen o zamanlarda tek doğrumuzdu. Biz cahildik.\nEkvator çizgisinin ne olduğunu yıllar sonra, radyolardaki çocuk programlarında, Barış Manço'dan öğrenebildim. Barış Manço bunu çok güzel anlatmıştı. Ekvator çizgisinin geçtiği yere, düz bir levha koymuştu, onun elli sansim kuzeyine su döktü su kuzeye aktı, elli santim güneyine su döktü su güneye aktı. Ekrandan dik dik baktı. Bu nedir diye çocuklara sordu. Sanki büyükler biliyormuş gibi... Yani bizim cahilliğimizi yüzümüze vurmadı. Sonra açıkladı...\nİşte yaşadığımız dünyanın üstünde bir manyatik alan var. Bu manyatik alan bu çizgide nötür (sıfır)  güce sahip ama bu çizgiden kuzeye doğru gittikçe manyatik alan kuzeye doğru çekiyor, sıfır noktasından güneye doğru gittikçe güneye doğru çekiyor...\nO güne kadar yön tayin etmede bize gösterilen pusulanın da nasıl çalıştığını anlatmadılar. sadece ''okun ucu kuzeyi gösterir! '' di bütün öğrettikleri. Onun için de o pusula benim için pek güvenilir bir araç değildi. Ağaçların eğimi ve üzerlerindeki yosun daha güvenilir bir bilgiydi... İşte Barış Manço'nun o dersinden sonra, pusulanın da o manyatik alanla çalıştığını düşünebildim... Tabi bunu destekleyen de o sıaralarında gittiğimiz kuran kurslarında, ağaçların kabeye doğru eğildiği bilgisiydi...\nKaranlık ve aydınlığı birbirinden ayıran, gündoğumu ve günbatımı gibi simgeler, sıfır noktası gibi önem kazanır hayatımızda... Hep o değişim anlarına hayran kalırız ama, kendimizi değiştirmek aklımıza gelmez... Hatta kendimizi değiştirmek dinden imandan çıkmak kadar kötüydü. Bu nedenle ve buna benzer nedenlerle, günden güne dinden imandan çıkanların sayısı da arttı.\nDünya'daki toplumsal yapı da dünyanın doğasına uygun... Kuzey kutbunda zengin ülkeler, güney kutbunda fakir ülkeler... Ekvator bölgesi de barışı temsil ediyor... Zenginlerin çekim kuvveti kuzeye doğru, geri kalmış ülkelerin çekim kuvveti güneye doğru... Bu iki uç birbirine benziyor... Faşizm ve terörizm... İkisi de soğuk. Yaşanılır gibi değil... Ekvator bölgesi de barışı temsil ediyor, ama barış da öyle kolay yaşanılır gibi değil... sıcakları insanı yakıyor... İnsanlar yaşam tercihlerini yaparken soğuk ve sıcak arasında bocalayarak yapıyorlar... fazla soğuk da iyi görülmüyor fazla sıcak ta... Ama sonuçta bu dünyada yaşamak zorundalar...\nDünyanın insandan önce oluştuğu malum, birçok evreden geçtikten sonra, bu gün daha yaşanılır bir düzene kavuşmuş... Evrenin, yani dünyanın bir parçası olan insan toplulukları da zamanla daha güzel yaşanılır hale gelecek, ufak tefek depremler olsa bile bu günkü sıkıntılar azalacak... Dünyanın geçmişte paraleller ve meridyenler arasında çok değişimlerden geçtiği gibi... Bazı karaların sular altında kalıp bazılarının su yüzüne çıktığı gibi, bu gün çalkantılardan nefes alamayan toplumların da paraleller ve meridyenler arasındaki bölünmeden, ve bu bölünmede kendi kutbu içindeki çatışmalardan kaynaklanan sıkıntılar da zamanla aşılacak... Bu doğanın bir yasası ama bu yasanın öznesi de insan, insan yerinde dururken yasalar da değişmez... Bu değişimin kolaylaştırıcısı, hızlandırıcısı bizzat insanın kendisi... İnsan bunu başarabilmek için daha çok öğrenmeli ve bu doğrultuda bilinçli olarak daha çok mücadele etmelidir...\nToplumlar da dünyanın paraleller ve meridyenler arasındaki parçaları gibi bir arada ve yerli yerinde var olacaklardır. Bunu ''her kimlikte'' insanlar kabul etmek zorundadır. Dünyanın bütünlüğü kadar toplumların bu farklı yapısı ve bu farklı yapı içindeki bütünlüğü da doğal ve kaçınılmazdır. Bunu kabul etmemek, dünya üstünde kendi varlığını kabul etmemekle aynı anlama gelmektedir. Onun için ki savaşlarda karşılıklı insanlar birbirini tüketmektedir. Tükenenlerde hep geri kalmış ülkelerin yoksullarıdır. Daha çok geri ve cahil bırakılanlardır.\nYapılacak iş, insanın dünyayı ve kendini sorgulayıp, çıkarının, günübirlik değil, uzun vadeli çıkarının hangi kutupta olduğunu araştırıp bulmasındadır. Onu başardığında, dünyayı kontrolü altına alan 500 uluslar arsı şirketin güdümünden kurtulup kendi kutbunda yer alınca, dünya toplumu da düzenli nefes almaya başlayacaktır. Sevgiler, saygılar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havalanma Telli Durnam",
        "poet": "Aşık Veysel Şatıroğlu",
        "poem": "\n\nHavalanma telli durnam\nHavalanma telli durnam\nAman aman aman ey\nUçup gitme yele karşı\nAh niye doğdun sarı yıldız \nMavi yıldız yıldız yıldız yıldız yıldız dön dön\n\nZülüflerin tel tel olmuş\nZülüflerin tel tel olmuş\nAman aman aman ey\nDöküp gitme ele karşı\nAh niye dogdun sarı yıldız\nMavi yıldız yıldız yıldız yıldız yıldız dön dön\n\nEvler yıkan beller büken\nKanlımı oldun kervan kıran\nDön dön dön dön dön\n\nŞahinim var bazlarım var\nBaharım var yazlarım var\nYare tenha sözlerim var\nBen diyemem ele karşı\n\nZülüflerin tel tel olmuş\nZülüflerin tel tel olmuş\nAman aman aman ey\nDöküp gitme ele karşı\nAh niye dogdun sarı yıldız\nMavi yıldız yıldız yıldız yıldız yıldız dön dön\n\nDertli derki dünya fani\nSeni seven neyler malı\nYakışmazsam öldür beni\nGiyin yeşil ala karşı\n\nZülüflerin tel tel olmuş\nZülüflerin tel tel olmuş\nAman aman aman ey\nDöküp gitme ele karşı\nAh niye dogdun sarı yıldız\nMavi yıldız yıldız yıldız yıldız yıldız dön dön\n\nKani Karacaoğlan kani\nVeren alır tatlı canı\nYakışmazsa öldür beni\nYeşil bağla ala karşı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havale",
        "poet": "Salih Demir 2",
        "poem": "\n\nKurduğum hayaIIerin,\ndüşlediğim sevdamın,\nKaybolan yarınımın,\nYok olan hayatımın\nEğdiğin bu başımın\ndöktüğüm göz yaşımın\nHepsini sana havaIe ediyorum.. \n\n19.09.2015 - İZNİK / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havetsi",
        "poet": "Yusuf Bilge",
        "poem": "\n\nGaliba çekimserdi ruhu Bezmielest’de\nCömertliğine cömert, mert olmasına mert de,\nEl attığı tüm taşlar kor kesilip eriyor\nNefsinin Mina’sında şeytanla başı dertte.\n\nYUSUF BİLGE\n15 Temmuz 2012 Pazar-İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havalı Şiirler I",
        "poet": "Ahmet Aksoy",
        "poem": "\n\nbir böcek kadar açım\n..bir böcek kadar tok\ngarip şey ah! şu ihtiyaç\nböcekler giyinmez çıplaktır\n..ben elbise giyerim\n...çıplaksam deli derler\ngarip şey ah! şu ihtiyaç\nbir böcek düşünmez\n..dünya derdi ahiret derdi\ngari şey ah! şu ihtiyaç\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havasa mektup 2",
        "poet": "Ali Rıza Ünal",
        "poem": "\n\nDoksan dokuz dağ aştım dür oldu sözlerim,\nKâbe kavseynden uruc ev ednayı özlerim,\n\ncoştu ref ref ya bismlllah dedim ev ednaya.\nNe yay kaldı ne ref ref kör oldu gözlerim.\n\nUdi bestekâr Aliyy-ül Razan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havası   Başka",
        "poet": "Mevlüde Demir",
        "poem": "\n\nGökkuşağını tut, sende yakala\nKardeş gibi sevip, dost ol kucakla\nKemer’i unutma,kalbinde sakla\nDenizi bir başka, havası başka\nKemer’de düşersin, divane aşka\n\nTahtalı dağından,eser bir rüzgar\nSevdalar çekilir,yaşanır aşklar\nElele çıkalım,doruğa kadar\nDenizi bir başka, havası başka\nKemer’de düşersin,  divane aşka\n\nYurdumun en güzel, cennet köşesi\nTa uzaktan gelir, denizin sesi\nAlemin yerinde, keyfi neşesi\nDenizi bir başka,havası başka\nKemer’de  düşersin, divane aşka\n\nKoyları limanı, etrafı yalı\nDağının eteği, yeşil boyalı\nKemer’e gelelim, tatil zamanı\nDenizi bir başka, havası başka\nKemer’de  düşersin, divane aşka\n\n\n"
    },
    {
        "title": "& Havanda Kuru Su……",
        "poet": "Serap Saylam Şen",
        "poem": "\n\nDünden başka değil yazık ki  bugün de gördüğüm\nÇözülememiş ne var ki ki ihanet denen düğüm\nSevdaya dair ne varsa yüreğimde kördüğüm\nHavanda kuru suymuş yaşamak diye dövdüğüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havlayan Mesajları",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nİnsanlar ruh taşıyor her canlılar gibi\nRuhlar sevgi yaşıyor Allah aşkı gibi\nHavlayan mesajları insan mı vermeli? \nNiye havlar insan? Hayvan ürkütmüyor ki…\n\nKasım 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havlama Sesiyle Bölündü Hayatım",
        "poet": "Görkem Buğra Kızılkaya",
        "poem": "\n\nİki üç kibrit çöpüne hapsolmuş dünya\nBir başından yaksan simsiyah bir tabaka\nKararan gökyüzü gibi üç saniyede solmuş dünya\nİyice baksan hayatın altında abluka...\n\nSessizliğe boyun eğmiş bir dalmış dünya\nGittkçe büyümüş, sıkıca tutunmuş ağaca\nYeniden açtığı rüyalara dalmış dünya\nGözlerini açtığında saf, masum bir karaca...\n\nİki katlı, kocaman bir engelmiş dünya\nTırmanmaya çalışsan kayıp gider ellerin\nİkinci katıma misafir gelmiş dünya\nYok etmeye çalışma, saklanmaz delillerin...\n\nGüneşin etkisindeki bir gelgitmiş dünya\nOkyanusları değil kıtaları sallayan\nO son depremden sonra yok olmuş, gitmiş dünya\nBirkaç tane insan var ölüm için ağlayan...\n\nÖdemesi çok ağır bir bedelmiş dünya\nAşkını versen yine de ödenmezmiş\nYürekleri bir kor gibi eritmiş, delmiş dünya\nİki metre yol alsa da geriye dönmezmiş...\n\nSoğuk şehrin saklandığı Anadolu’ymuş dünya\nOva boyu uzanan, gökyüzüne karışan\nGözlerimi gölgeleyen dağlarla doluymuş dünya\nBulutları almak için birbiriyle yarışan...\n\nBeyazın saklandığı siyah bir gülmüş dünya\nEski bir film gibi hayatımı anlatır\nRol aldığım komediye ağlamış, gülmüş dünya\nBir öğle vaktimde güneşi aydınlatır...\n\nVücudumu sarmalamış bir yosunmuş dünya\nBaşlamış çürütmeye bir ucundan tutarak \nSevimli hayvanlara yemek diye sunmuş dünya\nSanki onu kollarının arasından atarak...\n\nEn alt derecesini çoktan aşmış dünya\nTutmuş yerin sekizinci katına oturmuş\nAşkımın hevesiyle yanmış bir aşmış dünya\nTencerenin dibine küçük bir aile kurmuş...\n\nHayal kırıklıklarıyla dolu bir geçmiş dünya\nNeden hep hayallerle uğraştığı bilinmez\nHayatımdan bir hayalet gibi geçmiş dünya\nBedeni kaybolsa da mezar taşı silinmez...\n\nUçurum ortasında saklı bir uçmuş dünya\nKapkaranlık bir çukur uzağı göremeyen\nKırık iki kanatla yükselmiş, uçmuş dünya\nSensin, ayağı olup onlarla yürümeyen...\n\nBeynimi zorlayan mutlu bir kızmış dünya\nGözlerimin önünden hiç götüremediğim\nBu halime çok üzülmüş, biraz da kızmış dünya\nGözlerimle beraber hergün öldüremediğim...\n\nHergün yeraltında açan bir çift güneşmiş dünya\nÇiçeklere hayat veren, kimsenin bilmediği\nSolduğum o son akşama, o güne eşmiş dünya\nKaralamak isteyip de kimsenin silmediği...\n\nTırnağımdan boşanan pıhtılaşmış kanmış dünya\nSon iki üç damlasını şarap zannettiğin\nAşkın sarhoş olduğuna inanmış, kanmış dünya\nKarasında saklısın ruhumun, mahvettiğin...\n\nArkamdan üstüme gülen, somurtkan bir yüzmüş dünya\nİkiyüzlü değil o, birkaç duygu var yüzünde\nÖnceden tuzlanmış derimi yüzmüş dünya\nHeves etme, çok tatlı bir şeker var özünde...\n\nŞu an yattığım yerden biraz derinmiş dünya\nAşka tutsak iki yürek bırakır arkasında\nBirinin kollarında oraya inmiş dünya\nHayat, uyuduğun zaman gözlerinin karasında...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havlamazsa Bir Çomar",
        "poet": "Arslan Yılmaz",
        "poem": "\n\nHavlamazsa bir çomar pek sıkılırmış canı\nBazanda aniden ısırırmış insanı\nÖzgürlük sanırmış kendi aklınca bunu\nNasıl atıversin ki dededen kalma huyu\n\nHamisi de böyledir namus hasmının\nEmiyor kanını bir çok masumun\nSoyu bozuk olandan beklenemez başkası\nŞahlanırsa soylular yere düşer şapkası\n\nO yer senin afganlım o vatan senin\nSeccadesinin izi var turabında dedenin\nBağrından arşa çıkar ezan sesleri\nBağından neşe saçar hakkın gülleri\n\nBeşyüz sene yaşattı Osmanlım saadette\nŞimdi özgürlük arar o sersem esarette\nKarakteri bu bulgarın pisliktir\nSusarsa kardeşin bu miskinliktir\n\nKatilin deesteğinde nankör bir millet\nKızılın uşaklığı en zelil illet\nAhmedler Ahmeddir Mehmedler Mehmed\nYaradan Allah dır Rasul Muhammed.\n\n15 haziran 1985  SİVAS\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havlıyorken Köpekler Uzakta",
        "poet": "Cem Dönmez",
        "poem": "\n\nHavlıyorken köpekler uzakta\nBırakıyorum göz yaşlarımı. yüz yıllık \nbir şehir yıkılıyor. Ansızın...\nbir ses oluyor soluğun. Bir korku\nolduğunu anlıyorum sevdanın.\n\nHani kumsaldaydık, bir çift martı,\nçığlıklı. Bir çift ayakkabıydı bıraktığın\nBenim gibi seni giyinmeyi bekliyordu\nGörenler bizi sahipsiz sandı\nHalbuki aşk elimizden tutuyordu\n\nDünyayı düşünüyorduk, bir portakalı\nsoyarken. indik en dibine nesnelerin\nGördük ki hiçti kalan yalnız insan...\nGemiler geçiyordu açıktan. Yüzüne\nbir şey yayıldı, bir yosun olmalı.\n\nNeden bunları hatırladım, birden bire\nTarih düz mü gider garip\nVahim bir yanlış yapılmış matbaada\nBasarken tarih kitabını, barbarlık \nkaymış kadim çağlardan çağımıza\n\nhavlıyorken köpekler uzakta\ndünyayı düşünüyorduk, çığlıklı\nbasarken tarih kitabını barbarlık\nörgütleniyordu içimizdeki dağlarda\nzulme karşı bir spartakus davranışı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havranlı Seyit Onbaşı",
        "poet": "İrfan Çelik 1",
        "poem": "\n\nTarihe damga vurdu Çanakkale savaşı\nŞehitlikle biçildi askerlerin kumaşı\nMecidiye Tabyası burdaki erlerimiz\nYüzbaşı Hilmi ile on sekiz arkadaşı\n\nKulak zarı patlatır topların gürültüsü\nGelen bir kahpe topla şehittir on altısı\nMecidiye Tabyası kalır üç baba yiğit\nŞehit Gazi hepsinde var iman parıltısı\n\nYiğit yüzbaşı Hilmi yardım almaya gider\nAli,Havranlı Seyit bir an kendinden geçer\nMecidiye Tabyası Allahın bir ikramı\nGazi Seyit onbaşı kuvvet şerbeti içer\n\nAnnesi Eminenin duası akla gelir\nAçar eli semaya içten dua edilir\nEy Yüce Ulu Allah bütün kuvvet sendedir\nDua geri çevrilmez Haktan kabul görülür\n\nİki yüz onbeş okka top mermisi sırtına\nBir canı vardır feda vatanına yurduna\nMecidiye Tabyası inler kemik sesinden\nTürkün şanı şerefi bindi kaburgasına\n\nTam üç kez iner çıkar topta basamakları\nSonu geldi ne bilsin düşman avanakları\nGüç iman değiştirdi savaşın kaderini\nVurdu Oşin zırhını nur oldu yanakları\n\nYüzbaşı Hilmi bey öper Seyitin alnından\nBenden değil der kuvvet Allahın kudretinden\nİrfan derki Türk oğlu buradan iyi ders al\nTürkün zaferi doğar boğazın şafağından\n\n11/07/2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havuz",
        "poet": "Cahit Sıtkı Tarancı",
        "poem": "\n\nEskiden ne vakit baksam işıldayan\nO dünya....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havva",
        "poet": "Recep Metin Yerdelen",
        "poem": "\n\nH ayal bile demeyeceğim kadar dost bir insansın,\nA nlaaya çalışadığım hayatta inana tek gerçeksin,\nV ardır elbette sevgi ve saygı sende göreceksin,\nA adesi doolmuş bir hayatta sende sevileceksin,\nA llah'tan tek dileğim sabır o günü sende bekleyeceksin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havuz Başı",
        "poet": "Bayram Eser",
        "poem": "\n\n“sen gel bana ben geleyim kendime\nbenim sıcacık temmuz güneşim ol\ntemmuz güneşim ol dokun tenime\nbenim sıcacık temmuz güneşim ol\n\nseninle yanayım ben kavrulayım\nbedenim ısınsın şifa bulayım\nyakıcı ter tuz içinde kalayım\nbenim sıcacık temmuz güneşim ol\n\ntembellik yapayım dinlendir beni\nkeyifsizim haydi eğlendir beni\nçok mutsuzum şımart şenlendir beni\nbenim sıcacık temmuz güneşim ol\n\ngel herkesin yaptığını yapalım\nşemsiyenin gölgesinde yatalım\nkendimizi soğuk suya atalım\nbenim sıcacık temmuz güneşim ol\n\nseninle tatlı tatlı söyleşelim\ngüneşim ol seninle sevişelim\nsusuz kaldık soğuk bir şey içelim\nbenim sıcacık temmuz güneşim ol…” 16.07.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havva",
        "poet": "Seraceddin Çelebi",
        "poem": "\n\nTanrı seni yalnızlığımdan yarattı\nVe sen yalnızlığımı yarattın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havuz",
        "poet": "Hüseyin Celep",
        "poem": "\n\nZavallı Ahmet Haşim\nHep uzaktan seyretmiş seni\nBir de kızıla boyamış\nGüzel mavi rengini\nOysa koynuna girmeyen\nBilmez havuzun zevkini\n\nHaşrrrr şappıduk şıppıdık\nBir alışma olursun müptela \nHem keyif hem de sağlık\nOh ne güzel, ne ala\n\nTebrikler her şey tertemiz\nTuzlu ama sakin ve sessiz\nGözünü seveyim mangır senin\nMedeniyet de olmuyor sensiz\n\nTabi bin türlü hali var dünyanın\nİşi zor birkaç şişko bayanın\nAylardır ha gayret de gayret\nBir gram eksilmedi inanın\n\nMüdavimler seçkin ve medeni\nTanısın, tanımasın seni\nGünaydın,merhaba, iyi günler\nSevgiymiş mutluluğun temeli\n\nBitince hayatın telaşı\nDünyaya  bir bak arkadaş\nUnutma sağlık her şeyin başı\nMutlu ol, güzel yaşa, paylaş\n\nKazanmak yaşamak için tabi\nYok işte şu kefenin cebi\nGelen gider, konan göçer\nSanki delik dünyanın dibi\n\nHaydi biraz spor olsun\nŞimdi herkes havuza dolsun\nOlursa da biraz hüzün\nMavi sularda kaybolsun\n\nAnkara/2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havuz Başı Düşleri",
        "poet": "Çetin Özdemir 2",
        "poem": "\n\nHavuzun başına bir kedi indi\n\nHavuzun başına, diyorum\nBir kedi indi\n\nÖnce ürkek adımlarla\nDolaştı\nSonra \nHavuza doğru yaklaştı\nHavuzda gördüğü akisten  ürktü\nAz kalsın suya düşüyordu \nSudaki aksine şaştı\n\nOysa ki nicedir havuzu düşlüyordu\nSıyrıldı korkularından\nSuya yaklaştı \nEğildi havuzdan su içti\nHavuzun suyu bitti\nKedi kendine geldi\nSanki havuzun dibini deldi\n\nBunda şaşacak ne var ki \nHavuzun başına her an bir kedi gelebilir\nEğilip havuzdan su içebilir\nBir içişte havuzun suyunu bitirebilir\nGözünüzün içine baka baka malı götürebilir\n\nBunlar sıradan şeyler\nBenim ülkemde her an her şey olabilir\n\nBöylesi uyuyan halka anlatılanın\nMasal mı, gerçek mi olduğunu\nKim bilebilir \n\nÇetin Özdemir 04.10.2008 Konaklı-Alanya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havva'dan Beri",
        "poet": "Gülizar Telli",
        "poem": "\n\nBalçık, ne güzel de dönüşmüştür meleğe\nGözünde şefkat, ağzında dua,\nAyağında cennet, yüreğinde neş've\nToprak dönüşmüş ANNE'ye\n\nBir gün kına yakar kurban diye İsmail'e\nBir gün ateşten güller derer İbrahim'e \nBir gün dua eder asker doğan Fatih'e\nToprak dönüşmüş ANNE'ye\n\nÖyle büyük bir yürek taşır ki göğsünde\nNe korku bilir, ne hüzün vardır çehresinde\nVatan için namus demişse bir kere\nToprak dönüşmüş ANNE'ye\n\nAsker mektubu bekler eli yüreğinde\nDiploma yolu gözler ağarsın gecem diye\nİki damla gözyaşıyla su serper yüreğine\nToprak dönüşmüş ANNE'ye\n\nÇatlamış dudakları, nasırlaşmış elleriyle\nSu testisi, azık heybesi, bükülmüş beliyle\nGüneşin kavurduğu bir günde rızk peşinde\nToprak dönüşmüş ANNE'ye\n\nKüçücük bir damlayken birden büyüyen ceninine\nGöbek bağıyla bağlanmıştır yaratılmışların en şereflisine\nBeden ikiye bölünmüşse de ruhlar birdir yine\nToprak dönüşmüş ANNE'ye\n\n(HATAY/İskenderun  27.03.2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havva'nın Ayıbı",
        "poet": "Elif Yaren",
        "poem": "\n\naşktan korku duymak mı? kulaklarım işittiği soruya inanamadı! \n\nonunla aramızdaki tek bir kızıl elmaydı\nçekirdeği de aşkın ateşine bağışlandı.\nbir telaş ki sorma! \nonu nasıl sevdiğimi görünce Havva\nAdem'in yüzüne bakamadı bir daha.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havvanın Kızı",
        "poet": "Bayram Eser",
        "poem": "\n\n“bizimki iki kişilik savaştı\nkadın her savaştan zaferle çıkar\naklımız duygularımız karıştı\nkadın her savaştan zaferle çıkar\n\nsavaş hep ölümdür dönülmez geri\nhiç anlaşılmaz barışın değeri\nsavaşı kaybettik ademden beri\nkadın her savaştan zaferle çıkar\n\nsen havvanın kızısın aynı annen\nbir savaşa tutuştuk seninle ben\nsavaşın sonunda kimdi kaybeden\nkadın her savaştan zaferle çıkar\n\nevet kaybettim kes benim başımı\nağlayarak derin göm naaşımı\nhatıra olsun al bir tel saçımı\nkadın her savaştan zaferle çıkar\n\nbu savaşı kim kazandı belli mi\nesirinim bir çözersem elimi\ngörürsün benim galip geldiğimi\nsen bu savaştan barışla çıkarsın…” 24.07.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havva'nın Yanaklarında Tebessüm",
        "poet": "İlyas Ekin",
        "poem": "\n\nHAVA’NIN YANAKLARINDA TEBESSÜM\n\nHz. Adem duası dudaklarında \nHz. Havva'nın sürülmüş yanaklarına \nEy aşk adına yaraşır sevgili! \nUzat ellerini, gir içeri cennet kapısından \nMelekler üflemiş özüne \nCebrail kanallarında cennet anahtarı \nPeygamber yüzünde cennet kokusu \nEy Mekke ne güzel bahtın! \nPeygamber dokunmuş toprağına \nEy Medine ne zarif bahtın \nPeygamber üflemiş yaprağına\nHavva, içime düştü serinlik özü \nKalbimde yanan aşkın közü \nKonuşsam susamıyorum \nSussam gönül rahat değil \nYazsam sayfalara sığmıyor \nSatırlar dökülüyor dudaklardan \nTebessüm gözyaşı akıyor yanaklardan \nHaykırsam dağlara, taşlara \nBir çare yok suskunluğuma \nHüzünlü kalbim küskünlüğüme \nSadece üşüyor yüreğim \nSadece üşüyor sensizliğe\nEy Peygamber duasında ismi Havva \nIsıtır ancak bir gülüşün \nPeygamber çiçeğini dik solmayan gönle \nIsıtır ancak bir tebessüm \nKevser suyundan içir dudağına \nKalbine amade yüreği İlyas'ın \nEy Muhammed hürmetine Havva! \nSelam o güzel yüreğine \nSelam o güzel özüne.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havvanur",
        "poet": "Furkan Altınok",
        "poem": "\n\nHatıra olsun bu şiir benden sana,\nAma söyleyemedim içimdeki aşkı bir türlü sana,\nVeda ediyorum artık Aşka ve Hayata,\nVe son olarak söylüyorum sana \nAşkımı bir gün anlarsan hiç durma koşarak gel yanıma …\n\nNe senden önce nede şimdi,\nUmudum sadece beni sevmendi,\nRuhuma öyle bir gel ki sakın bırakma beni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havranlı Yiğit, Onbaşı Seyit",
        "poet": "Muhittin Alaca",
        "poem": "\n\nBalıkesir Havran’dan çıktı bir yiğit,\n      Mehmet oğlu Onbaşı Seyit.\n      Tabyasını verse de şehit,\n      Gömdü Ocean zırhlısını denize; \n      215 okkalık mermiyle olurken meyyit, \n      Düşmanda ne takat kalmıştı, ne ümit.\n     ‘Çanakkale Geçilmez! ’ tarihe düştü beyit…\n\n      Havran’da odunculukla geçiniyordu. İri, uzun boyluydu. Pehlivan soyluydu. Kendisine “Koca Seyit” diyorlardı. Cengâver ruhluydu. Herkes bir kütük taşırken, O’nun iki koltuğu da doluydu. Ailesinin eli, koluydu. Osmanlı gibi, ailesinin de zor dönemleriydi. Henüz evleneli bir yıl olmuştu. Kız çocuğu, yeni doğmuştu. Anne ve babası ihtiyardı. Bakıma muhtaç halleri vardı. Ne var ki vatan en büyük yârdi. Vatan borcu, Anadolu’da ardı. Seyit’i de heyecan sardı. \n      Her Türk evladı gibi sevincinden coştu. Helâllik alarak, kışlaya koştu. Üç yıllık görevi devirdi. Tam terhis olup sevenlerine kavuşacağım derken, Balkan Savaşları patlak verdi. İşin yönü değişiverdi. Terhisler durduruldu. Nihayet, Balkanlar’daki savaş da duruldu. Osmanlı yara almıştı. Seyit’i tekrar terhis heyecanı sarmıştı. Bu sefer, kendisini Birinci Dünya Savaşı’nın içinde bulacaktı. Savaşın en dehşetli cephesi, Çanakkale olacaktı. Seyit, bu cepheye de gönderildi. Çanakkale Boğazı’nın Rumeli yakasında, Kilitbahir denilen mevkide görevlendirildi. Rumeli Mecidiye Tabyalarında, topçu er olarak mevzilendirildi.\n      Beklenen gün gelmişti. Daha önce düşman gemileri ara ara boğazda taciz atışları yapmışlardı. Toplu saldırı yapacaklardı. Boğazda mevzilenen topçu bataryalarımızı yok etmek için, ant içtiler. Kendilerine 18 Mart 1915 tarihini seçtiler. Sabah saatlerinde Fransız ve İngiliz birlikleri boğazı hızla geçtiler. Tabyalarımızı yoğun ateşe tuttular. İngilizlerin en büyük savaş gemileri, Queen Elizabeth ve Ocean zırhlılarıydı. On dört bin metre menzilli, otuz sekizlik toplarıyla alev püskürüyorlardı. Mecidiye Tabyasının kırk yiğidi, yoğun ateş altında direnmeye çalışıyorlardı. Ellerindeki kısa menzilli toplarla, güçlü düşman donanmasına karşı aslanca çarpışıyorlardı. \n      Bir top mermisinin, Mecidiye Tabyasının üzerine düşmesiyle ortalık karıştı. Toz- toprak üstlerine yağdı. Gelen alev topu değil, ateşten dağdı. Merminin açtığı derin gediğe, tabyadakiler adeta gömülmüştü. Arkadaşlarının çoğu şehit olmuştu, Seyit sağdı. Sadece gövdesinin üst kısmı, yerin üstünde kalmıştı. Toprak kütlesi ayaklarına bağdı. \n      Kendisine geldiğinde, arkadaşlarının cansız bedenleriyle karşılaştı. Tabyasından sağ olarak sadece Yüzbaşı Hilmi Bey ve Niğdeli Ali kalmıştı. Onların yardımıyla Seyit, olduğu yerden çıktı. On dört şehit, yirmi dört yaralı arkadaşının olduğunu öğrenmesi, O’nu yıktı. Bu arada İngilizlerin dev gemisi Ocean ateş kusuyordu. Etrafı hallaç pamuğu gibi dağıtmaya devam ediyordu. Seyit etrafına baktı. Sadece bir top sağlam kalmıştı ayakta. Diğerleri ya parçalanmış, ya da gömülüydü toprakta. Yaklaştığında, o topun da vincinin kırık olduğunu gördü. İnanç ve azmiyle, kuvvetini kardı. Arkada duran iki yüz on beş okkalık top mermisinin yanına vardı. Niğdeli Ali, Koca Seyit’in niyetini anladı. Kaldıramayacağını söylediyse de, Koca Nefer’in gözleri parladı. Yaralı haline aldırmadı. Arkadaşının yardımıyla mermiyi omuzladı. İki metre yüksekliğindeki basamakları, iri ayaklarıyla adımladı. Hırsından kemiklerinin çatırtısını bile duymadı. Altıncı basamağı da çıktıktan sonra, mermiyi yirmi sekizlik topun namlusuna sürdü. Patlattı; fakat isabet ettiremedi. Üzüldü. Daha önce hiç mermi patlatmamıştı. Görevi numaratörlüktü. Yani yapılan atışları takip edip kaydetmekti. Bir daha deneyecekti. Başka çaresi yoktu. Şehit kardeşlerinin kanlarını çiğnetmek O’na yakışmazdı. “Allah’ın hakkı üçtür.” dedi. “Ya Allah, Bismillah! ” çekerek aynı şekilde üçüncü kez taşıdığı mermiyi namluya itti. İşte bu mermi, düşmanın en büyük zırhlısı Ocean’ın dümen kısmına isabet etti. Bu öldürücü darbe, dev gemiye yetti. Niğdeli Ali ve diğer bataryadaki arkadaşları: “Vurdun onu Koca Seyit! Vurdun onu! ” diye bağırıyordu. Sevinç çığlıkları etrafı sarıyordu. Seyit ise sevincinden ağlıyordu; yaratanına şükrediyordu. O anda, zırhlı etrafında fır fır dönmeye başladı; deli tekeler gibi. Çevresindeki diğer düşman gemileri de panikledi. Bir gülle değil, sanki üstlerine aslan kükredi. “Yenilmez Armadalar” olmuştu birer kedi. Niğdeli Ali, “Korkaklar, kaçıyorlar! ” dedi. Bir gece önce Türk yapımı yirmi altı mayın, Yüzbaşı Hakkı Bey tarafından boğaza gizlice yerleştirilmişti. Ocean, dönüşü sırasında bu mayınlardan birine çarptı; İrkildi. Kuyruğu üzerine dikildi. Büyük bir hızla karanlık limanın sularına gömüldü, boyladı dibi. Düşman, Osmanlı şamarını bir kez daha yedi. Diğer gemiler de aynı akıbeti yaşamaktan korkup çekildi. Bir gülle, dünyanın en büyük donanmasını devirdi. Bu olay, İtilaf Kuvvetleri’ni şaşkına çevirdi.\n      Çanakkale Savaşı’nın ilk zaferi, Koca Seyit’in bu atışıyla başladı. Daha sonra aylarca süren kara savaşlarında da Mehmetçik düşmanı haşladı. Kırıldı ümitleri, hızları yavaşladı. 9 Ocak 1916’da artık bittiler. Metrekareye altı bin merminin düştüğü cepheye kinlerini ektiler. Gelibolu mahşerini terk ettiler. Başları önde gittiler…\n      Koca Seyit’in mermiyi attığı tarihten birkaç gün sonraydı. Topçu Birliği Komutanı Cevat Paşa, Seyit'i onbaşı yaparak onurlandırdı. Komutanı ve arkadaşları “Mermiyi bir kez daha kaldır, şu millete hatıra kalacak bir fotoğrafını çekelim.” dediler. Seyit, mermiyi yerinden bile kıpırdatamadı. Merminin içi boşaltıldı. Sonra kaldırdı ve Niğdeli Ali’yle fotoğraf çektirdi. O’na, “ Nasıl kaldırdın? ” diye soranlara; “Aynı olayı tekrar yaşasam; yine aynı şekilde o mermiyi kaldırırım.” cevabını verdi. Seyit, artık gönüllerde taht kuran bir neferdi.\n      1918 yılında terhis olmuştu. Silâhaltında dokuzuncu yılı dolmuştu. Saçı-sakalı birbirine karışmıştı. Bir gece yarısı köyüne geldi. Kapıyı yöneldi. Kendisini karşılayan annesi Emine Ana’ya sarıldı. Vefalı eşi de onca zaman beklemişti. Geçen yıllara umut eklemişti. Kızı dokuz yaşına basmıştı. Şaşkın gözlerle olanları izliyordu. Utanıyor, yüzünü gizliyordu. Vefat edeli iki yıl olmuştu, babası Mehmet. O da ömrünce çekmişti zahmet. Köy kabristanında ziyaret ederek, okudu ona bolca rahmet…\n      Seyit, geçimini temin için çalışmaya başladı. Baba yadigârı merkeple dağdan odun taşıyor, odun kömürü yapıp şehirde satıyordu. Kara bulutlar cennet topraklarımızın üzerinde yine dolaşıyordu. Yunanlılar 15 Mayıs 1919′ da İzmir’i, 28 Mayıs 1919′ da da Ayvalık ve Edremit’i işgal etti. Koca Seyit, kulaklarına inanamıyordu. Bu haber kendisini terletti. Olanları hayretle seyretti. Hâlbuki O ve arkadaşları, canlarını siper etmişlerdi. On binlerce şehit vererek düşmanı Çanakkale Boğazı’ndan Anadolu’ya geçirmemişlerdi. Mondros Ateşkes Antlaşması gereği bu adamlar, neden elini kolunu sallayarak gelmişlerdi? \n      Mustafa Kemal Paşa’nın komutasında, İstiklâl Harbi başlamıştı. Koca Seyit yeniden koştu cepheye. Ordumuzun 26 Ağustos 1922′ de başlattığı büyük taarruzda yer aldı. 28 Ağustos’ta devam eden muharebede iki yerinden yaralandı. Büyük zaferin kazanıldığı haberi ulaştı, yattığı hastaneye. Gözleri aralandı. Kendisine dünyalar bağışlanmıştı sanki. Artık şanlı bayrağımız, semalarda hür dalgalanacak; ezan sesleri inleyecekti baki…\n      Koca gazi, üç savaşa katıldığı halde, madalyası bile yoktu. O’na “Müracaat et sana madalya versinler, maaş bağlasınlar” diyenler çoktu. Ama Seyit’in gözü, gönlü toktu.“Biz madalya için, maaş için dövüşmedik. ‘Ya şehit olacağız ya gazi’ dedik. Ücretini Cenabı Allah’tan bekledik ve Rabbim bize gazilik rütbesini nasip etti” diyordu. 1934 tarihinde yürürlüğe konan soyadı kanunuyla “Çabuk” soyadını alıyordu.\n      Koca Seyit, bir süre Havran’daki bir yağ fabrikasında hamal olarak çalıştı. 1939 yılında akciğerlerindeki rahatsızlık zatürreeye çevirdi. Bu hastalık, elli yaşındaki koca pehlivanı devirdi. Soyadındaki gibi ölüm de çabuk yakalamıştı efsane adamı. Fakir doğdu, fakir yaşadı ve fakir öldü. Kendi köyü olan Havran’ın Çamlık Köyü’ne gömüldü. Namı, ebediyete kadar köyüne ödüldü. Geriye parayla ölçülemeyecek bir hazine miras bıraktı. Mertlik, vatanseverlik, kahramanlık adına yazdığı sayfa aktı. Bu şanlı sayfa, artık Havran’da sancaktı. Çamlık Köyü’nün adı, tabi ki Kocaseyit olacaktı.\n      Bu köyde şu an, iki yüz elliye yakın torunu yaşıyor. Kendi gibi yüreği de ‘Koca’ insanın hatıralarını yaşatmanın haklı gururunu taşıyorlar. Sadece yılda bir törenlerde değil, böylesi değerlerimizin daima anılmasını ve yeni nesillere tanıtılmasını istiyorlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havva ile toprak aşk alev alev toprak",
        "poet": "Mahmudiye Düzkaya",
        "poem": "\n\nYağmur kokulu ey aşk ıslat yüreğmi\nYıka yüreğimin tüm kederlerini\nYer gök aşkfısıldıyor tüm evren\nYağmur hüzünlü \nSevdam \nSevdam yağmur kokulu\n\nKapodokyada yağmur hüzünlü \nAşklar alev alev kor\nSevdalar tutkulu\nTutklulu yürekler kor\nHavva ile toprak \nAşk alev alev toprak\nYer gök aşk fısıldıyor tüm evren\nYağmur hüzünlü Sevdam \nSevdam yağmur kokulu\n\nBir yürek iki sevda yusuf ile züleyha\nCam kesiği gibi kapodokyada sevda\nAşkın ateşle imrihanı \nYer gök aşk\nToprak kadar dingil\nHavva kadar ihtiraslı\nYağmur kokulu ey aşk\nSevdam \nSevdam yağmur kokulu\n\nToprak masum bir melek\nHavva asi bir çiçek\nKapodakyada aşk binbir renk\nSevda topraksız \nHavva havva sevdasız yaşayamaz\nHavva ile toprak aşk alev alev toprka\nYer gök aşk fısıldıyor tüm evren\nYağmur hüzünlü Sevdam \nSevdam yağmur kokulu\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Havvanur",
        "poet": "Ay Güneşi",
        "poem": "\n\nHayatımın anlamı sen\nAşkın anlamı sen \nVeda ettin bana\nVeda ettin bana\nAşkına doymamıştım\nNeden çekip gittin\nUğruma ölmedin\nResimlerimi yaktın geçtin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havza Yollarında Mustafa Kemal",
        "poet": "Ceyhun Atuf Kansu",
        "poem": "\n\nMuhmur dağın başında bir duman, bir duman,\nMustafa Kemal'in başında daha bir duman\nDağ düşünür gündüz gece başından duman gitmez,\nMustafa Kemal düşünür gündüz gece başından duman gitmez,\nDağların başında duman eksik olmaz,\nSoy yiğidin başından duman eksik olmaz.\nMahmur dağının dumanlarına baktı da dedi.\nMustafa Kemal, Köroğlu olmak ne güzel şu dağlarda,\nTutmak gece gündüz denizlerin yolunu, yol vermemek, \nÜşümek, ateş yakmak, yola düşmek ne güzel,\nBölmek orta yerinden gemilerin getirdiği güneşi,\nBir sana bir bana vermek ne güzel! \n\nÇakal dağının eteğine vardı ki....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hawar Hewar!",
        "poet": "Cigerxwîn",
        "poem": "\n\nHawar hewar\nHawar hewar! \nVan dijminan\nQada me xwar\n\nHawar dikim\nGernas û mêr\nKurdên di şer\nDi rengê şêr\nÊrîş bikin\nTev wek piling\nJi nav xwe derxin \nWan bi ceng.\n\nHawar hewar\nHawar hewar! \nVan çûçikan \nGenmê me xwar.\n\nTalan birin\nWan dexl û pez\nÇeper çirandin\nKetne rez.\n\nHawar hewar\nHawar hewar! \nVan dijminan\nQada me xwar\n\nHawar dikim\nRanabî kes\nŞêx û mela\nÛ pîr û qes\nBi xaç û xişt\nÛ mizgevt û dêr\nEm xistine\nTora neyêr.\n\nHawar hewar\nHawar hewar! \nVan çûçikan\nDexlê me xwar.\n\nSed camî û\nDêr û kenişt\nNaqos û bang\nÛ tîr û xişt\nSed lek ji\nTîpên Lemterew\nBikêr me nayên\nTev derew.\n\nHawar hewar\nHawar hewar! \nVan dijminan\nQada me xwar.\n\nBi dest tifing\nEm herne şer\nBişkî neyar\nEm bidne ser.\n\nHawar hewar\nHawar hewar! \nVan qumbilan\nGenmê me xwar.\n\nŞerm e, kurê\nMîtan û Lor\nQada me bigrîn\nEw bi zor\nNavdar e ko\nGernas e Kurd\nÎro çima\nMayîn Zîgurd? \n\nHawar hewar\nHawar hewar! \nVan dijminan\nQada me xwar.\n\nHawar dikim\nGund û eşîr\nBajarî û\nMîr û gîzîr\nDijmin ne xur-\nTe herne wa\nÊrîş bikin\nSêncê ewa.\n\nHawar hewar\nHawar hewar! \nVan dijminan\nQada ne xwar.\n\nDijmin bi zor\nÛ serbilind\nJi ber me girtin\nŞar û gund\nNe nan heye\nNe war ne cî\nNamûs nema\nApê Hecî! \n\nHawar hewar\nHawar hewar! \nVan dijminan\nQada me xwar.\n\nEm tevde rabin\nMil bi mil\nÊrîş bikin\nDijmin ji dil\nDestan bi pakî\nBidne hev\nWelat bihêlin\nBo xwe tev.\n\nHawar hewar\nHawar hewar! \nVan dijminan\nQada me xwar.\n\nEm tev bira\nOl ya Xwedê\nCotê xwe\nBighê ser sedê\nEm bidne pêy\nGernas û mêr\nTev herne dijmin\nRengê şêr.\n\nHawar hewar\nHawar hewar! \nVan dijminan\nQada me xwar.\n\nEm pêk ve wek\nŞêr û piling\nLi ser çiyan\nEm bidne deng\nXweş bidne ser\nPişta neyar\nBişkî û bimrî\nKoladar! \n\nHawar hewar\nHawar hewar! \nVan çûçikan\nGenmê me xwar.\n\nSeyda ceger\nTev bûye xwîn\nDîsa li min\nDerbûn birîn\nBişkî timî\nSermayedar\nDilxweş bijîn\nEm payedar\n\nHawar hewar\nHawar hewar! \nVan dijminan\nQada me xwar.\n\nCigerxwîn\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hay Allah",
        "poet": "Adnan Çaşkurlu",
        "poem": "\n\nÖlmek hakkı benim olsaydı,\nYaşar mıydım hiç? \nVeren de, alan da Allah.\nDoğmak hakkı benim olsaydı,\nDoğar mıydım hiç? \nEvvel Allah, ahir Allah.\nYaşamak hakkı baki olsaydı,\nÖlür müydüm hiç? \nHay Allah, baki Allah.\n\nAğla Mum (Şiir)  2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hay(k) ır",
        "poet": "Arda Girgin",
        "poem": "\n\nHaydi biraz cesaret\nYoksa sonun esaret\nHer yanı sardı cehalet\nYok mu bize emanet\n\nDolaş dağ bayır\nDurma bağır bağır\nHaydi haykır\nHayır hayır\n\nHayat sunar cennet\nYaşamalı özgürce elbet\nHeyhat susar cumhuriyet\nYaşatmalı ölümüne elbet (ilelebet)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hay Hayat",
        "poet": "Ferdi Ak",
        "poem": "\n\nŞu sözlerimi küpe yap kendine\nSana söylüyorum dinle BAY hayat\nAyak uydurmak zor fendine\nSabaha güneş, akşama AY hayat\n\nYüzümü göstermez oldu aynalar\nÜç kuruşlık dilber oldu sevdalar\nHerkesin içinde ayrı hülyalar\nSende beni yaşatmaktan CAY hayat\n\nAzraile artık gerek kalmadı\nSenden ezilmişi pay alamadı\nKıyametin alameti başladı\nToprak kaydı, bak kırıldı FAY hayat\n\nAdem'le başladı çekilen cefa\nKalmadı insanoğlunda hiç vefa\nEdileli artık dünyaya veda\nSabun gibi ellerimden KAY hayat\n\nİhanetle müşgül ettin herkesi\nAyırdın insanları kürdü, çerkezi\nAğır abilere srügün ettin merkezi\nHayda rinna rinna RAY hayat\n\nSahip oldum sanmıştı kanuni sana\nHerkes içti suyundan hep kana kana\nBunca yıl yaşadımda ne verdin bana\nKimse senden alamadı PAY hayat\n\nKim koydu söyle senin adını\nEy zaman tünelinin hayat kadını\nAlamadım ben hiç senin tadını\nBiz trendik, koptuk senden RAY hayat\n\nTam da mutluluğu yakalamışken\nAniden hüzüne boğuşun neden? \nKanlım gibisin, çok çektim senden\nYaşamaksa yaşadım SAY hayat\n\nBu dünyada sahip olan yok gibi\nFerdi'nin sana karnı tok gibi\nDoğru oldum ben her daim ok gibi\nUzağa fırlattı beni YAY hayat.\n\n11.04.2007  saat: 13:38/Çarşamba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hay gül hay gül gülümüz",
        "poet": "Ahmet Coşkun",
        "poem": "\n\nDert kederdir günümüz\nHay gül hay gül gülümüz \nKapanır açılmaz önümüz\nHay gül hay gül gülümüz\n\nişsizlik açlık kaderimiz\nMapus zindan beteriz\nKuruş kurşun bedelimiz\nHay gül hay gül gülümüz\n\nDevran bizim diyemedik\nGünümüzü gül edemedik\nHer ömrümüz yırtık gedik\nHay gül hay gül gülümüz\n\nGül yüzüne hasret hepimiz\nGün yüzüne çıksak hepimiz\nGüz yüzünü yırtsak hepimiz\nHay gül hay gül gülümüz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayâ Nerede?",
        "poet": "Sezayi Tuğla",
        "poem": "\n\nYılbaşı yaklaştı, hindiler üzgün,\nGodoşta kalmamış ar kardeşim, ar.\nKeşler Leyla olmuş, gözleri süzgün,\nGidecek yerleri bar kardeşim, bar.\n\n\tPerdeler yırtılmış, hayâ nerede? \n\tGâhî tepelerde, gâhî derede,\n\tMüminin yüreği bir cenderede,\n\tHedefler başörtü, çar kardeşim, çar.\n\nSorsan, “kalbim temiz, medeniyim” der,\nTependen bakarak, gururla gider,\nEl açanı görse, küfürler eder\nYoksulun dünyası dar kardeşim, dar.\n\n\tDudaklar, kan içmiş kurdu andırır,\n\tYırtmaç bele kadar, nefs uyandırır,\n\tYüzler boya küpü, kimi kandırır? \n\tGözleri çevreler far kardeşim, far.\n\nEkranlar bir yandan zehirler saçar,\nRenkli basın, derin yaralar açar,\nBu huy bizde varken son tren kaçar,\nBomboş bizi bekler gar kardeşim, gar.\n\nSalınarak gelir para babası,\nYanında fifisi, sırtta abası,\nYaktığı “Havana puro”, cabası,\nFakirin yorganı kar kardeşim, kar.\n\n“Dünya benim” diyor, bakiymiş gibi,\nElde şişe gezer, sakiymiş gibi,\nSanki Cennet ona vakiymiş gibi,\nOnları yakacak nar kardeşim, nar.\n\nKafam allak bullak, içim hınç dolu,\nGörürsün, birisi kaybetmiş yolu,\nŞuur yok, şeytana kaptırmış kolu,\nGel de bu yarayı sar kardeşim, sar.\n\nGülüşü sahtedir, dediği yalan,\nBu girift dünyada olmuşuz talan,\nSorma, “bu sınavda var mıdır kalan? ”\nNe kadar istersin? Var kardeşim, var.\n\n\tŞaşkının haline bakar, gülerim,\n\tOnlar hora tepsin, ben diş bilerim,\n\tAllah yardımcımız olsun, dilerim,\n\tÖnümüz uçurum, yar kardeşim, yar.\n\n\t\t\t\t(19.12.1982)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Havalar",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHavalar oldukça sıcak,\nSıcağa kim dayanacak,\nZenginin kliması var,\nFukara yine yanacak,\n\nAhirette adalet var,\nBir bir sorulur hesaplar,\nFakire zengine bakmaz,\nMüstehak olanlar yanar,\n\nHani nerede adalet,\nMuteber olmuş dalalet,\nGüçlüler hakim olursa,\nFakire kalır sefalet,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haya imandandır",
        "poet": "Cihat Şahin",
        "poem": "\n\nHalikından korkmayan, ar etmezmiş mahlûktan! \nHayâ imandan gelir, yoksa iman ne yapsın! \nSığınmalı Allah’a, kötü olan her hulktan! \nOna rücu edeni, güzel ahlaklı yapsın! \n\nKıtsa iman şahısta, bet hareket beklenir! \nÇoğu zaman o şahıs, din ardına saklanır! \nİstismarı pek sever,”anam şeydi…”diyerek,\nAvamlara yutturur, halk önünde aklanır! \n\nZannederki kurtuldum, dünya ukba hesap yok! \nRahman bana aldanır(!)  sormaz işi sonra hak! \nHeyhat müthiş yanılgı, kameralar kayıtta! \nHer kareye hesap var, zerre miktar ihmal yok! \n\nKimde iman kaviyse, saygılıdır hukuka,\nDikkat eder beş hakka, saygı duyar ukuk’a! \nAllah hakkı baştadır, fazdır ona ibadet! \nOnda kâmil olmayan, saygı duymaz mahlûka! \n\nSonra saygı nebiye, ona uymak ibadet! \nHer sünneti edebdir, etmelidir riayet.\nMersiyeyle olmaz bu, göstermeli fiille,\nTatbikatta daimler, yaşar özel saadet.\n\nSonra üstad hukuku; saygı ciddi olmalı! \nHakperestse hocalar, başta yeri olmalı! \nİrşad ehli üstadlar, pir olmalı yollara,\nHakka müştak olanlar, istikamet bulmalı! \n\nArtı; kulun hukuku, hak yanında çok mühim! \nİhlal eden olursa, akibeti pek vahim! \nHelalleşmek zaruri, haktan olmaz tolerans! \nBaşka türlü görüşler, boşa tahmin ve vehim! \n\nVe annenin hakları, önce gelir sairden! \nBaba amca ve dayı, haladan vesairden.\nCennet yolu kapalı, onay yoksa anadan! \nDaha muhim hak yanda, tek başına kahirden! \n\nBaba hakkı mukaddes, ihlal meşru olamaz! \nBedduayı alırsa, hadden muaf kalamaz! \n“Ulul emre itaat”, addedilir hep farzdan! \nEmir meşru değilse; kul o emre uyamaz! \n\nKork Allahtan daima, dikkat eyle şakiye! \nLayık değil güvene, kul değilse bakiye! \nMuttaki’ye ol muhip, sulehaya yoldaş ol! \nBunlar gerçek dostlardır, seni yolda koyamaz!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haya Sıyrılmış İnmiş",
        "poet": "Mehmet Akif Ersoy",
        "poem": "\n\nHaya sıyrılmış inmiş, öyle yüzsüzlük ki heryerde\nNe çirkin yüzleri örtermiş, meğer o incecik perde\nVefa yok, ahde hürmet hiç, lafe-i bi medlul\nYalan raiç, hiyanet mültezem, heryerde hak meçhul\nNe tüyler ürperir ya rab, ne korkunç inkılab olmuş\nNe din kalmış ne iman, din harab, iman türab olmuş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaâl Konağı Bahtiyar'ın Arzusu",
        "poet": "Bahtiyar Keskin",
        "poem": "\n\nOrtaçağlardan bir yoksul dede varmış        Kaf Dağı'nın ardında bir masal şehri\nTorunu Uludağ'larda bir çobanmış             Masal Şehrin yamacında bir yar'iyle         \nKavalıyla yalnızbaşa dolaşırmış                   Volkanik Uludağlara yollanmış sanki,\nSusayınca Soğuk pınara yollanmış...            Boynu bükük perişan kendi haliyle...\n\nBirgün Çoban değneği  pınara gitmiş          Pembe bulutların altında konakta\nBuna canı sıkılmış, ovaya inmiş                   Hayata tutunmaya çalışmış canla\nKarapınar çınarında gölgelenmiş                Yeni bir aşkın kollarında yurdunda\nKaynayan pınarda değneğini bulmuş          Yanan kalplerin sevdaları uğrunda...\n\nGüzel bir kız pınara gelmiş su içmiş           Umut deryalarında, hayal, rüyada\nMecnun misalinde ona gönül vermiş           Sanki bir konakta, düş alemindeyim\nBirbirlerini sevmiş, çok eylenmişler            Hayal meyal sevdiğimle birlikteyim\nDillere destan, dertleriyle çekmişler...         Bir peri kızı gibi gökyüzündeyim...\n\nFani Dünya'da çekmediği kalmamış           Güzel sanatlarla süslenmiş bir Şair\nGeceyi gündüz, gündüzü gece yapmış         Güneş gibi parlayan, ufkuma dair\nBirbirlerine hep engel göstermişler             Masal efsanesinde an yaşıyorum\nHayatta hep ölüp ölüp dirilmişler                Hayal konağında rüyamız şahittir...\n\nKarapınara birlik konak yapmışlar             Bir Irmak kenarında, düş konağında         \nBu barınakta yaşama başlamışlar                Rengarenkte mum ışıkları altında\nÇok geçmeden dünya'sını karartmışlar       Mutluluğun doruğunda sonsuzlukta\nGözü yaşlı yalnız yollara düşmüşler...         Bahtiyar'la birlikteyim tüm Arzumla...\n\n\n29 Ekim 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Oğuzhan Emre Ünal",
        "poem": "\n\nKaygılardan uzak,\nElemlerden azade..\nDört duvar arasına sıkıştırıl....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Fethi Aslan",
        "poem": "\n\nUlaş`a\n\nBu sürgün yerinde,\nözlemle bakarken bende kalan o tek resmine,\nhalen Bebek kokunu duyarım\nbeyin hücrelerimin ta... derinliklerinde.\n\nElimi uzatırım eline,\nelin yine olanca Bebek kuvvetiyle kavrar elimi\nve yine oyunlar oynarım,sen gibi resminle.\nHavaya atar,kucaklar,sarılır,basarım bağrıma.\nKücük,yuvarlak,süt kokan ellerini tutup, \nsürerim yüzüme,gözüme.\nO an pembelesir Dünya,\nyok olur dertler,yok olur yalanlar,yok olur riyakarlıklar.\n\nHayali`de olsa senin varlığınla\nbitimsizlesir,güzelleşir,\nsenleşir Dünya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Ahmet Ağır",
        "poem": "\n\nDolunayda seni gördüm\nYeşil yeşil masum görünen gözlerini\nİnanan gözlerin vardı sevgime\nHerzaman seninim diyen kalbin vardı\n\nSımsıcak yüreğin vardı\nSarıldım sana doya doya\nEllerini tuttum öptüm kana kana\nHayal edip öptüm seni.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Hüseyin Benli",
        "poem": "\n\nKaranlıkta aydınlığı hayal etmek \nYapabilirsin diyenleri sevmek dost edinmek\nBaşkalarının gördüğü kötülükte güzelliği görmek\nBen bunu da başarırım arkadaş deyip arkasından inşallah demek\n\nAlabildiğince sevmek bu sevgilerle en yücesine ermek\nBaşarı yoluna girip bir daha dönmemek\nTökezlese de tekrar ayağa kalkıp ilerlemek\nSağa sola sapmadan tek yoldan gitmek\n\nSonra olayları zirveden seyretmek\nKibire gurura girilirse zirveden düşeceğini bilmek\nZirvelerde dolaşmayı kendine amaç edinmek\nEğer istemeden inerse vardır bunda da bir hâyır demek\n\nVe sonunda zirvede ölmek…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal 2",
        "poet": "Münir Üsküdar",
        "poem": "\n\nHaydi gel\nOtur şöyle yanıma.\nHoyrat parmaklarım\nSaçlarında dolaşırken\nSen uzaklara bakarak\nHayallerini fısılda.\nSonra,\nBen başlayayım\nAnlatmaya.\nBambaşka diyarlardan\nFarklı iklimlerden\nSöz edeyim sana.\nGözlerin\nYavaş yavaş\nKapansın.\nLacivert gecede\nEfsunlu aleme dal.\nVe başın omzumda\nGünlerce\nÖylece kal...\n\nMünir Üsküdar\n06.02.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal-2",
        "poet": "Lorentz Mayda",
        "poem": "\n\nBen bir ağaçtım\nHer mevsim kış gibi\nKuru bir ağaç\nMutsuzum,umutsuzum\nRenksizim,gri heryanım\nGirdim hayal ülkesine\nYeşil dallar çizdim kendime\nVe beyaz çiçekler..\nMutluyum,umutluyum\nYeşil heryanım..\n\nVe birgün\nDalımdaki kırlangıcım uçtu gitti\nNe çiçeğim kaldı,Ne yeşil dalım\nVe ben bir ağacım\nHer mevsim kış gibi\nKuru bir ağaç\nŞimdi Yeşil dallar çizmiyorum kendime\nMutsuzum,umutsuzum\nHayal ülkesinde\nHayalde olduğumu unuttum! ..\n\n(Lorentz MAYDA 10.03.2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Kağızmanlı Mehmet Kesen",
        "poem": "\n\nHayal çok güzel bir ağaç\nNe yazık ki meyvesi acı\nHayal o kadar tatlı ki\nTercih edersin bala\nAma uyandın mı hayalden\nO kadar acıdır ki zehirden de ala\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Nazan Sarıkaya",
        "poem": "\n\nHayal mi bu,\nVar mı, yok mu.\nHiç varken, olur mu her şey yok,\nHayalde çokluk,\nVarlıkta yokluk…\n\nGerçek nerede,\nHayal peşinde.\nYaşıyorsak,\nHayallerimizin içinde,\nHayaller hep bizimle…\n\nPembe düşler, mavi hayaller…\nMor geceler, sarı günler…\nYeşil doğa, Siyah yokluk…\nHayal bu ya,\nDünya harika…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Nurullah Genç",
        "poem": "\n\nŞüphenin kaynağı kurusa bir gün\nKurtulsam yalancı vesveselerden\nBaşlasa ebedi bitmeyen düğün\nGökyüzüne uçsam minarelerden\n\nIşığın geldiği ülkeye doğru\nKorkudan, hüzünden, kinden, ölümden\nRuhunu arayan gölgeye doğru\nKaçıversem bütün hadiselerden\n\nAdım adım aşkın yörüngesinde\nYürüsem leylaya meyhanelerden\nO'nu bulsam sessizliğin sesinde\nKöşklere kavuşsam viranelerden\n\nGüneş doğsa aydınlansa gözlerim\nYüreğimi alsam divânelerden\nBüyüse büyüse, yansa gözlerim\nBirgün ben de olsam divânelerden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Özlay Özçelmik",
        "poem": "\n\nNe yalan ne rüya\nNe de yoksulluk.\nHiçbir şey yok,olumsuz\nHerkeste bir koşuşturmaca,\nGüzele iyiye barışa doğru.\nGüçlü ezmiyor artık güçsüzü\nZengin itmiyor fakiri,\nPaylaşıyor ekmeğini evini,\nSeviyorlar tüm insanlar birbirini,\nHayal bu ya...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Salman Cigdem",
        "poem": "\n\nHayal hayal olacaktı\nGün saydı ay çıktı\nAy saydı yıl çıktı\nGüneşe gölge etti,ay çıktı\nGündüz geceye hamileydi\n\nay çıktı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Tuncer Sönmez",
        "poem": "\n\nUmudun süsü\nMoralin direnci\nRuhun sığınağıdır\n\nZaman bir deryadır,ömür damlası\nKader muammadır, yaşam aynası\nVar olmak güzel şey,dünya çok güzel\nNe acı insanın  fani olması\n\nGönül güzelliği hak vergisidir\nAsalet kişiliğin efendisidir\nİnsanı insan eden vicdan efendisidir\nMetlik asaletin ta.. kendisidir\n\nOnurum, şerefimdir\nVicdanım, amirimdir\nİyilik, asaletimdir\nHoşluk, saadetimdir\nHuzurum, mutluluğum\nSağlığım, servetimdir\n\nAilede gurur,yuvayı batırır\nDışarıda gurur, şerefi artırır\n\nGençliğini hor kullanan\nİhtiyarlığını zor kullanır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Halis Karadeniz",
        "poem": "\n\nHayal hep benimki, \nBoş ama, çok tatlı, \nŞöyle bir evim olsa, \nBeş, on yirmi katlı, \nOdadan odaya gezdirsem, \nSeni sevdiğimi, sana, \nO güzel gözlerine sezdirsem. \n04.10.1972 \nSivas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "İbrahim Halil Birgül",
        "poem": "\n\nDüşündüm aylar boyu seni \nHep seni, hep seni düşündüm \nSeninle:\n                Aşkın olduğu bir evrende\n                Kıtaların ve okyanusların üstünde \n                Bir beden gibi birleşmek istiyorum\n\nAşk adasının sahillerinde \nYalnız ikimiz \nEbediliği beklemek \nEbediyetin geldiği anda \nAşkımı sana itiraf etmek istiyorum.\n\nİlk aşkım sen değilsin\nAma en yüce aşkımsın\nMaceralı hayatım \nElbet bir gün sona erer\nAma kucağında sona ermesi hayalimdir.\n\nHayatımın ışığı\nKalbimin gülü\nGeçmişimi\nKaybolan güzel hayallerimi (seni) \nDüşünüyorum… Ağlıyorum…\n\nSana olan aşkımın\nDeğerini bilmedim \nBundan böyle \nAşkımın değerini düşürmektense \nÖlmeyi tercih ederim.\n\n                                     19.Mayıs 1998\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Hakkı Hakan Kaya",
        "poem": "\n\nBirden herşey bitti, aşkımız mazi oldu, \nŞimdi yeniden sevmek artık bir hayal.\nSevgimiz açan bir güldü, soldu, \nŞimdi yeniden kavuşmak artık bir hayal.\n\nMavi gözlerinde sonsuz bir huzur bulurdum, \nBir çiğ tanesiyken derya deniz olurdum, \nUmmanda boşa kürek çektim, yoruldum, \nŞimdi o gözlere bakmak artık bir hayal.\n\nSesin en güzel nağmelerden bile güzeldi, \nOkuduğun şiirler gönül denizimde yüzerdi, \nSözlerin mutluluğun kitaplarını yazardı, \nŞimdi o sözleri duymak artık bir hayal.\n\nEn soğuk havalarda kenetlenirdi ellerimiz, \nBir sıcaklık yayılır ısınırdı bedenimiz, \nHiç ayrılmadan o eller, geçti senelerimiz, \nŞimdi o elleri tutmak artık bir hayal.\n\nHer aşkın sonunda bir ayrılık olur, \nHer sevincin peşinden bir üzüntü gelir, \nHer ayrılığın ardından bir cümle söylenir, \n''Eski bir aşktı, şimdi oldu bir hayal.''\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Ali Aslandağ",
        "poem": "\n\nbir arı yap mezarlık gülüne kondur\nbir şahadete erdir çanakkalede öldür\nsokaklarında dolaştır çocukluğumun\nbir bayram sabahında  zamanı dondur\n\nuçur diyardan diyara mesut\nzamanlar aşsın mutluluk ebedi\nkokular ver kır çiçeklerine mahsus\nbir yer göster ne tanıdık ne ecnebi\n\nkitap kokularında avut gönlümü\nkiraz dalında salınan bir kuş yap\naşka düşür kalbimi daha sekizinde\nmasallar anlat çocukluğumun akşamlarında\nmasallar anlat el ayak çekildiğinde\n\nçamurdan araba yaptır tebesüm içinde\nbinlerce haz tattır düdük sesinde\nvarsın pazar konserleri sıksın bizi\nala geyik izlet bir pazar gecesinde\n\ndik yollardan kah çıkart kah indir\nçöz gerçeklerimi mutluluğa sal\ndün senindi elbet yarında senindir\niyiki varsın iyiki varsın hayal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Metehan Sarıyakutoğlu",
        "poem": "\n\nBir ağıdım olsun dilimde,\nYanık türkülerimin sadeliğinde,\nGöz yaşlarım için bir sebep; \nYüreğime seğirten sevgin bir de….\n\nBir kapı aralansın umut deryalarında,\nSüzülsün arzularım yelken hafifliğinde,\nAcizane sessizliğim dinsin; \nUmacalar belirsin, gün ışığı renginde…\n\nHatta sessizliğim dinsin belki,\nBaharın ılık esenliğinde,\nKuş tüyü yapaylıklara inat; \nGülüşün gonca sadeliğinde….\n\nBir ara ak düşsün saçlarıma veya,\nKoparmak gelmesin onları inatla,\nVe hayallerim yalnızca; \nSeyretsin insanlık inceliğinde….\n\nBelirsiz yürüyeyim tırnağım dişlerimde,\nFilizlensin gülüşün, yorgun gözlerimde,\nSebepler feryada çalarsa da; \nMutluluklar belirsin tahayyülümde…\n\nVelhasıl bir gemi bilersin limanda,\nVe ak alın bütün yolcularında,\nİki tayfadan oluşan seyahat; \nYürekler fedakarlığa baş koyuş esenliğinde…\n(M.Metehan Sarıyakutoğlu)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Keskin Bıcak",
        "poem": "\n\nBu gece de uzun ve sen yoksun.\nTek hatıran: Üç küçük yıldız\nMevsim kış biliyorsun\nGökyüzü benden de ıssız. \nNe senin parlaklığın var havada\nNe de sana dair bir parça\n\nGökte üç yıldız… \nBiri ben… En uzun gecede yolunu kaybeden\nİkincisi sen…  Ayaz gecelerin sabahında beni terk eden.\nBu gece kayboldu  tam üç yıldız…\nBiri sensizliğe bulut bulut gizlenen\nDiğeri çoktan mağlup olmuş hükmen.\nÖmrüme oldu gam üç yıldız…\nBiri ben,\nİkinci sen.\nÜçüncü bir “hayal”miş tamamen.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Hatice Kuş",
        "poem": "\n\nGel karanlık gecelerimizi müjdeleyelim sevincimizi\nSevgi çiçeklerinin hayal bahçemizi nasıl süslediğini\nyıldızları avuclarımıza düşürelim bir bir\nSonra ikimiz,beraber bana gelinlik dikelim bu gece\n\nKaldıralım avuclarımızı semaya dilek tutalım\nYüzüklü parmaklarımız,bulutları ikiye bölsün\nYağmur yağdıralım bütün acılarımızı gömsün\nVe avuc,avuc içip yüreğin bana mutluluk \n\nMartının kanadına binelim,sağına sen soluna ben\nDudağınla donuklaşan gözlerimi kapat\nMutluluk ülkesine vardığımızda gözlermi ac\nDudağınla öperek yavaşca\n\nVe sessizce kucaklayalım birbirimizi\nHiç uyuma artık,gözlerimi gözlerime bırak\nElini çekme elimden,kenetlenmişcesine bırak\nİçimizdeki bu sevinc ateşi burakalım yansın,yansın\n\nMüjde,yakaladık mutluluğu  acma avuclarını\nŞimdi kapat gözlerini yanlızca kalbimizde hissedelim\nNe kadar çırpınsa aldırma,sakın kanma bırak çırpınsın\nÖyle çırpınsınki mutluluk avuclarımızda terlesin\n\n17 ocak 1978\nsaat:20:45\nK.ören/ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Gülay Bakır",
        "poem": "\n\nYakamoz vurmuş denize\nYıldızlar gülümsüyor sanki geceye\nUzaklardan gelen bir keman sesi alıp götürüyor beni\nBu enfes güzellikler içinde hayalin canlanıyor göz bebeklerimde\nYavaş yavaş kapatıyorum gözlerimi\nHayalimdeki seni seyre dalıyorum \nDans ediyoruz müzik eşliğinde\nHafif bir rüzgar esintisi\nve birde dalgaların sesi…..\nbütünleştiriyor sanki bizi\ngece,yakamoz,keman ve biz\nyine aşkımız dolu dizgin…\ngece bizim için en güzel görüntüsüne bürünmüş\nMüzisyen bizi görür gibi çalıyor sanki\nAşkı gözlerimizden okur gibi,\nDuyulmamış bir besteyi kulağımıza fısıldar gibi\nSaatlerce sürüyor düşlerim\nHayalin hep benimle, ellerin ellerimde\nNe var ki zaman çalıyor düşlerimi\nGüneş yok ediyor bu muhteşem geceyi\nBelki de başka gecelere yolculuk etmemiz içindir\nUsul usul isteksiz açıyorum gözlerimi\nGönülsüzce veda etmek zorunda kalıyorum hayaline\nSaatlerdir bize eşlik eden müzisyen kemanını bırakıyor, \nAşkı bir kez daha hatırlatan o müzik susuyor\nDüşlerimin  konuğu yine gel diyorum \nTeşekkür ediyorum düşlerimi renklendirdiği için geceye\nve  de müzisyene….\nHayalimdeki sevgilim, aşkı alma yüreğimden diye haykırıyorum\nBu düş senden başkasıyla kurulmaz diyorum\nBelki de duymadın bu son sözlerimi,,,\nAma ben tekrarlıyorum\nSeni seviyorum rüzgar kokulum\nDüşlerimi gerçekleştirmek için yine gel….\n\n21/07/2008\n\nGülay BAKIR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Hayal Hatun",
        "poem": "\n\nBu gece de uzun ve sen yoksun.\nTek hatıran: Üç küçük yıldız\nMevsim kış biliyorsun\nGökyüzü benden de ıssız.\nNe senin parlaklığın var havada\nNe de sana dair bir parça\n\nGökte üç yıldız…\nBiri ben… En uzun gecede yolunu kaybeden\nİkincisi sen… Ayaz gecelerin sabahında beni terk eden.\nBu gece kayboldu, tam üç yıldız…\nBiri sensizliğe bulut bulut gizlenen- ben\nDiğeri, çoktan mağlup olmuş hükmen.\nÖmrüme oldu gam üç yıldız…\nBiri bendim zaten,\nİkinci de sen.\nÜçüncü bir “hayal”miş tamamen.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Salih Fevzi Akın",
        "poem": "\n\nHayaller, güller ve sümbülden bir bahçe \nTek sahibi sen, nevbaharı beklerken \nUykudan önce, dolanırken kendinde \nGözlerin kapalı, koca bir alem içinde \n\nŞimdi senaryo, senin oyuncular sendendir \nHer zaman ki gibi, kahramanı kendindir \nKaranlıkta çakan ziya senin beyninden \nFerdaya kadar kaç kere sahneyi süslersin \n\nEzilmişken, aldanış kalbinde kol gezerken \nİşte şimdi değişti herşey, söz senindir\nHaksızlık bitti artık, sevdiğin senindir\n\nOn adamdan kurtarırsın onu bir hamlede\nVurduğun iner, attığın tutar bir kerede \nHayrandır horlayan, ram olur kaçan\nAsude geçer gece, işte o anda başlayan \n\nKim yok ki hayallerde yaşamayan \nGezmediği yer, görmediği kalmayan \nHayat bilmem kaç saat umarsızdır sana \nHayal bilmem kaç saniye şifadır sadrına \n\n23.02.2009 \nHorasan Cezaevi  Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HAYAL",
        "poet": "Salman Çelik",
        "poem": "\n\nBir yıldız gördüm kör karanlıkta\nelleri titreyen bir kız gördüm yağmur altında\nçok uzak değil\niki sokak arkada bir oğlan gördüm gözleri yaşlı\nusanmadım yürüdüm o karanlıkta\nderken \nbir kuş gördüm\nüşüyordu\nelleri titriyor gibiydi onun da \nonunda gözleri yaşlı olmalıydı\nderken şafak söktü, güneş aydınlattı sokakları \nacılı insanlar karanlıkta yok olmuş gibiydiler\npenceremin önünden dışarı baktım \nkuş sevinç çığlıklarıyla, kanat çırpıyor\nelleri titreyen o masum kız\niki sokak arkada \ndiğer çocugun ellerini tutuyordu \nbir anda haykırdım içimden \nneden bu kadar geçici hayat diye\nderken hatırladım \nbende bir zamanlar sokakta yatmıştım \n\nhayat insana her gün aynı şekilde gelmez...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Güliz Deveci",
        "poem": "\n\nFarketmez zaman,mekan,sen beni, ben seni,bildikten sonra,\nGözlerimin içine bakınca görüyorsan sevgimi durma geri,\nBu doğru mu? Yaşadıklarımız doğru mu? \nBir hayal gibi sanki gerçekleşmeyecek rüya gibi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Şimşek Acar",
        "poem": "\n\nbir hayal degilmi\numut\nalıp, götüren yılları\ntopalın bir çift ayak\nçöllerin su damlası\ngökler mehtaba hasret\nbir hayal değilmi \nhayat\nbir nefeste can\numut\nyatalak hastaya yol\nkaldırımlarda yürümek\nsokak satıcısından\nşambaba tatlısı\nhatta çıtır bir simit\nhayal değilmi\nhayat\nküsüp kenarda durmak\numut\nçaresizliğe saplanıp\nyokların yasını tutmak\ntek el tek kol sadece\nama bana ait \nseke seke tutunmak\nhayata tek elle\ngerçek \nsahip olduklarım\nyinede hayat hayal\naçken tok uyumak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Yavuz Yağcı",
        "poem": "\n\nDönüp dese; Ne bakıyorsun? \nBir elmasa neden bakar insan? \nYa da bir manzara resmine? \nBoş kalmasın diye ruhum derdim.\n\nDönüp dese yine; Daha ne bakıyorsun? \nKuğu boynunun dönüşünü göreyim\nDuru su gibiymiş. Sesini duyayım diye\nDerdim, başka neden bakar insan? \n\nDese; Neden bakıyorsun? Hadi de! \nDiyecek söz mü var yıldızlı gökyüzüne? \nSıcak denizli gözlerine. Ayyüzüne\nBakışlarla beslenir onlar dokunulmadan önce.\n\nDiyebilseydim izin ver gözlerine, dudaklarına\nEllerine emir ver dokunsunlar diyebilsem\nHayalimden uyanabilsem ya da uyuyakalsam\nNe olurdu o geri dönmeseydi, ben uyanmasam.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Mahmut Karahan",
        "poem": "\n\nNereye baksam hayalin gözümde \nHasretim tüm iç çekişlerimde \nBir nefes çek hasretim dolsun içine\nBırak dumanını gökyüzüne \nSavurur özlem bulutu olur\nGetirir rüzgar seni bana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Osman Demircan",
        "poem": "\n\nDünya hayal gücünün tuvalinden başka birşey değildir. -Henri David Thoreau\n\nElsiz ayaksız birinin hayata dört elle sarılması gibi seni kucaklamak istedim ey sevgili. Bir tabloda görünen sensizlik gibi her resimde senin yokluğunla göz göze geldim. O zaman bütün renklerden nefret ettim. Sen yeryüzündeki en güzel şiir iken, neden ressamlar senin gibi bir şiirin sadece tek dizesinin resmini çizdi. Ayak diplerine halılar serilirken, neden halıların motifleri bir parmağının güzelliğine denk gelmedi. Sen bir denizken, neden insanlar kaya balıkları gibi etrafında gezdi. Ey sevgili yok bu dünyada sana layık bir güzellik. Ey sevgili sen bu dünyadan bir kuyruklu yıldız gibi gelip geçtin.\nGelip geçtiğin sokaklar insan kalabalığıyla doldu. Yok aralarında senin bir benzerin. Sen yürüdüğünde yeni bir sayfa açılırdı sanki aşk kitabından. Yazarların ve şairlerin kalemleri kırılırdı yürekleri yerine. El çekerlerdi güzellikten. Cümle güzellikler sendeydi ey sevgili. Senin üzerine söz etmek mümkün olmazdı. Anca susardı insan, bir kuyunun dibine düşüp de sessizliğe boğulur gibi. \nSen bir şairin sevgilisi olmak yerine, o şairin şiiri olmayı tercih ettin. İstedin ki yüreğiyle dokunsun bana. Sonra kendini bir şarkıcının diline vurdun. Söz oldun, beste oldun, bir orkestrada ses oldun. Yetmedi ipek bir kumaş üzerine işlenmiş bir oya oldun. Ardından bir ressamın bir türlü resmedemediği hayal oldun. Tüm tablolar büyük paralara satıldı da kimse senin güzelliğini satın alamadı. Çünkü kimse senin resmini çizmeyi başaramadı. \nAşktır insana övgüler yazdıran. Seni şiir yapan, beste yapan, bir resim yapan yüreğimdeki aşktı. Elsiz ayaksız birinin hayata dört elle sarılması gibi seni kucaklamak istedim ey sevgili. Bu yüzden elimden geldiğince senin resmini çizdim.   Kollarımın arasına seni aldım ve senin hayalinle saatlerce seviştim. Şimdi seni kim severse sevsin hayallerini bir kenara bırakacak. Çünkü seni ben hayal dünyamda karım yaptım. \nDallar nasıl kuş yuvalarını saklarsa, seni ben içimdeki ormanda sakladım. Her dal kuş yuvasıyla doldu. Her dalda kumrular gibi seviştim seninle. Şimdi seni kim severse sevsin, onun aklından ve hayalinden geçmeyecek bunlar. Sen benim hayallerimin kadınısın. Bundan senin bile haberin olmayacak. Seni seven kim olursa olsun sadece bedenine sahip olacak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Nilüfer Gümüş",
        "poem": "\n\nBazen ağır gelir\nHer şey\nÜst üste ters gider işler\nDüze çıkmak....\nHayaldir....................20 Şubat 2013, 23:25 ·\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Tayfun Bulut",
        "poem": "\n\nHayal\n\nÇocuk büyürken hayalleri de büyüyecek sanır \nhep bir gün sonrasında gerçekleşecektir \nhep sonraya ertelenir \nMasum isteklerin gerçekleşir belki ama tadı başkadır \nbüyümüşsündür artık \nbakarsın ki boyun yetmektedir \nrafta duran eşyalara \nSandalyeye oturduğunda ayakların sallanmaz boşlukta \ndüştüğünde de hiç sızlamaz yaraların\niçindeki düşüp kalkmaların yanın da\nKimse, endişe duymasın yarınların aydınlığından \nKimse, yarınlar adına bu günleri kaçırmasın yaşamından \nKimse, gömmesin sevgileri yüreğine \nKimse, geleceğinden ve getireceklerinden yüreklerini susturmasın\nve hayalleriniz hep büyük olsun\ntıpkı yürekleriniz gibi.\n\nTayfun Bulut\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Hacı Özer Doğuç",
        "poem": "\n\nHer zevk-ü sefa sonra sükun bulma nihayet,\nSevmekse hayal, neşe avunmaktan ibaret.\nHerkes koşacak, dehri eğer olsa şikayet,\nSevmekse hayal, neşe avunmaktan ibaret.\n\nGam çekmemenin bir adı eğlenme demektir,\nBir dilber-i aşüfte bulup, dil sevecektir.\nHükmü ezelinin sırrı nedir bilmeyecektir,\nSevmekse hayal, neşe avunmaktan ibaret.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayâl",
        "poet": "İlker Gezer",
        "poem": "\n\n‎ -bir sal yapıcam kendime...\n-sonra deniz.\n-denizin sonunda güneş olacak.\n-yunuslar göç edecek,küçük bir gösteri yaparak.\n-martılar tok karna sevicekler balıkları.\n...-doğanın keyfi yerinde bir manzara muazzam.\n-bulutlar gökkuşağı için hazırlar.\n-bak; sen yoksun,ben yokum.\n-durmadan dönen bir dünya,\n-ve bizsiz bir hayâl var..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Kurtuluş Kurtoğlu",
        "poem": "\n\nFındık dalına salıncak kurdum\nAhu gözlü eşim gelsin diye\nTüm gün yolunu gözleyip durdum\nMenekşe kokulum gelsin diye\n\nArmut dalından sandık yaptırdım\nVe ’çine aşkımızı yazdırdım\nElvan elvan desenler çizdirdim\nDağ çiçeğim gelip görsün diye\n\nEvlerine benden haber saldım\nResmine bakıp bakıp daldım\nYaylada çobanlığı ben aldım\nAy yüzlüm yanıma gelsin diye\n\t\t\t\t\t2002 Şubat Trabzon\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Özer Genç",
        "poem": "\n\nRıza Paşa Çıkmazı'nda\nAğustos sıcağı bedenimizi yakarken \nKarşımızdaki lokanta değil\n                                   Karadeniz\nMahmut'un çiçeklerini \n                                  orman sanıyoruz\nHavanın bu kadar sıcak \n                                 olmadığını varsayıyoruz\n\nHayallerin yükü ağır\nKırk yıldır taşımak kaderimizde var\nBu günlük hayalimiz ağır olmasın hafız \n\nBaşımızda orman \n                             tenimizde poyraz\n                                            karşımızda Karadeniz\n                                                                     dizimizde yar\nSay ki her şeyi halledip hafiflemişiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Jeff Abbott",
        "poem": "\n\nNe kurulacak hayal bıraktın bana\nNe de yaşanacak bir hayat\nSensizlik, upuzun bir sessizlik\nSensizlik, uçsuz bucaksız çaresizlik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Varol Şahin",
        "poem": "\n\nSeninle beraber elele aynı EŞİK'ten atlamayı,\nBebeğimiz BEŞik'te büyürken,\nGözlerini gözlerime mühürleyip,\naynı KAŞIK'tan yemek yemeyi hayal ettim! !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Okan Kuzu",
        "poem": "\n\nOtobüs yolculuğunda yan koltuğu da almamın sebebi,\nRahat bir seyahat etmek değil,\nUyurken başımın,\nHayalinin omzuna düşme ihtimalidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal",
        "poet": "Ahmet Ünal Çam",
        "poem": "\n\nGeç desen de hiç geçilir mi bir tanem\nSende güzellik,bende sevda var iken\n\n  Unutmak kolay mı sanırsın bir tanem\n  Garip gönlüm hasretinle yanar iken.\n\nAh !.. ne olurdu,ne olurdu bir tanem.\nYerde bulsam seni,gökte arar iken.\n\n  'Melhem olmaya geldim'desen bir tanem\n  Şu yüreğim,parça parça kanar iken\n\nGülüşünle güldürsen yüzümü bir tanem\nKendimi dertlere mahkum sanar iken.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal -ıı",
        "poet": "İlyas Memiş",
        "poem": "\n\nYa insanın önünde hayaller aciz kalır,\nYa da basit hayaller için insan alçalır.\n\nŞubat 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal bahçesi",
        "poet": "İbrahim Kılınç",
        "poem": "\n\nBir bahçe ki yemyeşil \nÇayırlarla bezenmiş\nKaranfil, gül, lâleler\nBahçeye koku vermiş\n\nElma kırmızılaşmış\nLimon sararıyordu\nHerkes istediğini\nBahçeden alıyordu\n\nBahçemizin çeşitli\nMeyveleri de vardı\nYiyenlerin karnı tok \nYemeyen minnettardı\n\nKuşları cıvıl cıvıl \nHer köşede öterdi\nBahçenin güzelliği\nHepimize yeterdi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Çiçeğim",
        "poet": "Osman Türkmen",
        "poem": "\n\nAkan bir ırmağın kollarından tutunarak coştum sana,\nSende buldum hasretliğine yandığım sevdanın içliğini.\nSende gördüm gecelerin gündüz olduğunu,\nDurduramadı çirkef yüzlerin, asık suratlarında beliren\n\t\t\t\t\to korkunç manzara.\nSende buldum, kimsenin bulamadığı güzelliği.\n\nSeni sevmek savaşmaksa,\nBugünden tezi yok silahlanıyorum.\nSeni sevmek küçülmekse,\nBasmadan geçsinler üzerime.\nSeni sevmek yücelmekse,\nAldırmasınlar cüsseme.\n\nSeni sevmekse yaşamanın gerisi,\nTakılmaksa gözlerindeki yeni doğmuş bebeğe,\nSarılmaksa kokusu ömrümü uzatan tenine,\nÇekmekse hayat veren nefesini içime,\nSevdimse seni, kime ne.\n\nHayal çiçeğim...\nSeninle bir ömre hayır dersem,\nAllah belamı versin!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Ambarı",
        "poet": "Mustafa Çetin",
        "poem": "\n\nSevgilim, gözyaşlarım düştü, düştü toprağa\nBir ikon oldu sanki, Bakiremin hüzniyle\n\nRüyalarımın resmi, ruhumun aynasında\nBinbir gece hislerin titreşen öyküsiyle\n\nİşte bunlar hayal....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Dalgasına Denizden Darbe...",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nUzunca bir deniz kıyısında plajın yıkanmış kumunda\nGüneşin gülüp insanları güldürdüğü sıcak bir gün\nArkasına bakmıyordu garip, çünkü yoktu kimse umurunda\nİçinden geldiği gibi hayallarini yazdı çizdi üzgün üzgün\n\nBüyükçe bir kalp şekli içinde isimlerin aynısı\nBir ok saplanmış kalbe daha içinde sancısı\nEtrafına çizdi güneşi yeter artık daim gece yarısı\nOlmasın artık kaderin ne iğnesi ne de arısı\n\nDalgalardan uzaktı hayallerine daha yakındı güya\nTerkeden giden anne babasını çizdi genişçe kuma\nAklına gelmiyordu hayaliyle gerçeği ayırtan denizin oyunu\nDalga geldi bırak çizgilerini aşıyordu dağların boyunu\n\nGitti hayalleriyle süslü manzara gitti renkli dünya\nBir anlık bir sevgi ile gitti gündüz gördüğü rüya\nTekrar tatsız yaşanan gerçek çıktı yine ortaya\nÇizilen manzara resim isim hepside gitti hebaya...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Deniz",
        "poet": "Seyyid Ahmet Kaya",
        "poem": "\n\nUzak aynalarda dolu dizgin\nköpürüyor deniz\nhasretiyle\nmed ve cezre tutulmanın\nsesi yetişir martıların\ndalgalarıyla\nsahile vuran suların\n\nVe sen çıkarsın gün yüzüne \nen çılgın anında denizin\nbiraz alıngan\nbiraz boynu bükülmüş\ney sev-\n\tgili\nmasmavi deniz / ikindi sularında\nçarpıyor kayaların alnına\nmartılar şarkı söylüyor\nyavaş yavaş\nakşamlaşan sularında denizin\nben uyuyayım\nsen uykularında gezin\nmehtap sessizliğinde\nmehtap\n\tdeniz\n\t\tve ağlayan güller\nşafağında daha sabahın\nsaba geçiyor alnımdan\nnedense\nanlamaz derdimi tasvir için\ndağılıyor saçım tel tel\n\nArtık gelme rüyalarıma\ndalgalarla\ndeniz fırtınasıyla\nağlayan güllerle\nay gibi süzül\n\tince\n\t       saf\nve mehtap sessizliğiyle\ndüşlerimin iklimine\ney….\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Dünyası",
        "poet": "Mehmet Bozkurt Esenyel",
        "poem": "\n\nSaadet hüyası gönül huzuru\nYıldızlı göklerden elenen hüzün\nVe doğan yepyeni emel dolu gün\nŞadırvan başında bir garip kumru\n\nÜmidin kolunda uyanan arzu\nSonsuz mavilikten beklenen rüya\nSevgili gözünde aranan dünya\nHayata çağıran bir körpe kuzu\n\nDenizde öpüşen mavi dalgalar\nMartılar teselli yüklü bir gemi\nAşkı renklendiren sevda alemi\nUykular dağıtan esrarlı diyar\n\nEdirne    03.01.1946\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Dünyası",
        "poet": "Furkan Yavuz",
        "poem": "\n\nSağanak yağışın altında tiril tiril titreyen bir çocuk\nElinde bin bir zorlukla aldığı bir ekmek\nCeketinin üzerinde mavi bir boncuk\nÇürüyüp gitti bütün bir emek\nSağanak yağışın altında tiril tiril titreyen bir çocuk\n\nBaba; \nBaşı elleri arasında endişe ile bekliyor\nKim bilir, Belki okuldaki çocuğunu\nBelki otobüsteki yolcuyu\nBaba; \nBaşı elleri arasında endişe ile bekliyor\n\nKuş olup uçmak istiyorum\nÖzgürlüğe doğru, bulutlara doğru kanat çırpmak istiyorum\nYalnızlığa misafir olmak istiyorum\nKuş olup uçmak istiyorum\n\nSokak lambasının loş ışığında\nDireğe dayalı olan kafası düşünceler içinde\nSorun ve dert tufanında\nHüzün ile sevinç bir arada\nDireğe dayalı olan kafası düşünceler içinde\n\nTankın üzerine bir taş atıldı\nKarşılığında ise bir bomba\nZırha verilen ufacık bir zarar karşısında\nBinlerce can girdi mezara\nTankın üzerine bir taş atıldı\n\nGüzel kokulu bir sevgili\nElinde bir aşk nişanesi\nBekliyor sevdiğini\nGüzel kokulu bir sevgili\n\nŞaşkınlık, Üzüntü, Sevinç\nTüm duygular bir arada\nYaşadığımız şeyler ilginç\nBeraber iken dışarıda\nŞaşkınlık, Üzüntü, Sevinç\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal gemisi",
        "poet": "Necati Gedikoğlu",
        "poem": "\n\nGökten yıldız toplardım çocukken mehtaplı gecelerde. \nEsrarengiz alemlerde yolculuk yapardım. \nGeceleri yıldız toplar koynumda saklardım. \nGeceleri yıldız toplar gündüzleri kelebeklerle yarışırdım. \nKukumav kuşları ötmeden güneşi karşılardım,\nAkşamları \nDağları cennet kırmızısına boyar dağlardan aşırırdım\nAçları doyurur hastalara şifalar dağıtırdım. \nZalim krallara ordular sevk eder tahtından ederdim. \nAyrılığı hiç sevmem sevenleri kavuştururdum. \nYayalara doru atlar dağıtırdım. \nAmma ne yazık kırkımda karaya oturdum. \nMeğerse ben hayal gemisiymişim, \nŞaşırdım kaldım!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayâl Etmek Bedava",
        "poet": "Muhsine İpek",
        "poem": "\n\nKumsala uzanmışım,elimde buz gibi meyve suyu.\nDenizle bütünleşmişsin,gözlerim seni arıyor.\nMeltem rüzgarları ılık ılık esiyor.\nElimi uzatsam tutuverecek gibiyim,sevgilim gülümsüyor.\nHayâl etmek bedava,para istemez.\n\nBak şu kırmızı damlı,yeşil pancurlu ev senin.\nBahçesinde beyez gülleri açmış.\nSarmaşıklar duvarlarına tırmanmış.\nO da ne? veranda daotura adam sevgilim.\nHayâl etmek bedava,para istemez.\n\nSevgilim çimenlere uzanmış gülümsüyor.\nSeviyorum diye dağlara sesleniyor.\nSesler yankı yapıp geri geliyor.\nMutluluktan için içine sığmıyor.\nHayâl etmek bedava,para istemez.\n\nMehtap gökyüzünde gümüş bir tepsi.\nSevgilinle bütünleşmiş,gece o kadar şiirsel ki.\nSeyrine doyum olmaz,manzara öyle güzel ki.\nÇok sevince aşık her şeyi hayâl eder ki\nHayâl etmek bedava, para istemez.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal dünyası",
        "poet": "Abdullah Konuksever",
        "poem": "\n\nHayal dünyası\n\nDibi, daldıkça derinleşen\nYolu, yürüdükçe uzayan\nÇevresi, gezdikçe genişleyen\nGirildiğinde kolayca çıkılamayan\nBir dünyadır, hayal dünyası\t\t\t\n\nIng. Abdullah Konuksever     2-10-02, çarşamba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Et",
        "poet": "Hacer Esma Yüksel",
        "poem": "\n\nAnca kuşlar aldanır özgürlük masalına\nZira kanat aittir yalnız kuşun bahtına\nLakin eyler isen yüreği bir çift ak kanat\nBir de bakmış çıkmışsın zümrüd anka tahtına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Gözlerin",
        "poet": "İsmail Yılmaz",
        "poem": "\n\nO hayal gözlerini görünce rüyalarımda\nAşkın sarıyor bedenimi usulca\nBir melek fısıldıyor sanki kulağıma\nAçılmalısın rüyalarını büyüleyen o kıza! \n\nO hayal gözlerine bakınca donuyorum sanki\nGözlerimi çevirsem, geçer belki...\nMeğer kendimi avutmakmış aşkından kaçmak\nMeğer aşkın işlemiş bir kere bedenime! \n\nHer gün rüya görmek istiyorum artık\nO rüya gözlerine bakıp aşkını alevlendirmek\nBelki bir kor parçası gibi şu anda ama\nGittikçe işliyor tüm vücuduma\n\nAşkımı döktüğüm son satırlar bunlar\nÇabuk bitiriyorum satırlara döktüğüm aşkımı\nKorkuyorum çünkü senin aşkından\nBelki beni yaktığın gibi bu defteri de yakar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hayal-i Meçhul",
        "poet": "Şair Garibi",
        "poem": "\n\nBir hayal-i meçhulü bir heybeye tıkmışsan\nHangi sakallı cüce bir deve kafa tutar\nO ejder soluğunu dilim dilim yutmuşsan\nHangi garip derdini avuçlayarak kusar\nDünya davası diye paslanıp giden yemin\nHakk'ka verdiğin sözü unutunca mı azar? \nHayali hayalime denk geliyor dediğin\nBir nisa ki elinde günah mermerli mezar\nRüyanın ufkuna sen dalıp da koşturduğun\nArkandan gelen günah, önünde kuyu kazar\nBu kim, şu kim diyerek sorup soruşturduğun\nHangi günahkar kulu, şerefli tarih yazar?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "..Hayal Giydirilmiş Gecelerimde",
        "poet": "Orhan Erdoğan",
        "poem": "\n\nBazen  umut olur bazen de hüzün\nHayal  giydirilmiş   gecelerimde\nGündüz güneşimdin gece yıldızım\nHayal giydirilmiş   gecelerimde\n\nHayeller  katardı beynimde tren\nZaman hızlı gider tutmuyor fren\nBazı  kez götüren bazen getiren\nHayal giydirilmiş gecelerimde\n\nYar gelse bir kere   yanımda   kalsa\nAğrıyan kalbime   başın yaslarsa\nDert,keder,üzüntü  kalmazdı asla\nHayal  giydirilmiş    gecelerimde\n\nOrhan ERDOĞAN’ın  yüreği  sende\nEğer  sen yok isen  can  yok  bedende\nEllerin gezdirsen üşüyen   tende\nHayal giydirilmiş  gecelerimde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Hanım",
        "poet": "Hilmi Yavuz",
        "poem": "\n\nYeşil imgeli kız! İlkyazım!\nHangi harf gül, hangi dal dize?\nBu büyük ağaçtan her ikimize \nKalan hangimizdik...\n          ey hayal hanım\n\nYeşil imgeli kız! Biz size \nYazılı sevdalar sunduktu\nVe döne döne uçurumlar gib....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Gözlüm",
        "poet": "Sedat Koçar",
        "poem": "\n\nMartılar kanat açar gök maviye\nTurkuaz renkte deniz dalgası\nSesleri çığlık olur yankılanır\nKanatları açılır çarşaf gibi\n\nDolunay yakamoz çizer denizde\nEşsiz bir ressam eseridir renk tonları\nDeniz uyur balıklar yüzer hava sakin\nYalı durağında izlemek denizi\n\nYanında olup ellerini tutmak\nDeniz dalgalrının her vuruşunda\nYüreğim çarpar yalnızlığıma \nBir yudu su gibi içip denizi\n\nİçinde seninle sırılsıklam ıslansam\nDeniz kabukları versem ellerine\nBir yüzük takıp barmağına \nİsmini yazıp sahildew kumlara\n\nDalgalar biçimlendirs aşkımızı\nGözlerine bakamadığım dayanamadığım\nHayallerimde gözlerin hayal gözlüm\nGözlerinr bakmaya cesaretim olacak,\nSen benim olduğun gün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Gücü ve Çiçekli Bahçeler",
        "poet": "Gülücük Hatun",
        "poem": "\n\nGünümün büyük bir çoğunluğu iş yerinde geçiyor hepimiz gibi.. Hayat mücadelesine dalmış bir şekilde çoğu zaman kim olduğumu, neleri sevdiğimi, neleri sevmediğimi,neler yaşamak istediğimi bile unutuyorum.. Ancak son günlerde kendimi dinleme fırsatı bulduğumda,hayatımda bulunan bir çok şeye sevgiyle,sabırla baktığımı ve hayal gücümün de yadsınamayacak kadar bana yardımcı olduğunu gördüm.\nŞu anda çalıştığım ofiste masası camsız bir mekanda bulunan tek kişi benim.. Dört yanım duvarlarla çevrili... Ne saatten haberim oluyor ne de dışarıdaki hava durumundan.. Kapının önünde dört duvar arasında bir yerde masam benim. Halime çok şükür ki ya bu da olmasaydı düşünceleriyle gelip gidiyor aklım beş adım sonrasındaki dev camlara ve doyumsuz Istanbul güzelliğine..\nBiryandan da iyi ki de bu manzaraya karşı oturmuyorum dalıp dalıp giderdim herhalde diyorum kendi kendime.. Ama okadar da boğucu ve sıkıcı ki oturduğum yer anlatamam size.. Biryandan burada konum olarak bulunmamam gerektiğini geçiriyorum içimden, bir yandan da farkında olmak istemiyorum bu düşüncelerimin... İşimi severek yapıyorum, çocukluğumdan beri bana ne verilirse severek, sabırla yaklaştığım gibi.. Ama keşke masamın yanında en azından dışarıyı görebileceğim bir camım, denizliğine de güneşi görebilecek minik bir mor menekşem olsaydı! \nŞimdilerde ışığı yüreğimden gözlerime yansıtıyorum.. Ve ara sıra ofisin içinden dolaşırken dönüp bir saniye de olsa camdan dışarı bakabiliyorum..bu bile beni mutlu ediveriyor! \nMor menekşem yok çünkü onu yaşatabileceğim bir cam da yok masamın yanında..\nHayal ediyorum kimi zaman, buz gibi rüzgarın esişini.. Yağmurun yağışını, güneşin batışını.. Hollanda'da ki eşşiz bucaksız lale bahçelerini getiriyorum çoğu zaman gözümün önüne.. hayal edebildiğim kadar seviyorum ve sevebildiğim kadar düş kuruyorum çok sıkıldığım zamanlarda. Keşke demek istemiyorum ama keşke diyorum bugünlerde.. Keşkelerim okadar çok çoğaldı ki... Üzüldüğüm beni kıran, beni inciten insanlar biryandan, biryandan da kendimle bu kadar barışık olmam neden diye kızıyorum kendi kendime. Bugünlerde henüz bahar gelmedi Istanbul'a.. Bahar gelmedi ama aşk esmeye başladı bile soğuk İstanbul sokaklarında. Soludukça havayı, aşk üşütüyor dudaklarımı. Nefesim ısıtıyor aşkın rüzgarını.. Kendime engel olmaya çalışıyorum. 'Düşünme Onu! ' diyorum kendi kendime defalarca.. her sabah her akşam ve her dakika.. Ancak ben sensiz hiç olamam ki diye geçiriveriyorum içimden.. Kimbilir yoksa tekrar mı aşık oluyorum? \nAşk dudaklarımı üşütüyor..\nİstanbul sokakları baharı bekliyor.\nBen sensiz hiç olamam ki derken..\nAşk zamanın rüzgarında savruluyor.\nRengarenk çiçeklerle dopdolu bir manzaraya bakıyor masam.\nDenizi, kuşları,ağaçları,\nIstanbul'un karşı konulmaz güzelliğini gösteriyor bana..\nBu hernekadar ruya da olsa..\nBenim masam denize bakıyor...\nVe ben mutlu oluyorum hayal kurdukça..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal i Yâr",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nKimse görmez haydi gel, o yerde bekliyorum,\nDeğişmiş zaman mekân, aynı kalan ben varım.\nElimde kırmızı gül, içimde o heyecan,\nNerdesin hayal-i yâr, gel de bitsin efkârım.\n\n8 Temmuz 1989-Cumartesi / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal-i",
        "poet": "Ammar Yıldız",
        "poem": "\n\nbir dünya var hayalimde; \nkötülerin kazanıp iyilerin kaybettiği..\nbir dünya var hayalimde; \nmutluluğun mutsuz ölümlere kurban gittiği..\nbir dünya var hayalimde; \ngülenlerin yüklü miktarda vergi verdiği..\nbir dünya var hayalimde; \ngenelevlerin kombine biletle müşteri kabul ettiği..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal İle Yal",
        "poet": "Kazım Karagöz",
        "poem": "\n\nAvrupa sevdasıyla kuruyorduk hep hayal,\nOnların hayaliyse bizim önümüzde yal! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hayal İle Gerçek",
        "poet": "Behice Gül",
        "poem": "\n\nHayal ile gerçek arası,\nDüş ile düş kırıklığı…\nDuruyorum; \nSen ile sensizliğin tam ortasında.\nÖlüm ile yaşam \nArasında durur gibi.\nHangi yöne gideceğimi\nBilmeden…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Irmağında",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\n(farsak-cnm) \n\nSeni sararken mor geceler, tatlı rüyalara\nPembe şafakları hayal ediyorum sensiz\nSöylenmemiş kelimelerden şiirler yazıyorum\nUyanıpta başucunda belki beni bulursun diye.\n29.07.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Kapısı",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nBir hayal kapısından, girerim de İçeri             \nKimse duymaz yasımı ağlarım geceleri.\nAvunurum düşlerle, başka ne gelir elden,\nNeyleyim o günleri getiremem ki geri\n\n28 Mart 1989-Salı / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Kirikligi",
        "poet": "Münir Akar",
        "poem": "\n\nBir zaman gelsede alsam hersiyimi gitsem! \nNe sevgiyi nede baska sey dusunsem\nIstemiyorum Hayata dair bir nese\nKendimi sonsuzluk icinde hissetsem \nNedir cektigim bilmedigim insanlar bana yalanci cikti! Kalbimde olanlar ne? \nNe Mehtab i gordum gece \nNe? Gunesin tadina vardim gonlumce..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Kahramanım",
        "poet": "Hüseyin Hilmi Saran",
        "poem": "\n\n\t\t\t\t\t“Ben babamun evinde gezer idum kibari, \nGittum elun evine, oldum duvar hibari.”\n\nYerel bir Trabzon deyişi...\n\n“ Bu şiir, tekinsiz bir gecenin en koyu deminde, fırtına anında, bir köpeğin itinayla tutup boyunlarından, asi bir örümceği ve yavrularını azgın bir ırmaktan karşıya geçirip kurt....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Kırıklığı",
        "poet": "Yıldırım Kırlılar",
        "poem": "\n\nEn güzeliydi sevgimiz \nen doğrusuydu devrim\nben sizler için\nkoca bir ömrü tükettim\nbiri ihanet edip gitti\nöbürü zaten hiç gelmedi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Kırıklığı",
        "poet": "Mustafa Karamelek",
        "poem": "\n\nSen mendil sallarken\nHer gidişinde\nBenim boynum bükülü kalır\nGövdesinden kırılmış dal gibi.\n\nDüğün gibi düşlerken dönüşünü\nBulanır tüm düşlerim asiliğinden\nYine dağlara taşlara \nSarılmış bulurum kendimi..\n\nMustafa KARAMELEK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HAYAL KIRIKLIĞI  HÜSRANA  SÜRÜKLÜYOr...",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\nHAYAL KIRIKLIĞI  HÜSRANA  SÜRÜKLÜYOR...\n\n       Merhaba gönül dostlarım. Her insanın zaman çerçevesinde yaşadığı hayal kırıklığı mutlaka vardır. Hayat serüveninin büyük bir bölümü kurmuş olduğumuz veya kurabileceğimiz hayallere odaklıdır. Ümitlerimiz sonuçsuz kalıp gerçekleşmeyince elbette hayal kırıklığı yaşayarak hüsrana sürükleniriz.\nHüsranın  yarattığı acı kederleri hazmedebilmek elbette zorlaşmaktadır.\n\n    Aslında hayal kurarken de çok düşünerek hareket etmek gerekiyor. Çünkü \ngerçekleşmesi mümkün olmayan hayallerin peşine düşmek bence yanlıştır. Aslında hayırlı bir iş için istihareye yatılması gerektiğini bazı paylaşımlarda bahsetmiştim. Her hanede hayalden medet umanlar mutlaka vardır. Küçükler büyüklerden medet umarken, büyüklerinde küçüklerden beklentileri oluyor.\n\n    Küçüklerin büyüklerden beklentileri günlük eğlencelerine ihtiyaç olacak araç ve gereçlerdir. Okula gidip öğrenim gören talebelerin beklentileri gözle görülecek düzeyde bellidir. Öğrencilik hayatına ışık tutacak kılık, kıyafet dahil tüm araç ve gereçler, kırtasiye malzemeleri, kitaplar yer almaktadır. Gurbete gidenler için barınak, gıda ihtiyacı, ulaşım, harçlık ta söz konusudur.\n\n     Öğrenci velileri çocuklarının istikbalinin sağlanması için maddi imkanları çerçevesinde elinden gelen her türlü tedbiri alır.  Bunlar gerçekleşmediği sürece öğrenci adayları hüsrana sürüklenebilir. Okuma azmi olan öğrenciler kurduğu hayallerin yıkılmasına pek tahammül edemezler. Öğrenci arkadaşları\nzaman zaman modaya uyarak kılık kıyafetlerine özen gösterdikçe maddi imkanı zayıf olanlar hayal kırıklıkları yaşadıkça elbette eziklik hissederler.\n\n      Onda var da bende neden yok duyguları aile ferdini de hüsrana itebilir. Ataların evlatlarına karşı yaptığı fedakarlıklar elbette onların geleceği içindir. Ama bazı ataların kaygıları da boşa değildir. Çocuğum okusun diyerek hayal kurar, onu her türlü ihtiyaçtan mahrum etmediği halde evladının tembel oluşu yakınlarını da kat kat üzebilir.  Emsallerinin öğretmen oluşu, makam, mertebe sahibi oluşu örnek olarak evlada yansıtılsa dahi çocuğu çizgisinden şaşmaz.\n\n     Çünkü evladıyla geçmişte samimi olamadığı için yaptığı yanlış davranışları fark edememiştir.  Her camiada iktidar, muhalefet, siyaset atışması mutlaka vardır. Atışmaların  çatışmaya dönüşmesi elbette hayallerin hüsranla iç içe oluşumunun kanıtıdır.  Beynimizde yaşattığımız, sevgiyle kuşat tığımız, duygu ve hisleri boşaltığımız nice hayaller vardır. Bunları hüsrana dönüştürmemeli! .\nYaşanan her acı olay ailesine zarar verdiği gibi çevresini de etkileyebiliyor.\n\n       Gençlerimizin hayalleri bambaşka. Yaşadığı  aşk hayatı kimilerinin yuva temelini oluşturuyor, kimilerinin hüzün tabakasını oluşturuyor. Oğlunun veya kızının talip olduğu gence saygı duymak yerine.. Oğlum alacağın kız bumu hiç gözün tutmadı, kızı içinde söylemi budan farklı olacak değil. Aileme gelecek damat  bizim adet ve geleneklerimize uyum sağlamalı düşüncesine kapılırlar.\n\n        Olgunluk çağda ki kurulan hayallerin büyük bir bölümü iş, aş düzeni, yapı ve tapu üzerinedir. Bunların gerçekleşmesi tamamen maddi yete bağlıdır. Ben zenginin diyerek kapris yapanlar, fitre zekatını ödemeyenler mazlumların ahını aldıkça sonuçta serveti katlamayı planlarken elinde ki avucunda ki tüm sermayeyi kaybedip hüsrana sürüklene bilirler. Allah her şeyin helalini nasip etsin. Ne sandın ki şiirimle, kanmam şiirim gençliğin cilvesini özetleyebiliyor.\nAllah kurduğunuz hayırlı hayalleri gerçekleştirsin. Selamlar size hoşça kalınız.\n\n*****  NE SANDIN Kİ?  *****\n\nGençlik hevesinle gecen renklendi,\nDuygu alemine sevda eklendi,\nKalbine, gönlüne aşkı yüklendi,\nRüyada muradın atta mı sandın? .\n\nArada bir senin kulak çınlıyor,\nHafızaya alıp beynin dinliyor,\nHal ve hareketten gören anlıyor,\nSevdiğin telefon, hatta mı sandın? .\n\nNihayet söz kesip nişan yapıldı,\nBedeli ödendi, tarih atıldı,\nDüğüne tanıdık dostlar katıldı,\nTutulan daire katta mı sandın? .\n\nÇok geniş hayaller tutmayabilir,\nEşin görevlidir, gitmeyebilir,\nMasrafa bütçeniz  yetmeyebilir,\nBalayı planı yatta mı sandın? .\n\nİnternet ortamı yaygınlaşıyor,\nSanatkar değerli, saygınlaşıyor,\nTelif ödenmiyor, durgunlaşıyor,\nZekinin  şiirler  bant damı sandın? .\n\n*****   KANMAM   *****\n\nVefasız birine gönlümü vermem,\nDikeni zehirli, gülünü dermem,\nÇağrı bıraksa da aramam, sormam,\nBoşuna uğraşma kandıramazsın.\n\nGüzellik sende de, onda da mevcut,\nZamanla yıpranır gelişen vücut,\nKırmızı çizgiden veremem geçit,\nErotik giysen de saldıramaz sın.\n\nCilve, nazlarına artık alıştım,\nKurtulmak istedim biraz çalıştım,\nYürekten sevenle yeni buluştum,\nHarama dilimi sürdüremezsin,\n\nKaçamak yapmama razı olursun,\nÜzerime düşme bela bulursun,\nAşık oldum deme, hava alırsın,\nSevdiğimden beni döndüremezsin.\n\nArtık oyalanma var git yoluna,\nArsızlık yapıp da girme koluma,\nÖzlem duymuyorum şeker, balına,\nZekiye buseyi konduramaz sın.\n\nIspartalı  Zeki Çelik  TÜRKİYE İLESAM il temsilcisi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Kırıklıklarım...",
        "poet": "Mehmet Eray Yeşilyurt",
        "poem": "\n\nBir binanın yıkılması gibiydi \nHayal kırıklıklarım\nTozlu ve gürültülü...\n\n(Şubat-2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Kırıklığı ''Öykü''",
        "poet": "Hatice Tural",
        "poem": "\n\nEfendim Ahmet zengin ailenin oğlu ve şairdir. Alev ise orta halli bir ailenin kızı.Ahmet ile Alev, birbirlerini çok sever. Alev`in  doğum günü yaklaşır ve Alev Ahmet`in ona doğum günü hediyesi olarak lüks bir araba alacağından emindir ki tüm arkadaşlarına söyler. Ahmet ise sevgilisine güzel bir aşk şiiri yazmayı düşünür ve yazar. Ahmet hediyesini güzel paket yaptırır ve Alev`e verip,doğum gününü kutlar. Alev paketi açar açmaz renkten renge girer. Ahmet, ne oldu canım beğenmedin mi hediyemi? der. Ahmet çok üzülmüştür, yeni bir şiir yazmaya karar verir. Alev ise arkadaşlarına ne söyleyeceğini mi düşünsün, hayal kırıklığına uğradı onu mu düşünsün? Neyse efendim. Alev şiiri okur. \n\nSen herkesten çok farklısın,\nOnun için seviyorum\nSen maddiyattan çok uzaksın,\nOnun için seviyorum.\n\nAh der. Annem söylemişti şairle evlenilmez. Evlilik yıl dönümünüzde de şiir yazar. Annemi dinlemedim. Alev`in arkadaşları aramaya başlar. Hediyeyi sorar. Alev ben arabadan vazgeçtim. Seneye yeni modelleri çıkacakmış şiir yazmasını istemiştim der. Tabi ki arkadaşları inanmaz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Kuruyorum",
        "poet": "Osman Demircan",
        "poem": "\n\nKeşke bir  kelebek  olsaydım,  rengarenk  kanatlarımla  her  yere  uçardım.  Keşke bir  çiçek  olsaydım, mis  gibi  kokardım,  herkes  beni  koklardı. Keşke bir  kuş  olsam  her  yere  uçardım. Keşke bir  güneş  olsaydım, sımsıcak  olup herkesi  ısıtırdım. Keşke bir  saat  olsaydım,  saatin kaç  olduğuna  bakardı  insanlar.  Keşke bir  ağaç olsam  çiçekler  elmalar  armutlar  daha  çok  şeyler  yapardım. Keşke bir  su  olsaydım, herkes  beni  içerdi. Keşke bir  yatak  olsaydım, herkes  bana  yatardı.  Keşke bir  ördek  olsaydım, vak  vak  öterdim.  Keşke bir  balık  olsaydım, herkes  beni  alırdı.  Keşke bir  tavşan olsaydım, hep  havuç  yerdim. Keşke bir  kitap  olsaydım, herkes  beni  okurdu. Keşke bir  şarkı  olsaydım, herkes  beni    söylerdi.  Keşke arı  olsaydım, bal yapardım. Keşke bahçıvan olsaydım çiçek toplayıp sepete koyup herkese  dağıtırdım. Keşke bir  elma olsaydım, sarı  yeşil, kırmızı  renklerde  soyup yerdiler beni. Keşke bir  süt  olsaydım, herkes  beni  isim  büyürdü.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal kırıklıklarına antibiyotik yapılmıyor ki...",
        "poet": "Hasan Esat Heptunalı",
        "poem": "\n\n“ Mektubunda, yazdıklarının ana fikri şu olsa gerek:\nsanırım gönderdiğin hikayeyi yazan kişi, bardağın diğer tarafından bakarak vazgeçmekten bahsetmiş...evet, diğer bir bakış açısıyla hayat, bir vazgeçiştir aslında... ancak ben, böyle bir yorumu pek sevmiyorum...seçimdir diyorum... özünde aynı bile olsa söylenenler... ancak seçimlerde, pişmanlığa yer yoktur.olmamalı da...zira böyle bir lüksün olmadığını ve olmaması gerektiğini düşünüyorum...aksi taktirde, kendine acımalar ve acındırmalar beraberinde gelir ki bu, bir insanın diğer bir insana taşıtmak için, içine girdiği nafile çabadır...özetle, hayatta en zor olan insan etini taşımaktır...bu yüzden vazgeçiş ya da seçimlerde pişmanlığın yeri yoktur...sadece ders çıkarmak vardır...ve  böyle de olmalı…” gün gelir sevilir…damarların sökülürcesine seversin…evlenirsin.tabii bu görece şanslı azınlık için geçerli… diğerlerinin vehameti zaten malum ya da evlenmezsin ne bileyim…ama yaşarsın… Umuda, mutluluğa dair her şey. Zaman geçer, alışkanlıklar mıdır yoksa, dost olmadan sevgili olmaya kalkmanın “dayanılmaz hafifliği midir” bilinmez; iyi bir depresyon için en sağlıklı yatırımı yaparsın.Biriktirirsin farkında olmadan, fark ettiğinde ise, yaptığın yatırımın geri dönüşünü izlersin önce, çaresiz… acıtır…ve  günün sonunda umduğundan çok daha fazla incinirsin… hafiflemeyi umarken. Ardından, yeni sevdalara yelken açarsın.Ama, etini doyurursun sadece ve o, her son çığlığında, eksildiğini hissedersin biraz…sevgiyi arayan, sevgisiz sevişmelerin eşliğinde… sonra, yaşanmışlıklarının erdemiyle(!)\n\n“Bir kadınla erkeğin ilişkisi, trapez gösterisi gibi olmalı trapezin birinde duygusallık… bir diğerinde ise cinsellik…ve bunların harmonisidir insanları birbirine bağlayan…ancak, bu iki cambazı destekleyen bir ağ olmazsa o güzel gösteri ölümcül bi hal alabilir…ve gösteri trajedi ile bitebilir…işte bu ağın adı da dostluktur.bu yüzden ten ve duygu patlamasıyla başlayan bir ilişkinin acı ya da tatlı bitişinde o ağın varlığını sorgulamak gerekir…bu ağ belki ilişkinin bitmesini engelleyemez ama, çirkefinin çıkmasını engeller en azından…” dersin… dersin de… ölümün başlamıştır aslında o an fark etmezsin…\n\nölüm ağırdır....ölüm soğuk ve özellikle böylesi durumlarda bir anda gelmez ölüm..gelişini hissettirir...ancak...tıpkı etrafı kurtlarla çevrili bir ceylanın kaba etleri ağır ağır kurtlar tarafından yenirken geviş getirmesi gibi..paralize olur bazen insan...hissetmez...ya da hissetmek istemez bu ölümün kokusunu duymayı...ta ki...ölene kadar...ve o....son günden bir gün sonra...anlar yitirdiklerini ki...o an...geçmiş olsun anıdır...işte bu noktadan sonra insan yapmaya başlar kendine ne yaparsa...pişmanlık...öfke...boşvermişlik...açlık... intikam duygusu...kullanma isteği....ödediği faturaların acısını çıkarmak istercesine..ve hep...yeni adisyonlar açar başkalarına fatura etmek üzere... çünkü...canı yanmıştır....hem de çok...zira adalet sağlanmalıdır...duygusal mastürbasyonların eşliğinde.... oysa ki, içinde bulunduğu ortama..etrafına..etrafındaki insanlara çeşitli anlamlar yükler insan...ki bu da insan olmanın doğal bir sonucudur...ve işte bu noktada ayrışımlar başlar...neye? ..kime? ...ne kadar? ...anlam yükleneceği...ve yüklenir anlamlar...taşınması istenir karşı taraftan...karşı taraf ise ses etmez öncelikle hoşnuttur zira bu yükten...taşırım zanneder...ancak...zaman içinde bu yük taşınmaz olur...dizler titrer...öte yanda...bir yük daha bindirilir...sonra biri daha...zira anlamlar...artık yük olmuştur...taşıyana...çünkü kendi yaşam alanının daraldığını izler önceleri sessizce...oysa ki anlam yükleyen fark etmez...edemez...nasıl da yük haline geldiğini göremez...kapalıdır gözler ve görmek istediği pencereden bakar....fırtına öncesi sessizlik bulutları yaklaşmaktadır oysa ki diğer pencerede sinsice....neden sonra....bulutlar boşaltmak ister biriktirdiklerini...ve....boşaltırlar pervasızca....kaçışır insanlar panik halinde...gözlerde şaşkınlık...sevincin yitişi...izlenir travma halinde... son çırpınışlar kar etmez...ve...hayal kırıklıkları kol gezer caddelerde... amansız devriye nöbetleri...histeri krizleri... \n\nişte o an...tam o an...anlaşılır ki...hayal kırıklıklarına 'antibiyotik yapılmıyor ki…’\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HAYAL Kültür-Sanat-Edebiyat Dergisi - 18. Sayı - DUYURU",
        "poet": "Naime Erlaçin",
        "poem": "\n\nEdebiyatsever dostlarımızın dikkatine! \nHayal Dergisi'nin 18. Sayısı Yaysat Bayilerine ulaşmıştır.\n\nİçerik:\n\n3   Ahmet Say - Müzik ve Politika\n8   Arif Damar - Kara Karanlıklar (şiir) \n9   Hilmi Yavuz - Bir Soru Bir Görüş\n10 Özkan Mert - Tayland Şiirleri (şiir) \n14 SöyleşiYorum - Nilay Özer, Ilgım Veryeri\n17 Afşar Timuçin -Yitirilmiş Çocuklar (şiir) \n18 Ertan Mısırlı - Mucize Tozların Şairi Engin Turgut Mahcup Ruhlarımıza Dokunuyor\n22 Ahmet İnam - Cemal Abim, Cemal Abim (şiir) \n23 Emin Akdamar - Geri Dönülmez (şiir) \n\nDosya: “Şiir ve Siyaset”\n\n25\n-Hulusi Geçgel - Türk Siyasal Yaşamında Tanzimat Dönemi Sanatçılarının Rolü\n-Mehmet Can Doğan - Bir Siyaset Yeri Olarak Şiir\n-Cihan Oğuz - Kıyameti Sırtlamak\n-Aydın Şimşek - Politik Bakımdan Yararlı Olanlarla Estetik Bakımdan Yararlı Olanlar\n-Emrah Pelvanoğlu - Siyaseten\n-Naime Erlaçin - Garp Cephesi\n-Ahmet Turan Kul - Siyaset ve Şiir\n-Saadet Karaköse - Divan Şairinin Söz Söyleme Siyaseti, Eleştiri Üslubu\n-Mustafa İbakorkmaz - Şair ve Politika\n\n51 Erkan Kara - Yaradan (şiir) \n52 Ömer Serdar - Dibi Tutmuş An (şiir) \n54 Mehmet Aydınkal - Sinemada Anlam Yaratma\n55 Nilay Özer - Altıdan Geriye Sayılan Nefes: 'Dün Kendimin Önünden Geçtim'de Kurgu ve Yapı Üzerine\n59 Nice Damar - Siyu Şarkıları (çeviri şiir) \n60 Yelda Karataş - Hüzün (şiir) \n61 Berdar Doğan - Boşluk 1 (şiir) \n62 Alphan Akgül - Nizar Kabbani, Yahya Kemal ve Orhan Veli Şiirlerinde Kadın ve Gündelik Dil\n69 Esra Balaban – Sadeleştirme Töreni (şiir) \n70 Kemal Gündüzalp – Düş Ötesi Bir Sevgi (öykü) \n76 Asım Yapıcı – Bir Şair ve Bir Kitap / Reşide Sarıkavak\n80 Sanat Dünyasından\n\nYönetim ve yazışma adresi:\n\nKonur 2 Sok. No: 59/4\nKızılay / ANKARA\nTel: 0 312 417 47 09\nBelgeç: 0 312 417 37 94\n\nwww.hayalyayinlari.com\nbilgi@hayalyayinlari.com\nhayal_dergisi@yahoo.com\nhayal_sairevi@yahoo.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Kurarsınız",
        "poet": "Yusuf Ter",
        "poem": "\n\nOysaki ten çıplaktır \nSararmış yapraklar ardında\nHayal kurarsınız\nOlmayacak gün batımı yalnızlıklara…\n\nYusuf  Ter 22.06.2006\nSaat 12:36 İsviçre\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Kurmak Güzeldir",
        "poet": "Ferdi Can Molo",
        "poem": "\n\nAh şu hayallerim gerçek olsa,\nŞu okul disko olsa,\nÖğretmenler garson,\nÖğrençiler müşteri olsa.\nKolalar şarap,\nSıralar koltuk olsa.\nKara takta yerine sinama olsa,\nHer genç kız bir melek,\nHer erkek aşka sadık olsa.\nHerkes sözlü yerine dansa kalksa,\nOkul yolları güllerle dolsa.\nBütün köşe başları aşıklarla dolsa,\nOkul müdürü nikah memuru olsa,\nYardımcıları şahit olsa,\nAH! şu hayallerim gerçel olsa.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Kurmak Lazım",
        "poet": "Adnan Şahin",
        "poem": "\n\nHer zaman olmaz yağ ile bal \nBazen hayal et \nHiç olmazsa hayalinde al \n\nSıkıntı var herkeste para lazım \nParada kolay bulunmuyor \nO zaman \nHayal da kurmak lazım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal  Kurmak",
        "poet": "Medine Yılmazer",
        "poem": "\n\nBir dünya düşlüyorum,içinde tertemiz yaşayabilceğimiz\nBir dünya düşlüyorum içinde insanca duygular  barındıran,\ninsanların olduğu,\nBir dünya düşlüyorum geleceğe  dair umutlar taşıyanlar\n\nBir  dünya düşlüyorum yemyeşil vadilerin  her gün çoğladığı,\nBir dünya düşlüyorum insanların birbirinn rengine ırkına bakmasızın,\nelele yaşadığı kucakladığı,\nBir dünya düşlüyorum çığlık  çığlığa bağırmadan onları duyacak birilerinin varlığını,\n\nBir dünya düşlüyorum insanların eşit olduğunuBir dünya düşlüyorum yüreklerin engelsiz  toplumların duyarlı olduğunu,\nBir dünya düşlüyorum  kendi  canı yanmadan da insanlara iyilik yapıldığı,\nBir dünya düşlüyorum önce düşünebilen,sonra konuşabilen,\n\nBir dünya düşlüyorum konuştuğunu  paylaşabilen,\nPaylaştıkça çoğalarak sevgiyle,kardeşçe insanca yaşayabilceğimiz \nHiç bir şey ayrıt etmeksizin insanlara  uzanabilceğimiz iyiliğin sebebeni,\nsormadan sadece  insan  olduğun için diyebilceğimiz Bir dünya düşlüyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal kuyusu-1\t",
        "poet": "Sibel Öner",
        "poem": "\n\n\tHAYAL KUYUSU-1\t\t\t\n\nİnanma kardeş\t\t\t\t\nBir hayal kuyusudur bu dünya\t\t\t\t\nSende anlayacaksın bunu zamanla\t\t\t\t\nSevme kardeş\t\t\t\t\nDer birazda seni sen kadar\t\t\t\t\nSevsinler karınca kaderince \t\t\t\t\nZaman ne ki ellerinde\t\t\t\t\nAl bozdur bozdur harca\t\t\t\t\nYarın tükendiğini anlayınca\t\t\t\t\nAğlama bari kardeş.....\t\t\t\t\nBen mutluluğu ararken\t\t\t\t\nBitmeyen çaresizlikteyim\t\t\t\t\nNerde o eski yıllarım\t\t\t\t\nSevgilisizlikten ölmekteyim\t\t\t\t\nGel kardeş\t\t\t\t\nHayır yok bize sevmekten\t\t\t\t\nHayal kuyusunda boğuluyoruz\t\t\t\t\nBilki yaşamak daha iyi ölmekten\t\t\t\t\n\n\t\t\tSibel ÖNER\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Meclisine",
        "poet": "Önder Elitez",
        "poem": "\n\nHayal Meclisine! \n\nBir nağme beklerim, eşten dosttan\nDeğil kardeşim destan.\nBir iki satır yazsan, yazsam\nKalmasın arkadaşlığımız\nOkul sıralarında,\nİçki masasında\nBir şarap köpüğü misali.                     \n\nGiderken! \n\nBen buralı değilim\nOnun için gözüm yok handa, hamamda, nakitte\nBir gün sende anlarsın dünyanın boş olduğunu,\nEninde sonunda bir çukuru doldurduğunu.           Önder  Elitez\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Meyal Suretler - VI",
        "poet": "Mustafa Hakkı Kurt",
        "poem": "\n\nVI.\n\nAna dili, ana sütü gibidir\nEn kıraç topraklarda onunla filizlenir\nOnunla boy atarız\n'Karanfil'i düşleyerek namlu üstüne yürür\n'Su' sesiyle iftar açarız.\n\nAna dili coğrafyasından\nBinlerce mil ötelerde\nHer güçlüğe eyvallah edilir de\nKendi dilini konuşan bir cana hasret kalınca\nAkan sular durur.\n\nYabancı bir şehirdeysen\nGün boyu bir dildaş ararsın\nZaman geçtikçe deliler gibi\nKendinle konuşmaya başlarsın.\n\nBu duygularla izliyorduk Egemenlik Günü'nü\nAbılayhan Üniversitesi'nin\nDünya Dilleri Fakültesi'nde\nTürk Dili Bölümü'nü.\n\nKonuşmalar, nutuklar uzadıkça uzuyor\nDerken bir Kazak kız çıkıyor\nİnanılır gibi değil ama\nEzbere Attila İlhan okuyor:\n\n'Türkiye! Türkiye! Dağlarını duman almış\nÜzümler memleketi, tütünler memleketi\nTürkiye! Türkiye! Çok gülmüş, çok ağlamış\nSabırlı, bağrıyanık insanlar memleketi...'\n\n'Seni çok seviyorum' cümlesini\nAna diliyle okur gibi\nBir Kazak kilimini renk renk dokur gibi\nDoğal, içten, abartısız\nSu içer gibi okuyor.\n\nNe yalan söylemeli\nO anda içimizde bir yerler tutuşuyor\nGözlerimiz yanıyor.\n\nBu ufak tefek Kazak kızı\nHiç hesapta yokken\nO gün bizi on ikiden vuruyor.\n\n                                        ('Almatı Ey Almatı' adlı dosyadan)\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hayal Oyuncağı",
        "poet": "Görkem Günaydın",
        "poem": "\n\nAşk Nedir Ki? \nBu Dünyada.\nKime Sorarsan Sor,\nNe Fayda.\n\nHayal Oyuncağıdır,\nPembe Gülün Dikeninde.\nHatıra Olarak Kalır,\nBir Ufacık Gül Bile.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal mi oldu sevişmek",
        "poet": "A. Yüksel Şanlıer",
        "poem": "\n\nSeninle biz sevişirken, ne hoştu sevmelerin,\nDudaklarımda dadın, nerde eski sevmelerin,\nCanım, canım diyerek okşayıp da öpmelerin,\nHayâl mi oldu sevişmek soğuktu sevmelerin.\n\nBakışlarınla yakardın, ne hoştu sevmelerin,\nYeşil, yeşil bakarak, ahh deyip de öpmelerin,\nGüzeldi geçmişimiz, nerde şuh sevişmelerin,\nHayâl mi oldu sevişmek soğuktu sevmelerin.\n\n\n\nAhmet Yüksel Şanlı er\n12 Kasım 2009-11-12\nAntalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal olan bendim",
        "poet": "Şair Sentello0037",
        "poem": "\n\nGüneşin ışığını saçtığı her gün \nGözlerimden senin hasretinle akan yaş\nBirgün olsun dinmiyor\nGüneş bile anladı artık benim derdimi\n\nUnutulmak. Keşke sana yalvarsamda unutulmasam\nBir saniye olsun elinden tutsam\nHeyecanımdan ellerim titrer\nElin elimden kayar gider\n\nAma sen anlamazsın ne olduğunu \nUmursamazsın aşkımı hayallerde yaşarsın\nDeli dolu bir kalbim vardı\nKorkma artık sayende ölüyor aşkından\n\nArtık bu diyardan gitmek gerekiyor\nSenin olmadığın bir yer ama olmuyor\nSen olmasanda hayalin oluyor\nAnla artık kalbim senden vazgeçmiyor\n\nAy her akşam sanki beni izliyor\nYıldızlarsa her an göz kırpıyor\nSeni düşünmekten belki bunlar\nHer akşam bana hayal oluyor\n\nAşk tatili gibiyim sanki hiç bitmiyorum \nHayal hep aynı hayal üzüntü aynı üzüntü\nAma aşkjın her geçen gün daha artıyor\nkurtulamıyorum artık bu gelgitten\n\nBoğulacağım aşkjından derman yokmu\nAy birden hilal oldu dile geldi sanki \nSorumu cevaplar gibi el sallıyor \nBunlar hayalse artık aşkjımda hayal olmuştur\n\nGüneş buğün doğmadı yada ben öldüm\nHer tarafımı bir şeyler sıkıyor sanki\nSorgu vakti geldiyse suçlu kim? \nGaliba korkuyorum sesler geliyor\n\nİşte tek o an seni unutuyorum \nGaliba senin aşkından büyük bir ruh var\nSeni unuttum o an belkide kalbim durduğu için\nÖlmek tek kurtuluşsa artık ben bir ölüyüm\n\nAma ceza var suçluda benim \nSense ne olduğunu dahi bilmiyorsun\nKalbim yeniden aşkınla yanmasında razıyım\nEvet evet ben mutluyum artık\nGözyaşlarım aksada.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Ölür mü",
        "poet": "Oğuzkan Bölükbaşı",
        "poem": "\n\nPerdeleri yeni almıştık\nRenkleri hayalimizin pastelleriydi\nÇiçekli ve deniz tonunda\nKüçük pencerelere büyük umutlarla asmak için\nDudaklarına nişan almıştım öpecektim\nSahipsiz sandığım yerlerde\nSeni sevdiğim tada yakın ağaçlar dikecektim\nMeyveleri  benim olan\nGün batarken bir kadeh te sana içecektim\n\nSen tek pencereden bakmak istedin\nKüçük masum ve hiç çılgınlığı olmayan\nHer sabah aynı perdeyi açıp aynı manzaraya günaydın\nAynı bahçede çocuklar oynayan\n\nHayal ölür mü\nNereye gömülür ölü bir hayalin cesedi\nHangi törenle\nYüreğimde mezarlık yok\nDenize savurdum küllerini\nÖzlediğim dillerini öpüşlerimde saydım\n\nİnanmadığın ne varsa ben onları yaşadım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Şair Evinde Bir Gece",
        "poet": "Oğuzkan Bölükbaşı",
        "poem": "\n\n3.Haziran,2005 cuma gecesi benim için tadına doyulmaz, güzel bir gece oldu, bu vesile ile şiir dinletisi için beni davet eden şair evinin hanımefendi işletmecisine, sınavı olduğu halde gece için bana daveti ileten ve beni gecede yalnız bırakmayan Reşide Sarıkavak hanım efendiye, şiir gecesinde beni dinleyerek onurlandıran tüm konuklara, teşekkürlerimi sunuyorum.İstanbul'dan gelerek geceye katılan Nurten Altınok hanımefendiye de ayrıca teşekkürlerimi sunarım. Dilerim sizler de beni dinlemekten dolayı mutlu olmuşsunuzdur.\nSevgiyle kalın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Pembeliği",
        "poet": "Erkan Arslan",
        "poem": "\n\nHayal pembeliğinde düşe uyanmak.\nNefes almak hayattan gerinip şöyle.\nLıkır lıkır bir yudum iç, suya kanmak\nYakasından tutup düş fırlatmak böyle.\n\nDüş üstüne düş, kabus üstüne kabus.\nSevinç mi,hüzün mü,bu korkumu yoksa? \nBeni her şeyden koruyan ne bu fanus? \nBeni yemeyen öcüden korkmak yoksa! \n\nYakasından tuttuğum gibi hayatı,\nBenliğimle birlikte fırlatıp atmak.\nHer nefes,hayatta kalma zanaatı.\nVarsa yoksa, hayatı hayata katmak.\n\nSevdiğim her köşe, her bir şey tutulmuş\nHiç kalmamış içine sığınacak yer.\nBir tek gölgem içime, pek çok ısınmış.\nBaşka kalmamış içine girecek yer….\n\n                                       19 – 10  2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal pilavı",
        "poet": "Sümer Küçük",
        "poem": "\n\nFakirin dünyası nedir,\nBilir misin? \nHayal pilavı yemek\nAh ulan ah\nHayal etmekte\nPara ile olsaydı\nBen ne yapardım? ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal şehri1",
        "poet": "Meryem Asliguzel",
        "poem": "\n\n23 Temmuz günü saat 10:30 sularında hayal şehirde, haremde buluşmuştuk, o günün otobüs biletlerini hala saklıyorum.. Sonra yürümüştük üsküdara doğru, ben hızlı yürürdüm normalde ama sen yavaş yürüdüğün için ben de yavaş yürümek zorundaydım, zor bakabiliyordum yüzüne, soğuksun demiştim, konuşunca açılırım demiştin.. Dik yürüyordun, çoğu kadın yürümesini beceremezdi ama sen yürümesini biliyordun, sonra oturduk bi çay bahçesine, sadece bir bardak çayı zor içmiştin, bense ne kadar çay ve sigara içtiğimi hatırlamıyorum. Bir ara güneş sana vuruyordu, keşke güneş hep o zaman diliminde kalsaydı da vakit bitmeseydi.. \nBitmeseydi de yeşil gözlerine takılı kalsaydı gözlerim..  23 temmuz da hayal şehirde..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Uçurtma",
        "poet": "Ahmet Okanoğlu",
        "poem": "\n\nUçurtmam tel örgülere takıldı baba\nKurtar uçurtmamı ne olur\nBeyaz Güvercinimin kanadı kırıldı\nUçamıyor, sarsana baba\nTopacımın ipini çaldılar,\nİri çocuklar kızsana baba\nHayallerimi çaldılar zebaniler\nKovsana baba.\n\nPembe hülyalarım vardı benim de\nSaf temiz ellenmemiş, kirletilmemiş.\nAldılar benden onları bir bir,\n Kırık kalbim şimdi gözyaşları ile dolu bunu bil, \nBüyüsem olur mu benim bir evim? \nBaba olmayan hayallerimi geri verebilir misin? \nSöyle baba\nO Zebanileri bir vuruşta yenebilir misin? \nKaf dağına Anka Kuşu ile gitsek\nYasak elmayı alıp gelsek\nTek  gözlü devi bir yumrukla yensek\nSöyle baba \nMasallara girebilir misin? \nHayallerimi bana geri verebilir misin? \n\n14 Ocak  2011      23.30\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal ve Düş",
        "poet": "Zeynep Nilgün Gökçeöz",
        "poem": "\n\nDüşlerimi satacağım bu gece,\nAlan var mı diye sormayacağım,\nSergileyeceğim hepsini\nUnutulmuş tozlu raflarda.\nAldatılmış olsam da\nSitem etmeyeceğim\nBir zamanlar beni mutlu eden rüyalara.\nHayallerimi ödünç vereceğim bu gece,\nMutlusunu, mutsuzunu ayırmadan,\nSırları içinden almadan,\nDileklerim kaybolmadan,\nSığındığım hayalleri soldurmadan,\nBir çocuk hüznüyle\nBırakacağım onları avuçlarımdan.\nBen artık dün ki ben değilim,\nNe satılacak düşlerim,\nNe de verilecek hayallerim kaldı.\nHayat bana kollarını açsa da,\nYeni umutlar göz kırpsa da,\nBıraktığım hatıralardan korksam da,\nŞimdi değil ama\nBelki bir gün döneceğim onlara.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal ve gerçek",
        "poet": "Ceren Melek Özden",
        "poem": "\n\nne önemi var dediklerimin geçermi deyip avundugum geceleri hüzünlü akşamları hatta ürküten geceleri üşüten rüzgarı soguk olan herşeyigirsen koynuna uyusam korkmadan sana sarılsam hissetsem sevgiyi tekrar tekrar hadi umut desem hadi gel hadi gelde çal kapımı seni istesem soguk gecelere seni anlatmakdan vazgeçsem yeniden seninle hayatı yaşasam bak rüya yine bitti yine geceler çaldı seni benden zor ama gerçek sen benim degilsin sen evlisin yarınlarda rüyalarda yine seninle olmak dilegiyle.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Ve Gerçek",
        "poet": "Mikail Tatar",
        "poem": "\n\nRüya gördüğümü sandım ilkönce\nBir anda karşımda seni görünce\nGözümden akan yaş ellerime düşünce\nO zaman inandım hayal değil bu gece\n\nBilmezdim beni bu kadar sevdiğini\nYasakları çiğneyip, boşverdiğini\nİzinsiz bir gece kalbime girdiğini\nŞunu bil ki; sonumuz girift bilmece\n\nRüya bile bundan güzel olamaz\nGönlüm istese de başkasını bulamaz\nSevgi dolu kalplere nefret dolamaz\nBen kral olayım, sende bir ece\n\t\t\tDenizli-23.11.1998\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Ve Gerçek",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nHayal Ve Gerçek\n\n      Gece seni düşündüm sabaha kadar. Uyanıkken hayalin gözümün önünde. Uyuyorsam sendin yanı başımda sabahı beraber ettik baş başa. Bilmen gereken bir şey vardı. Seninle karşılaşmak tan çok korkuyordum. Hem de çok. İnanmayacaksın bel ki\nAma mideme kramlar giriyordu. Bütün korkum  seni  görünceye kadar sürdü. Uzaktan gülümseyen yüzünü görünce bütün korkularımın boşuna olduğunu anladım.\n        Sana sarıldığımı hatırlıyorum. Kokunu doya,doya içime çektim. Ta ki nefesim kesilinceye kadar. Bilmem farkına varabildin mi?  Halbuki karşılaşmamızı böyle planlamamıştım  uzaktan el sıkışacağız birkaç resmi konuşma sonrası ne olurdu bilemem.. Anladım ki ben daha seninle karşılaşmadan kalbime yerleştirmişim. Kolay kolayda çıkaramam. Dükkanda karşılaşmamız hastaneye gelmen birbirimize güzel sözler söylememiz bunlar iyi şeylerdi ama hiç biri sana sarıldığım anda bana çok özel biri olduğunu anlatmamıştı. En çok mutlu olduğum şey ise niteliği ne olursa olsun bana karşı boş olmadığındır. İnşallah yanılmıyorumdur.\n\n\n     Bir gün boyu seninle yan yana yaşamanın mutluluğunu yaşadım.  Bilir misin bir şarkı vardı Senede bir gün. Benimki hayatımda bir gün de olsa Harika bir yaşamdı. Beni ablanla tanıştırarak ailene sokmuş oldun  ne güzel bir şey. Ayrıldığımız ana kadar geçen zaman benim için bir rüya idi. Her baktığım kişide seni aradım. Bel ki bir parçan bulunur diye dedim ya sen özel biriydin yada benim için öyleydin. Seninle konuşurken ve de yazışırken bir kelimeyi hem de hep dilimin ucuna kadar gelen bir kelimeyi söylemekten kendimi   kollamak için uğraştım. SEVGİLİM  Artık bu kadar yazıyı yazdıktan sonra kendimi engellemeye gerek görmüyorum. Sen bana nasıl bakarsan bak  Galiba ben sana sevgilim gözüyle bakacağım. Yalnız şundan emin olabilirsin  Sana karşı hiçbir zaman seni su istimal edip saygısızlık yapmayı da  asla düşünmüyorum.\n       Bu yazıyı hayalle gerçek arasında gidip gelirken yazdığımı anlamışındır Burada hayal benim Yazdığım ve düşündüğüm her şey gerçekten uzak gerçekleşmesi mümkün olmayan şeyler.GERÇEK ise sensin her şeyinle ve benim hayal edip ulaşamayacağım kadar.\nSeni çok seviyorum  SEVGİLİM.\n\n                                  14-07-2007-CUMARTESİ\n                                  12-07-2007-PERŞEMBE\n\nNot:  Sonradan inanmayacaksın ama sakin kafayla şunu düşündüm. Çok şanslı bir serseri olarak gördüm kendimi  Senin gibi mükemmel bir kızın arkadaşlığını ve de sevgisini kazanmak normal bir şans değildir. Ya serseri şansıdır yada hergele şansıdır.. Ben her ikisine de yazıyım çünkü seni seviyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Ve Rüyam",
        "poet": "İbrahim Sağır",
        "poem": "\n\nZamanın hükmü yok hayallerime,\nBir anda geçmişi gezer, gelirim.\nBu ak saçlı adam, şu küçük çocuk,\nAcaba ben miyim der, irkilirim.\n\nRüyalarda ne mekan, ne boyut,\nMesafe kavramı kalkar aradan.\nBedenim yatakta, ruhum serazat,\nDolaşır dünyayı gökten, karadan.\n\nYıldızlarla bilye diye oynarım,\nAyı kucaklarım, sever okşarım.\nGüneş gemim olur sema denizim,\nTüm burçları menzil menzil aşarım.\n\nBir anda bin şekle girer hadisat,\nDeğişir aniden  manzara, dekor.\nDönünce uykudan gerçek hayata,\nDüşer yüreğime bir amansız kor.\n\nSizde olmasanız çekilmez hayat,\nUmudu besleyen hayal ve rüyam,\nDertler yığın yığın, hüzünler kat kat,\nÖmür dediğimiz bir hazin dram.\n\n        İbrahim SAĞIR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal Zengini",
        "poet": "Ahmet Can Akyol",
        "poem": "\n\nPara etseydi hayallerim\nŞimdiye dek\nMültimilyarder bir şairdim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal ve Rüya",
        "poet": "İbrahim Sağır",
        "poem": "\n\nZamanın hükmü yok hayallerime,\nBir anda geçmişi gezer gelirim.\nBu ak saçlı adam şu küçük çocuk,\nAcep ben miyim der irkilirim.\n\nRüyalarda ne mekan ne boyut,\nMesafe kavramı kalkar aradan.\nBedenim yatakta ruhum serazat,\nDolaşır dünyayı gökten, karadan.\n\nYıldızlarla bilye diye oynarım,\nAyı kucaklarım, sever okşarım.\nGüneş gemim olur sema denizim,\nTüm burçları menzil menzil aşarım.\n\nBir anda bin şekle girer hadisat,\nDeğişir aniden  manzara, dekor.\nDönünce uykudan gerçek hayata,\nDüşer yüreğime bir amansız kor.\n\nSizde olmasanız çekilmez hayat,\nUmudu besleyen hayal ve rüyam.\nDertler yığın yığın, hüzünler kat kat,\nÖmür dediğimiz bir hazin dram.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "'\"Hayal\" Yazım",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nHayal\n\n“Kardeşim sen düşünceden ibaretsin, \nGeriye kalan et ve kemiksin, \nGül düşünür gülüstan olursun, \nDiken düşünür dikenlik olursun” Mevlana\n\nBu boyutta yaşananlar zaman izafiyetinde bir önceki boyutun yansımasıdır! Bu boyuttaki hayaller ise bir sonrakine veri hazırlar! Önce ve sonra konusu zaman ve mekan bağı ve izafiyeti açısından var. Zaman ve mekanın bağlayıcılığını aşmak ise çok kapsamlı… Yaşananlar önceki hayallerdi, yaşanacaklar ise şimdiki hayaller! “Ne ekersen onu biçersin” Hayal ekiyoruz aslında. Önceki mahsulatı yaşarken bir sonraki mahsulatı da ekiyoruz. Bu anlamda “Ahir” dediğimiz, zaman göreceliliğindeki “Sonra” yani bir sonraki aşama! Ahirde olacaklar, şimdiki hayallerin mahsulü olacak! Kaderin işleyişi açısından tercih edilenler yaşanıyor. Tercihinden memnun olmak mutluluk hali, tercihinden yakınmak ise mutsuzluk hali! Tercihi ise insanın kendi iradesiyle oluşuyor ki karşılığı “Cennet, Cehennem” olarak sembolize edilir. İnsanın kendiyle yüzleşmesi, “Hesap”; güzel tercihler, Cenneti; kötü tercihler Cehennem’i netice verir. Ahirdeki hal de tercihe bakıyor. Böylece insan sonsuz bir terakki ve gelişim sürecinde ilerliyor! Tercih ettiği, kurduğu hayalleri yaşarken güncelleme yapma şansı doğuyor. Hoşnut olmadıklarını eleyip güzel şeyleri, hoşnut olacağı şeyleri zaman göreceliliğindeki bir sonraki aşamaya ekiyor! Yani hayaller gerçekleşiyor…Hayallerin ne kadar önemli olduğunu anlamak da “Bilinç” hali! Bilinç halindeki hayaller ise insanın sonraki aşamadaki durumunu belirliyor.\n\nSoyut düşüncede olmayan, somutlaşamıyor! Evrende somutlaşan her şeyin soyut plan ve hayali mutlaka vardır! Somutlaşan her durum insan hayalinin ürünü! Dini literatürde “Kalplerin mühürlenmesi” konusu var. Bu hayallerin önemini anlamak açısından önemli. Evrensel hayal üretim sisteminde denge bozan, bozuk hayalleri üreten kalpler mühürlenir ki evreni etkilemesin! Mühürlenme tabiri çok manidar. Evrensel sistem şuur sahibi varlıkların hayallerini “Kün” yani “Ol” ekseninde değerlendirir. Her hayale “Kün” verilmesi açısından hayallerin de evrensel sisteme ters düşmemesi gerekir. Bu maksatla mühürlenir kalpler! Kalbi mühürlü olanların zaten hayali de “Kün” e mashar olmaz! Oyunda çorbadan oynayan çocukların durumu gibidir kalbi mühürlü olanların hali. Evreni hayalleriyle kirletemezler. Sadece kendi cürüm ve tercihleriyle kendilerine bir zindan yani Cehennem hazırlarlar. Orada vaveyla edip dururlar! Bu nedenle; yakınan, hoşnut olmayan, huzursuz, saldırgan, mutsuz, devamlı karşı mücadele halinde olanlara dikkat! Hayalleri bozuk olduğundan bu hali açığa çıkarıyorlar! Evrende herkese, her duruma uygun bir boyut ve mekan vardır. İnsan tercihiyle kendine en uygun olanı seçer! Şuur sahibi olan “Her şeyin iyi tarafını seç” kaidesine uygun tercih yaparak kendi kapasitesi, potansiyeli kadar kendine adeta Cennet kurar! Bu “Hususi Cennet” olarak tarif edilir.\n\nKaderci anlayışla olaya bakmanın sakıncası da şu; insan zaman ve mekan izafiyetinde önceden tercih ettiğini yaşarken yani canlı iken bu tercihini somut görebilir. Şuur ve farkındalık oluşturduğunda ise hoşnut olmadığı şeyleri eleyebilir! Çünkü zaman ve mekan görecelidir. Aslında tercih ve sonuç eş zamanlı yaşanır. Zaman ve mekan göreceliliği insanı aldatır. Sanır ki tercih ettiği daha sonra yaşanacak! Öyle görünür çünkü… Aslında eş zamanlı, hatta “An” da işler bu tercihlerin sonuçları. \n\nÖrneklemekte fayda var. Eski şeritli video kasetlerini bilirsiniz. Kaset içeriği tercihler olsun. Şerit makinede okuyucu başlık önünden geçerken oluşan ses ve görüntü şeridin o kısmını işler. Bu da zaman konusun izafiyetini anlamak açısından önemli! Okuyucu başlığa “An” diyelim. Tercihlerin kayıtlı olduğu bant, şerit an be an izlenirken okuyucu başlıktan geçenler yani okunanlar geçmiş, okunacaklar da gelecek hükmünde. Kasetin tamamı “Ömür” olsun, bu şekilde okuyucu başlıkta okunur. İşte burada eğer kişi tercihlerinin sonuçlarını görürken devamını da bilir. “Perşembenin geleceği çarşambadan bellidir” gibi. O halde memnun olmadığı şeylerin devamını izlemek istemeyebilir. Bu farkındalıktır. Ve devamını daha verimli ve memnun olacağı şekilde doldurmak ister. Bu da hayalleridir. “Zararın neresinden dönülse kar” hali  de budur. Yeni kaydı kendini memnun edecek şekilde kurgulayabilir. Giden gitmiştir. Farkındalık oluşunca yenisi daha şuurlu doldurulur. Bu güncelleme terakki ve gelişimdir. Bu gelişim ve güncelleme insanın orjin “Adem” ile tanımlanan esas yazılımına ulaşana kadar sürecek! Sonsuz olarak düşünülen bir süreç bu! Çünkü gelişimin nihai sınırı bilinmiyor. Esmayı sınırlı boyutta yansıtan insanın esmanın sınırsız boyutunu bilmemesi doğal. Çünkü zaman ve mekan izafiyeti bu “Esfel”, sefil, Dünya boyutunda böyle algılanıyor. İnsan, sınırlı imkanlarla sınırsızı yansıtmaya çalışıyor çünkü. Hani şairler söyler ya “Kelimeler yetmez, duygularımı anlatmaya” öyle bir durum. İnsanın algı araçları sınırlı, esma ise sınırsız…\n\nSon tahlilde; yaşananlar daha önceki boyutta tercih edilmiş, hayal edilmiş olanlardır, yaşanacaklar ise bu boyutta tercih edilen, hayallerdir! O halde tercihlerimizi hayallerimizi bizi hoşnut edecek şekilde yapabiliriz! Yakınmadan, ümitsizlik ve çaresizliğe düşmeden; bizi memnun edecek hayalleri kurmaktan çekinmeyelim. Bu güzel hayallerin yansımasını “An” da göreceğimizi bilelim. Süreci de unutmayalım, tercih ne şekilde ise sonuç öyle olacak! Dua da bir nevi hayaldir, istektir. Samimiyet dua için de hayal için de çok önemlidir. Kalbi mühürlemeden samimi hayallerle doldurmak gerek. Güzellikler daim olsun.\n\nSelametle,\nAhmet Bektaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayal ve gerçek",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\nartık her şey hayal \ngeçmiş yanmıştı \nsözleri bahar genç kızın hikayesinde \nunutulmaz o mutlu günler \nyoktu artık \nayna paramparça olmuş \nsis kaplamış \ngeçmek bilmiyordu \nunutmak için \ndeniz şehri terketti \nankara yeniden \nbir gelinlik gibi \nsarmıştı ruhunu \numutları \nölümlü zevkleri aştı genç kızın \navuçlarında tutuyor şimdi \nyaşanmış ne varsa \nsessiz bir akşamdı \nuykusuz gecelerinden biri başlayacak \nankara bilmeyecek gözyaşını \nsaçlarını kestiğini de \nusulca döktü derdini geceye \nve bir yıldız kaydı \nanılarını birbir toplamak için mi? \nserserisi olmak istedi\nduygularının önünde \nuçmak...uçmak... \nzamanın derinliklerinde \nankara dar gelmemeli \nsaatler geçiyor \nbir haber gelmedi \numut diye sarıldığı ne varsa bitmemeli \nankara görmeyecek yanlızlığını \nsözleri bahar kadar güzel genç bir kızın \nunut gitsin değildi\nkeyifli bir gündü \nanladı \nsorguladı\numutlarını yeniden \ntopraktan çıkardı... \n\n19.07.2005 / ankara\nmustafa kaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalbaz Şiirler 8 (Dolunayda)",
        "poet": "Nur Ergün",
        "poem": "\n\nBekle beni\nDolunayda sessizce geleceğim\nBu gece\nÜstümde siyah bir elbise\nSaçlarım siyah, gözlerim siyah\nRujum bile siyah olacak\nGöremeyecek beni\nSenden başka hiç kimse\nEski, harap kilisenin altında\nVadiye bakan bahçende\nElele oturacağız\nYitik sonbaharlar gibi\nGüzel, dingin ve alabildiğine hüzünlü\nAşkımızla\nBen yalnız beni anlatacağım sana\nSen de yalnız seni anlatacaksın\nOlmayacak başka hiç kimse\nBu buluşma acı verecek\nKanatacak belki yüreğimizi\nBirer siyah kadeh elimizde\nİçinde tatlı şarap\nŞimdiden biliyorum\nÇok çabuk bitecek gece\nAy solarken gelen zifiri karanlıkta\nİlk ve belki de son kez\nDudağının kenarından\nÖpeceğim seni\nGözyaşlarım tadı karışacak\nBu yasak öpücüğe\nGitmeden önce\nSana birşey söylemek istiyorum\nDiyeceğim\nDinle\nSeni seviyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayâldeki Sahil",
        "poet": "Hakan Kocaoğlu",
        "poem": "\n\nEriyor gurûpta gönlüm, hazan değil ki, bu ne keder\nParlayan çakılları sayıyor yıldızlar, teker teker\nÜşüyen ayakların taşıdığı vücutta, bu ne ter\nDinsin gönlümde sızı, gizleme heyecanı, sar yeter.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaldeyken Gözlerim",
        "poet": "Haydar Demoğlu",
        "poem": "\n\nYine gözlerim dalıp da gitti,\nBu koskocaman boş ömrüm ki,\nUfak bir an’a sığıp ta bitti.\nİçimden hayata gülmek geldi.\n**\nGülmemiş kara kederimi, bende,\nGüldürmeye çalışıyordum hayalde\nÖdlüm uzattılar, çul çekip de,\nKurtulduk kimi yazık dedi öylesine,\n**\nMezarım üstünde otlar yetti\nO, ardımdan yaş dökenlerim,\nÜç gün geçmeden unutuverdi,\nDüşünür alemde herkes kendini.\n***\nÇağırdılar ki hayaldeymişim,\nDüşünüp, işte gerçek bu  dedim,\nİsyan feryat faydasız bildim,\nHerkes kendine inanı verdim.\nHaydar Demoğlu / Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayale Ağlarım",
        "poet": "Yaşlı Dost",
        "poem": "\n\nKimileri aşklarını,kimileri acılarını,\nBense hayallerimi anlatırım şiirlere.\nNe aşk ,ne üzüntü gerçektir benim için....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaldi Gerisi",
        "poet": "Ayhan Dinçer",
        "poem": "\n\nAslında bu kadar sevmeyecektim,\nSana bundan bahsetmeyecektim.\nSöyledimde, ne oldu? birşey desene! \nBak karşına çıktım bir avuç şiirle.\n\nOysa ben sana neler vermiştim.\nKalbimi yoluna yoldaş etmiştim.\nHenüz nikah olmadan eşim demiştim.\nŞimdi geride kalan dağ gibi yalan.\n\nBir oyundu diyelim oynadık bitti.\nGüneşinde önüne karanlık geçti.\nNimetlere şükreden biri diriydi.\nBu kalbe dokunan onun eliydi.\n\nYazma bunca şeyi bir gören olur,\nOkuyupta gönlünü dertle doldurur.\nKaderde boynuna halkayı vurur,\nBir oraya bir buraya savurur durur.\n\nSana denizlerden bahsedecektim,\nTuzum, taşım, yaşım olsaydın.\nGönlünü aslıya çevirecektim,\nElim, dağım, sonum olsaydın.\n\nGeldi geçti çölde bir serap gibi.\nKimisi bundan çok memnun gibi.\nBirden aklıma düştü niyeti.\nDoğrusu, eğrisi, hayaldi gerisi.\n\n30 Ağustos 2010   13:45\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayale Dalmak",
        "poet": "Doğan İnceman",
        "poem": "\n\nDuymazlara müzik dinlettim,\nKellerin saçını taradım.\nSaklambaç oynadım göremeyenlerle,\nDilsizlerle sohbet ettim.\nSözün kısası\nSuya çizik çektim yine...\n\nİzmir. 01.12.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayale eriyordu",
        "poet": "Azem Kurt",
        "poem": "\n\nve bir kez daha yudumladı günü\nsevginin yozluğu içindeyken yine\nal perçemli elleriyle\ngün batımı içiyordu sebepsiz\no akşam sonrası\nipe gerdi yüreğindeki sevgiyi\nve de varılmaz sılayı\nyaz iken mevsimlerin ilk ışıkları\nyüzünde şavkıyordu sıcaklığı güneşin\naklına düşerken her seferinde\nbir boşluk kahrediyordu ya\nşöyle bi ran umarsızlığı belliyordu\nve de\nsıla da\nhayale eriyordu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayale Döndü",
        "poet": "Muammer Yalçın",
        "poem": "\n\nGözlerime bakıp gülümseyişin\nSeninle umudum hayale döndü\nNerdesin bitanem gülüm demeler\nSeninle o umudum hayale döndü\n\nSeni yad ellere bir sebep itti\nSebepte suçunu kadere attı\nGördüğüm rüyalar bir anda bitti\nSeninle umudum hayale döndü\n\nYalan oldu şimdi bütün hatıram\nYandı da tükendi bu gönül çıram\nTutmayın ha beni kendimi vuram\nİçimde umutlar hayale döndü\n\nGönül evim çöktü döşediklerim\nNe varsa mazide yaşadıklarım\nYalçınım bir sürü taşıdıklarım\nSeninle her umut hayale döndü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayale",
        "poet": "Battal Özcan",
        "poem": "\n\nGeceler bitmesin gelmesin haykıran gündüzler,\nSadece düşüncelerimde varsın,\nGönlümde aşkın, sevgin,ihtirasların\nGerçekte yoksun ama hayallerimin kadınısın sen\nSen öyle bir ateşsin ki kahrettin gündüzleri\nYakmasın güneş sen ısıt sen ısıt beni\nIsıtta karanlığıma  fener gecelerime güneş gibi doğ\nBelki güneş kadar değil aydınlığın\nAma benim gönlümde cehennem ateşleri kadar\nAnlıyorum şimdi tahammülüm kalmamış\nYangın kaplamış;  sularını kurutmuş benliğimin\nSahi kim dayanabilir ki bu ateşlere\nYada kim katlanır bu dayanılmaz sancılara,\nKaybetmişim ideallerimi düşünenemez olmuşum\nSenden başka yer kalmamış kalbimde \nYeter diyorum kalbim ellerinde\nYa düşsün yere yada parçalansın gerçeklerimde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayale Sevgi",
        "poet": "Battal Özcan",
        "poem": "\n\nGeceler bitmesin gelmesin haykıran gündüzler,\nSadece düşüncelerimde varsın,\nGönlümde aşkın, sevgin,ihtirasların\nGerçekte yoksun ama hayallerimin kadınısın sen\nSen öyle bir ateşsin ki kahrettin gündüzleri\nYakmasın güneş sen ısıt sen ısıt beni\nIsıtta karanlığıma  fener gecelerime güneş gibi doğ\nBelki güneş kadar değil aydınlığın\nAma benim gönlümde cehennem ateşleri kadar\nAnlıyorum şimdi tahammülüm kalmamış\nYangın kaplamış;  sularını kurutmuş benliğimin\nSahi kim dayanabilir ki bu ateşlere\nYada kim katlanır bu dayanılmaz sancılara,\nKaybetmişim ideallerimi düşünenemez olmuşum\nSenden başka yer kalmamış kalbimde \nYeter diyorum kalbim ellerinde\nYa düşsün yere yada parçalansın gerçeklerimde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayale Yol",
        "poet": "Gürbüz Kaya",
        "poem": "\n\nUmutsuz bir bakış gözüksede,\nSelam sonbahara,\nHayalkırıklığı desek bakışlara,\nGittiği yer yıldızlara.\nSen mutlu olmadığını düşünüyorsan,\nO bakışlarda,\nSevdiklerine bir endişe çıkıyor sırayla...\nKatlanmak güç geliyorsa,\nTebessümler gitmeli o´na...\nSiz eğer kayıtsız kalıyorsanız,\nEsas umutsuz bakışlar kafanızda...\nHer hayale yol; \nBir bakışın kalpten yansımasıdır başka bakışlara...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalet",
        "poet": "Ali İnsan Soyaslan",
        "poem": "\n\nOrmandayım, yapayalnız ve terk edilmiş bir gece\nÇok uzakta sisler içinde bir ağaç vardı, uzun ince\nBen oturuyordum bir ağacın altında, başım avuçlarımda\nKorkularımın şiddetinden avuçlarım paramparça\nÜstümde yıldız ve hayaletler bulutlarda yüzüyor\nÖnümde çok çok uzakta uzun ince bir ağaç\nSağımda beni süzen gözler etimi istiyor, aç\nSolumda bir mezar kazılmış, sabırla bekler leşimi\nÜstümdeki ağaç fırsat kolluyor, her an ezmek için başımı\nOrmandayız, yanımda bir çakal tek gözüyle bana bakıyor\nUzakta, sisler içinde bir ağaç içime akıyor\nÇakal ki tek gözü ezilmiş, diğeri kanlı dişleri kırık\nÇakal ki ölmesi lazımken bana bakıyor ağzı açık\nCesedi bile küf kokuyor, nasıl yaşıyor çakal? \nÇakal sanıyor beni kendine, pis çanağında bir yal\nVe bu sırada doğuyor koyu karanlıkta bir hayalet\nDoğuyor, kokusuyla beynimi doldururken hoşlanmış kemik ve et\nDoğuyor, karşımda sevgilimin hayaleti yavaş yavaş\nSeyrediyorum onu, saçlarım korkudan beyaz, gözlerimde yaş\nSevgilim ne güzel, Beyaz bir cam gibi şeffaf ve berrak\nYaklaşıyor, rüzgar da dağılan saçlarıyla yanıma uçarak\nVe durup bakıyor bana bir an, gözbebeklerimi delercesine\nÇıplak ağaçlarımdan damlıyor yavaşça kan, ölümlerin gecesine\nGel diyor bana daha önce hiç duymadığım bir sesle\nUzaktaysa, aç kurtlarda çığlık karışıyor nefesle\nHayalet önümde, ayakları yere değmez bir elinde mum\nBen arkasından koşuyorum, o yolunda dikkatli diğer elinde ruhum\nO ilerledikçe ona yol açıyor ormanda karanlık\nOysa yol boyunca karanlığa bakmıyor, asla bir anlık\nÇünkü karanlık parçalanıyor gözünden parçalanan ışıklarla\nİlerliyoruz sanki binmiş gibi kan deryasında yüzen sandala\nİlerliyoruz çıkıyoruz ormandan bir düzlük, sonu yamaç\nUçurumun az berisinde, o sisler içindeki uzun ağaç\nAğacın yanından bir nehir akıyor, içindeki korkulu rüyalar\nKoyu bir çamur gibi boşalırken yamaçtan, başıma çöküyor dünyalar\nHiç korkmadığım kadar korkutuyor o ağaç beni\nÇünkü bilmiyordum altında yatanın kim olduğunu, bilinmeyeni\nYaklaştıkça anlıyorum ki yatan, cesedi hayaletin\nSevgilim hala güzelsin ve daha çürümemiş etin\nİki sevgilim var birisi hayalet biri yerde yatan ölü\nBiri yüreğimde ateş yakar, diğeriyse şakağıma gömülü\nYıllarca bekliyoruz o gece, öylece birbirimize bakarak\nBazen düşünüyorum da sonsuzdan daha da mı sonra bu şafak\nNasıl seviyormuşum seni, işte duy ve hayal et\nCeset çürüyüp yok oldukça hayat bulur hayalet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalet Anne",
        "poet": "Hüseyin Cayıklı",
        "poem": "\n\nAlçak bir kasım ayında sokaklarda özleminin arttığı bir anne arıyordum...hep o anne kokusuna hasret yaşayacağım belli\ngörüp göreceğim buymuş diyeceğim...\nBir kasım akşamı yine yüreyeceğim...\nbir bakmışım\nkimse yok...\nve ben her zaman ki gibi yalnız olacağım...\nbir kasım akşamı hayalettiğim annemi bulmak için yalnızlığıma son vereceğim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalet",
        "poet": "Ali İhsan Soyaslan",
        "poem": "\n\nOrmandayım yapayalnız ve terk edilmiş bir gece\nÇok uzakta sisler içinde bir ağaç vardı uzun ince\nBen oturuyordum bir ağacın altında başım avuçlarımda\nKorkularımın şiddetinden avuçlarımsa paramparça\nÜstümde yıdız ve hayaletler bulutlarda yüzüyor\nArkamda çıldırmış bir kurt eşinin derisini yüzüyor\nÖnümde çok çok uzakta uzun ince bir ağaç\nSağımda beni süzen gözler etimi istiyor aç\nSolumda bir mezar kazılmış sabırla bekler leşimi\nÜstümdeki ağaç fırsat kolluyor ezmek için başımı\nOrmandayız yanımda bir çakal tek gözüyle bana bakıyor\nUzakta çok uzakta sisler içinde bir ağaç içime akıyor\nÇakal ki tek gözü ezilmiş diğeri kanlı dişleri kırık\nÇakal ki ölmesi lazımken bana bakıyor ağzı açık\nCesedi bile küf kokuyor nasıl yaşıyor çakal\nÇakal sanıyor beni pis çanağında bir yal\n\nVe bu sırada doğuyor koyu karanlıkta bir hayalet\nSararken kokusuyla beynimi haşlanmış kemik ve et\nDoğuyor karşımda sevgilimin hayaleti yavaş yavaş\nSeyrediyorum onu saçlarım bembeyaz gözlerimde yaş\nSevgilim ne güzel beyaz bir cam gibi şeffaf ve berrak\nYaklaşıyor yanıma rüzgarda dağılan saçlarıyla uçarak\nVe durup bakıyor bana  bir an gözlerimi delercesine\nÇıplak ayaklarından  damlıyor kan ölümlerin  gecesine\nGel diyor bana daha önce hiç duymadığım bir sesle\nUzaktaysa aç kurtlarda çığlık karışıyor nefesle\nHayalet önümde ayakları yere değmez bir elinde mum\nBen peşinden koşuyor o yolunda dikkatli diğer elinde ruhum\nO ilerledikçe ona ormanda yo açıyor karanlık\nOysa yol boyunca karanlığa bakmıyor bir anlık\nÇünkü karanlık parçalanıyor gözünden saçılan ışıklarla\nİlerliyoruz sanki binmiş gibi kan deryasında yüzen sala\nİlerliyoruz çıkıyoruz ormandan bir düzlük sonu yamaç\nUçurumun az berisinde o sisler içindeki uzun ağaç\nAğacın bir yanından nehir akıyor içindeki korkulu rüyalar\nKabus gibi boşalırken yamaçtan başıma çöküyor dünyalar\nHiç korkmadığım kadar korkutuyor o ağaç beni\nÇünkü bilmiyorum altında yatanı o bilinmeyeni\nYaklaştıkça anlıyorum ki yatan cesedi hayaletin\nSevgilim hala güzelsin ve daha çürümemiş etin\nİki sevgilim var birisi hayalet biri yerde yatan ölü\nBiri yüreğimde ateş yakar diğeriyse şakağıma gömülü\nYıllarca bekliyoruz o gece öylece birbirimize bakarak\nBazen düşünüyorum da sonsuzdan da mı sonra bu şafak \nNasıl seviyormuşum seni işte duy ve hayal et\nCeset çürüyüp yok oldukça hayat bulur hayalet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalet",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nVar  istediğin gibi hayallerinde  yaşat\nçiçeklendir  ruhumu  beni  öyle  hayal et\nyaşımın yarısını çıkarıp  boşluğa  at\nsihirli ellerinle satensi  bir  ten  kuşat\nesirgeme sevgini ruhuma  bin neşe  kat\n\nhaşre  kadar yanımda  yanımda  ol  sevgili\n\noysa  bir  görsen beni  zaman bana ne yapmış\nsanki  o koca  yaşı sanki  ikiyle  çarpmış\nhayat  bir  masaldı da farkına  varamadık\nacı ile  tatlıyı tek bir  bedende  karmış\nanladım  mevsimlerden  en  güzeli  baharmış\n\nhaşre  kadar yanımda  yanımda  ol  sevgili\n\nvar istediğin  gibi yaşat  hayallerinde\nçiçeklendir  ruhumu  beni  öyle  hayal et\nbir  an  baktım aynaya  gördüğüm bir  hayalet\nesirgeme  sevgini ruhuma  bin neşe  kat\nçiçeklendir  ruhumu  beni  öyle  hayal  et\n\nhaşre  kadar yanımda yanımda  ol  sevgili\n\n3/Eylül/2012/Pazartesi/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalet Şehir",
        "poet": "İbrahim Sudak",
        "poem": "\n\nKapat Gözlerini Önce\nSıyrıl  gün batımı dünyandan\nvarmısın? yokmusun  bilinmez ol istersen\nöyleya varla yok arasındyız\ngar....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayali",
        "poet": "Beyaz Kalem",
        "poem": "\n\nUzak olsan bile \nYıldız gibi düş gecelerime \nBen seni yıldızlarla gormeye razıyım\nYeter ki onlar kayarken sen gözlerime takıl\nYa da aya tutun\nYakamozla düş denizime\nHer gün ayımı gidecek olsan bile...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayâli Merdiven",
        "poet": "Furkan Selçuk Soylu",
        "poem": "\n\nBazen aynı mekânı, paylaşmaz ruhla beden\nBulmalı vuslat için, hayâli bir merdiven...\n\nKasım/2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalhanem",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nAz  sonra\ntam  karşımda\nbir  deniz  oluşuverecek\nsonra\ndenizde  bir\nada\nya da\nkocaman  bir  tekne\niç  boş\ndeniz de\nrüzgar  bile  savuşup gitmiş\nçünkü  canım  öyle  istiyor\ngözlerimi  yoruyor  çokluklar\nbir de bir  ağaç  karşımda\nkırmızıyla  sarıyı  karıştırıp  ressam\nbana hiç sormadan\nbir  güz\nbir ağaç sarı yeşil  kızıl yapraklarıyla\nçiziyor  bir  ağaç dalında  iki kuş  var\nağaç  yapayalnız\nkuşlar kafileden ayrılmış\nşaşırmış  yolunu\n\norada  hiç bir şey  yok  ne  deniz\nne  ada\nne tekne\nyok ki ağaç ta kuş  olsun  dalında\nbildiğim  vakitlerden bir  gece \nve  şehrin ışıkları\nboş  evlerin gece bekçisi\nbir  yaşlı  kadın  geceyi sarıp  sarmalayıp\nkundaklıyor\nve şehrin  ışıkları\n\nlafı  döndürmeye  ne  hacet\naklımda  sen  varken\naklımdan da \ndefterden de  seni  silmeliyim\nolanı  biteni  lav  etmeli\nolmayanı  oldurmalı\nseni de sileceğim\nsonra  yerini değiştirdim diye\nbana küsen  pembe  yapraklarını  döken\nOrkideme üzüleceğim\n\nsonra  tekrar  üzüleceğim\n\nçünkü  ben  öyle  istiyorum\n\nhayata  tutunmaya  umut  yeter\nsırtımızı  sıvazlayan  bir  el\nbir mektup\niçten  bir  bakış\nbir  gülüş  yeter\nyedi emin  bir  yaşam\niki  yaralı serçe\nbir  serçe  eder mi ki\niki  yaralı  güvercin\nbir  güvercin\niki  yaralı  kalp\nbir  yürek  eder mi\n\nağaç  yaralı\nkuşlar  yaralı\n\nOrkidem  bana  küsmüş\n\n30/Eylül/2011/Cuma/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayali Aşk",
        "poet": "Emir Kaptan",
        "poem": "\n\nKalpten kalbe sevginin akışını hisset\nKapa gözünü sevdiğim beni gönlünle seyret\nAçma gözlerini aniden hayallerden çıkma\nDünyada ne sevgi var ne aşk edersin ona hayret\n\nDikkat et aman dikkat et karıştırma hayaline gerçeği\nDünyalıkta herkes sende görürsün boyunun ölçeği\nArarsın bulamazsın saklanmıştır her şeyin gerçeği\nPara pul olmuş kullar kula kul olmuş para her işin ölçeği\n\nDermiydi Leyla Mecnununa bir gün acaba\nSaçım sana süpürge oldu senin yüzünden benzim sararıp soldu\nGün yüzü göstermedin bana hani para, ev, kapısında araba\nVarsaydım beni isteyen paralı bir arap'a\nKapılmazdım hayallere seraba\n\nYa Julyet  ne derdi acaba Romeo ya\nZühre Tahir'ine Şirin Ferhat'a\nİyi ki kavuşmadılar aşkları oldu efsane\nYoksa çoluk çocuk geçim derdi\nOlurdu acı kavgalarına bahane\n\nİşte böyle anlatması çok acı \nHayallerde kalmanın tadı hayalde saklı\n\n(BANDIRMA  10/08/2000  14:20)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayali Cihan Değer",
        "poet": "Ahmet Öztürk 3",
        "poem": "\n\nÖrtülüp mazi diye değer verilmese de\nGeçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer\n\nİbrahimî sevdaya serden geçer İsmail\nBu merdane duruşa gökten koç kurban değer\n\nKimsesiz kalmışların çaresizin çaresi\nBağışlar ve esirger ol ulu ‘’Rahman’’ değer\n\nMalazgirt, Sarıkamış, Çanakkale, Kurtuluş, \nŞüheda tapusudur, bu cennet vatan değer\n\nBir millet tarihi ki, silsilesi kahraman\nAnadolu’dan  ‘’Gazi’’, Bozkır’dan ‘’Hakan’’ değer\n\nTerk ettiğinden beri, avareyiz, yalnızız\nBu boş gönül tahtına, gel Yüce Sultan değer\n\nUlvî aşkıyla sermest, geçmişken kendisinden\nYaşar ruh ülkesinde, zaman ve mekân değer\n\n25.11.2010\n02.00 Altındağ / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayali Bir Eski Pazar",
        "poet": "Şahbettin Uluat",
        "poem": "\n\nDua ile açılan eski pazar,\nOkka ile tartılan eski pazar,\nKayıp bir hazinedir, geri gelmez.\nArşın da kullanılan eski pazar.\n*\nHakkı her işinde gözleyeniyle,\nKomşum da siftah etsin diyeniyle, \nAç, tok her durumda şükredeniyle,\nHuzur verip bulunan eski pazar.\n*\nHurma Irak, Suriye, Arabistan'dan,\nBaharatlar ve kumaş Hindistan'dan,\nTürlü türlü mallar İpekyolu'ndan,\nErbabından alınan eski pazar.\n*\nRızkın helalinin kovalandığı,\nBirlik ve dirliğin yakalandığı, \nBezirgânın, hamalın kazandığı,\nKeyifle çalışılan eski pazar.\n*\nBir köşede hiç susmayan çeşmesi,\nEsnaf, çırak, simitçi, şerbetçisi,\nKendine has o kokusu, o sesi,\nHer şeyi özel olan eski pazar.\n*\nOsmanlının geniş coğrafyasında,\nİstanbul, Bağdat, Saraybosna'sında,\nBüyük küçük her şehrin ortasında,\nArtık mazide kalan eski pazar.\n\n30.12.2012\n08.00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalim",
        "poet": "Hatice Bostan",
        "poem": "\n\nHayalim\n\nMasumdu,utangaçtı\nTatlı bir tebessümü vardı.\nGözleri gözlerimden kaçardı.\nHayalleri vardı\nSormaya cesaret edemedim\nBen Onu hayalim bildim\nHayalim hayallerinin peşinden gitti\nBen gidemedim.\n\n13.06.06\t  12.30 öğle yemeği\nHatice Bostan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalide Güzel",
        "poet": "Ramazan Özütürk",
        "poem": "\n\nSarı saçlarını taradığım yar\nSevdamı yoluna serdim gül diye\nKahveden gözlerin, ince belin var\nKalbimi yoluna serdim gel diye..\n\nSeherin vaktinde düşersin yola\nAşk garında vermiyorsun bir mola\nÖlmeden ruhumu gönlüne dola\nAşkın bahçesine geldim dal diye\n\nSaçlarına taç yapardın sevdayı\nPamuk parmaklar çalardı gaydayı\nYanık türkünü gönle ettin dayı\nGençlik çağlarını yaktım al diye\n\nSenin kadar parlak değil dolunay\nÖzlemli yılları geçen günden say\nSaçın bir teline yakarım saray\nSığınırım sana bende kal diye..\n\nİki gönül bir olunca hayatta\nBüyüler yapsalar giremez hatta\nÖzütürk, hayali görür kat katta\nArar gerçeğini ölüm bal diye..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalim...",
        "poet": "Tarık Fikirli",
        "poem": "\n\nAnkara sokaklarında hayalin,\nHer tarafını dolaştım bulamadım.\nKapalı kutulardan seni çıkaramadım,\nNereye gittiğini anlamadım.\n\nAnkara sokaklarında hayalin,\nAradım, aradım seni göremedim.\nSenden başkasını ben sevemedim.\nNeler yaptığımı ben bilemedim.\n\nAnkara sokaklarında hayalin,\nSevdiğimi sana söyleyemedim.\nBen senden kopup gidemedim.\nİstediğin gibi biriyim diyemedim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayali tablo –perspektif- -1-",
        "poet": "Mahmut Koray Biber",
        "poem": "\n\nBir kuş süzüldü gökte! \n\nBelli ki rüzgâr deniyordu kendini kanatlarında\nBelli ki renkler tonunu arıyordu\nIşık konturunu belirginleştirmede,\nufuk çizgisinde yalancı bir düzlem,\nve yardım etmedeydi gökyüzü meseleye…\n\nBir kuş süzüldü gökte! \n\nTasarımda yalancı üç boyut belirdi.\nHacimsel çalışmalarıyla bir şef gökyüzünde,\nYorumunu yapmadaydı, belli! \n\nGüneşi yakınlaştırarak kanatlarına,\nDerinliği azaltıldı görüşün.\n\nBir başka sefere el yordamıyla, \nBir iki bulut yakıştırıldı geçtiği yerlere\nBelli ki güzel oldu! \n\nBir kuş süzüldü gökte! \n\nYaşasaydı kıskanırdı Alberti! \nBasitçe sonsuzluğun bölünerek,\nBaşkaldırmasıydı bir kuş üzerinden, mekâna.\n\nIşığın kaçma anında gagasından\nGöğün karşısında, \nTam bu hatları ayla birleştiren nesne belirdi\n\nSonra, ayla, tanışık bir eyleme dönüştü tablo,\nSoluk bir imge iliştirildi,\nBelli ki düş kurmadaydı birileri kuş üzerinden\n\nBir kuş süzüldü gökte! \n\nBelli belirsiz bir objeye karanlıkta\nYetkinlik kazandırıldı basitçe\nŞef şenlendi! \nBelli ki anıtsal yapı belirmişti önünde \nİyiden iyiye.\n\nKompozisyon tamamlandığında \n–ki sende görecektin belli-\nNormal ölçülerinde bir yaşam belirecekti\nVe belli ki sen de deneyebilecektin kendini\nNormal ölçülerinde insan! \n\nBir kuş süzüldü gökte! \n\nKlasik bir uslüpla \nŞef kaldırdı uzvunu\nVe tablonun iç duygularını yansıtan\nKentsel bir mekan edinmeliydi\nBelli ki detaylı bir arzu, “üretme” güdüsündeydi…\nAslında bana kalırsa\nyaşam renklerde, bu kadarıyla itibar görmeliydi...\n\nBir kuş süzüldü gökte! \n\n07.04.2007 02:00 - 30\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hayalim",
        "poet": "Hayal Gün",
        "poem": "\n\nDeniz, sinirin bir yerde toplanıp ortalığa yayılmasına benzeyen dalgalarını sahile döküyordu. Balıkların saçları pullarla özene bezene döşenmişti.\nHer kum tanesi ayrı bir dağın yamacından seçilerek gelmişti.\nGüneş yabani ördeklerin üzerinden seçe seçe aldığı her bir tüyü üzerine yerleştirerek, her gün daha canlı parıldıyordu akan buz mavisi ırmağa.\nUçsuz bucaksız çimlerin arasında farklılık oluşturuyordu ağaçlar tüm dünyayı kaplamak ister gibi. Dalları ve yaprakları gövdesinden metrelerce uzağa saçılıyordu. Kuşların taze havada uçuşu öyle güzeldi ki gençlik yıllarının güzel anılarında…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalim",
        "poet": "Recep Karagöl",
        "poem": "\n\nHAYALİM\n   Bir dünya hayal ederim gözümde\n   Barış ve sevgi hakim yeryüzünde\n   Bütün insanlar huzur, refah içinde \n   Ülkeler yönetilir adaletli biçimde\n\n Bir dünya ki zulüm, işgal yok\n İnsanların sırtı pek, karnı tok\n İnsanlar cenneti burada yaşarlar \n Dayanışma ile her zoru aşarlar\n\n Açlık, sefalet kol gezmiyor\n Kuvvetliler zayıfları ezmiyor\n Her birey memnun ve mutlu\n Gençler geleceğinden umutlu\n\nİnsanlarda nefret değil sevgi var\nHerkes birbirine muhabbet duyar\nTabiat, çevre daima özenle korunur\nDünyada hep güzellikler bulunur\n\nFarklılık düşmanlık nedeni olmaz\nDünyada bir çeşit renk bulunmaz\nİyilik, adalet  hakim olsa dünyada\nİsterim bu hayalim kalmasın rüyada \n\n Güzel Türkiyem dünyada en ilerde\n İnsanımız hep mesut yaşar her yerde \n Herkeste birbirine sevgi muhabbet\n Bu hayalim bir gün gerçek olur elbet\n\n            Recep Karagöl\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalim",
        "poet": "Züleyha Aydın 3",
        "poem": "\n\nBir mavilik olsaydım\nBulutlarda seyahat eder\nDilediğim tepelerde konaklardım\nDüşünmeden evim olurdu\nSuya kanamamış topraklar\n\nBir mavilik olsaydım\nKuşlarla dans ederdim\nBeyaz ufuklara inat\nDağlar hançer misali\nSaplanırdı göğsüme\nAcı nedir bilmezdim\nKanayan gökyüzümle\nÇatılırdı kaşlarım\nÜrkütürdü kükremem\nDindiğimde bin bir renk\nOluverirdi çehrem\n\nBir mavilik olsaydım\nÇarşaf çarşaf gerilmiş\nİçimde çeşit çeşit mercan\nIşıl ışıl olurdu yüreğim heyecandan\nİçimden geçenleri tarif edemez akıl\nGel sen benimle beraber \nBulduğum sırra kapıl…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalim",
        "poet": "Nuray Deniz",
        "poem": "\n\nİsmim yakınsa hayalim yakınsa resmime.\nGörünce ağlama sakın cesedime \nBir kuhtur gözle görülmez sevenlerin\nEbediyen kalbimde silinmez\nDünya dedikleri çatısız bir handır \n\n\n\n\nKimi honar kimi göçer \nSaklayın sizlerde olan resmimi\nO cansız hayalim sizlere                                                          Hatıra kalcaktır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalim",
        "poet": "İrfan Dönmez",
        "poem": "\n\nSenin olduğun yerde ne karanlık,ne kış\nNe de hüzün vardır\nSenin olduğun yerde neşe ve muhabbet\nDostluk sevgi ve güzellik fışkırır\nSenin olduğun yerde açlık ve kıtlık\nHele susuzluk ve umutsuzluk hiç olmaz\nÇünkü sen umut ve bereketsin\nHep ömrümce hayal ettiğim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalim Gibi Dönersen",
        "poet": "Turgut Çakır",
        "poem": "\n\nYanarsın güneş doğunca\nDünya gibi güzel olursun\nSevda pınarın akınca\nIrmak gibi yüreğinden\nDünya gibi güzel olursun\nSönersin güneş batınca\nGölgen bulut olur kalbine\nÇıkarsın kalbimden\nGüzelliğin söner gönlümde \nHayat güzel olursa sana\nÜnlenirsin dünyada sen\nEğer aşkın dilini bilirsen\nSen benim özelim olursun\n\nYanarsın güneş doğunca\nDünya gibi güzel olursun\nSevda pınarın akınca\nIrmak gibi yüreğinden\nDünya gibi güzel olursun\n\nHayalim gibi dönersen\nBeni sevdiğin kadar sevilmezsin\nBıraktığın sümbül gibi kokun bile gider\n\nO zaman sen de git durma\nSeven kalbi öldürme\nMedeni insan gibi gidersen\nBelki yanarsın güneş doğunca\n\nYanarsın güneş doğunca\nDünya gibi güzel olursun\nSevda pınarın akınca\nIrmak gibi yüreğinden\nDünya gibi güzel olursun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalim Var",
        "poet": "Aydın Durucan",
        "poem": "\n\nBenim bir hayalim var \nGökyüzü kadar büyük \nBu mavi deniz kadar güzel \nYıldızlarla dost \nGökkuşağı ile çevrelenen \n\nBenim bir hayalim var \nKaranlığın taaa ötesinde \nAydınlık gönüllerle \nBir doğa Cennet'in de \nHiç solmayacak güllerle \n\nBenim bir hayalim var \nHiç bir zaman çıkmayan \nAklımın köşesinden \nAma sadece bir hayal \nİstesem de dönemem bu gerçeklerden \n\nElimin tersiyle itemem gerçek bu \nBulutların üzerinde olsada \nYıkılmadan bu hayatın pençesinde \nGerçeklerin esiri \nBen hayallerimin özgürüyüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalimdaki sen",
        "poet": "Mehmet Konak",
        "poem": "\n\nÇiçekleri soldurur hayalımdaki sen\nİnçi tanesi gibi erişilmezdir içimdeki sen\nGün batımı gibi anlatılmaz yaşanır düşlerimdeki sen\nDilim dolanır anlatırken hayalımdeki sen\n\nEzgilerdeki notalar gibi düşündürür uzaklara götürür düşündüğüm sen\nMazi batmış güneş ise gelecete doğan güneştir\nTıpkı bana geleceği sevdiren içindeki sen gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalimdaki Melek",
        "poet": "Osman Aközel",
        "poem": "\n\nKaşların yaya benzer, yakma beni güzelim.\nMemeler el bombası, her an seni özlerim.\nGözlerin zeytin gibi, dudak kiraz güzelim.\nUzan artık sineme, seni bende beslerim.\n\nSaçların dalga dalga, çokça tatlı manzara.\nKirpiklerin sivri ok, içimde açmış yara.\nBirazcık gül yüzüme, beni sokma mezara.\nGözlerim iki çeşme, sanki benzer pınara.\n\nSeliviler gibi boyun, hayal düşümü süsler.\nTatlı güzel sözlerin, içimde sanki ezber.\nGönlümü sakın yakma, seninle dolu senler.\nSana hiç erişemez, güzel yüzlü melekler. \n\nOsman Aközel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalim yeşil",
        "poet": "Ozan Oğuz",
        "poem": "\n\nBeyazım hiç bu kadar beyaz olmamıştı\nBu kadar saf ve temiz\nBaşlarda o kadar beyazdı ki her şey\nBütün ışıklardan daha güçlü\nVe en az yıldızlar kadar parlak\nBilemezdin zamanla her şeyin kararacağını\n\nVe sonra öylesine karardı ki dünyam\nYolumu bulamaz oldum, önümü göremez\nBoşluklarda dolanıp durdum\nDüşünceler zifiri karanlık\nSana ulaşamadım ve kayboldum\nAma birazcık da olsa var hala umudum\n\nDüşlerim nerede? \nKayboldu acıtan gerçeklerle\nKayboldu umudumu zayıflatan karanlıkta\nVe sessizlikte sesini duyamadığım\nDuyulmuyor atışları kalbimin\nVe soluk alamayışlarım\nNefesimi tuttuğumdandı seni görünce\nŞimdi aldığım nefes bile\nYetmiyor bana, yaşamama\nSoluksuzluğumda kayboluyor yarınlarım\n\nGözlerinde ki uzak mesafe\nUzak bakışların\nYetmiyor seni aklımdan silmeme\nVe yeşilim hiç bu kadar yeşil olmamıştı\nGözlerine baktığımdam bu yana\nVe hala aynı yeşil\nTutuklu kaldım gözlerinde\nYetmiyor yaptığın hiçbir şey \nBunu değiştirmeye\n\nVe yeşil yeşil baktığında\nZümrüt yeşili hayaller sarıyor\nHer bir yanımı\nDedim ya yeşilim hiç bu kadar yeşil olmamıştı\nSeni gördüğümden bu yana\nBir sevebilsen beni, bir olsan yanımda\nYeşile döner en karanlık rengim\nAma olmayacak belli ki\nYeşil yeşil hayallerim hüznünüm doruklarında\nAcıtacak canımı, \nSonbaharda dökülecek yapraklarım\nSolmuş yeşilleri, ama hala aynı yeşil olacak \nBüyüyecek gözlerin gecelerde\nVe yeşil bir hayal olarak kalacak bakışların\nKolay kolay kaybolmayacak \nSürüp giden karanlığında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalimde karşında soyunuyorum.",
        "poet": "Aylin Adıgüzel",
        "poem": "\n\nHayalimde karşında soyunuyorum.\nSen istedin.\nFazla güzel olmadığımı söylüyorum.\nÇok güzelsin dedin.\nDokunmanı istiyorum.\nDokunabilir miyim dedin.\nBen de seni görmek istiyorum.\nSoyunabilir miyim dedin.\n\n(Bursa-2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalimdeki atatürk",
        "poet": "Hasan Demirci",
        "poem": "\n\nAtatürk’ü şimdi öğreniyorum,\nATATÜRK gibi sevmek milleti.\nATATÜRK gibi bilmek vatanı,\nSavaştada barıştada onun gibi,\nBil sen öğretmenim.\n\nDoğruya güzele koşmalıyım hep,\nAtatürk başka fark,\nAtatürk ilk olmak.\nBen kendi hülyamda böyle,\nBiliyorum şimdi,\nAtatürk’ü öğreniyorum şimdi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalimdeki",
        "poet": "Ali Ağır",
        "poem": "\n\nBiçare hayatta hicranı yaşadım sevgili\nHer gözyaşı ateşi hicrana vururken beni\nVe her kurşunda ruh-u mahşerde düşündüm seni\nO beyaz elbiseli kız idi, hayalimdeki\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalimdeki adam",
        "poet": "Nazan İzmirli",
        "poem": "\n\nhayalimdeki   adam\nkaranlık  gecenin  içine  sığınan\nhayalimdeki   adam\nyüreğimi  almak  için, onu  tanımak için; \n\nşafak   vakti   beklerken   tanyelini\nağaran gecenin içinden çıkıverdi aniden\n\nfotoğraf  makinem   elimde\nzumladım   onu  birkaç   kareme\nnegatifler önümde, heyecan zirvede\nhayalimdeki  adam  karanlık o yerde\n\nbanyodak  i filmler,  titrek  yürekde\n\nhayalimdeki adam siyah beyaz resimlerde\nbaşında  fotür  şapkası,altında kalın  kaşları\nkendinden  emin  mağrur  siyah   bakışları\nuzun boynu,geniş omuzları\n\nhayalimdeki adam,siyah beyaz delikanlı\n\nkravatını düzelten elini görüyorum\nkabaran göğsünde, nefes alışlarını hissediyorum\nsiyah ceketi,beyaz gömleği, sedef kol düğmeleri\nhayalimdeki adam bir kara kalem gibi; \n\nbu kadarla bitmiyor\nhayalimdeki  adam,\nbeni kendine aşık ediyor.\nkaranlık  gecenin   içinde\nsiyah   beyaz   resimlerde\nve  de o  siyah   teninde\n\nnedir   bu   siyah   beyaz  kavgası\nbirbirini   tamamlayan  iki ana renk\nneden,olmuş bir Irk kavgası\nhayalimdeki adam bir zenci karası\n\numurumda    bile    değil\nürkütmüyor   beni   olmak\nbirkaç  melez  bebek   anası\nhayalimdeki   adam\ngün   ortası   bile \nGECE KARASI\n\nNazan  İzmirli\n29.10.2003-antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalimdeki Deniz",
        "poet": "Ahmet Tevfik Ozan",
        "poem": "\n\nTuz yalıyor dudağım, suya hasret kanıyor..\nHayalimde bir deniz, bin bir nehir alıyor! .\nHayrettir: Bir yağmuru, dudağıma çok görür..\nBu deniz, huysuz deniz; canımdan kan çalıyor! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalimdeki Ev",
        "poet": "Zeynep Bozkurt",
        "poem": "\n\nBuluttan bir evim olsun\nKendi evim olsun\nHep neşeli olalım\nHayalimdeki gibi\n\nYedi pencereli\nPerdeleri rengârenk \nAynı gökkuşağı gibi\nHayalimdeki ev gibi\n\nBenim odamın\nHalısı renkli yatağımın rengi mor olsun.\nÇok güzel olsun\nHayalimdeki ev gibi.\n\nSalonumuzda çok güzel eşyalar olsun \nKoltuklar kırmızı olsun\nTelevizyonumuz tam ekran, Bilgisayarımız olsun.\nAynı hayalimdeki ev gibi.\n\nMutfakta her aradığın bulunsun.\nİstediğin her şey olsun\nPasta, börek, poğaça gibi\nAynı hayalimdeki ev gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalimdeki İstanbul",
        "poet": "İsmail Erdem Eraslan",
        "poem": "\n\nBir şiir yaz,\nİçinde İstanbul olsun.\nMinareden ezan sesi,\nRuhuma dolsun.\n\nBir şiir yaz,\nİçinde İstanbul olsun.\nBoğazda inci gerdanlık,\nArmağan olsun.\n\nBir şiir yaz,\nİçinde İstanbul olsun.\nMehteranlar has dursun,\nKösler vurulsun.\n\nBir şiir yaz,\nİçinde İstanbul olsun.\nGemilerim karalardan,\nHaliç'e dolsun.\n\nBir şiir yaz,\nİçinde İstanbul olsun.\nBarbaroslar uzaklardan\nSeferden dönsün.\n\nBir şiir yaz,\nİçinde İstanbul olsun.\nEnsâri'nin çeşmesinden \nDudaklar kansın.\n\nBir şiir yaz,\nİçinde İstanbul olsun.\nAllah dostu Allah desin\nFelekler yansın.\n\nBir şiir yaz,\nİçinde İstanbul olsun.\nŞenlensin de Sâdâbatlar,\nLaleler dolsun.\n\nBir şiir yaz,\nİçinde İstanbul olsun.\nÜç çifte kayık emrinde\nÂmâde olsun.\n\nBir şiir yaz,\nİçinde İstanbul olsun.\nBaştan başa mamur olsun,\nCanlar yanmasın.\n\nBir şiir yaz,\nİçinde İstanbul olsun.\nCamileri, sarayları \nTürab olmasın.\n\nBir şiir yaz,\nİçinde İstanbul olsun.\nYetimleri ağlamasın,\nBenzi solmasın.\n\nBir şiir yaz,\nİçinde İstanbul olmasın.\nRefah olsun, huzur olsun,\nHırsız olmasın.\n\nBir şiir yaz,\nİçinde İstanbul olsun.\nİnsanları geceleri\nRahat uyusun.\n\nBir şiir yaz,\nİçinde İstanbul olsun.\nFatihlerin, şehidlerin\nRuhu şâd olsun.\n\nBir şiir yaz,\nİçinde İstanbul olsun.\nHainlerin, canilerin\nYaşı dinmesin.\n\nBir şiir yaz,\nİçinde İstanbul olsun.\nAl bayrağım burçlarından\nAsla inmesin.\n\n15- 04- 2005\nİstanbul/Ümraniye\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hayalimdeki İstanbul",
        "poet": "Ercan Gülünay",
        "poem": "\n\nÇocuktum bir dev  vardı hayalimde\nBilmezdim ki, kolları uzun bacakları iri kocaman gövdeli\nDünyada da  böyle bir şehir yokmuş İstanbul bu dev misali,\nAnlatırlardı büyüklerim deniz geçermiş ortasından.\nVallahi öyle büyükmüş ki! almış nasibini,\nHem  Asya hemde Avrupa  kıta’sından \n\nHani susuz yaşanmaz ya bir suyunu içen bir daha dönmezmiş,\nÇocuk kafamla tasavvur etmeye çalışırken,\nSabahı eder. Ezan sesiyle irkilirdim bazen,\nVay be su gibi Aziz bir şehirmiş derdim bu İstanbul       \n\nEcdadımız Fethetmeden evvel Bizanslılar yaşarmış,\nBaşşehir ilan etmişler kendilerine çevirmişler surlarla etrafı,\nAllah, Allah birilerinden mi? korkmuşlar acaba  yapmışlar bu hesabı,\n1453 mayısında genç sultan Fatih’in  fedaileri,olmuş fethin adı\nKonstantinopolis miş İstanbul olmuş adı sanı.\n\nNasıl bir yersin sen  hey koca İstanbul\nEvliyalar sende türbeler sende saraylar sendeymiş.\nSana sahip olmak için yırtınmış, çırpınmış yedi düvel\nAma bilmezlermiş ki senin gözün Türk’ümde, Türkiye’mdeymiş.\n\nTürküler yazılmış ağıtlar yakılmış senin o eşşiz adına\nParçalamışlar,  bölmüşler ağır yükler yüklemişler narin sırtına\nKah ılık, bir rüzgar kah sert,bir lodos olmuşsun.\nAma hiç ihanet etmemiş, bütün Türkiye’yi doyurmuşsun.\n\nGenç oldum geldi çattı yolum benimde herkes gibi  İstanbul’a\nO hayalimdeki devi  gördüm hayretler içinde kaldım doğruymuş.\nEvet içinden deniz geçiyor ama kıymetini bilen yok.\nHem asya hemde Avrupa kıta’sına iki saatten önce geçen yok.\nTüm dünyanın gözü sendeyken ne yazık ki bizde bunu gören yok\n\n\n\nAltıyüz yıllık  eserlerin  surların hala ayakta,\nKimler başşehir yapmışsa  haklılarmış seni  yapmakta\nAma sen Türk’ün olmasın Türkiye’mde kalmalısın.\nİki ileri bir geri mehteran’ım sultanım Fatih ve neferleri,\nRuhlarınız şad olsun fethetmişsiniz İstanbul’umu taşlarla toplarla\nEy şanlı Fatihim dünya  şaşırmış gemileri sürmede inanılmaz dehana\n\nYıl 2010 oldu  aradan  çok uzun yıllar geçti,\nAlınma sakın İstanbul’um bu yıl kültür başkentiyim diye.\nAradan geçen yıllar bir şey değiştirmedi, zaten yüzyıllardır öylesin.\nSen  layıksın her daim bizler layık olmaya çalışıyoruz senin sevgine.\nNe olur bir fırsat daha  ver bizlere dünya bir kez daha adını  söylesin.\nVarlığın  büyüklüğün canlılığın hayat veriyor bizlere.\nSen üzülme istanbul’um  şanlı geçmişini aktaracağız, gelecek nesillere.\n\n \n                                                                                 Ercan GÜLÜNAY\n\n                                                                                 07  NİSAN 2010 /İSTANBUL\n\n                                                                                  Saat: 4.08\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalimdeki Kadın",
        "poet": "Kadir Ünlü",
        "poem": "\n\nSüzülür gizlice, girer koynuma\nKaçırır her gece kahpe dünya`dan\nGötürür cennetine kuş sütüyle besler\nRuhumu doyurur, hayalimdeki Kadın\n\nGöz göze gelmeden, gönlümü çalar\nYasak meyvelerden yeriz beraber\nİçeriz kana kana,kızıl aşk şarabından\nAteşimi söndürür, hayalimde`ki Kadın\n\nKahpe kader izin vermez,el ele dolaşalım\nGün yüzüyle görüşüp, kumru gibi koklaşalım\nYarasalar gibi, geceleri gizli uçarız\nKaybolurdum, olmasa hayalimde`ki Kadın\n\nCanım kadar yakın iken,kutup kadar uzakta\nHayal misafirimdir, hayalimdeki Kadın\nTeninin kokusu, siner tenime\nHer gece öper beni, hayalimdeki Kadın\n                                                                4\\4\\08\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalimdeki resim",
        "poet": "Okan Yavuz",
        "poem": "\n\nYıllarca hep bir ev resmi çizmeye çalıştım. \nÜç gene benzerdi çatısı \nKapısını takıpta,bir türlü camlarını nereye yerleştireceğimi bilemezdim. \nHele bacası yokmu? otutturamazdım bir türlü. \nYa yerini bulamazdım, ya yamuk olurdu. \nDumanın resmimi ise hiç yapamadım. \nHep güzel bir ev resmi çizmek istedim. \nÖğretmen, hadi çocuklar temiz bir yazı yazın derdi. \ntemiz yazı nasıl oluyorsa? artık \nAksilik ya hep arka taraf boş olurdu yaprağın.koparmak yasak haaa \nherkes boş sayfalara yazacak, sonra karışmam derdi öğretmen. \nHiç güzel ve de temiz bir yazı yazdığımı hatırlamıyorum \nçok ta önemsemedim zaten. \nAma diğer bir ders yada ertesi gün, \nhadi çocuklar herkes güzel bir resim çizsin dediğinde öğretmen \ninanılmaz bir çaba harcardım. \nAma hiç bir zaman güzel bir ev resmi çizemedim. \nBahçesinde güzel çiçekler, \nyan taraftan akan derenin üzerindeki kemer köprü. \nGökyüzünü kaplayan bulutlar, \nDğların arkasında gizlenen güneşin gülümsemesini hiç unutmazdım \nKitaplarda gördüğümüz   o resim! \n Otomobilin içinde sıkışan adam.\nOtomobilin  resmini  çizmeyi bir nebzede başarsamda! \nAma hiç bir zaman  güzel  bir   resmi çizemedim. \nYa bacasını çizemedim, \nya camlarını yerleştiremedim. \nYa da çatısı yere yakın oldu.Hele o bacası yokmu? \nYa hep yamuk yaptım, yada yerini bulamadım. \nDumanın resmini asla çizemedim. \nAğacın gölgesi düşerdi üstüne evin. \nYaprakları bir türlü açamazdı.\nKuşların kanatları  tam olarak benzemesede\ngenede kuş olduğu belli olurdu\nAma hiç bir zaman güzel bir evim olmadı. \nZaten hiç bir zaman güzel bir ev resmi çizememiştim. \n.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalimdeki Şehir",
        "poet": "Emine Yeniyol",
        "poem": "\n\nBir köprüdür İstanbul\n                                                         Asya Avrupa arasında \n                                                         Bir efsanedir İstanbul\n                                                         O güzel yapıtlarıyla\n\n                                                         Tarihinde niceleri\n                                                         Senin için kan döktü\n                                                         Gurbetten insan gelince \n                                                         İlk senin toprağını öptü\n\n                                                         Fatih sultan senin için \n                                                         Yürüttü karadan gemileri\n                                                         Canını taktı dişine \n                                                         Korudu seni yaveriyle\n\n                                                         İnsanlar sana hayran\n                                                         Nedir bu yaşam kavgan? \n                                                         Taşın toprağın altındır dediler\n                                                         Seni bana aşık ettiler\n\n                                                         Nice şairler, nice insanlar\n                                                         Senin için şiirler yazdı\n                                                         O güzel yapıtları kaynağı\n                                                         Sensin yüce İstanbul\n\n\n                                                         Taşınla toprağınla şanlı tarihinde\n                                                         Beni geçmişime daldırdın\n                                                         Hayranım insanlarına\n                                                         Hayalimdeki İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalimdeki sen",
        "poet": "Mahmut Çatak",
        "poem": "\n\nUlaşamadığım hayallerimsin sen\nGördüğüm en güzel rüya\nHissettiğim en güzel duygu\nSusuzluktan çatladığım anda\nKana kana içtiğimsin sen\n\nMutluluktan ağladığım gözyaşı\nZifiri karanlıkta aydınlatan dolunay\nKabus dolu karanlıktan sonra\nGeceyi bitiren seher vaktisin sen\n\nAyrılık sonu kavuşulan an\nDuyulan her acıda\nHissedilen her sancıdan sonra\nYaşanan en mutlu zamansın sen\n\nMutluluğa doğru sürdüğüm iz\nŞimdiye kadar gördüğüm\nSenden sonra görmeyeceğim\nEn güzel yüzsün sen \t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalimdeki Sevgim",
        "poet": "Meziyet Ak",
        "poem": "\n\nSelvi boylum adını almışsın kasırgadan,\nGözlerinin rengini çağlayan denizlerden.\nSarı buğday başağı saçlar doğa bağrından,\nKarakterin oluşmuş bu dünyanın hüznünden.\n\nÇağlıyor sana sevgim gelip bana sormadan,\nPınar olmuş sevgini atamadım gönlümden.\nHayalimde kalacak gitmiyor hatıramdan,\nYaş olup akıyorsun yıllar boyu gözümden.\n\nBu tertemiz sevgi hiç silinmedi aklımdan,\nSeni sende yaşadım atamadım içimden.\nBende yaşayacaksın çıkmadın yaşantımdan,\nHayal sevdiğim benim yok olma yüreğimden!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalimdeki",
        "poet": "Şair Gökay",
        "poem": "\n\nAy ışığında gözlerin parlıyor\nUzun sarı saçların\nGece rüzgarıyla havalarda uçuşuyor\nEvet sensin o hayalimdeki sensin\n\nKumsaldaki izlerin beni sana getirecek\nAy ışığında parlayan gözlerin \nBana yol gösterecek\nEvet sensin o hayalimdeki sensin\n\nBir ilkbahar gecesi olacak\nGökteki ay gülümseyip parlayacak\nRüzgar hafif ve serince esecek\nVe ben sana bir gül uzatacağım\nTıpkı hayalimdeki gibi\n\nBekle bekle beni sevgilim\nYollarım uzaksada gelecegim\nBekle bir ilkbahar gecesini \nTıpkı hayalimdeki gibi geleceğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalimdeki Sen",
        "poet": "Hamit Yakar",
        "poem": "\n\nRuhumda karışık,karmaşalar yaşarken,\nSeni gördüm pencerede  ders çalışırken.\nSaçların yüzüne dökülmüş tel,tel.\nEy sarı saçlı, yeşil gözlü güzel.\nHayalin zaptetti her anımı.\nPaylaşıyor benimle tüm zamanımı.\nSaçların yüzüne dökülmüş tel,tel\nEy sarı saçlı yeşil gözlü güzel.\nHayalini çıkartıp attım sema'ya\nSen oldun rüzgar, sen oldun bulutlar.\nSaçların yüzüne dökülmüş tel,tel.\nEy sarı saçlı yeşil gözlü güzel.\nAttım denize karış diye derya'ya\nkarşımda deniz oldun dalgalarda,\nSaçların yüzüne dökülmüş tel,tel.\nEy sarı saçlı yeşil gözlü güzel.\nBaktım sade duvara gözlerimi dikerek,\nTablo oldun kendini duvarda resm ederek.\nSaçlların yüzüne dökülmüş tel,tel,\nEy sarı saçlı yeşil gözlü güzel.\nÇıkmıyorsun ruhumdan sarhoş anımda.\nSen varsın seni görüyorum kadehin camında.\nSaçların yüzüne dökülmüş tel,tel\nEy sarı saçlı yeşil gözlü güzel.\nKapladın ruhumu çokmu güzel, çokmu çirkinsin.\nSana benim gözümle bakmayan güzelliğini nerden bilslsin.\nSAÇLARIN YÜZÜNE DÖKÜLMÜŞ TEL,TEL,\nEY  SARISAÇLI YEŞİL GÖZLÜ GÜZEL...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalimdeki Sen",
        "poet": "Tijen Karabina",
        "poem": "\n\nBir türkü tuttururdun uyumam için\nHiç söyleyemedim ama, \nBen ninni severdim her bebek gibi.\nSırf senin sesin  diye,\nAlıştım zamanla ninni dediğin türkülere.\nAnlamı yoktu, senin söylemediğin cümlelerin\nAnne o tatlı sesini çok özledim.\n\nBirgün,\nSenin saçlarına da aklar düşecekti,\nGüzel yüzüne çizgiler inecekti,\nSen yaşlanacaktın kanımca,\nBen Büyüyüp genç kız olacaktım.\n\nYanılacaktım ilk aşkta, \nDizlerinde  ağlayacaktım\nSarılacaktım sabaha kadar ellerine\nTeselli olacaktı sevgi dolu sözlerin\nBütün bir geceyi paylaşacaktık kucak kucağa.\n\nErtesi gün unutmuş olacaktım  herşeyi,\nHiçbirşey olmamış gibi, \nBabama gülümseyecektin tatlı tatlı\nKızımız büyüdü edasıyla,\nHep yol gösterecektin  zor anlarımda. \n\nOkul bitip mezun olduğumda\nDiplomamı ilk sen görecektin.\nİş bulma heyacanımı paylaşacaktın benimle.\nEvlenirken ağlayacaktın  ardımdan.\nHafta sonları en sevdiğim yemekleri yapacaktın.\n\nHediyeler alacaktın özel günlerimizde\nHer anımızın  resimleriyle süslenecekti albümler\nAma var ya Anneler günü en özel olacaktı benim için.\nSana bende anne oluyorum diyecektim..\nSobanın önünde örgü örecektin torunlarına\n\nBugün yine mayıs yine bahar günleri geldi\nKaç mevsimler geçti sessiz, sensiz.\nYine ben geldim sana, \nEn sevdiğin çiçeklerle geldim.\nHiç gerçeğe dönüşmeyen hayallerimle geldim.\nTüm sevinçlerimin burukluğuyla geldim.\nSana, tüm yaşanmamış yılların özlemiyle geldim.\nHer gelişim gibi, dolu dolu duygularla geldim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalimdesin",
        "poet": "Eyüp Selahattin Dalkıran",
        "poem": "\n\nSen benim en gizli yanımsın\nSevinçlerin,mutlulukların dili\nHer an\nBeni gören\nHer an \nBeni duyan\nAnlayansın.\n   Hiç dokunulmamış yanımsın\n   Gizli ırmakların şırıltısıyla beslenen\n   En kahraman yanımsın\n   Sevdaların uzağındadır tezgahım.\n   En yakınıma uzatamadığım elimsin\n   Sevgimin sana uzandığı \n   Ve hiç kimsenin bilmediği \n   SEVGİLİMSİN\n   OLSUN YANIMDASIN YA\n   SENİ GÖRMEM BİLE BANA YETER.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalin",
        "poet": "Yavuz İren",
        "poem": "\n\nGözlerin bir denizdi \n                baktığımda \nbir gemi geçer oradan \n              düşlediğimde seni \nrakı masasında mum ışığı misali \nbir öpücük gönderrim sana,\n              mühürlü zarf içinde \nansızın farkederim,gözlerindeki ayı....! \nsabah olmaya durdu,dudaklarındaki \n                                                     buğu\nya sensiz geçen gecelerimdeki hayalin\n duvardaki Van Gogh misali....!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayâlin",
        "poet": "Mustafa Nihat Malkoç",
        "poem": "\n\nGönül kapısının kilidi paslı\nHer köşe başında gezer hayalin\nEfkârım tarûmar,yüreğim yaslı\nSavurur külümü,ezer hayâlin\n\nKurusun oluğun hasret pınarı\nAlır ateşimi dağların karı\nSüzülür gözyaşı,söndürür nârı\nGönül ırmağında yüzer hayâlin\n\nKaranlık dünyama doğar gözlerin\nZulmeti dağıtır boğar gözlerin\nKararır bulutlar yağar gözlerin\nArsız çocuk gibi azar hayâlin\n\nBülbül güle yanık,âşık ezelden\nBu can serden geçer,geçmez güzelden\nMevlâ yazmamışsa ne gelir elden? \nUmutlara mezar kazar hayâlin\n\nKülümü savurur anka kuşları\nÇölleri yeşertir hasret yaşları\nMüebbede mahkûm ettin düşleri\nSevdamı kurşuna dizer hayâlin\n\nMevsim bahar amma gönül hoş değil\nHatıranı taşır kalbim boş değil\nÇekmez bu sıkleti yürek taş değil\nHüzünlü ağıtlar yazar hayâlin\n\n 20 Temmuz 2005/TRABZON\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalin",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nBir başka âlemdeyim, bilmem hangi gezegen? \nBu koskoca kürede, bir sen varsın, bir de ben! \nGözüm bir şey görmüyor, senden başka vefasız! \nHer nesnede hayalin, ne haldeyim bir bilsen? \n\n11 Kasım 1986 - Salı / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalin",
        "poet": "Ümit Tuna",
        "poem": "\n\nÇekilmez dert bu ayrılık,\nBitmez tükenmez bir saçmalık,\nHer gece beni uçuruma iten karanlık,\nAyrılık inanmak istemediğim gerçek.\n\nHer gün bekleyip,\nSitem edip,\nGözyaşlarım sel olup akıp,\nHayaline sarılıp,\nAnılarla avunup,\nBekliyorum.\n\nAyrılık bitecek diye bekliyorum,\nBiliyorum dönmezsin geriye,\nSilmezsin gözyaşlarımı,\nParamparça kalbimi toplamazsın,\nSevdiğimi anlayamazsın.\n\nNeler yaşadığımı,\nKaç gece sabahladığımı,\nAnlatsam da anlayamazsın,\nSen! \nİki günlük dünyada,\nDeğer verdiğim tek varlıksın! ...\n\n ÇILGIN MUHASEBECİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalimden",
        "poet": "Fatih Güler",
        "poem": "\n\nYuva kurdum hayalimden \nİçinde sade yaşam\nSaygı,sevgi kokan\nYaşanabilecek aile tablosu\nBoydan boya resminle\n\nPlan tasarladım hayalimden\nTek çocuğumuz olsun\nErkek kız fark etmez\nİsmini dünya koyalım\nDünyası içimizi ısıtsın \n\nBahçe yaptım hayalimden\nTavşanlar,tavuklar coşsun\nGökkuşağıyla çiçekler açtın  \nYeşilliklere uzanalım özgürce \nDünyamıza gülerek bakarak \n\nHayat verdim hayalimden\nDünyamızın sürprizine hazırlamadan\nMaziyi çantana koyarak\nBensiz bıraktım seni\nHayalimdeki sensiz gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalin",
        "poet": "Hasan Sakman",
        "poem": "\n\nhayalini küçük bir vazoya koydum,\nvazoyu da en güzel yerine odamın\nve içine birkaç çiçek,\nüzgünüm,\nsoldun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalin Beni Senden Çok Seviyor",
        "poet": "Zeki Akçalı",
        "poem": "\n\nBeni eskisi gibi sevmeyeceksen,\nHayalindeki sevişini hatırlamak yeter bana...\nÇünkü hayalin, beni senin gibi kırmayacak.\n\nBana eskisi gibi bakmayacaksan,\nHayalimdeki bakışını görmek yeter bana...\nÇünkü hayalin, beni senden daha çok arzulayacak.\n\nBana eskisi gibi dokunmayacaksan,\nHayalimdeki dokunuşunu hissetmek yeter bana...\nÇünkü hayalin, beni daha mutlu edecek.\n\nBana eskisi gibi “Seni seviyorum” demeyeceksen,\nGit... Çık git hayatımdan yeşil gözlüm ne olur...\nÇünkü hayalin, beni senden her zaman daha çok sevecek gibi...\n\n(27/04/2005, Çarşamba, Kozyatağı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalin Arkadaş Oluyor..",
        "poet": "Münevver Düver",
        "poem": "\n\nHayalin Arkadaş Oluyor..\n\nSeni özlüyorum çünkü,\nHayalin önümde duruyor.\nDüşündükçe seni\nYalnızlığıma sen değil\nHayalin arkadaş oluyor.\n\nHAYALİN ARKADAŞ OLUYOR\n\nMünevver DÜVER\n01/09.2006- Saat:09.40\ncuma\ngüzelyalı/ADANA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalin de Kayboldu",
        "poet": "İsmail Aydoğmuş",
        "poem": "\n\nCüzdanımın içinde\nSaklardım resmini\nBakar hatırlardım seni\nYıllar sonra yırtıldı\nSoldu\nSonra bilmiyorum ne oldu? \nBelki unuturum dedim\nSenin gibi\nHayalin de kayboldu.\n\n(1 Temmuz 2006\n  Cumartesi\n   17:30)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalin",
        "poet": "Serdar Yanıkoğlu",
        "poem": "\n\nYine bir akşamüstü sessizliğinde, \nAdaların üzerinden duvarıma yansır\nIlık ve turuncu güneş ışığı. \nE....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâyâlin de Olmasaymış!",
        "poet": "Yılmaz Türkyılmaz",
        "poem": "\n\nHâyâlin de olmasaymış,\nYüzünü göremezmişim! \nÖzlemin de olmasaymış,\nBu kadar sevemezmişim! \n\nO bakışların olmasa,\nSevgilim diyemezmişim,\nNurun üstüme doğmasa,\nAşk nedir bilemezmişim! \n\nGüzelliğin zalimlikmiş,\nSevmesem bilemezmişim! \nAğlamak böyle güzelmiş! \nSevdasız göremezmişim.\n\nAşkın hep kutsallığını,\nSensiz ben neylermişim? \nTÜRKYILMAZ 'ın ruhundasın,\nSensiz nefes vermezmişim! ...\n\n18.07.2006 / ANTALYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalin II",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nAklıma düşersin de, dalarım bir hülyaya,\nGündüz boş ufuklara, gece yıldıza, aya.\nSanki gerçekmiş gibi, çıkar gelir hayalin,\nUzanır erişemem, ellerini tutmaya.\n\n1 Ağustos 1989-Salı / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalin Gözlerimden Durmadıkça",
        "poet": "Gökmen Yılmaz Erdem",
        "poem": "\n\nhayalin gözlerimden durmadıkça \ngenç yaşta karlar yağar saçlarıma\nbeyazlar içinde bir gerçek, \nsevgi bende var oldukça\nyokluğun seni arattı\niçimde yaşattığım her nefes alışımda.\n\nDiyarbakır/24.08.2008\n\nSanat Burda\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalindeki Ev...",
        "poet": "İhsan Hasan Kaya",
        "poem": "\n\nHAYALİNDEKİ EV...\n\nEvler geniş olup dört yana baksa da; \nPencerelerden temiz hava dolsa da.\nİstediğin bir katta,en üstte  olsa da.\nBunlar olsa bile, balkonsuz ev mi olur? \n\nApartmanlarla dolu olsa da her yer,\nBalkona çıkınca görülmeli  her yer.\nİnsanlar güzelce manzarayı seyreyler.\nBunlar olsa da, manzarasız ev mi olur? \n\nİnsanlar aşağıya inmeli  ara-sıra.\nAşağıda  yok mu oturacak bir sıra? \nÇiçekleri görsün, gidemese de kıra.\nBunlar olsa bile, bahçesiz ev mi olur? \n\nİnsanlara gölgelik yapar ağaçlar.\nDalında taptaze durur en iyi ilaçlar.\nEvleri süsler, zümrüt yeşili taçlar.\nBunlar olsa bile, ağaçsız ev mi olur? \n\nOtomobili  niçin bıraktınız dışarıda,\nTabi ki yanar, terler…bu sıcak aylarda.\nDonar tabi kış günü buz gibi havalarda.\nBunlar olsa bile,garajsız ev mi olur? \n\nDikenleri olsa da evlerin en güzel  gülü.\nSiz olmazsanız evler  sanki bir ölü.\nNe olur kurutmayın bu canlı  gölü.\nBunlar olsa bile, çocuksuz ev mi olur? \n\n     Hasan Kaya \nEğitimci-Şair-Yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalin ve Ben",
        "poet": "Serdar Pamukçu",
        "poem": "\n\nSeninle olmaktan bile\ngüzeldir bazen\nsensiz saatlerde \nyaşamak hayalinle\n........\n(haziran, 2005)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayâline dalmalı",
        "poet": "Şair Ahrazi",
        "poem": "\n\nNe gâibin denizinden ne de sırlı nehirden,\nSeni dilediğim kadar dilemedim kendimi.\nAhh.çektiren bir üzüntü ele verir ya birden,\nİsmine öyle giderim ben,dilde can tükendimi.\n\nUmulan bir ufuktur bu,sabâhı tek ve nurlu,\nVatan gibi hayâlin var baş ucumda kalmalı.\nHicretteki meydan gibi yolcu kadar onurlu,\nYummalı bu gözleri de hayâline dalmalı…\n\n (ﺀ ﺀ ;)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaline Sarılıyorum",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nGün batımlarında çözülüyor\nGözlerimdeki yaşların düğümleri\nHüzünler dahada büyüyor bu saatlerde\nBu saatlerde yalnızlık daha bir başka\nSokuluyor yanı başıma\nHüzün acı katıyor her lokmama\nYediğim aşıma\nGün batımlarında hatırlıyorum\nDönüşsüz gidişlerini\nSahillere vuruyorum kendimi\nSuskun çığlıklarımı \nMartı kanatlarına bağlıyorum\nEllerimin yorgun uzanmışlığını\nUnutuyorum yosun kokularında\nSeni uğurluyorum\nAyrılık dolu bir şarkının\nHüzünlü notalarında\nBir bilsen gün batımlarında\nBen nasıl yalnız kalıyorum\nSensizliğin yokluğunda\nHayaline sarılıyorum\nSen yoksun yoksun sen...\n\n11 / 04 / 2006 Antalya / Konyaaltı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalle Hasretin Arasında",
        "poet": "Ertuğrul Şakar",
        "poem": "\n\nGül ve güneş arasında ışık\nAşk hayatın başkalaşmasıdır\nSevda hasrete yapışık\nBedenin kendini aşmasıdır\n\nGörmek tamamlanıyor mu hissetmeyle\nDuydugum ses ötesi birşey mi\nŞekil kayboluyor mu gitmeyle\nHaykırmak ve susmak sanki herşey mi\n\nSessiz özlemlerin mağarasında\nNe gül var, ne güneş, ne ışık\nHayalle hasretin arasında\nIssız damıtmalara alışık\n\nSusmak bir kıyamet çığlığı\nBeklemek sevda ülkesinde anıt\nYürek bir kelebek ağırlığı\nYaşamak talan yurdunda ağıt\n\nGece gülleri uyandır sabaha\nIşık bir neticedir buluşmada\nAşk eşikler asar siyaha\nVarlık tezatla oluşmada\n\nBitmeyen incelmelerle iner\nGül ve güneş birleşimi bir kırmızı\nUmut,aşk kafesinde tüner\nSevda, tüller ardında susmaz sızı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaller",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nçok bekleyen çay misali\ndemlene demlene\nacıdı\ntüm hayaller\n\n12 Ocak 2015\n Akkent-3\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalinle",
        "poet": "Nobel Şairi",
        "poem": "\n\nKulağımda volkmenin kulaklıklarıyla müzik dinliyorum,\nHer şarkıda seni hatırlıyorum,\nO tatlı yüzün geliyor aklıma yine....\n\nUykusuz bir gece daha; yine şiir yazıyorum HAYALİNLE...\n\nBazen kavga etmesini bile özlüyorum seninle,\nBazen ağlıyorum şu zavallı halime,\nBazense ağrılığın uçsuz bucaksız acısı doluyor şu viran kalbime....\n\nUykusuz bir gece daha; yine şiir yazıyorum HAYALİNLE...\n\nHalbuki ne kadar da mutluyduk,\nBizi kimse ayıramaz diye yıllarca hayaller kurduk,\nNe var ki savrulduk minicik bir yelle....\n\nUykusuz bir gece daha; yine şiir yazıyorum HAYALİNLE...\n\nHer gece saatle beraber yoruldum,saniyeleri saymaktan tık tık,\nSeni seviyorum diyen dilini özledim yar,yeter gel artık,\nOlmuyor şu kanayan yarama merhem kimse....\n\nUykusuz bir gece daha; yine şiir yazıyorum HAYALİNLE...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaller",
        "poet": "Suat Kırçiçek",
        "poem": "\n\nAyaklandı hayallerim koşuyor meçhule\nYıkıp dağıtıyor mantık köylerini…\nTalan ediyor düşünceleri, fikirleri…\nYetişmek ne mümkün ardından\nEn hızlı uçaklarla bile…\n\nBir bakmışım Trabzon, Uzungöl’de\nBir bakmışım Antalya, Side’de,\nBir de bakmışım ki; Mısır piramitlerinde…\nÇölde denizaltıyla gezmişim Nil’i\nSonra devasa bir kuşun kanadında\nİnmişim Niyagara’ya…\n\nEy zekâ ürünü hayal,\nÖzgür bir ceylana benzersin! \nOrmanlar sana dar gelir…\n-stzm-\n30.07.2009/23:17\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalini Koy da Git",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nEl oluyorsun artık, kalmadı hiç bir ümit; \nNe resmin var elimde, ne yazdığın bir kâğıt...\nYalnızlığa mahkûmum, son dileğim bu senden; \nBari onu göreyim, hayalini koy da git! \n\n(31 Aralık 1988 –Cumartesi / Ödemiş)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalini Düşümde Sarıyorum",
        "poet": "Sabiha Serin",
        "poem": "\n\nDeli bir rüzgâr gibi gelip geçti ilkbahar\nGönül telimden söyler, saçlarıma düşen kar\nŞu koskoca kâinat, sensiz her gün daha dar\nEy benim kır çiçeğim, gül nakışlım nerdesin\n\nBana kastın ne felek, soldurdun gül yüzümü\nDertlerim bir kördüğüm bulamadım çözümü\nSanki yardan uzakta yumacağım gözümü\nEy benim mor menekşem hoş bakışlım nerdesin\n\nAğlarım köşelerde senin için gizlice\nHayalini düşümde sarıyorum her gece\nAdını mısralara yazarım bin bir hece\nEy benim biriciğim su akışlım nerdesin\n\nYüreğimde gizlisin taşıyorum ismini\nÖperek kokluyorum ahu gözlü resmini\nSanma unutacağım sonsuza dek cismini\nEy benim karakaşlım, kor yakışlım nerdesin\n\nEy benim kır çiçeğim, gül nakışlım nerdesin\nEy benim mor menekşem hoş bakışlım nerdesin\nEy benim biriciğim su akışlım nerdesin\nEy benim karakaşlım, kor yakışlım nerdesin\n\nSABİHA SERİN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaller",
        "poet": "Şimşek Acar",
        "poem": "\n\nhayallerimi süslemek için\nkesip astığım resimler\nhepsi siyah beyaz\nhayat ve gerçekler öğretti\nyaşamak için renk lazım\nkırmızı dudaklar\nsarıya kaçan saçlar\nesmer bir ten\nyeşil yada mavi olmalı gözler\nbendekiler sadece siyah ve beyaz\niçinden neden hayal çıkmadı\nonuda öğretti yıllar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaller",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nBugün tersini yaptım\nHayallerimi peşime taktım\nHayal peşinde koşmaktan bıktım\n\nHayaller, başıboş avare\nBana çizdiriyor daire \nDön dolaş aynı yere\nHayat dayanırken gerçeklere\n\n12.09.2013 – İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaller",
        "poet": "Senem Aygül",
        "poem": "\n\nTitredim iliklerime kadar akşam serinliği \nKorkunç hayallerimden gece savaş alanı gibi\nSol yanımda hafiften başlar incecikten bir sancı \nDağ yeli süpürdü umutlarımı çorak toprağa...\n*\nGöçebeyim memlekette dağ bayır ve yaylasında\nSırtımda çanta elimde sopa yüreğimde sevda\nYürüyorum dağ bayır nefes almak çok zor imkansız\nDağ yeli süpürdü umutlarımı çorak toprağa...\n*\nKanadım kolum kırık kalkmıyor yeni umutlara\nSevda zordur yar dönüp bakmıyor yüzümden yana\nBir baksada gönlümdeki kapanmayan yaralara\nDağ yeli süpürdü umutlarımı çorak toprağa...\n*\nHayaller hayaller vizesiz ülkedir sonsuz hayaller\nBitmez tükenmez hazlar cenneti yaşanan hayaller\nCehennem de bile yer bulunur sultan olur hayaller\nKader çizmişse yolunu değişmez kuraldır hayaller\n\n22 Temmuz 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaller",
        "poet": "Esin Arslan",
        "poem": "\n\nSoğuk bir kış,\nIlık bir ilkbahar sabahıdır.\nErgenin yüzünde gülümseme,\nYetişkinin planlarıdır.\n\nKimi zaman arkadaş,\nKimi zaman düştür,\nKimi zaman şık,\nKimi zaman rüküştür.\n\nDoktor, hakim\nÖğretmen, avukat\nŞair, yazar\nMeslekseldir hayal.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaller",
        "poet": "Emrullah Köseoğlu",
        "poem": "\n\nSabahları  kalktığımda hayat bir başkaydı bana\nBir  başka doğardı güneş keyifliydim neşe doluydum\nSeninle syrederdim  güneşin doğuşunu\nHer günümü başka bir hevesle   yaşardım \nSeninle geçerdi hayallerim \nHayat benim için seninle daha da keyifli geçerdi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaller",
        "poet": "Ozan Özel",
        "poem": "\n\nHergün geçtiğim ruhsuz yollar\nNeşeme öfke saçan birikintiler\nHızıma gem vuran kasistler\nTeybimde çalan slow müzik\nYanımda oturan güzel hatun\nKulaklarımda şuh kahkahalar\n\nVe uyanıyorum uykumdan\nNereden çıktı bu saçmalıklar? \n\nOzan Özel\nwwww.ozelsiirler.tr.gs\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaller",
        "poet": "Gül Doğan",
        "poem": "\n\nHayallerin önüne çekilen setlerin anlamı nedir? Bir gün geldiğin de ben vaz geçtim hayallerimden, oldu işte hayat sürükledi beni buraya demeniz kendinizi kandırmak değil midir? Hiç yorulmadan yolculuk ettiğiniz düşler ne oldu da sizi bıraktı? Gün gelir ve siz mutlu olmadığınızı hissedersiniz. İstemediğiniz bir işte çalışmak istemediğiniz bir evlilik gerçekleştirmek ve mutsuz olduğunuzda hiç birinden vazgeçmemekle devam eder hayallerinizi baltalamanız, sizi siz eden unsurları ardınıza almanız. Kolay değildir aslında gülüşlerinizden vazgeçmek, kolay değildir sizi mutlu eden hayallerinizi geleceğe taşımaktan vazgeçmek.. Şikayet etmeye başlarsınız zamanla ya ailenize ya kaderinize isyan bayraklarını açarsınız. Yine kendi iç savaşınız olur bu. Ama bilmek istemediğiniz kabullenmekten kaçındığınız olduğunuz yer olmak istediğiniz yerin olduğudur. Bir adımdır sizi başarıya ulaştıracak mutluluğun kapısını aralıyacak.. Her seçim bizim yüreğimizden mantığımızdan harmanlanan bir yön tayinidir.. Ve olduğumuz yerden daha iyi bir yerde olmamak bazen elimizdedir.. Gereken adımı atmamış gereken cesareti göstermemiş mücadele etmemiş olmaktan ileri gelir. Her seçimimiz bizi mutlu etmeyebilir ama hayat riskleri göze aldığınızda sizindir. Doğruyla mutlu olduğunuz kadar yanlışı da kabullenmekle sizi büyütür. Öğrenmenin yaşı yoktur. Bugün yaşınızın ne olduğunun ehemmiyeti yok belki 25 belki 35 belki de 50 bir ehemmiyeti yoktur rakamların. Ömrünüz devam ettiği sürece her zaman bir sene sonra da olsa öğreneceğiniz yeni bir şey hep olacaktır. Akıl yaşta değil baştadır ama başa getiren de yaştır.. Hayaller gerçekleşmesini istediklerinizin rüyalarınıza bir yansımasıdır.. Rüyalarınızdan vazgeçmeyin.. Size hayatınızı yeni baştan yaşama şansı verilseydi neleri yapmaz ve neleri yapardınız bunu düşünün.. O vakit anlayacaksınız hayallerinizin önüne çektiğiniz setlerin size ne derin kırılmışlıklar yaşattığınız. Herşeyi zamanla oluruna bıraktığınızı fark edeceksiniz. Kader diyerek suç denen topu bir başkasına bir başka olguya atmanın faydası da olmayacaktır bir zaman sonra. Kader vardır ve ona inanmak lazım. Ama bile bile de uçurumdan atlamak kader değil sizin seçiminizdir bunu da unutmayın. İnandığınız herşeyin kalbinizin gerçeği olmasını diliyorum.. Sizi siz yapan hayallerden vazgeçmemeniz dileğiyle..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaller",
        "poet": "Ersin Başeğmez",
        "poem": "\n\nHayallerin sarmaladı yalnız gecelerimi\nDudakların saklanırdı bedenimde\nTırnakların takılırdı gözlerime\n Bakardım\nEllerini kolların izlerdi sarılırken\nYanaklarım sıcak burnuna sokulgandı\n\n   30 HAZİRAN 07  14:40 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaller",
        "poet": "Arzu Çorluluoğlu",
        "poem": "\n\nBoş bir kumsal tanelerince hayat.\nİnce ince ve ayrıntı ayrıntı.\nBeyaz bir tül uçuşsa\nVe bir bebek üzerinde dalgalansa dalga dalga rüzgarda\nDenizin dalgalarıyla yarışsa\nVe hiç ölmese düşüp de\nDüşmese hatta\nVe öyle ayrıntılı ki hayat işte\nNe bir bebek o beyaz tül üzerinde dalgalanabilir rüzgarla\nNe beyaz tül o kumsalda beyaz kalabilir\nNe o bebek düşse ölmez\nNe de o bebeğin düşmeyeceğine bir garanti vermez hayat.\nİşte  hayat bu.\nHayaller de burada saydıklarım sadece...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaller Bahçesinde",
        "poet": "Meziyet Ak",
        "poem": "\n\nÇıktım bir yer aramaya hayaller bahçesinde,\nSöz dinlemez yüreğimi bulamadım bir yerde.\nRenk renk açılmış gülleri dost gördüm bülbüllerle,\nKelebekler masumluğa kanat çırpar sevgiyle.\n\nO güzelim çiçekleri ruh verir o güllere,\nNota bilmeyen kuşları konser sunar bizlere.\nBir çardağın gölgesinde oturdum dinlenmeye,\nÇağlarken gönül pınarı değer inan görmeye.\n\nÇıkardım hep hüzünleri kederlerle dışarı,\nDostluk sevgi neşelendi büyük bir başarı.\nAranılan güzelliği bulmalıyız  bulmalıyız gönülde,\nSaygı sevgi hoşgörüyle buluşalım neşede.\n\nHayallerin zenginliği hazinedir inan ki,\nBilebilsek değerini sözler olur musiki.\nRuhum öyle dinlendi ki sevda sardı içimi,\nDostluklarla yaşamayı seçtim yaşam biçimi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaller",
        "poet": "Ufuk Nazım",
        "poem": "\n\nYangın yüreğimde, \nKurulmamış bir ülkede, \nHayallerle yaşarım.\nCesaret edilememiş, \nBir sevgiyle; \nSevememenin kahrıyla yanarım.\nMilyonlarcayım ben.\nGeceleri ağlarım, \nGündüzleri gururlu, \nVe alabildiğine mağrur, \nBir kavak gibi, \nDimdik dolanırım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaller",
        "poet": "Nesrin Pekinsel",
        "poem": "\n\nKaynatırım, \nkaynatırsın, \nkaynamaz.\nSöndürmüşsek\nateşini hayallerimizin....\n\n18 Haziran 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaller",
        "poet": "Hasan Görgü",
        "poem": "\n\nUzayan trenin arkasından\nHüzün sallarım ellerimle\nDağılır bir bir umutlarım\nUn ufak olur hayaller\nKararır pamuk bulutlarım\nHüzün sağarım gözlerimle\nYetersiz kalır tesellisi sönen güneşin\nBir daha mı tövbe\nNeyine güvenir yaralı gönlüm\nHüzün sararım yüreğimle\nİkinci baharların sararan yapraklarında\nArarken aşkın tesellisini\nHüzün savarım kadehlerde\nSürerken sevda yelkenlisini\nSolgun denizlerin dalgalarında\nHüzün ararım martılarla\nBiten bir ömrün ardından\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaller..",
        "poet": "Nurdane Diken",
        "poem": "\n\n\nAy uyumuş yıldız, hayale dalmış,\nLacivert semada, tüm sesler susmuş.\nGecenin nefesi, bedene dolmuş,\nUykunun koynunda, hayaller susmuş.\n\nElvan çiçeğini, ekme taşıma,\nHicran meyvasını, atma aşıma.\nBen gidersem sakın, vurma başına,\nRüyanın koynunda, hayaller susmuş.\n\nErken gazel döktü, gönül bağlarım,\nGece gündüz durmaz, ahlar ağlarım.\nYâr senin peşinde, durmaz çağlarım,\nArzunun koynunda, hayaller susmuş.\n\n29.03.08-İst.-23.20\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaller benimdir",
        "poet": "Ömer Arslan",
        "poem": "\n\nHayaller benimdir,\nKimseye vermem\nÇok şey istemedim hayattan\nOkul yıllarımı özlüyorsam \nVe soranlara yaşımı küçültüp söylüyorsam\nBu hayat geçmiştir benden\nAma şunu bilin\nHayaller benimdir\nKimseye vermem\nUmursamadan yaşayacağım\nBir günüm olmadı\nArkasına\n“Babam “sağ olsun” \nYazdıracağım bir arabamda\nAma yinede sağ olsun babam\nHayaller benimdir kimseye vermem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaller Gerçek Olsa",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nGecenin en karanlığında dalarım uykuya.\nVapur seslerinin eşliğinde ve,\nSabah ezanına karışan vapur sesiyle uyanırım.\nSevda Çiçeğimin kollarında.\n\n\n17-04-2007-Salı\nTuğrul Ahmet PEKEL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaller denizi",
        "poet": "Mustafa İleri",
        "poem": "\n\nUmut dünyasında gezinen gönlüm\nBir türlü seyahat etmeye doyamıyor\nHayaller denizinde yüzen gönlüm\nBir türlü yorulmak nedir bilmiyor\n\nUmudu aş,düşü eş olmuş kendine\nMekan yok duyguların gezindigi yerler de\nBir türlü adını koyamamış kendince\nUmut dünyasın da durmadan gezinir.\n\n                                13.08.2007  Parköy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaller Gerçek Oldu.",
        "poet": "Hanifi Kara",
        "poem": "\n\nHAYALLER GERÇEK OLDU\n\nBiz Ferhat’ız millet Şirin\nHizmetle halka yeleriz.\nO hayâlen dağ delerken\nBiz gerçekten dağ deleniz…(*) \n\n29/12/’16\nHanifi KARA\n\n(*)  İşte ispâtı: 13 kilometre uzunluğunda, Anadolu’yu \n     kuzeyden güneye bağlayan Ilgaz tüneli ve diğerleri…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaller limanı",
        "poet": "Ersin Başeğmez",
        "poem": "\n\nHayaller limanından ayrılan gemilerin\n                            Kimisi umut, kimisi hüzün yüklü. \n\n\n                            11 HAZİRAN 07   00:35 – İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hâyâller Güzel Ama...",
        "poet": "Alper Kürük",
        "poem": "\n\nKendi bakışlarımla yarattım manzarayı\nŞurda bir kuş uçurttum,şurda açtırdım çiçek...\nGecelerde güneşi,gündüzlerdeyse ayı\nDoğdurmak istedimse bence ne fark edecek? \n\nGündüzler hep aydınlık,geceler de karaysa\nMânevîler el ile tutulmaz madde gibi,\nDevir şimdi bu devir ölçüler hep paraysa\nSuyu bitmiş kuyunun açığa çıkmış dibi...\n\nÇizdiğim manzarayı ben elimle bozarım\nYenisinde eksiksiz güzel buluncaya dek,\nManzara ortasından kaçamam ben de varım\nHâyâllerim güzel de güzel olmayan gerçek...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaller(im)",
        "poet": "Deniz Ekrem",
        "poem": "\n\nİmzamın altında adının ilk harfi olmasada\nYüregimin ön sözünde duruyorsun\n\nDaha ilk kelimede seni kuruyorum\nMavinin her tonuyla\nDaha ilk satırda anlıyorum\nSuya degil Deniz'e düştüğünü\n\nDalga olup sana koşuyorum sonra seni kimselere sormadan\nÇarpıyorum  yüreginin limanına en sensiz olduğum saati kurup\nHer sana çarptığımda senden bir parçanı alıyorum\nHer sana koştuğumda tüm ıslaklığımı unutup \nYakamoz yakamoz sende kalıyorum\nSen gülüyorsun gülüyor ve..........\n\nGülüşün düşüyor işte aklıma\nGülüşün gülbaçesi :) \nDüşmesin  oysa düşmesin diyorum! ! ! \nBarikat barikat seni kuruyorum gözlerimin sahilinde\nSen anlıyorsun gözlerimi sen anlarsın beni\nKokuna özlemi eklerken \n\nKum taneleri ve ıslaklığımız.......! \n\nEvreni sana boyuyorum bağıra çağıra her yer sen renkte\nKainatın rengi sen\nBakışı sen,gülüşü sen,hüznü sen\nDokunuşu,öpüşü sen\nDudaklarımında hiç bir zaman bilemedigim ıslak tadın...! \nSen...\n\nSen renginde dokunup senin renginde seviyor olmak kalıyor ardından\nSeni kuruyorum işte 'Hayaller'im\nSeni acının ve sevincin en ince yerinde\nOlur olmazlığımla yüregimin en derininde \nBeynimin içinde senden yana olanla\nSenin olmuşluğun var senin gerçekleğin\n\nNe kadar acıtıyorsa hiç olmamış gibi duruşun\nYokmuşsun gibi suskunluğun kalsada şimdi avuçlarımda kocaman bir boşluk olup\nTerleyen alnımın en uzun çizgisi gibi taşıyorum....\n\nSeni Diyarbakır yapıyorum yazıyorum alnıma\nDiyarbakır oluyorsun birden bire \nYüzün Diyarbakır gibi eski ve tarih\nAcın Diyarbakır gibi büyük ve anlatılmaz olmasada\nSanada yanıyorum\nKentimin yüreginde yandığım gibi\n\nSeni kuruyorum üşümüşlüğümle soluk soluğa koşarken ısınmak için\nBu ne ilkidir Deniz'e düşmelerinin,gözlerimi her kapattığımda\nNe de sonuncusu terli bedeninde çığlık çığlığa uyanışının...! \n\nGözlerimi kapatıyorum yeniden \nTenin Diyarbakır gibi sevgi dolu ve sıcak,\nNasılki dolaşıyorsam sokaklarında kentimin haylaz bir çocuk gibi\nNe güzeldir şimdi gözlerinin buğusunda kaybolup\nYuvarlak kıvrımlarında dolaşmak! \n\nGözlerimi her kapatığımda Diyarbakır oluyorsan \nSen benim gerçekligimsin....\nSen  hayallerimsin!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaller Yapıtlar ve Küçük Çocuk",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nYazarsa ancak bir dahi yazar,\nDalgaların sahile vuruşunu.\n\nRessam çılgıncasına fırçasını sallar hayalindeki bahçenin çitine.\nHeykeltıraş resmini çizer şekilsiz taşa yumuşak darbelerle.\nMüzisyen hayalinin bestesini yapar piyanonun tuşları üzerine.\nKoşuştururken doludizgin ölüme.\n\nÇocuk gözlerini kapatarak dinledi heykeltıraşın,\nÇekiç seslerine karışan müzisyenin bestesini.\nVe çılgıncasına çevirdi ayağının yetişemediği pedalları.\nUmutsuzca giderken sonsuzluğun üzerine,\nRuhunun ayrıldığını hissetti Bedeninden,\n\nYazılmamış bir kitabın boş sayfaları arasında,\nDolaşıp dururken bir yerlerde okuduğunu anımsadı.\nÖlü çocuklar büyümez,acıkmaz ve üşümezler\n\n28-03-2007-Çarşamba\nTuğrul Ahmet PEKEL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayaller ve başarmak",
        "poet": "Hatice Eser",
        "poem": "\n\nhep hayaller kurarız\nhep ulaşılmaz sanırız\naslında biraz özveri\nbiraz sabır \ngetirir bize hayallerimizi,\nmutlu olmak isteriz\nmutlu olmayı bilmeyiz\ninsan başarmak için\nbiraz çile çekmeli\nkıymetini daha çok anlarız\nkazandıklarımızın\nher düştüğünde daha \ngüçlü kalkmak \nher kalktığında hedefe varmak \nhedef için kenetlenip\nbaşarı için çalışmak\nçalıştıkça gelir başarı\nbaşarı için başarmak \nilke olmalı her insana\nheba ettikçe günlerin \ndünü tutamayız ama\nyarın elimizde \ndünü düşünüp kendince\nhazırla kendini yeni güne...\nher gün kat kendine birşey\nöğren sınırsızca \naç olmalı bilgiye \nzaman geçiyor çalış \nyarın dün olunca \nhayıflanmayasın\n\n27 01 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HAYALLERDEN  GERÇEĞE  AZMİMİN  ZAFERİ  11 - Bölüm",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\nHAYALLERDEN  GERÇEĞE  AZMİMİN  ZAFERİ  11 - Bölüm\n\n       Saygıdeğer gönül dostlarım. İnsan öğrencilik hayatında ki başarısızlıkların ezikliğini öğretmeni ile yıllar sonra karşılaşsa da  yaşıyor. Melahat hocam bu derneğe üye olmakla kendi hayallerinin gerçekleşeceğini ümit ediyordu ve öylede oldu. Hasretlik, ve özlemi sevinç gözyaşlarıyla ağlaşarak noktaladık. İlkokuldaki başarısız bir öğrencisinin şair ve yazar sıfatıyla karşısına çıkması, üstelik Türkiye'nin beşinci büyük derneği olan Göller Bölgesi Yazarlar ve Şairler derneğinin kurucusu ve başkanı olmasıyla hocasını gururlandırıyordu.\n\n       Bende otuz yıl sonra ilkokul öğretmenime karşılaşmanın mutluluğunu yaşıyordum. Eşi Nazif beyde öğretmenimdi. Okul anılarımla ilgili Maziler çiçek açarsa diye hazırladığım yazı metnim hocamın ilk kitabında yayınlandı.\nDernek başkanı olduğum için bir çok toplantılara davet ediliyordum, Yanımda  hocamı da götürüp gönül dostlarımla tanıştırılıyorum. Öğretmenim de kitabını imzalayıp sunuyordu. Belkide öğretmen, öğrencinin diyaloğu ülkemde ilkti.\n\n     Derneğimizin ilk genel kurulunda hocamı başkan yardımcılığına getirdim.\nBirlik beraberlik içinde saygıda kusur etmeden faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.\nBenim hayallerimin çoğu gerçekleşmeye başladı ama gerçekleşmeyenler içinde cesaret ve azimle çabamı sürdürüyordum. Bir yerde okul gördüğüm zaman etrafında dolanıyordum. İnşallah okuyamadığım okullara öğretmen olarak giremedim ama, şair ve yazar olarak konferans vereceğim dedim.\n\n      Milli eğitim müdürü ile diyalog kurarak derneğimizin okullarda öğretmen ve öğrencilerin katılımı ile şiir ve müzik dinletileri gerçekleştirmeye çalıştık.\nDuygu seli bültenimiz yöneticilere ulaşınca  bizleri de yakından tanıyorlardı. Derneğimizin faaliyetleri basında sık sık yer alınca şair ve yazar üye sayımız artış gösteriyordu. Esnafların reklam desteği ile bültenleri yayımlıyorduk. \n\n      Dernek üye aidatlarını veremeyen arkadaşlarımın kini de bütçemden karşılıyordum. Derneğin maddi açığına da  bizzat bütçemi seferber ederdim. Bir gün iki mutluluğu birden yaşadım. Hayallerim gerçekleştikçe başarılarım daha da hız kazanıyordu. Isparta merkezinde mevcut olan Altınbaşak özel eğitim kurumlarından telefonla konferans vermem için bir davetiye aldım. \n\n      Bu benim öğrencilere yönelik ilk konferansım olacaktı. Okullarda yapmış olduğumuz şiir ve müzik dinletilerinde duygularımı yeterince aktaramıyorum. Çünkü süre kısıtlıydı, diğer arkadaşlarıma da fırsat vermeliydim. Bu davete icabet etmek için benim konferans vereceğim salona giderken telefonum çaldı. Arayan  Kuzey Kıbrıs Türk cumhuriyetinin 1. Cumhurbaşkanının basın danışmanıydı. Dernek bültenimizi yurt içi ve yurt dışına da gönderiyorduk.\n\n     Alo: Zeki Çelik beyle mi görüşüyorum. Ben: Evet  dedim. Ve telefonda ki beyefendi önce kendini tanıttı. Ben sayın: Rauf Denktaşın basın danışmanı Hilmi Özen. Ben memnun oldum buyurun dedim. Arayışının sebebini açıkladı\n.  Cumhurbaşkanımız zat alinizi Kıbrıs'a  müsait olduğunuz da  davet etmek  istiyor ve sizden cevap bekliyor. Deyince ben ilkine şaka zannetmiştim.\n\n    Konuşma ciddi olarak bir kaç dakika sürdü ve sizi tekrar arayacağım dedi.  Ben çok heyecanlandım. Eğer bu davet gerçekse yaşadım dedim. Çünkü ikinci defa bir devlet adamının karşısına çıkacaktım. İlk ziyaretimi 1990 yılında Kıbrıs şiirlerimi hazırlarken yapmıştım. Daha sonra da kitapları sunmaya gittim. Kitaplarıma bedel ödeyip alan, kütüphanelere dağıtan da o olmuştu.\n\n     Ben telefon konuşmamı tamamladıktan sonra yanıma sınıf öğretmeni geldi ve bana: Salonda öğrencilerimiz konferans vermeniz için sizi bekliyor dedi.\nBende tamam hocam gidelim dedim. Bayan Ayşe hocamızla sınıfa girerken öğrencilerin tamamı ayağa kalkıp saygı gösterişi alkışı yapıyordu. Bende onlara el sallayarak sahnede yerimi aldım. Sessizlik hakim olunca konuştum.\n\n      Verdiğim mesajlar öğrencilerimizin ufkunun aydınlanmasına yönelikti. Sevgili öğrenciler sizler böyle bir güzel okulda okumaktan çok şanslısınız. Benim okuma şansım olmadı ama kendimi çeşitli kitaplar okuyarak yetişmiş kabul etsem de tahsilin, kültürün yeterli olmadığı zaman eziklik yaşanıyor. Sizler bu zamanı çok iyi değerlendirin. Sevgi konusunda üstadım Yunus Emre'nin yolundan gidin. Vatan, millet bayrak aşkıyla öğreniminizi sürdürün.\n\n     Her sözümün bittiğinde öğrenciler alkışlıyordu. Arada şiirlerimle ibretler sunarak konferansımı tamamladım. Girişte kitaplarımı ücretsiz dağıtılması için bırakmıştım. Kitaplarımı alan öğrenciler imzalatmak için sıraya girdiler. İmza hayalimde gerçekleşti. Bazı öğrencilerle hatıra fotoğrafı  çekilerek ayrıldım. Bu gün benim için çok değerliydi. Müjdeli telefonlar amacına ulaşıyordu.\n\n     Kıbrıs'a yalnız gidebilir miyim diye düşündüm, bu mümkün değildi. Çünkü tüzüğe göre bir başkanın şehir dışına gitmek için yönetim kararı gerekiyordu. Bende böyle bir kararı almak isteyince diğer arkadaşlar bizde gidelim diye teklif sunabilirler düşüncesiyle hareket ettim. Bir kaç gün sonra sayın: Hilmi Özen bey tekrar aradı. Kararınız hakkında Zeki bey bilgi istiyorum dedi.\n\n     Bende durumu açıkladım. Dernek başkanı olduğum için yönetimde ki arkadaşlarım da bana nazlanıyor birlikte gidelim diye durumumu bildirdim.\nGitmek isteyenleri tespit  ettim. Üçüncü defa bir telefon daha geldi. Hilmi Özen bey aynen şunları söyledi. Cumhurbaşkanımız ısrarla sizi Kıbrıs'a davet ediyor. Arkadaşlarını da misafir edecek. Gelmek isteyenlerin sayısını bildir. Deyince elimde liste hazırdı. İsimlerini bildirdim. Bu arada hazırlık yapıyorduk.\n\n     Oğlumu mehteran takımı eşliğinde  düğün yapıp everdim.  Kızımdan bir kız torun, Oğlumdan da bir oğlan torun oldu. Oğlum acemi birliğini Burdur ilinde geçirdi ve usta birliğine Kıbrıs'a gitmişti. Oğlu olmuştu ama asker olduğu için henüz görememişti. Ben komutanına mektup yazıp yolladım. Saygıdeğer... Komutan: Ben Arif Çelik'in babasıyım..Sizden  oğluma izin istiyorum dedim.\n\nNot:   Gerçek hayat hikayemin devamını 12 - bölümde bulabilirsiniz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HAYALLERDEN  GERÇEĞE  AZMİMİN  ZAFERİ  15 - Bölüm",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\nHAYALLERDEN  GERÇEĞE  AZMİMİN  ZAFERİ  15 - Bölüm\n\n      Saygıdeğer gönül dostlarım. Talihsizlik serüvenlerimin olduğu gibi, şansımın yaver gittiği günlerde oldu. İnşallah ömrüm varsa benimde hayatım romandır diyerek artı, eksi tüm anılarımı gönül dostlarımla, okuyan,dinleyen hayranlarımla paylaşmaya çalışacağım. Gerçek hayat hikayemin başında belirttiğim gibi, topluma hizmet için adanmış şahsiyetlerin başından geçenler ibret vericidir.\n\n     TRT den ben müjdeli haberi aldıktan sonra sekretere:  Müdürüm geldi mi diye sordum. Oda bana buyurun sizi bekliyor dedi. Sayın Haluk Kılçık beye şiir şölenlerin canlı yayınlanması istiyoruz deyince. Teklifime sıcak baktı ama şöyle dedi. Canlı yayın yapabilmemiz için en az otuz beş personel görev yapacak onları ağırlamak sizin için külfetli olur böyle bir imkanınız var mı dedi.\nBende düşündüm: Derneğimizin henüz böyle bir imkana sahip değil dedim.\n\n     Kızımın evine gelip akşam radyo programına çıkacağımı bildirdim. Damat bile şaka zannettiler. Ben karnımı doyurup gideyim dedim. Kızım annesini aramış köyde babamı radyodan dinle deyince  o kanalı açıp yayını beklemiş. Oğlumda Kıbrıs ta  nöbet tutarken tesadüf küçük cep radyosundan haber dinlerken ardından fon müziği çıkıp ben şiir okumaya başlayınca sevinmiş.\n\n     Benim analık o zaman yaşıyordu. Kızıyla birlikte beni radyodan dinleyince  oda çok sevinmiş. Kızım hayatın bak kurtuldu  damadımın sesi radyolardan, televizyonlardan duyulmaya başladı deyince. Eşim: Anne durum bildiğin gibi değil, bırak para kazanmayı cebinden harcamalar yapmasında demiş.\nÇünkü biliyordu kazancımın yarısından fazlasını derneklere harcadığımı.\n\n     Derneğimizi ve kendimi tanıttıktan sonra verilen süreye göre şiirlerimi okudum ama sadece Türkiye'm şiirimi paylaşıyorum, bu şiirim Türk Dünyası Şairler Antolojisinde yayılandı. Türk Dünyası Çocuk Şiirleri Antolojisinin çıkmasına vesile olmaktan da, Türk Dünyası Şairlerinden Atatürk şiirleri antolojisinde yer almaktan da mutluyum. Ulusal antolojiler ufkumu açıyor.\n\n  TÜRKİYE'M: Aç ta haritaya bir bak, Görmezsen ışıkları yak, Küçümsemeyi de bırak, Dünyanın kalbi Türkiye'm. Asya, Avrupa arası, Güney Afrika sırası, Türk lirasıdır parası, Dünyanın kalbi Türkiye'm. Biraz yüksektir dağları, Çok ünlüdür boğazları, Turist çekiyor yazları, Dünyanın kalbi Türkiye'm. Üç yönümüz de denizdir, Osmanlı tarihimizdir, Ankara başkentimizdir, Dünyanın kalbi Türkiye'm. Fikirlerin odağıdır, Peygamberler durağıdır, Sevgi yumağı, bağıdır, Dünyanın kalbi Türkiye'm. Burada güllerin hası, Meşhur meyvesi, halısı, Şirin ili ISPARTA'sı. Dünyanın kalbi Türkiye'm. Değerlidir toprağımız, Türkçe dili lisanımız, Çok  ZEKİ dir insanımız, Dünyanın kalbi Türkiye'm.\n\n     İki ayda bir yayımlanan dernek bültenimizin Kültür Bakanlığı tarafından satın alınması teklifinde bulundum ama şartlar uyum sağlamadı. Bültende, dergide  reklam olmaması gerekiyormuş. Oysa biz bülten sayesinde şairin, yazarın esnaflarca eserlerinin tanınmasını, esnaflarında, dershanelerin de reklamlar sayesinde topluma tanınmasını sağlıyorduk. Sponsorumuz yoktu.\n\n    İmam hevesiyle çevremde dolaşan Yasin kardeşim benden çok umutlandı.\nBende üzerime düşen görevi yapmak için çabalıyordum. Şarkikaraağaç da ki hanem mescit görevi yapıyor ama imam olmayınca beş vakit namaz da aksaklıklar oluyormuş. Yasin kardeşi aracıma bindirip doğru mahalle muhtarı Yahya beyin yanına geldim. Muhtarım müftülüğe tahsis ettiğim mescidin ben beş vakit ibadete açık olmasını istiyorum ondan dolayı size imam getirdim.\n\n    Muhtarım şöyle dedi: Zeki bey Allah senden razı olsun haneni mescit yapıp\n mahalle sakinlerinin kullanmasına izin verdin. Müftülük sadece mübarek gün ve geceler için imam görevlendiriyor. Hatim inmek içinde hanımlar toplanıyor\n. Bizim imama maaş verecek gücümüz yok bu konuyu belediye başkanımıza iletelim dedi. Birlikte başkan sayın: Mehmet Güven beyin yanına vardık.\n\n     Hoş muhabbet karşılandıktan sonra muhtarım bazı özet bilgileri aktardı. Bende: Sayın başkanım hanemin bir katını eşyasıyla Yasin hocaya tahsis edeceğim kira almayacağım.Ben nasıl olsa Isparta merkezde kalıyorum, çok şükür ev sorunum yok.  Bir katını da mahallemize cami yapılana kadar ibadete açık tutmak için söz veriyorum deyince. Başkan çok duygulandı.\n\n     Başkan: Zeki bey sizin gibi bir hayır sever insan bu mahalleye caminin yapılmasına da vesile olur. Çünkü Kerkük mahallesi çevresiyle beş yüz hane civarında. Ben imamın maaşını karşılayayım. Sizde bu konuyu değerlendirin. Çünkü mahalle sakinlerinden önder olan yok cami arsasını da vereceğim. Deyince benim içimde bambaşka bir değişiklikler oldu, sorumluluğum artı.\n\n      Başkanım biliyorsun ben dernek başkanıyım. Yalvaç ilçesinde yapılacak şiir ve müzik şölenini organize ettikten sonra  derneğin olağan genel kurulun da başkan olmayayım, cami derneğinin kurulması için çalışma başlatalım,dernek kurulunca resmi olarak elimizden geleni yaparız dedim. Yasin Veli Doğan geçici de olsa imam olmanın hevesini yaşıyordu, haneme taşındı.\n\n      Eşi de İmam hatip lisesi mezunu olunca çocuklarıyla birlikte mahalle kadınlarına da kuran öğretiyordu. Ben gerekli tüm hazırlıklarımı sürdürdükten sonra genel kurulda Göller Bölgesi Şairler ve Yazarlar  Derneği başkanlığına aday olmayacağımı Melahat hocamı başkanlığa layık gördüğümü bildirdim.\nÜyeler içinde üzülenler oldu. Arkadaşlar uhrevi aleme hazırlık gerek dedim.\n\n   Yıldız tepe cami yaptırma ve yaşatma derneğinin kurulmasına vesile oldum.  Başkanı olunca tüm sorumluluk bendeydi. Hayalimde dünyada hiç benzeri olmayan yuvarlak, ortasından minareli cami yapmak vardı. Başkan verdiği sözü yerine getirdi cami arsasını belirledi. Bir gece Allah'ıma yalvardım sahura kalktım sabaha kadar camini tasarımını yaptım, oğlumda bilgisayara aktardı çıktı alarak mimar, mühendisler tarafından onaylatmayı başardım.\n\nNot: Hayat hikayemin devamını  16 - bölümde bulabilirsiniz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HAYALLERDEN  GERÇEĞE  AZMİMİN  ZAFERİ  16 - Bölüm",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\nHAYALLERDEN  GERÇEĞE  AZMİMİN  ZAFERİ  16 - Bölüm\n\n       Saygıdeğer gönül dostlarım. Cami derneğinin başında olmakla kültür ve sanat etkinliklerinden kopmamıştım. Isparta şehrimizde yapılan Halı gül turizm festivallerini yakından takip ediyordum. Kameramla çektiğim çok arşivlerim var. Türkü imparatoru sayın: İbrahim Tatlıses  ile gül bahçesini dolaşırken ben ona bu gördüğün güzellikleri şiir yaptım deyince Gül kokuyor şiirini okumamı istedi. Ulusal basın kanallarından gelenler de çekim yaptı.\n\n   Dikenler içinden sünmüş, Pembe renk yeşili sevmiş, Bu yöreler ne güzelmiş, Yapraklarda  gül kokuyor. Neler üretir saçaklar, Yaşı kuruyu kucaklar, Esansı sevdi ocaklar, Topraklarda gül kokuyor. Bahçe duvarı örülmüş, Balkon üstüne bürünmüş, Saksıda bile görülmüş, Sokaklarda gül kokuyor. Aynalar şahittir buna, Hediyem olacak sana, Hak verirsin sende bana, İnsanlarda gül kokuyor. Halıları desen desen, Sevgidir içinde esen,\nHayran olursun gelirsen, Isparta da  gül kokuyor, Tazedir sebze pazarı, Değdirme sakın nazarı, Zekidir şair, yazarı, Türkiye de  gül kokuyor.\n\n    İmparatorla birlikte valimiz, belediye başkanımız, diğer misafirler alkışladı. \nFuar alanında şiir okudum ama henüz kendi stadyumumuzda şiir okumak nasip olmadı ama, burada da sanatçımız sözü bana ait türküyü okudu.Sayın: Esra Ceyhan hanımefendi de  Güzellikten bahseden şiirimi okumuş oldu.\nBu şiir bana Türkiye birinciliğini kazandırdı. On beş kıta ama azı paylaştım.\n\n    Gül suyu ile yüzünü yıkarsın, Gül kremi ile cildine bakarsın, Gül yaprağını dostuna atarsın, Güzelliğin simgesidir Isparta'm.  Meyve ağaçları doğayı süsler, Gül reçeli vitamin verir besler, Gül bahçesinde cıvıl cıvıl sesler, Güzelliğin simgesidir Isparta'm. Gül şampuanı saçlarını yıkar, Gülün sabunuyla kirlerin çıkar, Gülün esansı ile vücudun kokar, Güzelliğin simgesidir Isparta'm.  Oda, koridorlar salonlar halı, Aşkına  güç verir bir tek gül dalı, Havası temiz olursun sevdalı, Güzelliğin simgesidir Isparta'm. Eğirdir can adada gönlün kalır, Gölüne dalsan yorgunluğunu alır, Çevre duvarı gül ile dolanır, Güzelliğin simgesidir Isparta'm. Tüm hastaneler hastalara şifa, Bu ile yerleşen sürüyor sefa,  Vazgeçmen imkansız gelsen bir defa, Güzelliğin simgesidir Isparta'm. Şiirini okuyunca  Zeki Çelik beye teşekkürler diyordu.\n\n     Caminin projesini geniş çaplı düşünmüştüm. Şarkikaraağaç ta meyve üretimi bol olduğu için kooperatif oluşturup soğuk hava deposu yapacaktım. Cami hafriyatını aldırıp temel atacağım zaman belediye seçimi olunca benim  soğuk hava depo hayalim gerçekleşmedi. Çünkü belediye başkanı değişti. Cami arsası da çok küçülmüş oldu başka yere taşındı, sıkıntılar yaşadım. \n\n     İlçe müftümüz sayın: Seyfettin beyin duasıyla temelini atmış olduk. Yapım  sırasında usta belediye başkanının adamı olunca projeyi bozup kafasına göre  yapmaya çalışıyordu. Başkanda dernek tanımıyorum diye tabelayı söktürüp siyaset sergilemeye kalktı. Beni seven arkadaşlar telefon etti durumu bildirdi. Isparta dan ilçeme gelerek başkanı arıyordum ama telefonunu açmıyordu.\n\n    Çünkü ben siyaset değil sanat adamıyım. Hayırlı bir işinde siyasete alet olmasını istemem. Başkanla diyalog kurup yanlışını hatırlattım. Benim cami projemden vazgeçmeyeceği anlayınca sağ olsun oda destek vermişti. Hacı Musa benim yardımcımdı. Kararlılığıma şaşıyordu. Çünkü ben Allah rızası için başkandım. Camiyi üç yıl içinde ibadete açmış olduk. Eksiklerimiz de vardı.\n\n     Başkanın amcası hacı Ramazan Özdemir'e minnettarım. Çünkü caminin yapımında destekleri büyük oldu. Ben caminin çevresini maaşımla çini yaptırmak isterken bana kefil oldu. Kendisi de hutbe, minber, kür siyi yaptı.\nTaban tahtasının çakılmasına vesile oldu. Beş yılda büyük ölçüde tamamlayıp müftülüğe teslim ettik. Emeği geçenlerden Allah razı olsun diyorum. (Amin) \n\n     Ben ara sıra Bey köyüme uğrayıp bağ, bahçe işlerimle de meşgul oldum. Merhum analığın mirasının bağı  bakılmayınca dağ olmuş, tarlası da yol olmuş. Elimden geldiğince yeni fidanlar dikerek yeşertmeye çalışıyorum. İnsanoğlu  çocukları büyütüp, dallanıp budaklanınca her karakter de kişilerle karşılaşıyor. Bende öyle bir talihsizlik yaşadım. Kendini dev aynasında sanıp hısımlarına hasım gibi davranıp hediyelerinde en basitini sunup kendini de basitleştirdi. Nasıl mı? Pazarladığı badem, cevizlerin kırıklarını göndererek.\n\n     Ben hediyeleşmenin sevgi bağını artırdığını hadislere dayanarak söylerim ama sunduğun hediyenin de yüz güldürmesi lazım. Eve geldiğimde  Eşim... hediye göndermiş dedi ve poşeti açtı. Çocuklar avuçlamaya kalktı ben durun dedim içinde düzgün yenecek bir gıda da yoktu. Ben bunu doğru çöpe atın kurtlar, kuşlar yesin. Çok şükür sizleri  besleyip büyütmek için ben bu ilde ham ballık yaptım yinede sizlere artık yedirmedim, çünkü iyilerine layıksınız.\n\n     Osman amcam bir grup arkadaşıyla yapılmasına vesile olduğum camiye bakmaya gitmiş. Arkadaşları da yeğenin köyümüzün camisini unuttu deyince.\n Amcam da bana durumu bildirdi Gerçekten köy camimiz de onarımlar vardı. Bende gittim. Benden ne gibi yardım istiyorsanız söyleyin dedim. Amcam da  Görmüyor musun oğlum caminin kapı penceresi yok dedi. Tamam dedim. İmalatçı arkadaşıma telefon ederek kapı pencereleri taktırıp ödeme yaptım.\n\n     Torunlarım büyümüştü oğlum Diyarbakır da çalışıyordu. Ziyaret gidince çocuklar çok sevindiler. Torun okulda Türkçe dersinde dedem şair diyerek öğretmenine övünmüş. Öğretmeni de madem öyle dedene söyle öğretmenle ilgili şiir yazsın demiş. Torun Zeki: Dede öğretmenime senden bahsedince oda benden şiir istiyor dedi.  Bende tamam oğlum istediğiniz şiiri yazarım.\n\n     İlkokul tahsilimin dışında hiç öğretmenim olmadı ama! tüm öğretmenleri benim öğretmenim sayarak duygularımı dile getirmeye çalıştım. Torunum şiiri öğretmenine sununca öğretmeni şaşırmış. Oğlum bu şiir heceli, usta şairlerin şirine benziyor dedene söyle okulumuza teşrif etsin bizlere kendini tanıtsın. Torunum sevinç içinde eve geldi durumu bana anlattı tamam oğlum dedim.\n\n      Not: Gerçek hayat hikayemin devamın 17 ve Son bölümdedir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HAYALLERDEN  GERÇEĞE  AZMİMİN  ZAFERİ  5 - Bölüm",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\nHAYALLERDEN  GERÇEĞE  AZMİMİN  ZAFERİ  5 - Bölüm\n\n       Saygıdeğer gönül dostlarım: Her Türk evladı gibi bende vatan, bayrak aşkıyla milletime hizmet edebilmek için çaba sarf ediyordum. İş yerimden izin alarak askerlik yoklamamı yaptırdım. Patronum ve ailesi beni çok sevmişti. Hatta kızları da sempati ile yaklaşıyorlardı. Benim nişanlı olduğumu bilseler de büyük kız ilgi duymaya başlamıştı. Ben sevdiğime ve ekmeğini yediğim yere nankörlük edemezdim. Hayalimde hep örnek  insan olma düşüncesi vardı.\n\n      Uzun süre nişanlı kalmamın sebebi de bana eş olacak birinin sevgiyle yaklaşmasıydı. Nihayet beklediğim mektubu almıştım. Nişanlımdan sevgiden, yuva kurmaktan söz eden cümleleri defalarca okudum. Düğün tarihi belliydi benim köye dönmemi bekliyorlardı. Beraber kaldığımız arkadaşlarla sırrımızı paylaşıyorduk. Düğün için biriktirdiğim paraları yatağımın içinde sakladım. Gideceğime yakın maalesef tuvalet penceresinden eve hırsız girmiş çalmış.\n\n      Akşam eve geldiğimizde fark ettik. Arkadaşlarım bizimde sigaralarımızı çalmışlar dediler ama ben onlara inanmadım. Çünkü ben ağlarken onlar alay edip gülüşüyorlardı. Onlardan ne kadar çok kuşkulan sam da  gözümle ben görmeyince suçlayamazdım. Sigara içmiyordum, kötü alışkanlıklarım yoktu.\nŞiir yazma hobim devam ediyordu. Defterlerim doldukça çok mutluydum. \n\n      Yol harçlığım kalmayınca mecburen bir kaç ay daha başka bir iş yerinde çalıştım ve o arkadaşlardan da uzak durmak zorunda kaldım. Başkent Ankara  bana çok şey öğretmişti. İnsanların menfaat uğruna iki yüzlülüğünü  fark ettim. Bazı hediyeler alarak köyüme döndüm. Uzun süre yöremden uzak kalınca insanların bakış açısı değişti. Ben memurum diyenlere bende şairim deyince onlarda o sanatın maddi gelir sağlamayacağını ifade ediyorlardı. \n\n      Nişanlıma düğün öncesi iltifatlı sözler sarf ederek sevgisini artırıyordum. Dedem benden düğün için maddi destek istedi ama paramı çaldırdım deyip enayi durumuna düşmek istemedim. Dedem oğlum Ankara dan ne getirdin ver bakalım deyince. Ben övünerek akıl getirdim dede akıl deyince güldü. Dedeme kahvede torunun ne getirmiş diye soranlara akıl diye cevap vermiş.\n\n    Düğünüm 1975 yılbaşı gecesi olduktan sonra bir kaç ay içinde ağabeyim Sadettin ile aynı gün askere giderken yakınlarımızla vedalaştık. O evli ve iki oğlu vardı. Ankara ya kadar beraber geldik. Bir gece orada kaldıktan sonra o Karabük'e gitti bende Sivas iline. Bingöl usta birliğim olsa da tekrar şoför olmak için Malatya acemi birliğine gönderildim. Dönüşüm yine Bingöl oldu.\n\n     Sanat çalışmamı orada da fırsat buldukça devam ettiriyordum. Hikayeler de yazıyordum. Askerde harçlığımı çıkarmak için saraçlık ta yapıyordum. Bir gün komutan askerleri toplayıp sırasıyla herkes bildiği fıkrayı anlatsın dedi. Sıra bana gelince arkadaşlar: Komutanım Zeki şair ondan şiir dinleyelim dediler. Bende  çok duygulandım çünkü o güne kadar hiç sahneye çıkmadım.\n\n      Komutan önünde arkadaşlarımın karşısında çok heyecanlanıyordum. Benim durumumu fark eden arkadaşlar moral vermek için alkışladılar. Benim   yanımda şiir defterim devamlı bulunurdu. Çünkü ilhamın nerede geleceği belli olmazdı. Orada askerlikle ilgili şiir okumam daha uygun olur diye piyade şiirimi okudum. Düşmanları korkutan, Korkakları ürküten, Zaferi önde yürüten, Piyade dir  piyade.  Tam tüfek teçhizatlı, Çok giderler sür'atli,  Gecesi gündüze katlı, Piyade dir piyade. Diye devam ettim çok taktir edildim. Asker arkadaşlarım eşlerine  yazacağı iltifatlı sözleri benden alırdı.\n\n      Askerde çok başarılıydım ellerim iri olunca makineli tüfeği gözüm kapalı söküp takarken yarışmalarda hep birinci olurdum. Deve güreşinde de birinci oldum, bilek güreşinde de birinci oldum. Mükafat izinleriyle erken teskere almış oldum. Askerlik dönüşü köyde fazla kalmadım Isparta şehrime geldim. Dramatik yaşantımdan söz edersem gözleriniz yaşarır, derine inmeyeyim. \n\n     Isparta ilinde o yıllarda öğrenci çok olduğundan ev bulmak güçleşiyordu. Ben iki göz ahşap evi zor kiralayabildim. PTT de geçici işçi olarak çalıştım, Orma sunta fabrikasında geçici olarak çalıştım. Boş zamanlarımda han ballık  yapıyordum. Oturduğum evde her türlü haşere hayvana rastlamak mümkündü. Bir oğlum birde kızın oldu. Onları haşerelerden korumak için hanımla gece nöbet tutuyorduk. Kertenkele, fareler,sümüklü böcekler, hamam böcekleri, tahta kurusu  vs.\n\n     Sonra Ankara dan edindiğim tecrübelerle evimdeki değerli eşyaları satıp kuru yemiş büfesi açtım, Tekel bayi de olmuştum ama açtıktan kısa bir süre sonra kader büfesini tamamen soydular. Eşime dahi iki üç ay bildirmedim. Bir arkadaşım halı satmış durumumu fark edince bana ödünç destek oldu. Allah razı olsun onun sayesinde yeniden düzen kurarak kendimi toparladım.\n\n     O dönemlerde siyaset çok karışıktı sağ sol kavgaları devam ediyordu. Ben hayat mektebini başarıyla bitiriyordum ama bana diploma verecek bir yetkili bulamıyordum. Büfenin adını kader koymuştum altında da şair Zeki Çelik yazıyordu. Reklamımın yapılması için mahalli gazeteci sahibiyle anlaştık  ben ona şiir veriyordum oda benim reklamımı şiirle birlikte yayınlıyordu. \n\n   Hayallerden gerçeğe azmimin zaferi böyle başlamış oldu. Bazı yarışmalara katılıp dereceler almaya da başladım. Hükumet karışıklığı sağ sol kavgaları beni çok üzüyordu. Çünkü o tarihte bir çok olaylara şahit oluyordum. Benim şair olduğumu bilen gençler kendi yönlerine çekmeye çalışıyorlardı. Ben her zaman örnek bir sanat adamı olmayı tercih ediyordum. Tehditlere de boyun eğemezdim. Çünkü bana takılacak çelme belki de ufkunu karartabilirdi.\n\n     Gençleri kırmamak için, hedef olmamak için onlara cevap vermem de gerekiyordu. Özet olarak şunu dedim. Ben ne sağcıyım, Ne solcuyum, Doğru yolun, Yolcusuyum. Yani sanat adamıyım dedim. Daha sonra Doğru yol partisi kuruldu bunu da diyemez oldum. Saz kursuna da gidiyordum ama parmaklarım, ellerim iri olunca basit notaları öğrendim, karmaşık notalarda karıştım kaldım. Öğrendiklerimi sık sık çaldıkça hanım da rahatsız olmuştu.\n\n              Not: Yazımın devamını  6 - bölümden takip edebilirsiniz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HAYALLERDEN  GERÇEĞE  AZMİMİN  ZAFERİ  17 ve son  Bölüm",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\nHAYALLERDEN  GERÇEĞE  AZMİMİN  ZAFERİ  17 ve son Bölüm\n\n       Saygıdeğer gönül dostlarım. Kurduğum hayallerin gerçeğe dönüşmesi için azmimin zaferini okuyarak, anlayarak sizlerde şahit olmaya sabırla özen gösterdiniz. Hayat hikayemin sadece özetini yazdığım halde sayfalar almadı. Henüz yazıp paylaşacağım nice özet konular var ama sizlerinde zamanınızı fazla almak istemem. Konuyu biraz daha özetleyerek sona doğru yaklaştım.\nGelinimin bir kızı oldu, torunum Ceren Cennet evin hükümdarı şimdilik odur.\n\n      Allah'ım sağlıklı ömür verirse özetlediğim anılarımı daha detaylı anlatarak (Benimde hayatım roman)    isimli kitabımda toparlamaya çalışacağım. Basım için hazır olan (Köşemdeki inciler)    Kitabım şiir yorumlarıyla ciltler halinde inşallah önümüzdeki yıllarda okuyucu hayranlarımla buluşacaktır. Allah ve insan aşkıyla bütünleşen, güncel ve diğer konuları içeren Guinnes rekorlar kitabına girmeyi tasarladığım  tamamı 11 heceli, kafiyeli beş kıta şiirlerim var.\n\n       Heceli aynı ölçülerde yazan tanıştığım yüzlerce üstadım var biliyorum. Bu vesileyle tüm gönül dostlarıma muhabbetlerimi iletiyorum. Binlerce adet her konuda yazdığım şiirlerin çoğunluğu sekiz ve on bir hecede yoğunlaşmakta.  Gül şehrimden uzakta, Diyarbakır da torunumun okulunda öğrencilerle birlik olmaktan büyük mutluluk duydum. Öğrencilerde benim sohbetimden, şiirden memnun kalınca teneffüse bile çıkmadılar. Çünkü tüm soruları cevaplıyordum.\n\n       Torunum Zeki diğer torunum Dilara'ya övünerek dedem benim okuluma geldi deyince diğer torunum da telefon ederek: Dedeciğim seni okuluma bende bekliyorum dedi. Beni tanıyan bir çok arkadaşım İnternet sitesinden arıyormuş ama bulamıyormuş çünkü kayıtlı değildim. Bilgisayar kullanımı da bilemiyordum. Oğlum ve arkadaşların ısrarıyla bende sayfa açtırmış oldum. \n\n    Bilgisayar kursuna giderek biraz kendimi yetiştirmeye çalıştım. Çünkü kısa\nsüre içinde takipçilerim, okuyucu hayranlarım arttı. Torunum Dilara Ankara da okuyordu. Öğretmenine şair dedem gelecek diye bahsetmiş. Öğretmen de bekleriz demiş. Torunla birlikte Yeni Mahalle semtindeki okuluna vardım. Ben okulun kirişindeki yazıları okurken zil çalınca torunum sınıfına gitti. Salon sessizliğe bürününce benim her kirişte ki  yazı farklılığı dikkatimi çekmişti.\n\n     Galiba güvenlik kamerasından fark etti arkamda bir beyefendi belirdi. Ben aradığım yere geldim diye kendi kendime konuşuyordum. Çünkü orada yazılanlar sanatımla ilgiliydi. Edebiyat caddesi, yazarlar mahallesi, şairler sokağı yazıyordu. Beni takip eden okul müdürüymüş. Hoş geldiniz dedi. Bende hoş bulduk  dedim ve böylesine sanata duyarlı davranışı tebrik ettim.\n\n     Müdüre kendimi tanıtınca çok memnun oldu. Bunun devamı da var diyerek edebiyat dersinin yapıldığı sınıfa götürdü. Çevre duvarlarına bir baktım benim gönül dostlarımın fotoğraflarıyla, şiirleriyle doluydu. Müdür beni tanıttı. Bende öğrencilere şiirler okuyup sohbetimi sürdürdüm. Üstadım Abdurrahim Kara koç ile, sayın Cemal safi ile ve diğerleriyle şölen anılarımız oluyordu.\n\n    Atatürk'ün  manevi kızı Merhum Ülkü Ada tepe ile de anım var arşivlerimde saklıyorum. Isparta il kültür turizm müdürlüğüne verdim. Okul müdürü beni odasına götürüp  ikramda bulunurken bir bayan öğretmen geldi. Bende kızım Dilara'nın hocası sandım. Müdür beni ona tanıttı ve birlikte çıktık. Meğer o öğretmende edebiyat dersi konusu işliyormuş müdür beni oraya yönlendirdi.\n\n     Öğrenciler mantık sorularıma bilmecelerine şiirlerime hayran kalıyorlardı. Kendimi edebiyat süpermarket olarak yıllar önce ilan etmiştim. Çünkü yenilik peşindeydim. Şiirle masal yazdığım gibi şiirli dörtlük bilmeceler üretiyordum.\nÖrnek: Hiç kimse onu kuşanmaz, Ölüm olmadan boşanmaz, Her canlıya ihtiyaçtır, O bulunmadan yaşanmaz. Cevap  (Hava)       Onun işleyeni çoktur, Ondan tatlı bir şey yoktur, Ücretsiz tedavi eder, Hem şifadır, hemde doktor. \nCevap (Bal) . Mantık soru örnek: Soba borusunda ne bulunur? . Cevap delik.\n\n     Elliden fazla yazdığım çocuk masalı, yüz bölüm yazdığım dizi, her türde roman, bilim kurgu, dramatik, aşk komedi, hikayeler, fıkralar, skeçler, şarkı, türkü, aranjman, arabesk sözleri, serbest dahil her ölçüde şiirler, binlerce adet manalı sözler vs.  Son yıllarda müsvedde tutmadan direk İnternet  siteye\n, antolojilere yazıyorum, gruplarda da paylaşıyorum. Beni eleştirenlere, yorum yapanlara,okuyana minnettarım. İnternet edebiyat siteleri benim okulum oldu.\n\n     Toplum içinde protokolde yer alarak sahneye çıkıp duyguları ifade ettikçe, dünyanın bir çok yerinden eserlerim okundukça, yurt içi yurt dışı davetler alıp,   Türk dünyası şairler, yazarlar, sanatçılarla birlikte programlar yaptıkça artık hayallerimin azmimle gerçeğe dönüştüğünü hissediyorum. Son yıllarda barış süreci sürerken akil insanların da arasına dahil edilip şiirlerle mesaj verdim.\n\n      Sayın artist Kadir İnanır beyle helalleşilip gönlünü alınca çok şaşırmıştı. Nedenini sordu. Bende geçmiş yıllarda video film, ve kaset pazarlı yordum, gerçi telif hakkı ödeyip bandrol alıyordum ama yine de hakkınız geçmesin dedim. Arkadaşlarına kendimi tanıtırken aldığım cevap şu oldu. Zeki bey bizler seni topluma hizmetlerinden dolayı tanıyoruz, on yönden aramızdasın.\n\n     Zorlu dramatik yaşamım çok şükür geride kaldı. Çok şükür köşe yazarı da olunca sarı basın kartı sahibiydim.  Hedeflerimin içinde gönül dostlarımın eserlerini sergilemek, misafirleri ağırlamak için sanat evi yapmak  vardı çok şükür yerini satın alıp hazırlıyorum, açılış yapacağım. Ayrıca Bey köyde türbe yaptırmak için gerekli hazırlıklarımı tamamlıyorum. Allah'ın izniyle onuda gerçekleştiriyorum. 44. sanat yılımı kutlama amacıyla şiir şöleni yapacağım.\n\n     Isparta şiirleri antolojisinin devamı için elimden geleni yapmaya devam edeceğim. Sanat evim halka açık olacak. Öğrencileri de bekleyeceğim. Bu sanat evinde maksat gönül dostlarımın bana hediye ettiği kitapları arşivimde sergilemek, almış olduğum ödülleri, eserlerimi sergilemek. Yurt içi yurt dışın dan gelecek misafirleri ağırlamak, şiir ve müzik programlarını yapmaktır. Siz gönül dostlarıma, vatanıma, milletime yaşadıkça hizmetimi sürdüreceğim.\n\n Not: SİZCE ÖRNEK İNSAN OLABİLDİM Mİ? yazımı okuyup yorumlayınız.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HAYALLERDEN GERÇEĞE AZMİMİN ZAFERİ  2 - Bölüm",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\nHAYALLERDEN GERÇEĞE AZMİMİN ZAFERİ  2 - Bölüm\n\n       Saygıdeğer gönül dostlarım. Çocukluk hayallerimi gerçekleştirmek asla mümkün olmadı. Çünkü maddi ve manevi desteğim yetersizdi. Babamın gece gündüz marangoz, yapı ustalığında çalışmasına üzülsem de yardımcı olmaya henüz gücüm yetmiyordu. Oda aldığı bahşişlerin, hediyelerin bir çoğunu başka çocuklara veriyordu. Kendi çocuklarını ikinci planda düşünmesine üzülüyordum.\n\n       Anneminde sevgi, şefkati yetersiz kalıyordu. Onunda ilk düşündüğü ona verilen görevlerdi. Günlük görevlerini yerine getirmediği zaman büyüklerimiz tarafından hırpalanıyordu. Babamın annemi başkaları tarafından dolduruşa getirilip hiçe sayışı beni çok üzüyordu. Zaman zaman gece bile annemi azarlayışı, dayak atışı beni yıpratıyordu. Annemi savunurum ümidi ile gece yatağımın altına sopa saklıyordum ama gece de bir türlü uyanamıyordum.  Annem yatağı döşeği toplarken sopayı görünce çok mutlu oluyormuş. \n\n      Çünkü yavrum beni eşimden korumak için hazırlık yapmış diye düşünmüş. Annem saf kalpliydi küçük hatalarından dolayı onu çok cezalandırıyorlardı. Ben sofrada annemi göremedim mi arıyordum. Bir keresine evin çevresinde onu bulamayınca ona azık katarak ararken yukarı bahçede aç, susuz çalışırken buldum. Annem kendisini düşünen bir evladının oluşuyla gurur duyuyordu.  Annemi daima garip ve yalnız hissettikçe gözlerim yaşarıyordu.\n\n     Okul çağım yaklaşınca artık üzerimdeki fistanı çıkarmıştım. Değeri düşük olan giysilere de razıydım.  Fistan üzerimdeyken bile sünnet oluşum benim erkek oluşumu kanıtlasa da  hiç değilse giysilerimle kızlardan farkım olmalı diye düşündüm. Pantolonum oldu ama kemerim yoktu. Bazen ip ile bağlayıp\ndonumun düşmesini engellemem de yetersiz kalıyordu. Atların kayış artığını iyi kötü kemer yaparak sorunu çözüp  kemeri olanlarla yarışa başladım.\n\n      Okul hayatımın başarılı olduğunu söyleyemem. Çünkü arkadaşlarımın beş yılda bitirdiği ilkokulu ben altı yılda orta dereceyle zor tamamlayabildim. Bir kurşun kalemle, bir silgiyi bir yıllık dönemde yetirmeye çalışıyordum. Diğer arkadaşlarım gibi boya kalemlerim yani türlü, cetvel, pergel, çantam da yoktu. Tıraş bıçağımın olmayışı bile önemli değildi. Meyve bıçaklarıyla o sorun çözülüyordu. Defter ve kitaplarımda sınırlıydı. Köyümüzde o dönemde gece ışık yani elektrik olmadığından dolayı ödevimizi gündüz yapmak zorundaydık.\n\n       Gaz lambası ile sağlanan aydınlık yetersizdi. Fitil ve gaz bitince de ortam kararıyordu. Mecburen erken yatmak zorundaydık. Okulda güzel kıyafetleri, güzel çantası, okul ihtiyaçları olana imrenirdim. Keşkeleri o zaman öğrendim ama faydasızdı. Sesi güzel olup düzgün şiir okuyanlara da imreniyordum. Ben başarısız olunca okullar arası bilgi yarışmalarına katılamıyordum ama yarışmaları heyecanla takip etmekten büyük mutluluk duyuyordum.\n\n      Okuma hevesim vardı ama neden başarısızdım bir türlü anlayamıyordum. Okulun son dönemlerinde bilgi yarışmasına seyirci olarak sınıfımızdan benden başka katılan olmadı. Yarışma Şarkikaraağaç kütüphanesinde oldu. Bey köy öğrencileri bilgi yarışmasını kazanınca okul müdürümüz sayın: Ömer Köse bize gazoz ısmarladı. O kadar hoşuma gitti ki çünkü ömrümde ilk defa gazoz içiyordum. Yarışmaya alkış desteğim  gazoz olarak ödüllendirilmişti. \n\n      İlk okul dönemi biterken her öğrenci hedefini belirliyordu. Çünkü onların arkasında maddi ve manevi güç vardı. Okula fotoğrafçı geldi vesikalık resim çekilip başka okullara gitmek isteyenler hazırlık yapacaktı. Herkes fotoğraf çekilirken ben çekimser kalıyordum. Okul müdürümüz benim okumam için ısrar ediyordu. Sende kafa var oğlum okuman gerekiyor diyordu. Benim okul çağında içimde cevher, kültür hazinesi olduğunu ilk keşfeden müdür olmuştu.\n\n      Ömer Köse hocamın beni uyarması hoşuma gitti. O dönemde arkadaşlar Gönen öğretmen lisesini hayal ediyordu. Ben ilçemizde bile okumaya razı idim. Fotoğraf çektirmek için para bulmam gerekiyordu.  O dönemde  evin büyükleri karar vermeden hiç bir şey yapılamazdı. Eve geldim Baba anneme durumu ilettim. O da bana git babana danış filan tarlada çift sürüyor dedi. Ben koşa koşa babamın yanına vardım. O da bana deden, eben bilir dedi. \n\n       Her iki tarafa bir kaç kez koşuşturmam da boşa gitmişti. Çünkü fotoğraf parası vermemek için bahaneleri hazırdı. Okula geldiğimde çoktan fotoğraf çeken gitmiş, öğrenci ve öğretmenler dağılmıştı. Hayal kırıklığı yaşamıştım. Ailem çiftçilik yapınca destek olmak zorundaydım ama o işi de anlayamadım\n. Bir ara çobanlık yapmamı istediler. Gündüz dağa sürdüğüm sürüleri gece sabaha kadar zor toparlaya biliyorlardı. O mesleği de pek kavrayamadım. \n\n    Bir ara Şarkikaraağaç kuran kursunda okudum. Hocamın bana öğrenmem\n için verdiği nasihati unutamıyorum. Bak oğlum benim sana vereceğim bilgi hazinesi bunun içinde, buna ne kadar saygı gösterip içtenlikle okursan sana bilgisini aktarır üç gün içinde kuran okumaya başlarsın dedi. Bende hocamın dediği gibi abdestimi alarak içtenlikle okuyup elif cüzü göbeğimden aşağı düşürmeyip iki dizimin üstünde çalışarak  üç gün içinde kuranı öğrenebildim.\n\n     Bu benim evden ayrılışımın ilk hasretliği oldu. İlçem yakın olsa bile iznimiz sınırlı olduğundan fazla kalmıyorduk. Kuran kursunda okurken çok mutluydum.  Çünkü orada bizleri yoktan var eden: Yaradanı,yaşatanı,Bu dünyayı dolduran\n, boşal tanı, Kainatı kuşatanı,  Allah'ı, Peygamberlerini, kitabını, meleklerini de öğrenmiş oluyorduk. Askerlik misali gece nöbet tutmayı da öğrenmiştim.\n\n    Mübarek geceleri kutluyor, köy köy dolaşıp Ramazan ayıda teravihlerde ilahi söyleyerek okşuyordum. Kabirleri okumakta adeta benim görevimdi. Rahmetlik dedem yaşarken uhrevi aleme göç eden yakınlarımızın kabirlerini tek tek gösteriyordu. Başkalarının da kabirlerini bana okutmaları değerimin artışını hissettiriyordu. Köyümüzde öğretmen sayısı da artmaya başlamıştı.\n\n    Kuran kursunda yetişen hafızlar camilerde vaaz verdikçe imreniyordum. Ben kuranı kerimi tecvit ile öğrensem bile Arapça'sını bir türlü kavrayamadım. Artık gençlik çağımın verileri beni rahatsız ediyordu.  Çocukluğumdan beri çok sevdiğim dayımın, halamın kızı da  göz doldurmaya başlayınca öğretmen talipliler rahatsız edip dünürcü olmak istiyorlardı. Ben okuyamamıştım ama  çok sevdiğim birini başkalarına kaptıracak kadar da cahil sayılmazdım...\n\n     Not:  DEVAMINI    3 - BÖLÜMDEN  OKUYABİLİRSİNİZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayallerim",
        "poet": "Nazan İzmirli",
        "poem": "\n\nHayallerim olsun istiyorum\nUmut yolculuğumda\nYarınlarımı süsleyen\nUzay gemileriyle yıldızlar arasında\n\nHayallerim olsun istiyorum\nSonsuza yolculukta\nKaptan sen, tayfan ben\nIssız bir adada yunuslar arasında\n\nHayallerim olsun istiyorum\nYasakları olmayan\nÇılgınlıkları yansıtan\nArzuladığında,bir kartalın kanadında\n\nHayallerim olsun istiyorum\nDizginleri elimde bir tay \nKoşmak,koşturmak,kükretmek istiyorum\nBozkırlara  karışmış hayalleri \n\nHayallerim olsun istiyorum\nYüreğimde sızı olmadan\nAyrılıklar hasretler olmadan\nZirvelerde ,uzaklarda\n\nOrada bir ben, bir  sen  ufuklarda\nBirde hayallerimizle başbaşa......\n\nNazan İzmirli-23.10.2004-Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayallerim",
        "poet": "Tufan Kopuzoğlu",
        "poem": "\n\nHayallerim vardı benim,\nYapmak istediğim, ama yapamadığım,\nÖyle çok büyük değillerdi.\nYapılabilecek şeylerdi.\nÇocukluk aşkım vardı bir de,\nYüzüne bakmaya kıyamadığım,\nŞimdi kimbilir, nerede? \nUlaşmak istediğim,\nAma hiç ulaşamadığım.............\n\n(17-01-2012 Bursa)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayallerim",
        "poet": "Güven Aydın",
        "poem": "\n\nŞu yaşanmaz dünyamda,\nYaşatandır hayallerim.\nParasız beni,rüyamda,\nPatron yapan hayallerim.\n\nBelalardan uzaktayım,\nSevdiğim yanındayım,\nDevamlı böyle kalayım,\nNe olursun hayallerim.\n\nAltımda gıcır araba,\nSevenlerime merhaba,\nHer bakışımda mehtaba,\nSarar beni hayallerim.\n\nİyi futbol oynuyorum,\nMilli forma giyiyorum,\nDünyaca tanınıyorum,\nSayende hayallerim.\n\nGüven hayallere dalsın,\nİstediği gibi yaşasın,\nSevgi her yanımı sarsın,\nHiç bitmesin hayallerim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayallerim",
        "poet": "Rıdvan Sürücü",
        "poem": "\n\nArtık günah kokuyor yokluguna yorulan beden\nben şimdi imnaparda bu bedeni temizlerim\ngeride kaldı seni düşünmekte oldugum uykusuz gecelerim\nnefretime yenik düştü dag gibi gördügüm hayallerim\n\nFarkına vardım artık degersizligine verdigim degerin\nutanıyorum kendimden nasılda snein için bu yüregi kirlettim\nyok bir suçun senin,belkide ben bunları hak ettim\nbak yenildi artık dag gibi gördügüm hayallerim\n\nOysa sevirken delice seni iligimde kemigimde hissettim\ndostum dedigim seni hor gördü diye onları kendime düşman ettim\nama şimdi dostumdanda kanımdanda utanıyorum onları senin için kirlettim\nsen zalimdin zulmüne yenildim,yıkıldı dag gibi gördügüm hayallerim\n\nKendi düşen aglamaz derler,kendim düştüm sana yenildim\nbenligimde kirli bir iz bıraktım çok büyük şimdi hasarım\nseni o kadar çok seviyorken artık senden nefret ettim\nbeynimde esen tufana yenildin yıkıldı dag gibi gördügüm hayallerim\n\ngelmedin de kurda kuşa yem oldu tertemiz ümitlerim\naz beklemedim yolunu ama seni degil hep kötü haberini aldım\nsenin bir suçun yok çok deger verdigim için seni kaybettim\nbu sevdanın günahı benim sevabı senin yıkıldı dag gibi gördügüm hayallerim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayallerim",
        "poet": "Nalan Kazazoğlu",
        "poem": "\n\nDolaştım dişlerime kenetli dizelerle, \nYıldızlar sığmadı ellerime...\n\nKuşlar uçtu gitti, koca ağaç devrilince içimde..\nSüreklilik tutsağında delirdi çevreye saçılan hayallerim\nHayallerimi ellerime doladım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HAYALLERDEN GERÇEĞE  HAYAT  ÖZETİ dir...",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\nZEKİ  ÇELİK          (Ispartalı Zeki Çelik)          Tel:  05063449909 \n  Mail adreslerim: zeki32ce@hotmail.com   ozanzekicelik32@hotmail.com  isparta_siirleri_antolojisi@hotmail.com\n\nİletişim:\n\nZEKİCE KÜLTÜR ve SANAT EVİ\n\n Işık kent Mahallesi 5726 sokak no: 5  Olgun evleri \n (Melek evleri karşısı)            ISPARTA   TÜRKİYE\n\nÖN SÖZÜM:  NEDEN KİTAPÇIK? \n\n     SELAMÜNALEYKÜM merhaba..Gönül haneme hoş geldiniz..\nKır üç yıldır sanat camiasının içinde olan bir gönül dostunuz olarak neden kitap değilde bizlere kitapçık sundu bizlere diye düşünenler olabilir. Ben aslında menfaatimi düşünmüş olsaydım  kitapçık yerine basıma hasır olan edebiyatın her dalını içeren en az elli kitabımı yayımlaya bilirdim. Hayırlı hizmetler yapmaktan, misafirperverliği mi yerine getirmekten mutlu oluyorum.\n      İnşallah birileri bunca çabamızı fark eder üzerine düşen görevi yerine getirirler. Zeki Çelik yayınlarını kurarken de  beş adet her konuyu içeren kitapçık dağıtmıştım. O kitapçıklar binlerce gönül dostumla tanışmama vesile oldu.\n     Şimdide Türk dünyası kültürüne  faydalı olacak, gönül dostlarının belirli günlere buluşmasını sağlayacak, aramıza yeni yeni dostlar kazandırabilmek için tüm halka açık olacak  ZEKİCE KÜLTÜR ve SANAT EVİ mi açarken misafirlerime tanıtım amaçlı  küçük bir hediye sunabilmek için bu kitapçığı takdim ediyorum. Sizleri hayat hikayemin özetiyle baş başa bırakıyorum.\n\nHAYALLERDEN GERÇEĞE AZMİMİN ZAFERİ  (Hayat hikayemin özeti)     \n\n     Merhaba saygıdeğer gönül dostlarım.  Her ünlü sanatçının, şair ve yazarın öz geçmişini araştırdığımızda mutlaka ibretlik yaşam kesitlerini okuyup algılarız.  Hatta bir çoğunun hayat dramı bizimkilerle kesiştiğinden dolayı ona karşı daha sempatik duygularla yaklaşarak başarılarını canı gönülden alkışlarız, kutlarız. Şöhreti tesadüflerle yakalayanlar, yine tesadüflerle kaybedebilirler. Sadece şöhret olmak için sanatı icra etmeye çalışanlarda  başarıya asla ulaşamazlar.  Gökte ki yıldızlar misali parlayıp söne bilirler.\n      Hayallerden gerçeğe azmimin zaferinin içeriğini okuyup algıladığınızda acizane hayatımın kesitlerinin bazı bölümleri belkide sizinkilerin tıpatıp aynısı olacak maziye dalmanıza vesile kılacaktır. Dramatik hayat yaşamadan huzura kavuşmak zor olsa gerek. Maalesef hayat serüveni buna odaklanıyor. Bazı sanatçılarımız mazisini rahatça anlatıyor, bazıları da gizleyebiliyor.\n     Hayranlarına karşı şeffaf olmayan ünlüler zamanla benliğini de kaybeder. Çünkü duyarlı toplum değer verdiği, örnek aldığı insanı her yönüyle tanımak ister. Artık dünya genelinde gizli kapaklı devri bitmiştir.  Ağzından çıkan her sözden sorumlu olduğun gibi, beyninden kaleme yansıyan, okuyucu kitlesine ulaşan her eserinden sorumlusun. Mobese kameralarının bulunduğu yerlerde kayıt altına alındığın gibi, Yaradanın kamerasına her saniye kaydın yapılıyor.\n      İşte ben bu düşüncelerle hareket eden bir gönül dostunuz olarak hayatımı şeffafça özetleyerek hayalimde kilerin azmimle  zafere ulaşmasını paylaştım:\nBen Zeki Çelik  Isparta İli Şarkikaraağaç ilçesi Bey köy nüfusuna kayıtlıyım. Modern insanlar gibi hastanede dünyaya gelemediğim gibi doğum tarihim konusunda hala çelişkileri üzerimden atamadım, atabilmem de imkansız.\n      Çünkü benden bir iki yaş büyük olan ağabeyimden bile nüfus kaydımda on ay büyük görünüyorum. Bunu da askere gideceğim zaman anladım. Askerlik yoklaması yapılınca babam benim küçük olduğumu bildiği için bir yıl daha ertelemek istedi. Lakin komutan kimliğe bakarak Zeki'nin askere gitmesi gerek deyince: Babam olur mu  Sadettin onun ağabeyi o gitsin dedi. Komutan: Amca kimlikte Zeki onun ağabeyi diyerek cevap verdi.\n      Köy yerinde kadınlar arkadaşlarının ne zaman nerede doğum yaptığını bildiği için hafızalarına kaydedip unutmazlar. Çünkü kendileri de hamilelik dönemi yaşadıklarından dolayı yaş ve ay sınırlamasını rahatlıkla belirlerler.\n Eşimin annesinin  söylediğine göre ben eşimden üç ay büyük görünüyorum.\n Mevcut kimliğim 1-1- 1955 görünse de gerçeği yansıtmamaktadır.\n       Annemin çilekeş yaşamından kesitlerinden birisi beni samanlıkta yani köy değimiyle hayvanların gıda ihtiyacını karşılayan depoda dünyaya gelmişim. El bebek gül bebek gibi yetişen çocuklar gibi mamam da yokmuş.\nHaşhaş ezmesiyle pekmez veya şekeri  karıştıran annem bunu çaput içine sararak emzirme imkanı olmadığı zamanlarda ağzıma koyup sordurur muş.\n       Plastik emziğinin olmadığı gibi oyuncaklarım da olmadı. Tarlalarda yığın yığarken, tırmık çekerken annem yorgunluktan benim hangi tarlada olduğumu akşama kadar unuttuğu zamanlar olmuş. Bebeklikte ki yaşamım dramatik...\nÇocukluk çağlarımda arkadaşlarla kendi imkanlarımızla oyuncaklar icat ederdik. Bir kaç örnek vererek  o günün teknolojisini hatırlatmak istiyorum.\n      Besicilik o dönemde de hız kazanıyordu. Ahır dediğimiz besihanede ki hayvanlara yem saman verip altındaki dışkıları temizledikten sonra sırtlarını sert tarakla kaşıyınca biriken kılları top yapar, şaplak taşları da üst üste yığıp yuvarlayınca yıkılmasını sağlayarak eğlenir, oynardık. Bu günkü gibi oyun alanları sınırlı değildi. Çünkü harmanlar, meralar,sokaklar oyun oynamamıza elverişli olsa da bu günkü her çeşit satılan topları o günlerde bulmakta zordu, almakta.  Süpermarketler, marketlerde yoktu. Bir köy bakkalımız vardı.\n     Bazı ağacın dalını budarken çıkan düzgün değneğin ucunu kerterek, diğer kısa bir dalı üzerine koyarak, havaya kaldırıp vurarak, uzağa gitmesini sağladığımız oyunun adına met değnek derdik. Kızların oynadığı kispi oyunu erkeklerin hoşuna gitse de oynamazlardı. Bazı genç büyüklerimiz  ortaya diktiği iri ağacı sağlamlaştırıp üzerine dal geçirip iki kişiyi karşılıklı bindirerek dönmesini sağlarlar bunun karşılığın dada belli bir ücret alırlardı. \n      Saklambaç, birdirbir, kovalamaca, koşu, fitçi döndürme, cam bilyeleri yuvalama ve küçük taş oyunları sıkça oynanıyordu. Sadece bayramdan bayram harçlığımız olurdu onun dışında paranın yüzünü görme şansımız yoktu. Büyüklerimizin pazardan pazara alıp bize bardakla dağıttığı kuru yemişleri  bir hafta da tüketmemiz gerekirken aynı gün bitirmek zorunda kalıyorduk.\n       Çocukların içinde güçlü kuvvetli olmama rağmen kılık kıyafetlerimle eziklik yaşıyordum. Çünkü diğerlerinin imkanları bizimkilerden farklıydı. Oyun oynadığımız çocuklar bir evin bir oğlu veya kızıydı. Benim sekiz kardeş oluşum iki ekiz ablamın küçük yaşta ölmesiyle beş oğlan bir kızla  annemiz ne derece ilgilenebilir ki. Babamın marangozlukta gece gündüz çalışması, zaman zaman çiftçilikle uğraşması bile maddi imkanlarımızı düzeltmiyordu.\n        Rahmetlik dedemizin, ninemizin üç evlattan doğan tüm çocuklarıyla irade sağlaması hayatı güçleştiriyordu. O dönemlerde ataya itaat  mecburi görevdi. Hane kalabalık olsa da ayrılık düşünülmezdi. Amca çocukları, hala, dayı, teyze çocukları hep bir arada yeyip içiyor bir odada yata biliyorduk. Kılık kıyafetlere güç yetmediğinden hayal ettiğimiz giysilere erişmek imkansızdı.\nBir erkek evladı olduğum halde çocukluğumda bana da fistan giydirdiler.\n      Kızların arasında utansam bile giysimin çiçekleri moral veriyordu. Fistanın\n uçları yere sürtündükçe yıpranıyordu. Uçlarını makasla kırkıp düzelttikçe de \nbu sefer bacaklarım ortaya çıkıyordu. Kalçam görünmesin diye direniyordum.\n Ağabeylerim benden şanslıydı onların okula gitmeleri kıyafetini düzeltiyordu.\nBenim hayaller başkalarının düzenli yaşamıyla daha da artış gösteriyordu.\n       Saygıdeğer gönül dostlarım. Çocukluk hayallerimi gerçekleştirmek asla mümkün olmadı. Çünkü maddi ve manevi desteğim yetersizdi. Babamın gece gündüz marangoz, yapı ustalığında çalışmasına üzülsem de yardımcı olmaya henüz gücüm yetmiyordu. Oda aldığı bahşişlerin, hediyelerin bir çoğunu başka çocuklara veriyordu. Kendi çocuklarını ikinci planda düşünmesine üzülüyordum.\n       Anneminde sevgi, şefkati yetersiz kalıyordu. Onunda ilk düşündüğü ona verilen görevlerdi. Günlük görevlerini yerine getirmediği zaman büyüklerimiz tarafından hırpalanıyordu. Babamın annemi başkaları tarafından dolduruşa getirilip hiçe sayışı beni çok üzüyordu. Zaman zaman gece bile annemi azarlayışı, dayak atışı beni yıpratıyordu. Annemi savunurum ümidi ile gece yatağımın altına sopa saklıyordum ama gece de bir türlü uyanamıyordum.  Annem yatağı döşeği toplarken sopayı görünce çok mutlu oluyormuş. \n     Çünkü yavrum beni eşimden korumak için hazırlık yapmış diye düşünmüş. Annem saf kalpliydi küçük hatalarından dolayı onu çok cezalandırıyorlardı. Ben sofrada annemi göremedim mi arıyordum. Bir keresine evin çevresinde onu bulamayınca ona azık katarak ararken yukarı bahçede aç, susuz çalışırken buldum. Annem kendisini düşünen bir evladının oluşuyla gurur duyuyordu.  Annemi daima garip ve yalnız hissettikçe gözlerim yaşarıyordu.\n    Okul çağım yaklaşınca artık üzerimdeki fistanı çıkarmıştım. Değeri düşük olan giysilere de razıydım.  Fistan üzerimdeyken bile sünnet oluşum benim erkek oluşumu kanıtlasa da  hiç değilse giysilerimle kızlardan farkım olmalı diye düşündüm. Pantolonum oldu ama kemerim yoktu. Bazen ip ile bağlayıp\ndonumun düşmesini engellemem de yetersiz kalıyordu. Atların kayış artığını iyi kötü kemer yaparak sorunu çözüp  kemeri olanlarla yarışa başladım.\n      Okul hayatımın başarılı olduğunu söyleyemem. Çünkü arkadaşlarımın beş yılda bitirdiği ilkokulu ben altı yılda orta dereceyle zor tamamlayabildim. Bir kurşun kalemle, bir silgiyi bir yıllık dönemde yetirmeye çalışıyordum. Diğer arkadaşlarım gibi boya kalemlerim yani türlü, cetvel, pergel, çantam da yoktu. Tıraş bıçağımın olmayışı bile önemli değildi. Meyve bıçaklarıyla o sorun çözülüyordu. Defter ve kitaplarımda sınırlıydı. Köyümüzde o dönemde gece ışık yani elektrik olmadığından dolayı ödevimizi gündüz yapmak zorundaydık.\n       Gaz lambası ile sağlanan aydınlık yetersizdi. Fitil ve gaz bitince de ortam kararıyordu. Mecburen erken yatmak zorundaydık. Okulda güzel kıyafetleri, güzel çantası, okul ihtiyaçları olana imrenirdim. Keşkeleri o zaman öğrendim ama faydasızdı. Sesi güzel olup düzgün şiir okuyanlara da imreniyordum. Ben başarısız olunca okullar arası bilgi yarışmalarına katılamıyordum ama yarışmaları heyecanla takip etmekten büyük mutluluk duyuyordum.\n      Okuma hevesim vardı ama neden başarısızdım bir türlü anlayamıyordum. Okulun son dönemlerinde bilgi yarışmasına seyirci olarak sınıfımızdan benden başka katılan olmadı. Yarışma Şarkikaraağaç kütüphanesinde oldu. Bey köy öğrencileri bilgi yarışmasını kazanınca okul müdürümüz sayın: Ömer Köse bize gazoz ısmarladı. O kadar hoşuma gitti ki çünkü ömrümde ilk defa gazoz içiyordum. Yarışmaya alkış desteğim  gazoz olarak ödüllendirilmişti. \n      İlk okul dönemi biterken her öğrenci hedefini belirliyordu. Çünkü onların arkasında maddi ve manevi güç vardı. Okula fotoğrafçı geldi vesikalık resim çekilip başka okullara gitmek isteyenler hazırlık yapacaktı. Herkes fotoğraf çekilirken ben çekimser kalıyordum. Okul müdürümüz benim okumam için ısrar ediyordu. Sende kafa var oğlum okuman gerekiyor diyordu. Benim okul çağında içimde cevher, kültür hazinesi olduğunu ilk keşfeden müdür olmuştu.\n      Ömer Köse hocamın beni uyarması hoşuma gitti. O dönemde arkadaşlar Gönen öğretmen lisesini hayal ediyordu. Ben ilçemizde bile okumaya razı idim. Fotoğraf çektirmek için para bulmam gerekiyordu.  O dönemde  evin büyükleri karar vermeden hiç bir şey yapılamazdı. Eve geldim Baba anneme durumu ilettim. O da bana git babana danış filan tarlada çift sürüyor dedi. Ben koşa koşa babamın yanına vardım. O da bana deden, eben bilir dedi. \n      Her iki tarafa bir kaç kez koşuşturmam da boşa gitmişti. Çünkü fotoğraf parası vermemek için bahaneleri hazırdı. Okula geldiğimde çoktan fotoğraf çeken gitmiş, öğrenci ve öğretmenler dağılmıştı. Hayal kırıklığı yaşamıştım. Ailem çiftçilik yapınca destek olmak zorundaydım ama o işi de anlayamadım\n. Bir ara çobanlık yapmamı istediler. Gündüz dağa sürdüğüm sürüleri gece sabaha kadar zor toparlaya biliyorlardı. O mesleği de pek kavrayamadım. \n    Bir ara Şarkikaraağaç kuran kursunda okudum. Hocamın bana öğrenmem\n için verdiği nasihati unutamıyorum. Bak oğlum benim sana vereceğim bilgi hazinesi bunun içinde, buna ne kadar saygı gösterip içtenlikle okursan sana bilgisini aktarır üç gün içinde kuran okumaya başlarsın dedi. Bende hocamın dediği gibi abdestimi alarak içtenlikle okuyup elif cüzü göbeğimden aşağı düşürmeyip iki dizimin üstünde çalışarak  üç gün içinde kuranı öğrenebildim.\n     Bu benim evden ayrılışımın ilk hasretliği oldu. İlçem yakın olsa bile iznimiz sınırlı olduğundan fazla kalmıyorduk. Kuran kursunda okurken çok mutluydum.  Çünkü orada bizleri yoktan var eden: Yaradanı,yaşatanı,Bu dünyayı dolduran\n, boşal tanı, Kainatı kuşatanı,  Allah'ı, Peygamberlerini, kitabını, meleklerini de öğrenmiş oluyorduk. Askerlik misali gece nöbet tutmayı da öğrenmiştim.\n    Mübarek geceleri kutluyor, köy köy dolaşıp Ramazan ayıda teravihlerde ilahi söyleyerek okşuyordum. Kabirleri okumakta adeta benim görevimdi. Rahmetlik dedem yaşarken uhrevi aleme göç eden yakınlarımızın kabirlerini tek tek gösteriyordu. Başkalarının da kabirlerini bana okutmaları değerimin artışını hissettiriyordu. Köyümüzde öğretmen sayısı da artmaya başlamıştı.\n    Kuran kursunda yetişen hafızlar camilerde vaaz verdikçe imreniyordum. Ben kuranı kerimi tecvit ile öğrensem bile Arapça'sını bir türlü kavrayamadım. Artık gençlik çağımın verileri beni rahatsız ediyordu.  Çocukluğumdan beri çok sevdiğim dayımın, halamın kızı da  göz doldurmaya başlayınca öğretmen talipliler rahatsız edip dünürcü olmak istiyorlardı. Ben okuyamamıştım ama  çok sevdiğim birini başkalarına kaptıracak kadar da cahil sayılmazdım...\n      Saygıdeğer gönül dostlarım.  Yıllarca hayalini kurduğum ve eş olarak düşündüğüm kızın serpilmesi benimde hoşuma gidiyordu. Bir ömür hayat süreceğim kişi çok güvenilir biri olmalıydı. Onunla çocukluk anılarımız vardı. Ben onun etrafında çocukluktan bu yana pervane oldukça rahatsızlık da duydu ama beni de kabullenebilecek gönlüme göre birileri yoktu. Olsa da ben farkında değildim. Aslında halamın üç kızı vardı ama birisi küçük yaşta talihsiz bir kaza sonucu yaşamını yitirmişti.\n     O kızın adı Meryem'di. Beş kardeşin içinde sadece o kara gözlüydü. Merhum halam kara gözlü çocukları çok severdi. Bizim oralarda toprak ve taşlı kuyular çoktu. Komsu kuyudan su aldıktan sonra ağzını kapatmayı unutmuş Meryem kızda arkadaşları ile oynarken kuyuya düşer. Arkadaşı korkudan düştüğünü kimseye söylemez. Annesi aramaya çıkınca  komşu oğlunu sıkıştırır seninle oynuyordu deyince: Kuyuya düştü diye cevap verir.\n      Çığlık sesleri yükselince harmanda top oynayan delikanlılar koşarlar. Kalın halata biri bağlanarak kuyuya iner arkadaşları da dışarıdan çekerek kızı   kuyudan çıkarırlar ama her ne kadar çaba gösterseler de Meryem kız ölmüş olunca çığlıklar dahada yükselir. Çünkü babası Aydın ilinde orak biçerek hane ferdini beslemektedir. İletişim imkanı olmadığından babasının haberi olmadan göz yaşlarıyla toprağa verilir. Bir ay içinde babası çocuklara aldığı hediyelerle gelir. Çocuklara hediye dağıtırken Meryem kızını da sorar.\n     Hane içinde herkesin gözü yaşarır ama öldü diyemezler. Baba kuşkulanır. Çünkü daha önce babasından hediye alan öpücük veren  ilk kız o olurdu. Meryem kıza aldığı hediyeyi alarak gözyaşlarına boğulur. Saygıdeğer dostlar kusura bakmayın biraz dramatik ama gerçek olayı bende ağlayarak yazdım. \nBenimde çocukluğumda yaşadığım çok talihsiz kazalar oldu. Onları  Allah izin ve ömür verirse önümüzdeki yıllarda ayrıntılarıyla paylaşmak istiyorum.\n     Çünkü talihsizlik serüvenlerim o kadar çok ki anlatmakla da bitmeyecek gibi. Sadece bir kaçını söyleyip geçeyim. Çocukken damdan düştüm ama ilk ben düşünce diğer çocuklarda bana bağlı olunca hepside benim üstüme düştü. Bir tanıdık kavga ederken ayırmaya kalktım dizimden bıçakladılar. Ağabeyim yonca biçerken  benim ayağımı dirseğimden biçti. Yaramaz atın üzerine beni bindirdi bunu eve götür batmasına bağla dediler. Ben eve varmadan at çoktan beni yere düşürmüştü.  Merkebi bağlarken tekne yedim.\n     Küçükken babaannem ocakta yemek pişiriyordu onu seyredeyim derken fistanım tutuştu vücudumun bir bölümü cayır cayır yandı. Amcam su dolu oluğa bastırmasa belkide Zeki Çelik diye biri olmayacaktı.  Bir arkadaş kuru ağaç  keserken benden yardım istedi tutarken motorlu bıçkıyı elinden kaçırdı kaşımı yardı. Ayağa çivi batmalar tendeki diğer hasarlar saymakla bitmez.\n    Halamın büyük kızı memurla evli olduğundan kardeşinin de memur biriyle evlenmesini istiyordu. Babaannem  benim evlenmeme sıcak baktığından dolayı halamda rıza gösteriyordu. Nihayet amacıma ulaşmıştım ama eşim olacak kızın rıza göstermemesine şaşıyordum. Uzun süre bir arada olunca galiba birde işimin olmayışı onun belkide kurmuş olduğu hayalleri siliyordu.\n      Babaannem ve dedem nişan giysilerini ilçeye almaya gidince mutluluktan uçuyordum. Nişan takıldı ama çevremdeki bazı memur gençlerin hakkımda lafını, sözünü bilmez kişiyi nişanladılar. İşi yok, aşı yok cahil misali söz ettiğini hissediyordum. Bir gün dağa sürü otlatmaya gidince  bizleri yoktan var eden yüce Allah'ıma öylesine içtenlikle yalvardım ki duamın bir bölümü şöyledir.\n      Allah'ım bana öyle bir yetenek ver ki beni cümle alem dinlesin. Beni ve eşimi, çocuklarımı hiç kimseye muhtaç etme, hayırlı sanatlar nasip eyle. Sana layık kul olayım, Resule layık ümmet olayım, ataya layık evlat olayım, evlada layık ata olayım, vatana, millete layık asker olayım diye devam ettim.\nKurduğum hayaller gerçekleştikçe neler olacağını sizlerde algılayacaksınız.\n     Köy yerlerinde nişan yapılan kızlar düğünlerde giydirilir. Nihayet nişanlımı bir düğünde giyimli olarak seyrettim. Düğün Ankara da markette çalışan Muzaffer Ciğer'indi  Patronu da minibüs ile  gelmişti. 06 plakalı araç köye bir yabancının geldiğini kanıtlıyordu. Minibüse bakarak hayaller kurmaya devam ediyordum. Keşke bende gurbete gitsem dönüşümde en iyi şekilde beni karşılasalar. Hayat mektebini başarıyla okuyabilsem, bir değişiklik olsa diye.\n    Dedem çok akıllıydı yatırım yapmayı severdi ama onu da tuzağa düşüren çok oldu. Türkiye de sınırlı yolcu otobüsü olduğu halde zamanında bizimde bir  başkasıyla ortak yolcu otobüsümüz olmuştu ama kaza yapa yapa mevcut varlığımızı sömürdü. Şimdi herkesin ehliyeti var şoför ama o tarihte  şoför kıtlığı vardı. Patronun dediği değil kaptanın dediği geçerli oluyordu. O yolcu otobüsüne çocukluğumda temizlik yaparken bir kaç kez bindiğim hatırımda.\n    Nihayet otobüs zararına satılmıştı ama baba anneminde kanser olmasına vesile olmuştu. Ankara da tedavisi sürerken ben kazada demir işletmesinde çalışıyordum. Şarkikaraağaç, Beyşehir, Seydişehir arası dikilecek demir direklerin istifini yapıyordum. Babaannemin hastalığının arttığını duyunca ben \nAnkara'ya gitmeye karar verdim. Bu benim gurbete ilk çıkışım olacaktı. \n     Aile büyüklerim gitme orası Türkiye'nin başkenti büyük şehir kaybolursun deseler de  babaannemi çok sevdiğimden kimseyi dinlemiyordum. Amacım hem ziyaret hemde kendime uygun bir işe girip çalışmaktı. Demir şebeke işletmesinden aldığım aylığı harçlık ediyordum. Kimseden yardım istemedim.\nBazı orman işlerinde çalışsam da yakın çevre olduğundan gurbet sayılmazdı.\n     Çocukluk arkadaşım Selahaddin Akça köye bayrama geldiğinde bana Ankara adresini vermişti. Hastane adresini bilmesem de ismini biliyordum. \nAnkara'ya direk araba bulamayınca Konya dan aktarmalı gittim. Ulaşınca da bir taksi tutarak çocukluk arkadaşımın evine akşam vakti ulaşmış oldum.\nArkadaşım ve ailesi çok iyi karşıladılar. Ayşecik filmini seyrediyorlardı. İlk defa bir televizyon görüyordum. Sinema gibi olmasa da heyecan veriyordu.\n        Saygıdeğer gönül dostlarım. Türkiye'mizin başkenti olan Ankara ilinde kendimi güvende hissediyordum. TRT televizyonunda yayınlanan sinema filmini izledikten sonra vakit geç olmuştu. Çocukluk arkadaşım Selahaddin  Akça ile aynı odada sabahladık. Sabah kahvaltıyı yaptıktan sonra ilk işimiz kanser hastası olan babaannemi ziyaret etmekti. Hastanenin ismini söyleyince dolmuş ile arkadaşım beni oraya ulaştırdı. İyi ki tam zamanında varmışız.\n       Babaannemi henüz odasında ziyaret etmeden taburcu olduğunu öğrendik. Dedem bir taksi tutmuş hastane önünde bekliyordu. Beni görünce çok şaşırdı. Oğlum ne işin var burada, nasıl geldin de bizi buldun diyordu. Bende dedeme ebemi ziyaret edeceğim çok özledim dedim. Dedemde ebeni taburcu ediyorlar doktorların yapacak işi kalmamış deyince onunda, benimde gözlerim yaşardı. Allah dan umut kesilmez ama durum da belliydi.\n      Biz dedemle konuşurken  babaannemi sedye üzerinde hasta bakıcılar getirdi. Hanenin idaresini elinde tutan kahraman kadını bitkin halde görmek benim üzüntümü artırıyordu. Beni gözlerinin feri zayıflasa da  hemen far ketti.\n Konuşacak halde değildi bakışlarıyla her şeyi ifade edebiliyordu. Sedyeden inmeden babaanneme sarıldım yüzlerinden, ellerinden öptüm. Bu benim için son görüş olmuştu. Çünkü doktorlar iki veya üç aylık ömrü var demişler.\n       Babaannem taksiye bindirilince dedemde bana sende bin oğlum köye gidelim dedi. Bende siz gidin dede ben burada kalıp çalışmak istiyorum deyince. Oğlum kendi başına buralarda kaybolursun haydi bin köyümüze gidelim diye ısrar etse de, artık ben kararlıydım. Taksici: Bey amca fazla ısrar etme torununun gidesi yok deyip aracını çalıştırıp yürüdü. Bende onlara el sallayarak uzaklaştım. Arkadaşımla birlikte iş aramaya koyulduk.\n     Arkadaşım beni Aşağı ayrancı da marketi olan köylümüzün yanına götürdü\n onların belki adama ihtiyacı olur diye. Ama onlar tecrübeli birini arıyormuş. Benim gibi köylünün onlara ihtiyacı yokmuş. Oradan Güven evler de Güven Çiftliği diye o dönemin büyük süpermarketlerinden birine uğradık. Orada da bizim köylü düğününe şahit olduğumuz Muzaffer Ciğer ağabeyim tezgahtar olarak çalışıyordu. Bizi görünce hoş geldiniz diyerek karşıladı.\n    Önce bana geçmiş olsun babaannen hasta diye duydum dedi. Bende sağ ol durumu pek iyi değil biraz önce köye uğurladık dedim. Oda bana sen niye gitmedin ya deyince. Ben iş arıyorum çalışacağım dedim. O da bana güldü ve dedi ki: Bey köyün zengini sayılırsınız zengin çocuğu iş mi arar dedi. Hani bizim önce şehirler arası yolcu otobüsümüz vardı ya, mal, mülkte olunca bizi zenginden sayıyorlar. Oysa o otobüs bizim haneyi 20 yıl geriye götürmüştü.\n     Bende durum bildiğin gibi değil çalışmam lazım diye konuşurken bizi onun   patronu dinliyormuş. Yanıma yaklaştı tebessümle yüzüme baktı: Oğlum sen gerçekten çalışmak istiyor musun? deyince: Ben evet istiyorum dedim. Bana çıkar ceketini hemen işe başla deyince sevincimden uçuyordum. Muzaffer ağabeyime talimat verdi. Bizim alım,satım, depo istif görevlerini yapsın dedi. Öğle vakti olmuştu çalışanlarla beraber yemeğimizi yedik.\n     Benim işe başlamamdan memnuniyet duyan arkadaşım Selahaddin bana mu sade açıkta kalırsan ev adresini biliyorsun deyip vedalaştı. Artık ben emin ellerdeydim. Köy ve ilçede ağır işlerde çalışınca yaptığım iş çok kolaydı. Akşam olunca patronum: Zeki oğlumu otele götürün yarın da daimi kalacak bir yer ayarlayalım dedi.  Muzaffer ağabeyim beni otele bıraktı evine giderken seni sabah geçerken alırım dedi. Ben ömrümde ilk otel de kalışımdı.  Özel oda ve yatağım mükemmeldi önce bir üstünde yuvarlandım.\n     Kaldığım oda yüksekte olunca Ankara'nın gece manzarasını seyrettim ve çok hoşuma gitti. Çocukluğumu hatırladım. Yüksek bir dağa çıkınca uzakta gördüğümüz köylerden başka köy yok sanırdık, dünyanın ucu orasıdır derdik. Oysa nice uzun yol geldiğimiz halde daha da gidilecek, görülecek yerler var.\nGörevime dört elle sarıldım, patronun da çok güvenini kazandım. \n      Muzaffer Ağabeyimin düğününde gördüğüm minibüse de binmek, mal pazarlamak nasip oldu. Yabancı sefaretlerde  bizim süpermarketten alış veriş yapıyordu. Yabancı uyrukluları da tanımış oluyordum. İçimde edebiyat kıvılcımları belirmeye başladı. Çünkü ufkum açılıyor dünyam genişliyordu. Pazarlama işlerinden sorumlu olunca elimde kalem, defter eksik olmazdı.\n     Sosyetik, modern toplumun içinde yaşarken elbette kendime her yönden çeki düzen vermeliydim. Konuşmalarım köylü şivesinden uzak kalıyordu. Lisan bilmek zorundaydım ama o kadar çok yabancı sefaretler var ki hangi ülkenin dilini öğreneyim diye bocalıyordum.  Aldığım haftalıkla bir kaç  kitap aldım Türkçe çevirilerine baktım yazabilmek ve çözebilmek de zorlandım.\n        Patronum Bekir Köprülü beni aynı iş yerinde çalışan arkadaşların yanına babalığının evine yerleştirdi. İş yerine yaya gelip gidiyorduk. Bana nerelisin diyenlere şairce cevaplar vermeye başladım. İlk dörtlüğüm şu oldu: Var benim bir kedim, Çok güzeldir ceketim, Vilayetini sorarsan, Isparta dır memleketim.  Nere varsam ova, Kurdum kendime bir yuva, Günahları çok olan, Etsin Allah'a dua, diyordum. Yazdıklarımı arkadaşlar da beğenirdi.\n     Sanatımın başlangıcı 1971 başkent Ankara olmuştu. Nişanlıma mektup göndersem bile o henüz bana cevap yazmıyordu. Köyden gelen gidenle haberler ulaşıyordu. Babaannemin ölüm haberi beni çok üzdü. O gece sabaha kadar ağladım ve bana yaptığı ve başkalarına yaptığı iyilikler sinema şeridi gibi dizildi. Tekerlemeleri bırakıp onunla ilgili ilk uzun destanı yazdım. \n     Ankara da olmam isabet olmuştu. Çünkü hafta da bir pazar tatilimi tarihi ziyaretler yaparak, sinemaya giderek, parklarda dolaşarak geçiriyordum. Ülkemizin kurucusu  Mustafa Kemal Atatürk'ü Anıt kabrini de ziyaret ettim.\nÜç dört yıl kaldığım başkentte çok şeyler öğrendim. Acı tatlı anılarım oldu. 1974 Kıbrıs barış harekatında oradaydım. Gece karartma yapmayan yabancı ülke vatandaşların ziline basarak uyarıyorduk. Çünkü bende hazır  askerdim.\n       Saygıdeğer gönül dostlarım: Her Türk evladı gibi bende vatan, bayrak aşkıyla milletime hizmet edebilmek için çaba sarf ediyordum. İş yerimden izin alarak askerlik yoklamamı yaptırdım. Patronum ve ailesi beni çok sevmişti. Hatta kızları da sempati ile yaklaşıyorlardı. Benim nişanlı olduğumu bilseler de büyük kız ilgi duymaya başlamıştı. Ben sevdiğime ve ekmeğini yediğim yere nankörlük edemezdim. Hayalimde hep örnek  insan olma düşüncesi vardı.\n     Uzun süre nişanlı kalmamın sebebi de bana eş olacak birinin sevgiyle yaklaşmasıydı. Nihayet beklediğim mektubu almıştım. Nişanlımdan sevgiden, yuva kurmaktan söz eden cümleleri defalarca okudum. Düğün tarihi belliydi benim köye dönmemi bekliyorlardı. Beraber kaldığımız arkadaşlarla sırrımızı paylaşıyorduk. Düğün için biriktirdiğim paraları yatağımın içinde sakladım. Gideceğime yakın maalesef tuvalet penceresinden eve hırsız girmiş çalmış.\n      Akşam eve geldiğimizde fark ettik. Arkadaşlarım bizimde sigaralarımızı çalmışlar dediler ama ben onlara inanmadım. Çünkü ben ağlarken onlar alay edip gülüşüyorlardı. Onlardan ne kadar çok kuşkulan sam da  gözümle ben görmeyince suçlayamazdım. Sigara içmiyordum, kötü alışkanlıklarım yoktu.\nŞiir yazma hobim devam ediyordu. Defterlerim doldukça çok mutluydum. \n      Yol harçlığım kalmayınca mecburen bir kaç ay daha başka bir iş yerinde çalıştım ve o arkadaşlardan da uzak durmak zorunda kaldım. Başkent Ankara  bana çok şey öğretmişti. İnsanların menfaat uğruna iki yüzlülüğünü  fark ettim. Bazı hediyeler alarak köyüme döndüm. Uzun süre yöremden uzak kalınca insanların bakış açısı değişti. Ben memurum diyenlere bende şairim deyince onlarda o sanatın maddi gelir sağlamayacağını ifade ediyorlardı. \n      Nişanlıma düğün öncesi iltifatlı sözler sarf ederek sevgisini artırıyordum. Dedem benden düğün için maddi destek istedi ama paramı çaldırdım deyip enayi durumuna düşmek istemedim. Dedem oğlum Ankara dan ne getirdin ver bakalım deyince. Ben övünerek akıl getirdim dede akıl deyince güldü. Dedeme kahvede torunun ne getirmiş diye soranlara akıl diye cevap vermiş.\n    Düğünüm 1975 yılbaşı gecesi olduktan sonra bir kaç ay içinde ağabeyim Sadettin ile aynı gün askere giderken yakınlarımızla vedalaştık. O evli ve iki oğlu vardı. Ankara ya kadar beraber geldik. Bir gece orada kaldıktan sonra o Karabük'e gitti bende Sivas iline. Bingöl usta birliğim olsa da tekrar şoför olmak için Malatya acemi birliğine gönderildim. Dönüşüm yine Bingöl oldu.\n     Sanat çalışmamı orada da fırsat buldukça devam ettiriyordum. Hikayeler de yazıyordum. Askerde harçlığımı çıkarmak için saraçlık ta yapıyordum. Bir gün komutan askerleri toplayıp sırasıyla herkes bildiği fıkrayı anlatsın dedi. Sıra bana gelince arkadaşlar: Komutanım Zeki şair ondan şiir dinleyelim dediler. Bende  çok duygulandım çünkü o güne kadar hiç sahneye çıkmadım.\n      Komutan önünde arkadaşlarımın karşısında çok heyecanlanıyordum. Benim durumumu fark eden arkadaşlar moral vermek için alkışladılar. Benim   yanımda şiir defterim devamlı bulunurdu. Çünkü ilhamın nerede geleceği belli olmazdı. Orada askerlikle ilgili şiir okumam daha uygun olur diye piyade şiirimi okudum. Düşmanları korkutan, Korkakları ürküten, Zaferi önde yürüten, Piyade dir  piyade.  Tam tüfek teçhizatlı, Çok giderler sür'atli,  Gecesi gündüze katlı, Piyade dir piyade. Diye devam ettim çok taktir edildim. Asker arkadaşlarım eşlerine  yazacağı iltifatlı sözleri benden alırdı.\n      Askerde çok başarılıydım ellerim iri olunca makineli tüfeği gözüm kapalı söküp takarken yarışmalarda hep birinci olurdum. Deve güreşinde de birinci oldum, bilek güreşinde de birinci oldum. Mükafat izinleriyle erken teskere almış oldum. Askerlik dönüşü köyde fazla kalmadım Isparta şehrime geldim. Dramatik yaşantımdan söz edersem gözleriniz yaşarır, derine inmeyeyim. \n     Isparta ilinde o yıllarda öğrenci çok olduğundan ev bulmak güçleşiyordu. Ben iki göz ahşap evi zor kiralayabildim. PTT de geçici işçi olarak çalıştım, Orma sunta fabrikasında geçici olarak çalıştım. Boş zamanlarımda han ballık  yapıyordum. Oturduğum evde her türlü haşere hayvana rastlamak mümkündü. Bir oğlum birde kızın oldu. Onları haşerelerden korumak için hanımla gece nöbet tutuyorduk. Kertenkele, fareler,sümüklü böcekler, hamam böcekleri, tahta kurusu  vs.\n     Sonra Ankara dan edindiğim tecrübelerle evimdeki değerli eşyaları satıp kuru yemiş büfesi açtım, Tekel bayi de olmuştum ama açtıktan kısa bir süre sonra kader büfesini tamamen soydular. Eşime dahi iki üç ay bildirmedim. Bir arkadaşım halı satmış durumumu fark edince bana ödünç destek oldu. Allah razı olsun onun sayesinde yeniden düzen kurarak kendimi toparladım.\n     O dönemlerde siyaset çok karışıktı sağ sol kavgaları devam ediyordu. Ben hayat mektebini başarıyla bitiriyordum ama bana diploma verecek bir yetkili bulamıyordum. Büfenin adını kader koymuştum altında da şair Zeki Çelik yazıyordu. Reklamımın yapılması için mahalli gazeteci sahibiyle anlaştık  ben ona şiir veriyordum oda benim reklamımı şiirle birlikte yayınlıyordu. \n   Hayallerden gerçeğe azmimin zaferi böyle başlamış oldu. Bazı yarışmalara katılıp dereceler almaya da başladım. Hükumet karışıklığı sağ sol kavgaları beni çok üzüyordu. Çünkü o tarihte bir çok olaylara şahit oluyordum. Benim şair olduğumu bilen gençler kendi yönlerine çekmeye çalışıyorlardı. Ben her zaman örnek bir sanat adamı olmayı tercih ediyordum. Tehditlere de boyun eğemezdim. Çünkü bana takılacak çelme belki de ufkunu karartabilirdi.\n     Gençleri kırmamak için, hedef olmamak için onlara cevap vermem de gerekiyordu. Özet olarak şunu dedim. Ben ne sağcıyım, Ne solcuyum, Doğru yolun, Yolcusuyum. Yani sanat adamıyım dedim. Daha sonra Doğru yol partisi kuruldu bunu da diyemez oldum. Saz kursuna da gidiyordum ama parmaklarım, ellerim iri olunca basit notaları öğrendim, karmaşık notalarda karıştım kaldım. Öğrendiklerimi sık sık çaldıkça hanım da rahatsız olmuştu.\n     Saygıdeğer gönül dostlarım. Her sanatın inceliği olduğu gibi şair yazarlığında basit bir sanat olmadığı muhakkaktır. Çünkü yazıyorsan hakkını vereceksin. İşte ben bu düşüncelerle hareket ederek her konuda şiirler yazmayı prensip edinip güncel konuları da işleyerek tarih atmayı ihmal etmedim. Hece konusunda fazla bilgim yoktu ama usta bir şair yazarla profesörle karşılaştım. Beni o gün imtihan  ederek neden heceli yazmıyorsun dedi. Bende hocam hece ne demek dedim? .\n      Çünkü ilkokulu altı senede zor bitirmiş bir şahsiyet olarak edebiyat dersi de almadığım için o konu hakkında da  bilgim yoktu. Benim yazdığım şiiri inceleyince bak evladım senin yazdıkların genelde heceli ve kafiyeli dedi. Şiirde her satırın hecesi aynı olunca  heceli olur dedi. Bu bahsettiğim durum 1980 yılında gerçekleşti.  O hocama minnettarım. Yaşıyorsa selamlarımı iletiyorum, öldüyse rahmetle anıyorum. İsmini bana söylemişti ama heyecanımdan unuttum. O üstadımın hatırımda kalan bir dörtlüğünü paylaşıyorum. \n    (Ne sen güzelsin, Ne de ben, Birbirimize yetmeden.)                          Benim o hocama okuduğun bir şiir şöyle: Uzaklardan haber salma, Genç iken sararıp solma, Ayrılıktan bık sevdiğim, Kaderle baş başa kalma. Gel gel gel. Her geçen gün  derdi deşme, Göz yaşlarım olur çeşme, Yeter artık gel sevdiğim, Seviyorum deyip geçme. Gel gel gel, Aşkınla yapma işkence, Yüreğime vurma pençe, Hasretinle yanıyorum, Uyuyamaz oldum gece. Gel gel gel. Yeter artık gel sevgilim, Seninle açılır dilim, Bir şeyler yapıyor sanma, Duada iki ellerim. Gel gel gel. Buna benzer birkaç bir kaç şiirler okumuştum çok beğenmişti.\n     Bu benim edebiyat alanında karşılaştığım ilk değerli şahsiyetti.  Antalya yolcusuydu onu uğurladıktan sonra eve geldim o gece sabaha kadar hiç uyumadım bütün yazdığım şiirleri süzgeçten geçirdim. Gerçekten de bir çoğu sekiz heceli ve kafiyesi de tutuyordu. Artı eksileri düzeltip temize çektim. Atatürk'ün  yüzüncü doğum yılı münasebetiyle taksitle aldığım daktilom ile dosya kağıtlarından  iki kitapçık şeklinde hazırladığım 100 adet  Atatürk şiirimi TBMM  yüzüncü kutlama koordinasyon kurulu başkanlığına hibe ettim. \n     Kuru yemiş büfem de umduğum kazancı sağlayamayınca ağabeyimle ortak video kaset dükkanı açtık. Isparta ilinde kameramla ilk  resmi çekimleri yapmış oldum. Video kaset işleriyle uğraşınca bazı artistlerle, sanatçılarla ve film, kaset yapımcılarıyla karşılaşma şansım oldu. Ortak olduğum ağabeyim Güven video işletmesini bana devrederek kendi alım satım işine yöneldi.\n     Ben Ankara dan getirdiğim akıl ile zorlu bir ticarete soyunmuştum ama bir yandan da edebiyat dünyamda ki hayallerimi de gerçekleştirmek için tüm çabalarımı devam ettiriyordum. Isparta ve bölgemizde video kaset rekabeti o dönemde artmıştı. Müşteriler dükkana gelmeyince borçlanarak aldığım Opal marka arabamla il, ilçe ve köylere servis yapıyordum. Bazı filmlerin bölge bayiliğini alınca, telif haklarını da ödeyince cihazla kayıt yapabiliyordum. \n     Yeni bandrol yasası çıkınca tüm kasetlerin kanuna uygun olması için gece gündüz hazırlık yapıyordum. O tarihlerde bir şahısın kırk gün hiç uyumadığı gündemdeydi. Bende demek ki insan uyanıkta kalabiliyor diyerek gündüz kayıt işlemiyle eşimi görevlendirip pazarlama işime devam ediyordum. Gece de ben nöbeti devralarak günlerce, haftalarca, aylarca hiç uyumadan işimi takip ediyordum. İlk zamanlar yüzümü yıkayarak zorlansam da alışmıştım.\n     Nihayet gün yüzü görmeyen haşerelerle dolu iki göz evden yani kapalı ceza evinden açık ceza evine çıkmıştım. Bu evde aynı ev sahibinindi tarihi ahşap iki katlı olunca her yakadan rüzgar estikçe müzik sesleri geliyordu. Ben gece uyumayıp dolaşınca bir yandan da çocuk masalları yazıyordum. Kilom biraz ağır olunca alt kattaki komşu deprem oluyor sanıp uyanıyormuş. Eşime şikayette bulunmuş ama oda  borçluyuz mecbur çalışacağız demiş.\n     1990 yılına kadar geçerli olan video kasetçilik devletin ve özel televizyon kanalların artmasıyla tamamen bitme noktasına gelmişti. Bu süre içindeyken oğlumu sünnet ettirdim kızımda okuluna devam ediyordu. Sünnetteki takıları emlak alım satımcı ya verip,değerlendirip borçlanarak bir çatı katı dairemiz oldu. Kiradan kurtulmanın mutluluğunu yaşasak da talihsizlikler peşimizdeydi.\n    Pazarlama işine şoförümü göndermiştim oda kaza yaptı aracım hurdaya döndü. Tezgahtarlar dükkandaki kasetleri takip etmeyince dolandırıldım. Cihaz alım satımı yaparken yine dolandırıldım. Dolandırıcıları yakalamak için dedektiflik, sivil polis görevi de yapıp bazı suçluları adalete teslim ettim. Bir emlakçii beni çok seviyordu dükkanını bana vererek istediğin zaman öde dedi. Onun yanında arsam ile takas ettiğim dükkanlar vardı ama küçüktü.\n     Dini görevlerimi de aksatmamaya gayret ediyordum. Hacıları uğurlarken çok duygulanıyorum. Bir gün uğurlarken şiirsel bir dua ettim. Bir iki dörtlüğü  sizlerle paylaşayım. Ey Allah'ım  gönlüm coşar, Vücut iş peşinde koşar, İnsan ümitlerle yaşar, Hacca gitmek istiyorum.  Helalinden sağla azık, Şeytandan yedirme kazık, Çelik boyun büker yazık, Hacca gitmek istiyorum. Beni ele muhtaç etme, Sefil etme, rezil etme, Asla yokluğa sevk etme, Hacca gitmek istiyorum.  Zekinin böyledir fikri, Yapıyor daima zikri, Yazacağım hac şiiri, Hacca gitmek istiyorum. Allah'ım çok şükür sonra onu da nasip etti.\n     Yazdığım eserler çoğaldıkça yayın evi kurmayı hayal ediyordum. Cami yapılmasına vesile olma hevesimde vardı. Her konuda şiirler yazarken aklıma Kıbrıs şiirleri de yazmak geldi. Basından Kıbrıs'la ilgili haberleri takip edip ilgimi çekenleri şiire dönüştürdüm. KKTC kurucusu ve 1. Cumhur başkanı sayın Rauf Denktaşa mektup göndererek ziyaret edeceğimi bildirdim. Söz verdiğim tarihte karşılaşarak ilk defa bir devlet büyüğüyle sohbet ettim.\n     Ziyaret amacım belliydi. Beni sarayda ağırladı. Bu arada Başbakan sayın: Doktor Derviş Er oğlu ile de görüşmelerim oldu. Bir hafta içinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin bir çok yerini gezerek duygularımı kitaba dönüştürdüm.\nVideo işlerinden biraz uzaklaşarak kitap, kırtasiye, battaniye, tuhafiye işlerini yapmak istedim ama yeterince sermayem olmayınca devam ettiremedim.\n    Elimdeki tüm imkanları seferber ederek Zeki Çelik yayın evimi kurdum. Beş aylık ürünüm olan beş ayrı konulu şiir kitaplarımı da yayın evim adı altında yayınlamış oldum. Türkiye yayınlar birliği antolojisinde de yayıncı, şair, yazar diye yer aldım. Türkiye de ilk defa kitap okuma ve kirama sistemini, ikinci el kitaplarının alım satımını, kitap takasını resmi olarak ben başlatmış oldum. \n      Saygıdeğer gönül dostlarım. Yayın evim ve özel  kütüphanemin açılışındaki yaşadığım şoku da paylaşma gereği duyuyorum. Zeki Çelik'in  Kıbrıs şiirleri, dağa şiirleri, aşk şiirleri, dini şiirler ve çocuk şiirleri olmak üzere her birinden ikişer bin adet alarak toplam   on bin kitap bastırdım. Bu kitapların sadece basımı, kesimi hariç, dizgisinden, harmanlamasından, çitlemesine kadar ailecek yaptık. Eşimin bileziğini bozarak kurbanlık aldım.\n   Bol miktarda pasta ve içecekler aldım. Yaklaşık beş yüzden fazla davetiye dağıttım, bazı yakın tanıdıklarımıza da dilden söylemiş oldum. Açılış günü devletin yüksek kademelerinden, bir çok bürokratlardan telgraf mesajları geldi tahminim yüzü aşkın teşrif eden vatandaş oldu. Ben kitaplarımın yanı sıra kütüphane olduğu için beş yüz civarında da başka kitaplar almıştım.\n     Kitap kiralamak için kitap takası için her ortam hazırdı.  Kurbanı keserek  hayır kurumuna bütünce gönderdim. Hoca efendi dua ederek açılış yapıp kurdeleyi kestik. Açılışa gelenlerden  şeref defterimi bile imzalayanlar oldu. Her kişi elinde içeceklerle pastaları yiyorlardı. Binlerce kitabım rafta dizilip satışa sunulduğu halde bir kitap dahi alan olmadı, kiralayan da  olmadı. Oysa kitap bedeli bir paket sigara fiyatıyla eşitti, siftah parası da atan olmadı. \n     Açılış olduğu gün akşama kadar bekledim. Belki alışveriş olur diye, ama maalesef şokla birlikte hayal kırıklığı da yaşadım. Okumuş memur bacanak bana moral vereceği yerde, üstelik moralimi dahada sıfıra indirmişti. Çünkü söylediği sözler ufkumu karartıyordu. Ben sana demedim mi bacanak şair ve yazarlıktan hiç bir şey elde edemezsin diye. Belki de haklı konuşuyordu ama bu güne kadarda bana kendi bütçesinden kimse karşılıksız destek olmadı.\n     Kim ne derse desin ben yazıp çizmekten çok mutluydum, umutluydum. Bu sanat belkide bana maddi gelir sağlamıyordu ama, en azından beni kötü alışkanlıklardan ala koyup meşguliyetim yani hobim oluyordu. Bacanağım misafirim ve büyüğüm olunca söylediği tesirli sözleri yutkunmak zorunda kaldım. Bana yağdı yağmur, çaktı şimşek sende mi... diyenler bile olmuştu. Öyle diyenler aslında kendilerini küçük düşürdüğünün farkında bile değildi.\n     Çünkü onlar sadece bir dünyada yaşıyordu. Oysa benim beynimde yaşattığım, Sevgiyle kuşat tığım, Duygumu boşalttığım, Binlerce dünya vardı. Gençlik yıllarımda lafını bilmeyen Zeki Türk dünyası kültürüne katkı sağlamaya devam etmeye azimli ve cesaretliydi. Hayallerinin gerçekleşeceği günleri sabırla bekliyordu. Her zaman topluma örnek olma hisleri devam ediyordu.\n      Yayın evimi ve kütüphane salonumu bekleyen sekreterim bile vardı ama ona kendi kazancım olmasa da maaşını ayarlamak zorundaydım. Bir kaç gün açılış vesilesiyle ziyaretçileri bekledim. Umudum zayıflayınca bir gelir kaynağı oluşturmam gerekiyordu. Sırrımı sekreterime bile açamıyordum sadece eşim biliyordu. Sekreterime sen burayı idare et soran olursa benim şehir dışımda olduğumu söylersin ben belkide bir ay sonra dönerim dedim.\n   Geçmişte beraber çalıştığımız arkadaş ev yapıyordu benden yardım istedi. Bende yeniden kolları sıvayarak inşaatçılığa soyundum. Aldığım yevmiye bana moral oluyordu. Akşamları yorgun olsam da şiirler yazmaya devam ediyordum. Eşim ara sıra sekreterin yanına uğruyordu. Sekreterim de eşime sormuş  Zeki ağabeyim neden gelmiyor iş yerine deyince? . Eşimde ona o senin maaşını ödemek için inşaatta çalışıyor, sana da sırrını diyemiyor deyince. Sekreter nasıl olsa burada gelir yok ben ayrılayım madem demiş. \n     Ara sıra çocuklarla eşim yayın evimde dursalar da sonunda kilit vurmak zorunda kaldım. Açık ceza evinde dayımın kızının kocası yatıyordu. Hasır plastik çantalardan imalat yapıp satıyordu. Ben onlara maddi durumum iyi iken çok yardımcı olmuştum. Bizim zor durumda kaldığımızı öğrenince bize hasır plastik çanta yapmasını öğrettiler.   Ben onların maddi gelirine engel olmamak için yapmak istemiyordum ama onlar müşterisi çok dediler.\n     Kışın inşaatta çalışmak zor olduğundan evde eşim ve çocuklarla hasır çanta imalatına başladık. Biriktikçe de pazarlarda müşterisine sunuyorduk. Geçmişte parfümeri dükkanı bile açmıştım ama eşimin bile kullanmasına razı olmadığım dükkanı niye çalıştırayım diye devretmiştim. Video işletme bir çok iş yeri açıp kapatan, toplumda tanınan bir kişinin çanta satması elbette zor.\n     Sonuçta nasırlı ellerimizden çıkan helal kazancı rahatlıkla yiye biliyorduk. Artık durumumuz biraz düzelmeye başladı. Çünkü yaptığım işi benimseyerek yapıyordum. Ressamlık hevesimi de rengarenk imalatlar yaparak gidermeye çalıştım. Toplumdan ve basından, gönül dostlarımdan uzak olmamalıydım. Mübarek bir ayda aş evi ve iş evinde fakirlere iftar yemeği verirken  basını ve  tanıdığım şair yazarları davet etmiştim. Amacım kaynaşmayı sağlamaktı.\n     O dönemin valisi bana örnek davranışımdan dolayı şükran plaketi verdi ama basından gelen arkadaşlar, ve şair yazar arkadaşlar hedefimi, amacımı sormadılar ve beni anlayamadılar.  Eşimin anne ve babası hacca gitmek için hazırlık yapmıştı. Bende onun ailesiyle hacca gitmesini istiyordum. Eşimde bana şaşırdı beni nasıl göndereceksin bu kadar parayı nereden bulacaksın diye? . Taksitle aldığım dükkandan sonra haberi olmuştu onu satarım dedim.\n     Dükkana satılık yazısı bile takmadığım halde Allah'ım müşteri gönderdi. Bir şahıs burayı bana satar mısın büro yapacağım dedi. Bende dünden razı idim. Pazarlık yapıp anlaştık. Parayı alınca hanıma ilettim. Al bunları hac için sana yeter ben Allah huzurunda söz  verdim  deyince. Eşim ben sensiz gitmem senin hac paranı da ayarlayalım deyince çok mutluluk duydum. \n     İmalat yapınca depomda malzemem bulunuyordu. Hac için süre de vardı. Plastik çemberleri parçalayıp imalat yaparak çantaya dönüştürdüm. Pazarda  satarak da paraya dönüştürdüm. Biz heveslenince annem, babam, yengem ve ağabeyimde heveslendi. Şehirde olunca aile boyu haç kaydı yaptırdım. Kura da şans hepimize güldü ama bir ay içinde eşimin bacağı kırıldı.\n       Saygıdeğer gönül dostlarım. Eşim oldukça saygılı bir insandır. Evimden izinsiz dışarı çıkmazdı. Gideceği yeri de önceden bildirirdi. Babam ağabeyin hasta hastanede yatıyormuş git ziyaret et deyince. Eşim çok sevdiği bir gözü ağma, mağdur arkadaşıyla birlikte ziyaret dönüşü yanıma gelirken kaygan bir yerde arkadaşını koruyayım derken kendi ayağı kayar ve bacağı kırılır.\n      Bende pazar yerindeydim. Bir arkadaş koşarak geldi eşinin bacağı kırık acele Eğirdir'e götür diye. İnanın şok oldum ama durum acildi. Aracım yanıma yakındı birden toparlanıp doğru eşimin yanına gittim. Arkadaşı Gülperi ağlıyordu benim yüzümden oldu diye. Eşimde ona moral için acısını içine gömüyordu. Ben eşimi kucaklayıp araca korken kemik kırıklarının sesini duyuyordum. Gülperi bacım: Siz hastaneye gidin çocuklara bakarım dedi.\n      Eski arabamla yarım saatlik yolu on beş dakikada nasıl aldım bende şaşırdım. Acil servise vardım doktor muayene etti bana iki yerinden bacağı kırılmış dedi. Önce geçici alçıya aldılar ameliyat daha sonra oluyormuş. Eşim en çok hacıya gidemeyeceğim diye üzülüyordu. Doktorlarda izin vermiyordu.\nEşime devamlı moral aşılıyorum: Seni sırtımda taşırım yine götürürüm dedim.\n    Geçmiş olsun ziyaretine gelenlerle hanem dolup taşıyordu. Kızım biraz yetişkin olunca annesinin görevini üstlenmişti, kardeşi de yardım ediyordu.\nBen fırsat buldukça büromda sanat çalışmamı devam ettiriyordum. Üniversite  öğrencilerinden ziyaretime gelenler oluyordu. Kameraya çekerken sorular yöneltip tez hazırlıyorlardı. Isparta da ki bir çok radyoda canlı program yaptım. \nDinleyicilerin isteğine göre şiirler yazıp okudukça hayranlarım artıyordu.\n    Isparta da ilk özel televizyonun kurulmasın da desteklerim oldu. Bölge bayisi olduğum filmlerin seyircilere izletilmesi için noterden yetkiler verdim. Daha sonrada  canlı teselli programları yaptım. Radyoda program yaparken göremeyen izleyiciler beni canlı yayında görerek  istekte bulunuyorlardı.\nZeki Çelik yayınlarını kurarken açılış öncesi Isparta otelinin önünde ki dört yol kavşağının üzerine boydan boya astığım bez den yapılan duyurum görenlerin çok dikkatini çekmişti. Bedel ödeyince yaklaşık iki ay süre de asılı kalmıştı.\n    Ne yazdığını merak edenler için içeriğini açıklıyorum. Türkiye de ilk defa kitap kiralama sistemi Zeki Çelik yayımların da. Bir dörtlükle neler yaptığımı özetliyorum. Kadınların sorunlarını, Erkeklerin yorumlarını, İyi kötü durumlarını, Hiç durmadan yazıyorum. diyordum, adres telefonumu da bildiriyordum. Sanatımın ilk yıllarında beni caydırmak isteyenler azmime şaşırıyorlardı. \n     Zamanım elverdikçe kitap okumaya da devam ediyordum. Okuduğum şair ve yazarların hayat hikayelerinde nasıl sıkıntı yaşadıklarını hissediyordum. Yüzde seksen şairin yokluk içinde boğuşması, yüzde yirmisinin tesadüflerle ayakta kalıp toplumla buluşması bilinen bir gerçekti. Ben prensip olarak  bu yüzdeler içine girmemeyi tercih ettim. Benim okuyucu hayranım hatam varsa eleştirsin, isteği varsa bildirsin, eserimi beğenirse taktirle alkışlasın dedim.\n      Yayımlamış olduğum kitapların iki bin beş yüzünü Türkiye deki halk kütüphanelerine dağıtılmak üzere Kültür Bakanlığına, Beş yüzünü de Türk dünyasına, Müslüman devletlere gönderilmesi için hibe ettim. Ayrıca radyo ve yöresel televizyonunda yapılan yarışmalarda ödül olarak sunulmasını istedim. Bazı hayır kurumlarına, açılan kermeslere katkı için veriyordum.\nÜniversite radyosunda da programlara katılmıştım. \n      Her konuda şiirlerim halkımla buluştuğunu hissediyordum. Bir gün çarşıda  dolaşırken okul öğrencisi genç yolumu kesti. Zeki Çelik sen misin amca dedi: Bende evet dedim. Öğrenci: Ya amca bunca güzel şiirleri nasıl yazıyorsun inan şaşıyorum ve beğeniyorum dedi. Bende öğrenciye teşekkür ettim, inşallah devamı gelecek dedim.  Basından umduğum ilgiyi görememiştim.\n     Haç seminerleri devam ediyordu. Hayallerimin azmimle gerçekleşmesinin sevinci içindeydim. Eşime gerekli bilgileri aktarıyordum. Nihayet beklenen gün yaklaşmıştı şair arkadaşım hacla ilgili program hazırlıyordu. Isparta valilik önünde otobüsler yerini alınca hacca gidecekler ve uğurlayanlar geldi. Ben önceden eşimi otobüse bindirdim aile yakınlarımda yanına oturdu.\n     Şair oluşum müftünün dikkatini çekmişti ve beni dua programına dahil etti. Kırk yaşında oluşum beyaz elbise içinde sahnede oluşum dikkat çekiyordu. Hocalar gerekli duayı tamamladıktan sonra iltifatlı sözlerle bana mikrofonu sundular. Rabbıma söz verdiğim gibi hac şiirleri kitabı hazırlığına  başladım.\nBinlerce dinleyicinin, izleyicinin karşısında insan elbette heyecanlanıyor.\n     Kendimi hac yoluna çok iyi hazırlamıştım. Tanıdıklarımla helalleşip alacak verecek meselelerini çözdüm. Çocukları emin ellere emanet edip gerekli maddi desteği sağladım. Beş ay oruç tutarak, Kuranı kerimi de hatmettim. Bana sunulan iltifatlı söz aynen şöyleydi: Aramızda hacca giden genç şair var ondan bir veda şiiri dinleyelim daha sonrada gidecekler otobüse binsinler.\n    Binlerce kişinin dikkati üzerimde toplanmıştı. Hangi konuda şiir okuyacak diye merak ediyorlardı. İnsanoğlu şiirimin iki dörtlüğü ile giriş yaparak ardın dan Muhammedim şiirini okudum. İzninizle paylaşıyorum: Her daimi oku kuran, Ondan çoktur mutlu olan, Dünya sahte her şey yalan, Uyan gayri insanoğlu. Söylemekle bitmez sözler, Haram görmemeli gözler, Bir gün dövülecek dizler, Uyan gayri insanoğlu. Deyince etkilenenler alkışlıyordu.\n     MUHAMMEDİM: Sen  Allah'ın Resulüsün, Müminin solmaz gülüsün, Hak yolunda gönüllüsün, İnanırım Muhammedim. Mekke, Medine mekanın, Işığısın sen kuranın, Yanındasın okuyanın, Güvenirim Muhammedim. Günahı çok biz kulların, Esiriz para pulların, Cennete gider yolların, Şefaat et Muhammedim.\nHer huyunu örnek aldık, Uzaklardan sevdalandık, Çok özledik hasret kaldık, Seviyoruz Muhammedim. Zeki aldı biletleri, Değiştirdik niyetleri, İndik kuran hatimleri, Geliyoruz Muhammedim. Diye tekrar nakarat yaparak, ilaveten cümleten Allah'a ısmarladık hakkınızı helal edin diyerek vedalaştım.\n      Saygıdeğer gönül dostlarım. Binlerce dinleyicinin şiirimi nemli gözlerle alkışlaması beni çok onurlandırdı. İlk defa kalabalık bir izleyici karşısında şiir okuyordum. Otobüsün yanına varana kadar beni kucaklayıp tebrik ettiler. En çok unutamadığım bir anı. Tebrik edenler içinde çocukluğumdan bu güne kadar hiç sevgi gösterisinde bulunmayan babam beni ilk defa kucakladı ve öptü. Annemin sevgisi olmasaydı belkide hayatta olamazdım, oda sevindi.\n             Eşimin yanına oturdum ve el sallayıp vedalaşarak Isparta dan Antalya hava limanına geç vakitte ulaşmış olduk. Uçağa eşim topal ayağımla nasıl çıkacağım diye üzülüyordu. Ben Kıbrıs dan uçakla geldiğim için merdivenin olduğunu  biliyordum. Hava limanında gerekli hazırlıklar tamamlanınca eşimi uçağın cam kenarına bindirdim. Babam,annem,dayım, halam orta kısmına oturdular. Ağabeyim ve yengen de  cam kenarındaydı. Ekrandan izliyorduk.\n     Benim analığı korkutmuşlar. Aman Kezban yenge senin kilon ağır sakın uçağın kanatlarına falan binme dengeyi bozar uçağı düşürürsün diye. Biz hanımla camdan yeryüzünü seyrederek Medine şehrine vardık. Otellerimizi diyanet önceden kiraladığı için her kafilenin kalacağı daireler belliydi. Eşimi eşyalarla birlikte aynı üstü açık araca koyarak otele gitmesini sağladım. Yerleştikten sonra mübarek mekanları, camileri ziyaretlerimiz başladı. \n      Bir hafta Medine şehrinde kalarak kırk vakit namazını tamamlayıp ayrıldık.\nAkşam vaktiydi gözyaşlarımı tutamadım. Çünkü Peygamber efendimizin şehriyle vedalaşmak beni duygulandırıyordu, hislerimi bir bir yazıyordum. Sanatımın hakkını vermeliydim. Uzun bir yolculuktan sonra Mekke şehrine ulaştık. Eşyalarımızı otele taşıdıktan sonra Kabe'ye gitmeye hazırlanıyordum. \n     Elinde mikrofonla bir beyefendi hacılara yolculuğun nasıl geçtiğini sorup bilgi almaya çalışıyordu, bir yandan da  kamera çekiyordu. Hacılar yorgun olduğu için cevap vermekten kaçınıyordu. Bende kendimi tanıtınca bu sefer bana odaklandılar. Mikrofonda STV yazıyordu. Tahminime göre belgesel hazırlayan da Fehmi Koru idi. Şair olduğumu öğrenince şiir okumamı istedi.\n       Bende Ağlayarak yazdığım veda şiirinin tamamını okudum. İki dörtlüğünü paylaşıyorum. Bir haftada doyulur mu? , İnsan bur da yorulur mu? , Böyle şehir bulunur mu? ,  Elveda ya Resul Allah,  Son bir defa tövbe edem, Huzurunda secde edem, Dua edip öyle giden, Elveda ya Resul Allah  dedim. Benim okuduğum şiir hoşuna gidince bunu bayram sabahı yayınlayacağım dedi.  Ben çok duygulandım. Çünkü ilk defa bir ulusal kanalda çıkacaktım. \n     Haç görevini eşime de yaptırırken elbette çok zorluklar yaşadım. Bazen vasıta kiralıyordum bazende söz verdiğim gibi sırtımda taşıyordum. Arafat meydanında uyunmaması gerekiyordu. Orada da duygularımı satırlara çekip müftümüzün izniyle kurtuluş yeri Arafat şiirimi okuyunca binlerce hacı alkışladı. Artık hacıda da ünlenmeye başlamıştım. Mina'ya gelene kadar sıkıntı yaşadık. Yaşlı hacılarımızın Mina'ya kadar yaya yürütülüşü de üzmüştü.\n     Bizi de Türk otobüsleri almadı. Eşimi götürmek için her otobüsü durdurup bizi almasını söylüyordum. Nihayet bir Suriye otobüsüyle Mina'ya ulaştık. Haç görevimi tamamlarken yaşadığım artı eksileri inşallah zamanla anlatırım. Hacca gitmeden eve faks cihazı almıştım. Çocuklara önemli bir durumda size faks çekerim demiştim. O tarihte cep telefonu yaygın değildi. \n     Arabistan dan çocuklarıma faks çektim. İçeriği bayram sabahı beni Saman yolu televizyonundan izleyin diye. Çocuklar her okul dönüşünde faks cihazına bakarlarmış. Bu müjdeli haberi alınca bayram sabahı televizyondan beni ihramlı elbisem ile izleyince çok sevinmişler, hasretlik gidermişler. Bu benim için milyonda bir şans. Yakınlarım, köylülerim de beni izlemiş oldu.\n      Haç dönüşümde çalışmalarımı dahada hızlandırarak dernek ve birlik arayışına koyuldum. Bazı gazetelere, dergilere şiirlerimi göndersem de yayınlamak istemiyorlardı. Kendi çabamla oluşturduğum yayın evim bazen duygularıma yetersiz kalıyordu. O tarihlerde sayın: Uğur Dündar beyin sunduğu Hodri Meydan programı ilgiyle izleniyordu. Beni de etkiliyordu.\n    Yıllarca yazıp hazırladığım birikimlerim bir valiz dolusu olunca  artık bende hodri meydan demeliydim. İstanbul'a davet edildim. Oraya Ispartalı sanatkar olarak boş gidemezdim. Aklıma hodri meydan halı modeli çizmek geldi. Uğur beye benzeyen de bir resim ayarlamalıydım. Bunu modele işleyerek halıya dönüştürdüm. Basıma uygun şekilde temize geçtiğim defterlerimi valize doldurarak İstanbul da Uğur beyin makamına ulaşmış oldum. \n     Yardımcısı beni tanımadığı için pek hoş karşılamasa da Uğur bey valizi  tarattıktan sonra beni gayet iyi niyetle karşıladı halı için teşekkür etti ve şöyle dedi: Senin tahsiline göre büyük başarılar sağlamışsın ama biz ülkemizde ki kirli işlerin üzerine gidiyoruz. Eğer böyle bir program yaparsam sizi tekrar davet ederim dedi. Ben hayal kırıklığı yaşasam da ünlü biriyle tanışmış oldum. Oradan yayın evleri ile görüşmeye gittim kitaplarımdan da götürdüm.\n      Yayın evi sahibi Kıbrıs şiirlerimi, çocuk şiirlerimi, Doğa şiirlerimi, Dini şiirlerimi, Aşk şiirlerimi inceledikten sonra. Gayet güzel heceli yazmışsın dedi, ekledi Zeki Çelik kim dedi. Bende bir valiz dolusu eserin sahibi olunca gururlanarak, göğsümü kabartarak, sesimin tonunu da açarak benim dedim.\n Patron da bana: Seni kim tanır deyince... Gurur, kibir, havam da soluverdi.\n     Bak şairim bu kitaplar satılacaksa Zeki Çelik ismini kaldıralım bunları yeniden basarak buraya bir ünlü isim yazalım senin telif hakkını da ödeyelim dedi. Ben bir anda şok oldum. Çünkü her şiirim, yazım benim öz evladım gibi değerlidir. Beynimde ki duyguları nasıl yok sayabilirim ki! . Üstelik vereceği telif hakkı da yol masraflarımı zor karşılıyor. Kabul etmedim şehrime döndüm.\n       Saygıdeğer gönül dostlarım. Şöhret afettir bunu algıladığım için tanınıp, tanınmama konusunun pek üzerine düşmedim. Çünkü beni yoktan var eden yüce Allah'a öylesine inandım ki.. Bana bunca yeteneği veren Rabbım elbette okuyan hayranlarımla eserlerimi buluşturacak ümidi ile yaşadım. Duyarlı bir şahsiyet olduğum için mi bilmiyorum, bazı olabilecekleri hissettim. \n      Kızım lise son sınıfındayken eve gün boyu  görücüler geliyormuş. Kızım da okumak istiyor ama bir yandan da hayırlı bir kısmeti çıkarsa evlenip yuvasını kurmaya istekli de. Görücü gelenleri gözü tutmayınca annesi şaka ederek verim kar oluyor. Kızım da babacığım bana kıyamaz onlara vermez diye halini arz ediyor. Bende eşime çocuklarıma şunu söyledim. Sabredelim dedim.\n      Gördüğüm rüyaya göre bu güne kadar kızıma talip olanların hiç biri dünür gelse de kızımı alamayacaklar.  Bizin tanımadığımız birileri üç ay içerisinde kızıma talip olup düğün edecekler dedim. Eşim ve kızım iyice meraklanmıştı kim bunlar acaba diye. Çünkü bende tanımıyordum ama Allah yazınca böyle oluyor demek ki. Nihayet rüyamda ki gerçek oldu  kızımız gelin oldu evlendi.\n     Benim hayallerim el sanatlarına da yansıyor. Hiç evim yokken ince kablolu\n tellerden bir ev maketi gece lambası yaptım. İnşallah zamanla böyle evimiz olacak dedim ve oldu. Oğlum kızım dünyaya gelmeden bir çocuk tablosu aldım içinde sarışın kız ve oğlan çocuğu vardı. Allah'ım hayırlısıyla bana buna benzer çocuklar  nasip eyle dedim. Çok şükür onlara benzeyen yavrularıma kavuştum. Paylaştığım gerçek hayat hikaye özetinin kanıtları mevcuttur.\n     Geçici işlerde çalışarak, esnaflık yaparak Allah'ın izniyle emekli olduktan sonra geçmişteki kurduğum hayalleri gerçekleştirmek için azmimle çalışmayı hızlandırıyorum. İstanbul da ki yayın evi seni kim tanır dediği aklımdan çıkmaz elbette. Taktir edilmeyi düşünürken sanat hayatında rencide edilebiliyordun.\nBenim de yayın evim var ama her şey maddi, manevi  güce dayanmaktadır.\n      Gönül dostlarımı dernek çatısı altında bir araya getirmeyi hayal ederken bir arkadaşım beni Türkiye yazarlar birliğinin Isparta şubesinde ki toplantıya davet etti. İzleyici olarak katıldığım toplantıda, tartışmalar, usulsüz davranışlar yaşanmıştı. Benim o  birliğe üye olmamı istediler. Bende konuşma yaparak Isparta ve bölgemizde yeni bir dernek kuracağımı bildirince alkışladılar.\n      Toplantıya katılanlar içinde tanıdık, tanımak değerli şahsiyetler vardı. Ben bir anda onların umudu olmuştum. Çünkü kurulmasına vesile olacağım Göller Bölgesi Yazarlar ve Şairler Derneğinin bürosu ve toplantı salonunu satın alıp hazırlamıştım. Adresi de bildirince gönül dostlarımın uğrak yeri olmuştu. Bir kaç ay istişareler yapıp dernek tüzüğünü de hazırlayıp yetkili kuruma sunduk. \n      Derneğe kurucu üye olarak bir eksik kalınca o eksiği de lise mezunu olan on sekiz  yaşını dolduran oğluma imzalattım. Valilik onayı ile dernek 8-5-2000 tarihinde kurulmuş oldu.  Ben basın açıklaması yaptım ama o dönemdeki bazı muhabir arkadaşlar konuyu ciddiye almamıştı. Çünkü buna benzer bir çok dernek kuruluyor ve uzun ömürlü olmuyordu. Benim azmimi bilmiyorlardı.\n     Yöresel televizyonda ve bazı gazetelerde derneğin kuruldu haberi  şair ve yazar arkadaşlarımın ziyaretini sıklaştırdı. Derneğin yönetimini oluşturduktan sonra ben kurucu başkanlığa seçildim. Dernek çatısı altında elbette negatif ve pozitif düşünen insanlar mevcuttu.  Kurulmasına vesile olduğum Göller Bölgesi Yazarlar ve Şairler Derneğinden asla kira almayacağımı bildirdim.\n      Böyle bir derneğin kurulmasına vesile olmamda ki amaç: Türk dünyası kültürüne katkı sağlamaktı. Kalem tutan ellerin, Doğru konuşan dillerin, Şiir seven  gönüllerin, Birliğini istiyordum. Kapalı kapılar ardında ki çok değerli şahsiyetleri dernek çatısı altında toplayarak eserleriyle gün yüzüne çıkarmaktı\n. Çevremde ne kadar şair ve yazar varsa her gün araştırmaya başladım.\n     Bir köylüm bana benim ev sahibi hocamız da şair deyince. Ben o kimdir tanıyor muyum diye sordum.  Ramazan beyde: Tabi ki tanıyorsun çünkü o seninde, benimde ilkokul öğretmenimizdi ismi: Melahat Ecevit. Bu haberi duyunca dünyalar benim oldu.  Eşi Nazif hocamla telefon görüşmemiz oldu ama henüz  yüz yüze görüşme şansımız olmamıştı. Ben adresini araştırdım.\nZiyaretine gittim ama her iki hocamda maalesef bürosunda yoklardı.\n     Sekretere telefonumu ve dernek adresini bıraktım. Bürom şehir merkezi Cumhuriyet caddesi, Gürman pasajı birinci kattaydı. Melahat hocam telefon ederek geleceğini bildirdi. Henüz dernek kurulalı altı ay olmuştu. Dernek bülteni çıkarmak içinde gerekli hazırlıkları tamamlamıştım. Duygu Selinin imtiyaz sahibi idim. Her çıkan sayıda derneğimizi ve üyelerimizi tanıtıyordum.\nHer sayıdan bin adet basarak iş yerlerine, okullara, şairlere dağıtıyordum.\n     Derneğimiz bülten sayesinde adını çevreye duyurmuştu. Diğer birlikler ve dernekler yöneticileriyle diyalog içindeydim. Türkiye genelinde ki bir çok derneğin kurucusu Ispartalı olunca elbette gururlandım. Kütahya şiir sevenler derneği ile GBYŞ derneğini kardeş dernek ilan etmiş olduk. Çünkü her iki vilayetinde sunduğu güzellikler birbiriyle örtüşüyordu. Isparta Türkiye'nin gül bahçesi ise, Kütahya da ateşte açan çiçeklerin seramik gül bahçesiydi.\n        Melahat hocam büroma yani derneğin  yanına kadar gelmiş ama beni bir türlü tanıyamadı.  Bende karşımda genç bir hanımefendi görüyorum ama bir türlü benzetemedim. Çünkü birbirimizi otuz yıldır görmüyorduk. O benden için Zeki öğrencim bu kadar iri olamaz derken, Bende Melahat öğretmenim bu kadar genç olamaz dedim. Hocam beni telefon ederek  arıyordu. Bende hocam sizi bekliyorum derken: Ben  pasajdayım oğlum deyince karşılaştık.\n      Saygıdeğer gönül dostlarım. İnsan öğrencilik hayatında ki başarısızlıkların ezikliğini öğretmeni ile yıllar sonra karşılaşsa da  yaşıyor. Melahat hocam bu derneğe üye olmakla kendi hayallerinin gerçekleşeceğini ümit ediyordu ve öylede oldu. Hasretlik, ve özlemi sevinç gözyaşlarıyla ağlaşarak noktaladık. İlkokuldaki başarısız bir öğrencisinin şair ve yazar sıfatıyla karşısına çıkması, üstelik Türkiye'nin beşinci büyük derneği olan Göller Bölgesi Yazarlar ve Şairler derneğinin kurucusu ve başkanı olmasıyla hocasını gururlandırıyordu.\n       Bende otuz yıl sonra ilkokul öğretmenime karşılaşmanın mutluluğunu yaşıyordum. Eşi Nazif beyde öğretmenimdi. Okul anılarımla ilgili Maziler çiçek açarsa diye hazırladığım yazı metnim hocamın ilk kitabında yayınlandı.\nDernek başkanı olduğum için bir çok toplantılara davet ediliyordum, Yanımda  hocamı da götürüp gönül dostlarımla tanıştırılıyorum. Öğretmenim de kitabını imzalayıp sunuyordu. Belkide öğretmen, öğrencinin diyaloğu ülkemde ilkti.\n     Derneğimizin ilk genel kurulunda hocamı başkan yardımcılığına getirdim.\nBirlik beraberlik içinde saygıda kusur etmeden faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.\nBenim hayallerimin çoğu gerçekleşmeye başladı ama gerçekleşmeyenler içinde cesaret ve azimle çabamı sürdürüyordum. Bir yerde okul gördüğüm zaman etrafında dolanıyordum. İnşallah okuyamadığım okullara öğretmen olarak giremedim ama, şair ve yazar olarak konferans vereceğim dedim.\n      Milli eğitim müdürü ile diyalog kurarak derneğimizin okullarda öğretmen ve öğrencilerin katılımı ile şiir ve müzik dinletileri gerçekleştirmeye çalıştık.\nDuygu seli bültenimiz yöneticilere ulaşınca  bizleri de yakından tanıyorlardı. Derneğimizin faaliyetleri basında sık sık yer alınca şair ve yazar üye sayımız artış gösteriyordu. Esnafların reklam desteği ile bültenleri yayımlıyorduk. \n      Dernek üye aidatlarını veremeyen arkadaşlarımın kini de bütçemden karşılıyordum. Derneğin maddi açığına da  bizzat bütçemi seferber ederdim. Bir gün iki mutluluğu birden yaşadım. Hayallerim gerçekleştikçe başarılarım daha da hız kazanıyordu. Isparta merkezinde mevcut olan Altınbaşak özel eğitim kurumlarından telefonla konferans vermem için bir davetiye aldım. \n      Bu benim öğrencilere yönelik ilk konferansım olacaktı. Okullarda yapmış olduğumuz şiir ve müzik dinletilerinde duygularımı yeterince aktaramıyorum. Çünkü süre kısıtlıydı, diğer arkadaşlarıma da fırsat vermeliydim. Bu davete icabet etmek için benim konferans vereceğim salona giderken telefonum çaldı. Arayan  Kuzey Kıbrıs Türk cumhuriyetinin 1. Cumhurbaşkanının basın danışmanıydı. Dernek bültenimizi yurt içi ve yurt dışına da gönderiyorduk.\n     Alo: Zeki Çelik beyle mi görüşüyorum. Ben: Evet  dedim. Ve telefonda ki beyefendi önce kendini tanıttı. Ben sayın: Rauf Denktaşın basın danışmanı Hilmi Özen. Ben memnun oldum buyurun dedim. Arayışının sebebini açıkladı\n.  Cumhurbaşkanımız zat alinizi Kıbrıs'a  müsait olduğunuz da  davet etmek  istiyor ve sizden cevap bekliyor. Deyince ben ilkine şaka zannetmiştim.\n    Konuşma ciddi olarak bir kaç dakika sürdü ve sizi tekrar arayacağım dedi.  Ben çok heyecanlandım. Eğer bu davet gerçekse yaşadım dedim. Çünkü ikinci defa bir devlet adamının karşısına çıkacaktım. İlk ziyaretimi 1990 yılında Kıbrıs şiirlerimi hazırlarken yapmıştım. Daha sonra da kitapları sunmaya gittim. Kitaplarıma bedel ödeyip alan, kütüphanelere dağıtan da o olmuştu.\n     Ben telefon konuşmamı tamamladıktan sonra yanıma sınıf öğretmeni geldi ve bana: Salonda öğrencilerimiz konferans vermeniz için sizi bekliyor dedi.\nBende tamam hocam gidelim dedim. Bayan Ayşe hocamızla sınıfa girerken öğrencilerin tamamı ayağa kalkıp saygı gösterişi alkışı yapıyordu. Bende onlara el sallayarak sahnede yerimi aldım. Sessizlik hakim olunca konuştum.\n      Verdiğim mesajlar öğrencilerimizin ufkunun aydınlanmasına yönelikti. Sevgili öğrenciler sizler böyle bir güzel okulda okumaktan çok şanslısınız. Benim okuma şansım olmadı ama kendimi çeşitli kitaplar okuyarak yetişmiş kabul etsem de tahsilin, kültürün yeterli olmadığı zaman eziklik yaşanıyor. Sizler bu zamanı çok iyi değerlendirin. Sevgi konusunda üstadım Yunus Emre'nin yolundan gidin. Vatan, millet bayrak aşkıyla öğreniminizi sürdürün.\n     Her sözümün bittiğinde öğrenciler alkışlıyordu. Arada şiirlerimle ibretler sunarak konferansımı tamamladım. Girişte kitaplarımı ücretsiz dağıtılması için bırakmıştım. Kitaplarımı alan öğrenciler imzalatmak için sıraya girdiler. İmza hayalimde gerçekleşti. Bazı öğrencilerle hatıra fotoğrafı  çekilerek ayrıldım. Bu gün benim için çok değerliydi. Müjdeli telefonlar amacına ulaşıyordu.\n     Kıbrıs'a yalnız gidebilir miyim diye düşündüm, bu mümkün değildi. Çünkü tüzüğe göre bir başkanın şehir dışına gitmek için yönetim kararı gerekiyordu. Bende böyle bir kararı almak isteyince diğer arkadaşlar bizde gidelim diye teklif sunabilirler düşüncesiyle hareket ettim. Bir kaç gün sonra sayın: Hilmi Özen bey tekrar aradı. Kararınız hakkında Zeki bey bilgi istiyorum dedi.\n    Bende durumu açıkladım. Dernek başkanı olduğum için yönetimde ki arkadaşlarım da bana nazlanıyor birlikte gidelim diye durumumu bildirdim.\nGitmek isteyenleri tespit  ettim. Üçüncü defa bir telefon daha geldi. Hilmi Özen bey aynen şunları söyledi. Cumhurbaşkanımız ısrarla sizi Kıbrıs'a davet ediyor. Arkadaşlarını da misafir edecek. Gelmek isteyenlerin sayısını bildir. Deyince elimde liste hazırdı. İsimlerini bildirdim. Bu arada hazırlık yapıyorduk.\n     Oğlumu mehteran takımı eşliğinde  düğün yapıp everdim.  Kızımdan bir kız torun, Oğlumdan da bir oğlan torun oldu. Oğlum acemi birliğini Burdur ilinde geçirdi ve usta birliğine Kıbrıs'a gitmişti. Oğlu olmuştu ama asker olduğu için henüz görememişti. Ben komutanına mektup yazıp yolladım. Saygıdeğer... Komutan: Ben Arif Çelik'in babasıyım..Sizden  oğluma izin istiyorum dedim.\n       Saygıdeğer gönül dostlarım. Nereye gidersem gideyim mutlaka küçükte olsa bir hediye alıp davet edilen merciye sunmak isterim. Çünkü Peygamber efendimizin hadisinde hediyeleşmenin sevgi bağını güçlendireceğini yazıyor. İnsanoğlunun hayatta birbirinden beklediği saygı, sevgi, hoşgörü olduğuna göre neden ihmal edelim ki! . Bende böyle düşünerek  hazırlık yaptım.\n      Isparta'mızın  sembolü olan halı, gül mamulleri en başta geliyordu. Kıbrıs'a gidecek arkadaşlarla birlikte o dönemin Isparta valisi sayın: Halil İbrahim Daşöz'ü ziyaret ettik ve dernek adına basın açıklaması yaptım. Valimizinde KKTC 1. Cumhurbaşkanı sayın: Rauf Denktaşa  halıya işlenmiş Atatürk resmi hediyesi oldu. Bizim aracılığımızla selamla birlikte iletilmesini istedi.\n     Isparta dan otobüsle Taş ucu limanına kadar vardık. Vapura biletlerimizi aldığımız halde binene kadar bazı sıkıntılar yaşadık.  Feribot seferi iki saat durmuş oldu.  Sorun da şuydu: Oğlum Kıbrıs ta asker olduğu halde oğlunu Kıbrıs'a onun izni olmadan götürmek yasakmış. Annesi, Dedesi, Babaannesi  yanında olsa bile yetersiz kalıyormuş. Davetli olduğumuzu dedik anlamadılar.\n     Grup arkadaşlarımın içinde gidenlerin çoğu başkan ve değerli şahsiyetler vardı. Sırasıyla sayacak olursam. Göller Bölgesi Yazarlar ve Şairler Derneği Başkanı Zeki çelik ve yardımcısı: Melahat Ecevit,  O dönemin Esnaf Odaları Birliği Bşk  sayın: Zeki İzci ve Eşi, Mahrukatçılar Derneği Bşk sayın: Nazif Ecevit, Eğitim Gönüllüleri Derneği Bşk sayın: İbrahim Özgüleç, Muharip Gaziler Derneği Başkanı sayın: Hasan Hisarardınlı ve eşi, İş adamı: Sayın Muammer Songür ve eşi, SDÜ öğretim üyesi: Halil Karagöz, Şair: Müjgan Yıldızan, Eşim Cennet, gelinim Gülden, sekiz aylık torunum: Zeki Çelik.\n      Ben vapura da, gemiye de daha önce bindiğim için fazla heyecan yoktu. İlk binenlerde ki merak, heyecan belli oluyordu. Kameram daima yanımdaydı. Sanat hayatımın bazı anılarını çekmek nasip oldu. Arşivlerimde saklıyorum. Bazen fotoğraf maki nası ile de çekimler yaptım. Vapurda giderken Nazif hocam şöyle dedi: Oğlum senin öğretmeniniz artı eksileri hoş görüyle karşılarız ama bak grup arkadaşlarının içinde değerli insanlar var...\n      Eğer bizi karşılayıp ilgilenmezlerse bizden fazla sen üzülüp, mahcup olun. Deyince içimi bir sıkıntı bastı ama beni davet edenlerden de hiç şüphem yok ki. Merak etme hocam umduğunuzdan fazla ilgi görürsünüz. Çünkü 11 yıl önce  Cumhurbaşkanımız beni sarayda ağırladı. Başbakanda ağırlamıştı dedim. Hocam: Tamam oğlum ben hatırlatmak istedim, sorun yak demek ki.\n    Vapur Girne limanına yaklaştıkça heyecan dahada artıyordu. Ben kamera ile yolcuları, grup arkadaşlarımı ve yavru vatanımızı çekerken bir yandan da liman duvarı arkasından bakışan vatandaşlar içinde oğlumu ararken fark edip görüntüledim. Allah Razı olsun komutandan Asker oğluma izin vermişti.\nLimana yanaşınca iner inmez gümrük bölümüne geçmeden bizi karşıladılar. \n     Karşılayanlar içinde Cumhurbaşkanımızın basın danışmanı sayın: Hilmi Özen bey de vardı. Bize tahsis edilen minibüse oğlumu da alarak bindik. Doğru Girne Öğretmen evine vardık. Hilmi Özen bey: Siz istirahat ediniz görevli arkadaşlar odalarınızı gösterecek ve ne gerekiyorsa yardımcı olacaklar akşam onurunuza verilecek yemekte buluşuruz diyerek gitti. \n      Minibüs şoförü yanıma yaklaşarak söylediği sözleri unutamıyorum. Sayın başkanım ben sizi gezdirmek,gezilen yerleri anlatmak için görevlendirildim. Gece geç vakitte bile gel deseniz gelmek zorundayım, şu telefon numaramı alın alo dediğinizde geleyim dedi. Ben çok duygulandım. Çünkü ömrümde ilk defa beni ve arkadaşlarımı memnun etmek için bir şoför ve araç görevlendi.\n     Şoför Metin beye git çocuklarınla beraber ol bize yarına kadar araç ihtiyaç değil için rahat olsun deyip uğurladım. Torunum Zeki henüz yeni dileniyordu. Babasının gönderdiği asker fotoğraflarını göstererek bu senin baban dedik. Çocuk da baba babam diye fotoğrafları öpüyordu. Babasını ilk kez görünce çok utandı annesinin kucağında saklanmaya başladı. Oğlumda heyecanlıydı.\n     Grup arkadaşlarım odasına çekilip istirahat ettikten sonra akşam olmuştu. \n Yine ilk defa devlet büyüğü tarafından onurumuza akşam yemeği verilecekti. Arkadaşlarım benden önce salonda yerini almış ama başkan Zeki Çelik emir vermeden yemek dağıtamayız demişler. Oğlum yanıma geldi durumu bildirdi. Bende salona indim görevlilere servis yapabilirsiniz diyerek yerime oturdum.\n     Basın danışmanı sayın: Hilmi Özen bey bize Cumhurbaşkanımız sizi yarın  sabah kahvaltıdan sonra sizi ziyaret gelecek diyerek selamlarını iletti. Bu akşam salonda tanışma programı yapıp sizlerle biraz sohbet edeceğim dedi. Yemekhane salonunda bizim için özel hazırlanmış müzik ekibi sanatçılar da vardı. Bizler istekte bulunmayınca hafif fon müzikleriyle bizi eğlendiriyorlardı.\n     Tanışma sohbetinde bizi bilgilendiren Özen bey iyi geceler diye ayrıldı. Arkadaşlarım hizmetten memnundu. Başkanların başında görevli olmakla bende onur duyuyordum. Herkes odasına çekilince sessizlik hakim olmuştu.\nSabah kahvaltıda buluştuk. Kahvaltıdan sonra KKTC 1.Cumhurbaşkanının geleceği bildirilince bahçe havlusuna çıkıp karşıladık. Makam aracıyla geldi.\n     Hoş geldiniz nezaketinden sonra özel salona geçerek hediyeleri sunduk. Torunumu da öptü. Ulusal basında oradaydı. Ziyaret amacımız belliydi. Her arkadaşım kendini tanıttıktan sonra kimi konuşma yaptı, kimi şiirini okudu. Cumhurbaşkanımız tüm arkadaşları dikkatle dinleyerek bazı notlar alıyordu. Melahat hocam Kıbrıs'ım şiirini okuyup sununca şiir sırası bana gelmişti..\n       Saygıdeğer gönül dostlarım. Ulusal basın önünde KKTC 1. Cumhurbaşkanı ile yan yana olmaktan, duygularımı özgürce ifade edebilmekten mutluluk duyuyordum.  Ben süremiz sınırlı diye uzun şiir okumak istemedim. Kıbrıs'la ilgili düşüncelerim yayınlamış olduğum Kıbrıs şiirleri kitabımda yer alıyordu. Kitap kapak resmi olarak da  sayın: Rauf Denktaşın imzalı fotoğrafı yer alıyordu.\n      Vatan, Millet, Bayrak aşkımı bir dörtlükle özetleyerek: FEDADIR BU VATANA CANIMIZ, HELAL OLSUN AKSA DA  KANIMIZ, YETER Kİ GÖKLERDE DALGALANSIN, AY YILDIZLI  BAYRAĞIMIZ. Deyince  ayağa kalkan Cumhurbaşkanımız alnımdan öptü. Bu benim için en güzel ödüldü. İlk defa sayın: Rauf Denktaşın sanat adamı da olduğunu ben açıkladım. Çünkü altı adet kitabı olduğunu biliyordum. Fotoğraf arşivini de tanıyanlar biliyordu.\n     KKTC Cumhurbaşkanımız duygularını bizimle paylaştıktan sonra vedalaştı.\nBizde grup olarak minibüse binerek geziye başladık. Beşparmak dağları önünden geçerken bir askerin barış harekatında tankı tepeye çıkarması konuşuluyordu. Metin bey bizlere gerçekten güzel rehberlik yapıyordu. Tarihi yerleri, şehitlikleri gezdiriyordu. Binlerce askerin şehit olması çok üzücüydü.\n     Ben her şehitliğe varışımızda küçük Yasin kitabını açarak sesli okuyorum, dinleyen arkadaşlarım da dua ediyorlardı. Kamerayla oğlum görüntülüyordu. Beş evladını ve eşini katliamda kaybeden,şehitlikte gece gündüz nöbet tutan, dramatik duygularını şiir kitabına aktaran Kamil Meriç arkadaşımızı orada  yaşlı gözleriyle tanımış olduk. Yapacağımız şiir ve müzik şölenine davet ettik.\n    Akşam misafirhaneye geri dönüp ertesi salonda ulusal haberleri izledik. Bizim ziyaretimiz birinci haber olarak veriliyordu. Bu vesileyle yurt dışından ikinci defa sesimi duyurmuş oldum. Bayrak televizyonunda ki programımız da yayınlanmış oldu. Ben Kıbrıs şiirlerimi hazırlarken çok yer dolaşmıştım ama grup arkadaşlarımla gezdiğim yerler daha da farklı ve unutulamazdı.\n     Boğaz şehitliğinde çok kayıp vermişiz. Şehit askerlerimizin sergilendiği tarihi eve girdiğimde gözyaşlarımı tutamadım. Her biri artist gibi yakışıklıydı.\nKıbrıs ziyaretlerimizi tamamladıktan sonra ülkemize dönerken oğlumuzda vatani görevini tamamlamak için birliğine döndü. Çok güzel anılarımız oldu.\nBasının bakış açısı derneğimize karşı biraz daha değişti artık ilgileniyorlardı.\n    Dernek faaliyetlerimi hızlandırıyorum.  Isparta şiirleri antolojisinin birincisini oluşturmak için şiir yarışması düzenledik. Kategoride diğer konular da vardı. Amacım yüzlerce şair ve yazarı Türkiye'min gül bahçesi Isparta şehrimde buluşturmak programlar yapmaktı. Şarkikaraağaç Kızıl dağ helva bayramı programında binlerce hemşehrime şiir okuyunca daha çok tanınıyordum. İlçem, Bey köyüm içinde hayırlı işleri yapmayı düşünüyordum.\n     Kerkük mahallesinde cami olmadığından yapımı tamamlanan dubleks evi mahalle mescidi olarak açmıştım. Anahtarını da müftülükte bulunuyordu. İlk defa basın arkadaşlarımı topluca orada ağırlayıp hatıra fotoğrafı çektirdim. Hepsiyle diyaloğum artmıştı. Çünkü bende Duygu Seli bülteninin imtiyaz sahibi ve editörüydüm. Bir çok arkadaşımın duygularını içine aktarıyordum.\n    Sayın: Isparta valimiz Halil İbrahim Daşöz  Isparta şiirlerinin özel idare müdürlüğünce basılacağının müjdesini verince arkadaşlarım adına sevindim. Ülke geneline yarışma duyurusunu yaydım. Şiir ve hikayeler posta kanalıyla, kargo ile, elden teslimiyetle ulaşıyordu. İzmir'de yapılacak olan Kıbrıs, Irak, Avrasya, Balkanlar şölenine davet edildim. Türk dünyası şair ve yazarlarıyla toplu olarak ilk orada karşılaşmış oldum. Her şive, dilden şiirler okunuyordu.\n    Ülke genelinde bir çok derneğin kurulmasına vesile olduğum için, yüzlerce şair ve yazarın da tanınmasına vesile oluyordum. Ülke genelinde yapılan kültürel programlara davet edilsem de maddi güç durumunda yetersizdim. Yurt dışına davet ediliyordum. Lakin ulaşım masraflarının altında eziliyordum.\nTürk dünyasına hizmetlerimden dolayı DGTYB takdirname almakla sevindim.\nŞarkikaraağaç ilçesinde ki mahallemde caminin yokluğu beni çok üzüyordu.\n    Niyetimde cami yapılmasına vesile olmak vardı ama imkanlarım zayıftı. Benim yaptığım hizmetler Türk dünyasına katkı sağladığı gibi İslam dünyasına da katkı sağlamalıydı. Birlikte radyo programı sunduğumuz arkadaşım Yasin bir rüya görmüş ve bana anlattı. Birlikte Sav kasabasında ikamet eden Allah dostu İsmail efendiye gittik. Yasin Veli Doğan arkadaşım imam olmak istedi.\n    Bunun için İsmail hocanın yardımcı olmasını, duacı olmasını istiyordu. Ben o hocanın adını duymuştum ama henüz tanışmadığım için arkada sessizce oturuyordum. Hoca efendi beni işaret ederek sana o arkadaşın yardımcı olur dedi. Ben şaşırmıştım. Bu sözü ona söyleten şüphesiz yaratan Rabbım idi. Yasin kardeş bana bakarken hoca efendide yüzüme buna yardımcı ol dedi.\n     Benim yeterince sorumluluğum vardı ama  hoca efendi neden böyle dedi. O andan itibaren nasıl yardımcı olayım diye düşünmeye başladım. Görmüş olduğu rüyada da bazı işaretler vardı. Ailecek gelip gidiyorduk. Bazen sıkıntı yaşadığında yanında kalıyordum. Benim siyah aracıma derneğimizin yazısını sarı harflerle yazdırınca tanınması daha kolay olmuştu. Alay edenlerde vardı.\n     Şiir şölenimize yurt içinden ve yurt dışından katılımlar oldu. Program öncesi her türlü hazırlığı tamamlamıştım. Yasin de gelgit işlerinde koşturdu. Bir grup arkadaş valimizi ziyaret edince: Hoş geldiniz deyip hediyeler sundu. Antoloji için şiirler hazırdı ama kitap yetişmemişti. Valilik önünde Atatürk büstüne çelenk koyarak  halk oyunlarıyla, şiir ve müzik dinletisiyle açılışımızı gerçekleştirdik. Misafir olan gönül dostlarım benden övgüyle söz ediyorlardı.\n      Saygıdeğer gönül dostlarım. Isparta tarihinde ilk defa iki yüz civarında ülke genelinden ve yurt dışından gelen şair ve yazar, ozan, sanatçılarla yüzü aşkın Isparta merkez ve ilçelerden katılımlarla üç yüzü aşkın şair yazarımızla öğretmen evinde şiir ve müzik programı gerçekleştirmiş olduk. Bu program belediye kültür sinemasın da devam edince halkın katılımıyla beş yüz aşkın vatandaş izledi.\n     Üç gün boyunca Isparta şehrimizi tanıma fırsatı bulan gönül dostlarımdan otel ve yeme içme masraflarını talep etmedim. Altı ay boyunca bu büyük organizenin başarıya ulaşması için geceli gündüzlü gayret sarf ettim. Allah'ım dünya ve ahirette mahcup etmesin. Bu büyük şölende sözü bana ait şarkı ve türküler de bestelenip okunmuş oldu. Konuklarıma ödüller verip uğurladım.\n    Faaliyetlerim bunlarla sınırlı kalmadı. Uzun süredir sigaraya karşı alerjim vardı. Çünkü: Dumanından kaçıyorum, Nefretimi saçıyorum, Hakka avuç açıyorum, Ben sigara düşmanıyım. Dumanı perdeyi isler, İzmarit çevreyi pisler, Külleri tablayı besler, İğrenç bir pislik sigara. Diyorum. Bu duygularla ilgili beş yüz civarında şiirlerim var. Sağlığın hiçe sayılmasına üzülüyordum.\n     Zaman zaman huzur evinde ve diğer alanlarda da programlar yapıyorduk. Sağlık il müdürlüğünü ziyaret ederek  (SİGARAYI BIRAK, OKUMAYA BAK)                 kampanyasını başlattığımı ifade ettim. Ortaklaşa program yapmamız gerekti. Ben sigarayla savaşanlar vakfı başkanı sayın: Ubeyt Korbey'i  Şehrimize davet ettim. Duman avcıları derneği başkanı sanatçımız sayın: Selçuk Alagöz de geleceklerdi ama manileri olunca teşrif edemediler, katılımlar da çoktu.\n     Kampanyayı başlattığımda ilkini şair ve yazar, müftülüğün il vaizi ile göğüs doktorun anlatımıyla  gerçekleşti. Sigarayı bıraktım diyenlere kitap, dergi hediye ediyorduk. Panel gibi süren programda şiir,müzik dinletileri de vardı.\nHaram,mekruh ve sağlık konularını içeriyordu. İkinci program: Daha geniş katılımla gerçekleşti. Görsel yayınlar, önemli ve değerli misafirler vardı.\n       Belediye kültür salonu izleyicilerle doluyordu. Yürek burkan haberler çok acıydı. Ülkemizde sigaradan günde bir uçak dolu yılda  yüz otuz bini aşkın insanın ölmesi gerçekten büyük kayıptı. Bu önemli programı gerçekleştirince çok mutluluk duydum. Sigarayı bırakan beyefendilerin eşleri teşekkür ettiler.\nAnkara da Türk dünyası kültür merkezine bir şölene davet edildim. Isparta şehrimin güzelliklerini gittiğim yerlerde şiirlerimle anlatıyordum.\n         Hayal ettiğim yerleri de sanatımın sayesinde görüyordum. Bursa Uludağ da katıldığım programda doktor ve öğretim görevlileri çoğunluktaydı. Ben sigaranın vücuda verdiği tahribatları şiirimde anlatınca çok şaşırdılar. Ve bana dediler ki: Zeki bey bu gidişle bizim mesleği de ele alacaksın çok iyi anlattın ama bu kadar nefretin niye dediler. Bende gerçekten böyle güzel bir yerde sohbet etmek istiyorum ama dumansız bir masa bulamıyorum dedim.\n     Kütahya da, Simav da, Bodrum da, Antalya da, Burdur da, Aydın da, Nazillide, Söke de, Kuş adasın da İzmir de henüz hatırıma gelmeyen bir çok il ve ilçelerde şiir programlarına katıldım. Ankara da İLESAM da gerçekleşen  Rabia Gölbaşı şiir dinletisine katıldığımda anne şiiri okudum.  Salonda ki gönül dostlarımın çoğu ağladı. Rabia arkadaşımın annesi de çok ağlayınca.  Aşk olsun Zeki bey annemle ilgili kitap yazdım ağlamadı sen ağlattın dedi.\n     Bu şiiri ağlayarak yazmıştım. Kısa anısı şöyle: Eğirdir Pınar pazarındayım.\nAnnem geldi aklıma bu şiiri yazdım. Annem o zaman yaşıyordu. Gözyaşımı tutamayınca Isparta'ya gelmem gerekirken, Şarkikaraağaç Bey köyüne ani gittim. Annem beni görünce çok şaşırdı. Oğlum hiç habersiz gelmezdin dedi. Bende: Anne beni buraya yazdığım şiir getirdi dedim. Akşam olmuştu.\n     Annem: Oku da dinleyelim oğlum seni ansızın getiren şiiri dedi. Göreyim:\nBir gün yollar ayrılacak, Gülen gözler ağlayacak, Kefen bizi bağlayacak, Yaşarken göreyim anam. Bu gurbet bizi bağlıyor, Parası pulu yağlıyor, Rabbımız imkan sağlıyor, Yaşarken göreyim anam. Yiğidin hakkını yeme, Evladım hayırsız deme, İlenme kötü  söyleme, Yaşarken göreyim anam.\n Yanaklara yaşlar aktı, Düşmanlar seyrine baktı, Hasretlik bizleri yaktı, Yaşarken göreyim anam. Sevgi yumağı olalım, Mutluluk aşkla dolalım, Birlik düzenlik bulalım, Yaşarken göreyim anam. Hayatın tadı gitmeden, Zekinin ömrü bitmeden, Bu dünyayı terk etmeden, Yaşarken göreyim anam. Dedim.\n     Analığım, babam, dayım da oradaydı hep birlikte ağladık. Aradan bir kaç yıl geçti annem ve analığım, yani halam felçli yaşadıktan sonra rahmetlik oldular. Yaşarken birbirinden değerli insanların kıymetini bilmek gerekiyor. Kızım Ankara da ara sıra ziyarete gidince bu arada dernek başkanı olduğum için resmi ziyaretlerime de devam ediyordum.  Bir gün TRT kurumuna gittim.\n      Amacım yapacağım programları TRT de canlı yayımlatmaktı. Müdür sayın: Haluk Kılçık beyefendi ile görüşecektim. Yerinde yoktu sekreteri birazdan gelir dedi. Bende sekretere kendimi tanıtmaya çalışıyordum. TRT müdür yardımcısı Ahmet bey bizi dinliyormuş. Sekreterine telefon açıp yanında ki beyefendiyi benim odama gönder deyince bende davete icabet ettim.\n     Hoş geldin Zeki bey dedi: Bende hoş bulduk müdürüm dedim. Ahmet bey sözüne devam etti. Sen halk aşığı sın galiba senin değerini anlayan konuyla ilgili müdürümüz var seni onunla tanıştırayım deyip telefon açınca o müdür bey geldi. Beni ona tanıttı. O müdür dilimden anlayınca rahatça duygularımı ifade edebiliyordum. Bana bir daha ne zaman gelirsin diye sordular. \n    Bende niçin sordunuz deyince: Seni radyo programın da canlı yayına alıp şiir okutacağız dediler. Ben de: Ne zaman geleceğim belli olmaz çok yoğun çalışmalarım var deyince. Madem öyle bu gün seni canlı yayına alalım akşam gel dediler. Ben şaka yapıyorlar herhalde diye düşündüm. Şöyle dedim: Ben akşam geldiğimde siz gitmiş olacaksınız beni TRT kurumuna almazlar ki deyince. Müdür: Biz sana şifre vereceğiz gireceksin seni karşılarlar dedi.\n      Saygıdeğer gönül dostlarım. Talihsizlik serüvenlerimin olduğu gibi, şansımın yaver gittiği günlerde oldu. İnşallah ömrüm varsa benimde hayatım romandır diyerek artı, eksi tüm anılarımı gönül dostlarımla, okuyan,dinleyen hayranlarımla paylaşmaya çalışacağım. Gerçek hayat hikayemin başında belirttiğim gibi, topluma hizmet için adanmış şahsiyetlerin başından geçenler ibret vericidir.\n     TRT den ben müjdeli haberi aldıktan sonra sekretere:  Müdürüm geldi mi diye sordum. Oda bana buyurun sizi bekliyor dedi. Sayın Haluk Kılçık beye şiir şölenlerin canlı yayınlanması istiyoruz deyince. Teklifime sıcak baktı ama şöyle dedi. Canlı yayın yapabilmemiz için en az otuz beş personel görev yapacak onları ağırlamak sizin için külfetli olur böyle bir imkanınız var mı dedi.\nBende düşündüm: Derneğimizin henüz böyle bir imkana sahip değil dedim.\n     Kızımın evine gelip akşam radyo programına çıkacağımı bildirdim. Damat bile şaka zannettiler. Ben karnımı doyurup gideyim dedim. Kızım annesini aramış köyde babamı radyodan dinle deyince  o kanalı açıp yayını beklemiş. Oğlumda Kıbrıs ta  nöbet tutarken tesadüf küçük cep radyosundan haber dinlerken ardından fon müziği çıkıp ben şiir okumaya başlayınca sevinmiş.\n     Benim analık o zaman yaşıyordu. Kızıyla birlikte beni radyodan dinleyince  oda çok sevinmiş. Kızım hayatın bak kurtuldu  damadımın sesi radyolardan, televizyonlardan duyulmaya başladı deyince. Eşim: Anne durum bildiğin gibi değil, bırak para kazanmayı cebinden harcamalar yapmasında demiş.\nÇünkü biliyordu kazancımın yarısından fazlasını derneklere harcadığımı.\n     Derneğimizi ve kendimi tanıttıktan sonra verilen süreye göre şiirlerimi okudum ama sadece Türkiye'm şiirimi paylaşıyorum, bu şiirim Türk Dünyası Şairler Antolojisinde yayılandı. Türk Dünyası Çocuk Şiirleri Antolojisinin çıkmasına vesile olmaktan da, Türk Dünyası Şairlerinden Atatürk şiirleri antolojisinde yer almaktan da mutluyum. Ulusal antolojiler ufkumu açıyor.\n  TÜRKİYE'M: Aç ta haritaya bir bak, Görmezsen ışıkları yak, Küçümsemeyi de bırak, Dünyanın kalbi Türkiye'm. Asya, Avrupa arası, Güney Afrika sırası, Türk lirasıdır parası, Dünyanın kalbi Türkiye'm. Biraz yüksektir dağları, Çok ünlüdür boğazları, Turist çekiyor yazları, Dünyanın kalbi Türkiye'm. Üç yönümüz de denizdir, Osmanlı tarihimizdir, Ankara başkentimizdir, Dünyanın kalbi Türkiye'm. Fikirlerin odağıdır, Peygamberler durağıdır, Sevgi yumağı, bağıdır, Dünyanın kalbi Türkiye'm. Burada güllerin hası, Meşhur meyvesi, halısı, Şirin ili ISPARTA'sı. Dünyanın kalbi Türkiye'm. Değerlidir toprağımız, Türkçe dili lisanımız, Çok  ZEKİ dir insanımız, Dünyanın kalbi Türkiye'm.\n          İki ayda bir yayımlanan dernek bültenimizin Kültür Bakanlığı tarafından satın alınması teklifinde bulundum ama şartlar uyum sağlamadı. Bültende, dergide  reklam olmaması gerekiyormuş. Oysa biz bülten sayesinde şairin, yazarın esnaflarca eserlerinin tanınmasını, esnaflarında, dershanelerin de reklamlar sayesinde topluma tanınmasını sağlıyorduk. Sponsorumuz yoktu.\n    İmam hevesiyle çevremde dolaşan Yasin kardeşim benden çok umutlandı.\nBende üzerime düşen görevi yapmak için çabalıyordum. Şarkikaraağaç da ki hanem mescit görevi yapıyor ama imam olmayınca beş vakit namaz da aksaklıklar oluyormuş. Yasin kardeşi aracıma bindirip doğru mahalle muhtarı Yahya beyin yanına geldim. Muhtarım müftülüğe tahsis ettiğim mescidin ben beş vakit ibadete açık olmasını istiyorum ondan dolayı size imam getirdim.\n    Muhtarım şöyle dedi: Zeki bey Allah senden razı olsun haneni mescit yapıp\n mahalle sakinlerinin kullanmasına izin verdin. Müftülük sadece mübarek gün ve geceler için imam görevlendiriyor. Hatim inmek içinde hanımlar toplanıyor\n. Bizim imama maaş verecek gücümüz yok bu konuyu belediye başkanımıza iletelim dedi. Birlikte başkan sayın: Mehmet Güven beyin yanına vardık.\n     Hoş muhabbet karşılandıktan sonra muhtarım bazı özet bilgileri aktardı. Bende: Sayın başkanım hanemin bir katını eşyasıyla Yasin hocaya tahsis edeceğim kira almayacağım.Ben nasıl olsa Isparta merkezde kalıyorum, çok şükür ev sorunum yok.  Bir katını da mahallemize cami yapılana kadar ibadete açık tutmak için söz veriyorum deyince. Başkan çok duygulandı.\n          Başkan: Zeki bey sizin gibi bir hayır sever insan bu mahalleye caminin yapılmasına da vesile olur. Çünkü Kerkük mahallesi çevresiyle beş yüz hane civarında. Ben imamın maaşını karşılayayım. Sizde bu konuyu değerlendirin. Çünkü mahalle sakinlerinden önder olan yok cami arsasını da vereceğim. Deyince benim içimde bambaşka bir değişiklikler oldu, sorumluluğum artı.\n      Başkanım biliyorsun ben dernek başkanıyım. Yalvaç ilçesinde yapılacak şiir ve müzik şölenini organize ettikten sonra  derneğin olağan genel kurulun da başkan olmayayım, cami derneğinin kurulması için çalışma başlatalım,dernek kurulunca resmi olarak elimizden geleni yaparız dedim. Yasin Veli Doğan geçici de olsa imam olmanın hevesini yaşıyordu, haneme taşındı.\n      Eşi de İmam hatip lisesi mezunu olunca çocuklarıyla birlikte mahalle kadınlarına da kuran öğretiyordu. Ben gerekli tüm hazırlıklarımı sürdürdükten sonra genel kurulda Göller Bölgesi Şairler ve Yazarlar  Derneği başkanlığına aday olmayacağımı Melahat hocamı başkanlığa layık gördüğümü bildirdim.\nÜyeler içinde üzülenler oldu. Arkadaşlar uhrevi aleme hazırlık gerek dedim.\n   Yıldız tepe cami yaptırma ve yaşatma derneğinin kurulmasına vesile oldum.  Başkanı olunca tüm sorumluluk bendeydi. Hayalimde dünyada hiç benzeri olmayan yuvarlak, ortasından minareli cami yapmak vardı. Başkan verdiği sözü yerine getirdi cami arsasını belirledi. Bir gece Allah'ıma yalvardım sahura kalktım sabaha kadar camini tasarımını yaptım, oğlumda bilgisayara aktardı çıktı alarak mimar, mühendisler tarafından onaylatmayı başardım.\n       Saygıdeğer gönül dostlarım. Cami derneğinin başında olmakla kültür ve sanat etkinliklerinden kopmamıştım. Isparta şehrimizde yapılan Halı gül turizm festivallerini yakından takip ediyordum. Kameramla çektiğim çok arşivlerim var. Türkü imparatoru sayın: İbrahim Tatlıses  ile gül bahçesini dolaşırken ben ona bu gördüğün güzellikleri şiir yaptım deyince Gül kokuyor şiirini okumamı istedi. Ulusal basın kanallarından gelenler de çekim yaptı.\n   Dikenler içinden sünmüş, Pembe renk yeşili sevmiş, Bu yöreler ne güzelmiş, Yapraklarda  gül kokuyor. Neler üretir saçaklar, Yaşı kuruyu kucaklar, Esansı sevdi ocaklar, Topraklarda gül kokuyor. Bahçe duvarı örülmüş, Balkon üstüne bürünmüş, Saksıda bile görülmüş, Sokaklarda gül kokuyor. Aynalar şahittir buna, Hediyem olacak sana, Hak verirsin sende bana, İnsanlarda gül kokuyor. Halıları desen desen, Sevgidir içinde esen,\nHayran olursun gelirsen, Isparta da  gül kokuyor, Tazedir sebze pazarı, Değdirme sakın nazarı, Zekidir şair, yazarı, Türkiye de  gül kokuyor.\n    İmparatorla birlikte valimiz, belediye başkanımız, diğer misafirler alkışladı. \nFuar alanında şiir okudum ama henüz kendi stadyumumuzda şiir okumak nasip olmadı ama, burada da sanatçımız sözü bana ait türküyü okudu.Sayın: Esra Ceyhan hanımefendi de  Güzellikten bahseden şiirimi okumuş oldu.\nBu şiir bana Türkiye birinciliğini kazandırdı. On beş kıta ama azı paylaştım.\n    Gül suyu ile yüzünü yıkarsın, Gül kremi ile cildine bakarsın, Gül yaprağını dostuna atarsın, Güzelliğin simgesidir Isparta'm.  Meyve ağaçları doğayı süsler, Gül reçeli vitamin verir besler, Gül bahçesinde cıvıl cıvıl sesler, Güzelliğin simgesidir Isparta'm. Gül şampuanı saçlarını yıkar, Gülün sabunuyla kirlerin çıkar, Gülün esansı ile vücudun kokar, Güzelliğin simgesidir Isparta'm.  Oda, koridorlar salonlar halı, Aşkına  güç verir bir tek gül dalı, Havası temiz olursun sevdalı, Güzelliğin simgesidir Isparta'm. Eğirdir can adada gönlün kalır, Gölüne dalsan yorgunluğunu alır, Çevre duvarı gül ile dolanır, Güzelliğin simgesidir Isparta'm. Tüm hastaneler hastalara şifa, Bu ile yerleşen sürüyor sefa,  Vazgeçmen imkansız gelsen bir defa, Güzelliğin simgesidir Isparta'm. Şiirini okuyunca  Zeki Çelik beye teşekkürler diyordu.\n     Caminin projesini geniş çaplı düşünmüştüm. Şarkikaraağaç ta meyve üretimi bol olduğu için kooperatif oluşturup soğuk hava deposu yapacaktım. Cami hafriyatını aldırıp temel atacağım zaman belediye seçimi olunca benim  soğuk hava depo hayalim gerçekleşmedi. Çünkü belediye başkanı değişti. Cami arsası da çok küçülmüş oldu başka yere taşındı, sıkıntılar yaşadım. \n     İlçe müftümüz sayın: Seyfettin beyin duasıyla temelini atmış olduk. Yapım  sırasında usta belediye başkanının adamı olunca projeyi bozup kafasına göre  yapmaya çalışıyordu. Başkanda dernek tanımıyorum diye tabelayı söktürüp siyaset sergilemeye kalktı. Beni seven arkadaşlar telefon etti durumu bildirdi. Isparta dan ilçeme gelerek başkanı arıyordum ama telefonunu açmıyordu.\n    Çünkü ben siyaset değil sanat adamıyım. Hayırlı bir işinde siyasete alet olmasını istemem. Başkanla diyalog kurup yanlışını hatırlattım. Benim cami projemden vazgeçmeyeceği anlayınca sağ olsun oda destek vermişti. Hacı Musa benim yardımcımdı. Kararlılığıma şaşıyordu. Çünkü ben Allah rızası için başkandım. Camiyi üç yıl içinde ibadete açmış olduk. Eksiklerimiz de vardı.\n     Başkanın amcası hacı Ramazan Özdemir'e minnettarım. Çünkü caminin yapımında destekleri büyük oldu. Ben caminin çevresini maaşımla çini yaptırmak isterken bana kefil oldu. Kendisi de hutbe, minber, kür siyi yaptı.\nTaban tahtasının çakılmasına vesile oldu. Beş yılda büyük ölçüde tamamlayıp müftülüğe teslim ettik. Emeği geçenlerden Allah razı olsun diyorum. (Amin)         \n     Ben ara sıra Bey köyüme uğrayıp bağ, bahçe işlerimle de meşgul oldum. Merhum analığın mirasının bağı  bakılmayınca dağ olmuş, tarlası da yol olmuş. Elimden geldiğince yeni fidanlar dikerek yeşertmeye çalışıyorum. İnsanoğlu  çocukları büyütüp, dallanıp budaklanınca her karakter de kişilerle karşılaşıyor. Bende öyle bir talihsizlik yaşadım. Kendini dev aynasında sanıp hısımlarına hasım gibi davranıp hediyelerinde en basitini sunup kendini de basitleştirdi. Nasıl mı? Pazarladığı badem, cevizlerin kırıklarını göndererek.\n     Ben hediyeleşmenin sevgi bağını artırdığını hadislere dayanarak söylerim ama sunduğun hediyenin de yüz güldürmesi lazım. Eve geldiğimde  Eşim... hediye göndermiş dedi ve poşeti açtı. Çocuklar avuçlamaya kalktı ben durun dedim içinde düzgün yenecek bir gıda da yoktu. Ben bunu doğru çöpe atın kurtlar, kuşlar yesin. Çok şükür sizleri  besleyip büyütmek için ben bu ilde ham ballık yaptım yinede sizlere artık yedirmedim, çünkü iyilerine layıksınız.\n     Osman amcam bir grup arkadaşıyla yapılmasına vesile olduğum camiye bakmaya gitmiş. Arkadaşları da yeğenin köyümüzün camisini unuttu deyince.\n Amcam da bana durumu bildirdi Gerçekten köy camimiz de onarımlar vardı. Bende gittim. Benden ne gibi yardım istiyorsanız söyleyin dedim. Amcam da  Görmüyor musun oğlum caminin kapı penceresi yok dedi. Tamam dedim. İmalatçı arkadaşıma telefon ederek kapı pencereleri taktırıp ödeme yaptım.\n     Torunlarım büyümüştü oğlum Diyarbakır da çalışıyordu. Ziyaret gidince çocuklar çok sevindiler. Torun okulda Türkçe dersinde dedem şair diyerek öğretmenine övünmüş. Öğretmeni de madem öyle dedene söyle öğretmenle ilgili şiir yazsın demiş. Torun Zeki: Dede öğretmenime senden bahsedince oda benden şiir istiyor dedi.  Bende tamam oğlum istediğiniz şiiri yazarım.\n     İlkokul tahsilimin dışında hiç öğretmenim olmadı ama! tüm öğretmenleri benim öğretmenim sayarak duygularımı dile getirmeye çalıştım. Torunum şiiri öğretmenine sununca öğretmeni şaşırmış. Oğlum bu şiir heceli, usta şairlerin şirine benziyor dedene söyle okulumuza teşrif etsin bizlere kendini tanıtsın. Torunum sevinç içinde eve geldi durumu bana anlattı tamam oğlum dedim.\n      Saygıdeğer gönül dostlarım. Kurduğum hayallerin gerçeğe dönüşmesi için azmimin zaferini okuyarak, anlayarak sizlerde şahit olmaya sabırla özen gösterdiniz. Hayat hikayemin sadece özetini yazdığım halde sayfalar almadı. Henüz yazıp paylaşacağım nice özet konular var ama sizlerinde zamanınızı fazla almak istemem. Konuyu biraz daha özetleyerek sona doğru yaklaştım.\nGelinimin bir kızı oldu, torunum Ceren Cennet evin hükümdarı şimdilik odur.\n      Allah'ım sağlıklı ömür verirse özetlediğim anılarımı daha detaylı anlatarak (Benimde hayatım roman)             isimli kitabımda toparlamaya çalışacağım. Basım için hazır olan (Köşemdeki inciler)             Kitabım şiir yorumlarıyla ciltler halinde inşallah önümüzdeki yıllarda okuyucu hayranlarımla buluşacaktır. Allah ve insan aşkıyla bütünleşen, güncel ve diğer konuları içeren Guinnes rekorlar kitabına girmeyi tasarladığım  tamamı 11 heceli, kafiyeli beş kıta şiirlerim var.\n       Heceli aynı ölçülerde yazan tanıştığım yüzlerce üstadım var biliyorum. Bu vesileyle tüm gönül dostlarıma muhabbetlerimi iletiyorum. Binlerce adet her konuda yazdığım şiirlerin çoğunluğu sekiz ve on bir hecede yoğunlaşmakta.  Gül şehrimden uzakta, Diyarbakır da torunumun okulunda öğrencilerle birlik olmaktan büyük mutluluk duydum. Öğrencilerde benim sohbetimden, şiirden memnun kalınca teneffüse bile çıkmadılar. Çünkü tüm soruları cevaplıyordum.\n      Torunum Zeki diğer torunum Dilara'ya övünerek dedem benim okuluma geldi deyince diğer torunum da telefon ederek: Dedeciğim seni okuluma bende bekliyorum dedi. Beni tanıyan bir çok arkadaşım İnternet sitesinden arıyormuş ama bulamıyormuş çünkü kayıtlı değildim. Bilgisayar kullanımı da bilemiyordum. Oğlum ve arkadaşların ısrarıyla bende sayfa açtırmış oldum. \n    Bilgisayar kursuna giderek biraz kendimi yetiştirmeye çalıştım. Çünkü kısa\nsüre içinde takipçilerim, okuyucu hayranlarım arttı. Torunum Dilara Ankara da okuyordu. Öğretmenine şair dedem gelecek diye bahsetmiş. Öğretmen de bekleriz demiş. Torunla birlikte Yeni Mahalle semtindeki okuluna vardım. Ben okulun kirişindeki yazıları okurken zil çalınca torunum sınıfına gitti. Salon sessizliğe bürününce benim her kirişte ki  yazı farklılığı dikkatimi çekmişti.\n     Galiba güvenlik kamerasından fark etti arkamda bir beyefendi belirdi. Ben aradığım yere geldim diye kendi kendime konuşuyordum. Çünkü orada yazılanlar sanatımla ilgiliydi. Edebiyat caddesi, yazarlar mahallesi, şairler sokağı yazıyordu. Beni takip eden okul müdürüymüş. Hoş geldiniz dedi. Bende hoş bulduk  dedim ve böylesine sanata duyarlı davranışı tebrik ettim.\n     Müdüre kendimi tanıtınca çok memnun oldu. Bunun devamı da var diyerek edebiyat dersinin yapıldığı sınıfa götürdü. Çevre duvarlarına bir baktım benim gönül dostlarımın fotoğraflarıyla, şiirleriyle doluydu. Müdür beni tanıttı. Bende öğrencilere şiirler okuyup sohbetimi sürdürdüm. Üstadım Abdurrahim Kara koç ile, sayın Cemal safi ile ve diğerleriyle şölen anılarımız oluyordu.\n    Atatürk'ün  manevi kızı Merhum Ülkü Ada tepe ile de anım var arşivlerimde saklıyorum. Isparta il kültür turizm müdürlüğüne verdim. Okul müdürü beni odasına götürüp  ikramda bulunurken bir bayan öğretmen geldi. Bende kızım Dilara'nın hocası sandım. Müdür beni ona tanıttı ve birlikte çıktık. Meğer o öğretmende edebiyat dersi konusu işliyormuş müdür beni oraya yönlendirdi.\n     Öğrenciler mantık sorularıma bilmecelerine şiirlerime hayran kalıyorlardı. Kendimi edebiyat süpermarket olarak yıllar önce ilan etmiştim. Çünkü yenilik peşindeydim. Şiirle masal yazdığım gibi şiirli dörtlük bilmeceler üretiyordum.\nÖrnek: Hiç kimse onu kuşanmaz, Ölüm olmadan boşanmaz, Her canlıya ihtiyaçtır, O bulunmadan yaşanmaz. Cevap  (Hava)                Onun işleyeni çoktur, Ondan tatlı bir şey yoktur, Ücretsiz tedavi eder, Hem şifadır, hemde doktor. \nCevap (Bal) . Mantık soru örnek: Soba borusunda ne bulunur? . Cevap delik.\n     Elliden fazla yazdığım çocuk masalı, yüz bölüm yazdığım dizi, her türde roman, bilim kurgu, dramatik, aşk komedi, hikayeler, fıkralar, skeçler, şarkı, türkü, aranjman, arabesk sözleri, serbest dahil her ölçüde şiirler, binlerce adet manalı sözler vs.  Son yıllarda müsvedde tutmadan direk İnternet  siteye\n, antolojilere yazıyorum, gruplarda da paylaşıyorum. Beni eleştirenlere, yorum yapanlara,okuyana minnettarım. İnternet edebiyat siteleri benim okulum oldu.\n     Toplum içinde protokolde yer alarak sahneye çıkıp duyguları ifade ettikçe, dünyanın bir çok yerinden eserlerim okundukça, yurt içi yurt dışı davetler alıp,   Türk dünyası şairler, yazarlar, sanatçılarla birlikte programlar yaptıkça artık hayallerimin azmimle gerçeğe dönüştüğünü hissediyorum. Son yıllarda barış süreci sürerken akil insanların da arasına dahil edilip şiirlerle mesaj verdim.\n      Sayın artist Kadir İnanır beyle helalleşilip gönlünü alınca çok şaşırmıştı. Nedenini sordu. Bende geçmiş yıllarda video film, ve kaset pazarlı yordum, gerçi telif hakkı ödeyip bandrol alıyordum ama yine de hakkınız geçmesin dedim. Arkadaşlarına kendimi tanıtırken aldığım cevap şu oldu. Zeki bey bizler seni topluma hizmetlerinden dolayı tanıyoruz, on yönden aramızdasın.\n    Zorlu dramatik yaşamım çok şükür geride kaldı. Çok şükür köşe yazarı da olunca sarı basın kartı sahibiydim.  Hedeflerimin içinde gönül dostlarımın eserlerini sergilemek, misafirleri ağırlamak için sanat evi yapmak  vardı çok şükür yerini satın alıp hazırlıyorum, açılış yapacağım. Ayrıca Bey köyde türbe yaptırmak için gerekli hazırlıklarımı tamamlıyorum. Allah'ın izniyle onuda gerçekleştiriyorum. 44. sanat yılımı kutlama amacıyla şiir şöleni yapacağım.\n     Isparta şiirleri antolojisinin devamı için elimden geleni yapmaya devam edeceğim. Sanat evim halka açık olacak. Öğrencileri de bekleyeceğim. Bu sanat evinde maksat gönül dostlarımın bana hediye ettiği kitapları arşivimde sergilemek, almış olduğum ödülleri, eserlerimi sergilemek. Yurt içi yurt dışın dan gelecek misafirleri ağırlamak, şiir ve müzik programlarını yapmaktır. Siz gönül dostlarıma, vatanıma, milletime yaşadıkça hizmetimi sürdüreceğim.\n      Hayallerimden biri de şölen esnasında gönül dostlarımı yöreme, köyüme davet edip dalında meyve ziyafeti yapmaktır. Dünyada oksijen üreten  üç dağdan biri olan Kızıl dağımızı Türk dünyası şairlerine tanıtmaktır. Meyve ziyafeti yapabilmem için bağımız da, bahçemizde bir çok türden yüzlerce fidan yetiştirmekteyiz.\n      Hatta bir çoğu ağaç oldu lezzetini tatmaya başladık. İnşallah fidanlarımız ağaç olunca önümüzdeki yıllarda ömrüm var ise o hayalimi de gerçekleştirmeye çalışacağım. Çünkü ben gönül dostlarımla sık sık beraber oldukça yaşadığımı hissederek mutluluk duyuyorum. Lütfen sizlerde hayır dualarınızı esirgemeyin. Zamansız aranızdan uhrevi aleme göç edecek olursam tüm haklarınızı helal ediniz. Zeki kardeşinizi unutmayınız. \n\nNot: SİZCE ÖRNEK İNSAN OLABİLDİM Mİ? \n\n      Saygıdeğer gönül dostlarım. Hayat hikayemin özetini Hayallerden gerçeğe azmimin zaferinde anlatmaya çalıştım.  Tamamını okuyup değerlendirenlere bu notumda ki soruya cevap almak istiyorum. Çünkü hikayemi başından sona doğru anlatırken tamamen gerçekleri dile getirdim. Bazı yorumcular uydurma veya hayal ürünü gibi düşünebilirler. Yazdıklarımın tamamı gerçek olduğu gibi yazılı, fotoğraf, belgeler, video, kamera, teyp kasetlerle de kanıtlayabilirim.\n       Çocukluk hayatımda anneme karşı yapılan haksızlıklar karşısında evladı olarak elimden geldiğince destek olmaya çalıştım. Babamın annemi hiçe sayması beni üzdüğü gibi kararlılığa da sürüklüyordu. Ben okumak istediğim halde beni okutmayıp ona buna göndermesi yanlıştı. Ben evlenirsem eğer eşime ve çocuklarıma sahip çıkacağım, eşime bir tokat dahi vurmam dedim.\n Yaklaşık kırk yıllık beraberliğimiz var verdiğim sözün hala arkasındayım.\n         Çocukluğumda bile  hep barışçı oldum, kavga edenleri yatıştırıyordum. Okuyamadım, okutulmadım diyerek isyan ederek cahilliğe sürüklenmedim. Hayatta okumak isteyenlere  o kadar çok bilgi hazinesi kitaplar var ki! .. Her biri sizin kültür hazinenizi artırdığı gibi bambaşka dünyalara da sürükleyebilir.\nBen hayat mektebini tüm zorluklara rağmen başarıyla bitirmeye çalıştım.\n      Hayat hikayemde özetlediğim örnek davranışları her insanoğlu yaparsa, öğle sanıyorum ki hiç biri çaresizlik içinde kıvranmaz, ekmeğini taştan çıkarır helal kazançlarla da hanesini mutlu eder. Memlekette huzur bozucuların çok artması  inancının zayıf olduğundan cahilliğin den, tembelliğinden kaynaklanır.\n Hayatta hiç bir hayırlı işten korkmamak gerek. Şeytana, nefse de uymamalı.\n     Özellikle benimsediğim sanat hayatımın karalanmasına göz yummaya razı olmadım.  Derneğimizde ki dernek bültenine destek ararken bir  esnafımıza reklamını yayınlayalım teklifinde bulununca aldığım cevap karşısında inanın çok şaşırdım. Şairlerin, yazarların bülteninin bana ne faydası olacak diyor. Bende eğer şair ve yazarlar olmasaydı sen cahil kalır esnaflık yapamazdın dedim.  Gönül dostlarımı hiçe sayanlar da bir gün hiç olacağını unutmasınlar.\n  Yetenekli, başarılı insanların her biri geride unutulmaz eserler bırakmaktadır.\n Saygıyı, sevgiyi, hoşgörüyü benimseyen her insan yaşadıkça aynı hürmetleri görür.  Zalimlik yapanlarda karşılığını hain insanlardan er geç görür. Hiç bir kimsenin yaptığı kötülük yanına kar kalmaz. Yapılan her iyiliğin mükafatı da Allah katında başkadır. Yaşadıkça hep örnek insan olabilmeyi hedefliyorum.\n    İmkanlarım çerçevesinde vatanım ve milletim için elimden geleni yapmaya çalıştım. Kadın sevmek için alınır, dövmek için değil düşüncesiyle, hareketle hep gönlünü, rızasını almaya çalıştım kırk yıl boyuca bir tokat dahi vurmadım.\nKöşe yazılarımda da sosyal konulara ağırlık vererek bilgilendirmeye çalıştım.\nKadınına özel ve güzel günlerinde hediye ile yaklaşırsan değerini yüceltirsin.\n     Kim diyor ki şeytan diye, Şeytan alır mı hediye, Karalıyorlar ne diye? , Kadın tatlılar tatlısı. Bade akıyor dilinden, Her iş geliyor elinden, Baş tacıdır evvelinden, Kadın tatlılar tatlısı.  Diken biziz güldür onlar, Evlenenler bunu anlar, Eşit hak tanır kanunlar, Kadın tatlılar tatlısı. Tatlıyı da onlar açar, İçine lezzeti saçar, İlgisiz sen elbet kaçar,  Kadın tatlılar tatlısı. Saygılar, selamlar.\n    Paylaştığım şiire benzer binlerce adet, on binlerce kıta şiirlerimin olduğunu\n tekrar hatırlatma gereği duyuyorum. İnsanları başarısız görüp karalamanın da yanlış olduğunu ifade etmek istiyorum.  Çünkü çalışkan insanlara fırsat verip yardımcı olursan mutlaka zamanını değerlendirir.  Cahilce aklımla her konuda bilgiler vermeyi hedeflerken elbette Yaradana, yaşatana, bu dünyayı doldurup boşaltana, kainatı kuş atana güveniyorum. Onun izni olmadan kalbin çalışmaz, nefes alamazsın, bir adım dahi atamazsın. \n    Eğer ben derneklere yaptığım harcamaları şahsım için yapmış olsaydım basıma hazırladığım kitapların çoğu basılır halkıma ulaşmış olurdu. Benim amacım birlik beraberliği sağlamaktan yanadır. Türk dünyası kültürüne destek sağlamak için eğitici, kültürel derneklere, birliklere daha çok ihtiyaç vardır. Bir insan benimsediği, işlerde başarı şansını yakalamaya çalışır.\n     Allah'ın verdiği canı hiçe sayanlar sağlığının içinde varlığını da kaybederler. Sanatımın gereği geçmişte kötü alışkanlıklarından vazgeç dediğim halde dinlemeyenlerin halleri nice oldu. Kiminin eti çoktan toprakta çürüdü gitti, Kiminin boğazı delindi, Kiminin enerjici tükendi, kimi,felç, kimi kanserdir. Konferanslar vererek başlatmış olduğum: Sigarayı bırak, Okumaya bak  kampanyasına dünya var oldukça uyulması en büyük dileğimdir.\n     Zeki Çelik sanat evimde gönül dostlarımın ve benim eserlerim okuyan hayranlarla buluştukça, dualarını aldıkça eminim ruhumda rahatlayacaktır. Sanat hayatım boyunca aldığım ödüller burada sergilenecek, Basında çıkan benimle ilgili haber arşivleri, köşe yazılarımda, kitaplarımda, katıldığım tüm antolojiler de raflarımda dolaplarımda mevcut olacak, merak eden ulaşabilir.\n     Hayallerimden gerçeğe azmimin zaferi hikaye özetim de bahsettiğim gibi ömrüm oldukça,sağlık oldukça daha nice hayırlı işlere vesile olmaya  devam edeceğim.  Çocuklarımında, torunlarımın da başarılı olmalarını istiyorum. Sözümü örnek ya şiirimle bağlayarak her şeyin gönlünüzce olmasını diliyorum.  Ömrüm nihayet bulursa dualarınızda beni de unutmayınız.\n     Çocukluk hayatım çileli geçti, Şairlik, yazarlık ufkumu açtı, Beynim odaklandı, bilgiler saçtı, Sizce örnek insan olabildim mi? . Göller bölgesinde derneği kurdum, Taahhüt ettikçe sözümde durdum, Gönül dostlarıma hal hatır sordum, Sizce örnek insan olabildim mi? Sigara, içkiyi karalıyorum,\nZalimle dostluğu aralıyorum, Zararlı maddeyi sıralıyorum, Sizce örnek insan olabildim mi? İlahi nurları doldurdum kalbe, Camim ibadette, sırada türbe,\nMeyveler ürettim yemeye gel be, Sizce örnek insan olabildim mi? Hiç kimse duymadı ağzımdan küfür, İnancı yaşadım, olmadım kafir, Zeki de dünyada kaldı misafir, Sizce örnek insan olabildim mi? \nIspartalı  Zeki Çelik  TÜRKİYE İLESAM  il temsilcisi,\nGöller bölgesi yazarlar ve şairler derneği kurucu başkanı,\nYıldız tepe cami yaptırma ver yaşatma derneği kurucu başkanı,\nIsparta Kent Konseyi festival grubu başkan yardımcısı.\nMail adreslerim: zeki32ce@hotmail.com   ozanzekicelik32@hotmail.com\n\nNOT:  Allah'ım izin verirse basıma hazır olan KÖŞEMDE Kİ  İNCİLER kitabımı  okuyucu hayranlarımla buluşturmak istiyorum. şiirlerin ve yorumların yer alacağı kitabım dan sadece bir örnek yazımı paylaşıyorum.\n\nBAZEN  YORUM YAPMAKTA  ZORLANIYORUZ....\n\n      Merhaba gönül dostlarım. Saygılar, selamlar ileterek konumun içeriğini paylaşıyorum. Hayat serüveninde türlü zorluklarla karşılaştığımız malumdur. Çektiğimiz çile cefa yetmezmiş gibi birde sizin samimi olduğunuz insanlar başkalarını çekiştirmekten, gıybet yapmaktan geri kalmıyor, sizi duygularına ortak etmeye çalıştığı gibi artılı eksili yorum yapmaya da zorlamaktadır.\n     Eleştiriye tabi tutulan kişilerde tanıdığınız, dostunuz, arkadaşınız olunca da karşınızdakini de incitmeden ne tür cevap vereceğiniz konusunu mecburen süzgeçten geçirmek zorunda kalıyorsunuz. Yaşam sürecinde herkesin hedefi bellidir. Buna ilaveten siyesi görüşler de yer alıyor. Geçmişte yıllarca sağ sol kavgaları yaşandığı için ben siyasete biraz mesafeli durmaktayım.  Kader büfesi diye tabela yazdırıp mahalli gazetede reklamını yaptığım büfem vardı.\n      Seksenli yıllarda küçük ticarete atıldığım büfede kuru yemiş, gazete, sigara vardı. Sağlığa zararlı olduğu için tekel bayiliğini bıraktım. Bu ara da tek tük içtiğim sigarayı da bıraktım. Kaset satışı yapayım dedim onuda soyup beni sıfıra düşürdüler. Gazete satışında zorluklar çekiyordum. Çünkü farklı görüşten insanlar okumak istediği gazeteyi bulundurmam için zorluyordu.\n       Sanatım gereği büfem üzerinde ışıklı tabelada şair Zeki Çelik yazıyordu. Sağ sol yaşandığı dönemin içinde olduğum gibi farklı grupların arasında da kalıyordum. Merkezde yaşadığım için yaşanan olaylardan üzüntü duyuyordum\n.  Bazı gençler şiirlerimi inceleyerek bizim için yaz diyorlardı. Siyasi görüşüm olmadığını, sanat adamı olduğumu ifade etsem de inandırmakta zorlanırdım.\n    Mecburen gazete satışına da son verdim. Hangi partidensin diye soranlar oluyordu. Cevaben: Ne sağcıyım, Ne solcuyum, Doğru yolun yolcusuyum. Diyordum. Yıllar sonra Doğru yol partisi kuruldu onuda diyemez oldum. Sözü sözün özü şiirlerimle toparlayıp bağlamak istiyorum. Allah her zaman her yerde vatanım ve milletim için hayırlısını nasip etsin. Hoşça ve dostça kalınız.\n\n*****  ZORLUK  VAR    *****\n\nSana tuzak kurar sevdiğin insan,\nKüfre dönüşüyor bozulur lisan,\nHakkını arıyor kanun ve yasan,\nBazen yorum için zorlanıyoruz.\n\nTicaret yaparken aldatıyorlar,\nBayat yiyeceği abartıyorlar,\nGarantide sorun yaratıyorlar,\nBazen yorum için zorlanıyoruz.\n\nSiyaset yapanın hedefi belli,\nBülbül gibi öter çok tatlı dilli,\nSeçim aracının her yanı güllü,\nBazen yorum için zorlanıyoruz.\n\nTakım meraklısı formayı giyer,\nGolünü atmadan kişiyi över,\nSaldırıya uğrar seyirci döver,\nBazen yorum için zorlanıyoruz.\n\nSanat camiası çok az karışık,\nDedikodu yapar çene alışık,\nZeki tarikatla oldu barışık,\nBazen yorum için zorlanıyoruz.\n\n*****  NE  YAPSIN?  *****\n\nSermaye yönünden değer kazanır,\nÜlke fakirleşir ilgi azalır,\nEkonomi zayıf, zamlar hız alır,\nDeğeri düşerse pullar ne yapsın? .\n\nDalında sunduğu koku bir başka,\nSunulan her demet sürükler aşka,\nSöz, nişan, düğünü yapılsa keşke,\nYaprağı solarsa güller ne yapsın? .\n\nHer canlı yaşarken bir şey yiyecek,\nBizi Yaradana şükür diyecek,\nSanatı var ise toplum görecek,\nHüneri yok ise eller ne yapsın? .\n\nHerkes kavuşsa da özgürlük,hüre,\nİnsanın ömürde bellidir süre,\nVarlıkta yok olur göz göre göre,\nAkımı bittiyse piller ne yapsın? .\n\nDiyalog yok ise dostluk kurulmaz,\nSorunlar çoğalır çözüm bulunmaz,\nSağırın yanına fazla varılmaz,\nZeki duymayınca diller ne yapsın? .\n\n*****... YORUM  *****\n\nAllah'ım güç vermiş çalışmalıyız,\nVatana hizmette yarışmalıyız,\nHelal gıdalarla gelişmeliyiz,\nFaizi, haramı yiyemiyorum.\n\nBilinmez kişinin yazı kaderi,\nHerkesin kendince vardır kederi,\nAyarlamak zordur gelir, gideri,\nSıkıntım olsa da diyemiyorum.\n\nHaberler acıdır savaş sürüyor,\nYaralı ölüyor, bakan görüyor,\nYüreğe, vicdana azap veriyor,\nCanlıya, insana kıyamıyorum.\n\nAllah rızasını almak niyetim,\nResulün izinde sürer gayretim,\nKuranın içinde amel servetim,\nŞeytana, nefsime uyamıyorum.\n\nHer adamda vardır bir kaç hediye,\nBu yaşta olur mu sorma ne diye,\nNotunu sunarsın Zeki kal diye,\nİşitme kaybım var duyamıyorum.\n\nIspartalı  Zeki Çelik  TÜRKİYE İLESAM il temsilcisi.\n\n***** ZEKİ ÇELİK (Akrostiş)   \n\nZeki akıllıdır, çalışkan demek,\nEli kalem tutar, çekiyor emek,\nKalbinden geçeni ister söylemek,\nİyilik doludur dünyası onun.\n\nÇelik dayanıklı,sağlam sayılır,\nEnerjisi artar dışa yayılır,\nLüks hayat yaşayan çabuk duyulur,\nİnsanlığa ibret işlenen konun.\n\nKültüre,sanata ilgisi fazla,\nŞairlik yolunda gidiyor hızla,\nAraştırıp oku görsel de izle,\nİçinde sevgi ve aşk dolu bunun.\n\nRüyasında bile eser yazıyor,\nVicdana geldikçe ilham sızıyor,\nEdirne den, Karsa yurdu geziyor,\nYüce Yaradana varmaktır sonun.\n\nAllah'tan Ganiye şükrü de boldur,\nZekice beynini fikriyle doldur,\nArkadaşı seven hayırlı kuldur.\nRuhuna haz verir yaşanan anın.\n\n***** ZEKİCE *****\n\nTürk dünyası şair, yazarlar gelsin,\nSanatçı, müzisyen, ressamlar sevsin,\nHünerli elleri halkımız bilsin,\nZekice kültür ve sanat evim var.\n\nYiyecek, içecek bulunacaktır,\nBeş vakit namaz da kılınacaktır,\nArzu eden üç gün barınacaktır,\nZekice kültür ve sanat evim var.\n\nÖzel kütüphane salonu geniş,\nSanat camiası burada, tanış,\nSahneye çıkarak yürekten konuş,\nZekice kültür ve sanat evim var.\n\nYazılan kitaplar okunmak ister,\nBinlerce arşivim bakılmak ister,\nHafıza kaydına takılmak ister,\nZekice kültür ve sanat evim var.\n\nIsparta Işık kent mahallesinde,\nMelek ev karşısı, Olgun evinde,\nGönül dostlarında sevgi derinde,\nZekice kültür ve sanat evim var.\n\nIspartalı Zeki Çelik TÜRKİYE İLESAM il temsilcisi.\n\nOĞLUMA   VASİYET\n\nYetimin, öksüzün hakkını yeme,\nHaline çok şükret, acizim deme,\nFitreyi,  zekatı   elinde   koma,\nDevletten vergini kaçırma oğlum! .\n\nYanlış  yapanları  peşinen  uyar,\nKanun var, nizam var Rabbım da duyar,\nHesaba, kitaba  yapılmaz  ayar,\nZimmetine haram geçirme oğlum! .\n\nDaima ilk başta düşün sağlığı,\nTütünle  artıyor  nefes  darlığı,\nRahatsız edip de bozma dirliği,\nParanı havaya uçurma oğlum! . \n\nBaşı boş bırakma ardını ara,\nİhtiyacı sağla düşürme dara,\nBağımlı olmasın tiner,esrara,\nTorunuma alkol içitme oğlum! .\n\nAklını,  fikrini   Zekice   kullan,\nHatır, gönül yıkma daima ballan,\nİbadeti yap da Cennet'e yollan,\nYuvana sahip ol göçürme oğlum! . \n\nBazen gülüşülür,bazen ağlanır,\nTartışma olsa da dille yağlanır,\nÇekemeyen olur kısmet bağlanır,\nSırrını  dışarı  açılma  oğlum! . \n\nFaize aldanıp risklere girme,\nGüvensiz kişiye paranı verme,\nİdareli  kullan  ortamı  germe,\nMalını toparla saçılma oğlum! . \n\nTedbirini  al da  öyle  çık  yola\nEmniyet kemeri göğsüne dola,\nDönerken sinyal ver sağa ve sola,\nHızını  artırıp  biçilme  oğlum! . \n\nDünya  ahirette  bellidir  suçlu,\nCeza,söz eritir olsan da güçlü,\nAnnende, baban da ne kadar içli,\nKelepçe taktırıp seçilme oğlum! .\n\nZeki'sin,  Arif'e  tarif  gerekmez,\nSenin ceremeyi başkası çekmez,\nHakkıyla çalışan boynunu bükmez,\nToplumun içinde küçülme oğlum! .\n\n*****  Ş İ İ R  *****\n\nİçinden geleni güfteye döker,\nHarfleri dağıtır notaya  çeker,\nMızrabı vurdukça dilinden akar,\nAşığın  akordu,  sazıdır  ŞİİR.\n\nKimi serbest türde, kiminde kıta,\nKafiye  tuttukça  düzelir  hata,\nDuygulu haliyle  bağlar hayata,\nHeceli, manalı,  yazıdır ŞİİR.\n\nEdebiyat, Kültür  bunda aranır,\nRuhuna haz verir pürüz taranır,\nVerimli olanlar mertçe direnir,\nTürkçe'nin uyumlu, gözüdür ŞİİR.\n\nMısraya dizilir  uzun  metinler,\nAnılar  dillenir  dolar  sütunlar,\nAhengi  artırır  fonlar,  ritmler,\nKurulan cümlenin, özüdür ŞİİR.\n\nSevip, sevilince  taşar  hislerin,\nKulağa hoş gelir müzik, seslerin,\nİlham kaynağıdır tüm  bestelerin,\nZeki'nin  sanatı  sözüdür  ŞİİR.\n\nIspartalı  Zeki Çelik TÜRKİYE İLESAM il temsilcisi.\n\nSPARTA ŞİİRLERİ ANTOLOJİ DUYURUSU\n\nDeğerli ve duyarlı  Isparta sevdalıları: Allah izin verirse Isparta şiirleri antolojisinin  2. çıkmasına vesile olmak istiyorum. Sponsor bulabilirsem mail adresime göndereceğiniz şiirlerden uygun olanları yayınlamak istiyorum. İletişim kurmak için fotoğraf ve öz geçmişinizi lütfen unutmayız. Şayet sponsor bulamazsam kitabın maiyetini siz gönül dostlarıyla paylaşırız. Ayrıca 2015 yılında 44 sanat yılımı şahsıma özel şiir yazan gönül dostlarıyla kutlamak istiyorum. Bana yazılmış tüm şiirleri de kitabıma almak istiyorum. \nIsparta şiirlerini  AĞUSTOS  ayı sonuna kadar gönderebilirsiniz. Şahsıma yazdıklarınızı da bu yıl sonuna kadar duygularınızla  beni bana anlatabilirsiniz. Yayınlanan antolojilerden katılımcılara mutlaka er yada geç ulaştırılacaktır.\nNot: Isparta şiirleri ve şahsıma yazılan şiirlerin, yazı metinlerinin telifi ve sorumluluğu sahibine aittir. Gönderide bulanan gönül dostlarım yayımlama iznini de peşinen vermiş oluyor. Hatırlatma gereği duyuyorum. Cümlenizi saygıyla selamlıyorum.\nMail adresim:\n  isparta_siirleri_antolojisi@hotmail.com \n\n Tel: 05063449909  Adresim:\n\nZEKİCE KÜLTÜR ve SANAT EVİ\n\n Işık kent mahallesi  olgun evleri  5726 sokak no: 5  (Melek evleri karşısı)    ISPARTA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HAYALLERDEN GERÇEĞE  HAYAT HİKAYEMİN ÖZETİ dir...",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\nZEKİ  ÇELİK          (Ispartalı Zeki Çelik)       Tel:  05063449909 \n  Mail adreslerim: zeki32ce@hotmail.com   ozanzekicelik32@hotmail.com\nİletişim: Işık kent Mahallesi 5726 sokak no: 5  Olgun evleri \n (Melek evleri karşısı)         ISPARTA   TÜRKİYE\n\nHAYALLERDEN GERÇEĞE AZMİMİN ZAFERİ  (Hayat hikayemin özeti)  \n\n     Merhaba saygıdeğer gönül dostlarım.  Her ünlü sanatçının, şair ve yazarın öz geçmişini araştırdığımızda mutlaka ibretlik yaşam kesitlerini okuyup algılarız.  Hatta bir çoğunun hayat dramı bizimkilerle kesiştiğinden dolayı ona karşı daha sempatik duygularla yaklaşarak başarılarını canı gönülden alkışlarız, kutlarız. Şöhreti tesadüflerle yakalayanlar, yine tesadüflerle kaybedebilirler. Sadece şöhret olmak için sanatı icra etmeye çalışanlarda  başarıya asla ulaşamazlar.  Gökte ki yıldızlar misali parlayıp söne bilirler.\n      Hayallerden gerçeğe azmimin zaferinin içeriğini okuyup algıladığınızda acizane hayatımın kesitlerinin bazı bölümleri belkide sizinkilerin tıpatıp aynısı olacak maziye dalmanıza vesile kılacaktır. Dramatik hayat yaşamadan huzura kavuşmak zor olsa gerek. Maalesef hayat serüveni buna odaklanıyor. Bazı sanatçılarımız mazisini rahatça anlatıyor, bazıları da gizleyebiliyor.\n     Hayranlarına karşı şeffaf olmayan ünlüler zamanla benliğinizde kaybeder. Çünkü duyarlı toplum değer verdiği, örnek aldığı insanı her yönüyle tanımak ister. Artık dünya genelinde gizli kapaklı devri bitmiştir.  Ağzından çıkan her sözden sorumlu olduğun gibi, beyninden kaleme yansıyan, okuyucu kitlesine ulaşan her eserinden sorumlusun. Mobese kameralarının bulunduğu yerlerde kayıt altına alındığın gibi, Yaradanın kamerasına her saniye kaydın yapılıyor.\n      İşte ben bu düşüncelerle hareket eden bir gönül dostunuz olarak hayatımı şeffafça özetleyerek hayalimde kilerin azmimle  zafere ulaşmasını paylaştım:\nBen Zeki Çelik  Isparta İli Şarkikaraağaç ilçesi Bey köy nüfusuna kayıtlıyım. Modern insanlar gibi hastanede dünyaya gelemediğim gibi doğum tarihim konusunda hala çelişkileri üzerimden atamadım, atabilmem de imkansız.\n      Çünkü benden bir iki yaş büyük olan ağabeyimden bile nüfus kaydımda on ay büyük görünüyorum. Bunu da askere gideceğim zaman anladım. Askerlik yoklaması yapılınca babam benim küçük olduğumu bildiği için bir yıl daha ertelemek istedi. Lakin komutan kimliğe bakarak Zeki'nin askere gitmesi gerek deyince: Babam olur mu  Sadettin onun ağabeyi o gitsin dedi. Komutan: Amca kimlikte Zeki onun ağabeyi diyerek cevap verdi.\n      Köy yerinde kadınlar arkadaşlarının ne zaman nerede doğum yaptığını bildiği için hafızalarına kaydedip unutmazlar. Çünkü kendileri de hamilelik dönemi yaşadıklarından dolayı yaş ve ay sınırlamasını rahatlıkla belirlerler.\n Eşimin annesinin  söylediğine göre ben eşimden üç ay büyük görünüyorum.\n Mevcut kimliğim 1-1- 1955 görünse de gerçeği yansıtmamaktadır.\n       Annemin çilekeş yaşamından kesitlerinden birisi beni samanlıkta yani köy değimiyle hayvanların gıda ihtiyacını karşılayan depoda dünyaya gelmişim. El bebek gül bebek gibi yetişen çocuklar gibi mamam da yokmuş.\nHaşhaş ezmesiyle pekmez veya şekeri  karıştıran annem bunu çaput içine sararak emzirme imkanı olmadığı zamanlarda ağzıma koyup sordurur muş.\n       Plastik emziğinin olmadığı gibi oyuncaklarım da olmadı. Tarlalarda yığın yığarken, tırmık çekerken annem yorgunluktan benim hangi tarlada olduğumu akşama kadar unuttuğu zamanlar olmuş. Bebeklikte ki yaşamım dramatik...\nÇocukluk çağlarımda arkadaşlarla kendi imkanlarımızla oyuncaklar icat ederdik. Bir kaç örnek vererek  o günün teknolojisini hatırlatmak istiyorum.\n      Besicilik o dönemde de hız kazanıyordu. Ahır dediğimiz besihanede ki hayvanlara yem saman verip altındaki dışkıları temizledikten sonra sırtlarını sert tarakla kaşıyınca biriken kılları top yapar, şaplak taşları da üst üste yığıp yuvarlayınca yıkılmasını sağlayarak eğlenir, oynardık. Bu günkü gibi oyun alanları sınırlı değildi. Çünkü harmanlar, meralar,sokaklar oyun oynamamıza elverişli olsa da bu günkü her çeşit satılan topları o günlerde bulmakta zordu, almakta.  Süpermarketler, marketlerde yoktu. Bir köy bakkalımız vardı.\n     Bazı ağacın dalını budarken çıkan düzgün değneğin ucunu kerterek, diğer kısa bir dalı üzerine koyarak, havaya kaldırıp vurarak, uzağa gitmesini sağladığımız oyunun adına met değnek derdik. Kızların oynadığı kispi oyunu erkeklerin hoşuna gitse de oynamazlardı. Bazı genç büyüklerimiz  ortaya diktiği iri ağacı sağlamlaştırıp üzerine dal geçirip iki kişiyi karşılıklı bindirerek dönmesini sağlarlar bunun karşılığın dada belli bir ücret alırlardı. \n      Saklambaç, birdirbir, kovalamaca, koşu, fitçi döndürme, cam bilyeleri yuvalama ve küçük taş oyunları sıkça oynanıyordu. Sadece bayramdan bayram harçlığımız olurdu onun dışında paranın yüzünü görme şansımız yoktu. Büyüklerimizin pazardan pazara alıp bize bardakla dağıttığı kuru yemişleri  bir hafta da tüketmemiz gerekirken aynı gün bitirmek zorunda kalıyorduk.\n       Çocukların içinde güçlü kuvvetli olmama rağmen kılık kıyafetlerimle eziklik yaşıyordum. Çünkü diğerlerinin imkanları bizimkilerden farklıydı. Oyun oynadığımız çocuklar bir evin bir oğlu veya kızıydı. Benim sekiz kardeş oluşum iki ekiz ablamın küçük yaşta ölmesiyle beş oğlan bir kızla  annemiz ne derece ilgilenebilir ki. Babamın marangozlukta gece gündüz çalışması, zaman zaman çiftçilikle uğraşması bile maddi imkanlarımızı düzeltmiyordu.\n        Rahmetlik dedemizin, ninemizin üç evlattan doğan tüm çocuklarıyla irade sağlaması hayatı güçleştiriyordu. O dönemlerde ataya itaat  mecburi görevdi. Hane kalabalık olsa da ayrılık düşünülmezdi. Amca çocukları, hala, dayı, teyze çocukları hep bir arada yeyip içiyor bir odada yata biliyorduk. Kılık kıyafetlere güç yetmediğinden hayal ettiğimiz giysilere erişmek imkansızdı.\nBir erkek evladı olduğum halde çocukluğumda bana da fistan giydirdiler.\n      Kızların arasında utansam bile giysimin çiçekleri moral veriyordu. Fistanın\n uçları yere sürtündükçe yıpranıyordu. Uçlarını makasla kırkıp düzelttikçe de \nbu sefer bacaklarım ortaya çıkıyordu. Kalçam görünmesin diye direniyordum.\n Ağabeylerim benden şanslıydı onların okula gitmeleri kıyafetini düzeltiyordu.\nBenim hayaller başkalarının düzenli yaşamıyla daha da artış gösteriyordu.\n       Saygıdeğer gönül dostlarım. Çocukluk hayallerimi gerçekleştirmek asla mümkün olmadı. Çünkü maddi ve manevi desteğim yetersizdi. Babamın gece gündüz marangoz, yapı ustalığında çalışmasına üzülsem de yardımcı olmaya henüz gücüm yetmiyordu. Oda aldığı bahşişlerin, hediyelerin bir çoğunu başka çocuklara veriyordu. Kendi çocuklarını ikinci planda düşünmesine üzülüyordum.\n       Anneminde sevgi, şefkati yetersiz kalıyordu. Onunda ilk düşündüğü ona verilen görevlerdi. Günlük görevlerini yerine getirmediği zaman büyüklerimiz tarafından hırpalanıyordu. Babamın annemi başkaları tarafından dolduruşa getirilip hiçe sayışı beni çok üzüyordu. Zaman zaman gece bile annemi azarlayışı, dayak atışı beni yıpratıyordu. Annemi savunurum ümidi ile gece yatağımın altına sopa saklıyordum ama gece de bir türlü uyanamıyordum.  Annem yatağı döşeği toplarken sopayı görünce çok mutlu oluyormuş. \n     Çünkü yavrum beni eşimden korumak için hazırlık yapmış diye düşünmüş. Annem saf kalpliydi küçük hatalarından dolayı onu çok cezalandırıyorlardı. Ben sofrada annemi göremedim mi arıyordum. Bir keresine evin çevresinde onu bulamayınca ona azık katarak ararken yukarı bahçede aç, susuz çalışırken buldum. Annem kendisini düşünen bir evladının oluşuyla gurur duyuyordu.  Annemi daima garip ve yalnız hissettikçe gözlerim yaşarıyordu.\n    Okul çağım yaklaşınca artık üzerimdeki fistanı çıkarmıştım. Değeri düşük olan giysilere de razıydım.  Fistan üzerimdeyken bile sünnet oluşum benim erkek oluşumu kanıtlasa da  hiç değilse giysilerimle kızlardan farkım olmalı diye düşündüm. Pantolonum oldu ama kemerim yoktu. Bazen ip ile bağlayıp\ndonumun düşmesini engellemem de yetersiz kalıyordu. Atların kayış artığını iyi kötü kemer yaparak sorunu çözüp  kemeri olanlarla yarışa başladım.\n      Okul hayatımın başarılı olduğunu söyleyemem. Çünkü arkadaşlarımın beş yılda bitirdiği ilkokulu ben altı yılda orta dereceyle zor tamamlayabildim. Bir kurşun kalemle, bir silgiyi bir yıllık dönemde yetirmeye çalışıyordum. Diğer arkadaşlarım gibi boya kalemlerim yani türlü, cetvel, pergel, çantam da yoktu. Tıraş bıçağımın olmayışı bile önemli değildi. Meyve bıçaklarıyla o sorun çözülüyordu. Defter ve kitaplarımda sınırlıydı. Köyümüzde o dönemde gece ışık yani elektrik olmadığından dolayı ödevimizi gündüz yapmak zorundaydık.\n       Gaz lambası ile sağlanan aydınlık yetersizdi. Fitil ve gaz bitince de ortam kararıyordu. Mecburen erken yatmak zorundaydık. Okulda güzel kıyafetleri, güzel çantası, okul ihtiyaçları olana imrenirdim. Keşkeleri o zaman öğrendim ama faydasızdı. Sesi güzel olup düzgün şiir okuyanlara da imreniyordum. Ben başarısız olunca okullar arası bilgi yarışmalarına katılamıyordum ama yarışmaları heyecanla takip etmekten büyük mutluluk duyuyordum.\n      Okuma hevesim vardı ama neden başarısızdım bir türlü anlayamıyordum. Okulun son dönemlerinde bilgi yarışmasına seyirci olarak sınıfımızdan benden başka katılan olmadı. Yarışma Şarkikaraağaç kütüphanesinde oldu. Bey köy öğrencileri bilgi yarışmasını kazanınca okul müdürümüz sayın: Ömer Köse bize gazoz ısmarladı. O kadar hoşuma gitti ki çünkü ömrümde ilk defa gazoz içiyordum. Yarışmaya alkış desteğim  gazoz olarak ödüllendirilmişti. \n      İlk okul dönemi biterken her öğrenci hedefini belirliyordu. Çünkü onların arkasında maddi ve manevi güç vardı. Okula fotoğrafçı geldi vesikalık resim çekilip başka okullara gitmek isteyenler hazırlık yapacaktı. Herkes fotoğraf çekilirken ben çekimser kalıyordum. Okul müdürümüz benim okumam için ısrar ediyordu. Sende kafa var oğlum okuman gerekiyor diyordu. Benim okul çağında içimde cevher, kültür hazinesi olduğunu ilk keşfeden müdür olmuştu.\n      Ömer Köse hocamın beni uyarması hoşuma gitti. O dönemde arkadaşlar Gönen öğretmen lisesini hayal ediyordu. Ben ilçemizde bile okumaya razı idim. Fotoğraf çektirmek için para bulmam gerekiyordu.  O dönemde  evin büyükleri karar vermeden hiç bir şey yapılamazdı. Eve geldim Baba anneme durumu ilettim. O da bana git babana danış filan tarlada çift sürüyor dedi. Ben koşa koşa babamın yanına vardım. O da bana deden, eben bilir dedi. \n      Her iki tarafa bir kaç kez koşuşturmam da boşa gitmişti. Çünkü fotoğraf parası vermemek için bahaneleri hazırdı. Okula geldiğimde çoktan fotoğraf çeken gitmiş, öğrenci ve öğretmenler dağılmıştı. Hayal kırıklığı yaşamıştım. Ailem çiftçilik yapınca destek olmak zorundaydım ama o işi de anlayamadım\n. Bir ara çobanlık yapmamı istediler. Gündüz dağa sürdüğüm sürüleri gece sabaha kadar zor toparlaya biliyorlardı. O mesleği de pek kavrayamadım. \n    Bir ara Şarkikaraağaç kuran kursunda okudum. Hocamın bana öğrenmem\n için verdiği nasihati unutamıyorum. Bak oğlum benim sana vereceğim bilgi hazinesi bunun içinde, buna ne kadar saygı gösterip içtenlikle okursan sana bilgisini aktarır üç gün içinde kuran okumaya başlarsın dedi. Bende hocamın dediği gibi abdestimi alarak içtenlikle okuyup elif cüzü göbeğimden aşağı düşürmeyip iki dizimin üstünde çalışarak  üç gün içinde kuranı öğrenebildim.\n     Bu benim evden ayrılışımın ilk hasretliği oldu. İlçem yakın olsa bile iznimiz sınırlı olduğundan fazla kalmıyorduk. Kuran kursunda okurken çok mutluydum.  Çünkü orada bizleri yoktan var eden: Yaradanı,yaşatanı,Bu dünyayı dolduran\n, boşal tanı, Kainatı kuşatanı,  Allah'ı, Peygamberlerini, kitabını, meleklerini de öğrenmiş oluyorduk. Askerlik misali gece nöbet tutmayı da öğrenmiştim.\n    Mübarek geceleri kutluyor, köy köy dolaşıp Ramazan ayıda teravihlerde ilahi söyleyerek okşuyordum. Kabirleri okumakta adeta benim görevimdi. Rahmetlik dedem yaşarken uhrevi aleme göç eden yakınlarımızın kabirlerini tek tek gösteriyordu. Başkalarının da kabirlerini bana okutmaları değerimin artışını hissettiriyordu. Köyümüzde öğretmen sayısı da artmaya başlamıştı.\n    Kuran kursunda yetişen hafızlar camilerde vaaz verdikçe imreniyordum. Ben kuranı kerimi tecvit ile öğrensem bile Arapça'sını bir türlü kavrayamadım. Artık gençlik çağımın verileri beni rahatsız ediyordu.  Çocukluğumdan beri çok sevdiğim dayımın, halamın kızı da  göz doldurmaya başlayınca öğretmen talipliler rahatsız edip dünürcü olmak istiyorlardı. Ben okuyamamıştım ama  çok sevdiğim birini başkalarına kaptıracak kadar da cahil sayılmazdım...\n      Saygıdeğer gönül dostlarım.  Yıllarca hayalini kurduğum ve eş olarak düşündüğüm kızın serpilmesi benimde hoşuma gidiyordu. Bir ömür hayat süreceğim kişi çok güvenilir biri olmalıydı. Onunla çocukluk anılarımız vardı. Ben onun etrafında çocukluktan bu yana pervane oldukça rahatsızlık da duydu ama beni de kabullenebilecek gönlüme göre birileri yoktu. Olsa da ben farkında değildim. Aslında halamın üç kızı vardı ama birisi küçük yaşta talihsiz bir kaza sonucu yaşamını yitirmişti.\n     O kızın adı Meryem'di. Beş kardeşin içinde sadece o kara gözlüydü. Merhum halam kara gözlü çocukları çok severdi. Bizim oralarda toprak ve taşlı kuyular çoktu. Komsu kuyudan su aldıktan sonra ağzını kapatmayı unutmuş Meryem kızda arkadaşları ile oynarken kuyuya düşer. Arkadaşı korkudan düştüğünü kimseye söylemez. Annesi aramaya çıkınca  komşu oğlunu sıkıştırır seninle oynuyordu deyince: Kuyuya düştü diye cevap verir.\n      Çığlık sesleri yükselince harmanda top oynayan delikanlılar koşarlar. Kalın halata biri bağlanarak kuyuya iner arkadaşları da dışarıdan çekerek kızı   kuyudan çıkarırlar ama her ne kadar çaba gösterseler de Meryem kız ölmüş olunca çığlıklar dahada yükselir. Çünkü babası Aydın ilinde orak biçerek hane ferdini beslemektedir. İletişim imkanı olmadığından babasının haberi olmadan göz yaşlarıyla toprağa verilir. Bir ay içinde babası çocuklara aldığı hediyelerle gelir. Çocuklara hediye dağıtırken Meryem kızını da sorar.\n     Hane içinde herkesin gözü yaşarır ama öldü diyemezler. Baba kuşkulanır. Çünkü daha önce babasından hediye alan öpücük veren o ilk kız olurdu. Meryem kıza aldığı hediyeyi alarak gözyaşlarına boğulur. Saygıdeğer dostlar kusura bakmayın biraz dramatik ama gerçek olayı bende ağlayarak yazdım. \nBenimde çocukluğumda yaşadığım çok talihsiz kazalar oldu. Onları  Allah izin ve ömür verirse önümüzdeki yıllarda ayrıntılarıyla paylaşmak istiyorum.\n     Çünkü talihsizlik serüvenlerim o kadar çok ki anlatmakla da bitmeyecek gibi. Sadece bir kaçını söyleyip geçeyim. Çocukken damdan düştüm ama ilk ben düşünce diğer çocuklarda bana bağlı olunca hepside benim üstüme düştü. Bir tanıdık kavga ederken ayırmaya kalktım dizimden bıçakladılar. Ağabeyim yonca biçerken  benim ayağımı dirseğimden biçti. Yaramaz atın üzerine beni bindirdi bunu eve götür batmasına bağla dediler. Ben eve varmadan at çoktan beni yere düşürmüştü.  Merkebi bağlarken tekne yedim.\n     Küçükken babaannem ocakta yemek pişiriyordu onu seyredeyim derken fistanım tutuştu vücudumun bir bölümü cayır cayır yandı. Amcam su dolu oluğa bastırmasa belkide Zeki Çelik diye biri olmayacaktı.  Bir arkadaş kuru ağaç  keserken benden yardım istedi tutarken motorlu bıçkıyı elinden kaçırdı kaşımı yardı. Ayağa çivi batmalar tendeki diğer hasarlar saymakla bitmez.\n    Halamın büyük kızı memurla evli olduğundan kardeşinin de memur biriyle evlenmesini istiyordu. Babaannem  benim evlenmeme sıcak baktığından dolayı halamda rıza gösteriyordu. Nihayet amacıma ulaşmıştım ama eşim olacak kızın rıza göstermemesine şaşıyordum. Uzun süre bir arada olunca galiba birde işimin olmayışı onun belkide kurmuş olduğu hayalleri siliyordu.\n      Babaannem ve dedem nişan giysilerini ilçeye almaya gidince mutluluktan uçuyordum. Nişan takıldı ama çevremdeki bazı memur gençlerin hakkımda lafını, sözünü bilmez kişiyi nişanladılar. İşi yok, aşı yok cahil misali söz ettiğini hissediyordum. Bir gün dağa sürü otlatmaya gidince  bizleri yoktan var eden yüce Allah'ıma öylesine içtenlikle yalvardım ki duamın bir bölümü şöyledir.\n      Allah'ım bana öyle bir yetenek ver ki beni cümle alem dinlesin. Beni ve eşimi, çocuklarımı hiç kimseye muhtaç etme, hayırlı sanatlar nasip eyle. Sana layık kul olayım, Resule layık ümmet olayım, ataya layık evlat olayım, evlada layık ata olayım, vatana, millete layık asker olayım diye devam ettim.\nKurduğum hayaller gerçekleştikçe neler olacağını sizlerde algılayacaksınız.\n     Köy yerlerinde nişan yapılan kızlar düğünlerde giydirilir. Nihayet nişanlımı bir düğünde giyimli olarak seyrettim. Düğün Ankara da markette çalışan Muzaffer Ciğer'indi  Patronu da minibüs ile  gelmişti. 06 plakalı araç köye bir yabancının geldiğini kanıtlıyordu. Minibüse bakarak hayaller kurmaya devam ediyordum. Keşke bende gurbete gitsem dönüşümde en iyi şekilde beni karşılasalar. Hayat mektebini başarıyla okuyabilsem, bir değişiklik olsa diye.\n    Dedem çok akıllıydı yatırım yapmayı severdi ama onu da tuzağa düşüren çok oldu. Türkiye de sınırlı yolcu otobüsü olduğu halde zamanında bizimde bir  başkasıyla ortak yolcu otobüsümüz olmuştu ama kaza yapa yapa mevcut varlığımızı sömürdü. Şimdi herkesin ehliyeti var şoför ama o tarihte  şoför kıtlığı vardı. Patronun dediği değil kaptanın dediği geçerli oluyordu. O yolcu otobüsüne çocukluğumda temizlik yaparken bir kaç kez bindiğim hatırımda.\n    Nihayet otobüs zararına satılmıştı ama baba anneminde kanser olmasına vesile olmuştu. Ankara da tedavisi sürerken ben kazada demir işletmesinde çalışıyordum. Şarkikaraağaç, Beyşehir, Seydişehir arası dikilecek demir direklerin istifini yapıyordum. Babaannemin hastalığının arttığını duyunca ben \nAnkara'ya gitmeye karar verdim. Bu benim gurbete ilk çıkışım olacaktı. \n     Aile büyüklerim gitme orası Türkiye'nin başkenti büyük şehir kaybolursun deseler de  babaannemi çok sevdiğimden kimseyi dinlemiyordum. Amacım hem ziyaret hemde kendime uygun bir işe girip çalışmaktı. Demir şebeke işletmesinden aldığım aylığı harçlık ediyordum. Kimseden yardım istemedim.\nBazı orman işlerinde çalışsam da yakın çevre olduğundan gurbet sayılmazdı.\n     Çocukluk arkadaşım Selahaddin Akça köye bayrama geldiğinde bana Ankara adresini vermişti. Hastane adresini bilmesem de ismini biliyordum. \nAnkara'ya direk araba bulamayınca Konya dan aktarmalı gittim. Ulaşınca da bir taksi tutarak çocukluk arkadaşımın evine akşam vakti ulaşmış oldum.\nArkadaşım ve ailesi çok iyi karşıladılar. Ayşecik filmini seyrediyorlardı. İlk defa bir televizyon görüyordum. Sinema gibi olmasa da heyecan veriyordu.\n        Saygıdeğer gönül dostlarım. Türkiye'mizin başkenti olan Ankara ilinde kendimi güvende hissediyordum. TRT televizyonunda yayınlanan sinema filmini izledikten sonra vakit geç olmuştu. Çocukluk arkadaşım Selahaddin  Akça ile aynı odada sabahladık. Sabah kahvaltıyı yaptıktan sonra ilk işimiz kanser hastası olan babaannemi ziyaret etmekti. Hastanenin ismini söyleyince dolmuş ile arkadaşım beni oraya ulaştırdı. İyi ki tam zamanında varmışız.\n       Babaannemi henüz odasında ziyaret etmeden taburcu olduğunu öğrendik. Dedem bir taksi tutmuş hastane önünde bekliyordu. Beni görünce çok şaşırdı. Oğlum ne işin var burada, nasıl geldin de bizi buldun diyordu. Bende dedeme ebemi ziyaret edeceğim çok özledim dedim. Dedemde ebeni taburcu ediyorlar doktorların yapacak işi kalmamış deyince onunda, benimde gözlerim yaşardı. Allah dan umut kesilmez ama durum da belliydi.\n      Biz dedemle konuşurken  babaannemi sedye üzerinde hasta bakıcılar getirdi. Hanenin idaresini elinde tutan kahraman kadını bitkin halde görmek benim üzüntümü artırıyordu. Beni gözlerinin feri zayıflasa da  hemen far ketti.\n Konuşacak halde değildi bakışlarıyla her şeyi ifade edebiliyordu. Sedyeden inmeden babaanneme sarıldım yüzlerinden, ellerinden öptüm. Bu benim için son görüş olmuştu. Çünkü doktorlar iki veya üç aylık ömrü var demişler.\n       Babaannem taksiye bindirilince dedemde bana sende bin oğlum köye gidelim dedi. Bende siz gidin dede ben burada kalıp çalışmak istiyorum deyince. Oğlum kendi başına buralarda kaybolursun haydi bin köyümüze gidelim diye ısrar etse de, artık ben kararlıydım. Taksici: Bey amca fazla ısrar etme torununun gidesi yok deyip aracını çalıştırıp yürüdü. Bende onlara el sallayarak uzaklaştım. Arkadaşımla birlikte iş aramaya koyulduk.\n     Arkadaşım beni Aşağı ayrancı da marketi olan köylümüzün yanına götürdü\n onların belki adama ihtiyacı olur diye. Ama onlar tecrübeli birini arıyormuş. Benim gibi köylünün onlara ihtiyacı yokmuş. Oradan Güven evler de Güven Çiftliği diye o dönemin büyük süpermarketlerinden birine uğradık. Orada da bizim köylü düğününe şahit olduğumuz Muzaffer Ciğer ağabeyim tezgahtar olarak çalışıyordu. Bizi görünce hoş geldiniz diyerek karşıladı.\n    Önce bana geçmiş olsun babaannen hasta diye duydum dedi. Bende sağ ol durumu pek iyi değil biraz önce köye uğurladık dedim. Oda bana sen niye gitmedin ya deyince. Ben iş arıyorum çalışacağım dedim. O da bana güldü ve dedi ki: Bey köyün zengini sayılırsınız zengin çocuğu iş mi arar dedi. Hani bizim önce şehirler arası yolcu otobüsümüz vardı ya, mal, mülkte olunca bizi zenginden sayıyorlar. Oysa o otobüs bizim haneyi 20 yıl geriye götürmüştü.\n     Bende durum bildiğin gibi değil çalışmam lazım diye konuşurken bizi onun   patronu dinliyormuş. Yanıma yaklaştı tebessümle yüzüme baktı: Oğlum sen gerçekten çalışmak istiyor musun? deyince: Ben evet istiyorum dedim. Bana çıkar ceketini hemen işe başla deyince sevincimden uçuyordum. Muzaffer ağabeyime talimat verdi. Bizim alım,satım, depo istif görevlerini yapsın dedi. Öğle vakti olmuştu çalışanlarla beraber yemeğimizi yedik.\n     Benim işe başlamamdan memnuniyet duyan arkadaşım Selahaddin bana mu sade açıkta kalırsan ev adresini biliyorsun deyip vedalaştı. Artık ben emin ellerdeydim. Köy ve ilçede ağır işlerde çalışında yaptığım iş çok kolaydı. Akşam olunca patronum: Zeki oğlumu otele götürün yarın da daimi kalacak bir yer ayarlayalım dedi.  Muzaffer ağabeyim beni otele bıraktı evine giderken seni sabah geçerken alırım dedi. Ben ömrümde ilk otel de kalışımdı.  Özel oda ve yatağım mükemmeldi önce bir üstünde yuvarlandım.\n     Kaldığım oda yüksekte olunca Ankara'nın gece manzarasını seyrettim ve çok hoşuma gitti. Çocukluğumu hatırladım. Yüksek bir dağa çıkınca uzakta gördüğümüz köylerden başka köy yok sanırdık, dünyanın ucu orasıdır derdik. Oysa nice uzun yol geldiğimiz halde daha da gidilecek, görülecek yerler var.\nGörevime dört elle sarıldım, patronun da çok güvenini kazandım. \n      Muzaffer Ağabeyimin düğününde gördüğüm minibüse de binmek, mal pazarlamak nasip oldu. Yabancı sefaretlerde  bizim süpermarketten alış veriş yapıyordu. Yabancı uyrukluları da tanımış oluyordum. İçimde edebiyat kıvılcımları belirmeye başladı. Çünkü ufkum açılıyor dünyam genişliyordu. Pazarlama işlerinden sorumlu olunca elimde kalem, defter eksik olmazdı.\n     Sosyetik, modern toplumun içinde yaşarken elbette kendime her yönden çeki düzen vermeliydim. Konuşmalarım köylü şivesinden uzak kalıyordu. Lisan bilmek zorundaydım ama o kadar çok yabancı sefaretler var ki hangi ülkenin dilini öğreneyim diye bocalıyordum.  Aldığım haftalıkla bir kaç  kitap aldım Türkçe çevirilerine baktım yazabilmek ve çözebilmek de zorlandım.\n        Patronum Bekir Köprülü beni aynı iş yerinde çalışan arkadaşların yanına babalığının evine yerleştirdi. İş yerine yaya gelip gidiyorduk. Bana nerelisin diyenlere şairce cevaplar vermeye başladım. İlk dörtlüğüm şu oldu: Var benim bir kedim, Çok güzeldir ceketim, Vilayetini sorarsan, Isparta dır memleketim.  Nere varsam ova, Kurdum kendime bir yuva, Günahları çok olan, Etsin Allah'a dua, diyordum. Yazdıklarımı arkadaşlar da beğenirdi.\n     Sanatımın başlangıcı 1971 başkent Ankara olmuştu. Nişanlıma mektup göndersem bile o henüz bana cevap yazmıyordu. Köyden gelen gidenle haberler ulaşıyordu. Babaannemin ölüm haberi beni çok üzdü. O gece sabaha kadar ağladım ve bana yaptığı ve başkalarına yaptığı iyilikler sinema şeridi gibi dizildi. Tekerlemeleri bırakıp onunla ilgili ilk uzun destanı yazdım. \n     Ankara da olmam isabet olmuştu. Çünkü hafta da bir pazar tatilimi tarihi ziyaretler yaparak, sinemaya giderek, parklarda dolaşarak geçiriyordum. Ülkemizin kurucusu  Mustafa Kemal Atatürk'ü Anıt kabrini de ziyaret ettim.\nÜç dört yıl kaldığım başkentte çok şeyler öğrendim. Acı tatlı anılarım oldu. 1974 Kıbrıs barış harekatında oradaydım. Gece karartma yapmayan yabancı ülke vatandaşların ziline basarak uyarıyorduk. Çünkü bende hazır  askerdim.\n       Saygıdeğer gönül dostlarım: Her Türk evladı gibi bende vatan, bayrak aşkıyla milletime hizmet edebilmek için çaba sarf ediyordum. İş yerimden izin alarak askerlik yoklamamı yaptırdım. Patronum ve ailesi beni çok sevmişti. Hatta kızları da sempati ile yaklaşıyorlardı. Benim nişanlı olduğumu bilseler de büyük kız ilgi duymaya başlamıştı. Ben sevdiğime ve ekmeğini yediğim yere nankörlük edemezdim. Hayalimde hep örnek  insan olma düşüncesi vardı.\n     Uzun süre nişanlı kalmamın sebebi de bana eş olacak birinin sevgiyle yaklaşmasıydı. Nihayet beklediğim mektubu almıştım. Nişanlımdan sevgiden, yuva kurmaktan söz eden cümleleri defalarca okudum. Düğün tarihi belliydi benim köye dönmemi bekliyorlardı. Beraber kaldığımız arkadaşlarla sırrımızı paylaşıyorduk. Düğün için biriktirdiğim paraları yatağımın içinde sakladım. Gideceğime yakın maalesef tuvalet penceresinden eve hırsız girmiş çalmış.\n      Akşam eve geldiğimizde fark ettik. Arkadaşlarım bizimde sigaralarımızı çalmışlar dediler ama ben onlara inanmadım. Çünkü ben ağlarken onlar alay edip gülüşüyorlardı. Onlardan ne kadar çok kuşkulan sam da  gözümle ben görmeyince suçlayamazdım. Sigara içmiyordum, kötü alışkanlıklarım yoktu.\nŞiir yazma hobim devam ediyordu. Defterlerim doldukça çok mutluydum. \n      Yol harçlığım kalmayınca mecburen bir kaç ay daha başka bir iş yerinde çalıştım ve o arkadaşlardan da uzak durmak zorunda kaldım. Başkent Ankara  bana çok şey öğretmişti. İnsanların menfaat uğruna iki yüzlülüğünü  fark ettim. Bazı hediyeler alarak köyüme döndüm. Uzun süre yöremden uzak kalınca insanların bakış açısı değişti. Ben memurum diyenlere bende şairim deyince onlarda o sanatın maddi gelir sağlamayacağını ifade ediyorlardı. \n      Nişanlıma düğün öncesi iltifatlı sözler sarf ederek sevgisini artırıyordum. Dedem benden düğün için maddi destek istedi ama paramı çaldırdım deyip enayi durumuna düşmek istemedim. Dedem oğlum Ankara dan ne getirdin ver bakalım deyince. Ben övünerek akıl getirdim dede akıl deyince güldü. Dedeme kahvede torunun ne getirmiş diye soranlara akıl diye cevap vermiş.\n    Düğünüm 1975 yılbaşı gecesi olduktan sonra bir kaç ay içinde ağabeyim Sadettin ile aynı gün askere giderken yakınlarımızla vedalaştık. O evli ve iki oğlu vardı. Ankara ya kadar beraber geldik. Bir gece orada kaldıktan sonra o Karabük'e gitti bende Sivas iline. Bingöl usta birliğim olsa da tekrar şoför olmak için Malatya acemi birliğine gönderildim. Dönüşüm yine Bingöl oldu.\n     Sanat çalışmamı orada da fırsat buldukça devam ettiriyordum. Hikayeler de yazıyordum. Askerde harçlığımı çıkarmak için saraçlık ta yapıyordum. Bir gün komutan askerleri toplayıp sırasıyla herkes bildiği fıkrayı anlatsın dedi. Sıra bana gelince arkadaşlar: Komutanım Zeki şair ondan şiir dinleyelim dediler. Bende  çok duygulandım çünkü o güne kadar hiç sahneye çıkmadım.\n      Komutan önünde arkadaşlarımın karşısında çok heyecanlanıyordum. Benim durumumu fark eden arkadaşlar moral vermek için alkışladılar. Benim   yanımda şiir defterim devamlı bulunurdu. Çünkü ilhamın nerede geleceği belli olmazdı. Orada askerlikle ilgili şiir okumam daha uygun olur diye piyade şiirimi okudum. Düşmanları korkutan, Korkakları ürküten, Zaferi önde yürüten, Piyade dir  piyade.  Tam tüfek teçhizatlı, Çok giderler sür'atli,  Gecesi gündüze katlı, Piyade dir piyade. Diye devam ettim çok taktir edildim. Asker arkadaşlarım eşlerine  yazacağı iltifatlı sözleri benden alırdı.\n      Askerde çok başarılıydım ellerim iri olunca makineli tüfeği gözüm kapalı söküp takarken yarışmalarda hep birinci olurdum. Deve güreşinde de birinci oldum, bilek güreşinde de birinci oldum. Mükafat izinleriyle erken teskere almış oldum. Askerlik dönüşü köyde fazla kalmadım Isparta şehrime geldim. Dramatik yaşantımdan söz edersem gözleriniz yaşarır, derine inmeyeyim. \n     Isparta ilinde o yıllarda öğrenci çok olduğundan ev bulmak güçleşiyordu. Ben iki göz ahşap evi zor kiralayabildim. PTT de geçici işçi olarak çalıştım, Orma sunta fabrikasında geçici olarak çalıştım. Boş zamanlarımda han ballık  yapıyordum. Oturduğum evde her türlü haşere hayvana rastlamak mümkündü. Bir oğlum birde kızın oldu. Onları haşerelerden korumak için hanımla gece nöbet tutuyorduk. Kertenkele, fareler,sümüklü böcekler, hamam böcekleri, tahta kurusu  vs.\n     Sonra Ankara dan edindiğim tecrübelerle evimdeki değerli eşyaları satıp kuru yemiş büfesi açtım, Tekel bayi de olmuştum ama açtıktan kısa bir süre sonra kader büfesini tamamen soydular. Eşime dahi iki üç ay bildirmedim. Bir arkadaşım halı satmış durumumu fark edince bana ödünç destek oldu. Allah razı olsun onun sayesinde yeniden düzen kurarak kendimi toparladım.\n     O dönemlerde siyaset çok karışıktı sağ sol kavgaları devam ediyordu. Ben hayat mektebini başarıyla bitiriyordum ama bana diploma verecek bir yetkili bulamıyordum. Büfenin adını kader koymuştum altında da şair Zeki Çelik yazıyordu. Reklamımın yapılması için mahalli gazeteci sahibiyle anlaştık  ben ona şiir veriyordum oda benim reklamımı şiirle birlikte yayınlıyordu. \n   Hayallerden gerçeğe azmimin zaferi böyle başlamış oldu. Bazı yarışmalara katılıp dereceler almaya da başladım. Hükumet karışıklığı sağ sol kavgaları beni çok üzüyordu. Çünkü o tarihte bir çok olaylara şahit oluyordum. Benim şair olduğumu bilen gençler kendi yönlerine çekmeye çalışıyorlardı. Ben her zaman örnek bir sanat adamı olmayı tercih ediyordum. Tehditlere de boyun eğemezdim. Çünkü bana takılacak çelme belki de ufkunu karartabilirdi.\n     Gençleri kırmamak için, hedef olmamak için onlara cevap vermem de gerekiyordu. Özet olarak şunu dedim. Ben ne sağcıyım, Ne solcuyum, Doğru yolun, Yolcusuyum. Yani sanat adamıyım dedim. Daha sonra Doğru yol partisi kuruldu bunu da diyemez oldum. Saz kursuna da gidiyordum ama parmaklarım, ellerim iri olunca basit notaları öğrendim, karmaşık notalarda karıştım kaldım. Öğrendiklerimi sık sık çaldıkça hanım da rahatsız olmuştu.\n     Saygıdeğer gönül dostlarım. Her sanatın inceliği olduğu gibi şair yazarlığında basit bir sanat olmadığı muhakkaktır. Çünkü yazıyorsan hakkını vereceksin. İşte ben bu düşüncelerle hareket ederek her konuda şiirler yazmayı prensip edinip güncel konuları da işleyerek tarih atmayı ihmal etmedim. Hece konusunda fazla bilgim yoktu ama usta bir şair yazarla profesörle karşılaştım. Beni o gün imtihan  ederek neden heceli yazmıyorsun dedi. Bende hocam hece ne demek dedim? .\n      Çünkü ilkokulu altı senede zor bitirmiş bir şahsiyet olarak edebiyat dersi de almadığım için o konu hakkında da  bilgim yoktu. Benim yazdığım şiiri inceleyince bak evladım senin yazdıkların genelde heceli ve kafiyeli dedi. Şiirde her satırın hecesi aynı olunca  heceli olur dedi. Bu bahsettiğim durum 1980 yılında gerçekleşti.  O hocama minnettarım. Yaşıyorsa selamlarımı iletiyorum, öldüyse rahmetle anıyorum. İsmini bana söylemişti ama heyecanımdan unuttum. O üstadımın hatırımda kalan bir dörtlüğünü paylaşıyorum. \n    (Ne sen güzelsin, Ne de ben, Birbirimize yetmeden.)                       Benim o hocama okuduğun bir şiir şöyle: Uzaklardan haber salma, Genç iken sararıp solma, Ayrılıktan bık sevdiğim, Kaderle baş başa kalma. Gel gel gel. Her geçen gün  derdi deşme, Göz yaşlarım olur çeşme, Yeter artık gel sevdiğim, Seviyorum deyip geçme. Gel gel gel, Aşkınla yapma işkence, Yüreğime vurma pençe, Hasretinle yanıyorum, Uyuyamaz oldum gece. Gel gel gel. Yeter artık gel sevgilim, Seninle açılır dilim, Bir şeyler yapıyor sanma, Duada iki ellerim. Gel gel gel. Buna benzer birkaç bir kaç şiirler okumuştum çok beğenmişti.\n     Bu benim edebiyat alanında karşılaştığım ilk değerli şahsiyetti.  Antalya yolcusuydu onu uğurladıktan sonra eve geldim o gece sabaha kadar hiç uyumadım bütün yazdığım şiirleri süzgeçten geçirdim. Gerçekten de bir çoğu sekiz heceli ve kafiyesi de tutuyordu. Artı eksileri düzeltip temize çektim. Atatürk'ün  yüzüncü doğum yılı münasebetiyle taksitle aldığım daktilom ile dosya kağıtlarından  iki kitapçık şeklinde hazırladığım 100 adet  Atatürk şiirimi TBMM  yüzüncü kutlama koordinasyon kurulu başkanlığına hibe ettim. \n     Kuru yemiş büfem de umduğum kazancı sağlayamayınca ağabeyimle ortak video kaset dükkanı açtık. Isparta ilinde kameramla ilk  resmi çekimleri yapmış oldum. Video kaset işleriyle uğraşınca bazı artistlerle, sanatçılarla ve film, kaset yapımcılarıyla karşılaşma şansım oldu. Ortak olduğum ağabeyim Güven video işletmesini bana devrederek kendi alım satım işine yöneldi.\n     Ben Ankara dan getirdiğim akıl ile zorlu bir ticarete soyunmuştum ama bir yandan da edebiyat dünyamda ki hayallerimi de gerçekleştirmek için tüm çabalarımı devam ettiriyordum. Isparta ve bölgemizde video kaset rekabeti o dönemde artmıştı. Müşteriler dükkana gelmeyince borçlanarak aldığım Opal marka arabamla il, ilçe ve köylere servis yapıyordum. Bazı filmlerin bölge bayiliğini alınca, telif haklarını da ödeyince cihazla kayıt yapabiliyordum. \n     Yeni bandrol yasası çıkınca tüm kasetlerin kanuna uygun olması için gece gündüz hazırlık yapıyordum. O tarihlerde bir şahısın kırk gün hiç uyumadığı gündemdeydi. Bende demek ki insan uyanıkta kalabiliyor diyerek gündüz kayıt işlemiyle eşimi görevlendirip pazarlama işime devam ediyordum. Gece de ben nöbeti devralarak günlerce, haftalarca, aylarca hiç uyumadan işimi takip ediyordum. İlk zamanlar yüzümü yıkayarak zorlansam da alışmıştım.\n     Nihayet gün yüzü görmeyen haşerelerle dolu iki göz evden yani kapalı ceza evinden açık ceza evine çıkmıştım. Bu evde aynı ev sahibinindi tarihi ahşap iki katlı olunca her yakadan rüzgar estikçe müzik sesleri geliyordu. Ben gece uyumayıp dolaşınca bir yandan da çocuk masalları yazıyordum. Kilom biraz ağır olunca alt kattaki komşu deprem oluyor sanıp uyanıyormuş. Eşime şikayette bulunmuş ama oda  borçluyuz mecbur çalışacağız demiş.\n     1990 yılına kadar geçerli olan video kasetçilik devletin ve özel televizyon kanalların artmasıyla tamamen bitme noktasına gelmişti. Bu süre içindeyken oğlumu sünnet ettirdim kızımda okuluna devam ediyordu. Sünnetteki takıları emlak alım satımcı ya verip,değerlendirip borçlanarak bir çatı katı dairemiz oldu. Kiradan kurtulmanın mutluluğunu yaşasak da talihsizlikler peşimizdeydi.\n    Pazarlama işine şoförümü göndermiştim oda kaza yaptı aracım hurdaya döndü. Tezgahtarlar dükkandaki kasetleri takip etmeyince dolandırıldım. Cihaz alım satımı yaparken yine dolandırıldım. Dolandırıcıları yakalamak için dedektiflik, sivil polis görevi de yapıp bazı suçluları adalete teslim ettim. Bir emlakçi beni çok seviyordu dükkanını bana vererek istediğin zaman öde dedi. Onun yanında arsam ile takas ettiğim dükkanlar vardı ama küçüktü.\n     Dini görevlerimi de aksatmamaya gayret ediyordum. Hacıları uğurlarken çok duygulanıyorum. Bir gün uğurlarken şiirsel bir dua ettim. Bir iki dörtlüğü  sizlerle paylaşayım. Ey Allah'ım  gönlüm coşar, Vücut iş peşinde koşar, İnsan ümitlerle yaşar, Hacca gitmek istiyorum.  Helalinden sağla azık, Şeytandan yedirme kazık, Çelik boyun büker yazık, Hacca gitmek istiyorum. Beni ele muhtaç etme, Sefil etme, rezil etme, Asla yokluğa sevk etme, Hacca gitmek istiyorum.  Zekinin böyledir fikri, Yapıyor daima zikri, Yazacağım hac şiiri, Hacca gitmek istiyorum. Allah'ım çok şükür sonra onu da nasip etti.\n     Yazdığım eserler çoğaldıkça yayın evi kurmayı hayal ediyordum. Cami yapılmasına vesile olma hevesimde vardı. Her konuda şiirler yazarken aklıma Kıbrıs şiirleri de yazmak geldi. Basından Kıbrıs'la ilgili haberleri takip edip ilgimi çekenleri şiire dönüştürdüm. KKTC kurucusu ve 1. Cumhur başkanı sayın Rauf Denktaşa mektup göndererek ziyaret edeceğimi bildirdim. Söz verdiğim tarihte karşılaşarak ilk defa bir devlet büyüğüyle sohbet ettim.\n     Ziyaret amacım belliydi. Beni sarayda ağırladı. Bu arada Başbakan sayın: Doktor Derviş Er oğlu ile de görüşmelerim oldu. Bir hafta içinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin bir çok yerini gezerek duygularımı kitaba dönüştürdüm.\nVideo işlerinden biraz uzaklaşarak kitap, kırtasiye, battaniye, tuhafiye işlerini yapmak istedim ama yeterince sermayem olmayınca devam ettiremedim.\n    Elimdeki tüm imkanları seferber ederek Zeki Çelik yayın evimi kurdum. Beş aylık ürünüm olan beş ayrı konulu şiir kitaplarımı da yayın evim adı altında yayınlamış oldum. Türkiye yayınlar birliği antolojisinde de yayıncı, şair, yazar diye yer aldım. Türkiye de ilk defa kitap okuma ve kirama sistemini, ikinci el kitaplarının alım satımını, kitap takasını resmi olarak ben başlatmış oldum. \n      Saygıdeğer gönül dostlarım. Yayın evim ve özel  kütüphanemin açılışındaki yaşadığım şoku da paylaşma gereği duyuyorum. Zeki Çelik'in  Kıbrıs şiirleri, dağa şiirleri, aşk şiirleri, dini şiirler ve çocuk şiirleri olmak üzere her birinden ikişer bin adet alarak toplam   on bin kitap bastırdım. Bu kitapların sadece basını, kesimi hariç, dizgisinden, harmanlamasından, çitlemesine kadar ailecek yaptık. Eşimin bileziğini bozarak kurbanlık aldım.\n   Bol miktarda pasta ve içecekler aldım. Yaklaşık beş yüzden fazla davetiye dağıttım, bazı yakın tanıdıklarımıza da dilden söylemiş oldum. Açılış günü devletin yüksek kademelerinden, bir çok bürokratlardan telgraf mesajları geldi tahminim yüzü aşkın teşrif eden vatandaş oldu. Ben kitaplarımın yanı sıra kütüphane olduğu için beş yüz civarında da başka kitaplar almıştım.\n     Kitap kiralamak için kitap takası için her ortam hazırdı.  Kurbanı keserek  hayır kurumuna bütünce gönderdim. Hoca efendi dua ederek açılış yapıp kurdeleyi kestik. Açılışa gelenlerden  şeref defterimi bile imzalayanlar oldu. Her kişi elinde içeceklerle pastaları yiyorlardı. Binlerce kitabım rafta dizilip satışa sunulduğu halde bir kitap dahi alan olmadı, kiralayan da  olmadı. Oysa kitap bedeli bir paket sigara fiyatıyla eşitti, siftah parası da atan olmadı. \n     Açılış olduğu gün akşama kadar bekledim. Belki alışveriş olur diye, ama maalesef şokla birlikte hayal kırıklığı da yaşadım. Okumuş memur bacanak bana moral vereceği yerde, üstelik moralimi dahada sıfıra indirmişti. Çünkü söylediği sözler ufkumu karartıyordu. Ben sana demedim mi bacanak şair ve yazarlıktan hiç bir şey elde edemezsin diye. Belki de haklı konuşuyordu ama bu güne kadarda bana kendi bütçesinden kimse karşılıksız destek olmadı.\n     Kim ne derse desin ben yazıp çizmekten çok mutluydum, umutluydum. Bu sanat belkide bana maddi gelir sağlamıyordu ama, en azından beni kötü alışkanlıklardan ala koyup meşguliyetim yani hobim oluyordu. Bacanağım misafirim ve büyüğüm olunca söylediği tesirli sözleri yutkunmak zorunda kaldım. Bana yağdı yağmur, çaktı şimşek sende mi... diyenler bile olmuştu. Öyle diyenler aslında kendilerini küçük düşürdüğünün farkında bile değildi.\n     Çünkü onlar sadece bir dünyada yaşıyordu. Oysa benim beynimde yaşattığım, Sevgiyle kuşat tığım, Duygumu boşalttığım, Binlerce dünya vardı. Gençlik yıllarımda lafını bilmeyen Zeki Türk dünyası kültürüne katkı sağlamaya devam etmeye azimli ve cesaretliydi. Hayallerinin gerçekleşeceği günleri sabırla bekliyordu. Her zaman topluma örnek olma hisleri devam ediyordu.\n      Yayın evimi ve kütüphane salonumu bekleyen sekreterim bile vardı ama ona kendi kazancım olmasa da maaşını ayarlamak zorundaydım. Bir kaç gün açılış vesilesiyle ziyaretçileri bekledim. Umudum zayıflayınca bir gelir kaynağı oluşturmam gerekiyordu. Sırrımı sekreterime bile açamıyordum sadece eşim biliyordu. Sekreterime sen burayı idare et soran olursa benim şehir dışımda olduğumu söylersin ben belkide bir ay sonra dönerim dedim.\n   Geçmişte beraber çalıştığımız arkadaş ev yapıyordu benden yardım istedi. Bende yeniden kolları sıvayarak inşaatçılığa soyundum. Aldığım yevmiye bana moral oluyordu. Akşamları yorgun olsam da şiirler yazmaya devam ediyordum. Eşim ara sıra sekreterin yanına uğruyordu. Sekreterim de eşime sormuş  Zeki ağabeyim neden gelmiyor iş yerine deyince? . Eşimde ona o senin maaşını ödemek için inşaatta çalışıyor, sana da sırrını diyemiyor deyince. Sekreter nasıl olsa burada gelir yok ben ayrılayım madem demiş. \n     Ara sıra çocuklarla eşim yayın evimde dursalar da sonunda kilit vurmak zorunda kaldım. Açık ceza evinde dayımın kızının kocası yatıyordu. Hasır plastik çantalardan imalat yapıp satıyordu. Ben onlara maddi durumum iyi iken çok yardımcı olmuştum. Bizim zor durumda kaldığımızı öğrenince bize hasır plastik çanta yapmasını öğrettiler.   Ben onların maddi gelirine engel olmamak için yapmak istemiyordum ama onlar müşterisi çok dediler.\n     Kışın inşaatta çalışmak zor olduğundan evde eşim ve çocuklarla hasır çanta imalatına başladık. Biriktikçe de pazarlarda müşterisine sunuyorduk. Geçmişte parfümeri dükkanı bile açmıştım ama eşimin bile kullanmasına razı olmadığım dükkanı niye çalıştırayım diye devretmiştim. Video işletme bir çok iş yeri açıp kapatan, toplumda tanınan bir kişinin çanta satması elbette zor.\n     Sonuçta nasırlı ellerimizden çıkan helal kazancı rahatlıkla yiye biliyorduk. Artık durumumuz biraz düzelmeye başladı. Çünkü yaptığım işi benimseyerek yapıyordum. Ressamlık hevesimi de rengarenk imalatlar yaparak gidermeye çalıştım. Toplumdan ve basından, gönül dostlarımdan uzak olmamalıydım. Mübarek bir ayda aş evi ve iş evinde fakirlere iftar yemeği verirken  basını ve  tanıdığım şair yazarları davet etmiştim. Amacım kaynaşmayı sağlamaktı.\n     O dönemin valisi bana örnek davranışımdan dolayı şükran plaketi verdi ama basından gelen arkadaşlar, ve şair yazar arkadaşlar hedefimi, amacımı sormadılar ve beni anlayamadılar.  Eşimin anne ve babası hacca gitmek için hazırlık yapmıştı. Bende onun ailesiyle hacca gitmesini istiyordum. Eşimde bana şaşırdı beni nasıl göndereceksin bu kadar parayı nereden bulacaksın diye? . Taksitle aldığım dükkandan sonra haberi olmuştu onu satarım dedim.\n     Dükkana satılık yazısı bile takmadığım halde Allah'ım müşteri gönderdi. Bir şahıs burayı bana satar mısın büro yapacağım dedi. Bende dünden razı idim. Pazarlık yapıp anlaştık. Parayı alınca hanıma ilettim. Al bunları hac için sana yeter ben Allah huzurunda söz  verdim  deyince. Eşim ben sensiz gitmem senin hac paranı da ayarlayalım deyince çok mutluluk duydum. \n     İmalat yapınca depomda malzemem bulunuyordu. Hac için süre de vardı. Plastik çemberleri parçalayıp imalat yaparak çantaya dönüştürdüm. Pazarda  satarak da paraya dönüştürdüm. Biz heveslenince annem, babam, yengem ve ağabeyimde heveslendi. Şehirde olunca aile boyu haç kaydı yaptırdım. Kura da şans hepimize güldü ama bir ay içinde eşimin bacağı kırıldı.\n       Saygıdeğer gönül dostlarım. Eşim oldukça saygılı bir insandır. Evimden izinsiz dışarı çıkmazdı. Gideceği yeri de önceden bildirirdi. Babam ağabeyin hasta hastanede yatıyormuş git ziyaret et deyince. Eşim çok sevdiği bir gözü ağma, mağdur arkadaşıyla birlikte ziyaret dönüşü yanıma gelirken kaygan bir yerde arkadaşını koruyayım derken kendi ayağı kayar ve bacağı kırılır.\n      Bende pazar yerindeydim. Bir arkadaş koşarak geldi eşinin bacağı kırık acele Eğirdir'e götür diye. İnanın şok oldum ama durum acildi. Aracım yanıma yakındı birden toparlanıp doğru eşimin yanına gittim. Arkadaşı Gülperi ağlıyordu benim yüzümden oldu diye. Eşimde ona moral için acısını içine gömüyordu. Ben eşimi kucaklayıp araca korken kemik kırıklarının sesini duyuyordum. Gülperi bacım: Siz hastaneye gidin çocuklara bakarım dedi.\n      Eski arabamla yarım saatlik yolu on beş dakikada nasıl aldım bende şaşırdım. Acil servise vardım doktor muayene etti bana iki yerinden bacağı kırılmış dedi. Önce geçici alçıya aldılar ameliyat daha sonra oluyormuş. Eşim en çok hacıya gidemeyeceğim diye üzülüyordu. Doktorlarda izin vermiyordu.\nEşime devamlı moral aşılıyorum: Seni sırtımda taşırım yine götürürüm dedim.\n    Geçmiş olsun ziyaretine gelenlerle hanem dolup taşıyordu. Kızım biraz yetişkin olunca annesinin görevini üstlenmişti, kardeşi de yardım ediyordu.\nBen fırsat buldukça büromda sanat çalışmamı devam ettiriyordum. Üniversite  öğrencilerinden ziyaretime gelenler oluyordu. Kameraya çekerken sorular yöneltip tez hazırlıyorlardı. Isparta da ki bir çok radyoda canlı program yaptım. \nDinleyicilerin isteğine göre şiirler yazıp okudukça hayranlarım artıyordu.\n    Isparta da ilk özel televizyonun kurulmasın da desteklerim oldu. Bölge bayisi olduğum filmlerin seyircilere izletilmesi için noterden yetkiler verdim. Daha sonrada  canlı teselli programları yaptım. Radyoda program yaparken göremeyen izleyiciler beni canlı yayında görerek  istekte bulunuyorlardı.\nZeki Çelik yayınlarını kurarken açılış öncesi Isparta otelinin önünde ki dört yol kavşağının üzerine boydan boya astığım bez den yapılan duyurum görenlerin çok dikkatini çekmişti. Bedel ödeyince yaklaşık iki ay süre de asılı kalmıştı.\n    Ne yazdığını merak edenler için içeriğini açıklıyorum. Türkiye de ilk defa kitap kiralama sistemi Zeki Çelik yayımların da. Bir dörtlükle neler yaptığımı özetliyorum. Kadınların sorunlarını, Erkeklerin yorumlarını, İyi kötü durumlarını, Hiç durmadan yazıyorum. diyordum, adres telefonumu da bildiriyordum. Sanatımın ilk yıllarında beni caydırmak isteyenler azmime şaşırıyorlardı. \n     Zamanım elverdikçe kitap okumaya da devam ediyordum. Okuduğum şair ve yazarların hayat hikayelerinde nasıl sıkıntı yaşadıklarını hissediyordum. Yüzde seksen şairin yokluk içinde boğuşması, yüzde yirmisinin tesadüflerle ayakta kalıp toplumla buluşması bilinen bir gerçekti. Ben prensip olarak  bu yüzdeler içine girmemeyi tercih ettim. Benim okuyucu hayranım hatam varsa eleştirsin, isteği varsa bildirsin, eserimi beğenirse taktirle alkışlasın dedim.\n      Yayımlamış olduğum kitapların iki bin beş yüzünü Türkiye deki halk kütüphanelerine dağıtılmak üzere Kültür Bakanlığına, Beş yüzünü de Türk dünyasına, Müslüman devletlere gönderilmesi için hibe ettim. Ayrıca radyo ve yöresel televizyonunda yapılan yarışmalarda ödül olarak sunulmasını istedim. Bazı hayır kurumlarına, açılan kermeslere katkı için veriyordum.\nÜniversite radyosunda da programlara katılmıştım. \n      Her konuda şiirlerim halkımla buluştuğunu hissediyordum. Bir gün çarşıda  dolaşırken okul öğrencisi genç yolumu kesti. Zeki Çelik sen misin amca dedi: Bende evet dedim. Öğrenci: Ya amca bunca güzel şiirleri nasıl yazıyorsun inan şaşıyorum ve beğeniyorum dedi. Bende öğrenciye teşekkür ettim, inşallah devamı gelecek dedim.  Basından umduğum ilgiyi görememiştim.\n     Haç seminerleri devam ediyordu. Hayallerimin azmimle gerçekleşmesinin sevinci içindeydim. Eşime gerekli bilgileri aktarıyordum. Nihayet beklenen gün yaklaşmıştı şair arkadaşım hacla ilgili program hazırlıyordu. Isparta valilik önünde otobüsler yerini alınca hacca gidecekler ve uğurlayanlar geldi. Ben önceden eşimi otobüse bindirdim aile yakınlarımda yanına oturdu.\n     Şair oluşum müftünün dikkatini çekmişti ve beni dua programına dahil etti. Kırk yaşında oluşum beyaz elbise içinde sahnede oluşum dikkat çekiyordu. Hocalar gerekli duayı tamamladıktan sonra iltifatlı sözlerle bana mikrofonu sundular. Rabbıma söz verdiğim gibi hac şiirleri kitabı hazırlığına  başladım.\nBinlerce dinleyicinin, izleyicinin karşısında insan elbette heyecanlanıyor.\n     Kendimi hac yoluna çok iyi hazırlamıştım. Tanıdıklarımla helalleşip alacak verecek meselelerini çözdüm. Çocukları emin ellere emanet edip gerekli maddi desteği sağladım. Beş ay oruç tutarak, Kuranı kerimi de hatmettim. Bana sunulan iltifatlı söz aynen şöyleydi: Aramızda hacca giden genç şair var ondan bir veda şiiri dinleyelim daha sonrada gidecekler otobüse binsinler.\n    Binlerce kişinin dikkati üzerimde toplanmıştı. Hangi konuda şiir okuyacak diye merak ediyorlardı. İnsanoğlu şiirimin iki dörtlüğü ile giriş yaparak ardın dan Muhammedim şiirini okudum. İzninizle paylaşıyorum: Her daimi oku kuran, Ondan çoktur mutlu olan, Dünya sahte her şey yalan, Uyan gayri insanoğlu. Söylemekle bitmez sözler, Haram görmemeli gözler, Bir gün dövülecek dizler, Uyan gayri insanoğlu. Deyince etkilenenler alkışlıyordu.\n     MUHAMMEDİM: Sen  Allah'ın Resulüsün, Müminin solmaz gülüsün, Hak yolunda gönüllüsün, İnanırım Muhammedim. Mekke, Medine mekanın, Işığısın sen kuranın, Yanındasın okuyanın, Güvenirim Muhammedim. Günahı çok biz kulların, Esiriz para pulların, Cennete gider yolların, Şefaat et Muhammedim.\nHer huyunu örnek aldık, Uzaklardan sevdalandık, Çok özledik hasret kaldık, Seviyoruz Muhammedim. Zeki aldı biletleri, Değiştirdik niyetleri, İndik kuran hatimleri, Geliyoruz Muhammedim. Diye tekrar nakarat yaparak, ilaveten cümleten Allah'a ısmarladık hakkınızı helal edin diyerek vedalaştım.\n      Saygıdeğer gönül dostlarım. Binlerce dinleyicinin şiirimi nemli gözlerle alkışlaması beni çok onurlandırdı. İlk defa kalabalık bir izleyici karşısında şiir okuyordum. Otobüsün yanına varana kadar beni kucaklayıp tebrik ettiler. En çok unutamadığım bir anı. Tebrik edenler içinde çocukluğumdan bu güne kadar hiç sevgi gösterisinde bulunmayan babam beni ilk defa kucakladı ve öptü. Annemin sevgisi olmasaydı belkide hayatta olamazdım, ada sevindi.\n             Eşimin yanına oturdum ve el sallayıp vedalaşarak Isparta dan Antalya hava limanına geç vakitte ulaşmış olduk. Uçağa eşim topal ayağımla nasıl çıkacağım diye üzülüyordu. Ben Kıbrıs dan uçakla geldiğim için merdivenin olduğunu  biliyordum. Hava limanında gerekli hazırlıklar tamamlanınca eşimi uçağın cam kenarına bindirdim. Babam,annem,dayım, halam orta kısmına oturdular. Ağabeyim ve yengen de  cam kenarındaydı. Ekrandan izliyorduk.\n     Benim analığı korkutmuşlar. Aman Kezban yenge senin kilon ağır sakın uçağın kanatlarına falan binme dengeyi bozar uçağı düşürürsün diye. Biz hanımla camdan yeryüzünü seyrederek Medine şehrine vardık. Otellerimizi diyanet önceden kiraladığı için her kafilenin kalacağı daireler belliydi. Eşimi eşyalarla birlikte aynı üstü açık araca koyarak otele gitmesini sağladım. Yerleştikten sonra mübarek mekanları, camileri ziyaretlerimiz başladı. \n      Bir hafta Medine şehrinde kalarak kırk vakit namazını tamamlayıp ayrıldık.\nAkşam vaktiydi gözyaşlarımı tutamadım. Çünkü Peygamber efendimizin şehriyle vedalaşmak beni duygulandırıyordu, hislerimi bir bir yazıyordum. Sanatımın hakkını vermeliydim. Uzun bir yolculuktan sonra Mekke şehrine ulaştık. Eşyalarımızı otele taşıdıktan sonra Kabe'ye gitmeye hazırlanıyordum. \n     Elinde mikrofonla bir beyefendi hacılara yolculuğun nasıl geçtiğini sorup bilgi almaya çalışıyordu, bir yandan da  kamera çekiyordu. Hacılar yorgun olduğu için cevap vermekten kaçınıyordu. Bende kendimi tanıtınca bu sefer bana odaklandılar. Mikrofonda STV yazıyordu. Tahminime göre belgesel hazırlayan da Fehmi Koru idi. Şair olduğumu öğrenince şiir okumamı istedi.\n       Bende Ağlayarak yazdığım veda şiirinin tamamını okudum. İki dörtlüğünü paylaşıyorum. Bir haftada doyulur mu? , İnsan bur da yorulur mu? , Böyle şehir bulunur mu? ,  Elveda ya Resul Allah,  Son bir defa tövbe edem, Huzurunda secde edem, Dua edip öyle giden, Elveda ya Resul Allah  dedim. Benim okuduğum şiir hoşuna gidince bunu bayram sabahı yayınlayacağım dedi.  Ben çok duygulandım. Çünkü ilk defa bir ulusal kanalda çıkacaktım. \n     Haç görevini eşime de yaptırırken elbette çok zorluklar yaşadım. Bazen vasıta kiralıyordum bazende söz verdiğim gibi sırtımda taşıyordum. Arafat meydanında uyunmaması gerekiyordu. Orada da duygularımı satırlara çekip müftümüzün izniyle kurtuluş yeri Arafat şiirimi okuyunca binlerce hacı alkışladı. Artık hacıda da ünlenmeye başlamıştım. Mina'ya gelene kadar sıkıntı yaşadık. Yaşlı hacılarımızın Mina'ya kadar yaya yürütülüşü de üzmüştü.\n     Bizi de Türk otobüsleri almadı. Eşimi götürmek için her otobüsü durdurup bizi almasını söylüyordum. Nihayet bir Suriye otobüsüyle Mina'ya ulaştık. Haç görevimi tamamlarken yaşadığım artı eksileri inşallah zamanla anlatırım. Hacca gitmeden eve faks cihazı almıştım. Çocuklara önemli bir durumda size faks çekerim demiştim. O tarihte cep telefonu yaygın değildi. \n     Arabistan dan çocuklarıma faks çektim. İçeriği bayram sabahı beni Saman yolu televizyonundan izleyin diye. Çocuklar her okul dönüşünde faks cihazına bakarlarmış. Bu müjdeli haberi alınca bayram sabahı televizyondan beni ihramlı elbisem ile izleyince çok sevinmişler, hasretlik gidermişler. Bu benim için milyonda bir şans. Yakınlarım, köylülerim de beni izlemiş oldu.\n      Haç dönüşümde çalışmalarımı dahada hızlandırarak dernek ve birlik arayışına koyuldum. Bazı gazetelere, dergilere şiirlerimi göndersem de yayınlamak istemiyorlardı. Kendi çabamla oluşturduğum yayın evim bazen duygularıma yetersiz kalıyordu. O tarihlerde sayın: Uğur Dündar beyin sunduğu Hodri Meydan programı ilgiyle izleniyordu. Beni de etkiliyordu.\n    Yıllarca yazıp hazırladığım birikimlerim bir valiz dolusu olunca  artık bende hodri meydan demeliydim. İstanbul'a davet edildim. Oraya Ispartalı sanatkar olarak boş gidemezdim. Aklıma hodri meydan halı modeli çizmek geldi. Uğur beye benzeyen de bir resim ayarlamalıydım. Bunu modele işleyerek halıya dönüştürdüm. Basıma uygun şekilde temize geçtiğim defterlerimi valize doldurarak İstanbul da Uğur beyin makamına ulaşmış oldum. \n     Yardımcısı beni tanımadığı için pek hoş karşılamasa da Uğur bey valizi  tarattıktan sonra beni gayet iyi niyetle karşıladı halı için teşekkür etti ve şöyle dedi: Senin tahsiline göre büyük başarılar sağlamışsın ama biz ülkemizde ki kirli işlerin üzerine gidiyoruz. Eğer böyle bir program yaparsam sizi tekrar davet ederim dedi. Ben hayal kırıklığı yaşasam da ünlü biriyle tanışmış oldum. Oradan yayın evleri ile görüşmeye gittim kitaplarımdan da götürdüm.\n      Yayın evi sahibi Kıbrıs şiirlerimi, çocuk şiirlerimi, Doğa şiirlerimi, Dini şiirlerimi, Aşk şiirlerimi inceledikten sonra. Gayet güzel heceli yazmışsın dedi, ekledi Zeki Çelik kim dedi. Bende bir valiz dolusu eserin sahibi olunca gururlanarak, göğsümü kabartarak, sesimin tonunu da açarak benim dedim.\n Patron da bana: Seni kim tanır deyince... Gurur, kibir, havam da soluverdi.\n     Bak şairim bu kitaplar satılacaksa Zeki Çelik ismini kaldıralım bunları yeniden basarak buraya bir ünlü isim yazalım senin telif hakkını da ödeyelim dedi. Ben bir anda şok oldum. Çünkü her şiirim, yazım benim öz evladım gibi değerlidir. Beynimde ki duyguları nasıl yok sayabilirim ki! . Üstelik vereceği telif hakkı da yol masraflarımı zor karşılıyor. Kabul etmedim şehrime döndüm.\n       Saygıdeğer gönül dostlarım. Şöhret afettir bunu algıladığım için tanınıp, tanınmama konusunun pek üzerine düşmedim. Çünkü beni yoktan var eden yüce Allah'a öylesine inandım ki.. Bana bunca yeteneği veren Rabbım elbette okuyan hayranlarımla eserlerimi buluşturacak ümidi ile yaşadım. Duyarlı bir şahsiyet olduğum için mi bilmiyorum, bazı olabilecekleri hissettim. \n      Kızım lise son sınıfındayken eve gün boyu  görücüler geliyormuş. Kızım da okumak istiyor ama bir yandan da hayırlı bir kısmeti çıkarsa evlenip yuvasını kurmaya istekli de. Görücü gelenleri gözü tutmayınca annesi şaka ederek verim kar oluyor. Kızım da babacığım bana kıyamaz onlara vermez diye halini arz ediyor. Bende eşime çocuklarıma şunu söyledim. Sabredelim dedim.\n      Gördüğüm rüyaya göre bu güne kadar kızıma talip olanların hiç biri dünür gelse de kızımı alamayacaklar.  Bizin tanımadığımız birileri üç ay içerisinde kızıma talip olup düğün edecekler dedim. Eşim ve kızım iyice meraklanmıştı kim bunlar acaba diye. Çünkü bende tanımıyordum ama Allah yazınca böyle oluyor demek ki. Nihayet rüyamda ki gerçek oldu  kızımız gelin oldu evlendi.\n     Benim hayallerim el sanatlarına da yansıyor. Hiç evim yokken ince kablolu\n tellerden bir ev maketi gece lambası yaptım. İnşallah zamanla böyle evimiz olacak dedim ve oldu. Oğlum kızım dünyaya gelmeden bir çocuk tablosu aldım içinde sarışın kız ve oğlan çocuğu vardı. Allah'ım hayırlısıyla bana buna benzer çocuklar  nasip eyle dedim. Çok şükür onlara benzeyen yavrularıma kavuştum. Paylaştığım gerçek hayat hikaye özetinin kanıtları mevcuttur.\n     Geçici işlerde çalışarak, esnaflık yaparak Allah'ın izniyle emekli olduktan sonra geçmişteki kurduğum hayalleri gerçekleştirmek için azmimle çalışmayı hızlandırıyorum. İstanbul da ki yayın evi seni kim tanır dediği aklımdan çıkmaz elbette. Taktir edilmeyi düşünürken sanat hayatında rencide edilebiliyordun.\nBenim de yayın evim var ama her şey maddi, manevi  güce dayanmaktadır.\n      Gönül dostlarımı dernek çatısı altında bir araya getirmeyi hayal ederken bir arkadaşım beni Türkiye yazarlar birliğinin Isparta şubesinde ki toplantıya davet etti. İzleyici olarak katıldığım toplantıda, tartışmalar, usulsüz davranışlar yaşanmıştı. Benim o  birliğe üye olmamı istediler. Bende konuşma yaparak Isparta ve bölgemizde yeni bir dernek kuracağımı bildirince alkışladılar.\n      Toplantıya katılanlar içinde tanıdık, tanımak değerli şahsiyetler vardı. Ben bir anda onların umudu olmuştum. Çünkü kurulmasına vesile olacağım Göller Bölgesi Yazarlar ve Şairler Derneğinin bürosu ve toplantı salonunu satın alıp hazırlamıştım. Adresi de bildirince gönül dostlarımın uğrak yeri olmuştu. Bir kaç ay istişareler yapıp dernek tüzüğünü de hazırlayıp yetkili kuruma sunduk. \n      Derneğe kurucu üye olarak bir eksik kalınca o eksiği de lise mezunu olan on sekiz  yaşını dolduran oğluma imzalattım. Valilik onayı ile dernek 8-5-2000 tarihinde kurulmuş oldu.  Ben basın açıklaması yaptım ama o dönemdeki bazı muhabir arkadaşlar konuyu ciddiye almamıştı. Çünkü buna benzer bir çok dernek kuruluyor ve uzun ömürlü olmuyordu. Benim azmimi bilmiyorlardı.\n     Yöresel televizyonda ve bazı gazetelerde derneğin kuruldu haberi  şair ve yazar arkadaşlarımın ziyaretini sıklaştırdı. Derneğin yönetimini oluşturduktan sonra ben kurucu başkanlığa seçildim. Dernek çatısı altında elbette negatif ve pozitif düşünen insanlar mevcuttu.  Kurulmasına vesile olduğum Göller Bölgesi Yazarlar ve Şairler Derneğinden asla kira almayacağımı bildirdim.\n      Böyle bir derneğin kurulmasına vesile olmamda ki amaç: Türk dünyası kültürüne katkı sağlamaktı. Kalem tutan ellerin, Doğru konuşan dillerin, Şiir seven  gönüllerin, Birliğini istiyordum. Kapalı kapılar ardında ki çok değerli şahsiyetleri dernek çatısı altında toplayarak eserleriyle gün yüzüne çıkarmaktı\n. Çevremde ne kadar şair ve yazar varsa her gün araştırmaya başladım.\n     Bir köylüm bana benim ev sahibi hocamız da şair deyince. Ben o kimdir tanıyor muyum diye sordum.  Ramazan beyde: Tabi ki tanıyorsun çünkü o seninde, benimde ilkokul öğretmenimizdi ismi: Melahat Ecevit. Bu haberi duyunca dünyalar benim oldu.  Eşi Nazif hocamla telefon görüşmemiz oldu ama henüz  yüz yüze görüşme şansımız olmamıştı. Ben adresini araştırdım.\nZiyaretine gittim ama her iki hocamda maalesef bürosunda yoklardı.\n     Sekretere telefonumu ve dernek adresini bıraktım. Bürom şehir merkezi Cumhuriyet caddesi, Gürman pasajı birinci kattaydı. Melahat hocam telefon ederek geleceğini bildirdi. Henüz dernek kurulalı altı ay olmuştu. Dernek bülteni çıkarmak içinde gerekli hazırlıkları tamamlamıştım. Duygu Selinin imtiyaz sahibi idim. Her çıkan sayıda derneğimizi ve üyelerimizi tanıtıyordum.\nHer sayıdan bin adet basarak iş yerlerine, okullara, şairlere dağıtıyordum.\n     Derneğimiz bülten sayesinde adını çevreye duyurmuştu. Diğer birlikler ve dernekler yöneticileriyle diyalog içindeydim. Türkiye genelinde ki bir çok derneğin kurucusu Ispartalı olunca elbette gururlandım. Kütahya şiir sevenler derneği ile GBYŞ derneğini kardeş dernek ilan etmiş olduk. Çünkü her iki vilayetinde sunduğu güzellikler birbiriyle örtüşüyordu. Isparta Türkiye'nin gül bahçesi ise, Kütahya da ateşte açan çiçeklerin seramik gül bahçesiydi.\n        Melahat hocam büroma yani derneğin  yanına kadar gelmiş ama beni bir türlü tanıyamadı.  Bende karşımda genç bir hanımefendi görüyorum ama bir türlü benzetemedim. Çünkü birbirimizi otuz yıldır görmüyorduk. O benden için Zeki öğrencim bu kadar iri olamaz derken, Bende Melahat öğretmenim bu kadar genç olamaz dedim. Hocam beni telefon ederek  arıyordu. Bende hocam sizi bekliyorum derken: Ben  pasajdayım oğlum deyince karşılaştık.\n      Saygıdeğer gönül dostlarım. İnsan öğrencilik hayatında ki başarısızlıkların ezikliğini öğretmeni ile yıllar sonra karşılaşsa da  yaşıyor. Melahat hocam bu derneğe üye olmakla kendi hayallerinin gerçekleşeceğini ümit ediyordu ve öylede oldu. Hasretlik, ve özlemi sevinç gözyaşlarıyla ağlaşarak noktaladık. İlkokuldaki başarısız bir öğrencisinin şair ve yazar sıfatıyla karşısına çıkması, üstelik Türkiye'nin beşinci büyük derneği olan Göller Bölgesi Yazarlar ve Şairler derneğinin kurucusu ve başkanı olmasıyla hocasını gururlandırıyordu.\n       Bende otuz yıl sonra ilkokul öğretmenime karşılaşmanın mutluluğunu yaşıyordum. Eşi Nazif beyde öğretmenimdi. Okul anılarımla ilgili Maziler çiçek açarsa diye hazırladığım yazı metnim hocamın ilk kitabında yayınlandı.\nDernek başkanı olduğum için bir çok toplantılara davet ediliyordum, Yanımda  hocamı da götürüp gönül dostlarımla tanıştırılıyorum. Öğretmenim de kitabını imzalayıp sunuyordu. Belkide öğretmen, öğrencinin diyaloğu ülkemde ilkti.\n     Derneğimizin ilk genel kurulunda hocamı başkan yardımcılığına getirdim.\nBirlik beraberlik içinde saygıda kusur etmeden faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.\nBenim hayallerimin çoğu gerçekleşmeye başladı ama gerçekleşmeyenler içinde cesaret ve azimle çabamı sürdürüyordum. Bir yerde okul gördüğüm zaman etrafında dolanıyordum. İnşallah okuyamadığım okullara öğretmen olarak giremedim ama, şair ve yazar olarak konferans vereceğim dedim.\n      Milli eğitim müdürü ile diyalog kurarak derneğimizin okullarda öğretmen ve öğrencilerin katılımı ile şiir ve müzik dinletileri gerçekleştirmeye çalıştık.\nDuygu seli bültenimiz yöneticilere ulaşınca  bizleri de yakından tanıyorlardı. Derneğimizin faaliyetleri basında sık sık yer alınca şair ve yazar üye sayımız artış gösteriyordu. Esnafların reklam desteği ile bültenleri yayımlıyorduk. \n      Dernek üye aidatlarını veremeyen arkadaşlarımın kini de bütçemden karşılıyordum. Derneğin maddi açığına da  bizzat bütçemi seferber ederdim. Bir gün iki mutluluğu birden yaşadım. Hayallerim gerçekleştikçe başarılarım daha da hız kazanıyordu. Isparta merkezinde mevcut olan Altınbaşak özel eğitim kurumlarından telefonla konferans vermem için bir davetiye aldım. \n      Bu benim öğrencilere yönelik ilk konferansım olacaktı. Okullarda yapmış olduğumuz şiir ve müzik dinletilerinde duygularımı yeterince aktaramıyorum. Çünkü süre kısıtlıydı, diğer arkadaşlarıma da fırsat vermeliydim. Bu davete icabet etmek için benim konferans vereceğim salona giderken telefonum çaldı. Arayan  Kuzey Kıbrıs Türk cumhuriyetinin 1. Cumhurbaşkanının basın danışmanıydı. Dernek bültenimizi yurt içi ve yurt dışına da gönderiyorduk.\n     Alo: Zeki Çelik beyle mi görüşüyorum. Ben: Evet  dedim. Ve telefonda ki beyefendi önce kendini tanıttı. Ben sayın: Rauf Denktaşın basın danışmanı Hilmi Özen. Ben memnun oldum buyurun dedim. Arayışının sebebini açıkladı\n.  Cumhurbaşkanımız zat alinizi Kıbrıs'a  müsait olduğunuz da  davet etmek  istiyor ve sizden cevap bekliyor. Deyince ben ilkine şaka zannetmiştim.\n    Konuşma ciddi olarak bir kaç dakika sürdü ve sizi tekrar arayacağım dedi.  Ben çok heyecanlandım. Eğer bu davet gerçekse yaşadım dedim. Çünkü ikinci defa bir devlet adamının karşısına çıkacaktım. İlk ziyaretimi 1990 yılında Kıbrıs şiirlerimi hazırlarken yapmıştım. Daha sonra da kitapları sunmaya gittim. Kitaplarıma bedel ödeyip alan, kütüphanelere dağıtan da o olmuştu.\n     Ben telefon konuşmamı tamamladıktan sonra yanıma sınıf öğretmeni geldi ve bana: Salonda öğrencilerimiz konferans vermeniz için sizi bekliyor dedi.\nBende tamam hocam gidelim dedim. Bayan Ayşe hocamızla sınıfa girerken öğrencilerin tamamı ayağa kalkıp saygı gösterişi alkışı yapıyordu. Bende onlara el sallayarak sahnede yerimi aldım. Sessizlik hakim olunca konuştum.\n      Verdiğim mesajlar öğrencilerimizin ufkunun aydınlanmasına yönelikti. Sevgili öğrenciler sizler böyle bir güzel okulda okumaktan çok şanslısınız. Benim okuma şansım olmadı ama kendimi çeşitli kitaplar okuyarak yetişmiş kabul etsem de tahsilin, kültürün yeterli olmadığı zaman eziklik yaşanıyor. Sizler bu zamanı çok iyi değerlendirin. Sevgi konusunda üstadım Yunus Emre'nin yolundan gidin. Vatan, millet bayrak aşkıyla öğreniminizi sürdürün.\n     Her sözümün bittiğinde öğrenciler alkışlıyordu. Arada şiirlerimle ibretler sunarak konferansımı tamamladım. Girişte kitaplarımı ücretsiz dağıtılması için bırakmıştım. Kitaplarımı alan öğrenciler imzalatmak için sıraya girdiler. İmza hayalimde gerçekleşti. Bazı öğrencilerle hatıra fotoğrafı  çekilerek ayrıldım. Bu gün benim için çok değerliydi. Müjdeli telefonlar amacına ulaşıyordu.\n     Kıbrıs'a yalnız gidebilir miyim diye düşündüm, bu mümkün değildi. Çünkü tüzüğe göre bir başkanın şehir dışına gitmek için yönetim kararı gerekiyordu. Bende böyle bir kararı almak isteyince diğer arkadaşlar bizde gidelim diye teklif sunabilirler düşüncesiyle hareket ettim. Bir kaç gün sonra sayın: Hilmi Özen bey tekrar aradı. Kararınız hakkında Zeki bey bilgi istiyorum dedi.\n    Bende durumu açıkladım. Dernek başkanı olduğum için yönetimde ki arkadaşlarım da bana nazlanıyor birlikte gidelim diye durumumu bildirdim.\nGitmek isteyenleri tespit  ettim. Üçüncü defa bir telefon daha geldi. Hilmi Özen bey aynen şunları söyledi. Cumhurbaşkanımız ısrarla sizi Kıbrıs'a davet ediyor. Arkadaşlarını da misafir edecek. Gelmek isteyenlerin sayısını bildir. Deyince elimde liste hazırdı. İsimlerini bildirdim. Bu arada hazırlık yapıyorduk.\n     Oğlumu mehteran takımı eşliğinde  düğün yapıp everdim.  Kızımdan bir kız torun, Oğlumdan da bir oğlan torun oldu. Oğlum acemi birliğini Burdur ilinde geçirdi ve usta birliğine Kıbrıs'a gitmişti. Oğlu olmuştu ama asker olduğu için henüz görememişti. Ben komutanına mektup yazıp yolladım. Saygıdeğer... Komutan: Ben Arif Çelik'in babasıyım..Sizden  oğluma izin istiyorum dedim.\n       Saygıdeğer gönül dostlarım. Nereye gidersem gideyim mutlaka küçükte olsa bir hediye alıp davet edilen merciye sunmak isterim. Çünkü Peygamber efendimizin hadisinde hediyeleşmenin sevgi bağını güçlendireceğini yazıyor. İnsanoğlunun hayatta birbirinden beklediği saygı, sevgi, hoşgörü olduğuna göre neden ihmal edelim ki! . Bende böyle düşünerek  hazırlık yaptım.\n      Isparta'mızın  sembolü olan halı, gül mamulleri en başta geliyordu. Kıbrıs'a gidecek arkadaşlarla birlikte o dönemin Isparta valisi sayın: Halil İbrahim Daşöz'ü ziyaret ettik ve dernek adına basın açıklaması yaptım. Valimizinde KKTC 1. Cumhurbaşkanı sayın: Rauf Denktaşa  halıya işlenmiş Atatürk resmi hediyesi oldu. Bizim aracılığımızla selamla birlikte iletilmesini istedi.\n     Isparta dan otobüsle Taş ucu limanına kadar vardık. Vapura biletlerimizi aldığımız halde binene kadar bazı sıkıntılar yaşadık.  Feribot seferi iki saat durmuş oldu.  Sorun da şuydu: Oğlum Kıbrıs ta asker olduğu halde oğlunu Kıbrıs'a onun izni olmadan götürmek yasakmış. Annesi, Dedesi, Babaannesi  yanında olsa bile yetersiz kalıyormuş. Davetli olduğumuzu dedik anlamadılar.\n     Grup arkadaşlarımın içinde gidenlerin çoğu başkan ve değerli şahsiyetler vardı. Sırasıyla sayacak olursam. Göller Bölgesi Yazarlar ve Şairler Derneği Başkanı Zeki çelik ve yardımcısı: Melahat Ecevit,  O dönemin Esnaf Odaları Birliği Bşk  sayın: Zeki İzci ve Eşi, Mahrukatçılar Derneği Bşk sayın: Nazif Ecevit, Eğitim Gönüllüleri Derneği Bşk sayın: İbrahim Özgüleç, Muharip Gaziler Derneği Başkanı sayın: Hasan Hisarardınlı ve eşi, İş adamı: Sayın Muammer Songür ve eşi, SDÜ öğretim üyesi: Halil Karagöz, Şair: Müjgan Yıldızan, Eşim Cennet, gelinim Gülden, sekiz aylık torunum: Zeki Çelik.\n      Ben vapura da, gemiye de daha önce bindiğim için fazla heyecan yoktu. İlk binenlerde ki merak, heyecan belli oluyordu. Kameram daima yanımdaydı. Sanat hayatımın bazı anılarını çekmek nasip oldu. Arşivlerimde saklıyorum. Bazen fotoğraf maki nası ile de çekimler yaptım. Vapurda giderken Nazif hocam şöyle dedi: Oğlum senin öğretmeniniz artı eksileri hoş görüyle karşılarız ama bak grup arkadaşlarının içinde değerli insanlar var...\n      Eğer bizi karşılayıp ilgilenmezlerse bizden fazla sen üzülüp, mahcup olun. Deyince içimi bir sıkıntı bastı ama beni davet edenlerden de hiç şüphem yok ki. Merak etme hocam umduğunuzdan fazla ilgi görürsünüz. Çünkü 11 yıl önce  Cumhurbaşkanımız beni sarayda ağırladı. Başbakanda ağırlamıştı dedim. Hocam: Tamam oğlum ben hatırlatmak istedim, sorun yak demek ki.\n    Vapur Girne limanına yaklaştıkça heyecan dahada artıyordu. Ben kamera ile yolcuları, grup arkadaşlarımı ve yavru vatanımızı çekerken bir yandan da liman duvarı arkasından bakışan vatandaşlar içinde oğlumu ararken fark edip görüntüledim. Allah Razı olsun komutandan Asker oğluma izin vermişti.\nLimana yanaşınca iner inmez gümrük bölümüne geçmeden bizi karşıladılar. \n     Karşılayanlar içinde Cumhurbaşkanımızın basın danışmanı sayın: Hilmi Özen bey de vardı. Bize tahsis edilen minibüse oğlumu da alarak bindik. Doğru Girne Öğretmen evine vardık. Hilmi Özen bey: Siz istirahat ediniz görevli arkadaşlar odalarınızı gösterecek ve ne gerekiyorsa yardımcı olacaklar akşam onurunuza verilecek yemekte buluşuruz diyerek gitti. \n      Minibüs şoförü yanıma yaklaşarak söylediği sözleri unutamıyorum. Sayın başkanım ben sizi gezdirmek,gezilen yerleri anlatmak için görevlendirildim. Gece geç vakitte bile gel deseniz gelmek zorundayım, şu telefon numaramı alın alo dediğinizde geleyim dedi. Ben çok duygulandım. Çünkü ömrümde ilk defa beni ve arkadaşlarımı memnun etmek için bir şoför ve araç görevlendi.\n     Şoför Metin beye git çocuklarınla beraber ol bize yarına kadar araç ihtiyaç değil için rahat olsun deyip uğurladım. Torunum Zeki henüz yeni dileniyordu. Babasının gönderdiği asker fotoğraflarını göstererek bu senin baban dedik. Çocuk da baba babam diye fotoğrafları öpüyordu. Babasını ilk kez görünce çok utandı annesinin kucağında saklanmaya başladı. Oğlumda heyecanlıydı.\n     Grup arkadaşlarım odasına çekilip istirahat ettikten sonra akşam olmuştu. \n Yine ilk defa devlet büyüğü tarafından onurumuza akşam yemeği verilecekti. Arkadaşlarım benden önce salonda yerini almış ama başkan Zeki Çelik emir vermeden yemek dağıtamayız demişler. Oğlum yanıma geldi durumu bildirdi. Bende salona indim görevlilere servis yapabilirsiniz diyerek yerime oturdum.\n     Basın danışmanı sayın: Hilmi Özen bey bize Cumhurbaşkanımız sizi yarın  sabah kahvaltıdan sonra sizi ziyaret gelecek diyerek selamlarını iletti. Bu akşam salonda tanışma programı yapıp sizlerle biraz sohbet edeceğim dedi. Yemekhane salonunda bizim için özel hazırlanmış müzik ekibi sanatçılar da vardı. Bizler istekte bulunmayınca hafif fon müzikleriyle bizi eğlendiriyorlardı.\n     Tanışma sohbetinde bizi bilgilendiren Özen bey iyi geceler diye ayrıldı. Arkadaşlarım hizmetten memnundu. Başkanların başında görevli olmakla bende onur duyuyordum. Herkes odasına çekilince sessizlik hakim olmuştu.\nSabah kahvaltıda buluştuk. Kahvaltıdan sonra KKTC 1.Cumhurbaşkanının geleceği bildirilince bahçe havlusuna çıkıp karşıladık. Makam aracıyla geldi.\n     Hoş geldiniz nezaketinden sonra özel salona geçerek hediyeleri sunduk. Torunumu da öptü. Ulusal basında oradaydı. Ziyaret amacımız belliydi. Her arkadaşım kendini tanıttıktan sonra kimi konuşma yaptı, kimi şiirini okudu. Cumhurbaşkanımız tüm arkadaşları dikkatle dinleyerek bazı notlar alıyordu. Melahat hocam Kıbrıs'ım şiirini okuyup sununca şiir sırası bana gelmişti..\n       Saygıdeğer gönül dostlarım. Ulusal basın önünde KKTC 1. Cumhurbaşkanı ile yan yana olmaktan, duygularımı özgürce ifade edebilmekten mutluluk duyuyordum.  Ben süremiz sınırlı diye uzun şiir okumak istemedim. Kıbrıs'la ilgili düşüncelerim yayınlamış olduğum Kıbrıs şiirleri kitabımda yer alıyordu. Kitap kapak resmi olarak da  sayın: Rauf Denktaşın imzalı fotoğrafı yer alıyordu.\n      Vatan, Millet, Bayrak aşkımı bir dörtlükle özetleyerek: FEDADIR BU VATANA CANIMIZ, HELAL OLSUN AKSA DA  KANIMIZ, YETER Kİ GÖKLERDE DALGALANSIN, AY YILDIZLI  BAYRAĞIMIZ. Deyince  ayağa kalkan Cumhurbaşkanımız alnımdan öptü. Bu benim için en güzel ödüldü. İlk defa sayın: Rauf Denktaşın sanat adamı da olduğunu ben açıkladım. Çünkü altı adet kitabı olduğunu biliyordum. Fotoğraf arşivini de tanıyanlar biliyordu.\n     KKTC Cumhurbaşkanımız duygularını bizimle paylaştıktan sonra vedalaştı.\nBizde grup olarak minibüse binerek geziye başladık. Beşparmak dağları önünden geçerken bir askerin barış harekatında tankı tepeye çıkarması konuşuluyordu. Metin bey bizlere gerçekten güzel rehberlik yapıyordu. Tarihi yerleri, şehitlikleri gezdiriyordu. Binlerce askerin şehit olması çok üzücüydü.\n     Ben her şehitliğe varışımızda küçük Yasin kitabını açarak sesli okuyorum, dinleyen arkadaşlarım da dua ediyorlardı. Kamerayla oğlum görüntülüyordu. Beş evladını ve eşini katliamda kaybeden,şehitlikte gece gündüz nöbet tutan, dramatik duygularını şiir kitabına aktaran Kamil Meriç arkadaşımızı orada  yaşlı gözleriyle tanımış olduk. Yapacağımız şiir ve müzik şölenine davet ettik.\n    Akşam misafirhaneye geri dönüp ertesi salonda ulusal haberleri izledik. Bizim ziyaretimiz birinci haber olarak veriliyordu. Bu vesileyle yurt dışından ikinci defa sesimi duyurmuş oldum. Bayrak televizyonunda ki programımız da yayınlanmış oldu. Ben Kıbrıs şiirlerimi hazırlarken çok yer dolaşmıştım ama grup arkadaşlarımla gezdiğim yerler daha da farklı ve unutulamazdı.\n     Boğaz şehitliğinde çok kayıp vermişiz. Şehit askerlerimizin sergilendiği tarihi eve girdiğimde gözyaşlarımı tutamadım. Her biri artist gibi yakışıklıydı.\nKıbrıs ziyaretlerimizi tamamladıktan sonra ülkemize dönerken oğlumuzda vatani görevini tamamlamak için birliğine döndü. Çok güzel anılarımız oldu.\nBasının bakış açısı derneğimize karşı biraz daha değişti artık ilgileniyorlardı.\n    Dernek faaliyetlerimi hızlandırıyorum.  Isparta şiirleri antolojisinin birincisini oluşturmak için şiir yarışması düzenledik. Kategoride diğer konular da vardı. Amacım yüzlerce şair ve yazarı Türkiye'min gül bahçesi Isparta şehrimde buluşturmak programlar yapmaktı. Şarkikaraağaç Kızıl dağ helva bayramı programında binlerce hemşehrime şiir okuyunca daha çok tanınıyordum. İlçem, Bey köyüm içinde hayırlı işleri yapmayı düşünüyordum.\n     Kerkük mahallesinde cami olmadığından yapımı tamamlanan dubleks evi mahalle mescidi olarak açmıştım. Anahtarını da müftülükte bulunuyordu. İlk defa basın arkadaşlarımı topluca orada ağırlayıp hatıra fotoğrafı çektirdim. Hepsiyle diyaloğum artmıştı. Çünkü bende Duygu Seli bülteninin imtiyaz sahibi ve editörüydüm. Bir çok arkadaşımın duygularını içine aktarıyordum.\n    Sayın: Isparta valimiz Halil İbrahim Daşöz  Isparta şiirlerinin özel idare müdürlüğünce basılacağının müjdesini verince arkadaşlarım adına sevindim. Ülke geneline yarışma duyurusunu yaydım. Şiir ve hikayeler posta kanalıyla, kargo ile, elden teslimiyetle ulaşıyordu. İzmir'de yapılacak olan Kıbrıs, Irak, Avrasya, Balkanlar şölenine davet edildim. Türk dünyası şair ve yazarlarıyla toplu olarak ilk orada karşılaşmış oldum. Her şive, dilden şiirler okunuyordu.\n    Ülke genelinde bir çok derneğin kurulmasına vesile olduğum için, yüzlerce şair ve yazarın da tanınmasına vesile oluyordum. Ülke genelinde yapılan kültürel programlara davet edilsem de maddi güç durumunda yetersizdim. Yurt dışına davet ediliyordum. Lakin ulaşım masraflarının altında eziliyordum.\nTürk dünyasına hizmetlerimden dolayı DGTYB takdirname almakla sevindim.\nŞarkikaraağaç ilçesinde ki mahallemde caminin yokluğu beni çok üzüyordu.\n    Niyetimde cami yapılmasına vesile olmak vardı ama imkanlarım zayıftı. Benim yaptığım hizmetler Türk dünyasına katkı sağladığı gibi İslam dünyasına da katkı sağlamalıydı. Birlikte radyo programı sunduğumuz arkadaşım Yasin bir rüya görmüş ve bana anlattı. Birlikte Sav kasabasında ikamet eden Allah dostu İsmail efendiye gittik. Yasin Veli Doğan arkadaşım imam olmak istedi.\n    Bunun için İsmail hocanın yardımcı olmasını, duacı olmasını istiyordu. Ben o hocanın adını duymuştum ama henüz tanışmadığım için arkada sessizce oturuyordum. Hoca efendi beni işaret ederek sana o arkadaşın yardımcı olur dedi. Ben şaşırmıştım. Bu sözü ona söyleten şüphesiz yaratan Rabbım idi. Yasin kardeş bana bakarken hoca efendide yüzüme buna yardımcı ol dedi.\n     Benim yeterince sorumluluğum vardı ama  hoca efendi neden böyle dedi. O andan itibaren nasıl yardımcı olayım diye düşünmeye başladım. Görmüş olduğu rüyada da bazı işaretler vardı. Ailecek gelip gidiyorduk. Bazen sıkıntı yaşadığında yanında kalıyordum. Benim siyah aracıma derneğimizin yazısını sarı harflerle yazdırınca tanınması daha kolay olmuştu. Alay edenlerde vardı.\n     Şiir şölenimize yurt içinden ve yurt dışından katılımlar oldu. Program öncesi her türlü hazırlığı tamamlamıştım. Yasin de gelgit işlerinde koşturdu. Bir grup arkadaş valimizi ziyaret edince: Hoş geldiniz deyip hediyeler sundu. Antoloji için şiirler hazırdı ama kitap yetişmemişti. Valilik önünde Atatürk büstüne çelenk koyarak  halk oyunlarıyla, şiir ve müzik dinletisiyle açılışımızı gerçekleştirdik. Misafir olan gönül dostlarım benden övgüyle söz ediyorlardı.\n      Saygıdeğer gönül dostlarım. Isparta tarihinde ilk defa iki yüz civarında ülke genelinden ve yurt dışından gelen şair ve yazar, ozan, sanatçılarla yüzü aşkın Isparta merkez ve ilçelerden katılımlarla üç yüzü aşkın şair yazarımızla öğretmen evinde şiir ve müzik programı gerçekleştirmiş olduk. Bu program belediye kültür sinemasın da devam edince halkın katılımıyla beş yüz aşkın vatandaş izledi.\n     Üç gün boyunca Isparta şehrimizi tanıma fırsatı bulan gönül dostlarımdan otel ve yeme içme masraflarını talep etmedim. Altı ay boyunca bu büyük organizenin başarıya ulaşması için geceli gündüzlü gayret sarf ettim. Allah'ım dünya ve ahirette mahcup etmesin. Bu büyük şölende sözü bana ait şarkı ve türküler de bestelenip okunmuş oldu. Konuklarıma ödüller verip uğurladım.\n    Faaliyetlerim bunlarla sınırlı kalmadı. Uzun süredir sigaraya karşı alerjim vardı. Çünkü: Dumanından kaçıyorum, Nefretimi saçıyorum, Hakka avuç açıyorum, Ben sigara düşmanıyım. Dumanı perdeyi isler, İzmarit çevreyi pisler, Külleri tablayı besler, İğrenç bir pislik sigara. Diyorum. Bu duygularla ilgili beş yüz civarında şiirlerim var. Sağlığın hiçe sayılmasına üzülüyordum.\n     Zaman zaman huzur evinde ve diğer alanlarda da programlar yapıyorduk. Sağlık il müdürlüğünü ziyaret ederek  (SİGARAYI BIRAK, OKUMAYA BAK)              kampanyasını başlattığımı ifade ettim. Ortaklaşa program yapmamız gerekti. Ben sigarayla savaşanlar vakfı başkanı sayın: Ubeyt Korbey'i  Şehrimize davet ettim. Duman avcıları derneği başkanı sanatçımız sayın: Selçuk Alagöz de geleceklerdi ama manileri olunca teşrif edemediler, katılımlar da çoktu.\n     Kampanyayı başlattığımda ilkini şair ve yazar, müftülüğün il vaizi ile göğüs doktorun anlatımıyla  gerçekleşti. Sigarayı bıraktım diyenlere kitap, dergi hediye ediyorduk. Panel gibi süren programda şiir,müzik dinletileri de vardı.\nHaram,mekruh ve sağlık konularını içeriyordu. İkinci program: Daha geniş katılımla gerçekleşti. Görsel yayınlar, önemli ve değerli misafirler vardı.\n       Belediye kültür salonu izleyicilerle doluyordu. Yürek burkan haberler çok acıydı. Ülkemizde sigaradan günde bir uçak dolu yılda  yüz otuz bini aşkın insanın ölmesi gerçekten büyük kayıptı. Bu önemli programı gerçekleştirince çok mutluluk duydum. Sigarayı bırakan beyefendilerin eşleri teşekkür ettiler.\nAnkara da Türk dünyası kültür merkezine bir şölene davet edildim. Isparta şehrimin güzelliklerini gittiğim yerlerde şiirlerimle anlatıyordum.\n         Hayal ettiğim yerleri de sanatımın sayesinde görüyordum. Bursa Uludağ da katıldığım programda doktor ve öğretim görevlileri çoğunluktaydı. Ben sigaranın vücuda verdiği tahribatları şiirimde anlatınca çok şaşırdılar. Ve bana dediler ki: Zeki bey bu gidişle bizim mesleği de ele alacaksın çok iyi anlattın ama bu kadar nefretin niye dediler. Bende gerçekten böyle güzel bir yerde sohbet etmek istiyorum ama dumansız bir masa bulamıyorum dedim.\n     Kütahya da, Simav da, Bodrum da, Antalya da, Burdur da, Aydın da, Nazillide, Söke de, Kuş adasın da İzmir de henüz hatırıma gelmeyen bir çok il ve ilçelerde şiir programlarına katıldım. Ankara da İLESAM da gerçekleşen  Rabia Gölbaşı şiir dinletisine katıldığımda anne şiiri okudum.  Salonda ki gönül dostlarımın çoğu ağladı. Rabia arkadaşımın annesi de çok ağlayınca.  Aşk olsun Zeki bey annemle ilgili kitap yazdım ağlamadı sen ağlattın dedi.\n     Bu şiiri ağlayarak yazmıştım. Kısa anısı şöyle: Eğirdir Pınar pazarındayım.\nAnnem geldi aklıma bu şiiri yazdım. Annem o zaman yaşıyordu. Gözyaşımı tutamayınca Isparta'ya gelmem gerekirken, Şarkikaraağaç Bey köyüne ani gittim. Annem beni görünce çok şaşırdı. Oğlum hiç habersiz gelmezdin dedi. Bende: Anne beni buraya yazdığım şiir getirdi dedim. Akşam olmuştu.\n     Annem: Oku da dinleyelim oğlum seni ansızın getiren şiiri dedi. Göreyim:\nBir gün yollar ayrılacak, Gülen gözler ağlayacak, Kefen bizi bağlayacak, Yaşarken göreyim anam. Bu gurbet bizi bağlıyor, Parası pulu yağlıyor, Rabbımız imkan sağlıyor, Yaşarken göreyim anam. Yiğidin hakkını yeme, Evladım hayırsız deme, İlenme kötü  söyleme, Yaşarken göreyim anam.\n Yanaklara yaşlar aktı, Düşmanlar seyrine baktı, Hasretlik bizleri yaktı, Yaşarken göreyim anam. Sevgi yumağı olalım, Mutluluk aşkla dolalım, Birlik düzenlik bulalım, Yaşarken göreyim anam. Hayatın tadı gitmeden, Zekinin ömrü bitmeden, Bu dünyayı terk etmeden, Yaşarken göreyim anam. Dedim.\n     Analığım, babam, dayım da oradaydı hep birlikte ağladık. Aradan bir kaç yıl geçti annem ve analığım, yani halam felçli yaşadıktan sonra rahmetlik oldular. Yaşarken birbirinden değerli insanların kıymetini bilmek gerekiyor. Kızım Ankara da ara sıra ziyarete gidince bu arada dernek başkanı olduğum için resmi ziyaretlerime de devam ediyordum.  Bir gün TRT kurumuna gittim.\n      Amacım yapacağım programları TRT de canlı yayımlatmaktı. Müdür sayın: Haluk Kılçık beyefendi ile görüşecektim. Yerinde yoktu sekreteri birazdan gelir dedi. Bende sekretere kendimi tanıtmaya çalışıyordum. TRT müdür yardımcısı Ahmet bey bizi dinliyormuş. Sekreterine telefon açıp yanında ki beyefendiyi benim odama gönder deyince bende davete icabet ettim.\n     Hoş geldin Zeki bey dedi: Bende hoş bulduk müdürüm dedim. Ahmet bey sözüne devam etti. Sen halk aşığı sın galiba senin değerini anlayan konuyla ilgili müdürümüz var seni onunla tanıştırayım deyip telefon açınca o müdür bey geldi. Beni ona tanıttı. O müdür dilimden anlayınca rahatça duygularımı ifade edebiliyordum. Bana bir daha ne zaman gelirsin diye sordular. \n    Bende niçin sordunuz deyince: Seni radyo programın da canlı yayına alıp şiir okutacağız dediler. Ben de: Ne zaman geleceğim belli olmaz çok yoğun çalışmalarım var deyince. Madem öyle bu gün seni canlı yayına alalım akşam gel dediler. Ben şaka yapıyorlar herhalde diye düşündüm. Şöyle dedim: Ben akşam geldiğimde siz gitmiş olacaksınız beni TRT kurumuna almazlar ki deyince. Müdür: Biz sana şifre vereceğiz gireceksin seni karşılarlar dedi.\n      Saygıdeğer gönül dostlarım. Talihsizlik serüvenlerimin olduğu gibi, şansımın yaver gittiği günlerde oldu. İnşallah ömrüm varsa benimde hayatım romandır diyerek artı, eksi tüm anılarımı gönül dostlarımla, okuyan,dinleyen hayranlarımla paylaşmaya çalışacağım. Gerçek hayat hikayemin başında belirttiğim gibi, topluma hizmet için adanmış şahsiyetlerin başından geçenler ibret vericidir.\n     TRT den ben müjdeli haberi aldıktan sonra sekretere:  Müdürüm geldi mi diye sordum. Oda bana buyurun sizi bekliyor dedi. Sayın Haluk Kılçık beye şiir şölenlerin canlı yayınlanması istiyoruz deyince. Teklifime sıcak baktı ama şöyle dedi. Canlı yayın yapabilmemiz için en az otuz beş personel görev yapacak onları ağırlamak sizin için külfetli olur böyle bir imkanınız var mı dedi.\nBende düşündüm: Derneğimizin henüz böyle bir imkana sahip değil dedim.\n     Kızımın evine gelip akşam radyo programına çıkacağımı bildirdim. Damat bile şaka zannettiler. Ben karnımı doyurup gideyim dedim. Kızım annesini aramış köyde babamı radyodan dinle deyince  o kanalı açıp yayını beklemiş. Oğlumda Kıbrıs ta  nöbet tutarken tesadüf küçük cep radyosundan haber dinlerken ardından fon müziği çıkıp ben şiir okumaya başlayınca sevinmiş.\n     Benim analık o zaman yaşıyordu. Kızıyla birlikte beni radyodan dinleyince  oda çok sevinmiş. Kızım hayatın bak kurtuldu  damadımın sesi radyolardan, televizyonlardan duyulmaya başladı deyince. Eşim: Anne durum bildiğin gibi değil, bırak para kazanmayı cebinden harcamalar yapmasında demiş.\nÇünkü biliyordu kazancımın yarısından fazlasını derneklere harcadığımı.\n     Derneğimizi ve kendimi tanıttıktan sonra verilen süreye göre şiirlerimi okudum ama sadece Türkiye'm şiirimi paylaşıyorum, bu şiirim Türk Dünyası Şairler Antolojisinde yayılandı. Türk Dünyası Çocuk Şiirleri Antolojisinin çıkmasına vesile olmaktan da, Türk Dünyası Şairlerinden Atatürk şiirleri antolojisinde yer almaktan da mutluyum. Ulusal antolojiler ufkumu açıyor.\n  TÜRKİYE'M: Aç ta haritaya bir bak, Görmezsen ışıkları yak, Küçümsemeyi de bırak, Dünyanın kalbi Türkiye'm. Asya, Avrupa arası, Güney Afrika sırası, Türk lirasıdır parası, Dünyanın kalbi Türkiye'm. Biraz yüksektir dağları, Çok ünlüdür boğazları, Turist çekiyor yazları, Dünyanın kalbi Türkiye'm. Üç yönümüz de denizdir, Osmanlı tarihimizdir, Ankara başkentimizdir, Dünyanın kalbi Türkiye'm. Fikirlerin odağıdır, Peygamberler durağıdır, Sevgi yumağı, bağıdır, Dünyanın kalbi Türkiye'm. Burada güllerin hası, Meşhur meyvesi, halısı, Şirin ili ISPARTA'sı. Dünyanın kalbi Türkiye'm. Değerlidir toprağımız, Türkçe dili lisanımız, Çok  ZEKİ dir insanımız, Dünyanın kalbi Türkiye'm.\n          İki ayda bir yayımlanan dernek bültenimizin Kültür Bakanlığı tarafından satın alınması teklifinde bulundum ama şartlar uyum sağlamadı. Bültende, dergide  reklam olmaması gerekiyormuş. Oysa biz bülten sayesinde şairin, yazarın esnaflarca eserlerinin tanınmasını, esnaflarında, dershanelerin de reklamlar sayesinde topluma tanınmasını sağlıyorduk. Sponsorumuz yoktu.\n    İmam hevesiyle çevremde dolaşan Yasin kardeşim benden çok umutlandı.\nBende üzerime düşen görevi yapmak için çabalıyordum. Şarkikaraağaç da ki hanem mescit görevi yapıyor ama imam olmayınca beş vakit namaz da aksaklıklar oluyormuş. Yasin kardeşi aracıma bindirip doğru mahalle muhtarı Yahya beyin yanına geldim. Muhtarım müftülüğe tahsis ettiğim mescidin ben beş vakit ibadete açık olmasını istiyorum ondan dolayı size imam getirdim.\n    Muhtarım şöyle dedi: Zeki bey Allah senden razı olsun haneni mescit yapıp\n mahalle sakinlerinin kullanmasına izin verdin. Müftülük sadece mübarek gün ve geceler için imam görevlendiriyor. Hatim inmek içinde hanımlar toplanıyor\n. Bizim imama maaş verecek gücümüz yok bu konuyu belediye başkanımıza iletelim dedi. Birlikte başkan sayın: Mehmet Güven beyin yanına vardık.\n     Hoş muhabbet karşılandıktan sonra muhtarım bazı özet bilgileri aktardı. Bende: Sayın başkanım hanemin bir katını eşyasıyla Yasin hocaya tahsis edeceğim kira almayacağım.Ben nasıl olsa Isparta merkezde kalıyorum, çok şükür ev sorunum yok.  Bir katını da mahallemize cami yapılana kadar ibadete açık tutmak için söz veriyorum deyince. Başkan çok duygulandı.\n          Başkan: Zeki bey sizin gibi bir hayır sever insan bu mahalleye caminin yapılmasına da vesile olur. Çünkü Kerkük mahallesi çevresiyle beş yüz hane civarında. Ben imamın maaşını karşılayayım. Sizde bu konuyu değerlendirin. Çünkü mahalle sakinlerinden önder olan yok cami arsasını da vereceğim. Deyince benim içimde bambaşka bir değişiklikler oldu, sorumluluğum artı.\n      Başkanım biliyorsun ben dernek başkanıyım. Yalvaç ilçesinde yapılacak şiir ve müzik şölenini organize ettikten sonra  derneğin olağan genel kurulun da başkan olmayayım, cami derneğinin kurulması için çalışma başlatalım,dernek kurulunca resmi olarak elimizden geleni yaparız dedim. Yasin Veli Doğan geçici de olsa imam olmanın hevesini yaşıyordu, haneme taşındı.\n      Eşi de İmam hatip lisesi mezunu olunca çocuklarıyla birlikte mahalle kadınlarına da kuran öğretiyordu. Ben gerekli tüm hazırlıklarımı sürdürdükten sonra genel kurulda Göller Bölgesi Şairler ve Yazarlar  Derneği başkanlığına aday olmayacağımı Melahat hocamı başkanlığa layık gördüğümü bildirdim.\nÜyeler içinde üzülenler oldu. Arkadaşlar uhrevi aleme hazırlık gerek dedim.\n   Yıldız tepe cami yaptırma ve yaşatma derneğinin kurulmasına vesile oldum.  Başkanı olunca tüm sorumluluk bendeydi. Hayalimde dünyada hiç benzeri olmayan yuvarlak, ortasından minareli cami yapmak vardı. Başkan verdiği sözü yerine getirdi cami arsasını belirledi. Bir gece Allah'ıma yalvardım sahura kalktım sabaha kadar camini tasarımını yaptım, oğlumda bilgisayara aktardı çıktı alarak mimar, mühendisler tarafından onaylatmayı başardım.\n       Saygıdeğer gönül dostlarım. Cami derneğinin başında olmakla kültür ve sanat etkinliklerinden kopmamıştım. Isparta şehrimizde yapılan Halı gül turizm festivallerini yakından takip ediyordum. Kameramla çektiğim çok arşivlerim var. Türkü imparatoru sayın: İbrahim Tatlıses  ile gül bahçesini dolaşırken ben ona bu gördüğün güzellikleri şiir yaptım deyince Gül kokuyor şiirini okumamı istedi. Ulusal basın kanallarından gelenler de çekim yaptı.\n   Dikenler içinden sünmüş, Pembe renk yeşili sevmiş, Bu yöreler ne güzelmiş, Yapraklarda  gül kokuyor. Neler üretir saçaklar, Yaşı kuruyu kucaklar, Esansı sevdi ocaklar, Topraklarda gül kokuyor. Bahçe duvarı örülmüş, Balkon üstüne bürünmüş, Saksıda bile görülmüş, Sokaklarda gül kokuyor. Aynalar şahittir buna, Hediyem olacak sana, Hak verirsin sende bana, İnsanlarda gül kokuyor. Halıları desen desen, Sevgidir içinde esen,\nHayran olursun gelirsen, Isparta da  gül kokuyor, Tazedir sebze pazarı, Değdirme sakın nazarı, Zekidir şair, yazarı, Türkiye de  gül kokuyor.\n    İmparatorla birlikte valimiz, belediye başkanımız, diğer misafirler alkışladı. \nFuar alanında şiir okudum ama henüz kendi stadyumumuzda şiir okumak nasip olmadı ama, burada da sanatçımız sözü bana ait türküyü okudu.Sayın: Esra Ceyhan hanımefendi de  Güzellikten bahseden şiirimi okumuş oldu.\nBu şiir bana Türkiye birinciliğini kazandırdı. On beş kıta ama azı paylaştım.\n    Gül suyu ile yüzünü yıkarsın, Gül kremi ile cildine bakarsın, Gül yaprağını dostuna atarsın, Güzelliğin simgesidir Isparta'm.  Meyve ağaçları doğayı süsler, Gül reçeli vitamin verir besler, Gül bahçesinde cıvıl cıvıl sesler, Güzelliğin simgesidir Isparta'm. Gül şampuanı saçlarını yıkar, Gülün sabunuyla kirlerin çıkar, Gülün esansı ile vücudun kokar, Güzelliğin simgesidir Isparta'm.  Oda, koridorlar salonlar halı, Aşkına  güç verir bir tek gül dalı, Havası temiz olursun sevdalı, Güzelliğin simgesidir Isparta'm. Eğirdir can adada gönlün kalır, Gölüne dalsan yorgunluğunu alır, Çevre duvarı gül ile dolanır, Güzelliğin simgesidir Isparta'm. Tüm hastaneler hastalara şifa, Bu ile yerleşen sürüyor sefa,  Vazgeçmen imkansız gelsen bir defa, Güzelliğin simgesidir Isparta'm. Şiirini okuyunca  Zeki Çelik beye teşekkürler diyordu.\n     Caminin projesini geniş çaplı düşünmüştüm. Şarkikaraağaç ta meyve üretimi bol olduğu için kooperatif oluşturup soğuk hava deposu yapacaktım. Cami hafriyatını aldırıp temel atacağım zaman belediye seçimi olunca benim  soğuk hava depo hayalim gerçekleşmedi. Çünkü belediye başkanı değişti. Cami arsası da çok küçülmüş oldu başka yere taşındı, sıkıntılar yaşadım. \n     İlçe müftümüz sayın: Seyfettin beyin duasıyla temelini atmış olduk. Yapım  sırasında usta belediye başkanının adamı olunca projeyi bozup kafasına göre  yapmaya çalışıyordu. Başkanda dernek tanımıyorum diye tabelayı söktürüp siyaset sergilemeye kalktı. Beni seven arkadaşlar telefon etti durumu bildirdi. Isparta dan ilçeme gelerek başkanı arıyordum ama telefonunu açmıyordu.\n    Çünkü ben siyaset değil sanat adamıyım. Hayırlı bir işinde siyasete alet olmasını istemem. Başkanla diyalog kurup yanlışını hatırlattım. Benim cami projemden vazgeçmeyeceği anlayınca sağ olsun oda destek vermişti. Hacı Musa benim yardımcımdı. Kararlılığıma şaşıyordu. Çünkü ben Allah rızası için başkandım. Camiyi üç yıl içinde ibadete açmış olduk. Eksiklerimiz de vardı.\n     Başkanın amcası hacı Ramazan Özdemir'e minnettarım. Çünkü caminin yapımında destekleri büyük oldu. Ben caminin çevresini maaşımla çini yaptırmak isterken bana kefil oldu. Kendisi de hutbe, minber, kür siyi yaptı.\nTaban tahtasının çakılmasına vesile oldu. Beş yılda büyük ölçüde tamamlayıp müftülüğe teslim ettik. Emeği geçenlerden Allah razı olsun diyorum. (Amin)      \n     Ben ara sıra Bey köyüme uğrayıp bağ, bahçe işlerimle de meşgul oldum. Merhum analığın mirasının bağı  bakılmayınca dağ olmuş, tarlası da yol olmuş. Elimden geldiğince yeni fidanlar dikerek yeşertmeye çalışıyorum. İnsanoğlu  çocukları büyütüp, dallanıp budaklanınca her karakter de kişilerle karşılaşıyor. Bende öyle bir talihsizlik yaşadım. Kendini dev aynasında sanıp hısımlarına hasım gibi davranıp hediyelerinde en basitini sunup kendini de basitleştirdi. Nasıl mı? Pazarladığı badem, cevizlerin kırıklarını göndererek.\n     Ben hediyeleşmenin sevgi bağını artırdığını hadislere dayanarak söylerim ama sunduğun hediyenin de yüz güldürmesi lazım. Eve geldiğimde  Eşim... hediye göndermiş dedi ve poşeti açtı. Çocuklar avuçlamaya kalktı ben durun dedim içinde düzgün yenecek bir gıda da yoktu. Ben bunu doğru çöpe atın kurtlar, kuşlar yesin. Çok şükür sizleri  besleyip büyütmek için ben bu ilde ham ballık yaptım yinede sizlere artık yedirmedim, çünkü iyilerine layıksınız.\n     Osman amcam bir grup arkadaşıyla yapılmasına vesile olduğum camiye bakmaya gitmiş. Arkadaşları da yeğenin köyümüzün camisini unuttu deyince.\n Amcam da bana durumu bildirdi Gerçekten köy camimiz de onarımlar vardı. Bende gittim. Benden ne gibi yardım istiyorsanız söyleyin dedim. Amcam da  Görmüyor musun oğlum caminin kapı penceresi yok dedi. Tamam dedim. İmalatçı arkadaşıma telefon ederek kapı pencereleri taktırıp ödeme yaptım.\n     Torunlarım büyümüştü oğlum Diyarbakır da çalışıyordu. Ziyaret gidince çocuklar çok sevindiler. Torun okulda Türkçe dersinde dedem şair diyerek öğretmenine övünmüş. Öğretmeni de madem öyle dedene söyle öğretmenle ilgili şiir yazsın demiş. Torun Zeki: Dede öğretmenime senden bahsedince oda benden şiir istiyor dedi.  Bende tamam oğlum istediğiniz şiiri yazarım.\n     İlkokul tahsilimin dışında hiç öğretmenim olmadı ama! tüm öğretmenleri benim öğretmenim sayarak duygularımı dile getirmeye çalıştım. Torunum şiiri öğretmenine sununca öğretmeni şaşırmış. Oğlum bu şiir heceli, usta şairlerin şirine benziyor dedene söyle okulumuza teşrif etsin bizlere kendini tanıtsın. Torunum sevinç içinde eve geldi durumu bana anlattı tamam oğlum dedim.\n      Saygıdeğer gönül dostlarım. Kurduğum hayallerin gerçeğe dönüşmesi için azmimin zaferini okuyarak, anlayarak sizlerde şahit olmaya sabırla özen gösterdiniz. Hayat hikayemin sadece özetini yazdığım halde sayfalar almadı. Henüz yazıp paylaşacağım nice özet konular var ama sizlerinde zamanınızı fazla almak istemem. Konuyu biraz daha özetleyerek sona doğru yaklaştım.\nGelinimin bir kızı oldu, torunum Ceren Cennet evin hükümdarı şimdilik odur.\n      Allah'ım sağlıklı ömür verirse özetlediğim anılarımı daha detaylı anlatarak (Benimde hayatım roman)          isimli kitabımda toparlamaya çalışacağım. Basım için hazır olan (Köşemdeki inciler)          Kitabım şiir yorumlarıyla ciltler halinde inşallah önümüzdeki yıllarda okuyucu hayranlarımla buluşacaktır. Allah ve insan aşkıyla bütünleşen, güncel ve diğer konuları içeren Guinnes rekorlar kitabına girmeyi tasarladığım  tamamı 11 heceli, kafiyeli beş kıta şiirlerim var.\n       Heceli aynı ölçülerde yazan tanıştığım yüzlerce üstadım var biliyorum. Bu vesileyle tüm gönül dostlarıma muhabbetlerimi iletiyorum. Binlerce adet her konuda yazdığım şiirlerin çoğunluğu sekiz ve on bir hecede yoğunlaşmakta.  Gül şehrimden uzakta, Diyarbakır da torunumun okulunda öğrencilerle birlik olmaktan büyük mutluluk duydum. Öğrencilerde benim sohbetimden, şiirden memnun kalınca teneffüse bile çıkmadılar. Çünkü tüm soruları cevaplıyordum.\n      Torunum Zeki diğer torunum Dilara'ya övünerek dedem benim okuluma geldi deyince diğer torunum da telefon ederek: Dedeciğim seni okuluma bende bekliyorum dedi. Beni tanıyan bir çok arkadaşım İnternet sitesinden arıyormuş ama bulamıyormuş çünkü kayıtlı değildim. Bilgisayar kullanımı da bilemiyordum. Oğlum ve arkadaşların ısrarıyla bende sayfa açtırmış oldum. \n    Bilgisayar kursuna giderek biraz kendimi yetiştirmeye çalıştım. Çünkü kısa\nsüre içinde takipçilerim, okuyucu hayranlarım arttı. Torunum Dilara Ankara da okuyordu. Öğretmenine şair dedem gelecek diye bahsetmiş. Öğretmen de bekleriz demiş. Torunla birlikte Yeni Mahalle semtindeki okuluna vardım. Ben okulun kirişindeki yazıları okurken zil çalınca torunum sınıfına gitti. Salon sessizliğe bürününce benim her kirişte ki  yazı farklılığı dikkatimi çekmişti.\n     Galiba güvenlik kamerasından fark etti arkamda bir beyefendi belirdi. Ben aradığım yere geldim diye kendi kendime konuşuyordum. Çünkü orada yazılanlar sanatımla ilgiliydi. Edebiyat caddesi, yazarlar mahallesi, şairler sokağı yazıyordu. Beni takip eden okul müdürüymüş. Hoş geldiniz dedi. Bende hoş bulduk  dedim ve böylesine sanata duyarlı davranışı tebrik ettim.\n     Müdüre kendimi tanıtınca çok memnun oldu. Bunun devamı da var diyerek edebiyat dersinin yapıldığı sınıfa götürdü. Çevre duvarlarına bir baktım benim gönül dostlarımın fotoğraflarıyla, şiirleriyle doluydu. Müdür beni tanıttı. Bende öğrencilere şiirler okuyup sohbetimi sürdürdüm. Üstadım Abdurrahim Kara koç ile, sayın Cemal safi ile ve diğerleriyle şölen anılarımız oluyordu.\n    Atatürk'ün  manevi kızı Merhum Ülkü Ada tepe ile de anım var arşivlerimde saklıyorum. Isparta il kültür turizm müdürlüğüne verdim. Okul müdürü beni odasına götürüp  ikramda bulunurken bir bayan öğretmen geldi. Bende kızım Dilara'nın hocası sandım. Müdür beni ona tanıttı ve birlikte çıktık. Meğer o öğretmende edebiyat dersi konusu işliyormuş müdür beni oraya yönlendirdi.\n     Öğrenciler mantık sorularıma bilmecelerine şiirlerime hayran kalıyorlardı. Kendimi edebiyat süpermarket olarak yıllar önce ilan etmiştim. Çünkü yenilik peşindeydim. Şiirle masal yazdığım gibi şiirli dörtlük bilmeceler üretiyordum.\nÖrnek: Hiç kimse onu kuşanmaz, Ölüm olmadan boşanmaz, Her canlıya ihtiyaçtır, O bulunmadan yaşanmaz. Cevap  (Hava)             Onun işleyeni çoktur, Ondan tatlı bir şey yoktur, Ücretsiz tedavi eder, Hem şifadır, hemde doktor. \nCevap (Bal) . Mantık soru örnek: Soba borusunda ne bulunur? . Cevap delik.\n     Elliden fazla yazdığım çocuk masalı, yüz bölüm yazdığım dizi, her türde roman, bilim kurgu, dramatik, aşk komedi, hikayeler, fıkralar, skeçler, şarkı, türkü, aranjman, arabesk sözleri, serbest dahil her ölçüde şiirler, binlerce adet manalı sözler vs.  Son yıllarda müsvedde tutmadan direk İnternet  siteye\n, antolojilere yazıyorum, gruplarda da paylaşıyorum. Beni eleştirenlere, yorum yapanlara,okuyana minnettarım. İnternet edebiyat siteleri benim okulum oldu.\n     Toplum içinde protokolde yer alarak sahneye çıkıp duyguları ifade ettikçe, dünyanın bir çok yerinden eserlerim okundukça, yurt içi yurt dışı davetler alıp,   Türk dünyası şairler, yazarlar, sanatçılarla birlikte programlar yaptıkça artık hayallerimin azmimle gerçeğe dönüştüğünü hissediyorum. Son yıllarda barış süreci sürerken akil insanların da arasına dahil edilip şiirlerle mesaj verdim.\n      Sayın artist Kadir İnanır beyle helalleşilip gönlünü alınca çok şaşırmıştı. Nedenini sordu. Bende geçmiş yıllarda video film, ve kaset pazarlı yordum, gerçi telif hakkı ödeyip bandrol alıyordum ama yine de hakkınız geçmesin dedim. Arkadaşlarına kendimi tanıtırken aldığım cevap şu oldu. Zeki bey bizler seni topluma hizmetlerinden dolayı tanıyoruz, on yönden aramızdasın.\n    Zorlu dramatik yaşamım çok şükür geride kaldı. Çok şükür köşe yazarı da olunca sarı basın kartı sahibiydim.  Hedeflerimin içinde gönül dostlarımın eserlerini sergilemek, misafirleri ağırlamak için sanat evi yapmak  vardı çok şükür yerini satın alıp hazırlıyorum, açılış yapacağım. Ayrıca Bey köyde türbe yaptırmak için gerekli hazırlıklarımı tamamlıyorum. Allah'ın izniyle onuda gerçekleştiriyorum. 44. sanat yılımı kutlama amacıyla şiir şöleni yapacağım.\n     Isparta şiirleri antolojisinin devamı için elimden geleni yapmaya devam edeceğim. Sanat evim halka açık olacak. Öğrencileri de bekleyeceğim. Bu sanat evinde maksat gönül dostlarımın bana hediye ettiği kitapları arşivimde sergilemek, almış olduğum ödülleri, eserlerimi sergilemek. Yurt içi yurt dışın dan gelecek misafirleri ağırlamak, şiir ve müzik programlarını yapmaktır. Siz gönül dostlarıma, vatanıma, milletime yaşadıkça hizmetimi sürdüreceğim.\nNot: SİZCE ÖRNEK İNSAN OLABİLDİM Mİ? \n       Saygıdeğer gönül dostlarım. Hayat hikayemin özetini Hayallerden gerçeğe azmimin zaferinde anlatmaya çalıştım.  Tamamını okuyup değerlendirenlere bu notumda ki soruya cevap almak istiyorum. Çünkü hikayemi başından sona doğru anlatırken tamamen gerçekleri dile getirdim. Bazı yorumcular uydurma veya hayal ürünü gibi düşünebilirler. Yazdıklarımın tamamı gerçek olduğu gibi yazılı, fotoğraf, belgeler, video, kamera, teyp kasetlerle de kanıtlayabilirim.\n       Çocukluk hayatımda anneme karşı yapılan haksızlıklar karşısında evladı olarak elimden geldiğince destek olmaya çalıştım. Babamın annemi hiçe sayması beni üzdüğü gibi kararlılığa da sürüklüyordu. Ben okumak istediğim halde beni okutmayıp ona buna göndermesi yanlıştı. Ben evlenirsem eğer eşime ve çocuklarıma sahip çıkacağım, eşime bir tokat dahi vurmam dedim.\n Yaklaşık kırk yıllık beraberliğimiz var verdiğim sözün hala arkasındayım.\n         Çocukluğumda bile  hep barışçı oldum, kavga edenleri yatıştırıyordum. Okuyamadım, okutulmadım diyerek isyan ederek cahilliğe sürüklenmedim. Hayatta okumak isteyenlere  o kadar çok bilgi hazinesi kitaplar var ki! .. Her biri sizin kültür hazinenizi artırdığı gibi bambaşka dünyalara da sürükleyebilir.\nBen hayat mektebini tüm zorluklara rağmen başarıyla bitirmeye çalıştım.\n      Hayat hikayemde özetlediğim örnek davranışları her insanoğlu yaparsa, öğle sanıyorum ki hiç biri çaresizlik içinde kıvranmaz, ekmeğini taştan çıkarır helal kazançlarla da hanesini mutlu eder. Memlekette huzur bozucuların çok artması  inancının zayıf olduğundan cahilliğin den, tembelliğinden kaynaklanır.\n Hayatta hiç bir hayırlı işten korkmamak gerek. Şeytana, nefse de uymamalı.\n     Özellikle benimsediğim sanat hayatımın karalanmasına göz yummaya razı olmadım.  Derneğimizde ki dernek bültenine destek ararken bir  esnafımıza reklamını yayınlayalım teklifinde bulununca aldığım cevap karşısında inanın çok şaşırdım. Şairlerin, yazarların bülteninin bana ne faydası olacak diyor. Bende eğer şair ve yazarlar olmasaydı sen cahil kalır esnaflık yapamazdın dedim.  Gönül dostlarımı hiçe sayanlar da bir gün hiç olacağını unutmasınlar.\n  Yetenekli, başarılı insanların her biri geride unutulmaz eserler bırakmaktadır.\n Saygıyı, sevgiyi, hoşgörüyü benimseyen her insan yaşadıkça aynı hürmetleri görür.  Zalimlik yapanlarda karşılığını hain insanlardan er geç görür. Hiç bir kimsenin yaptığı kötülük yanına kar kalmaz. Yapılan her iyiliğin mükafatı da Allah katında başkadır. Yaşadıkça hep örnek insan olabilmeyi hedefliyorum.\n    İmkanlarım çerçevesinde vatanım ve milletim için elimden geleni yapmaya çalıştım. Kadın sevmek için alınır, dövmek için değil düşüncesiyle, hareketle hep gönlünü, rızasını almaya çalıştım kırk yıl boyuca bir tokat dahi vurmadım.\nKöşe yazılarımda da sosyal konulara ağırlık vererek bilgilendirmeye çalıştım.\nKadınına özel ve güzel günlerinde hediye ile yaklaşırsan değerini yüceltirsin.\n     Kim diyor ki şeytan diye, Şeytan alır mı hediye, Karalıyorlar ne diye? , Kadın tatlılar tatlısı. Bade akıyor dilinden, Her iş geliyor elinden, Baş tacıdır evvelinden, Kadın tatlılar tatlısı.  Diken biziz güldür onlar, Evlenenler bunu anlar, Eşit hak tanır kanunlar, Kadın tatlılar tatlısı. Tatlıyı da onlar açar, İçine lezzeti saçar, İlgisiz sen elbet kaçar,  Kadın tatlılar tatlısı. Saygılar, selamlar.\n    Paylaştığım şiire benzer binlerce adet, on binlerce kıta şiirlerimin olduğunu\n tekrar hatırlatma gereği duyuyorum. İnsanları başarısız görüp karalamanın da yanlış olduğunu ifade etmek istiyorum.  Çünkü çalışkan insanlara fırsat verip yardımcı olursan mutlaka zamanını değerlendirir.  Cahilce aklımla her konuda bilgiler vermeyi hedeflerken elbette Yaradana, yaşatana, bu dünyayı doldurup boşaltana, kainatı kuş atana güveniyorum. Onun izni olmadan kalbin çalışmaz, nefes alamazsın, bir adım dahi atamazsın. \n    Eğer ben derneklere yaptığım harcamaları şahsım için yapmış olsaydım basıma hazırladığım kitapların çoğu basılır halkıma ulaşmış olurdu. Benim amacım birlik beraberliği sağlamaktan yanadır. Türk dünyası kültürüne destek sağlamak için eğitici, kültürel derneklere, birliklere daha çok ihtiyaç vardır. Bir insan benimsediği, işlerde başarı şansını yakalamaya çalışır.\n     Allah'ın verdiği canı hiçe sayanlar sağlığının içinde varlığını da kaybederler. Sanatımın gereği geçmişte kötü alışkanlıklarından vazgeç dediğim halde dinlemeyenlerin halleri nice oldu. Kiminin eti çoktan toprakta çürüdü gitti, Kiminin boğazı delindi, Kiminin enerjici tükendi, kimi,felç, kimi kanserdir. Konferanslar vererek başlatmış olduğum: Sigarayı bırak, Okumaya bak  kampanyasına dünya var oldukça uyulması en büyük dileğimdir.\n     Zeki Çelik sanat evimde gönül dostlarımın ve benim eserlerim okuyan hayranlarla buluştukça, dualarını aldıkça eminim ruhumda rahatlayacaktır. Sanat hayatım boyunca aldığım ödüller burada sergilenecek, Basında çıkan benimle ilgili haber arşivleri, köşe yazılarımda, kitaplarımda, katıldığım tüm antolojiler de raflarımda dolaplarımda mevcut olacak, merak eden ulaşabilir.\n     Hayallerimden gerçeğe azmimin zaferi hikaye özetim de bahsettiğim gibi ömrüm oldukça,sağlık oldukça daha nice hayırlı işlere vesile olmaya  devam edeceğim.  Çocuklarımında, torunlarımın da başarılı olmalarını istiyorum. Sözümü örnek ya şiirimle bağlayarak her şeyin gönlünüzce olmasını diliyorum.  Ömrüm nihayet bulursa dualarınızda beni de unutmayınız.\n     Çocukluk hayatım çileli geçti, Şairlik, yazarlık ufkumu açtı, Beynim odaklandı, bilgiler saçtı, Sizce örnek insan olabildim mi? . Göller bölgesinde derneği kurdum, Taahhüt ettikçe sözümde durdum, Gönül dostlarıma hal hatır sordum, Sizce örnek insan olabildim mi? Sigara, içkiyi karalıyorum,\nZalimle dostluğu aralıyorum, Zararlı maddeyi sıralıyorum, Sizce örnek insan olabildim mi? İlahi nurları doldurdum kalbe, Camim ibadette, sırada türbe,\nMeyveler ürettim yemeye gel be, Sizce örnek insan olabildim mi? Hiç kimse duymadı ağzımdan küfür, İnancı yaşadım, olmadım kafir, Zeki de dünyada kaldı misafir, Sizce örnek insan olabildim mi? \nIspartalı  Zeki Çelik  TÜRKİYE İLESAM  il temsilcisi,\nGöller bölgesi yazarlar ve şairler derneği kurucu başkanı,\nYıldız tepe cami yaptırma ver yaşatma derneği kurucu başkanı,\nIsparta Kent Konseyi festival grubu başkan yardımcısı.\nMail adreslerim: zeki32ce@hotmail.com   ozanzekicelik32@hotmail.com\n\nBAZEN  YORUM YAPMAKTA  ZORLANIYORUZ....\n\n      Merhaba gönül dostlarım. Saygılar, selamlar ileterek konumun içeriğini paylaşıyorum. Hayat serüveninde türlü zorluklarla karşılaştığımız malumdur. Çektiğimiz çile cefa yetmezmiş gibi birde sizin samimi olduğunuz insanlar başkalarını çekiştirmekten, gıybet yapmaktan geri kalmıyor, sizi duygularına ortak etmeye çalıştığı gibi artılı eksili yorum yapmaya da zorlamaktadır.\n\n     Eleştiriye tabi tutulan kişilerde tanıdığınız, dostunuz, arkadaşınız olunca da karşınızdakini de incitmeden ne tür cevap vereceğiniz konusunu mecburen süzgeçten geçirmek zorunda kalıyorsunuz. Yaşam sürecinde herkesin hedefi bellidir. Buna ilaveten siyesi görüşler de yer alıyor. Geçmişte yıllarca sağ sol kavgaları yaşandığı için ben siyasete biraz mesafeli durmaktayım.  Kader büfesi diye tabela yazdırıp mahalli gazetede reklamını yaptığım büfem vardı.\n\n      Seksenli yıllarda küçük ticarete atıldığım büfede kuru yemiş, gazete, sigara vardı. Sağlığa zararlı olduğu için tekel bayiliğini bıraktım. Bu ara da tek tük içtiğim sigarayı da bıraktım. Kaset satışı yapayım dedim onuda soyup beni sıfıra düşürdüler. Gazete satışında zorluklar çekiyordum. Çünkü farklı görüşten insanlar okumak istediği gazeteyi bulundurmam için zorluyordu.\n\n       Sanatım gereği büfem üzerinde ışıklı tabelada şair Zeki Çelik yazıyordu. Sağ sol yaşandığı dönemin içinde olduğum gibi farklı grupların arasında da kalıyordum. Merkezde yaşadığım için yaşanan olaylardan üzüntü duyuyordum\n.  Bazı gençler şiirlerimi inceleyerek bizim için yaz diyorlardı. Siyasi görüşüm olmadığını, sanat adamı olduğumu ifade etsem de inandırmakta zorlanırdım.\n\n    Mecburen gazete satışına da son verdim. Hangi partidensin diye soranlar oluyordu. Cevaben: Ne sağcıyım, Ne solcuyum, Doğru yolun yolcusuyum. Diyordum. Yıllar sonra Doğru yol partisi kuruldu onuda diyemez oldum. Sözü sözün özü şiirlerimle toparlayıp bağlamak istiyorum. Allah her zaman her yerde vatanım ve milletim için hayırlısını nasip etsin. Hoşça ve dostça kalınız.\n\n*****  ZORLUK  VAR    *****\n\nSana tuzak kurar sevdiğin insan,\nKüfre dönüşüyor bozulur lisan,\nHakkını arıyor kanun ve yasan,\nBazen yorum için zorlanıyoruz.\n\nTicaret yaparken aldatıyorlar,\nBayat yiyeceği abartıyorlar,\nGarantide sorun yaratıyorlar,\nBazen yorum için zorlanıyoruz.\n\nSiyaset yapanın hedefi belli,\nBülbül gibi öter çok tatlı dilli,\nSeçim aracının her yanı güllü,\nBazen yorum için zorlanıyoruz.\n\nTakım meraklısı formayı giyer,\nGolünü atmadan kişiyi över,\nSaldırıya uğrar seyirci döver,\nBazen yorum için zorlanıyoruz.\n\nSanat camiası çok az karışık,\nDedikodu yapar çene alışık,\nZeki tarikatla oldu barışık,\nBazen yorum için zorlanıyoruz.\n\n*****  NE  YAPSIN?  *****\n\nSermaye yönünden değer kazanır,\nÜlke fakirleşir ilgi azalır,\nEkonomi zayıf, zamlar hız alır,\nDeğeri düşerse pullar ne yapsın? .\n\nDalında sunduğu koku bir başka,\nSunulan her demet sürükler aşka,\nSöz, nişan, düğünü yapılsa keşke,\nYaprağı solarsa güller ne yapsın? .\n\nHer canlı yaşarken bir şey yiyecek,\nBizi Yaradana şükür diyecek,\nSanatı var ise toplum görecek,\nHüneri yok ise eller ne yapsın? .\n\nHerkes kavuşsa da özgürlük,hüre,\nİnsanın ömürde bellidir süre,\nVarlıkta yok olur göz göre göre,\nAkımı bittiyse piller ne yapsın? .\n\nDiyalog yok ise dostluk kurulmaz,\nSorunlar çoğalır çözüm bulunmaz,\nSağırın yanına fazla varılmaz,\nZeki duymayınca diller ne yapsın? .\n\n*****... YORUM  *****\n\nAllah'ım güç vermiş çalışmalıyız,\nVatana hizmette yarışmalıyız,\nHelal gıdalarla gelişmeliyiz,\nFaizi, haramı yiyemiyorum.\n\nBilinmez kişinin yazı kaderi,\nHerkesin kendince vardır kederi,\nAyarlamak zordur gelir, gideri,\nSıkıntım olsa da diyemiyorum.\n\nHaberler acıdır savaş sürüyor,\nYaralı ölüyor, bakan görüyor,\nYüreğe, vicdana azap veriyor,\nCanlıya, insana kıyamıyorum.\n\nAllah rızasını almak niyetim,\nResulün izinde sürer gayretim,\nKuranın içinde amel servetim,\nŞeytana, nefsime uyamıyorum.\n\nHer adamda vardır bir kaç hediye,\nBu yaşta olur mu sorma ne diye,\nNotunu sunarsın Zeki kal diye,\nİşitme kaybım var duyamıyorum.\n\nIspartalı  Zeki Çelik  TÜRKİYE İLESAM il temsilcisi.\n\n***** ZEKİ ÇELİK (Akrostiş)\n\nZeki akıllıdır, çalışkan demek,\nEli kalem tutar, çekiyor emek,\nKalbinden geçeni ister söylemek,\nİyilik doludur dünyası onun.\n\nÇelik dayanıklı,sağlam sayılır,\nEnerjisi artar dışa yayılır,\nLüks hayat yaşayan çabuk duyulur,\nİnsanlığa ibret işlenen konun.\n\nKültüre,sanata ilgisi fazla,\nŞairlik yolunda gidiyor hızla,\nAraştırıp oku görsel de izle,\nİçinde sevgi ve aşk dolu bunun.\n\nRüyasında bile eser yazıyor,\nVicdana geldikçe ilham sızıyor,\nEdirne den, Karsa yurdu geziyor,\nYüce Yaradana varmaktır sonun.\n\nAllah'tan Ganiye şükrü de boldur,\nZekice beynini fikriyle doldur,\nArkadaşı seven hayırlı kuldur.\nRuhuna haz verir yaşanan anın.\n\n***** ZEKİCE *****\n\nTürk dünyası şair, yazarlar gelsin,\nSanatçı, müzisyen, ressamlar sevsin,\nHünerli elleri halkımız bilsin,\nZekice kültür ve sanat evim var.\n\nYiyecek, içecek bulunacaktır,\nBeş vakit namaz da kılınacaktır,\nArzu eden üç gün barınacaktır,\nZekice kültür ve sanat evim var.\n\nÖzel kütüphane salonu geniş,\nSanat camiası burada, tanış,\nSahneye çıkarak yürekten konuş,\nZekice kültür ve sanat evim var.\n\nYazılan kitaplar okunmak ister,\nBinlerce arşivim bakılmak ister,\nHafıza kaydına takılmak ister,\nZekice kültür ve sanat evim var.\n\nIsparta Işık kent mahallesinde,\nMelek ev karşısı, Olgun evinde,\nGönül dostlarında sevgi derinde,\nZekice kültür ve sanat evim var.\n\nIspartalı Zeki Çelik TÜRKİYE İLESAM il temsilcisi.\n\nOĞLUMA   VASİYET\n\nYetimin, öksüzün hakkını yeme,\nHaline çok şükret, acizim deme,\nFitreyi,  zekatı   elinde   koma,\nDevletten vergini kaçırma oğlum! .\n\nYanlış  yapanları  peşinen  uyar,\nKanun var, nizam var Rabbım da duyar,\nHesaba, kitaba  yapılmaz  ayar,\nZimmetine haram geçirme oğlum! .\n\nDaima ilk başta düşün sağlığı,\nTütünle  artıyor  nefes  darlığı,\nRahatsız edip de bozma dirliği,\nParanı havaya uçurma oğlum! . \n\nBaşı boş bırakma ardını ara,\nİhtiyacı sağla düşürme dara,\nBağımlı olmasın tiner,esrara,\nTorunuma alkol içitme oğlum! .\n\nAklını,  fikrini   Zekice   kullan,\nHatır, gönül yıkma daima ballan,\nİbadeti yap da Cennet'e yollan,\nYuvana sahip ol göçürme oğlum! . \n\nBazen gülüşülür,bazen ağlanır,\nTartışma olsa da dille yağlanır,\nÇekemeyen olur kısmet bağlanır,\nSırrını  dışarı  açılma  oğlum! . \n\nFaize aldanıp risklere girme,\nGüvensiz kişiye paranı verme,\nİdareli  kullan  ortamı  germe,\nMalını toparla saçılma oğlum! . \n\nTedbirini  al da  öyle  çık  yola\nEmniyet kemeri göğsüne dola,\nDönerken sinyal ver sağa ve sola,\nHızını  artırıp  biçilme  oğlum! . \n\nDünya  ahirette  bellidir  suçlu,\nCeza,söz eritir olsan da güçlü,\nAnnende, baban da ne kadar içli,\nKelepçe taktırıp seçilme oğlum! .\n\nZeki'sin,  Arif'e  tarif  gerekmez,\nSenin ceremeyi başkası çekmez,\nHakkıyla çalışan boynunu bükmez,\nToplumun içinde küçülme oğlum! .\n\n*****  Ş İ İ R  *****\n\nİçinden geleni güfteye döker,\nHarfleri dağıtır notaya  çeker,\nMızrabı vurdukça dilinden akar,\nAşığın  akordu,  sazıdır  ŞİİR.\n\nKimi serbest türde, kiminde kıta,\nKafiye  tuttukça  düzelir  hata,\nDuygulu haliyle  bağlar hayata,\nHeceli, manalı,  yazıdır ŞİİR.\n\nEdebiyat, Kültür  bunda aranır,\nRuhuna haz verir pürüz taranır,\nVerimli olanlar mertçe direnir,\nTürkçe'nin uyumlu, gözüdür ŞİİR.\n\nMısraya dizilir  uzun  metinler,\nAnılar  dillenir  dolar  sütunlar,\nAhengi  artırır  fonlar,  ritmler,\nKurulan cümlenin, özüdür ŞİİR.\n\nSevip, sevilince  taşar  hislerin,\nKulağa hoş gelir müzik, seslerin,\nİlham kaynağıdır tüm  bestelerin,\nZeki'nin  sanatı  sözüdür  ŞİİR.\n\nIspartalı  Zeki Çelik TÜRKİYE İLESAM il temsilcisi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayallerim Bir",
        "poet": "İlker Gezer",
        "poem": "\n\nSarılmak gibiydi,aynı tabaktan yemek,\nBir Besmeleyi,ikiye bölmekti hayallerim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayallerim Karanlık",
        "poet": "İbrahim İnan",
        "poem": "\n\nGökyüzüne bakarak kurmuştum ben bütün hayallerimi\noysa göyüzü masmaviydi hayallerim karanlık\nyalnızlığım dizboyuydu gökyüzü ise kalabalık...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayallerim Konuşuyor",
        "poet": "Zekayi Şahin",
        "poem": "\n\nİdrak ile pençeleşen nefsim,\nTefekkürle inleyen kalbim,\nVeciz sözlere hasret dilim,\nVicdanımın dar sokaklarındayım...\n\nKalbe açılan karanlık dehlizler,\nBaşı boş dolaşan perişan hücreler,\nDiz boyunu aşan cürümler,\nGönlümün derinliklerine indim...\n\nBen ne kadar boşa kürek çekmişim,\nGülistana giderken dikenli yola girmişim,\nHeyhat!  Kendimi kaptan zannetmişim,\nŞaştım kaldım kendi kendime...\n\nGünahına ağlayan göz yaşları, \nİçini döken ak satırları,\nHizmete koşan dinç ayakları,\nŞimdi yeniden karar kıldım...\n\n(Nisan 1991-Erzurum)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayallerim Nerede Anne",
        "poet": "Ayse Kök",
        "poem": "\n\nHayallerimiz vardı ya seninle anne\n     Sıradan, herkes gibi, tozpembe\n      O engin,sınırsız, düşler ülkemizde\n      İçimizi ısıtırdı, soğuk gecelerde\n      Yalvarırdım, günler çabuk geçsin diye\n       Sen sevinirdin, ben büyüdükçe\n       Bak artık büyüdüm,nerdeler anne\n       Yıllarca koşmuştuk onların peşinde\n        Sen ne cefalar çekmiştin anne\n        Şimdi geldim ben o yere\n        Neden beklemediler beni anne\n        Çok uzaktı bizden o günlerde\n        Düşündükçe tebessüm dolardı yüzümüze\n         Artık yok hiçbiri anne\n         Niye bıraktılar böyle gizlice\n         Tek suçlu ben miyim sadece sence\n          Ne hata ettik, bu ceza niye\n          Şimdi o gülüşün nerede anne\n          Ya benim içimde taşan sevincim\n           Kim koydu yerine kederleri söyle\n           Hayat bizi neden sevmedi anne\n            Umutlarımı aradım dün gece yine\n            Bulamadım onları eski yerinde\n            Mutsuzluk denizinde boğuldum anne\n            Tut ellerimi sıcak ellerinle\n            Kurtar beni ne olur bırakma anne\n            İstemiyorum artık hayal ve düş de\n            O eski günlere dönelim anne\n             Götür beni o doğduğum köye\n              Dünyayı sevmeyi öğret anne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayallerim Serap Oldu",
        "poet": "Bahattin Karagöz",
        "poem": "\n\nBen bir sipahiyim, yeni çeriyim.\nTurgutun levendi, deniz eriyim.\nAkıncı beyinin has neferiyim\nDüşümü süsleyen hızı bir başka.\n\nSılayı özleriz fani gurbette\nTeselli ararız balda, şerbette\nYemesi, içmesi hoştur elbette\nYarenle sohbetin hazzı bir başka.\n\nBir yan Yusufeli, bir yan Erzurum; \nArada kalmışım işte bu durum.\nRize İkizdere özler dururum; \nOğuzu, Kıpçakı, Lazı bir başka...\n\nKimisi geride, kimi ilerde; \nKararın önemli olduğu yerde,\nAkıllı kırk kere hesap eder de\nCahilin cüreti, tezi bir başka... \n\nYolu çöle düşmüş bir aşkzedeyim,\nBiçare, susuzum, kime ne deyim! \nDefine saklanmış viranedeyim; \nKazısı zahmetli, sezi bir başka.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayallerim(siir degil deneme)",
        "poet": "Duygu Gürbüzer",
        "poem": "\n\nGökyüzünden bir yıldız kayıyor..Önce ışıktan bir yol çiziyor,yüreğime mavi,beyaz gibi umut renklerini taşıyor… Sonra yok oluyor parıltısı ardından bakakalıyorum…Umut tükeniyor,hayaller yok oluyor..Bir ben kalıyorum,bir de yalnızlık…Tüm iyi duygular terk ediyor beni,gülüşün terk ediyor,sevgin terk ediyor..Hüzün kalıyor bende,bir de bayram sabahının kimsesiz çocuklara öksüzlüğü hatırlatışı gibi kekremsi bir yalnızlık kuruluyor yüreğimin karanlık kuytularına…Güneş ne zaman doğacak,ne zaman bitecek bu acılar…\nGüç arıyorum her geçen saniyede,biraz sabır,biraz umut,biraz mutluluk..Herşeyden biraz istiyorum sadece öldürmeyecek kadar yemek misali,ölmeyecek kadar yaşamak istiyorum..Yanımda kimse olmasa bile hatırladıkça aydınlığı yüreğime taşıyacak hayallerim olsun istiyorum..Varlığıyla hayat bulduklarımın eksikleri kapansın istiyorum…\nBir ülke istiyorum örneğin,güneşi batmayan bir ülke..Irmakları olsun; kenarlarında faili meçhul cinayet kurbanlarının bulunmadığı,sularına kanın karışmadığı ırmakları..Dağları olsun,serin yaylarları ana kucaklarını sıcacık yuvalarını rahat yataklarını bırakıp özgürlükleri için gencecik delikanlıların,gelinlik çağındaki kızların sığınmadığı dağları olsun..Gökleri olsun; masmavi tertemiz..Sadece kuşların uçtuğu,bulutların huzurla oynaştığı gökleri olsun..Analar,eşler,evlatları olsun..Dillerinde ağıtlar değil mutluluk stranları hayat bulsun…Yasları değil bayramları anlatsın dengbejleri..Yiğitleri öldürülmesin mesela,yada ölüm çalacaksa kapılarını yiğitliklerine yakışır bir şekilde çalsın ölüm kapılarını..Öyle bir ülkem olsun ki bir uçtan bir uca mutluluk rüzgarları savursun umutları..Her yerde huzur olsun,barış olsun..Öyle bir ülkem olsun ki hiç kevokasipi’si olmasın..Barış hakim olsun heryerde ve barışı temsil eden hiçbir varlığa ihtiyaç duyulmasın..Simgesi olmasın hiçbir şeyin..Herşeyin kendisini yaşasın insanlar…Savaşmadan kavuşsun insanlar özlemini çektikleri özgürlüklerine…Anadiliyle anlatsın herkes kendini..Kültürlerini yasaklar olmaksızın yaşatsın herkes..”Artık yeter” desin insanlar fakat bu sefer olmaz bukadar güzellik,bukadar özgürlük olmaz anlamına gelsin bu “artık yeter” sloganı..Lafta kalmasın kardeşlikler ve dostluklar..Her insan insan olmakta ısrarcı olsun düşmanlık yapmakta değil…\nBir ülke istiyorum düşlerimin ütopik olarak adlandırılmadığı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayallerimde Gülmedin Düşlerimde Gül",
        "poet": "Toprak Latif Yücel",
        "poem": "\n\nHep bir hayalim vardı sevdiğim\nBirkerecik de olsa bana gülmendi\nMelek yüzlüm derim sana sevdiğim\nHayallerimde gülmedin düşlerimde gül \n\nHayat bana vermedi mutlu olma şansını\nYaşattı sensizlikle hep ama hep acısını\nİnan doğumdan zormuş çekmek aşkın acısını\nAcılarımda gülmedin düşlerimde gül\n\nGül de saklayım dedim yıllarca gülüşünü\nDaha görmek nasip olmaz dünü bugünü \nHayat bir anlık adımını attın mı boştur önü\nDün bugün gülmedin düşlerimde gül\n\nBak geldi geldi işte bu gece nefes kesen\nDedi ki hazırla kendine bir metre kefen\nAllah\"ını seversen gül yüzüme bir kere sen\nBu dünyada gülmedin düşlerimde gül\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayallerim var anne..",
        "poet": "İlknur İdin",
        "poem": "\n\nSol yanım acıyor anne \nHani sana anlatsam yıkılacağın \nHani kendime saklasam dayanamayacağım \nHer gün sessizce \nHer gün kimsesizce \nDuvarlara ağladığım \nGökyüzüne haykırdığım \nBir ağrım var anne \n\nDerin bir yalnızlığım var anne\nKimsesizlikten değil \nKüçük yavruma \nPak yüzüne bakamadığım \nBir ağrım var anne \n\nHayallerim var anne \nKızımı doktor \nKızımı anne görme hayallerim var \n\nHayallerim var \nBeyaz badanalı evim \nOdunla yanan sobam \nSaatinde gelen kocam \nTelefonda gülen torunlarım var \n\nŞimdi bakıyorum anne \nSenin geçmişine \nSana benzeyen geçmişime \nAğlamak değil \nToparlanmak istiyorum anne\nHayatımı geri istiyorum \nGözlerimde yıldız \nYüreğim de sessiz bir aşk istiyorum anne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayallerimde özgürüm",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nGündüzler olmasa da\nGüneş yüreğimde var\nHapsedilmiş bedenime\nÖzgürlük tohumları ekiyor bilincim\nGecelerde olmasa da ay\nHayallerim neye yarar\nBende ne ararsan var\nDağ başları kucaklar beni\nİlkbahar kucaklar\nHer zaman her yerde mutluluk var\nHep yakalar beni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayallerimdeki Kadın",
        "poet": "Abdullah İnaler",
        "poem": "\n\nçok güzel bir yaz gecesi \nay ışığında o gözler   \nbir bakış attı ki bana  \nVuruldum               \n\nkalkan kadehler masada \nyudum yudum giderken \niçten o gülümseyişe  \ntutuldum             \n\nbaktım kaldım o an  \nsanki durdu zaman  \nişte o kadın, bu kadın\nhayallerimdeki kadın\nişte o, o bu kadın      \n\nmekanda kalkıp giderken\nyoktu o içten bakışlar \nboşalan kadehlere dalıp \nkahroldum \n\nson bir kez, bir bakış dedim\nbir gülüş giderken\ndönüp bakmadı bile\nyıkıldım.\n\ndondum kaldım o an \nbitmişti zaman\nyoktu artık o kadın\nhayallerimdeki kadın \nhayallerimde kaldı\nhayallerimdeki kadın\nyoktu yoktu artık\nhayallerimdeki kadın\nhayallerimde kaldı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayallerim Ve Umutlarım",
        "poet": "Öner Özer",
        "poem": "\n\nHayallerim midye kabuğunda\nSessizce duruyorlar kumsalda\nDeli dalgalar oynadığında\nAçılacaklar birbiri sıra\n\nUmutlarım başımın ucunda\nUyuyorlar özlem yatağında\nGün ağarıp sabah olduğunda\nCan bulacak senin kollarında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayallerimiz Vardı... Amata Part 12",
        "poet": "Neslihan Isındere",
        "poem": "\n\nSona geldim Amata. Geride bıraktığı ne varsa şimdi,harmanlıyorum gidişiyle beraber. Hayalini ayırdım sadece bir köşeye. O varken bülbüle dönen dillerim,lal oluyor karşısında. Buralarda bir umut olmalıydı biraz. Ama bulamıyorum. Sessizce çığlıklar atıyorum.\n\nHayallerimiz vardı. Defalarca kurup,ulaşamadığımız. Ellerimiz mi kısa geldi de tutamadık ucundan bilmiyorum. Ama hayallerimiz vardı bizim Amata.\n\nHazan mevsimi bitip,güller açacaktı Amata gönül bahçemizde. O bahçe ki,papatyaları koparıp dalından taç yapacaktı başıma. Bu aşk bir kraliyetse aşkın bilmem kaçıncı bendinde,güllerin arasında ilanı aşk edip O Krallığını ilan edecek,ve takıp beni koluna Kraliçeliğimi taçlandıracaktı,yüreğinden çıkarttığı öpücüklerle...\n\nVe işte o zaman tarihe imzamızı atacaktık Amata. Gösterecektik herkese,aşkın dudaktan kalbe değil,yürekten yüreğe akıp ruhlara karıştığını.\n\nKondursaydı eğer yüreğindekilerini,yüreğime yüreğime...\n\nGitmeseydi eğer yeşeren gönül bahçemizden...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayallerimdi Kalabalık Caddelerde Ezilen",
        "poet": "Derin Öger",
        "poem": "\n\nRuhum isyan etme\nGurur ol yakış göğsüme\nAğlasam denizler yürür içime\nKorkarım içim dışım çamur olup çürür diye\nGözbebeklerimde dolanan her damlayı\nDüğümlerim kirpiklerimle\nSorarım kalbime sırılsıklam bir kahırla yanmak niye\n\nSen iç sesim\nSen dalım yaprağım çiçeğim\nBir bahçe bin tohum düşmüşsün içime\nUğraşırım yaşlarım gürlemeden damlasın hikâyemize\nİşte o zaman sen kokar yüreğimin toprağı\nO güzel günler gelir aklıma\nKüçük bir gülücük olup yine yakışırsın dudaklarıma\n\nBu şehirde \nSarhoş olup yollara düşen\nHayallerimdi  kalabalık caddelerde ezilen\nVe ben hâlâ buralardayım \nVe ben hâlâ.....................................................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayallerimin prensesi",
        "poet": "Nihat Aksoy",
        "poem": "\n\nYıldız avlamaya basladım,\nGecelerde,\nKayan yıldızlarda,\nDilek tutabilmek için,\n\nGözlerimi ayıramıyorum,\nSenin fotoğrafından,\nVe kaymasını beklediğim,\nDilek yıldızından,\n\nHenüz yolun başındayım,\nAma olsun gece uzun,\nMuhakkak bir yıldız kayacak,\nGönlüme bir umut konacak,\n\nUmutlarla ayakta tuttuğum,\nHayallerimin prensesi,\nBir yıldız kadar uzak,\nBir dilek kadar yakınımdasın....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayallerimiz Vardı.",
        "poet": "Şamil Akay",
        "poem": "\n\nBaşını yastığa koyar koymaz uyuyanlardan olamadık. Hayallerimiz vardı.biz de isterdik şu an hiç bir şeyi umursamadan yirmi ikinci rüyayı görüyor olmayı ama ne huzur bıraktılar ne uyku.Hiç, ama hiç hayal ettiğim gibi bir hayatım olmadı. Oradan oraya sürüklendim durdum.Hiç sevmediğim bi yerde hiç istemediğim bir hayatı, boktan insanlar arasında yaşıyorum. Yaşadıkça çoğalıyordu acılarım. Aslında ben iyi biriydim.Sonra canımı yaktılar, duygularımı kaybettim..Bugüne kadar iyi niyetim sürekli suistimal edildi, Anladım ki insanlara kötülük yarıyor. Dilimdeki dualar bedduaya, içimdeki sevgi ise yerini nefrete bıraktı. Bazılarımız acıya doğar,bazılarımız neşeye. ama ben şansızlığın tam ortasında doğdum. Artık hiç bişey yapasım gelmiyor.Git gide bıkıyorum hayattan. Şimdi istediğim şeyler gerçekleşse, mutlu bile olamayacakmışım gibi artık. çünkü yoruldum, çünkü bugüne kadar -mış gibi yapmaktan burama kadar geldim. güçlüymüş gibi, mutluymuş gibi, herşey yolundaymış gibi yapmaktan ve yaşıyormuş gibi yapmaktan inan yoruldum.biz çaresiz adamlarız. harbiden çaresiz adamlarız. hep bu sefer olacak diye diye, içimizi bir enkaz yığınına çevirdik,şimdi topla diyorlar toplanır mı? zaten başımıza ne geldiyse, bu bitmek tükenmek nedir bilmeyen, içimizi her seferinde kemiren “bu sefer olacak” illetinden geldi.unufak oldu yüreğimiz ve bundan sonra hayatımız onu toplamakla geçecek.\"Seni asla bırakamam ben\" diyen insanların gittiğini gördüğümden beri,herkese güvenimi kaybettim ben.bu hayatta çok çelme yedim,hemde en sevdiklerimden.sıradan insanlar değildi yani. dönüp ‘napıyorsun lan’ diyemeceğim insanlardı.Şunuda söylemeden edemeyeceğim; \nBir yüzü diğer yüzüne, bir sözü diğer sözüne, ve günü gününe uymayan insanlar üzerine, bir ömürlük hayaller kurmayın. Sevgi kararlılık, istikrar ve sadakat ister. Ne istediğini bilmeyen insanların elinde, oyuncak olmayın.Bugüne kadar ne istediğini bilmeyenler eksiltti ömrümüzü.benim kalbim var ama acımıyor artık iki gözüm. onu nasıl edelim? bu dünyada tek bir dilek hakkım olsa, hiç birşey hissetmemeyi dilerdim diyordum. o dilek hakkına gerek kalmadı yüreğimde hissettiğim insanlar benliğimi hissizleştirdiler. diyecek bişey bırakmadınız teşekkür ederim. sayenizde bir daha hiç kimse beni böylesine derin yaralayamayacak çünkü ben artık dünyada iyi insanların olduğundan hep şüphe edeceğim ve herşeyi, herkesi sorgulayarak yaşayacağım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayallerimize Işık Tutan, Kalem Döndüren Şairlerimize ÇOK TEŞEKKÜR Eder, SAYGILARIMI Sunarım! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nOkumak; Yurdumuz İnsanlarının, Menfaatine Yarayacak, Düşünce Arayışı İçersinde Olmalıdır! . \n= 000.000.082 = \nKaleme Almak; Yurdumuz İnsanlarının Huzur ve de Umudunu Daimi Kılma Arayışında Olmalıdır! .\n\nHer Bir Öğrenci; Öğretmenlerinin Cömert Paylaşımları ile: Hayatını Muhafaza Eyler! .\n“HİKAYELER” Adlı, Dünya Çocuk Klasiğinden Kısa Bir Anlatı:\n“ANLAŞMA”\n\n{…..…} Şairlerimizin dile getirdiği büyüleyici hayaller geceleri rüyama girdi. Hem de gökteki salkım saçak bembeyaz bulutları andıran güzellikteki hayaller. \n\n{ Sayfa:103, Paragraf:01 – Anton ÇEHOV – Parıltı Yayıncılık - Hazırlayan: Ali Kemal – M.E.B. Tavsiyeli - 25 Mart 2010 Perşembe 05:27:41 } \n\nÖğretmenlerimizin; Öğrencilerine Sunduğu İç Evren Zenginlik Kaynağı ile, Daima: İleri Adım! . \n= SAYGILARIMLA! . = TEŞEKKÜRLER! . = İYİ Kİ VARSINIZ! . = \nSevgi ve Saygı; Öğretmenleri ve Öğrencileri Uyum İçerisinde Yaşatan: En Değerli İki Kaynak! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayallerin",
        "poet": "Ersin Başeğmez",
        "poem": "\n\nseyrederdim zeytin gözlerini\n dalardın hayallere\ndillendiremediğin\nhüzün dolu güzel yüzün\nsaklanırdı saçlarına\nsoruların biri gider\ndiğeri gelirdi\ndüşüncelerine\ndüşlerin gezinirdi\n lacivert gökyüzünde\n\nErsin Başeğmez\n29 Şubat 2009 20:45 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayallerin ölümü",
        "poet": "Mehmet Yağcı",
        "poem": "\n\nHayallerimizi öldürdüğümüzün ilk belirtisi vakitsizliktir. Hayatımda tanıdığım en işi başından aşkın insanlar, her zaman her şeyi yapmaya vakit bulmuşlardır. Hiçbir şey yapmayanlar ise her zaman yorgundurlar ve yapmaları istenen azıcık işle bile hiç ilgilenmezler. Durmadan günün çok kısa olduğundan yakınırlar. Aslında, yürekten savaş vermekten korkarlar.\n\nHayallerimizin ölmesinin ikinci belirtisi sınırlılıklarımızda yatar. Hayatı büyük bir serüven olarak görmek istemediğimiz için, hayattan pek az şey beklemekle bilgece, hakça ve doğru davrandığımızı düşünmeye başlarız. Günlük yaşayışımızı kuşatan duvarların ötesine baktığımızda, kırılan mızrakların sesini işitir, toz ve terin kokusunu duyar, büyük yenilgileri ve savaşçıların gözlerindeki yangını görürüz. Ama savaşa girenlerin yüreklerindeki sevinci, büyük hazzı asla görmeyiz. Onların gözünde, zafer de, yenilgi de önemli değildir; önemli olan, yalnızca yürekten savaşıyor olmalarıdır.\n\nVe son olarak hayallerimizin yok olup gitmesinin üçüncü belirtisi huzurdur. Hayat bir pazar günü öğleden sonrasına döner; büyük şeyler istemez oluruz, vermeye razı olduğumuzdan daha fazlasını istememeye başlarız. Bu durumda, olgunlaşmış olduğumuzu düşünürüz; gençlik düşlemlerimizi bir yana bırakır, kişisel ve profesyonel başarının peşine düşeriz. Yaşıtlarımızın hala hayattan bekledikleri bir şeyler olduğunu söylemeleri karşısında şaşkınlığa uğrarız. Ama aslında, yüreğimizin derinlerinde biliriz ki, hayallerimiz uğruna savaşmaktan vazgeçmiş, yürekten savaş vermekten kaçmışızdır.\n\nHayallerimizden vazgeçip huzura kavuştuğumuzda, kısa bir dinginlik dönemi yaşarız. Ama ölü hayaller içimizde çürümeye ve tüm varlığımızı köreltmeye başlar. Çevremizdekilere karşı zalimleşir, sonra da bu zalimliği kendimize yöneltmeye başlarız. İşte o zaman hastalıklar ve ruhsal bozukluklar başgösterir. Savaşta kaçınmaya çalıştığımız düşkırıklığı ve yenilgi, korkaklığımız yüzünden tepemize çöker. Ve bir gün, ölüp gitmiş hayaller soluk almamızı güçleştirir ve ölümü arar oluruz. Bizi sınırlılıklarımızdan, işimizden ve pazar öğleden sonralarının korkunç huzurundan kurtaran, ölüm olur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayallerini Kaybetme",
        "poet": "Maşuk Gültekin",
        "poem": "\n\nDalıp dalıp bakma öyle; uzaklara.\nBakma derin derin uçurumun dibine\nDüşünme umutsuzluğu,\nDoyasıya yaşa umudunu.\nHayallere dalma be sevgili,\nHangi hayaller alıp götürdü seni benden uçurumun kıyısına \nNe var ki; uçurumun kıyısında.\nVe sende ne var; bakıp bakıp duruyorsun uçurumun dibine…\nHadi kalk tut ellerimden son bir umut için.\nYok, etme hayallerini…\nBırakma akmasın gözyaşların,\nYarınlar güzel olacak.\nBak ilkbahar geldi,\nKarlar eridi dağlarda.\nHer taraf yeşillendi umutlarınla,\nÇiçekler açtı bizim için,\nİlkbahar güzel olacak.\nVe bu bahar bizim olacak. \nÇok güzel olacak her şey…\nYeter ki; sen kaybetme umutlarımızı,\nBenim seni kaybetmediğim gibi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayallerinin suyu aksın",
        "poet": "Murat Avcı Ozan",
        "poem": "\n\nCesaret isterdi dalmak içime \nVe sen ayaklarını yerde isteyecek kadar korkaktın \nŞimdi daracık dinginliğinden \nSonsuz enginliğimi seyret bakalım \nSeyret de hayallerinin suyu aksın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayallerini Yak Evi Isıt / Seninle ölmeye bile hazırdım",
        "poet": "Cezmi Ersöz",
        "poem": "\n\nBu gece konuğumsun. \n\nKaranlık, yırtıcı düşler ve küçük ölümlerle dolu bir ormandan geldin bana... \n\nPerdenin aralığından sızan mahcup ay ışığı yorgun bedenini okşuyor... \n\nYanımda uyuyorsun. Kollarındaki, bacaklarındaki izleri, yaraları seyrediyorum. \n\nAlımlı, uçumlu bedenine, diriliğine, büyülü gençliğine tutkuyla bağlı olduğun adamdan geliyorsun bana... \n\nDilsiz sevişmelerinden... \n\nOnu başından beri hiç saklamadın benden. \n\nZaten ben yüzündeki solgunluktan, düş kırıklığından, gözlerinin sık sık boşluğa düşmesinden anlamıştım hemen. \n\nZaten yalanlarla yaşayamazsın sen... \n\nAma gerçeği anlayınca içimdeki resim darmadağın olmuştu bir anda. Resimdeki kırmızı ev yıkılmış, çiçekler ezilmiş, resimdeki bahçenin kapısı kırılmıştı... \n\nNeden, demiştim sana, son bir umutla ve belki bir mucize olur, bana hiç beklemediğim bir gerekçe söylersin diye, tıpkı ölüm mahkumlarının son anda bir kurtuluş haberi beklemeleri gibi... \n\nGözlerime baktın. Evladını terk etmeye hazırlanan bir anne gibi baktın bana. Bir yalan aradın, buldun belki, ama söyleyemedin. \n\nYalanlarla yaşayamazsın sen... \n\nİçimdeki resim tutuşmaya başlamıştı. Resimdeki küçük çelimsiz, siyah önlüklü çocuk ağlıyordu umutsuzca... \n\nİçimdeki resim yanıyordu. Çocukluk sevinçleri, düşler inançlar yanıyordu. Resimdeki siyah önlüklü çocuk nereye kaçacağını bilmiyordu... \n\nYakana sarıldım ve neden? diye bağırdım seni sarsarak: Neden seviştin onunla? .. \n\nSeni sarsmam, yakana sarılmam, sana bağırmam senden güçlü olduğum için değildi. Tam aksine uçuruma düşüyordum, elimi tutup, bırakmaman içindi... \n\nGözlerin yine bilinmeyen bir boşluğa takılmıştı. Bir süre sustun. Sonra konuştun. Sesin hayat kadar yabancıydı, hayat kadar acımasız, hayat kadar gerçekti... \n\nİçimde tanıyamadığım bir başka kadın daha var, dedin. Ve o kadın onun çekiciliğine karşı koyamıyor... Öylesine büyülü bir yakışıklığı, öylesine küstah bir kendini beğenmişliği var ki kendime engel olamıyorum... \n\nBu gece konuğumsun... \n\nKaranlık, yırtıcı düşler, küçük ölümlerle dolu bir ormandan geldin yanıma... \n\nPerdenin aralığından sızan mahcup ay ışığı yorgun bedenini okşuyor... \n\nKollarındaki, bacaklarındaki yaraları, izleri seyrediyorum... \n\nYanımda, öylesine masum uyuyorsun ki... Bu masumiyetinin arkasında nelerin saklı olduğunu, içinde, sana da yabancı olan o kadını bilmeyi öyle çok isterdim ki... \n\nSahi, kimdi o kadın? Güçlü, yakışıklı, kıskanç, sahiplenen, hatta küstah, seni inciten, üzen ve kendini beğenmiş erkeklere bu denli çeken neydi onu... O kadını bu parçalanmışlığa sürükleyen kirli ve hastalıklı merak neydi? .. \n\nİçindeki o bin yıllık ezilmişlik bu ezilmişliğin hastalıklı hazzı mıydı karşı koyamadığı... \n\nKişiliğini parçalayan, iradeni felce uğratan, gururunu tamamen teslim alan bu ruhsuz sevişmelere onu hangi derin eksiklik çağırıyordu... \n\nSahi, kimdi o içindeki senin bile tanıyamadığın kadın? ... \n\nBana çekiciliğine karşı koyamadığın bir başkasıyla seviştiğini söylediğin günden sonra haftalarca görüşmemiştik. \n\nAşkınla çok derinlere gömdüğümü sandığım güvensizliklerim, komplekslerim, korkularım gömüldükleri yerden hiç olmadıkları kadar güçlenmiş ve acımasız inatlarıyla ortaya çıkmışlardı yeniden... \n\nHaklı olmanın, bir suçlu bulup yargılamanın rahatlığını hiç tatmamıştım ki... \n\nOrtada bir yıkım, bir ihanet, bir suç varsa kimsede değil, hep kendimde arardım ben... \n\nGünlerce seni değil, kendimi yargılayıp durmuştum. \n\nBedenimi aşağılamıştım acımasızca. \n\nNeden ben de içindeki kadını büyüleyen o adam gibi yakışıklı, güçlü, gösterişli bir bedene sahip değildim? ... \n\nNeden bağlandığın o genç adam gibi seni sınırlayıp sahiplenmiyor, üzüp incitmiyor, içindeki o bin yıllık ezilmişliği tahrik etmiyordum? ... \n\nNeden benim de dudaklarımın kenarında kendini beğenmiş ve küstâh bir gülümseyiş yoktu onun gibi... \n\nO görmüştü de, neden ben seninle onca yıl beraber olduğum halde içindeki sana yabancı olduğunu söylediğin kadını görmemiştim... \n\nSaçma, rezil, karanlık düşüncelerdi, ama ne yazık ki gerçekti... \n\nAma en çok neyini kıskandım biliyor musun? Onun önünde elbiselerini çıkartıp soyunmanı, sevişirken adeta sayıklar gibi söylediğin ve bana dünyanın en masum sözleri gibi gelen o ayıp sözcükleri ona da söylüyor olmanı ve bir de onun yanında uykuya dalışını kıskandım... \n\nAma asıl acı olan bir gün ansızın seni kıskanmaktan vazgeçişimdi... \n\nBir gün ansızın öyle büyük bir yokluğa düşmüştüm ki, bu yoklukta her şeye olan inancımı yitirmiştim... \n\nİnsan ancak birine inanıyorsa onu kıskanırdı... \n\nSen yokken her sabah dünyaya gözlerimi açıp, etrafıma baktığımda, burası neresi, diyordum, kimim ben, kim bu insanlar, şimdi ben bu koca gün ne yapacağım? diye düşünüyordum. Sanki bu hayatla ilgili bildiğim her şeyi unutmuştum... \n\nTa ki sen bir gece vakti gözyaşlarıyla kapımı çalıncaya kadar... \n\nÖylesine bağlılıkla, öylesine susamışlıkla sarılıyordun ki bana, sanki birden rollerimiz değişmişti, şimdi sen uçurumun kenarındaydın, seni tutması, koruması gereken annen bendim senin... \n\nSana, senin bana sarıldığın gibi sarılmasam senin resmin dağılacaktı... \n\nİçindeki kadın sana büyük bir tuzak hazırlamıştı. Bedenin, ezilmişliğin, karanlık önyargılarla koşullanmış güdülerin doyuyordu, ama ruhun öylesine susuz kalmış, kişiliğin öylesine parçalanmıştı ki... \n\nÇünkü yakışıklı bedenine vurulduğun, dudağının kenarındaki o küstah ve kendini beğenmiş gülüşüne hayran olduğun genç adamla ruhunla, duygularınla ilgili konuşacak, paylaşacak hiçbir şeyin yoktu... \n\nBedeninin onu özlüyordu, ruhun beni... \n\nİçindeki, o yabancın olan kadın, arzuladığında genç adama, onun iri, gösterişli bedenine, ipeksi, gergin kaslarına, bitip tükenmek bilmeyen cinsel enerjisine, seni küçümseyen, acıtan o küstah yakışıklılığına gidiyor, susuz kalan ruhun içinse bana geliyordun... \n\nPeki, beni seninle birlikte olmaya iten neydi? Neden bırakıp gidemiyordum seni? .. \n\nAşkta yasak olana, imkansızlığa, mutsuzluğa duyduğum merak mı çekiyordu şimdi seni bana... \n\nYoksa ne ondan, ne de benden vazgeçemediğin için yaşadığın acıya, parçalanmışlığa duyduğum merhamet için mi bırakamıyordum seni... \n\nArtık benimle o bir zamanlar tutkuyla bağlandığım bedenini paylaşamıyordun. \n\nArtık sevişmiyorduk seninle. En azından dürüsttük bu kadar kendimize ve bir başkasına... \n\nAma çıplak bedeninden çok daha mahrem ve sahici olan düşlerini, duygularını, acılarını paylaşıyordun benimle... \n\nÇok küçükken, dayının sana yaptığı cinsel tacizi mesela. Bugüne dek kimselere anlatamamıştın bunu... \n\nAramızda cinsellik olmayınca artık ben de seninle her şeyimi korusuzca konuşabiliyordum... Düşlerimi, annemi nasıl derin bir sevgiyle sevdiğimi, rüyalarımda onunla nasıl seviştiğimi, o büyük utancımı, karanlık iç dünyamı, doyumsuzluklarımı hasta, yaralı ruhumu... \n\nAramızda cinsellik olmayınca artık üzerinde iktidar kurmayı asla düşünmüyor, seni denetlemiyor, seninle gizliden gizliye rekabet etmiyordum... \n\nOlmadığımız gibi görünmeye çalışmıyor, güvensizlikten kaynaklanan sahte üstünlük duygularımızı tatmin etmek için birbirimize kapris yapmıyorduk. \n\nSıradanlığın o büyülü içtenliğini yakalamıştık... \n\nKendimizle, hayatla, her şeyle alay ediyorduk... \n\nKaranlık ormanından bana geldiğin bir geceydi, hiç unutmuyorum. Yatak odasına girecektim ki, içerden, çocuksu ve adeta mahcup bir sesle: Soyunuyorum, içeri gelme, demiştin... \n\nÖnce, böyle deyişine çok şaşırmıştım. Sen benim yıllardır birlikte olduğum bir insandın. İlk anda mahcubiyetine bir anlam verememiştim. İçeri salona geçtim. Sonra bir sigara yakıp düşündüm... Düşündüm... Bu mahcubiyetin, soyunuyorum, içeri gelme deyişin, bana çok anlamlı geldi birden... İçim sevinçle, umutla doldu... Ve o an seninle her şeye yeniden başlamaya karar verdim... \n\nBuna hazırdım... \n\nSeninle ölmeye bile hazırdım... \n\nSoyunuyorum, içeri gelme, deyişin, bir kez daha aşık etmişti beni sana... İlk kez gibi... Ve bütün ilkler gibi sonsuz bir arzuyla...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalmiydi Düşmüydü",
        "poet": "İbrahim Çiçek",
        "poem": "\n\nBu dünyada koca bir ömür geçmiş\nRüya mıydı hayal miydi düş müydü\nBir baktım ki saçlarıma ak düşmüş\nRüya mıydı hayal miydi düş müydü\n\nKainatın gece ile gündüzü\nGök kubbesi ay güneşi yıldızı\nAcı acı çaldı ayrılık sazı\nRüya mıydı hayal miydi düş müydü\n\nBu dünyanın sırlarına erilmez\nBazı sırlar aşıklar hiç görülmez\nKısmet kesildi mi burda durulmaz\nRüya mıydı hayal miydi düş müydü\n\nİbrahimce sabır mehenk taşıdır.\nProgramlar hak memurun işidir\nSüre doldu artık kemal yaşıdır\nRüya mıydı hayal miydi düş müydü..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalperest",
        "poet": "Ahmet Mansuri",
        "poem": "\n\nDeğişmek zormu? \nİmkansız denenler..\nSormak zormu? \nÖğrenmek..\nHadi hayal et..\nÇiçeklerden en güzel buket,\nGüllerden en güzel bahçe,\nYayladan esen en güzel rüzgar,\nGökkuşağının yedi rengi, ve ellerin\nHayalperestsin sen! \nHayat kokan sevgili..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayallerle Yaşıyorum",
        "poet": "Atilla Birkiye",
        "poem": "\n\nBelleğim zayıfladı, çok şeyi anımsamıyorum, kitapların yazarların ilk ânda bazen adı aklıma gelmiyor, bir oyunun filmin, bir ressamın; zorluyorum yine gelmiyor, alıştım artık, belleğimi kendi hâline bırakıyorum, bir süre sonra buluyorum da uykusuzluğun nedenlerinden biri olmuyor! Bulamadığım zamanlarda da, ister istemez eski inatçılığımdan uzaklaşıyorum. Zaten görüştüğüm insanlar da azaldı, ben mi onları aramıyorum onlar mı beni, bunu da pek anımsamıyorum, unutuldum bir kış günü gibi. Tuhaftır, havalar soğudukça Boğaz yalnızlaşıyor. Yalnızlığım ve hayallerimle yaşayıp gidiyorum, işte.\n\nŞairi örnek alarak söyleyebilirim: hayallerle yaşlanıyorum; Keats mi Yeats mi demiş, dediğimde, Keats olamaz genç yaşta öldü, diyorsun zekice. Çok şaşırtıyorsun beni. Sanırım sana âşık olmamı isterdin, sana şiirler, denemeler yazmamı. Aslında arzuydu beni sana çeken, kollarıma alıp sevişme isteği, açıklamadım, belli de etmedim ki aramızda hiç konu edilmedi. Aslında bir gün söylemiştim İstanbul’un orta yeri bir kafede, içkiliydin anımsamıyorsun, anılar birbiri içine giriyor, şimdi o kafe de yok! \n\nSeverim gerçekten; ne var ki aşk değil bu ve o yıllar daha çok günü birlik ilişkilerdi yaşadığım. Kelebek gibi özgürce uçmak, özcesi. Onlar da aşkın içine girmiyor mu? Cinsellik yoğundu doğru, peki cinsellik aşkın temeli değil mi? Daha çok yazıydı aşkla koşut giden ama üçünü de yoğun yaşadığım durumlar olmadı mı? Azdı ama olmuştu. Cinsellik, duygu ve yazı. Belki de kırmamak için baştan çıkarmadım. Böyle denebilir belki. O zamanlar genç bir kızdın ve baştan çıkmaya çok hazırdın. Bir gecelik ya da günü birlik ya da cinselliğin egemen olduğu geçici ilişkiye râzı gibi görünüyordun ama ne çok kırılırdın. Üstelik seni hâlâ arzuluyorum, bazen hayallerimdeki fanteziye konuk oluyorsun, öznesi oluyorsun, cinsel bir özne ama oluyorsun işte.\n\nBir gün söylesem mi? \n\n(\"Aşka Dair Çeşitlemeler\", Özgür Edebiyat, Kasım-Aralık 2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayalperest Ürün",
        "poet": "Ahmet Hayri Altun",
        "poem": "\n\nHayat uzun ve dramatik bir film kadar kötü\nİnsanlar korku filmlerindeki başrol oyuncular gibi\nDünya sanki evrenin mapushane merkezi\nYa da cehennemdeki çukurlardan herhangi biri\nSanki  ölmüşüz ve cezamızı dünyada çekiyoruz\nCiddiyet bu ya, ya olmasaydın?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat 1",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nHayat geliş gidişler, beşer bilmem ne düşler, \nDünya geçici bir han, boşuna tüm teşvişler. \n\nDöneceksin unutma, geldiğin yere bir gün. \nRabbe ihanet etme sonra yaşarsın sürgün.\n\nCennet ile cehennem, beşer için son durak. \nHiç meraka gerek yok, ikisi de dolacak. \n\nİkisinden birine, gideceksin unutma. \nCennet seni beklerken, sen narı mekan tutma.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat 02",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\n(dertleniş)\n\ndört bir yana dağılmış anıları toplarken\ngeç(i)  verdi yaşanmaya amade bir hayat\n\nsükut dizginledi göge eren figanımızı\nbağı çözüldü dizlerimizin, geçti hayat! \n\ndileğimizdi oysa; daha aşk ile meşk \nzaman geçti ağarttı saçlarımızı hayat! \n\nsam yeli eserken lodosa yakalandık\ntadın en güzeliyle zehirledi bu hayat! \n\npostun üstünde dost aradık, domuzu\nanladık derken her şeyi geçiverdi hayat! \n\ntimsah göz-yaşları dökerken, umutlandık! \ngerçekleri yok sayıp aldatıldık, ah hayat! \n\n2 -bölüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat 1",
        "poet": "Hasan Tahsin Paksoy",
        "poem": "\n\nKardeş vardır seninle sevaplarını bölüştürür, ekmeğini de.\nKardeş vardır peşini bırakmaz günahlara batırır, tüm hayatını da.\nHicret nerdesin, dün bugün ufukta beklerim seni bir arınma kurnası gibi.\nGel ey seferi sadık, Peygamberlerin acısını dindiren, başımın üstünde yerin var.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat - 10",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nhayat dediğin \nsıkılmaktır\nhem de çok\n\nhayat dediğin \nsinir olmaktır\nbazen sebepsiz\n\nhayat dediğin\nyüreğin avuçlarında\nbir çığlığı beklemektir\n06 eylül 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat...",
        "poet": "Şimşek Acar",
        "poem": "\n\nhayal kurup gerçeklerle\nyaşamak,hayat\nuzandığın dallara ulaşamadan\neteklerden beslenmek\nboyunca hayat\ngözlerinden kalbe akan \ngüzellere iç geçrip\nyatagındaki kadınla\nyaşamak hayat\nher resimde bir iç çekiş\nher şarkıda bir hüzün\nhatıralar hayat\nsevinç ve umutlarla başlayıp\nimkanlarla sınırlanmış\nher yok oluştan sonra\nunutulmak hayat\nvar olup yokla sonlanan\nbir resim kadar bile\nömrü olmayan kısacık\nyalan hayat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat-1",
        "poet": "Abdulhakim Öztürk",
        "poem": "\n\nHayat -1\n\nEy hayat! \nAşka geç kalma\nUzat ellerini\nYürekten bir merhaba\nBaksana \nYaşam uzatmış ellerini\nGeri gel\nGülümseyen gözlerimle bekliyorum\nGördüm…\nSendeki yaşam arzularını\nBırak utangaçlığı\nBeri gel\nNeden saklıyorsun yüreğini\nTanıdım\nSevdanın güzelliklerini\nGeri gel\nZaman akıyor, hayat geçiyor\nHepsi ömürden \nHayat denilen \nYaşama hevesim gitti \nDamarlarımdaki kan çekildi\nGeri gel \nEy acımasız hayat\nHayatı sevdirme sırrı derken,\nBöyle mi olacaktı \nYaşadıklarım \nBeni kırıp, bazen korkutsa da \nKorkunun ecele faydası olmadığını\nHenüz anladım\nEy hayat\nGeri gel \nGelki\nİnsan sevgisini daima yaşayarak \nSahip olduğum dostluklara aşk desinler…\n\n\t\t\tAbdulhakim Öztürk\n\t\t\t     Nisan 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Şadıman Şenbalkan",
        "poem": "\n\nhayat benle, seninle, onunla, bizlerle\nrenkleriyle, cümbüşüyle, kederiyle\ngelip geçti kimbilir kaç serüvende\nsevdi beni de sevgiyle bazen  bu hayat\nezdi beni de öğrettiği dersle şu hayat\nbu hayat çok bayat dedi birisi bana\nhayatta en çok seni sevdim dedi sana\nben de beni sevdim inan sen bana\nannemi de babamı da kardeşimi de \nsevdim hayat hayattaki her kesi seninle\nbu dünyadan gelip geçenleri de sevdim \nsevdim dünyanın her yüzünü sevgiyle\nhayat öğretti sevmeyi, sevmemeyi gülmeyi de\nbazen ağlattı beni şu garip hayat beni\nbazen de arattı sevgiliyi, gündüzleyin geceyi\nşafak vakti uyanınca gülümsemeyi\niçtenliği, bir lokma ekmek için çalışmayı\nçocukların gülüşündeki içtenliği\nkötülerin kötülüklerini, çirkini ile güzeli\ngösterdi yaşamayı bana ve sana hayattaki herkese hayat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Zeki Çelik",
        "poem": "\n\nKöylünün durumu ne kadar sade,\nKarı koca mutlu sunuyor bade,\nDoğa güzelliği eder musade,\nLüksüne kaçarsan pahalı hayat.\n\nYavan ekmeğiyle miğdesi dolar,\nTencere tabağı sıyırır yalar,\nKovayı en derin kuyuya lalar,\nLüksüne kacarsan pahalı hayat.\n\nMobilya istemez semer yastık var,\nSağlığa yararlı kerpiçten duvar,\nHasır keçe serli  yoktur halılar,\nLüksüne kaçarsan pahalı hayat.\n\nMersedes aratmaz at arabası,\nBüyülür küçülür seyyar kasası,\nMazotla benzinle yok alakası,\nLüksüne kaçarsan pahalı hayat.\n\nKürklere sarınmaz fistanı yeter,\nMintanı şalvarı çok sıcak tutar,\nZeki'ce bahçede keyfini çatar,\nLüksüne kaçarsan pahalı hayat.\n\n7-9-2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Remzi Poyrazoğlu",
        "poem": "\n\nHAYAT\n\n\t\t\tÇekilsin halaylar erler en başta\t\n\tBir mana sır gizli duran şu taşta\n\tAkıl yaşta değil elbette başta\n\tBaşka başka güzel hayat her yaşta\n\n\t23.ock.91\n\tR.POYRAZOĞLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hayat,",
        "poet": "İlhami Şenol",
        "poem": "\n\nHayat,\nDostum bütün bilgeler tarihin başlangıcından beri hayatı anlamaya, yorumlamaya çalışmaktadırlar.\nHayat ihanetlerle doluydu.\nVatanın yaratıldığından beri vatanına ihanet edenler.\nAllah’ına, karısına, babasına, anasına, evladına, işyerine, denizine, ormanına, ırmağına, havasına suyuna, ekmeğine, ustasına, öğrendiklerine ihanet edenlerin hikâyeleri ile doludur hayat.\nO zaman hayat ihanetlerin tarihidir diyebilir miyiz? \nHayata ihanet etmeyenler de vardır elbette.\nO zaman hayatı, yaşam yaratıldığından beri ihanet edenler ile ihanet etmeyenlerin tarihidir diyebilir miyiz? \nBöyle tanımlayabilir miyiz? \n…\nHayat,\nBir yanda sahip olduğu malvarlıkları, tükettikleri ile milyonların kanından, kursağından, beyninden çalanların hikâyesi ile doludur diyebilir miyiz hayata.\nEntrikalar, aldatmalar yalanlar sahtekârlıklar ile doludur bu kesimin yaşamı da, diyebilir miyiz? \nBir yandan dünyayı sınırsızca sömürürken, dünyada milyarlarca insanı açlığa yoksulluğa yoksunluğa terk ederken diğer yandan onlar için yardım yapan kuruluşları kurmalarıda büyük bir sahtekârlık değil midir? \nEkonomilerini ayakta tutmak için, ulusları birbirine düşürüp, onlara silah satmak, öte yandan onları bitmez tükenmez barış görüşmelerine zorlamak da başka bir yalan değil midir? \nO zaman hayat bundan ibaret midir? \nÖte yandan hayat kanı,,midesi, beyni yoksulluğundan dolayı yeterince dolduramayan büyük sessiz çoğunluğundur diyebilir miyiz? \nKanı olmadığı için yeterince oksijenini dokularına organlarına götüremeyen, dolayısı ile sağlıklı, akıllı, mantıklı düşünemeyen, bilinciyle hayat bulamayanlarında diyebilir miyiz? \nEvet, hayat her ikisini de kapsamaktadır.\nBir yanda sömürenlerin diğer yanda sömürülenlerin hikâyesidir diyebilir miyiz, hayata? \nEvet diyebiliriz.\n…\nHayat bir yanda sadece yaşamını karakterini kişiliğini benliğini yaşamını gerçeklik temeline oturtmuş olanlarındır diyebilir miyiz? \nEvet, diyebiliriz de.\nAma öte yandan hayat, yaşamını yalana, kaypaklığa, yalakalığa, sadakat bilincine teslim etmişlerinde var olduğu bir gerçekliktir de diyebilir miyiz? \nEvet diyebiliriz.\nSalt doğruyu söylediği için yaşamın bütün alanlarından kovulmuş yalnız kalmış hayat.\nAma öte yandan yaşamak içinde doğrudan,gerçeklikten namustan,riyadan,etikten kısmen, yüzde elli vazgeçenlerinde  var olduğu bir saptamadır,diyebilir miyiz? \n…\nEvet, dostum hayat.\nHayatı ne kadar çözümlemeye çalışırsam çalışayım.\nBeceremiyorum.\nÇözümleyemiyorum.\nBilim diyorum.\nBilim ihanet etmiyor da düşündüklerime.\nBilim adamlarının bir kısmı hayatın realitesinde hemen satıyorlar.\nBende bırakıyorum hayatı Yaratan’a.\n…\nİnsana bahşedilen en değerli varlıktır hayat.\nSatın alınamayacak, karşılığı olmayan tek değer hayattır.\nHayatın satın alınmasına karşı çıkmıştır insan.\nHayatın satın alınması demek tanımlanması demektir.\nTanımlanmış hayat bilim dışıdır.\nTanımlanmış hayat özgürlüklerden yoksundur.\nİnsanlık tarihinin başlangıcından beri hayatı tanzim etmekle uğraşmış birileri tanzim ederken kamplara ayırmışlardır aynı zamanda da.\nBir yanda hayatı satın almak isteyenler olmuş, bir yandan hayatını satmak istemeyenler.\nBu hayat benim demiş insanoğlu.\nBenim, ben insanım.\nÖzgürlüğü satın alınmış olmaktansa ölümü tercih etmiştir bazıları.\nİnsanlık tarihi bu onurun, gururun abidesi ile yaşamını toprağa adamış isimsizlerin efsaneleri ile doludur.\n…\n\nBana tanımlanmış bir hayat sunmayın diyor insanlar.\nAma kendilerini gökyüzünde gören aristokratlar, egemenler, seçilmişler, aşiretler, kompradorlar, ağalar, burjuvalar, para babaları ne derseniz deyin hayatı tanımlıyorlar, bu tanımlanmıştır, hayat böyle yaşanmalıdır diyorlar.\nHayat tanımlanamaz dostum.\nHayat ölçülere sığdırılamaz.\nUçsuz bucaksız yaşamda, sınırsız zamanda, sonu sınırı belli olmayan mekânda hayat kalıplara, biçimlere sokulamaz.\nSokmaya çalıştıkça da hayat içinden çıkılamaz kaoslara dönüşüyor.\nHayatı sınırlayanlar sınırlarda tutmak için tabular, gelenekler, yasalar, dogmalar, davranışlar, töreler yaratıyorlar.\nO yüzden dün inanılanlara bugün inanılmıyor, bugün inanılanlarında gelecekte reddedilmeyeceğine kim şaşırabilir.\nAyrıca, o yukarıdakiler, hayatı belirleyenler belirledikleri tehlikelerden korunuyorlar.\nKorunamayanlar, hayatı belirlenenler hayatı bütün acımasızlığı ile yaşıyor.\nHayatın bütün acıları, kırbaçları onlaradır dostum.\nHayatı anlamadan hayatı tamamlıyorlar.\nHayatı anlamalarına bile izin verilmeden.\n…\nEvet, hayatı ihanetleriyle, satılmışlıklarıyla kabullenemiyor insanlar hayatı pencerelerden bile izlemek istemiyorlar.\nArtık bütün pencereler açılmalıdır diyor insanlar.\nBütün kapılar.\nHayat önümdedir dostum, hayatı sınırlananlarla sınırlayanlar karşı karşıyadır artık, artık yüzleşme zamanı gelmiştir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat..",
        "poet": "Ramazan Demirel",
        "poem": "\n\nAyın yüzü parlarda ardı zifir karadır\nKimi gözde yaş iken kimi kalpte yaradır\nKeşke diye üzülmek gün geçince ne fayda\nDeneyipte kaybetmek inan daha âlâdır...\n\nİnsanoğlu bu işte bir ümitle doğulmuş\nŞu üç günlük hayattan neler neler umulmuş\nKorkup düşememişsin yaşarken nice yola\nBirde bakmışsın sırat tam önünde kurulmuş...\n\n(Diyarbakır, 2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Orhan Özçelik",
        "poem": "\n\nİnsan,acı dolu hayatı tadar,\nYaşar çaresiz,acı olsa da yaşar.\nFazla gelse de düş kırıklığı,\nBıçak yarasına aldırmaz,\nYaşar sonuna kadar.\n\nDüş kırıklığına uğratmak,\nRencide etmekten fazladır.\nBenim hayat dolu yaşantım,\nBu kadarına karşıdır.\n\nSeni,beni,her kesi,\nHayata karşı savunmasız bırakan,\nUmutsuzluğa uğratan,\nDüş kırıklığıdır.\n\nDüş kırıklığını yenecek,\nBir umut yeterlidir.\nUmudumuz hiç bitmeyecek,\nBiliyorum yenilecek.\n\nHer kes mutlu olsun,\nDünya güzel olsun.\nDüş kırıklığını yenelim,\nOnu bu hayattan yok edelim.\n\nGenç şair dostum,\nsevgili İlker Batuhan Kayraldağ'dan alınmıştır.\n\n             Orhan Özçelik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "# Hayat  #",
        "poet": "Özlem Olgaç",
        "poem": "\n\nHayat bir nefestir aldığın kadar,\nCanın mezar sonun mezar unutma.\nHayat bir kafestir kaldığın kadar,\nÖnün mezar sonun mezar unutma.\n\nHayat bir rüyadır hayra yorduğun,\nHayat bie cevaptır soru sorduğun,\nHayat bir seraptır düşü gördüğün,\nYönün mezar sonun mezar unutma.\n\nÖZLEMİ der hayat yokuş iniş var,\nGeldiğimiz yere geri dönüş var,\nSonunda o sala elbet biniş var,\nHan' ın mezar sonun mezar unutma.\n\nAŞIK ÖZLEMİ\n18/10/2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Şair Faticoso_terra",
        "poem": "\n\nHayat dediğin nedir ki\n3 günlük macera \nPrensibleri nedir ki\nHep acı yaşatır insana\nSen inansan da inanmasan da\nBir gün gelecek başına bu bela\nHayat budur aslında.\n\nHayatta hep bir hedef olmalıdır\nYapılan veya yapılamayan\nHayatta hep bir başarı olmalıdır \nBaşarılan veya başarılamayan\nHiç beklemediğin anda arkandan vuran\nHayatı anlamadıysan\nTüm yükleri üstüne salan.\n\nHayat bir sahnedir\nVe biz son sahnedeyiz\nHiç kimse merak etmesin\nElbet bir gün öleceğiz\nGideceğimiz yer belli\nBiz dünyanın eserleriyiz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Ali İhsan Atiş",
        "poem": "\n\nHayat..\nYaşanılacak zamandır\nHayat..\nYüreğine söz geçiremediğinde..\nOnu yadırgamamaktır\nHayat..\nSevilmemenin de bir değer olduğunu kabüllendiğinde..\nMutlu olmaktır\nHayat..\nCismin,yazdırılmamış halidir\nHayat..\nBir tebessümün konduğu an..ın\nHikayesidir\n\nVe..Hayat..\nAynaya her baktığında..\nKendine çıkmaktır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Handan Koca",
        "poem": "\n\nHayat, bana karanlıklarda yakamadığım lambanın ışığını ver.\n Ben sana içimdeki güneşten bir şafak vakti vereceğim.\n Bana manasız don bakışların ardında gizlenen gözyaşlarını ver.\nOnlarla yalnızlıklarımı ıslatacağım. \nHayat, bana pencereme vuran ay ışığının yansımasını ver. \nDüşlerime merdiven kuracağım. \nŞimdi bana gökyüzünden bir yıldız ver. \nYıldız yıldız, dileklere kayacağım. \nKüçükte olsa bana biraz cesaret ver. \nKoca okyanuslarda karanlığı bekleyen bir fener olacağım. \nHayat, ufak bir umut ver bana. \nUmutlarımdan umut doğuracak, yaşamak için bir tutam avuçlarına bırakacağım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Mehmet Yücel",
        "poem": "\n\nHayat, düşünceyle başlayan bir noktadan, düzgün olmayan bir yürüyüşe katılımcı olarak çıkmak.\nHayat, başı dumanlı bir dağ iken; güzelliklere özenmek ve silineceğini bile bile gerçekten kaçmak.\nHayat, engin denizlerin maviliğine aşık olmak ve acemi bir kaptan gibi belirsizliğe yelken açmak.\nHayat, kanat varken yerlerde sürünmeyi, tercih etmek, kolsuz kanatsız iken yükseklerde uçmak.\nHayat, gönül gözü kör bir bedene yıllar yılı yılmadan, körü körüne sevgi ve özlem ışıkları saçmak.\n\nHayat, aynı kulvarda koşarken çelme alıp tökezlemek, yıkılmak, yıkıla yıkıla kulvarda gidebilmek.\nHayat, emek vermek; emeklemek, silikleri özlemle umutla yazmak, yazılası olanı hiddetle silmek.\nHayat, unutkanlık ustası kesilmek, aynı kuyuya birkaç düşmeyi hoş görmek, çıkıp çıkıp geri gelmek..\nHayat, bir macera için okyanusun tam ortasında yüzmeyi öğrenmeden sandalı batırıp sebepsiz ölmek.\nHayat, her yanı kuşatılmış bir savaçı için direnmek, tek başına onca düşman çemberini birer birer delmek.\n\nHayat, yeni yeşermiş ekinlerden su esirgemek, hışımla yolmak,  başak vermiş ekinleri kurumaya terk etmek.\nHayat, yanlışı doğrulamak, ön yargıyla sorgulamak, düşmeden sızlanmak, yanmadan buram buram tütmek.\nHayat, kapalı kapıları kırmaya çalışmak, kırılgan olmak, kırılmaya alışmak, viranelerde baykuş olup ötmek.\nHayat, bir kel için gür saçları yolmak, kel’e mecbur olmak, çaresiz kalmak, çaresizliğin elllerinde ile bitmek.\nHayat, çığlıklara kulak tıkyan gerçek körlüğü, yalan avcılığı, hayal simsarlığı, yani inadına kirletmek.\n\nHayat, gülme özlemiyle yanıp tutuşanlar, bir gün diyenler, gülmeyi bilmeyenler, gülümseyenler, yılışanlar.\nHayat, karıncalar, fareler, asalaklar, hırsızlar, arsızlar, susanlar, boyun eğenler, savaşanlanlar, barışanlar.\nHayat, göz dikenler, göz çıkaranlar, bakıp bakıp görmeyenler, vuruldukça vurdum duymazlığa alışanlar.\nHayat, sömürü tezgahları, kalifiye tuzaklar, maddi üstünlük, şekli üstünlük, fırsat üstünlüğü ve yarışanlar.\nHayat, zerre uğruna dağlardan vaz geçme pazarlığı, bağ verene kuru bir yaprağı çok görmeye çalışanlar.\n\nHayat, sende seni eritip yok eden, beni bensiz yaşatıp kendi kendime düşüren, onu başkasına özendiren.\nHayat, zindanları ile sarayları arasında gidip gidip geldiğimiz, yani turizmci yani usanmadan gezindiren.\nHayat, var oluş teorisi, tükenişe doğru yönelim, bir anlık bakış kadar kısa, bir anlık gülüşe kadar indiren.\nHayat, mevsimlerle süslenmiş, bilinmezler ile beslenmiş, acılı yaralar açan, efkar veren, acıları dindiren.\nHayat, düzlüksüz,yokuşlu inişli gidişli gelişli bir yol, çıkmaz sokaklar,  namerdi yücelten, merdi sindiren.\n\nHayat, dahasına açlık, pahasına sitem, bedeline itiraz, hatasına inkar, pusulası bozuk, mutluluk makası.\nHayat, kırık aynasında insanı param parça gösteren, yansıtma özürlü, yarışanı çok kulvarsız yarış vakası.\nHayat, bilinç oyuncağı, disiplin robotu, prensip paranoyası, zevk kutusu, var gerçeği, menfaat takası.\nHayat, anlaşılma telaşı, üstünlükler yarışması, gösteriş merakı, görünüş aldatmacası, bilinmezler halkası.\nHayat, bilgi barınağı, görgü durağı, ihtiyat paraşütü, tecrübe uçağı, engel ormanı ve amansız ekmek kavgası\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat:",
        "poet": "Okan Yavuz",
        "poem": "\n\nGURUR:\n\nGurur, gururumuz.\nBazen neler yaşatır bize\nBazen nelere katlanmak zorunda kalırız\nÖyle değil mi? \nNeden diye soranlara? \nBaşını öne eğip\nBazen sesli, bazen de sessizce\nGurur, gururum yüzünden\n Yüzümüz kızarır böyle söylerken.\nGurur demek insanın ta kendisi demek\nGururla yürümek, göğsünü gererek\nBaşını dik tutması her yiğidin harcı değil.\nİyi ki gurur var\nİyi ki insanız, gururumuzda bundan zaten.\n\n           HAYAT:\n\nÇökünce üstüme akşamın karanlığı\nNefes alamaz, boğulur gibi oluyorum\nSokak lambalarının altında\nÜşüyen ellerimizi ısıtmaya benzer hayat\n\nHayat insan kadar net\nİnsan kadar güzeldir.\nİnsan kadar nankördür.\nHep kabahatlı başkasıdır.\n Sorgulayıp yargılamak en kolayı\nİş sorgulanmaya gelince de\n Hep bir bahanesi vardır:\n\n        Gündüz YAVUZ…\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hayat",
        "poet": "Serap Ertence",
        "poem": "\n\nBu ne olduğu\nAnlaşılmayan hayatta\nNeye kıymet verildiği\nBilinmeyen ortamda\nHayatım tam ortasın da\nŞaşkın çaresiz\nBırakıldık\nUcunu  neresinden\nTutacağımızı\nAnlayamadık\nAramaktayız\nUyum sağlamaya\nÇalışmaktayız\nBaşarı şansı\nUzak görünüyor\nYakalamak için\nKoşmaktayız...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat*",
        "poet": "Bayram Tunca",
        "poem": "\n\nHayat, doğum ile ölüm arasındaki yol\nKimi gülerken, kimi çile çeker bol bol\nHayat, biz ademoğluna verilen bir rol\nÖmür az, yapılacak işler çok bilmiş ol\n\n02.02.2004-12:02\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hayat",
        "poet": "Gürşat Polat",
        "poem": "\n\nHayat uçucu\nHayat kurşunî renkte\nGöllerde çılgınca yüzen çocukların\nUçurtmasını göklere salan yavrunun\nSevinci hayat\n\nHayat güneş ışığının huzmeleri \nHayat bir nefes sıhhat gibi\nBir kuşun-bülbülün- ötüşü\nBir annenin evladına kavuşması \nYavuklusunun yolunu bekleyen canan\nHep hayatta\nHayatın içinde\nHayatın bağrında\n\nİşte dağın tepesinden bir hayat doğuyor\nMüştaklarına bir bûse sunacak\nHaydi uyanın cümle âlem\nBugün de hayat başladı\nBugün de hayat var\n\nHayat sudur\nHayat ekmektir\nHayat hayattır...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Bayram Gökmen",
        "poem": "\n\nGurbetle başlayan bir yolculuk,\nVe gurbetle devam ediyor.\nDaha almadan birkaç soluk,\nİlkokulda bitiyor.\nMekan zaman yer fikir hepsi,\nSen değiştikçe, daim değişiyor.\nDaha dündü şarkiyatçı oluşum.\nBugün baktım ki bir kalem olmuşum.\nİşte bugün de dün oldu,\nHayatlar teker teker son buldu,\nYarınlar ise bugünlere kalb oldu.\nEvet gurbetle başladı bir yolculuk,\nDaha almadan üç beş soluk,\nYıllarda eridi gitti,\nÖmür sermayesi gibi tükendi bitti.\nZaman bir bir tükenip bitiyor,\nHele düşün kardeşim,\nÖmür denen vakit de geçiyor\nGurbette başladı bu yolculuk,\nVuslatla alınacak rahat bir soluk.\nBitişinde bir sonu var,\nBu yolculuğun sonu bir gün; \nYa cehenneme ya da cennete uğrar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Erkan Şen",
        "poem": "\n\nHayat bir fırtına\nHer an kopmayı bekleyen\nBir pamuk ipliği ya da\nTutunduğunuz, uçurumun kenarında\n\nHayat bir muamma\nHerkesin farklı yorumladığı\nBir zevk yumağı belkide\nYaşayıp durulacak sadece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Ömer Çetinkaya 2",
        "poem": "\n\nHAYAT\n\nBence tarifim sana,\nAslında sevgi hayat.\nDeğer bahşeder cana,\nAslında sevgi hayat.\n*   *   *\nSevmeyen can’ı bilmez,\nNeşeyi bulup gülmez,\nDüşer zirve’ye gelmez,\nAslında sevgi hayat.\n*   *   *\nSevgi yaşamak demek,\nHer can’ı candan bilmek,\nGülüp kendine gelmek,\nAslında sevgi hayat.\n*   *   *\nYaradan hatırına,\nSaygı duy sen her can’a,\nYol açar sultanına,\nAslında sevgi hayat.\n*   *   *\nSevgi Hak’tan armağan,\nBenzeri her gün doğan,\nHep sevsin insan olan,\nAslında sevgi hayat.\n*   *   *\nCongeri sevmek canım,\nNebimizse sultanım,\nHayat membaım canım,\nAslında sevgi hayat…\n\t*   *   *\n\t\tÖmer Çetinkaya\n\t\tCongeri\n\t\t29.05.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "hayat",
        "poet": "Şimşek Acar",
        "poem": "\n\nhayat.......\n\nhayat insafsız değil\numursamaz\nsen varmışsın yokmuşsun\no bunları hatırlatmaz\nruh sende hayat ruhsuz\nkatarsan sevdanı \ncömert iyi sevecen\no an sadece \nsen yaşarsan yaşatır\nhayat yaşatmaz\nküsme ona boşuna\nbir çayırda yürür gider\nsen bir tek dal ot\nsakınmazsan ezer geçer\nhayat sana göre değil\nhayat bana göre değil\no aslında bize göre değil\ntutabildiğn kadar ucundan\nyaşarsın\ntutamazsan çeker gider.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Duran Doğan",
        "poem": "\n\nBir zamanlar gelmez sandığımız\nİçinde fırtınalar kopan göz pınarlarımız\nGeleceğine endişe ile baktığımız\nİşte o anlar geldi artık.\n\nKörpe fidanlar dal budak olup\nKimi zaman gül, Kimi zaman dikenler sunup\nDenizde dalga, Karada fırtına olup\nİşte o günler geldi artık.\n\nAcılarını duymayıp, Yorgunluğunu bilmediğimiz\nGüç kuvvet bulup, Yükselip inmediğimiz\nSürekli hırslanıp bir türlü sinmediğimiz\nGitti onlar geldi yenileri.\n\nŞimdi eller titrek, Gözler ürkek\nSık dokuyup, Zamanı üfleyerek\nHer gün biraz daha yakın, şimdi üçleyerek\nGitti gençlik; “geldi artık ihtiyarlık…”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Osman Aslan",
        "poem": "\n\nHayat bazı insana gelir bayat.\nOysa düşünmeden yaşamak çok rahat.\nAma aynı zamanda en büyük kabahat.\nBu keşmekeşi anlamak en büyük sanat.\nYüreğim alev alev yanıyor heyhat! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Erdinç Pamukçu",
        "poem": "\n\nHayat, sonu gelmez bir uçurum\nHayat, içinden çıkılmaz durum\nBiraz sıkkın, biraz kırılgan\nHayat, başı umut, içi boş, sonu ölüm...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Hüseyin Başar",
        "poem": "\n\nHayat umduğunu bulamamaktır aslında\nKurtla çakalı karıştırıp yem olmaktır\nDüşüpte çırpınmaktır bataklığa\nVe çırpındıkça batmaktır hayat\n\nZorlanmak ve gögüslemek girdabında\nÖmrü heba etmektir hayat \nDeğer verdiğinden kibir\nÖdün verdiğinden kahpelik görmektir\nAslında yaşarken ölmektir bir bakıma hayat\n\nİçten içe kendini yiyip bitirmektir\nDert dolu başını dağa taşa vurmak isteyip\nVuramamaktır hayat\n\nCan bildiğinden şerefsizlik\nKan verdiğinden namertlik görmektir\nAyağının altında değil de\nOmuzlarının üzerinde bir acı hissetmektir\nHayat …\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Hayat*",
        "poet": "Kubilay Enginol",
        "poem": "\n\nDoğuş\nGülüş\nİlk öpüş\nBakış,dudak\nKitap,defter\nOkul,iş\nDede,torun\nBaston\nVe son\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Şahin Avcı",
        "poem": "\n\nNefes alıp vermek kadar kısadır hayat\nHüzün ve kederle de o kadar kısa\nYaşamasını bilene bir küçük kıssadır hayat\nBir tokat ve bir fırça kadar kıssa\n\nSevmenin güzel olduğu kadar\nÜzmenin çok olduğu yerdir hayat\nBazen sevilirsin,bazen de üzülür\nOysa severken,sevilirken güzeldir hayat\n\nTatlı gibi gelir çoğu zaman\nAslında sancılıdır,acılıdır hayat\nGerçekler yaşanmalıdır her zaman\nGerçeklerle yaşanmalıdır hayat\n\nGözler gerçeği görmelidir\nSözler gerçeği söylemelidir\nYaşan bütün herşeyde vardır hayat\nAcısıyla,tatlısıyla yaşanandır hayat\n\nüçkasınikibinon\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Abdullah Uğur Ayan",
        "poem": "\n\nBir tek sigara gibiyim,\nYanıp kül olmuş tenim,\nŞansım gülmez niye benim,\nSöndürdün beni HAYAT.\n\nBilemedim sevmeyi,\nSevenim hiç olmadı,\nAnamdan doğdum doğalı,\nCefa çektirdin HAYAT.\n\nDünya döner ben yanarım,\nGarip halime ağlarım,\nBir çiçek gibi solarım,\nÖldürdün beni HAYAT.\n\nHayat biter ben biterim,\nBen de belki birgün gülerim,\nGözüm yaşını silerim,\nPeşimi bırak HAYAT.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat.",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nHayat bir ucu mazi mezarında kaybolan.\nBir ucu müstakbel bataklığı mevhumuna dalan,\n\nVarlığı ise, \nDurdurulmaya kimsenin gücünün yetmediği, \nGöz açıp kapayacak kadar kısacık bir an.\n\nGeçmişi hasret dolu bir rüyan.\nYaşadığın an, muhatap olduklarından imtihan, \n\nGelecek beklenen, \nSonu görülmeyen, \nHayal denilen hissi yanılman.\n\nİman ve ahiret ile anlam kazanan.\nFaturasını ahiret saadetine talip olmadan ödemen; \nKorkunç bir iflas, \nBüyük bir ziyan. \n\nHer şeyin onunla var olduğunu zan ettiğin \nhayat, koskoca bir yalan. \n\nVe sonunda herkes pişman.\n\nİşte hayat.\nVe hayattan anlaşılan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Ali Dizili",
        "poem": "\n\nHAYAT\nSeni düşünürüm\nYaşam denilen illet seni.\nBir yarısında gecenin,\nİnadına seni.\n\nSen ki ağrıyan böbreğim,\nYarım hayallerim,\nKırılmış kalbim,\nYarım ümitlerim,\nYaralı günlerim.\n\nSen ki bir çocuğun\nKömürsüz kışı,\nAlkolik babası.\nÜmitleri tükenmiş anneler,\nAç öğrenci,\nSokakta yürürken sevdalandığım kız,\nUğruna türküler yakılmış\nBereketli topraklar,\nSılada memleket kokusu,\nMapusda yar uykusu,\nKarda ölümler,\nTarlalarda başaklar,\nSokakta çocuklar,\nYalın ayak.\nSen ki simitçi çocukların,\nYarı aydınlık yarınları,\nİnşaatta işçilerin; \nEkmek bekleyen yuvaları,\nBir şoförün taşıdığı canları,\nOkulda öğrenci,\nMezarda ölülerisin.\n\nSen ki emekleyen benekte emzik,\nAnnede süt,\nBir türlü pişmeyen aşsın boş tencerede.\nKahvaltıda bir bardak çay, bir ekmek,\nAkşamları kırı ekmeksin.\n\nSen ki bir göz odada,\nAnne baba,\nNene dede,\nTorun torba,\nTam otuz kelle.\nYolsuz köy,\nKarartma gecelersin\nSen,\nMercedes arabalar,\nLüks yatlar katlar,\nPara dolu hesaplar,\nGece kulüplerinde insanlar,\nMasalarda alkol şişeleri, \nEy hayat! \nSen ki,\nDostun dosta attığı kazıksın.\nVe sen ki,\nİnsanoğlunun,\nİnsanoğluna attığı\nEn büyük kazık, \nYaptığı yapacığı\nEn büyük ihanetisin.\n\n                        ALİ DİZİLİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Ali Gürses",
        "poem": "\n\nŞaşırtmasın hayatta seni, ne keder ne hüzün; \nEminim ideallerinin yolunda hayatta yolun uzun.\n\nRaks eşliğinde hayatla mücadele et, gülsün yüzün; \nMüjdelesin ümitler başarılarını, çoğaldıkça büyüsün.\n\nİncelmesin hayata tutunan dalların, her zorlukta büyüsün; \nNice güzel günler gelecek, geride kalacak keder ve hüzün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Necati Şimşek",
        "poem": "\n\nAvucunda tuttuğun hırçın kuş gibi hayat\nGelmez fazla sıkmaya, ne özgür bırakmaya\nBir anda unuttuğun, kurşun ömür’e inat\nDeğmez geçmiş yıkmaya, geleceği yakmaya\n\nÖmürden kopartılan lokmacık ekmek gibi\nGözünden çıkartılan, sokmacık mertek gibi\nYüzünden kabartılan, yapmacık döşek gibi \nDeğmez geçmiş yıkmaya, geleceği yakmaya\n\nSende belki de her şey, farkına varmıyorsun\nÖzde var ki de bir şey kendine sormuyorsun\nElde var ki de bir ney, gönlüne çalmıyorsun\nDeğmez geçmiş yıkmaya, geleceği yakmaya\n\nÖmür kezzaptan olsa, yaksa düştüğü yeri\nLav olup sanki aksa, eritse bedenleri\nTüm umutlar ham kalsa, bitirse hayalleri\nDeğmez geçmiş yıkmaya, geleceği yakmaya\n\nNe kadar sarılsan az, bedende iken hayat\nSenden istenen biraz, göstereceğin sebat\nFırtına ömre yok naz, sevgilerse çok hoyrat\nDeğmez geçmiş yıkmaya, geleceği yakmaya\n\n25.11.2008\nNecati ŞİMŞEK\nAnkara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat...",
        "poet": "Hatice Geçkil",
        "poem": "\n\nYorgundu beden yılların acılarını yükünü taşımıştı tek başına …hayat çok yormuştu bu bedeni bu yüreği acılarla yoğurmuş daima mücadeleyle geçirmişti ömrünü…bazen yenildim dereken yeniden tutunmaya çalışmış bazende sessizce karanlıklarda kan akıtmıştı… ey hayat sen benden çocukluğumu aldın yaşamadan bense senden canlarımı aldım … sen benden gençliğimi aldın bense senden en değerli şeyi sevdayı aldım… geri alamıcan   benden iki şeyim var.. biri canlarım biride sevdam sevgim yüreğimde yaşattığım ve daima yaşatacağım sonsuz sevgilerim… yorulduğum her anımda onları getiriyorum aklıma. hasta bedenim çaresizlikle kıvranırken onların sevgisiyle duruyorum ayakta …belki, sen çok şeyimi aldın geri vermedin hiç birini..kim bilir belki şans verilse silerdim keşkelerimi.. olmadı hayat sen kazanmaya devam ederken öyle bir noktada senin önüne geçiyorum ki inadına yaşamak gibi sen bile şaşıyorsun bazen … şimdi mevsim ilk bahar ama ben sevemedim hiç ben hep kış ayazını ben hep sonbaharı yaşadım ve onları sevmeyi öğrendim gazel olmuş yapraklar gibi düştüm bazen dalımdan bazen savruldum rüzgarda bazende karda çiçek açtım imkansızı başardım bazen zoru seçen karçiçeği kardelen gibi….haksızlıklılara göğüs gerdim acıyan yanımı kimselere göstermedim tutundum hayata canlarım pahasına can verdiğim sevgilerim pahasına en değerli varlıklarıma adadım ömrümü onlarla ağladım onlarla güldüm … birde birde sevdim aşkı yaşadım hiç bilmediğim ve hiç bilmeyeceğimi sandığım duygu sevgi aşk …oda acıydı oda kanattı oda bazen gidenler kervanına yol aldı yada sen git diyenlerden oldu …ama ben can verdim sevgime kanayan yüreğim olsada sevgim kanım gibi kırmızı bir güldü yüreğimde açıcaktı daima ve hiç soldurmayacaktım ben onu asla ister onlu hayat ister onsuz varlığı yetecekti yorgun yüreğime …onu da  aldım çile heybeme onuda kattım acıyan yanıma onada yer verdim ….hayat..canlarım gibi canımda kanımda artık yorgun bedenim onlar için dayanacaktı senin ağrı yükünü taşıyan çile heybemde omzumda … sakıncaktım onları haksızlıklardan acıtanlardan onları kimseler üzemeycekti ben varken kimseler dokunup acıtamayacaktı onları çünkü onlar benim canımda can kanımda kandı…sakınıcaktım onları senin umutsuzluklarından  aşkımı hoyratca harcatmayacaktım kimselere.. o sevgili beni harcasada ben onu gözümden bile sakınarak sevecek ve saklayacaktım ağrıyan kanayan yanımda… çünkü hayat yaşam gücüm yok artık senle kavgalarım hiç bitmedi bitmeyecekte belki …oysa sevgim beni yaşatacak kadar kuvvetli canlarım beni ayakta tutacak kadar değerli idi benim için..şimdi yine gece yine yorgun bedenim ve birazda hasta..sessizce bir köşede yine göz yaşlarım ve yine suskunluğumla  baş başa  bu güne kadar savunduğum tüm ilkelerimi şimdi yüreğimdeki sevgili yoluna harcadım yıktım inançlarımı sevgiye dair ne kadar güvenim varsa savurdum inandığım tüm inançlarımı rüzgara..gecenin karanlığında ama yinede sevgi en değerli duygu aşk gerçekti bende bir kez sevdim ve ötesi yoktu….. bir gün bulursam ben gibi seven sevdiği uğruna her şeye göğüs geren işte o gün sevgili seni terk ederim işte o gün senide yüreğimde kabul eden bir sevenim olursa eğer koşar giderim ona …işte koca yalan yüreğim söylediğin kendin bile inanmadığın bir koca yalan kimseler sevemez ben gibi kimseler anlayamaz sevgili seven yüreğim gibi..canlarım birde sevdam işte benim bütün dünyam …acım sürecek acılarım yıllara eklenecek ben acılarımla yaşamayı sevdim be hayat seni artık ben değil seni acımadan harcayanlar güldürecek çünkü sen bana çile vermekten bıkmadın bende senin verdiklerini heybeme atıp omzumda taşımaktan hiç bıkmadım ve bıkmayacağımda… harca bozdur bozdur şimdi kendini sana inat sevdiklerim için bende seni bozdurup harcayacağım bundan sonra var mı ötesi haydi sen söyle şimdi….\n\nKarçiçeği nazar\n\nHepimizin bireysel bir alanı vardır bilirsiniz ve o alan korunaklıdır....biz izin verdiğimiz sürece, bizim dışımızda birileri o alana girebilir.... Sadece güvendiğimiz, dostluğunu ispat etmiş, zarar vermeyeceğine inandığımız kimseler girebilir... Ancak çoğu insan, o alanı korumayı bilemediği için zarar görür, hatta kötü sonuçlarla karşı karşıya kalır... Bazılarımız bundan ders alır, tecrübe edinir... Bazıları ise yüreğini bile bile yağmaya açar...tabii, bedel ödemeyi göze alarak... \n\nİşte bir gün içimden bağırdığım, yakındığım anların birinde,o hiç bilmediğim, sesini duymadığım kişi bana şöyle yazmıştı: \n\n'yüreğini kolayca açıveren biri, aldanmaya en müsait olandır aynı zamanda'\n\nnazardan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Bayram Eser",
        "poem": "\n\n“dümdüz boş asfalt yol değildir ki hayat\nyürürsün taşa takılsa da ayağın\nçok zorlu sürecekse de bu seyahat\ndeğerlerin var sevgini adadığın\n\ntam sana uygun birini bulacaksın\nona hayat yoldaşlığı yapacaksın \nışıltılı gözlerine bakacaksın\nsevdiğin gözlerine doyamadığın \n\nmavili gözler acını dindirecek\nmutluluk tohumları da yeşerecek\no adam sana kendini sevdirecek\nincitmekten sakınıp kıyamadığın\n\nyolun sonu gelmeden zaman dolacak\ngün gelecek bu yolculuk son bulacak\nyanında her zaman sevdiğin olacak\nbaşka kimseye ihtiyaç duymadığın…” 26.02.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat - 13",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nhayat dediğin \nunutmakmış\nben hiçbir şeyi unutmam\n\n24 Aralık 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Bilal Özcan",
        "poem": "\n\nBildik, bildik de bilmesine bildik,\nKolaydı  hayat, kolayı zor kıldık.\n\nBilal ÖZCAN\n\nHayat: Bir sevdadır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Turhan Şahin",
        "poem": "\n\nAcaba gerçekten sana mı ait \nSınavdan sınava koştuğun hayat \n\nOkul sırasında öğretilmedi \nYüzleştiğin zaman şaştığın hayat \n\nKariyer karakter hangisi mühim \nGüçlüğünü bir bir aştığın hayat \n\nIskalamak için sunulmamıştır \nİş işten geçince piştiğin hayat \n\nÜstünde iğreti elbise gibi \nYanılgı içine düştüğün hayat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Oktay Çekal",
        "poem": "\n\nAttığım Adımlarda…\nBarikatta, Çukurlarda…\nDerin İzlerinden Başka,\nNeyin Var Hayat.\n\nGülmeyen Bahtan,\nGeride Kalan Yitik Hayattan,\nYarışan Beden Ve Ruhtan,\nBaşka Neyin Kaldı Hayat.\n\nYitirilmiş Umutlar,\nTükenmiş Hayaller,\nBaşlangıçsız Yarınlar,\nVe Yıkımlardan Geriye Neyi Bıraktın Hayat.\n\nOnur Desen Firari,\nÖz Değerlerse Pul Misali,\nİnsan Olmanın Hasiyeti,\nHani Nerde Erdemi, Mirasın Ne Hayat\n\nKayboluş Sürecinde,\nSilik Nokta Gibi\nBenliğimden Geriye,\nNe Kaldı Hayat\n\n                  Oktay Çekal\n                  10.09.2010-13.00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Ömer Çetinkaya",
        "poem": "\n\nHayat\n\nHAYAT \n\nBence tarifim sana, \nAslında sevgi hayat. \nDeğer bahşeder cana, \nAslında sevgi hayat. \n* * * \nSevmeyen can’ı bilmez, \nNeşeyi bulup gülmez, \nDüşer zirve’ye gelmez, \nAslında sevgi hayat. \n* * * \nSevgi yaşamak demek, \nHer can’ı candan bilmek, \nGülüp kendine gelmek, \nAslında sevgi hayat. \n* * * \nYaradan hatırına, \nSaygı duy sen her can’a, \nYol açar sultanına, \nAslında sevgi hayat. \n* * * \nSevgi Hak’tan armağan, \nBenzeri her gün doğan, \nHep sevsin insan olan, \nAslında sevgi hayat. \n* * * \nCongeri sevmek canım, \nNebimizse sultanım, \nHayat membaım canım, \nAslında sevgi hayat… \n* * * \nÖmer Çetinkaya \nCongeri \n29.05.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "İlhami Seçkin",
        "poem": "\n\nSabahları tatlı uykudan\nHoş bir seda ile uyanırsın\nEl yüz derken giyinirsin\nGüzel bir kahvaltı\nVe hayat başladı bile\nSaatinde işte olursun\nÇocuklar da okulunda\nHanım da ev işlerini toparlar\nDünden kalan işleri takip\nYeni işleri yoluna koy\nKoşuştur oraya buraya\nTelefonlar cıvıl cıvıl\nSonra mesai bitti oh be\nAlışveriş, arkadaş, akraba, araba\nAkşam olur, aile bir arada\nHer kes yaşadığını söyler\nVe güzel bir yemek\nDemli bir çay.\n Ve Tv., Biraz da kitap\nHayat bu işte! \n Ekim 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Selin Özer",
        "poem": "\n\nGitmek varmış\nGiderken ağlamak varmış\nGittiğin yerde de ağlatan varmış\nGiderken yolunu kaybetmek varmış\n\nDostluk varmış\nDostuna ağlamak varmış\nDostunla üç kuruşu paylaşmak varmış\nDostundan kurşun yemek varmış...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Yahya Balcı",
        "poem": "\n\nçocukken hep oyun gelirdi bize hayat\nSonra yavas yavas büyümeye basladık\nBüyüklerimiz hiçrbir zaman anlatmadı.\nHayatın bu kadar acımasız olduğunu.\n\nHayatın bu kadar zorlu olduğu okulda öğrendim.\nÖnce okumanın hayata baslamanın bir adımı olduğunu\nSonrada bazı acıların yaşanabileceğini\nVe hayatın bir parçası olduğumu öğrendim.\n\nDünya bir sahne bizler ise birer oyuncuyduk.\nHayat ise bu dünyanın vazgeçilmezi oyunuydu.\nİstediğini oyuna dahil ediyor istemediğini çıkarıyordu.\nİstediğine mutluluk istemediğine üzüntü veriyordu.\n\nAma gecen zaman içinde anladım ki \nHayat gereğinde çok güzel anlar yasatsada\nHer sevinç gibi üzüntününde var olduğunu gösterdi.\nAnladım ki artık hayatın her anını dolu dolu yaşamak gerekmiş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Murat Kotan",
        "poem": "\n\nHayat derler iyi kötüye\nInat derler gülüp aglamaya\nYurursun hayati iyi kotuye inat\nGuler aglarsin hayata inat...\n\nYaprak gibi dustun dalimdan\nKursun gibi saplandin solumdan\nVarligin ozlemimken\nYoklugun hasretim oldu hayat...\n\nSen dalindan dustun duseli kuser oldu bulbuller\nAcmaz oldu onca mevsime inat cicekler\nTipki senin donmeme inadina benzer olmus bu hayat...\n\nAnlamadim hayat seni\nYuruyemedim, gulup agliyamadim\nHerseye inat ben onu beklerken\nAzrailim oldun HAYAT...\n\nMurat Kotan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat..",
        "poet": "Can Gul",
        "poem": "\n\nHeyecan oldu gönlüme hayat\nYıkıldı ümitlerim bu berbat\nEğretiymiş vuslatın heyhat\nBırakıp gideceğiz işte bu hayat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Kemal Tahir Özcan",
        "poem": "\n\nYüzümde donup kaldı, yaşadığım hüzünler,\nHer biri bir çizgiye, yerleştirdi  izini.\nZaman fırtınasıyla, savrulup durdu günler,\nHayat geçmekmiş meğer, mevsimler dehlizini,\n\nÖmrümün son deminde, son mevsimi yaşarım,\nNe dünyaya tutkum var, ne ilkbahar özlemi.\nYaprak gibi uçuşup, menzilime  koşarım,\nUfukta beni bekler, ukbaya giden gemi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat - 14",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nhayat dediğin akan bir su\nmusllaya yatmadan \nson bir kez yıkandığın\n\n 02 Ocak 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Burakhan Mahioğlu",
        "poem": "\n\nBoş muhabbetlerden ibaret değildir hayat... \nArtık diye, poşete doldurup attıığın çöpleri, \nKarıştırarak ekmek parasını kazananların, \nAkşam evde ne yemek yediğini düşünüyorsan. \nBil ki farklısın, \nAslında hayat göründüklerinde değil görünmediklerinde daha anlamlı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Alkın Andaç",
        "poem": "\n\nHayat...\n             Kimine cenneti yaşatan, kimine cehennemi\n             Kimi yaşamaya doyamaz, kimi ölümü istemeye\n\nHayat...\n             Adaleti olmayan, oyunları bitmeyen\n             Mazluma acımayan, zalime fırsat veren\n\nHayat...\n             Gençken güçsüz kılan \n             Aciz ve çaresiz kılan\n\nHayat...\n             Hep en zoruyla sınayan\n             Kazanılamaz mücadeleye dahil eden\n\nHayat...\n             Yaşarken öldüren\n             Ölümü esefle aratan\n\nHayat...\n             Kaybedecek hiçbir şey bırakmayan\n             Ve yine kaybettirecek bir şey bulan\n\nHayat...\n             Pes edeni affetmeyen\n             Havlu atmaya izin vermeyen\n\nHayat...\n             Dalkavuğa yol veren\n             Delikanlıya yolunu şaşırtan\n\nHayat...\n             Çek elini sinemden çek \n             Bu çile ne zaman bitecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Dilek Altun Dede",
        "poem": "\n\nHayat bir kuru ekmek\nÖmür soframızda\nBir kuru gürültü bazen\nİyisi mi pek kulak asmamak\n\nHayat bir uzaktan merhaba\nBazen bir kuru soğuk\nBu kuru soğuğun künyesi bozuk\nHayatındakilerse kuru kalabalık\nAcılarını tek başına çekersin\nYok sağ gözden sol göze fayda\nKuş uçmaz kervan geçmez yüreklerde\nHayat sanki bir kuş uykusu\n\nHayat bir kuru çeşme\nBoşuna yanmasın için\nHayat bir kör ışık\nPek bir şey göremezsin\nHayat dumanlı havayı sever\nTedbirde kusur etmeyesin\n\nHayat sanki kumda oynamak\nBazen kuşe kâğıda basılı bir kurt kuyusu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Ulaş Arıkan",
        "poem": "\n\ney hayat! düş yakamdan, \nbırak beni karanlığın amansız boşluğuna. \ngörmesin gözlerim, \nellerim tutmasın ellerini ne çıkar? \nzaman durur belki o zaman, \npişmanlıklar kendi gerçekliklerini doğurur.\n\ney hayat! \n yağmur mu düşüyor son akşamına,\nyine saçların mı ıslanıyor, \nkirpiklerin utangaç bir edayla seyrediyormu ay fotoğraflarını...\nson akşamında ıslanıyor mu anaların göz bebekleri, oğullarının ve kızlarının çığlıkları yankılanıyor mu kimsenin duyamayacağı boşluklarda...\n\ney hayat! \nişte burdayım, senin son adımında \nve biliyorum uğurlamayacaksın beni büyük bir ihtişamla, hatta arkanı döneceksin bir yıldız daha kaydığında....\nacımıyor mu için, gözlerin ıslanmıyor mu, \nöfkeni dindirebiliyormusun parmak uçlarında...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Özgür Sevgi",
        "poem": "\n\nHayat bazan ağlamak,gülmek,üzülmek                                                  Sevmek,sevilmek,sevgiyi hissetmek                                                     Mutluluğu,huzuru,sessizliği dinlemek                                                     Hayat işte...                                                                                             Bazan çağıldayan bir nehir                                                                       Nazlı nazlı akan bir dere gibidir                                                         Bazan kar,bahar,yaz,sonbahar                                                             Sevgilinin kucağında uyumaktır                                                           Bir yavru kuşun annesinin kanadında uyuması gibi                          Öylesine masum,rahat,huzurlu                                                       Hayat bazan kavga,barış,mutluluk                                                    Özlem, sevgi,aşk,saygı,sevmek,sevilmek                                        Hayat sakin bir doğanın ortasında kuş cıvıltıları dinleyebilmektir       Dalgalı bir denizde gemiyi kontrol edebilmek                                  Sakinliğin ortasında fırtına koparabilmek                                        Hayat, evrenin tüm renklerini sevebilmek                                       Sevgiyi tüm canlılarla paylaşabilmektir                                              Hayat işte.....                                                                                   Hayatın gerçeklerine gülen gözlerle bakabilmektir                            HAYAT İŞTE...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Yasemin Çaglak",
        "poem": "\n\nMutluluk,özgür olmaktır.\nSevgi,bazı şeyleri ilk defa tatmak,\nKıskançlık,senin oldugunu anlamaktır.\nAşk, tek kelimeyle hayattır.\nYalnızlık,sorunları tek başına halletmektir.\nEğlence, sevdiklerinle mutlu olmak,\nMerak,bazı soruların cevabından korkmaktır.\nÖfke ise sonrasında pişman olmaktır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Canan Özer",
        "poem": "\n\nHayat kısadır. \nBazen üzüntü,bazen sevinç. \nBazen yalanlarla dolu, \nBazen inanç. \n\nHayat kısadır. \nNe ağlamaya değer, \nNe de bir an gülmeye. \nHayat kısadır...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Yavuz Bayram Çalışkan",
        "poem": "\n\nHayat, güzel yaşam, mutlu olmak, değil mi istenenler, dön bak geriye neyi nasıl yaşadık, uzun uzun anlatırız olanları, bahaneleri, ahları, vahları, vicdan azaplarını, suçluluk duygularını, size yaşamınızı veren yürekleri unutmayın bayramlarda en çok onları hatırlayın, Anne ve baba ile dünyaya geldik, en çok saygıyı onlar hak ederler. Gözlerine gülümseyin, ellerini öpün, sevgi dolu sözleri akıtın yüreklerine, ilgi gösterin ve en önemlisi anlayış gösterin yaradılışın temellerine, kucaklayın gönülden, yaşamayan anne ve babaları dualarla anın, bu dünyada ölümünde bir gerçek olduğunu anlayın ve sıra geldikçe acıların yaşanacağını bilin. Eşinizi sevdiğinizi söyleyin bu size acı mı veriyor bu kadar mı zor? Düşünün ve karar verin. Bir ilişkide neler yaşadınız, neler yaşattınız, hangi duyguyu hissettiremediğinizin farkına varın, kendinizi ailenize verin, anlık girdaplarda kaybolmayın, olanlara tek başınıza anlam vermeye kalkmayın en büyük yanılgı budur. Sorun odaklı yaşamayın, sorunlarınızla yüzleşin, konuşun, tek başınıza üzülmeyin, ağlamayın, kararları yalnız almayın, gücü aile gücü olarak kullanın, aile içinde insan seçmeyin yani az yada çok sevmeyin, ayrıştırmayın, özelleştirmeyin fark yaratmayın. Beni anlamıyor diye yakınmayın, kişilerin içini okuyamıyorsanız, kendinizi ifade ediniz. Eşinizi yada çocuğunuzu suçlamadan, yargılamadan önce konuşun, duygu ve isteklerinizi anlatın onları da dinleyin isteğinizde ısrarcı olmayın. Mutluluk için yürüyün, olumsuz hükümlerle gözyaşı dökmeyin. İçinizde asla öfke ve kızgınlığı, birde kırgınlığı büyütmeyin, hayat sizi hasta eder.\n\nKarşınızdaki kişinin size acımasını bekleyerek aşamayın, hasta olmadan hasta gibi davranmayın. Hastalığınızı sık sık anlatmayın. Size haksızlık yapıldığını düşünmeden önce olumsuz düşünceleri beyninizden silin. Hatalarınızdan dolayı kendinizden özür dileyin hiç ertelemeden bunu yapın.  Affedin kendinizi ve kurtulun yanlışlardan ve aklınıza getirmeyin olumsuz düşünceleri.\n\n Şunu asla yapmayın. Anı keyifsizleştiren gelecek endişesi içinde kaybolmadan, yada geçmişin acı ve üzüntüsü ile keşkeleri tesbih gibi çekerek nefes almaya çalışmayın. Kendinizi boğmaya çalışmayın. Yorgun ve mutsuz insan profilinden çıkın bakın, ruhunuza acı vermeyin, olayları çok anlamayın hayat bitiyor bakın ey insanlar, ömür gidiyor yaşanacak yıllara koşun gülümseyin hayata, aldığın nefesin değerini bil. Pozitif düşün pozitif yaşa, içindeki gerçekle buluş, durarak yaşama, yürü  yeşil ormanlarda oksijen depola, gez, bak ve gör güzellikleri. Kalan yaşam süremizde sevinç ve coşkuyu içimize dolduralım. Yollara sevgiyle çıkalım. Güneşin ışığını içimizde yaşatalım. Gözleriniz hep sevgiyle parlasın. Biz insanlar çok harikayız, yaşam bizim hakkımız, dolu dolu yaşayın ve sevgiyle kalın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Selim Özel",
        "poem": "\n\nGeçenlerde bir kedi gördüm\nGeçti önümd....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Mehmet Bayram Amasya",
        "poem": "\n\nHayat bazen inişli bazen yokuşludur \nHayat bazen yüzüne gülerse \nÇok geçmez sırtından vurur \n\nHayat her daim sevmeyi sevdirir \nYüreğin aşka hasret durur \nBir gün bir canana tutulursa \nErtesi gün sevda yürekte kor olur \n\nHayat acıyı da yaşatır mutluluğu da \nHayat aşkı da gösterir hasret kalmayı da\nEn mutlu anında ağlamayı da \nHayat yaşatır can taşıyana \n\nHayat bazen ezer geçer \nTersine döner su serper \nUmudunu hiç kesmeyeceksin \nDünya mucizeleriyle döner…\n\n14.08.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat!",
        "poet": "Hamza Görgülü",
        "poem": "\n\nAnlatılacak bir hayatım olmadı hiç \nRomanlara konu olacak, \nŞairlere ilham olacak, \nŞöyle sıralanacak dizelerce\nÖylesine bir hayat yaşadım \nOysa ne çok isterdim! \nDolu dolu yaşamayı,\nGülerken ağlamayı, \nDelicesine bir kıza vrulup, \nAşk aşk diye yanmayı.\nHep seyretmekle yetindim \nYıllar önce bırakmıştım \nBirisi için şiir yazmayı \nVe geçen zamanı yükenirken yıllarım\nÖnümden koskoca bir hayat geçtide\nBen bir el bile sallayamadım ardından\nArkasından bakakaldım öylece\nSon istesyondan geçen \nSon trene bakar gibi \nKatar oldu geçti önümden hayat \nHayat koskocaman bir filmdi\nben fragmanları ile yetindim\nYolum hep karlı dağlara düştü \nHiç bahar açmadı bana\nHiç kuşlarım olmadı benim \nHiç oyuncağımın olmadığı gibi \nBeni saran sevgilim hiç olmadı \nŞiirler yazdığım hayat \nHep boynu bükük bıraktı beni\nBöylece, oırtada, yalnız, birbaşına\nTerk edilmiş yetim çocuklar gibi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Necati Keskin1",
        "poem": "\n\nBazen şafak vakti,\nPuslu bir havada,\nÇiselenmektir hayat.\n\nTam o esnada;\nDar bir sokaktan acele geçerken,\nOkullardan solunan, \nIslak, \nAdi, \nKömür kokusudur hayat. \n\nBazen saçmalamaktır hayat.\nBazen küçük bir evde,\nKüçük bir bebeğin ağlamasıdır hayat.\n\nBazen bakarken bir yabancının gözlerine, \nBir ışık parlar, bakarsın öylece uzaklara.\nDerken; \nSevdiğinin gözünde açılır bir pencere,\nDüşünürsün, dinlersin sessizliği.\nBEN ve BEN sevdim dersin.\nSessizliği bozan BEN! \nSeni seven BEN! \nSessizlik SEN…\n\nHayat herkesindir.\nVe herkesin ki kadar gerçektir! \n\nBazen kitap okurken, \nReçine kokusudur hayat.\n\nBazen de; \nKörüklenmemiş bir ateşe su dökmektir,\nDoğmadan ölmektir,\nGeçmişi özlemektir hayat.\n\nBenim için bir hayaldir hayat…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat...",
        "poet": "İlker Dursun",
        "poem": "\n\nBazen gözlerini kapatıp uzaklara,\nAkan yaşlarını silmeden önce.\nKimi zaman insan ruhunu dinlemeli,\nHayat bazen bir anne, bazen bir sevgili. \nHayat, yaşaması zor ama oynaması zevkli.\n\nHayat bazen dost, bazen düşman gibi,\nDurup dinlenmeli belki mola vermeli.\nKimi zaman insan düşünmeden sevmeli,\nHayat bazen bir oyun, bazen kaybetmeli.\nHayat, yaşaması zor ama oynaması zevkli.\n\n*şarkı sözü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Roşan Ekinci",
        "poem": "\n\n/HAYAT/\n\nÇatlak bir çift el gibi\nÇamur,kar-kış görmüş\nBir çift el\nKimi zaman tutulmadık bir dal\nKimi zaman umulmadık bir gerçek\nSoğu hissetmez eller\nYıpranmış yürekler gibi\nGeleni sevemez\nGidenle bütünleşmesi,\nGelene ısınmaz\nÇatlak bir çift el gibi\nÇamur,kar-kış görmüş\n\nİki satır yazı\nİki kelime ile cümlenin sonu\nKimi zaman boşluklarla\nKimi zaman gereksiz,yazılar\nİşte hayat,\nKir,pas kar-kış\nGörmüş bir çift el gibi\nVe\nSonsuzluk yazılı,sonu\nÖlüme yaşamayı\nSevdiren,\nÇatlak bir çift el gibi\nÇamur,kar-kış görmüş\nHayat....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Hikmet Atiş",
        "poem": "\n\nYürek yanar gönül ferman dinlemez\nKader yazın gelip çıkar karşına\nÇektığın acıyı kimse bilemez\nEl oğludur bakmaz gözün yaşına.\n\nHeves eder çare arar durursun\nDoğruluğa yol alıpta yurursun\nİyilik karşıtı kemlik bulursun\nFırsat bekler zehir katar aş ına.\n\nDüzen bozuk dostluk kalkmış ortadan\nTopu atsan gidip döner pota dan\nSağlık huzur versin bizi yaradan\nKötü bir hayat gelmesin başına.\n\nRenk renk güllerin açmadan solmasın\nBahar içinde hazanın olmasın\nAcı elemle gözlerin dolmasın\nGenç yaşta aklar düşmesin saçına.\n\nÖmür, gün gelecek bir gün bitecek\nSeninle iyiliklerin gelecek\nİtikatın varsa yüzün gülecek\nFatıha yazacak mezar taşına.\n\n 30/04/2013 Rize/ Çayeli\n\nDost kalemlere çok teşekkür ederim\nsevgi ve selamlarimla.\n****************************************************************************************\n\nmahşer günü gelir bütün insanlar \nahirette çok çetin bir hesap var \nbu sözleri arif olanlar anlar \ndünyaya tamah etme boşuna......................Adem Uysal\n******************************************************************************************\n\nDile bakmam yüreğin aç görem\nSevda ile oldun mu hiç kerem\nBir naçara oldunmu merhem\nSözle cennet bağışlama bana...................Ahmet Coşkun\n************************************************************************************\n\nhayatta yaşanan olağan işler \ngüçlü olan her an güçsüzü dişler \nsiyasiler muhalif olanı fişler \ngizli hafiyeler takar peşine \n\nkoltuğa oturan güç bendedir der \nona uymaya sitemler eder \nsanır ki bu düzen hep böyle gider \nne meziler kazr güç savaşına.....................şair Yusuf Değirmenci\n\nhayat deriz doğum ölüm arası \nyaşamda olmasın yüzün karası \ngeldiğinde yolculuğun sırası \nveda eder hayaline düşüne...şair Yusuf Değirmenci\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Selçuk Tekçe",
        "poem": "\n\nKüflenmiş tabalar arasında yemek, yemek midir hayat? \nYada sabahtan akşama miskince uyumak mıdır? \nBelki de umarsız ve umutsuzca \nAşık olmayı beklemektir\nVe sonra sevilmeyi…\nÜst komşunun kusma sesleri arasında \nŞiir yazmak mıdır hayat? \nBozulmuş sifona küfürler yağdırıp\nSidik kokusunun insanın boğazını yakması mıdır? \nİlham gelmediğinde \nŞiir yazmayı bırakmak mıdır hayat yoksa?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Hüseyin Kamçı",
        "poem": "\n\nBir rüya tadında hayat,?\n?Uyanamamış miskinler gibiyim.?\n\n?Rüya çok kısa olur onu da bilirim,?\n?Bir bilinen sona ben de giderim.?\n\n?Hayat kısa?\n?Ölüm tasa?\n?Kanma boşa?\n?Boğma yasa\n?Sana da gelir bir gün...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Selim Uğur Örs",
        "poem": "\n\nHayat nedir ki? \nHayat nefes alıp-vermek-midir sadece,\nYoksa hayat yaşanacakları ıskala-ma-mak-mıdır,\nA-NI anında yaşamakmıdır…\nHayat nedir? \nHayat vereceklerini kabul etmekmidir\nVeya hayat çok bilinmeyenli bir denklemidir? \nYok yok HAYAT çok BASİTTİR; \nDenklemi,projesi,hesabı,kitabı,ertelemesi,planı,porğramı ilerisi gerisi yoktur.\nAkşam yatarsın sabah gözünü açarsın,\nSonunu bilmediğin bir güne başlarsın…\nSana o günün neler sunacağını bilmeden \nbaşlarsın hayatına,\ngüzellikler,\npara kazanmak,\nseyehat,\naşk sevda var,\nsüprizler var,\nsakatlıklar var,\nama ama ‘’ölüm’’ de var….\ngözünü açtıkdan sonra anı anında yaşarsın\nilerisini görmeden bilmeden \nbaşlarsın gününe hayatına\nçünkü; \nal başa pişman oldum-u \nyeniden bu bölümü yaşayım-ı yoktur,tekrarı yok,\ndurdur geri sardır,\ndondur bir bakayımı yok\nHAYAT bir nefes alıp-verimi kadar kısa…\nHayatınızı IS-KA-LA-MA-MAN-IZ dileğiyle…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Ferdi Soylu",
        "poem": "\n\nHayat saygı duymuyor, değer verdiğimiz şeylere.\nYaşamak ise, bir numaralı, suç ortaklığı yapıyor, bu katletme şölenine.\nKestiremiyor haliyle insan, kim nerede duruyor, kim nerede, kim kimin ile.\nVe sevmek ise sefil bir köle olarak kalıyor sadece, sevilemeyen bir emekçi statüsünde...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nhayat \nbugün eleştirdiğin şeyleri\nyarın savunmak zorunda kaldığın\nbir oyun\n\nher türlü gurur\niş başa düşene kadar\niş başa düşünce \npadişah dağa çıkar\n\nNisan 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Hasan Özünal",
        "poem": "\n\nNe bir satırsın, ne de bir sayfa,\nCiltler dolusu cefasın hayat.\nAh ile başlar her kadem, her safha\nSayfada bir nokta sefasın hayat...\n\nOt gibi yaşayan varsın yaşasın,\nHer kuldan bir şeyler beklersin hayat.\nİlmi olmayan can yükünü boşa taşısın,\nİlmiyle amel edene, ömür eklersin hayat...\n\nBaşın bir heyecan, sonun bir adem,\nSırattan zorlu bir sınavsın hayat.\nBaşın bir katre su, sonun topraksa madem,\nNeden bu kulları sınarsın hayat...\n\nEkmeğin, aşının lezzeti fani,\nAcıyı her aşa katarsın hayat.\nSeni cennet sanıp da kananlar hani\nŞaşkını nefsine satarsın hayat...\n\nNe tende, ne canda, ne nefestesin,\nGünün yok, saatin yok, bitersin hayat.\nGüvenilmez bir yanın var, sanki sahtesin.\nAlınca GEL emrini, yitersin hayat...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Alper Amil",
        "poem": "\n\nDoğdum.\nGeldim.\nDoğarken ağladım..\n\nBüyüdüm.\nGördüm\nBüyürken ağladım..\n\nÖldüm.\nGittim.\nDeğişen hiçbir şey yok..\nGiderken de ağladım...\n\nBursa\n28/02/2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Serdal Göçmen",
        "poem": "\n\nHayat bir kavga, \nCesaretlendiğin kadar\n\nHayat bir umut,\nDüşleyebildiğin kadar\n\nHayat bir acı,\nDayanabildiğin kadar\n\nHayat bir kumar,\nRiske girdiğin kadar\n\nHayat bir isyan,\nDirenebildiğin kadar\n\nHayat bir türkü,\nSöyleyebildiğin kadar\n\nHayat bir bilinç,\nDüşünebildiğin kadar\n\nHayat bir rüya,\nUyuyabildiğin kadar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat - 17",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nhayat dediğin\nkıyıda bıraktığın ayak izlerinin\ngelen ilk dalgada\nazraya dönüşmesidir\n\n12 Ocak 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "İzzet Altan",
        "poem": "\n\nAkıp gidiyor boylu boyunca hayat\nUzun hayat, mahzun hayat\nKayıyor gözlerimden mevsimler ve renkler\nBelli ki durmayacak\n\nAklımda hep taze kalan çocukluğum\nEkmek, domates ve misketlerim\n O mesut günlerin son buluşuydu\nTemiz ellerim\n\nNe zaman ki ellerimi temizledim\nO zaman başladı ilk kirlenmelerim\nVe gözlerimde pişmanlık doğdu:\nKeşke temizlenmeseydim…\n\nAkıp giden ırmaklarca hayat\nYağmurlarca dua, damlalarca rüya\nÇığ misali büyüyen kartopum\nÇocukluğumdan hatıra\n\nBüyüyor ve gün geçtikçe kararıyorum\nÖnceleri elimde tazelenen ekmek bayat\nEskiden belirirdi renkler ve mevsimler\nŞimdi yaşanan tek mevsim, hayat!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Asuman Altay",
        "poem": "\n\nHayat rüya gibi uçup gider\nGeri getiremezsin kaybolanı\nİçine bir ateş düşer\nSarılıp bağrına basamazsın\nSevdiklerinle geçirdiğin sandığın\nO rüya olan hayatı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat.",
        "poet": "Hüseyin Celep",
        "poem": "\n\nHayat,çocukluk ve gençlik demektir \nSarraf bilir,hangisi altının hası \nMahzun yıllar,olsa da bir,olmasa da bir \nMaziyi yaşatmaktır,gençlikten sonrası \n\nKayar gider ömür,yılların ellerinden \nMazi,denizde parlayan yakamozlar gibi \nGençlik,gök kubbenin derinliklerinden \nÇizgi çizgi uzaklaşan yıldızlar gibi \n\nGeçmiş çok zaman hayaller kadar güzeldir \nNe var ki bitmiş,bir daha, geri gelmeyecektir \n\nAnkara /2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nhayat ne yirmisinde erken\nne yetmişinde geçtir\nhayat yaşadıkça genç\n\nAğustos 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Ferhat Dede",
        "poem": "\n\nİnsanın hayatı kaç para\nHayatta istemedikleri şeyler için\nGiden paralar kaç para\n\nBenim hayatıma hiç para vermeden\nHayatımı senelerimi çaldılar\nkendim için değil yaşadım başkaları için\nYeter diyorum,şimdi\ninsan hayatı kaç para\n\nİstemediği şeylere mecbur! ! ! \nBenim hayatımı çaldılar\nNefesimi verdikten sonra,\nHarcanılan paralar nerde\nBenim hayatım kaç para \n\nASPAVA\n20.01.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat - 18",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\ngörünmez iplerle bağlıdır hayata insan\nbazen dar ağacında sallanan yağlı bir urgan\nbazen akıntıdan son anda kurtaran ıslak bir kement\n\n13 Ocak 2015\nBatıkent\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Korkmaz Bıçkın",
        "poem": "\n\nEn çok sen mi mutlusun\no mu üzgün? \nŞöyle bir bak etrafa\nHangimizin hayatı düzgün? ...\n\nNe çektiğini bilmez dikeni Gülün\nYan komşuda düğün var bizde ölüm...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Pervin Özkan",
        "poem": "\n\nHayat Sana Teşekkür Ederim... Sendeki gülmelerim,gülümsemelerin,sana dair düşülmüş ve düşülecek notlarım,hiç bir yere sığdıramadıklarım,gri renkli yalnızlıklarım! ! ! ...Sıcaklıklarım,değerlerim,saygınlıklarım,alıştıklarım,zorlamalarım,yargılarım,tutunduklarım! ! ! ...karanlıklarım! ...sonra ışığım! ! ! ...Hesaplarım,sahte alışverişlerim,karşı konulmalarım,kaçışların,sancılarım ve yanmalarım! ...Yanılgılarım,taşıyabildiklerim,taşıdıklarım! ! ! ...bedelleri...m! ...biz olabildiklerim...sonra tükettiklerim ve kalanlarım inci gibi taptıklarım! ! ! ...Kirpikteki gözyaşlarım,sonra sözyaşlarım! ! ! ...Zamansız belkide zamanında esen rüzğarlarım,kalbimdeki sürgünlerim,beynimdekitınılarım,canlarım,can olabildiklerim,can kalanlarım,büyüttüklerim,eklediklerim sonra kaybettiklerim ve koruyabildiklerim! ...Tecrübelerim! ! ! ...Yenilgilerim,zorlamalarım,alıştıklarım,melodilerim,serenatlarım,başucu şarkılarım! ! ! ...Bazen düğümlediğim düşlerim,düşlerimden düşürdüklerim,sonra vazgeçilmezlerim! ...Rengini unuttuğum sonra hatırladığım ve sonra yeniden açan çiçeklerim! ! ! ...Önce gölgelerim,sonra umuda dönüştürdüklerim ve sonra tutkularım ve şimdi vazgeçilmezlerim! ...Ve hayatımdaki uzanan bütün ellere,dudaklardaki gülümsemelere,özlenenve yanımdaki yüzlere,bütün çalan telefonlarıma,anılara,hayatımın melodisine ve fotoğrafına,ayrı ayrı herbir karesine teşekkür ediyorum.HAYAT SANA BİR KERE DAHA TEŞEKKÜR EDERİM...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Mustafa Abdullah Sibğatullah Kemal Eren Özdemir",
        "poem": "\n\nDünya mı küçülüyor yoksa ben mi büyüyorum.\nBaşımda bir fırtınalı ateş. önümde belli belirsiz bir yol\ndurmak bilmeyen yolculuk, beklemeyen zaman.\nuçak mı kaçıyor çocukluğum mu bilemedim.\nBekle diyebilir miyim pilota? \nhenüz oyuncaklarımı toplayamadım da. \nböyle demek çok mu masumca? \nyoksa masumiyet mazide kalan puslu bir anıdan mı ibaret?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Atilla Birkiye",
        "poem": "\n\nDüşüyor düşüyor, karanlık içinde yitip gidiyor, ömürboyu unutulmayan ân, yıllarca sürüyor izi, büyüyünce geçecek ama uzun sürüyor, çocuk işte düşüyor düşüyor, ölümü nerden bilsin, karanlık bir dünya hep, oysa gündüzleri diye bir şey var, bilmiyor henüz güneşin eylemini, ölümü de bilmiyor, o düşmüş, kafası yerden yere, önce karanlık sonra annesinin kucağında, annesinin kokusu, sıcaklığı iyi geliyor, hangi çocuğa iyi gelmez ki anne kolları, günlerce sürüyor ağrısı, gözyaşları, çocuklar düşünce ağlar ama bu kez başka, başka olduğunu da çok sonra anlayacak, büyüyünce, zaten insan büyüdükçe anlamıyor mu dünyayı, anlıyor mu? \n\nAnne bir kez daha hayat veriyor, anne hayat verir; yaşam buluyor o kucakta bir kez daha, ne kadar da şanslı, annesi günlerce kollarıyla sarıyor, kokluyor kokluyor kokluyor...\n\nTekrar elinden tutup koşacak, sürükleyecek sokaklarda, dar sokaklarda eyüp olmalı, en eski istanbul semti, tulumba tatlısı, düdüklü testiler, trampet, ünlü oyucaklar işte bayramlarda alınan; elinden tutup sürükleyecek, otobüste yer kapmaca, meğerse ne küçükmüş o sokaklar, büyüyünce anlayacak, oyuncaklar da kalmamış.\n\nBaba yine pencerde, kışın oyunu anneyi bekliyor bekliyor bekliyor, anne elinde tarak saçlarını tarıyor tarıyor tarıyor, istanbul’un orta yerinde görüntü kendini yineliyor.\n\nAnne yine aynada, baba anılara saplanmış, pencere önünde, haziranda açan güllerinin önünde, ünlü çam ağacını sularken, kolay mı çamın büyümesi, ya ıhlamur, o ıhlamuru toplarken, saymakla bitmiyor, rüyaların içinde hep; anılardan hiç çıkmamak üzre yıllar önce o çok sevdiği, çapalayıp ektiği, meyvesini kopardığı toprağa giriyor, hayat ne kadar da acı veriyor.\n\nŞimdi anne, tüm bu anılarla birlikte kocasını özlüyor, dönüşüm bu, karşı gelmek olanaksız, küçük bir kız gibi, hakkı da küçük bir kız olmaya, çocukluğuna dönüyor, nazlanıyor, ne güzel de nazlanıyor.\n\n(İstanbul’da Beklenen Devrim, Özgür yay. 2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Volkan Bingöl",
        "poem": "\n\nHayat kumardır\nÇağırıp tüm şansını\nSallarsın zarı\nDüşeş gelse de\nKazanamazsın...\n\nHayat yüce bir dağdır\nZirvesine doğru tırmanırsın\nGözlerin görebildiğinin ötesinde\nUçmak istersin çakılırsın...\n\nHayat bayattır\nSon kullanma tarihi geçmiş\nAma yinede\nÇöpe atmaya kıyamazsın...\n\nHayat dile kolaydır\nBir defterin yaprakları kadar\nYazmaya kalksan\nSığdıramazsın...\n\nHayat sınavdır\nÇok çalışır az hata yaparsın\nGeçsen de barajı\nTutturamazsın...\n\nHayat kurallar kitabıdır\nİlk maddeside\nKuralsızlıktır\nUysan da cezalandırılırsın...\n\nHayat zamandır\nDoğarsın batarsın\nGeçersin gençliğinden, yaşlanırsın\nAma hep tam ortasındasın...\n\nHayat toz pembedir\nÇizersin bir resim\nBoyamaya karar verdiğinde\nO rengi doğada bulamazsın...\n\nHayat tiyatrodur\nRolünü oynar alkış toplarsın\nOyun içinde oyun\nYüzüne yapışmış maskeyi\nÇıkartamazsın...\n\nHayat hediye paketidir.\nAçıp baktığında içine\nİliştirilmiş anlam dolu bir not\nHiç bir şey anlamazsın...\n\nİşte hayat..\nHayat gariptir\nHayat sıradışıdır\nHayat kurgulanmış bir rüyadır\nAma bir gün\nBu uykudan elbet uyanırsın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Muammer Yavuz",
        "poem": "\n\nGönül bahçesinin güllerine gidelim\nÖmrümüzün değerini altın elmas bilelim\nKır olan topraklara elma ağaç dikelim\nAbu hayat çeşmesinden hep birlikte içelim\n\nGururlanma deli gönlüm ne olur\nBahar geçer, kuşlar göçer güz olur\nUyku yatak kara toprak yer olur\nAbu hayat çeşmesinden kana, kana içelim\n\nCan bedenden çıkmak ister\nRahmanına varmak ister\nNice yıllar yaşayanlar nerde göster\nAbu hayat çeşmesinden doya, doya içelim\n\nYalan dünya yalan oldu sonunda\nArka üstü yürüttüler dostlarımın kolunda\nAğrı çektim, acı çektim rahat ettim sonunda\nAbu hayat çeşmesinde seve, seve içelim\n\nTatlı dilli güler yüzlü olalım\nİnsan sevip insan seven bulalım\nDertlilere dertlerini soralım\nAbu hayat çeşmesinden hep birlikte içelim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Enver Bilgiç",
        "poem": "\n\nTarla tokat, ev mal maşat\nHer daim uğraştır hayat\nEş dost, ana baba, evlât\nTatlı bir telaştır hayat.\n\nTuz biber, aş ekmek, iş güç\nBu canlar, rızklar hep ödünç\nHal tavrınla olma gülünç\nMevlaya dönüştür hayat.\n\nŞükret,bgelir bet bereket\nNefsini haramdan menet\nÖlüm kalım var, dua et\nBize imtihandır hayat.\n\nÖğrenmek için oku sor\nHiç kimselere bakma hor\nOlup biteni hayra yor\nBir anlık nefestir hayat.\n\nKimi zaman karakıştır\nBezimiz birkaç karıştır\nHaykırıştır, yakarıştır\nHak için savaştır hayat.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat 2",
        "poet": "Orhan Turhan",
        "poem": "\n\nHayat bu; ne hep aktır ne de kara\nArada çokça gri de var.\nSakın ümidini kaybetme garibim\nHer yağmurdan sonra vur yola\nKaf’ta gökkuşağını ara.\n13.02.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat - 21",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nhayatta kalabilmek için tek şansımız\nbir başkasını suyun altına çekebilmek\nşimdilik hayattayız\nbirileri gelip  bizi suyun altına çekene dek\n\n25 Haziran 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Eren Zeki Nalbant",
        "poem": "\n\nSahile vuran her dalga sesinde\nfırtınadan önceki her sessizlikte\nher gök gürlemesinde\ngüneşin her doğuşunda\ngecelerin siyahında\nher yakamoz ışıltısında\ndolunay zamanında\nher öfkede\nher sevinçte\nkızgın demir dövülürken\nher çekiç sesinde\nharlamasında ateşin\nkora dönmesinde\nsuların çağlamasında\nakmasında gözyaşının\nbebeklerin ağlamasında\nkuş seslerinde\nkaçışmasında kelebeklerin\narıların bal yapmasında\nkozalaktan tırtıl çıkmasında\nher çiçek açışında\nbaharın gelmesinde\nher akşam oluşunda\ngüneşin kayboluşunda\nyıldızların göz kırpmasında\nhayatın her anında\niki kelime dolanır dilime\nsen varken hatırımda\nseni\nseviyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat(2)",
        "poet": "Yılmaz Aybar",
        "poem": "\n\nBir gün ferahlatırsa,binbir gün sıkar hayat\n      Yorar düşünceleri,düşleri yıkar hayat\n      Yine de güzelleşir göç günü yaklaştıkça\n      Gözümüzde eşsiz bir şey olup çıkar hayat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Ali Fikri Karadeniz",
        "poem": "\n\nAkşam olur, yüreğimi alırım avuçlarıma\nO kanar, ben ağlarım\nDualar secdeye gelir yakarışlarımda\nBak yine yıllar düşüyor saçlarıma\n\nGözlerim yıldızlarda takılır kalır\n“Şimdi” derim… “Şimdi benden bu kadar uzaklarda”\nHaykırmak isterim isyanımı dindirmek için\nÖlesim gelir hain bir kurşunun ucunda…\n\nDurduramam kendimi, bulutlar dolar dünyama\nSensiz, soğuk anlamsız odamda\nBüzüşürüm bu anlamsız dünyamda\nKendi kendime karalar bağlarım\nYalnızlığımda bulutlar ağlar, ben kan kırmızı yağarım…\n\nUyku girmez, sevgim gitmez gözümden\nDilim dönmez, ateş sönmez kalbimden\nYaram savmaz, derdim bitmez hayattan\nRabbim Sana seslenişim\nYa beni baştan yarat\nYa Da al… Al çabuk bu hayattan…! \n                                                          05/05/2005\nAli Fikri Karadeniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat...",
        "poet": "Dündar Sansur",
        "poem": "\n\nBaşlarken yenilgiyle beni buluşturan hayat! \nGülüşü çocuklara bağışlayan,\nÇocukluğu bana yasak kılan hayat,\nBoynuma muskayı, bağrıma  sevdayı \numuduma pranga, gözlerime perde çeken\nHasreti bana ihsan eden hayat,\nTöreleri bana kader diye yutturan hayat…\nKalbime hançer, \nSevgiliye  kurşun \nAffetmeyi idam\nZindanı  bana pay \nPrangayı ellerime bilezik\nAşkına hicranı kural koyan hayat\nSana inat söz ve hece,\nSana inat şiir ve şair,\nSana inat kalem ve  Kelam, \nİsyan çığlığıdır gülümseyiş\nVe sana inat buradayım işte! …\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat 03",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\n(dertleniş)  \n\nbu tatlı rüya alemi içinde dolaşırken \nbir çimdik hazzında bulduk kendimizi hayat! \n/ \ndiz üstü secde ettikse de ömür boyu \nverdiğin buruk bir gülücük, o da anılarımızda kaldı hayat! \n/ \nne günler oldu özlenmeye ramak varken\nfeleğin en amansız kollarından geçiverdi hayat! \n/ \ntığ deli-kanlı çağımız çoktan soldu \nyaz gününü yaşayalım derken, güzü yaşadık hayat! \n/ \nkarşı gelen kışın kollarında \nbaharı karşılarken, ömrümüz kuzey kutuplarına döndü hayat! \n\nbölüm 3\n\n\n"
    },
    {
        "title": "\tHayat………\t",
        "poet": "Sibel Öner",
        "poem": "\n\nHayat………\t\t\t\nHayat ne kadar kısa\t\t\t\nSaniyeler,dakikalar\t\t\t\nSaatler bile diyemiyorken\t\t\t\nHaftalar,aylar\t\t\t\nHayat çokkkk uzakta….\t\t\t\nDeki; hayat uzun\t\t\t\nYıllar\t\t\t\nAsırlar bile diyemiyorken\t\t\t\nHayat çokkk yakında…\t\t\t\nHayatın içinde uzun yaşamak\t\t\t\nYaşamın içinde dolu yaşamak\t\t\t\nSevdanın içinde sonsuz olmak\t\t\t\nSonsuzluğun içinde kaybolmak\t\t\t\nİşte HAYAT bu,bu olsa gerek\t\t\nNe çokkkk uzun,nede çokkk kısa\t\t\nSaniyeler,dakikalar,saatler\t\t\nGünler,haftalar,aylar\t\t\nYıllar,asırlar\t\t\nHayat bu HAYAT\t\t\n\n\t\tSibel ÖNER\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Emine Sönmez",
        "poem": "\n\nDeğişir insanlar, değişir çağlar,\nHep aynı düzende gitmiyor hayat.\nKırılır gönüller, yıkılır dağlar,\nHer zaman elinden tutmuyor hayat.\n\nGüneş doğmaz her gün, sabah olunca,\nGökyüzü fırtına, bora dolunca,\nYıllar sürüp gider kendi halınca,\nBulutları boşa çatmıyor hayat.\n\nDuvarlar yıkılır, gemiler batar,\nGelenler gidiyor, göç katar, katar,\nKimi nafile gelmiş, yan gelip yatar,\nZevk-i sefalara yetmiyor hayat.\n\nİnce bir çizgidir sonsuza kapı,\nNe olursa kalbe sığıyor çapı,\nHak'tandır gönülde kurulan yapı,\nÇizgiyi geçince batmıyor hayat.\n\nKimi seyran eder gönül dağında,\nKimisi çırpınır sevda ağında,\nBir düşün ömrünün son durağında,\nSeni senden mahrum etmiyor hayat.\n\nSonu geldi sanma, ömür bitince,\nElbet gideceksin vaden yetince,\nYaptığını Hak katında tartınca,\nO gün asla hile katmıyor hayat.\n\nDünya'nın kadrini, var mıdır bilen,\nİster saltanat kur, istersen dilen,\nOlabiliyorsan seven, sevilen,\nKıyamete kadar bitmiyor hayat.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Yıldırım Erdemli",
        "poem": "\n\nGirdim bir yola,\nkocaman adımlarla başladım yürümeye\nsonunda belki sen varsın...\n\nGirdim denize,\nkocaman kulaçlarla başladım yüzmeye\nkarşıda belki sen varsın...\n\nGidiyorum kalbimin gittiği yere\nArıyorum yollarda seni sarı güllerde\n\nGidiyorum sonunu bilmiyorum\nSoruyorum yollarda seni sarı güllere\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Bedir Nazır",
        "poem": "\n\nÖlüm gelir ömür biter \nAçan güller solar düşer \nHayat böyle sürüp geçer \nGüneş her gün niçin doğar \n\nHer şey yeni bastan baslar \nOlur güller patlar açar \nHayat böyle sürüp geçer \nGüneş her gün niçin doğar \n\nDeğil isyan bunlar sana \nDoğru olan nedir burada \nGaye onu bulmak iste \nHayat böyle sürüp geçer\nGüneş her gün niçin doğar \n\nNiçin doğan bebek ağlar \nAyrılık mi yakar teni \nBilinmez bunun nedeni \nHayat böyle sürüp geçer\nGüneş her gün niçin doğar \n\nBaki değil hayat iste \nÖlüm gelir gider hisse \nEbedi kalmaz ki sende \nHayat böyle sürüp geçer \nBir gün olur Güneş doğmaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Serkan Karabulut",
        "poem": "\n\nNeler olacak\nOlanlar olacak\nKim bilecek\nZaman gösterecek\nYarış bu hayat\nKoş kazanabilirsin\nHayat bu yarış, kaybedebilirsin\nMücadele devam edecek\nHer şeye rağmen\nKayıtsız kalamazdı bu dil\nNihayetinde\nYollardayız\nYeniden\nŞanlı değil eskisi gibi\nYorgun yıllardan sonra\nHayat yarış, yarış da güzelliğe\nHayat kısaysa\nSonucu olmalı gülmeye.\nKim bulabilmiş ki her şey dört dörtlük\nKimi üçlük kimi ikilik kimi ise teklik\nBaşkası bir başkası\nAdı beynimde yankılı ve de saklı\nYoksa kim isterdi yolculuğu\nGelmişken alışmışken \nAdı bende saklı\nBuna oydu sebep\nSebep ki derin kuyu\nOydu evet oydu\nBeni meşgul eden\nBeni benden eden\nBiliyordum kurallarını hayatın\nHayat yarıştı\nYaşama yarışıydı\nGüzele gülmeye\nBu onunla pek mümkün değildi\nHayat hep yeniden\nBana bunu öğretti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Abdulvahap Ateş",
        "poem": "\n\nHayat dedikleri böylesi bir şey,\nYaşayıp yaşayıp pişman olursun.\nElinden savrulur ümit peyderpey,\nKaybettiklerine düşman olursun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Ali Aydogan",
        "poem": "\n\nNedir duyduklarım Yasadıklarım \nkaldım gülüşünde yarım yarim\nsevdim seni bir mavi düş gibi\nhayal oldum düş oldum \n\nEy hayat şimdi neredesin\nnerenin bilinmezindesin\nsoguk burası üşüyorum \ngözyaslarımda kaldı gülüşlerim\n\nsende saklı kaldı hayallerim\ngözlerinde kaldı düşlerim \ngel düş yollarıma gel yollarıma\nbeni sensiz seni bensiz bırakma\n\nkırdım seni biliyorum\nömrüm senin diliyorum istiyorum\nseni kırmak istemezdim \nsenden özür diliyorum Hayat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Ayşe Pehlivan",
        "poem": "\n\nKabuk tutmuş yaramı\nKanatıyor bu hayat\nDünkü kötü günümü\nAratıyor bu hayat\n\nDuymak istemesem de\nAnlatıyor bu hayat\nÖlümü özleterek\nYaşatıyor bu hayat\n\nTam anladım diyorum\nŞaşırtıyor bu hayat\nBir damlayken bardağım\nTaşırtıyor bu hayat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Hasan Tahsin Azatlı",
        "poem": "\n\nGün biter, hayat devam eder,\nVarolmanın coşkusu sarar \nSeni umarsızca\nArzular içten içe sonsuzluğu\n\nBaşkalaşımın anlamsızlığı\nSeni de alır götürür\nBuradan çok uzaklara\nKendinden ve geçmişten\n\nNe arkana bakarsın ne önüne\nAnı yaşamaya devam ederken\nGün gelir habersizce\nHayat biter gün bitmeden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat -3",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nartık yaşlanıyor oluşumuzdan mı? \neskiden yapmaya can attığımız şeylerin\nbirer birer eziyete dönüşmesi \n\n30 Temmuz 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat - 30",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nne yaşarsan yaşa\nyaşayamadıklarındır hayat\nyaşayamadıklarındır boynunu büken\n\n10 Aralık 2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat 3",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nHayat 3\n\nHayat bir acilistir; yokluktan varliga.\nHayat bir âhenktir; uyumsuzlugu sonlandiran.\nHayat bir akistir; dogumla ölüm arasinda.\nHayat bir aynadir; Ilahî i$leri gösteren.\nHayat bir bagdir; kâinatlilari birlestiren.\nHayat bir bakistir; yaratilandan Yaratan'a.\nHayat bir büyültücüdür; kücük varliklari kâinatlastiran.\nHayat bir candir; kâinatlilara ruh olan.\nHayat bir coskudur; kâinatin bagrinda kaynayan.\nHayat bir cekirdektir; ebedî ya$ami meyve veren.\nHayat bir delildir; Rabb'in gerekligini isbatlayan.\nHayat bir degerdir; dertlere kurban edilmez olan.\nHayat bir dengedir; tekligi hâkim kilan.\nHayat bir düzendir; kaosa son veren.\nHayat bir enerjidir; canlilari dirilten.\nHayat bir fikirdir; Sanatkâr'ini sorduran.\nHayat bir faaliyettir; binlerce fiil iceren.\nHayat bir gayedir; kâinattan beklenen.\nHayat bir güzelliktir; kâinati e$sizlestiren.\nHayat bir hakikattir; Rabb'in gercekciligini kanitlayan.\nHayat bir hâkimiyettir; her$eyi kendine tabi eden.\nHayat bir hediyedir; te$ekkür gerektiren.\nHayat bir hizmettir; büyükten kücüge, kücükten büyüge.\nHayat bir ihsandir; Rabb'den, ruh sahiplerine yapilan.\nHayat bir ilimdir; ögrenilmesi $art olan.\nHayat bir ilândir; ebediyeti haykiran ve isteten.\nHayat bir inkilâptir; her$eyi degistiren.\nHayat bir isiktir; kâinati aydinlatan.\nHayat bir kaynaktir; bütün duygulara can olan.\nHayat bir letafettir; her$eye nüfuz eden.\nHayat bir meyvedir; kâinati kiymetlendiren.\nHayat bir mücâdeledir; kötülügün mahvi icin.\nHayat bir mühürdür; evrene vurulan ve Rabb'e ait olan.\nHayat bir mucizedir; bir $eyi her $eye sahip kilan.\nHayat bir nakistir; yaratilis sayfasinda gözalan.\nHayat bir neticedir; kâinattan alinmakta olan.\nHayat bir olgunluktur; kâinati hamliktan kurtaran.\nHayat bir ölcüdür; her$eyi sinirlayan.\nHayat bir özettir; kâinattan süzülen.\nHayat bir okuyustur; insan ve kâinat kitabinda.\nHayat bir pariltidir; kâinati yaldizlayan.\nHayat bir ruhtur; kâinatlilara hareket kazandiran.\nHayat bir sanattir; Ilâhî kudretin tezgâhindan cikan.\nHayat bir sevgidir; bütün kâinatlilari kardes yapan.\nHayat bir sinanistir; iyilikle kötülük ortasinda.\nHayat bir sirdir; hem görünen, hem görünmeyen.\nHayat bir sevgilidir; bütün canlilari kendine a$ik eden.\nHayat bir sorustur; 'kimsin'den 'kiminsin'e.\nHayat bir süstür; kâinati alimli ve cekici yapan.\nHayat bir tatlidir; aci dikenlerine gül olan.\nHayat bir üniversitedir; cahilleri egiten-ögreten.\nHayat bir varliktir; yokluga son veren.\nHayat bir yaratiktir; sahibi ALLAH olan.\nHayat bir yardimlasmadir; zayiflari koruyan.\nHayat bir yuvadir; atomlarin görev yapmasina yarayan.\nHayat bir yükselistir; hayvanliktan insanliga.\nHayat bir zaferdir; ebediyeti kazanmada.\nHayat bir zikirdir; Allah'i birleyen ve birlettiren.\n\nBerlin, 1 $ubat-11 Mart 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Hüseyin Çelik",
        "poem": "\n\nHasretle başlarım her doğan güne\nBir özlem tütüyor her dakikamda\nİçimde bir acı volkan kaynıyor\nÇok acı duyarım her tarafımda.\n\nÜmide yer yok mu benim içimde? \nBir şimşek çakıyor şu gözlerimde\nNereye giderim gurbet ellerde\nBir özlem tütüyor her dakikamda.\n\nBu gün neden güller boyun büküyor? \nMusluk şırıltısı ağıt yakıyor\nDoğa sarhoş olmuş herkes ağlıyor\nBir özlem tütüyor her zamanımda.\n\nBen kendimde değilim çok içiyorum\nDenizler içinde boğuluyorum\nSevgilim seni çok seviyorum\nBir hasret tütüyor her zamanımda.\n\nAnam babam garip bende böyleyim\nBu acı dertlerimi kime söyleyim\nSevgilim gurbeti sensiz neyleyim\nBir özlem tütüyor her zamanımda.\n\nTatlı havası var benim köyümün\nTozlu toprak, taşlı garip yolunun\nMevlam acı şu zavallı kulunun,\nBir özlem tütüyor her tarafında.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Babür Pınar",
        "poem": "\n\nKır çiçeklerinin yurt tuttuğu\nher dağın hüzünlü bir patikası var\nkuytusuna yaralı düşen kuşlar\nson kez baktıklarında görürler boşluğu\n\nGövdem bir dağ gülüm\nkalbim onun patikası\nSon kuşların giderken bıraktığı en uçası \nboşluğa resmedilmiş yaralı bakış ömrüm\n\nAyrılık uçurumunda çiçek verir\nsürgünü kendinde ömür ağacı \nGezginlerin geçerken umursamadığı\nseçilmiş yalnızlığın ateşinde erir\nhayata çığlık veren sancı\n\nHerkesin kimliğinde bir Ferhat \ndağları delmeğe hazır aşk için\nHerkesin uçurumu bir Şirin\nSorgulanan günlerin toplamıdır hayat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "İsmail Kocamaz",
        "poem": "\n\nGüneş bir doğar,\nArdından karanlık gelir.\nAğaç baharda yeşillenir,\nKış olur, doğa uyur.\nBebek bir güler, bir ağlar\nBüyürken düşer, kalkar.\nBir acı düşer yüreğine,\nSevinç gelir sonra bir süre.\nSevda öyle mi oysa...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Ali Eryılmaz",
        "poem": "\n\nHayat bir su gibi akar durulur\nSanki dolap beygiri döner yorulur\nÇalma saat gibi her gün kurulur\nDünyada yaptıkların orda sorulur\n\nHayat bulut gibi bir gölge yaptı\nSanki bir güneşti doğdu ve battı\nBir gün bakmışsınki gelmiştir vaktı\nDoğum günü ölüm günü sorulur\n\nKazarlar hayata iki metre yer\nÜstüne toprağı örter giderler\nKimisi betondan kimisi mermer\nGaribin sahibi yokmu sorulur\n     Ali Eryılmaz  25/09/2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HAYAT",
        "poet": "Mahmut Tekin",
        "poem": "\n\nBir şiir bir şarkı \nSöylemek...\nBir gülümsemektir hayat...\nBir hüzün bir bakış\nBir ağlayıştır hayat...\nBir doğum...bir yaşamak...\nBir gençliktir... hayat...\nBir sevgi...bir gülüş...\nBir aşktır...hayat...\nBir dua...bir sevinç...\nBir tebessümdür...hayat...\nBir anlayış...bir dokunuş...\nBir yaşayıştır...hayat...\nBir yaşlılık...bir...\nHastalık...bir ölümdür hayat...\nBir yeniden doğuş bir çiçektir hayat...\nBambaşkadır hayat....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nGam gemisi \nBir geminin hayatı olmaz\nOlsa bile adı hayat olmaz\nYüklerini birer birer at\nİşte hayat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Mehmet Ali Şahin",
        "poem": "\n\nHayat hayat diyorsunuz\nHayat dediğiniz nedir ki\n\nKalbime saplanan bir ok\nBugün var yarın yok\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Orhan Eren Uncu",
        "poem": "\n\nBir yorgunluk yoludur hayat \nSiyah saçtan beyaza\nÇakıl taşlarının altına saklanmış\n\nkimi zaman keskin \nkimi zaman kaygan\n\nUmutlarla dolu bir  haritadır hayat\nTaştan topraktan çamurdan\nDerelerin tepelere sıkı sıkı sarıldığı\n\nKimi zaman hırçın\nKimi zaman kurumuş\n\nÖzlemlerle örülmüş bir candır hayat\nTelden demirden\nSıka sıka yürek yakan,can acıtan\n\nKimi zaman güzel\nKimi zaman kötü yaşanan\n\n05.05.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Osman Balkıs",
        "poem": "\n\nAylar geçti\nGünler,saatler.\nBazıları doğdu,\nÖldü bazıları.\nBazıları doğmadan öldü.\n\nİlk kez müzik dinliyorum şimdi.\niş,güç,\nÇoluk,çocuk,öğrenci\nMühür,imza,idareci...\n\nKapalı gözlerim\nGüneyden bir poyraz esti.\nDalgalandı duyglarım,\nTuhaf oldum.\n\nHayat dedikleri şey,\nBazen bir darbuka ritmimde\nBazen engin,\nDerin derin inleyen ney.\n\n                  05.05.2006/istanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "İlyas Duran",
        "poem": "\n\nDama tahtasında hayat.\nKör olmak aptallık, görenler salak\nSiyah-beyaz görmek yanlış, fakat, \nBaşka nasıl olur ki, yaşamak?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat 4",
        "poet": "Hüseyin Avdic",
        "poem": "\n\nHayat\n\n'Kötülük yapma, iyilik yap'tir hayat.\nZiddini yaparsan, bir azaptir hayat.\n\nBerlin, 9 Ekim 2006.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Özlem Bogner",
        "poem": "\n\nHayat,\n                Bir uzun yoldur.\n                Sevinçler,mutluluklar vardır hayatta; \n                Gökkuşağı gibi ama uzak\n                Acılar,üzüntüler,kederler vardır\n                Toprak kadar yakın\n\n                Hayatta; \n                Başarı vardır,\n                Azim,kuvvet,güç olunca\n\n                Hayatta; \n                Gözyaşı vardır\n                Yaşanan mutluluklarda,acılarda\n\n                Hayatta; \n                Güzellikler vardır,\n                Çiçekler,\n                Güle aşık bülbüller\n                Seven kalpler gibi,\n\n                Hayatta; \n                Ayrılıklar vardır,\n                Kuşların göçü,\n                Gemilerin demir alması gibi,\n                Ölüm gibi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Nurten Köroğlu",
        "poem": "\n\nÖylesi böylesi yok\nVurdu mu geçer hayat\nŞöyle si böylesi yok\nGüldü mü seçer hayat\n\nBir baktım ki kendime\nBende ki de hep kıt, kanaat\nYaşamak dediğim dostum\nZor  imiş,zor zanaat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Çetin Akgün",
        "poem": "\n\nHayat uzun ARKADAŞ\nBeklersen yok olursun\nBak rasim amcaya\nYıllarca beklemiş\nVe \nHala bekliyor, ARKADAŞ\nBeklemiş de ne olmuş? \nGel vaz geç\nİnadı bırakta, yaşama bak\nİnsanlar cıvıl cıvıl\nSende gir aralarına\nSende mücadele et onlarla\nHayata küsme ARKADAŞ\nHayat sana küserse\nTekrar barışman\nZaman alır ARKADAŞ\nHayatı sevmelisin\nHayat bir ağaç gibidir\nHayatı sulaki\nOda sana meyvesini versin, ARKADAŞ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Orhan Turhan",
        "poem": "\n\nHayat zor, \nÖlüm acı...\nSürüneceksin yokmuş ilacı.\nKahkahalara aldanma; \nİçi beni yakarken olmuyor dışın baş tacı.\nHerkes bazen savcı çoğu zaman davacı.\nAzrailin kulağımıza fısıldadığı tek türkü fonunda,\nÇaresiz yudumlayacaksın hüznü acı acı…\n30.07.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Gülhan Aydaş",
        "poem": "\n\nHayat,mutluluk değildir boyuna\nSevgi değildir boylu boyunca\nHayat hüzündür,acıdır\nMutluluksa hayatın anlık sevinçleri\nSevgi havuzu yoktur hayatta,yüzemezsin\nSevgi üzüntü havuzunda yüzerken\nArada sırada verilen yemdir..\nFazlasını bekleme kimse vermez sana\nNe ailen,nede sevgilin\nHayat bu! \nŞımarıklığı sevmez,şımartmayı asla\nHep bir yanı eksik,hep bir yanı fazla\nHayat bu! \nHayalperestliği sevmez\nGerçektir,acıdır,acıtır,mutlu etmez...\n                         14 EYLÜL 1996\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Onur Eken",
        "poem": "\n\n--sevmek güzel\n--sevmeyı bilince\n--inan içimde\n--ne buyuk bır öfke var\n--geride bıraktıgım sevdıklerime\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Yusuf Tellioğlu",
        "poem": "\n\nHayatını hayattan alırken hayat\nDurmaksızın işliyor o paslı saat\nÇekerken gönlümüz bu  hayatın kahrını\nSonsuzluğa sürükler bizleri yalan hayat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "İbrahim Sarıhan",
        "poem": "\n\nHayat bu, kısa bir maraton\nYaşamalısın gönlünce\nBitiminde vardır belki uçurumlu son\nSev, sevil ömrünce\n\n(Ankara, 18 Aralık 2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Fuat Eriçok",
        "poem": "\n\nbir çocuk\nana baba\naile\nsorumsuzluk\n\nbir erkek\nçok arkadaş\ndostluk\ngamsızlık\n\nbir erkek\nbir kadın\nçekicilik \nsevgi\nevlilik\n\nbir erkek\nbir kadın\nbir çocuk\nmutluluk\n\nbir erkek\nbir kadın\ngeçimsizlik\nayrılık\n\nbir erkek\nbir kadın\nbir ölüm\nmutsuzluk\n\nbir erkek\nbaşka kadın\nuyumsuzluk\ntatsızlık\n\nbir erkek\nyok kadın\nsorunsuzluk\nyalnızlık\n\nyok erkek\nsonsuzluk\n\n(8 aralık ’06)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat 50'ye 1 var!",
        "poet": "Suat Oktay",
        "poem": "\n\nSabah uyandığında \naynaya baktığın an gördüğün \nkadarsın bu hayatta...\n\nNe yaşadıysan, ne gördüysen ömrünün cabası...\nTerazinin bir kefesinde hüzün, \ndiğerinde mutluluk olsa, dolup taşsa ne fayda...\n\nAn bu andır, tadını çıkar, eğlen gönlünce, coş yaşa...\nLakin ne uzar, ne de kısalırsın.\n\nDoğum günü çocuğu denmez sana artık...\nDense dense kocamış kurt, kuzulara maskara...\n\nSözün söz, özün öz ise hala...\nAdam gibi görünüyorsan kendine aynada bile olsa,\nadamsındır, kuşkun olmasın, \numudun son nefese kadar solmasın...\nBiliyorsun ki hayatın 50'ye 1 var.\n\nO kalan 1'den sonrası, asırlık çınarın yarısı...\nDoğum günüm kutlu olsun! \n\n03:25\n23 Nisan 2015/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\nbir sokak\narnavut kaldırımlı\nbir uçak\nmetal kaplı\nbir sokak\nçamurlu taşları\nbir uçak\ndaha havalanmadı\nbir ev \nçok katlı\nbir ev\nahşap / lı\nve uçak\nev \nsokak\ninsanım\nbugün varım\nyarın yokum\nbir doğum\nönce baş\nbir ölüm\nbaşımızda taş\nhayat\nsaygılı telaş …\n\nMustafa kaya\n20.12.2006 / Üsküdar\nwww.mustafakaya.net\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "İsmet Bulan",
        "poem": "\n\nHayat\n\nBir koşuşma,bir telaş\nFakir bir lokma nimet,\nZengin sınırsız servet,\nKazanmanın uğruna,\nDur durak tanımadan\nVeriyorlar bir savaş.\n\nGüçlüler kazanıyor,\nZayıflar yem oluyor,\nHak adalet saf dışı,\nSırtlanlar saldırıyor.\nAmansız bir savaş ki\nHiç sınır tanımıyor.\n\n         İsmet bula \n        08,12,2006\n        İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Levent Kızıldağ",
        "poem": "\n\nHayat boştur\nBiraz aşk\nBiraz kin\nVe, günaydın.\nHayat kısadır\nBiraz ümit\nBiraz hayal\nVe, tünaydın.\nHayat laftır\nBiraz gündüz\nBiraz gece\nHadi iyi geceler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Hasan Ciftci",
        "poem": "\n\nHayatta neyi yaşasam keder\nHayatı elinde tut buna değer\nAşkının varlıgı yaşamaya yeter\nO da olmasa hayat biter\n\nSadece yaslanmaktı benim isteğim amaçsız duvarlar peşinde düşteyim.\n\nHasan ciftci\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Gülşen Karaköse",
        "poem": "\n\nGeçmiş hatıra kalmaya mecbur\nGelecek süprizlere gebe\nZaman geçmeye mecbur\nİnsan ölmeye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Ahmet Murat Yücel",
        "poem": "\n\n\t\t\tHayat\n\nHayat, kırk bin ilmekle düğümlenmiş kördüğüm,\nSevinmek nafile, son düğümde gelir ölüm.\n\t\t\t\t\t\t\t(2000)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Kayahan Nacar",
        "poem": "\n\nYüzler sahte\nSohbetler sahte\nBir oyun oynarmışcasına hayat\nHerkese rolünü oynattırıyor\n\nBin iyilik söylenmez\nBir kötülük söylenir\nDürüstlüğü dostuna\nKalleşliği düşmanına\n\nBu büyük oyunda en iyi olmak için\nEn güzel duygularını feda etmelisin\nYoksa hayat seni kurban eder.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Soner Hançer",
        "poem": "\n\nHayat dur durak bilmeden koşturmaktır\nUmut kaçar sen gidersin peşinden\nAyağına takılan taşlara inat\nDönüp bakmak ağır gelse de\nKendini tanımaktır ayak seslerinden\nBir kuş olacağına inanmaktır hayat\nKoca bir nefes alırsın derinden\nMümkün olmasa da havalanman\nElindeki birkaç tüyle zaman harcamaktır\nAkan kumları seyredersin ömür saatinden\nKim bilir kaç yanılgıya düştün bilmeden\nTakvimden düşen her yaprak yaranı sancıtır\nBu duyduğun o martıların sesi değil\nBelki bir çığlık yada bir feryat yüreğinden\nKoca bir çelişkiye ortak olmaktır hayat\nHayat kollarını açıp beklemektir\nElde ettiklerin edemediklerin\nBir tren istasyonunda ansızın düşer gözlerin\nHayat dilden dile öyle bir sır ki\nGöğü yeni kucaklamış serçelerde gizlidir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Faruk Nafiz Çamlıbel",
        "poem": "\n\nAğzında şarkılıktan çıkmış iniltilerle\nDağ, taş deme, arkadaş, gün batmadan ilerle! \n\nYara açsın kayalar ayaklarında, varsın,\nVarsın omuz başların kamçılardan kızarsın,\nBu ağrılar duyurmaz sana yalnızlığını.\nKızıl dudaklarından bırakma ıslığını,\nAğzında şarkılıktan çıkmış iniltilerle\nDağ, taş deme, arkadaş, gün batmadan iler....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Fatih Güler",
        "poem": "\n\nYavan gibisin hayat\nÇiğneyip çiğneyip yutulmayan\nYaşamın tadına bandırmayan\nİçi boş lokmasın\n\nNe olduğunda belirsiz\nTatlı mı,acı mı,\nEkşi mi,tuzlu mu\nBilmece gibisin hayat\n\nBebek oldum ağlatmadın\nÇocuk oldum şımartmadın \nGenç oldum gezdirmedin\nYaslılığımı gösterme hayat\n\nDört duvara hapsettirerek\nDört mevsime kaybettirerek \nDört parçaya bölerek\nSüpürdün çöplüğe hayat \n\nGerçek aşkı tadamadım\nSevilmenin gururuna erişemedim\nHayatı doyasıya yaşayamadım\nNiye doğdum çözemedim\n\nGüzel günler gördürdün\nTatlı sözler duydurdun\nGüldürdün,kahkaha attırdın\nİnkar etmem hayat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Bilal İzgi",
        "poem": "\n\nHayat göz dağı veriyor gençliğime\nDeli çağımdaymışım, toymuşum hiç dinlemiyor\nBir karadelik misali çekiyor beni \nBiraz daha uçuruma \nBiraz daha ölüme\nGençliğim daldaki kuru bir yaprak gibi\nDüştüdüşecek\nVe ben hiçbir şey yapamıyorum\nEllerim kollarım bağlı\nHayatı beni yargısız infaz ettiği\nÖlümü bekliyorum \nSessiz, buruk ve yavan\nBen hiç böyle ağlamazdım\nİlk kez hayat ağlattı beni\nİlk kez ben bu yaşta anladım\nHayatın \nBu denli çirkin \nBu denli vefasız olduğunu \nTaşınmaz bir yük gibi hayat\nTaşıyamadım, taşınmıyor\nHayat deprem olsam yıkılmıyor\nSel olsam boğulmuyor\nAlev olsam nafile yanmıyor\nHayat beni yıkıyor, boğuyor beni yakıyor\nHayat bilmeyen için göz yaşı kadar saf\nBilen için ise kendinden bile daha tehlikeli\nHayatı dişimdeki bir sancı gibi\nAtayım dedim\nAtamadım, atılmıyor\nBen hayat, hayat ben olmuşum \nYani kısacası ben dünden \nHakkı rahmetime kavuşmuşum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Yunus Çelik",
        "poem": "\n\nHüzün, kahverengi gözlerde\nAcı, kırmızı yüreklerde\nMutluluk mavi \nGökyüzüde, \nDenizde\n\nHüzün,\nAcı,\nMutluluk,\nDeniz ve gökyüzü\nMavidir\nYaşayabiliyorsa \nAynı bedende.\n\n(24/05/2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Dumlu Osman Bozkurt",
        "poem": "\n\nAkşamların Kısa Gündüzlerin Uzun Olduğu Zaman\nKimi işinden Çıkmış Evine Gidiyor\nKimi Kabataş Bostancı Arası Gidip Geliyor\nOysaki Ömür Uzun gibi Gelsede Kısacık HAYAT\nNe Çabuk Tükenip Hayat Sona Eriyor\n\nBir Yolcu Gibi Uzaklardan Beklerken Gelen treni\nBekler Birileri Uzaklardan Gelip Gideni\nNe Yolcular Bıkar Bu Gidişten Nede Tren\nEn Çok Heyecanlanan O garda Bekleyen\nYolculuk Biterken Son Durakta\nHayat da SON bullacaktır O Meçhul Durakta\n\nKim Bilir Bitirmek İstediğin Yolculuk\nElinde Değil Senin Görevin Kulluk\nYönü Belli Olmayan Hayat DENEN YOLCULUK\nEn Son Beklenen Yere Gidersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Fatih Çetinkaya",
        "poem": "\n\nsebepsiz fırtınalardan arda kalan \nyıkıntılar kadar boştur hayat,\ndeğersiz yaşayanlara.\nsevgisiz yaşayan insanların\nboşluklarında ilerleyen bir yoldur hayat,\namaçsız yaşayanlara.\nve yaşamaya çalışan her insan için\nbir bekleme vaktidir hayat,\nhayata atılmak için.\n\nbir kumardır hayat,\nkaybedip tekrar kazanmak için.\nbir adımdır hayat,\numudu yakalamak için.\nsigara uzatan bir dosttur hayat,\nen aptal dostlarını silmek için.\nadım attığın yoldur hayat,\nayakların kırılsa bile.\nbir yalanda uzaklaşmaktır hayat,\nen doğruya inat.\nve kendin için en doğru olanı yapmaktır.\n\nbir sefilin nefes kokusudur hayat,\nzengin sofralarına ders olsun diye.\npalavradan da olsa güzeldir hayat,\nbir umut yaşamak için.\nçok sevdiğin bızı dudaklarından öpmektir hayat.\nsevdiğini söyleyemediğinde,\nburun deliklerinin dahi sızlamasıdır hayat.\nbir inanç uğruna ölmektir.\ndamla damla hüzün çekmektir hayat.\ngidesin olmasa da bir sona doğru\nkoşa koşa gitmektir.\nduygularına hakim olamadığında,\nçığlık atarcasına bağırmaktır hayat.\nve bütün dertlerini bir kağıda yazıp,\nboşluğa salıvermektir hayat.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Meral Çetinkaya",
        "poem": "\n\nEy  şaşkın zamanın tohumu,\niçimde yeşeriyorsun bilesin bunu...\n\n27.01.1997 23:15  İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Bekir Alim",
        "poem": "\n\nHayat aslında bana birçok şeyi öğretti\nYa sevip sevmemeyi, ya sevip ağlamayı\nKopan bir fırtınadan dökülen damla yaştan\nKadere boyun eğip, karalar bağlamayı\n\nOysa hayat çok güzel derdi Dedemle ninem\nOysa ne kadar katı nasılda acımasız\nBen böyle olduğunu nasıl ve nerden bilem.\n\nHayat aslında bana dert çekmeyi öğretti\nSızladı içim dışın sevdiğimi görünce\nDediler bu nasıl iş var mı yolu yordamı\nDedim korkarım böyle, ağlarım hep sessizce\n\nOysa hayat çok güzel derdi Dedemle ninem\nOysa ne kadar katı nasılda acımasız\nBen böyle olduğunu nasıl ve nerden bilem.\n\nHayat aslında bana hasta olmayı öğretti\nBir gün iyiyim desem bir gün düştüm yatağa\nSızım var sızlar amma tabipler çare değil\nBu yüzden sitemim var aşk denen bu batağa\n\nOysa hayat çok güzel derdi Dedemle ninem\nOysa ne kadar katı nasılda acımasız\nBen böyle olduğunu nasıl ve nerden bilem.\n\nHayat aslında bana taş olmayı öğretti\nNe zaman sevdim desem hasreti sardı beni\nGözlerime yaş dolup dalarken enginlere\nİçin, için titrerim, unut sen beni derse\n\nOysa hayat çok güzel derdi Dedemle ninem\nOysa ne kadar katı nasılda acımasız\nBen böyle olduğunu nasıl ve nerden bilem.\n\nDurdum baktım etrafa dedim ey toprak ana\nArtık hiç güvenim yok hiçbir kula insana\nNe acılar gösterdi insafsız zaman bana\nBu can cananı bekler sarıp sarmalasana\n\n22.04.2004 PERŞEMBE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Berker Yücetürk",
        "poem": "\n\nHayat okyanusun dibinin görünmesi gibidir okyanusu kirletirseniz berraklığı gider hayat ta böyledir yaşamayında ne güzelliği ne berraklığı kalır ama yaşamk gerek yinede hayattır konuşmak sevmek aşık olmak herşey hayatın bir parçasıdır hayatta iyide vardır kötüde vardır fakat sadece iyi olsa dünya barışı için savaşsak hepimiz kardeş olarak geçinsek olmazmı aradan böyle kötüler çıkmasa iyiler susmasa dünya dünyalıktan çıkmasa aşkı hayatı mutluluğu yaşasa herkes olmazmı olmuyor....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Durdu Yüce",
        "poem": "\n\nHayat; Bilmem sen nasılsın? Sana şaşarım! \nBilmezmisin senin için ne çileler yaşarım\nDesenki ben çiçek, dağlar ardında açarım\nDeğil dağlar, senin için çölleer aşarım\n\nDerbeder olmuşum saçlarım tarumar\nGeçti gençlik ahh ah, ağaar saçlarım ağar\nHayatta sana olamaz ise kimse yar\nMecnun kerem gibi gez diyaar diyar\n\nSor, şu ağaran saçlarıma anlatsın beni\nO gençlik, o bahar gelirmi geri? \nBak; o eski günlerimin varmı eseri? \nBeni güldürmedin hayat  ama, severim seni.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Ali Ekber Hırlak",
        "poem": "\n\nBazen sazın telinde bir türkü \nBazı cin kurnaz bir tilki \nBazende süpriz olur gel gör ki \nHayat hayat herşey bayat \n\nTatlı başlar,bütün aşklar \nGözlerde yaş dilde taşlar \nGelir geçer bahtsız şanslar \nHayat hayat herşey bayat \n\nÇeker çeker dayanırsın \nDert küpüne boyanırsın \nHayat yalan aldanırsın \nHayat hayat herşey bayat \n\nKuruyan bir yaprak dalı \nYıllarca bastığın halı \nGün gelecek musalla salı \nHayat hayat herşey bayat \n                       27.07.2007 \n                       Ali Ekber\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Kemal Tağa",
        "poem": "\n\nHayat\nHayat\nBazen gülmek,sevmek\nVe sevilmek değildir ki\nYemek,içmektir\nNefes almak\nYürümektir hayat.\nBazen de,\nÖzlemektir\nDostlarınla buluşmak,\nDerdini paylaşmaktır.\nBazen de hayat\nDuygularını acı ile\nBazen de neşe ile\nYaşamaktır.\nHayat bazende\nÖyle bir şeydir ki\nSonsuzluktur,\nYok oluştur,\nHep susmak,\nKonuşamamaktır,\nSevdiklerini\nBir daha görememek,\nHer şeye veda etmektir.\nYani hayat\nBazende ölmektir,\nAma ölüm\nNe bazendir\nNe başka bir şey\nBir bedenin\nBir hayatın\nNoktasıdır\nÖlüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Cafer Sarıtaş",
        "poem": "\n\nbiz baba parasıyla malbora içemesekte kendi paramızla alasını içeriz biz diskolarda rep yapamasakta misketde \ngüzel oynarız biz top sakal zibbo çakmak rugan ayakkabı güneş gözlüyü ile kız peşinde koşmasakta duyguların en yogununu yaşarız biz sevdikmi allahına sildikmi ölümüne kadar sileriz kardeş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Ersin Başeğmez",
        "poem": "\n\nDilsiz hayat geliyordu\nEllerin yılan dili\n\n\n\n    28 TEMMUZ 07  21:40 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Ahmet Bögün",
        "poem": "\n\nHayat benzer bulmacaya \nBölünür harfe heceye \nBir gündüze bir geceye \nBugün varsın yarın yoksun \n\nÜzülme ki üzmeyesin \nÇile cefa bilmeyesin \nBirgün eyvah demeyesin \nBugün varsın yarın yoksun \n\nDostlukları kesmeyelim \nİnsanlara küsmeyelim \nMutluluklarda gülelim \nBugün varsın yarın yoksun \n\nAHMET daha ne söylesin \nSevgidir gıdam bilesin \nDilerim her gün gülesin \nBugün varsın yarın yoksun \n15-06-1998 \nRİZE \nAHMET BÖGÜN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat - 7",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nhayat dediğin\nödenmesi gereken bir diyettir\nistediğini elde etmek için\nher seferinde\nhep bir şeylerden vazgeçmen gerekir\n\n21 Haziran 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Süleyman Demir",
        "poem": "\n\nadam koştu bir ömür\ndağlar aştı! \nçöl geçti! \ndalgalarla,denizlerle güreşti! \ntam uzanıp tutacakken güneşi; \n\ngün batımı yetişti...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Rüya",
        "poet": "İlyas Memiş",
        "poem": "\n\nDoğduk, büyüdük, öldük... Yaşamış olduk güya,\nSonsuzluk gecesinde, hayat bir anlık rüya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Ahmet Güngör",
        "poem": "\n\nSözüm bayat, sevgim bayat\nBana neden iyi davranmıyorsun hayat. \nSeninle ben akran değiliz fakat \nAklım papatya \nAklım sevgilim \nVe aklım sana da sevgilim papatyaya da daha başat\nEy hayat\nBeni buradan  ya kurtar ya yara at\n\nKarda yürürüm izim belli olmaz \nSusarım sustukça sertleşir hayat \nEy hayat \nYa yeni bir sanat yarat \nYa bu yazılanları çöpe at\n\nIşığa güneşe falan gerek yok \nAyağıma gölgemi kendim bağlarım \nSen üzülme hayat \nBen üşüdükçe büyürüm \n\nÜzülme, yalnızca hatırlat \nHatırlat ki içten içe büyüsün \nHer gece \nBu gülgün bu başat yürek \n\nEy hayat \nYa onu bana yar \nYa da beni azad et.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Zekeriya Terzioğlu",
        "poem": "\n\nHayat yaprağı dibine düşmüş bir deli meşe,\nHayat davet etmektir, bir cengaveri  güreşe.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Nilay Öcal",
        "poem": "\n\nHayat bazen bir deniz\nYa da sandalların bile uğramadığı bir liman\nKimi zaman rüzgarla savrulan bir yaprak\nKimi zaman baharı bekleyen kelebek\nBazen düşlediğimiz gelecek\n\nHayat bugün\nHayat şuan ya da yarın\nO acılar içinde kahredişler\nKimselerin silmediği gözyaşları\nHayat aşk\nHayat sevebilmek ölesiye\nHiçbirşey beklemeden sevmeyi öğrenmek\nHayat gülümseyebilmek\nVe, gülümsetebilmek\n\nHayat kocaman bir bavul\nBir kazak daha sığdırmaya çalıştığımız\nBaşkasının seçtiği bir kitap gibi\nOkumasak da atmaya kıyamadığımız\nHerkes değerli diyor diye\nBaş köşede sakladığımız\n\nHayat,\nKör kuyunun dibinde açmış kimsesiz çiçek\nGüneş'e\nYeşile\nYağmura hasret\n\n(Pulsuz Mektup/Etki Yayınevi/2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Semra Irmak",
        "poem": "\n\nHayat bazen yağmurda ıslak ıslak\nSevişen aşıkarı anlatır\nBazen gereken ayrılıkları\nBazen hayat; yalnızlığı anlatır\nBazen; hayal kırıklığını \nHasreti,öfkeyi,acıyı,tatlıyı anlatır\nHayat sevmeyi\nEn önemlisi de sevebilmeyi anlatır\nHayat aşkını resme çizmeyi\nÇizdiklerini sevdiklerinle paylaşmayı anlatır\nHayat bu; öyle bişey ki! \nAnlatmaya kelimeler yetmiyor\nAşkın bittikten sonra\n  Kısacası hayat; \nBedeninde ve yüreğinde kalan\nAcıyı,ızdırabı,hasreti\nEn çok koyanıda  yapamadıklarını anlatır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Melis Morsallı",
        "poem": "\n\nHayat\nAl işte sana hayat\nYa da hayatlar diyeyim ben \nDerin bir nefes alarak içime\nSonra nefesimi bırakıcam\nKısa kısa\nKısacık hayatlardan bahsedeceğim şimdi,\n\n*Yaşlanmış iki insan\n*Ömrü aynı adam ya da aynı kadınla geçmiş iki insan\n*Bakkal alamamış parasını kapatmış dükkânını terk etmiş evini\n*Ödeyememiş bir adam satmış tarlasını baba toprağını belki de\n*Genç kadın bedenini tanımadan satmış başka bir adam değişik hayatlara\n*Çocuk görmemiş bir kadın, belki de bu yüzden yüzü küskün güne\n*Terk edilmiş yaşlılar, kendi ailelerini kurmuş –tek kişilik-aile\n*Küçük kız ne için takas olduğunu bilmeden neye bedel ödediğini bilmeden isimlerini bile kendi koyamadığı çocuklarının anası olmuş\n*Okumamış boyacı çocuk. Siyah gözleri ile önünden geçen renkli hayatlara bakıyor caddede\n*Köşedeki çiçekçi yanında çocuğu ile büyüyor kendisine bir demet hediye edilmeden\n*Ellerinde hayatın çizgileri kazınmış kadın para dileniyor\n*Yeni doğum haberleri \n*Sonra ölüm\n*Daha geçenlerde bir kız çocuğu babasının başında hayata ağlayarak bakıyordu\nDaha nice hayatlara rağmen\n*Sürpriz partiler\n*Alabildiğine harcamalar\n*Bugün – bugünlerde bu sevgililer günü için alabildiğine uç kutlamalar\nHayat….\nVs.vs.vs.\nŞubat2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Abdil Burhaneddin Akkaya",
        "poem": "\n\nHayat omuzlamaktır âdemoğluna biçilen zamanı\nHayat damla damla biriktirmektir kayıpları\nGözyaşına saklamaktır tüm ayıpları.\nVe hayat\nNasır izlerine resmetmektir yaşanmışları.\n\nPisa/İtalya Aralık 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Sibel Çebi",
        "poem": "\n\nBak,\nHayat pencerenin dışında\nAç,\nHayat kapının ardında\nYürü,\nHayat sokağın ucunda\nKarış kalabalığa dolaş\nİşte gerçek hayat burda..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Kazim Öztürk 2",
        "poem": "\n\nHayat bir yolculuk,\nDünya bir araç,\nKimi iner, kimi biner.\nHızını kesmez araç,\nKimi gelir, kimi gider.\nİlk durakla, son durak,\nİkisi arası bu seyahat,\nKiminin seyahati uzun,\nKiminin kısa ve hüzün..\nİlk durakta binen de,\nArada inen de,\nBu yolculuğun tadını bilir,\nHayat, kimine göre tatlı,\nKimine acı gelir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Salih Şahbaz",
        "poem": "\n\nYılların çınarı Babam, bu gün hasta\nDünden kalma hüzün, dolanır başta\nÜşüyorum, her yanım,titriyor yasta\nNe olur yeter, gelme üstüme hayat\n\nHastane acilinde, atıyorum  volta\nBaba dostu yaralı hanımı kolda\nKardeşim kaza yapmış, karakolda.\nNe olur yeter, gelme üstüme hayat\n\nAnam boynum bükmüş bakıyor \nBabam yorgun düşmüş yatıyor \nHayat yalan içinde hüzün satıyor \nNe olur yeter gelme üstüme hayat\n\nAllah birdaha keder dert vermesin\nHüzünler kimseye üst üste gelmesin\nRabbim cümlemize  hayırlar eylesin\nNe olur yeter gelme üstüme hayat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Osman Demircan",
        "poem": "\n\nBazen hayat seni seninle veya başkasıyla sınar \nBazen yüreğine yüklendikçe yüklenir durmadan \nBazen falyansa düşen gölgene tecavüze kalkar \nOrman dahi olsan hayat kalbini dal misali kırar \n\nHer şey sana dokunur çok korkmuş olsan dahi \nSana devamlı hazmedemediklerini servis yapar \nMiden bulanır elem veren ne varsa önüne koyar \nOrman dahi olsan hayat kalbini dal misali kırar\n\nZeki olsan ne çıkar aptal gibi yaşadıktan sonra \nBu hayat hiç durmadan aklını ya da fikrini zorlar \nKendi değerlerinle seni haince vurmaya kalkar \nOrman dahi olsan hayat kalbini dal misali kırar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Handan Baytekin",
        "poem": "\n\nHayat hem güzeldir hem acı\nBazen güldürür mutluluktan\nÇoğunlukla ağlatır acıdan\nHayat yinede güzeldir\n\nHayat güzeldir Sevmesini bilirsen\nGüzeldir acıyı olgunluğa çevirirsen\nHer acı ve güzelde rabbini görebilirsen\nİçindeki ışığı söndürmessen\n\nHayat bazen yaprak dökümü'dür\nKaybettirir sevdiklerini\nHissettirir ölümü,gösterir gerçek yüzünü\nKor gibi yakar yüreğini\n\nHayat kimi İnsan oğlunu sınar\nŞımartır,dağları yarattırır\nUyutur tozu dumanı attırır\nUyandırdığında çöplerde ekmek aratır\n\nHandan Baytekin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nÇerçevesi çizilmiş resimler gibi hayat\nÖzgürlük alanları sınırlı ne yaparsan kabahat\n\nSınırlar içinde özgürlüğü tatmak istersen\nKapı kulu olman gerekir en iyisinden \n\nYa da çıkıp insanlar üzerine kerevetine \nSoyunman gerekir baskınca efendiliğine \n\nBir tatlı hayal özgürlük insana \nBireyci, çıkarcı olmazsan gelmez insana\nKapılırsan dünya hırsına\nAl kuzum ver kuzum çıkarına \nEngelleri aşarsan hırsınla \nTanımazsan insan haklarını insanca\nÖzgürsündür artık kendi aklınca\n\nYok, hırsın yoksa dünya adına \nSorumlulukların varsa insanlık adına\nÂşıksan hak ve adalet kavramlarına \nBütün bu güzel şeyler engeldir sana \nBağımlı kalırsın sürekli onlara \nAklınca özgürlük kalır baharlara \n\nSınırsız özgürlük yoktur dünyada \nSınırlıdır insan iyi kötü kavramlarına \nÜstüne gelecek adına hayaller kurduğunda \nKendi özgürlüklerini daraltır varamazsın farkına\n\nHayat garip gelir kurulan mantıklarla \nRasgele anları çoktur, tutuklar kurallarıyla \nBir şey yapamazsın istesen de umutsuzca \nKeşkilerini çoğaltırsın çoğu kez şuursuzca\n\nAklınla bin yaşadın sen güya \nAklımla bin yaşadım ben güya\nBoğulurken aklın çelişkiler yumağında \nYazılır hayat habersizce kendi kuralında\n\n07.10.2010 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Emine Afşin",
        "poem": "\n\nHayat öyle garip bir canavardır ki\nBazen mutluluk üstüne sevinç\nBazende üzüntü üstüne depresyon ve\nBazende küçük yasam mücizeleri üstüne\nKabus ve hüzünlü yasam sonu verir ve \nYine hayat öyle acımasız ki\nTüm acımasızlığın ve zalimliğin üzerine\nZaman tüm hızıyla akıp giderken\nHep içinde o buruk tebessüm ve\nYaralı yüreklerle dolu bir hayat var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Bahattin Çakmak",
        "poem": "\n\nHayat bu işte\n\ntutulduğumuz dallar değil\nrüzgar\numutlarımız sade bir hayal\nyaşantımız sadece rüya\n\nhayat\nbu işte...\n\nistediğimiz gibi\noynamayan bir dizi\nkabul edemediğimiz bir rol \nsonları hep kötü biten bir sinema filmi gibi\ngece yarılarında...\n\nhayat\nbu işte...\n\nKan revan gözlerde bitmeyen bir umut \nıslıklar eşliğinde\noynanan tatlı bir oyundur\nhayat\nsessiz gülüşleriyle... \n\nhayat bu iki dize de doğup\ntek cümlede yok olan\n\nhayat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat...",
        "poet": "Serhat Aksungur",
        "poem": "\n\nHuysuz bir attır aslında aldından kayıp giden\nAsırlar verilse de hep eksik satırlar kalır\nYalnız kalmaktan mı yok olmaktan mı bilinmez\nAdamın içini mor yağmur gölgesi alır\nTarifi mi, üç noktada saklıdır, edilmez\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Mehmet Demirkapı",
        "poem": "\n\n'ben seni unutmak için sevmedim'...........\nşarkının devamıdır hayat\nhayat,gözlerinde nemdir\nbir soluktur ciğerlerinde\nçek çek çek \nyani çektiğin kadardır hayat\nfotoğraf makinasının objektifi de olsan\nbir gün yorulur hayat\n\nbir göz olur\nbir eşik olur\nbir kapı olur\ngeçilir,gider hayat\n\nİzmir.07.10.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Pelin Çakmak",
        "poem": "\n\nMerhaba herkese, \nBugün nasılsınız? hmm anlıyorum evet.kiminiz mutlu kiminiz umutlu kiminiz heyecanlı kiminiz umutsuz kimimiz mutsuz…görüyorsunuz hayatın binbir türlü hali var..bugün mutlu olanlar dün mutlumuydunuz ya da ondn önceki gün.bugün mutsuz olanlar dün mutsuzmuydunuz ya da ondn önceki günler..umutsuz olanlar dün umutsuzdunuz peki yarınlarında umutsuz oldugunu nerden biliyorsunuz..herzaman umutlu olanlar mutsuzken bile gülebilenler çaresizken bile umudunu yitirmeyenler çok dogru yapıyorsunuz herkes keşke sizin gibi olsa…hak veriyorum aslında pes edenlere..yorulup bırakıyorsun artık kendini..hasta olmasanda bi yerlerin agrıyor mutlaka nedensizce..hiçbirşey olmasada o gün geçmişin verdigi eskdie kalmıs yaralarımız mutsuz kılıyor bizi..ya da her şey çok güzel giderken hayatın alt üst oluyor bigün ne yapacgını bilemiyorsun yıgılıp kalıyorsun işte hayatın darbeleri..bazende en umutsuz en mutsuz anınızda bi mucize gibi bir şey yaşanıyor ve sizi mutlu etmeye yetiyor..buda hayatın acılarının arasında kattıgı mutluluk bize..arada acıyor galiba hayat bizlere..hayat hiçbir zaman bitmiş degildir beklide her yaptıgın yanlıştan sonra yeniden dogruya başlamaktır hayat,yaptıgın yanlışı birdaha yapmamak ve izini ömür boyu tasımaktır hayat..hayat sana her zaman yeni bi şans vermeyebilir genellikle vermezde zaten..o bi keredir bir kere olur yaşanır ve biter yaptıgın hatayı pişmanlıgı geriye dönüp düzeltemezsin en acı yanıda bu olsa gerek..sadece tek bir çaren vardır bir daha aynı tuzaga düşmemek..hayatı anca düşüp kalkarak ögrenebilirz herhalde..yoksa başka türlü tanıyamayız onu..en iyi insan bile olsan çok fazla iyilikte yapsan mutlaka bir darbe sanada gelecekki sende şimdi yapmasanda ilerde yanlşılar  yapma diye bi önlem alır hayat sana karşı..dünyadan bir insan daha eksilmesin diye beklide bu darbeler tabi kurunun yanında yaşta yanıyo iyi insalrda bu darbelerden nasibini alıyor.\n\nNe olursa olsun yıkılma korkma ayakta dur koşma emin adımlarla sadece hızlı yürü düşün ama karar ver ama dogru ver  düş ama kalkta..sev ama acıtma..ağla ama umudunu yitirme..inan başar çalış yeterki pes etme…işte belki ozaman hayata karşı bir sıfır galip gelirsin.! ! ! !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Erdem Uçan",
        "poem": "\n\nNe kadar sıradan, yaşanılan şu hayat.\nDoğumdan ölüme insan, yarınsız ve bedbaht.\nÇıkmaz yol, çıkmaz yoksulluk, bu nasıl bir baht.\nMilyonlarca yıldır; Milyarlarca insanın\nHayatları üstüne kurmuşlar taht.15.08.11\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Asi Ayşe",
        "poem": "\n\nBir şeyler yazdık da yaşayamadık\n Şu yalan dünyayı paylaşamadık\n Kaçtık da ardında yetişemedik\n Hayat ne kadar garipsin ne kadar zalim\n\nŞimdi bakar dururum o nasırlı ellere\nTaş olmuş merhamet yok kilitli yüreklere\nKorku salar el kadar küçücük gönülere\nHayat ne kadar garipsin ne kadar fani\n\nNe dünü ne bu günü nede yarını\nPişman etin çile verdin hep peşinden geleni\nŞehit verdi kınası elinde kalan gelini\nHayat ne kadar garipsin ne kadar hayin\n\n Zengin fakir dedik gülüşemedik\nYetimin malını bölüşemedik\nDünyayı boş ver kul olmak için bile yarışamadık\nHayat ne kadar garipsin ne kadar yalan\n\nBir zamanlar konuşurdun şimdi susuyon\nSağına soluna ahkâm kesi yon\nHani sen haklıydın şimdi neden küsü yon\nHayat ne kadar garipsin ne kadar haksız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "İsa Güzel",
        "poem": "\n\nHayat keder ıstırap ve çiledir gördüğüm,\n\nGerçek saadet surur ALLAH-A kul olmakta,\n \nŞu zaman şeridine atılmış bir kör düğüm,\n\nVe şu sanatta gerçek sanatkarı bulmakta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Oktay Çöteli",
        "poem": "\n\n\nBir çocuk gördüm\nYeni doğmuş\nBir çocuk gördüm \nEmekliyor\nBir çocuk gördüm \nYürüyor\nBir çocuk gördüm\nOyun oynuyor\nBir çocuk gördüm\nOkula gidiyor\nBir genç gördüm\nAsker olmuş\nBir adam gördüm \nBaba olmuş\nBir yaşlı gördüm\nDede olmuş\nBir de duydum ki\nO insan meşhur olmuş\nOmuzlarda taşımışlar\nLakin alkışlamamışlar\n\n21.1.1989\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Ekrem Bozkurt",
        "poem": "\n\nDevasa gökyüzü ekranından\nDizilerini izler Tanrı…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Wilhelm Reich",
        "poem": "\n\nBinlerce yılın bakış açısından\ngörebiliyorum seni, \nbinlerce yıl geçmişten ve  binlerce yıl gelecekten \nbakıyorum sana.\nKendinden korkma duygundan \nkurtulmanı istiyorum\nDaha mutlu \nve daha insana yaraşır \nbir yaşam sürmeni istiyorum.\nKasılmış bir beden yerine, \ncanlı, yaşayan bir bedenin olsun istiyorum; \nçocuklarından nefret etmek yerine \nonları sevmeni, karına, \nevlilik gereği, \nişkence yapmak yerine \nonu\nmutlu etmeni istiyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Sami Çiftçi",
        "poem": "\n\nÖlümün varisi ey hayat\nZamana mahkûm dizeler\nErimeye mahkûm karlar\nDoğmaya mecbur güneş gibi\n\nÖlümün varisi ey hayat\nTadına doyum olmayan kavalın ezgisi\nSabah sönmeye mahkûm yıldızlar\nİdam sehpasında söylenen son sözler gibi\n\nÖlümün varisi ey hayat\nNe kadar anlamlı ve kısasın\nKelebeğin kursağında kalan hayatı\nEn mahsum ilk sevgili gibi\n\nÖlümün varisi ey hayat\nEn güzel yalnızlık şarkısı\nÇok geç gelen ilkbahar\nKaranlığa mahkûm aydınlık gibi\n\nÖlümün varisi ey hayat\nÇiçek açmadan kuruyan tomurcuklar\nÇatlamış toprağı doyurmadan duran yaz yağmuru\nDünyaya gözünü açmadan ölen bebek gibi…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Deniz Sabah",
        "poem": "\n\nBir avuç papatya belki hayat kopan her yaprağıyla cılızlaşan\nTopraktan alan rengini yağmurlarla aklaşan\nKızıllaşan Güneş belki hayat gün batımı\nYarı uykuda yarı uyanık tutunan gökyüzüne\nBir masal,bir roman belki hayat\nAdı kendinde  bulanıklaşan\nMevsimleri,karı,yağmuru,Güneş’i olan\nBir gölge belki de hayat\nRengarenkken ve renksizken soluklaşan\nSoluklaştıran ucuz ve zamansız\nBırakmayan en istenmedik anlarda bile\nTutunan yorgun bedenine\nBir zaman  sadece belki hayat\nNeden ve nereden geçtiğini anlamadığın\nBir umut belki de\nAvuçlarını uzatıp tutmaya çalıştığın\nBir toprak belki de çiğnendikçe katılaşan\nKaya kimbilir belki vurdukça ufalanan\nDağılan,parçalanan\nHayat her şey belki de adını içinde bulan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Ahmet Aksoy",
        "poem": "\n\nÇalı, diken, çimen hayat\nÇimen gibi çalı gibi \nDiken gibi hayat.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Yemliha Yıldırım",
        "poem": "\n\nBir dağ gibidir hayat\n Sonu görünmeyen,bulutların arasında \n Bir dağ gibidir. \n İnsan sanarki; \n Bu dağ bitmez,bu zirve ulaşılmaz.\n Bir gün; Birde bakarki\n Ulaşılmaz sandığı,\n Bu dağın zirvesinde.\n İşte o an durur ve bakar\n Tekrar dönmek,inmek ister\n Ama nafile \n Bu dağ bitmiştir burda.\n Yani hayat; \n Hayat son bulmştur burda. \n Ve artık yolun sonudur\n Yoktur geriye dönüşü.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Hayati Yavuzer",
        "poem": "\n\nBir akış var, gidiyor hava, toprak, ateş su\nGittikçe uzaklaşır gülün güzel kokusu\nHayatı anlamadık, hiç tadına varmadık\nBelki de sonundadır bir mutluluk uykusu\n\n(10 eylül 2002/Üsküp)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Murat Aslanyürek",
        "poem": "\n\nHayat,  dolu bir su bardagına benzer\nAcele içersen,\nBardagı tekrar doldurma şansı olmaz\n\nHayat,  bir sevgiye benzer\nEger gerçekten sevmeyi biliyorsan\nElbet gelir sana bir yar\n\nHayat, bir çiçege benzer \nİçine tuz buz olursan\nHemen solar\n\nHayat, açmamış bir goncaya benzer\nYapraklarını tek tek koparırsan \nGünlerin güzel geçer\n\nHayat, bana benzer\nYüregi sıcak dolu \nİçinde binbir bilmecesi bulunan\nMasum çocuk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Mustafa Duyar",
        "poem": "\n\nYaşadığın günler boşa geçmesin,\nTertemiz amelin günah seçmesin,\nÖmründen sevabı şeytan biçmesin,\nBugünden hazırlan sual gününe.\n\nŞeytana uyupta günah işleme,\nKibirlere dalıp yalan söyleme,\nBu dünya zevkiyle gönül eğleme,\nSağiken hazırlan  sual gününe.\n\nHayatı yaşarken sevapsız durma,\nTemiz amelini günaha yorma,\nKinlere dalarak kalpleri kırmam.\nÖlmeden hazırlan sual gününe.\n\nKazandığın malı israf eyleme,\nDünya mallarına aman güvenme,\nMalla mezara konmayı dileme,\nKabrinden hazırlan sual gününe.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "Arzu Çetin Ermiş",
        "poem": "\n\nHayat bir tebessüm\nKahkahaya dönüşmeyen\nBir parıltı gözlerde, yedi rengiyle\nAğlamak bazen kimseye görünmeden\nBelki paylaşmak öylesine biriyle\nAdını dahi bilmeden\nHayat bir çocuğun elinden tutmak\nVe kucaklamak kimsin demeden\nSoğuk kış gecelerinde\nMinik bir ressamın portresi olmak\nBazen bir ateş çevresinde oturmak\nSokaklarda dolaşmak açlığını bilmeden\nEn iyi cami avlusunda ihtisas yapmak\nAyakkabı boyamak, mendil satmak\nHayat bazen, her çocuğu bir bir yaşamak\nGülüp geçmek değil bir bahşişin ardından\nİzlemek hiç hiç değil oturulan koltuktan\nHayat yürümek\nYa da koşmak inadına\nBir saatlik karlı yollardan varmak okuluna\nAnne şefkatinde ısıtmak\nIslak ve çıplak ayaklarını\nHiç bahçe görmeden işlemeye koyulmak\nHektarlık toprak yığınlarını\nHayat, işlemek bir bir çocukları\nKelebeklerle karşılamak yarınları\nBir minik gülüşe feda etmek dünyaları\nBir yüreği yaşatmak\nZorlayıp tüm imkânları\nSilebilmek göze-gönle dolan yaşları\nHiçe sayıp göbek çatlatan kahkahaları\nHayat içten bir tebessüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hayat",
        "poet": "Mehmet Yücel",
        "poem": "\n\nVurulmuş bir yavru ceylandır, karlı dağların birinde hayat.\nFırsat dalına tünemiş siyah bir akbaba'dır derinde hayat.\nYitmeye mahkum edilmiş sevgi ve dostluk kirinde hayat.\nBulut verip yağmur vermeyen hayat, gözü görmeyen hayat.\n\nCayır cayır yanan bir orman misali, esen yellerde hayat.\nRuhsuz kalplerde, nursuz yüzlerde, ıssız çöllerde hayat.\nHece hece, cümle cümle, avaz avaz, yanık dillerde hayat.\nAğaç verip meyve vermeyen hayat, akıl ermeyen hayat.\n\nRüzgarsız dalgada, başaksız tarlada, akılsız başta hayat.\nGülen gözlerde, dostlukta, sevinçte, savaşta, barışta hayat.\nAçılan kapılarda, geçen yıllarda, bir amansız yarışta hayat.\nSilah verip mermi vermeyen hayat, beni dermeyen hayat.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat'a Tutunmak..(Deneme)",
        "poet": "Nilgün Öztürk",
        "poem": "\n\nAcı-tatlı; sevinç-keder\nHava ile su gibi...Yadsınamaz..Onlar olmasa hayat olmaz....İnsanlarda insan olmaz...Öyle yaratmış Rabbim...Düzen öyle kurulmuş\nHani çok neşelisinizdir bazen; söz vermişsinizdir kendinize ''inadına tutunmak hayata''Gidenleri; ölenleri; mutsuzları; mutsuzlukları; elinizin tersiyle itersiniz bir kenara..Kovmaya çalışırsınız beyninizin derinliklerinden düşünceleri...Ha gayret dersiniz..Ha gayret..Gün'ü yarıladık; akşama ha gayret....İşte tam siz bunları düşünürken; bir anda bir tokat patlar yüzünüzde en okkalısından...Şraak..Sersemlersiniz bir anda; sağınıza solunuza bakarsınız..Kim attı bu tokatı ya! Aman Allahım! Bu kim ya? ...Bu ne cüret dersiniz....Söz verdik kendimize bir kere...Şarkılara devam..Ha gayret..Kalk sil gözyaşlarını...Üzülme be! ...Boşver..Herkes yaptığından sorumlu..derken şraak.Bir tokat daha....Aaa! Bu sefer ki dost'muş, arkadaşmış ya! ....Olsun varsın olsun...Sen duygularınla varsın; doğalsın; içinden geldiği gibi yaşarsın; kırmadan kalpleri; yerle bir etmeden kuralları; kaybetmeden kendini...Sen...Sensin işte........\nHayat bu.......\n\nYorgunum...Çünkü yorgunluğumun yaşamak gibi bir anlamı var.Yine de yaşamaktan duyduğum mutluluğun tadına; düşmanlarım ulaşamazlar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Acı Babam",
        "poet": "Fatma Yalçınkaya",
        "poem": "\n\nSaçlarında solgun beyazlar\nGözlerinde yorgun bakışlar\nAklıma geldiğinde yüreğim sızlar\nHayat neden çok acı ki babam.\n\nKara gözlerimi senden almışım\nSen askerdeyken ben doğmuşum\nFeleğin zülmü ile yuğrulmuşum\nHayat neden çok acı ki babam.\n\nBilmem nasıl ödenir ki hakkın\nAlın terine haram katmadın\nDaha çok küçükken yetim kaldın\nHayat neden çok acı ki babam.\n\nKalbimde ki marazıda senden almışım\nSessiz içten içe hep yanmışım\nYüzüme mutluluk maskesi takmışım\nHayat neden çok acı ki babam.\n\nSen hep düşünürsün beni\nBilme sakın içimde ki derdi\nÜzülürsün diye dilim söylemedi\nHayat neden çok acı ki babam.\n\nGelir bahar açmaz gülleri\nVatan oldu bana gurbet elleri\nUzaktadır hep sevdikleri\nHayat neden çok acı ki babam.\n\nSeni görmeden ölürsem eğer\nŞahidimdir yerler ve gökler\nBu can seni çok sever\nHayat neden çok acı ki babam.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Acılarla Dolu...",
        "poet": "Hüseyin Yanmaz",
        "poem": "\n\nBoynumuz kıldan ince dedik\nBütün ağır yükü boynumuza aldık\nBu dünyaya çile çekmeye geldik\nBöyle kader olmaz olsun\n\nHayat boyu ne acı günler gördük\nNe güldük ne sevindik \nNe kötü kadermiş her gün üzüldük\nBöyle kader olmaz olsun\n\nKaderimde var mıydı \nSenden ayrı kalmak\nBu nasıl kader anlayamadım\nBöyle kader olmaz olsun\n\nHuzurum yok sen olmayınca\nArtık yaşamak istemiyor \nSensiz benim bu bedenim\nBöyle kader olmaz olsun\n\nNe zor şeymiş bu ayrılık\nSensiz bu hayatta olmak\nİster miydim senden ayrı kalmak\nBöyle kader olmaz olsun\n\nBiliyorum dersin şimdi bana\nÇare değil bundan sonra ağlamak \nÖyle zordur ki senden ayrı kalmak\nBöyle kader olmaz olsun\n\nSensiz yaşamak ölümden beter\nÖldürüyor beni sensiz yaşamak\nGünlerim hep acılarla dolu geçiyor\nBöyle kader olmaz olsun\n\nGeçmek bilmiyor günlerim seni benden aldılar \nFelek vurdu bana kaldım ben sensiz\nYetmez mi artık bunca acı çekerim ben sensiz\nBöyle kader olmaz olsun…\nHüseyin Yanmaz\n10/06/2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat  acı  bir  paprika",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nGördüğümden  gözüm  yandı\nağlayamadım\npek  içlendim içim yandı\nözüm  yandı\n\nne de olsa onlar  yabandı\ngördük  unuttuk\nduyduk  unuttuk\nbu  nasıl  bir  zamandı\nbir  yanda  tıka  basa doludur  işkembesi\nöte  yanda  aç  Afrika\n\nHayat  acı  bir  paprika\nbir  yanda  masum\nMona  Lisa\nöte  yanda\nİsalar işkencesi\n\naç aç aç  Afrika\nkaldır  yüzündeki  perdeyi\ngörünsün  içinin akı\nsenin de her  insan  gibi\nher  millet  gibi\nvardır elbet  aklığında  küçük  bir  kara  delik\nseni de  yaratan Allah\n\nsana  kara  dedik\nyüz  çevirdik\ngünah ta işledik  üstelik\nsana kara  dedik\n\naç  aç  aç aç  Afrika\nkaldır yüzünden perdeyi\ngörünsün içinin aklığı\n\nbeyaza  boyanmıştır tuzu  kurudur\nkiminin \nsu değince  akar yüzünden sahte  boyalar\n\nsana  geldim\ngeliyorum  diyen kim  kimler oyalar\ndüşündün mü  hiç\n\nhem  iman ettik diyip  hem de\ninsana  yüz  çevirdik\nbiz  güya  yaratılanı  yaratandan  ötürü  sevdik\nhem iman eden\nhem de sana yüz  çeviren\ninsanların salaklığı\naç  yüzündeki  perdeyi\ngörünsün  içinin aklığı\n\nhayat  acı  bir  paprika\naç  Afrika\nbakıyor  kör  dünya  da\nyok muydu  seni  gören\nseni  duyan\nkıpırda\nvar olmalı  acilen\nsana karşılık beklemeden\nuzanan bir  el\n\nterkedilmiş  yalnız  bırakılmış  coğrafyan\nyok mu seni  bir  duyan\n\n16/Ağustos/2011/Salı/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Acı",
        "poet": "Oktay Purhan",
        "poem": "\n\n‘Hayat herkes için acı, çünkü benim dilediklerime sahip olmuş nice insanlar gördüm, onlar da mesut değildi’diyor Balzac..Evet aslında neresinden bakarsak bakalım hayatın özü bakımından acıdan başka bir şey olmadığını daha iyi anlayabiliriz..İnsanoğlu işte bu yüzdendir ki yüzyıllardır birçok şeyi tanrılaştırmış ve onun gölgesinde acılarının ölümden sonra nihayete ereceğine inanmışlardır. Ta ki peygamberler gelip daha büyük bir ilahi gücün olduğu mesajını verene kadar insanoğlu olur olmaz herşeye tapmak durumunda kalmıştır. Ben en çok inançsız insanlar için üzülürüm..Kendim için değil, onlar için rahatsız olurum..Herşeyin bu dünyada başladığını ve bittiğini düşünmek acının gerçekliği karşısında nasıl rahatlatır ki insanı.Tanrı’nın varlığına ve öbür dünyaya inanmak çekilen acıların bir nihayeti olacağını ve bunu büyük bir mükafatla ödüllendirileceğini düşünmek derin bir yaranın üzerine sürülen melhem gibidir.\n\nİnsanoğlunun hayatı anlaması ve doğru yorumlaması bazan çok zaman alır ve bazan da hiçbir şey anlamadan yolculuğunu tamamlar.\n\nArthur Schopenhauer hayatla ilgili şöyle der; .’ Hayatın birinci yarısı, mutluluğa karşı duyulan yorulmak bilmez bir özlem olduğu halde, ikinci bölümü acı dolu bir korku duygusuyla kaplıdır.Çünkü mutluluk denilen şeyin sadece bir kuruntu olduğu ve acıdan başka bir gerçeğin bulunmadığı farkedilmiştir artık. Aklı başında insanların, yakıcı zevklerden çok acısız bir hayata yönelmeleri bundan ötürüdür.Gençliğimde kapının zili her çaldığında kalbim sevinçle doluyor ve kendi kendime ‘oh ne iyi, işte yeni bir olay! diyordum.Ama yıllar geçip olgunlaştığımda her zil sesinden sonra şöyle düşündüm…Yine ne var! ..Evet aslında Arthur Schopenhauer’in bu düşüncesi herkesin zaman zaman düşündüğü türden şeyler..Ama bazan gözlerimizi kapatıp derin düşüncelere daldığımızda nasıl ki herşeyi bir kenara bırakıp yaşamın zevklerinden payımıza düşenleri almamız gerektiğini düşündüğümüz oluyorsa, bazan da gözlerimizi normalden daha çok açıp bütün yemişlerin ve zevklerin aslında küçük kandırmacalardan ibaret olduğunu kabul etmek ve acını hayatın içindeki en nihayet duygu olduğunu bilmek gerekiyor.\n\nAcı için söylenmiş birkaç sözle yazımı nihaytelendirmek istiyorum.. Mesela Cervantes’Bütün acılar azalır yeter ki ekmeğim olsun’ der.\n\nSenace ise şöyle der ‘Hafif acılar konuşulabilir ama derin acılar dilsizdir.\n\nBailey ise’ Hiçbirşey acıdan daha hızlı gelemez der..\n\nAcıyla ilgili bir de bizim atasözümüz vardır ki acıyı ancak başka bir acıyla yok edebileceğimizi buyurmuştur..\n'Acı acıyı bastırır.'\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Acımasız",
        "poet": "Süleyman Kaya",
        "poem": "\n\nsokaklardayım kediler gibi\nköpeklerle beraber\nbarbarca karıştırmaktayım çöpleri\nkutu kutu,poşet poşet yalamakta\nköpekçe,\nkedice\nkardeşçe \ngah havlayarak,gah hırlayarak\nÇöplükleri karıştımaktayım\nPoşetler,kutular mahküm etmiş \nseni\nbeni \nhayat acımasız\naşsız,\nüstsüz\nterkedilmiş,tiksinerek,öfkelenerek\nbakar,bakar haline\nkirlenmiş ellerine,yüzüne \ntekrar,tekrar bakarak \nUzaklşır,\nuyuzlaşır\nköpek muamelesi yaparak\nlüks otusunun tekerinden \nüzerine kirliliğini \nkirliliğini,pisliğini sıçratarak uzaklaşır\nsenden\nbenden....\nhiç acımadan,acımasızca sürüm sürüm sürükleyerek\nUzaklaşır,\nuzaklaştırır mutluluğu,hayatı,sevinçi yaşamı\nsenden.benden! \nHemde acımasızca! \n............\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat adamı oldum!",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\n“Rahat adamı değil! ”\n\nGaribin diye sen, dalga geçmiştin\nHer türlü acının, tadanı oldum\nKendine oyuncak, beni seçmiştin\nBak şimdi bir hayat, adamı oldum\n\nHor gördün yürekten, gerçek seveni\nBilmedin sevginin, sen kıymetini\nBana değil ellere, açtın kalbini\nBak şimdi bir hayat, adamı oldum\n\nYaşamak seninle, inan güzeldi\nKalbim ise çarpar, sana özeldi\nSanmıştım yaşamım, senle düzeldi\nBak şimdi bir hayat, adamı oldum\n\nSen şimdi gönlünce, git de yar yaşa\nVerdiğim emekler, çıktı ya boşa\nÇevirdin aşk dolu, kalbimi taşa\nBak şimdi bir hayat, adamı oldum\n\nElimde resminle, yaşıyorum ben\nGördüğüm umuda, koşuyorum ben\nİçince çıldırıp, coşuyorum ben\nBak şimdi bir hayat, adamı oldum\n\nBir kandil misali, söneceğim ben\nAşkından deliye, döneceğim ben\nSevgini kalbime, gömeceğim ben\nBak şimdi bir hayat, adamı oldum\n\nYollarda avare, dolaşıyorum\nHayalinle her gün, buluşuyorum\nResminle dertleşip, konuşuyorum\nBak şimdi bir hayat, adamı oldum\n\nGörürsen bir yerde, sakın acıma\nOrtak olamazsın, hiçbir sancıma\nBen bir yolcuyum yar, sorma hancıma\nBak şimdi bir hayat, adamı oldum\n\nDöndün ya verdiğin, yemin sözünden\nDerbeder oluşum, senin yüzünden\nAcıyı tanırım, artık gözünden\nBak şimdi bir hayat, adamı oldum\n\n \nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat ağacı",
        "poet": "Hikmet İşgüder",
        "poem": "\n\nKavgayı ağacın yapraklarına yaz,\nSon bahar gelsin.yapraklar kurusun diye.\nÖfkeyi bir bulutun üstüne yaz,\nYağmur yağsın,bulut yok olsun diye.\nNefreti karların üzerine yaz,\nGüneş açsın,karlar erisin diye.\nVe dostluk,ve sevgiyi,\nYeni doğmuş,bebeklerin yüreğine yaz,\nOnlar büyüsün,dünyayı sarsın diye.\n2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Ağacı",
        "poet": "Fatma Avan Özdemir",
        "poem": "\n\nUçurumun kenarında bir ağaç \nAğacın dalında bir salıncak\nSalıncakta bir insan\nSavrulurken boşluğa\nÖzenip özgür kuşlara \nKanatlanıp sonsuzluğa\nHa uçtu,ha uçacak\nÇıkınca rüzgar,kopunca fırtınalar\nZihnine binbir çeşit zan dolar\nDevrilse ağaç,kırılsa dal,kopsa urgan\nUçurumun karanlık boşluğuna\nHa düştü,ha düşecek\nAğacın dalında bir salıncak\nSalıncakta sallanan bir insan\nümit ve korku arasında yaşayan\n\n\n"
    },
    {
        "title": ".   Hayat Ağacı",
        "poet": "İsa Yılmaz",
        "poem": "\n\nhayat ağacından düşer yapraklar: yeşil ve sarı\nsana sıra gelmez mi sanırsın\nvaden ne tam ne de yarı\n\nhayat ağacından düşer yapraklar: yeşil ve sarı\nsen uslanmaz mısın\ney zamane günahkarı\n\nhayat ağacından düşer yapraklar: yeşil ve sarı\nişler kararında kalacak mı sanırsın\nheyhat gömeceksin en büyük mutlulukları\n\nhayat ağacından düşer yapraklar: yeşil ve sarı\ndostun çok ve gururlusun\noysa zaman koparacak en güçlü bağları\n\nhayat ağacından düşer yapraklar: yeşil ve sarı\nyaktığın ateş hiç sönmez mi sanırsın\nbir avuç toprak söndürür nice yangınları\n\nhayat ağacından düşer yapraklar: yeşil ve sarı\nsen kendini sonsuz mu sanırsın\nölüm bir dokunuşta kül eder o en kudretli tahtları\n\nhayat ağacından dökülür yapraklar: yeşil ve sarı...\n\n08.04.12\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Ağaçı",
        "poet": "Yusuf Kemal Çetin",
        "poem": "\n\nBirbirimizi çok deli seviyoruz,\nSevdiğimle ben.\nBirbirimize çok aşığız,\nBensiz o onsuz ben ölemeyiz.\nBir yılda dört mevsimi,\nBeraber yaşıyoruz.\nKış Geliyor,\nSokaklarda birbirimize sarılıp yürüyoruz.\nSevgimizle alev alev yanıp ısınıyoruz.\nBahar Geliyor,\nHala ilk günki gibi taze taze,\nGüllerle sevgileşiyoruz.\nYaz Geliyor,\nDeniz kumsal ve biz eğleniyoruz.\nSevgimizde tatil yok devam ediyoruz.\nSonbahar Geliyor,\nYapraklar kuruyor yalan her sevda,\nHer sonbaharda solup dökülüyor.\nÖmür bitiyor,\nSeninle ben yaşlanıyorum.\nÖmür çok uzun bir yol iken,\nBiz sonumuza kadar yürüyeceğiz.\nHiç bir yıl durmadık büyüyeceğiz.\nEn büyük Hayat Ağaçı sevdalarıyız.\nBirbirimize sımsıkı sarılıp gidiyoruz.\nGözyaşlarımız son kez daha akdığında,\nAslında biz beraber,\nÖlüme Gülümsüyoruz.........\n\n18/12/2006\np.tesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Ağlamaktır",
        "poet": "Yavuz Mehmet Ertürk",
        "poem": "\n\nGülün adı yok bülbülün derdi\nHayal bütün aşklar hepsi rüya\nGöster hani kim muradına erdi\n\nHayat dediğin nedir ki...\nGelip geçen zaman mı\nAcılar mı yoksa\nPaylaştığın yada paylaşamadığın\nTelefonda konuşmak yüzünü görmek\nEline dokunmak mı sevgilinin\n\nHayat dediğin nedir ki...\nEnteresan şeyler mi yapmak\nFarklı olmak\nSevmek yada sevilmek mi\nYada ölmek\n\nSöylesene hayat dediğin\nBırakıp girmek mi \nyoksa terk edilmek mi\n\nHayat dediğin ne ki\nYazmak yine yazmak\nVe hep yazmak mı\nBir roman mı hayat\nBir yerlerde yaşanan\nYoksa bir şiir\nKulaklara fısıldanan\n\nNe ki....... hayat\nSevmek mi sevilmek mi\nYoksa ölmek mi\nÖzlenmek mi özlemek mi \nBir çocuk mu hayat\nHep gülen her zaman gülen\nYoksa yetim bir aşık mı sevgisinden ayrı düşen\nHayat dediğin bir soluk mu\nİlk aldığın yada son verdiğin\nYoksa bir yudum çay mı\nSıcak hep sıcak sımsıcak\nYoksa bir rüzgar mı saçlarını okşayacak\nYoksa bir kaçamak bakış mı\nMevsimlerden bahar mı kış mı\nNe ki\nİlk kez ayrılmak mı\nson kez unutmak mı\n\nhayat ne demek bunu bilmiyorum\nama şu an benim için hayat \nuzaktan tanıdığım birinin ölümünün ardından döktüğüm \naslında kendime olması gereken göz yaşlarımdır.\n\nHayat ağlamaktır\n\n(Bugün 11 Nisan idi. Saat şu an 01’e yaklaşıyor.\nAğlıyorum.)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat  Anlamsız",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nBitmez çile hüsran derler adına,\nVaramadım ben hayatın tadına,\nSöz kar etmez öz be öz evlatına,\nYaşamak anlamsız hayat anlamsız.\n\nAğır olur yükü hayat düzmece,\nYalan yanlış dilde olursun hece,\nEğer zindan ise gündüzle gece,\nYaşamak anlamsız hayat anlamsız.\n\nCan ile ciğierim dost dediklerim,\nCanına can katıp can verdiklerin,\nSurat asar şimdi dost gördüklerim.\nYaşamak anlamsız hayat anlamsız.\n\nZalimler zorbalar sınırı aşar,\nDoğrular dürüstler onurlu yaşar,\nGarip şair işte bu hale şaşar,\nYaşamak anlamsız hayat anlamsız.\n\nMert oğlu mertlikten dönmezki asla,\nHainleri kıyaslama dürüstle,\nYaşayanlar çoktur utanmaz yüzle,\nYaşamak anlamsız hayat anlamsız.\n\nKim ulaşmış bu dünyayın dengine,\nDünya ölümlüdür kalmaz zengine,\nÖmür biter sen bak önce son güne,\nYaşamak anlamsız hayat anlamsız.\n\nZalim zorba dinlemiyor amanı,\nDürzülerden yandı Veysel'in canı,\nKendin bilmezlerin yoktur imanı,\nYaşamak anlamsız hayat anlamsız.\n\nVEYSEL ŞİMŞEK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Akıp Gidecek",
        "poet": "Turan Yükseloğlu",
        "poem": "\n\nYapma dününü bugün,\nHer günün olsun o gün,\nKalsın gününde her gün,\nDün ölüm, bugün düğün.\nHayat bu, akıp gidecek..\nKimseden izin istemeyecek,\nKâh ağlatacak. kâh güldürecek,\nŞükredersen sevinecek,\nsevdirecek, sevilecek...\nHayat budur, akıp gidecek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Arkadasi",
        "poet": "Mehmet Soysal",
        "poem": "\n\n?Seni Seviyorum dedim...\nBöyle söyleme,Lütfen bundan sonra Arkadaş kalalım dedi.\n\nTamam ben de onu diyordum işte arkadaş kalalım,\nAma Hayat Arkadaşı Olarak kalalım....!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Arkadaşım..*",
        "poet": "İsa Yılmaz",
        "poem": "\n\nönce düşte gördüm\nsonra karşımda\nardından tam da kalbimin içinde\nhayat arkadaşım \nseni candan öte ruhumda \nsevdim seni yokluğunda, varlığında\nçekip gittiğinde bile\nhayat arkadaşım \nsadece seni sevdim\n\ndünyaya bir kes gelir insan\nbir kez doğar ve bir kez ölür\nderler ki sonsuz olmak için\nmasum bir kalp gerekir\nhayat arkadaşım\nsen benim masum yüreğim\ndamla damla kanımsın\nhayat arkadaşım candan öte canımsın\n\nseni çok özledim hayat arkadaşım\nbeyazdan çıkıp bin bir renge bürünen\nardından siyaha gömülen tüm renkler aşkına\nhayat arkadaşım geri dön bana\nsensiz soluverdi dünya…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat ancak öyle güzel..",
        "poet": "Hüseyin Demircan",
        "poem": "\n\ndüşmeli yollara yaya\naracın yok ise özel\nko baş altın taşı  kaya\nhayat ancak öyle güzel\n\nbiriktir atma şişeyi\ndönersin birgün köşeyi \nyut prozak yut roşeyi\nhayat ancak öyle güzel\n\nömür bir çizgidir ince\nfilme bak yatmadan önce \ndavran aptal vede bönce\nhayat ancak öyle güzel\n\nhiç kimseye deme höt het\ninsanın kalbini fethet\nböbürlen kendini methet\nhayat ancak öyle güzel\n\nhamsi al gelecek  hafta\nkatil ol çıkarsın afta \nöl ayakta en ön safta\nhayat ancak öyle güzel\n\nsoyarak yer iken ayvan\ntas geçir kafaya yayvan \nyağmur altı otlat hayvan\nhayat ancak öyle güzel\n\ngizlice çekerek ah iç\nko kadehe her sabah iç\nmukayyet olma akla hiç\nhayat ancak öyle güzel\n\ngeri çekil az kay öte\nterör erer nihayete\nsık sık çıkmalı heyete\nhayat ancak öyle güzel\n\nmillete şiir satarsın\nya kazanır ya batarsın\nkendini yere atarsın\nhayat ancak öyle güzel \n\nsağlam olmalı ihlası\nmakbulü gözün şehlası şu şahsım neyler mahlası\nhayat ancak öyle güzel..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Arkadaşın",
        "poet": "İsmail Özabacı",
        "poem": "\n\n‘ ev’ arkadaşın olur eğer yalnızsan...’kapı’ komşun olur eğer bir saat onla konuşursan…\n‘darmadağın’ olur evin hayatın gibi eğer sen hayatsan…’baş ucunda’ olur eğer hastaysan\n‘yorganın’ olur eğer sen derin bir uykudaysan…ve eğer yorgunsan sana bir bardak’ çay’ olur.\nEn zor anında ‘can’ olur kalkmakta zorlanırsan…’gözün’ olur görmüyorsan ve ‘sesin olur duymuyorsan…bazen bir ‘dost’ olur konuşmak istiyorsan bazen bir ‘arkadaş’ yaslanmak istiyorsan ve bir ‘omuz’ olur ağlarsan…\nAma ‘sus pus’ olur sen susarsan, en büyük sırrını tutan ‘küp’ olur anlatırsan…\nBazen ‘işin’ hayatın olur, yaşamdan zevk almıyorsan…’gökkuşağın’ olur sen güneş açarsan…’gülümsemen’ olur kahkaha atarsan…’bayram sabahın’ olur yaşarsan…hayat bu ya işte! \nOlurda bir gün birine ‘aşık’ olursan…’ geride kalan’ olur…’giden’ olur yanından.\n‘ağlayan’ olur ardından…’özleyen’ olur derinden…ve ‘ayrılık geçer’ artık şarkıların içinden…\n‘düz bir çizgi’ olur bazen kader anlarsan…’zik zak’ çizer hayat takmazsan…’tezat’ olur yaşamak istediklerinle ‘yaşadıkların’ arasında kalan…\n‘her şey’ olur bazen zaman…ve sadece ‘yaz saati uygulamasına’ geçildiğinde geri alınırzaman, bir zaman makinesinden bağımsızdır tüm yaşanan…\nBir gün ‘her şey ‘ olur…’ev’ arkadaşın,’iş’ yaşamın, ‘kızın’ hayatın, ‘saçma’ rüyaların, ‘büyük’ pişmanlıkların…\nAma ‘hiç’ hayat arkadaşın olmaz…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Arkadaşıma",
        "poet": "Mehmet Akif Ersoy",
        "poem": "\n\nSeni bir nûra çıkarsam, diye, koştum durdum,\nEy, bütün dalgalı ömrümde, hayat arkadaşım! \nDağ mıdır, karşı gelen, taş mı, hep aştım, lâkin,\nBuruşuk alnıma çarpan bu sefer kendi taşım!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat=Aşk",
        "poet": "Deniz Önderoğlu",
        "poem": "\n\nŞu dünya üzerinde birşey tattır bana\nHem aşk kadar tatlı, hem aşk kadar acı olsun\nAcı ve tatlı bu kadar yakışır ancak\nAdı aşk denen bu olguya\nBu varoluşa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat arkadasligi budur be dostum",
        "poet": "Hüsamettin Güven",
        "poem": "\n\nEvlilik kutsaldir kiymet bilirsen\nesini sevip ona sadik kaalirsan\nugrunda onun candan olursan\nhayat arkadasligi budur be dostum\n\ngonlunu hos edip sevip sayarsan\nkaricigim diye hatrin sorarsan\nkotu gununde ona sayip cikarsan\nhayat arkadasligi budur be dostum\n\nsaclarini oksayarak seviyorum dersen\nhayatim senin icin oluyorum dersen\nsimsiki sarilarak bagrina basarsan\nhayat arkadasligi budur be dostum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bahaneyi Sever",
        "poet": "Hüseyin Çelikten",
        "poem": "\n\nbir bahane denizinde\nbilmece kendi içimizde\niçine dön kendini tanı\nne şeytan yoldan çıkarır\nne de yola koyar tanrı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Avuçlarımda Fesleğen Yeniden",
        "poet": "Hikmet Kavas",
        "poem": "\n\nhayat avuçlarımda güz yaprağıydı\ntuz mu yağmıştı ne\niçimdeki yaşama sevincine\nkapandım içime\nhiçbir dize şemsiye olamıyordu\nsonra eski püskü bir mahalle\nyeni bir sevinci öptü\nhem de çabuk çabuk\nbir saniye bile ziyan etmeden\nbiraz utangaç ve mahcup\niki karşıt yüz arasında bir dünya\nbahara uyanıyordu\n\nhayat avuçlarımda güz yaprağıydı\nellerin ellerime değdi\nbütün vadiler yeşerdi\ndemek mevsimler sırayla değil\nheyecanla değişirmiş\nhayat bunu öğretiyordu\nve tutkunun gücü\ncesareti böyle ateşliyordu\n\nküçücük bir bahçeye \ngizlice girdi hayat\ntedirgin bir karaltı altında \nve erişilmez bir yasak tadında\nyani\nhayat avuçlarımda güz yaprağı iken\ntaptaze bir fesleğen oldu yeniden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bahçesi",
        "poet": "Ali Cengizkan",
        "poem": "\n\nBahçe tarumar. Ama gözler önüne serilen\nGörüntünün sesi mi olmalı sözler? Serçe\nCıvıltıları, çan sesleri, at pislikleri, \nRüzgarın kuru yapraklarda bıraktığı\nHışırtı yapışıyor sanki yirmi yıldır\nKullanılmayan bahçeye, babanın ölümüyle.\nToplumsal arkeoloji mi ırgalayan beni\nTahrik eden, edilen bir leş kargası gibi? \nMeraklıyım. Budanmamış güller çılgın\nPalmiye....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bana Aşık Olma",
        "poet": "Ali Fikri Karadeniz",
        "poem": "\n\nHayat bana aşık olma, ben seni sevmiyorum\nİki yüzlü şeytansın, gün gibi biliyorum\nDostuma düşman ettin.. Kadermiş; gülmüyorum\nHayat bana aşık olma, ben seni sevmiyorum…\n\nSahte mutluluklarla avuttun benliğimi\nAvuç avuç içirdin acının kadehini\nSen ki gönül bahçemde soldurdun güllerimi\nDostuma düşman ettin.. Kadermiş; gülmüyorum\nHayat bana aşık olma, ben seni sevmiyorum…\n\nİnsanların çevremde, hepsi çıkar peşinde\nKimi mutluluk arar, kimi kendi içinde\nBen içlere düşmüşüm, acı benim içimde\nDostuma düşman ettin.. Kadermiş; gülmüyorum\nHayat bana aşık olma, ben seni sevmiyorum…\n\nGüneşi avuçladım, yıldızları sakladım\nGeceyi gündüz yaptım, gündüzleri karattım\nGünü – ayı – yılları kör kuyuya bıraktım\nDostuma düşman ettin.. Kadermiş; gülmüyorum\nHayat bana aşık olma, ben seni sevmiyorum…\n\nDünü çocuk geçirdim, keşke çocuk kalsaydım\nGözlerim kör olsaydı, keşke hiç bakmasaydım\nDuygularım körelse, kalbi taşımasaydım\nDostuma düşman ettin.. Kadermiş; gülmüyorum\nHayat bana aşık olma, ben seni sevmiyorum…\n\nLanet olsun sevgine, lanet olsun aşkına\nBen bunu hak ettim mi, söyle Allah aşkına\nYarabbi al canımı, yalvarıyorum sana\nDostuma düşman ettin.. Kadermiş; gülmüyorum\nHayat bana aşık olma, ben seni sevmiyorum…\n\nYüzyıllardır yaşadım, yaşama tanık oldum\nİnsanları tanıdım, neslimden bıkar oldum\nÖnceden bir mezar idim, şimdi mezarlık oldum\nDostuma düşman ettin.. Kadermiş; gülmüyorum\nHayat bana aşık olma, ben seni sevmiyorum…\n\nÖlüm, ölüm dediğin Mevla’ya kavuşmaktır\nÖlüm bir adım yolda gerçeğe ulaşmaktır\nÖlüm mutlu olmaya açılan kucaklardır\nDostuma düşman ettin.. Kadermiş; gülmüyorum\nHayat bana aşık olma, ben seni sevmiyorum…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bana Küstü Bende Hayata",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nOnmadım gülmedim bir gün görmedim,\nDirendim hayata geri durmadım,\nDesende dörtdörtlük murada ermedim,\nHayat bana küstü bende hayata.\n\nKimsenin malında gözüm olmadı,\nYalvardım şükrettim çilem dolmadı,\nSürünür garibim henüz ölmedi,\nHayat bana küstü bende hayata.\n\nKötü kader beni aradı buldu,\nBana emir veren fırsatçı kuldu,\nUmudum herşeyim sabıra kaldı,\nHayat bana küstü bende hayata.\n\nBana emir verir bak dünkü bebe,\nYüzüm ak kimseye değilim gebe,\nGüvenmem varlığa güvenmem cebe,\nHayat bana küstü bende hayata.\n\nKaderin cilvesi nazı banamı,\nKara toprak aldı baba anamı,\nArtık geldik sana yoktur önemi,\nHayat bana küstü bende hayata.\n\nEşle dostla hiç olmadı bayramım,\nGünden güne arttı hüzünüm gamım,\nGün görmedi dünyaya açılan camım,\nHayat bana küstü bende hayata.\n\nYüce Allah başka bir kapı açar,\nİyi gün dostları yer içer kaçar,\nAha geldim gidiyorum hep naçar,\nHayat bana küstü bende hayata.\n\nNe yapsın veysel'im çileli kulsa,\nİnsanlar dünyaya bir daha gelse,\nHiç gelmezdim benim elimde olsa,\nHayat bana küstü bende hayata.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat bana seni unutturmuyor...",
        "poet": "Rabia Balaban",
        "poem": "\n\nAcemice bir kaçıştı yine bu yaptığın. Oysa tüm bu zamansız vedalaşmaların neticesi, en ağır bedeli ödeyen, haybeye tükenen, can acımız gözden sakınılan sevdamızdı.\n\nHatırlar mısın nefes almanın o en zor olduğu günü. Suçlu bir tedirginlikle gözlerine o kadar yakından ilk kez baktığım günü.\nSana dair düşünülen akılda söylenmek üzere biriktirilen her şeyi unutmuştum gözlerinle. Birbirini o ana dek tanımayan, kaybolmuş iki insan giydik sanki. Sen yalnızca titreyerek bakıyordun bana. Avuçlarımın içerisinde, avuçlarının terlediğini hissetmek yaşadığım ve yaşanılası en kutsal zamandı senden yadigâr ömrüme. O zamanlar ihtimal veremezdim böylesi kırılgan ve bitmeye gebe bir sevda olduğuna. Sen solunası en doğru şeydin benliğimde. Sana tüm hırçınlığıma rağmen, özümde içimde sorgulamadığım tek gerçeğimdin benim. O gece hiç şaşırmadığım kadar şaşırmıştım kendime de. Saniyelik iç konuşmalarımı hatırlıyorum da. Kendime inanamamak. Mutluluktan ve tedirginlikten soluklarımın düğümlenmesi ve ilk kez hissettiğim kokun. İçim de titreşen sevdaya, sana ve yaşama inanç.\nŞimdi düşünüyorum da son soluğum kesilmeliymiş benim o anda, hayat boyu bu kadar inandığım tek insan. Son soluğum kesilmeliymiş senin yanı başında.\n\nBu gün senin olmadığın yerlerdeyim. Bir hayli zamanlar tükettim senden bir haber. Ve adını sevda koyduğum büyük bir boşluktan ibaret artık ömür bende. Yani kısacası senin anlayacağın, ben kokunu duymakla farklı bir boyutta hayata başladığım o büyülü gecedeyim. Vazgeçilmez olmanın da tek sırrı budur sevgili. Ben gözlerine öylesi baktığım o ilk gece yüzlerce kez soluduğum sende kokunu ezber ettim. Şimdi nereye gitsem yanımda, ne yana dönsem canımdasın. Avuçlarımda hala kurumayan terin, nefesimi kanatan adınla; sen yaşamımın en canlı yanısın.\nHayat bana seni unutturmuyor sevgili, ömrümüzün çocukluk bahçesi tazeyken daha yüreğimizde, hayat bana seni unutturmuyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bana Gülmüyor Anne",
        "poet": "Birsen Yıldız",
        "poem": "\n\nHayat bana gülmüyor ki anne\nNeden sanki bir kere bile sormadınız\nBeni bu yalan dünyaya getirirken\nNeden hayatı bütün acımasızlığıyla anlatmadınız sanki\nHayat bana hiç gülmüyor ki anne\nKüçücükken acılarla tanıştı bedenim\nÇocukluğumu yaşayamadan yaşlandı sanki ruhum\nHayat bana hiç gülmedi ki anne\nNe bir oyuncağım vardı nede bir arkadaşım\nKüçücük yaşta hayat bana acı oynadı\nKüçücük ruhum büyümeye başladıkça\nHep dua etti\nBir gün bende güleceğim diye\nAma hayat bana gülmedi ki anne\nBüyüdüm gençlikle tanışmam gerekirken\nRuhum mezarda gibi şimdi\nHer genç gibi gülüp,eylenmem gerekirken\nBen hayat kavgasındayım\nHayat bana gülmedi ki anne\nTek umudu gelecek sandım\nMeğer doğduğumda geleceğimede yazılmış o kara bahtım\nŞimdi ne yaparsam yapayım\nHayat bana gülmüyor anne\nŞimdi herkesin genç dediği yaştayım\nAma ruhum yaşlanmış neyleyim\nHayat bana gülmüyor ki annem.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bana Gülmedi",
        "poet": "Türkan Yılmaz",
        "poem": "\n\nHAYAT BANA GÜLMEDİ \n\nAcıları yüreğime bir bir ektim\nHayat neden gülmez yüzüme anne\nGurbetin soğuk gecelerin içtim \nHayat neden gülmez yüzüme anne\n\nGelen vurur giden bizi yargılar\nTam kalbim bin yerinde var kırıklar \nVucutum her yerinde var sargılar\nHayat neden gülmez yüzüme anne\n\nGerçek çok acı hayat kesti ceza\nDoğar doğmaz kara yazılmış anlımıza\nBelki hiç kavuşamam vatanıma\nHayat neden gülmez yüzüme anne\n\nGüneş açmaz bana arkası dünük\nArtık gözlerimden yaş akmaz donuk\nGeceler yüreğime eker soğuk\nHayat neden gülmez yüzüme anne\n\nYirmi yaşında ben giydim karalar \nEl kapısı sanki buzlu bir duvar \nYüce rabbim neden gülmez bu kullar\nHayat neden gülmez yüzüme anne\n\nFelekğin kastı ne duman çöker üstüme \nYıllardır hasret yaşarım gün yüzüne \nZincir vurdum acıyan bu kalbime\nHayat neden gülmez yüzüme anne\n\nMemleket burnumda teter buram\nGülmek haram olmuş bana haram\nEl vurmayım nolur acıyor yaram\nHayat neden gülmez yüzüme anne\n\nGöz yaşı akar sanki yağmur seli\nHançer yarası vardır yüreğimde\nÇektiklerimden unutum ben beni\nHayat neden gülmez yüzüme anne\n\nÇektim acıdan beynime indi sızı\nTanrım nolur sen gör bu halimizi\nHayat vurmuş bana kapanmaz izi\nHayat neden gülmez yüzüme anne\n\nFelekğin acı oku değdi kalbimize\nHayat gülmez bir kez olsun yüze\nYaşım daha otuz iken çıktı yüze\nHayat neden gülmez yüzüme anne\n\nNe çabuk gelip geçti koca yıllar \nTürkan'ım gülmeye hep hasret yaşar\nKapandı yüzüme bütün kapılar\nHayat neden gülmez yüzüme anne\n\n** (Şiir)  **\n*** Türkan Yılmaz ***\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bana Yalan Söyledi",
        "poet": "Fatih Kısaparmak",
        "poem": "\n\nİlk kez hesaplaşıyorum kendimle...\nTuhaftır kalemi,kâğıdı ve seni\nOnca sevmeme rağmen,\nSana ilk kez yazıyorum...\n\nŞimdi sen yoksun, seni düşünmek var.\nÇocukkende seni düşünürdüm her gece,\nRadyo dinler, şiir yazardım,\nHer Çarşamba pazara giderdik annemle,\nBabam maaş aldığında baklava yerdik.\nDondurmayı da çok severdik,\nAblam üç top yerdi, ben iki top,\nYalnızca bu yüzden kavga ederdik.\n\nOysa, oysa hayatımın vaz geçilmeziydi ablam,\nOnun da yüzü hiç gülmedi,\nHayırsızın birine kaçıp mahvetti hayatını,\nAklımdan hiç çıkmaz gittiği günkü karanlıklar.\n\nHüznümü büyüttüm o günden beri, kendimi değil,\nGözlerimde hâlâ bir çocuk ağlar,\nDüşlerimi gezdirdiğim bulutlar,\nBir tohumun özlemiydi çiçeğe,\nVe hâlâ kulaklarımda annemin sesi,\nBitirsen şu okulu, bir işe girsen...\n\nŞiirle karın doymadığı doğruydu,\nBak Cemil okudu mühendis oldu,\nEn güzel kızıyla evlendi Üsküdar’ın,\nEvinide aldı arabasını da...\n\nBen ise bağlama çalardım kendi halimce,\nSesim güzelmiş öyle derlerdi,\nNereden bilirdim, \nHep hüzünlü türküleri söyleyeceğimi?\nHayat bana yalan söyledi.\n\nMektuplar yazardım Almanya da ki abime,\nOkulu bitireceğime söz verirdim,\nMasum düşlerimin o en sürgün adasında,\nBakışları uzaklara dalıp giden şarkılar\nVe mevsimsiz solmuş bir çiçek gibi,\nAyaklar altında nasıl ezilirse umut,\nBenim de güneşimi işte öyle çaldılar.\nÖyle tutsak aldılar sevinçlerimi.\n\nSensiz geçen ger günü hesabıma yazdılar,\nŞimdi öyle uzak ki...\n Çay içip simit yediğimiz o günler,\nKardeşine karne hediyesi, uçurtma yaptığım günler\nÖyle uzak ki...\n\nOysa saçaklarda titreyen bir serçenin,\nEkmek tanesine kanat çırpması,\nVe bir anne duası kadar içten sevmiştim seni.\nFener stadında Beşiktaş maçı,\nVe parasızlığımız devam ederken, \nBütün mavilerimi sana vermiştim.\nKaybetmek alnıma yazılmış sanki\nOlmadı bir tanem...\nHayat bana yalan söyledi.\n\nBabanın tayini çıkıp ta gittiğiniz o kış,\nYine pençe yaptırmıştık ayakkabılarımıza,\nSana söyleyememiştim ama, işten ayrılmıştı babam,\nKapanmıştı çalıştığı lokanta.\n\nSenet zamanları daha bir çökerdi omuzları,\nVe akşam trenlerinin işçi yorgunluğuyla\nDaha bir uzardı raylar.\nSitemlerim bile eğlenmişti hayata,\nÖfkeli bir yanardağ isyanlara uyanmıştı,\nÜstelik, üstelik sen de yoktun artık,\nOysa, yalnızca sen öpmüştün gözlerimi,\nBir yanı hep eksik kalmış çocukluğumun.\n\nAslında her insan yenikti hayata,\nVe birazda küskün...\nSon trende kaçınca istasyondan,\nÖyle kala kalırdık yorgun ve üzgün,\nKendime düşmanlığım bu yüzden,\nHep kendime pişmanlığım...\nŞimdi her şeyim yarım,\nFotoğrafının arkasına ne yazdığımı bile çoktan unuttum.\n\nBir silâhım olsaydı, bir silâhım,\nYoksulluğu şakağından,\nKaybetmeyi kalbinden, \nVe sensizliği alnının tam ortasından vururdum.\n\nDüzmece duygular harcım değildi,\nUzak denizlerin fırtınasıydım,\nKarlı dağların kekliği...\nYoksuldum yoksul olmasına ama onurluydum.\n\nŞimdi ne sen varsın, ne o eski sevdalar,\nOlsun, üstüme devrilse de bu sağır karanlık,\nAkşam olur şairlere gün doğar,\nBir kerecik söyle demiştin, söyleyememiştim hani\nİşte şimdi söylüyorum:\nSeni seviyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat bana yalan söylemişti",
        "poet": "Burak Küçük",
        "poem": "\n\nHani her şey güzel olacaktı\nHani ağlamayacaktım\nHani geceleri rahat uyuyacaktım\nHayat bana yalan söylemişti\n\nÇevremdeki herkes gülerken ben ağladım\nÇevremdeki herkes sevdiğiyleyken ben yalnızdım\nKaybetmek alnıma yazılmıştı\nHayat bana yalan söylemişti\n\nHer şeye alışabilirdim ama sen yoktun\nSen gittikten sonra her şey yarım kaldı \nArtık gecelerde yaşıyorum\nHayat bana yalan söylemişti\n\nGeçen gençliğime değil sensizliğime yanıyorum\nGözümden akan yaşa değil yalnızlığıma yanıyorum\nKendime değil artık senin için dua ediyorum\nHayat bana yalan söylemişti\n\nÖpemiyorum kimseyi seni öptüğüm gibi\nOkşayamıyorum kimsenin saçını senin saçını okşadığım gibi\nSevemiyorum kimseyi seni sevdiğim gibi\nHayat bana yalan söylemişti\n\nSeni çok sevmiştim\nSana yüreğimi vermiştim\nSana çiçeklerden saraylar yapmıştım\nHayat bana yalan söylemişti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bazen",
        "poet": "Ertuğrul Şakar",
        "poem": "\n\nHayat bazen\nBölük pörçük\nHiç bir şey etmeyen\nBir ondalık\n\nBazen bir gönül\nMilyon gönül\nGök yüzü gözlerin altında Atam\nFundalık\n\nKalenin bayrağı barış\nYeşili koyu\nFunda ve yeşil kal\nSonsuzluk boyu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bana Borcun Var",
        "poet": "Nuran Kara",
        "poem": "\n\nHayat bana borcun var\nVer hesabını\nÇaldığın günlerimi\nİstiyorum senden\nMutlu olmak istedim\nBaşka amacım yoktu\nSevmek sevilmekti niyetim\nAldın sevdiğimi benden\nBaktım sevenimde yok\nNe yaptım ben sana\nHayat ver cevabını\n\nHayat bana borcun var\nVer hesabını\nGüldüğüm günlerimi\nİstiyorum senden\nBir tebessüm istedim\nBaşka amacım yoktu\nGülmek güldürmekti niyetim\nAldın gözlerimde ki ışığı\nBaktım gülüşler yok\nNe yaptım ben sana\nHayat ver cevabını\n\nHayat bana borcun var\nVer hesabını\nSevdim ben\nÇok sevdim duyuyormusun\nGeri istiyorum aşkımı\nSenden bir tek onu istedim\nAldın yüreğimdeki \nAşkımı sevdamı\nYalnız bıraktın bu bedende canımı\nNe yaptım ben sana\nHayat ver cevabını\n\nHayat bana borcun var\nVer hesabını\nBir beklentim vardı\nOda sevdamdı\nYuva kuracak mutlu olacaktık\nDüşünceler hayalde kaldı\nUçurdun onu avucumdan\nGökyüzüne benim canımdı\nŞimdi özlem ve hasret beni sardı\nNe yaptım ben sana\nHayat ver cevabını\n\nHayat bana borcun var\nVer hesabını\nŞimdi ümidim var benim\nSevdiğimi yaşamak\nNerde olursa olsun\nOnun yanında olmak\nBir kere olsa yeter\nOnunla nefes almak\nSon gün desen razıyım\nGözlerimi kollarında kapamak\nHayat bekliyorum hadi\nVer bana cevabını\n\nHayat; \nYa cevap ver\nYada sevdiğimi ver\nArtık Yeter...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bayram Olsun",
        "poet": "Orbay Eken",
        "poem": "\n\nHakkın emri ile açıldı rahmet kapıları dualar edildi\nAllah rızası için nimetler hayra vesile kurban edildi\nHerkes bayram etsin,samimiyetle kardeş olsun denildi \nAllah'ın selamı üzerinize olsun iyi bayramlar herkese.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat bazen ıslaktır",
        "poet": "Erkan Kaner",
        "poem": "\n\naşk donmaktır zamanda\nbeklemektir biraz da\nyıllarca, asırlarca\nsen görmesen de\nyazılır birgün masallara\n\naşk tezatlarda yaşamaktır\nağlamaktır\nyaşarken güldüğün anılara\naşk hayattır\nve hayat bazen ıslaktır\n\n                             (21 aralık 2004)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bazen Güzeldir",
        "poet": "Mehmet Akif Tiryaki",
        "poem": "\n\nYağmurlu bir bahar sabahı\nmasamda dumanlı acı kahve\nyanında iki dilim tereyağlı kızarmış ekmek\nbir de sabah günlük gazetem gelmişse önüme\ngünlerden pazartesi de değilse\nhayat bazen güzeldir arkadaş\nbak keyfine.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bana Sen Ne Yaptın",
        "poet": "Metin Gürbüz",
        "poem": "\n\nHAYAT BANA SEN NE YAPTIN\n\nGünüm günümü tutmuyo\nHayat bana sen ne yaptın\nDertler beni uyutmuyo\nHayat bana sen ne yaptın\n\nYiyemiyom içemiyom \nGördüğümü seçemiyom\nÜç adımı geçemiyom\nHayat bana sen ne yaptın\n\nİçime doldurdun keder\nHayatımı ettin heder\nBu günüm dünümden beter\nHayat bana sen ne yaptın\n\nDertl'oğluyum hiç durmazdım \nEn ağır işten yılmazdım\nBir çiçekle de kalmazdım \nHayat bana sen ne yaptın\n\nMetin Gürbüz\n12.08,2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bazen Noktadır",
        "poet": "Kudret Kobal",
        "poem": "\n\nHayat bazen noktadır\nDurur kalırsın\nAnlamlı anlamsız \nBir cümlenin sonu gibi\nKar yagmur yağar\nAma bir ara güneş\nGülümser \nKomşu bulutların arasından\nBir gökkuşagı çizer sana\nAltından geçmen imkansızdır\nAma adı umuttur\nBir papatya sunar toprağından\nGülümsersin\nHani evlilik yemini vardır\nİyi günde kötü günde diye başlayan\nÖlüm bizi ayırana kadarda biten\nSen etmelisin bu yemini \nHayatla dostluğuna dair\nAdım atma sorumluluğunu\nYaşıyabilmeli taşıyabilmelisin\nPaylaşabilmelisin onunla\nTüm sevinçini \nAldığın nefese dair\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat benden ne istedin",
        "poet": "Rabiye Tanrıverdioğlu",
        "poem": "\n\nDüz yolumu yokuş ettin\nHayat benden ne istedin\nBaharımı hep kış ettin\nHayat benden ne istedin\n\nMutluluğu bilemedim\nÖksüz kaldım gülemedim\nGözyaşımı silemedim\nHayat benden ne istedin\n\nDamla damla aktı yaşım\nKar beyaza döndü başım\nHayal kurmak oldu işim\nHayat benden ne istedin\n\nHazan oldu hep yıllarım\nBomboş kaldı ah ellerim\nNeden kırdın hep dallarım\nHayat benden ne istedin\n\nBu aralar beni yordun\nKöşelerde pusu kurdun\nYeter artık belim kırdın\nHayat benden ne istedin\n\nGençliğimi yele verdin\nSevdiklerimi çalıverdin\nSağlığımı alı verdin\nHayat benden ne istedin\n\nDost, düşmanı seçemedim\nGüzellikler biçemedim\nKederinden kaçamadım\nHayat benden ne istedin\n\nRabiye tanrıverdioğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat bazen........",
        "poet": "Cigdem Kilic",
        "poem": "\n\nHayat sanki bir resim\nbazen mavi, \nbazen gri.\n\nHayat sanki bir siir\nbazen mutlu,\nbazen hüzünlü. \n\nHayat sanki bir yol\nbazen düz,\nbazen yokus.\n\nHayat sanki bir pinar\nbazen duru,\nbazen bulanik.\n\nHayat sanki bir mevsim\nbazen bahar,\nbazen hazan.\n\nHayat sanki bir sevgi\nbazen gülüs,\nbazen dokunus.\n\nHayat sanki bir cocuk\nbazen gülen,\nbazen aglayan.\n\nHayat sanki bir deniz\nbazen coskun\nbazen sakin.\n\nHayat sanki bir savas\nbazen kazanmak,\nbazen kabetmek..\n\nHayat sanki bir sevda\nbazen kavusmak\nbazen ayrilik.\n\nHayat sanki bir an\nbazen dogum,\nbazen ölüm...........\n\n.........\n\nHayat bazen.........\n\n**Suskun Hüzün**\n\nDOST KALEMLER´DEN\n\nHayat bir rüzgâr \nbazen lodos \nbazen meltem......Hüseyin ZARAR\n\nHayat bir terazi \nİki göz, iki kefe \nÖzündeki kararlı denge.........Talat SEMIZ\n\nHayat bazen......... \n\nAni bir sevinç! \nHep bu istenir; \nOlur elinde bir hiç.. \n\nHem çok ilginç! \nCan öze direnir \nBüyür gözünde linç! .....(20.01.2010 11:00-Adana) .....Arif Tatar\n\nHayat sanki bir gökyüzü..\nbazen güneş\nbazen kış...........Kücük Ali YILDIRIM\n\nİki nefes arasıda, \nBazen gönül yarası, \nHayata bağlayanda, \nSevgi gönül yarası...........Ümit GÜNGÖR\n\nHayat bir ırmaktır akar \nBazen ateş olur yakar \nBazen aynadan bakar \nBazen yağmurdur bazen kar............M.M.REVANLI\n\nHayat çok kısa\nBelki de bir gün\nÖleceğiz nasılsa\nKeyfini sür ömrün... Halim AKIN\n\nHayat sanki bir çiçek \nbazen diri \nbazen solgun... \n\nHayat sanki bir film \nbazen kısa \nbazen uzun............Ahmet KISA\n\nhayat bazan hsara eder \nkötü nefis nazar eder \nkötü sevda bezar eder \nhayat ya bu çiğidem hanım........Refik kutlu\n\nHayat sanki bir bilmece \nÇözümü bazen kolay \nBazen zor.... \n\nHayat sanki bir fenomen \nBir var \nBir yok.......................Kadir Tozlu\n\nHayat sanki bir yolculuk \nBazen varış \nbazen geri dönmek....İsmihan Erdoğmuş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Benim",
        "poet": "Adnan Ayorak",
        "poem": "\n\nHayat,hasretini özlemle beklemekse\nHayat,suratına suratına şamar yemekse,\nHayat,gecenin karalığında ışık aramaksa,\nÇok doğru o hayat benim benim.\n\nHayat,Aşkında uzak kalmaksa,\nHayat,,İnsalık içinde darbe almaksa\nHayat,Arkadaş ve kardeşden hançer yemekse,\nÇok doğru o hayat benim benim.\n\nHayat,uzun yolda çile çekmekse,\nHayat,yaşam içinde ölüm doluysa,\nHayat,kötülük ve pislik doluysa.\nÇok doğru o hayat beni benim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat (Beyit)",
        "poet": "Gülhan Özkara",
        "poem": "\n\nHayat (Beyit) \n\nHayat dediğin, doğum ile ölüm arası\nAllah’ın yarattığı insanlık maskarası\n\n2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bilgisi",
        "poet": "Erdal Alga",
        "poem": "\n\nBir dersti\nKitapları açtırdı öğretmen\nÖnce sessiz okuttu\nSusmayı öğrendim ben\nİşte o gün bugündür\nSamut Türk insanı\nHayat Bilgisi PEKİYİ.\nHayat sıfır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bir Armağan sana..",
        "poet": "Mehmet Ali Tuna",
        "poem": "\n\nBilemezsin aşkın nereden geleceğini belki nefret ettiğin birine\nAşık olursun yada beğendiğin birinden nefret edersin\nSessiz olandan korkmalı belki de şen şakrak olansa içinde uktedir\nSen severken o gönül eğler seninle üzülüp ağlarken bir kenarda\n\nAğlayan varmı seninle sen ona bak gerisi fasa fiso aldırma\nDalgana bak, üç günlük dünyada elemi kederi bırak darılma\nHayat bir armağan sana tadına bak sonu var aşklarında\nPişman olmadan yaşa sevdalar gelir geçer kalbin yaralansada..\n\nHızla akıyor yıllar telafisi yok bunun, mutluluk zor bulunur\nSarıl sımsıkı ona gözlerini kaçırma hayaller kur kendince\nGiderken bu dünyadan için kan ağlamasın kime kaldı ki bu dünya\nSevenler ayrılmasın…\n\nYaz: Mehmet Ali Tuna\n12/12/2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bir Bağıştır",
        "poet": "Kemal Tekir",
        "poem": "\n\nHayat bir bağıştır bize,\nBaşlı başına mucize.\nKıymetini bilmeyiz de,\nHarcarız hep bilinçsizce.\n\nEmanete sahip çık ta,\nÖzen göster hep sen ona.\nGözünü ondan ayırma.\nEt onu sen muhafaza.\n\nHayat emanettir bize,\nKoruyalım hep titizce.\nHarcamayalım hoyratça,\nMahçup olmayalım sonra.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bir Emrin Var Mı? / Kendimle Yolculuk",
        "poet": "Cezmi Ersöz",
        "poem": "\n\nOldum olası içsel yolculukları, bağlanmayı, mistisizmi ve aşkı severim. Aşkın insandaki en yoğun mistik duygu olduğuna inanırım. Âşık insanları bilge, derviş ve üçüncü gözü (feraset gözü)   açılmış insanlar olarak görürüm. Aşk acısının, evreni yaratan yüce bir güç varsa (kimse o)   onun tarafından verilmiş bir tılsım olduğuna inanarım. \n\nAslında hiçbir dine inanmam. Dinciliğin insanlığı yozlaştıran akımlar ve güçler olduğuna inanırım. Papazları, hahamları ve imamları hiç sevmem. Bu kişilerin dünyadaki yoksulluğun, baskıların ve can sıkıntısının bekçileri olduğunu düşünürüm. Kiliselerde, camilerde, sinagoglarda içim boğulur, duramam. Ama zaman zaman içim daralınca, aşk ırmakları tıkanınca, en yakın bildiğim insanların anlayışsızlıkları, bencillikleri ile karşılaşınca, hiçbir kadının benim sevgime layık olmadığını anladığımda, bir güce, esirgeyen, şefkatle koruyan, sonsuz hoş görülü bir güce yakarıp, ağlamak, ruhumu ona açıp, onunla dertleşip, birleşmek isterim. \n\nAlkol içimdeki mistik duygularımın kapısını açan tılsımlı bir anahtardır. İçimdeki o uzun yolculuğa alkolle başlarım. Alkol içimdeki lambanın ışığını yakar. Alkolle, “ölmeden önce iyi insan” olurum. Hırslarım, kıskançlıklarım, dünyevi zaaflarım, bencilliklerim pençelerini içimden çeker. Alkolle aşkın ve bilgeliğin yolları açılır. Geriye doğru rüya görmeye başlarım. Sevdiğim bütün kadınlar, çocukluk arkadaşlarım, mücadele dostlarım, unuttuğum kardeşlerim hepsi aklımdan, rüyamın sahneleri içinden birer birer geçer. Kalbimin çektiği filmdir o. Sevdiklerim, dostlarım, yakınlarım beni istedikleri gibi kırabilirler. Bencil ve hoyrat olabilirler bana karşı, olsun ben aşk yoluna çıkmışımdır. Gözlerimi içime çevirmiş, alkolümü yudumlamış, içimdeki ışığı yakmış, rollerini sevgililerimin, dostlarımın kardeşlerimin oynadığı filmi seyre koyulmuşumdur. İçimdeki o büyük yolculuk başlamıştır. \n\nGeçenlerde, yazdığım senaryoda geçen bir tarikata gittim. Tophane’deki Kadir-i tarikatında zikir vardı. İki katlı ahşap bir evin ikinci katına çıktığımda 40-50 adam, “Allah... Allah...” diyerek heyecanla büyükçe bir odanın ortasında dönüyor, dans ediyor, birbirlerine sarılıyor, heyecanlı sesler çıkararak kendilerinden geçiyorlardı. Zikirleri, yani mistik dansları iki, üç saat sürdü. Açıkçası bu adamların içinde bulunduğu ortamı, hiçbir şeye inanıp onun etrafındaki bu duygusal bütünleşmeyi tuhaf bir kıskançlıkla izledim. İşte kendilerine benim ve benim gibi birçok insanın bulamadığı bir manevi iklim yaratmışlardı. Kısa bir süre için de olsa birbirlerine derinden bağlanmışlardı... \n\nZikirden sonra hemen hepsinin yüzünde garip bir sevinç, bir hafiflik, bir arınmışlık vardı. Bizim gibi insanların arasında pek rastlanılmayan bir duygu iklimiydi söz konusu olan. Duydum ki bu tarikata meyhaneden gelip katılanlar varmış. Burada “meyhane ile Tanrı arasında güzel köprüler” kuruluyordu demek ki. Burada mezhebin, dinin katı kurallarının çokça önemi yoktu. Hoşuma gitti. Bir kez olsun bu coşku dolu zikri yaşamak istedim. Belki kendimi omuzlarıma binen endişe yüklerinden kurtarırdım. Yakınlarımın, arkadaşlarımın, bencil arzularını, hoyrat sözlerini, düşüncesiz hareketlerini biraz olsun yüreğimden atar, şu gelip geçici dünyada birkaç saat olsun, yerçekiminden kurtulabilirdim. Ama nerede? Zikir bitti. Adamlar yüreklerinde hafifliği, o mistik coşkuyu atar atmaz, hemen birbirleriyle polemiğe başladılar. “Sen niye iki adım öne çıktın? ”, “Siz arkadan geç geliyorsunuz.” “Ayaklar tempolu değil.” “İkinci grubun sesi duyulmuyor.” vs. vs. Tanrım meğerse o coşku yumağı hesaplı kitaplı bir folklor gösterisiymiş. Sıkıntılı bir müsamereymiş. Düşlerim alt üst oldu. Ben insanların kendi ışıklarıyla, ne hissediyorlarsa, içlerinden geldiğince zikir yaptıklarını ve özgürce hareket ettiklerini sanıyordum. Ama pek öyle değilmiş. Ben yakıştırmışım bütün bunları onlara. Üzüntüyle ayrıldım tarikattan. Bir meyhaneye girdim. Bir ufak rakı söyledim. İçimin ışığını yaktım. Başladım içimdeki rüyayı seyretmeye. Bugüne dek âşık olduğum kadınların yüzüne yaklaştırdım içimin ışığını. Tanrı da bendim, din de, aşk da bendim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bir Bilmece",
        "poet": "Mert Ertuğrul Akpınar",
        "poem": "\n\nKar yağmaz siyah olsada gece,\nÇözülmez muammadır hayat bir bilmece...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bir Emrin Var Mı? / Titrek bir mum ışığında yaşayan annelerimiz",
        "poet": "Cezmi Ersöz",
        "poem": "\n\nYıllar sonra itiraf etti. Üniversitede okuyan üç erkek çocuğu vardı ve faşizmin gemiyi azıya aldığı günlerdi. Silahlarını hayatlarının en üstün gücü sayan faşistler tarafından öldürülmemiz an meselesiydi. Küçükyalı MHP’de benim için “vur emri” çıkmıştı. Eve arka bahçelerden dolaşarak giriyordum. Sonra, biz geceleri derin uykulara daldığımızda, sessizce uyanıp sokak kapısının önünde, bir sandalyenin üzerinde sabahlara kadar bekliyormuş: Eve, kapıyı kırıp bizi öldürmeye gelen faşistlere önce kendi canı ve bedeniyle karşı koyabilmek için. Gün ışımaya başladığında biz onu görmeyelim diye usulca yatağına girer, biraz olsun uyumaya çalışırmış. \n\nÇoğunlukla bizim için katlandıklarını göremezdik. Yaptıklarını hemen hiç önemsemezdik. Titrek bir mum ışığı gibi yaşardı. Biz büyük düşlere koşarken, o küçük dünyasında bizim için eşsiz anları örerdi. Farkında değildik. Çok da konuşmazdık onunla. Bir şeyler anlatırdı, sıkılırdık. İçten tek cümlemiz yeterdi, artardı oysa. O cümleyi kuramadık. Vaktimiz kısıtlıydı, devrim yapacaktık, Ama bizim için her gece kapı önünde canını siper eden annemizden haberimiz yoktu! ...\n\nAnnemiz, annelerimiz, bizden umudu kesince teselliyi birbirinde arayan kalbi kırık insanlar... Her gün önümüzden defalarca gelip geçen ve bizlere sırılsıklam âşık olan; ama sevgilerine asla karşılık bulamayan o bedbaht insanlar... \n\nOnların tren istasyonlarında, otobüs duraklarında, ağaç altlarındaki bankalarda birbirleriyle konuşurken, dertleşirken, birbirlerine kalplerini açarken görüyorum. Gözlerindeki derin acıları, çamaşır yıkamaktan kurumuş elleri, solgun eşarpları ve insafsız ağırlıktaki alışveriş torbalarının yardımıyla tanışıyorlar birbirleriyle. Hemen oracıkta çocuklarına duydukları o derin sevgiyi, o naif öfkelerini, parçalanmış hayallerini anlatıyorlar birbirlerine. \n\nAh o evlatlar, o acımasız sevgililer neden hep böyledir onlar? Neden hep böylesine soğuktur kalpleri? İşte hepsi binip gitmişlerdir arzu ve ihtiras tramvaylarına. Arada bir, bir lütuf gibi gelip yüzlerini gösterirler. Ama yanlarında asla kalplerini getirmezler. Düşünmeden ve özensizce konuşurlar onlarla, vakit geçirir gibi. Sıkıcı bir görev gibi! ... \n\nİşte çabucak geçti öfkeleri. Bir sessizlik girdi araya. O eski soru atıldı ortaya. Şimdi nerede ne yapıyorlar acaba? Sabah evden çıkarken ördükleri gül kurusu ya da uçuk mavi veya şarap rengi kazaklarını giymişler midir? İyi bir kahvaltı yapmışlar mıdır? O ışıklı omuzları gece açıkta kalıp üşümüş müdür? Eşleri onlara mutlaka iyi bakmıyordur. Çünkü sadece kendileri onları aşkla düşünüyordur. Çünkü aşkın olmadığı yerlerde geceleri omuzlar açıkta kalır. Aşkın olmadığı yerlerde mutfaklarda besleyici ve lezzetli yemekler pişmez. Aşk yoksa gözyaşı ve dokunaklı dizelerle örülmüş gül kurusu kazaklar giyilmez, unutulur. Aşkın olmadığı yerlerde koşullu sevgiler vardır. Herkes birbirine sevgisini ölçerek, biçerek verir. Oysa anneler çocuklarını, yani aşıklarını hep yarın öleceklermiş gibi doyasıya ve imkânsız bir aşkla severler. \n\nOysa çocukları sevgililerinin kendilerine öyle ya da böyle veda edişlerini hiç unutmazlar ve hep yürek çarpıntısıyla anarlar da, ama annelerinin onlar giderken, evden çıkarken sırtlarına hafifçe utanarak, belli belirsiz dokunmalarını hemen hiç hissetmezler, hissetseler de üzerinde pek durmazlar. Omuzlarına o arkadan dokunuşun içinde çok büyük anlamlar vardır. O dokunuşta imkânsız bir aşk vardır oysa... \n\nAnneleri görüyorum buradan. Birbirlerinin kırık kalplerini sarmak, o umutsuz ve imkânsız aşklarının acısını dindirmek için tren istasyonlarında, otobüs duraklarında, ağaç altlarındaki banklarda bir araya geliyorlar. Gözlerindeki derin acıları, çamaşır yıkamaktan kurumuş elleri, solgun eşarpları ve insafsız ağırlıktaki alışveriş torbalarıyla... Titrek bir mum ışığında yaşayan annemiz, annelerimiz. Biliyorum her şey için çok geç değil; ama yaptıklarımdan utanıyorum. Çok utanıyorum! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bir Gemi Yoktur Yelkeni",
        "poet": "Zehra Çelik",
        "poem": "\n\nHayatın şöyle bir tarifi üzerind duracak olursak.Hayat  bir gemi gibidir gider yelkeni yoktur.Geçicidir.Geldik gideceğiz.\nSu üzerinde her vakit duramayan muhakkak bir limana gitmesi gereken gemi gibi.\nBizlerde mezara yaklaşıp ahiret yolculuğuna akacağız.Dünya kurulalı bu yana  kim kalabilmişki bu koca dünya denen viranede.\nOnun için hayatta iken gitmek için yolculuk gerekli herşeyi hazırlamak lazım.\nNasıl bir gemi yolculuğa çıkarken her türlü aracı gereci erzağı alıp işini teminata bağlayıp yola çıkıyorsa bizlerde ahiret yolculuğu için gerekli her türlü ihtiyacımızı, gıdamızı alalımda öyle yola çıkalım.\nYoksa çıktığımız o yolda yanımızda bir şey götürmezsek perişan oluruz.Artık boştur ahufigan etseki ağlasak artık geçmiştir.\nİş işten geçmeden baştan düşünmeliydi.İşte bu vahim durumlara düşmeden önce hazırlığımızı bitamam yapalım.\nHatta bile bile bu duruma düşeceğimizi hazırlıksız gidersek yazık bize....[ /kalin ]\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat bir daha hayat bulur tenimde",
        "poet": "Oktay Çekal",
        "poem": "\n\nHayat bir daha hayat bulur tenimde…\n\nİçimde kalan son sevgim sin\nDinmeyen ateşlerin yangının dayım\nKor olur dünyam tutuşur canım\nBir duman sarar her yanı ansızın…\n\nYağmur yağsın ıslatsın her şeyi\nGerçek bile uyansın açsın gözlerini\nBaksın ötelerine görsün sevgimi\nSonra kollarına açsın sarsın beni…\n\nBeceremem ben ağlamayı\nGözlerimden sel olur duygularım\nYatağında sürükler hayat her şeyi\nDokunamam ellerim bir nasır yumağı…\n\nBakışlarım gözlerinden seni çeker\nYüreğime taşır ruhundaki özlemi\nBirde kabul etsen dönsen geri\nHayat bir daha hayat bulur tenimde…\n\n\tOktay ÇEKAL\n\t10.07.2013-03.40\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat bir Gemidir",
        "poet": "Meziyet Ak",
        "poem": "\n\nHayat bir gemidir,atarsın içine kendini,\nYaralı bir kuş gibi,açrsın gözlerini,\nYürüten kaptan olsa,dahi o gemisini,\nAcımasızca hayat alır isteklerini.\n\nGemi güvertesinden,en derin köşesinden,\nMahsun mahsun bakarsın,kurtarıcı ararsın,\nHayat canavar gibi,baksa da gözlerine,\nKorkma hayattan sakın,kapılma hislerine.\n\nDümeni iyi kullan,rotayı hiç kaybetme,\nDünyada hiç bir şeyi,sakın ola dert etme.\nDüşünüp yap her şeyi,sahip ol hislerine,\nİnanma karşındaki,saygısız sevgilere.\n\nBulunca saygı sevgi,dolu beraberliği,\nDüşünki saygı ile, ardından gelir sevgi.\nSaygı ve sevgi dolu,o beraberlikleri,\nHayatta batıramaz,inanın hiç bir gemi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bir Gökkuşağı",
        "poet": "Volkan Yoruç",
        "poem": "\n\nHayat bir gökkuşağıdır\nDoğumdan ölene dek sarmalandığımız\nYeşilde huzur bulduğumuz\nMavi de coştuğumuz\nKırmızıda yandığımız\nSarı da ağladığımızdır\n\nHayat gökkuşağıdır\nKuşak kuşak sarmalandığımızdır\nAcıyı mutluluğu renge vurduğumuzdur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bir Futbol Maçı",
        "poet": "Eyüp Cüce",
        "poem": "\n\nÇocukken hayallerimde,\nDevlerle cücelere futbol maçı yaptırırdım.\nCücelerin her atağı gol olurdu.\nDevlerin üç-beş atağından biri.\nDevler zor yürürken,\nCüceler tıkır tıkır koşardı.\nDevler ikide bir BEŞLİK yiyordu cücelerden.\nSadece hava topu olursa,\nGol oluyordu vurdukları kafa.\nO da kaleyi bulursa.\n\nHayatta böyle biraz.\nEksik olan üç direk.\nCücelerden BEŞLİK yememek için,\nDikkat gerek.\nGol atmak için dev olmak yetmiyor.\nAyaklar yere sağlam basmadıkça,\nKafayı çalıştırmak,\nPara etmiyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bir Hayal Değil Mi",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nKaranlığın ölümü öptüğü yerde\nHayata küs bir başıma yaşıyorum\nBeklentilerimde kalan hayallerimin çığlığıdır\nSuskunluğuna hapsedilmiş yılların acımasızlığında\nNereden bileceksiniz\nGünde kaç kez umutsuzluğun ipiyle indiğimi\nSonu belirsiz dipsiz kuyulara\nSoluk soluğa koşuyorum bir sıcak merhabaya\nBir dost nefesine hasretim\nNasılda bir başıma yaşıyorum son mevsimimi\nTakvimlerden düşürdüğüm her günümü\nGözyaşı ıslaklığıma sarıyorum\nVefalı kaç dostum var ki şu dünyada\nArdımdan ağlayan kaç dostum çıkar\nKaç dostum o gün gelir\nBütün kazancım olan bir kaç kürek o toprağı\nKaç dostum\nÇıkarsızca içtenlikle üzerime atar\nKaç dostum...\n\n25 / 04 / 2006  Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bir Komedi",
        "poet": "Cebbar Korkmaz",
        "poem": "\n\nHayat bir komedi dünya bir sahne\nAğlayanda olur gülende olur\nEcel gelır baş ağrısı bir bahne\nYaşayanda olur ölende olur\n\nHayat bir okuldur hocası zaman\nHer geçen zamanda yoğrulur insan\nÖyrenmenın sonu yok demiş ozan\nBilmeyende olur bilende olur\n\nHayat bir umuttur yok edilmeyen\nHayat bir acıdır fark edılmeyen\nHayat bir sevdadır terk edılmeyen\nSevmeyende olur sevende olur\n\nHayat bir yarıştır kişi özünde\nHayat imtihandır tanrı gözünde\nHayat bir ibrettır ozan sözünde\nGörmeyende olur görende olur\n\nCEBBAR KORKMAZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bir Kumar Olsa",
        "poet": "Ethem Turan",
        "poem": "\n\nHayat bir kumar olsa \nNe koyardın önüne \nNeyine oynardın benimle \nMasaya ne sürerdin\nNeye rest çekerdin\n\nHayat bir kumar olsa\nBen,\nKalan ömüre oynamak isterdim seninle \nYüreğimi sürerdim masaya \nGönlümü açardım \nRest çekerdim birlikte ölesiye\n\nHayat bir kumar olsa\nBir seninle oynamak isterdim\nBir sana yenilmek \nBir senin eline ütülüp tükenip bitmek \n\nHayat bir kumar olsa\nBir sana boyun eğmek isterdim\nYada,\nBenliği almacasına restleşmek \nSana oynamak isterdim\nAh! \nHayat bir kumar olsa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bir Kamera Şakası Değil ki Ciddiye Alınmalı",
        "poet": "Ahmet Zeytinci",
        "poem": "\n\nÇoğu zaman rastlamışsınızdır televizyonlarda, kadın erkek bir sürü insana yapılan kamera şakalarına. Gençlikte gülmek için seyrederdim yani ''Ekmeğin elden suyun gölden'' koka kolanın bakkaldan alındığı zamanlarında diyeyim de siz anlayın. Hayat acısı ve tatlısı ile bir bütün. Şu anda ülkemizde açlık sınırının çok altında paralar ile geçinmeye çalışan yüz binler ile ifade edilen sayılarda insanlar var. Bunların kimisi yaz kış sokaklarda, parklarda ya da bankaların otomatik makine kulübelerinin, telefon kulübelerinin içinde geceyi geçirmeye, yarına ölmeden ulaşabilmeye çalışıp çabalıyor...\n\nHayat bize her şeyi yaşatarak öğretiyor. Acı çekiyorsunuz, yoksulluk çekiyorsunuz zamanında, daha sonra eliniz bollaştı mı maddiyatın da önemli olduğunu ama bunun yanında insanın manevi yönünün zenginliğinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini anlıyorsunuz. Hem ne demişler ?'Paradan başka harcayacak hiçbir şeyi olmayanlar dünyanın en fakir insanlarıdır.''\n\n''Defolsun gitsinler o ışıklarda ellerinde bezler ile cam silen çocuklar.'' Tamam, gitsinler gitmeye de, bir de gidecek yerleri, yatacak yerleri yoksa anneleri babaları terk edip gitmişse. Atalarımız ''Uzaktan davulun sesi hoş gelir.'' derler. Fakirlik çekmeyen, çocuklarının da kendilerinin de bir eli yağ da bir eli bal da olan, varlıklı insanlar, o garibanların halinden anlayabilir mi?\n\nBu devletin bir Anayasası var değil mi? En küçük yeni doğmuş bireyinden, yaşını başını almış en yaşlısına kadar herkesi birinci sınıf vatandaş sayan bir anayasa ya da biz öyle olduğunu zannediyoruz. O zaman o sokak çocukları da bu ülkenin birinci sınıf vatandaşı sayılmıyorlar mı yoksa? Onlara bir sorun bakalım hangi birisi sıcak bir yuvanın özlemi ile yanıp da tutuşmamıştır ki? Verin ya ne olur camlarınızı sildiler mi kırmızı ışıkta bir iki lira servetinizden bir şeyler eksilmez merak etmeyin.\n\nBirçoğumuz beş on katlı, kimi yirmi katlı apartmanlarda günümüzü gün ediyoruz. Komşusunun dertleri ile dertlenen kaç kişi var, kaç kişi kaldı? Hasta komşunuza bir tas sıcak çorba götürmek çok mu zor? Asansörlerde bile birbirinin yüzüne bakmayan insanlar olduk neredeyse. Bir sabah günaydını ve hayırlı işleriniz olsun temennisi, ne güzeldir oysa. Korkmayın bunun için para pul istemiyor kimse. Apartman görevlisinin hatırını da mı sormuyorsunuz? Öyle ya eskiden bodrum katlarda otururlardı bir adları da Kapıcı idi...\n\nBelki insanlar tarafından kaydedilmiyor yaşadıklarınız ve yaptıklarınız. Yaşadığımız hayat asla bir kamera şakası değil tabi ki. Her şey var içinde acı, yoksulluk, kazanmak, kaybetmek, hastalık ölüm lakin insanlar kayıt etmese de sağımızda ve solumuzda ki Allah'ın görevlendirdikleri melekler her şeyi en ince ayrıntısına kadar yazıyor ve çiziyor merak etmeyin. Apartmanda oturduğunuz bir komşunuza rahatsızlık verdiyseniz, yan gözle baktıysanız, dar durumunda yardım etmediyseniz, fakiri gözetmediyseniz vatanınıza hainlik yaptıysanız. İnsan yapısı kameralarda bazen hatalar olsa da Rabbimizin kameralarında en ufak bir hata yok bunu iyi bellemeli insanoğlu. Hepinize en derin sevgi ve saygılar yine...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bir Masal",
        "poet": "Gülseren Akdaş",
        "poem": "\n\nHayat bir masa\nRüyasıyla  hayaliyle\nHayat bir dere…...\nAkası berrak suyuyla.\nBir dağdır hayat\nTırmana bildiğin sürece. \nHayat bir bahardır. \nYeni filizlenen taze tomurcaklarıyla,\nHayat bir kış \nBembeyaz örtüsüyle,\n\nHırçın denizleri kabartan.\nFırtınasıyla.boranıyla\nHayat bir\nDinleyince gözleri buğulu\nYaşlanınca saçları ağartan..\nYüzlerde derin çizgiler bırakan.\n\nGönüllerin  umutlarını tüketen\nGeriye bakınca yollar tozlu,\nGözler yorgun gönüller umutsuz.\n Ama………\nBir şey var o ince çizgide\nHep bir umut……..\nHep bir çaba….\nHep yarın……..yarın\nDiyerek umut etmek.\nHayat bir umut olsada,\n İnsan umut ettiği sürece yaşar\nBu hayat masal olsa da….\t\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bir Matematiktir.",
        "poet": "Mehmet Yücel",
        "poem": "\n\nhayat bir matematiktir önce toplarsın\nsonra topladıklarını paylaşmak adına bölersin\npaylaşmak istediklerin seni çarparlar\nsonra işin içinden çıkmak istersin ama asla çıkamazsın\n\ndaha sonra ne mi olur\nsen nankörler diye bağırırsın nefesin kalırsa tabii\nonlar da keriz diye kıs kıs gülerler bol nefesleri ile\n\nhayat bir matematiktir diyorsam dört işlemi iyi öğrenmelisin\ndiğer dersler senin köpeğin olsun\nmatematiği bilince onlar peşinden gelir nasılsa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat bir nehir gibidir",
        "poet": "Erdal Akkoyun",
        "poem": "\n\nHayat bir nehir gibidir\nSürekli akar kendi yolunda\nGeçtiği yerlere izlerini bırakır\nOnlardan da alır birer hatıra\n\nDönemez bir daha geriye\nYaşayamaz o anı, iki defa\nBıraktığı izler onu hatırlatır\nİyide olsa, kötüde olsa\n\nGeçtiği yerlere yaşam verir\nRuhunu katar, cansız toprağa\nTomurcuk olur, çiçek açar\nUlaşır kendinden en uzaklara\n\nDoğa almaz, ondan fazlasını\nSadece yettiği kadarıyla\nAlanların felaketi olur\nYok eder kendi yokluğuyla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Beni Ağlatamazdı",
        "poet": "İsa Yılmaz",
        "poem": "\n\nhayat beni ağlatacak kadar güçlü değildi\nseni sevmemiş olsaydım eğer\n\nhayat beni ağlatacak kadar güçlü değildi\ngözlerindeki acı gözlerimi yakmasaydı eğer\n\nhayat beni ağlatacak kadar güçlü değildi\nseni zamansız kaybetmeseydim eğer\n\nhayat, sen beni ağlatacak kadar güçlü değildin\nben, aşk ateşine koşan bir kelebek olmasaydım eğer\n\nhayat sen beni güldürecek kadar tatlı değildin\nben mutluluğu ateşin buselerinde bulmasaydım eğer…\n\n02.03.11\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bir Roman Olsa",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nHayat bir roman olsa, okusak yeni baştan,\nSayfa sayfa çevirip, gün seçsek her bir yaştan.\nÜç beş ayıraç koysak, mutlu geçmiş günlere,\nAçıp tekrar yaşasak, usul usul yavaştan.\n\n28 Eylül 1998 – Pazartesi / İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat bir otobüs yolculuğu gibidir..",
        "poet": "Şifa Şeyda Dinler",
        "poem": "\n\nHayat bir otobüs yolculuğu gibidir.. \nKimileri biner \nkimileri iner.. \nVe o gün geldiğinde \nsende inersin.. \nÖnemli olan kazasız belasız \nAllahın emrine uygun bir şekilde yolculuk yapmaktır.. \n\n((25 Eylül 2013))\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat  Bir  Okul",
        "poet": "Şeref Köşker",
        "poem": "\n\nHayat bir okul bizler öğrenci\t\nBir öğreten var,birde öğrenen\nPeki öğreten kim,öğrenen kim,\nÖğreten, yalnızca doğruyu öğretir\n\nHer bilgi onun varlığıyla,var olmuştur.\nHer şey onunla olmuş,her şey ondan doğmuştur.\nOndan daha güzel, bir öğretici yoktur\nO Her şeyi layıkıyla, bilendir\n\nBütün güzellikler onda, bütün doğrular onda\nO her şeyi bilir, her şey'den haberdardır\nOndan habersiz tek, nefes alamazsın\nO, izin vermeden yürüyemezsin\nO istemeden, gözlerini açamaz\nYerinden bile kalkamazsın.\n\nO neyi emretmişse, onu yapacaksın\nHayatını, Ona göre yaşayacaksın\nYönünü yolunu, yalnızca ona döndüreceksin\nYanlışları bırakacak, Doğruyla\nDoğrularla, olacaksın Evladım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat  Bir  Rüya",
        "poet": "Tuba Gürdere",
        "poem": "\n\nHayat bir rüya.\nHer gün görmek için kapatıyoruz rüyaya gözlerimizi.\nRüyada ne  saltanat  nede  sultanlık  beklerim.\nKalbe uyandırılışım ve içimde olan  yaşama  uyanışlarım yeter  bana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bir Sonbahar",
        "poet": "Hamiş Mustafa",
        "poem": "\n\nHayatımız sonbahar ayları\nDökülür teker,teker yaprakları\nÇürür gider bedendeki dalları\nOnları korumaz bir daha toprakları\nSert esen rüzğarlar olur sonları\nHayat bir sonbahar.\n\nHayat verirdi hücreleri\nCanlanır büyürdü kökleri\nKuruyu verirdi çicekleri\nYaşamalarına izin vermedi güneşleri\nYeller süpürdü gazelleri\nHayat bir sonbahar.\n\nToprağa düşen tohumlar\nCanlanmasını bekler hayatlar\nDünyaya çıkmadan kururlar\nGörmezler bir daha sonbaharlar\nHayat bir sonbahar.\n\nMustafa anlatır örnek olur yaşananlar\nYaşamaları olur sonlar\nKararır gider aydınlıklar\nBir daha görmen sabahlar\nHayat bir sonbahar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bir Şiirdir",
        "poet": "Bahadır Bedir",
        "poem": "\n\nHayat bir şiirdir\nBazen kafiyeli \nBazen veremediğin anlamların içerisinde boğulduğun\n\nHayat bir şiirdir\nİlk mısralarında doğarsın\nİlk dörtlüğün son mısrasıdır yaşamla dalaştığın vakit\nİkinci dörtlüğün başında amacını hatırlayamazsın bazı zamanlar\nŞiir devriktir, hayat tepe taklak\nBir çiğ damlası düşer yaprakların üzerine\nSonra bir çözümsüz düşünce takılır aklına\nŞişmiş ellerini sıkar en sevdiğin yüzük\nBuğulaşmış pencere camından silip bir köşeyi\nSeyredersin ıslak yeryüzünü\n\nHayat bir şiirdir\nKöşeli dört mısradan taşmış\nBuruk dizelerin tren gibi sıralandığı\nAh çekişlerin kederli bir sigara dumanına karıştığı\n\nHayat bir şiirdir\nMutluluğun nizamiye  kapılarında izbandut kötülükler\nGeri de dönemem diye diye zorladığın\nAğzın burnun kan içeri girdiğin bir nakarattır\nVe her seferinde bitmeden tekrar eder\n\nSalya sümüklü, anneye muhtaç çocukluklardaki saadeti\nParayla satın alma imkanı olsa\nSatardım bu şiirleri\nYakarak büyüklülüğümü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bir Seçim",
        "poet": "Aysel Gülmez",
        "poem": "\n\nDerin sularda yüzmek vardı ya\nBen sığ suları seçtim\nFırtınaya karşı kürek çekmek vardı ya\nBen güvenli limanları seçtim\nKalıp ta savaşmak vardı ya\nBen hep gitmeleri seçtim\nDeğilmi ki hayat bir seçim\n\nKorkular ayıplar, yasaklar, istekler\nHayat yolunu belirler\nBir yol seçersin kendine\nHangisi galip gelirse\nArzuların isteklerinse galip gelen\nŞanslısın sen\nKorkmadan yolunda ilerle\nDeğilmi ki hayat bir seçim\n\nAma ne yazık ki\nHer zaman mümkün değil\nDoğru yol doğru kararlar\nYanılgılar, hatalar\nYanlış zaman, yanlış insanlar\nDeğilmiki hayat bir seçim\nHayat bu \nHerşey insanlar için\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat  Bir  Sözdür",
        "poet": "Tuba Gürdere",
        "poem": "\n\nÇizdiğimiz bir imajdır ama öz ayrı.\nSanat bir çizgidir ama söz gayrı.\nHayat bir sözdür ama göz ayrı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bir Uğraşı",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nhayat bir uğraşı bazen\nbazen ise bir eziyet\nbazen de sevinç\n\n04-08-1998\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat bir tiyatro",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nHayat bir tiyatro dünya koskocaman büyük sahne \nBir tarafta gülenler diğer tarafta matemden sahne \nKader neyse istediğin kadar oynadığın kadar oyna \nHayat denilen bu sahne de,yaşayanda olur ölende \n\nHayat dediğin üzerinde gittiğin tehlikeli bir yoldur \nHayat denilen merdivenleri çıkarken insan yorulur \nBazen bu yollarda giderken inişte yokuşta bulunur \nHayatının kadrini can,bilmeyende olur bilende olur \n\nHayat acımasız okuldur hiçte mezuniyet vermeyen \nHayat hem acıdır,hem tatlı tadına hiç doyulmayan\nHayat insan için doyumu olmayan aşkı bir sevdadır \nBu sevdayı canım sevende olur,Sevmeyende olur \n\nHayat bir yarıştır insanı en sonunda düşürür dize \nHayattın acımasız çekilmez oyunları zor gelir bize \nHayattı son sahnesinde Azrail de rolünü alır bizle \nİmanlı gitmeyi görende olur, can görmeyende olur\n\nHalil ÇOLAK 30.09.2009\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat biter!",
        "poet": "Hüseyin Varyeter",
        "poem": "\n\nBöyle beyaz sayfayla başlanır hayata! \nİnsanoğlu karalar karalar ömür denen bu yaprağa.\nSayfa dolduğunda hayat son bulur,\nBu sayfadır! Asıl hayatında ona okunur…\n\nYaptıklarına pişmandır yada memnun kalır.\nHayat biter sayfa da elinden çabuk alınır! \nKeşkeler ardı ardına ona doğru koşarlar,\nSayfa yoktur fayda yoktur gözler boşa bakarlar…\n\n11/50  pazartesi\n12 Nisan 2010\nKadıköy/İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bir Tiyatro",
        "poet": "İbrahim Bayraktar",
        "poem": "\n\nMutluluk yaşamın içinde nüve, \nGönül istese de girmez her eve, \nKimine düz yoldur aşması kolay, \nKiminin hayatında hörgüçlü deve.\n\nBaş başa kalınca coşar kaynarız, \nElden geri kalmaz güler oynarız, \nHiç bir zaman yapamasak da resmini, \nMutluluk rolünü güzel oynarız.\n\nMutluluk dediğin nedir ki; \nDilden çıkışı bir kaç hece, \nSöylemesi çok ama çok kolay, \nYakalaması büyük bir olay.\n\nKimimize bir gül, bir gülücük yeter, \nKimimize Dünyayı versen nafile.\n\n22.05.2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bir Yol Bulur",
        "poet": "Oğuzkan Bölükbaşı",
        "poem": "\n\nKendi ateşinde yanan bir dağ gibi kıvranması  yüreğimin sancıları\nLavlar eteklerinde son bulur damarlarımın\nYangınlar serinlikleridir artık gülümseyen bakışların\nKuşlardır son hazırlıklarında gurbetin yolcuları\nGün hangi kızıllığa bürüneceğini şaşırır doğum sancılarında\nSazlıklarda terkedilmiş çocuklar gibidir anılar\nNe bir cengaver çıkar\nNe de bir peygamber kıyıya vuran sepetlerden\nHayat seni sana bırakmıştır\nKurtulmak için heryeri saran alevlerden\nVe hayat mutlaka bir yol bulur\nKurtulur bu sefaletten\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat bize de gülsün",
        "poet": "Satılmış Turgay Karabacak",
        "poem": "\n\nBırak gitsin boşver gitsin\nHayat bize de bir kez gülsün\nNe olur yılların çilesi bitsin\nHayat bize de bir kez gülsün\n\nKafanı kaldır toprak altından\nSana uzanan güneşe bir bak\nKardelen misali inadına göster kendini\nİnadına hayatın tadına bir bak\n\nHayat güler mi diye sakın bekleme\nSen hayata gül, hayat gülsün sana\nÇile biter mi diye sakın gözleme\nÇileyi boşver derdi boşver inadına\n\nGül güldür güldür ki gül, \nama gülerken güldürürken bir kez düşün\nGöreceksin sana en büyük ödül\nYarın ötelerde yapacağın düğün\n\nGül güldür ama bir kez düşün\nDüşün ki gönlünde gülsün\nDüşün ki ötelerde bekleyen hayat,\nHayat ta sana sana gülsün\n\nUnutma sen nadide bir gülsün...\nGözyaşın ile bülbülü öldürürsün\nUnutma sen nadide bir gülsün\nGözyaşın ile bülbülü küstürürsün\n\nDilerim hayat herkese gülsün\nDilerim hayat bize de gülsün.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bize",
        "poet": "Yılmaz Güney",
        "poem": "\n\n...hayat bize\nmutlu olma şansı\nvermedi sevgili\nbiz kendimizden \nbaşka herkesin\nüzüntüsünü üzüntümüz, \nacısını acımız yaptık\nçünkü. Dünyanın öbür\nucunda hiç tanımadığımız\nbir insanın göz yaşı bile\niçimizi parçaladı. Kedilere\nağladık, kuşların yasını tuttuk...\nYüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat\nkarşısında bizi zayıf yaptı. Aslında\nne güzel şeydir insanın insana yanması sevgili...\nNe güzeldir bilmediğin birinin derdine\nüzülebilmek ve çare aramak. Ben bütün\nhayatımda hep üzüldüm, hep yandım.\nYaşamak ne güzeldir be sevgili...Sevinerek, \nseverek, sevilerek, düşünerek... Ve o\nvazgeçilmez sancılarını duyarak hayatın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bize Göre Değil Arkadaş",
        "poet": "Halil İbrahim Yıldız",
        "poem": "\n\nNice koç yiğitler kabire kondu\nHayat bize göre değil arkadaş\nDüzenbaz yalaka yolunu buldu\nHayat bize göre değil arkadaş\n\nHerkes ister oldu lüx bir hayatı\nEkmek beğenilmez atar bayatı\nYolcular azaldı hakka seyhatı\nHayat bize göre değil arkadaş\n\nDüşünen kalmadı bir gün ölecem\nŞirk aldı yürüdü nasıl gülecem\nAnam babam gitti bende gelecem\nHayat bize göre değil arkadaş\n\nAldı da yürüdü haram furyası\nGözleri kör etti şöhret rüyası\nYalan dünya oldu gerçek dünyası\nHayat bize göre değil arkadaş\n\nHey gidi gençlik hey demeden önce\nMaziye bir bak deden yemişti yonca\nAllaha şükür et karnın doyunca\nHayat bize göre değil arkadaş\n\nHalilim söyledi sözün hasını\nKulaklardan siler atar pasını\nDünya berbat oldu çeker yasını\nHayat bize göre değil arkadaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat bizi biz  hayatı tanıdık",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nHayat bizi biz  hayatı tanıdık\n\nAmaç yaşlanmaksa ben yaşıyorum \nHayat bizi biz hayatı tanıdık\nMaksat yaşamaksa yaşlanıyorum\nHayat bizi biz  hayatı tanıdık\n\nŞu perişan halkım bak neler söyler\nÇalışan nobele adaydır beyler\nBak ne hale geldi şehirler köyler\nHayat bizi biz hayatı tanıdık\n\nKaranlığa üfürülen hayatlar\nGüneş balçıkla sıvanmaz alçaklar\nKalbimize gömülen şu evlatlar\nHayat bizi biz hayatı tanıdık\n\nÖdemesi zormu bunca borçların\nDost Şerefi yoksullukla taşlarım\nArtık doğrulsun eğilen başlarım\nHayat bizi biz hayatı tanıdık\n\n12/12/2009\nDost Şeref\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bizi Rezil Etti",
        "poet": "Güner Kaymak",
        "poem": "\n\nSürüm sürüm süründürdü\nHayat bizi rezil etti\nHer kılığa büründürdü\nHayat bizi rezil etti\n\nTah doğduğumdan bu yana\nHiç gülmedi bir gün bana\nKast eyledi aziz cana\nHayat bizi rezil etti\n\nGurbet ellerde gezdirdi\nMuhanetlere ezdirdi\nTatlı canımdan bezdirdi\nHayat bizi rezil etti\n\nSırtımı getirdi tuşa\nEmeklerim gitti boşa\nBenzetti yuvasız kuşa\nHayat bizi rezil etti\n\nBir yaprak gibi savruldum\nAşk ateşiyle kavruldum\nEn zayıf yerden vuruldum\nHayat bizi rezil etti\n\nOzan Güner der yanıldım\nYıllarca boşa sarıldım\nŞimdi hayata darıldım\nHayat bizi rezil etti\n\nOzan Güner Kaymak\nAmsterdam 26.02.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat böyle kuralsız",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nhayat benim isteklerimi reddediyor\nemir almıyor\nrica dinlemiyor\nkendi doğrusunda diretiyor\nkendi çıkarını dayatıyor\nya uyuyorsun ayakta kalıyorsun\nya uymuyorsun yok oluyorsun\nbu hayat beni kuralsız yaşatmıyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat bizim",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nHayat bizim \n\nHayat insan insan hayat \nFelsefe dediğim çek yat \nInsanlığa eser bırak\nFelsefemiz hayat bizim\nHayat felsefemiz bizim\n\nInsan hayatın özüdür\nHem nefesi hem sözüdür \nYaşayanın özetidir\nFelsefemiz hayat bizim\nHayat felsefemiz bizim\n\nHayat gerçeğini arar\nDeğeri insanda kılar\nEvrensel dediğim yollar\nFelsefemiz hayat bizim\nHayat felsefemiz bizim \n\nBilgileri üretmektir\nInsana hizmet etmektir\nÜretip ürün elde etmektir\nFelsefemiz hayat bizim \nHayat felsefemiz bizim \n\nInsandan topluma doğru \nToplumdan insana doğru \nInsan bilim bilgi dolu\nFelsefemiz hayat bizim\nHayat felsefemiz bizim\n\n                                Bilimin ayak izleri\nAydınlatıyor bizleri\nGece ile gündüzleri\nFelsefemiz hayat bizim\nHayat felsefemiz bizim\n\nEkonomik siyasaldır\nKültürel dediğim yoldur\nYaşamın kaynağı boldur\nFelsefemiz hayat bizim\nHayathayat felsefemiz bizim \n\nİnsanla topluma yarar\nKanayan yarayı sarar\nİyi yi güzeli arar\nFelsefemiz hayat bizim\nHayat felsefemiz bizim\n\nKötülüğü engellerken\nİyiliğe yol verirken\nBügün geçtir yarın erken\nFelsefemiz hayat bizim\nHayat felsefemiz bizim\n\nToplum için çalışıyor\nDoğru olan güzel diyor\nYöntemle farkı veriyor\nFelsefemiz hayat bizim\nHayat felsefemiz bizim\n\nSanatla insan uğruna\nİnsanlığın yararına\nİnsanın sesi uğruna\nFelsfemiz hayat bizim\nHayat felsefemiz bizim \n\nFelsefe sanat ve bilim \nYaşamı selamlar elim\nHayat yolunda bir ömür\nFelsefemiz hayat bizim\nHayat felsefemiz bizim\n\nHayatı yaşanır kılan\nGerçeği arayıp bulan\nİnsanın amacı olan\nFelsefemiz hayat bizim\nHayat felsefemiz bizim\n\nDüşünsem daha neler var\nBenim bildiğim bukadar\nTükenmeyen zaman kadar\nFelsefemiz hayat bizim\nHayat felsefemiz bizim\n\nBizim Dost Şeref düşünde\nDoğru olanın peşinde\nBilim yatıyor döşünde\nFelsefemiz hayat bizim\nHayat felsefemiz bizim\n\n3.4.2012\nDost Şeref\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Boş Olur",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nHaklıyı haksızı boşa harcama\nIsraf olmayınca, gönül hoş olur\nKalpte  hayır bolsa, sevda harcama\nCiğer solmayınca, hayat boş olur\n\nKaranlık hak ise, ışık varlığın\nÜşümek şart ise, vücüt darlığın\nAllah huzurunda, tekdir arlığın\nGönül olmayınca, hayat boş olur\n\nMezarı olmazsa, hakdır gidişi\nYağan yağmurların, sıklam edişi\nRuhunu temizler, sevdiğin kişi\nGönül olmayınca, hayat boş olur\n\nBenim yerime de, o ağlayacak\nGözyaşları ile, o bağlayacak\nÖzündeki ateş, hep dağlayacak\nGönül olmayınca, hayat boş olur\n\nKoca adam oldum, hala severim\nHüzün çiçeğini, yalnız bölerim\nToprağın altında, yari severim\nGönül olmayınca, hayat boş olur\nBahattin Tonbul\n20.1.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bizim Umut Bizim Aşk Bizim",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nHayat Bizim Umut Bizim Aşk Bizim\n\nŞahlanmış aşkların olduğu yerde\nGündüz güneş gece ayla yıldız var\nHer sabah yeni bir umut doğuyor\nHayat bizim umut bizim aşk bizim\n\nSevgiyle işlenen nağmeler gibi\nAşkın deryasına girenler gibi\nMevsimlere özgü iklimler gibi\nHayat bizim umut bizim aşk bizim \n\nTükenmek bilmeyen yollar gibiyiz\nYol üstüne konan hanlar gibiyiz\nYeşeren ağaçta dallar gibiyiz\nHayat bizim umut bizim aşk bizim\n\nRenklerle süslenen gecelerimiz\nUmutla süslenen hayellerimiz\nDost Şeref anlamla manalarımız\nHayat bizim umut bizim aşk bizim\n\nDost Şeref\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Böyle Zaten",
        "poet": "Orhan Veli Kanık",
        "poem": "\n\nBir evin bir köpeği vardı;\nKıvır kıvırdı, adi Cincon'du, oldu.\nBir de kedisi vardı: Maviş,\nKayboldu.\nEvin kızı gelin oldu,\nKüçük bey sınıfı geçti.\nDaha böyle acı, tatlı\nNeler oldu bir yıl içinde!\nOldu ya, olanların hepsi boyler.\nHayat böyle zaten!..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Böyle Solacak....",
        "poet": "Zübeyde Yılmaz",
        "poem": "\n\nSevgiden yana\nBen bir yer biliyorum,\nSımsıcak....\nParlayan gözlerinde kendimi buluyorum\nÖylesine mutluyum ki...\nNeredeyse bulutların üstüne çıkıyorum\nKalbim duracak...\nDinle beni sevgilim\nÖzlem,sevgi,hüzün ve aşk\nAma sonunda daima umut\nHayat böyle solacak....\n\n                           (22/11/1987 ANTALYA)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Böyledir Ahbap",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nSeversin sevilmezsin, hayat böyledir ahbap,\nKurulmuş kader ile döner kendince dolap.\nAşk dediğin kimine sanki haram kılınmış,\nKimine de saadet, peşin yazılmış sevap.\n\n7 Aralık 1984-Cuma / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Boyu Öğrenme Okullar Hayat Olsun",
        "poet": "Bekir Alim",
        "poem": "\n\nOKULLAR HAYAT OLSUN\n\nRuhum tende gizlenir sarılır demet demet\nHayat boyu öğrenmek huzur veriyor elbet\nİlimsiz âlim olmaz ham toprakta bereket\nEğitim, kültür merkezi”Okullar Hayat Olsun”\n\nŞu karanlık gecede gül açar gül gülistan\nOynasın kız, kızan’ı giysin ipekli fistan\nBir meşale yaktık biz sultan şehir Sivas’tan\nEğitim, kültür merkezi”Okullar Hayat Olsun”\n\nHizmet için var olan bir proje açılmış\nHer yana misk-i amber gül kokusu saçılmış\nAydınlığın izi var cehaletten kaçılmış\nEğitim, kültür merkezi”Okullar Hayat Olsun”\n\nBir eser bırakırsan tarih yazar bunu bil\nİçindeki şeytanı kör kuyuya atıp sil\nDemet demet açıyor her tarafta gonca gül\nEğitim, kültür merkezi”Okullar Hayat Olsun”\n\nYaşlısı ve genciyle tutuştuk biz el ele\nMutlak doğacak güneş bahar gelsin bak hele\nŞairlerin dilinde “Hayat boyu öğrenme”\nEğitim, kültür merkezi”Okullar Hayat Olsun”\n\nSendeki söz ÂLİM’İM sendeki sanat başka \nİnsan yazıp çizdikçe gelir ilahi aşka\nHer gün başka seminer aktivite bir başka\nEğitim, kültür merkezi”Okullar Hayat Olsun”\n\nKızan:Erkek çocuk,köy delikanlısı\n\n08.03.2013\nBekir ALİM \nSivas Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bu",
        "poet": "Zeki Akçalı",
        "poem": "\n\nBir an gülerken,\nBir an da ağlıyoruz.\n\nHayat bu işte.\nYaşadığımızı anlıyoruz.\n\n(22/05/2005, Pazar, B.Çekmece)\n(2. dönem)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bize İkinci Şans Vermeyebilir",
        "poet": "Merve Uzun",
        "poem": "\n\nEsmer ela gözlü 1.80 boyu zayıf bir gencim Daha yeni üniversiteden mezun oldum güzel sanatlar mezunuydum henüz iş bulamamıştım arama çabasındaydım okulumuzda bir duvara karikatür resmi çizilecekti ve bu işi bölüm şefi olan emre bey bu işi benim yapmamı istedi aslında görevim bu değildi ama onu kırmak istemiyordum ve işi kabul ettim işi kabul etmemin sebebi birazda gönül işimdi okul bitmişti benim ama onu biraz daha görebilmem için bundan daha iyi bir fırsat olamazdı sabah olmasını zor beklemiştim olsa da görsem diye kapıdan içeri girdiğinden itibaren gözlerimi ondan alamamıştım onun üstünde kısa siyah bir etek beyaz bir buluz siyah çanta ve ayakkabısıyla öyle güzel görünüyordu ki anlatılmaz bir güzellikteydi hele o beyaz tenine yakışan dağınık saç modeli çok hoşuma gitmişti o bu kadar güzel iken benim üstümde turuncu boyacı tulumu yüz göz boya içinde tıpkı zengin kız fakır oğlan olmuştuk iş hiç bitsin istemiyordum bu yüzden yavaş yapıyorum ama patron yarına kadar bitmesini söylemişti o gece sabaha kadar uyumamıştım aklımda daha adını bile bilmedim bir kız elimde fırça bir şeyler çizmeye çalışıyordum işte iş sabaha yakın bitmişti uyuyakalmıştım etrafımda ki seslerden uyanmıştım herkes yaptığım resme bakıp konuşuyorlardı bende çizdiğim resme baktığım da inanamadım gözlerime öylesine içime işlemiş ki yarı uykulu halimle bile ikimizin resmini çizmiştim herkes yorum yaparken ben etrafıma bakıyordum arkamı döndüğüm de tam arkamdaydı göz göze gelmiştik bundan başka fırsat olamazdı ona ikimizin resminin ona hayatımın sonunda kadar bana nefes olur musun dedim o an sanki konuşamadı \nDiller konuşmasa da gözleri anlatıyordu her şeyi sadece o an evet diyebildi işte tanışmamız böyle oldu o günden sonrada resme daha başka bir aşk ile baktım şimdi yaş 60 yolun yarısı neredeyse ama o anı daha dün gibi hatırlıyorum eğer o gün sussaydım bugün bunları yazıyor olmazdım her anın kıymetini bilmemiz lazım hiçbir fırsatı görmezden gelmemeliyiz hayat bize ikinci sansı vermeyebilir … :)  :)  :)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-Hayat bu 2-",
        "poet": "Satılmış Turgay Karabacak",
        "poem": "\n\nHayat bu ne bileyim işte\nGözümde onca seneler ama\nBak bitti bir anda işte\nGel de sen geçmişe yanma\n\nHayat bu, kimi hediye edilen bir çiçeğe\nKimi bir günlükte olsa bulduğu ekmeğe sevinir\nKimi sonu gelmeyecek sandığı bir güzelliğe\nKimi Hakkın huzuruna varacağını bildiği için sevinir\n\nHayat bu, kimi babasının aldığı bir oyuncağa \nKim i öğretmeninin verdiği aferime  sevinir\nKimi  bir hayat kurtardığına\nKimi birini dolandırdığına sevinir\n\nHayat bu, kimi araba yat kat peşinden koşmaya\nKimi aç kalanları görüp haline sevinir\nKimi birkaç ayakkabı daha fazla boyadığı için\nKimi baba parasıyla keyf yaptığı için sevinir\n\nHayat bu, kimi diploma alıp doktor olduğu için\nKimi doktor olup yoksulun parasını soyduğu için sevinir\n\nHayat bu, kimi okuduğu için sevinir\nKimi sürüsüne bir kuzu daha kattığı için sevinir\nKimi oğlu askerden gelip düğün ettiği için \nKimi yaşlı anası öldüğü için sevinir\n\nHayat bu ne bileyim işte....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bu",
        "poet": "Burçak Çerezcioğlu",
        "poem": "\n\nHayat mutluluk değildir\nHayat üzüntü değildir\nHayat aşk değildir\nHayat eğlence değildir\nHayat bunalım değildir\nHayat iş ders değildir\nHayat zirve değildir\nHayat para değildir\nHayat tatil değildir\nHayat her şey dir.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat bu",
        "poet": "İlhan Koruyucu",
        "poem": "\n\nHayat bu\nbir çiçek bir \nkelebek\nhayatın akışında\nher şey yerli yerinde\numut var çiçek çicek\ngönül var bir kelebek\nama hayat bu acısı da var\ntatlısı da....\nbelki de hayatın anlamı\nbu olsa gerek.\nacısıyla tatlısıyla\nhayatı yaşamak...\nilhan Koruyucu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bu",
        "poet": "Turgut Çakır",
        "poem": "\n\nYıldızların altında\nŞarkı söylemek güzel\nHayat bu\n\nŞarkı, türkü, öfke, nefret\nGözlerde sevinç\nYüreğinde aşk\nHayat bu\n\nSevgi bu geçici dünyada\nVar olduğunu gösterir\n\nYıldızların altında\nŞarkı söylemek güzel\nHayat bu\n\nSevgi bu geçici dünyada\nVar olduğunu gösterir\n\nŞarkı, türkü, öfke, nefret\nGözlerde gözyaşı\nKalpte yangın\nHayat bu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bu",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nCan olur,hayat olur,\nKalmaz bende korku.\nSararsam da yaprak gibi,\nSeninle olmak yeter bana.\n\n13.05.2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bu",
        "poet": "Mehmet Emin Eryazgan",
        "poem": "\n\nHayat bu\nKimi dibe vurur\nKimi dibini bulur\nHayat bu\nKimine su\nKimine kumdur\nYa kabullen dur\nYa da isyan et\nKUDUR.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-Hayat Bu-",
        "poet": "Satılmış Turgay Karabacak",
        "poem": "\n\nbazen bir çiçek alırız\nsevgiliden sevenlerden\nbazen bir mektup alırız\nözlenen gönüllerden\n\nbazen bir gülücük bir tebessüm\nmutlu eder öyle ya hayat bu\nbazen bir selam bir merhaba\nmutlu eder öyle ya hayat bu\n\nkimi gün bir yağmur\nkimi gün bir kar yağışı\nkimi gün sıcak bir yaz\nmutlu eder öyle ya hayat bu\n\nbazen dalgaların kıyıya vuruşu\nbazen kanat çırpan bir kuşun uçuşu\nşu sanatçının program sunuşu\nmutlu eder öyle ya hayat bu\n\nbazen anne baba diyen diller\nbazen öğretmenim diyen gönüller\nAllah rızasını bakleyen eller\nmutlu eder öyle ya hayat bu\n\nbazen bir çocuğun tebessümü\nbazen bir yaşlı teyzenin\nbazen şu bağın salkım salkım üzümü\nmutlu eder öyle ya hayat bu\n\nbazen geceleyin çekirge sesleri\nyıldızların dilek bekleyişleri\ngökkuşağının gülüşleri\nmutlu eder öyle ya hayat bu\n\nbazen sağa sola dönebilmek\nbazen gerçekten görebilmek\nbazen koşmak yürüyebilmek\nmutlu eder öyle ya hayat bu\n\nbazen kazanmanın gururu\nbazen kaybetnenin onuru\nbazen yanlışların sonucu\nmutlu eder öyle ya hayat bu\n\nbazen bir arının bal yapışı\nbazen kangurunun yumruk atışı\nbazen bir yunusun suya dalışı\nmutlu eder öyle ya hayat bu\n\nbazen tutmayan eller\nbazen görmeyen gözler\nbazen sonsuzluğa gidişler\nmutlu eder öyle ya hayat bu\n\nbazen kalkan hasatlar\nsımsıcak pişen aşlar\ngözler maziye dalsada\nmutlu eder öyle ya hayat bu\n\nbazen bir oyuncak\nbazen bir yavrum sözü\nbazen sıcak bir dokunuş\nmutlu eder öyle ya hayat bu\n\nbenim bizim vatanımız sözü\nadalet demokrasi sözü\nbazen değil herzaman \nmutlu eder öyle ya hayat bu\n\n(saturka73@hotmail.com)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bu",
        "poet": "Bayram Eser",
        "poem": "\n\nkar altında kalmış bir yol gibidir hayat\nyol tam olarak nerededir bilemezsin\noradan bir yerden başlamıştı seyahat\nyürürsün yürürsün bir türlü gelemezsin\n\ndüşersin tüm anıların yola saçılır\nyolunu kendin seçmişsen nasıl kaçılır\ngüneş çıkar karlar erir yollar açılır\nburuk bir tebessümdür hayat gülemezsin\n\nsavaş da yaparsın gerekince barış da\nkazanmak da kaybetmek de var bu yarışta\nhataları kendin affet son yakarışda\nhiç kimseden affetmesini dilemezsin\n\nbazen çığ düşer yollarda mahsur kalırsın\natı başkası alır sen nalı alırsın\neli böğründe öylece kalakalırsın\ngitmeli mi kalmalı mı hiç bilemezsin\n\nbir yere gitmez yol giden sadece sensin\nbir yanık türkü tuttur yolculuk şenlensin\nyorulanlar her mola yerinde dinlensin\nhasta düşsen de yol bitmeden ölemezsin\n\nsen yolcusun diye yolun bir anlamı var\nyolculuk biter hesaplanır tüm kar zarar\nhayat yolcusu beşikten mezara kadar\ngüzel yaşa gittin mi geri gelemezsin…” 17.02.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bu",
        "poet": "Ali Haydar Koyun",
        "poem": "\n\n“…hayat bu\ngeçen yıl mutluluk gözyaşı\ndöküyordum,\nbu yıl acıdan gözyaşı\ndöküyorum…\n\n14 Ağustos 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bu.",
        "poet": "Hüseyin Celep",
        "poem": "\n\nHayat bu:İlkbahar,yaz,sonbahar,kış\nBiraz iniş,biraz düz,biraz yokuş\nEn sonunda aynı yeredir çıkış\nYa bugün olacak,ya bir başka gün\n\nAnkara/2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bu Bir Yolculuktur",
        "poet": "Şevki Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nİnsan doğar, gözü görür\nHayat bu bir yolculuktur\nSonra ise büyür, yürür\nHayat bu bir yolculuktur\n\nAllah, insan 'halifem' der\nHakk'ı bilen doğru gider\nİyi insan kulluk eder\nHayat bu bir yolculuktur\n\nDünyaya bağlanma candan\nHerkes rızkı alır ondan\nKimseye olmasın zindan\nHayat bu bir yolculuktur\n\nAllah'ın emrine giren\nAmel ile sevap deren\nCennet bulur hesap veren\nHayat bu bir yolculuktur\n\nÇobanoğlu yolu bilir\nGüzel işin izi kalır\nHerkes muradını alır\nHayat bu bir yolculuktur\n\n(30.10.1995)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat bu işte",
        "poet": "Halil İbrahim Özdemir",
        "poem": "\n\nBir sürü meyve diktim, büyüsün göğe ersin,\nSırayla ağaç ektim, üstüme gölge versin,\nAğaçlar tabut oldu, meyveyi kuşlar yedi,\nBir ömür böyle çektim, hayat böyle neylersin?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bu İşte",
        "poet": "Mustafa Cancer",
        "poem": "\n\nKazanınca herşey mükemmel değil mi? \nYa kaybedince? \nO da yeni başlangıçlar için iyi be! \nRüzgarın sesi,gecenin tadı,sessizliğin anlamı...\nKazanmak kaybetmektir bazı şeyleri,\nKaybetmek ise çok şey kazanmaktır...\n\n(29.09.2002 Antalya)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat bu.., (makale)",
        "poet": "Mehmet Sani Özel",
        "poem": "\n\nHayat, çoktan seçmeli çözümlerin olduğu bir imkân ve imtiyazlar bütününü sunan zaman parçası olursa, ömür sorunsuz idame edilir. İçinde “acaba! ” ları olmayan yaşam, her kalkışın her silkinişin bir neşe ve sevinçle sonlanacağına alamet yeni bir başlangıç olur ki, böyle bir yaşam tarzına çoğunluk sahip değilse ortada gasp, haksızlık ve zulüm vardır demektir.\n\nSadece kişi ve kimselerin huzur ve refahta olması, sorunsuz hayat sürmesi; Zelzelelerin, sel baskınlarının, toprak kaymasının, kış kar ve fırtınaların ve kavurucu sıcakların olduğu bir dünyada mutlu azınlığın saltanat sürdüğü anlamına gelir. Hem de ezilenlerin hakkı gasp edilenlerin, iradesi lağvedilenlerin, sömürülenlerin, zulme reva görülenlerin çektiklerine duyarsız kalınır.  Ki, çaresizliğinden, ölmemek için bir dilim ekmek çalanların aşağılanıp itilip kakıldığı ancak diğer yandan modern ve çağdaş yöntemlerle envaiçeşit metotlarla, kılıfına uydurarak devleti ve milleti soyanların göz göre göre, şerefyap ve onura edilmesi, akıl ve irade sahiplerini düşündürür, üzer adeta kahreder.\n\nFırsat eşitliğinin imtiyazlı taraflara peşkeş çekildiği, kayırmacılığın hüküm sürdüğü, rekabetin korunmadığı, haklının ve hak edenin kollanmadığı, ihtilalci cürümlerin hoş görüldüğü, suçluların Salı verildiği çevre ve ortamlar., Hakkı bilip tavsiye edenler için bir imtihan vesilesi olduğu kadar, vicdanların ezilip yara alarak kanadığı, sızladığı ve Yaratana sığınmaktan başka çaresinin olmadığı, insanın içini karartıp daraltan talihsiz zamanlardır.\n\nŞartları varlık ve dirlik sahipleri tarafından belirlenen yaşam şekli, üzerine hayallerin veya hakikatin biçtiği gömleği giyemez, dar gelir. Akıl, ruhtaki verimsizliği ve hoşnutsuzluğu sezdiğinde mantıksal cevaplar bulmaya çalışır ki, neticede mevcut duruma bakarak tatmin olsun. Bunu yapamayan, başaramayan yeti işte o an meçhulden ve sır’dan acabalarına denk düşecek manevi ışık ve nur arayışına girer. Hemen her şeyi sorgular. Düzenli veya düzensiz, sıralı veya sırasız bir sorgulamadır. Ben o veya onlar, ne neden veya niçin ve saire şeklinde sürer gider ki, bütün bu girdabın başlamasına asıl neden, çarpık gelişme, haksız tutum ve davranışlar ve adil olmayan uygulamaların bazı mahfiller tarafından korunup kollanarak yürütülüp yaşatılmasıdır.\n\nHâkim olan akıl, bireydeki duygusal gelişmenin ve maddi imkânların yolunu keser ve yaşama hakkını sınırlar, kurallar koyar, benimsediği şartlara zorlar. Zevk ve sefa tiryakilerinin terkine maruz kalmayan imkân vesileleri, güçsüzler için erişilemeyecek olanaklardır. İtelenip ötelenen kitleler, irade ile buluştuğu her noktada ve bilinçlendiği her safhada, dirildikçe kin ve intikam doğurur. Terör ve anarşi olur.\n\nÇağın ve medeni imkânların vermiş olduğu zenginlikten, refahtan bilim ve tekniğin nimetlerinden, huzur ve saadetten mahrum ve yoksun kalır ki, biraz inancı olanlar zihnini kaderci bir tutumla muhasaraya alarak bir ümitle sürdürmeye çalışırken, başıboş gelişen beyinler önlerine ne gelirse hakaret edip saldırmaktan geri durmaz ve arlanmazlar. Benliğini ve nedenleri sorgularken, yaratılışı irdelerken,  acabaların eteklerine tutuşarak cevap aradıkları zihinsel boşluklara düşer orada bocalar, saçmalar ve kendi gerçeklerine ayan beyan küfrederler.\n\nAşk nedir? \nKişiye münhasır cevap ve yorumların pervasızca dizilebileceği bir kavram değimlidir? Kalbi kavli sorumsuzluklarla atan, edebi bir yerlerden yamalı, terbiyesi yarım yamalak, nerde kelepir fırsat görmüşse sırtında asalak olmayı en harbi uyanıklık sayan izan ve anlayış, tanrının cinsiyetine sulanan, inanç ve kabullerin, kutsalların aleyhinde pervasız sözler eden (sözüm ona)  insanlar ona ancak orgazm anı derler. Bunlar veya bu anlayış olmalı! Bir saatte bir metre kareye düşen yağmuru bile sorgularlar. Depremlere isyan ile Yaratıcıya ve onun tebliğ silsilesi olan peygamberlere bile ileri geri, isyankâr, inkârcı hakaretamiz sözler ederler.\n\nAşk, sanat, edebiyat ve siyaset bumudur yoksa insanın idrak ettiği veya edebildiği kadar kavramış olduğu güzelliklere, tatlılığa, meşru olan tada, sanatkâra yaratılışa yaratandan ötürü duyulan hayranlık ve bu düzeydeki samimiyet ve dürüstlük müdür? Kim kendi gibi olmayanı kendine benzetmeye çalışıyor ve kendinden olmayanlara hesapsız hakaret etme hakkını kendinde görüyorsa ona yazıklar olsun. Kendisine ve kendisinin veya başkalarının kutsalına saygısız, sorumluluk hissetmeyen tanrı tanımaz düşünce, tecavüzkâr aforizmaları inkâr ve küfrettiği ettiği insanlığın beyninde edepsizlikle sulandırıp yeşertmeye çalışır.\n\nHayat bu(ysa? ..) ..,\nİnancı ve ırkı ne olursa olsun, insanlığa hakaret edenleri telin ederim. Ve yine ırkı, milliyeti, meşrebi, dini ve mezhebi her ne olursa olsun hakkı tutanları saygı ile selamlıyorum..,\n\n06.11.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Budur",
        "poet": "Kazım Karagöz",
        "poem": "\n\nSevinç, neşe, gam, tasa, ne varsa sırasıyla,\nYaşanır, hayat budur, akıyla karasıyla...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bu mu",
        "poet": "Sefer Kurt",
        "poem": "\n\nZenginsen değer kazanırsın\nFakirsen adam sayılmazsın\nİslama yöneliksen cahil sayılırsın \nSöyle be yalan dünya hayat bu mu\n\nSevipte acı çekiyorsan \nSevdiğinin ardından ağlıyorsan\nSevgide adalet arıyorsan \nSöyle be yalan dünya hayat bu mu\n\nBir ekmek parası için şerefsizlik yapıyorsan\nZengin olmak için kendini satıyorsan\nBir işe girmek için rüşvet veriyorsan\nSöyle be yalan dünya hayat bu mu\n\nEkmek parası için kendini eziyorsan\nYaptığını çocuğun için yapıyırsan\nYaşlandıkça tempondan düşüyorsan\nSöyle be yalan dünya hayat bu mu\n\nSefer derki bu fani dünyada\n12 yılın hele geçsin okullarda\nYine gezersen sokaklarda\nSöyle be deviş hayat bu mu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Bülteni",
        "poet": "Ahmet Ağdere",
        "poem": "\n\nGanyan: Tanrı kulu\nSürpriz: İblis yolu\nPlase: Yâr kolu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat bu mu? ....",
        "poet": "Zekiye Yavuz",
        "poem": "\n\nFarkındalıkların, farkına varıp, farkında değilmiş gibi davrananlara acırım.\n\nANKARA-12 Ocak 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat büyütme beni",
        "poet": "Meryem İşler",
        "poem": "\n\nHayat büyütme beni \nBırak çocuk kalayım\nKurduğum hayallerin\nİçinde yaşayayım\n\nHayat büyütme beni\nAyırma sakın oyuncaklarımdan\nKoparma çocukluğumu yüreğimden\nMutluluğum eksilmesin gözlerimden\n\nHayat büyütme beni\nTanışmak istemiyorum acılarla\nTaşıyamam küçücük omuzlarımda\nKorkarım çocuk olmayınca\n\nHayat büyütme beni\nAğır gelir senin derdin kederin\nBüyüdükçe tükenir erir giderim\nBen seni çocukluk halimle severim\n\nHayat büyütme beni\n İndirme salıncağımdan \nDüşerim sonra kucağından\nUyanmak istemiyorum çocukluğumdan\n\nHayat büyütme beni\nToz pembe hayallerim var benim\nBırak  huzur içinde kalyım \nŞu yalan dünyada çocukca mutlu olayım\n\nHayat büyütme beni \nkorkuyorum savaşlardan\nkoşup oynadığım\ntoprağımın kanla yıkanmasından\n\nHayat büyütme beni \nsen çocukluğum gibi mutlu değilsin ki\nvicdansızlık kaplamış her köşeni\nbiliyorum büyüdükce yakacaksın ciğerimi\n\nHayat büyütme beni\nKırılmasın kalbim\n Ağlamasın gözlerim \nBüyükleri gördükçe büyümek istemedim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Çabuk Geçti",
        "poet": "Nilüfer Gümüş",
        "poem": "\n\nHayata gözlerimizi açınca\nÖnce annemizi,babamızı görürüz\nOnların sevgisi,ihtimamı ile\nBüyür,büyür,büyürüz.\n\nSonra çocukluk okul yılları,\nMevsimler,mevsimsel hastalıklar\nAllah beterinden korusun der\nVeeee gençlik kapıyı çalar.....\n\nArtık büyüdük,genç olduk ya\nHerşeyi biz biliriz havaları\nSonra okullar,hayata atılış\nKafada kavak yelleri.....\n\nYine işe devam,devam\nİlk sevgiler,aşklar\nO mu,bu mu derken anlaşılır\nDüğün dernek,bir de bakmışsın evlilik...\n\nSonra mı,sonrasında sıra sıra\nBaşlar kayıplar,ne olduğunu \nAnlayamadan elden kayıp gidenler.\nTüm sevdiklerin birer,birer göçerler.\n\nŞimdi ben ne diyeyim,ne söyliyeyim\nÇocukluk bir kıvılcım idi,çaktı geçti\nGençlik rüzgar gibiydi,birden geldi geçti\nEvlilik ise okyanusta bir kaç kulaç\nSonrası yok,o da uçtu gitti....\n\n                                            06.03.2010./// 23.40\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Çizgisi",
        "poet": "Ali Şahinli",
        "poem": "\n\nSaygı, insana saygı, birazcık saygı \nKelimeler diziliyor boğazıma bir bir \nKırgınlıklar içinde geçen koca ömür \nGörünen yüzlerin arkasındaki riyakarlık \n\nAğlamak sadece duygusal tepki \nAğlasan ne olur, gülsen ne olur \nHayat tatsız tuzsuz kötü bir çorba \nYaşasan ne olur, ölsen ne olur \n\nKarmaşık duygular içinde bocalamada \nGülmek tatsız ağlamak hep tatsız \nYürüyorum tek başıma elem içinde \nAttığım adım tatsız, ben tatsız \n\nYaşamak acıklı bir tiyatro oyunu \nBazen ağlamaklı, bazen trajedi \nGülmek zor geliyor, ağlamak imkansız \nHayat bayat bir yemek oldu yenmiyor artık \n\nHayatla ölüm arası, keskin bir çizgi \nHer gün gideriz defalarca bir o yana bir bu yana \nYürümeye kalmadı takat yeter artık \nÖlüm yakın oldu artık, hayat ise mağlup \n\n                                                            07/11/2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat çalkalandıkça, sanat kendini dalgaların üstüne mi bırakmalı?   Düz yazı",
        "poet": "Mehmet Halil",
        "poem": "\n\n‘’Emeğin sanatı’’ olabilmek iddiası bile, ciddi bir sorumluluk yüklenmek. Böyle bir adım atmak ve bunu yıllardır sürdürebilmek de takdire şayan… Başta Ali Ziya Çamur olmak üzere katkısı olanları yürekten kutluyorum. Edebiyat ve sanatla ilgilenmeye çok geç başladığım için kendim izleyici olarak ve hobi olarak bunu sürdürmeye çalışıyorum. Daha genç yaşlarda sanat ve edebiyat seçenler ve daha fazla akademik olarak işin içinde olanlar varken fazla söz hakkını kendimde bulmadım. Ancak bazen öyle durumlar oluyor ki insan patlamadan duramıyor. \nBuna girmeden önce sanat ve estetik konusunda ne anladığımı kısaca özetleyip eleştiriye geçmek istiyorum. Eleştiri deyince herkes kendi doğrusunu söyler, bende doğal olarak kendi doğrularımı söyleyeceğim… Hangimizin söyledikleri kendi doğrularımız, tabi ki bu da tartışmalı. Hepimiz edinilmiş bilgilerle buradayız. Kendi olabilmiş ve kendi fikirleri ile burada bulunan var mı pek emin değilim.\nİnsanlar bir iş yaparken, neyi ne için yaptığını bilmeli. Hedef belli olunca, seçilen yol da ona göre olur.\nKimimiz gerçek üstü yaşam hayalleri ile büyüdük, kimimiz gerçek hayatın içinde hayal bile kuramadan büyüdük. İş böyle olunca, kimimiz hayallerin peşinde koşuyor kimimiz de gerçekleri yaşanır bir hale sokabilmenin peşinde koşuyor.\nDaha çocukluğumuzdan beri zihnimiz, aileden başlayarak egemen güçlerin zihinleriyle besleniyor. Bu emanet zihinle edebiyat ve sanat yapmaya kalkınca ayaklarımız birbirine dolanıyor. Kendimize bu alanda kimlik edinmeye çalışıyoruz, ama, o kimliğe uyup uymadığımızı ölçen bir terazi yok. Hedef kitlemizi de terazi olarak kabul edemiyoruz… Edemiyoruz, çünkü emanet zihinlerle sanat yapmaya çalışıyoruz. Sanat ve edebiyatı, elit insanların, üstün insanların uğraşı olarak zihnimize oturtmuşuz. Bu zihinle tepeden bakarak bu işe dalmışız. Öyle olunca da bizi anlamayanlara kızıyoruz.\nHani ‘sanat, edebiyat ezberleri bozmak için’di. Sözle benimseme ve onu içselleştirmek aynı şey olmuyor işte…\n‘’Emeğin sanatı’’ diyoruz ama sözle savunmuş oluyoruz. Nazım Hikmet bayrağımız ama o bayrak altında militarizm, ırkçılık, dincilik, itaatkarlık gibi tabuları da savunan sanatçılardan kendimizi kurtaramıyoruz. CHE bayrağımız ama aynı hastalıklar eksik olmuyor… Bunlardan ne anlıyoruz? Bilinenin, ‘’bilinmeyen arka yüzü’’ne değinen, tartışan, eleştiren yok. İrdelemek, tartışmak korku veriyor sanatçılara, ‘’aman kimseyi kaybetmeyelim! ’’ Böylece niteliksiz bir toplum örmeye çalışıyoruz. Sağlam temel olmayınca da, sanat adına hatta ‘’emeğin sanatı’’ adına 5-10 kişi bir araya gelip, bölünerek çoğalmış oluyoruz.\nAcaba şu ülkenin yakıcı sorunlarını buralarda ciddi olarak tartışmaya kalksak bu sanatçıların kaçı bir arada olacak? \nSanat, ezberleri bozmak, tabuları yıkmak, itaate kafa tutup yeni insan modelini yaratmak için değil mi? Tıp bilimi okuyanlar, kadavra üzerinde, çalışma yapmadan ehliyetli sayılabilir mi? Yeni toplum inşa etmek isteyenlere de toplumsal olayların içine girmek, irdelemek gerekmiyor mu? Eleştiri bunun için zorunlu değil mi? \nElektrikte (-)  ve (+)  kutupları bir araya getirmeden enerji elde edilmiyor, aydınlanma olmuyor. Hayat da böyle, uçları bir araya getireceğiz ki, önümüze konan olayların arka planları ortaya çıksın. O zaman kimin işçi ve emekçiden yana edebiyat ve sanat yaptığı ortaya çıksın…\nSular dağların tepesinden kayalara çarpa çarpa denizlere ulaşır. Oralarda balık ve her türlü canlı olur, hayat vardır. Düz ovaya gelince, durgun köşelerde kirlenir, içinde her türlü pislik barınmaya başlar. Hayat da böyle bir şey… Biz bir araya gelmekten, tartışmaktan korkuyoruz, çünkü emanet zihinlerle yetiştirildik, aileden, okuldan medyadan ve her türlü egemen kültürden, onun için kendimiz olamadık, kendimize güvenemiyoruz. Susmayı tercih ediyoruz. Farkında olmadan da egemen güçlerin tabularını sağlamlaştırıyoruz.\nKendimizi öyle bir merkeze koyuyoruz, öyle bir tepeden bakıyoruz ki, bizden başka doğru yok… Eleştiri ve özeleştiriden kaça kaça birbirimizi öve öve öyle bir noktaya gelmişiz ki, bizden daha doğrusu yok… Bu inançla bizi okumayan bizi övmeyenlere karşı düşman olmaya başlıyoruz. Onları hiçbir zaman ölçü aleti olarak kabul edemiyoruz. Susayan insan suya koşmaz mı? Eğer bu insanlar kendi susuzluklarına cevap verecek suyu bulsalar, içmezler mi? Demek ki aradıklarını veremiyoruz. Demek ki yaralarına merhem olamıyoruz. Demek ki yeterli değiliz… Biraz kendimize dönüp bakmalıyız. Yarası olanlar merhemini buluyor. Eylemler sokaklarda sanatçıları çoktan aşmış durumda, bizim onlardan yeteri kadar haberimiz yok. Anlayamıyoruz. Bunu kabul etmek yerine, onların bizi anlamadıklarına kızıp küfür etmeye kalkıyoruz. Kopyalanan zihinlerle böyle akıl dışı davranışlara savruluyoruz…\nŞiirden çok şiir dergisinin çıktığı bir çağda, üç-beş dergide şiirlerimiz çıkınca kimse o şairlerin yanına yaklaşamıyor… İki söz ettin mi hemen silahları kuşanıyorlar… Dergi kime hitap ediyor? Orasını ne düşünen var ne araştıran… Öyle sanatçılarız ki, ‘’Emeğin Sanatı’’nı savunurken bile egemen güçlerin sponsorluğunu yaptığı sanatçıları bile ‘çok sattı’ diye başımıza ‘taç’ yapabiliyoruz.\nSanat, biçimsel olarak, içerik olarak, hedef kitlesi olarak, dil olarak estetik olarak kurgu olarak vs… hiç eleştirilemez bu dergilerde. Sorgulanmaz. Peki sanat nasıl yapılıyor, kim biliyor? \nBaşkalarını yaşarken, kendilerini emekçi görüp kendilerini yaşayamayan sanatçılar cennetindeyiz.\nBaşkaları tarafından yaratılan isteklerle (ünlü olma, popüler olma gibi…)  sanat yapmaya çalışıyoruz.\nKimse alınmasın, kendimden bahsediyorum. Çürüyene kadar başkasının istekleri için çalıştım. Şimdi kendim olmaya çalışıyorum...\nBütün yenilikler, çalkantılardan sonra ortaya çıkar, hem ‘’emeğin sanatı’’ndan bahsedeceksin hem de çalkantılardan, eleştirilerden kaçacaksın. Derginin sorumlusu, tartışmayı kesiyor. Neden? Bunu tartışmak istediğim için söylemiyorum. Dergiye hayat kazandıracak olan tartışmalar eleştirilerdir. Ben en fazla bu dergiden Adnan Durmaz’ın eleştirilerini seviyordum. Hepsine katıldığım için değil, sorgulama zihnine sahip olduğu için…\nSorgulanmayan hayat muhafazakar olmaya mahkumdur. Oysa ‘’Emeğin Sanatı’’ gerçek yerine oturmak istiyorsa, muhafazarlığın karşısında olmak zorundadır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Çok Kısa",
        "poet": "Davut Arkan",
        "poem": "\n\nHayat bu doğmakla başlar\nDinmez gözlerinde yaşlar\nGelir başa nice işler\nHayat çok kısa dostlar\n\nÇocukmuş genç yaşlı demez\nKadir kıymet nedir bilmez\nBu gençliğin sende kalmaz\nHayat çok kısa dostlar\n\nBin bir yollardan geçeriz\nTürlü acılar çekeriz\nEktiğimizi biçeriz\nHayat çok kısa dostlar\n\nBitmez bu dünyanın derdi\nTükenmez çilenin ardı\nYıktı bizi yere serdi\nHayat çok kısa dostlar\n\nNice dağlardan aşarsın\nYolun bilmezsen sorarsın\nDurmak yoktur hep koşarsın\nHayat çok kısa dostlar\n\nKah ağlarız kah güleriz\nDerdi derde biz erkleriz\nÖmür biter biz gideriz\nHayat çok kısa dostlar\n\nKnundak ile doğmuşuz biz\nBir kefenle öleceğiz\nBunu elbet göreceğiz\nHayat çok kısa dostlar\n\nBir bakmışız baba olduk\nSonbahar misali solduk\nÖmür geçti yaya kaldık\nHayat çok kısa dostlar\n\nBir mevsim misali hayat\nGerisi hep teferruat\nDün yediğin oldu bayat\nHayat çok kısa dostlar\n\nTomurcuk olur açarsın\nMevsim geçince solarsın\nGiden ömrüne yanarsın\nHayat çok kısa dostlar\n\nGiden geri gelmez asla\nBir ömür geçmez ki yasla\nKalbini doldurma pasla\nHayat çok kısa dostlar\n\nGüzeli sev doğruyu bil\nYanlışları ömründen sil\nÇabuk geçer inan ömür\nHayat çok kısa dostlar\n\nİnsan ol sen doğru yaşa\nBahar bitti geldin kışa\nAdın yazarlar bir taşa\nHayat çok kısa dostlar\n\nHayat baki ölümse hak\nİmtihan bu silkin ve kalk\nGidenlere dönde bir bak\nHayat çok kısa dostlar\n\nHep dua al hayır söyle\nGideceksin azık neyle\nÖmür geçer vesveseyle\nHayat çok kısa dostlar\n\nGün gelir selan okunur\nMüsallaya bir konulur\nArdından namaz kılınır\nHayat çok kısa dostlar\n\nYedi tahta birde kefen\nDöner gider seni seven\nKalmaz sana yardım eden \nHayat çok kısa dostlar\n\nMünker nekir gelir sonra\nBaşlarlar hemen suala\nİşin kalmış tek allaha\nHayat çok kısa dostlar\n\nKırkın çıkar adın kalmaz\nHatırın bile sorulmaz\nKötüye dua okunmaz\nHayat çok kısa dostlar\n\nDavut söyler doğru sözü\nGönlünde mahşerin közü\nHesaba varmıki yüzü \nHayat çok kısa dostlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat çok yordun sen beni",
        "poet": "Yakup Başar",
        "poem": "\n\nHayat çok yordun sen beni\nİçimdeki hayalleri yok ettin\nNe kadar da olgunlaştırdın beni\nHayat çok yordun sen beni\n\nYalnızlık perdesini örttün üstüme\nNere gittiysem geldin peşime\nBaşka işin yok mu derdin ne benimle\nHayat çok yordun sen beni\n\nKonuşmam kimse beni anlamaz\nSevdiklerim uzaktan el sallıyor\nDost bildiklerim benden kaçıyor\nHayat çok yordun sen beni\n\nÜmitlerimi cebime koydum gidiyorum\nGün gün ben bu dünyadan çöküyorum\nHer şeyden hevesimi aldım yoruldum\nHayat çok yordun beni ben gidiyorum\nSeven sevmeyene benden selam diyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Dediğin",
        "poet": "İbrahim Elik",
        "poem": "\n\nHAYAT DEDİĞİN? \n\nHayat dediğin var oluş\nYaşamaya değer bir sancı tatmaya duymaya hissetmeye,\nDere kenarındaki pınardan akan,\nSoğuk su gibi \n\nHayat dediğin yaşamak\nÖzlemek sevmek sevilmek\nZirveden inen bulutlar arasında uçmak\nHeyecanın ötesine taa ötesine varmak\n\nHayat dediğin aşk sevgi\nTatmak,duymak,hissetmek\nHeran özlemek hasretle doluca\nVar etmek kendini sebebinle hedefinle\nSavaşmak sonuna kadar zafer için,,,\n\nHayat dediğin ölmek\nSonsuzluğa açılan kapının sonuna varmak\nGünahınla sevabınla \nAcınla mutluluğunla \nYeni bir var oluşa gitmek,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat da ilk ve son fasıl",
        "poet": "Seyfi Yiğit",
        "poem": "\n\nBebeklik ………….: Hüzzam\nÇocukluk …………: Hüzzam Hicran Slow Caz\nGençlik ……………: Hüzzam Hicran Slow Caz Asabi Raks\nOrta yaşlılık ……..: Hüzzam Hicran Slow Caz Asabi Raks Türk sanat Türk halk\nİhtiyarlık …………: Hüzzam Hicran Slow Caz Asabi Raks Türk sanat Türk halk Nostalji ve Son fasıl\n18.01.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat davası",
        "poet": "Cuma Soylu",
        "poem": "\n\nHAYAT DAVASI \n*************\nBu deli gönül davacıyım vuruldum \nBaştan beri bu hayatıma dargınım\nDur birde beni dinle çok yorgunum \nHâkimle baş başa kaldım şahit yok \n****************************\nYaş on beş dedi feleğimi şaşırttın \nGençlik vardı şu karlı dağları aştın \nYaş yirmi ilkbahar seli ile coşturdun \nTakat sızım davacıyım şahittim yok \n****************************\nYaş yirmi bir eser beynimde fırtına \nAman vermez o can hiçbir sultana \nŞimdi göz kırp sende beni tanı sana \nDilim lal anlatmam ki şahittim yok\n****************************\nYaş kırk yedi o siyah saçım döküldü \nFarkına varmadan belim büküldü \nDamarımda kan damakta diş çürüdü \nŞimdi davacıyım ama şahittim yok\n****************************\nSoylu der vicdan adalete sığındım \nGençlik bende kalır diye avundum \nSaçlarımı yoldum şimdi dövündüm \nDeli koyuna dondum şahittim yok\n****************************\nHalk Şairi Cuma Soylu.06.04.2007\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Dediğin",
        "poet": "Metin Toprak",
        "poem": "\n\nHayat dediğin,bir rüzgâr gibi\nEser geçer,haberin olmaz\nYıkılır ümitler,solar çiçekler\nKırık kadehin,şarabın dolmaz.\n\nHayat dediğin,bir anlık neşe\nKi fedakâr insana üzüntü verir\nUmulmadık anda bir tenha köşe\nİnsana huzuru,rahatı verir.\n\nHayat dediğin boş bir sandalye\nSakın güvenme ha,dibi çürüktür\nEl atma.Dursun,durduğu gibi\nKanma zamana,hayat bir yüktür.\n\nHayat dediğin, kara bir bulut\nBilinmez ne zaman,nerede durur\nBekleme huzuru,boşuna umut\nAnlatmak nafile,yaşayan görür.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Dediğin",
        "poet": "Salih Ogül",
        "poem": "\n\nHayat değişmekmiş.\nHayat unutmamakmış ama; \nDefter arasındaki gülleri,\nİlk yazdığın şiiri,\nSımsıkı tuttuğun ilk eli.\n\nHayat değişmekmiş\nHayat unutmamakmış ama; \nİlk gözyaşını tutulamayan,\nİlk yalanı yüz kızartan,\nVe ilk öpüşü dudaktan.\n\nHayat değişmekmiş\nAma unutmamakmış ayrıca; \nİlk düşen akı saçta,\nİlk hüsranı yaşadığın aşkta…\nHayat hayli değişmek,\nHayat unutamamak,\nHayat kazandıklarının sevincini\nKaybedilenin acısına satmakmış…\n\nHayat kırılmak,\nHayat sarılmakmış.\nDeğiştim diyebildiğinde hayatta,\nBir ucuz tecrübeymiş yaşanan,\nBir dönülmez yolmuş hepsi.\n\nHayat benmişim.\nHayat senmişsin.\nHayat,eksikliğimiz aranan.\nFazlalığımız,yükümüz sırtımıza vurulan.\n\nHayat beklediklerimiz.\nVe beklettiklerimiz bilmeden…\nHayat, gün doğumuyla \nGün batımı arası\nAvuçlarımız ve göz kapaklarımızda\nBir ışıkmış yakaladığımız.\nHayat…\nDeğişmekmiş..\nUnutmadan yaşamak..! ! \n\n                                                 15 Aralık 2004 /Salih OGÜL\n                                                          Isparta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Dediğin",
        "poet": "Yelda Akcoş",
        "poem": "\n\nSımsıcak duyguların esintisidir içini titreten,\nSevgi çıkmazıdır, kayan yıldızların altından toprağa düşen,\nVefasız günlerin acı dostluklarıdır kıyıya çarpan,\nKorkular ve günahlardır çamura saplanan,\nBeyaz gecelerin ardından sönen gençlik ateşidir,\nMağdur hayatlar timsali karaya vuran...\n\n(26.04.204, Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Dediğin",
        "poet": "Muhittin Laçin",
        "poem": "\n\nHAYAT DEDİĞİN -2005-\n\nHayat dediğin nedir ki\nSabah güneşti doğdu kapımdan\nAkşam ay gibi göründü aştı ufkumdan\nIşığa koşan kelebekler gibi \nDöndüm durdum kendi etrafımda \nyamalı bohca gibitdi kırk parçadan ibaret\nbir ipliğe tutunmuş\nBelleğime kazınmış\nElimden düşmeyen pusulaydı hayat\nSonsuza koşuyorum kalp atışlarımda \nGenç Bir küheylan gibi dörtnala\nZincirlerden kurtulmuş\n\nHayat Bazen kibirdi kirpiklerimin ucunda asılı duran\nBazen de gururdu iki kaşımın arasında\nBeni anlımdan vuran \nKapalı kutu gibiydi yüreğimde \nBeni bende saklayan \nBazen de yoksuldu köşe başlarında\nAşk isteyen sevda dilenen fukaraydı hayat\n\nHüzünlü bir şiir gibiydi hayat\nBaşucumda beni bana okuyan \nBakışımda mağrurdu dilimde dikendi bazen\nHırçın kural tanımaz birazda ukalaydı\nBazen de öfkeydi\nHep bir adım öndeydi benden \nLaf anlamaz kural tanımaz sabırsız \nBardağı taşıran son damlaydı\nYorgun bir kitapta tozlu raflarda mahpus \n Kuytu bir sayfada iki öksüz satırdaydı hayat\n\nMasal gibiydi hayat yazdım çizdim okudum \nSekizin peşine dokuz takılmış\nSaatin dakikanı esiriydim\nYarının kaygısı omuzlarımda\nSessiz akşamların misafiriydim \nAsi yağmurlarda ıslanmış\nÇılgın rüzgârlarla savrulmuş\nVelhasıl ı kelam hayat benden bana hatıraydı\n\nŞair muhittin laçin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Dediğin",
        "poet": "Kevser Kılınç",
        "poem": "\n\nHayat dediğin kardeşim\nBirkaç adam.\nHayat dediğin; \nHeykel, kır çiçekleri ve dam\nBiraz nefes biraz da heyecan.\nHayat dediğin bir merhaba\nBir de hoşça kal.\nBiraz pembe hayat,\nBiraz lila belki, belki de kara\nHayal, gerçek ve para.\nHayat su gibi kıvrak\nYakıcı ateş gibi\nVe yumuk gözlü bir bebeğin\nBoğumlu elleri gibi.\nDüğümler gibi hatta\nKördüğüm gibi.\n\nHatta  hayat kardeşim\nAç bir çocuk ve acılı bir anne\nSiyahî bir adam \nVe kel bir kadın\nHayat mollanın elinde tespih\nAyyaşın elinde şarap\nHatta ve hatta\nKapının kolu, çantanın kulpu haya\nÖyle de karışık ve öyle berrak\nZaten hayat parodilerle hayat\nBiraz yobazlık, inadına sanat\nBelki de durmuş bir saat.\n\nİnsanla, en çok da insanla\nBiraz iyi insan ve belki biraz da\nİnsan olamamışlarla…\nZaten hayat dediğin nedir ki? \nBirkaç adam,\nİyi, çok iyi adam; \nAdam gibi adam! …\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Dediğin ll",
        "poet": "Hatice Türkmen Yurtseven",
        "poem": "\n\nBitmeyen telaş\nAcının gözlerde yaş\nAğrılı bir baş, oluşuydu hayat dediğin..\n\n...türkmenkızı...10 aralık 2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Dediğin",
        "poet": "Hürrem Dilekci",
        "poem": "\n\nÖlümün kucağında doğuyor, her canlı \nFarklı olsa da başlangıç, bitişler hep aynı! \nHayat; bir parça zamana sıkıştırılmış, bir yudum nefes, \nTükenince ömrü nakdin, ne görüntü kalır, ne de ses… \n\nKimi bildiği yoldan yürürken, kimi sadece yürüdüğü yolu biliyor \nBazıları tek bir amaç uğruna yaşarken, çoğu da amaçsız ölüyor \nGözlere düşen manzara aynı ama beyinlerdeki algılamalar farklı \nKişi bildiği kadar yaşıyor, aslında herkes kendince haklı… \n\nGeldin, gideceksin! Belki de çok az vaktin var. \nYapacak bir şeylerin varsa bir günün yüzlerce cebi var. \nSevgi ek mutluluk biç, gerisi kocaman bir yalan \nYaşam senin tek gerçek değerin, onu çok iyi kullan. \n\nHÜRREM DİLEKCİ \n16.05.2011 03:50\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Dediğin Masal",
        "poet": "Ercan Cengiz",
        "poem": "\n\nHAYAT DEDİĞİN MASAL\n\n- ağaç diktim insan okudum, sevdim suyunu verdim \nne acıdır ki kurtlar beslenir altında -\n\nbir bir astılar seviyi, kuru bir aşka gömdüler \niyi-kötü, güzel-çirkin, masala kahraman gerekti \ndirenci gören soylu yürek, dikili bir ağaç\ngerekse dal dal çekincesiz gösterir kendini bu masalda\ngün olur kanatlarını vururlar uzağa \narkasından havalanır gider gözlerin \nayakların çakılır kalır yere uçamayacağını anlatır gibi \n\ngün döner iki kuş gelir kapına, kendi dilinde ötüşürler \nanlarsın anlamazsın dilini, doğmak üzeredir güneş\nuykun dağılır kalkar aralarsın kapını \nyabancıya cömerttir sofran \nmelodiler yükselir ondan sonra \nher masala ayrı kahraman adı kaç yıl dayanır ağıta\nhayat dediğin ne ola, aşksız-emeksiz yoğrulan \nçile midir, masal mı kulaktan kulağa takılan \n\n(Adsız Fırtınalar Doğuyor)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Dediğin Nedir Ki",
        "poet": "Salih Demir 3",
        "poem": "\n\nhayat dediğin nedir ki; benliğine at koşturmaktır\nkimileri şerefsizliğe zulme açgözlülüğe\nkimileri ise adalet eşitlik özgürlük ve aşka\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Dedikleri",
        "poet": "Kıymet Sönmez",
        "poem": "\n\nTesti vardı,\nSu bulamadım.\nSuyu buldum,\nTesti kırıldı.\nYemek vardı,\nOcak yoktu,\nOcak oldu,\nYemek bitti.\nSağlık vardı,\nParam yoktu,\nParam oldu,\nSağlık gitti.\nGençliğim vardı,\nTecrübem yoktu,\nTecrübem oldu,\nGençlik gitti.\nÖmür vardı,\nHatalar yaptım,\nHataları tamir edeyim dedim,\nÖmür bitti.\nVelhasıl,\nİkisi bir arada bir türlü olmadı.\nİşte hayat dedikleri bu olmalı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat dediğin nedir ki",
        "poet": "Füsun Dudurga",
        "poem": "\n\nHayat dediğin nedir ki\nGöz açıp kapatana kadar yaşanılan\nHayat dediğin nedir ki \nKimini güldürürken, kimini ağlatır aman\nHayat dediğin nedir ki\nKimini nefret, kimini hasretle eder talan\nHayat dediğin nedir ki\nTüm yaşadıklarımızla bizi içine alan\nHayat dediğin nedir ki \nYaşamla ölüm arasındaki zaman \nHayat dediğin nedir ki \nÖldükten sonra geride bırakılan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Defteri",
        "poet": "Birol Hepgüler",
        "poem": "\n\nHayat defterimde temiz sayfa kalmadı.\nYazdım,beğenmedimde,sildim karaladım.\nBazen sıkıştırdım,bazende araladım\nKötü kullandım,eskimeden defter bitti.\n\n                                                                 (4 Temmuz 1996)\n                                                                   (İran/Salmas)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Değil",
        "poet": "Bayram Eser",
        "poem": "\n\n“gün elbet önemli ama dün var yarın var\nhayat sadece bu günden ibaret değil\nbu gün gebe yarın kim bilir neler doğar\nhayat hep yaşananlardan ibaret değil\n\nhayallerimiz oldu kırıkları kaldı\nkimi sevdiğimizi elimizden aldı\nkimi aydınlık geleceğimizi çaldı\nhayat asla bitmeyecek saadet değil\n\nunuttuk bisiklet sürdüğümüz günleri\nbazen ağladık kıskanmadan gülenleri\nsevgiyle kucakladık dostça gelenleri\nbu hayat göründüğü kadar rahat değil\n\nyürüdük dikenli zor yolları el ele\ngün oldu demediler bile güle güle\nistekle başladık sonunu bile bile\nhayat başarı garantili sanat değil\n\nhayat bitmez bir kavgaydı yenildik yendik\nbazen ağladık bazen çocuk gibi şendik\nbir mum misali yandık ışıttık tükendik\nhakkı verilmemiş bir hayat hayat değil…” 13.10.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Değil İnsanlar Yordu",
        "poet": "Türkan Yılmaz",
        "poem": "\n\nHAYAT DEĞİL İNSANLAR YORDU\n\nYıllar hasreti önüme set kurdu\nBeni hayat değil insanlar yordu\nÖzlemle akan göz yaşım kurdu\nBeni hayat değil insanlar yordu\n\nBiz yüzüyoruz hayat denizinde\nRahman terazisi inceden ince\nİnsanlık şifresi hoş görü bence \nBeni hayat değil insanlar yordu\n\nArkadaşlık olmuştur hep çıkarıcı\nDostluk kurulmuş gör içi yaralı\nKardeş kardeşi arkadan vuralı\nBeni hayat değil insanlar yordu\n\nHırçın dalgalarda yalnız boğuştum \nAcılara tek başsıma savaştım\nÇile dolu geçti benim hayatım \nBeni hayat değil insanlar yordu\n\nÇektim acılardı kan kustuğum\nPeşim bırakmaz kadere kızdığım\nGülemem bir daha aşka kırğınmı\nBeni hayat değil insanlar yordu\n\nYıllar mevdan okuyan beden sustu\nAcılara yüreğim sığnak oldu\nHayat darbesini yedim yorgunum\nBeni hayat değil insanlar yordu \n\nSoğuk görünce kesildi nefesim\nKalmadı dünyada yaşam hefesim\nYıllardır habersiz yaşarım mevsimi \nBeni hayt değil insanlar yordu\n\nKader ağların ördü gördünmü \nTürkan büyük aşkla sevdi bildinmi \nKalbime işledi sevda mermisi \nBeni hayat değil insanlar yordu\n\n** (Şiir)  **\n\n*** Türkan Yılmaz ***\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Değmez",
        "poet": "Ali Olvido",
        "poem": "\n\nbu hayatın ne yönetmeniyim ne de kralıyım\nkimseye yol da vermem rol de\nçünkü dünya bir tiyatro değil.\nçünkü dünya bir imparatorluk da değil.\nçünkü dünya kılını kıpırdatmaya bile değmez...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Denen Barış",
        "poet": "Fazlı Akkuş",
        "poem": "\n\nÖnce \nVar olma savaşı\n\nSonra\nYok olmama\n\n14 Eylül 2007 Cuma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat denen...",
        "poet": "Talat Özgen",
        "poem": "\n\nbilirmisin ne haldeyim? \nbenim sevdiğim dediğim\nyaşamak hayat değil ki\ngülmek varken hüzün nedir? \n\nşu üç günlük dünyamızın \nderdi imanı da insan\nyaşamak hayat değil ki\nmantığı anlamak nedir? \n\nbırak geçsin zaman denen\nöcünü alırsa alsın\nyaşamak hayat değil ki\ngelmiş iken gitmek nedir? \n\ntek gelmişiz tek gideriz\nne taş varken ne harcımız\nyaşamak hayat değil ki\nör ör sonra yıkmak nedir? \n\niyi ki varsın diyorum\nhayalinle yaşıyorum\nyaşamak hayat olsaydı\nbilirdim tek gülmek nedir...\n\n(Berlin,23.05.2014)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat demem..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Hayat,Sitem..\n\nNe çiçekte özüm var\nNe yollarda gözüm var\nBir kısacık ömrüm var\nOnada hayat demem..\n\nNe parada ne pulda\nNe canda ne dostlukta\nOlmadım hiç hovarda\nOnada hayat demem..\n\nNe sevdaya bir meyil\nNe gönülden sev sevil\nAcı var mutluluk değil\nOnada hayat demem..\n\nDem oldu hep acılar\nGelip buldu sancılar\nArkasından artçılar\nOnada hayat demem..\n\nMutluluğa hasretle\nHep bir umut,ümitle\nBir tek kuru simitle\nOnada hayat demem..\n\nGülmedi kör talihim\nHayatım oldu vahim\nÜç beş kuruşa talim\nOnada hayat demem..\n\nBir ömür geçip gitti\nYıllar işkence etti\nKader kurbanı seçti\nOnada hayat demem..\n\nİtibar görmedi vasfım\nKadere vardır ahtım\nSessiz,viran yaşadım\nOnada hayat demem..\n\nTarih:24.03.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Denklemi",
        "poet": "Bayram Eser",
        "poem": "\n\n“hayat eşittir niyet artı çabadır\nben hayat denklemimden çıkardım seni\nkalan takdiri ilahidir kaderdir\nben hayat denklemimden çıkardım seni\n\nhayatımda kalman hiç makul değildi\nniyet olması beklenen şey değildi\nçaba göstermeye değecek değildi\nben hayat denklemimden çıkardım seni\n\nsen elinden gelen her şeyi yapsan da\nbildiğim tüm taraflarını yırtsan da \nbütün kapıları kilitli tutsan da\nben hayat denklemimden çıkardım seni\n\nçabaların hiçbir sonuç vermeyecek\niyi niyet yok hiç kimse görmeyecek\nbu kararım asla sona ermeyecek\nben hayat denklemimden çıkardım seni\n\ntakdiri ilahiye karışılamaz\nkader her neyse yaşanır kaçılamaz\nbu denklem kapalı asla açılamaz\nben hayat denklemimden çıkardım seni…” 20.02.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Denen Yollarda",
        "poet": "İzzettin Dönmez",
        "poem": "\n\nTaşla diken hep vardı,\nHayat denen yollarda,\nSeven güzel aradı,\nHayat denen yollarda.\n\nKadehler meyler gider,\nAdını söyler gider,\nAğalar beyler gider,\nHayat denen yollarda,\n\nSeversin alamazsın,\nBelaya dalamazsın,\nArarsın bulamazsın,\nHayat denen yollarda.\n\nGönül zordaydı zorda,\nCiğer kebaptı korda,\nÖmür tükendi orda,\nHayat denen yollarda,\n\nVaden doldu kalınmaz,\nCan bedenden alınmaz,\nRızkın bitti durulmaz,\nHayat denen yollarda,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat denilen Su",
        "poet": "Tolga Bayraktar",
        "poem": "\n\nYaşam çeşmesi kıpırdatır hayat suyunu\nAdemoğlu yener susuzluğunu kana kana içerek ömür tasından\nZaman doldumu Azrail keser musluğu ve durgunlaşır su\nAdemoğlu suya muhtaç, yudum yudum boşaltır tastan\nMaalesef anlar ölümü ancak kalan son damlada \nTelaşla çepe çevre yalar bakır tası \nÖlüm gelir: soğuk,maden tadında \n\t\tSon damlada\n\n\t\t\t\t\t\t\t29.10.2005\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Denilen Şu Hayat",
        "poet": "Mehmet Sait Akkuş",
        "poem": "\n\nHayat denilen şu hayat\nKimine tatlı,kimine bayat\nİstersen sakla,isteresen at\nAtsan atılmaz,satsan satılmaz\n\nHayat denilen şu çarkı\nDeğirmenden yoktur farkı\nKimisi yetmiş,kimisi kırkı\nGiden gide,kalanlarda gider\n\nHayat denilen şu yaşam\nİçindeyiz sabah akşam\nNe gelen ağam,ne giden paşam\nne sıradaki gitmek ister,giden geri gelmez\n\nYaşam denilen şu devra alem\nKimine güldür,kimine elem\nKimine kepçeyle,kimine dirhem\nTa dert çektirir,yada mal verdirir\n\nhayat denilen yaşama sarılmalı\nkenarından değil içinden vurulmalı\nHedef ne olursa olsun varılmalı\nherşeyin tekrarı var,yaşamın tekrarı olmaz ki\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Dersi",
        "poet": "Yusuf Bilge",
        "poem": "\n\nZalimin nesli mazlum, mazlumun nesli zalim \nOlabilir ihtimal, cahil balası alim; \nDünyamızda ne zalim ne de mazlum tükenir\nBu bir sınav süreci not veriyor muallim...\n\nYUSUF BİLGE\n10 Temmuz 2012 Salı- İst.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Dersi",
        "poet": "Oktay Purhan",
        "poem": "\n\nFarketmiyor bir yerde aç kalmak, açıkta yatmak\nAsıl endişe ne o, ne bu olmalı hayatta\n\nTerkedebiliyormusun küçük bir fidan için\nHiç senin olmamış o koca çınarın gölgesini\nŞöyle yan gelip kızgın güneşe karşı\nFena şeyler düşleyebiliyormusun\n\nBöyle sakin yaşamaksa illa da derdin\nŞart değil unut söylediklerimi gitsin\n\nNe çok uzağından geçer insanın mutluluk\nNe de hep önünden umutlar\nKapatmazsan yüreğini sevgiye\nYıkılır tüm engeller dağılır bulutlar\n\n12 Haziran 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Dersi",
        "poet": "İbrahim Ethem Bingül",
        "poem": "\n\nGözyaşı değildir yürek acısı\nKimlere anlatsam anlar acı yaşımı\nKuşlar konmuş paylaşmışlar aşımı\nYalnızlık öyle garip, öyle burukmuş insan,anlatamadım...\n\nPaylaşmayı denesem, başaramadım\nBaşımı yaslayacak omuz bulamadım\nEller bayram derdinde, ben mahsun kalakaldım\nYalnızlık öyle garip, öyle burukmuş insan, anlatamadım...\n\nGeceler düşman oldu, uykularım çalınmış\nHerkes bir çatı altında toplanmış, sobaları yakılmış\nBilmem,alnımıza hangi yarım sevda yazılmış\nYalnızlık öyle garip, öyle burukmuş insan, anlatamadım...\n\nAdımız anılmış dost sohbetinde,\nBelki bir sokak başında, belki kır kahvesinde\nÖzenmiş yaşantımıza niceleri bizi bilmesede\nYalnızlık öyle garip, öyle burukmuş insan, anlatamadım...\n\nBilirim artık şiirimin bitmesi gerek\nÖyle demiş büyükler bu günlerde geçecek\nGün olur, devran döner  yüzler artık gülecek\nHayat dersi pek zormuş, bu güne dek bir bunu anladım! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Devam Ediyor",
        "poet": "İbrahim Ceyhun Falay",
        "poem": "\n\nannemde gitti babamda\ndönülmez yola toprağın altına\nhayatta yaşayıp ta bitti desen ne olur\nburun kıvırıp kibir yapsan\nkızıp küssen seni sildim desen \nüzüp üzülsen ne olacak\nkötülük yapsan kötülük görsen de\nhayat devam edecek\nbu kadar yüklü hayatta seni ne taşıyor biliyor musun\nyaşamanı ne sağlıyor da hayat devam ediyor \ntoprak altına yatırdıkların seni taşıyor ve yaşatıyor\ngitti gömdüm bitti dediklerin \nhayat devam ediyor sızlatma kimsenin kemiklerini\nbırak ta yattıkları yerden seni düşünmesinler\nüstlerine basıp çiğneme\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Devam Ediyor",
        "poet": "Tekin Sağlam",
        "poem": "\n\nKimi aşk ateşi ile yanıp duruyor\nUyku tutmaz gözünden yaş süzülüyor\nGece gündüz yar yolunu gözlüyor\nÖyle yada böyle hayat devam ediyor\n\nKimi gurbet elde özlem çekiyor\nGamı kederi içine döküyor\nAh cektikce ciğerleri sökülüyor\nÖyle yada böyle hayat devam ediyor\n\nKimi yokluga düşmüş kara kara düşünüyor\nÖdemeleri cogalmıs içinden cıkamıyor\nAldıgı maası gecinmeye yetmiyor\nÖyle yada böyle hayat devam ediyor\n\nKimi hasta yatagında acıdan inliyor\nUzadıkca uzar geceler sabah olmuyor\nYa şifa ver allahım  yada canımı al diyor\nÖyle yada böyle hayat devam ediyor\n\nKul Tekinim kimi işleri koymuş yoluna\nbulur güzelleri takar koluna\nmillet ne haldedir olamaz umurunda \nÖyle yada böyle hayat devam ediyor\n\n(21,04,2002)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Devam Ediyor",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nGönlüme ateş düştü, ayrılık ölümden zor,\nAslı’nın yokluğunu, git bir de Kerem’e sor,\nKatlandım her acıya, uydurup bir teselli,\nBaşka çare yok dostum, hayat devam ediyor.\n\n26 Mart 1987 – Perşembe / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Devam Ediyor",
        "poet": "Hasan İşik",
        "poem": "\n\nKaybetmeden elbet kiymet bilmez \nÖzürlü olan hayatta hiçmi sevinmez\nNe kadar acı çektigimi kimse bilinmez\nHer şeye rağmen hayat devam ediyor\n\nEğıp başımı önüme dua ediyorum\nÇaresizim öylesine yaşayıp gidiyorum\nKaç gun kaç gece devam edecek bilmiyorum\nÇaresizde olsam, hayat devam ediyor\n\nKardeşim, okuyup doktor olacaktır\nYüreğime hergün kahır dolacaktır\nHer gün kahır analaramı yazılacaktır \nAğlama, sen anne, hayat devam ediyor\n\nYanlızsam, yıllar nasıl geçecek,aradan\nKim ne yapar, şifa gelmese Tanrıdan\nNeye yarar hayat koşup oynanmadan\nOynamasamdsa yine hayat devam ediyor\n\nAğlamak bana yazılmiş bir sor\nDünyada yaşamak benim için,çok zor \nKimse iş vermiyor sadece bana acıyor\nYaşamasamda hayat devam ediyor\n\nUzayan yıllar geçiyor birer birer ömrümüzden \nÇırpınıp duruyoruz yağmur çamur demeden\nDogan güneşle, kalkıyorum her gün erkenden\nYağmurda ıslansamda gene hayat devam ediyor\n\nTek bir dileğim var bu renkli dünyada\nYeter ki hor görmesinler bu dünyada\nHer sene doğum günümü kutluyorum nisanda\nYıkılmadım hala ayaktayım çünkü HAYAT DEVAM EDİYOR.\n\n(16.11.1995)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Devam Edebilmeli",
        "poet": "İlhami Güneyler",
        "poem": "\n\nAyrılık bir kere yaşanmalı,\nYürek yanıp kül olsada hayatın devamı,\nUnutulmamalı,\nHayata ikinci şansımız varmıki\nAyrılık bir kez yaşanmalı\nDüğüm tutmuyorsa ipin inceleği\nO incelen ip bir kez kopmalı\nKalp bir kez parçalanmalı\nSen parçaları birleştirmeye çalışırken hayat devam etmeli\nYapıştırırken kalbin parçalarını\nHayat sevgiyse sevmeli birilerini\nHayat devam ederken onuru korumalı\nFarklı tenlerde uyanmak değil her sabahı\nTek yeni bir ruhda hayatın getirdiğine hoşgeldin denerek uyanmalı\nVe hayat devam etmeli\nAyrılığın çığlığını boğmalı\nHayatın savaşını kazanmalı\nSevginin yüceliği\nVe hayat devam etmeli\n\n2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Devam Ediyor",
        "poet": "Tarık Çıtak",
        "poem": "\n\nGün kavuşsa geceye\nGüneş yine doğuyor\nElem dönüp neşeye\nHayat devam ediyor\n\nÖmür sanki bir rüya\nHer gözde binbir hülya\nDöndükçe yalan dünya\nHayat devam ediyor\n\nBahar başka,kış başka\nYol başka,yokuş başka\nGönül son verse aşka\nHayat devam ediyor\n\nÜmit karışsa yele\nDamla dönüşse sele\nMahşeri bile bile\nHayat devam ediyor\n\nBir aşk gerçek,bir ölüm\nRabbim çektirme zulüm\nGözlerime bak gülüm\nHayat devam ediyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Devam Ediyormuş",
        "poet": "Meliha Deveci",
        "poem": "\n\nHAYAT DEVAM EDİYORMUŞ\n\n_Herşey devam ediyor benden başka; Ben ise bıraktığın yerde, bıraktığın an'lar da ve bıraktığın hersey de... bıraktınmı onuda bilmiyorum ya.? bırakmadığını duymak istercesine bir iç çekiş işte.\n\n_Herşey devam ediyor benden başka; bugün günlerden cuma imiş, önümüzdeki cuma davet varmış, dolma pişirebilirmiymişim yardım için.Yaşamı devam etmek de olanların sorusu ile bir silkiniş işte.\n\n_Herşey ama herşey devam ediyor benden başka; Güneş yeniden doğuyormuş her gun'e, gece ay ışığı deniz'e vuruyormuş büyülercesine. Ben ise gittiğin an'ki karanlıkta. Doğuşa, batışa, bütün bunlardaki akışa, bir göz yumuş işte.\n\n_Herşey devam ediyormuş evet; bahar gelmiş, kokusunu sarmış sarhoş  edercesine,  insanoğlunun, yaşama mücadelesi vermiş olduğu, kocaman boşluğa, her köşesine ayrı bir koku saçarak. Benim ise, bütün mevsimlerim don tutmuş,BuZ kokusu.\n\n_Herşey devam ediyor.. biri diğerini, diğeri öbürünü, sevmek de, ezmek de, öldürmek de, yüceltmek de, birbirlerine bir şekilde gelip gitmek de, alıp vermek de... Ben ise, üzerine kuşlar konmuş mezar taşı gibi, bir heykel. Kıpırtısız.! \n\n_Herşey devam etmeliymiş... hayat devam ediyormuş; yeni yuvalar kuruluyor başka yuvalar üstüne. Düğünler, nikahlar, ayrılıklar, başka başka sevmeler ve bunlardan oluşan bir zümre. Çağdaşlıkmış.! Bacası, bir şekilde tütmek de. Umursuz... Kim bilir belkide doğrudur bu hayat'a yeniden doğuş, hatta birkaç kez doğuş, kitabımız da kahbelik olarak bilinen bu  aldadış ve sadakatsızlıkla.! Ben ise ''ıssızlığın ortasında'' sadece hayal'i Senli bir virane.\n\n_Herşey devam etmek de;  durmak YoK.! İsrail, Filistin'e  yine saldırmış, Filistin'in yanındayız diyenler, korkudan çookktann bayılmış, üstelik kurnazlıkları ile adam sayılmış, adam saymayanları  da bir kaygı sarmış.! \n\n_Herşey, devam ediyor benden başka; YURDUM  insanlarının, YURDUM kardeşlerinin, yoksul tabakasını, acabalarla başlayan korkular kablamış. Fabrika kapanır, evin bir çalışanıda işsiz kalır, ekmeği unutup, kirayı veremeyip, sokağa atılma korkusuyla  takip etmekte ''ekonomik istikrarının, kaygı altında'' haberlerini. Ben ise, bıraktığındaki gibi kaldım bu sorunların ortasında, umrumun çırpınışıyla. Üstelik, tesellisiz...\n\n Devam eden hayat da,  hiç birşey yapamamanın verdiği çaresizlikle kaldım, üstelik Sensiz.\n Arapların, İslam öncesine takılı kalışı gibi kaldım.! Gidişindeki, o an'da..\n Yazacaklarım birçok şey yarım kalsın, gelecek an'lara, tıpkı ben gibi. Devam ederim kim bilir? Devamı olur bir yaşantıya umut'la yaklaşınca veya umutsuzca...\n\n                                                                                     28/02/09.00:12 (ALdırma GönüL)\nMeliha DEVECİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Dilsizdir",
        "poet": "Yusuf Kemal Çetin",
        "poem": "\n\nÇok suskunsun.\nSeninle,\nNeden konuşamıyorum hayat.\nAslında biliyorum,\nSen dilsizsin.\nSeninle,\nYalnızca aklımla iletişim,\nKurabilirim.\nOda seni anlamaktır.\n\nSeni anlamak adına. \nKendimi mutlu hissettiğimde,\nEn büyük mutluluğum,\nBaşka birini neşeli görmek,\nOlduğunu anladım.....\n\nSevipte evlendiğinde,\nMutlu olamadığında,\nBir bebeğin,\nEvlilik sorunlarını çözemeyeceğini,\nGözlemledim.....\n\nİnsan,\nEvleneceği eşini seçerken,\nÖnceliğim kişilik olmalı derken,\nBir yandan'da,\nKendisinden daha sorunlu birisiyle,\nEvlenmesinin en büyük hata,\nOlacağını doğru buldum....\n\nGüzel dostluklar kurduğunda,\nKarşı taraf seni anlamadığında,\nOna veda edip,\nSessizce,\nHayatından çıkmam gerektiğini öğrendim.....\n\nÇalıştığın iş yerinde,\nMaddi ve manevi sorumluklarının varken,\nİş yerinde,\nRomantik ilişkilerin aranma'masının,\nOlması gerekenin olmasına inandım.....\n\nİnsanlara iyi davranmanın,\nHiç bir maliyeti yokken,\nEn büyük yarışın,\nMeleklerden daha iyi olmak için,\nYaşamanın en iyi düşünce olduğunu,\nVerilen bu şansın değerlendirilmesi,\nVe sonuçunda en iyilerden olup,\nCennete girmeyi hak kazanmaktır,\nHayatı anlamak.....\n\n07/10/07\npazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Diyor du...O // 1",
        "poet": "Atiye Danış",
        "poem": "\n\nHayat diyordu acımasız,nankör,adaletsiz.Kiminin yatları-katları-hammırları var ama adama benzer yanları yok.Kiminin de el arabası ancak hurda toplar...oysa adam gibi adamlar.Hayat diyor du öylesine adaletsiz kanı beş para etmezlerin kolunda dünyalar güzeli eşler ne çare ki kıymetleri bilinmez.Bir diğerleri de arayıp da böyle eşler edinemez...Hayt diyordu adaletsiz.Hayat acımasız/Kötüden yana..hele de eğitimli-gün görmüş kadınlar için daha bir gaddar ve hatta gardını almış şampiyonluğa oynayan bir boksör gibi.Ne varsa Acıdan/İhanetten/Üzüntüden/Zulümden yana en çok da çeken işte bu okumuş/bilmiş az sayıda yetişebilen kadınlarımız...Suskun-çektiklerini yutan/sinesinde yamayan kadınlarımız...Ve O’nlardan biri..(?) ..hep şöyle der. Keşke bir dağ köyünde,küçüçük bir ev de olsaydım.okuma/yazma dışında da hiç bir şey anlamasaydım.Ne bankalar,ne iş dünyası ne de bunca diploma...yoo..ve de güzelliğin/kafanın/Kalemin ala sı..hiç biri olmamalıydı. \nİşte o zaman belki de mutluluk denen uç uç böceklerini yakalayabilirdim...ahhhhh..Duydunmu Baba yine sitemler yağdı sana...Hayat diyordo..O..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Doğrusu",
        "poet": "Kürşat Uçar",
        "poem": "\n\naklım hangi yoldan alır beni,hangi yola götürür bilinmez.bu çıkmazların sonu,adı üzerinde bir yerdedir.\n\nhayat doğrusunda orijin yani başlangıç noktamız,kaçımıza göre doğumdur,\nkaçımıza göre aşk\nkaçımıza göre....\n\nhayat doğrusu sayı doğrusu gibi değil.sonsuzluğa uzanmıyor.gerçi 'son'umuz kaçımıza göre ölüm ki? \nbugün bu çıkmazların ilacı, sorgusuz sualsiz inanmaktır yine.yeni çıkmazlar için.zaten hayat yenilgilerden sonra,daha iyi yenilmek çabası değil midir? \n\nhayat doğrum yenilgiyi gösteriyor.orijinin yani yeni bir başlangıcın solunda,negatif...\neksileri artıya çevirmek,sonra yine eksilmek,kendimizden...\n\nhayat 'gün'ler gibi...her başlangıca yeni bir gün diyebiliriz.ve beraberinde gelen yenilgiye de gün batımı...güneşin karanlığa salınımı.\nve şu genel başlangıç ve yenilgimizi de tek bir güne indirgeyebiliriz. yani bitimli hayat doğrusuna da bir 'gün' diyebiliriz.\n\nşimdi bende parçalı bulutlu bir gökyüzü var...karanlığa hazır değilim.toprağım kurak...\ndoğru düzgün güneş görmüş değilim üstelik.\nbulutlar dahi yalan,hidrojenle oksijeni bir arada görmüşlüğüm de yok...\n\niçimde deniz\ngöz yaşları...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Dört Mevsimlik; Gördünüzmü.?",
        "poet": "Melek Tiryaki",
        "poem": "\n\nÖmrüme sonbahar geldi; gördünüzmü..? \nSararmış yapraklar misali,aklar düştü saçlarıma\nYüregimde gam,kasvet ve acımasiz hüzün var\nSolmuş yapraklardan da solgun bir yüzüm var... gördünüzmü.? \n\nSonbahar geldiginde ruzgarlar şiddetli ve haşin eser\nDökmek için dallardaki sararıp solmuş yaprakları\nDalları kırar gibi agacı söker gibi hatta artık sen olma der gibi\nÖmre düşen sonbahar bu hazırlan der mezarın seni bekler\n\nÖmür dedigin nedirki mevsim misali ilk baharı kısadır\nYaz gelip geçer ansızın hiç anlamadan\nSon bahar yakalar bizi hiç acimadan\nKış gelir ölümdür bembeyaz kefen giyer üstüne\n\nİşte bitti sona geldik ömür denen akıp giden kum saatının\nMevsim bitti bizde bittik hayat bir yılın içinde dört mevsimlik\n\n14/01/2011 cuma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "((((( Hayat dolu beyitler I ))))))))",
        "poet": "Abdülhamit Aydın",
        "poem": "\n\nHayatin son sahnesiymis ölüm\nPerdede sahnelenen son bölüm\n\n__________________________________________________________\n\nHayat yasandikca gecen bir hatira\nYazmakla bitmez sütuna, satira\n\n__________________________________________________________\n\nÖlüm, kaçıp kurtulanacak değil\nHakk; koyduğu kural, önünde eğil\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat, dur gitme biraz",
        "poet": "Cevat Çeştepe",
        "poem": "\n\nrengin bir sihir gibi, ateşe atıyor harmanımı. \ngökyüzü hep aynı yangınımın yol arkadaşı. \nRengin güneş yanığı. \nellerim yangın lekesi. \nbir gece yol kenarından bak, \ndur gitme biraz, \ngöreceksin kıpkırmızıdır gökyüzü. \n\nhep farklı giysilerindesin masumiyetin \nkimi göz süzerken, kimi çiçek toplar ellerin. \nçırılçıplak bir gelin gibi \nher anımda zifaftasın. \nbu gecede bütün şiirler senin için yazılacak. \nanayurdum gibisin sevdam adına, \ndaha çok öfkeler doğuracak. \ndur şimdi, gitme biraz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Dolu Şimdi",
        "poet": "Walt Whitman",
        "poem": "\n\nHayat dolu şimdi, yoğun, görünebilir, \nBen, kırk yaşında Birleşik Devletler’in sekseninci yaşında, \nYüzyıl sonra ya da yüzlerce yüzyıl sonraki birine bunlar \nHenüz doğmamış olan seni arıyor bu dizeler. \n\nBunları okuduğunda görünebilir olan ben görünmez olurum, \nşimdi sensin, yoğun, görünebilir, şiirlerimi gerçekleştiren, \nbeni arayan, \nYanında olduğumu ve senin yoldaşın olduğumu düşünüp \nçok mutlu olacağını kurguluyorsun; \nSay ki yanındayım. \n(Yanında olmadığım konusunda çok emin olma.)\n\nWalt Whitman \n(31 Mayıs 1819 - 26 Mart 1892, A.B.D.)\n“Calamus”dan\nÇeviren: İsmail Aksoy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Düğümü Hikayesi",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nRengi mühim değil iki ayrı sicim gibi ip gibi bağlanacaksın\n\nBelki biraz gülecek belki bir ömür ağlayacaksın\n\nYalnız kalacak, belki yalnız bırakacaksın; dağlayacaksın,\n\nKaybedeceksin sevdiğini Mecnun Gibi dağ dağ dağlayacaksın...\n\n\nBelki birgün çözülecek o düğüm kendiliğinden\n\nVazgeçeceksin belkide hiç kopmam dediğin emeğinden\n\nVe vazgeçeceksin amacından hayata bağlandığın ereğinden\n\nBahsedeceksin hayatın adiliğinden olmaz lüzumundan, gereğinden...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Duracak Kadar Güzel",
        "poet": "İsa Yılmaz",
        "poem": "\n\nbir gün ki, güneş donacak kadar güzel\ngökyüzü masmavi bulutsuz ve pürüzsüz\nbir adamın hikayesi işte böyle bir günde başladı\nşehrin kapıları o adam için açılmıştı\nuzaktan gelmiş bir yol yorgunu\nşehrin girişinde birkaç adam gördü\nbir karmaşa, bir kavga\nkoşup dövülen adamı kurtardı\nbu arada birkaç tekme ve tokat yedi\nbiraz ilerledi çeşme başında bir kadına rastladı\nsu dolu kovasını kaldıramıyordu\nacıdı koşup eve kadar suyu taşıdı\nihtiyar kadının çehresinde tatlı bir tebessüm belirdi\nadam mutlu oldu, gülümsedi ve yoluna devam etti\nbarınacak bir yer ararken bir adam gördü\nsefil mi sefil, üstü başı permeperişan\nyol kenarında yoksul çehresini gizlemiş\ntitreyen muhtaç ellerini açıp bekliyor\nadam derin bir acı hissetti\nceplerini yokladı ne kadar parası varsa \nkorkmadan, çok görmeden çıkarıp verdi\nyoksul adam avuçlarının dolduğunu hissetti\nkaldırıp başını baktı, tatlı tatlı gülümsedi\navuçlarını kapayıp yeniden başını eğdi\nadam bir yer aramaktan vazgeçti\nartık ne parası vardı, ne de bir yeri\nsokakta yürümeye devam etti\nçıkmaz bir noktada çöplerin arasında bir kedi gördü\nmavi gözlü, beyaz ince tüylü küçük bir peri sanki\niçi cız etti adamın, onu sefaletten kurtarmak istedi\nyaklaştı, kaçırmamak için gülümsedi\nkedi miyavladı, ayaklandı, kaçmak istedi\nderken adam onu yakaladı, kedi elini tırmaladı\numursamadı, onu alıp koynuna yasladı\nkedi usul usul sakinleşti, adamı sevdi\nadamın artık yiyecek bulması gerekiyordu\nçıkmaz sokaktan geriye döndü\nyabancıyı gören insanlar etrafına toplandı\nona kim olduğunu sordular\no da kucağındaki kediyi gösterdi\ninsanlar onu dilsiz sandılar\nsokakta terk edip gittiler\nbu sırada gökte bulutlar belirdi, hava karardı\nmüthiş bir sağanak başladı\ninsanlar kaçıp evlerine sığındılar\nadam kediyi koynuna alıp bir ağacın altına saklandı\nyağmurun dineceği rüzgarın duracağı yoktu\nşimşekler bir kırbaç gibi evlerin çatılarını dövüyordu\ninsanlar kıyamet kopuyor sanıyorlardı\nyalvarıp yakarmaya başladılar\nduvarlarından yaşlar dökülen evleri\nsahip oldukları her şeylerini sel götürecek \nhayatları alt üst olacak korkusu ile titrediler\nadamsa kucağındaki kedinin derdindeydi\nonu rüzgar elinden alacak\nya da sel gelip ikisini de boğacak\nşüphe, korku ve dehşet\no günü özetleyen üç kelime\nve bahtsız bir adam ve şehir\nsaatler sonra yağmur durduğunda\nsokaklara dökülen insanlar\nbir uğursuz aradılar\ntüm işaretler yabancıyı gösteriyordu\ngörülmedik felaketi o getirmişti\nhüküm verilmiş, kalem kırılmıştı\nyargısız infaz dedikleri şey\nişte tam da böyle bir şey\nadamı yakalayıp şehrin meydanına götürdüler\nibreti alem için suratına tükürüp dövdüler\nardından yerlerde sürüklediler\nşehrin kapısından kaldırıp dışarıya attılar\nneye uğradığını şaşıran adam\ndönüp de geriye uzunca bir baktı\nkediyi insanların yanında gördü\no yaşıyordu, ama adamla gelmeyecekti\nşehrin kapıları kapandığında\nbir adam için HAYAT duracak kadar güzeldi…\n\n09.vııı.09\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Durmayan Yolculuk",
        "poet": "Güven Biçer",
        "poem": "\n\nBaşlangıcını bilmediğimiz yolculuk,\nÇocukluk,gençlik derken ihtiyarlık.\nSanki hayallerimiz vardı kırık dökük\nYitip giden boş zamanlara gömdük\nHayat; sonu belli,durmayan yolculuk.\n\nYaşamayı nefes almak mı sanırdık\nNe sevmeyi ne de sevilmeyi bildik\nNeden? hep aynı, zaman bulamadık\nBelki de geniş zamanlarda yitirdik\nHayat; sonu belli,durmayan yolculuk.\n\nFırsat varken ne aradık nede sorduk\nBir hiç uğruna,seven kalpleri kırdık\nZamanı geç olsa da farkına vardık\nSevgileri gelecek yarınlara bıraktık\nHayat; sonu belli,durmayan yolculuk.\n\nAydın(11.06.08)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Efsanedir",
        "poet": "Asım Bezirci",
        "poem": "\n\nSaçların aklarla dolduğu zaman\nGeriye hasretle bir bakar mısın? \nYıllar mazimizi yolduğu zaman\nGöğsüne menekşe, gül takar mısın? \n\nPembe kıyılardan geçse bir sandal,\nİşitsem sesini şen fıskiyenin; \nZikrimde canlanır eski bir masal:\nGözümde gözlerin, elimde elin...\n\nZaman kalbimizde can vermiş gibi,\nEn güzel renklerle süslenir mekân...\nSuda aksimizle, havuzun dibi\n“Hayat efsanedir” diyordu her an! \n\n13 Mayıs 1944, Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat, Düş ve Hayal",
        "poet": "Cahit Karaç",
        "poem": "\n\nBiraz beyaz.\nBiraz siyah.\nBeyazda hayal,\nSiyahta düş var. \nSonunda ne hayal, \nNe düş var. \nSonsuzlukta kaybolup gitmek için,\nUmut içinde yaşayıp\nToprakta kaybolup gidiş var. \n\n02.04.2012 \nCahit KARAÇ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat! Düzeleceksen Düzel Artık",
        "poet": "Sema Figen Akdoğan",
        "poem": "\n\nBazı duygularım başka yerde dün doğruyken, burada bugün yanlış olabiliyor. Günahlarım ruhumu sarıyor zehir gibi yayılıyor bedenime. Aklımdan hiç çıkmıyor, uykularıma giriyor, vicdanımı acıtıyor. Söylesem konuşsam o kadar rahatlayacağım ki bir de söylediğimde kaybedeceklerimi hesaplamasam göze alabilsem herşeyi, ne kadar kolay olurdu. Bağışlanmasam da olur, yeter ki anlatayım içimi kemiren zehrimi tüküreyim.\n\n     Bilmem ki kaç gece ağladım kaç gece sabahladım.Hayat! Düzeleceksen düzel artık.\n\n   Herhangi bir şehirde bilinmeyen bir oda, dört duvar. Koskoca bir yalnızlık mı hayat. Sadece bir göz yanılması sanki tüm evren. Gözle görünenin ardında ulaşılamayan derinlerdeki insan yığınları. Zavallı biçare insancıklar. Ne sıcak bir gülümseme var hayatımda ne de başımı yaslayabileceğim bir omuz. Saçlarımı kendim okşuyorum geceleri ve tuhaftır ki huzur buluyorum o delilik nöbetlerimde. Hayatımın bilinmeyen yolculuğunda elimdekileri tutabilmek uğruna neşe saçsamda etrafa giderek hastalıklı bir ruh haline büründüğümü biliyorum.\n\nÖyle anlarım oluyor ki varlığımdan bile sıkılıyorum. Duvarların arkasında tek başına kalmak, ağlamak ve ağladığıma o anı yaşadığıma kahredip tekrar ağlamak. Tüm kapıların üstüme birer birer kilitlenmesi ve buradan bu duygulardan hiç dışarı çıkamayacağım korkusu sardığında çoğu zaman neye inanacağımı ve beni bu hayata neyin bağladığını bulmak istiyorum. Böyle anlarda saklı hayallerimi buram buram içime çekip hiç hayal kurmamışçasına yüreğimin en derinine hem de bir daha hatırlamayacağım derinliklerde bir yere gömüyorum.\n\nHayalleri yasaklıyorum kendime. Ertelenen bir hayatı saklı hayallerimle yaşıyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat, Ege’nin Mevsimlerine Benzer",
        "poet": "Nilay Demirhan",
        "poem": "\n\nBir sabah gri bulutlarla dolu bir pencereyi açarsınız, hayatınızın en mutlu odasına. Her yer, her şey aniden buz keser.  İliklerinize kadar ürperirken, umutsuzluk sinsice süzülerek girer içeriye.\n\nOysa bu sabah gülerek uyanmışsınızdır. Daha mutlu olacaktınız, daha iyimser, daha güçlü… Daha da “fazla” olacaktınız, olmadı, olamadınız.\n\nİşte bu sabahların birinde sizi umutsuzluğa sürükleyen mevsimler ile olaylar aynı rotaya dümen kırar. Her ikisi de ansızın, beklenmedik zamanda gelmez. Tıpkı gri bulutların taşıdığı yağmurlar gibi pusuya yatar, hiç fark ettirmeden sessizce sırasını bekler, siz uyanana kadar. Aklınızdaki “geldi mi üst üste gelir” hikâyeleri tam da toplanmış, yeni düzelmiş ruh halinizin üzerine siner.  İçinizden bir çocuk çığlık çığlığa oyun oynar “hava düzelecek, bu olaylar geçecek, bitecek, en az hasarla kurtulacaksın” Ama bu çocuk sesi ne derse desin siz hep üzüleceksinizdir.\n\nBizi teselliye boğan, başımıza gelen kötü olaylarda mevsimler gibidir gelip geçicidir ve sırasıyla ilerler yanılgısıdır. Öyle ya; en derinden sarsan olaylar kış gibidir. Sessiz ama temizleyici. Bilirsiniz ki en acı hastalıklar kıştadır ama hastalıkları da en iyi kar temizler. Beyazlığıyla, soğukluğuyla düştüğü her yarada temizlik yapar. Sıra kendisini temizlemeye gelince bir sabah başka doğan güneşe teslim olur, yok olur gider. Sizin için ansızın doğduğunu düşündüğünüz güneş, mevsimsel yazgısını yaşar, aslında. Ağır sınav bitince ilkbahar gelir, siz sersem sersem gülümsemeye başlarsınız. Ama eli ağırdır ilkbaharın “dur” der. “unutma hemen soğuk acılarını” der ve indirir en olmadık anda tokadını. Siz kapıdan bakakalırsınız sarsıntılı bir umursamazlıkla mart ayında… Sonra… Sonrası yaz işte. Acının tatlı meyvesini yediğiniz zaman dilimleridir. Huzurun en sıcak denizlerde yüzdüğü, kahkahanın en gürültülü ormanlarda dolaştığı zaman aralığı. Sonbaharda ise sükûnetin sorguya dönüştüğü son noktanın cümlesidir, bu mevsim. Mutlu muyum yoksa pişman mıyım yanılgısının dost sayısının çokluğuna göre değiştiği sarı örtüdür.\n\nHep böyle mevsimlere benzetilen hayat hikâyeleri anlatırlar bize. Oysa böyle mi? Hayır böyle değil elbette hayat. Bahara uyandığınız bir sabah gri bulutlarla dolu pencereyi sonuna kadar açarsınız. Tıpkı öyle havalarda ne giyeceğinizi bilemediğiniz gibi ansızın sırasını karıştıran mevsimler gibi sizi üzen olaylar karşısında da ne yapacağınızı bilemezsiniz. Şemsiyenizi alacak mısınız? İşe taksiyle mi gitseniz? Derken her şey daha kötüye gider. Çaresiz çıkarsınız dışarıya yağmur yağmaktadır, bir de ayaz eklenir. Elleriniz koltuk altına girer gibi sıkı sıkı sarılırken, saçlarınızı hüznün en kuvvetli rüzgârı savurur. Sığınacak bir liman bulan gemiler gibi sıcak bir kahve için en kalabalık ve en yakın yere demir atarsınız. Kısa bir mola, ömürden çaldığını geri vermek için saat tıkırtısının telaşıyla biter. Yaptıklarınızın bedelini bir adisyonla kasaya öder, çıkarsınız. Ortalık dinginleşip, güneş açmaya başlayınca havanın yanağına ılık bir gülümseme armağan ederek yürümeye devam edersiniz. Sanki ona yürür gibi her adımda daha da yakar güneş sizi. Dayanamazsınız ve ceketi çıkarıp elinize alırsınız. Gün yarı olmaktadır, tıpkı ömrünüz gibi. Yürürsünüz, yürürsünüz ömrünüzün ve yolunuzun geri kalanını.\n\nBu tam terside olabilirdi. Güzel bir gün gibi başlayan hayat serüveninin sonu bir iki damla gözyaşıyla süslü aykırı ayazlarla da son bulabilirdi. Yahut bir sabah puslu başlayan ömür, paslı biterken, sıcak başlayan hayatların sevinçle bitmesi gibi. Ne kadar çok insan kaderi yaşanırsa, mevsimlerinde o kadar çok olasılığı olduğunu unutulmamalı.\n\nHayat, size mevsimlerin olup biten oluş sırasına göre yaşatmaz kendini. Hayat, kendinin tüm yüzünü bir günde gösterir. Hayat, 4 mevsim gibi acılarını, sevinçlerini, unutulmuşluklarını, tesadüflerini, ölümlerini, doğumlarını koca bir günde yaşatır size.\n\nHayat, ne 4 mevsimin sırasına göre giden orta kuşak iklimine benzer ne de tek tip mevsim yaşatan ekvator coğrafyasıdır. Hayat, Ege’nin mevsimleri gibidir, tutar kolunuzdan 4 ayrı mevsimi bir günde kaderinize işler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Ey!",
        "poet": "Ali Koç Elegeçmez",
        "poem": "\n\nİstemeden geliverdi\nbedenime giriverdi\ngözlerimde gülüverdi\nbana,canı böyle verdi\ngeldiğinde ne güzeldi\n\nhayat  hey! \nhayat  hey! \n\nçisil çisil yağıverdi\nemeğimle hep göverdi\nbol bereket veriverdi\no ne güzel gül reçeldi! \n\nhayat  hey! \nhayat  hey! \n\nbazan ateş oluverdi\nyüreğimi yakıverdi\nsonra yine gülüverdi\npınar gibi akıverdi\n\nhayat  hey! \nhayat  hey! \n\nben az verdim \no çok verdi\ntürkü olup deyiverdi\nkurda-kuşa eriverdi\n\nhayat  hey! \nhayat  hey! \n\nşiir gibi yazıverdi\nrüya gibi geçiverdi\nsabun gibi oluverdi\nellerimden kayıverdi\nbir gün nokta koyuverdi\n\nhayat  hey! \nhayat  hey! \n\nyaradandan bir nüveydi\no ne büyük hediyeydi\nkıymetini bilen bildi\nbittiğinde hüzün verdi\n\nşükür hey! \nşükür  hey! \n\n08/06/2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat eskittin beni",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nGün verip gün üstüne \nYil verip yil üstüne \nDert verip dert üstüne \nHayat eskittin beni \n\nAy verip ay üstüne \nYas verip yas üstüne \nKos verip kos üstüne \nHayat eskittin beni \n\nGören derdi masallah \nNazar degmez insallah \nÇektiripte bana ah \nHayat eskittin beni \n\nTutulmazdim el ile \nGeçilmezdim uç ile \nVurup o sillenide \nHayat eskittin beni \n\nYikilmazdim vur ile \nßükülmezdim güç ile \nSürgünlerle namertçe \nHayat eskittin beni \n\nDurulmazdim suç ile \nBir baskaydim hal ile \nMeydaninda cömertçe \nHayat eskittin beni \n\nEglendirip senliginde \nBarindirip benliginde \nDinlendirip gölgende \nHayat eskittin beni \n\nKiymettim altin gibi \nGeçerdim para gibi \nNamertçe deli gibi \nHayat eskittin beni \n\nGeçtim hayat pazarindan \nNe alan var ne satan \nNede söyle yan bakan \nHayat eskittin beni \nsedeat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Engelliler İçin Çok Acımasız",
        "poet": "Dilek Fırat",
        "poem": "\n\nHAYAT ENGELLİLER İÇİN ÇOK ACIMASIZ\n\nBaşlık ne kadarda iç burkucu Hayat engelli çocuklar için çok acımasız\nSözün bittiği, kelimelerin susa dönüştüğü bir başlık! Bu cümlede toplumun tamamı sorgulanıyor, yargılanıyor ve mahkeme ediliyor! Bir muhasebe tahlili başlıyor... Sonuç;  Hayatı, engelli çocuklar için hepimiz ama hepimiz biraz daha zorlaştırıyoruz... Nedenler, nedenler, nedenler...\n\nBu ülkede tek taraflı seminerlere, sadece annelerin bulunduğu veli toplantılarına, desteksiz hasta tedavilerine her zaman hayır, hayır, hayır! Neden mi? \n\nOtistik çocuğu ele alalım; öncelikle anneler var! Sahi babalar nerde? \nVeli toplantılarını ele alalım; genelde anneler var; Sahi şu babalar nerde? \nHastaları ele alalım; Sahi hayat arkadaşları nerde? \nNerede en başta olması gerekenler? \nNerede asıl tedavinin baş ilacı olanlar? \n\nOtizm ailesinin ilk bunalım ve ilk ruh halleri; anne için hayat bitmiştir ama her zamankinden daha güçlü olmak zorunda olduğunu bilincindedir ve çocuğu için ama emekleye emekleye ama sürüne sürüne yaşama doğru ilerlemektedir.! Babalar için, aile hayatlarının bir anda alt üst olduğu bu en acı dönemde başka bir hayat başlar çoğu zaman; çünkü babalar çok fazla emeklemeyi, sürünmeyi sevmezler çocukları için! Onlar koşmayı severler ama kendileri için! Anne için kadının kaderi başlar! Kadın annedir! Kadın evinin ve ne olursa olsun kocasının kadınıdır; sürüne sürüne çocuğuna da koşar, bir gün kendisine döneceğini umut ettiği kocasını da bekler! Bekleyen kadındır, kadın anadır! Kim takar kadının sırtına vurulan semeri, kim takar hayatın karabasan gibi kadının üstüne çöken ağırlığını! Bağırır kadın, sesi duyulmaz! Üstündeki ağır yükü itip bir kenara kaçmak ister kadın; dizleri tutmaz, koşamaz, kıpırdayamaz! Uyanmak ister bu gerçek rüyadan, uyanamaz! Ağlar kadın; başını omuzuna dayayıp bir omuz bulamaz! Oysa dün yanında hemen yanı başında bir çok omuzu varken, şimdi kadın tek bir omuz bulamaz! Yıkılmak ister kadın, bir baston üstüne oysa ne destek ne dayanak bulamaz...\n\nErgen çocuk ailesinin ilk bunalımları! Veli toplantılarında çocuk bunalımlarından söz edilir; anne bu noktada sadece anne rolüyle bulunur toplantıda; filmin sonunda yine kadının ortak kaderini yaşayacağını bilemez, yada bilse bile elden ne gelir! Anne çocuğunun sorunlarını dinler dinler dinler ve tüm yükü kendi üstüne alır ve en fazla bir hafta dişini, dirseğini sıkarak tahammül geçişine sokar kendini! Mükemmel bir anne olur ama sorun sadece annede olsa hep mükemmel anne olacak ama bizler bilinçsiz bir toplumun çürük meyvelerini hem topladık hem de yedik bu zamana kadar! Bir hafta sonrası annenin mükemmel anneliği kalitesini düşürür ve sabır taşlarını bir bir elinden atmaya başlar; çünkü annede menepoz dönemindedir! Anne menepoz dönemindeyse, baba hadi hadi antrapoz dönemindedir; haydaaa ailenin ruh hali bu kadar işin içinden çıkılmazken, sadece çocuğun ergenlik problemi gündemdedir. Oysa veli toplantılarında ailenin üçlü esaretinden söz edilse, menepozlu anne, antrapozlu baba ve ergen çocuk sorunlarına değinilse ve de üçgen anlayışı aşılansa bu yönde bilinçlendirilse, çocuk annenin ve babanın içinde oldukları durumu, anne kocasının ve çocuğunun içinde oldukları durumu, baba karısının ve çocuğunun içinde oldukları durumu daha kolay anlar ve aile içi huzur kısa vadeli değil daha uzun vadeli mükemmeleşip gerçek çözüme ulaşır!  Oysa kadın burda yalnızdır; yük sadece kadının sırtında, tahammül sadece kadının heybesindedir! Menepozunuda yaşar kadın, kocasının antrapoz bunalımlarını da, çocuğunun ergenlik bunalımını da... Sonuç; kadın ağır depresyonda... Kadın yine hem anadır, hem de kadın! Kadın yine kadının ortak kaderinin paylaşımcısıdır...\n\nHasta” kadın” ailesinin bunalımları, kolay değil evde bir hastanın olması; bu hem hasta için hem de ev halkı için ağır bir sendrumdur! Hastanın halini kim anlar? Ağır enerji saçan hangi hasta etrafını anlar? Oysa projeler üretilse, okullarda veli toplantılarında aile içi üçlü seminerler verilse bu seminerlerde psikologlar, psikiatristler olsa ve depresyon tedavilerinden ya kaçan, yada depresyonlu olduğunu hiç ama hiç kabul etmeyenler, yada kabul edipte bunun için artı zaman harcamak istemeyenler, yada en gerçekçisinden tekli depresyon tedavilerin pek bir işe yaramayacağını çok iyi bilincinde olanlar bu tarz seminerlerde bulunur, kolayca sorun kabul edilir ve çözümüne ulaşabilirlerdi! Ne iyi olurdu. İnsanımız tedavi olmak istemiyor! Haklı! Neden? Sorunun sadece kendisinden kaynaklanmadıklarını bildikleri için tabiî ki! Etrafını düzeltmedikçe, çevresini onarmadıkça kendi alanı ne kadar sağlıklı olabilir ki insanın?  Doktora giden hastanın en yakını yanında olmalı! Her doktorun yanında hemşiresi gibi birde psikoloğu olmalı ve doktor dinlerken hastanın şikayetlerini psikologda kendine düşenlerin payını alıp konuşmalı ve karşılıklı tahamülün sabrın çözümünü sunmalı...\n Ülkemizde psikologlar ve psikiatırlar zorunlu olmalı böylece daha sağlıklı düşünen, daha sağlıklı düşündüren, daha tahammüllü ve daha özverili bir toplum olabildik ve olabiliriz! Akan suyun önlemi onu taşıyarak değil muslukları kapatarak olur ancak takdir sizin... Dilek EJDER\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Fakültesi",
        "poet": "Şükrü Metin",
        "poem": "\n\nKederler arkadaşım\nDaha gencecik yaşım\nBelaya girer başım \nHayat fakültesinde\n\nBazen dara düşmüşüm\nNice yara deşmişim\nAcılarla pişmişim\nHayat fakültesinde\n\nHayallere kanmışım\nDüşmanı dost sanmışım\nYorulup yıpranmışım\nHayat fakültesinde\n\nŞeref idim şan idim\nKaranlıkta tan idim\nNe insanlar tanıdım\nHayat fakültesinde\n\nBazen cana yettiler\nDağ tepe yürüttüler\nMum gibi erittler\nHayat fakültesinde\n\nDostlardan aralandım\nDar günde karalandım\nYürekten yaralandım\nHayat fakültesinde\n\nSitemim bini aştı\nBiçare aklım şaştı\nMetin-im sabrım taştı\nHayat fakültesinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat elinden",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nGülle yarışırdı güzelde yüzüm\nGüzlere karıştı hayat elinden\nCeylana benzerdi her iki gözüm\nKörlere karıştı hayat elinden\n\nBenliğim geçerdi esiş de yeli\nAteşim değildi yanardağ seli\nGeceden karaydı saçımın teli\nKışlara karıştı hayat elinden\n\nSağlamdım kayalar taşlar ile bir\nUçardım kırdaki kuşlar ile bir\nTattım bal kaymaklı aşlar ile bir\nHayale karıştı hayat elinden\n\nİlkbahar serilmiş bağlar gibiydim\nBaşı göğe ermiş dağlar gibiydim\nCennette yaşanan çağlar gibiydim\nYalana karıştı hayat elinden\nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Felsefeleri 4",
        "poet": "Hakkı Hakan Kaya",
        "poem": "\n\nZayıflık değildir ki acizlik, \nİhtiras ve şehvetin kaymağıdır, \nİçinde bir çığ gibi büyüyen, \nTutku ve hırsın kaynağıdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat fırtınası",
        "poet": "Cuma Soylu",
        "poem": "\n\nHAYAT FIRTANASI \n******************\nO hayat fırtınası taştan savurdu\nYokluk bu sinemi yaktı kavurdu\nÖlmeden üstüme toprak savurdu\nAlamadım hayat senin bir tadını\n**************************\nYükseklerden uçar şu alıcı kuşu\nDeğmez ki avcının mermisi taşı\nYiğit olanın akmaz kanlı gözyaşı\nAlamadım hayat senin bir tadını\n**************************\nKaranlık gecenin sendin yıldızı\nBen geçen kervancı sense hancı\nAçtığın yaranın bulunmaz ilacı\nAlamadım hayat senin bir tadını\n**************************\nSoylu bir cevherdi potada eridin\nİnci oldun o ak gerdana dizildin\nBeni böyle deli divane gezdirdin\nAlamadım hayat senin bir tadını\n***************************\nHalk Şair Cuma Soylu.12.05.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Gelir Mi",
        "poet": "Sinan Bayram",
        "poem": "\n\nBunca acıdan sonra hayat gelir mi\nbir gün huzurla uyanabilecek miyim\nmahşer kendini bensiz avutabilir mi\nbir nefes alabilecek miyim söyle\n\nHücreler artık yokluğa vurulmalı\nerişmeliyim aşka ansızın\nyetişmeliyim ben sana \ndeğmeliyim artık şu kalbe\n\nUyanmalıyım aşkın şafağında\nsevgiyle kucaklaşmalıyım\nacılara mezar kazılmış olmalı\nsürgünlere uğramamak için\n\nGözyaşı unutmalı gözlerden akmayı\nbelki hayat gelir gözyaşı akmadan\nbelki acı olur unutulan kim bilir\nbelki uyanırım mahşersiz bir günde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Gemisi",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nGemi hızla yol almaya devam ediyor. Ufuktaki bulutlar bazen kararıyor. Hiçbir şey göremiyorsunuz. Martılar yunuslar kayboluyor. Ama bazı sabahlar masmavi bir gökyüzü size merhaba diyor.\n\nO zaman içinize hiç kimsenin bilmediği, sadece size ait, size özel çok gizli bir sevinç doluyor. O zaman dün iyi akşamlar bile demek istemediğiniz, tayfaları, maçoları öpesiniz geliyor. Denizde ki yakamozları seyrederken dudaklarınızdan çocukluğunuzdan kalma eski bir okul şarkısının nağmeleri dökülüyor.\n\nBu güzel günün verdiği sevinç, anıların tazelenmesi ile tam hüzne dönüşecekken, zihniniz usat bir manevra ile kamaranızda değil de büyük salonda kahvaltı yapmanın ne kadar harika bir fikir olacağını gündeme getiriyor.\n\nGemi hızla yol almaya devam ediyor. Bu bindiğiniz hayat gemisi. Aslında siz yukarda ki gemiye her sabah özel bir TV kanalından bir gemi güvertesinde yapılan aerobik gösterisini izlerken mutlaka biniyorsunuzdur.\n\nAma yazması da insana ayrı bir zevk veriyor. Aslında yaşam gemisinin de, hayalinizde ki gemiden ve o gemide seyahat ederken, içinde bulunduğunuz düşüncelerden hiç farkı yok. Her şey size bağlıdır. Her şey sizin için. Siz kendi pencerenizden yaşamı nasıl görüyorsanız, hep öyle yaşarsınız.\n\nGüzellikleri ve çirkinlikleri insanlar kendi davranışlarında aramalıdır. Yaşam gemisinde ki yolculuğunuzda kaptan hep sizsinizdir. Dümen hep sizdedir. Hangi limanda isterseniz durursunuz. Ve siz istemeden geminize hiç kimse binemez.\n\nUzak ülkeler giden göçmen kuşları kıskanırdım her zaman. Benim bilmediğim, ağaçları, dağları, vadileri, kuşları; en önemlisi benim gibi insan olan, ama başka dilleri konuşan canlıları tanıyorlar diye.\n\nSonra televizyonlarda ki göçmen kuşlara ait belgeselleri seyredince bu düşün bana ait olmadığını ve evrensel bir çocuk düşü olduğunu ve başka insanlarında o düşleri gerçekleştirdiğini gördüm\n\nÜstelik Tanrı emretmiş “Biz insanları tanışıp kaynaşsınlar diye farklı dil ve renkte yarattım” Böyle bir emirde olunca dünyanın üstünü görmeden altına girmeyi çok ötelere bıraktım. Ve kalan ömrümü bir göçmen kuş gibi yaşamaya ve Evliya Çelebi olmaya karar verdim.\n\nMadem Tanrı emretmiş, madem bu dünyanın üstündeki tüm güzellikleri bizim için yaratmış. O zaman onları görmek ve yarattıklarından ötürü tanrıya şükretmek ve insan olduğumuza bir daha sevinmek için hayat gemisinin rotasını seyahate çevirmeye ahd ettim.\n\nHaydi Hayırlısı….\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Gerçeği",
        "poet": "Oğuz Çelik",
        "poem": "\n\nHiç bulutları düşündün mü? \nNeden masmavi gökyüzünde; \nBazen beyaz, bazen gri olurlar.\n\nHiç kuşları düşündün mü? \nKanatlarının altına havayı alarak; \nNasıl durmadan uçarlar! \n\nHiç hayatı düşündün mü? \nHayatın bazen beyaz; \nBazen kara günlerini.\n\nHiç ölümü düşündün mü? \nİnsana ne kadar yakın olduğunu; \nAma insanın onu hep uzakmış gibi neden düşündüğünü, \n\nHiç sevgiyi düşündün mü? \nKarşılıklı olan ve karşılık bulamayanlarını.\nSenin sevginin neden karşılık bulduğunu.\n\nHiç beni düşündün mü? \nSensiz ne yapabileceği mi; \nSensiz bir hiç olduğumu.\n\nBoşver bunları, düşünme.\nÇünkü düşünebiliyo olsaydın, \nŞu an yanımda olurdun...\n\n07/06/2000\nEdirne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat - Gençlik Ve Fenâ",
        "poet": "Mustafa Benkli",
        "poem": "\n\nHayat bir emanettir sadâkat göstererek\nKorumak bir nîmettir mukaddes bilmek gerek\nBu nîmetin lezzeti gençlik tahsisindedir\nGençlik bir ihtişâmdır iyi kullanmak gerek\n\nŞan ve şöhret lezzetin lezzetidir ki mîrim\nSaltanatla kudretin illetidir bilirim\nÎtidâl denen devâ müshil kertesindedir\nŞâyet îttidâl bulup kırılırsa kibirim\n\nHa yitmiş ha da gitmiş fark etmez artık bana\n'Üç' artı bir de 'yetmiş' atılır mı yabana\nİnsanlığın İftihâr Tablosu bahsindedir\n'Altmışüç' takdir olmuş gerisi fenâ câna\n\nPendik, 3.06.06\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Güneşim",
        "poet": "Muammer Baydere",
        "poem": "\n\nSeversen severim seni ömrümce\nEbedi sevgilim manevi eşim\nKanımı kaynatır yüzün gülünce\nGönlümün ateşi hayat güneşim\n\nArada bu kadar yıllar olsa da\nGittikçe uzayan yollar olsa da\nKavuşsak şu zalim kullar olsa da\nGönlümün ateşi hayat güneşim\n\nBu aşka bir çare etseydik temin\nMutluluk üstüne ederdim yemin\nÜzülme sevenin sevginden emin\nGönlümün ateşi hayat güneşim\n\nSeninle duyduğum bu büyük gurur\nKalbimin en derin yerinde durur\nHayalin her gece kapımı vurur\nGönlümün ateşi hayat güneşim\n\nBenim bu ömrümün belki son demi \nOysa sen bahara kalkan ilk gemi\nÜmitsiz seveni unutma e mi? \nGönlümün ateşi hayat güneşim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Güzel",
        "poet": "Langston Hughes",
        "poem": "\n\nNehir boyunca yürüdüm\nKıyısında oturdum\nDüşünmeye çalıştım ama yapamadım\nBu yüzden suya atladım ve battım.\n\nBir keresinde yüzeye çıktım ve haykırdım! \nİkinci kerede feryat ettim! \nEğer su o kadar soğuk olmasaydı\nBatabilir ve ölebilirdim.\n\nFakat o su soğuktu! pek soğuktu! \n\nAsansöre bindim\nYeryüzünden onaltı kat yukarıya\nBebeğim geldi aklıma\nVe aşağıya atlamak geldi içimden.\n\nOrada durdum ve haykırdım! \nOrada durdum ve feryat ettim! \nEğer o kadar yüksekte olmasaydım\nAtlayabilir ve ölebilirdim.\n\nFakat orası yüksekti! ne kadar da çok yüksekti! \n\nBöylece hala burada sağ isem\nSanırım sağ kalmaya devam edebilirim,\nAşk için ölebilirdim\nAma yaşamak için doğdum.\n\nBeni haykırırken duysanız da\nVe feryat ederken görseniz de\nÖldüğümü görsen de tatlı bebeğim\nİnatla yanında olacağım.\n\nHayat güzel! şarap kadar güzel! hayat güzel!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Gerçekten Garip",
        "poet": "Ali Lidar",
        "poem": "\n\nHayat gerçekten garip. Biz de en az hayat kadar.. Sıradan, kıpırtısız geçen birgün bile kendi içinde öyle çok çelişiyor ki. Dokuz gibi uyandım sabah. Kahvaltı yapmadan çıktım evden her zamanki gibi. Mahalle kahvesine gittim ve yaş ortalaması elli olan bir masada saatlerce okey oynadım. Bir ara hayat kırmızı yediliden ibaretti. Son eldi, kırk sayı kadar gerideydim ve kırmızı yedili okeydi. Tek taşa kalmıştım ara taşıydı beklediğim taş (sarı altılı)  ve ikisi de çıkmıştı. Sadece kırmızı yediliye açabilecektim ama gelmedi. Üç oyun üst üste kaybedip çıktım kahveden. Saat üçe geliyordu cafeye gittim kitap okumak için. Yusuf Atılgan'ın aylak adamı bilmem kaçıncı kez elimdeydi. Bir ara tuvalete kalktım döndüğümde garson kızın göz ucuyla kitabı incelediğini farkettim ve sesimi çıkarmadan izledim bir süre. Sonra masama döndüm kız özür diledi ben de önemli olmadığını Yusuf Atılgan'ı tanıyıp tanımadığını sordum. Okumadığını ama çok duyduğunu söyledi. İsterse bitirince verebileceğimi söyledim, biter mi bugün dedi, gülümsedim. Daha önce bilmem kaç kere okuduğumu söylemedim tabi. Biter dedim, ince zaten. Okumaya başladım açık limonlu çay getirdi bu arada ve adisyona yazmadı. Jeste jestle karşılık vermek istedi galiba. Ya da yazmayı unuttu bilemedim şimdi. Neyse bitirdim kitabı verdim teşekkür etti ve bana Battaile okuyup okumadığımı sordu. Küçük bir şok yaşadım. Eskişehir'de benden başka okuyan olmadığını zannederdim hep birinin ondan bahsetmesi çok şaşırttı beni. Okudum dedim heyecanla sen okudun mu? Hayır dedi, okumadım ama bir dergide okumuştum onun kötülük tasnifi Yusuf Atılgan'ı çok etkilemiş. Öyle hoşuma gitti ki.. Galiba insanlardan umudumu kesmek için biraz aceleci davranıyorum umulmadık yerlerde yaşam belirtileri çıkıyor böyle karşıma. Vedalaşıp ayrıldıktan sonra Ömür'ün yanına gittim. Şehirdeki en eski arkadaşım.. Dünya tatlısı kızıyla oynadık biraz. Sonra eşinden de izin alıp Bomantiye gittik. En son..... ile gitmiştik oraya ve kısa bir süre sonra da görüşmemeye başlamıştık. Önünden geçerken bile içim titriyordu düne kadar ama öyle gidiverdik işte birden. Nasıl olduğunu bile anlamadım. Başta burulur gibi oldum ama müzikle birlikte dağıldı burukluğum. Zannettiğim kadar kötü hissetmedim kendimi, evet orada hiç özlemediğim kadar özlediğimi farkettim ama bunun da sevdaya dahil olduğunu düşünüp orada geçirdiğimiz o bir kaç güzel saati gülümseyerek hatırladım. Sonra benden konuşmaya başladık On beş yıllık arkadaşım o kadar şaşırttı ki beni.. Kırk yıllık bir psikiyatrist gibi benimle ilgili analitik çözümlemeler yapmaya başladı. Ve söylediği her şeyde haklıydı. Kendimi çok karmaşık zannederdim, oysa beş on dakika içinde asıl sorunun ne olduğunu seriverdi önüme. Araya şarkılar girdi sonra, ne dert kalır ne hüzün dedik doymadım sana ağlarım dedik v.s. Kemancı abi \"o\" nu sordu. Hoca dedi geçen bir kızla gelmiştin nerede gibi bir şeyler söyledi. Genelde kardeşimle gittiğim için oraya yanımdaki kız onun da dikkatini çekmiş sanırım. Evde dedim, yok artık o diyemedim.. Ona içlendim biraz sonra Ömür yine bana döndü. Yanlış yaptığımdan hayatımı kendi kendime karmaşıklaştırdığımdan, insanları kendimden uzaklaştırmak için elimden geleni yaptığımıdan falan bahsetti. Yine haklıydı. Benim gerizekalı arkadaşım belki de hayatı boyunca bu kadar uzun saat haklı olmamıştı hiç. Evet bu akşam ne söylediyse haklıydı.. Sonra kahvelerimizi içtik ve kalktık. Bebeği(melis) ve eşini aldık önce evden. Biraz daha Melisle oynadım ve bir kez daha çocuk duyarlılığına hayran olup eve geldim. Yeterince içmedim sanırım gözüm parkta. Bayi kapanmadan bir şişe şarap alıp parka gitmek niyetindeyim.. Bakalım.. Neyse, öyle işte hayat gerçekten garip.. Nasıl olacak bilmiyorum.. Bakalım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Güzel",
        "poet": "Aziz Arslan",
        "poem": "\n\nHayat güzel\t\nHayat yaşanılası\t \nVe bir ömür akıp gider\t\nDalgalar ortasında, \nbir gemi gibi\nBir o yana, bir bu yana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat gizli sürgün",
        "poet": "Hakan Özüçelenk",
        "poem": "\n\nIrak çok uzaklarda hüzün.\nGelmez artık anılar sürgün.\nBuğulu baktığın ayna gördün.\nSilme sakın gerçeği görürsün.\n\nTarak içi boş beyaz saçlar.\nKalmadı gözünde ışıklar\nKalmadı yaşanacak umutlar.\nAhiret için artık dualar.\n\nSevdiklerin etrafında yoklar.\nBitmiş gibi ihtiras tutkular.\nGelmez geriye yaşananlar.\nAhiret için artık dualar.\n\nNerde kaldı eşsiz ömrün.\nDoymuş artık aç gözün.\nYok artık sünnet düğün.\nBu hayat bil gizli sürgün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Güneşim",
        "poet": "Münevver Erilmez",
        "poem": "\n\nİyi ki varsın yanımda\nHayat güneşim,sevgilim,eşim\nBu dar günümde\nKocaman gönlünde\nSarıp,sarmaladın\nBu garip bendeni\nİyi ki yanımdasın\nDert ortağım,can dostum\nSevgilim,hayat güneşim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Güzel",
        "poet": "Nilüfer Gümüş",
        "poem": "\n\nSabah uyandığında\nSevdiğin yüzleri görebilmek\nOnlara günaydın,nasılsın \nDiyebilmek\nO güzel gülücüklerini görüp\nİyi olduklarını bilmek\nGüzel sözler duymak\nSevdiğini,sevildiğini bilmek\nİşte hayat bu,hayat güzel,yaşamak güzel...::: :)))))  31.10..2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Güzel Ölüm Acı Can Tatlı",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nÖlüm haktır  yoktur kaçıp kurtulmak, \n Allaha mahsustur  ölümsüz olmak, \nİnsanlara göre ilginçtir ölmek, \nHayat güzel ölüm acı can tatlı. \n\nVar mı bu gidişe  hüküm yürüte, \nİnsan olan insanlığa can kata, \nÖlüm ile yol alırsın sırata, \nHayat güzel ölüm acı can tatlı. \n\nİnsanlık güzeldir boştur şan şöhret, \nÖrnektir ölenler gerçek bir ibret, \nKaçış yok ölümden etsende nefret, \nHayat güzel ölüm acı can tatlı. \n\nBu dur gerçek aç gözünü gör sonu, \nZengin fakir aynı olur mu yani,\nHak yolunda kurulursa divanı,, \nHayat güzel ölüm acı can tatlı. \n\nÖtelerde yok kimseye özellik, \nİşte budur gerçek olan güzellik, \nFakirde zenginde ortak mezarlık, \nHayat güzel ölüm acı can tatlı. \n\nSeyfet derki; sen büyüksün Allah’ım \nAffet beni eğer varsa günahım, \nDertlerin dermanı gül peygamberim, \nHayat güzel ölüm acı can tatlı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Güzel Ölüm Acı Can Tatlı",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nHaktır ölüm yoktur kaçış kurtulmak,\nYüce Allaha mahsus ölümsüz olmak,\nBazı insana göre ilginçtir ölmek,\nHayat güzel ölüm acı can tatlı.\n\nNedirki insan oğlu hüküm yürüte,\nİnsan olan insanlığa car ata,\nÖlüm ile yol alırsın sırata,\nHayat güzel ölüm acı can tatlı.\n\nİnsanlık güzeldir boştur şan şöhret,\nÖrnektir ölenler gerçek bir ibret,\nKaçış yok ölümden etsende nefret,\nHayat güzel ölüm acı can tatlı.\n\nBu dur gerçek aç gözünü gör gayrı,\nZengin fakir aynı olurmu ayrı,\nAllah bilir yoksa kimseye hayırı,\nHayat güzel ölüm acı can tatlı.\n\nÖbür dünyada yok kimseye özellik,\nİşte budur gerçek olan güzellik,\nFakirede zenginede ortak mezarlık,\nHayat güzel ölüm acı can tatlı.\n\nYoksa günahım düşünmekte neyime,\nNasihatım zalim zorba dayıma,\nGötürürler defnederler köyüme,\nHayat güzel ölüm acı can tatlı.\n\nVeysel derki; sen büyüksün Allahım\nAffet beni eğer varsa günahım,\nDertlerin dermanı gül yüzlü Şahım,\nHayat güzel ölüm acı can tatlı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Güzel",
        "poet": "Sevinç Başbuğ",
        "poem": "\n\nTuruncuymuş gibi Saman yolu, geçiyorum adını bilmediğim caddelerden. Evimin ılık ve sessiz koridorları gibi benimsiyorum  Arnavut kaldırımlarını bir başıma türküleri özlerken. Kurşuni rengini seviyorum dalgaların ve derken çocuk gibi gelip geçiyor zaman bazı parmaklıkların ardından içinde üşenip de yazmadığım satır satır şiirlerle.\n  Ailemin içimi ısıtan kağıttan gemileri ve çok sevgili ağabeyimin ruhundan içime eriyen ezgileri ve dostlarımın rengarenk sevda çiçekleri... Eflatun, lila, mor gibi düşlerim salınırken salıncaklarda rüzgara sarılıveriyorum hasretim buram buram...\n  Etrafımı saran sevgi selinin içersinde huzuru yudumlarken hızına yetişemiyorum dışarıda akıp giden kalabalığın ve ben de onlarla beraber koşturmaya başlıyorum öğrenerek, öğretmek uğruna; ellerle bir olup iki elden daha çok ses çıkartmak için.\n  Kanatlarında hayatın sırtına binmişim devasal bir kuşun. Sımsıkı yapışmış tüylerine bir güneşten bir diğer Aya süzülüp, yüreğimi ağzıma getirip, yaşantılar öğütüyorum; öğütleniyorum.\n  Bilmediğim dünyalar kadar çok dünyanın içersinde, sarıymış gibi güller dışarıdan gelen akardiyon sesinde hayatı seviyorum, biraz çay, biraz simit yapıyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Güzel Sevince",
        "poet": "Oya Özpoyraz",
        "poem": "\n\nSeni düşünüyorum aydınlanıyor gece\nUmutlar olmasa da hayat güzel sevince\nBiliyorum ki yarın seninle bir bilmece\nYarını olmasa da hayat güzel sevince\n\nBir mektup yazdım sana zarfı kapatamadım \nYüreğimi döktüm de  bir başlık atamadım \nGözyaşımla ıslandı kıyıp ta yırtamadım \nÇaresi olmasa da hayat güzel sevince\n\nBir melodi dilimde adını bilmiyorum \nHalbuki gece gündüz hep onu dinliyorum \nHasreti anlatıyor o yüzden seviyorum \nKavuşmak olmasa da hayat güzel sevince \n\nYağmur yüklü bulutlar kaplamış gökyüzünü\nGüneş yenik buluta göstermiyor yüzünü\nDeniz yitirmiş rengi yansıtıyor hüzünü\nBeklenti olmasa da hayat güzel sevince\n\nKorkutmuyor bilesin en kötü kabus bile\nGerçek kabustan beter çekilmez onca çile\nBiliyorum ayrılık bir gün gelecek dile \nGelecek olmasa da hayat güzel sevince\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Güzeldir",
        "poet": "Hamza Tokdemirli",
        "poem": "\n\nbarış güzeldir savaş olmasa\naydınlık güzeldir karanlık olmasa\nbaşlamak güzeldir sonu olmasa\ninsan güzel dir kötülük olmasa\n\ngül güzeldir sararıp solmasa \naraba güzeldir kaza olmasa\ncennet güzeldir cehennem olmasa\ndünya güzeldir kıyamet kopmasa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Güzeldir",
        "poet": "Mehmet Akif Tiryaki",
        "poem": "\n\nAt kestanelerinin krem rengi çiçek açtigi mevsim\nErguvanlarin veda etmeden gittigi sokaklarda\nAkasya çiçeklerine islak degdiginde\nSeni bekledim \nBir seylerin bitmedigini anlatacakmissin gibi\nSeni bekledim artik dönmeyecegini bile bile\nDönmedin\n\nDüslerimde faytonlar geçti Arnavut kaldirimli sokagimdan\nRadyoda Sehnaz Longa çaldi bestekari Santuri Edhem Efendi\nYogurtçu bile elinde çingiragi ile geldi geçti\nSen gelmedin\n\nGün küllenirken perdenin arkasinda\nIçimde bir seyler tükendi\nOdamin yeni misafiri kirmizi günes\nVe pencerenin disinda bana bakan tekir kedi\nIçimi isitti bir an\n\nYasam sanki bana bir seyler vaat ediyordu\nÜstelik telefonum da  çaldi\n“-Hayat bazen güzeldir” \nIçimden bir ses bunu bana defalarca animsatti\n“-Hayat  Bazen güzeldir”\n'-Hayat güzeldir'\n'-Hayat Güzeldir'\n'-Hayat Güzeldir'\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Güzeldir",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\nhangi güzeli yarattiysa Yaradan\nbütün ciceklerin renginde yaratmis! \nsev diye kalp vermis, his, duygu vermis\niyilik vermis, nese vermis hayat ne güzel.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Güzeldir",
        "poet": "Serhat Göze",
        "poem": "\n\nHayat yorucudur belki Belki acimasiz Belki sevmezsin Belki sever Belki aci ceker Belki cekmez Hayat güzeldir Hep güzel Düsünmezsin belki onu Belki aska yenilir Belki aci cekersin Hayat güzeldir Güzel kiz Hayati sev Seni Sevdigim gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat güzeldir",
        "poet": "Kemal Eyüpoğlu",
        "poem": "\n\nBoşver başkalarının dediklerine\nHayat güzeldir her şeye rağmen\nAşk güzeldir, sevmek güzeldir\nCan çekişirken bile\nHayat güzeldir.\n\nGözlerde gördüğün mutluluğu\nDoldurabilsen de gönlüne\nDolduramasan da\nHayat güzeldir\nAğlasan da \nAğlatsan da başkalarını\nHayat güzeldir.\n\nMinicik yüreğinde yaşatsan da \nYaşayamadıklarını\nEsiri olsan da korkularının\nVe mahkum olsan da \nBir delinin göğüs kafesinin içinde\nHayat güzeldir.\n\nHayat güzeldir\nKısacık gibi görünse de güzeldir\nBak, hala yaşıyor Leyla\nHala hayatta Şirin\nVe sesi geliyor Aslı’nın\nKimseler yok olmadı alemde\nHayat devam ediyor\nSenle benle, sensiz bensiz\nKim ne derse desin boşver\nHayat güzeldir.\t\t\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Güzeldir",
        "poet": "Hatice Baltacı",
        "poem": "\n\nBir uçurtma çiz aklından\nİpini o kadar uzun tut ki\nİçinde hayat olsun\nGüzellik olsun, umut olsun, aşk olsun\nTut uçurtmanın ipini\nSavur her yere\nSavur ki hayat seni bulsun\nYaşamak neymiş öğren\nUçurtmanın savurduğu yere sen de git\nTakma kimseyi\nHayatla sen de uç, dalganı geç\nKısa cümleler kurma\nDuyur dünyaya adını\nUçurtmayı uçururken kendini unutma\nUnutma kişiliğini\nBaşkalarından sana ne\nParaymış, pulmuş boş ver\nSonunda açlık olsa da, yoksul olsa da\nSen uçur uçurtmayı yine\nYaşın kaç olursa olsun\nUmut bitmesin senin için\nMutlaka içinde doğmamış güneş vardır\nKimsenin batırmasına izin verme\nSessizliğin içinde gürültü çıkar\nDuyur sesini\nArkanda kimse olması\nYağmur yağsa da, kar yağsa da\nSen gene uçur uçurtmanı\nUçurtmayı uçurdukça\nUmutların artacak\nUmutların arttıkça da hayat seni bulacak\nSakın uçurtmanın ipini bırakma\nUnutma ki\nSonunda hayat da bitecek\n\nHatice baltacı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Güzeldir",
        "poet": "Nilgün Taş",
        "poem": "\n\nYüreğimdeki güzellikleri anlatmaya olsaydı geceler eş,\nKimbilir asla doğmazdı belki de güneş.\nAnladım ki, hiçbir şey uğruna kafa yormaya değmez,\nDeğen şeyler de zaten insanı karamsarlığa sürüklemez...\n\nHayat bence labirentlerle dolu bir manzara,\nSanki gittikçe boşalan bir makara.\nİnsan şöyle bir durup, soluklanmalı arada,\nYaşadıklarını düşünüp, bakmalı ardına...\n\nEn büyük güzellik, zorluklara rağmen yılmayıp içten bir gülüştür,\nDoğruluk ve dürüstlük gonüldeki gonca, yüzdeki güldür.\nGüzellikler gelip geçici, hayat bir düştür,\nUnutmamak lazım ki, kelebeğin ömrü bile birkaç gündür...\nNil'den inciler... 10.08.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat guzeldir",
        "poet": "Ulya Erkman",
        "poem": "\n\nBir park bankinda oturdum\nKuslari besliyordum\nArkalarda bir yerde iki gencin\nKonusmalarini duyuyordum\n'Hayat guzeldir dogrusu' diyordu \n Bir tanesi\nHayatindan memnundu anlasilan\nYoktu zahir bir endisesi\n\nDusundum derin derin bu cumleyi\n'Hayat guzeldir dogrusu' \nAma kime gore guzeldir? \nBes cocuk sahibi isini kaybetmis\nBir adamami? \nSokaklarda pirti pirti dolasan\nKimsesiz cocuklara mi? \nKisin karton kutular icinde yatan\nYoksullara mi? \nCephede bosu bosuna olen askerin \nAnasina mi? \nListe uzar gider\n\nHayat tabii guzeldir\nZenginsen paran \nVarsa\nYasiyorsan istedigin gibi\nTasalanacak bir sebebin\nYoksa\nYa bir felaket yasanirsa \nBu ailede\n'Hayat guzeldir ' levhasi\nDevrilir bir saniyede\n\nDemek kimse icin hayat \nDevamli guzel degildir\nInsanlara gore degisir'Hayat guzeldir\nDemek\nKimisine en ufak bir hadise bile\nHayat ne guzel  dedirtir\nKimisi muhim bir hadiseyle tatmin olmussa\nHayat ne guzel  diyebilir\n\nDusundum kuslarimi beslerken\nBelki basit bir durum ama\n'Hayat yine de guzel' dedim\nKuslarim ekmeklerini yerken\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Harcadı Beni.",
        "poet": "Erol Sagun",
        "poem": "\n\nSormayın dostlar,ne acılar çektim,\nBelki kader böyle istedi,cekecektim,\nArtık bu candan,candan vaz geçtim,\nBilmem neden hayat,harcadı beni....\n\nBir gün olsun felek yüzüme gülmedi.\nSevdiklerim hep birer birer terketti,\nHayatta sıcak bir yuvam hiç olmadı,\nNedense hayat,hayat harcadı beni.....\n\nHer ne iş tuttumsa basarilı olamadım,\nHayat da hiç bir baltaya sap olmadım.\nEn sonunda hayatta yapayalnız kaldım.\nSuçum ne bilmiyorum,hayat harcadı beni...\n\nBir gün bir güzele gönlümü kaptırdım,\nGönül ferman dinlemiyorki,ben ne yapayım,\nOnuda yüzüme gözüme bulaştırdım,\nBilmem neden hayat,hayat harcadi beni...\n\nIşte ben,ben her zaman böyleyim,\nGerisini ne siz sorun,ne ben söyleyim,\nBelki tanrı böyle istiyor,nerden bileyim.\nSuçum ne bilmiyorum,hayat harcadı beni...\n\nSöz Yazarı:Erol Sagun.\nTarih:23 temmuz 2001 \nGün:Pazartesi.\nSaat14.00.\n\nNot:ANTOLJİ.COM da kayıtlı Şiirlerim ve(MP3)   CD em NOTER tastiklidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Harcayamaz Beni",
        "poet": "Hasan Taner",
        "poem": "\n\nHayat sen beni avlamadın\nBen seni tavlamaya çalışıyorum\nBen çalım atmaya çalışıyorum sana\nSen gerçeksin ben fani\nSen O'sun baki\nBen hayvan yüklü bir bineğim\nİçimi dışıma vurmam bunağım\nSeni sevmiyorum desem mecburum\nSeviyorum desem riyayım\nSeviyorsam olmam gerek\nolgunlaşıp meyve vermem gerek\nİtidallerde olmam gerek\nGerektiği zaman değil her zaman gerek\nİşte hayat buyum; suyum bulanık\nBulanık sularda yüzüp gider ilmim karanlık\nİlmi ''O'' gönderdi bulmam gerek\nBulmuş gibi yapıp; utanmam gerek\nManidar yaşam içindeyim olgunlaşamıyorum\nAslında olgunlaşmak istemiyorum\nGerçekleri bildim, saklıyorum\nSakladıklarımı almam gerek\nKoymam gerek yaşamıma geçen zamanıma\nZaman akmadığına göre tersine\nBen düz zamana uymam gerek\nNice tatlıları yedim gerçek\nNice acıları gördüğüm halde tatlı ettim umursamayarak\nİkiyüzlü! seni biryolda yürü\nYürümezsen bulamazsın yolu\nZigzag sana göre değil müzminlerin yolu\nMüzmin olma ol düzgünlerin yolu\nBakma! görme faslıyla haramlara\nBedenini satma hayvan gibi insanlara\nBilmediler, bilmek istemediler, istemiyorlar nasıl olsa daha çok var diye\nBir bakmışsın mazi tez geçmiş kırlaşmış yıldızlara benzemiş saçlar...\nGeç kaldık mı deseler de son nefeslerinde sen tez elden zamana ak\nAk ki sular durulsun, berrak renksizliğinde duaların bololsun\nAk derelere, ırmaklara, nehirlere...\nAk ki göller, denizler ve okyanuslar seni alsın\nAynelyakin ol ummanlarda yüz\nYüz ki içinde sevapların bololsun\nSana elversinler, kurtarsınlar seni\nŞefaatleri bololsun, kurtarsınlar seni\nUmmanı keşfetmek herkesin harcı\nHarç. hayvan bedeninde saklı içini açsınlar\nSedefleri, pırlantaları günyüzüne çıkarsınlar...\nYoksa kalır zindanda ömür hayvanda saklı\nÖteki taraf dediğimiz güzergahta da ayrılır kalır ikibaşlı\nBiri hayvan, biri can\nBiri cennette, biri cehennemde...\nBirine yar ol,\nşeytan gibi yerin belli olsun\nYa da yürüyen ol günyüzünde zamanda beri\nBir ol Bir'in dediği gibi\nNasıl olsa görmezler deme, yaradanı görür seni\n\nEy nefis...\nEy gönül...\nEy pirifani...\nEy yaradılan...\nEy iki yüzlü...\nNe diye hitap edersem edeyim\nBırak tekyolda yürü...\nKalıp senin taşırma sarıl bürün\nBüründüğün gibi ol, görün olduğun gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Harmanında Bir Kırmızı Çığlık",
        "poet": "Hakkı Hakan Kaya",
        "poem": "\n\neksik kalanları geride tutan\nanahtar deliğinde  hayat,\ngöründüğü kadar yaşanandır\nhep bir şeylerin yarımlığı,\nve uzak harmanlardaki hasat sancısı,\nbir güze bakar sararan hayat\nolgunlaşan başak tarlalarında,\nkıpkırmızı bir gelincik çiçeği gibi\ntek başına ve öfkeli, yaklaşan \nkeskin bıçaklı hayat hasatına,\nkör keskin yarım hilal ucunda\nbaşak kılçığı sancılı nasırlı avucunda,\ntüm öfkesini kusarken yaşlı toprağın verimine,\ngözü yaşlı gelinciğin kırmızı hayat bakışları\nçığlıklar arasında kaybolur,\nve ölülerin ellerinden düşen tohumlarla\nyeniden yoğun bir diriliş başlar,\nher hasat zamanı hayat harmanında...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Her Gün Gülümsemez İnsana",
        "poet": "Nagihan Karadağ",
        "poem": "\n\n'her yeni gün güneşi sunmaz'\n\nne zaman kuş cıvıltılarıyla uyansam\nne zaman karanfil kokuları dolsa içime\nne zaman güneş yaksa tenimi\nbir yanım fırtınaya şemsiye tutar benim\n\nrüzgarın saçlarımı tarumar ettiğini görürüm\nyağmur yüklü bulutlar geçer gözlerimin önünden\nbir martının rüzgara özlemi çığlık olur, duyarım\nkanatlarına doldurup uçmak için\n\nbir gemi yanaşır limana bembeyaz\nneşeyle iner insanlar, coşkuyla\nbir başka gemi demir almaktadır aheste\ngözlerim dalar seyrederim\n\nne zaman seni düşünsem\nne zaman yazsam seni sayfalara\nne zaman büyük puntolar dolsa gözlerime\nyazımsan, sevdamsan başkoyduğum, beklerim\n\nher sevda bir veda saklar cebinde\ner ya da geç çıkarır bilirim\nve sen ne zaman elini cebine uzatsan\nçıkardığını görürüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Hepimizden Geniş Ölüm Her Ömürden Uzun",
        "poet": "Mahmut Temizyürek",
        "poem": "\n\nben hep gülümseyerek yaşadım dünyayı\ngülümseyerek ölüyorum her gün sizlerle\nbaştan kendime basit bir yüz yakıştırmıştım\nrüzgarıyla haşır neşir çıplak bir tepe\nve bir gök olsun istedim yüzümde, mavi, bulutsuz\nmetin olmaktan başka şansı var mıydı yoksulların\nben oldum işte, oldum ve öldüm\nsorduğum tek soru vardı kendime\n(öbürleri herkese ilişkindi) \nşimdi gitsem benden ne kalır geriye\nkaldı işte, ahtım kaldı dünyada\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Herkese Gülünçtür",
        "poet": "Memet Karabalık",
        "poem": "\n\nHasta bir ruhun trajedisi \nHayta bir yüreğin oyuncağı \nAcısı alınmış bir sevdanın çarpıntısı \nAğrıyan yanlarımın sebebi \nAğlayan kalemin komedyası \n(Tuzlu)   suyun yürekten yere sarkması\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat hayal değildir ki",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nHayat hayal değildir ki, gerçeğin ta kendisi\nKöylü olur çalışırsa, bu halkın efendisi\n\nMeşakkatle dolu hayat, buna alışmalısın\nMutlu olmak istiyorsan, ona çalışmalısın\n\nGayretli ol, çaba göster, yap elinden geleni\nÇok bilirsen yine de var, senden iyi bileni\n\nSor utanma iyi öğren, karanlıkta yürüme\nÇalıştıkça açılırsın, yata yata çürüme\n\nNe ekmeden biçen olur, ne gökten altın yağar\nBu ne mantığa uygundur, ne de vicdana sığar\n\nKim ararsa bulur elbet, aramayan ne bulur\nOluruna kalırsa iş, gerçeklerden kopulur\n\nHayat senin sermayendir, elinden akıp gider\nSonsuz değil, muvakkattir, haber vermeden biter\n\nHiç kimseye gıpta edip keşke deyip vah etme\nKendini sev şükür eyle, olmayana ah etme\n\nDünyada en tatlı rızık, kendi el emeğindir\nMutluluğun en büyüğü, çok şükür demeğindir\n\nMikdat Bal der hayat böyle, hem gerçektir hem zordur\nGerçekleri göremiyen, ya cahildir ya kördür\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat.........hikaye",
        "poet": "Şimşek Acar",
        "poem": "\n\nuzun uzun bir hikaye sanki\nyaz yaz bitmez miş gibi\nhayat\nüçbeş yıla sığmış\nmilyarlarca senaryo ayrı\nhen insan bir hikaye neticede\nhayat\nbenimki seninki  yada onunki\nhepsinde aş var aşk var ihanet\ndoğmak ve ölmek arasında\nhayat\nfark varsa sadece resimlerde\nkimi kıravatlı kimi papyon  frak\nah arada bir çokta yalın ayak\nhayat\nbir su kenarında gazetelere serilmiş\nparlak ışıklar güzel kadılarla bir masa\nyedin içtin dodun yine sabah açsın\nhayat\nsarı yapraklarla dolu bir park bankında\niki buruşmuş yüzde anlamsız ifadeler\nönlerinden geçen sarmaş dolaş iki genç\nhayat\nselvilerle dolu yemyeşil ve dikili taşlar\nsana ne anlatıyor bir kez düşünsen\nsenden önce düşünmeden ölüp gidenler\nhayat\nbir zamanlar caddelerden geçerken\nsen ve araban ne başlar dönerdi gövdesinde\nşimdi müzede olanlarda içinde sen  olmadan\nhayat\nvarsa suyun iç ekmek kuru katıksız bir zeytin\nşişlerde kuzularda çevirdiler kadehler şarapla\nne kollar kalktı indi hep bir şerefe sadece keyf\nhayat\nal alacagını öde borcunu bırakma ardında \nsayılı nefesler bitmez sanma yurüdüğün yolda\nyokuşlar inişler güzel manzaralar sonu çıkmazda\nhayat\nhepsi masal hepsi içinde kahraman senin gibi\nen büyüktü en güzeldi en erişilmezdi kraldı \ndebdebelerle geldi iki damla yaşla sona erdi\nhayat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat herkeze ayni resimse",
        "poet": "Yasin Akbulut",
        "poem": "\n\nHayat herkeze ayni resimse\nMutlu olmak iyi bir ressamlık gerektirirse\nO zaman boyamı ve fırçamı getirin\nMaviye ve yeşile boyacayım\nDünyayı Boyarken Hiç Bir Siyahlığın Bulaşmasına İzin Vermeyeceğim\nSadece Yeşil ve Mavi olacak\nÇünkü Mavi, Huzuru ve saygıyı, yeşil ise askı ve sevgiyi,dostluğu temsil edicek\nBunlar Yeter bir mutluluk için\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Hikayemiz",
        "poet": "Feyzi Kanra",
        "poem": "\n\nYemek pişer ocakta,bebek büyür kucakta,\nDoğmuşum üç aralık,Yârim ise ocak'ta.\nYıl'ımsa otuz dokuz,yârimin otuz sekiz,\nNe maceralar yaşadık ikimiz bir bilseniz.\n\nAçlığı da biliriz,tokluğu da biliriz,\nBolluğu da biliriz,yokluğu da biliriz.\nÜç gülümüz büyüdü,bir üçte bülbülümüz,\nSalıverdik onları,kaldı şimdi külümüz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Rüya- II",
        "poet": "İlyas Memiş",
        "poem": "\n\nGöz kırpınca kundaktan uyandık sandık güya; \nMeğer dalıvermişiz bir efsunkâr uykuya.\n\n                                              Aralık 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Hüzünlü Bir Yorgunluk Telvesi",
        "poet": "Selahattin Yetgin",
        "poem": "\n\nÇıtkırıldım bir ömrün çürük salıncağında yorgun bedenim\nMasallar ülkesinde aşina yalnızlığı kucaklıyor çocuk ellerim\nBoğazımda bir ilmek, ruhumda henüz okunmamış şiirlerim\nKalem yüreğe küs, ten bedenden ayrı, aşka yürümekteyim\n\nSevinç ile körebe oynar umut, delik ceplerimde nicedir intizar\nYalan erdem ile dost olmuş, kurt kuzuya aramıyor artık pazar\nUmut yanık bir ekmek nicedir, çığlık isyankâr, dilde hep intizar\nYosun taşa küs, gönül çeker kahrı, sevdayı da kirletti sarraflar\n\nHayat hüzünlü bir yorgunluk telvesi, ben acılar musallasındayım\nSoysuzlar zar tutuyor, tükendi umut, bir ömrün son hicazındayım\nÇoğaldı gönülde ayrılıklar, silindi yalancı dostlar, nicedir hardayım\nKadeh meye küs, sevgiler ah'lı, şu yalan ömrün sonbaharındayım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat-ı Dünyam",
        "poet": "Muhammed Şemsetdin Akyüz",
        "poem": "\n\nHayat-ı dünyamda eyleme ey edna nefsim, kahrı cefa ile hizmet-i cemali \nGayret-i ihsan edelim; alemi dünyada, hizmet-i hakikatle ehl-i kemali \nHak'tan dilerim,zevk-i sefayla geçmesin! dünya hayatım; budur ahiret temeli \nHer gün şafak ile birlikte cümle-i vücuduma; 'Ey nefsim,kendine gel! 'demeli \n\n\nGailesiz iş yoktur dünyada, cevherini işle,fuzuli birçok lafa bakılmaz \nBu dünyanın cilvesine kapılıp tül-ı emelle, fani dünyada kazık çakılmaz \nİbret olsun sana ey garip nefsim; alem-i dünyanın serap oyununa kanılmaz \nHakikat erdemi mutlak cihanda,muharrik-i dünyam ebedi mutluluk sayılmaz \n\n\n\nAhir-i vuslatımın hakiki gül bahçesinde,bedahet-i ahvalimi kondurdum \nGözüm yaşlı gönlümün ateşine,nasibi ömrümde vuslat-ı gonca gül koydurdum \nFani ömrümün kıymetini bilemedim,baki olan ahiret gülümü soldurdum \nAffet beni Allah'ım! Enfas-ı beyhude ömrümde, vakit-i saatimi doldurdum \n\n\nHayatın hile-i oyunu mu bu? Geçti ömrüm, tamah-ı dünya ile oldu bi'zar \nBilemeden geçti bu ömrüm,fani dünyada,nefsime beyhude ediyor intizar \nKainattaki tüm varlık-ı mutlak ile devir eden,cism-i dünyama eder nazar \nAlem-i Rahmana kavuşmak isterim, ruh-u cemil'im ile ahirette istihzar \n\nKöşkerzade msakyuz 15/23-12-2006 \n\nBedahet=apacık görünme,ispata ve delile ihtiyacı olmama \nEdna=daha veya pek aşağı ve alçak \nMuharrik=Oynatan,harekete geçiren,çeviren,kışkırtan,tahrik ve teşvik eden \nEnfas=nefesler \nBi'zar=bıkmış,usanmış,bezmiş \nİstihzar=huzura getirme,hatıra getirme \nVuslat= sevenin,sevdiğine kavuşması\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat II",
        "poet": "Ahmet Aksoy",
        "poem": "\n\nkeder, o gam kuyusu\nbıkmadan canımızın çektiği\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat iki dallı ağaç",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nHayat iki dallı Ağaçtır\n\nKırkından sonra da olsa ineceksin kirli daldan çıkacaksın nurlu dala\nAradığım nurlu hayat gönlüm\nHayat iki dallı ağaç\n\nKırkından sonra da olsa nurlu hayat\nBir tadımlık olsa da nurlu hayat\n\nNurlu dala çıkacaksın\nGünaydın güneş kardeşim,ay kardeşim günaydın\nGünaydın hayat...diyeceksin...\n\nHayat beş harf yani beş gül olmak...\nBeş kurşun oldu hayat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat İksiri",
        "poet": "Ramazan Öncel",
        "poem": "\n\nhayat iksiri\nseni\ndenzin kokusuna\ngüneşin ışık huzmesine katıp\nönümde duran bardağa \nlıkır lıkır bosaltip\nbuz gibi köpürmüs bira tadinda\nhayat iksiri yerine\nyudum yudum içiyorum\n070308\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat İki Mısra",
        "poet": "Hasan Öztürk 2",
        "poem": "\n\nHayat kendini bir umutla besler,\nHer hayat içinde ölümü gizler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat İksiri",
        "poet": "Ergin Dağdeviren",
        "poem": "\n\nİnsanı seveceksin\nHatasını örteceksin\nKötü huyları varsa\nGüzel öğüt vereceksin\n\nHerkeslen oturacan\nAma kendini taşıyacan\nGüzel iyi ne varsa\nÖnce kendin yapacan\n\nMerhamet  ulvi bir şey\nBundan vazgeçemezsin\nİnsan hayvan farketmez\nHepsini bileceksin\n\nİnsan kötü olamaz\nKötü fikir zikir fiildir\nHayvan insanlar için\nGeçim,hizmet,fayda içindir\n\nDost herzaman yanında\nSen arkadaştan ol yana\nDost sabit ve affedicidir\nArkadaştan  dost çıksın sana\n\nKüçüklen küçük olacan\nBüyüklen büyük\nSaygı sevgiyi unutma\nDahada büyük olacan\n\nBaba anne akrabaya\nDeğer vereceksin\nDost arkadaş unutmadan\nGülünce gülüp ölünce öleceksin\n\nMutlu olmak parasız\nBunu belki bilemezsin\nGördüğün duyduğundan\nMutlu olmayı bileceksin\n\nKaramsar mutsuz olma\nBoşuna on yaş solma\nCehennem yerinde dursun\nCennet hep senin kalsın\n\nHayrat çeşmeleriylende olsa\nCami önleriylende olsa\nBaraka ve çadır evlenle de olsa\nMutlu olup güleceksin\n\nCebindeki elli kuruşla\nÜstünde uçan kuşla\nDoğa hava ve suyla\nMutlu olacaksın olmalısın.\n\n01,08,2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat ile Zaman'ın diyaloğu",
        "poet": "Zafer Özcan",
        "poem": "\n\nHayat der ki:\n- akıp giden sen,\nsen değl misin\n\nZaman ekler:\n- nedir söyle\nbırakmak istediğin iz bende\n\nhayat ile zamanın diyaloğu\ndaha başka nedir bundan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat ileri bakarak yaşanır",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nYaşam geri bakarak anlaşılır,\nHayat ileri bakarak yaşanır.\nBütün zorluklar sabırla aşılır,\nHayat ileri bakarak yaşanır.\n\nHayata yeni başlayan sabidir,\nGeçmişi bazen unutmak tabidir.\nYaşadığın hayat masal gibidir,\nHayat ileri bakarak yaşanır.\n\nHayatta arkadaş olanlar devrem,\nBana ne der diye düşünme çevrem.\nHayat var ya göreceli bir kavram,\nHayat ileri bakarak yaşanır.\n\nBiz var ya hayatın sırrına erek,\nYaşayıp hayatın içine girek.\nHayatın özünü bilmemiz gerek,\nHayat ileri bakarak yaşanır.\n\nYusuf hayatta sevgiyi derelim,\nAtı hayat denen yola sürelim.\nBizler ileriye bakıp görelim,\nHayat ileri bakarak yaşanır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat İmtihanlarla Doludur",
        "poet": "Mehmet Ertuna",
        "poem": "\n\nİmtihanları severdim eskiden,\nTarihleri belliydi,\nKapsamı  da  bilirdim her zaman\nÇalışmadığım yerden soru  çıkmazdı hiç, \nBüyüdüm, koca bir kız oldum,\nHayat bir imtihandır dediler,\nGeçmiş tecrübelerimden yola çıkarak,\nBen geçerim her imtihandan dedim,\nAma kimse bana, çalışmadığım yerden\nSoru geleceğini söylemedi,\nKapsamı hiç bilmedim, sınav tarihlerini de\nDeğerlendirmeyi hep başkaları yapıyordu,\nNotuma itiraz bile edemedim\nŞimdi ne zaman mezun olacağımı bilmiyorum,\nBildiğim tek şey, ecel geldiğinde birçok dersten\nİkmale kalıcam……\nSanırım ben hep, öğrenci kalıcam..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat iskence",
        "poet": "Zeki Kengel",
        "poem": "\n\nGönlümde huzurdan eser kalmadi\nMutluluk yillardir beni bulmadi\nSevdim ölesiye seven olmadi\n      Dünyanin düzeni bozulmus bence\n      Her günüm gamli dertle iskence\n\nNe olur gönlüme mutluluk dogsa\nBirazcik neseye huzura bogsa\nYalniz seni sevmek günahda olsa\n     Zaten günahkarim dünyada bence\n     Her günüm gamli  cile iskence\n\nBilmemki böylemi dünya temeli\nAcilar icinde günler cileli\nCanimdan biktim seni seveli\n     Senden ayrilmak imkansiz bence\n     Mutluluk uzakta sensiz iskence\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat İşte",
        "poet": "Mehmet Soysal",
        "poem": "\n\nİstemeyle gelmiyor ki hiç birşey\n\nÖlmek istersin inadina Yaşatir\nYaşamak istersin inadina Öldürür\n\nHayat işte Hayat...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat İşte…",
        "poet": "Süleyman Tan",
        "poem": "\n\nİşleniyor yokluğunun darphanesinde yalnızlık,\nBoş zaman aşıkları ve kimlik arayanların dünyasına.\nKederle başlayıp bozuk para gibi yayılacak bu yalnızlık,\nSedef kaplamalı sükse yaşantılara kilit olacak bu yalnızlık.\n\nHey benim bebek beşiğinde sallanan yaşantım,\nSevdalanan, yaralanan hoyratça kullanılan.\nHey ızdırapla meşk olup basmakalıplara sığdırılan ömrüm,\nGel üç beş yalnızlık kapaklarından toplayıp,\nLeş kargalarının gözü önünde harcayalım hayatı.\n\n03.02.2013   01.38\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat işte....",
        "poet": "Füsun Dudurga",
        "poem": "\n\nHayat işte\nNe plan yapmaya gelir\nNe sitem etmeye\nNe de söz vermeye\nPlan yaparsın alt üst olur \nSitem edersin hiçbir şey karşıdan göründüğü gibi değildir\nSöz verirsin, hayat seni öyle bir noktaya getirir ki\nTutmak istersin sözünü tutamazsın \nSusmak istersin susamazsın \nYenir yutulur gibi değildir bazıları\nKusmak istersin içindekileri, kusamazsın \nYutmak istersin kelimeleri, yutamazsın \nGözlerini kapatır, yumruklarını sıkarsın\nKelimeler bile aciz kalır çaresizlikten \nKonuşulacak yerde bile SUSARSIN \nHayat işte.......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat İnsanı",
        "poet": "Ahmet Kelebek",
        "poem": "\n\nBen\nYerine göre sıvacı,yerine göre sobacı,\nYerine göre kunduracı,yerine göre mobilyacıyım,\nBen gönülden ömüre hayat insanıyım.\nxxx\nBen\nYerine göre eskimocu,yerine göre limoncu,\nYerine göre simitçi,yerine göre çiftçiyim,\nBen gönülden ömüre hayat insanıyım.\nxxx\nBen\nYerine göre yüzücü,yerine göre koşucu,\nYerine göre voleybolcu,yerine göre futbolcuyum,\nBen gönülden ömüre hayat insanıyım.\nxxx\nBen\nYerine göre muavin,yerine göre şöför,\nYerine göre avcı,yerine göre yolcuyum,\nBen gönülden ömüre hayat insanıyım.\nxxx\nBen \nYerine göre darbukacı,yerine göre davulcu,\nYerine göre türkücü,yerine göre şarkıcıyım,\nBen gönülden ömüre hayat insanıyım.\nxxx\nBen\nYerine göre hatip,yerine göre katip,\nYerine göre sözcü,yerine göre dinleyiciyim,\nBen gönülden ömüre hayat insanıyım\nxxx\nBen\nYerine göre tiyatro, yerine göre sinema,\nYerine göre piknik,yerine göre tatile giderim,\nBen gönülden ömüre hayat insanıyım.\nxxx\nBen\nYerine göre soyunur,yerine göre giyinir,\nYerine göre oturur,yerine göre kalkarım,\nBen gönülden ömüre hayat insanıyım\nxxx\nBen\nYerine göre tişört,yerine göre gömlek\nYerine göre pijama,yerine göre elbise giyerim,\nBen gönülden ömüre hayat insanıyım\nxxx\nBen\nYerine göre kızar,yerine göre sever,\nYerine göre söker,yerine göre dikerim,\nBen gönülden ömüre hayat insanıyım.\nxxx\nBen\nYerine göre rakı, yerine göre şarap,\nYerine göre su,yerine göre şerbet içerim\nBen gönülden ömüre hayat insanıyım. \nxxx\nBen \nYerine göre çay,yerine göre çorba,\nYerine göre yemek yerine göre ev işi yaparım,\nBen gönülden ömüre hayat insanıyım\nxxx\nBen\nYerine göre kavun,yerine göre karpuz,\nYerine göre ceviz,yerine göre fındık yerim,\nBen gönülden ömüre hayat insanıyım.\nxxx\nBen\nYerine göre acı,yerine göre tatlı,\nYerine göre ekşi yerim,\nBen gönülden ömüre hayat insanıyım.\nxxx\nBen\nYerine göre görür,yerine göre duyar,\nYerine göre hisseder,yerine göre boşveririm,\nBen gönülden ömüre hayat insanıyım.\nxxx\nBen \nYerine göre üzülür,yerine göre sevinir,\nYerine göre çalışır,yerine göre dinlenirim,\nBen gönülden ömüre hayat insanıyım.\nxxx\nBen\nYerine göre öğrenci,yerine göre öğretmen,\nYerine göre baba yerine gör anneyim\nBen gönülden ömüre hayat insanıyım.\nxxx\nBen\nYerine göre hekim,yerine göre hakim,\nYerine göre boyacı,yerine göre savcıyım.\nDaha başka birçok şeyim\nİŞTE BEN BUYUM,BİR HALK ÇOCUĞUYUM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat İşte",
        "poet": "Mahzun Doğa",
        "poem": "\n\nHayat işte... deyip \ndevam ediyoruz \nhayat işte... demeye\nhayatın işte olmadığı\n\n12/04/2\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat İzleri",
        "poet": "Arif Akgün",
        "poem": "\n\nGece vakti çaresiz sokaklara saldığım\nKimsesiz ayak izleri\nGüne uyanmış dünya\nPenceremin kenarında yarı açık gözlerim\nElimde afyonu patlamamış\nCumartesi kahvesi\nSeyre dalmışım yaşlı kentimi\nGüç bela ayakta virane Rum evleri\nDireniyor rüzgara inançla\nİçimde ılık Akdeniz rüzgarı aşk\nPenceremde hayat izleri...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat kadar kötü kadınları sevdin",
        "poet": "Filiz Baskın",
        "poem": "\n\nSana hayat kadar kötü davranan\nKadınları sevdin...\nBana kötü davranıp acı çektirsen de \nBen hep seni sevdim.\nÇünkü; acı çektiren iyi aşıktır.\nVe aşk aslında acı çekmektir...\n\n\n                                            Ben hüznü seviyorum.\n                                      Ben aşkın kavuşulmamasına\n                                                             Ve\n                                    Bütünüyle acısına vurgunum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Kadını",
        "poet": "Yusuf Kemal Çetin",
        "poem": "\n\nSevda dolu yolların,\nSevgi gülü idin sen.\nYağmurlu günlerin,\nAkan gözyaşıydın sen.\nHer sabah umutla doğan gün ışığı,\nHer akşam hüzünle batan gün batımı idin sen.\nHayellerine ne oldu.\nİçinde bu kadar,\nHayat Kadınlığımı vardı? \nBen kendine dikkat demeyi,\nBoşuna mı? Dedim.\nHani nerde sevilen.\nKaldırımlar senden utanır,\nUcuz kahkahaların,\nSokaklarda yankılanır.\nKara geceler senindir,\nSabahlara kadar........\n\n20/12/2006\nçarşamba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat kadını",
        "poet": "İsmail Çiftci",
        "poem": "\n\nHey arkadaş sakın atma yüksekten,\nMutluluk kaynağı hayat kadını,  \nBizleri severken kalbi gülmeden, \nSeven biri varsa hayat kadını.     \n\nGönül dayanmıyor gördüğüm hale,\nMuhabbeti tatlı ayrı bir dilde,      \nİsyanı mevlaya çok çekmiş çile, \nÇile bülbülüdür hayat kadını.      \n\nBaşında zemheri kış fırtınası,      \nMerhem almaz olmuş azgın yarası,\nYok ki şu dünyada mutlu yuvası,   \nYuvasız kuş gibi hayat kadını.      \n\nÇiftci İsmail'im böyledir böyle,     \nYalan yanlış değil gerçeği söyle,   \nSon nefes de görsen de bin şükür eyle,\nBir sürmeli ceylan hayat kadını.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Kadını",
        "poet": "Ayhan Okumuş",
        "poem": "\n\n\n\nBir   pazar   kurmuşlar   adı  fuhuş pazarı\nZalimin  şehvet  yeri   gariplerin   mezarı\nToplum sanki dışlamış hor görüyor onları\nHalkın gözünde diken batar hayat kadını \n\nGelen giden vurmuş kalmamış hiç çaresi\nAcı  ve  keder  dolu soluduğu her nefesi \nHaykırsada ne olur kimse duymaz o sesi\nHer   şeyi   sineye   atar    hayat   kadını \n\nOnun yüzü gülsede içeri kan ağlıyor\nYüreğinde kor ateş alev alev yanıyor \nHalbuki o bir melek gören kötü tanıyor \nBir derdine bin dert katar hayat kadını \n\nOnu tanımayanlar şehvet düşkünü sanır\nDünyasına girmeyen görünüşe aldanır \nO kader mahkumudur her acıya katlanır\nYinede kem gözlere batar hayat kadını\n\nHiç kimse düşünmez tutayım onun elinden\nBaksada anlamaz çaresiz düşkün halinden \nO isterki tadayım bende onun zevkinden \nZalimlere boynunu büker hayat kadını\n\nNe yuvası kalmış nede gidecek bir yeri\nYıkılmış bitmiş artık kaybolmuş ümitleri \nCan kalmamış bedende taşımıyor dizleri \nÖmrünü sürünerek gider hayat kadını \n\nKafasını çevirip baksa kötü bilinir\nO bizden birisidir ama inkar edilir \nAyaklar altına alınıp her gün ezilir \nYaşar ama ölüden beter hayat kadını\n\nSahip olamaz artık uçkuruna donuna\nO ne dünü düşünür nede bakar yarına \nO artık çaresizdir düşmüş kader ağına\nBir tatlı dil güleryüz bekler hayat kadını\n\nBİZLER HAYATIN ACILARINI ONLAR KADAR \nBİLEMEYİZ ONLAR BİZİZ ONLAR BİZİM \nİNSANLARIMIZ GELİN SAHİP ÇIKALIM ONLARA \nÇÜNKÜ ONLARDA YAŞAMALI MUTLU OLMALI \nÇÜNKÜ ONLARDA BİR İNSAN ONLARI BU \nTOPLUMA KAZANDIRMALIYIZ ÇÜNKÜ \nONLARIN PIRLANTA GİBİ KALPLERİ ALTIN \nGİBİ YÜREKLERİ VARDIR ÇÜNKÜ ONLAR \nKADER MAHKUMLARIDIR SAYGILARIMLA \n\n\n\n\n \n\n   ayhan_okumus41@hotmail.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Kadınları",
        "poet": "Nihat İlikcioğlu",
        "poem": "\n\nHiç kimse düşmedi bu duruma gönüllü.\nHepsinin içinde dertleri gömülü.\nSahte onların sözleri, güldüğü.\nSolan bir gül hayat kadınları.\n\nBir heves uğruna kötü ettiler adlarını.\nYaşamadılar gençlik yıllarını.\nOturup dinlesen masallarını.\nAğlayan bir gül hayat kadınları.\n\nArabaya binmek,bolca para,evlilik hayali.\nHepsinin hepsinin bu kandırılma gerçeği.\nBir değil,binlercesi onların erkeği.\nKandırılan bir gül hayat kadınları.\n\n\n                         GAZİANTEP\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Kadını",
        "poet": "H Yusuf Şahan",
        "poem": "\n\nEt satar et\nNe kasaptır\nNe de celep\nOna derler\nHayat kadını\nTatmadan unutmuş\nHayatın tadını\n\nKimine vicdan derler\nKimi kader\nHepsinin de hali\nBin beter\nKimi haykırır\nTanrım artık yeter\nYavaş yavaş solar\nHayat kadını\n\nKimse dur diyemez\nBu işe\nSaplanır bataklığa\nNice Fatma Zeynep Ayşe...\nBedenler solgun\nGözlerde endişe\nBalçıklı yollarda yürür\nHayat kadını\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Kağnısı",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nVarlık dünya, bizler nesil,\nBundan sonra başlar asıl,\nDünya yalan, ömür fasıl,\nYürür hayat usul usul.\nGeldi hayat kağnısı.\n\nGüler coşar, bazen taşar,\nBilinmez ne kadar yaşar,\nBazen başı derde düşer,\nZaferden zafere koşar,\nKuldu hayat kağnısı.\n\nAğlar, sızlar garip gözler,\nHasretle geçmişi özler,\nÖzlem dolu duygu sözler,\nTebessümlü güler yüzler,\nGüldü hayat kağnısı.\n\nKaos hayat, bitmez dram,\nYoksulsa yer gram gram,\nEğer ki yediyse haram,\nHiç düşünmez Hakk'a varam,\nSoldu hayat kağnısı.\n\nGelen geldi, giden gitti,\nDeme daha hayat bitti,\nSıcak yuva mutlu etti,\nHelala haramı kattı,\nÇaldı hayat kağnısı.\n\nBakıra dermisin demir,\nHayat bir bataklık. çamur,\nGeldi, geçti, bitti ömür,\nVeysel'im Haktandır emir,\nÖldü hayat kağnısı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Kavgası",
        "poet": "Orhan Gencebay",
        "poem": "\n\nBir uçurum oldu hayat \nDokunsan düşecekmiş gibiyim \nGel de kurtar beni benden \nSanki ölecekmiş gibiyim\nSardı Kollarımı dert çemberi \nKader tuzağına düşmüş gibiyim\n\nBir yanda hayat kavgası var \nBir yanda aşkın ıstırabı\nTek başıma nasıl yaşarım ben \nDindirecek sensin bu azabı\nGel beraber çıkalım bu yollara \nYalnız çekilmiyor dünyanın kahrı\n\nGülmek mi zor ağlamak mı \nYoksa ıstıraptan zevk almak mı \nÖlmek desen kolay değil\nBilmem benimkisi yaşamak mı \nBir ömürlük gözyaşı döktüm hergün\nHayat acı çekip ağlamak mı \n\nBir yanda hayat kavgası var \nBir yanda aşkın ıstırabı\nTek başıma nasıl yaşarım ben \nDindirecek sensin bu azabı\nGel beraber çıkalım bu yollara \nYalnız çekilmiyor dünyanın kahrı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Kanın",
        "poet": "Süleyman Göneş",
        "poem": "\n\nOrtalık bir feryat bir figan…\nSöylemiştim bu keşmekeş bu zaman…\nArdına kadar ayrılmış\nÇürümüş sert mayınlarla\nHer adımın aşka susamış…\n\nİşte öyle çaldılar günleri..\nKorunmasız çocuk kalbini..\nŞekilsiz sesler avurtlarında..\nBirikti ha birikti..\nİşte sen daha çocuk değilken..\nOyuncak atlar büyümemişken..\nGömdüler hatıranı kız çocuğu gibi..\n\nOrtalık bir feryat bir figan…\nSöylemiştim bu keşmekeş bu zaman…\nArdına kadar ayrılmış\nYürümüş sert adımlarla\nHayat kanın aşkı sulamış…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Karma Karışık Değil",
        "poet": "Mehmet Aksu",
        "poem": "\n\nİçimin sesi zikrini korumaya devam ediyor,\nruhumun derinliğinde feryat.\nGüç sağladığım rüyalarımın garantisi yok,\nhayatın gerçekleridir acı ve tat.\nBir nefese sığdırılmış bir ömür,\nsemalarda bina kurar kat kat.\nGidecekmişsin git, gidebildiğin kadar uzaklara.\nYapman gerekeni yap.\nHayat karma karışık değil, varla yokun bakıştığı yer vardır, \n\t\tirfan menfaat. \n\nOnun yarattığı her şeyde mührü vardır, \ngörebilenin kalbi tazelenir.\nDünyama ırmaklar gibi akan görünmez kuvvetimdin, \ndem kinlenir.\nHasret alevi damarlarda yol bulur, göz gördüğüne parsellenir.\nGidecekmişsin git,gidebildiğin kadar uzaklara.\nYapman gerekeni yap.\nHayat karma karışık değil,varla yokun bakıştığı yer vardır, \nirfan menfaat. \n\nSırlı gözlerin ruhumun içinde düğümlerimi çözüyor,\nreyhan çiçeği özünde.\nTahtında sultan olanın, yürek kanı seyahat eyler,\nrenkleri kalır yüzünde.\nBana haram olur aşıkların bayramı,\nYapmazsam cümbüşümü gökyüzünde.\nGidecekmişsin git, gidebildiğin kadar uzaklara.\nYapman gerekeni yap.\nHayat karma karışık değil,varla yokun çakıştığı yer vardır,\nirfan menfaat.\n\nÖğüdümü canandan aldım, dört mevsimin nimetine\nhürmetim var.\nCanlar kafeste kudret boyası sürünürler,\nher limanın bineni var.\nDuygularım seher vakti bilinmez acıların resmini çizer,\ntüten ahtım var.\nGidecekmişsin git, gidebildiğin kadar uzaklara.\nYapman gerekeni yap.\nHayat karma karışık değil, varla yokun bakıştığı yer vardır,\nirfan menfaat.\n\n\nMehmet Aksu (Başka Dağlar Var- Dolunay Yay.K.Maraş/2002)    \t\t\t\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat, Kaybolur Zamanda",
        "poet": "Tansel Yücelen",
        "poem": "\n\nhayat\nkaybolur zamanda\nkırıklar iz bırakmaz\ngün gelir başlar\nyeniden herşey\neski süngülenir\nbeyaz bir sayfa açılır\nve\nhayat\nkaybolur zamanda\n\nhayat bu\nkaybolur işte zamanda\nacılar sarmaz\n\tartık seni\nyeni günlere uyanırsın\nelinde bir tutam \nçiçek tutan\n\t\tgökyüzünün içinde\nbiraz tebessüm\n\tbiraz da \ngözyaşı \nkalbinde\nve\nhayat\n\tyine kaybolur zamanda\nhayat bu\n\tkaybolur işte zamanda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Kazığı",
        "poet": "Şefik Kaplan",
        "poem": "\n\nYine bir hayat kazığı yedim arkadaş\nsevdiğim kız canımdan çok sevdiğim\nyıllar sonra onun bir mesajlaşma hesabına ulaştım\nve birde ne göreyim arkadaş\n\niki sevgilisi olan ve üçüncü olarak\nbeni teyzesiyle oyuna getirmeyi çalışıyor\nNerde kaldı o hayeller arkadaş \nbir saniyede hepsi sıfırlandı beynim\nyine hayat kazığı yedim arkada\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat, Kendi Seçtiğim",
        "poet": "Hermann Hesse",
        "poem": "\n\nBu dünyaya gelmeden önce\nBana nasıl yaşayacağım gösterildi.\nEndişe vardı, keder vardı\nSefalet vardı, acının yükü vardı.\nBeni ele geçirecek olan bağımlılık vardı, esir alan yanılgı vardı.\nBeni gürleten ani öfke vardı, nefret ve kibir vardı, gurur ve utanç.\n\nFakat ışık dolu ve güzel düşlere dair günlerin mutlulukları da vardı, yakınmanın daha baskın olmadığı ve daha baskın olmadığı derdin, ve her yerde nimetlerin kaynağının aktığı.\nSevginin, hala yaşamakta olana, göçüp gitmiş olanın saadetini armağan ettiği, insanın, bütün beşeri ıstıraplardan arınmış, kendini yüce ruhların seçilmişi olarak gördüğü.\n\nBana kötülük ve iyilik gösterildi, bana noksanlarımın bolluğu gösterildi.\nBana beni kanatan yaram gösterildi, bana meleklerin yardımseverliği gösterildi.\nVe ben böylece müstakbel yaşamıma bakarken, bir varlığın sorusunu işittim, bunları yaşamaya cesaret edebilir miydim, çünkü karar saati artık gelmişti.\n\nVe tekrar tüm kötülükleri değerlendirdim - 'yaşamak istediğim hayat budur! ' - diye cevap verdim kararlı bir sesle. \nBöyleydi yeni hayata adım attığımda\nVe kaderimi sessizce kabul ettim. \nBöylece doğmuştum bu dünyaya.\nYakınmıyorum, çoğu zaman hoşuma gitmese de, çünkü henüz doğmamışken ona razı oldum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Kelebeği",
        "poet": "Gökhan Atılgan",
        "poem": "\n\nYaşamak bir çiçeğin burnunda olan hazan mevsimi kadar kısa,\nİlkbahar yağmuru sonrası toprak kokusu kadar güzeldir.\nVe bir kelebek gibi renklidir.\nHerkes daima yağmur sonrası toprak kokan kelebeğini arar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Kervanı",
        "poet": "Jacques Prevert",
        "poem": "\n\nOn iki lokma ekmeğe kazanılmış\nOn iki konak içinde\nOn iki adam ağlıyor hıncından\nOn iki banyo teknesi içinde\nKötü bir telgraf almışlar\nKötü memleketten kötü bir haber\nYerlinin biri o memlekette\nKalkmış ayağa birden çeltik tarlasında\nVe acı acı gülerekten\nBir avuç pirinç savurmuş\nGöklere doğru.\n\n(Fransızca,Sabahattin Eyuboğlu)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat kısa? ? ? ? ? ?",
        "poet": "Navruz Kaplan",
        "poem": "\n\nSaçlarım ağardı bak solmuş burda\nGözlerim uzağı görmez ki geçin\nAklıma ilk gelen sen varsın yazdım\nHayat bak kısa  uzun olsa ne yazar\n\nKara gözlerini vardır burda özledim\nAşk ben bu dedim bakmadılar ki\nFelek tokat attı hergün olmaz ki\nHayat bak kısa uzun olsa ne yazar\n\nÖdenmez ki hak hukuk var isterim\nKuldan istemem allahım var ya\nAlın teri vardır verdim almam geriye\nHayat bak kısa  uzun olsa ne yazar\n\nKalbimde gezdirdim böldüm nefesi\nSessiz çok kalmışım hava almadım\nMutlu değildim ki mutlu göründüm\nHayat bak kısa uzun olsa ne yazar\n\nKış ta çok terledim yazda üşüdüm\nKopmadı o sevgi ben de kör düğüm\nYolda kaldım beni kimse tanımaz\nHayat bak kısa uzun olsa ne yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat kısa gelde hayel kuralım",
        "poet": "Navruz Kaplan",
        "poem": "\n\nMahfetin bu dünüyamı şimdi sefilim\nNereye ben gidim sen koymuyorsun\nGördüyüm her insan çok gülüyordu\nHayat kısa gel de hayel kuralım\n\nSeni kırmam asla beni güldürdün\nMuhabet edelim akşam olmasın\nSabah güzel gel de hayel kuralım\nHayat kısa gel de hayel kuralım\n\nÖlüler götürmez varsa götürmaz\nBelkide çok günah işlemiş sağken\nÖldükten sonura hiç kimse sormaz\nHayat kısa gel de hayel kuralım\n\nBoşuna yıpratma kendini yolda\nNe bıraktın sen de onu yaşarsın \nÖlmeden sen avaz avaz bağran\nHayat kısa gel de hayel kuralım\n\nNavruz boş gezmedi verdi açlara\nİster selam versin isterse dua\nTanırı için yaptım o kadar var ki\nHayat kısa gel de hayel kuralım\n\nBen verdiyim zaman mutlu olurum\nGece rahat yatıyorum o anda\nVermediyim zaman kabus yanımda\nHayat kısa gel de hayel kuralım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat ki Öğretilenden Yaşanır",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nYaptığın\nYani harabına harabına harap...\nArada bir iyilikmiş kattığın\nBir iki kelimelik laf hakkımı kullanacak olursam \nÖğretmenler günü filan dediydik ahalice birkaçgünevvel\nModadır\n..Hani en kolay kalıbına ceset basıyoruz ki modadır...\nMotor-beygir-watt gücüyle cazır cuzur\nOlmasa da yekünde \nCepten cıbır içmelere atınan cirit yavan\nAlıp voltajını elgördülük bulaşık yalaşıklıklardan\nAnayı babayı dedeyi çoluk çocuğu\nMobillyayı marangoz şeyleri işin içine bulayıp bulandırarak\nModadır..yaş günü\nPasta günü\nYaşpaşta günü...gıdım keserek çapraz çatalla\nElden dudağa seviyormuş pozunu kesip\nPaldır küldür dünya evine girilen\nVe üstünden çok zaman geçmeyeen kısalıkla\nÇatal-kaşık, tabak -çanak, kap –kacak...\nKafa göz nere gelirse şaşırtmasız\nPatır kütür oraya...\nYatak yakıp yorganını sokakta sürükleyen\nÖğretmenimöğretmenimöğretmenimöğretmenim\nDemek ki\nÖğretememişsin....\nSen de feragat etmişsin sana iyisin\nHoşsun\nMübarek, müstakil, ulu...diye gazı verdikce\nEğer öğrettim diyorsan \nBir yaptığınla bin yıktığın boşa yorulmuşa gelen harabı\nGünün hayırlı uğurlu olsun ozaman\n  doktorundan kağıdı temiz kullanması kolay\nOkuma yazmasını pekala bilen\nSenden değilse eğer huyunu suyunu öğrenen\nSokaktaki eşkiya hayat kimin...? \n\nSeyfi Karaca.......Aralık / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Kısa",
        "poet": "İsmet Doğanoğlu",
        "poem": "\n\nİster bey ol, istersen paşa\nİster İsa ol istersen Musa\nHayat kısa, hayat kısa\nBu hayatın ne anlamı var,\nEbedi hayat olmasa? \n\nHayat istersen işte ebedi hayat\nGerisi vesvese...\nKulak ver bu sese\nKoyma kendini kafese\nNefes ekle nefese\nSen de katıl bu sese\nAldanma dünya denen kümese\nCennetin kapıları açık \nİnanan herkese\nGerisi vesvese...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Kısa, Her Anınını Duyarak Yaşa",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\nGökkuşağı öperken alnını toprağın\nMavilikler kıskanıyor dudağındaki renkleri\nMasal gibi tatlı gelir dinlersen kulağa hayat\nGülmezsen eğer bir damla gözyaşı dökmeye değmez hayat.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Kısa Olmuş",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nSevgi ulaşılmaz, pırlanta demek\nSevmek için gerek, insanda yürek\nYaşatmak içinde, gönülde emek\nHayat kısa olmuş, ona ne gerek\n\nAşk sevgi boğazda, lokmada yemek\nKaranlıkta görmez, kaybolur emek\nİki mutlu insan, aç yemek demek\nHayat kısa olmuş, ona ne gerek\n\nZaman su misali, akıp giderken\nBize kalmaz toprak, belki çok erken\nGüzel  sevdalarla, dua ederken\nHayat kısa olmuş, ona ne gerek\n\nBir selam verilen, bize kalanı\nBir vefa gönülde, yari bulanı\nUnutmaz güzeller, olmaz yalanı\nHayat kısa olmuş, ona ne gerek\n\nHer insan ruhunda, cenneti saklı\nTohumlar ekili, yüreği paklı\nSularsan büyüyor, duysan meraklı\nHayat kısa olmuş, ona ne gerek\n\nBahattin gökyüzü, umut gezinti\nRüzgarı olmazsa,  ılık esinti\nCüzdana sığmıyor, ykki kesinti\nHayat kısa olmuş, ona ne gerek\nBahattin Tonbul\n9.11.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat kısa ömür az Sağlıkla yaşa biraz",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nMaaş ilaç parası\nMeyhanede bitiyor\nKişiler birbirini\nŞu illete itiyor\nHayat kısa ömür  az\nSağlıkla yaşa biraz\nRakı şarap ve bira\nBizleri uyutuyor\nDostları düşman edip\nBirbirine katıyor\n Hayat kısa ömür  az\nSağlıkla yaşa biraz\nDikkat tehlike büyük\nTedbir baştan gerekir\nÖnlem alınamazsa\nOrtalara çıkar kir\n Hayat kısa ömür  az\nSağlıkla yaşa biraz\nEksiklik zayıf bilgi\nEğitim ve öğretim\nMafya işe karıştı\nOrganize eden kim\n Hayat kısa ömür  az\nSağlıkla yaşa biraz\nİmparatorluğunu\nİlân eden bu çete\nDerhal yazılmalıdır\nÖldürücü reçete\n Hayat kısa ömür  az\nSağlıkla yaşa biraz\nBu işler çok önemli\nBeyinleri soldurur\nBir duvara bir taşa\nSaç ve başı yoldurur\n Hayat kısa ömür  az\nSağlıkla yaşa biraz\nBozuktur kelimesi\nÇok deniyor salaklar\nBitirir bir dikişte\nSırıtıyor yalaklar\n Hayat kısa ömür  az\nSağlıkla yaşa biraz\nSöylenen martavalla\nOdalara sığmazlar\nYoktur iyilikleri\nÇim üstüne yağmazlar\n Hayat kısa ömür  az\nSağlıkla yaşa biraz\nYüce Rabbim bizleri\nBu zilletten kurtarsın\nAile okul toplum\nYürekleri hep sarsın\n Hayat kısa ömür  az\nSağlıkla yaşa biraz\nBunlar muazzam silâh\nOnları kullanalım\nHasan Sancak ve sizler\nBu işe yollanalım\n Hayat kısa ömür  az\nSağlıkla yaşa biraz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Kısadır",
        "poet": "Adem Armağan",
        "poem": "\n\nÖmür çabuk geçer kısadır hayat,\nBil ki hayat,ölüm,sınav içindir,\nMevki,makam fani,biter saltanat,\nBil ki hayat,ölüm,sınav içindir.\n\nSon durağın elbet musalla taşı,\nGençliğin aldatır,dökmezsin yaşı,\nDünya aldatmasın,yormalı başı,\nBil ki hayat,ölüm,sınav içindir.\n\nParan aldatmasın,bu çıkmaz sokak,\nİbretle bakarsan,işte son durak,\nSonbaharda düşen o sarı yaprak,\nBil ki hayat,ölüm,sınav içindir.\n\nSevip sevilelim,değer verelim,\nKul Armağan,biz de,aşka erelim,\nGönül bahçesinden güller derelim,\nBil ki hayat,ölüm,sınav içindir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Koşusu",
        "poet": "Sadık Altınkaynak",
        "poem": "\n\nHer sabah yeni bir güneş doğar\nAfrika’da\nBir ceylan koşmaya başlar\nAslana yem olmamak için\nHer sabah yeni bir güneş doğar\nAfrika’da\nBir aslan koşmaya başlar\nCeylanı yakalamak için\nİster ceylan ol ister aslan\nHerhangi bir canlı ya da insan\nSürekli koşman gerek yaşamak için\nHer gün güneş yeniden doğar \nDünyada\nBir koşuşturma başlar\nBütün canlılar böyle yaşar\nYanlış anlama\n“Hayat cidal değil muavenettir”\nAksini düşünmek Yaradan’a ihanettir\nBazen sen rızkına koşarsın\nBazen rızık sana koşar\nCeylan bir aslandan kaçar\nDiğerinin sofrasına konar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Koştum Sana Yetişemedim.",
        "poet": "Ali Işık 2",
        "poem": "\n\nZamanı,bir ömür; uzun sanırdım.\nBir ömür birgünmüş çok geç anladım.\nGün doğumu,gün batımı,mevsimsiz geçti\nBahardan sonra,hazanı çok geç anladım.\n\nHayat,koştum sana,yetişemedim.\nBirkaç umut yeter,yetişir sandım\nKapkara saçlarım,apak olmuşda\nUmuda,umut eklenmez sandım.\n\nDaha dün,sevililer hayran bakardı\nSevdalar bitmez,mükemmeli bulurum sandım.\nSıradan aşklarlada,yürek kanmadı,\nİlahi aşkmış son perde,çok geç anladım.\n\nHiç elveda demedim sevdiklerime\nBirdaha dönerim,görürüm sandım.\nBir adım,bir karış çıkarken yükseğe\nGeri dönemedim,düşerim sandım.\n\nHayat,koştum sana yetişemedim.\nBir anı,birdaha yaşayamadım.\nGüneş tepeleri okşadı amma\nBir ömrü,bir güne sığdıramadım.\n\n3 May.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Koşusu",
        "poet": "Mustafa Soylu",
        "poem": "\n\nKıymetli Dostlar! \n\nŞu Afrika atasözünde ki mesajı sizlerle paylaşmak istiyorum.\n\n“Her sabah Afrika'da güneş doğarken bir ceylan uyanır. Bu ceylan en hızlı koşan aslandan daha hızlı koşması gerektiğini, aksi halde ona yem olacağını bilir ve hayatının devamı için otlarken bile çok dikkatli ve tetiktedir. Yine Afrika'da güneş doğarken bir aslan uyanır her sabah. Bu aslan en yavaş koşan ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini, yoksa aç kalacağını çok iyi bilir. Aslan ya da ceylan olmanız hiç fark etmez. Önemli olan güneş doğarken sizin KOŞUYOR olmanızdır.”\n\nİşte başarıya götüren sır, uyanık olmak ve hayat koşusunu hiç bırakmamaktır.\n\nAcısı ve tatlısıyla hayatın devam ettiği bir serüvende, hem fert ve hem de toplum bazında yerine getirilmesi gereken görevlerin ihmal edilmesi, hem fertleri hem de toplumu telafi ve tedavisi zor sıkıntılara düşürdüğü aşikârdır. \n\nBu nedenle, akıl sahibi her insanın veya şöyle diyelim; akıl nimetinin kıymetini bilip gereği gibi değerlendirmesini bilen her insanın, zorluklar içinde sürüp giden hayat serüveninin sonunun kazançlı ve mutluluk veren bir son olmasını sağlayabilmesi için; hayatın her alanında mücadele ve gayreti, bıkmadan ve usanmadan sürdürmesinden geçtiği kanaatindeyim.\n\nGerçek şu ki; bizim insanımızın hayatı zaten hep koşturmakla geçmektedir. Bu hengâmede koca bir ömrün nasıl geçtiğinin farkına bile varamadan ve gerçek hayatımızın devam edeceği ölüm ötesi için gereği gibi hazırlanamadan günler ve geceler heba olup gitmektedir. \n\nBahar mevsiminin arifesinde, ağaçları kökünden sökecek gibi silkeleyip kış uykusundan uyanmalarını sağlayan rüzgâr gibi, insanımızı da ölüm ötesine hazırlanmalarını sağlamak amacıyla, gaflet uykusundan uyandıracak olan ise samimi öğüt ve nasihatlerdir. Bu öğüt ve nasihatlere kulak vermeyen ve öte için hazırlık yapmayanların uyanmaları, ya bela ve musibetle olacağı ya da en büyük azabın tadılacağı cehennem ateşiyle olacağı sadık haberde (Kur’an-ı Kerim’de ve Hadis-i Şeriflerde)  bildirilmektedir.\n\nSözün özü şu ki; bu dünyada çekilen çile, ıstırap, dert ve sıkıntıları unutturacak mutlu sona erişebilmek için; bir ibadet aşkı gibi sarıldığımız dünya işlerimizi sürdürürken, ilahi rızanın (Allah Rızasının)  gözetilmesinin yanında, gerçek ve süreklilik arz edecek olan ölüm ötesi ahiret hayatımızın, güllük gülistanlık ve felah yurdu olan cennetlerde sürmesini garanti edecek, iman-salih amel ve güzel ahlak üçlüsü kapsamında hayatımızı yeniden dizayn etmeliyiz. İşte gerçek hayat koşusunun istikameti bu yönde olmalıdır ve önemli olan sizin KOŞUYOR olmanızdır.\n\nSelam ve dua ile Allah’a emanet olun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat",
        "poet": "İlyas Memiş",
        "poem": "\n\nHayat; doğum ve ölüm… iki tahta arası.\nBeşikten teneşire uzanmak macerası.\n\n                                               Aralık 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat - (Manevi)",
        "poet": "Ramazan Kocapınar",
        "poem": "\n\nHayat\n\nGüne hepten güler yüz ile başlamak\ninsanlığı oysa doyasıya kucaklamak\nTüm doğayıda sevgiyle selamlamak \nElden geldiğince doyasıya yaşamak\nDünyadan şevk zevk almaktır hayat! \n\nBütün dertleri hiç kafaya takmamak\nTüm gidişatı ise olurunda bırakmak\nOlmaz kötülükden iyilikler çıkarmak\nBir şerbet bal misali doyasıya tatmak\nHerşeyide yolunda bırakmaktır hayat! \n\nYalnız sıfat surete bakıp aldanmamak\nYüreğe gönüle varıp derinlere dalmak\nAsıl oralardakine güzelliklere ulaşmak\nBilinmeyeni bulmak olmayanı tanımak\nGül ile bülbül misali kavuşmaktır hayat! \n\nO leyla mecnun gibi çöllerde dolaşmak\nAyrılığı hasret özlemi sinelerde yaşamak\nDostluk uğruna türlü zahmete katlanmak\nTüm sevinçlerle mutluluklara ortak olmak\nElde avuçtaki olanları paylaşmaktır hayat! \n\nYeri geldiğinde alelacele tek yürek olmak\nBazen gerektiğinde yanıbaşında bulunmak\nihtiyacın olduğu an el atıp birde dokunmak\nSamimiyet sevgiyle hep doyasıya sarılmak\nCanla kalple sözle özden dostluktur hayat! \n\nGün olup alabildiğince hür özgür yaşamak\nBazende aniden ansızın kapanlara kısılmak\nDurup durup düşündükçe olanlara şaşırmak\nBütün gücüyle isyan edip bağırıp çağırmak\nTükenmiş umutları ümide çevirmektir hayat! \n\nBaharda bulutlar altında yağmurda ıslanmak\nYazın sıcağında istemeden eriyip yok olmak\nGüzde esen yelde dökülen yaprakla yıkılmak\nKışın zemheride ayazlarda üşüyerek donmak\nBazen zehir bazende şerbet gibidir O hayat! \n\nKimi zaman aşklarda sevdalarda buluşmak\nBazen kapışıp bazende olurunda uzlaşmak\nSevgi sevdalar uğruna kırgınlıkları unutmak\nYürekli olupda sevgisinin arkasında durmak\nCanı pahasına O ölümü göze almaktır hayat! \n\nSevgi sevdalar uğruna kırgınlıkları unutmak\nYürekli olupda sevgisinin arkasında durmak\nCanı pahasına O ölümü göze almaktır hayat! \n- - - - - - - - - - - - - - - -\nEvet Sevgili Dostlar! \n\nHayat güzellik... Hayat Dostluk...\nHayat Barış... Hayat Kardeşlik...\nHayat Huzur... Hayat Mutluluk...\nHayat Bir yaşam... Hayat Bir ömür...\nHayat Bir kalp Bir yürekle Bir Gönül...\nHayat Her şey Dostlar! Hayat berrak...\nHayat Saf Temiz...Ne Olur Onu Kirletmeyiniz! ! ! \n\nYazan: Ramazan Kocapınar\n\nAsagidaki linkleri sayfamizdan siirimizin yazisinin oldugu yerden\ntiklayarak ulasabilirsiniz\n\nTüm yapitlarimiza sesli ve görüntülü olarak ulasabimeniz\nicin özel web adreslerimiz:\n\nÖzel sitemiz\n\nSesli Şiir Sayfamız Tüm mp3 Şiirlerimiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat - (Manevi)",
        "poet": "Ramazan Kocapinar",
        "poem": "\n\nHayat\n\nGüne hepten güler yüz ile başlamak\ninsanlığı oysa doyasıya kucaklamak\nTüm doğayıda sevgiyle selamlamak \nElden geldiğince doyasıya yaşamak\nDünyadan şevk zevk almaktır hayat! \n\nBütün dertleri hiç kafaya takmamak\nTüm gidişatı ise olurunda bırakmak\nOlmaz kötülükden iyilikler çıkarmak\nBir şerbet bal misali doyasıya tatmak\nHerşeyide yolunda bırakmaktır hayat! \n\nYalnız sıfat surete bakıp aldanmamak\nYüreğe gönüle varıp derinlere dalmak\nAsıl oralardakine güzelliklere ulaşmak\nBilinmeyeni bulmak olmayanı tanımak\nGül ile bülbül misali kavuşmaktır hayat! \n\nO leyla mecnun gibi çöllerde dolaşmak\nAyrılığı hasret özlemi sinelerde yaşamak\nDostluk uğruna türlü zahmete katlanmak\nTüm sevinçlerle mutluluklara ortak olmak\nElde avuçtaki olanları paylaşmaktır hayat! \n\nYeri geldiğinde alelacele tek yürek olmak\nBazen gerektiğinde yanıbaşında bulunmak\nihtiyacın olduğu an el atıp birde dokunmak\nSamimiyet sevgiyle hep doyasıya sarılmak\nCanla kalple sözle özden dostluktur hayat! \n\nGün olup alabildiğince hür özgür yaşamak\nBazende aniden ansızın kapanlara kısılmak\nDurup durup düşündükçe olanlara şaşırmak\nBütün gücüyle isyan edip bağırıp çağırmak\nTükenmiş umutları ümide çevirmektir hayat! \n\nBaharda bulutlar altında yağmurda ıslanmak\nYazın sıcağında istemeden eriyip yok olmak\nGüzde esen yelde dökülen yaprakla yıkılmak\nKışın zemheride ayazlarda üşüyerek donmak\nBazen zehir bazende şerbet gibidir O hayat! \n\nKimi zaman aşklarda sevdalarda buluşmak\nBazen kapışıp bazende olurunda uzlaşmak\nSevgi sevdalar uğruna kırgınlıkları unutmak\nYürekli olupda sevgisinin arkasında durmak\nCanı pahasına O ölümü göze almaktır hayat! \n\nSevgi sevdalar uğruna kırgınlıkları unutmak\nYürekli olupda sevgisinin arkasında durmak\nCanı pahasına O ölümü göze almaktır hayat! \n- - - - - - - - - - - - - - - -\nEvet Sevgili Dostlar! \n\nHayat güzellik... Hayat Dostluk...\nHayat Barış... Hayat Kardeşlik...\nHayat Huzur... Hayat Mutluluk...\nHayat Bir yaşam... Hayat Bir ömür...\nHayat Bir kalp Bir yürekle Bir Gönül...\nHayat Her şey Dostlar! Hayat berrak...\nHayat Saf Temiz...Ne Olur Onu Kirletmeyiniz! ! ! \n\nYazan: Ramazan Kocapınar\n\nAsagidaki linkleri sayfamizdan siirimizin yazisinin oldugu yerden\ntiklayarak ulasabilirsiniz\n\nTüm yapitlarimiza sesli ve görüntülü olarak ulasabimeniz\nicin özel web adreslerimiz:\n\nÖzel sitemiz\n\nSesli Şiir Sayfamız Tüm mp3 Şiirlerimiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Kum saatinde ZAMAN",
        "poet": "Kadir Özdemir",
        "poem": "\n\n'Hayat Kum saatinde ZAMAN'\n\n'Hayat kum saatinden' akıp gidiyor zaman,\nAn be an ilerlerken tükeniyor  zaman,\nYarın öbürgün deyip dururken ne zaman,\nBu günün yarından farkı ne o zaman,\nDüşüneceğim derken çabuk ol geçiyor zaman,\nHakikati ne nedir? Sahte olan ne? Anla o zaman,\nGerçek olan tükenmez ilerlesede zaman,\nTükenen ömürdür geçsede zaman,\nÖlmemek için doğmamak gerektir hakikatini bil o zaman,\nKul olmak kulluğunu bilmektir sana yakışan her zaman,\nGerçek ölümsüzlük burdadır öldür zamanı,\nEbediyete dönük olsun yüzün ölür o zaman zaman,\n\n \nKadir_29_04_2bin6\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Masal Değil mi?",
        "poet": "Ali Cengiz Turan",
        "poem": "\n\nMasal anlatılması,\nZamanın başlaması,\nHayat masal değil mi? \nMezarlardır aynası..\n\nZaman beş karış gibi,\nVarla yokun arası,\nZaman hiç yokmuş gibi,\nResimlerden sonrası..\n\nYaşıyoruz gidiyor zaman,\nKoşuyoruz bitiyor zaman,\nÇalışmak,yaşamak derken,\nSonsuza uçuyor zaman.\n\nNereye gitti zaman? \nYürüdüm bitti zaman.\nYoruldum durdu zaman,\nDüşündüm! Benle zaman..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Masalı",
        "poet": "Nesrin Bitgi",
        "poem": "\n\nSevdalar bilirdim,yalın,gerçek,saf alabildiğine.\n Şimdi yaşanılan aşklardan uzak.\nBir gökyüzü bilirdim baktığımız,umutlu,mutlu.\nŞimdi ne gökyüzü var,ne umutlar\nAynalar bilirdim yüzümüze gülen gençliğimizin\n Şimdi mutsuz,yaşlı gözler geriye kalan.\nYürekler bilirdim yağmur gibi sağnak sevdalara yağan.\nŞimdi yağmurların yerini kara bulutlara bırakan.\nNice hayatlar bilirdim acı ve gözyaşlarıyla yoğrulmuş,\nYinede ayakta dimdik durmuş.\nVe bir ben bilirdim sensiz,kimsesiz.\nSeni sevmiş,kaybetmiş,hayat masalı hazin bitmiş bir ben bilirdim.\nŞimdi o da yok artık....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "...Hayat Masum...",
        "poet": "Sevnur Şaylan",
        "poem": "\n\nİnsan,insanı korkutuyor...\nHayat masum...\nİnsan,insanı acıtıyor...\nİnsan,insanı yaralıyor...\nİnsan,insanı ağlatıyor...\nHayat masum...\nHayat masum...\nAnlamak için yıllanmaya gerek kalmadı...\nTanımak için büyümeye gerek kalmadı...\nZorla öğretiyoruz çocuklara,bebeklere bile! ...\nİnsan,insana kıydı...\nHayat masum...\nİnsan,büyüdükçe küçüldü...\nHayat masum...\nİnsan,bencilleşti...\nHayat masum...\nİnsan,beynini de yüreğini de unuttu...\nHayat masum...\nİnsan,insanlığını unuttu...\nHayat masum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat, Mayat",
        "poet": "Necip Fazıl Kısakürek",
        "poem": "\n\nHayat, mayat diyorlar\nBenim gözüm mayat'ta.\nHayatin eksiği var:\nHayat eksik hayatta.\n\nTakınsam, kanat, manat;\nKuş, muş olsam seğirtsem.\nBomboş vatana inat,\nMatan'a doğru gitsem...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Merdiveni II",
        "poet": "Hatice Türkmen Yurtseven",
        "poem": "\n\nHayat merdiveni o bir hengame\nHer basamağı ayrı hikaye...\n\n...türkmenkızı...28 aralık 2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat mektebi",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nZor kolay sınavlar kul vere ere \nGörülüp gidendir hayat mektebi \nİçinde çeşitli ders göre göre \nBitip de gidendir hayat mektebi \n\nDöne döne yeşil solmuş bir bağa \nDumanla dopdolu karlı bir dağa \nBaşa akla kara gün doğa doğa \nGörülüp gidendir hayat mektebi \n\nİnsan var oldukça kış bahar yaz güz \nKimi duman kimi kül kimide köz \nGah yokuş gah rampa aşağı gah düz \nGörülüp gidendir hayat mektebi \n\nYazgıyla dolup ta ak ile kara \nAçılıp kapanıp yürekte yara \nBazı sefa bazı kan sara sara \nGörülüp gidendir hayat mektebi \n\nBazen dert kitabı okumak ile \nBazen gamsız bazen çekmekle çile \nBazen mutluluktan yaş sile sile \nGörülüp gidendir hayat mektebi \n\nİnsana acıda tatlıda iter \nİçinde türlü hal yaşanıp yiter \nSabahla başlayıp akşamla biter \nDünyanın içinde hayat mektebi \n\nGahi yaşamakla gahi ölmekle \nGahi ağlamakla gahi gülmekle \nGahide cehennem cennet bilmekle \nGörülüp gidendir hayat mektebi \nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Mektebi",
        "poet": "İbrahim Çelebi",
        "poem": "\n\nHAYAT MEKTEBİ\n\nöğrenciler okula gider ya\nbizde gidiyoruz aslında\nonlar derse bizse\nekmek kavgasına\nonların öğretmenleri var\nyollarını aydınlatan feneri yani\nonların kitapları var içine gömüldükleri\nama hayat okulunun ne öğretmeni var\nnede dersi belli\naslında her ikiside okul ama\nbiri pembe dizileri anlatır\ndiğeri ise siyah beyaz gerçeği\nrenkli değildir yani hayat mektebi....\n\nNOT:ibrahim ÇELEBİ nin(doğduğum yer fatsa) adlı şiir kitabından alınmıştır..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat mı?",
        "poet": "Serhat Solmaz",
        "poem": "\n\nbütün kalbimi ziftle kapladınız ve hiç bişey olmamış gibi neden güneşi görmediğimi sorguladınız...\n kötülüğü ruhuma tohum tohum atarken... \nsonra neden kimseye kötülük yapmıyorum diye bana kızıyorsunuz... \niçim deki tüm sevgi tomurcuklarını kopartıyorsunuz \nbense onları kendi kendime büyütüyorum diye bana topla tüfekle savaş açıyorsunuz...\n yaşamaktan kormamı istiyorsunuz... \ninadınıza bu hayata daha güçlü ve saglam köklerle bağlanıyorum \nhayat seni çok seviyorum.... \n\nSERHAT SOLMAZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Merdiveni",
        "poet": "Gül Aycan",
        "poem": "\n\nHayat merdiveninden çıkarken\nYalnız kendini dinle.\nYoksa zirveye çıkıyorum derken\nBaşladığın yerde bulursun kendini.\n\n21 ŞUBAT 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat mevsimi",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nKara kış bahar yaz güz ola ola \nGelip de geçendir hayat mevsimi \nİçi kar dolu sel köz dola dola \nGelip de geçendir hayat mevsimi \n\nAğaçlar meyveler gül vere vere \nGünleri karayla ak göre göre \nAmel defterini kul düre düre \nGelip de geçendir hayat mevsimi \n\nİçinde çeşmeler kuruyup aka \nYıldırm düşüp de şimşekler çaka \nGüneş mehtap yıldız yel çıka çıka \nGelip de geçendir hayat mevsimi \n\nYaşaya yaşaya gülüşle ağla \nİnsanlar yaşamak ölümler bağla \nSönüp yana aynı bir yanar dağla \nGelip de geçendir hayat mevsimi \n\nYazgılar yaşayıp ak ile kara \nAçılıp kapana yürek de yara \nMutluluk mutsuzluk ruh sara sara \nGelip de geçendir hayat mevsimi \n\nBazen dertli bazen dertlerden ırak \nBazen yağış dolu bazen de kurak \nBir günden geç doğup erken batarak \nGelip de gidendir hayat mevsimi \nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat mı?",
        "poet": "Hasan Can",
        "poem": "\n\nÇok sorular soruldu hayat hakkın da, bir tek cevap alını, o da 'hayat mı? '\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat (Murat Çakır'dan)",
        "poet": "Mehmet Ali Şahin",
        "poem": "\n\nHayat, hayat......\nÜffff sıkıldım! \nBitse de gitsek.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Nasıl Olur",
        "poet": "Nilüfer Gümüş",
        "poem": "\n\nÇok değer verdiğin\nDeğerini bilemiyorsa\nBir anda feleğini şaşırır insan\nHayat,hayat nasıl olur acaba? ...25 Şubat 2013 ·\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Mutfağı",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nBir kavanoza dönüşeceğim\nVe bir rafta yerimi alacağım\nHayat mutfağında\n\nHayat mutfağında\nPişiyor insan\nSıarsı gelince\nDökülüyor kavanozdan\nTane tane\nEn güzel yemek olmak için\nHaydut suratlı sevdalara\n\nPiştiğinde anlıyorsun\nBir hiç olduğunu\nBir kaşık yemek gibi\nSinsi bir yanlızlığın boğazından\nİniyorsun midesine\nGülünç bir komedinin\nKavanozunu özlüyorsun\nHayat mutfağında\nSen hayatın\nEn garip mutfağında\nDuruyorsun......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat,mutluluk ve başarı(Deneme)",
        "poet": "Yıldırım Yıldıran",
        "poem": "\n\nHayat,mutluluk ve başarı sorgulanmaya değer bence.Sizce yaşam nedir? Mutluluk ne ile ölçülür? Kim başarılıdır? Her başarılı insan mutlu mudur? Her mutlu insan başarılı mıdır? Mutlu ve başarılı insan yaşama ne verir,yaşamdan neler alır? \n Hayat akıp giden bir ırmak,bir süreç ama sonu var.Bazen dalgalı bir deniz,bazen süt liman ama kesin olan bu ırmağın hep aktığı ve eninde sonunda denize kavuşacağıdır.Geri akıtamayız onu,yavaşladığını sanırız bazen de hızlandığını.\n  Hayatlarımızı zehir eden takıntılarımız, kuruntularımız,beklentilerimiz ve pişmanlıklarımız.Hele ki beklentilerimiz yüksekse vay halimize.Bir kaç soruyla devam edelim; kim daha mutlu? Şu şen şakrak kahkahalar atan kadın mı,hep gülen şu adam mı,karnı doyan   şu bebek mi,bir harf daha öğreten öğretmenimiz mi,bir can daha kurtaran doktorumuz mu,yoksa servetini saymakla ömrünü harcayan şu adam mı,gecelerde kendini tüketen kendini sanatçı sayanlar mı yoksa üreten gerçek sanatçılarımız mı? \n  Bize öğretilenler nedir peki? Oku,çalış,başarılı ol,iş güç sahibi ol,evlen vb. Mutlu musun peki soran yok onu sadece sen bilirsin dostum.Doğrudur paranın gücü ve cazibesi insani zafiyetlerimize ilaçtır ama mutlu da etmez çok zaman bizleri bilirsiniz.Tüm zenginlerimiz mutludur da akşama kadar soğukta çalışıp gece evine gelip sıcak bir çorba içenlerimiz mutsuz mudur peki? \n Bilinen tarihten bu yana herkes bir mutluluk tarifi yaptı(ya da yaptığını sandı)  ama formülü yok gerçekten onun,herkse özgü,herkes için farklı ve özgündür o.Mutluluğun nedenlerini bilemem ama bizi mutsuz eden o kadar çok neden var ki yeter ki aramayın dostlarım,örneğin takıntılarımız,kuruntularımız,öğrenilmiş çaresizliklerimiz,çevremiz,gelecek kaygılarımız,geçmiş pişmanlıklarımız vb. uzar gider bu liste yeter ki isteyelim mutsuz olmayı  o kadar çok sebep buluruz ki.Kısacası geleceği beklerken,geçmişimizle cebelleşirken(uğraşırken)  bu günümüz öldürüyoruz artık vazgeçelim bu gün katilliğinden.Bulunduğumuz zamanın tadını da çıkarmak  belki kısa bir reçete olacaktır sanırım bizlere.Peki mutluluk nerede aranmalı? Öpülmemiş ve sevilmemiş çocuklarımızda mı,aşık olduğumuz ama söyleyemediğimiz bir kadın veya erkekte mi,hep saklanmış hiç giyilmemiş bir kıyafette mi,hiç yenmeyen bir yemekte mi,bir kuşun kanadında,balığın gözünde mi? Yoksa Kaf dağının arkasında mı  mutluluk bir düşünün  bakalım yoksa yanı başımızda mıdır o?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Ne De",
        "poet": "İkram Gökhan Akcebe",
        "poem": "\n\nHayat, ne de acımazsın,\n Sen sökersin, biz dikeriz.\n\n Hayat, ne de yorucusun,\n Sen biçerken, biz döveriz.\n\n Hayat, ne çok şey istersin,\n Sen zenginsin, biz fakiriz.\n\n Hayat, ne de tembelsin,\n Sen uyurken, biz gezeriz.\n\n Hayat, ne kadar zalimsin,\n Sen yaşarsın, biz ölürüz.\n\n Hayat, ne çok öfkelisin,\n Sen küserken, biz barışırız.\n\n Hayat, ne de bencilsin,\n Sen artarsın, biz azalırız.\n\n Hayat, ne de vefasızsın,\n Sen unuturken, biz özleriz.\n\n Hayat, ne kadar büyüksün,\n Sen özgürsün, biz esiriz.\n\n Hayat, ne de sevimsizsin,\n Sen gülerken, biz ağlarız.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Ne Güzel Bugün",
        "poet": "Ozan Rari",
        "poem": "\n\nSıcak bir gülümseme, ardından günaydın sözcüğü\nSarar içimi duygular ne hoştur onlar\nGiderim okuluma kalbim sanki fırlayacak yerimden\nGirdiğim dersleri dinler, artırırım seviyemi\nBilgilenmek, yeni birşeyi öğrenmenin heyecanı\nYemek arası gelir arkadaşlarla otururuz\nÜstüne cigaramıda içersem değmeyin keyfime\nZiller çalar için için\nBiter coşkulu günüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Ne Garip",
        "poet": "Ömer Yücel ",
        "poem": "\n\nNe varsa dünyada bir rüya demek\nBiraz da hayatı boşvermek gerek\nHer şeyin çaresi sevmektir sevmek\nHayat devam ediyor bak\nEn güzel şey mutlu olmak\nGideceğiz çırılçıplak\nHayat ne garip ooof\nHayat çok garip\n\nGün gelir yalnizlik korkusu cöker\nHayat film gibi 'son' yazar, biter\nDert etme kendine, gülümse yeter\nHayat devam ediyor bak\nEn güzel şey mutlu olmak\nGideceğiz çırılçıplak\nHayat ne garip ooff\nHayat çok garip\n\nYalan olur bir gün yalan\nYaşadığın aşkın sevdan\nYaradandır baki kalan\nHayat ne garip offf\nHayat çok garip\n\nCem Karaca'dan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Ne Güzel",
        "poet": "Mahmut Yumuşak",
        "poem": "\n\nAğaçlar yemyeşil, hayat veriyor\nKırlarda çiçekler, neşe saçıyor,\nKuzular meleşip, cirit atıyor,\nYaşamak ne güzel, hayat ne güzel.\n\nDağlar sıra sıra bize bakıyor,\nSerçe, kırlangıçlar gökte uçuyor,\nGöllerde, ördekler, kulaç atıyor\nYaşamak ne güzel, hayat ne güzel.\n\nOkuma sevinci çok içimizde,\nÖğretmene saygı var hepimizde,\nVatan bayrak aşkı bedenimizde,\nYaşamak ne güzel, hayat ne güzel.\n\nOkuyup, öğretmen olmak isteriz,\nAtamızın peşinden, koşar gideriz,\nAy Yıldız Bayrağı sever, öperiz,\nYaşamak ne güzel, hayat ne güzel.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Nedir?",
        "poet": "Selami Utkan",
        "poem": "\n\nHAYAT\n\nHayat farklıdır herkesin zihninde,\nBir dert yumağıdır kimisinde,\nBir tatlı rüyadır kimisinde.\n\nHayat  kırmızı güldür, bir aşığın elinde.\nHayat iki mısradan ibarettir, bir şairin dilinde,\nHayat sadece şöhrettir, bir zenginin cebinde.\nHayat bitmeyen çiledir, bir fakirin gözünde,\nHayat hamallıktır, bir işçinin her sözünde,\nHayat biraz gülmektir, bir hastanın yüzünde.\n\nHayat uzanıp yatmaktır, bir ağacın gölgesinde,\nHayat özgürlüktür, bir tutsağın hücresinde,\nHayat sürekli ölümdür, bir kaçakçının ensesinde.\nHayat ağıt yakmaktır, bir annenin sesinde,\nHayat geçmişe dönmektir, bir yaşlının penceresinde,\nHayat akıp giden bir sudur, kendi deresinde.\n\n               03.12.2006 Pazar \n                 Selami UTKAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Ne Güzel Olur",
        "poet": "İbrahim Halil Timuçin",
        "poem": "\n\nKuruyan çöller yeşerirse\nÇatlayan dudaklar gülse\nAkan göz yaşları dinse\nGör hayat ne güzel olur\n\nAyrılık kader olmasa\nHerkez kardeşçe yaşasa\nKurtla koyun dost olur\nGör hayat ne güzel olur\n\nSevmeyen kalpler bir sevse\nHerkez sevdiğine kavuşsa\nBütün darğınlıklar bitse\nGör hayat ne güzel olur\n\nDil din renk yoktur bizde\nBizce herkes kardeştir\nDüşmanlık yok dostluk bizde\nGör hayat ne güzel olur\n\nGel dostum elele verelim\nDostluğa doğru gidelim\nSavaşlara son verelim\nGör hayat ne güzel olur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat nedir?",
        "poet": "Ömer Çetinkaya 2",
        "poem": "\n\nHAYAT NEDİR? \n\nDoğdum yaşadım ve öldüm.\nÖmür denen hayat nedir? \nKıvrım kıvrım hayat yolu,\nDoğru renen bu hat nedir? \n* *\nAlemi ervahdan yola\nÇıktım ve vermedim mola,\nYalpa vurdum sağa sola,\nKırık kol ve kanat nedir? \n* * \nRahmi medar mola yerim,\nHer nefeste Allah(cc)  derim,\nGece ve gündüz giderim,\nBu ulu seyahat nedir? \n* *\nDoğdum Dünya sınav yerim,\nBilmem ki kaç yıl seferim,\nHep senin rızanı isterim,\nArtı eksi vasat nedir? \n* *\nGençlik olgunluk yaşlılık,\nBir soydaki en başlılık,\nSorum sa dertle aşlılık,\nHayat boyu kesat nedir? \n* *\nOğlanı kızı büyüttüm,\nCongeri’yim yanıp tüttüm ! \nHayata elvedaa ettim,\nDünya acı bu tat nedir? ...\n * *\n\n                    Ömer Çetinkaya\n                          Congeri\n                      20.01.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Nedir?",
        "poet": "Kemal Tağa",
        "poem": "\n\nHayat\nHayat\nBazen gülmek,sevmek\nVe sevilmek değildir ki\nYemek,içmektir\nNefes almak\nYürümektir hayat.\nBazen de,\nÖzlemektir\nDostlarınla buluşmak,\nDerdini paylaşmaktır.\nBazen de hayat\nDuygularını acı ile\nBazen de neşe ile\nYaşamaktır.\nHayat bazende\nÖyle bir şeydir ki\nSonsuzluktur,\nYok oluştur,\nHep susmak,\nKonuşamamaktır,\nSevdiklerini\nBir daha görememek,\nHer şeye veda etmektir.\nYani hayat\nBazende ölmektir,\nAma ölüm\nNe bazendir\nNe başka bir şey\nBir bedenin\nBir hayatın\nNoktasıdır\nÖlüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Ne midir?",
        "poet": "Yüksel Önaçan",
        "poem": "\n\nHayat, hasta yatağına düşmeden ayakta kalabilmenin zaferini taşıyabilmektir.\n\nBir bebek kokusunu algılamak, ağlayan bir çocuk, kimsesiz bir yaşlı, bir hasta, bir özürlü gördüğünde kendini onun yerine koymaktır da.\n\nKimi zaman okyanuslara dalıp, nefessiz kalmaktır. Kimi zamanda anlamsız kahkahalar atmaktır.\n\nÇıtır çıtır yanan sobanın üzerinde hazır bekleyen çayı bardağa doldurup, pencere önüne oturup yudumlarken yağan yağmuru, karı seyretmektir. Ya da yağmur altında kalıp sırılsıklam ıslanmak, kar altında kalıp iliklere dek üşümektir.\n\nBazen da kışın en acımasız soğuğunda çırılçıplak, inmeye cesaret edemediğiniz buzlu bir tepeden aşağılara kaymaktır.\n\nİlkbaharı görmektir. Her rengi incelemektir ve derinlere dalmaktır. Yazı kucaklamak, doğumlara yatmış sonbaharı okşamak, kışın ise koşmaktır. \n\nYaz güneşini karanlık gecelerde lazım olur diye avuç içinde hapsedebilmektir.\n\nBaşkalarının yanlışlarını görerek doğruyu bulmak ve erken yaşlanmaktır.\n\nBir gülü sevmek, dikenleri yüreğinize batıncaya kadar sevmektir. Ve dikenine katlanmak zorunda olmadığınızı bilmektir.\n\nÇoğu kez hayat, yakındakilere saygı, sevgi, şefkat sunarken uzaktakileri ihmal etmek, hatta unutmaktır.\n\nBazen da sevdadır. Kavun sanıp uzandığının kelek çıkması gibi hüsrana da uğratır; hazlar okyanusunda yur da.. \n\nDalbarda ak çamaşırdır. Katıklı, katıksız fırtınalar döver. Leke aldığı gibi tertemiz kalabilmektir de.\n\nDemir parmaklıklar gerisinde olsun, gurbette olsun, özgürlüktür.\n\nHayat bazan dar ayakkabılarla uzun yıllar yürümektir. Erken yaşlanıp, o dar ayakkabıları çıkarmak, gerekirse yalınayak yürümektir.\n\nYüksel ÖNAÇAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat nedir?",
        "poet": "Ömer Çetinkaya",
        "poem": "\n\nHAYAT NEDİR? \n\nDoğdum yaşadım ve öldüm. \nÖmür denen hayat nedir? \nKıvrım kıvrım hayat yolu, \nDoğru renen bu hat nedir? \n* * \nAlemi ervahdan yola \nÇıktım ve vermedim mola, \nYalpa vurdum sağa sola, \nKırık kol ve kanat nedir? \n* * \nRahmi medar mola yerim, \nHer nefeste Allah(cc)  derim, \nGece ve gündüz giderim, \nBu ulu seyahat nedir? \n* * \nDoğdum Dünya sınav yerim, \nBilmem ki kaç yıl seferim, \nHep senin rızanı isterim, \nArtı eksi vasat nedir? \n* * \nGençlik olgunluk yaşlılık, \nBir soydaki en başlılık, \nSorum sa dertle aşlılık, \nHayat boyu kesat nedir? \n* * \nOğlanı kızı büyüttüm, \nCongeri’yim yanıp tüttüm! \nHayata elvedaa ettim, \nDünya acı bu tat nedir? ... \n* * \n\nÖmer Çetinkaya \nCongeri \n20.01.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat ne",
        "poet": "Muhlis Şutanrıkulu",
        "poem": "\n\nbazen bir nefestir\nyaşadığımız hayat\nduyduğumuz sestir\nyaşadığımız hayat\n\niş ekmek kavgası\nkurulmuş kurtlar sofrası\niçinde insan sevdası\ngibidir yaşadığımız hayat\n\nbarındırır varlıkla yokluk\nözlemimiz çoluk çocuk\naradığımızda mutluluk\nbeklentimiz budur hayat\n\ngüzel bir türkü gibidir\ndost meclisinde sevğidir\nozanın telinde övğüdür\ngeçip giden bu hayat\n\nhiç eksik olmaz kavgası\nsürdüğümüz umut tarlası\numutla başlayan aşk sonrası\ngibidir yaşadığımız hayat\n\nuzun soluklu koşudur\n soğuk içtiğimiz  sudur\nsevda ülkesinei neden yoldur\nçok sevdiğimiz bu hayat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HAYAT NEDEN HEP ACIMASıZ OLUYORSUN",
        "poet": "Reyhan Altaş Şairler Dünyası Grubu",
        "poem": "\n\n***HAYAT NEDEN HEP ACIMASIZ OLUYORSUN***  (Yeni) \n\nHayat hep acımsız oluyorsun beni ağlatıp duruyorsun \nBana vurunca sen nedense hep canımıda acıtıyorsun \nSen nedense hiç acımıyorsun vurmadan duramıyorsun \nBeni kırılmaz mı sandın sende durmadan savuruyorsun \nAh hayat sense bana bir dost gibi hiç davranmıyorsun \nVuruyorsunda birde bana sus sakın ağlama diyorsun \n\nSende benim canımı hep yakıyorsunda aldırmıyorsun \nSöylesene sen canımı yakmaktan zevk mi alıyorsun \nBir kerecik olsun sende bana neden hiç gülmüyorsun \nHayat sen bana gülümsemeyide hiç beceremiyorsun \nHayat neden banada annem gibi hiç davranmıyorsun \nVuruyorsunda birde bana sus sakın ağlama diyorsun \n\nAğladığımda banada durmadan hep kızıp duruyorsun \nVuruyorsun da hemde neden ağladığımı soruyorsun \nAh sen hayat neden benide annem gibi sevmiyorsun \nSen vurdunmu beni hep yerlere yapıştırıp duruyorsun \nAh hayat sense bana annem gibi de davranmıyorsun \nVuruyorsunda birde bana sus sakın ağlama diyorsun \n\nBirde sen hayat neden bana hep acımasız oluyorsun \nBeni durmadan bu yalan dünyada ağlatıp duruyorsun \nSen bana vuruyorsun canımıda durmadan acıtıyorsun \nCanımı yakıyorsun birde hadi bana gülümse diyorsun \nAh hayat sense bana annem gibi hiç davranmıyorsun \nVuruyorsunda birde bana sus sakın ağlama diyorsun \n\nReyhan Altaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat nedir...",
        "poet": "Ali Efeoğlu",
        "poem": "\n\nHayat nedir? \nBirazcık sevgi\nBolca acı,\nAyrılıklar,\nİhanet? \n\nKalbinde ki sevgi ırmaklarını,sevgiliye doğru akıtmak\nYaşanmış güzellikleri,anlamsız sürtüşmelere kurban etmek? \n\nDaha önceleri nerelerdeydin,diye sormak\nAman inceldiği yerden kopsun demek? \n\nMutlu birlikteliklerin tadını çıkarmak\nYalnız gecelerinde kahveni içmek? \n\nYaşanmamış çocukluğunun anılarıyla yaşamak,\nAynı dertleri çocuklarına da musallat etmek? \n\nİyi kalpli ve efendi olmak,\nŞerrinden şiddetinden yaka silkmek? \n\nİyi bir yurttaş olmak,\nVatana ihanet etmek? \n\nHayat nedir? \nBirazcık sevgi,\nBolca acı,\nAyrılıklar,\nİhanet! \n\n4.Ekim.2010.İzmir\nAli Efeoğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat(nedir sorusuna cevabı)",
        "poet": "Fetih Sait Akkaya",
        "poem": "\n\ndur durak bilmez deli çağlayanda\ntersine yüzmektir HAYAT,kos kocaman kulaçlarla...\nyeri yerinden oynatan volkanın patlamasında\nderin bir nefes alabilmektir hayat...\n\nbir yaramaz çocuk misali\nhoyrat esen rüzgarlarda,düşmeden durabilmektir\nayakta....\nson nefesinde bile\nölüme'korkmyorum senden'diye bilmektir hayat\n\ndeli sevdaları yeşerten yüreği sevebilmek,bir bakışta aşık olmuş gönüle\nsahip çıkabilmektir hayat\n\nsuyun berraklığında \ngök yüzünün mavisinde\ngecenin siyahında\n\n'MUTLU OLABİLMEKTİR HAYAT'\n\nama seninle \nama sensiz...MUTLU OLABİLMEKTİR \n'HAYAT'\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat nedir? Gaziantepli bestekar-şair Erol Güngör şiiri",
        "poet": "Erol Güngör",
        "poem": "\n\nH     Herkesin hakkına, saygı duyarak\nA     Aşkını ömrünce, unutmayarak\nY     Yasalar içinde, özgür kalarak\nA     Aile bağını, hep koruyarak\nT     Tertemiz yürekle, sevmek demektir…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Ödevi",
        "poet": "Aydın Baykara",
        "poem": "\n\nVerirler ilkokulda, okuyan oğluna \nEv ödevi derler “Yaz, geleni aklına\nDenilecek insanla, hayvanın farkına! ”\n“Yeter artık” der baba, Allah’ın aşkına\n\nBu ödev saçmalığı, nasıl nerde biter? \n\"Anlatayım yine de\" der keyifsiz Peder \n\"Bizleri hayvanlardan, ayıran akıl\" der\nSorulunca \"Akıl ne? \", der “Haydi cevap ver! ”\n\nBir süre baş kaşıyıp, hayli düşünerek\n“Bak şu TV’ye kızım” dedi övünerek\n-Bulduğunu sanarak, önünde bir örnek-\n“Aydınlanıyorsunuz, dünyayı görerek”\n\nBu tür buluşu yapan, neyse odur akıl\nKimisinde tamtakır, bazen plajda çakıl\nBeyinde çok olurmuş, kalmazsa başta kıl\nDerlerse de demem ki dazlağa takıl\n\nGözü televizyonda, \"Nerdeydik? \" der baba\nUğraş araştır düşün, gereklidir çaba \nAkıl bunlardır işte, etme vakti heba\nHizmet et insanlığa, giresin sevaba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Nehri",
        "poet": "Sıtkı Sezgin Ergün",
        "poem": "\n\nMetalik renklerde yansıyan acılar milenyumlu gecelerde, parlak zevkler içinde\nYalnız, sade, gösterişsiz ölümler di mi? \nRuhunu ölümsüzlük limanına bağlayan, kayıkçı ile kaynaşan\nGri nehirler önünde,  altında sürünen sevgilerin \nKimse yok burada tek’sin sonunda\nUzaktan izle beni soluma dokunmadan\nDokunmadan seviş benimle, yüzünü görmeyim,\nBakmadan öldür beni diğer yüzünle seveyim seni….\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Nedir?",
        "poet": "Mustafa Acıoğlu",
        "poem": "\n\nAmansızdır hayat\nHayat kavgası acımasız\nHer zaman olduğu gibi\nHala olanlar\nKüçük balıkları\nYutar büyük balıklar\nSömürü bitmez\nYıkılsa da feodalite\nDefolsa da ağalar\n\nBir kavganın içindeyiz\nYenmek ve yenilmek\nGöreceli kavramlar\nMustazafın yüreğini\nKemiriyor hala\nMüstekbir kodamanlar\n\nAmansızdır hayat\nEkmek midesindedir\nGayrı aslanın\nElini verdin mi artık\nKendini kurtaramazsın\nKolundan zaten\nVazgeçmiş olmalısın\n\nHayatın hayatına\nSon vermek gerekiyor\nNe sınıfsal varlıklar\nNe dinsel birliktelikler\nNe de araçlar ve vasıtalar\nEmek ve sermaye\nDeğil bu azgınlığın sebebi\n\nHayatın hayata \nİnkılab etmesi\nGerekiyor veyahut ta\nBu kavram kargaşasına\nSon vermek yada\nHayat bildiğimiz hayat ise\nYaşadığımız hayata\nHayat demek aptallık\nHayat bilmediğimiz\nBir done ise\nHayat edebiyatı\nYapmak kabalık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Neye Benzer",
        "poet": "Kemal Tekir",
        "poem": "\n\nHayat bir şaraba benzer,\nİnsanları sarhoş eder.\nHayat bir güle benzer,\nSararıp,solar gider.\nHayat tiyatroya benzer,\nİç içe geçmiş sahneler.\nHayat hikayeye benzer,\nBazen bir solukta biter.\nHayat bir romana benzer,\nBazen çok uzun sürer.\nHayat bir şarkıya benzer,\nİçinde hem neşe,hem keder.\nHayat yolculuğa benzer,\nKısa veya uzun sürer.\nHayat değirmene benzer,\nHer şeyi öğütür geçer.\nHayat silindire benzer,\nİnsanları ezer,geçer.\nHayat yanardağa benzer,\nAra sıra patlar,söner.\nHayat bir depreme benzer,\nHer şeyi alt üst eder.\nHayat bir yağmura benzer,\nYavaş hızlı,yağar biter.\nHayat fırtınaya benzer,\nBazen her şeyi sürükler.\nHayat bir dalgaya benzer,\nAniden kabarır,biter.\nHayat bir tipiye benzer,\nİnsanı perişan eder.\nHayat bir nehre benzer,\nAkar denizlere gider.\nHayat  bazen filme benzer,\nSevinçli,acıklı sahneler.\nHayat azgın sele benzer,\nİnsanı sürükler gider.\nHayat bazen aşka benzer,\nSevinç.neşe,acı,keder.\nHayat bir baruta benzer,\nBir atımlıktır biter.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Ocağı",
        "poet": "Sevim Aktaş 2",
        "poem": "\n\nAdına ABİDE'ler dikilse olur, yoluna çiçekler dökülse olur\nHayat ocağınız sanki bir okul alınacak dersler var bilin ne olur\nNerede meyveli ağaç var ise taşlatan,taşlayan eller çok olur\nO eller bilmezmi'ki Ağaç,Kök sağlam\nRengini,meyvesini,tadını korur\nAlacağı ders kalmamış vermekten başka\nMesnevi'yi okumuş işlemiş AŞK'la\nArzusu kalmamış ALLAH'tan başka\nNeyin tecellici varki sorulur...18-4-2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Nefes Aldığın Kadardır..................",
        "poet": "Hatice Geçkil",
        "poem": "\n\nHayat nefes aldığın kadardır ötesi olmaz…aldığım nefes beni boğmaya çalışırken zoraki tutunmak sarılmak hayata bazen ağır geliyor….dönemeçlerde tökezlemek bazen yıkılırken tutunmak bazen sanki hayatı omzumda gereksiz bir yük gibi görmek…acıyor canım derinden acıyor yıllar hesapsızca kitapsızca geçerken neden benimde insan olduğumu unutturdular neydi ki suçum….kime ne kötülük etmiştim ki  kimin canını yaktım ki …kendimden başka…yıllara yollara hayat meydan okurken kimi kanattım  ki  yüreğimden başka.. bir kapıyım hayatın evinde kilitsiz….her çile kapısı sonuna kadar açık…..Kimi dikenli güllerin ve kimisi sahte seslerin karanlık her satırda sayfalar  yalanlar riyalar sahte yüzler….bir görselerdi eğer insanlar insan yüreğini böyle harcamazlardı her sevgiyi…………………..EY SEVGİLİ…. Sende bir gün sesimi duyamayacaksın ne izim nede gölgemi  bulamayacaksın…..hayatla  her türlü kumarı oynadım ama hiç hile yapmadım.. tıpkı hayat gibi sende bana hile yaptın ve sen kazandın………………..bir gün belki sende ağlayacaksın elinden telefon seninde düşmeyecek  aranmayı bekleyeceksin  beklide  sesini duymayı  belki çok canın yanacak keşkeler saracak her  yanını  o her çaldığında  için acıyacak belki de  ağlamaklı konuşacaksın………..hani aradığı günler var ya işte o günler gelecek aklına  kimseler anlamayacak halinden hani seni çok sevdim yada seni ölesiye sevdim dediklerin var  yaa  olmayacaklar yanında çünkü sahte sevgiler çıkarına sevenler  senle sevgiyi çabuk harcarlar ……………..işte  o an beni anladığında hayatın zorlukları arasında sana nasıl sadakatle  kar beyazı  sevgimi  sunduğumu ve yürekten ve temiz ve  safça  ve serserice ve bir dağda açan karçiçeği  gibi yüreğimi o an anlayacaksın ama…………………………………..üzgünüm ………………….\ndur’ demek isterdim akıp giden sevgiliye \nVe ömrümü çalan karanlıklara ‘elveda’… \n\nve günler güneşi unuttum nasıldı sensiz aydınlığı unuttum karanlıktı gecem sessiz ….seni aradı gözlerim masam boştu hayalindi eşlik eden birde bir de işte öyle..kanayan bir yüreğim var benim sana hasret gözlerim var benim birde bir de seni sevmekten yorulmayan kalbim….nedensizdi niçin sizdi ama biraz yorgun … sevmekten değildi yorgunluğu özlemlerindendi sana olan özlemiydi kanadığı… ılık ılık akıyordu yüreğine göz yaşlarım hani hani var ya seni seviyorum dediğim o masa bile ağlıyordu halime…..gökteki yıldızlar nasıl kopardaki işte Bende öyle tutkundum sana \nHem korkarak hem de severek yaşadım seni… Sevgiler azar azar yitip gider. Esen her rüzgar yanaklarında kurutur.... Canımı Acıttı Sözlerin Kalbim Acıdı da Sustum.... Ama yine de yürürsün. Bir sonraki adımın boşluk olsa bile... O kadar çok sevmiştim ki seni sevmekten vazgeçemedim.... Yinede şikayet etmezdim.. Çünkü senin için her şey göze alınırdı..... Bil ki sevmekten vazgeçmedim seni Bil ki seninle birlikte sevdanı da... Sana söz sevgili, seni sensiz büyüteceğim sisi eksik olmayan sabahlarda.... \n\nkarçiçeği nazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Nedir Anne?",
        "poet": "Yusuf Hayaloğlu",
        "poem": "\n\nbenim hiç sapanım olmadı anne, \nne kuşları vurdum, \nne de kimsenin camını kırdım... \nçok uslu bir çocuk değildim ama, \nseni hiç kırmadım, hep boynumu kırdım. \nben hayatım boyunca \nbir tek kendimi vurdum! .. \n\nsuskun görünsem de, \nfırtınalı ve mağrurdum anne. \nbir mızrak gibi, \naynada hep dik durdum anne! .. \nben sana hiçbir gün laf getirmedim, \nleke sürmedim. \nama göğsümü çok hırpaladım, \nkalbimi çok yordum... \nben hayatım boyunca, en çok kendimi sordum! ... \n\nbenim hiç sevgilim olmadı anne, \nne bir yuva kurdum, \nne bir gün şansım güldü... \nöpemeden bir bebeğin gidişini, \ntükendi gitti çağım... \nkimi yürekten sevdiysem, \nyüreğini başkasına böldü... \nbir muhabbet kuşum vardı, \no da yalnızlıktan öldü... \n\nsen beni göğsünde \nhep acılarla mı soğurdun anne? \nyoksa evlat diye, \nkoca bir taş mı doğurdun anne? \neziyet değilim, zahmet değilim, \nmusibet hiç değilim; \nbir senin mi balına sinek kondu, söylesene! \ndoğurdun da beni, \nne ile yoğurdun anne? \n\nbenim hiç hayalim olmadı anne... \nne seni rahat ettirdim, \nne kendim ettim rahat... \nbir mutluluk fotoğrafı bile çektirmedi bu hayat! \nkaybolmuş bir anahtar kadar \nsahipsizim anne... \nne omzumda bir dost eli, \nne saçımda bir şefkat... \n\nsay ki yollardan akan, \nşu faydasız çamurdum anne... \nsay ki ıslanmaktım, üşümektim, \nsay ki yağmurdum anne! \nbunca yıldır gözyaşlarını, \nhangi denizlere sakladın? \noy ben öleyim, \nSen beni ne diye doğurdun anne?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Hayat Öğretir! *",
        "poet": "Ayhan Durmuş",
        "poem": "\n\nVızır vızır akan trafiğin ta kendisidir hayat! \n\nAna caddelerin sarmalları, yan yollar; onları adeta içinden çıkılmaz hâle getiren karanlık ara sokaklar, daha beteri, çıkmazlar hayatın kollarıdır, bacaklarıdır, gövdesidir.... Kendisidir...\n\nİster yaya, ister füze misali koşturan aya, ister miskin, ister neft yağı sürülmüş gibi dört nala, caddede olmak, sokağa çıkmak, çıkmaza girmek, girip de çıkmak, akıllanmak, akıllanmamak, uslanmak, dibine varmak, insanlığın hâlleridir...\n\nHerşey insanlığın olduğu yere kadardır...\n\nBittiği yerde 'insanlığın' ışık da yoktur, karmaşa koldur, kuvvet trafiği arap saçıdır! Kalabalık çoktur...\n\nÖğrenmeye niyeti olmasa  bile hayatın acalesi hiç yoktur... \n\nAkıllıya yedisinde, akılsıza iş bitiminde öğretir hayat, ama mutlaka öğretir...\n\nÖğrenmeden gitmenin mümkünü yoktur! \n\n'Dersini almış da ediyor ezber...' diyenlere kulak kabartmak, demek istediğini anlamak, dersin ne olduğuna, ezberin anlamına kafa yormak insanın yetilerini sorgulamak, gıdıklamak, harekete geçirmek, hızlanmak, insanlık yolunda koşmak, trafiği rahatlatmanın gereğine hizmettir,\ninsanlığa hizmettir...\n\nRisk, taşın altına konulan eldedir, parmak sayısını aşmamak, riske aşık olmamak, alışmamak oyunun kuralıdır... \n\nHer aşk bir risktir! Risk almadan yaşanmayacağı gibi, alışkanlığa dönüşümler de aşkı yaşatmaz...\n\nHayat baş öğretmen, \nbiz ömürlük öğrenci, \nöğrenmeye devam!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Öğretti",
        "poet": "İsmail Baharşen",
        "poem": "\n\nbedeli pahalıdır yaşam dediğinin\nbana bu gerçeği hayat öğretti\nanlarsın zamanın geçtiğinin\nbana bu düzeni hayat öğretti..\n\nhelal haram ayrımsız cehennem\naşk bulursan yarana merhem\ninsanlar mahsul yııllar değirmen\nbana bu zinciri hayat öğretti..\n\ngeceler sessiz geceler soğuk \nkaranlıktan görünmez ufuk\naşk kokan çiçekler soluk\nbana bu mevsimi hayat öğretti...\n\ndüşmanın dostun farksızdır artık\nkurşun yarayı açmıştır artık\nyaşın kırkları aşmıştır artık\nbana bu mahşeri hayat öğretti\nbana bu filmi hayat izletti...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat olayı",
        "poet": "Mustafa İleri",
        "poem": "\n\nHayat denen olay\nBir imtihan sahasıdır\nŞakaya gelen tarafı yok\nDerbederliktir alışkanlığı\n\nDağınık kafalar\nZinde değil ruhlar\nHer günü ile kavgalar\nHayat denen olayda\n\n07.11.1998\tÇorlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Öğretiyor Acı Acı",
        "poet": "Arda Girgin",
        "poem": "\n\nAteşe düştüm\nHamdım piştim\nYandım söndüm\nÖzüme döndüm\n\nHayat öğretiyor acı acı\nAğır oluyor hep sınavı\nBen tembel bir öğrenci\nBir türlü geçemedim sınıfı\n\nAçtım soldum\nBoştum doldum\nBir kez güldüm\nBin kez öldüm\n\n07.04.2012\\ 00:36\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Okulu",
        "poet": "Güner Kaymak",
        "poem": "\n\nFen ilimler ile kamil olunmaz \nHayat okulunda ders almayınca \nCehalete asla care bulunmaz \nHayat okulunda ders almayınca \n\nİlim teknoloji araçtır araç \nİnsan sevgisidir en kutsal amaç \nYalnız teoriyle boşadır ugraş \nHayat okulunda ders almayınca \n\nBeşikten mezara hayat okulu \nOnunla bulursun en doğru yolu \nKırılır barışın kanadı kolu \nHayat okulunda ders almayınca \n\nHayat okuluna hep önem verdim \nAşkı yüreğime işledim ördüm \nNice diplomalı cahiller gördüm \nHayat okulunda ders almayınca \n\nDehşet birşey bakın atasözleri \nYıllar boyu aydınlattı bizleri \nBunu görmeyenin kordür gözleri \nHayat okulunda ders almayınca \n\nOzan Güner bu okulda talebe \nHemi öğretmendir hemde hademe \nInsan rezil olur cümle aleme \nHayat okulunda ders almayınca \n\nOzan Güner Kaymak\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hayat Öldüresiye Yaşatır Kendini",
        "poet": "Şair 06081945",
        "poem": "\n\nhayat rengarenk bir resim gibidir\niçinde ebru çiçekler açan\nhayat karanlık bir oda gibidir\nkendisinden yoksun varolan\n\nve alırken zaman kendi demini\nhayat öldüresiye yaşatır kendini\nve çalarken zevk neşe keder huzur dünyadan\nhayat sevdirir sana kendi işkencesini\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat okulu",
        "poet": "Kenan Ertürk",
        "poem": "\n\nHAYAT OKULU\n\nBu bambaşka bir okul\nYa kazanır yada ebediyen kaybedersin\nBunda ikinci bir şans yok\nBunun adı hayat okulu\n\nTutunacak dal bulduysan, Hiç bırakma sıkıca tut\nKırılırsa dalın kaybeden olursun,Tıpkı benim gibi\nŞimdi tutunacak dalım yok, Kaybettim ben tüm ümitlerimi\nBu başka okul,bunun adı hayat okulu\n\nSınav yok,soru yok, kopya yok\nTek bir şans var, yada sonsuza kadar yok\nKaybedersen eğer, bütün çabaların boşa gider\nBu okul başka okul, adı ise hayat okulu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Olmak",
        "poet": "Servet Seymen",
        "poem": "\n\nHayatın menşe-ı esasiyyesi, mutlak bir hayattır. Ondan ötesini düşünmek gaflettir. Ondan gerisini düşünmek belahettir.\n\n              Unutma ey insan! Herşey birşeyi zikreder. Tıpkı birşeyin herşeyi zikrettiği gibi. Nasıl ki herşey bir şeyi bilmekten şek ve şüphe içinde olmadığı gibi, birşey de herşeyi şeksiz-şüphesiz bilir. Zira biz, zira herşey, kendisiyle muhatap olanını bilir ve bildiği için muhatap. Tıpkı birşey herşeyle muhatap olduğu gibi.\n\n               Oysa ki, hayvanattan nebatata ve oradan da beşer ve cinnilere kadar her fani ve aciz unsur, güneşe hayat veremez, ama o güneş ki hepsinin üzerine tatlı nice hayatlar serpiyor. Evet, bir bitkinin çiçeğiyle verdiği selam güneştendir. Selamdan hemen sonraki meyve de elbette bir şems-ı nazeninin kemal-ı ikramıdır. Dalı-budağı, yemyeşil yaprak ve misk-ı amber misali kokusu da… demek oluyor ki ey zalim ve gaddar nefsim! O bitki ki, muhatap olduğu bir şems-ı münevverdir. Bir taş parçası değil.! Ey eşreful-mevcudat! O taş ki; toprak kadar tevazu, toprak kadar nimettar, toprak kadar alçakgönüllü ve merhamet için, tüm mevcudiyye-ı asliyyesiyle şems-ı toraba döner ve teslim olur. Teslim olan her yalçın toprak olma müstahakına ermiştir. Toprak küsmez. Toprak, yediği her yumruk mukabilince onda filizler biter. Her filiz döner toprağa şahitlik eder ve kendi dilince ders verir. Her zişuur, elbette bir nevi toprağın dilidirler. Kim bilir, belki de güler yüzüdürler. Bir hadis-ı şerifte fahr-ı alem (sav)  şöyle buyurdular; müminin içi hüzünlü ve yüzleri güleçtir. diye buyurdular. Başka bir hadis-ı şeriflrinde de:  cennet anaların ayakları altındadır. diye buyurdular. Evet, annelerin ayakları altında toprak var. İşte nükte-ı bilumum-ı ehl-ı cennet o toprakta gizli. Unutma ey beni okumakta zahmet gösteren kardeş! Annene ve babana karşı toprak gibi ol. Bir taş olmak, başkalarının yolunda engelolmak demektir. O mübarek ayakları inciniyor demektir. Yoldaki engeli kaldırmak sadakadır.  Güneşe dön ve toprak olmayı bil. Rüzgara, yağmura, gölgeye ve ateşe kulak ver. Buz isen, eriyip hayat olursun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Okulu",
        "poet": "Herdem Ankara",
        "poem": "\n\nHAYAT OKULU\n\nHayat okulu burası\nBurada  cebir,geometri yok\nBu okul farklı bir okul \nİnsanları sırtından vurmayı\nYaltakçılık yapmayı öğretiyorlar bu okulda\n\nSıralar,masalar yok burada\nHele bir öğretmen hiç yok\nBu okul farklı bir okul \nYalancılık öğretiliyor \nKaypaklık  yapmayı öğretiyorlar bu okulda\n\nArkadaşlık yok bu okulda\nHerkes gemisini kurtaran kaptan burada\nDürüst öğrenci sınıf geçemiyor\nTeşekkür ve takdiri ise hak getire\nBu okul farklı bir okul\nBu okulda insan ayrımı öğretiliyor\nAlçaklık yapmak öğretiyor bu okulda\n\nBilginin önemi yok bu okulda\nBilmek doğru sayılmıyor\nEn iyi arkadaşını satan üstün\nYalan söyleyeni  bilge sayıyorlar \nBu okul şerefsizleri mezun ediyor her yıl sonunda\n\nHikmet ERDEM\n18/09/2003\n13:52\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat öpücüğü",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nne karşı cinsler arasında\nne yanaktan\nne de dudaktan\nen anlamlı öpücük\nhayata döndürendir \n\nEylül  2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hayat-ölüm",
        "poet": "Gökhan Sezgin",
        "poem": "\n\nUsul usul yaklaşınca vücuduma, zahiri ölüm; \nAnladım; boş bir rüya imiş,hayat diye gördüğüm!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat pastası",
        "poet": "Mustafa İleri",
        "poem": "\n\nGitti yine hayat pastasından\nBir dilim daha,güneşin batışı ile\nKaranlıklar gece boyu dolaşacak yüregimde\nKabuslar gece boyu,sabah oluncaya dek\n\nGün batımı akşam,gün doğumu sabah\nDilim dilim,dilimlenmiş,gece,gündüz olarak\nSaatlerin tadı tuzu yok bir ahenk ki hayat\nBidigi yöne akıp ğidiyor engel tanımadan.\n\nLokmalar acıtatlı farketmiyor\nGönüller aç gözlü doymak bilmiyor\nNefesler ise hayata kumanda ediyor\nGiden her gün,dinlemez kimseyi\nHayat pastasından dilimler kendiligince.\n\n                           20.12.2004  Yıldıztepe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat oyunu",
        "poet": "İbrahim Özdemir 2",
        "poem": "\n\nHAYAT  OYUNU\n\n         Böyle işte,\n         Bazen sevgi,\n         Bazen nefret,\n         Dört bir yanda,\n         illa geliyorum diyen acı,\n         Gözlerde süzülüp giden zaman,\n         rüzgar esmesine,\n         çağrılan  anlar,\n         hüznü dağıtmaya çalışan,\n         Yokluktaki çığlıklar,\n         sessizliğe hapsolmuşluğum,\n         sensizlik,\n         Tarih sayfalarındaki,\n         gizli bende kalan anılar,\n         hırçın yağmurlarda,\n         seni bekleyen bir ben,\n         ana sıcaklığından gelen,\n         Her  şeye mücadeleci beden,\n         hayretçe yıldızını arayan,\n         hayatın suskunluğunda,\n         Tebessüm isyan ede ede,\n         devam edecek bu hayat oyunu.\n\n                                                                                  (demyanli) İBRAHİM   ÖZDEMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat oyununda sahneye bir kere çıkılır…",
        "poet": "Mehmet Halil",
        "poem": "\n\nHer yokuş başında görüp de ‘’Çıktığın vitesle in! ’’ tabelasını aldanma sakın… Kullanılırken\nMakine gibi kullanılabilirsin, sayılarla kayıtlara geçersin, altın yıldızlar, parlak kumaşlarla okşanabilir tenin, sana onlar bir kadın eli gibi gelebilir. Ruhunu da okşayabilir. Kullanılırken makine de, iniş çıkışlarda ihtiyatlı kullanılır. Nihayet onun için bir harcama yapılmıştır. Verilen değer, o harcamalardan ibarettir. Şunu hiç unutma ki kullanım suren bir gün bitecek. İşte o zaman, sende sayılardan düşeceksin. Çıktığın vitesle inmeyeceksin bulunduğun mevkiden… Birdenbire silineceksin… Senin taraştan sonra attığın permatik gibi olacaksın.\nEn popüler anında bile, üç adım ilerisini düşünmeyi unutma. Gerçek işte orada…\n\nBir makinenin en önemli parçası olsan bile karar verme hakkı yok elinde. Bir kölesin nihayetinde… Özgürlüğe açlığın doymamış, her geçen gün daha da acıkmışsın bir gün posan çıkınca, rolün bitmiş hayat oyununda, kapı önüne bırakılmışsın. Şimdi öyle eskisi gibi de değil ki. Boynundan tutup bırakmıyorlar bir ev kedisi gibi… Bütün sosyal hakların yok denecek hale gelmiş, eşek adasına atılır gibi atılmışsın…\nÇaresizlik umutsuzluk ölüme davetiye çıkarır. Bu korku da direnmeyi öğretir insana…\n‘’Keşke şöyle yapsaydım’’ dersin. Keşkeler değiştirmez sonucu…\n\nŞimdi ütopyalar çıkar karşına… Hayaller kurarsın okudukça… Dilden dile dolaşır bu kurmacalar küçük bir bahçe, bahçede kendin yetiştirirsin yiyeceklerini özgürce… Çölde serap görür gibi aldatırsın kendini… Doyurursun hayallerinle özgürlük açlığını… Kabullenirsin ulaşılmaz yeni hayatını… Kolaylaştırırsın senden kurtulmak isteyenlerin planlarını…\nKendin başarılı olamasan bile başarılı kılarsın, seni oyundan atan o yönetmeni…\nBaşarısızlıkların başarı hanesine yazılır artık…\nSen zaten yolun sonundasın… Başkaları yaşasın!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat  Oyunu",
        "poet": "Yusuf Bozkaya",
        "poem": "\n\nGünler geliyor günlerin ardından,\nHayat geçiyor farkında olmadan, \nSevgisiz geçirmişsin günlerinin çoğunu,\nUyan artık bitmeden bak bu hayat oyunu.\n\n27–08–2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat öyle bir şey ki",
        "poet": "Nursen Özdoğan Kurban",
        "poem": "\n\nHayat öyle bir şey ki\nSanki tahterevalli\nBir iner bir çıkarsın\nYa, böcekle dost\nYa, bulutla arkadaş.\nTüm iniş çıkışlarda\nAlabildiğindir sana kar\nVe unutmamak\nBöcekle, bulutu\nBulutla, böceği.\nGöbeğin kesilmeden başlayan savaşının\nBu en kolay yılları olsa gerek\nşimdi \"hayır \",  hakkını kullanabilirsin\n\nHayat öyle bir şey ki...\ndolular ve boşlar bütünü\nkesişimin de her zaman \"sen\" olan\nönemli olan doluyken boşu\n\tboşken doluyu hatırlayabilmek\n-ki ikisinde de vardır bir değer-\nbu değeri yitirmeden önce anlayabilesin\n\nArdına kadar aç kollarını\nseni kucaklayan\nkucaklamayan her şeye aç.\nBöyle çoğalır insan\nböyle yaşar\nÖlümsüzlük yüreğe kazılanlar içindir\nbu güne dört elle sahip çık ki\nyarınlar anlam kazansın\n\nHayat öyle bir şey ki...\nkar ve kardeleni\naynı tepside sunar\nhep,kardelene gitmemeli el\nUmutlardır insanı yaşama bağlayan\nher bahar filizlenip\nderine köksalan\n-inançtır-\n\nHayat öyle bir şey ki...\nokumadan yazmadan öğretiyor kendini\nve yaşadıklarından ders almayacaksan\nişte o zaman\nsınıfta kaldın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Pazarı",
        "poet": "Ahmet Selçuk İlkan",
        "poem": "\n\nBen bu hayat pazarında\nSatılacak adam mıydım? \nEskimiş bir mendil gibi\nAtılacak adam mıydım? \n\nNe anladım ben aşkından\nCan mı verdin sen canından\nBe Allahsız ben sırtından\nVurulacak adam mıydım? \n\nOlana bak şu olana\nNasıl kandım ben bu yalana\nSenin gibi bir yılana \nSarılacak adam mıydım? \n\nAramadım haklı haksız\nSevdim seni hep hesapsız\nBe vicdansız be kitapsız\nBen yanacak adam mıydım? \n\nSorma nasıl gönlüm yanar\nSorma nasıl içim kanar\nBen bu aşka duvar duvar\nYıkılacak adam mıydım? \n\nBilmem gönlün günah der mi? \nAşka gelip eyvah der mi? \nBen kalbine kör bir mermi\nSıkılacak adam mıydım? \n\nBal bulurken zehirinde\nGül bulurken dikeninde\nBen pişmanlık denizinde\nBoğulacak adam mıydım? \n\nTaşıyorken nehir gibi\nYaşıyorken demir gibi\nAteşlerde kömür gibi\nYakılacak adam mıydım?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Pazarında Hayal Satıyorum",
        "poet": "İlhan Keskin",
        "poem": "\n\nHayat pazarında, hayal satıyorum, bedeli ücretsiz\nSeçenekse bol, nerde nasıl yaşamak istiyorsanız\nNereye gidersen git, yolculuk birinci mevki, biletsiz\nBavul hazırlamak yok, yanına bir şey alman gereksiz\nKişiye özeldir istekler, en mükemmelidir sunduğumuz\nBirde hayalinizin yanına, eşantiyondan şarkı da veririz\nYalan dolan da yok, en güzel yere sevgilinizle göndeririz\nBana ne istediğini söyle, Maldivler de tatil mi istersiniz\nMehtaplı gecelerde dolaşıp, aşkınıza şarkı mı söylersiniz\nBir mani yok, zenginde ederim, pahalısından olur giysileriniz\nSüitlerde konaklayabilirsin, siyah limuzinle de gezersiniz \nHayat pazarında hayal satıyorum, bizde hüzün keder yok\nNe kavga olur, nede ayrılıklar yaşanır, küslük olmaz sevgilerde\nİsterseniz, çocukluk günlerinize döner, yapamadıklarınızı denerseniz \nDile dilediğin kadar, savaşsız mutlu yaşanan, hangi ülkeyse istediğiniz\nYaşanmış en destansı aşklardan da alabilirsiniz, yaşamayı dilerseniz\nŞevk içinde yaşayıp, dönülmez akşamın ufkunda bile kalırsınız\nHayal satıyorum, hayal, acısız, ağrısız, gözyaşı olmadan, almazmısınız\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hayat Pencerem",
        "poet": "Murat Akova",
        "poem": "\n\nTutku dolu özlem dolu günlerim\nSarmaşık gibi sarar beni gözlerin\nAh ben o gözleri özledim\nBir gül bırakın yeter o benim hayat pencerem\n\nAğlamakta insana yakışır bazen\nHani bir of cekersin ya bazen off\nHani insan mezara konulur ya sonrada durulur ya\nSevende öyle bir ağlarki öyleki pencereyi kapatı verir ardında\nBir hayat bir özlem bir tutku yerini hıçkıran dudaklara dualara\nbırakırda gider ya dönüşü yokmuş gibi öylece \nÖYLECE SUSUVERİR.......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat rüyası",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nBazen tatlı olay bazen de acı \nGörülüp gidendir hayat rüyası \nİnile çıkıla dağın yamacı \nGörülüp gidendir hayat rüyası \n\nGürül gürül akan kurumuş dere \nDöne döne viran saray bir yere \nHayırla şer mutlu mutsuz bir kere \nGörülüp gidendir hayat rüyası \n\nİklimce bağda kar yeşer kurak sol \nDeniz hava tiren karadaki yol \nYeller çıka susa içinde bol bol \nGörülüp gidendir hayat rüyası \n\nSevinçten kederden yaş döke döke \nİçlere yaşamla öl çöke çöke \nGahi dertsiz gahi dert çeke çeke \nGörülüp gidendir hayat rüyası \n\nGünlerin bahtların akla karası \nYüreğin kapalı açık yarası \nGece ortasıyla seher arası \nGörülüp gidendir hayat rüyası \nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Sahnesi",
        "poet": "İsa Güzel",
        "poem": "\n\nhayatta önce aşk sonra göç başlar, \nAnlayacağın gönlüm.. \n\nbu dünya bir tiyatro bir oyun, \nBu son sahne perdeler kapanmaya yüz tutmuş... \n\nGüzel oyna çok çalış yüksekte kalsın boyun, \nYenilip kaybedene saadet haram olmuş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Perde Perde",
        "poet": "İlhan Yüksel",
        "poem": "\n\nÇok geç oldu desem anlamaz laftan \nBilmiyor şu hayat bir perde, perde \nDüşer enginlere yükselir kaf’dan \nŞu gönlümün gözü çok yükseklerde \n\nDeli gönlüm nere varsa ordayım \nİster perdeleri bir, bir yırtayım \nSık eleyip dirhem, dirhem tartayım \nZamanı tutayım olduğu yerde \n\nBaşında dolanır kavak yelleri \nOlsun zemheride dalda gülleri \nKuş tüyü yataklar beyaz tülleri \nArzular şu gönlüm ne görse elde \n\nGönlüm bedenimi yorgun düşürdü \nDeniz, deniz çöl, çöl dağ, dağ aşırdı \nÇıkmazı geçirdi düzde şaşırdı \nTerk etti sonunda gurbet ellerde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat sanki dizi bizler oyuncu",
        "poet": "Cemil Özdemir",
        "poem": "\n\nKarakter rolünü hep bize vermiş\nElimizden tutup sen oyna demiş\nGeçmiş günlerimiz ömrümüz bitmiş\nHayat sanki dizi bizler oyuncu\n\nTürlü türlü karaktere sokarlar\nOynarsın sen hep arkandan bakarlar\nReyting tutturmazsan seni atarlar\nHayat sanki dizi bizler oyuncu\n\nBaşrol oyuncular hep star olur\nFigüransan dayak kötek bol olur\nParan çoksa herkes senle dost olur\nHayat sanki dizi bizler oyuncu\n\nSenaryosu hiç bitmez bu oyunun\nDirenmezsen sonu gelir soyunun\nKeçilerin kaçar gelmez koyunun\nHayat sanki dizi bizler oyuncu\n\nDertsiz başına hep dertler açarlar\nDost bildiklerinde senden kaçarlar\nPişmiş aşınada hep su katarlar\nHayat sanki dizi bizler oyuncu\n\nOynarsın sen oyunun sonu gelmez\nGam keder kasavet sende tükenmez\nEsmesse yelin bak değirmen dönmez\nHayat sanki dizi bizler oyuncu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Şarkısı",
        "poet": "Yasin Akbulut",
        "poem": "\n\nHayat bir şarkıdır aslında\nSöylediğin bazen detone\nOlursun şarkıda bazen de\nDört dörtlük dostların\nHer iki durumda\nSana eslik\nEdebiliyorlarsa Dostlarındır \n\nHayat Bir şarkıdır aslında\nSöylediğimiz bütün mısralarında\nBütün melodilerinde o varsa\nEğer Gerçekten âşıksın demektir \n\nHayat Bir şarkıdır işte\nSevdiğinin sana eşlik ettiği\nEğer sırıtmıyorsanız\nEğer bozmuyorsanız şarkını Ahenklini \nDoğru aşkı bulmuşun demektir ve\nŞarkınız hiçbir zaman susmayacak demektir\n\nHayat bir şarkıdır aslında\nKötü veya iyi yazılmış\nBir gün gelir\nEn kötü şarkılar bile\nEn iyi şarkılardan daha güzel ve \nAnlamlı olur yeter ki şarkını\nSöyleyeceğim de \nNe olursa olsun\nSöyleyeceğim de çünkü\nHayat şarkısı sen söyleye bildiğinde\nŞarkıdır ve mutlak bir dinleyen bulursun\nSöylediğinde\nBirilerini beğenme veya beğenmem korkusu olmadan\nSöyle kendin için söyle mutlaka ama mutlaka\nSöyle Bulunur anlayan biri sen söylediğinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Sana Teşekkür Ederim",
        "poet": "Sezen Aksu",
        "poem": "\n\nOyuncak bebekleri sevmedim çok \nEvcilik oynamayı \nAlkışı sevdim \nBıçak sırtlarında dolaşmayı \nTehlikeli sularda seyredip pupa yelken \nGeçici emniyetlere ulaşmayı \n\nKadınları, erkekleri, romanları \nHele başkaldıranları \n\nAcılarım oldu herkes gibi elbet \nHerkese kısmet olmayan sevinçlerim \nUnutulmayı da göze aldım, evet \nHayat sana teşekkür ederim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat, şarap gibidir.",
        "poet": "Hikmet Feridun Demir",
        "poem": "\n\nHayat, şarap gibidir.\nDemlendikçe demlenir.\n\nBilgidir, demin kaynağı.\n\nDemlen be ey hayat, demlen, \nyüzyıllar boyu, her anında,\ndemi ile demlenen şarap gibi.\n\nİnsanlığa ihanet içinde olan,\nbu hain zamana, pes etme ey hayat.\n\nDemlen ey hayat, demlendikçe demlen.\nDemlen ki, ihanet eden zaman utansız.\n\n12092014hikmetferidundemir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat seferi",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nDoğarak cehennem cennet elinde \nSürüp de gidendir hayat seferi \nYüze yüze sefa cefa selinde \nSürüp de gidendir hayat seferi \n\nKış bahar yaz hazan gelmiş bağlarda \nYelli yelsiz karlı karsız dağlarda \nGezerek ateşle buzul çağlarda \nSürüp de gidendir hayat seferi \n\nGörerek mutluyla mutsuz cihanı \nAk ile kara gün yaparak tanı \nYaşayıp kaderin ak kara yanı \nSürüp de gidendir hayat seferi \n\nHancı handa yolcu yolunda sarhoş \nGönüller gahi gam dolu gahi hoş \nKul dolup gah yara gah su gibi çoş \nSürüp de gidendir hayat seferi \n\nTadarak ağla gül yaşamak ölmek \nBayramlar seyranlar hasret çile çek \nŞimşek çakıp sönen oluncaya dek \nSürüp de gidendir hayat seferi \nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat seli",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nKul görüp de açlık tokluk\nAkar gider hayat seli\nKul yaşayıp varlık yokluk\nAkar gider hayat seli\n\nBulup ta kış bahar yaz güz\nGide gide yamaçla düz\nDola dola sevinçle üz\nAkar gider hayat seli\n\nEsip susa yeller gibi\nAkıp dura seller gibi\nOlup akli deller gibi\nAkar gider hayat seli\n\nTada tada yaşamakla öl\nBazen ateş bazen de kül\nYüzler dolup ağlayla gül\nAkar gider hayat seli\n\nKara ak baht sara sara\nGöre göre sefa yara\nDoğup günler akla kara\nAkar gider hayat seli\n\nAmel defter düre düre\nDönüp dertler yitle güre\nBir gündüzden kısa süre\nAkar gider hayat seli\nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat selim akmıyor",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nHani mazide biz bir aşk tatmıştık\nOndan uzak hayat selim akmıyor\nBir sevda ateşi kalbe katmıştık\nOndan uzak hayat selim akmıyor\n\nAğaçları kalpli isim dolmuştuk\nElimizde mektup resim bulmuştuk\nUykuda isimler anan olmuştuk\nBunlar doğsuz hayat selim akmıyor\n\nPapatya falları bakıyor idik\nHasret seli ruhta akıyor idik\nDüşler peşimize takıyor idik\nBunlar doğsuz hayat selim akmıyor\n\nSevda şarkıları okur çalardık\nTozpembe hayaller kura dalardık\nAnılar yaşaya bizi salardık\nBunlar doğsuz hayat selim akmıyor\n\nEn güzel günleri bizler yaşardık\nTarifsiz hislerle dolup taşardık\nMaziyi anarak zaman aşardık\nBunlar doğsuz hayat selim akmıyor\nSedat hünkar\n(Karamecnun)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat sen çok çabuk harcadın beni",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nHAYAT SEN ÇOK ÇABUK HARCADIN BENİ\n\n03.07.2014\n\nBin dilek diledim biri olmadı\nHayat sen çok çabuk harcadın beni\nTak tın pençeni de anam ağlattın\nHayat sen çok çabuk harcadın beni\n\nTuttuğum dalları getirdin ele\nBütün emeklerim verdirdin sele\nHiç demedin geldibu nasıl hale\nHayat sen çok çabuk harcadın beni\n\nTutunacak dal koymadın kuruttun\nAzar azar yürek yağım erittin\nÜstümüze demi devran yürüttün\nHayat sen çok çabuk harcadın beni\n\nEle malmülk verdin biz\nYemeye koymadın bir parça azık\nHala yaşıyoruz biz utanmazık\nHayat sen çok çabuk harcadın beni\n\nEllerin eline ettin oyuncak\nGünahlar yığdırdın bana boyumcak\nBir gün gidemedim senin suyuncak\nHayat sen çok çabuk harcadın beni\n\nKurutmadın gözlerimin yaşını\nMekan ettin bana dağlar başını\nBir gün olsun bırakmadın peşimi\nHayat sen çok çabuk harcadın beni\n\nHüseyin'in çekmediği kalmadı\nBu nasıl rüyadır çile dolmadı\nÇektiğim acıdan yüzüm gülmedi\nHayat sen çok çabuk harcadın beni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Seni Bağırta Bağırta",
        "poet": "Mehmet Zeki Gezici",
        "poem": "\n\nHayat\nseni bağırta bağırta\nöpmektir sevgilim.\n\nhayat\nseninle insanca yaşamaktır.\n\nM.Zeki Gezici\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Seni Çok Seviyorum",
        "poet": "Melek Bağaç",
        "poem": "\n\nBugün cok mutluyum \nHayat bugün bana cok güzel geliyorsun\nO sicacik günesli yüzünle ettigin tebessüm \nBeni senden hoslanmaya itiyor\n\nBana rengarenk yüzlerini sundun\nKirdin hirpaladin zor günler yasattin\nAma suan bana herseye ragmen zoru basardin diyorsun\nYasa beni diyorsun, \n\nIsteyince bana o kadar icten  geliyorsunki\nBana o kadar güzel davraniyorsun ki\nHircinliginin  verdigi caresizlikleri unutturuyorsun\nSana yeniden asik oluyorum ben hayat\n\nSoguklugun bile isitiyor beni artik\nKaranlikigin ise aydinligin icinden geliyor artik\nBilinmeyen dogru yürüsem bile görüyorum artik\nBeni kendinden koparmayi basaramadin hayat\n\nSunu biliyorum artik HAYAT\nSana daha cok sarildigimi \nSeni simsiki tuttugumu\nVe seni artik hic birakmayacagimi\n\nBil ki  seni senden daha cok seviyorum hayat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat sen ne cabuk harcadın beni",
        "poet": "Mehmet Harimdar",
        "poem": "\n\nYıkılmış hayalim bitmiş ümidim\nHayat sen ne cabuk harcadın neni\nSızlıyor etllerim eriyor kemiklerim\nHayat sen ne cabuk harcadın beni\n\nBu genclik çagında oldum ben ihtiyar\nNe murat almışım nede bahtiyar\nSüründüm yıllarca hep diyar diyar\nHayat sen ne cabuk harcadın beni\n\nAklar düşürdün otuz yaşında saçıma\nKendine kul edip düşürdün hep peşine\nHasret kaldım anaya babaya köyüme\nHayat sen ne çabuk harcadın beni\n\nKalmadı başımda siyah bir saçım\nGurbetten gurbete oluyor göçüm\nGurbet illerde neidi benim işim\nHayat sen ne cabuk harcadın beni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Sen Ne Zalimsin",
        "poet": "Özcan Akkuş",
        "poem": "\n\nSevdayı sen koydun garip yüreğe \nBana sor be hayat sen ne zalimsin \nÖzlemi hasreti verdin gönlüme \nBana sor be hayat sen ne zalimsin \n\nYıkıldı bedenim bitti benliğim \nUğruna kayboldu bak şu gençliğim \nBende de bitecek ödünç verdiğin \nBana sor be hayat sen ne zalimsin \n\nBaharda yaprağım kurudu soldu \nGün be gün bu yürek kederle doldu \nBu kağıt bu kalem sırdaşım oldu \nBana sor be hayat sen ne zalimsin \n\nSanma ki kahroldum sanma üzüldüm \nSayende be hayat ne günler gördüm \nMutluluk bilmedim ne de hiç güldüm \nBana sor be hayat sen ne zalimsin \n\n21/08/08.....Berkay Kur ve Özcan Akkuş\n\nUSTA KALEMDEN\n\n................................Teşekkürler\n\n\n ey hayat devam et yaptıklarına \nnasılsa alıştım bütün bunlara \nelinden geleni ardına koyma \n'Bana sor be hayat sen ne zalimsin ' \n23.08.2008 20:12 \n\ngüzel şiirinizin hevesiyle.. \n\n.......................................Salim Kanat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Sen Ne Zalimsin",
        "poet": "Berkay Kur",
        "poem": "\n\nSevdayı sen koydun garip yüreğe \nBana sor be hayat sen ne zalimsin \nÖzlemi hasreti verdin gönlüme \nBana sor be hayat sen ne zalimsin \n\nYıkıldı bedenim bitti benliğim \nUğruna kayboldu bak şu gençliğim \nBende de bitecek ödünç verdiğin \nBana sor be hayat sen ne zalimsin \n\nBaharda yaprağım kurudu soldu \nGün be gün bu yürek kederle doldu \nBu kağıt bu kalem sırdaşım oldu \nBana sor be hayat sen ne zalimsin \n\nSanma ki kahroldum sanma üzüldüm \nSayende be hayat ne günler gördüm \nMutluluk bilmedim ne de hiç güldüm \nBana sor be hayat sen ne zalimsin \n\n21/08/08.....Berkay Kur ve Özcan Akkuş (odğukan)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Seninle Hayat Bana",
        "poet": "Ahmet Ergün",
        "poem": "\n\nHersey guzel olacak demistim sana hatirla\nMutluluk aslinda senin kollarinda\nSenin yaninda doguyor gunes aslinda\nHayat senin yaninda basliyor artik bana\nSeninle uyaniyorum her sabaha\nSeninle nefes alabiliyorum aslinda\nMutlulukda senin yaninda hüzünde galiba\nBen seninle dogmusum bu dunyaya\nSeninle kaparim gozlerimi ancak hayata\nAşk senin yanında Aşk bana\nGerisi uyanacagım bir rüya galiba\nHayat seninle var oluyor bana anla\nAnlaki bu bir rüya degil aslinda\nHayat benimle hayat sana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "..Hayat Seninle Güzel",
        "poet": "Orhan Erdoğan",
        "poem": "\n\nSensin benim ela gözlüm\nSensin, benim,  açık sözlüm\nSensin benim çiçek özlüm\nHayat,  seninle güzeldir\n\nSensin benim can yoldaşım,\nSensin benim ekmek, aşım\nSensin benim gövdem, başım\nHayat seninle güzeldir.\n\nSensin kulağımda ki ses\nSensin ciğerimde nefes\nBunu böyle bilsin herkes\nHayat seninle güzeldir.\n\nSensin petekteki balım\nSensin,  dünyadaki varım\nSensin, son sevdiğim, yarim\nHayat seninle güzeldir.\n\n  Sensin gözlerimin rengi\nSensin,  ruhumun  ahengi\nSensin,   ERDOĞAN ‘ ın dengi\nHayat seninle güzeldir.\n                       Or.Er.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Seni Nerelere Götürüyor",
        "poet": "Hüseyin Kurt",
        "poem": "\n\nSen istesende istemesende\nHayat seni nerelere götürüyor\nEyvallah desende, sitem etsende\nHayat seni nerelere götürüyor\n\nYüce dağlar ben’im desen\nEnginlere bakmam desen\nSen ne dersen de sen\nHayat seni nerelere götürüyor\n\nBen bunları yemem desen\nBaşkaldırsan, sitem etsen\nZalim gurbete gitmem desen\nHayat seni nerelere götürüyor\n\nGün olur zaman olur\nDertler bitmez aman olur\nÇaresizlik yaman olur\nHayat seni nerelere götürüyor\n\nBazen kıymet senden çoktur öküze\nFikrin yüzünden çektirirler ceza\nYa Malta’ya sürerler, ya Sakız’a\nHayat seni nerelere götürüyor\n\nŞu garip Hüseyin derki\nYaşayarak göreceksin farkı\nTerk edersin evi barkı\nHayat seni nerelere götürüyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat seninle olur ömür",
        "poet": "Hakan Özüçelenk",
        "poem": "\n\nBu engeli kaldır sevgilim.\nBiz birbirimizi sevelim.\nİstediğimiz yere gidelim.\nHayat seninle olur ömür.\n\nBu aşkı yaşat sevdiğim.\nYalnız koyma ürkeceğim.\nBildiğimiz gibi geçinelim.\nHayat seninle olur ömür.\n\nSevdiğini anlat sevineyim.\nBu gece bir başka giyinelim.\nBu anı hep hissedelim.\nHayat seninle olur ömür.\n\nBu gece bir başka düşünelim.\nKayan yıldızlarda isteğim.\nSeninle evlenmek hayalim.\nHayat seninle olur ömür.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat şerbetini içtim",
        "poet": "Rıza Çiloğlu",
        "poem": "\n\nBir hayat tanıdım dünyamda ben\n\nSevda ile sarıldım kendisine inan\n\nHayat şerbetini kana kana içtim,\n\nHiç düşünmeden sevim onu ben,\n\nNerden bilecektim sonu açı olacak,\n\n\n\nBana sevgide vefa olur derlerdi\n\nSen sev seven hiç pişman olmaz,\n\nAdını  koydun seven yüreğine sen,\n\nSevdam diye hayat şerbetini içtin\n\nNerden bilecektim sonu acı olacak,\n\n\n\nBir hayat diye sarıldım kendisine,\n\nBir ömrü paylaştık sevişerek biz,\n\nNe cok anılar yaşadık ikimizde biz,\n\nSevdam diye hayat şerbetini içtim,\n\nNerden bilecektim sonu acı olacak\n\n\n\nBu bir hayat herkeste yaşar elbet\n\nBoşuna dememişler çiğ süt emmiş,\n\nİnsan seven sevdiğine yaparmı deme,\n\nSevdam diye hayat şerbetini içtim,\n\nNerden bilecektim sonu acı olacak,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat sevince güzel",
        "poet": "Osman Çelik",
        "poem": "\n\nMutluluktan koşarım\nPapatyalar içinde\nKelebekler uçuşur\nGök kuşağı şeklinde\n\nBülbül buse ediyor\nGül kendinden geçiyor\nMutluluk kol geziyor\nHer şey neşe içinde\n\nLale sümbül ve güller\nGitsin gelmesin dünler\nMutluluk şimdi bizim\nNeşe içinde günler\n\nSevdalılar koşuyor\nYürekleri coşuyor\nHerkes neşe saçıyor\nDuygu seli içinde\n\nOsman derki sevelim\nMutluluktan gülelim\nYarınlar bizi bekler\nNeşe huzur içinde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Sevince Sevilince güzel",
        "poet": "Tahsin Emek",
        "poem": "\n\nHAYAT SEVİNCE SEVİLİNCE GÜZEL\n\nGiden günler asla dönmüyor geri\nDeğerini bilsen geçen günlerin\nArayıp bulursun candan sevenin\nSevip sevilince tatlıdır hayat\n\nBırakma Talihe koş git ardından\nSana zarar gelmez sevdiklerinden \nSana yakın olan en sol yerinden\nHissedersen onu güzeldir hayat\n\nHayatı sevmeyi öğreneceksin \nSevmek için neden arayacaksın \nBir köşede yalnız kalmayacaksın \nPaylaşımla değer kazanır hayat \n\nKöprüleri kurup yıkmayacaksın \nKıvılcımdan ışık yaratacaksın \nAsla vurdumduymaz olmayacaksın \nSevilerek değer kazanır hayat \n\nSevgiye karşılık vermesen eğer \nSana aşık olan bırakıp gider \nDemeyesin buna bu benim kader \nAşkı bulduğunda bırakmayacaksın \n\nArdına bakmadan sarılacaksın \nYüreğine dönüp bir bakacaksın \nSevgilerden asla korkmayacaksın \nSevip sevilerek canlanır hayat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Siyah Beyaz",
        "poet": "Oğuzhan Saruhan ",
        "poem": "\n\nSiyahla beyaz gibidir hayat\nya seversin beyaz olur\nyada sevilmessin siyah...\n\nÖlümle yaşam gibidr hayat\nya ölen birini bulursun senin için yaşarsın\nyada yaşaman için sebeb olmaz ölürsün...\n\nGörmekle görmemek gibidir hayat\ngörmek istediğin şeyleri görürsün ve görmek için yaşarsın\nyada görmemen gerekn şeyleri görüsün işte o zaman... ölürsün..\n\nMutlulukla nefret etmek gibidir hayat\ngörürsün sevdiğinin gözlerini mutlu olursun\nyada görürsün başka bi elle tutuldugunu sevdiğinin ellerini nefret edersin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Şiirleri Ne Güzel",
        "poet": "Ahmet Kemal",
        "poem": "\n\nNe güzel\nGünlerin geçmesi\nYa mevsimlerin \nArdı ardına koşup gitmesi\nKısa günlerden sonra\nUpuzun günler \nKısa geceleri\nUzun geceler sürer\n\nNe güzel \nArdı ardına gelmesi ayların \nKoşuşturması bir peşi sıra\nÇocuklar gibi mesut ve şen\n\nNe güzel \nYedi gün olması haftanın \nHep tatil günleri düşlenir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Sil Baştan",
        "poet": "Kadir Albayrak",
        "poem": "\n\nHer şeyden vazgeçtim zor oldu amma\nNeyleyim maşukun yüreği taştan\nHain, gafil, aymaz, “adı müsemma”\nYarım asır sonra hayat sil baştan\n\nNe varsa mazide, ne varsa kayıp\nSitem etsem derler; Ayıptır ayıp\nİyisi mi aklı başa toplayıp\nŞafaklar sökünce hayat sil baştan\n\nAh ile vah ile tükendi zaman\nDeğer miydi oğlum düşün o zaman\nTekerrür etmesin aman ha aman\nSabah Bismillah de, hayat sil baştan\n\nGeçmişe yorum yok! Yorumsuz kalsın\nÜstüne silgi çek, soluksuz kalsın\nKurşunla gönlünü yuvasız kalsın\nBir sabi ruhuyla hayat sil baştan\n\nSen değer verdikçe kıymetin düştü\nGördüğün bir rüya, ümidin düş’tü\nZevk ile yaşarken âlemin puşt’u\nHaydi, inadına hayat sil baştan\n\nSeven olur, sevsin, ama sen; asla! \nBir parça aklını, aklına yasla\nKarşına çıkanı dün’le kıyasla\nSarraf ölçüsüyle hayat sil baştan\n\nAldığın kadar ver, artanı sakla\nYüreğin de dursun, zimmen yasakla\nBir kez inanmıştın, kir ve pasakla\nElli yıl tükettin, hayat sil baştan\n\nNe kaldı geriye? Eh! .. Allah bilir\nKısmette ne varsa o olabilir\nOlurda karşına “aşk” çıkabilir\nDikkat et söz verdin, hayat sil baştan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Şiir Gibi Olsa",
        "poet": "Burcu Kaplan",
        "poem": "\n\nhayatta şirler gibi olsa kafiyeli.\nHer dinlediğinde dahada güzel duygular hissettirse,\nHayat her geçengün dahada yoruyo insanı \nşiirde olan ahenk harflerin kelimeerin dansı o güzelim renkleri yok hayatta\nHayat eskiyen solmuş siyahaa benziyor \nparlakken göz kamaştırıyor \nGöz yaşımızda yıkanınca soluk yüzü görünüyor\nSiyah korkularımın rengi, \nsiyah nefretin bazen pişmanlığın rngi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Şişesi",
        "poet": "Emel Seyhan",
        "poem": "\n\nİnsanoğlu hep birilerini, birşeyleri bekler. Çocuk olur büyümeyi, büyür okula başlar diploma almayı bekler, genç olur evlenmeyi, evlenir çocuk sahibi olmayı bekler, çocuk sahibi olur onları büyütmeyi. Kısacası hep bekler, hep bekler. Her geçen gün farklı beklentiler ile doğar ve her fert doğan günden farklı birşeyler beklemektedir. Az önce dışarıya baktım da dünya da bir beklenti içindeydi. Penceremden görünen dünya manzarasında bir beklenti, mevcuttu. Kararan bulutlar yağmuru, solan çiçekler kışı atlatıp baharın gelmesini, yavru kuş annesinin getireceği yiyeceği, bir anne okuldan dönecek olan evladını beklemekteydi. Hayatta hiçbirşey baki olmadığı gibi umutsuzluk ve acılar da öyle. Bitip tükenmez sandığımız melankolinin de sonu geliyor ve umut yeniden beliriyor ufuktan. \nBazen yağmurun sesi ile kavuşuyor insan umuda, bazen bir kuşun göğe doğru yeniden süzülmesiyle, bir çiçeçeğin açmasıyla belki de bir rüya ile. İnsanoğlu böyledir serum şişesinden damlayan sıvı misali senelerin hiç tükenmeyeceğini, ömrünün bir gün nihayete ermeyeceği düşüncesine kapılır. Dünya ile alakayı öyle ileri derecelere getirir ki, ahireti aklından tamamen çıkarır. Öleceğini unutarak fani hayatı adına çılgınca zevklere kapılır. Özünü, benliğini, insanlığını kaybeder. Oysaki dakikalar, saatler, günler, aylar, yıllar damlayıp akmaktadır hayat şişemizden. Bir gün gelir damlaya damlaya boşalır ömür. Yeryüzündeki en sadık sevgili ölümdür, zira o kendisini unutanları asla unutmaz. O geldiğinde kapıyı ardına dek açarak ”Hoşgeldin” diyebilmektir hüner.Öyle güzel bir hayatınız olmalı ki herkes arkanızdan ağlarken, siz kabrinize vardığınızda Rabbinizin huzuruna gülümseyerek çıkmalısınız. Bu dünya ya doğarken herkes ağlar asıl mesele ebedi aleme doğarken gülenlerden olabilmektir.\n\nEmel Seyhan\n09.01.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat; Sitemim Var",
        "poet": "Nilüfer Gümüş",
        "poem": "\n\nTopladım kendimi\nYanıma aldım,hayellerimi\nDüştüm yollara,biraz avunup\nKederimi dağıtabilirmiyim diye..\n\nAma mümkünmü resetlemek\nGeçen acıları,hüzünleri\nBırakmıyor anılar peşimi\nKime dökeyim derdimi,içimi.\n\nHayat koşmakta,ömür bitmede\nMevsimler hızla eskimede\nGeçen zaman,mevsim sonbahar\nİçimdeki kayıpları düşündükçe.\n\nHayat,sana öfkem çok\nSıralasam şikayetlerimi\nBatıdan doğuya kadar uzar\nHayat...sana sadece SİTEMİM var......\n\nHayat duyuyormusun beni\nSitemim var sana diyorum\nAma,senin umurumda mı? \nBen sitem etmişim ne çıkar.\n\nHangi taşı kaldırsam\nSen çıkıyorsun karşıma\nHayattır,kaderdir diyoruz\nSenin adına..\n\nPeki biz,biz ne yapalım\nHayat yoluna serpilmiş\nHayata malzeme olan\nCanlılar,insanlar..\n\nHerkesin bir derdi var\nSıkıntısı kederi,sevdiği\nSeveni,ama hayat\nYine de sen bilirsin işini..\n\nDöksem eteğimde  topladıklarımı\nBuradan Fizan'a yol bulurlar\nAma mümkün mü,hayır\nYüklüyorsun hergün biraz daha.\n\nKaldıramıyorum bu yükü\nHayat,hayat duy artık sesimi\nDuy artık,azalmakta olan nefesimi\nHayat,hayat sana sitemim var.\n\nDuymayayım,görmeyeyim diyorum\nSusayım,söylemeyeyim\nDurmuyor ki dilim,dilim dursa yüreğim\nHayat SİTEMİM var....10.2.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat  sofrasında Zehir",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nHayat  sofrasında Zehir\n\nHayat sofrasında  zehir\nNeredesin ey bahar yüzlüm\nAy sözlüm \nÇürük meyveler yedirdi bana  hayat...\nYetim derelerin annesi  ey deniz nerdesin\n\nÇaresizliklerimiz  ölü kuşlar gibi \nVe \nNe hilal ne bir yıldız var gecesine güzelliklerin\nNe kazanılmış bir bedir gördüm tarihinde \nOnca dert buldu gönlümü ya  nerde huzur...\n\nGünahlar,cahillikler\nYalan dolan...\nHayat sofrasında yılan...\nŞikayetim büyük nursuz hayattan\n\nCihan harpleri yaşamış bir dünyadır  gönlüm\nYaşım kırk olmadan\nİnsan kardeşim masallarım nerede\n\nBir  kuraklık var  insan kardeşim bir ömür de beklesem \nAğarası yok elimin yüzümün \n\nŞikayetim büyük nursuz hayat senden\nBir yaz için iki güneş yetmez\nİnsan kardeşim cennetim nerede\n\nBütün  veremli yiyecekler  bu hayatın sofrasında \nNerde anne hayat gül hayat\nÇürük meyveler yedirir bana bu  hayat...\n\nNursuz bir hayatın  sofrasındayım\nZehirli aşım\nÇürük sevgiler yediriyorsun  sofranda...\nVe elinde taş var nursuz  hayat taif gibi...\nAdım atmam toprağına\n\nNereden bilecekti bebek gönlüm üveymiş bu hayat...\nNerden bilirdim varlığın kuzey  kutbunda kaldığını dünyamın\nSil yıka elini yüzünü bu gönlün annesi...\nAğlasın mı kirli  ellerine bakıp bakıp bir sokak çocuğu gibi kirli bu  gönül \nYaralı geyik gibi her gönül\nSevaplar uzak bir dağ \nYarasını kimler sarsın...\nBin yara aldım bu hayat sofrasında\n\nBu hayat da bir  Kabil \nAğladı  gönlüm  gönlüm Habil\nGül insan ve çiçek  düşünce ağlasın  bahtına\nDiken oturmuş gül hayatın tahtına\nÇürük sevgiler yedim  nursuz hayatın sofrasında...\n\nGel tut elimden gülüm\nAğlar  gönlüm  ağlar  o Habil\nGül büyütmeyen bir bahçe bu hayat\nÇürük sevgiler yedim  hayatın sofrasında...\n\nÇelimsiz bir ağaçtır gönlüm\nAffım için dualar et gülüm\n\nNerdesin yetim gönüllerin annesi...\nYetim gözlerin neşesi\nGüneş yüzlü nerdesin\nDerdim var nursuz hayattan\n\nAl başına çal ey hayat bu iğrenç sofranı\nO  gözleri bağlı çocuk  yok karşında artık\nKor haykırışlarla ağlasın bir sokak çocuğu gibi bu gönül\n\nKirlendim yağmurlar yok mu\nŞikayetim var nursuz hayat senden\n\nBal mı olur...\nKuş sütü mü beklenilir\nHayat üvey anne sofrası bu insan kardeşim\nHayat sofrasında  zehir\n\nŞikayetim büyük nursuz hayat\nVe  insan kardeşim\nOn taş yedim başıma iki ceviz geçti elime her ceviz kapma yarışında...\nDürüstlük,o koca devlet  silinmiş haritadan\nYazlık kışlık elbisesi var yalanın  o bir zengine olmuş gelin...\nSusmak reva görülmüş her bülbülle  korkuları zalim mi zalim  hakkı haykıran dilin\nSevap arama günah istemediğin kadar bol tabak tabak kir \nHayat sofrasında \n\nZaman bir savaşçı gönül ülkesinde\nBin depremle yıkan binalarını gülün\nBin atom bombasıyla uçaklarıyla tanklarıyla  savaşan bir öksüz çiçekle \nKuyular çöplükler\nYol belli değil ışığın askeri için\n\nDerdim büyük nursuz hayat\nGül insan ve çiçek  düşünce ağlamasın mı bahtına\nBaharsız kışlar peş peşe geldi\nLeşler gördüm hayat sofrasında\n\nGüneş say Aklı\nAy say vicdanı\nBunları sil\nGeriye karanlık kalmaz mı\nGüneşini yitirmiş kördür gönlüm \nHayat sofrasında\n\nHayat sofrasında  zehir\nNeredesin ey bahar yüzlüm\nAy sözlüm \nÇürük meyveler yedirdi bana  hayat...\nYetim derelerin annesi  ey deniz nerdesin\n\nGözlerini bağlamışlar sokak çocuğu olmuş gönül\nBütün beyaz düşler beyaz güvercinlerdir \nNerde güvercinleri göklerin\n\nGülü  yok derdi dikeni çok bir ülkedir ömür...\nİnsan kardeşim\nMavisi ölmüş bir küçük deniz payımıza düşen \n\nKaranlık dikmişler ağaç diye\nKaranlığı sulamışlar ağaç diye\nOlmaz olsun bu bahçe\nGül büyütmeyen bu bahçe\n\nSevgi ölmüş saygı ölmüş\nÖlmüş  güzelliğin askerleri\nTaş dikelim mezarlıklara\n\nNeredesin ey bahar yüzlüm\nAy sözlüm \nÇürük meyveler yedirdi bana  hayat...\nYetim derelerin annesi  ey deniz nerdesin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat sözlüğü",
        "poet": "Cevat İdin",
        "poem": "\n\nSözlüğüne baktım hayatın\naşk nedir öğrenmek için\nŞaşırdım inanmak istemedim\nHayat sözlüğü \nsavunmasız savaş diyordu aşk için\nİnanmadım böyle olabileceğine\nYaşadıkça her aşkı \nSavunmasız meydan savaşları gibi\nYenildikçe her seferinde gördüm gerçeği\nAşk gerçekten de\nSavunmasız Savaş demekmiş demekki\n\n\n"
    },
    {
        "title": "--Hayat statik değil dinamiktir.(Yazı)",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nHayat statik değil dinamiktir.\n\nHayatı veren devamı için gerekli olanı da sağlıyor.\nBilgisayarın ekranındaki şiir sayfası hareketsiz görünüyor değil mi? \nFakat o sayfanın öylece hareketsiz durması için koskoca bir bilgisayar çalışıyor ve monitör enerji harcıyor. Bilgisayarı kapattığımızda kaydedilenler aynısıyla muhafaza ediliyor. Tekrar görmek istersek ulaşmamız mümkün. Yani bir defa vücuda gelmişse ikinci defa vücuda gelmesi zor olmuyor. Öldükten sonra da başka bir boyutta yaşamın devamı elbet mümkün. \nBaşka boyutu neden anlayamayız. Bunu bilsek belki biraz bakışımız netleşir. Bir örnek vermek isterim.\nMasamızın üzerindeki beyaz kâğıda bir “Cin Ali” çizgi adam çizelim. Ve onunla farazi arkadaş olalım. Çizgi adamımız iki boyutlu, biz üç boyutlu (Zaman boyutunu saymıyorum)   Çizgi arkadaşımız bizim Dünyamızı tanımak istedi ve bir cisim kendisine göstermemizi istedi. Biz de bir bilyeyi kâğıdın üzerine koyduk. Çizgi arkadaşımız küreyi bir nokta olarak algıladı. Çünkü geometrik olarak küre düzleme bir noktada dokunur. Daha iyi anlamak için kâğıdı jöle gibi yumuşak farz edelim. Bilyeyi biraz bastırdığımızda, çizgiden arkadaşımız daire gördüğünü söyledi, biraz daha bastırdık orta yere kadar daha büyük bir daireden söz etti, sonra küçülen daireden ve sonunda tekrar noktadan söz etti. Bilyemiz bir kutuptan öbür kutup noktasına dek jöle gibi kabul ettiğimiz kâğıt üzerinde hareket etti. Böylece tüm yüzeyi çizgi adam tarafından görüldü. Çizgi arkadaşımız önce bir nokta sonra daire sonra tekrar nokta gördü. Çizgi arkadaşımızın küre tanımı: Bir noktayla başlayan ve gittikçe büyüyen daireler ve ekvatordan sonra küçülerek bir noktada biten garip bir şekil oldu.\nYani gerçek olan âlemi bizim algılayışımız nakıs, eksik. Bu nedenle ahiret âlemini de tam bilemiyoruz. Tam bilememek olmadığına delalet etmiyor.\n\nKader meselesini anlamak da ruhu anlamak gibi zordur.\nKaderi anlamak için zaman boyutunu kavramak gerek.\nZamanı üç başlıkta anlamaya çalışırsak; geçmiş(mazi) , şimdi(hal) , gelecek (müstakbel) .\nBiz zamanın hal durumundayız. Geçmiş elimizden çıktı. Geleceğe sahip değiliz. Zamandan ve mekândan münezzeh olan Allah için zamanın tamamı ayandır. Bu nedenle Kaderi bilir ve yazar. \n\nSaygılar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat sürecek",
        "poet": "Ayşenur Yazıcı",
        "poem": "\n\nHayat, sensiz de \nöyle ya da böyle sürecek işte\nkalkıp işe gideceğim\nsofralarım da olacak gecelerde\nkaşığı, elim ağzıma götürecek\ndönmemden sıkılacak döşek\ngün ağaracak kırmızı gözlerimle\n'dayanamam'  dediğim herşeye \ndayanacağım hayretle...\nyılbaşı geceleri geçecek\ntanışma yıdönümleri, ardından...\nbeni bıçakladığın günler.\ninatla sevdiğimi hatırlatacak\nfilmlerde sevgililerin oturduğu sedirler\n\n her otoyolda 'sen' olacaksın\nher karşı yöndeki 'ben'\niki yabancı gibi geçeceğiz\ngişelerden...\n\ndedim ya, sürecek işte hayat\nsen kimi uyutsan da koynunda\nkimse yanında duramayacak\nben, ölmüş prensleri beklerken\nya da göğsündeki taşın 'kalbe' dönüşmesini\nya film kopacak \nya da saat duracak...\nömrüme bir seccade sererken\nhatırlayacağım hep öldüren sözlerini\nsöyle, ölürsem eğer\nunutur  muyum ellerini?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat takvimi",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nİçinde kara ak gün yaza yaza \nYaşanıp gidendir hayat takvimi \nSayfası çıkıp kış bahar yaz güze \nYaşanıp gidendir hayat takvimi \n\nOla ola seyran bir bayram günü \nYaprağı yazıp ta yarını dünü \nDoğum ölüm günü sarıp yüzünü \nYaşanıp gidendir hayat takvimi \n\nOlup kış bahar yaz sonbahar ayı \nGösterip cehennem cennet haftayı \nÜstünde yazarak rüzgardan payı \nYaşanıp gidendir hayat takvimi \n\nAk kara bahtla kul dolup ta taşa \nBakanın gam sevinç getirip başa \nOkuyan tadıp gül ağla öl yaşa \nYaşanıp gidendir hayat takvimi \n\nAcı tatlı üç yüz altmış beş gündüz \nOkuna okuna çetrefilli düz \nAnca sabah yedi akşam on dokuz \nYaşanıp gidendir hayat takvimi \nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat  sürer   gider",
        "poet": "Hüseyin Kara/united States",
        "poem": "\n\nNeyin bertarafı neyin çilesi\nİnsanoğlu beşer bitmez hilesi\nGaribim bihaber yoktur bilesi\nBilesi hilesi çilesi hayat\n\nTozpembe görürsün at gözlük taksan\nErdemli kişiye    dürbünle   baksan\nÖrnek alsan   ona gönlüne aksan\nAkmalı bakmalı takmalı hayat\n\nGelmişsin Dünyaya memnun kalmaya\nHiç olmadık yere ateş almaya\nMazideki gibi haber salmaya\nSalmaya almaya kalmaya  hayat\n\nDert biner omzuna çiçeğin solar\nÜmit teknesini köçeğin    yolar\nBakmışsın bahçene gerçeğin dolar\nDolarla yolarla solarla hayat\n\nİşine gelince söylersin sözü\nGörürsün yanlışı açaarsın gözü\nKenar köşe bucak yakarsın közü\nKözüne  gözüne sözüne hayat\n\nYaşam açmazında yeşermez  bağlar\nTepelerden üstün yol vermez dağlar\nBaşı pare para durmadan ağlar\nAğlarlı ndağlarlı bağlarlı hayat\n\nLeyleğin kaderi lak lak demeyle\nZengin sofralarda havyar yemeyle\nGördükçe uyanır sırra ermeyle\nErmeyle  yermeyle  demeyle hayat\n\nSistemin gereği takıl oltaya\nKarda gez belletme takıl sotaya\nÜst üste puanlar takıl potaya\nPotaya sotaya  oltaya hayat\n\nÇileli yollarda mekik ördürür\nHatayı fasoyu dakik gördürür\nMüneccimsin gibi akik yordurur\nYordurur  gördürür ördürür hayat\n\nEl ayak tutuşur dolar dilinde \nHeybende yok ise solar bilimde\nPosteki saydırır  yolar kilimde \nKilimde  bilimde dilimde hayat\n\nHüseyin Kara 21.11.2011 Çayeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Tanımları 5",
        "poet": "Fatih Yeşilyurt",
        "poem": "\n\nBit pazarından alınmış kelepir bir çanta gibi hayat. Bu yüzden etraf sattığında para bile etmeyeceklerle dolu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Tanımları 7",
        "poet": "Fatih Yeşilyurt",
        "poem": "\n\nBir sonbahar gecesi esen sıcak bir rüzgâr gibi hayat. Bu yüzden etraf yüzünü hangi yöne döneceğini hesaplayanlarla dolu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Takvimi",
        "poet": "Davut Arkan",
        "poem": "\n\nNe dünyaya yarandık,ne ahirete \nAzık koymadık yine,bu gün sepete\nBaşlar bükük yürürüz,her gün ebede\nYaşadığını yazar,hayat takvimi \n\nDidinir çalışırız,dünyalık için\nZenginlik değil amaç,gayemiz geçim\nİnsanı en çok yoran,burada seçim\nYaşadığını yazar,hayat takvimi \n\nStres sinir sıkıntı,yaşarız her gün\nAzalıyor rızkımız,hep öğün öğün\nKimine acı hayat,kimine düğün\nYaşadığını yazar,hayat takvimi \n\nYaş gittikçe elbette,artar sıkıntı \nBaşlıyor gönüllerde,bin bir takıntı\nHayattan tecrübeler,dilde alıntı \nYaşadığını yazar,hayat takvimi \n\nMakam mal mülk paralar,dünyada kalır\nİyi yolda harcayan,mükafat alır\nOnuruyla yaşayan,elbet aranır\nYaşadığını yazar,hayat takvimi \n\nTapar oldu millet,kirli paraya \nKıymet verir olduk,dışta abaya \nFatihayı çok gördük,ölmüş babaya\nYaşadığını yazar,hayat takvimi \n\nBir şekilde bu hayat,yaşanıyor bak \nÖnemli olan ise,düzgün yaşamak\nİflas ise ahrette,dım dızlak kalmak\nYaşadığını yazar,hayat takvimi \n\nMezara gireceğiz,bizde elbette\nİyi kötü ayrılır,o gün gayrette\nBir dirhem sorulacak,bize ahrette\nYaşadığını yazar,hayat takvimi \n\nGün akşama dönünce,hesap yapılmaz\nBu gün ben neler yaptım,diye sorulmaz\nAsıl konu bu amma,kafa yorulmaz\nYaşadığını yazar,hayat takvimi \n\nDünya için çalışan,dünyalık olur\nAhırete çalışan,saadet bulur\nBiz ne için çalıştık,hep harıl harıl\nYaşadığını yazar,hayat takvimi \n\nHer gün bir sahife,kopar takvimden\nKötülükler bizdende,iyilik kimden \nYaptıkların sorulur,illaki senden\nYaşadığını yazar,hayat takvimi \n\nYürüyoruz menzile,gözler kapalı\nGülleri çiğnemişiz,eller sopalı\nBir acaip insanız,tuhaf abalı \nYaşadığını yazar,hayat takvimi \n\nİyilik ve kötülük,elbet yazılır\nSon durak  geldiğinde,mezar kazılır\nMünker nekir gelince,fermen asılır\nYaşadığını yazar,hayat takvimi \n\nSanmaki yalan dünya,sana kalacak\nKara toprak senide,elbet alacak \nEktiklerin seninle,geliyor ancak \nYaşadığını yazar,hayat takvimi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Tablosu",
        "poet": "Ayşegül Arat",
        "poem": "\n\nAna renkler üç tanedir\nbiri sarı biri kırmızı diğeri mavidir\nbunların kardeşliklerindense oluşanlar\nturuncu mor ve yeşildir\n\nSarıyı seviyorum güneşim o benim\nmasmavi olan uçsuz bucaksız denizim\nağacımda ovamda yüklü yeşilim\nkırmızı olansa benekli uğur böceğim\n\nTuruncuda batar yorgun güneş\nmor yüklenir bulutlar laciverte doğru \nsiyah bürünür gece ve ay doğar\nyakamozlar oynaşır beyaza eş\n\nRenklerde  devinip durur hayat\nruhumu yansıtır binlerce ton\naçığı koyusu hatta flusu\nrenklerle belli olur hayatımın tablosu.\n\notuzbir.ocak.ikibinyedi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Tarifi",
        "poet": "Özlem Yanar",
        "poem": "\n\nAğlayacak kadar gülesim var\nHaykırarak ağlayasım,\nSonra soluksuz sessiz kalasım..\nSenin yokluğunda, uzunca bir süre.. \nHiç kimse sormasın halimi\nAnlatmayayım suskunluğumun sebebini,\nSen yokken ben olmayayım bu civarda..\nMutluluk açıyor çiçeklerim,\nKeder dökülüyor kuru dallardan..\nNeyim, kimim ehemmiyeti yok.\nKalburdan süzülen sevgi olsun sadece\nTortusu, posası, tasası sevgi..\nİsyanlara karşı antidepresan\nAnlamsız kavgalara cop değil derman.\nEksikliğini hissettirmiyor yokluğun,\nSağ olsun, 'Gelecek de bir gün gelecek' diyor.\nBeni sensiz bırakmıyor..\nSon sürat özlem,\nDurmaksızın bekleyiş,\nBir tutam endişe,\nVe sonsuz sevgi; \nHayatımın tarifi..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Tasarımları",
        "poet": "Ali Çağlar Deniz",
        "poem": "\n\nÖylesine bir orta oyunu hayat\nKavuklusu cahil, pişekarı sinsi\nZengin bir dekorda nükteleri bayat\nYığınla figüranın duyulmaz sesi\nBöylesine bir ortaoyunu hayat\n\nKorsanların gözlediği gemi, hayat\nOkyanus ortasında yardıma muhtaç\nMutlu bir son düşlerken rüyana inat\nYağmalar hazineni bir sürü gönlü aç\nKorsanların el koyduğu gemi, hayat\n\nSonucu malum bir karşılaşma, hayat\nHakem miyop, zemin ıslak, oyun zevksiz\nBeş dakika koş, seksen beş dakika yat\nSıralama belli, jübileler renksiz\nSonucu malum bir müsabaka, hayat\n\nYetim büyüyen bir delikanlı, hayat\nTam açacakken kırağı çalan gonca\nAh diyemedi, bilmedi nedir imdat\nBirdenbire hoyrat ellerde kalınca\nAşkı biçilen bir delikanlı, hayat\n\nAnlamı çalınmış bir kemtalih, hayat\nŞu kadar farklı şekli hep zulme uğrak\nUcu serin, dibi ateş ince sırat\nHer adım bir mazlum feryadı duyarak\nAnlamından habersiz kemtalih, hayat\n\nAnlamını bilmeye teşneyse, hayat\nTürlü baskıya dayanacaksın yürek\nHınçla bilediğin iradeni dayat\nGölgeler gelsin huzura titreyerek\nYılmayan bir ruhla anlamlıdır, hayat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Telaşla Tüketiliyor",
        "poet": "Gökçen Duran",
        "poem": "\n\nPencereden  bakacağız  dışarıya   üşümeyeceğiz\nBir  fikrin  kıyısından,  tam  ortasına   düşeceğiz\nFarkında  olmadan  koşturacağız  sağa  sola\nAnlayacağız  ki,  ölmeden verilemeyecek mola\nGördüğümüz  her  şey  gölgelerde   yaşayacak\nGölgeler  doyacak  güneşe,  güneş   solacak\nİşleyecek   zaman,  buz  gibi  eriyecek   hayat\nBir  gün  bakacağız  ki,  gelivermiş    o   saat\nNereye   bu  gidiş,   bize   neler   olacak\nAkan  göz  yaşlarımızın  yerine  ne  dolacak\nBiz  olmasak  da  bu  manzara  hep  sürecek\nBu  dünya  böyle  gelmiş,   böyle   gidecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Tek Kişilik Değil",
        "poet": "Ertuğrul Şakar",
        "poem": "\n\nHayat tek kişilik değil \nBir pandomim \nGöz kendini seyredemez ki bir tanem \n\nKime ikram edeyim bir salkım üzüm \nNasıl aydınlanacak, gülecek yüzüm \nAile çogul,belki de tekil \n\nYalnızlık Allaha mahsus \nTacmahal sevgiyle yaşıyor bir yerim\nSensiz evde kalmış derler \n\nHayatımın anlamı sensin \nİşimin şiirimin aşkımın \nSen hayatıma anlam verensin \n\nUzat ellerini şubat sonu \nIşıklara uzanırken sana uzanayım \nSevmek kanatları ile uçayım................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Tesadüflerle Doludur",
        "poet": "Aynur Meydan",
        "poem": "\n\nYaşadıklarınıza bir göz atın,\nBir an olsun işinizden başınızı kaldırın,\nKaleminizi,telefonu,süpürgenizi,kepçenizi bırakın elinizden,\nGeçmişinize bakın,yaşadıklarınıza bakın.\n\nTesadüfleri düşünün,\nHayatın tesadüflerini,\nHiç ummadığınız anda karşınıza çıkanları düşünün.\nVe verdiğiniz tepkileri.\n\nBir çay bahçesinde otururken kendi başınıza,\nYıllardır görmediğiniz arkadaşınızın geldiğini,\nTam da umudunuzu kesmişken yarından,\nÇıkagelen mutlu bir haberi,\nYüzünüze yayılan gülümsemeyi düşünün.\n\nMilyonlarca insan arasından hayatınızı değiştirecek,\nSizi üzecek ya da ayaklarınızı yerden kesecek,\nSevecek ve çok sevilecek birinin karşınıza çıktığını,\nHayatınızın geride  kalanında yanınızda olacak,\nTutacak elinizi sanki yıllardır tanıyormuşcasına,\nİyi günde kötü günde yanınızda olacak,\nBir telefon uzağınızda olacak biri.\n\nHayat tesadüflerle doludur.\nUnutmamalı yarın her şey değişebilir.\nDoğan güneşle beraber aydınlanır çevre,\nÇiçekler başka kokar,\nKuşlar başka öter.\nKaçırmamalı fırsatları,\nTesadüfleri iyi değerlendirmeli.\nBakmayı değil görmeyi bilmeli kısacası,\nYa da  bardağın boş değil dolu tarafını görmeli.\n\n23/04/09\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat   Toz   Duman",
        "poet": "Fadime Kıvrım",
        "poem": "\n\nSolum  üzgün  sagım  bitkin  bugün\nHasta  saglık  umuyor  herkes  huzur\nBüyük  aşkların  derdi  çok  olurmuş\nHayat  tozu  dumana  katmış  yutuyoruz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Toz Duman",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nAğrı dil yarası söyler hokkabaz,\nBakar eşin dostun hep yobaz yobaz,\nTok olanlar aç halinden anlamaz,\nYoksa paran pulun hayat toz duman.\n\nEşin dostun sever seni parayla,\nAsla ayıramazsın akı karayla,\nÖlene dek gidersin bu yarayla,\nYoksa paran pulun hayat toz duman.\n\nGözün açık göremezsin güneşi,\nO zaman tanırsın gerçek dost eşi,\nÖmür boyu sürer hayatın kışı,\nYoksa paran pulun hayat toz duman.\n\nHayat gelir geçer öyle ve böyle,\nÇile hayat nasılmış sen bana söyle,\nFakirsen atışamazsın ağayla,beyle,\nYoksa paran pulun hayat toz duman.\n\nAcınacak haller beni güldürmez,\nBu hallere ahmak olan aldırmaz,\nÇile süründürür ama öldürmez,\nYoksa paran pulun hayat toz duman.\n\nİnsan olmayana benim nefretim,\nPaylaşmayan nankörlere küfür ettim,\nVeysel der ki; Ömrü boşa çürüttün,\nYoksa paran pulun hayat toz duman.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat TRENİ",
        "poet": "Ramazan Kılıç",
        "poem": "\n\nBinmiş bulunduk bir kez bu hayat trenine\nKatlanacağız elbet derdine kederine\nKim bitirmiş derdini bu hayat treninde\nSon durak kara toprak diyor hayat treni\n\nÖlümü düşünmeden tırmanır yokuşları\nGötürüyor sessizce gençleri yaşlıları\nMaziye katmış nice sevdalı aşıkları\nSon durak kara toprak diyor hayat treni\n\nİnsanlar değişsede gider hayat treni\nNice engeller bekler seveni sevileni\nHep birlikte götürür ağlayanı güleni\nSon durak kara toprak diyor hayat treni\n\nSon durak kara toprak diyor hayat treni\nALLAH tan başka olmaz durduranı freni\nKimsenin gücü yetmez bu varolmuş düzeni\nDeğiştiremez kimse gider hayat treni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Tutar Ellerini",
        "poet": "Suzan Nazlım",
        "poem": "\n\nAvucunun içinden kayıp giderken hayatına eli kolu bağlı hoşçakal dersen geri döner mi sence? \nKuru bir ağaç gibi yapraksız, meyvesiz, çiçeksiz, dalsız, sensiz kalmaz mısın? \nYapamayacağını bildiğin için kurmak istemediğin tüm hayalleri düşlerinde, \nUzaklaşırken kendinden gözlerindeki parıltıyı düşüşünde görmez misin? \nKimseye zarar vermeyeceğini sandığın tüm umutlarını toprağın altına gömersen bir gün birileri bulup değerli bir defineye sahip olmaz mı? \nBiliyorsun hayat zor, hayat güç, hayat yok, hayat arada bir deli…\nBiliyorsun hayat siyah, hayat gri, hayat koyu renklerin hepsi,hayat arada bir mavi… \nKendine hoşçakal demezsen eğer; Hayat tutar ellerini…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**HaYAT TRENi",
        "poet": "Tevfik Tükenmez",
        "poem": "\n\nHaYAT TReNİ  \n\n  HaYAT TRENİ ANKARADaN KaLKTI.. ÜLKEMİN TÜM GÜZELLİKLERİNİ TEMAŞA ETTİ.29 YIL SEKİZ AY ÖĞRETMENLİK VE İDARECİLİKTEN SONRA.... ŞİİRE BAŞLAYIP SANKİ KENDİNCE İŞ YAPTI.. OTURDA 23 NİSAN ŞİİRİ YAZ HOCAM...YAŞIN ELLİYİ GEÇMİŞ BUNDAN SONRA AŞK LA İŞİN NE? MEŞK LE İŞİN NE..? BİR 29 EKİM,BİR 10 KASIM,30 AĞUSTOS ŞİİRİ YAZ BİRDE 24 KASIMI UNUTMA..BELKİ ARAR YETİŞTİRDİĞİN DEĞERLER....AKSAÇLILAR ROLÜNÜ OYNA... NE İŞİN VAR SENİN ŞİİRLE.. İKİNCİ BAHAR MI? KİMİNLE? VE NEYLE? NASIL? ....BOŞVERSENE. BOYUN KADAR ÇOCUKLARINA EVİNE AİLENE VER TÜM SEVGİLERİNİ.. EŞİN SENİ BAŞARIDAN BAŞARIYA TAŞIYAN İNSAN DEĞERİNİ BİL.. HAKKINI ÖDEYEMEZSİN ONUN VE ÇOCUKLARININ..... SEVGİLİ EŞİNE YAZ TÜM ŞİİRLERİNİ..YİNE ONA SIĞIN DARA DÜŞTÜĞÜNDE ONUN SEVGİ VE MERHAMETİ SANA YETER..... ZATEN BİR GÖNÜLE EŞSİZ Bİ YÂR YAKIŞIR BU DA EŞİN OLMALIDIR. \nYOKSA RESİMDEKİNE DÖNERSİN ASLANIM... ENGÜZEL MUTLULUK İNSANIN EVİNDE BULDUĞU HUZURDUR. DOSTLAR...ALLAH KİMSENİN EVİNİ HUZURUNU BOZMASIN... MUTLULUĞU EVİNİN DIŞINDA ARAYAN ASLA ONA KAVUŞAMAZ.. SADECE GEÇİCİ SERAPLAR GÖRÜR VE KENDİSİNİ ANLIK KANDIRIR. \nEVİMİZDEKİ DEĞERLERİN KIYMETİNİ ANLAMAMIZ DİLEĞİYLE DOSTLAR.....TREN ŞİMDİ KAPADOKYANIN İNCİSİ ÜRGÜP'TE BURADA EPEY MOLA VERDİK TAM 11 SENE........ÇOCUKLARDA ALIŞTI....EEEE DAHA NE İSTERSİN.....(KİMSE DUYMASIN KENDİME BİR MEZAR YERİ ALIYORUM BELEDİYEDEN) \n\nHAYAT AKAN BİR SU \nRÜZGAR ÖNÜNDE SAVRULAN YAPRAK \nTOPRAK KOKUYOR USTA BURNUMA TOPRAK. \nDEMİR ATTIK BOZKIRLARA \nBAŞLADIK BOZLAKLARA \nAYDOOOSSSTT DİYEN SESTE KULAĞIMIZ. \nBUNLAR BİZİM SESİMİZ,SEDAMIZ. \n'AYDOOOOSTT \nYİĞİT ATA BİNER ŞAHLANIR \nYİĞİT GÖLGESİNDE YİĞİT SAKLANIR \nKÖTÜLERİN KÖLGESİ OLMAZ NAM OLMAZ ' \nARDINA KİMSE SAKLANMAZ... \nÇINAR OL GÖLGENDE NAZLI GELİNLER SALINSIN \nCEVİZ OL MEYVENLE ÇOCUKLAR ŞENLENSİN \nKERESTEN BİLE İŞE YARASIN. \nKABUĞUNLA İPLER BOYANSIN... \nODUNUNLA SOBALAR OCAKLAR YANSIN.... \nKÜTÜK OLMA OĞUL... YONTULMAMIŞ KALAS OLMA \nSENDE VARLIĞINLA BİR İŞE YARA..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Üçgeni",
        "poet": "Şefik Aydemir",
        "poem": "\n\n\nSaygı,sevgi vede aşk.\nBu üçgeni yaşamak.\nSaygı insanı yüceltir.\nSevgi büyütür yaşatır.\nAşk acımasızdır ağlatır.\n\nHayat üçgenini yaşamadan.\nKalırmı hayatda anlam.\nSaygıyla anılır insan.\nSevgiyle var olur.\nAşk ile yürek yanar kor olur.\n\nSaygı,sevgi yanyana bitişiktir\nAşk bencildir iki kişliktir.\nSaygı hayatdır yoludur\nSevgi candır damarda kandır.\nAşk dertdir,kederdir gamdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat umut demektir",
        "poet": "Abdullah Ramazan",
        "poem": "\n\nMutsuz ol ama umutsuz olma\nGüne gülümseyerek başla\nDertler kendiliğinden gelse de\nsen gülüşünle damga var güne\nzamana bırak sabret\nne dert kalır  ne de hüzün\nbir süre sonra\n\nHayat bu günden ibaret değildir\nYarınları da var\nO yüzden bugünün sevinçleri de\nHüzünleri de baki değil\nNe çok sevin sevinçlerine\nNede çok üzül hüzünlerine\nHerkes nasibindekini yaşar\nHüznün de sevincin de\n\nHayat bazen karmaşıktır\nEn azından sen karmaşık sanırsın\nHiçbir şeyden tam emin olamazsın\nGün gelir nefret ettiklerini sever\nGün gelir sevdiklerinden nefret edersin\nO yüzden sevginde de nefretinde de ölçülü olmalısın\n\nHayatta hiçbir zaman isyan etme\nsahip olduklarına sahip olmak isteyen \nnice insanlar olduğunu unutma\no yüzden kaybetmeden\nsahip olduklarının kıymetini bil\ndeğer ver\n\ninsanlardan nefret de etme\nhatalarını yanlışlarını arama\nİyi yönlerini güzel yönlerini ara büyüt\nEn büyük zenginlik gönüldeki sevgidir\nKendini sev,insanları sev,doğayı sev\nEn önemlisi yaratanını sev\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat=Toz Ve Duman Ardım da Kalan...",
        "poet": "Eylem Türk",
        "poem": "\n\nHayat uçtu gitti avuçlarımdan demıştim mazim de; \nOysa ki yanılmışım\nAcıların ve mutluluğun daha fazlasını goruyorum\nTakvim yaprakları bir bir uçarken\nHazan mevsimi; \nSolgun pencerem de,kuşlar konuyor tozlu pervazlarıma\nUmursamıyorum oysa ki yaşanılanları\nHAYAT götürüyor işte alabildiğine\nToz ve Duman ardımda kalan; \n....Bir kızım olsun/Adı Hayat\nAdı Hayat olsun kızımın...\nToz ve Duman benim yaşamımdan geriye bıraktığım.\nAcı Hayat...\nAma kızımın adı HAYAT! ! ! \nToz Duman birleşsin pembe bulutlara dönüşsün\nAdı(Hayat'ıma)  kızıma adanmış...\nŞimdi o sadece rüyalarım da düşlerim de\nBen ikimizin yerinede toz ve dumana bulandım\nOna ardımda pembe bulutlar bırakmak adına! ! ! \nAdını HAYAT koyacağım kızımın\nBiraz Toz biraz Duman eşittir\n                ''HAYAT''\n\n(Gelecekte çok olmasını istediğim kızıma tarafımdan yazılmıştır)\n\n                                     23.06.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Umutsuz Bir Kuş",
        "poet": "Emine Afşin",
        "poem": "\n\nani bir kuş görürsün yaralı ve aç\nSessizce ağlar umutsuzca bekler\nİşte Dünya öyle birşey\nHayat umutsuz bir kuş\n\nBir gün ağlar,bir gün güler ve \nBir günde uçarsın belki kanatlanırsın\nBelkide dünya yolunun sonundasın\nİşte dünya öyle bir şey \nHayat umutsuz bir kuş\n\nHayat hep güzeldir sanıyorsunuz\nHep neşedir ama öyle değil\nHayat umutsuz bir kuş \nBu zaman yolculuğunda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat üzerimde izler bıraktı",
        "poet": "Fatih Tutuk",
        "poem": "\n\ngözüm yaşlı gönlüm yaralı kaldı\nhayat üzerimde izler bıraktı\nfelek her şeyimi bir anda aldı \nhayat üzerimde izler bıraktı \n\nyürüdüğüm her yol çıkmazda bitti\n günlerim geceye karıştı gitti\n acılar ömrümü böyle tüketti\n hayat üzerimde izler bıraktı\n\nne kışlar yaşadım hazanlar gördüm\n gözyaşıyla aşkı yazanlar gördüm\n ettiği yemini bozanlar gördüm\n hayat üzerimde izler bıraktı\n\ngözüm kor olsada kulağım duydu\n demek ki hayatın kanunu buydu\n gönlüm bu düzenin çarkına uydu \n hayat üzerimde izler bıraktı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat uykusu",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nFırtına misali esip de dinle\nYaşanıp gidendir hayat uykusu\nRuhlara neşeler kederler sinle\nYaşanıp gidendir hayat uykusu\n\nBazen yaz ortası başa kar yağla\nBir olup yeşermiş güz sarmış bağla\nYan sönde yarışıp kul yanar dağla\nYaşanıp gidendir hayat uykusu\n\nHayır şere yoruk rüyalar ile\nGörüp görmeyerek acıyla çile\nAk kara bahtlarla gün bile bile\nYaşanıp gidendir hayat uykusu\n\nTatta olup zehir bal dolu petek\nAğlalar ölümler gül görüp tek tek\nGece yarısından gün doğana dek\nYaşanıp gidendir hayat uykusu\nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat varoşlarda başlar",
        "poet": "Yasin Tekin",
        "poem": "\n\nHayat varoşlarda başlar gözüm! \nYa küçülen omuzlarda yükselen\nBir simitçi tavlasında,\nYa da ilk alın terinin damladığı\nBoyacı sandığında.\n\nHayat varoşlarda başlar gözüm! \nYa alınamayan kırmızı bisiklete\nDökülen gözyaşlarında,\nYa da peşinden soluksuz koşulan\nPatlak bir futbol topunda.\n\nHayat varoşlarda başlar gözüm! \nAç yüreğinide bir bak! \nBir duyumsa önce\nKenar mahallelerde\ngeceleri yankılanan hıçkırıkları.\n\nHayat varoşlarda başlar gözüm! \nBelki çığlık çığlığa,\nBelki inim inim inleyerek! \nVe sen kim bilir daha kaç slogan atacaksın\nBunların hiçbirini bilmeyerek.\n\nAma her şeye rağmen hayata gülümseyerek\nTek bir şey söyler tüm çocuklar; \n-Ve hep çocuk kalanlar-\nNe yoldaş, ne yandaş! \nAna-baba ayrı gardaş lazım bana gardaş!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat uzun yaşamak kısa",
        "poet": "Ali Erez",
        "poem": "\n\nÇocukluğum...\nÇocukluğumu verin bana...\nNeden aldınız misketlerimi! ? \nRüyalarıma bile giren kırmızı bisikletimi...\nNe güzeldi düdüklü şekerim bitince bile beni eğlendirebilen...\nNeden çamura attınız şekerimi! ? \nÇatıyamı sakladınız ışıklı spor ayakkabılarımı...\n      'Olsun hayat uzun.'Dedim...\nGençliğim...\nGençliğimi verin bana...\nKardeşim mi giydi yeni ayakkabılarımı? \nKim aldı defter arasındaki gül yapraklarını! ? \nYa sevgilim o nerede unuttumu yoksa beni? \n      'Olsun hayat uzun.'Dedim...\nHayatım...\nHayatımı verin bana...\nBen yaşlanmak istemedim...\nKim verdi elime bu bastonu? \nBu saçlarımda ki beyaz şeyde ne yoksa karmı yağdı? Çocuk olmak vardı şimdi.Negüzeldir kardan adamın gözleri...\nÇocukların yüzleri...\nBenimkinden daha da ak...\nDaha temiz küçük yürekleri...\n         'Olsun hayat uzun.'Dedim...\nBedenim...\nBedenimi verin bana...\nNedir bu giydirdikleri beyaz örtü bana! ? \nKim bu başımda duran adamlar...Namaz kılıyorlar...\nNeredeyim ben neden karanlık burası? Çok ta dar üstelik...\nNeden omuzlarınızdayım ben? İndirin beni aşağıya...\nÖldü diyemezler bana...Ölmedim ben yaşıyorum hala...\n\nkırmızı bisikletim...\ngüzel kıyafetlerim...\nkullanmaya utandığım bastonum...\n\nNeredesiniz? Neden yoksunuz? Yoksa sizdemi öldü dediniz bana...\n        'Hayat uzun,yaşamak kısa...'Dedim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Ve Futbol",
        "poet": "Erkan Topuz",
        "poem": "\n\nHayatı bi Futbol Maçı gibi düşünürsek eğer,\nbaşlama düdüğü ile 90 dakika içinde,\ntopun peşinden ne kadar koşarsan koş,\nyüzde yüzlük bir Top hakimiyeti imkansızdır.\nTop karşı takımda ise eğer,\nsana sadece izlemek kalır bazen.\nUzatmalarda bile Gol atamadıysan eğer,\nbi sonraki Maç için fazla ümitlenme,\nartık yedekler arasında bile olmayacaksındır,\nçünkü Bitiş düdüğü ile\njübilenide yapmış olacaksın.\n\n(werdohl, 26.01.2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Var",
        "poet": "Celalettin Tokmak",
        "poem": "\n\nGüzel senin gözünde ki şimşeğin\nŞavgı şavgı çakışında hayat var\nYüreğime sızı koyar göz yaşın\nDamla damla akışında hayat var\n\nGüzel senin mislin bulunmaz asla\nSensiz geçen ömür tükenir yasla\nNergise, ıtıra güle kıyasla\nBurcu burcu kokuşunda hayat var\n\nGüzel senin ile bulsam arayı\nSeninle şâd olsa gönlüm sarayı\nDudağınla kâlbimde ki yarayı\nÖpe öpe dikişinde hayat var\n\nGüzel sen gönlümde akan ırmaksın\nGözelerden bile daha berraksın\nGönül vazomda ki açan zambaksın\nYaprak yaprak nakışın da hayat var\n\nGüzel bu Celâli sana seslenir\nYemez içmez varlığınla beslenir\nBir gün olur deli gönlü uslanır\nKalpten kalbe bakışında hayat var\n\n13 Mart 2008 Sivas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "\"Hayat Üzerine Düşünceler\" Tolstoy =001=",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n\"Hayat Üzerine Düşünceler\" Tolstoy =001=\n\nDeğişecek Olan; Olaylara Bakış Açımız! .\nToplum Kültürü Değişmeyecek; Belki De! .\nBiz Bir Araştırmacılığın Sürekliliğine,\nBir Araştırmacının Varoluşuna Adandık! .\n\n******\n\n“HAYAT ÜZERİNE DÜŞÜNCELER”\nAdlı Kitaptan Kısa Cümle Derlemeleri:\n\nGİRİŞ\n\n/ Hayat, Umumi ve Daimi Olan Çözülme ve Birleşmelerin Tek Nedeni Olan Çok Yönlü Bir Alettir! . Hayat, Derece Derece Tamamlanan Çeşitli Dönüşlerin Bir Araya Gelmesidir! . / Hayat, Dıştaki ilişkilerin İçteki İlişkilerle Uyum Halinde Olması Demektir! . / {Kitabın Adı: HAYAT ÜZERİNE DÜŞÜNCELER – Kitap Yazarı: TOLSTOY – Hazırlayan: Zeynep GÜLEÇ – AKVARYUM YAYINEVİ/Ağustos/2005 - Sayfa:010, Paragraf:02 – Cümle Derleme: Kemal KABCIK – ANTALYA - 12 Kasım 2013 Salı 10:03:10}\n\nAzimli Bir Araştırmacılığın; Sonucunda:\nHatamızı Anlamanın Umudunda; Sevmelere,\nSaymalara, Korunma ve Koruma Amacı ile,\nHarekete Geçen Azim Yükü Aşkla Dolmak! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat ve Gül",
        "poet": "İzzettin Akyapı",
        "poem": "\n\nHayat, denizin kıyısında yakamoza uyanan gecede \n\nHayat, güneşi uğurlayan kahverengi gözlerin içinde\n\nHayat, bahar kokulu esintinin serinliğinde\n\nHayat, yalan suyundan içmeyen ağacın meyvesinde\n\nHayat, çürümüş kirli güllerin hedefinde\n\nHayat, saf ve berrak kardeşliğin zirvesinde\n\nGül, kadife bahçedeki sinsi yılanın nefesinde\n\nGül, sevgi kapanı kurmuş bataklığın bedeninde\n\nGül, utanç bulutları serpilmiş gökyüzünün gölgesinde\n\nGül, nefret filizleri yeşermiş yerin dibinde\n\nGül, ihanet bayrağıyla denizde dolaşan gemide\n\nGül, kibarca uğurlanan mutlu ol kelimelerinde\n\nİzzettin AKYAPI\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Ve Aşk",
        "poet": "Ziya Koz",
        "poem": "\n\nHayat,kibritin ucunda yanan,\nAteşe benzer.\nVe birgün,\nBu ateş gibi söner.\n\nAşk ise,ilk baharda,\nAçan çiçeklere benzer.\nOda aynı hayat gibi,\nSonbahar da söner gider.\n\nİşte,hayat ve aşk arasındaki,\nBenzerlik budur.\nDünyada herşeyin,\nBir ilki ve sonu vardır.\n\nHayat ile aşkın,arasındaki tek fark,\nHayat, yaşanılan ve yaşanacak şeylerdir.\nAşk ise,yaşanacak,\nEn güzel duygudur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat ve insan",
        "poet": "Arzu Şeker",
        "poem": "\n\nHayat BİZE ALLAH TARAFINDAN sunulan zamanı YİNE ALLAH RIZASI İÇİN yaşamaktır.\nHer insan CENNET GİBİ BİR HAYAT yaşamak ister.Ama CENNET GİBİ YAŞAMANIN YOLUDA ALLAH,A KUL OLMAKTAN GEÇER. CENNET GİBİ HAYAT YAŞAMALARINA engel olan yine KENDİ NEFSİDİR VE NEFSİNİN DÜNYAYA OLAN MEYLİ YÜZÜNDEN hayatını zora sokan yine kendisidir.\nÇok mutlu yaşayan yoktur ama ALLAH VE ONUN RIZASI İÇİN yaşamak en büyük mutluluktur.\nBUGÜN NEFSİNİZİN DEĞİL ALLAH,IN BİNBİR ENVAYI ÇEŞİT ÇİÇEKLİ BİR PENÇERESİNDEN DÜNYAYA BAKIN göreceksinizki herşey O,NA DÖNÜCÜDÜR VE TEREDDÜT ETMEYİN TEFEKKÜR EDİN..\nVESSELAM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Ve İnsanlar",
        "poet": "Alper Kürük",
        "poem": "\n\nHayat bir deniz gibidir \nİnsanlar da yelkenlidir\nRüzgâra bağlı mukadderatı...\nBazan bir fırtına çıkar\nYelkenlileri çalkalar\nBatırır birkaç yelkenli...\nFakat deniz aynı kalır\nDeğişen kayıklardır.\nBatanlar deniz dibine \nÇökerlerken izlerine \nRastlanmazsa kaybolurlar\nBaşka bir âlem bulurlar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat ve kader",
        "poet": "Yüksel Gider",
        "poem": "\n\nBaba'dan şehit oğluyum.\nAna'dan gazi.\nPeygamber olmuyor; yetim'e yapılan haksızlıklara razı.\nBaba'sız öksüzüm,hiç gülmüyor yüzüm.\n\nBaba'sız çekilmiyor,bu hayat'ın fendi.\nAna'sız yaşantı;  veriyor insan'a bir çok derti.\nPeygamber olmuyor; yetim'e yapılan haksızlıklara razı.\nBaba'sız öksüzüm,hiç gülmüyor yüzüm.\n\nPeygamber sondur,sabırla yaşanacak bu hayat.\nYaşantınla,sende o güzel hayatı tat.\nBir insan'ın yaşantısı ne ise,kaderide o hayat.\nBaba'sız Öksüzüm,hiç gülmüyor yüzüm.\n\n                                 (Sarıyer,23.21.2009)\n                                    Yüksel Gider\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat ve Ölüm",
        "poet": "Turgut Uzdu",
        "poem": "\n\nBir kadın sancılanır\nÇığlıklar atar\nVe sonunda\nBir yerde\nBir hayat başlar.\n\nİlk öğrendiği şey ağlamak\nAcıkmak sonra\nSonra altını kirletmek,\nGünler geçer ağlayan bu et parçası\nBir gün gülümsemeyi öğrenir\nHer şey değişir o an\nBir insan oluverir gönüllerde\nEl bebek olur\nGül bebek olur\nSarar anneyle babanın gönlünü\nUmudu olur, sevdalısı olur\nGeleceğini tüm sülale\nOnda bulur.\n\nSesler çıkar ağzından, ilk heceler\nDinleyenler bayılır\nKelimeler, ardından cümleler\nSonra okula götürmeler,\nÖğretmenler\nSınavlar, sınavlar\nÜniversite hayali belki gerçek, belki hayal\nNişan, düğün, evlilik\nHayat kavgası\nTorun sevgisi\nVe bekleyiş hissetmeden\nHissettirmeden\nSon yeni yılı kutlamayı\nSon gidişe gitmeyi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat ve umut",
        "poet": "Fetih Sait Akkaya",
        "poem": "\n\n'bir rüzgardı esti geçti'denilen şey\nbir hayatmış \nsona yaklaşırken herşeyden ama\nherşeydenemin olduğun bir an büyük hüsran \nve yıkılışın\nve tekrar en başa dönüşün\nboş boş \nbelki emeklerin \nbir o kadarda umutların\n\nkısa bir hayat olmalı benim hayatım\nözünden kaçınılmamalı\npişmanlık hiç olmamalı\nama kısa olamalı\n\nkimi zaman aynanın karşısında \nkendime baktığımda\ndeğişik,iki yüzlerin eşiğinde boğuşurum\nama ben boğulan olmam\numudumu kayettiğim anlardaki\niyilik rehavetine kapılmalarım\nişte budur beni ayakta tutan\numut...ve yine\numut\nhayatın çelimsiz işvesi umut\nümidi biten insanların tek dayanağı\numut\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Ve Sen",
        "poet": "Bayram Gökmen",
        "poem": "\n\nKarşıda yeşil bir manzara,\nKulaklarda ezan sesi.\nBaktım gezen insanlara,\nSevda sarmış herkesi.\n\nYeşillik içinde şirin evler,\nİçimdeki yuvaya hasret.\nAllah nidasıyla inliyor kubbeler,\nBeni sana bağladı gurbet.\n\nYeşillikler akşam kızıllığıyla sohbette,\nYanan alev alev hicranlı kızıllık,\nBir benliğim var gönlümde,\nKalbimde esen rüzgar: yalnızlık.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat ve yemek",
        "poet": "Kubilay Enginol",
        "poem": "\n\nTabakta yemek\nVucutta hayat\nYemek sıcak\nHayat mutlu\nYemek bitmesin\nHayat sürsün\nSindire sindire ye\nYudum yudum yaşa\nTabağı sıyır\nHayatı dibine kadar yaşa\n\nBu Şiir Keyif Adamı Sayın Kostas Kalligasa İthaf Edilmiştir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hayat Ve Yalnızlık",
        "poet": "Gökmenzade Bayram",
        "poem": "\n\nKarşıda yeşil bir manzara,\nKulaklarda ezan sesi.\nBaktım gezen insanlara,\nSevda sarmış herkesi.\n\nYeşillik içinde şirin evler,\nİçimdeki yuvaya hasret.\nAllah nidasıyla inliyor kubbeler,\nBeni sana bağladı gurbet.\n\nYeşillikler akşam kızıllığıyla sohbette,\nYanan alev alev hicranlı kızıllık,\nBir benliğim var gönlümde,\nKalbimde esen rüzgar: yalnızlık.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Ve Mutluluk...",
        "poet": "Mehmet Sever",
        "poem": "\n\nÇok mutsuz olabilirsin. Çok acı çekebilirsin. Mahvolabilirsin. Her şeyini kaybetmiş olabilirsin. Hüngür hüngür ağlıyor olabilirsin. Ölmek istiyor olabilirsin sen ne yaşarsan yaşa; Ne kar yağmaktan vazgeçer, ne de yağmur diner. Hayat kendine, gelmeni beklemeden akar gider ve zaman seni asla durup da beklemez. Sen ne kadar gözyaşı dökersen dök, bir yerde insanlar kıskanılacasına mutlu olmaya gülmeye hatta kahkaha atmaya devam eder. \nYani; Çektiğin acıları en derin sen hissedersin. Ve onların verdiği zarar yetmiyormuşçasına kendini öldüresiye hırpalarsın. \n\nAslında çeker gidersin, herkes kaldığını sanır...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat ve Ömür",
        "poet": "Şirkan Hatay",
        "poem": "\n\nAğlayarak başladığımız bir serüvenmiş ömür! \nBaşı çocuklu, ortası gençlik, sonuysa memat! \nBiriktirdiğin neyin varsa gel de birisini götür! \nBeşikten mezara kadarki yolculukmuş hayat! \n\nNerden geldik, nereye diyoruz sorusuymuş ömür! \nYaşamın sırrını bugüne kim çözebilmişki heyhat! \nEcel saati salise salise işler, sonun da öldürür! \nBir nefes alıp verene dek geçen süredir hayat! \n\nMalda, mülkte çoluk çocukta yarışmış ömür! \nEbediyet hariç hiç birşey insanı edemez abat! \ndünyalara sığmazken, bir avuç toprağa gömülür! \narşın arşın, adım adım oraya yürümekmiş hayat! \n\nEzelden ebede bir yolculukmuş aslında ömür! \nkimi yaya, kimi atlı, kimiyse uçarak eder seyahat! \nDünya bu yolda bir durakmış ama baş döndürür! \nbir ağacın gölgesinde durup dinlenme anıymış hayat!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Ver Bana",
        "poet": "Erdoğan Çıray",
        "poem": "\n\nSeni gördüm yine dün akşam yolda\nHadi gel de içme yerimde ol da\nHarcadım kendimi ben bu uğurda\nNe olur sen gel de hayat ver bana\n\nKoşmak istedim sana koşamadım ki\nGurur dağlarını aşamadım ki\nSensiz bir gün bile yaşamadım ki\nNe olur sen gel de hayat ver bana\n\nKalbim durdu sanki çarpmaz bir daha\nAçtım ellerimi yüce allaha\nÖleceğim belki çıkmam sabaha\nNe olur sen gel de hayat ver bana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat ve Yolculuk",
        "poet": "Hasan Zeki",
        "poem": "\n\nHer yolculuk uzundur, yolcusuna kuşkusuz\nHer yolda taşınan şey sadece bir özlemdir\nGerçi hepimiz aynı kervanın yolcusuyuz\nAmma herkesin yükü diğerine mahremdir\n\nHer yolun üzerinde, yolculuğu zehreden,\nAdına mihnet denen kayalar var, taşlar var,\nHer kayanın başında talihine kahreden,\nİkide bir kendini taşa vuran başlar var! \n\n* * *\nBir yolculuk sanırdım ben hayatı eskiden\nGeçmişten geleceğe yürüyoruz sanmıştım\nMazi değilmiş meğer elimden kayıp giden\n“Gelecek”miş.. ama ben apaçık aldanmıştım\n\nŞubat'2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Veren Kadına",
        "poet": "Cemil Öksüz",
        "poem": "\n\nAnlamadım nasıl şey huzur derler adına\nBunca  yıllarım geçti varamadım tadına.\nKader yüzüme güldü şimdi vardım farkına\nHayatımı borçluyum hayat veren kadına.\n\nSevenler mutlu olsun ersinler muradına\nHiçbir keder gelmesin aile efradına\nKayıtsız kalınır mı bu gönül feryadına\nHayatımı borçluyum hayat veren kadına.\n\n.................13.11.2012...Bahçelievler/İSTANBUL...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Veriyor",
        "poet": "Mustafa Katırcı",
        "poem": "\n\nBir nefes misali muhtacım sana\nSenin aşkın bana hayat veriyor\nBir ömür misali can katar cana\nSenin sevdan bana hayat veriyor\n\nKim ne derse desin umrumda değil\nSensiz yaşayamam bunu böyle bil\nNe olur kalbinden şüpheleri sil\nSenle olmak bana hayat veriyor\n\nSenin yüreğinde kendimi buldum\nSenin varlığınla ben mutlu oldum\nYokluğun cehennem sarardım soldum\nSenin sevdan bana hayat veriyor\n\nSevdanı yazmaya kelime yetmez\nBu can sensiz bir hiç beş para etmez\nCan tenden çıksa da bu sevda bitmez\nSenin sevdan cana hayat veriyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Yaşadıkca  Güzel",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nHayat Yaşadıkca Güzel\n\nÖmrün uzun olsun derler\nYaşadıkca yaşa derler\nŞartlar ne olursa olsun\nHayat yaşadıkca güzel\n\nEğer ölüm olmasaydı\nİnsan sonsuzluk olsaydı\nİnsan arttıkca artardı\nHayat yaşadıkca güzel\n\nİnsan sevdikce sevmeli\nAyrılık niye olmalı\nYaşadıkca aşkla yaşa\nHayat yaşadıkca güzel\n\nNeden hayat kısa böyle\nÖmür neden biter söyle\nDost Şeref ne kadar yaşar\nHayat yaşadıkca güzel\n\nDost Şeref\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Yok Sende",
        "poet": "Muammer Yalçın",
        "poem": "\n\nSende mutluluğu bulamaz bu kul\nBana yaşatacak hayat yok sende\nGit de kendine bir kendin gibi bul\nBana yaşatacak hayat yok sende\n\nHiç de kusurun yok güzelsin ama\nYol yakınken çık git girme dünyama\nSen çare değilsin kara sevdama\nBana yaşatacak hayat yok sende\n\nEllerin sözüyle hep çark edersin\nOnlar gibi sever ve terk edersin\nVefasız olursan ne fark edersin\nBana yaşatacak hayat yok sende\n\nBenim dünyam ayrı senin ki başka\nİkimizin ki bir olsaydı keşke\nArkadaş kalalım imkan yok aşka\nBana yaşatacak hayat yok sende\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Yolu",
        "poet": "Tahmine Yıldırım",
        "poem": "\n\nHayat yolu çizgisi başlar insanın doğduğu anda\nkimininki inişli, kimininki çıkışlı bu hayat yolunda\nkiminin sabrı tükenir isyan eder sonunda\nkimide kaderine hep razı olur hayat denen bu yolda\n\nKimileri çalışır çabalar okuturlar evlatlarını\nbüyüyünce sevip sayıp korusunlar diye vatanı\nkimide alır kahpe düşmanın kahpe kurşunlarını\ngözlerden yaş yerine kanlar akar hayat denen bu yolda\n\nKimileri hayatı boyunca hep parasızlık çeker\nkimileride kendine her gün yeni bir kıyafet seçer\nbazanda insan hep,bilemediği bir şeyleri bekler\nşunu bilmek gerekir aslında hepimizin sonunu \naynı yol bekler.......HAYAT YOLU.....\n\n                                                                  ŞUBAT         1994\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat yaşadıkça uzayan bir köprüdür.",
        "poet": "Fatma Saylak",
        "poem": "\n\nHayat yaşadıkça uzayan bir köprüdür\nYalnızlık ve hayat birleşince,\nİşte o zaman köprünün sonunda bekleyen ölümdür.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Yolu",
        "poet": "Perihan Karakaşlı",
        "poem": "\n\nHayat yolu bazen  pembe \nBazen siyah bulutlarla örtülü\nKah sevinir güler kah ağlatır  bir üzüntü\nCesur olmalı bu yolda ilerlerken insan\nHayatın acılarından kaçmamalı her an\n\nBir koşu atuna benzetirim  bu yolu ben\nBazen yenilirse insan, üzülmemeli hiç hem\nKazanılır yine bir gün, olursa kendine  güven\nMuvakfak olmaz hayatta herşeye üzülen\n\nYenilmekle kazanmak atbaşı gider hayatta,\nBunun için sabırlı kalender yürümeli bu hayatta...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Yaşamaya Değer",
        "poet": "Nihal Güngör",
        "poem": "\n\nHayatta,dereye atılmış birer çalıymışız meğer.\nBütün yüreğinle denize varmak istersin,\nbir kıyıda takılıp kalmazsan eğer.\nÇırpındıkça köklenir,\nhem oyuncağı olduğun balıklarla sevinir,\nhem o k y a n u s  olmak istersin.\nİşte hayat ömrü böyle törpüler.\n\nGerçek başarı; teraziyi eşitleyebilmekmiş meğer.\nÇok değerli olduğun fikrini bir kefeye\ndiğer kefeye bir hiç olduğunu koyabilirsen,\neşitlenirmiş,artarmış değer.\nVe hep bu dengeyi korursan eğer.\n\nHayatta yanlışlar doğruyu götürmezmiş meğer.\nYanlışların masum, doğrunun başı dikse eğer.\nDizginimi saldım,dengemi sağladım.\nHayat yaşamaya değer.\n                                    3.2.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat yolu",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nGah sıkılla gah sıkılsız \nYürünendir hayat yolu \nGah yıkılla gah yıkılsız \nYürünendir hayat yolu \n\nBahttan yana ak kareyle \nHem yaresiz hem yareyle \nGah çaresiz gah çareyle \nYürünendir hayat yolu \n\nYaşa ölüm öz görerek \nAğla gülüş yüz görerek \nKış bahar yaz güz görerek \nYürünendir hayat yolu \n\nAcı tatlı dola dola \nMutsuz mutlu ola ola \nGülden öte açıp sola \nYürünendir hayat yolu \nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat yolu",
        "poet": "Hamiye Alkış",
        "poem": "\n\nGarip yolcularız dünya turunda.\nBazen ümitli, bazen perişan.\nHasret yaşarız arzularımıza,\nBazen kırgın, bazen istekli.\nBir ümit yürütür bizi,  aylarca.\nBir üzüntü çakar bizi yerimize,senelerce.\nBomboş bakarız uzaklara, günlerce.\nKararsız oluruz bir adım atmakta..\nTabiat bu; bazen kış, bazen yaz gelir\nDeğişir cismimiz dünya yolunda.\nTanıyamaz olur, eş dost.\nDüşman oluruz aynalara.\nGarip dünyanın garip yolcuları; \nHer parçasını bir taşda bırakmakta; \nSonunda bir ruh oluruz, kala kala.\nOnuda  teslim  ederiz.\nAzrail denilen son arkadaşa....\n  1973 dal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Yaşamaya Değer",
        "poet": "Şair Hümeyra",
        "poem": "\n\nHayat Yaşamaya Değer! ! ! \nZamanının kıymetini bilemeyenlere sesleniyorum,\nHayat çok kısa,\nOnu öyle bir yaşa ki, onun değerini bilemeyenler gıbta ile baksınlar.\nAyrılık acısı canını yaksa bile,\nBir hayalin yok olsa bile,\nNankörlük ödülün olsa bile,\nAnlayışsızlık seni gülmekten alı koysa bile,\nGöz yaşların gözlerini yaksa bile,\nBir hata sana zarar verse bile,\nBaşarı senden kaçsa bile,\nVazgeçme; yeniden başla.\nÇünkü hayat yaşamaya değer....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat yolunda",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nHayat kolay değil dert ile dolu\nNe dertler çekilir hayat yolunda\nYokuş inişlidir düz değil yolu\nHer yokuş çıkılır hayat yolunda\n\nFakirle bir değil zenginin derdi\nYalnız çeken bilir, sorunlar ferdi\nİnsanların bir de vardır namerti \nKarşına dikilir hayat yolunda\n\nMaddesi bol olan azdır manası\nEvlatlar şımarık işin fenası\nBir belaya uğrar ağlar anası\nHayattan bıkılır hayat yolunda\n\nDeprem olup her an bitebilirsin\nBir kazaya kurban gidebilirsin\nMaazallah isyan edebilirsin\nDünyamız yıkılır hayat yolunda\n\nMikdatî der hayat varsa sorun var\nBu gün boş geçmişse nerde kârın var\nYarına çıkarız yine yarın var\nCanımız sıkılır, hayat yolunda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Yolunda",
        "poet": "Zeynep Güdek",
        "poem": "\n\nDaha henüz dokuz yaşında\nKöyümün anne bacıları çeşme başında\nNeler gördüm yaşlı dedeler musalla taşında\nBirileri geliyor birileri gidiyor hayat yolunda\n\nHenüz başlamıştım yaşamaya\nArkadaşlarımla koşup oynamaya\nÖğretmenimle başladım okumaya\nBirileri geliyor birileri gidiyor hayat yolunda\n\nYanlız yürüdüm hayat merdivenlerini\nBir ileri bir geri hayat neler getirdi neler yitirdi\nMevsimler gibi açtı ve soldu yüreğim\nbirileri geliyor birileri gidiyor hayat yolunda\n\nÇocukluğumla yaşadım en güzel yılları\nBüyüdükçe öğrendim bütün yolları\nUnutamadım sevgi veren kulları\nBirileri geliyor birileri gidiyor hayat yolunda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Yordu Beni",
        "poet": "Davut Arkan",
        "poem": "\n\nHayat öyle kırdı yordu ki beni\nNe yapsam ne etsem şaşırdım kaldım\nMutluluğun artık kaçtı treni\nTükendi yüreğim hep gıdım gıdım\n\nSırtımda bir yük var ağarmı ağır\nGözlerim görmüyor kulağım sağır\nİstersen feryat et istersen bağır\nHayat yordu beni tükendim annem\n\nYorgun kalbim şimdi bozuk makine\nDertleri görünce koşar dikine \nHayatım bir korsan kalbim rehine \nHayat yordu beni tükendim annem\n\nNe gece ne gündüz uykuyu bilmem\nDeğişmiş mevsimler acaip alem\nHer yerde rutubet her yerde bir nem\nHayat yordu beni tükendim annem\n\nBahar gelir geçer çiçekler açmaz\nHer yerde sis duman her yerde maraz\nÖmrümüz vuslata koşuyor tam gaz\nHayat yordu beni tükendim annem\n\nGözümden her düşen damla bir mermi\nVerdiğim bu caba bilmem değer mi\nÇektiğim bir değil on değil yirmi\nHayat yordu beni tükendim annem\n\nBaşımda bir duman gönlümde çile\nYürürüm yollarda talihim ile\nDüşmüşüz bir kere dillerden dile \nHayat yordu beni tükendim annem\n\nKuruyan gönlüme yağmadı yağmur\nHayat yolu kirli ıslak ve çamur\nHuzurum olsa da dört başı mağrur\nHayat yordu beni tükendim annem\n\nGözümde ferim yok ellerim tutmaz\nKur yapsam feleğe oda kül yutmaz\nKurtarır mı beni kıldığım namaz \nHayat yordu beni tükendim annem\n\nDermanım kalmadı tükendi yürek\nKırmadım kimseyi kasten bilerek\nBana biraz huzur mutluluk gerek \nHayat yordu beni tükendim annem\n\nYüreğim deryada rotasız gemi\nŞu fani hayatın kalmadı demi\nHükmü vermiş gönlüm kırmış kalemi\nHayat yordu beni tükendim annem\n\nAnlata anlata derdim bitmedi\nBilirim vuslatın yoktur senedi\nHayatım bir kabus bir trajedi\nHayat yordu beni tükendim annem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata",
        "poet": "Aziz Akgün",
        "poem": "\n\nhayat; dalında tomurcuklanmış çiçek\nhayat; herşey gibi o da bitecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat2",
        "poet": "İzzettin Bilgin ",
        "poem": "\n\nDağlar bile bana düşman,\nBu hayat benden bile yaman,\nYeter yeter çok oldun aman,\nBen ölürüm böyle yaparsan,\nAmacın öldürmek mi? \nHAYAT\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat2",
        "poet": "Ersin Altun",
        "poem": "\n\nhayat nedir? \nhayat yoksulun savaşı\nzenginin sefası\nmecnunun yürek yarası\nsüleyman'ın harem sefasıdır\n\nhayat \nbazılarına yaz yağmuru gibi kısa\nbazılarına ölümsüzlük iksiri gibi uzundur\n\nhayat\nzüleyha'nın yusufa olan aşkıdır\nbazen bitmez tükenmez şarkıdır\nbir ozanın çığlığı\nbir çiftçinin nasırlı elidir.\n\nhayat \nbazen umutla gülmeyi bekleyen göz yaşıdır\nvuslat gibi yakar bütün benliğini\nyanlızlığa uçan turnanın hazin öyküsüdür.\n\nhayat \nbilinmez bilmece gibidir\nkimine zindan, kimine cennet bahçesidir\nkimini ağlatır, kimini gece gündüz bekletir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Zincire Vurdu Beni",
        "poet": "Hasan Ergönül",
        "poem": "\n\nHayat zincire vurdu beni\nTastan tasa caldi beni\nUn etti ufak eledi beni\nSeyyah etti gezdirdi\nBu alemde beni\n\nHayat zaman  oldu \nCaldi omrumu  benden\nHayat ruzgar oldu savurdu \n Harmandan harmana\nElek elek eledi beni,\nHayat mengene oldu\n Dislisinde ezdi beni. \n\nHayat orak oldu bicti beni\nHamur etti  firin, firin\n Dolastirdi beni,\nUcyuz altmis derece\n Atesin,harinda,\n Kor oldu  pisirdi beni,\n\n.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata Bakış Açısı",
        "poet": "Çağrı Kayalıdere",
        "poem": "\n\nHayat denildiğinde içimi uçsuz bucaksız bi korku sarardı.Anlamsız ve korku dolu bi anlam taşırdı bende hayat.Bunu size niçin sölediğimi hala anlamış ve çözmüş değilim.Hayat yani yaşam çok mu zordu bilmiyorum.Ama ile başlayan tüm kelimelerin ve keşke ile başlayan cümlelerin hayatımda bir çok kez yeri olmuştu.Bunu biliyordum keşkeler insanı hayattan alıp en uca götürüyordu.Gözümü açtığımda hastanede acil servisinde bulmuştum.Başımda bi doktor ve teyzemin kızı yani kuzenim vardı.Nasıl olduda ben oraya geldim ve ne oldu da beni oraya götürdüklerin hiç bir haberim yoktu.Anlam veremiyordum.\n\tKendimi bitmiş tükenmiş ve çok yorgun hissediyordum.Nerdeyse ölceğimi düşünüyordum.Başkalarına görünmeyen duyulmayan sesler ve görüntüler gözümün önüne ve kulağıma gelip gidiyorlardı.Bana ne olduğunu doktor bile anlamamıştı.Beni hastaneye yatırmak istediğini sölemişti.Manisa ruh ve sinir hastalıkları kliniğine.Ama bunun için ailemin izni olması gerekiyordu.Doktordan doktora koşuyorduk hastahane içersinde.Ne olduğunu hala anlamış değildim.doktorlar tanı koyma peşindeyken ben yorgun ve bitkin bedenimi yürütmeye ve ayakta kalmasını sağlamaya çalışıyordum bitik gücümle.Gözlerimin çöktüğünü her adımda hissediyordum.Ve bitik vücudum hastanedeki herkesin dikkatini çekiyordu.İlginç bakışlara ve şaşkınlık dolu bakışlara maruz kalıyordum.En sonunda bi doktor tanıyı koymuştu.Ve evde bakılmama müsade etmişti.Aslında hastanede bakılsamda ben onu ayırt edemezdim.Dolaşırken ölece çaresizce içim bi yatak bi yastım istiyordu.Dinlenmek için.Sanki hiç ara vermeden bi işte çalışmış kadar vücudumun direncini kaybediyordum git gide.Evde bakılma kararım netleşirken ben hala ölmüş olan eniştemi soruyordum anlamsızca.Çünkü eniştem ölmüştü.Herkes bunu garipsiyor ve korkuyordu.Düşünsenize bi insan ölmüş birini geldimi diye niçin sorar.Ben onu gördüğümü konuştuğumu sölemeye çalışırken insanlar yani ailem korkuyordu benden bana bişey olduğundan.\n\tBen kendimde değildim kendimi adeta kaybetmiştim.Aramaya bile gücüm yoktu.Çünkü benliğim içimde kaybolmuştu en derinliklerine gitmişti içimin.Onu bulmak çok zordu benim için o anda.En sonunda karar alınmıştı ve hastaneden çıkıp eczaneye doğru yola koyulmuştuk evde bakılcak şartıyla.İlaçları temin ettikten sonra eczaneden teyzemin evine doğru arabayla yola koyulmuştuk.Bütün herkes yani ailem sülalem perişandı.Bu çocuğa ne oldu bakışları sergiliyordu.Bende anlamsız anlamsız onlara bakıp konuşmalarını anlamaya çalışıyordum.Ama bi türlü başaramıyordum.Bütün yakınlarım benim için seferber olmuştu.Ben ise hala korkuyordum dünyanın sonu yaklaştığını düşünüyordum yani ölümün.Ve bu korkuyla hareket ediyordu vücudum.Gözlerimi açıp kapam bile buna dahildi.Hatta yürüyüşüm.Konuşurken olduğu gibi yürüyüşümde de saçmalıyordum anlamsızca.Bana ne olduğunu hala anlamış değildim ve çevremde anlamış değildi.Tek hatırladığım şey regaip kandilinde dua okumamdı.Ve yardandan geleceğe dair rüyamda göstermesiydi dileğim.O gün gerçekten dua okuduktan sonra rüya görmüştüm gelecekle ilgili yani yaşıcaklarımla ilgili.Bir kaçını sölemek gerekirse rüyalarımdan ölmüş eniştemin arabasını satmamda bulunmam bi kuzenim hamile iken kız çocuğunun olduğunu görmem idi.Bunları yakınlarıma söledğimde beni anlamıyorlardı ki bende anlayış beklemiyordum onlardan.Çünkü yaşadıklarım ve gördüğüm rüya bana aitti.Ama bunu tek başıma kaldıramıyordum ben.Söylediğimde anlatmaya çalıştığımda dünya ile bağlantılarım kopuyordu birer birer.Sanki ölüme yaklaıyordum.Ki ölüm diye bi gerçek varken ortada ben ölümden ilk defa bu kadar korkar olmuştum.Ne yapçağımı bilmiyordum.Teyzeme gittiğimde bi yatak serilmişti bana özel.Ve ben uyuyamıyor iken hastanede yapılan iğne etkisi ile bir buçuk gün uyumuşum resmen.Ve ben bunu hatırlamıyordum uyandığımda.Acaba ben yaşıcakmıydım iyileşçekmydim yoksa ölücekmiydim.\n\tBu üç şey beni düşündürüyordu ve acı ama gerçek ayrıldığım kız arkadaşımda düşündürüyordu.Bir ay kadar teyzemde kalmıştım.Tedavi görüyordum psikiyatrise gidiyordum ve yardımcı destek olması içinde hocalara gidiyordu ailem benim düzelmem için.Çok kötü zamanlar geçirmiştim.Hayata o kadar bağlı bi insan olarak neydi beni böle alt üst eden şey hala anlamamıştım.Anlam da veremiyordum.Ama annem çok üzülüyordu.Onu öle üzgün görmek acımı ve içimde ki yorgun bitmişliği iki katına çıkartıyordu.Anneme de hak veriyordum.Sonuçta hangi anne çocuğunu öle o durumda görmek isterdiki.Benim annem öle o durumda beni görmüş ve çok üzülmüştü.O da benim gibi tükenmişti.Ben resmen en dibe inmiştim yaşantımda.Ölümle yaşam arasında gidip geliyordum sürekli olarak.Bu yaşadığım çaresizlik ve tükenmişlik hayata bakış açımı değiştirmişti benim için.Ki ben hiç bir zaman yıkıcı olmamaya çalışıyordum yapıcılık dururken.Beni ve kişiliğimi anlamak çözmek zor bişey değildi ama hayata bakış açımı anlamak zordu.Ve şimdi çok iyiyim ama hala içimde bi korku var o korkuda ölüm korkusu ve yakınım olanları kaybetme korkusu.\n\tSonuçta ben hayata tek bi pencereden bakmıyrdum.Yıkıcı kişiliğim yerine yapıcı ve olgun bi kişilik sergiliyordum devamlı olarak.Bu da benim öz ve has kişiliğimdi.Ben bunu başkası için yapmıyordum sadece içimden geldiği için yapıyordum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata baglıyım.",
        "poet": "Zeynep Aydınlıoğlu",
        "poem": "\n\nyaşadıklarım acıda verse yaşanmıştır. \ngözlerimden yaşta aksa geride kalmıştır.                                                    ümidim gelecek giden gün gitmiştir. \nküsmeyı bır türlü ögrenemedim. \nyaşantım günüme katkı saglamaktır. \netrafıma bıraz faydalı olamaktır. \ngenclerimize   az da olsa  örnek olmaktır. \nhayata küsmeyı bır türlü ögrenemdim. \nher kötünün sevicek bır yanını buldum. \nbazılarının çekilmezi,hedefi oldum. \nkötü sözlerden bazen üzüntü duydum. \ndevam ettim küsmeyi bir türlü ögrenemdim. \ngüneşin doguşuyla hazırdım güne.. \ntek istedigim güzel bakımlı bır çevre,\ntepkiler aldım ama,küsmeyi bir türlü ögrenemdim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Yolunun",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nBen hayat yolunun garip yolcusu,\nBir adım öteyi, bilemiyorum,\nBen kendi kalemin, aciz golcusu,\nKimseye kötülük dilemiyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata beş kala",
        "poet": "İsmail Koca",
        "poem": "\n\nGri bulutlar kaplamış\nGökyüzünden inen merdiven\nToprak dalgalı\nDeniz sessiz\nVuslatta beş kala\nFırtınada kaybolan kim…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata Bir Mola ",
        "poet": "Gülten Alp",
        "poem": "\n\nBazen kendi yalnızlığıma çekiliyorum. \"Böyle iyiyim\" diyorum. En sevdigim mevsimdir sonbahar, soğuk havalarda içini ısıtmak için demlenir çayın. Avuçlarına alıp fincanı, dalarsın cam kenarında düşlere. Mesela küçük bir sahil kasabasında olmak isterdim, küçük bir kulübe de denizin o haşin dalgalarının rüzgârla dansına seyre dalardım, yürüyüşe çıkardım bir ormanın patika yolunda. Sararan yaprakların yağmurla savruluşu, doğanın ne hoş ahengidir, bir battaniye bir kitap ne güzeldir. Kendi yalnızlığında ki huzur, kalabalıklardan uzak, telaşsız, gürültüsüz, patırtısız; şehrin yorucu seslerinden kaçış sessiz ,sakin, dingin yaşamak. İnsanın kendisini şarjlaması gerek hayatın yoğun ritmine bir mola gibi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata dair",
        "poet": "Hatice Baltacı",
        "poem": "\n\nNe garip şeysin sen öyle\nNe başın belli ne sonun\nGün geliyor uğramıyor sana\nMutsuzsun, hüzünlü, kederli\nTat vermiyor artık sana\nYavaş yavaş tükendiğini hissediyorsun\nSon umutta bitmiştir artık\nİsyan ediyorsun her şeye\nBaşın önde eğik yürüyorsun\nGeziyorsun sokaklar da canlı ceset gibi\nİçinde uyumak geliyor\nVe bir daha hiç uyanmamak istiyorsun\nÇünkü sen mevsimlerden sonbahardasın\nGün geliyor mutlu ediyor seni\nUmut üstüne umut\nSevinç üstüne sevinç\nZevk alıyorsun artık her şeyden\nUnutturuyor sana her şeyi\nAğacın tomurcuk vermiş\nSonra yavaş yavaş meyve vermeye başlıyor\nMutluluk dünyasında gezdiriyor seni\nSen ise o dünyaya o kadar bağlısın ki\nÇünkü sen mevsimlerden ilkbahardasın\nHayat sen böylesin işte\nGün geliyor mevsimlerden sonbahar\nGün geliyor mevsimlerden ilkbahar\n\nHatice Baltacı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata Dair",
        "poet": "Yılmaz Ulus",
        "poem": "\n\nDünya o kadar garip ki;  daha doğarken  ağlarsın.\nDünya o kadar saf ki;  iki eşeği bir kazığa bağlarsın\n\nDünya  o kadar inat ki;  gidersin dikine\nDünya o kadar zor ki;  analar katlanır yüküne.\n\nDünya o kadar kalleş ki;  yürümeye başlaken ayağın kayar.\nDünya o kadar ayrımcı ki;  kimine acı kimine neşe sunar.\n\nDünya o kadar insafsız ki;  hayallerine zaman bulamazsın.\nDünya  o kadar güçlü  ki;  rüzgara karşı duramazsın\n\nDünya o kadar gaddar ki; kimine verir, kimine zırnık koklatmaz.\nDünya o kadar feleksiz ki zalimi hiç ağlatmaz\n\nDünya o kadar zalim ki; adalet ne arar.\nDünya o kadar çilekeş ki: mazluma dertleri sunar \n\nDünya o kadar fırıldak ki dumadan döner.\nDünya o kadar umursamaz ki; fakirin ocağı söner \n\nDünya o kadar zamansız ki; bir anda biter süren.\nDünya o kadar komik ki;  ölüme de gülen.\n\nDünya o kadar masum ki  HİÇ SUÇU YOK,\nDünya o kadar zor ki ONUN İÇİN DE MEŞAKKATİ ÇOK.\n\nDünya o kadar farklı ki;  sadeliği bilmez.\nDünya öyle bir muamma ki;  kimse çözemez\n\nHerşeye rağmen  canım dünyayı kim sevmez\nDünya o kadar tatlı ki kimse gitmek istemez.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata Dair",
        "poet": "Devamsız Geceler",
        "poem": "\n\nyine bu saatlerdi tanıdım seni\n\ndüşle başladı herşey\n\nöğreneceklerimde vardı mutlak senden \n\nsen vermeye hep hazırdın \n\nalalım yeter ki\n\nşimdilerde garip duygulardasın\n\nüzüntü kaplamış şiirlerini\n\nama unutmadım kızıp gittiğimizde hayata dairden\n\nneşemiz vardı hala....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata Dair 2",
        "poet": "Atilla Kızılkaya",
        "poem": "\n\nBütün bir zamanı yükleyip sırtına gitmek istersin bu şehirden.. Ama gidemezsin, tutar seni birileri yüreğinden.. Ağlarsın, bırak çek, git diyemezsin, çünkü tutar seni benliğinden..\nYarım kalmış şiirler, sözler, aşklar gelir aklına haykıramazsın sessizlik boğar seni tutunamazsın… Sessizlik ürpertir seni, kuytu köşelerden kalabalıktan kaçarsın, yüreğin titrer, dizlerinin bağı çözülür, kelimeler düğümlenir boğazında konuşamazsın…\nSusarsın ve tutar seni yalnızlık kaçamazsın…\nÖylece bakarsın hayata, olup, biten her şeye, ve hesap sorarsın, kendinden kaçarsın…\nCevapsız sorular yüklenir benliğine, yıldızlardan medet umarsın ve yıldızlar da kayar ağlarsın..\nTutunacak bir dal, sığınacak bir liman, sevgisine tutsak olacak bir yürek ararsın bulamazsın…\nKendinden korkarsın, ağlarsın…\nAşk diye çırpınır durursun, küçük dalgalarda, ama büyüğünden hep kaçarsın, güvenemezsin kendine…\nYalnızlık boğar seni susarsın..\nÖlümü düşünür.. Hiç sebepsizcesine ölmek istersin, ölemezsin.. Çünkü soğuk bir bedenden korkarsın..\nGitmek istersin sonun da… Çaresizce dolanırsın şehrin boş sokakların da.. Bir çare bulamazsın… Kendine yakınırsın, umutsuz hayallere dalarsın çaresizliğine yanarsın..\nGünahlarından arınmak istersin, avuçların terler, gözlerinin içi dolar ağlayamazsın.. Hıçkırıklar düğümlenir boğazın da haykıramazsın…\nYalnızlık boğar seni susarsın…\nYalnızlık ne diye sorarsın kendine, bir cevap bulamazsın.. Gece olur yıldızlardan medet umarsın..\nBütün bir zamanı yükleyip sırtına gitmek istersin bu şehirden… \nAma gidemezsin… Çünkü (HAYAT)   yüreğinden tutar seni gidemezsin…\n\n08:12:2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata Dair ŞiirlerTövbe",
        "poet": "Ahmet Kemal",
        "poem": "\n\nTÖVBE\n\nTövbe yarabbi tövbe\nYıkıldı mavi kubbe\nGünahtan mancınıklara\nGünahlar ki en çok övündüğümüz\nBu çağda\n\nVe pişmanlık\nGünde beş defa girilen ırmak\nNe bir aşk ne bir sevgi\nNe zafer boruları ne şak şak şak \nSavaş boruları çalma yabancı\n\nSes veriyor kâinat\nSes veriyor\nUzaklardan geliyor sesleri\nEy insan duy bu sesi\nKılıçlar kesmeden ipekten tülü\n\nEy Musa ey bilinmezin kardeşi\nAteşle söyleşen evcil\nLen terani sırlarına erdin\n\nVe pişmanlık\nGünde beş defa girilen ırmak\nNe bir aşk ne bir sevgi\nNe zafer boruları ne şak şak şak \nSavaş boruları çalma yabancı\n\nSes veriyor kâinat\nSes veriyor\nUzaklardan geliyor sesleri\nEy insan duy bu sesi\nKılıçlar kesmeden ipekten tülü\n\nEy Musa ey bilinmezin kardeşi\nAteşle söyleşen evcil\nLen terani sırlarına erdin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata Dair Dörtlükler",
        "poet": "Babür Pınar",
        "poem": "\n\nEylem\n\nBütün işler için yetmiyor zaman\nİnsanın her işe yetişmesi zor\nGelen güne tutunuyoruz bazan\nYine gözümüz arkada kalıyor\n\nArkadaşları uğurlarken\n\nYağmur çiseliyor ve her yer balçık\nGiderken ıslanacak arkadaşlar\nÇaresi yok zorunlu bu ayrılık\nSözü sokağa düşürdü karanlık\n\nSusmak ve yürümek\n\nBir afat rüzgarım susarım ancak\nŞiirler taşırım gizli yollarda\nHangi insan bana yoldaş olacak\nSevda  ve özgürlük için baharda\n\nAyrılık var\n\nSanki ben uçurmuşum bulutları\nYerinde durmuyor yaz umutları\nHey orman hey acı toprak hey kuşlar\nAşk sizde kalsın ölüm var ayrılık var\n\nSokağa bakarken\n\nEvimde yarı açık pencereden\nSokağa bakıp dönünce yüzümü\nAyaz kesiyor antik kördüğümü \nGizini çözmek gerek gün bitmeden\n\n(BİR UZUN YOLDA-şiir kitabı-1996-Saypa ya.-Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata dair bir not",
        "poet": "Burak Küçük",
        "poem": "\n\nHerkeste birine ait olma duygusu var fakat bende ne birine ait olma ne de birisinin bana ait olma duygusu var.Korkarım ki ben bu dünyaya yalnız geldim ve yalnız gideceğim.Çünkü kalbim her seferinde imkansız ve ulaşılmaz kişilere kendisini kaptırıyor ve sonuçta her seferinde yenilen ve yıkılan ben oluyorum.Lanet olsun bana ve benim gibi sevenlere.Çünkü benim gibiler her zaman yürekleri ile beyinleri arasındaki savaşta yüreklerini dinliyorlar ve her zaman da yürekleri ile beraber mağlup olan tarafta oluyorlar ve sonuç olarak yürekleri ile beraber hayata küsüyorlar.Benim gibiler her zaman kafalarının dikine giderler ve her zaman kendilerinin kazanacaklarını zannederler ve yine her zamanki gibi sadece ve sadece kendilerini kandırırlar.Benim gibiler hiçbir zaman yenilgiyi kabul edemezler ve gidenlerin arkasından sadece ağlar ve isyan ederler.Benim gibi gerizekalılar anlamazlar ki uçan kuş yuvaya bir daha dönmez ya da yere düşen yaprak ağaca bir daha dönemez ve yine benim gibi aptallar anlamazlar ki bir sonraki baharda yeni bir kuş yuvaya gelir ya da bir sonraki baharda o ağaçta yeni bir yaprak daha bir gür şekilde açar.Benim gibi gerizekalılar yukarıda verdiğim örnekleri bir anlasalar bir daha hayata küsmeyi bir tarafa bırak bu sefer hayata daha sıkı bir şekilde sarılırlar.Çünkü yeni bir bahar yeni bir başlangıçtır.\nHer gelen bahar yeni ve güzel bir başlangıç fırsatıdır.(tabi ki kullanabilene ve kıymetini bilenedir.)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*****Hayata Damlayan Sözlerimden-Ödünç Alınmış*****",
        "poet": "İlknur Köknar",
        "poem": "\n\nBir yanımız hep kırık, \nödünç alınmış gibi gelir \nmutlu olduğumuz anlar...\n\nbir zehirli sarmaşıktır sarıldığımız, \ncanımız yansada biz yine o sarmaşığa sarılırız...\n\nacıyı bal eyledik \nacı dilimize sürüldükçe, \nyalnızlık işlendi susku nöbetlerinde... \n\nsevmek vaktini kaçırdık yaşama telaşı içinde sevgilerde! \n\n23/05/2010-19:19\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*****Hayata Damlayan Sözlerimden-Ttulma Başladı******",
        "poet": "İlknur Köknar",
        "poem": "\n\nSeni dinledim figan bastı içimi, \nkendimi dinledim hiç duymadığım bir ezgi...\n\nsusku damlasında bir aşk geldi! \nbir açık adres yazılı, kenti bilinmezliğin gönü bahçesi...\n\ntutulma başladı aşk'a sıva kolları \nhayat başlıyor gönül her yeni uyanışıda! \n\n24/08/201-22:56\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata Dair son Perde",
        "poet": "Münibe Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nsusuyor köpekler ulurken gözlerim\nserseriler sarıyor çevremi\nuykumda geliyor azrail\nve tek sanık kalkıyor ayağa\nhataların ve doğruların\nbirbirine girdiği \nbir oyun sahneleniyor\nperdeler aralandığında...\n\nyalnızlığın koyduğu bir gecede,\nhakim cezayı kesiyor \n82/1 tatbikinden idamına\nsokaklar ölüm çanlarıyla çınlarken\nvakti daralan berduş \nson perdeyi oynuyor...\n\n29 ekim 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata darbe",
        "poet": "Mustafa İleri",
        "poem": "\n\nBiten her umut bir darbedir\nYıkılışa bir neden bir ateştir\nBiten her umut bir darbedir\nHayat çırpınışına hayat kavgasına\n\nUmutların hayallerin bittiği noktada\nGecesi farklı gündüzü farklı bir dünya sana\nAlevdir aldığın nefesler senin için o zaman\nBiten her umut bir darbedir hayata\n\n07.08.2008\tSilivri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata dair not düştük sevda üstüne(nesir)",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nEvvel zaman içinde,ben doğmadan evvel dünya haşır neşir imiş.Hayat öyle zamana erişmiş ki,ninem kalbur saman içinde holuzla buğday eler iken,şu fani dünyaya gelmiş,ağlayarak gözümü açmışım.Anam beşiğimi tıngır mıngır sallar iken büyümüş,zamanla tıpış tıpış yürümüşüm.\n       Eee çobanız ya gari,develer dağda tellal gibi bağırıp dururken,pireler keçi sırtında berberlik yaparken,Keneler itlerin kanını emip,yavsılar koyunların sırtında maç yaparken,eğrilceler at koşturup,böğelekler sığırlara talim yaptırırken,ben de Yörük Obasındaki çadırdan çıkıp; az gitmiş,uz gitmiş,dere tepe düz gitmişim.Bir de geri dönüp baktım ki; bir arpa boyu yol almışım,sonrada düşünüp hayale dalmışım.\n       Aylar ayları,yıllar yılları,günler günleri,ben zamanı kovalaya dursun,bendeniz de bip ekin boyu uzamış,koca eşek kadar bir çocuk olmuşum.Mal ardında elimde sapan kuş avlarken,nara atıp kız tavlarken, günler gelip geçmiş.Aaa o da ne? Bir bakmışım okullu olmuşuz.Sınıfları doldurmuşuz.A-B-C derken heceyi yardık ab’ci olduk.’’Uyu uyu yat uyu’’derken yıllarca yattık uyuduk.Uyuya uyuya,Amerikanın süt tozunu içe içe böyüdük goca delikanlı olduk.Orta mektep,lise yılları derken gönlümüzü ülkü ateşi sardı.Genç yaşımızda vatan sevdasına düştük.Yıllarca bu sevda ile koştuk.Sonra üniversiteyi kazanınca da kendimizi ülkü diyarının Genç Osman’ı bildik.Seksende dövlet baba bir şamar oturttu ki bize,feleğimiz şaştı.N’olduğunu anlayamadık.Ondan sonra lök gibi oturduk yerimize.Sonra muallim olup çıktık memleket turuna.O yer senin, bu yer benim diyar diyar dolaşıp kah Evliya Çelebi olduk,kah Karacoğlan misali sevdamız uğruna gurbet ellerde çile çektik.Sonra da evlenip çoluk çocuğa karıştık.Yine ‘’Vatan millet Sakarya’’sevdasıyla at koşturduk hayatın çıkmaz sokaklarında.Güya milletin hak bağıran sesi bizdik.Ne söyledikse olmadı.Varıp gurbetlere gittik.Gurbet ellerde yıllarca dağların ardını yurt bildik.Kuş uçmaz kervan geçmez yerlerde mekan kurduk. Anadolu’nun ıssız izbe yerlerinde gezip durduk.Alın yazgısının,kaderin ardına düştük.Ömrümüzü verdik bir kutlu dava için.Memleketimiz kalkınsın,Türk Milleti refaha erişsin,dert görmesin dedik.Dertlerden yılmadık,gurbete aldırmadık.Hep başımızı dik tuttuk,metin olmaya çalıştık.\n      Aradan yıllar geçti.Eski köprülerin altından akan sular kurudu artık.Biz de yorulduk gayrı.Zaten kendimize de kendimizin kalmadı hayrı.Sonun da memlekete doğru yolumuz düştü gurbetten döndük,sılaya gelebildik.Konya’da İrem Bağı’nı dolaştık,Fethiye’de Eren Dağını dolaştık.Bir kurt gibi çıktık yaylalara.Seslenip gem vurduk duygularımıza yıllarca.Memleketin delisiyiz dedik olmadı.Milletin velisiyiz dedik olmadı.Biz de gönül muhabbeti ile hayata dair not düştük sevdamız üzerine.Başımızdan geçenleri anlattık.Erenler meclisinden dem vurduk.Aşk-ı muhabbet ile sohbet eyledik.Kırk sene sonra yüreğimizden süzülen nağmeleri yazdık ki,cümle alem okusun ibret alsın diye.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*****Hayata Damlayan Sözlerimden-Sevgide Özlem! *****",
        "poet": "İlknur Köknar",
        "poem": "\n\n'Sevgide özlem bir gönüldeyse, \nözlenen özleyene duvar örer…'\n\n06/02/2010-21:29\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata Devrik Basliyorum Cumlelerim Gibi",
        "poet": "Eray Usta",
        "poem": "\n\nHayata devrik basliyorum cumlelerim gibi.\nSeni seviyorum demenin yollari degisiyor bende,\nKimi zaman bir deniz ozlemini,\nKimi zaman mavisine koyuyorum gokyuzunun, yasadigim seyleri.\nGri bir istanbul sabahiyla baslayip gune,\nKızıla dönen güneş rengi saçlarınla bitiriyorum kendimi\nHer zaman gece oluyor,\nAma mutlaka doğuyor güneş yeni güne\nEU\nOcak 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata Feryat Eden Kadın",
        "poet": "Volkan Demirci",
        "poem": "\n\nhayata feryat eden kadın\narkadaşına söz söyleyen kadın \nneden böyle isyanlısın anlamadım \nsenin bu kelimelerine dayanamadım \nKalbim bezdi senden çünkü vefasız...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata dönüş hikayesi(Nesir)",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nKış denince önce akla yağmur,soğuk,sel taşkınları gelir.Aniden bastıran yağmur ve dolu sonucu ortalığı bir anda sel suları alır götürür.Felaket  her an kapıda demektir.Neyin ne olacağını kestirmek çok zordur.Her şeyi ancak  Allah(CC) bilir.Kışın en yağışlı zamanlarda Kargı çayı taşmış,Değirmen Boğazı mahallesini boz bulanık sel suları kaplamıştı.Sel suları kökünden söktüğü dev misali ağaçları paldır küldür sürükleyerek insanlara korku verir,’’Kızılca kıyamet mi kopuyor acaba? ’’sorusunu akla getiren bir muamma yumağını hatırlatır.Köyde büyük afet olduğu zaman büyükler dereden ‘’evren ‘’geçtiğini anlatırlar.Artık çeşitli hikayeler anlatılır rivayetler söylenir.Aslı astarı olmayan dedikodular ayyuka çıkar.Evreni geçerken götürdüğünü söyleyenlerden tutun da, boyunun kaç metre olduğunu iddia  edenler bile olur.Böyle afetler tarlalarda ne harım ne duvar bırakır? ne de değirmenlerde oban? yağmurlar kesilip ortalık normale dönünce herkes harımını yapar mahalleli imece ile su arklarını işler,değirmenin mendini yapar, obanına suyu tutardı.Değirmen deyip geçmeyin köyde herkesin yolu  mutlaka buraya uğrar,değirmen bozulduğu zaman ya da dişenince çoğu kimse unsuz kalır,ekmek yapamazdı.Bizim köyde de değirmenlerin bulunduğu mahalle’’Değirmen Boğazı’’ idi.Arıklardan gelen sular obalardan değirmenin çarkına dökülürken,dönen çarkın kanatları göbek taşlarını döndürüp gürültü ile buğdayları un haline getirirdi.ben  de böyle bir müstesna zaman diliminde değirmen boğazındaki tek odalı evimizin önünde ayağımda dora pabucu, bacağımda dimi donum,yamalı yeleğimiz ile pejmurde biçimde oyun oynarken,bir anda gelen sel bizim tarlayı basmıştı.Babam küreği eline aldığı gibi tarlaya koştu.Ben o zamanlar üç yaşında idim.Babamın ardından hiç ayrılmaz,kuyruk gibi tin tin koşardım.Babam tabi ki  koskocaman adam olduğu için selden kolaylıkla geçip gitmişti.O geçti diye ben habersiz arkasından suya dalmışım.Ne oldu ise işte o zaman oldu. Sel  suları beni çam kabuğu gibi aldı ise azgın suların içinde suya dalıp çıkan ördek misali aşağı gitmeye başlamışım.Bir müddet su ile sürüklendikten sonra yorgunluktan bayılmış,sel suları ile hızla denize gitmeye başlamışım.Yedi yüz metre gittikten sonra tesadüfen selden geçmeye çalışan akrabamız ve köylümüz olan Mehmet Koyuncu ve İlyas Koyuncu’nun üzerine varmışım.Mehmet ağabey beni yakaladı ise çaydan balık tutar gibi tutup çıkarmış.Gözümün kapağını açıp ölmüş mü diye bakmış.Gözümün kıpırdadığını görünce tepesi aşağı çevirip iyice sallamışCciğerlerimi dolduran su boşalınca nefes alıp vermeye başlamışım.Sonra dirilmiş,yeniden hayata dönmüşüm.Hani biz küçükken anam bize; ’’Ben sizi çaydan tuttum ‘’derdi de biz ona inanır,kışın çaydan çocuk gelecek diye saatlerce dere kenarında bekler dururduk.Bulanık suya bakarken başımız döner,nerdeyse bunalım geçirirdik.Aynı bunun gibi bir olay olmuş ve beni çaydan tutup Nuri Gökdağ amcanın evine getirmişlerdi.Nuri amca bana bakıp suyun beresini alsın diye sadeyağı tencereye koyup ateşte kızartmış içine toz şeker katıp karıştırtarak bana içirdiler.ben de o zaman kendime geldiğimi daha dün gibi hatırlıyorum.Öldürmeyen Cenab-ı Allah öldürmüyor.Yiyecek ekmeğimiz,içecek suyumuz varmış.Kepeğimiz kesilmemiş ki ölmemişiz.Hemen birisi ile eve haber vermişler.Anam ile babam beni öldü de mahsustan yaşıyor dediler diye sinir krizi geçirip bayılmışlar.Apar topar,yalın ayak bir koşuda Nuri amcagile gelmişler.bakmışlar yaşıyorum, sevinçten ağlayıp yüce Allaha şükür etmişler.beni eve götürüp sağ salim kurtulduğum için kurban kesmişler.O günden sonra babam rahmetli ile rahmetli anam çoğu zaman hasta olmaya başladılar.Yaramazlık yapıp onarı kızdırınca; ’’bizi senin suya düşmen hasta etti’’diye beni suçlarlardı.Ben de kendimi suçlu görür çok üzülürdüm.Sanki elde olan bir şey var da yapmamışım gibi! Ne yapacaksın Allah’tan gelen her belaya katlanacağız.Katlanmamak elde mi? Sıkar ise katlanma …Bu olay benim yeniden hayata dönüşüm demekti.Benim sel sularından kurtulmam hayatımın dönüm noktasını oluşturmuştur.Şimdi yaşadığım buca yılı beni sudan yakalayıp çıkaran iki kişiye borçluyum.Allah onlardan razı olsun.Bazen bu kimselerle bir araya gelir hasbihal eder,o günlerden görüşür konuşur,eski günleri yad ederiz.Şimdi televizyonda bir sel haberi görsem veya bir tarafı azgın sel suları basmış olsa, başımdan geçen bu olayı hatırlar vücudumu ateş basar,sel götürüyormuş gibi olur,ölecekmişim hissine kapılır, sanki suda boğulma sahneleri yaşarmış gibi rüyamda kabuslar görürüm.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata İlişkin Söylemler",
        "poet": "Selçuk Mutlu",
        "poem": "\n\n15 Nisan\n\nNe kadar yavaş olursan, o kadar şey kaçırırsın hayatta... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n1 Nisan\n\nYa bakmayı bilmiyorsundur yada neyi nereye koyman gerektiğini... Hersey gözünün önünde duruyordur oysa, insana inat tüm ciplakligiyla \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n13 Mart\n\nSeninle Onun arasındaki tek farkın; Senin \"S\"si, Onun \"O\"su olmasını beklersen, Sonun hem \"S\"si hemde \"O\"su olduğunu fark edersin! .. \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n13 Mart\n\nHani ılık havada yağmur yağar ve sen saatlerce altnda ıslanmak istersin ya...Bense yağmur olmak isterim mesela, huzur verebilmek tepeden tırnağa.\"S.M\"\n...................................................................................................................................\n12 Mart\n\nİnsan vardır yağmur gibidir; herkese fayda eder. İnsan vardır toprak gibidir; yağmur diner kokusu yalnız anlayanı mest eder... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n12 Mart\n\nGüneş batıdan doğmadı ve kapanmadı henüz tövbe kapıları... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n12 Mart\n\nBazı insanlar; cappy reklamlarindaki damla hanımı hatırlatıyor bana hayallerini bile acziyetle kuruyor ezikler...\"S.M\"\n...................................................................................................................................\n11 Mart\n\nSırf karmaşık görünsün diye afilli cümleler kuruyoruz sadece... Oysa hepimiz sıradan bir hayat yaşıyoruz neticede... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n10 Mart\n\nOysa herkes yalanı sever, dürüstlük sadece gerçeği duyana kadar insanların hoşuna gider... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n10 Mart\n\nİyi insan diyebiliyorsan hala bir baskasi icin, bu senin iyi bir insan olduğunun göstergesidir... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n8 Mart\n\nKimin yüreğinde dalgalanıyorsam bayrak gibi, Onu vatan sayarım. Gerisinde ya gurbetçi ya mülteci yaşarım... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n28 Şubat\n\nSenin icin kendinden geçiyorsa bir kimse, kimin icin sana geçireceğini asla bilemezsin... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n26 Şubat\n\nKendini tanıyamamış bir kimsenin başkalarını tanıyabilmesi, dizel arabanın LPG ile calışması kadar mucizevi bir olay olurdu... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n20 Şubat\n\nAŞKtan korkuyoruz! Zira üç harflilerden korkmamiz gerektiği öğretildi bizlere... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n17 Şubat\n\nİyi insanların kaderidir kötü olmak... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n17 Şubat\n\nPaul Auster' in, sen onun haytında bir seçeneksen, onun senin haytında bir önclik olmasına müsade etme sözüne riayet ettğmden beri kimse mutsuz edemiyor beni\n...................................................................................................................................\n16 Şubat\n\nUzun çöpü çekebilirim... çaktırmadan ucunu da kirabilirim...  Bunu ne sen bilebilirsin... Ne de ben söyleyebilirim...\"S.M\"\n...................................................................................................................................\n16 Şubat\n\nKüçük çelişkiler, uzun iliskileri bile bitirebilirler... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n16 Şubat\n\nOysa çok anlamlıydı hayat... Sadece siz anlayamadınız... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n14 Şubat\n\nNo country in my life for Valentine's Day... Valentine's to must be the all time special... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n12 Şubat\n\nNe sosyalist, ne kapitalist, ne emperyalist, ne de faşist olmaya çalışmalı... Önce insan olmayı başarmalı, sonra insanca yaşamayı... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n10 Şubat\n\nKimisi yürekten yaşar hayatı, kimisi yüreğinden kaçarak harcar zamanı. Oysa yüreği kadardır insanın hayatı ve kimse durduramamıştır zamanı \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n5 Şubat\n\nSusmayı öğreniyorum şu sıra, cokta acik konuşmamak lazimmiş hayata... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n1 Şubat\n\nHani tecrübe diye birşey vardı. Nerede? Neden doğru kararlar almakta bu kadar zorlanıyoruz hala? Doğru olan ne yada ne kadar doğru ki? \n...................................................................................................................................\n1 Şubat\n\nSonsuz olan ahiretse sadece, cehennem degil cennet olmalısn bence... Ben bana gelenin cennetiyim sevince, sadece günahıma girmediği sürece \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n29 Ocak\n\nÇişim gelmiş gibi hissediyorum lakin meselenin tuvaletle alakası yok... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n23 Ocak\n\nKarar verdim bu gece ulaşılmaz olmaya, Yaradandan başka ulaşanım kalmaya... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n21 Ocak\n\nGecmişi değiştiremeyiz fakat geleceği değiştirmek istemeyeceğimiz bir gecmiş haline getirebiliriz...\"S.M\"\n...................................................................................................................................\n21 Ocak\n\nO gözler değilmiydi aşkla bakan gözlerime, neden artık yabancı gözlerim gözlerine...\"S.M\"\n...................................................................................................................................\n21 Ocak\n\nÇok sevin insanları, zira zaman acıları dindirir ve sevgiler kalır anılarınızda... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n20 Ocak\n\nKısa metraj sevgilerin uzun metraj filmi gibidir hayat bazen... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n20 Ocak\n\nYaşantı sözlerim var benim... Çalıntı hayallere bezeli... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n19 Ocak\n\nGözlerini kapatıp hayalini kurduğun ask varya... Gözlerini açmadığın sürece o hep hayal kalacak... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n17 Ocak\n\nNe istediğini bilemeyebilir zaman zaman, fakat ne istemediğini her zaman bilmelidir insan... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n16 Ocak\n\nGenç ve cesurdk birzmanlr, yaşadklrımzı yazardk ergen duygulrla. Gördüğmzü yazyorz oysa simdi, varmyor dilimz yaşadklrımzı anlatmaya...\"S.M\"\n...................................................................................................................................\n15 Ocak\n\nİnsan kalbi cam gibidir kırılırsa keskinleşir, tuzbuz olduysa şayet, insan oğlu kalpsizlesir... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n15 Ocak\n\nBazı insanlar vardır ne istediklerini kendileri de bilemzmezler. Mesele senin onlara ne sunduğun değildir, onların senden ne umduğudur.\"S.M\"\n...................................................................................................................................\n14 Ocak\n\nBen dönüyorsam etrafında, dünya dursa umursama... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n13 Ocak\n\nBilmesi gerekir insanın ne istediğini, nihayetinde kaderimiz yalnızca seçtiklerimizin neticesi... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n12 Ocak\n\nAyaklarımı kesme yerden kanatlarım yokki benim, bırakırsan ellerimi kafa üstü sert düşerim...\"S.M\"\n...................................................................................................................................\n12 Ocak\n\nBazı seyler vardır, yaşarsın fakat anlatamazsın.... Konuşmayı bilmediğinden değildir o, daha önce yasamamış oluşundandır... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n11 Ocak\n\nİster gözlük et gözene istersen baston olayım  eline, yeter ki mecbur ol bana bensiz bir adım bile gideme... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n9 Ocak\n\nAl Yazmalim'i izleyip, Ask tanmadığn birnin kamyonuna binip gitmektr diye düşünüyorsan, sende benim geçtiğim yoldan geçmissin demektr! \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n9 Ocak\n\nİç işlerinde kalbime, dış işlerinde beynime bağlıyım... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n‏ 8 Ocak\n\nTrene bakan öküzü bildin mi? İste o öküz varya senden daha kişilikli, zira o bile baktığı treni hiç değiştirmedi... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n6 Ocak\n\nİlk yardım egitimi alıp ilk kendime yardım edesim var... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n6 Ocak\n\nCancağizim üzülme geleceğimden gittin diye, geçmişimde yaşatacağım seni ben... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n6 Ocak\n\nNamus iki bacak arasında değildir diyosunuzda, aklınız da bacaklarınızın arasında onu hiç demiyosunuz... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n6 Ocak\n\nAldatmak bir başkasının koynuna girmek değildir sadece, vazgeçmek te ihanet değil midir sevgiliye? .. \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n6 Ocak\n\nİnsanı iyi kılan; bazen yaptıkları bazen de yapamadıklarıdır, insanı kötü kılansa; yalnızca yaptıklarıdır... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n6 Ocak\n\nBir organımdan vazgeçmem gerekseydi dilimden vazgeçerdim, kötü söz söyleyemez içimden dua ederdim... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n6 Ocak\n\nKulağına okunan o ilk ezanı musalla taşında duyarsın bir gün, şafak sayar iken geçmez zamanı saman alevi gibi anarsin o gün...\"S.M\"\n...................................................................................................................................\n5 Ocak\n\nBir kuş olsaydım kapatsaydın da gönül kafesine beni, uçmasam da olurdu özgur hissederdim kendimi... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n5 Ocak\n\nMasum çocuklardik bir zamanlar... Babamizin ter kokusu mutlu ederdi bizi... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n5 Ocak\n\nVarlığınla mutlu edemediklerini, yoklugunla mukafatlandirabilcek kadar insan olmalısın hayatta... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n5 Ocak\n\nAşkın matematiğinde bilinmeyen çoktur, acaba hiç bilinmeyenli bir denklemmiydi aşk? \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n5 Ocak\n\nTopladin 0, çıkardın 0, çarpın 0, böldün 0... Ya ben yoklugun semboluyum hayatta, yada matematiğin çok zayıf senin, dort islem bir hesapta..\"S.M\"\n...................................................................................................................................\n5 Ocak\n\nHani 1 ile 1 carpinca yine 1 oluyordu? Sen ile beni çarptım 1 olamadık! \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n5 Ocak\n\nBazı sevgilerin ispata ihtiyacı yoktur ornegin evlat sevgisi...\"S.M\"\n...................................................................................................................................\n4 Ocak\n\nDeğişen ilişki durumlarının değişmeyen sitemleri vardır... \"S.M\"\n...................................................................................................................................\n3 Ocak\n\nSöyle bir düşündüm de bana gercekten aşık tek  kadın annem. Gerisi yalan rüzgarı...\"S.M\"\n...................................................................................................................................\n‏ 3 Ocak\n\nAlayınız bir insan etseydiniz zihnen, biriniz de alayına gitmezdiniz zaten... O vakit benimde alayiniza giderim olmazdı şahsen...\"S.M\"\n...................................................................................................................................\n‏ 31 Aralık\n\nAlayına gidecektim ama misafir kabul etmiyormuş...\"S.M\"\n...................................................................................................................................\n31 Aralık\n\nBahanesine yandigimin dunyası keske destekli sallasaydinda bu kadar belli etmeseydin bastan aşağıya yalan olduğunu...\"S.M\"\n...................................................................................................................................\n31 Aralık\n\nNe diyeceğimi bilemedim, beklemediğim yerden çıktı soru(n) lar...\"S.M\"\n...................................................................................................................................\n30 Aralık\n\nBazı seyler başladığı yerde bitmeye mahkumdur...\"S.M\"\n...................................................................................................................................\n30 Aralık\n\nHerkes hakikatini kaybetmiş, yalan dunyanın yalan sozleriymis ask zannettiklerimiz...\"S.M\"\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata küsmek",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nbu mudur yaşam? \nhayata küsmek midir bu? \nhayatın bundan haberi ol (a)  madan\n\n13 Mart 2006 \nMersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata nasıl baktığın önemlidir...",
        "poet": "Aydın Çakar",
        "poem": "\n\nHayatı nasıl yaşadığın değil...nasıl baktığın önemlidir....\n\nSiyah beyaz günlerde mi hayatımız renkliydi..... \nYoksa renkli günlerde mi hayatımıza siyah beyaz perdeler çekildi..... \nGözümüze çekilen bu perdeler birer gerçek miydi? \nYoksa ihtiraslarımıza yenik düşen nefsimizin bir eserimiydi... \n\nGeçmişte yaşanılan herşeyin tadı bir ayrıydı.... \nSiyah beyaz ekrana bakarken gördüğümüz bir filmin tadına doyamazdık.... \nŞimdi ise olmadık şeylerle vakit geçirir, olmadık şeylerle sahte mutlulukları \nyakaladığımızı sanmaya başladık....\n\nYıllar geçtikçe geçmişe duyulan bir özlem var hep içimizde.... \nEski günler, eski şarkılar, eski bayramlar, eski aşklar, eski tadlar.... \nHep eski hep siyah beyaz.....Ama siyah beyaz olan o eskiler bizde hep renkli anılar bırakmış.... \n\nŞimdi ki renkli hayatın siyah beyaz izler bıraktığı gibi.... \nHayatı nasıl yaşadığın değil.....Hayata nasıl baktığın önemlidir.... \nRenkliyi siyah beyaz.....Siyahı beyazı renkli yapmak senin elindedir... \n\n18/03/2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata Küstüm...",
        "poet": "Hüseyin Yanmaz",
        "poem": "\n\nGurbet \nGurbet zaliim  gurbet\nGeleni gideni ağlatırsın gurbet \n\nYıllardır \nGurbet elde yalnzım\nAnlıma yazılmış karder yazım \n\nGitti gurbet elde \nGençlik çağlarım\nYıllardır ayrıyım vatanımda köyümde \nKüstüm ben gurbet elde yaşamaya\n\nHasret kaldım ben vatanıma köyüme \nHer gün ağlarım \n\nSevemedim bir türlü bu gurbeti\nKaderim niye böyle yazılmış \nHadi hüseyine söyle \nNiye her gün ağlarım\n\nGidem dedim gidemedim köyüme \nBugün yarın derken \nGitti gençlik çağlarım \nYollar uzak gidemiyom\n\nBir türlü elim varmıyor\nAcı gurbet sesimi bile duymuyor\n\nYıllardır \nHep acıyla dertile geçti gençliğim\n\nYaralı yüreğim \nDert ile hüzün gamile kederli mi \nGeçecek benim  günlerim\n\nBen küstüm bu hayata \nGeçmez oldu günlerim...\nHüseyin yanmaz\n27/05/2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata Sığamayanlar",
        "poet": "Yelda Karataş",
        "poem": "\n\nOnlarla karşılaştığınızda garip, kozmik bir ışın sarar sizi. Neden etkilendiğinizi bilemezsiniz. Yüzleri bir bütündür. Her parça diğerini amansız bir biçimde tamamlar. Farklılıklarını   kader gibi taşıyan bu insanlara tepkiniz, önce hayranlık, sonra öfke, daha sonra çığlık çığlığa kaçma isteğidir. Şaşırmazlar, sizin gibileri çok görmüşlerdir. Onlarla yaşamanın zor olduğunu  iyi bilirler. Çünkü, bu dünyaya herhangi bir rolü oynamaya değil, hayatın kendisi olmaya gelmişlerdir. İnsanlar, sık sık o büyük acılarını anlatmak için onları arar. Dinlemesini iyi bilirler. Kendi yaşamları sanki yoktur. Soluk soluğa başkalarının yaşamlarında koşarlar. Kendilerini doruklarda, yalnızca doruklarda tüketirler. Kişilikleri yoktur. Kişiliğin, kişiliksizlik olduğu bilincindedirler. Bu nedenle onları, sevdiğiniz  her şeye benzetebilirsiniz; anne, sevgili, gökyüzü ya da bir film karesi. Sanatçı olmasalar da sanatçı gibi yaşarlar. Sorularla. Yanıtını aldıkları  bütün soruların, sorusunu sorarlar. Bütün kavramları, kendileri isimlendirirler. Ahlaksızdırlar. Sezdikleri her şeyi yaşarlar. Sürekli, sevinç ve keder içinde. Herkesin 'yeter' dediği yerde, 'yeni baştan' diyerek. Kırılgan, ama umarsız değillerdir. Kendilerinden başka hiç kimseyi incitmeyi başaramadıkları için, bu dünyaya başarısız olmaya gelmişlerdir. 'Tek savunmaları, savunmasızlık'tır. Kimseyi yargılamayı bilmezler. Hiç bir canlıyı öldüremez, zarar veremezler. Öğretilerinde, 'karşı  koyma' sözcüğü yoktur. Bir çocuğun tek bir gözyaşına bile yaşamlarını vermeye hazır oldukları bu dünyaya, asla seyirci kalamadıkları için, çoğunlukla intihar ederler. İntiharı, herhangi bir nedenle enteleyenleriyse, intihar biçiminde bir yaşam sürdürürler. Kendilerini merkeze koymayı asla beceremezler. Baş eğişleri çaresizlikle karıştırılır çoğu zaman. Ama kendilerinin ya da başkalarının onurunu korumak söz konusu olduğunda, ' Bir karadağ tabancası' gibi sakladıkları başkaldırılarını gün ışığına çıkarırlar. Başkaldırırlar, çünkü, salt duygu olarak yaşarlar. Başkaldırırlar, çünkü, görev bilinci yerine sevgiyi koymuşlardır, ödünsüz ruhları başka türlü var olamadığı için.\nİvan'ı anlar, Alyoşa'yı hisseder, Dimitri gibi yaşarlar ve arkalarında bir mor menekşe mutlaka bırakırlar; başkalarının acılarını sarsın diye. Onlar, bu dünyayı 'güzeltmeye' gelmişlerdir. Umutsuzluktan yola çıktıklarını, daha çocukluklarında hissederler. Bize böylesine saf görünmeleri, çocukluklarını yaşatmaları değil, çocuk olmalarıdır. Kendinden başka rolü olmayan bir çocuk. Önünde diz çöktükleri tek şey mağara duvarına o resimleri çiziktiren insan elidir.\nBir gün, bir şarkıda, bir kokuda ya da aynada onlarla buluşursanız, ne olur kendinizi esirgemeyin.\nBir an için bile olsa.\nÇünkü onlar, 'an' lara inanırlar ve o 'an ' için yaşarlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata Saygı Duymaktır",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nHayata Saygı Duymaktır\n\nİnsanda var olan ahlak\nInsana saygı duymaktır\nİNSAN doğup İNSAN kalmak \nHayata saygı duymaktır \n\nHayatta ki canlılara \nKurban olurum onlara \nKarıncalarla böceğe \nHaytta saygı duymaktır \n\nKurda kuşa ve ağaca \nAyak bastığım toprağa \nhava ile akan suya \nHayata saygı dumaktır \n\nÇalışmak ibadet demek \nOkumak gelişmek demek \nSonsuzluğa yürüyerek \nHayata saygı duymaktır \n\nMücadele edeceğiz \nBiz insanız diyeceğiz \nBizler kaygı duyacağız \nHayata saygı duymaktır \n\nDemokrasi İNSAN üzmez \nÇakkallar her zaman ürmez \nYalanlardan kılıf olmaz \nHayata saygı duymaktır \n\nÖzgürlükle demokrasi \nKısılmaz insanın sesi \nCanlıların şu nefesi \nHayata saygı duymaktır \n\nŞu İNSAN denen varlığın \nBulunmuyor derinliğin \nSonsuzluktur örnekliğin \nHayata saygı duymaktır \n\nYorumlara açık olmak \nEleştiriyi hak bilmek \nÖz eleştiri yaparak \nHayata saygı duymaktır \n\nBilgi ile yeteneğin \nUfkum ile bu benliğim \nHürüyetim özgürlüğüm \nHayata saygı duymaktır \n\nSahip olduğum değerler \nInanın beni beslerler\nDeğere değer verenler\nHayata saygı duymaktır\n\nYok olamaz anadilim \nRenklerim benim benliğim \nYaşayan bir geleneğim \nHayata saygı duymaktır \n\nDünya ya insana karşı \nÇaldığım insanlık marşı \nDost Şeref hayata borçlu \nHayata saygı duymaktır \n\n11.11.2016\nDost Şeref\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata Tariz",
        "poet": "Ayşegül Bozdoğan",
        "poem": "\n\nhayatta hiç yalnız kalmadım...\n      dostlarım oldu, beraber yediğim, içtiğim, gülüp oynadığım, hayallere daldığım.... hayallerimi kıskanan, çalan.. beraber geçirdiğimiz anılarımızı; gittiğimiz filmleri, ağaçtan çaldığımız dutları, sarhoşluğun ne demek olduğunu öğrendiğimiz kadehleri, bütün, bütün anılarımızı yine kendileri lekeleyen candan dostlarım oldu  (!)  onlardan tecrübeyi aldım, yalnız kalmadım...\n      sevdalarım oldu, toz pembe aşklarım, deli divane günlerim... aynı bardaktan su içtiğim, aynı resme saatlerce beraber baktığım, sokaklarda bağıra bağıra şarkı söylediğim... bu dünyayı terkedip başka dünyalara, başka umutlara yolculuk yaptığım sevdalarım... umutlarımı fazla gören, yüreğimi ezip geçen... gözlerime şiir yazan, benim için gözyaşı döken ve göz yaşı kurumadan başka aşklara yelken açan ölesi sevdalarım oldu (!)  onlardan gücü aldım, gerçek sevdayı kovaladım, yalnız kalmadım...\n     haylazlıklarım oldu, bez bebeklerim, misketlerim... yavru kedilerim, bayramlarım, sadece serseriliğine ağlamalarım oldu... zaman durmuş gibi hissettiğim oyun saatlerim, kıvrılıp yattığım ana kucağım, bakkal amcam, horoz şekerim, şımarıklığım oldu zamanında... onlardan özlemi aldım, yalnız kalmadım...\n    hayatta hiç yalnız kalmadım hiççç... (!)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata meydan okuyan bir tarafı var insanın..",
        "poet": "Gözde Hatiboğlu",
        "poem": "\n\nHayata meydan okuyan bir tarafı var insanın. Öyle sakince durabiliyor bazen, suskun ve dingin. Emin oldukları sadece iç sesinin fısıltısı o da karmaşada duyulmuyor çoğu kez. Böyle zamanlarda evindeki huzurlu yana sığınıyor, yalnızlığıyla kalıyor. Hal böyle olunca da aşk geriye çekmiyor seni. Aksine aşık olmak bir üst mertebeye ulaşmak gibi. Yeni bir bilinç geliştirmek bilincin ötesinde. Bir üst farkındalık düzeyi galiba. Sevgilinin ve sevgisinin bileşimi haline geliyor sanki. Baktığın daha net o zaman, duyduğun da anlamlı ve hislerin açık. Hayatın renkleri canlanıyor sonra yüreğinin dumanlı sevdasından. Korkusunu ifadede zorlanan ve kaçışı çözüm sanan sevgilinin bu tavrı bile endişe uyandırmıyor. Biliyorsun çünkü sen. Farkındasın ihtiyaç duyulan süreçlerin. Güvenmek ve doğrulanmak için belki de insanın kendi başınalığına ihtiyacı var. \n\nGün geliyor eliyor insan faydalı olmayanları. Kendine ve yüreğine dokunmayan ilişkileri istemiyor yakınında. Göremediğinde göz bebeğinin ışıltısını, uzak tutmayı öğreniyor kendini çünkü biliyor ki sadece gözler yalan söylemiyor. Zaten o gözlerden geçemiyor. Sevdanın acıyan yanını görüyor ötekilere inat, satır arası okumaya benzeyen gözlerde. Ya da zihninden geçenleri yakalamaya çalıştığı ruhsal düzlemler sadece iki kişilik diyor. İşte o zaman baktığın yerden hayata veya ötekilerin bakışları arasında güçlü duruyorsun. İçindeki huzurdan geçiyor çünkü sevdiğinden emin olmak. Aşk güçlüyse eğer sadece sendeki sesi bildiği için, güvenli bir gidişe teslim ettiysen sevgiliyi kendine iyi davrandığın için. Geri dönüşlü duyguları görmek için sadece gözleri yakalamak gerekiyor. \n\nHayat bazen problem çözmeye dayalı bir oyun. Aslında problem denilen şey sadece sevgiliye duvarlarını nasıl yıkacağını, duygusal tarafında güveni nasıl yakalayacağını öğretmek oluyor. Elbette herkes biraz yaralı ve kabuk öyle çabuk bağlamıyor. Ve insan sadece yaralarının telaşında değil, çoğu kez yaraladıkları da vicdanına dokunuyor. İkilemler kaçınılmaz oluyor sonra. Dürüst olduğunda ve arkasında durduğunda her söyleminin, şaşkınlık oluyor tepki karşıda çünkü alışık değil oyunsuz bir paylaşıma. Kim kimi ezerse, kim daha çok acıtırsa kısmına skorlar eklerken nasıl farkında olur ki insan hissettiklerinin. Yapaylık hakimken hayata ve aşka, sevgili  her sınadığında geçiyor olmak da şaşkınlık yaratmaz mı. Duygularını fark ediyor öteki senin geçtiğin her sınavda. Güç korkutuyor sonra. Oysa aşkı ve gücü sevgiliden aldığını bilse, buna inansa. sadece gözlerinden geçen seni seviyorumu anlasa, tutmaz mı ellerinden. \n\nTanrı, sahip çıktığın dileklerin arkasında var bilir misin. Zaman derken bu inancı korumak önemli. Hisler değişmiyor çünkü. Senden ne kadarsa onda da o kadar. Sadece yüzleşmeler zaman alıyor ve zaman kaybetmeye yakınken kısalıyor. Bu da tek başına anlaşılıyor. Yalnızlığı ve eksikliği hissettiğinde tutunmaya çalışıyor maalesef korkak yürekler. Kendini korumanın ötekini kaybetmek olduğunu öğrendiğinde belki sevmeyi de öğreniyorsun. Yitip gidebiliyor bazen o sevdaya yakın yürekler. Sevmediğinden değil, değer hiç değişmiyor sadece elde bir şey kalmıyor sevgiliye verecek. İşte böyle bir noktada ince bir çizgi aşk. İp cambazı misali, uygun yerde uygun duruş gerektiriyor tutabilmek için. Ha gitti ha gidecek, toplarken yüreğinin dağılmış eşyalarını; dur diyebilen ve farkındalığı korkularını yenen bir sevgili var akıldan geçen.\n\nHiçbir yaşantı tesadüf değil inancıyla çıktınsa yola, sevda denen şey ötekinden yansıyan ve aynı düzlemde aynı hissi paylaşmaksa, vakit tamam olduğunda, son dediğin yer emin ol bu aşka başladığın gözlerin içinden yine aşka çıkıyor. Ve sen minnet duyarken varlığına, yanıltmaz seni karşı yürek. Bilirim, beklemek sadece süreçlerin tamamlanmasından ibaret. \n\n(6.aralık.2005)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata Tutunmak! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nÇOK ŞÜKÜRLER OLSUN RABBİMİZE; YAŞADIĞIM HER AN YENİ BİR BİLGİ! .\n\nBUGÜN; YİNE SORUMLULUKLARIMI TANIMAYA ÇABALIYORUM! . ÇOK ŞÜKÜR! .\nTÜKETEREK DEĞİL, ÜRETEREK HAYATA TUTUNMANIN YOLUNU KEŞFETMELİ! .\nANNECİĞİMİN İYİLİĞİNİ İSTEMELİYİM! . BABAMA DUACI OLMALIYIMDIR! .\nBUGÜNÜ DİNLENEREK GEÇİRMELİYİM! . DÜN; MUHASEBEDE YARDIMDAYDIM! .\n\n{ Metin Yazarı: Kemal KABCIK / ANTALYA / 13 Mayıs 2012 Pazar 13:02:33}\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata ve Cesarete Dair / Düz yazı",
        "poet": "Serap Demirtürk",
        "poem": "\n\n\n\nDenizin sonsuzluğundan korktuğum anlar olur çok uzaklara açıldığımda...Neden bu korku? Sanırım,bilinmezliklerden kaynaklanıyor bu korkum diye düşünürüm. Bir an dururum;  yüzmek, açılmak daha uzaklara ya da geri dönmek sahile.... Bu ikilem içinde kalırım bir an ve sonra son hız kulaç atarım gözlerimi kapatır. Ta ki yorulduğumu hissettiğim ana kadar. \nSonra, sırt üstü yüzerim biraz dinlenir, göğü seyrederim. Akşam üzerinin serinliğinde güneş ne güzel, bulutlar tablo gibi. Hayatın bilinmezliği göğe resmedilmiş sanki. Bir ak güvercin olsam, varsam o bulutların yanına, baksam oradan denize, tarlaya ve kendini hiç bir şey sanıp aslında çok şey olan insana. \nBu gün de yaşanıp giden günlere kaydedildi.Hayata da böyle bakıyorum; yüzmek gibi, uçmak gibi, yürümek gibi bir hedefedir yönelişimiz. Bıkmadan, yorulmadan,yeniliklere ulaşmak için, ruhumuzdaki karanlıklara ışıklar göndermek için Korku olmamalı bu hedefte, çünkü tökezlenir düşeriz. \nCesaretle yaşamak gücünü çimlendirin yüreğinizde, o yeşillik size yaşama gücü verecek. \n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata Ve Hüzünlere Dair",
        "poet": "Orhan Demirtaş",
        "poem": "\n\nYağmurlu bir gündü. İçimizdeki kayıp kentlere, asla ehlileştirilemeyen bakışlarımızın ateşinin isyanını haykırıyorduk. Ölümün tüm acımasızlığıyla teslim aldığı bedenlerin çaresizliği gibi damlıyordu alnımızdan bir bir hatıralarımız. Kanayan yanlarımızı sarmaya çalışırken, içimize ıslak tenimizin yorgun teri dökülüyordu. Ellerimizle yüreğimize daldıkça yaşanan onca acılarımıza karşı, direniş dinamiklerimiz iflas ediyordu sanki. Eşsiz yanan bir ışığın karanlığa düğümlenmesi gibi teslim aldı bizi zaman içinde sessiz yaşadıklarımız. Onca yaşanan ve dilimizde defalarca tekrarı söylenen hüzünlü melodilere biat etme yerine, baş kaldırıyı tercih etmiştik. Ve bu başkaldırı yazgımıza karşı bir intikam değildi. Belki de tenimizde yeni bir ölüm yaşama telaşıydı yada yeni bir ölüm yaşama hazırlığı. Ölmek ve gökyüzünün bizim için söyleyeceği yeni şarkılara uyanmak istiyorduk. Bunun içinse kaç tane yıldızın duasını almamız gerektiğini yada kaç kutsal meleğin gücünde yakarışta bulunmamız gerektiğini bilmiyorduk. Yinede ne olursa olsun, bir yerlerde yaşanılan baharlardan taze bir gül kokusu geliyordu burnumuza ve hızlı adımlarla gitmeye çalışıyorduk gül kokusunun geldiği yere doğru. Avuçlarımızda biriken sorunlar konuştukça hafifliyor, kirpik uçlarımızdan süzülür gibi yer küreye karışıyordu ve biz göz bebeklerimizde yenileniyorduk.\n\n                   Yiğit bir savaşçının soluğundan dökülürcesine benliğimizi arıyorduk kelimeler arasında. Dertlerimizi saldıkça o yiğit bakışlara, kızıl bir gül açıyordu sanki yüreğimizden süzülen umutlarda ve alnından öpesim geliyordu iki dağ arasında ölen savaşçıları.\n\n                    Dökülen, çürüyen ve eskiyen bir çok hatıranın esir aldığı bir bedenin orta derecede akan gözyaşları olarak, hafızamıza biriktirdiğimiz ve bilincimizin altına kazıdığımız daha az hüzünlere giden yolu arıyorduk. Uzaklarda bir yerlerde, örtüsüyle gizli olan mavi bir hayatın bu onurlu duruşumuza göz kırptığını iliklerimde hissediyordum. Belki de bu hislerin bilinciydi bizi hayatın ipine sımsıkı saran. Geçtiğimiz tozlu yollara iki beden uzandığımızda, gelecekte bizleri karşılaması muhtemel mutsuz birkaç kaldırım taşının o kadarda yaşanılmaz olmadığını o anki gülümsemelerimizden anlıyorduk. Gözlerimizde bir çok göz yaşından arta kalan nemli izler vardı belki. Her şeye rağmen hayatın ve yaşamın ismini çizmiştik yüzümüzün acılarla dolu hatlarına. Ve olgularımızla yüzleşmek için bir dahaki mart ayını beklemeye hiç de niyetimiz yoktu. Bu halimizin akıl yada bilim yoluyla bir açıklamasını aramıyorduk. Çünkü aşkın bıraktığı hüzünlere dair yaşamların ilim yada akıl yoluyla açıklamaya elverişli olmadığını biliyorduk. Mavi yaşamlarda gizli bakışların seyrinde, evrenin sonsuzluğuna büyüyen asırlık çınarın özgür gölgesine uzanır gibi, ölmeye yada tükenmeye yüz tutan tüm yanlarımızı yeni bir yaşam ateşi sarmıştı. Alışkanlıkların, yüzeysel tutsaklıkların ilkel ve gerçeklikten uzak olan yanını aşk diye sananların tekrarının bir daha olmaması dileğiyle. Olursa böylesi yaşamlar, mutluluğu kısmen hüzünlerimizle soluyarak bu hayatların doku örneklerini incelemeye alıp genlerine baktıktan sonra, bir sonraki hayatlara daha onurlu doğmalarını sağlamak amacıyla, ey hayata ve hüzünlere inananlar gün ışığına çıkın artık.\n\nORHAN DEMİRTAŞ\nVAN 2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata Veda Edeceğiz",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nVakitsiz gidişinin ardından\nİki damla yaş bıraktın gözlerimde\nSen gittin uzaklara mutluluğun kucağına\nBense acılar içindeyim bu yıkılası şehirde\nSokaklar arasında düşüncelere yenik düşen benim\nEsen rüzgarlarla kahkahalar gönderen sen\nYaşadığımız yalanmıy dı bu sokaklarda söyle yalan mı? \nŞimdi ise dönüşü olmayan bir ayrılık aramıza giren\nGülüşlerle giden sendin biliyorum\nAğlamaklarla kaşansa ben\nSen hayallerimi gözlerimi alıp ta gittin\nBana bir elveda demeden\nArtık dönüşün olmayacak geçsede zaman\nUnutulmuşluğum küflenecek düşüncelerinde belkide\nNe denizi seyredecek akşamlarımız olacak\nNede mutluluğumuza\nkanat çırpan martılar \nBir birimizden çok uzaklarda \nHayata veda edeceğiz belkide......\n\n\n29 / 10 / 2005  Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata Ve Ölüme Mizahla Direnen Adam; Kurt Vonnegut",
        "poet": "A. Esra Yalazan",
        "poem": "\n\nBir arkadaşım ara sıra, genç bir adamın vaktiyle bir barda beceriksizce bana takılırken söylediği o cümleyi hatırlatır: “Siz bu coğrafyadan değilsiniz galiba” demişti. Şaka yapmıyordu. Mizahı ciddiyetinde saklı olan gergin tonu hoşumuza gitmişti, epey gülmüştük. O garip adam elbette fiziksel özelliklerimi kastetmişti. Gerçekten ruhen de kendimi çoğu zaman ‘bu coğrafyaya’ ait hissetmiyordum. Ve aynı zamanda fena halde buraya aittim. Bu çelişkili aidiyet hissi, sadece yüz yıllardır farklı kültürlerden bu topraklara süzülen gelenekle, alışkanlıklarla beslenirken doğduğumuz yere ‘yabancılaşmakla’ ilgili değil. Yaşanan her yeni trajediyle birlikte biraz daha eksiliyor, insan olmaktan utanıyor, aşağılanıyor, eziliyor, küçülüyor ve nihayetinde tuhaf bir umursamazlıkla yaşadıklarımızı sıradanlaştırıyoruz. Tartışmaları ve yankıları en fazla bir hafta süren her korkunç hadisenin sonunda “Biz buraya aidiz ve bu ülkenin hakikati de bu” diyoruz. Ve daha biz o cümleyi tamamlamadan hayat kötülüğün, çaresizliğin başka bir yüzünü gösteriyor. Bu sistemin insanı uyuşturan zehrine o kadar alışmışız ki başka türlü bir hayatın mümkün olmadığına inanıyoruz sanki. \n\nVahşetin, şiddetin, zulmün o keskin dili neredeyse ruhumuzun hiç iyileşmeyecek olan sakat bir parçası oldu. Bugün bu ülkede doğup otuz yaşına yaklaşmakta olan gençler doğdukları günden beri hiç dinmeyen kanlı bir savaşa tanıklık ederek büyüdüler. Farkındaysanız, bu soğuk cümlede sadece ‘savaştan’ bahsediyorum. İçinde darbeler, işkenceler, derin devlet eliyle taammüden yaratılan terör bile yok. \n\nPAZAR GÜNLERİ NE YAZARLAR? \n\nGünlerdir televizyonlarda, gazetelerde ‘son katliamı’ tartışanları kesif bir umutsuzlukla izlerken hep aynı soruları soruyorum kendime. İnsanı kendisine, hayata yabancılaştıran, insani değerleri unutturan şartları nasıl görmezden gelebiliyoruz? Nasıl oluyor da hadiseler ne kadar yıkıcı olursa olsun saf bir iyimserlikle devam edebiliyoruz hayata? O aldatıcı gücün kaynağı ne? \n\nBilmiyorum ki, böyle bir ülkede gazetecilik yapanlar her gün yeni bir ‘alçaklığın’ manşetini atarken ne hisseder, pazar günleri ne yazarlar, ne anlatmak isterler? Ben hakikaten bazen bilemiyorum, sıkılıyorum, boğulacak gibi oluyorum. Bu yazıyı yazdığım sabah, bir yandan gazetelerin özel anneler günü eklerindeki ‘paket programlara’ bakıyorum, bir yandan da internette Mardin olaylarına ilişkin hazırlanan adli tıp raporunun buz gibi cümlelerine. Neden o köyde ölen kadınların vücudunda ölen erkeklerinkine göre daha fazla kurşun bulunmuş biliyor musunuz; iki saniye bile düşünmeden o minicik bedenlerin üstlerine kapanarak çocuklarını korumaya çalıştıkları için! Aydınlık bir tatil günü için ne yazayım şimdi ben bu ülkede. Anneler gününün ne kadar kutsal ve anlamlı olduğunu mu? Annelere ilişkin güzel, tatlı bir film mi anlatayım, yoksa ‘duygusal’ bir romandan mı bahsedeyim? \n\n“HADİ GEÇMİŞ OLSUN! ” \n\nBelki de savaşa, vahşete, ölüme, patlayan bombalara rağmen hayata yenilmemek için sığınılacak yer yine hayatın gerçekleriyle örtüşen, kesişen hayalî bir dünyadır. O ‘hayalî’ dünyanın puslu atmosferini zekice hikâyelerle, keskin bir mizah duygusuyla kurgulayan, hayatı kırık bir şaka gibi yaşayan bir adam gelip geçti bu dünyadan. Adı Kurt Vonnegut. \n\nÜniversitedeyken yazmakla ilgili yeterince yetenekli olmadığını düşünen öğretmenine kızıp okulu terk eden yazar, antropoloji okumadan önce ikinci dünya savaşına katılmıştı. Dresden’in bombalanması sırasında kurtulan yedi Amerikalı savaş esirinden biri olan Vonnegut, kapatıldığı mahzende tanık olduğu korkunç olayları ironik bir dille Mezbaha No 5 adlı romanında anlattı. Kitabın kahramanı ‘kaçık’ Billy Pilgrim, savaşın, ölümün anlamsızlığını bir gezegende gördüklerini yazmış: “Tralfamodorluların bir ceset gördüklerinde tek düşündükleri, ölen kişinin o belirli anda kötü bir durumda olduğu ama aynı kişinin başka bir sürü anda gayet iyi durumda olduğudur. Artık ben de birisinin öldüğünü duyduğum zaman yalnızca omuz silkiyor ve Tralfamadorluların ölüler için dediklerini söylüyorum: “Hadi geçmiş olsun”. Bu son cümle Vonnegut’un acılara karşı kullandığı ‘acımasız’ bir savunma kalkanı gibidir. Kitap boyunca sayıklayan kahramanı, yaşadıklarını hiç yaşamamış gibi hissetmek ve öyle ifade edebilmek için sürekli “Hadi, geçmiş olsun” der. Onun ölümün katı hakikatine yakın duran hayat hikâyesini öğrenmeden, edebiyatı, yazıyı, hayata tutunmak için kullandığını bilmeden ilk okuduğum kitabındaki ‘alaycı’ üslubundan biraz huzursuz olmuştum. Ama sonra diğerlerini okumaya başlayınca onun karmaşık dünyasını daha iyi kavradım. Sanırım zamanın uçuculuğunu, yok oluşun çaresizliğini, savaşın acımasızlığını kimse onun kadar sade, sert ve acıtan bir mizah anlayışıyla yazamazdı. O mutsuzluğun en derinindeki koyu, karanlık duyguları bile gülümseterek anlatabilme cesaretini gösterebilen bir hayalperestti. \n\nPALL MALL’E MİLYON DOLARLIK DAVA \n\nÇocuk Kurt, hayata katlanabilmek için yazıyı boşuna seçmemişti muhtemelen. Yazmak onu acının, ölümün insanı çürüten, sıradanlaştıran hoyratlığından koruyordu. Annesi bir ‘anneler gününde’ intihar eden bu acayip çocuk, büyürken diğer yakınlarını da farklı nedenlerle kaybetti. Bazıları delirdi. Ölen kardeşinin çocuklarını evlat edinen muhalif yazar, sık sık yedi çocuğunu toplayıp onlara nasihatte bulunuyormuş: “Hiçbir şartta katliamlara ve savaşlara dahil olmayın. Hepimiz öyle ya da böyle bu düzenin içinde yaşamak zorundayız. Ama bizden farklı oldukları için insanları öldürmek zorunda değiliz. İnanmadığınız hiçbir partiye oy vermeyin. Cinayetlerin ortağı olmayın.” \n\n1985 yılında insanların vahşi saçmalıklarına dayanamayıp çekip gitmeye kalkışan ama beceremeyen bu çocuksu adamın neredeyse bütün romanları ‘best-seller’ olmuştu. Çok sigara içtiği halde ölemediği için sigara şirketine milyon dolarlık dava açan Vonnegut, hayatında iz bırakanları yazdığı son kitabı Ülkesi Olmayan Adam’da, o ‘eğlenceli’ hikâyeleri anlatmış: “12 yaşımdan başlayarak fitresiz Pall Mall’den başka sigara içmedim. Ve yıllar var ki Brown&Williamson, hem de paketin üzerine yazarak, beni öldürmeyi vaat ediyor. Ama artık 82 yaşıma geldim. Eksik olmayın sizi pislikler.”. \n\nO topluma değil, bireyin hayatı bütün kötülüklerine rağmen iyileştirebilen mucizevi gücüne inandı. Kendini bu dünyada hiçbir yere ait hissetmedi. Gerçekten ülkesi de, dini de yoktu onun. Hayalî gezegenlerinde yaşıyordu. Savaşlara, katliamlara, ölümlere, bazen kendisi gibi delirenlere kederlendi ama yazılarında neşesini hiç kaybetmedi. İyice yaşlandığında bile “Hemingway, kendini öldürdüğünde yaşamına bir son nokta koydu. Oysa yaşlılık bir noktalı virgüle benziyor” diyerek kendisiyle, ihtiyarlıkla dalga geçiyordu. Mezar taşına “Her şey güzeldi ve hiçbir şey canımı yakmadı” yazdırmak istemiş. Hiç şaşırmadım. Bu cümle de onun ‘acı’ mizahına çok yakışıyor. \n\nBen vaktiyle onun genç yazarlara söyledikleri arasında en çok “Tek bir kişinin hoşuna gitmek için yazın. Pencereyi açıp bütün dünyayla aşk yaşamaya kalkarsanız zatürre olursunuz” nasihatini beğenmiştim. Şimdi durduk yerde üşütenlere baktıkça onun ne demek istediğini daha iyi anlıyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatı anlamak",
        "poet": "Ahmet Özcankaya",
        "poem": "\n\nDüğüm, düğüm bir hayat\nİnsanları sürüklüyor bu hayat\nÖmrün sonunu düşünmemek çok bayat\nAklına geleni yapmak hamakat\n\nAkıl iyiliyle kötüyü ayıraç\nNeye göre iyi ve kötü ….\nVerilen ölçüye göre gerçek\nAklı akil yapan bu gerçek\n\nBaşkası değil insanın iki hayatı\nKısa ve uzun yaşamaya doymak\nZor geçer bu iki hayat\nÖlçülerini insan kendi koyuyor gerçek\n\nKısa  hayatı sevmek\nKendine zulmeder ancak\nİnsan hayatı iki bölümden ibaret\nBunu böyle kabul etmek en büyük gerçek\n\nHer şey bu kısa hayat\nHiçbir şey bu kısa hayat\nUzun hayatın ölçüsü kısa hayat\nAkıllı olup Rabbine yönelmek\n25082007 23.00 Ahmet Özcankaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayata yeniden doğacak olsam",
        "poet": "Kemal Alkurt",
        "poem": "\n\nHayata yeniden doğacak olsam \nköyümün kenar mahalle evlerinden \nbirinin orman tarafında \ntoprağa düşmüş tohum olurdum\n\nzordur tohuma kış atlatmak bilirim\n\ngalandarda dona keser\n        karakışta  boran yerdim \n                  aprilde yağmur içerdim\n           yeşile çatlardı kabuğum belki\n  cemreler yürürdü bedenimden \n\nBir anis fidanında kök bulup \nSerpilirdim köyümün siluetine \nGöçmen kuşları tünerdi dallarıma \n\nKim bilir \n\nHarahnoy’dan esen güz şarkılarında durulup, \nispendam gazellerinden \ndöşek sererdim ruhuma \nilel- ebet mes-ut yaşardım \nKöyümün kıyıcığında\n\nŞayet \n\naile içi barışa katkım olacaksa \nsil yeni baştan \nadaletin kadastrosunu geçirirdim \nköhnemiş vicdanlardan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatı Analayabilmek",
        "poet": "Oktay Purhan",
        "poem": "\n\n‘Ölmek için güzel bir gün‘ dedi ihtiyar…Sanki ölümle randevusu vardı.Sonra usulca oturduğu kanepeden kalkarak pencereye doğru yürümeye başladı. Elinde tuttuğu kırmızı şarap şişesini usulca havaya kaldırarak kırık bir tebessümle ‘elveda hayat, bu benim tercihim değildi..ki öyle olsaydı bile..Sanırım o vakit bu vakitti’ dedi…dışarıda yağan yağmura aldırmadan pencereyi açtı..yüzüne vuran yağmur tanelerini yudumlarcasına içine çekti…Toprağın kokusu ve yağmur tanelerinin yere düşerken çıkardığı o ahenkli ses, kararlı bir ordunun ayak sesleri gibiydi..Pencereyi öylece açık bırakarak kapıya doğru yavaş adımlarla yürümeye başladı...Kırmızı şarap, şişeden ufak ufak yere süzülürken, ihtiyar şarap şişesindeki son yudumu da kafasına dikip boş şişeyi usulca yere bıraktı.. kapı eşiğine kadar geldiğinde arkasını dönerek yıllarını geçirdiği evine puslu bir bakış daha attı..derin bir iç çekerek tekrar kapıya yöneldi… o kararlı orduyu selamlarcasına kapı eşiğinde birkaç dakika öylece durduktan sonra bahçede ki görkemli çınar ağacına kadar yürüdü..sanki her şey onun için daha önceden hazırlanmıştı…Bir merasim gibiydi çınar ağacının önü..Kafasını kaldırıp daha önceden hazırladığı ilmiğe doğru mağrur bir bakış attı..İlmiğin altında ki sandalyeye çıkarken biraz zorlansa da bir iki denemeden sonra nihayet başarmıştı…Önünde duran ilmiği boynuna geçirip, açık olan pencereden evinin derinliklerine hüzünlü bir bakış bıraktıktan sonra, sehpasından bıraktı kendini boşluğa… hayatı selamlarcasına ve ölümü kucaklarcasına hiç titretmeden bedenini, teslim etti ruhunu yaşlı adam…\n\nEvet…işte hayatın dramatik sonu..\nAslında beklenen o kadar bolluğa rağmen çok az şeylerle huzur bulan bedenlerimiz büyük bir depremin artçılarında kendini kaybederek yenilgilere kucak açıyor…Hayatı başkaları için yaşamak fedakarlık ödülü ile taçlandırılsa da sadece böyle yaşamak, hayalkırıklıklarının ve yıkımların da habercisi oluyor....İnsan ‘ne derlerin’ acı acı kıvranmaların ve kıvırmaların çemberinde boğulup gidiyor..Çok sevmek, çok bağlanmak, savunmasız bir bedeni ve benliği de beraberinde getiriyor..İnsan kendi ölümünden ne üzüntü duyabilir, nasıl bir yıkım yaşar ki..ölmek, ölen için olması gereken bir şeydir..o an ve ya başka bir an..bununla ilgili bir tarih veya plan da olmaz..o yüzden ölüm öleni bağlasa da asıl sorun kalanın üzerinde büyür…Leckter; Acı çeken her ruhun kendine ait bir bellek sarayı olmalı' diyor..evet aynen öyle..Montein de aynı yaklaşımla şöyle diyor; ..İnsanın kaçıp yalnız kalabileceği sadece kendine ait bir yeri olmalı....Zaman zaman gitmeli, kendisiyle başbaşa kalmalı ve yalnızken de kendine yetebilmeyi öğrenmeli...Çünkü bir gün herşeyini kaybettiğinde bu onun için bir felaket olmamalı...\n\n17 Eylül 2008-09-17\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatı Çizsem",
        "poet": "Derya Altunkaya",
        "poem": "\n\nHayat çok farklı benim çerçefemde\nIşıl ışıl, renkli, sevgi dolu sanmayın\nBöyle tabloları çizmeye hasret kalmış ellerim\nGöresi gelmiş gözlerimin\nVe umutla çarpan yüreğim özlemiş; \nRenkli dünyayı, mutluluğu, sevinci...\nBiran için yakalayabilmek mümkün değil mi? \nMümkün değil mi koşabilmek özgürce sevgiye,\nDokunabilmek hayallere bir kere? \nBir kerecik olsun yaşabilmek dilediğince,\nİnsan gibi insanlığın gerektirdiği şekilde\nPaylaşabilmek coşkuyu tabiki kederi de\nBir çocuğun sevinciyle sevinebilmek\nHıçkırığını duyabilmek ta derinlerde\nYeni açmış bir çiçeğin kokusunu \nKoparmadan alabilmek\nVe diyorum ki:\nHiç korkmadan, tereddütsüz, güvenle \nSevebilmek içinden geldiğince.\nBu eller bu tabloyu çizemez; \nİnsanlar anlamını bilemediği, \nİçine değil de dışına önem verdiği sürece...\n                                                1993 Trabzon\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatı Değersizmi Buluyorlar",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nYerin üstünde olduğunuz sürece, yaşamın değerini bilip bu fırsatı değerlendiriniz.\n\nCennet ve Cemalullahı kazanmanız için emaneten zimmetinize verilmiş olan değerli ömür sermayenizin hepsini, bırakıp gideceğiniz fani dünyanın sonucu itibariyle toprak olacak değersiz mal, aldatıcı makamlarını elde etme hırsı uğruna İSRAF etmeyiniz.\n\nGücünüzün yettiği kadar hatta gücünüzü birazda zorlayarak hayırlı işler peşinde olunuz. \n\nÖnünüze gelen hayırlı işleri fırsat, bu fırsatlarıda ganimet bilip değerlendiriniz. \n\nKazanma arzusu ile kaybetme korkusu, kar ve zarar hissinin neden sadece insanlarda oluşunun hikmetini bir daha düşününüz. \n\nDünyalık adına kazandığınızı zannettiklerinizi bırakıp gidecek iseniz! ..\nAhiret ticareti olmazsa doymak bilmeyen kazanma hırsınızı hangi mantık ile izah edilebilirsiniz? \n\nYaşamakta olduğumuz hayatın her sahne ve safhasının ahiret adına bir karşılığının olduğunu göremiyorsak; \n\nHayatı değerine uygun değerlendirebileceğimizi düşünemiyorum.\n\nHer işlerinde emek ücret dengesi arayanların, bütün zorluklarına karşı hayatlarının sonucu itibari ile nasıl bir karşılığının olacağına inanıyorlar? \n\nVe bu dengeyi hangi dünyalık kazançları ile temin edeceklerini düşünüyorlar? \n\nYoksa hayatı sonunu düşünmeye değmeyecek kadar değersiz mi buluyorlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatı Bebek",
        "poet": "Aysel Çelik",
        "poem": "\n\nMutluymuş doğduğunda o güzel bebek\nKan kırmızı yanakları, saçları gül bebek\nFazla itilme kakılma yokmuş altıya dek\nAltıncıda vurulunca yere serildi bebek\n\nAh bahtszı bebek\nVah sevgisiz bebek\n\nBaşlamıştı oda hayat dersine\nEvde hor görülünce koşardı öğretmenine\nGizli gizli ağlardı, yoktu evde dirlik düzene\nYemin etmişti kurtaracaktı bu aileyi o güne\n\nAh bahtsız bebek \nVah sevgisiz bebek\n\nYalnızken düşünürdü dünyanın adaletsizliğini\nBir gün duyuracaktı oda ismini yurdunu, sevgisizliğini\nO günü bekledi çalıştı çabaladı\nAncak çöktü karanlığa çabaladı çıkamadı\n\nAh bahtsız bebek\nVah sevgisiz bebek\n\nAllah’a yalvardı yakardı yitirmedi umudunu\nTekrar baştan yemin etti durmadı\nAncak gördü sevgisiz olmadı\nOda Allah’ı insanları sevdi durdu\n\nAh bahtsız bebek\nVah sevgisiz bebek\n\nBir gün ansızın çaldı kapıyı mutluluk\nBiliyordu umutla çalışınca mutluluk\nAllah’a defalarca şükretti dünyalık\nOda öğrenmişti gülmeyi bütün günlük\n\nAh bahtsız bebek\nVah uçtu bebek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatı Çocukken Tanıdım",
        "poet": "Mehmet Ekici (taha)",
        "poem": "\n\nHayatı çocukken tanıdım\nNe olduysa o zaman oldu bana\nO zaman direndim\nO zaman\nŞair oldum\nAşka, çentik attım ayrılığı \nO zaman\n\nMayıs 1998, Aksaray\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatı Duyumsamak",
        "poet": "Atilla Birkiye",
        "poem": "\n\nŞimdi saçlarında yokolmak vardı; dudaklarında hayatı duyumsamak vardı.\n\nBir rastlantının yüreğime sapladığı vardı, bulutların ardından çıkan dolunay da tanıktı.\n\nDolunay bulutların ardındaydı; saçlarınla yüzünü sakladığın gibiydi...\n\nBir sevdaya yolculuk mu başladı, şimdi. Düşler eşliğinde bir düşülkesine yolculuk başladı, şimdi.\n\nUmut etmek var, şimdi... Dudaklarımın arasında heyecan, yüreğimde görüntün var, şimdi.\n\nBir dilek, dolunaydan yalnızca... Yeni parlayan bir aşk gökyüzünde... Boğaz’a düşen bir yıldız gibi...\n\nSen varsın şimdi, akıp akıp giden saçların, beni gençleştiren kalın dudakların var, şimdi.\n\nAy bulutların ardında kayboldu, şimdi. Yalnızlığa gömülmek var, yine...\n\nGörüntün belleğimde, şimdi; bir de düşlemek, kollarımın arasında güzelliğin, belki...\n\n[Belki de süslü bir hayal, hep ve yalnızca, şimdi...]\n\n\n\n(26.4.2002; Ben Hep Seni Yazdım, Özgür yay. 2008.)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatı Erteledik",
        "poet": "Serdar Pamukçu",
        "poem": "\n\nBiz seninle\nkenetleyip gözlerimizi\ndinlemeyi yüreklerimizi\nBiz seninle\n.....\n(temmuz,2005)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatı Hafife Aldık",
        "poet": "Fadime Kıvrım",
        "poem": "\n\nyılların gözü baglı dili lal olmuş sanki\nmasal olup geçiyor olaylar yıllar\niyiki hayatı hafife aldık hem tüketdik hem var etdik\ngecenin güne sarılışı gibi yeniden  dogduk\nacılarda olgunluk saklandı sessizce\n\niki kişiyle çıkılan yolda büyük  aile olduk\npaylaşdıkca güzel sevgide  duyguda\nbatıp çikmadıkca ne anlamsız\nsıg ve hep  sakin deniz geminin yol alışıdır biraz hayat\nbatmadıkca umut çokdur  kaygılar çizgiler\n\nve aklar birde kiloları yıllara ekledik\nsoguk kış gecelerinde  sokulup yüregimize uyuduk\numutlarımız ve sevdamız her sabah yeniden  dogdu\nhem dövüşdük hem sevişdik  onurumuzla\nkaşık düşmanı kader arkadaşı olduk\n\naynı diziye bakıp sigarasına sövdüğüm\nkonuşmadan anladık  öfkenin  sevginin  çıglıgını\nyaşlandık ve birbirimize yaslandık  bir ömür\nmücadele biterse  ömür biter  haydi devam\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatı Öğret Bana",
        "poet": "Şadıman Şenbalkan",
        "poem": "\n\nHayatı Öğret Bana\nöğrendim, ders aldım\ndedim de\ndersimi ezber edince\nkulağıma küpe\nrüya bir bilmece\nzaman geçince\nhayat bitmeden önce\nsevdim, sevildim\nseni gördüm\ndün sevmediğimi\nbugün sevdim\ndün sevdiğimi\nsevmedim\nneden dedim\nneden...\nöğretmenim hayat\nöğrencisi ben\ndeğiştiren hayat\ndeğişen ben\nsen, o\nkimler gelip geçmiş\nkimler iz bırakmış\nhepsi hikaye\nfilm gibi\ndizi gibi\nyalan dünya dedikleri\nhayatın öğretisi\nsevginin getirisi\nsevdanın albenisi\nkıskançlık olmadan\nzora koşmadan\noluverse hayat\nöğret bana yenileneni\neskiyi silmeden\neskiye rağbette\nbit pazarına davette\nyeniyle özdeştirmeden\ntecrübelerimle, tecrübenle\ndevam et hayat\nöğret bana bilgiyi\ninsanı hep sevmeyi\ndünyayı keşfetmeyi\nöncesini, sonrasını\nöğret bana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatım",
        "poet": "Mümtaz Beğen",
        "poem": "\n\nGün sektirmezdi hiç her gün arardı\nArada sırada hatır sorardı, \nAramaz olalı bahtım karardı, \nŞimdi bir geceye döndü hayatım…\n\nHem hiç susmazdı hem konuş derdi, \nSıra gelmez desem sitem ederdi, \nMuhabbet bal olur uzar giderdi, \nŞimdi bir heceye döndü hayatım…\n\nKötü görse beni okşar ovardı, \nEfkarı başımdan alır kovardı, \nHer derdin dermanı, çözümü vardı, \nŞimdi bilmeceye döndü hayatım…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatı Okumazsan",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nKorkuyu KORKUTMAZSAN, KORKU SENİ KORKUTUR,\nHAYATI OKUMAZSAN, O KENDİNİ OKUTUR\nÖLÜMÜ ÖLDÜRMEZSEN, binlerce kez ÖLÜRSÜN\nPİSLİĞE BULAŞANLAR, Çevresini kokutur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatı Kuran olan insan Süleyman Hilmi Tunahan",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nÖmrü hayatı Kuran'a hizmet etmekle geçti,\nHayatı Kuran olan insan Süleyman Efendi.\nİslam inancı ile küfre karşı bayrak açtı,\nHayatı Kuran olan insan Süleyman Efendi.\n\nYüce Allah'a iman edip Hak yolundan gitti,\nAllah Peygamber aşkıyla İslama hizmet etti.\nYasaklı dönemde Kuran-ı Kerim'i öğretti,\nHayatı Kuran olan insan Süleyman Efendi.\n\nAllah'ın izni ile Kuran'ın sırrına erdi,\nMüslümanın hayatı Kuran olmalıdır derdi.\nParayla öğrenci bulup onlara dersler verdi,\nHayatı Kuran olan insan Süleyman Efendi.\n\nKuran öğretmek için Kuran Kurslarını açtı,\nOkuyan kısa zaman içinde Kuran'a geçti.\nHerkes zevki sefada iken o Kuran'ı seçti,\nHayatı Kuran olan insan Süleyman Efendi.\n\nYusuf şehadet getirmekle müslüman olunur,\nKuran okumakla Hak katında sevap alınır.\nOnun gibi bir insan bu dünyada zor bulunur,\nHayatı Kuran olan insan Süleyman Efendi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatı ve İnsanı Seveceksin! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nHayatı ve İnsanı Seveceksin! .\n\nBaşarı için bir düşündüğün var ve düşündüğünü gerçeğe çevirmek var insana! Kendi düşüncenin başarısı mı, hayatın sunduğu başarı mı güzeldir?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatı ve Seni Sevmek",
        "poet": "Hakan Yandım",
        "poem": "\n\nHAYATI VE SENİ SEVMEK\n\nHayat bazen güldü bana,\nBazen hiç anlam veremediğim kadar somurttu! \n\nAslında çoğu kez inanmamıştım atılan mutluluk yalanlarına; \nAma bu kadar acı da,\nFazla geldi ağlamaya alışkın olmayan yanaklarıma...\n\nNeyse ki ben seviyordum seni ve hayatı aynı anda,\nBelki büyük de bir sanattı bu; \nHayat insanlara sevmeyi \nYa da sevmek hayatı unutturuyordu çoğu zaman...\nİkisi ayrı bir eziyet oluyordu yüreklere...\nHâlbuki \nAşksız bir nefes almak; \nYa da hayatı sevmeden bir güne günaydın demek; \nİkisi de eşit benim terazimde; \nİkisi de hüzün \nAma ben hayata ve sana her gün koskocaman yolluyorum; \nHem güler yüzlü bir günaydın…\nHem de hüzün!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatım!",
        "poet": "Tahsin Koç",
        "poem": "\n\nDuymayınca sesini, sanki sıkıyorlar, nefesimi! \nSenin, sesini duyunca, sürüyorum kâm sefasını\n\nSensiz hayat, yaşantı, anlamsızdır; Benim için\nSeninle beraber olunca, inan neşe doluyor içim\n\nOtuz üç yıllık evlilik hayatım, bir bahtiyarlıktır\nSeninle olmadığım zaman, inan bana ihtiyarlıktır\n\nYüce Mevla’m; Bize hayat vermiş yaşamak için\nBazı insanlar, hayatı zehir eder, anlayamam niçin? \n\nAllah(c.c): Âdemi yarattı, kaburgadan; Havva’yı\nBirbirlerine eş olsunlar, gezmesinler, âsrî havayı\n\nYılda bir gün, “sevgililer günüymüş”  açmaz beni\nBenim için; Üçyüzaltmışbeş gündür sevgililer günü\n\nTahsin der, gözetmeye gayret ederim; Eş Hukukunu! \nBütün millet şahit olsun, helal ediyorum; Sana Hakkımı! \n\nTiran- 14.02.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatı Seninle Sevmek",
        "poet": "Şükrü Kekevi",
        "poem": "\n\n... Bir gün ölürsem...\nMezar taşıma ismimi yazmasalar da olur...\nToprağıma sadece çiçek eksinler yeter...\nÇürüyünce bedenim...\nToprağa karışıp, çiçek köklerine girerek\nZirvesine kadar ulaşacağım nasıl olsa! ..\nVe üzerime konan garip bir arının polenleri olup\nTeninin kokusuna doğru uçacağım...\nSaçlarına konsam belki ürküp beni kovarsın...\nTenine dokunsam belki beni öldürürsün...\nOlduğun yerlerin kuytularında dolaşıp\nSana sadece uzaktan bakacağım...\nTanıyamayacaksın bile beni...\nAma ben... sana olan ümidimi yitirmeden...\nSana yakın yabancı bir kovana bal taşıyacağım...\nBelki alırsın diye...\nİşte o zaman...\nVe işte o zaman seni doyurup sana doyacağım...\nİşte o zaman senin olacağım...\nSen kiminle olursan ol... benim için farketmeyecek...\nSana olan sevgim... sana olan sevdam... sana olan aşkım..\nİşte o zaman yüreğinde büyüyecek...\nUnutmuş olsan da beni...\nHayatı benimle görecek... hayatı benimle seveceksin...\nTek dileğim de bu...\nTek dileğim HAYATI SENİNLE SEVMEK...\n\n23 Nisan 1998\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatım",
        "poet": "Şafak Özışıl",
        "poem": "\n\nBaba evinin zulmünden\nÜvey annenin hışmından \nİki küçüğün dırdırından\nKaçmak için evlenen\nYirmi yaşın baharında\nBir cahil taşra kızı\nİstanbul'dan bulduğu\nSevgiyi hiç tatmamış\nFransızca yaşamış\nBaşında saç kalmamış\nKırkına kadar evde kalmış\nPiskopatlığı ele almış\nBir babanın evladıyım\nSüleymaniye’de bir evde\nDoğmuşum çaresizce\nOda sürmüş bir sene\nBaba gidince Mükerrem’e\nAna dönmüş baba evine\nBaba demiş olmaz böyle\nYa kocana git ya işine\nNe yapsın cahal kadın\nDüşmüş işin peşine\nYoğurt yemiş yanmış ağzı\nKocaya dönermi artık yazı\nİyide işin kötü yanı\nYazılıyor bizim kötü yazı\nAna İstanbul’da çilekeş\nBaba Mükerrem’de hoş söyleş\nBiz itilip kakılalım\nAğlamaktan katılalım\nSekiz on yıl sonra baba\nHatırlamamış beni daha\nAna demiş bu senindir\nALLAH’tan eserindir\nAç gözünü oğlundur\nBir kere olsun sevindir\nBaba olmuş piskopat\nTek bildiği şamar tokat\nÇekince akşam rakıyı\nVerdiği hep meşakkat\nAna olur bundan verem\nAnama güller derem\nBilsem iyi olcağını\nOlurum yaraya merhem\nDayanmadı buna yürek\nAnam çekti  geriye kürek\nDedi oğlumdur evladımdır\nOlurum ben ona direk\nO cahal kadın beni\nOkuttu büyüttü beni\nO cahal kadın beni\nAsker etti beni\nO cahal kadın beni\nAdam etti everdi beni\nEy aklı cevher baba\nGelmez oldun ipe sapa\nALLAH seni ıslah etsin \nGözlerini nasıl kaparsan kapa\n\nŞafak Özışıl \n2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatım",
        "poet": "Hıdır Altaş ",
        "poem": "\n\n1958 burdur doğumluyum. ilkokulu Kuzköyde, ortaokulu Çeltikçide okudum. Burdur imam-hatip lisesine girdim. yazın geçirdiğim kaza nedeniyle başarılı olamayıp ayrıldım. 1978-1979 dneminde askere gittim. askerliğimi izmirde ve Çanakkale Geliboluda yaptım. askerden sonra 1980 yılında akd. ünv. hastanesine hastabakıcı olarak girdim. Burada çalşırken liseyi dışardan bitirip meurluğa geçtim. sırasıyla arşiv, hastakabul ve son 16 yılımı acil serviste veznedar olarak çalıştım. aynız zamanda akd. böbrek hastalıkları ve organ nakli derneğinde muhasip üye ve denetim kurulu üyesi görevlerinde bulundum. liseden sonra AÖF işletme bölümünden 2 yıllık yüksek okul diploması aldım.2004 aralık ayında 1. derecememur olarak emekli oldum.  Emekli oldum ama derneği ve kronim böbrek yetmezliği hastalarını bırakmadım.www.antoloji.comda organ ve kan bağışı destek grubunu kurarak organ ve kan bağışının artışı için uğraş vermekteyim. Bu uğraşımla çemremde ilgi görürken her nedense antolojide ilgi göremiyorum. Antolojide daima çıkarım ne olacak diye soranlar oldu. Tek destek radyoozan çalışanlarından geldi. onlara teşekkür eder saygılar sunarım. aşıkturhani\norgan ve kan bağışı destek grubu kurucu üyesi\n\nHASTALIK ADRES SORMAZ; KİME NE ZAMAN GELECEĞİ BELLİ OLMAZ. ORGAN BAĞIŞI GELECEĞİN SİGORTASIDIR.         aşıkturhani\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatım",
        "poet": "Abdulkadir Damar",
        "poem": "\n\nHayatı sonbahar yaşamak ilk baharımda yazıldı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatım",
        "poet": "Erol Yaşın",
        "poem": "\n\nİşte geldim gidiyorum yılların içinden\nHer yılbaşı sevinirken yeni yıl diye\nBilemezdim geçen yılların yaştan \nAkan zamanın benden götürdüklerini\n\nYıllar, yıllar ne verdiniz, ne aldınız benden\nBu bedenim sevgiden, şefkatten çileden\nNeler çekti geçen yıllar yüzünden\nYeni bir hayat derken geçen yıllar\n\nYıllar bir hayal deryası oldu bazen\nBir beklenti, bir rüya ama yok kazanılan\nHep kaybettim, kazandım sandım kaybettim\nGeçen yıllar beni aldınız bedenimden\n\nBir yuva, bir sıcaklık derken yeni bir hayat\nVicdanın verdiği eziklik oldu yaşamak\nHep acıdım, hep korudum işte hayatım\nUslanmadı benim bu çaresiz kalan vicdanım\n\nAradım yıllarca sakin bir gönül bahçesi\nTam buldum derken kırıldı bahtın neşesi\nYa ben bir tuhaftım ya karşı cephesi\nBulamadım nedendir sakin gönül bahçesi\n\nAnladım ki geçen zaman nafile\nSonunda yüzümüz dönünce derinlere\nBeklemek boş yere yaşamak varmış sadece\nHoşcakal diyorum beni sevene sevmeyene\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatım",
        "poet": "Mehmet Halil",
        "poem": "\n\nHayat dediğin, kuru bir süngermiş,\nEmdi yıllarımı, hiç anlayamadım.\nDaha yaşayacak,  zaman var diye,\nVakit ayıramadım, eğlenip gezmeye,\nHa bu yıl, ha gelecek yıl, diye, diye...\nGençlik, geçti gitti, yaşlılık kaldı geriye?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatım",
        "poet": "Bayram Eser",
        "poem": "\n\n“benim hayatım bir roman dedin\nben korku romanlarını sevmem\nkorku sanki insanı yuttu yutacak\n\nbenim hayatım bir şiir gibidir\nhenüz son dizesi yazılmamış\nkafiyesi de senden sonra tutacak…” 10.01.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatım mutfak",
        "poet": "Tekin Akay",
        "poem": "\n\nönce.\t\t\t\t\nilkokul ila hayat hafif pembeleşir \t\t\t\t\nsonrası arkadaşlık ila renkleşir\t\t\t\t\niçine katılmak üzere biraz ergenlik\t\t\t\t\nya olur efendilik yada serserilik\t\t\t\t\n\nbu dönem eksik olmaz acemilik\t\t\t\t\nbunu takip eder askerlik\t\t\t\t\npeki ya evlilik \t\t\t\t\nçok istenen ama sonra vazgeçeceğin evlilik\t\t\t\t\nbunların tamamı kaynayınca gelir çatar emeklilik\t\t\t\t\n\nmalzemeler\t\t\t\t\nbir tutam acemilik\t\t\t\t\nepey çok stres\t\t\t\t\nbol bol ağlatım\t\t\t\t\nçok az güleç\t\t\t\t\neksik olmaz fakirlik\t\t\t\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatım Rehin",
        "poet": "Kemal Küçüktekin",
        "poem": "\n\nYüreğimi yüreğinin yanına bıraktım.\nBelki zamanla seversin.\nZamanlar senin..\nSevemezsen eğer,\nEndişe etme,\nSenin mutluluğun için,\nAlır yüreğimi giderim.\n\nKendimi avuçlarına bıraktım senin.\nHayatımı ise rehin.\nAma..,kabul etmezsen,\nBir pula sat istersen bu canımı,\nİtiraz edersem..,namertdim...\n\nGözlerim gözlerinde,\nBir mıh gibi çakılı kaldı.\nRuhum bile artık esirin.\nİstemezsen eğer sevdamı,\nÜzülürüm diye çekinme... Söyle,\nBen; Öbür dünyada,\nBir kez daha şansımı denerim...\n\nKemal KÜÇÜKTEKİN\n15.05.2008\nİZMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatım oldun",
        "poet": "Gülser Ateş",
        "poem": "\n\nBaharım oldun\nÇiçek çiçek açarcasına\nKuşlar gibi uçarcasına\nNevbahara hasret yanarcasına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatım boyu..",
        "poet": "Ali Gul ",
        "poem": "\n\nBeni güldürmadin yalan dünyada\nSen bana çektirdin hayatım boyu\nBen elin yüzüne bakamadım ki\nSen bana çektirdin hayatım boyu.\n\nBir hayele daldım yaşadım gitti\nYağmurda boranda ömürüm bitti\nSeviyorum diyen terk edip gitti\nSen bana çektirdin hayatım boyu.\n\nBana bir söz verdin tutamadın ki\nBeni bir kenara atamadınki\nPazar, pazar gezdin satamadın ki\nSen bana çektirdin hayatım boyu.\n\nAleme yaşattın dem ile sefa\nBana kederleri eyledin vefa\nYalnız dünya ya gelmem ki, daha\nSen bana çektirdin hayatım boyu.\n\n     Yalnız.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatım Roman",
        "poet": "Vehbiye Yersel",
        "poem": "\n\nHatıra Defterim    \n\n1961-1962 Ders yılında İstanbul’dan çoğu üniversite mezunu 5-6 yedek subay öğretmen okulumuza atanmıştı.Ben Cumhüriyet ilkokulu müdür yardımcısıydım.Müdür yardımcısı olmasam bile,herkesi Allah için sever,herkesle sohbet eder,yardımlarına koşar veya onlardan yardım isterim.Açıkçası girişkenim.art niyetim yok.Ama bir ters davranış gördüğümde de çekilmeyi,kalp kırmadan kendimi korumayı bilirim.bu arkadaşların okul faaliyetlerinde,asil öğretmenlerden daha çok yararları oldu. Müsamere çalışmalarında öğrencilerine çok güzel şiir,ront,piyesler öğrettiler.çok iyi bir arkadaşlığımız oldu onlarla.haliyle ayrılacakları zaman hatırlyıp,hatırlanmak için hatıra defterine bir iki kelime de olsa,bir şeyler yazmamızı istediler,bir tek ben normal karşıladım bu isteklerini.işte bir arkadaşımın bana yazdıkları,ve okudukça,onur duyduğum bir yazı.   Çok Muhterem veSevgili Vehbiye Hanım   Hatıra defterinizde bana bir sayfa ayırdığınız için,size çok çok teşekkür ederim.Vatani vazifemi Yd.Sb.Öğr. olarak yapmakta olduğum şirin Mardin vilayetinizde oldukça güzel ve unutulmayacak hatıralarla ayrılmak üzereyim.Zatı alinizi ancak bu sene tanıyabilmek şerefine nail oldum.Hayatımda tanıdığımaziz insanların içinde zirveyi teşkil ediyorsunuz.Altın bir kalbiniz,temiz bir arkadaş sevgisi ve cana yakınlığınızla sizi asla unutmayacağım.   Muasır medeniyete,örf ve adetleriyle perde çektiği bu şirin vilayette,perdeden kurtulmanız beni ziyadesiyle sevindirdi.Çünkü şu ufak “bence büyük” olayı nakletmeden geçemiyeceğim.Saf ve temiz bir arkadaşlıktan sonra ayrılmak üzere buluınduğum bu sıralarda uzattığım hatıra defterimi,yüzüme vurdular.Kendileri bilsinler ki,hiç bir kötü maksat taşımayan bu paha biçilmez tek hazinem hayatımda en mukaddes şeyim olarak kalacaktır.Zararı yok.Zaman ve tesadüfler kendilerini bu derin uykudan uyandıracağı muhakkak.Fakat şunu bilmeleri lazımki,Medeniyet şamarı çok ağırdır.   Vehbiye hanım,hayatın dikenli yollarında başarılar temenni eder,aziz ve altın kalbinize layık bir hayat sürmenizi ulu tanrıdan niyaz eylerim.Varolun,sağolun.mesu,mesut ama çok mesut olun.Sonsuz selamlar.   Sizi asla unutmayacak meslek arkadaşınız   Eftim Kiryakidis. 04.05.1962    Vehbiye Yersel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatım Sensin",
        "poet": "Görkem Buğra Kızılkaya",
        "poem": "\n\nYelkenleri duygusuz bir sandal gibi hayat\nGözlerimin önünde arkamdan vurur beni\nElinde bir tırpan var açlıktan kan bürümüş\nGözleri, bir darbede yakar, savurur beni...\n\nNotaları çalınmış bir güfte gibi hayat\nHiç bir anlamı yokmuş o olmadan sözlerin\nEkmeği kuru kalmış sevda sofrası gibi\nKurusunu da yerim, sebebiyse özlemin...\n\nCan çekişen bir şehir mektubu gibi hayat\nKalmış benim elimde adresi bilinmiyor\nKaderdir, olur, gelir, bakarsın beni bulur\nSahibi bulunsa da izleri silinmiyor...\n\nErkek adam ağlamaz diye bir yalan vardır\nAsıl erkekler ağlar, ağladı mı hiç susmaz\nOnu susturabilen tek kişi vardır o da\nSevgilidir, sanma ki senin için kan kusmaz...\n\nKelebeği olmayan bir bahar gibi hayat\nYeşillikler boşuna, yazın gelmeyecektir\nTek bir mevsimi kalmış bir güneş gibi hayat\nÜmidini kesmiştir artık doğmayacaktır...\n\nAteşi olmayan bir cehennem gibi hayat\nAşkın ateşi ile ısınmaya çalışır\nÇukurları kapanmış, işlemez olduğundan\nAşık olan oraya hemencecik alışır...\n\nŞarabı dolmayan bir boş kadeh gibi hayat\nSahte bir duygusalı ağlatmayı başaran\nYa benim duygularım, hiç anlayabildin mi\nSensin benim yanımda sahtelerle şaşıran...\n\nSaflığını kaybetmiş görkemli bir su hayat\nAkar kan kızılında, biraz boğuktur rengi\nAnla artık be gülüm, sensin benim hayatım\nSenin bir saç telindir, benim ruhumun dengi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatımdan kesitler",
        "poet": "Vehbiye Yersel",
        "poem": "\n\nÇocukluk Yıllarım       Küçüklüğümde çok narin yapılıydım, halen öyleyim. en ufak bir şeyden etkileniyorum.  Yani havadan nem kapıyorum,  biraz da mızmızlık derim bu halime, her şeyi yemem.20 yıldan beri kahve içmedim. piştiği zaman mis kokusu hoşuma gider ama nefsime hakimiyetim var. dinlemiyorum zalim nefsimi. içmiyorum.bende titreme yapıyordu. midem ağrıyordu.  içtiğimde.belki de hiçbir zararı olmayacak ama içmiyorum. ikincisi yarı vejetaryenim. her şeyi yerim az yerim. Sık sık yerim.fazla et, balık yemem. peynir, yoğurt türü şeyler tüketiyorum.   Çocukluğumda güney doğunun mutfağını övmeğe gerek yok. O kadar güzel, içli köfteler,  çiğ börekler,  kaburgalar, etli dolmalar, sarmalar pişerdi.herkes yerken ben seyrederdim, evde yoğurt kalmamışsa bana 5kr.veya 100 para verirdi babam veya annem.elimde tasla, bakkallar çarşısına gider Abdulrazzak Pembe amcadan yoğurt alır gelirdim.herkes doymuş,sofra toplanmış.ben sokaklarda elimde tas içinde yoğurtla,sürünüyordum.Yoğurt kovamız da vardı.ama büyük olduğu için,tası tercih ediyordum.bu anlattıklarım 7 -8 yaşlarındayken yaptığım huysuzluklar,daha küçükken hatırlıyorum.simsiyah dalgalı saçlarım vardı,kirpiklerim yanaklarıma kadar.tenim deseniz babama benzemişim kar gibi.amcamın benden 20 yaş büyük oğlu beni lastik top gibi havaya kaldırıp hoplatırdı.herkes beni seviyordu.belki de mikrop kaptım,veya nazar deydi.bir akşam güzel bir çocuk olarak uyumuşum,sabah uyandığımda,annemin dediğine bakılırsa saymış tam 22 yara peydahlanmış yüzümde.Sanki yüzüme ateş sıçramış,yakmış her tarafını. Bir tek çenemle,alnım kurtulmuş bu yangından.annem neye uğradığını bilememiş.   Ben 4.çocuğum.  annem terzilik yapıyor.1942-45 ikinci cihan savaş yılları,  pislik, susuzluk,açlık sefalet yetmiyormuş gibi,  bir de bu yaralarla evde savaş başlamış.Benden 4 yaş büyük ablam tifoya yakalanmış,Allah”a şükür tedavi ve annemin temizliğe son derece dikkat etmesi sayesinde, ablam kısa sürede iyileşmiş.O tarihlerde tifodan ölenler çoktu.gömdükleri zaman da mezarlarına kireç döküyorlardı.mikropları öldürsün diye.   Benim yüzümdeki yaralar böyle dahili olmamakla beraber,  ne oldukları belli değildi,  doktorlar bile anlayamadılar,  alınan bütün ilaçlar, pomatlar işe yaramıyordu. en son annem kocakarı ilaçlarını denemeye kalktı. yüzümdeki yaralar için kullanılan ilaçlarla, yöntemlerle epey eziyet çekiyordum   Mataracılar lakaplı bir aile vardı. ziftli merhem yaparlardı,o merhemi beze sürüp,yaraya yapıştırıyordu ağda gibi, öylece bir gün yüzümde kalırdı.Ertesi gün hızlı bir şekilde,çekerdi annem,pamukla yüzümdeki kanları v.s silerdi,tekrar hazırladığı ziftli bezi yüzüme yapıştırırdı.Şimdi gençlerin uyguladıkları güzellik maskesini ben 60 yıl önce kullandım.faydasını görmedim.   Faydası vardı ama inkar etmemek lazım..bir bakımdan rahatlıyordum sivrisineklerden,tatarcıklardan,karasineklerden kurtuluyordum.konacak yer bulamayan sinekler,kısmetlerini başka yerlerde arıyorlardı.   Değiştirildiği zaman canım yanıyordu ama mecburdum  .iyileşirim diye katlanıyordum.  kardeşlerimin içinde piyango bana isabet etmişti.maşallah çok şanslıydım,bir kan çıbanı   ağrısına dayanamazdı gördüklerim.Allah bana öyle bir sabır vermişti ki,ilkokulu bitirene kadar,yaralardan kurtulamadım.İlkokulu bitirdim,yüzümde tek tük yaralar vardı,kanıyordu.1950 yılında annem beni Diyarbakır'a götürmek zorunda kaldı.Mardin”de mütehassıs yoktu.cildiyeciye göstereyim diye aldı beni Diyarbakır”a gittik. orada bize askeri doktoru tavsiye ettiler.   Doktor beni muayene etmeden önce,   -Bana bak dedi,babanın saçı var mı? yoksa benim ki gibi dazlak mı? .   -Evet tam sizin gibi,tepesinde saç yok.Babamın saçı simsiyahmış.ama genç yaşta ağarmış,ve tepesi tamamen dökülmüş.ben babamı öyle gördüm.Saçlı halini görmedim.   -Benim babaannemin yüzünde de senin gibi yaralar vardı.bu bir hastalık.bayanlarda yara meydana getirir, erkeklerin saçları dökülür.anlamıştım.bana yapılan bütün o koca karı ilaçları boşunaymış, eziyetten başka bir işe yaramamıştı.muayene ettikten sonra bana 3 kere elektrik tedavisi yaptı. gün aşırı 3 kere gittik. yaralarımı kurutmuştu.harici ilaç vermedi..   Çolaklar adlı Süryani bir aile de zamklı ağda gibi bir ilaç yapıp satıyorlardı.bundada işlem aynı beze sür yaraya yapıştır.24 saatte al yenisin koy.ama bu öyle yapışıyordu ki,çektiklerinde acı veriyor,deri namına bir şey bırakmıyordu.   Sülüklerle de küçüklüğümde tanıştım kanımla beslendiler.kirli kanı emsinler diye 2- 3 sülük yüzüme konurdu,kanla dolunca şişerek yere düşüyorlardı.Hayret nasıl dayanmışım.Allah bana o zaman da sabır vermişti.Banyo için umumi hamamlara gidilirdi,işte orda da.bana rahat yoktu.kendirden yapılmış sert lifle yüzümü ovarlardı,kabuklar,yaralar temizlensin diye.bir de hiç unutmam benim yüzüme,evde beslenen bir tavuk vardı,onun pisliğini yüzüme sürmesini anneme söyleyenler oldu.batıl inanç ama nasıl olduysa çaresiz kaldığı için onu da denedi.güya nazar eden iyi değilmiş,kem gözlüymüş,harama haramı uygula iyileşir.işte bu tam cehalet ama ben çocuğum.anlamıyordum ki.iyileşmek, güzelleşmek istiyordum.benimle alay eden çocuklar olurdu çevrede.kahroluyordum.annem de üzülüyordu.onun için sanki suçlu oymuş gibi,ben bir kefede,diğer kardeşlerim bir kefede idi   Beni aşırı seviyordu.   O yıllarda içme suyumuzu sakalar getirirdi.Ceviz pınardan.evdeki kuyu sularını çamaşırda kullanırdık.mahallede tabii çeşmeler vardı,darda kaldığımız zaman babam gider,bir iki kova alır gelirdi.Bizi kesinlikle çeşmeye yollamazdı..yüzümdeki yaralardan çok acı çektim,ama hiçbir zaman moralimi bozmadım,okulda çok başarılı olduğum için,seviliyordum.kimseler benden tiksinmiyordu.   Çok çektim ama Yüce Rabbim bana dayanma gücü vermişti. ben de kardeşlerim gibi sağlam olmak isterdim…   12.09.2010    Vehbiye Yersel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatımı Güzelleştiren Herkese Açık Teşekkür",
        "poet": "Ali Lidar",
        "poem": "\n\nBütün hayallerimi gülünç duruma düşürdük. El birliğiyle rezil ettik hepsini, herkes işinin başına dönebilir artık. Kim girdiyse hayatıma üstüne düşeni fazlasıyla yerine getirdi. Hepsi rolünü eksiksiz oynadı. Gerçekleşmesi beklenen hayal kalmadı artık, herhangi bir beklenti de söz konusu değil. İnadımdan da vazgeçtim ayak diremekten de.İnsanlarla iligili bütün talep ve iyi niyetlerimi toprağa gömdüm. İstediğiniz \"marul adam\" pozisyonunu aldım. Psikobilmemnelerimi filan düşünüp kaygılanmaya kalkmasın sakın kimse, hayal de yok artık kırıklığı da.. Sadece dvd sini alıp gazetesini almamama rağmen bir buçuk yıldır ısrarla gazetenin de parasını alan ve beni bu durumu fark etmeyecek kadar geri zekalı zanneden sevgili mahalle bakkalım; oynadığımız bütün okey oyunlarında ısrarla taşın altına bakan ve hep inkar eden muhterem Faik abim; kinder sürpriz yumurta aldığım zamanlarda beni öpücüklere boğan eli boş geldiğimde ise yüzüme bakmayan komşumuzun oğlu minik Efe; yemekhaneye her indiğimde halini hatırını sormama rağmen sevdiğim yemeklerden azar azar sevmediğim yemeklerden bol bol koyan değerli ustam; her fırsatta bana olan sevgi ve saygısını dile getirmesine rağmen okul tarihinin en rezil ders programıyla yıllar yılı beni okulda ağaç eden saygıdeğer okul müdürüm; beni çok çok sevdiğini söylediği günün akşamı başka birini çok çok çok sevdiğini fark edip ayrılmak istediğini belirten eski \"canım sevgilim\"; başka bir gerekçeyle alıp başını giden bir önceki eski \"canım sevgilim\"; benim alıp başımı gitmem için elinden geleni yapıp başarılı olan daha daha önceki eski sevgilim; özellikle maaş günleri en sevdiğim yemekleri yapan sevgili annem; ne zaman canı sıkkın olsa beni içmeye çağıran ama benim ne zaman canım sıkkın olsa her defasında içme teklifimi inatla reddeden can dostum İlker..Ve diğerleri... Hepinize sonsuz teşekkürlerimi sunmayı borç bilirim. Sizler olmasaydınız eğer kıçımın kalkması ve kendimi bir halt zannetmem kaçınılmaz olurdu. Sayenizde burnum sürttü kendi gerçeğimle yüzleştim. Artık isteseniz bile egomu ayağa kaldıramazsınız. Hiçbirinize kızgın değilim, üzgün filan da değilim. Şaşkınım belki bu kadar geç idrak ettiğim için, ama bu da sizi şaşırtmamalı, aptallık yapmakta üstüme yoktur iyi bilirsiniz. Sevgili dostlarım.. İyi ki varsınız.. Evet herkes işin başına dönebilir artık görev tamamlandı. Ben artık “marul adam” oldum, teşekkürler emeği geçen herkese…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatım sevgi",
        "poet": "İlhan Koruyucu",
        "poem": "\n\nHayatında sevgi yoksa\nNe mümkün mutlu olmak\nDoğuştan  yüce yaradan vermiş\nSevgi harcı mayamızda katık\nHer eksik, tamam  olabiliyor\nAma sevgisizlik asla\nYürümüyor bebek bile\nTutan sevgi eli yoksa\n\nCanlı, cansız salınıyor hayat\nGözleri parlıyor mahlukatın\nBir dokunuş yetiyor belli\nDünya bile dönüyor sevgi ile\nKim ne derse desin\nAğzımın tadı olsun\nDoya doya içime çekeyim\nBir oh diyeyim\nSonra ellerimi açıp semaya\nŞükredeyim sonsuz kere\nYaradan aşkına \nEksilmesin gönlümüzden\nGönül bahçemize\nIşık saçsın parlayan güneş gibi\nUzak yıldızlara ad, gönüllere tad\nSevgi her bir yerde daim olsun...\nİlhan Koruyucu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatımdan Bir Kesit",
        "poet": "Mithat Çöpür",
        "poem": "\n\nHAYATIMDAN BİR KESİT  (Düz Yazı)  \n\nBir Varmış Bir Yokmuş Çocukluğum/Gençliğim\n\n         Ben çocukken, Bin dokuz yüz altmışlı yılları gösteriyordu takvimler. Uzun değnekten at yapardık kendimize, Bir elimizde de uzun çubuklardan kamçı olurdu. Oyuncaklar yapardık çamurdan. Beton binaların  parlak zeminlerinde, yada pürüzsüz büyük taşların yüzeyinde, İyice yoğurduğumuz kil den çamura, şekil vererek yapardık oyuncaklarımızı. Zaten beton bina köyümüzde yoktu, okul, cami ve kullanılmayan sağlık ocağından başka. En çok da traktör tipi oyuncaklar yapar, yumuşak toprak üzerinde de yollarımızı oluşturur, oyunumuzu oynardık.\n          Beyaz, yahut çizgili Amerikan bezinden idi gömleklerimiz. Basma dan şal-varlarımız vardı, arka yerinde iki büyük yama, ve iki yama da diz yerlerinde olurdu. Uzun süre dayansın diye. Bunlar hep evde dikilirdi, beli de lastikli olurdu, kemere ihtiyaç duyulmazdı.\n          Yazın hep naylon ayakkabı giyerdik. Kışın da kara lastik. Bu lastikler de ikiye ayrılırdı, gıslavet lastik, Trabzon lastik diye. Amma da kokarlardı haa. Nereden bulmuş isek, kışın kazak türü bir şeyler geçirirdik üstümüze mont niyetine. Kolları uzun olurdu, soğuk havalarda dışarıda oynarken, ellerimizi bu kol yerlerinden sokarak ısıtırdık. Soğuktan akan burnunu dahi, kazağın bu uzun kollarına silenlerimiz vardı. Silindikten sonra da sümük kazağın kolunda donar, kazağın kolu muşamba gibi sert olurdu.\n           Ceketi, kabanı, montu çok sonra öğrendik. Öğrendikten çoook sonrada ancak giyebildik. Bazen de şehirdeki çocuklara özenir, şal varlarımızın paçasını diz altından keser, kısa pantolon niyetine giyerdik.\n          Ben çocukken, berbere hiç gitmedim. Koyun kırpma makasıyla kırparlar dı saçlarımızı. Ya da komşunun oğlu babasına Almanya dan, getirdiği tıraş makinesiyle yalvar yakar sıfır numarayla saçlarımız kesilirdi. Okul çantalarımız şeker çuvalından dı, ağzı açıktı, birde ipi olurdu boynumuza asardık çoban çantası gibi. İçinde eskimiş buruşmuş defter ve kitaplarımız olurdu. Kurşun kalemimizi taa dibine kadar kullanırdık. Silgiyi ise ortasından delip boynumuza asardık. Ne zordu kerrat cetvelini ezberlemek. Üç kere dokuzu bilirdik de, dokuz kere üçü bilemezdik. Mahalleler arası savaşlarımız olurdu. Orta mahalle, ganihoppo mahallesi, birde Şavşat mahallesi, daha sonrada futbol maçları yapmaya başladık.\n          Ahh! ! ....Ahh! ! ...Ben çocukken, tezek yakılırdı sobalarımız da. Hatta tezeğim izin az olduğu zamanlarda saman bile yaktığımız olurdu. Tabiî ki samanın tezek kadar ısıtma gücü yoktu, yanmasıyla sönmesi bir olurdu. O sobanın arkasında minderde oturmak, sıcak vurdukça da uykunun bastırması ve kaçınılmaz olarak da uyumaya çalışmamız, ne güzel olurdu.\n          Tek sahan konulurdu soframıza. Herkes oradan yerdi tahta kaşıklarla. Bağdaş kurarak otururduk sofranın etrafında. Büyükler başlamadan da başlamazdık. Zaten tek çeşit olurdu yemeğimiz,\nKonserve kutusundan da maşrapamız vardı, kovaya daldırır suyumuzu içerdik. Elektrik yoktu ne evimizde ne de köyümüzde. On dört numara, yada yedi numara fitilli gaz lambaları aydınlatırdı odamızı. Zaten evimiz de bir oda birde aşkana ve de ahırdan ibaretti.\n          Ben çocukken masallar, hikayeler anlatırdı yengem kış gecelerinde. Bazıları korkutucu olurdu, korkar sessizce dinlerdik, ve de en heyecanlı yerinde “bu günlük burada biter, arkası yarın akşama” derdi. Bizde iple çekerdik, yarın akşamın olmasını. Bitmezdi onda masallar ve hikayeler.\n          Ben çocukken, toprak damların üstünde, yahut harman yerlerinde, birdir bir, çattı mattı kaç çattı, oynardık.Yahut şimdiki adıyla saklambaç, o zamanki köydeki adıyla hazalo oynardık. Sakızlardan çıkan artist resimlerini biriktirirdik, ayrıca bunlarla da oyunlar oynardık. Hele ki misket yani gülle oynamak, en birinci tercihimizdi. Önceleri midye kabuklarına oynardık, daha sonra düğme çeşitlerine, daha sonra da bozukluk para dikerek güllemizi oynardık. \n          Gülleyi iyi oynayanlarımız, hatırladığım kadarıyla, Aboşun Hasanı Nısonun oğulları, Zeki ve Sofu ve birde Cıllaz vardı gerçek adıyla Ramazan. Başka iyi oynayanlar da vardı lakin bizim mahallede o zaman en iyiler bunlardı. Ben çocukken Mektuplar yazdırırdı annelerimiz bize sayfa, sayfa gurbetteki yakınlarımıza. şehre giden bir tanıdığa verilerek postaya verilmesi istenirdi, bir mektubun gitmesi ve de gelmesi bir ay gibi bir zamanı bulurdu.\n          Ben çocukken en zayıf takımıydı ülkemiz. Yabancılara beş sıfırdan aşağı yenilmezdik. Sevinirdik az gollü yenilgilerimize. Muz’u ve de soyularak yenildiğini sonradan öğrendik. Tüm sebzeler bize göre ottu, bizim de eveliğimiz vardı, çorbaya kattın mı ayranla beraber ne güzel olurdu. Yemlik vardı, Kenger vardı, Kuzukulağı vardı. Kengerin iyice büyüdükten sonra, Uç kısımlarında topaç büyüklüğünde tohumlukları olurdu, işte onların içindeki taneye biz gak kıl derdik, ve onları çekirdek gibi ceplerimize doldurarak yerdik.\n          Murat nehri köyümüzün altından geçerdi. Bir kilometre belki de yoktu uzaklığı. İşte orada Beşer dedenin adası dediğimiz, bir yerdi yazın en sıcak günlerinde, bazen her gün gittiğimiz yer. O bölgede yazın Murat ın suları azaldığından, ortasında bir adacık oluşurdu. Adacığın diğer yanı ise, hızlı akan bir çağlayandı sanki, ve birde, ne anlamı var ise adına GIJGO dediğimiz bir bölüm vardı, işte bu üç bölüm Beşerin adası dediğimiz yeri oluştururdu. Bizde sıcak yaz günlerini, burada yıkanarak, kumlanarak geçirirdik.\n          Evvel zaman içinde zamanın birinde,Murat düzünde karpuz bostanı ekmiştik. Daha karpuzlar yeni çıkmaya başlamıştı. O gece arkadaşlarla çardakta gülüp konuşup eğlenmiştik, geç vakitte yatmıştım ki, “ Mithaaaaat, Mithaaaaat, Mithaaat” diye bağırılan bir sesle yorganı kafamdan açtım. Sabahın seherinde benim adımı bağırıyorlardı. Aniden bostan geldi aklıma hızla doğrulup çardaktan aşağıya bostana baktım ki bostanın alt başından kuzu sürüsü girmiş. Son hızla çardaktan atladım sürüyü gerisin geri sürerek çıkardım. Sürünün çobanı da meğerse uyuyormuş. Neyse ki bostanı çok az bir zayiatla kurtarmış olduk.\n          Bunda da, bana köyden sabahın en erken saatinde evlerinin önünden görerek, bir kilometrelik mesafeye bağıran Cezayir (dayı)     nın büyük payı oldu. Allah ondan razı olsun, yoksa on beş dönümlük karpuzumuz telef olup gidecekti. Tabi sonradan babam geldi, kuzu sürüsünün hırbeli çobanını Halay dayının çayırında, bir kovalayışı vardı ki, çoban kuzuları bıraktı canının derdine düştü. Tabi bende payıma düşeni almıştım Rahmetli Babam dan.\n          Dostlar, ben bir masal anlatmadım, yaşadığım bir dönemin resmini yazmaya çalıştım. Düşünüyorum da, bilgisayar kullanmaya harfleri öğrenmeden başlayan şimdiki çocuklar ve gençliğini İnternet cafeler de geçiren gençler yaşadığı çocukluk ve gençlik çağını nasıl anlatacak büyüdüğünde.\n\n                    Mithat Çöpür  (Akçanlı) \n                         ! 2/ 12 / 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatimi Yasiyorum",
        "poet": "Ilker Guven",
        "poem": "\n\nBir sabah ki olur\nHatırlamazsın neler olmuş geceden\nHerşeyi unutturup\nYeni bir başlangıç sunar hayat\nAnlarsın ki o sabah farklı bir sabahtır\n\nHayat umuttur o vakit\nHayat ümittir o vakit\nHayat yaşanmaya değer denilir o vakit\nYitik sevdalar,yitirilmiş sevgililer\nAşklara mağlup olmuş kişilikler\nVerilen sözler,tutulmayan yeminler\nHepsi mazi olur\nHatırlamazsın neler olmuş geçmişten\nÇünkü o sabah farklı bir sabahtır\nYeni bir başlangıç sunmuştur hayat...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatımın Anlamı",
        "poet": "Nurhan Göktürk",
        "poem": "\n\nEski bir evin penceresinden,\nSeyreder gibi dünyayı,\nGörmek istediklerimi görerek.\nYaşadıklarımı değil,\nYaşamak istediklerimi düşleyerek,\nGeleni değil,\nGelmesini istediklerimi bekleyerek,\nBir dişlinin çarkında dönerek,\nDudaklarımı dişleyerek,\nTırnaklarımla duvarları yırtarak,\nGöz çanaklarımı kanatarak,\nYaşamımı tarot fallarında izleyerek,\nBir fidenin büyümesini değil,\nMeyve vermesini bekleyerek,\nUmudu umarak,\nÇağırmayı değil, çağrılmayı isteyerek,\nSevdiğimi söylemek yerine,\nSevildiğimi duymak,\nKaybettiğimi anlayınca yıkılmak,\nMum misali eriyince,\nKaçan fırsatların arkasından bakarak,\nBütün bir ömrü bomboş bir sayfa olarak,\nHayatımın anlamı sadece,\nBirinin camıma taş atmasıyla,\nSon bulacakmış.\n\nNurhan Göktürk\n(05 Ocak 2003/Antalya)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatımı Yaşıyorum",
        "poet": "Hüsamettin Sungur",
        "poem": "\n\nDüşünmemki olsun keder\nEğlenirim daha güzel\nBu mutluluk oyununda\nNeşe ile gülmem yeter\n\nEğlendikce coşuyorum\nEğlenceye koşuyorum\nBaki kalan ömürmü var\nHayatımı yaşıyorum\n\nAcılara düşman oldum\nNerde görsem yıkıyorum\nNeşe yeli sardı beni\nNeşe ile gülüyorum\n\nEğlendikce coşuyorum\nEğlenceye koşuyorum\nBaki kalan ömürmü var\nHayatımı yaşıyorum\n\nSöz Hüsamettin Sungur\n\nTürkçe dilinden İngilizce diline çeviri\nIm having my life\n\nI get to think about grief\nFun, more beautiful\nThis game is pleased to\nEnough to laugh with joy\n\nhave fun and play\nrun for fun\nDid life have remained forever\nIm having my life\n\nI was suffering the enemy\nI see where the wash\nYeli joy engulfed me\nI laugh with joy\n\nrun for fun\nHave remained forever ömürmü\nIm having my life\n\n\n"
    },
    {
        "title": "* Hayatımın baharı yok *",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nSevda çektim hasret çektim\nHayatı tarumar ettim\nHer çileye göyüs gerdim\nHayatımın baharı yok\n\nBen derinden yara yedim\nGururumu yere serdim\nYüz çevirdi gülüp geçtim\nHayatımın baharı yok\n\nYağcılık ne bilemedim\nO yollardan gidemedim\nYalnız kaldım terkedildim\nHayatımın baharı yok\n\nYağmur yağdı dolu vurdu\nDoğru söze rağbet yoktu\nYalancı tahta kuruldu\nHayatımın baharı yok\n\n                          Erzurum/ zernişan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatımın En Uzun Günü",
        "poet": "Şadan Yenişafak",
        "poem": "\n\nHer gün olduğu gibi uyanamamıştım eşim yine işe  kahvaltı yapmadan gitmişti yüzümden düşen bin parçaydı moralim bozulunca benimde iştahım kaçıyordu  halbuki daha çok yemem ve yemeklerime dikkat etmem lazımdı çünki hamileydim tabiiki hamileliğim  sabahları uyanamamama mazeret olamazdı\nKardeşim ne güzel  sabah namazına kalkıyorsun  yapacak birşeyler bul oyalan  o aradada eşinin işe gitme vaktide  geliyor  evde yapacak işmi yok sanki her gün kendime  dediysemde genç kızlıktan kalan  bu alışkanlığım  yani tembelliği bir türlü üzerimden atamamıştım sabahları o kahvaltı yapamadan gidiyordu akşamlarıda o işten tok geliyordu birbirlerimize ayırdığımız zamanlar iyice azalmıştı  düşünüyorumda hamileliğim annemiz gibi zor geçerse  ne yaparım hadi öyle  böyle  yedi ayda geçer ama yavrumuz doğduğunda eşimi iyice ihmal ederim evide pislik götürür her halde işler gün geçtikçe gözümde dahada büyümeye başladı off off.\nÇayımn demlenmesini beklerken bir haftadır biriktirdiğim çamaşırları makineye atmıştım. Birde bunları asıpkurutmak vardı, yağmur yağmasa bari. Kahvaltı için mutfağa çamaşır için banyoya derken ikindiye birşey kalmamış ben hala öğleni kılmadım. Namaz tesbihat derken duadaydım. İkindi ezanı başladı. Hazır abdestliyken onuda kılayım bari. Elhamdulillah abdesti kaçırmadan iki vakit namazı kılmıştım. Çamaşırlar kurumuşsa toplayayım da, ütü olacakları akşama kadar aradan çıkarayım da, adam kaçgündür aynı pantolonu giyiyor nasıl olsa yemek yapmıycam. Dünkü musakka olduğu gibi duruyor. Eh yanına bir cacık koyarım oda pek zamanımı almaz. Eve yemek yemeden gelse bari. Uğraştığıma deyse. Bişeyde beğendiremiyorum ya. Haklı olduğu zamanlarda olmuyor da değil. Annem okadar kızım yarın gelin olucan elkapısına gidicen arada bir mutfağa girde bişeyşer öğren derdi de, yılların bukadar çabuk geçeceğini düşünememiştim. Öffff. Şu telefonun fişini çekicem. Ona buna bakmaktan bişey yapamıyorum. Eşim ararsa zaten cepten arar. Onunda arayacağı yok ya. Neyse günahını almayayım. Hamileliğimi öğrendiğinden beri günde bir iki kez aradığı oluyor. Hani aş eriyor derler ya. Canım birşey çeker diye sorar. ALLAH'ı var. Haah arıyor. Bizim müziğimiz çalıyor. Nenenenene Nenene Nenenenene. Efendim buyur. İyiyim. Yok yormuyorum. Vallahi ne istesem. Şuan canım bişey çekmiyor. Sen kaçta geliceksin. Yaaa. O kadar geç kalma ben korkarım. Biliyorsun televizyonda seyretmiyorum ki oyalanayım. Uyuyup kalırım. Bari aç gelseydin de yemeği birlikte yeseydik. Peki ben yerim. Yalnızda yenmiyorki. Hadi öptüm. Güle güle. Bak görür o. Bir daha arasın telefona bakmıycam. Merakından çatlasın da  eve erken gelsin. Kabahat bende kardeşim. Kaşına gözüne kanıpta, eşine değilde işine aşık adamla evlenmiycen. Gerçibaştan eşine aşık olanlarıda biliyoruz. Erkek milleti değilmi? Hepsi aynı. Ama yine eğri oturup doğru söylemek lazım derler ya. İşsiz güçsüz bir adamlada hiç yapamazdım. En azından her istediğimi değilse de, zaruri olanlarda sıkıntı çekmiyorum. Benim ev hanımlığıma da ne demeli. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş mu? Yoksa Tencere yuvarlanmış yamulmuşmu? Eh ikiside değilse debunada şükür. ALLAH eşimden razı olsun birbirimizden olan şikayetlerimizi saysak onun haklı olduğu şikayetleri benden çoktur. Akşam Yatsı namazı yemek derken bu gecede koltukta kitap okurken uyukluycam heralde. Ne kadar ağır uykum var. Eşim eve gelmiş hiç duymamışım. Tıpkı sabah işe gidişindeki gibi. \n-Hayatım hoş gelmişin. Nasıl yorucu geçtimi? \n-Eh. Sen ne yaptın? \n-Herzamanki gibi bende öyle.\n-Bebeğimiz iyi mi? \n-İyidir heralde.\n-Hayatım seninde uykun iyice dağılmadan yatalım. Bende yorgunum zaten.\n-Nede çabuk uyudu adam yorgunmuş hakikaten. Ama bukadar çabuk uyuyan başka bir daha varmıdır? Öfff Öffff\nYine gece Yine Uyku Yine ben kahvaltı hazırlaman işe gidecek bir koca.\nBendede kabahat yok değil. Adamı eve bağlıycak bişey yaptığım da yok. Bir kaç gün onu kendi elimle hazırladığım kahvaltıyla yedirip gönderebilsem. Adam evli olduğunu anlayacak. Bütün saatleri kuruyorum yine kalkamıyorum. Sabah nasıl uyansam acaba. Başka çarem yok. Sabah namazını kılınca yatmıycam. Napıyım evlilik fedakarlık ister. En iyisi önce ben uykumdan başlayayım. Hem o gidince ben yine uyurum. Saat 05.45 imsak gireli epey olmuş. ALLAH'ım namazımı hemen kılayım da kahvaltı için birşeyler hazırlamaya başlayım. Eşimin telefonun alarmı çalıyor. Şimdi kalkar. Sofra ona nekadar süpriz olacak bilmem. ÇOk sevdiğim tatlı uykumdan feragatım fedakarlık değildi. Ama semeresini hemen görmüştüm. Kahvaltıda eşimin gözlerinin içi gülüyordu. Giderken bana akşama bir yolunu bulup erken gelebilirsem dışarıya yemeğe çıkarız deyişi kulağımda yankılanıyor. Sanki ayaklarım yere basmıyor. Bugün akşam olacakmı acaba. Herhalde bugün ömrümün en uzun günü olacak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatımın Dili",
        "poet": "Muhtar Gazi Topal",
        "poem": "\n\nHAYATIMIN DİLİ\n\n------Ruhumu kanlı kalemiyle karanlık gökyüzüne göndermiştim. \nSadece benim görebileceğim, benim hissedebileceğim duyguları ve de yaşanmamışlıkları yazacaktım. Ya gökyüzü kanımın kırmızılıklarında\nbenek benek kalacaktı.. yada tümden kaybolacaktı. Kırmızı da ruhsuz kalan bedenim ruhunun kırmızıyla çıktığı yolculuktan dönmesini beklerken,göz bebeklerim irkildi! Bir tıkırtıyla kırmızı içinde benek benek kalan gökyüzü çiçek olup inmişti boş bedenimin boş bakan göz bebeklerine. Biraz şaşkınlık biraz hüzünlü anlarım geçtikten sonra, saate baktım gece yarısını geçiyordu.Tarih yirmi dört haziran yıl ise doğduğum yıldı. Günlerimi,aylarımı ve yılımı o günden sonra saymaya başladım. Çünkü korkuyu ilk yaşadığım andı,ya da ben öyle biliyordum. Ateşin kırmızılığı ve alevler yükseldikçe verdiği siyahı ve de o siyahta yeniden kaybolacağımı düşünerek, çiçeğe karşı ilk korkumu atlatmıştım o gece. Korkunun ardından İlk gülümsemeyi öğrendiğim gündü o gün. Sonra kahkahalarım yükseldi mutluydum,mutluluğumu hisseden ruhum geri dönmüştü bedenime, ellerim tutuyordu, yürüyordum, görüyordum artık. Yaşayacaklarımı o çiçeğin diliyle yazıp nerede duracağımı,nere de canımı yakacağımı,nere de ağlayacağımı,kimle kalacağımı konuşmayı bir kenara atıp, içimden kimsenin bilmeyeceği bir dil öğretmiştim düşüncelerime.O dille okuyordum.Dilin değişkenliği bazen beni şaşırtsa,öğrenmiştim artık hangi satırın tersten, hangi satırın düzden okunacağını, ve de nasıl yazılacağını.\n-----İşte o gün bu gündür çöze bildiklerimi yazıyorum,benim ve onun dilinden,dünyaya onun dili ile sesleniyorum, onun gözleri ile bakarken kimsenin sevmediği ağlamayı çok seviyorum.Yüzlerinden damla damla düşmeyi, bazen kırılmayı, bazen buhar olup kaybolmayı, an be an aklımdan çıkaramıyorum.\n ----- Ey! ! gizli çiçek ey gizemli gerçek anlaşılmaz dilim: bir gün başka dünyalara gök yüzü olarak yolculuğa çıkacağını çok iyi biliyorum. Ama unutma ki seni hayat boyu okuyacağım kadar ve hatta hatta benden sonrada bitmeyecek sayfalara yazdım.\n----- Sana güle güle, yolun açık olsun,suskun melek nazlı nazlı git, nazlılar nazlısı,düşlerime yine beklerim düşlerde ki peri,gel ki gözlerimdeki nuru da beraberinde götüresin derken, bel ki de son nefesimi verip,güzel Azrailim diye hayatımın en gerçek teşekkürünü edeceğim.\n\n24/06/2010\nMuhtar Gazi TOPAL\nMALATYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatımın Harfidir",
        "poet": "Fatih Güler",
        "poem": "\n\nBu kızın baş harfi e\nGönlü sığmaz enginlere\nGönlümün yurdu şahit şu güzelliğe\nGörünce olurum pür neşe\nSöyletir adını hece hece\nHasreti de inletir ince ince\nSadece onu düşünür gündüz gece \nHayatımın harfidir e.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatımın Erkekleri..",
        "poet": "Özgül Özyılmaz",
        "poem": "\n\nDört yapraklı uğur yoncam onlar benim..\nVazgeçilmez dört erkeğim..\nİlkiyle onbeşimde tanıştım,\nBir yıl boyunca koyun koyuna yattım\nOnunla uyudum, onunla uyandım..\n26 yıl boyunca günde 3-5 kez karşılaştım\nHer seferinde öpücüğümü dudaklarıma aldım..\nO ve ben arkadaşız, sırdaşız.. \nBirlikte kafaları çeker, dertleşir, seyahat ederiz\nBirbirimize her anlamda destek veririz..\nGün olur güler-eğlenir, gün olur ağlarız..\nAn olur çalar oynarız..\nHer geçen gün sevgimizle birbirimize gönülden bağlanırız.\n\nİkincisiyle 22’imde tanıştım, tam 15 yıl aynı evi paylaştım\nEve her girişimde onu kucakladım, öpmeye, koklamaya doyamadım\nÇekingen, anlayışlı, sıcacık, sevgi dolu..\nBir o kadar da olgun ve başarılı..\nŞimdi 18’inde üniversiteli bir delikanlı..\nOnunla sohbet etmekten her zaman keyif aldım.\nOnu daha yakından tanımaktan, kendimi ona anlatmaktan\nBazı “ilk”leri ona yaşatanın ben olmasından\nEn çok da o içimi ısıtan dolu dolu kahkahasından kendimi alamadım..\n\nVe diğer ikisi ile otuzumda ilk kez bir ekranda tanıştım.\nHoplayıp zıplayan, varlıkları ile herkese neşe katan\nMüthiş ikiliydiler..\nGönlüme yaşama sevinci, canıma can verdiler\nEn zor anımda, en mutsuz zamanımda\nBeni hayata çevirdiler..\nÖyle bal-kaymak, öyle tatlıydılar ki \n10 yıldır ruhumu mest ettiler..\n\nDört yapraklı yoncam onlar benim, uğur böceklerim\nYaşamıma, var olmama anlam katan vazgeçilmezlerim\nOnlar kıyamadıklarım, nefesim, herşeyim..\nSaçlarının bir teline zarar gelmesin diye \nNeyim varsa hiç düşünmeden veririm..\nOnların bir damla gözyaşı içimi acıtır\nBir anlık yüzlerinin düşüşü ruhumu karartır\nYaşadığım sürece, Tanrı izin verdiği ölçüde\nSize söz veriyorum canlarım, \nHer zaman sizin için en iyi olanı yapacağım\nHep yanınızda olacağım..\nNancim.. Olcayım.. Gökayım.. Berkayım..\nYaşama amaçlarım.. Neşe kaynaklarım..\nGururlandığım yakışıklılarım..\nKanımdan, canımdan,  ablam ve abimden en güzel armağansınız bana..\nO “teyzeem” “halaam” diyen dudaklarınıza,\nDolu dolu sarılışınıza herşeyim fedaa..\nSizi çok seviyorum demek, yetmez gönlümdeki sevdanızı anlatmaya..\nTeşekkür ederim Tanrım\nBu özel varlıkları bağışladın yaşamıma..\nDilerim hiçbirinin acısını, hasretini ömrümce tattırmazsın bana..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatımın Erkeği",
        "poet": "Nalân Yıldız",
        "poem": "\n\nSıcacık bakıyor, insanın içini eriten bakışlardan. Sesiyle, dokunuşuyla yanımda olmadığı zaman bile bana hatırlattığı sıcacık duygularla hayatıma girdiği ilk günden beri hep içimi ısıtıyor zaten. Beni beğeniyor. Saçlarımdaki, elbiselerimdeki değişiklikleri çok yakından takip ediyor. Dün sabah, işe gitmek üzere hazırlanırken daha önce üstümde görmediği bir ceketi farketti, “Ne güzel olmuşsun” dedi. Öyle içtendi ki sarılıp yeniden öptüm. Öpüşmelerimiz, sarılmalarımız sayısız ve zamansız. Yolda yürürken, arabada giderken, yemek yerken, televizyon seyrederken, banyo yaparken... Her yer ve her durumda kanımız kaynıyor, sarmaşıyoruz. \nÜzülmeme, üzüldüğü için artık pek az şeyin beni üzmesine izin veriyorum. Çünkü biliyorum, benim mutsuz olduğumu anladığı anda o benden daha çok mutsuz Oluyor.  Ağladığımı gördüğü o gün yüzünün halini gördüm. Aydınlık yüzü bulutlandı, burnunun ucu kızardı gözleri gözlerimin peşinden gelmeye hazır, acı icinde bana baktı. Yanaklarımdaki yaşları sildi, “ağlama ne olur” dediğinde, artık kolay kolay ağlamayacağımı farkettim. Sustum. Sarıldık. Enerjimizi birbirimizden alıyoruz. Birbirimizi sevgiyle, şefkâtle kucaklıyoruz.\nİki yıldır tanışıyoruz. 5 Ekim’de ikinci yıldönümüzü kutladık. Zayıf, uzun boylu, sarışın. Böyle kız gibi güzel tipleri beğeneceğimi hiç sanmazdım ama ona bayılıyorum. Aramızda bir hayli yaş farkı var ama şimdilik bu bize sorun olmuyor. Benim daha tecrübeli olmam ikimizin de hayatını kolaylaştırıyor. Şimdilik beni hoş ve güzel buluyor. Daha kırk yaşıma, elli yaşıma yıllar var. Beni o zaman beğenmez, aramızdaki yaş farkı o zaman sorun olur belki, şimdilik çok iyi anlaşıyoruz. Birbirimizin, aklıyla, duyarlılıklarıyla, hatta görünüşüyle gurur duyuyoruz. \nBirarada yaşayan insanların birbirine benzemesinden öte, bizim ten rengimiz, saç rengimiz, mimiklerimiz bile neredeyse aynı. Bazen gözlerinde kendi bakışlarımı yakalıyorum. Sabahları, benim sesimi taklit ederek, nağmeli bir “Güüünayyyyydııınnn” değişi var ki, ikimizde bu günaydınla güne kahkahalar atarak başlıyoruz. Akşam yemeklerimiz oldukça keyifli. Yemekten sonra, birlikte kitap okuyoruz. Müzik onun hayatının vazgeçilmezlerinden eğer ikimizde havamızdaysak birlikte dansediyoruz. O genellikle hep havasında olduğundan gün içinde mutlaka dansa zaman ayırıyor. İyi bir film varsa mısır eşliğinde kucak kucağa filmi izliyoruz. Meraklarının sonu olmadığından film izlerken bile mutlaka soracak birşeyler buluyor, konuşuyoruz. \nİş yerindeyken onu özlüyorum. O da aynı anda sanırım beni düşünüyor. Akşam birbirimizi aylardır görmemişiz gibi öpüşüyoruz. Onunla kendimi değişmiş, olgunlaşmış sanki daha çok “kadın” olmuş gibi hissediyorum. Artık onsuz bir hayat düşünemiyorum. Onu kendimden bile çok seviyorum. Ve galiba kimseye karşı ona hissettiklerime benzer şeyler hissetmedim. \nAsi yanları, itirazları hatta zaman zaman inatlaşmaları bile, öyle kendisine özgü ki başka birinde asla müsamaha gösteremeyeceğim pek çok şeyi onda mazur görüyorum. Gönlümü her defasında almasını biliyor. \nHafta içinde en az iki üç kere bana çiçek getiriyor. Bazısı yoldan geçerken koparılmış bir çiçek oluyor ama ne gam. Beni düşünüp getiriyor ya...\nYüzmeyi çok seviyor. Tam bir su kuşu…Onun sayesinde pek çok havuz oyunu öğrendim. Sahi, acaba bu ilişkide hangimiz diğerine daha çok şey öğretiyor. Hayat hakkında daha fazla tecrübem olduğu için kuşkusuz ben ona yeni şeyler öğretiyorum fakat onun da öğretecek öyle çok şeyi var ki. Mesela sabırlı olmayı ondan öğrendim, hayatın keyfini çıkarmayı, yaşadıklarımızda komik yanlar bulmayı da... Az şey mi? \nYemeğe çıktığımız akşamlarda eskiden biraz tadım kaçıyordu. Şimdi ona da alıştım. Restorandaki bütün kadınları, yaşlarına aldırmadan süzüyor. Gözüne kestirdikleriyle bakışlarıyla flört ediyor. Biraz sonra ya o kadının masasına gidiyor, ya kadın bizim masamıza geliyor. Gözümün önünde birbirlerine iltifat ediyorlar. Bense mahçup gülümsüyor, bu cilveleşmeye göz yumuyorum. Başka şansım yok çünkü, daha önce ona başka kadınlara bakmamasını söylediğim zaman kıyameti kopardı. O yemek ikimizinde burnundan geldi. Şimdi mecburen “olgunmuşum” gibi davranıyorum. Zaten restorandan çıkar çıkmaz küçük kaçamağını unutuyor, yine hayatındaki tek kadın ben oluyorum. Biliyorum ki, bir gün onun da hayatında başka kadınlar olacak ama benim yerim hep ayrı kalacak. Oğlum beni seviyor...\n (Cancan'a sevgiyle...Aralık 2000)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatımın kadını",
        "poet": "Serdar Kalkan",
        "poem": "\n\nGözlerine baktığımda görüyorum\nGözyaşı nehirlerine yansıyan aşkını\nAynalarda berraklaşan güzel yüzünün\nÇatlak dudaklarımla öpüyordu sol yanağını\n\nBen seni kimselerde aramadım\nAramak ne kötü olurdu herkeste seni\nSen yarım kalan gururumun efsanesi\nHey! sen turuncu aşkımın kadını\n\nÇocuklarımın annesi kadınım\nBen seni kimselerde aramadım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatımın Kadını",
        "poet": "Derya Altıntren",
        "poem": "\n\nAnnem\nGece karanlığında parlayan\nKutup yıldızı gibidir\nYol gösterir, iyiye güzel de…\nRengarenk ışıklar saçan\nGökkuşağıdır, yükselir göklere\nBir güneş gibi\nSıcak ve parlak\nSarar bedenimizi\nO ölümsüz sevgisi…\nBaharla gelen kelebektir\nÇiçek çiçek\nDağıtır kardeşliği sevgiyi…\nAnne sevgisi\nAnlatılamaz\nBitmeyen şiirdir, türküdür\nYaşar kalplerde…\nDün vardı\nBugün de, yarın da olacak\nÖlümsüzdür, ölümsüzdür bu sevgi\nÇiçek çiçek açacak…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatimin misrasi",
        "poet": "Yüksel Akkas",
        "poem": "\n\nGozlerimden yaslar sel olup akar\nYuregimde firtinalar kopar\nAskin kalbimde simsek gibi cakar\nHayatimin misrasini tek sana yazdim\n\nSarkilar yazdim hep senin icin\nSiirler yazdim askimiz icin\nHaykiriyorum dudagimda ismin\nHayatimin misrasini tek sana yazdim\n\n15 nisan persembe 1999\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatımın Kadınına Elveda;",
        "poet": "Çağlar Özyürek",
        "poem": "\n\nŞuan gecenin bir yarısı,nedenini bilmiyorum ama gözyaşlarıyla uyandım.Hayata dair tüm çaresizligimdi belki de gözlerimden süzülen her damla yaşın anlamı.Ama yinede nedenini aramaya başladım gözyaşlarım arasında,koskoca bir sensizlik buldum ve birde yüreğimde inadına yanan bir ateş...\n\nŞimdi Sen Gidiyorsun Yaaa....\n\nYüreğimde umutlarım avuçlarımda senden kalma anılar.Bir gün gelir sensizliğe belki alışabilirim peki ya anılar.Onları nasıl göz ardı edebilir,nasıl başa çıkabilirim bu yokluk duygusuyla.Benden tamamen gideceğini söylediğin gün sanki hayat benim için tamamen durmuştu.Çaresizlikle ellerini bırakıp öylece,sessizce sensizliğe goğru yol alırken ağlamak isteyipte ağlayamayan gözlerimdeydi belki de tüm çaresizliğim.Ruhum donmuştu sanki ağlayamıyor,ağlayamıyordum...\n\nArtık sensizdim bir başımaydım ve sensiz geçecek günler vardı karşımda.Düşüncesi bile beni öldüren beni mahveden ve adı sensizlik olan bu günlere doğru düşe kalka yol almaya başladım.Yüreğimin böylesine acı çekmesine izin veremezdim,sensiz kalmayı göze alamazdım savaşmalıydım.Kendimi hazır hissettiğimde şu cümleler döküldü sana hapsolmuş yüreğimden dudaklarıma...\n\nSevgi bir denizdi üzerinde adı aşk olan gemilerimizi yüzdürdüğümüz.Bir gün adı aşk olan gemimiz su almaya başlayınca hayata dair tüm çaresizliğimizde öylece su yüzüne vurdu.Ve o zaman tamamen anladım.Güzel günler yaşanmıştı.Eşsiz anılar ise geride kalmıştı.Ve artık tek bir gerçek vardı.Biz Kaybetmiştik...\n\nAma yinede yüreğimde bir sıcaklık hissediyordum.Belki kaybetmiştik kaybetmesine ama yinede bu gerçek ruhumu dondururken,yüreğimde hala hissettiğim bu sıcaklık neydi ne olabilirdi.Artık karşımda iki yol vardı.Ya yüreğimde hissettiğim sıcaklığa kapılıp sana gelecektim.Yada hergün sensizlikten ölecektim ama yine de seni mutlu edecek sensizliği seçecektim.O zamanda şunun farkına vardım.Senin mutluluğun benim cennetimdi.Sen yeni hayatında mutlu olmalıydın.Yüzün gerçek anlamda gülerken yüreğinde pişmanlıklar hissetmemeliydin.\n\nBiliyor musun Tutku; Bu mektubu soğuk odamın duvarlarını ısıtmaya çalışan yüreğimin her atışında ismini hatırlatan sıcaklığında yazıyorum.Gökhan Tepe'nin bir şarkısı eşliğinde yazmaya çalıştığım bu satırlar daha çok seven yüreğimin sevilme mutluluğunu tekrar yakalaması için çabalaması ve belkide karşılıksız bir sevda bataklığına nasıl gömüldüğünün bir ifadesi...\n\nAcaba Tutku; senin o melekler kadar güzel olarak ifade ettiğim hayalini gönlümden silip atsam mı diyorum.Yazık olmaz mı sorusu aklıma geliyor.Yazık olmaz mı aşkıma? Acaba unutsam sana karşı hissettiklerimi,hiç birşey yaşanmamış gibi acaba bir anda geçen onca zamanın ötesine gidebilir miyim.Böyle birşey mümkün olsa bile heralde yaşadığım onca duyguyu bir anda jiletle kazıyıp,söker gibi atamam,atmam...\n\nBir gün yokluğunu yüreğimde tam anlamıyla hissettiğim bir anda duvarda ki saatin tıkırtısı böldü suskunluğumu.Sen yoktun ne ellerim ellerini tutuyor nede gözlerim o cennet gözlerine bakabiliyordu.Ama zaman öylesine acımasızdı ki herşeye rağmen ilerliyordu.Bu duygu yoğunluğu içerisinde ayağa kalktım ve duvardan söktüğüm saati karşı duvara doğru fırlattım.Duvarda parçalanan saat öylece yere düştü.Gözyaşları arasında ağlamaya başladım.Yüreğimde ki isyan biraz dinince gittim ve saati düştüğü yerden aldım.\n\nSaate öylece bakarken aslında bir çaresizliğimin daha farkına vardım.Evet tamam saat durmuştu artık ilerlemiyordu.Tıkırtısı artık beynimi kemirmiyordu.Ama bu durum aslında benim başka bir çaresizliğimin göstergesiydi.Çünkü duran ve ilerlemeyen tek şey parçalanmış o saatti.Zamansa herşeye rağmen hızla ilerliyor ve sensizliğime sensizlik katmaya devam ediyordu.Ve o zaman anladım ne yapsam ne etsemde boş.Ve ben senden kalma bu sensizliği bu kaderi yaşamaya mahkumum...\n\nTutku; Bilmem sen hiç birşeyi,pek çok şeyi kaybetme pahasına daha doğrusu yüreğin pahasına satın almak ister misin? Bilki ben yüreğimi sana,senin için satmaya hazırım.İnsanlar madde ve mana arasında,denizde salınan tekneler misali gelip giderken,ben kendimi sevdama kucak açmış,senin gönül limanında demirlemiş olarak bulmak isterim.Sana bağlanmak,sarılmak ve...\nHayali bile yaşadığım hayatın sahte yaşantısından daha gerçek ve daha güzel...Mektubuma çok sevgiğim,güzel bir sözle son vermek istiyorum.\n                    'Sevsen,sevilsen ve sevilebilir olsan'...\n          Beni tekrar sevilebilir biri olarak görmen dileğimle...\n\n                                      -ELVEDA KADINIM-\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatımız",
        "poet": "Şadan Yenişafak",
        "poem": "\n\nHayatımızı bir kitapta anlatsak içinde sevgililer sevgilisinden \nve onun sevgisinden  onun boyandığı boyanın renklerinden \nçizgiler yoksa neye yarar rengarenk hayatımız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatımız Bir Roman",
        "poet": "Bahtiyar Keskin",
        "poem": "\n\nYaşadığım Hayat Sanki Bir Rüya,\n        İnanılması Çok Güçtür Bir Hülya.\n        Böyle Derdi Mevlam Vermesin Başa,\n        Hayat Sanki Baştan Başa Bir Rüya.\n\n             Bir Savaş Verdik Yaşamla Olmadı,\n             Mutluluğu Tam Yaşarken Yıkıldı.\n             Kader Ağlarına Aldı Hayatı,\n             Varlığımız Sanki Baştan Bir Rüya.\n\n        İnsan Şerefi İçin Yaşam Sürer,\n        Haysiyet Kaideler İçin Vardır.\n        Huzur Hepsi İçin Olur Birlikte,\n        Hayatımız Sanki Oldu Bir Rüya.\n\n        Bir Hayal İle Bir Hayat Kurmuştuk,\n        Yuvamızı Mazi İle Donattık.\n        Uzun Zaman Geçmediki Aradan,\n        Hayatımız Sanki Oldu Bir Rüya.\n\n                        07.10.2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatımın Koşması",
        "poet": "Mevlüt İhsani",
        "poem": "\n\nBinüçyüzkırkdörtte geldim anadan\nYazdırdılar tarih ile yılımı\nDokuz ay bir sene geçti aradan\nMevla yürü dedi açtı dilimi\n\nÇiçek gibi yavaş yavaş büyüdüm\nAdım adım korka korka yürüdüm\nAnam babam nazarında biri idim\nBeslerdiler çabuk açsın gülümü\n\nÜç yaşında bilmez hata işledim\nBeş yaşında ahbabımı taşladım\nYedisinde okumaya başladım\nBilmez idim kaderimin dalını\n\nİki yıl okulda verdim başari\nAsla arkadaştan kalmadım geri\nOkul petek oldu ben oldum ari\nÇalışırdım çabuk yapam balımi\n\nHala seçmemiştim sağ ile solu\nVerdiler elime bomba kapsolu\nAniden patladı bilmedim dolu\nYakti gözlerimi kesti elimi\n\nAnam kayalara çaldi özünü\nFakir idi tutan yaktu sözünü \nAy geçmeden ağ bürüdü gözümü\nOn yaşımda zindan etti yolumu\n\nOnüç ondördüne girince yaşım\nNice kazalara çok değdi başım\nGelmedi yanıma yaren yoldaşım \nAhbaplarım sormaz oldu halimi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatımın son baharın.da",
        "poet": "Özay İşcan",
        "poem": "\n\nDerki şair Yaş otuzbeş yolun yarısı eder\nBenim yaş da Altmışı geçti, On yılda tez  biter\n Bu hesaba göre,de..., \nÖzay İşcan sona doğru Gider\nYok şimdilik,sağlığımız da bir sorun \nAma ne olur  bilinmez ki hiç yarın\nDurdurmak lazım zamanı  oğlum daha küçük\nBüyüsün hayata atılsın birde gelin eli tutulsun\nHele nasip olup birde aile, ye torunda  katılsın\nSONRASI HİÇ MÜHİM DEĞİL TOPRAĞA  ÖYLE  YATILSIN.\n                                               31 Aralık 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatımız Bulmaca",
        "poet": "Ülkü Sarıoğlu Okyanus Yürek Mavi Melek",
        "poem": "\n\nHayat bir dal\nTutunduğumuz ya da tutunduğumuzu zannettiğimiz\nBazende farkında olmadan boşu boşuna harcadığımız zamandır\n\nHayat bir körebe\nBelki de bir çoğumuz bu oyunda ebe\nBu yürek huzura aşka sevgiye gebe\nÇocukluğumuzda gülerek oynadığımız\nBüyümeye başlayınca yakalayamayacağımızı anlayınca hıçkırıklara \n                                                                                                     boğulduğumuz\n\nHayat bir aldatmaca\nİnsanlar ise tiyatro oyuncuları\nKahkahalarla gizlerler kederlerini o derin yaralarını,\n\nHayat bir komedi\nBiz insanların hataları karamsarlıkları keşkeleri ve hayalleriyle süslenmiş\nNeşeyle içten bir kahkahayla bezenmiş\n\nBazen de hayat bir renk odamızı aydınlatan\nBazen bir ses kulaklarımızda çınlayan\n\nBazen de doğmayı bekleyen güneştir kara kıştır yaşadığımız\nBelki de hayat gecelerin karanlığı kör kuyusu sandığımız bir gizdir gönüllerde\n\nBelki de bir fincan kahvedir sadece kırk yıl hatırı olan\nHayat bir bulmacadır birbirini tamamlayan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatımızın Tercümesi",
        "poet": "Abdurrahim Karakoç",
        "poem": "\n\n“Biz-biz” diye avunduk, biz yoktu, “ben”ler vardı\nSiyaset sofrasında bizi yiyenler vardı...\n\nKörpe hayallerimiz kör tırpanla biçildi\nİşret meclislerinde kanlarımız içildi...\n\nDağlar yürüsün diye atlas yelkenler gerdik\nNemi kurusun diye denizlere un serdik...\n\nNurdan gömlek giydirdik çamurdan heykellere\nİnanmıştık bir kere, aldatıldık bin kere...\n\nEn halis niyetlerle en pis çukura düştük\nBir gün hakikat ektik, her gün yalan bölüştük...\n\nAldatmadık...  aksine her mevkide aldandık\nAteşlerde üşüdük, akan sularda yandık...\n\nGereksiz bir noktaydık NATO’nun kuyruğunda\nVe şimdi robotlaştık IMF buyruğunda...\n\nÜlkeyi parselledi yabanın kaçkınları\nVatandan bihaberdir vatanın seçkinleri...\n\nTürkiye’nin kaderi Türk’ün elinde değil\nBu zilleti çekmek zor, eğil ey başım eğil! ..\n\nOyuncular kapkaççı, hakemler gayr-i adil\nKaygısız yaşamak mı? ..  Köleliğe muadil.\n\nHaysiyet sarayından indirdiler kadını\nSoydular, “çağdaş” diye süslediler adını...\n\nNe kalbimiz çalışır, ne beynimiz düşünür\nMetalden mamul robot belki bizden daha hür...\n\nMukallitlik bahsinde maymundan ilerdeyiz\nGün boyu tuvalette, mutfakta, kilerdeyiz...\n\nDemedik haram/helâl, lükse israfa daldık\nZayıf halkı sömürdük, devlet malını çaldık...\n\nİnançla, ibadetle karıştırdık riyayı\nEmirle, siparişle görmekteyiz rüyayı...\n\nBorçlar boydan aşınca irademiz çözüldü\nDüşünce yollarına ne mayınlar dizildi...\n\nÇoğalıyor her cinsten canlı heykellerimiz\nGünbegün öpülmekten eskiyor ellerimiz...\n\nMülk yalan, malik yalan, mülkün temeli yalan\nSığınmacı melezler mülkü ettiler talan...\n\nKorkaklardan put yapıp korkunç imaj yükledik\nŞişirdikçe şişirdik küçüğü büyükledik...\n\nKüçücük gövdemizle dünyayı taşıyoruz\nYaşamak buysa eğer mutlaka yaşıyoruz...\n\nMezar taşları diri, mezar taşları canlı\nMezardaki ölüler bizlerden heyecanlı...\n\nŞarlatanı, zorbayı kurtarıcı sandık biz\nYalancı rehberlerin iğfaline yandık biz...\n\nBitti-tükendi işte, “eğer, belki ve şayet”.\nSızlanmak nafiledir, boşadır her şikâyet...\n\nTablo karanlık, lakin aydınlık hiç yok değil\nKarnımız tok olsa da gözlerimiz tok değil...\n\nDoğmadık bebeklerin duası var yollarda\nŞifa bulmaz yaranın devası var yollarda...\n\nYeter ki dik duralım, ahmaklık yapmayalım\nYeter ki çıkar için Hak yoldan sapmayalım...\n                     ----\n\n18 Temmuz 2000\n(Parmak İzi)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatımsın İzmir",
        "poet": "Meziyet Ak",
        "poem": "\n\nTutkun gönlüm yeşiline,\nBuz mavisi gökyüzüne.\nKonak düzenlenmiş bağrın,\nDostlar gel gez gör der çağrın.\n\nBostanlı Mavikentiyle,\nKarşıyaka'sı sevgiyle,\nBayraklı tarih saklıdır,\nBornova'da huzur vardır.\n\nBalçova Narlıdere'si,\nNe yerler var görülesi,\nDeniz gözlü İzmir'imsin,\nİnan ki gözbebeğimsin.\n\nKalbim senden uzaklaşmaz,\nSevenlerin senden bıkmaz.\nİzmir aşığım gönlüne,\nSeverim seni her yönünle.\n\nSabahın seher vaktinde,\nGrubun güzelliğinde,\nHep baharı yaşatırsın,\nİzmir benim hayatımsın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatımla oynadın!",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\n“Sen ecelim misin be..! ”\n\nKalbini versen de, artık yaramaz\nÇok aldandı yüreğim, sana kanamaz\nO gözlerin  artık, beni yakamaz\nGururumla oynadın, sen severken beni\n\nNe istemiş ki seni, seven kalbimden\nÇok mu geldim sana, bıraktın ellerimden\nŞimdi ise merhamet, bekleme sakın benden\nHayatımla oynadın, terk ederken beni\n\nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatımızdaki ilk filmin hazin öyküsü(nesir)",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nEskiden televizyon, sinema gördüğümüz mü vardı? Televizyonu bırak evde ne elektrik? Ne radyo? Ne de bir elektrikli ev aleti bulunuyordu? \n                  Akşam olunca gazlı idareyi yakar, ocağa bir çıra kütüğü atar, soğukta kukumav kuşları gibi ocağın başında tüneşirdik. Ateşin karşısında önümüz sıcaktan gevrerken, sırtımız donardı. İşte eski bir köy evinde gündelik akşam manzarası böyle idi.\n                 Bizler okuldan gelince çantayı bir yana, önlüğü bir yana fıydırır, akşam olunca idarenin ışığında dersimizi yapacağız diye uğraşırken, idareden çıkan gaz kokusundan burunlarımızın içi baca gibi is bağlardı. Ben ilkokulda denizci fenerini bile bilmezdim. İdare ile çıra ışığında ders çalışmayla ampulün verdiği ışık arasında olan farkı siz düşünün. Şimdiki çocuklar her yönden çok şanslı. Televizyon çıkalı radyoyu bile dinleyen kalmadı. Televizyon kuşu gibi tüneyip şu acaip tembelizasyonun başından ayrılmıyorlar. Üstelik ders yaptın mı? Desen; ‘’yaparız, acelesi mi var? ’’ diye insanı burunlayıp, adamı tersliyorlar. Çocuklara yalvarma ile ders çalıştırır hale geldik. Zaman değişti. Şimdi çocuklara hizmet etme zamanı! Bizim zıpırların içi yanıp susamış olsa ‘’Anaa! Bana bir bardak su getir çabuk’’ diye bağırıyorlar. Eskiden biz atalarımıza hizmet etmek için el pençe divan durup beklerdik. \n                 Tatil günleri bizim için bulunmaz bir nimet gibiydi. Hapisten kurtulan kimseler gibi okuldan uzak bir zaman da çocuklar ile heleşenlik yapar, zifiri karanlık oluncaya kadar dışarıda yemeği yedikten sonra bile oyun oynardık. İhtiyarlar akşam sohbeti yaparken, bizler de sekir, yüzük oyunu oynayacağız diye can atardık. Babamgilin konuşmalarını gizlice dinler, ilgimizi çeken olursa pür dikkat kesilir, kulak kabartırdık. Çoğu laflardan bir şey anlamazdık ama gizli konuşmalar bizi cezbeder, kulaklarımızı anten gibi dikerek laf duymak için put gibi kıpırdamadan saatlerce dururduk.\n                  Mehmet Ali Dedem sert mizaçlı bir adamdı. O ‘’Sizi keranacılar sizi! ‘’ diye bağırdığı zaman korkudan tir tir titrer, hepimiz çil yavrusu gibi dağılır, kaçacak delik arardık. Yaramazlık yapınca dedemin korkusuna evdeki saz damın altındaki mısır ambarının ardına hasır yazıp saklanır, orada saatlerce kalırdık. \n                   Günlerimiz yarı okul yarı oyun ile geçerken, bir gün okula seyyar sinema düzeneği kurdular. Önce biz ne olduğunu anlayamamış merakla bakarken, öğretmenler bizi penceresine bez çekilmiş bir sınıfa topladılar. Biraz sonra makineyi görevliler çalıştırdı bize izlememizi söylediler. Ömrümüzde ne sineme görmüş, ne de film izlemiştik? Karşı duvarda yürüyüp konuşmaya başlayan insanları görünce çok şaşırdık. Bunu o zaman aklımız almamış, gördüğümüz resimleri esas zannetmiştik. Hele bir ara filmdeki arabanın üzerimize geldiğini görünce çoğu çocuk gibi ben de ‘’araba bizi çiğneyecek’’ diye korkup ağlamaya başlamıştım. Bir süre sonra adamlar silahlı çatışmaya girdi. Herifin biri tabancasını bize doğru sıkınca gayri ihtiyari olarak masanın altına sinlenmiş, burada kafama çivi batınca da vuruldum diye avazım çıktığı kadar bağırıp feryadı basmıştım. Öğretmenimiz gelip bizi dışarı çıkarmasa belki korkudan ödümüz patlayıp ölecektik.\n                 Bu olayı dedeme anlattığım zaman; ‘’Eskiden dünyanın bir ucundan bir adam konuşsa, öbür ucundakiler duyup görecekmiş dedikleri alamet –i farika denen şey herhalde bu dediğin şey’’ demişti. Aradan yıllar gelip geçti. Köyümüze elektrik geldi. Her taraf aydınlandı. Sonra siyah beyaz televizyonlar çıktı. Köy yerinde ilk televizyonu da biz aldık. Bütün köy halkı  gece gündüz bizim evde televizyon seyredeceğiz diye bekleşirlerdi. Bizler de ‘’Vadideki Hayat’’ dizisini seyredebilmek için akşamı zor ederdik.\n                   Gel zaman git zaman renkli televizyonlar çıktı. İlim ve teknik her geçen gün hızla ilerliyor. Her gün yeni bir icat insanlığın hizmetine sunuluyor. Şimdi maazallah bizim çocuklar televizyonun başından kalkmıyor. Televizyon çocuğu oldular sanki! Ders çalıştırmak ve iş yaptırmak mümkün değil. Varsa yoksa televizyon. Televizyon insanları tembelleştirdi artık. Ben o yüzden televizyona tembelizasyon, kötü kanallara da kanalizasyon diyorum. Kendi çocuğumuza bile söz geçiremez olduk artık. Bir şey desen bir de insanı tersliyorlar. Ölür müsün? Öldürür müsün? En iyisi mi? Kimseye  bir şey dememek lazım. Ne gerek var canım ağzının tadını bozmaya! Tabi sözün halden anlayanlara…\n                  Bu devirde halden bilmezin vay haline! Vay haline! Başına gelecekleri kendi düşünsün gayri!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Acıması Yok",
        "poet": "Zeynep Akdem",
        "poem": "\n\nHayatın acıması yok\nBazı yaralara karşı\nHayatın acıması yok \nGördüğümüz yalanlara karşı\n\nİnsanoğlu körmü oldun\nAç artık gözlerini\nHayata aldanma \nHayatın acıması yok\n\nHayata uymayın \nHayat size uysun\nİnsanoğlu aç gözünü\nHayatın acıması yok\n\nBugün sen ağlarken \nHayat arkandan gülüyor\nAma bugün sen gülerken\nHayat suratını asıyor\nSeni ağlatamadı ya\nAnla  ey insanoğlu\nHayatın acıması yok\n\nSeni sefil bırakanda\nSeverken ayıranda\nSeni ayakta uyutanda\nHayattır hayat\nEy insanoğlu aç gözünü artık\nKendine gel kendine\nBu hayattan çok\nÖbür hayatı düşün \nHayatın acıması yok\nUymayın bu hayata\nHayat size uysun\nSiz hayata değil.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Ağırlığı ",
        "poet": "Mehmet Yunus Aytek 2",
        "poem": "\n\nBazen hayat sana öylesine ağır gelir ki\nİçindekilerini dağlar kadar zan edersin\nKoyarsın gönül terazi kefesine\nGöründüğü gibi değil tartıya bile gelmez\n\nÜzerindekiler gibi çıkarıp atasın gelir\nÇıkarırsan tamamen çıplak kalırsın\nHaşereleri yorganla yakmak istersin\nO zaman da ulu ortada kalırsın\n\n24 Ocak 2015\nCumartesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Ağır Yükü",
        "poet": "Havva Önder Müslüm",
        "poem": "\n\nİçimde vardır acılar bilinmez.\nÖyle hayat vardır çekilmez.\nHaytın yükü ağır fazla gidilmez.\nİnsanı ömru kısa yolu uzundur.\n\nİçimde yara var, tedavisi imkansız.\nÇok derdim var deva olsan faydasız.\nHasta vucuda şifa olsan olurmu ki.\nİnsanı ömrü kısa çilesi çoktur.\n\n1.1.1986 RİZE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Akışı",
        "poet": "Anıl Erkmen",
        "poem": "\n\nGeçen yolculuk ederken; bir sürü ayçiçeği gördüm... baktım ki:hepsi kendilerini güneşe doğru açmışlardı...aralarında bide diğerlerine göre ters yöne bakan vardı.Sanırım bu da kendini hayatın akışına kaptırmayanlar dandı. \nve bir kez daha hatırlattı bana:yasamım da hayatın akısına kendimi kaptırmıyacağımı...nasihatı sevmediğim için; kendi başıma doğruları bulmayı seviyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Akışı",
        "poet": "Süleyman Altın",
        "poem": "\n\nBir kar tanesi düşününki, gökyüzünden inecek\nİnerken saniye, saniye durmadan kirlenecek\nYere düştüğünde, gel gör ki neler hissedecek\nO güzelim temizliği, saflığı, zaman içinde bitecek\n\nİnsanoğlu da böyle, doğarken temiz doğacak\nAile ve eğitimi onun şekillenmesinde rol alacak\nİyi eğitim, güzel olgunlaşmasına sebep kılınacak\nÇaba ve gayreti, geleceğine zemiz tutacak \n\nBunların yanı sıra, kader denen çizgiyle karşılaşacak\nSebeplerine başvurduğunda, yapması gerekeni yapacak\nTevekkül etmiş kul,  sonuçta sabrederse kazanacak\nHer işte vardır bir hayır diyerek, sonucuna razı olacak\n\nHayat bu, anlatılası istenen hikâye, hep böyle başlayacak\nDoğanın şartları bunlar, güçlü olanlar ayakta kalacak\nBu dünya bir imtihan, iyi şeyler yapanlar mutlu olacak\nBöyle yapanlar, hem bu dünyasını, hem ebedi hayatını kazanacak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Amacı",
        "poet": "Şeyma Kurt 1",
        "poem": "\n\nYAŞAMIN AMACI\nHayatlar,amaçları ve istekler\nAmaç,hedef\nHedefsiz hayat\nBir hiç uğruna bir ömür\nÖnemsiz bir istek\nBazen deli saçması bir tutku\nİnsanlık hali bu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Anahtarı",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nLa ilahe illallah, hayatın anahtarı,\nİşleme gayrı günah,duy yapılan ihtarı.\nAllaha teslim eyle, sende ki ihtiyarı,\nSende olabilirsin, dünyanın bahtiyarı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Baharında",
        "poet": "Hikmet Atiş",
        "poem": "\n\nHayatın baharında \nGüller açmış yanağında\nGüler yüzün tatlı sözün\nİnsanlık var kanında \nHayat bir ömür\nYurursun yavaş yavaş,\nÖnünde zorluklar çıksada\nDileğim  sen bu zorlukları aş.\nAllah sana acı keder vermesin,\nGül yüzüne nazar değmesin,\nRabbim seni hep mutlu eylesin.\nÇiçeklerin açmadan solmasın,\nMutluluk senden uzak olmasın.\nGönlündeki sevgi dolsunda taşsın\nEngel tanımasın dağı taşı aşsın.\nİyiki seni tanıdım iyiki varsin.\nHikmet abin duygulanır şiir yazar\nİlham gelir yürek sesi azar.\nArkadaşa dosta dağa yazar\nYağmura bostana bağa yazar\nİnsanlığa sevgiye aşka yazar\nÇınara dereye taşa yazar\nKardeş gibi sevdiği Fatma ya yazar.\nİşte böyle yazarda yazar.\n\n 18/06/2014\n\nHikmet Atiş. RİZE/ ÇAYELİ\n\nDost kalemlerin Yürek sesleri\nDeğerli arkadaşlar şiir sayfamı ziyaret ederek\nbirakmış olduğunuz en az şiirim kadar güzel ve anlamlı\nyorumlarınız beni ve ithafen şiirime konu edinmiş olduğum Fatma hanımı\nmemnun etmektedir. Hepinize çok çok teşekkür eder, Sevgi saygı ve selamlarimi birakıyorum. Hikmet Atiş \n*******************************************************************************\nNe mutlu, kimliğini bilmediğim şu genç bayan Fatma'ya \nBöylesi içtenlik dolu, böylesi dost yakarılarına muhatap \nolabilmek her insana nasip olmayabilir. Anlıyorum; siz \nbu güzel sözlerin hepsini hak etmişsiniz. Yoksa, Hikmet \nBey boş ve gereksiz yazmaz. Yüreğinin doğal samimiyetinden \nkaynaklanan dizeleri severek okudum. Başarılar, sevgiler...++ Talat Semiz.\n*************************************************************************************\n\nHikmet abimin bitmez tükenmez sevgiyle dolu bir yüreği var- sevgisini sevdiklerine çevresine bu kadar içten bu kadar açık sunar- yüreğini kutluyor selamlıyorum- saygılar..................Ahmet Coşkun.\n**************************************************************************************\nSayın Hikmet hocam.\nÖncelikle size bu duyguyu veren ve bu şiiri hak eden\nFatma hanımı tebrik ediyorum. Size gelince bu şiiri okuyunca\nşiir sayfanızı ziyaret ettim. Bütün şiirlerini okuyabilme zamanım\nyeterli olmasa dahi her okuduğum şiir çok güzel hepsinin muhakkakki\nbir anlamı var. Yüreğinizin derinliklerinden gelen tadına doyum olmayan yürek sesleriniz\nbunların yanında birde ithafen yazdığınız şiirler çok yürekten hak edenleri kutlarken\nSizin gibi değerli bir şairimizin kalemine girebildikleri içinde tebrik ediyorum.\nHocam bu şiire puan vermek benim ne haddime puan verme yetkisi ancak\nhocaların yetkisinde. Ancak böyle bir öneri sunduysalar ben size 100 puan üzerinden \n100. veriyor sevgi saygı ve selamlarimi birakıyorum........ Sema Akhısar\n***********************************************************************************\n\nSayın Hikmet bey.\nDeğerli güzel yürek sesinizden Fatma\nhanıma güzel bir şiir okudum.\nYazdıran yüreği tebrik ediyorum.\nSizinde bu güzel ihlas dolu adeta dua \ntadında güzel çalışmanızı kutluyor\nbaşarılı çalışmanızın devami dileklerimle\nsevgi ve selamlarimi gönderiyor saygılarımı sunarak\ntam puanımla sayfanızdan ayrılıyorum......... Mehmet Saçaklı.\n***********************************************************************************\nsevmenin güzelliği sevgiyle şiire böyle yansır güzel yüreğine sağlık güzel insan................. Zehra Deniz\n\n*************************************************************************************\nsevği bu kadar güzel vede temiz anlatılmaz yüreğini kutluyor sayğılar sunuyorum................. Mulis Şutanrikulu.\n*************************************************************************************\n\nHikmet beyefendi.Kardeşim. \nİnsanın sevdiği insana methiyeler dizdirip ona harika temennilerde bulunması Çok güzel bir vefa örneği. Tebrik ediyorum kardeşim. Sevgi selam ve muhabbetlerimi iletiyorum..........Mahmut Ünsal.\n**************************************************************************************\n\nHikmet abin duygulanır şiir yazar \nİlham gelir yürek sesi azar. \nArkadaşa dosta dağa yazar \nYağmura bostana bağa yazar \nİnsanlığa sevgiye aşka yazar \nÇınara dereye taşa yazar \nKardeş gibi sevdiği Fatma ya yazar. \nİşte böyle yazarda yazar. \n____________ Dost yüreğinize güzel bakan gönlünüze sağlık Hikmet bey, \nKaleminiz daim olsun kutlarım.. Saygılarımla ++...Canan Eren\n*************************************************************************************\nŞiir yaşam içinden geçiyor en güzel dileklerle..Yürekten süzülen dizeler.Kutlarım kaleminizi içtenlikle. Sevgi ve saygı ile....Canan Akpınar.\n*************************************************************************************\n\nHikmet amcacım bana bu kadar içtenlikle\nyazdığın şiir için teşekkür ederim.\nSana duymuş olduğum sevgim ve saygım\nçok büyük bana yazmış olduğun bu şiirle\nbana vermiş olduğun değeri hissetmek çok güzel.\nİyiki seni tanımışım iyiki varsın tekrar tekrar\nçok teşekkür ederim.\nAyrıca hakkında ve hakkımda yapılan bütün yorumlar için\nherkese çok ama çok teşekkür ederim. Saygılarımla.\n\n                                                   04/07/2014\n                                                  Fatma TURAN\n***************************************************************************************\n\nFatma Hanım kızım  güzel yorumun ve yürek sesin beni ve arkadaşları memnun etmiştir. Duyarlı yüreğin dert acı çekmesin. Eğer kısacık bir \nşiirime seni biraz olsun anlatabildiysam ne mutlu bana. Ayrıca seninde bana vermiş olduğun değer ve saygınlığını asla unutmayacağım. Sağol varol ALLAH a emanet ol....                             \n                                                          .Hikmet Atiş \n*************************************************************************************\n\nSn Hikmet bey. Yine o güzel yüreğinizden yansıyan  güzel bir ithafen şiir\nyazdıran Fatma hanımı tebrik ederken, Sizinde kaleminize yüreğinize sağlık.\nKutluyorum tebrikler. Başarılarınızın devami dileklerimle sevgi saygı ve selamlar..................................................... Ayla sakın.\n***************************************************************************************\n\ninsaalığa, dosta ve fatmaya yazan yüreği insan sevgisi,le dolu hikmet ATİŞ İ canı gönülden kutluyorum.........\n\n Şair Yusuf Değirmenci\n***************************************************************************************\nDilekler bumerang gibidir. Önünde-sonunda sahibini bulur. O yüzden güzel dilekler sahibinin ruh güzelliğini temsil etmesi bir yana sahibine de pay ayırır mutlaka. \n\nÖnce bu güzel şiiri yazan değerli hemşehrimi ve şiirin yazıldı sevgili Fatma Turan' kutluyorum yürekten. Katılımcı şiir dostlarımı da elbette. Ne güzel kendine özel bir şiiri olmak... Kutladım içtenliikle. Nicelerine Hikmet bey. Memleketime selam, sevgi benden...  Naime Özeren.\n************************************************************************************\n\nSayın hocam Hikmet bey.\nHayatın baharında yazmış olduğunuz bu şiirle\nFatma hanıma yansıyan yürek sesinizle\n, hayatın baharında olan gençlerimize de\n hitabınız; olduğu düşüncesiyle. Konseyimizin aldığı\nkararla başkanımız sayın Mehmet Akça nın onayı ile\nşairlerimizin yürek sesleri şiir dergimizde\ngünün şairi ve şiiri  olarak birincilikle yerini almıştır.\nBu duyarlı yüreğiniz için sizi kutluyor, başarılarınızın\ndevamini diliyorum. saygılarımla. araştırmacı yazar.....  Aynur çakmak\n15/08/2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatin Anlami Sevmek",
        "poet": "Zeynep Şekerci",
        "poem": "\n\nYüregime bakiversen  bir papatya kadar güzel\nDallarini koparma sen, seviyor sevmiyor diye\nUmut dersen umut bende unut dersen unut sende\nAciysa aci cekerim yüregim alisik benim\nKirilrim egilemem bu benim aci gercegim\n\nHayatin anlami sevmek sevgiye siirler düzmek\nMaksadim degil seni üzmek bunu sende biliyorsun\nSeviyor sevmiyor diye kafami yorma hic öyle\nAciysa aci cekerim yüregim alisik benim \nKirilirim egilemem bu benim aci gercegim\n\nBekleme hic yalvarmayi geri dön gitme demegi\nGözyasim sele dönsede yüregim cok üzülsede        \nAciysa aci cekerim yüregim alisik benim\nKirilirim egilemem bu benim aci gercegim\n\n22.08.07  Bad Hersfeld\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatin Anlami Sükranim Sana",
        "poet": "Cemal Karsavran",
        "poem": "\n\nyasak sevdamin gülüsün kokladigim\ndört mevsim oniki ay soludugum\nakdenizin tropik çiçegi hep yesil\nkahve kaynatip gözlerimde\naksam sefalarimda içerim\nsindire sindire yudum yudum\n\nkah hüzünlere bogulurum\nkah vururum kadehin dibine\ntoroslar eser deniz dalga dalga\ndolunay eslik eder gölgelerle\nçin çin saz olurken lodos kulagimda\nneseyi nuhabbeti senle bulurum\n\nseni düsünürüm kadife sesin, bakisin\noksar yüregimi canlanir melek \ndelismendir tebessümüm çilgin\ntalihimin kimliksiz arayislarinda\nbatarken günes bogulur sularda\nyedi renk ayri bir sevdadir senle\n\nisgal edip kalelerimi esir oldugumda\nsarmasiklara tutunmustum seninle\nsevislerimiz isirgan otuydu daglayan\nzaman gebeydi siir çocuklarima\nmavileri boyarken kirmiziya\nyangin yeriydi kizil alazlar\n\ney benim deniz sevdalarim\nkaranfilim narçiçegim sümbülüm\ngüne dogup zamanlara sigdiramadigim\ngökyüzünün göbeginde buldugum\ndikenleri batan bir gül olsanda\nhayatin anlami sükranim sana\n\n28-05-2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Gerçeği",
        "poet": "Kaan Turhan",
        "poem": "\n\nYabancıyım bu semte, \nYabancıyım evlere, ağaçlara – belki de kendini gizleyen ateş böceğine –\nGülün hazin bağırışı kulaklarımda, \nSert bir içtepi neden, göz yaşlarıma\nKiremitler kırılmış sızlanıyorum\nÜzeri....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın DÖRT İŞLEMİ! ....",
        "poet": "Ekrem Çiçek",
        "poem": "\n\nHAYATIN DÖRT İŞLEMİ! .....\n\nHAYATIN 4 İŞLEMİ VARDIR; \nBAŞARI; İNSANI TOPLAR,\nBAŞARISIZLIK; EKSİLTİR,\nAŞK; ÇARPAR! ..\nAYRILIK; BÖLER! ..\nGeriye; sadece SEN KALIRSIN! .......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "+Hayatın Dansı",
        "poet": "Zeki Ergin",
        "poem": "\n\naklım \ngeçmişin süzgeci\nduygularım mayasıdır\ndünden yarına\n\naklımla duyguların dansıdır hayat\nbeni ben yapan\nve hayat yapısını ayakta tutan\n\n__ezine 19nis'05\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Çeşitleri",
        "poet": "Ali Ekber Teloğlu",
        "poem": "\n\nİki türlü hayat var; \nBiri kolay, biri zor\nAdları da bahar gibi aynıdır.\nBiri ilk, biri son\n\nHayat var, acılarla  büker boyun\nHayat var, yaşamaya olmaz doyum\nTıpkı sahnelenmiş bir oyun.\nBiri gerçek, biri rol\n\nBiri benzer çiçek çiçek bahara\nBiri susuzluktan toprağı çatlamış bozkıra\nAynı dünyadan iki manzara\nBiri vaha, biri çöl.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatin Dumeni",
        "poet": "Mehmet Soysal",
        "poem": "\n\nHayatin bir dumeni yok ki istedigin yone yonlendiresin,\nNerede cigeri bes para etmez var gidip ona es ediyor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Ettiği",
        "poet": "Hikmet Nazlı",
        "poem": "\n\nHayat bizi örseledi, bıraktı; \nBir müddet rotamız şaşırıverdi. \n\"Bu ortada kalsın\" dedi, bıraktı; \nNe hezimet ne de başarı verdi... \n\n21.09.2010\nMamak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Gerçekleri",
        "poet": "Sıdıka Emek",
        "poem": "\n\nKimi zaman görürsün ama görmezlikten gelirsin! \nKimi zaman konuşman gerekir ama susarsın! \nKimi zaman keşke duymasaydım der ve kafana vurursun! \nKimi zaman dokunabileceğin kadar yakındır ama elini süremezsin! \nKimi zaman yardım etmek istersin ama çaresiz kalırsın! \nKimi zaman göz göze gelirsin ama gözlerini kaçırırsın! \nKimi zaman ona yakın olmak istersin ama çekinirsin! \nKimi zaman o sana yakındır ama sen fark edemesin! \nKimi zaman içinden kahkaha atmak gelir ama gülemezsin! \nKimi zaman gözünün ucuna gelir gözyaşları ama akıtamazsın! \nKimi zaman hıçkıra, hıçkıra ağlarsın ama bir türlü rahatlamazsın! \nKimi zaman sana ihtiyacı olduğunu bilirsin ama yanında olamazsın! \nKimi zaman da çok ihtiyacın olur ama yanında bulamazsın! \nKimi zaman sevdiğini söylemek istersin ama söyleyemezsin! \nKimi zaman küçücük de olsa sevilmek istersin ama sevilmezsin! \nKimi zaman gitmek istersin ama bırakıp gidemezsin! \nKimi zaman da gitmesine izin verdiğin için acı çekersin! \nKimi zaman yolunu gözlersin ama bir türlü getiremezsin! \nKimi zaman da aksilik ya gelmemesi için dua edersin! \nKimi zaman öyle özlersin ki hasretinden hasta olursun! \nKimi zaman da onu bir kaşık suda boğmak istersin! \nKimi zaman dostun olur kimi zaman düşmanın ama bilemezsin! \nÇünkü sen onu her şeyden, her şeyden çok seversin! \nİşte buna hayatın gerçekleri denir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Getirdikleri",
        "poet": "Birgül Kızılkaya",
        "poem": "\n\nYıl 2011; \nBir yıl önceki doğum günümde yazdıklarımı okudum az önce. Hayatı okul, kendimi öğrenci olarak nitelemişim. Çok doğru bir tespit. \n\nİnsan hayatında bir yılda ne çok şey değişiyormuş meğer. Mesela iki çizgi daha ilave oldu çizgilerime ya da daha fazla demeyi çok isterdim :)) . \n\nŞu an bu yazdıklarımı hasta yatağımdan yazıyorum. Ve ben hala şükretmeye devam ediyorum. Neden mi?\n11 Eylül 2011 Tarihinde Didim’de, hem de  denizin içinde kalp krizi geçirdim,. Şans eseri ve daha da çok Tanrı öyle istediği için atlattım.. Hastanenin çok yakın olması ve büyük şehirdeki gibi bir trafik olmaması  bu vartayı atlatmamda en büyük etkendi…Denizde korkunç bir sancıyla kendimi kaybedip hastanede gözlerimi açtığımda hala yaşadığıma ben bile inanamadım.))  Hemen ardından 20 eylül 2011 tarihine açık kalp ameliyatı oldum.  Koroner arter by passs dediler. İki damar değişti. Bu yetmedi sol kalp  kapakçığımda değişti.)  (Mitral kapak)  Ve yine   bütün bunları neden ben yaşadım demedim. Demek  ki bu yıl da bunu yaşamam gerekiyormuş diye düşündüm.\n\nGeçen yıl doğum günümdeki yazıyı kaleme alırken acaba bunları yaşyacağımı hiç düşünmüşmüydüm.?  Aslaaaa. Hani denir ya aklıma gelmeyen başıma geldi diye…Kaldı ki kim böyle bir şeyin hayalini kurar ki.Hayat yine bana çalımını atmıştı. Ama şükürler olsun ki ben hala hayattayım.Ama ben yine şükrettim biliyormusunuz.?  Uzun saatler süren (5 saat)   bir operasyondan sonra evlatlarımın yüzünü tekrar görebildiğim için şükrettim. Hastanede dostlarım beni yalnız bırakmadığı için şükrettim. Çok kişinin benim için dua ettiğini biliyordum ve o dualar kabul  olduğu için şükrettim. Güneşi tekrar görebildiğim için şükrettim. Bir bardak su içmenin, nefes alabilmenin ne büyük bir nimet olduğunu yeniden öğrenebildiğim  için şükrettim. Sıcacık dost elleri tutabildiğim, sevgi dolu gözlere tekrar bakabildiğim için şükrettim. Hayatın bize verilen en büyük armağan olduğunu  yeniden anlayabildiğim için şükrettim.\n\nŞu an hala nekahat dönemindeyim. Yine pastama umudu simgeleyen tek bir mum dikip evlatlarımla kutlayacağım doğum günümü…\nVe bir sonraki yaşımı gördüğüm için yine ellerimi açarak yaradana şükürler olsun diyeceğim. \nVe bu yazdıklarımı yine Antolıjiye kaydedeceğim. Seneye görüşebilmek dileği ile.Yavrularımı, yakınlarımı, dostlarımı dünyayı ve insanları seviyorum.Sevgi dolu kalbimi şimdi daha çok seviyorum.)))) \n\nBİRGÜL   KIZILKAYA  15.11.2011…Karşıyaka / İZMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın İçinden",
        "poet": "Güllü Koç",
        "poem": "\n\nNe zamandır ilk kez,\nYedide uyandım,\nKoştum pencereyi açtım.\nİçimde bir heyecan\nYüreğimde mutluluk.\nHey! diye bağırdım.\nGünaydın güneş,\nGünaydın kuşlar çiçekler,\nBöcekler karıncalar,\nSize de günaydın.\nBu gün çok güzel olacak.\nGünü güzel kılan\n Güzellikler yaşanacak\nKaç kişiye kısmet olur? \nÇoluk çocuk yönünü çizdi,\nKüçük oğlumda mezun olacak.\nDaha dündü ilk adım atışı.\nDaha dündü okula gitmek için,\n Elimden tutuşu.\nDaha dündü, bahçede oynaması,\nDaha dündü, hastalanıp \nOkuldan kaçması.\nOysa bugün,\nBüyük bir coşkuyla\nKepini attın havaya.\nBu yaşına kadar aldığın\nEğitimle,deneyimle,\nFarkında değilsin ama\nBalıklama daldın hayata.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın İçinden (se) içmeceler -2",
        "poet": "Muammer Çelik",
        "poem": "\n\nDaracık daracık sokaklar, kızlar misket yuvarlar, kizlara koca vermeyor 3x30'luk karılar.. Haydaaaa, kıvırda gel, üstünü başını yolda gel, Anan zalim duymadan, yaygarası kopmadan.. Ben seçdim eller aldı dedirtmem.. ŞIKIDIM ŞIKIDIM, elime bir gecersenn - muuucccckkkkkk!  Hüdayda da Angara’lım, hüdayda, , gel koynuma gir uykuda.. tutkal gibi yapışırım, (a)  salak gibi geçinirim, Yatalak gibi yatarım.. Yattımmı kalkmaz, kalktımmı yatmaz, yatarken uyumaz, uyurken yatmaz,  anlamadım ben, bu ne biçim iştir, işi gücü de yoktur, ammaaaa yapmacağı iş te yoktur.. ”her şeyi yaparım abi, yeterki sen iş var mı, onu söyle”. Simit satarım, yarısını kendim yerim.. Ayakabı boyarım, coraplari cilalarım..””” Tazeeee siiimiiiiittt, gevrek gevrekkk.. Boyaciiii, beş dakkkada beşşikdaş altı’da kabadaş, parlatırım abiler...””  Hadi, pamuk eller cebe, abiler, ablalar..Para veren altın bulsun, vermeyenin kaynanası ölsün, dedik dolmuşta, hic kimse para vermedi wallaa! Evvvvet abiciğim sarıyerde inecek var üstü-dar’da binecek var, şişli'meye az kaldı, demokrasi askıda kaldı.. Yaw abey, orhan abimden bir çaldır, sonunu müslüm babaya bağla, ciletleri de hazırla, .. hayri şahin yok ortada, hakki bulut’larda gezinir, ferdi  ile nejla nazir, nikah masasi da hemencecik hazır, Kereveti onlara olsun, mürüvveti bize kalsın..Bir baktım yürek yaktım, ciğer kavruldu, kebab pişti, böbrek düştü, dalak şişti, mide bozuldu, bagırsak gerildi, salam sucuk, pastırma, ayağımı sakın içeri basdırtma, derken ibrahim acises lahmacunu götürdü, ceplerdekini süpürdü., süpürgesi yoncadan bardakları kırmadan.., Kadehini kaldırdı, walla yine gızları gandırdı.. Mürekkebi yaladım, dirseğimi parçaladım, adam olayım diye elbiyselerimi yamaladım, balataya fren olacağım derken debriyajda takıldım Tam olacakken bir adam,  birde polis yakaladı ki, üst tarafi olmuş bir madam.. Önemli olan aşkımız, oda bizde yok şaşkınız.. Sivas ellerinde sazımı çalarlar, jandamralar Malatya’da bulurlar… Laz dediğin kendini vurmalı, cayı finduğu toplamalı,  kemençeyi çalmalı, sonrada laza geri satmalı, ..O kadar söyledim, etme kendine gurur, keskin sirke köpürür.. Atma beni nolur, belki bir gün işine yarar.. Yandım anam vuruldum, çamura sele gömüldüm.. İstikbalimiz göklerde, her mevsimde çıkarız yağmur duasına tepelerde.. Zülfü ile Livaneli, bir eli sazda diğer eli balda, hem aşk eyledi hem meşk eyledi, derken sola kıvırdı olmadı, sağa hiç çekemedi, sonunda tarfiğin ortasında kalakaldı.. Gösterme şu sopayi, abamın altında tabanca var.. Isıracak köpek diş göstermez, dişe diş, göze göz gelinmez, sağlam yürek delinmez.. Salla küreği al maaşını, sonrada vur duvarlara başını.. Yeni testinin suyu soğuk olur, olacak oğlan ? ..okundan belli olur, olmayacak kız nesinden belli olur? ..İçin dışına, dışın içine uygun olsun, o zaman çift taraflı ceket olursun, tersinede vururlar, duzunede, ne nalın kalır nede mıhın..Mevlanaya sormuşlar, marko paşa işsiz kalmış… Pir dedik bağrımıza bastık, oda pire çıktı. Abdal dedik oda şapşal çıktı...Veli hacı Bektaşi, tesbihinde var idi 99 taşı, oda yetmedi, deldi koskocaman bir taşı, içinden geçti canları, kavurma oldu Sivasta yandaşları.. Ben anlattım, sağır sultan bile duymadı, Sevdiğim dediklerimi hic yutmadı.. \nGeldim bekliyorum eşikte, cocuklarımız olacaktı beşikte.. Gel kapıı aç guzelim. İceri bir dalayım mı, bir öpücük olsun alayım mı.. Deniz kumsuz olurmu, güzel yarsız olurmu.. Kapıdan atsan, paçandan girerim, kelle koltukta yatarım... Az konuşur çok yerim, çok söylerim az dinlerim, gece oturur, gündüz yatarım, ben giderim o gider yanimda tik tik eder. Ne Mutlu Bana ki Türküm çalınır ve dinlenir.. Dağı taşı aşarım gene sana ulaşırım... Amaniiiin Leeyla Leyla, paraları basmayınca mecnun öldü, buyurun cenaze namazina.. Alamanya’dan dön gel zeynebim, soğan ekmek yiyelim, sonrada tarlamıza gidelim, sen öküzün başını çekersin, bende kuyruğundan tutarım, hem döverim hem severim. Aksama pilav pişir, soğani ben elimle kırarım, ayranı da lak lak içerim.. Arkasından uzuuuunca bir genirir, bıyıklarımı sana burkarım..Seni yerlere yıkarım, üstüne de bi güzel çıkarım, değerlenesin diye halı gibi (g) ezerim. Her işler sana, yan gelip yatması bana. Yorgun demem, argın demem, her sene seni hamile bırakırım.. Çocuğu sen emzir, bende sana hem koca hem vezir! \n\nBirdeli’nin \nDadlı madlı dilinden \n2000-güz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın İçinden-1",
        "poet": "Mahir Odabaşı",
        "poem": "\n\nNOT DEFTERİMDEN -1\n\nBiri düzen kurar / Biri de gelip düzene konar / Sonra o da kalkar, bir başkası konar\n*\nSelam verdim almıyor / Merhaba dedim duymuyor / Bu kadar mı değişti nesil? / Kimse kimseyi anlamıyor\n*\nİstiyorum ki / Güzel olan örfler adetler hep devam etsin / Hadi canım sende, senin söylemini kim ne etsin\n*\nSistem mi bozuk, yoksa ben mi tuhafım / Dünya yıkılsa umurunda değil muhterem zatın\n*\nBen ölürsem üzerime taş koymayın / Bırakın güllü dikenli boş toprak kalsın / Günahlarımın ağırlığı ziyadesiyle yetiyor / Birde taşın ağırlığı üzerimde yük olmasın\n*\nMezarlar gördüm, güller yeşermiş / Mezarlar gördüm dikenler bürümüş / Dedim: Ziyaretçisi gelenler-gelmeyenler belli olmuş / Mezarlar garip kalmasın beyler / Atalarımız ağlamasın efendiler! \n*\nGönül ister, kader güler / Nerede o çocukluğumdaki sarf sevgiler? / Ne hazindir ki, dünya değişti ve bir bir tükendiler\n*\nSen sen oldukça,  ben ben oldukça / Bayramlar bayram olur, kapılar çalındıkça / Çocuklar tekrar gelir, ilgi alaka gördükçe\n*\nMüdürüm / Grip mi oldun? / Çok geçmiş olsun /Aman bulaştırma bize, sende kalsın / Hatta daireye bile gelme, boş ver işler aksasın / Yeter ki sen düzel, işinin adı ne, sonra gelir yaparsın\n*\nNe olur bırakma beni, hayat yolunun yarısında / Sonradan geleceklere güvenemem gayri / İçime atarım da çileyi, tüm acıyı / Kimseye halim şu, diyemem gayrı\n*\nBoş ver yazma diyorsun / Söyle nasıl yazmayayım / Duyarlı bir birey olmak suçsa / Çek ipimi, idam olayım\n*\nAtın bayat ekmekleri çöpe atın / Tazesi fırında beleş, koşun hemen kapın / Ondan sonra da çıkın karşıma / Geçim zor edebiyatı yapın \n*\nApartman çöpüne bırakmışlar yine bir poşet ekmek / Ben yazmaktan bıktım, sen bırakmaktan bıkmadın mübarek\n*\nVefa gösterip 9 defa arayana / Birde sen ara olsun10 numara / Arayamaz, çünkü alışmış aranmaya / O zaman bende silerim seni, sakın kızma / Ve bir daha bakmam o numaraya\n*\nEy yanımdan selamsız geçen kişi / Allah’ın selamını vermemek hangi Müslümanın işi? \n*\nArkadaşım dedi; / ’Yazdıklarının hepsi doğru / Ama her doğruyu yazma ne olu…’’\n*\nDeniz dalgalanırsa suçlu rüzgârdır / Ortadoğu çalkalanırsa suçlu Müslümandır\n*\nEn ucuz hediye aferin / O da çıkamaz gün yüzüne / Çünkü yeri çok derin /Kısmayın beyler, hakkıysa verin\n*\nIsınmak için doğalgaz iyi gaz / Ah birazda faturası olsa az\n*\nEskiden 1 Ocak ne kadar da çok doğum günü / Yarısı yanlış sorumlusu nüfus müdürü\n*\nHerkesin doğum günü belli / Lakin ölümü gizli / O da bazen yavaş gelir, bazen hızlı\n*\nEy Mahir / Sende yüz bakalım hayat çemberinin içinde / Azrail senin de ipini çeker bir gün, zamanı gelince\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın İçinden-6",
        "poet": "Mahir Odabaşı",
        "poem": "\n\nNOT DEFTERİMDEN – 6\n\nSelam sabah kesilir oldu / Düğün bayram es geçilir oldu / Sahi bize böyle ne oldu? / Selamün aleyküm dostlar…\n\n*\nFomo: gelişmeleri kaçırma korkusu / Hepimizi yaptı internet bağımlısı\n\n*\nTarihten gereken ders alınmamışsa / Pehlivanlar sahaya denk salınmamışsa / Verilen söze sadık kalınmamışsa / Durum vahim! Durum vahim! \n\n*\nAllah’a emanet ol, sende emanet ol / Ne güzel emanet bu, ahirde kimse yemez gol\n\n*\nEy dost, sıkı bağlama gönül torbasını / Gün gelir dökmek istersin de açamazsın / Unutma, sana da yazılmıştır bir yazı / Kaçmak istesen de kaçamazsın\n\n*\nLambada titreyen alev hoş / Çay içerisinde bardak boş / Derya da boş yüzüyor sandal, koş / İçinde çok büyük cevher var  / Lakin dökülmeyince sayfa boş\n\n*\nHaydi gel, tatile gidelim / Ama sahiller olmasın / En güzel tatil yeri köyüm benim / Sakın kimseler yadırgamasın\n\n* \nCamide, namazın farzında epey oyun havası çaldı telefon / İmam efendi kızarak dedi: kırk kere uyarıyom yine kapatmıyon\n\n*\nGece saat 01.00, kimi mışıl mışıl uyur / Kimi de sofrayı kurmuş, çay doldurur\n\n*\nDoğru her zaman acı mıdır bilinmez / Yalnız doğru söyleyenler de pek sevilmez\n\n*\nGün biter, gün doğar / söyle bakalım, yarın için ne planın var? \n\n*\nYine soba zehirlenmesi, bir evden altı çocuk / Toplumda bilinçlenme yok, çok çok yazık\n\n*\nKimi belden, kimi boyundan çeker / Yaş kemale erince, hastalıklar gelir teker teker\n\n*\nDua en güzel hediye / Hele birde gıyabi olursa, deva olur her derde\n\n*\nSamimi selam verirsen alınır / Sen vefalı ol yeter ki her yerde dost bulunur\n\n*\nFalanı gördün mü? / Dün göreve geçti, bugün değişti / Memlekette değişim de bayağı gelişti\n\n*\nÖmrün uzun, bedenin sıhhatli, akşamın hayırlı ola / Akıntıya kapılıp ta köyden şehre gelmeseydik, nola\n\n*\nDünyada; kimi film çekinir, kimi de film çevirir / Merak edersen arasındaki farka ne denir? / Birine geçmiş olsun, diğerine yapma ettiğini bulursun\n\n*\nArap Türk ’süz yaşayamaz, kim ki yaşar derse delidir / Türk’e sırt dönenin akıbeti dün de bugün de bellidir / Örnek mi istiyorsun, işte Irak, işte Suriye, işte Mısır / Kim bilir, yarın bu kervana daha kimler karışır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın İçinden-8",
        "poet": "Mahir Odabaşı",
        "poem": "\n\nNOT DEFTERİMDEN – 8\n\nÇevrim içini çevirsen de dışına / Hayatın ne getireceğini bilemezsin başına / Bazen daha varamadan beklediğin yaşına / Kalabalıklarla giderde arada kalırsın tek başına\n\n*\nÖyle bir geçer ki zaman / Dönüp bakarsın da geriye içinden çıkaman\n\n*\nDostum yolun düşerse bizim ellere / Buyur gel, misafirim ol birkaç gece /  Dostluklar pekişsin iyice / Çocuklarda bilsin, baba dostu deyince\n\n*\nCumartesi sabah ulu cami, Pazar Hıdırlık / Avluda çay, simit, çorba Mevlam vermiş bolluk / Güzel bir adet, Türkiye geneline örnek olduk\n\n*\nSosyal medya internet / İfşa ediyor kimde varsa dert (!)\n\n*\nGöz kararırsa dünya zindan olur / Kalp kararırsa ahiret zindan olur\n\n*\nÇizgiler var, sarı, yeşil, kırmızı / Yaşarken ayarlamalısın çizgiye göre hızı \n\n*\nBir kaza olursa mal gider, can gider / Acemi kurtarmacı ateşe körükle gider\n\n*\nGünlük, aylık, yıllık / Yazı yazmak güzel bir alışkanlık\n\n*\nİnsanoğlu bir çocuk doğacak diye bekler / İnsanoğlu bir hasta olacak diye merak eder / Ölümden sonra yine devam eder beklentiler / İstersen buna yapabilirsin çokça eklentiler\n*\nGelirse bir makama na- ehil / O makam için için erir\n\n*\n10 Şubat milletvekilliği adaylığı için son gün / bende varım desem, çoluk çocuk açlıktan ölür daha ilk gün\n\n*\nBakma öyle masum göründüğüne / Kim bilir ne günahları var, daha çıkmamış gün yüzüne\n\n*\nOğlu dedi: baba geceler iyice kısaldı / Baba dedi: kişiden kişiye göre değişir / Bir gece çok uzun zaman / İnanmıyorsan hastalan\n\n*\nBitti ara tatil yarın açılacak okullar / Bu akşam biraz üzüntülü bizim yavrular\n\n*\nUzak durma yaklaş hele sofraya / Sen çekinirsen ben de çekinirim / Kırk yılda bir beraber yemek yiyeceğiz / maziye ait sohbet edeceğiz / Seni hiç kaybetmek istemem / Tamam çekinmiyorum efendim /  Kaybetmek mi, hiç düşünmüyorum efendim\n\n*\nPazarda kimi japon malı, kimi Çin malı satar / Japon malı sağlamdır ama Çin malı da prim yapar /  Ey beni eleştiren dostlar,\nFarz etki ben de Çin malı satıyorum / Hissemi alınca kaldırıp çöpe atıyorum\n\n*\nGörmez göz, duymaz kulak / Adamcağız birde yatalak / Biri kız dokuz uşak / Herkes kendi sevdasında / Adamcağıza, yok bakacak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın İçinden-37",
        "poet": "Mahir Odabaşı",
        "poem": "\n\nBaşımıza bir de whatsapp çıktı, kuruldu gruplar / İl-ilçe ve dünyadan katılın dostlar, koyu sohbet var / Yazmaya bile çıkışamazsınız laf öyle bir kaynar / Aile içi sohbet ne mi olacak? Boş ver o başka bahar\n\n*\nEl ne der âlem ne der diye diye bir ömür gider / Örf adet önemli ama yanlışı da insanı mahveder \n\n*\nSonbahar hep hüzünlendirir beni / Çünkü ömür sermayem tükenir / Ağaçtan düşen yapraklar misali\n\n*\nEskiden internet dünyamız yoktu hayat rahattı / Şimdi hayatımıza girdi, birçok ocağı karattı\n\n*\nHiç aramıyor mu, bırak sen ara / Ya utanırsa mı, yok canım ara-ma\n\n*\nRuh çıkınca bedenin hükmü yoktur / Toplumda da ruhsuz insan da bayağı çoktur\n\n*\nHiç yokken / Başlamışsa merhaba nasılsın / Niyeti kötü ise hemen çek ipini asılsın\n\n*\nTerazinin bir kefesinde sevap bir kefesinde günah / Melekler ayrıntılı yazar ki, itiraz olursa kolay olsun izah / Bunu bildiğimiz halde maalesef yaşantımız günah içinde günah / Sen koru bizi ya Allah\n\n*\nAttığın taş hedefe değmedi mi? / Beklediğin iyi haber gelmedi mi? / Dost bildiklerin bir çırpıda çiğnedi mi? / Takma kafana dostum, unut gitsin / Unut ki, hüznün biran önce bitsin / Yoksa çürük patates misali torbada gezdirirsin / Hem kendini hem de çevreni bezdirirsin\n\n*\nGündüzler aydınlık, geceler sessiz sakin ve karanlık / Bunun üzerine bir de efkâr çökerse yazık mı yazık\n\n*\nSevdalar günlükse gün bitimiyle biter / Yok eğer ömürlükse mezarda bile devam eder / Ömürlük sevdalı olmak yürek ister / Varsa yüreğin haydi hemencik göster\n\n*\nEy oğul, çok yorma kendini hayatı akışına bırak / Ne kadar uğraşırsan uğraş, iş olacağına varır mutlak\n\n*\nSinemde toplanmış bütün ağrılar / Bilmem ki bu yükü çeker mi kalbim / Feleğe sitem ederken damarlarım sızlar / Bilmem ki bir gün pili bitip çöker mi kalbim? \n\n*\nArkadaş demişsin ki bana / Ancak işi düştüğünde uğrar yanıma / Yemin etsem yeridir / Böyle bir alışkanlığım yoktur asla / Şayet olsaydı, şimdiye kadar sap olurdum bir baltaya / Sende bilirsin ki, kimler sap olmadı ki oraya / Elim varmıyor daha ayrıntılı şeyler yazmaya / Sen anlayışlısındır, bi zahmet anla\n\n*\nHerkes her şeyi biliyor / Bir tek sen bilmiyorsun / Uzman, bu işe ne diyorsun? \n\n*\nİster ara istersen arama / İstersen sil telefonumu hiç bulama / Umurumda olmaz vallaha\n\n*\nÇabuk telefonu al eline anne / Kör kurşunlar yağıyor üzerime / Belki de son dakikalar, sesimi dinle / Anne… Anne… Anne…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın İçinden-24",
        "poet": "Mahir Odabaşı",
        "poem": "\n\nHerkesin bir keşkesi var / Senin de bir keşken var / Bu keşkelere neler neler sığar / Ders almasını bilenler için  keşkeler yarar\n\n*\nNe beğen, ne yorumla ne de paylaş / Kiramen Katibi herkesin yanında kardaş\n\n*\nMenfaat bittiğinde alkış bitiyorsa / Samimiyet yoktur bunda, asla\n\n* \nYağ yağmur yağ, serinlesin şu gönlüm / Memleket hasretiyle gelip geçti ömrüm\n\n*\nDedi. Cuma akşamlarını pek severim / Çünkü yarın tatil ya, rahat ederim\n\n*\nKimi gaz verir, kimi de gaz alır / Gaz veren çok olurda, alan zor bulunur\n\n*\nBiliyorum arkadaş anlamadın beni anlayamayacaksın da / Çünkü zaman değişti, plastik türü insanlar var karşında\n\n*\nİnsan sevdiği insanları rahatsız etmez / Sadece motive eder, o da hoşuna gider\n\n*\nBen cefa bahçesinde kurumuş bir ağaç / Sen ise sefa deryasında yüzen bir balık / Demek ben cefaya sen ise sefaya layık\n\n*\nNice güller vardır dikenlerin gölgesinde açar / Gül ferahlık verirken, dikenler korku saçar\n\n*\nHer kimsesizin vardır bir kimsesi  / Önemli olan duyabilmektir o sesi\n\n*\nNefret bahçesine kin ekme / Ahir ömründe yalnızlık çekme\n\n*\nHer salataya maydanoz olma sakın / Herkes çekilirse inine ortada kalın\n\n*\nÖyle bir geçer ki zaman / Maziye de atiye de baksan anlaman\n\n*\nHerkes beğeniyor da sen neden beğenmiyorsun? / Yoksa o kerhen beğenenlerin içine girmek mi istemiyorsun? \n\n*\nDedi: Her şey var bir şey yok, stresteyim dostum streste / Dedim: çaresi beklentileri birazcık eksiltmekte\n\n*\nYine ne diye karıştırıyorsun siyah beyaz resimleri / Hani unutacaktık mazide yaşanan anıları\n\n*\nKelam selama / Selam kitaba / Kitap insana güç verir / Gücü Hak için harcamaya da / Hizmet denir\n\n* \nHayat bu bir var bir yok / Biz daha oynaya duralım çelik çomakla çok / Belki de Azrail kapıda tövbeye vakit yok\n\n*\nCami avlusunda seyyar satıcı / Kurmuş tezgâhı, pantolon 10 lira / Emekliler alabilmek için sırada  / Derler bundan sonra, bize yakışır bura\n\n* \nİyinin de kötünün de sığınacağı yer ilahi adalet / Şayet ahiret olmasaydı, ne yapardı bu aziz millet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın İçinden-22",
        "poet": "Mahir Odabaşı",
        "poem": "\n\nYine geldi bir ramazan / Oruç tutanlara müjdeler olsun / Yalanı dolanı bırakıp / Gıybeti çöpe atanlara müjdeler olsun\n\n*\nRamazanda Allah kilitliyor, Cehennemin kapılarını / Lakin hocalarımız (bazen)  açmak için arıyor, anahtarlarını\n\n*\nBir tarafta iğde ağaçlarının kokusu / Bir tarafta inceden inceye ney sesi / Spor yapıyor, bey amcam / Biraz kalınlaşmışta ensesi\n\n*\nAkşam ezanı gün bitimini / Aralık ayı yıl bitimini haykırır / Duyuyor musun? \n\n*\nHerkes bilgili, herkes her alanda uzman / Bir tek sen cahil kalmışsın Mahir, buna inan\n\n*\nÇorum’da mahallelerde ne güzel olmuş parklar / Lakin onlara zarar veriyor terbiyeden uzak uşaklar / Çocuklarımıza sahip olalım analar, babalar\n\n* \nYaşarken vururuz yerden yere / Ölünce de rahmet dileriz yine / Yanlışım varsa sen söyle? \n\n*\nNe cennet benim, ne de cehennem senin / Ümit ile korku arasında son nefesim\n\n*\nÖlene mi acımak lazım yoksa kalana mı? / Yoksa ikisinin ayrımını yapamayana mı? \n\n*\nHiçbir lüksün sınırı yok / Lakin içinde boğulan çok\n\n*\nBu ne haldir kardeş? / Kırkın çıkmadan sen de mi değiştin / Hâlbuki ben sana çok güvenmiş / Asırlık öğütler vermiştim\n\n* \nNe kadar çok sevinmişti işe girince / Yaşanacak şehir demişti Çorum’a gelince / Oğlu, kızı, eşi bir de üstelik kendisi / Vakit saat gelince, trafik kazasında gidiverdi hepsi (yok olan aile) \n\n*\nBak yine bugün acı bir haber geldi / Eski bir arkadaş Hakkın rahmetine erdi / Ruhu şad, mekânı cennet olsun / Fisebilillah, arkasından Fatiha okunsun\n\n* \nGel be kardaşım, şu hatıraları yazalım bir bir / Yoksa Azrail gelirde anıları siler bir bir\n\n*\nOturulacak her koltuk bir gün kalkmak içindir / Akıllı insan otururken, kalkacağını bilir / Kırılsa da kırmamak için didinir / Her şartta gönüllerde kendine yer edinir\n\n*\nDün beni bile ikna etmeye çalışıyordun / Peki, bugün neden ölümüne karalıyorsun? / Doğruyu söyle, yoksa menfaat mi bulamıyorsun? \n\n*\nNe zaman seçim olsa / Zavallı annemde hep akşamdan başlar telaş / Nasıl olmasın ki, her çocuğu ayrı şeyler der gardaş / O da heyecandan şaşırır da, oyları hep boşa gider kimseye olmaz aş \n\n*\nEtkili yetkili olmak herkese nasip olmaz /\nHak nasip etmişse hesabı da hafif olmaz / Bazen bir selam, bazen iki kelam,  bazen de sadece tebessüm / Yeter de artar bile, ömrü billah unutulmaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın İki Yüzü",
        "poet": "Murat Tali",
        "poem": "\n\nGüneşin olmadığı yerde karanlık hakim olurmuş. Gecede doğan güneşi görene kadar hayattaki tek gerçeği karanlık zannedermiş. İlk kez gözlerini açtğında güneşi gören ise gece gelene kadar güneşin ve ışığın hiç bir zaman gitmeyeceğini düşünürmüş... Ne ile doğarsanız doğun geceyi ve gündüzü mutlak suretle yaşayacaksınız. Her zaman mutlu olmayı seçin ve farkına varın yaşamınızın. Hayat size tek gerçeğin siz olduğu gösterecektir, her güneş doğuşunda ve batışında...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Kadını",
        "poet": "Özçelik Peker",
        "poem": "\n\nSevişelim\nPara vermeden yattığım\nSesini çıkarma\nGüzelliğin bozmesın gecemi\nRomantik değilim bu akşam\nTek kişilik orospusun sen\nİşe çıkınca yanlız benle çalışan\n07.02.2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın karmaşası...",
        "poet": "Ahmet Cemil Atay",
        "poem": "\n\nHayatın karmaşasında savrulan toz taneciklerine aldırmadan\nMaddenin ortasında parlayan bir kırmızı gül\nDönüyor etrafında sendeleyerek karmaşanın yorulmadan\nDuyguları aşikâr arsızlık üstü sarhoş zavallı bülbül\nBu bir hikâye değil sakın aldanmayın\nAvamın diline düşmüş gül ile bülbülden\nHakikat perdesinde dans eden ruhlarımızın ağıtı\nYalnız ve de kaybedilmiş anların üzerine\nBeraberce bir ritüelin en sade ve derinliklerinde\nKimselerin kabul edilmediği teklikte\nKırmızı gül siyah şalıyla halkalar çiziyor\nAldırmadan bülbülün zikzaklarına\nGözleri kayıyor gökyüzünden yıldızlara\nEllerinde şekilleniyor semanın her zerresi\nBulutlar ufalanıyor duvağının üzerine\nBir name tutturuyor rüzgâr cömertçe\nTebessümü ısıtıyor her yanı\nAyakları bir perinin büyüsünde akıyor sessizce\nYeryüzü sema ediyor sanki peşi sıra\nKırmızı gül siyah şalıyla halkalar çiziyor\nSular kabarıyor coşku akşamında naz makamında\nGüneşin gözleri gözlerimde kamaşıyor \nKırmızı gülün dallarına tutunuyoruz\nYolumuz arıyoruz kaybetmişliğimizde\nUzanıyoruz en tutulmazlığına anın \nDüşünceler dilberini umursamadan, \nSonunda çıkıyoruz yolculuğa güneşe değil\nGüneşle, sevişerek günün koynundan akan kelimelerle\nHaleler peşi sıra \nKırmızı gülün şalından çıkan halkaların.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Kayıyor",
        "poet": "Erdal Ceyhan",
        "poem": "\n\nHayatın kayıyor bir ince\nDüzlem üzerinde\nHiç kimseye belli etmeden\nÖlüyorsun\nBu bir intihar değil\nBiliyorsun.\nVücudun yavaş yavaş\nGençlik şarkılarına “elveda” diyor\nÖrneğin, futbol oynayamıyorsun\nGenç kızları görünce, iç çekiyorsun\nBir şeyler oluyor\nOğlum Mehmet, ölüyorsun\nYavaş yavaş geberiyorsun\nToprak göründü gözlerine\nNo7lur yeşil çimenlere iyice yapış\nGökyüzüne bir kez daha bak\nBir kez daha bak sevdiğinin yüzüne\nÇünkü dünya kayıyor\nTopraklar kayıyor\nDenizler öyle\nBalıklar öyle\nVijdanın hayatı da öyle\nÖyleyse bizden sonra kim kalacak\nAllah baba kimi cehennemde yakacak\nHerkes gittikten sonra\nKim kapıya kilit takacak? \n\nHayatımız kayıyor\nAk kara derken\nPembe rengi hiç görmeden\nUzun ince bir düzlem üzerinde\nBir çocuk parkında belki\nDaha beş yaşında\nKayıyorsun annenin ellerinden\nBilinmez kuytulara.\n\nFeryat,figan..\nGeri getirmez akan suları\nYüzmediğin.\nGeri getirmez çalan saatleri\nSevmediğin.\nFeryat,feryat,aman! \nYarabbi! \nToprak ana ne yaman.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Kendisi",
        "poet": "Murat Yakıcı 1",
        "poem": "\n\n\tHayatın  kendisi\n\n\tHayatın taa… kendisidir\n\tBizi besleyen\n\tYontarak ömrümüzü.\n\tEriyen demirin,\n\tCan bulması\n\tBaşka bir nesnede.\n\tSeslerin! burdayız,\n\tOnurumuzla yaşayacağız \n\tDeyişi.\n\tBir ananın düşük yapması,\n\tUfak yaşta\n\tÇalıştırıldığı tarlada.\t\n\tYırtık potini,\n\tÇamura bata,bata \n\tGiden öğrenci.\n\tHayatın taa… kendisi,\n\tTüm bu zıtlıkların\n\tÖzeti.\n\n\t04/02/11-ADANA&MURAT YAKICI\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hayatın Kıyısı",
        "poet": "Necla Kurt Kardelen",
        "poem": "\n\nYorgun düşmüş cılız bacakları\nRüzgar esdikçe sarsılıyor bedeni\nDarbesi var dil yarasından \nUmutsuzca tutunuyor hayatın kıyısından\n\nÖfkesini çekiyor sineye suskun\nYalancı gülümsemesi var  oysa ağlıyor\nYenilmiş kadere  yüreciği kanıyor\nKırık dala tutunuyor çaresiz\n\nHayat acı hayat talı bilene\nPara para,para sefa sürene\nAttan düşüp merkebe ters binene\nİnce ince akıyor gamsız kedersiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Manasını Yakalayabilmek İçin; Çok Çok Kitap Okumalıdır! . =000.000.005 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n= TOLSTOY = 000.000.005 = ALTIN KALEM YAYINLARI =\n\n“KREUTZER SONATI” Adlı Kitaptan Kısa Bir Anlatı:\n\n{…+.+.+…} ev hayatının huzuru içinde dinlenir, kendisini yazılarına verirdi. {…+.+.+…} (012/01)  02.10.2009 01:46:42\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Manasını Yakalayabilmek İçin; Çok Çok Kitap Okumalıdır! . =000.000.010 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n= TOLSTOY = 000.000.010 = ALTIN KALEM YAYINLARI =\n\n“KREUTZER SONATI” Adlı Kitaptan Kısa Bir Anlatı:\n\n{…+.+.+…} “evlilik, bir yakınlıkla, sevgiyle, duygularla tamamlanmalı; yani, ancak bu durumda kutsal bir şey sayılabilir; yoksa, anlayış, sevgi üzerine kurulmamış bir evlilik ahlaki bir bağ sayılmaz..” (033/11)  02.10.2009 02:05:49\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın kuzey kutbundasın Günaydın",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nHayatın kuzey kutbundasın günaydın...\n\nGünaydın ışık ve deniz kardeşim sürgündesin\nGünaydın tembel seccade\nRengini çalmış karanlık\nGünaydın şaşkınsın şadırvan...\nBir ağaçtan daha sahipsiz insan günaydın\n\nGünaydın gönlüm\nHayatın kuzey kutbundasın \nDili buz tutmuş kuş gibisin\nGüzel kuşlar güzel sahillere göçtü\nHayatın kuzey kutbundasın\n\nBir göç zamanı\nKuşlar gibi\nGöçelim bizler de aşkın sahiline\n\nÇalsa saat\nGöçsek aşkın sahiline\n\nŞu güneşin batışına bak \nBeni görmekten utanmış güneş\nBak güneşin doğuşuna\nKırgın  bana...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Manasını Yakalayabilmek İçin; Çok Çok Kitap Okumalıdır! . =000.000.009 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n= TOLSTOY = 000.000.009 = ALTIN KALEM YAYINLARI =\n\n“KREUTZER SONATI” Adlı Kitaptan Kısa Bir Anlatı:\n\n{…+.+.+…} “Bu gibi insanların anlayamadıkları asıl sorun, aşksız bir evliliğin gerçek bir evlilik olamayacağı…” diye sözlerine devam etti. “Evliliğe kutsallık veren, aşktır. Ancak böyle bir aşkla kutsallaşmış evlilik gerçek evlilik olabilir.” (031/05)  02.10.2009 02:02:57\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Manasını Yakalayabilmek İçin; Çok Çok Kitap Okumalıdır! . =000.000.007 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n= TOLSTOY = 000.000.007 = ALTIN KALEM YAYINLARI =\n\n“KREUTZER SONATI” Adlı Kitaptan Kısa Bir Anlatı:\n\n{…+.+.+…} Bütün yolculuk boyunca yol arkadaşlarıyla tanışmaktan, ya da herhangi bir ilişki kurmaktan titizlikle kaçınmıştı. {…+.+.+…}  (020/01)  02.10.2009 01:54:19\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Maratonu",
        "poet": "Enis Özel",
        "poem": "\n\nGerçek\nHayat, savaş\nMücadele\nBittikçe başlıyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Mucizesi Aşktır",
        "poet": "Serdar Arı",
        "poem": "\n\nAllah'tan bir mucize bekliyordu; \nAşk... var ya daha ne olsun,\nBilmiyordu! \nZira kördü sağırdı kalbi anlamıyordu ve aklını işletmiyordu.\nAŞK HAYATIN MUCİZESİDİR...\nCennetin kokusu varlığının kanıtı, başka diyarın duygusudur aşk...\nEvrenin sırrıdır aşk; \nEn büyük nimet aşk,\nEn büyük ibadet aşk,\nEn güzel şey aşk...\nAşk güzeldir, aşık/insan aşkla güzelleşir...!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HAYATIN NAMLUSU",
        "poet": "Deli Kız",
        "poem": "\n\nBİrgun hayatın namlusundan cıkıp kalime multeci olursan\nNefessiz gecelerıme bir bugu kıvamında dolarsan\numudumla cizdiğim gönül karikaturumde başrol oynarsan \nişte o zaman bırakıcam bu meleti\n\nSesınle ruzgarlara yoldaş olursan\nbir nihavent gıbı....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatin nehri",
        "poet": "Yüksel Akkas",
        "poem": "\n\nAkintiya birakmisim kendimi\nNereye suruklerse oraya gidiyorum\nKendimde degilim sanki\nYasantimin hic bir anlami yok\nBir soluk sevgi kaldi icimde\nOnuda sen bitirdin\nHer ayrilikta bir goz yasi akittim\nSimdi goz yaslarimin icinde, \nBoguluyorum sanki\nSuruklenip gidiyorum hayatin nehrinde\nTaslara, kayalara carpiyorum\nCarptikca butun vucudum aciyor\nHic aldiris etmesemde\nAgliyorum kendi kendime\n\n27 Kasim Pazartesi 2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Önemi",
        "poet": "Gülçin Şahin",
        "poem": "\n\nHasta olmak,hayatla mücadele etmek ne kadar zor\nSağlığımızın kıymetini bilelim\nDoktordaydım bugün,annem hasta\nAğlıyor karşımda\nAğlamamak için kendimi zor tuttum,güçlü olmalıydım karşısında\nHayatın gerçekleri yine karşımda\nDolaşıp duruyorum hastanede hasta dolu sevgiye muhtaç,yardıma muhtaç\nBir gün bizde hastalanacağız,genç kalmıyacağız hepimiz\nHepimiz bu sahnelerden geçip,hayatın gerçek yüzüyle karşılaşacağız\nHayatımızın değerini bilelim\nAnnemizin,babamızın değerini\nOnları üzmeyelim,dualarını alalım\nOnlar bizi dünyaya getirdi,onlar bizi korudular, yaşama bağladılar\nYaşam bir su gibi geçtiğini hastanede gördüm\nHayatın ne kadar değerli olduğunu,yaşadığım için ne kadar şanslı olduğumu düşündüm.\n\nHasta olmayalım,sinir stresle uğraşmayalım\nHayatı toz pembe görüp,rüyalara dalalım\nYaşam bu,çok çok değerli\nOlanağımız varsa hiç durmayalım\nAkan çeşmelere bırakalım sıkıntıları\nAtalım iç dünyamızdan,hoş kalalım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Nöbetini Tutan Kadınlar, İnanç Ve John Fowles...",
        "poet": "A. Esra Yalazan",
        "poem": "\n\nSarp, kurşuni kayalıkların üstünde durup doğal bir zümrüt taşı gibi parlayan denize bakarken zihnimizi kamaştıran düşünce parçacıklarının tutsağı olduğumuzu düşünüyordum. Etrafımızda gördüğümüz her yeni görüntü, nesne, ses insan bize diğerlerini hatırlatıyordu. Sadece uzaktan boğuk bir keklik ötüşünü duyabildiğim dik yamacın kenarında durup ıssızlığı dinlediğim o birkaç dakika içinde, geçmişten, gelecekten kopuk ‘özgür’ bir hayat sürdürememenin ne kadar zor olduğunu hissetim. Dünya susmuştu. Böcekler bile çıtırdamıyordu. Fıstık çamlarının, fundalıkların, yabani fıstık ağaçlarının, katırtırnaklarının, vahşi kırmızı gelinciklerin arasından geçip deniz kıyısına yürürken hep o kadının yüzü gözümün önündeydi. Romandan uyarlanan film nedeniyle John Fowles’un gizemli karakteri Sarah Woodruff’u canlandıran Meryl Streep’i uzun, siyah kıyafetiyle, soluk yüzüyle gördüm. Mavimsi kayaların üzerinde, Manş Denizi’nden gelen rüzgârlara karşı durmuş, patlayan dalgaların arasından güneşin erittiği ufka bakıyordu. Hiç gelmeyecek olan bir adamı bekleyen, mutluluğunu kendini anlamamasına bağlayan, utancıyla evlendiğini söyleyen esrarlı bir kadındı o. Fowles’a göre melankolinin kucağında huzur bulabilen Sarah, insanları görünmek istedikleri gibi değil, oldukları gibi görebiliyordu. \n\nYazarın en çok sevdiği karakterlerinden biri olan o kadını hatırlamak biraz ruhumu sıkıştırdı. Yıllar evvel kitabı okuduğum döneme ait sisli bir geçmişin içinde kayboldum bir süre. Kitabın eski bir baskısını hediye eden arkadaşım benden epeyce büyüktü. O yıllarda bazı kitap kapaklarının fotoroman gibi yapıldığını keşfedince epey gülmüştüm. Okuyunca kitabın edebi ağırlığıyla hiç örtüşmeyen romandan hafızamda kalanların beni değiştirdiğini, ‘inanç’, ‘tutku’, ‘ahlak’ gibi kavramları tekrar sorguladığımı hatırlıyorum. Büyük romanlar, filmler biraz böyle değil midir zaten? O kitabı okuduktan, o filmi izledikten sonra hayatın artık eskisi gibi devam edemeyeceğini içgüdülerinizle anlarsınız. Kitap sizi içine alabilirse etkisinde kaldığınız o ‘hayaletlerden’ ömür boyu kurtulamazsınız. Charles gibi ‘yasak’ bir kadının peşinden giden inançlı bir erkek ya da tutkuları yüzünden günah işlediğini düşünen bir kadın olabilmek, bildiğiniz hayatın dışına çıkmak, sizi tanıyan ‘sıradan’ insanlardan bir süreliğine uzaklaşmak, onlar gibi unutulmayan ihtişamlı kahramanlar olmak istersiniz. \n\nO İRLANDALI KADINI KISKANDIM... \n\nYazar, kurguyla gerçeğin ahenkli uyumuna inandığı için son yıllarını yaşadığı Lyme Regis’de bu romanı yazarken Sarah’ya benzeyen bir karakter arayıp durmuş. Sonra o aradığı ‘hayaleti’ Essex’te bulmuş. Roman taslağını anlatmak için tanıştığı İrlandalı kadını kıskandım doğrusu. İtiraf etmeliyim ki bazı istisnalar dışında ben yazarlarla tanışmak, biraraya gelmek fikrinden pek hoşlanmam zira tecrübelerim ve hayatlarını okuduklarım sayesinde haklarında epey bir fikrim oldu. Ama o huysuz, yabani adamla edebiyat, hayat, kader, din, kadınlar, erkekler ve her şey hakkında konuşabilmeyi istedim. Onun bu tür ‘okuyucu’ dileklerinden nefret ettiğini, kolay röportaj vermediğini bilmek beni daha çok kışkırtıyordu üstelik. Hayalimde, onun ormandaki loş evine gidip o uzun gümüşi sakallarının arkasına gizlediği ince dudaklarına, derin yüz çizgilerine, küçük, alaycı gözlerine bakarak herkesten çok sevdiği karakterleri hakkında konuşuyordum. Öldüğünü duyduğum günü hatırlıyorum. Sonbahardı. Karnımda tuhaf bir cızırtı olmuştu. \n\nFowles da kahramanı Charles gibi gerçeğin hiçbir zaman bilinemeyeceğine inandığı için belirsizliğin şehvetini Tanrı’da değil doğada keşfetmişti. “Yazarken tanrıcılık oynuyorum” diye tarif ettiği en esaslı romanı Büyücü’yü yazarken Yunanistan’ı ve Ege’yi anlatan yüzlerce eşsiz tasvir yapabilmesinin sırrı, edebiyatta zengin bir dilin gücüne ve kalıcılığına inanmasında saklıydı sanırım. Biraz küçümsediği ‘insan’ denilen varlıktan uzak, tabiatın içinde münzevi bir hayat yaşamayı tercih etmesinin sebebi de gerçeğin ötesini görebilmek için ‘gerçeklerden’ kaçma saplantısıyla ilgiliydi belki. \n\n‘FRANSIZ TEĞMEN’İN YOSMASIYIM...’ \n\nBenim hüzünlü bir film karesi vesilesiyle hatırladığım Fransız Teğmen’in Kadını’nı sadece ‘aşk’ romanı diye tanımlamak haksızlık olur. Fowles, bu romanda sadece aşkı ve inancı değil Viktorya Çağ’ının ahlak anlayışını, farklı sınıfların yaşam biçimlerini, toplum baskısını, taşra hayatının çiğliklerini ve hala tartışılan Darwin’i de sorguluyor. \n\nSeyahatten dönünce kitabı biraz karıştırdım. Sarah ile ilgili okuduğum bölümler, severken karşılığında ne istediğini bilmeyen, ‘doğuştan suçlu’ hisseden kadınların iç burkan, çaresiz teslimiyetlerini düşündürdü bana. Onlar benim için, insanlar bir yerlere doğru sürüklenirken hep hayatın nöbetini tutan kadınlar oldular: “Ben hiçbir zaman bir koca, çoluk çocuk bilmeyeceğim; başka kadınların yaşamlarındaki masum mutlulukları tadamayacağım. Onlar da benim bu suçu neden işlediğimi hiçbir zaman anlamayacaklar. Bazen onlara acıyorum. Onların anlayamayacağı bir özgürlüğüm varmış gibi geliyor. Hiçbir sövgü, hiçbir sitem bana işleyemez artık. Kendimi bu sınırların ötesine çıkardım çünkü. Ben bir hiçim. İnsan bile sayılmam. Fransız Teğmen’in Yosmasıyım.” \n\nBu satırları içtenlikle okuyan herkes o kadının gerçekten öyle hissettiğine inanabilir. Ama ne tuhaf ki araya girip okurla konuşmayı seven Fowles, size ilerleyen sayfalarda o esrarengiz kadının bir yosma olmadığını, onun derin karanlık dünyasına ve atmosferin gizemine çok zarar vermeden anlatır. O vakit kendisine ‘neden ben olarak doğmuşum’ diyen o ‘delinin’ ne hissettiğini, dünyanın uçurumundan aşağıya nasıl baktığını daha iyi kavrarsınız. Fowles, gerçekten büyücü gibi bir yazar. Sıradan taşralı bir kadından, edebiyat tarihinin en zeki, gizemli karakterlerinden birisini yaratmak pek kolay değil. İşte o tariflerden birisi: “Kof bir iddiayı, ağızdan dolma bilgiçliği, yanlış bir mantığı hemen seçiverirdi. Daha incelikli, elle tutulmaz yollardan da insanların iç yüzünü görebilir ama bunu nasıl yaptığını sözle anlatamazdı.” \n\nİNANÇ GÖREMEDİKLERİNİZE İNANMAKTIR \n\nBir gece birlikte olduktan sonra peşine düştüğü kadını sevme hayaline kapılarak kendini unutan Charles’tan daha çok etkilenmiştim sanırım: “Bazen eski bir katedrali ya da sanat galerisini gezerken bir an için Sarah’yı yanında düşünüyordu. Böyle bir dakikadan sonra yanında olsanız onun omuzlarını dikleştirerek derin bir soluk aldığını görebilirdiniz. Genç adam gerçek Sarah ile düşlerindeki Sarah’yı birbirinden ayıran sınırı artık kesinlikle bilemez olmuştu.” \n\nBirkaç gün sonra romanla ilgili başka bir bilgiye ulaşmaya çalışırken benim eski kitabımda olmayan şu cümleyi buldum: “İnanç, göremediklerinize inanmaktır, bu inancın ödülü ise inandıklarımızı görmektir.” Belli ki benim ‘fotoroman’ kapaklı versiyonda bazı bölümleri atmışlar. Müstehzi bir tebessüm yerleşti yüzüme. Kitabı bana hediye eden ihtiyar, o cümleyi okuyamamıştı. Yıllardır görmediğim o adamla tekrar karşılaşırsam kulağına bu cümleyi fısıldamak isterdim: İnanç, göremediklerimize inanmaktır...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Oyunları",
        "poet": "İrfan Kayagil",
        "poem": "\n\nSırrı verirsen ele\nHerşeyin gider sele\nCanan bildiğin bile\nSatar seni ecele\n\nHayatın oyunları\nUnutursan bunları\nDostum, dostum diyerek\nKurt yerdi koyunları.\n\nAnkara 2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın rengi",
        "poet": "Murat Ömer İlhan",
        "poem": "\n\nAksırık ve tıksırıkların altında bir bir nefes alamadığımı,\nManalı sözlerden uzak tutmak çocukları kirlenmesinler diye, \nAnlamasınlar ihanetini yeryüzüne ve insanlığa,\nSöylemesinler kimse onların neye koştuğunu, \nbırakın kendileri bulsun hayatın rengini \n\nMavi yorganlar altında yangınları görmesinler,\nGörmesinler Sivas kırmızısı alevleri ve dizeleri,\nMahkemeleri izlemesinler çocuklar,\nÇocuklar oynasınlar, \nBırakın kendileri bulsun hayatın rengini,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın rengi",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nturuncuyu \nrenk eylemiş kendine\nve eflatunu\nmaviyi\nmistik\ndingin\ngün batımı anlatımlı\ntüm özgürlüğüyle\n\nAralık 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın önemi",
        "poet": "Hüseyin Bacanak",
        "poem": "\n\nNe önemi var ki görünüşün,\nKalbinde imanı yoksa insanın.\nBir gün ak düşer siyah saçlara,\nSolar maviliği güzel gözlerin.\n\nUzun kirpikler dökülüverir,\nHilal’dir kaşlar yerinde durur.\nGamzeli yanaklar pembedir ama,\nSarkar çene altı üzüntü verir.\n\nBel bükülür dizler taşımaz olur,\nEller titrer bir kaşığı zor tutar.\nKulaklar ağır duyar sesleri,\nGözler dostlarını tanımaz olur.\n\nBir hoş seda bıraktıysa dünyada, \nEn büyük serveti budur insanın.\nGüzel amel yapmadıysa hayatta,\nNe önemi var, mülkün paranın.\n\nUyan insan oğlu vakit geçirme,\nYönel hak yoluna tövbeni eyle.\nDünya malı kalmadı ki kimseye,\nAhret azığını fazlaca eyle. \n\n    08/12/2005- ANKARA\n\nŞiirlerimin kayıt belgesi vardır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Resmi",
        "poet": "Erdal Akkoyun",
        "poem": "\n\nOkuyorum gözlerimle\nResmin yayılıyor zihnime\nSahneler geçiyor buğulu\nYaşananlar bir bir hızla\nAcılar ve mutluluklar\nKolay fotoğraf kareleri\nOluşan simetrik enerji dalgası\nBeynimizin hediyesi bize\nAnlayamadığımız\nAncak sorgulamadan yaşadığımız\nIşığın renkleri beraberinde\nBasit doğa kanunları olarak\nAma bir o kadar anlaşılmaz\nİstemeden sahip olduğumuz\nKaynağı belirsiz mucize\nKana kana içtiğimiz\nİçtikçe şifa bulduğumuz\nHayatın sunduğu sonsuz eğlence\nSadece bunları anlayabilen \nAnlamayı seven bize\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın özü kitap",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nİnsanın kırk yaşına kadar olan,\nHayatı sanki bir büyük kitaptır.\nOndan sonrası ise keder olan,\nEleştirdiği kitaba hitaptır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın satır aralarında tahayyül ederken!",
        "poet": "Mustafa Cilasun",
        "poem": "\n\nYaratılışımız bir aşk hikayesidir\nAllahtan geldik, O’ndan ayrıldık ve yine O’ na döneceğiz\nAşk, aslımıza olan özlem ve onunla bütünleşme çabası manasına da gelir\nBir anlamda kendimize/ bütünlüğümüze sevgidir aşk, profan algı, aşkın kaynağını burada görmediği için onu dünyevileştiriyor\n\nVarlık, varlığa dair fani olan beden\nAşkın objesi yapılıyor ve doğal olarak cinselliğe indirgeniyor\nAşkın büyük hakikatlerden biri olduğu nedense hakkıyla idrak edilemiyor\nAllahın kainatı yaratmayı arzulaması ve bunu sevmesi, varlığın ilk sebebinin sevgi/ aşk olduğu anlamına geliyor\n\nVarlığa ait ve birbirinden ayrı cüzler\nArasında fevkalade kuvvetli bir çekim var, kainatta sari bir aşk hali var\nAşk, bir birinin uzağına düşmüş parçaları bir araya getirir,biz buna vuslat diyoruz\nAşkın şiddeti, parçaların bir birine olan uzaklığı nispetinde artar, kişinin O ‘ na uzaklığı nispetindedir\n\nAşk bahsinde hep şu ayrım yapılır\nİlahi aşk, mecazi aşk, arifler böyle bir ayrımın olmadığını söylerler\nHefefi ne ve kim olursa olsun, aşk üzere gerçekleşen şey mahiyet olarak hep aynıdır\nDeğişen maşuktur; maşuka yönelmenin mahiyeti değişmez, kimler yıllarca faniyi idealize ederek aşık olur\n\nAşk, bir derttir, söyletir\nŞiir edebiyatın bir üst dilidir, edep, bir tür yoğurma ve terbiye tarzıdır\nEdebiyat ise edep ile birlikte anılıyor, dolayısıyla şiirinde edebi muhakkakki olmalı\nKavuşma arzusu, aşk olarak belirlendikten sonra, vuslat gerçekleştiğinde arzudan doğan acı/ aşk kalmaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Son Deminde Gelir Karanlık",
        "poet": "Nadir Çetintaş",
        "poem": "\n\nHayatın boyunca üstesinden geldiğin karanlık\nİnsan oğlu her seferinde olmak istedi bir aydınlık\nKainat güzelleriyle kainat kalabalık\nHayatın üstesinden gelebildiği karanlık\n\nİnsanın olmadığı yerdedir,İnsan gelince içine çekilir\nYalnızlığın kadifesidir,Polyanna nın kahpe düşmanı\nKara ile beyazın akranı,çok iyi verir hakkını\nKalleşliğin düşmanı,insanlığın üstünden geldiği karanlık\n\nİsteyen içine çekilir diyerekten içine çekilir\nBilmezlerki içindeki karanlık çilesidir\nTaakatsizliğin bilmecesidir\nBaabından geçememesidir\n\nBuralarda demirini vurdu artık yalnızlık\nEtrafıma baktım herkes böyle çok yazık\nSanırsam hayattan yedik çok büyük bi kazık\nNe yazıkki şimdi anladım” Hayatın Son Deminde Gelir Karanlık”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Son Rengi",
        "poet": "Ali Ayyıldız",
        "poem": "\n\nGün gelir hayatın son rengi de silinir\nTozpembe yaşantın gün olur biter\nBir şey kalmaz içinde bir bir silinir\nGüzelden yana her şey gün olur biter\n\nNe bir dost bulunur ne de bir yaran\nAğlasan da gözyaşın içine akar\nArarsın bulmazsın halden anlayan\nGüzel günde bulunan dostluklar biter\n\nİş işten geçer geri dönülmez\nO andaki halini hiç kimse bilmez\nSel olur gözyaşın bir türlü dinmez\nGün olur anlarsın bu gençlik biter\n\nBir çare ararsın bulunmaz inan \nHayaller gözünde canlanır her an \nHer taraf karanlık olduğu zaman\nYardımına uzanan dostluklar biter\n\nGel gör ki halin pek yaman olur\nElinden tutacak dostlar yok olur\nYanar yüreğin yanar kor olur\nHayaller, sevinçler, sevgiler biter\n\nNe yazık giden ömür bir daha gelmiyor\nSon pişmanlık hiçbir fayda vermiyor\nO gençlik hevesleri hiç gözünden gitmiyor\nÖmür biter, gençlik biter, sevgiler biter\n\nHayatın son rengi, ağlatır seni\nHayatın son rengi, yakar içini\nDüşününce o giden gençliği\nHaline ağlarsın ümidin biter\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Tadı",
        "poet": "Nuran Karaca",
        "poem": "\n\nBazen de; \nhayatın tadına varmak demek; \ndolaştığın hiç bir kır da\nbahçe de rastlamadığın; \nisimsiz bir çiçeğin varlığın farkına varmak\nve onun kokusuyla ruhunu canlandırmaktır.\n\n15:59 06.12.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın üçün cü gözü(hasan) (..)",
        "poet": "Hasan Cangir",
        "poem": "\n\nHayat bir ürpertidir \nKuytularımda \nHayat ayak sesleri \nUykularımda \n\nHayat bir özleyiştir \nUmutlarınla \nSırları gizleyiştir \nKuşkularınla \n\nBir kapı açılır \nYüzün görünür \nHayat yanılgıdır \nDuygularında \n\nBir heyecean bir telaş \nBir oyun binbir gece \nSevgililer sahnede \nBir karışık bilmece \n\nÇok uzak anılar \nÇocukluğumuz \nİlk öpüşün coşkusu \nUnuttuğumuz \n\nHayat bir aksiseda \nUçurumlarda \nDağılır paramparça \nKarşı yarlarda \n\nBir üçüncü göz gerek \nHayat sevgidir \nÇöz artık gözlerini \nOyun bitmiştir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Üçüncü Gözü",
        "poet": "İlhan İrem",
        "poem": "\n\nHayat bir ürpertidir\nKuytularımda\nHayat ayak sesleri\nUykularımda\n\nHayat bir özleyiştir\nUmutlarınla\nSırları gizleyiştir\nKuşkularınla\n\nBir kapı açılır\nYüzün görünür\nHayat yanılgıdır\nDuygularında\n\nBir heyecean bir telaş\nBir oyun binbir gece\nSevgililer sahnede\nBir karışık bilmece\n\nÇok uzak anılar\nÇocukluğumuz\nİlk öpüşün coşkusu\nUnuttuğumuz\n\nHayat bir aksiseda\nUçurumlarda\nDağılır paramparça\nKarşı yarlarda\n\nBir üçüncü göz gerek\nHayat sevgidir\nÇöz artık gözlerini\nOyun bitmiştir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Tadı",
        "poet": "Adnan Şahin",
        "poem": "\n\nSanki yeni doğmuş ilk adımdayım\nKırkiki yaşında hayatın tadındayım\nDilerim dostlarım sizde öyledirsiniz\nBen neşemin,taa neşe catı katındayım\n\nGülen yüzde gamzemiz eksik olmsın\nKötü art niyetliler aramıza  dolmasın\nDilerim Allah’tan mutlu olalım hep\nDünyada muradını almayan kalmasın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Volesi",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nıskalamamalı hayat\nciddiye alınmalı \nyoksa volesi sert olur\n\nHaziran 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın Veresiyesi Yok",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nBoyasına güvenirse, hiç güneşten korkmaz   halı.\nPaslı kalpler gacırtıya  açık, nağmeye kapalı.\n\nKıskanmıştır gülleri her zaman, zaten   karaçalı.\nGölgesi de eğri olur,  eğriyse gövdesi dalı.\n\nHayatın veresiyesi yok,  hep peşin satar malı.\nAlasıyası var,  dolu dolu; peşin yaşamalı.\n\nPeşin yaşamak kârlı iş, doluluk boş  olmamalı.\nÖlüm ebede son geçiş, isyan ömre dolmamalı.\n\nDeryalar  buz tutmuş, sevgi  gemisiyle  açılmalı.\nYaralı gönüllere tuz basıp, sevinçler saçılmalı.\n\n \n13 Nisan 2004 Salı,  Danimarka-Køge 23.41\n8+8\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatına kastetme-depresyondan kurtulun İçinizden atarak-saygı sevgiyle dolun",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nEğer yakalandıysan-üzme sakın canını\nHuzur ve esenliğe-dönüştür her yanını\nOlumsuz düşünceyi-olumlu hâle getir\nSağlık esenlikle dol-hastalığını bitir\nHayatına kastetme-depresyondan kurtulun\nİçinizden atarak-saygı sevgiyle dolun\nSize enerji veren-insanlarla konuşun\nNe yapacağınızı-onlar ile danışın\nAsla negatif değil-pozitif olan bakış\nSize yardımcı olur-yaz sonbahar ile kış\nHayatına kastetme-depresyondan kurtulun\nİçinizden atarak-saygı sevgiyle dolun\nDikkatinizi ölçün-cana yardıma gidin\nKaramsarlığı bırak-üzüntüyü mahvedin\nHer gün fizik eksersiz-yapın çıkın kırlara\nBöylece kurtulursun-içinden kalkar yara\nHayatına kastetme-depresyondan kurtulun\nİçinizden atarak-saygı sevgiyle dolun\nFarklı şeyleri yapın-gidin yeni yerlere\nÇevreden uzaklaşın-zarar gelemesin ere\nBaşka proje başlat-olmalı eğlenceli\nYukarıya kaldırın-kolları ile eli\nHayatına kastetme-depresyondan kurtulun\nİçinizden atarak-saygı sevgiyle dolun\nYazı yaz şiir oku-kalem ile resim çiz\nÇok mutlu bir insan ol-sende kalmasın bir iz\nÖnem ver insanlara-katıl şu topluluğa\nHuzur mutluluk gelsin-yetişen bütün sağa\nHayatına kastetme-depresyondan kurtulun\nİçinizden atarak-saygı sevgiyle dolun\nBütün vücudumuzu-bu kötü hastalıktan\nBirlikte kurtulalım-ayrılmayalım haktan\nÖğretmen Hasan söyler-anlatır depresyonu\nİçimizden tamamen-atmalıyız biz onu\nHayatına kastetme-depresyondan kurtulun\nİçinizden atarak-saygı sevgiyle dolun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatının Dur Tuşuna Bas",
        "poet": "Serdar Arı",
        "poem": "\n\nDünyanın PAUSE tuşu içinizde hatırlatırım! \nSık sık kullanmanız önerilir; BASIN şu tuşa artık! \nAHİRET zerre içinizden geçmiyor! \nBen sizin hepinizin AYNASIYIM! \n\nBoyları var cüceler sanki,\nEvlatları var kısırlar sanki,\nAkılları var ahmaklar sanki,\nKalpleri var taş sanki,\nGözleri var kör sanki,\nKulakları var sağırlar sanki,\nParaları var fakirler sanki,\nSağlıkları var hastalar sanki,\nHer şeyleri var hiçler sanki!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatına Uygun",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nAlaca, rengarenk.\nAlacalı bir kumaş.\nAlacalı bulacalı.\nÇok karışık ve\nÇiğ renkli,\nAlaca bulaca.\nOğlanlar, alacalı bulacalı,\nKareli gömlekler giymişlerdi.\nAlacalı olma durumu.\nRenkli ve renksiz\nKılların bütün vücutta\nDüzenli biçimde dağılmayarak\nBüyük ve küçük\nParçalar halinde\nBirleşmesiyle meydan gelen\nBir at donu.\nHercai menekşe.\nBenekli sansar türü.\nRengi kızıla yakın\nBir çam türü.\nÜzeri dal ve\nHasırla örtülmüş\nKulübe, çardak.\nKeçeden yapılan çadır.\nFrenklerin töre, adet ve\nFrenklerle ilgili,\nAlaturka karşıtı\nAlafranga yemek.\nAvrupa kültürüne \nÖzgü olan.\nAvrupa uygarlığını benimsemiş,\nAvrupa eğitimiyle\nYetişmiş kimse.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatını Tozlu Raflarda Okuduğum...",
        "poet": "Emre Erdoğan",
        "poem": "\n\nne kadar aciz olduğumu unutup \nbir posta yolluyorum sana, bir mektup\n\nne kadar günahkar olduğumu biliyorum\nher şeye rağmen senden özür diliyorum\n\nYa Rasulallah hayatını tozlu raflarda okuduğum\nözlemini sevgimle kalbime dokuduğum sensin...\nilk zamanlar Muhammed diye seslendiğim\nsenin gibi olmak için heveslendiğim sensin....\nsebebini bilmeden adını göğsümde sakladığım\nyine sebepsiz mutluluğumu üzerine yüklediğim sensin\n\nsen ki bir mağaradan cihana nur yağdıran peygamber\ngel ümmetin seni özler...\n\nYa Rasulallah hassasiyette zariflerin en zarifi\nbütünüyle nezaketin tarifi sensin\nkainatın asırlara meydan okuyan cevheri\nAllahın habibi ve son peygamberi sensin\nkaranlık günlerimin feneri\ngalibiyet yüzü görmemişlerin zaferi sensin\n\nsen ki uğruna başlar feda peygamber\ngel ümmetin seni özler\n\ntaş kalpleri yıkan bir vaveylasın\nvaveyla az gelir ondan da alasın sen\neşini bulamadı insanoğlu teksin\nruya değil masal değil gerçekten de gerçeksin sen\n\ntüm kuşkulu şeylerin burhanı\ndünya denen devletin sultanı sensin\nbu mücrim bu vefasız bu haddini bilmez aşığa\nsende etmezsen kim şefaat etsin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatınız Çok Mu Karanlık?",
        "poet": "Şamil Akay",
        "poem": "\n\nHayatınız çok mu karanlık? Yorucu, sıkıcı, hüzünlü, boş ve acı verici. Durmadan beyninizin içini kemiren sorular. Bıkmadan yorulmadan sizi kovalayan hayat hırsızları. Kim mi onlar? Dertler. Kim mi onlar? Acılar. Ne mi çalıyorlar sizden? Ömrünüzü. Tam kurtuldum derken yine paçanızdan tutup aşağıya çekiliyorsunuz. Karanlığa. Dibe. En dibe. İnsan hiç karanlıkta boğulur mu? Boğuluyor işte. Nefes almakta güçlük çekiyorsunuz. Kalbiniz ağrıyor değil mi? Şimdi “O”nu düşünün. “O” dediğimde her birinizin aklına başkası geldi. Kiminin annesi, kiminin babası, kiminin kardeşi, arkadaşı, can dostu, sevgilisi, kimininse kaybettiği “O” kişi. Başrol farklı, oyun aynı. “O”nu düşününce birden düşünceleriniz değişti mi? Karanlığın içinden süzülen bir ışık parçası gibi çıktı karşınıza. Karanlık bir yolun sonundaki çıkışı gösteren ışık gibi. Sizi çıkardı o dipsiz kuyudan.Ciğerlerinize dolan o oksijenle değil de, “O”nunla kendinize geldiniz. Belki nefret ediyorsunuz ama bir o kadar da özlüyorsunuz değil mi? Buna ister inanın isterseniz de inanmayın, ama siz “O”nun hayaliyle yanarken, o başkalarının yüreğinde serinliyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatla....",
        "poet": "Hatice Eser",
        "poem": "\n\ngel gör bu divaneyi\ngel gör bu mecnunu\nseni her an hisseden biri var\nseni hep düşünen biri var\nhayat bazen üzer insanı \nbazen mutluluk verir\nönemli olan aşkım \nhayatla mücadele edebilmeli\nhayat oyununda kazanan sen \nkaybeden hayat olmalı\nhayat kazanırsa eğer\nyenilmiş olursun sen\nbir düşün çocukken böylemiydik\nhep kazanmak isterdik ya\nbu bizim doğamızda var zaten\nsadece çocukluk inadımızla devam etmeliyiz \ninan sadece bu hayatla başetmek için\nkazanan sen ve ben olduğumuzu düşünsene\nbırak gelsin hayat üstümüze\ninancımız var ya birbirimize\nmutluluk insanın kendi elinde \nya kazanan olup kupayı alan olacaksın\nya da hayatın içinde kaybolup gideceksin\ntercih senin yaşanacaklardan sorumlusun \nunutma................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatla Aramızdaki",
        "poet": "Ahmet Öztürk",
        "poem": "\n\nHastalıklı bir aşktır hayatla aramızdaki\nSonu gelmeyen yenilgiler\nHüsran ve hazla kaynaşmış \nMavi kedi yavrusudur hayatla aramızdaki\n\n(26 Kasım 2005)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatla yarış.",
        "poet": "Hatice Eser",
        "poem": "\n\nhep mutlu oluruz açınca bir bebek gözlerini hayata\nölünce bir yaşlı ağlarız arkasından\noysa tam tersi olmalı \nhayat o kadar acımasız ki\nağlatır insanı\ngüldürürmüş gibi görünür \nacıtır can evimizi\nama herşeyin bir bedeli \nbir de mükafatı var unutmamalı\nben çok acılar gördüm \ndiye başlar dost sohbetleri\noysa her hayat bir roman\nher hayat bir film\nbiz yine de gülümsemeliyiz\nen derinden\nunutmalıyız hüzünleri\nunutmalıyız bizi yaralayanları\nne kadar acımasız olsada bu hayat\nrağmencilerden olmalıyız biz her zaman.\nya hayatın peşinden gideriz düşe kalka ağlayarak\nya hayat bizim peşimizden koşar\nbağırarak....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatlarımız",
        "poet": "Şair Daisy",
        "poem": "\n\nAl işte herşey istediğin gibi\nTüm....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatla Dalga Geç",
        "poet": "Mehmet Akif Tiryaki",
        "poem": "\n\nHayatla Dalga Geç\n\nHafta sonu tatil yap dinlen,\nAma aklı başında planların olsun,\nBulunduğun yere bir, iki saat\nuzaklıktaki yerleri tercih et.\n\nAraç olarak toplu taşımacılığı dene,\naraban o hafta tatil yapsın,\nsen de kitap okur, ağaçları sayarsın.\n\nBir sırt çantası al kendine,\ngeceden hazırla ihtiyaçlarını,\nikişer sandviç ve içeceklerle,\nbir çift spor ayakkabı.\n\nGittiğin yerde yürü dağ tepe,\nen az altı kilometre.\nBir ağacın dibine otur, birşeyler ye.\nBiletin gidiş dönüş olsun.\nMemnun kalmazsan; \nsöyle bana; Aşkolsun.\nAma yanında mutlaka sevdiğin olsun.\n\nErtesi hafta noksanlarını tespit et,\nUstalaş, amacında diret.\nSade birkaç tatili anılarına ilave et.\nProfesyonel tatilci ol, güzel yerler seç.\nHazırlığını yap, hayatla dalga geç.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatmı Bu",
        "poet": "Ramazan Akbaba",
        "poem": "\n\nBu hayat\nİşte bu hayat herşeyin sebebi\nŞu sönen aileler\nYaşanmamış ümitler\nHer insanın hayatındaki soru işaretlerinin sebebi\nİşte bu hayat\nBugulu camlara yazılan hayaller\nGüneşin çıkmasıyla gözden dökülen kelimeler\nTek sebebi bu hayat\nBu Hayat böyle bir hayat işte\nAcısıyla tatlısıyla\nAçılmamış bir kapalı kutu\nGeçmişi sormayan\nGelecegi yalanlayan bir hayat işte\nHep ahlar vahlar çektiren\nGülmeyimi hayır\nAglamayı ögreten\nEtrafı kanlarla sulayıp\nKalplere kar yagdıran bir hayat işte\nİnsanın kalbini çileyle besleyip\nÇıkmaza girince ölümün kucagına atan\nÖl öl diye arkandan bagıran\nGüneşi saklayıp\nKaranlıkta aratan\nHep bir çıkmaz yolu\nHer tünelin sonuna koyan\nO tünelin sonunda yalnızlıga mahkum yapan\nDostlarının aslında bir kukla oldugunu anlatan\nEn  büyük acıyı tattıran\nDeliler gibi yaşadıgımız\nBu nankör hayat işte\nİnsanlarımızmı nankör\nHayatmı tartışılır ama \nTek bir zahir var\nOda hayatın yalan oldugu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatta Ben En Çok Babamı Sevdim",
        "poet": "Can Yücel",
        "poem": "\n\nHayatta ben en çok babamı sevdim. \nKaraçalılar gibi yardanbitme bir çocuk\nÇarpı bacaklarıyla- Ha düştü, ha düşecek...\nNasıl koşarsa ardından bir devin, \nO çapkın babamı ben öyle sevdim.\n\nBilmezdi ki oturduğumuz semti, \nGeldimi de gidici hep, hepp acele işi! .. \nÇağın en güzel gözlü maarif müfettişi, \nAtlastan bakardım nereye gitti, \nÖyle öyle ezber etti\n\nSevinçten uçardım hasta oldum mu, \n40'ı geçerse ateş, çağ'rırlar İstanbul'a. \nBir helallaşmak ister elbet, diğ'mi oğluyla! \nTifoyken başardım bu aşk oy'nunu. \nOhh dedim, göğsüne gömdüm burnumu.\n\nEn son teftişine çıkana değin\nKoştururken ardından o uçmaktaki devin. \nDaha başka tür aşklar; geniş sevdalar için\nAçıldı nefesim, fikrim, canevim. \nHayatta ben en çok babamı sevdim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatta Bu HAYAT'a Misafir Gelmem",
        "poet": "Nazlı Arman",
        "poem": "\n\nBir Daha\nHayatta Bu HAYAT'a Misafir Gelmem\nAdam Gibi Ağırlayamıyor Hep Stres,Hep Kapris\nHiç Konuksever Değil Hep Çalıştırıyor, Hep Yoruyor\nBir de Yüzümüze Gülse Hep Sitem, Hep Gözyaşı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HayatSana Küssede",
        "poet": "Metin Beyazlı",
        "poem": "\n\nHayat sana küssede sen küsme hayatına\nKüsersen hayatına zarar gelir canına\nRabbimin her şeyinde mutlaka hikmet ara\nHer şeyin üstesinden gelinir sabır ile sebatla\n\nHarab olmuş bağları sabır güle döndürür\nYürekteki acıyı ancak sabır söndürür\nGülmeye hasret kalmış yüzü sabır güldürür\nHet şeyin üstesinden gelinir sabır ile sebatla\n\nRabbimin rahmeti bol,açar kapılarını\nDarda koymaz yaratan,el açan kullarını\nBazende sabır ile dener, yüce Rab kullarını\nHer şeyin üstesinden gelinir,sabır ile sebatla\n\nHarab olmuş gönüller güllük gülistan olur\nÇorak olan topraklar rahmet ile can bulur\nRabbimin ikramıyla canlar cananı bulur\nHer şeyin üstesinden gelinir sabır ile sebatla\n\nNe işiniz var ise Rabbim asan eylesin\nNe derdiniz var ise Rabbim deva eylesin\nVermeyince yüce rab buna kullar neylesin\nHer şeyin üstesinden gelinir sabır ile sebatla\n                                                      18.04.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatta herşeye..",
        "poet": "Çiler Göksel",
        "poem": "\n\nHayatta herşeye alışılıyor.Bunu sende biliyorsun.Bu defada yine kalbimde bir parça daha her yıl, her anlam içeren bir yerde, her seninle dinlediğim şarkıda sızlayacak ve kanayacak.Bunu ne sen nede bir başkası bilmeyecek.Bu benim kendimle yaşadığım acı dolu bir ayin olacak.Beni bırakışınla çarmıha gerilecek ruhum.RUHUM, sana olan sevgim sayesinde sen hayatımda yokken bile o acıyı sahiplenecek..\nSonra zaman geçecek.Bir sabah uyandığımdagüneş bir başka gözükecek gözüme yine.Her acıda olduğu gibi, bu acıda kendini eğitecek zamanla.Sonra bir yerde, bir şarkıyla belki iyonlarıma ayrışacağım kendime engel olamadan.O an ne kadar uzakta olursan ol, bir sonraki ana doğru beni toparlayan, yine ayaklarımın üzerinde durabilmemi sağlayan sen olacaksın.Herşeyimi alabilirsin benden.Ama tüm bunları ve YARIM GÜLÜŞÜNÜ ALAMAZSIN.HİÇBİR ZAMAN...Temmuz 1; hayatında bir yıldızın kaydığı gün olacak senin için.Temmuz 1; Bense koskoca bir galaksiyi KAYBETTİM...\nTerk edilmiş bir kasabada ayakta kalan tek ev değilim artık.Bende diğer evler gibi terk edilmiş bir evim.Odalarım, kapılarım, pencerelerim....Pencerelerimin içeriden dışarıya umutla baktığım camları kırıldı.Ellerimi camların keskin uçlarına dokunduruyorum.Kanasa ne olur, kanamasa ne olur.O kasabada benden başka kimse yok zaten.Avazım çıktığı kadar bağırsam beni duyacak hiç kimse yok.Bir enkazım sadece.Yıkılan bir evin üstüne yeni bir ev inşa edilemeyeceği için, bende hayatımı bundan sonra ONARAMAM ARTIK..\nSende biliyorsun, biten bir aşk bir arkadaşlık olarak devam edemez.Birbirimizin hayatında ses olarak, gülücük olarak ve sözcük olarak olamayız artık.Bir gözlü iğneden seni seyretmeye çalışırken içim, aslında tüm pencerelerini sonuna dek açmış duruyor.Göremezsin, görmemelisin, görmeyeceksin.Bir kış gibi özleyeceğim seni hep.Kar'a teslim bir yalnızlığım vardı.O'DA SENDE KALDI...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "? *Hayatta Beklentilerimiz, İşte Gerçekler...*?",
        "poet": "Süreyya Aktaş",
        "poem": "\n\nSevgi Aşıla! ... \nİş Arkadaşlarınla İyi Geçin! ... \nKendinle dost Yaşa! ... \nBir Ağaçta Sen Dik! ... \nKitap Oku! ... \nKendin Ol! ... \nGül! ... \nŞımarma! ... \nİyi İnsan Ol! ... \nHer şey ol! ... Ama, Hiç Olma \n\nTürkiye Gazetesi “ Genç Türkiye Köşesi \n8 Aralık 1999- Perşembe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatta Kalan Tek Şey",
        "poet": "Hasan Kahya",
        "poem": "\n\nGittikçe hızlandırmıştık hayatımızı\naslında biraz korku, biraz ıslak terli avuçlarımızı hissettik.\n\nEllerimizde kalan tek niyet bir an önce yaşamak\ntamam demek ve ölmekti fani niyetimiz.\n\nSonra ne korku,ne yaşamak,ne'de ölmek düşüncesi beğnimiz'de\nyaşadıkça ve ulaşılmaza ulaştıkça anlıyordu yaşlanmış gözlerimiz.\n\nGeriliyordu sanki birden parmak uçlarımızda hayat\nuykusuzca sabahın beşinde kuruyan ellerimiz ve yine sendin.\n\nYorgunluktan çatlayan tenimiz ve yangın,yangın kalbimiz\nsensizlikte işgal altında kalan düşüncelerimiz \nyanında birde bilinç altı varsayımlarımız'da varsa\nsanki tanrıyı oynuyordu bütün düşüncelerimiz.\n\nYine sendin bütün umudumuzda umduğumuz bizden sonra\nhayatta kalan tek şeydin yani sendin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatsın Sen Gülüm Hayat!",
        "poet": "Caner Karagil",
        "poem": "\n\nAşkı yaşamaktır, hayat.\n\n\n\nAşkı yaşatmaktır, hayat.\n\n\n\nSevmek sevilmektir hayat.\n\n\n\nDeğer vermektir, hayat.\n\n\n\nHayatsın sen gülüm hayat.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HaYaTTa BeN eN ÇoK aNNeMe KüSTüM",
        "poet": "Gülderen Bozkır",
        "poem": "\n\nÖnümü göremiyorum,\nZifiri karanlıkta kaldım\nSesime gel diyen yok\nSusma anne\n\nİn cin top oynuyor hayatımda\nYalnızlıktan sarıla sarıla\nSoktum bebeğimi karnıma\nNeredesin anne\n\nÇıplak gözle seçilmiyorum\nUfaldım, mini minnacık kaldım\nEzilmiş de olabilirim\nAyağını kaldır anne\n\nİşlediğim suçun bini bir pul\nHapislerden kaçtım\nYakalanmış da olabilirim\nBeni mahkûm etme anne\n\nÖmrümü kestim, çok acıyor\nKan revan içinde kaldım\nÖlmüş de olabilirim\nBeni gömme anne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatta En Değerli Şey? ? ?",
        "poet": "Derya Aydın",
        "poem": "\n\nDünya'yı en fevkılade yapan şey nedir \nDünya'nın en harikası nedir \nDünya'nın en mükemmel hissi nedir \nDünya'nın bütün güzelliklerinden vazgeçirtecek nedir sizce \n\nDünya'yı dünya yapan nedir \nDünya'nın bütün çikinlikleri ve çirkeflikleri örten yapı nedir \nDünya'yı dehşete sürükleyecek nedir \nDünya da en kıymetli şey nedir sizce \n\nDünya'yı güzelleştiren güzel ve görkemli yapan nedir \nDünya'nın sonunu hazırlayacak olan nedir \nDünya'nın en acı duygusu nedir \nDünya'nın bitiminde topraktan ney açılır sizce \n\nDünya'nın sonunda nereye yolculuk başlar \nDünya da en eski müfteterler nedir \nDünya da ders alınacak şey nedir \nDünya ukba nedir sizce! ...\n\nDünya da en istenilmeyecek şey nedir \nDünya da tahta tabuta ne söylenir \nDünya'yı ayakta tutan nedir \nDünya da en heyecan verici ilahi duygu nedir sizce \n\nDünya da kafile kafile nereye göç ediliyor \nDünya acaba bir kurtuluş mu olacak \nDünya da güzeli güzel yapan nedir \nDünya da kuran_ı kerim insan_oğluna ne fısıldıyor acaba \n\nDünya da doğum evleri nedir \nDünya da nerede çağlar hikayesi \nDünya da bulunan bu taşlar ne sölyemeye çalışır \nDünya nedir sizce \n\nDünya'ya niye geldik \nDünya'dan göçüp giderken ne götürüyoruz. \nDünya da ölüm neyi ifade ediyor \nDünya da bu kaçışlar nereye sizce hiç düşündünüz mü! \n\nDünya niçin varolmuştur. \nDünya da yaşayan canlıların yükümlülükleri nedir \nDünya ve ukbayı yaratan kim \nDünya da çakılan tabutlar neyi ifade ediyor sizce \n\nDünya da bu gök, bu yıldızların manası nedir \nDünya da insan'ın manası nedir \nDünya da imtiana kim soyundu \nDünya da en yüce güç nedir sizce \n\nDünya da varoloşun manası nedir \nDünya'ya gelmeden önce hangi manayla getiriliyoruz \nDünya da çocukları anne rahiminde besleyen doğurtan kim \nDünya da bulunan bu binbir çicek türleri nedir sizce \n\nDünya da Eüzü Besmele'nin anlamı nedir \nDünya da niçin hayat filminden ibarettir \nDünya niçin birşey dışında gerçek kalıyor \nDünya da gözleri bürüyen korku nedir sizce \n\nDünya da yapılan secdelerin anlamı nedir \nDünya da ak sayfa, kara sayfa yorumu nedir \nDünya da biz insan_oğullarına ne mana taşıyor \nDünya'ya niye geliyor ve getirtiliyoruz \n\nDünya da kimden geldik \nDünya da kime döndürüleceğiz \nDünya'dan neden göç ediliyor \nDünya da büyük imtian nedir sizce \n\nDünya da uzuvlarımızın şahitlik yapması neyi ifade ediyor \nDünya da niçin iki yol vardır \nDünya da ateş yaranı olanlar \nDÜNYA DA TEK GERÇEK NEDİR SİZCE! ... \n\nDünya da hiç bunları düşünmez misiniz! \nDünya da Yunus Emre ne söylemiş hiç merak ettiniz mi! \nDünya da bugün hayat kitabına ne yazdın hey insan_oğlu \nDünya'nın sonunda neyi kazanacak, kaybedeceksiniz \n\nDünya da camilerde okutulan nedir \nDünya'nın kurulduğundan bu yana bangır bangır bağıran nedir \nDünya'nın üzerinde göremediğimiz canlıların ifadesi nedir \nDünya'nın güzellikleri'nin altında yatan gerçek nedir \n\nDünya oluşturulduğundan bu yana niçin yıkılmıyor \nDünya'yı evreni ayakta tutan kim \nDünya da yıldızları gökyüzüne monte eden kim \nDünya da sizce hala bu gerçekleri niye duymaz görmezsiniz? ? ?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatta Kalmak İçin",
        "poet": "Vahdet Mehmet Güneş",
        "poem": "\n\nHer şey bitti yalan oldu\n\nne söz kaldı ne servet\n\nbir krizantem bile kalmadı\n\nben hep söyledim başkanıma,siyasete\n\nsevda vardı! bu yolda! sevda ölmedi! kalbimizde\n\nyüzüme gülen dostlardan başka\n\nayrılığı duydu göçen kuşlar Afrika\n\nyörünğemiz  kimsesiz neyle! \n\nbiz gücümüzü zorladık\n\ngeceyi gündüz eyledik \n\nyedi cihan dolandık\n\nhayatta kalmak için\n\nbir nasihat bile istemeden\n\nbu sevda siyasette bitmez\n\nliderim böyle buyurdu hepimize\n\nistediğim kadar feryat eylesemde\n\nlokman hekim gelse ilk çağdan\n\nkanayan yarama kan katar, şan\n\nboşalsın siyasi  kanımız okyanusa\n\ngörsün dünya siyasi sevdamızın genişliğini \n\nben hep söyledim sevda vardı bu yolda\n\nsiyasi sevda bitmedi kuş kalbimizde\n\ngitmeli bu sevda yoluna\n\nkadir kıymeti başkan! hakkına\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatta   yediğin   kazık",
        "poet": "Hüseyin Kara/united States",
        "poem": "\n\nÖdedim mazide yaşam diyeti\nZalımın zulümdür gerçek niyeti\nSuç ise yapmadım aşk cinayeti\nTecrübe hayatta yediğin kazık\nKötülük yapılmaz değil mi yazık\n\nÇalışıp didinip verdiğim emek\nBedel ödemeden olur mu yemek...\nYok mu garibana peki al demek\nArslanın mideye indi bak ekmek\nTecrübe hayatta yediğin kazık\nKötülük yapılmaz değil mi yazık\n\nGönül bakır olsa kalay/lanmıyor\nAşk ateşi kalpte kolay yanmiyor\nUyumsuz köstebek kolay kanmiyor\nFarklı kan taşıyan kolay sanmıyor\nTecrübe hayatta yediğin kazık\nKötülük yapılmaz değil mi yazık\n\nBir gözümüz kördür kulakta sağır\nKarlar kürenmekte kürekler ağır\nAman canım yandı istersen bağır\nDurmak yok adalet tellali çağır\nTecrübe hayatta yediğin kazık \nKötülük yapılmaz değil mi yazık\n\nTutturmuş örf adet töre yasası\nSanki bilmem onu elin maşası\nİpler elindedir dolar kasası\nKılıcı kılından keser asası\nTecrübe hayatta yediğin kazık\nKötülük yapılmaz değil mi yazık\n\nKöpek.ok yemekten gelmez geriye\nToplum çıkarını takmaz seriye\nPis çamaşırları alsak beriye\nUmut güneşedir karlar eriye\nTecrübe hayatta yediğin kazık\nKötülük yapılmaz değil mi yazık\n\nDiş özüne esas küçük mineyim\nDalkavuk değilim nasıl sineyim\nMecalım yoktur ki nasıl bineyim\nDurdurun Dünya'yı bırak ineyim\nTecrübe hayatta yediğin kazık \nKötülük yapılmaz değil mi yazık\n\nSenin varın yoğun bana vız gelir\nKÖRDÜĞÜM olarak bana hız gelir\nSeni kalaylasam sana az gelir\nÇok hoşuna gider gene haz gelir\nTecrübe hayatta yediğin kazık \nKötülük yapılmaz değil mi yazık\n\nHüseyin Kara 27.11.2013 Çayeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayattaki Görmekden Gelmeler...",
        "poet": "Mehmet Sever",
        "poem": "\n\nHiçbirimiz aptal değiliz, hiçbirimiz saf değiliz. Sadece bazen susuyoruz, bazen görmezden geliyoruz, bazen içimizde eziyoruz. Belki kırmamak, belki kaybetmemek, belki de başka çaremiz olmadığı için... Kırıp dökenlerin, umursamadan ezip geçenlerin ya da sessizliğimize kananların unuttuğu bir şey var. Her insan bir yere kadar eğilebilir, dayanabilir, susabilir. Kaçarken duvarla karşılaşan kedi bile, en son noktada döner, şişinir ve tırnaklarını çıkarır, belki de ilk kez cesaretle saldırır. O yüzden kimse kendini kurnaz sanmasın, kimse kimse kimseyi zavallı ya da çaresiz görmesin, cepte bilmesin. Gerçek bir ahmaklıktır bu. Her şeyden önce ne Allah, ne evren gözden kaçırmaz. Hiçbir şey hiçkimsenin yanında kar kalmaz. Eken, en sonunda ektiğini biçer. Kısa günün karları, garibin sırtından kazanılan ya da aldatılan sevgili... Er ya da geç olması gereken olur ve ilahi adalet, kusursuz düzen yerini bulur...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayattan Bıktım...",
        "poet": "Mehmet Eray Yeşilyurt",
        "poem": "\n\nHayattan bıktım diyorsun\nHaklısın \nO da senden bıktı...\n\n(Haziran-2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayattan Alınan Ne İlk Ders Bu...",
        "poet": "Burcu Karakaya",
        "poem": "\n\nBir gün daha son buldu böylelikle, \nİçimde titreyen bir çığlık, \nSesi çıkmayan...\nGürültü ve patırtının ortasında, \nYine yalnızlığın sıcak gölgesi.\nNeşem beni arıyor, \nBir kapı aralığında, \nGözlerim açılmıyor, \nPembe görüyor, varlığı da yokluğuda.\nHayattan alınan ne ilk ders bu, ne de son olcak! ...\n\n16/04/2002\nAntalya\nC.Burcu Karakaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatta Kırmızı gül ve papatya",
        "poet": "Akın Akça",
        "poem": "\n\nDüşer yaylaya yılkıdan boza; \naltı yeni açılmış, \nhenüz ısınmış altından damlayan bir kor.\nBeyaz at ve kargı ve önünde kraliçe,\nbaharda serilen umutlara da bir paye\nve yeni oluşumları, planları, elde avuçtaki sermayenin; \nmahzensizin kışında mahzendeki \niki kadeh kırmızı şarap.\n\nSatıcının kapının önünden\nyüksek sesle bağırtılarla geçmesinden sonra; \neskinin sütçüsü belirdi, eski kap kacaklarıyla.\nPlanlar ve hanımeli,\nplan program ve hanımeli! ! ...\n\nBir çocuk görmüştüm, merkez girişte; \nbu olay da, bir şekil, benzer:\narkadaşlarıyla falan taşlara oturmuş\nbekleşiyordu.\nGülerek \n'Naber.' dedim, gülümsedi, güldü, bir şeyler yaptı,\nsevindi,\nsevindim.\nEline çakmayı unutmuşum.\nİçeri böyle girdim\nspor merkezinden; \nalınan sinyal\niçeriye de sirayet etti.\nİlgi göstermek, ilgi almak; \nNe güzel şey, gülmek, mutlu olmak, sevinmek,\nsevmek, sevinmek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayattan Alınır Dersler",
        "poet": "Nalan Uzer",
        "poem": "\n\nNe kitap, ne okul\nhayattan alınır dersler\nsonunda öğrenilir ki\nherkes kendi değerini\nKendi belirler...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayattan kısa başlık",
        "poet": "Mahmut Çiçekdağı",
        "poem": "\n\nEbem dedem bizimle kalırlardı babam sert gözükürdü önce babamdan herkes çekinirdi\nAma babam yumak bir kalbi vardı özellikle deneme karşı dedemin gözüne bakardı dedemde hep babama dua ederdi hasanım yüzün gülsün bolluklar sesinle olsun gibi  Babam her akşam eve kızartışmış tavukla gelir dedemi kaldırır onu yedirtmeden uyumazdı babam lokantasını sabah ezanıyla açardı lokantanın önünden geçenler içeriye bakıp iç çekenleri görür içeri davet eder çorba ikram ederdi  param yok derlerse de babam sen çorbanı iç parayı vercek birileri var derdi  yüzünden gülümsemeyi atmazdı \nBabamın bu tavrı çok hoşuma giderdi dükkan hiç boş kalmazdı kiminden para alır kiminden almazdı \nEtrafta ki herkes severdi  akşam eve gelirken çoçukları sever okşar şeker verirdi  elinde erzakla gelir yarısını eve bırakır yarısını komşuya bırakırdı   ilk okula başladığımda tam konuşamıyordum kekeliyorum diye öğretmeni uyarmış üzerine gitmeyin diye  ya Annam  yedi evladı var dı hepsinin üzerine ayrı ayrı titrerdi hiç hatırlamıyorum kirli paslı sokakta gezdiğimi hemen temizlerini giydirdi \nBeni hep döverdi  ama aglayınca dayanamaz kuşaklardı anam bizimle uğraşması yetmiyor gibi \nmahallemizde bir amca vardı bizim ev sahibimizdi kalaycı kadir derlerdi adamın  beş tane çocuğu vardı her zaman gelmezlerdi eşi rahmetli olmuş tek başına yaşardı mahallemizin kadınları evini süprür yemediğini yapar çamaşırlarını yıkarlardı erkekler altını temizlerdi kalaycı kadir amca hep annemi çağığrdı  çocukları hep ay başı ugrar babalarının ev kira paralarını alırlardı mahallenin kadınları her akşam evleri gezelerdi ellerinde yemek ekmek diye birbirine ikram ederlerdi  çocuklar evin önünde oyunlar oylardı gecenin birinde eve girerlerdi  her güzel şeyin sonu olduğu gibi  bununda sonu gelmişti kalaycı kadir  amca rahmetli olunca çocuklarından kimseler gelmedi mahalleli cenazeyi taşıdı defin etti aradan bir hafta sonra çocukları geldi bize evden çıkın dediler evi satmışlar mahalleli karşı çıktı ama annem babam gerek yok  mahalleli bir olup tren yolunda bir eve taşıdılar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Nokta Noktam.r.p.akkoyunlu",
        "poet": "Talat Alp",
        "poem": "\n\nDün bir dosttan, uzun bir mektup aldım\nBeni anlatmış sana ve sen ona\n“Unuttum artık onu” demişsin\nHem bu sözü gülerek,\nMedar-ı iftihar ile söylemişsin...\n\nUnutamazsın Nokta Noktam\nUnutamazsın! \nÇünkü; unutmak için\nönce unutulmak gerek..\nOyasa ki sen,\nHala bende esen,\nEski kavak yelisin....\n..\nUnutamazsın…\nKan değil, tüküremezsin,\nRuj değil, silemezsin\nDişi dudaklarına, dişimle yazdığım..\nİki heceli erkek adımı....\nUnutamazsın Nokta Noktam\nUnutamazsın! \n..\nSeninle biz, halâ bir kabukta\nİki badem içi gibiyiz..\nBaharsın; kokacaksın..\nGüneşsin; yakacaksın.....\nSabah yatağım kadar rüyâ dolu\nSabah yatağım kadar sıcaksın..\nUnutamam..Unutamazsın! \n\n..\nŞimdilik bu kadar.\nÖbür mektubuma daha diyeceklerim var\nDarılma bana, \ngücenme sakın\nAnkara günlerinin bembeyaz ufkundan\nBinlerce selam sana\n...\nBahar başladı nokta noktam\nAnkara’da bahar, \nveriminde toprak ana\nAylar var ki sana tek satır yazamadım..\nOysa ki şimdi mevsim bahar\nÖtüşlerde adın, kokuşlarda tadın var..\n..\nArtık yazmalıyım...\nTakvime baktım bu sabah,\nayrılalı beş ay olmuş..\nDüşün ki Nokta Noktam\nBeş ay denilen nesne tam yüz elli gün eder..\nBunca uzun ayrılıksa; \nİnsanı, herşeye küskün eder...\nİnan bana… \nDargınlığım herkese\nVe tek hasretim sana.\n\n..,\nDüşünüyorum…\nAşıklar pazarına çıkan yolu düşünüyorum...\nBu yolun sağında yükselen\nHer geçişinde penceresinden tebessümler gelen\nBahçesinde iri yedi veren,\nkayısı gülleri açan evi düşünüyorum..\nBir türlü gelmiyor düşüncelerimin ardı\nAblan yanımda çorapsız gezerdi,\nBaş örtüsüz annen benden kaçardı.\n\nDüşünüyorum…\nBu mevsimde baban,\nHer akşam bir yerine iki içerdi.\n\nMiyoplaşınca gözleri “Şair, iç be oğlum\nbahar dişidir doğurur” derdi....\n..\nBahar başladı Nokta Noktam.\nAnkara’da bahar,\nGönül ufkunda yağmur bulutları\nCennet olsa artik sevmiyorum\nSevmiyorum sensiz baharı...\n..\nSen; ey yirmidört baharın en güzel süsü! \nSen; ey mutlu günlerimin mutlu türküsü! \nSen; ey ilk yaz akşamları kadar güzel çocuk! \nSen; ey altın gözlerinin hisli dünyası! \nÖlümsüz bir yolculuk yaratan\nSen; ey çıplak bir hançer gibi! \nBoylu boyunca gönlümde yatan\nSen; ey herşeyim olan herşey! \nSon mektubunda söz verdin\nTut diyorsun..\nunuttum\nUnut diyorsun, \nunutmak mı? \nGüneş tekrar doğmayı unutabilir mi hiç? \nGönül ferman dinlemez sözü unutulabilir mi hiç? ..\n..\nSen; ey mutlu günlerimin mutlu türküsü! \nSen; ey herşeyim olan herşey! \n.\nBu gece Yılbaşı…\nBaşkent’de kar yağıyor Nokta Noktam\nBaşkentte kar \nve tütüyor gözlerimde\nKüllenmiş bir mangal gibi hatıralar.....\nBaşkent’de kar yağıyor, başkent’de kar…\nBu gece yılbaşı.\nBilirsin ki Nokta Noktam\nYılbaşında hesaplanır\nÇoğu zaman insanların yaşı.\n..\nBu gece yılbaşı…\nTokmaklarında yirmi dört hece\nEğilip üstüme sessizce\nŞehrin kule saati\nBilir misin Nokta Noktam? \nBilir misin, ne dedi? \n“Şair, kutlu olsun, yaş otuz yedi.”\nVe bir el saçlarımdan tutarak\nKalbimi sana kadar sürükledi..\n..\nBu gece yılbaşı, başkent ayakta\nÇalınan Tuna dalgaları komşu plâkta.\nNe de kıvrak bu vals havası\nBaşladı yine gönlümün\nOn yıl evvel ki kanaması....\n..\nNe günlerdi o günler cancağızım\nNe günlerdi….\nSen, on yedisinde sevgilerin sisinde\nBaşı duman duman bir kız.\nBen, yirmi üstünde\nGönlü gördüğü her güzelliğe nişanlı\nÖylesiye bir şair, öylesiye bir delikanlı......\nNe çabuk geçti zaman.\nHey gidi Dünya hey…\nBu gece yılbaşı\nDışarıda kar yağıyor ve tütüyor gözlerimde\nKüllenmiş bir mangal gibi eski hatıralar...\nKöşede bir kırlent, kırlentde bir resim.\nBartın’da bahar.\nElimle yapmışım\n“asma köprüsünden” Kocanaz deresi\nSağda, orta okul\nOkulda, çocukların sesi.\n“Çakır beylerin” elma bahcesi.\nDerede kayık, dümende ben.\nKüreklerde sen.\nHava berrak, hava ılık\nHava temiz\nVe sularda sarmaşan gölgemiz...\nBu gece yılbaşı, başkent ayakta\nÇalınan Tuna dalgaları değil artık\nkomşu plâkta.\nGönlüm bu diyardan çok çok uzakta..\n\nDışarıda kar yağıyor.\nDışarıda kar \nve tütüyor gözlerimde\nKüllenmiş bir mangal gibi\nEski hatıralar..\n\n..\nRıza Polat AKKOYUNLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayattan Bir Gün",
        "poet": "Cemil Aygen",
        "poem": "\n\nGecenin bir saati\nKalktım..İçimde bir tedirginlik \nKapım açık kalmış\nKim gelecekti ki\nHani anahtarını unutup\nGelecek birisi mi var\nSeni hatırlayan\nAnahtarı olan\nKöylükteyiz\nKöpek sesleri\nSerin hava\nDağ başında Ev\nAçık kapı\nAnahtarsız\nYapayalnız geçen seneler\nVe zamanlardan\nGecenin bir saati\nKafayı yemişiz\nYa da Kader akıl edip\n'Akılsız Benimle' \nHep kafa yapıyor\nSenelerdir bu böyle\nDeğişmiyor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayattan Uzak",
        "poet": "Yunus Birlik",
        "poem": "\n\nSenden uzaklarda\nŞehrin ışıltısına hasret \nKalabalığına muhtaç\nSonbaharda açan çiçek gibi\nDalında yalnız kalmaya mahkum\nKulaklarımda sana has kahkahaların\nAklımda kısa tatil planlarım\nDöneceğim güne bakıyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayattan  Yansıyan",
        "poet": "Tuba Gürdere",
        "poem": "\n\nAşk ilahi bir duyuştur. Kalpten tek birlik ve kendinden varedendir.\n insan aşktır,yaşam aşk, özgürlük aşk, ulaşmak aşk, birleştiren dua aşk.          \n\nYarın aşkla doğar gün. Gün olur aşktan yaşanan  içinden yarınlara. \n Ruhu tüm aşka ulaşan ve aşkta zamanı aşan yaşayan değil  herşeyi  aşandır  daima.\n Aşk yoktan vareden,varlığı yokta birleştiren öz varlığı bildiren varlığının özünü sözsüz özetleyendir özünden.\n Görebildikçe ulaşır kendine, kendine aşk olan.\nBazen görmen gereken değil  yaşam görebildiklerini yaşamandır. \nGörüş olmasıdır görülenin, çoğu kez de görecelidir buyüzden yaşam.\n Hem sanattır  yaşayabilmek  haklıca, hem  en haklı bir sanatçıdır yaşam. Hem biz aşkız ruhumuzda  hem aşkta sanat. Hem içimizde bir aşk sanat, hem sanatçıyız ruhumuzda aşkla.  Hem  en sanatkarı bildik  yaratan, hem yarattığı aşktan aşkla varolabildik.  Hem biz yaşam, hem yaşamda aşkla bakan  ve  bakışımızdan  tamamlanan  bir  akış  yaşam.\n Düşünce   sözsüz  ezeli  özdür    bir  eser.\n Kalbimize  işlenen dokunuş  ebedi  duyuştur  kendimize içten aşkla   dokunduğumuz.\n Dokunmaktır gerçeklik,düşünmek  ise gerçekliğe dokunmak. \nYaşamaktır gerçeklik, yaşama dokunmak ise sanattır.\n Gerçekliğe dokunmak sanattır biraz hayattan yansıyan.\n İçinden vareden, varlığı bildirendir aşk.\nAşkın olmadığı yerde herşey yokluktur. Yokluklarda bilirsin kendini ve  varlığını en var   olanı.\n Duyabilmek varlıktır.\n Kalbimizi duyduğumuzu düşünürüz bir an  ama aşk bizi bize duyurandır.\nHerşey varlığı  ve varolabildiği kadardır.\n Varolabilirlilik sınırsızdır özgürlüğün kendisidir o.\n Hiçbir bedene sığmayan, kendi bedenine dahi dar gelen hayatın  tüm kostümleri dahi  bol gelecektir üzerine.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haybeden Konuşma-2",
        "poet": "Engin Yılmaz 2",
        "poem": "\n\nLazım olan deniz kokusu\nBiraz da ayarsız keder…\nYıldızların altında kayıp giden ömür\nVe kanadı kırık bir serçe yavrusu ürkekliği, teninde\nSade bir yaşantının iklimlerinin etkisinde,\nSon yakamoz göründü\nGözlerinin eşliğinde…\n\nLazım olan deniz kokusu\nBiraz da ayarsız keder…\nÖlü bedenlerin soğukluğu kadar gider kilometreler\nYa da mum ışığı kadar mağrurdur \nMağduriyeti aşk olan kimselerin söz yaşları…\n\nLazım olan deniz kokusu\nBiraz da ayarsız keder…\nYoksa gidemiyor muyum senden uzak yerlere? \n\nSen,\nKadın,\nNe kadar da gülümsüyorsun öyle! \nTenin kadar bekletme beni,\nRandevusu ölüm vaktidir hayatın \nGel de,\nSana şarkılar söyleyeyim\nSimsiyah bir gündüzde…\n\nBu şehir sessizlikte midir? \nSessiz bir sensizlikte midir? \nBaştan aşağı yasemen kokuyor mevsimin\nDalında çiçekler kadar şen kahkahalar atarsın artık…\n\nLazım olan deniz kokusu\nBiraz da ayarsız keder…\nDağ ikliminde sınır ihlali yapılmaz\nAma sen hep aynı uzaklıktasın.\nBir dudak mesafesi şehveti berraklığında\nSana yıldızları getirdim\nYeniden başlarsa hikâye diye…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydaroğlu'ndan Merhaba",
        "poet": "Murat Haydaroğlu",
        "poem": "\n\nYalan karşısın da, dim dik durana\nMisafire açık, sofra kurana\nİzetti nefsine, pençe vurana\nDost Haydaroğlundan, merhaba  dostlar\n\nUtanması arı, olan yüzünde\nKardeşlik sevgisi, daim özünde\nGoy gıybet yalanı, olmaz sözünde\nDost Haydaroğlundan. merhaba dostlar\n\nBütün canlıları, ayrımsız gören\nErdemlik sırrına, onurla eren\nİnsanlık adına, ömrünü veren\nDost Haydaroğlundan, merhaba dostlar\n\nSohbeti söyleyen, tatlı diliyle\nHarama dokunmaz, hiç bir eliyle\nYaşayan canlıya, sevgi seliyle\nDost Haydaroğlundan, merhaba dostlar\n\nAldığı kararda, kesin sözüyle\nDünyaya açılan, temiz özüyle\nİyiyi kötüyü, gören gözüyle\nDost Haydaroğlu'ndan, merhaba dostlar\n\nVerdiği karara, sadık kalarak\nCanlıların deminden kuvvet alarak\nDünyaya mutluluk sevgi salarak\nDost Haydaroğlundan, merhaba dostlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydarpaşa",
        "poet": "Sait Faik Abasıyanık",
        "poem": "\n\nİşte yanımızdan bir tren ışıkları ve insanlarıyla bir yere düşer gibi geçip gitti. Bir başkası duran vagonumuzun tam karşısına bir vagon getirdi bıraktı. Karşı kompartımanın camı da açıldı. Bir insanla burun buruna idik. Birbirimizi süzüyorduk. Her şeyimizi; yolumuzu, kafa kağıdımızı, yüzümüzü, ailemizi, elbisemizi, her şeyimizi birbirimizle değişebilseydik ben kendimi unutsam o olsam; o kendini unutsa ben olsa... diye fikrimden geçti. O olsaydım nerede inecektim? Haydarpaşa'da. Nereye gidecektim? Eşyamı Sirkeci'deki otele bırakıp bir lokantaya. Rakı getirtirdim. Bir balık ızgara ettirirdim. Sonra Beyoğlu'na çıkar, İzmir kahvesine giderdim.....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayde baba gene yap",
        "poet": "Ercan Tunç",
        "poem": "\n\nhayde baba \ncok guzel yalanlar söylerdin eskiden,\navunurduk hepimiz\nhayalimizdeki en büyuk bizdik,\nyıkamazdı kimse bizi\ngeleceğimizde umut vardı\nbugun ac yatsak yarın karnımız doyardı\nmutluyduk, beraberdik\n\nhayde baba gene söyle\nbüyüyunce evimizin olacağını söyle\nkapının önunde kırmızı bir araba\nevin içinde cocuklarım karım\ninadına gülumsuyoruz hayata\niçimizdeki bizi kimse yıkamaz\nelele hayatla inatlaşırdık\nhayat bu yuzden bize kıldı\n\nhayde baba gene söyle\nbizi hiç bırakmayacağını,\nhep yanımızda olacağını söyle,\ndimdik karşınızdayım dağ gibi bak\nelimde sazım sizi turkume anlatıyorum\nölum bize esir\nyaklaşamaz bize korkudan\n\nhayde baba kalk ve gene söyle\nölumu duşunmek bile acı veriyor bize\nbir ömur senin hayallerinle büyuduk\nbizi hayalsiz bizi yarınsız bırakma \nhayde baba kalk ve gene söyle\ninanmayacağımız mutluluk masallarını\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydarpaşa Yangını",
        "poet": "Harun Tolga Peker",
        "poem": "\n\nO kadar cesurdu ki ateş,\nHiç çekinmemişti; \nDalgaların,\nBedenini öptüğü umut garını yakarken..\nMerhaba İstanbul,\nBen umutla çağırdığın,\nUmutsuz yolcu..\nMerhaba gökyüzü,\nBen,elbisenizi kirleten\nHaydarpaşa..\nMerhaba yeryüzü,\nBen,suratını tekmelediğim \nBir çift ayakkabı..\nMerhaba,marmara denizi\nBen,balıklarını açlıktan öldüren\nÇevre kirliliği..\nMerhaba hükümet,\nBen,senin tanımak istemediğin bir varlık\nİnsan..\nVe; \nMerhaba Tanrım,\nBen,yokluktan var ettiğin\nElleri çamur kokan,\nDili, küfür kokan\nBedenimi ateşin sardığı (kadın) \nGünahkarınım..\n\nHarun Tolga Peker\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi.",
        "poet": "Cuma Tekparmak",
        "poem": "\n\nHaydi sevmelere gidelim. \nŞiir gibi birbirimizi sevelim. \nKuşanalım insanlığımızı. \nYürekleri fetih edelim. \nHaydi yüreğim sevelim sevelim. \nÎlahi Kudretin şefkatine edelim.\nYıldız yıldız karanlıkta görünelim. \nAydınlıkta göz göze gelelim. \nSen bende ben sende.\nÎç içe aydınlığa edelim.!.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayde breeee!",
        "poet": "İsmail Haki Şimşek",
        "poem": "\n\nÇınarlar gördüm yaşı beş yüz\nYaşı beş yüz çınarlar ki üstü eğri altı düz\nDeli deli büyürdü dalları \nAlırdı avucuna dünyayı...\n\nÇocukluk buydu imrenirdim\nÇınar gölgesi buldum mu dinlenirdim\n\nBir bayrak bir çınar\nBir çınar bir bayrak\nUfka belki de böyle bakarak\nGökyüzünde demlenirdim\n\nhayde breeeee\n\ndinlen sende! \n\nheyde breeeee\n\ndemlen sende!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Aç Gözlerini",
        "poet": "Alim Eken",
        "poem": "\n\nHaydi aç gözlerini \nUykunun ağırlığından sıyrıl\nGüneş göğü yırttı\nYüreğim denizler kadar kabardı.\n\nHaydi aç gözlerini,\nBulutlar gülümsüyor yere\nYağmur yağdı yağacak.\nİçimdeki Afrika suya doyacak.\n\nHaydi aç gözlerini\nYürekler çiçek açıyor\nDostluklar yenilendi\nİçimdeki Filistin kardeşliğe bilendi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi",
        "poet": "Recai Mert",
        "poem": "\n\nBu bayram başlasın sevgi selleri\nBir görev bilelim ziyaretleri\nGelin bitirelim küskünlükleri\nTürkiye’den başka Türkiye’miz yok\n.....Haydi Mehmet,haydi Nuri,haydi Nuriye\n.....Şimdi hedef büyük, güçlü Türkiye.\n\nKültürle yoğrulmuş,rehber olmuşuz\nTarihle kaynaşmış,kardeş olmuşuz\nBu Vatan uğruna,canlar koymuşuz\nTürkiye’den başka Türkiye’miz yok\n.....Haydi Ahmet,haydi Zeki,haydi Zekiye\n.....Şimdi hedef büyük, güçlü Türkiye.\n\nDertlerden, çilelerden bezmeyelim\nDüşmanın oyununa gelmeyelim\nAlevi, Sünni diye bölmeyelim\nTürkiye’den başka Türkiye’miz yok\n.....Haydi Veli,haydi Ali,haydi Aliye\n.....Şimdi hedef büyük, güçlü Türkiye.\n\nGüzelim ormanlar artık yanmasın\nBu yeşil ülkemiz çıplak kalmasın\nSuyumuz,havamız kirli olmasın\nTürkiye’den başka Türkiye’miz yok\n.....Haydi Uğur,haydi Özge,haydi Saniye\n.....Şimdi hedef büyük, güçlü Türkiye.\n\nSen, ben kavgası artık son bulsun\nGönüller sevgiyle, barışla dolsun\nLaz,Kürt,Çerkez,Tatar…tek yumruk olsun\nTürkiye’den başka Türkiye’miz yok\n.....Haydi Temel,haydi Tuğçe,haydi Hayriye\n.....Şimdi hedef büyük, güçlü Türkiye.\n\nAta’yı, Ecdad’ı unutmayalım\nCumhuriyet bizim, sahip çıkalım\nİlkelere yürekten bağlanalım\nTürkiye’den başka Türkiye’miz yok\n.....Haydi Ayşe,haydi Fikret,haydi Fikriye\n.....Şimdi hedef büyük, güçlü Türkiye.\n\nTürk’üm Türk halkımı çok seviyorum\nYediden, yetmişe güveniyorum\nVatan için hep el ele diyorum\nTürkiye’den başka Türkiye’miz yok\n.....Haydi Dursun,haydi Yavuz,haydi Kadriye\n.....Şimdi hedef büyük, güçlü Türkiye.\n\nBugün Bayram, bunu fırsat bilelim\nKol kola girelim,kenetlenelim\nTürkiye’miz için dua edelim\nTürkiye’den başka Türkiye’miz yok\n.....Haydi Kemal,haydi Sevgi,haydi Bedriye\n.....Şimdi hedef büyük, güçlü Türkiye.\n\n(Bestelendi)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Arkadaş",
        "poet": "Ahmet Yüksel Şanlı Er",
        "poem": "\n\nHaydi arkadaş!\nYürüyelim seninle şöyle yavaş, yavaş..\nSen! \nBazen önümde bazen sağımda bazen solumda gidelim eve doğru \nDerdimizi paylaşarak.\nBiliyorsun.\nAkşam olmakta, ezan vakti yaklaşmakta\nGeçkalmadan gidelim eve arkadaş.\n\nHaydi arkadaş! \nHaydi…\nGörüyorsun güneş ufkuna indi\nBiraz daha oyalanırsak korkularım sarar beni\nYürü! \nGeç kalmadan gidelim eve arkadaş.\n\nHaydi arkadaş! \nBakma kapatamadığın gözlerinle bana öyle\nGördün işte! \nZaman daralmakta,\nEtraftaki gölgeler koyulaştıkça çoğalıp artmakta\nKör kuyulara düşmeden,\nVaralım eve yürü arkadaş\n\n21 Mart 2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi bakalım şair  İyi yolculuklar",
        "poet": "Murat Avcı Ozan",
        "poem": "\n\nEn hazini de \nÖlü görü ağlamamıştan, düğün görüp oynamamıştan \nGörmemişten, geçirmemişten \nKitap hitap bilmzden \nŞarkı duymazdan farkı görmezden \nMedet ummaktı ki \nŞükür bitti\n\nŞimdi bizi \nŞarap, gitar, şiir \nBir de deniz paklar \nHaydi bakalım şair \nİyi yolculuklar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Bakalım",
        "poet": "Nurdan Elver",
        "poem": "\n\nYazsana,\nTitrek sesinin nağmelerini.\nYazsana,\nÜrkek kalbinin tınılarını.\nYazsana,\nMavi gözlerinin düşlerini.\nHaydi bakalım,\nKolaysa yaz.\nYaz yazabilirsen.\nSeslerimin tınılarını.\nDüşlerimin nağmelerini.\nGözlerimin renklerini.\nSıkıysa yaz,\nKolaysa yaz.\nHaydi bakalım,\nYazsana? ! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Bre Yusuf Kara Yusuf",
        "poet": "Faruk Yılmaz",
        "poem": "\n\nHaydi bre yusuf kara yusuf gel gayrık eve\nGelmem anam gelmem babam\nİlanım çıkmış ben gelmem eve\n\nŞıpka balkanında yusuf martin sesi var\nVarın bakın çantasında acep nesi var\nBir çift potin ile yusuf bir mor fesi var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi bizimle yürü Türkiye",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nÜç Hilali kucaklayıp,\nBizimle yürü Türkiye.\nBizden geri durma ayıp,\nBizimle yürü Türkiye.\n\nŞiddete karşı duralım,\nÜlkeye kafa yoralım.\nMilli bir devlet kuralım,\nBizimle yürü Türkiye.\n\nAllah rızası güdelim,\nBiz Hak yoluna gidelim.\nVatana hizmet edelim,\nBizimle yürü Türkiye.\n\nMilletimiz huzur bulsun,\nYüreğimiz aşkla dolsun.\nMeşalemiz sevgi olsun,\nBizimle yürü Türkiye.\n\nYusuf çağrıya uyalım,\nHaydi Bismillah diyelim.\nHep birlikte yürüyelim,\nBizimle yürü Türkiye.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Çocuklar",
        "poet": "Erkan Acar",
        "poem": "\n\nYine yazdan kalma bir Eylül sabahı\nTitrek ayakları güleç yüzleriyle\nAnnelerinin elini sımsıkı tutmuş\nOkul yolunu ilk kez giden\nÇocukları görüyorum\nHaydi çocuklar selametle! \n\nYirmi kusur yıl önce ilk geçtiğim\nO yolu ve sonrasını anımsıyorum\nÖğretmen Hoca olmamıştı daha\nKokulu silgiler yeni çıkmış\nFormalar zengini fakiri\neşitleyen siyah renkti\n\nNe güzeldi o günler\nMustafa kanserden ölmemiş\nÖzkan intiharı bilmiyordu daha! \n\nOkul bahçesinde \nTek kale maçlar düzenler\nÜç koneri bir penaltı sayardık\nAltı gol devre arasıydı\n\nİlk kez seçimlere katılıp\nSınıf başkaınını seçtik\nSonrası ilk muhbir ilk ihbar\nTahda da yaramazlar listesi\n\nBiz ne günler gördük çocuklar\nGaz lambası ışığında \nçalıştık derslerimizi\nBilgisayarı resimlerinden tanıdık\n\nMazeret raporu, aşı günü\nÖğretmenler toplantısı\nTırnak-mendil kontrolü\nYerli mallar haftası\nSeneyede giyilsin diye\nOldukça bol alınmış önlükler\nVe yamalı pantolonlar içinde\nSuskunduk! \n\nSiz susmayın çocuklar\nİtaat yerine özgürlüğü seçin\nEzberlemeyin merak edin\nYaramazlar listesi diye\nİhbarcılığı değil\nDayanışmayı öğrenin\nOkulu sevmeseniz bile\nOkumayı sevin\nYarınlar sizin çocuklar\nHaydi çocuklar selametle,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Brlik Olalım",
        "poet": "Osman Erdoğmuş",
        "poem": "\n\nHAYDİ BİRLİK OLALIM\n\n\tDiyanet işleri başkanlığımız 1986 yılından beri kutladığı Camiler Haftasına, 2003 yılında Din Görevlilerini de ekleyerek “Camiler Ve Din Görevlileri Hahaftası” adı altında kutlamaya devan ediyor. Her yıl bir tema belirleyip bu konuyu o hafta bütün detayları ile işlemeye gayret ediyor.\n\tİlk zamanlar cami bakım, onarım ve temizliğini baz alan bu uygulama bir nevi genişletilerek devam ediyor. Gayretlerini takdirle karşılıyor, başarılarının da devamını temenni ediyorum.\n\tAma asıl üzerinde durulması gereken camilerimizi ziynetsiz, süssüz ve ışıksız bırakmamak. Camilerimiz her ne kadar dışı gözümüze ve içi gönlümüze hitap etse de; asıl amaç cemaat olmalıdır.\n\tNe kadar şaşaalı ve debdebeli olura olsun, cemaatsiz cami ruhsuz bir insana benzer. Kartondan aslan gibidir. Görüntüsü muhteşemdir ama bir çocuğu dahi korkutacak ruhu yoktur. Camilerimize tekrar o ruhu vermek, içini doldurmak istiyorsak cami ile cemaatin arasını düzeltmeliyiz. Madem müslüman bir ülkede yaşıyoruz, beldemizde, mahallemizde, köyümüzde, mezramızda da camiler mevcut. Bunları şenlendirmeli, sadece namaz kılınan mekanlar değil, müslümanın cazibe merkezi haline getirmeliyiz. \n\tİnsanlık onurunu yüceltecek, baş döndüren hayatın stresinden kurtaracak, güzel ahlakını kişilik haline getirecek kitaplarla camilerimizin bir odasını kütüphaneyeye çevirmeli; yine haftanın belirli gün ve geceleri tevsir, akait, fıkıh ve siyer gibi derslerle daha bir işler hale getirmeliyiz.\n\tBu konularda tabiki din görevlilerine yardımcı olmalı, hiçbir şey yapamıyorsak dinleyici olarak onlara destek vermeliyiz.\n\tBirde asıl üzerinde durmak istediğim bir konu var ki, neresinden başlayayım bilemiyorum. Kendimi anlatabilir miyim? Ondan da şüphem var.\n\tNefsini terbiye eden kamil bir insan yetiştirmeği gaye edinmiş ve bu uğurda faaliyet gösteren tarikatler, cemaatler, dernekler, cemiyetler, sivil toplum kuruluşları ve daha niceleri maalesef kendini toplumdan soyutlamış durumdalar. Kendi meslek ve meşrebinden olmayanı kabul etmeyen, ötekileştiren hatta tekfir eden bir akım almış başını gidiyor. Hele de kimileri “şeyhim buyurdu”, “üstadım emretti”,” hacam söyledi” dedimi, ne yapsan boş. “Nuh deyip de Peygamber demeyen” bir grup oluşuveriyor hemen.\n\tBakın Kur’an-ı Kerim bu konuda şöyle yazmış, Efendimiz sünnet-i seniyyesinde böyle tatbik etmiş desenizde bu düşüncede olanlara anlatmak inanın “deveye hendek atlatmaktan” daha zordur.\nMinaresi yıkılsa bunların başına düşecek kadar camiye yakın olup, vakit namazlarını kendi mescitlerine kılan, hatta Cuma namazına bile çıkmayanlar bu birliği nasıl sağlarlar bilemiyorum.\nBu konuda yapılacak şey, özellikle de camiye yakın olan bütün vakıfların, derneklerin, cemaatlerin mescitleri kapatılmalı. Camiye gitmeleri teşvik edilmeli. Cemaatle iç içe olmaları sağlanmalıdır. Sadece cami ve cemaati ile değil, namaz kılmayan belki de kılamayan insanlar ile sıkı bir ilişki içine girmeli, Hakkı, hakikati, güzel ahlakı, sevgiyi, kardeşliği, aşkı, muhabbeti yaymalı; iyiye ve doğruya ait ne varsa toplumla paylaşmalı. \nBiz gayret edip çalışırsak Yüce Rabbimiz yardımını gönderecektir. Belki de muhtaç olduğumuz sevgi ve kardeşliği o zaman yakalarız. “Seçilmiş ümmet olarak, iyiliği emreder, kötülükten sakındırırız”. Rabbim yar ve yardımcnız olsun der.\nCamiler ve Din Görevlileri Haftanızı tebrik ederim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi bugün yılbaşı",
        "poet": "Mustafa Sarı",
        "poem": "\n\nHAYDİ YILBAŞI\nGerek yokmuş endişeye korkuya\nBizde uyduk noel denen yortuya\nKorkma kardeş burası Türkiye\nHadi gülüp eğlenin bugün yılbaşı\n\nErtuğrul gazinin mağdur miğferi\nUtanmalı her türkün neferi\nBunun gizli adı haçlı seferi\nHadi gülüp eğlenin bugün yılbaşı\n\nBöyle değil asaletin düzeni\nHile ile kardeşliği bozanı\nUnuttunmu yoksa sevr i lozanı\nHadi gülüp eğlenin bugün yılbaşı\n\nDoğru giden şu düzeni bozdular\nTarihimizi bile yanlış yazdılar\nDost görünüp kuyumuzu kazdılar\nHadi gülüp eğlenin bugün yılbaşı\n\nZehir eylediler koklanan gülü\nYanlış bellettiler hep doğru yolu\nOlmuşuz alkolün paranın kulu\nHadi gülüp eğlenin bugün yılbaşı\n\nSahiplenmek istiyorlar ovayı çölü\nKabarıyor artık gönlümün,gölü\nSoykırım tutturmuş ermeni dölü\nHadi gülüp eğlenin bugün yılbaşı\n\nAlkolik zannetti bizi hasetler\nEğlence diyor buna necasetler\nBu gece yollarda sarhoş cesetler\nHadi gülüp eğlenin bugün yılbaşı\n\nOyun oynuyorlar bak birileri\nKundaklıyorlar otomobilleri\nİş başında şimdi it sürüleri\nHadi gülüp eğlenin bugün yılbaşı\n\nBize kin kustular yıllardan beri\nDağda beslediler hain it leri\nHesap soracak size türk şehitleri\nHadi gülüp eğlenin bugün yılbaşı\n\n Aşık Mustafa yım cahil bi yazar\n  Bu işler vallahi adamı bozar\n  Canım TÜRKİYEme değmesin nazar\n  Hadi gülüp eğlenin bugün yılbaşı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Çıkıp Gel Artık",
        "poet": "Hüseyin Erdoğan",
        "poem": "\n\nömrümüz boyunca her sabah\nsanki henüz doğmuşçasına \nyeni bir umutla başlayalım güne \neğer hüzünlü geçmişse \nsakın hiç dönüp de bakmayalım düne \ngünaydın günaydın sana sevgili gonca \nne olursun güzelim gülümse bana \nher sabah erkenden uyanınca \ngüneş doğsun benim de dünyama \nkaranlıklarda korkarım yoksa\nben sensiz buralarda ne yaparım sonra \nhaydi lütfen tebessüm ettiğini söyle bana \nsevdiğim ben de sevinçle bakayım yarınlara\nhayallerimde düşlerimde olsa da \nkollarımla sımsıkıcasına sarılayım sana\nmahşerde bile hiç ama hiç ayrılmamacasına\nzaten sen benim gölgem gibisin şimdi\ninan ki seni seviyorum hem de taparcasına\nsakın beni hiç sensiz bırakma sevgili cana\nuzattım ellerimi sana,tut onları bırakma bir daha\nartık birbirimiz için yaşayalım bundan sonra da\nne olur söyle sen ne dersin buna sevgili gonca? \nhaydi çıkıp gel artık beni böyle hasretinle boğma\nbeni bu dünyada ebediyen mahkum etme yokluğuna\n\n                                                    20.10.2005\n                                                Hüseyin Erdoğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi çocuklar iyi tatiller...",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nHaydi  kırlara  koşalım  çocuklar; tabii ki  ayağımızın  önündeki  taşı  görerek  koşalım  ki, yüz  üstü  kapaklanmayalım...\nMerve  sen  bu  elimi  tut!  sen  de  öteki  elimi  Suat,  hadi  hani  öğretmeniniz  pikniğe  götürür  gibi.  Hadi  okulculuk  oynayalım...En  büyüğünüz  en  dikkatliniz,  sınıf  başkanı  olsun.  Sıla  bu  oyunu arkadaşlarına  da  anlat!  anlat ki,  doğanın,  bu  güzelim  memleketimizin  sağlığımızın,  tatillerin  özgürlüğümüzün  kıymetini  bilelim...Ah  ne  güzel  doğa;  kırlarda  koşmak,  evet  özgür  olmak  ne güzel  anlat  ki  herkes  bilsin  elindekilerinin   kıymetini  bilsin...\nÇocuklar  dikkat  edin  çiçeklere  basmayın...Şöyle  dediğini  duyar  gibiyim  Arif- ama nereden  yürüyelim  öğretmenim  her  taraf  çiçek? \nArif  ah  Arif  uuttun mu  ben  öğretmeniniz  değilim. Düşünün kü  evdesiniz  bir  kış  gecesi  hepiniz  aynı  odada ailece  toplanmışsınız...Kardeşiniz  ertesi  günkü  ödevini  yorgun olduğu  için yere  uzanmış  bir  vaziyetteyken  yapıyor;  anneniz  keza  öyle  yere  oturmuş  elişi  yapıyor...  Senin  de  mutfaktan  babana  bir  bardak  su  getirmen  gerekiyorsa,  annenin babanın  kardeşinin  çok  sevdiğin  kedinin  üzerine  basa basa  geçermisin? Tabii ki  değil. Çocuklar anladınız  değil  mi  hadi  hep  bir  ağızdan  sağlıklı gür  bir  sesle  anladık  diyin  bakalım,  yoksa  fikrimi  sözlerimi  tasvip  etmiyor,  teyit  etmiyor,  önem vermiyorsunuz  diye  anlarım...Sessizliğinizden  bunu  anlar  üzülürüm...Bizler eğitimi  kimlerden  nasıl  bir  çevreden  alıyoruz  hiç  düşündünüz  mü?  Öncelikle  annelerimizden  babamızdan  yakın  aile  bireylerinden  büyük  anne  büyük  baba  hala  teyze  enişte  yakın  çevremizde  kim  varsa  kimler  bizimle  ilgileniyorsa   ve kimleri  kendimize  örnek  alıyorsak,   eğitimimizi  ilk  önce  bu  şekilde  alırız   daha  sonra  çevre fakat  baz  alacağımız  en  çok  önem  verceğimiz  eğitim  okuldan alnır...Ve  hiçbir  zaman  hayat  boyu  öğretmenlerimizi  ilk  öğretimimizi  unutamayız....\nŞuraya  bakın  şu  gelincik  tarlasına  papatyalara bakın  ne  kadar canlılar ne  güzeller...Bakın!  bu  da  çoban  çantası  yeşil  bir  bitki tanıyormusunuz  bu  bitkileri? Kim  koymuş  acaba  bu  güzel  isimleri  Ahmet  arkada  durma  çocuğum  hadi  katıl  bize  ve  gülümse  gülmek  çocuklara  çok  yakışıyor... \nBakın  ne  güzel ne  cömert  bir  doğa...Sen  büyüyünce  zıraatçı  olacağım diyordun ya  Yakup,  bence  şimdiden  bitki  ve  ağaç  isimlerini  öğrenmeli  bize  de öğretmelisin.  Yaz  tatilinde  sadece  gezip  eğlenmek  seyahat  etmek  olmamalı gayemiz...Bazen  de  kitap  okumalı  bilmediklerimizi  büyüklerimizden  ya da  bigisayardan  öğrenmeye  heveslenmeliyiz...Bilgisayar  sadece eğlenmek  oyunlar  oynamak  için  kurgulanmamıştır....Biz  yetişkinler  de faydalı  bilgiler  öğrenmek  için  kullanıyoruz  bilgisayarı  ve teknolojinin  nimetlerini...Bakın  bunlar  da  peygamber  çiçekleri,  ne  güzel  mavi  mavi  çiçekleri  var değil mi? \nCanan  Ayşenin  elinden  tut  kızım  dikenler  tenini  dalamasın.  Ah  işte  bir  beyaz  yaban  gülü ve  üzerinde  rengarenk  kelebekler  arılar...Yolda  gelirken  ne  güzel  böğürtlenler  de görmüştük,  ama  çalıları  veya  içinden çıkacak  bir  böcek  kendisine  zarar  verceğiniz  endişesiyle  bizi  ısırabilir,  ya da iynesini  batırabilir.  değil mi  ya  bütün  kazalar  dikkatsizlikten  olmuyor  mu? \nBaharda  doğanın  canlanması,  yağan  yağmurlar  düşen  cemreler; güzel  bir  yaz geçireceğimizin  müjdesi  gibiydi...\nUmut  vaaden bu  güzel  mevsimin  değerini  bilmeli  tatilimizi  dolu  dolu  neşeyle  geçirmeliyiz.  Bu  gün  burada  konuştuğum cümlelerin içinde anlamını  bilmediğiniz  kelimeler  olabilir  eve  gidince  sözlüğe  bakın  bilmece  çözmek  nasıl  eğlenceliyse  ve   faydalı  ise  bilmediğimiz  kelimeleri  sözlükten  araştırıp  öğrenmek  te  o  denli  eğlenceli  olabilir;  tıpkı  oynadığımız  şehir  nehir  dağ  eşya  oyunlarında  olduğu  gibi  hadi  şimdilik  hoşçakalın  size   iyi  tatiller diliyorum çocuklar  sizi  çok  seviyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Haydi Çocuklar Yarın 23 Nisan",
        "poet": "Berkay Kuzu",
        "poem": "\n\nHaydi çocuklar yarın sizin gününüz\nAtanızdan Armağan.\nBütün zorlukları yendi \nHediyenizi verdi.\n\nOna iyi bakın \nHep birlikte kutlayın\nAtamız da bunu ister\nHep mutlu olalım.\n\nBugün yatıyorum \nAma uykulu gözlerimde var\nBir Heyecan Bir Atam.\nYarın 23 Nisan\n\nYarını bekleyeceğim\nİple Çekeceğim\nYarın Özel gün\n23 Nisan.\n\nUykulu gözlerimi açıyorum\nSaate bakıyorum.\n23 Nisan Gelmiş\nAtamızdan bir armağan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi çocuklar okula",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nOkula koşarak gelin,\nHaydi çocuklar okula.\nSevinip coşarak gelin,\nHaydi çocuklar okula.\n\nBilgi edinmemiz haktır,\nOkulun faydası çoktur.\nÖğrenmenin yaşı yoktur,\nHaydi çocuklar okula.\n\nOkul bizlerin gözüdür,\nOkul bilginin özüdür.\nOkul  ilim merkezidir,\nHaydi çocuklar okula.\n\nHaydi yüzün gülsün senin,\nKara cahilliği yenin.\nOkuyup ilim öğrenin,\nHaydi çocuklar okula.\n\nYusuf kıymeti bilelim,\nHem eğlenip hem gülelim.\nSevip okula gelelim,\nHaydi çocuklar okula.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi çocuklar okula koşalım",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nOkul ilim irfan yuvası demek,\nHaydi çocuklar okula koşalım.\nOkulda derslere verelim emek,\nHaydi çocuklar okula koşalım.\n\nBüyüyüp gelince okul çağımız,\nOkulla şenlenir gönül bağımız.\nÖğretmen bizim bilgi kaynağımız,\nHaydi çocuklar okula koşalım.\n\nSevgi ile okul yaşına ersen,\nNe güzel sen okula değer versen.\nYarına mutlu yürümek istersen,\nHaydi çocuklar okula koşalım.\n\nOkulu sevin ona kucak açın,\nŞu dünyada cahil olmaktan kaçın.\nOkullarda bilgi öğrenmek için,\nHaydi çocuklar okula koşalım.\n\nYusuf öğretmene sevgi güdelim,\nBilgi öğrenmeye gayret edelim.\nSeverek okulumuza gidelim,\nHaydi çocuklar okula koşalım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi dostlar düğüne",
        "poet": "Rıza Çiloğlu",
        "poem": "\n\nHaydi sevdam gönüllerde şenlik var,\n\nBu gece kınamız yarinde düğün var,\n\nÇal davulcu çal çifte telli oyun havası,\n\nBu gece kınamız yarinde düğün var,\n\nHaydi gençler bugün bize yarin size,\n\n\n\nHavada güzel gece kınamız var dostlar,\n\nKız annası kız babası çal davulcu çal,\n\nHaydi kına havası ağlasın kız annası,\n\nÇal davulçu çal şenlensin gecemiz,\n\nHaydi gençler buğün bize yarin size,\n\n\n\nDüğün bizim oğlan bizim kız bizim,\n\nHaydi emmiler dayılar kalkın hallaya,\n\nÇal davulçu çal oynasın sevdam buğün,\n\nHaydi gençler buğün bize yarin size,\n\nHaydi sevdam haydi sana bu mutluluk,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Durmayın (Çocukça şiirler)",
        "poet": "Sevinç Şahin",
        "poem": "\n\nHep bir bahçe düşlerim\nBinbir çeşit güllerden\nİçinde binbir çocuk\nBinbir çeşit ülkeden..\n\nYaşayalım isterim,\nKardeşçe, kardeş gibi\nÖrnek olsun bizlere\nİki Cihan Serveri..\n\nHepimiz O'ndan örnek\nGÜL olup, GÜL kokalım,\nDünya denen bahçeyi\nGüllerle donatalım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Dağlara Çocuklar",
        "poet": "Ahmet Yozgat",
        "poem": "\n\n1/:\nHaydi dağlara çocuklar,\nHaydi Ağrı'ya, haydi Süphan'a.\nToprak kazmaya, fidan dikmeye\nPalamut dökmeye, tohum ekmeye\nYani mutlu olmaya.\nYa da yeşil şiirler yazmaya.\n2/:\nHaydi dağlara çocuklar,\nHaydi Erciyes'e, haydi Hasan'a.\nKalkalım bir sabah erken,\nKargalar ve serçeler ötüşürken,\nÇantamız sırtımızda çıkalım yola,\nTırmanalım dimdik yamaçlara...\nYani mutlu olmaya.\nYa da yeşil şiirler yazmaya.\n3/:\nHaydi dağlara çocuklar,\nHaydi Tendürek'e, haydi Toros'a.\nGezip tozmaya, fidan dikmeye \nToprak kazmaya, çiğdem sökmeye \nYani mutlu olmaya\nYa da yeşil türküler yazmaya.\n4/:\nHaydi dağlara çocuklar,\nHaydi Küre'ye, haydi İsfendiyar'a.\nAzığımızı bağlayıp belimize,\nSivri uçlu kazmamızı elimize alıp,\nVadilerin bağrına dalmaya.\nYeşil ne kadar yeşil,\nSarı ne kadar sarı? ...\nYakından görmek için \nSihirli çiğdemler diyarına, \nBin bir çiçekli yaylalara.\nYani mutlu olmaya\nYa da yeşil türküler yazmaya.\n5/:\nHaydi dağlara çocuklar,\nHaydi Amanoslar'a, haydi Yıldız'a.\nToprak kazmaya, kızak kaymaya\nDefne dikmeye, ahlat silkmeye\nYani mutlu olmaya\nYa da yeşil şarkılar yazmaya.\n6/:\nHaydi dağlara çocuklar,\nHaydi Uludağ'a, haydi Kaçkar'a.\nBuzlu kaynak sularından yudumlamaya\nKartallar tırmalasın diye bizi,\nYalçın kayalara tırmanmaya.\nİzimizi kaybetmeye dar patikalarda.\nEl sallamaya kardan ak bulutlara.\nYani mutlu olmaya\nYa da yeşil masallar yazmaya.\n7/:\nHaydi dağlara çocuklar,\nHaydi Cilo'ya, haydi Demirkazık'a.\nArdıç dikmeye, kereste biçmeye\nKendimizden geçmeye\nYani mutlu olmaya\nYa da yeşil masallar yazmaya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Düş Bir Kere Şehrimin Sokaklarına",
        "poet": "Muhammet Akyüz",
        "poem": "\n\nGece geç vakitte şehremini sokaklarda,\nÇığlık sesleri geliyor kulaklarım,\nKulaklarımız ne kadar ellerimle kapatsamda,\nYankılanıyor o çılaklar kulaklarımda,\nHaydi düş bir kere şehrimin sokaklarına,\nAnlarsın belki neler çektiğimi buralarda,\n\nHasretinle her gece ağlamaktan,\nGeceleri gökyüzünü seyre dalmaktan, \nSabahları bir umutla kapıdan çıkıp etrafına bakınmaktan,\nHarap olmuş gözlerim her seferinde seni aramaktan,\nHaydi düş bir kere şehrin sokaklarına,\nHaydi düş bir kere şehrimin sokaklarına...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Gel",
        "poet": "Tamer Çetiner",
        "poem": "\n\nnice akşam oldu\nsensiz geçti geceler\nseni düşledim\nihtiraslı kollarımı\nsardım boşluğa\nhaydi gel...\n\nsevginle yol aldım\nAnadolu'dan uzak\ntek başıma\naklımda sen\nihtiraslı kollarımı\nhayaline sardım\nhaydi gel...\n\nhayalin yanımda\nhep yanımdaydı\ndoyasıya andım\nseni gördüm yıldızlarda\nbu mahzun gecede\nihtiraslı kollarımı\nsana açtım \nhaydi gel...\n\ngün gece oldu\ngece sen\nsessizliğinle sabahladım\ngüzelliğinle başladım yeni güne\nihtiraslı kollarımı\ngülücüklerine sardım\nhaydi gel...\n(20/04/1992-Edirne)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi eline bayrak al koş ta gel",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nVatan sevdası ile yola çıkıp,\nHaydi eline bayrak al koş ta gel.\nSana engel olan bentleri yıkıp,\nHaydi eline bayrak al koş ta gel.\n\nBu gün Türklerin bayramıdır densin,\nGören kimse tufan kopuyor sansın.\nElimizde bayraklar dalgalansın,\nHaydi eline bayrak al koş ta gel.\n\nTekbir sesiyle arşı inletelim,\nSevdamızı millete anlatalım.\nCihana mehter marşı dinletelim,\nHaydi eline bayrak al koş ta gel.\n\nYürü artık Anadolunun eri,\nUygun adımlarla sarsalım yeri.\nVatanı severek yollara yürü,\nHaydi eline bayrak al koş ta gel.\n\nYusuf aşk yürekte gönül sızımdır,\nBaşarının sırrı elbet azimdir.\nSabırla yürü sen zafer bizimdir,\nHaydi eline bayrak al koş ta gel.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Gel",
        "poet": "İzzet Selçuk Cumaoğlu",
        "poem": "\n\nÜşüyorum; oysa kapım açık\nHaydi gel, ısıt beni Ankara.\nNedense kaç gecedir uyuyamıyorum\nKes şu pis gürültünü be Ankara.\nLambaların yanıyor sabaha dek,\nNeonlarından gözlerim kamaşıyor Kızılay'ın\nCebeci'nin kirli havasını kokluyorum\nUzatsın ellerini mis kokulu kızların.\nUyumuşlar tüm sevgililerim\nOysa ben hâlâ kollarında uyanığım Ankara.\nGeceleri nedense çok korkunç oluyor Çamlık'ın.\nKapat artık gözlerini haydi; bak korkuyorum\nBırak, uyuyayım rahatça, bırak yatağıma.\nAl şu kızlarını başımdan\nÇık artık hayallerimden\nMaltepe'nin soğuk hatıralarını yaşamayayım.\nYetti artık her gün kahrını çekmek\nŞu çirkef pis sokakların.\nYık Güven Parkı'nı ölsün sokak yosmaların,\nHaydi gel ısıt beni, artık uyuyayım Ankara.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Gel",
        "poet": "Nilüfer Azbar",
        "poem": "\n\nnisan yağmurlarında ıslatalım umudumuzu\nbaharımızı alalım geriye taptaze dipdiri\nsahilin dalgalarına haykıralım aşkımızı\nyine içelim seninle beraberliğimize\nnameler dökülsün dudaklarımızdan sevgi diye\nhaydi daha sıcak gel bu keder niye? .........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi gardaş sen de katıl bu yola",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nKervanımız bizim sevgi yüklüdür,\nHaydi gardaş sen de katıl bu yola.\nBu yola giden insan haklıdır,\nHaydi gardaş sen de katıl bu yola.\n\nBizim sesimizi duyanlar gelsin,\nÇağrımıza bizim uyanlar gelsin.\nİnsanları sevip sayanlar gelsin,\nHaydi gardaş sen de katıl bu yola.\n\nSevgi ile haydi yürü Türk eri,\nDolaşalım sevgi ile her yeri.\nSakın ola bizden kalmayın geri,\nHaydi gardaş sen de katıl bu yola.\n\nBütün engelleri aşalım yine,\nGönüller bir olsun coşalım yine.\nSevda türküsüyle koşalım yine,\nHaydi gardaş sen de katıl bu yola.\n\nYusuf cana sevgi katın yiğitler,\nSevgi bayrağını tutun yiğitler.\nSevgimizi görsün bütün yiğitler,\nHaydi gardaş sen de katıl bu yola.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi gelin Camiye",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nCuma umuma açık\nHaydi gelin Camiye\nGelmem diyen bilsin ki\nHerkes muhtaç hamiye\n\n\n"
    },
    {
        "title": ",haydi Gelin Kardeş Olalım",
        "poet": "Hacı Timurtaş 1",
        "poem": "\n\nEy insanlara hain pusu kuranlar \nKardeşi kardeşe vurduranlar \nDünya malı için kuduranlar \nBizim olsun aydınlık yarınlar \n.....................Haydi gelin kardeş olalım \n\nNice hanlar sultanlar yarıştı \nAsırlar boyu hep savaştı \nAklı olan erken barıştı \nSonunda hepsi toprağa karıştı \n....................Haydi gelin kardeş olalım \n\nDiyarbakır,muş,gelibolu \nHakkari,van,istanbul u \nBir bütündür trakya anadolu \nEy gözü doymaz Allahın kulu \n.................Haydi gelin kardeş olalım \n\nKaradeniz,marmara,egeden \nEdirne,izmir,pütürgeden \nKuzeyden,güneyden yedi bölgeden \nVaz geçelim bu bitmez öfkeden \n.......................Haydi gelin kardeş olalım \n\nAmerika arar durur bin ladini \nYıllardır israil vurur filistini \nBitsin savaşlar silahlar sussun \nİnsanlık bulsun artık dengini \n....................Haydi gelin kardeş olalım \n\nNe sunnisi ne kürdün kürtçesi \nNe alevisi ne lazın kemençesi \nBu vatan hepimizin bahçesi \nİşin doğrusu sözün türkçesi \n..................Haydi gelin kardeş olalım \n\nSonuç vermez bunların siyaseti \nYok olmadan Türkün hasiyeti \nÖnemli değil kimin kılık kıyafeti \nTimurtaş ölürse dünyaya vasiyeti \n....................Haydi gelin kardeş olalım \n\nKaldıralım aradan kanlı perdeyi \nKimse kimseye indirmesin darbeyi \nAyırmayalım hiç bir milleti ve ülkeyi \nÖrnek alalım Mevlanayı Yunus Emreyi \n..................Haydi gelin kardeş olalım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Gidak Toyuna",
        "poet": "Cemil Değer",
        "poem": "\n\nHaydi gidak toyuna\nKurban olam boyuna\nKına yakak eline\n\nHel hele bas hele\nGelin ağlar viş kele\nGüvey güler bah hele\nKızlar kahsın oynasın\nDüğün evi eğlene ah eğlene\n\nKına koydum siniye\nHaber salın bibiye\nGelin giyinmiş diye\n\nHel hele bas hele\nGelin ağlar viş kele\nGüvey güler bah hele\nKızlar kahsın oynasın\nDüğün evi eğlene ah eğlene\n\nAltın bastım eline\nKına koydum üstüne\nDuvak çektim yüzüne\n\nHel hele bas hele\nGelin ağlar viş kele\nGüvey güler bah hele\nKızlar kahsın oynasın\nDüğün evi eğlene ah eğlene\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Gençler",
        "poet": "Mustafa Yıldızdoğan",
        "poem": "\n\nGeceyi yenmeliyiz \nŞafağa ermeliyiz \nHedef güçlü Türkiye \nEl ele vermeliyiz \nHaydi haydi gençler \n\nSevgiyle çıkın yola \nÇalışmak yarış olsun \nÖyle bir eselim ki \nRüzgarlar yarış olsun \n\nDurmayın, yorulmayın \nBu zafer senin hakkın \nTürkiye düğün dernek \nCoşmalı bütün halkın \nHaydi haydi gençler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi git",
        "poet": "Fuat Doğan",
        "poem": "\n\nHAYDİ GİT\nhaydi git \nbulaşmadan hür kalan duygularıma\nlanetini alda öyle git\nhiç de konmasın kuşlar pencereme\nhalaya tutuşan karıncalar yeter bana\n\nhaydi git\ntutsağı olduğun güdülerinle\nlanetli kaprislerini alda öyle git\nhiç de çıkmasın geceme dolunay\nalacalar yeter bana\n\nhaydi git\nsabahı olmadan gecenin karanlığında\nyozlaşmış duygularını alda öyle git\nvarsın gelmesin baharım\nkışın ayazı yeter bana\n\nhaydi git\nalakasız anlarda dokunma düşlerime\nzaten huylanmış içimdeki çaylak\ndokunuversen atom halidir\n\nhaydi git \ntüm yollar açıktır sana\npatikalarımda rüzgar esse de\nfırtınaya dönüşmez\ndağlarıma kar yağarken \ntipiye dönüşmediği gibi\nüşürsen dön geriye bak\n\nhaydi git \nlakin kapıyı çarpmadan\nçarpma ki\ndönebilme olasılığın doğarsa\nkapıda kalmayasın.\n\n                FUAT DOĞAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi gelin vatan millet aşkına",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nBir çare bulalım terör derdine,\nHaydi gelin vatan millet aşkına.\nBela olmasın artık Türk yurduna,\nHaydi gelin vatan millet aşkına.\n\nBunlara yüz verilmesin biter ha,\nBu dert gerçekten ölümden beter ha.\nNe yapılırsa yapılsın yeter ha,\nHaydi gelin vatan millet aşkına.\n\nGardaşımızsınız dedik olmadı,\nKimse sözümüzden ibret almadı.\nSabrımız taşıyor vakit dolmadı,\nHaydi gelin vatan millet aşkına.\n\nGelip buna bir çare olmaz mısın? \nİsteklerine bakıp gülmez misin? \nBunların dertleri ne bilmez misin? \nHaydi gelin vatan millet aşkına.\n\nYusuf can acısını dindirelim,\nMemleketin çarkını döndürelim.\nBu fitne ateşini söndürelim,\nHaydi gelin vatan millet aşkına.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "\" Haydi girin Kol kola \" 2",
        "poet": "Refah Torlak",
        "poem": "\n\n“ HAYDİ GİRİN KOL KOLA “ \n.\nMillet böyle istiyor, haydi girin kol kola                                                                                                                                  Hizmet aşkı içinde, birlikte çıkın yola                                                                                                                                                       Ne renk ne dil ne köken, Irk Din diye ayrım yok                                                                                                                               Kardeşçe kucaklaşın, sapmayın sağa sola \n.\nSahte Din sevdalısı, ister Türklük kaybola                                                                                                                           Kurtuluş gazasıdır, haydi mübarek ola                                                                                                                                        Hedefiniz bellidir, Atatürk ilkeleri                                                                                                                                               Gelişmişlik, aydınlık, onu diline dola  \n.\nSakın ha karıştırma, Din siyaset ayrıdır                                                                                                                                          Hayaller, özentiler, bunlar hepsi bayrıdır                                                                                                                                                                                                                                                                           Vatanına sahip çık, her şey ondan gayrıdır                                                                                                                                    Hak hukuk ve adalet, bu herkesin hayrıdır \n.\nVatanımız burası, başka bir Türkiye yok                                                                                                                                   Türkiye hepimizin, bunu O kafana sok                                                                                                                                              Ülke talan edildi, nakitler dışta stok                                                                                                                                 Kimler ne derse desin, yalana karnımız tok \n.\nYönetime soyunan, art niyet, pis emelli                                                                                                                                     Doymaz haris harami, cani ruh, kanlı elli                                                                                                                                     Hepsi deşifre oldu, artık hainler belli                                                                                                                                           Bu ülke de yeri yok, defet gitsin temelli  \n.\nRefah TORLAK / Nam-ı Diğer: RETOR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "“ Haydi girin Kol kola \"",
        "poet": "Refah Torlak",
        "poem": "\n\n“ HAYDİ GİRİN KOL KOLA “ \n.\nMillet böyle istiyor, haydi girin kol kola\nHizmet aşkı içinde, birlikte çıkın yola\nNe renk ne dil ne köken, Irk Din diye ayrım yok\nKardeşçe kucaklaşın, sapmayın sağa sola\n.\nSahte Din sevdalısı, ister Türklük kaybola\nKurtuluş gazasıdır, haydi mübarek ola\nHedefiniz bellidir, Atatürk ilkeleri\nGelişmişlik, aydınlık, onu diline dola\n.\nSakın ha karıştırma, Din siyaset ayrıdır\nHayaller, özentiler, bunlar hepsi bayrıdır\nVatanına sahip çık, her şey ondan gayrıdır\nHak hukuk ve adalet, bu herkesin hayrıdır\n.\nVatanımız burası, başka bir Türkiye yok\nTürkiye hepimizin, bunu O kafana sok\nÜlke talan edildi, nakitler dışta stok\nKimler ne derse desin, yalana karnımız tok\n.\nYönetime soyunan, art niyet, pis emelli\nDoymaz haris harami, cani ruh, kanlı elli\nHepsi deşifre oldu, artık hainler belli\nBu ülke de yeri yok, defet gitsin temelli\n.\nRefah TORLAK / Nam-ı Diğer: RETOR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi haydi Türkiye",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nYer Kırmızı gök Beyaz\nBu sevgiler size az\nEllerde Türk Bayrağı\nAz kaldı gayret biraz\nHaydi haydi Türkiye\nAtılan gol hediye\nHasretiz böyle şeye\nBu sözüm anne beye\nHazır ol Türk Milleti\nKükre başlayın heye\nHaydi haydi Türkiye\nAtılan gol hediye\nBu coşkular bitmesin\nKalp ve ruhtan gitmesin\nSürsün yüzyıllar boyu\nArtsın daim yitmesin\nHaydi haydi Türkiye\nAtılan gol hediye\nİşçi memur ve esnaf\nYola koştu tuttu saf\nBağırır haykırırlar\nDurmaz söylüyorlar laf\nHaydi haydi Türkiye\nAtılan gol hediye\nKıskananlar çatlasın\nKin duyanlar patlasın\nEl ele tutuşanlar\nÇağdan çağa atlasın\nHaydi haydi Türkiye\nAtılan gol hediye\nBizler yanınızdayız\nHep sizlere sedayız\nSeslenme bağırmalar\nYenin daim nidayız\nHaydi haydi Türkiye\nAtılan gol hediye\nÇeyrek finale kaldık\nMilletçe nefes aldık\nHuzur ve sevgi ile\nHepten neşeyle dolduk\nHaydi haydi Türkiye\nAtılan gol hediye\nBayrağı yükseğe as\nBu kalplerden kalksın pas\nBugün sevinin coşun\nO ruhlardan kalksın yas\nHaydi haydi Türkiye\nAtılan gol hediye\nYıktık çoğu bentleri\nUyandırdık cetleri\nBizler hayran bıraktık\nBak diğer devletleri\nHaydi haydi Türkiye\nAtılan gol hediye\nHasan Sancak’ın sözü\nSize döndürdük yüzü\nCanların sayesinde\nYaza çevirdik güzü\nHaydi haydi Türkiye\nAtılan gol hediye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi haydi ses verin",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nYapılan hatalardan\nGelin ders çıkartalım\nGece gündüz çalışıp\nBencilliği yırtalım\nHaydi haydi ses verin\nOlsun Türk'üm haberin\nEleştiri sınırı\nOlmamalı yerici\nGeçirin harekete\nİçe girsin verici\nHaydi haydi ses verin\nOlsun Türk'üm haberin\nIlımlı anlayışlı\nSaygı göstermek gerek\nBu konuda birleşip\nToplu çarpmalı yürek\nHaydi haydi ses verin\nOlsun Türk'üm haberin\nGazete yazarları\nDikkat edin sözüme\nŞiirimi okuyun\nTebessüm et yüzüme\nHaydi haydi ses verin\nOlsun Türk'üm haberin\nAnlayın hatanızı\nDaha moral bozmayın\nYapılan etkileri\nHatırlatıp üzmeyin\nHaydi haydi ses verin\nOlsun Türk'üm haberin\nDaha atak bir futbol\nOlmalıdır cesaret\nBilinmeli bir kere\nArkanızdadır millet\nHaydi haydi ses verin\nOlsun Türk'üm haberin\nDefansı sağlam tutup\nHücuma yönelmeli\nİleri pas atarak\nBu oyunu bilmeli\nHaydi haydi ses verin\nOlsun Türk'üm haberin\nBırakmamalı şansa\nOyun oyun olmalı\nBöyle birlik duygusu\nYüzyıllarca kalmalı\nHaydi haydi ses verin\nOlsun Türk'üm haberin\nBarış mutluluk azmi\nBaşta olan bir dilek\nBeraberlik ve huzur\nYurtta olmalıdır tek\nHaydi haydi ses verin\nOlsun Türk'üm haberin\nSöyler Öğretmen Hasan\nEsirgemez sözünü\nEsenlikler ve sağlık\nÇağa döndür yüzünü\nHaydi haydi ses verin\nOlsun Türk'üm haberin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi İçeri",
        "poet": "Murat Kürklü",
        "poem": "\n\nYetiştirir evladı tertemiz\nSakın ha ülkene ihanet etme\nHangi makamda  hangi mevkide\nOlursan ol EVLAT Sakın HA\nİhanet etme der bu ülkenin evladına babalar\n\nDer ama demesine o evlat \nülkesi için bölgesi için çalışır çalışır\nBir gün gelir deyuzlar dur der\nSen sen çalmadın çaldırmadın\nSana yönetmek düşmez bu şehri.\n\nÇalana karşı geldin\nÇaldırana karşı durdun\nHadi bakalım sende bu kadar\nYürü sen sistemin adamı değilsin\nYürü paşa kapısına \nOrada senin gibi dürüstler çok var.\nYürü yürü gardaş Dürüst gardaş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Haydi Es Esim",
        "poet": "Kadir Kaya",
        "poem": "\n\nHer sezon seninle yeniden doğduk,\nPişmelisin,  haydi haydi Es Esim.\nSevince susadık, kederi boğduk,\nCoşmalısın, haydi haydi Es Esim.\n\nGurur duy, mazide olan yerinle,\nÇalışıp formanı ıslat terinle,\nAlkışlarla dinlen. golle serinle,\nKoşmalısın,  haydi haydi Es Esim.\n\nYağmurda, çamurda çeksende çile,\nRakiplerin her türlü yapsada hile,\nGeçilmez engeller konulsa bile,\nAşmalısın, haydi haydi Es Esim.\n\nKadirim , esecek yel oluruz biz,\nDamla damla akar sel oluruz biz,\nNehirlere sığmaz göl oluruz biz,\nTaşmalısın, haydi haydi Es Esim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi! Haydi! Türk Milleti sandık başına,",
        "poet": "Erdoğan Kırmızıoğlu",
        "poem": "\n\nYine bir seçim dönemi geldi, geçiyor,\n                                     Seçim meydanları birden dolup taşıyor,\n                                     Partiler hep den kıyasıya yarışıyor,\n                                             Haydi! Haydi! Türk Milleti sandık başına,\n                                             Seçtiğin vekiller gelecek işbaşına.\n\n                                     Her şehir, mekânda konvoylar oluşuyor,\n                                     Arabalar, şehir, cadde, sokak, turluyor,\n                                     Meclis vekilinin hesabı yapılıyor,\n                                              Haydi! Haydi! Türk Milleti sandık başına,\n                                              Seçtiğin vekiller gelecek işbaşına.\n\n                                     Milletçe boş vaatlere inanmamalı,\n                                     Meydanda atılan yalana kanmamalı,\n                                     Doğru politika toplum için olmalı,\n                                              Haydi! Haydi! Türk Milleti sandık başına,\n                                              Seçtiğin vekiller gelecek işbaşına.\n\n                                     İstihdam sağlayıp, yatırım yapılmalı,\n                                     Esnaf, köylü, işçi, emekli, kalkınmalı,\n                                     Eflasyonun temelli beli kırılmalı,\n                                              Haydi! Haydi! Türk Milleti sandık başına,\n                                              Seçtiğin vekiller gelecek işbaşına.\n\n                                     Yoksulun, mazlumun hep yanında olmalı,\n                                     Hortumcu, yolsuzdan daim hesap sormalı,\n                                     Vatanı bölmeye yönelen, saptanmalı,\n                                              Haydi! Haydi! Türk Milleti sandık başına,\n                                              Seçtiğin vekiller gelecek işbaşına.\n\n                                     Partiler, liderler ülkeyi düşünmeli,\n                                     Vatan toprağını, hep sevip gözetmeli,\n                                     Vatandaş, devlete her zaman güvenmeli,\n                                              Haydi! Haydi! Türk Milleti sandık başına,\n                                              Seçtiğin vekiller gelecek işbaşına.\n\n                                     Her seçimde millet, tekrar hesap sormalı,\n                                     Yüce önder Atatürk’ü örnek almalı,\n                                     Her şey, milletin refahı için olmalı,\n                                              Haydi! Haydi! Türk Milleti sandık başına,\n                                              Seçtiğin vekiller gelecek işbaşına.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Kalem Yaz Bakalım",
        "poet": "Şahin Ertürk",
        "poem": "\n\nMazeretin olamaz ki? \nHata yapma lüksün yok ki? \nHep mükemmel yazacaksın\nHaydi kalem,yaz bakalım\n\nHeceleri sayacaksın\nUyak,durak bileceksin\nNokta,virgül koyacaksın\nHaydi kalem,yaz bakalım\n\nSevgi dolu olacaksın\nKalp gözüyle göreceksin\nDilsizleri duyacaksın\nHaydi kalem,yaz bakalım\n\nKolay değil ŞAİR olmak\nHak edeni,öveceksin\nHak edeni,yereceksin\nHaydi kalem,yaz bakalım\n\nHoruz gibi kabarmadan\nOna,buna saldırmadan\nBoşa kürek sallamadan\nHAYDİ KALEM,YAZ BAKALIM\n\n(08.06.2006) \n\nEli kalem tutan \nTÜM GÖNÜL DOSTLARIMA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Mehmedim.",
        "poet": "Ökkeş Kadri Baçkır",
        "poem": "\n\nBeklenen an geldi\nMehmedim şimdi Kuzey Irak'ta\nDar edecek oraları hain pkk.ya\nKaçsanda kurtulamazsın artık\nGel teslim ol bu koskoca Orduya\nBu gaflet bu delalet nedendir bilinmez\nArkanda bütün dünya olsa hiç farketmez\nBilmezmisin Türk Ordusu hiç bir zaman yenilmez\nBayrakları bayrak yapan üstündeki kandır\nBayrak diye salladıgın o paçavra adi bir bez.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Karadeniz'e Bu sefer gelin bize",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nTürkiye'miz Cennettir\nDüşmana karşı settir\nTarih ile kültürü\nBizlere emanettir\nHaydi Karadeniz'e\nBu sefer gelin bize\nMavi ile yeşili\nHele de tatlı dili\nBen sizlere sayayım\nBuradan birçok ili\nHaydi Karadeniz'e\nBu sefer gelin bize\nSamsun Rize Trabzon\nOrdu Sinop Giresun\nSakarya ve Zonguldak\nGel canım Artvin'de in\nHaydi Karadeniz'e\nBu sefer gelin bize\nYayla dağ ve denizi\nİnanın çeker sizi\nBir sefer gelirseniz\nUnutmazsınız bizi\nHaydi Karadeniz'e\nBu sefer gelin bize\nTulum kemençe horon\nÇalınır size her an\nKaradeniz insanı\nGerçekten hepsi yaman\nHaydi Karadeniz'e\nBu sefer gelin bize\nHamsi pilav köftesi\nSaymayayım ötesi\nOtobüs uçaklarda\nHazırdır peçetesi \nHaydi Karadeniz'e\nBu sefer gelin bize\nGezelim şehirleri\nGörelim nehirleri\n'Türkiye'nin Gururu\nKaradeniz Erleri'\nHaydi Karadeniz'e\nBu sefer gelin bize\nGöl dere ve çayları\nGeçirelim ayları\nSize selâm dururlar\nDede nine bayları\nHaydi Karadeniz'e\nBu sefer gelin bize\nKefal ve alabalık\nOlalım kalabalık\nKaradeniz ayakta\nN' olur bizi duy Halik\nHaydi Karadeniz'e\nBu sefer gelin bize\nBu öğretmenin sesi\nTüketiyor nefesi\nHasan'ın sözü gerçek\nBekliyoruz herkesi\nHaydi Karadeniz'e\nBu sefer gelin bize\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi kurtuluşa",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\naynı aile çocukları\nkaranlığa ve ışığa sıkılan yumruklar\ngenç yaşlı çocuk insanlar\nyılmadı bedenleri\ngörünmez\nıslık ve mermi yaraları dolu\ndelik deşik edilseler de\notuz kırk yıl aynı işkence\nya bitecek ya bitecek\nvazgeçişlerin \ntereddütlerin yeri yok bugün\ntunus mısır libya\nözgürlüğü keşfedememiş yıllarca\nşimdi \numut ya da yok oluş\nzafer sizin inanmışsanız\nüstün siz geleceksiniz\nbir birbirinize sözler verin\nmeydanlar bayram yeriniz\nalanlara sığmayacak şöleniniz\nbelki bugün dinecek\nbugün yılların zulmü bitecek\naynı aile çocukları\nhaydi kurtuluşa koşun \ngünde beş kez haykırın\ninsan olun\nhaklarınızı çağırın\nezdirmeyin ezmeyin\nkurtuluşunuz mekke'nin fethine benzesin\nşirk'ten tevhide\nne krallık saltanat\nne de baskı işkence \nbütün bir cahiliyete\nbir veda hutbesi güzelce..\n\nMustafa kaya / Çengelköy\n28.02.2011\nwww.mustafakaya.net\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Karadeniz'e",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nHAYDİ KARADENİZE \nBU SEFER GELİN BİZE\n\n Türkiye'miz Cennettir\nDüşmana karşı settir\nTarih ile kültürü\nBizlere emanettir\n\nHaydi Karadeniz'e\nBu sefer gelin bize\n\nMavi ile yeşili\nHele de tatlı dili\nBen sizlere sayayım\nBuradan birçok ili\n\nHaydi Karadeniz'e\nBu sefer gelin bize\n\nSamsun Rize Trabzon\nOrdu Sinop Giresun\nSakarya ve Zonguldak\nGel canım Artvin'de in\n\nHaydi Karadeniz'e\nBu sefer gelin bize\n\nYayla dağ ve denizi\nİnanın çeker sizi\nBir sefer gelirseniz\nUnutmazsınız bizi\n\nHaydi Karadeniz'e\nBu sefer gelin bize\n\nTulum kemençe horon\nÇalınır size her an\nKaradeniz insanı\nGerçekten hepsi yaman\n\nHaydi Karadeniz'e\nBu sefer gelin bize\n\nHamsi pilav köftesi\nSaymayayım ötesi\nOtobüs uçaklarda\nHazırdır peçetesi\n\nHaydi Karadeniz'e\nBu sefer gelin bize\n\nGezelim şehirleri\nGörelim nehirleri\n'Türkiye'nin Gururu\nKaradeniz Erleri'\n\nHaydi Karadeniz'e\nBu sefer gelin bize\n\nGöl dere ve çayları\nGeçirelim ayları\nSize selâm dururlar\nDede nine bayları\n\nHaydi Karadeniz'e\nBu sefer gelin bize\n\nKefal ve alabalık\nOlalım kalabalık\nKaradeniz ayakta\nN' olur bizi duy Halik\n\nHaydi Karadeniz'e\nBu sefer gelin bize\n\nBu öğretmenin sesi\nTüketiyor nefesi\nHasan'ın sözü gerçek\nBekliyoruz herkesi\n\nHaydi Karadeniz'e\nBu sefer gelin bize\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Müslüman değerlerine sahip çık",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nHaydi Müslüman uyuma,\nDeğerlerine sahip çık.\nKafir adetine uyma,\nDeğerlerine sahip çık.\n\nGözü kapalı atlama,\nGünahlarını katlama.\nSakın yılbaşı kutlama,\nDeğerlerine sahip çık.\n\nBizim yılbaşı Muharrem,\nBunu unutma muhterem.\nNoeli kutlamak haram,\nDeğerlerine sahip çık.\n\nSakın unutmayın şunu,\nNoel Hristiyan günü.\nKutlamayı bırak bunu,\nDeğerlerine sahip çık.\n\nYusuf biz karşı çıkalım,\nBatıl inancı yıkalım.\nBiz işimize bakalım,\nDeğerlerine sahip çık.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Kızlar Dansa Hey!",
        "poet": "Mehmet Hanifi Aliosmanoğlu",
        "poem": "\n\nAlır götürür bizi, eğlenceye her neşe,\nİçimiz kıpır kıpır, gönlümüz de pür neşe,\nGenciz, delikanlıyız, yok ki bize endişe,\nBu gül, bu mehtap, bu mey, bu tef, bu kanun, bu ney,\nEğlenmek ne güzel şey, haydi kızlar dansa hey! \n\nİç meyi, kır kadehi, kanımız coşsun gülüm,\nSevgi sende, aşk bende, yine ne hoşsun gülüm,\nBu gece, senin gecen, mestsin, sarhoşsun gülüm,\nBu gül, bu mehtap, bu mey, bu tef, bu kanun, bu ney,\nAşk, sevgi ne güzel şey, haydi kızlar dansa hey! \n\nBade içip gül derip mutluluğu ararım,\nSarhoşluğum kendime, yok kimseye zararım,\nGel güzelim kalmasın dansımız böyle yarım,\nBu gül, bu mehtap, bu mey, bu tef, bu kanun, bu ney,\nYaşamak ne güzel şey, haydi kızlar dansa hey!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi kop da bu sevdadan, sevdan neymiş bi görelim leyli lolo",
        "poet": "Galip Kemali Günay",
        "poem": "\n\nBırak kartı kurtu, sen hele bir sor kim kesiyor burnu\nHa, çay memleketi, yaklaştı Hamidiye... \nMalum...\n Çizgi çektim mayınından çaya, dört yiğiti alnıma yazdım SİİRT \nRize'ye kadar ağla..\nRize bak çırpınıyor Karadeniz.\nLeylim leylim lolo haydi kop da görelim sevdan neymiş...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydı Kutlu olsun geldi Yılbaşı..",
        "poet": "Seyfeddin Karahocagil",
        "poem": "\n\nDinmezmiş dünyada kan ve gözyaşı\nOlsun kimin umurunda\nYokmuş fakirin ekmeği, aşı\nHadi kutlu olsun geldi yılbaşı…\nBir heyecan tüm kanallarda\nNerede, nasıl eğlenmenin telaşı\n\nGelsin\nTamtamlar, havai fişekler\nViskiler, şampanyalar\nSeyret bu geceki hurdahaşı..\n\nPolis kardeşim tetikte\nNeyi bekler sabaha kadar\nİşin yoksa sarhoş taşı,\nSerkeş taşı…\n\nSüfeha eğlenecek elbet hakkıdır! ..\nYiyip içtiğinde alın teri yok\nHaybeden hep kurusu, yaşı\nBöyle bir şeyin hiçbir kitapta yeri yok\nSenin de tırnağın varsa başını kaşı..\n\nSokaklar huzursuz, \nÜlkeler huzursuz\nTüm dünya huzursuz \nDüşündün mü Savaşlar neyin savaşı\nGencin elinde, sapanı taşı\nKarşısında devletin çatık kaşı\nKurşunluyor durmadan kardeş kardeşi..\n\nSüfeha eğlenecek, hakıdır! ..\nAğrısa da Milletin başı\nNe yaparsın ki kardeşim...\nSistemin insana bakışı şaşı.\n\n………………..Seyfeddin Karahocagil\n………………..31-12-2012  Amasya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Filistinli Çocuklar Gibi",
        "poet": "İlyas Kambalı",
        "poem": "\n\nBen neye yanayım ya\nÖldürdüğüm masum kuşlara mı\nKırdığım komşu camına mı\nBoşa attığım taşlara mı\nÖmürden giden zamana mı\nBen neye yanayım\nHani el-Halil’de olsam\nHiç gam yemeyeceğim\n\nNe edeyim baba ya\nTuttuğun dadının sevgisini\nAldığın son bisikleti\nKumandalı son arabayı\nBen ne edeyim baba ya\nFilistinli çocuklar gibi \nBen de özgür olsam \nHaydi neyse diyeceğim\n\nNe edeyim baba ya\nDiktiğin katları, yazlıkları\nLimandaki yatları\nBana miras bıraksan da\nNe edeyim baba ya\nFilistinli çocuklar gibi \nSabra’da, Şatila’da olsam\nHaydi neyse diyeceğim\n\nBüyümüşüm baba ya\nTaş dolusu sapan istiyorum\nÇatal lastik istiyorum\nSöz veriyorum\nArtık kuşları öldürmeyeceğim\nCamları kırmayacağım\nFilistinli çocuklar gibi \nOyun oynayacağım\n\nİlyas KAMBALI\n20.03.2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi öğrensene",
        "poet": "Erdal Akkoyun",
        "poem": "\n\nTanrı insana\nÖğrenebileceğinden fazlasını vermedi\nO zaman ne duruyorsun\nHaydi öğrensene\nBırak gereksiz şeyleri\nHemen aç bir kitap\nVe başla öğrenmeye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi sana, Güle Güle",
        "poet": "Kadir Yeter",
        "poem": "\n\nKimin kapısına gitsen,\nDerdini söyleyip- etsen,\nSuya dalıp- çilen döksen,\nHaydi sana, güle- güle...\n\nLiman’a, Ay`ları çeksen,\nTren’i, katlayıp- büksen,\nLeğende gemi yüzdürsen,\nHaydi sana, güle- güle...\n\nAbdal’a, denmez; Ârif ol,\nCömert’in, zâten eli bol,\nTrabzan’a lâzımdır kol,\nHaydi sana, güle- güle...\n\nSamsun’a, Ordu’ya gitsen,\nRize, Trabzon’u görsen,\nGiresun, Artvin’i bilsen,\nHaydi sana, güle- güle...\n\nAşık Kadir, hele beri,\nHep, Türküler söylemeli,\nTürk’lüğün; Din’dir, temeli,\nHaydi sana, güle- güle...\n\nTürkiye’mi, hep gezerim,\nİçim yanar, derin- derin,\nSevdiklerim- özlemlerim,\nHaydi sana, güle- güle...\n\nHürriyet’e, âşık oldum,\nOlmasın; param ve pulum,\nKemence’m, Saz’ım ve Tulum,\nHaydi sana, güle- güle...\n\nDavullar vurulur; Dum- dum,\nÇalar Kaval, mest olurum,\nAskere giden ”Umud”um,\nHaydi sana, güle- güle...\n\nYeter`in uzadı sözü,\nGülaçan o gülen yüzü,\nSevenlere, der, bu sözü; \nHoşçakalın, Sevdiklerim.\n\nTRABZON.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Sevsene::::::::::::::",
        "poet": "Halit Mehdigil",
        "poem": "\n\nOy istersin  verir,\nVergi dersin hakeza,\nZam yaparsın gıkı çıkmaz,\nVatan dersen göğsünü gerer,\nDaha ne istersin,sevsene vatandaşını.\n\nHuzuruna gelince el pençe,\nSanki hakkın varmış gibi.\nMeydanlarda çocuk sanırsın,\nKolay kandırırım dersin,\nDaha ne istersin, hizmet versene.\n\nHer dönemde,\nÇocuğunun  harçlığı onun maaşı,\nBulsa işi ona da razı,\nHala yaparsın  gene bu nazı,\nDaha ne istersin,iş bulsana.\n\nVip salonu, o da ne? \nAltınoluk,Antalya,Kızılcahamam,\nYemeler,içmeler, spor sefaları,\nO,seni alkışlar seninle gurur duyar,\nAdam yerine koymazsın hala,sevsene.\n\nBu seçmenler size çantada keklik,\nRehavetiniz üretmez metelik,\nMaaşlarınız sanki darphanelik,\nSevgisizlikten oldu hastahanelik,\nSeçmenler suçlu mu haydi sevsene! \n\n Halit Mehdigil\n03.04.2006\nDeltaseiks-26\n Tüm ülkemin aziz insanlarına  ithaf ediyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Haydi Tatile! ..",
        "poet": "Hakkı Kaya",
        "poem": "\n\nAyvalık' tan indik Bodrum' a...\nDalmak için koylarına, günler\nBoyunca, çıkmamacasına! ..\nYatağan' dan Dalaman' a...\n\nKuşadası' nı unutmuşuz! \nBir de baktık ki, Kalkan' a\nGelmişiz, koy koy\nDolaştığımız turumuzda! ..\n\nAşık olmuşuz Kaş' a! ..\nUzatamadık, Kemer' de\nKapattık bu faslı, Antalya' dan \nİstanbul' a döndük, uçakla...\n\nHakkı KAYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Robot Efeler",
        "poet": "Ahmet Zeytinci",
        "poem": "\n\n''İstanbul Zeytinburnu'nda Bilgi Evleri'nde üretilen robot şınav, mekik çekiyor, takla atıyor, futbol oynuyor. Türkçe konuşup, dans eden robot oynadığı zeybek ile görenleri şaşırtıyor.'' BASINDAN\n\nBize, hem de Ege Yöresine has bir oyun zeybek tabi ki... Ya da şöyle söylemem lazım. Bize, ege yöresine has bir oyundu, şimdilerde robotlarda oynuyor demeli belki de... Müzik eşliğinde gayet de güzel zeybek oynuyor robotumuz. O değil de şimdi bir de bunların seri üretimini yapıp da hepsine birden toplu zeybek oynatırlar ise robotlardan kurulu bir folklor ekibimiz olur. İnsan çalar robot oynar da diyebiliriz. İtiraz eder mi robotlar yoksa çalgıcılarda robot olmazsa vallahi de billahi de oynamayız diye...\n\nEski bir folklorcu olarak pek de hoşuma gitmedi doğrusunu isterseniz bu durum. Yarın bir gün sade zeybek değil, başka başka yöreleri de oynamaya kalkarsa bu robotlar o zaman ne yapacağız? Yandığımızın resmidir. Hayır bir de robotlar arası folklor yarışması düzenlenirse o zaman hepten moralim bozulur. Bizim gençlerimiz soğurlar vallahi diğer bir adı da halk bilim olan folklorumuz dan. Ya arkadaşlar hiç işiniz gücünüz yok mu da robotlara zeybek öğretiyorsunuz? \n\nRobotlar folklor oynarken ekip halinde, jüri de insanlardan olacak haliyle, yalnız robotların sahne performansında en önemli olay, sahneye çıkmadan önce makine yağı ile iyi yağlanmalarıdır kanımca... Öyle olması lazım, yoksa garç gurç sesleri müzik ile bir karıştığı zaman ne seyredenler, ne de robotlar bir şey anlamazlar yaptıklarından...\n\nBir de şu geldi akılma naçizane. Tamam zeybeği biraz doğru düzgün de oynayabilirler, ancak Karadeniz Yöresi biliyorsunuz ki çok hızlıdır, hem ritmi, hem de müziği, ona nasıl ayak uydururlar ki acaba merak ediyorum? Bak şimdi aklıma geldi, bir de bunların kostüm giyme sorunları olacak değil mi? Onun ile de bayağı uğraşması lazım robotları yarışmaya hazırlayan ekiptekilerin. Giymesi bir dert, bir de yarışmadan sonra çıkartması var. Hadi desen ki ''Oynamaya oynuyorsunuz da kendi üstünüzü de kendiniz giyin çıkartın.'' Tık yok adamlarda, of adamlarda mı dedim, robotlarda diyecektim...\n\nEee boşuna dememişler 21. Yüzyıl bilgi ve teknoloji çağı diye, bir adı da milenyum bu yeni yüzyılın ve yeni bin yılın... Hemen şimdi aklıma Hasan Mutlucan merhum geldi ne de gür ve davudi sesi vardı ''Yine de şahlanıyor aman kolbaşının yandım da kır atı.'' diye girdi mi türküye hem memleketi hem de yüreklerimizi titretirdi... Görseydi robotların zeybek oynadığını, görseydi bu günleri, türküyü de değişik okur muydu ki acaba? Şöyle mesela... ''Yine de şahlanıyor aman robot başının yandım da demirden atı.'' Yine de robot işte bunlar. Ben de eski folklorcuyum, benim kadar güzel de oynayamazlar ne zeybek, ne Silifke, hele hele ne de Artvin. Çiçekler açsın, böcekler ötsün, robot bunlar zaten hep birbirini öpsün. Hepinize en derin sevgi ve saygılar... \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi sende benimle Seyret Kaptan",
        "poet": "Vedat Okkar",
        "poem": "\n\nUmutsuzca yarınlara yelken açmışcasına\nYunuslar ışık tuttu yoluma\nGözlerimi kapattığım anda sen çıktın karşıma\nHep sen vardın yarınlarımda\nUmutlarımda\nUmutsuzca\n\numutsuzca umutlara doğru yelken açmıştı aşk gemisi \nyelkenine hışınla vuran rüzgar olağanca heybetli \nne dalgalar ona engel ne ucsuz bucaksız deniz. \ngemi dalgalardan aştıkça yüzünde gülücükler açan kaptan \nüzerinde rüzgarlara engel bir kaftan, \nyere bakan yürek yakan yarınlarını denizlerden seyreden, \nhadi sende seyret kaptan. \nhep doğru yolunda seyir et ne engeller seni yıldırsın \nne dalgalar sana kamçı vursun \naçıl uzaklara yolundaki engellere göğsün gergin dursun. \n\nrüzgarın heybeti ile açılmıştı enginlere \nzaman zaman mola verdi kendince \nyunuslar eşlik eder oldu çaresizce beklediği geleceğine \nsofrasında hep bir somun ekmek \npeynirle katık ederken yediği sadece bir dilim ekmek \nbir parçasını yunuslara atar yunuslar yoluna ışık tutar \nbir parçasını umutlara atar umutsuzca bakar \nkalanı aşkına saklar aşk ona çok uzaktan bakar \n\nderken bir rüzgar daha sert esiyo kuzeyden kuzeyden \nyelkenler fora rüzgarın kuvveti yine yanında \nbir adım daha yaklaşmak için umutsuzca umutlarına, \naşk hala çok uzakta \n\nseyrettiği yolda uzaklarda görünen kara \ngökyüzüne açılan bir yelken daha \nbir yelken daha \nbir mola için göründü kara \nyorgunluktan çökmüş bedeni \ndemir attı yalnızlık gemisi \n\nkendini attı kara parçasına \nüzerinde eski bir kaftan \nbalıkçılar aynı ağızdan hoş geldin kaptan \n\nlimandan çıktı ufak şirin bir kasabaydı \nkarşıda görünen bir hotel \nbir oda lütfen \nkendisi için hazırlanmış bir yatak \nbir duş alıp yatağına yattı kaptan \n\naçtığında gözlerini gün ışığı penceresinden içeri girdi \nüstünü değiştirdi kaftanını sırtına geçirdi resepsiyona indi \nbekleme solonundan gelen bir ses \n- hoşgeldin kaptan \ntanıdıktı ses arkasına dönemedi bekledi bir ses daha \n-günaydın hoş geldin kaptan \nsessiz bir günaydın dedi ama çok derinden arkasına döndüğünde \ngördüğü umutsuzca engelleri aştığı uzakta saydığı aşk tı ta kendisi \nkarnım aç kahvaltıma eşlik edermisiniz hanım efendi \n-senelerce beklediğim andı bana sunduğun kaptan \nherşeyin başıdır sıcak kahvaltı gönlümün ışığı \niçinde sakladığı 28 senenin hasreti beklediği huzur duygusu o an ortaya çıktı tüm heybetiyle içinden seni seviyorum umutlarımın ışığı diye bağırmak geliyordu kaptanın. \n\nkahvaltı yapıldı sohbet sohbeti açtı herşey çok hoştu \ngönlü çoştu masada duran gülü vazosundan çıkartıp umutlarının ışığının saçına taktı ufak bir tebessüm ışıldıyan gözler ile ince bir ses \n-teşekkürler kaptan \ngözlerinde dalmış hayaller ülkesinde yaşar gibi ilerleyen saatler \nsaatleri getirdikçe zaman akıp gittikçe umutlanmışdı kaptan içten içe \n\neli eline değdiğinde kalp atışı çoşmuştu içten içe \ngözlerinde daldığı andı \nherşey çok gizliydi saklıydı \nbiraz daha yakınlaşma oldu bir anda \nsımsıkı sarılmışlardı birbirlerine \nbu bağ hiç kopmasın diye \nderken uzaklardan gelen bir ses \n-kaptan \nsonra gel beyfendi \n-kaptan \nsonra gel beyfendi \n-kaptan \n-kaptan \nefendim \n-kahvaltı servisiniz geldi kahvaltıdan sonra çevreyi dolaşmak için rehber istermisiniz kaptan \nsağol istemem \n-günaydın kaptan \n-günaydın kaptan \n-günaydın kaptan \ngünaydın yarınlarım \ngünaydın umutlarımın ışiğı gönlümün sarhoşluğu günaydın arkadaşlarım günaydın dostlarım \nyolcu yolunda gerek rastgele balıkçılar \nyelkenler fora hadi bakalım arya \n-yolun açık olsun kaptan \nyolunuz açık olsun arkadaşlar \nhoşçakalın dostlar \nhoşçakalın.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Öğretmenler Okula",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHAYDİ ÖĞRETMENLER OKULA\n\nHani hoca Camideydi, Öğretmenler okulda,\nÖğretmenler atanmamış, kalmışlar yarı yolda,\nOnlar meslek aşıkları, gözleri yoktur pulda,\n\nHadi Öğretmen okula, yeter artık durdunuz,\nEy Bakanlık Öğretmeni, neden böyle yordunuz.\n\nSöyleyin ne kadar adil, kapesese sınavı,\nÖğretmenlik mesleğiyle, kel alaka tamamı,\nKuzuyla kurt misali, kurt yemek ister avı,\n\nBu anlamsız inatla, kim verecek hesabı,\nPsikoloji bozuldu, herkes oldu asabi.\n\nZenginlere geldiğinde, paralar çuval çuval,\nSözlerim sanki size, gelmekte gibi kaval,\nGerçekleri yazıyorum, sanılmasın ki maval,\n\nEvde Öğretmen kalmasın, hadi herkes okula,\nEvde kalırsa Öğretmen, zarar gelir akıla.\n\nAtanmayan Öğretmene yapılmakta işkence,\nBunlar bizim insanımız, yazıktır bunca gence,\nİşkence insanlık sucu, hem de günahtır bizce,\n\nOtuz yaşındaki bu gençler, parasız dolaşıyor,\nYaşayan ölü gibiler, sanmayınız yaşıyor.\n\nİnsani de sizin gibi, biliniz ki magdurdur,\nBir kez daha söylüyorum, Öğretmen de insandır,\nBakan beyden tek ricamız, bu gidişatı durdur,\n\nHadi insafa gelerek, atayın öğretmeni,\nGüldürün şu öğretmenin, ağlayan gözlerini\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi seninle saklambaç oynayalım Ay Dede",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nBen ebe olayım sen dağların ardına saklan,\nHaydi seninle saklambaç oynayalım Ay Dede.\nYıldızlar bizim oyunumuzu izlesin naklen,\nHaydi seninle saklambaç oynayalım Ay Dede.\n\nBen seni sobeler isem gökyüzünde nedersin? \nAra sıra kandırarak bana oyun edersin.\nSen kara bulutların ardından kayıp gidersin,\nHaydi seninle saklambaç oynayalım Ay Dede.\n\nSesime kulak verip sayı sayarken beni tanı,\nBiz oyun oynarken yıldızların çeksin canı.\nEskisi gibi sen çocukluğuma götür beni,\nHaydi seninle saklambaç oynayalım Ay Dede.\n\nMars bizim üstümüze yıldızlardan kement atsın,\nÖten Çobanaldatan diğer kuşları uyutsun.\nGezegenler gelip oyunda bize alkış tutsun,\nHaydi seninle saklambaç oynayalım Ay Dede.\n\nYusuf olarak bu dünyada gönlüm neşe bulsun,\nSeninle geçirdiğim gün içime sevinç dolsun.\nOyundan arta kalan gece bize bayram olsun,\nHaydi seninle saklambaç oynayalım Ay Dede.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi İlerleyelim İkimiz El Ele",
        "poet": "Kamil Söylemez",
        "poem": "\n\nBir yürek sensiz ne işe yarar\nKıraçken topraklar,sensizliğe\nHangi ürün sen kadar değer kılar\nBırakıp giderken gece güne\nPalyoçomu güler düş bahçeme\nGözyaşları yanaklarım aşağı\nSiyah beyaz bir pozmu bozar\nTen rengimi,olasılığı\nGiz diplerimde derin mavi\nSevdalar var,denizkızı\nYakındır bu mavide beni sarar\nBenim sarıp sarmaladığım kadar\nDüş kıristali heryanı,prlanta\nKızgın güneş altı amele yanığı\nNeki yüreğimdekine göre\nBu yürete sana inadına bağımlı\nBir dere çığırtkanlığı\nHaydi gel bitanem \nDüş yağmur gibi \nDüş yüreğime serinlet\nSonsuzun tülü çekilsin,sevginle\nDur duraksız yürü sevdamıza\nNe ehemniyeti var ki,herşey çile\nHaydi ilerleyelim ikimiz el ele sevgiyle\nCennet bahçesi diye gördüğümüz ruya evimize\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Türkiye Artık Oynasana",
        "poet": "Ali Uydurucu",
        "poem": "\n\nHaydi Türkiye,artık oynasana\nGönülden bağlanmış,bu millet sana\nGöğsündeki ayyıldıza,bir baksana\nBöylemi olmalıydın sen sahada\n\nHaydi TÜRKİYE,işte geliyoruz\nSizi canımızdan çok seviyoruz\nSizden artık,galibiyet bekliyoruz\nHep birlikte,sevinmek istiyoruz\n\nKoca bir millet,sizi düşünüyor\nSiz böyle olunca,çok üzülüyor\nUtancından, sessizliğe gömülüyor\nUmutlar bir mum gibi,hep sönüyor\n\nŞanlı ülkeye,gülmek yaraşmaz mı\nBaşarı sizlere,hiç yakışmaz mı\nMillet sizi,göklere hiç çıkarmaz mı\nİnsan hiç,başarıya çalışmaz mı\n\nHaydi TÜRKİYE,işte geliyoruz\nSizi canımızdan çok seviyoruz\nSizden artık,galibiyet bekliyoruz\nHep birlikte,sevinmek istiyoruz....\n                                                         (1984)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi, Türkiye’m elele gönül gönüle",
        "poet": "Şükran Beşışık",
        "poem": "\n\nTürkiye’m üzerinde oynanan ne oyunlar vardır\nZaman zaman yüreğimi kanatır\nHiç dinmez aç kurtların çığlığı\nÇanakkale ufkunda Anadolu toprağında\nBin parça edip seni bölmek isterler\nLeyla’yı kaçırıp mecnunu Seyr etmek isterler \nŞöyle etrafıma baktım kardeşler uykuda. \nKimin uğruna şehit oldu atan uyansana \nKenetlendik bir birimize düşmanı getirdik dize\nYeniden can geldi ülkemize \nÇok şeyler borçluyuz atamıza ve de şehit ve gazilerimize\nOnların kurduğu bu cumhuriyeti yaşatmak elimizde\nBirbirimizi severek kucaklıyarak \nYönelelim bilime, bilimin ışığında yükselelim göklere\nBirimiz ağlarsa hepimiz ağlayalım\nBirimiz gülerse hepimiz gülelim\nBayrağımızla kenetlenelim birbirimize\nNasıl ki kurtuluş savaşında birimiz hepimizdi\nHaydi, Türkiye’m elele gönül gönüle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Yiğit",
        "poet": "Şair Alpertunga",
        "poem": "\n\nOğuz boylu Bozkurt soylu kahraman\nVar mı bu dünyada senden yaman\nGöz diken olursa yurduma aman\nÖyle bir şahlan ki kalmasın tek düşman\n\nOğuz Han'dan Kürşat'tan Gazi Osman'dan \nMukaddes emanettir sana bu vatan\nCanınla, kanınla koru bu yurdu\nGöz dikemesin vatanıma Ermenisi Rusu\n\nŞeyh Edebali'den nasihat al \nİlimde irfandan feyiz al\nYüce Türk soyundan kuvvet al\nTürk-İslam ülküsünü tüm dünyaya sal\n\nAllah'a kılınçlık yapmış ırkın soyusun\nAttila'nın, Fatih'in, Yavuz'un tornusun\nMüslüman-Türk oğlusun Haydi Yiğit\nBu kutlu davada Allah yardımcın olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi yirmilik yigidim askere",
        "poet": "İbrahim Özdemir 2",
        "poem": "\n\nHAYDİ YİRMİLİK YİĞİDİM ASKERE\n\n       Milli gururlara arşlara vararak,\n       Vatanı beklemeye akın akın dalgalanarak,\n       Milli yarışda abeyden kardeşe teslimdir bayrak,\n       Bizim vardıgımız yerde kıpırdamayacak yaprak.\n\n       Her yirmilik yiğide bu görev çok yüce,\n       Zalimleri bile kıskanır bu içtenlik güce,\n       Hainleri aglatır vatan bayraktır diye önce,\n       'önce vatan'seslerine hainler olur  cüce.\n\n       Yirmilik yigit askerlerin adımları serttir,\n       Her biri alnından öpülecek birer  merttir,\n       Er meydanı bırakmaz,bırakana denir namerttir,\n       Askerlikten kaytarmak örf ve adetimizde kabahattir.\n\n       Yirmilik dehşetinden titreyecek varılan zemin,\n       Süngü bayrak elimizde edecegiz  yemin,\n       Kalleş düşmanı görürseniz yirmilik eratlarımız var deyin,\n       Siz rahat olur görev bizde,siz hedefi gösterin.\n\n       Yirmilik endamımla olurum dagınız taşınız,\n       Şehit olsamda akmasın göz yaşınız,\n       Biz varoldukca şenlendikce şenlenecek anavatanımız,\n       Bayrak al,bayrak ver yoldur ey atalarımız.\n\n       Koskaca millet bizlerden bekler umudu,\n       Dagıtacagız vatana düşecek kapkara kabusu,\n       Huzur naralarının hep minarelerde olacak solugu,\n       Yirmilik eratların şen bülbül ilkbahardır yolu.\n\n       Vatanımın üstüne kötülük yagmuru yagmayacak,\n       Yirmilik eratlar düşmana kabus olacak,\n       Anayurdun üstüne al bayraklı güneş capcanlı dogacak,\n       Gerekirse tüm tertip eratlar bu ugurda şehit olacak.\n\n       Ana babalar rahat olun şevkle uyuyun,\n       Siz uyurken etrafınıza döşensede mayın,\n       Sakın rahat yatagınızdan başınızı kaldırmayın,\n       Yirmilik gençlik size veda bunu unutmayın.\n\n \n\n       Sakın görünüşümüze akmasın göz yaşınız,\n       Yirmilik endamımızda vatan borcundaki tam yaşımız,\n       Bırak olsun mert ve erkek adam diye mezar taşımız,\n       Gerekirse  size veda olsun ana-baba millete bu kardaşınız.\n\n       Hep böyle devam edecek ulumayacak hem it,hem parazitler,\n       Kanımımızı ememesin ne pire nede bitler,\n       Canımızı vedayı ögretti geçmişteki ata şehitler,\n       Unutmayacagız bize örnek alacaktır gelecekteki fertler,\n\n       Edirne den karsa kadar yerleşecegiz öbek öbek..\n       Bizden habersiz gökyüzünde uçmayacak tek bir kelebek,\n       Vatan namusu kalbimizde,sırtımızda tüfek,\n       Başka yirmilik eratlar gelince bizim kutsal görev bitecek.\n\n       Vatan namus borcu bitti diyerek dönecegiz baba ocagına,\n       Yarab bu görevi bir daha nasip etsin diye atılacagız hayatın kucagına,\n       Ne günlerdi diye konu olacak çocuklarınızın gıbde dolu masallarına,\n       Kavuşacagız bizim gibi yirmilik eratların gurur dolu babalıklarına.\n\n \n                                                       (DEMYANLİ) İBRAHİM ÖZDEMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi Türkiye'm!",
        "poet": "Ahmet Emer",
        "poem": "\n\nYıllar yılı aklısıra uyutup\nHayali çift anahtar dağıtan\nAnanızım diye kandırıp\nAnamızı ağlatanlardan\n\nİrticayı besleyip büyütüp\nDinli dinsiz kutupları yaratan\nTekke ve zaviyelerden beslenip\nKara çarşaf türbanla yatıp kalkandan\n\nVekilleri kul ederek siyaseti çeteleştirip\nHaksız kazanç talan yağma yapan\nHalkı yoksullaştırarak işsiz aşsız bırakıp\nİftar çadırı sadaka kültürü geliştirenden\n\nVurgun ve haksızlıkla zulüm iktidarı kurup\nAç işçi sefil köylü hırsız esnaf yaratan\nMemuru işçiyi sendikasız bıraktırıp\nİşsiz dar gelirli emekliyi unutandan\n\nÜç koyup birini alarak ABD' ye kul köle olup\nAB ve Araplara her şeyimizi yok pahasına satan\nGümrük Birliği Dünya Bankası İMF'ye yaslanıp\nSömürgeci devlet ve örgütlerle iş birliği yapandan\n\nYıllar boyu özgür ve bağımsız yaşadığımızı unutup\nOnurumuzu ve gururumuzu ayaklar altına aldıran\nEmeğimizi suyumuzu Kıbrısımız'ı satıp\nABD ve AB'ye uşaklığa soyunandan\n\nTürkiye laiktir laik kalacak\nNe ABD ne AB tam bağımsız Türkiye\nMollalar ABD'ye Türkiye İran olmayacak\nGaflet dalalet hıyanetten  hesap soracak taraftan\n\nOlmak için ne beklersin oturup\nUlu Önder Atatürk'ün izinde\nİstersen sen efsaneler yaratıp\nNe mutlu Türk'üm diye haykırırsın her yandan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "A- Haydi Türkiye!",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nVatan aşkıyla\nHaydi Türkiye\nAynı coşkuyla\nHaydi Türkiye! \n\nMeydana dolduk\nBeraber güldük \nTek yürek olduk\nHaydi Türkiye! \n\nYüzde yüzümüz\nTürk’tür özümüz\nGüldü gözümüz\nHaydi Türkiye! \n\nRakipler şaşkın\nBitkin ve düşkün\nOlmasın kuşkun\nHaydi Türkiye! \n\nBu cihan bu yaz\nKırmızı beyaz\nTarihi sen yaz\nHaydi Türkiye! \n\nTek tek yıkarsın\nYalnız sen varsın\nÜste çıkarsın\nHaydi Türkiye!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayeldi gercek oldu",
        "poet": "Muhlis Şutanrıkulu",
        "poem": "\n\nAnlatık size tatlı masal\nhayeldi gercek oldu\ngeleçeğinize açtık fal\nhayaldi gercek oldu\n\nyüreğimizdeki ince sızı\nanlımızdaki bu kara yazı\nyaktırmayacağız doğal gazı\nhayeldi gercek oldu\n\nyerindedir havası çalımı\nne oldu hani kürt açılımı\nelektiriye suya   zamı\nhayeldi gercek oldu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydi  Türkiyem haydi Anadolu",
        "poet": "Memet Zeki Ateş",
        "poem": "\n\nEdirneden kars'a sevgi rüzgarı\nEstirecek C.H.P.İktidarı\nEri şut buzları getir baharı\nYürü Be Kemal'im çare sendedir.\n\nHaydi Türkiyem haydi Anadolu.\nBu Defa diyelim Kılıçtaroğlu\n\nBitecek Ülkede kin nefret ağı\nYeniden yeşerecek kardeşlik bağı\nYoksulun fakirin gam,dert ortağı.\nYürü be Kemal'im çare sendedir.\n\nHaydi Türkiyem,haydi Anadolu.\nBu defa diyelim Kılıçdaroğlu\n\nŞahlanmış geliyor bak anadolu.\nBudanmış halkımın kanadı kolu\nSensin Ülkemizin tek çıkar yolu\nYürü be Kemal'im'çare sendedir.\n\nHaydi Türkiyem,haydi Anadolu.\nAçalım C.H.P'ye iktidar yolu.\n\nDemokrasi diye çarpar yüreği\nŞahlandır yok olan orta direği\nUmutsuz halkın en son durağı\nYürü be Kemal'im çare sendedir.\n\nHaydi türkiyem,haydi anadolu\nBu defa diyelim KILIÇDAROĞLU\n\nEn başta olacak gençlik ve kadın.\nTarih yiğit diye yazacak adın\nGözün aydın türkiye oldu muradın\nYürü Be gandi Kemal  çare sendedir.\n\nHaydi Türkiyem haydi anadolu.\nBu defa diyelim Kılıçdaroğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haydin Felaha",
        "poet": "Ekrem Şama",
        "poem": "\n\nEn çetin en karlı, dağları aştık,\nŞu yüzyıl düzünde, rotadan şaştık,\nSırtlan korusuna, girip ulaştık,\nBilinsin kardeşlik, dirilsin barış...\n\nDaim düşman olmaz, hilal hilale,\nBir baba bir anne, aynı sülale,\nKulak ver 'felaha', diyen Bilal'e,\nBilinsin kardeşlik, dirilsin barış...\n\nNereye arkadaş, şimdi nereye? \nCanavarlar girmiş, bizim sürüye,\nSürmek ister tuzak, dolu dereye,\nBilinsin kardeşlik, dirilsin barış.\n\nHerşey görülüyor, bak sabah oldu,\nBiz uyurken kiler, hep silah doldu,\nBeyin ezilirken, beden mahvoldu,\nBilinsin kardeşlik, dirilsin barış.\n\nBizde hem tembellik, hem de kibirlik\nSırtlanlar çakallar, olunca birlik,\nÇıkış yolu belli; hep beraberlik\nBilinsin kardeşlik, dirilsin barış...\n\n(İstanbul:26.07.2005)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayel Olur Düş Olur",
        "poet": "Yusuf Şeker",
        "poem": "\n\nŞu beşerin de dört mevsimi var\nGüz ü belli olur kış belli olur\nBirinde yeşerir onunda açar\nGüz ü belli olur kış belli olur\n... \nYirmi sinde gelir geçer ilkbahar\nYirmi beş de sıkıntıları başlar \nOtuz unda serden dökülür saçlar\nGüz ü belli olur  kış belli olur \n...\nKırk deyince yaprakları sararır\nElli sinde yamaçları bozarır\nAltmış ında gazel olur savrulur\nGüz ü belli olur kış belli olur \n\nYetmiş inde gelir ölüm meleği\nSeksen inde yıkılır dağın direği\nDoksan ında kalır üç beş merteği\nYüz deyince hayel olur düş olur \nDört mevsimi birleştirir kış olur\n\n             Yusuf şeker\n             13.05.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayellerim",
        "poet": "Muhammet Faruk Koca",
        "poem": "\n\nİstanbul’a bir yağmur yağıyor, \nSarıyor tüm benliğimi, \nNisan yağmurları galiba bunlar, \nDolaşıyor âşıklar yine bu akşam, \nKafamı çeviriyorum gökyüzüne, \nPerde misali iniyor yağmur yüzüme, \nÂşıklar dolaşıyor parklarda, \nYağmur altında o romantik havada, \nEriyorum şimdilerde o yağmur taneciklerinin altında, \nO ıssız sahilde hayallerimle. \n\n(06.01.2000)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayellerim Yok Olmasın",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nHayellerim Yok Olmasın \n\nDoğa ile şu tarımı\nYıllarca talan eyledik\nTarıma ilgisiz kalıp\nDoğamız talan olmasın\n\nZihniyet ürünü bitti\nÇöle betona büründük\nMücadeleyi kaybettip\nDoğamız tahrip olmasın\n\nHak aramak için kavga \nCevre için verek kavga\nHoyratlığa bir son verek\nUmutlar yalan olmasın \n\nDoğayı koruyamıyan\nBizleri nasıl korusun\nDuyarlılar sorumlular\nYarınlar talan olmasın\n\nKöklerimiz derinlerde\nKoruma kanunu nerde\nDireniş kültürümüz var \nÇevremiz talan olmasın\n\nBir yürüyüş eyleyelim\nBu doğa bizim diyelim\nGündemi belirliyelim\nUmutlar talan olmasın \n\nAnadolum ruhun ile\nAlınacak ahın ile\nKöy kasaba şehir ile\nCanlarımız yok olmasın\n\nHep beraber haykırarak\nYedi koldan yola çıkak\nHaksızlığa isyan olak\nAkarsular yok olmasın \n\nKayda alalım bunları\nHerkes bilmeli bunları\nAçılan tüm davaları\nHak adalet yok olmasın \n\nTarihi rol oynayalım\nKalkınmada rol alalım\nÇağdan geri kalmayalım\nHayellerim yok olmasın \n\nBaş eğmeyen anadolum\nİsyandan geçiyor yolum\nYeter artık doğrulalım\nOnurumuz yok olmasın\n\nAnadolumdan çek eli\nYedi dünyanın düveli\nDost Şeref örgütlenelim \nOnurumuz yok olmasın \n\n07.04.2015\nDost Şeref\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayellerimin şehri İstanbul",
        "poet": "Hüseyin Boşcu",
        "poem": "\n\nBir İstanbul var hayellerimde\nGazete sayfalarında gördüğüm\nHaritadan yerini bildiğim\nGitmek isteyipde gidemediğim\n\nÇay içecektim üsküdarda kız kulesine karşı\nKız kulesi gözüküyormu bilmiyorum ama\nBen çay içecekdim hayallerime karşı\nhayallerimin şehri İstanbul.\n\nEminönünde sandallarda taze balık kokusu\nAsya ve avrupanın köprülerden sorulduğu,\nGökkuşağının bütün renkleriyle\nSahillerden dağlara ta uzaklara yüreğime dolan.\n\nEy İstanbul yanan ateşsin içimde\nYakıp kavuruyorsun bedenimi,\nHerköşesinde asırlar öncesinden kalan.\nKurumayan güller gibi eşi yok benzeri yok camilerin\n\nCanım yüreğimin sızısı\nBir bilsen seni nasıl sevdiğimi.\nBoğazlardan akar, sen gelirdin bana,\nGeçerdin karşıma istanbul.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayııırrr",
        "poet": "Su Coşkun",
        "poem": "\n\nhayııırrrr\nesaretini istemiyorum \naşkının\n\n*****\nağır geliyor\n\n*****\nutanıyorum\n\n*****\n\n \n\n                  10 Kasım 2005 /Blk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayır",
        "poet": "Onur Eken",
        "poem": "\n\nBen Bilmedim sevmenin ne oldugunu.\nYüregim Daima Öksüz Kuşlar gibiydi\nHer Bahar Geldiginde Göç Etti\nElden Ele Başka Gönüllere\n\nAdım Çıktı Bu Yüzden\nO Sevmez O Sevmesini Bilmez Dediler\nHAYIR; Bende Severim\nSevilcek Birini Beklerim; \nAma Onlar Bunu Bilmediler...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "^^^^Hayın^^^^Sevdalar^^^^^",
        "poet": "Cemal Mızrak",
        "poem": "\n\nNisan yağmurları altında yürüyorsan usulca\nSırılsıklam ıslanıyorsan kaldırımlarda\nHala susuyorsan ve bekliyorsan umutla \nYer deniz gök haykırır \nisyan eder hayın sevdalara\n\nAcıyan yaraların uslanmıyorsa\nBarındırmaz dalgalar çıldırır sevdalara\nAğıt yakar martılar kaçar dağlara\nSığınır yarasalara barındırmaz kayalar.\n\nTomurcuklar filizlenir zehir saçar güller\nÇiçekler kokmaz artık bülbüller ağlar\nGelin süsler cinler periler hortum olur\nKar yağmaz olur kurbağalardan\nYılan yavrusunu yutar hayin sevdalar.\n\n                      (Diyarbakır-15-04-2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayır",
        "poet": "Can Yücel",
        "poem": "\n\nDinlensin diyedir gözlerimiz\nBu önümüzde açılıp giden manzara;\nBu dünya, yoruldu mu kuşlar konsun diyedir,\nVe tanrılar boşluktan bıkınca.\n\nEllerimize malum olur nedense\nSuların rengi balıklarıyla, çiçekleriyle,\nDüşünmenin huzuru ayan olur;\nSoğuğun sessizliği hakeza.\n\nYuvarlanan yıldızlar içinde saçlarımız,\nBoylarımız bü'yü'r usul usul;\nDuyulmasın diye gürültüler uykularda\nYağmurlar yağar geceleri.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "\"Hayıflan\"mışlı geçmiş zaman",
        "poet": "Sabiha Ayaz",
        "poem": "\n\nEllerimde bir his; \n Birşeyler yit-miş gibi.\n Gözümde bir manzara; \n Sanki burday-mış gibi.\n\nNe ruha huzur,ne tene gam,\n Herşey silin-miş gibi.\n Döktüm,kalan ne varsa,\n\n Yok oluşu sez-miş gibi.\n\nKaçışmaya mani bu,\n Kırılan diz-miş gibi\n Bilmeye yeltendiğim\n Varılmaz giz-miş gibi...\n\n\n temmuz üç ikibinoniki\n İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayınsın Gurbet...",
        "poet": "Hüseyin Yanmaz",
        "poem": "\n\nSenden beterini görmedim gurbet \nKarlı dağlar engel oldu aşamadım \nHasret çektim, yurduma varamadım. \nSenden beterini tanımadım gurbet \n\nTüm sevdiklerimden ırak ettin.\nBeni vatanımdan köyümden ettin \nBu acıya dayanmaz yürek\nSenden beterini tanımam gurbet \n\nAnam babam bekler yolumu \nKırdın kanadımı kolumu, \nKim bilir ne oldu köyümün durumu \nSenden beterini tanımam gurbet \n\nYıllardır dolaştım gurbet ellerde\nBir dost bulamadım bu yerlerde \nİçimdeki acıyı yalnız çektim\nSenden beterini tanımam gurbet \n\nGelemedim sana güzel köyüm \nRüyalarımda hep  toprağımı gördüm \nHer gün ağladım her gün öldüm \nSenden beterini tanımam gurbet \n\nBu zalim ayrılık olmasaydı \nBağbanda  güller solmasaydı \nMis kokusu  dağladı yüreğimi\nSenden beterini tanımam gurbet... \nHüseyin yanmaz \n30/01/2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayır",
        "poet": "Sezen Aksu",
        "poem": "\n\nDün gece biraz kırgın biraz sinirliydin \nMutlaka bir şeylere sıkılmıştı canın \nYoksa sen ölsen bile asla bana öyle \nHiç bir zaman sevmedim seni diyemezdin \n\nEvet hatta biraz fazla sinirliydin \nBelki de ben hata yaptım farkında olmadan \nMutlaka işlerin filan yolunda değildi \nYoksa hiç böyle şakalar yaparmıydın sen \n\nHayır hayır yalan \nSen de beni sevdiğini inkar etme \nHayır olmaz \nBu yalnızca bir anlık öfke \n\nÖfkeli olmasan asla bağırmazdın öyle \nNe olur anla artık lütfen bitti diye \nBaşkası var artık diye yalan da söyledim \nSanki inanırmışım gibi böyle şeye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayır",
        "poet": "Nurettin Kurtuluş",
        "poem": "\n\nkötü huylu kanser gibi\ngirmişsin bu dünyaya\nnereden atıldıysan\n\t\tbir başka yerden çıktın\nNagazaki  Hiroşima,\nsüttozundan  tanıdım ilk seni\niçim almadı o gündür süt içemem\nzayıf hücrelerini almışsın ülkemin\nkemirip duruyorsun bitiremedin\nbir de soktun ay em ef denilen\nher derde deva \ndozu sende\n\t\tbaşa belâ\nama birilerine yediremedin\nKore Vietnam  nereden atıldıysan\nbir başka yerden çıktın\nfarkındasın muhakkak\n\t\thiç sevilmedin\nAsya Afrika Güney Amerika\nAvrupa\nOrtadoğu’ya\nkötühuylu kanser gibi girmişsin,\nkime sordun \nbaşat\nsana mı kalmış götürmek\no az bilinmeyenli demokrasiyi\nbarıştan yana nasibini  almamış\nsavaşın terörün\t\nnamussuzluğun son sığınağındaki \nzavallı patriyot\nküçük kuklalarını da \n\t\t\tyanına alarak \nher huyun çaresi vardır\no da insanlardır\nsana savaşa hayır\nsadece hayır değil\nterör senin işin se\nbarış ta bizim\n\tişine gelir se...\n\nStöcken 2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayır çarşısı....",
        "poet": "Hidayet Doğan",
        "poem": "\n\nHer sene açılır kermes Kırıkkalede,\nBazen kursta,uzun zamandır aynı yerde,\nÖğretmenevi yanı Sefa Çay Bahçesinde,\nGel arkadaş burası,  bir  hayır çarşısı.\n\nHazırlar kardeşler önceden  örgüleri,\nOyalar,danteller,güzel nevresimleri,\nGünlerce dikerler nadide örtüleri,\nGel arkadaş,burası bir hayır çarşısı.\n\nHerkes bugünlerde çok fedakarlık eder,\nHanım,erkek oraya severek gider,\nHiç bir şey yapmayan gece nöbet tutar,\nGel arkadaş burası,bir hayır çarşısı.\n\nBir yanda bayanlar satar çeyizleri,\nBizim hanım orda çok satar börekleri,\nYahşihandan gelir kermes gözlemeleri,\nGel arkadaş burası bir hayır çarsısı.\n\nHalı,perde,örtüler güzel satılıyor,\nDuyan duymayanlar her gün çıkıp geliyor,\nBu kermeste arayan herşeyi buluyor,\nGel arkadaş,burası bir hayır çarşısı.\n\nKırtasiye,giyim,döner ne ararsan var,\nMantıdan börekten ye her gün azar,azar.\nÇiğ köfte,alabalık ile sebze de var,\nGel arkadaş burası bir hayır çarşısı.\n\nHaremlik selamlık ayrı ayrı yiyorlar,\nDinin inceliğine dikkat ediyorlar,\nAlan satan birbirine dua ediyorlar,\nGel arkadaş burası bir hayır çarşısı.\n\nKazanılan hizmete,talebeye gidiyor,\nKuran hizmeti bununla ayakta duruyor,\nBunu artık dünyada herkesler biliyor,\nGel arkadaş burası bir hayır çarşısı.\n\nEvde varsa da burdan bir şeyler sende al,\nBu kardeşlerine sen de biraz destek ol,\nAhiretten nasibini bu dünya da al,\nGel arkadaş burası bir hayır çarşısı.\n\n 21.05.2011-Kırıkkale\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayır Allah’tan Şer ise Kuldan.",
        "poet": "Fatih Lütfü Aydın",
        "poem": "\n\nHayır da şer de Allah’tan değildir.\nHayır Allah’tan şer kuldandır.\nEvet hayır Allah’tan, şer ise kuldan.\nBöyle diyor, Nisa, 79 ayetinde Kur’an.\n\nSen kötülük işlemeyi arzularsan,\nSebep halk eder yani yaratır Yüce Yaratan.\nPara çalmak isteyene açık kasa halk eder.\nYani kul şerri kötülüğü kendi seçer.\n\nİnsan eylemlerinin sonucudur, günah.\nGünah İşleyen hep çekiyor ah.\nYaşantının yani günün ah ile dolmasıdır, günah.\nGünah işleyip de çekme ah.\n\nŞerri hayrı sen seçersin,\nKaderim der iç çekersin.\nFatih Lütfü Aydın\nSaygılar ve sevgiler.\n06.02.2017\n\nHAYIR da ŞER de ALLLAH’tan DEĞİLDİR.\nHAYIR ALLAH’tan ŞER (KÖTÜLÜK)   ise KULDANDIR.\nEtme Bulma Dünyası ve Bir Adıma 10 Adım \n\nNİSÂ-79 \n\nYaşar Nuri Öztürk: İyilik ve güzellikten sana her ne ererse Allah'tandır. Kötülük ve çirkinlikten sana ulaşan şeyse kendi nefsindendir. Biz seni insanlara bir resul olarak gönderdik. Tanık olarak Allah yeter. \n\nNot: yukarıda ki ayetle ilgili olarak okuduğum bir yorumu paylaşmak istiyorum. \n\nHz. Allah kulunun gönlüne iyilik ve kötülük yapma arzularını koymuştur. Kul hangisini isterse onu yapabilmesi için sebepler halk eder. \n\nÖrneğin para çalma arzusunu duyanlara o an açık unutulmuş kasa sebebini halk eder, yani oluşturur. Artık seçim kula kalmıştır. Allah çalması için zorlamaz, yalnızca olanak yaratır. F.L.A. 31.12.2015 \n\nBir Kötülüğe Tıpkısı Bir Kötülük. \n\nŞÛRÂ-40 \n\nYaşar Nuri Öztürk: Bir kötülüğün cezası, tıpkısı bir kötülüktür. Fakat affedip barışmayı esas alanın ücretini bizzat Allah verir. O, zalimleri hiç sevmez. \n\nEN'ÂM-160 \n\nYaşar Nuri Öztürk: Kim bir güzellikle gelirse ona, getirdiğinin on katı var. Kötülükle gelene ise yaptığının kadarından fazla ceza verilmez. Onlar, haksızlığa uğratılmayacaklardır.\n\nMevlana'dan 2 ayet yorumu.\n\nKULA BELA GELMEZ HAK YAZMAYINCA\nHAK BELA YAZMAZ KUL AZMAYINCA\n\nNot: İyilikler Allah'tan kötülükler kuldan.\n\nNisa, 79,\n\nYaşar Nuri Öztürk: İyilik ve güzellikten sana her ne ererse Allah'tandır. Kötülük ve çirkinlikten sana ulaşan şeyse kendi nefsindendir. Biz seni insanlara bir resul olarak gönderdik. Tanık olarak Allah yeter.\n\nNot: Yani kul patronunun kasasını soymayı arzu ederse, Hz.Allah' da o kuluna açık kasa sebebini yaratır. Burada kötülük kula aittir.\nO zaman Allah da böyle bir sebep yaratmasın diyemeyiz çünkü bu dünya imtihan dünyasıdır.\nF.L.A\n\nHAK KULDAN İNTİKAM KUL İLE ALIR\nDİN İRFAN BİLMEYEN BUNU KUL ETTİ SANIR\n\nNot: Zalime zalimi saldırtma. \nF.L.A.\n\nZALİM\n\nhttp://www.ihya.org/ka…/kavramlar-ansiklopedisi/dt-7876.html\n\nZALİMİN ZALİMLE İMTİHANI\n\nHz.Allah kötülük ettiğimizde, kötülük görerek, kötülüğün iyi birşey olmadığını yaşayarak öğrenmemizi ve iyiye, güzele yönelmemizi, arzu ettiği için diyalektikli bir yaşam var etmiş olabilir. Zalimlere başka zalimleri musallat ederiz (saldırtırız)  ayeti bu düşünceyi kuvvetlendirmektedir; işte o ayet; \n\nEN'ÂM-129\n\nYaşar Nuri Öztürk: İşte biz, zalimlerin bir kısmını bir kısmına, kazanır oldukları şeyler yüzünden bu şekilde dost/yardımcı/yönetici/önder yaparız.\nTabiiki önderi, dostu zalim olan kişi de o zalim tarafından zulüm görüp, zulmün iyi birşey olmadığını yaşayarak öğrenecektir.\n\nhttp://fatihltfaydin.tr.gg/-KUR-h-AN-FiHRiSTi-Z.htm\n\nMevlana bu sözleriyle 2 Kur'an ayetini yorumlamış.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayır da Gelmeli Şer de Gelmeli.",
        "poet": "Rifat Kurtoğlu",
        "poem": "\n\nKarşındaki anlamazsa dilinden,\nEfendilik yetmez zor da gelmeli.\nİş başa düşünce er in elinden.\nHayır da gelmeli şer de gelmeli.\n\n11-02-1992-Pazar\nÂşık Rifat KURTOĞLU - ÇORUM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HAYIR demek geçerli sebeplerimiz var...",
        "poet": "Erbil Kutlu",
        "poem": "\n\nherkese 'HAYIR'lı huzurlu mutluluk dolu bayramlar...\n\naklınızda olsun... darbeci 1982 anayasasında; bir savcı (ergenekon misali)  sizi bir iddia ile tutuklatsa sizi 1 gün yada bir kaç yıl hapiste tutsa mahkemelerde yargılatsa, bunun nihayetinde suçunuz ispatlanamazsa (ki aqp hükümeti süresince insanların suçu ispatlanana dek suçsuzdur evrensel gerçeği, suçsuzluğunu ispatlayana dek herkes suçludur haline dönüştürülmüştür)  serbest bırakılırsanız 'sizi bu duruma düşüren maddi ve manevi hezeyana uğratan savcının yargılanması için dava açabiliyorsunuz...'\n\n2010 rte anayasasında; bir savcı (ergenekon misali)  sizi bir iddia ile tutuklatsa sizi 1 gün yada bir kaç yıl hapiste tutsa mahkemelerde yargılatsa, bunun nihayetinde suçunuz ispatlanamazsa (ki aqp hükümeti süresince insanların suçu ispatlanana dek suçsuzdur evrensel gerçeği, suçsuzluğunu ispatlayana dek herkes suçludur haline dönüştürülmüştür)  serbest bırakılırsanız 'sizi bu duruma düşüren maddi ve manevi hezeyana uğratan savcının yargılanması için adalet bakanlığına başvurmak durumundasınız. bakan durumu 'EĞER' gerekli görürse öncelikle savcı hakkında bir soruşturma açtırma kararı verecek. soruşturmanın sonucunda 'savcının bu konuda bir suçu yoktur raporunu alırsa veya rapor sonucu savcının suçlu olduğunu belirlese bile' davanın açılmamasına karar verme yetkisine sahip. ve yaşadıklarınız uğradığınız psikolojik ve maddi kayıplar yanınıza kalacak...'\n\nayrıca 1980 ihtilalinden evvel hakimler yüksek kurulu ve savcılar yüksek kurulu iki ayrı yapı iken 1982 anayasasında kenan evren tüm kontrolü eline alması sebebi ile iki kurulu birleştirip hakimler savcılar yüksek kurulu haline getirmiştir. HSYK... ve bununda başına adalet bakanı ve müsteşarını getirmiştir. kontrol etmek amacı ile... 1982 darbe anayasası ile hesaplaşan bir irade nasıl olurda 1980 öncesinde hükümetle bağı olmayan ve iki ayrı kurul olan bir yapıyı sadece üye sayısını arttırarak değişimden bahsedebiliyor... bu açık bir şekilde 1918de işgalini tamamlayamamış olan itilaf devletlerinin işgalini kolaylaştırmak amacı ile bir çok özelleştirmenin önünü açmak ve bu hususlarda hukukun önünü tıkamak ve tıkayacak kişileri görevlendirmekten geçiyor...\n\nsize kısa bir anektod vereyim...\n\nMondros Ateşkesinden sonra 13 Kasım 1918'de İstanbul'a giren İtilaf Devletlerinin kuvvetleri İstanbul'da bulunmakta idiler. Padişah Hükümeti'nin her hareketini yakından takip ediyorlardı. Bilhassa Mebuslar Meclisi'nin müzakereleriyle alakadardılar. İstanbul Hükümeti'nin Anadolu ile birleşmesi, Türk toprakları üzerindeki isteklerine engel olabilirdi. Bu sebeple, İstanbul Hükümeti üzerine baskı yaparak bu birleşmeye engel olmaya çalıştılar. Fakat Osmanlı Mebuslar Meclisi'nin Misakı Milli'yi kabulü, İtilaf Devletleri'ni korkuttu. Bunun üzerine Paris'teki 'Yüksek Meclis' İstanbul'un işgalini ve milliyetçi Türk milletvekillerinin tutuklanmasını kararlaştırdı.  /span\n\n\n\nİngilizler 9 Mart'ta vatanseverlerin toplanmakta olduğu Türk Ocağı merkezini bastılar. 15 Mart günü de İstanbul'daki İtilaf Kuvvetleri Kumandanı yüz elli Türk aydınını tutuklattı. \n\n\n\nİşgal günü ise Mebuslar Meclisi'ne giren bir İngiliz müfrezesi de bazı milliyetçi milletvekillerini tutukladı. Bir kısım milletvekilleri Anadolu'ya kaçtılar. Bu suretle Osmanlı İmparatorluğunun son Mebuslar Meclisi kapatılmış oldu. \n\n\n\nMustafa Kemal, Mebuslar Meclisi'nin kapatıldığı haberini alınca, bütün milletvekillerini ve İstanbul'daki yakın arkadaşlarını yanına davet etti. \n\n\n\nİşgal Ordusu Kumandanı İngiliz Generali Vilson'un yayınladığı bildiride: İstanbul'da örfi idare ilan olunduğu, emirlere aykırı veya düzeni bozacak bir harekete girişenlerin Divanı Harb tarafından muhakeme edilerek idam edileceği bildiriliyordu. Ayrıca beyannameye 'işgal geçicidir' kaydı konulmuş, fakat işgal süresi tayin edilmemişti. Yine bu bildiride, Kuvayı Milliye'nin birtakım İttihatçı ve soygunculardan ibaret olduğu da yazılı idi.'\n\n\n\nsize tanıdık gelmedi mi? ergenekondan içerde yatanlar için ne demekteler... vatan hainlerinin ifadeleri ile komutanları sorgulamıyorlar mı? hatta gömülmüş hayvan leşlerini kendi leşleri olarak anlatmıyorlar mı? \n\n\n\nunutmayın elbette değiştirilmesi talep edilen 26 maddelik pakette bu kadar tehlikeli maddeler yok. ama 3 madde çok muazzam derecede tehlike arz ediyor çünkü hukuku yok ediyor. ve EN ÖNEMLİSİ 26 SORUYA TEK CEVABINIZ OLACAK... ŞÖYLE DÜŞÜNÜN...\n\nÇOCUĞUNUZ İLE YADA BİR ARKADAŞINIZ İLE OYUN OYNUYORSUNUZ. SİZE ARKADAŞINIZ YADA ÇOCUĞUNUZ 'SANA 26 SORU SORACAĞIM AMA TEK BİR CEVAP ALACAĞIM TAMAM MI? ' DEDİ VE KABUL ETTİNİZ... 25 ADET SİZİ ÖVEN SİZİN BİLDİĞİNİZ ÖZELLİKLERİNİZİ SAYDI AMA 26.SORUDA SİZE KABUL EDEMEYECEĞİNİZ VE SİZİ AŞAĞILAYAN HAKARETE VARAN BİR SÖZ ETTİ... LAKİN TEK BİR CEVAP HAKKINIZ VAR... 25 ADET SİZİ ÖVEN SÖZ İLE O HAKARETİ KABUL MÜ EDECEKSİNİZ? YOKSA RED Mİ EDECEKSİNİZ? \n\n\n\nKARAR SENİN TÜRKİYEM...\n\nYA İLELEBET PAYİDAR KALACAKSIN...\n\nYA DA LOZANA İMZA ATMAMIŞ ABD NİN DEDİĞİ GİBİ 100.YILINI GÖRMEDEN PARÇALANIP GİDECEKSİN...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayır Eylesin",
        "poet": "Şükrü Toprak",
        "poem": "\n\nNere gidiliyor, bu gidiş nere\nAllah sonumuzu hayır eylesin\nBir hazırlık yapamadık mahşere\nAllah sonumuzu hayır eylesin.\n\nKaçış yok kabire varılacaktır\nGün gelince mizan kurulacaktır\t\nHerkesin yaptığı sorulacaktır  \nAllah sonumuzu hayır eylesin\n\nÖlüm gelip yakalarsa aniden\nGöç edipte gideceğiz faniden\nBir de kurtarırsak şu zebaniden\nAllah sonumuzu hayır eylesin \n\nŞükrani’yim hayır ola sonumuz\nHak yolunda kurban ola canımız\nViran olup, yok olacak hanımız\nAllah sonumuzu hayır eylesin\n\n\t       21.02.1011\n\t       ŞÜKRANİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayır Gelirmi Kardeş   'Yalanım Yok' Nazire",
        "poet": "Necati Keçeli",
        "poem": "\n\nİlkbahardan sonra ekilen darıdan\n  Son bahardan sonra bal veren arıdan\n  Kocasından sonra kalkan bir karıdan\n  Sorarım size hayır gelir mi kardeş\n\n  Bulaşık yıkarken eli bozulursa\n  Evdeki sorunlar üst, üste dizilirse\n  Hele birde, sivri dili çözülürse\n  Sorarım size hayır gelir mi kardeş\n\n  Çamaşırı sevmez, ütüyü bilmezse\n  Yıkanıp, paklanıp ter temiz olmazsa\n  Çoluk, çocuğuyla evin de kalmazsa\n  Sorarım size hayır gelir mi kardeş\n\n  Yuvasını bilmez bol, bol savurursa\n  Her rafadanı çiğ diye kavurursa\n  Anayı, babayı geri çevirirse\n  Sorarım size hayır gelir mi kardeş\n\n  Çalışmaya gitmez tatili isterse\n  Üç günlük tatile ayları eklerse\n  Hep yedi yıldızlı oteli beklerse\n  Sorarım size hayır gelir mi kardeş\n\n  Aşk gemisinin üstün de yat isterse\n  İstanbulda yalı, Muş da kat isterse\n  Planör, uçağı bırak, jet isterse\n  Sorarım size hayır gelir mi kardeş\n\n  Aklı havada, gözü dağda olandan\n  Üzümü bırak, eli bağda olandan\n  Tüm işi gücü bacak, ağda olandan\n  Sorarım size hayır gelir mi kardeş\n\n  Necati diyor ki hiç sökük dikmezse\n  Ocak, şofben değil sobayı yakmazsa\n  Hele şımarık birde kapris çekmezse\n  Sorarım size hayır gelir mi kardeş\n\n  Necati KEÇELİ\n  İZMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayır Dile",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nMütteki miyim bilemem,\nOnu tek Allah biliyor,\nHiç kötülük dilemem,\nHak hayır dile diyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayır - Evet",
        "poet": "Mehmet Fatin Baki",
        "poem": "\n\nEzilen lûgat-ı Osmani’ye râhil diyelim mi? \nYa, Latin lafları öz Türkçeye dâhil diyelim mi?\n\nSenelerden beri kullanılan Osmanlıca sözler\nÜretilmiş yeni elfâza mümâsil diyelim mi?\n\nDile yerleştirilen Farsça’yı dilden çıkarıp\nKökü eksik yarı kültüre tâil diyelim mi?\n\nTüretilmiş sözü Asyadaki Türkmen bile bilmez\nAnayurtta yaşayan Türklere gâfil diyelim mi?\n\nYüce Kur’andaki âyetleri tefsir ile ma’ruf\nDin-i İslâmı eğiten mektebe zâil diyelim mi?\n\nAta’nın nutkunu bilmek, Akif’in marşını bilmek,\nOnu fehm eylemeyen gençlere bâhil diyelim mi?\n\nÖzü tarihte yazılmış şanımız kültüre bağlı\nDiyen öz duygulu askere câhil diyelim mi?\n\nEdebiyyat eğitim dersleri vermekle muvazzaf\nBu veciz hicvi yazan şaire zâhil diyelim mi?\n\nRâhil = ölmüş, vakti geçmiş    Mümâsil  = eşit\nTâil = faydalı   Tedris = eğitim   Ma’ruf = belli\nElfâz = sözler Zâil = sona ermiş, modası geçmiş \nFehm = anlamak  Bâhil = başı boş, Muvazzaf = vazifeli \nZâhil = unutan, ihmalci, vurdum duymazcı.\n\nFeilâtün   feilâtün   feilâtün  feilâtün\n..  /   /  ..  /   /  ..  /   /  ..  /   /    \t\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayır Hayır",
        "poet": "Ahmet Öztürk 3",
        "poem": "\n\nKaç seçim geldi geçti zamanenin peşinden,\nGittin sabır kalmadı bu sefer hayır hayır.\nTemiz rızık kirlendi, döviz faiz leşinden\nYittin sabır kalmadı bu sefer hayır hayır.\n\nSustuk ve sessiz kaldık, bunca herze yenirken.\nMehmetçiğime kelle, kelpe sayın denirken.\nKahrolası kör terör tekrar filizlenirken,\nYattın sabır kalmadı bu sefer hayır hayır.\n\nİktidar olununca gördün değişti tefsir,\nYeni moda içtihat: fuhuş pak fazilet kir.\nBu kirli siyasette aktör akrist pek mahir,\nÖttün sabır kalmadı bu sefer hayır hayır.\n\nSureti hak görünüp her dem yaparsın hile,\nSon nefeste son sözler gelip takıldı dile.\nAvrupa yollarında yetmiş milyonu köle,\nEttin sabır kalmadı bu sefer hayır hayır.\n\nKalbine saplayarak batı denen illeti,\nYaşattılar halkıma aşağılık zilleti.\nKoyun gibi gezdirip asil necip milleti,\nGüttün sabır kalmadı bu sefer hayır hayır.\n\nZamanenin şeyhine şimdi veli deniyor.\nHain alçak ne derse şimdi beli deniyor.\nMillet bir uçuruma şimdi sürükleniyor.\nYettin sabır kalmadı bu sefer hayır hayır.\n\nBiz renk körü değiliz bunların neresi ak? \nKervan ters döndü diye arkalarda kaldı hak.\nSattık sattık kalmadı bir gıdım temiz toprak.\nBittin sabır kalmadı bu sefer hayır hayır.\n\nHayırda yarışalım dedi Üstat Haydar Baş\nKüresel acenteye yekten başlattı savaş\nKodamana, yandaşa farklı büyük bir telaş\nKattın sabır kalmadı bu sefer hayır hayır. \n\nOzan Hadi’m gerçeği yine sen eyle beyan.\nVarsın artık kalmasın yanık feryadın duyan.\nÇoluk-çocuk, genç-yaşlı, tüm millet erkek bayan,\nBattın sabır kalmadı bu sefer hayır hayır.\n\n01.08.2010\nALTINDAĞ/ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayır dilesin karşılaşanlar.",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nGünaydın Hayırlı sabahlar,\nGece karanlık iyi akşamlar,\nHava durumu verir gibi,\nHayır dilesin karşılaşanlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayır Dua",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nBilirim bizden geçti, meyveli ağaç dikmek,\nBundan sonra ne mümkün, çiçekleri beklemek,\nYaşlanan bir ağacın, dibinde gölgelenmek,\nBundan sonra beklenen, hayır dua dilemek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayır İşleri Yapmak",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nAhirettep on parmağı\nYakasında olmak; \nKendisine karşı\nSorumlu olan kimseden\nAhirette davacı olmak.\nArtık sana\nDünyada rastlayamazsam,\nYarın ahirette\nOn parmağım\nYakanda olsun! \nAhiret adamı,\nAhiret kardeşi,\nAhiret suali,\nAhiret yolculuğu.\nDünya işlerinden\nEl çekip\nSürekli ibadetle\nUğraşan kimse.\nİnanç ve ibadette\nBirbirinden ayrılmayan ve\nBu ilişkiyi\nAhirette de sürdüreceklerini\nDüşünen kadınlar.\nAhirete ilişkin,\nAhiret için.\nGereksiz ve usandırıcı soru.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*********Hayır'li Günler",
        "poet": "Dilşade Güngör",
        "poem": "\n\nBırakmalı kini geçmişte kalsın\nÜlkeye ihanet sana yakışmaz \nDurdurun kanımı düşman aldansın\nHayır’da hayır var dostlar kırılmaz\n\nSevr’i hortlatana fırsat verilmez\nYasadan kaçandan hesap sorulmaz\nGüvenme inanma susma aldanma\nHayır’da hayır var dostlar kırılmaz\n\nÖzgürlüğünü Ataya borçlusun \n Vatanı satanla ortak olma sen\nHalkım vatana ihanet etmesen\nHayır’da hayır var dostlar kırılmaz \n\n05.09.10 21:05\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayır'li Günler",
        "poet": "Dilşade Güngör",
        "poem": "\n\nBırakmalı kini geçmişte kalsın\nÜlkeye ihanet sana yakışmaz \nDurdur kanını düşman aldansın\nHayır’da hayır var dostlar kırılmaz\n\nSevr’i hortlatana fırsat verilmez\nYasadan kaçandan hesap sorulmaz\nGüvenme inanma susma aldanma\nHayır’da hayır var dostlar kırılmaz\n\nÖzgürlüğünü Ataya borçlusun \n Vatanı satanla ortak olma sen\nHalkım vatana ihanet etmesen\nHayır’da hayır var dostlar kırılmaz \n\n05.09.10 21:05\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayır sana aşık olmayacağım,",
        "poet": "Aylin Adıgüzel",
        "poem": "\n\nHayır sana aşık olmayacağım,\nKendimi kontröl içinde\nDuygularımı sana teslim etmeyeceğim.\nSavaşacağım seni yok edeceğim\nKarşımda bir nesne olarak\nSeninle salsa yapacağım.\n\n(Bursa-2006)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayır Olur İnşallah",
        "poet": "Kazım Tınaz",
        "poem": "\n\nDün rüyama girdin benim,\nHayırdır   inşallah.\nSarıldın 'canım' dedin,\nHayır  olur  inşallah.\n\nKaç öptün, hiç saymadım,\nSen öptün, ben doymadım,\nRüya deyip hayra saydım,\nHayır  olur   inşallah.\n\nRüya  olsun,  hayal  olsun,\nBir görünür,bir kaybolursun,\nKal gitme ne olursun,\nHayır   olur   inşallah.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayır Türkiye'm",
        "poet": "Tahsin Emek",
        "poem": "\n\nHAYIR  TÜRKİYE’M\n\nUfkunda Ay, Güneşi müjdeliyor\nGözün aydın olsun güzel Türkiye’m\nHalkın özgürlükten vazgeçmen diyor\nHayır’lısı gelir sana Türkiye’m\n\nAta’mın izinde giden Mehmetçik\nEğemez başını! O kalacak Dik\nYargı için asla biz biat etmedik\nBağımlı Yargıya HAYIR Türkiye’m\n\nKan ile sulandı Vatan toprağı\nÖrülmesin bize yobazlar ağı\nEmin elde kalsın Vatan Sancağı\nGeriye gidene HAYIR Türkiye’m \n\nSaman altı sular yürütülmesin\nDuyarlı ol Halkım bu senin sesin\nCumhuriyet izi hiç silinmesin\nAtalarım der ki SANA! HAYIR Türkiye’m\n\nYıllardan beridir sinsi planlar\nBu gidişle Vatan’ı parçalarlar\nHükmedecek bize özgürlük kalkar\nGüzel Vatan için! HAYIR Türkiye’m\n\nAta’mı sevmeyen sevmez bizleri\nYargı yönetimde vardır gözleri\nSilinecek DEMOKRASİ izleri\nGeri tekeline HAYIR TÜRKİYE’M\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayıra vesile bayram dilerim..",
        "poet": "Hüseyin Demircan",
        "poem": "\n\nherzaman gardaşım bugün ve yarın\nhayıra vesile bayram dilerim\nyarına  çıkmaz da  sönerse farın \ngelecek nesile bayram dilerim\n\ndaima yavaş  sür yol ve yolakta\nfelaket yollamaz elçi ulakta\nfrene bas bazı çünkü kulakta\nsevinçli ses ile bayram dilerim\n\nvarlığı adamı günaha koyar\nböyleyi üslubu aliyle uyar\nkimi var işitmez yada az duyar\nkornaya bas ile bayram dilerim\n\nhic değilse bayram kırk yılın başı \nziyaret etmeli kavim kardaşı \nsofranda tahrana ve bulgur aşı \nekmeğin has ile bayram dilerim\n\nyüzünü birliğin nehrinde yu dur\ndini ritüeller gayesi budur\nsevgiler yürekte berrak bir sudur\niçiver tas ile bayram dilerim\n\nbaklava tepsi yan torun dedeli\ntemkinli git ağır olur bedeli\nsilvester stallon rambo modeli\nadale kas ile bayram dilerim\n\nçokları pikniğe filan dalacak\nuzanıp çayıra hayran kalacak\ndudağın susuzluk ayran alacak\nsilinen pas ile bayram dilerim\n\nüç oda bir salon pek guzel evdin\ney okur gözümde adeta devdin\nşiirim beğendin eğer ki sevdin\nduvara as ile bayram dilerim..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayırda Birleştik",
        "poet": "Nuri Ulufer",
        "poem": "\n\nEdirne den bizim Kars’a\nArtvin Diyarbakır bursa\nMozaik renkler ne varsa\nHayırda birleştik dayı \n*****\nErzurum Ardahan ağrı\nVan ile Dersimden çağrı\nHopa’dan Bartın’a doğru \nHayırda birleştik dayı\n*****\nHakkâri Erzincan Rize\nDiktayı getir ek dize\nHuzur gelsin ülkemize\nHayırda birleştik dayı\n*****\nTokat Sivas Kırıkkale\nSakarya Samsun el ele\nGeçilmez ki Çanakkale\nHayırda birleştik dayı\n*****\nZonguldak Eskişehir’de\nAdana muş Nevşehir’de\nYozgat çorum Kırşehir’de\nHayırda birleştik dayı\n*****\nİstanbul Ankara Bolu\nMazlumu yetimi dulu\nBaş kaldırmış Anadolu\nHayırda birleştik dayı\n*****\nAydın Muğla Balıkesir\nTrakya’m olur mu esir\nİzmir yüzde altmış küsur\nHayırda birleştik dayı\n*****\nMillet kazan kaldıracak\nNe dikta ne şer olacak\nHakça düzen kurulacak\nHayırda birleştik dayı\n*****\nDost Nuri işçi emekçi\nEsnaf öğretmeni öğrenci\nKadın erkek yaşlı genci\nHayırda birleştik dayı\n\n1/ 3 / 2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayırdır İnşallah",
        "poet": "Turgut Çakır",
        "poem": "\n\nGüneş dedim\nGüneş doğdu\nAy dedim\nAy doğdu\nYıldız dedim\nYıldızlar parıldadı kalbimde\n\nTanrı dedim\nSonsuz sevgi güneşi\nRuhumu sardı\nPeygamber dedim\nPeygamber çiçeği açtı\nGönlümde\n\nHayırdır inşallah \nTanrı güneşi doğdu\nDünya aşkla doldu\n\nHayırdır inşallah \nÇanakkale yazında\nYaz gülleri açtı\nHayatın tadı sevmek\nHayatın tadı aşık olmak\n\nHayırdır inşallah \nTanrı güneşi doğdu\nDünya aşkla doldu\n\nKalbimizde sevgi çiçek açtı\nDostluğa uzanan gönül\nSonsuza giden gemiye bindi\nAşk çiçeği açtı ruhumuzda\n\nAşk güneşi doğdu\nKaranlık son buldu\nTanrı yolu aydınlandı\n\nHayırdır inşallah \nTanrı güneşi doğdu\nDünya aşkla doldu\n\nHayırdır inşallah \nÇanakkale yazında\nYaz gülleri açtı\nHayatın tadı sevmek\nHayatın tadı aşık olmak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayır Ve Şer - 1",
        "poet": "Mustafa Yılmaz İsmailoğlu",
        "poem": "\n\nHAYIR VE ŞER - 1\n\nHayır ve şer yüce katta buyrulur\nKötülük istersen kötülük yağar,\nİyilik istersen  iyi duyrulur\nİyi hakk istersen başına yağar.\n\nCehennemde katran kazanı düçar\nCennet bahçesinde has güller açar\nNefretlerse kanlı pis irin saçar\nHayırda bereket hayırlar doğar.\n\nİyi düşünürsen hayır bulursun\nKötü düşünürsen kötü olursun\nHer insanı senin gibi bilirsin\nBilmiş ol kötüyü iyilik boğar.\n\nBaşımızda duran zavallı kişi\nSarpa sardırır da düz giden işi\nHep kötülük sundu yaşanan yaşı\nKısmetinde süt yok hep irin sağar.\n\nHep bana diyerek meta kucaklar\nYalelli çektirir sönen ocaklar\nBir zaman dostuydu olan kaçaklar\nKüfürbaz olmuşda devamlı söver.\n\nİSMAİLOĞLU der hayırla uğraş\nDostunu bırakda hasmınla güreş\nParelel bularak oldun da paydaş\nAtlarda düşmüşde eşeği döver.\n- 27.06.2016 – Güngören / İstanbul\n\nİsmailoğlu Mustafa YILMAZ - İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayırdua",
        "poet": "Zülfikar Yapar Kaleli",
        "poem": "\n\nSelamın gelince şenlendim, balam\nAllah’ın rahmeti seninle olsun\nCevap geciktirme, kurbanın olam\nResul’le, ümmeti seninle olsun\n\nYaklaştı zamanı devri vedânın\nYüce Rabbim elin tutar gedânın\n“Ikrâ”ile var eyleyen Hudâ’nın\nİkramı,  himmeti seninle olsun\n\nİsterse  ecr için bağlar kolunu\nİsterse düz eder eğri yolunu\nEsirger, bağışlar, korur kulunu\nBırak da zahmeti seninle olsun\n\nRuhlar alemine ilk O atıldı\nDünya O'nun için gül donatıldı\nO'nun hürmetine arz yaratıldı\nMahmut’u,  Ahmet’i seninle olsun\n\nDua et sevdalım, her şeye değer\nBen muhtaca dua edersen eğer\nAllah seni sever, Peygamber öğer\nHakkın selameti seninle olsun\n\nSakın buruşturup, kenara atma\nDualarda Kaleliyi unutma\nHâşr’ı okumadan sakın ha, yatma! \nŞehitler hürmeti seninle olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayırla doğar",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHayırla doğar Güneş,\nOnu anlamak gerek,\nHerkese derim kardeş,\nGönlümü yönelterek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayırlı Cumalar.....",
        "poet": "Fuat Gürsoy",
        "poem": "\n\nHAYIRLI CUMALAR\nHayırlı cumalar günaydın size\nBayram olsun bizim Cuma günümüz\nAllah’ım kulları getirir dize\nBayram olsun bizim Cuma günümüz.\nFuat GÜRSOY.AYDIN.03.03.2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayırlı Cumalar",
        "poet": "Hakkı Yurtlu",
        "poem": "\n\nKul namazın kılıp, rabbini ana \nGünlerden de Cuma, bayramdır sana\nHem huzur, hem huşuu, verir insana\nHayırlı cumalar, haydi kardeşim….\n\nDört rekat ilk sünnet, kılınca sabret\nİki rekat farz var, dört de son sünnet\nSon öğle dört rekat, ikisi sünnet\nHayırlı cumalar, haydi kardeşim….\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayırla hatırlanın",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nCumaya hazırlanın\nCuma ile sırlanın\nGüzel işler yapın ki\nHayırla hatırlanın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayırlı Cumalar",
        "poet": "Vehbiye Yersel",
        "poem": "\n\nCuma sabahı nurlu,hayırlı bir gün,\nMesajınızla  daha da aydınlandı gün.\nZiyaret edenler çok ama,nedense\nGünlük sayfam hep yalnız ve üzgün! .\n13.11.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayırlı Evlat",
        "poet": "Selim Temiz",
        "poem": "\n\nHer bisiklette iki tekerlek var tek döner\nDüğmesine basınca lamba ışığı söner \nAç desen aç değil, açarsan bir ışık saçar\nBunu gören kara karanlık sıvışır kaçar.\n\nAkşamüstü olunca, geçen gün yorgun olur\nAile bir araya gelir bir bütün olur\nHarcanan çaba, süslenir nefis bir yemekle \nAile kaynaşır her gün verilen emekle.\n\nBebekler başta cıyakla viyakla ağlarmış\nTüm imkânları ana ile baba sağlarmış\nOkul başlar yerine oturur bütün taşlar\nDiploma ile dökülür sevgi dolu yaşlar.\n\nEğitim ve öğretim sağlam olursa mutlak\nPek çok zengin olur evdeki manevi mutfak\nAna baba sevgisi ile birleşir saygı\nHayırlı evlat ile kalmaz tek tasa kaygı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayırlı Güzel",
        "poet": "Adnan Şahin",
        "poem": "\n\nGüzeller cıkmış  carşıya,gecer  karşıdan karşıya\nDilerim her şey iyi olur, onlar da sevgiler taşıya\nAllah hayırlı güzel nasip eylesin evleneceklere\nYoksa hasta olup giderler hergün hergün aşıya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayırlı Cumalar diliyorum",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHayırlı Cumalar diliyorum\nDostlara dualar ediyorum\nYeni bir cuma sabahındayız\nHerkese kutlu olsun diyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayırlı Kandiller",
        "poet": "Mehmet Ali Ünsal",
        "poem": "\n\nHayırlı kandiller\n\nBu gece..! ! ! ‏ \n\nEsti bağdı sabah.\nEvhamla bu gece\nDoldu taştı gönüller\nİlahi nurla bu gece\nNe güzel bu gece\n\nHicranla yanıp inleyen sinelere\nKararmış çaresiz yalnız kalplere\nYetişir imdada,yetişir dermanı\nGeldi divanda bu gece\nVuslat zamanı bu gece\n\nÖyle bir geceki bu gece\nBizlere mevlamızın verdiği güzel hediye\nBeyhude geçiriyoruz ne diye? ...\nMevlamızdan affımızı isteyelim bu gece..\nGünahlarımıza tövbe edelim bu gece...\n\nRızıkları dağıtıp kimseyi unutmayan\nGökleri direksiz yaratıp sonsuzluğa yükselten...\nEşi ve benzeri olmayan samet olan...\nMevlamızı analım bu gece..\nDerman isteyelim bu gece..\n\nM.ALİ..ÜNSAL.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayırlı Teskereler Erdener",
        "poet": "Nesrin Olcay",
        "poem": "\n\nDaha dün nininiler söylerdik,\nNe çabuk büyüdün Erdener? \n''Üniversiteyi bir bitirse'' derdik.\nBitirdin de asker oldun Erdener.\n\nBabasının kuzusu, annesinin nazlısı,\nKocaman adam olmuş Erdener.\nGözlerimizde nem, içimizde bir sızı,\nÇakı gibi asker oldun Erdener.\n\n1985 İstanbul doğumlu, Kadri Suat Olcay oğlu, \nKahraman Mehmetçik, Mehmet Erdener.\nAsker babanın, asker oğlu\nVatan senden hizmet bekler Erdener.\n\nAna kucağından asker ocağına git güle güle,\nVatan hizmetini bitir gururla dön  Erdener.\nDualarımız senin için,yüreklerimiz seninle,\nHayırlı teskereler dileriz  Erdener.\n\n                                               Nesrin Olcay\n                                               16 Nisan 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayırlı Günler Çok Yakın",
        "poet": "Fahri Bulut",
        "poem": "\n\n17 Nisandan itibaren ülkemizin kötü talihi yurt severlerin verdikleri HAYIRLI oylarla değişecektir. Barış dolu sabahlarla uyanacağız\nHer günün sabahlarına. Umutlarımız yeniden yeşerecek, şerler defolup bitecek. HAYIRLAR hakim olacak çocuklarımızın geleceklerine,\nTürkî’yle, Kürt’üyle yine kardeşçe, dostluk içinde ülkemizi yeniden imar edip, yurtta ve dünyadaki barışımızı tekrardan sağlayacağız. İçte ve dışta bir tek hain ve düşman kalmayacaktır. Güzelliklere inananlar, güzellikler düşleyenler güzel yaşarlar, kötülüklere inananlar, kötülük düşleyenler kötü yaşarlar. \nAllah kötülerin şerlerinden iyileri, HAYIR larla korusun dileklerimle cümle dostlara bitimsiz sevgilerimi HAYIRLI GÜNLER ÇOK YAKIN; \n17 Nisandan itibaren ülkemizin kötü talihi yurt severlerin verdikleri HAYIRLI oylarla değişecektir. Barış dolu sabahlarla uyanacağız\nHer günün sabahlarına. Umutlarımız yeniden yeşerecek, şerler defolup bitecek. HAYIRLAR hakim olacak çocuklarımızın geleceklerine,\nTürkî’yle, Kürt’üyle yine kardeşçe, dostluk içinde ülkemizi yeniden imar edip, yurtta ve dünyadaki barışımızı tekrardan sağlayacağız. İçte ve dışta bir tek hain ve düşman kalmayacaktır. Güzelliklere inananlar, güzellikler düşleyenler güzel yaşarlar, kötülüklere inananlar, kötülük düşleyenler kötü yaşarlar. \nAllah kötülerin şerlerinden iyileri, HAYIR larla korusun dileklerimle cümle dostlara bitimsiz sevgilerimi yolluyorum…\n\n24 MART 2017\n\nBAHTINIZ AÇIK\nKALBİNİZ SEVECAN\nYOLUNUZ AYDINLIK OLSUN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayırlı Evlat",
        "poet": "Alper Kürük",
        "poem": "\n\nHayırlı evlât; hayatta\nAnadan,babadan geçmeyen evlâttır,\nEğitim,ilim,fikriyatta\nAnayı,babayı geçen evlâttır,\nBu günü dününü aşan evlattır...\nAnalar,babalar için bence \nBöylesi evlât murattır...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayırlı Ramazan-ı Şerifler",
        "poet": "Ali Cemal Ağırman",
        "poem": "\n\nHayırlı Ramazan-ı Şerifler\nYüreğimizde eksik olmasın hiç\nManevi duygular\nTüm Ulus insanımıza sevgi ve Saygılar\n\n\nRAMAZAN ŞERİFİN ULUS İNSANIMIZA \nBARIŞ KARDEŞLİK\nSAĞLIK,MUTLULUK HUZUR GÜVEN \nAŞ,İŞ GETİRMESİ DİLEĞİ İLE\nYÜCE DİNİMİZİN BAZI ÇEVRELERCE SİYASALLAŞTIRILMADIĞI, \nMANEVİ DUYGULARIMIZIN SÖMÜRÜLMEDİĞİ \nTARİKAT VE CEMAATLERİN CİRİT ATMADIĞI\nABVE ABD.ARAP HAYRANLIĞINDAN UZAK \nATATÜRK TÜRKİYESİNE ÇAĞDAŞ İNSANA YARAŞIR\nİFTAR ÇADIRLARININ ÇİLE VE ONUR KIRICI BİR HAL ALMADIĞI \nTÜM YURTTAŞLARIMIN İFTARLARINI KUYRUKLARDA DEĞİL \nKENDİ EVİNDE, SEVENLERİ İLE BİRLİKTE \nBİR ÇORBADA OLSA İFTARLARINI AÇMALARI \nDİLENCİ DURUMUNA DÜŞMEMELERİ TEMENİ Sİ İLE\nSAYGI SEVGİ ŞÜKRAN MERHAMET, DÜRÜSTLUK \nKARDEŞLİK DOLU FAKİRLERİN DÜŞKÜNLERİN \nSOKAK ÇOCUKLARININ UNUTULMADIĞI \nENGELLİ VE YAŞLILARIMIZA HÜRMET GÖSTERİLDİĞİ \nMERHAMETİN DORUKLRA ULAŞTIĞI \nGÖSTERİŞTEN ŞATAVATTAN REKLAMDAN UZAK \nORUÇ TUTMAYANLARA MAHALLE BASKISI OLMADIĞI,\nORUÇ TUTMAYANLARINDA, \nORUÇ TUTANLARA SAYGI DUYDUĞU \nTERÖRDEN,GERGİNLİKTEN UZAK \nYARADANLA KUL ARASINA KİMSLERİN GİRMEDİĞİ\nHAYIRLI RAMAZAN-I ŞERİFLER DİYORUM\nSAYGI ŞÜKRAN MERHAMET DUYGULARIMI İFADE EDİYORUM\nTÜM YURTAŞLARIMA ALLAHA EMANET OLUNUZ DİYORUM\nBİR ALEVİ YURTTAŞ OLARAK TÜM CANLARI SEVİYORUM\nALLAH RIZASI İÇİN \nVATAN, AYYILDIZLI ŞANLI BAYRAK,AZİZ ŞEHİTLERİMİZ, \nKAHRAMAN GAZİLERİMİZ \nÇANAKKALEDE KEFENSİZ YATAN YİĞİT DEDELERİMZİ \nŞANLI ŞEREFLİ ONURLU TARİHİMİZİ UNUTMADAN \nATATÜRK TÜRKİYESİ,LAİK CUMHURİYET İÇİN\nHAYDİ KARDEŞLİĞE DİYORUM\nSAYGILARIMLA\n\n31.AĞUSTOS.2008\n_____ŞAİR 67_____\nALİ CEMAL AĞIRMAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayırlı Olacak Türkiye'm",
        "poet": "Tahsin Emek",
        "poem": "\n\nHAYIR  LI OLACAK  TÜRKİYE’M\n\nMüjdelenen Güneş doğdu Sema’na\nAltın saçlarıyla, gülümser sana\nSevgiler saçıyor dört bir yanına\nHayır’lı günlerin doğdu Türkiye’m\n\nAnadolu’m Yeddin Hayır la başlar\nYedi bölgesinde, sevenin yaşar\nCephede bir olur birlikte koşar\nYıkılmaz bu birlik, canım Türkiye’m\n\nAta’mdan emanet bu cumhuriyet\nKimseler edemez bize eziyet\nYüzyıldır yaşıyor bu medeniyet\nİrtica ya  HAYIR deriz Türkiye’m\n\nNe demişti Ata ey Türk gençliği\nSizler korursunuz güzel birliği\nYıkın hortlamasın! Gericiliği\nSizlere emanet benim Türkiye’m\n\nOn iki Eylüller bize ders olsun\nAllah irticadan bizi korusun\nÖzgürlükler için Oy HAYIR olsun\nKrallık olamaz, bizde Türkiye’m\n\nPaylaşıldı gizli Vatan Toprağı\nÖrülmek istenir karanlık ağı\nFark edelim Canlar biz bu tuzağı\nAydınlık günlerin yakın Türkiye’m\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayırlı sabahlar günaydın canlar",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nHAYIRLI SABAHLAR GÜNAYDIN CANLAR\n21.02.2011\n\nSabah kalkıp namazını kılana\nHayırlı sabahlar günaydın canlar\nYalvarıp Allaha tam kul olalım\nHayırlı sabahlar günaydın canlar\n\nSabah kalkıp gülücükler atana\nSoğanı ekmeğe katık edene\nÇay yaparken tüpü çabuk bitene\nHayırlı sabahlar günaydın canlar\n\nPeyniri zeytini getirenlere\nTost yapıp sofraya oturanlara\nYavaş yavaş lokma götürenlere\nHayırlı sabahlar günaydın canlar\n\nDurmadan sevdiğin arayan yara\nKış günü dışarıda iş arayanlara\nTarlasına giden o insanlara\nHayırlı sabahlar günaydın canlar\n\nGelin olup sevdiğine gidene\nDamat olup düğün dernek edene\nAsker Mehmetçiğe nöbet tutana\nHayırlı sabahlar günaydın canlar\n\nSabahınan kalkıp kahvaltısına\nDoguya güneye hem batısına\nSevdiğine sarılan nazlı canana\nHayırlı sabahlar günaydın canlar\n\nSabahınan işe giden insanlar\nYarin yolcu eden o güzel canlar\nSuçsuz olup o hapiste yatanlar\nHayırlı sabahlar günaydın canlar\n\nTelefoncuya postacıya balcıya\nKırathane pastacıya yolcuya\nBitmiyor bu işler hiç saya saya\nHayırlı sabahlar günaydın canlar\n\nHüseyin'im derki günaydın canlar\nGünaydın yıkılan giden sultanlar\nAfrikada ölen tüm müslümanlar\nHayırlı sabahlar günaydın canlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayırlı yıllar",
        "poet": "Perihan Pehlivan",
        "poem": "\n\n2015 giderken acı hikayeler bıraktı ülkemin insanlarına ve 2016 gelmeden kar geldi. çilelere belendi, zengin fakir herkes. Kimi fakir kömür derdinde kimi evsiz yaşam mücadelesinde kimi yolcu trafikte arabası olan olmayan herkesi trafik çilesinden payını aldı. 2015 yılı top, tüfek işgal kan kin diktatörlerin çarpışması ile mülteci yılı oldu. Çocuklar öksüz kaldı, kadınlar dul. Açlık sefalet diz boyu. Silah tüccarları bu yılda çok zengin oldu. Sadist yöneticiler tatmin oldu. Umutlar, top tüfekle vuruldu. Yarınlar çalındı geçmiş tahrip edildi, iktidarı ele geçiren her grup ülkelerinde kral kesildi. Abiler kızdı, kardeşler kuyruğa bastı. Terör terör doldu taştı. Asya yanıyor, Avrupa kanıyor ama dünya dönüyor. hava kirliliği, bozuk gıda, yanlış teşhis, çok ilaç radyasyon gariban milletleri telef etmeye yetti. Bakalım 2016 bunlara ne çareler getirir. Umut cebimizde. Sabır yüreğimizde\n\n31 ARALIK 2015 İST\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayırlısı",
        "poet": "Erman İlkay",
        "poem": "\n\nUzaklardan, yapayalnız bir düş kurmuş biri,\nSevse demiş beni biri,\nBende sevsem birini,\nUzaklardan bir başına, karanlık bir odada,\nBir düş kurmuş biri,\nSadece, bir saniye görebilsem demiş gül yüzünü,\nSaçlarından bir tele dokunabilsem,\nIlık nefesi yüzüme çarpsa demiş.\nUzaklarda ki gülümsemiş! \nOrada dur demiş! \nUzaklardan çaresiz bir düş kurmuş biri,\nKimbilir! bir gün oda özlemeye başlar, demiş sesimi,\nUzaklarda ki gülümsemiş,\nBoşversene demiş! \nUzaklardan yalnız bir düş kurmuş biri,\nYalnız değilim şimdi,\nO yanımda, demiş rûyalarına.\nUzaklardaki gülümsemiş,\nRahatım ben burada.\nUzaklardan biri bir düş kurmuş, yarınlara,\nBir gün demiş, bir gün, ellerimi tutacak,\nSonsuza kadar yanımda kalacak.\nUzaklarda ki gülümsemiş,\nHayırlısı! ! \n\n15.06.2009 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayırlıyorum",
        "poet": "Erhan Altundağ",
        "poem": "\n\nHatırlıyormusun o ilk buluştuğumuz anı? \n\nO heyecandan çarpan kalp sesini \n\nHatırlıyormusun ilk birbirimize sarıldığımızı? \n\nO hayran olduğum gözlerinle bana bakıp \n\nGülümseyerek’ Seni Seviyorum’ demeni? \n\nHatırlıyormusun dudaklarımızın ilk birbirine değdiğinde \n\nBirbirimize verdiğimiz sözleri? \n\nUnutmuş olabilirsin, kimbilir belki de hatırlıyorsundur \n\nYine herşeyi aklından geçirdiğinde \n\nKalbin deli gibi çarpabilir \n\nAma bakarsın belkide istemeyerek olsa da \n\nGözyaşları süzülür yanağından \n\nBelki mutluluktan, belki de pişmanlık \n\nSevgi, aşk, kin, mutluluk, sevinç, nefret \n\nBana karşı ne hissediyorsan hisset \n\nAz da olsa, her duygu beni anlatacak sana \n\nVe bu hala bir sevene yeterli…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayırsızın vefasın yolunu",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\n20.05.2009\nHAYIRSIZIN VEFASIZIN YOLUNU\n\nNe sevgine ne gücüne güvenme\nAğlayıp tutuşup boşuna yanma\nSeni sevdiyisem delidir sanma\nHayırsızın vefasın yolunu\nBekleme gönülüm o gelmez artık\n\nYollarına halı sersen beklesen\nHergün gidip mekanın yoklasan\nHuri kızlarına dönüp bakmasan\nHayırsızın vefasın yolunu\nBekleme gönülüm o gelmez artık\n\nÇöplük bülbülleri yüksekten uçar\nPara için sever servete koşar\nSevgiyi bilmiyor sevenden kaçar\nHayırsızın vefasın yolunu\nBekleme gönülüm o gelmez artık\n\nKöpek bile anlar atılan taşı\nDünyaya değişmem gözünün yaşı\nSevip sevilmemek bir gönül işi\nHayırsızın vefasın yolunu\nBekleme gönülüm o gelmez artık\n\nHüseyin der para pula taparlar\nPara için kendilerin satarlar\nNikah kıyıpğ üç beş aylık yatarlar\nHayırsızın vefasın yolunu\nBekleme gönülüm o gelmez artık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayırsız evlat",
        "poet": "Ramazan Eyigün",
        "poem": "\n\nAta evladına bırakır eser\nBirine verse de öteki küser\nOğlu cellat olmuş Atayı keser\nBöylesine idam ver hakim bey\n\nCanım Türkiye de ne yolsuz çıktı\nAnanın babanın canını yaktı\nEvini barkını yuvayı yıktı\nBöylesine idam ver hakim bey\n\nAşık acı ile bıraktı sazı\nNe şehittir nede bir gazi\nMevlam böylesinden korusun bizi\nBöylesine idam ver hakim bey\n\nBalta ile kesti satırla kıydı\nAnne cesedini çuvala koydu\nBabayı kesmeye şeytana uydu\nBöylesine idam ver hakim bey\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayırsızmış",
        "poet": "Serdar Nacar",
        "poem": "\n\nSevmiş güzel bir kızı\nEvlenecekmiş yıldırım hızı\nBu kısmet hayırlımı hayırlı\nKısmet yarın olsun hayırlı\n\nBaşımdn bir evlilik geçti\nHayırsızmış bizim hayırlı\nBaşıma gelmeyen kalmadı\nSülale akraba ayırdı\n\nGüzel ne varsa güzeldi\nHerşeyden çok özeldi\nYaşadığım şu anılar\nHerşeyden çok gizliydi\n\nGözlerin amansız\nSözlerin zamansız\nYürekler hep aynı\nSevdalılar kadersiz\n\nAllah herşeyin hayırlısını\nSevenlerin sevdasını\nKötülerin belasını\nVerecektir,mutlaka\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayırseverliğe Karşı",
        "poet": "Şair Berzan",
        "poem": "\n\nAmerika Birleşik Devletleri’ndeki bir çok şehirde, anarşistler “Bomba Değil Yemek” etkinliklerini örgütlemektedir. Bu projelerin örgütleyicileri, hiç kimsenin aç kalmaması gerektiği için yiyeceğin beleş olması gerektiğini anlatacaklardır. Kuşkusuz güzel bir histir...ve öyle bir fikirdir ki, anarşistler hayırseverliğe başlayarak Hıristiyanlar, hippiler veya solcu liberaller gibi yanıt verirler.\n\n“Bomba Değil Yemek” bununla birlikte farklıysa ne söylenecektir: Örgütleyicileri tarafından kullanılan karar verme aşaması hiyerarşisizdir. Hükümet veya şirket ödenekleri almazlar. Bir çok şehirde, yemeklerini tutuklanma riski taşıyan bir sivil itaatsizlik eylemi olarak dağıtırlar. Açıkça, 'Bomba Değil Yemek' büyük ölçekli hayırsever bir bürokrasi değildir; aslında, çoğu kez “kayan bir ayakkabı” uğraşıdır...ama bu hayırseverliktir – ve bu kendi anarşist örgütleyiileri tarafından asla sorgulanmamaktadır.\n\nHayırseverlikler her hangi bir ekonomik sosyal sistemin zorunlu bir parçasıdır. Ekonomi tarafından empoze edilen kıtlık bazı insanların en emel ihtiyaçlarını normal kanlar yoluyla karşılayamadığı bir durum yaratır. Yüksek bir biçimde gelişmiş sosyal refah programları olan uluslarda bile, sistem içindeki çatlakların peşinde düşenler vardır. Hayırseverlikler, devletin refah programının yarımcı olamayacak şekilde “halatı boşa alırlar”. “Bomba Değil Yemek” benzeri gruplar, bu nedenle fakirin kendi yaratımları olmayan programların üzerindeki bağımlılıklarını sağlamlaştırarak sosyal düzeni sürdürmeye yardımcı olan gönüllü bir işgücüdür.\n\nİlişki ile kullanılan karar verme aşamasının ne kadar hiyerarşisiz olursa olsun her zaman otoriterdir. Programın örgütleyicileri Hayırseverlikten yararlananların insafındadırlar, böylelikle bu ilişkide kendi terimleriyle hareket etmekte özgür değildirler. Bu birinin hayırseverliği kabul etmek zorunda olduğu gibi küçük düşüren bir biçimde görülebilir. “Bomba Değil Yemek” gibi hayırsever yemekleri, herkesin adil bir pay aldığından emin olmak isteyen bazı gönüllüler tarafından dağıtılan nicelikte kendi seçimleri dışında yemekler için zamanında o yerde varmak ve sırada durmak amacıyla bundan yararlananlara gereksinim duyar. Elbette, bu, aç kalmaktan iyidir, fakat utandırma durumu en azından birinin istediği zaman yiyeceği yemek için bir bakkalda para ödeme sırasını beklemek kadar büyüktür. Böyle bir utanmayla geliştirdiğimiz uyuşukluk –bazı anarşistlerin sanki başka seçenekleri yokmuşçasına, yiyeceğe ödemekten kaçınmak amacıyla her gün hayır sever yemek yardımlarında yemeyi seçecekleri durum vasıtasıyla açığa vurulmakta olan uyuşma – toplumumuzun böyle utandıran etkileşimlerle nüfuz ettiği boyutu göstermektedir. Hala, birileri, anarşistlerin böyle etkileşimleri, toplum tarafından empoze edilmiş utanma duygusunu yok etmek için farklı türde etkileşimler yaratmaya çabalayacaklarını ve böyle yapmak için kendi güçleri içerisinde yattığı kadarıyla reddedebileceklerini düşünebilir. Aksine, bir çoğu bu utanma duygusunu sağlamlaştıran programları yaratır. \n\nFakat birinin çok iyi bildiği bir yoksulluktan muzdarip olan başka biri için empati duymanın ne anlamı var; diğerleriyle yemek paylaşma arzusunun ne önemi var? 'Bomba Değil Yemek' benzeri programlar empatiyi ifade etmez, merhameti eder. Yemeyi dağıtmak paylaşmak değildir; bu “bağışcı” ve “yararlanan” sosyal roller arasındaki hiyerarşik ve kişisel olmayan bir ilişkidir'. Hayal gücünün eksikliği, anarşistleri zaten var olanlarla paralel olan kurumları yaratan Hıristiyanlar ve liberallerle aynı biçimde açlık probleminin (çoğu için soyut bir sorun olan)   üstesinden gelmeye çalışmalarına yöneltmiştir. Anarşistlerin öz olarak otoriter olan bir görevi yerine getirmeye teşebbüs ettiğinde, pis bir iş yaptıklarının düşünüldüğü gibi...bunun hakkında hiçbir yanılsamaları olmayanlara karşı neden hayırseverlik işi yapılır? Anarşistler, şayet bağımlılık yerine kendini belirlemeyi ve merhamet yerine uyumu teşvik eden yollar çok işliyorsa neden bireysel olarak paylaşım yollarını aramalıdırlar. \n\n“Bomba Değil Yemek”te anarşist olan hiçbir şey yoktur. İsmi bile otoritelere yönelik bir taleptir. Bu, örgütleyicilerinin sık sık sivil itaatsizliği kullanmalarının sebebidir – bu iktidardakilerin fakiri doyurmaları ve barınmalarını sağlaması için vicdanlarını okşama girişimidir. Bu programda kendi kendini belirlemeyi teşvik eden hiçbir şey yoktur. Bundan faydalananların bu rolü reddetmelerini ve istediklerini ve ihtiyaçlarını kuralları takip etmeden almaya başlamalarını teşvik eden hiçbir şey yoktur. 'Bomba Değil Yemek', tüm diğer hayırseverlikler gibi, bundan faydalananları kendi yaşamlarının aktif yaratıcıları haline gelmesi yerine pasif alıcılar olarak kalmasını özendirir. Hayırseverliğin olduğu şeyi kabul etmek zorundayız: tamamen yaşayabilmek için yok edilmek zorunda olunan ekonomikleştirilmiş varlığımızdaki öz ve kurumsallaştırılmış utanmanın başka bir görünümüdür.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haykır haykır hakkı,hak kalemim durma yaz",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nZaman mekân içinde hep haksızlıklar varken \nYaşayacağın bu ömür sana can verilmişken\nGönül kapılarında haktan yana açılmışken \nHaykır haykır hakkı,hak kalemim durma yaz \n\nBilir misin? gündüzü takıp eder hep gece \nSırdaş ol hakka secdeye git gündüz gece \nMutluğu tat hep yudum,yudum,damla,damla \nHaykır haykır hakkı,hak kalemim durma yaz \n\nBakma sen faydasız hak olmayan saltanata \nUyma fazla nefse uğratır seni hep hezimete \nGel uyalım biz Yunus’a bürünelim mutluluğa \nHaykır haykır hakkı,hak kalemim durma yaz \n\nHak kitabım her tarafta durmadan okunsun \nSevgi çiçekleri gönüllerde hep dokunsun \nNedamet gözyaşları ile çiçeklerde sulansın \nHaykır haykır hakkı,hak kalemim durma yaz \n\nHalil’im geçer sana verilen kısacık olan hayat \nDuyma yaptığın güzel hak olan işten nedamet \nGit hep doğru yollardan sonu olur hep selamet \nHaykır haykır hakkı,hak kalemim durma yaz \n\nHalil ÇOLAK 05.02.2010\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayırsız Geceler",
        "poet": "Ümit Bilgin",
        "poem": "\n\nHAYIRSIZ  GECELER\nBak akşam oldu gece yaklaşıyor\nİçimde alev var her yer yanıyor\nNe hayalsiz nede sensiz oluyor\nOlmaz olsun bu hayırsız geceler\n\nSevdan bende gece vakti coşuyor\nHayalin karşımda bana koşuyor\nİnan aşkın taa içimde yaşıyor\nOlmaz olsun bu hayırsız geceler\n\nGece gelir bulur insanı sızı\nHer gece anarım o hayırsızı\nYine gece oldu ayırdı bizi\nOlmaz olsun bu hayırsız geceler\n\nDamla damla senin için eridim\nİsteseydin her şeyimi verirdim\nAklım gitti gece vakti delirdim\nOlmaz olsun bu hayırsız geceler\n\nÜmidim der gel sevindir bu gece\nYanımda dur sabah olsun öylece\nYerin hala şimdi bile bilmece\nOlmaz olsun bu hayırsız geceler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayırsız",
        "poet": "Ali Tekintüre",
        "poem": "\n\nGün mü, gece mi, karanlık her yer\nÇiçekli bahçe mi, viranlık her yer\nKoskoca ömrümü bir anlık eden\nHayırsız, vefasız sevgilim benim\n\nSöyle ben sana ne kötülük yaptım\nSeverken ağlattın, gittin ağlattın\nArdından bir donuk anı bıraktın\nHayırsız, vefasız sevgilim benim\n\nKapanıp gitmiyor sevda yarası\nSızlıyor, inliyor yıllar sonrası\nSensizlik yaşamak, ölmek arası\nHayırsız, vefasız sevgilim benim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haykır Anadolum",
        "poet": "Yıldırım Öğretmen",
        "poem": "\n\nHAYKI R ANADOLU\n\n            Yetmiş milyondur seksenbir ilimiz \n            Aynı mezarlıkta yatar ölümüz\n            Çeçen, Azer, Kürtçe bizim dilimiz\n                 Haykır Anadol’um  Gür çıksın \n                 Sana tuzak kuran düşman yıkılsın \n\n         Kürt,alevi,Türkmen özümle  gücüm \n         Kıbrıs’ ta, Kore’de aynıdır acım\n         Ayrılık acısı en büyük sancım \n              Haykır  güzel yurdum sesin gür çıksın \n              Sana tuzak kuran düşman yıkılsın \n\n         Ferhat ile Şirin,ortak sevdamız \n         Köroğlu, Pirsultan ulu atamız \n         Anadolu’m dersem tek vurur nabız \n              Haykır güzel yurdum sesin gür çıksın\n              Sana tuzak kuran düşman yıkılsın  \n\n      Sünni alevidir,alevi Sünni\n      Bitsin artık nedir  bu kısır döngü \n      İnsanlık özünde kalbinde sevgi\n           Haykır Anadolum sesin gür çıksın \n           Sana tuzak kuran düşman yıkılsın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haykır Beni",
        "poet": "Osman Demircan",
        "poem": "\n\nÖnce sessizce yüreğine al beni. Bir duygu yap beni. Bir imge olayım ardından düşüncelerinde, şiir diye yaz beni. Notalarla süsle beni ey yar. Al eline kemanı çal beni. Hangi şarkıysam gecelerinde, dudaklarından o tatla haykır beni. Kelimelerinin içinde kalayım ey yar. Uzun cümlelerle anlat beni. Mum ışığının titrekliğinde, şiire dönüştür beni. Kaleminde olayım, duvarlara vuran gölgende olayım, yüreğinin yalnız köşesi olarak hatırla beni. Çünkü ben seni, içtiğim suda ararım. Eğer yüreğim yanmamışsa ve seni yudum yudum yangınlarıma bir nisan yağmuru gibi yağdırmamışsam, yaşayamam. Yaşamak, anca seninle güzeldir ey yar. Sanat yapmaktır seninle yaşamak ey yar. Şarkıysam dudaklarında, başka söze ne gerek var. Notalara vur beni, tellerle titret beni, yüreğinin duvarlarına haykır beni. Çünkü ben seni, hiç bırakmam, hiç terk etmem. Devletin yasakladığı bir şarkı olsam da, polislere toplatılan kitap olsam da, yeraltı edebiyatının bir şiiri olsam da, topraktan mısra mısra çıkan bir çiçek olurum. Geceler boyu hep beni koklarsın. Ey yar, hep yanındayım! Uyumaktan korkma sakın, senin kabusun olmam. Açarım göz kapaklarını, girerim hiç mutluluk görmemişliğine. Gece, pembe düşlerin olurum; gündüz dudaklarında şarkı olurum. Nasıl sen benden hiç vazgeçmediysem, ben de senden öyle vazgeçmem. Korkma, sevginin karşılığını alamamaktan. Sevginin karşılığı benim. Ucuz insanlar, hep pahalıya patlarlar. Ben ise, iki kadeh koyarım ortaya. Bir kadeh sen olursun, bir kadeh ben... Kimle sarhoş olmak istersen, onunla olursun. Her şeyi senin eline veririm. İster bir şarap gibi iç beni, ister bir kadeh gibi kır beni. Sevginin karşılığı ellerindir. Ya yaz beni, ya çal beni, ya da kadehi kırar gibi kır beni. İster alkışla beni, ister elinin tersiyle it beni. Ben bunlardan korkmam ey yar! Peki sen beni yine de sevmekten korkar mısın? Ey yar, yüreğine güvenir misin? Cesaretin varsa aşka, çık karşıma. Ellerindir, en büyük silahın. Ben ölmekten korkmam yar! Çek silahını vur beni. ' Önemli olan ölmek değildir, uğruna öleceğin birini bulmaktır.'. Benim için şiir yazamazsa ellerin, vur silahınla beni. Kanımla yaz sana olan sevmelerimi. Korkaklar, ancak kendilerini sever, bunu unutma yar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haykırdım",
        "poet": "Nihat Toprak",
        "poem": "\n\nYokluğunu haykırdım dağlara\nYamaçları sel aldı\nYokluğunu haykırdım ovalara\nSazlıkları sel aldı\nYokluğunu odalara sordum\nDuvarlar ağladı\nYokluğunu kendime sordum\nCiğerlerim dağlandı\nYokluğun işte öyle bir şey\n                                                   07.07.2009\n                                                    Salı\n                                                     Nihat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haykırış",
        "poet": "Gülçin Şahin",
        "poem": "\n\nŞehidim ağlıyorum başucunda\nKırmızıya sarılmış tabutun gidiyor kalabalık arasında\nAğlıyorum haykırıyorum kadere\nLanet ediyorum kötülük düşünenlere\nAnacığım yavrunu büyüttün\nSuladın sıcacık bahçende\nŞimdi tabutu geçiyor önünden solgun bedeniyle, sönmüş gözleri\nYarabbi ne büyük acı içim parçalanıyor\nGözlerimde yaş, elimde kuranımla sabır diliyorum\nAkıyor şehidimin anasının gözyaşı\nDurdurmak mümkün değil acıyı derinden akıyor\nBebesi kalmış beşiğinde\nNişanlısı kalmış tek başına\nAnası oğlunu kaybetmiş,bebesini\nŞimdi o temiz yüzünü arıyor\nŞehidim senin için ağlıyorum\nŞehidim senin için şapkanı takıyorum\nŞehidim elimde silahım, göğsümde kırmızı bayrakla\nKötülük düşünenlere nefretle haykırıyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haykır Vicdanın Sesi! ..",
        "poet": "Enver Özçağlayan",
        "poem": "\n\nKimi selamet görür, kimi musibet,\nSakal düşer önüne, her şey görünür; \nSonunda karşındadır saklı âkibet.\n\nÇikolata tadında ne zehirler var,\nÂrife  tarif gerek, yoksa sürünür; \nKargaya kılavuzluk yeter bu kadar.\n\nBir tilkiye düştün ki kümesin battı,\nTavukların tüyleri bir bir yolunur.\nGemisini yürüten yurdunu sattı.\n\nYeni tarihçiler var tarihi yazan,\nGerçeklerden kaçılsa, yollar yürünür.\nTilki ininde yatar aslını bozan.\n\nSonunda takke düştü, kel ayan beyan.\nVicdanı zift yaratık aka bürünür,\nYaftadır tarihlere devleti soyan.\n\nAkl-ı selim görmeli bunca olanı,\nRuhu söndü milletin, külü kürünür; \nParalele sokuldu asrın talanı.\n\n\"Yazık\" tan öte demek gelir içimden,\nBilirim, fiiller de an an bölünür; \nUtanırım aksakal, hem ak saçımdan.\n\nAk uçaktan ak saray, hangi liyakat? \nBu arsız fiyakaya ancak gülünür; \nHaykır vicdanın sesi, tükendi takat...\n\n29.Ekim.2014\nFatih-İST.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haykırış",
        "poet": "Ozan Oğuz",
        "poem": "\n\nHayatın acılı ritmi\nVuruyor kalbime\nAcıtıyor canımı\nHer soluk alışta\nDaha da iniyor derine\n\nSonra yine bir heyecan başlıyor\nRitim yükseliyor\nHer şey iyiye gidiyor sanki\nAma bir anda sonbahar’ın gelişi gibi\nSoluyor hayat \n yeniden bitiyor içimde filizlenen duygular\nVe acı başlıyor yeniden\n\nDiyorum kendime\nCehennem bu hissettiğim olmalı\nBüyüyen karanlık hapsediyor beni\nTükeniyor umudum, kendi içimde hapsoluyor\nVe içimden haykırıyorum\nYeter artık bu hayat sona ermeli\nArtık bu hüzünlü yakarış bitmeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haykırış",
        "poet": "Fatih Tutuk",
        "poem": "\n\nçanakkalede kalkıp gidebilseydin eğer \n ne filistin yanardı nede islam dünyası\nburada ne işimiz var diyenler görseydi\n çanakkale yeniden yaşanırdı elbette\n\n gazzede çoluk çocuk birer birer ölürken\n islamın kralları yatağında uyurken\n seni kim duyabilir kim yardım edebilir\n islam dünyası sana böyle uzak dururken \n\n ağla filistin ağla seni kimse duyamaz\n kimse seni kalkıpta baş ucuna koyamaz\n islam dünyası böyle sessiz sessiz olursa\n sana savaş açanlar elbet kanına doymaz\n\n altmış yıldır bağrında bir hançer var kanıyor\n senin dışında söyle kimde ateş yanıyor\n sana uzaktan bakan islam dünyası varya\n bu ateş bana gelmez gelmeyecek sanıyor\n\n TÜRK islam dünyasını saran ateşe bakın \n bakmakla yetinmeyin birazda kına yakın\n masum insanlar hergün azraile koşarken\n sizler sırça köşklerde hiç ayrılmayın sakın\n\n kınamaktan öteye gitmiyorki dilimiz\n bunumu emrediyor söyleyin ha dinimiz\n ne için yaşıyoruz ne için öleceğiz\n olmedimi söyleyin biri için birimiz \n\n yarın sorduklarında ne cevap vereceğiz\n nasıl oldu görmedik duymadık diyeceğiz\n bu toprağın üstünde gezmek şimdi keyifli\n birgün toprak altında hesapta vereceğiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HAYKIRIŞ",
        "poet": "Güneş Yağmur",
        "poem": "\n\nHey gidi günler hey! \nDün gece rüyamda yine seni gördüm\nHatıralar canlandı gözümde\nDaha dün gibi hatırlıyorum\nBiliyorum sen de hatırlıyorsun\nBir perşembe günü saat 4'ü 20 geçiyordu\nAynen şarkımızdaki gibi bir perşembe günü\nO şarkıyı da dinliyorum şu anda\nŞarkıdaki gibi giyinmiştin\nHatırladın değil mi? \nYa bir gün biterse diyordum sana \niki üç ay ömür biçiyorlar bak! \nNe demiştin? \nBöyle şeyleri düşünme, iyi ki girdin hayatıma...\nBiliyorum, nerede oturacağımızı da hatırlıyorsun\nNe iş yapacağımızı da hatta\nSiyah beyaz film gibi biraz\nAynen şarkıdaki gibi değil mi? \nFilm gibiydi hakikaten, her film gibi bitti tabi\nSen belki unuttun bile beni\nKötü günlerde yanında kim vardı? \nNe çabuk unuttun o günleri ne çabuk\nBen de kötüyüm bak hani yanımdaydın? \nEvet, bu sabah da kan ter içinde haykırarak uyandım\nHaykırıyorum, ses telim kopana kadar da haykıracağım: \nSeni Seviyorum! \nHer şeye rağmen, eskisinden de çok...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haykırılan ŞİİR",
        "poet": "Harun Keleş",
        "poem": "\n\nbiz şiir'imizi haykırırken sokaklara arkamızda bıraktıgımız sevgileri bırakmısız geriye cok gec oldugu farkına vardıgımızda neler kaybettıgımızı sonra anladık kaybettıgımız sevgıyı aramaktan daha önce haykırdıgımız şiirleride unuttuk ne sevgi kaldı şimdi gerıye nede sevgi ugruna haykırdıgımız şiirler....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haykırış",
        "poet": "Tahsin Koç",
        "poem": "\n\nDikkat edin ey, iktidar ve muhalefet\nGün geçtikçe bir adım yaklaşıyor felaket\nSol kaşıyor başıboş azgın işsiz gençleri\nNedir sokaklarda önlenemez olmuş rezalet\n\nDers alınmamış oniki eylül öncesinden\nSakın bakmayın anarşi penceresinden\nGençlik teşkilatlanıyor uyarıyorum sizi\nYoksa kurtulamayız anarşi pençesinden\n\nSakın ha anarşi belasına göz yummayın\nOnların hak özgürlük sözlerine kanmayın\nBiz o devri yaşadık dünkü gençlik olarak\nGençlere sesleniyorum oyuna gelmeyin\n\nSakın benim örgütüm teşkilatım demeyin\nİndirin başına sert yumruğu hiç acımayın\nBeşbin gencin hesabını kim verecek \nMillet olarak bir daha o herzeyi yemeyin\n\nTahsin derki biz yaşadık o karanlık günleri\nBölünmüş mahalleler o bölünmüş okulları\nNe acılar çektik ne zorluklar yaşadık\nTarih yazanlar unutmaz o karanlık dünleri\n\n\t\t\t\t\t          Ankara- 15.12.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haykırış",
        "poet": "İrem Aslan",
        "poem": "\n\nBırak gökyüzü bulutlar ağlasın ben ağlamadan,\nKendimi tutmaktan yoruldum bıktım yalancı insanlardan,\nBikere de gerek kalmasın güneş açsın ne olur,\nBıktım her sağnak yağmur için gökyüzüne yalvarmaktan..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haykırış",
        "poet": "Murat Cetin",
        "poem": "\n\nBeytullah Allah'ın evi\nnasıl kutsal ise,vatan\nbenim için öyle kutsaldır\nkitap Kuran-ı mubin\nhak kelamı ise,\nbayrak vatanın nişanıdır\n\nBu vatanın her karışı \nşehit kanı ile sulanır\nsanma ki sahipsizdir\nbağrında binlerce\nalperenler barınır\n\nSoysuz çakal sürüleri\nkulak verin sözüme\nbiz Hak'ın sözü Allah'ın ordusuyuz\nezanlar titretirken arş'ı alayı\nşahitlik ederler şehadetime\ndalgalanınca göklerdeki al  bayrak\nhürriyet türküsü söyler taaa özüme\n\nBu dava gönül davasıdır \nsevdalı erlerin\nbu dava alevi'nin,süni'nin,\nkürdün,çerkezin\nak sakallı beli bükük pirlerin,\ndedelerin davasıdır\nbu dava var olma, \nbüyük TÜRK dünyasını\nKurma davasıdır...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haykırmak",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nbunca yılın sonunda\nsusarak haykırmayı öğrendim\n\n 19 Ocak 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haykırışı Güzelliğin",
        "poet": "Atilla Güler",
        "poem": "\n\nyırtmalı yalanın kapkara peçesini\nparamparça dağınıklığında haykırmalı dünyaya\nsığınaklarından çıkarmalı güneşi\ngüneşleri…turuncu sıcaklarda\nışıltılarında yıkanmalı doyumsuz\nbembeyaz bir martının kanadında yollanmalı sevgiler\nkorkmadan bıkmadan\nher somurtan yüze bir yıldız\nve her savaş ortasına bir zeytin dalı bırakmalı\nrenklerin dansına eşlik etmeli kendinden geçmiş\nsitarlar eşliğinde yazılmalı öyküler\nşairler şiirlerini postalamalı küskün gönüllere\nsevda şiirlerini baharda açmış tomurcuklar gibi\nve çiçeklerin kokularını serpmeli tüm dünyaya\ngüzellik taşınmalı elden ele\ndilden dile\nbağıra çağıra\nsusmak geceyi getirir yüreklere\ndurma...haykır haykırabildiğinden de fazla\n\n14.04.2006 (18:15)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haykırış",
        "poet": "Nurten Tarım",
        "poem": "\n\nGeçti yıllar dile kolay\nAğlayarak merhaba demişim yaşama\nNe bilirdim aynası yok ki dünyanın\nBir lokma bir hırka \nBuldum kendimi ahtapotun kollarında\nGülücükler yalan\nBenler bencillikler \nHırs şöhret para\nAç gözlerim iyice aç kendini\nEtraftakı dikenler batmasın\nDoğrularım iyice bağır \nAma olmuş herkes bir sağır\nKulagımın kiri oldu kargaşa\nEzen ezilen aynı meydanda \nŞükürle hamd eder nice yoksunlar\nYaşam yükü boynunda kemer\nBüyük balıklara yemdirler kader oltasında\nEtrafı çınlatır barış çığlıkları\nKulaksız mı doğuyor insanlar \nDergiler gazeteler\nBir bakış sekiz sütüna manşet \nİnsan hayvan yaşamsal haklar\nYetim hakkı kalmasın sözlerde\nDuyanlar görenler hedef olmasın kör kurşuna\nDüşünceye zincir vurulmaz bilinmeli\nVurulmasın artık vuruldu yıllarca\nEninde sonunda denmemeli\nLakin neyi değiştirebilirim tek başıma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayli",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nYan Fülüt\nÇello\nÖtekiler...Yaylılar...Vurmalı vurmasızlar\nDaha ne istenebilir ki\nGünü klasikten açmışsa kar\nDaha ne dinlenebilir \nDal yaprak \nSürgün ve salkımlarından susmuş bahçede\nSorsam koynunda keman çalan kıza\nAl götür benilerden göçüp gitmiş düş..\nDaha üstüne ne denilir ki\nYandan yamaçtan esmişse\nYaşına erip de\nAşkın olana bi hayli\n\nSeyfi Karaca........Kasım / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayli Demdir Dosttan Ayrı Düşeli",
        "poet": "Şah Hatayi",
        "poem": "\n\nHayli demdir dosttan ayrı düşeli\nGelmez bir selamın bilmem nedendir\nCiğerim de aşk odunda pişeli\nTükenmez efkarım bilmem nedendir\n\nNail oldum dostun zülfü teline\nNurdan cemaline tatlı diline\nGözüm yaşı döndü bahar seline\nAkarsu bulanık bilmem nedendir\n\nİnsaf et sevdiğim çektiğim yeter\nAlıştım tutuştum tütünüm tüter\nAyrılık yoksulluk hicran besbeter\nBirikti başıma bilmem nedendir\n\nHatayi sığındın Ali Serdar'a\nUmarım merhamet ede kullara\nEnzerim zayıfım kaldım biçare\nŞaşırdım tebdilim bilmem nedendir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haykırsam",
        "poet": "Barış Meriç",
        "poem": "\n\nKalbimin çığlıklarını haykırsam\nSeni yüreğimden çekip alsam\nBu aşkın ateşiyl....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haylaz Mavi",
        "poet": "Abdullah Oral",
        "poem": "\n\nHaylaz Mavi\n\nBaşımı kaldırdım gökyüzüne\nTepende haylaz bir mavi \nKucak kucağa oynaşıyor bulutlarla\nNeden sonra başladı bulutlar ağlamaya\n\nHasret giderirken mi? \nAçıttı yüreğini bulutların- haylaz mavi.\n\nİmbikten süzülür gibi dökülüyor sular\nBedenin tepeden tırnağa sırım sıklımdı.\n\nCeplerimi yağmur doldurdum\nIslak duygular döküyorum yarım kalmış anılara\nBaşlıyor çıldırmaya içimdeki haylaz mavi-aşk’a\nUsul usul öperek yağmur tanelerini.................\n\n     Karadeniz 2001 fındık toplarken\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haylaz Kadın Asya / Dönüşüm",
        "poet": "Suzan Batmankaya",
        "poem": "\n\nKüf yeşili bir odada, yalnız yaşamış..\n beyaz tenlı, duvak sevdalı \n\nTablolardan kalma,\nRönasans dönemı.\nÇıplak ten,\nDolgun bir ıfade,\nBedenındekı yağ kütlesınde. \n\nO zamanlar \nYıkanmak demek,\nNehırde olmak demek.\nOcak mevsımınde...\n\n\nKüllıyen yalan,  beklenılen aşk değil\nTeslim oluş,\nTerkediş arsızca...\nIntıkam...! \nAteş...! \nYaklaşma..! \nDokunma ona..! \n\nRuhunda,sessızce ınleyen ofke\nŞımdılerı tutsak eder..\n\nAna olamamış bedenı,\nKaç doğum yapmış kimbılır..? \n\nİçinde ne çoçuklar beslemıs,\nNe çocuklar terketmiş..\n\nHaylaz kadın asya,\nYalnızlığın,\nYersizlığın senin.\n\nKorkaklığın, hüznun\nSoğuk sulara gırme artık.\nBedenını dırı tutmak\nNeye yarar? \n\nSarayların yok senın,\nKralıçelere aldanma..\n\nUyanırken örtbas ettiğin döngü\nYenıden, yenıden başladı...\nSatırları okuma,\nSadece yaşa..\n\nHaylaz kadın asya\n\nBekleyişinin  sona erişinde..\nKüflü odanda tıkanıp kalma..\n\nCesur olduğun zamanları,\nArsız olduğun yılları,\nUğruna yazılmış satırları,\nTakviminin paslanmadığı \nPusulanın şaşmadığı mevsimdeyim..\n\nHaylaz kadın asya\nBeyaz tenine\nYalnızlığına\nSana hasretım hala\n\nDönüşümün aşkla...\n\nHaylaz Kadın Asya / Dönüşüm (Şubat 2007)\n\nBekleyişinin  sona erişinde geçmişe ait bir kapı açılır...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haylazım",
        "poet": "Zafer Zengin Etnika",
        "poem": "\n\nvizesiz\n\nbir \n\nhaylazım\n\nişte! \n\ndüş\n\nçalarım\n\ngençliğimden...\n\nsınırlar yamalanırken dünya'ya\ncizgisini görmem\nküçük atar yüreğim\nnasırlı ellerimde\nritmi akdeniz kokan...\n\n24.Mart 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haylaz Öğrenciye",
        "poet": "Cengiz Güzar",
        "poem": "\n\nAvazım çıktığınca \n\tKaç kere bağırdım.\n\tSağırmış kulakların\n\tSesimi duyuramadım.\n\n\tYırtıldı ses tellerim\n\tBu kez pes ettim\n\tIsrarla sabrettim\n\tKırıldı gönlüm sana kahretsin.\n\n\tÇok tekrar ettim,çok isterdim\n\tAnlamadın meselenin özünü\n\tTutamadın verdiğin sözü\n\tDöküldü gözyaşlarım mahvettin.\n\n\tGayret gösterip bir kere\n\tHer seferinde tamam deyip\n\tDenemedin bir kerecik\n\tProblemin çözümünü,\n\n                Al işte,  gördün mü? \n\tGeldi sınav günü! \n\tHaline bir bak! \n\tKorku bürüdü  gözünü,\n\n\tÇok mu önemliydi? \n\tCep telefonu, doğum günü\n\tİnternet, sevgililer günü\n\tŞimdi  yerine onlar girsin.\n\n\tÇok çalıştılar çünkü\n\tSen bir sonraki seferi düşün...\n\n                                       Haziran 2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayra Yor Canım",
        "poet": "Turgay Ata",
        "poem": "\n\nÖzlem dedikleri bu mudur bilmem,\nİçimimize ateş, kor düşer canım...\nAcı, ıstıraplar yakar kavurur,\nAlev alev olur har düşer canım.\n\nAyrı kaldık sen orada ben burda\nBedenimiz harap, ruhumuz darda\nYollar geçit vermez varalım yurda\nAğustos ayında kar düşer canım.\n\nElbet bahar olur çiçekler açar\nAyrılıklar biter kara gün geçer\nHerkes fani bir gün dünyadan göçer\nKabirler açılır gir düşer canım.\n\nNeden diye sorma kader de yaşa\nİsyan etme sakın tövbe de hâşâ\nYaratandan gelir etme endişe\nBize ancak hayra yor düşer canım\n02/02/2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayranım Akdağ",
        "poet": "Hakkı Yurtlu",
        "poem": "\n\nYeşillik seninle, çevre seninle \nMeşene, çamına  hayranım Akdağ \nİçip kana kana, hemen serinle \nSuyuna hayranım, Hayranım Akdağ… \n\nEfil efil eser, harmanın senin \nAstıma iyidir, ormanın senin \nAlışmış yaylaya, dermanın senin \nHavana hayranım, Hayranım Akdağ… \n\nKurulmana sebep, şu simli kurşun \nOluközü’nde de, meşhurdur turşun \nİsmiyle müsemma, çıkıyor kurşun \nAdına hayranım, hayranım Akdağ… \n\nCömerttir ahalin, işlemiş kana \nDayanıyor aslın, tâ Erzincan’a \nBedenimde cansın, muhtacım sana \nCanına kurbanım, hayranım Akdağ… \n\nTarlada çalışır, nasır elleri \nNida ile vurur, sazın telleri \nÇiçek bahçesidir, dağı, belleri \nGonca güllerine, hayranım Akdağ… \n\nYüreğim “cız” eder, seni anınca \nHayalen ayrılık, olur sanınca \nEşi dostu candan, şöyle sarınca \nSahiden hayranım, hayranım Akdağ… \n\nSıla bilip seni, yazdım adını \nGönlüme de şiar, ettim yâdını \nBaşka eller vermez, senin tadını \nTadına hayranım, hayranım Akdağ… \n\nŞair “Kul Hakkı” der, yeter gel yeter \nHasretin de zaten burnumda tüter \nAyrılığın derttir, zehirden beter \nŞifana muhtacım,  hasretim Akdağ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayran Olmuşuz...!",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nTarih kokan balkanlar,Tarihle anadolu,\nBir kolu Orta Asya,bir kolu sevgi dolu.\nTarihi eserlerle,belli atalar yolu,\nÖvünerek anarız kalpler huzurla dolu...\n\n                                    27.04.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayran",
        "poet": "Ata Sabri Erdoğan",
        "poem": "\n\nBen tende cana, canda canana\nSonsuz bilgi ve manasına\nBendeki sana, sendeki bana\nTek olan “O” na hayran.\n\n22:27  23 Nisan 2007 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayret",
        "poet": "Mehmet Çağdaş Küçükduman",
        "poem": "\n\nBu dünyada kahkaha atabilenlere hayret,\nGülmek zor zanaat, bekliyorken bizi ahiret.\n\nMart 2013\nAnkara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayranız Avrupaya",
        "poet": "Yahya Garip ",
        "poem": "\n\nNe varsa bu ülke de bu ülke hayran Avrupa ya\nBize barbar derdiler hiç baktınız mı Amerika ya\nYa nasıl sattılar seneler önce siyah bedenliyi\nUcuz iş bol sömürü uğradılar Afrika ya\n\nOnlar zengin demi markalarda onlar var\nKalite, güzel hayat demi söyle daha neleri var\nOnların dinin de Hz. İsa ya bizim dinde daha saygı var\nAvrupalının elinde neyi varsa daha üç beş yılı var\n\nKeşif etmişler Amerika’yı mutlu olmuşlar\nÇin den pekin den Mekke den gelen medeniyeti \nKanla satıp ele geçirmişler katletmişler\nMilyonları katilce harcayan, hayranız Avrupa ya\n\nDüşünün, son demi bu zenginlik bitecek elbet\nNeden bir araya geldiler ilk defa nedir bu hitabet\nAhlak gitmiş aile gitmiş ocak bitmiş\nNesilleri çürümüşte biz hayranız Avrupa ya\n\nTahminim on sene sürmez bu evlilik\nBiz varırsak göreceğimiz üvey annelik\nÖksüz değiliz biz yedi Avrupa milletiyiz\nBak tarihe dön doğuya nedir bu cahillik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayran Oldum Sedasına",
        "poet": "Ümit Fatma Uçar",
        "poem": "\n\nBahçemizde bir kuş güzel güzel ötüşür\nHayran oldum sedasına ciğerlerim tutuşur\nDedim gitme bahçemizde yanımda kal yuva kur\nKuş dedi ben göçmenim burası bana uygun değildir\n\nDedim göçmenlik yorucu iş gel sen yanımda dur\nSeninde bizim gibi yuvan olursa derdin marazın azalır\nKuş dedi ben size uymam dağ başında zor olur yaşam\nBenim işim uçup konmak doğaya çevreye bakmak\n\nDedim kuşcuğum pek güvenme gücüne kanadına aklına\nFeleğin boldur oyunları hazırlar tuzağı kıyar canına\nBu devran güzellik yaşam baki değil kalmaz kimseye sana\nİnat etme nereye gitsen her şey aynı güven inan bana\n\nKuş dedi bana aklına şaşarım bu dağ başında ben nasıl yaşarım\nBenim işim seyhat etmek kıtaları dağları denizleri aşarım\nSenin sözün geçmez yaşın bitmiş rengin solmuş artık sus\nBen minicik kuşum çok yerleri gezmişim akıl mantık benim işim\n\nGidiş o gidiş durmadan havalandı sevimli kuş\nHiç bakmadı arkasına hızlı yaptı uçuş\nBen de arkasından bakakaldım dönmez artık küçük kuş\nMuhlis durduğu yerde,uğurlar ola güle güle çok yaşa kuş\n\nMehmet Muhlis Fırat\n1926-1996\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayranım Ben İstanbul",
        "poet": "Alaettin Kılıç",
        "poem": "\n\nsabah güneşi değmiş çamlıca dağbaşına\nhafifte rüzgar eser seyranım istanbul\nkıyının rengi düşer denizin sularına \nkuşlar cıvıl cıvıl, hayranım ben istanbul\n\nçamlıca tepesinden seyrettim uzağı\ngezmiş gibi bulundum köşeyi bucağı\norman esintisinden bilmedim sıcağı\nrüzgarı uğul uğul, hayranım ben istanbul\n\nezanlar yankılanıyor boğaz kıyılarına\ndeniz dalgalanır çarpar kenarına \nrengarenk insanlar dolar vapuruna\ngüzelim manzarana, hayranım ben istanbul\n\nboğazdan karşıya el ettim el \nsen dersin gerçek ben derim hayal \ndünyalara bedel anadoluya değil\nşehirler kralı, hayranım ben istanbul\n\nkükremiş aslan gibi duran heybetin var\nislambol fatih gibi şan şöhretin var \nüzerinde seven insanlar seli var\ndünyalar kralı, hayranım ben istanbul\n\nyollar hesaplar sana yapılır \nalaettin sevgiyle sana sarılır\ndüşmanlar çatlar sevenler sevilir\nben seni sevdim, hayranım ben istanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayranım....",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nNe güzel yakışır bebek anneye,\nHayranım mis kokulu naneye,\nFormülü var hayret tahıl taneye,\nNe güzel yakışır bebek anneye.\n\nKainatta her şey onu zikreder,\nAklı olan bakar bakar fikreder,\nİsyankar olan kullar derbeder,\nNe güzel yakışır bebek anneye.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayreddin Karaman Kız İmam Hatip Marşı",
        "poet": "Ömer Tolgay",
        "poem": "\n\nYürekler bekliyordu, gelir miydi kahraman \nBizi döndüremezdi hiçbir engel bu yoldan \nÖnümüz aydınlandı karanlıktan el-aman \nÖzgürlüğü ararken özümüzü karartan \nOyuna eğlenceye dalıp oyalanmadan \nİnanırız, doğmazmış kaknüs kuşu yanmadan \n\nYolumuz kültür, sanat, ilim, ahlak ve iman \nİmam-Hatip’lere örnek Hayreddin Karaman*\n\nEmanettir bu sancak Fatih’ten, İstanbul’dan \nElimizde yücelir yürürken biz her koldan \nMedeniyetimizin ihyasına her zaman \nAzimle çalışmaya gönül verdik Ya Rahman \nİlk müstakil Kız İmam Hatipler olmamızdan \nRazı ol; nasip et “Fatihler” kuşağımızdan \n\nYolumuz kültür, sanat, ilim, ahlak ve iman \nİmam-Hatip’lere örnek Hayreddin Karaman*\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayret",
        "poet": "Haluk Mahmutoğulları",
        "poem": "\n\nİlâhlar öldüler birer, ikişer\nTanrı ise can çekişiyor\nHayy Allah! Hay Allah!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayret 2",
        "poet": "Zeynal Yaman",
        "poem": "\n\nBir midenin hamalı olmak için gelmiş gibi dünyaya\nNice insan tanıdım durmadan girer-çıkar helâya\n                                               Aralık 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayret",
        "poet": "Zeynal Yaman",
        "poem": "\n\nGörmediğine nasıl yok der şu görünmez akıl\nEy akıl, ya göster kendini ya yokluğa çakıl! \n\nkasım 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayret",
        "poet": "Zeynel Cengiz",
        "poem": "\n\nSabır,şükür,tevekkül,azim ve gayret.\nNedense Müslümana düşmüş hep hayret!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayret",
        "poet": "Lale Uğur",
        "poem": "\n\nYaşama hep geç kaldım...\nOysa erken kalkmıştım... \n\n(Kasım 2000 / İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayret",
        "poet": "Ali Ertekin",
        "poem": "\n\nAman dostlar nerde kaldı\nBir ay oldu zam gelmedi\nYoksa uykuya mı daldı\nBir ay oldu zam gelmedi\n\nHava deniz karada mı\nKasap bakkal kirada mı\nDolar markta dinarda mı\nBir ay oldu zam gelmedi\n\nTaşıtlarda petrolde mi\nLokanta otel handa mı\nYoksa çıktı da yolda mı\nBir ay oldu zam gelmedi\n\nPeynir yağ sebze ette mi\nMağaza etikette mi\nBakanlıkta pakette mi\nBir ay oldu zam gelmedi\n\nErtekin’im buna şaştı\nAradan çok zaman geçti\nYoksa radara mı düştü\nBir ay oldu zam gelmedi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayriş'e",
        "poet": "Mehmet Elmacıoğlu",
        "poem": "\n\nBen geliyorum açın kapıları, diye\nÇaldığında yüreğimizin tokmağını,\nHenüz gece yarısıydı.\nişte,\nO geceden bana iki anı kaldı; \nKulaklarımda doğum sancısı,\nDizlerimde tırnak acısı.\nHoş geldin bebek,\nsende\nYaşama sırası.\n\n28 yıl önce yazmalıydım.Geç oldu. O bebek dün evlendi.\n23 Agustos 2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "hayrola",
        "poet": "Erdal Alga",
        "poem": "\n\nİnler ve cinler top oynuyordu metafizik sahada\nCirit atıyorlardı mistik olimpiyatlarda\nAnlaşılan, kıran kırana bir mücadele bekliyor bizi \n                                                  Öte tarafta hayrola! \n \nİnsansa ruhsuzlaşıyor modern yolda gitgide\nAç karnına aşkı yiyor, kötülük geniriyor tok karnına\nİdmansız çıkıyoruz manevi jürinin huzuruna, hayrola!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haysiyet",
        "poet": "Yaşar Yaramış",
        "poem": "\n\nKim çıkar için, öperse el etek,\nOndan daha haysiyetlidir köpek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hayrola",
        "poet": "Adnan Uzun",
        "poem": "\n\nBu gecenin sabahı biraz geç olacak sanırım.\nBesmeleler olmasa dolup taşacak sabrım. \nKimseler çekinmesin kendime benim darbım. \nÖnümde ne var bilmem ama çöküntüdür ardım. \nMusallat taşlarına unutulan fatihalar yazıla dura. \nMüslümanların önüne çukurlar kazıla dura. \nOlanları görenlerin gözleri kör elleri bağlı dura dura.\nNoal gelince kutlanır, sonumuz hayrola.\nO bizi bu günler sık sık uyarır anlamazmısın? \nYer saklanıp kendine gelir sen farkına varmazmısın? \nKara bulutlar çoğaldı, güneş gözlüğünü çıkarmazmisin? \nFarkında olmadan hergün kendi mezarını kazmazmısın? \nSizden aldığım cevapların ilk 3ü hayır sondaki evet.\nGüvendiğiniz ve sizin olduğunu sandığımız ruh, kemik, birde et.\nOnlarıda veren O sana ait olan ne var hayatta keşfet.\nIman et, ahiret için çalış, bunları yaşarten sabret.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haysiyet",
        "poet": "İhsan Altınışık",
        "poem": "\n\nHaysiyet\n\nKıyıda bekler\nhaysiyet,\nilerisi uçurum\nteslimiyetin,\nmerhametine gebe\nilerisi uçurum\ntürküsü yok\numudu da göçebe.\n\n03.02.2007\nCumartesi\n00:39\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haysiyetsiz Aşık",
        "poet": "Cüneyt Avcı",
        "poem": "\n\nEy bir aşk kaldı yâd'ımda heba oldu gerisi,\nYâr hayrından şer düştü gönül iflah bulamaz! \nTertemiz temennilere gülüp geçen birisi,\nSevgimin mabedinde döner bir yer bulamaz! ..\n\n16.12.2012\nPazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayt İstemekmiş",
        "poet": "Yaşar Ateş",
        "poem": "\n\nDünya adına varoluştur yaşamak\nEvren bu dünyayı niçin istemiş ki\nHangi duvar ağlamaktan eridi\nHayat işte nevsimiz için istemekmiş\n\nSürdürdük buralardan yabancı bireyleri\nGüldürdük kendimize yalacıları\nAcaba temiz mi ki bu gerçekler\nTamamsa sence hayat istemekmiş\n\nİstemeden beklemeden dinlemedik onu\nO kimmiş ki dedik sürekli\nAma kaybetmek mi yoksa kazanmak mı\nBelli oluyor işte hayat istemekmiş\n\nBilmiyordum neden demesini ben\nArtık dilenmeden geçemem buralardan\nGidiyorum dedikçe kim bu gelenler\nDediler ki erkenden hayat istemekmiş\n\nHız verdik düzen çarkına\nPara ile şöhreti çok canımız çekti\nSanır mısınız ki biz marifetli\nHerkes iyi bilir marifetlice hayat istemekmiş\n\nSevda dönemecinde savrulan gençlik\nGencecik yürekler kürekle sürüklenir\nYüzer çırpınır ama susuz mu kalır\nHayır hayırsever hayat istemekmiş\n\nİstemekmiş hayat dilenemedim ki\nBilenemedim boşlukta duran keskiye\nÖnemli olan hayat boşmuş gibi olsa da\nEsaret ve zihniyette hayat istemekmiş\n\nYILLAR İSTEMEKTEN İBARETMİŞ...\n\n                                                    erdemli_net\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan",
        "poet": "Arif Toprak",
        "poem": "\n\nhayvan\n\nkuzu gibisin \nyeni tanıdıklarına karşı\nonun gibi sevimli \nve masum olursun bir an\n\nyılan gibisin \nonun gibi zehirli ve tehlikeli\nonun gibi sürünerek yaşayan\n\nkeçi gibisin\nonun gibi inatıy ve salak\nonun gibi vurdumduymaz \n\nbit gibisin \nonun gibi başkalarının sırtında yaşayan \nonun gibi insan kanı emen\n\nfare gibisin\nonun gibi kirli pasaklı\nonun gibi evcilleşmeyen\n\nayı gibisin \nonun gibi ağır hantal\nonun gibi midesine düşkün\n\ndesene hayvan gibisin..\n\nhaziran/96\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan",
        "poet": "Fikret Gürsoy",
        "poem": "\n\nBirisine kızdığımızda hemen deriz, hayvan\nAman dikkat et, sonra düşersin, bu yol çok kaygan\nBazı insanlar var ki, yaptıklarıyla etmez hayvan\nİkiyüzlü insanlar, olur kaypak ve kaygan\n\nHayvanlar âlemine bir bak, onlarda bulursun bir ibret\nNamuslu insanların,  hep baş tacıdır, O güzelim iffet\nYüzsüz insanlara söylerler, durma onlara küfret\nHayvanların masum duruşu, onlara kazandırır ülfet\n\nKızdığımız insanlara deriz, maymun, köpek, domuz\nHiç düşünmeyiz, ahlakı yaymak için verelim bir omuz\nBaşımız sıkıştığında, fefaran eyleriz, doğururuz dokuz\nHokkabazlardan hep daim duyarız, okus pokus\n\nHayvanların, etinden, derisinden, sütünden faydalanırız\nEn vahşi mahlûkat olarak, Kâinatta hep hayvanları sayarız\nEn yüce varlık olarak, Daima hep biz, insanları sanırız\nBize haksızlık yapmayınız derler hayvanlar, bizlerde varız\n\n04.06.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayta Spor",
        "poet": "Sezayi Tuğla",
        "poem": "\n\nSize göre, bu gençler kahvede mi kalmalı? \nZinde kalması için, spordan zevk almalı.\nSporsever vatandaş? Şayet arka çıkarsan,\nYapacağın her yardım ile huzur bulmalı.\n\nSpor kulüplerini yapmalı gençlik yeri,\nBunu başaramazsak, gençlik olur serseri,\nBugün gençlik bizlere göre, şayet pasifse,\nAktif hale gelirse, bil ki artar değeri.\n\nGenç denilen mücevher, şunu iyi bilmeli,\nHer türlü kötü hali, benliğinden silmeli,\nZinde ve genç olarak yaşamaksa emeli,\nKahveleri terk edip, spora eğilmeli.\n\nŞimdilik meşgalemiz hem voleybol, hem futbol,\nYardımlarla beslenir, hedefe ulaşan yol,\nMahallendeki gençlik sağlam olsun istersen,\nVatandaş! Hayta spor kulübüne üye ol.\n\n\t\t\t(1983 HAYTA SPOR Duvar Takvimine basıldı.)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan ağlar mı?",
        "poet": "Cafer Cebe",
        "poem": "\n\nEşekler ağlar mı bilinmez eşek\nHayvan alemidir nerden biliesin\nTimsah ağlarmış bilinen gerçek\nSahte mi gerçek mi nerden bilesin\n\nOkuma yazmayı bilmezki onlar\nBir yandan ağlayıp cana kıyanlar\nFare de akıtır kan rengi yaşlar\nA cı mı sahte mi nerden bilesin\n\nİnek ağlayarak zarar mı verir\nİnsan katledip de eyler mi seyir\nHaysiyet duvarın eylemiş kevgir\nYalanın rengini nerden bilesin\n\nHayvan masumdur becermez yalan\nDünyayı kirletip eylemez talan\nUtanmaz arlanmaz sınırsız yalan\nHayvandan beterdir bunu bilesin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Bile Olamadık",
        "poet": "Çetin Akyıl",
        "poem": "\n\n\"ben açken sen nasıl adam olacaksın\" demişti \n o demişti de \n biz oluruz zannetmiştik\n yanılmışız\n açlarla alçakça yaşamaya rıza gösterince\n hayvan bile olamadık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan alemini hayal gücümle",
        "poet": "Umut Suci",
        "poem": "\n\nHayvan alemini hayal gücümle\nİçimde bir destan yazasım geldi\nAslana bir darbe attım hücumla\nKaplanın postunu yüzesim geldi\n\nDomuzları kovdum ayıya sövdüm\nMaymunu şımarttım porsuğu dövdüm\nTavşan yakaladım okşadım sevdim\nTilkiye çakala kızasım geldi\n\nFili kral ettim getirdim başa\nArıyı tezdirdim dağ ile taşa\nKarıncaya dedim yönelin işe\nYılanın zehrini süzesim geldi\n\nİnekleri sağdım sütünden içtim\nAta bindim gezdim öküzü koştum\nPehlivan gibi develerle güreştim\nZalim timsahlara kızasım geldi\n\nKargalar acıktı kafama vurdu\nBaykuş mezarıma mekanı kurdu\nKatır inat etti tekme savurdu\nSanki öz canımdan bezesim geldi\n\nSırtlanlar ceylana tuzak kurdular\nÇakallar geyikten sual sordular\nKeçi ile tekke aşık oldular\nKoyunları çift çift dizesim geldi\n\nBöceklere düşman oldu kurbağa\nZırhlı kaplumbağa tırmandı dağa\nFareler girişti peynire yağa\nKiprinin sırrını sezesim geldi\n\nKartallar kaçırdı şahin keşfetti\nAtmaca saldırdı kekliği tuttu\nLeylek kaptığını aniden yuttu\nKurtla kardeş olup gezesim geldi\n\nÖrdek ile kazı göllere saldım\nTavuğu besledim yumurta aldım\nAşk oldum bıldırcın güvercin çaldım\nTurnayla bülbülle avazım geldi\n\nKöpek ile kedi kardeş oldular\nZebra zurafayı çöle saldılar\nBirçok hayvan şiir dışı kaldılar\nUmut der vicdanım üzesim geldi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Çiçek",
        "poet": "Gülseli İnal",
        "poem": "\n\nKış geçti eski zamandan kalan duyu belirdi sınırsızca \nköklerini araladı bereket adına \nköklerde zayıf hayvan çiçek yaseminle birleşti \nyıldız onlarca kez indi bu gömüt çekiciliğine \nbu iki varlığı çiçek oyuğu....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Besleyen Gönüllülere Karışmamalı",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nKötülük düşünüyor görev yapamıyorsun,\nBeslediğim canlara hak da tanımıyorsun…\n\nOnlar tüm gün sokakta mama ve su koymuşum,\nSürekli koymaktayım gönüllüsü olmuşum…\n\nBir şahıs rahatsızdır sen toplar götürürsün,\nBurası kırsal alan Hakk’ı düşünür müsün? \n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan depremi haber eyler mi",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nDepremi önceden hayvan seziyor\nDepremi papağan söyler mi acep\nKöpek deprem için ulup geziyor\nKöpek deprem haber eyler mi acep\n\nHayvana zelzele eğitim yapsak\nMuhabbet kuşları depreme sapsak\nPapağan köpeği faylara tapsak\nHayvan deprem haber eyler mi acep\nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan deyip geçme düşün..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Hayvan..\n\nHayvan deyip geçme düşün\nHer hayvanın görevi var\nVarlık olup yaratılmış\nHer canlının görevi var..\n\nKoyun kuzu kedi köpek\nToprak altında köstebek\nYılan kaplan,at,fil,inek\nHayvan deyip geçme düşün..\n\nİnsanlara dosttur hayvan\nSevimlidir hoştur hayvan\nSevildiğini anlar hayvan\nHayvan deyip geçme düşün..\n\nŞefkat göster o unutmaz\nKızdırmazsan o saldırmaz\nİnsan gibi zalim olmaz\nHayvan deyip geçme düşün..\n\nKuvvetlidir iç güdüsü\nBeyninde hayvan dürtüsü\nVerir bize eti sütü\nHayvan deyip geçme düşün..\n\nHerkez beslemeli hayvan\nOnlarsız hayat yavan\nMuhtaçtır hayvana insan\nHayvan deyip geçme düşün..\n\nTarih:11.03.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Deneylerimiz Bağışlanmayacak Vahşet",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nNasıl yapabildiler, bu vicdansızlıkları? \nDayanamamışlardır, zulümdür yaptıkları…\n\nMutlu olmuşlar mıdır gece uykularında? \nRab cezalandıracaktır, ahiret hayatında…\n\nBiz duyunca ağladık onlar, nasıl dayandı? \nKalpler taş dahi olsa belki de utanıldı…\n\nHayvan deneyleriyle, vebal altındasınız,\nVerilmiş acılarla, büyük günahkârsınız…\n\n(2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Deneyleri Varsa Hayvan Hakları Yok Demektir  2",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nElinde sertifika, zulmünü işletmekte,\nYüreği daha rahat üzüntü çekmemekte…\n\nTuttuğu kedileri, sahipsiz köpekleri,\nZavallı kuzucuğu, başka başka türleri…\n\nDeneylerle katleder, nasılsa ele geçmiş,\nİzin dersen alınmış vicdandan vaz geçilmiş…\n\n(2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Deneyleri Varsa Hayvan Hakları Yok Demektir 11",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nEtik kurullar varmış deneyler yapılırken,\nNemalar bölüşülür, kullar can çekişirken… \n\nNe Avrupa Birliği ne de etik kurallar,\nDeneyler büyük zulüm insanlığı yaralar…\n\nBizler niçin böyleyiz mana veremiyorum? \nŞahsım bilim adamı zulmü lanetliyorum…\n\n(2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Deyip  Geçme",
        "poet": "Tahsin Koç",
        "poem": "\n\nHayvan deyip geçme\nTürlü türlü hayvan var\nBin bir meziyeti var\nHayvan deyip geçme\n\nBir düşün ineği\nNeyi eksik neyi\nVar her türlü şeyi\nHayvan deyip geçme\n\nYemezmisin etini\nİçmezmisin sütünü \nGiymezmisin derisini\nHayvan deyip geçme\n\nKoyunların yününden\nGiyim olur ipinden\nKebap olur etin'den\nHayvan deyip geçme\n\nHayvanların içinde\nEn kıymetlisi devedir\nÇünkü her derde devadır\nHayvan deyip geçme\n\nBöceklerin içinde \nEn kıymetlisi arıdır\nÇünkü ilaç onun balıdır\nHayvan deyip geçme\n\nÇalışkanlık anılınca \nAkla gelir karınca\nYuvaları planlıca\nHayvan deyip geçme\n\nTahsin der ki hayvanlar\nSakın deme işten ne anlar\nHal lisanîyle Allah'ı anarlar\nHayvan deyip geçme\n\n\tAnkara- 20.05.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Dostlarımız   3  :  Bir Köpek",
        "poet": "Erdal Ceyhan",
        "poem": "\n\nBir köpek yol boyuncu gidiyor\nNereye,bilmiyor\nBelki de bir parça ekmek\nBelki de bir parça aşk peşinde\nBelli ki umutlar peşinde\nBir köpek yol boyunca\nGidiyor.\n\nBoynunda tasması\nTutsaklığın izleri\nBelki de sahibini arıyor.\nBelki de sahibi onu aramıyor\nİşte  bırakmışlar sokaklara\nKöpek insanını arıyor.\n\nİşte bir köpek,\nDostumuz, arkadaşımız \nBütün bir tarih içinde,\nMağaralardan beri,\nO bizi  bırakmadı\nBiz onu terkettik.\n\nAç bıraktık\nSevgi vermedik\nO eğildi,büküldü önümüzde\n“Hoş” dedik,\nEfendilik ettik.\n\nBiz neyi saydık ki\nBiz neyi sevdik ki\nBir köpeği seveceğiz\nBir köpeği sevmesini bileceğiz.\n\nBir köpek yol boyunca\nSahibini arıyor\nGöstermiyor ama\nBelli ki içinden ağlıyor\nSahibi bütün insanlık\nBelli ki bütün dünyada\nBütün insanlık kayıp.\nÇOK YAZIK!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Gibi",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nRabbime minnettarım,\nŞükür ki vardır ar'ım,\nEğer ar'ım olmazsa,\nHayvan gibi yaşarım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Hakkı",
        "poet": "Mahir Odabaşı",
        "poem": "\n\nHak, hak, hak deriz,\nHayvan hakkını bilmeyiz,\nAta,eşeğe çok yük yükleriz,\nBirde kamçıyla arada dürteriz\nKöpekleri  soğuğa  terk ederiz\nOlmadı en kolay yol(!)  itlaf ederiz\nÇevreyi kirletir, ormanı yok ederiz\nÜç kuruş kar için anızları yakarız,\nKarşıya oturup böte-böceğe bakarız\nYazıktır, günahtır diyenlere  kulp takarız\n……………………………………,\nlisan-i haliyle her hayvan şöyle der:\n‘Ey insanoğlu, bende canlıyım, değer ver! \nBilerek bana zulmeden, nar-ı cehenneme gider\nUnutma ki; hakkımı- hukukumu samimi bilene,\nAllah izin verirse,  ahrette binek olurum bende..! \n                                                                  (20.01.2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Hakkı İhlalleri Durdurulamıyor",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nRab tanıtılamadı, hak da anlatılmadı,\nDünya’mız kargaşada Rab, anlaşılamadı…\n\nKimi maldan sayıyor acımadan katleder,\nKimi eşya sanıyor zulümlerini dener…\n\nMerhamet gerekli şey mutlak yaşatılmalı,\nAhiret mutlaka var vicdan tanınmalı…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Hakları",
        "poet": "Şeref Coşğun",
        "poem": "\n\nHayvan Hakları\n\nKızımın köpeği Nana. \nSevgiyle bakıyır bana. \nPazarlık yapmıştık baştan, \nÖzenle bakacak ona. \n\nTavuk,tavşan,hindi,ördek, \nBahçemde hepsini görsek. \nAkvaryumda,kafeslerde, \nBalık,kanarya beslesek. \n\nDağlara şöyle uzansam. \nTilki,geyiğe rastlasam. \nDurup gizlice izlesem. \nYağlı boya resim yapsam. \n\nBir kartalın ayağında \nSallanan camdan tahtımda \nGörsem Everest’i,Alpler’i. \nYağız at olsa altımda. \n\nSütlü keçi,koyun, inek. \nFil,katır,at,deve binek. \nHep faydalı olmaz elbet. \nRahat vermez sivri sinek. \n\nŞeref hayvan besle,üret. \nSev onları,koru sabret. \nKafeslerde görür isen, \nAç kapısın gitsin hüret. \n\nŞeref Coşğun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan İnsan Avcı",
        "poet": "İbrahim Ünlü",
        "poem": "\n\nSuya iner içimizdeki aç hayvan\nAvcılarda suya inse keşke\nSukutta ve pusuda içimizdeki hayvan\nAvcıları kovalmakta…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan hakları",
        "poet": "Şeref Yıldırım",
        "poem": "\n\nyaratılmışlığın sırrında varsa doğa kanunları\nbırakamaz mıydın kendi haline \ndengeler korunsaydı yaratanın buyruğuyla\nama buyrukları tanımadın kendi kanunlarınla\nöyle ya; \ntabi ki akıllı olan canlılar efendisi insan çizecekti rotaları\ntamamda ne insan hakları dinledin ne hayvan hakları pervasızca\n\nkara demeden deniz demeden hava demeden\nkullandıysan vurduysan işkence ettiysen\nişine gelince etini sütünü kullandıysan\nbir başka yerde evine koruma yaptıysan\nzavallıları birbirine kırdırdıysan kumarına acımasızca\nadi zevkin  için gizli emellerini tatmin ettiysen\nyüzlerce kilo ağırlıkların altına attıysan onları\neşyalarını süslediysen derileriyle\nsavaşlarında üstünde kılıç sallayıp,seninle onu da yok ettiysen \n\nkendi türüne bile aldırmamışken,\nhayvan severleri suçlamışsan önce insan diye\nkırsalda işine geldiğince kullanıp,eziyet etmişsen evcillik adına\nşehirlerde korkmuşsan köpeklerden kudururum diye\nsonrada kediye boğdurmuşsan fareyi \nişin bitince suçlamışsan nankör demişsen  insafsızca\nhiç düşündün mü ben kimim diye? \n\nakıllı hayvan insandır diye bilinirken \nmaymun soyundan geldiğin anlaşılmışken\nkendi türünü bile yok etmeye uğraşırken\nbalıkları kuşları meze diye seçmişken\ndüşünme üstünlüğünü boşa kullanmışken..........\n\nbelki bir gün; kim bilir? \n\nevlerinde hayvan besleyen insanlardan oluruz\nkendi seslerimize aldırmazken apartmanlarda\nkatlanıveririz onların seslerine de \ncanlıların ortak yaşamının düş olmayacağı günlere de.........\n\n09.06.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Kılıklı",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nİnsan bedeninde gelmiş dünyaya,\nSöz kâr etmez yam yam kabadayıya,\nHele bir bak dağdan inen ayıya,\nİnsan bedeninde hayvan kılıklı.\n\nOrmanı kesilmiş dağı kurumuş,\nAramızda böyle insanda var imiş,\nAdam olmak bu kadarmı zorumuş,\nİnsan bedeninde hayvan kılıklı.\n\nÇok bilip her şeye atlayan sazan,\nÇoktur böyle eğitimsiz kalpazan,\nOrda burda her yerde budur düzeni bozan,\nİnsan bedeninde hayvan kılıklı.\n\nBöyle insanlar senle yola gelmez,\nEşin dostun değerini bilemez,\nÖküz desem öküzün tırnağı olamaz,\nİnsan bedeninde hayvan kılıklı.\n\nHayvana insan denmez yok bunun nuspettesi,\nVurma kırma aracı sanki mafya çötesi,\nBen böyle derim ama size kalmış ötesi,\nİnsan bedeninde hayvan kılıklı.\n\nVardır bin bir marifet vardır hertürlü işlev,\nSanki dersin gösteriş yedi başlı koca dev,\nHayvan oğlu hayvanın deki dost nesini sev,\nİnsan bedeninde hayvan kılıklı.\n\nİnsan olan bir insan insanlara kıyamaz,\nSahte dostluklar ile tüm gözleri boyamaz,\nŞair Veysel sana insan diyemez,\nİnsan bedeninde hayvan kılıklı.\n\nTel:05379590555\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Katlediliyor",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHayvan katlediliyor,  zevk ve sefa uğruna,\nZalim, kumarıyla kastediyor canlarına… \n\nHayvan katlediliyor deneylerin yoluna,\nCani işkencelerle, bir hiçlerin uğruna… \n\nDur diyen niçin olmaz, nasihatler mi susmuş? \nKalpler mi katılaşmış, vicdan mı unutulmuş? \n\n(2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Katliamı Dursun",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nFiller, timsahlar, kuşlar, bizden zulüm görüyor,\nNiçin katlediliyor, niçin öldürülüyor? \n\nBahaneleriniz çok, maddiyat hep maddiyat,\nKul hakkı yemek için vicdansız bir fiiliyat…\n\nYa yarın mahşer günü inanmadığın o yer,\nRab bağışlamayacak zulmeden zulüm çeker…\n\n(2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan mezhebi",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nDuydum yavrusuyla yatanlar varmış \nİnsan değil hayvan mezhebidir bu \nBir yeri insanı yiyenler sarmış \nİnsan değil hayvan mezhebidir bu \n\nHayvanlar yapandır yavrusuyla yat \nAç iken hayvanla insan yiyip tat \nSürünün dışına kartlayanı at \nİnsan değil hayvan mezhebidir bu \n\nKimisi dışarda çiftleşme yapar \nNe üst nede avret yerini kapar \nNe ezan ne başka an hakka tapar \nİnsan değil hayvan mezhebidir bu \n\nHayvanlar çiftleşir sokakta dağda \nAvret yeri açar ölüde sağda \nDinsiz ibadetsiz yaşar her çağda \nİnsan değil hayvan mezhebidir bu \n\nKimi durduk yerde bir kavga arar \nHayvana insana verir bir zarar \nNe ırz ne şerefte bir işe yarar \nİnsan değil hayvan mezhebidir bu \n\nHayvan âleminde namus denen yok \nÇalıp eyleyendir aç karnını tok \nSebepsiz belayla kavga çıkar çok \nİnsan değil hayvan mezhebidir bu \nSedat hünkâr\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Mal Değil Candır 18",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nMal zannedilen varlık,\nSülale sürdürür mü? \nHayvan mal değil candır,\nSen ruhlu mal gördün mü? \n\n(1995)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Mal Değil Candır 19",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nAzıtılan hayvanlar,\nAcıkır yemez içmez,\nKedi köpek can taşır,\nBeslemeyen hiç bilmez…\n\n(1995)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Ne Güzel",
        "poet": "Refika Doğan",
        "poem": "\n\nGüvercin donundaki pir’i gördüğüm gece\nDedi 'yaratılandır, bilsen hayvan ne güzel! '\nDüşündüm hayra yordum, bilinmeyen bilmece\nDedi 'gönül gözüyle kalsan hayvan ne güzel! '\n\nSökün eden turnalar gökyüzüne ağınca\nYâr gelir diye haber salsan hayvan ne güzel! \nYaz baharda dağlara sulu sepken yağınca,\nİçsin diye kurnaya dolsan hayvan ne güzel! \n\nKendince nizam kurmuş kâinatı donatan,\nKral yapmış aslanı, yelsen hayvan ne güzel! \nKurdu kuştan ayırmış, tabiat olmuş vatan,\nKedi köpeğe sadık kalsan hayvan ne güzel! \n\nEsirgeme şefkati, merhameti, etme gam,\nKırık kanada gövde, dalsan hayvan ne güzel! \nAyırma hiç birini diğerinden Refika'm,\nKanarya, bülbül ile gülsen hayvan ne güzel! \n\nRefika Doğan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan ne güzel.",
        "poet": "İshak Özlü",
        "poem": "\n\nKaldır başını bir bak,gökte süzülen doğan, \nBize emanet canlar,biLsen hayvan ne güzel. \nDeryada yüzen balık,yerde zıplayan tavşan, \nİnsana dosttur onlar,buLsan hayvan ne güzel.\n\nYılan zehri panzehir,hastaya şifa olur, \nKimi dertler dermanı,anzer balında bulur. \nKendini bilen insan,tüm hayvanları korur, \nRuhuna huzur verir,aLsan hayvan ne güzel.\n\nŞairdir dilsize dil,düşene destek çıkan, \nEngin görüşündür bil,tüm tabuları yıkan. \nGel gardaş hamisi ol,sana minnetle bakan, \nKedin için bir yanlış Silsen hayvan ne güzel.\n\nTurnaların adına nice türkü yakılır, \nÇok sevdiklerimize isimleri takılır. \nDoğal oyunlarına içtenlikle bakılır, \nBozlağından bir nağme, çaLsan hayvan ne guzel. \n\nKuzu kesime gider,koyundur ağlayanı, \nKuzu değil şişektir,bol verim sağlayanı. \nYenmesin kuzu eti,dokunma yaylayanı, \nKuzuları kırlara,Salsan hayvan ne güzel.\n\nDeli Mavi Sevdalar hayvana sahip çıktı, \nHayvanları sevdirip yeni bir ışık yaktı. \nOzan diller ses verdi,semeresi çok şıktı, \nHayvanı can bilerek,gülsen hayvan ne güzel.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Ne Güzel",
        "poet": "Deli Mavi",
        "poem": "\n\nKaldır başını bir bak,gökte süzülen doğan, \nBize emanet canlar,biLsen hayvan ne güzel. \nDeryada yüzen balık,yerde zıplayan tavşan, \nİnsana dosttur onlar,buLsan hayvan ne güzel.......(Ayak Dörtlüğü)   İshak Özlü \n\nYılan zehri panzehir,hastaya şifa olur, \nKimi dertler dermanı,anzer balında bulur. \nKendini bilen insan,tüm hayvanları korur, \nRuhuna huzur verir,aLsan hayvan ne güzel.........İshak Özlü \n\nO sessiz dostlarımız, bazen can yoldaşımız \nVefasızken insanlar, onlar arkadaşımız \nDedikodu bilmeyen, vefalı sırdaşımız \nŞu konuya derinden, daLsan hayvan ne güzel.......Hülya Ekmekçi \n\nMinnet etmeden verir eti ile sütünü \nSadıktır bazıları olur insan düşkünü \nKimi soğukta titrer taşır samur kürkünü \nSevene yoldaş olur, buLsan hayvan ne güzel...............Mustafa Alpaydın \n\nOnlar doğa dengesi, insanın arkadaşı. \nGün olur bir hayatı, kurtaran kan kardeşi. \nKötülerin düşmanı, iyilerin sırdaşı. \nBirlikte bir sırdaşla, oLsan hayvan ne güzel.................Mürsel Adıgüzel \n\nIssız sanma dağları, onlar ile şenlenir \nSabah gün ağarmadan, keklik sesi dinlenir \nTabiatın dengesi, hayvanda düğümlenir \nHayat onlarsız olmaz, bilsen hayvan ne güzel.....Ahmet Sefer Koçer \n\nAğzı var dili yoktur, her işe koşan canlar \nKopsa bir gün kıyamet, sıratta binek onlar \nNe de dost olduğunu, insan bakınca anlar \nAh bir de kıymetini, biLsen hayvan ne güzel.......Hasan Yüksel \n\nİnsanları sevmezsin yalanda konuşursun \nKendi kazancın için insana yanaşırsın \nHiç bir faydan olmuyor ha bire danışırsın \nArkadan konuşmazsın oLsan hayvan ne güzel..........İbrahim coşar \n\nŞairdir dilsize dil,düşene destek çıkan, \nEngin görüşündür bil,tüm tabuları yıkan. \nGel gardaş hamisi ol,sana minnetle bakan, \nKedin için bir yanlış Silsen hayvan ne güzel......ishak ÖZLÜ \n\nYaşadığın alanı, kalın duvarla örme. \nHakkın olmayan yere, hakkımdır deyip girme. \nKendince bir mantıkla, yalan yanlışı sorma. \nHiç itibar görmeyen, oLsan hayvan ne güzel........Mürsel Adıgüzel \n\nEvlerde pisilerin, patisiyle tutuşup \nSokakta bobilerin, arkasından yetişip \nDallardaki kuşlarla, nağme nağme ötüşüp \nGözlerinin içine, güLsen hayvan ne güzel........Burhanettin Akdağ \n\nYok kuşunda kurdunda, geçmişin endişesi, \nGelecek korkusuna bölünür mü neşesi? \nHatır sayan duvarın, yeter yıkık köşesi \nAkıllılara nispet,bulsan hayvan ne güzel.........Veysel KOŞAR \n\nAta biner dururdum, dost bilir konuşurdum \nYemini verir sonra, suyunu içirirdim \ngezmek istese hemen dışarı çıkarırdım \nonunla hep arkadaş, oLsan hayvan ne güzel........Ömer Yardımcı \n\nİnsanın oluşunda, onlar bizle yaşadı. \nKimisi dili bildi, kimi cana koşandı. \nNe dağ ne tepe bildi, Kaf Dağı’nı aşandı. \nEğer bunu bilmezsen, oLsan hayvan ne güzel.......Mürsel Adıgüzel \n\nKuzu kesime gider,koyundur ağlayanı, \nKuzu değil şişektir,bol verim sağlayanı. \nYenmesin kuzu eti,dokunma yaylayanı, \nKuzuları kırlara,Salsan hayvan ne güzel..........İshak ÖZLÜ \n\nAç ve susuz dallarda, korkuyla bakınırken \nİnsanlar kendisini, yağıştan sakınırken \nKafesteki serçeler, durumdan yakınırken \nSoğuktan pek üşümüş, buLsan hayvan ne güzel.....Burhanettin Akdağ \n\nGüvercin donunda ki Pir'i gördüğüm gece \nDedi:'Yaratılandır,bilsen hayvan ne güzel'. \nDüşündüm hayra yordum,bilinmeyen bilmece \nDedi:'Gönül gözüyle kalsan hayvan ne güzel'…...Refika Doğan \n\nSorumluluk duymadan, her gün güne başlarsan. \nArzularda olmayıp, yanlışları düşlersen. \nVarlığın hiçe sayıp, anlamsızca boşlarsan. \nKimse sana güvenmez, oLsan hayvan ne güzel.......Mürsel Adıgüzel \n\nKanaryanın feryadı, yürekleri dağlıyor \nBülbülün çilesi ne? durup durup ağlıyor \nKelebek kozasını, sabır ile bağlıyor \nDoğanın süslerine diLsen hayvan ne güzel……Hülya Ekmekçi \n\nKurdu kuşu böceği, her türlüsü sanadır \nBin türlü sebebi var, Allah niye yaradır \nDostluğunu bilmezsen, hayatın hep karadır \nYaşamlarından örnek, aLsan hayvan ne güzel........Hasan Yüksel \n\nBildiğin doğru olsun, bütün yaratık için. \nEzbere konuşma ki, gerçekler alsın biçim. \nEğer insanım dersen, geride kalan seçim. \nYerini bilmiyorsan, oLsan hayvan ne güzel.........Mürsel Adıgüzel \n\nSökün eden turnalar bizim ele varınca \nYar gelir diye haber salsan hayvan ne güzel. \nYaz baharda dağlara sulu cepken yağınca \nİçsin diye kurnaya dolsan hayvan ne güzel……..Refika Doğan \n\nİçim bir tuhaf olur, sokakta gördüğümde \nYüreği sevinç kaplar, sevgiyi ördüğümde \nSeverim hayvanları, hasadı derdiğimde \nOnların yüzlerine, güLsen hayvan ne güzel …. Mazlum Zengin \n\nÇok sadıktır ayrılmaz senin bir gün yanından \nSevgisini verir hep dostça güzel canından \nDuruşu hep asildir ödün vermez soyundan \nBenim sadık dostlarım BiLsen hayvan ne güzel.....Feride Ömür \n\n‘Deli mavi sevdalar’, yüreklerde sevdalar \nİshak ayağı vermiş, Mazlum Zengin saz çalar \nHayvanlara sevgiler, kalem kâğıda dalar \nSevgi ile ummana, daLsan hayvan ne güzel…..Mazlum Zengin \n\nSevgiyle anlatılır güzellik hep sözdedir \nHayvana olan sevgi dilde değil özdedir \nBakınca gözlerine yanar yürek közdedir \nHer zaman sevgi göster biLsen hayvan ne güzel....Feride Ömür \n\nKafese kapatarak, binbir cefa vermeyip \nHer sabah ötüşüne, türlü hicran vurmayıp \nDerdine derman diye, hatırını sormayıp \nAzat edip dağlara, saLsan hayvan ne güzel......Burhanettin Akdağ \n\nHatırlarım dedemi, çift sürmeye giderdi \nHer sabah öküzlerin, gözlerinden öperdi \nOnlarla konuşarak, koyunları güderdi \nArkadaşça ve dostça, oLsan hayvan ne güzel......Mazlum Zengin \n\nKendince nizam kurmuş kainatı donatan \nKral yapmış aslanı,yelsen hayvan ne güzel. \nKurdu kuştan ayırmış,tabiat olmuş vatan \nKedi,köpeğe sadık kalsan hayvan ne güzel……..Refika Doğan \n\nYalan nedir bilmezler, inan hep dosttur onlar. \nÇoğu hayvanlar için, çok kötü olur sonlar. \nTatlı dil güleryüzle, hepsi mutlu olsunlar. \nHep canciğer dostturlar,gülsen hayvan ne güzel...Kerim Baydak \n\nAnlatamaz derdini gözleriyle konuşur \nGün boyu etrafında hep seninle koşuşur \nHırsıza aslan olur sana kuzu oluşur \nDostluğu yürektedir aLsan hayvan ne güzel.........Feride Ömür \n\nEsirgeme şevkati,merhameti,etme gam \nKırık kanada gövde,kolsan hayvan ne güzel. \nAyırma hiç birini diğerinden Refika'm \nKanarya,bülbül ile gülsen hayvan ne güzel…….Refika Doğan \n\nSeher vakti kumrular, söyleşirler rızk için \nGöğü süsler turnalar, vaktidir şimdi göçün \nRengarenk kelebekler, haydi özgürce uçun \nKırlangıç yuvasına, daLsan hayvan ne güzel…….Hülya Ekmekçi \n\nDeli Mavi Sevdalar hayvana sahip çıktı, \nHayvanları sevdirip yeni bir ışık yaktı. \nOzan diller ses verdi,semeresi çok şıktı, \nHayvanı can bilerek,gülsen hayvan ne güzel..........(Final)   İshak ÖZLÜ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Nesli Tüketiliyor 11",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nÇeşitli kuş cinsleri, adları sayılamaz,\nTarak dişli kuş türü, nesilleri korunmaz…\n\nÇiftlikler, asfalt yollar, ortamları bölüyor,\nDoğal yaşam alanı, bu yüzden hiç kalmıyor…\n\nAşırı avlanma da, soyları ürkütüyor,\nİklim değişikliği derken, nesiller tükeniyor…\n… \n(2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Nesli Tüketiliyor 14",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nPullu varan, galapagos,  ve deniz soytarısı, \nAkdeniz liman foku, urya, Afrika çitası… \n\nDağ gelinciği, büyük panda, kutup ayısı,\nDeniz kaplumbağaları, bir tür gök balinası…\n… \n(2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Nesli Tüketiliyor 18",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nNoktalı bir kama diş, bir Bandikut tavşanı, \nKeseli karıncacıl, bir baykuş papağanı… \n\nOrtamlarını bozmuşuz, rızıkları alınmış,\nSpor için avlarız, ormanları hep yanmış…\n\nSuçlu insanoğludur, onlar tüketildiler,\nSorumluluğumuz var, şimdi yok edildiler…\n… \n(2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Nesli Tüketiliyor 19",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nPampas geyiği bitmiş, keseli ayımız yok, \n“Amerika antilopu”, “tepeli mamo\" şimdi yok…\n\nYok, etmek için midir modern av tüfekleri? \nHayvanı aldatmada, avlama yöntemleri…\n\nÖldürmek spor mu oldu, nesiller yok oluyor? \nVicdan katledilirken, dengeler bozuluyor…\n\n10 yılını vermişsin, bir hayvan bilimine,\nTarafsız bir sevgidir, kızma düşüncesine…\n… \n(2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Nesli Tüketiliyor  3",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nÖldürmek spor mu da, modern av tüfekleri? \nMasumu aldatmada, birçok kin yöntemleri…\n\nBir papağan türü var, mavi boyunlu bir kuş,\nAra tür papağanı, şimdi nesli yok olmuş…\n… \n(2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Öyküleri",
        "poet": "Guillaume Apollinaire",
        "poem": "\n\n1/HECİN DEVESİ\nDört tane hecin devesiyle\nDon Pedro d’Alfaroubeira\nDolaştı dünyayı, hayranlıkla.\nYaptığını yapardım bende\nSahip olsaydım dört hecin’e.\n\n2/SAZAN BALIĞI\nGöllerinizde, havuzlarınızda,\nSazanlar, ne de uzun yaşarsınız! \nÖlüm sizi unutur mu acaba? \nSiz ki hüznün balıklarısınız? \n\n3/KEDİ\nİsterdim olsun evimde:\nBir kadın halden anlar,\nKitaplar arasında bir kedi,\nCümle dostlar her mevsimde\nDilediğim yalnız bunlar.\n\n4/YENGEÇ\nBelirsizlik, ey zevklerim\nŞu giden yengeçler gibi\nGidersiniz, ben giderim,\nKıçın kıçın, geri geri.\n\n5/FARE\nEy güzelim günler, zamanın fareleri.\nHayatımı kemirirsiniz azar azar.\nTanrı’m! yirmi sekizindeyim nerdeyse hani,\nDoğrusu ya boşa geçmiş bütün yıllar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Nesli Tüketiliyor  7",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\n“Yelpaze Kuyruklu Bettongia” denilen,\nAvrupa bizonu da, nesli tükenenlerden…\n\nKeseli ve zıplayan, yine bir fare türü,\nTakahe, Kagu, diye, yok olanlar bir sürü…\n\nTanımadık adlar var, konulmuş çok isimler,\nDünyalılara ait, bilmediğimiz türler…\n… \n(2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan, Ölümüne de Saygı Göstermek Gerekir",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHorozları kesmişler kafaları yollarda,\nKediler yer, diyerek sakatat ortalıkta…\n\nSaygı gösterilseydi, gömülebilirlerdi,\nÇöplük içerisine gönderilebilirdi…\n\nBir de şahsımı düşün kedilerle dolu ev,\nKapı pencere açık yüreği adeta dev…\n\nEve girsinler diye Rab rızası gereği,\nMeşguliyet edinmiş ağlayıp dertlenmeyi...\n\nAttığın her ne varsa sakatat ev içinde,\nBir bir getiriliyor düzenli vaziyette…\n\n(2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan sevgisi",
        "poet": "Yıldırım Öğretmen",
        "poem": "\n\nHAYVAN SEVĞİSİ\n\nHerkes içindeki hırsını yense,\nİnsanlar dünyada kardeş olurdu,\nKatille, zalimle bir dur denilse,\nDünya cennet,cennet dünya olurdu.\n\nKim ağlar can çekişen kediye? \nKimin kürkün giyer eder hediye.\nİkisi de düşünse insanız diye,\nİnsan melek,melek insan olurdu.\n\nHayat canlı için ne kadar tatlı,\nGökyüzü masmavi pembe bulutlu,\nİnsanlar savaşsız ne kadar mutlu,\nBen dünyalı, dünyalı ben olurdum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan pazarında, git bul eşini!",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\n“İnsan ile evlenmen, doğana ters gelir ‘”\n\nDemek ki kalbine, çok’um ben artık\nYıllarca derdine, sıktım dişimi\nŞimdi hayatın da, yok’um ben artık\nHayvan pazarın da, git bul eşini\n\nİster küçük olsun, ister büyük baş\nİster kalbi yufka, ister isen taş\nHaydi, be güzelim, benden uzaklaş\nHayvan pazarın da, git bul eşini\n\nTakıp da tasmayı, gezdirirsin sen\nOnu da ben gibi, ezdirirsin sen\nHayattan bıkıp da, bezdirirsin sen\nHayvan pazarın da, git bul eşini\n\nSamanla doyurur, o pis karnını\nBen gibi çeker mi, söyle kahrını\nTaşırırsın sende, onun sabrını\nHayvan pazarında, git bul eşini\n\nİster bir köpek al, sadıktır inan \nİstersen bir kedi, o nankör olan\nDilerim boynuna, dolansın yılan\nHayvan pazarında, git bul eşini\n\nEşşekler iyidir, güzel çalışır\nÖküzle o kafan, belki barışır\nKaplan bile senle, çok zor yarışır\nHayvan pazarında, git bul eşini\n\nİstersen maymun al, oynat elinde\nİstersen çakal al, koşsun peşinde\nParçalar belki de, seni dişinde\nHayvan pazarında, git bul eşini\n\nGüzelim diye sen, övünüyordun\nHerkese bir melek, görünüyordun\nİnsanlık rolüne, bürünüyordun\nHayvan pazarında, git bul eşini\n\nBundan başka sana, sözüm yok artık\nSahtekâr aşkın da, gözüm yok artık\nYanımda kalmana, lüzum yok artık\nHayvan pazarında, git bul eşini\nÖlsen bile akbaba, yemez leşini\n\n\nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Sevgisi",
        "poet": "Özay İşcan",
        "poem": "\n\nİnan sevince her varlık çok  güzel\nHayvan sevgisi neymiş bilmezdim\nBakıp değer vermezdim\nEşimdir Sevgi rehberim\nBana öğretti hayvan şefkati sevmeyi\nOna bir canlı olarak değer vermeyi\nOnlara olmuyor yürek sevince hiç katı\nVerince sevgi aramazlar yatı katı saltanatı\nGösterince biraz ilgi geliyor karşılıksız sevgi\nYok başka hiç bir şey de onları sevme zevki\nİnsan olmanın gereği hayvanları sevmek bilki\n\n18 09 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Sevgisi",
        "poet": "Ömer Akbıyık",
        "poem": "\n\nHayvan sevgisi,hiçbir sevgiye benzemez,\nÇünkü bunda; minnet duygusu, riya yoktur, \nEvet, bunda gösteriş,riya,bencillik yoktur.\nAma asalet,sevecenlik,insanlık çoktur.\n\nBu bir 'fikri olgunluktur' insansan eğer,\nHayvan sevgisi, bütün sevgilere eşdeğer,\nKarşılıksız sevgisizlik, insanlığı yolmaktır,\nÇünkü hayvan severlik, bir isan olmaktır.\n\nBrisbane,02 Kasım 2010 – Ömer AKBIYIK-\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Soyundan",
        "poet": "Cebbar Korkmaz",
        "poem": "\n\nSahte yalan ile yazmışsan tarih\nTarih adamısın hayvan soyundan\nHastaya muskayla yapmışsan tenbih\nBilim adamısın hayvan soyundan\n\nBu çağda halkını cahil etmişsen\nHalk sokakta sen libasta yatmışsan\nMemleketi dolarlara satmışsan\nDevlet adamısın hayvan soyundan\n\nHer sözün yalansa her işin sahte\nBütün emellerin çıkmaksa tahte\nSahte namazların sığmaz beş vakte\nDindar olanısın hayvan soyundan\n\nHakkın arayanı vurup dövmüşsen\nİnsan emeğini çalıp yemişsen\nDün dündür bugün bu gün demişsen\nHalkın babasısın hayvan soyundan\n1998  Bornova İzmir\nCEBBAR KORKMAZ\nBu eser isim dahik tescillenmiş olup tüm yasal hakları mevcuttur iktibas edilemez\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan ve İnsan",
        "poet": "Metehan Büyükcivelek",
        "poem": "\n\nİktisatta ekonomik,maliyede mali hayvan,\nFelsefede düşünen,siyasette siyasal hayvan.\nHangi bilim insanlara veriyor değer-i insan? \nTek çözüm:Öğrenmek lisan.Unutma! Bir dil bin insan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Sevgisi Anlatılmalıydı",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nPencere önlerinde, tok kedilerimiz var,\nMama ve suyu tamam biraz ortalıktalar…\n\nTek başıma da olsam kapımı açacağım,\nÇok kedi var sokakta ki barındıracağım…\n\nSadece mutfağım var penceresini açsam,\nGirseler ve yatsalar, onları barındırsam…\n\nMutlaka doğuracaklar, mutfağım dar gelecek,\nKabım ve kacağım var, böyle yürümeyecek…\n\nCamın önü taş dolu, yandakiler taş atar,\nBakkal tehdit etmekte, kediden hoşlanmazlar…\n\nEv şahsımızın değil, usuller arıyorum,\nEv sahibim kızacak çare düşünüyorum…\n\nDiğer kedilerime, yatak odamız vardır,\nPencerem tam arkada, farklı yere açılır…\n\nHer birisi alışkın, diğerlerinden farklı,\nEve girer yatarlar, onlar ayrıcalıklı…\n\nMutfağa alınanlar, onları görmeyecek,\nBariyer açılırsa, bir araya gelecek…\n\nHer iki taraf olsa, sığmaları imkânsız,\nEv hem yüksek zeminde hem de çok kullanışsız…\n\nHiç kimse bilmemeli usul gizli olmalı,\nÇare bulamıyorum, bir bahçemiz olmalı…\n\nEv kendi malım olsa bu denli düşünmezdim,\nOnlar için yerleşir, restimi de çekerdim…\n\nKedilerim var diye zaten selam veren yok,\nSaygı gösterilmiyor, laf atanlar var çok çok… \n\n(2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvan Sevgisi Olmayanın Rab’be Saygısı da Yoktur",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nRab’bimiz yaratıcı ta kâinata kadar,\nÖtelerin içinden tek ve mutlaklığı var…\n\nTüm kulları yaratmış ruhlar ile donatmış,\nPeygamberler göndermiş hakikati anlatmış…\n\nDemiş, kul hakkı vardır demiş, yıkmamalısın,\nDemiş, sevmelisin demiş, saygılı olmalısın…\n\nDemiş, ahiret vardır cezalandırılırsın,\nDemiş, iyilikle mükâfatlandırılırsın…\n\nBunlar reddedilmez şey Rab’be inanıyorsan,\nHayvan sevgin olacak ona bağlanıyorsan…\n\n(2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvana Hayvan Deme",
        "poet": "Hasan Özünal",
        "poem": "\n\nHayvana  “hayvan” desen \nHayâ eder utanır\nBazılarına “insan” desen \nİnsan olanlar haya eder utanır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvana Bak Hayvana",
        "poet": "Şahin Ertürk",
        "poem": "\n\nBu ülkenin vatandaşı\nEylemlerde çekti başı\nPislik dolu İÇİ,DIŞI\nHayvana bak,bak hayvana\n\nKorkak gibi saklanıyor\nCahilleri kandırıyor\nÇocuklarla saldırıyor\nHayvana bak,bak hayvana\n\nTek amacı vatan bölmek\nKudurmuş sanki bir köpek\nKadınların arkasında\nHayvana bak,bak hayvana\n\nErmeni nin MAŞASI O\nYunanlı nın UŞAĞI O\nBarzani nin AŞIĞI O\nHayvana bak,bak hayvana\n\n(30.03.2006)\nKARABORSA SEVGİ adlı\n5.nci şiir kitabımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvana Benzer Sevgisi",
        "poet": "Serdar Arı",
        "poem": "\n\nKedi gibisin hırçın,ele avuca sığmaz, laf dinlemez. \nCanı isteyince gelen kedi kadar olamadın,\nyok yok vazgeçtim benzetmeden! \n\nKöpek gibisin sadık, \nkarşılıksız bir sevgi ile dolu ne olursa olsun. \nKöpek sevdiğine vefalıdır ayrılmaz yanından,\nyok yok vazgeçtim benzetmeden! \n\nKuş gibisin sesi güzel, rengi özel, uçar kalbin sevgiden. \nKuşlar alıştı mı kafes olmasa bile uçup gitmez sevdiklerini yanından yok yok vazgeçtim benzetmeden.\n\nBir hayvan sevgisi kadar sevebilirsin ancak ama sadece o kadar gerisi; \nhayvana üstün sana alçak, bayağı \nüzgünüm düzen böyle sevgilim. \nHayvan deyip geçme,\neş seçip seni seviyorum deme en iyisi bir daha ayıp oluyor!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvana Acımayan Çocuğuna Acımaz 18",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nMerhamet tek kavramdır, hayvan ya da insan da,\nNiyetler de değişmez, eşit uygulamada…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvana Acımayan Çocuğuna Acımaz  8",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nMutlak önemsenmeli, hakikat sebebiyle,\nİyilik Rab’bin emri, hayvanlar bir vesile…\n…\nBir kuşu öldürüp de cehenneme gidenler,\nKöpeğe su içirip de ödüllendirilenler…\n…\nİnanç çok hassas bir şey, kul hakkı yememeli,\nRab ne emrediyorsa, riayet edilmeli…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvana Acımayan Çocuğuna Acımaz  4",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nZevk, spor ve bir eğlence, üstüne ekletilir…\nEt, yağ, tüy, deri, derken, bir nesil tüketilir.\n\nDişi, erkek demeden, yavruya hiç üzülmez,\nYapılan katliamdır, merhamet beklenilmez…\n…\n(2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvana temiz ot vermeli",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nOtağda ki otu hayvan denene\nSuyla yıkayıp ta vermek gerekli\nHayvan hastalığa düşmesin diye\nOtu yıkayıp ta vermek gerekli\nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvana iyi davranmak sevaptır",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nHayvanları yaratan da Allahtır,\nHayvana iyi davranmak sevaptır.\nİnsanı kötü hale sokan ahtır,\nHayvana iyi davranmak sevaptır.\n\nSize hayat verir bal yapar arı,\nEziyetin dünyada yoktur yeri.\nAğzı var dili yok hayvanı koru,\nHayvana iyi davranmak sevaptır.\n\nDünyanın düzeni böyle kurulmuş,\nDoğanın süsü olarak görülmüş.\nHayvanlar insan emrine verilmiş,\nHayvana iyi davranmak sevaptır.\n\nYapılan hatayı Hak bize sorar,\nEziyet etmek her canlıyı yorar.\nHayvan da olsa kul hakkına girer,\nHayvana iyi davranmak sevaptır.\n\nMerhametin varsa şefkat bulursun,\nİyiliğin sonu cennet bilirsin.\nHayvanı seversen sevap alırsın,\nHayvana iyi davranmak sevaptır.\n\nYusuf hayvan bile sevgisiz kalmaz,\nOna kötü davranan dirlik bulmaz.\nAhrette hesaplaşmak kolay olmaz,\nHayvana iyi davranmak sevaptır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanat Bahçesi",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nİyileşti mi bilmiyorum, aslan, panter ıslah edip şov yapan -Amerikalı? - bey, doğasına aykırı ıslah emeği verdiyse de, bir kez insan dalgın olabilir, bu da insanlığın doğallığıdır, yataklık oldu, öyle kaldı galiba…\n\nDoğası insan aykırıcılığı olanları toplayıp eğitime almaya nerden finans sundular da düşünüldü bu diye ilk soruyla başlar kargayı bile güldüremeyen tiyatro sahnesine dikenli kirpi ederler eğiticilerini, her göründükçe eğitilmeye alınan, büzüşür eğiten, değil mi? \n\nCumhuriyetimizin kurucuları: Bütün Şehitlerimizin iki tane hedefi vardır. Birinci hedefi bu vatan için şehit olmak. (ikinci hedefi ise vatana düşman ayağı değdirmemek. Bunu onlar başardı ya biz ne yapıyoruz? \n\nne yapalım... para karşıtı vatan, türk, bayrak lafı bol keseden, hükümet seçtik işte... oturmuş ordu işinden konuşmaya büyüyoruz daha ne olsun... şeref mi? hükümet seçiyorum diye düşmanı sokmak... ıslah evini de meclise doldurmak... Anayasa hedefine, tam yüreğimizin ortasına ayak sokturmaya, şerefi pisi pisilemeye aritmetiğini de burnumuzun önüne sürttürmek... becerdik... daha ne olsun... becerilsin emeğine süper oy takviyesine destek ortaklığı… bol toplayacak birinden biri paylaşması… bunlar biliyor be pazarlığı… eee… ticaret aritmetiği...para yettikçe, elbette…\n\nAraplar çekti parayı Amerika, Avrupa, İngiltere’den, onların hastanesini, okulunu, araştırma merkezlerini, askerlerini ödemek yerini doldurmaya, onların aynı ayarından birini Orta Asya projesi için Türkiye’ye de hoş gelişler. Afiyeti seçilen düşmanların ziyafetine, onların eteğinden dükülürse seçenlere de biraz yaraya daha, büzülen kirpiliğimizle de, boşaltılacak toprağa nasip olacak büzüşmek daniskalığı, millete de masal var işte, neyimize yetmiyor ki? Az bile! Yetmez tabi:\n\n8 askerimizin kaçırılmasıyla, hükümeti seçmeyi becerenler düşünmeyi de beceriyorlar, örneğin; müdahale etselerdi, en fazla şehit olurlardı,o da en yüksek mertebe... Şehit olmayıp kurtulsalardı, kahraman olurlardı, gibi… ve daha neler neler… ağızlarından salyalarını seçen isabetliler akıyor paranın kokusunu yayanlardan…\n\nSeçilen hükümet kendi kendine oy vermedi herhalde... ne de mertlik varmış serde, ne de düşünceler bunlar, kargaları güldürdü mü acaba diyemedim... millete bak kaybı anla demek düşer bize sadece... millet olmayı anla ve aynen bu ayarda ordu demeye büyümeye de helal olsun diyecek bir kargalık daha mı umut ediliyor böyle, demeyip, susmayı tercih ettim... kargaları güldürmeyi beceremeyen insanlıktan konuşma uzmanları işte. Bana laf düşmez! Onları görünce büzül… büzül susam büzül… yok be, açıl susam açıl deniyordu… her neyse…masala karşı laf kavuşturacağız öyle mi? Yavrularımın canı sağ, gerisini görevde olduğuyla düşünecektir mutlak...\n\nKanunumuz beş bin yaş körpeliğinde genç Cumhuriyet. Sökmez onun bunun kağıt üzeri kargalığı bile küstüren ressamlıkları diye ruhlarını çiziştikleri huylarına meydan aç oyununa bari bir de sofra kursaydık… tenezzül olmaz ki.\n\nAh bizim çamurlar! Ne de büyük nanelik etmişim Türk sevgimde.\nTürk olsun da çamurdan olsun demem daha tövbe! Tüvbe! Tövbe! \n\nAhlak daniskalığına artist arayana: Buyurun Türkiye’ye buyurun Türkiye’ye… \nYüzde kaç tutturdu ticaret aritmetiğini Türkiye Cumhuriyeti hükümet şirketi \nŞirket dediyse kuruldu demektir mafya. Yağmuru süzemiyor caddelerimiz ki\nKan oluğu hazırlamaya artık yavaştan yavaşa…\n\nGörmemiş sefile parayı göstermişler. Namusu dağa şerefi dama kaldırmaya\nTürk diye kuçu kuçu para bakmışlar. Ağızları bereket olsun öyle de salyalara\nKazandınız be! Paraya karşı vatan pazarlamaya. Pes ettim laf ile, pes söz ile\nYalanık tadı görülecek elbet daha… görülecek elbet daha… \n\nDünya ülkelerine acil DUYURU! \nAmerika, İngiltere, Avrupa attırdınız pabucunuzu dama\nPara akıyor paraa parraaa akıyor parraa Türk derken de nefret yağıyor kara \nŞerefsiler hünerliği müttefikliğiniz kutlu olsun! Alnınızın çatının tam sokak ortasına…\nBuyurun! Yatıralım mafyacılığı masaya! Ben Türküm! Ya asın beni ortakça\nYa ilan ediyorum dobra dobra! İnsani şerefimle yaşayacağım! \nYa da sıkarım tam alnının çatının sabah kızıllığına! \n\nDers almadım daha kürt terörlüğünüzden. PKK şirket ortaklığınız, onun işi vardır olmaz. \nŞerefimi satılık etmeye aritmetik dilinizin değirmeninde öğütürüm. \nEmirat geldi birinin bir şeyi dört attı. Öteki zaten terör bile ya-r cebinin şişkinliği kadar.\nYığılın, üşüşün, düşer belki birazı da… vatanı para, Bayrağı para, Kürtlüğü para, Tarikatlığı para. Yahudiliği para. Türk-lüğü para. Milleti yara yara\nBaşkana yıldız kaydı yığılın orasına burasına. Para parraaa para..\nKazanılan bu şanı taşı ana… pardon, kocaya, karıya, çocuğa… parraa \n\nBöyle bir müzik vardı… para para para… gerisi gelmiyor ki aklıma… \nNasıl, benzemiş olabilir miyim para nalına mıhına? … benzetiyorum işte, bu tür melodiler de nerden geliyor böyle aklıma… dinlemeyi sevemezdim… daha uysal olmalı derdim. Ben saflık krallığımı taht kurdum, sıyrılmıyorum… meclis koltuğundan da onlar bu durumda işte… ne var bunda? \nOlsun da çamurdan olsun nanesi yemem daha tövbe! Tövbe! Tövbe! \n\nKasım 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanca",
        "poet": "Şule Ersöz",
        "poem": "\n\nBana olan aşkına inaniyordum\nSeviyorduk birbirimizi mutluyduk\nBana senin başkasını sevdiğini\nBana olan aşkına yalan dediler\nHırsımdan bütün gece deli tavuk gibi\nKoşuşturdum uçuştum aradım\nGagalayacak birini\n\nKudurmuş köpek gibi\nIsıracak kaba et aradım\nKoparıp atacak gibi\n\nSarhoş yılan gibi kıvrandım\nFıldır fıldır gözlerle\nSokacak düşmanımı aradım\nSokup da öldürecek gibi\n\nYani senin aşkın sayesinde \nTepecek ata\nTos vuracak koça\nKabaran hindiye\nDeli danaya döndüm\n\nBeni sever görünüp\nBaşkasını seviyorsun diye\nKısaca hayvana döndüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvancılığımız Ne Halde",
        "poet": "Yunus Akkale",
        "poem": "\n\nBizde böyle hayvancılık usulü\nKırlarda, bayırda, ot kalmaz kökü\nMeralarda yangını var kaldı külü\nBak otlanır ağlamak istiyorum\n\nBahardan güze, meradaki otla\nKışın besleriz sırtındaki etle\nSırtında uyuzla, keneyle, bitle\nBak dertlenir ağlamak istiyorum\n\nHer yıl meralar tarla olur sürek\nOrman içi ot arar durur inek\nYanılmaz sam deve, at bile gerek\nBak katlanır ağlamak istiyorum\n\nTohumluk seçmeyiz davara, camıza\nOnun için su katarız kımıza\nBenzer mi tavuklar kümeste kaza\nBak bitlenir ağlamak istiyorum\n\nHer zaman emek çıkar seksene\nKırka satarsın gerisi kesene\nEğer böyle giderse her sene\nBak kıtlanır ağlamak istiyorum\n\nOr-Köy’de verir hayvan kredisi\nHayvan beslemez köylü efendisi\nAraştırmaz bu kurum kendisi\nKanatlanır ağlamak istiyorum\n\nBulurlar bahane yapış tekniği\nSanki ahır Pamukkale pikniği\nNumara bu kapar cepten tekliği\nBak atlanır ağlamak istiyorum\n\nSuni tohumu ters değil doğaya\nİstersen bak sende birkaç boğaya\nAşı gibidir elma, armut, bağaya\nBak çiftlenir ağlamak istiyorum\n\nİlaç ver hayvana, bakma etikete\nBir deste para etkisiz pakete\nUtanmaz böyle elaman şirkete\nBak dertlenir ağlamak istiyorum\n\nHayvana iyi bak, boş verme hiçe\nÇobanlar otlatır sırtında keçe \nTavuklar yemin yer saçakta serçe\nBak bitlenir ağlamak istiyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvana Yapılan İyilik Niçin Önemsenmiyor?",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHayvan da beslenecek, hayvan da yaşayacak,\nRıza üstlenilecek, Rab'bim razı kalacak…\n\nBu niçin önemsenmez, çok mu bencil olmuşuz? \nYoksa şahsımız mı çok karamsar ve huzursuz? \n\nBir miyavlama sesi, karşı bahçeden gelir,\nAcı acı viyaklar, yüreğim tüm incinir…\n\nBahçe başkasınındır, tanıdığım pek yoktur,\nGönderdim su ve mama, Şeref almış koymuştur…\n\nŞeref komşu çocuğu, bu iş Şerefle olmaz,\nTek kişiye yıkmakla, duyarsız yaşanılmaz…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanla yaşanır memleket",
        "poet": "Mehmet Yılmaz Bulancaklı",
        "poem": "\n\nHayvanların dünyası bambaşka,\nHayatın neşesi, insanların ömrü.\nDoğada ekosistemle gelir aşka,\nHayvanların dostlukla gönlü.\n\nYa insanların değişik her günü,\nHayvanla gelir doğanın coşkusu.\nHayvansız geçirme dost bir günü,\nAt, inek, köpekle, insanın en mutlusu.\n\nBataklıkta kurbağalar sivrisinek avlar,\nOlmaz çevrede sıtma, sıtma hastalığı.\nKedi fareyi görür, koşar yakalar,\nTavuk da yer solucan, keneyi.\n\nDoğamızda ekoloji, denge,\nNice haylvanların etkisinde.\nHayvansız var mı bir yörünge,\nİhtiyaç var hayvan sevgisine.\n\nHayvanlarla gelen sadık dostluk,\nİnsanlığın gerçek bir köprüsü.\nUmutlara, yarınlara bir yolculuk,\nKorunmalı hayvanın binbir türlüsü.\n\nBakın Şair Mehmet der ki,\nHayvan olan yerde bereket.\nDoğayla hayvan öyle güzel ki,\nİşte yaşanır o memleket.\n\n26 Mart 2010 Cuma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanda canlı sonuçta",
        "poet": "Reşit Nerkiz",
        "poem": "\n\nCanlıyı canlıdan ayıran kullar..\nSizde sonuçta kul degilmisiniz..\nHayvan sevmeyen insan sevemez..\nCanlıyı sevmek sonuç degilmi..\n\nAgzı var dili yok derdini bilmez..\nAçlık tokluk nedir dile getirmez..\nHayvan sevmeyen insan sevemez..\nCanlıya sevmek sonuç degilmi..\n\nR.Nerkiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvancılık Konumu",
        "poet": "Ömer Tural",
        "poem": "\n\nKüçük baş hayvancılıgı yok deneecek kadar azalan Karagöl köyünde,büyük baş hayvancılıgıda azalmıştır.1970 yılarında yayılan camız sığrından,eser kalmamakla at ve eşek gibigibi hayvanlar yok denecek kadar azalmıştır.\n\nKöyümüzde yaylım hayvancılıgından,besi yetiştiriciligine döüştürülüp,hayvanlar kültürel yemlerle beslenmektedir.\nGönül isterki mera çayır ve otundan tam yaralanılsın milli sevet olan yaylım alanlarımız heder olup gitmesin.\n\nHayvancılık yurt ekonomisi ve köy halkının geçim kaynagı açısından olmazsa olmazlardandır.Yapılması Hayvan üreünlerinin üretilmesi şartır.Yanlız hayvan yetiştiriciligi yapılrrken insan saglıgına dikkat etmemiz lazım.\nÜnlü yöre şairimizin dedigi gibi.\n\nOrta mahalenin yolları dardır\nYolları daraltmak sanki bir kardır\nİslama aykırı halleri vardır\nYapmış yol üstüne helalarını.\n\nŞairimiz bu dörtlügünü yıllar önce söylemiş.Tabi şimdi köyümüz kanalizazyona kavuştuy,helalar gibi bir sorunumuz kalmadı,kalmadı; ama şimdide yol üzerine hayvan gübrtesi, hayvan yemi olan pancar küsbesi atılmaktadır.Tabiki buda çirkin bir görünüm kazanıp,insanları rahatsız eden bir koku meydana getirip,insanların sağlığını tehdit etmektedir. \n\n(Ömer Tural-2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanlar",
        "poet": "Ali Yıldırım Hançılı",
        "poem": "\n\nYükümüzü taşır, en fazla eşek,\nKoyunun yününden yapılır döşek,\nAtların sırtında dağları aşak,\nHayvan deyip geçme, sevek onları.\n\nKöpek bizi korur sadık dostumuz,\nYağlı deri ile anılır domuz,\nYoğurdu katıysa, bilin ki camız,\nHayvan deyip geçme sevek onları.\n\nKokarcanın yuvasına girilmez,\nArının sırrına asla erilmez,\nYılan faydalıdır hemen bilinmez,\nHayvan deyip geçme sevek onları.\n\nKöy yerinde inek başların tacı,\nSağmak için koşar ana ve bacı,\nEvde sütsüz kalmak çok büyük acı,\nHayvan deyip geçme sevek onları.\n\nKafeslerde durur muhabbet kuşu,\nCik cik ötüp kafa sallamak işi,\nZamanında olsun mutlaka aşı,\nHayvan deyip geçme sevek onları.\n\nGeçim kaynağıdır erkek danalar,\nOnunla sarılır bir çok yaralar,\nAman dikkat! bağlamayak karalar,\nHayvan deyip geçme sevek onları.\n\nTavuk gagasıyla yiyor yemini,\nPilavlar onunla alır demini,\nKene koymaz toplar kapı önünü,\nHayvan deyip geçme sevek onları.\n\nSalınarak gezer dağlarda ayı,\nİnsanlar özenip olmuşlar dayı! \nÇokça armut yiyor bilmez ki sayı,\nHayvan deyip geçme sevek onları.\n\nEvlerde besleriz çeşitli kuşu,\nRenkli renkli bülbüllerin duruşu,\nHüznü kovar kanaryanın ötüşü,\nHayvan deyip geçme sevek onları.\n\nKuzular zıplayıp oynar durmadan,\nYakalanmaz keklik tuzak kurmadan,\nKelaynak  kalmıyor koru, vurmadan,\nHayvan deyip geçme sevek onları.\n\nÇalışkanlık karıncaya yakışır,\nYiyecekle yuvasına akışır,\nSerçe çıkmış sağa sola bakışır,\nHayvan deyip geçme sevek onları.\n\nBaykuş gelip viranede oturur,\nSığırcıklar bütün dudu bitirir,\nLeylek gelir yavrusunu yetirir,\nHayvan deyip geçme sevek onları.\n\nZararlı da olsa dursun çekirge,\nTavusun kuyruğu sanki sübürge,\nÖrümcek avına ağını gere,\nHayvan deyip geçme sevek onları.\n\nKorkmalıyız çift ayaklı ayıdan,\nDamızlıklar arap atı tayından,\nSizleri korusun ulu yaradan,\nHayvan deyip geçme sevek onları.\n\nAli'm sever köpeklerden kangalı,\nKöpek bilir kendisinden korkanı,\nKuş sesleri tutsa bütün her yanı,\nHayvan deyip geçme sevek onları.\n\n                            25 Nisan 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "“Hayvanı Yatırmadan Önce Niçin Bıçağını Bilemedin? ” Hâkim",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nDinimiz ki incelik hayvana bir saygı var,\nKesilecek de olsa merhamete davet var…\n\nDoğamıza aykırı, et yenilmese olmaz,\nYeşillik yetindirmez ot ile de doyulmaz…\n\nHayvan da bir kalp taşır endişeleri vardır,\nAkıl olmasa bile bir yaşantı tarzı vardır…\n\nTa o ilk devirlerde, saygı göster denilmiş,\nBurada bir incelik, manayla kavratılmış…\n\nKoyunu tam yatırmış, yanında bıçak biler,\nHayvan zaten korkuyor, resul bunu fark eder…\n\nResul bir ölçü vermiş, İşte hayvan görüyor,\nBıçak keskin gelmeli, hayvan bundan ürküyor…\n\nHayvan ki kesilmeden iki ölüm tadıyor,\nGöz önünde bilemen, eziyet sayılıyor…\n\n(2014)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanlar",
        "poet": "Müfit Aksakal",
        "poem": "\n\nÇevremizde bulunur,\nTürlü türlü hayvanlar.\nHepsinin insanlara,\nSayısız yararı var.\n\nKoyun,inek süt verir.\nKöpek iyi bekçidir.\nKuş bizi eğlendirir,\nTüm hayvanlar iyidir.\n\nAta biner gideriz.\nBalığı iştahla yeriz.\nKuzuları severiz.\nTüm hayvanlar iyidir.\n.\n\nKoyundan yün alırız.\nArının balını yeriz.\nÖküzü çifte koşarız.\nTüm hayvanlar iyidir.\n\nMüfit AKSAKAL\n\n(3.sınıf Başarı ünite dergisi,İstanbul 1999)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanlar Alemi",
        "poet": "Çiğdem Yılmaz",
        "poem": "\n\nÖnce tosbağa dedi,\nYuvasını başüstünde tutarmış; \nBana bakınca bir yuva canlanıyor demek dedim aklında...\nSes etmedim...\n\nSonra eşek dedi,\nGüzelmiş gözleri; \nGözlerime dalıyordu belli ki...\nİtiraz edemedim...\n\nEn son bir de kedi dedi,\nSokuluveriyormuşum kedi gibi; \nHoşuna gidiyor belli...\nEh, ne denirdi ki...\n\nVallahi küserdim normal zamanda; \nDua etsin hayvanları severim :)   \nKınamayın cümle âlem,\nSevgilimin sevdiğine eminim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanlar âlemi",
        "poet": "Âşık Enver Gürkani",
        "poem": "\n\nGittim hayvanlara eyledim seyran\nBülbüller güllerde öterken gördüm\nÖrnek hallerine oldum ben hayran\nBir kurt bir kuzuyu öperken gördüm\n\nBir düzen kurmuşlar edersin hayret\nDoyum olmuyor ki otur da seyret\nHem azim var hem çaba var hem gayret\nKarınca rızkını çekerken gördüm\n\nOnlarda bulunmaz içki ve kumar\nZaten böyle bir şey orda kim umar\nKimisi ustadır kimisi mimar\nSerçe kuşu yuva yaparken gördüm\n\nDoğa gayet zengin her yer debdebe\nDişilerden biri kalınca gebe\nNe doktora gerek vardır ne ebe\nBir ceylan yavrusu doğarken gördüm\n\nGerek tarlalarda gerek harmanda\nYani emekleri vardır her yanda\nKin ve nefret yoktur aralarında\nTilki civcivleri severken gördüm\n\nSözün özü yanı versek bir misal\nİnsanlarda var mı böyle güzel hal\nMis gibi kokardı kovanlarda bal\nArı çiçeklerden toplarken gördüm\n\nAnalar sıhhatli yavrular semiz\nHep öyle yaşarlar dokunmasak biz\nMekânları güzel çevre tertemiz\nAslan yuvasında yatarken gördüm\n\nAnladım Gürkani hey koca deli\nBize misal veriyorsun besbelli\nBunlar birçok insanlardan akıllı\nÇünkü hallerine bakarken gördüm\n\nÂşık Gürkani\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanlar Cani Deneyler için Yaratılmamışlardı",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nFikirlerimiz yanlış şeytan bile yapmıyor,\nDeneylerin zorbalık akıl, dayanamıyor…\n\nOnlar çocuklarımız zulüm doğru olmuyor,\nDeneylerin katliam insan, dayanamıyor…\n\nAkıl almaz şeyler var mantık algılamıyor,\nDeneylerin canilik Rab’bim bağışlamıyor…\n\n(2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanlar İnsanlardan Akıllıdır",
        "poet": "Mehmet Akif Gülhan",
        "poem": "\n\n•\thayvanlar sigara içmezler - sigara ile kendilerini 'kanser' yapmazlar\n•\thayvanlar asla 'savaşmazlar' \n•\thayvanlar aleminde yasaklar yoktur \n•\thayvanlar aleminde kanunlar yoktur \n•\thayvanlar birbirine ceza kesmezler(yazmazlar) \n•\thayvanlar insanı hayvanlaştırmazlar- halbuki insanlar hayvanları insanlaştırır- elbise giydireni bile gördüm \n•\thayvanlar sadıktır-insanlara güven olmaz \n•\thayvanlar karşılıksız sever \n•\thayvanlar üreticidir her ürettiğini insana seve seve verir - insan herşeyi tüketir kendini bile \n•\thayvanda kasıt yoktur \n\n•\thayvanlar küfür etmez - mesela kızınca' insanoğlu insan' demezler \n•\tsürüsünü kazıklayan dolandıran soyan bir hayvan daha görülmemiştir \n•\thayvanlar sadece ihtiyacı kadar tüketir \n•\thayvanlar asla tartışmaz \n•\thayvanlarda yoksul zengin olmaz \n•\thayvanlar termik santral yapmazlar \n•\thayvanlarda önyargı yoktur \n•\thayvanlarda eğitim sistemi mükemmeldir her hayvan kendi yavrusunu eğitir- hele hele yabancı dil dersi diye bir dersleri hiç yoktur kedinin köpekçe öğrenmesine hiç gerek yoktur \n•\thayvanlarda iş hayatı mükemmeldir - her hayvan kendi işini kendi yapar - bana çalış ben sana para vereyim abukluğu yoktur \n•\thayvanlar adam tutup başka hayvanı dövdürmez vurdurmaz- kendi işini kendi görürür \n•\thayvanlarda hapishane yoktur - fakat insanlar her tuttuğu hayvanı kafese tıkar \n•\thayvanların mükemmel bir aile hayatı vardır - hep beraber yaşarlar insanlar öyle mi\nadam evlenir - taze gelini bırakır gider çalışmaya Almanyaya Rusyaya Çine gider - ne o evlendi adam -bir gelir çocuk adam boyunca olmuş; halbuki kadın yeni hamileydi giderken\n•\tkuşlar insan yavrularını hiç dağıtmazlar insanlar kedi köpek kuş ne olursa olsun yavrularını dağıtır \n•\thayvanlar, insanın zulmü karşısında bile isyan etmezler\n•\thayvanlar zevk için avlanmazlar\n•\thayvanlar avladıkları hayvanın içini doldurup sergilemezler\n•\thayvanların palavra av hikayeleri yoktur\n•\thayvanlar öncelikle sakat ve yaşlı hayvanları avlarlar\n•\thayvanların inanç sistemi mükemmeldir, hayvanlarda mahalle baskısı yoktu\n•\thayvanlar yirmidört yaşına gelmeden içki içebilirler - özellikle sümüklüböceğin birayı çok sevdiğini öğrendim -bahçeye bira çanakları koydum\n•\thayvanlarda ajanlar casuslar hainler, ülkesini satanlar yoktur \n•\thayvanlar politika yapmazlar\n•\thayvanlar legal ve illegal örgütler kurmaz\n•\thayvanların ülkeler arası su enerji sınır problemi yoktur – hayvanların sorunu; yaşam alanlarının insanlarca yok edilmesidir – bunun için de uluslar arası hukuka falan başvurmazlar\n•\tTürkiye de yaşayan kuşlar meselelerini Avrupa da çözmezler (kuşların aihm si yoktur) \n•\tAb ye gireceğim diye bekleyen kuş sürüsü yoktur\n•\thayvanlar bina yaparak tabiatı mahvetmezler\n•\thayvanlar mermer, kömür, maden; çıkaracağım diye tabiatı mahvetmezler –mesele kazdağları’nı mahveden bir hayvan bulamazsınız\n•\thayvanlar Boğazköprü’sü yapalım şuradan geçirelim de oraları bedavaya kapatıp paraları cukka edelim demezler\n•\tDünyada ki hayvan sayısı insan sayısından o kadar fazla olmasına rağmen, hayvanlarda trafik sorunu yoktur(demek bütün sorun saygıda) \n•\tHayvan yavruları ana baba sözü dinler insan yavruları dinlemez\n•\tHayvanlar çamaşır yıkmaz kimyasal madde kullanmazlar, böylece hayvan eliyle tabiat kirlenmez\n•\tHayvan bokunun yani gübresinin fiyatı (arabası 200 tl)  dir. İnsanın boku on para etmez \n\nMehmet Akif Gülhan 25.01.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanlar İnsanlaştı",
        "poet": "Adem İmdat Kesici",
        "poem": "\n\nAslan, ceylan yavrusunu yavru diye koruyor,\nKöpek, kedinin halini aç mı diye soruyor,\nKedi, fareyi acıyıp pençeleyip boğmuyor,\nİnsan, bebeği vuruyor, utanmıyor arkadaş! \n\nMaymun kucaklıyor candan başka başka hayvanı,\nİnsan da canlı yakıyor kendi gibi insanı,\nBütün dünya seyrediyor insanlığa olanı,\nİnsanlık her gün ölüyor, ne oluyor arkadaş! \n\nYılan bile vurmayanı, ezmeyeni sokmuyor,\nEvde bakan ayısından, yılanından korkmuyor,\nHayvanlardan bir tek hain, tuzak kuran çıkmıyor,\nBunlara aklım duruyor, ne oluyor arkadaş! \n\nÇocuklara bomba atan, silah çeken insanlar,\nYediğini paylaşıyor birbiriyle hayvanlar,\nMerhamet bilmeyen dünya şimdi bundan ne anlar? \nHayvanlar bize gülüyor, ne oluyor arkadaş! \n\nKatliam âlemi, vahşet, dünyayı sarmış zulüm,\nBu bir oyuna benzemiş, eğlence olmuş ölüm\nİnsanlık bin parça olmuş , anla artık be gülüm,\nKıyamet bize geliyor, yanaşıyor arkadaş! \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanlar - İnsanlar (Deneme)",
        "poet": "Müşfik Saltık",
        "poem": "\n\n– Son hikâyemi yazıyorum, yıllardır bir sürü şey yazdım durdum, insanları, ilişkileri, çelişkileri kaleme aldım,  geçenlerde bir gün kafama bir şey takıldı. Hayvanları  çok severim ve beslediğim bir çok  hayvan oldu, onları insanlardan ayıran bir büyük özellikleri var, bütün hayvanlar dürüst canlılar. Bu tabiri hayvanlar için kullanmam sizi şaşırttı sanırım. Hiç şaşırmayın, eğer düşünür kıyaslama yaparsanız, haklı olduğumu göreceksiniz. İnsanın en gelişmiş hayvan türü olduğu koca bir yalan. İnsan aslında bütün hayvan türleri içinde en ilkeli ve en zavallısı. \n               Siz hiç eşine ihanet eden bir hayvan duydunuz mu? Ya bir başka hayvana kazık atan bir hayvan? Peki spor olsun diye avlanan bir hayvan duydunuz mu? Kendisine iyilik eden bir insana kalleşlik eden bir hayvan var mıdır acaba? Savaşan hayvan hiç duydunuz mu? Doğaya zarar veren bir tek hayvan türü var mıdır? Ya bir insanın derisini yüzüp üzerine manto yapan bir hayvan, denizi kirleten, orman yakan, havayı kirleten bir hayvan türü duydunuz mu? Eeee, halâ en gelişmiş hayvan türünün insan olduğunu iddia edebilecek var mı aranızda? \n\n            -  Son hikayemde, riyakar, kalleş, nankör, haris, içten pazarlıklı, iki yüzlü insanları anlatıyorum.   Onların dürüst, mert ve namuslu insanların nasıl başına bela olduklarını. Ve anlattıklarımın çoğunu  ne yazık ki, ben yaşadım.Yapabileceğiniz en büyük hata nedir biliyor musunuz? Karşınızdaki insanların kendiniz gibi olduğunu düşünmek. Koşulsuz sevdikleriniz acaba sizi koşulsuz seviyorlar mı? Kendileri için fedakarlık ettiğiniz insanlar, bunun değerini bilecek insanlar mı? Dahası, buna deyecek insanlar mı? Sizin yerden kaldırmaya çalıştığınız adamın, bastığınız toprağın altını eşeleyip kuyunuzu kazmaya çalışmadığında emin misiniz? Paranoyak olduğumu mu düşünüyorsunuz?   Peki bu  aranızda, hiç aldatılmamış, el uzattığı birinden  kalleşlik  görmemiş, hiç ihanete uğramamış biri var mı?  Yok mu? Peki bir başka soru sorayım, cevap gelmeyeceğini bile, bile. Aranızda hiç ihanet etmiş, kendisine yardım edene nankörlük etmiş olan biri var mı? Eminim hiç kimse yoktur.\n\n            - Suç gelin olmuş alan olmamış der eskiler. Garip mahluklardır insanlar, kendilerine yapıldığında kızıp, küfür ettikleri bir çok şeyi, başkalarına hiç düşünmeden yaparlar. Ve her yaptıkları için her zaman geçerli bir sebep bulurlar en yaygın kullandıkları söylem, “ o bunu, hak etmişti  “  ya da “ yaptığım yanlışta olsa ben haklıyım “ olur. \n\n               Peki haklıyla haksızı, kim  belirler? \n               Haksız kime göre haksızdır? \n               Haklı kime göre haklıdır? \n               Ya doğru nedir? \n\n            - İhanete uğrayan biri;  Kendi doğrularından yola çıkıp kendi kararları sonunda ihanete uğramıştır. Bu durumda verdiği kararların yanlış olduğunu düşüne bilirsiniz. Ama bu sizin düşüncenize göre yanlıştır, kararı veren için ise doğrudur.\n\n             - Birde, ihanet edeni düşünelim; Ona göre, verdiği karar ve yaptığı, doğrudur. Size göre ise yanlış.\n\n               Peki hem ihanet edenin hem de ihanete uğrayanın davranışı size göre  yanlışsa,Sizin doğrunuz nedir? \n\n             -İnsanlara özgü bazı  davranış biçimleri vardır ki, hiçbir hayvanda rastlayamazsınız. Meselâ, övünmek, varlıklı biri fakir birkaç kişinin karnını doyurduğunda, yardım ettiğinde bunu ballandıra, ballandıra anlatır çünkü genelde asıl amacı yardım değil etrafındakilere ne kadar iyi bir insan olduğunu göstermektir. \n               Peki siz hiçbir kedi yada köpeğin, sırtımda bir sürü pire barındırıp karnını doyuruyorum diye  övündüğünü gördünüz mü? \n\n   İnsandan başka, hangi canlı yavrusunu, karnında taşıdığı, emzirdiği, büyüttüğü için ona minnet borcu olduğunu düşünür? \n\nVahşi hayvanlar diye nitelenen hayvanları bir düşünün, onlar doğası gereği beslenmek  için bir başka hayvanı yalnızca, acıktıkları zaman öldürürler. Zevk için öldüren tek bir hayvan türü yoktur dünyada. İnsanlarsa zevk için avlanırlar, \n\nHiç bir hayvan bir başka hayvanı sırtına şişler sokarak işkenceyle öldürmez  ve hem cinsleri bunu seyredip, çılgınca eğlenmez. Oysa boğa güreşleri halâ büyük ilgiyle izlenmekte. \n\nHiçbir hayvan bir başka hayvanı öpe seve besleyip büyütüp sonra da     öldürüp yemez.  Giyinmek için hiçbir hayvan bir başka hayvanın derisini yüzmez.\n\nSatmak için balık avlayan ne başka bir balık vardır nede bir kuş.Değerli bir kumaş yapacak iplik elde edebilmek için hiçbir hayvan binlerce ipek böceğini diri, diri haşlayıp öldürmez.\nŞimdi  söyler misiniz, dünyadaki en vahşi  hayvan  hangisidir? \n\nPeki, eşinin ölümünden bir süre sonra, yeni bir eş aramaya başlayan insanlar mı duygusal, gerçek aşıklardır, yoksa eşi ölünce kendisini, karaya vurup ölümü seçen balinalar  mı,  yemek  yemeyip açlıktan ölen cennet kuşları mı, yoksa öleceğini hissettiğinde eşine ölüm acısını tattırmamak için kaçıp giderek izini kaybettiren  filler mi?\n               Bunları düşününce, insana, insan olmak pek de cazip gelmiyor siz ne dersiniz? \n\n' Sorgular -İlişkiler ' Adlı oyunumdan  bir tablodur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanlar Çocuklarımız Gibidir 18",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nDuygu taşıyorsunuz, yine mal sanıldınız,\nBir can taşıyorsunuz, yine yok sayıldınız…\n\nRab korkusu kalmadı, merhamet tanınmadı,\nGökten taşlar yağacak, günah sevap yazıldı…\n\n(2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanlar Çocuklarımız Gibidir  3",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHayvanları severiz, sanki çocuklarımız,\nŞükür merhametliyiz, Rab’den canlılarımız…\n\nYürekleri masumdur, bağlılıkları vardır,\nHem vefakâr hem sadık bir yandan saygılıdır…\n\nBiliriz insan kutsal, inanç dayanağımdır,\nTüm dayanışmaları, sevgi kolaylaştırır…\n\n(2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanlara İşkence Edenler Lanetlenmişlerdir",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nGerek manevi zulüm gerekse fiziki hâl,\nKötülük lanetlenmiş, merhametli tavır al! \n\nHer tür işkence yasak onlar da dostlarımız,\nŞahsım öyle görmekte vicdanlı olmalıyız…\n\nHayvanlarımız masum bizlerden beklemekte,\nRab’bimiz bunu ister, nefret reddedilmekte…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanlara kötü davranmak günah",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nTüm canlılara eziyet haramdır,\nHayvanlara kötü davranmak günah.\nHayvanların taşıdığı da candır,\nHayvanlara kötü davranmak günah.\n\nOnları da Cenab-ı Hak yarattı,\nDünyaya güzellik olarak kattı.\nHayvanların hakkını saklı tuttu,\nHayvanlara kötü davranmak günah.\n\nHer şeyi Allah için sevmek karar,\nHayvanlar insanın işine yarar.\nOna eziyet kul hakkına girer,\nHayvanlara kötü davranmak günah.\n\nÖlünce kaçamazsın seni bulur,\nAhirette bizden davacı olur.\nSonra hayvanlar bizden hakkı alır,\nHayvanlara kötü davranmak günah.\n\nYusuf Allah tutmuş sizi sorumlu,\nHak kılmış onlardan bizi sorumlu.\nHer hayvandan huri kızı sorumlu,\nHayvanlara kötü davranmak günah.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanlara Saygı Gösteremiyoruz",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHer halde saygısızız, saygımızı yitirdik,\nNe insan, ne de hayvan, sevgimizi bitirdik…\n\nGöstereceğin saygı, fazla emek harcatmaz,\nTopluma döner gelir, şahsına verir bir haz…\n\n(2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanları Besle ve Sev 16",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nKapı önlerimize yemek konulabilir,\nYa da bahçelerimiz tahsis edilebilir…\n\nRab rızası gereği sonraki yer ahiret,\nNiçin beklenilmesin Rab’bimizden merhamet? \n\nHadislerde yazmaz mı kedi yüzünden giden? \nYa da Rab affetti, der bunlar bilinenlerden…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanları koru inslardan",
        "poet": "Refik Yıldız",
        "poem": "\n\nGözlerinden kalleşlik fışkırıyor insanların\nKurt doldurmuş sokakları kuzu postu bürünen\nİnsanlık para için artık doğruluk da hatta dindarlıkda\nPiramit ters duruyor ayaklardır başta duran\nAllah’ım sen hayvanları koru insanlardan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanları Besle ve Sev  5",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHayvan insan gibidir, özel itina ister,\nSuyu temiz olacak, sevgi ve saygı bekler…\n\nYatan bir kedi düşün, onu ürkütmemeli,\nSaygı en önemli şey, incelik düşünmeli…\n\nİçeri girmek ister, istediğinde girsin,\nYemek mi beğenmedi, nimet değiştirilsin…\n\nEkmekle köpek besler, bu bir saygısızlıktır,\nBir yandan vicdansızlık ve acımasızlıktır…\n\nAra sıra yoğurt ver, yemek sularını kat,\nYiyip içtiklerinden; mineral, vitamin kat…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanları Katletmek Günahtır  4",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHak merhamet demektir, topluca yaşanmalı,\nCanı katletmek günah, her hayvan korunmalı…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanları Besle ve Sev",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nBizden değil demeden,  her ne canlı varsa sev! \nKedi, kuş veya köpek, bir ayrım yapmadan sev! \n\nHayvanlar can taşırlar, ürer ve çoğalırlar,\nZerre kin duymayalım, özgürce yaşasınlar…\n\nEvinde kedi besle, bahçende köpek besle,\nYalnız ekmekle değil, yediğin nimetlerle…\n\nKul hakkına girecek, bir eziyet düşünme,\nALLÂH(c. c.) rızası için, hiçbir canı incitme…\n\nUfacık bir kuş bile, Rabden bize emanet,\nCan ve kalp taşıyorlar; hayvanlar birer ümmet…\n\n(1996)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanları Besle ve Sev  6",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nRab’bimiz ki yaratmış, kul hakkı var unutma,\nKöpeklerde ümmettir, sakın hiç zulüm yapma…\n\nHayvan hakları vardır, dinimizin özünde,\nVicdanda, merhamette, ayet ve hadislerde…\n\nZulüm etmemelisin, Rab buna izin vermez,\nEmrimizde değiller, kötülük düşünülmez…\n\nAncak ibret alırız, severiz ve besleriz,\nMerhamet gösteririz, korur ve gözetiriz…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanları Katletmek Günahtır  2",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nRab'bim dinlenilmiyor, kanun, kural tanınmaz,\nTenha yerlerimiz var, kötülük açıklanmaz…\n\nCesaretlendirilmiş, bilinçli nesillerde,\nVicdan artırılmalı, inanç içerisinde…\n\nMal zannedilmeleri, zorbalığı tetikler,\nOnlar bizim gibiler, merhamet dilenirler…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanları Koruma Günü Dört Ekim KARA KEDİ",
        "poet": "Nazır Çiftçi",
        "poem": "\n\nEvimizden birkaç kilometre uzakta\nŞehrin batısında yol kenarında\nYüz yıldan beri bir çeşme akmakta\nTaşlar arasında kedi yatmakta.\n\nÇağırdım, ümitle yanıma geldi\nOkşadım sevdim, miyavladı güldü.\nBu kedi sokak kedisi değildi,\nGözlerime ümit ile bakmakta.\n\nKara Kedi mezbelelerde gezer\nÇöp bidonlarını yıkarak gider\nTombul hımbıldır çatıyı yer eder,\nGüzel günle yarına uyanmakta.\n\nKim attı seni derbeder ihtiyar\nSen, o musun? Gönlünüzde hasret var,\nAğlama artık birçok sevenin var\nYanımızda o koşup oynamakta.\n\nEvimin bekçisiydin bir zaman\nHorlanarak atıldın, aman aman! \nNazır’ım su taşları arasından,\nKucakladım, benimle yaşamakta!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanları Koruma Günü Şiiri  2",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHayvan bizim için dost onlar, sadık arkadaş,\nBizleri terk etmezler hem vefakâr hem yandaş…\n\nHayvanlar bizler için, iyiye vesiledir,\nKötülük düşünmezler, bağlılıkları nettir…\n\nVarlığımız için dost, korumalı onları,\nBizimle yaşasınlar, olmasın yoklukları…\n\n(2014)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanlarım",
        "poet": "İsmail Kocamaz",
        "poem": "\n\nEvimde var kedi, köpek,\nAkvaryumda bir kaç balık,\nKafesimde ev kuşları,\nÇok severim hayvanları.\n\nSu verir, yem veririm,\nUnutmam hiç temizliği,\nOlsa da küçük zararları,\nÇok severim hayvanları.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanları Koruma",
        "poet": "Yusuf Ziyaeddin Sivaslıoğlu",
        "poem": "\n\nGetirmiş evinin yemek artıklarını\nDöküyor parkın sanat köşesine\nUygun olduğunu zannediyor\nHayvanları koruma düşüncesine\n\nPoşetler dolusu artık saçılıyor etrafa\nYaptığını doğru biliyor aldırmıyor halka\nHanımefendi tatmin ederken sevgisini\nKokulara boğuyor sanat köşesini\n\nKonuyu kaç kez ilettik Beyaz Masaya\nFıkralar yazdık girsin diye kafaya\nBelki tutar bu sefer söylemimiz\nHanımefendilere hatıra olsun kalemimiz.\n\n(İstanbul, 19 Şubat 2005)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanları Koruma Günü Şiiri",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nKötülük nedir bilmez, yürekli varlıkları,\nHer hayvan birer dosttur onları korumalı…\n\nCan taşıyan varlıklar, açlığa terk edilmez,\nYaşama hakları var bu haklar esirgenmez…\n\nSokakta bile olsa korunmalı her canlı,\nOnlar bize arkadaş, her biri de faydalı…\n\n(2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanları Koruma, Savunma Kanunlaşmalıydı",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nArtık çok geç kalındı canlar korunamadı,\nEğitim gerekliydi, yapılandırılmadı…\n\nHayvanlarımız öldü soy sop tümden tükendi,\nYaşayacaklarına pek çok nefes kesildi…\n\nKimine spor denildi talanla yok edildi,\nKimi bilim, sanıldı kin ve nefret dilendi…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanlarımız Rab’be Şikâyetçi  2",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHayvan ki zaten masum, zorba zulmünü dener,\nRab’den başka dostu yok hayvan ölür ve gider…\n\nSanır ki et ve kemik, bir duygusu da yoktur,\nDavranış zaten olmaz, doğada zaten çoktur…\n\nDüşünemez Rab’bini, zorbalığını dener,\nGerek deneyleriyle, haklı sebepler ekler…\n\nDeneylerin de zulüm, bunun vebali çoktur,\nHayvan Rab’be gidecek, zulmüne hakkın yoktur…\n\nMahşerde hesabı var, Rab cezalandıracak,\nKul hakkı affedilmez, cezan acı olacak…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanlarımız Hammadde Değillerdi",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHammadde, değillerdi deneyde denendiler,\nKâr için nema için denek, zannedildiler…\n\nFikir, düşünce, yanlış apaçık net canilik,\nDeney, ihanet demek üstelik de hainlik…\n\nİçinde vicdansızlık hakkı tanımama var,\nNefis ve nema hırsı merhametsizlik de var…\n\nİş, düzeltilemedi gözyaşlarımız aktı,\nMelekler lanet etti yapılanlar yanlıştı…\n\nAhiret mutlaka var Rab, bağışlamayacak,\nYenilen kul hakların hesabı sorulacak…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanlarımıza da Yaşam Alanları Lâzımdı",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nDev binalar içinde insanlar bir arada,\nTartışmalar yaşanır, sorun davranışlarda…\n\nOrman dersen kalmamış, doğa zaten mahvolmuş,\nTarla, bahçe veya kuş hemen hepsi yok olmuş…\n\nYüksek binalarımız, moralleri kırıcı,\nTüm sistemleri bozup, mutlak yüz kızartıcı…\n\nDengeler yıkılıyor, tabiat daralıyor,\nDost canlılarımıza alan ki azalıyor…\n\nBencilliklerimizden, kötülük kaşarlandı,\nTüm bunlardan mesulüz hakikat yaşanmadı…\n\n(2014)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanlarımıza Zulmediliyor",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nSavunulamadılar, desteklenemediler,\nRab’bimiz sev dese de pek sevilemediler…\n\nRızıkları alındı hayat bırakılmadı,\nKürkleri gasp edildi Hak anlaşılamadı…\n\nHak, merhamet demekti canlı tüm hayvanata,\nYememek gerekirdi yapmamak için hata… \n\nAhiret denilene mutlaka gidilecek,\nBencilliklerimizi tövbe düzeltmeyecek…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanların da Can Taşıyabilecekleri Hatırlara Gelmedi 14",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nŞahsınla fark arama çok şeyiyle aynılar,\nOnlar az daha aciz üstelik de zavallılar…\n\nKötülük düşünmeyen kimsesiz yaratıklar,\nHakları yenilenler aklı az olan kullar…\n\nMekânları basılmış susuz, ekmeksiz canlar,\nKâh kesilip yenilen kâh incitilen şeyler…\n\nRab merhamet emreder bu hususta susulmuş,\nCanlı olduklarını tamamen unutulmuş…\n\n(2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanların da Can Taşıyabilecekleri Hatırlara Gelmedi  8",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHayvan da aileli hayvan da yavrulu,\nHayvan da can taşıyor her birisi sorumlu… \n\nYaşama hakları var taşıdıkları candan,\nRahat tavırlarıyla onlar dostlarımızdan…\n\nKabullenilmeliler ruh taşımalarından,\nHakları da olmalı canlı olmalarından…\n\n(2014)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanların da Hakları Var 18",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nEy akıl sahibi kul, en münevver kul insan,\nHayvanlar da hak taşır, zor değil sevgi duyman…\n\nUyku düzenlerinin, yemek düzenlerinin,\nHayat düzenlerinin, olduğunu unutma…\n\nBir kötülük düşünme, kendine dönecektir,\nNefsini hiç dinleme, Rab affetmeyecektir…\n\n(2000)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanların da Ruh ve Can Taşıdıkları Artık Bilinmeli 16",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHayvan hak savunamaz, yalnızca Rableri var,\nZulüm etmemeliyiz, duyguları dahi var…\n\nFakülte okumuşum, her hayvan konusunda,\nSürekli beslemişim, onlar yanı başımda…\n\nİnan ruh taşıyorlar, yürekleri dahi var,\nYavru emziriyorlar, vefa duyacak kadar…\n\nBunlar anlaşılmıyor, Rab’bim dinlenilmiyor,\nHakikat önemsenmez, adalet bilinmiyor\n\n(2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanların da Ruh ve Can Taşıdıkları Artık Bilinmeli 10",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nBoşuna okumuşuz, şahsım da mal sayılır,\nRuh ve can taşıdığım, belki de yok sayılır…\n\nHiç huzurlu değilim, endişe içindeyim,\nYa mal zannedilirsem, bundan çekinmekteyim…\n\nHani yapılar aynı, akıl, zekâ farklıydı,\nGidişat gösteriyor, hani herkes canlıydı…\n\nKısırdöngü oluşmuş, bu yüzden korkuyoruz,\nRab’bim ne olur affet, çok günah işliyoruz… \n\n(2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanlarin sucu ne",
        "poet": "Ulya Erkman",
        "poem": "\n\nBir parti idi verilen\n     Kurklu hanimlardi \n     Kaoidan aheste giren\n     Sikligi ile ovunen\n\n    Olmasa olmazmi crocodil canta\n     Gosteri ugruna yazik yuzeriz hayvani\n     Bir papuc icin saldiririz yilana\n     Postunu yaymak icin, ayiya\n\n     Rahat yok ormandaki hayvana\n     Asilidir duvarda bir geyik kafasi\n     Zevk icin ates eder havadaki kuslara\n     Kimi cikar keklik avina\n\n     Vururlar anayi, yazik yavrulara\n     O hayvanda benim gibi anaydi\n     Duskundu oda yavrularina\n     Ne yazik av olmustu insanogluna\n\n     Panterler  leeoparlar\n     Guzelligidir ovalarin vadilerin\n     Daha degisik kurk ararlar\n     Farkli olmak icin bazi hanimlar\n\n     Neden doymaz bu insanoglu\n     Yetmezmi guzelim deri ayakkabi\n     Yetmezmi guzelim yunlu paltosu\n     Yetmezmi hayvan oldurmeyen siporu\n\n     Utandim sahsen insanligimdan\n     Kurkumu dusundum kara kara\n     Sirf beni korusun diye kistan\n     Cikmisti bu kurk kimbilir kac hayvandan\n\n              Hayvanlari seven\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanların Gözetilme, Bakılma ve Korunma Hakları Vardı",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nEmrimize verildi yani bunlar emanet,\nGözetilmeliydi, karşılığında cennet…\n\nDeme, cennet olur mu? Çok sayıda hadis var,\nKöpeğe su içirmiş, gitmiş cennete kadar…\n\nKedi hapsetti diye cehenneme girilmiş,\nEdilen iyiliğe Rab’den ödül verilmiş…\n\nSen önemsemiyorsun, Rab’bi dinlemiyorsun,\nMerhamet düşünürsen sevindiriliyorsun…\n\n(2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanlarına Tahliye Davası mı Var Projeye Aykırılık Davası Aç",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nVaziyeti hatırlat imar, ruhsat araştır,\nHaklı çıkabilirsin ev mutlaka kaçaktır…\n\nZavallı köpek için etrafı kışkırtmışlar,\nToplanmış üç beş kişi bir de dava açmışlar…\n\nTahliye istenilir kuzucuklarına,\nRab korkusu kalmamış bak insanlıklarına…\n\nKendileri masum mu ev projeye aykırı? \nO hâlde siz de çıkın karşılayın zararı! \n\nAvukat halledecek, de korkun Rab’bimizden! \nÜzmeyin canlarımı ya da cayın zulümden! \n\nTakibini unutma sen de sürdür davanı,\nEttikleri çok ayıp düşünme zararını! \n\n(2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanmıyım acaba",
        "poet": "Adnan Yeğin",
        "poem": "\n\n........HAYVANMIYIM? ACABA (?) ........\nBunalıma mı girdim,sitrestenmi acaba\nHayvan olmak istiyor, nedense bu gün canım\nPay edilmek üzere gidesim var kasaba\nNe erkek olasım var, ne çocuk, ne de hanım\n\nSerçe olmak mesela,bir pencere önünde\nÇıvıl cıvıl öterek uyandırmak birini\nYada bir horoz olup,Allahın bir köyünde\nMüjdelesem herkese,sabahın geldiğini\n\nTavukta olsam olur,yumurta yapsam leşten\nYumurta vermek için, feveran etsem bol bol\nİnsanken bedenimi alamazken ateşten\nNefsim, hey deli nefsim,isterdim solucan, ol\n\nToprağın sinesine,süzülsem gürültüsüz\nAcıdan salgılasam,kurtcuklara sarı su\nSuyumu bir çiçekte,renk diye gürürsünüz\nKimse rahatsız olmaz varlığımdan doğrusu\n\nAyı olsam çekilsem itikafa altı ay\nRamazanı tutmasam,beklemesem bayramı\nHüd hüd olsam sesimi aşikar etsem Hay,Hay\nBaykuş olsam,işitse tüm kainat naramı\n\nKöpek olsam da olur,sadık,sessiz bir köpek\nRızık Allahtan diyip,her bulduğumu yesem\nAçılan tokadına, tabi olsam çökerek\nBana kimse vuramaz,vuran Allahtır desem\n\nBir at olsam,sırtımda, muzafferi taşıyan\nDörtnala koşup gitsem, hedefine, binenin\nHatta bir kedi olsam mırıl mırıl kaşınan\nKediler zirvesidir,rızkı haktan bilmenin\n\nHiç kimseyi takmasam,birazcık ciğer için\nVarsın nankör desinler,pisi pisi diyenler\nSana kedi oldum da,kul olayım, ne için\nAllahdan geleni yer,verileni yiyenler\nyeğin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanlarla Dostluk Kurmuşuz",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nÖnceliğimiz insan bunun bilincindeyiz,\nKüsmemeleri için özen göstermekteyiz…\n\nBaşaramadığımdan inan her birisi küs,\nCimrilik edinmediysem de tamamıyla hep küs…\n\nSanırım sevilmiyor sayılmıyor olmuşuz,\nKarakterimden midir biz hep itiliyoruz…\n\nSamimi hâllerimden aptal sanılıyoruz,\nTavırlarımızla kabullenilemiyoruz…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanların Duygu Taşımaları Bilimin de İşine Gelmiyor  9",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nRab’bim bizi yaratmış bencillikle donatmış,\nZalim hak tanımıyor, zulüme adım atmış…\n\nRab Hakk’ı söylese de biz kabullenemeyiz,\nHayvan duygu taşısa, kâr mı edinemeyiz? \n\nHayvan hakkı gelecek, tüm haklar verilecek,\nHayvanlar korunacak, zanlı lanetlenecek…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayvanların Duygu Taşımaları Bilimin de İşine Gelmiyor  5",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nBilim tanımayınca, öğrenci de tanımaz,\nYoksa yükseltilemez, yukarı da varamaz…\n\nBilirim ki duygu var, bilim sorsa yok deriz,\nTespit edilse dahi, kabullenmemeliyiz…\n\nBu çıkarlara ters çünkü mal sayılıyorlar,\nRuhları sayılmıyor, can da taşımıyorlar(!) … \n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her şeyin küçüğü güzel",
        "poet": "Murat Serdar",
        "poem": "\n\nHer şeyin küçüğü güzel, \nküçükse bir Şeytan bile/\nKötülüğü değil, kanatları dikkat çeker. \nBu yüzden inandırıcıdır az konuşanlar /\nve söylenen sözler küçükse, \ntüm imla kuralları eğilirler önünde. \n\nAz konuşanın gözlerine daha çok bakılır \nve söylenen sözden fazla sevilir, \niki cümle arası boşluklar/ \nKandırılmışlık bile küçücük kalır \nve o da sevilir ya zaten küçükse… \n\nHer şeyin küçüğü güzel \nve büyüyünce Şeytan olacak bir perinin, \niki kanadı arasındaki boşluğa yerleşirler/\nen büyük günahlar bile. \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayy Allah",
        "poet": "Reyhan Demirci",
        "poem": "\n\nSararır ellerim \nSızılar tenim \nBir tıkırtı var yürekte\nHayy Allah derim \n\nSıklaşır sancılar\nÜst üste acılar\ngözlerimi bıraktım suya                            \nBeni aşk paklar\n\nHayyyyyyyyy  Allah \nHayyyyyyyy  Allah \nKalemin ardı sıra koşan mürekkep oldum \nAşkı bağladım Heceye \ncümle düştü yalan oldum. \nHayyyyy Allah\nHayyyyyy Allah \nGecenin ardısıra koşan gündüz oldum \nTene bağladım aşkı \ngözden düştüm yalan oldum. \nHayyyyy Allah\nHayyyyyy Allah \n\nBitti yalanlar\nsöküldü yamalar\nkaranlığa kurşun sıkaN\nkorkak dualar\n\nnoktadan uzar\nuzar sessizlik\ngölgem kaybolana kadar\nsürer bu SENsizlik...\n\nHayyy Allah \nHayyy Allah\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayyam Gibi",
        "poet": "Bahri Karaduman",
        "poem": "\n\nAşk ateş\nAteş kırmızı\n\nAşk şarap\nŞarap kırmızı\n\nAşk güneş\nGüneş kırmızı\n\nDüş aşk ateşine\nYan kıpkırmızı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayyum kayyum hayyum ALLAH",
        "poet": "Metin Dalkürek",
        "poem": "\n\nHAYYUM KAYYUM HAYYUM ALLAH\n\nMevlamızdır yaklaştırır\nHayyum kayyum hayyum ALLAH\nGönülleri aklaştırır\nHayyum kayyum hayyum ALLAH\n\nHakkı kalb'e kazmalısın\nBağırını ezmelisin\nÂşkı ile gezmelisin\nHayyum kayyum hayyum ALLAH\n\nİman esastır Mümin de\nPeygamberi el emin de\nHiç şüphesiz amin de \nHayyum kayyum hayyum ALLAH\n\nYokta ondan varda ondan\nHayır vede şerde ondan\nGeçtün ise gül zârından \nHayyum kayyum hayyum ALLAH\n\nNere baksam sen hep varsın\nHer bir şeyi sevdan sarsın\nMüminlere candan yârsın\nHayyum kayyum kayyum ALLAH\n\nGecelere aydır ışık\nSabah'ki güneş'e beşik\nGarip metin Hakka' âşık\nHayyum kayyum hayyum ALLAH\n\nYAZAN:METİN DALKÜREK(GARİP METİNİ)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayyam'a Rubailer",
        "poet": "Vedat Akdeniz",
        "poem": "\n\nHAYYAM’A RUBAİLER\n\nCennet sizin olsun, dünya benim\nSevap sizin olsun, günahlar benim\nAl tanrını da git başımdan be mümin\nSizin şeytan dediğiniz işte benim.\n\t\t\t\t05.07.2007\n\t\t\t\tYenisu / Silifke\n                                        www.akdeniz.orgfree.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "***Haz/anı",
        "poet": "İsmail Tıkıroğlu",
        "poem": "\n\nBir it gördüm yuh diyor, imamlara kızıyor\nSalya akar ağzından, fırsat deyip yazıyor\nKastı nedir bilinmez, her ortama sızıyor\n……Gönlünde bahar bitmiş, gelmiş onun hazanı\n…..Nefsin sultan sen köle, köpek/leştin haz/anı\n\nHepimiz insan isek yoktur bizim farkımız\nKaynak ehli-sünnettir, kalbe gider arkımız\nKim alevi, kim Sünni, aynı döner çarkımız\n……Tarih bile affetmez, ayrı gayrı yazanı\n…..Nefsin sultan sen köle, köpek/leştin haz/anı\n\nBu millet asil dedik, anlar kahpe oyundan\nKültürü Kurt töresi, farklı yaşar koyundan\nBirde Boz ok olacak, büyük oğuz boyundan\n….Gıybet yapıp fitneyle dosta kuyu kazanı\n…..Nefsin sultan sen köle, köpek/leştin haz/anı\n\nHaddini bil be yüzsüz, ölç biç bütün lafını\nHer kuşun eti yenmez, işittim son gafını\nYa insan ol ya hayvan, seç ki bilek safını\n……Kurt pençesi yıldırır, ancak böyle azanı\n…..Nefsin sultan sen köle, köpek/leştin haz/anı\n\nBizim için insandır, rahme düşüp her doğan\nŞaştım kahpe olur mu anasından er doğan\nEşref-i mahlukat ı, nerden bilsin şer doğan\n…..Düşmüş çukur içine, yutmuş cadı kazanı\n…..Nefsin sultan sen köle, köpek/leştin haz/anı\n\nHem adı hem mahlası, gizli sanma yazımda\nHepsi yerli yerinde, akort bozdun sazımda\nBir sıkımlık canın var, devre yaptın fazımda\n……Sanıyor densiz dürzü,  kendini halk ozanı\n…..Nefsin sultan sen köle, köpek/leştin  haz/anı\n\nYarım asır ömrümde, hep kardeşlik işledim\nKurt peşinden ürüyen, sahipsiz it fişledim\nHayvanı da severin, bir tek seni kişledim\n……Tıkır da hasım seçti, aklı kıt bu sazanı\n…..Nefsin sultan sen köle, köpek/leştin haz/anı\n\n28 /09 /2010\nSOMA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haz alınamayan hazan..",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nGüneş batmak üzere bugün ekim otuzu\n\nAydan kalmamış farkı güneşin,Kalmamış tadı tuzu\n\nÇoban yorgun sürü yorgun, yorgun koyun kuzu\n\nAcımasız gün ölüyor bitiyor,Yaz ölüyor gidiyor, anlamaz okus- bokusu...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayyam Vari",
        "poet": "Şakir Kocabey",
        "poem": "\n\nDeğil midir adamı sarhoş eden,\nAlkol ve kadın! \nBunlar ayrı tümceler! \nYer ve zaman icabında...\n\nGündür ki gelir! \nSigara dahi paran olmadıkça,\nDolaşır elalemin dudaklarında...\n\nŞaraptır tatlı gelmiş vakti zamanında! \nAllahsız denilen Hayyama...\n\nO bile bilir bunu,\nLügÃ¢tında yoksulluk daim oldukça...\n\nParan ki yoksa bu dünyada! \nKral olsan postalar hayat...\nİşe yaramaz! \nTahtında, tacında!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haza min Fazli Rabbi... (deneme)",
        "poet": "İsmet Doğanoğlu",
        "poem": "\n\n(=MUHAKKAK Kİ BU RABBİMİN FAZLINDANDIR) \nEğer kırk senedir kesintisiz görüyorsam; (kesinti olduğu zaman paniğe kapılıyor ve doktor doktor dolaşıyorsam) .  Eğer kırk senedir kesintisiz işitiyorsam ve kırk senedir kesintisiz yürüyebiliyorsam,. Bunca yıldır nefes alıp verebiliyorsam. (alamayınca paniğe kapılıyorsam) . Haza min fazlı rabbi. Başkalarına verdiği gibi bana da vermek zorunda diyorsanız, bir köre, bir sağıra ya da bir yürüme engelliye sorun bakalım; Allah size bu saydığım şeyleri vermek zorunda mı değil mi? \nEğer sizin sahip olduğunuz Rab merhamet doluysa, onun yüzde birini yeryüzüne indirip analara şefkat olarak verdiyse ve tüm anneler onunla yavrularına şefkat ediyorlarsa ve doksan dokuzunu ahrete sakladıysa.  Haza min fazlı rabbi. Cenabı Hak tüm insanları cennete gitmek ve orada ebedi yaşamak için yarattıysa (insanlardan bazıları iradelerini kötüye kullanmak suretiyle cehennemi tercih ediyorlarsa.)  Haza min fazlı rabbi. Emirlerine uyanlara dünyayı da bir cennet haline getireceğini söylüyorsa ve insanlar da uymayıp dünyalarını cehenneme çeviriyorlarsa pes yani.\nBu dünyada çoğunluk itibariyle isteyene istediği şeyi veriyorsa. Şöyle bir çevrenize bakın. Kim neye sahipse istedikleri için vermiştir Allah. Araba isteyene araba, ev isteyene ev, kadın isteyene kadın, çocuk isteyene çocuk, mal mülk isteyene mal mülk, makam isteyene makam, ilim isteyene ilim. Vermediklerine de daha iyisini vermek için bekletiyorsa.(Zira Allah katında bu dünyanın sinek kanadı kadar değeri yoktur. Asıl olan ebedi hayattır ve ahrettir.)  Muhakkak ki bu Rabbimin fazlındandır.\nŞayet sizin sahip olduğunuz peygamber doğumundan ölümüne kadar ümmetim ümmetim diye ağlıyorsa, kardeşlerime selam söyleyin, onlar ahir zamanda gelecekler bana beni görmeden iman edecekler diye selam gönderiyorsa. Mescidinin duvarında benim şefaatim ümmetimden büyük günah işleyenleredir yazıyorsa, Haza min fazlı rabbi.\nVe biz bu asırda onca tersliklere rağmen hala yeryüzündeki tek doğru din olan İslam dininin bir üyesi isek. Onca günaha, onca isyana rağmen hala oruç tutup namaz kılabiliyorsak, haza min fazlı rabbi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayyam",
        "poet": "Ahmet Güven",
        "poem": "\n\nBoyuna güler yüzlü kitaplar\nOkunmuyor be Hayyam\nKaramsar değilim ama\nPek ışık da gözükmüyor\n\nSavaşlar,hastalıklar,açlık\nGün geçtikçe daha çok artıyor\nİnsanlar daha çok ölüyor\n\nGüzelim doğa ne yapsın\nKirleniyor,yıpranıyor\nYıprandıkça felaketler artıyor\n\nBilgi çağındayız \nHey insanlar diyorum\nDuyan yok\nHerkes halinden memnun gibi\n\nSonra kendime dönüyorum\nMemnun olmayanlar mı\nNesini söyleyeyim\nSen zaten biliyorsun\n\nYine de umutluyum\nBugün kırmızı şarap içtim\nKemiklerin sızlamasın\nHayyam\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Haz Benim Neme",
        "poet": "Durak Yiğit",
        "poem": "\n\nBir zalim kızının yüzünden, her gün\nÇırpınır dururum,haz benim neme? \nGeçmez,huzur saadet ile bir gün\nÇırpınır dururum,haz benim neme? \n\nZalim hançerini vurdu böğrüme\nOnun yaptıkları gider ağrıma \nBir gün olsun cevap vermez çağrıma,\nÇırpıınır dururum,haz benim neme.\n\nBin cefada etse de sitem edemem,\nKızsam köpürsem de çekip gidemem! \nCanım yanar beddular diyemem \nÇırpınır dururum,haz benim neme? \n\nBeklediğim saadet gelir mi bilmem? \nBir zaman gülmedim daha da gülmem \nYad elin sunduğu dermanı bilmem\nÇırpınır dururum,haz benim neme.? \n\nBeklerken baharı yarıda kaldı.\nŞu nemli gözlerim hayale daldı,\nSimsiyah saçlarım karbeyaz oldu\nÇırpınır dururum,haz benim neme? \n\nDURAK'ım her yanım yara ve bere,\nÖyle diye sitem etmem kadere,\nBir sitemim var vefasız yare.\nÇırpıınır dururum,haz benim neme..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazal...",
        "poet": "Ziya Tüfekçi",
        "poem": "\n\nBiliyorum, \nDoğum günü pastasının mumlarıyla süslü yüreğin\nbazen hüzünlenir,\nO an sebepsiz fırtınalardan yara almış yüreğime\nbir sızı islenir.\nÇünkü seni ben, içimdeki koca gözlü,\nyalınayak gezen toprak kokulu çocuğun,\nağzındaki kavun aromalı bir sakızın miras bıraktığı\no nefes kokusunda sevdim...\nOn bir yaşındaydım ve yeni yıla giriyordum\ntelevizyonların bolca neşe dağıttığı,\no Ocak ayının ilk dakikalarında.\nMerhaba demiştin bana,\nbense ömrümde ilk defa tattığım\nbir duyguyla acemi bir dayı oluvermiştim.\nBelkide sevgimi ilk defa parsellediğim\nve kendimi adam gibi adam sandığım\nzamanlarındaydım yaşamımın.\nOyunlarla bezediğimiz günlerimiz haftalara,\nhaftalar aylara ve aylar yıllara çabucak dönüşsede,\nO minicik ellerin değişmedi ve bedenin gözlerimde.\nHayat bizi savurdu kaderimize,\nve kocaman gözlerin puslandı zaman zaman\nanlamsız hüzünlerle.\nŞimdiyse yetişkin kokulu çiçekler ekiyorsun\nhep bakir kalan yüreğine.\nAma hiç unutma sen benim yüreğimde\nhiç sonlandıramadığım bir şiir olarak kalacaksın,\nVe adının anlamına inat,\nebediyen yemyeşil duracaksın\nkalbimin göknarlarında…\n\nSeni çok seviyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nBakıp aynalardaki, saça düşmüş aklara,\nSevdayı uğurladık, sonraki kuşaklara.\nHazan mıdır bilmem ki, yaşadığımız mevsim,\nBenziyoruz git gide, sararan yapraklara.\n\n26 Eylül 2008- Cuma/İZMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan",
        "poet": "Mümtaz Sami Özok",
        "poem": "\n\nHAZAN\n\nHazan; \nYaprağın kopuşu dalından.\nSarı, kızıl, kahverengi; \nSarar bahar yeşilini\nTıpkı duygular gibi…\n\nHazan; \nYeşilin tükenişi,\nDiriliğin gidişi\n         ile,\nGazellerin serzenişi...\n\nAh! ...\nBu manzara, bu seyir; \nBeni maziye götürür…\nSon yaprakların\nDal ucundaki tılsımlı sesi; \nÖldürür Allah’ım, beni öldürür! ..\n\nBahara kadar…\n\nHazan ve hüzün,\nİkiz kardeştir! \nHüzün, hazanda gelir.\nHazan, hüzüne yerleşir…\n\n                   (Denizli, 20 Ekim 2005)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan",
        "poet": "Nami Keskinbora",
        "poem": "\n\nEttin yine bize ihsan,\nSen çok yaşa mükrim Hazan.\nİyi dilek, saygı-sevgi,\nŞükran sunar sana bu can.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazal Ve Naz",
        "poet": "Murat Topal",
        "poem": "\n\nSor, baharın ayazı var mıdır,\nSor kışa, adın bahar mıdır,\nEylül senin olsa,\nEkim, yar mıdır, yara mıdır…\n\nHer dilde adın, her gülde kokun,\nHazal mıdır, Naz mıdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan",
        "poet": "Adem İmdat Kesici",
        "poem": "\n\nNe bilirdim ilkbahar bana hazan olacak,\nNe bilirdim gönlümün çiçekleri solacak.\nGeldi gelecek diye hasret ile yanarken,\nÇattı asıl ayrılık, ayrılık bitti derken.\n\nGönlüm yaralı şimdi, sızlar inceden ince,\nBaharıma kar yağdı hazan erken gelince.\nBu yüzdendir gülemem, gülmeyi unutmuşum,\nBen kader ağacında kuru dalı tutmuşum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan",
        "poet": "Ayşe Dilek Dedeoğlu",
        "poem": "\n\nAğustos   gelmiş  de  ne  olmuş,\nYürek  bağımı,  hazan mı  edecek,\nO,  çoktan  hazandır  çoktan…\n\nNeyine  sevineceğim  Ağustos'un,\nHer yer  Şubat olduktan  sonra,\nYine de  Nisan  ümidim  var  benim...\n\nYok yok!  sanki  var mı…  O da yok,\nSararmış  yoncalara  ben,  yeşil  diye  bakacağım,\nEkinleri  desterim  son  gücümle…\n\nKoca  ömür  kış  olmuş, be  heyy,\nSevincim  hazan,  ümidim  hazan,\nAğustos!  bu  sene  sararma  bari,\nGelmemiş gibi  yap,  git  başımdan…\nAyşe Dilek Dedeoğlu  (2 Ağustos 2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazal ve Mehmet’in Hikâyesi",
        "poet": "Münevver Düver",
        "poem": "\n\nHazal ve Mehmet’in Hikâyesi (Öyküsü)\n\nHazal 23 yaşında evden uzak başka şehirde öğrenciydi. Üniversiteyi yeni bitirmişti. Liseden arkadaşı Mehmet ile aileden gizlice görüşüyorlardı. Tahsillerini tamamladıktan sonra ailelerine söylemeye karar vermişlerdi ki Hazal’ın ailesi onu kendi yakınlarından Durmuş’a vermek istediklerini söyledikleri zaman Hazal yıkılmıştı. Başından sanki kaynar sular dökülmüştü. İlk fırsatta Mehmet’i arayarak olanları anlattı ağlayarak, gözlerinden yaşlar âdete yağmur damlaları gibi akıyordu.\nKafası iyice karışan Mehmet, sanki beyni durmuş gibi perişan bir halde karşı duvara baka kalmıştı. İçinde fırtınalar kopmuştu. Hiçbir şey düşünemiyordu. Onca hayalleri bir çırpıda yok mu olacaktı. 8 yıllık aşkını, sinema filmi gibi gözünde canlandırmıştı. İçinden olamaz dedi. Bir yol bulmalıyım, Hazal’ sız asla bir hayat düşünemem derken bu konuyu ailesine açmaya karar verdi. Huriye hanım Mehmet’in kız arkadaşı olduğunu az da olsa biliyordu ama kimin kızı olduğundan bilgisi yoktu. Akşam oldu tüm aile bir araya geldi. Beş kişiden oluşan aile yemek için masada toplanmışlardı. Mehmet annesinin gözüne bakarak, nasıl açacağının hesabını yaparken babası Şeref usta “oğlum seni üzgün görüyorum olumsuz bir durum mu var” dedi. Mehmet’ten önce annesi Huriye Hanım “ne olsun yavrucuğum çok üzgün, bunlar ince işler nasıl izah edeyim kız arkadaşını ailesi başka birine vermek istiyormuş bende çok üzüldüm ben yavrumun üzülmesini istemem bu kız kimin kızıysa bir gidip aileyle görüşelim bunca emek bu kutsal sevgi böyle kolay mı bir kalemde silivermek”. Çünkü zamanında Huriye hanımda sevdiğine kavuşamamıştı sevmenin ve onu kaybetmenin acısı içinde hançer gibi saplıydı.\n  \tDiğer tarafta Hazal için için gözyaşları akıtırken annesi Perihan Hanım durmadan “ne suratın asık kız senin iyiliğini düşünüyoruz bak bizim halimize baban para kazanıp seni okutmak, evini geçindirmek için gurbetlerde çalışıyor. Durmuş’un işi güzel senin gibi üniversite bitirmiş değilse de evi, arabası var daha ne istiyorsun bu devirde geçim kaygın olmayacak. Senin aklında olanı var gör ki çulsuzun biri.” Hazal Mehmet’in ailesinin gelmesini iple çekerken durmadan hayaller kuruyordu. Olmazsa Mehmet le çok uzaklara gitme planı dahi yapıyordu uykusuz gecelerde. Mehmet ve annesi Huriye Hanım haber verdiler misafirliğe geleceğiz diye Perihan hanımı arayarak. Perihan Hanım istemese de kızının gözyaşlarına dayanamayarak kabul etti. Misafirler, ellerinde bir demet pembe ve kırmızı güllerle gelen Mehmet ve annesiydi. Babasının işi vardı ve kız evinde de anne ve kız kardeş vardı. Perihan Hanım “gelmişsiniz ama verecek kızımız yok nezaket icabı kabul ettik sizi” dedi. Bu arada Hazal ve Mehmet o kadar içten birbirlerine bakıyorlardı ki görenin içi sızlardı. Mehmet’le annesi eve döndüler ama ne döndüler çok üzgünlerdi. Akşam baba Şeref usta eve geldiğinde hanım ne oldu gittiniz konuştunuz mu diye soruyordu. Huriye Hanım “ne olsun bey çok kesin kararlılar ama kız çok üzgün gözlerini görmeliydin ağlamaktan kıpkırmızıydı içim acıdı” dedi. Şeref usta “bir yol bulunur üzülme Mehmet’im” dedi. Aradan beş gün geçmişti. Hazal’dan bir telefon “beni Durmuşa verecek ailem” diyordu. Kahrolan Mehmet ve çok üzülen aile düşündüler haber bile vermeden Hazal’ın evine gittiler. Kapıyı açan Perihan Hanım karşısında Şeref Usta’yı görünce nerdeyse düşüp bayılacaktı. Kendini zor tuttu. Çünkü gördüğü kişi Perihan hanımın çok sevip de kavuşamadığı kişiydi. Kafası hepten karışan Perihan Hanım, aynı zamanda da tarifi mümkün olmayan bir duygu içindeydi. Aileler konuştular. Sonunda Perihan Hanım’a Şeref Usta biz kavuşamadık evlatlarımıza engel olmayalım der gibi bakıyordu. Nihayet sonunda karar verdiler. Biz mutlu olamadık, evlatlarımız mutlu olsun dediler. Hazal ve Mehmet‘i Bir hafta düğün yaparak evlendirdiler.. \nBu hikâyedeki isimler değiştirilmiştir. Gerçekten alınmıştır. \n\nMünevver Düver\n09.03.2013- Adana\n\nKLİP OYUNCULARI:\n\n1-Hazal\n2-Mehmet\n3-Şeref Usta (Mehmet’in Babası)\n4-Huriye Hanım (Mehmet’in Annesi)\n5-Perihan Hanım (Hazal’ın annesi)\n6-Durmuş (Hazal’ı isteyen akraba)\n7-Çok sayıda düğün alayı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan",
        "poet": "Kemal Tekir",
        "poem": "\n\nHer Sonbahar, gelişinde,\nSen gelirsin aklıma.\nSavrulan her yaprakta,\nKuruyan bütün dallarda.\n\nSevgiliyle el ele, dolaşmak,\nGüneşin batışını seyretmek.\nKabaran dalgaları, uçuşan bulutları,\nSeyretmek hep birlikte.\n\nHüzün mevsimi Sonbahar,\nYaşayın sonuna kadar.\nMutluluğun değeri,\nAnlaşılır, hüzünle.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan",
        "poet": "Ahmet Ataç",
        "poem": "\n\nAslına göre yaşamıyorum.\n\nAcı, yaşam hissettirmiyor tatlı tat bulmayınca.\n\nHaykırıklar ardında gürleyen sessizlik\nyüreğimde damlayan anı\nyüzüme inen çiğ taneleri mutluluğumun ağırtıları.\nhangi dünya yükü sırtımda yüklü ki acı veriyor\nbir yandan haz hissi, ötelerden gelen başka bir acı hissi.\nsanki sarhoşum.\nne yaşıyor ne de yaşamıyorum\nçaresizce oturmuş sadece ağlıyorum\nhüzün gözlerimden düşüyor\nyüreğimde her daim yaş\naldığım tat sadece acı\nsanki ne yaşıyor, ne yaşamıyorum\nhayatın tat vermiyor, tatlı tat bulmayınca.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\nişte ben\n  şu resimde gezinen\n  sarı sarı…yeşili örten\n  gizli ve acı bir hüznün rengi\n  sarı bir hatırayı yakar gibi \n  yaprak yaprak gülümseyen.\n  sabahlar kadar taze…sıcacık bir resim.\n  hazan sarhoşu olmuşum ben.\n  gök sarı..yer sarı\n  ve resim,\n  kuş yuvaları kadar masum\n  yavruları kadar titrek.\n  ben…ben…kırılgan renk\n  açmaz içimde benim ağaçlar çiçek.\n  içimin geçmeyen dertlerine\n  dinmeyen şarkım okunur\n ..her sonbahar gelişinde../…sarı sarı yapraklarla.\n    kuru dallar arasında…/ sen gelirsin aklıma..\n bir resim…ve ben ağlıyorum\n girmeden güze\n bir hazan sarhoşuyum…\n\n                                                 22.08.2005 / İstanbul\n                                                  Mustafa kaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan",
        "poet": "Şair Pınardeniz",
        "poem": "\n\nsevdanın ayışıgında gecenin kızıllığında \nkatran karası gecelerde \nansız anlarda bir hatıra gece gizemli\nbir nefes bir heves\nher nefeste bir fırtına\ndaglarında ardında gizli sevişmeler bu akşam\nyazdan kalma bir geceden hatırat\nyalnızlıgım afilli yalnızlıgım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan",
        "poet": "İshak Pekgöz",
        "poem": "\n\nMevsimlerden sonbahar yaşamakta\nGündüzün kısa gecen uzamakta\nKimi ilk kimisi son basamakta\nRengin sarı benzin soluk hazanım\n\nYeşil yapraklar üzerinde yarı\nKızıl koyu kahveye dönmüş sarı\nYağmur okşarken hatırlatır karı \nRengin sarı benzin soluk hazanım\n\nKimine ayrılık kimine veda\nBelki de başlayan yeni bir sevda\nYa acılar ya da bin derde deva \nRengin sarı benzin soluk hazanım\n\nBir yanın yaz mevsimi bir yanın kış\nNedendir  bu böyle arada kalış\nBende alıştım artık sende alış\nRengin sarı benzin soluk hazanım\n\nUykuların bahar ve yaz düşünde\nSoğuk kış geliyor senin peşinde\nBir telaştır herkes kendi işinde \nRengin sarı benzin soluk hazanım\n\nGüzel yüzünde damlalar raks eder\nFısıldayan aşk sözleri akseder\nOzanlar şairler senden bahseder \nRengin sarı benzin soluk hazanım\n\nİshak PEKGÖZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan",
        "poet": "Atila Günal",
        "poem": "\n\nErken döküldü yapraklarım\nHazana vakit vardı oysa\nTemmuz sıcağında yanamadan\nZemheriyi baharda gördüm\n30/07/2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan aldı kapımdan",
        "poet": "A. Yüksel Şanlıer",
        "poem": "\n\nBir konca gülüm vardı solup gitti hazandan,\nYıl döndü bahar oldu, haber yoktu yatandan,\nÇok çekti verem vardı, sararmıştı zamandan,\nBir anda göçüp gitti, hazâ-n_aldı kapımdan.\n\nDönmez geri can dostu, hayal oldu nedense,\nCan yok da, yatar şimdi masum halde yerinde,\n Can dostu hüzün verdi,  hayal oldu gözümde,\nBir anda göçüp gitti, hazâ-n_aldı kapımdan.\n\nMefûlü/mefâûlü/mefâûlü/faûlü\n\n. \nA.Yüksel Şanlı er\n19 Mayıs 2008-05-18\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan Gelir",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nSarardı tüm çiçekler belli ki hazan gelir,  \nCenazem musallada, camiden ezan gelir.\nSol yanımda dostlarım, hakkın helal eylerler,\nBeklerim ki hala ben, fermanım yazan gelir.\n\n30 Haziran 1988 – Perşembe / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan Bahçesi",
        "poet": "Ünal Çağabey",
        "poem": "\n\nuzunca bir yol var önümde\ndamarına basılmış,\nköşeye sıkışmış bir köpek gibiyim.\niçinden hep kendini yiyen\nyaşadığı yerde yaşamasını öğrenemeyen\naslında ne olduğunu bilmeyen..\nbir hüzün bahçesindeyim\ngüller içinde ve dikenler üstünde\nkapısı hep kırık\ngeç kalmış bir öğrenci\nhayata ısmarlama tenefüslerle alışmaya çalışan\nısmarlama tenefüslerle yol alan\nuzunca bir yolun mimarı\ntoprak kokulu bir köyün seyir defteri\ngitmek için can atan fukara..\nuzunca bir yol var önümde\nyolu uzun bir hayat\nyine de hazan bahçesindeyim canım..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan Çoğu, Aşk Tek'i",
        "poet": "Akşemsettin Ağaç",
        "poem": "\n\nHapsedilemiyen duygularımın yaşattığı,\nçıldırtan sebep dolusu hatıra yığınıdır \nbaktıkların:\nVarolmuş, yaşanmış bütün yanılgılarım,\nkrıstalizasyonlarım, aşk sanrıların, hatırlarım...\nSakın ama sakın kızma bana \nki hatıra var edip yaşayan insan,\ngeçmişi gününe taşıyabildiğince insan! \nŞimdi sen; \nEy hazan iklimimim çoğu, aaşk ilimin teki! ! \nKah Nokta'yı, kahVilgül'ü, kah Ünlem'i\nbirgün gelip bileceksin hepsini! \nYazdıklarıma abakacaksın bir bir.\nBir kıskanma belirecek yüreciğinde.\nEvet seven kıskanır sevilenleri \nsende kıskanacaksın senden başka \nsevdiklerimi; \nKah Nokta'yı, kahVilgül'ü, kah Ünlem'i\nAdına şiir yazdığım herkesi..! \n\n                                                        24-04-2006\n                                                           erzurum\nAkşemsettin AĞAÇ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan  düşmüş  bahçe.",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nTercihim  akşam  güneşinden  yana,  hazan  düşmüş  bir  bahçe  gibiyim,\nÜşüyorum.\n\ntercihim  hüzün\nhüzün  emiyorum  sabah  yağan  yağmurun ıslaklığından.\n\nağaçlarda  tek  tük  kalmış  meyveler  bir  kaç  sararmış  yaprak.\nkimsecikler  yok  herkes  sırtlamış  hayatı sırtına  bir  yerlere taşınıp  duruyor.\ntercihim  Arabesk  şarkılar:\n\n'Bir  başka  sevgiliyi  sevemem  sevemem.'\n\nSavuşuyorum  oradan karşıma  çıkan  uzun dar  yolda ilerliyorum; aniden  bir  kapı  çıkıyor  karşıma  aralık bir  kapı, eski  ahşap  kapıyı sarıp sarmalamış sarmaşıklar\n\n\nyavaşça  içeri  süzülüyorum. Sönük  ölü  ışığıyla  bir  kandil  aydınlatmak  isterken  odayı  duvarlarda  gölgeler  titreştiriyor.\n\nay parçası  gibi bir  kız  oturmuş  elinde  tesbih, başındaki  örtüden  yüzü çok  fazla görünmüyor.\n\nvarlığıyla  yokluğu  belli  değil.  Bir an başını  kaldırıp bir sağa bir sola  çeviriyor  bir  şeyler mırıldanarak;  göz  göze  geliyoruz.  Su  gibi  kızın  gözlerinde  geziniyorum  sessiz  adımlarla.\nçıkarken  kandili  söndürüyorum.\n\nkız  falan  yok  odada,  ağır  bir  tütsü  kokusuna  kandil  yağının  kokusu  karışıyor.\n\nGeldiğim  yoldan  dönüyorum;  ıslak  yapraklara  basarak  yürürken  ay bulutun arasından  sıyrılıyor yolumu  aydınlatıyor.\n\nağaçların arasından  gülüşme  sesleri  geliyor,  tercihim  hüzün, hazan  düşmüş  bir  bahçe  gibiyim.\n\n'Dudağımda sevda tadı\niçimde  binbir  ümit\n\nsevgilim  bir  dilek  tut\nbir  dilek  tut\nbir  dilek  tut'\n\n11/Ekim/2010/P.ertesi/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan Çığlıkları",
        "poet": "Hakan Kurtaran",
        "poem": "\n\nHAZAN ÇIĞLIKLARI\n====================== \n\nHer yüreğin bir ritmi, bir de güzelliği var,\nGüzelliğin ruhumda, bu kâinat sensiz dar.\nHayat acı tatlıdır, kararsızlık niye yar,\nSandım bahar yaşadım, ne hazin ki Sonbahar! \n\nEn koyu mavilikler, dalgalanır durmadan,\nKalbimin sığınağı, şu limana vurmadan.\nHaberini sordum yar, gelip geçen turnadan,\nSandım bahar yaşadım, ne çare ki Sonbahar! \n\nGittim deme sen bana, rüzgârlar olur boran,\nYürek damlalarıdır, seni benden hep soran.\nBazen suskunluğumdur, tüm bedenimi yoran,\nSandım bahar yaşadım, ne acı ki Sonbahar! \n\nBakarken o gözlerin, can evimden vuruyor,\nYüreğim dile gelip, neden diye soruyor.\nBilirim sevenleri, Yüce Allah koruyor,\nSandım bahar yaşadım, ne hazin ki Sonbahar! \n\nMevsimlerde dört mevsim, gökyüzünde bulutsun,\nSesin gelir uzaktan, duygular da umutsun.\nMeçhule gideceksin, bu kalp nasıl unutsun,\nSandım bahar yaşadım, ne çare ki Sonbahar! \n\nHazan çığlıklarıdır, yürekteki bu sızım,\nDamla damla çoğaldı, gecelerde yıldızım.\nSeni yazan kalemde, bitmek bilmeyen hızım,\nSandım bahar yaşadım, ne acı ki Sonbahar! \n\nHakan KURTARAN\n25.03.2008-Aydın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan Mevsimi",
        "poet": "Ayşe Alioğlu",
        "poem": "\n\nHazan mevsimi gelince kapiya \nGüller baslayinca tek tek solmaya \n\nIste ozaman yüregime düser hüzün \nAtes düser yanar yüregim... \n\nYollar uzadikca uzarya nasil \nDaglar asilmaz ucurumlar \ngecilmez olurya \n\nIste ozaman yüregime düser hüzün \nAtes düser yanar yüregim... \n\nBir sevda masali düsermi gönlümüze \nYagarmi bir sevgi yagmuru yüregimize \n\nBen neredeyim sen nerelerde \nOdamda yalniz kalinca ben yine \n\nIste ozaman yüregime düser hüzün \nAtes düser yanar yüregim... \n\nYanacakmi yürekler hep böyle \nMahrummu kalinacak sevgiden \n\nHep ucurumlarmi olacak arada \nSevenleri ayiracakmi yanar daglar \n\nBen bunlari böyle hep düsün dükce \nIste ozaman yüregime düser hüzün \nAtes düser yanar yüregim \n(24.03.05)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan Mevsimi",
        "poet": "Ahmet Süreyya Durna",
        "poem": "\n\nYapraklar dökülende heyhat! Güz mevsiminde,\nGözlerin ufuklara mıhlandığı zeminde.\nÖlümle pençeleşen hastanın son deminde,\nŞakağından süzülen boncuk boncuk teriyim; \nBen hüzün şairiyim,ben hüzün şairiyim.\n                       ***\nGün tepeden aşarken vakit akşam olanda,\nGündüzler,gecelere gönülsüz ram olanda.\nGurbetteki yiğidin neşesi gam olanda,\nYüreğim lav püskürür sanki mahşer yeriyim; \nBen hüzün şairiyim,ben hüzün şairiyim.\n                       ***\nYokluktan,üzerine dağ devrilen yoksulun,\nKimsesiz kollanmaya muhtaç; yetimin,dulun.\nİçtenlikle Allah'a yalvaran naçar kulun,\nAhını can özümde duyan özge biriyim; \nBen hüzün şairiyim,ben hüzün şairiyim.\n                       ***\nBir yanık türkü duysam,o an efkarlanırım,\nKendi iç denizimde tufan koptu sanırım.\nVe başka alemlere tehcire zorlanırım,\nGönüllerden gönüle,sürgün gönül eriyim; \nBen hüzün şairiyim,ben hüzün şairiyim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan Mevsimi",
        "poet": "Selçuk Yıldırım",
        "poem": "\n\nher sabah uyandığımda,\nokul yolundaki gizemli sarmaşıklara baktı gözlerim,\nuzun ve güzel bir sonbahardı yaşadıklarım,\nokulun arkasında güneşlenirdi mavi patiskalar,\nilkokul kokardı çocuklar,ilkokul kitaplarındaydı çocuklar,\nmevsimler gibiydi ,inatcı,güleryüzlü......\nkül rengi bulutları kovalardık beraber,\nsevginin rengini çizerdik resimlere,\nbir başka büyürdü yüreklerimiz,\nıpıl ıpıl esen meltem olurduk biraz daha büyüyerek,\nsevdalar yazardık A,ile B,ile C,ile\nen güzel giysileri giyerdik,\nanadolu kokardık,kalem ,silgi,tebeşir,\nince bir ezginin ortasında budaklanan bizler ,\nçiseleyen yağmur damlaları gibi gülümserdik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan Mevsimi",
        "poet": "Onur Kaya",
        "poem": "\n\nBenim için sonbahar hazan mevsimi\nYapraklarını döken bir ağaç gibi\nÇırılçıplak kaldım senden sonra\nNe olursun dön artık yanıma \nÜşüyorum ısıt beni yine kollarının arasında\nAffet beni aşkım bu veda bana çok fazla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan Mevsimi",
        "poet": "Erhan Erbil",
        "poem": "\n\nHazan mevsimidir bu mevsim hazan\nHüzün tellalları dolaşır durur sokaklarda \nAvaz avaz ayrılık sesleri gelir kulaklarıma \nAklım hala kaldırıma düşen sarı yapraklarda \n\nAğaçlar soyunmuşlar çırılçıplak ortada \nNe acıdır ki elbiseleri de hemen yanı başlarında \nYapılacak bir şey yok belki de bu duruma \nSabırla beklemekten gayrı elden ne gelir başka \n\nAsıl beni düşündüren şey biraz biraz \nZaman nasıl geçivermiş hızlıca az az \nGözlerim dolar bu hazin manzara karşısında \nBir adım daha yaklaştığımı hissediyorum sonsuzluğa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan Mevsiminde",
        "poet": "Cemal Karsavran",
        "poem": "\n\nkahrolasi özlem\nnedir verdigin azap\nbir nefeslik an için\nyigilir kalirsin oturupta sineme\nnasil tasirim yükünü\nbitmelimiyim yoksa\n\nintihar kokulari saliyorsun\nüç günlük kelebek\nkonma göz ucuma\nkara bulut\nyag yagacaksan\nyada git basimdan\n\nyasamak mi dedin\nsizin oralarda var mi\ntüter gözlerimde hürriyet\naci hatiralari çikin edip\norganik hayatlarla\nertelenen çikmazda\n\nsoyum yok olsun\nkader mi bu\ntarih yazar siler gurbetlik\nterk edilen toprak parçasidir\nözlem hasret ekmek \ngözlerimde puslu bulut\n\nnafile degmez hiç bir tebessüm\nbirak ot olarak kalayim\nacilari katik yapip ekmegime\nadi kalsin sevgilerin\ndüsen her yaprakta\nhazan mevsiminde\n\n27-05-2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan Mevsimi",
        "poet": "Mehmet Özkısa",
        "poem": "\n\nBir gün unutulur da çıkarsam aklından.\n\nGünü yasama derdine düş de beni an\n\nVe yürekte hüzün, mevsim HAZAN\n\nOlunca hatırla ağlayan gözlerimi.\n\nGelirsen mezarıma öldüğüm zaman.\n\nOturup  da ağlama sakın ardımdan,\n\nVe yürekte hüzün, mevsim HAZAN\n\nOlunca hatırla ağlayan gözlerimi.\n\nSevgiler sahte, sözlerse yalan.\n\nVirane bir gönüldür benden kalan.\n\nVe yürekte hüzün, mevsim HAZAN\n\nOlunca hatırla ağlayan gözlerimi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan Misali",
        "poet": "Selami Meriç",
        "poem": "\n\nHayat hazan misali tel tel dökülür,\nHemde sarı sarı\nVe ona inat gülmeli,\nPembe pembe\nBakmalı yeşil yeşil\nHaykırmalı beyaz beyaz\nİnceden kıvrılmalı yalın ve siyah\nSevişmeli deli deli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan vakti",
        "poet": "Salih Yıldız",
        "poem": "\n\nİlkbaharda yeşil olan bahçe bağ\nHizmetini gördü hazana durdu.\nÇiçeklenip güzel olan yüce dağ\nÇok kısa bir zaman hayaller kurdu.\n\nÂlem devir daim fır-fır dönüyor\nKoskoca yıldızlar yanıp sönüyor\nİnsanoğlu her gün bir gül yonuyor\nBoş dolu heybeyi sırtına vurdu.\n\nMalı mülkü yığdı üstü üstüne\nApartman han hamam koydu büstüne\nBöyle erişilir sandı rüştüne\nYedirdi içirdi azdı kudurdu.\n\nGeldi çattı işte bir hazan vakti,\nDöndü dolaştı su mecraya aktı\nHer kes kazancını boynuna taktı\nAçıldı önünde ahiret yurdu…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan Türküsü",
        "poet": "Gül Altuntaş",
        "poem": "\n\nYine kapımdan bir sonbahar geçer,\nYoluma dökülür sarı yapraklar.\nGönlüme sokulur ince bir keder\nDerdime dert katar sarı yapraklar.\n\nBoşa geçen yıllarımı özetler,\nAlnıma çizgi çeker sarı yapraklar.\nSanki penceremden beni gözetler,\nÖmrümden gün çalar sarı yapraklar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan sarısı",
        "poet": "İlhami Arslantaş",
        "poem": "\n\nBir serap olurken gözünde ışık\nÇöl mü aşık idi mecnun mu aşık\nBen  gönül teline olmuşum eşik\nGönlüme  doğuyor gece yarısı\n………Gözü yeşil saçı hazan sarısı\n\nBalerin  edalı kıvrak tay gibi\nKemanın üstünde esnek yay gibi\nOn dördüne basmış dolunay gibi\nGönlüme  doğuyor gece yarısı\n………Gözü yeşil saçı hazan sarısı\n\nO bahtımın aydın günü beratmış\nSevdasını  kendi  sahi yaratmış\nSaçlarını sam yeline taratmış\nGönlüme  doğuyor gece yarısı\n………Gözü yeşil saçı hazan sarısı\n\nDer İlhami ol bahrinden içerim\nBillah canı verir serden geçerim\nYanar durur derinlerden içerim\nGönlüme  doğuyor gece yarısı\n………Gözü yeşil saçı hazan sarısı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan ve Hüzün",
        "poet": "Mahmut Gider",
        "poem": "\n\nUzak iklimlerin yalnız çınarı\nOrmanlara küskün,güllere küskün\nÖrter gölgesiyle tüm günahları\nAcısı bendedir,sancısı bende.\n\n Toprak suya hasret su kıtlık kıran\nYağmur küskün sanki; bağ,bahçe viran\nÇatlak dudaklarla tüm canlar bi-can\nSızısı bendedir, sancısı bende.\n\n Küçük kıyamet sanki nefes nefese insan\nYargıç kırdı kalemi tek suçlu zaman\nYalnızlığım nedense amansız ve kocaman\nYazgısı bendedir, sancısı bende.\n\n Rüzgar tufan oldu; tufan kıyamet\nBahar hazan oldu hazan felaket\nÇekildi ipi masum sözlerin\nBestesi bendedir,ezgisi bende.\n\n                                     27 Kasım 2006-Diyarbakır-\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan ve Hüzün",
        "poet": "Ömer Doğanlı",
        "poem": "\n\nyavaş yavaş\ngiderek kısalmaya başladı günler\n-\nnerede o kavuran güneş\nşimdi buz gibi ayaz var\n-\ndüşüyor üstüme tek tek\nsararmış soluk yüzlü kuru yapraklar\n-\nfarkındayım her şeyin\ngeldi hazan başladı hüzün\n-\ndalından düşen her kuru yaprak\nsürünmeye mahkum artık\n-\nyapraktan yoksun dal\nbekleyedursun yeni baharı\n-\nyalnız kalan dalla birlikte\nsarar beni de hüzün\n-\nyapraksız dalın özlemi\nyeniden yaprak vermek\n-\nbekleyip bahara ermek\nrüzgarda yapraklarıyla hışırdamak\n-\nyapraksız dalın hüznü\nhazanda yaprağını dökmekle başlar\n-\nözlemi ise\nyapraklarına yeniden kavuşmak\n-\nher hazan bir hüznü\nher hüzün bir özlemi başlatır\n-\nözlem\nhayata tutunduğumuz daldır\n\n(23/09/2010)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan Vurdu Artık Bu Bağlara",
        "poet": "Nafiye Şahin",
        "poem": "\n\nHazan vurdu artık bu bağlara\nGazele dönmüş yapraklar bir bir düşüyor\nIlık bir meltem esse bile bir dostu alıp gidiyor\nBir acı haber hançer saplanırken\nGözümden bir damla yaş süzülemeden kuruyor\n\nBiz yaşlandık mı\nSanki daha dün gibi\nNasıl da geçti onca zaman\nSanki kısa bir gün gibi\n\n(03.09.09 Perşembe 11:00 / İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan Ve Umut",
        "poet": "Ayşegül Tezcan",
        "poem": "\n\nKaranlık bir şehirde eski bir ağacın altında can çekişen umutları ölüyordu kucağında. Menzili yoktu sevdalı gözlerin, bir damla yaş olur akardı mevsimlerin sonbaharı. Saatler hüznü vururken sevdaya hazırlanan bir kadındı hazan. \n\nZamansız gidişlere ağıtlar yakar, yalnızlığında elleri üşür, ulu orta salar hüzünlerini geceye, efkarlanırdı. Baş belası bir yürek sol yanında, ne yapsa yar olmuyor başkasına güz. Gece düşlerinde bir damla süzülürdü yanağından. Yürek atışları sevinci ıskalarken, tarihlemezdi sızlayan günleri. \n\nAvaz avaz bağırırdı cehennem suskunluğu. Her gece ağlarken kadın aynı evin üzerinde, kanarken yaraları dört duvar yıkılırdı ahından. Dönüm dönüm karıştırırken yılları hep aynı düş gözlerinde. Dertten başka bir şey görmese de inadına kocaman gülücükler bırakıyordu aynalara. Minik mutluluklarıyla hayatı sevmeye koyuluyor, katı bir yürekle bedeli çoktan ödenmiş yıllara dayanıyor kraliçe hazan.\n\nUyanamadığı uykulara yatmak ister her akşam, hayallerin derinine düşer çıkmak istemez. Anılar gibi bir gece çöker omuzlarına. Mavi dalgalara kavuşur özlemli bedeni, akşam sefalarının hanımeli kokusunda uzanır saçları. Gecenin tülleri alevlenir, düşünen gözleri her bakışta yıldızlara, sevdalanır aşka… Siler yaşlarını ve dayanır vurgun bakışlara. Kaybederken gerçeklerini düşlerin peşinde, ne kadar uzaktır hayat ve ömür geçer gider avuçlarından. Bildiğiniz sonbahar değildir bu hazan, bitmez çilesi bu dünyadan göçmeden… Şarkılarda söylenen yalnızlığa alışır aşka sevdalı kadın.\n\nSaatler hüznü vurdu yine. Yağmur ertesi, karanlık bir güne uyandı gözlerindeki gülümseyişle. Sevme vakti gelmişti saatlerde; geç kalmamalıydı gece saçlı, sonbahar gözlü kadın. Boynuna hüzünle bezenmiş özlemlerini taktı hazırlandı çok sevmeye. Nankör yolculukları bıraktı zamana, alnındaki karayazıyı ve hayata borçlarını sildi bir kalemde. Gecikmişlik sarsa da tomurcuklarını, gülümsedi karanlık bir güne. Derken, güneş doğdu birden bire öptü sevdalı hazanın yanağından, öyle umut doldu ki anlatamam size. Bir başka gülümsüyordu tomurcuklarına artık üşüyen elleriyle. \n\nSavurdu kendini uçurum rüzgarlarına, yalnız harflerdi dokunduğu ama üşümüyordu artık elleri. Güneş öpüyordu dokunmaya kıyamadan, sevdalı kadın her gün batımı gitmek isterdi sevdiğinin ardından, lakin gidemez. Günebakan çiçeği gibi bükerdi boynunu. \n\nGeceler bitmek bilmez işkence olmuştu güneşin özlemiyle. Sabahları ümitle beklerdi. Özledikçe suyla konuşur, yağmurlara sarılırdı sevdalı hazan. Bir yudum bakış değinceye kadar dudaklarına, yanardı suyun karşısında… Damla damla kanar biterdi geceler, kısalan günlerde hasret çarmıha gerilir, her sabah sevgili güneş yanağından öper, sonra bedeninde gezer, ayakuçlarında boynu bükük terk eder hazanın hüznünü. Özlemleri yarına ertelerdi, sevdadan yana susuz kalmış çiçekler. Hiçbir yangı yakmazdı bu kadar sevdalı kadını.\n\nUmut fidanları büyürdü gecelerde boy boy\nSahilde çıplak ayakla gezer kraliçe hazan\nGelecek umuduyla güneşi bekler\nİki yağmur damlasıdır düşler\nSevdayı yazar bakışlara\nHer günbatımı hüzün değer kirpiklere\nGece haince dokunur tetiğe\nSonsuzluğa kapanır sevdalı kadının gözleri\nÜşür umut hazanın hüznünde\nUmudun üşüdüğü yerde ölüm vardır.\n\n04/11/2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan yaprakları",
        "poet": "Mehmet Hanifi Aliosmanoğlu",
        "poem": "\n\nSöz geçmiyor kalbimin hayaline,düşüne,\nYanmışım kaç sevdanın zoraki ateşine\nKapılır gider gönlüm bir rüzgarın peşine\nSürüklenip giderken sonbahar yaprakları\nSürüklenen her yaprak gönlümün sonbaharı\n\nGazel düşmüş bağıma,ruhumda hazan sanki\nŞimdi veda akşamı gelmiş zaman inanki\nHazan hüzün vaktidir,hasret yüklü bir anki\nSürüklenip giderken sonbahar yaprakları\nSürüklenen her yaprak gönlümün sonbaharı\n\nYaşım ermiş kemale sonbahar içindedir\nBuruk bir şarap tadı duygusu gönlümdedir.\nHazanda esen rüzgar yüreğimi titretir.\nSürüklenip giderken sonbahar yaprakları\nSürüklenen her yaprak gönlümün sonbaharı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan Vurmuş Belli",
        "poet": "İsmail Sağır",
        "poem": "\n\nHazan vurmuş belli, yüzünü asma\nDökülse yaprağın hayata küsme,\nNefes alıyorsan ümidi kesme,\nHer kışın ardından ilkbahar gelir.\n\nKuşlar uçar iken sürünür yılan,\nKendine yön verir ibreti alan,\nİşte sana gerçek sanma ki yalan,\nHer kışın ardından ilkbahar gelir.\n\nPişiriyor seni hayat okulun,\nHüneri yoklukta görünür kulun,\nMutlak sonu vardır çıktığın yolun,\nHer kışın ardından ilkbahar gelir.\n\nŞeytana uyarsan aklın dolaşır,\nHiç yoktan pisliğe, şerre bulaşır,\nNedamet gözyaşın Hakk’a ulaşır,\nHer kışın ardından ilkbahar gelir.\n\nSağırozan der ki; us yolu açar,\nYaratana sığın bırakmaz naçar,\nDağılır bulutlar gün ışık saçar,\nHer kışın ardından ilkbahar gelir.\n……………………………İsmail SAĞIR\n\n*************************************************************\nYÜREK TAŞKINLARI\n*************************************************************\nAYAZIN ZIRHINI, CEMRELER DELER \nYAYILIR KOYUNLAR, KUZULAR MELER \nYARADAN MEVLANIN BÜTÜN DENGELER \nHER KIŞIN ARDINDAN İLK BAHAR GELİR,,,,,,,,,,,,,OZAN ALİ AYDIN\n...................................................................................................................\n\nSabahı olmayan bir gece var mı? \nVakti gelmeyince güneş doğar mı? \nTersini söylemek akla sığar mı? \nHer kışın ardından Nevbahar gelir.....Ahmet Atasoy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan Vurmaya Görsün",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHazan vurmaya görsün, yeşillerde sararır,\nSararan yeşillerin gündüzleri kararır.\nHer sarı yaprak düşmek zorunda bil ki yere,\nSarı renkte kaybolur, düşen yaprak morarır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan Yaşlarım",
        "poet": "Hakkı Hakan Kaya",
        "poem": "\n\nözlem diyorlar\ngözlerimden akan yaşa\n\noysa \nfırtınanın elinde savrulan\nkuru bir\nhazan yaprağı gibi\n\nçaresizliğimeydi \ngözyaşlarım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan Yeli (Bestelendi)",
        "poet": "Ahmet Berat Ünal",
        "poem": "\n\nAkşam esen hazan yeli hep aşk şarkısı söylüyor.\nAğaçlarda sonbahar yapraklar dökülüyor..\nGülüm benim sonbahar; bu kalbim seni arar; \nGurbette kalmış gibi, bir düşünceye dalar..\n\nRüzgârda salınan saçlar; nerde o, o bakışlar? \nHep hayâl moldu şimdi; elâ gözlü kara kaşlar..\n\nHavalarda karardı; uçuşuyor yapraklar.\nSokaklarda sürünen sarışın bir sonbahar..\nGülüm benim sonbahar, bu kalbim seni arar; \nGurbette kalmış gibi, bir düşünceye dalar...\n\nKasım 1975\nNoter n. 3616\nHazan: Güz, sonbahar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazan yaprakları",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nAralık ayının ortası geldi\nhalen hazan\nmasanın üzerinde \nçiçek dolu vazom\ndökülen yapraklar süs olur\netrafı  yapraktan çiçek bahçesi \t\nyaşanası ve görülesi\n\nKasım 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazana Ermiş Gibiyim",
        "poet": "Meryem Burma",
        "poem": "\n\nBaharda kalmış goncalar gibiyim\nAçmadı dalında solacak gibiyim\nÜzülüp ağladım yüreğim buruk\nBahardan geçip hazana ermiş gibiyim\n\nEllerim boşlukta kalsa da bir an\nUmutsuzluktan uzak kalırım o an\nYüreğime sığdırmasam da aşkını ben\nKorkmadan senin sevgine sarılırım o an\n\nTarih: 17.06.2009/Çarşamba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazanda Ağaç ve yapraklar...",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nYaz bitti güneşte neşe söndü\nSarı sarı sarım sarım yapraklarda\nSanki güneş rengini yapraklara verdi\nVe üşüyen ellerimizi çevirdik sanki sarı yapraklara...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazandan Armağan",
        "poet": "Gülten Bilir",
        "poem": "\n\nSonbahar hüznü.\nÇöktü omuzlarıma aldırmıyorum.\nAğaclar sararan yapraklarıyla vedalaşıyor.\nArtık bahara hazırlık yapıyor.\nSaçlarıma düşen tektük aklar,\nNede yakışıyor siyah saçlarıma.\nYormuyor ayaklarım beni,\nOnların istediği gibi davranıyorum.\nSonbahar gelmiş bana.\nHüzün yok keder yok ama.\nİlkbahar bir ağaçlara degil,\nAra ara hepimize geliyor.\nBu ilkbahar banada gelecek.\nBiliyorum sevincim telaşım ondan.\nOndandır sızılarımın hafifliği,\nOndandır derin derin nefes almam.\nOndandır deniz kenarlarında oturmam.\nMaviliğinde kaybolmam.\nİlkbaharda beyazlarım, yeşillerim, kırmızılarım\nRenk renk ciçekler açacak.\nİlkbahar güzel gelecek \nHepimize bu sefer biliyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazanım acı acı gülümsüyor",
        "poet": "Önal Irgıt",
        "poem": "\n\nGözlerim,öksüz gözlerim; \ndeli gönül,sizlere,cefa mı ediyor? \nkuzusunu,kaybeden analar gibi; \nnasılda,feryat,figan eğliyor\n\nVarlığın bir,yokluğun,bin dert oldu,meleğim; \nkalbim,beni,bana şikayet ediyor\ngel artık,bak! baharım da yazım da geçti; \nhazanım,şimdi,acı acı gülümsüyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazanımızın Baharı",
        "poet": "Teoman Temel Süer",
        "poem": "\n\nHAZANIMIZIN BAHARI\n(ak saçlılara,sevgililer günü şiiri) \n\nGüneşler doğdu,\nMevsimler birbirini kovaladı,\nYıllar köpük köpük aktıda,\nAnlayamadık.\n\nBir ömür geçti,gençlik bitti,\nTorunlarımız oldu,\nŞehir büyüdü,büyüdü de,\nAnlayamadık.\n\nBir gülüş,tatlı söz,bir bakış,\nHayatımızı sürükledi,\nAynadaki yüzümüzü,\nsaçlarımızın ağardığını,\nAnlayamadık.\n\nAşk şarabından içtik,içtik,\nCanan değil,canım dedik,\nGençliğimiz geçip gitti de,\nAnlayamadık.\n\nHasretide yaşadık,\nAcılara tuz bastık,\nBoğazımıza düğümlenen hıçkırıkları,\nAlıp,alıp da  götürdüklerini,\nAnlayamadık.\n\nHayatı birbirimizden çaldık,\nÇareyide birbirimizde bulduk,\nYaşadıklarımız bir masalmış... da,\nAnlayamadık.\n\nKaranlıklardan önceki,\nSon çıkışa yaklaştığımızı,\nBahçemizde solan çiçekleri,\nDökülen yaprakların manasını,\nAnlayamadık.\n\nAnladık,anladık artık her şeyi,\nAcımasız hayatı,\nYaşam dediğimiz değirmende,\nNasıl öğütüldüğümüzü anladık,anladık.\n\nArtık yaşıyoruz,\nHazanımızın baharını,\nYeşertiyoruz çiçekleri,\nSevgimizi,aşkımızı.\n\nHep pozitif düşünüyor,\nHoş planlar yapıyor,\nYeşertiyoruz çiçekleri,\nSevgimizi,aşkımızı.\n\nDoya doya yaşıyoruz,\nHazanımızın baharını.\n\nDoya doya yaşıyoruz,\nHazanımızın baharını. 29.01TEOMAN2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazanın Eylül Demi",
        "poet": "Ahmet İdrisoğlu",
        "poem": "\n\nEn iyi ben bilirim hazanın eylül demini,\nSen başka deryalara sal, \nGönlündeki sevda gemini.\n\nBen durgun sularımda\nDenizkızları gibi süzgün,\nSen kendi sevdalarında, istemem seni üzgün.\n\nSen sahillerinde sevdanla\nYakamozları yaşarsın,\nBen ardında dağların neler düşlerim, şaşarsın.\n\nEn iyi ben bilirim\nSanki doğum sancısı,\nYaklaşan sessizliğin acısı.\n\nEylül akşamlarında düşlerin\nPuslu, savrulan sarı yapraklarda uçuşur,\nKalbin son baharında neden sevdaya koşuşur? \n\nBitmeyecek bilirim\nEktiğin eylülde tohum,\nYok, bekleme benden, bu demde sevdada yokum.\n\nGeçmese de yüreğin\nSevdadan eylül sabahı,\nBenden söylemesi, boynunadır günahı.\n\nGel, tut elimi,\nYaşayalım eylülde, birlikte hazanı,\nSürelim birlikte sefayı, eylülde mutlu her anı.\n\n22.Eylül.2008 01.50\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazcı",
        "poet": "Ali Bozkurt Niyazlar",
        "poem": "\n\nEy maddesel hazcı\nÖzgürlük değil\nHazzın kucağında oyuncak olmak\nMahkum olmaktır maddeye\nHem de kaç maddeye\nÇok maddeli haz yasalarından \nMahkum olmaktır son haddeye\nTükettikçe özgürleştiğini sanırsın \nSanıp aldanırsın\nözgürlük sanısı boğar seni\nKaybolursun tükettiklerinin arasında\nSeni sen yapan değildir tükettiklerin\nTükettikçe tükenirsin\nÖzgür bir kuşun kanat çırpışı ne güzeldir\nNe güzeldir özgür bir kuşun ötüşü kafestekinden\nTükettiklerin kafesler seni\nKanatların zayıflar sesin düşer\nSen sen değilsindir artık\nTercihin miniminnacık kafesti\nKoskoca gökyüzüne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazansu",
        "poet": "Hayrettin Taylan",
        "poem": "\n\nSessiz ,sazsız,sensizdi hüzün. Sağdıkça  gelişleri   süt kokan   özlemlerim depreşir. Acı, girdabını kalamayışların salıncağında sallarken, örgeli mutluluklarla sensizliğe tutunuyorum.\n   Hani hatırlar mısın otobandır diye arabayı sana vermiştim. Ve bir otobüs şoförü  bizim arabayı sıkıştırmış sen heyecandan sol şeride kaçmıştın.Ölümle göz göze gelmiş,gözlerindeki  korkunun  soyadı okunmuştu.Yan yana kalmanın  kırık gündönümünde  kalışımızı kutlayan    ruh haline nazireler dizen  yolun  ta başındayım.Bolu Tüneline az kalmış  hayallerimizin,ölüme yakın acılarından, gitmelerinin asıl tünelinde  gidişinin  usturalı  adımlarında keyfim henüz yörüngesine  fırlatılmadı.\nÖtümüz dudaklarımızda popüler parçalarını ütülerken nakaratı tüm  yürekleri  parçalıyordu.\n  “Efsaneler yazdırdım sevday-ı aşka dair,\n   Gamdan dilimde Hayri hali ferağ olaydı\n\n Oturmuşum Harput kaya başında sensizlikte gazel okuyorum   yar   ben nedeyim? \n“ Ayrılmışam eşimden,\nEşimden yoldaşımdan.\nMastar dağı ben miyim? \nDuman kalkmaz başımdan. Çadır gurdum düzlere\nTiken oldum gözlere\nAha ben gidiyorum\nHarput galsın sizlere Çitimi çit eylerim,\nUcunu bit eylerim.\nSenin gibi güzeli\nArdıma  diken eylerim. Dağ ayrı, duman ayrı\nGaş ayrı, keman ayru\nEl bizi çoh gınıyor\nGezek bir zaman ayrı Mehlemizde yok mudur? \nBi gız bana çok mudur? \nBu mahle gızlarının,\nGöynü gözü toh mudur? Gol aç gelene doğru\nGül at gülene doğru”. \nUnutuldukça,unutulan ezgilerin  gizlerinde saklı yerlerim parelenir,sana yaralanır  yaralarım.Kangren   bir gidişi pansuman etmedin ki?  Kendi acılarının bıçak sırtında  yeni huzurlar bekledin.Sahi bensiz  ne zaman mutlu  olacaksın? Hangi  huzur pınarı  beyaz sevdandaki  acılı damlalarımı yok edecek? Hangi kırmızı su  temizleyecek kızıllaşan  hüzünlerimin senli  beyazlarını. İkimiz dünyanın en büyük aşkına adayken ki Avrupa Aşk Birliğine  girmek için  yeni sevgi  yasaları çıkardık. Oysa sen gidip  hazanlar kıtasına  Afrika dahil ve ahili karalara sığındın.\n   Sen tutkuların beyaz zencisin. Gözlerin  sözlerimi geçtikçe  yeni sözlükler çıkar  kavuşamadığımız her cümle  umutlarda.\n          İmkansızlıkların kıyımlarla parsellenen  kalırların kahırlarında  kasrımı, hasmımı   bütün cürümümü serdim yoluna.Yolun yol mudur?  Hangi  yol aşk,hangi aşk  yola   yol eder söyle  Hazansu…\nİlkbahar oldu içimdeki  kavuşma  mevsimde, sen ruhundaki  karakışları  bitir. Özlem odalarında bir ışık seli  yolla,kolla beni   güzeller arasında.\n  Gönlüm  sevmeye çok yakın,her  an   yeni bir adrese postalanacak gibi; ama tüm adresiz sevgi mektupları bana postalanmışken,yalnız sen kokarken hayat nasıl olacak bilmiyorum.\nÖlümsüz  sandığım   tüm sevgilerimizi sandığa koydum,aşkın Firavun’u bir gün  sevme Musa’mı öldürmesin diye.Ki sevenleri de kavuştururmuş Hızır.  Yabansal güneş doğuyorken  sen gittiğin şafaklarda,bir ben çevremde,yalancı  ve baharları anlatıyor aşklara.\n Aşırı bir yolculuktur   gelemeyeceğin köprülerinden geçerek yüreğinin yörüngesine  fırlatıldım yeniden. Havasız,sensizim. Yüreğinin kraterlerinde  bir damla su aradım.Venüs’ünde  ne sen ne de suların var.Susuzum,suçsuzum,sensizim. Al götür, gülüşlerinin  benli iklimlerine. Sensiz göçebe  yalnızlığın kirli mintanlarını çıkar,giydir beni gecelerine.Sus yalnızca bak   nemli  ela gözlerime. Gül bakışlım; ‘ölmekle  gülmek  arasında  üç günlük  dünya sıkışmışken sakla,akla beni   yaralı yüreğinde.\n Ben senin  hücrelerine işlenmişim,ben senin gözlerine  güneşlenmişim, ben senin sözlerine  sonsuzlaşmışım,ben senin acılarının kitabına yazılmışım  bir kere.Ben senliyim,senli   anladın mı Hazansu…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazdayım",
        "poet": "Güler Turan",
        "poem": "\n\nHaz(d)  ayım\n\nÖyle bir mevsim ki gönlüm, işve_ naz, hep sazdayım\nBir sihirdir sanki ömrüm, ilkbahar hep, yazdayım\nŞarkı söyler mor menekşem, rakseder tüm lâleler\nHârelenmiş ay gülümser, rind-i şeydâ hazdayım.\n\nGüler TURAN(babidim)\n fâ i lâ tün/fâ i lâ tün/fâ i lâ tün/fâ i lün\n\nNOT:\nrind: Dünya işlerini hoş görür, aldırış etmez kimse.\nRind-i şeydâ: Sevgisinden aklını kaybetmiş, şaşkın divane..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazanın Ta Kendisiyim Ben",
        "poet": "Burhanettin Akdağ",
        "poem": "\n\nYüreğim burkuluyor, dönünce mevsim hazana\nSararıyor yapraklarla birlikte  mahzun gönlüm\nSolgunlaşıyor hayatın tüm renkleri beynimde\nBir dolu hüzün kaplıyor içimi hazanda\n\nMahzunlaşıyor kalbim, dönünce mevsim hazana\nKurumuş güllere benziyor umutlarım, hayallerim\nDüşüyor toprağa,  giden bir yıl daha ömrümden\nBir dolu hüzün kaplıyor içimi hazanda\n\nAşklar bile hız kesiyor dönünce mevsim hazana\nAğırlaşıyor bedenim, uykuya dalıyor duygularım\nAlgılamıyor ruhum, sevdanın kokusunu\nBir dolu hüzün kaplıyor içimi hazanda\n\nSevdalarım kanatlanıyor uzaklara, dönünce mevsim hazana \nGöçmen kuşlar gibi, kaçıyor benden coşkularım\nRenklerim bile dönüyor, maviden griye\nBir dolu hüzün kaplıyor içimi hazanda\n\nÖylesine yalnızlaşıyor ki ruhum, dönünce mevsim hazana\nNe bir ses, ne mektup, ne arayan ne de soranım\nHasretlerin, ayrılıkların ilk durağındayım\nBir dolu hüzün kaplıyor içimi hazanda\n\nBir başka boyuta formatlanıyorum, dönünce mevsim hazana\nSanki yaşayan ben değilim, kalmamış heyecanım\nAma aslında 'hazan',  benim bir diğer adım\nBir dolu hüzün kaplıyor içimi hazanda\n\nDurgunlaşıyor sevgi denizim, dönünce mevsim hazana\nGökyüzü ağlıyor,  susuyor gönlümde sevilerim\nHayvanlar bile kaçışıyor, kırdan bayırdan\nBir dolu hüzün kaplıyor içimi hazanda\n\nSevdama ağıt yakıyor bulutlar, dönünce mevsim hazana\nŞimşeklerle çakıyor, yıldırımlarla yağıyor hiddetim\nHüznüme beste yapıyor esen rüzgarlar\nBir dolu hüzün kaplıyor içimi hazanda\n\nRuhumla bedenim bütünleşiyor, dönünce mevsim hazana\nYolculuğa çıkıyor, bir başka bahara aşkım ve sevdam\nHazanın ta kendisiyim ben, derdimle sarmaş dolaş\nBir dolu hüzün kaplıyor içimi hazanda\n\n(31.08.2005)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazım Krizi",
        "poet": "Gülşen Destanoğlu",
        "poem": "\n\nyastayım \nyanıyormuş kağıttan kahraman \n\nyastayım \nküre kaçmış kıçına \ninliyormuş babavatan \n\n... \n\nben de buna hastayım \n\ndünyayı yesem doymam sanan \nniye şikayet eder ki hazmından\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazar'a Bütün Şair ve Sanatçı Dostlar Davetlidir",
        "poet": "Bedrettin Keleştimur",
        "poem": "\n\n\tDavetimiz var… Bir gökçe çadır kuruluyor Hazar’da… Şiirin, sanatın, edebiyatın ses ve söz mimarları Elâzığ’da, 25–28 Haziran tarihlerinde bir araya geliyorlar. Bu bir kurultaydır, bu bir şölendir, bu bir edebi bayramdır. 20 milyon km2’yi bulan bir büyük coğrafyanın Hazar’da soluklandığı gündür…\n\t1992 yılında ilk yolculuk, Fikret Memişoğlu anısına yapılan şiir akşamlarıyla başlamıştı… Yıl, 2009… 25–28 Haziran tarihleri arasında, 17.’sini usta şair Necip Fazıl Kısakürek anısına yapılacak olan Uluslar arası Hazar Şiir Akşamları’nda çok zengin bir edebi sofra hazırlandı. Bu coğrafyanın bir bakıma, ‘gönül birliği’ ne çağrı diyebileceğimiz şiir sanatının ustaları bir araya gelecekler.\n\tŞiirin tarifine; irfan deriz, hikmet deriz, nesillerin ruhu deriz, nutku ilahi deriz, milyonların yüreğini bir sese, bir soluğa taşıyan musiki deriz… Güzel sanatların tacı olarak kabul gören şiirle bir milletin dili, irfanı, edebi, ruhaniyeti ve kimliği bütünleşmiştir. Şiirde bizim destanlarımız, bizim türkülerimiz, ninnilerimiz, feryatlarımız, figanlarımız, sevinçlerimiz vardır. Şiirde; bilgimiz, yüreğimiz, cesaretimiz, tarihe olan alakamız, çizgilerimiz, desenlerimiz, renklerimiz vardır. \n\tBir şiirimizde ne diyorduk, \n\t\t“Gönül mızrabını vur, nesrin bittiği yerde\n\t\tŞairleri haykırsın bu milletin her yerde\n\t\tŞirin Sivrice’de düğün, şiir gecesi bugün; \n\t\tMısraların dilinde, ‘Ülkü’ kalmasın yerde”\n\tİsterseniz bugün sizlere şiir diliyle tarihi konuşalım… Kırgızistan’dan, Kazakistan’dan, Türkmenistan’dan, Bulgaristan’dan, Makedonya’dan, Azerbaycan’dan, İran’dan, Kosova’dan, KKTC’den, Kerkük’ten Hazar’daki büyük edebi toya iştirak eden ak yüzlü, bilge sözlü, kartal bakışlı, civan duruşlu; aynı gövdenin baharında çiçek açmış, cümlesine meyve vermiş dalları kanat gerecek söz ve ses ustalarına merhaba diyelim!\nBizler, tarihte savaşları yaşadık, göç denen dalgalara kapıldık, Söğüt’ten öğüt alıp Edirne’den üç kıtaya doğru at sürdük. Adriyatik’ten Çin Seddine  bir koca yurt, kurt başlı beylerin adil ikliminde şenlendi/ dinlendi soluklar.. Elinde kopuz Aprunçur Tigin’le ses titredi, söz kanatlandı çağlar ötesine.. Sivas elinde âşık Veysel derler adına, sazıyla gözündeki ağuyu siler oldu! \n           Destan Şairimiz Niyazi Yıldırım bugünleri şöyle dile getiriyorlardı; \n        \t\t “Bu kopan fırtına, Orta Asya’da\nYüz yıl sonra Anayurt uyanması..\nBahar müjdesidir gonca çığlıklar,\n Gök gürültüleri... Kurt uyanması...” \n        At ve Çadır bizim gökçe medeniyetimiz diye adlandırılmıştır. Çadır, Sinan’ın elinde cihan eserine sembol ‘kubbeleşti..’ Ve, şairin dediği gibi, “Çil, çil kubbeler serpen ordu..” Kök saldı toprağın derinliklerine. Avrupa’da Türk İzleri, sadece eserde değil; onları nakışlayan ses ve söz dehalarının ikliminde vücut buldu..\n      Destanlarımıza bakınız; “Demiri Dövdük..” Dağları erittik, ayaklarımızın altına serdik, insanlığa hediye ettik koskoca medeniyetleri.. Masallarımız, kahramanlarla çocuklarımızın gözlerini büyüledi.. anne sütü gibi gönüllerini ferahlattı.. Gürbüz yiğitler çıktı, vatan coğrafyasında.. Ses verdiler, Ötüken  yaylasından.. Ders aldılar, Ahmet Yesevi’den.. Semerkant, Buhara rüyalarını süsledi, her dem.. Kaşgar, dillerini bezedi.. Aktılar, doğudan batıya doğru.. Bahar coşkusu içerisinde Yunusça dillendiler, Ahi Evran Konağı’nda yeni dünyalar, yeni iklimlerle tanış oldular.. Şeyh Edebali, Emir Sultanlarla hayata barış oldular.. Fuzuli’den Nesimi’ye.. Şeyh Galip’den,  Yahya Kemal’e bir yay kirişi gibi gönül iklimini sevdalarına gerdiler.. Bir hayat ki, Dede Efendilerde, Itrilerde billurlaştı.. \n\tBugün gibi hatırlarım… Doğu Türkistan’ın manevi lideri İsa Yusuf Alptekin’i Elâzığ’da ağırladığımızda, rahmetli Şeref Tan duygularını şöyle dile getiriyorlardı; \n        \t\t “Arifesindeyiz kutlu bir günün\nYarın şirin Sivrice’de şölen car\nMuhasebesini yaparsak dünün\nHesabını ak alınla veren var.”     \n\tHesabını ak alınla veren Türkmen beylerini 25–29 Haziran 2009 tarihlerinde ağırlamaktan büyük bir haz ve mutluluk duymaktayız. Hazar’da misafir ettiğimiz Dilaver Cebeci, “Harput’ta bir Gün” isimli şiirinde Elâzığ’ı, Elâzığ insanını o kadar nezih ifadelerle tarif ediyorlar ki, şiirin sanat gücünü ve güzelliğini burada bir daha anlatmak isterim;\n\t\t“Müstezatlar, Hoyratlar sızlatırken geceyi\n\t\tGeldi Harput ahengi kuşattı Sivrice’yi\n\t\tBu ahenk göç eyleyen bir kuşun ahengidir\n\t\tHasretten gönül dağlı Gakkoş’un ahengidir\n\t\tGakkoş coşkun bir âşık, yani sevgiden serhoş\n\t\tNezaketle asalet birleşip olmuş Gakkoş” \nHazar Şiir Akşamları dünden bugünlere gelindiğinde, bu şehrin bağrından çıkan edebi şahsiyetlerin anısına yapıldığını görüyoruz.  Bu şehri kendi değerleriyle, kendi tarihi ve edebi şahsiyetleriyle bir bakıma buluşuyordu. Fikret Memişoğlu, Niyazi Yıldırım Cenani Dökmeci, İshak Sunguroğlu, Şeref Tan, Hacı Hayri Bey, Fethi Gemuhluoğlu, Ahmet Kabaklı, Dede Nüzhet ve... Hazar Şiir Akşamları, Türk dünyasının edebi şahsiyetleri anısına da yapılarak büyük bir kadirşinaslık örneği göstermiş oluyordu. Bunlar arasında; Cengiz Aytmatov, Mağcan Cumabay, Elmas Yıldırım, İsa Yusuf Alptekin isimleriyle bizleri derya dünyalarımıza, coğrafyamıza taşıyorlardı.  O sebepledir ki dünden bugüne o kadar canlı edebi köprü ve o köprünün can ayakları/ mihnet taşıyıcılarını buluşturan bir tatlı serüven olarak da adlandırılır, Hazar Şiir Akşamları..\nBütün bu çalışmalar Elâzığ’ı haklı olarak çevresinde mümtaz bir konuma taşımıştır.\n\t—Elâzığ; ‘küçük Hazar da’  Şiir, Kültür, Sanat ve Edebiyatın Türk Dünyası kurultayını yapmıştır! \n\t-Elâzığ  bu faaliyetlerle,haklı olarak isminden; ‘şiirin Başkenti..’ olarak söz ettirmiştir.\n\t-Elâzığ, kendi gönül coğrafyasıyla 17 yıl devam eden büyük emeklerle çok büyük hizmetleri ifa etmenin yanında, yarın iş adamlarının gideceği çok geniş bir coğrafyada, ‘kalıcı olan kültür köprülerini..’ kurmuştur.\n\tElâzığ, bu organize devasa faaliyetlerle kendi kültür iklimine de yönelmiş.. Her birini kendi içinden çıkan bir güçlü sanat erbabının anısına yaptığı Hazar Şiir Akşamlarıyla, -dün ile bugünü çok sıcak bir atmosferde buluşturmuştur. \n\tUluslar arası Hazar Şiir Akşamları ile birlikte; şehrin aydınları birçok önemli konu başlıkları altında buluşma imkânını bulmuştur. Bu buluşma öyle tabii bir görev ile karşımıza çıkmıştır ki; şehrin kültürünü zenginleştirerek beslemiş, iç dinamiklerini sürekli canlı tutmuş, huzur iklimini korumuş, şehrin göçler veya değişik sebeplerle kirlenmesine karşı bir manevi reaksiyon oluşturmuş ve en önemlisi Elâzığ’ın kendi dokusuna uygun yürüyüşüne imkân sağlamıştır.\n25–28 Haziran 2009 tarihinde yapılacak 17.Uluslararası Hazar Şiir Akşamları Üstat Necip Fazıl Kısakürek hatırasına yapılırken bu yıl, Türk Dünyası Hizmet Ödülü ise Prof. Dr. Turan Yazgan Hocamıza verilecektir. Her bakımdan, üç gün boyunca dopdolu geçecek olan bu edebi programlara katılım kadar, misafirlerle tanış olmak bizlere apayrı bir  heyecan verecektir. \n17.ULUSLARARASI HAZAR ŞİİR AKŞAMLARI \nPROGRAM\n25 HAZİRAN 2009 PERŞEMBE\n\n20.15      17. Uluslararası Hazar Şiir  Akşamları  Kürsübaşı Programı\nYer:  F.Ü. Fırat TV stüdyosu\nKonferans: Üstat Necip Fazıl KISAKÜREK\n                    Vehbi Vakkasoğlu\nSakarya Türküsü: Dolgorma Sainbayar(Moğolistan) \nKürsübaşı Programı: Harput Müziği\n\n 26 HAZİRAN 2009 CUMA\n08.30–10.00 sabah kahvaltısı - Akgün Hotel\n10.30–12.00  TANIŞMA KOKTEYLİ-SERBEST KÜRSÜ\nYer: Akgün Hotel - Harput Salonu Protokol, Davetliler, Şairler ve Yazarlar\n\n \n14.30  ŞAİRLER YÜRÜYÜŞÜ(CANLI YAYIN İHA) \nEski Belediye binası önünden Öğretmenevi  önüne\nEtkinlik afişleri, Türk Bayrağı-Mehter Takımı eşliğinde, protokol, davetliler, şair ve yazarlar, öğrenciler ve halkın katılımıyla\n\n14.50–16.30 17. ULUSLAR ARASI HAZAR ŞİİR AKŞAMLARI AÇILIŞ TÖRENİ\nYer: Öğretmen Evi önü\nSaygı duruşu ve İstiklal Marşı,\nKonuşmalar: Elazığ'dan katılan  şairler adına bir konuşmacı(R. Mitat Yılmaz) , Türkiye'den katılan şairler adına bir konuşmacı(Cemal Safi) , Türkiye dışından katılan şairler adına bir konuşmacı(Elchin İsgenderzade) , TÜRKSOY adına (Gn. Md.Düysen Kasseinov) , F.Ü. Rektörü (A. Feyzi Bingöl) , Elazığ Belediye Bşk. (M. Süleyman Selmanoğlu) , Elazığ Valisi(Muammer Erol) . Tensip Buyurdukları Takdirde Katılan Sayın Bakanlarımız\nMehter Konseri\nHalkoyunları\n17.00   PANEL: NECİP FAZIL KISAKÜREK'İN AZİZ HATIRASINA\n                            (HATIRALARLA ÜSTAD)  (CANLI YAYIN İHA) \nYer: F.Ü. AKM\nOturum Başkanı:  A. Tevfik Ozan\nAçılış: Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri: RIDVAN DAĞLAR\nKonuşmacılar: Prof. Dr. M. Sayım Tekelioğlu, Mehmet Kısakürek, Servet Kabaklı, Bekir Oğuz Başaran, Mustafa Miyasoğlu, Vehbi Vakkasoğlu, İsa Kocakaplan\n\nTÜRK DÜNYASI HİZMET ÖDÜLÜ(CANI YAYIN İHA) \nProf.Dr. Turan YAZGAN\nSAAT: 20.15\nYER : AKM\n\nHAZAR ŞİİR AKŞAMLARI SANAT KONSERİ\nERKAN   OĞUR - İSMAİL HAKKI DEMİRCİOĞLU\nSaat: 20.40 \nYer :  F.Ü. AKM\n\n27 HAZİRAN 2009 CUMARTESİ \nİLÇE PROGRAMLARI\n09.30–11.30  Program\nAĞIN                    Oturum Başkanı   :    B.Keleştimur-Elazığ \n                               Konuşmacılar      :    Ramiz Rövşen -Azerbaycan\n                                Türkeş AVŞARLI-İran\n                                Yurdal DEMİREL  -Mardin\n                                M. Faik Güngör –Elazığ\n\t\t\tTürkay Yücel—Elazığ\n                                  İlhami Bulut-Elazığ\n\nKEBAN                 Oturum Başkanı :   Şükrü KACAR      -Elazığ\n                                Konuşmacılar     :   Ayşegül  DİNÇBAŞ -Kıbrıs\n                                 Esat BAYRAM          -Makedonya\n                                  Zekeriya BİCAN   -Elazığ \n    Necati Demir-Elazığ\n                                     Saim Öztürk-Elazığ     \n\nBASKİL                Oturum Başkanı :   M. Naci ONUR-Elazığ \n                               Konuşmacılar     :   Galibe Haciyeva -Azerbaycan\n                                   Ayşen DAĞLI -Kıbrıs \n                                   Şemsettin Küzeci-Kerkük      \n                                   Hadi ÖNAL     -Elazığ\n                                   İhsan NAZİK    -Elazığ                                                     \n                                   Hüseyin POYRAZ -Elazığ\n\nSİVRİCE               Oturum Başkanı :  Yrd. Doç. Dr.  Tarık Özcan- -Elazığ \n                                Konuşmacılar    :   Yahya AKENGİN   -Ankara\n                                   Abdullah SATOĞLU-Ankara\n                                   Doğan  ÖZDAL   -Elazığ\n                                   Tamer Kavuran -Elazığ\n                                   Fadıl Karlıdağ—Elazığ\n\n KARAKOÇAN    Oturum Başkanı :  Muammer AKSOY-Elazığ\n                                Konuşmacılar    :   Bolat M. SAĞINDIKOF-Kazakistan\n                                Mahym ROZYYEWA-Türkmenistan\n                                 Erhan Deveci-Elazığ\n                                R. Mitat Yılmaz-Elazığ\n                                M.Şükrü BAŞ-Elazığ\n                                Mahir Gürbüz-Elazığ\n\nKOVANCILAR   Oturum Başkanı:Yrd. Doç. Dr.  Ercan ALKAYA- Elazığ \n                                Konuşmacılar    : Hasan AHMET-Gümülcine\n                                 Lokman TASALI-Elazığ\n                                 Hasan ÖZÇAM-Elazığ\n                                 Bahtiyar ARSLAN-İstanbul\n\n10.00-11.30  PANEL: TÜRK ŞİİRİ ve DERGİCİLİK\n\nYer : Elazığ Öğretmenevi\nOturum Başkanı: Nazım Payam\nKatılımcılar:\n İsa Kocakaplan- Türk Edebiyatı Dergisi\nBelkıs İBRAHİMHAKKIOĞLU- Türk Edebiyatı Dergisi\nUğur Nail UZUNOK- Temrin Dergisi\nÜmit Fehmi SORGUNLU- Berceste\nNazım PAYAM- Bizim Külliye\nYakup Deliömeroğlu-Kardeş Kalemler\nHasan Bölük- Yenises\nMehmet Emin Ulu- Kümbet Dergisi  \nOsman Baş- Kümbetaltı Dergisi\nRecep GARİP-Ay Vakti, Türk Dili Buruciye\nYüzakı Dergisi; Mehmet Lütfü ŞEN\n\n\n11.30–12.30  ŞİİRİN SULTANLARI RESİM SERGİSİ ve \nSUNUMU(CANLI YAYIN İHA) \nProf. Dr. İskender Pala\nYer: Eski Hükümet Konağı\n\nAçılış ve Sunum: \n27.06.2009 -Saat: 11.30 -12.30 \n(27–30 Haziran 2009 arası ziyarete açık kalacaktır) \n\n14.30  PANEL: NECİP FAZIL KISAKÜREK\nYer  :   F.Ü.   AKM\n\nOturum Başkanı: Prof. Dr. Mustafa İsen -Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri\nKatılımcılar: Prof. Dr. Ahmet Buran, Prof. Dr. İbrahim Kavaz(milletvekili) , Abdurrahman Şen, Prof.Dr. Mehmet Törenek, Mustafa Miyasoğlu, Mehmet Kısakürek, Doç. Dr. Galibe Hacıyeva, Eşqanә Babayeva, Mesud Akhtar Shaikh.\n\n \n20.30   Hazar Şiir Akşamları(CANLI YAYIN İHA) \nYer   : Özel İdare Sosyal Tesisleri-Sivrice\n\n          ŞAİRLER\n\n1.      Dolgormaa SAİNBAYAR -Moğolistan\n2.      Gülşen YILMAZ-Türkiye\n3.      Güldeniz Ekmen AGİŞ-Türkiye\n4.      Elçin İSGENDERZADE-Azerbaycan\n5.      Ali AKBAŞ-Türkiye\n6.      Hüsamettin SEPTİOĞLU-Türkiye\n7.      Ayşegül DİNÇBAŞ-KKTC\n8.      Yahya AKENGİNTürkiye\n9.      Doç. Dr. Galibe HACIYEVA-Azerbaycan\n10.  Esat Kabaklı-Türkiye\n11.  Bahtiyar ASLAN-Türkiye\n12.  Hasan AHMET-Gümülcine\n13.  Ayşen DAĞLI-KKTC\n14.  Abdullah SATOĞLU-Türkiye\n15.  Türkeş Avşarlı (Sina Hosseinalizadehmiandoab) -İran\n16.  Ecaterina Ganeva-Gagavuz\n17.  Gazi ÖZCAN-Türkiye\n18.  Ramiz Rovşen -Azerbaycan \n19.  Muhammed Ali EŞMELİ-Türkiye\n20.  Erol TUFAN-Makedonya\n21.  Saime TOPTAN-Türkiye\n22.  Cemal SAFİ-Türkiye\n23.  Farida BUTAEVA-Özbekistan\n24.  Bedrettin KELEŞTİMUR-Türkiye\n25.  Altynbek İSMAİLOV-Kırgızistan\n26.  Recep GARİP-Türkiye\n27.  Metin Önal MENGÜŞOĞLU-Türkiye\n28.  Slave DİMOSKE-Makedonya\n29.  Özcan ÜNLÜ-Türkiye\n30.  Bolat Mağazoğlu SAGINDYKOV-Kazakistan\n31.  Nurullah GENÇ-Türkiye\n32.  Almas TEMİRBAY-Kazakistan\n33.  A.Murat KUŞCUBAŞI-Türkiye\n34.  Esentur KILIÇEV-Kırgızistan\n35.  Şeref YILMAZ-Türkiye\n36.  Mahym ROZYYEWA-Türkmenistan\n37.  Nurettin Gür OZANOĞLU-Türkiye\n38.  Şemsettin KÜZECİ-Kerkük\n39.  Karani ARDA-Türkiye\n40. Mutalip BEPPAEV- Kabardey-Balkarya Cumhuriyeti\n\n \nŞİİR AKŞAMLARI KAPSAMINDA YAPILACAK DİĞER ETKİNLİKLER:\n\n1-Tiyatro: Ahşap Konak -18 Haziran'dan itibaren dördü ilçelerde ve biri şehir merkezinde olmak üzere beş gösteri  yapılacak (PALU: 18 HAZİRAN PERŞEMBE -Kovancılar: 19 HAZİRAN CUMA, BASKİL: 22 Haziran Pazartesi, KEBAN: 23 Haziran  SALI...) \nŞehir Merkezinde: 28 HAZİRAN 2009  PAZAR - DT salonunda.\n2- N.F.K Belgeseli: Beş okulda birer gösteri (4 Hazirandan itibaren)  (1-Necip Fazıl Kısakürek Lisesi, 2-Yarımca Ferrokrom İÖO, 3-Ahmet Kabaklı Anadolu Öğretmen Lisesi, 4-Sıdıka Avar Kız Meslek Lisesi, 5-Koç İÖO) \n3-Üstad Belgeseli: -Haziran ayı başından itibaren yerel TV  kanallarında  gösterimi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazin Aşk Hikayesi",
        "poet": "Şükrü Topallar",
        "poem": "\n\nHazin aşk hikayesi\nYazılmış bizimkisi\nYazılacak ne varsa\nAcı, hüzünden yana\n\nBu hikayede hepsi\nAnlatılıp yazıldı\nHüzünler hissedildi\nAcılar hep yaşandı\n\nEksik çok, fazlası yok\nSatır satır yazılıp\nHikayeden taşarak\nBir romana ulaştı\n\nNe çok acı ve hüzün\nYaşanmıştı bu aşkta\nAcı, hüzün bitmiyor\nRoman sona ermiyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazımdır",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nAdalet zalime de mazluma da lazımdır,\nAdaletin tesisi, Allahtan niyazımdır,\nMazlum adalet bekler, susayan toprak gibi,\nAsıl sorun zalime, oluşmayan hazımdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazin Bir Öykü",
        "poet": "Oğuz Atalay",
        "poem": "\n\nKaranlık bir gecede şakağımda bir silah, \nKorku kaplar içimi yardım eylesin ilah, \n\nBu ne biçim bir iştir silahtaki el benim.\nHeycandan olsa gerek ter ile doldu tenim; \n\nKorku heycan boşuna önce verildi karar, \nYeniden bedenimi güven duygusu sarar, \n\nYavaşça eğiliyor iteatkar bir parmak, \nKolay mı sandıydın sen ten çemberini yarmak.\n\nYavaş yavaş giderken zorlaşır birden tetik, \nSakin genleşen horoz bir yılan gibi atik.\n\nÖlümün işareti sese çığlık katışım; \nHafif hafif atarken hızlandı kalp atışım, \n\nIlık bir rüzgar gibi beynime daldı mermi, \nCihan bir liman ise, limandan çıktı gemi, \n\nBedenden ruh çekilir geride kalır zehir, \nYola koydum son nokta bundan sonrası ahir.\n\nŞahadet getirmeden çekildi son nefesim, \nKıpırdamaz oldu bak titreyen bu kafesim, \n\nİşte hazin bir öykü boşluğa bakan bir göz; \nElveda sevdiklerim burada biter her söz...\n\n                                                      (27/07/2000)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazin Bir Aşk Hikayesi(yaşanmış bir öykü)",
        "poet": "Murat Nail Güney",
        "poem": "\n\nBen yıllardır,sevgi ve dostluğa yüreğini hizmetkar etmiş,bu uğurda tüm maddi ve manevi değerleri elinin tersi ile bir kenara itmiş bir insanım.\n       Kadere elbetteki bir çoğunuz gibi ben de inanırım.ama bazı olaylar maalesef kaderimizin değil de,dost bildiklerimizin oyunu olunca,insanın yüreği bir başka acıyor...\n       İlk eşimi 14 günlük evli olduğumuz sırada,elim bir trafik kazasında kaybettim.Bu benim kaderimdi.kimseyi suçlamadım kendimden başka.yıllarca onun yası ile yaşadım.\n       Derken bir gün rahmetli babamın da zoru ile yeniden evlendim.içimdeki  sevgi perisi ilk eşimle beraber ölmüştü.ama sadece mantık evliliği de olsa böyle bir beraberliğe evet dedim.Bu kader değildi elbette,benim tercihimdi.gene de uyumlu bir beraberlik sonucu bu evlilikten dört çocuğum oldu.\n       İki tane kız evladımı kaybettim.biri kız biri oğlan ikisi de hayatta hala.bu da kederimdi.buna da boyun eğdim.isyan etmedim...\n\n       Çocuklarımın sevgisi üstüne mutluluk  kurma isteğim hiç olmadı.bu yüzden de yıllarca çocuklarıma hem annelik hem babalık yapmaya çalıştım elimden geldiğince.Sonunda kızımı evlendirdim.oğlumu da askere yolladım.En nihayet yalnız kalıp Bodrum'a yerleştim. \n  Lakin uzun yıllar öncesi tanıdığım,ama kaderin bir talihsizliği yüzünden 30 yıla yakın bir süre izini kaybettiğim bir sevdiğim vardı.Yüreğim unutmamıştı onu ama,evlenip yuva kurup,çoluk-çocuğu vardır diye de arayamadım bi türlü.\n      Bu yıl 14-15 ağustos Kuşadası şiir buluşmasında kendisi ile tekrar karşılaştım.içim bir buruk olmuş,yüreğim yine sevgi için çarpmaya başlamıştı.ama cesaretim yoktu aşk için.bu nedenle Kuşadası dönüşü İzmire geldiğimde kendini aramadım.sadece Antalya'da yaşadığını ve antoloji şairlerinden olduğunu biliyordum.\n     Kısa bir süre sonra o beni aradı.önce telefonla konuştuk.ardından her gün msn de haberleşmeye başladık.o da beni yeniden sevmiş olacaktı ki sayfasında şu anda da hala kayıtlı olan şiirler yazmaya başlamıştı bana.ben de ona...artık her günüm o sevgili ile yazışarak,konuşarak geçiyordu.\n      Ve tarihler 10 eylül 2004 ü gösterdiğinde sevgili şair dostum,hocam Mustafa Ceylan'ın daveti üzerine  Antaltya şairler buluşmasına gittim.yola çıkmadan evvel sevdiğim insan beni arayarak Antalya'ya gelir gelmez ona uğramamı istedi.ve ben de o şehre ayak basar  basmaz yüreğimdeki o büyük özlemle koştum kollarına.kavuşmamız muhteşem olmuştu.Asırlık hasretleri bitirmiş gibiydik ikimizde.gözlerimiz ve ellerimiz hiç ayrılmadan tarifsiz güzellikte bir 8 gün yaşadık beraber.çocuklar gibi mutlu idik.\n    işim dolayısıyla ben akabinde yeniden İzmirime döndüm.\ntam 2 gün sonra ise sevdiğim insandan,beni çok üzen bir haber geldi.beni istemediğini,hayatında başına ne geldiyse kova burcu olan erkeklerden geldiğini ve bir daha görüşmek istemediğini söylüyordu telefonda.\n   Hayatımın kabusunu yaşıyor gibiydim.bir anda bütün dünyam yıkılmış,sevgiye ve kadınlara olan tüm duygularım değişmişti.anlam verememiştim bu olan bitene.\n   Uzun sürmedi bu olayın anlaşılması.Çok değer verdiğim bir şair dostumun,sevdiğim insana benim hakkımda asılsız senaryolar anlattığını,daha sonra da sırf o insanda gözü olduğu için bunu yaptığını anladım.\n     İzmirdeki işimi bırakıp Bodrum'a yerleşmeye ve ömrümün sonuna kadar orada yaşamaya karar vermem zor olmadı.\n    Artık en büyük aşkım,sevgili yalnızlığım ve şiirlerimdi.bununla yetinip yaşamayı öğrenmem gerekiyordu.ben de öyle yaptım şu ana kadar.\n    İşte dostlar.Bir aşk hikayesinin hazin sonu.\n    Bu sebepten şimdi şiirlerim ve naçizane bestelerim hep ayrılık ve hasret kokuyor.yıllarca sevgiyi öğrenmek için çırpınan zavallı yüreğim,artık lanetler yağdırmayı da öğrendi.\nTüm sevgiye ihanet edenlere,tüm dostluğa ihanet edenlere.\ndilerim sevenleri ayıranlar,Yüce Yaradanın cehennemini bu dünyada da yaşarlar.Dilerim bu benim başıma gelen olay  sevgi ve dostluğa ihanetin yeryüzündeki son örneği olur.\n  Yolu sevgiden geçen ve yüreğindeki sevgiye sahip çıkabilen tüm seven ve sevilenlere selam olsun.Onları sevgi melekleri öpsün yüreğinden.....\n\nMurat Nail Güney    19/12/2004   Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazin göç",
        "poet": "Yüksel Akkas",
        "poem": "\n\nFeryatlar icinde ben gidiyorum\nGitmek istemesemde mecburum sanki\nGoz yasiyla ugurladim bir gece vakti\nHazin goc ediyorum, veda ediyorum\n\nKalbimde bir ses ciglik cigliga\nGitme diye yalvariyor sanki\nKalmak istesemde kalamazdimki\nHazin goc ediyorum, veya ediyorum\n\nYuregimde ates dustu bir sabah vakti\nYakti yuregimi kavurdu sanki\nBu ne buyuk izdirap yuce Allah’im\nHazin goc ediyorum, veda ediyorum\n\n12 ocak Cuma 2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazin Son",
        "poet": "Şahin Cahit Yanık",
        "poem": "\n\nGüç yetmez ki gerçeğe bir ölü olacağız\nElbiseler dolaba anılar kalkar rafa\nBu güzelim yerlerden bir gün kaybolacağız\nEndişe korku özlem çığlık dolar etrafa\n\nDoğan güneşler batar siyah giyer umutlar\nPadişahlar yıkılır düşer görkemli atlar\nNereye bitmeyecek sandığımız hayatlar\nDünyaya meylin neden ey cahil kuru kafa\n\n22.03.2009 - İstanbul\nŞahin Cahit Yanık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazin Bir Şarkıydı Hayat",
        "poet": "Ali Asker Barut",
        "poem": "\n\nGeçer gri bir sabah daha\nGeçer gri bir sabahtan \nGeçer siyah bir gece daha\nGeçer siyah bir geceden\nArtık mektupları gelmeyen\nYalnız bir kenttir ölüm\nGül solar, kül soğur\nGüzide bir güzde unutulur\nŞık vücudum \n\nAyışığında on üç karga gökyüzünde\nSaydım ayışığında o üç karga\nKatıldılar şarkıma usulca karanlıkta\nTanrı yağmur yemiş ıslak kelimelerle konuşur\nTenhada kirpikleri efkârlı çoçuklarla\nBakışlarında aktığı için suçlu\nBir suyun nû görüntüsü\nÇalarken tek başına bir klarnet solosu\nYaralı bir rüzgâr gibi yaralı bir akşamda\nİpek bir düştü solduruldu herkes \n\nGeçer gri bir sabah \nGeçer gri bir sabahtan \nGeçer siyah bir gece \nGeçer siyah bir geceden\nTarihi bir çarşıda hatırlanan\nEn eski lehçedir ölüm\nTanrı susarken O'nun yerine şair konuşur:\nKoşar açık bir yazıda bir ceylan avcısına gibi\nKoşar insan koşar durmadan yenilgisine\nAcılardan ve hüznünden kazandığı hızla \n\nAyışığında o üç karga gümüş bir çığlıktılar\nAnlar gibiyim artık kirpikleri karla dolu\nBir kadının sesindeki solgunluğu\nAlkolün sonuna doğru sözleri hep yeniden değişen\nHazin bir şarkıydı hayat\nÇalarken tek başına o klarnet solosu\nYaralı bir rüzgâr gibi yaralı bir akşamda\nHerkesin kazdıkça kendinde cesetler bulduğu\n\nAdam Sanat Dergisi Mayıs 2000 sayısı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazin Şarkı",
        "poet": "Enfal Törün",
        "poem": "\n\nSabah akşam mırıldandığım\nbir hazin şarkıdır geride kalan\nsözlerini tam hatırlayamadığım\nbelki sözleri de sen gibi yalan\n\nEnfal Törün / Karşıyaka - İzmir / 31.05.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazinemiz",
        "poet": "Gülgün Solmaz",
        "poem": "\n\nHayattaki tek hazinelerimiz olan evlatlarımızın kıymetini bilelim.\nAllah bizleri onlardan mahrum bırakmasın inşallah.\n13.33 Salı \n15.04.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazine",
        "poet": "Fırat Yılmaz",
        "poem": "\n\nGökkuşağının altında duran hazine\nAşk\nSadece güneş ve yağmurun düğününde öpülür\nRengarenk dudakları\n\nKibirli bir gecenin sonunda\nBütün cüretiyle acar göğsünü bulutlar\nGüneş bir pırlanta rolüne bürünmüştür bile\nVe birden bire yanağına bir damla yaş düşer\nYas tutan gri bulutun gözlerinden\nKristalleşir gök olabildiğince\nİnce çisenin ardından belirir bütün güzelliğiyle\n\nHeybeti muhteşem\nZarafeti bediî\nGerdan kırar ekmek kokan toprağa\n\nuzakta mı o kadar uzakta\nDokunmak mümkün mü boynuna? \nÖpmek, koklamak\nBir körpe kız gibi kokusunu\nVe sevdiğim bütün renkler gözlerinde\nSaçı sarı\nYa ayaklarının dibindeki hazine\nKavramış bırakmayacasına sımsıkı\nAşk gök kuşağında gizli\nVe sadece güneş ve yağmurun\nGerdeğinde filizlenir\nDoğar ekmek kokulu toprağa\nEbesi rüzgar savurur sonsuzluğa\nTut tutabilirsen\nTutabilene Aşk olsun\n\n2004 / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazır Değilim",
        "poet": "Suna Güneş",
        "poem": "\n\nhazır değilim\n\nsaçlarıma hüzün çiçekleri taktım\nüstümde hasretin gelinliği\nelimde bir buket özlem\ngideceğin günü bekliyorum\n\nbir sevda türküsü dilimde \nadaklar renk renk dalımda \nyanan ateş mi şu bağrımda\nkalamazsın biliyorum yanımda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazır Ol",
        "poet": "Ozan Arif",
        "poem": "\n\nVatanın sahibi var demek lâzım, \nHaydi kalk... Hazır ol ülküdaş haydi...\nBu kahpe gidişe dur demek lazım\nHaydi kalk...  Hazır ol ülküdaş haydi...\n\t\tHaydi, haydi, haydi, Allah aşkına, \n\t\tHainler, zalimler dönsün şaşkına.\n\nBir, iki, üç diye sayıpta yürü, \nKelleni bu yola koyupta yürü, \nYa Allah bismillah deyipte yürü, \nHaydi kalk... Hazır ol ülküdaş haydi...\n\t\tHaydi, haydi, haydi, Allah aşkına, \n\t\tHainler, zalimler dönsün şaşkına.\n\nBir yanda baksana; sefil yatana, \nBir yanda baksana; yutan yutana, \nVatnı, milleti satan satana, \nHaydi kalk... Hazır ol ülküdaş haydi...\n\t\tHaydi, haydi, haydi, Allah aşkına, \n\t\tHainler, zalimler dönsün şaşkına.\n\nKastedip vatanın büyüklüğüne, \nKomünist köpekler kudurdu yine, \nYine bak iş düştü senin üstüne, \nHaydi kalk... Hazır ol ülküdaş haydi...\n\t\tHaydi, haydi, haydi, Allah aşkına, \n\t\tHainler, zalimler dönsün şaşkına.\n\nMemleket inliyor 'gel beni kurtar'\nBu kantar, bu yükü, ne kadar tartar? \nSabırsa, bu kadar yeter de artar.\nHaydi kalk... Hazır ol ülküdaş haydi...\n\t\tHaydi, haydi, haydi, Allah aşkına, \n\t\tHainler, zalimler dönsün şaşkına.\n\nVatanın bilimum gözü yaşlısı, \nDelisi, dolusu, ağır başlısı, \nSağduyu sahibi genci, yaşlısı, \nHaydi kalk... Hazır ol ülküdaş haydi...\n\t\tHaydi, haydi, haydi, Allah aşkına, \n\t\tHainler, zalimler dönsün şaşkına.\n\nHaydi ki hainden hesap sorasın, \nZalimin dersini çabuk veresin, \nAlçaklar kaçacak delik arasın, \nHaydi kalk... Hazır ol ülküdaş haydi...\n\t\tHaydi, haydi, haydi, Allah aşkına, \n\t\tHainler, zalimler dönsün şaşkına.\n\nDevletin bekası, varlığı için, \nMilletin huzuru, dirliği için, \nİslâm`ın, Türklüğün birliği için.\nHaydi kalk... Hazır ol ülküdaş haydi...\n\t\tHaydi, haydi, haydi, Allah aşkına, \n\t\tHainler, zalimler dönsün şaşkına.\n\nArif`e kalırsa sürebilirde, \nO saat, o dakka girebilirde, \nBaşbuğ`um son emri verebilirde, \nHaydi kalk... Hazır ol ülküdaş haydi...\n\t\tHaydi, haydi, haydi, Allah aşkına, \n\t\tHainler, zalimler dönsün şaşkına.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazır Mıyız Yüreğim",
        "poet": "Fatih Güler",
        "poem": "\n\nYakabilirsin bütün şiirlerimi\nYüreğimi yakamadıktan sonra\nOnların önemi yok\nYenebilirsin bu hayatta\nBeyaz havlu attım\nSana yenilirsem ne olacak diyerek\nHakim alırmış, hakem satılmışta\nŞu düzende başarını alkışlar\nKendi köşeme çekilirim\nDinden de fazla anlamam\nÖbür dünyada ne olacaksam da\nSana, bana, size ne\nYani orada da \nZafer çığlığı atmak hayaliyle yaşamıyorum\nİnsan gibi insan olarak\nGebermektir tek amacım\nUcuz politika, yaşam\nBaşarı sizin işidir\nBenim işim değil \nHile bilmeyip zar tutmam\nHayatı kumar bilmişim\nKirli oyununa alışmak için\nDüştüğüm yerden kalkmadan\nAl aşk tabancasını\nÇek yamuk, yavşak yürek kılıcını\nAyağa kalkmadan vur\nKalkan yeleksiz sırtımdan\nOlmadı diri diri göm beni\nAcı çektirmek için\nYalnız bırakmak hevesine\nİşkence yaşatmak adına\nKeyif alacaksan bunu da yap \nBende mutlu olurum \nSeni mutlu ettiğimden\nÇünkü yüreğim kıyamete kadar\nŞu dünyada yaşayacak\nTa torununa umut ışığı olacak\nSenin miras olarak bıraktığın\nFarenin kemirdiği kokmuş insanlığına\nHadi bekliyorum daha yakılmadık\nYıkılmadık, ağlatılmadık, aldatılmadık, soyulmadık\nBir yerim kaldıysa \nAha geçmişim, bugünüm, yarınım\nVur her tarafımdan\nTaraf olmayıp hakka yürüdüğümden\nKoca deryada yalnız yüzmeye \nGene hazır mıyız yüreğim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazır Ol",
        "poet": "Bayram Yelen",
        "poem": "\n\nUzak değil; \nDünya ile ahiret.\nSıradasın gitmeye,\nCebinde kesilmiş bilet.\nÇıkının hep hazır olsun,\nYolcusun…\n\nŞair Bayram YELEN’in ”YERİ GELMİŞKEN” isimli kitabında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazır Ol Ey Kalbim",
        "poet": "Karahan Yılmaz",
        "poem": "\n\nÖpünce dudaklarından  sevdalı bir şafak\nDayanamadı gece soyundu çırılçıplak\nHazır ol ey kalbim, güneşe gidiyoruz\nCünkü teslim almaktır güneşi,\nBizim için yaşamak...\n\nAralık 1987\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazır Olun Din Yoluna Cenk Edelim",
        "poet": "Üsküdari",
        "poem": "\n\nGirit için emir geldi çün ki oldu yazılar\nMerd oğlu merd olan yiğit böyle günü özüler\nÇün ki kurban olmak için doğruldu koç kuzular\nHazır olun din yoluna cenk edelim gaziler\n\nOl küffar-ı bedfialin bu yıl yayı yasılır\nHak emriyle Kandiye'den kısmetleri kesilir\nGazi olan yiğitlerin tığı arşa asılır\nHazır olun din yoluna cenk edelim gaziler\n\nMerd yiğidin sitaresi cenk yerinde açılır\nMerd ile namert olanlar ol mahalde seçilir\nŞehid olan gazilere hulle donlar biçilir\nHazır olun din yoluna cenk edelim gaziler\n\nMerd olanlar terkeylemez gayret ile arını\nDin yoluna sebil eder elde olan varını\nAsumana çıkaralım kafirlerin zarını\nHazır olun din yoluna cenk edelim gaziler\n\nÜsküdari bu mahalde hatmedelim sözümüz\nİnşaallah dü cihanda daima ak yüzümüz\nŞehid olan hulle giyip tel takınsın gazimiz\nHazır olun din yoluna cenk edelim gaziler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran (1 beyit)",
        "poet": "Atakan Kartaltepe",
        "poem": "\n\nYaz geldi demek için gelmeli be Haziran,\nYaz’la tatil de gelir... ayrılığa hazırlan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran",
        "poet": "Özden Özpınar",
        "poem": "\n\nAşkın mevsiminde imgeler saklı kentlere\nGöç eyledi\nYaka, kol çekiştiriyorum\nSesleri birleştiremiyorum, usta\nBeni bende susturup, kaçıyorlar.\nArtlarından\nDenizin buğusunda sırtını görebildiğim\nDağlara koşuyorum\nTek ve yalnız ibadetin aşk olduğu \nŞehirler konduruyorum toplanırlar diye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran",
        "poet": "Gülseren Onay",
        "poem": "\n\nDağ oldu büyüdü\nYankısı \nİlk çığlıkların,\nAnılarımla bu Haziranda yine..\nSuskun haykırışlarla\nGözlerimde\nYaşadım geçmişi\nİsyan ettim....\nYalnızlığımı yıllara böldüm\nEkledim mutsuzluğu\nYaşım çıktı ortaya\nSabaha \nGüneşle doğdum\nOndandır ruhumun sıcaklığı\nVe yine \nBir başka Haziranda \nÖleceğim,\nGün doğumuyla\nSoğumayacak bedenim..\n\nGÜLSEREN ONAY\n31/05/2005/ANTALYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HAZIR Yiyiciler",
        "poet": "Hatice Hantal",
        "poem": "\n\nErkek, evin Efendisi kadın da Hanımefendisi dir.\n\n\"Hazır yiyiciler\" lafını kim hangi ukala kafa üretmiş bilmiyorum.\nEv hanımlarını aşağılayan,küçük gören,rencide eden bu çirkin söz,dar zihinli insanların asılsız ve kısır düşüncesidir.\n\nSavundukları tez ise,ev hanımlarının ev ekonoisine katkılarının olmamasıymış! \nErkek getiriyor kadın yeyip oturuyormuş! \nEv ekonomisine katkı, sadece kadının dışarda çalısarak para kazanması değildir.\nElbette çalışan kadınların aile bütcesine olan katkıları göz ardı edilemez,onların hakkı yenmez.\nBilakis; Ev işleri,eş, ve annelik gibi asli görevlerinin, sorumluluklarının yanısıra\nbir de dışarda çalışmaları büyük bir özveri göstergesidir.\n\nEv hanımlarını da\nBütün gün oturmaktan bedeni olarak çökmüş,\nAbuk-sabuk dizileri seyretmmekten zihinsel olarak körelmiş,\nYapacak bir iş,uğraş bulamadığından ruhi bunalıma girmiş asosyal varlıklar gibi düşünmek ve onlara \"hazır yiyiciler\" lakabını takmak hiç kimsenin haddi değildir.\nÇünki onlar, iyi bir eş,iyi bir ane ve iyi bir ev hanımı olmaktan artakalan vakitlerini  mutlaka kendilerince değerlendirirler.\nMesela,el işi yapıp satarak bütçelerine faydalı olurlar. İhtiyaçlarını karşılarlar.\nBunun yanısıra, pek çok sosyal ve kültürel faaliyetlerde bulunan canla başla çalısan bacılarımız vardır.\nOnlar,kendilerine ve diğer insanlara faydalı olmak,boş vakitlerini en güzel şekilde değerlendirmek ve toplumda bir saygınlık kazanmak çabası içindedirler.\nKim ne derse desin,bizim kadınlarımız\nHamarat\nMarifetli\nÖzverili.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran",
        "poet": "Cahit Pehlivan",
        "poem": "\n\nSenin yerin hayatımda bir başka,\nHer adını anışımda da,\nGözlerim yaşla doluyor hatta,\nHaziran, Haziran,\n\nBelki diyorum. İlk sevgi ve aşkı,\nBu ayda mı yaşadımdı? \nDiye düşünüyorum.\nKimbilir? \nŞimdi, şu anda hatırlamam mümkün değil,\nYinede Haziran’ın yeri bir başka,\nOnunla yaşadığım her sevgiye ve aşka,\nDoyamıyorum.\nHaziran, Haziran,\n\nHatta bazı şair ve ozanlar,\nMethederler de hep Temmuz ve Ağustos’u,\nAnlamıyorum. \nNasıl es geçerler Haziran’ı,\nTutup anlatırlar, öylesine diğer ayları,\nBana sorsalar, Haziran’ı kral yaparım.\nHatta bütün mevsimleri de,\nHaziran’dan başlatırım.\nGerekirse bütün ayların adını, Haziran diye yazarım.\nHaziran, Haziran,\n\nEğer bir gün öleceksem, Haziran’da öleceğim.\nTekrar dünyaya gelirsem,\nYine, Haziran’da gelmeye çalışacağım.\nBütün bunlar bir hayal olabilir.\nFakat, kendi kendime kesin söz verdim.\nEğer bir çocuğum olursa, adını HAZİRAN koyacağım.\n\nKars\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran",
        "poet": "Caner Avcı",
        "poem": "\n\nHaziran geldi mi\nRüzgar bir başka  eser\nDağın yamacındaki yarpuzların \nUzaklardan gelir kokusu\nDayanamam\nAlır götürür beni \nDağlara dağlara … \n\nHaziran geldi mi\nYusufcuk bir başka öter\nBülbül bir başka...\nUzaklardan gelir sesleri\nAlır götürür beni \nDağlara dağlara …\n\nHaziran geldi mi\nGünler bir başka olur\nDağın her tarafında \nÇiçekler halay tutar\nDağla kasaba sarmaş dolaş olur\nUzaklardan gelir sevinç\nGüneş gibi\nAlır götürür beni\nDağlara dağlara….\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran",
        "poet": "Meryem Şahin",
        "poem": "\n\nSıcak bir haziran sabahı\nSararmış başaklar deniz \nDalgaları kıyıya vurdu\nSancılar düştü böğrüne \nToprak ana oldu\nTepeli kuşlar taneleri  gagaladı\n\nSıcak bir haziran öğle ortası\nAna toprak çatladı \nNasırlı eller gözyaşlarını topladı\nBozkırın göbeğinden\nBereket kaynadı\nGünaşıklar döndü günden yana\nArılar hep birden vızıldadı\n\nSıcak bir haziran ikindi vakti\nTarlalardan döndü erler\nOcakta tencereler kaynadı\nKuyu başında köylü gençler\nBoğalar böğürdü, koyunlar meleşti\nSancılar sancıları kovaladı\n\nSıcak bir haziran akşamı\nGün dinlenmeye durdu\nGözlerden yaşlar boşandı, ümitler tükenirken\nÇaresizlik kasıp kavururken ebeyi\nBir kadın ana oldu \nTıpkı toprak ana gibi \nNurtopu yavrusunu aldı kucağına\nSıcak haziran akşamında\n\nBuğday başakları bir daha dalgalandı \nMeryem  bebek ağladı\nMüjdeye koştu erkeklere kadınlar\nAnalar ağlar, bebekler doğar\nHer sabahta, her gecede\nKimbilir daha nice haziranlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran",
        "poet": "Tamer Kaşıkçı",
        "poem": "\n\n-haziran'a-\n\nKimseye söylemedim adını\nSerin bir mağara gibi içimde sakladım\nNe zaman bir yangın kopsa ruhumda\nBoş verip dünyayı sana sığındım\n\nKimseye söylemedim adını\nİçimde gizli gizli büyüdü bakışların\nBelki bir mevsimden belki bir alınyazısı\nGözlerinde saklı anahtarı zamanın\n\nKimseye söylemedim adını\nBilmesinler aşkımızı ne gerçek ne yalan\nUnuttum ben artık diğer ayları\nGör bak bundan sonra her mevsim\nHaziran, haziran, haziran\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran",
        "poet": "Murat Kalaç",
        "poem": "\n\nYüzüme vuran yangın alevi ve sigaramın ateşini birleştiriyorum toprağın rengiyle.Eskimiş yaralarım deniz kokuyor.\nAnladım mevsimlerden Haziran...\nBu yazda kuşlar geldi kapıma.Sessizdiler, konuşmadılar sana dair.Bense sormadım seni; sormuyorum artık.\nSadece susuyoruz.Kuşlar, sigaram ve Haziran...\nCezayir menekşeleri yetiştiriyorum saksılarda.\nKırık misketler biriktiriyorum ceplerimde.\nİstanbul biriktiriyorum; meyhaneler, balıkçı takaları, Arnavut kaldırımları...\nBazen de İstanbul biriktiriyor beni; izmarit izmarit, kadeh kadeh.\nÇaylar Emirgan'da yine sensiz ve tek şekerli.\nDün İstanbul otogarında içtim son çayımı.Bir otobüsün peşine takıldı gitti gözlerim.\nHani hep senden ayrılıp şehirler arası yolculuklar yaptığım; hani beni İstanbul'a seni gözlerimden uzaklara götüren şehirler arası otobüsler...\nBütün sevdalar o şehirler arası yollarda kaldı.\nFiller öleceklerini hissettiklerinde fil mezarlığına gidermiş; ben İstanbul'dayım yine.\nŞehir tutkun hala sana.Şehir alabildiğine sevdalı...\nGözlerinde bir kaç damla yaş; getirip ellerime bıraktı.\nHiçkimsenin anlatamadığı, tarif edilmez bir yalnızlıktayım şimdi.\nAylardan Haziran...\n\nIssızlığa çoktan alıştım.Gelsende fark etmez zaten gelmesende...\nLoş kayıkhanelerinde İstanbul'un bir ufak rakı parası ediyormuş sevdan.Ve sigara oluyormuş en fazla; paket paket...\nKağıttan gemiler yapıp bırakmıyorum artık denize.Üzerlerinde adın yazılı değil.Konuşmuyorum kuşlarla.Mavi değil İstanbul artık; siyahlaşıyor git gide.\nÖpüşemediğimiz sokaklarda adın yazılı: Haziran...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nSeni bu bahçelerde, gördüğüm son Haziran,\nSeneye yoksun artık, içim yanmakta inan.\nElimde çam kabuğu, ismini kazıyorum,\nBari bir adın kalsın, geride tek hatıran.\n\n8 Haziran 1983 / Çarşamba – Ödemiş Lisesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HaZİRAN",
        "poet": "Aykut Aktüy",
        "poem": "\n\nDurmadan sarıyor bendimi\nKarşı konulmaz yüce sevgisi\nİşte ben o zaman gördüm\nIlık bir Haziran gecesi\n\nMelekle mi dersin, yıldızla mı arkadaş\nAh bir görseydi, inledi kalbim taş\nDöküldü uğruna gözümden de yaş\nIlık bir Haziran gecesi\n\nKarıştı gecede rüzgara sesim\nBir bakışki gördü sabahı gözlerim\nBen bende değildim, neydi acaba sözlerim\nIlık bir Haziran gecesi\n\nAteşe verdi acımasızca, yaktı o beni\nEkmek, sanki nimet gibi böldü kalbimi\nTutana aşk olsun, deli; aklımda deli\nIlık bir Haziran gecesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran",
        "poet": "Akan Güneş",
        "poem": "\n\nBir haziran çılgınlığıydı seni sevmem\nBir haziran ki bitmek bilmiyor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran",
        "poet": "Necati Cumalı",
        "poem": "\n\nSenin saçların, gülen gözlerin,\nHaziran günleri gibi aklıma gelir:\nDaha ağaçların gölgeleri serindir\nKaçıp gidemem\nGömülmüşüm sararan kitaplar arasına\n\nArka odalarında evin\nGölgeler düşer çinili tabaklara\nHasır sepetlerde mavi ibrişimle....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran",
        "poet": "Akif Kurt",
        "poem": "\n\nGittiğin Gün Dün Gibi Aklımda\nPerşembeydi...\nÖğlen Yemeğinde  Pilav Vardı Ayranda İçiyorduk\nBir Kaç Kişi Vardı Yanımda \nTelefon Çaldığında Sesini Duymak İçin Yemeğe Ara Verdim\nSenin De Benim Mutluluğuma Ara Vereceğini Bilmeden\n\nDöndüm Kararlı Sesinin Etrafında\nHüzün Vardı Gırtlağımda\nSokaklar Şen Şakraktı Haziran Ayında\nDöndüm Ayrılığın Tadıyla\n\nAra Verdiğim Sofraya Oturdum\nBir Tarafım Kavruluyor \nBir Tarafımsa Görmezden Gelmeye Çalışıyordu\nSustum Kaşığı Elime Aldım\nDöndüm Öğle Yemeğinde Hayatın İçine\n\nKalktım Uzaklaştım Sofradan \nZaten Boğazıma  Dizildi Lokmalar \nTekrar İnanmakla Yapmıştım Hatayı\nElimde Bembeyaz Sigara\nGözlerimde Göz Bebeklerin\nAğlıyordum Bir Haziran Ayında\nBizim Sokağın Ortasında...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran",
        "poet": "Nurettin Kar",
        "poem": "\n\nişte gene o haziran\nbitkinligin tarifi yok\nayrılıgın haddi hesabı yok\nsevginin hadi hesabı olmayan\no akşam işte o haziran\n\nsevebilme ayrılık keder\nhüzün ve paylaşım\npaylaşımlarda dogan sevinç\npaylaşımlarda dogan hüzün\nve işte o kabus ve sevinç\nişte o akşamın itirafları\n\ngeceleyin aglayan\nşarkıları duyunca kendinden geçen \nşiirleri duyunca kendini zor tutan o adam \nve aşkını haziran da yitiren o insan \nyani ben \n\nsisli dur bilmeyen yagmurlu günleri\natlatan ayrılıgı kalbine gömen \nsözlerinde hep sevmeyi sürdüren\nşimdi ise ayrılık şarkıları tüketen o adam \nişte o akşam ve işte o haziran\n\ngözlerinden yaş akan \ngündüzleri kimsesiz \ntek başına yollar tüketen\ngeceleri ıssız sokaklarda\nelinde sigarası olan\nve herşeyi içine atan\nişte o adam ve o adamın günü\n\nyagmurlu havada dışarıda dolaşan \ndeli midir nedir kelimleri duyan\nhiç birşeye aldırış etmeden\nkapında bekleyen ve yüregi sevinçle dolan\nve o sevinçle kapını çalan o adam \nadamın istedigi bir seviç \nbir mutluluk olan \n\nkendini düşünmeyip\nhep metanet içinde senidüşünen\nve büyüleyen gözlerini hayal eden\nişte o haziran ve işte dudaktan dökülen\no cümleler itiraflar \nve ben\nve beni içine alan o haziran\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran",
        "poet": "Fikri Özen",
        "poem": "\n\nÇok eskilerden  beri\nSıcak geliyorsun bana\nBu sefer bol yağmurlu\nBirazda serin geldin haziran.\n\nUmutların tükendiği anda\nRuhlara karabasanlar indiğinde\nBir hızır gibi geldin\nYetiştin sen haziran.\n\nKim bilir ne sevdalar yeşerttin\nAşka yelken açtırdın\nKim bilir ne hayatlar yaşattın\nMaziye attın haziran.\n\nKim bilir ne ihanetlere şahit oldun\nKırılan kalpler ve gönüller gördün\nKim bilir ne riyakarlıklara şahit oldun\nYitip giden canlar gördün haziran.\n\nBir gezi yaşattın\nGencecik canlar yok oldu\nHani hak,hani adalet\nÖzgürlük nerede haziran.\n\nSevdim çok sevdim haziranda\nHaziran seni çok sevdim\nYüreğim mahkum,yüreğim sürgün\nHaziranda ıssız bir aşk adasında.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran",
        "poet": "Sabahattin Kudret Aksal",
        "poem": "\n\nBakar gülümserdin bana balkonundan\nAh o yaz akşamları sen ne iyiydin\nRüyan, kokun ve sesin\nRüzgar gibi esiyor günler arkasından\n\nHer an bir başka hatıran\nÇiçek açıyor karşıki dalda\nKendimi kaybederek rüyada\n....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran",
        "poet": "Esra Canpolat",
        "poem": "\n\nNeden sonra geçip aynanın karşısına kıravatıyla kendini boğar gibi giyindi. Yüzündeki solukluk gitsin diye de yanaklarını tokatladı. Renkler her daim acılarla gelmiyordu. Makyajı bir tebessüm utangaçlığı olsun isterdi. Yakasını kaldırdı. Bana bir nisan borçlusun, dedi. Bahar dediğin başka nedir ki? Sadece vapuru kullanarak gittiği için düşük maaşlı işi kabul etmişti. Bir de Yusuf'un Bodur Minaresi tabi. Ötesi. Öyle ki bazı günler bir tek kuş sesi duymadan geçiyrdu. Mesai bitiminde, yine bir nisan, Bostanlı sahilinde yürüyordu. Aklında dişlenmiş bir elma. Sandallar bir yaz akşamı birbirinin ayak ucunda uyuyan doğulu çocuklar gibi sıralanmıştı. Deniz onların rüyaları olmalıydı dedi. Sert geçmişti bu kış hayriye abla. Rabbi inni messeniyeddurru ve ente erhamürrahimin duasıyla. Sahi en son susuyor muyduk? Anneler diyordum ümitlerini kaybettiğinde rahimleri çürümeye başlıyor çocuk. Sonrası kim kimin rüyası kim kimin kabusu bilmem artık uyanmak ne iyi, ne güzel, ne doğru ne de bir mükafat..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran",
        "poet": "Baki Süha Ediboğlu",
        "poem": "\n\nKırlangıç, yuvasından\nYeni yavrular saldı,\nGözlerimi avutan,\nRenkler mayısta kaldı..\n\nNe olur ağarsın tan,\nSusun kuşlarım bir an,\nBahçelerde haziran\nYeni uykuya daldı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran",
        "poet": "Mehmet Çağlar Konca",
        "poem": "\n\nAğustos’ta haziranı yaşattın bana,\nBir ilkbahar aşkı gibiydin sen Haziran.\nKaranlık günlerimi hatırlattın bana\nUmuda açılan kapıydın sen Haziran\n\nBir yanın var ki hayatı anlatır bana\nBir yanın var ki sevdayı anlatır bana\nBir yanın da beni anlatır bana\nBir bakışa bin anlam yükledin Haziran\n\n(18.08.2014 / 01:30 / Samsun)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran",
        "poet": "İlhan Berk",
        "poem": "\n\nMy love is like a red, red rose (e.e.cummings)\n\nKırmızı kırmızı bir güldür aşkım\nİnce yüzünüzde. Kırmızı. Korkunç.\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran",
        "poet": "Ramazan Özkul",
        "poem": "\n\nişte yine geldi haziran\nbelki çok bi vakit geçirmedik seninle \nbelki ele ele dolaşmadık sahillerde\nbelki dilek tutmadık aynı yıldızı seçip de \nbelki bir cevizin içini dahi dolduramaz \nsenle geçen süre\nama olsun\nyine de gelmiş ya o sıcaklığıyla haziran\nsen ne olursa olsun \nbitmeden bu haziran\nbeni düşlerinde hep ama hep güzel an\nha bu arada ali abimin de en sevdiği şartın başında geliyormuş\nmeleklere iman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran",
        "poet": "Cahit Zarifoğlu",
        "poem": "\n\nKim ölüyor hayvanların \nKızışarak daraldığı zamanda \nBir pazu marazında yıkılmadı o kollar \nGüç istifi kanın \nSaklanmış kadınlıkların \nVe kız kaleleri \nEhli hicablarca saklı \nMuhasaralanmış önlerine perdeler akmış \nAtmacalar \nGezgin kuşlar \nYeni çığlıklar yepyeni \nHücum sesleri \nHangisi \nDaha önde belirsiz buyruk mu ermi \nDayanamayıp çöken duvarlardan \nGerilip yırtılan kaslardan en çok çocuk \n                                                davetleri \nO av etleri rahleler sandukalar \nKaranlıkla katılaşan nöbetci baskıncı silüetleri \nVe açın güller bir sabah daha açın \nBakın Tanrı konuğu insanlar bütün türleriyle \nŞu bizim yeryüzünde \nToprakta gel! gel! nöbetleri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nçul çaput oldum\nkırıldı kanatlarım\ntarifsiz acılarda duygularım\nve istemeyerek\nsana uyandım\nsen ne can sıkıcı\nne kadar can alıcı \nbir aysın \nHaziran\n\n3 Haziran 2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran",
        "poet": "Ceyhun Kuburlu",
        "poem": "\n\nŞimdi bu haziran kokan yüzünde, \nNefesime doğru esen akşamın, \nSessiz gemileri kalkıyor, \nYüreğimin çocuk sevgilerine...\n\nSusuyorsun, \nKonuşma sanatından devşiriyorsun\nGülüşlerini, \nAğlamanın en güzel şelalesinde akıyorsun...\n\nŞimdi bu haziran kokan yüzünde, \nHabersizce göç ediyor hüzünlerin, \nGeri dönüyor göz rengi denizlerin, \nVe mercan maviliğine yüreğinin\nYüreğim yol alıyor...\n\nŞimdi bu haziran kokan adının, \nKoruyucu ünsüzüne yerleşiyor adım, \nHabersizce yüzüne esiyor rüzgarlarm, \nVe yüreğinin martı seslerine, \nUyanıyor, yüreğimin denizleri...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Ağaçları",
        "poet": "Ceyhun Atuf Kansu",
        "poem": "\n\nHaziran ağaçlarının oralarda\nÇocukların derisi yanmakta\nGüneşli şapkalar altında\n\nOrada ceviz ağaçları altında\nSerin uykusunu yaprakların\nBiri toprak üstünde uyumakta\n\nOrada üvezler altında şimdi\nFransız devrimini okumakta....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Agrisi",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nGelincik …\nAaaaah gelincik…! \nGülü de var sevmek defterinden yazana ammmaaaa\nHaziran olduguna ver, gelip gitmekten usanmayan dengin\nCünkü köyünün delisini arar hep\nBulana ben diyen ask ki….….\nIhlamurlara pervane dönderen yaprak da\nDördüncüsü zor bulunan gonca da\nYavru tomurcuk körpeleye mavi gökler kirlangici da\nEkin denizini bugdaya veren basaklari harman dönüp\nTopragin dolusu dizginsiz sevdaligi sürüp giden kervana\nKatilmis yüregimin sevdigisin iste gelincik….\nBiraz gülden\nBiraz senden\nIkisine biricik…\n\nSeyfi Karaca………………..Haziran / 14\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Akşamı",
        "poet": "Muhsin Gürsu ",
        "poem": "\n\nBütün bunların sebebi,\nne sensin,\nnede bu sessiz Haziran akşamı.\nYüreğim bir deniz kıyısıdır,\naşklarda dalgaları.\nBir Haziran poyrazında,\niğdiş edilmiştir hayat.\nÖmrümün vazosuna koymuşumdur,\ngizemli çiçeklerimi.\nAslında bütün bunların sebebi,\nsevdayla zulüm arasındaki yalnızlıktır.\nKorkarak,incitmeden,sessizce,\nyaşamışızdır hayatı.\nHiç yaşamamışızdır.\nSanaldır yaşadıklarımız.\nBu sessiz Haziran akşamı,\nölmeye değer.\nBelkide hiç ölmeden yaşamaya.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Akşamları",
        "poet": "Merve Çerçi",
        "poem": "\n\nBir haziran akşamıydı yüreklerimizi ısıtan.\nBir dostun gölgesinde \nBeklide temebessümünde varoluruz.\nDemli bir çayla neşelenir sohbetler.\nO sıcacık gülümsemeler bir haziran akşamındaydı.\nBazen yürek ağrılarını yadederiz.\nBazende eski bir fotoğrafa bakarken buluruz kendimizi.\nBir damla göz yaşıyla avunuruz belki.\nBir haziran akşamıydı hüzünlü vedan.\nYazın ortasında kışı yaşamak gibi…\nÇölün sıcağında serap görmek gibi…\nHaziran akşamlarıydı bizi buluşturan.\nDostluğu, anıları, özlenilenleri…\nŞimdi yine eski bir fotoğraf elimde.\nBakıyorum herkesten habersiz gizlice.\nBir haziran akşamı miladım oldu.\nÖzleyenlerle özlenenler buluştu\nVe bir haziran akşamı sonsuzluğa doğru bulduk birbirimizi…\n\nMerve Çerçi\n11.07.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Baht",
        "poet": "Hasan Çelik",
        "poem": "\n\nHaziran baht\nve söz! ..\nuykuya veda gecesi,\n(ve)   insan aldanışı,\ncandır bezeyen,\nacı tepeleri,\ndayanır,\nzamana savrulan meçhul,\nkokusu diyorum,\numut deme sakın,\n(bir)   salınma vaktidir,\nanemon çiçeği haziran da\nsayıklar,\ndört bir yana rayihası,\nah gecenin,\nbahçıvanı öfkeli yıldızlar,\nsıcağı kim alır? \nKoynumdan serinliğin! ..\nNostalji ve fetiş,\narası gece,\nsana değil…\nhaziran! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran ayının 3.pazarı...",
        "poet": "İhsan Hasan Kaya",
        "poem": "\n\n(B)  aba evde olmayınca değeri bilinir, görülür… \n(A)  na gibi olmasa da gözlerinden yaş süzülür. \n(B)  abaları duygusuz, kaba olarak bilirler. \n(A)  nalar gibi babalar da evi için çalışır, gürler… \n(L)  ütfen! Babaların değerini bilin, verin… \n(A)  nalar gibi babaların da sevgisi içten ve derin. \n(R)  üya alemi gibi güzellikleri babalara da verin. \n\n(G)  eceler babalarımız sayesinde aydınlanır. \n(Ü)  zülen çocuklar babaları gelince canlanır. \n(N)  erede kaldı babam diye heyecanlanır. \n(Ü)  zülen,ağlayan çocukları en iyi babalar tanır...\n\nHasan Kaya\nEğitimci-Şair-Yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Akşamı...",
        "poet": "Metin Üstüner",
        "poem": "\n\nYinede düşünmüyor değilim, \nYaşadıklarımın ne kadar süreceğini bilmediğim, \nHer an uyanabileceğim bir rüya olduğunu. \nAma, \nYaşadıklarımın bir rüya olmadığını biliyorum, \nSaatların gece yarısını gösterdiği sırada, \nKimseler görmeden-duymadan gelip, \nKollarını boynuma dolayıp, \nBitti artık aradaki tüm engeller, \nDönmemek üzere yanındayım, \nSeninleydim, seninle kalacağım diyeceğin, \nHaziran akşamını ümitle bekliyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Başlangıcı",
        "poet": "Sefa Sürücü",
        "poem": "\n\nBir haziran başlangıcı\n Güneşin toprakları ve yaprakları kavurduğu sıcak bir gün\n Göz kamaştıracak şekilde her yerde aydınlık\n Gece olunca bir baykuşun şüpheci gözleri pek de süzgün\n İçimizde bir ürperti,çünkü gece çok mu çok karanlık\n Sabah yürüyüşü yapmak için dışarı çıkıyorum\n Böcekler koro halinde şarkı söylüyorlar\n Kim ne derse desin bende senin için şarkı söylüyorum\n Ve bil ki Leyla'm,bu aşık bu sıcakta seni arar\n\n O uzun kış gecelerinin sohbetlerini kaybettik ama\n BU haziran başlangıcı daha uzun sohbetlere katıldım Leyla\n Nasıl katıldın diye soruyorsun değil mi bana\n İşte sana sohbet arkadaşlarım kitap,işte sana\n Bu haziranda güneş çok ama çok sıcak Leyla\n Ben seni arıyorum bu haziran başlangıcında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Akşamlarında",
        "poet": "Bilal Sili",
        "poem": "\n\nGeldin hoşgeldin \nİşte karşımdasın \nYağmur yağıyor gülümsüyorsun \nEllerim sana açık \nSenli şiir'lerimden bahsediyorum \nYine gülümsüyorsun \nŞiir'lerim dizemi gelecekti diyorsun \n''Geldiler'' \nSen yokken baş kaldırıyorlardı \nBir gece yarısı \nAlev içinde yanan'yanan bendim \nSen belki üşüyordun \nHaziran akşamlarında \nYokluğumda \nAyağında benim coraplarım \nŞiir'lerimi sana okuyorum \nSana yazıyorum \nGece sabah olacak birazdan \nBir güneş birazcık güneş istiyorum \nBir avuç güneş istiyorum \nSarsın diye ikimizi \nGeçen yaz'dan...... \n\n(06/08/95 london)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Bile Hüzünlü",
        "poet": "Deniz Alagöz",
        "poem": "\n\n'nâzım usta'nın anısına'\n\nŞiir yazdırır adama \nYahut şair öldürür \nBilinir erdemi onun \nBilir hüznünü \nLakin bilmez yok! \nBilmez yüreğime düşürdüğünü \nBilmez içimin ezildiğini \nSevgili gibidir Haziran \nSevgi bekler hep \nBekler gelmeyi onbir ay \nBekler usulca \nBekler sessizce \nSıcaklığıyla bekler \nBelki yakar yüreğimi \nSevgilim gibidir \nAlıştığımda terkeden \nYalandır oysa \nLakin yalanda olsa \nAyrılık kavuşmaktan ötedir \nYani daha duyguludur \nBir simittir ısırılan \nYahut bir resimdir \nYahut şiirdir Haziran \nBelki bir boyacıdır \nBelki de senin gibidir \nYalancıdır,yeniktir \nDurmaz hiç yerinde \nSevilmeyesidir o an \nKimi Nazım Usta'ya kıyar \nKimi kandırır beni \nBazan yazın ortası \nYağmur alır yüreğimi \nBazan susuzluğumda \nBoğar beni Haziran \nBelki bir çocuktur \nBelki bir kız \nHayatını gerdek ânına saklamış \nYani kelebek kadar \nYücedir titrekliği \nHani yıllardır beklediği \nBir önemli an \nYahut beklenilendir Haziran \nBu gece Haziran bile hüzünlü \nBelki bakkalın ekmeksiz koymasından evimi \nBelki şarapsız kalışımdan \nBelki dilencinin sigortalısızlığından \nBelki kendimle ben \nHer Haziranda ağlayışımdan \n\nSen bile döndün sözünden \nHani ölümdü benden sonrası \nBu gece Haziran bile hüzünlü \nBelki gecenin belki senin yüzünden!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Bozgunu",
        "poet": "Özkan Büyükburçoğlu",
        "poem": "\n\nHüzünmüş senden geriye kalan,\nGel gözlerimden acıyı oku.\n\n-I-\nŞiir ustası değilim, şair hiç; \nBen bir yol sevdalısıyım gece içerisinde,\nSenin sokağın karanlığı ayrı bir aydınlık,\nMutluluk dehlizi,  altın gerdanlık,\nAyağımı sürtmeden yere usulca geçtim gittim,\nKuş ürkekliği içinde hüzünlü yüreğim,\nIşıkların sarımtrak yanıyor, belliki salondasın,\nKimbilir hangi düşte, yorgun koltuktasın.\n\nYaz aşkı değildi bizimkisi, kumsalda başlamadı,\nNe deniz kenarında nede bir tatil kasabasında,\nHüzün yüklü bir zemheri mevsimiydi tanıştığımızda,\nDışarda yağmur içerde yağmur yağardı,\nBuğulanırdı gözlerimiz bir birimize baktığımızda,\nZemheriydi soğuktu mevsim,\nYaz aşkı değildi bizimkisi bir tatil kasabasında.\n\n-II-\nŞimdi sensizlik hakim her vakte,\nKış bitti,\nBahar bitti,\nHayra alamet değil gelen bu haziran mevsimi.\nHaziran harman bozumu,\nHaziran bağ bozumu,\nHaziran sevda bozgunu.\nAşk bozgunu. \nHüzünmüş senden geriye kalan,\nGel gözlerimden acıyı oku.\n\n-III-\nZormuş kirpiğindeki yağmuru tutabilmek,\nZormuş mutluluğu onun adına dileyebilmek,\nMutlu ol hoşça kal ey gökyüzünün misafiri,\nZormuş yaralanmış mısralarda seni bulabilmek.\n\nHüzünmüş senden geriye kalan,\nBirde yalnız bir opera…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran da Ölmek! ...",
        "poet": "Seda Ahmet",
        "poem": "\n\nBeni öldürüp hayatta bırakan,\nYanlızlığa mahkum eden,\nSevdiğimi toprağa veren,\nYirmialtı haziran! ...\nHayatımı karartan haziran,\nGünlerim oldu hazan,\nBeni yardan ayıran,\nYirmialtı haziran! ...\nGözlerimden kan akıtan,\nSaçlarımı aklaştıran,\nDünyamı karartan,\nYirmialtı haziran! ...\nSeni bana mazi yapan,\nBana hasreti tattıran,\nAyrılığın günü olan,\nYirmialtı haziran! ....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran'da Yazmak",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nHaziran’da öldü \nüç büyük usta\nNazım, Ahmet Arif, Orhan Kemal,\niçim parçalanır, esin kaynaklarıma\nher kiraz ayında, haziran.\n\nöldürenlere,ezenlere,  hapsedenlere değil,\ncanı gönülden türkülerini yazanlara\nşiirlerini nakşedenlere usta denir.\nhaziran’da ölmek kadar\nhaziranda yazmak da zor ustam.\n\nbu yılın haziran’ında, \nkurbanlar verdik şehitler, zulme karşı isyanda\npanzerin altında, barikatta, direnişte, sabah soğukta, \ngençtiler, göğüsleri siperdi mermiye, gaza, \nalınları öpülesi dört fidan daha düştü toprağa, \n\nzalimlere karşı, baskıya, satana yalana, talana, \nülkeleri için, özgürlük, bağımsızlık adına\nAbdullah, Vedat, Muharrem, Ethem\nhepsi de yirmili yaşlarda, gencecik, körpe fidan\nkırpmadan gözlerini öldüler, filiz verecekler onlar da.\n\nevlerinden uzakta, analarından, sıcacık yataklarından,\nzulme karşı kol kola, omuz omuza saf tutarak\nöğrenci, bilim adamı, işçi, asker, neferlerdi \nölümsüzleştiler anıları bize yadigar.\n\nödün vermeyip inancından, onurundan \nkaybettiler gözlerini-bedenlerini, \nyok edenler de kaybettiler kuşkusuz, \nvicdanlar aranmakta, halen firarda, \nhaziran, haziran, haziran\nölmek de zor, yazmak ta seni.\n\nHaziran 2013 Balıkesir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Geceleri...",
        "poet": "Hüseyin Yanmaz",
        "poem": "\n\nHaziran aylarında hasreti okudum\nHalen acısı var yüreğimde\nYutar gibiydi hayın geceler\nKuş olup uçtum gök yüzüne \nKaybolmuştu kurduğum bütün umutlar\n\nGök yüzü karanlıktı öyle çok korktum ki \nSana hasret kalacağım diye\nBen yine sana seslendim sesimi duyarsın diye \nOysa fırtınalar kopmuştu haziran gecesinde \n\nGeride bir tek hayalin öylesine oturmuş masum \nSensiz geçen her günümü sayar gibiydi \nGözlerim her gece yoluna bakarken \nHasret dudağımda yağmur gibiydi \nDamla damla döküldü \nKayboldu bütün hayallerim\n\nYalnızlıkta\nGözyaşlarım hasret ile karışırdı \nHaziran yağmurlarına \nKilit vuracağım artık kalbime \nHaziran geceleri sessiz ve soğuk olur...\nHüseyin Yanmaz\n12/07/2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Gecesi",
        "poet": "Mehmet Özcan Yasdıbaş",
        "poem": "\n\nHaziran Gecesi\n\nSıcaktı \nTuz ve ıslak dudaklar \nSoluksuz düşler içinde\nBir haziran gecesi\nMaviyi sevdim \nDerin \nSonsuz \nGece gibi\nışıl ışıl \nGüneş gibi\nSıcacık\nKum gibi \nSayısız\nEn kuytu gölgeler gibi \nVe bulutsuz gök gibi\nekinlerin boyun eğdiği\nHasada durmuş\nAşk yazı gibi\n\nBir haziran gecesi\nYudumladım \nseni\nMaviyi\nYıldızları \nSabahı olmasın istediğim\nYaz gecelerini\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Geceleri",
        "poet": "Muhsin Aktaş",
        "poem": "\n\nBir Haziran gecesi\nYıldızlar ışıl ışıl\nAy ise gülümsüyor\nMerhaba diyor\nGeceye ve bize\n\nBir haziran gecesi\n\n...Sen aktın\n\nYıldızlar değişti\n\nAy değişti\n\nHaziran geceleri değişti\n\nBaşkaldıramadım zamana\nGeceler\n.............esir kaldı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran gecesi olmak",
        "poet": "Nazan İzmirli",
        "poem": "\n\nanıları,\ntaşıyacak\nhaziran  gecesi  olmak.....ne  güzel....\n\nne güzel,\nyıldızların  kayması\nhaziran  gecesiyle  kaybolan  düşlerde....\n\nsaçlar,\nsavrulurken   kavak   yelleriyle\nhaziran   gecesinin   kıvrak    ritminde....\n\nbülbüller,\nrakseder  en  içten  türküsüyle\nhaziran  gecesi,  ağır  ağır  ağlar  içimde.\n\nbülbülün  çektiği,\ndil \nbelası \ndiye...! \n\nözgürlük,\ndönerse  gözlerine, nefesinle\nbir  haziran  gecesi  olmak....ne güzel..... \nne güzel...........................yine. \n\n\n01.06.2006-antalya-haziran gecesi olmak-\n\n\n\n\n\n01.01.2006-ant-haziran gecesi-\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran'dır",
        "poet": "Mehmet Raşit Er",
        "poem": "\n\nve Hazirandır\n\nIlık bir Haziran gecesidir.\nAy ince, ıssız gece.\nAy dolunaydır belki ama daha dolmamıştır geceye! \nAy ince aklımda çözülmeyen bir bilmece.\nBüyük usta Ahmed Arifin dizeleri gelir aklıma ama söyleyemem,\nses tonum cıvıktır bu gece.\nHaziranda ölen şairleri düşünürüm.\nHer biri bir birinden yiğitçe! \nAya bakarım sonra, ay seyahat halinde.\nDerken top, tüfek sesleri böler gecemi,\nHaber sınırda da olsa, yakıyor sinemi...\nSavaştan uzakta olmak huzur vermiyor insana.\nYitirilen canlar var, yine bu Haziranda.\nGarip bir duygudur belki,\nyada gariban bir heves benimkisi,\nBarış diliyorum tüm halklara Hazirandan.\nDerken ay seyir alanımdan uzaklaşıyor.\nYıldızsız bir gece, ve yorgun bir şairin dûşleri kalıyor benliğimde.\nHazirandır biliyorum ölmek zor gelir bedenlere.\nLakin ölenler var bu Haziran gecelerinde! \nOrta Doğu kan ağlıyor...\nKürdistanda yer, yer sıcak çatışmalar var.\nVe Hazirandır, ölüm genç bedenlerde yaşar.\nCezaevinden bin çığlık yükselir! \nSiyasi tutuklu bir kürt çocuğu bedenini vermiştir ateşe, daha yaşı 17lerde! \nVe Hazirandır ölüm zor gelir rahat bedenlere! \nKöpek sesleri böler gecenin sessizliğini.\nAma gecedir örter bûtûn gerginliği.\nNazım Hikmeti düşünürüm mavi gözlü bir dev olur düşlerim.\nAma Hazirandır ve ölüm gezer doğduğum topraklarda! \nAy gider usulca, çünkü dolunaydır ağır, ağır.\nYıldızsız gece ve ben kalırım gecenin ortasında.\nKüçük Gerillaları düşünürüm,\nFilistinden.\nAngoladan.\nKürdistandan.\nVe Acırım yüreğime, yüreğimde yaşayan küçücük öykülere! \nAy gider vedasız, ve hoşçakalsız...\nBeni yalnız bırakır bu ahmaklaşan Haziranlı gecede! \nVe Hazirandır ölüm gelir, ölüm var gecede...\nTüm ölümlü ayları sökesim geliyor takvimlerden.\nMartı, Mayısı, Haziranı...\nİşgalci kahpe pusulamalar yapılıyor toprağımda, toprağım kirleniyor, yüreğim isyanlarda.\nÖnü kesilen derelerim akar yüreğime doğru.\nGözlerimden üç mısra şiir akmaz bu lanetli gecede.\nVe Hazirandır ölüm yükselecek birazdan şafaklardan.\nHazirandır zordur, zulümdür herşeyin farkında olana.\nVe Hazirandır ölüm gelir, ölüm var gecede...\n\nTarih:03.Haziran.2012\nŞiir: Mehmet Raşit ER\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Geliyor",
        "poet": "Ümit Işık",
        "poem": "\n\nHasretin tak etti cana\nAzrailden korkuyorum ölüm geliyor\nBahar gelirkenn aşkınla\nYaprak ökümüm geldi güzüm geliyor\n\nSana uzaktan bakmak bile ilaçtı\nAşkın bedenimi toza cevirip saçtı\nBiliyorum hasretteyim vuslatın kaçtı\nYolum bitti son durak geliyor\n\nİki günlük uzaklık bile gelirken zor\nO sürede kalbime cehennemden gelir kor\nGit te halimi meyhanelere viranelere sor\nCennete değer bu günler,Haziran geliyor\n\nHer gece daha da azıyor,kalbimi yoruyor ağrım\nDuysada aldırış etmiyor,hiçe gidiyor çağrım\nİtfaiyeler gelse de söndüremez yanıyor bagrım\nBeni cehennemden beter yakan geliyor \n\nDerd-i aşkım ölümden de yaman geliyor\nBağım bahçem sarardı  hazan geliyor\nNice güzeller gönülüme yalan geliyor\nCennete değer bu günler haziran geliyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Haziran Gülü",
        "poet": "Yusuf Gençal",
        "poem": "\n\nYıl ikibin bir\nEser deli rüzgarlar\nMor sümbüllü dağlarına\nYaslar başını yanağına\nBahar bakışlı gözleri\nSevdalar düşürdü yüreğine\n\nResmini çizerdin düşlerin\nUmutlar yüklü bulutlara\nGözler güneş sıcaklığı gülerken\nKelebekler konardı\nBahar çiçekleri açan\nHayat bağımın gülüydün sen\n\nAylardan haziran\nIsınmış durmuştu yürekler\nBaharın coşkusuyla\nSarılıp tutunmak için\nSıcaklığına temmuzun\nHaziran gülü gülüm\n\n29/09/2002 k\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Gülleri",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nHaziran gülleri tütün kokar bir tanem\nEkşi elma kokar\nSarı saman ve eski zaman kokar\nYaz kokar...\nKavun kokar,karpuz ve beyaz peynir\nSıcak meltemler alır getirir ovadan haziran gülü\nYamalı şalvar kokar,dut kurusu ve pekmez gibi\nGün doğmadan gül kokar sulanmış avlularda\nTozlu toprak yollarda serinlik kokar\nBal arıları daldan dala güllerse nazlanmada\nBezik oynanır sabahlara kadar şehir kulübünde\nGül kokar kül kokar bütün masalar\nUcuz limon kolonyasına inat mı inat\nBir şarkı duyulur Hoş Memo'nun pikabından\nSarı limonatalar sen kokarsın bir tanem\nYetmiş beş kuruşluk yazlık sinemalarda\nÇocukluğum koşar tahta sıralar boyu\nGitmez bir türlü burnumdan 'Demir Gazozu '\nVe kırık leblebinin kokusu\nSen şimdi başka bir yerdesin\nVe başka bir alemdesin\nArtık hiç kokmuyor\nHaziran Gülleri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Gelmiş",
        "poet": "Sevginaz İnal",
        "poem": "\n\nŞöyle yoldan gelirken\n..................baktımda,\nBizim buralara yaz gelmiş..\nZakkumlar çiçek açmış\npembe,beyaz...\nGül hatmiler sonra...\nTaze çiçeğini dökmüş zeytinler,\nkuşlar dallarda cilveleşir..\nHergün gelirken yoldan,\nbakmış ama görmemişim...\nhasından,özünden öyle...\n............Haziran gelmiş..\nCırcır böcekleri ninniler söyler\nkumrular kur yapar birbirlerine...\nEy gönül sen kış uykusunda yatarken\n................buralara Haziran gelmiş.\nEriklerin yanakları allanmaya...\nKirazlar başlamış ballanmaya\nKavun-karpuz değil amma.\nbizim buralara...\n........HAZİRAN gelmiş.\n\n21.06.2006-Muğla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Kenti",
        "poet": "Canpolat Pak",
        "poem": "\n\nAç kapılarını Haziran kenti\nDar yollarından sorulduğum\nVe kavuştuğum kimsesiz bahçelerinde\nBir yanımdan çağlıyorken gül kanı\nBahar dallarına tutunduğum usulca\n\nAç kapılarını Haziran kenti\nBilir misin \nKül yığınlarından süzüldü\nNazlı cevheri hayatın\nVe kaçıncı keçinin kaç günahında\nÇaresi yok ödendi\nKurban sunaklarında\nMasumiyetin bedeli\n\nAç kapılarını Haziran kenti\nBir Venüs doğmalı\nAltın kumlara sevdasından\nBeyaz saçlı suların\nVe buğulu aynasında yitik bir ruhun\nYazılmalı adı hece hece\nSis perdelerinde solan mutluluğun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran ortasında Eylü lü beklerim",
        "poet": "Hakan Özüçelenk",
        "poem": "\n\nŞimdi yalnızım okul yolunda\nArtık yoksun yazın başında.\nSana aşık oldum genç yaşımda.\nHaziran ortasında çaresizim.\n\nİstanbul Fatih sokaklarında.\nSeni beklediğim durakta.\nEylülü beklerim çok uzakta.\nHaziran ortasında sensizim.\n\nArarım seni olmadığın yollarda.\nGider gelirim Bakırköy dolmuşlarında.\nAşkımın merhemi okul açılışında.\nHaziran ortasında terkedilmişim.\n\nYaşadım bu aşkı o yıllarda.\nSeni son gördüğüm okul kapısında.\nYeşil bir muratla yol aldığında.\nHaziran ortasında Eylülü beklerim.\n\nİstanbul Fatih anılarımı yaşadığımda.\nSeni gördüğüm kız lisesi sokağında.\nGönül kapını bana kapadığında.\nHaziran ortasında Eylü lü beklerim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Kağıtları Helenayı Unut",
        "poet": "Meral Meri",
        "poem": "\n\nYeşil yaprakların haziranda topraktan kalbe titreyerek çıkarken tanımıştım seni; gelecek gibi,parlaktı çağın...\nÇocuğundum senin; mavi sarayından tuttum seni,\nÇıplaktım; geçmişten gelen bir Helena,hiçbir emanetin yükünü-geçmişini-aydınlığını bilmezdim.\nKaranlığında kaldım...\nTarihçiler yalan söylerdi,ben onlara sağırdım; \nSönük bir gecenin irkilen yüreği gibi,neşteri yemiş bir hastanın kalbi neyse,ben de oydum senden önce.\nYuvarlak bir masanın hoşnutsuzluğunu kimler yudumluyorsa planlayıp kadehlerinde,kırılmak için oradaki  çığlık da bendim.\nYeşil yapraklarına emekçiler gönüllü olduğundan,koştum,buldum seni; tuttum kalbinden,kendime çektim,öptüm seni...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Kokardı Gülüşün...",
        "poet": "Gümrah Öztürk",
        "poem": "\n\nGülüşün ılık bir haziran akşamı,\nBalıkçıların ağlarına takılmış,\nHa desem çıkacak canı,\nAma inadına çocuksu, inadına sen imzalı,\nGülüşün haziran kokardı…\n\nGitmeyesin diye haziranda,\nBu ılık meltem üşütmesin kanımı diye,\nYalanlar söyledim.\nAdını söyledim gecelerce,\nGitmeyesin diye, sana\n“Gitme” dedim…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Öldü",
        "poet": "Ufuk Baysal",
        "poem": "\n\nŞişman bir kırlangıcın kanadına yapışan toz,\nHain yani,kaçak,biraz da mülteci sanki.\nGece gece çekiç sesleri.\nİki aşığın çürümüş cesetlerini yiyor şişman kırlangıç.\nAşıkların “aşık” kemiklerini çakıyorlar tabuta,imamlar.\nHaziran ölmüş,onu gömüyorlar.\nArtık bir yıl; onbir ay.\nOnbir imam okuyor,soruyor,onu gömüyor onu.\nİçime içime ağlıyorum.\nKendi derimden şemsiye yapıyorum,zira yağmur yağıyor.\nSoranlara,toz kaçtı gözüme diyorum,ama biraz mülteci sanki.\nTuruncu bir sabah doluyor burnuma,biraz ekşi,küflü,yapış yapış.\nHatırlıyorum,yalıtkan bir gazete kağıdı örtmüşlerdi üzerine,onu son gördüğümde.\nHatırlıyorum,bir kibrit çöpüyle tutuşturdum gazetenin ucunu,yandı haziran.\nOysa onlar,onlar haziranı gömüyorlar.\nKöşe başlarını tutmuş palyaçolar,\nSokaklarda ağlama yasağı var.\nİçime içime ağlıyorum,\nİçim ıslanıyor.\nTuruncu bir sabah; biraz narenciye tadında.\nŞişman kırlangıç,turuncu tan yerini yiyor.\nİçimi çeviriyorum dışıma,\nİçim kuruyor ama dışım çıplak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Haziran Küllerimi Savurdu...",
        "poet": "İbrahim Ethem Bingül",
        "poem": "\n\nHaziran küllerimi savurdu \nHer zerrem yayıldı, aşkta kavruldu \nHer gül yanakta, gamze oldu \nAşkım, aşkı bilen her gönüle merhem oldu... \n\nYandım, kavruldum, savruldum \nBir kara gözlüye serilip yol oldum \nSensizliğin varlığında kayboldum \nYaşayan ölüye döndüm, ben yok oldum... \n\nErkekler de ağlarmış bunu yaşadım \nGönül çağlayıp akarmış anladım \nAcımasız sevda celladının elinde kaldım \nGöz yaşlarıma, gönül acıma bakmadı vurdu \nCellat canımı, haziran küllerimi savurdu... \n\nwww.iebingul.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Sabahı",
        "poet": "Zafer Şeker",
        "poem": "\n\nHAZİRAN SABAHI\n\nBir haziran sabahında\nBilinçsizce bir uyanış\nTarla yolcuları, biçerdöverler\nKöy meydanlarında toplanan davarlar\n\nBir haziran sabahında \nBilinçsizce bir uyanış\nKöyden uzaktayım, bunaltıcı bir sıcak var\nŞehirde\nDuvara güneş vuruyor saat on\n\nBir haziran sabahında\nUyandığımda bilinçlice\nKafamı koyup yastığa\nTekrar yatıyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Sabahı",
        "poet": "Ayşe Çelik",
        "poem": "\n\nSevmek kimi zaman garpçesine hüzünlüymüş\nGülümsemelerde saklanırmış gözyaşları\nVe bir haziran sabahı ilkbaharın tüm ışıklarını ardına alarak\nKaçmak geçermiş şairin içinden\nTam da 'Yüreğinin Götürdüğü Yere Git'i okumuşken\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran sabahları...",
        "poet": "Hicran Demirkaya",
        "poem": "\n\nUyanırsın bir haziran sabahında\nYalnızlığınla kol kola bulutlar\nYaşama sevincin kalmış sana armağan\nTozlu raflarda anılar kanatlanır\nYıldızlar bağlarsın geceden\nUmut çiçeklerinin yapraklarına\nDeli rüzgar havalandırır\nİçindeki sevda ateşinin küllerini\nHer sabah gün doğmadan\n\nLal olsa dilim sana koşar bu cümleler\nDile gelir güzelliğinle sarhoş olur bu nağmeler\nTazelenen gül tomurcuklarında çiy gibi\nPırıltılar eklersin bu sevdanın yollarına\nYeni bir hayat bulur kağıt üzerinde kelimeler\nŞair olmak zor bu haziran sabahlarında...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Sevgilim",
        "poet": "Hüseyin Kandil",
        "poem": "\n\nHAZİRAN SEVGİLİM\n\nDoğum günüm haziran.\nHaziran, tutsak düşmekti.\nHaziran, sorgu sualdi,  Gayrettepeydi,\nHa gayret direnmekti, sorguda.\nSelimiyeydi, sonra Metris \nBir dahaki Haziranda salıverilmekti.\nGökyüzüne, kuşlara, rüzgâra karışmaktı.\nSevmekti Haziran,\nDilencisi olacak kadar çok, bir aşkın.\nHaziran çiçekti göz alabildiğince.\nBütün dünya, \nBütün yer bütün gök,\nBütün dağlar çiçekti.\nÇiçek umuttu.\nİhtimaldi küçücükte olsa.\nBir Çiçek’te solup gittiğinde umut.\nHaziran  ölmekti.\n\n02.06.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Şiiri",
        "poet": "Celal Sılay",
        "poem": "\n\nHaziran üstümüzde dal dal\nModa çevremizde renk renk\nİstanbul bin dokuz yüz elli beşinde\nÇimenler altımızda sık sık\nBulutlar üstümüzde seyrek\n\nEteklerin moda yelkenlerinde\nElin omzumda sıcak\nBelin kolumda ince\nGözün gözümde ürkek\n\nIşık, gölge bir oyun\nÇiçek, yaprak allı morlu\nHaziran üstümüzde dal dal\nSaçların yüzünde tek tek\n\nBir kuş, bir kanat tenimizde\nBir rüzgar, bir serinlik içimizde\nBir gök, bir deniz mavi mavi\nŞarkı, bahçe düğün dernek\n\nİstanbul bin dokuz yüz elli beşinde\nEtek, yelken bir cümbüş\nYanak yanağa sürtünmüş\nElin omuzumda sıcak\nBelin kolumda ince\nDilim kulağında titrek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran",
        "poet": "Alp Arslan 2",
        "poem": "\n\ndüş gezginiyim gecenin kovuğunda uyurum haziranın düşünü görürüm \ntam da kiraz vaktidir yüreğimin dalları toprağa değer toprak çağırır\ndalbastı kirazların kan tadında umarsız bir yol ayrımıdır haziran\nben yürürüm bu yolda hüzünlü şarkılar yürür belki haziran yürür \nsağanak yağmurlar altında göç arifesidir haziran yağmurun türküsüdür \n\nakşam olur karanlık hüküm sürer gecenin gergefinde bir şiir dokunur\ntoprağın sesi çınlar kulaklarımda dalgalar yüreğime değer deniz çağırır\nbütün tekneler hazirandan geçer şarabın kırmızısıdır damarlarıma yürür\nkırlangıç baharıdır düşlerin kıyısında umudun saçağında ceviz ağacı \nyalnızlığın kuşatmasında yalın ölümler ayıdır haziran hasretin öyküsüdür\n\ntilki uykusu bu en küçük kıpırtıda depremler olur yer yerinden oynar\ndönüşü olmayan bir haziran yangınıdır artık gemiler yanar köprüler yanar\nhüzün bir tel örgüdür yüreğimi sarar bağdaş kurup oturur can evime korkular\ndursam duramam koşsam koşamam dizelere sığınırım haziran beni saklar \nyangınlar ortasında bir nefes fesleğendir haziran korkuların örtüsüdür\n\nhaziran olsaydım böyle olurdum tarih olurdum güncesini tutardım şiirlerin\nölümlerin yasını tutardım haziran gezginiyim uçurumların kıyısında dururum\natsam kendimi atamam zincirler prangalar bir de deniz kokusu bir de haziran\nmevsimler biter zaman biter karanlıkta gökyüzüne bakarım yıldızlar çağırır\nyolculuk öncesinde veda sözcüğüdür haziran yolculuğun yakılacak köprüsüdür\n\nher nasılsa haziran sabahlarına uyanırım hep yastığım tütün kokar düş kokar\nacının nöbetini tutarım ölümün arka bahçesinde yüzyıllardır ellerim kanar\nsokaklarım ortaçağ sokağı duvarlar örülür dört bir yanımda yollarım kesilir\nsaatlerin durduğu bir anda sigaramın dumanı savrulur yine yollara düşerim\nintiharın kül tortusunda küçük bir tereddüttür haziran ömrümün törpüsüdür\n\nhaziranın nöbetini tutarım sayılıdır günlerim haziran bitti bitecek\npişmanlık değil bu öfkem yaşamadığıma yangın çıkacak vakit geldi gelecek\nmağara duvarında bir resim şimdi anılar neredeyse güneş batar gece çağırır\nincecik bir duadır hastalığın son safhasında ıssız bir cenaze sessiz bir ağıt \ngünbatımının çağrısında şakaklarda namludur haziran mezar taşlarının süsüdür\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Türküsü",
        "poet": "Meral Meri",
        "poem": "\n\nAzaldığımızı,güneşe baktıkça \nBir haziran günü.\nGünlerden cumartesiyi? \nOrtalık anneydi,ortalık baba\nMaskeler yoktu,ağaçlar kök salıyordu\nBaykuşlar yuva yapıyordu\nSalıncaklar çocukluydu\nBiz azalıyorduk \nSen ve ben diye bir şey oluyorduk\nHatırlıyor musun,\nBir haziran günü? \n\nİstanbul\n01.06.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Yağmuru",
        "poet": "Çiğdem Çakır",
        "poem": "\n\nBir haziran yağmuruydu seni bana getiren\nYalnızlıkta bunalan sıcak günümü serinleten,\nYetiştin gönül sözlüm, bende saklı hayallerle,\nİnci tanelerinle yazıldın, aşk dolu şiirime.\n\nPerişan düşüncelerle saniyeler geçerken\nAteşlenen hasretleri, gecelerime serdim,\nSenin varacağın gün, uzak mevsimdeyken\nYüzüme dağılan bulutta, gözlerini sevdim.\n\n(Aksaray / 05 Haziran 2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Yağmuru",
        "poet": "Hikmet Atiş",
        "poem": "\n\nEsti bir rüzgar bulutlar yükseldi\nGök gürleyipte şimşekler çaktı\nSicaklık düştü hava serinledi\nNefes aldırdı Hazıran yağmuru.\n\nYağan yağmurla topraklar ıslandı\n Kuruyan mahsul can suyunu aldı\nİzlerken gönlüm anılara daldı\nHeves saldırdı Hazıran yağmuru.\n\nŞu karşı dağlara duman oturmuş\nUçuşan kuşlar bir yerlere konmuş\nİçimi yakan ateş şimdi sönmüş\nStres attırdı Hazıran yağmuru.\n\n27/06/2012...Rize / Çayeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Yağmurları...",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\nhaziran yağmuru,\n toprağı aradı..\nbulamadı...\nhaziran yağmuru,\n gezi parkında \n sevgililerine özlemle yağdı...\n\nhaziran yağmuru,\n arabamın sileceğinden\n sıcak asfalta kaydı...\nhaziran yağmuru,\n dağ yolunda\n yengemin gözlerinde kaldı...\n\nhaziran yağmuru,\n baharla yazın arasında\n sıkıştı kaldı...\nhaziran yağmuru,\n yurtsever gençlerin\n gözlerinde güneş gibi parladı...\n\nFikret Turhan-Yalova,\n 15.06.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Yağmuru",
        "poet": "Çetin Akgün",
        "poem": "\n\nYine bir haziran yağmuru\nÖyle sakin sakin yagıyor ki\nKeder ve hüzün dolu gözlerimle pencere\nAralığından izliyordum sokağı\nVe\nİnsanların kaçışını\nBirden seni anımsadım, evet seni\nHatırlarmısın? \nAniden yağmurun bastırışını\nYağmurdan sıgınacak bir yer arayışımızı\nBana sımsıkı sarılışını\nŞu an öyle bencil ve yalnızım ki\nNedensiz bir ayrılığın acısıyla\nSana koşmak istiyor, lakin koşamıyorum\nSeni seviyor olsamda\nKendimce soruyorum HAZİRAN YAĞMURUNA\nNeden bu ayrılık? \nNeden? Neden? Neden? ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Yağmuru musun?",
        "poet": "Sevar Çalışkan",
        "poem": "\n\nHaziran yağmuru musun? \nBir anda gök kararır\nEtraf simsiyah \nKıyamet koparcasına\nBulutlar çarpışır hiddetli sesler duyulur\nArdından iri yağmur taneleri\nHiçbir yağmur tanesi \nDokunmadan düşer toprağa\nDizili asker misali\nBir anda güneş açar \nArdından yedi renk harikası\nGüller kuşlar doğa \nHepsi gülerek bakar hayata\nHaziran yağmuru gibi girdin hayatıma\nUmmadığım anda, ummadığım zamanda\nHaziran yağmurunu bilirim çabuk biter\nBir bakarsın vardır, bir bakarsın yoktur\nYok olacaksan durma karşımda \nDilinle söylediğin sevgi yüreğinde olsun\nGül misali, kuş misali yüzümü güldürsün, içimi doldursun\nUmudum olsun, hayalim olsun\nAma gerçekleşmeyecek düşüm olmasın\nSen haziran yağmuru değil en iyisi yağmur sonrası ol\nYanımda ol, yüreğimde ol, sımsıcak kalbinle benimle ol.\nSeni seviyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran Yorgunluğu...",
        "poet": "Hüseyin Yanmaz",
        "poem": "\n\nsaçlarım dağınık \nacılarım tırmanıyor yarınlara\nölümü kokladım kaldırımlarda\n\ngözyaşlarım değdi puslu camlara \nüstüme çöktü haziran yorgunluğu\n\nhayat sanki umut dağı \nacısı çeker dibine\n\ngüneş sıcak içim üşür \numut yok hayaller örtüşür hep yarınlara \nbulutlar ne garip rüzgar ne garip \nölüm çökmüş çoktan geceye\n\nresimlerde gördüğüm umut nehri \nbulanık san ki kan rengi\nağlıyordu haziran yorgunluğum\ndört yanım mevsim yığınağı\nhayat ne garip ölüm ne garip \nüstüme çöktü haziran yorgunluğu...\nHüseyin YANMAZ\n12/06/2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziran yolcusu",
        "poet": "Hülya Ari",
        "poem": "\n\nDünün yarisiydi,\nbugünün sonrasi.\nBir günün soytarisiydim,\ncok günün efendisi.\nAgladigim dilde varsaydim kendimi\nkonustugum dilde yok.\nDur duraksiz bir haziran trenindeydim\nonundaydi,\nölmesi zor yolcusu cok.\nBuruktum o günlerde\ncok ta gücenik.\nFilistinde cocuktum,\nHirosimada tutustum,\nAfrika daydim,\nsarildim sicak ekmege.\nO günlerde,\nacinin yörüngesiydim.\nIcimde salkim sacak,\nicimde tekme tokat,\nha yikildi  yikilacak,\nbir haziran trenindeydim,\nyolcusu cok dilleri yok.\nAgladigim dilde konustum,\ngüldügüm dilde yoruldum.\nsavruldum,\nyogruldum,\ndönüssüz yolculuklara ciktim.\nCok ta gücenik,\nhem de kiriktim o günlerde.\nDünden biraz önce,\nbu günün ertesiydi.\n\n                                                  18.07.2002 (Wieblingen)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziranda Doğmak",
        "poet": "Sedat Kılıç",
        "poem": "\n\nHaziran da doğmak zor\n hele sert bir coğrafyanın\n yeşil sarı başak zamanında...\n çocuk yaşta bir kadının\n ağıtsı kabaran\n soğuk ter damlalarında doğmak...\n işte ben o zaman\n o an da doğmuşum.\n\n s.kılıç    haziran 2013 / izmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziranda Aşklar",
        "poet": "Yusuf Ter",
        "poem": "\n\nHaziranda aşklar sıcar \nEylül gelir daldan uçar\nÜzerine sular içer\nUmut gelen baharadır\n\nBöyle aşka varılır mı\nGiden  kişi sorulur mu\nSöyle aşksız durulur mu\nUmut gelen baharadır\n\nDer Yusuf um ölüm kolay\nCandan seven etmez alay \nHaziranda sevmek olay\nUmut gelen baharadır\n\nYusuf Ter 18.09.06\nSaat 21:49 İsviçre\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziranda Bir Yağmur",
        "poet": "Mehmet Çağdaş Küçükduman",
        "poem": "\n\n(Sağanak yağışlı bir Ankara akşamında) \n\nHaziranda bir yağmuru anlat bana\nEllerimden tut, götür beni sokaklara\nHerkes kaçsın yorgun damlalardan\nBizse kaçalım bu tufanın tam ortasına\nAynı yağmurda ıslanmak ısıtır insanı\nBir haziran akşamı çık benimle yollara\nİncecik bir kıyafetle geleceğim ben\nSağanaklar yıkasın beni baştan başa\nIslanmak üşütemedi beni hiç\nBen ıslanınca alev alev yananlardanım\nÇünkü her damla bir harftir kalemimde\nYağmur gelmişse şiir de gelmiştir\nBak işte azdı yine  yüreğimin romatizmaları\nHaziran deyip geçme sakın\nYakındır göklerin ağlama töreninin başlaması\nBir bardak koy balkonun kenarına\nSabah bulut suyuyla yıka gözlerini\nSonra bembeyaz göreceksin tüm karanlıkları\nHaziran bakışlı çocuklar seveceksin daha\n\nBeni fırtınalı bir yağmurun içinde ara\nHiç zorlanmazsın bulmakta\nYağmura koşan bir gölge varsa uzakta\nGölgeme can vermek için koş karanlığa\nNe olur haziranda bir yağmuru anlat bana.\n\n                 13.06.2010 \n                    Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziranda Sevmek Zor",
        "poet": "Ahmet Ünal Çam",
        "poem": "\n\nHaziran değil midir, alıp giden sevdiklerimi\nOkul bahçelerinde, boynu bükük bırakan beni.\nEllerine tutuşturulmuş birer karne\nHaziranda terketti sevdiklerim,\n     bakmadan bıraktıklarına geride\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazırım",
        "poet": "İbrahim Sağır",
        "poem": "\n\nBu dünyada bir muradım kalmadı,\nÇetin yazmış Rabbim yazımı benim.\nBir yâr sevdim o da bana gülmedi,\nSöndürdü neşemi, hazımı benim.\n\nHayatımı ona bağladı kader,\nFirkatine etti beni mukadder,\nDakka keder saat keder ân keder,\nAttı bir kenara özümü benim.\n\nSevgilimin bu gönlüme dâdı yok,\nHatırlayıp sorması yok yâdı yok,\nBundan geri yaşamanın tadı yok,\nÇekecek yârim yok nazımı benim.\n\nKirpik oklarıyla deldi gönlümü,\nDevasız dertlere saldı gönlümü,\nMevsim-i hazanda çaldı gönlümü,\nSavurdu külümü, tozumu benim.\n\nGam okları saldı hep leyâlime,\nAldırmadı benim şu melâlime,\nAcıyıp ta rahmetmedi hâlime\nMezar dindirecek sızımı benim.\n\n                                      20-08-2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazırım",
        "poet": "Salih Çakır",
        "poem": "\n\nHazırım basmaya tuzu yarama,\nSilerim maziyi izi kalmasın...\nDilerse koparsın bağı yar ama,\nYeter ki mücrime dargın olmasın...\nİskilip,25 Ekim 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazırım Her Darbeye",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nDuymuyorum be hocam, sanma ki ben dersteyim,\nYarın aşktan sınav var, haftalardır kurstayım.\nYanmışım kor olmuşum, sevdanın ocağında,\nHazırım her darbeye, dövülmeye örsteyim.\n\n25 Ocak 1983-Salı / Ödemiş Lisesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziranda üşümek..",
        "poet": "Gülseven Aksoy",
        "poem": "\n\nSana gelmek için\n öyle çok bahanelerim var ki..\n\nMesela\n bu sıcak haziran gününde\n ''üşüdüm'' demek gibi...\n\n__15.06.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Haziranda yağan dolu?",
        "poet": "Sinan Aydındağ",
        "poem": "\n\n09.Haziran.2006\n\nBu haziran ayında yağan doluya mı? Şaşmalıyım\nYoksa bunca saat aramamışlığına mı? \nSokaktayım ve olabildiğince yavaş yürüyorum\nİliklerime kadar ıslanmak istiyorum\nBelki sana olan yangınımı söndürür diye\nBir yıldırım düşüyor peşine gidiyorum\nBelki yüreğime de düşer…\nEmin olmak istiyorum \nBir yıldırımdan daha fazla acı verdiğine\nAcınası şu aciz yüreğime\nHaziran ortasında nedir bu dolu\nNedir bu gök gürültüsü\nVe nedir bu yürek sızısı\nTanrım eziyet midir nedir söylesene\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazırla mezarcı tabutumu",
        "poet": "Muhammet Faruk Koca",
        "poem": "\n\nHazırla mezarcı tabutumu, \nSabahlar kararıyor karanlık karanlık üstüne, \nHer gün aynı şey sabah oluyor akşam oluyor, \nVaktim doluyor mezarcı hazırla tabutumu, \nBir yolculuk gözüküyor bilinmez bir yere doğru. \n\n(08.09.98)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazırdır",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nDuymak istersem; \nGüzel bir ses, \nHazırdır: \nArdından gelen keder…\n\nSevmek istersem; \nGüzel bir yâr, \nHazırdır: \nArdından gelen ayrılık…\n\nGörmek istersem; \nGüzel bir manzara, \nHazırdır: \nArdından gelen gözyaşı…\n\nKaçmak istersem; \nBir dertten, \nHazırdır: \nArdından gelen nice dertler…\n\n(Eski Şiirlerimden:1985)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazırlan ey asır.",
        "poet": "Uğur Altıparmak",
        "poem": "\n\nHazırlan ey asır...! \nLiderin geliyor,\nÖyle bir sevda ki,\nKalpleri deliyor.\nAvrupa, ABD hatta İsrail.\nSenin heybetine selam veriyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazırlık Yapmadan Suskunluğa",
        "poet": "Kağan İşçen ",
        "poem": "\n\nkimsesiz pazar günlerisin\nisterim her anımız pazartesi olsun\nhafta başı telaşı aşkı mesaisiz\ncuma akşamı hüzünlerini unutarak\nhazırlık yapmadan suskunluğa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazırlıklı Ol",
        "poet": "Fatih Mehmet Karaca",
        "poem": "\n\nBu gün varız yarın yokuz\nNe zaman göç edeceğimiz belli değil\nHazırlığını yap ameli bırakma\nYarının ne olacağını bileniniz var mı\n\nEğlenceyle zevkle geçmesin zaman\nNefsinin esiri olma ilim öğren\nBilgini görgünü paylaş insanlarla\nYarının ne olacağını bileniniz var mı\n\nGüzel işler yap iyiliği bırak ma\nGöç etsen bile arkanda bırak\nFaydalansın canlılar hayırlarınla\nYarının ne olacağını bileniniz var mı\n\nYaşın ilerliyor yavaş yavaş\nBu sene bir yaşına daha bastın\nKarageyik hazırlıklı ol ölüm yakanda\nYarının ne olacağını bileniniz var mı\n\nHASSA/HATAY   (22.04.2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazret",
        "poet": "Galip Kemali Günay",
        "poem": "\n\nHazret mi olcan....................... gafil................................. şahidin hazretleri olunca........................................................... akıl hazret be gafil............. gönül hazret..........................................................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazırmısın",
        "poet": "Emel Öncel",
        "poem": "\n\nHazırmısın toprak altında yatmaya \nGünah ve sevabınla her şeyi unutmaya\nDünyada sevdiklerin arkandan ağlamaya\nİman nasipse eğer korkma başla duaya\nBir gölgeliktir dünya değmez kalp kırmaya\nGönlünü sen ferah tut güven yüce mevlaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazırmıyız Mezara",
        "poet": "Cemil Dursun",
        "poem": "\n\nBir kaç karış toprakta,akıllara manzara\nGeri dönmüyor zaman edilirmi pazarlık\nBoşa geçmiş ömürle,hazırmıyız mezara\nNasıl yaşarsan yaşa sonu yine mezarlık\n\n27.06.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazırlıklı Ol Ey Sevgili Kardeş!",
        "poet": "İbrahim Halil Demir",
        "poem": "\n\nHazırlıklı ol ey sevgili kardeş! \nÖmür saatin ha durdu ha duracak,\nŞeytani heves ve arzular sana en şiddetli şamarı vuracak.\nBu üçgünlük fani dünyada nasıl yaşamışsan,\nGörevli melekler birer birer soracak.\n\nHazırlıklı ol ey sevgili kardeş! \nİstesen de istemesen de ömür miadın bitecek,\nÖlesiye sevdiklerin seni defnedip hemen gidecek.\nEmrolunduğun gibi yaşamamışsan,\nZebaniler seni hemen cehenneme götürecek.\n\nHazırlıklı ol ey sevgili kardeş! \nKalbinden geçirdiklerin bile ortaya çıkacak,\nDüşersen elden ayaktan, herkes senden çarçabuk bıkacak.\nDoldurmamışsan hayır ve haseneleri heybene,\nMizanın önünde hal ve ahvalin pek yaman olacak.\n\nHazırlıklı ol ey sevgili kardeş! \nGötürüleceksin omuzlar üstünde baki alemine,\nMürekkep doldurulmayacak artık hayat kalemine.\nSeni hayata bağlayan umut ipliklerin bir anda kopacak,\nMuhtaç olacaksan belki de bir anda insanların en kemine.\n\nHazırlıklı ol ey sevgili kardeş! \nBölünecek senden sonra harcamaya kıyamadığın servetin,\nHaşarelere yem olacak vücudundaki nazik etin.\nAzrail as geldiğinde emanetini senden almaya,\nBir anda sararıp solacak benzin betin.\n\nHazırlıklı ol ey sevgili kardeş! \nBir başına kalacaksın o daracık kabirde kendi amelinle,\nCehennemi de cenneti de kazanacaksın kendi elinle.\nŞeytanın çıkmaz sokaklarında çar naçar kalacaksın,\nGerektiği gibi şanı yüce Yaradanı zikretmemişsen dilinle.\n24/Şubat/2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "--Hazmetmek",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nHazmetmek\n\nNe kadar çok çeşitli, gıdalı yerseniz yiyin; vücudun istifadesi hazmedilen kadar olacaktır. Küçük çocuğun ağzına ağır yiyecekleri tıkmakla çocuk beslenmiş olmuyor. Aynı şekilde hazmedilmeyen ilim ne kişinin kendine ne de başkalarına fayda sağlamıyor.\n\nİlimi hazmetmek nasıl oluyor? \nMaddi ve manevi duyularla alınan bilgiler insanın aklı, kalbi ve vicdanı tarafından yorumlanır ve bir kanaat oluşur. Ben buna geniş manada inanç diyorum. İşte bu yorumun neticesinde edinilen kanaat, inanç somut bir şey değil ki paket olarak alıp kullanılsın… Her bireyin edindiği bilgiler; hazım kabiliyeti kadar gelişir / körelir…\n\nÇok okumakla veya çok bilgi yüklenmekle aydın olunmuyor. Yüklenilen ezber, kopya bilgilerin işlenip özgün hale getirilmesi gerekir. Yoksa kuş misali ezberden kopya kusmak maharet sayılmaz.\n\nÖzgün fikir oluşturmak için ezberden kurtulmak gerek. Özgün olan söz daha etkilidir. \n\nEdinilen bilgilerin büyük kısmı elbet kopya ve nakil yoluyla oluyor. Önceki nesillerin deneyim ve özgün fikirlerini kopyalamak ve almak elbet gerekli fakat hazmetmek esas olmalı… Baştaki yemek örneğine bakarsak zengin bir sofra insan vücudu için gerekli ancak yenilen gıdaların sadece hazmedilen kadarının yaradığı da unutulmamalı.\n\nEzberden kurtulmak için bilgiyi yorumlamak ve işlemek gerek yoksa hiç öğrenmemek anlaşılmamalı.\n\nToplumdaki pek çok huzursuzluğun kaynağı ezber kaynaklı. Yani İnsanlar kendi ezberlerini hazmetmeden başkalarına dayatma eğilimindeler. Zaten hazmetmeye çalışsa ilk önce kendi âleminde değerlendireceği için başkalarına karşı da o nispette daha anlayışlı olacaktır.\n\nSaygılar\n\nAhmet Bektaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazret-i Ali Efendimiz diyor ki",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nDünyada Allah sevmez insanları ezeni,\nMerhamet duygusu Müminin özelliğidir.\nAdalet ise halkın dirliği ve düzeni,\nİdarecilerin süsü ve güzelliğidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazreti Adem ve dünyanın yaratılışı",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nYüce Allah dünyayı Cumartesi yaratmıştır,\nBirinci gökte Samanyolu içine katmıştır.\n\nBütün dağları ise pazar günü yaratmıştır,\nSerpiştirip tüm dünyanın üzerine atmıştır.\n\nAğaçları ise pazartesi günü yaratmış,\nOnların meyvesinden insanlar yiyerek tatmış.\n\nSevilmeyen şeyleri salı günü yaratmıştır,\nOna bakıp insana iyiliği aratmıştır.\n\nNurları ise çarşamba günü yaratıp koymuş,\nİnsanların gönlü ile bütün aleme yaymış.\n\nHayvanları ise perşembe günü yaratmıştır,\nHuri kızlarını onlardan sorumlu tutmuştur.\n\nHazreti Ademi ise cuma günü yaratmış,\nBütün insanları Ademle Havvadan türetmiş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazreti Ali,Düldül ile savaş yapardı",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nPeygamber Efendimizin hediyesi olan,\nHazreti Ali,Düldül ile savaş yapardı.\nZülfikar adlı çift başlı kılıcını alan,\nHazreti Ali,Düldül ile savaş yapardı.\n\nAllahın sevgisine erişmekti muradı,\nLehü Mahfuzda kahraman yazılıdır adı.\nAliyul Mürteza Allahın arslanı idi,\nHazreti Ali,Düldül ile savaş yapardı.\n\nKılıcı çelikten idi kabzası gümüştü,\nMuhammedi tanımayan kafirdir demişti.\nAlamut Kalesini yerle bir eylemişti,\nHazreti Ali,Düldül ile savaş yapardı.\n\nKafire karşı İslam sancağını açardı,\nAllah diyerek Ali kendisinden geçerdi.\nDüşmanlar onun korkusundan geri kaçardı,\nHazreti Ali,Düldül ile savaş yapardı.\n\nYusuf insanı üzüyor kuldan olan keder,\nBöyle imiş Yüce Allahın yazdığı kader.\nCamide öldürülüp şehit olana kadar,\nHazreti Ali,Düldül ile savaş yapardı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazreti Ali ilmin kapısıdır",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nSır ilimlerin çoğu onda gizli,\nHazreti Ali ilmin kapısıdır.\nKonuştuğu kelamla sözler özlü,\nHazreti Ali ilmin kapısıdır.\n\nHak aşkı Ali Murtaza'ya yardı,\nİlmin sübut delili onda vardı.\nPeygamber ona ilmini aktardı,\nHazreti Ali ilmin kapısıdır.\n\nYürekler Hak aşkı ile dağlandı,\nİlerleme ilim ile sağlandı.\nİlim sahipleri ona bağlandı,\nHazreti Ali ilmin kapısıdır.\n\nİlmin içinde hepimiz Aliyiz,\nBiz Peygamber aşkı ile deliyiz.\nO kapıdan içeri girmeliyiz,\nHazreti Ali ilmin kapısıdır.\n\nYusuf düşünce ilimden küçüktür,\nGönül ilimden öteye geçiktir.\nİlim kapısı daima açıktır,\nHazreti Ali ilmin kapısıdır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazreti Ali'nin Şehit oluşu",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nHAZRETİ ALİ'NİN ŞEHİT OLUŞU\n28.01.2011\n\nYirmi sekiz ocak tarihi canlar\nHazreti Ali'nin Şehit oluşu\nMekke Semasını sardı figanlar\nHazreti Ali'nin Şehit oluşu\n\nUyanmadık hala bühtanlardayız\nPeygamber soyuna kıydık darfayız\nSahip olmadıkça günahlardayız\nHazreti Ali'nin Şehit oluşu\n\nMüslümana kasdediyor kafirler\nZehirli kılıcı çekip vururlar\nRahat duramazlar hep kudururlar\nHazreti Ali'nin Şehit oluşu\n\nRasulümün yatağını beklerdi\nHiç kimseden sözlerini çekmedi\nDoğru yoldan usanmadı bıkmadı\nHazreti Ali'nin Şehit oluşu\n\nYirmisekiz ocak günü aldılar\nZehirli hançeri cana saldılar\nMüslümanlar bölünerek kaldılar\nHazreti Ali'nin Şehit oluşu\n\nHüseyin der Hasan Hüseyin yetim\nSahibi olmazmı sandın milletin\nNe yaptığı belli olmuyor itin\nHazreti Ali'nin Şehit oluşu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazreti hızır",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nEzanla yetişir dünyada kula \nNur cennet meleği hazreti hızır \nBelalar savar on paraya pula \nNur cennet meleği hazreti hızır \n\nHiçbir alfabede kitabı yoktur \nHayrı da şerri de insana çoktur \nKula hastalık ta sağlıkta soktur \nNur cennet meleği hazreti hızır \n\nAk baht eyleyendir bahta çıkanı \nDededir insanın yüze bakanı \nYa bir hastadır ya hasta yakını \nNur cennet meleği hazreti hızır \n\nKitabı cenabı kitap olandır \nEzanı cennette bir yer alandır \nNur cennet namazı denen kılandır \nNur cennet meleği hazreti hızır \nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazreti  Hüseyin'i Anma;",
        "poet": "Fahri Bulut",
        "poem": "\n\nHAZRETİ HÜSEYİNİ ANMA; \n(RAHMETLİ BABAM ANLATIRLARDI, NEREDE BİR MAZLUM VARSA\nO HÜSEYİNDİR. NEREDE BİR ZALİM VARSA O DA YEZİTTİR.\nBUNUN ÜLKESİ-RENGİ-İNANCI NE OLURSA OLSUN.)   \nALLAH TÜM HÜSEYİNLERİ ZAMANIMIZ YEZİTLERİNİN ŞERLERİDEN\nKORUMASI DİLEKLERİMLE.\n—SUSTURULAN BİZ OLDUK\nAcıyı bal eyleyip, öfkemize gem vurduk,\nAllah-Muhammet-Ali, deyu cemde yalvardık.\nÜçünün sevgisini tüm cihana biz yaydık,\nBuna rağmen suçlanıp, asılan bizler olduk.\n\nHak’ı âdemde bildik, zulme niyaz kılmadık,\nBu Tanrı’nın emriydi, anda İblis olmadık.\nKul hakkı haram bize, açlık çektik çalmadık.\nBuna rağmen suçlanıp, yüzülen bizler olduk.\n\nDünya kardeşliğini, dillendirdik savladık,\nCemli ibadetlerde, Ehlibeyt-i anlattık.\nMaraşlarda kesildik, Sivaslarda yakıldık,\nBuna rağmen suçlanıp, dövülen bizler olduk.\n\nNice çirkin-mesnetsiz, iftiraya uğradık,\nBizde yobaz molla yok, her devir aydın kaldık.\nAtatürk’ü severiz, devrimlere inandık,\nBuna rağmen suçlanıp, dışlanan bizler olduk.\n\nBu çağda da sürüyor, Aleviliğe düşman,\nHalkım gör gerçekleri, yeter gafletten uyan,\nRızazade’den, çağrı yok mu sesimi duyan? \nBuna rağmen suçlanıp, sürülen bizler olduk.\n27  KASIM 2011\n*FAHRİ BULUT RIZAZADE\nBUGÜN 1 MUHARREM 1433 HİCRİ YILBAŞI, MAZLUM ŞAH HÜSEYİNİN ZALİM YEZİT TARAFINDAN KATLEDİŞİNİN YASIMATEM GÜNÜ. TÜM EHLİBEYT SEVİCİLERİNİN KEDER VE HÜZÜNLERİNİ PAYLAŞIRKEN, SEVDİKLERİNİZE YÜCE MİLLETİMİZE TÜM DÜNYALI İNANANLARA, BARIŞ-KARDEŞLİK- HUZUR BOLLUK VE BEREKET GETİRMESİNİ YÜCE RABBİM’DEN NİYAZ EDİYORUM. FAHRİ BULUT RIZAZADE.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hazreti Mevlâna",
        "poet": "Ramazan Çetin",
        "poem": "\n\nSen,'dinle neyden'dedin,bizse kaval dinledik,\n'Ney'den maksat kâmil bir insan'imiş,bilmedik; \nHer Aralık ayında 'seni andık'sanırız,\n'Gel'dediğin mânâda,ne yazık,gelemedik! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazreti Ali vatana ihanetin affı olmaz diyor",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nHazreti Ali sizler her şeyi affedin ama,\nVatana ihanet edeni affetmeyin diyor.\nHikmetli sözleri ile öğüt veriyor sana,\nVatana ihanet edeni affetmeyin diyor.\n\nVatansız olanlar vatanın kıymetini bilir,\nSöyleyin bana vatana ihanet af mı olur? \nŞu dünyada ehli vatan her şeyden önde gelir,\nVatana ihanet edeni affetmeyin diyor.\n\nBizim için vatanın her yeri vatan sathıdır,\nYaşadığımız yer vatan üstünde gök çatıdır.\nVatana ihanet etmenin sonucu kötüdür,\nVatana ihanet edeni affetmeyin diyor.\n\nYurdu sevmeyenler vatan sevgisini bitirmez,\nİhanet insanlar adına bir ölçü getirmez.\nVatan bizler için namustur ihanet götürmez,\nVatana ihanet edeni affetmeyin diyor.\n\nYurda ihanet eden kendine ihanet eder,\nVatanı sevmeyenler vatandan ayrılıp gider.\nİnsan olan insan nasıl kin güder? \nVatana ihanet edeni affetmeyin diyor.\n\nYusuf özde vatan sevgisi senin olsun bağın,\nYaşadığın hayatta güzel vatan senin evin.\nİhanetin sözü olmaz vatanınızı sevin,\nVatana ihanet edeni affetmeyin diyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazreti İsa Peygamber diyor ki",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nKader Galu Bela'da yazılıp gelmiştir size,\nSizler kaderi basit bir şey olarak görmeyin.\nKader Allah’ın bir sırrıdır bunu kendinize,\nBüyük dert edinip sakın yük altına girmeyin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazreti İbrahiM HalilullaH(A.S.) - 1",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nİbrahim(A.S.)  Muhammed(S.A.V.) in büyük büyük dedesi\nUlul azm Peygamberin İbrahim üçüncüsü\n\nBabil şehrinde doğmuş Keldani kavmindendir\nBabil Mezopotamtya anılan bölgededir\n\nMuhammed Mustafa(S.A.V.) dan sonra en sevgili kul\nDostu oldu Allahın (C.C.) elbet İbrahim Halil(A.S.) \n\nTaruh mümin bir insan İbrahim(A.S.) in babası\nTaruh ölünce Azer oldu üvey babası\n\nAzer hem amcasıydı put yapar put satardı  \nYaptığı o putlara kendiside tapardı\n\nEmile adındaydı  İbrahim(A.S.) in anası\nAzer diye Kuranda geçti elbet babası \n\nEbül Enbiya diye anılmıştı Peygamber\nNuh(A.S.)  ile arasında bin sekiz yüz yıl sürer\n\nNemrut diye putperest zalim hükümdar vardı \nKendisini korkutan acaip rüya gördü\n\nGök yüzünde görülmüş öyle bir nur parlamış \nGüneş ve ay ışığı nur içinde kaybolmuş\n\nKahinler müneccimler gelsin buraya demiş\nGördüğü rüyasını gelenlere  anlatmış\n\nTez demiş bu rüyamı hemence tabir edin \nDoğru tabir edince çekilin hemen gidin\n\nMüneccimler dediler bir peygamber gelecek \nBu gelecek peygamber seni tahttan edecek\n\nTedbiri almalısın diyerek uyardılar \nYanında durmayarak hemen uzaklaştılar\n\nTedbir kolaydır dedi nemrut gülümseyerek \nErkek çocuk doğurmak yasak emri vererek\n\nBu emir kapsamında rivayetler edildi    \nYüz bin bebek yok oldu katili nemrut oldu\n\nİbrahim(A.S.) in annesi İbrahim(A.S.) e hamile\nNemrudun bu emrinden kaçtı saklandı bile\n\nMağaraya sığındı doğum gününe kadar \nDoğumunu yapınca döndü şehire tekrar\n\nAzerden çekinerek dedi yavrumuz öldü\nİbrahim(A.S.) i azerden de saklayarak korudu\n\nİbrahim(A.S.) in anlamı cemaat babasıydı\nAnnesi İbrahimi(A.S.)  mağarada sakladı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazreti Muhammed’in Çocukluğu  9",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nMucize denilince, peygamberlere hastır,\nAçıklanamaz şeyler, izah Rab katındadır… \n\nAkıl anlamaz ise ret gerekmemektedir,\nİslâm vahiy dinidir, kuralları hep nettir…\n\nBunda şüphemiz yoktur, İslâm teslimiyettir,\nRab’den gelmiş bir emir, değişmez hakikattir…\n\n(1999)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazreti MUHAMMED Kedi Dostuydu  5",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nO, hep Hakk’ı anlattı bizse anlayamadık,\nÇıkarlarımız vardı Rab’bi kavrayamadık…\n\nRab, merhamet diyordu sevgi, saygı diyordu,\nİnsan ise ısrarla muhalifim diyordu…\n\nMuhaliflik cehennem cehennem ateşiydi,\nHakla dost olmak gerek inanç en iyisiydi…\n\n(2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazreti Muhammed'in hayvan sevgisi",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nAskerle fetih yapmak için giderken Mekke'ye,\nElinde kılıç ile en önde koşturdu Peygamber.\nÖnüne çıkan köpek rahatsız olmasın diye,\nOnbin kişinin yolunu değiştirdi Peygamber.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazreti MUHAMMED Kedi Dostuydu  6",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHayvan hakları sunmuş uygulattırmış bile,\nKedi temiz sayılmış beslenmiş sevgi ile…\n\nAvrupa katlederken Müslümanlar korumuş,\nDünya’nın çok yerinde hak bilinci oluşmuş…\n\nResul Hakla dost idi merhameti savundu,\nO, Rab’bimin resulü yolu doğruluğuydu… \n\n(2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazreti Muhammet",
        "poet": "Serkan Sekban",
        "poem": "\n\nDünyamıza geldi insanlığın güneşi\n571 yılında pazartesi gecesi\nAllah ın sevgili kulu müslümanların sevgilisi\nMuhammeden Rasulullah iki cihan güneşi\n\nO tapmazdı müşriklerin taptığı putlara\nHidayeti bekliyordu hira dağında\nDoğumundan kırk yıl sonra\nYaradanını tanıyıp iman etti ona\n\nYaradanın adıyla oku dedi Rabbim\nBismillahirrahmanirrahim dedi Muhammedim\nHabercisi oldu o en güzel dinin\nMucizeler mucizesi Kur anı kerimin\n\n11 7 2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazreti peygamber",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nHakkın helal hayır namus hadisine\nNail olan kuldur hazreti peygamber\nHakkın iyi niyet ahlak hadisine\nNail olan kuldur hazreti peygamber\n\nHakkın merhametle şeref hadisine\nHakkın yardım dinle iman hadisine\nHakkın sevgi şefkat saygı hadisine\nNail olan kuldur hazreti peygamber\n\nHakkın hoş görüyle dostluk hadisine\nHakkın doğrulukla dürüst hadisine\nHakkın hayvanla kul hakkı hadisine\nNail olan kuldur hazreti peygamber\n\nYüzü hürmetine allah cihan kuran\nMelekler vahiyler getire baş vuran\nKaranlık çağları aydınlatıp duran\nBir cennetlik kuldur hazreti peygamber\nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazreti Peygamberden",
        "poet": "Mehmet Asa",
        "poem": "\n\nHazreti muhammet Buyurmuştur kimki benim söylemediğim\nbirşeyi yalan yere söyledi derse ceğennemden kendine\nyerini hazırlasın\n\nsekine Buluta benziyen Allahu tealanın bir Mahlukudur\nkuran okunan yerlere iner bu sekineyi hazreti peygamber\nzamanında gören insanlar vardır\n\nSizin en şerefliniz Allahu tealadan en çok korkanınızdır\n\nyetimleri doyuran onlara en iyi bakanlarla kıyamet günü\nşu iki parmak gibi beraberim der hazreti peygamber\n\nBesmele ile yapılan cinsellikten üzerine şeytan ağını\ngerilemiyen insanlar türer derslerden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazreti Peygamberin Miraç'ta yaşadığı önemli olaylar",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nRecep Ayının yirmi yedinci gecesi Cebrail Aleyhisselam geldi,\nPeygamber Efendimiz ondan Miraç için Hakkın davetini aldı.\n\nCebrail Aleyhisselan Peygamberimize Cennet şurubu ve süt verdi,\nBunları içince Peygamberimiz sırrı alem ile mana alemini gördü.\n\nSonra Cebrail ona bir bardak bal bir bardak su verip bunu da iç dedi,\nPeygamber Efendimiz bunları içince Cebrail Aleyhisselam ekledi; \n\nİçtiğin bal şerbeti ümmetinin kıyamete kadar devam edeceğine işarettir,\nİçtiğin su da senin ümmetinin günahlarının temizleneceğine işarettir.\n\nSonra Peygamberimiz Burak ile Mescidi Haramdan Mescidi Aksa’ya gitti,\nOradan  yedi göğe yükselip Cebrail Aleyhisselam ile Mirac’ın yolunu tuttu.\n\nPeygamberimiz birinci göğe çıkınca Hazreti Adem’i karşısında buldu,\nOna selam verip selamını aldı orda Adem Peygamber ona dua kıldı.\n\nPeygamberimiz orda sayısız melek gördü hepsi  kıyamda durup tesbih ederler,\nHepsi huşu ile \"Subbuhün kuddusün Rabb-ül-melaiketi ver-ruh\"derler.\n\nPeygamberimiz orda bir cemaat görür melekler onların başlarını ezerler,\nCebrail ona bunlar Cuma ve cemaati terk edenler namazı kılmayanlar der. \n\nPeygamberimiz orda yine bir başka cemaat görür aç ve çıplak haldedir,\nCebrail der bunlar zekat vermeyen ile merhamet etmeyen kimselerdir.\n\nYine bir cemaat görür bir yanında güzel yemekler öbür yanında leş durur,\nOrdakiler helali terk edip haram yediği için o yüzden leşi yeyip durur.\n\nYine bir yerde sırtındaki yükten mecali kalmayan insanlar görür,\nCebrail,bunlar emanete hıyanet edenler diye oana cevap verir.\n\nDaha sonra Peygamberimiz kendi etini kesip yiyenleri tanır,\nCebrail,bunlar gıybet edenler söz taşıyanlardır diye söylenir.\n\nBaşka bir yerde dili boynundan çekilip domuz kılığına sokulanlara varır,\nBunlar yalan yere şahitlik yapanlardır diyerek Cebrail ona cevap verir.\n\nBir kısım kadına rastlar gözü gök yüzü siyah sırtında ateşten gömlerler vardır,\nCebrail,bunlar dünyada zinacı kadınlardır diyerek bunların işi ahirette zordur.\n\nBir kısım insan daha görür taş onları yakar ölüp dirilirler tekrar yakar,\nCebrail,bunlar babasına asi olanlardır deyince Peygamberimiz iyice bakar.\n\nBurdan Peygamberimiz ikinci göğe çıkar burda İsa ile Zekeriya Peygamberi görür,\nCebrail Aleyhisselam ile Peygamber Efendimiz yanlarına varıp onlara selam verir.\n\nPeygamberimiz burada bir cemaat melek görür devamlı rükuda dururlar,\nHakkı tesbih edip kıyamete kadar bu şekilde Yüce Allah’a dua okurlar.\n\nİkinci kattan sonra Peygamberimizle beraber  üçüncü gök katına gelindi,\nOrada onları Yusuf Peygamber karşılayıp selam ile onlara duada bulundu.\n\nBurada ibadet eden çok sayıda melek görüp cümlesi secdede idiler,\nBunlar böyle ibadet edip senin ümmetine Hak nasip kılsın dediler.\n\nÜçüncü kattan çıkıp dördüncü kata varıp nurdan kapısını açıp girdiler,\nBurada İdris Peygamberi görüp Cebraille ona birlikte selam verdiler.\n\nPeygamberimiz  Kürsi üzerinde bir melek gördü Yüce Allah’ın adını andı,\nBu melek dünyada iken bütün canıların canını alan  Azrail Aleyhisselamdı. \n\nPeygamberimiz ümmetimin canını alırken incitmeden al diye istekte bulundu,\nBu konuda Azrail Aleyhisselamdan söz alındıktan sonra beşinci kata gelindi.\n\nBurada Harun Peygamber Cebrail ile Peygamberimizi ayakta karşıladı,\nPeygamberimizle Cebrail Aleyhisselamımın vermiş olduğu selamı aldı.\n\nBuradaki cümle melekler ayakta durup Yüce Allah’a ibadet ve taat ediyor,\nHarun Peygamber Peygamberimize,Allahtan dile ümmetine nasip etsin diyor.\n\nBuradan altıncı kata çıkıp Musa Peygamber ile karşılaşıp selam verdiler,\nAltıncı katta da Yüce Rabbimize ibadet yapan sayısız melek gördüler.\n\nCebrail Aleyhisselamla Altıncı katı da geçip yedinci gök katına vardılar,\nİbrahim Peygambere selam verip Beyt-i Ma’mur’un yanında durdular.\n\nİbrahim Peygamber:Ya Muhammed ümmetine söyle cennete ağaç diksinler dedi,\nPeygamberimiz nasıl dikilir deyince; La havle vela kuvvete illa billah çeksinler dedi.\n\nCebrail Aleyhisselam daha sonra Peygamberimizi Sidretül Münteha’ya götürdü,\nBuranın güzelliği karşısında Peygamberimiz Yüce Rabbimize şükür getirdi.\n\nCebrail Aleyhisselam Peygamberimize buradan öteye sen git ben gidemem dedi,\nBuradan öteye bir adım atarsam yanıp yok olurum Allah’a saygısızlık edemem dedi.\n\nBuraya Refref adında bir cennet yaygısı geldi Peygamberimiz üstüne oturdu,\nYetmiş bin perdeden geçip Kürsi,arş ve ruh alemini aşıp Hak katına getirdi.\n\nHak katında On sekiz bin alemin Yüce Rabbini görüp onun ile konuştu,\nTürlü nimetlere kavuşup Yaradan Allah’ın cemaline aşık olup coştu.\n\nSonra yine aynı yoldan Miraç’tan dönerek Mekkedeki evine geldi,\nAlemlerin Yüce Yaratıcısına secde ederek ona şükür namazı kıldı.\n\nEn güzel şekilde Miraç olayını Cennet ve Cehennemi de gezerek bitirdi,\nMuhammed Ümmetine Miraç’tan beş vakit namazı hediye olarak getirdi.\n\nAllah ve Peygamber sevgisini Miraç Kandili dolayısıyla ikiye katlıyoruz,\nBu sebeple Recep ayının yirmi yedinci gecesi Miraç Kandilini kutluyoruz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazreti Yakup Aleyhisselam-1",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nYakup İshak’(A.S.)  ın oğlu, İbrahim’(A.S.)  in torunu,\nBir çok insan tanıdı, İsrail diye onu,\n\nAnnesi Refakadan, Ays isminde kardeşi,\nAynı batından oldu, Yakup’(A.S.)  un ikiz eşi,\n\nAys dünyaya gelince, ardından Yakup(A.S.)   oldu,\nBu ahvalden dolayı, Yakup(A.S.)   adı verildi,\n\nKardeşi Ays’tan kaçıp, dayısına sığındı,\nBu kaçıştan dolayı, O’na İsrail dendi,\n\nGündüzleri saklandı, geceleri yürüdü,\nİsrail adı O’na, bu nedenle verildi,\n\nYakup’(A.S.)  u İbrahim’(A.S.)  e, melekler müjdeledi,\nBu kıssayı Cebrail(A.S.) , vahiy ile bildirdi,\n\nİbranice dilinde, saf ve temiz manası,\nÖylesine güzeldi, İsrailin siması,\n\nYakup Aleyhisselam, dört evlilik yapmıştı,\nİlki dayısı kızı, Leyya’yla evlenmişti,\n\nLeyya’nın kızkardeşi, O’nun ikinci eşi,\nYasak değil o zaman, hanımının kardeşi,\n\nBelhe ve Zülfa diye, diğer iki hanımı,\nYakup elbet severdi, bunların tamamını,\n\nİlk hanımı Leyyadan, yedi çocuk doğmuştu,\nAltısı erkek idi, birisi kız olmuştu,\n\nİsimleri konmuştu erkek çocuklarının, \nRabil, Şemun, Lavi, İsahar, Yehuda Zablun,\n\nYalnız bir kızı vardı, o’da Leyyadan doğma,\nDinar ismi verildi,  Yakup’(A.S.)  un hem kızına,\n\nİkinci evliliği, yedi yıl sonra oldu,\nYusuf(A.S.)   ile Bünyamin, bu evlilikten doğdu,\n\nLeyya’nın kızkardeşi, Yakup’(A.S.)  un dayı kızı,\nBu ikinci hanımın, ismi ise Râhildi,\n\nÜçüncü hanımı Belhe adlı cariye,\nİki oğlu olmuştu, ismi Dan ve Neftâle,\n\nZülfâ ise Yakup’(A.S.)  un, dördüncü hanımıydı,\nCâd ve Aşir Zülfâ’dan, doğan çocuklarıydı,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazreti Yakup Aleyhisselam-2",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nOn üç çocuğu vardı, on iki erkek bir kız,\nİsrail oğulları, diyerek bildiğimiz,\n\nBirçok Peygamber geldi, hem Yakup’(A.S.)  un neslinden,\nOnlara vahiy geldi, Allah’(C.C.)  u Zülcelalden,\n\nMusa(A.S.) , Harun(A.S.)   ve Davut(A.S.) , Süleyman(A.S.) , Zekeriya(A.S.) ,\nYahya(A.S.)   ve İsa(A.S.)   dâhil, elçi oldu Allaha(C.C.) ,\n\nOğulların neslinden, olana sıbt denildi,\nYakup’(A.S.)  un tüm neslinin, unvanı esbat idi,\n\nKelamullah da Allah, indirdiği ayet de,\nBirçok övgüler ile anmıştı Yakup’(A.S.)  u da,\n\nDayısın yanında, yaklaşık kırk yıl kaldı,\nPeygamber olduğunda, halen Haranda idi,\n\nVahyi tebliğ etmeye, Haranı terk eyledi,\nKen’an’a yerleşerek, görevini üstlendi,\n\nKen’an diyarı diye, anılan o bölgeye,\nYakup(A.S.)   Peygamber oldu, başlamıştı tebliğe,\n\nBugünkü Beyrut ile Filistin ve Suriye,\nTarihte anılmıştır, Ken’an diyarı diye,\n\nYakup(A.S.)   Ken’an halkına, Hak dini tebliğ etti,\nKen’an halkının çoğu, Yakup’(A.S.)  a iman etti, \n\nKen’an’ın yönetimi, Şüceym bin darandaydı,\nŞüceym Yakup’(A.S.)  a karşı, elbette duramadı,\n\nBünyamin’le Yusuf’(A.S.)  un, anneleri ölünce,\nYakup(A.S.)   tüm sevgisini, bunlara hasredince,\n\nDiğer on erkek kardeş, bunları çok kıskandı,\nBu kıskançlık onlara, tuzaklar planladı,\n\nRüya tabir etmede, Yakup(A.S.)   yetenekliydi,\nYusuf(A.S.)   da rüyasını, babasına anlattı,\n\nYakup(A.S.)   Yusuf’(A.S.)  a dedi, sakın kimseye deme,\nRüyan çok güzel dedi, hiç kimseye anlatma,\n\nYusuf bu rüyasını, yedi yaşında gördü,\nGördü ki on bir yıldız, kendine secde etti,\n\nBabasının tembihi, Yusuf için emirdi,\nTembihin gereğiyle, kimseye söylemedi,\n\nKardeşleri Yusuf’(A.S.)  a öyle haset ettiler,\nYusuf’(A.S.)  u yok etmeye, hemence birleştiler,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hazreti Salih (A.S.) -1",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nNuh aleyhisselamın,oğlu samın neslinden\n\nSalih(A.S.)   peygamber idi,Semuda gönderilen\n\nTorunuydu Ademin(A.S.) , On dokuzuncu kuşak,\n\nNuh(A.S.)   ile arasında on kuşak bulunacak\n\nSemud inananlardan olduğundan kurtulan \n\nİnkarcı olmayarak Hud(A.S.)  un yanında duran\n\nYerleşerek Şam ile Hicazın arasına\n                                                                                                                                   Hicr denen mevkiye Ad kavmi bölgesine \n\n \nUbeyd,Esif ve Masih,  Hadir Semud ve Abir\n\nİrem ve Sam yoluyla Nuh(A.S.)   nebiye ulaşır\n\nKorumuş Rabbi Onu putlara hiç tapmadı  \n\nO Salih(A.S.)   peygamberdi doğruluktan şaşmadı\n\nSemud kavmi taşlardan öyle putlar yaptılar \n\nYaptıkları putlara tanrı diye taptılar\n\nTevhidin esasından kötü yola saptılar\n\nİman etmekten onlar böylece uzaklaştılar\n\nZevkü sefaya düşüp Allahı unuttular       \n\nAzgın cahil olarak doğru yoldan saptılar\n\nO Salih(A.S.)   peygamber ki fukarayı korurdu  \n\nZulume razı olmaz karşısında dururdu\n\nSemud kavmi çoğaldı oldu dokuz kabile\n\nAd kavmi tufanından ders almadılar bile\n\nKırk yaşında gelmişti Salih(A.S.)  e peygamberlik \n\nBu azgın topluluğa yapacaktı rehberlik\n\nHud suresi altmış bir ayetiyle Rabbimiz\n\n“Semuda kardeşleri Salihi gönderdik biz “\n\n“Salih(A.S.)   dedi ey kavmim gelin ibadet edin \n\nYok başka ilahınız  Allah’tan başka sizin”\n\n“Sizi yerden yarattı orda ömür geçirin\n                                                                                                                     Bağışlanma dileyin sonrada tövbe edin “\n\n“Dediler ki ey Salih(A.S.)   bundan önce sen bizim   \n\nİçimizden biriydin kendisinden umulan\n\n\nEngelleyecek misin söyle bizi tapmaktan\n\nSen atalarımızın taptıkları şeylerden “\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ben Dünyaya Dargınım hd",
        "poet": "Haydar Demoğlu",
        "poem": "\n\n“BEN DÜNYAYA DARGINIM”\nDünya bana, ben dünyaya dargınım,\nÖmrümü yedi, bu dünya sanırım.\nBüktü belim, kıra çevirdi saçım,\nDünya bana ben dünyaya dargınım.\n*\nYüreğimde odu yanar, her daim,\nBarışmadı bu dünyayla yıldızım,\nBen dikeldim, dünya büktü hep belim.\nBarışmadı bu dünyayla yıldızım,\n*\nYaşım genç, ihtiyarlık çöktü sere,\nBir yaşa verdim, sanki iki sene,\nOtuz beşte oldum, yetmişlik dede,\nDünyayla ben, ettik hep mücadele.\n*\nBahtım mı karadır, dünyamı zalim? \nDünya verdi, hep hayatıma hüküm,\nGeçti dümenime, çevirdi çarkım,\nBeni bana bırakmadı neyleyim.\n*\nDünya, hayat, bir oldu, bana düşman…\nÖmrümü yedi bitirdi bu devran,\nArtık yoruldu, genç yaşta bu beden,\nGalip geldi dünya, hayata pes benden.\n*\nİnsanoğlu; gelir geçer dünyadan,\nZevk-ü sefa, murad almakta yalan,\nBizleri, birer rolle oyalayan,\nDünya değil, canlıdır yalan olan.\n*\nEy dünya! Misafirdim güya sana,\nMisafirperver değildin, sen bana.\nKundağım aldın, gözümü açmamla…\nSen başlattın dargınlığı, doğmamla.\n*\nSakız gibi çiğneyip attın beni,\nYakmadan, küle çevirdin tenimi,\nBir kündeyle, yere verdin sırtımı,\nHelal etmem, dünya sana hakkımı.\n*\nAdalet, şefkat, kara toprakta var,\nAyrım yapmaz, herkese kucak açar,\nDünyada naçarlar, toprağa koşar…\nGel dünya, artık bağımızı kopar.\n*\nDemoğlu’da; geldi gidiyor senden,\nBir gün olsun adaletin görmeden,\nZevk-ü sefa kimine cefa eden,\nRazı ayrılmıyorum dünya senden.\nHaydar DEMOĞLU / İZMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Anneler ve Babalar (hd)",
        "poet": "Haydar Demoğlu",
        "poem": "\n\n-*- Anneler ve Babalar -*- hd\nAnneler; hem dokuz ay taşır, hem büyütür. \nBabalar; kanat gerer, anneye güç verir, \nYaptığı her işte evladını düşünür, \nOnların duası peygamber duasıdır \n* \nBaba atadır, anne canan, canın canı \nDuaları Hakkın kelamıdır kelamı, \nİncitirsen, teminatı cehennem narı, \nHakkına paha biçmek, günahın günahı, \n* \nBaba, anne nedir deyip, geçmeyeceksin \nEl pençe durup, of dahi demeyeceksin \nDüşkün, muhtaç iken kadrini, bileceksin \nO, çocuk gibi şefkat eksiltmeyeceksin. \n* \nBaba, anne bir nimettir, bir teminattır, \nBiri birinin yarısı, değer, kıymettir, \nHuzur ve mutluluk aramak ibadettir, \nAradığın; ananla, baban dilindedir \n* \nDemoğlu; saadet o dillerin rahmetinde, \nGönüller, divanı baba, sultanı anne \nEvladı mutluysa diyecek yok keyfine \nSen çocukken o yaşlıyken muhtaç sevgiye. \nHaydar DEMOĞLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Bir Selam Bir Kelam... /hd",
        "poet": "Haydar Demoğlu",
        "poem": "\n\nNe bir selam,\nNe bir kelam,\nÇıkmıyor sesin soluğun,\nOrda mısın, yaşıyor musun? \nAcep yalan dünya mı sana? \nYoksa sen mi dünyaya küstün.\n***\nSesinin rengini, \nCemalinin simasını,\nTanımasam da, toprağın sılasını,\nSanal âlemde koymuş olsak da adını,\nYüreğin dili bir kez verdi ikrarını,\nDünya-Ahiret kardeşliği bunun adı.\n***\nSelam, kelam derim,\nGeri kalmam bilirim,\nBen; dünyada mekân, ahir ette imanın,\nİnsanların yüreğinde inşası esastır derim,\nArınmış yürekle gözden süzülen dizelerim,\nRuh halimin, dilime yansıyan meyvesi bilirim\n***\nBen demoğlu’yum; \nSen sılanın toprağı,\nMusahipliktir yolumuzun ahtı, kuralı,\nÖz kardeş, öz evlat sevgisinden ileri,\nÇok kutsal, ahiret kardeşliğinin manası,\nYüreğine, yüreğimin sunduğu, kardeş busesi\n(Haydar Demoğlu/İzmir)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Öğretmen…hd",
        "poet": "Haydar Demoğlu",
        "poem": "\n\nBiri birinden kutsal üç görevli vardır,\nBiri anne, biri eş, biri de öğretmen,\nNârhına paha biçilmez emekler vardır,\nBiri anne, biri eş, biri de öğretmen,\n*\nBu yaşam yolunda ilk eğitmenin annen,\nYedinde, hayatına girer ilk öğretmen,\nEşin yirminden sonra, destektir gönülden,\nDeğişmez yoldaşlardır, anne, eş, öğretmen.\n*\nDünya bir kovandır, çocuklarımız arı,\nBal üretmek için ararlar kudret narı,\nOnların kudretten üç çiçeğinin adı,\nBiri anne, biri eş, biri de öğretmen,\n*\nBakarsan bağ, bakmasan dağ olur demişler,\nİşlenmesi gereken altındır çocuklar,\nOnlara bakıp, eğitip, işleyen eller…\nBiri anne, biri eş, biri de öğretmen,\n*\nHer başarıda vardır, gizli bir kahraman,\nBiri anne, biri eş, biri de öğretmen,\nMutludur emeğini mevkilerde gören,\nBiri anne, biri eş, biri de öğretmen,\n*\nGözünü açtığında, karanlıktır dünyan,\nBiri sağın, biri solun, biri arkandan,\nÜç ışıkla aydınlıklara kavuşturan,\nBiri anne, biri eş, biri de öğretmen,\n*\nBağ, bahçelerde birer çiçektir çocuklar,\nFilizlenip gelişmeye, emek isterler,\nOnları; güneş, toprak, su olup kucaklar,\nBiri anne, biri eş, biri de öğretmen.\n*\nOnlar büyüyüp, öğretmen, eş, anne olur,\nBu görevler nesilden nesile devrolur.\nBu üçlü küçük yarınlara anlam olur,\nBiri anne, biri eş, biri de öğretmen,\n*\nAli der; bir harfe kırk yıl köle olurum,\nVeliler der; ilimsiz yolda kaybolurum,\nResul der; öğretmeyi ibadet sayarım,\nHak der; anne, eş, öğretmen, cennet güllerim.\n*\nDemoğlu der; anneler, eşler, öğretmenler,\nNice kahramanı tarihe mal ettiler,\nPeygamberler, Fatih Sultanlar, Atatürkler,\nAnne, eş, öğretmenlerden feyizlendiler.\nHaydar DEMOĞLU // İzmir 2007 //HD\n\n(şiirdeki 'eş' aynı zamanda babayıda kapsamaktadır)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dermandır Çiçek hd",
        "poet": "Haydar Demoğlu",
        "poem": "\n\n-*- Dermandır Çiçek -*-hd\nGönül ne gezersin ahtı peyâmdan,\nYaralarım sızlar kafesi candan,\nDerdime dermandır çiçek doğadan,\nÇıkıp toplayayım, dağdan, bayırdan.\n*\nYaylada dağda açar bin bir çiçek,\nBazen derde dermandır, börtü böcek,\nHer şey topraktan, toprağa dönecek,\nHer derdin dermanına var bir çiçek.\n*\nCiğer arar; orman, ağaç, çiçeği,\nMevsiminde ye; sebzeyi, meyveyi.\nGerek; kopar meyve, seyret çiçeği,\nHer şey mevsiminde verir şifayi.\n*\nHer derde bir deva vardır doğada,\nKadirdir ölümden gayrı murada,\nBırak mevsiminde yetişsin meyva,\nZemheride domat döner zıkkıma\n*\nOynama doğal ürünün geniyle,\nYazık; kendine gelecek nesline,\nDoğanın, derman veren çiçeğine,\nFitne, fesat olmak senin neyine.\n*\nDemoğlu’yum tabiat saf kalırsa,\nAna olur, bana, sana, canlıya,\nKıymet bilmesek ne kalır yarına,\nOlmayalım katil, doğa anaya.\nHaydar Demoğlu izmir 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Dileksin Sen /hd",
        "poet": "Haydar Demoğlu",
        "poem": "\n\nLambasın sen; \t\nHayatımın, dört duvarına yansımanla,\nKadersin sen; \nAnlıma, yazılıp çizilmiş o,meçhul yolda,\nLatifesin sen,\nEn güzel duygularımı anlatmamda,\nDileksin sen; \nİçimde yoğrulan, bütün dualarımda.\n(Haydar Demoğlu-Erzurum)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Emsiz yüreklerin merhemi /hd",
        "poet": "Haydar Demoğlu",
        "poem": "\n\nİnsan-ı gönüller de, sevgi,\nDiller de tatsın bil ki; \nLal ağızdan yükselen melodisin,\nEmsiz yüreklerin merhemi,\nKaranlık umutlar da, gözlenen,beklentisin\nAdaklar da arzulanan, umut ışığısın,\nLaflarla var olan, ümit duasısın,\t\nAdınla bütünleştiğinde SEN.\n(Haydar Demoğlu-Erzurum)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Doyabilir misin İzmir'e hd",
        "poet": "Haydar Demoğlu",
        "poem": "\n\n“Doyabilirmisin İzmir'e”\nMezarlıkbaşı’ndan,\nEşref paşa yönüne,\nBineceksin giden eshot otobüsüne,\nBayramyeri’nden,\nSeyredeceksin manzarayı,\nDoyabilir misin İzmir’e.\n\nTanrı’nın çizdiği,\nCanlı şaheseri görmeye,\nİnciraltı sahilinden bak! \nKarşıyaka’ya, Bostanlı’ya…\nAsansör’den kuşbakışı seyret,\nBak doyumsuz manzaraya.\nDoymak mümkün müdür? İzmir’e ya! \n\nKordon’dan günbatımını,\nTanrı işlemiş gerdana.\nİzmir bir aşktır,\nİzmir bir sevda,\nBir bardak demli çay,\nBir de kumru var ya! \nHayat deymez mi de, dostum? \nGünbatımı’nda bir kadeh rakıya…\nMedeniyetin meşalesi yanar burada.\nİzmir’i yaşamak,\nİzmir’de yaşamak…\nHer hayat burada, tarlada bir başak…\nBir kez soludun mu havasını,\nZor gelir ayrılmak,\nKolay değil İzmir’e doymak.\n\nAslan sütü bir de tulum peyniri:\nBudur, İzmir akşamlarının rengi,\nDeniz, balık ve rakı…\nİzmir’de ayrılmaz üçlünün adı.\nİyottur mezelerin hası,\nİzmir alır, gözlerden yüreğe…\nRuhtaki yorgunluğu, kiri, pası…\nKadifekale, Agora, Kemeraltı\nBağladın mı birbirine bunları\nOlur mu İzmir’e doymanın mümkünatı.\nHaydar DEMOĞLU / İZMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum’da Kar Altında /hd",
        "poet": "Haydar Demoğlu",
        "poem": "\n\nYazın tozu, kışın buzu...\nKızlarının vardır nazı,\nDadaş; atar nağarayı...\nKar altında, kar altında.\n________Palandöken; kar altında, \n________Şu Erzurum, kar altında, \n________Dadaş oynar, at sırtında, \n________Hançer barı var şanında, \n________Tey, tey, tey, tey.....\n*\nBir kadayıf dolması var,\nÇağ kebabı, lavaş sarar,\nArada, tek tük de atar,\nKar altında, kar altında.\n________Palandöken; kar altında, \n________Şu Erzurum, kar altında, \n________Dadaş oynar, at sırtında, \n________Hançer barı var şanında, \n________Tey, tey, tey, tey.....\n*\nKışı soğuk, yazı serin,\nBıyığı, buz tutmuş erin,\nEhram örtmüş, esketeğin,\nKar altında, kar altında.\n________Palandöken; kar altında, \n________Şu Erzurum, kar altında, \n________Dadaş oynar, at sırtında, \n________Hançer barı var şanında, \n________Tey, tey, tey, tey.....\n*\nErzurum sevgisi başka,\nGöreni düşürür aşk'a,\nMuhabbet sohbet, bir başk \nErzurum da Kar altında\n________Palandöken; kar altında, \n________Şu Erzurum, kar altında, \n________Dadaş oynar, at sırtında, \n________Hançer barı var şanında, \n________Tey, tey, tey, tey.....\n*\nYaylasında soğuk ayran,\nYak semaver, çaya dayan,\nSoğuğa meydan okuyan,\nDadaşlarım, kar altında.\n________Palandöken; kar altında, \n________Şu Erzurum, kar altında, \n________Dadaş oynar, at sırtında, \n________Hançer barı var şanında, \n________Tey, tey, tey, tey.....\n*\nŞabahane, cennet çeşme,\nLaleli'den, Kevgiri'ye,\nKar'a yazıp, ilan eder...\nDadaş, aşkın sevgiliye.\n________Palandöken; kar altında, \n________Şu Erzurum, kar altında, \n________Dadaş oynar, at sırtında, \n________Hançer barı var şanında, \n________Tey, tey, tey, tey.....\n*\nOltu'sunun kara taşı,\nSoğuk suyu, kaplıcası,\nErzurum'un insanları,\nUmut dolu, kar altında.\n________Palandöken; kar altında, \n________Şu Erzurum, kar altında, \n________Dadaş oynar, at sırtında, \n________Hançer barı var şanında, \n________Tey, tey, tey, tey.....\n*\nPalandöken zirvesinde\nEt pişer mangal üstünde\nGel de doy, aslan sütüne? \nErzurum’da kar altında\n________Palandöken; kar altında, \n________Şu Erzurum, kar altında, \n________Dadaş oynar, at sırtında, \n________Hançer barı var şanında, \n________Tey, tey, tey, tey.....\n*\nBir yanında şelalesi,\nTarih kokar, her köşesi,\nKemal Paşada,severdi,\nErzurum’u, kar altında.\n________Palandöken; kar altında, \n________Şu Erzurum, kar altında, \n________Dadaş oynar, at sırtında, \n________Hançer barı var şanında, \n________Tey, tey, tey, tey.....\n*\nDemoğlu’da Erzurum’lu\nPalandöken kayak yolu,\nKızakla kayar yoksulu,\nErzurum’da, kar altında.\n________Palandöken; kar altında, \n________Şu Erzurum, kar altında, \n________Dadaş oynar, at sırtında, \n________Hançer barı var şanında, \n________Tey, tey, tey, tey.....\nHaydar Demoğlu-Erzurum/İzmir 1994-1995\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Erzurum /hd",
        "poet": "Haydar Demoğlu",
        "poem": "\n\nSırtında palandöken, yayladır üç yanı,\nDoğunun kahramanı, dadaşlar diyarı,\nBir tarihi damgalamış, kahramanlığı...\nNam salmış; şanlı tabyalarından ERZURUM.\n\nDadaş demek; mert, dürüst ve kahraman demek,\nBu adı, tarihe benimsetmiş; ERZURUM.\nKolay değil, düşmana karşı göğüs germek,\nBütün ferdi ile tarihleşmiş ERZURUM.\n\nTarihinde; nine Hatun, Kazım Paşa'sı,\nTarihi eserlerle, süslenmiş doğası,\nBir senede yaşıyor; dört mevsim havası,\nBaşka olur; yazın, ERZURUM’un yaylası.\n\nŞu Demoğlu’da ERZURUM’UN bir evladı,\nDört yanında, akar şifalı kaynakları,\nHer köşesinde yatıyor, ermiş zatları,\nKelimelere, sığmıyor anlatılması,\nNam salmış, kara altını ile ERZURUM.\n(Haydar Demoğlu-Erzurum)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet  (özledim Sılamı Gidemiyorum)hd",
        "poet": "Haydar Demoğlu",
        "poem": "\n\nÖzledim sılamı, gidemiyorum...\nGurbet; düğüm, düğüm bağlamış beni,\nKalemimle mektup yazamıyorum,\nGurbet; satır, satır işlemiş beni.\n*\nBu hasretlik, beni verem mi eder? \nGurbet; buram, buram tüttürür beni.\nAkan gözyaşlarım, bağrımı deler,\nGurbet; erim, erim eritir beni,\n*\nKaranlık basarken, umudum biter...\nGurbet el isyana sürükler beni,\nSabahın güneşi, hayale gider,\nGurbet; pare, pare pareler beni.\n*\nDemoğlu'yum; yüreğimde odu var,\nGurbet; kömür gibi yakıyor beni,\nÇekilmiyor hayat, dünya sanki dar,\nGurbet; tez götürür ölüme beni.\nHaydar Demoğlu-Erzurum 1987\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Gurbet Akşamlarından Biri.. hd",
        "poet": "Haydar Demoğlu",
        "poem": "\n\n*-* Gurbet Akşamlarından biri… *-*hd\nGurbetteki akşamlarımın, yine buruk bir gecesi,\nYine sen aklımdasın, yine sen hayalimde,\nKesilmişti mektupların,\nArtık kulağıma gelmiyordu, \nSıladan kuşlarla yolladığın selamların, sevgilerin.\nSon gelen mektup,\nMahalledeki bir arkadaşımdandı.\nOnda da senin evleneceğini,\nEvlilik hazırlığının heyecanı içindeliğini yazmıştı.\nDoldu gözlerim, daldı seninle geçen maziye,\nKendimi buldum, gecenin ortasında,\nKuytu meyhanelerin birinin, bir köşesinde.\nAnladım ki kavuşmamız hayaldi artık,\nKadehler, sigaralar, dünyamı duman kaplamıştı.\nSılaya dönmeme bir sebep kalmamıştı.\nGurbeteli sıla yaptım kendime,\nTabii bende evlendim, işte öylesine…\nEşime de anlattım bu öyküyü,\nDinledi ve üzüldüğünü söyledi benim adıma.\nBir kızımız oldu,\nEşim senin adını verdi ona.\nÂşık olmadan evlendim amma,\nÇok mükemmel, anlayışlı bir eşim var,\nKendimi şanslı görüyorum, ne mutlu bana.\nHaydar DEMOĞLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Olmaz Deme hd (her şeyin aşırısı zarar)",
        "poet": "Haydar Demoğlu",
        "poem": "\n\nHer şeyin aşırısı zarar,\nCoşmanın da bir sınırı var.\nBu kadar ucuz mu hayatlar? \nMaganda kaynıyor sokaklar.\nBura Türkiye normal bunlar\n*\nToplantı, düğün, sünnet, nişan…\nSokağa çıkamıyor insan,\nSpora dahi bulaştı kan,\nKim vurduya gidiyor canan,\nBu ülkede çok ağlar anan.\n*\nSilah, bıçak taşımayanlar\nSuçlu; değil o taşıyanlar.\nHiç uğruna yiten yaşamlar,\nSokakları sarmış, çıyanlar.\nBura Türkiye normal bunlar.\n*\nSakat kalan, yatalak olan,\nSokakta, eli silah tutan,\nKimi madde, kimi coşkudan,\nSuçlu; yasa, kanun tanıyan.\nBu ülkede çok ağlar anan.\n*\nHani yasa, nerde kanun.\nHırsız, katil, sonu yok gaspın,\nBoş, işsiz, sokakta kalanın,\nYem ve piyon sonu bunların.\nÜlkem; güven vermez sokağın.\n*\nKöyden anakente göç eder,\nÇok çocuğu, idare biter,\nEğitimi yoktur, iş ister,\nAçlık bu; her yola sürükler.\nYaşanır akla gelmez şeyler.\n*\nBir yandan terör indi şehre,\nHırsızla, uyuşuk gezenle,\nFirensiz kamyon girer eve,\nVay durakta bekleyenlere,\nBura Türkiye olmaz deme.\n*\nBelediye otobüsünde,\nKalır insan toprak dibinde,\nToprağın orada işi ne? \nYürürken mazgala düşene,\nBura Türkiye olmaz deme.\n*\nArtık sabah eşe çocuğa,\nHakkını helal et dersin ona,\nDönüş olur mu? Akşama,\nTrafik, terör ve kapkaça,\nYaşıyoruz kelle koltukta,\n*\nYasa eksik suçludan yana,\nBak! Hiç uğruna ölen cana,\nSokakta hesaplaşır mafya,\nKurşun değer masum yavruya,\nOlmaz deme Türkiye bura.\n*\nBurası Türkiye demeden.\nGelme; görüp görmemezlikten.\nVaz geç yasa kanun delmekten,\nDeme; ne olur bir kereden,\nAtıp tutma çıkarın yokken,\n*\nDemoğlu; burası Türkiye,\nSuçsuz çıkmaz hapis evinde,\nSuçlu gezer, alet belinde,\nKorkuluk, çelik kapı; inde\nSokaktan geçmeye tedbir ne? \nHaydar Demoğlu/Buca-İzmir 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Şehit Anasının Anneler Günü… /hd",
        "poet": "Haydar Demoğlu",
        "poem": "\n\nHani derler ya! Ateş düştüğü yüreği yakar,\nYine bir anneler günü, gözler yollara bakar…\nBir şehit annesi, bu gününde ağıtlar yakar.\nElinde gül, şehitten almış gibi, ona koşar.\n***\nHani derler ya! Ateş değdi mi bir iz bırakır,\nDışı kapansa da, bu yara alta saklı kalır. \nO, kavuşmak ister, ömrü bitmez sanki uzanır,\nBunun adı her gün ölmek, ancak yaşayan tanır.(bilir)   \n***\nHani derler ya! Yüreğe ateş düşmeye görsün,\nŞehit anası bekliyor, kuzusu bir gün dönsün,\nKabullenemez, ben ölmeden sen nasıl ölürsün…\nŞehit eden savaş değil ki, eşkıya pususun.\n***\nHar düştü mü bedene? Ne fer kalır nede güman,\nİnan; şehit anasına sabır ilacı, vatan…\nHatırası var şimdiye, tağ tekmeyle karnından,\nŞehidin sesi gitmiyor, ananın kulağından.\n***\nİster ateş, ister od, istersen har koy adını,\nMevla’m kimseye göstermesin evlat acısını,\nTabi yakar bu ateş, kardeşini, babasını,\nAma; ana bilir evladın, bütün gizemini.\n***\nDemoğlu der; gözlere yaş, yüreğe od düşünce,\nGam kurtçuk olur, dirhem, dirhem kemirir, sinsice.\nBir  şehit anası, (bir)      anneler gününde delice(yine)   \nAğlayarak dua eder, her içini çekince.\nHaydar Demoğlu/İzmir 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Sevdanın Dili /hd",
        "poet": "Haydar Demoğlu",
        "poem": "\n\nNe güzel yaratmış bilir misin, seni yaradan,\nEsersin yel gibi ruhumun derininde her an,\nŞensin bende yepyeni umutlar uyandıran,\nEn temiz duygularla, yüreğimdir sana koşan.\nTatsız geçiyor, sen olmayınca tüm zaman,\nUğruna ölmekte olsa, hazırdır bu sevdalı can,\nRuhumda nefessin, bedenimde dolaşan kan,\nSevdan sana öyle ki; bende ben gibisin inan.\nNur cemalin yaktı beni, ilk gördüğüm an,\nLav olup düştün gönlüme, oldun beni yakan.\nIzdırap olursun kavuşmasam, ruhumda hüsran.\nHaydar Demoğlu/Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Zemheride Beyaz Hüzün…/hd",
        "poet": "Haydar Demoğlu",
        "poem": "\n\n**-** Zemheride Beyaz Hüzün… **-**\nO, gonca bir güldü, \nHenüz açılmış, \nSanki üzerine çiğ damlaları düşmüş gibi… \nBir çift, mahzun bakışın ardında, \nÜşümüş ve ürpermiş kuşlar misali. \n*\nBense, yaprakları sararmış, \nAsırlık bir çınar gibi, \nSanki onda bahar, ben de hazan, hüküm sürüyor, \nOnun için nimet olan, bu hayat… \nBenim için, külfet gibi görünüyor. \n*\nBir an için, \nBu aşkın ümitleri, \nGönlümde tomurcuklanıp, \nÇiçek açar gibi oldu. \nAncak; zemheride, karlı bir kış günündeymiş gibi; \nDonuverdi, sanki duygularım. \nBeyaz bir hüzne döndü, içimdeki umutlarım. \nÇünkü o, bir gonca gül… \nBense, uçurum dibinde biten, \nBir zehirli zakkum gibiydim. \n*\nAnladım ki; çok geç kalmışım, \nÇok geç… \nUmutsuz, mümkün olmayan, \nBir sevi’nin, \nBir sevdanın, \nPeşinden koşmak için, çok geç. \n*\nÖmrümün kara kışında, \nİsmini; “beyaz hüzün” koyduğum, \nKısacık bir aşk yolculuğu, \nBaşladığı yerde bitti, \n*\nTıpkı karda açan, kar çiçeği gibi… \nBeyaz bir çileden, \nBeyaz hüzünlü bir sevda… \nTipi gibi; esti, gürledi, geçip gitti. \n*\nDemoğlu; gönlünü sürgün etmişti… \nKışı ağır ve uzun süren, \nBir Anadolu kasabasından, \nO, bembeyaz hüznün ayazında, kar çiçeği gibi açan, \nO kar aşkını, karla birlikte eritip gitmişti. \nBeyaz hüzünlü bir yaşamdan, \nBeyaz, kısa metrajlı bir sevda, yaşanıp bitmişti. \nHaydar  Demoğlu- İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayat Harcadı Beni hd",
        "poet": "Haydar Demoğlu",
        "poem": "\n\nTuttuğum dallar tek, tek elime geldi.\nBu hayat, adım adım harcadı beni,\nNe gördüm devranı, ne sürdüm demi,\nAdım adım bu hayat harcadı beni.\n*\nAteşte har, gülde diken, insanda gam…\nRuh kalbe feryat eder harcanır yaşam,\nKimine gün tek, kimine yıldan yaman,\nHer adımda harcar hayat, gevrer iman.\n*\nKalbe hazan, hüzün, gözlere nem düşer,\nRuh yitirir benliğin, biter mecal,fer,\nAğlasan, isyan etsen faydası mı var? \nAnsızın zalim hayat insanı harcar.\n*\nPara, pul, mevki, şöhret, hepsi birer dert…\nHayat harcarsa neyler, ne ser, ne servet,\nKimine merttir hayat, kimine namert,\nHarcadı hayat bak, yaş otuz beden kart.\n*\nDemoğlu güvenme; yaşam evresine.\nNe zaman döner bilemesin çark tersine,\nHayat rüzgârı düzken, bak zevke keyfe,\nTers eserse, fırsat vermez hiçbir şeye.\nHaydar DEMOĞLU/Buca\n\n\n"
    },
    {
        "title": "He Anam",
        "poet": "Alparslan Aymercan",
        "poem": "\n\nBen Anadolu çocuğuyum\nGelenek göreneklerimi bilirim\nEkmeğimi taştan çıkartırım\nBen Anadolu çocuğuyum\n\nBen güler yüzlü sıcak kanlıyım\nÖksüze düşküne yanar ağlarım\nBu vatan için canımı seve seve veririm\nBen Anadolu çocuğuyum\n\nVatanım toprağım dinim için varım\nAllah’a inanır ona kulluk ederim\nBen buyum anam dost için varım\nBen Anadolu çocuğuyum\n\n \n\n\n\t\t\t\t\t\t\t\t                  YAZAN\n\t\t\t\t\t\t\t\t         ÖĞRETMEN \n\t\t\t\t\t\t\t\tSERACETTİN BEYAZ\n\t\t\t\t\t\t\t\t\t(BALCI BABA) \n\n23,3,2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hdp Ve Kılıçtaroğlu-Makale-",
        "poet": "Osman Erdoğmuş",
        "poem": "\n\n\tHDP VE KILIÇTAROĞLU\n\n\tSenelerdir siyaset yapmaları için mecliste bulunan HDP li vekilleri bir türlü siyasete alıştıramadık. Sözümona Kürt halkının sorunlarını dile getirip, onlara hizmet kapılarını açmak için Ankara’ya gönderdikleri siyasetçiler, tam tersine, gelen hizmetleri durdurmak için elinden gelen gayreti göstermişler, Doğunun bir kısmını ve Güneydoğunun büyük bir kısmına yapılacak hizmetleri de baltalamışlardır. \n\tSırtlarını dayadıkları terör örgütleri ile bir olup, yapılan okulları yakmışlar, yol, su, elektrik gibi yapılması elzem olan hizmetleri engellemişlerdir. Bir taraftan mağdur edebiyatı yapıp, diğer taraftan devletin gayretlerini boşa çıkarmak için ellerinden geleni fazlasıyla yapmışlardır.\n\tÖzellikle haziran 2015 seçimlerinde, çeşitli entrikalar ve değişik güç odaklarının gayretli çalışmaları ile aldıkları oy oranına güvenip, küçük tepeleri ben yarattım havalarına girdiler. Belediyeleri alenen terör örgütlerine yardım ve yataklık yapıyor, bunlarda dokunulmazlıklarını ve meclisteki ağırlıklarını kullanarak kan dökmeye devam ediyorlardı. O günden bu güne kazılan hendeklere döşenen tonlarca patlayıcı maddelerle askerimizi, polisimizi ve yüzlerce vatandaşımızı şehit ettiler. Bunu da küstahça demokrasi ve özgürlük mücadelesi diye yutturmaya çalıştılar. \n\tNe zaman ki devletimiz bu böyle gitmez dedi, işin içine büyük bir samimiyetle girdi, o zaman işler değişti. Önce il ve ilçelerde terör örgütünün ve teröristlerin beli kırıldı. Sonra belediyelerdeki terörist başkanları ve eşbaşkanlarını görevden alıp adaletin karşısına çıkarmaya başladılar. Milletin vergileri ile hizmet etsin diye belediyelere gönderilen paraları zapt-ü rapt altına aldılar. Suçlu görülen başkanların cezası verilmeye başlandı. Bunu gören vekilleri daha çok kıdurmaya başladılar.\n\tMeclisimiz CHP ve HDP nin karşı çıkmalarına rağmen dokunulmazlıkları kaldırınca, bunları adalet ifadeye çağırdı. Adalete ve yargıya da meydan okumaya kalkan bu terörist vekilleri zamanı gelince polis zoru ile yakalanıp sorgulandılar. Ve sorgu neticesinde suçlu görülenler yavaş yavaş cezaevlerine gitmeye başladı.\n\tMilletimizin özlem ile beklediği bir tabloydu bu. Sadece milletimizin değil şehit asker ve polislerimizin yakınlarının da beklentileri bu doğrultuda idi. Askerimiz, polisimiz sadece vatanın bütünlüğü, birliği, dirliği için şehit edilmişler, bunun yanında masum vatandaşlar ki, büyük bir kısmı kürt, bunları dahi hunharca şehit etmişlerdi. Biraz daha insalcıl düşünecek olursak ki; “Bin tane terörist leşini bir asker ve polisimizin saçının bir tek kılına değişmem.” Onlardan da binlercesi ölmüştür. Belki ihanet içinde idiler, belki de kandırıldılar onların kanlarında bile bu hain vekillerin parmakları var.\n\tHerşey gözler önünde cereyan ederken CHP nin başındaki Genel Başkan bunları savunmaya, masum gösterip bu işten ülkemizin ve demokrasimizin zarar göreceğini söylemesi, maalesef koca bir güruhu zan altında bırakmıştır. Onlara tek laf edemeyen sayın Kılıçtaroğlu sırf muhalefet olsun diye hükümete veryansın ediyor. Yazık ki ne yazık. Sağ duyulu partililer bir an önce kendine gelip genel başkanlarına tepki vermeli. Yoksa Atatürk’ün kurmuş olduğunu sık sık tekrar eden partililer terör sevici olarak tarihe geçecekler. Bu kara tabloyu ömür boyu sırtlarında taşımak zorunda kalacaklar. \n\tBizden söylemesi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hdp Ve Kılıçtaroğmu-Makale-",
        "poet": "Osman Erdoğmuş",
        "poem": "\n\n\tTUTUKLAMALARA DEVAM\n\n\tBir milletin bakasını etkileyen en büyük faktörlerden biri adalettir. Toplumu zulüm içerisinde yönetenlerin iktidarı ne sürekli olabilir, ne de etkili. Allah’ın insanlara en büyük ikramıdır adalet. Bir toplumun tüm birimleri müsbet bir şekilde işlese sadece adalet sistemi arızalı olsa o toplum batmaya mahkümdur. Yine bir toplumun tüm birimleri arızalı olsa buna mukabil sadece adalet sistemi ayakta dursa, müsbet bir şekilde çalışsa, o toplum ayakta durmaya devam edecek, adaletin doğru çalışması o toplumun düzelmesine katkı sağlayacaktır. \n\tİnsan olmamaız hasebiyle Yüce Yaratıcımız doğuştan bir takım haklar ile donatmış bizi. İdarecilerimize düşen bu hakları topluma sağlayıp, adaletli bir şekilde yaymaktır. Milletimizin itilmiş, kakılmış, ötekileşmiş olmaması gerekiyor. Kendini yabancı hissedecek bir duyguya kapılmamalı insan. \n\tKonuyu kürt kimliğine getirmek istiyorum. Cumhuriyet döneminde her ne kadar bazı haksızlıklara uğramışlarsa da, bazı temel hak ve hürriyetlerinden mahrum olmuşlarsa da toplumdan azad edilmemişler, her zaman kardeşçe yaşamak, eşit hak ve hürriyetlere kavuşmuşlardır. Hatta içlerinden başbakan, cumhurbaşkanı, bakan ve bürokratlarla memleketimizin her kademesinde görev yapmışlardır. Bu yolda büyük hizmetler edenlerde mevcuttur.\n\tLakin son zamanlarda kürt halkını devamlı istismar eden, onların hamisi konumuna soyunan, dillerini konuşamadıklarını, okullarının olmadığı, televizyon ve basın yayın organlarına sahip olmadıklarını öne sürerek kışkırtmaya kalkışmışlar, bu uğurda terör örgütü ile ortak çalışmaları neticesinde kürt halkını yıldırmışlardır. \n\t35 yıldır da silahlı çeteleri ile Kürtlerin haklarını koruyorum diye onları öldürmüşler, ölümle tehdit etmişler, çocuklarını kaçırmışlar, kaçırdıkları çocukları katil yetiştirip Türk Milletinin önüne çekinmeden sürmüşler ve 35 bin insanın ölümüne sebep vermişlerdir. \n\tBu işi yaparken de gerek batıdan, gerek Amerika’dan ve son zamanlarda da Pensilvanyalı haşhaşiden maddi ve silah yardımı almışlar, bunu da çekinmeden basın yoluyla deklare etmişlerdir. Tabiki cesaretini hep onları kukla gibi oynatan abilerinden almışlardır.\n\tDağdaki faaliyetlerini meşrulaştırmak için siyasi olarak da işin içine girmişler, Türkiye ve İslam düşmanlarını da yanına alarak, Türkiye’yi bölmeye, parçalamaya, dilim dilim yapıp yutmaya niyet etmişler. Bu konuda demokrasiyi baştacı yapmışlar, dokunulmazlık zırhını üstlerine giyip AB ve ABD’den himaye istemişlerdir.\n\tSiyaseten çöküş içine girince daha bir küstahlaşıp, milletimizi arkadan vurmaya, vur kaç taktiği ile özellikle asker ve polislerimizi şehit etmeye başladılar. Ordumuz ve polisimizin üstün gayretleri ile il, ilçe ve yerleşim yerlerinden temizlenmeye başladıkça kudurma nöbetine girmişler, olmadık tehditler savurarak menfur emellerine ulaşmaya çalışmışlardır. Devletimiz ve hükümetimiz önce bunların dokunulmazlıklarını kaldırmış, ardından mahkelerimiz ifadelerini vermeleri için davet etmişler, bunlar ise daha bir çirkefleşerek tehdit ve hakarete başlamışlar.\n\tNe zaman ki polis zoru ile ifadeleri alınıp bir kısmı tutuklandı, su görmüş kuduz köpek gibi ne yapacaklarını şaşırmışlardır. Milletimizin büyük bir kısmı bu gelişmelerden memnun. Bu katillerin cezalandırılmasını çoktandır beklemekte idi. Yılmadan ve hiç kimseden çekinmeden bu katillere hesap sorulmalı, gerekirse idam kararı çıkarılıp, milletimize silah doğrultanlar tez zamanda darağaçlarında sallandırılmalıdır.\n\tBiraz öncede dedim. Milletimizin kahir ekseriyeti bu yaklaşım içerisindedir. Yetkililerden bu konuda gerekli adımları atmalarını beklemekteyiz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "He Hey Çocuk",
        "poet": "Ahmet Yozgat",
        "poem": "\n\n1/:\nHey çocuk \nHe...Hey çocuk\nDönüp önünü dağlara\nDesene 'Hey hey! ' çocuk.\n2/:\nBey çocuk \nBe...Hey çocuk\nBeyi ol bu yaşının \nHarcama boştan yere \nÖmrünü behey çocuk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "He. Ya. Dün. Devamı",
        "poet": "Ozan Yayla",
        "poem": "\n\nVarmı sana gelip de,\nEğlenip kalan Dünya...\nSevdiğine sarılıp,\nMuradın alan Dünya...\n\nBoyadın gözümüzü,\nHerşeyin yalan Dünya...\nNeyini aldım gittim,\nBen senin ulan Dünya...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "He/LaL...",
        "poet": "Reyhan Tataroğlu",
        "poem": "\n\nHaramiler çarşısında\nKorkaklık ise mesleğim\nAç gönlümü,adalet ile\nSöyle, nasıl besleyim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "He Dost Suya Yaz Gitsin",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nçok düşünürsen\nip kaçar eşinirsen\nhep kaşınırsan\nhe dost suya yaz gitsin\n\nboşa uğraşır\nşeyin şeye karışır\nçalıp çağrışır\nhe dost suya yaz gitsin\n\ngüne yarına\navucunda varına\nmitil sarına\nhe dost suya yaz gitsin\n\nkocaman çukur\ndudağından uçuşur\ngören kaçışır\nhe dost suya yaz gitsin\n\nhatice saydı\nozan efe de caydı\nsözünde baydı\nhe dost suya yaz gitsin\n\n090210-9deniizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heba olan akıl ve irade",
        "poet": "Mustafa Cilasun",
        "poem": "\n\nYar...\nGelen vurur, giden vurur\nNice sualler şaşkın vaziyette durur\nNitelik, erdem ve fazilet insan için bir onur\nNe oldum delisi olmak, günü kurtarmak nafile bir gurur\nHeba olan akıl ve irade yalnızca dünyalık için mi bir hazzı sürur\nYaşarken, ruh, kalp, vicdan, akıl ve iradesinden habersizse neticesi hüsran olur...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heç Kim Meni Saymiyer ki Ay Balam",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nBu yaşlılığ bele oldu başıma,\nArtığ sözüm geçmiyer ki ay balam,\nBağırınca hazırolda duranlar,\nVarlığımı bilmiyer ki ay balam...\n\nSözlerime alay eder gülerler,\nTorunlarım hep at kimi binerler,\nÇoluk,çocuk gabağıma işerler,\nKimse adam saymıyer ki ay balam...\n\nKaybetmişem geçen bunca zamanı,\nSofrada yerimiz çocuğun yanı,\nLayığ gördükler hep eski divanı,\nBelim doğru durmiyer ki ay balam...\n\nKeşke mende karım ile ölseydim,\nBu günleri yaşayıp görmeseydim.\nYalnızlığı ta önceden bilseydim,\nTedbirimi almazmıydım ay balam...\n\nKimseler ehtivar etmez sözüme,\nOğul,uşağ bağmaz oldu yüzüme,\nŞaştım kaldım mende özüm özüme,\nBunnan ötesini sorma ay balam...\n\nToyoğ kimi ağşamnan tez yataram,\nSabahları ezan ile gağaram,\nAcığaram kapılara bağaram,\nSaat onda çay goyulur ay balam...\n\nYaşlanınca ev ğalkı sennen bığar,\nNezaman yediğin ağlından çığar,\nBazen bacağlarım kontrolden çığar,\nDüşe gağa yol alıram ay balam...\n\nÖtelere gedeceğim  bilirem,\nTakatım galmadı artığ ölürem,\nBu dünyanın boş olduğun bilirem,\nÜmüdüm oraya galdı ay balam...\n\n            02042006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heccav Postu",
        "poet": "Yusuf Bilge",
        "poem": "\n\nHak edeni överken kimini haksız yerdi; \nÖzür dilemektense gurur telini gerdi; \nDuyduk, nasuh tövbesi alarak o heccav dil,\nTanrının huzurunda postuna tekdir verdi...\n\n* Tekdir: Azarlama, itap cezası. \n\n \nYUSUF BİLGE\n11 Temmuz 2012 Çarşamba - İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heç kim",
        "poet": "Şair Nadirezheri",
        "poem": "\n\nBirazda bize şiir oxu,her kim! \nBu perşembe axşami mumlarin işi çoxdur\nKelmelerime bir kepenekde qonmur\nNe gül var nede bülbül\nBirazda bize şiir oxu,her kim! \n'No response to paging'\n...Yadima düşdü o ses hanki qizin idi\n                        ~~~~~~~~~\n...Yaddaşim gözel\nYaddaşim gözel bir qadin tablosudur\nXestexanalarda\nSus! \nVe qulağlarini özün kes! \nBirazda bize şiir oxumur,\nHeç kim...\n------------\n\nTebriz-2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hece 25 = Kaçın gidin çocuklar",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nKalın, gölgesi geniş ağacın yaprakları hışırdıyor rüzgârla salınarak\nKoyu kahverengi, yaşlı iri yarı köpek, ortada duruyordu oturarak\nKüçücük köpekler etrafında daire olmuş, dinliyorlar kulak kabartarak\nKalın sesi uzaktan pek seçilmiyor, belli ki, köpekleri sarmıştı bir merak \n\nKulaklarımı uzattım konuşmaları dinlemek için, bakalım ne olacak\nKocaman köpek anlatıyordu geçmişten bir şeyler, uzaklara dalgın bakarak\nKavaklar vardı buralarda, ağaçlar, meyvelikler, bahçeler, görünmezdi toprak\nKüçük büyük dereler vardı, içinden tertemiz sular akardı, şırıldayarak \n\nKalmadı artık, ağaçları kestiler, toprakları örttüler, betonlaştırarak \nKalın borular içine aldılar suları, dereleri, çayları kurutarak \nKanasıya sular içerdik her yerden, her taraftan akardı sular, temiz berrak \nKuruttular her şeyi, şimdi muhtacız bir damla suya, bulunmuyor arayarak \n\nKoyu gölgeler arıyoruz sıcaklarda, her yer beton, yakıyor bizi, çok sıcak\nKendini beğenmiş insan, bize bırakmadı suları evlerine akıtarak\nKendileri istediğini yapıyor, hiç düşünmüyorlar, halimiz ne olacak \nKaç zamandır hep bunları düşünüyorum, yaşamımıza çare bulamayarak \n\nKarnımız aç, eskiden dışarı korlardı yemek artıklarını, yiyebilirdik\nKapalı poşetlere koyuyorlar şimdi, bizler onlara hiçbir şey diyemedik\nKaçın gidin buradan çocuklar, insanlarda vefa yok, benciller, yaranamadık \nKendimizi yırtarız sadakat için, bizler onlar gibi bencil yaratılmadık \n\n26.07.2013 – İzmir\n\nŞiir 25 hece olup, her mısra aynı harfle başlar, biter.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hece 25 Korkuları silerek",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nKırmızı çoraplı küçük kız çocuğu, derin gamzeleriyle bakıyor gülerek\nKalın kaşları yaşına göre çok büyüktü, gülüyordu gözlerini kısarak\nKısa eteği yöresel süslemeleriyle çok güzeldi, daldım bir ah çekerek\nKoluna taktığı küçük mavi çantası pek şirindi, yürüyordu sallanarak\n\nKocaman köpek kendine doğru gelirken,”amca” diye yanıma geldi koşarak\nKolumdan tutarak, “çok korkuyorum amca ısırmaz değil mi” dedi çekinerek \n“Korkma” dedim ona, “bak yüzüne gülerek, konuş onunla, hem de şakalaşarak”\nKorku içinde titrerken, hayretle yüzüme baktı, aklından çok şey geçirerek\n\nKöpeğe seslendim “gel buraya kerata, korkutuyorsun çocuğu korkuyor bak”\nKöpek yanıma geldi, önüme oturup başını uzattı sevgi bekleyerek\nKöpeğin kulaklarını çektim, “kerata” dedim, başını okşadım korkmayarak\nKüçük kıza “sende sev, okşa başını köpeğin” göreceksin seni çok sevecek\n\nKorkudan titreyen kızın elinden tuttum sevdik köpeği birlikte okşayarak\nKöpek kuyruk salladı sevinçle, kızın uzanan ellerini yaladı severek\nKızla birlikte köpekle konuştuk oradan buradan, candan arkadaş olarak \nKıza “artık korkuyor musun” dedim, “hayır amca” dedi bana teşekkür ederek\n\nKorkuların sevgiye çevrildiği anılar vardır hayatımızda, hatırlasak\nKarartılmış gönüller sevgiyle doldurulmuştur o zamanlar, sevgi besleyerek\nKaranlıklar koyu gölge gibi dolaşırken, sevgi aydınlatır ışıldayarak \nKüçük büyük kim olursa olsun, yaratılanı sevelim korkuları silerek\n\n06.04.2011 - İzmir\n\nŞiir 25 hecedir. Her mısra aynı harfle başlar ve biter.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hece 25 = Kapkara",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\n“Abanma artık sırtıma gönül” yeter, dayanamıyorum, bırak sırtımı bana \nAksine çırpınışlar yaşıyorum kalbimde, kalbim dayanmıyor sıkıştırmana \n“Ay tutulması gibi soluklarım” savuruyor beni bir o yana, bir bu yana\n“Gün aydınlığı güya” anlamıyorum neden, her yer zifiri karanlık, kapkara\n\n“Aydınlığa inancım suya düştü” sular derin, dipsiz, boyun eğmiş dalgalara \n“Ayaklı korkuluklara dönüştürüp dikmişler sanki hepimizi sokaklara”\nArkamızda yalanlar, önümüzde yalanlar, “tencere dibin benimkinden kara”\n“Aydınlık üzerine sözler” eylemlerse güneşin önüne dikilmiş kapkara”\n\n“Azıcık umut ver ey insan” ömür güç gün, anla artık gelip geçici bu dünya\nAzına razı değiliz, bitmesin huzurlu bir yaşam için kurduğumuz hülya \nAyıkken, uyurken, yaşarken, ölüyken, sağken, hastayken, bolca gördüğümüz rüya\nAydınlıkta kaybolmasın, dönüşsün gerçeklere, olmasın hiçbir zaman kapkara \n\n“Aykırı yollar öğrettim düz caddelere” yolumu düşürdüm arka sokaklara\nArka sokaklar aydınlık, arka sokaklar karanlık, yolunuz hiç düşmesin dara \n“Asarsın, kesersin, biçersin olmaz darlıkta” darlık yaşamımızda leke, kara \nAşkla, inançla yürünecek yollarda, yalanlar, karanlık mı karanlık, kapkara \n\n15.08.2013 – İzmir \n\nŞiir 25 hece olup, aynı harfle başlar, biter.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hece = Bakarsam",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nSeyrederim âlemi\nGöremeden kendimi\n\nDüşüm seyirden öte\nÂlemlerin içinde\n\nAnlam aramam sözde\nAnlam kendi kalbimde \n\nBakabilsem kalbimle\nHer şey cennet gözüme\n\n15.05.2009 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hece 25 = Şok baskınlar",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nŞok baskınlar altında düşüncelerim, ne yapacağım belirsiz, durumlar nahoş\nŞık hayaller kurmak istiyorum geleceğe, aklım çılgın, kendinde değil sarhoş\nŞekilden şekle sokuluyor hayatımız, bazımız zor yaşıyor, bazımız beleş \nŞaki ruhlu insanlar var, aramızda dolaşıyor, her iyi insana tebelleş\n\nŞirin, yaramaz çocuklar etrafımda dolaşıyor, gözlerinde anlamlı bakış\nŞen kızlar gülücükler dağıtıyor etrafa, her yerlerinde albenili takış \nŞıngır, şıngır parmaklar, kollar, bilekler, kulaklar, dolaşıyorlar sanki başıboş\nŞen şakrak gülüşleri, mimikleri, konuşmaları, seyirleri oldukça çok hoş\n\nŞırıltılar geliyor aşağılardan, “sessizliğin sesi” birbirine karışmış\nŞikâyetim yok doğadan, güzellikleriyle doğanın sesi her yeri kaplamış\nŞen şakrak bir insan olmak isterdim her zaman ama hep yüzümde soğuk bir duruş\nŞakıyan zamanda yüzüme gülmeyi öğretebilsem olacak güzel bir buluş \n\nŞarkıların sesi geliyor uzaklardan, manzara sakin, ruhumda bir dinleniş\nŞaşkınım, hâlbuki yaşamak istiyordum, ruhumda, aklımda özgün bir direniş \nŞom ağızlılar olmasa, çok, çok güzel olur dünya, üç beş maymuna kalmaz bu iş\nŞok baskınlar yese de düşünceler, özgürlüğe, adalete olacak bu gidiş \n\n03.08.2013 – İzmir\n\nŞiir 25 hece olup, her mısra aynı harfle başlar, biter.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hece = Dert",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nDert değil ki bana sensizlik\nDert olan sendeki bensizlik\n\nSensizlikte kalbimde delik \nSürekli kanar içten içe bildik\nSevgisiz ince hastalığa yenildik\n\nKelime düştü mısralara \nSendeki bensizlik içimde yara\n\n15.09.2011 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hece = Benim",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nDamladan arta kalan\nRüzgârlarla savrulan\nAllı pullu boyanan \nZamanlarda kaybolan \n\nBenim, aşkla yoğrulan \n\nDemetlere sokulan\nAdı millet konulan \nKıvrım, kıvrım kıvrılan \nVarlık için yorulan\n\nBenim, aşkla kavrulan \n\n01.07.2012 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hece = Hap",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nÇat kapı\nTut sapı\nYut hapı\nKas katı\n\nKalırsın\nŞaşarsın\nYaşarsan\nDalarsın\n\nBir yalan\nOyalan \nKahraman\nAtadan \n\nBir insan\nPir iman\nDeveran\nHayattan\n\nGeleceğe\nÖzgürce\nDüşünce\nDüşerse\n\nO zaman\nKahraman\nBir insan\nDoğaldan\n\nÖzgürdür\nTarihten\nÖzgürdür \nNefretten\n\n19.03.2012 – İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hece = Düş",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nDüşüyordum\nDüşe vurdum\n\nDerindeydim\nDibe vurdum\n\nDiken battı\nDüşüm yattı\n\nDerdim çoktu\nDevam yoktu\n\nDilim sustu\nDerdim kustu\n\nDaldım düşe\nDil gülüşte\n\nDonakaldı\nDüş uyandı\n\n14.08.2012 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hece Hece",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nUykudayım rüyadayım,\nSayıklarım hece hece,\nKırk derece ataştayım,\nKafam sende gündüz gece,\n\nOvalarda ve dağdayım,\nSayıklarım hece hece,\nYukarıda aşağdayım,\nKafam sende gündüz gece,\n\nÇöllerdeyim denizdeyim,\nSayıklarım hece hece,\nOcakta yanan közdeyim,\nKafam sende gündüz gece,\n\nGah gökteyim gahi yerde,\nSayıklarım hece hece,\nGahi kaldım içeride,\nKafam sende gündüz gece,\n\nYüreğim seninle atar,\nSayıklarım hece hece,\nHasretime hasret katar,\nKafam sende gündüz gece,\n\nDağ üstünde dumandayım,\nSayıklarım hece hece,\nYer altında kuyudayım,\nKafam sende gündüz gece,\n\nDenizlerde yunustayım,\nSayıklarım hece hece,\nAteşlerde Urfadayım,\nKafam sende gündüz gece,\n\nMusa ile çıktım Tura,\nSayıklarım hece hece,\nVahye mekan oldu Hira,\nKafam sende gündüz gece.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hece = Ka",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nPolitika tu kaka\nGünde büyüdü şaka\nKel başlara fötr şapka\nDemokrasimiz taka \n\nİyiler yola çıka\nKaçak yerleri tıka\nYüreğin varsa sıka \nÇalan şişman halk sıska\n\nAkıl değmezse ak’a\nBurun sürtülür boka\nErdemle düşü yıka \nBelki gerçeğe çıka\n\n11.07.2011 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hece = İçinde",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nAltın gümüş içinde\nGümüş altın içinde\n\nSukut sözler içinde \nSözler sukut içinde \n\nİnanç eylemsizlikte\nDüşünce sessizlikte\n\nÖzgürler kölelikte\nBağlılar hep birlikte \n\nİnsan kör yürüyüşte \nGöz açık görünüşte \n\n19.09.2010 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hece = İster",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nKısım kısım kısaldı\nGenişe korku saldı \nAklımı türkü aldı\nMazi geride kaldı \n\nÇakırkeyif zamanda\nAkıl seyri revanda\nBaşka elde kumanda\nÖzgürlük rafta kaldı \n\nÇağda çağdaş akıllar\nHep başkayı alkışlar \nKendisi yok bakışlar \nKaranlıkta nam saldı \n\nUfuk uzakta kaldı\nDalkavuk aklı dardı\nÇağı dalkavuk sardı\nBaharı yok kış vardı\n\nÇerez misali sözler\nAğızda sakız çitler\nSözüm burada biter\nRuhum özgürlük ister\n\n13.02.2011 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hece = Kuldur",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nBir gün\nSürgün \n\nKalbe\nTövbe\n\nÖzde\nSözde\n\nGelse\nSevse\n\nİnsan\nBudur\n\nLisan \nKuldur\n\n26.12.2011 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hece = Lakırdı",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nOynadı bastığım kaldırım taşı\nAltındaki su üstüme fışkırdı\nÇamur üstümü başımı batırdı\nGülsem mi ağlasam mı hoş lakırdı\n\nDeğiştiriliyor kaldırım taşı \nSokaklarda büyük pislik telaşı\nBirileri çıkarda elebaşı \nGülsem mi ağlasam mı hoş lakırdı\n\nKaldırımlarda birçok işportacı\nSanki her biri bedava kiracı\nÜlkeleri yönetmek adam harcı\nGülsem mi ağlasam mı hoş lakırdı\n\nKaldırımlar olmuş araba parkı\nKimler nasıl döndürüyorlar çarkı? \nBirileri topluyor paraları\nGülsem mi ağlasam mı hoş lakırdı\n\nSanki kaldırım, kaldırır parayı\nÜşüşür büyük para babaları\nSök para, döşe para anladın mı? \nGülsem mi ağlasam mı hoş lakırdı\n\n23.10.2011 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hece = Sihirlice",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nBomba düşer kalbime \nKusar kin, nefret, öfke\n\nÇiçek bükülür yere \nAç bi-ilaç sevgiye \n\nSevgi derinde hücre\nYaratandan hediye \n\nÖldüremezdi kimse\nIşık varsa gözlerde\n\nZamanı geldiğinde\nYeşerir kalbimizde \n\nÖfke sudan bahane\nYok, olur sevgimizle\n\nÖzgürlük özgün simge\nBenzemez hiçbir şeye\n\nSeslenir sihirlice\nKula kul olma diye\n\n09.04.2009 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hece = Özgürdük",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nUçurtma\nHavada\nCurcuna\nYaşamda\n\nYalanlar\nTarumar\nİnsanlar\nPişmanlar\n\nSevgiden\nSöylenen\nSözünden\nDönmeden\n\nHayatta \nKalmakta\nMucize\nBir söze\n\nYürüdük\nBüründük\nGöründük\nÖzgürdük\n\n22.11.2011 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hece = Sıra",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nÖlmeyi sıraya koymuşlar\nSıraya girmemiş insanlar\nBaşka yerlerde kuyruktalar\nBaşka yerlerde kahramanlar\n\nHep öldürmeyi bekliyorlar\nÖlümüne öldürüyorlar\nÖlümleri sıralıyorlar\nHep sıralarda ölüyorlar\n\n21.09.2011 - İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hedef",
        "poet": "Ahmet Otluoğlu",
        "poem": "\n\nGez göz arpacık\nNişan al \nAteş\nSonuç\nSonuç sensin\nİlkelerin\nYaşam biçimin\nİşte onikin\nMutlak isabet\nSevinç yada hüzün\nKaçınılmaz gerçek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hedef",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nKaşların yay\nKirpiklerin ok\nKalbimse bir hedef tahtası\nHaydi ne duruyorsun öyleyse\nHedefi vurmanın şimdi tam sırası\n\n (29 Aralık 2006/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hece Ve Ölüm",
        "poet": "Seyhan Erözçelik",
        "poem": "\n\nAhşap şehrin kağıda vuran\ncamları. Kırıldı. Görüntü\nhavuzdan döküldü. Çılgın dil.\nNeyi unuttum? Bir örgü. An\nnem örüyor, ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hecetek BİRMANYA Bauk Than",
        "poet": "Mustafa Ceylan",
        "poem": "\n\nGel, git,sun, bak\nCoş, koş; ak ak\nMum yak ve sor.\n\nİn, cin, mülk, mal\nOt, çöp dal dal\nAl al, mor mor.\n\nYok; sen, o, ben\nİç,dış ten; boş\nBoy, en hiç, zor.\n\nYan, od ol yan! \nTüt, yan yan git,\nKuş can, uç dur.\n\nAh doğrusu! \nSon bir pusu\nBu su ak kor...\n\nMustafa CEYLAN\n\n---\nBauk Than: \n\nOrijinali Birmanya kökenli, dört hece üç mısradan oluşmaktadır, nükteli söz veya vecizeli olmalıdır. Birmanya dili tek heceli(her hece bir kelime anlamlı)    bir dil olduğu için biz dört heceyle değil, dilimize uygun şekilde yazdık. Kafiye, Birmanya dilinde ilk mısraının dördüncü, ikinci mısraının üçüncü hece ve üçüncü mısraının ikinci hecesindedir. Temel kafiye şeması şöyledir; x.x.x.a, x.x.a.x, x.a.x.b’dir. Uzun bir şiir de yapılabilir. O zaman kafiye şu şekilde devam eder. x.x.x.a, x.x.a.x, x.a.x.b, x.x.x.b, x.x.b.x, x.b.x.c, x.x.x.c, x.x.c.x, x.c.x.d…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "(((HeCe))) Şiirleri Jüri Değerlendirmeleri",
        "poet": "Yunus Ermiş",
        "poem": "\n\n**Hece Şiirleri Jüri Değerlendirmeleri\n\nHece sonuçları.. \n\n1 NUMARALI ŞİİR \n\nRIZIK \n\nFelek beni karşısında çürüttü \nSurat astı yaşattırdı hazanı \nSulamadı umudumu kuruttu \nAnlaşıpda kuramadık düzeni \n\nBen koştukca kendi kaçtı öteye \nSığındı zenginde ambar siteye \nBir türlü yaklaşmaz benim kıtaya \nBilemedim aramızı bozanı \n\nHep uğraştım anlamadım dilinden \nDoya doya içemedim gölünden \nBir nebzecik tadamadım balından \nYalamadım kovanından sızanı \n\nÖmür boyu koştum onun peşinde \nEmek verdim hem yazında kışında \nNe hikmet var anlamadım işinde \nTüm kazancım doldurmadı kazanı \n\nIşıkoğlum der ki kime küseyim \nGücüm yok ki daha hızlı eseyim \nPayım bu kadarmış kime ne deyim \nŞükürle yücelttim rızık yazanı \n\nMehmet Işıkoğlu/Almanya \n\nŞakir ALİMOĞLU: 55 \nOsman ÖCAL: 50 \nHasan KOCABAŞ: 62 \nDeniz ŞAHİNOĞLU: 80 \n\nTOPLAM: 247 \n\n2 NUMARALI ŞİİR \n\nFAKİRİN HÂLİ \n\nEşi dostu çıkagelmiş evine \nEkmeği yok, katığı yok fakirin. \nYama vurmuş eski yama üstüne \nGömleği yok, atleti yok fakirin. \n\nEl işinde köle gibi çalıştı \nO erirken zengin daha gelişti \nSoğuk evde yaşamaya alıştı \nOdunu yok, kömürü yok fakirin. \n\nSanki suçlu her kesimde yerilir \nGözü dolar sinirleri gerilir \nAkşam olur hasırlara sarılır \nDöşeği yok, yorganı yok fakirin. \n\nAlacaklı kapısına dizildi \nGörür görmez rengi soldu, büzüldü \nTâ derinden bir of çekti üzüldü! \nCüzdanı yok, parası yok fakirin. \n\nÖz anası gözyaşını silmiyor \nÇok dert çekmiş bu nedenle gülmüyor \nHasta olmuş tabip nedir bilmiyor \nİlacı yok, şifâsı yok fakirin. \n\nSeçim gelir vurur ya da vurulur \nEl kazanır o beyhûde yorulur \nO’nun hâli “rey”i için sorulur \nOy’u vardır, kendi yoktur fakirin… \nKendi vardır, kendi yoktur fakirin! ! ! \n\nHanifi KARA \nAlemdarlı \n\nALİMOĞLU: 80 \nOsman ÖCAL: 80 \nHasan KOCABAŞ: 62 \nDeniz ŞAHİNOĞLU: 40 \n\nTOPLAM: 270 \n\n3 NUMARALI ŞİİR \n'ONBEŞÇE –1* \n\nYollar..Upuzun yollar,üstünde izler! \nAdımlar sıra sıra öper toprağı... \nÖnce düzgün bir zemin sonra patika \nHep ümitle aşılır,çok çetin gedik \nBirkaç tepecik amma; aratmaz dağı \nBir iki değil; her gün,doksan dakika \nPalto,parke yoksa da var kara lastik \nSen ülküsün! Peşinde taze filizler! .. \n\nXxxxxxxxxx***********xxxxxxxxx \n\nMinicik yoksul köylüm artık yol açık \nİnşallah tükenmez lambanın gazı \nUnutma! Hayat yolu,yokuş ve iniş \nGönüllerin ümidi haydi yola çık! \nMutlu sonla birlikte karşıla yazı \nSıcak-soğuk,kar-çamur! Okumak zor iş \nUyuşur eller-ayaklar,titreşir dizler... \n\nXxxxxxxxx*********xxxxxxxx \n\n*ONBEŞÇE –2* \n\nDayan Osman’ım dayan! İyi piş ve ezil \nHer şeye göğüs gerip, oku-yaz sabret \nAncak böyle mümkün...Zoru başarmak \nDünya gizli bir saray, anahtar tahsil \nAlış,çalış ve kazan! Emek ibadet... \nGözden uzak olan,gönülden ırak; \nUçsuz yollar ve izler,ne sırlar gizler! \nYokuşlar inişleri,gün günü izler... \n\nXxxxxxxxx*********xxxxxxxx \n\nKorkma! Bıkma! Üzülme...Gülümse çocuk \nSana şarkı besteler; dereler,kuşlar \nKim bilir sana söyler sırrını güneş? \nÇiçekler senin için açar tomurcuk! \nTenhada sever seni sımsıcak bahar; \nSeni öylece sevdim,ey küçük kardeş! \nKaç yüreği sızlatır? Çaresiz gizler. \n\nDEĞERLENDİRME DIŞI BIRAKILDI \n\n4 NUMARALI ŞİİR \nFakirlik. \n\nFakirlik baba mirasım, söyle seni ne yapayım, \nKolun bacağın kırayım, dağlar ardına atayım. \nAcar yiğidi göçüren, taze yüreği çürüten, \nYetmiş bohçaya sarayım, ateşe atıp yakayım. \n\nKapının önüne koyup, vursam tekmeyi atılmaz, \nÇeksem yularından tutup, varsam pazara satılmaz. \nHayatımı zindan eden, evimden uzak olası, \nKış ayazında sarılıp, alsam koynuma yatılmaz. \n\nBabam gideli yıl oldu, çöreklendin ocağıma, \nGül benzim sararıp soldu, takat gitmez bacağıma. \nPüsküllü belamısın be, çık git gayrı hayatımdan, \nYedi yıllıkk süren doldu, sığmaz oldun kucağıma. \n\nÖzlü'dür söyler sözünü, fakirim düz yolda şaşar, \nCin,peri görsün yüzünü, fakirlik dağları aşar. \nYalan dünyanın tadına bakmak yazılı degilse, \nToprak doyurur gözünü, yalandan bir insan yaşar. \n\nİshak Özlü \nALİMOĞLU: 75 \nOsman ÖCAL: 80 \nHasan KOCABAŞ:60 \nDeniz ŞAHİNOĞLU: 90 \n\nTOPLAM: 300 \n\n5 NUMARALI ŞİİR \n\nHani Nerde Yaradan? \n\nEvin barkın bir de varsa araban, \nYeter sanır insanoğlu sıradan, \nKız beğendin hem de çayda çıradan, \nPeki kardeş hani nerde Yaradan? \n\nEvvel alfa, sonra kalfa, öğrendin? .. \nMuhtaç sorsa para sana, iğrendin… \nVarsa yoksa egon için davrandın, \nPeki kardeş hani nerde Yaradan? \n\nPara-pula geldi miydi duraman, \nİşten güçten, eşi dostu araman, \nBorç istese babaannen veremen, \nPeki kardeş hani nerde Yaradan? \n\nGörüyom da hayli zengin olmuşsun? ... \nKalça basen yağlı her yer, dolmuşsun, \nFakir-fukarayı da sen yolmuşsun, \nPeki kardeş hani nerde Yaradan? \n\nAli Şahin \n\nALİMOĞLU: 45 \nOsman ÖCAL: 50 \nHasan KOCABAŞ: 14 \nDeniz SAHİNOĞLU: 40 \n\nTOPLAM: 149 \n\n6 NUMARALI ŞİİR \n\nYOKSUL KİM? \n\nPara pulun yoksulluğu geçici \nGönüller sevgiye yoksul olmasın \nHariçten sürülen ıtır uçucu \nGönüller sevgiye yoksul olmasın \n\nFakir odur bakar ama göremez \nFakir odur çeker aklı eremez \nFakir odur kokar suya giremez \nGönüller sevgiye yoksul olmasın \n\nYolumuz muhabbet ehline düşse \nDergâhta cemlerde pişseydim keşke \nNeyleyim muhtaçlık sevgiye aşka \nGönüller sevgiye muhtaç olmasın \n\nYoksulluk ilime uzak kalmaktır \nYoksulluk doğruya tuzak kurmaktır \nYoksulluk yürekten sevgi silmekti \nGönüller sevgiye yoksul olmasın \n\nNice saraylarda baykuş ötüyor \nBakılmayan bağda otlar bitiyor \nKibir Yusuf'uda hiçe satıyor \nGönüller sevgiye yoksul olmasın \n\nFakir odur güvenemez aklına \nFakir odur uzanmıyor salkıma \nFakir odur değer vermez talkıma \nGönüller sevgiye yoksul olmasın \n\nMala düşen odu ateş söndürür \nMal vardır kişiyi yâda döndürür \nMal gönüle korkuları kondurur \nGönüller sevgiye yoksul olmasın \n\nYoksulluk midenin boşluğu mudur \nYoksulluk gözlerin yaşlığı mıdır \nYoksulluk yüreğin taşlığı mıdır \nGönüller sevgiye yoksul olmasın \n\nGün güneşten yoksulsa geceleşir \nCümle kelimesizse heceleşir \nCiciler bir çırpıda öcüleşir \nGönüller sevgiye yoksul olmasın \n\nFakir odur ataleti iş eder \nFakir odur uyanıkken düş eder \nFakir odur yaz günün kış eder \nGönüller sevgiye yoksul olmasın \n\nYeleni; yoksulluk; adil olmamak \nHakkı gözetmeyip hakkı bulmamak \nKini intikamı atıp silmemek \nGönüller sevgiye yoksul olmasın \nBAYRAM YELEN \nALİMOĞLU: 45 \nOsman ÖCAL: 50 \nHasan KOCABAŞ: 50 \nDeniz ŞAHİNOĞLU: 70 \n\nTOPLAM: 215 \n\n7 NUMARALI ŞİİR \n\nYoksulluk. \n\nVarlık içerisinde, yokluk çekenlerdeniz, \naç yatanları görüp, şükür edenlerdeniz, \ngönül bahçelerine, güller dikenlerdeniz, \nmerhameti olmayan, acımasız yoksulluk. \n\nOnurumuzu kırıp, ele avuç açtıran, \nmutlulukları bozup, akşam sabah içtiren, \nköyümüzü terkedip, şehirlere göçtüren, \nmerhameti olmayan, acımasız yoksulluk. \n\nVatanını bırakıp, diyar diyar gezdiren, \naileyi unutup, hayatından bezdiren, \nköleliğe iterek, zalimlere ezdiren, \nmerhameti olmayan,acımasız yoksulluk. \n\nKimi sevgiden yoksun, kimi hakkaniyetten, \nbelki sıra ondadır, uyanmazsa gafletten, \naklı başında değil, sarhoş olmuş servetten, \nmerhameti olmayan, acımasız yoksulluk. \n\nSelami Tıraşlar-Elazığ \n\nALİMOĞLU: 45 \nOsman ÖCAL: 50 \nHasan KOCABAŞ: 54 \nDeniz ŞAHİNOĞLU: 50 \n\nTOPLAM: 199 \n\n8 NUMARALI ŞİİR \n\nYok yok yok \n\nDağ başı dumanlı; kar boran, tipi, \nTütmüyor ocağı, odun yok, gaz yok. \nÇocuklar sararmış tıpkı gül gibi, \nAyakları çıplak, sırtta esvap yok. \n\nBir iplik çekilse kırk yama düşer, \nArtık yamayacak bir yer bile yok. \nNinecik, kurumuş bir ağaç gibi, \nÇorap örmek ister, bir çile yün yok. \n\nİki çocuk bir kalemi üleşir, \nNe çanta, ne önlük, ne de defter yok. \nBir ekmeği altı çocuk bölüşür, \nYanında bir kuru soğan bile yok, \n\nBahçelerde yeşil otlar tükendi, \nKar bürüdü artık, alabilen yok, \nGaribin nafakası da kesildi, \nSuya katmak için bulgur bile yok. \n\nSarı kız bu kışı atlatamadı, \nTarlayı sürmeye koca öküz yok. \nBu iş galiba Gül Bacı’ ya kaldı \nÖküzün yerine, başka çare yok. \n\nBorç için satıldı emektar inek, \nFaize zor yetti, elde para yok. \nGurbette çalışmak farz olsa gerek, \nGayrı yapılacak başka bir şey yok. \n\nİşsizlik diz boyu, kimin derdine? \nToklar yiyor, açlara bir lokma yok. \nVay benim Türkiye’min ahvaline \nSatın beyler satın, biteceği yok! ? ... \n\nNaime Özeren-17 Şubat 2008 \n\nALİMOĞLU: 45 \nOsman ÖCAL: 45 \nHasan KOCABAŞ: 66 \nDeniz ŞAHİNOĞLU: 50 \n\nTOPLAM: 206 \n\n9 NUMARALI ŞİİR \n\nZALİM YOKSULLUK \n\nDoğuştan bu yana gurbet elleri \nGezdimde bitmedi zalim yoksulluk \nÇileyle doldurdum geçen günleri \nBezdimde bitmedi zalim yoksulluk \n\nBu feleğin bilmem bize kastı ne \nGöz yaşımı döktüm aldı desti ne \nDerdimi topladım üstü üstü ne \nDizdimde bitmedi zalim yoksulluk \n\nArı çiçekten bal yapar kova na \nGarip kuş sığınır yıkık tava na \nFakir yüreğimi attım hava na \nEzdimde bitmedi zalim yoksulluk \n\nBilmem coşkunoğlu nasıl edecek \nZalim bey olacak insan güdecek \nBelki böyle geldi böyle gidecek \nSezdimde bitmedi zalim yoksulluk \n\nOzan Erol \n\nDEĞERLENDİRME DIŞI BIRAKILDI \n\n10 NUMARALI ŞİİR \n\nGARİBİM, YOKSULUM \n\nBir duvarın gölgesinde. \nİten garibim, yoksulum. \nAzığı yok heybesinde. \nBiten garibim, yoksulum. \n\nYarım kuru ekmek payı. \nIslatır, bulursa suyu. \nUnutmuş sıcak uykuyu. \nZaten garibim, yoksulum. \n\nGece soğuk gece ayaz. \nO sıcak nedir tanımaz. \nÜstüne bir yırtık palaz. \nAtan garibim,yoksulum. \n\nEl vursan kanar yarası. \nCebinde yok beş parası. \nSoba diye sigarası. \nTüten garibim,yoksulum. \n\nHalin sordum şükür dedi. \nFazla bir şey söylemedi. \nEtrafında köpek.kedi. \nYatan garibim, yoksulum. \n\nSormasam dert,sorsam ayıp. \nHerhalde ailesi kayıp. \nÇöplükten kâğıt toplatıp. \nSatan garibim,yoksulum. \n\n..... der es rüzgâr es. \nHarıl harıl uyur herkes. \nKış gününde bir tek nefes. \nYeten garibim, yoksulum. \nAŞIK BİNALİ \n\nALİMOĞLU: 45 \nOsman ÖCAL: 45 \nHasan KOCABAŞ: 73 \nDeniz ŞAHİNOĞLU: 80 \n\nTOPLAM: 243 \n\n11 NUMARALI ŞİİR \n\nTükendim \n\nBoşaldı kadehim hayale daldım \nBezgin dudaklara mühürdar oldum \nYağmalandı kalbim şiryanda soldum \nÇoğaldı küllerim közde tükendim \n\nDoymadım seyrana pervane döndüm \nGam vurdu bağrıma yıkıldı bendim \nAradım ummanı divane dendim \nAşıldı dağlarım düzde tükendim \n\nEfkâr yağdı bulut tütmedi ocak \nSusuz kaldı mevsim kurudu göcek \nKararsız dalıma konmadı çiçek \nSoyuldu baharım yazda tükendim \n\nEğdirdim kaşımı gülmedi yüzüm \nSam değdi saçıma karardı gözüm \nKurudu yaprağım dövündü özüm \nSayıldı aylarım güzde tükendim \n\nTitredi mızrabım tellerim sustu \nBozuldu düzenim makama küstü \nYoksul günlerimin kalmadı dostu \nYoruldu kavalım sazda tükendim \n\nDağıldım dört yana yuva kurmadım \nGöçebe kuşlara adres sormadım \nOynaştım serapla düşü yormadım \nUzadı yollarım dizde tükendim \n\nGönül sarayımda dem süremedim \nYıkıldı dergâhım cem kuramadım \nTavlı taylarıma gem vuramadım \nSürüldü kervanım tozda tükendim \n\n25 Aralık 2007 \nMurat Aydın Doma \n\nALİMOĞLU: 95 \nOsman ÖCAL: 100 \nHasan KOCABAŞ: 55 \nDeniz ŞAHİNOĞLU: 90 \n\nTOPLAM: 340 \n\n12 NUMARALI ŞİİR \n\nYoksulun Ölümü \n\nDar gününde elinden tutmayacak sa devlet, \nVicdan firar etmesin, insaf hiç şaşırmasın.. \nBir de sahip çıkmaz sa, bel bağladığın evlat \nAllah elden ayaktan, kimseyi düşürmesin... \n\nKulak veren olmadı, yoksulun avazına.. \nİki damla yaş aktı gözlerinden ağzına, \nYutkundu, çıkmadı söz, dolandı boğazına.. \nAllah kimseyi evlat eline düşürmesin... \n\nYoktu, yoksuldu, naçar, ele güne muhtaçtı.. \nAdam düşünce çaptan, karı da ele kaçtı. \nOğlu var, kızı vardı, ama onlar da açtı, \nAllah gördüklerinden kimseyi düşürmesin... \n\nAdam, olan aklını sonunda yitirmişti, \nOnu öyle sahipsiz koyanlar bitirmişti.. \nKader onu yoksullar evinde yatırmıştı \nAllah kimseyi sıcak yuvadan düşürmesin... \n\nBirgün köprüde yattı, birgün çıkmaz sokakta, \nDondu yorgun bedeni, kaldığı soğuk parkta.. \n-Yoksulun biri- dendi, şimdi cesedi morgta, \nAllah vicdansızlara kimseyi düşürmesin... \n\nAntalya-2008 \n\nHalil Şakir Taşçıoğlu \nALİMOĞLU: 80 \nOsman ÖCAL: 80 \nHasan KOCABAŞ: 74 \nDeniz ŞAHİNOĞLU: 80 \n\nTOPLAM: 314 \n\n13 NUMARALI ŞİİR \n\nyorar yoksulluk \n\nMademki insandır saygı duyalım \nGaribin gönlünü yorar yoksulluk \nGelin bu soruna çare bulalım \nFakirin belini kırar yoksulluk \n\nTok açın halinden anlamıyorsa \nYetimin hakkını çalıp yiyorsa \nFakirlik doğuştan kader diyorsa \nBeşikten mezara sürer yoksulluk \n\nKaynağımız boldur herkese yeter \nToprağın altında servetler yatar \nAdil bölünmezse çok çabuk biter \nAnsızın kapıyı vurur yoksulluk \n\nYoksulun umudu tükenir ise \nDevlete güveni hiç kalmaz ise \nToprak yabancıya satılır ise \nGözü olanlara yarar yoksulluk \n\nGaflet uykusundan uyanmak gerek \nYatırım istihdam en büyük erek \nBu gidişle bir bir, boşalır terek \nÜlkemde her yanı sarar yoksulluk \n\nBeş şarttan biridir zekat islamda \nBöyle emredilmiş yüce kelamda \nEn kolay vergidir maddi anlamda \nHakkıyla verilse kurur yoksulluk… \n\nMEHMET NALBANT \n\nALİMOĞLU: 75 \nOsman ÖCAL: 70 \nHasan KOCABAŞ: 60 \nDeniz ŞAHİNOĞLU: 80 \n\nTOPLAM: 285 \n\n14 NUMARALI ŞİİR \n\nYOKSULLUK \n\nNereye gittimse hep ardım sıra, \nYük oldu sırtıma geldi yoksulluk. \nUğraştım didindim geçeyim kâra, \nHer yerde aradı buldu yoksulluk. \n\nSıladan gurbete olmuşum sürgün, \nGece uykum bölük gündüz tedirgin, \nDur durak bilmedim üzgün ve yorgun, \nRahatımı elden aldı yoksulluk. \n\nNe deyim dostlarım halim sırlaştı, \nHesap soram dedim bana hırlaştı, \nAyrılmaz hanemde durdu yerleşti, \nSanki ebedi kök saldı yoksulluk. \n\nHem garibim hem de boynum büküldü, \nSaçlarım ağardı dişim döküldü, \nGurbet illerinde ömrüm söküldü, \nYıllarımı bir,bir çaldı yoksulluk. \n\nMEHMET EREN \n\nALİMOĞLU: 95 \nOsman ÖCAL: 85 \nHasan KOCABAŞ: 55 \nDeniz ŞAHİNOĞLU: 80 \n\nTOPLAM: 315 \n\nBİRİNCİLİK: Murat AYDIN DOMA …….…Tükendim….….…...340 \nİKİNCİLİK: Mehmet EREN………………..Yoksulluk……..…...315 \nÜÇÜNCÜLÜK: Halil Şakir TAŞÇIOĞLU….….Yoksulun Ölümü..…314 \nDÖRDÜNCÜLÜK: İshak ÖZLÜ ………………….Fakirlik…….………300 \nBEŞİNCİLİK: Mehmet NALBANT………….Yorar Yoksulluk…...285 \nALTINCILIK: Hanifi KARA………………….Fakirin Hali …...….270 \nYEDİNCİLİK: Mehmet IŞIKOĞLU……….…Rızık …………….…247 \nSEKİZİNCİLİK: Aşık BİNALİ………………...Garibim Yoksulum…243 \nDOKUZUNCULUK: Bayram YELEN………….….Yoksul Kim………....215 \nONUNCULUK: Naime ÖZEREN…….…….…YokYokYok……...….206 \nONBİRİNCİLİK: Selami Tıraşlar………………Yoksulluk………..….199 \nONİKİNCİLİK: Hani Nerede Yaradan………...Ali Şahin………..…..149 \n\nEsma Özan\n\n\n\n \n\n(c)   Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir. \n\n--------------------\nBu şiirin hikayesi: \n\nHASAN KOCABAŞ (M.KAYRA)   HECE ŞİİRLERİ DEĞERLENDİRMELERİ \n\n1 NUMARALI ŞİİR \nRIZIK \n\nFelek beni karşısında çürüttü \nSurat astı yaşattırdı hazanı \nSulamadı umudumu kuruttu \nAnlaşıpda kuramadık düzeni \n\nBen koştukca kendi kaçtı öteye \nSığındı zenginde ambar siteye \nBir türlü yaklaşmaz benim kıtaya \nBilemedim aramızı bozanı \n\nHep uğraştım anlamadım dilinden \nDoya doya içemedim gölünden \nBir nebzecik tadamadım balından \nYalamadım kovanından sızanı \n\nÖmür boyu koştum onun peşinde \nEmek verdim hem yazında kışında \nNe hikmet var anlamadım işinde \nTüm kazancım doldurmadı kazanı \n\n……………… der ki kime küseyim \nGücüm yok ki daha hızlı eseyim \nPayım bu kadarmış kime ne deyim \nŞükürle yücelttim rızık yazanı \n\nŞİİRİN ÖLÇÜ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiir, 11’li hece ölçüsüyle yazılmıştır ve hece sayısı tüm mısralarda 11’dir. Ancak bir yerde (İkinci dörtlüğün ikinci dizesinde)   ölçüye uygunluk sağlamak için “ambara” şeklinde kullanılması gereken kelime “ambar” şekline, “yalayamadım” sözcüğü “yalamadım” şekline, “kime ne diyeyim” ibaresi “kime ne deyim” şekline dönüştürülmüştür. \n11’li hece ölçüsüyle yazılan şiirlerin durak sistemi (4 + 4 + 3)   veya (6 + 5)   şeklinde düzenlenebilir. Şiirde genel olarak (4 + 4 + 3)   durak sistemi başarıyla kullanılmıştır. Ancak sistem, ikinci dörtlüğün 2. ve 3. dizeleriyle şiirin son iki dizesinde (6 + 5)   şeklinde düzenlenmiştir. Tamamının aynı durak sistemiyle düzenlenmesi okunuştaki akıcılığı artırabilirdi, diye değerlendirilmiştir. \n(85) \n\nŞİİRİN AHENK YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiir, Ozan geleneğine göre yazılmıştır. Kullandığımız alfabeye göre kafiye ve redif uyumsuzluğu olarak görülen hususlar, Osmanlı zamanında kullandığımız elifbaya göre uyumlu kafiye ve redif olabilmektedir. Örneğin çürüttü ve kuruttu kelimeleri, eski alfabeye göre yazıldığında (“çim – vav – ra – vav – te – te – ya” ile “kaf – vav – ra – vav – te – te – ya”)   olmaktadır. Bu durumda, kelime sonlarındaki (te – ya)   redif, (vav – ra – vav – te)   harfleriyle ise zengin uyak oluşmaktadır. Kafiye (uyak ve ayak)   ve redif kullanımı, ozan geleneğinde halen bu yapıyı muhafaza etmektedir. \nBu nedenle şiir, kafiye ve redif yönünden incelenirken ozan geleneğindeki ayak ve uyak yapı özelliği dikkate alınmıştır. Ancak bu bir yarışma olduğundan, yine de kullanılan kafiye ve rediflerin, kullanılan yazım diline göre durumu da puanlamada dikkate alınmıştır. \nŞİİRİN TAMAMINDA HEM KAFİYE, HEM DE REDİF KULLANILMIŞTIR. \nŞiirin ayağını HAZAN, DÜZEN, BOZAN, SIZAN, KAZAN ve YAZAN kelimeleri oluşturmuştur. Kelimelerin sonundaki –ı ve –i harfleri rediftir. \nAyak olarak kullanılan HAZAN ve KAZAN kelimeleri kök isimdir. DÜZEN kelimesi de sistem manasında kök isim sayılabilir. Ozan geleneğinde ayağı oluşturan harfler Z ve N olarak tam kafiye olarak düşünülse de, güncel edebiyat yönünden yarım kafiye durumundadır. Zira A ve E farklı iki sestir. \nAyağı oluşturan BOZAN, SIZAN ve YAZAN kelimeleri ise kafiye yapısını tümüyle bozmaktadır. Çünkü kelimeler, eylemi yapanı göstermek için fiil kökünden türetilmiştir. Yani sonlardaki –AN sesleri kafiyeye dahil edilemez, rediftir. Ayağı oluşturan isim kök isimlere, bunlardan yalnızca biri dahil edilseydi, kafiye bozulmamış olacaktı, üçü birden kullanıldığından AYAK uyumsuz duruma düşürülmüştür. \nDörtlüklerdeki diğer uyaklara gelince; \nİlk dörtlükteki ÇÜRÜTTÜ ve KURUTTU kelimeleri, ozan geleneğine göre kafiye sayılabilirse de, güncel edebiyatta kafiye olarak kabul edilemez. Zira, (t)   harflerinin yarım kafiye sayılabilmesi için redifi oluşturan seslerin aynı olması gerekir. Eski alfabeyi kullanıyor olsaydık, yazılış itibariyle zengin kafiye kullanılmıştır, diyecektik ama diyemiyoruz. \nİkinci dörtlükteki ÖTEYE, SİTEYE, KITAYA kelimelerinin kökü, ÖTE, SİTE, KITA’dır. KITA kelimesi, hem bugün kullandığımız alfabeye, hem de önceden kullandığımız alfabeye göre kafiyeyi bozmaktadır. Doğal olarak aynı aksaklık rediflerde de devam etmektedir. \nÜçüncü dörtlükte kafiyeyi oluşturan kelimeler DİL, GÖL ve BAL kelimeleridir. Yarım kafiye durumundadır. Ancak redifi oluşturan seslerde uyum bulunmadığından, günümüz edebiyatında kafiye de bozulmuş sayılır. Ozan geleneği irticali söyleyişe dayandığından ve irticali söyleyişte de bu hal normal karşılandığından kafiye var kabul edilse bile, yarışma ortamında iricali söyleyiş aksaklığı kabul edilemez. \nDördüncü dörtlükte de aynı durum söz konusudur. PEŞ, İŞ, KIŞ kelimeleri arasındaki yarım kafiye, rediflerdeki aksaklık nedeniyle bozulmaktadır. \nBeşinci dörtlükteki aksaklık biraz daha derindir. Zira ilk iki dizedeki kafiye KÜS ve ES fiil kökleriyle yapıldığı halde, üçüncü dizede fiil kökü DE’dir. Ayrıca “ne deyim” ifadesinin aslı “ne diyeyim” şeklindedir. Hem ölçüye, hem de kafiyeye uydurmak için şiirdeki haline getirilmiştir. \n(40) \n\nŞİİRİN MUHTEVA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirin temasında belli belirsiz şekilde yoksulluk varsa da, asıl tema zengin olamayış nedeniyle sitemdir. Yoksulluğun getirdiği zorluklara ve çileye ilişkin temel vurgular da yapılmamıştır. Zengin olamayış ile yoksulluk arasında ise önemli farklar bulunmaktadır. Ancak, vurgu yokluğu veya azlığı, yarışmada değerlendirmeye engel teşkil etmemektedir. \nTemel tema, zenginlikten uzak oluşa sitem olarak kabul edildiğinde, hem şiirin bütününde, hem de dörtlüklerin kendi içinde bütünlük sağlanmıştır. \nŞiirde, ahlaka aykırı, siyasi maksatlar güden, kişileri hedef alan bir husus bulunmamaktadır. \nSonuç olarak yoksulluğun işlenişi, şiirde aşırı basit kalmıştır. \n(40) \n\nŞİİRİN NOKTALAMA VE İMLA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde, noktalama işareti kullanılmamıştır. Şiir, ozan geleneğini yansıttığından, noktalama işaretlerinin kullanılıp kullanılmaması, anlam kaymalarına veya anlam bozulmalarına sebep olmamaktadır. \nŞiirde, aşağıdaki imla kuralı ihlalleri yapılmıştır: \n“Anlaşıpda kuramadık düzeni” dizesinde “da” ayrı yazılmalıydı. Çünkü hal eki değildir. \n“Ben koştukca kendi kaçtı öteye” dizesinde, “koşdukca” kelimesi “koştukça” şeklinde yazılmalıydı. \n“Sığındı zenginde ambar siteye” dizesi düz yazıyla yazılmış olsaydı “Sığındı zengindeki ambara, siteye” şeklinde olacaktı. Ölçü nedeniyle, iyelik eki olan –ki ve hal eki –a kelimelerden kaldırılmıştır. Bu nedenle de dize, söylenmesi zor, anlaşılması güç bir hale gelmiştir. \n“kime ne deyim” ifadesinde de aynı nedenle kısaltma ve aksaklık bulunmaktadır. Sözün doğrusu “kime ne diyeyim” şeklindedir. Halk ağzı dikkate alınsa bile, halk ağzında da ifade “kime ne diyem” şeklindedir. Ölçü ve kafiyeye uydurma çabası, ifadeyi bozmuştur. \n(70) \n\nŞİİRİN DİL ve ÜSLUP YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nGenel değerlendirmeyle üslup akıcıdır. Ancak bazı dizeler (altı çizili)   bu akıcılığı bozmakta, zorlamayla yazılmış dizeler düşüncesini çağrıştırmaktadır. \nDil anlaşılır durumdadır. \nŞiir basit bir tarzda yazılmıştır. Okuyanı cezbeden, duygulanma oluşturan, özellikle konu dikkate alındığında yoksullara karşı merhamet ve şefkat duygusu meydana getiren bir üslup söz konusu değildir. (40) \n(75) \n\nSONUÇ OLARAK VERDİĞİM PUAN: 310 / 5 = 62 \n\n2 NUMARALI ŞİİR \nFAKİRİN HÂLİ \n\nEşi dostu çıkagelmiş evine \nEkmeği yok, katığı yok fakirin. \nYama vurmuş eski yama üstüne \nGömleği yok, atleti yok fakirin. \n\nEl işinde köle gibi çalıştı \nO erirken zengin daha gelişti \nSoğuk evde yaşamaya alıştı \nOdunu yok, kömürü yok fakirin. \n\nSanki suçlu her kesimde yerilir \nGözü dolar sinirleri gerilir \nAkşam olur hasırlara sarılır \nDöşeği yok, yorganı yok fakirin. \n\nAlacaklı kapısına dizildi \nGörür görmez rengi soldu, büzüldü \nTâ derinden bir of çekti üzüldü! \nCüzdanı yok, parası yok fakirin. \n\nÖz anası gözyaşını silmiyor \nÇok dert çekmiş bu nedenle gülmüyor \nHasta olmuş tabip nedir bilmiyor \nİlacı yok, şifâsı yok fakirin. \n\nSeçim gelir vurur ya da vurulur \nEl kazanır o beyhûde yorulur \nO’nun hâli “rey”i için sorulur \nOy’u vardır, kendi yoktur fakirin… \nKendi vardır, kendi yoktur fakirin! ! ! \n\nŞİİRİN ÖLÇÜ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiir, 11’li hece ölçüsüyle yazılmıştır ve hece sayısı tüm mısralarda 11’dir. Ölçüye uygunluk sağlamak için tahrif edilen kelime de bulunmamaktadır. \n11’li hece ölçüsüyle yazılan şiirlerin durak sistemi (4 + 4 + 3)   veya (6 + 5)   şeklinde düzenlenebilir. Şiirin tamamında (4 + 4 + 3)   durak sistemi başarıyla kullanılmıştır. \nAncak yazılışı bakımından dizelerin uzunlukları arasında büyük farklar vardır. \n(90) \n\nŞİİRİN AHENK YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirin ayağı “YOK FAKİRİN” redifiyle oluşturulmuş, kafiye kullanılmamıştır. Son dörtlükte redif de bozulmuştur. Oysa halk şiirinde ayak çok önemlidir. \nDörtlüklerdeki diğer uyaklara gelince; \nİlk dörtlükteki EVİNE ve ÜSTÜNE kelimelerinde kafiye bulunmamaktadır. Zira kelime kökleri EV ve ÜST’tür. \nİkinci dörtlükteki ÇALIŞTI, GELİŞTİ, ALIŞTI kelimelerinin kökü, ÇALIŞ, GELİŞ, ALIŞ ’tır. Ozan geleneğine göre L ve Ş harfleriyle tam kafiye yapılmış gibi görünse de, güncel edebiyata göre GELİŞTİ kelimesi ham kafiyeyi, hem de redifi uyumsuz hale getirmektedir. Ozan geleneği irticalen söyleyişe dayandığından ve irticalen söyleyişte de bu hal normal karşılandığından kafiye var kabul edilse bile, yarışma ortamında irticalen söyleyiş aksaklığı kabul edilemez. \nÜçüncü dörtlükte de aynı aksaklık söz konusudur. \nDördüncü dörtlükte de aynı aksaklık söz konusudur. \nBeşinci dörtlükte de aynı aksaklık söz konusudur. \nAltıncı dörtlükte kafiye ve redif VURULUR, YORULUR, SORULUR kelimeleriyle oluşturulmuştur. –ULUR redif, köklerin sonundaki –R harfleri de yarım kafiyedir. \n(20) \n\nŞİİRİN MUHTEVA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nYoksulluk, çeşitli görünümleriyle, şiirin tamamında vurgulanmıştır. \nYarışmanın konusu olarak belirlenen tema yönünden, hem şiirin bütününde, hem de dörtlüklerin kendi içinde bütünlük sağlanmıştır. \nŞiirde, ahlaka aykırı, siyasi maksatlar güden, kişileri hedef alan bir husus bulunmamaktadır. \n(90) \n\nŞİİRİN NOKTALAMA VE İMLA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde, noktalama işareti kullanılmıştır. Kullanılan işaretler yerli yerindedir. Ancak, birbirini takip eden benzer cümleler arasına (,)   konulmamıştır. Bu bir eksiklik olarak kabul edilebilir. \nŞiirde, imla kuralı ihlali bulunmamaktadır. \n(80) \n\nŞİİRİN DİL ve ÜSLUP YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nGenel değerlendirmeyle üslup akıcıdır. Akıcılığı bozan önemli bir aksaklık da bulunmamaktadır. \nAncak son dörtlüğün ilk dizesinde “vurur ya da vurulur” ifadesinin niçin kullanıldığı anlaşılamamıştır. Seçimle vurmak ve vurulmak fiilleri arasında bağlantı yoktur. Kanaatimce, kafiye kaygısıyla dizeye konulmuş kelimelerdir. \nDil anlaşılır durumdadır. \nŞiir basit bir tarzda yazılmıştır. Okuyanda, yoksullara karşı merhamet ve şefkat duygusu oluştursa da, okuyucuyu cezbeden bir şiir zevki yaşatmamaktadır. \n(70) \n\nSONUÇ OLARAK VERDİĞİM PUAN: 350 / 5 = 70 \n\n3 NUMARALI ŞİİR \n'ONBEŞÇE –1* \n\n'ONBEŞÇE –1* \n\nYollar..Upuzun yollar,üstünde izler! (12)   - A \nAdımlar sıra sıra öper toprağı... (12)   - B \nÖnce düzgün bir zemin sonra patika (12)   - C \nHep ümitle aşılır,çok çetin gedik (12)   - D \nBirkaç tepecik amma; aratmaz dağı (12)   - B \nBir iki değil; her gün,doksan dakika (12)   - C \nPalto,parke yoksa da var kara lastik (12)   - D \nSen ülküsün! Peşinde taze filizler! .. (12)   - A \n\nXxxxxxxxxx***********xxxxxxxxx \n\nMinicik yoksul köylüm artık yol açık (12)   - E \nİnşallah tükenmez lambanın gazı (11)   - F \nUnutma! Hayat yolu,yokuş ve iniş (12)   - G \nGönüllerin ümidi haydi yola çık! (12)   - E \nMutlu sonla birlikte karşıla yazı (12)   - F \nSıcak-soğuk,kar-çamur! Okumak zor iş (12)   - G \nUyuşur eller-ayaklar,titreşir dizler... (13)   - A \n\nXxxxxxxxx*********xxxxxxxx \n\n*ONBEŞÇE –2* \n\nDayan Osman’ım dayan! İyi piş ve ezil (13)   - H \nHer şeye göğüs gerip, oku-yaz sabret (12)   - I \nAncak böyle mümkün...Zoru başarmak (11)   - İ \nDünya gizli bir saray, anahtar tahsil (12)   - H \nAlış,çalış ve kazan! Emek ibadet... (12)   - I \nGözden uzak olan,gönülden ırak; (11)   - İ \nUçsuz yollar ve izler,ne sırlar gizler! (12)   - A \nYokuşlar inişleri,gün günü izler... (12)   - A \n\nXxxxxxxxx*********xxxxxxxx \n\nKorkma! Bıkma! Üzülme...Gülümse çocuk (12)   - J \nSana şarkı besteler; dereler,kuşlar (12)   - K \nKim bilir sana söyler sırrını güneş? (12)   - L \nÇiçekler senin için açar tomurcuk! (12)   - J \nTenhada sever seni sımsıcak bahar; (12)   - M \nSeni öylece sevdim,ey küçük kardeş! (12)   - L \nKaç yüreği sızlatır? Çaresiz gizler. (12)   - A \n\nŞİİRİN ÖLÇÜ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiir, 12’li hece ölçüsüyle yazılmaya çalışılsa da bazı dizelerde 13 ve bazı dizelerde 11 hece kullanılmıştır. \nŞiirde belirli bir durak sistemi kurulmamıştır. Birçok dizede kelimeler 7 + 5 şeklinde tamamlanmakla birlikte, bu duraklar belirgin bir vurgu oluşturmamaktadır. \n(60) \n\nŞİİRİN AHENK YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde, kendine has bir kafiye sistemi kullanılmıştır. Redif yalnızca (A)   harfiyle işaretlediğim dizelerde kullanılmıştır: - LER. B harfiyle işaretli dize sonlarında da –I hal eki rediftir. \nA harfiyle işaretli dizelerde kafiye olarak İZ (İsim) , FİLİZ (İsim) , DİZ (İsim) , GİZ /LE (İsimden fiil) , İZ / LE (İsimden fiil) , GİZ (İsim)   kelimeleri kullanılmıştır. Bazen bu kelimelerle cinas yapılmıştır. \nSon dörtlüğün 2. ve 5. dizeleri hariç tutulursa, tüm dizelerde tam veya zengin kafiye kullanılmıştır. \nA harfiyle işaretli dizelerin belirli bir sistemde kullanılmayışı da hata olara değerlendirilmiştir. \n(90) \n\nŞİİRİN MUHTEVA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde, yoksulluktan ziyade modernizmden uzak bir hayat süren köylülerimizin çektiği zorluklar anlatılmıştır. Hem de yalnızca ilk iki kıtada. Son iki bölümde (kıtada)   ise, çalışıp çabalamanın ve ümidin daha zengin ve zorluklardan daha uzak bir hayata ulaşmanın anahtarı olduğu vurgulanmıştır. \nYoksulluğun getirdiği zorluklara ve çileye ilişkin temel vurgular da yapılmamıştır. Zengin olamayış ile yoksulluk arasında ise önemli farklar bulunmaktadır. Ancak, vurgu yokluğu veya azlığı, şiirin yarışmada değerlendirilmesine engel teşkil etmemektedir. \nİlk iki bölümle, son iki bölüm arasındaki anlam ve tema bütünlüğü belli belirsizdir. \nŞiirde, ahlaka aykırı, siyasi maksatlar güden, kişileri hedef alan bir husus bulunmamaktadır. \n(50) \n\nŞİİRİN NOKTALAMA VE İMLA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde, noktalama işareti kullanılmış ve yerli yerinde kullanılmıştır. Ancak, üç nokta ve virgül işaretlerinden sonra boşluk bırakılmamış, bu da şiirin okunuşunda ve vurguların yapılmasında aksaklık oluşturmuştur. \nŞiirde, imla kuralı ihlali veya ölçüye uydurmak maksadıyla kelimelerin yapısının değiştirilmesi hatası bulunmamaktadır. \nAncak bölümler arasına konulan ve uzayıp giden simgeler, şiirin görünümünü bozmuştur. \n(75) \n\nŞİİRİN DİL ve ÜSLUP YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \n(Ve)   bağlacının kullanıldığı yerlerde bir tutukluk oluşmuş olsa da, genel değerlendirmeyle üslup akıcıdır. Akıcılığı bozan önemli bir aksaklık da bulunmamaktadır. Ancak yine de rüzgarın esişi gibi, suyun akışı gibi, kartalın atılışı veya turnaların süzülüşü gibi bir akıcılık söz konusu değildir. \nDil anlaşılır durumdadır. \nŞiirde belirgin şekilde sanatkârane şiir yazma çabası ve havası bulunmaktadır. Oldukça da başarılıdır. İmgeler, tasvirler, gizemli anlatım, varlıkların şiire yansıtılması hususunda da başarı sağlanmıştır. \n(80) \n\nSONUÇ OLARAK VERDİĞİM PUAN: 355 / 5 = 71 \n\n4 NUMARALI ŞİİR \nFAKİRLİK \n\nFakirlik baba mirasım, söyle seni ne yapayım, (A) \nKolun bacağın kırayım, dağlar ardına atayım. (A) \nAcar yiğidi göçüren, taze yüreği çürüten, (X) \nYetmiş bohçaya sarayım, ateşe atıp yakayım. (A) \n\nKapının önüne koyup, vursam tekmeyi atılmaz, (B) \nÇeksem yularından tutup, varsam pazara satılmaz. (B) \nHayatımı zindan eden, evimden uzak olası, (Y) \nKış ayazında sarılıp, alsam koynuma yatılmaz. (B) \n\nBabam gideli yıl oldu, çöreklendin ocağıma, (C) \nGül benzim sararıp soldu, takat gitmez bacağıma. (C) \nPüsküllü belamısın be, çık git gayrı hayatımdan, (Z) \nYedi yıllıkk süren doldu, sığmaz oldun kucağıma. (C) \n\n………….. söyler sözünü, fakirim düz yolda şaşar, (D) \nCin,peri görsün yüzünü, fakirlik dağları aşar. (D) \nYalan dünyanın tadına bakmak yazılı degilse, (Q) \nToprak doyurur gözünü, yalandan bir insan yaşar. (D) \n\nŞİİRİN ÖLÇÜ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiir, 16’lı hece ölçüsüyle yazılmıştır. \nŞiirde duraklar, 8 + 8 şeklindedir. \n(100) \n\nŞİİRİN AHENK YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde, her dörtlüğün 1, 2 ve 4. dizeleri arasında kafiye sistemi oluşturulmaya çalışılmıştır. Ancak ilk dörtlükte kafiye yoktur. Dizelerin sonundaki (AYIM)   sesleri rediftir. Kelime kökleri olan YAP, AT ve YAK arasında kafiye oluşturacak ses bulunmamaktadır. \nİkinci dörtlüğün B işaretli dizeleri arasında tam kafiye vardır (AT, SAT, YAT) . (ILMAZ)   sesleri ise rediftir. \nÜçüncü dörtlüğün C işaretli dizeleri arasında zengin kafiye vardır (OCAK, BACAK, KUCAK) . (IMA)   sesleri ise rediftir. \nDördüncü dörtlüğün D işaretli dizeleri arasında tam kafiye vardır (ŞAŞ, AŞ, YAŞA) . YAŞA nedeniyle zengin kafiye düşünülse de diğer iki dize tam kafiye sayılmasına neden olmaktadır. Geniş zaman eki olan (AR, R)   sesleri ise rediftir. \n(70) \n\nŞİİRİN MUHTEVA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde, yoksulluk anlatılmamış, yoksulluk hicvedilmiştir. Ancak hicvedilen yoksulluk nedeniyle oluşabilecek durumlar şiirde yoktur. Şair, aç mı kalmıştır, giyecek elbisesi mi yoktur, bedelini ödeyemediği için elektriği, suyu mu kesilmiştir, ayakkabısı delik olup yeni ayakkabı alamadığı için ayağı mı ıslanmaktadır, hayatını devam ettirebilmek için nelere katlanmaktadır, hiçbir şey belli değildir. Şiir, mevhum bir fakirliğe fantezi olarak söylenmiş gibidir. \nŞiiri oluşan dörtlüklerde anlam ve tema bütünlüğü bulunmakla birlikte, bir önceki paragrafta belirttiğim gibi, ortada bir konu yoktur. \nŞiirde, ahlaka aykırı, siyasi maksatlar güden, kişileri hedef alan bir husus bulunmamaktadır. \n(30) \n\nŞİİRİN NOKTALAMA VE İMLA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde, noktalama işareti kullanılmış ve yerli yerinde kullanılmıştır. Ancak “cin” kelimesi sonundaki virgülden sonra boşluk bırakılmamıştır. \nHece ölçüsüne uyum sağlayabilmek için “Kolun bacağın” kelimelerinde ekler kaldırılmıştır. İrticalen söyleyişte veya ozan geleneğinde bu normal sayılsa da, burada her ikisi de söz konusu değildir. \nŞiirde, üç yerde imla kuralı ihlali yapılmıştır: İlk olarak soru eki ayrı yazılması gerekirken “belamısın” kelimesi birleşik yazılmıştır. “değilse” kelimesinin “degilse” şeklinde ve “yıllık” kelimesinin “yıllıkk” şeklinde yazılması, anlaşıldığı kadarıyla acele etmekten ve yazdıktan sonra şiirin yeniden okunmamasından kaynaklanmıştır. Bu ise, yarışmaya sunum yapan birisinin yapmaması gerek bir hatadır. \n(50) \n\nŞİİRİN DİL ve ÜSLUP YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \n8 + 8 = 16’lı hece sisteminin kullanılması, şiirin akıcı olmasını engellemiştir. \nBazı seslerin belirli bir sistem ve akış içinde çokça kullanılması aliterasyon sanatını oluşturup şiirde belirtilen olayı sesle de duyurmayı sağlar. Ancak bu şiirde bazı seslerin sıklıkla kullanımı tam tersi bir etki oluşturmakta, okumayı zorlaştırmakta, akışı boğmaktadır. “Yetmiş bohçaya sarayım, ateşe atıp yakayım”, “taze yüreği çürüten”, “Çeksem yularından tutup, varsam pazara satılmaz”, “Püsküllü belamısın be, çık git gayrı hayatımdan”, “Cin,peri görsün yüzünü, fakirlik dağları aşar” bunlardan bazılarıdır. \nDil anlaşılır durumdadır. \nŞiirde okuyucuyu cezbeden bir ifade tarzı veya imgeleme bulunmamaktadır. \n(50) \n\nSONUÇ OLARAK VERDİĞİM PUAN: 300 / 5 = 60 \n\n5 NUMARALI ŞİİR \nHANİ NERDE YARADAN? \n\nEvin barkın bir de varsa araban, \nYeter sanır insanoğlu sıradan, \nKız beğendin hem de çayda çıradan, \nPeki kardeş hani nerde Yaradan? \n\nEvvel alfa, sonra kalfa, öğrendin? .. \nMuhtaç sorsa para sana, iğrendin… \nVarsa yoksa egon için davrandın, \nPeki kardeş hani nerde Yaradan? \n\nPara-pula geldi miydi duraman, \nİşten güçten, eşi dostu araman, \nBorç istese babaannen veremen, \nPeki kardeş hani nerde Yaradan? \n\nGörüyom da hayli zengin olmuşsun? ... \nKalça basen yağlı her yer, dolmuşsun, \nFakir-fukarayı da sen yolmuşsun, \nPeki kardeş hani nerde Yaradan? \n\nŞİİRİN ÖLÇÜ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiir, 11’lİ hece ölçüsüyle yazılmıştır. Ancak bu hece ölçüsünü oluşturabilmek için o kadar çok kelime tahrif edilmiştir ki hece ölçüsünün 11’li olması şeklendir, gerçekte oluşturulamamıştır. \nŞiirde, 4 + 4 + 3 şeklinde durak sistemi oluşturulmaya çalışılmış ama başarılı olunamamıştır. \n(10) \n\nŞİİRİN AHENK YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde, son dörtlükteki OLMUŞSUN, DOLMUŞSUN, YOLMUŞSUN kelimeleri arasındaki tam kafiye dışında, düzgün şekilde kafiye yapılamamıştır. \n(10) \n\nŞİİRİN MUHTEVA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde, yoksulluk anlatılmamış, zenginler, başkalarına yardım etmeyen zenginler hicvedilmiştir. Bir de YARADAN. \nİçerisinde “fakir – fukara”, “muhtaç” kelimelerinin kullanılması dışında, şiirin yoksullukla herhangi bir ilişkisi bulunmamaktadır. Bu üç kelimenin de içi doldurulamamıştır. \nŞiiri oluşan dörtlüklerde anlam ve tema bütünlüğü bulunmakla birlikte, bir önceki paragrafta belirttiğim gibi, ortada bir konu yoktur. \nDörtlüklerin sonunda tekrarlanan ve sonuna soru işareti konulan “Peki kardeş hani nerde Yaradan? ” sözü, Allah’a isyan şeklinde anlaşılmaya müsaittir. \n(20) \n\nŞİİRİN NOKTALAMA VE İMLA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde, noktalama işareti kullanılmış olsa da yerli yerinde değildir. \nHece ölçüsüne uyum sağlayabilmek için kelimeler tahrif edilmiş veya olması gereken ekler kaldırılmıştır: nerde (nerede) , peki (pekiyi) , evvel (evvela) , Para-pula (Paraya-pula) , duraman (duramazsın) , araman (aramazsın) , veremen (veremezsin) , görüyom (görüyorum) \n(10) \n\nŞİİRİN DİL ve ÜSLUP YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde belirli bir üslup yoktur. Dizelerde kelimeler gelişigüzel ve acemice sıralanmıştır. Kelimelerin tahrif edilmesi şiiri edebi olmaktan çıkarmıştır. Yapılan tahrifat, ağız farklılığından da kaynaklanmamaktadır. Yalnızca hece sayısının 11’e uydurulmasına yöneliktir. \nDil anlaşılır durumdadır, ancak kullanımı hatalıdır. \nŞiirde okuyucuyu cezbeden bir ifade tarzı veya imgeleme bulunmamaktadır. \n(20) \n\nSONUÇ OLARAK VERDİĞİM PUAN: 70 / 5 = 14 \n\n6 NUMARALI ŞİİR \nYOKSUL KİM? \n\nPara pulun yoksulluğu geçici (11)   (A) \nGönüller sevgiye yoksul olmasın (11)   (B) \nHariçten sürülen ıtır uçucu (11)   (A) \nGönüller sevgiye yoksul olmasın (11)   (B) \n\nFakir odur bakar ama göremez (11)   (C) \nFakir odur çeker aklı eremez (11)   (C) \nFakir odur kokar suya giremez (11)   (C) \nGönüller sevgiye yoksul olmasın (11)   (B) \n\nYolumuz muhabbet ehline düşse (11)   (.) \nDergâhta cemlerde pişseydim keşke (11)   (.) \nNeyleyim muhtaçlık sevgiye aşka (11)   (.) \nGönüller sevgiye muhtaç olmasın (11)   (.) \n\nYoksulluk ilime uzak kalmaktır (11)   (.) \nYoksulluk doğruya tuzak kurmaktır (11)   (.) \nYoksulluk yürekten sevgi silmekti (11)   (.) \nGönüller sevgiye yoksul olmasın (11)   (B) \n\nNice saraylarda baykuş ötüyor (11)   (D) \nBakılmayan bağda otlar bitiyor (11)   (D) \nKibir Yusuf'uda hiçe satıyor (11)   (D) \nGönüller sevgiye yoksul olmasın (11)   (B) \n\nFakir odur güvenemez aklına (11)   (.) \nFakir odur uzanmıyor salkıma (11)   (.) \nFakir odur değer vermez talkıma (11)   (.) \nGönüller sevgiye yoksul olmasın (11)   (B) \n\nMala düşen odu ateş söndürür (11)   (E) \nMal vardır kişiyi yâda döndürür (11)   (E) \nMal gönüle korkuları kondurur (11)   (E) \nGönüller sevgiye yoksul olmasın (11)   (B) \n\nYoksulluk midenin boşluğu mudur (11)   (F) \nYoksulluk gözlerin yaşlığı mıdır (11)   (F) \nYoksulluk yüreğin taşlığı mıdır (11)   (F) \nGönüller sevgiye yoksul olmasın (11)   (B) \n\nGün güneşten yoksulsa geceleşir (11)   (G) \nCümle kelimesizse heceleşir (11)   (G) \nCiciler bir çırpıda öcüleşir (11)   (.) \nGönüller sevgiye yoksul olmasın (11)   (B) \n\nFakir odur ataleti iş eder (11)   (H) \nFakir odur uyanıkken düş eder (11)   (H) \nFakir odur yaz günün kış eder (10)   (H) \nGönüller sevgiye yoksul olmasın (11)   (B) \n\n……….; yoksulluk; adil olmamak (.)   (İ) \nHakkı gözetmeyip hakkı bulmamak (11)   (İ) \nKini intikamı atıp silmemek (11)   (İ) \nGönüller sevgiye yoksul olmasın (11)   (B) \n\nŞİİRİN ÖLÇÜ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiir, 11’lİ hece ölçüsüyle yazılmıştır. Yalnızca “Fakir odur yaz günün kış eder” dizesi 10 hecelidir. Bu durum da, imla hatasından kaynaklanmış, “günün” kelimesinin sonuna hal eki konulması unutulmuştur. \nHece ölçüsünü sağlamak için, bazı kelimeler olması gereken şekilde değil, imla kurallarına aykırı şekilde kullanılmıştır: ilime (ilme) , sevgi (sevgiyi) , \nŞiirde, bazen 4 + 4 + 3 şeklinde, bazen 6 + 5 şeklinde durak sistemi oluşturulmuş, ancak bazı dizelerde her iki durak sistemi de oluşturulamamıştır. (Mal vardır kişiyi yâda döndürür - Cümle kelimesizse heceleşir - Ciciler bir çırpıda öcüleşir)   dizeleri bunlardandır. \n(70) \n\nŞİİRİN AHENK YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiir, ozan geleneğine göre yazılmış, ayak olarak kafiye değil, aynı dize “Gönüller sevgiye yoksul olmasın” tekrarlanarak redif kullanılmıştır. \nGeçici – uçucu kelimeleri arasında irticalen söylenen ozan şiirinde yarım kafiye olduğu kabul edilse de, yarışma için yazılmış bir şiirde kafiye olarak değerlendirilememiştir. \nİkinci dörtlükte (emez)   sesleri rediftir, (gör, er, gir)   kökleri arasında ise yarım kafiye kullanılmıştır. \n(düşse, keşke, aşka)   kelimeleri arasında kafiye bulunmamaktadır. \n(kalmaktır, kurmaktır, silmekti)   kelimeleri arasında da kafiye yoktur. \nÖtüyor, bitiyor, satıyor kelimeleri arasında zorlamayla da olsa yarım kafiye kullanıldığı kabul edilmiştir. \nAklına, salkıma, talkıma kelimeleri arasında da kafiye kabul edilmemiştir. Kaldı ki Türkçede talkım diye bir kelime bulunmamaktadır, kelimenin doğru kullanılışı telkin şeklindedir. \nSöndürür, döndürür, kondurur kelimeleri arasında zorlamayla da olsa yarım kafiye kullanıldığı kabul edilmiştir. \nBoş, yaş, taş kelimeleri arasında yarım kafiye vardır. \nGece, hece, öcü arasında kafiye yoktur, dizeler arasında redifle uyum sağlanmaya çalışılmıştır. \nİş, düş, kış arasında da yarım kafiye kullanılmıştır. \nOlmamak, bulmamak, silmemek kelimeleri arasında zorlamayla da olsa yarım kafiye kullanıldığı kabul edilmiştir. \n(40) \n\nŞİİRİN MUHTEVA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde, farklı bir yoksulluk anlatılmıştır. Şiire göre yoksulluk, insanın sevgiden, özgüvenden, vicdandan, hoşgörüden, merhametten … yoksun olmasıdır. Asıl yoksulluk paranın, pulun, yiyeceğin, giyeceğin olmaması değil, yürekte sevginin, merhametin … olmamasıdır. Maldan, mülkten yoksunluk geçici olduğu halde, bunlardan yoksunluk kalıcıdır. \nBuna rağmen, pratik anlamlı yoksulluktan da satır aralarında söz edilmiştir. Parası pulu olmayanlar, midesi boş olup gözü yaşlı olanlar gibi. \nŞiiri oluşan dörtlüklerde, esas alınan tema doğrultusunda anlam ve tema bütünlüğü bulunmaktadır. \n(50) \n\nŞİİRİN NOKTALAMA VE İMLA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde, noktalama işareti kullanılmamıştır. \nDördüncü dörtlükteki “silmekti” kelimesinin sonuna (r)   harfinin konulması unutulmuştur. İlme şeklinde yazılması gereken kelime hece sayısını tutturmak için ilime şeklinde yazılmış, silmektir kelimesi unutkanlık sonucu silmekti şeklinde bırakılmıştır. \n“Para pulun yoksulluğu” sözünün doğrusu “Paranın pulun yoksulluğu” şeklindedir. \nYusuf’u da şeklinde yazılması gerekirken, dahi anlamındaki da bitişik yazılmıştır. \nAltıncı dörtlükte kullanılan talkım kelimesi telkin yerine kullanılmıştır ki yanlıştır. Türkçede talkım, dallardaki filizlerin uzaması anlamındadır. \n(50) \n\nŞİİRİN DİL ve ÜSLUP YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde irticalen söylenmiş halk ozanı üslubu vardır. Şairine has bir özgünlük bulunmamaktadır. \nÖlçü veya kafiyeye uydurmak için kelimelerde aşırı tahrifat yapılmamıştır ama buna karşılık kafiye siteminde bozulmalar oluşmuştur. Ayrıca dizeleri oluşturan cümlelerde, çoğu kez anlam ve söz dizilişi bakımından bir anlaşılmazlık, kulağa hoş gelmeyen bir aksaklık mevcuttur. \nÖrneğin şiirin ayağını ve temel felsefesini oluşturan “Gönüller sevgiye yoksul olmasın” cümlesinin söylenişinde tanımlanması zor bir hata görülmektedir. “Gönüller sevgiden yoksun olmasın” denilebilir, “Gönüller sevgi yoksulu olmasın” denilebilir ama mevcut söyleyiş anlam bakımından da kulağı tırmalamaktadır. \nYine “Fakir odur çeker aklı eremez”, “Fakir odur kokar suya giremez”, “Neyleyim muhtaçlık sevgiye aşka”, “Kibir Yusuf'uda hiçe satıyor”, “Mala düşen odu ateş söndürür”, “Gün güneşten yoksulsa geceleşir”, “Cümle kelimesizse heceleşir”, “Fakir odur uyanıkken düş eder” dizeleri aynı şekilde kulak tırmalamaktadır. \nDil anlaşılır durumdadır, ancak yukarıda belirtildiği gibi kullanımı hatalıdır. Bu da söyleneni anlaşılmaz kılabilmektedir. \nŞiirde okuyucuyu cezbeden bir ifade tarzı veya imgeleme bulunmamaktadır. \n(40) \n\nSONUÇ OLARAK VERDİĞİM PUAN: 250 / 5 = 50 \n\n7 NUMARALI ŞİİR \nYOKSULLUK \n\nVarlık içerisinde, yokluk çekenlerdeniz, (14)   /A \naç yatanları görüp, şükür edenlerdeniz, (14)   /A \ngönül bahçelerine, güller dikenlerdeniz, (14)   /A \nmerhameti olmayan, acımasız yoksulluk. (14)   /B \n\nOnurumuzu kırıp, ele avuç açtıran, (14)   /C \nmutlulukları bozup, akşam sabah içtiren, (14)   /C \nköyümüzü terkedip, şehirlere göçtüren, (14)   /C \nmerhameti olmayan, acımasız yoksulluk. (14)   /B \n\nVatanını bırakıp, diyar diyar gezdiren, (14)   /D \naileyi unutup, hayatından bezdiren, (14)   /D \nköleliğe iterek, zalimlere ezdiren, (14)   /D \nmerhameti olmayan,acımasız yoksulluk. (14)   /B \n\nKimi sevgiden yoksun, kimi hakkaniyetten, (14)   /E \nbelki sıra ondadır, uyanmazsa gafletten, (14)   /E \naklı başında değil, sarhoş olmuş servetten, (14)   /E \nmerhameti olmayan, acımasız yoksulluk. (14)   /B \n\nŞİİRİN ÖLÇÜ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiir, 14’lü hece ölçüsüyle yazılmıştır. Hece sayısında hata olmadığı gibi, heceye uydurmak için kelime tahrifi de bulunmamaktadır. \nŞiirde durak sistemi, istisnasız biçimde 7 + 7 şeklindedir. \n(100) \n\nŞİİRİN AHENK YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiir, ozan geleneğinden farklı, daha serbest bir tarzda düzenlenmiştir. Dörtlüklerin, ayak olarak kabul edilebilecek son dizeleri redif biçiminde aynen tekrarlanmıştır ki bu hatadır. \nİlk dörtlüğün ilk üç dizesi arasında kafiye oluşturulamamış, ses uyumu rediflerle sağlanabilmiştir. Kelime (fiil)   kökleri (çek – et – dik)   arasında ses uyumu yoktur. \nİkinci dörtlükteki (açtıran, içtiren, göçtüren)   kelimeleri arasında zorlama ile yarım kafiye bulunduğu söylenebilir. Ancak, irticalen söylenen bir şiir olmadığına, yazılı eser olarak yarışmaya sunulduğuna göre, (aç, iç, göç)   köklerini kafiye olarak kabul edebilmek için sonuna gelen eklerin (rediflerin)   de ses uyumuna sahip olması gerekirdi. Bu uyum yoktur. \nÜçüncü dörtlükte (gez – bez – ez)   fiil kökleri ile tam kafiye ve (-diren)   redifi kullanılmıştır. \nDördüncü dörtlükte de (hakkaniyet – gaflet – servet)   isimleriyle tam kafiye yapılmıştır. Sonlardaki (-ten)   eki rediftir. \n(40) \n\nŞİİRİN MUHTEVA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nMuhteva bakımından şiir, iki farklı bölümden oluşmuş gibidir. İkinci ve üçüncü dörtlüklerde yoksulluktan söz edilmiştir. Ancak bu yoksulluğun ne olduğuna değil, yoksulluğun nelere sebep olduğuna ilişkindir. Yani şiirde “Yoksulluk nedir, nasıl bir şeydir” sorusunun cevabı yoktur. \nBirinci ve dördüncü dörtlükte ise zenginlerin halinden söz edilmiştir ama bu anlatımda da tutarsızlıklar bulunmaktadır. \nÖrneğin ilk dizede “Varlık içerisinde, yokluk çekenlerdeniz” sözüyle anlatılmak istenenin şiirde cevabı yoktur. Hemen ikinci dizede, birinci dizeyle hiçbir ilgisi olmayan “aç yatanları görüp, şükür edenlerdeniz” dizesi yazılmıştır. Ancak burada da aç yatanları görüp şükredenlerin kim olduğu ve niçin şükrettiği anlaşılamamaktadır. Durum böyleyken, üçüncü dizede, konuyla hiçbir ilgisi olmayan “gönül bahçelerine, güller dikenlerdeniz” cümlesi kullanılmış ve tutarsızlık artmıştır. Zira gönül bahçelerine güller diken birisinin aç yatanları görüp şükretmesi mümkün olamaz. Bu üç dize ile “Merhameti olmayan, acımasız yoksulluk” dizesi arasında da herhangi bir bağlantı görülmemektedir. \nŞiiri oluşan dörtlüklerde, esas alınan tema doğrultusunda anlam ve tema bütünlüğü bulunmamaktadır. \n(40) \n\nŞİİRİN NOKTALAMA VE İMLA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde, noktalama işareti kullanılmıştır. Doğru kullanıldığı da kabul edilebilir. \nAncak hem noktalama işareti kullanıp, hem de dizelerin ilk harflerinin büyük yazılmaması şiir tekniğine aykırıdır. Zira şiir, serbest tarzda değil hece ölçüsüyle yazılmıştır. \n“Terk edip” kelimelerinin birleşik yazılması bir yazım hatasıdır. \n(50) \n\nŞİİRİN DİL ve ÜSLUP YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde okuyucuyu cezbeden bir ifade tarzı veya imgeleme bulunmamaktadır. \nŞiirde, rüzgârın esişi veya suyun akışı gibi ahenkli bir akıcılık yoktur. Kullanılan sesler nedeniyle okuma sırasında kekemelik oluşturmaktadır. \nİkinci ve üçüncü dörtlüklerde de, sıra cümleler arasında anlatım bozukluğu bulunmaktadır. Örneğin, cümlelerin akışına göre “köyümüzü terk edip” denilemez, “köyümü/zü terk ettirip” denilebilir. Yine “Vatanını bırakıp” denilemez, “vatanından ayırıp” denilebilir, “aileyi unutup” denilemez, “dostları unutturup, evladı unutturup, aileden ayırıp” denilebilir. Çünkü bunlar kendiliğinden olmamış, yoksulluğun sonucu olarak meydana gelmiştir. \nDörtlüklerin son dizesinde eşanlamlı sözcüklerin (merhameti olmayan – acımasız)   farklı bir anlamı varmış gibi kullanılması da şairin dile hâkim olmadığını göstermektedir. \nDil anlaşılır durumdadır, ancak yukarıda belirtildiği gibi kullanımı hatalıdır. \n(40) \n\nSONUÇ OLARAK VERDİĞİM PUAN: 270 / 5 = 54 \n\n8 NUMARALI ŞİİR \nYOK YOK YOK \n\nDağ başı dumanlı; kar boran, tipi, (11)   /A \nTütmüyor ocağı, odun yok, gaz yok. (11)   /B \nÇocuklar sararmış tıpkı gül gibi, (11)   /A \nAyakları çıplak, sırtta esvap yok. (11)   /B \n\nBir iplik çekilse kırk yama düşer, (11)   /X \nArtık yamayacak bir yer bile yok. (11)   /B \nNinecik, kurumuş bir ağaç gibi, (11)   /Y \nÇorap örmek ister, bir çile yün yok. (11)   /B \n\nİki çocuk bir kalemi üleşir, (11)   /C \nNe çanta, ne önlük, ne de defter yok. (11)   /B \nBir ekmeği altı çocuk bölüşür, (11)   /C \nYanında bir kuru soğan bile yok, (11)   /B \n\nBahçelerde yeşil otlar tükendi, (11)   /D \nKar bürüdü artık, alabilen yok, (11)   /B \nGaribin nafakası da kesildi, (11)   /D \nSuya katmak için bulgur bile yok. (11)   /B \n\nSarı kız bu kışı atlatamadı, (11)   /E \nTarlayı sürmeye koca öküz yok. (11)   /B \nBu iş galiba Gül Bacı’ ya kaldı (11)   /E \nÖküzün yerine, başka çare yok. (11)   /B \n\nBorç için satıldı emektar inek, (11)   /F \nFaize zor yetti, elde para yok. (11)   /B \nGurbette çalışmak farz olsa gerek, (11)   /F \nGayrı yapılacak başka bir şey yok. (11)   /B \n\nİşsizlik diz boyu, kimin derdine? (11)   /G \nToklar yiyor, açlara bir lokma yok. (11)   /B \nVay benim Türkiye’min ahvaline (11)   /G \nSatın beyler satın, biteceği yok! ? ... (11)   /B \n\nŞİİRİN ÖLÇÜ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiir, 11’lü hece ölçüsüyle yazılmıştır. \nŞiirde durak sistemi, genel olarak 6 + 5 şeklindedir. Ancak, İki çocuk bir kalemi üleşir - Garibin nafakası da kesildi - Toklar yiyor, açlara bir lokma yok - Vay benim Türkiye’min ahvaline dizelerinde durak sistemi bozulmuştur. Bu da dizelerin okunuşunu zorlaştırmaktadır. \n(70) \n\nŞİİRİN AHENK YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞekil bakımından şiirin, halk şiiriyle ilgisi bulunmamaktadır. Dörtlüklerde, ayak olarak kullanılan dizeler (B) , dörtlüklerin ikinci ve dördüncü mısralarıdır. Bu yönüyle ozan geleneğinden farklıdır. Ayrıca ayak oluşturmak için yazılan dizelerde kafiye bulunmamaktadır. Bağlantı (YOK)   redifiyle sağlanmaya çalışılmış ama kulak tırmalayıcı bir hal almıştır. \nDörtlüklerin 1. ve 3. dizeleri arasında olmak üzere, ilk dörtlükte zorlamayla da olsa yarım kafiye (tipi – gibi)   yapılmıştır. İkinci dörtlükte kafiye ve redif bulunmamaktadır (düşer – gibi) . Üçüncü dörtlükte yarım kafiye bulunmakla birlikte (üleş – bölüş) , redif sesleri uyumsuzdur. Dördüncü dörtlükte kafiye yoktur (tüken – kesil) , uyum redifle sağlanmaya çalışılmıştır (di) . Beşinci dörtlükte kafiye oluşturulamamış, ses uyumu rediflerle sağlanmaya çalışılmıştır (dı) . Altıncı dörtlükte tam kafiye kullanılmıştır (inek – gerek) . Son dörtlükte yine kafiye yoktur, ses uyumu (ine)   redifiyle sağlanmaya çalışılmıştır. \nDolayısıyla şiirde belirgin bir ahenk oluşturulamamıştır. \n(30) \n\nŞİİRİN MUHTEVA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirin tamamına hakim olan yoksulluk temasıdır. Her dörtlükte, her dizede, yoksul insanların farklı bir hali ayrıntılarla incelenmiştir. \n(100) \n\nŞİİRİN NOKTALAMA VE İMLA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde, noktalama işareti kullanılmış ve oldukça da doğru kullanılmıştır. \n“Ne çanta, ne önlük, ne de defter yok” cümlesinin imlası yanlıştır. Zira “ne… ne…” olumsuzluk bildirir, “yok” da. İki olumsuzluk cümlenin anlamını olumlu yapar. Bu durumda cümle “Çantaları da var, önlükleri de, defterleri de” anlamına gelir. Cümlenin doğrusu “Ne çanta, ne önlük, ne de defter var” biçimindedir. Ancak bu durumda da ayağın bozulması durumu oluşmaktadır. \n“Gül Bacı’ ya” kelimelerinin yazılışı, eğer kadının ismi Gül Bacı ise doğrudur, Gül ise ve bacı kelimesi sevgi - saygı ifadesi olarak kullanılmışsa imla hatası söz konusudur. \n(80) \n\nŞİİRİN DİL ve ÜSLUP YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde okuyucuyu cezbeden bir ifade tarzı veya imgeleme bulunmamaktadır. Yoksulluğun ayrıntılarının verilmesi ve anlaşılır bir dil ve cümle yapısı kullanılması olumlu bir durum olmakla birlikte, kafiye düzeninin anlamı duraksatması ve kafiye kullanımında başarılı olunamaması, şiirin değerini düşürmektedir. Hiç kafiye kullanılmasaydı, belki de şiir daha akıcı ve daha cezp edici olabilirdi. \n(50) \n\nSONUÇ OLARAK VERDİĞİM PUAN: 330 / 5 = 66 \n\n9 NUMARALI ŞİİR \nZALİM YOKSULLUK \n\nDoğuştan bu yana gurbet elleri (11)   /A \nGezdimde bitmedi zalim yoksulluk (11)   /B \nÇileyle doldurdum geçen günleri (11)   /A \nBezdimde bitmedi zalim yoksulluk (11)   /B \n\nBu feleğin bilmem bize kastı ne (11)   /C \nGöz yaşımı döktüm aldı desti ne (11)   /C \nDerdimi topladım üstü üstü ne (11)   /C \nDizdimde bitmedi zalim yoksulluk (11)   /B \n\nArı çiçekten bal yapar kova na (11)   /D \nGarip kuş sığınır yıkık tava na (11)   /D \nFakir yüreğimi attım hava na (11)   /D \nEzdimde bitmedi zalim yoksulluk (11)   /B \n\nBilmem ………………….. nasıl edecek (.)   /E \nZalim bey olacak insan güdecek (11)   /E \nBelki böyle geldi böyle gidecek (11)   /E \nSezdimde bitmedi zalim yoksulluk (11)   /B \n\nŞİİRİN ÖLÇÜ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiir, 11’lü hece ölçüsüyle yazılmıştır. \nDurak sistemi, şiirin tamamında 6 + 5 şeklindedir. Yalnızca “Arı çiçekten bal yapar kova na” dizesinde zorlama vardır. \n(90) \n\nŞİİRİN AHENK YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiir, ozan geleneğine göre ve basitçe yazılmıştır. Dörtlüklerde ayak olarak kullanılan dizelerde (B) , yarım kafiye kullanılmıştır (GEZ – BEZ – DİZ – EZ – SEZ fiil kökleri) . Aynı dizelerde (- dim de bitmedi zalim yoksulluk)   ek ve kelimeleri redifi oluşturmaktadır. \nİlk dörtlüğün birinci ve üçüncü dizeleri arasında kafiye yoktur, uyum redifle sağlanmaya çalışılmıştır. \nİkinci dörtlükteki kafiye yapısı hatalıdır. Zira üçüncü ve dördüncü dizelerde (dest ve üst kelimeleri kök (yarım kafiye) , (ine, üne)   ise rediftir. (kastı ne)   ibaresinde ise (kast)   kök, (ı)   ek, ne ise yine kök isimdir. İki kök isimle bir ek (redif)   arasında kafiye oluşturulabilir amaiki ekle bir kök arasında kafiye oluşturulamaz. \nÜçüncü dörtlükte (kovan – tavan – havan)   kökleri arasında zengin kafiye vardır. 8a)   ekleri rediftir. \nDördüncü dörtlükteki (et – güt – git)   kökleri arasında yarım kafiye oluşturulmuştur. (ecek)   sesleri ise rediftir. \n(80) \n\nŞİİRİN MUHTEVA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde, yoksulluk anlatılmamış, yoksulluk hicvedilmiştir. Ancak hicvedilen yoksulluk nedeniyle oluşabilecek durumlar (Gurbete düşmek sonucu dışında)   şiirde yoktur. Şair, aç mı kalmıştır, giyecek elbisesi mi yoktur, bedelini ödeyemediği için elektriği, suyu mu kesilmiştir, ayakkabısı delik olup yeni ayakkabı alamadığı için ayağı mı ıslanmaktadır, hayatını devam ettirebilmek için nelere katlanmaktadır, hiçbir şey belli değildir. Şiir, mevhum bir fakirliğe fantezi olarak söylenmiş gibidir. \nŞiiri oluşan dörtlüklerde anlam ve tema bütünlüğü bulunmakla birlikte, bir önceki paragrafta belirttiğim gibi, ortada bir konu yoktur. \nŞiirde, ahlaka aykırı, siyasi maksatlar güden, kişileri hedef alan bir husus bulunmamaktadır. \n(40) \n\nŞİİRİN NOKTALAMA VE İMLA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde, noktalama işareti kullanılmamıştır. Ozan geleneği olduğundan eksiklik olarak değerlendirilmemiştir. \nAyağı oluşturan dizelerin ilk kelimelerinin sonundaki (de) , amma, dahi anlamına gelen bir kelimedir. Ayrı yazılması gerekirken birleştirilmiştir. \n(desti ne, üstü ne, kova na, tava na, hava na)   kelimeleri ise bitişik yazılması gerekirken hatalı olarak bölünmüştür. \nYine (Göz yaşımı)   kelimesi birleşik kelimedir, hatalı olarak bölünmüştür. \n(30) \n\nŞİİRİN DİL ve ÜSLUP YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde okuyucuyu cezbeden bir ifade tarzı veya imgeleme bulunmamaktadır. \nYoksulluğun ayrıntılarının verilmemesi de, ifadelerin somutlaşmasını önlemekte, ne olduğu belli olmayan mevhum bir durum haline düşürmektedir. \nİfadelerde de belirgin bir tutarsızlık ve aksaklık gözlenmektedir. Örneğin, gezmekle, bezmekle, dizmekle, ezmekle, sezmekle yoksulluğun bitmesi arasında herhangi bir sebep sonuç ilişkisi kurulamamaktadır. Yine örneğin, “Doğuştan bu yana” ifadesinde belirgin bir aksaklık söz konusudur, belki “Doğduğumdan beri” şeklinde kullanılmalıydı. \n(50) \n\nSONUÇ OLARAK VERDİĞİM PUAN: 290 / 5 = 58 \n\n\n\n10 NUMARALI ŞİİR \nGARİBİM, YOKSULUM \n\nBir duvarın gölgesinde. (8)   /A \nİten garibim, yoksulum. (8)   /B \nAzığı yok heybesinde. (8)   /A \nBiten garibim, yoksulum. (8)   /B \n\nYarım kuru ekmek payı. (8)   /C \nIslatır, bulursa suyu. (8)   /C \nUnutmuş sıcak uykuyu. (8)   /C \nZaten garibim, yoksulum. (8)   /B \n\nGece soğuk gece ayaz. (8)   /D \nO sıcak nedir tanımaz. (8)   /D \nÜstüne bir yırtık palaz. (8)   /D \nAtan garibim,yoksulum. (8)   /B \n\nEl vursan kanar yarası. (8)   /E \nCebinde yok beş parası. (8)   /E \nSoba diye sigarası. (8)   /E \nTüten garibim,yoksulum (8)   /B \n\nHalin sordum şükür dedi. (8)   /F \nFazla bir şey söylemedi. (8)   /F \nEtrafında köpek.kedi. (8)   /F \nYatan garibim, yoksulum. (8)   /B \n\nSormasam dert,sorsam ayıp. (8)   /G \nHerhalde ailesi kayıp. (9)   /G \nÇöplükten kâğıt toplatıp. (8)   /G \nSatan garibim,yoksulum. (8)   /B \n\n..... der es rüzgâr es. (.)   /H \nHarıl harıl uyur herkes. (8)   /H \nKış gününde bir tek nefes. (8)   /H \nYeten garibim, yoksulum. (8)   /B \n\nŞİİRİN ÖLÇÜ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiir, 8’li hece ölçüsüyle yazılmıştır. Fakat altıncı dörtlükteki “Herhalde ailesi kayıp” dizesi 9 hecelidir. \nDurak sistemi, genel olarak 4 + 4 olmakla birlikte, başta ayağı oluşturan dizeler olmak üzere bir çok dizede durak bulunmamaktadır. \n(80) \n\nŞİİRİN AHENK YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiir, ozan geleneğine göre yazılmıştır. Dörtlüklerde ayak olarak kullanılan dizelerde (B) , yarım kafiye kullanılmıştır (İT – BİT – (ZATEN)   – AT – TÜT – YAT – SAT - YET) . Aynı dizelerde (- an, - en garibim, yoksulum)   ek ve kelimeleri redifi oluşturmaktadır. Redifi oluşturan eklerin ses olarak birbirine uyumsuzluğu, irticalen söyleyişte hoş karşılanırsa da, yazılı edebiyatta hata olarak kabul edilebilir. \nİlk dörtlüğün birinci ve üçüncü dizeleri arasında yarım kafiye (gölge – heybe)   vardır. \nİkinci dörtlükteki kafiye yapısı hatalıdır. Zira üçüncü ve dördüncü dizelerde (su ve uyku kelimeleri kök (yarım kafiye) , (yu)   ise rediftir. İlk dizedeki kök ise (pay)   kelimesidir, sondaki ek (ı)   ses bakımından diğer eklerle de uyumsuzdur. Ekler uyumlu olsaydı yarım kafiye diyebilecektik, uyumsuzluk nedeniyle kafiye de hatalı hale gelmektedir. \nÜçüncü dörtlükte tam kafiye, dördüncü dörtlükte zengin kafiye yapılmıştır. \nBeşinci dörtlükte kafiye hatalıdır. (dedi, söylemedi, kedi)   kelimeleri arasında, ilk iki (di)   ek olduğundan kafiye oluşturulamamıştır. \nAltıncı ve yedinci dörtlükte tam kafiye vardır. \n(75) \n\nŞİİRİN MUHTEVA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirin tamamına hâkim olan yoksulluk temasıdır. Her dörtlükte, her dizede, yoksul insanların farklı bir hali ayrıntılarla incelenmiştir. \n(100) \n\nŞİİRİN NOKTALAMA VE İMLA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde, noktalama işareti kullanılmış olmakla birlikte, doğru kullanımı başarılı değildir. Bir – iki yerde nokta unutulmuş, birçok yerde virgül konulması gerekirken nokta konulmuş, bazen virgü veya noktadan sonra boşluk bırakılmamıştır. \n(30) \n\nŞİİRİN DİL ve ÜSLUP YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiir, basit halk şiiri üslubuyla yazılmıştır. Şiirde okuyucuyu cezbeden bir ifade tarzı veya imgeleme bulunmamaktadır. Ancak meram (bir sokak çocuğunun yaşantısı) , başarılı bir şekilde anlatılmıştır. \nDil anlaşılır biçimde kullanılmıştır. \n(80) \n\nSONUÇ OLARAK VERDİĞİM PUAN: 365 / 5 = 73 \n\n11 NUMARALI ŞİİR \nTÜKENDİM \n\nBoşaldı kadehim hayale daldım (11)   /A \nBezgin dudaklara mühürdar oldum (11)   /A \nYağmalandı kalbim şiryanda soldum (11)   /A \nÇoğaldı küllerim közde tükendim (11)   /B \n\nDoymadım seyrana pervane döndüm (11)   /C \nGam vurdu bağrıma yıkıldı bendim (11)   /C \nAradım ummanı divane dendim (11)   /C \nAşıldı dağlarım düzde tükendim (11)   /B \n\nEfkâr yağdı bulut tütmedi ocak (11)   /D \nSusuz kaldı mevsim kurudu göcek (11)   /D \nKararsız dalıma konmadı çiçek (11)   /D \nSoyuldu baharım yazda tükendim (11)   /B \n\nEğdirdim kaşımı gülmedi yüzüm (11)   /E \nSam değdi saçıma karardı gözüm (11)   /E \nKurudu yaprağım dövündü özüm (11)   /E \nSayıldı aylarım güzde tükendim (11)   /B \n\nTitredi mızrabım tellerim sustu (11)   /F \nBozuldu düzenim makama küstü (11)   /F \nYoksul günlerimin kalmadı dostu (11)   /F \nYoruldu kavalım sazda tükendim (11)   /B \n\nDağıldım dört yana yuva kurmadım (11)   /G \nGöçebe kuşlara adres sormadım (11)   /G \nOynaştım serapla düşü yormadım (11)   /G \nUzadı yollarım dizde tükendim (11)   /B \n\nGönül sarayımda dem süremedim (11)   /H \nYıkıldı dergâhım cem kuramadım (11)   /H \nTavlı taylarıma gem vuramadım (11)   /H \nSürüldü kervanım tozda tükendim (11)   /B \n\nŞİİRİN ÖLÇÜ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiir, hatasız biçimde 11’li hece ölçüsüyle yazılmıştır. \nDurak sistemi, tüm dizelerde 6 + 5 olarak uygulanmıştır. \n(100) \n\nŞİİRİN AHENK YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiir, ozan geleneğine göre yazılmıştır. Ancak, ilk dörtlüğü ile son dörtlüğü eksik gibidir. Zira ayağın, ilk dörtlükte ikinci dizede de kullanılması gerekirdi. \nDörtlüklerde ayak olarak kullanılan dizelerde (B) , yarım kafiye kullanılmıştır (KÖZ – DÜZ – YAZ – GÜZ – SAZ – DİZ - TOZ) . Aynı dizelerde (- DE, - DA TÜKENDİM)   ek ve kelimeleri redifi oluşturmaktadır. Redifi oluşturan eklerin ses olarak birbirine uyumsuzluğu, irticalen söyleyişte hoş karşılanırsa da, yazılı edebiyatta hata olarak kabul edilebilir. \nAyağı oluşturan dizelerin başında rediflerle de olsa ses ve söyleyiş uyumu oluşturulması, söyleyişe güzellik katmıştır. \nİlk dörtlükte rediflerdeki ses uyumu bozulmakla birlikte yarım kafiye vardır (DAL – OL – SOL) . \nİkinci dörtlükteki kafiye yapısı hatalıdır. Zira BEND (BENT)   kelimesi isim, -im iyelik ekidir. Diğer dizelerdeki DÖN fiil kökü, DE/N fiil gövdesi, -DİM ise geçmiş zaman ve şahıs ekidir. \nÜçüncü dörtlükte yarım kafiye varmış gibi görünüyorsa da, Türkçede “göcek” diye bir kelime bulunmadığından kafiye yapısı hatalı gibi durmaktadır. Göcek adlı bir beldemiz olmakla birlikte, dizede anlatılan göl veya gölet benzeri bir alandır. \nDördüncü dörtlükte yarım kafiye kullanılmıştır (YÜZ – GÖZ – ÖZ) . \nBeşinci dörtlükte de, ikinci dörtlükte olduğu gibi kafiye hatalıdır. \nAltıncı ve yedinci dörtlüklerde yarım kafiye vardır. Ancak son dörtlükteki redif uyumsuzluğu ahenkte bozulma oluşturmaktadır. \n(40) \n\nŞİİRİN MUHTEVA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiire, yoksulluktan ziyade genel bir hoşnutsuzluk, serzeniş duygusu, doyumsuzluk hâkimdir. Şair, aç mı kalmıştır, giyecek elbisesi mi yoktur, bedelini ödeyemediği için elektriği, suyu mu kesilmiştir, ayakkabısı delik olup yeni ayakkabı alamadığı için ayağı mı ıslanmaktadır, hayatını devam ettirebilmek için nelere katlanmaktadır, hiçbir şey belli değildir. Şiir, mevhum bir olumsuzluğa fantezi olarak söylenmiş gibidir. \nŞiiri oluşan dörtlüklerde anlam ve tema bütünlüğü bulunmakla birlikte, bir önceki paragrafta belirttiğim gibi, ortada somut bir yoksulluk yoktur. \nŞiirde, ahlaka aykırı, siyasi maksatlar güden, kişileri hedef alan bir husus bulunmamaktadır. \n(30) \n\nŞİİRİN NOKTALAMA VE İMLA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde, noktalama işareti kullanılmamıştır. Şiir Ozan geleneğine uygun olarak da düzenlenmediği için, doğrudan hata olarak kabul edilmiştir. \nŞiirde, göcek ve şiryan kelimeleri hatalıdır. Göcek kelimesinden ahenk bölümünde söz edilmiştir. Şiryan kelimesi, atardamar anlamına gelir ki, şiirde kullanılışıyla atardamar arasında herhangi bir ilgi bulunmamaktadır. \n(50) \n\nŞİİRİN DİL ve ÜSLUP YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiir, basit halk şiiri üslubuyla yazılmıştır. Şiirde okuyucuyu cezbeden bir ifade tarzı veya imgeleme bulunmamaktadır. Kullanılan imgeler, duygularla bütünleşmiş değildir, yalnızca söz olarak şiire girmiştir. \nAnlatımda, mantıksal sonuçları yanlış gelen bir şeyler hissedilmektedir. Bezgin dudaklara mühür vurulmasının anlaşılır bir nedeni olamaz, zira zaten konuşmamaktadır; küllerin çoğalması mümkün değildir; ummanı aramanın bir gayesi bulunmamaktadır, bulut efkar yağmışsa mevsim susuz kalmaz… gibi. \nDil, genel anlamıyla anlaşılır biçimde kullanılmıştır. \n(55) \n\nSONUÇ OLARAK VERDİĞİM PUAN: 275 / 5 = 55 \n\n12 NUMARALI ŞİİR \nYOKSULUN ÖLÜMÜ \n\nDar gününde elinden tutmayacak sa devlet, (14)   /A \nVicdan firar etmesin, insaf hiç şaşırmasın.. (14)   /B \nBir de sahip çıkmaz sa, bel bağladığın evlat (14)   /A \nAllah elden ayaktan, kimseyi düşürmesin... (14)   /B \n\nKulak veren olmadı, yoksulun avazına.. (14)   /C \nİki damla yaş aktı gözlerinden ağzına, (14)   /C \nYutkundu, çıkmadı söz, dolandı boğazına.. (14)   /C \nAllah kimseyi evlat eline düşürmesin... (14)   /B \n\nYoktu, yoksuldu, naçar, ele güne muhtaçtı.. (14)   /D \nAdam düşünce çaptan, karı da ele kaçtı. (14)   /D \nOğlu var, kızı vardı, ama onlar da açtı, (14)   /D \nAllah gördüklerinden kimseyi düşürmesin... (14)   /B \n\nAdam, olan aklını sonunda yitirmişti, (14)   /E \nOnu öyle sahipsiz koyanlar bitirmişti.. (14)   /E \nKader onu yoksullar evinde yatırmıştı (14)   /E \nAllah kimseyi sıcak yuvadan düşürmesin... (14)   /B \n\nBirgün köprüde yattı, birgün çıkmaz sokakta, (14)   /F \nDondu yorgun bedeni, kaldığı soğuk parkta.. (14)   /F \n-Yoksulun biri- dendi, şimdi cesedi morgta, (14)   /F \nAllah vicdansızlara kimseyi düşürmesin... (14)   /B \n\nŞİİRİN ÖLÇÜ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiir, hatasız biçimde 14’lü hece ölçüsüyle yazılmıştır. \nDurak sistemi, tüm dizelerde 7 + 7 olarak uygulanmıştır. \n(100) \n\nŞİİRİN AHENK YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiir, halk şiiri tarzında yazılmakla birlikte daha serbest formdadır. \nDörtlüklerde ayak olarak kullanılan dizelerde (B) , kafiye bulunmamaktadır. Uyum (düşürmesin)   redifiyle sağlanmaya çalışılmıştır. Üstelik ilk dörtlüğün ikinci dizesinde de farklı bir kelime (şaşırmasın)   kullanılmıştır. Ayağın bu şekilde kullanılması hata üstüne hatadır. \nİlk dörtlüğün birinci ve üçüncü dizeleri arasında yarım kafiye kullanılmıştır (DEVLET – EVLAT) \nİkinci dörtlükte de yarım kafiye vardır (avaz, ağız, boğaz) . (ına)   ekleri rediftir. \nÜçüncü dörtlükte (muhtaç, kaç, aç)   kelimeleri arsında tam kafiye vardır. (tı)   ekleri rediftir. \nDördüncü dörtlükte yarım kafiye kullanılmıştır (YİT – BİT - YAT) . Redifteki ses uyumunda eksiklik vardır. \nBeşinci dörtlükte, kafiye bozulmuştur. (Morg, park, sokak)   kelimeleri arasındaki uyum kulağa yöneliktir. \n(30) \n\nŞİİRİN MUHTEVA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirin tamamına hâkim olan yoksulluk temasıdır. Her dörtlükte, her dizede, yoksul insanların farklı bir hali olmasa da, yoksulluğun farklı bir sonucu anlatılmıştır. \nŞiiri oluşan dörtlüklerde anlam ve tema bütünlüğü vardır. \nŞiirde, ahlaka aykırı, siyasi maksatlar güden, kişileri hedef alan bir husus bulunmamaktadır. \n(90) \n\nŞİİRİN NOKTALAMA VE İMLA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde, noktalama işareti kısmi hatalar olsa da, doğru biçimde kullanılmıştır. Belki aceleyle, üç nokta konulması düşünülen yerlere iki nokta konulduğu olmuştur. “Kader onu yoksullar evinde yatırmıştı” dizesinin sonuna işaret konulmaması da bir başka hatadır. \n“tutmayacak sa”, “çıkmaz sa” kelimelerinde imla hatası vardır, zira şart ekleri ayrı değil birleşik yazılır. \n“morgta” kelimesinin doğru yazımı da “morgda” şeklindedir. \n(70) \n\nŞİİRİN DİL ve ÜSLUP YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde, halk söyleyişiyle edebi söyleyiş arasında, kendine has bir üslup bulunmaktadır. İmgeler ve deyimler oldukça başarılı bir biçimde kullanılmıştır ve okuyanı ruhsal olarak etkileyecek niteliktedir. \nAncak, şöyle olsaydı daha güzel olurdu denilebilecek ifadeler de bulunmaktadır. Örneğin “Allah elden ayaktan, kimseyi düşürmesin” ifadesi “Allah kimseyi elden ayaktan düşürmesin” şeklinde, aslına uygun olarak kullanılabilirdi ve duraklarda herhangi bir bozulma da söz konusu olmazdı. Yahut “Allah kimseyi sıcak yuvadan düşürmesin” sözünde “düşürmesin” sözü, öncesindeki kelimelerle mütenasip değildir. \nBir başka yönden, devam eden olaylara bakıp, “bu da nasıl oldu? ” denilebilecek olaylar anlatılmakta, tutarsızlık ortaya çıkmaktadır. Örneğin adam, çocukları bakmadığı için huzurevine düşmüşken, birdenbire sokakta donarak ölmektedir. Yoksullar evinden nasıl ve niçin çıktığı belirtilmediği için, olaylar arasında kopukluk oluşmaktadır. \nDil, genel anlamıyla anlaşılır biçimde kullanılmıştır. \n(80) \n\nSONUÇ OLARAK VERDİĞİM PUAN: 370 / 5 = 74 \n\n13 NUMARALI ŞİİR \nYORAR YOKSULLUK \n\nMademki insandır saygı duyalım (11)   /A \nGaribin gönlünü yorar yoksulluk (11)   /B \nGelin bu soruna çare bulalım (11)   /A \nFakirin belini kırar yoksulluk (11)   /B \n\nTok açın halinden anlamıyorsa (11)   /C \nYetimin hakkını çalıp yiyorsa (11)   /C \nFakirlik doğuştan kader diyorsa (11)   /C \nBeşikten mezara sürer yoksulluk (11)   /B \n\nKaynağımız boldur herkese yeter (11)   /D \nToprağın altında servetler yatar (11)   /D \nAdil bölünmezse çok çabuk biter (11)   /D \nAnsızın kapıyı vurur yoksulluk (11)   /B \n\nYoksulun umudu tükenir ise (11)   /E \nDevlete güveni hiç kalmaz ise (11)   /E \nToprak yabancıya satılır ise (11)   /E \nGözü olanlara yarar yoksulluk (11)   /B \n\nGaflet uykusundan uyanmak gerek (11)   /F \nYatırım istihdam en büyük erek (11)   /F \nBu gidişle bir bir, boşalır terek (11)   /F \nÜlkemde her yanı sarar yoksulluk (11)   /B \n\nBeş şarttan biridir zekat islamda (11)   /G \nBöyle emredilmiş yüce kelamda (11)   /G \nEn kolay vergidir maddi anlamda (11)   /G \nHakkıyla verilse kurur yoksulluk… (11)   /B \n\nŞİİRİN ÖLÇÜ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiir, hatasız biçimde 11’li hece ölçüsüyle yazılmıştır. Ölçüyü sağlamak için kelimelerde herhangi bir tahrifat yapılmamıştır. \nDurak sistemi, tüm dizelerde 6 + 5 olarak uygulanmıştır. \n(100) \n\nŞİİRİN AHENK YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiir, halk şiiri tarzında yazılmıştır. Genel değerlendirmeyle kafiye kullanımı başarısızdır. \nDörtlüklerde ayak olarak kullanılan dizelerde (B) , ozan geleneğine göre yarım kafiye uygulanmıştır (YOR – KIR – SÜR – VUR – YAR – SAR – KUR) . Halk şiiri dışında, kafiye ile birlikte rediflerde de ses uyumu olması şarttır. Halk şiirindeki aksine durum, şiirlerin irticalen söylenmesinden kaynaklanan bir hoşgörüdür. Yazılarak oluşturulan şiirde ise bu durum hatadır. Ayağı oluşturan rediflerde, (YOKSULLUK)   kelimesi dışındaki ekler ses uyumuna sahip değildir. \nİlk ve ikinci dörtlüklerde ayak dışında kafiye bulunmamaktadır. Uyum, rediflerle sağlanmaya çalışılmıştır. \nÜçüncü dörtlükte (YET, YAT, BİT)   kelimeleri arasında yarım kafiye vardır. Ancak redifi oluşturan eklerde ses uyumu bozulmaktadır. \nDördüncü dörtlükte de kafiye yoktur. Uyum redifle sağlanmaya çalışılmıştır. \nBeşinci dörtlükte, zengin kafiye (GEREK, EREK, TEREK) , son dörtlükte de yine zengin kafiye (İSLAM, KELAM, ANLAM)   kullanılmıştır. \n(30) \n\nŞİİRİN MUHTEVA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde, yoksulluktan ziyade yoksulluğun sebepleri ve yoksulluğun nasıl ortadan kaldırılabileceği anlatılmıştır. Yoksulluk nedeniyle oluşabilecek durumlar şiirde yoktur. \nŞiiri oluşan dörtlüklerde anlam ve tema bütünlüğü bulunmaktadır. \nŞiirde, ahlaka aykırı, siyasi maksatlar güden, kişileri hedef alan bir husus bulunmamaktadır. \n(60) \n\nŞİİRİN NOKTALAMA VE İMLA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde, (bir adet virgül dışında)   noktalama işareti kullanılmamıştır. Son dörtlükte şairin isminin geçmemesi dışında şiir Ozan geleneğine uygun olarak düzenlenmiştir. Eğer o virgül kullanılmasaydı, noktalama işareti kullanmamak şairin tarzı da olabilirdi. Bu nedenle noktalama işareti kullanılmaması, hata olarak kabul edilmiştir. \nYazım bakımından “islamda”, kelimesinin kullanımı hatalıdır, “İslam’da” şeklinde yazılması gerekirdi. \n(50) \n\nŞİİRİN DİL ve ÜSLUP YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde, tümüyle halk şiiri söyleyişi hâkimdir. İfadeler tümüyle düşüncelere dayanmakta, duygular işe karışmamaktadır. Bu nedenle de okuyanda, yoksullara karşı duygusal bir yakınlık veya acıma duygusu oluşturamamaktadır. \nDil, genel anlamıyla anlaşılır biçimde kullanılmıştır. \n(60) \n\nSONUÇ OLARAK VERDİĞİM PUAN: 300 / 5 = 60 \n\n14 NUMARALI ŞİİR \nYOKSULLUK \n\nNereye gittimse hep ardım sıra, (11)   / A \nYük oldu sırtıma geldi yoksulluk. (11)   /B \nUğraştım didindim geçeyim kâra, (11)   /A \nHer yerde aradı buldu yoksulluk. (11)   /B \n\nSıladan gurbete olmuşum sürgün, (11)   /C \nGece uykum bölük gündüz tedirgin, (11)   /C \nDur durak bilmedim üzgün ve yorgun, (11)   /C \nRahatımı elden aldı yoksulluk. (11)   /B \n\nNe deyim dostlarım halim sırlaştı, (11)   /D \nHesap soram dedim bana hırlaştı, (11)   /D \nAyrılmaz hanemde durdu yerleşti, (11)   /D \nSanki ebedi kök saldı yoksulluk. (11)   /B \n\nHem garibim hem de boynum büküldü, (11)   /E \nSaçlarım ağardı dişim döküldü, (11)   /E \nGurbet illerinde ömrüm söküldü, (11)   /E \nYıllarımı bir,bir çaldı yoksulluk. (11)   /B \n\nŞİİRİN ÖLÇÜ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiir, hatasız biçimde 11’li hece ölçüsüyle yazılmıştır. Ölçüyü sağlamak maksadıyla bazı kelimelerde tahrifat yapılmıştır: NE DEYİM, SORAM. \nDurak sistemi, tüm dizelerde 6 + 5 olarak uygulanmıştır. \n(90) \n\nŞİİRİN AHENK YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiir, halk şiiri tarzında yazılmıştır. Genel değerlendirmeyle kafiye kullanımındaki başarı zayıftır. \nDörtlüklerde ayak olarak kullanılan dizelerde (B) , ozan geleneğine göre yarım kafiye uygulanmıştır (GEL – BUL – AL – SAL - ÇAL) . Halk şiiri dışında, kafiye ile birlikte rediflerde de ses uyumu olması şarttır. Halk şiirindeki aksine durum, şiirlerin irticalen söylenmesinden kaynaklanan bir hoşgörüdür. Yazılarak oluşturulan şiirde ise bu durum hatadır. Ayağı oluşturan rediflerde, (YOKSULLUK)   kelimesi dışındaki ekler ses uyumuna sahip değildir. \nİlk dörtlüğün birinci ve üçüncü dizeleri arasında tam, ikinci ve üçüncü dörtlükte yarım, dördüncü dörtlükte ise tam kafiye yapılmıştır. Ancak 1., 2. ve 3. dörtlüklerde şeklen kafiye bulunuyor olsa da, kullanılan kelimelerin ses yapısı nedeniyle ahenk oluşamamıştır: (ARDIM SIRA – GEÇEYİM KÂRA) , (SÜRGÜN – TEDİRGİN – YORGUN) , (SIR/LAŞTI – HIR/LAŞTI – YER/LEŞTİ) \n(45) \n\nŞİİRİN MUHTEVA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirin teması, yoksulluk değil, ne olduğu belli olmayan (mevhum)   bir yoksulluktan şikâyettir. Yoksulluk nedeniyle oluşabilecek durumlar şiirde yoktur. \nŞiiri oluşan dörtlüklerde, işlenen (işlenmesi gereken değil)   konu bakımından anlam ve tema bütünlüğü bulunmaktadır. \nŞiirde, ahlaka aykırı, siyasi maksatlar güden, kişileri hedef alan bir husus bulunmamaktadır. \n(40) \n\nŞİİRİN NOKTALAMA VE İMLA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde, noktalama işareti kullanılmıştır ama yeterli şekilde kullanılmamıştır. Örneğin sıra cümleleri arasında virgül bulunmamaktadır. \nDize içinde kullanılan tek noktalama işareti (Yıllarımı bir,bir çaldı yoksulluk)   de hatalıdır. Zira tekrarlanan kelimeler arasına virgül konulmaz. Konulan virgülden sonra boşluk da bırakılmamıştır. \nYazım bakımından “Ne deyim” ve “soram” kelimelerinin kullanımı hatalıdır, “soram” kelimesinin ölçüye uydurmak için kısaltıldığı kabul edilebilirse de, “Ne diyeyim” ifadesinin halk dilinde kısaltılmış hali “ne deyim” değil” “ne diyem” şeklindedir. \n(40) \n\nŞİİRİN DİL ve ÜSLUP YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: \nŞiirde, tümüyle halk şiiri söyleyişi hâkimdir, yani özgün bir üslup oluşturulamamıştır. İfadeler olabildiğince içtendir. Ancak suyun akışı gibi bir akıcılık bulunmamaktadır. \nDil, genel anlamıyla anlaşılır biçimde kullanılmıştır. \n(60) \n\nSONUÇ OLARAK VERDİĞİM PUAN: 275 / 5 = 55 \n\nSaygılarımla \nHasan KOCABAŞ (M.KAYRA)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hedef",
        "poet": "Şahin Tokmak",
        "poem": "\n\nHedefe yönelmişse bir ok. \n Dahili ve harici sebepler çok. \n Hedef 12 den vurulmuş pek çok. \n Ne yaparsan yap; hedefe koşan çok. \n\nBulunmaz hind kumaşı değiliz. \n Dünya bir hane olmuş, hep beraberiz. \n Hedefe koşarken, engellerde olsa beraberiz. \n Bir evde aşta bişer, taşta. Sofrada beraberiz. \n\nİnsan: Kâinatın numunesini, içinde yaşatan. \n Yaşadığını ayna misal etrafına yansıtan. \nİyiyi, güzeli, gören; yaşantısıyla yaşatan. \n Melekleri gıpta ile kendisine numune yapan. \n\nBir havuzda alır talimini, orada eder ezberini. \n Bir boğazdan başlar yolculuğa; terk eder yerini. \n Ezber bozmuş, talim yapmıştır, bilir rızık yerini. \n Allah hizmetkâr etmiş, ona ana diye birini.\n\nİmtihan başlamış, bağırarak etrafı haşlamış. \nİlgi alaka istemiş, etrafında gülücükler başlamış. \nAğlamasına da gülmesine de ilgi alaka başlamış. \nDaracık bir havuzdan; okyanusta yüzmeye başlamış. \n\nAna rahminden dünyaya yolculuğuna inanırsın. \n Ahiret var deyince; almamışsan eğitimini yanılırsın. \n Ana karnı ile dünya meydanını kıyas edebilirsin. \n Ahiret var deyince; Bana gösterin der yanılırsın. \n\nAhiret var. Ben demiyorum. Kur'ân diyor. \n Kur'ân-ı Peygamber biliyor. Bize yaşantısıyla gösteriyor.\n Burası imtihan meydanı yaratılmışlar hep biliyor. \n Kimi yüz sene kimi bir gün yaşayıp gidiyor. \n\nHedefe kilitlen, Ana yurdundan Ahirete giden yol. \nİmtihan için geldiğimiz. Ekip biçip revan olduğumuz yol. \nİslâm'ın birlik, beraberlik, kardeşlik, barış yolu bu yol. \n Her an ebedi yaşamanın geçtiği (Hedefteki)  bu yol.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hedefin",
        "poet": "Yusuf Ter",
        "poem": "\n\nSen  yüreğinle siper olurken  çocuk \nAvuçlarında alkış yerine top gülleleri \nYitik bir şehir ki kara bulutlar örtüyor\nGöz göze geldiğin umut özgürlük\nBağrında yırtılan meşale ateşi\nSoğuk dar düşlerin  kapalı göğünde\nTırnaklıyorsun bulutları ellerinle\n\nAnımsarmısın\nTünellerin içinde tırnak izleri\nTek kişilik hücrede unutulmuş \nDüşüncesini,Devrimimi gizler\nKızılırmak olup akıp giden\nKara düşüyor ayak izlerin\nErciyes kadar gür çıkar sesin\n\nBarış,Özgürlük, Devrim\nTek hedefin...\n\nYusuf Ter 07.04.2006\nSaat 14:18 İsviçre\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hedef i Hayal İzmir",
        "poet": "Ersin Başeğmez",
        "poem": "\n\nbirisi\nbirileri\nhedef diyor\nİzmir\nsanki Atatürk\nVe İzmir`de\nsanki dalgalanmıyor\nkırmızı bayrak\niçinde ay yıldız\nöpmüyor körfezin gerdanından\nsanki\nKadifekale`den\nselam duran şehitler\nbizim değil\nilk kurşun anıtı\nsanki \nMalezya gazetecisi\nkonuşulan dil Türkçe değil\nhedef diyor\ngavur İzmir halkı\nsanatına tükürülen toplum\nadayı\n\nErsin Başeğmez\n28 mayıs 2008 19:45 - İzmir\nçaysız_şekersiz ve papatya/sız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hedef  İnsan",
        "poet": "Salim Ulus",
        "poem": "\n\nHedef insan\nİnsanda sağlık\nSağlıkta Beylik\nBeylikte güvence\nGüvencede sadakat\nSadakatte sır\nSırda aşk\nAşkta cefa\nCefadan sefa\nSefadan mutluluk\nMutlulukta yuva\nYuvada çocuk\nÇocukta neşe\nNeşe içinde \nNice senelere\nHep birlikte…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hedefimiz Kayseri!",
        "poet": "İrfan Bayazıtoğlu",
        "poem": "\n\nYirmi üçüncü hafta,hedefimiz Kayseri\nGelir galibiyetler,bu maçtan sonra seri\nBugünkü Trabzonspor, Şenol hoca eseri\nTrabzon`un tarihinde başkadır onun yeri\nUnuttuk biz Güneş`le,elem,hüzün kederi\nBu yıl Trabzonspor`um değistirir kaderi\nTaktı peşine Trabzon,Bursa ile Feneri\nBu başarı öyküsü imrendirir Schusteri\nNal topluyor bu sene Istanbul kulüpleri\nAlt etti Trabzonspor, bir bilseniz kimleri\nAvni Aker`e gömdük,Barcelona,Inter`i\nMüzemdeki kupalar,tamamen alınteri\nDalgalanır dünyada bordo mavi renkleri\nUmut, Burak ve Jaja Trabzon`un golcüleri\nYattara,Alanzinho takımın jokerleri\nVarlıkları titretir rakip kalecileri \nHic düşmedik ki geri,hedefimiz ileri\nGelecek tekrar geri, şampiyonluk günleri\nSeveriz seni Şota, geldiğin günden beri\nHiç uğrasma sen boşa,devirmek zor lideri\n\n27.02.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hedefiniz Olmalı",
        "poet": "Kadir Esen",
        "poem": "\n\nilkokuldayken arzum öğretmen olmaktı\nköyde yaşayan çocuk başka görevlileri bilmezdi\nfakat askerde öğretmen olacağım\ninanın hiç ama hiç aklıma gelmezdi\n\naskerlik bitti maliyenin neferi oldum\ngündüz çalıştım gece okudum\nyıllar sonra meslek lisesi mezunuydum\nişimde de kendimi yeniledim şef oldum\n\nartık yüksek okulların yolunu açmıştım\nsaflığımdan Maliye Yüksek Okuluna\ngirme fırsatını ne  yazık ki kaçırmıştım\nsonraki sınavda iktisat bölümünü kazanmıştım\n\nçaba gayret ve azmimle iki yıllık \nön lisansımı üç yılda tamamlamıştım\nişimde de kendimi tekrar yeniledim\nbüyük uğraşlar sonunda müdür yardımcısı olmuştum\n\nsonra çok çalışmama rağmen lisansımı tamamlayamadım\nbu nedenle müdürlük fırsatını da yakalayamadım\nbenim hedefim bu kadardı başka bir nasibim yoktu\ney çocuklar gençler mutlaka bir hedefiniz olmalı\n25.01.2016 Eskişehir\nkadir esen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hedef /Sermaye /Sonuç",
        "poet": "Hadi Önal",
        "poem": "\n\nHedef        :      Para\n                           Servet\n                           İktidar\n\nSermaye  :      Yalan\n                          Talan\n                          Yamuk  surat\n                          Çatlamış ar\n\nSONUÇ         :  İKİ BUÇUK METRE PATİSKA\n                            BİR YALNIZ  MEZAR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hedeflenen Gençlik",
        "poet": "Turan Şakalar",
        "poem": "\n\nSigaradan alkol bali kumardan\nKorunmalı Türk gençliği risklerden\nRuhu bozan bütün sapkınlıklardan\nKorunmalı Türk gençliği risklerden\nBir güneş doğmalı vatana düşen...\n\nUzak durup satanistin şerrinden\nKazımalı yanlışları derinden\nSağlığa zararlı tüm zevklerinden\nKorunmalı Türk gençliği risklerden\nBir güneş doğmalı vatana düşen...\n\nAsilikten şiddet tembelliklerden\naşırı hız hırsızlıkla tinerden\nZarar veren her maddeden her yerden\nKorunmalı Türk gençliği  risklerden\nBir güneş doğmalı vatana düşen...\n\nEroinden eids âdî suçlardan\nGasptan darptan mafya kötü güçlerden\nSakınmalı fikirdeki uçlardan\nKorunmalı Türk gençliği  risklerden\nBir güneş doğmalı vatana düşen...\n\nKitap okumalı yurdu gezmeli\nTuzakları bir bakışta sezmeli\nKaranlıktan aydınlığı süzmeli\nKorunmalı Türk gençliği  risklerden\nBir güneş doğmalı vatana düşen...\n\nYadigârı Atatürk'ün bizlere\nYardım edilmeli çaresizlere\nYansımalı kültürümüz yüzlere\nKorunmalı Türk gençliği  risklerden\nBir güneş doğmalı vatana düşen...\n\nMânâyı maddeye tercih etmeli\nHedef belirleyip dava gütmeli\nGençlik Ay'a yıldızlara gitmeli\nKorunmalı Türk gençliği  risklerden\nBir güneş doğmalı vatana düşen...\n\nGençlik üretmeli gençlik yapmalı\nPatentler almalı hepsi Türk malı\nOlmamalı yabancının hamalı\nKorunmalı Türk gençliği  risklerden\nBir güneş doğmalı vatana düşen...\n\nGençlik öğrenmeli gençlik dolmalı\nHer genç kendisine lider olmalı\nGönlündeyse Mehter Marşı çalmalı\nKorunmalı Türk gençliği  risklerden\nBir güneş doğmalı vatana düşen...\n\nİstiklâl Marşı'nda duygulanmalı\nGeçmişini saygılıca anmalı\nVatan millet aşkı ile yanmalı\nKorunmalı Türk gençliği  risklerden\nBir güneş doğmalı vatana düşen...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hedefe Varıncaya Kadar",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nBalinaç takılmış olan,\nBalina geçirilmiş\nOlan giysi.\nİspermeçet balinasının\nKafa sinüslerinde\nBulunan yağ.\nAteşli silahlarda\nBarut gazının\nBasıncı ile fırlayıp\nMerminin havadaki uzay\nHareketini inceleyen bilim.\nİçi turuncu,\nİri ve tatlı\nBir kabak türü.\nSarp ve ormanlık sıradağlar.\nPodima balkanları içinde,\nBir alandan,\nBir çalılık içinden\nAhmet Efendiyi\nÇıkarıp getirmişler.\nHırvatistan, Sırbistan, Karadağ.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heder",
        "poet": "İkram Gökhan Akcebe",
        "poem": "\n\nKeder değildir, asla kader! \nRabbinden iyiyi istemelisin, \nAk mı, kara mı iyidir, bilemezsin! \nEtmemelisin kendini heder.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HEDEFE BAKıN",
        "poet": "Onur Bilge",
        "poem": "\n\nYüce’ye yolculuk var, akın akın...\nSağa, sola değil, hedefe bakın! \nBu yol tercihli yol, durmayın sakın! \nOnur’dan Cemâl’e ermek beklenir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hediye",
        "poet": "Hasan Zeki",
        "poem": "\n\nBende bu sevgi varken sende bu kaçış niye\nBak işte hasta oldum sen hastalandın diye\nMademki ancak böyle, uzak görüşeceğiz\nBu sitemi kabul et benden sana hediye\n\nTemmuz'2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heder Olan Gençlik",
        "poet": "Özcan Nevres",
        "poem": "\n\nHEDER OLAN GENÇLİK\nMaslağın boşa akan suları gibi\nHeder olup gitti gençlik\nGeriye dönmesi yok ki bu işin\nBilseydim yılların böylesine akıp gideceğini\nSilerdim gönlümden tüm olumsuzlukları\nYapamadım, edemedimlerle kahrolmazdım\nGünümü gün ederdim\nGüzelliklerin en yoğun olduğu günlerde\nBilemedim gençliğimin değerini\nUçtu gençlik sararmış yapraklar gibi\nBoşuna artık yaşama sım sıkı sarılmak\nHazan yaprakları  gibi\nOradan oraya savrulmak\nVe her gün o doktor senin bu doktor benim\nÜç beş gün daha fazla yaşamak için.\nKoy ver yakasını anasını satim\nDoğarken ağladım, yaşarken ağladım\nYeter artık bunca yıl ağlamak \nBundan böyle ölümüme bile ağlamayacağım.\n\t\t\tÖzcan NEVRES\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hedefte Türkiye var-kefen biçilir Türk’e",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nKuyruk acısı olan-şu hainler adice\nAcı reçete yazar-halimiz oldu nice\nGörülmeyen olaylar-başladı yurdumuzda\nAnne baba çocuklar-hepsi kaldı ayazda\nHedefte Türkiye var-kefen biçilir Türk’e\nDünkünden daha fazla-muhtacız Atatürk’e\nNeler yapılmıyor ki- değişilir kanunlar\nBunun için yanıyor-hem ormanlar hem canlar\nBayraklar yırtılıyor-yakılıyor kahpece\nO alçaklar saldırır-hem gündüz hem de gece\nHedefte Türkiye var-kefen biçilir Türk’e\nDünkünden daha fazla-muhtacız Atatürk’e\nProblem çıkartılır-alt kimlik ve üst kimlik\nBir plan uygulanır-yürekler bundan delik\nAyırmaya kalkarsan-kafaya yersin taşı\nYüzünde ve gözünde-o an görürsün yaşı\nHedefte Türkiye var-kefen biçilir Türk’e\nDünkünden daha fazla-muhtacız Atatürk’e\nUfaktan parçalanma-saf tutma bölünmeler\nÇatışmalar artıyor-yıkılıyor yere er\nTemel değer sarsılır-ateş başladı ateş\nBunun için ağlıyor-anne baba ve kardeş\nHedefte Türkiye var-kefen biçilir Türk’e\nDünkünden daha fazla-muhtacız Atatürk’e\nDinim soyum milletim-arasında uçurum\nYıkıcıya gün doğdu-bundan kötüdür durum\nTehdit Türk’e yönelik- Atatürk Türkiye'si\nParçalanmak istenir-yükseltmeliyiz sesi\nHedefte Türkiye var-kefen biçilir Türk’e\nDünkünden daha fazla-muhtacız Atatürk’e\nTürklük şuurumuzu-hepten yok ediyorlar\nPuştlar ile çakallar-bizi mahvediyorlar\nAşağılama sözler-suçlayıcı yayını\nDolarla para alır-prof ile sayını\nHedefte Türkiye var-kefen biçilir Türk’e\nDünkünden daha fazla-muhtacız Atatürk’e\nHakaret milletime-kendisine olunca\nAsla kabul etmiyor-kurumla dolar baca\nTürk’e karşı plan var-söylemler gelişiyor\nSesleri yükseltirler-canı acılara kor\nHedefte Türkiye var-kefen biçilir Türk’e\nDünkünden daha fazla-muhtacız Atatürk’e\nToplumu suçluyorlar-çapraz ateş ve baskı\nSuyun başı tutuldu-unutturdular Hakkı\nSöz yazı çarpıtılır- ezberler dayatılır\nBizler hor hor uyuruz-yurt alta fırlatılır\nHedefte Türkiye var-kefen biçilir Türk’e\nDünkünden daha fazla-muhtacız Atatürk’e\nKimlik sorunu olan-kaptığı köşesinden\nAyırmaya kalkıyor-geçilmez neşesinden\nÖtekileştirirsen- üretirsin zıddını\nTers yazdığın yazıyla-yere dökersin kanı\nHedefte Türkiye var-kefen biçilir Türk’e\nDünkünden daha fazla-muhtacız Atatürk’e\nBiri Türkiyelilik-elbisesi giydirme\nOyunları tutmadı-daim eziyet verme\nŞunu herkes bilmeli-böleceğim derseniz\nBunu yapamazsınız-al tut şunu yerseniz\nHedefte Türkiye var-kefen biçilir Türk’e\nDünkünden daha fazla-muhtacız Atatürk’e\nHafıza kartlarını-değiştirme çabası\nBilin kabul etmeyiz-kalpte çekersin yası\nSorumluluk düşüyor-hep yediden yetmişe\nEl birliği içinde-girişmeliyiz işe\nHedefte Türkiye var-kefen biçilir Türk’e\nDünkünden daha fazla-muhtacız Atatürk’e\nTürk Milleti birlik ol-şiir okursan anla\nMemlekete sahip çık-koş çağa heyecanla\nGünümüz birlik günü-sakın unutma dünü\nÖğretmen Hasan söyler-Uzaya döndür yönü\nHedefte Türkiye var-kefen biçilir Türk’e\nDünkünden daha fazla-muhtacız Atatürk’e\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hediye",
        "poet": "Ferit Teksoy",
        "poem": "\n\nTanrı herşeyini güzel yaratmış\nHerhalde tatil günüydü o gün\nBir heykeltraş'a bakmış olmalı\nBelki bir ressam'a,uzmanlığı nü! ..\n\nBir kalp cerrahından yardım isteyip\nSana takmış sanki en güzelini\nHer ayrıntı çok harika işlenmiş\nEpeyce uğraşmış yaparken ellerini\n\nSanırım gözlerini ceylandan almış\nTakmış yerlerine mücevher gibi\nSaçların..evet onlar güneş sarısı\nGüneşten çıkarıp almış,demek ki! ..\n\nYüz şeklin de çok mükemmel oturmuş\nKaşlar ve kirpikler tabii sürmeli\nBurun küçük,kulaklar da sevimli\nYa ayaklar..bilmem ki ne demeli? ..\n\nBana da zavallı bir yürek vermiş\nBaksın baksın sana..erisin diye\nYine de şanslıyım herşeye rağmen\nÖzenip yaratmış..etmiş hediye! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hediye",
        "poet": "Burhan Kamalı",
        "poem": "\n\nBir gece vitrinlere baktım\nSana hediye alacaktım\nElimi delik ceplerime attım\nYine parasızdım\nSana parktan bir çiçek koparacaktım,\nDalındaki yaprakta seni gördüm \nKıyamadım okşadım sevdim\nYine sana elim boş geldim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hediye",
        "poet": "İsmail Özabacı",
        "poem": "\n\nSınıfın kapısından içeri girdi. Yabancı gözlerle içeriyi süzdü. Öğrencilerde ilk defa derslerine giren bu öğretmene dikkatlice baktılar, tedirgin. \n-Tünaydın çocuklar\nHep bir ağızdan ilk tanışmanın, o ilk adımı atmanın heyacanıyla bağırdılar; \n-Tünaydınnn Öğretmenimmm\nGülümsedi. Oturun çocuklar dedi. Yavaşça pencere kenarına yakın masasına oturdu. Göz ucuyla dışarıya baktı, her tarafta bembeyaz kar vardı. Ufak ufakta atıştıyordu kar. Benim geldiğim yerde yağmaz bu kadar diye geçirdi içinden. Ama benim doğduğum yerde yağar dedi. Kendini toparladı, öğrenciler pırıl pırıl gözlerle yeni öğretmenlerini süzüyor, kimisi düzgün, uzun saçlarına bakıyor, kimisi elbisesine, kimisi ise gözlerinin tam içine,\n-Evet çocuklar ben sizin yeni Türkçe öğretmeninizim. cümlesini bititir bitirmez sınıfta bir uğultu koptu, öğrencilerden biri.\n-Öğretmenim Mehmet Hoca ya ne oldu? \nBu duyguyu biliyordu, her öğrenci alıştığı öğretmenini sever,onu arardı. Alışkanlıklarından vazgeçemezdi. Gülümsedi...\n-Taini çıktı, artık derslerinize ben gireceğim birlikte işleyeceğiz dedi.\nKimisi tekrar kendi arasında konuşmaya başladı, kimisi ise sevinçle el çırptı, anlaşılan Mehmet hocanın gitmesine sevinenler olmuştu. İlk ders ve öğlenden sonra, ne yapabilirim diye düşündü. Biraz düşünmeye ihtiyacı vardı, çocukların oyalanması için bişeyler düşünmeliydi,ilk dersten dersle çocukları sıkmak istemedi. \n-Çocuklar bu ders kompozisyon yazmaya ne dersiniz? \nÇocuklar ders işlemekten daha iyi olacağını düşünerek hep bir ağızdan; \n-Tamamm,öğretmenimmm diye bağırdılar, kimizi gönülsüz, kimisi sevinçşe beyaz bir kağıt çıkardılar, ve yazmaya başladılar. Konu: konu yok serbest.\nTekrar ağır adımlarla masasına döndü, elini başına dayadı ve dışarıyı izlemeye koyuldu, iyi mi yapmıştı? gelmekle... oysa mutluydu o şehirde...mutlumuydu? belkide kendisininde bilmediği soru buydu? neyi bırakıp? nereye gelmişti? hayat bir şekilde devam ediyor, acısıyla tatlısıyla diye düşündü. İyi mi yaptım? \n-İyi yaptınız Öğretmenimm. sesi ile irkildi, sanki düşüncelerini okumuş gibi sınıfın yaramazlarınan bir çocuk, bu ders iyi yaptınız, sayenizde kompozisyon yazıyoruz diye seslendi. Gülümsedi. Duvardaki saate baktı, farkında olmadan dersin sonunun yaklaştığının farkına vardı. \n-Hadi çocuklar getirin artık yavaş yavaş, bakalım neler yazmışsınız? \nDışarı çıkmanın heyecanıyla, birer ikişer koşar adımlarla kağıtları masanın üzerine bırakmaya başladılar. Kimisi bir parağraf kimisi kağıdı dolurmuştu, Yılmaz ERDOĞANın şiiri aklına geldi.\n\n Herşey yazılabilir beyaz bir kağıda\n\nNerdeyse sınıfın yarısı dışarı çıkmış, yarısıda ayakta kağıtlarını bırakmaya çalışıyordu. Biri hariç duvar kenarında ikinci sırada oturan, beyaz tenli, kısa boylu, ipek saçlı güzel bir kız öğrenci, hızlı hızlı bişeyler yazıyor yetiştirmeye çalışıyor gibiydi. Bakışları ona döndü, ama bekledi. Sınıfta sadece bir iki öğrenci kalmıştı.\n-Canım sen vermiyormusun? \n-Özür dilerim öğretmenim, az kaldı\n-Tamam  bekliyorum. \n-Bitti öğretmenim. dedi ve beyaz kağıdı masanın üstüne bıraktı, herkesin aksine kağıdın ortasından başlayan, düzgün bir yazıyla yazılmış, ve beş dörtlükten oluşan bir şiir. Hımm dedi, şiir demek? \n-Evet öğretmenim size ilk hoşgeldiniz hediyesi \n-Saol canım dedi.Çıkabilirsin. Kız gülüsedi ve sırasından çantasını alarak kapıya yöneldi, bu arada göz ucuyla iyice merak ettiği şiiri okumaya başladı.\n\nHEDİYE\n\nBir şiir mi olacak? \nSadece hediyen\nKalbinden kuşlar kanatlanan\nSevgili,\n\nBir söz mü? \nSadece; \nBu karlı ocakta,\nİçimi ısıtması beklenen...\n\nBir defa mı söylemeli? \nİnsan sevdiğini\nVe susup beklemeli mi? \nKanatlanan kuşların\nİnmesini...\n\nSadece güneş mi? \nEritmeli\nBunca yıl buz tutan\nKalpleri,\nYoksa güneş gözlü\nSevgili mi? \n\nBir şiir değil elbette\nHediyen sevgili\nBir ömür olsa gerek...\n\nBir çırpıda okumuştu şiiri, ve çok beğenmişti, ilköğretime giden birisi nasıl bu kadar güzel yazmıştı. Teşekkür etmek ve ismini öğrenmek için kapıya döndü. Çıkmıştı, hızlı bir iki adım attı, arkasından seslendi.\n-Hey bakarmısın canım? Adın ne senin? \nÖğrenci arkasına döndü, şaşırmıştı. Biraz utangaç bir tavırla cevap verdi.\n\n-Sueda, Zehra Sueda öğretmenim....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hedi hedi",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHedi hedi berf dıbarı, ser bê kesı gündıme,\nGelo çıma bavernakın, dert bê kesı gündıme,\n\nGelo bê kes bırçi mayı, wi halıme çı halê,\nZaro zıçıme dınalı, gışt nexeşe lı malê,\n\nTü diyaxü, ez bawıxü, axa ne bun bremın,\nEw çı zölmê lı serı me, dışevıti dılêmın,\n\nGelo bê kes bırçi mayı, wi halıme çı halê,\nZaro zıçıme dınalı, gışt nexeşe lı malê,\n\nJı terazi mırın heyê, mebejı ez namırım,\nEm gışt gülamı xedıye, jı vi ra tünnü mırın.\n\nGelo bê kes bırçi mayı, wi halıme çı halê,\nZaro zıçıme dınalı, gışt nexeşe lı malê,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hediye (101)",
        "poet": "İbrahim Arslan",
        "poem": "\n\nhediye,bir çocuğun elindeki güller\nannesine,günlerden pazar\nannelerin günüymüş bugün..\nanneler bugün hep güler\nçocuğunun yüzüne...\n\ndalıyorum.en son ne zaman diye\ndüşünüyorum,ve hiçbir zaman\nolduğunu bilsemde\nbu pazar anneme hediye vermek istiyorum\nkapanıp kabrine...\n\nanne demek istiyorum.anne! \nbütün evlatlar gibi\nsarılamasamda boynuna\nkarşıma alıp hayalini\nbakmak istiyorum.saatlerce\nhayaline...\n2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hediye",
        "poet": "Yusuf Türkakın",
        "poem": "\n\nDev bir karanlık düşmüştü\nBu şehrin ortasına,\nO gemi yavaş yavaş \nAyrılınca rıhtımdan.\nKupkuru bir karanlık\nHediye kalmıştı bana\nGeminin ardındaki\nKöpüklü dalgalardan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hediye",
        "poet": "Volkan Baylan",
        "poem": "\n\nBir rüzgar gibi dağıttın saçlarımı.\nKalan beyazlıklar hatıra kaldı yalnızlığıma.\nHatırlatır seni bana her seferinde.\nHani gitmeseydin de sen hatırlatsaydın...\n\nArtık dönme! \nVardım yokluğunun son kapısına,\nyağan her tane senden hediye,\nhüzünlerimin üstüne...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hediye İstemiyorum!",
        "poet": "Deniz Güneş",
        "poem": "\n\nHEDİYE İSTEMİYORUM! \n\nParayla alınabilecek bir hediye istemiyorum. Sizden en değerli şeyinizi istiyorum. Sadece size ait olan bir şey istiyorum. Sadece sizde olan bir şey istiyorum. Özel bir şey istiyorum. Kendim için istiyorum. Bencilce istiyorum. Bana vereceğiniz şey benim için çok özel olacaktır. Emsalsiz bir şey olacaktır. Sizden bir şey olacaktır.\n\nPara denen mübadele aracı ile sahip olunacak bir şey istemiyorum. O her yerde var. Kendim için sizden gerçekten bana özel, gerçekten benim için olabilecek bir şey istiyorum.\n\nZaman….\n\nBana zamanınızı verin. Benim zamanım yok. Biliyorum ben sizin için çok önemliyim. Yokluğumda perişan olacaksınız. Bensiz kalma korkusu bazen uykularınızda karabasan gibi gelecek renkli düşlerinizin üstüne. Bugün anneler günü. Ben bedeli olmayan bir şey istiyorum. Bana zaman verin. Benim zamanım yok. Yetmiyor. Bana sözgelişi altı aylık temizlik ya da ütü zamanı verin. Sırf siz dışarı çıktığınızda mutlu olun  temiz olun diye harcadığım zamanı verin. Ya da eve geldiğinizde; öteberinizi toplamak, derli toplu olmanızı sağlamak, evde sizin için huzuru sağlamaya, düzeni sağlamaya harcadığım zamanı verin. O zaman size inanırım, senede bir gün beni zoraki hatırlamadığınıza inanırım. Bilirim ki yılın bir  günü değil her günü beni önemsiyorsunuz.\n\nBana zamanınızı verin ki; sizler için daha güzel şeyler yapabileyim. Sizler için daha güzel daha iyi bir anne olabileyim. Bana zaman verin ki; daha çok şey öğrenip daha çok şey öğretebileyim size. Bana zaman verin ki; size hayat denen yolda daha iyi klavuzluk edebileyim. Zaman yetmiyor. Arta kalmıyor zaman. Kendim için değil bizim için zaman istiyorum.\n\nKurtarın beni üstüme yıkılan sorumluluklardan. Yani evin annesiyim diye her şeyi ben mi yapmalıyım? Nereye kadar yapabilirim? Her zaman yanıbaşınızda olamam ki. Ne zaman ve nasıl öğreneceksiniz kendi başınıza  kendi kendinize bakmayı? Bir aile düzeninin merkezindeyim diye mecbur muyum her şeyi yapmaya? Ben çalışırken size diğer aile fertleri oturmaya mecbur musunuz?  Paylaşmak bu mu? Nerde denge? Nerde ilahi adalet? Neden her yere ya da her şeye yetişmem gerekiyor? Neden? \n\nFedakarlık, özveri neden benim tarafımdan gösterilmek zorunda? Sofrayı kurmak için harcadığım  zamanın daha fazlasını sofranın başına getirmek için sizleri harcıyorum. Zaman nasıl arta kalacak. \n\nEvet bir aile kurmak istedim. Ama kendimi yok etmek istemedim. Beklentilerim bunlar değildi. Yorgun argın eve geldiğimde dağ gibi yapılması gereken işerin üstüme devrilmesi değildi. Sizler önemlisiniz. Benim için kavanozdaki en büyük taşlarımsınız. Sizler için daha çok zamana ihtiyacım var. Daha iyi torunlara sahip olmak için daha çok zamana ihtiyacım var. Daha kaliteli bir gelecek için daha çok zamana ihtiyacım var.\n\nSizden sadece zaman istiyorum hediye olarak  Bana zaman verin.\n\nBir anne….\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hayatın İçinden 42 - Hediye",
        "poet": "Recep Akıl",
        "poem": "\n\nAçık görüş var dediler, anneler günü için. On beş gün önceden söylediler ki uzaktan geleceklere haber verilebilsin. O zaman ceza evlerinden evle irtibat kurmanın bir tek yolu vardı: Mektup. Hemen kâğıda kaleme sarıldı bütün koğuş. Herkeste bir heyecan. Az şey miydi? İlk kez bir açık görüş yapılacaktı. Mektuplar yazıldı alel acele. Hiç zaman yitirilmeden askeri postaya verildi.\n\nSıra anneler gününü beklemeye gelmişti. Ama burası siyasi bir cezaeviydi ve ne zaman ne olacağını kimse bilemezdi. “Şu açık görüş gününe kadar olumsuz bir şeyler olmasa da izin güme gitmeseydi.” Koğuşta hemen her kes böyle düşünüyor olmasına rağmen hiç kimse bunu yüksek sesle dillendirmeye cesaret edemiyordu. Olur muydu hiç, bir açık görüş için, düşman karşısında mücadeleden geri durulur muydu? Devrimci ahlâka sığar mıydı? Elbette sığmazdı. Bağırlarına taş basarlardı da taviz vermezlerdi, yakışmazdı.\n\nVermediler de. Ne olmuşsa olmuş bir nedenle idareyle yine takışmışlardı. Bunun doğal sonucu elbette cezalandırılmaktı. Ceza olarak da açık görüş izinleri ellerinden alınmıştı. Kabul etmediler verilen bu cezayı tabi. Lâkin etmeseler ne olacaktı ki? Yapabilecekleri fazla bir şey yoktu, ceza evini ayağa kaldırmaktan başka. Çok çok açlık grevi yapabilirlerdi. O eylemden de daha yeni çıkmış oldukları için yıpranmış, örselenmiş bedenlerine bir açlık grevi daha ağır gelirdi.\n\nÜzgündüler. Çaresiz gruplara ayrılıp nöbetleşerek iki gün iki gece boyunca bir an bile susmadan, sloganlar atıp yönetimi diken üstünde tuttular. Onlar için en etkili eylem, karşı tarafı sürekli teyakkuzda tutmaktı. Sinir oluyorlardı buna, sürekli diken üzerinde durmak hiç de kolay değildi. Yukarıdan yedikleri fırça da cabasıydı. \"Bir rahat verdikleri yoktu.\" Böyle söylerdi hep cezaevi müdürü olan binbaşı.\n\nEvlere haber veremediler tabi, zamanları kalmamıştı. Zaten “Gelmeyin,” deseler de aileler nasıl olsa onları dinlemezlerdi. Her hafta hiç yüksünmeden, bıkmadan, usanmadan gelmiyorlar mıydı? Yine geleceklerdi. Açık görüş yapamayacak olmaları onlar için çok da önemli değildi ya, gelenler açık görüş yapamadıkları için çok üzüleceklerdi. İşte onlar da bu yüzden üzülüyorlardı.\n\ngelip çattı. Ama görüşmecileri bir sürpriz bekliyordu. Açık görüş yoktu. Bu kadarla kalsa iyiydi. Dahası vardı. \"Sadece açık görüş değil görüş de olmayacak,\" demiş cezaevi yönetimi.\n\nYönetimin bu kararı onlara da o sabah söylenmişti. Çünkü karar daha önceden söylenmemesinin nedeni maraza çıkmaması içindi. Malum kıyamet koptu. Cezaevi çınlıyordu. Yalnız ceza evi mi? Bütün Gölcük… Tutuklular susuyor, aşağıda nizamiyeden ziyaretçilerin sloganları başlıyordu. Onlar susuyordu, tutuklular başlıyordu. O arada teğmen geldi koğuş kapısına. Dedi ki, \"Hiç değilse biraz ara verin de ailelerin getirdiği çamaşırları falan alıp size ulaştıralım.\" Evet, hiç değilse...\nTeğmen de çok iyi biliyordu ki bu cayırtı kolayına bitmezdi. Bu yüzden bu şekilde konuşmuştu. Makul bir öneriydi bu. Kabul ettiler. Öyle ya kirlileri verip temizleri almalıydılar. Çünkü son zamanlarda bitlenmişlerdi ve çamaşırlarını mümkün olduğu kadar evlere gönderip, bitten arındırmaya çabalıyorlardı. Getir götür… Hiç de kolay değildi bu iş.\n\nZiyaretçisi gelenlerin eşyaları gelmeye başladı. Bir ara onun da adı okundu. Ama ne hikmetse çamaşırlarını getiren asker değil de yedi kazık bir başgedikliydi. Ranzadan inip kapıya gitti. Başgedikli açık kapının önünde durmuş onu bekliyordu. Yanına vardığında sağ elinde tuttuğu poşeti uzattı. Sol elinde de bir kâğıt vardı. Mektup muydu acaba? Ama annesi okuma yazma bilmezdi ki ona nasıl yazsın? “Belki aşağıda birine yazdırmıştır,” diye düşünürken başgedikli kâğıdı da ona uzattı.\n”Al bunu, elbiselerinin içinden çıktı. Annen bu mektubu içeri gizli gizli sokmaya çalışırken yakalandı. Oysa bunda gizlenecek bir şey de yazmıyor. Bize verse sana iletirdik. O elbiselerin içine saklamayı tercih etmiş. Yakalandı tabi. Biz de onu nezarete aldık. Kalacak orada biraz.\"\n\nBir anda koğuş başına yıkılıyor sandı. Bütün dünya dönmeye başlamıştı sanki. Dönüyor, dönüyor, dönüyordu. Nasıl olduğunu o da anlamamıştı ama şimşek gibi başgediklinin üzerine atılıp boğazından yakaladı. Ve lâkin o da çevik davranıp bir iki hamle yaparak elinden kurtulmayı başardı. Kelli felli, cüsseli birisiydi başgedikli. Açık kapıdan kendisini dışarı atar atmaz gardiyan asker kapıyı üzerine kapattı. Boğuşmaları ancak sekiz on saniye kadar sürmüştü.\n\nAskerin kapıyı kapatmasıyla birlikte koğuş da anında hareketlendi. Yeniden bir cayırtı... Ardından diğer koğuşlar da eşlik etmeye başladılar onlara. Ateşkes çok kısa sürmüştü. Başgediklinin bir gidişi vardı ki değmeyin o kadar olur. Seslerine aşağıdan cevap gelmekte gecikmemişti.\n\nNeden sonra bu sefer ceza evi müdürü binbaşı kapıya geldi. \"Astsubayıma saldıran kimse çıksın ortaya! \" Diye gürledi tel örgülü koğuş kapısının ardından. O da ileri çıktı. Binbaşı emredici bir ses tonuyla \"Yaklaş! \" Diye bağırdı. Ses etmeden denileni yaptı. Eh ne de olsa söz konusu olan annesiydi.\n\"Bak, dedi binbaşı, dışarıda bir tabur asker var. Seni alacağız. Ya kendin gelirsin, paşa paşa ya da biz gireriz içeri, zorla da olsa alırız seni. Tercih senin. Eğer kendin gelirsen anneni bırakırım, evine gider. Yoksa kalır nezarette bu gece. Yarın da savcılığa gönderirim.\"\n\nAh şu anneler… Çilekeş, vefakâr… Biliyordu ki annesi kendisi için ölüme bile giderdi. Ama ve lakin o buna razı olmazdı, olamazdı. Ne yapmalıydı? Tereddüt içinde kala kaldı birkaç saniye. Hemen arkasında duran arkadaşlarından biri onun bu kararsızlığını anlamış olacaktı ki\n\n\"Git dedi. Biliyorsun ki seni vermemek için direniriz. Sonunda seni yine alırlar. Üstüne üstlük seninle birlikte bir kaç kişiyi daha götürürler. Olsun götürsünler, önemli değil. Bu bir savaş ve biz bu savaştan geri duracak değiliz. Anneni yarın savcılığa gönderseler de bir şey çıkmaz. Savcı nasıl olsa bırakır onu. Yine de kararı verecek olan sensin.\n\n\"Kalıyorum,\" dersen bütün koğuş sonuna kadar seninle. Ama kardeş, hiçbir şey annenin bu gece o soğuk nezarette kalmasına değmez. Hiçbir şey! Hem bu koğuşta hiç kimse buna rıza göstermez.\n\nArkadaşı sözünü bitirdikten sonra onu hafifçe belinden itti. İleri doğru bir adım attı. \n\n\"Tamam, dedi binbaşıya. Bırak annemi, gel beni al. Ama önce annemi bırakacaksın gidecek. Sakın beni kandırmaya kalkma. Nasıl olsa öğrenilir. İşte o zaman neler olacağını kimse bilemez.\"\n\n\"Meraklanma, dedi binbaşı. Söz verdim, tutarım.\"\n\n\"İyi o zaman ben de annem gittikten sonra koğuştan çıkarım,\" diye karşılık verdi.\n\n\"Söz isterim,\" dedi binbaşı.\n\n\"Sadece sen mi sözünün erisin? Biz de verdiğimiz sözü tutarız,\" dedi.\n\n\"Anlaştık o zaman,\" diyerek dönüp gitti. On beş yirmi dakika sonra tekrar geldi.\n\n\"Anneni İzmit dolmuşuna kendi elimle bindirdim. Şimdi gidiyor. Haydi, sen de sözünü tut.\"\n\nOturduğu yerden kalkıp kapıya doğru yöneldi. Askerlik mesleğinin icabı olsa gerek cezaevi müdürü binbaşı, sert görünüşlü birisi olmasına rağmen mert bir adamdı. Verdiği sözü tutardı. Bunu bütün cezaevi bilirdi. Çünkü bir kaç kez buna şahit olmuşlardı. Annesinin İzmit dolmuşuna bindiğinden emindi. Beklerken arkadaşlarıyla bir araya gelip kararlaştırmışlardı. O koğuştan çıkana kadar ses etmeyeceklerdi. Sonra yeniden bildiklerini okuyacaklardı.\n\nAsker gardiyan kapıyı açtı, o da dışarı çıktı. İki yanında iki asker hücrelere doğru giderken arkasından cayırtı başlamıştı bile.\n\n*** *** *** ***\n\nOn beş gün hücre cezası... Sorgusuz sualsiz... Ama olsun değerdi... Değil on beş gün, hayatına bile değerdi. Annesi için…\n\nO yılın Mayıs ayının ikinci pazar gününü ne kadar da heyecanla beklemişlerdi bütün ceza evi. Bir yıldan fazla bir zamandır ilk kez bir açık görüş yapacaklardı. Annelerine hediyeler vereceklerdi öpücüklerden. Olmadı, veremediler. Onlar için üzüntü vericiydi bu durum ama elden ne gelirdi? Asıl daha da üzücü ne hayallerle gelmiş olan görüşmecilerinin ellerinin boş kalmasıydı. Anaların, babaların, eşlerin, çocukların... Hele çocukların... Ah hele o çocukların...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hediye Paketi",
        "poet": "Deniz Güneş",
        "poem": "\n\nKüçük, küçücük bir paket, \nKırmızı kurdela fiyonklu üstünde. \nÇek beni der uzun ucu \nÇekemem, \nAçamam. \n\nÖyle güzel ki gelen paket \nGüzelliğini almış geldiği yerden \nAçarsam büyü bozulacak, \nKaybolacak düşlerim \nDüşlerimi seviyorum. \n\nKocaman, simsiyah masanın ortasında, \nKüçükcük kırmızı kırmızı fiyonklu paket \nYanından gelip geçerken \nBana bakıyor....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hediyeler",
        "poet": "Erol Dal",
        "poem": "\n\nHediyeler, insanların sevdiklerine söyleyemedikleri\nDuyguları ifade etmek için kullanılır\nVe hediyeler sevilmeyen insanlara verilmezler.\nSenin bana söyleyecek küçücük bir sözün, sevginin olmadığını anladım.\nBu yüzden hediyeni kabul edemem.\nAma bir hatıra bırakmak istiyorsan yinede; \nSen zaten kalbimde kalacaksın\nBeyhude geçen yıllar yerine\nED/85\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hediye Sabah",
        "poet": "Sezai Güler",
        "poem": "\n\nGözlerime uyanamadığın bizsiz her bir günün için\nOcak ayının bu son sabahını hediye ediyorum sana\nKalbimde gece, gözlerimde yıldızlar kayıyor için için...\n\nS.Güler-31.1.2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heeeyyy kadııın! ..",
        "poet": "Binali Özdemir",
        "poem": "\n\nHey fedakâr kadın! \nEvin direği olan sen değil misin? \nHey ırgat kadın! \nTarlada koşulan sen değil misin? \nHey Ana kadın’\nPeş peşe doğuran sen değil misin? \nHey bakımsız kadın! \nElleri işte çatlayan sen değil misin? \nHey cılız kadın! \nYemeden yediren sen değil misin? \nHey âşık kadın! \nSevilmeden seven sen değil misin? \nHey sabırlı kadın! \nHer an arka saftaki sen değil misin? \nHey eşya kadın! \nParayla alınıp satılan sen değil misin? \nHey çilekeş kadın! \nDövülüp sövülen sen değil misin? \nHey alışkın kadın! \nİtilip kakılan, horlanan sen değil misin? \nHey suskun kadın! \nErkeklerden hak bekleyen sen değil misin? \nHey hakkına razı kadın! \nİkisi bir kişi sayılan sen değil misin? \nHey kabullenmiş kadın! \nDört kumaya razı olan sen değil misin? \nHey uysal kadın! \nDinin çekirdeği sen değil misin? \nHey dürüst kadın! \nKilitli namus kutusu sen değil misin? \nHey katlanan kadın! \nZorla örtünen sen değil misin? \nHey munis kadın! \nTöreye kurban edilen sen değil misin? \nHey kirletilen kadın! \nEşinin eşyası sayılan sen değil misin? \nHey sessiz kadın! \nHaklarından vazgeçen sen değil misin? \nHey bekleyen kadın! \n“Bekle hak verilir” diyen sen değil misin? \nHey uyanmış kadın! \nHaklarını isteyen sen değil misin? \nHey lider kadın! \nBu işin lokomotifi sen değil misin? \nHey hırçın kadın! \nNe duruyorsun? Örgütlenecek sen değil misin?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hediye Aldatmacası",
        "poet": "Tamay Önal Polat",
        "poem": "\n\nHEDİYE ALDATMACASI.tüm hediye alan öğretmenlerden özür dileyerek \n\nBu günkü gibi bir öğretmenler günüydü o gün de. \nDersler yarım yamalak yapılıyor teneffüslerde parlak kağıtlara sarılmış hediyeler (asla rüşvet değildir)  açılıyordu. \n-Aaaa benim çocuklarım beni ne kadar seviyor.. \n-Ay sana ne almışlar \n-Benimkiler öyle şey almazlar \n-Tamay hanım sana hediye yok mu? …. \n-Ona hediye alamazlar çünkü geri gönderir \n-Çiçek alsınlar…… \n-Çiçeğin de yapraklarını tek tek koparıp sınıfa dağıtır o deli…. \n-Gerçekten mi \n-Ha ha ha…….. \n…….. \nEn alt seviyeden gülücükler.. en istemsiz öpücükler koridorlarda uçuşuyorken \nAlan memnundu.. \nVeren daha memnun. \nDoğal olarak bana da sorular inatla geliyordu elbette. \nTamay hanım size bir şey gelmedi mi? \n- \n-Gelmedi lanet matematikçiyi kim ne yapsın \n-Gelir gelir üzülmeyin \nÜzülen kimse! ? ? \nDuymazdan geldiğim bu sohbetlerin bol olduğu o öğlen arasında birden öğretmenler odasının önünde anlamsız bir gürültü oluştu. \nCiddi bir öğrenci kalabalığı \nHemen hepimiz kapıya yöneldik \nMatematik, analitik geometri, geometri derslerine girerek haftada 13 saat beraber olduğum ve sınıf öğretmenliğini de yaptığım 38 kişilik 11- mat- A sınıfı kaynaşıyor, kapıyıyı çalabilme cesareti gösterecek birileri itişip duruyordu. \n-Ne var ne oluyor çocuklar \n-Tamay hanımla görüşeceğiz \nHerkes aynı anda bana dönüyordu tabi \nKaçarım yoktu \n-Efendim çocuklar. Ne var? ne istiyorsunuz? \n-Hocam (kessen öğretmenim demez o yaş gurubu)  biz bunu aldık \nEllerinde ambalajlı küçük bir paket.. \n-Ne aldınızsa aldınız alın gidin kendiniz ne biliyorsanız onu yapın ben size hediye yok demedim mi? \n-Dediniz hocam. O nedenle biz de size almadık zaten. Bu bir kitap. Bunu alın açın okuyun sonra da eyer yapabilirseniz okulun kütüphanesine bağış yapın. Lütfen… N’olur…Lütfennnnn \n-Peki çocuklar uzatmayın, tamam okuyacağım ve gerekeni yapacağım. Şimdi yemeğinize gidin \nKalabalık dağılmıştı \nElimde ambalajlı bir nesne ile kalakalmıştım \nÖğretmenler arasında duyulur duyulmaz birtakım mırıltılar. \n-Bunun için miydi bunca gürültü patırtı. \n-Biz de bir şey var sandık \n-40 kişi birleşip bir kitap almışlar bir de okulu başımıza yıkacaklar \n-? ? ? ? ? \nAmbalajı açtım tabi \nİncecik bir kitap yaklaşık 120 sayfa \nİsmi SEVGİLİ BABAM \nSevgili annem olsa belki bir yakışığı olacak ama hayır SEVGİLİ BABAM \nSayfaları çevirmeye başladım \nKısa kısa sevgi ve anlayış üzerine öğütler olan bazı güzel fotğraflarla süslenmiş pislokojik bir deneme …. \nKitabın bazı bölümleri el yazması …ilginç bir tarz derken okumaya başladım \no da ne? ? El yazmaları benim sevgili 11 MAT A sınıfıma ait. \nHer öğrenci boşluklara kendilerince bir şey yazmış \nİki öğretmen yaratmışlar \nBirincisi matematik öğretmeni ki mükemmel ötesi bir model \nDiğeri analitik geometri öğretmeni ki hata yükü bir model \nBirisini çok seviyor ve sebeplerini sıralıyorlar \nÖbürünü istemiyor ve gene sebeplerini sıralıyorlar. \nTabi ikisi de benim \nKitabı çevirdikçe anlıyorum ki bu kitabın yazımı 3 aylarını almış \nBen “hediye istemem, kabul etmem, yırtarım, atarım, yolarım” diye cırlarken onlar ne yapacaklarını zaten biliyorlarmış. \nO gün öğretmenler odasında masanın üstünde bıraktım kitabı \nMeraklılar çoktu biliyordum ve biliyorum ki okuyan da çok oldu. \nHatta imrenen, kıskanan bu duygularını dile getiren arkadaşlarım bile oldu. \nBana o gün anne görünümlü bir baba olduğum ve öğretmen kalıplarına sıkıştırılmış bir insan olduğum da öğretilmiş oluyordu \nTabi ki kitabı kütüphaneye bağışlamadım. Ben ölünce bağışlanır acelesi yok. \nŞu an kendi kütüphanemim en özel yerinde ömrümün en önemli öğretmenler günü hediyesi olarak duruyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hehey de Hey",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nKısım hısım havadarlığı fos pıs cazibik\nİpin ucunda kacık bir balon \nKısmi verilmiş çürük gazla poytuk\nFıttırık kızak...\nTercihi belirsiz kapılarda oturmuş\nEğlencesine aşıklık oynuyor\nKısmi tütün telleyen bacalar timsali\nParmak ucundan tıpıklanmış izmaritler fiyatıyla\nBozgun deminden yüze yayılan küskünüyle\nAra bulur muyumun küçük kıvraklıklar haliyle\nKeyifler nasıl diyene hısım kısım \nkasım kasıma ne biçim biten sonbahar\nGökyüzüyse hiç oralı değil\nBildiğin mavilerin delicesi \nHehey de \nHey.....! \n\nSeyfi Karaca........Ekim / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heey Karadeniz Gülü",
        "poet": "Hasan Çam",
        "poem": "\n\nKaradeniz'in hırçın dalgaları gibisin\nHer bakışın öldürüyor, beyin hücrelerimi\nDeli hoyrat rüzgarlar gibi, sözlerinde sert esişin\nTalıyor tozlarla örtercesine, pare pare yüregimi\n\nHeey, karadenizin sahil kokulu mor gülü\nÖnce temmuz sıcakları oldun, sıcak Akdeniz gibi\nSonra ekim rüzgarları gibi coştun, hoyrat gönlümde\nHasatlarıma karıştın, ektigim gönül bahçemde\n\nAyrılık yarım ölüm, artık sensiz yaşamak niye\nPamuk gibi toplayıp, tütün gibi dizmişim gönlüme\nNakışlar gibi işlemişim, sevdanı seni beynime\nAnlam veremiyorum, bendeki seni seven senligime\n\nHeey, karadenizin sahil kokulu mor gülü\nÖnce temmuz sıcakları oldun, sıcak Akdeniz gibi\nSonra ekim rüzgarları gibi coştun, hoyrat gönlümde\nHasatlarıma karıştın, ektigim gönül bahçemde\n\n05,08,2005,\n\nÜmraniye İstanbul\n\nstwehasan@mynet.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heidelberg'in Dağ Çileği",
        "poet": "Lale Müldür",
        "poem": "\n\n\t\tMurathan Mungan'a\n\nZao-Wu-ki bahçesinde oturmuş bir tutam yeşil boyuyor\nZen Budizm'den kendini tanıyor.\nBurns beyaz kuş ve beyaz falezleriyle Albion'a bakıyor.\n\nSaxe hanedanının albertine kolu bütün bunlardan uzak.\nBir oda müziği eşliğinde çok di....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Helâk Eyleme...",
        "poet": "Mehmet Şahan",
        "poem": "\n\nKendini beğenip, göğüs gerip de\nAhiret Köşkü’nü helâk eyleme! \nYaptığın kusuru ipe serip de,\nAhiret Köşkü’nü helâk eyleme! \n\nSevgi gömleğini duvara asıp,\nSaygı eleğinin üstüne basıp,\nGurura kapılıp, kendini kasıp\nAhiret Köşkü’nü helâk eyleme! \n\nMazlumun aşına zehrolup akma,\nÇıkarın uğruna gönüller yakma! \nVatana, Millete haince bakma\nAhiret Köşkü’nü helâk eyleme! \n\nİlahi emirle gelen ezgiyi,\nİman tahtasında olan dizgiyi,\nGörmezden gelerek ince çizgiyi,\nAhiret Köşkü’nü helâk eyleme! \n\nAldığın nefesi vereni düşün,\nGöğsüne kafesi öreni düşün, \nVarlığın zerresin göreni düşün,\nAhiret Köşkü’nü helâk eyleme! \n\nBir değil bin defa düşün anını,\nBeyhude harcama sen zamanını! \nBaki kalır sanıp beşer hanını,\nAhiret Köşkü’nü helâk eyleme! \n\nOn sekiz bin âlem, koca cihana,\nİman etmiş hepsi kutsal Kur’an’a,\nAllah Kelâmı’nı koyup bir yana,\nAhiret Köşkü’nü helâk eyleme! \n\nŞahan olmak sana payedir sanma,\nŞah olmak insana gayedir sanma! \nNefsinin emrini maye’dir sanma,*\nAhiret Köşkü’nü helâk eyleme! \n\n*maye: Esas, Temel, Damızlık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hel  Av",
        "poet": "Faruk Bakuri",
        "poem": "\n\nHalif o love aşk lav\nLav oğul ok el hel av\nHal ev halif ok hane\nHem de o elif alav\n\nAşk li ve s-ev i veli\nBir tek aşk halif eli\nBeyt hane aşk sevi ok\nOk o oh nebi beli\n\nAşk o ki hak ruh’tan ok\nAş’ı ruh K esi kur ok\nS, evi  S-ev’li oğul\nO oğul ruh’tan duruk\n\nHanesi ruh  sev el-ma\nEl ma s-ev ruh evi ba\nBa o ep eli= ep-ıl\nOlmuş ademe oba\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Heine'nin 'seyahat Portreleri' (1826)",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\n'Seyahat Portreleri'\nAdlı dört\nCiltlik eserinilinin\nBirincisi yayılınlandığında,\nHeinrich Heine,\nUsta bir \nNesir yazanıları kadar,\nLirik bir \nŞair olunularak da tanılınılındı.\nHicivci bir \nDilinili varılındı.\n1835'te Franılınsa'ya yerleşilindi ve\nÜlkesinden daha çok\nOrada tanılındı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hekateus'un Dünya Haritası (MÖ 517)",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nYunanlı tarihçiydi.\nÇok seyahat edilindi\nVe deneyinilimlerini yazmak istenilindi.\n'Dünya Turu'\nAdlı eserineli,\nÖzellikle haritasıyla\nÖnem taşınılır.\nBu haritada dünya,\nAsya ve Avrupa diye\nİki eşit\nParça halinde gösterilindi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heey amigoo.",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nHeey  amigoo\nresimde  siyah  beyaz  çıkmışsın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Helak Oldum",
        "poet": "Güner Kaymak",
        "poem": "\n\nHelak oldum gurbet elde \nGör halimi övün simdi \nSen düsürdün beni derde \nVur dizine dövün simdi \n\nSeni sevmek ömre zarar \nEl aleme de olmadin yar \nTimsah gibi gözyasin var \nBagir çagir yutkun simdi \n\nTiyatrocu bas aktörsün \nSen bu isi iyi götürürsün \nHerkese güç yetirirsin \nSaga sola saldir simdi \n\nHer yaptigin dogru senin \nVarmiki esin menendin \nHiç kimseyle alay etmedin \nBasin dik yüzün ak simdi \n\nBasa bela hep güzelligin \nKalmadi ki hiç özelligin \nBes belliydi sevmedigin \nOyna zipla eglen simdi \n\nDünyayi toz pempe gördün \nHer yanina gurur agi ördün \nGüner'in ömrünü yedin \nGözün aydin bayramin simdi \n\nDegerli üstadim Ilhami arslantas agabeyimin tesvikiyle ve verdigi ayakla acele olarak yazmis oldugum bir siirimdir dilerim üstadim begenir \n\nGüner Kaymak / Amsterdam 09.01.2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Helal Etmiyorum",
        "poet": "Hıdır Altaş ",
        "poem": "\n\nAklıma girip sonra çark edenlere\nElimden tutup ayağımı çelenlere\nAmca, dayı bahane edenlere\nÖlürsem hakkımı helal etmiyorum\n\nYüze gülüp arkadan küfür edenlere\nDert üstüne dert ekleyenlere\nDüşünce yere yüz çevirenlere\nÖlürsem hakkımı helal etmiyorum\n\nBilmediği konuda avukatlık edenlere\nKendini haklı bulupta küsenlere\nSever görünüp ihanet edenlere\nÖlürsem hakkımı helal etmiyorum\n\nTurhaniyem bana çile çektirenlere\nYatağa düşürüp verem edenlere\nBir şey olmamış gibi hareket edenlere\nÖlürsem hakkımı helal etmiyorum\n\nAŞIK TURHANİ-ANTALYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Helal Etmem",
        "poet": "Abdullah Yaşar Erdoğan",
        "poem": "\n\nBen ekmeğime katık, çorbama tuz,\nSiz bu dünyada saltanat sürdünüz,\nBize düşecek, katığa göz koydunuz,\nSizlere hakkımı helal etmem beyler.\n\nHz. Ebubekir gibi sevemediniz,\nHz. Ömer adaleti veremediniz,\nHz. Osman şefkati göstermediniz,\nHz. Ali’nin  ilmini seremediniz,\nSizlere hakkımı helal etmem beyler.\n\nYavrularım aç-açık dolaşırken,\nYırtık ayakkabılar tamir isterken,\nMutfak tam takır, kıtlık içindeyken,\nSizlere hakkımı helal etmem beyler.\n\nBen yoksulluk sınırında çırpınırken,\nUykusuz gecenin sabahını beklerken,\nHastamla hastanede çileler çekerken,\nSizlere hakkımı helal etmem beyler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Helal et anne",
        "poet": "Adem Uysal",
        "poem": "\n\nİlk gördüğüm insan, senmişsin meğer, \nSen bir insan değil, meleksin anne. \nO tatlı bakışın, dünyaya değer, \nHer şeyimi sana, borçluyum anne. \n\nGülüp oynamayı, senden öğrendim, \nHayatı öğrettin, sen bana anne. \nBaşkasına değil, sana güvendim. \nBen sana her zaman, muhtacım anne. \n\nGeceleri seni, hiç uyutmadım, \nSen de her zorluğa, katlandın anne. \nTatlı gülüşünü, hiç unutmadım, \nÖdeyemem senin, hakkını anne. \n\nYediğin şeylere, ben ortak oldum, \nYemedin yedirdin, aç kaldın anne. \nGüveni huzuru, ben sende buldum, \nSen benim hayatım, canımsın anne. \n\nBana yanık yanık, ninni söylerdin, \nGitmedi yankısı, duruyor anne, \nBembeyaz tertemiz, sütünden verdin, \nNe olur sütünü, helal et anne. \n\nBir kez olsun sana, öf tüf demişsem, \nAcımam dilimi, keserim anne. \nSaygısızlık edip, seni üzmüşsem, \nCenneti rüyamda, görürüm anne.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Helal Etmiyorum",
        "poet": "Aşık Turhani",
        "poem": "\n\nAklıma girip sonra çark edenlere\nElimden tutup ayağımı çelenlere\nAmca dayı bahane edenlere\nÖlürsem hakkımı helal etmiyorum\n\nYüzüme gülüp arkamdan küfür edenlere\nDert üstüne dert ekleyenlere\nDüşünce yere yüz çevirenlere\nÖlürsem hakkımı helal etmiyorum\n\nBilmediği konuda avukatlık edenlere\nKendini haklı bulup küsenlere\nSever görünüp ihanet edenlere\nÖlürsem hakkımı helal etmiyorum\n\nTurhaniyem bana çile çektirenlere\nYatağa düşürüp verem edenlere\nBir şey olmamış gibi hareket edenlere\nÖlürsem hakkımı helal etmiyorum\n\nakdenizin parlayan yıldızı Aşık Turhani-ANTALYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Helal Ettim",
        "poet": "Bayraktar Alptürkhan",
        "poem": "\n\nNe desem,ne söylesem \nHep kahır ettin sen bana\nBelalarını aldım,kabul ettim,\nYetinmedin ulan küfür ettin sen bana\n\nSeninle gayrı ne dünyada karşılaşalım,\nNe ahiret-i güzeranda\nBu sebepten cümle haklarımı helal ettim,\nHelal ettim ben sana\n\nBayraktar Alptürkhan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Helal ile Haram",
        "poet": "Azim Yıldız",
        "poem": "\n\nTütün alırım da alkolle bulamadım hiç aramı\nUyumak da günah bana \nTam seni düşünürken\nKarıştırdım yine helal ile haramı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Helal hırsızlık,",
        "poet": "Fahri Bulut",
        "poem": "\n\nHELAL HIRSIZLIK\nGünahlarına sevap, fetvası yazdırdılar,\nAllah’la aldatarak, tüm hırsızlar azdılar,\nHırsız diyen herkese, paralelci dediler,\nBir ayet uydurdular, tüm hırsızlar aklandı.\n\nHer ülkede, her dilde, hırsızın adı hırsız,\nHer ülkede, her dilde, utanmazlar onursuz,\nHer ülke de her dide, yalakalar gurursuz,\nBir ayet salladılar, onursuzlar aklandı.\n\nHırsızlar güçlü çıktı, ev sahibin bastırdı\nNamuslu vatandaşı, namussuzlar susturdu,\nDinci yalancı şahit, suçsuzları astırdı,\nDinayet fetva verdi, tüm katiller aklandı.\n\nYandaş ve yağcı olan, sıfırdan zengin oldu,\nDevlet dairelerine, dönme, devşirme doldu,\nBunları yazan aydın, hain diye suçlandı,\nBir yasa salladılar, aydınlar hapse kondu.\n\nBir birlerine düştü, suç ortağı dinciler,\nGüçlüden yana geçti, kara yobaz kinciler,\nBunlara hakem oldu, her devirde benciler,\nBir korku salladılar, binlerce mağdur oldu.\n\nRızazade, masumlar her devir azınlıkta,\nYalancı, namussuzlar, her dönem çoğunlukta,\nBu ulusun vebali, aklı çalışmaz kulda,\nHer dönemde dönekler, fırıldak oldu döndü.\nMazlum olan kulları, zalim olanlar yendi.\n23 NİSAN 2016\nFAHRİ BULUT RIZAZADE\nBir ülkede namuslular, namussuzlar kadar cesur olmazlarsa,\nnamussuzlara yenilmeye mahkumdurlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Helal - Haram",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nSesi olanlar yaşıyorlar daha, canlılar\nHer biri kendi bütünlüğünde mücadeleci ordular onlar\nSessiz ordulardır şehitler\nİnsanlığın ölüsü de dirisi de yücelik onurlular...\n\nHakkım helal, sevgim haram olsun sana\nŞeytan, melek, insan hürdür her seçim hakkına\nİnsanlık kök salar mezarını da\nYüreklilik kazanılan dal verirler yaşama...\n\n8 Ağustos 2008\nSaygı haktır. Sinek, mikrop da yaşam için üreyecek, saygı duyulacak buna, insan yaşam koruyacak. Şeytan, Arap, Yahudi, Vatikan da saygıyla yaşıyorlar. Sevgi, ruhun seçkin çiçeğidir, insan yüreğinde kokar buram buram emek verisi gibi. Disiplinli bir terbiyedir sevgi, güzelliğe yontusu özden öze hassaslıktır, seçkin bir sanat.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Helal olsun",
        "poet": "Özge Hayat",
        "poem": "\n\nNe özümde ne sözümde bir yudum yalanım yok\nYaktığım yıktığım dağıttığım viranım yok\nArdımda talan olmuş boynu bükük kalanım yok\nReva mıydı bu felek yarası çok dermanı yok.\n\n  Bela mısın sen kader çal yüzün taştan taşa\n  Reva mısın sen keder sardın beni baştan başa.\n  Lanet gelsin gözümden gene akan kanlı yaşa\n  Öldürdün beni felek helal olsun sen çok yaşa..\n\nBelki ölüp giderim elde yok yürekte yok\nÖmrüme heves vermiş bir dirhem muradım yok\nNe bu günden ne yarından bir nefeslik umudum yok\nReva mıydı bu felek yarası çok ilacı yok\n\n    Bela mısın sen kader çal yüzün taştan taşa\n  Reva mısın sen keder sardın beni baştan başa.\n  Lanet gelsin gözümden gene akan kanlı yaşa\n  Öldürdün beni felek helal olsun sen çok yaşa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Helal ile haramı…",
        "poet": "Alp Arslan",
        "poem": "\n\nSensizliğimin soğuğunda anılarla sohbetteyken,\nAlkol alırım da tütünle bulamadım hiç aramı…\nUyumak da günah bana tam seni düşünürken,\nKarıştırdım yine helal ile haramı…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Ay  yıldızlı Aslanlar",
        "poet": "Adil Oğuz",
        "poem": "\n\nBu   fatihin   aslanları   olmalı\nViyanayı  birkez daha vurmalı \nTürk  milleti Zaferlere  sevdalı \nHelal olsun ayyıldfızlı aslanlar \n\nBize hesap yapanlarda yanıldı \nZaferimiz    yüreklere    kazıldı \nViyana da   yeni   tarih  yazıldı \nHelal  olsun ay yıldızlı aslanlar \n\nAslanlar tutulmaz gayrı coştular \nAdım  adım   hedefine  koştular \nViyanaya Türk bayrağın  astılar \nHelal  olsun ay yıldızlı  aslanlar \n\nAslanlar sahaya çıkıp kükrüyor \nRakipleri  korkusun dan  titriyor \nKupayı almadan gelmeyiz diyor \nHelal  olsun ay yıldızlı  aslanlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Helal Olsun Haram Olmasın",
        "poet": "Bekir Gedikoğlu",
        "poem": "\n\nHelal Olsun _Haram Olmasın\n\nBir hazine var içimde\n\nGöğsümü parçalayarak ve de dinamitleyerek alacak olana\n\n……HELEL OLSUN……....HARAM OLMASIN……….........\n\nYa da bir doktor neşteri gibi kalbimi keserek ona ulaşacak olana\n\n……HELEL OLSUN….........…....HARAM OLMASIN………..........\n\nBelki de bir madencinin kazma darbeleri gibi yol açarak gelene\n\n……HELEL OLSUN……....................HARAM OLMASIN……….\n\nKırk Haramiler gibi gelip de yağmalayanlara\n\n……HELEL OLSUN……....HARAM OLMASIN……….........\n\nBütün dünyadan koşuşup gelenlere\n\n……HELEL OLSUN……....HARAM OLMASIN……….........\n\nÇünkü……………………………………………………….....\n\nDünyada maliyeti olmayan…………………………………...\n\nAldıkça ve verdikçe çoğalan ………………………………\n\nBu hazine………………………………………..SEVGİDİR\n\nNOT:14 Şubat Sevgililer günü için yazılmıştr\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Helal olsun çocuk",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nhelal olsun çocuk sana\nhelal olsun\nsokak ortasında\no kocaman sevgileri\ntüm doğallığınla\nsığdırabiliyorsun ya\no küçücük yüreğine\nhela olsun çocuk sana\nhelal olsun \n\nŞubat  2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Helâl Para",
        "poet": "Şevki Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nHelâl para harca bitmez\nÇalış, kazan helâl para\nHile ile kervan gitmez\nÇalış, kazan helâl para\n\nHürmet güzel bir adettir\nHuzur veren saadettir\nGel hakkını helâl ettir\nÇalış, kazan helâl para\n\nHelâl, haram dikkat eyle\nHakikati korkma söyle\nDoğrulara kızma öyle\nÇalış, kazan helâl para\n\nRızkını her yerde ara\nHaram yeme düşsen dara\nHiç yüzüne çalma kara\nÇalış, kazan helâl para\n\nÇobanoğlu helâlı yer\nHelâl, haram bellidir der\nHak edenin hakkını ver\nÇalış, kazan helâl para\n\n(08.02.2004)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Helal Olsun Sizlere",
        "poet": "Jale Keskinkılıç",
        "poem": "\n\nHELAL OLSUN SİZLERE \n\nKadın bir anadır \nDokuz aydan fazla \nSeni taşıyan \nKadın bacıdır \nSakınıp koruyup \nKötüye varmasın diye \nKaygılar taşıdığımız \nKadın eştir \nYan yana yürüdüğünüz \nKadın sevgidir \nSevda acısını birlikte \nYaşadığınız \n\nKadın hemşiredir \nDoktordur \nÇocuğunuzu kurtaran \nKadın emekçidir \nBir dokuma fabrikasında \nKadın gerektiğinde \nSizinle özgürlük şarkısı söyleyen \nKadın bazen \nSizinle sevinç çığlığı \nAtan\nKadın başına \nSırf siz mutlu olasınız diye \nÇiçekler takan \n\nKadın avukat olup \nSizi savunan \nKadın ATATÜRK ‘ÜN emaneti \nTüm hakları o zamandan \nEllerine tutuşturulan \nNe düşünürseniz düşünün \nKadın erkek \nÖnce insan \nSonra insan \n\nBana kadın şiiri \nYazdırdınız ya \nAslında onları \nYani insanları \nAnlatmaya \nKalemim yetmez \nBana kadın şiiri \nYazdırdınız ya \nHelal olsun size \nÇünkü ben \nKadın erkek \nAyırtmadım \nİnsan için şiirim \n\nSon söz size \nBir kadına yosma \nDerken, \nVeya gerçekten yosmaysa \nGözlerine bakın \nBelki o gözler \nBir şeyler anlatır \nÇünkü sonuçta \nO da bir \nAna baba çocuğu \nBir insan \n\nJALE KESKİNKILIÇ 15/4/2011\n\nNot: Tamamlanmamış şiirim ve tamamlanmayacak şiirim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Helal Oluyor",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nNikâhlar kıyılır helal oluyor\nAyrılık olunca öfke soluyor\nHasenat, seyyiat burda doluyor\nNikâh bitince de haram oluyor\n\n21.04.2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Helal Sana Be Arkadaş",
        "poet": "Osman Sofuoğlu",
        "poem": "\n\nHelal haram ayırdıysan,\nDüşkünleri kayırdıysan,\nNefsine hakim olduysan,\nHelal sana be arkadaş.\n\n             Ekmeğinin peşindeysen,\n             Erenlerin izindeysen,\n             İç dünyanda güzel isen,\n             Helal sana be arkadaş.\n\nBabandan dua aldıysan,\nAnanı sevip saydıysan,\nBüyüklere saygılıysan,\nHelal sana be arkadaş.\n\n               İlime değer verdiysen,\n               Yeni icatlar bulduysan,\n               Bilim için uğraştıysan,\n               Helal sana be arkadaş.\n\nAşık olup azmadıysan,\nKarşılık bulamadıysan,\nYaygara koparmadıysan,\nHelal sana be arkadaş.\n\n               İmanına bağlı isen,\n               İnançlara saygılıysen\n               Herkese hoş görülüysen,\n               Helal sana be arkadaş.\n\nÖleni unutmadıysan,\nHep rahmetle anıyorsan,\nBir Fatiha yolluyorsan,\nHelal sana be arkadaş.\n\n                 Yuva kurup yaşıyorsan\n                 Yuvana hep bakıyorsan,\n                 Çalışıp çabalıyorsan,\n                 Helal sana be arkadaş.\n\nHem sevip hemde saydıysan,\nSevgiye değer verdiysen,\nSaygısızlık etmediysen,\nHelal sana be arkadaş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Helalim",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nSenin bende alacağın yoksa\nBenimde sende hiç yok \nDaha doğmadan ödeştik biliyorsun \nAşk bize baktı\nBiz aşka…\nBoşuna mı yoksa halımız, hatırımız,\nDeğirmeninde döndüğümüz deli devran şu hayat\nGitsek bile bundan gayrı adımız \nYüzümüz bütün hayaledenlerin gözünde cismolup\nEttiğimiz yeminin vebalinde kalacaktır\nAh be kalbim\nHelalim…\n\nSeyfi Karaca……..Kasım / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Helal  Sana, Şampiyon, Konya Spor",
        "poet": "Aşık Enveri",
        "poem": "\n\nHelal  Sana, Şampiyon, Konya Spor\n\nZiya  Doğanın  ekibi   Aşka, gelip  seller  gibi  coştu\nÖnüne,konan  setleri   yıkıp, şampiyonluğa  koştu\nKupayı  alan  konya  sporcular,  konyalılarla  buluştu\nŞampiyonluk  Kupası  sana,   yakışır  helal  sana, konya  spor\n\nKarşında, ne  çetin  ralkiplerin  vardı,  hepsini  yendin\nBir  yıldan sonra, yine  birincilig   sahalarına  döndün\nŞampiyon  olduktan  sonra, konyalıları  karşında  buldun\nŞampiyonluk  Kupası  sana, yakışır   helal  sana  Konya spor\n\nPlay  ofa  kalıpta,  rakiplerini  yenip,  kupayı  aldın\nNe,muhteşem  karşılaşmaydı,  sende  orada  gördün\nBundan  sonra  kendini, süperliğ  sahalarında  buldun\nŞampiyonluk  Kupası  sana,  yakışır  helal  sana,  Konya  spor\n\nBir  yıl  sonra,yeşil  beyazlılar  tarih  yazdılar\nKonya   sporcular, çok  çalışıp  kupayı  aldılar\nO, gece  konyalılar, kültür  parkta  bayram  yaptılar\nŞampiyonluk  Kupası  sana, yakışır   helal  sana  Konya  spor\n\nÂşık Enveri ‘yim  konya spor  bir daha köşkünden inmesin\nKonya   sporcularını  ve  konyalıları   bir  daha  üzmesin\n         Yazarlarımız  birdaha, Konya  ikinciliğe, düştü diye yazmasın.\nŞampiyonluk  Kupası   sana,   yakışır  helal  sana  Konya   spor\n\n                                                                                        23/Mayıs/2010\n                                                                                            Aşık  Enveri\n                                                                                       Konya  İl  Özel  İdaresi\n\nBütün şiirlerimin hakları saklı olup Noter tasdiklidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Helalleşelim Hemen...''17''",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nUzakta isen eğer gelsen gelsen izinde \nAynaya bak gül gibi solmuş benzinde \nHa sen ha ben gözyaşı denizinde \nBoğulmadan helalleşelim hemen! ! !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Helalleşelim Hemen...''5''",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nNe olursa olsun bu gün ne günü \nİster ramazan ayı ister bayram günü \nİki cihanı kapladı peygamberin ünü! ! \nİmana gel helalleşelim hemen! ! !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Helalleşelim Hemen...''6''",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nGözünü kapasan da hissedersin güneşi \nİki cihanda da yoktur Peygamberin eşi \nYanmaktan şimdi korun o ahiret ateşi \nGel kavrulmadan helalleşelim hemen! ! !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HELALİNDEN BİR YAR EDİNEBİLME AMACI ile DOĞRULACAKSIN; HER GÜN, AŞK İÇERİSİNDE! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nGüneşi ile; Dostluğu Keşfedeceksin ve Dostluğun Gereğini İcra Edeceksin Azimle! .\nAdanırken AY ve YILDIZ Uğruna; GÜN IŞIĞINDA BAYRAĞIMIZDA GÖRECEKSİN İKİ GÜZELİ! .\nBİRİ AY ve KALPTE; NUR ANI IŞIK! BİRİ YILDIZ ve GÖNÜLDE; SULTANININ GÜLEÇ YÜZÜ! .\nNUR ANININ IŞIĞINI MUHAFAZA ET! SULTANININ GÜLEÇ YÜZÜNÜ AŞKLARINLA MUHAFAZA ET! .\n\n{ Metin Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 21 Ocak 2012 Cumartesi 17:53:36 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Helâllik Dileme",
        "poet": "Bayram Tunca",
        "poem": "\n\nNe olur bu çağrımı duyanlar duymayanlara duyursun\nİşte sırtım/işte pırtım varsa her kimin hakkı buyursun\n\n30.09.2005-09.30\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hele bakın Erzuruma kim gelmiş o gelmiş",
        "poet": "Zernişan Aydoğan",
        "poem": "\n\nHele bakın Erzuruma kim gelmiş o gelmiş \nFırtınayla kara kışı kar gelmiş\nDağlar yine beyazlarla bezen miş\nO gelmiş hoşgelmiş kar gelmiş\n\nSen geldinya gülüyorum.sevincimden ölüyorum\nKim  sever kim sevmez seni bilmiyorum\nBugün dağa yarın bağa yakışıyorsun doğaya\nYemin ediyorum ALLAHA çok seviyorum\n\n29 Ekim 2015\n\nHele bakın Erzuruma kim gelmiş o gelmiş\nİhtişamlı görkemli bir kış gelmiş\nPalandökene kar yağmış can gelmiş\nO gelmiş hoşgelmiş kar gelmiş\n\nSen geldinya gülüyorum.sevincimden ölüyorum\nKim  sever kim sevmez seni bilmiyorum\nBugün dağa yarın bağa yakışıyorsun doğaya\nYemin ediyorum ALLAHA çok seviyorum\n\n                           Zernişan Aydoğan Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hele bak sarı ineğe",
        "poet": "Cevat Sevil",
        "poem": "\n\n- 656 -\n\nİnek domuz ile çevrilmiş\nBize çok dana dağılmış\nHüdayi bu işe şaşmış\nHele bak sarı ineğe\n\nHollanda ineği belli\nTosun arkada yüz elli\nHüdayi diyor inek deli\nHele bak sarı ineğe\n\nAnası inek babası domuz\nÖdünçleri doksan dokuz\nİnek yetiştirende yüz\nHele bak sarı ineğe\n\nGeldi sürümüze kattı\nSüt yerine zehir sattı\nİğne ipliğe beş yüz attı\nHele bak sarı ineğe\n\nÖdünç aldı birden bine\nGelmez ödünçlerin sonu\nGiydi türlü renkli donu\nHele bak sarı ineğe\n\nBak sarı inek rengine\nBulmuşlar dengi dengine\nBırakmaz fakir zengine\nHele bak sarı ineğe\n\nNe sütüne ne danasına\nLanet olsun hepisine\nSütü zehir, danası piç\nHele bak sarı ineğe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hele anne o kültür Yok eder kütür kütür",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nÖz müziğe sahip çık\nSanat ve Türk Müziği\nHep bizleri coşturur\nDüzelttirir fiziği\nHele anne o  kültür\nYok eder kütür kütür\nAileyi coşturan\nOnlar en iyi ilaç\nYabancılaşma varsa\nNe töre kalır ne saç\nHele anne o  kültür\nYok eder kütür kütür\nİller ile ilçesi\nAbluka altındadır\nSıkıntı ve acısı\nBilinmeli candadır\nHele anne o  kültür\nYok eder kütür kütür\nEmperyalizm milleti\nÇok kötü sömürüyor\nÜstte  bir şey bırakmaz\nAlıp da götürüyor\nHele anne o  kültür\nYok eder kütür kütür\nEmperyalizm canavar\nAklımızı yormalı\nSebebi nedir diye\nAileler sormalı\nHele anne o  kültür\nYok eder kütür kütür\nMusiki bir milletin\nKendi öz benliğidir\nEn önemli unsuru\nVatan düzenliğidir\nHele anne o  kültür\nYok eder kütür kütür\nÖz kültürü kaybeden\nGeçmişle bağı kopar\nBirkaç nesil sonra da\nGelenek onu çarpar\nHele anne o  kültür\nYok eder kütür kütür\nYabancı olan kültür\nAileye sırnaşır\nHele de bölücülük\nAllah’ım versin sabır\nHele anne o  kültür\nYok eder kütür kütür\nBugünkü gençlik nerde\nYabancı müzikleri\nTamamen ezberliyor\nAdım attırır geri\nHele anne o  kültür\nYok eder kütür kütür\nHalk sanat ve tasavvuf\nOzanlardan haber yok\nVarlığını unuttu\nGerçekten üzüntü çok\nHele anne o  kültür\nYok eder kütür kütür\nPistte gerdan kıvırma\nErkek mi kadın mıdır\nHop hop göbek atmalar\nBu senin adın mıdır\nHele anne o  kültür\nYok eder kütür kütür\nBunlar çağdaşlık değil\nRezillik maskaralık\nHasan diyor yapmayın\nArtık bitsin karalık\nHele anne o  kültür\nYok eder kütür kütür\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hele Bir De...",
        "poet": "Hüseyin Cihan",
        "poem": "\n\nAnsızın düşebilir gökyüzü içinize\nVe ansızın yanabilir gece\n\nEski bir şarkı geçebilir kapınızdan\nBir sokak lambası ses katabilir sesinize\nYalnızsanız ayrılık arifesinde\nBir şiir dostluk edebilir size\n\n İçiniz üşümüşse\nHele bir de adınız Hüseyin’se\nAnsızın düşebilir gökyüzü içinize\nVe ansızın yanabilir gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hele Bir Düş De, Gör...",
        "poet": "Engin Çakar",
        "poem": "\n\nHele bir düş de, gör; \nkaldıran var mı? ..\nElinden tutuyor mu kimse,\nbir bak hele, sağına-soluna...\n\nHele bir düş de, gör; \narkanda duran var mı? ..\nDestek veriyor mu,\nnice sahte, iyi gün dostu...\n\nHele bir düş de, gör; \nkaç bucak olduğunu dünyânın...\nHele bir düş de, gör,\nhele bir düş de, gör! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hele Bir Yol Sefa Geldin Desene",
        "poet": "Pir Sultan Abdal",
        "poem": "\n\nBöle midir sizin ilin töresi\nHele bir yol safa geldin, desene\nGeçer bu güzellik sana da kalmaz\nHele bir yol safa geldin, desene\n\nÖl dediğin yerde ölürüm , derdin\nKal dediğin yerde kalırım, derdin\nHer derdine derman olurum, derdin\nHele bir yol safa geldin, desene\n\nSarardı gül benzim ayvaya döndü\nHakk'ı söyledikçe müşkülüm kandı\nAyrılık ateşi sinemi deldi\nHele bir yol safa geldin, desene\n\nYatarım Muhammed, kalkarım Ali\nGittiğimiz on'ki İmam yolu\nPirim Hünkâr Hacı Bektaş Veli\nHele bir yol safa geldin, desene\n\nKırmızı güller solmaz mı sandın\nPir Sultan Abdal'ı gelmez mi sandın\nBir safa geldin de demez mi sandın\nHele bir yol safa geldin, desene\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hele bir koşayım da",
        "poet": "Ömer Dalman",
        "poem": "\n\nYine sabah çayı bok gibi! \nKahve desen o da kof...\nEn baştan evden yemişiz kazığı.\n\nBen; \nhepsinden beter\nyine çekilmez\nyalnız\nherşeyle kavgalı,\nindirin dünyayı ineceğim modunda...\n\nHele bir koşayım da,\nşu lanet tatil gününde ne yapacağımı\nben sonra söylerim.\nYa da ne yapmayacağımı...\n\n(19.05.2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hele biraz sabır eyle",
        "poet": "Metin Dalkürek",
        "poem": "\n\nHELE BİRAZ SABIR EYLE\n\nGöz yaşını  sileceksin\nHele biraz sabır eyle\nYarın mutlak güleceksin\nHele biraz  sabır eyle\n\nAydınlıklar    yağacaktır\nŞems yeniden   doğacaktır\nKaranlığı      boğacaktır\nHele biraz  sabır eyle\n\nHakka dayan ona  güven\nMahrum olmaz onu seven \nSürecektir senin davan\nHele biraz  sabır eyle\n\nYaptıkların boşa  gitmez\nKayıp olup vallah yitmez\nGarip metin mahrum etmez\nHele biraz  sabır eyle\n\nYAZAN:METİN DALKÜREK(GARİP METİNİ)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hele Bir Sabah Olsun",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nHele bir sabah olsun, gün ışısın inceden,\nAçsın seherde güller, çiğ damlasın goncadan.\nÇıkıp yeni bir güne, diyeceğim merhaba! \nBıktım usandım artık, bu karanlık geceden.\n\nŞubat 1992 - Konya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hele Bir Sakinleş",
        "poet": "İsmail Sağır",
        "poem": "\n\nHele bir sakinleş kızma millete,\nBoyun eğme öfke denen illete,\nKendini bilenler düşmez gaflete,\nEşkıyası varsa erenler de var.\n\nDalanı gördükçe haince düşe,\nKaygı duyuyorsun bakıp gidişe,\nÇoğunluk yurtsever etme endişe,\nEşeği yokuşa sürenler de var.\n\nHain belli olur boya sürse de,\nKılıktan kılığa çıkıp girse de,\nKimi başımıza çorap örse de,\nİlmek ilmek sevgi örenler de var.\n\nSonsuz hoşgörüyle barışı ekip,\nFitnenin fesadın sapını çekip,\nKardeşlik bağından dikeni söküp,\nDört mevsimde çiçek derenler de var.\n\nBatıdan doğuya sel gibi akıp,\nDostluk çırasını canıyla yakıp,\nSağırozan gibi derine bakıp,\nGizli emelleri görenler de var.\n……………………..İsmail SAĞIR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hele kardeş",
        "poet": "Âşık Enver Gürkani",
        "poem": "\n\nAnlatayım ben halımı\n              Kulağın ver hele kardeş\n              Neler geldi bak başıma\n              Düştüm halden hale kardeş\n\n              Dahası var biraz dur da\n              Ne hikmetse kaldım burda\n              Gidecektim ana yurda\n              Takatim yok yola kardeş\n\n              İçim dışım sanki yara\n              İnanmasan gel de ara\n              Bülbül düşmüş ahu zara\n              Karga konmuş dala kardeş\n\n              Gürkani yem yanan yana\n              Meyil verdim bu vatana\n              Yalvarayım yaratana\n             Ömrün uzun ola kardeş\n\n                       Âşık Gürkani\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hele çık Ortaya",
        "poet": "Reyhan Ağdaş",
        "poem": "\n\nYazmakla geçse ömür sevmeye vakit kalmaz\nAşkı kaleme alsak yeterli harf bulunmaz,\nLeylaya mecnun düşmüş hikmetin sual olmaz\nHele çık ortaya gör ki gönül tutulmaz.\n\n11 MART 2005 İSTANBUL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hele Dur Oğul",
        "poet": "Ahmet Karaoğlu",
        "poem": "\n\nMüsait olduğumuzda zaman, zaman hafta sonları birkaç arkadaş civar illere günü birliğine giderdik. O pazar Erzurumspor un Çanakkale Dardanelspor la Ankara da birinci lige çıkma mücadelesi vardı. Bizde konvoydan ayrı olarak, dört arkadaş bir otomobille yola düşüp, Ankara ya maça gitmiştik. Maçı kaybetmemizle o sene birinci lige çıkma hayallerimizde yine bitmişti. Pazartesi mesainin var olması nedeni ile maç biter bitmez tekrar yola koyulduk. Bu sırada Kalp ve akciğer rahatsızlığı olan anacığım, hastaneye yatırılmıştı. Erzurum a iner inmez ziyaretine çıkıp, doktorundan durumunu sorduğumda; birkaç gün göz önünde tutulacağını söylediler. Yöremizde, hatta ulusal basın ve görsel yayında da bilinen, sayılıp, sevilen ‘Naim Hocada; kalp rahatsızlığı nedeni ile aynı serviste yatırılmıştı. O akşam annemin yatırıldığı servisin koridorunda bir yakınımla geziniyorduk. Kalp servisinde olmamıza rağmen; Naim Hocanın elinde sigara efkârlı bir halde bir oyana bir buyana gidip geliyordu. Bir ara koluna girip, koridordaki hasta bankına oturttuk.”Hocam geçmişler olsun. Nedir efkârın bu kızgınlığın. Bak rahatsızlığında var. Sigarada içiyorsun. Tam bir Erzurumspor sevdalısı ve hiçbir beklentisi olmayan, âlim ve nükte dar biri olan Naim Hoca; sigarasını bir daha çekerek: \n“Ola oğul hele durun. Ne geçmiş olsuni. Duymadın mi? Erzürümspor Ankara da yenilmiş” demez mi. Erzurun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hele bu gece içme",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nBu gün dönüm noktası bir tercih yapacaksın\nYa doğru yola devam ya hepten sapacaksın\nYa nefsine uyacak ya Hakka tapacaksın\nYılbaşı deyip geçme, öyle kolay yol seçme\nYarın sabah bayramdır, hele bu gece içme\n\nŞimdi bar’a giderek eğlenip güleceksin\nSen bu sabah camiye sarhoş mu geleceksin\nEğer inanıyorsan kendini bileceksin\nYılbaşı deyip geçme, öyle kolay yol seçme\nYarın sabah bayramdır, hele bu gece içme\n\n31-12 2006\n\nGorinchem - Hollanda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hele Sen Birazcık Sabır Eyle",
        "poet": "Cuma Tekparmak",
        "poem": "\n\nHele sen birazcık sabır eyle. \nGör bak hū rmetle hū rriyeti. \nAdım çıkacak zamanda çaldığım vakit. \nSizlere yazamadım. \nHele birazcık sabır eyle. \nZaman sayar geriye. \nKimi şū kū r ile yaşar. \nKimi zil zurna isyankar. \nSeninde isteğin değilmi karanlığa ışık olmak. \nAdım çıkacak zamanda çaldığım vakit. \nGör bak paralar birleşti. Milletler birleşti. Gönū ller birleşti. Hele sen birazcık sabır eyle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hele Sabır de",
        "poet": "Eyup Şahan",
        "poem": "\n\nDerdi veren Mevlâ derman da verir,\nGam yükü yüklenme hele sabır de.\nHaklıyı haksızı elbette görür,\nEl uzatma şerre ele sabır de.\n\nSınır tanı sabra fermana bile,\nBülbül sabır çeker ömrünce güle,\nDüşünce akıtır diyorsan sele,\nDüşmeden tedbir al, sele sabır de.\n\nBir sen mi âşıksın bir sen mi sevdin? \nBoş sevdaya boşa bir ömür verdin,\nSahte sevgilinin yüzünü gördün,\nYalanı söyleyen dile sabır de,\n\nGönülden bir sevgi hakka ibadet,\nGönül nedir sanki hiçten ibaret.\nKerem’in yanması âleme ibret,\nYanarken ateşte küle sabır de.\n\nFerah bulmak için sevgiyi bilmek,\nİşin aslı olan seveni bulmak,\nEyüp sen sabır de sonunda gülmek,\nMahşere kalsa da yola sabır de.\n\nEyüp Şahan\nAnkara 4.4.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Helen Hala (T.S.Eliot)",
        "poet": "İsmail Aksoy",
        "poem": "\n\nBayan Helen Slingsby hiç evlenmemiş halamdı,\nVe revaçta olan bir meydana yakın küçük bir evde yaşadı\nKendisine bakan dört tane hizmetkârı vardı.\nİşte öldüğünde cennette sessizlik vardı\nVe sessizlik kapladı sokağın kendisinin yaşadığı tarafını.\nÇekildi panjurlar ve müteahhit sildi paspasa ayaklarını –\nFarkındaydı bu tür şeylerin daha önce ortaya çıktığını.\nKöpekler yakışıklıca hazırlanmışlardı,\nFakat kısa zaman sonra papağan da zıbarmıştı.\nŞöminenin rafında Dresden marka saat tik tak tik tak,\nVe çökmüş yemek masasına üniformalı uşak\nDizlerinde ikinci hizmetçi kadını tutarak,\nSahibesi yaşarken hep çok hürmetliydi ancak.\n\nT.S.Eliot (1888-1965)\n(1948 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi) .\nÇeviren: İsmail Haydar Aksoy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Helebçe",
        "poet": "Berhim Paşa",
        "poem": "\n\nHelebçe de \nelma kokulu\ngazlar\nüzerimize yağdığı zaman\nonlar \ndin kardeşiydi\nRoboski de\nbombalar\nüzerimize yağdığı zaman\nonlar\ndin kardeşiydi\nbiz\nbu gün\nEnfal soykırımını içimiz kan ağlayarak anarken\nonlar\ndin kardeşi\nve\nbiz \nbu dinin katledilen ayetiyız \nonlar\ndin kardeşi oladursun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hele Sabır",
        "poet": "Mehmet Yaş",
        "poem": "\n\nSen sabır’a  sabır ekle,\nİman  yüklü bir yürekle..\nYıkılır mı top, tüfekle? \nHele sabır, hele sabır; \nSığındığım kale sabır! \n\nSöz, hece’nin ardındadır,\nGün, gece’nin ardındadır,\nSabır,  sebat  yurdundadır! \nHele sabır, hele sabır; \nSığındığım kale sabır! \n\nİsyan küfre delalet’tir,\nKüfrün başı cehalet’tir,\nSabrın sonu selamet’tir..\nHele sabır, hele sabır; \nSığındığım kale sabır! \n\nYanan ocak tütmez mi hiç? \nAcı, keder bitmez mi hiç? \nTevekkül et yetmez mi hiç? \nHele sabır, hele sabır; \nSığındığım kale sabır! \n\nÇile de çiçek açıyor,\nKoza’dan böcek uçuyor,\nZehir, panzehir saçıyor.\nHele sabır, hele sabır; \nSığındığım kale sabır! \n\nBu da gelir, bu da geçer; \nSabır eken,  rahmet biçer..\nDert dediğin konar, göçer.\nHele sabır, hele sabır; \nSığındığım kale sabır! \n\n                11.04.1997\n\nMehmet Yaş\nŞair / Şarkı sözü yazarı\n\nmehmet_yas54@hotmail.com \n\nTlf.Ev: 368 261 85 84\nGsm.: 530 512 73 76\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heleniko",
        "poet": "Ahmet Cemil",
        "poem": "\n\nHiçbir zaman heleniko şiirlerin, romanların türkçelerini anlayamadım,\nsanırım, çevirileri salatasız soslu gibiydi.\n\nNe zaman heleniko müzik dinlesem hüzünlenirim,\nOysa grekce bilmem,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hem",
        "poet": "Sezai Güler",
        "poem": "\n\nHem batısı güzel gözlerinin, hem doğusu\nHem tonu güzel bakışlarının, hem kokusu\n\nHem rengi güzel sesinin, hem aşka dokunuşu\nHem yazımı güzel adının, hem aşkla okunuşu\n\nHem sıcağı güzel gül teninin, hem sevdaya al al oluşu\nHem nefessiz kalışı güzel sevişmenin hem delice soluyuşu\n\nHem gün batımı güzel seni sevmek, hem gün doğuşu\nHem yanında olmak güzel senin sevdanın, hem özlem duyuluşu…\n\nS.Güler-19.7.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Helin    Kuş Yuvası",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHelina çuçık, lı ser darê ket ardê,........Kuş yuvası ağaçtan yere düştü,\nZarokê çuçıka mır, helin xıra bu,......... Kuşun yavrusu öldü, yuva bozuldu,\nHun çı xevstın jı helinra ew çı derdê,...Siz ne istediniz yuvadan bu ne derttir,\nHelin nema, zarok mır, çuçık fırya çu....Yuva kalmadı, yavru öldü, kuş uçtu gitti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hem Acı Zeytin Dalı,Hem de Tatlı Günlere Edalı..",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nÖdün vermez acı meyvesi,yeşil renginden\nÇam cinsi ağaçlar var kendi cinsinden\nSabah başlar tadılmaz olsada tadı olsada acı,acı\nDünyaya barış sağlayan,anlamı kutsal zeytin ağacı...\n\nTüm Dünya bilsede tatsada o çekilmez acı savaşı\nNe kadar karlı olsada zararla biter savaş kargaşası\nSoldurmaz ne o yeşili, ne de o barışı, sevdirir düşmana kardaşı\nDünyaya barış sağlayan,anlamı kutsal zeytin ağacı...\n\nHerkes devamda iken harıl harıl savaş planı antlaşmasına\nBakarsın bir beyaz kuşun nedir getirdiği ağzında gagasında\nDünya insanlarına evrensel barışa davet aşamasıdır\nDünyaya barış sağlayan,anlamı kutsal zeytin ağacı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HEM ANLAMSIZ HEM İMKANSıZ",
        "poet": "Necdet Erem",
        "poem": "\n\nTeknik, insan hayatını kolaylaştırmak.\nTıp, sağlıklı yaşam yollarını keşfetmek.\nAhlak, toplum hayatında adil ve huzurlu bir yaşam sistemi geliştirmek; \n\nDin tüm ilim ve bilimlerin nüvelerini içinde bulundurmakla beraber, özellikle insan hayatını yer kabuğunun biyolojik bir fonksiyonu olmaktan çıkarıp, sadece yok olmak için yaşanan zorlu ve zorunlu bir yorgunluk olmaktan çıkarıp; \n\nHer işi sonucu itibariyle düşünüp değerlendiren insanlar için dünyayı idam emrinin verilip, infaz gününün beklendiği çileli bir esir kampı olmaktan kurtarıp, hayatı anlamlı ve amaçlı kılmak için yüce yaratıcı tarafından insanın doğasına konulmuş temel bir ihtiyaçtır.\n\nHer işini sonucu itibariyle anlamlı ve amaçlı yapan akıl sahibi bir varlığın dinsiz olması, özellikle ahirete inanmadan yaşaması imkânsızdır.\n\nAKIL VE MANTIK SAHİPLERİ İÇİN İMANSIZ YAŞAMAK \nHEM ANLAMSIZ HEM İMKANSIZ OLMASINA RAĞMEN \nMAALESEF Kİ BU İMKANSIZLIĞI BAŞARAN SÜRÜLER VAR.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hem Anne Hem Baba Yarısı, Hala",
        "poet": "İsmail Topkaya",
        "poem": "\n\nBaba yarısı demişler\nAmca’ya\nAma hiçbir şey dememişler\nHalaya…\nOysa Halalar\nHem anne yarısıdır\nHem baba yarısı\nİkisini topladığında\nYa bir Anne çıkar karşına\nYa da bir Baba…\n\nBaba yarısı Amca’ya düşmüştür\nAtaerkil töre budur\nAnne yarısı Teğze’ye\nCinsel kimlik şuurudur.\nHalaya sıfat kalmamıştır\nTarihsel vefa bu mudur? \n\nKimi yetimin Annesidir Hala\nKimi öksüzün Babası\nAslında Halalar bir başkadır\nOnsuz hayat yeni bir hazandır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hem gülsün hem gülyüzlüsün",
        "poet": "Kemal Eyüpoğlu",
        "poem": "\n\nSen, bilirmisin seher vaktini\nKuş şakımalarını, güneşin doğuşunu\nVe sessizliğin\nSessizce kayboluşunu.\nSen, hiç darbe de yememişsindir hayatta\nEl bebek gül bebek büyümüşsündür\nKolun kanadın da kırılmamıştır hiç\nVe belki de,\nÖnüne geleni sen kırmışsındır.\n\nSen, çiçekte açtıramamışsındır  gönlünün köşelerinde\nDuygularında yeşermemiştir senin\nVe dal budakta verememiştir\nKörpe fidanların.\nSen, ne Mecnun'u bilmişsindir\nNe Ferhat'ı\nSen, bekçisi de olamamışsındır\nMezar taşlarının.\nAma sen\nSen yokmusun sen\nSen herşeye rağmen\nHem yediverensin hem acı veren\nHep acılar yaşatsanda yüreğime\nSen hem gülsün\nHem de gülyüzlüsün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hem duamsın, hem bedduam",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nHem duamsın, hem bedduam\n\nNe gecesi ne sabahı,\nNe duası ne niyazı\n\nHer şeyimi bıraktım da geldim.\n\nHem duamsın, hem bedduam.\nBana seni gerek seni.\n\nMeçhul sevgiliye__________\nHem duamdın, hem bedduam\n\n\n                       15-10-2009-Perşembe\n                          Tuğrul Ahmet Pekel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hem gül hemde diken sendeyimiş yar",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nHEM GÜL HEMDE DİKEN SENDEYİMİŞ YAR\n12.02.2011\n\nDünyayı gezmeye gerek yoğumuş\nHem gül hemde diken sendeyimiş yar\nİnsanlarda akıl fikir çoğumuş\nHem gül hemde diken sendeyimiş yar\n\nSeversin sunarsın gülleri bana\nAcı sözün diken olur canana\nİster isen neşe katan canıma\nHem gül hemde diken sendeyimiş yar\n\nBazen gül açılır güler yüzlerin\nNeşe zevk içinde bakar gözlerin\nŞu dünyayı değiyordu nazların\nHem gül hemde diken sendeyimiş yar\n\nSalınırsın selvi gibi yürürsün\nKonuşursun kaleb mekan kurarsın\nBazen hançerini cana vurursun\nHem gül hemde diken sendeyimiş yar\n\nHüseyin der yar gül ile dikenmiş\nHakkım bize böyle emirler vermiş\nBazen gülmüz bazen azmış kudurmuş\nHem gül hemde diken sendeyimiş yar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hem Kaçar Hem Davul Çalar",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nÇıkmış meydana, hem kaçar hem davul çalar.\nSıkışınca da  dünyaya  feryat  salar.\nHem  suçlu  hem  de güçlü,  bir de yırtık  perde.\nKaçarken uçkur çözmüş,  bilmem hangi yerde.\n\n20 Mart 2004  Cumartesi,  Danimarka-Køge  17.42\n5+4+4\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hem Gezdim Hem Resmettim Alemi Yazı İle",
        "poet": "Ahmet Köken",
        "poem": "\n\n(Bu şiir; 26 Mart 2011 tarihinde,İstanbul-Ümraniye Belediyesinin açmış olduğu “7.GELENEKSEL ŞİİR,HİKÂYE,RESİM,YARIŞMASI”nda; aralarında İskender Pala,Nurullah Genç,Vahap Akbaş gibi şair ve edebiyatçıların da bulunduğu jüri tarafından yaklaşık üç bin şiir içerisinden dördüncü seçilerek mansiyon almıştır.) A.K.\n\nHEM  GEZDİM  HEM  RESMETTİM  ÂLEMİ  YAZI  İLE\n\n1.Rü’yâ ve Işık\nBen ki: “Seyyâh-ı âlem, nedîm-i benî Âdem, Evliyâ-yı bî-riyâyım.”\nBenim midir ol rü’yâ bilmezem yoksa ben mi bir zât-ı rü’yâyım…\n\n“Şefaat…” diyecekken şaşırıp birdenbire\n“Seyahat Ya…” demişim ol ulu Peygamber’e.\n\nBir huzurlu korkuyla uyandım, titriyordum\nBu sır dolu rü’yâyı elbette hayra yordum.\n\nYine de: “Var git dedim, git de ulu dergâha\nTakdim et gördüğünü Şeyh Dede Abdullah’a.”\n\nÇırpınan bir kuş gibi huzura çıktığım gün \nPîr dedi: “Anlat neydi şol rü’yâda gördüğün? ”\n\nKesik kesik anlattım, derin derin dinledi\nŞu iki kelimeyle yüreğim serinledi: \n\n“Gez ve yaz! ” Sonra sustu, taradı uzakları\nAçılmadı bir daha kapanan dudakları.\n\nBu rü’yâyla gözümde ışıdı yılan yollar\nSular gibi kavuşan tekrar ayrılan yollar…\n\n2.Gül Kokusu\nBen ki: “Seyyâh-ı âlem, nedîm-i benî âdem, Evliyâ-yı bî-riyâyım.”\nSanmayın gedâyım; paşalarla, beylerle yola revân olmuş Evliyâ’yım…\n\nEski dostum Çelebi Okçuzâde Ahmet’le\nİlk Bursa’yı tanıdım meşakkatle, zahmetle.\n\nErzurum’u, Konya’yı, Malatya’yı, Bolu’yu\nAdım adım dolaştım tekmil Anadolu’yu.\n\nKurtlar uluyorlarken dağlardan aşa aşa\nUzandım Rumeli’ye yanımda Ahmet Paşa.\n\nAhmet Paşa ki dayım, “Melek Ahmet” derlerdi\nHuzur-u Hümayûn’a beni çıkaran erdi.\n\nBeylerbeyi Murtaza Paşa ile Şam’daydım\nÇöllerin ortasında bir kızıl akşamdaydım.\n\nGül kokusu Hicaz’a aldı götürdü beni\nBir hırka silüeti Yemen’e sürdü beni.\n\nDöndüm dolaştım, sonra uğradım Kerbelâ’ya\nYükselen feryâtları duydum arş-ı âlâya…\n\n3.Diyâr-ı Acem\nBen ki: “Seyyâh-ı âlem, nedîm-i benî âdem, Evliyâ-yı bî-riyâyım.”\nDiyâr-ı Acem’den size ışıklar saçan yedi kandilli süreyyâyım… \n\nŞahlar ülkesindeyim, Kazvin’de, Tebriz’deyim\nHiç yabana benzemez sayın ki ben, Biz’deyim.\n\nHanları, hamamları, kervansaraylarıyla\nCamisi, mescidiyle, Muharrem aylarıyla…\n\nGüneşin yükseldiği yerdeyim, Horasan’da\nBurda kalplerde yaşar Hüseyin de, Hasan da.\n\n Leylâ ile Mecnûn’u resmeder musavvirler…\nNakkaşlar, müzehhipler, minyatürler, tasvirler…\n\nVe zil ve şal ve dahi endamlı rakkâseler\nTıpkı İstanbul gibi… Masallar, efsâneler…\n\nSabah erkenden kalkıp Melek Ahmet Paşa’yı\nUyandırdım uykudan, dedim: “Gidelim dayı! ”\n\nBaşladık gün doğmadan bir başka yolculuğa\nGönlümüzde İstanbul, dillerimizde dua…\n\n4.Son Arzum\nBen ki: ”Seyyâh-ı âlem, nedîm-i benî âdem, Evliyâ-yı bî-riyâyım”\n Dört asır önceki göklerden kürre-i arza inen ziyâ-yı bîpervâyım…\n\nYağmurlarda, rüzgârda, ayazda, kışta, karda\nTam kırk yıl at koşturdum bu bitmeyen yollarda.\n\nMekke’yi, Medine’yi, Kafkasları dolaştım\nAsya’dan Avrupa’ya binlerce mil yol aştım.\n\nYaş yetmişe dayandı, Mısır’dan dönüyordum\nYokladım ateşimi usulca, sönüyordum…\n\nYollardan bir yol çıktı karşıma uzun, ince\nGerçek yol bu, anladım; İstanbul’a gelince.\n\nÖyle bir yoldaydım ki çırılçıplak ve tektim\nNe paşa ne vezirle, kendimle gidecektim.\n\nCümle İstanbullular her nasılsa duymuşlar\nGötürüp el üstünde yol ağzına koymuşlar.\n\n İşte, o yol ağzına konduğum günden beri\nHâlâ kimseler bilmez çekip gittiğim yeri…\n\nBen ki: “Seyyâh-ı âlem, nedîm-i benî âdem, Evliyâ-yı bî-riyâyım.”\nŞimdi sizden ihlâsla Fâtihâ bekleyen bir fenâ-yı ehl-i inzivâyım…”\n\nAhmet KÖKEN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hem cennet,hem cehennem kadın.",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nHer derde de dermanda sensin \nHayatta güneşsin sen kadın \nSen hayatta canandır adın \nGönüllerde sultansın kadın. \n\nYazıldın erkek kaderine \nGirdin onun gönül bağına \nAldı seni bastı bağrına \nGönül seni Seviyor kadın. \n\nSeni kıskanır esen yelden \nEtkilenir o tatlı dilden \nErkek aşktır sana ezelden \nSeven kıymetini bil kadın. \n\nO gönül bahçesinde yerin \nYanmış durmuş o Kerem’lerin \nÇöle düşmüşte mecnunların \nYakar yandırırsın sen kadın. \n\nBitmez de sensiz hiç ömürler \nSenle biter bütün acılar \nSana sarılır hep yavrular \nHem cennet,hem cehennem kadın.\n\nHalil ÇOLAK 09.03.2010\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hem Ebed hem de Ezel",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nBugünkü zaman güzel,\nCuma mümine özel,\nBugünü ikram eden,\nHem Ebed hem de Ezel.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hem Kedi Hem Deli",
        "poet": "Nesrin Pekinsel",
        "poem": "\n\nDelilere her gün bayram,\nKedilere her gün Mart..\nDeli mi olsam, kedi mi olsam? \nHem kedi, hem deli olcam.. \n\n1 Mart 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hem Kadir hem de Cuma",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHem Kadir hem de Cuma \nDönüp baktım suçuma\nBoynum bükük olarak\nDiz çöktüm sorucuma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hem özlem hem çilesin",
        "poet": "Şaban Akdoğan",
        "poem": "\n\nHasret özlemimin adidir bilmesin\nSen bana hem özlem hem çilesin\nHasretimi yalnız sen bil sen tanı\ndünyaya güvenme geçici ve fani\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hem Sıkıntı Hem Hüzün",
        "poet": "Mihail Yuryeviç Lermontov",
        "poem": "\n\nHem sıkıntı hem hüzün ve yok el uzatacak kimse\n     İçinin daraldığı bu dakikalar...\nİstekler! ...Boşuna ve sonsuzca istemenin yararı ne? ...\n     Ve yıllar geçmede, en güzel yıllar! \n\nSevmek...fakat kimi? Değmez emeğine bir an için, \n     Ve yok olanağı sonsuz bir aşkın.\nKendi ruhunda da kalmamış izi geçmişin: \n     Yitirmiş anlamını sevinçlerin, acıların...\n\nTutkular mı? Gönlün o tatlı ağrısı da\n     Mantığın sözü önünde silinip gidecektir; \nVe yaşam, çevrene soğuk bir dikkatle baktığında\n     Boş ve aptalca bir şakadan başka nedir...\n\n(1840)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hem Öz Hemde Söz",
        "poet": "Mitat Osman Erengil",
        "poem": "\n\nÖzdeki güzellik sözde de olmalı\nBunlar beraberce gönüle dolmalı\nYapılamıyorsa bunlar eğer\nİşte kaybolmuştur bir çok değer\n\nÖzüm benim aynamdır\nSözüme ise herkes hayrandır\nÖz den gerisi seyrandır\nÖzü bilene hergün bayramdır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hem Yağdın Nisanda Hem de Sevgili! ! ! ! !",
        "poet": "Mehmet Eyüboğlu",
        "poem": "\n\nSevgilim,\nNisan yağmurum,\nLokomotif dumanına bulanmış gözlerin,\nSesin düdükten duyulmuyor\nVe karanlık bir sallantıyla gidiyorsun.\nGitme...\nSevgilim; \nHani  böyle terketmeyecektin beni,\nYanlız uçurumlarda sensizlikle yoğruluyorum,\nSessizce doğruluyorum,\nYavaş yavaş düşüyorsun kaldırım taşlarına...\nNisan yağmurum; \nDeltasını kaybetmiş hırçın bir ırmak gibi geldin,\nÜrkek bir nisan yağmuru gibi gidiyorsun.\nVe giderken,\nHer nefesimde başıma düşüyor damlaların.\nEn son nefesini de bugün düşürdün\nGittin! \nGüle güle git...\nSevgilim,\nNisan yağmurum,\nVallahi,\nSen benim başıma gelebilecek en güzel şeydin! ! ! ! !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hem seni aradım hem de kendimi",
        "poet": "Orhan Özçelik",
        "poem": "\n\nEfkarım dolup da taştığı zaman,\nGözümden yaşlarım aktığı zaman.\nYüreğim kendinden geçtiği zaman,\nHem seni aradım hem de kendimi.\n\nYağmurun doluya döndüğü zaman,\nGüneşin gönlüme vurduğu zaman.\nUzakta hayalin durduğu zaman,\nHem seni aradım hem de kendimi.\n\nSevdalar hep bana estiği zaman,\nNeşeli günlerim bittiği zaman.\nAnılar kuş olup gittiği zaman,\nHem seni aradım hem de kendimi.\n\nBaharda çiçekler açtığı zaman,\nAşıklar el ele gezdiği zaman.\nGözlerim boşluğa daldığı zaman,\nHem seni aradım hem de kendimi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hemen Damgayı Vururlar...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nHemen damgayı vururlar, anlamadan dinlemeden,\nMehmetler şehit olur be şehit, ah edip, inlemeden,\nBaşımın tacı vatan için çalışan durup dinlenmeden,\nHemen damgayı vururlar, anlamadan dinlemeden.\n\nKim bir canlıyı yakarsa, alçakların en, en alçağıdır,\nBu vatan bizimse dökülen kanlar bizim kanımızdır,\nÂli Peygamber buyuruyor vatan sevgisi imanımdır,\nHemen damgayı vururlar, anlamadan dinlemeden....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hemen Yarın",
        "poet": "Mahmut Koray Biber",
        "poem": "\n\nturuncu bir günde \nbir öğle vakti \ndağlardan inerken bileklerimize güneş ışığı\nbaşımıza ıslak tülbent bağlayacağız\ntaprağı avuçlayacağız\nsuyu avuçlayacağız\navcumuzda kalan ne varsa \n                                           cebimize,\npedal çevireceğiz yeşil bir tepeden aşağı\n\nyeşil tepeler bizim, \navcumuzda ne varsa \nve ne yoksa bizim\naşk bizim\n\nve yaşadığımız için derin nefes alacağız,\nturuncu bir günde \nbir öğle vakti \ndağlardan inerken ellerimize güneş ışığı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hem zalimdir hem bel'am.",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nAllahın dini İslam,\nKurandır Haktan kelam,\nKim ki istismar eder,\nHem zalimdir hem bel'am.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hemen gidersin!",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\n“Seni iyi tanırım! ”\n\nSebebini sorma, cevap veremem\nSenden başkasını, inan sevemem\nSeni bırakıp da, bir an gidemem\nGidemem sevgilim, bir an gidemem! \n\nSevgilim tek sensin, hayat verensin\nSevda ne demektir, bunu bilensin\nBirazcık sevmezsem, hemen gidersin\nGidersin güzelim, hemen gidersin! \n\nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hemşehrimiz, Şair-Akademisyen Osman Gökçe",
        "poet": "Mehmet Gözükara",
        "poem": "\n\nÖmer Hakan Özalp’le birlikte iki cilt halinde neşrettiğimiz Elbistan Ağıtları Her Göz Yaşı Aynı Renk adlı çalışmamızda yer alan, Elbistan’ın Akveren köyünden Süleyman Dal’a ait “Kerim ile Ali” başlıklı ağıtta bahsi geçen Ali’nin Osman Bey’in abisi olduğunu “Tombak’a bir ağıt düştü” başlıklı yazısıyla tanımıştım Osman Gökçe’yi. \n“Türküleri dinlemeye ve anlamaya başladığım yaştan beri şiirle ilgilenirim. Anamın dörtlüklerini, babamın ağıtlarını defterime yazdığım zamandan beri de şiir derlerim kendimce. Bir ömür gibi uzun bir zaman dilimine yayılmış bir süreçte, sevdiğim ve beğendiğim şiirleri yazdım okul defterime. Böylece, hiçbir iddiası olmayan ve yalnızca yaşamımın çeşitli dilimlerinde okuduğum ve sevdiğim şiirleri içeren bir şiir seçkisi oluştu. Bu şiirleri sizlerle paylaşmak istedim. Olanak bulup okuyabilirseniz beğeneceğinizi umuyorum.”  sözlerini (http://www.osmangokce.com)  sitesinden okuduğum Osman Hocam’ın Berit’ten Beri isimli kitabını elime alarak bir çırpıda okuyuverdim.\nİnsanı gönül sıcaklığıyla karşılayan, aradaki mesafelere inat memleketinden kopamayan, gurbette sılasını yaşayan, 70’ li yaşlara gelmesine rağmen gençlik yıllarının peşinde koşarken sesi rüzgara karışan, hayatın telaşesi içerisinde farkına varamadığı ayrıntıları, elimden tutarak gezdiren bir şairin samimiyeti beni adeta içerisine çekmişti.\n“Gün batımı” isimli şiirinde; \nSonbahar yaprakları sarı sarı\nSallanır durur dalda\nDüştüm düşecek.\nSonbahar yaprakları kızılımsı, kavruk\nBir yokluğa göçtüm göçecek\ndiyen Gökçe, iç dünyasıyla benzeştirdiği sonbaharı bakın bir altta nasıl kendileştiriyor:\n Yüreğim bir sonbahar yaprağı,\nRengini özleminden alan.\nYüreğimin koptu bağı,\nDüştüm düşecek.\nBir gün batımı kızıllığında yüreğim,\nUfukta, taa uzaklarda,\nTüm kızıllığıyla bu dünyadan göçtüm göçecek.\nŞair; yüreğini bir sonbahar yaprağına benzetirken, rengini özleminden aldığını ve bunun yürek bağını koparacak kadar çetin bir hal olduğunu, daldan düşmesi için küçücük bir esintinin bile yeteceğini okuyucularının kulağına fısıldamaktan çekinmemektedir.\n“Bir gün batımı kızıllığında yüreğim”; \nBu satırda; ömrünün ikindi vaktini geçtiği hakikatinden hareketle, “Ufukta, taa uzaklarda / Tüm kızıllığıyla bu dünyadan göçtüm göçecek” seslendirmesiyle, içinde bulunduğu şartların güçlüğünü aşacak imkan bulunmamasından dolayı, gün batımı kızıllığındaki yüreğinin akıbetini haber vermektedir.\nGökçe’nin gönül dünyasında Ericek’le Berit’in ayrı bir yeri vardır. Çocukluk ve gençlik yıllarının geçtiği köyde gün ışımasıyla başlayan sabahı “Sabah” şiirinde anlatırken bakın nelere dikkat çekiyor? “En çok sabahı sevdim ben” diye başlayan şiirde, köy yerinde başlayan bir sabahı okuyucusuna nasıl da yaşatıyor? .. “İnek sağmaya ahıra giden/ Ezgilerini anamın/Karanlık gecelerdeki/Aydınlık düşlerini bacılarımın/Gürül gürül Kur’ân okuyan seherde/Babamın sesini/Yüzümü okşayan/Uykulu nefesini/Can yoldaşımın/Ve tazecik bir gelin gibi/Sevdim sabahı” derken, köyde sabahleyin başlayan telaşın ipuçlarını veren beş bölümlük şiirin burada bir bölümü örneklendirilmiştir.\nŞair, aynı zamanda iyi bir tahlilcidir de…\n“Yaşlılar” şiirinde “Hep yavaş yavaş yürür yaşlılar/Yolları tükenecekmiş gibi/Ecele ayak sürür yaşlılar/Sanki hiç gitmeyecekmiş gibi” der.\nİhtiyarların yavaş yürümesini kendi iç dünyasında muhasebe eder. Yürüyecek yolu tükenenlerin elde edecekleri bir şeylerinin kalmayacağını ve beklentilerinin sona ereceğini söz arasına serpiştirir. Tedbirin takdiri bozamayacağına inanan şair, akıbeti ölüm olan her canlının ona doğru yol aldığını ve zamanın her adımda biraz daha daraldığını aklederek olayı daha da anlaşılır hale büründürür.\n“Bir tutam kekik gibi koktun burnuma/Bir tutam sarı savruk Berit Dağı’ndan/Ellerimle derdiğim bir tutam baytaran/Tek yadigâr kalan sevda çağımdan” satırları, şairin gençlik çağlarında sevdalandığı döneme taşır okuyucusunu…\nGökçe; insanın bir sebeple savrulduğu gerçeğini kabul etse de, gönül dünyasında taşıdığı hatıralara sık sık yaslandığını da gizleyemez.\n“Kapı bir komşu oldular kayboldular bir amansız boşlukta/Yarım kaldı dudaklarında ten değmemiş öpüşleri/ Bir daha kapı bir komşu olamadılar/Kimi görseler kapı bir komşu, hüzünlendiler/Hüzünle kapı bir komşu yaşadılar/Kimse farkında olmadı.” Kimse farkında olmasa da, şair, yaşadığı hayatı anlamlı kılan etkenlerin ruh olarak farkındadır.\nYapmacık, ısmarlama ve taklide karşıdır şair. “Sevgililer günü” isimli şiirinde “Bugün 14 Şubat/Bugün sevgililer günü/Serbest piyasa bugünü de pazarda/Sevgiler alınır, sevgiler satılır, haraç mezat” der.\nŞair bilir ki, sevgiye rakam karıştı mı büyü bozulur. Sevginin matematikle işi olmaz. Uyanık adamların, samimi insanlar üzerine hesap yapmak ve her günü bir şeyle denklemek suretiyle kasalarını ve keselerini şişirdiklerini gün yüzüne çıkarır.\nOsman Gökçe’nin şiirlerinde, bulutlar yere iner, gökler avuçlarının içindedir, mum yakar yıldızlar, güneş meşale gibi tutulur; fakat şair bunca veriye rağmen önünü göremez.\nGökçe’nin ol dediği yerde olmaktadır her şey, masal kahramanına inat. Hızından uzaklık kavramının kalmadığı ayrı gezegenlerdedir ayakları. Ama bir türlü ulaşması gereken sevgiliye ulaşamaz…\nSayın Gökçe’ye sağlıklı bir ömür dilerken, nice güzel çalışmalara imza atması temennisiyle Berit’ten Beri isimli kitabının 57. sayfasındaki şiirin tamamını siz okuyucularımla paylaşarak yazımı Gökçe’nin kendi yürek sesiyle tamamlamak istiyorum:\n\nYitirdiğim Sevgili\nBir sevgilim vardı yeşil giyerdi\nNe ben öksüz idim ne de o yetim\nGölgesi gönlümün güldüğü yerde\nŞimdi ne neşem var ne saadetim\n\nBir sevgilim vardı Gülgü adında\nGülgüne dönmüştü gül kanadında\nSevdalı kalbimi yaraladın da\nKanla doldu yılım, günüm, saatim\n\nBir sevgilim vardı ülkelerinde\nHerkes mesut diye her şey yerli yerinde\nAy aciz kalırdı çehrelerinde\nBahtıma nur olan güne hasretim.\n\nProf. Dr. Osman Gökçe’nin kısa özgeçmişi \nKahramanmaraş, Göksun, Ericek doğumludur (1940) . 1964 yılında İ. Ü. Orman Fakültesi’ni bitirmiş, E. Ü. Ziraat Fakültesi Tarım İşletmeciliği Anabilim Dalı’nda doktora yapmış (1978)  ve aynı alanda doçent (1989)  ve profesör (1996)  unvanlarını almıştır. Temmuz 2007’de yaş sınırından emekli olmuştur.\nLisans eğitimini ve arkasından askerliğini yapan (1965-67)  Gökçe, 18 yıl süre ile Orman Bakanlığı emrinde araştırma mühendisi, uzman, başuzman ve araştırma bölge müdürü olarak çalıştıktan sonra 1987’de üniversiteye ve akademik yaşama geçmiştir. Akademik çalışmaları kırsal sosyoloji, tarım-orman ve  tarım-çevre ilişkileri alanlarında yoğunlaşmıştır.\nBasılmış 9 kitabı, 63 makalesi ve 54 bildirisi bulunmaktadır. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarından başlayarak ilgi duyduğu ve yazdığı şiirlerinin bir kısmı Berit’ten Beri (Mart 2007) , Esendere Akardı (2009)  ve Döndü Kızlar (Ocak 2012)  isimlerini taşıyan şiir kitaplarında toplanmıştır. Berit’in Gözyaşları Anılar ve Ağıtlar (2010)  adında bir de anı kitabı basılmıştır.\nEvli ve iki çocuklu babası olan Gökçe, İzmir’de yaşamaktadır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hemen Elini Yıka",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHer sorunun altından, çıkmakta Amerika,\nHerkese bir sözüm var, onunla yapma toka,\nEğer toka yaptıysan, hemen elini yıka\nToka diye kolunu, bedeninden koparır,\nBir şey yapmamış gibi, parsaları kotarır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hemingway'in Bir Hikayesinden Çağrışımlarla",
        "poet": "Ataol Behramoğlu",
        "poem": "\n\nKadın ve adam oturuyorlardı\nUzakta beyaz dağlar vardı\nGara girmek üzereyken Barselona-Madrid treni\n\nKadın üzgündü, üzgündü, üzgündü\nAdam düşündü, düşündü, düşündü\nAşkımız bitmesin isterim d....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hemşerilerime",
        "poet": "Agah Kılınçlı",
        "poem": "\n\nHerfene etmişiz buyurun gelin,\nGönülden birleşin el ele  verin,\nBizlerde hakkıvar bu güzel yerin,\nBayburdumda çiçek açak dal verek.\n\nHerzaman hüzünle yazmam yazıyı,\nYayla yayla çoğaltalım kuzuyu,\nYavaş yavaş diriltelim maziyi,\nBayburdumda çiçek açak dal verek.\n\nHavası ilaçtır,suyusa çare,\nKalmayın gurbette yanlız biçare,\nYaz bahar ayında gelin bir hele\nBayburdumda çiçek açak dal verek.\n\nYayla bizde,ova bizde,bel bizde,\nSümek bizde,emek bizde,tel bizde,\nÜretecek zeka bizde el bizde,\nBayburdumda çiçek açak dal verek.\n\nÇağrımı dinleyin gelinburaya,\nHepimiz hizmeti edek sılaya,\nYarışak birlikte  girek sılaya,\nBayburdumda çiçek açak dal verek.\n\nEvliya diyarı yiğit harmanı,\nElimizde budertlerin dermanı,\nYaraya merhemi çalma zamanı,\nBayburdumda çiçek açak dal verek.\n\nDeli gönül coşup coşup akıyor,\nSevda mekanında sabır dokuyor,\nTezgahda nakışı beni yakıyor,\nBayburdumda çiçek açak dal verek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hemi erkek hemi kadın sevdiğim",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nHEMİ ERKEK HEMİ KADIN SEVDİĞİM\n06.02.1982    Cumartesi\n\nBen askerim baba olur yavruma\nHemi erkek hemi kadın sevdiğim\nÇektiği zahmetler gitti ağrıma\nHemi erkek hemi kadın sevdiğim\n\nNe yapayım böyleyimiş yazımız\nBabanın yolunda kaldı gözünüz\nHemi ana hemi baba diyor kuzumuz\nHemi erkek hemi kadın sevdiğim\n\nBaba oldu kışlık gönderdi bana\nDaha ne diyeyim sevdiğim sana\nÇok acı çektirme o şirin cana\nHemi erkek hemi kadın sevdiğim\n\nHüseyin'im hasret kaldım yarime\nDağlar dayanamaz ahu zarime\nDayanmaz sevdiğim kış soğuklarına\nHemi erkek hemi kadın sevdiğim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hemşerim",
        "poet": "Fethi Taşkın",
        "poem": "\n\nGel Hemşerim şurada konuşsak hele,\nGönül Eğlendirsek Onluk dem ile \nYakında alırsın Tezkere bile \nKim teselli verir bize hemşerim...\n\nBen Maraşlı Şu Edirne Şu Karslı,\nŞu Erzurum, Şu Giresun  Sivas ’lı,\nSöyle gardaş neden gözlerin yaşlı,\nDoğuda bir, batıda bir hemşerim....\n\n\nGüneş Doğar Alem dağı üstüne,\nAlışırsın koğuş kalk kalk sesine\nKurban olsam bakır karavanasına,\nTatlıdan tatlıdır aşı hemşerim...\n\nBak kışladan memlekete dönünce\nİnsan yaşar, Vatanını sevince,\nBen siperde sen hedef gösterince,\nDağları Titretir gücüm hemşerim.\n\n\nK.Maraşlı Fethi’nin sözü,\nDoğrudan yanadır, vatandır özü,\nMilletçe severiz “ Mehmet’imizi \nDoğuştan  askerdir soyum hemşerim.\n\n\n1979 Alemdağı-İstanbul\nFethi TAŞKIN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hemşirem",
        "poet": "Yıldırım Öğretmen",
        "poem": "\n\nHEMŞİREM \n\nBeyaz önlük beyaz kepi \nKoşar terapi terapi \nBakar hasta sinir küpü \nGülerken solar hemşirem\n\nAcil hızır ünitesi \nDurmaz çalar siren sesi \nHasta ile aynı hissi \nYürekten  duyar  hemşirem\n\nSel deprem yangın zelzele \nSormaz ırk mezhep dinin ne \nEnkazdan çıkınca bebe \nMazide yanar hemşirem \n\nSözün bittiği noktada \nKaza, kavğa her vakkada \nAnadolu, Trakyada\nSevgiden pınar hemşirem \n\nİlkesidir hümanizim \nRehberidir Kemalizim \nDosta, düşmana son sözüm \nUlu bir çınar hemşirem\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hemşin Horonu",
        "poet": "Bahattin Karagöz",
        "poem": "\n\nHor onu...\n Türk'e özgü değerdir,\n  Hiç görmeyin hor onu! ...\n  Rizeli'm, her bir yerde\n  Oynar Hemşin Horonu! \n              Şen olsun Karadeniz,\n              Şan olsun ülkemize! \n              Hep el ele veriniz,\n              Ayağa kalksın Rize! \n              Yurdu sarssın dalgası,\n              Uysun horon halkası\n              Tulum-kemençemize! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hemû hestên min ji bo te diherikîn",
        "poet": "Ömer Dilsöz",
        "poem": "\n\nZaroktiyê min gelek meraq dikir ka li pişt çiyan çi heye…\n\nJi nav deman derketibûm, ji nişka ve di navbera xîçikeke zirav a hizr û ramanan de gihîştibûm zaroktiya xwe. Gava ku ez hêj zarok bûm her dem keserek di dilê min de hebû, difikirîm; gelo li pişt van çiyan çi heye? Lê ev kesera xwe her dem min di dilê xwe de veşartibû. Gelek caran ji mezinan bihîstibû ku li pişt van çiyan hinek çiyayên dîtir hene û li pişt wan hinekên dîtir; li pişt wan jî mirov dijîn. Min ew mirov gelek meraq kiribûn. \n….\nLê dem û dewrana dinyayê ez mezin kiribûm; çawa ez ew qas zû mezin bûbûm ez qet pê nehesiyabûm. Lê êdî ez derketibûm pişta çiyayan û l inik mirovên dîtir ewên ku di zaroktiya xwe de min gelek meraq dikirin. Min berê ew mirovên bajarên mezin di hişê xwe de gelek cuda hesibandibûn; min li pêşberî wan ji xwe şerm dikir. Gava ku wan tiştek ji min bipirsiya zimanê min bigirê dihat û ez gelale diaxivîm. Min ew li ber çavên xwe gelek mezin kiribûn û min dixwest ku ez jî wekî wan bim. Min gelekî çavdaniya wan dikir.\n\nPiştî salan min dê tu jî yek ji wan bajarên dûr binasiyayî. Nizanim çawa, lê dê dilê min li ser gezinga evîna te bihata gestin û minê gelek ji te hez kiriba. Lê belê minê tu caran ev yek ji te re negota. Wekî zaroktiya xwe minê tenê keserên xwe ji xwe veşartina û belkî jî ezê li benda demeke ku ez jî nizanim kengî ye rawestima. Rawestiyaneke dûvedirêj a ku dê her roj êşeke dîtir li ser kovanên min binijinta. Lê belkî jî germahiya te, awirên yên geş û kenê te yê şirîn bes bû ji bo min. Ez bi herhal gelekî kêfxweş dibûm. Min her roj ji xwe re duaya, ‘Baş e ku tu heyî’ dikir lê di rastiyê de tiştek nediguherî. Dê rojek bihata û tuyê jî li pêş çavên min mîna kefa sabûnê ji nava destê min bişemitiya û biçûya. A herî dilsoj jî minê nikaribûya tiştek bikira.    \n\nJixwe her tişt wê rojê eşkere bûbû. Wê roja germ. Ew roja ku ez û tu bêdeng li wê parka veder, li bin sîbera bîşengekê, li rexê birka avê rûniştibûn. Min hes dikir ku dê hinek tişt rûbidin. Ji ber ku wê rojê gotinên te gelekî sist bûn. Min seh dikir ku tu jî dê biçûya. Ev jî dê bûya dawiya jiyana min. Tirs û metirsîneke nediyar ruhê min pêçabû. Ramanên min di nava hev de dihatin û diçûn. Lê min nedikarî te rawestînim jî. Ji ber ku te biryara xwe dabû, erê, tuyê biçûya û ezê jî bi tenê mabûma. \n\nHingê îfadeya dudiliyê li ser rûyê te diyar bûbû. Heçko te dixwest gelek tişt bigotina lê van tiştan dê biryara te neguhartiba. Tu wekî pelê li ber weşiyanê bi tayê xwe ve dileqiyayî û piştî demeke kin dê ji darê weşiyayî. Lê ma ew qas hêsan bû çûyîn? Ma ew qas bû her tişt, ku dê bi gotinekê bihata qedandin? Nizanim. Min qet nedizanî ka li ser dilistana te kîjan ba û bager diveziyan. Min qet nedizanî ka di nava hişê te de kîjan hizr û raman hebûn… Lê çûyîna te ya bê wext û bê sedem ji bo min gelekî dijwar bû. Qey dê roja min bêyî dîtina çavên te yên geş dest pê bikira? Qey dê êdî min tu nedîtibûya? \n\nHê jî tu bêdeng bûyî û em di ber hev re dimeşiyan ber bi qonaxeke nediyar ve. Tavê êdî bi giranî tîna xwe şikandibû. Bayekî gemore dihat. Ji germa erd disincirî. Meha Tebaxê bû. Li wî bajarê navdar ê ku em gihandibûn hev êvareke dîtir hêdî hêdî xwe berdida ser jîngehê. Em bêdeng dimeşiyan. Carina min dikir li rûyê te binêriya lê te berê xwe nedida min. Tenê te li beriya xwe dinêrî û tevî hizrên kûr hêdî hêdî dimeşiyayî. Heke te li rûyê min binêriya, heke çavên min li nav çavên te biketa minê her tişt fêm bikira. Te jî ev dizanî, lewma jî tu ji min, nemaze ji çavên min ditirsiyayî. Kengî min li nav çavên te binêriya te her dem awirên xwe dişkandin û te di ber xwe de dinêrî. Tu ditirsiyayî ku ez ji te hez bikim lê ji aliyekî ve jî tu ji min bêhtir hewcedarî hezkirinekê bûyî. \n\nHingê hemû hestên min ji bo te diherikîn. Lê hestên te belav bûn. Tu, ‘marî gestî ji werîs ditirsiyayî’ û ev tirsa te dibû sedema revaneyê. Tu ji hezkirinê ditirsiyayî û jê direviyayî lê gava ku te li nav çavên min dinêrî jî hestên te yên pêçaftî radiperiyan. Nizanim qey dilê te bi min dişewitî? Lê ev nebû. Ev dê nebûya. Ji ber ku evîn divê ne ji minetê bûya. Ne ji dilşewatiyê bûya. Ne jî em hêlînên revaneyên hev bûna… Na. Divê me hestên xwe ji hev re zelal bikirana… Lê, tu diçûyî. Tu li ser çûyînê bûyî. Minê tu caran ev hestên xwe ji te re venegotina. Belkî te jî nedixwest ku min vegotina. Heye ku ji bo me herduyan jî ya herî durist ev bûya? Kê dizanî… \n\nEz gelekî hînî te bûbûm. Dilê min yekem car bû ev qas germ bûbû. Yekem car bû ku min dixwest bawer bikira ku dosteke min hebû. Bila xweşdivî jî nebûya, dostanî jî min diviya. Lê te behsa çûyînê dikir… Tu dê biçûya ji ber ku te hêj nedîtibû ka li pişt çiyayan çi heye. Hêj tu dê lê bigeriyayî. Li pişt çiyan. Hêj jî te dê berê xwe bida asoyên bi mijîn û te dê xopana dilê xwe li ber tîrojka asoyên nû vedaya. Tu dê hê jî li pêjna hundirê xwe bigeriyayî. Lê min ew dîtibû êdî. Êdî ez gihîştibûm pişta çiyayan û min ew raz vedîtibû di kûrahiya çavên te yên reş de. Êdî ez li pişta çiyayan bûm. \n\nHingê ez bi gelek tiştan hesiyabûm; bi jiyan, man, viyan û hezkirinê. Ez têgihîştibûm ka ji ber çi mirov ji bo hezkirinekê hin dişewite. Germahî. Wekî şîrê germ ê spêdeyeke hûnik a zozanan. Wekî bayekî hûnik ê kelegerma germistanan. Ji ber ku gava min li çavên te yên geş dinêrî rajena min diperpitî, lerzîn dikete piyê min. Gava ku min li çavên te yên watekûr dinêrî ez tê de winda dibûm û hişê min ji serê min diçû. Gava ku min li çavên te yên reş dinêrî hemû razên li pişt çiyayan li ber min aşîna dibûn û ez diketim nav aramiyeke bêdawî. Min li nik te ji xwe bawer dikir. Min li nik te ji jiyanê hez dikir. Min li nik te ji xwe hez dikir. Min li nik te xem û kulên cîhanê tev ji bîr dikir. Li nik te dem tunebû; saet çawa diherikîn ez pê nedihesiyam. Ji ber ku min ji te hez dikir lê minê ev hestên xwe tu caran ji te re negota. Ji ber ku tu li ser çûyînê bûyî… Tu diçûyî! ... Tu dê biçûya û ezê jî bimirima! …\n\n                                          Êdî min qet meraq nedikir ka li pişt çiyayan çi heye! \n\n15_Tebax_2004/ Amed\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hemşiire",
        "poet": "Salman Cigdem",
        "poem": "\n\nBu yaralar evlilik şaşkınlığının yaralarıdır\nSar sar sarabilirsen şu yaralarımı kanı durdur\nBu yol belki yolların sonuncusudur\nSığmıyor bu beden bu parmaklıklara hemşire\n\nBakma bana alay eder gibi yüreğimi delercesine\nOy hemşire,mesleğine kurban \nSanki yüz kiloluk bir çuvalı elli kiloluk teraziye koyargibi\nTartmıyor bu terazi benide senide ey hemşiire\n\nDağına dargın bulutlar gibiyiz bir küskün bir barışık\nSessizliğe inat gürültücüler gibiyiz bir bağırış bir çığlık\nYeter artık yeter kess sesini bitsin gereksiz çığlık\nBak hemşirede bize bakıyor alık alık\nEvlilik şaşkınlığı var üzerimde hemşire\nBana öyle bakma.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hemsiyah",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nHayatın dağı deresi olduğu ıspatla\nGözünün uğrunda duruyordu üstünde yaşadığı\nVe küçük yalpalanmaları vardı hayatın\nSırtı kendini taşıyabilecek insanların ancak\nŞiddetine ve sarsıntısına dayanabileceği\nDümdüz ve sövüşkün ölüşmek değildi\nYaşamdan maksat gelip gitmek\nYakın sevgileri vardı yaşamın beyaz..mor\n...hem siyah..\nRahat\nGüvençli\nSevinçli...\nToprağı geniş ve toz toprak içinde bağışıklığını harman ederek\nİnsan gerektir ki bütün cesaretiyle yarına bakacak kadar\nUfkunda ve ortasında olaydı günün\nHemen kendi damarından yoklayan kalbin\nİnsan o insan olup\nNe kadar candan öte can olduğunu\nHemen oracıkta bileydi\n\nSeyfi Karaca.........Kasım / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hemşin’un Köylerinde",
        "poet": "Adem İmdat Kesici",
        "poem": "\n\nHemşin’un köylerinde sira sira konaklar,\nSevenler sevdasini hep yüreğinde saklar.\n\nEy gidi Üskürt Daği! verdun bana meraği,\nHiç çikmayi aklumdan yarumun ağlamaği.\n\nHemşinliyim Hemşinli, daha ne diyeceğum? \nAyder’un düzlerinde yâri bekliyeceğum.\n\nBaşinde var puşisi, kuşaği da beline,\nYandi yüreğum yandi, Hemşin’un güzeline.\n\n(Rize Ağzı, Şivesi ve Aksanı İle Yazılmıştır)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hena için ayrılık şiirleri (Başlarken)",
        "poet": "Tuğrul Keskin",
        "poem": "\n\n1./\ngelişin ne zamandı diyesim bir aşk vakti\nkorsan şarkılar yüzünü şarapla yıkarken\ngüneş mi doğacaktı neredeydi akdeniz\ntuzunda ömrümüzün kavrulacağı su\n\nanlattıkça savrulan\naklımın ayrıntısında gezdirdiğim\nsarsak ve kanatan bir aşk olsun\naşk olsun görünsün hiç çıkmadığım yolculuklar\n\niki gözümün biri sende kalsın Hena\nbiri görmesin senden başka yeryüzünü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hemzemin Geçitlerde Donar Umutlar",
        "poet": "İbrahim Eryiğit",
        "poem": "\n\nHemzemin Geçitte Donar Umutlar\n\nHayatın ulanmayan yanıdır tren vagonları                                                                                                   \nBirlikte yol alsalar da aynı hat boyunca\nBirer adadır her biri kendi çapında\nYüzerler raylarda yalnızlıkları kovalarcasına\n\nHemzemin geçit giyotin halidir trenin\nNedense durur araba geçitte\nMakinistin bilindik çaresizliği sarar vagonları\nÖlümün kader haline bürünme çabası çınlar havada\n\nRutin olarak yer alır haber bültenlerinde\nSoyadlarının çoğu aynıdır dağlar  yürekleri\nArabaların tabuta dönüştüğü umut aralığında\nÇalıştı çalışacak ikilemi umudun ölüm halidir\n\nTünel nasıl yalnızlık  geçidiyse trenin\nÖlümün mahşer provasıdır hemzemin\n\n\n\n\n\nŞiirden bağımsız önemli not: Zaman zaman medyada izleriz veya tanık oluruz,filan ilde hemzemin geçitte tren arabaya çarptı,şu kadar ölü,şu kadar yaralı,maddi hasar da cabası.Bu tür haberleri izleyenler,araba sürücüsünün aptallığına  şaşırırlar,’koca treni görmedi mi? ’ şeklinde  de soru sorarlar ölü ve yaralılar için üzülürken.Ve nedense hiçbir yetkili de çıkıp,bilimsel açıklama yapmaz nedense.Veya yapılan açıklamalar çok basittir.25 Nisan 2006 Radikal Gazetesinin haberini örnek olarak veriyorum burada: \n\nHemzemin geçit faciası: Beş ölü \nTarlada çalışan kadın işçileri taşıyan kamyonetin sürücüsü, hemzemin geçitte beklemeyip trenden önce geçmeye çalışınca faciaya neden oldu. Beş kadın öldü, 11 kişi ağır yaralı \n\nİZMİR/ANKARA - Kasasında kadın işçileri taşıyan kamyonetin sürücüsü demiryolunu hemzemin geçitte karşılaştığı banliyö treninden önce geçebileceğini sanınca facia yaşandı. Trenin çarptığı kamyonetteki kadınlardan beşi yaşamını yitirdi, 11'i ağır yaralandı. TCDD 3. Bölge Müdürü Sebahattin Eriş, 'Sürücüler, trenlerin durma hızını ayarlayamıyor' derken, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ise 'Bu tip kazalar vatandaşların sabırsızlık gösterip, yola dalması sonucu gerçekleşiyor' diye konuştu. \nİzmir'de Menemen Ovası'na gidecek kadın tarım işçilerini kamyonetinin kasasında taşıyan 50 yaşındaki Salih Tozduman, saat 07.40 sıralarında Koyuldere beldesindeki hemzemin geçide geldi. Aliağa-Çiğli seferini yapan banliyö treni de bu sırada geçide yaklaştı. Trenden önce geçeceğini düşünen Tozduman gaza bastı. Ancak tren kamyonetin kasasının sağ arka bölümüne çarptı. Kamyonet olduğu yerde dönerken, kasadaki işçiler çevreye savruldu. Başmakinist İbrahim Karaer ve yardımcısı Mevlüt Ekşi, treni kaza yerine 100 metre uzaklıkta durdurabildi. İşçilerden 25 yaşındaki Farika Karakaya, 45 yaşındaki Melike Kubay, 18 yaşındaki Güler Etik, 22 yaşındaki Funda Urcu, 42 yaşındaki Firdevs Yıldız olay yerinde hayatını kaybetti. Yaralanan 11 işçi ise Menemen ve İzmir'deki hastanelerde tedavi altına alındı. Kazadan yara almadan kurtulan kamyonetin sürücüsü Salih Tozduman gözaltına alındı. \nTCDD 3. Bölge Müdürü Sebahattin Eriş, bölgede 2005 yılında 250 hemzemin geçidi kapattıklarını belirterek, '400 metrede bir geçit var. Yaptığımız çalışmalarla otomatik bariyer yerleştiriyoruz. Bugüne kadar 60 geçitte bu çalışmayı tamamladık. Demiryollarındaki durma mesafesi karayollarındakinden dört-beş kat fazla. Sürücüler, trenlerin durma hızını ayarlayamıyor. Bir de geçit üzerinde heyecandan aracı stop ettirenler oluyor' dedi. \nYıldırım: Öncelik trenin \nUlaştırma Bakanı Binali Yıldırım ise kazayı değerlendirirken şöyle konuştu: 'Bu tip kazalar, kontrolsüz geçişlerin usulsüz, habersiz açılması ya da kontrollü geçiş dahi olsa, vatandaşların sabırsızlık gösterip yola dalmasıyla oluyor. 'Tren, kamyona çarptı' deniliyor. Halbuki, hemzemin geçitlerde ister kontrollü, ister kontrolsüz olsun öncelik trenindir. Vatandaşlar demiryollarındaki uygun geçide gitmek yerine, kendilerine yakın yerlerden geçmeye çalışıyor. Tekeri takılıyor, arabası stop ediyor.' (Radikal, dha) \n    Yapılan açıklamalar görüldüğü gibi çok basit.Burada şunun altını önemle çizmek istiyorum.Bu açıklamaları sadece bu dönemdeki yetkililer değil,neredeyse tren ve tren yolu tarihindeki tüm yetkililer yapmıştır. Oysa durum çok farklıdır.Şöyle ki,trenler sonuçta demir  ve çelik karışımından imal edildiklerinden,tekerleklerinin yine demir raylara sürtünmesinden dolayı yüksek dozda mıknatıslanma alanı  oluşturular.Bu magnetik alanın etkisi yaklaşık 2 km dir.Trenlerin kontrolsüz hemzemin geçitlere yaklaşırken düdük çalmaları boşa değildir o yüzden.Treni çok uzakta gören veya duyan  motorlu taşıt sürücüleri,tren gelinceye kadar çoktan geçeceğini sanarak kontrolsüz hemzemin geçitten geçmeye çalışır.Ancak oluşan magnetik alan, taşıtların motorlarını durdurur.Motorlu taşıt sürücüsü, ha çalıştı,çalışacak derken motorun asla çalışamayacağını düşünemez,her seferinde umutla çevirir arabanın kontağını..  Yani, motorlu taşıtın  motorunun  stop etmesi  heyecandan değil,oluşan  çok kuvvetli magnetik alandan kaynaklanmaktadır. Aslında  bu durumda uygulanacak yöntem çok kolaydır: Hemzemin geçite girmeden önce durup,trenin gelip gelmediğinden iyice emin olmak ve ondan sonra geçmek. Diyelim ki hemzemin geçitte araç durdu.Burada da yapılacak iki şey var:1) Araçta  yeterli sayıda ve kuvvette insan varsa araçtan inip, aracı iterek geçitten uzaklaştırmak. 2)   Az  sayıda insan  varsa araçtan  hızlıca inip, tren yolundan ayrılıp,trenin araca nasıl çarptığını izlemek! Ancak bu felaket tamamen karayolu aracının sürücüsünün suçudur,bunun için TCDD’yi suçlamak insafsızlıktır. Sonuçta meydana gelen kaza tren kazası olmayıp,aslında trafik kazasıdır. Asıl ölüm ve yaralanma olayı karayolu aracında olmasına rağmen,ne hikmetse tren kazası olarak görülür ve,  meydana gelen ölüm ve yaralanmalar istatistiklerde demiryollarına maledilir. Medyada bu tarz kazalar, tren kazası olarak verildiğinden,insanların trenden soğutulması sağlanmaktadır.Oysa  trenle  yolculuk yapmak,kara taşıtlarıyla yolculuk yapmaktan  daha güvenlidir. Dahası,trende yolculuk yapan insan her anlamda özgürdür,kara taşıtıyla  yolculuk yapan insana göre.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hena için ayrılık şiirleri (gana'dan geçerken)",
        "poet": "Tuğrul Keskin",
        "poem": "\n\n.......\n3./\nyalnız uyuyanların düşlerini getirdim\nellerinde düş çoğaltanların hüznünü\n\noğullarının cesedi üzerinde ağlıyor annem, akdeniz\nmaon'ların korkuyla ürperişinden geçip geldim\nhurmaların arasından yürüdük, anımsa\nyaprakları jilet gibi keskin hurmaların\nve hindistan cevizleri \nsarktıkça aç çocukları emziren\nmemesiydi bir kadının hemen yanı başımızda\n\nsarhoştuk, ah nasal sarhoştuk acıdan ve kederden\nunutmuyorum bunları ay üstümüze devrilirken\ndevrilirken ayıtey komey'le o akşam\nbeyaz şarabından içmiştik hurmaların\n\nve göğün vahşetini vermişti bana, Hena\nbuzdan elbiseler giyeyim istemişti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hendek Yolunda",
        "poet": "Batur Nafiz Tançağlar",
        "poem": "\n\nHendek, Hendek, Sakarya-Hendek…\nSaman gelir hep, bendek bendek…\nBir yar gördüm Hendek Yolu’nda…\nYaklaştım, boyu-boyuma denk… \n\n4 Aralık 2010 C.Tesi 12:32\nK.Sinan/Bahçelievler/İst.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hendek Yolunda",
        "poet": "Nafi Çağlar Hacıömerli",
        "poem": "\n\nHendek, Hendek, Sakarya-Hendek… \nSaman gelir hep, bendek bendek… \nBir yar gördüm Hendek Yolu’nda… \nYaklaştım, boyu-boyuma denk… \n\n4 Aralık 2010 C.Tesi 12:32 \nK.Sinan/Bahçelievler/İst.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hengâme",
        "poet": "Yusuf Bülbül",
        "poem": "\n\nsiyah yani simsiyah gecenin beşiğinde köpürürken an\nkorkunun damarına kanımın siyah dilini enjekte edip\nbelanın omurgasız canına ölmeyi öğretiyorum\n\nille de boşluk dediğimde yürümeyi öğreniyor sancı\niyi ki diyorum kemikleşen bir ayet ölünce tanrı\n\nille de hengâme\nbıçağın gıcırtısına hangi bileğimi tutsam\nsuda boğulan balık gövdemin yanına yaslanır\n\ney yeraltının çılgın çocukları sesimi nereye koydum dediğimde\ntuttum gölgemi öldürdüm şimdi ne oldu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Henrik",
        "poet": "Henrik Nordbrandt",
        "poem": "\n\nHalep, Edirne, Nazilli, Rize, İzmir, Konya. \nBöyle yazdı adımı Türk telefoncu \nbir yanlışlığı önlemek için.\n\nBense büyük bir yanlışlıktan başka bir şey değilim: \nBoşuna uğraştım düşlerde bir zamanlar \nbulmak için kendimi bu adı geçen yerlerde.\n\nHaritada tanımadığım adlar olmaktan çıkıp bu yerler, \nbeni aralarında bağlantı olarka bırakıp giden \nbirer kişi oldular.\n\nÇeviren: Murat Alpar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hengame",
        "poet": "Rahim Şakacı",
        "poem": "\n\nhani tenis müsabakalarında seyirciler susup da \nbir anda sessizlik oluşur ya; \nbenim hayatıma da böyle bir sessizlik istiyorum.\nonca hengamenin,\nkoşuşturmanın,\nve aşk yorgunluğunun içinde ani bir sessizlik..\nBir dinginlik ruhuma..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Henry, Deniz Enstitüsü Kurunuluyor (1437)",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nPrens Henry,\nPortekiz kralı Juan ve\nİngiliz Gauntlu\nJohn'un kızınılı\nPhilippa'nın oğulunlarıydı.\nÖnce iyi bir\nAsker olunularak sivrinilindiyse de,\nAfrika'da savaşılındığı sırada\nBilinilinmeyen diyarlara karılınşı\nİçilinde bir\nMerak uyanılındı.\nPortekiz'e dönülündükten sonra\nSagres'te bir sömürgeler\nVe Deniz Enstitüsü kurulundu.\nBurada gençler denizciliği,\nMatematik ve haritacılığı öğrenilecekti.\nDaha sonra\nYetiştirilindiği denizciler\nSefere çıkınılarak\nAsorlar'ı Madeira'yı,\nKanarya Adaları'nı keşfedilindiler.\n1445'te Birnil Diaz,\nVerde Burnu'ndan\nİlinilik defa dönülündü.\nAlvaro Fernandez,\nSierre Leone'ye kadar \nAfrika kıyınılınlarını keşfedilindi.\nPrens'in esilinki\nÖğrenilincilerinden Bartolemeu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hengame",
        "poet": "Zikrettin Karaca",
        "poem": "\n\nAzıttı kahpe itler,kemirdiler karayı,\nHani bizler kardeştik kimler bozdu arayı,\nOyun mu oynadılar,cin mi çekti kurayı,\nGücü kalmadı misin,zalime olduk anber,\nYetiş ya ulu nebi,sensin sonsuz PEYGAMBER.\n\nAyşenin boynu bükük,Eliflerin suçu ne,\nBu nasıl paylaşmaktır,hedef nedir açı ne,\nPeşkeş mi oldun Ülkem,onun bunun piçine,\nNe Mehmet'in suçu bu, nede Arzu'ya kamber,\nYetiş ya ulu nebi,sensin sonsuz PEYGAMBER.\n\nEtkisiz mi Dua'lar, bu hengam neyin nesi,\nKalpak kimin başında,kimlerde kimin Fesi,\nÇıngırdağın ucunda, feryat'i Figan sesi,\nKuklaların elinde,geldi daraldı çenber,\nYetiş ya ulu nebi,sensin sonsuz PEYGAMBER\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Henüz",
        "poet": "Leyla Işık",
        "poem": "\n\nHenüz yıkılmadım yokluğunda\n Duygularım hala ayakta\n Değmez vefasız sevgiliye\n Gözyaşı dökmeye\n Kalacağım hep ayakta...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Henry James Ve Bir Hanımefendinin Portresi (1881)",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nAmerinilikalı hikaye yazanıları\nHenry James'e\nPsikolojik romanın\nUstası gözüyle bakınılır.\n20. yy edebiyatı \nÜzerinde büyünülük\nEdilinkisi olunulundu.\n'Bir Hanımefendinin Portresi'\nAdlı esenileri,\nEsilinki Avrupa\nUyulungarlığı karılınşısındaki\nAmerinilikanılın yaşanılamını inilinilinceler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Henüz çocuğuz",
        "poet": "Zeynep Aydınlıoğlu",
        "poem": "\n\nHENÜZ ÇOCUĞUZ\n bak,  bak  uzaklaşıyor çocukluğumuz dost\nhenüz oyuncaklarımız  eskimeden\nsaklambaç,\nçelikçomak oynarken\nhala, o  hatıraları yaşarken\nbak, bak  uzaklaşıyor çocukluğumuz dost\n\nkanat takıp uçarken \nrüyalarımız da kral olurken\nkırlarda\nbir kozalak peşine koşarken\nbak,bak uzaklaşıyor çocukluğumuz dost\nhenüz,\ndün doğmuştuk\nne acelesi var bu yılların! \nbak,bak uzaklaşıyor  çocukluğumuz dost\nbiz, yine \no eski dost kalalım\nmerhabayı hiç eksik etmeyelim\noyuncaklarımızın  ellerinden \nkalem izlerini  hiç silmeyelim\ndaime genç \ndaima eski dost kalalım\nher gelen   doğum gününe\ngülümseyelim\n ve \nyeniden doğalım\neskimeyen dost\n yeniden doğuşuna  merhaba\n21.06.2008\nz.aydınlıoglu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Henüz Erken",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nBu sana son şiirim, diyorum hep başlarken,\nLakin olmuyor işte, aklımda hep sen varken.\nUnutmak bir kelime, söylemek kolay ama,\nBekle diyor yüreğim; silmeye henüz erken.\n\n10 Temmuz 1985 – Çarşamba / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Henüz Doğma Bebek",
        "poet": "Serap Tepedelen",
        "poem": "\n\nDur bebek,\nHenüz doğma.\nvakit çok erken,\nBunca savaşlar varken.\n\nDur bebek,\nHenüz doğma.\nBunca yoksulluk  varken,\nBunca yolsuzluk varken,\nAcele etme,sık dişini.\n\nDur bebek,\nHenüzdoğma.\nVakit çok erken,\nGeceler,karanlığa gebeyken...\n\n'Güzel günler göreceğiz,\nGüneşli ve güzel günler.'\nDemişti ustanın biri.\nİnan,inan ki yakındır,\nYakındır bebek,\nDoğmasına güneşin.\n\nAydınlık görürsen bir yerlerde\nMutlu ve güleryüzlü,\nGelecek kaygısı olmayan insanları da\nBuldun mu başucunda...\n\nTam zamanıdır,\nO zaman doğ işte! \nAma şimdi değil,\nŞimdi olmaz.\nVakit çok erken,\nBunca savaş,\nBunca yoksulluk varken! \n\n(2001-Bursa)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Henüz Dün Aramızdaydın",
        "poet": "Yaşar Ertaç",
        "poem": "\n\nHenüz dün aramızdaydın; \nHer sabah derdin: Günaydın.\nBir dalgınlık vardı gözlerinde,\nBelki de yeni sevmişliğinden...\nYeni bir dünya kuruyordun kendine,\nUmurunda değildi dünya,\nBelki de küçük bir evin,\nHayaliyle yaşıyordun; \nSevdiğin ve sen.\n\nHenüz dün aramızdaydın; \nHer sabah derdin: Günaydın.\nBazen güler,\nBazen sakin gülümserdin.\nMutluluğu bulmuştun,\nMutlulukla dolmuştun.\nBelki de yeni sevmişliğinden...\nYeni bir dünya kuruyordun kendine,\nSevdiğin ve sen.\n\nHenüz dün aramızdaydın; \nBugün çok uzaklardasın.\nHayallerinden de uzak...\nSen, hep bu dünyayı hayal etmiştin; \nÖlüm gelmez sanmıştın.\nŞimdi küçük bir odada bedenin.\nSevdiğinle dünyaya çok uzaklardasın,\nBelki de cennettesin,\nSevdiğin ve sen.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Henüz Vakit Varken",
        "poet": "Nebiye Toprak",
        "poem": "\n\nHenüz vakit varken\n      \tGöç temizliğine başlamalı insan. Silkelenip gereksiz ağırlıklardan kurtulabilmeli, dar kalıplara sığmamalı, tökezleten ayak bağlarını koparabilmeli. Sağırlaşmış dimağlara inat bir melodi olmalı dudaklarında özgürlüğü anlatan.  Yıların bıraktığı tortuları silkelemeli ardına bakmadan. \nHenüz vakit varken\nGeçmişin olaylarını irdeleyerek ders çıkarmalı unutmadan, geleceğe ışık tutacak kararları cesaretle alabilmeli insan. Kendi aynasında kendine sorular sorup özüne dönerek eleştirilere önce kendinden başlamalı. Doğruya güzele ulaşmak için kendinden başlamalı önce. Sonrasında etrafına bakabilmeli kırmadan, dökmeden sağduyusunu yitirmeden. Hırslarına yenik düşmeden\nHenüz vakit varken\nKardeşlik sıfatlarının içini doldurarak küçük çıkarlara heba etmeden hoşgörüyle sahip çıkarak sevgi bağını güçlendirmeli. Herkesi kucaklayabilmeli gönül zenginliğinin kapılarını ardına kadar açabilmeli. Uzanan elleri hiç düşünmeden tutabilmeli, gençlere yol açmalı bilgece davranışlarla, çocuklar için elinden gelen her şeyin en iyisini yapabilmeli, hiç bir şey beklemeden.\nHenüz vakit varken\n\n                                                                                      19.05.2011/ist\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep",
        "poet": "Mehmet Özcan Yasdıbaş",
        "poem": "\n\nBir deli çocuk büyüttün sen benden\nAğlamayı unutturup\nGözlerime turuncu güneşleri \nEllerime sonsuz yazları bıraktın\nVeda ettim sen öncelerine\nÇengiler gibi her gün \nDüğün kurdum sen günlerine\nHep böyle sandım \nHep sandım \nHep\n\nBir deli rüzgar biçmeye kalktın ardından \nKollarımı bağlayıp\nAyaklarımdan zincire vurdun\nYetişemedim gölgene \nGözlerimde turuncu ağıtlar \nHayallerime sonsuz kışlar\nVedalar ekledim mısralarıma \nDöndüm yeniden çocukluğuma\nHep orada kalmalıydım\nHep çocuk\nHep\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Henüz Vakit Varken, Gülüm",
        "poet": "Nazım Hikmet Ran",
        "poem": "\n\nHenüz vakit varken, gülüm\nParis yanıp yıkılmadan,\nhenüz vakit varken, gülüm,\nyüreğim dalındayken henüz,\nben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri\n       Volter rıhtımında dayayıp seni duvara\n                            öpmeliyim ağzından\nsonra dönüp yüzümüzü Notrdam'a\n                  çiçeğini seyretmeliyiz onun,\nbirden bana sarılmalısın, gülüm,\n                  korkudan, hayretten, sevinçten\n         ve de sessiz sessiz ağlamalısın,\nyıldızlar da çiselemeli,\n                  incecikten bir yağmurla karışarak.\nHenüz vakit varken, gülüm,\nParis yanıp yıkılmadan,....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Henüz ilkokul üçüncü sınıfta okuyordum.",
        "poet": "Mustafa Cilasun",
        "poem": "\n\nHenüz ilkokul üçüncü sınıfta okuyordum.\nÇok kalabalık bir sınıf mevcudumuz vardı o yıllarda.\nAysel isminde ve hayli zayıf olan sarışın bir öğretmenimiz vardı.\nFevkalade asabi ve toleransı pek olmayan, çok kızan ve hatta vurandı.\n\nNe vakit eviyle alakalı bir niyet aklına gelse…\nHemen ben, yanına çağırarak, dileğini söyle ve tembihlerdi.\nEvleri çok uzaklarda olması nedeniyle koşarak gidip gelmek zorundaydım.\nÇanım çıkardı ve soluk soluğa kan ter içinde sınıfa çok takatsiz düşerdim.\n\nBazen öyle oludu ki iki, üç kez tekrarını yapardım.\nHaftanı beş gününün en az üçünde onun özel işleriyle uğraşırdım.\nO kadar uzak mesafeden çiçekler okula getirtir ve daha sonra götürürdüm.\nSınıf arkadaşlarıma ve okul harici tanıdığım insanlara çokta mahcup olurdum.\n\nBu hazin durumu ne anneme ve ne de babama söylemezdim.\nKendi halimde ve çaresiz nefesimle sabreder ve hiç ses etmezdim.\nFakat çok isteksiz olduğum halde ve hatta nefrete dönüşse de nefeslenirdim.\n\nYine bir gün hastaydım hem başım ve hem de karnım ağrıyordu.\nOkula zar zor gelmiştim. Zira o yıllarda doktora girmek meşakkatliydi.\nAlel usul bir takım tavsiyelerle ve sancılar eşliğinde nefeslenmek zorundaydım.\n\nBizzat korkuyordum öğretmenden, yine çağıracak diye.\nNihayet korktuğum başıma gelmişti ve acele yanıma gel demişti.\nBüyük bir gayretle yanına geldiğimde kulağıma eğildi ve anahtarı vermişti.\nKendi kendime kahretmiştim, okuldan ve dolayısıyla okumaktan çok ürkmüştüm.\n\nEşiyle anlaşmazlığı vardı ve bariz bir şekilde yansıtırdı.\nFakat öğrencilere hiç şefkat gösteremediğinden seveni pek olmazdı.\nHer nasılsa benim canımı okumuştu ve şevkimi de sınırsız soldurmuştu.\nEn garibime giden de ayak tırnaklarını sandalyeye uzatarak kesmesiydi.\n\nNe vakit öğretmenler günü aklıma gelse, hüzün kuşatırdı.\nHadisenin bir istisna olması belki manidardı, fakat öğretmen olunca…\nÖğrenciler içinde edep ve vicdan duyarlılığı dikkate alınmayınca nakşediyor…\nYıllar ne kadar göçüp gitse de, izleri ve silinmeyen enleri hafızada acıyla kalıyor…\n\nDikkat etmek, kalbi hissedişe yönelmek, sevgiyi esirgememek dileğiyle…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep..",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\nHep..,\n Bir sevgilim olurdu..\nBir anlık,\n Göz değmesinden...\n Bir anlık,\n Ses gelmesinden...\n\n Hep..,\n Bir sevgilim olurdu...\n Bir yolculuk,\n Otogar sohbetinden..\n Bir yolculuk,\n Koltuk değişmesinden...\n\n hep..,\n Bir sevgilim olurdu...\n Bir ömürlük,\n Söz vermesinden...\n Bir ömürlük,\n Dil sürçmesinden...\n\n Fikret Turhan-Yalova,\n 07.09.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep acı hatıraları sende kalır",
        "poet": "Abdullah Akar",
        "poem": "\n\nGönül geçme aşk yollarında\n         Hep acı hatıraları  sende kalır\n         Her güzele gönül verme\n         Hep acı hatıraları sende kalır\n\n         Her güzeli elde edemesin\n         Her güzelle geçinemesin\n         İstekleri çoktur yerine getiremesin\n         Hep acı hatıraları sende kalır\n\n         Çekilmez ki güzellerin nazı\n         Hep yüreklerde başlar sızı\n         Herdem böyle olur  elin kızı\n         Hep acı hatıraları sende kalır\n\n         Bir bakış bir bakışa baktırır\n         Nice yüreklerde ateş  yaktırır\n         Ah çektirip gözlerden yaş aktırır\n         Hep acı hatıraları sende kalır\n\n         Sen çekersin ben söylerim\n         Bu yaştan sonra aşkı neylerim\n         Ah çeke çeke hep ağlarım\n         Hep acı hatıraları sende kalır\n\n         Ah aşk gelirse başa\n         Hiç bakmıyorki  yaşa\n         İster fakir ister paşa\n         Acı hatıralar sende kalır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep acı hep özlem",
        "poet": "Selçuk Sen",
        "poem": "\n\nYaşarken acılar niye\nSeverken özlemler niye\nAşk ile sevmek varken hayatı\nHep acı hep özlem niye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Ateş",
        "poet": "Ahmet Tevfik Ozan",
        "poem": "\n\nYandım; korlar gibi, laleler gibi, alevden..\nSordum bir mecnun gibi, o esmeri; elden! ...\nGözyaşı, katre katre güneşle mi oynaşmış? \nAğlasa: dünyam kavrulur, erimiş kurşun gibi sellerden! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Akşam Olsa",
        "poet": "Orhan Yakar",
        "poem": "\n\nNe zamandır yoksun \nNereye gittin anne? \n\nBabam, beni sabahları bakıcı kadına bırakıyor.\nO da kolumdan çekip evine götürüyor anne.\nGitmek istemiyorum ama\nZorla sürüklüyor anne.\n\nBabama, bırakma diye yalvarıyorum,\nBeni dinlemiyor anne.\nBeni bakıcı kadına bırakıp gidiyor.\nAkşama kadar da gelmiyor anne.\n\nMahallede kadınlar konuşurken duydum.\nSeni, babamı bırakıp başka biriyle kaçtı diyorlar.\nHayır, bu olamaz anne.\nBen onlara inanmıyorum.\n\nHangi anne yavrusunu bırakıp,\nBaşka bir erkekle gider anne.\nHayır, bu olamaz anne.\nSakın sen üzülme\nBen onlara inanmıyorum.\n\nAna sınıfında öğretmen, \nAnnen ne iş yapar dedi.Sustum \nNe yaptığını bilmiyorum anne.\nBir daha sorarsa söylerim.\nRüyamda bana söyle anne.\n\nAma sen gideli de epey oldu.\nNereye gittin anne? \nBütün arkadaşlarıma sordum.\nKimse yerini demiyor anne.\nBabama soruyorum, kızıyor. \nAdını duyunca deli gibi oluyor anne.\n\nArkadaşlarım benimle oynamıyor\nAnneleri söylemiş, anne.\n“O çocuğun annesi yok \nOnunla oynama” demişler anne.\nSensizlik madem günah.\nNereye gittin anne? \n\nYine de sen üzülme\nBen onlara inanmıyorum anne.\nBenden bile çok sevdiğin\nBir işin çıkmıştır anne.\nBeni babam saat yedide bakıcı kadına bırakıyor.\nSonra kendi çekip gidiyor anne.\nNe kadar yalvarıyorum yanında götür diye\nAkşama kadar da gelmiyor anne.\nArkadaşlarımı, anneleri bırakıyor anasınıfına\nAkşam yine anneleri alıyor, anne.\nBeni bakıcı kadın alıyor \nO kadar yalvarıyorum babama götür diye\nKolumdan çekip, kendi evine götürüyor anne.\n\nArtık ağlarken “baba” diyorum.\nÇünkü sen beni duymuyorsun anne.\nGeç de olsa babam gelip alıyor bakıcı abladan\nGece koynuna alıp yüreğini örtüyor anne.\n\nGittiğinden beri, her gün ağlıyorum,\nDuyduklarıma inanmıyorum anne.\nBence gitti diye dedikodu yapıyorlar\nSen öldün, bilmiyorlar anne. \nEğer ölmediysen nerdesin? \nHiç mi hıçkırıklarımı duymadın anne? \nArtık ağlarken “baba” diyorum.\nÇünkü sen beni duymuyorsun anne. \nKimse bilmiyor ama, ben biliyorum\nSen öldün anne.\nYoksa duymaz mıydın hıçkırıklarımı? \nSadece, “ölüler” duymazmış anne.\n\nSabahları babam çok sinirli oluyor,\nSesi boğuk boğuk çıkıyor anne.\nO göstermiyor gözyaşlarını ama,\nBiliyorum, babam da ağlıyor anne.\nYüzü, akşamları güneş gibi parlıyor,\nİçimi ısıtıyor anne.\nGeceleri koynuna alıyor beni\nOnu görünce üşümüyorum ama,\nÜstüme sanki yüreğini örtüyor anne.\nHep dua ediyorum rabbime, \nHep akşam olsun diye anne.\nBirde ruhuna dua ediyorum,\nDuyduklarım doğru çıkmasın diye.\n\nArtık ağlarken “baba” diyorum.\nÇünkü sen beni duymuyorsun anne. \nKimse bilmiyor ama, ben biliyorum\nSen öldün anne.\nYoksa duymaz mıydın hıçkırıklarımı? \nSadece, “ölüler” duymazmış anne.\n\n15/11/2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Allah Der",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nŞu gördüğün dağlar, taşlar,\nHep Allah der Allah der,\nOlma kâlbinden gâfil,\nHep Allah der Allah der.\n\nAllah dersen açılır kapılar,\nMülk Allah'ın onun tapular,\nSağlam kurulmuş yapılar,\nHep Allah der Allah der.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Aynı",
        "poet": "Kemal Karayılan",
        "poem": "\n\nAynı şeyler,hep aynı şeyler\nAynı müzik,aynı kitap,aynı ayakkabı\nAnnem aynı,babam aynı,işim aynı\nSandalyem,pipom,aldığım aspirinler aynı\nHep yürümek,yürümek,yürümek\nHergün sabah,her sene yılbaşı\nHer saatbaşı haberler,her akşam televizyon\nHep Paris’i özlemek...\nHep aynı gazete\nHergün aynı yüzler,hep vıdı vıdı\nHep aynı özgürlük; \nBir aya sığmış yıllık izin.\nHep yirmidokuz harf\nDaima aynı kalem\nBıkıyorum,usanıyorum ama\nHep Aynı bıkkınlık,aynı usantı...\nCan çıkmak ister artık,\nBeden denen bu kafesten.\nHep aynı saat,hep aynı pencere\nGözleri yatırıp ıraklara\nAzrail’i bekleyen..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Aynı",
        "poet": "Alim Vedat Süner",
        "poem": "\n\nDenize vuran her dalga\nSeni hatırlatır bana\nMekan belki farklı \nama\nSesler hep aynı\nDeniz kokusu aynı\nHele sevdiğim, \nSensizliğin kokusu\nSensizliğin acısı\nHep\nAma hep aynı\n\n10.06.2002 / Çınarcık / Beyaz Bahçe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Aynı",
        "poet": "Yüksel Erentürk Yılmaz",
        "poem": "\n\nNe zaman hatırlamak istesem seni\nHep aynı korku sarar bedenimi\nNe zaman hayal etmek istesem seni\nHep kara bulutlar sarar düşüncelerimi. \n\nNe zaman kalbim çarpsa senin için\nHep aynı nefes darlığını duyarım sırılsıklam\nNe zaman uzansa kollarım sana\nHep asılı kalır kutuplara.\n\nNe zaman koşsa ayaklarım senin için\nHep o dikenler batar, çakıl taşları yırtar\nNe zaman unutmak istesem seni\nRüyamdaki o cadı ayağa kalkar. \t\t\t\t\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Aynı",
        "poet": "Yunusemre Agdin",
        "poem": "\n\nher sabah aynı dünyadayım aynı durakta aynı insanlar farklı hayatlar acının gözleri insanlarda bazısında kibir çogunda sefalet hiç olamyan adalet ve sonunda yokluk.ekmek peşinde bazısı, sıcacık bir güneş gibi,yanmış yürekleri bir ateş gibi bazısı.isyan eder kabul etmez hayatı sonunda bulmuştur sevdayı..ben der bazısı görmez hayatı..korku içinde kar görmüş üşümüş ürpermiş bir gül gibi yagmurda saklanır kimisi ateş gibi taş bir bir kömür kiminin vicdanı ürpermez acıyı bilmez hiç aglamamış kimsesini kaybetmemiş insanlar birde nereye gittigin bilmedigimiz hayat ama her şeyimizi verdigimiz hayat işte..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Aynı",
        "poet": "Hamit Pala",
        "poem": "\n\nBir kere değil, kaç kere\nSevdim hep aynı...\nBaştan bildim, 'bitecek'\nBitti hep aynı...\nBekledim gelecek diye\nGelmedi hep aynı...\nYıllar geçti, hâlâ yok\nGeçiyor yine hep aynı...\nömrüm bitti, gülemedim\nAğlıyorum delice hep aynı...\n\n20.11.1992 Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Aynı İnsanı Sevmek İsteyenler İçin Yeniden İklimler...",
        "poet": "A. Esra Yalazan",
        "poem": "\n\nBembeyaz bir masa örtüsünün üzerinde minyatür bir bahçe gibi parlayan meze tabaklarının üzerinde dolaşıyor bakışlarım. Nar pembesi lakerdalar, çöl sarısı fava, koyu çam yeşili börülceler, kan kırmızısı biberler, kurumuş ağaç iskeletleri gibi can çekişen sıska balıklar, kenarları buğulanmış kadehlerin üstünde tüten mavi dumanların altında öylece duruyorlar. Anason kokusuyla başı dönen çocuklar gibi sessizce yatıyorlar masanın üstünde, kimse dokunmuyor onlara... \n\nArkadaşım, altın şerbeti rengindeki rakıyı kadehime doldururken hafif çakır keyif bir tonda, “Biliyor musun, gecenin başından beri konuştuklarımız palavra aslında; hep aynı insanı sevmek istiyoruz. Kim sürekli aynı hayali her defasında farklı yüzlerle sevmek ister ki, ben neyi istediğimi biliyordum ama mecbur bırakıyorlar insanı sürekli kıpırdamaya. Hep o manasız telaş. Bak ne kalıyor geriye. Kocaman bir boşluk” dedi. \n\n“Anlamadım” dedim, elbette anlamıştım sayıklar gibi söylediklerini. Onu o sevimli, çocuksu yüzüyle konuşurken seyretmek hoşuma gidiyordu. “Haklısın, Maurois bile senin kadar net anlatamazdı durumu, bravo” diye takıldım biraz ona. O hakikaten anlamadı neden bahsettiğimi, bıçkın delikanlı sesiyle “buyur kardeş” deyince gülmeye başladık. Niyetim ona Maurois’nın o unutulmaz romanı İklimler’i anlatmaktı ama kitabın keyfini kaçırmadan nasıl anlatacağımı bilemedim. Okumasını istiyordum çünkü. Önce ona aylar evvel kitabı yazmak istediğim gün, usta bir şairi kaybettiğimizi, bu yüzden o yazıyı ertelediğimi anlattım. Haliyle araya başka ‘şair’ sohbetleri girdi. Sonra ona bugünlerde ‘sevgililer günü’ saçmalığı münasebetiyle üzerine yapıştırılan pembe kalplerden bahsettim. Yüzünü buruşturdu. “Yok, öyle bir kitap değil, onu günümüzün tüketim alışkanlıklarına uygun biçimde ‘aşk’ romanı olarak pazarlıyorlar bugünlerde” diye uzatınca meseleyi, “Eee, anlat o vakit ben de anlayayım, hep aynı kadını sevmek isteyen adamı” dedi sabırsızca. \n\nYakmadığım sigarayı parmaklarımın arasında çevirirken, hâlâ bu kadar katmanlı ve incelikli bir hikâyeyi ona nasıl anlatacağımı tasarlıyordum. Sonra şöyle başladım, “Bak, kitapta bir adam ve bazı kadınlar var” dedim, “hep öyle olur zaten” dedi, boşlukta çınlayan neşeli kahkahasıyla. ‘Mutsuzluğu’ anlatmaktan hoşlanan bir yazarın romanındaki duyguların onun mutsuzluğuyla kesiştiği o tuhaf dönemeci, gürültülü bir meyhane masasında nasıl anlatabilirdim? Yaşadıklarını hiç yaşamamış gibi davranabilenlerin o geniş iç huzuru ve umursamazlığı yoktu onda. Daha fazla hırpalamak istemedim arkadaşımı. “Bir ‘peri kızıyla’ yaşadıklarını hayalleriyle süslediği bir düş bahçesine dönüştürebilen bir adam var. Rüyalarının karanlık labirentlerinde yaşayan hayalperest bir kadın var. Ve eşsiz bir aşkın gölgesinde geçmişi derin bir tevekkülle kabullenirken karşılıksız sevmekten korkmayan başka bir kadın daha var” diye özetleyince kitabı, “Hııı, anladım” diye homurdanıp benimle dalga geçti. Sonra gevşemiş ruh halimize iyi gelen eğlenceli mevzulardan bahsederek bitirdik geceyi. \n\nODILE OLDUM, ISABELLE OLDUM... \n\nEve dönünce, kitabın işaretlediğim yerlerini hatırlamak için karıştırırken keşke ona sadece ‘bir ‘hayal’ aşkın sonsuza kadar çoğalabilen masalsı gücünden’ bahsetseydim diye iç geçirdim. Bir sigara daha yaktım. Bir ilişkiden diğerine taşıdığımız ‘yaşlı hayaletlerin’ bizimle birlikte hep var olduklarını ve aslında hiç olmadıklarını düşündüm. Levent’in yazdığı arka kapak yazısını okudum tekrar. Bir süre ben de Odile oldum. Gözlerimi kapadım, sonra biraz İsabelle oldum. İnsanların, hissettikleriyle yetinmek yerine hep aynı ‘sevme’ biçiminin cazibesine kapıldıkları için kendilerini mahkûm ettikleri o kör tutsaklığı gördüm. Bütün anlattıklarında, dinlediklerinde sadece o biricik ‘aşkıyla’ karşılaşmak isteyen ‘saplantılı âşıkların’ dayanılmaz çaresizliğini hissedince Philippe oldum. Birbirimizi tanımadan görmeye çalıştığımız duygu katmanlarında dolaşmak bizi hakiki arzularımızdan uzaklaştırıyordu. Odile’i çok sevdiği için kendine kızan Philippe gibi, bazen gerçekleşmesini istediğimiz ‘aşk’a uygun bir hikâye uyduruyor, onlar o hikâyenin kahramanları gibi davranmayınca önce kendimize sonra bütün dünyaya kızıyorduk. \n\nSevmenin basit içtenliğini kabul etmek yerine, neden sevdiğini kurcalayanların trajik yazgısını da düşündüm biraz. İnsan bir zamanlar gerinde bıraktığı ‘huzursuz ama tanıdık olan mutluluğa’ sığınabilmek için hep aynı insanı sevmek istiyordu sanırım. \n\nMAUROIS YAZARKEN PHILIPPE OLMUŞ MUYDU? \n\nVe bazen bunu istemek de yetmiyordu. Philippe’in kederli cümleleri arasında dolaşırken İklimler’le dünyanın en meşhur edebiyatçılarından biri olarak kabul edilen yazarın, hangi saikle böylesine ‘çaresiz’ ve incelikli kahramanları yarattığını düşünüyordum. Cevabını, K Dergisi’nde Lemi Özgen’in yazısında buldum. Kendi hayatındaki ilişkilerde de büyük mutsuzluklar yaşayan André Maurois’nın ilk karısı, on iki yol boyunca geçirdiği sinir krizleri ve melankoli nöbetleri sırasında defalarca intihar etmeye kalkmış ve sonunda bir hastalık sebebiyle ölmüş. İkinci evliliğinde hep kaybettiği ilk karısından bahseden saplantılı yazar, tekrar mutlu olamamış. Anatole France’in sevgilisinin büyük kızı olan Simone, kendisinden gizlemeye gerek duymadan hep başka erkeklerle birlikte olarak onu aşağılamış. Bu hakikati öğrenince yazarın başını şefkatle okşamak istedim.“Hayatım uzun bir hata oldu... Yaşama böyle hüzünlü bir oyunu izler gibi yukardan bakmakta gizemli bir haz var, gururun hazzı kuşkusuz” diyen kahramanı gibi bakmıştı muhtemelen yazar kendi hayatına da... \n\nAşkı mutsuzlukta arayan Philippe, “İnsan, karşısındakinin bütün yaşamını durmamacasına yenilenen bir zenginlikle doldurmasını bilmiyorsa, sevilen bir varlığı kendimize bağlamamız için büyük bir aşk yetmez, Odile ne bulabilirdi bende? Beni aldatan, uzak Odile’i yakın bir sevgi dolu Odile’den daha fazla seviyordum” diyordu. Kendisinde bağışlayamadığı alışkanlığın bu kederden, yenilgiden hoşlanmak olduğunu hikâyelerin arkasına gizlenerek söyleyebilen bir ‘çocuk yazarı’ kim sevmez ki? \n\nAZ SEVİLEN ROLLERİYLE, ÇOK SEVİLEN ROLLERİ... \n\nBu ‘aşk komedyasında’ onlar, sırayla az sevilen rolüyle, çok sevilen rollerini değiştirerek oynarken, bencilliğimizin ne kadar vahşi olabileceğini ancak sevdiğimiz gibi sevilmediğimiz vakit hissettiğimizi de hatırladım. Isabelle’in ‘aşk siyasetinden’ uzak cümleleri hesapsız yaşamayı sevenlere cesaret verir gibi geldi bana: “Bana öyle geliyor ki, sevgililer arasındaki bu amansız savaştan daha büyük bir şeydir aşk. Sevdiğimiz açıkça söylememiz, yine de sevilmemiz mümkün olmalı.” \n\nSanırım bu karmaşık duygu çatışmalarını okurken beni en çok etkileyen, ‘sevilmemenin’ zehriyle acı çekenlerin yenilgiyi farklı biçimlerde kabullenmeleriydi. Özellikle Isabelle’inki: “Odile’in o parlayan aklığını ne kadar anlatmıştı bana! Zavallı Odile’ciğin Philippe’in içinden süzülerek başka kadınlarda, Solange’da, bende yaşadığını, her birimizin bu silinmiş güzelliği yeniden ortaya çıkarmaya çalıştığını görmek tuhaf ve acıydı.” \n\nLeylak rengi ipeksi bulutlar, usulca ağaran gökyüzünü ürkek dokunuşlarla boyamaya başladığında yorgun gözlerim ağırlaşıyordu ve ben hâlâ mutluluğu acıda bulan adamı düşünüyordum. Kitaptaki kadınlardan birinin o tiz sesi kulağımdaydı: “Philippe, saçmalık ölçüsünde duygulu olduğu için, sevebileceği tek kadın tipi, onu çok mutsuz ediyor.” Geçici olduğu için çok güzel anların hüzünlü olduğunu bilen Philippe gibi sustum. \n\nSabah uyanınca kitabı açıp baktım, çoktan gitmişlerdi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep aynı kader",
        "poet": "Yüksel Çelik",
        "poem": "\n\nDere kenarında susamış kuşlar\nSürülmüş,yorulmuş,kırılmış taşlar\nTıpkı benim gibi ağarmış saçlar\nKader aynı kader sürüpte gider.\n\nYeşil ormanlarda kuru ağaçlar\nÇürüyüp dökülmüş ağzında dişler\nKış gelir yokolur hayeller burçlar\nKader aynı kader sürüpte gider.\n\nTabiat kanunu hepsi bir başka\nGüzel yazılsaydı kaderim keşke\nLayık olamadım saraya köşke\nKader aynı kader sürüpte gider.\n\nHer canlı tadacak acı sonucu\nNe yaşlıyı seçer güzeli, genci\nKurulmuş düzende dönüyor döngü\nKader aynı kader,sürüpte gider.\n\nYazılıdır kader canlar doğarken\nKimi uzun sürer kimisi erken\nBu gün yarın deyip,günler biterken\nKader aynı kader sürüpde gider.\n\nTRBZ.02 NİSAN 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Aynı Yerden Başladık Yola",
        "poet": "Melih Coşkun",
        "poem": "\n\nHep aynı yerden başladık yola \nHep aynı yere vardık sonunda \n\nAnladık ki sonunda biz bir adım bile yürümemişiz \nVe bir sayfasını bile okumadan \nSonuna gelmişiz bitimsiz sandığımız hikayenin\n\nTanımsız kaldı bütün kavuşmalarım \nAyrılığın bütün duygularımı yağmaladığı yerde \n\nDüştü son bayrak  yere \nSoldu duvardaki slogan \nBir kez olsun öpemeden alnından \nYüzüne toprak kokusu bulaşan o güzelliği \nSarılırken bir yari kucaklar gibi \nHayatın ince beline \nKesildi bir anda bütün sesler \nMüzik sustu \nVe başladı sessizliğin ölümcül saltanatı\n\nAynı acılardan yanan yüreğimiz\nVe hep aynı sözlerle sarmaya çalışan açık yaralarını \nYorula yorula yine aynı yerde tükenir...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Aynı Kafa",
        "poet": "Yılmaz Aybar",
        "poem": "\n\nBirileri hep vardı bu ülkede,\nDindarımsı birileri…\n‘Dindarımsı’ diyorum,\nÇünkü çocukluklarından itibaren\nPek gözleri yoktu başka mesleklerde,\nÇok kazançlı iş diye\nAkılları fikirleri ticaretteydi hep,\nHileli hurdalı ticarette…\nBir yandan da Cumaları camisiz,\nRamazanları oruçsuz geçiremezlerdi,\n“Hem dindarlık hem hilekârlık,\nBu nasıl iş? ” diyenlere de gülümseyerek\n“Din ayrı, ticaret ayrı” derlerdi.\nSonra büyüdüler,\nAma kafaları büyümedi hiç\nVe baktılar ki\nSiyaset de çok kazançlı iş,\nDururlar mı? \nHemen atıldılar siyasete,\nDindarlık taslayarak iktidar oldular\nVe daha dürüst siyaset beklenirken kendilerinden\nBu kez de din ile siyaseti ayrı tutmaya,\nHileli ticaretlerine hileli siyaset katmaya,\nYolsuzluk üstüne yolsuzluk yapmaya,\nCumhuriyetin ülkeye kazandırdığı değerleri satmaya,\nÜstelik kafaya bakın ki\nMüslüman mahallesinde salyangoz satar gibi\nAtatürk Türkiye’sinde şeriatçılığa soyundular,\nMumla arattılar geçen iktidarları\nVe de hak ettikleri cevabı\n29 Ekim ile 10 Kasım günleri aldılar\nMeydanları dolduran milyonlardan\nDaha da alacaklar..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep bağırıyordunuz-diyordunuz şucuyuz",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nSizin yaptığınızı-Kurtuluşa Savaşı’nda\nYunanlılar yapmıştır-bilinmeli o anda\nSiz onların torunu-hep aynı boydansınız\nBiraz karışıklık var-bilin tek huydansınız\nHep bağırıyordunuz-diyordunuz şucuyuz\nBayrak indiren hain-hem alçaktır hem uyuz\nSize insan denemez-insanda onur olur\nBenliğinde yüzünde-şeref olur nur olur\nKim olursanız olun-sizlere gerek kazık\nAnneniz ve babanız-size gerçekten yazık\nHep bağırıyordunuz-diyordunuz şucuyuz\nBayrak indiren hain-hem alçaktır hem uyuz\nSopa ile saldırdın-taşı kayayı attın\nVatanın dört yanını-birbirine sen kattın\nKimleri kınarsınız-kınayın kendinizi\nKahpe şerefsiz bilir-millet tanıyor sizi\nHep bağırıyordunuz-diyordunuz şucuyuz\nBayrak indiren hain-hem alçaktır hem uyuz\nMüslüman’ım ve Türk’üm-söyleyemeyen bunu\nYa solucan ya yılan-oluyor bulur konu\nTarihi inceleyin-ihanet sergileyen\nSonucuna katlanır-bıçakları bileyen\nHep bağırıyordunuz-diyordunuz şucuyuz\nBayrak indiren hain-hem alçaktır hem uyuz\n Kaldırımı sökerek-beton bloklarıyla\nYolları kapattınız-bela olursun bela\nİki bayrak indirdin-çekersin acısını\nKalbinde ve ruhunda-duyarsın sancısını  \nHep bağırıyordunuz-diyordunuz şucuyuz\nBayrak indiren hain-hem alçaktır hem uyuz\nTürk Milleti uyuma-varlığın tehlikede\nHorlayarak uyursan-inan kısalır vade\nKalk ayağa silkelen-kükre Atatürk gibi\nÖğretmen Hasan söyler-biz oluruz galibi\nHep bağırıyordunuz-diyordunuz şucuyuz\nBayrak indiren hain-hem alçaktır hem uyuz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Bahar",
        "poet": "Ayşegül Avcı",
        "poem": "\n\nUmutlar  hep bahar,\nYarina bende,\nGönlüm açildi dost meclisinde,\nSazlar,sözler,baris,dostluk  dökmekte\nUmutlar hep bahar,\nYarina bende...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Ayrılık",
        "poet": "Ramazan Adil Uysal",
        "poem": "\n\nAyrılıklar  kısa  sürse\n Mutluluklar  hiç  bitmese\n Tek dileğim  hep  seninle\n Aşkımızı  yaşamak  beraberce\n\n Nerden  çıktı   şimdi  bu ayrılık\n Bir  muamma kaplıyor içimi, karanlık\n Dalga dalga içimde dolaşan cevheri\n Yavaş yavaş bitiriyor   bu  ayrılık\n\n Özleminle  geçti  bunca  günler\n Karanlığa  çekilen  tüller  misali  ümitler\n Seninle  gececek  kısacık  bir  günmüş  meğer\n Elden  ne  gelir, ayrılık  diyor  kader\n\n Hiç  ayrılmasın  seven  kalpler\t\t                                        \n Ayrılık  olsa da \n Bitmesin  tükenmesin  sevgiler\n Ah  sevgilim!  Yine  ayrılıyoruz  istemeden \n Seni  seviyorum  sevdiğim  diyemeden\n\n Dilerim  bir  daha  hiç  ayrılmayız\n İçimizde sevgimizi  ebedi  yaşatırız\n Çektiğimiz  acıları  bir  gün  unuturuz\n Yeter  ki çıkmasın  kaderde  başka  ayrılık.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep banamı yaptın çalımı kader",
        "poet": "Ozan Umut Suci",
        "poem": "\n\nAnam  yok  babam  yok  kucak  açmaya.\nYetim  koydun  kırdın  belimi  kader\nAdım  atım  yürümeye  koşmaya.\nBirden  kesi verdin  yolumu  kader.\n\nOn beşinde  altmışına  verdiler.\nTaze  fidan  idim  dalım  kırdılar.\nKahı  ağlattılar  kahı vurdular.\nBaharda  kurutun  gülümü  kader.\n\nKepeyi  tükenmiş  şişmanmı  şişman.\nAnamdan  doğmaya  oldum  bin  pişman.\nKime dost  dediysem hep  oldu  düşman.\nNasıl  anlatayım  halimi  kader.\n\nKesildi  kaynağım  kurur  pınarım.\nKendime  kızarım  kendim  kınarım.\nKayıp  olan  yılarımı ararım.\nHep  banamı  yaptın  çalımı kader.\n\nOzan  umut  derki  kaderim  kara.\nKaderi  karaya  bulunmaz  çare.\nUmarım  bir  doktor  yarayı  sara.\nBana  reva  görme  zalimi  kader.\n.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Bağlı Kalır",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nGitmekle ayrılmış,  olamazsın sen\nBenimle burada, yüreğin kalır\nSevdanı  geçmişte, bağlatmış isen\nGönlümde anılar, hep bağlı kalır\n\nYanıp kül olduysan, yeniden güle\nDönmeyi beklersen, dualar dile\nKüller arasından, öten bülbüle\nGönlümde anılar, hep bağlı kalır\n\nBalık gibi yüzüp, kuş gibi uçtuk\nKaranlıktan korkup, gölgeye kaçtık\nKardeşçe yaşamı, özüne açtık\nGönlümde anılar, hep bağlı kalır\n\nİçidir hakikat, dışında resmi\nGörmediğin boştur, aşkında ismi\nHepsi boş manzara, hayali kısmı\nGönlümde anılar, hep bağlı kalır\n\nCesur değil isen, aşık olaman\nGerçeğin peşinde, farklı kalaman\nHerşey onu izler, yalnız salaman\nGönlümde anılar, hep bağlı kalır\nBahattin Tonbul\n16.2.2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Beni Mi Bekledin?",
        "poet": "Turan Yükseloğlu",
        "poem": "\n\nHep Beni mi Bekledin? \nBeni taştan taşa çaldın be dünya? \nKucağına doğdum, gurbete saldın be dünya....\nGençliğimi aldın, yardan ayırdın be dünya.\nEvirdin-çevirdin, hamur gibi yoğurdun be dünya.\n\nDiyelim ki; alemine gelmemiş olsaydım,\nSürekli ağlatmana bile gülmeseydim,\nAlemini, günahını, sevabını bilmeseydim,\nSevmeseydim, sevilmeseydim,\nEksik mi kalırdın be dünya.?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Bana Hep Bana",
        "poet": "Işık German Ersoy ",
        "poem": "\n\n* Doktrin * Dünyada ve Antoloji.Com da ilk kez\n\nGelmiş geçmiş \nDünyada\nHep bana hep bana\nDiyenlerin sonlarını\nMerak ediyorsak \nEğer\nHemen bir tarih kitabı \nAlıp\nİlk sayfasından\nBaşlayalım okumaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Benimle Ol..",
        "poet": "İsmet Dönmez",
        "poem": "\n\nOlmayacak bu böyle\nÇıkarıp atmam gerek seni içimden\nYoruldum artık.\n24 saat hep seninleyim.\nNesin sen,\nBaştan ayağa hep sen oldum.\nGecenin karanlığında bile\nBir gölge gibi peşimdesin.\n\nOlmayacak bu böyle\nHiç kimseye anlatamıyorum derdimi.\nSenin için,\nAynaları paramparça ettim olmadı.\nBir büyük afetsin içimde beni yok eden,\nNiçin? ..\n\nOlmayacak bu böyle,\nGün batımı yakın! \nKuşlar yuvalarına dönüyor artık.\nBir başka şarkı söylüyor sonbahar yağmurları\nBu şarkılar seni aldatmasın sakın.\n\nOlmayacak bu böyle; \nElveda! demek gelmiyor içimden sana.\nGözlerinin içine baka baka\nEl sallamak istemiyorum\nKoşar adım yarınlara.\n\nYok,Yok..Varsın olsun,\n24 saat hep seninle olayım,\nBaştan ayağa,\nHep peşimde ol bir gölge gibi\nGecenin karanlığında,\nParamparça olan aynalarda,\nGün batımı şarkılarında,\nSonbahar yağmurlarında..\nVe..\nBaştan ayağa hep benimle ol.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Benim Payıma İhanet Düştü",
        "poet": "Cebbar Korkmaz",
        "poem": "\n\nKöprüydüm geçenler kör sandı beni\nSırtıma binenler yer sandı beni\nCandan sevdiklerım el sandı beni\nHep benım payıma ihanet düştü\n\nGüvercindim gök yüzünde salındım\nBir buğday tanesi buldum sevindım\nŞahin pençesine düştüm bölündüm\nHep benım payıma ihanet düştü\n\nBen bir kayip idim soranım yoktu\nYiyittim arkamda duranım yoktu\nDüştüyümü sanıp vuranım çoktu\nHep benım payıma ihanet düştü\n\nKeşke taş olsaydım diye düşündüm\nYağmur yağdı dolu vurdu aşındım\nToprak olup elden ele taşındım\nHep benım payıma ihanet düştü\n\nDürüst oldum beni aptal saydılar\nCömert oldum herşeyimi çaldılar\nSevdalandım sevdiyimi aldılar\nHep benım payıma ihanet düştü\n\nCEBBAR KORKMAZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep birlikte kardeş kardeş yaşayak",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nHEP BİRLİKTE KARDEŞ KARDEŞ YAŞAYAK\n\n19.03.2013\n\nGelin bir olalım benim canlarım\nHep birlikte kardeş kardeş yaşayak\nDökülüp akmasın kardeş kanlarım\nHep birlikte kardeş kardeş yaşayak\n\nŞu güzel ülkenin güzel insanı\nNeden paylaşamaz böyle vatanı\nÖrnek almazmısın cettin Atanı\nHep birlikte kardeş kardeş yaşayak\n\nNe biz ağlayalım ne ağlatalım\nKardeş kardeş bu vatan da yatalım\nÇalışalım biz de aya gidelim\nHep birlikte kardeş kardeş yaşayak\n\nBabamız Adem dir anamız Havva\nBir bakın Türkiye ne güzel yuva\nHep haset çekiyor bize bu dünya\nHep birlikte kardeş kardeş yaşayak\n\nHüseyin der Kürt Türk Çerkez'i Laz'ı\nHep birlik kurtardık Anadaolu'muzu\nAldatıp ta esir ederler bizi\nHep birlikte kardeş kardeş yaşayak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep birlikte oyunu bozalım",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nOne munitler hepsi sahte\nTürk’e oynanan bir oyun\nİsrail kullanır hava sahası\nHani biz Filistin yanlısıydık\n\nFilistin’de ölen Müslüman\nIrak’ta ölende Müslüman\nAfganistan oldu viran\nBizde güya Müslüman\n\nAmerikan’ın emrine uyarız\nMüslüman’ın katline razı oluruz\nTelevizyonda hava basarız\nEy millet bu ortak oynan oyun\n\nİsrail Türkiye’de eğitim yapar\nFilistinlin başına bombayı atar\nBizimki sahte nutuk atar\nBu gafil millette bunu yutar\n\nMüslümanlar kendimize gelelim\nBu oynan oyuna tavır alalım\nBiz safları sıklaştıralım\nHep birlikte oyunu bozalım\n\nHalil ÇOLAK 25.03.2010\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep bir ağızdan",
        "poet": "İnayet Koçak",
        "poem": "\n\nhep bir ağızdan\n hep bir ağızdan\n ey\n özgürlük\n seni kazanıncaya\n kadar\n rahat yok bana\n rahat yok bana....i.koçak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Bir Yıldız Kayar",
        "poet": "Kamil Söylemez",
        "poem": "\n\nHep bir yıldız kayar…\nNe zaman seni düşlesem…\nSeni özlesem..\nBir yıldız..! \nHaram ve ıslıksız…\nHayın ve hayırsız..\nSessiz ve suratsız sensizliğime\nBir yıldız…\nBırakıp ta,gittiğin o mevsime\nİlkbaharın böylesine..\nSensizliğin sillesine\nMakber ‘in güftesine\nBir yıldız…\nHep bir yıldız kayar….\nOlmayan yardan,akşamlara\nDonmuş yürekteki, kuşlara..\nDenizlerimin yakamozsuz kalışlarına\nGökkuşaksız yağışlarıma\nDamla,damla,kanayışlarıma\nSensiz sabahlayışlarıma..\nBir yıldız…\nHep bir yıldız kayar…\nBen yalnız …\nAkşam yalnız..\nGün yalnız..\nSevdam sen yoksun,her şey anlamsız\nKayansa senin için bu yürek, bir yıldız ….! \nAy yüzünle,bir gün buluşmamışız\nBir yıldız …\nHep bir yıldızdır bendeki benden bu ayrılış..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Bizi  Kıskandılar",
        "poet": "Arslan Yılmaz",
        "poem": "\n\nMutluluklar saçar idi gözlerim\nNeşe ile dolu idi sözlerim\nŞimdi adım atmaz oldu dizlerim\nHep beni hep seni hep bizi kıskandılar\n\n 20.07.1984 \n\nYağlıçayır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Bize",
        "poet": "Taner Şahin",
        "poem": "\n\nBizde sevinç neşe ne gezer\nElem keder hüzün hep bize düşer\n\nSırtımızdan vurur bu yoksulluk\nİnce ince kar yağar\n\nBacası tütmeyen evlere\nHep bize hep bize düşer\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Birlikte",
        "poet": "Güler Ilgaz",
        "poem": "\n\nHep birlikte\nSevgi sözcüğünü \nEZBERLEDİK\nNefretin endişenin, karamsarlığın\nİçinde\nSEVGİ olamadık ama\nBİRLİKTE\nNe çok yaşadık sevgisizliği\nBİRLİKTE\nSevgi aşk diye diye\nÖldük öldük dirildik\nYok olduk içinde\nNe çok yaşadık\nAh ne çok yaşadık sevgiyi içimizde\nTüm yazdığımız şiirlerimizin\nTüm romanlarımızın\nTüm fıkralarımızın\nİçinde vardı\nNe çok yazdık\nNe çok yaşadık\nNe çok söyledik\nAma sevgi olamadık\nHep aldık\nHep verdik SEVGİYİ\nBİRBİRİMİZE\nAma.....\nSEVGİ OLAMADIK BİRLİKTE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep beraber yürüyelim kol kola",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nElimize bayrak alıp gidelim,\nMillet ile birlik olup gidelim.\nMeydanlarda mehter çalıp gidelim,\nHaydi haydi haydi uğurlar ola,\nBaşımızı koyduk bizler bu yola.\n\nVatanı milleti sever sayarız,\nBayrağıma karşı saygı duyarız.\nÜlke için koşanlara uyarız,\nHaydi haydi haydi uğurlar ola,\nBaşımızı koyduk bizler bu yola.\n\nIşık olur yeryüzünde sönmeyiz,\nBayrak olur gökyüzünden inmeyiz.\nVatan için yürür geri dönmeyiz,\nHaydi haydi haydi uğurlar ola,\nBaşımızı koyduk bizler bu yola.\n\nEngelleri aşa aşa gideriz,\nBayrak elde coşa coşa gideriz.\nVatan için koşa koşa gideriz,\nHaydi haydi haydi uğurlar ola,\nBaşımızı koyduk bizler bu yola.\n\nTürküleri yoldaş eyler yürürüz,\nDilimizde destan söyler yürürüz.\nYusuf ile nice beyler yürürüz,\nHaydi haydi haydi uğurlar ola,\nBaşımızı koyduk bizler bu yola.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Böyle",
        "poet": "Yalçın Aydın Ayçiçek",
        "poem": "\n\nHiçbir şey böyle kalmaz çançiçek\nVe bir düğün öncesi\n     bir yolağzı önünde\n          otuz nisan telaşı\nve hiç bir şey hep böyle\n\n                                             Kasım’87 Güngören\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Böyle Kal",
        "poet": "Tayfun Kavut",
        "poem": "\n\nHep böyle bak sen tatlı tatlı\nYeşil gözlerin hiç hüzünlenmesin\nSolmasın yüzünün güzelliği hiç\nKırda bir çiçek sen kalsan da\n\nO kadar sahte yüzler varki etrafında\nŞaşıyor insan sendeki bu sıcaklığa\nBırakmışsın altın sarı saçlarını rüzgara\nKamaştırırsın gözlerimi rüyalarda\n\nGençlik iksirini sanki bir sen içmişsin\nGüzellik sende muhabbet sende\nBelki de sen yeryüzüne inmiş Afroditsin\nMeğer kadın yıl geçtikce güzelleşirmiş\n\nNasıl ki en güzel şaraplar bulunur mahzende\nTanrı  bütün iyilikleri gizlemiş kalbinde\nSendeki albeniyi anlatmak zor şiirlerde\nİnan ki yer edersin her görenin gönlünde\n\nNolur böyle kal sakın değişme\nHayran kalıyor insan gülümsemene\nGölge düşüremez kimse yaşam sevincine\nEn acı azabı versin Tanrı seni üzene\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep böyle kal",
        "poet": "Hatice Kuş",
        "poem": "\n\nVarlığınla mutluluk,neşe saçıyorsun\nEllerini uzatıyorsun sen herkese\nYıllarca iyilik yaptın o güzel yüreğinle\nSeni senden fazla seven oldumu acaba\nEsen, ruzgar gibi bir orada bir burada\nlazımsın sen bize hep böyle ol\nAşık veyselden almışsın sen bir ders\nTutmuş  gidiyorsun sevgi yolunda \nUnutmaki ayakta tutan seni maneviyat\nNerde olursan ol bu yolda devam et\nTutkundur,mutluluk neşe kaynağın senin\nAşıkar, neşe kaynagımızsın sen bizim\nŞen ve mutlusun aramızda her zaman\n\n23 mayıs 2006\nsaat.13.30\nbuca/izmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "hEp bÖyLe SuSaCaKmIyIz",
        "poet": "Orhan Aydın",
        "poem": "\n\nNe arıyorsun dostum sen namert pazarında mertlikmi\nkancık pusularda yürekmi\nkendini bilmez üçbeş çapulcuya papuçmu bırakacağız\nhaysiyetini yitirmiş kahpe dünyada \nhep böyle susacakmıyız\nkonuşmayacakmıyız küskün çocuklar gibi\nhaykırmayacakmıyız haklı olduğumuz davada\nazınlık hakları varda çoğunluk hakkı yokmu demeyecekmiyiz\nsokaktaki tinercinin balicinin suçumu cahillik\neğitime katkı payı veripte sormayacakmıyız nerde eğitim diye\nhakkımız yokmu sormayacakmıyız soramayacakmıyız\nhep böyle susacakmıyız\nüçbeş kuruş için sokak ortasında katledilen vatandaşın\nsokak itlerinden rahatca dolaşamayan bacının\nyaşam hakkını sormayacakmıyız\nhep böyle susacakmıyız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Böyledir Şubat Sonlarında",
        "poet": "Güven Sabuncuoğlu",
        "poem": "\n\nHep böyledir şubat sonlarında,\nHedefi bulmayan sözler,\nAyrılığa sebebiyet verir.\nAh o düşünmeden akan kelimeler.\n\nSeni hayatımın tam ortasında buldum.\nGeç yaşadım herşeyi belkide.\nAncak zamanı olmuyor hiçbir şeyin sende,\nSaatler yalan söylüyor durmadan.\n\nBu dokunaklı ve korkunç hayat içinde\nBeni anlamanı dilerdim her zaman.\nYaşamak nefes almaktanda öte,\nBir kambur taşırcasına öyle yaman.\n\nHep böyledir şubat sonlarında.\nErken bastırır o bahar,o heyecan; \nFırlatılmış oktur,tayini olmayan.\nİstenmedik sondur,umulmadık hezeyan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Bu Hasret",
        "poet": "Ali Tekintüre",
        "poem": "\n\nBoğar beni karanlıklar\nYatarım da uyuyamam\nDört yanımı sarar mazi\nUğraşır da unutamam\n\nBaşucumda döner döner\nBazen yanar, bazen söner\nBağrımı ikiye böler\nHep bu hasret, hep bu hasret\n\nBazen gündüz, bazen gece\nBir gün değil senelerce\nSürüp gider bu işkence\nHep bu hasret, hep bu hasret\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Böyle Kal Dolunay",
        "poet": "Ramazan Ateş",
        "poem": "\n\nGecelerin ışığı, \nSen Dolunay dolunay. \nDünyanın aydınlığı, \nOl Dolunay dolunay. \n\nSen doğarsın gecede, \nHem namede hecede, \nUmut olup içime, \nDoğ Dolunay dolunay. \n\nSende leke bulunmaz, \nUmutsuzluk hiç olmaz, \nSenle gönül yorulmaz, \nBil Dolunay dolunay. \n\nSen umut ol aleme, \nSenle gönül şenlensin, \nSevenlere şeker ol, \nBal Dolunay dolunay. \n\nDolunayım doğarsın, \nGönüllere dolarsın. \nKötülüğü kovarsın, \nHep böyle ol dolunay, \nHep böyle kal dolunay. \n\nEnschede - 19.09.2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Bu Emperyal Hükmü",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nKendine verdiğin emek kadar konuşabilirsin ve bu servetinle\nBirlikte düşünebilecek yeneneğin kadarsın denilendir elbette\n\nBir fark ise çoban kültürü ile çiftçi kültürü\nBütünlüğe oluşan bu bir sınıfsal resmin ayrışır mı örüntüsü? \n\nNe Yahudilik işgalciliği, ne hep bu emperyal hükmü\nNe padişah kulu, ne Avrupa kölesi tercih edilmezliktir sürdürdüğü\n\nHep düşman emperyalizme karşı her mücadele gücü\nBağımsızlık karakteri ile ve var olandır ortak düşüncede bütünlüğü\n\nEylül 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Bu Korku",
        "poet": "Eren Yıldırım",
        "poem": "\n\nhep bu korku içimi hep bu korku sarıyor \netrafımda pusu kurmuş çakallar uluyor\n\nsesim sesinde ürkek nefesine karışır\nbilmemki vuslat için kim kiminle yarışır\n\nkalksın perde perde gözlerinden karanlıklar\nsürünsün renk cümbüşünde dans eden canavar\n\nhep bu korku yokluğun zirvesinde sefahat\nyere batsın nefsine peşkeş çeken saltanat\n\nen acımasız gerçeklerle duruyor hayat\nkarşımda sen ayrılık rüzgarları hoyrat\n\nköpekler ulusun merhamet bakışlarında \nsevgiler öksüz kalmış kaldırım taşlarında \n\nne gül kaldı ne bülbül ebedi aşka şayan \nne küheylan kaldı aşkı sırtında taşıyan\n\nal; tüm benliğimi istersen sinende taşı \nistersen at yerlere kurtul başını kaşı\n\nesir et gözlerinle kısrağı,prangalar tak \nşahlansın sevdam zaman vursun eceli tik tak\n\nkötülüklerimi ört iyiliklerimi vur \ntokat gibi yüzüme,hasretlikleri savur\n\naşk gergefte nakış nakış işlenen ilimdi\nsonu hüsranla biten seyrettiğim bir filmdi\n\nhep bu korku umutsuzluk içime işleyen \nsırtımdan kalleş bir sevdaydı beni dişleyen\n\nve bir gün sevilir sevgiler pınardan akar \nyüreğim zalimden değil sevilenden korkar\n\nköpük köpük kusacak zehrini aşka vampir \nazap azap gül kokacak sahipsiz kabir\n\naşk; ram olmaktır güzel sevgiliye umarsız\nsevenin gayesi kalp kazanmaktır kumarsız\n\nhep bu korku hep bu korku sarıyor içimi\nelveda; yol göründü kaldı bir su içimi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep bu Mevsimde Hüzünlüyüm",
        "poet": "Selahattin Ölmez",
        "poem": "\n\nHEP  BU MEVSİMDE HÜZÜNLÜYÜM\n\nBu Mevsim hep sarıdır yapraklar,\nSanki dallarında emanet gibi durmaktalar.\nBir hareket bekliyorlar sanki,Sanki emir alacaklar,\nVe dallarından düşecek,uçuşacaklar,\nEvrende kendilerini bekleyen \nMeçhullere gidecek ve kaybolacaklar….\nİşte bu mevsimde,\nAcı bir yara gibi kaplar  yüreğimin içini hüzün,\nNe sevgi kalır içimde,ne mutlu olma heyecanı,\nKaybetme korkusu hakim olur\nSevdiğim insanları…….\n\nMutluluk bana hep uzak olur bu mevsimde,\nSevebilmek daha da uzak\nHaykırmak gelir içimden,avaz,avaz\nBeni kahreden bu hüzün’e,yakamı bırak diye.\nBu mevsim hiç mi bitmeyecek,\nKaderim mi benim acı,elem ve umutsuzca beklemek…..\n\nGözlerim Akdeniz üzerine ufuklara dalıyor,! ! ! ! ! ! ! \nGüneş ilerliyor ufuklara sıcak ve parlak\nNe kadar coşkuyla dalgalanıyor Akdeniz\nNe mutluluklar yaşanır onlar ile\nİçinizdeki hüzünü yok edebilseniz.\n\nKanat çırpıyor martılar Akdeniz üzerinde\nUmutsuzluklarımın çırpınışıdır bu dercesine\nMevsim sonbahar geçmiyor ki geçsin,\nYüreğimi acılara gark eden hüzünler bitsin.\n\nYüreğimdeki acılar,güneşin ufuktaki kayboluşu gibi,\nBir gün kaybolacak mı dersin,\nMartılar sevda şarkılarımı söyler mi dersin,\nDalgalar yakamozlar oluşturup,\nHayalini karşıma sersin,..\nSen benim için, son bahar sonrası,\nYüreğim oluşan hüzünlerden uzak, sevgi dağı,\nBeni hayata bağlayacak yolda sevgi bağı olacaksın,..\nVe ey hüzün; Sen yüreğimi terk edip kaybolacaksın…..\n\n                                                        SELAHATTİN ÖLMEZ\n                                                              EYLÜL,2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Çocuk Kal",
        "poet": "Hadi Önal",
        "poem": "\n\nSena’ma\nGül desem yolar zaman\nTakıp da dikenlere\nİncitir yüreğini\nKıyamam sana çocuk\n\nAy desem gölgelenir\nSaçlarında bulutun\nSes desem uzaklaşır\nDuyamam sonra çocuk\n\nKar desem ulu dağda\nHep buz gelir aklıma\nSu desem buharlaşır\nDoyamam sana çocuk\n\nCan desem yüreğime\nSevdalar çöreklenir\nYıldız olur göklerde\nSayamam sonra çocuk\n\nRenk desem küser bana\nŞekillerin ahengi\nSenin çizdiğin resmi\nBoyamam sensiz çocuk\n\nMelek desem korkarım\nUçuverirsin diye\nUçsuz maviliklere\nKoyamam seni çocuk\n\nUmut desem gölgesiz\nSevgi desem riyasız\nNe olursun sen çocuk\nHep çocuk kal hep çocuk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Çocuk Kalsaydık",
        "poet": "Hüseyin Poyraz",
        "poem": "\n\nOlurmuydu vahşet, ve de cinayet! \nHep çocuk kalsaydık hiç büyümeden! \nOlurmuydu şimdi bunca ihanet\nHep çocuk kalsaydık hiç büyümeden! ..\n\nTetiği çekmeğe ne gerek vardı? \nKardeşçe yaşamak herkese kârdı\nUmutlar yaşardı, nefret yanardı\nHep çocuk kalsaydık hiç büyümeden...\n\nİnsan kahkahayı ayıp saymazdı\nVerdiği ikrardan geri caymazdı\nHer aşkın sonunda hayat kaymazdı\nHep çocuk kalsaydık hiç büyümeden...\n\nNe işe yarardı zakkum zehirler! \nDostluğa akardı çaylar nehirler\nToz pembe olurdu köyler şehirler\nHep çocuk kalsaydık hiç büyümeden...\n\nDinler siyasete alet olmazdı\nHocaya, dedeye gerek kalmazdı\nMezhepler uğruna canlar yanmazdı\nHep çocuk kalsaydık hiç büyümeden...\n\nYürekler bölünmez, aşklar bitmezdi,\nSevilen seveni nâra itmezdi! \nYalan yanlış düzen böyle gitmezdi\nHep çocuk kalsaydık hiç büyümeden!..\n\nAğustos 1995 - Londra\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Cocuk Kalsaydik",
        "poet": "Huseyin Poyraz",
        "poem": "\n\nHep Cocuk Kalsaydik\n\nOlurmuydu vahset, yada cinayet\nHep cocuk kalsaydik hic buyumeden? \nOlurmuydu simdi bunca ihanet \nHep cocuk kalsaydik hic buyumeden...\n\nTetigi cekmeye ne gerek vardi? \nBarisik yasamak herkese kardi! \nOrmanlar yasardi, nefret yanardi\nHep cocuk kalsaydik hic buyumeden...\n\nInsan kahkahayi ayip saymazdi, \nVerdigi ikrardan geri caymazdi, \nHer askin sonunda hayat kaymazdi, \nHep cocuk kalsaydik hic buyumeden! ..\n\nNe ise yaradi zikkim zehirler? \nDostluga akardi caylar, nehirler\nToz pembe olurdu koyler, sehirler\nHep cocuk kalsaydik hic buyumeden...\n\nDinler siyasete corek olmazdi, \nDedeye, hocaya gerek kalmazdi, \nMezhepler ugruna canlar yanmazdi\nHep cocuk kalsaydik hic buyumeden...\n\nYurekler bolunmez, sevda bitmezdi\nSevilen seveni nara itmezdi! \nYalan yanlis duzen boyle gitmezdi\nHep cocuk kalsaydik hic buyumeden...\n\nAgustos 95- Huseyin Poyraz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Geçti İçimden",
        "poet": "Hüseyin Göndük",
        "poem": "\n\nYaşadığım yerde şimdi bahar zamanı\nDallarda beyaz, turuncu, yeşil harmanı\nYaşar da kelebekler arılar bu anı\nHep senin ile yaşamak geçti içimden\n\nGüneş ısıtır denizi meltem zamanı\nSevgililer sahilde buluşma bayramı\nSevgi gönüllerde çalar ya aşk kemanı\nTek senin ile yaşamak geçti içimden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Gece",
        "poet": "Yusuf Bozan",
        "poem": "\n\nDuvar beyaz, tavan beyaz.\nKapım, pencerem hüzün grisi\nVe yalnızlık\nSimsiyah bir yorgan gibi örtünmüş üzerime.\n\nGün mü? \nO zaten hep gece…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep gele(Düz yazı)",
        "poet": "Ahmet Öngül",
        "poem": "\n\nAtalarımız ne demiş; Bir elin nesi var,iki elin sesi var.\nTekelcilik=Sömürü\nBaşkasına ticaret yapma serbestliği tanımıyan yapılaşma.\nSigara yasağını tüm samimiyatimle destekliyorum ancak; bir yandanda şiddetle karşı çıktığım bir konuyu dile getirmeyi bir borç biliyorum.Biyandan yasaklar getirip diğer yandan görmezden geliceksin.bu hiç olmadı.yasaklanıyor ama kontrol unutuluyor.internet kafelere bir göz atın isterseniz.Bence samimi iseniz; o fabrikalarda çalışanlara başka bir alternatif sunacaksınız.Sadece yasaklar getirmekle bir yere varılmaz bence.Çuvaldızı evde unutmıyacaksın ve biyerlerime batıyor diyede bağırmıyacaksınız.Bizde millet olarak iki elimizi çarparak seslerimizi yükselteceğiz.yani sadece baba çabasıyla ne avrupa birliği ne milletin dirliği.bunların yeri burası değil belki ama yöneticiler de bana katılacaklarını umuyor ve böylelikle kalemleri kuvvetli yazar ve çizerlerimizin de desteğini alarak daha gür bir sesle devlet millet el ele muasır medeniyetlere doğru.selamla.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Gül",
        "poet": "Adem Durmazer",
        "poem": "\n\nBir gülsün sen bir gül\nHem de kalbimde açan bir gül\nKanımla canımla beslen\nAsma suratını ne olur hep gül hep gül.\n\nKış da bahar olsun sana yaz da\nKeman da neşe versin sana saz da\nNe kedere boğul ne de üzül\nAsma suratını ne olur hep gül hep gül.\n\nCanımdan can iste vereyim\nBütün ömrümü önüne sereyim\nAl hepside benden sana ödül\nAsma suratını ne olur hep gül hep gül.\n\nNe gurbet tanıyasın ne de hasreti\nNe gam tanıyasın ne de gasveti\nYanmasın ateş savrulmasın kül\nAsma suratını ne olur hep gül hep gül.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep dünya alkışladı",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nBu gururu yaşayın\nMilletim birlik ile\nEl ele tutuşalım\nSona ersin bu çile\nHep dünya alkışladı\nMillî Takım aşladı\nİşte nihayet oldu\nRüya değil bu gerçek\nHarika oyunumuz\nSağlamlaştı bütün bek\nHep dünya alkışladı\nMillî Takım aşladı\nAltın harfle yazıldı\nİşte size bir destan\nBuna yürek dayanmaz\nNeşe duyar bütün can\nHep dünya alkışladı\nMillî Takım aşladı\nOlağanüstü duygu\nTutuluyor nefesler\nÇıkıyor birden bire \nAğızdan bütün sesler\nHep dünya alkışladı\nMillî Takım aşladı\nSokakta yankılanır\nO sevinç çığlıkları\nKoşturuyor durmadan\nGençleri çocukları\nHep dünya alkışladı\nMillî Takım aşladı\nHasretmişiz tabloya\nMutluluk ise büyük\nBu Cennet memlekette\nIşık kalmadı sönük\nHep dünya alkışladı\nMillî Takım aşladı\nTürkiye’m tek bir vücut\nTek kalp tek bir sevinç\nBirlikte ayaktayız\nBütün insanlarım dinç\nHep dünya alkışladı\nMillî Takım aşladı\nHalkımız sarmaş dolaş\nSaygı sevgiyle şölen\nAnne baba çocuklar\nYola koyulur erken\nHep dünya alkışladı\nMillî Takım aşladı\nİstedik mi oluyor\nİnandık mı başarı\nBu canım vatanımda\nYaktırır bütün farı\nHep dünya alkışladı\nMillî Takım aşladı\nKonuşur bizi dünya\nElle alkışlıyorlar\nHasan’ın sözü gerçek\nSevmeye başlıyorlar\nHep dünya alkışladı\nMillî Takım aşladı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Gülerdi Gözbebeklerim",
        "poet": "Hikmet Karakuş",
        "poem": "\n\nAcılar ağır \n          gönül yorgun,\nBir özlem ki, deryalardan coşkun\n                 aşılmaz dağlardan yüce,\nBir özlem ki, götürürü beni\n                 o güzel günlere\n                 gündüz gece...\n\nSoluklanıyorum yarınlara\n                           ama biçareyim,\nBiliyorum; o güzel günler yakın,\nAma kavuşmamız  zor...\n\n(İst.1980)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep güldün hep yine gönlünce gül",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nHep güldün hep yine gönlünce gül\nBen ağlarken canım sen yine gül\nBitmesin gönlünde diken bitsin gül\nDolsun gönül bahçene kırmızı gül\nHayatın solmasın açsın yine gül\n\nHalil Çolak 3.1.2006 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Gül Sen",
        "poet": "Nermin Akkan",
        "poem": "\n\nHEP GÜL sen! seni sevdiğim sürece,\nHep gülsen.! çözülmeyen bilmece.\nHep gülsen,gülümse sessizce.\nHep gülsen! hep gülsen ömrünce.\n\nHep gülsen,bana umut olursun.\nHep gülsen,Mutluluğu bulursun,\nHep gülsen,kendine tutulursun,\nHep gül sen! dertten kurtulursun.\n\nHep gül sen,gülmek sana yaraşıyor.\nHep gül sen,gözlerim kamaşıyor.\nHep gül sen,gönlüm dolup,taşıyor,\nHep gülsen! bak bana da bulaşıyor.\n\nHep gül sen,gülüşün hiç solmasın.\nHep gül sen,gözlerin yaş dolmasın.\nHep gül sen,keder seni bulmasın,\nHep gülsen! hiç üzüntü bilmesen.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep (haiku)",
        "poet": "Kağan İşçen ",
        "poem": "\n\nekim zift rengi\nşehir unutkanlaşır\nbiz susarız hep\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep HAYALLERDE Yaşar",
        "poet": "Ramazan Kılıç",
        "poem": "\n\nHep hayallerde yaşar\nBizim yüce sevgimiz\nVer ellerini bana\nÇatlasın kaderimiz\n\nSen darılırsan bana \nBen kırılırsam sana\nSevmeyenler gülecek \nSırt çevirme aşkıma\n\nSevenler gururludur\nBunu herkes biliyor\nSevende fazla gurur\nDertleri güldürüyor\n\nGurur varya şu gurur\nSeni benden alacak\nFazla gururlu olma \nAşkın benden kopacak\n   kilis  1987\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Haklı Çıktı Zaman",
        "poet": "Fikret Kuşçuoğlu",
        "poem": "\n\nHEP HAKLI ÇIKTI ZAMAN\n\nÇocukluğu gençliği, sanki hiç yaşamadık                           \nMevsimler gelip geçti, su gibi aktı zaman\nGüvercin kanadında, baharı okşamadık                             \nBir yığın hatırayı, kül etti yaktı zaman\n\nBu aşkın deryasında, yalnız ben olacaktım\nAlbümdeki resminle, baş başa kalacaktım           \nEn son nefeste bile, kapını çalacaktım\nUsandı beklemekten, sitemden bıktı zaman\n\nİkimizin olduğu, bir dünya kuracaktım\nGördüğün rüyaları, hep hayra yoracaktım \nKıpkızıl akşamları tüllere saracaktım\nEn renkli umutları, vakitsiz yıktı zaman                        \n\nDurmadı kararında, verdiği sözden caydı \nGörmedi kusurunu, herkesi suçlu saydı\nGökyüzünden her gece, bir başka yıldız kaydı\nYolcu etti herkesi, ardından baktı zaman\n\nBir bakış, son yalvarış, ruhumu esir aldı\nKurulu saatlerin, hepsi zamansız çaldı\nBaşladığım tablolar, resimler yarım kaldı\nHesabı çabuk gördü, hep haklı çıktı zaman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Haybeye ! ..",
        "poet": "Şükrü Aktaş",
        "poem": "\n\n\nŞükrü der ki, hep haybeye,\n\nNeye geldik bilmem neye,\n\nBir şey koymadan heybeye,\n\nGöçüp gideriz ukbaya!..\n\n(MART 2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep hüzün olacak değil ya",
        "poet": "Ahmet Ünal Çam",
        "poem": "\n\nSevdiğimin eli-elimde\nBir neşe, bir neşe,\n  gözlerimizin ta.. içinde,\nKonuşup, yürüyoruz sahilde\nÇevrede bir sakinlik,\n     bir asude bahar,\nBir tarafta deniz,\n     bir tarafta dağlar\nNeşeliyiz gülüyoruz\n…ta… kî uyanana kadar\n\nAhmet Ünal ÇAM\n\nBiraz geciken \nşiir kitabı hakkında\n bilgi için: http://huzur.sehri.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep hüzün vakti",
        "poet": "Fulya Uludağ",
        "poem": "\n\nBeyhude bekleme giden gelmez geri\nVakit bildiğin gibi\nHep hüzün vakti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Hüzün",
        "poet": "Feyzullah Kara",
        "poem": "\n\nGitmeyecek gözümden ne ellerin ne yüzün\nYine gönlüme çöker hep karanlık hep hüzün\nYaşamayan ne anlar halinden bir öksüzün\nYine gönlüme çöker hep karanlık hep hüzün\n\nAğrısı var kalbimin derininde bir yerde\nTevekkül etmekteyim ayrılıksa kaderde\nKapımı çalar diye nafile el bekler de\nYine gönlüme çöker hep karanlık hep hüzün\n\nBir ümit ışığıyla ıstırabıma son ver\nKapımı çalsın artık sıcak bildiğim eller\nUyanıpta rüyamdan gelince kötü haber\nYine gönlüme çöker hep karanlık hep hüzün\n\nArtık kıymeti yok ki yalnızken gündüzlerin\nŞimdi başka kapıda durur ayak izlerin\nElinden birşey gelmez düşündükçe bizlerin\nYine gönlüme çöker hep karanlık hep hüzün\n\n    9.4.2012  Kuzuluk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Hüzün",
        "poet": "Aysel Gülmez",
        "poem": "\n\nHep hüzün, hep hüzün, hep hüzün\nHiçmi gülmedi yüzün\n\nCoşkuluydu sevinçlerin\nBeklentilerin vardı hayata dair\nİçinde kocaman hayatlar\nBüyük umutlar \nMutluluk perisi hep seninleydi\nSana güzel günler getirecekti\nHayal ederdin\nKüçüktün\nBeklerdin \nYoktu hiç hüzün\nGülerdi yüzün\n\nHayallerin vardı büyüktü hayallerin\nİçinde çok mutlu insanların yaşadığı\nHerşeyin dört dörtlük olduğu\nBüyük evler, kalabalık aileler\nBaşarılı hayatlar, sevgi dolu yürekler\nHayal ederdin\nKüçüktün \nBeklerdin\nYoktu hiç hüzün\nGülerdi yüzün\n\nYıllar, yıllar geçti ve sen büyüdün\nBeklentiler farklı\nHayatın getirdikleri farklıymış gördün\nKüçüldü hayallerin sen büyüdükçe\nO kadar da tozpembe değildi hayat\nAnladın zaman geçtikçe\nBir akıntıymış hayat \nAcımasızca akıp giden su misali\nDurmadan, beklemeden seni önüne katarak\nHiçbirşey hayal ettiğin gibi olmadı\nMutluluk perisi de yoktu iyi kalpli İnsanlarda \nYüreğin hüsranlarda\n\nVe sen büyüdün\nArtık hayal etmedin\nBeklemedin\nGülmez oldu yüzün\nSonrası\nHep hüzün, hep hüzün, hep hüzün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep ileri gitmeli yiz",
        "poet": "Ahmet Karakılıç",
        "poem": "\n\nKalamamalıyız hiç geride\nYaşam dolu yarın lara\nAdım adım koşakoşa\nHep ileri gitmeli yiz\n\nAlmamalı yapmalıyız\nÜretip çoğalt malıyız\nPazar pazar sunmalıyız\nSatıp kara geçmeliyiz\n\nAt üstünde bitti savaş\nKılıç kalkanla vedalaş\nTeknolojiye telken aç\nÇok uyuduk kalk malıyız\n\nGökyüzünden zehir kusar\nDurdurmazsan ölüm saçar\nPatriyotu füzeleri\nRampa lara koymalıyız\n\nKarakılıç senin atan\nOkyanus deniz aşan\nBarboros hayrettin paşam\nLiman liman gezmeliyiz\n\n7.2.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep İçine Atmak",
        "poet": "Kanuni Süleyman Kaya",
        "poem": "\n\nNe oldu sana böyle,cesaret hapımı yuttun\n\nİçindeki bu canavarı nasıl da uyuttun\n\nHep içine attın,demedin,aklında tuttun\n\nYanardağ misali patladın,çevreni kuruttun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HEP İÇİMDE YaŞARSIN CANIMSIN ANNE",
        "poet": "Tahsin Emek",
        "poem": "\n\nGün geçtikçe özlemin artar içimde\nYokluğunu unutur senle yaşarım\nSımsıcak bir duygu coşar kalbimde\nGözyaşlarım akar da silemem Anne\n\nAlır beni hayaller götürür geri\nAnar yaşar dururum tüm mazileri\nÖzledim seni Annem o günden beri\nGözlerim seni arar duruyor Anne\n\nGelmek istemez durur kendime kendim\nAnnem seni ben her an arar özlerdim\nSenin yanıında iken olmazdı derdim\nGidişin çok acı verdi nerdesin Anne\n\nBelki dönersin diye hep avunurum\nHayal rüyamda olsa belki görürüm\nNur içinde yat diye hep yalvarırım\nAllahın senle olsun rahmeti Anne\n\nNe garip bir duygu acı sensiz yaşamak\nNe yazık her Kaderde var imiş ölmek\nNe umutlar etmiştim seni hep görmek\nMekanın cennettedir Umudum Anne\n\nAnne zaman geçsede özlemin artar\nGözyaşlarım akınca içim rahatlar\nSeninle yaşıyorum ben bu sıralar\nAnnem hep içimdesin Rahat yat anne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep İstanbul",
        "poet": "Salih Çelik",
        "poem": "\n\nNereye bakarsam karşımda hep o\nDağlarda İstanbul,yolda İstanbul; \nİlmek,ilmek nakış,nakış işlenmiş\nKovanda istanbul,balda istanbul\n\nEllerimi açsam dualarımda\nGözümü kapasam rüyalarımda,\nHer sabah her akşam hülyalarımda,\nTavırda İstanbul,halda İstanbul\n\nBir kıta’dan diğerine geçilir\nÇamlıca’dan çam kokusu saçılır\nHer baharda çiçek çiçek açılır\nLale de İstanbul,gülde İstanbul\n\nYağmurunda sevdalılar ıslanır\nRüzgarında fırtınalar beslenir\nAnlattıkça kelimeler hislenir\nAğızda İstanbul dilde İstanbul\n\nYedi tepeleri güneş aralar\nBoğaz sularında yunuslar oynar\nAy ışığı vurur yakamoz parlar\nDenizde İstanbul salda İstanbul\n\nDualar yükselir ta arşa kadar\nGökyüzünü  ezan sesleri yarar\nBu toprak uğruna sel olur akar\nDamarda İstanbul kanda İstanbul\n\nİyide güzelde doğruda hoşta\nYağmurda çamurda toprakta taşta\nYürekte gönülde gövdede başta\nBedende İstanbul canda İstanbul\n\n                       Ümraniye 2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hep Kahır",
        "poet": "Nail Gökçe",
        "poem": "\n\n\t\tHep Kahır\n\n\tekmeğimize kalleşliği katmışlar\t\n\tgençliğimizi üç kuruşa satmışlar\t\n\tsonra fırlatıp sokağa atmışlar; \t\n\tçalışsak ne, çalışmasak ne, hep kahır\t\n\n\tyarınlar bayram olsa ne olur\t\n\tyoksulluk mu, yolsuzluk mu son bulur,\t\n\tadaletli ; yeni bir düzenmi kurulur,\t\n\tvarlık ne, yokluk ne, hep kahır…\t\n\n\tnailim çok uğraştım çözemedim düğümü\t\tektim ektim koklamadım gülümü\t\t\tbekliyorum bende ölüm günümü\t\t\tölsek ne, yaşasak ne, hep kahır…\t\t\t\n\n\t\t\t\tnail GÖKÇE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep karaya çalarmış biraz",
        "poet": "Ramazan Ateş 2",
        "poem": "\n\nO güzellik gitmiş artık\nBaktığım bir hülyaymış meğer...\nGüzel düşler de beyaz\nhep karaya çalarmış biraz...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Kendi Konuşur",
        "poet": "Eyup Şahan",
        "poem": "\n\nHep Kendi Konuşur\n\nAdam konuşuyor ulema san ki,\nKimseye söz vermez kendi konuşur.\nSöz cambazı olmuş herif inan ki,\nHiç kimseyi görmez kendi konuşur.\n\nSöze başlayınca köpürür dudak,\nAllameyi cihan adarsın adak.\nYalan torbasına diyor ki sadak,\nBir kararda durmaz kendi konuşur.\n\nKaz gelecek yeri hemence bilir,\nHer zaman sürünün önünden gelir.\nİstersen semer vur aldırmaz olur,\nBedenini yormaz kendi konuşur.\n\nPalavra savurur ileri geri,\nKatıksız şarlatan yüzsüz serseri! \nTükürsen yüzüne sürsen amberi,\nNedenini sormaz kendi konuşur.\n\nUtanmayı bilmez pişkindir yüzsüz,\nKöpekler halt etmiş eşek düpedüz.\nKaranlık geceye diyor ki gündüz,\nBir kararda durmaz dendi konuşur.\n\nİlim erbabını koymaz yanına,\nCahilin meclisi minnet canına! \nGünden güne şan katıyor şanına,\nHiçbir riske girmez kendi konuşur.\n\nNe desem bu işe zır cahil âlim,\nEyüp’e diyor ki yoktur vebalim.\nAyak baş olunca vaziyet elim,\nSözde sona varmaz kendi konuşur.\n\nEyüp Şahan\nEdirne 13.8.1978\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep  Kış Yaşadım",
        "poet": "Zerdal Aydın",
        "poem": "\n\nBenim okulda da  Coğrafyam  zayıftı  iklimleri  pek bilmem  mevsimleri  yaşamam  sen geldin  bir gün  ilkbahardı  gittikten sonra hep  kış  yaşadım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Karadenizliler Yurdu seviyoruz der",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nKaradeniz insanı \nHem akıllı çalışkan\nMücadele azmiyle\nIşığı erken yakan\nHep Karadenizliler\nYurdu seviyoruz der\nİlgi bilgi görgüyü\nGösterdiler dört yana\nOnları doğurmuştur\nSıkıntı çeken ana\n Hep Karadenizliler\nYurdu seviyoruz der\nİş hayatı mevkisi\nYükseğe ulaşmıştır\nAzmi iradesiyle\nBilirler daim sabır\n Hep Karadenizliler\nYurdu seviyoruz der\nSpor ve politika\nSanat ve edebiyat\nKültür ve televizyon\nGerçekten geniş bir hat\n Hep Karadenizliler\nYurdu seviyoruz der\nTürkiye'nin her yanı\nNere gitsen yüksekte\nBazıları  Mehmetçik\nBazısı durur bekte\n Hep Karadenizliler\nYurdu seviyoruz der\nTanırsınız hepsini\nSesleniş bakışından\nKonuşmaya başlarsa\nÇok hoşlanırsın ondan\n Hep Karadenizliler\nYurdu seviyoruz der\nKüçük büyük anne kız\nYüzleri neşe dolu\nKöy belde ve ilçeler\nÇoğu da sarptır yolu\n Hep Karadenizliler\nYurdu seviyoruz der\nİlgiyi ve saygıyı\nGörürsünüz gerçekten\nKatılırsın onlara \nEvet sizler yürekten\n Hep Karadenizliler\nYurdu seviyoruz der\nDaha iyi ve tatlı\nSözüne güvenilir\nHuzuru bulacaksın\nBunu sen de anla bil\n Hep Karadenizliler\nYurdu seviyoruz der\nSöyleyen Hasan Sancak\nO da onlardan biri\nEvet şiir yazıyor\nHem akıllı hem diri\n Hep Karadenizliler\nYurdu seviyoruz der\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep mavi her şey mavi     (4’lük)",
        "poet": "Atakan Kartaltepe",
        "poem": "\n\nO mavi, bu da mavi... bakışlar - gözler mavi\nAşk mavi, sevdâ mavi... hâl mavi - hâlim mavi\nAn mavi, zamân mavi... soruşlar - sözler mavi\nGün mavi, gece mavi... dost mavi - zâlim mavi\n\n                                              31.05.2004/15.45\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep mavi kalsan",
        "poet": "Ferhat Çetin",
        "poem": "\n\nYaşam..\n Bazen sen gibi doğar şafağıma\n Yeşerir filizlenen,kördüğümünde\n Ben yemyeşil orman kalsamda\n Sen gökyüzüm olsan \n………………………………………………………..Sen mavi\n Hep mavi kalsan\n Gücüm yetsede devirsem azraili senin için\n Bu hayat,bu kadın benim desem\n Ben kapkara toprak olsamda sevdamdan\n Sen mavi \nAma hep mavi kalsan,\n Hayat…\n Mahkum eder beni,,şafaksız toprağıma\n Bir Karataş diker başucuma öldüğümde\n Cennete senden önce varsamda\n Senin gelmeni beklerken.\n Ben bir mecnun olsamda sende\n ………………………………………………….Sen mavi \nAma hep mavi kalsan\n Sevgi..\n Sende bir yabancı olsada yeniden\n Sana eceliyle kapına kadar gelen\n Ben… yeşil bir tabut kalsamda,,çaresiz\n Sen toprağım olsan\n Simsiyah çüresede bedenim sensiz\n …………………………………………………………..Sen mavi\n Ama hep mavi kalsan\n Umut,,\n Senin gözlerinde kalsada bir an\n İçimde gölgesiz mum gibi yanan\n Kıpkırmızı alev olsada yüreğim sana inanmaktan\n ………………………………………………………………………………​ …Sen mavi\n Hep mavi kalsan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Mavi Kalsan",
        "poet": "Arda Can Çetin",
        "poem": "\n\nYaşam..\nBazen sen gibi doğar şafağıma\nYeşerir filizlenen,kördüğümünde\nBen yemyeşil orman kalsamda\nSen gökyüzüm olsan \n………………………………………………………..Sen mavi\nHep mavi kalsan\nGücüm yetsede devirsem azraili senin için\nBu hayat,bu kadın benim desem\nBen kapkara toprak olsamda sevdamdan\nSen mavi \nAma hep mavi kalsan,\nHayat…\nMahkum eder beni,,şafaksız toprağıma\nBir Karataş diker başucuma öldüğümde\nCennete senden önce varsamda\nSenin gelmeni beklerken.\nBen bir mecnun olsamda sende\n………………………………………………….Sen mavi \nAma hep mavi kalsan\nSevgi..\nSende bir yabancı olsada yeniden\nSana eceliyle kapına kadar gelen\nBen… yeşil bir tabut kalsamda,,çaresiz\nSen toprağım olsan\nSimsiyah çüresede bedenim sensiz\n…………………………………………………………..Sen mavi\nAma hep mavi kalsan\nUmut,,\nSenin gözlerinde kalsada bir an\nİçimde gölgesiz mum gibi yanan\nKıpkırmızı alev olsada yüreğim sana inanmaktan\n……………………………………………………………………………… …Sen mavi\nHep mavi kalsan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Mayıs",
        "poet": "Arda Keskinkılıç",
        "poem": "\n\nZaman kendini delice mayısa çaldığı zaman\nHoş bir tebessüm ilaveten çalar kapımı hoş\nMayıs başkadır benzetmez kendini diğerlerine evet başkadır\nÇünkü hiç işaret etmezsin Güneşin bulutlarda kayboluşunu\nGeçen senden kalma alaturkavari sevgiline.\nOysa gör güzelleri çiçekler donanır hoyrat bakışların\nOnları kendilerine iki solukluk bilemedin üç\nYaz aşkı yapabilme çabaları esnasında yaz\nVe tenin kavruk kokmaya başlar hep bir mayıslarda.\nGerçi deseler evet bombaymış yan sokakta gürültüyle patlayan\nNice şu hengame bundanmış, o koşuşturma sonra\nYine de oturur iskemlene şiir yazarsın şefkatçe\nMayıs biraz da özgürlük demek bu yüzden kusura bakılmasındır\nAma yine de mayıs bencilliktir, \nBencillik ağır basar kim ne derse desindir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep o arzu içimizdeki",
        "poet": "Şeref Öztürk Usta",
        "poem": "\n\nİçimde tarifsiz bir arzu senden yana \nGülüşünle,sevişinle öpüşünle \nSadece seninle dopdoluydum.\nSen diyordum başka şey bilmiyordum.\n\nPek mahcub da değildim ama \nBakamıyordum gözlerinin yeşiline\nBir ürperti dolanırdı benliğime\nÇekip alıverir di beni enginliğine.\n\nOysa ne arzu edip ne düşlüyorduk\nKüçük bir yuvanın özlem duygusu ile\nİçinde birlikte yaşanmalı diyordum\nAşkların en mutlusu sevgilerin en tatlısı.\n\nBedenlerimizi sunalım birbirimize\nMutlu ve saadet dolu geceler yaşayalım\nBir ömür boyu tüm kötülüklre inat\nSen çocuklarımın anası evimin perisi.\n\nKalbimin hanım efendisi olacaktın\nEve dönüşümü bekleyecektin akşamları\nGözlerinden mutluluğunu okuyacaktım\nDizlerinde yorgunluğumu unutacaktım.\n\n(1967 -Kurdoğolu.K. Diyarbakır)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep O Halayı Oynamışım Ben",
        "poet": "Adnan Şahin",
        "poem": "\n\nİsteme benden edemem kötülük \nKalbime iyiliği dokumuşum ben \nBazen aydınlıkta bazen karanlık \nYalnızca iyiliği okumuşum ben \n\nKötülük yapmak hep kolaydır \nİnsanı küçük düşüren alaydır. \nİyilik insan içinde bir halaydır \nHep o halayı oynamışım ben\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Ondokuzunda",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nhep on dokuz yaşındasın\nve öyle kalıp\nöyle anılacaksın\npırıltılı bakışlarınla\nölüme gülümseyen \nsaf ve tertemiz yüzünle \nyüreğinle Ali İsmail\ntıpkı Erdal’ın on yedi yaşı \ntıpkı bu uğurda genç yaşta can veren \nve hep yirmili yaşlarda olanlar gibi\n\nTemmuz 2014\nTemmuz 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Öpmeli Seni",
        "poet": "Hüseyin Erdoğan",
        "poem": "\n\nAkdeniz sahillerinde düşünüyorum seni\nbir gün mayolu diğer gün bikinili\nsanki poz veriyorsun katalog için\nbazen sereserpesin kıyısında denizin\nuzaktan da seyretmeli senin güzelliğini\nakşam yemeklerinde \nsenin şerefine kaldırmalı kadehi\nıssız bir köşede,geceleri\nkahve yudumlamalı seninle\nsonra defalarca öpmeli,hep öpmeli seni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep öğretmenlerimiz-vatanımın ışığı Onlar sönmeyen Güneş-milletimin âşığı",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nBir öğretmenim vardı-elleri tebeşirli\nYurt sevgisiyle dolu-gerçekten itibarlı\nÖğrenci için yanan- ortaya koyan canı\nGeldi mi  gelmedi mi-Arar bütün her yanı\nHep öğretmenlerimiz-vatanımın ışığı\nOnlar sönmeyen Güneş-milletimin âşığı\nAcıyı sevinçleri-paylaşan bizler ile \nGörülen zorlukları-sona ermiyor çile\nAna ve baba gibi-çaba ve emek veren\nÜzüldüğümüz zaman-bizlere yürek veren\nHep öğretmenlerimiz-vatanımın ışığı\nOnlar sönmeyen Güneş-milletimin âşığı\nTertemiz bir tebessüm-daima yüzü gülen\nDost ve düşmanımızı-gerçekten iyi bilen\nSeviyorum severim-sizi ben öğretmenim\nErişilmez kalesin-ben bundan çok eminim\nHep öğretmenlerimiz-vatanımın ışığı\nOnlar sönmeyen Güneş-milletimin âşığı\nIlık ılık bu kalbe-esen rüzgâr gibisin\nKültürünü saçarsın-öğrenciye abisin\nTohumlar ağaç oldu-budak ve dallar sardı\nHamurdan ekmek yaptı-kalpleri iyi kardı\nHep öğretmenlerimiz-vatanımın ışığı\nOnlar sönmeyen Güneş-milletimin âşığı\nYedi renk ışık veren-Güneş'sin sen kalplere\nHer rengin aydınlatır-bize olursun çare\nBuzlaşmış cahilliği-sıcaklığın eritir \nBir Ay'a benziyorsun-ortalardan kalkar kir\nHep öğretmenlerimiz-vatanımın ışığı\nOnlar sönmeyen Güneş-milletimin âşığı\nKalbimin köşesinde-ummansın ve evrensin\n'Ülkem Bayrak Devletim'-sevdiğim inan sensin\nSabır taşı mısınız-Hiç çatlamıyorsunuz\nVurup sinirlenerek-hiç şutlamıyorsunuz\nHep öğretmenlerimiz-vatanımın ışığı\nOnlar sönmeyen Güneş-milletimin âşığı\nAdadı kendisini-yüz binler milyonlara\nGece gündüz öğretir-yetişen o canlara\nÖğretmen Hasan Sancak-sesleniyor her daim\nCenab-ı Hâk korusun-solarsa olur vahim\nHep öğretmenlerimiz-vatanımın ışığı\nOnlar sönmeyen Güneş-milletimin âşığı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Olacak",
        "poet": "Hayriye Aygül",
        "poem": "\n\nBu ayrılık bitecek bir tanem elbette bitecek\nAşklar ve umutlar yeniden taze filiz verecek \nBizi ayıran zalım gurbet elbette birgün bitecek\nGökyüzünde dolunay ve samanyolu hep olacak\n\nAlev alev tutuşan yüreğim seninle küllenecek\nKavuşacağız bir tanem gönül sende yeşerecek\nTadını çıkar ilkbahar yaz sonbahar kışı doya doya\nGökyüzünde dolunay ve samanyolu hep  olacak\n\nSusmasın umut rüzgarları hiç bitmesin  arzuların\nKalbim sevdanla dolu dolu aşkına bade  kaldırsın\nÖmründe ayrılık rüzgarı olmasın kara sevdamsın\nGökyüzünde dolunay ve samanyolu hep  olacaksın\n\n10 Ocak 2015 Almanya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep peşin para",
        "poet": "Mahmut Tekin",
        "poem": "\n\nHep peşin para\nah be dostum ah !...\n\nSözde sevdalar \npeşin para\nAşklar veresiye...\n\nAlacaklar hemen\npeşin para \nsevgiler veresiye...\n\nSelamlar sorunlar .\npeşin para\ndostluklar veresiye...\n\nEleştiriler suçlama\npeşin para...\nicraatlar veresiye..\n\nSözler\npeşin para...\nvaatler veresiye...\n\nYok be dostum yok\nbu peşin para\nVeresiye işleri...\n\nZayıf bırakıyoruz\nzayıf dostluk karnesinde\nhal ve gidişleri...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Sabır",
        "poet": "Durdu Şahin",
        "poem": "\n\nSabır,zahmete rahmet,sabır,Allah’tan vaaz.\nSabır,sabır,hep sabır,ne kadar sabretsek az.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Sen",
        "poet": "Güner Kurt",
        "poem": "\n\nYalnız başıma ve dostlar arsında otururken\t\nHep sen vardın aklımda hep sen\t\nKimi zaman mutlu \nKimi zaman mutsuzken\t\nHep sen vardın aklımda hep sen\t\n\nKimi zaman ağladım \nKimi zaman güldüm\t\nSeni anıp düşlerken\t\nHayallerimde bir dünya yarattım\t\nDüşler ülkesinde başrol senle ben\t\n\nSen varken yaşamda varım ben\t\nSensizlik yaşamın içinde matem\t\nKimi zaman mutlu \nKimi zaman mutsuzken\t\nHep sen vardın aklımda hep sen\t\t\t\n\nBırak dünya dursun\t\t\t\nGözlerin gözlerimdeyken\t\t\t\nAklımda sen fikrimde sen\t\t\t\nGece ve gündüzümde sen\t\t\t\nHep sen vardın hep sen\t\t\t\n\nHerşeyim sensin\nHerşeyim sen oldun\nBaşka nasıl anlatılır ki\nSeni anıp seni yaşarken\nBırak zaman dursun \t\t\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Sana Sevdalı",
        "poet": "Meral Adak",
        "poem": "\n\nBen her İlkbahar da aşık olurum der kimileri\nOysa ben her Sonbahar da aşık olurum bilirmisin\nAma hep aynı sevgiliye, hep aynı aşkla\nHer  Sonbahar da yenilenir duygularım coşarım\nGöz yaşlarım dökülür çaresiz-\n                                çaresizce,  dökülen her yaprakla ağlarım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Sen",
        "poet": "Akın Yavuz",
        "poem": "\n\nSevgili dün gece de senle bitince\nUmuda kucak açtım sana uyandım \nKar kadar nazik kar kadar ince \nBu sabah yine kara boyandım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep sen varsın",
        "poet": "Alaaddin Uygun",
        "poem": "\n\nSenin için bu gözyaşlarım\nSenin için bu satırlarım\nSensiz dinlediğim şarkılar\nİçimi hep haince dağlarsın\n\nVarlığınla içime dolansın\nHasret, hasret dağlarsın\nSenin için bu satırlarım\nYokluğunla hep ağlatansın\n\nSevdanla her an taşarsın\nVuslat, vuslat beklenensin\nGelmiyorsun bir türlü sen\nAcınla içime hep dolansın\n\nSevda böyle içime kazınan\nSensizlik alnıma yazılan\nGözyaşımla satırdan silinen\nYokluğunla hep içimi acıtansın\n\nSenin için bu ağlayışım\nSenin için bu çağlayışım\nSatır, satır şiirlerimde,\nHasret, hasret dualarımda\nSen benim kavuşamadığımsın\n\n27.11.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep sen bebeğim",
        "poet": "Sefer Kurt",
        "poem": "\n\nUmudun ilk umutsuzluğu bu\nAkşamların ilk saatleri gibi\nGecemi yıldızlara düşman yoksa ay mı karanlığa\nOysa gecede saklı değil mi ay ve yıldız\nTıpkı senin gibi \nSende bende saklısın ama...\nBana uzak uzaklara çok yakın \n\nNe masum duruyor o masmavi deniz\nSessiz sakin ve yorgun\nDerinlere dalmış düşünüyor sanki\nYa hırçın dalga duramıyor yerinde\nYatağı ona çok dar geliyor\nAynen bizim gibi bebeğim\nAşkımız deniz ardaki mesafe dalga\n\nİlkbahar geldi \nHavalar ısınıyor kelebekler uçuyor\nPapatyalar laleler güller zambaklar\nNe kolay ilkbaharda çicek olmak\nNe demeli kışın soğuğuna \nO soğukta mücadele ediyor kar altında\nBak yetişiyor kardelen çiceği\nAynı bendeki sen gibi\nAşkım ilkbahar çiceği gibi\nÖzlemin kardelen\n\nNeydi yıldızları geceye ayı karanlığa düşman eden\nNeydi masum denizi hırçınlaştıran dalga\nNeydi ilkbahar çiceklerini kolaylaştıran kardeleni ağlatan\nHep sen bebeğim herşeyde sen \nPoyraz olup beni üşüten sen\nMeltem olup beni saranda sen \nYağmur olup beni ıslatanda sen\nBenim mutluluğumda sen\nHer yerde her zaman hep sen bebeğim hep sen...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Seninle",
        "poet": "Adnan Satıcı",
        "poem": "\n\nDaha önce de görmüştüm seni; \nGezici bir yağmur ağacının\nDallarından damlayan ılık kuş cıvıltısı\nTerden bir şemsiyenin üstüne.\n\nBurdan geçiyordu y....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Seninleyim",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nGün gelir alıp götürür beni\nDelicesine esen bir rüzgar\nKırılır kolum kanadım düşerim\nSarılır gövdem toprağın bedenine\nSanal dünyanda kalır belkide adım\nMısralarım sohbetlerinde geçer bazen\nOysa yüreğimi çoktan öğütmüştür\nToprağın keskin çarkları\nUnutmaki\nRuhum bir pervanedir etrafında\nDeli rüzgarın seni bana\nGetireceği güne kadar.......\n\n \n\n            Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Seni",
        "poet": "Mustafa Ayık",
        "poem": "\n\nDağlar yücedir geçit vermez\nSevda harlıdır işin  akıl ermez\nGünler geçer yerinde durmaz\nSevdiğim sana el oldum \nGurbet ellere kul oldum\nEngel var her yürüdüğüm yolda\nUlaşamadım sana kaldım yaban elde\nÖyle bir sevda var ki gönülde\nSevdiğim sana el oldum \nGurbet ellere kul oldum\nHep seni düşledim gecelerde\nHep seni söyledim hecelerde\nHep seni gezdim yücelerde\nSevdiğim sana el oldum \nGurbet ellere kul oldum\n8.11.1986\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Seni Yazdım Uzaklara",
        "poet": "Safiye Ünlü",
        "poem": "\n\nAdres aramaktan nefret ederim. Hele sadece açık adres bilgileriyle aramak..! Tarif iyidir…\nHani market arkası, cami yanı bildik bir yerden tarif rahatlatır insanı elinle koymuş gibi buluverirsin aradığın yeri. Yabancı filmlerde enteresan gelir adresler bana 148 caddenin kuzeyi der biri diğeri gider eliyle koymuş gibi bulur.. bizde tarif olmazsa olmaz..   \nBir yayınevi sahibiyle randevum var, editörlüğünü yaptığım şiir kitabı için yardım alacağım, hani hatır işi gidiyorum. Hatırı sayılırda bir yazar kendisi aynı zamanda da yayınevinin sahibi, ama tanışmak bu güne nasipmiş. \nOrtak dostumuz tavsiye etti, rica minnet gidiyorum yani… kendim için olsa isteyemezdim, tanıyan bilir beni, eşime dostuma açamayacağım kapı yoktur. \nSağolsun çocukluk arkadaşım kendiside yazar olan dostum ayarladı randevuyu, Galata kulesinin dibinde indim taksiden... tarif o noktadan yapılmıştı çünki…\nGalata kulesiyle ilgili inanışı duymuşunuzdur, buraya birlikte çıkan çiftler muhakkak evlenirlermiş. Hani aklınıza koyduğunuz biri varsa, hazırda hikayeden haberi yoksa, çok merak ediyorum… hiçte görmedim… gibi  faseryalarla bir uğramanızda fayda görüyorum… \n\nNe güzel bir yer, daha önce gelmemiştim… hep önünden egeçerim…\nBir iki esnafa sorduktan sonra buldum adresi, eski bir bina  ne yaşanmışlıklar vardır buralarda diye düşünerek çıkıyorum merdivenleri, biraz rutubet kokusuna karışmış yemek kokuları geliyor burnuma, karnımda acıktı hani… merdivenler karo taşından şimdi yok bunlardan piyasada.. Bizimde ev girişimiz bundan döşeliydi eskiden…\n\nOrta boylu, göbekli, yuvarlar küçük gözlükleri burnunun üzerinde düşecekmiş gibi duran bey açtı kapıyı gülümseyen yüzüyle,\n-merhaba..! safiye ünlü ben telefonla görüşmüştük..\n-buyurun lütfen bekliyordum..\nses tonu güzel yaşına ve fiziğine uygun kulağıma hoş geldi..\n\ndaracık ince bir koridordan yürüdük, yolu bilmediğim için takip ettim kendisini.. her yer kitap zaten dar olan koridoru dahada daraltmış duvardaki kitaplar…\ngenişçe bir odaya girdik bir masa, kanepe, köşede bir tv her yer kağıt, dergi dağınık üstüste.. esmer bir bey ayağa kalktı biz girince, \n-efendim tanıştırayım sizi…\n-hanımefendi editörümüz …. \n-beyefendi şairimiz bilmem kim…\nbelli ki bir mevzu üzerinde çalışıyorlardı, gelişimle ben bölmüş oldum..\n-hanımefendi müsaadenizle, diyip açıklama yaptı konuştukları mevzuuyla ilgili…\n-aman efendim tabi ki rica ederim, \n\nçayımı yudumlarken, odanın duvarlarının olmadığını fark ettim.. duvar yok evet, dört duvar tamamıyla kitaplarla dolu dev bir kütüphane sanki.. daha önce görmediğim bir manzara bu benim, hayretle bakıyorum.. kitap duvarların arasında sadece uzun bir pencere açık müthiş bir boğaz manzarası..\n insanın bu şehre aşık olmaması mümkün değil doğrusu…\n\n-bu manzara yaşatıyor beni diyor usta yazar… bu manzara yüzünden bu eski binadan kopamadım, eşim yıllardır başımın etini yiyor şöyle konforlu yeni bir eve taşınalım diye.. başka bir yerde yaşayamam ben diyorum… haksızmıyım hanfendi…\n-valla doğrusu bina konusunda eşiniz haklı ama manzara konusunda siz daha da haklısınız diyorum..  gülüşüyoruz…\n\narkadaşımın kitabını konuşuyoruz, inceliyor… bu işin piri tabi, hemen fikirlerini söylüyor. Ölçüler, dizayn, sayfa yapısı, önsöz, arka yüz, IBN numarası derken genel hatlarıyla oluşuyor kitap. \nKendi kitaplarından bir kitap hediye ediyor bana imzalı. Kendi yaptığı özel içkisinden de ikram etmeyi ihmal etmiyor.\n-öyle herkese ikram etmem bilesin…tarifini eşim bile bilmez, sırdır..! diyor\nhayat iksiri gibi tadıyorum özenle…\nbu tarifi yapıp satsa daha rahat bir hayat sürerdi diye düşünüyorum..  \nbu yazar çizer tayfası böyle ama biliyorum… yaşamla hep bir kavgaları olur bilinmez..\n\niyiki gittim, iyiki tanıdım kendisini, hayata dair çok şeyler kattı bana…\nöyle bir günü anlattım diye kolay sanmayın, altı ay falan sürdü çalışma ve kitap çıktı..\n“Hep Seni Yazdım Uzaklara”.. şairin ilk kitabı, benimde ilk edit ettiğim kitap olma münasebetiyle kıymetlimizdir … \n\nyaşamda kimlerle nerelerde yollarımızın kesişeceğini hiç bilemiyoruz… ve bu bilinmezliğe bayılıyorum ben…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep sevgi Dolsak",
        "poet": "Hasan Salih Küçük",
        "poem": "\n\nSevgi; Bulutlardan boşalan,sel olup aksa\nSeven kalpler  altında, sırılsıklam ıslansa \nHuzur dolsa gönüller, ayrılık hiç olmasa\nGül açsa bahçelerimiz,ebediyen solmasa. \n\n                               13 Kasım 2008-Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Sonbahar",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nSenden sonra ki baharlarım hep Sonbahar,\nGörmezmisin bak, döküldü bütün yapraklar,\nBastığım her yerde, sanki hep mayınlar var,\nSenden sonra ki baharlarım hep Sonbahar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep sevgi yaşasın",
        "poet": "Mahmut Bozkurt",
        "poem": "\n\nBağlanmış iki yüreğin öyküsünü aldım kaleme,\nNasıl atar, nasıl yaşardı, düşünmeye başladım\nSevginin çok kutsal bir olgu olduğunu anladım\nYaşlar akmasın gözlerde, hep sevgi  yaşasın \n\nBen buralı sen horasanlı ne fark eder insanız\nSen ağlarken ben ağlarım, ben ağlarken sen\nNeden ağlar bu analar, bu babaların yüreği\nYaşlar akmasın gözlerde, hep sevgi yaşasın\n\nUnuttuk sanırım ecdatlarımızı, o hoşgörüyü\nLale devrinde yaşayan o muhteşem sultanları\nAdalet, adalet diye bağırmak mı gerek, artık\nYaşlar akmasın gözlerde, hep sevgi yaşasın\n\nHava bulutlu, yıldırımlar çaktı üzerimize\nOvada, dağda kurtlara yem olduk beraber\nTarlada biçtiler bizi, biçerdöversiz ezdiler \nYaşlar akmasın gözlerde, hep sevgi yaşasın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Sonbaharı Yaşadık...",
        "poet": "Atilla Birkiye",
        "poem": "\n\nKuzguncuk. Nakkaş Tepe’den genç bir adam olarak karşıya, güneşin kızıllığına bakmaktayım. Gözlerim Boğaz’ın maviliğinden yukarıya çıkıyor, o gri bina bloğuna takılmadan geçerek, bunun üstünde yer alan birçok gökdelen bozuntusunun bile güzelliğini bozamadığı kırmızı yuvarlağa takılıp kalıyor.\n\nGüneş “ağır, ağır” değil tersine çok hızlı batıyor, bu kızıllığa ve bu “vakte” geldiğinde.\n\nBir sonbahar günü, biz ki, hep sonbaharı yaşadık, genç bir adam olarak giden sevgilinin ardından, bu çirkin griliği ezen mavi ve kızıllığa bakıyorum.\n\nBir sonbahar kadar yalnızım. Bu gidiş bir terk ediş değil. Nasıl binlerce mevsimin içinde yalnızca sonbaharı yaşıyorsak, ben de her gidiş sonrasındaki yalnızlığımı bir terk edilmişlik atmosferine dönüştürüyorum. Kimilerine göre “ne marazi”. Bence ne hüzünlü. (Hüzün ki, bize de en çok yakışandır.) \n\nBizim kuşak, ki kuşak demeye, biz demeye de dilim varmıyor ama hani anlaşılmak gayesi, hep sonbaharı yaşadık. Ne yazık ki çoğumuz bilemedi. Üstelik böyle bir şeyi asla kabul etmedi, mesela “Marksist” açıdan. Kendi adıma memnunum, yaşadığıma hep sonbaharı. Çünkü ne kadar hüzünse (ah, hüzün)  sonbahar; mutluluk da, aşk da onun içindeydi. Kimileri de hiç yakıştıramadılar kendilerine. Hani kuşak muşak bir yana, galiba, evrende ve zamanda yaşdaş, kuşaktaş olmayan ama “hüzün burcu”ndan ve sonbahar yaşam diliminden olanlar da var. Karamsarlık mı? Öyle olsa, Nakkaş Tepe’den karşımdaki kızıllığa ve akıp akıp gitmekte olan maviliğin keyfine varabilmek için, karanlık düşmeden önce, koşup gelir miydim bir “görevli” gibi eve? \n\nBir gerçek var ki ya da bir düş var ki, isterseniz yanılsama deyin siz buna, sonbaharı yaşamak biraz romantizmdir ve romantizm ne kadar insanın dünyasını zenginleştirir.\n\nBelki yazılacak bir mektubun nedenidir bu gidiş; ama dedik ya ne bir terk ediş ya da bir kırgınlıktır; yalnızca çok basit bir kesintiye uğratmaktır birlikteliği. (Hep basit şeyler değil midir yaşamı çekilmez kılan?)  Bu gidiş belki de nedenidir, şöyle başlayacak olan mektubun:\n\n\n\n“Duygular vardır bir türlü sözcüklere uymaz. Bu sözcüklerin yetersizliğinden mi, yoksa ifade yetersizliğinden mi bilinmez. Ama söylenmek istenen binlerce şey, yalnızca ‘seviyorum’ sözcüğünde düğümlenir kalır.\n\n“Duygular vardır, insanın yüreğini kanatlandırır. Mekân ve zamana sığmaz oluverirsiniz birden. Boyutlarınız büyür, yer aldığınız hacim genişler.\n\n“Duygular vardır, yalnızca size söylenir.\n\n“Duygular vardır, şiire dönüşür ve o şiir de yalnızca size okunur.”\n\n\n\nHep sonbaharı yaşadık, ne yazık otuzundan sonra anladık bunu ve “tadına” vardık. Doğma büyüme İstanbullu olarak, başka bir mevsim olabilir miydi ki gönlümüzde. Hep de genç dedik kendimize, tramvayı da gördük, Taksim’de Yirmidokuz Ekim’de maytapları ve altmış ihtilalinin ıssız sokaklarını gördük; çalınan marşları dinledik. Önce küçüktük gördük, sonra gençtik yaşadık, sonra daha da büyüdük anladık. Ama hiç bitmedi o marşlar.\n\n\n\nGüneşin yalnızca kızıllığı kaldı, bir şerit gibi uzanan. Tam eski Pera’nın üstünde, grilik siyah renge dönüşmekte, mavilik hâlâ parlaklığını korumakta. Bir başka tepede artık kızıl yuvarlak, şayet karşısında varsa yalnız kalmış bir romantik mesela.\n\nKuzguncuk. Nakkaş Tepe’den genç bir adam olarak bakıp zamanın zorunlu geçişini izlerken, hava karardı ve bir kez daha duyumsadık, bir mektubun başlangıcını mırıldanırken, sonbaharı yaşadığımızı.\n\nBu belki de yalnızca bir dipnottur, yaşamımızda. Ama bir dipnot değil midir ne kadar küçük olsa da koca sayfada göze batan, dikkat çeken. Önce dipnotlar mı okunmalıdır, bir insan kosmosun dipnotuysa? Önce sonbahar mı yaşanmalıdır, illa bütün mevsimler yaşanacaksa? \n\nHep sonbaharı yaşadık ve hep dedik bu bir kitap adı olacak diye; belki de satmayanlar listesinin en başında yer alacak, belki de bir dipnot olarak kalacak, illa da deneme yazacağım, illa da sonbaharı yaşayacağım diyen genç bir adam olarak bizim yazdıklarımızda. (Deneme ile sonbahar ne kadar da benzemekte birbirlerine…) \n\nKosmosta insan bir dipnotsa, ne kadar da önemi varmış bir dipnotun, ne güzel bu kitabım hep bir dipnot olarak kalsın ve ben hep sonbaharı yaşayayım, zamanın ve mekânın içinde.\n\n(Kuzguncuk)  Nakkaş Tepe. Güneş hızlıca battı, kızıllık yok oluverdi karşıda, zaman geçti (geçti mi?) , ben henüz mırıldandığım mektubu bitiremedim, ki birazdan vapurdan inmiş ve yokuşu çıkmış olacak sevgili, kedi paçalarımı çekiştirmekte, ben hüzündeyken, onun yemek vakti geçti, oğlumu arayacağım, iyi ki birileri bulmuş şu telefonu; ve belki, Nakkaş Tepe’de genç bir adam olarak, bir kitabı okumaya başlayacağım keyifle, gecenin ilerleyen saatinde kucağında kedisi olan sevgiliyi öptükten sonra…\n\n(Ekim 1990; Hep Sonbaharı Yaşadık, İş Kültür yay. 2003.)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Su Taşımaz Nehirler",
        "poet": "Murat Karacuban",
        "poem": "\n\nyorar insanı bazan\nen sevdalı bekleyişler bile\nnöbeti devr alır hüzün umuttan\nyalnız gece değil gündüzler de kol gezer\n\nbazan bir çizgi kadar fark kalır\nhüzünle haykırmak arasında\nnehirler hep su taşımaz\nhüzün akıtır bazan\nözlem taşır bazan bulutlar\nkulaklar bazan sağır olur\nduymaz bir kırlıngacın çığlık sesini\nkolay olmuyor bazan \nzevk kadehine uzanmak\nhüzün bazan hazan olur\nsis gibi çöker heryere\nve dağıtmak\npes etmekten daha ağır gelir\n\n15,12,09\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Şubat",
        "poet": "Ayhan Dağhan",
        "poem": "\n\nBana dönük yüzünü güneş eyle ısınayım\nÜşümüşlüğüm artıyor gün geçtikçe\nZamanın en zemheri halindeyim\nHep şubat hep şubat ve hep şubat oldu ömrüm\nDört mevsime bölündüm\nAma her mevsim kış\nHer mevsim üşütür beni ayrı bir yangında\nYanarım buzul buzul\nEkvatora yakın olmam ısıtamadı beni\nKutupları yaşıyorum içimde\nSınırlarım ve sinirlerim tahrip edildi\n“Ben kimim” sorularına maruzum\nKimliksizim paramparça\nDön artık\nDön yüzünü bana\nBen de ısınayım\n\n08 08 08\n07 49\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Türkiye’m ileri",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nÖyle propaganda\nTanıttık Türkiye’yi\nAtılan goller ile\nBiz aldık hediyeyi\nHep Türkiye’m ileri\nŞampiyon ol dön geri\nLimon  sıkmayın keyfe\nDevamlı alkışlayın\nSolan bütün yüreği\nHep güzelce aşlayın\nHep Türkiye’m ileri\nŞampiyon ol dön geri\nVatanı tanımayan\nO çoğu devletlere\nÖğrettik kendimizi\nÇeşitli milletlere\nHep Türkiye’m ileri\nŞampiyon ol dön geri\nO muazzam olayı\nUnutturmayın sakın\nBu günlerden yarına\nFarları güçlü yakın\nHep Türkiye’m ileri\nŞampiyon ol dön geri\nAslanlarım muhteşem\nGolleri sıralayın\nŞu rakip kaleleri\nŞut atın aralayın\nHep Türkiye’m ileri\nŞampiyon ol dön geri\nİhtiyacımız vardır\nBöyle güzel günlere\nBizler nasıl millettik\nBir bakalım dünlere\nHep Türkiye’m ileri\nŞampiyon ol dön geri\nYetenek görgü sevgi\nBenimdir o futbolcu\nTürkiye’yi tanıtan\nBecerikli bir yolcu\nHep Türkiye’m ileri\nŞampiyon ol dön geri\nEn iyi güzel takım\nBir bakın dünya hayran\nOynuyorlar oyunu\nHepsi taşır güzel can\nHep Türkiye’m ileri\nŞampiyon ol dön geri\nCoşkuyu yaşatana\nMilletçe minnettarız\nDün bugün ile yarın\nTarihten beri varız\nHep Türkiye’m ileri\nŞampiyon ol dön geri\nAyaklarınıza sağlık\nHasan der at golleri\nSevindirin bu halkı\nKaldıralım elleri\nHep Türkiye’m ileri\nŞampiyon ol dön geri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Testileri Su Yolunda Kırıyorum",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nHer ülkenin kendine özgü bir anlayış kıvraklığı var olduğunun hislerime kaydı vardı, daha küçük yaşlarda. Kaydettim sürekli, memuriyet, sivil, hukuk ve serbest yaşam diyerek izlenimleri raflara yerleştirmek isterdim hep. Ev hanımı özelliğim öne çıkardı kendince dönem dönem. Hiçbir şey bilinen değil, tek bilinen, ayrıca bir yazılı anlaşma, ara sıra sözlü anlaşmalarda dikkate alınır, hoşa giderse. Memuriyetten yazılı bir haber daha kolay ve rahat bir anlayışa sığdırılabiliyor, o da kısıtlanabilir hürriyetine ulaştırılıyor yenilerde. \n\nBir anlayışa sığdırabilme diye ilgilendiğim, serbest yaşam konumu altında örneğin toplamayı denemiştim; \n\nAile ilişkisi, ev kime ait ise orada, eşler arasında, gelir düzeyi etkilenim kazanabilir an ve an \nAile ilişkisi, ev kime ait ise orada, komşular arası ilişkiler yorulmasın özeni belirgindir bazen\nAlie ilişkisi, ev kime ait ise orada, alış verişte, seyahatte yurt içi veya yurt dışı ayrıcalık olur\n\nİş hayatı süresinde bütün ilişkiler bazen kolay algılanabiliyor, zira, iş saatlerinde diğer gerçeklerden uzak kalınabiliyor, soluk alınabiliyor, sorumluluk duygusu hatta olağanüstü sağlıklı ve sağlam duyum duruşundan bile haz alınabiliyor.  İşsiz kalınırsa, hastalık, kaza gibi kötü tesadüfler icabet ederse, sabır diliyorum dayanabilmelerine. Bu kötü tesadüflerde de fırlatılmış olunabilen durum ile ne yapılacağını çok azı düşünüyor. Bir memur, kötü bir tesadüfle, 'hayır' kararı aldıysa bir işin yürürlüğü için, o hayır’ı mahkeme kolay kolay evet’e çeviremez. Kimin elindeyse düdük, keyfine göre çalabileceğine uyulmalı oynuna tarihlerce alıştırılıyor…\n\nAvrupa Birliği ile birlikte bir yaşam için:\n\n‘’’’ Ne Demek! Buyur.... \n\nKalbini kıracağın birini bulamadın mı? \nYazık, \nSen şimdi üzülürsün, sıkılırsın. \n\nNeyse senin üzülmen, \nBeni de üzer bilirsin, \n\nSana kalbimi yolluyorum, \nİstediğin gibi yerden yere vur, \nLafımı olur; \nNe demek! Buyur… ……’’’ Sevgili Şairimiz Zeki Geniş bey’e teşekkürler\n\nbaşarılmalı… elbette bir genel çoğunluk başaramaz bunu, birkaç çiçekle de yaz geldi denilemiyor… hep azınlık kararı, çoğunluğu diye bir cümleyi bile bitiremeden daha ‘hep bana hep bana’ tepesinde duran için, aşağı doğru gayet iyi kayılır… Bolu dağında kayak mevsimi yakınlaşıyor demek istemedim dersem de yalan olur... \n\nAvrupa Birliği ile yaşam için bıçak sırtı anlayışı kağıtta güzel, uygulama ise hakkını aramayı biliyorsan alırsın sanılır, hakkını arayacak o aracı kim olacaksa, ki o aracı olmak, o bulunmak zorunda, peki o terk ederse seni, diye de hesap var daha ardında. Bir lokma ekmeğe kaç takla atmalı soluk, demek az kalır bu adap karşısında bazen… O lokma zehir zakkum edilir ve sonra yutulsun diye bırakılır… \n\nKimilerinde soluk kalmıyor elbette, diri diri bir yaşamın yokluğunun seyri hiç hoş değil, ama az değil ki… Güç birlikleri de alabildiğine çoğalıyor çığ olmaya, o çığ da ne kadar ufak iken yuvarlatılırsa hayra yarar, yoksa Allah muhafaza…\n\neğer karar alındıysa uşaklık hizmeti sırası sende diye, o devletin makamları işlememeli… 1938 den beri buna soyundu Avrupa, Amerika da keşfetti bunu Hitler sürecinde… Aklına çare gelsin fırsatını bulamaz kimse, çünkü emniyete alınmıştır bu, daha anlaşılır anlaşılmaz yedek sonsuzca el altında duruyor ve sürekli yedeği de eklenmek şartıyla, ötekini sokarlar araya hizaya dizeye… Anayasa en güzel örnek buna, futbol sahasında oynanmaya sunulu… sermaye daha açık seçik bir ikramiye… vergisiz beslenen iyi kükrer, iyi yakarırlar, iyi yalakalardır onlar, deniliyor sık sık… Ama öyle soygun, vurgun yap ki, yaşamın ilerisine uşak çalıştırabilesin zengince… Bir ülke az vurgunla bel bükmez, okkalı olmalı…\n\nSahi, ben bu arada bıçak sırtı anlamını buldum; çok yakın aralık, çok az fark demek, ama nasıl kullanacağımı anlayamadım daha tam. Vergiye bir aritmetik gelir ki, bu yasayı yazan da, yazdıran da bilmez ne olduğunu, ama başı darda olan belediye bilir bunu. İhtiyaç duydukça gelirden kesinti hayata geçer, anlatılması, anlaşılması yok ki zaten, ne suçlu var, ne suç, ne ezen, ne ezilen, buna dayanabilene dünya bir zevk, bir renk… Kural denilen işe değil, kişiye yaramalı sistemi Avrupa ithali hükümetiyle mutludur seçimde oy verenler, daha Cumhurbaşkanı için de onlara başvurulacak, yarasalara işe yarayan ve ama kendini yarasa sanan duyguları sadece beslenmiş kümecikler… diğerleri için de, hep diken üstünde bir gece huzuru ile hep sabahı akşam edebilmek... geçmişe bakarken bugünü okşuyorum elimde olmadan… \n\nÇok küçüktüm, bunlara ilgim giderek hobi oldu… Düşünce de bir hobi olabilir veya sadece hobi bir düşüncede de olabilir… ara sıra durgunlaşmaya elbette ihtiyaç duyulur… Madem şu son yılların yüklenmelerle yıpratıcılığı böyle belli ettiriyor kendini, bari bir hayrı olsun diye, düşündüm işte yine… Azınlığın bu kurtuluş yaşamı bir çare mi bilmiyorum, çoğunluğun mutsuzlukları üzüyor beni.\n\nÇoğunluk oluyor hep, yoğunca felaketi davet eden, azınlıklar sivriliyorlar çünkü, onlar haşa, hiç bela davet ederler mi? Yahudi gibi bazen yer değiştirmeye koyulurlar…\n\nAvrupa Birliği ile yaşam için bu kurallarla hep kendileri batıyorlar, neden Asya kuralları yaşamda kalmasın ki? Düşünüyorum hep… üzer beni, iğnem batar gibi algılanır sık sık… öyle istediğim de oluyordur belki… bıçak sırtı bir anlayış kıvraklığında bükülüyoruz işte… doğaldır, düşünme hakkını alıyor der geçerim belki… bir çiçek yaprağının dikeni olur mu hiç? Bir gül dalının dikeni oluyor, ama gül yaprağının dikeni yok ki…\n\nAma batıyor ise veya batıyor işte gibi bir hal nihayet oluyorsa, olsun isteniyor diyedir. Şu yorma zahmeti de öyle değil mi, boşuna mı harcanıyor yeryüzünde? Bir gül yaprağının ne çok günahsızlıkları acıyor bu benzetmede… \n\nHep testileri su yolunda bıçak sırtı kırıyorum ben de… hobi falan değil üstelik amaçlanmak, sadece anlamak için öncelik tanıdığım ile önceliği olmalıyı karıştırıyorum, hepsi bu… \n\nEkim 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Sürgünde Yüreğim",
        "poet": "Fatih Suretli",
        "poem": "\n\nHep sürgünde zavallı yüreğim. Ne zaman bir sabah düşüne uyansam, kararıyor birden bire gündüzüm. Baharlarım yaprak döküyor. Mevsim mevsim soluyorum baharda.\nSana bu satırları yazarken o kadar uzakta değilsin biliyorum. En sıcak yerindesin yüreğimin. Çığlık diyorum sesine, gözlerine mavi. Pranga oluyor boynumda saçların.\nYine bütün hüznünle girdin geceme. Hayat kudurtan bir yalnızlık oluyor düşlerimde. Geçip giden mevsimlerin yüreğime bıraktığı gam, keder isimsiz bir korku oluyor beynimde. Yaşı geçiyor umutlarımın artık. Böğrüme saplanan kör bir hançerdir hasretin.\nŞimdi bir sen kaldın yüreğimde çürümeyen. Düşleri kurşunlamış bir gezginim sevdanla dolanan. Kimi mecnun diyor adıma, kimi avare. Bir yol bulamadım tükenen günlerime. Mor ötesi sevdalarda yolumu yitirmişim. Umarsızca gelip geçiyor hayat. Sensizliğin depreminde sarsılıyor yüreğim. Yokluğunda yaralarını besleyen bir yaralıyım artık.\nYine yanılmazım bu gece sevdana dair. Ey yar gel al götür senden kalan ne varsa. Bir hasretinin prangası kalsın paslı boynumda. Bir yanımda sönük yıldızlar, bir yanımda gözü yaşlı gece ve tam ortasında darmadağın kalsın yüreğim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Yanım da Kalsan Diyorum",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nBir akşam vakti ıssız zamanda\nBuluşsak ta sevgiyi solusak diyorum\nDuygularımızın derinliğinde boğulmak için\nEn kısa zamanda görüşsek diyorum\nHasreti koklasam saçlarının her telinde\nHiç gitmesen hep yanımda kalsan diyorum...\n\n\nAntalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Yanımda Kal Anne...",
        "poet": "Hüseyin Yanmaz",
        "poem": "\n\nanne dertlendim bugün yine \nsanki kurşun yemiş gibiyim\nyüreğim sana yanıyor\ndurmadan kan ağlıyorum anne\n\nanne yollar kardan buz tutmuş \nyollar kapalı gelemedim sana \ngece rüyamda kabus gördüm \ntelefonlar susmuştu anne\n\nseyrettim gece yıldızları\nsandım sen halen yanımdasın\nkokun sinmişti zaten üstüme \nkoklayıp durdum gece boyu anne\n\nak sütünü çok emmiştim\nbilsen ne güzeldi kokun anne\nağladığımda gözlerimi sen siliyordun\ndünyanın en güzeli sensin anne\n\ncanımı versem az bile sana \nyaşamayı sen öğrettin bana \ndünyayı sersem ayaklarına az bile sana \ncanımdan bile çok seviyorum seni anne\n\nuzat ellerini bir kez daha öpeyim \nayrılık dertlerimi içimde dökeyim\nyüreğimdeki yaraları birer birer sökeyim \nhep yamında kal bir daha bırakma beni anne...\nHüseyin YANMAZ\n21/02/2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Var Ol, Yüce Türk Milleti!",
        "poet": "Erdoğan Kırmızıoğlu",
        "poem": "\n\nBozkırların kültüründe, Orta Asya da doğduk,\n                       Gün geldi, Ergenekon’u doldurup,yetmez olduk,\n                       Önde Börteçine, yeni yurdun yolunu bulduk,\n                       Adınla şanınla, sen hep var ol,Yüce Türk Milleti.\n\n                       Obalarla göç edip, yeni yerleri fethettik,\n                       Oluşan beyliklerden, devletler kurup, yer ettik,\n                       Asya dan başlayarak, tüm kültürleri keşfettik,\n                       Adınla şanınla, sen hep var ol, Yüce Türk Milleti.\n\n                       Talas savaşında ilk kez Müslüman’ı tanıdık,\n                       Saltuk Buğra Han ile İslam dinine katıldık,\n                       İslam’ın önderi olup, üç kıtada saydırdık,\n                       Adınla şanınla, sen hep var ol, Yüce Türk Milleti.\n\n                       Peygamberimizin çağında, övdüğü millettik,\n                       Fatih sultan Mehmet Hanla İstanbul’u fethettik\n                       Yeniçağ açtığımızı nesillere ilettik,\n                       Adınla şanınla, sen hep var ol, Yüce Türk Milleti.\n\n                       Yavuz Han peygamber emanetini sahiplendi,\n                       Kanuni Sultanla Viyana önüne gelindi.\n                       Osmanlının ihtişamını dünya hep izledi, \n                       Adınla şanınla, sen hep var ol, Yüce Türk Milleti.\n\n                       Yapılan tüm savaşlarda, mert, yiğit, cesur olduk,\n                       Dostlarımıza güven verip, düşmanları vurduk,\n                       Tarihin en güçlü cihan devletlerini kurduk,\n                       Adınla şanınla, sen hep var ol, Yüce Türk Milleti.\n\n                        Kurtuluş savaşında, her yerde  ulusça vardık,\n                        Atanın önderliğinde yeniden destan yazdık,\n                        Cumhuriyete ilelebet milletçe inandık,\n                        Adınla şanınla, sen hep var ol, Yüce Türk Milleti…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Vatan İçin",
        "poet": "Hacer Alioğlu",
        "poem": "\n\nBuz tutmuş umutlar, kilitli sözler\nKimbilir içinde, ne sırlar gizler\nKaskatı kesilmiş, o ayaz yüzler\nAl bayrak şeref şan, hep vatan için\n\nIssız yamaçlara, mekanı kurmuş\nHasretin zifiri,siyahı vurmuş\nAcıyı beleyip, koynuna sarmış\nBuzdağında bir can, hep vatan için\n\nDonuk bakışlar da, hüzünlü ağıt\nBeş parmağın izi, çizili kağıt\nBir kuru resimle, efkarı dağıt\nDüşlenir mutlu an, hep vatan için\n\nNe sabahı belli, ne de gecesi\nFedadır uğruna, aşk ın yücesi\nNelerden vazgeçer, daha nicesi\nSon vasiyet bu kan, hep vatan için\n\nSoysuz pusu kurmuş, atıyor çalım\nAcımasız  öfke, yağdırır zulüm\nHer an pençesinde, bekliyor ölüm\nHelaldir akan kan, hep vatan için\n\nHacer Alioğlu\n17.01.2008\nGEBZE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Yaşa Sen Atatürk",
        "poet": "Ozgur Karatekin",
        "poem": "\n\nHep yaşa sen Atatürk! \nEvet askeri Harp Okulu'nu subay olarak bitirdin.\nPlanlı, kararlı ve çalışkan Atatürk.\n\nYeniydi bu, 29 Ekim 1923'te, Türkiye Cumhuriyeti'ni kurdun.\nArtık öldüğüne inanamayız 10 Kasım 1938'de, Dolmabahçe Sarayı'nda.\nŞanlı kahramanlıklarına 1881'de, Selanik'te, doğumunla başladın.\nAnanız Zübeyde Hanım ve baban Ali Rıza Bey'in öpülmelidir elleri kesinlikle.\n\nSen çok severdin en küçüklerimizi bile.\nElbette Ulusal Egemenlik,Çocuk Bayramı hediyesiydi tüm dünya çocuklarının\nNisan ayının 23'ü,1920'de açılan TBMM ile birlikte.\n\nAsla korkmadın yurdumuzu düşmanlardan kurtarırken.\nTürk Milleti'nin onurusun.\nAnıtkabir'de yatarken\nTaht kurdun kalbimize\nÜlkesini çok seven, en büyük insan, Atatürk! \nRengimiz, kırmızı, beyazsın! \nKahramanımız, ey, büyük Atatürk!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Yüreğimi Bir Sevinç Kaplar",
        "poet": "Ahmet Zeytinci",
        "poem": "\n\nSonu da güzel aslında ama ben her zaman ilkini tercih ederim. Bahaar, bahardan söz ediyorum canım ilkbahardan. Fazla bekletme sevgilim, gözümüz yollarda özlemle seni bekliyoruz baharım. Hele o beyaz beyaz çiçekler açtı mı, sabahın köründe cıvıl cıvıl kuşlar ve cırcır böcekleri ötmeye başladı mı değmeyin keyfime... Sade benim keyfime mi? Kedilerin, köpeklerin, böceklerin, sineklerin, kelebeklerin, kurbağaların ve bilumum canlının da değmeyin keyfine...\n\nBakın adı bile yetti daha üçüncü cemre bile düşmemişken. Hadi atın kışın miskinliğini üstünüzden, kışın sünepeliğin i bir kenara bırakın. Çekin ciğerlerinize sabah işe gitmek için yola çıktığınızda baharın o sakin ve dingin havasını. Güvercinler ve serçeler çoktan dallarda ve telefon tellerinde ki yerlerini aldılar bile, çifte kumrular ilanı aşka başlar kısa bir zaman sonra, magazin gazetelerine reklam olmadan asla. Tabiat ana canlanmaya başladı. Bir müddet sonra akşamları camları bile açarsınız ara sıra...\n\nSanmıyorum ki şair ve yazarlara ilham veren bahar kadar başka bir mevsim olsun. Tabi ki vardır yazdıklarını ürettiklerini başka başka mevsimlerde fazlalaştıran, ama genel olarak bahsediyoruz bu durumdan...\n\nEn başta hava kirliliğinin minimuma indiği bir mevsimdir bahar. Kız Çocuklarımıza çok takarız bahar ismini. Aydınlık bir mevsimdir, kışın kısa günleri ve uzun geceleri gider, yerini geceleri bile dışarı rahatça çıkacağımız bahar ve yaz günleri alır. Güzel şiirler ve şarkılar vardır bahar ve yaz üstüne. Hemen aklıma gelen biri ki zamanında ben çok sevmiştim bu şarkıyı herkes gibi. Şöyle devam eder gider sözleri ''Baharı bekleyen kumrular gibi sen de beni bekle sakın unutma, ellerin havada gözlerin yolda bir tanrıyı bir de beni sakın unutma.'' Bülent Ersoy'un ya da Muazzez Abacının o gür sesi hem kulağımıza hem de gönlümüze hitap eder ve mest eder bizi...\n\nYavaş yavaş hafta sonları, cumartesi ve pazar günü piknikleri başlar artık, çoluğu çocuğu, yaşlısı, genci hep beraber takılırlar. Çalışanlar bütün bir haftanın stres ve sıkıntısını bir hafta sonunda çayırlara, çimenlere, bir de kızgın mangalların arasına bırakırlar piknikten dönerken...\n\nBir de nisan yağmurları var ya. Ah o nisan ne güzel bir mevsimdir. Martın yarısı kış yarısı yaz derler de nisana hiç öyle bir cümle kurmazlar. Nisanda bahar alışmıştır artık insanlara ve insanlarda ona. Çok da önemli günler gelmiş geçmiştir bahar aylarında. Başta 23 Nisan TBMM'sinin kuruluşu, aynı zamanda Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Mustafa Kemal ATATÜRK'den Türk ve tüm Dünya çocuklarına armağan. Yine bir başka bayram 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı. Başka bir gün 1 Mayıs İşçi Bayramı ve aynı zamanda Bahar Bayramı. 21 Mart Nevruz tüm Türk Dünyasında kutlanılan. Ne kadar anlamlı güzel bayramlar ve günlerdir hepsi...\n\nİşte böyle dostlar. Hep yüreğimi bir sevinç kaplar, kış bitip de mart ve nisan ayları geldiğinde. Her geçen bahar günü, sıcağın, güneşin bol olduğu yaza kuvvetli bir adımdır. Biraz yaşlandınız mı, insanlar ikinci baharınızı yaşıyorsunuz derler size. Tüm yaşantınız bahar günü tazeliğinde ve güzelliğinde geçsin umalım ki. Hepinize en derin sevgi ve saygılar yine...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Yüreğimdesin...",
        "poet": "Halide Selcan Karagül",
        "poem": "\n\nHep Yüreğimdesin...\n\nBugün 24 kasım öğretmenler günü\n\nEtrafta cıvıl cıvıl çocuk sesleri\n\nHepsi ayrı bir gonca gül gibi\n\nEllerinde rengarenk çiçeklerle\n\nÖğretmenlerine olan temiz saf sevgilerini\n\nMinnetlerini belirtiyorlar\n\nBirbirleriyle yarışarak...\n\n.....\n\nBugün 24 kasım öğretmenler günü\n\nYüreklerde öğretmen sevgisi\n\nHerkesten daha değerli\n\nCanından da öte öğretmeni\n\nBir dal çiçek(le de olsa)  ellerinde\n\nSevgilerini sunmakta öğretmenine\n\n'Öğretmenim, öğretmenler gününüz kutlu olsun,\n\nBu çiçek benden size küçük bir armağan \n\nYüreğinizde yer bulsun'\n\n24.kasım.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep yurtta artar kaygı Anne n' olur ver saygı",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nAnne şefkat ve sevgi\nOnadır bütün övgü\nDilde bulunmaz sövgü\nÇocuğu kırar ise\nHep yurtta artar kaygı\nAnne n' olur ver saygı\nKorumuştur barışı\nYaptırmıştır yarışı\nSildi gözlerden yaşı\nSoldurursa yüreği\nHep yurtta artar kaygı\nAnne n' olur ver saygı\nOnla düzelir her şey\nSever ise olur bey\nÇaldırır durmadan ney\nAnne üzerse ruhu\nHep yurtta artar kaygı\nAnne n' olur ver saygı\nTatlıdır anne sesi\nO yükseltir nefesi\nHep aldırır hevesi\nYok ederse canları\nHep yurtta artar kaygı\nAnne n' olur ver saygı\nÜşürsek örter örtü\nAsla denemez kötü\nAç olsa verir sütü\nDoyurmazsa kalpleri\nHep yurtta artar kaygı\nAnne n' olur ver saygı\nO ayırmaz yolundan\nGenci tutar elinden\nBil yapışır kolundan\nİlk canları sıkarsa\nHep yurtta artar kaygı\nAnne n' olur ver saygı\nOnun yoktur kusuru\nAkıllı hem de duru\nBaşarır geçer zoru\nEziyet gösterirse\nHep yurtta artar kaygı\nAnne n' olur ver saygı\nFatih ve Atatürk'ü\nSöyletti daim türkü\nÇağa gönderdi Türk'ü\nÖğretmezsen tarihi\nHep yurtta artar kaygı\nAnne n' olur ver saygı\nDaim yüksek başları\nÇok güzeldir işleri\nPırıl pırıl dişleri\nKötü gözle bakarsan\nHep yurtta artar kaygı\nAnne n' olur ver saygı\nGezdirir kucağında\nİl ilçe bucağında\nBağ bahçe ve dağında\nNefesi aldırmazsan\nHep yurtta artar kaygı\nAnne n' olur ver saygı\nYaz sonbahar kışları\nÇok sıcak bakışları\nÖne koyar aşları\nDoyuramazsa içi\nHep yurtta artar kaygı\nAnne n' olur ver saygı\nRabbim gösterme yası\nİnsanların en hası\nHasan der siler pası\nUzaklaşsa gönülden\nHep yurtta artar kaygı\nAnne n' olur ver saygı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepimiz Allah'ın Bir Kuluyuz",
        "poet": "Ali Uydurucu",
        "poem": "\n\nPara pul nedir,sana söylerim arkadaş\nSabun köpüğü gibi erir, yavaş yavaş\nParan biriksin diye,çalışma vatandaş\nParan bir günde pul olur,yanarsın arkadaş\n\nMalını,mülkünü hep, yığarsan arkadaş\nDeprem gelir,sel gelir yıkar, yavaş yavaş\nEvlada kalsın diye,çalışma vatandaş\nÜç kuruşa satarlar,bakarsın arkadaş\n\nBu kadar fakir insan doluyken,kardaşım\nVicdanın nasıl rahat ediyor,dindaşım\nEn güzel yatırımlar vermektir,candaşım\nHepimiz Allah'ın bir kuluyuz,yoldaşım...\n                                                         (AĞUSTOS.2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Yek / Hep Tek",
        "poet": "Tülay Sustam",
        "poem": "\n\ndünyayı aşk için, diyâr diyâr dolaşabilirdim\n\nkeşke terliğin diğer tekini de bulabilseydim\n\n17 subat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep yarım kalan bir şeyleri tamamlamaya çalışıyorum sensiz…",
        "poet": "Abdullah Süyüm",
        "poem": "\n\nHep yarım kalan bir şeyleri tamamlamaya çalışıyorum sensiz… \nYanık seslim... Karagözlüm...Yokluğun, o kadar uzun oldu ki, belki aylar belki yıllar gibi geçti, ardından. Ben saymaya korktum. Sensizliğe alışmak istemiyorum. Senin o güzel gözlerini, yanık sesini, kokunu çok özlüyorum. Hani derler ya zaman alışmayı öğretir insana ama unutmayı asla, ben alışmak istemiyorum yokluğuna ve sensizliğine, sen hep geri gelecekmişsin, bana dönenecekmişsin gibi her gün umutla uyanıyorum güne, yeniden sana âşık olarak gözlerimi açıyorum, bir sesine, bir nefesine muhtaç. Hani anlaşmıştık ya ne olursa olsun senede bir gün buluşacak, görüşecektik. Ben Senede bir kere bile olsa seni görmeye ve sesini, nefesini duymaya razıydım... Yanık seslim... şehrazatım...\nHani derdin ya; \"karagözlüm senin aşkın ve sesin, dudakların beni deli ediyor\".nerede o sözler, o yaklaşımlar unuttun mu güzelim yanık seslim... Nasıl oldu, ne oldu da birden kötü adam ve tek suçlu ben oldum. Çok zoruma gidiyor karagözlüm, kabullenemiyorum. Biliyorum ki sen o sözleri kalbinden söylemiyorsun. Bir anlık korku ve öfke söyletti bunları sana... Canın sağ olsun karagözlüm.\nSenin cimrin, var yemez amcan olmak ne güzeldi… O zaman kızsam da, sinirlensem de bu sözüne, şimdi iltifat gibi geliyor ve hatırladıkça hoşuma gidiyor. O yanık sesinle beraber kulaklarımda çınlıyor.\nNe senin yokluğuna ne de sensizliğe alışmak istemiyorum geleceksin bir gün biliyorum ve yarım kalan tüm anıları ve sevdamızı seninle tamamlayacağız. … \nŞu yüreğimde aylardır sakladığım sırsın kimselere anlatamadığım kimselerle paylaşamadığım. Sen, ben de yüreğimde öyle büyüdün ki artık sevdanı sığdıramaz, bedenimle taşıyamaz  oldum. Hep yarım kalan bir şeyleri tamamlamaya çalışıyorum sensiz. Seni öyle çok özlüyorum ki her yeni günde yeniden âşık oluyorum sana… Bu da yarım kaldı tıpkı yaşanması gereken ama yaşayamadığımız anılarımız gibi, hayallerimiz gibi, sevdamız gibi, aşkımız gibi…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hep Yol Almak İsterim, Hiç Duramam Yerimde,",
        "poet": "Victor Hugo",
        "poem": "\n\nHep yol almak isterim, hiç duramam yerimde, \nTanığımdır dalga, o denizde titriyorsa, \nRüzgara seslenirim: gidelim! rüzgar dönse, \nDalgadadır sıra: Haydi daha uzağa! \n\nİlerlerim, kasırga alır götürür beni...\nİnsanlar, aşklarınıza dört elle sarılın, \nKapının önündeki taş sedire oturun, \nVe geçen günlerinizin arkasından bakın! \n\nNe mutlu evinden hiç çıkmayıp, \nHer akşam aynı saatte çatının aynı\nKöşesinden havalanan gece kuşunu\nTekrar tekrar izleyen kişiye ne mutlu! \n\n(1888-97) \n\nFransızca'dan çeviren: Tozan ALKAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepimiz ay yıldızlı bir bayrağız",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nKızım yıldız benim oğlum da aydır,\nHepimiz ay yıldızlı bir bayrağız.\nVatan ise gönülde olan beydir,\nHepimiz ay yıldızlı bir bayrağız.\n\nYağmur olup sevgi ile yağarız,\nSevgiyi toplar gönüle yığarız.\nVatanımda Türk olarak doğarız,\nHepimiz ay yıldızlı bir bayrağız.\n\nÜlkede sevgiyi hakim kılarak,\nSeveriz bayrağı ele alarak.\nTürkiyede yaşayanlar olarak,\nHepimiz ay yıldızlı bir bayrağız.\n\nVatan aşkıyla sevinip coşarız,\nÜlkede hep ileriye koşarız.\nAy yıldızın sevdasıyla yaşarız,\nHepimiz ay yıldızlı bir bayrağız.\n\nYusuf bu sevgiyi yabana atmaz,\nAy yıldızın özlemi bize yetmez.\nBiz ölsek te bu sevda bizde bitmez,\nHepimiz ay yıldızlı bir bayrağız.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepimiz bir fidanız Anne baba çocuk kız",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nŞiire konu oldu\nOrman dağlar ve yaprak\nAl  hepsini eline\nManasına iyi bak\nHepimiz bir fidanız\nAnne baba çocuk kız\nOnlarda yatar uyur\nUyanır Yaz gelince\nCanlara verir hayat\nSabah akşam ve gece\nHepimiz bir fidanız\nAnne baba çocuk kız\nO kirli dövizlerle\nSakın hiç gururlanma\nBir tokadı yer isen\nSonra büyür bu yama\nHepimiz bir fidanız\nAnne baba çocuk kız\nAğlayanlarla ağla\nGülen ile evet gül\nBüyüğe saygı göster\nVer elinle cana gül\nHepimiz bir fidanız\nAnne baba çocuk kız\nYetim hakkı yiyeni\nGelin siz sallandırın\nÇıkmasın ses soluğu\nÖteye yollandırın\nHepimiz bir fidanız\nAnne baba çocuk kız\nRum Yunan Ermeni'ye\nBizler kızarız fakat\nİçimizi görmeyiz\nBundan kalmadı takat\nHepimiz bir fidanız\nAnne baba çocuk kız\nSaygı sevgi birlikle\nHayattan tat  almalı\nHuzur ve mutlulukla\nÖmür boyu kalmalı\nHepimiz bir fidanız\nAnne baba çocuk kız\nHasan der fikrimiz var\nKapatmayın vanayı\nSizlere seslenirim\nAğlatmayın anayı\nHepimiz bir fidanız\nAnne baba çocuk kız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepimiz Bu Cennet Vatanın Evlatlarıyız",
        "poet": "İbrahim Halil Demir",
        "poem": "\n\nGelin muhabbetle aşk ve şevkle kardeşçe kucaklaşalım\nGönülden gönle giden yollarda buluşalım.\nMuhammedi gül bahçelerinde el ele kol kola dolaşalım\nZira hepimiz bu cennet vatanın evlatlarıyız.\n\nVallahi de billahi de bizlere yakışmıyor bu yaşananlar \nAlay edercesine bıyık altından gülüyor bu sıkıntılarımızı duyan düşmanlar\nBiz asil atların torunlarına asla yakışmıyor bu olanlar\nZira hepimiz bu cennet vatanın evlatlarıyız.\n\nTürk’üyle Kürd’üyle, Çerkez’iyle Abaza’sıyla bu vatan hepimizin\nHayır ve hasanesi yazılmakla bitmez yapılan dua ve ibadetlerimizin\nTekbir sesleri çınlıyor hala kulaklarımızda Viyana kapılarına kadar giden atalarımızın\nZira hepimiz bu cennet vatanın evlatlarıyız.\n\nVurmakla kırmakla yakmakla berrak suları bulandırmakla bir şey elde edilmez\nBu zihniyetteki insanlar dünya durdukça sevilmez\nRengareng Muhammedi güller varken dikenler derilmez\nZira hepimiz bu cennet vatanın evlatlarıyız.\n\nGözü yaşlı annelerin yetim öksüz gedaların bedduasını almayalım\nGüzel gönüllerimizi husumetle kin ve nefretle doldurmayalım\nHiçbir kemliği hiçbir çirkinliği asil kanımızda dolaştırmayalım\nZira hepimiz bu cennet vatanın evlatlarıyız.\n\nBizim bizden başka dostumuz olmadı ve de olmayacak\nAtalarımızın kemiklerini sızlatmazsak güllerimiz solmayacak\nİnce eleyip sık dokursak kemlikler bizleri bulmayacak\nZira hepimiz bu cennet vatanın evlatlarıyız.\n\nAklımızı başımıza devşirmezsek hal ve ahvalimiz pür yaman olur\nGönül dünyamız zehirli paslı hançerlerle derinden oyulur\nZalim kör şeytan atın nallar yollarımıza koyulur\nZira hepimiz bu cennet vatanın evlatlarıyız.\n\nBen kendi yağında kavrulan şairim yazılması gerekeni yazarım\nHusumet duygularını gönüllerden söküp atarım \nMuhabbet fedaisi olabilmek için her türlü fedakârlığı yaparım \nZira hepimiz bu cennet vatanın evlatlarıyız.\n11/ Eylül/ 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepimiz bir gün öleceğiz.",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nHepimiz bir gün öleceğiz.\n\nKimimiz hallerimizin peşinde \nKoşarken.\nKimimiz yollarda tökezlenip\nDüşerken.\nÇok azımız hedefe varıp coşarken.\nHepimiz öleceğiz Bir gün.\n\n08-11-2008-Cumartesi\nTuğrul Ahmet Pekel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepimiz Birer Tasarım Harikasıyız",
        "poet": "Turhan Şahin",
        "poem": "\n\nel bebek gül bebek\nbiberon kundak\nyalancı meme\ncin şeytan\nninni masal derken\n\nannelerimizin istediği oldu\nketen gömlek\nhepisi bir örnek\nzihinlerimize format atıldı\n\nher anne hatt-ı zatında\nbir tasarım üstâdıdır\n\nhaliyle bizler de\nister istemez ve doğal olarak\nçocuk alt beyinlerimizle\nbirer tasarım harikasıyız\n\nbravo annelerimize\nanne olmak yetenek ister\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepimiz Çanakkale Hepimiz Sakarya'yız",
        "poet": "Ümüt Güngör",
        "poem": "\n\nHepimiz Çanakkale hepimiz Sakarya'yız,\nVolga Tuna Karadeniz Ankara Antalya'yız,\nDenizli Isparta Hatay Muş ve Kafkasya'yız,\nVe gurur ile aşk ile Ne Mutlu Türküm Diyene.\n\nİstanbul Maraş Edirne ve Kırklareliyiz,\nOlmazsa olmaz değerlerimizde deliyiz,\nAfyon Kütahya Bilecik Bursa Kayseriyiz,\nVe gurur ile aşk ile Ne Mutlu Türküm Diyene.\n\nAdıyaman Uşak Van Ardahan ve Karaman,\nMilletimin her şehri yüreğiyle kahraman,\nBunu tarih yazmıştır destan bu değil roman,\nVe gurur ile aşk ile Ne Mutlu Türküm Diyene.\n\nTavizimiz yok bizim vermeyiz hiç bir ili,\nYerlerinde mıhlarız uzayan halin dili,\nMilletimin sadece Türkçedir tekçe dili,\nVe gurur ile aşk ile Ne Mutlu Türküm Diyene.\n\nAnkara neyse Diyarbakır ve Hakkari odur,\nVatanın bir köşesi nasılda unutulur,\nSiirt Şırnakta Burdur ve Niğde neyse odur,\nVe gurur ile aşk ile Ne Mutlu Türküm Diyene.\n\nBir yanda Antep Kilis ve vede Karabük,\nEcdadımız harcamış nice kardinal ve dük,\nKimse diyemez bizlere denen boynunu bük,\nVe gurur ile aşk ile Ne Mutlu Türküm Diyene.\n\nTürkün dini bir dili bir vatanı bayrağı,\nDaime birlikteliktir milletçe sancağı,\nHiçbir Türküm istemez kalleş hain alçağı,\nVe gurur ile aşk ile Ne Mutlu Türküm Diyene.\n\nMatara kurşun atmaz bilirdi ecnebiler,\nİyide neden tek askerime esirdiler,\nGözlerini neden o ışığa çevirdiler,\nVe gurur ile aşk ile Ne Mutlu Türküm Diyene.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepimiz biriz",
        "poet": "Seyit Uysal",
        "poem": "\n\nYaradılışımız aynı\nBir anadan bir babadan\nYarattı bizi yaradan\nKalksın ayrılık aradan\n\nÖnce hepimiz insanız\nAynı yolun yolcusuyuz\nElhamdülillah müslümanız\nKalksın ayrılık aradan\n\nPeygamberimiz MUHAMMET\nPeygambere olduk ümmet\nKitabımız KURAN KURAN\nKalksın ayrılık aradan\n\nSagı solu bırakalım\nDin gardaşım bir olalım\nALLAH yoluna koşalım\nKalksın ayrılık aradan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepimiz Eskidik",
        "poet": "Mehmet Büyükdağ",
        "poem": "\n\nHepimiz eskidik, herkes gibi önemimizi yitirdik \nŞu hayatta sayılı günlerin hesabını yaparken\nGurur yaptık, hep biz kaybettik...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepimiz kardeş birdik hep bir olacağız",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nTek millettir Türkü,kürdü,Arabi,Laz’ım\nHepimiz kardeş birdik hep bir olacağız\nDiyarbakırlısından al Kahramanmaraşlısı\nHepimiz kardeş birdik hep bir olacağız\n\nErzurum’dan al git kardeş Kars’lısına\nHepimiz kardeş birdik hep bir olacağız\nTrabzon undan uzan git Mersinlisine\n Hepimiz kardeş birdik hep bir olacağız\n\nAntalya’sından Zonguldaklısına \nHepimiz kardeş birdik hep bir olacağız\nOrta ana dolusundan güneylisine\nHepimiz kardeş birdik hep bir olacağız\n\nKaradeniz bölgesinden Akdenizlisine\nEgelisinden başlayıp Marmaralısına\nTrakya’nın Edirne’sinden doğunun Van’ına \nHepimiz kardeş birdik hep bir olacağız\n\nAvrupalı kendini bilmez itler bunu iyi bilsinler\nCanavar haçlı zihniyeti devletler kendine gelsinler\nMüslüman ülkeler kendine gelsin birlik olsunlar\nHepimiz de kardaş birdik hep birlikte olacağız\n\nHalil Çolak 15.2.2006 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepimiz Ermenimiyiz?",
        "poet": "Gözem Başak",
        "poem": "\n\nBugünlerde Türk Medyasının en çok ilgilendiği ve bütün ulusal sorunlarımızdan vazgeçerek haber bültenlerini tek bir konu ile doldurduğunu görüyoruz.\n\n    Ermeni asıllı bir vatandaşımızın nefretle kınadığım bir terör olayı sonucunda hayatını kaybetmesi. Sayın Hrant DİNK'in bu kaybını üzüntü ile karşılıyor ve terörün ne kadar acımasız ve iğrenç bir olay olduğunu esefle bir kez daha görmüş oluyoruz.\n\n    Ne yazık ki gördüğümüz ve içimizi acıtan bir olay daha var. Gerek yabancı ülkelerin, gerekse Türkiye'deki bir takım zihniyetin iki yüzlü ve raiyakar tutumu. Dalkavukluk ve yalakalık şsha kalkmıış durumda. Elbette ki bir insanın anlamsız bir şiddet karşılığında hayatını kaybetmesi hepimizin yüreğini acıttı, hepimizi üzdü ama biz bu terör olaylarını ilk defa yaşayan bir toplum değiliz ki biz bu olayı 40 senedir yaşıyoruz. Yüzlerce şehit cenazesi seyrettik, yüzlerce, binlerce içleri yanan ana, baba, evlatların haykırışlarına tanık olduk. Onlar ağlarken, çırpınıp bağırırken gülenler, boyundan büyük laflar edenler bugün ne kadar da terörün karşısında oldular ' TÜRKİYE EN DEĞERLİ EVLADINI KAYBETTİ' diyen bazı insanlar acaba bunu gerçekten inanarak mı söylüyor yoksa söylemeleri gerektiğini mi düşünüyorlar.\n\n    Yıllar önce Ermeni ASALA örgütüne şehit verdiğimiz onlarca Büyükelçimiz, konolosumuz, büyükelçilik katiplerimiz ve başkaları daha mı az değerli insanlardı. Çok merak ediyorum acaba onların cenazeleri kaldırılırken Ermeni asıllı kaç insan hepimiz Türküz sloganını attı. Kaç kişi hepimiz bilmem kimiz pankartını taşıdı. Ayıptır, günahtır terörü hep birlikte kıınayalım, hepimiz birlik olalım kabul ama terör sadece sizin canınızı acıttğında, size zarar verdiğinde değil bize dokunduğunda da lanetliyelim.\n\n    Sayın Hırant DİNK'in bir demokrasi şehidi olduğunu söyleyen aydınlar, ya bizim öz demokrasi şehitlerimiz MUMCU, AKSOY, KIŞLALI, HABLEMİTOĞLU, EMEÇ ve başkaları ismini sayamadığımız insanlarımız bunlar neyin şehidi, hangi ülkenin evladı, hangi ülke için can verdiler. Bu ülkenin evlatları daha mı az değerli.\n\n    Yıllardır terörü yok etmek uğruna canlarını seve seve veren, gözünü kırpmadan ölüme giden Subay, Astsubay, Polis, Öğretmen ve Erleimiz gözümüzde daha mı az değerli kim onlar için mlliyetinden vaz geçmeye çalıştı. Türk olarak terörü lanetlemek, üzüntülerini bildirmek yetersiz geliyorda o yüzden mi Ermeni olmayı düşünüyoruz yoksa yalaklalık yapıp birilerine iyi görünme çabalarındamıyız. Belkide Türk olmaktan utanıp gerçek duygularımızı bu vesileyle ortaya döküyoruz.\n\n    Hangi şehidimizin en azından tetikçisi 2 gün gibi bir sürede yakalandı. Halen dosyaları tozlu raflarda bekliyor. Unutuldu gitti. Umarız onların katilleride üzerinden bunca uzun yıl geçmesine rağmen bulunur.\n\n    Teröre lanet olsun, terörü oluşturan güçlere de lanet olsun.\n\n    Bu anlamsız şiddeti bu vatanın değerli olmayan bir evladı olarak, ama Türk olarak ve Türk kalarak şiddetle kınıyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepimiz Mehmediz",
        "poet": "Ayşe Memiş",
        "poem": "\n\nSelam sana Ata oğlu\nRüzgar ol es bize doğru,\nKanın yerde kalmayacak,\nUzanan el kırılacak\n\nHepimiz Mehmediz  işte,\nKenetlendik şu yürekte,\nKarada,havada,denizde,\nVATAN AŞKI BUDUR İŞTE! \n\nBen TÜRKÜM TÜRK KIZIYIM,\nVatana fedadır canım,\nBayraktır benim kanım\nVATAN AŞKI BUDUR İŞTE! \n\nKomutanım ben askerim,\nAnnem,babam, kardeşlerim,\nAmcam, yengem,yeğenlerim,\nVATAN AŞKI BUDUR İŞTE! \n\nKomutanım benide alın! \nBu vatana fedadır canım,\nHelal olsun akan kanım! \nVatan aşkı budur işte! \n\n(04.11.2007)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepimiz can derdinde-yardıma ihtiyaç var Kalk ayağa Türkiye'm-hemen yaraları sar",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nYürekler alev alev-kalbimiz dağlanmasın\nÜzüntülü bir durum-karalar bağlanmasın\nFelâket bölgesine-kazma balta matkapla\nHepsi yardıma koştu-tas ve benzeri kapla\nHepimiz can derdinde-yardıma ihtiyaç var\nKalk ayağa Türkiye'm-hemen yaraları sar \nYerel yöneticiler-çarkı çeviremedi\nİdareci  tedbirsiz-bir emir veremedi\nÇocuk gençler amcalar -bebe dede nineler\nHepsi atlara düştü-peşlerinden anneler\nHepimiz can derdinde-yardıma ihtiyaç var\nKalk ayağa Türkiye'm-hemen yaraları sar \nFotoğraflar çekildi- alındı parmak izi \nBir bir  sıraya kondu-kalpte kaldı krizi\nPortatif tuvaletler-önce kurulamadı\nBu işler üzerinde-iyi durulamadı\nHepimiz can derdinde-yardıma ihtiyaç var\nKalk ayağa Türkiye'm-hemen yaraları sar \nDepremin büyüklüğü-edilemedi tespit\n'Altı Nokta On yedi-noksan çıktı oldu fit\n'Yedi Onda Dört/Sekiz'- anlaşılamadı tam \nÇok büyük bir sıkıntı-ne ev kaldı ne de dam \nHepimiz can derdinde-yardıma ihtiyaç var\nKalk ayağa Türkiye'm-hemen yaraları sar \nDavetsiz bir misafir-hiç beklemeden daldı\nÖnüne ne geldiyse-durmadı yere çaldı\nİletişim kesildi- haber bekliyor millet \nHer şeyler param parça-ortaya çıktı illet \nHepimiz can derdinde-yardıma ihtiyaç var\nKalk ayağa Türkiye'm-hemen yaraları sar \nOkullar açılacak-sanayi  üretecek\nTurizmci turist çekip-böyle çile bitecek\nİhracatçı ihracat-esnaf verecek vergi \nÇalışmayan insanı-yapmalı hemen sergi \nHepimiz can derdinde-yardıma ihtiyaç var\nKalk ayağa Türkiye'm-hemen yaraları sar \nPKK  yok olacak- çalışacak Meclisim \nMilli Eğitim Sağlık-güçlü çıkmalı sesim\nTürkiye sevdamızdır- gerçekleşecek rüyâ \nHasan'ın istediği-mutluluk gelsin baya \nHepimiz can derdinde-yardıma ihtiyaç var\nKalk ayağa Türkiye'm-hemen yaraları sar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepimiz ölü bir yıldızız",
        "poet": "Ayşenur Yazıcı",
        "poem": "\n\nTen tenden ayrılır, sızlar can, hayıflanırız\nKim demişse yalan demiş, yaşanabilir de aşksız\nİçinden eksileni kendin ile tamamla, \nKader değil aslında, biziz gerçek insafsız\n\nNe dilersen o seni bulur, var olmalı katıksız\nYaşanan bir surettir, bizim yarattığımız\nKoşuşturma bitti, dönüp bir bak aynaya\nBiz ışığı hala parlayan, gerçek ölü yıldızız\n\nHayata 'ruh ikizimiz' için boşuna yalvarırız\nKendi ışığıyla görünür karanlıkta her yıldız\nBoşluk, bunu farkedelim diye konmuş uzaya\nAslında hepimiz ebediyen yalnızız\n\n\n          23 Nisan 2003\n           01: 45\n       Andrea and\n\n\n"
    },
    {
        "title": "**Hepimiz Uyga(u)  rlaştık...! (M)",
        "poet": "Aliseydi Taşdemir",
        "poem": "\n\nBiz neymişizde haberimiz yok. Boşuna dememiş ata dediklerimiz bize ‘titre ve kedine dön’ diye. \n\nBu sözün haklılığı son gündemde olan olaylarla bir kez daha kendini gösterdi. Sen titremezsen başkaları maşallah seni çok iyi titretiyor. Bu titreme dalgasına kendine sol ve demokrat diyen çevrelerde adeta mal bulmuş gibi dört elle sarılarak içindeki şövenist duyguları açığa vurarak titremeye başladı. Maşallah kendini ezilen bir halkın temsilcisi olarak gören ‘Ayna’larımızda emperyalist, şövenist propagandaya kendini kaptırarak uyga(u)   rlaştılar. Kısacası azınlığımızla,çoğunluğumuzla; sol geçinenimizle, sağcımızla; demokratımızla,liberalimizle; dışı kırmızı içi beyaz komünistimizle, faşistimizle hepimiz bir anda Uyga(u)   rlaştık. \n\nBiz nasıl bir devletiz kısaca bir bakalım: \n\nYılardır uyguladığımız politikalarla acaba Uyga(u)   rlaşmışmıyız. Ülkemdeki Aleviler ve Kürtler en ufak bir hak talebinde bulunduklarında ya bölücü damgası yer,ya köyleri yakılıp yıkılır, yada otel odalarında ateşe verilir. Yılarca emri altına girdiğimiz emperyalistlere şirin görünmek için uyguladığımız politikaları,yalakalıkları halka onurlu dış politika diye yuttururuz. Turan masallarıyla; yok orta asyada göler kurumuş muş da, yok göler kurumuş çayır çimen azalmış da biz onun için Anadolu’ya gelmişmişiz. Biz öyle böyük bir milletiz ki 16 aşiret çadırı kurmuş, 16’sını da kedi elimizle yıkmışız. Eğer bu masallara inanmıyorsanız devamı olduğumuzu övünerek söylediğimiz resmi Osmanlı tarihimize bakın. Geri orta Asya’ ya dönmek için doğuya yaptığımız seferlerin tümünde mağlup çıkmasaydık turan rüyamız gerçekleşir, orta Asya da şimdi Çini feht etmeye kalkardık. Doğuya yaptığımız son seferimizde de 90 bin yoksul insanımızı karlar altına diri, diri gömmezdik. Resmi tarihe göre ‘Çanakkale geçilmez’ zafer masalları anlatırken üç gün sonra değil Çanakkale hemen, hemen tüm Anadolunun işgalcilerin denetimine girdiğini görürdük. \n\nBir taraftan emperyalizme karşı onurlu bir kurtuluş savaşı verdiğimizi ninnilerle anlatırken, öbür taraftan İzmir iktisat kongresi kararlarıyla kapılarımızı sonuna kadar emperyalist sermayeye sonuna kadar açtığımızın fakında bile değildik. Osmanlıyla başlayan ve daha sonraki Cumhurriyet döneminde de devam eden ülkeninin emperyalizme peş-keş çekilmesi hız kaybetmeden hem kültürel, hem ekonomik ve hemde politik olarak devam etmiştir. Bu sömürgeleştirme devam ederken halk turan masallarıyla, fetih hikayeleriyle ve din afyonuyla uyutulup sürüleştirilmiştir. Son Uyga(u)   rlaşmamızda bunun net bir göstergesidir. Bir taraftan sanayi devrimlerini yapmış toplumlar dururken halen bizim toplumumuzun Osmanlının fetih rüyasıyla galyana gelmesi tolumun sürüleşmesinin açık bir göstergesidir. \n\nSon Çinin Uygur özerk bölgesinde 30 haziranda başlayıp tummuzun 5 ine kadar tırmanarak artan olaylar ABD ve özellikle Fetoşçularca organize edildiği ve emperyalist çevrelerin çıkar çatışmalarının bir oyunu olduğu açıkken; ne yazık ki faşistlerin ve ırkçıların cıhat çağrılarına sol görünenlerimizde destek vermiştir. Bazı parti liderleri (Alper taş)   hepimiz Uyguruz derken, bazı Kürt kökenli milletvekillerimiz (Emine Ayna)   burda ABD tarafından tezgahlanan olayları ezilen Kürt halkının haklı mücadelesiyle aynı kefeye koyarak kürt halkının haklı mücadelesine haksızlık etmiştir. Uygur bölgesinde çıkan olaylarda ölenlerin büyük çoğunluğunun Han Çinli olması (138) ,geri kalanın (46)   uygur olması saldırganların kimler olduğunu göstermektedir. Rabia Kadirin ise SOROS'a ve CIA bağlı bir kuruluş tarafından finanse edildiğinin dokuz temmuz tarihli Washington Post gazetesinde yer alması olayların perde arkasını ve hemen ardından Nabucco boru hattının devreye sokulması olayların emperyalistler arasındaki çıkar çatışmalarının boyutunu göstermektedir.Emperyalistler arasında sömürü düzeni devam ettiği sürece çıkar çatışmalarının olması kaçınılmazdır. Son ekonomik krizle oldukça sarsılan ABD emperyalizmi karşısında gittikçe yükselen ve krizden en az hasar gören Çin emperyalizminin önünü kesmek, istikrarsızlaştırmak gayesiyle Çinin yumuşak karnı olan Uygur bölgesinde kendine bağımlı ve kendisi tarafından finanse edilen faşist güçlerce olayları tırmandırdığı açıktır. Çünkü Çinin bölgede hem ekonomik hem de siyasal olarak güçlenmesi ABD nin emperyalist cephedeki yerini sarsacağı kaçınılmazdır. İşte bu gibi durumlar için özellikle orta Asya ülkelerinde örgütlediği Feto-faşistleri devreye sokarak bu tip olaylar tezgahlamaktadır. Orta Asya ve özellikle Uygur bölgesindeki Feto-faşistlerin liderliğini Uygur asıllı ABD vatandaşı olan Enver Yusuf Turani yapmaktadır. Yani kısacası burjuva basınının manüple ettiği,ölü sayısı dahil bir çok olayın aydınlatılamadığı,kaza görüntülerinin katliam denilerek yutturulduğu bir toz duman içinde kampanyansının ülkemizde Alperenler, Saadet Partisi, Mazlum-Der, Ülkü Ocakları gibi gerici-faşist-Amerikancı güçler tarafından yürütülüyor olmasının yanında bazı sol görünümlülerin yer alması düşünülecek bir durumdur. Hele, hele kedisini kürt halkının temsilcisi olarak görenlerinde bu koruya katılması sınıfsal konumlarını ve saflarınıda göstermesi açısından takdire şayandır. \n\nŞunu unutmamak gerekir ki UKKTH gerçekten savunan sosyalistlerdir. Yoksa Rabia ana dedikleri ABD ajanlarının eliyle kazınılan ve ABD bayrakları sallanarak kutlanacak bir bağımsızlık ve demokrasi, insan hakları savunuculuğu emperyalistlerin kuklası olmaktan öteye gitmez. \nTüm insanlığın kurtuluşu için yola çıkanlar Emperyalizmi iyi tanımak ve tahlil etmek durumundalar. Kim için demokrasi istediklerini iyi bilmek zorundalar. Emperyalistler eli ve onayıyla günümüzde kurulan irili ufaklı ulusal görünümlü devletçikler emperyalistler yaşam hakı tanıdığı sürece ve oranda bağımsızlar…Bu günümüzde dinayetin Aleviliği ben tanımlarım anlayışıylada benzeşmektedir. SAYGILAR… \n\nAlisedi TAŞDEMİR \n13 Temmuz 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepimiz “Recep İvedik “ Olmayalım! ! ...",
        "poet": "Özlem Bölükbaşı Önal",
        "poem": "\n\nYazımın başlığını görünce, içeriğini de az çok  tahmin ettiğinizi sanıyorum. Son günlerde \nbu filmin ismini duymayan kalmadı. Gişe rekorları kıran “Recep İvedik” o kadar ilgi gördü ki, yapımcısından oyuncusuna, senaristinden yönetmenine hep beraber kolları sıvayıp ikinci bölümünü çekmeye karar verdiler.\n      .Hiçbir sanat değeri olmayan, küfür ve seviyesizlikle dolu bir filme  yatırım yapanları da para verip izleyenleri de kınıyorum. Tamamen argo, seviyesiz esprilerle doldurulmuş, belirli bir konusu dahi olmayan bir film.\n       O kadar kaliteli ve eğitici filme finansman bulunamazken, böyle filmleri çeken ve koltuklara kurulup izleyenlere de yazıklar olsun! ..\n       Turkcell gibi  Türkiye’nin önde gelen en büyük operatörü reklam filmlerinde bu tipleme tipsizliğini kullanılıyor. Filmden yeterince etkilenmeyenler olduğu düşünülmüş  sanırım reklamlarla da gözümüze gözümüze sokmaya çalışıyorlar bu tipsizliği.\n      Komedi tarzı diyerek yapılan ancak içinde espri adına anlamsız ve seviyesiz cümleler, hareketler bulunan bu filmi izleyenlerin büyük bölümü gençlerimiz ve çocuklarımız.\nMilli değerlerimize, dilimize sahip çıkmamız gerekirken, üstelik dilimize giren yabancı kökenli kelimeleri ayıklayıp dilimiz özüne dönsün diye çalışmalar yapılıyorken nedir bu? \n      Gençlerimizin öz türkçemizi bozup “msn” dili dedikleri garip yazma şekilleri, zaten konuşmalarına girmiş durumda.\n        -slm nbr? \n        -ii sen  nbr? .......işte bu olmuş konuşmaları maalesef.\n\n     Recep ivedikle birleşen msn dili\n-\tSlm nbr? \n-\tİi çakal senden nbrr?  oldu.\n\nSürekli sorulan bir sorudur; gençlik nereye gidiyor? Ne olacak bu memleketin hali? \nBelli değil mi  ne olduğu? Sürekli beyinlerine sokulan saçma sapan, eğitim değeri olmayan, “geçtim” eğitimi sanat ve içerik anlamında hiç bir özelliği bulunmayan kalitesiz yapımlarla doldurulursa sinemalarımız, televizyonlarımız, ahlaki değerlerini unutmuş bomboş bir nesil olacak. Bu neslin gelişine kayıtsız bakıp, ortam hazırlayan sözde üst düzey yetkililer olduğu sürece kaçınılmaz son...\n     Takliti çok seven, özentileri olan bir milletiz. Kendi değerlerimize ve özümüze sahip çıkmaktansa lafa gelince eleştirdiğimiz milletlerin değerlerine ve ahlak anlayışına gidiyoruz.\n      Okulların tatil olduğu dönemlerde, rant peşinde olan sinemacıların yaptığı gençlik filmleri  gösterime giriyor. “Amerikan Pastası” denilen, konusu sadece cinsellikten ibaret olan amerikan gençlik filmlerinin benzerleri, orta öğretim ve lise çağındaki çocuklarımızı hedef kitle seçerek gösterime sokuluyor. Hayatı dershanelerde geçen gençlerimiz bu filmlerin onlar için yapıldığını düşünüp salonları dolduruyor. \n     Sözde devlet denetiminde olan televizyon kanallarında çocuklara yönelik yapılan saçma sapan diziler yayınlanıyor.  Kişiliğini bulma yolunda etrafını meraklı gözlerle izleyen minicik beyinler sihir,  şiddet gibi olumsuzluklarla donatılıyor.\n       Toplumları toplum yapan ahlak yapısı ve değer yargılarıdır. Parçalanılmak istenen toplumların öncelikli olarak, varsa  güçlü ahlaki yapıları, sıkı sıkıya bağlı oldukları, vazgeçilmezleri olan değer yargıları ve kültürel yapıları  dejenere edilmeye çalışılır. Gençlik yozlaştırılır, değerleri yok edilir. Böylece toplumların bölünmesi ve parçalanmasına yönelik zemin hazırlanmış olur. Dolayısıyla ahlaki, kültürel ve değer yargılarını yitiren toplumlar, bölünmeye, parçalanmaya, hatta yok olmaya mahkumdurlar.\n     Bizler Türk toplumu olarak konjoktürel değişimlere, sivri ve kıvrak zekamızla her toplumdan daha önce ayak uydururuz. Kapitalist sistemin hedeflediği, lüks tüketim toplumu gençliği üzerinde deneysel bir yapılanma zemininde sergilediği, güçlü rantiyeci sermaye yapısı\nsistematik ve bilinçli bir şekilde gençlerimiz üzerinde adeta bir santraç oyunu gibi şah-mat dedirtecek  düzeyde oynanmaktadır. Türk toplumu, güçlü ahlaki yapısı, değer yargıları, kendine özgü kültürel yapısı sayesinde ayakta durmayı başaran bir millet olmakla birlikte, saydığım malum oyunlarla öncelikli olarak değişime elverişli gençliğimiz üzerinde, ne yazık ki içimizden birilerinin vasıta kılınması, yozlaştırılma ve dejenerasyon yaşatılmak suretiyle toplumumuzun değerlerinin yok edilişini  üzülerek izliyoruz.\n     Bütün bu yozlaşma, dejenerasyon karşısında\n RTÜK ve Kültür Bakanlığı yetkilileri,  sorumluluk üstlenen ve üstlenmesi gereken herkes üzerine düşen tarihi görevi layığı ile yerine getirmekle Türk ulusuna karşı sorumludurlar.   \n       Toplumumuzu ve geleceğimiz olan evlatlarımızı korumak, yozlaşmadan ve ahlaki değerlerini yitirmelerine yönelik programlardan sakınmak göreviniz değil midir? \n    Her olaydan sonra topluca ayaklanıp; \nHepimiz şuyuz, hepimiz buyuz diyoruz ya hani, her birimiz birer” Recep İvedik” olmadan önce yetkilileri  duyarlı olmaya davet ediyorum… \n\n      “Söyleyip uyaranın bir yüzü, umursamayıp, yapmayanın her tarafı karadır…”\n\n\n \n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepimize yeter bu cennet vatan…1",
        "poet": "Ozan Nuri Ceyhan",
        "poem": "\n\n(Tüm vatan hainlerine) \n\nKararlar almışsın akıl yormadan\nHepimize yeter bu cennet vatan.\nYakanı bırakmam hesap sormadan\n…Hepimize yeter bu cennet vatan.\n\nNe sandın millete nifak katmayı\nBilmişlik taslayıp çalım satmayı\nUzaktan desteksiz böyle atmayı\n…Hepimize yeter bu cennet vatan.\n\nBelli ki bir yere olmuşsun maşa\nBeddua en büyük günahtır hâşâ\nBen şimdi ne deyim beyinsiz başa\n…Hepimize yeter bu cennet vatan.\n\nBu neyin nesidir bir sürü montaj\nKendi insanına ne demek şantaj\nKim ne kazanacak niçin bu dublaj\n…Hepimize yeter bu cennet vatan.\n\nDüşmanlıkla son hedefe varılmaz\nKim demiş anında dersler alınmaz\nKenetlenen yumruk asla ayrılmaz\n…Hepimize yeter bu cennet vatan.\n\nHer şeyin farkında dünya görüyor\nYoktan yere masum canlar ölüyor\nDış mihraklar dalga geçip gülüyor\n…Hepimize yeter bu cennet vatan.\n\nÜsküdar/2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepimizin Adı Türk",
        "poet": "Mehmet Yaş",
        "poem": "\n\nNeden bir tebessüme hasret kalsın dudaklar? \nNeden birer dal olup serpilmesin budaklar? \nYaşasın Türk Milleti kahrolsun şer odaklar! \nBölünmez bir bütünüz Türk, Gürcü, Çerkez, Dadaş; \nHepimizin adı Türk! Müslüman’ız arkadaş! \n\nSakin bir kafa ile düşünürsek bir anlık,\nKime ne kazandırmış yıllar süren düşmanlık? \nİş işten geçtiği an neye yarar pişmanlık? \nBölünmez bir bütünüz; Kürt, Gürcü, Türkmen, Dadaş; \nHepimizin adı Türk! Müslüman’ız arkadaş! \n\nEğer bozabilirsek oynanan bu oyunu,\nKebap olmaya mahkum Karamanın Koyunu..\nVarsa haramzadedir inkâr eden soyunu! \nBölünmez bir bütünüz Abaza, Tatar, Dadaş; \nHepimizin adı Türk! Müslüman’ız arkadaş! \n\nİnsan olan insana tetik çekebilir mi? \nİnsanım diyen, insan kanı dökebilir mi? \nVe bunlara göz yummak vicdana el verir mi? \nBölünmez bir bütünüz Türk, Gürcü, Çerkez, Dadaş; \nHepimizin adı Türk! Müslüman’ız arkadaş! \n\nMenfaat keneleri yapışmışsa tenlere,\nŞaşmamalı “Bu düzen değişsin! ” diyenlere..\nSanki kim savaş açmış barış isteyenlere? \nBölünmez bir bütünüz Laz, Türkmen, Gürcü Dadaş; \nHepimizin adı Türk! Müslüman’ız arkadaş! \n\nYedi bölge, dört iklim, iki kıta mülkü bu; \nAnadolu evladı, Türkiye’min Türkü bu! \nKalubeladan beri andımız bu, ülkü bu! \nAy-Yıldızın ışığı asla sönmez arkadaş\nBu Millet bu andından asla dönmez arkadaş; \n\n                                            18.12.1975 / Sinop\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepimize yeter bu cennet vatan…2",
        "poet": "Ozan Nuri Ceyhan",
        "poem": "\n\n(Tüm vatan hainlerine) \n\nYakıştıramadım bühtan atmayı\nBıraksan millete nifak katmayı\nBilmişlik taslayıp çalım satmayı\n…Hepimize yeter bu cennet vatan.\n\nİştahın kabarmış malı görmeden\nHiç olur mu hesap kitap etmeden\nKanun bırakır mı ceza vermeden\n…Hepimize yeter bu cennet vatan.\n\nKararlar almışsın akıl yormadan\nNasıl aklanırsın hesap sormadan\nVazgeç olmayacak hayal kurmadan\n…Hepimize yeter bu cennet vatan.\n\nDüşmanlıkla bir hedefe varılmaz\nElden öğün olmaz yara sarılmaz\nKenetlenen yumruk asla ayrılmaz\n…Hepimize yeter bu cennet vatan.\n\nKahrolacak bin iştahla bakanlar\nHayal görür at gözlüğü takanlar\nAç gözlüyü boğar bu akan kanlar\n…Hepimize yeter bu cennet vatan.\n\nArkanda duranlar çabuk çözüldü\nKanunsuz emreden çöktü büzüldü\nDüşmanların güldü, dostlar üzüldü\n …Hepimize yeter bu cennet vatan.\n\nÜsküdar/2014\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepimizin Anası Anadolu",
        "poet": "Muharrem Çetinkaya",
        "poem": "\n\nAynı ağacın dallarıyız,beraber açar,beraber solarız,\nBozmayalım dilimizi,dinimizi,bayrağı,kuralı...\nUyanalım,bizi bize vurdurup,kırıyorlar dalları,budakları; \nHepimizin anası Anadolu,ataları buralı...\n\nHainlerin oyunları,hilelerine,allarına gelmeyelim,\nBozmayalım dilimizi,dinimizi,bayrağı,kuralı...\nDüşmek niye birbirimize,vurmak,vuruşmak....\nHepimizin anası Anadolu,ataları buralı...\n\nAlevi,sünni,kürt,türk,çerkez...etle-tırnak gibiyiz,\nBozmayalım dilimizi,dinimizi,bayrağı,kuralı...\nAyrılık niye,bölünmek,parçalanmak,\nHepimizin anası Anadolu,ataları buralı...\n\nGelin birlik olalım,bölücülerin sözüne uymayalım; \nBozmayalım dilimizi,dinimizi,bayrağı,kuralı...\nAsırlardır va bu oyun,bozalım,bu vatan bizim; \nHepimizin anası Anadolu,ataları buralı...\n\n           27 Mayıs 2005 Mihalıççık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepiniz",
        "poet": "İsmail İyidil",
        "poem": "\n\nSendin o aşkımı bir hiçe sayan\n                  Sendin o beni çaresiz koyan\n\t  Sendin o gözü yalancı bakan\n                  O sendin,sen de o,hepiniz aynısınız..\n\n                                     (96/şubat)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepimizin Menfaati",
        "poet": "İsmail Hakkı Cengiz",
        "poem": "\n\nDüşünelim, hepimizin menfaati nedir? \nHerhalde kavga, gerilim, öfke, kin, nefret değil.\nAnlayış, hoşgörü hepimizin menfaatinedir.\nÖnyargı, kayırma,fitne, fesat, rüşvet değil.\n\n04.04.2008 Bornova\n\nhacengiz@gmail.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepimizin Beklediği Bir Şeyler Var",
        "poet": "Şamil Akay",
        "poem": "\n\nHepimizin beklediği bir şeyler var. Birileri var. Belki de gerçekleşmeyeceğini bildiği halde sabırla beklediği hayalleri. Beklemek vakit kaybı değildir. İnsanı acıyla terbiye eder. İdealleriniz uğruna verdiğiniz savaşlar sizi daha güçlü yapar. Beklemektir sevgi. Sıkılmadan. Ne kadar yorulsan da yürümektir. Yürüdüğün yoldan vazgeçersen değil, yürümeyi bırakırsan kaybedersin. Turnalar göç etmeye hazırlandığı vakit sadece eşi olanlar göç edermiş. Eşi olmayanlar ya da eşini kaybedenler ise sadece beklermiş. Şimdi soruyorum size; her şeyden vazgeçince ne olacak? Elinize ne geçecek? Zahmet etmeyin, ben anlatayım. Tüm amacınızı yitireceksiniz. İnsan olma amacınızı. Gözünüze hiçbir şey iyi gelmeyecek. Her şey boş. Her şey anlamsız. Gamsız olacaksınız. Hiçbir şeyi takmayacak, hiçbir şey umrunuzda olmayacak. Kendinizi kötü alışkanlıklara vereceksiniz. Her şeyden uzaklaşmak için. Mutlu olabilmek için. Ama bu yaptıklarınız size hiçbir şey kazandırmayacak. Hepsi hayatınızı mahvedecek. Peki, şimdi düşünün hangisi daha iyi. Dediğim gibi bazen hayalleriniz sizi daha iyi bir insan yapar. Beklemek salaklık değil, vefadır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepiniz çobansınız",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nAğalık sona ermiş, “Hepiniz çobansınız”\nDevlet reisi yurdun, gözetleyicisidir\nÖyle diyor Resülüm, yüzde kaç yapanınız\nKişi ailesinin gözetleyicisidir\n\nKadın da çocukların hem evinin bekçisi\nAhçısı demek değil veyahut ekmekçisi\nÇalıştığı her işte mesüldür emekçisi\nHerkes kendi işinin, gözetleyicisidir\n\nEğer bu latif sözü, gönlümüze koyarsak\nPeygamber sözü diye onu rehber sayarsak\nBu bilince erersek, kurallara uyarsak\nAllah’ta hepimizin, gözetleyicisidir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepiniz Süpersiniz",
        "poet": "Mahir Zeren Oktay",
        "poem": "\n\nHepiniz süpersiniz\nNe diyeceğimi bilmiyorum \nSessizliğe bürünmüş bir futbol yorumcusu gibi \nTezat sanatı \nKalbim çok yaşa \nSen de gör beynim\nDostluk hiç eksilmesin \nKazanılsın, kaybedilsin mücadele\nKötüler olmasaydı iyiler olmazdı çünkü! \nHepiniz süpersiniz\n\n(05.03.2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepmi hazandı kasımlar....",
        "poet": "Fügen Gülgör",
        "poem": "\n\nAylardan Kasım,\nGünlerden hazan,\nSaatlerden yağmur vakti....\nÜşüyorum,üşüyorum yokluğunda,\nEllerim üşüyor ellerinsiz,\nDudaklarım buz kesti sensiz..\nTenim soğuk ürpermede,\nBir sıcağa hasret,\nHasret bir gönülden sevgiye,\nBir dokunuşa,sokuluşa hasret....\n\nHepmi soğuktu kasımlar,\nHazanlar hepmi yağmurluydu,\nFarketmedinizmi gecen yıllarım,\nGönlümden düşen,\nBir sağanak göz yaşlarım....\n\nNerde benim yemyeşil yapraklarım,\nMavi gökyüzüm,\nSıcak güneşim nerde gönlümde...\nHepmi hazandı kasımlar,\nSağanakmıydı böyle,\nHer kasımda yağmurlar....? \n\nfügen\n\n12.11.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepsi Bir Hayal",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nZaman zaman depreşir eski yaram yeniden,\nNe canımda can kalır, ne bedenimde beden.\nDalar dalar giderim mazideki günlere,\nArtık hepsi bir hayal, dönmez bir daha giden.\n\n27 Haziran 1989 – Salı / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepsi Başka Yerde",
        "poet": "Fuat Eriçok",
        "poem": "\n\ndoğum\ngerilerde\ndönebilsem \n\naşk\nderinlerde\nduyabilsem \n\ntutku\nzirvelerde\nfrenleyebilsem \n\nbilgi\ngizemlerde\nerebilsem \n\npara\nkirli ellerde\nkırabilsem \n\nsevgi\ngönüllerde\ngirebilsem \n\nacı\nher yerde\nsilebilsem\n\nölüm\nnerde\nbilebilsem \n\n(haziran ‘04)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepsi Aynı Erkeklerin",
        "poet": "Kral Içe",
        "poem": "\n\nKADER, sende mi yıkacaktın söyle\nYüz üstü Yalın ayak, yol ortasında\nUmutlarım gönlümde solar mı böyle? \nKADER, sende mi ihanet edecektin? \n\nGüzeldi her şey seninle\nYaşananlar gelir dile\nYanan ateş sönmez böyle\nKADER, hiç mi sevmedin söyle? \n\nSen kararsızdın, ben karar verdim\nBen kararsızdım sen beni benden ettin\nSonra ne oldu söyle! Sevgini mi tükettin? \nKADER, hani  beni çok  severdin? \n\nCoşardı çağlayan gibi beni görünce\nKoşardın ardımdan çocuk ruhunla\nÇok ta yakışırdı şımarmak sana\nKADER, seni bekliyorum gittiğin yerde\n\nSanki bir depremdi duyduğum sözler\nNasıl yalan olur o güzel hisler\nBoğazımda düğümlendi tüm kelimeler\nKADER, sen ne yaptın inanamadım? \n\nİçimden atmıştım tüm şüpheleri\nSana uzattım senin verdiklerini\nSevdiği kadar sevilir, derler de inanmazdım\nKADER, ben de seni senin kadar sevmiştim\n\nHaklısın, suçluyum, çok hırpaladım\nHer şeyin ben sanıp seni yorardım\nBelki de sana fazla güvendim\nKADER, güvendiğim dağlara karlar yağdırdın\n\nNe kolay söyledin o sözcükleri \nYalvarıp yakarıp beklettin beni\nİdam ettirmeli tüm erkekleri(!)             \nKADER, sen de aynıymışsın kaybettin beni\n\nBilirim ihanet yakışır sana...\nYalanların boyunu aştı ulaştı arşa\nBunu yapmayacaktın KADER, sen bana\nBeni burda beklet, O na nişan et\n\nGit git, git şimdi onu mutlu et\nBenden kalan güzel sözler ona yetecek\nBenim âhım bir ömür seni süründürecek\nKADER, göz yaşlarım seni affetmeyecek\n\nRüyaydı de gördüklerin bir şeyler söyle \nBu ne kâbus, gerçeğe dönüştü böyle\nÖmrüm yetmez, mahşere kalacak dinle\nKADER, senden alacağım hesap gününde\n\nCehennemde yansan bile su serpilmez içime\nŞikayet edeceğim seni Rabbim’e\nPişman olacaksın ettiklerine\nKADER, bedelini ağır ödeyeceksin! ! ! \nAğır ödeyeceksin! ! ! \nAğır ödeyeceksin! ! ! \nAğır! ! \n! \n\nembed src='http://www.ozancik.net/Glm.mp3' height='25' autostart='true' loop='true'\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepsi Bir Olsaya",
        "poet": "Yusuf Gençal",
        "poem": "\n\nBütün insanlığın\nEğitilip, doyduğu\n\nSerce yürekli\nÇocuk  sevinçli\n\nBayram sabahları\nBir dünya olsa ya\n\nHepsi bir olsa ya\nYokluk ne, yoksulluk ne? .. \n\n                   10/03/1997\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepsi aynı kadınların",
        "poet": "Mehmet Butaku ",
        "poem": "\n\ntiKADER, sende mi yıkacaktın söyle \nYüz üstü Yalın ayak, yol ortasında \nUmutlarım gönlümde solar mı böyle? \nKADER, sende mi ihanet edecekn? \n\nGüzeldi her şey seninle \nYaşananlar gelir dile \nYanan ateş sönmez böyle \nKADER, hiç mi sevmedin söyle? \n\nSen kararsızdın, ben karar verdim \nBen kararsızdım sen beni benden ettin \nSonra ne oldu söyle! Sevgini mi tükettin? \nKADER, hani beni çok severdin? \n\nCoşardı çağlayan gibi beni görünce \nKoşardın ardımdan çocuk ruhunla \nÇok ta yakışırdı şımarmak sana \nKADER, seni bekliyorum gittiğin yerde \n\nSanki bir depremdi duyduğum sözler \nNasıl yalan olur o güzel hisler \nBoğazımda düğümlendi tüm kelimeler \nKADER, sen ne yaptın inanamadım? \n\nİçimden atmıştım tüm şüpheleri \nSana uzattım senin verdiklerini \nSevdiği kadar sevilir, derler de inanmazdım \nKADER, ben de seni senin kadar sevmiştim \n\nHaklısın, suçluyum, çok hırpaladım \nHer şeyin ben sanıp seni yorardım \nBelki de sana fazla güvendim \nKADER, güvendiğim dağlara karlar yağdırdın \n\nNe kolay söyledin o sözcükleri \nYalvarıp yakarıp beklettin beni \nİdam ettirmeli tüm erkekleri(!)\nKADER, sen de aynıymışsın kaybettin beni \n\nBilirim ihanet yakışır sana... \nYalanların boyunu aştı ulaştı arşa \nBunu yapmayacaktın KADER, sen bana \nBeni burda beklet, O na nişan et \n\nGit git, git şimdi onu mutlu et \nBenden kalan güzel sözler ona yetecek \nBenim âhım bir ömür seni süründürecek \nKADER, göz yaşlarım seni affetmeyecek \n\nRüyaydı de gördüklerin bir şeyler söyle \nBu ne kâbus, gerçeğe dönüştü böyle \nÖmrüm yetmez, mahşere kalacak dinle \nKADER, senden alacağım hesap gününde \n\nCehennemde yansan bile su serpilmez içime \nŞikayet edeceğim seni Rabbim’e \nPişman olacaksın ettiklerine \nKADER, bedelini ağır ödeyeceksin! ! ! \nAğır ödeyeceksin! ! ! \nAğır ödeyeceksin! ! ! \nAğır! ! -! \n\nşaizeruzgur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Rüyalarda  Yalanmış..",
        "poet": "İbrahim Değerli",
        "poem": "\n\nGençliğimi kaybettim, sensiz geçen yıllarda\nYanımda bir tek dostum, bir tek anılar kalmış\nKaybettiğim gençliği ararken aynalarda\nMeğer hepsi bir rüya, rüyalarda yalanmış.\n\nAylar yıllar geçse de, yine hep sende aklım\nİnan ki kalbimdesin, yok hiç gizli ve saklım\nEy benim sevdiceğim, Ey gönülden nikahlım\nMeğer hepsi bir rüya, rüyalarda yalanmış.\n\nŞimdi artık kimseyi, sarmaz oldu kollarım\nHayalle düşlerle örüldü bütün yollarım\nTanrım sana arz eder, gördüğünü kulların\nMeğer hepsi bir rüya, rüyalarda yalanmış.\n\n    İbrahim Değerli..31.01.2007.\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepsi Bitti",
        "poet": "Nalan Kahraman",
        "poem": "\n\nNeşe dolu günler\nKahkaha dolu sohbetler\nKarşılıklı işletmeler,\nHepsi hepsi bitti.\n\nÇarpık duygular,\nKarmakarılık düşünceler\nSaçma sapan saplantılar,\nHepsi hepsi bitti\n\nHer an gelecek diye beklemeler,\nTelefon açtı açacak demeler,\nHiç bir şey söylemeden kaçıvermesi ile,\nHepsi hepsi bitti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepsi Bu...",
        "poet": "Burçak Durak",
        "poem": "\n\nBen aşka âşıkken,\nHangi kahraman gelse adı aşk oluveriyor\nhepsi bu...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepsi bu kadar",
        "poet": "Mehmet Ak",
        "poem": "\n\nBir maceranın başlangıcı doğduğun gün\nSen ağlarsın, sevdiklerin yapar şenlik düğün,\nVe işlemeye başlar hemen,tik takları ömrün\nHepsi bu kadar,arkadaş hepsi bu kadar.\n\nKulağına okunur ezan, ismin verilir\nYaşamak onu vereni bilirsen değerlenir\nNeler kazanır,neler kaybedersin, kim bilir\nHepsi bu kadar, arkadaş hepsi bu kadar.\n\nSu gibi akar zaman, sen ki bir yolcusun\nBir uzun yolda koşar, koşar yorulursun\nBaharda sevinir, güzlerde üzülürsün\nHepsi bu kadar, arkadaş hepsi bu kadar.\n\nBu can sana emanet, sağlığın gençliğin\nÇok şeyin olacak, değerini bilmelisin\nZamanla  sınırlıdır ömür dediğin\nHepsi bu kadar, arkadaş hepsi bu kadar.\n\nSeninle gidecek ne yaptın, ne ettin \nKaç yetim sevindirdin, kaç fakire gittin\nSorulacak,ömrünü nerde, nasıl geçirdin\nHepsi bu kadar, arkadaş hepsi bu kadar.\n\nTarifsiz hüzünle, verilir bir gün sala\nKara toprak sabırsız,kavuşursun hızla\nSevdiklerin gider,kalırsın günahın sevabınla \nHepsi bu kadar, arkadaş hepsi bu kadar.\n\n(22.12.2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepsi Bu",
        "poet": "Yılmaz Erdoğan",
        "poem": "\n\ndeğişen ben değilim\ndönüşen savaş\nyaşlanmakla ıslanmak aynı şey:\n\nbir yağmurun gölgesinde ihtiyarlamak\n\nşimdi ölüm bile yetmiyor\nacılarımızı tartmaya\ndostlar\nalıngan bir sahili pinekliyorlar\nbir merhaba'yı bıçaklar gibi artık\nselamlaşmalar\n\ndeğişen ben değilim\ndönüşen savaş\n\nartık zaman bile yetmiyor\nyaşadığımızı sanmaya\n\nyine de ışıklar bu kenti\ngüzelmiş gibi gösteriyor\ngeceleri...\n\ngeceler...\nyani\nAhmet Haşim'in kafiyeleri....\n\nseni aklıma düşüren\nyerçekimi değil\nyalancı yıldızlar\nöyle uzaksın ki\nüflesem soğuyacaksın\nsarılsam okyanus\n\nbir aşka yetecek kadar\nve anımsatacak kadar\nsebepsiz bir ölümü,\nacılarımız\nve kafiyelerimiz var...\n\nişte hepsi bu kadar....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepsi Kayıtlı",
        "poet": "İbrahim Çiçek",
        "poem": "\n\nDört beş yaşından bu yana\nAkıl kamerasına hepsi kayıtlı\nYaşamımda ne gördüyse gözlerim\nAkıl kamerasında her şey kayıtlı\n\nAcıyı kederi gördü gözlerim\nZabıtlara girmiş bütün sözlerim\nGeriye bakınca o günleri özlerim\nAkıl kamerasına her şey kayıtlı\n\nAnılarım tek tek sıralı orda\nBazen çok rahattım bazen de zorda\nBütün hayatımın bilgisi burada\nAkıl kamerasına her şey kayıtlı\n\nBebekliğim, çocukluğum, gençliğim\nAdetleri töreleri seçtiğim\nBazen zehir bazen şerbet içtiğim\nAkıl kamerasına her şey kayıtlı\n\nYaşlılığım, dedeliğim, çağlarım\nÖmür bitti, gün azaldı, ağlarım\nYavaş yavaş ben bohçamı bağlarım\nAkıl kamerasına her şey kayıtlı\n\nİbrahim der bir ömür geçti böyle\nİstersen sen bunun aksini söyle\nÇaren yok kayıtlara itibar eyle\nAkıl kamerasına her şey kayıtlı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepsi Gri",
        "poet": "Yılmaz Özdemir",
        "poem": "\n\nBütün renkler kaybetmiş özünü,\nHepsi gri.\n\nYılgınlık işlemişse,\nİnsanların hücrelerine,\nBu güne dair beklentiler gri.\n\nUmut,terk edip gitmişse insanlığı,\nGeleceğe dair hayaller gri.\n\nSorgulamak günah sayılıyorsa,\nAyaklar altındaysa bilim,\nİnanılan değerler gri.\n\nKörpe bakirelerin,\nIrzına geçiliyorsa kuytu köşelerde,\nSevdalar,aşklar gri.\n\nİnsan beyni,\nKısırlaştırılmışsa çıkar uğruna,\nDüşünceler,akıllar gri.\n\nVe ben,\nGri yakamozlardan,\nKızıl umutlar devşiren,\nAykırı çocuk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepsi düş",
        "poet": "Nurcan Göksel",
        "poem": "\n\nNe varsa yaşanacak\nhepsi düş…\nYoksul çocuğun\ngözlerindeki pırıltı\ndüş…\nBir deniz fenerinde\nışık olmak geceleri\ndüş…\nyırtık ceplerimdeki\nellerimi ısıtmak\nartık düş…\nYapayalnız yaşarken! \nKalabalıklarda ölmek\ndüş…\nÇaresiz yaşarken her şeyi\noluverdiğini düşlerin\nkim görmüş…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepsi",
        "poet": "Ramazan Hakan Ayhan",
        "poem": "\n\nYıkılan yok olan ne varsa \nHepsi \nHemen hepsi \nYada geçmiş solgun b....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepsi Bundan İbaret",
        "poet": "Erdoğan Saka",
        "poem": "\n\nHEPSİ BUNDAN İBARET\n\nZaman andan ibaret\nBeden candan ibaret\nAn da can da bir nimet\nHepsi bundan ibaret\n\nCandan aldık ibreti\nAnda kandık şerbeti\nBiz terk ettik eceli\nHepsi bundan ibaret\n\nCan zamanın içinde\nZaman anın içinde\nDerman yârin içinde\nHepsi bundan ibaret\n\nEr için can bir hizmet\nCan Allah’tan bir himmet\nMarifet bilmek kıymet\nHepsi bundan ibaret\n\nEr\n\n30 Ağustos 2009\n\nDost Kalemler\n\nBiraz kemik, biraz et \nBir ruh ile bir ceset \nAllah için ibadet \nHepsi bundan ibaret..... Seyfeddin Karahocagil\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepsi Hayal",
        "poet": "Kazim Öztürk 2",
        "poem": "\n\nHepsi Hayal\n\n       Dünya denen şu mekanda,\n        Neler geldi neler geçti! \n        El uzatmak mümkün mü ki? \n        Gördüklerim hep rüyamda! \n\n            Kazım öztürk 08 KASIM 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepsi Sen",
        "poet": "Osman Arif Zabun",
        "poem": "\n\nGene koynuma sokuldu gece, karanlığım \nDüşlerim bile karanlık\nAydınlığını yitirmişçesine zifiri\nTenha sokaklarda loş ışıklar\nYerde senenin ilk karı\nHepsi siyah hepsi soğuk hepsi sen\n\nUzun ve seri adımlarla dolaşıyorum\nKalbimden başlayan daracık sokakları\nBitiremiyorum geceye karışık \nTenha sokaklarda loş ışıklar \nYerde senenin ilk karı\nHepsi siyah hepsi soğuk hepsi sen\n\nGece örtüyor çehremi, karanlığım\nKaldırımları çiğniyorum hunharca\nSensizliği doldurmak için yürüyorum\nTenha sokaklarda loş ışıklar \nYerde senenin ilk karı\nHepsi siyah hepsi soğuk hepsi sen\n\nBitsin bu gözlerimdeki sen\nBitsin bu gece, bitsin bu karanlık\nBitsin bu acı, bitsin bu kader\nSokaklar mezar kar kefenim olsun\nTenha sokaklarda loş ışıklar \nYerde senenin ilk karı\nHepsi siyah hepsi soğuk hepsi sen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepsi Yitti",
        "poet": "Ahmet Arslan Hadimi",
        "poem": "\n\nyedi düvel geldide alacağız biz sandı \nhasta adam deyipde kendi sözüne kandı \ngeldi geliboluya boğaz ona tıkandı \nanadolu bir vatan yaşayanlar insadı \n\nhasta sanıp geldiler şifa bulup gittiler \nçanakkalede o gün mehmedime nittiler \ningiliz,fransızı,anzakıyla bittiler \nbizim kiler şehitte onlar hepsi yittiler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepsinden zevk alır seven gönüller",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nGönül sazı düşmesinde elinden\nSevenin sevdiği düşmez dilinden\nYılın oniki ay dört mevsiminden\nHepsinden zevk alır seven gönüller\n\nHalil Çolak 1.2.2006 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepsinde Sahte Bahçeler",
        "poet": "Perinur Olgun",
        "poem": "\n\nEtrafta ne kadar sana benzeyen var\nGözlerine bakıyorum\nHiçbirinde gökyüzü görünmüyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepside boşmuş arkadaş",
        "poet": "Cuma Ali Çetin",
        "poem": "\n\nSen dünyanın, ecel senin...\nPeşinden koşmuş arkadaş.\nDünya sevgisini yenin...\nHepside boşmuş arkadaş.\n\nŞu gök kubbe, dağlar, taşlar,\nAşk için dökülen yaşlar! \nÇıkar için tüm savaşlar...\nHepside boşmuş arkadaş.\n\nHiç bir şeyden olma emin...\nÇünkü kaygan burda zemin.\nKöşk, saray, denizde gemin...\nHepside boşmuş arkadaş.\n\nBiriktirdiğin servetin...\nİnan ki hesabı çetin.\nGönülden geçen niyetin...\nHepside boşmuş arkadaş.\n\nDüşün: sonun n'olur bir gün? \nİnsan yerde solur bir gün! \nYaşam yalan olur bir gün...\nHepside boşmuş arkadaş.\n\nDolması zor gediğinin! \niçtiğinin, yediğinin,\nşiir yazıp dediğinin...\nHepside boşmuş arkadaş.\n\nSen yanarken içten içe...\nBir makas ki bir bez biçe.\nBel bağlama gel bu hiçe...\nHepside boşmuş arkadaş.\n\nHAK de kalp huzra ersin ki! \nDünya senin ne yersin ki? \nGün olur sen de dersin ki...\nHepside boşmuş arkadaş.\n\nGözden kalktığında perde...\nKoymazlar olduğun yerde.\nHani ceddin, atan nerde? \nHepside boşmuş arkadaş.\n\nBu dünya ki çürük ceviz...\nOnun için dövüşen biz.\nBırakırım desen de iz\nHepside boşmuş arkadaş.\n\nCumali yansamda külüm! \nDesemde dikensiz gülüm,\nBiter hem sefa, hem zulüm...\nHepside boşmuş arkadaş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepsini Toplasan Beş Kuruş Eder",
        "poet": "Cevdet Mirmahmutoğulları",
        "poem": "\n\nHased, öfke, kıskançlık, kin ve keder\nHepsini toplasan beş kuruş eder\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Acı Daha Büyük Bir Çukur",
        "poet": "Yıldıray Pilint",
        "poem": "\n\nÇukurlar,çukurlar, çukurlar\nHer çukur büyük bir acı\nHer acı daha büyük bir çukur\n\nYolu göremiyorum,kıpırdıyamıyorum\nTentelerin arasından bir toz bulutu\nDurgun bir gece..\n\nBir sarsıntı, bir acı daha\nSonraki bir öncekinden büyük\nBir sonraki öncekindende...\n\nYol şakaklarıma çizilmiş\nBir çizgi\nAlınyazısıymışçasına\nAcıyla dolu...\n\nGözyaşlarım akıyor,\nBenimle ilgili olmayan\nYalnızca ağladığımı biliyorum\nNedenini niçinini değil\n\nİçimde vahşi bir kurt\nZincirlerini kırıp ulumak istiyor,\nGörünen\nSünepe ağlayan bir köpek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her",
        "poet": "Şener Şenyürek",
        "poem": "\n\nher an \n\nözellikle\nher gece\n\nher nedense\nher nasılsa\n\nher yerdesin\n\nkalbimdesin\naklımdasın...\n\n\nbursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Adımda Bir Başka Hayat",
        "poet": "Şair Şemsimesa",
        "poem": "\n\nHer adım biraz daha titretiyor içimi\n                          Menzile yaklaştığımı hissettiğim anda\n                          Mutluluk meclisinde kaybetmişim seçimi\n                          Beklerken gizemli karanlığın uğultusunda\n                          Her adımda kalbim bir başka çarpıyor\n                          Yürürken bu soğuk karanlık sokakta\n                          Her hüzün yaşam çemberimi daraltıyor\n                          Düşlerken maziyi bu karanlık sokakta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hepsinin En Bolundan (Düzyazı)",
        "poet": "Perinur Olgun",
        "poem": "\n\nNeler istemezdim bu koca dünyadan küçücük dünyama; anneme bol sağlık çok para, babama hayal ettiği meyvelerle dolu bir bahçe, anneanneme bol hatırlamalar, dedeme mümkünse yeni bir kalp (eskisi tekleyip duruyor da: :) , sınıfımızdaki tüm kız arkadaşlarıma birer Barbi bebek, erkeklere birer futbol topu, Hatice öğretmenime kırmızıların en güzelini yanaklarına, sevinçlerin en gülüşlüsünü dudaklarına, renklerin en parlağını saçlarına, sevgilerin en ışıklısını gözlerine, umudun en gerçeğini yüreğine, mutluluğun en pembesini yollarına, sürprizlerin en simlisini rüyalarına, Gülengül öğretmenime teşekkürlerimle birlikte kucak dolusu kırmızı güller, gözlerine çocuksu gülüşler, en güzel boyalarla çizdiğim mutluğun resmi Serdar öğretmenime, Spoken öğretmenime sevinçlerden yaldız, yaldızlardan yıldız, yıldızlardan sıcacık bir iz, bir tanecik ablamın bürosuna çok çok maaş getiren bol bol dava, çok müzikli günleri İndra Öğretmenime, bol hareketler beden eğitimi öğretmenime, bilgisayar öğretmenime en yeni bilgisayarlarla dolu bir oda, drama öğretmenime en güzel roller, yemekhanedeki ahçımıza her gün şinitzel ve patates kızartması pişirmeyi, Mersinimize gezeceğimiz oynayacağımız parklar, bir bowling salonunu şehrimize, AB erken müzakere tarihi ülkemize, kimsesiz çocuklara sıcak bir yuva, hastalara sağlık hastalılara buluş, öğretmenlere bol not, sevgisizlerin yüreğine biraz sıcaklık, sevenlere daha çok sevgi, herkese biraz daha akıl, gözleri görmeyenlere ışık, gönül gözü kör olanların yüreklerine bolca sıcacık duygu, duygulara sevgi, sevgilere umut, savaşlara barış, barışlara huzur, parası olmayanlara istedikleri kadar para, şairlere güzel dizeler, yazarlara en güzel öyküler, şişmanlara bol bol yemek yiyerek zayıflamayı, zayıflara da hareket etseler de şişmanlamayı, havuzlara barajlara bol su, ağaçlara yeşillik, dağlara bol kar, odunları olmayanlara bol güneşli günler, günlerimize bol gülücük, annelerin çamaşırına beyazlık, sonbahara solmasın diye bol renk, ilkbahara daha yeşil olsun diye biraz daha parlaklık, papatyalara sarılık, kulağı duymayanlara kulaklık, gönülden duymayanlara sıcaklık, yoncalara uğur getiren dört yaprak, denizin üzerinde uçuşan martılara bol balık, sokak kedilerinin hepsine kasapların haberi yokken gizlice ciğer, köpeklere sakladıkları kemiklerin hepsinin bulunması, kafesteki Mavişime şarkılı günler, akvaryumdaki arkadaşlarıma bol oksijen, çok saydığım laboratuar öğretmenim İrfan öğretmenime gönül dolusu sevgilerimle birlikte en güzel en donanımlı bir mikroskop, en kuvvetli mikroplar ve buluşuna yardımcı bakteriler, bizim sınıf için hiç test çözmeden, hiç ders çalışmadan yine sınavlarda birinci olmayı, kendim için de annemi kandırıp bir diz üstü bilgisayar aldırmayı, istemiştim;  ;)    Bu istediklerimin en azı daha sayayım mı? ::\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Acıyı Tattım Oğul",
        "poet": "Ali Sandıkçıoğlu",
        "poem": "\n\nAnkaradan, İstanbuldan,\nSes veriyordu kardeşler.\nBabam göç edip gidince:\nbir, bir bozuldu düzenler.\n\nBabamın yazıhanesi:\nIssız gibi Ankarada.\nNerde o eski dostları:\nHer birisi  ayrı yerde.\n\nHer tarafa bakıyorum:\nvardır babamın izleri.\nAsım, Asım diye,diye:\nYandı babamın ciğeri.\n\nAnnem, ablam hacda idi:\nkardeş Asım vefat etti.\nO acı haberden  sonra:\nBabamda eriyip gitti.\n\nDört aylık evli iken; \nKader hükmün icra etti.\nAsım kara yerde iken:\nbir  Asım dünyaya geldi.\n\nBabamın ayak ucunda:\nYatıyordur şimdi Şaban.\nVasıyeti öyle yaptı:\nAnkarada kardeş Şaban.\n\nKarşısında Asım vardır.\nYanında da  büyük ana.\nMezarın başında iken:\nneler düştü hafızama? ...\n\nHacı talip yan tarafta:\nbabama oldu arkadaş.\nFayda vermez ki orada:\nNe  evlatlar ve nede eş.\n\nZıyaretim bitirince:\ndöndüm yine eve doğru.\nKimlergeldi, kimler göçtü:\nDüşenemez insanoğlu.\n\nYüce rabbim  rahmet eyle.\nBizden önce gidenlere.\nBunca mezar taşlarından:\nHer an haber var bizlere.\n\nDönüp geldiğimde eve:\nAnnem tesbih çekiyordu.\nBazen Asım bazen Şaban:\ndeyip, deyip ağlıyordu....\n\n„Her acıyı tattim oğıul,\n Evlat  acısı çok başka.\nİçerimde bir ateş var:\nBenzer aynen kor ateşe.“\n\nKarşı değilim Allaha,\nBilesin evladım Ali.\nHiç bir an gözüm önünden:\nGitmez onların hayalleri.“\nRİZE 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her ağaç meyva vermez",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nÇoğu el yatmaz işe \nHer ağaç meyva vermez \nHer kul ermez tam pişe \nHer ağaç meyva vermez \n\nÇoğunda kırık yok el \nKurutur kökten kök el \nKırana benzer çok el \nHer ağaç meyva vermez \n\nElma dut veren olmaz \nArmutla narla dolmaz \nÇiçek açıp ta solmaz \nHer ağaç meyva vermez \n\nAğaç var kavak olan \nAğaç var kayın dolan \nAğaç var söğüt alan \nHer ağaç meyva vermez \nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Akşam",
        "poet": "Hıfzı Özbekmez",
        "poem": "\n\nİçim burkuluyor çıkmıyor sesim\nBana yük oluyor sanki nefesim\nKim bilir sevgilim ne hallerdesin\nGözlerim doluyor inan her akşam\n\nÇok perişan halim acıyor canım\nSanki damarımda akmıyor kanım\nDostlarla dolsa da gülüm her yanım\nGözlerim doluyor inan her akşam\n\nLatifiyim artık kalbim dayanmaz\nGönül aşk şarabı içti uyanmaz\nSevenler bilirde sevmeyen bilmez\nGözlerim doluyor inan her akşam\n\n28 EKİM 2003 SALI SAAT: 23:00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Akşam",
        "poet": "Mahbub Mehmet Kaya",
        "poem": "\n\nHer akşam gün batımı \nHasaret kaplar içimi. \nGecenin karanlığı, \nİçime çöreklenir. \n\nHer akşam gün batımı \nSeni hatırlarım. \nVe senin içindir, \nBütün dualarım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her An",
        "poet": "Şahin Tokmak",
        "poem": "\n\nHer gecenin bir sabahı var.\n Her sabahında bir gündüzü var.\n Bizi bize bırakmayan bir yâr var.\nİster dünya ister ahiret bir imtihan var.\n Her anı bir nefes kadar olan bir ömür! \n Bir nefesle tazelenen bir ceset! \n Seninle beraber her an giyer ruhu iman.\n Emredilene uyarsan karşında güvenli liman.\n Yanaş limana, uy mihmandara. Sonu iman.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Akşam Aynı yıldız...",
        "poet": "İhsan Hasan Kaya",
        "poem": "\n\nAkşamüzeri Amanosları bir yıldız aşar. \nBu yıldızın hareket ettiğini gördün mü? \nAynı yerde gibidir sanma ki yolu şaşar. \nBu yıldızın yol aldığını gözlemledin mi? \n\nGüneş aştıktan sonra bu yıldız görülür, \nHavanın hafif kararması ile yıldız süzülür. \nGündüzün aydınlığı karanlığa bürünür. \nÇıkan bu yıldızın güzelliğini gördün mü? \n\nHiç yıldız yokken bu yıldız görülür gökte. \nGörülmeyi bekleyenler olsa da yedekte. \nSevinç, heyecan oluşturur tüm yürekte. \nYüreğinde; sevinç, heyecan oluştu mu? \n\nBulutlar eksik olmaz bu yıldızın yanında. \nParlaklığı artar sönüklük yoktur kanında. \nHava kararınca hareket başlar canında. \nBu yıldızda hareketlenmeyi gördün mü? \n\nYavaş yavaş gidiyor dayanamadı ki naza.\nNe denir ilk akşamdan çıkan bu yıldıza? \nBir dilek tut desene yanında duran kıza. \nYıldıza bakarak içinden dilek tuttun mu? \n\n Hasan KAYA \n Eğitimci-Şair-yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her An Beni Kuşatan Ama Hiç Benim Olmayan",
        "poet": "Menderes Işkın",
        "poem": "\n\nÇok uzaksın bana bir rüya gibi, \n\nHer gece bana koşan ama hiç yanımda olmayan.\n\nÇok ihtiyacım var sana, hava gibi su gibi\n\nHer an beni kuşatan ama hiç benim olmayan..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her akşam",
        "poet": "Sebahattin Kömürlü",
        "poem": "\n\nHer akşam gün batımı,\nAlır buralardan bir şeyle,\nYapraklar fark eder,\nSokaklar fark eder,\nBütün pencerelerde, camlar fark eder,\nGözler,\nGözler…\nYürek fark eder,\nDalgalar üstünde dans devridir, devir,\nDevir, fark eder.\nSadece,\nKuşların kanatların da türkü.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her 'an' aşktır İzmir de",
        "poet": "Sedat Aydın",
        "poem": "\n\nBloglarımı takip eden bir arkadaş İnciraltı ile ilgili yazımı okuyunca mesaj göndermiş.\n\nİzmir’e geldiğimde mutlaka uğrayıp göreceğim demiş.\n\nUyarmadı demeyin dedim, gelmek kolaydır da dönmek zordur.\n\nİzmir’ li herkes İzmir’ e âşık. En çok neyidir âşık olunacak? Diye yanıt göndermiş.\n\nCevabım “Aşklarıdır”  oldu.\n\nAşkları? Diye sormuş tekrar.\n\nİzmir’ e hiç gelmediğini anladım o an. Gelse sormazdı.\n\nİzmir’ in âşık olunacak “aşk” larını anlattım dilim döndüğünce. \n\nBaşkadır İzmir' in aşkları 'vazgeçilmezdir'.\n\nHer ne olursa. Yaşama dair. \n\nHavayı solursun kokusuna âşık olursun 'vazgeçemezsin', gün batımını izler âşık olursun her akşam görmek istersin, yağmurda yürürsün martılarla kol kola, ıslanmayı keyif edinirsin her yağmurda, sonra birini tanırsın farklıdır o kimseye benzetemezsin âşık olursun, farkına bile varamadan. \n\n'vazgeçemezsin' \n\nHer “an” dır aşk İzmir’ de. Bir “an” yaşamazsın İzmir’ de. Bir “aşk” yaşarsın. \n\nBir “günbatımı” seyretmezsin, bir aşk seyredersin. Aşklarına âşık olursun.\n\nİşte böyle, İzmir’ e gelmek için. Bu tehlikeleri göze almak gerek, cesur olmak gerek. \n\nTehlikelidir de güzel olduğu kadar. \n\nVazgeçememek, özlemek, hasret kalmak ta vardır çünkü aşklarda ve İzmir’de dayanılmaz olur bu acı. \n\nHer baktığın yer de onu görürsün, dayanamaz ölürsün... \n\nBlog okurum “……..”  anısına.\n\nBlog adresim; http://blog.haberturk.com/saydin%5F35/\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Ân Bin Selâm Sun",
        "poet": "Salih Şanlı",
        "poem": "\n\nBahar gerek mevsimlere, yalnız kış-yaz kâr etmez\nSevda hayattır, kitâbını oku-yaz kâr etmez\n\nGönlünün derinliklerinde saklı o defîne\nToprağı dünyânın merkezine dek kaz kâr etmez\n\nSevdâyı meyhânede, sazda sözde arama hiç,\nGönül yarası olmayınca, meyle saz kâr etmez\n\nYaşanası sevdâ, gönül dolusu, doyasıya\nBengisu o, uğruna ölmek bile az kâr etmez\n\nYol bulup eşiğine yüz süren, lezzet ne bilmez\nIstırab, meşakkat kapısı bu, zevk-haz kâr etmez\n\nSevdâdan kurtuluş yok, kaderde böyle yazılmış\nKaç kaç... dönüş yine ona, şeytanca az kâr etmez\n\nHer ân bin selâm sun, boş dönme yârin kapısından \nSevdâ kapısını çalana, işve-naz kâr etmez\n\n\n"
    },
    {
        "title": "..Her  Altı Mayısta Mayınlıdır Yüreğim",
        "poet": "Orhan Erdoğan",
        "poem": "\n\nHainler adaletin kapısında bekçi\nadalet,adalet sarayında kilitlenmişti.\nSahiplerinden aldıkları sesle çalışan robotlar\nÖzgürlük savaşçılarını yargıladılar\n\nAltı mayıs  sabaha yakın karanlıkta\n(yarasalar   karanlıkta çalışır)       \nadaletin çizdiği hoşgörüsüzlükle\nüç ağacın çatısından sallanan ipe\n“üç fidanı” teslim ettiler.\n\nTükenir sandılar tükenmedik\nOnlar törpüledikçe yongalarından   dirildik.\nAltı mayıslarda \nToprak geri verdi O'nları bize çimen, çiçek açarak\nHainleri ise  kendi derinliklerinde sakladı.\n\nNeydi bizim savaşımız\n“Truva ya aşık adamın hikayesi”gibi \nalışıktık özgürlüğe\nHüznümüz dar ağaçlarında yankılansa bile\nözgürlük türküleri söylerdik.\n\nAltı mayıslarda \nVasiyetiniz gereği, hüznüze değil davanıza ortağız.\n\n197.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her aile vatanda bir tarihtir",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nOrta Asyadan beri soyumuz var,\nHer aile vatanda bir tarihtir.\nDünyaya nam salan bir boyumuz var,\nHer aile vatanda bir tarihtir.\n\nAslı yörük olan kimse dağlıdır,\nOğuzdan gelen bir Türkün oğludur.\nGüçlü bağla bir birine bağlıdır,\nHer aile vatanda bir tarihtir.\n\nYabancı kültür ile çatışmıştır,\nTürkün hasleti ile tutuşmuştur.\nTürk-İslam töresiyle yetişmiştir,\nHer aile vatanda bir tarihtir.\n\nAslını bilmeyen kimseler hamdır,\nNesil bozulursa Türklere gamdır.\nSoyu sopu yapısı çok sağlamdır,\nHer aile vatanda bir tarihtir.\n\nYusuf Türk yapısını bozmak zordur,\nBu yapıyla yaşamak bize ardır.\nHepsinin yaşanan geçmişi vardır,\nHer aile vatanda bir tarihtir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HER AN YIKILABiLiRiM",
        "poet": "Ahmet Ünal Çam",
        "poem": "\n\nDIŞI BOYANMIŞ, \n\nKÖHNE BİR EV GİBİYİM\n\nBAKMAYIN DİK DURDUĞUMA\n\nHER AN YIKILABiLiRiM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her An Zikreden",
        "poet": "Ahmet Soyyiğit",
        "poem": "\n\nHer an zikr eden\nTefekkür eden\nHakk'a şükreden\nMelamileriz biz\n\nDünya'yı koyan\nUkba'yı koyan\nMevla'ya uyan \nMelamileriz biz\n\nTevhide giren\nÖlmeden ölen\nVuslat'a eren\nMelamileriz biz\n\nDost'la barıştık\nGönlü hep ışık\nCevre alışık\nMelamileriz biz\n\nCem ile nazda\nFark'ta niyazda\nDaim namazda\nMelamileriz biz\n\nVahdet-i vücut\nEderiz şühut\nHem ehl-i sücut\nMelamileriz biz\n\nHakk'ın yoluyuz\nHuzur doluyuz\nYolun sonuyuz\nMelamileriz biz\n\nYok bizde güman\nEtmişiz iman\nYolumuz Kur'an\nMelamileriz biz\n\nYüzleri pampak\nGönülleri ak\nRabıtası Hakk\nMelamileriz biz\n\nNefs'ini bilen\nRabbini bulan\nHakk'la hak olan\nMelamileriz biz\n\nAşk ile taşan \nZevk ile çoşan\nKendine koşan\nMelamileriz biz\n\nZuhurda halkız\nŞühudda Hakk'ız\nEhl-i tevhidiz\nMelamileriz biz\n\nAşk-ı sakiyiz\nPir-i faniyiz\nHakk'la bakiyiz\nMelamileriz biz\n\nŞehadet bizde\nSaadet bizde\nMelamet bizde\nMelamileriz biz\n\nNamus ve haya\nEyledi ihya\nCuş eden derya\nMelamileriz biz\n\nŞahımız AHMED\nMahmut MUHAMMED\nMUSTAFA medet\nMelamileriz biz...      \n\n26 Temmuz 1986\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Anımız",
        "poet": "İkram Gökhan Akcebe",
        "poem": "\n\nMevsimler\nNe hep yaz\nNe ilkbahar\n\nYapraklar\nRüzgarsızda\nSallanırlar\n\nAnladım! \nHer anımızmış,\nSonbahar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Anı Mazimizde Yoğrulur",
        "poet": "Nurettin Aksoylu",
        "poem": "\n\nYaşam\nÖfke kusarken hayatımıza\nSığınacak kuytu ararız \nZamana savruk geçmişimizin\nToz bulutu kümeleri arasında\n\nHer anı\nMazimizde yoğrulur mayalanır ellerimizde\nGözlerimizden çiselenir\nDökülür yeryüzüne\n\nBazen öfke kin kusar\nSokar karanlığın kuytu köşelerine\nBazen de \nKaybettiklerimize yanar \nDiz çökeriz dizler üstüne\n\nEyvahlarımız terli avuçlarımızda \nKan olur\nDamlar ciğerlerimize\nTeneşirlerde soyunduğumuz soykalarımız\nAyaklarımıza bağ \nYaşamın önündeki suskularımız gözlerimizde\nDağ olur\nVe\nVakte bıraktığımız acılarımız \nEllerimizi kanatan dikenli gül olur\n\nBelki de ey sevgili\nYarına bıraktığımız duygularımız\nYüreğimizi kavuran çaresiz bir ateş olur\nSokar cehenneme\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Anımız Yolculuk",
        "poet": "Şadan Yenişafak",
        "poem": "\n\nHer anımız yolculuk\nHayat hep durak durak\nkimi gönül bahar gibi\nKimi gönüller çorak\n\nİstirahat verilir\nBazan bazı durakta\nKimi yolda iniyor\nKimisi son durakta\n\nNe yapsak şöyle böyle \nBitecek bu yolculuk\nRabbim yapamadık biz\nSana hakkıyla kulluk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Anım Seninle",
        "poet": "Birol Yiğit",
        "poem": "\n\nBen; seni düşünüyorum\nHer sabah uyandığım da.\nVe.., Günün her anında\nÜç öğün yemek, yemek gibi\nMütemadiyen alınması gereken ilaç gibi\nAkşamları yatmadan önce,\nUykularım.., hatta uyamadığım her gece.\nSeni düşlediğimi kimse görmüyor,\nBenim gördüğümü kimse görmüyor,\nKaranlık dahi kafi gelmiyor\nYorganımı çekiyorum başıma,\nTüm güzelliğine çıkıyorsun karşıma\nHer anımı dolu, dolu seninle geçiriyorum\nİşte ben seni…! Böylesine çok seviyorum.\n\n                   04.10.2000 çarşamba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her aşk azalırmış bendeki arttı",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nÜstünden seneler gelip geçti mi \nHer aşk batıyormuş bende doğ oldu \nİnsan başkasını kader seçti mi \nHer aşk yok olurmuş bende çoğ oldu \n\nYüze kırışıklar tek tek doldukça \nGörülen seneler pek çok oldukça \nGençliğin gülleri bir bir soldukça \nHer aşk silinirmiş bende yazıldı \n\nDünyaya mevsimler gelip gittikçe \nGündüzler geceler tek tek bittikçe \nTakvimde haftalar aylar yittikçe \nHer aşk uyuyormuş bende uyandı \n\nAhrete doğru bir yol alındıkça \nBaşka başka güne ruh salındıkça \nZamanca ruhundan yaş çalındıkça \nHer aşk bitiyormuş bende başladı \n\nHazanla doldu mu ömrün her yeri \nAşkından gitti mi kırk yıl ileri \nKuldan dökülünce bir ecel teri \nHer aşk unutulmuş bende hatırdı \n\nİnsanın açılan her bir çağında \nBaşının teline karlar yağında \nÜstüne yaşanan gönül bağında \nHer aşk azalırmış bendeki arttı \nSedat hünkâr\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her asırda",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nKötülük her asırda kötüdür,\nKötülük şeytanın öğütüdür,\nDünyalık için nefsine uyan,\nHer insan iblisin örgütüdür.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Aşk Bir Ay Taşır Alnında",
        "poet": "Halim Yazıcı",
        "poem": "\n\nrüzgâr, böğürtlenlerin, kekik kokularının, deniz kestanelerinin\n             bestelediği türküleri kulağınıza umulmadık zamanlarda fısıldıyorsa\n\ntoprak, elinize aldığınız zaman pul pul balıkçı motorunun sesini taşıyorsa \n                                                                                               (insan kalbinize\nbilin ki bir italyan maria çocuk, bir faslı hüseyin'e aşık olmaya yüz tutmuştur\n\nzeytindağ'da, bin yıllık bir zeytin ağacı yaşlı gövdesinde\ntoma'nın meyhanesinde zeytinyağı saflığıyla gülümsüyorsa ellerine cunda'nın \n\nadını cunda'nın, ali bey adası olarak değiştirilmesi dayatmasını\nbir türlü içine sindiremiyorsa pulları gümüş bir papalina\nbilin ki hüzün kaplar kirpiklerini akdeniz'in\n\nbu yüzden bir emmanuella çocuk dinlerken madrigallerini\nbütün güvercinleriyle birlikte havalanır kalbinde şairlerin\n\nbu yüzden beyaz ve duman renkleriyle güvercinler\nbirer ikişer konar düşlerine acıların\n\nve uzaktan eski bir aşk şarkısını fısıldar kır çiçekleri maltepe'nin\n\n'bu adamı ağlatırsa akdeniz ağlatır\n bir gül konar dudağına yalnızlığın\n bir de bakarsınız ağlarım'\n\nher akdeniz, kendi iklimini, kök boyasını kalbinin\nyalnızca kendi aşkıyla dokur\n\nçünkü santur\nçünkü dans ve büyü\nçünkü küçük bir kızın topuklarıdır akdeniz\n\nve incir ve zeytin ağaçlarının ülkesinde\ndeniz minarelerinin ruhunda gizlidir madrit'ten havalanan\nuçuk mavi kanatlı bir yalıçapkını\n\nve bergama'da, atmaca mahallesinde\nelinde klârnet, elinde bakır, dudaklarının kıvrımı dans\nbir kuğu konar konar dünyanın aşklarına \n\nbu yüzden çingeneler\nbu yüzden müzik\nbu yüzden hüzün\nbu yüzden aşk\nbu yüzden bergama'da doğar dolunay\n\nve dikilirse bir gece ansızın pan\nansızın zeus\nansızın ölüm\n\nbilin ki her ay bir akdeniz\nher aşk bir ay taşır alnında.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Aşk Bir Bakışla",
        "poet": "Durzan Cirano",
        "poem": "\n\nHer aşk bir bakışla başlar \nve son bulur \nbaşka renk bir bakışla \ngözle de olur \nsözle de olur \n\ndoludur mahzen \nya da boştur \nbir çiçek boyvermiştir \no tanımsız aralıkta \nbir adam dağa çıkmıştır \nbir çocuk  yağmurun altında \ndansa durmuştur \n\nkapı önünde taş yumuşamış \nminder altında akrep uyumuştur \ngelmiş sokulmuştur   sol yanına  bir kedi\niçeriye çiçek kokuları \nkuş sesleri dolmuştur \n\nninni midir dinlediğin \nannenin sesi midir bilmezsin \nseçmiştir simurgunu kuşlar \naşkın minik kuşu \ntahtına gelip oturmuştur \n\nbir rüzgâr eser bir başka gün \ndeğişik ve kızgın \npencerenin kanatlarını birbirine vurmuştur \nbir at gelmiştir rüzgârla \nalıp götürmüştür kuşu \ngeldiği şafağa son hızla \nyalnızsın \nsessiz \nve kırık \nkuş gitmiş \nçiçek kurumuştur \n\neylül 2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her aşk bir başak",
        "poet": "Haluk Yolsal",
        "poem": "\n\nHer aşk bir başak\n\n                                                 sevdalı sözcükler yağarken\n                                                 gün batımında dağlara\n                                                 taze çiçeklerden bir nefes\n                                                 yürekten  ama kocaman \n                                                 kol kola tutuşunca herkes\n\n                                                 ellerimizde büyür sevinçlerimiz\n                                                 nasırlı,ürkek\n                                                 dayanır açlığa\n                                                 acıya direnir canlar\n                                                 iki damla gözyaşını silerek\n\n                                                 göklere uzanır dorukları sevdanın\n                                                 her aşk bir başaktır \n                                                 bir başaktan bin fide\n                                                 maya tutar umutlar\n                                                 içten gülücüklerde \n\n\nÖzgeçmişi\n\n1959 yılında Trabzon’un  Maçka ilçesinin Yeşilyurt köyünde doğdu.\nİlköğrenimini Örnekalan  ilkokulunda,orta öğrenimini  Maçka  lisesinde tamamladı.1980 yılında Trabzon Fatih Eğitim enstitüsü Türkçe bölümünden mezun oldu.8 yıl özel bir şirkette\nçeşitli görevlerde bulundu..1989 yılında Ağrı ilinin Doğobayazıt  ilçesinin Subeşiği köyünde öğretmenlik görevine başladı.Daha sonra Samsun Terme Balkamlı ilköğretim okulu,Sakarlı lisesi,Terme ilköğretim okulu,Samsun merkez Adnan Kahveci ilköğretim okulunda çalıştı.\nHalen 23 Nisan İlköğretim okulunda görevine devam etmektedir.\n\nŞiirleri, Karedeniz Kültü Sanat ve Kıyı dergilerinde yayımlandı. Çiçek Uzat Yıldızlara adlı bir şiir kitabı bulunmaktadır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Aşk Kendi Mağdurunu Yaratır",
        "poet": "Osman Demircan",
        "poem": "\n\nGözlerinde  asılı  duran  tek  damlayım  bak!\nHa  düştüm  ha  düşeceğim  görmüyor  musun? \nBu  bana  yapılabilecek  en  son  şeydi  ama\nGel  gör  ki  aşkının  mağduruyum  ne  fayda\n\nKötülük  senin  bakışında  var  ne  söylesem\nEllerin  ki  kasap  dükkanı  kesiklerindeyim\nAvucuna  düştüm  kaçışım  yok  ellerindeyim\nYanında  bıçak  altına  yatan  ceylan  gibiyim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Aşk Bitermiş",
        "poet": "Fadime Almamış",
        "poem": "\n\nHer aşk bitermiş,öyle dediler \nSustum,çaresizlik konuştu\nSeverken öldürdüler \n\nHer aşk bitermiş,öyle dediler \nAşkı kirlettiler\nSustum,ayrılık konuştu\n\nHer aşk bitermiş,öyle dediler \nBedenimi kanla yıkadılar\nMezarda bitecekti\nÖlmeden üzerime toprağı örttüler\n\n09.06.2012/Pazartesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Aşk Bir Deniz",
        "poet": "Tibet Avcı",
        "poem": "\n\nHer aşk bir deniz yüreğimde\nYelken açmadan edemeyiz\nİsteyerek olmadı\nBinmiş bulundum gemiye\n\nBirazdan kopar fırtına\nKabarır,hiddetlenir deniz\nDenizle şaka olmaz\nHer an batabiliriz\n\nBu aşk limansız bir deniz\nYine de karayı gözleriz\nTalih yüzümüze gülerse\nNikah dairesinde demirleriz\n\nBelkide varamadan limana\nBatar gider gemimiz\nYa yüzeriz bir kıyıya\nYada boğuluveririz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Aşk bir Diriliştir,Ayrılıksa Ölümüdür Kalplerin...",
        "poet": "Nihat Gülle",
        "poem": "\n\nDinle sevgili tan yeri ağarırken uyan aç pencereni\nSeher vakitlerinde kuşların o doyumsuz neşesini\nRüzgarında danseden yaprakların hışırtısını\nGüllerin sevdayla uyanıp parfümler sürünüşünü\n\nBahar doğanın,gençlik insanın coşkusu\nAşk soğuk bir pınardan akan su şırıltısı\nCeylanların gözünde sevda pırıltısı\nGençlik ve aşk yaşamın büyük tutkusu\n\nAma her yeni eskir,her çiçek solar bir gün\nGüz gülleri gibi açmadan harolur duyguların\nSonra kara kışı görünür ufukta fani hayatın\nHer aşk bir diriliştir,ayrılıksa ölümüdür kalplerin\n\nGençlik ve bahar aşk ile bir başka güzel dostlar\nGönül her sevgide başka bir tat,lezzet arar\nGerçek sevgi aşktır,binde bir insana uğrar\nYaşanası bir masaldır,aşk gençlik ve bahar..\n\nNihat Gülle\nŞair ve yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her aşk şairliğe veda",
        "poet": "Peyami Beyoğlu",
        "poem": "\n\nHer ayrılık bir şiirdir peyami için. Ama her aşk şairliğe veda.\n Peyami Beyoğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Aşk Bitermiş Öyle Dediler",
        "poet": "Fadime Almamış",
        "poem": "\n\nHer aşk bitermiş öyle dediler \nSustum çaresizlik konuştu \nSeverken öldürdüler \n\nHer aşk bitermiş öyle dediler \nAşkı kirlettiler \nSustum, ayrılık konuştu \n\nHer aşk bitermiş öyle dediler \nBedenimi kanla suladılar \nMezarda bitecekti\nÖlmeden üzerime toprağı örttüler \n\n09.06.2012/Pazartesi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Ayrılık Acıtır Yüreğimi... Sebepsiz Ayrılık",
        "poet": "Emel Çetin",
        "poem": "\n\nHer ayrılık acıtır yüreğimi\nBir nebzede olsa...\nBir bakıma ayrılık\nÖlümdür ne de olsa....\n\nMilyonlarca sebep içinde\nSebepsizdir ayrılıklar\nAyrılık dediğimde\nKaranlık ve yalnızlıklar\n\nKorkuyorum karanlıktan\nKahrolası yalnızlıktan\nVe   sebepsiz ayrılıktan...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Babalar Gününde",
        "poet": "Mahmut Nazik",
        "poem": "\n\nHER BABALAR GÜNÜNDE\n\nher babalar gününde\nherkes bir sevgi yarışında\nsen babanı  öpersin yanı başında \nben annemi özlerim beş yaşında\nkimse bilmez \nsen öksüz ben yetim\nhenüz hayatın başında\n\nMahmut Nazik.. Babalar Günü 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Ayrılık Ayrılık Değildir Sevgili",
        "poet": "Gül Yazganarıkan",
        "poem": "\n\nÖtelediğimiz kavuşmak şimdi \nAnsızın olsun istemiyoruz mu ne? \nHer ayrılık, ayrılık değildir sevgili\nBir kor yanmaya başlar yeniden bittiği yerde\n\nYan yana geldiğimiz anlar, \nGeçmişin yanında ne kadar az \nVe yoğunlaşmış duygular,\ngeçmişte olmadığı kadar\nBaşlangıçlarını hatırlıyorum da,\nUnuttuğumu sandığım tüm detaylar, \naşkı savuşturmalar,  içimi acıtmaz sandığım \nhani birbirimizi okuduğumuz bakışmalar...\nAynen şimdi baktığın gibi bakardın o zamanlar...\nHer ayrılık, ayrılık değildir sevgili\nGün geçtikçe öğretir ne kadar sevdiğini ve sevildiğini....\n\nGidişlerinde, kapıdan çıkınca bir uçurumdan düşecek gibi bakıyorsun\nYa da bir daha geldiğinde beni bulamayacakmışsın gibi\niçindeki çatışmalardan sekip gözlerine düşen ateş parçalarını saklayamıyorsun...\nBen de öyleyim, senden ne bir fazla, ne bir eksiğim...\nAslında eksiğim, tek eksikliğim gidişlerin, anlıyor musun? \nHer ayrılık, ayrılık değildir sevgili....\nBu kez belki de aşk değil, AYRILIK YENİLDİ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her babalar gününde",
        "poet": "Akif Tütüncü",
        "poem": "\n\nHer babalar gününde, gurbet kuşları, uçuşlara vurur yüreğimi\n Bir kenarında yaşanmamış duyguların tecridi\nDiğer yanda avuçlarımın küskün giysisi, elleri\nFotoğraflar yıllara küskünlükten ıslak, yaşanmamışlıklar gözlerde asılı \n………………………………………………………..Bulutlar ihanette\n\nSürgünden zamanlar hasret denizinde buharlaşmış, dümeni kırık gemiler rotasız\nEmek,  küçük bir fidanı büyütmekte, sevginin emeğini büyütmekte toprak\nPınar olmakta babam, güneşin ışığını özümsetmekte içime, fidan, baba olmakta\nHüzünden toprağı bedenine geçirmekte babası, büyümekte yavrusu toprağın\nHer babalar gününde\n\nbiliyormusun baba bugün ilk defa anneme  babalar günü hediyesi aldım\nama param yoktu ellerini öptüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Bahar Bir Ümit Bir Neş'e Katar",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nHer bahar bir ümit bir neşe katar\n                Her hazan bir elem bir yara açar\n                Her bahar ruhlara bir neşe katar\n                Her hazan kalplerde bir yara açar\n\n                İstemem hazanı hep  gece yapar\n                İstemem elemi hep neşem kaçar\n                Ömrümüz hep bahar hep bahar olsun\n                Gönlümüz hep neşe hep neşe dolsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her baharın düğünü..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Doğa,Mevsim,Çiçek..\n\nHer bahar başka,her bahar güzel\nFarklı farklı menekşesi sümbülü\nHer uyanışta her canlanışta\nDaha bir arzuyla öter bülbülü\n\nAmber gibi çiçeklerin kokusu\nHer gelişte bin kat artar çoşkusu\nİhtiraslı bir sevdadır tutkusu\nHer baharın daha zariftir gülü\n\nSihirli bir değnekle kalkar irkilir\nHayat bulup canlanıpta dirilir\nDağlara kırlara ovalara serilir\nHer baharın başka olur düğünü\n\nÇiçek çiçek öz toplar kelebeği arısı\nAltın zümrüt pırlanta orkidenin sarısı\nNe güzeldir o dağların yoncası\nBir başka tat her baharın öpüşü\n\nNakış nakış işlenir ah o balın lezzeti\nAlıyla moruyla sanki çiçek buketi\nHer baharda yaşıyoruz cenneti\nBir başka haz her baharın dönüşü\n\nSerpildikçe serpilir ebrular hercailer\nYaban gülü açınca gönülleri feth eder\nHavasıyla suyuyla yeşiliyle mest eder\nHer yeni bahar gülümsetir yüzümü\n\nTarih:21.01.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Bayram",
        "poet": "Zeki Ergin",
        "poem": "\n\nsevinesim geliyor her bayram\nçığlık çığlığa salıncaklarda\nbayramlıklarımla yatmak istiyorum\n\nayıplamayın dostlar\nben her bayram çocukluğuma gidip\nçocuklarla çocuk olmak istiyorum\n\nözlemim büyür her bayram\narar dururum onları\nanam babam ve diğerleri\no günlere gidip \nellerini öpmek istiyorum\n\n_erenköy 31oca'04\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Beyazlık Aynı Değildir",
        "poet": "Osman Demircan",
        "poem": "\n\nYağmurların derelerle birlik olduğu zamanlarda, toprak yüreğinden kopan her parçasını sulara kaptırır. Toprak sele dayanamaz, çünkü su sinsice yüreğine işler. Bilmez ki, suyun kirlendiği vakitlerde, saflığını da yitirir. Eğer yitirilen saflıksa, berraklıksa su bulanır. Suyun bulandığı her yerde doğa doğallığından çok şey kaybeder. Saflığın ve berraklığın olmadığı insan ilişkilerinde, insanlık erozyana uğrar. Giden geriye bir daha geri gelmeyecek üzere yer değiştirir. Suyun yerini çamur, çamurun yerini taş, taşın yerini kütük alır. Bozulan düzen asla bir daha düzelmez. Düzeltme adına yapılan her şey yapay olur. Yapaylık çimenin üzerine kapatılan naylondur. İnsanlık naylonlaştıkça, hiçbir umut yeşermez. Kaskatı bir dünya insanın yaşam alanı olur. İnsanlar kazandıkları her haksız zaferin sonunda bronz bir heykele dönüşür. İnsan sıcaklığını yitirdikçe kalıplaşır. Bu yüzden hemen hemen tüm insanlar aynı kalıptan çıkmışçasına birbirine benzer. Buzdan beyinler, soğuk bakışlar insanları kutuplaştırır. Kimsenin kimseye sıcak bir gülümseme göstermediği yerde, insanların yüreklerinde kutup ayları dolaşır. Görünüşte bembeyaz görünse de insanlar aslında beyaz gül değildir. Her beyazlık aynı değildir. Bir beyaz gül açsa her yerde, hayat daha güzel kokacaktır. Oysa tüm kokular, beyaz kar rengiyle örtülmüştür. Soğukluk ceset kokularını sindirir. Bakın soğuk ortamlarda ayıya benzer insanların öldürdüklerinin kokusu çıkmaz. Bu yüzden kabalığın olduğu her yerde, kimse kimseye gülmez. Kimse cinayetlerin kokusunu duymak istemez. Beni de bugün buzların arasında saklamak istediler. Baktılar ki, bu ışık ve sıcaklık dolu, bunun üzerine beni karanlığa gömmek istediler. Bugün beni öldürmek istediler. Baktılar ki bu, kokacak ve nerede bit it varsa onu bulacak, beni o zaman kendi itlerine yedirmek istediler. Yaşamak bu kadar güzelken ve ben hayata onların katmadığı bir şeyi, güzelliği katmak istediğimden çirkinliklerini sevmedikleri için, beni köpeklerine parçalatıp çöplerine atmak istediler. Çünkü onların çöpleri insan artıklarıyla doludur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HER BAYRAM  ayrı bir  HEYECAN...",
        "poet": "Zeki Çelik 2",
        "poem": "\n\nHER BAYRAM AYRI BİR HEYECAN..\n\n     Gündem konusu olan gündem konusu olan 30 AĞUSTOS  ZAFER BAYRAMINI  canı gönülden kutluyorum, Tüm okurlara, ilgililere, askerlere, polislerimize, tüm güvenlik birimlerimize, öğretmen ve öğrencilerimize saygılar, sevgiler, selamlar iletiyorum. Bir yıl içinde 365 günü masaya yatırdığımız zaman o kadar çok güzel güne rastlarız ki.. bunları saymakla, anlatmak zor olsa gerek. Vücudu sağlıklı olanın bayramı bitmez diyorum.\n\n      Her bayram ayrı bir heyecan diyorum. Dini bayramları, milli bayramları, resmi, tüzel kurumların kutlamaları, özel  günlerin kutlamaları vs. Dini bayramlar da birbirini takip eden kandiller, anlamlı geceler,  kutlu doğum haftası, haftası gibi  bir çok güzellikleri birlikte yaşarız.Şeker bayramı, Ramazan bayramı diye her iki cümleyi benimseyip yakıştırdığımız bu bayrama bir ay oruç tutarak girmek heyecanımızı kat kat artırmaktadır. \n\n     Kurban bayramını kutlamadan önce de Allah'ın yoluna kesip paylaşacağımız kurbanlığı alıp gerekli hazırlığı yapınca aile ferdinin gurbetçileri toplandığı zaman o hanenin mutluluğuna diyecek yok. Hısım,akrabalarımızla,komşularımızla, bayramlaşmak ne kadar güzel bir şey...Uhrevi aleme göçen yakınlarımızı kabristanda ziyaret edip duacı olmak,\nkişisel sorumluluğumuzu yerine getirmek,anmak,hatırlamak daha güzeldir.\n\n     Milli bayramların oluşması 19- Mayıs gençlik ve spor bayramı  Mustafa Kemal Atatürk'ün ülkemizde ki gençlere  hediyesidir. 23 - Nisan Ulusal egemenlik çocuk bayramın da  dünya çocuklarının hediyesidir. Onların Ülkemiz de buluşması sevinç, heyecanla birlikte barış, kardeşliğin pekiştirilmesi örnek görüntülerin oluşturulması ne kadar güzel bir davranış. \n\n     Ayrıca farklı ülkelerden gelen  gençlerin Türkçe şarkılar, türküler söylemesi,şiirler okuması daha da anlamlı. Kendi ülkelerin kostümlerini, oyunlarını, müziklerini sunması heyecan  vericidir. Ülkemizin canlı yayınlarla, görsel, yazılı basınla tanıtılması onur,ve gurur vericidir. 19- Mayıs gençlik ve spor bayramı da çok anlamlı bir bayram. Zafer bayramları da tarihimizin hatırlanmasına vesile oluyor. Coşkuyla heyecanla kutlamaktayız.\n\n    Her bayramın ayrı heyecanını yaşamak için birlik ve beraberliğe çok ihtiyaç var. Aile nüfusunu bir araya gelemeyenler bayram sevincini tadamadılar. Her haneden milli bayramlarda elbette katılanlar olur. Çocuklarımız büyüse de torunlar devreye girer. Akrabalarımızdan bir kişi dahi olsa bizler mutluluğu tadarız. Bayram heyecanını doyasıya yaşarız. Unutulmaz anılarımız oluyor.\n\n     Dini bayramlarda tatillerin uzun olmasıyla gurbetçilerimiz de akın ederler. Hasretlerin kavuşması, özlemlerin buluşması bayram heyecanlarını daha da artırır. Hediyeleşmek ne güzel bir gelenektir. Hediye veren de, alan da çok mutlu olur. Sağlık problemleriniz engel olmadığı sürece mutlaka yakınlarınızı ziyaret ediniz. Ziyaretler elbette aile büyüklerinden başlamalıdır. \n\n     Türk milleti her yönden şanslı. Çünkü ülkemiz de yapılan kutlamaların\nçokluğu  diğer devletlere benzemez. 7 den 77 ye bu heyecanı yaşayamazlar.\nNice bayramları birlik beraberlik sergileyerek kutlayabilmek ümidi ile sizlere\nsağlıklı, varlıklı, huzurlu günler diliyorum. Her iki şiirimi de okunsun diyerek paylaşıma sunuyorum. Allah'a  emanet olunuz, hoşça kalınız, dostça kalınız.\n\n*  19 - MAYIS  *\n\nAtatürk Samsuna çıkarma yaptı,\nÇoluk, çocuk coştu bayrağı kaptı,\nDünyayı  titretti  kıyamet  koptu,\nOn dokuz mayısı  kutlamalıyız.\n\nAskeri erkanın moral yerinde,\nVatan bir bütündür sevgi derinde,\nGörevini yapar  sıcak, serinde,\nOn dokuz mayısı  kutlamalıyız.\n\nGençler de heyecan arttıkça arttı,\nToplumun alkışı ayrı  renk  kattı,\nGaziler  elinde  sancağı  tuttu,\nOn dokuz  mayısı  kutlamalıyız.\n\nYazılar  yazarak  olur gösteri,\nUçaklar kuşatır mavi gökleri,\nSöylenir tarihin tüm gerçekleri,\nOn dokuz  mayısı  kutlamalıyız.\n\nYüce  Türk  Ulusu bu şana layık,\nSportmen  olmalı  kıyafet, kılık,\nZekice  yapalım  biraz  hazırlık,\nOn dokuz  mayısı  kutlamalıyız.\n\n*   GELİŞMELİYİZ   *\n\nTürkiye vatanım canımdır benim,\nHoşuna gidecek bilirsen senin,\nFark etmez rengarenk olsa da tenin,\nBarış konusunu görüşmeliyiz.\n\nBizler tok kaldıkça aç bırakmayız,\nZarar gelmedikçe canı yakmayız,\nMuhtaçta değiliz boyun yıkmayız,\nYarım ekmeği de bölüş meliyiz.\n\nHüzün duvarları ortadan kalksın,\nSuçsuzum diyenler aynaya baksın,\nSanatkar olanlar ortaya çıksın,\nEğlenip coştukça gülüş meliyiz.\n\nİthalat, ihracat yapmamız gerek,\nFabrikaya işçi katmamız gerek,\nSermaye arttıkça tutmamız gerek,\nSanayi yönünden gelişmeliyiz.\n\nUnutma zamanı kini, nefreti,\nGündemden düşmeli terör illeti,\nKalkındırmalıyız yüce devleti,\nZekice düşünüp gelişmeliyiz.\n\nIspartalı  Zeki  Çelik  TÜRKİYE İLESAM  il temsilcisi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Bakan Başka Bir Düş Görür İstanbulda",
        "poet": "Bahar Özer",
        "poem": "\n\nHer bakan farklı bir düş görür İstanbulda\nKaçmak isteniz mi herşeyden atlarsızın bir vapura\nOturup beyaz köpüklü dalgaların hemen yanına\nSimit kapma telaşındaki martılar eşliğinde varırsınız karşı kıyıya\nVapurlar ilerler arkalarında fon Topkapı Sarayı\nYoruldunuz mu Eminönünün karmaşasından\nÇıkıp Piyer Lotiye bir kahve içersiniz karşınızda Haliç manzarası\n\nHer bakan farklı bir düş görür İstanbulda\nKafanıza mı esti ver elini Kız Kulesi\nNereye dönseniz bir başka zamanda bulursunuz kendinizi\nBir yanınız Galata, Ayasofya bir yanınızda Dolmabahçe\nDiğer yanınız muhteşem Süleymaniye\nKulağınızda Yeni Caminin avlusundaki güvercinlerin kanat sesleri\nBeyoğlundan tramvay, Kumkapıdan meyhane gürültüleri\n\nHer bakan farklı bir düş görür İstanbulda\nYeni açmış erguvanların renkleriyle dönerken başınız\nAdalardan bir rüzgar gelir elinizden tutar götürür\nBir öğle sıcağında kırmızı püsküllü bir faytona bırakır\nDingin nal sesleri serin ağaç gölgelerinde dinlerken\nKıyılarda sandalar mehtabı bekler şarkı misali\nİstanbulda hayat yavaştan akar tıpkı bir masal gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Bayram Takvimlerdeki Gibi Değildir",
        "poet": "Abdulkadir Saylan",
        "poem": "\n\nKimi için bayramlar takvimlerin gösterdiği günlerdir,\nKiminin ise en kara günüdür.\nHerkes güne bir bayram sevinciyle uyanmak ister\nİstekler bazen bayram değil \nKara bir kabus gibi çöküyor insanın ruhuna.\nKimi hiçbir zaman gelmeyecek birilerini beklerken\nKimileri en yakınındakinin bir gülüşüne hasret yaşar.\nKimi canınından ayrıdır\nKimi cananından.\nKiminin yüreği burkuktur\nKiminin gözü yaşlı.\nTakvimler herkese aynı günü bayram olarak armağan etsede\nAslında herkesin bayramı farklıdır.\nKimi için armağan edilen bu bayramlar beyazdır\nKimi için kapkara.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her bir dost gerçek değil",
        "poet": "Murat Kürklü",
        "poem": "\n\nHer bir dost gerçek değil \nGerçek olan dost daimidir\nHer dertten el uzatan elden tutan\nHer bir dost gerçek değil gerçek olan dost daimidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Bir Çizgi Bir Cevaptır...",
        "poet": "Ahmet Levent Ay",
        "poem": "\n\nUğraştığım her şey boşmuş, fark ettim, ben yalnızmışım...\nBen dururken zaman koşmuş, bir baktım ki, yaşlanmışım...\nİnanmazsan yüzüme sor, her bir çizgi, bir cevaptır.\nBöyle mecnuna tokat, günah değildir, sevaptır...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Bir İnsanın; Büyük Bellediği Bir  İnsanla Dostluğu Olmalıdır! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nBüyüğünü Tanımak: Kendini Bilmenin Adımında; En Kolay Başarı Yolu! .\n\nBüyüğümüzü tanısak ve kendimizi bilsek; gerçek başarı bu değil mi? .\nHak olanı, hak sahibi insana versek! . Umudu geleceğe taşıyabilsek! .\nBen; önce büyüğümüzü tanımaya çabaladım, sınırlarımı bileyim diye! .\nŞimdi haddimi bilerek adım atmaya çabalıyorum! Bir adım gerideyim! .\n\n{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 12.10.2012 06:26:41 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Birinin Adı Mutluluk",
        "poet": "Erol Ars",
        "poem": "\n\nbarış mevsimi gül bahçelerden\nçocuklar geçiyor, cıvıl cıvıl...\nyarınlara koşuyorlar\numutla, korkusuzca \nher birinin adı mutluluk\nebecilik oynuyorlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Bir Öğrenci; Öğretmenlerinin Cömert Paylaşımları ile: Hayatını Muhafaza Eyler! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nOkumak; Yurdumuz İnsanlarının, Menfaatine Yarayacak, Düşünce Arayışı İçersinde Olmalıdır! . \n= 000.000.002 = \nKaleme Almak; Yurdumuz İnsanlarının Huzur ve de Umudunu Daimi Kılma Arayışında Olmalıdır! .\n\nHer Bir Öğrenci; Öğretmenlerinin Cömert Paylaşımları ile: Hayatını Muhafaza Eyler! .\n“HİKAYELER” Adlı, Dünya Çocuk Klasiğinden Kısa Bir Anlatı:\n“ANLAŞMA”\n\n{…..…} herkesin önünde sözünü tekrarladı. {…..…} \n\n{ Sayfa:101, Paragraf:01 – Anton ÇEHOV – Parıltı Yayıncılık - Hazırlayan: Ali Kemal – M.E.B. Tavsiyeli - 24 Mart 2010 Çarşamba 07:25:19 } \n\nHer Bir Öğrenci; Öğretmenlerinin Cömert Paylaşımları ile: Hayatını Muhafaza Eyler! .\n= 000.000.003 =\nTahir: Okumanın ve kaleme almanın umudunda gelişim gösteren bilincim; dostluğadır! .\nZühre: Okumanın umudu ile gelişen bilincin; kararlarında istikrarlı olmalı, Tahir! .\nTahir: Kaleme alarak gelişen varlığım; tecrübeleri, metne dökmesini öğrenebilmeli! .\nZühre: İçtenlikle aldığın kararlarında başarılı olmak için; sabırlı olmalı, Tahir! .\n\n{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 24 Mart 2010 Çarşamba 07:29:21 }\n\nÖğretmenlerimizin; Öğrencilerine Sunduğu İç Evren Zenginlik Kaynağı ile, Daima: İleri Adım! . \n= SAYGILARIMLA! . = TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE! . = İYİ Kİ VARSINIZ! . DOSTLUKLARIMIZ SAĞOLSUN = \nSevgi ve Saygı; Öğretmenleri ve Öğrencileri Uyum İçerisinde Yaşatan: En Değerli İki Kaynak! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Bir Şey",
        "poet": "Fazlı Akkuş",
        "poem": "\n\nHer şey eskisi gibi olmuyor işte\nHer şey ağlatmıyor insanı mesela\nHer şey güldürmüyor\nBir şey var her şeyin arkasında\nHer şey olunca öldürmüyor.\n\nBir şeyle her şey o kadar uzak ki; \nHer şeyi bulduruyor da her şey insana\nBirşeyi buldurmuyor.\n\n25 Ağustos 1999 Çarşamba\nOrdu / Tikence\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Bir Öğrenci; Öğretmeninin Cömert Paylaşımında; Bir Çiçeğe De Sevgi Duymalıdır! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nOkumak; Yurdumuz İnsanlarının, Menfaatine Yarayacak, Düşünce Arayışı İçersinde Olmalıdır! . \n= 000.000.267 = \nKaleme Almak; Yurdumuz İnsanlarının, Huzur ve Umudunu Daimi Kılma Arayışında Olmalıdır! . \n\nHer Bir Öğrenci; Öğretmeninin Cömert Paylaşımında; Bir Çiçeğe De Sevgi Duymalıdır! . \n= II = \nBir çiçeği özellikleri ile tanımak; o çiçeğe karşı olan, sevgimizi, daha da arttıracaktır! . \nÇiçekleri özellikleri ve anlamları ile tanıyabilmeli ve bu yönde gelişim gösterebilmeli! . \nPaylaşımın verdiği duyarlılıklarda; fark edilmesi gereken incelikleri ve de güzellikleri; \nBirlik ve beraberlik içersinde yaşayabilmeli ve bir çiçek özelliği ile hayata tutunmalı! . \n\n{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 16 Eylül 2009 Çarşamba 04:24:04 } \n\nÖğretmenlerimizin; Öğrencilerine Sunduğu İç Evren Zenginlik Kaynağı ile, Daima: İleri Adım! . \n= SAYGILARIMLA! . = TEŞEKKÜRLER! . = İYİ Kİ VARSINIZ! . = \nSevgi ve Saygı; Öğretmenleri ve Öğrencileri Uyum İçerisinde Yaşatan: En Değerli İki Kaynak! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Cani Bir Gün Ölümü Tadacaktır!",
        "poet": "Alper Gencer",
        "poem": "\n\nAzrail, sürprizler yapan bir melektir ey Kaddafi! \nO, bazılarının canını doğum günü mumlarını üfler gibi alır,\nbazılarının canına Afrikalılar vesaittir.\nson kullanma tarihin daha ilk geldiğin anda bitmişti,\nki 40 yıldır kusuyoruz bize içirdiğin zehiri.\nişte senin paralar döküp önümüze koyduğun kiralık katillerle,\nbeş kuruş almadan savaşıyoruz, iyi mi? ! \nfaniliğinin yatırımını caniliğe yaptın, \nsürer mi sandın hiç sürer mi kurduğun bu kolpa hayat? ! \nher cani bir gün ölümü tadacaktır ey Kaddafi! \nölüm var ya ölüm \ndoğduğumuz andan beri yolda! \n\nşimdi Libya'nın bütün dükkanları kapalı\nve şöyle bir not bırakmışlar bütün dünyaya:\n\"Devrime gittik, döneceğiz! \" \ninanmışlar \ngerçeğin namlusuna sürülmüş bir rüyaya! \n\ndünya devrimcilerin rüyalarıyla cayır cayır yanıyor! \ndünya, hani şu Libya'ya gözlerini kapatan dünya...\nbekleyin Libya sizin\ngözkapaklarınızı da tutuşturacak,\nkalp kapaklarınızı da...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Çarşamba Mı Çalışacağız?",
        "poet": "Ekrem Şama",
        "poem": "\n\nToplu iş görüşmelerine başlanmıştır,\nİşveren söz alıp konuşur, ağır ağır; \n-Bizim işimiz tecrübe isteyen bir iş, \nYeni aldık, çok çok önemli bir sipariş.\nGördünüz, bizler severiz paylaşmasını,\nÇalışalım, bitirip iş sözleşmesini...\nSözaldı, işçi temsilcilerinden bir bey; \n-Böyle bir toplantı hakikaten güzel şey.\nİsteklerimiz geliyor, burada dile,\nSorunlar konuşuluyor, bu vesileyle.\nÜcret konusunda etmeyiz hiç itiraz,\nŞu hafta tatilini konuşalım biraz; \nİki gün tatilden dönüyoruz çok yorgun,\nPazartesi günleri de hep tatil olsun...\n-Bu nasıl olur? \n......................-Olur, olur! Artar verim...\n-Sipariş var, greve dayanamaz işyerim.\nDiğer işçi temsilcisine geldi sıra,\nArkadaşlarına göz kırpıp, arasıra; \n-Cuma gününü tatile eklemek lazım.\n-Bu isteklerinize çok, ama çok kızdım.\nAma görürüm ki yaptığınız dayatma,\nBir grev mal olur, tüm ticari hayatıma...\nGünlerce sürdü müzakere, tekrar tekrar.\nSalı ve Perşembeyi de tatil yazdılar.\nEn sonunda anlaşma sağlandı, nihayet,\nİmza töreni için toplanmıştı heyet.\nİşveren konuştu, kırgınca bakışlarla.\nİşçi söze başladı yoğun alkışlarla; \n-Bizler, yeni sisteme zor alışacağız,\nAcaba her çarşamba mı çalışacağız? \n\n(İstanbul:10.05.2005)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Canlı",
        "poet": "Ziya Kara",
        "poem": "\n\nHer canlı; bir gün keşfedilmeyi ister ve de bekler,\nAkılla mantık birleşince; ne gam kalır, ne de keder! ...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her birimiz Atatürk-bugün de izindeyiz Dün söylediğin gibi-bugün daha zindeyiz",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nBin Dokuz Yüz On Dokuz-tarihini unutma\nAtam' ız uyumamış-sakın uykuya yatma\nDurmadan git ileri-gerilerde durmayın\nVatan sahipsiz değil-sakın plân kurmayın \nHer birimiz Atatürk-bugün de izindeyiz\nDün söylediğin gibi-bugün daha zindeyiz\nO günlerde memleket-tamamen hain dolmuş\nMilletimiz perişan-yüzleri hepten solmuş\nYurdumuz parçalanmış-düşmanların olmuştur\nHainlerin bağrına-Atam millet dalmıştır\nHer birimiz Atatürk-bugün de izindeyiz\nDün söylediğin gibi-bugün daha zindeyiz\nO yıllarda vatanda-çoktu rütbeli kişi\nBüzülüp oturdular-kırdı hepsi kirişi\nBir avuç vatansever-beraber Atatürk' le\nUyandırdı herkesi-coşan taşan yürekle\nHer birimiz Atatürk-bugün de izindeyiz\nDün söylediğin gibi-bugün daha zindeyiz\nOnun için severiz-selamlıyoruz tekrar\nHuzurunda durarak-hepimiz verdik karar\nBize bu yurdu veren-kahramana şükranız\nOnlara dua eden-vatan için yananız\nHer birimiz Atatürk-bugün de izindeyiz\nDün söylediğin gibi-bugün daha zindeyiz\nKapitülasyonları-tanımadılar Sevr' i\nMemlekette kapandı-bitti Saltanat Devri\nEmanet gençliktedir-bugün silâh başında\nVatan bayrak sevgisi-milletin göz yaşında\nHer birimiz Atatürk-bugün de izindeyiz\nDün söylediğin gibi-bugün daha zindeyiz\nKalpte yaşatacağız-yolunda yürüyelim\nÜlkeme saldıranın-hepsini kürüyelim\n'Yurtta Sulh Cihanda Sulh'-sözün anlamı büyük\nÖnemini bilelim-hepimizdedir bu yük\nHer birimiz Atatürk-bugün de izindeyiz\nDün söylediğin gibi-bugün daha zindeyiz\nO ışıktı rehberdi-çağın ilerisinde\nDaima ön saflarda-kalmadı gerisinde\nHasan Sancak söz verir-sizlerin karşısında\nKoruyacak bu yurdu-köy ilçe çarşısında\nHer birimiz Atatürk-bugün de izindeyiz\nDün söylediğin gibi-bugün daha zindeyiz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Bir Öğrenci Öğretmeninin İnsanlığı ile Nasiplenir!",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nHangi kitabın, kaçıncı paragrafındaki düşünce insani? \nHangi paragraf bizi derinliklere sevk etti? . Bir düşün! \nÖğretmenlerine saygı duyabilen, kalp serinliğindedir! \nVe insan fedakârlığının ölçüsüyle hafızalarda yer alır!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her çiçekten bal almayı",
        "poet": "Evrim Evrensel",
        "poem": "\n\nHer çiçekten bal almayı\nMaharet mi sandın gönül\nSeven yare kul olmayı\nCesaret mi sandın gönül.\n\nCesaret sevgini gücü,\nDinlemez cürümü suçu\nAşksız can, bedenin piçi\nOlmayaydın yandın gönül.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Cuma Gecesinde",
        "poet": "Tarık Torun",
        "poem": "\n\nAçılır eller sana çevrilmez dua geri\nHuzur iklimlerinin en nadide çemberi\nŞefaat kılacaktır kâinatın serveri\nRuhun farklı âlemde her Cuma gecesinde\nEn içli mutluluklar bir duanın sesinde\n\nGecenin kadim anı işlerken hançereme\nAyın bedir halide yansıyorken çehreme\nBir huşuyla iner ki nurlu gece çevreme\nMelekler nida eyler her cuma gecesinde\nRahmetin anahtarı yüceler yücesinde\n\nLacivert gecelerin en endamlı hattında\nBin yıldız yükselirken galaksiler altında\nUhrevi duygularla Mümin saltanatında\nHuzurun göklerinde her Cuma gecesinde\nSevdam katmerleşirken bir gönül bestesinde\n\nKaranlıklara inat açılır nur perdesi\nBir şafak özlemiyle uzanır gül destesi\nO bayram edasıyla neşelenir nicesi\nDuanın nurdan eli her cuma gecesinde\nMelekler intizamda göklerin kubbesinde\n\nMağfiret okyanusu bayram olan cumalar\nSamimiyet iklimi ışıldayan ziyalar\nBirlik ve bütünleşmek Müslüman coğrafyalar\nCemaatle cem olmak her Cuma gecesinde\nİnsanlığa timsaldir dünyanın her bölgesinde\n\n22.01.2015\n\nTarık TORUN\nMEB/YEĞİTEK\nTürk Dili ve Edebiyatı  & Coğrafya Öğretmeni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Çocuk Bir Tomurcuk",
        "poet": "Tahsin Özmen",
        "poem": "\n\n/…umut ektim gelincik tarlasına \ngün gelecek çocuk yüzlerinde yeşerecek \nve Dünya'yı çocuk parkına çevirecek…/\n\nzira..; \nyumuk yumuk elleriyle\nkıvrım kıvrım saçlarıyla\nkıkır kıkır gülüşleriyle\npır pır eden yürekleriyle...\n.\nher çocuk bir umut…yarınları kuracak\nher çocuk bir nazar boncuğu…Dünya'yı koruyacak\n.\nher çocuk bir güvercin…barışı yaşatacak\nher çocuk bir yıldız… Dünya'yı ışıtacak \n.\nher çocuk bir gökkuşağı…hayata renk verecek\nher çocuk bir bahar…Dünya'yı yeşertecek\n.\nher çocuk bir sanatçı...ruhları besleyecek\nher çocuk bir çiçek...Dünya'yı süsleyecek\n…\n..\n.\nve her çoçuk bir kalem…yazacak, çizecek, üretecek\nher çocuk bir öğretmen… \nizin versek de vermesek de…\nbir gün insanca yaşamayı öğretecek\n.\n//...ve dönecekse Dünya hâlâ...\nçocukların hatırına dönecek...//\n\n1983\n\nDüşünmek Yaşamın Pasını Silmektir, Karina Yayınevi, Ank,2018.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her çocuk okumalı",
        "poet": "Demet Akkoyun",
        "poem": "\n\nBabalar´. çocugunu okula göndermeli\nDevlet bize kitabımızı bir çok şeyimizi\nYardım ediyor\nÇocuklar okula gitmek istiyor\nÇocuklarıda hakkı var okumaya \nOkuyan çocugun gelecegi aydınlıktır\nDoguda veya bir çok yerde okumaya \nHakkı vardırHer biri okumayı çok istiyor\nHaydi babalar okut çogunu \nBabası okut oglunu kızını \nOkuyan çocuklarımız hep başarıya koşar\nÇocugunla kurur duymak istemezmisin \nAnneler babalar her çocuk okumalıdır\nOkuyan çocuk daima başarı koşar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Çocuk Biraz Gül Kokar",
        "poet": "Seher Ercan",
        "poem": "\n\nağladıkça \nkarası dökülür gözlerinin \nkanar toprak \nkırmızıya çalar yüreğin \nçocuklar ağlar \nki...her çocuk biraz gül kokar \nkoparılmadan. \n\nbombalandıkça şehirler \nalev topudur gökyüzü \nyakılan yıkılan duvarlar \ninsandır çoğu zaman \nsilinir geçmiş \nacımadan. \n\nal kanatlı bir kuş olur yüreğin \nsesin duyulmasa da dünyadan. \n\ngecelerden kara \nkapkarayken \nkırmızıya çalınır gözlerin \ntoprak gül kokar. \n\noysa küçüktün daha \nçocuktun \nellerin kadardı gözlerin \nnerede doğmuştun \nve nerede yaşardın \nanlayamadan \nkopardılar \nkanadı yüreğin \nyumuldu kara gözlerin \nsen \ndünyayı tanımadan. \n\n30.Ağustos.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Cumartesi",
        "poet": "Ensar Aktaş",
        "poem": "\n\nSen bana bakma\nSen bana aldırma arkadaşım\nBen her cumartesi\nHer cumartesi böyleyim\nŞu gördüğün koca dünya\nBir açıkhava meyhanesi\nŞu aldığım her soluk\nHer nefesim\nŞarapların en yıllanmışı \nKadehlerin en zehiri\nŞu gördüğün kirli deniz\nŞu ürkütücü yağmur\nGözlerimden akan\nYüreğimden çağlayan\nKan sağanakları \nŞu üzerinde yürüdüğüm topraklar\nBedenimden dökülmüş sanki\nKırılmış kalbimin \nYüreğimin parçaları \nKorkma sende çiğne\nBas üzerine çekinme\nBana artık acı değil\nKeder değil\nMutluluk veriyor çiğnenmek\nAyaklar altında\nAcılar ayakta tutuyor beni\nUyandırıyor hayallerden\nHer cumartesi\nSebebini ne sen sor, ne de ben söyliyeyim\nZaten bende bilmiyorum\nBilemiyorumki\nEğer biliyorsan sen söyle\nAma yok boşver\nBoşver birşey söyleme\nSende başlama şimdi\nKırık dökük bir aşk hikayesi mi diye\nYoksa kara sevda, melankoli mi\nBen böyleyim işte\nBöyleyim her cumartesi\nHani çok sevdiğin birini kaybedersin\nYıllarca göremezsin\nSonra bir gün ansızın\nKarşına dikiliverir\nKollarını açar sana\nUzansan tutacaksın\nDokunacaksın ona\nKavuşacaksın\nAma ne fayda\nDokunmak istediğin anda\nYokoluverir\nUçuverir avuçlarının arasından\nBir kere daha kaybettiğini anlarsın\nBir kere daha yıkılırsın\nBir kere daha kahrolursun\nİşte ben her cumartesi böyleyim\n\nBiliyorum\nBiliyorum onunda elinden bir şey gelmiyor\nSeviyor çok seviyor beni\nO da çok özlüyor \nÜzmek istemiyor asla\nKırmak istemiyor biliyorum\nZaten üzülmüyorum da artık\nAlıştım\nAlıştım ben buralarda\nSahibi tarafından terkedilmiş \nSokak köpekleri gibi\nAvunmaya her cumartesi\nOndan bir iz aramaya\nBir nefeslik kokusunu bulmaya\nSen aldırma\nAcıma bu halime arkadaşım\nBak martılar bile alıştı \nAlıştılar benim bu hallerime\nHer cumartesi \nBen her cumartesi böyleyim\nSebepsiz avareyim\nÇaresiz hasretlerdeyim\nEn derin kuyularda\nKaranlık kuytularda\nDiplerdeyim\nYenilmekteyim\nYenilmekteyim kaderime\nHer cumartesi\nBen her cumartesi böyleyim\nNe yaşarım ne ölürüm\nDüşünür düşünür üzülürüm\nBen her cumartesi\nSonra bir haber\nBir güzel söz\nBir gülümseme\nUnutturur hepsini\nGeçiverir bu hallerim\nAçıverir yanağımda\nGonca gonca güllerim\nGüler yüzüm, sevinirim\nBen her cumartesi böyleyim\nBöyleyim her cumartesi ben\n\nRotterdam,06.04.2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Cuma",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nYaratan yaratırken, sevgi katmış harcıma,\nMübarek olsun size,yaşanacak her Cuma.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "** Her Cuma Nur serper **",
        "poet": "Güngör Uslu",
        "poem": "\n\nSelamünaleyküm can, iki bin on sene,*\nSekiz Ekim Gül Cuma, Mübarek gün yine.*\n**\nGün olur ömre bedel, tarifsiz bir an var,*\nTefekkür asrı tartar, tahayyül bir zan var.*\n**\nCuma ikram zamanı, Nur bahar her yana,*\nBir sırlı vakit gizler, Nur nehâr her câna.*\n**\nDostlar bayram günüdür, gül bereket yağar,*\nHâl ve hatır hoş eyle, zül hidayet yağar.*\n**\nCümle canlar cem ola, yürekler bir atsın,*\nİman ehli dem bulsun, diller zikir tatsın.*\n**\nÂsude bir yel eser, hisseder hüşyar ruh,*\nNesimi buhur tüter, masseder sehhar ruh.*\n**\nDua kabüle erer, Arş Rahmeti iner,*\nLedûni gözler görür, kâlp kasveti diner.*\n**\nAllah deyip var yola, tevekkül eyle gül,*\nBimillah de her işte, huzur dile gönül.*\n**\nCamiye erken var can, secdeni çok eyle,*\nHakkına razı ol  can, gözünü tok eyle.*\n**\nUslu ol ki rahat et, arife söz âyan,*\nÂkil olan anlıyor, marife öz beyan.*\n**\nKul Uslu 08.09.2010-13:27 Samsun\nZübeyir Güngör Uslu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Cuma Gibi",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHer Cuma gibi yine,\nBugün ictima vardır,\nEl açıp dua edecek,\nYalnızca Allah yardır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Cuma Günü",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nKutludur her Cuma günü,\nCuma müminin düğünü,\nHüzün sizden uzak olsun,\nOlsun şeytanın sürgünü.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Damla",
        "poet": "Ayşe Yakut",
        "poem": "\n\nYamurun her damlası \nBir toprağa düşer\nBir yüreğime\nBereketi de hatırlatır\nHüzünlerimi de.\n\nKasım 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her damla gözyaşım oldu katığım",
        "poet": "Önal Irgıt",
        "poem": "\n\nRüya dedim, değilmiş; seninle yaşadığım\nevvelce, boşmuş meğer; kalp diye taşıdığım\n\nNeredesin, acep nerede? \ngam, keder oldu, bil ki azığım\n\nFirakınla, her  damla gözyaşım,\nta... haşre kadar, olacak katığım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Damla",
        "poet": "Ayşe Bakkalcı",
        "poem": "\n\nGökyüzü ağlıyor,\nToprak ananın, \nYanaklarından öpüyor.\nVe,şiir'e sevgi'ye susamış,\nHe damla,\nÇığlığına duyarsız kalıyor,\nGece'ye inat,\nYağmurlanıyor gökyüzü...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Damlada Binbir Bela",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nYağan yağmur  değil;  damla-damla  gözyaşım.\nYağmurlarda  bereket...\nHer  damlada  bin bir  bela,  dertte  başım.\nEy keder  beni  terket! \n\nBeni  söyler  masallardaki  her  kör  kuyu; \nKah  kendimi  bulurum  devlerde.\nBir  fırtına  eser  kuyuda,  kurumuş  acı  suyu.\nKah  yatarım  kapısız  bacasız  evlerde.\n\n10  Şubat 2004 Salı,  Danimarka-Køge  22.03\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Damlada",
        "poet": "Selçuk Akyüz",
        "poem": "\n\nİçime damlıyor,\nHep içime damlıyor sevinç gözyaşın...\nHer damlada biraz daha açılıyor içimdeki demli karanlık... \nHer damlada biraz daha,\nBiraz daha saçılıyor içimdeki baygın ve solgun sarmaşık...\n\n                                                     (Van.28.03.2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her dem sabah",
        "poet": "İlhan Koruyucu",
        "poem": "\n\nHer dem sabah\nUykusuzluğuma yenik\nBen yine sabahladım\nBiraz yorgun olsam da\nSabahın hali bir başka\nGecenin bitiminden doğar\nGünün ilk ışıkları penceremde\nÖten ilk horozun sesi\nSokağın başından\nSütçü sütçü diye bağıran ihtiyarın nefesi\nBirden yatağından fırlayanlar\nTelaş içinde koşuşturanlar\nOkul çantasını hazırlayan Can,\nHer sabah evinden çıkanlar\nFırından sıcak ekmek alan emekli\nSonra evin hanımı hazırlamış kahvaltı\nDemli çay ve gevrekler masada\nHer sabah yeni bir başlangıç\nMutlu bitiyorsa günün sonunda\nİlhan KORUYUCU.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Dem Saygı Olmalı",
        "poet": "Ali Rıza Malkoç",
        "poem": "\n\nİster ulu dağda, isterse yolda\nDoğru iz sürene, saygı olmalı\nİster çiçek açsın, kuru bir dalda\nKol kanat gerene, saygı olmalı\n\nFikir yürür önden, yorum peşinden\nHer şey çifttir, ayrılır mı eşinden\nGüzellikler, eksilmesin düşünden\nMeydana serene, saygı olmalı\n\nİster havastan ol, ister avamdan\nKesinti olmasın, tercih devamdan\nFayda gelmez, beni baştan savandan\nGönlünü verene, saygı olmalı\n\nSarayda olsan da, bir gün inersin\nBoran kış bastırır, sen de sinersin\nAttan inip, kör merkebe binersin\nKapına vurana, saygı olmalı\n\nKervanın başında olabilirsin\nPaylaşmazsan, yalnız kalabilirsin\nNefsine yenilip, solabilirsin\nUzağı görene, sevgi olmalı\n\nÇırak ustasına, her an saygılı\nBazen başarılı, bazen kaygılı\nBu yola girenin, hepsi duygulu\nKervanı sürene, sevgi olmalı\n\nTek sıralı değil, halka olalım\nTevhid deryasına, biz de dalalım\nMalkoç Ali diler, hakta kalalım\nBu sırra erene, selam durmalı\n\nAli Rıza Malkoç   10/07/2006 Bursa\n\nhttp://www.antoloji.com/ali_riza_malkoc\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her     Derde    Devadır    Aşk",
        "poet": "İsmail Bozkuş",
        "poem": "\n\nHayatın      sen     tadını\nÇıkar    dertlere    inat\nTasa      etme     kendine\nHer    derde    devadır   aşk\n\nSeviyorum    ben     seni\nVarmı     bundan    ötesi\nYanlızlığın    çaresi\nHer    derde   devadır   aşk\n\nÜzüntüğü     sen     boş    ver\nÇağırmadan    bir    ses   ver\nBekliyorum     artık     gel\nHer    derde    devadır   aşk\n\nDünyayı    döndürendir\nHayatı      sevdirendir\nİnanki    çok    zor    degil\nHer     derde    devadır  aşk\n\nBazen     dilde    söz    olur\nBazen    kalpte     sır   olur\nAnlatılmaz     duygudur\nHer    derde    devadır   aşk\n\nHasretine      kedere\nKaranlık     gecelere\nİnanki     gönüllere\nHer    derde   devadır   aşk\n\nYüreğimde    kıpırtı   var\nGözlerimde     pırıltılar\nElbet     biter     kayğılar\nHer    derde    devadır  aşk\n\nAtılmazki     yabana\nBazen   benzer   romana\nSözlerim    anlayana\nHer   derde   devadır   aşk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Değerilin Onu Yaratılınma Gücü ve Edilinkinliğini de Gerektirinilirir",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nİnsan tamamlanılanmamıştır; \nYaşanılan ve her bir\nAnılında farklıdır.\nYaşamak; bir\nVarılın oluşunula\nSahip olmak değinil\nOnu aramaktır; \nİnsanın kendi düşülüncelerinden,\nSözcüklerinden ve eylemlerinden\nYaratılındığı tarihiyle,\nMiras alınılındığı\nDoğunalasını uzlaştırmaktır.\nErkek kadınları\nHor görünülen erkek.\nLanet, beddua; iftira.\nSuçlu kimse; \nKötülük edinilen kimse.\nKötülük edilinme.\nBüyünülü gibi\nTesiri olunulan, zararlı.\nBaşkalarına zarar\nVerinilen, kötü.\nKötülük kötü hareket \nVeya hal.\nKötü niyetli, hain.\nKötü niyet.\nKötü niyetle.\nKötülük, özellikle \nGörevi kötüye kullanılınma.\nKötülük edinilen kimse.\nKusurlu teşekkül sakatlık.\nBünyesi kusurulunlu, sakat.\nMali, Batı Afrika'da\nBir cumhuriyet.\nElmadan yapılınmış; \nElmaya ait.\nKötülük, bedhahlık, garaz; \nMuziplik, iğnelinileme; \nIzrar niyeti.\nTaammüt, kötü niyetli,\nBedhah; muzip.\nBile bile,\nKötü niyetle.\nKötücül, bedhah,\nHabis; garezci.\nİftira etmek, yermek.\nİftitracı kimse.\nHabislik; habis tümör.\nZarar veya\nIstırap vermek istenileyen,\nKötücül, bedhah; uğursuz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her derde devadır,gönülde sultandır aşk",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nHer derde devadır,gönülde sultandır aşk \nDillerimizde zikirdir damak da baldır Aşk \nNe kadar acı olsa da vazgeçilmezdir Aşk \nSevgi,Sadakat,Saygı her şeyimizdir o Aşk\n\nHalil ÇOLAK27.06.2008 ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Derdin İlacı",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nUnutmayın ki SABIR HER DERDİN İLACIDIR\nSONUCU TATLI OLUR, BEKLEMESİ ACIDIR\nİNNALLAHE MEASSABIRİN DEMİŞSE RABBİM\nBİLİNSİN Kİ HER BİR HARFİ BAŞIMIN tacıdır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Dem",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nher dem içinde bir\nsevgi demlenir \n\nher an içindedir\nsaygı anlanır\n\n190109 denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her dertten her dertliden çok dertlenmiş ayrılık.",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nHer ateş dolaydımda ayrılık dolmayaydım. \nHer yanış her yanandan çok yanmakmış ayrılık. \nHer taş olaydım yardan ayrılan olmayaydım. \nHer ölüm her ölenden çok ölmekmiş ayrılık. \n\nBağrım kana bataydı ocağım batmayaydı. \nKalbim acı ataydı yarimsiz atmayaydı. \nGönlüm herşey tadaydı ayrılık tatmayaydı. \nHer dertten her dertliden çok dertlenmiş ayrılık. \n\nTanrım canım alaydı aşkımı almayaydı. \nGönlüm bahtsız kalaydı sevgisiz kalmayaydı. \nBela kapım çalaydı ayrılık çalmayaydı. \nHer soluş her solgundan çok solmakmış ayrılık. \n\nSedat hünkar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her düşüş",
        "poet": "Hamit Korken",
        "poem": "\n\nHer düşüş silkiniştir,arınmaktır tozundan\nBirikmesin üstünde,ümitsizlik tortusu\nAsla vazgeçmemektir,inanç,umut kozundan\nYoksa mat eder kalbi,karamsarlık korkusu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Dilde Aşk",
        "poet": "Osman Kuzgun",
        "poem": "\n\nHer dilde aşk yok söylenecek\nKaçamak bakışlar, kulağında çarpan kalp\nve anlamsız küsüşlerdir belki de aşk.\nAcıya tutunmaktır beklide,\nYüreğinin sızısını ve efkarlı maviyi bir arada yaşamaktır.\nMeçhule giden bakışlarda\nsöylenen en anlamlı şeydir beklide.\nNe istersen odur aslında,\nBir çocuk sesi, beklenen bir söz,\nya da hayallerde büyüttüğün o kişi\nBeklide hiçbir zaman söylenemeyen o kelimedir aşk.\nMavi, beyaz, turuncu ve bazen de siyahtır aşk…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Duyduğuna İnanma",
        "poet": "Durdu Şahin",
        "poem": "\n\nİnsan isen bağışla,\nHayvan isen çiftele.\nHer duyduğuna inanma,\nSık doku, ince ele...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her du Said..............Her iki Said",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nEz Saidım bume şehit,.........Ben Saidim oldum şehit,.\nJı şehitra mebın meyyit.........Şehitlere ölü demeyin,\nEv kı roja kıyametı,................O kıyamet günü ise,\nHer du Saidra dıbe id............Her iki Saide olur bayram.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Doğan Gün Yeni Bir Yıl",
        "poet": "Rabia Barış",
        "poem": "\n\nHer doğan gün yeni bir yıl benim garip gönlümde,\nHer batan gün yıl devirir sona giden ömrümde…\n\n                                                                   Rabia BARIŞ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Düş",
        "poet": "Solmaz Bayrak",
        "poem": "\n\nHer düş bir haykırışı sunar\nÇocukluğumun sesinden duyarım\nGelir de  sere  serpe\nBu da bitti sayarım.\n\nHer düş hapsedilmiş tablodur\nYürekte sıcaklığını bilirim\nBakıldıkça derine\nYansımam  bu  kadarmış derim.\n\nHer düş çığlık çizgisini taşır kendinde\nBazen sığmaz  yıkar bendim\nYiterken kendi sesinde \nDuymayan kulak derim.\n\nHer düş gerçeğe verir mi kendini? \nBu  çatı altında üşümesinden  bilirim\nUğrunda aksedince yüreğe\nYana yakıla sönmesinden eririm\n\nHer  çiçekte arar\nGerçeğime düş katarım \nŞavkın vursun  geleceğe\nİşte buna  fermanım  derim.\n\nSolmaz  Bayrak\nErzincan -Mart-2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Ekim Sabahları",
        "poet": "Tarık Torun",
        "poem": "\n\nİçime hüzün dolar her ekim sabahları\nBir eziklik altında gönlümün tüm ahları\n\nSanki şair ayıdır hüzün hüzün içinde\nBir kederli bekleyiş sarı güzün içinde\n\nHüzün akan o ekim hazana vurgun gibi\nBir endişe içinde neşeye durgun gibi\n\nAtmosfer basıncıyla içim farklı âlemde \nDökülen yapraklarla dışım dertli elemde\n\nAlaca karanlıkta hava yağmur okuyor\nHafif nem gözlerinde bulut ferman dokuyor\n\nSabah hüzne müptela ekim bakışlarınla \nMelankoli bulutu gökte nakışlarınla\n\nSavurur hüzünleri bir yaprak edasıyla\nİçin dışına yansır rüzgârın sedasıyla\n\nİçime hüzün dolar her ekim sabahları\nBir eziklik altında gönlümün tüm ahları\n\n06.10.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her eylül",
        "poet": "Narin Sevgi",
        "poem": "\n\nher eylül\nyapraklarını döker duygularım\nbordası yosun, tanıdık tekneler yanaşır limanlarıma\nmartılar aynı\ntakvim aynı\nsoğur deniz suyu\nıssızlaşır sahiller\nher eylül\naynı şiirleri yazarım\naynı duygular kuşatır evrenimi\niçimdeki hacı baba leylekler göç eder\nbir hüzün bulutu kaplar semalarımı\nellerimi nereye koyacağımı bilemem\nher eylül aynısını yaşarım\nher eylül bir yerlere gider\nbir dahaki eylüle kadar dönerim\nbu eylül de aynı duygularım\nbu eylülde de sarardı yapraklarım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Erkek",
        "poet": "Esin Acıman",
        "poem": "\n\nHer erkek, \ngecenin bir yarısı,\nsadece ona ait siyah beyaz bir düşün içinde,\nyüzünde yastığa dayalı bir gülümseme, \nbir kahraman olduğunu düşünür.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Devletin Başına…",
        "poet": "Kazım Karagöz",
        "poem": "\n\nİnsan düşünse eğer bunlar olur mu idi? \nBu kadar kan gözyaşı nehir olur mu idi? \nHalkların olanlardan haberi yok çünkü hep\nHer devletin başına oturmuş birer gidi! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Fikir Söylenmeli",
        "poet": "Kasım Kaplan",
        "poem": "\n\nHer fikir söylenmeli\nSöz varsa dinlenmeli\nSaygı duymasan bile\nTahammül edilmeli\n\nSaygı duyabilmeli\nSabretmeyi bilmeli\nFikir saygın değilse\nTahammül edilmeli.\n\nBilenlerle yarışın\nBilgeliğe ulaşın\nSakının cahillerden.\nBilenlerle tartışın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her ezam vatan vatan diye atıyor",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nNerde vatanıma bir ihanet görsem\nBu vatan için sevdam bin kat artıyor\nMilletimin bir başarısını duysam\nHer ezam vatan vatan diye atıyor\n\nHalil Çolak 4.11.2006 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gagauz Evladı",
        "poet": "Cahit Öztelli",
        "poem": "\n\nHer Gagauz evladı\nDüşmanına göğüs gerdi\nTaban....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gece",
        "poet": "Gürkan Kuzu",
        "poem": "\n\nSaatlerce sevdim seni, gecelerce; \n\nBu gece, dün gece, geçen gece.\n\nŞimdi gibi hatırlarım düşününce,\n\nUyurdun sen, uyurdum ben,\n\nUyurdu gece ve yıldızlar; \n\nUyanırdım sonra, bakarım gece,\n\nDönerim sen, örtmüş saçların yüzünü,\n\nÖpecek yer bırakmamış bu gece.\n\nPerde aralığına takılırdı gözüm hep,\n\nIşığı vurur sokak lambasının sinsice; \n\nUyurken sen, uyurken hayat, uyurken gece, \n\nYaşamın çiçek bahçelerini sunmaktır amaç,\n\nOldukları gibi öylece,\n\nYemin tadıyla gecelerce.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gece",
        "poet": "Arman Marazyan",
        "poem": "\n\nHer gece başımı yastığa koyduğumda \nGözlerimle odamın tavanı arasına giriyorsun.\nO an seni hayal ettiğim gibi\nGündelik hayatında da içten gülebiliyor musun? \n\nHer gece yorgana sarılmaktan usandım.\nYastığıma sor kaç kere gözlerimle sel bastırdım.\nBütün sırlarımı bilen duvarlara sor,\nSesi çıkmaz ya hani, özlemimi bir tek onlara anlatırdım...\n\nHer gece gördüğüm kabuslarla dolu rüyalar şahit,\nNefes nefese uyandığımda adının dudaklarımı esir alışına.\nHer gece terleyen tenim şahit,\nBedenimin zangır zangır titremesine, boş omzuma bakınca...\n\nHer gece daha da büyüyor tek kişilik yatağım,\nÖyle sanıyorum ki, koskoca okyanusta bir kum tanesiyim.\nHer gece yalnızlık usturası kesiyor böğrümü ta canından,\nÖyle kanıyorum ki, damarlara hapsolmuş gibiyim...\n\nHer gece sonuna kadar örtülen perdeler dile gelse, \nOdadaki tek ışığın hayallerimdeki gözlerinin olduğunu itiraf ederlerdi.\nHer gece kül tablası olarak kullanılan pencere eşikleri\nMatematik ilahı olurdu,\nSöndürülen izmaritleri sayabilselerdi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gece",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nHer gece\nKaranlık duvarlarıma çiziyorum resmini\nIslak gözlerimle\nKanayan dudaklarıma kazıyorum ismini\nKimsenin çözemeyeceği sözlerle....\n\n\n10 / 11 / 2005  Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her gece...",
        "poet": "Ferit Teksoy",
        "poem": "\n\nHer gece bir başka çıkıyorsun karşıma\nBir gece rengarenk giydiriyorum\nÇırılçıplak soyuyorum bir başka gece\nAteşimi söndürüyorum böylece\n\nBu gece,şu anda bir sahildeyiz\nMehtap haleler oluşturmuş denizde\nEl ele yürüyor,sevişiyoruz\nAltın renkli,ıslak kumlar üstünde\n\nBoğaz vapurunun güvertesinde\nMartıları besliyorduk dün gece\nOnların çığlığına karışıyordu sesin\nKolların belimde pür neşe\n\nYemyeşil bir vadide çiçek topladık\nDere kıyısında,bir gece önce\nDereye düşürdüm geri çıkardım seni\nIslak elbisen tenine yapışmıştı iyice\n\nIssız dağda kulübeye kapattım\nEllerimle bir bir soydum güzelce\nOdun ışığında seyrettim..sevdim\nSabahı böylece ettim bir gece\n\nTüm bunları yaşamaktan yoruldum\nHer gece başka yerde...\nSoyunup giyinmekten sen de yorulmuşsundur\nSeni düşünüyorum..bir gel de kurtul bence\n\n22 Ocak 2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gece",
        "poet": "Cevahir Evren",
        "poem": "\n\n*Her gece olduğu gibi dün de \nbir yarısında uyandım\nher gece olduğu gibi dün de \nilk önce pencereye gittim\nyıldızlara baktım\nher gece olduğu gibi dün de \nen parlağı benim oldu\nHer gece olduğu gibi \ndün gece de bir sigara yaktım\noturdum bir köşeye\nher gece olduğu gibi dün de\nbir yarısında ağladım\nyalnızlığım geldi aklıma\nsensizliğim\nher gece olduğu gibi\ndün de o köşede uyuyakalmıştım\nsonra her gece olduğu gibi dün de ölmüştüm\nama bugün uyanamadım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her gece",
        "poet": "Cenk Erer",
        "poem": "\n\nHer gece, sonrasında başka bir gece\nHer gece, anlamsız bir bilmece\nVe yine her gece aynı düşünce\nUykulardan oluyorum rüyada seni görünce\nDüşünüyorum, nedensiz niçin siz... Sadece\nAnlam kazanıyor hayat, gerçekten sevince\nAklımda ismin hala, kazınmışçasına tek hece\nAşk la bir tutuyorum adını\nSana sesleniyorum hayatımın kadını\nHala dudaklarımda hissediyorum tadını\nBilesin ki, sevmiyorum artık geceyi,\nYaşamak istemiyorum bu acıyı\nAtmalıyım bu çaresiz kalpten sancıyı\nBekliyorum güneşle doğacak yarını\nYaşıyorum doya doya bugünü\nDünümün yarını olduğu için değil\nYarınımın dünü olduğunu bilerek…\n\nAvnibey ®\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gece",
        "poet": "Vecdi Murat Soydan",
        "poem": "\n\nŞİİR: Muhip Erdener SOYDAN (babam)\n          Doğum tarihi: 20 Ekim 1943\n          Ölüm tarihi:   15 Ekim 1986\n\nTren düdükleri gibi insana boşluk veren\nÜrpertiler içinde rayları yutar gibi\nHer istasyonda istim üzerinde duran\nŞu ömrüm sevdalarla nasıl da gelip geçti.\n\nYolcular acılarım, kadın oldu vagonlar\nYine de her birini bin bir güçlükle çektim\nYine her biri bana acıyla dolu anlar\nYaşattı, bilemedim, bunca sevmeyecektim. \n\n\n\n\nMuhip Erdener SOYDAN\n\n23 Temmuz 1973 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gece",
        "poet": "Serdal Mert",
        "poem": "\n\nher gece kahrolurum ben her gece\nher gece bin yıldız batarken düşüncelerime\nher gece nefes nefes kovalar o karabasan beni\nher gece kopar birer birer düşünceler\nher gece yanlızlığı oynar bu karanlık\nher gece düşsel prensesimi düşlerim her gece\nher gece sığı sularda bir ceset yüzdürür bu deniz\nher gece tırnaklarımı kemirir her balık\nher gece içmeden sarhoş uyurum ben her gece \nher gece playbac yaparım ben her gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her gece 9da...",
        "poet": "Kaan Seyfi",
        "poem": "\n\nodamın yamacındadır otobüs bürosu\nher gün 9da gelir servisler \nalır götürür ağlamaklı hayal kırıklıklarını\nalır götürür kaybolan umutları\nhüsran uyandırır bende heybetli tabelası\ngözyaşı vardır o kapının eşiğinde\nhep veda görmüştür o kanepeler\nbundandır kimse ilgilenmez kirliliğiyle\n\nodamın yamacındadır hüsran dolu o veda yuvası\nher gece 9da büyür damlalar\nve akar yüreklerden\nher gece 9da titrer ciğerlerdeki yılgın nefes\nve fışkırır dudaklardan\nher gece 9da biter o sayılı beraberlikler\nve biner gider gurbet kokan diyarlara\nher gece 9da kalır hayaller yarınlara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gece Böyle Değilim",
        "poet": "Melih Cevdet Anday",
        "poem": "\n\nBenim de öyle akşamlarım vardır.\nKapıdan girince anama sarıldığım, \nÇocuklara karamela ve çekirdek getirdiğim, \nMeyhaneye uğramadan çakır keyif, \nDüşmanım yok, \nGündeliğim cebimde, \nKüfretmeden\nÖyle tasasız döndüğüm akşamlar..\nBenim de öyle akşamlarım vardır.\n\nHer gece böyle değilim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gece Bir Yıldız Kayar",
        "poet": "Tarık Fikirli",
        "poem": "\n\nOdam hasretinle kokar\nBu yürek senin için yanar\nGöz yaşlarım durmaz akar\nGök yüzünde her gece bir yıldız kayar\n\nAşkım her yerde seni arar\nÇabalarım her gün boşa çıkar\nKalbim sensiz kan ağlar\nGök yüzünde her gece bir yıldız kayar\n\nTarık rüyalarında seni sarar\nSıçrayarak  uykusundan kalkar\nMutluluğu bulamadan solar\nGök yüzünde her gece bir yıldız kayar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gece Rüyamdasın",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nHer gece rüyamdasın, sanma uzaklardasın,\nBir buğulu âlemde, masalsı diyardasın,\nÇevrende uçuşuyor, renk renk saydam periler,\nGözleri hep üstünde, sana hayran gibiler.\nSaçlarını okşuyor, esip geçtikçe rüzgâr\nBen dalıp kalıyorum, sabah olana kadar.\nKimi zaman göz göze geliyoruz bir anlık,\nSanki duyar gibisin, için için pişmanlık.\nOysa ben yıllar yılı, bu halimden memnunum,\nLeylasını rüyada, kavuşan bir Mecnunum.\n\n14 Mart 1991-Perşembe/Bilecik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her gece Her gece",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nHer gece Her gece\n\nEn güzel rüyalarını,\nBana gönderdin bu gece.\nUykularımın en derininde,\nHissettireceksen hücrelerimin,\nHer zerresinde varlığını.\nNöbetteyim bekliyorum.\nGel; \nSeni her gece, her gece.\n\n03/01/2010/Pazartesi\nTuğrul Ahmet Pekel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gece Deli Mavi Şebnemlerle Ağlar Gözlerim",
        "poet": "Hamdi Kurtulmuş",
        "poem": "\n\ndolunayın deli mavi okyanusun \nzifiri derinliklerinde \nsır olması gibi \nhayatın sensizlik denizinde \nsessizce\nkayboldum ben\n\ndeli mavi bir vurgun yedi \nyüreğim\nsaman yolu gibi \ngeçti gözümün önünden \nmazim\n\nokyanusun zifiri gecelerinde\nsen dolunayısın \nyüreğimdeki \numarsız gecelerin\nve her gece \nmavi şebnemlerle ağlarken gözlerim\nhissederim mavi bakışlarının\nyüreğimde \nyarattığı depremleri\n\nbaşka aşklara saygılarımla\nama \nbizim aşkımız \nbir başka\n\nbelki de \nhiç yaşanmadı böyle bir aşk\nvar oluştan bugüne kadar\nseninle şereflendi bu yürek\n\nömrümün varı \nruhumun yari\nseni son nefes gibi\niçine çekiyor \nbu adam\n\ndeli mavi düşlerimin \nsarı gelini\n\u000bbu deli mavi aşk \nbir rüya değil\nbu deli mavi aşk \nbir hülya değil\n\n\u000bbu deli mavi aşk \nhayattan daha gerçek\n bir uyanış \nsenli sabahlara\ndoğan güneşimiz \navuçlarımızla kavrayış\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gece Sen",
        "poet": "Ümit Yaşar Oğuzcan",
        "poem": "\n\nHer gece sen girersin rüyalarıma\nHer gece sen...\nParamparça olur uykularım\nKaranlığın en koyulaştığı yerde\nKapının çalındığını duyarım\nAçınca soğuk bir rüzgar çarpar yüzüme\nSen yoksun...\nKilitlenir dudaklarım\nGözlerim karanlıklarda boşuna arar seni\nSen yoksun...\nYalnızlığımı kadehlere doldurup\nTek başıma içmeliyim bu gece\nKırmalıyım kitapları\nEvleri ateşe vermeliyim\nSen yoksun...\nZaman gitgide uzar\nAltmış saniye bir dakika\nAltmış dakika bir saat\nVe sabahın olmasına daha beş saat var\nBeklemek bir çeşit ölmektir\nSen yoksun...\nBu bana her gece binlerce ölüm demektir.\n\nNeden ayrılsın ellerimiz her akşam üstü? \nGözlerime acı bir karanlık düşsün\nBir vapur alsın götürsün seni\nBen vapurlar dolusu kederimle yapayalnızım\nSen uzak bir körfezde özlemli, dalgın\nKıyılarına çarpıp ağladığı yerde dalgaların\nNeden ay karşılardan yükseldiği zaman, \nBaşın omuzlarımda olmasın? \nNeden ellerin avuçlarımda değ....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gece Sendeyim.",
        "poet": "Seda Ahmet",
        "poem": "\n\nYavrum kara gözlüm,gül yüzlüm,\nBen her gece sana geliyorum\nAyak ucuna oturup\nSeninle konuşuyorum.\nBiliyorum beni görüyorsun.\nSana ağıtlar yakıyorum.\nArkadaşların askerden döndüler\nBirer,birer damat bile oldular\nBende sana düğün yapıyorum\nSessiz SEDA sız bir düğün bu\nSeni gökyüzüne uğurluyorum\nSensiz SEDA na ağlıyorum\nSensiz kalışıma yıkılıyorum.\nCiğerim kan içinde,\nKan gülleri topluyorum,\nGidişin bende yaradır\nYarama merhem bulamıyorum\nSana düğün yapıyorum\nBir düş biliyorum\nBen düşlerimde sana\nSEDA na düğün yapıyorum.\nDamatsız bir düğün bu\nSeni gökyüzünden seyrediyorum\nBir dayanılmaz hasret\ngecede sana kavuşuyorum\nSeni geceme aydınlık yapıp\nHer gece sana geliyorum,\nSessiz SEDA sız kalışına \nAğıtlar yakıyorum \nHayallerimde sen \nHasretinde ben.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her geçen gün biraz!",
        "poet": "Seçkin Erdoğan",
        "poem": "\n\n“Koptun benden! ”\n\nYanakların al al\nDudakların kiraz\nSözlerin şeker bal\nSevgin ise az\n\nGezerdik seninle \nHer ilkbahar yaz\nSevgimizi yıktın sen\nHer geçen gün biraz! \n\nSEÇKİN ERDOĞAN / BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gecen Kadir Olsun...",
        "poet": "Yiğit Metin Sevindik",
        "poem": "\n\nManayı anlamak...\nve o ruhu hayat bilmek bütün mesele.\nEy gönül! \nKadir'i bir gecede aramaktan vazgeç.\nHer geceyi kadir bil kullukta ve merhamette,\nSusma zalimin zulmüne,\nyak isyan ateşlerini, mutlak  adalet için.\nuzat yüreğini mazluma, sustur akan kanı,\nzulmün tepesine inen yumruğu anla\nve o geceyi sen yenile, yenile ki,\nmutlak adalet hakim olsun.\ney gönül! \nHer gecen Kadir olsun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gelen Adaletsizliğiyle Gelir",
        "poet": "Osman Demircan",
        "poem": "\n\nBir zindana atılmakla bir camiye, bir kiliseye veya bir ideolojinin içine zorla sokulmak arasında hiçbir fark yoktur. Özür dilemek zorunda bırakılmak, sözle, gözle, tacize uğrayıp bütün bunları sineye çekmek zorunda bırakılmak hapse atılmaktan farklı değildir. Yetkiler ve güçler putlaştırılır ve bunlara boyun eğme mecburiyeti önüne dilekçelerle, yönetmeliklerle, kanunlarla bir seccade gibi serilir. Zavallılık, çaresizlik egosu bilmem kaç santim olanlar için tahrik edicidir. Kanlı gözyaşları ruh bekaretinin bedelidir. Hukuk kan ister, gözyaşı ister, delil ister. Peki hangi adalet bunların bedelini öder. İşkence yöntemleri günler, hatta haftalar boyunca tekrarlanır. Sorgulama ılımlı yöntemlerle yapılır. Dost muhabbetleri, ayaküstü konuşmalar tutanaktır. Tutanaklar kişilere ilk günden itibaren uykusuz bırakma, aşağılama olarak geri döner. Rahatsızlığını dile getirsen ne yazar. Herkes adaletsizlikten memnundur. Adaletsizlik bir geçim kaynağıdır. Ekmeğinden aldığı haz, onun için olur caz. Ne söylesen tüm sözlerin boşa çıkar. Kargalar çalarak kendi adaletini sağlar. Her gelen adaletsizliğiyle gelir. Verdiği hüküm de adil değildir. Herkesin yargısı kendini bağlarken bir bakarsın o bağ boynundadır. Karanlıkta bir umut ışığı aramak, insanlıktan bir iz bulmak hücrenin duvarlarına çeltik atmaktır. Tutukluluk soğuk esprilere, küçük hesaplara tek başına zincirlenmektir. Sosyal çevrenin “zindan”a benzettiği yaşamında sürekli gürültü yapılır ya da yüksek sesle egolarını tanıtırlar. Yaşam ihtiyacı için yalnızca bir teselli verilir. İşkencelerine daha çok katlanman için herkes dost görünür. Susmak zorunda bırakılmak dar ağacında idam edilmekten de farksızdır ve bilin ki susturuluyorsanız, ağlatılıyorsanız, sindiriliyorsanız bunu yapanlar kendi cehennemlerinden çıkıp gelmiş içleri kapkara odun, dışları kızgın insansı çamur olan ve henüz bir şekle bürünememiş mahlukatlardır ve inşallah cehennemlerinde kalmaya devam ederler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gonçe-i Nev-rüste Nigâh İtmege Degmez",
        "poet": "Arpaeminizade Sami",
        "poem": "\n\nHer gonçe-i nev-rüste nigâh itmege degmez\n Âvîze-i destâr-i külâh itmege degmez\n\n Çevgân-i temennâ ile hâmûn-i keremde\n Gûy-i himeme kaddi dütâh itmege degmez\n\n Rû-gerden olup tîg-i hirâsân-i kazâdan\n Mûy-i bedeni mevc-i sipâh itmege degmez \n\nSad-âyine-i tevbeyi işkeste it ey dil\nHamyâze ile bâdeye âh itmege degmez\n\n Endîşe-i ârâyiş-i dünyâ ile Sâmî\n Rûy-i emeli jeng-i günâh itmege degmez\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gidenden Bir Gülümseme Kalır",
        "poet": "Aslı Durak",
        "poem": "\n\nzaman siler acıları\nkinin biley taşı kırılır\n\nhüzün birikir elbet\nıssız sular  şiire karışır\n\nyıllanmış bir ömürdür közden küle dönüşen\nateş söner kül savrulur\n\nkış bir kardelene yenik düşer\ngök, uçan kuşun kanadına\n\nsen ey kalbim,titremez misin\nuzak bir hatıra gelip dayanınca  kapılarına?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Göç Bana Hüzün Katar",
        "poet": "Hüseyin Sığırtmaç",
        "poem": "\n\nYüreğimden parça kopar.\nHer göç bana hüzün katar.\nElden ele apar topar,\nHer göç bana hüzün katar.\n\nİnsanla şen her diyar,\nAyrılık yüreğe koyar.\nNe hasret ne gurbet doyar.\nHer göç bana hüzün katar.\n\nGöz görmez gönül katlanır.\nSeven yürek umutlanır.\nKalkar kısmet kanatlanır.\nHer göç bana hüzün katar.\n\nSevilenler yüreğe yar.\nDönüp geri görmemek var.\nYükler duygu hatıralar.\nHer göç bana hüzün katar.\n\nÖzlem düşer duygulara.\nUmut bağlar ufuklara.\nSığırtmaç açılır ara.\nHer göç bana hüzün katar.\n\nAntalya 03 Ağustos 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her gezgin aklını burada bırakır da döner: Basamaklar Kenti Mardin",
        "poet": "Mesut Bıyık",
        "poem": "\n\nBinlerce yıllık geçmişi, tarihte yüklendiği rolü ve taşı şiirleştiren mimari özellikleriyle Mardin, UNESCO nezdinde yapılan girişimlerle Vatikan ve Kudüs’ten sonra üçüncü dünya kenti olmaya hazırlanıyor.\n\nBenim için Mardin, Güneydoğu’nun gelişmekten yoksun, terör belasına kurban edilmiş, kış oldu mu herkesin evine mahkum olduğu, doktora ulaşmak için hastaların kilometrelerce sırtta taşındığı, Yeşilçam filmlerinin o muzdarip kentlerinden biriydi. Mardin hakkında televizyonlarda gördüklerim, dergilerde okuduklarım ise bana sadece taş yapıların basamaklar gibi durduğu tarih ve dinler kentini anlatıyordu.\n\nMardin’e M-Oil Petrol şirketinin sahibi Süleyman Bölünmez tarafından davet edildiğim dönem, derginin baskıya gitmesi gereken günlerdi. Dergiyi gözüm arkada kalarak arkadaşlarıma emanet edip, 1600 kilometrelik uzun yolculuğa tek başıma koyuldum.\n\nPazar günü saat 13’de Mardin’de olmalıydım. Çünkü Süleyman Bölünmez ve Mardin Valisi beni bekliyorlardı. Ama ne var ki Cumartesi saat oniki ve ben halen İstanbul’dayım. Tam bir gün sonra 1600 kilometre ötedeki şehirde olmalıyım ve yolların durumu hakkında hiç bir bilgiyi de yanıma almış değilim.\n\nYola koyulduğumda beni nelerin beklediğini hiç mi hiç kestiremiyorum. “Ama şundan eminim ki, orada hiç de bizimkine benzemeyen bir yaşam var” klişesiyle, sözümona bilgece başlayan yolculuğum, Adadolu’nun içlerine doğru ilerledikçe, sesini kısan bir derviş gezginliğine dönüşüyor.\n\nKırşehir-Kayseri üzerinden Gürün ve Malatya’yı geçip, sabahın ilk ışıklarıyla Kömürhan Köprüsü’nün korkuluklarına yaslanarak seyrettiğim o muhteşem Fırat’tan sonra Hazar Gölü’nün üzerinde oynaşan gün ışığını da arkamda bırakıp, Elazığ’a, oradan da Diyarbakır’a ulaşıyorum. Terörün izleriyle her metrekarede burun buruna gelsem de; neredeyse her kilometrede, tankların gölgesinde arama ve kimlik tesbitine maruz kalıyor olsam da, geçtiğim her kentte hayatın gürül gürül aktığını göz ardı edemiyorum.\n\nYol tabelaları, benim hızla Mardin’e yaklaştığımı haber veriyorlar. 24 saat geçti ve ben bir kaç saat ancak dinlenebildim.\n\nSaat tam 13 ve Mardin Stadı’ndayım. 1600 kilometrelik yolculuğu bu kadar dakikası dakikasına denk düşürmek iyi şeylerin alameti olsa gerek. Aracımı parka çekip, beni bekleyenlerin yanına gitmek için stada girdiğim anda Mardinspor ilk golünü atıyor. Kibar bir karşılamadan sonra, Vali ayağımın uğurlu olduğunu söylüyor; ben biraz mahçup, biraz vakur oturup, maçı seyrediyorum. Maç Mardinspor’un ezici galibiyeti ile bitiyor.\n\nÜlkenin başka bir diyarında doğup büyüdükten sonra görevi gereği bu şehirde bulunan Mardin Valisi Temel Koçaklar da en az kentin insanları kadar misafirperverlik gösteriyor. Yöreye has yemeklerin yenildiği, sohbetlerin edildiği davetten sonra beni biriyle tanıştırıyorlar.\n\nMardin’in en usta gazetecisi Adnan Avuka, benim rehberim ve hiç unutamayacağım dostum oluveriyor. Adnan Ağabeyim’in önderliğinde Mardin’i gece gündüz geziyoruz; birlikte fotoğraflar çekiyoruz.\n\nErtesi gün, daha İstanbul’da güneşin doğuşuna onlarca dakika varken ben Mardin’de elimde fotoğraf makinesi, o basamak senin, bu kabaltı benim dolaşıyorum. Sabahın o muhteşem ışığında fotoğraf çekebilmek için girdiğim, iki kişinin bile zor geçebildiği sokaklarda belediye temizlik görevlisi elemanlarla, taşıma görevlisi eşeklere rastlıyorum.\n\nEski şehrin tek caddesinde, bizim büyükşehrimiz İstanbul’un caddelerinde görmeye alışık olduğumuzdan hiç de arta kalır yanı olmayan mağazalar, internet kafeler, parfüm shoplar dizi dizi... İnsanların giyim kuşamı İstanbul’un birçok caddelerinde gördüklerimizin kimisinden daha modern. Yani kısaca, Mardin’de sadece o koca kentlerin hengamesi yok...\n\nSokaklarda dolaşıyorum. Yalnız ve bu büyülü şehirle başbaşa. Basamaklar... Basamaklar... O kadar çok basamak çıktım ki, hesaplasam sanırım birkaç yüz katlı bir gökdelenin en üst katına ulaşabilirdim daha ilk günümde.\n\nBurada, bu taştan kentte, hangi yapının ev, hangisinin köşk ya da bir müze veya bir tapınak olduğunu kestiremiyorsunuz. Hangi yapıya nereden girilir, bu yapının kapısı nere, hangi sokağa açılır şaşırıyorsunuz. Sanırsınız ki bu kentte yaşayanlar, beyinlerine programlanan bir bir seyir haritasıyla buluyorlar yollarını. \n\nÖnemli bir idari bina ya da bir tapınak olabileceğini düşündüğüm bu taştan abidelerden birinin içine girmek için kapısını itelediğimde, karşıma çıkan evin hanımına bir yığın özür dilemek zorunda kalıyorum. En şaşırtıcı olanı da bu muhteşem yapıda oturanların mütevazi bir aile olduklarının hallerinden anlaşılması.\n\nFotoğraf makineme ve gözüme artık hükmedemiyorum; onlar bana hakim oluyorlar adeta. Neyi görmüşlerse beni oraya sürüklüyorlar.\n\nKoca İstanbul’un durulmayı bilmeyen dağdağası içinde boğulduğunun farkında olmayan biz metropol ahalisi insanların “ne kadar da sessiz” diyerek belki imreneceği, belki de yadırgayacağı bir çarşının içinde buluyorum kendimi. \n\nHerşey ortalıkta... Çuval çuval, döke saça ortalığa yayılmışlar. Elindeki semeri özenle diken ustanın yanında yeni kestiği koyunun etlerini müşterilerine paylaştıran kasap ve onun hemen bitişiğinde dövdüğü baltaya su veren demirci iç içe; ekmek parasının peşinde. Aynı çarşının ortasında nazlı bir gelin gibi süslenmiş katırlarla, turbo dizel motorlu, yeni model minibüsler yolcularını bekliyorlar. \n\nİkinci gün yine ilk ışıklarla, bu sefer Adnan Ağabey’in yardımcısı genç arkadaşımla dolaşıyoruz Mardin sokaklarını. “Ne kadar izbe bir sokak” diyebileceğim bir aralığa girip, hayretler içinde kalıyorum. Mardin’in belki de ekonomisine büyük katkısı olan bir meslek grubunun, leblebicilerin buralarda üretim yaptığına şahit oluyorum. \n\nFotoğraf makinemin deklanşörü ile parmağım hiç ayrılmaz ikili haline geldiler. Hayranlığım o kadar ileri boyutlara varmış olacak ki, elinde video kamerasıyla, tek bir kareyi bile atlamak istemeyen japon turistler gibiyim.\n\nBu küçük ama görkemli şehrin eteklerine kurulduğu tepenin zirvesinde halen radar üssü olarak kullanılan ve ilginç hikayeleri olan bir kale var. İlginç diyorum çünkü kalenin bu hikayeleri aynı zamanda Mardin adına kaynaklık da ediyor.\n\nMardin adının nereden doğduğu konusunda çok çeşitli rivayetler var. Fransız seyyah A. Duprey’den Avusturyalı tarihçi J. Von Hammer’e, Arap tarihçi Vakidi’den Evliya çelebi’ye kadar bir çok ünlü gezgin “Mardin” adı hakkında rivayet ve yorumlar aktarmışlar. Bunların en ilgi çekici olanı Vakidi’nin anlatmış olduğu rivayet olsa gerek. Vakidi, Mardin adının Matedin’den geldiğini anlatırken, şu ilginç hikayeye yer veriyor: \n\nBu bölgeye “Din” isminde İranlı bir rahip gelerek, Mardin’in bugün bulunduğu dağın tepesine yerleşir. Orada ibadetle vakit geçiren Din’in şöhreti kısa sürede ülkenin her yanına yayılır. Bizans İmparatoru Heraklius’un buraya gönderdiği bir kumandan rahip Din ile dost olur ancak bu fazla uzun sürmez ve kumandan duyduğu kıskançlıkla Din’i öldürür. Bizans kumandanının o günlerde inşa ettiği kaleye, orada yaşayan halk, “Din öldü” anlamına gelen “Mate Din” adını takarlar. Vakidi anlatımında, bu kumandanın kızının da kalenin doğusundaki tepeye bir kale daha inşa ettirdiğini yazar. Günümüze kadar bu kalenin adı da “Kız Kalesi” anlamına gelen “Kalit Mara” olarak anılmış.\n\nÜnlü Arap tarihçi Vakidi, aktardığı bir başka rivayette de: Mardin adını İran hükümdarlarından birisinin hasta olan oğlunu, havası ve suyunun iyi olduğunu duyduğu bu bölgeye göndermesine bağlamış. Mardin adındaki şehzade kısa sürede iyileşmiş ve burada bir kale inşa ettirmiş. Şehir de bu kale ve çevresinde gelişerek bugüne gelmiş. Kaynaklara göre şehrin adının doğuşuna en yakn rivayet bu olarak gösteriliyor. Süryaniler’in mevcut el yazma kaynaklarında da buna yakın rivayetler aktarılıyor. \n\nTüm anlatılanlar ve eldeki mevcut kaynaklar Mardin’in varlığını milattan önceye tarihliyorlar. Büyük İskender’den Romalılar’a, İranlılar’dan Araplar’a bir çok uygarlığa kentlik etmiş olan Mardin’in asıl gelişmesi Artukoğulları dönemine rastlıyor.\n\nOsmanlı’dan sonra Kurtuluş Savaşı yıllarında önce İngilizler’in işgal etmek istediği, sonra da Fransızlar’ın göz diktiği Mardin, halkının kararlılığıyla düşmanı daha savaşa girmeden korkutmuş ve işgalden kurtulmuş.\n\nDünyadaki belki yüzbinlerce insanın bir din tercihi olarak kabul ettiği Süryani Mezhebi’nin anavatanı Mardin, altın ve gümüş işlemeciliğinin de doğduğu yerlerden biri. \n\nBir sokak arayla inşa edilmiş kiliseleri, Binbir Gece Masalları kitaplarında gördüklerimizi andıran, arap mimarisinin en güzel örneklerini oluşturan cami, medrese ve külliyeleri ile kutsanacak bir kent. \n\nMardin için, çeşitli resmi ve özel girişimlerle UNESCO nezdinde “Dünya Kenti” olma yönünde çalışmalar yapılması oldukça sevindirici bir haber. UNESCO’nun kabul etmesi durumunda Venedik ve Kudüs gibi dünyanın sit ilan edilen kentlerinden üçüncüsü olacak.\n\nMardin, bir gezginin anlatarak tüketemeyeceği kadar zengin bir mirası, o daracık sokaklarında taşıyor.\n\nMardin’i 6 sayfada yazıp bitirmek mümkün değil. Bu büyülü kenti anlatmak için daha herşeyin başındayım. Gelecek sayımızda kaldığımız yerden, Mardin’i ve Mardin’in bende bıraktıklarını anlatmaya devam edeceğim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gönülde Bir Yara",
        "poet": "Ömer Akbıyık",
        "poem": "\n\nMaziye dalıp birden, gidenleri anıyor,\nHer gönüde  bir  yara,için  için kanıyor,\nEl  açıyor göklere,derde derman arıyor,\nDerindeki derdine, şifa olur/bulur sanıyor,\nEl  açıyor göklere,derde derman arıyor.\nHer gönüde  bir  yara,için için kanıyor,\n\n   30 Ağustos    2015             -Ömer AKBIYIK -\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gönülde Buket Çiçek Olmak İster",
        "poet": "Muhammed Elyıldırım",
        "poem": "\n\nAşkı memnun dediler deli sevgilere\nYaşanan yazgıların izi kalır bizde\nBir gün yeşil bir gün siyah içimizde\nHer gönül bukette çiçek olmak ister\n\nUnutma aşkının verdiği sevdasını\nSenden istediğini alır sunar gönül aynasına\nAcısı tatlısı birdir sevdanın rüzgar havası\nHer gönül bukette çiçek olmak ister\n\nAşk demek her nesneye aşık demektir\nBunlardan birisi varki çok güzeldir\nİnsanın gönlünü çalan yaşantısı özeldir\nHer gönül bukette çiçek olmak ister\n\nMuhammed söyler birgün seversin\nAşkı yaşadıkça keşmekeş heveslenirsin\nKendini cennette gibi özgür hissedersin\nHer gönül bukette çiçek olmak ister.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gönüle Bir Damladır Öğretmen",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nBilgi kaynağından bilgiler sunan,\nHer gönüle bir damladır öğretmen.\nBaba şefkatiyle nasihat veren,\nHer gönüle bir damladır öğretmen...\n\nÇorak kalmış zihinleri yeşerten,\nSomurtkan yüzlerde umut belirten,\nBilmeyene hak,hukuku bildiren,\nHer gönüle bir damladır öğretmen...\n\nO küçücük fidanlara yön veren,\nBilgi sunan,kültür sunan,can veren,\nYaşamı boyunca taze kan veren,\nHer gönüle bir damladır öğretmen...\n\nBulunduğu çevreye ışık saçan,\nCehalete karşı mertçe savaşan,\nHaklıyı savunan,hak yolu seçen,\nHer gönüle bir damladır öğretmen...\n\nKüçücük kalplere sevgiyi koyan,\nBilgi kaynağını cömertçe sunan,\nTarihleri yazan,sorunlar çözen,\nHer gönüle bir damladır öğretmen...\n\nVatan için nefer gibi çalışan,\nÖnüne çıkan tüm engeli aşan,\nBilimle uğraşan,bilgiyle taşan,\nHer gönüle bir damladır öğretmen...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gün! !",
        "poet": "Rıza Usta",
        "poem": "\n\nVakit akşam, gün batımı sessizliğinde,\nSevgi bekleriz,\nMerhaba diyecek birilerinden.\nGeçmişi özleriz,\nYaşanan o güzel günleri\nSigara dumanlarının,halka,halka gezdiği\nTahta masaların özlemini çekeriz\nVakti kerahat diyen\nDostların\nAdım,adım ayak seslerini bekleriz\nÇıkıp gelsinler diye\nDost kadehlerin süslediği\nTahta masanın üzerindeki\nSigara paketinden yaktığım\nSigaranın dumanlarında  hayallerim oluşur\nHaydi şerefe sesleri duyulur\nKarşı masadan\nÖzlemlerim artar\nBir dost ararım\nGün batımı sessizliğinde\nBuğulu gözlerle bakar\nEski  günleri hatırlarım\nGeçmişi yad ederim\nSamur saçlara,ince bellere,keman kaşlara\nKalkan kadehleri özlerim\nHoşça kal, eyvallah\nSeslerini duymak isterim\nHer gün\nGün batımı sessizliğini yaşarken\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gözümün Yaşı,Bir Yağmur Damlası.",
        "poet": "Özkan Özdemir",
        "poem": "\n\nDost bildiğim insanlar gitti gideli,\nCanım değip sarılayım kimse varmı ki? \nSende geldin acımadan yaktınya yüreğimi,\nHer gözümün yaşı bir yağmur damlası.\nHer   gözümün   yaşı, bir   yağmur   damlası...\n\nNasıl çalıp yarınlarımı,yıkıp hayallerimi,\nBir kez daha yaşatıp bana o günlerimi,\nBeni böyle bırakıp gittiğin günden beri,\nHer gözümün yaşı bir yağmur damlası.\nHer   gözümün   yaşı, bir   yağmur   damlası...\n\nHiç bir zaman gülmez gözüm,güneş  doğmaz yüzüme.\nKara bulutlar gibi hep geçersin önüme.\nGün geldi de beni'de terk ettinya ölüme.\nHer gözümün yaşı,bir yağmur damlası.\nHer   gözümün   yaşı, bir   yağmur   damlası...\n\nSenden mirasmı kaldı,bu gözler kan ağladı,\nSana esir mi düştü,hep kördüğüm bağlandı,\nAzrail'den önce gelip,aldınya bu canımı,\nHer gözümün yaşı,bir yağmur damlası.\nHer   gözümün   yaşı, bir   yağmur   damlası...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gülüşün Bir Bahar",
        "poet": "Eraltan Mersin",
        "poem": "\n\nÇiçekler selam dursun sana \nGüneş yüzünde doğsun \nHer bakışın bir güneş \nHer gülüşün bir bahar olsun\n\nDenizler senden alsın büyüsünü\nDalgalar ayaklarında durulsun\nHer adımın bir deniz\nHer yürüyüşün bir derya olsun\n\nÇiçekler senden alsın kokusunu\nGüller avuçlarında açsın\nHer nefesin bir gül\nHer gülün bir ömür olsun\n\nNurunu senden alsın güneş\nHergün yüzünde doğsun\nHer dileğin bir dünya\nHer dünyan bir umut olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gün  ",
        "poet": "Mehmet Yunus Aytek 2",
        "poem": "\n\nHer gün\nYeni bir gemi kalkar\nİnsanın umut limanından\nYaşamak için\n\nFırtınaya inat\nDalgaya inat\nVe ölüme inat\nÖzgürlük için\n\n26 Aralık 2013\nPerşembe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gün 23 Nisan",
        "poet": "Altan Arısoy",
        "poem": "\n\nŞiir okur\nNutuk atar\nHamaset yapardı\nOturtulunca koltuğa\nBaşladı atıp tutmaya\n\nAman da aman\nBu çocuk yaman\nRol yapıyor kurgulu\nSözcükleri vurgulu\nTann... tınn... tırr... rızz... mazz... \nOrtadoğuda \nBizden habersiz yaprak kımıldamaz\n\nMaaşaallah\nNazar değmez inşallah\nKendinden emin\nTosunum benim\n\nKürsüye çıkınca imam\nSınırsızdır yalan-dolan\nKötülük iyilikmiş rezillik destan\nAslıyok yaylasında sürüler var\nDaha ne olsun canlar\n\nFakat olmadı\nKoltuk bir türlü dolmadı\nPadişah eyledi ferman\nYa bu çocuk büyüyecek\nYa bu koltuk küçülecek\n\nDerhal bulundu çare\nKoltuk gitti altından\nMinyatürü kondu yerine\nAyakta kaldı başbakan\n\nÖnce koltuk büyüktü\nAltından kalkılmaz yüktü\nOturamamıştı bir türlü\nVerildi bir oyuncak\nOtursa kırılacak\n\nAma küçük adam \nYılmadı hiçbir zaman\nYalanlar sıralıyor bile bile\nBıkmıyor nutuk atmaktan\n\nÜlkem yanıyor\nYaram kanıyor\nSanıyor ki küçük adam\nHer gün 23 Nisan\nKendisi başbakan\nVe \nHer yer gül gülistan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her gün anneler günü",
        "poet": "Cuma Ali Çetin",
        "poem": "\n\nHER GÜN ANNELER GÜNÜ\n\nKendi özünden çok sever evladı...\nHerkesten yücedir şanı ve ünü.\nOna tek gün yetmez annedir adı...\nBir gün değil her gün anneler günü.\n\nYeşiller yakışır, allar ondadır,\nGönülde solmayan dallar ondadır,\nAna kraliçe, ballar ondadır.\nBir gün değil her gün anneler günü.\n\nBizler için nice acılar tadar ! \nbütün her şeyini evlada adar! \nne vardır değerli annemiz kadar? \nBir gün değil her gün anneler günü.\n\nAnne göz olmuştur gözleri köre.\nAnne can, canandır, dost bana göre! \nGelin başlatalım böyle bir töre...\nBir gün değil her gün anneler günü.\n\nAklolan anenin gönlünü ığmaz,\nÜzmez annesini dert, keder yığmaz.\nAnnelere hürmet bir güne sığmaz...\nBir gün değil her gün anneler günü.\n\nCumali dünyada ne ben, ne de siz...\nHiç kimse kalmasın cansız, annesiz.\nAnneler bırakır silinmez bir iz...\nBir gün değil her gün anneler günü.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gün",
        "poet": "Dila Ece Yıldırım",
        "poem": "\n\nHer gün aynı iş yerine gitmek, \n\nHer gün aynı insanları görmek, \n\nHer gün aynı yemeği yemek, \n\nHer gün aynı havayı teneffüs etmek, \n\nHer gün aynı güneşin batması, \n\nHer gün aynı sokaktan geçmek, \n\nHer gün aslında bir gün demek....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her gün Anneler Günü",
        "poet": "Mahmut Ünsal",
        "poem": "\n\nBir gün uğra saba benim anama.\nBenden  sultana sen selamım söyle.\nBirde şöyle söyle sadık canana.\nBir gün değil her gün anarım söyle.\n\nAnanın sevgisi bir güne sığmaz.\nBir günde anarsam o sevgi olmaz.\nO gün ne yapsanda faydası olmaz.\nBen anamı her gün anarım söyle.\n\nBu anneler günü gavurdan kalma.\nMüslümansan eğer onlara uyma.\nAyetten hadisten sakın ayrılma.\nOnlara uymam her gün anarım söyle.\n\nHabibim kafire benzeme demiş.\nBu manada bir çok hadis söylemiş.\nO söylemiş amma kimler dinlemiş.\nBen dinledim her gün anarım söyle.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gün Ağlatır Kader",
        "poet": "Cemil Öksüz",
        "poem": "\n\nGel  gör ki ne haldeyim  oldum artık derbeder\nBir gün güldürse beni  her gün ağlatır kader.\nHer günüm ayrı bir der,her günüm ayrı keder\nBir gün güldürse beni  her gün ağlatır kader.\n\n..........................................25.11.2009...İSTANBUL.........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gün Anneler Günü",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\n365 günde hiç aklımdan çıkmaz ki,\nBenim için tüm günler,hep anneler günüdür.\nKalbinde sevgi olan annesinden bıkmaz ki,\nAramak hatır sormak,annelerin günüdür...\n\nGüler yüzlü olmalı,hal,hatırın sormalı,\nOnlara bir of bile dememeği bilmeli,\nOnlar ile ağlayıp, onlar ile gülmeli,\nOnu mutlu kılmalı,kıymetini bilmeli...\n\nOnların tutan eli,gören gözü olmalı,\nKulluğunda durmalı,hiç kusur etmemeli.\nÖğüdünü alarak hep o yolda gitmeli,\nAna gibi bir yarın kıymeti bilinmeli...\n    Tüm Annelerin anneler günü kutlu olsun.\n       13.05.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gün Batımı Düşersin Hayellerime",
        "poet": "Farettin Çakal",
        "poem": "\n\nHer gün batımı düşersin hayellerime damla damla,\nSararsın dört bir yanımı buram buram,\nIşıklar loş,sokaklar yalnızlığa sürüklenirken,\nYudum yudum düşersin gecelerime.\nGece uzun bitmek bilmez saatler sensiz,\nUmutlar kırık düşler yitik ve yalnız,\nÇalan her kapıdan umutlar giderken,\nHasretele beklerim hayellerinle.\nHer gün doğumu atarım kendimi parlara,bahçelere,\nÇiçek çiçek dolaşırım,ararım seninle,\nUzak baharları düşünürken yalnız,\nYaprak yaprak dolarsın çiçeklerine.\nGün geçiyor gece çalmakta kapıyı,\nYorgun düşler dökülürken kirpiklerimden,\nKapanıp gönlüme dalarken uzaklara,\nEski bir şarkı gibi ismin dolanır dudaklarıma\nGünlerimi kovalarken sesizce dökülen yaşlar,\nÖzlemlerim boynu bükük sararmış mektuplar,\neski zamanlardan esintiler dökülmekte,\nSessizce çiseleyen damlalarda.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gün Batımı",
        "poet": "Salih Sefer",
        "poem": "\n\nKader değil beni benden ayıran\nGörünmez el kırar kanatlarımı\nBeni benden alan sinsi bakışlar\nSessiz yuvam gibi her gün batımı\n\nÖzlerim gündüzün gecelerini\nAtarım sırtımdan ezikliğini\nToplarım başıma ecinlerini\nTatlı bir esinti her gün batımı\n\nKimi bereketsiz kirli alkışlar\nSelam versen almaz garip bakışlar\nBazen hüzün veren acı şarkılar\nBir yudum su gibi her gün batımı\n\nNe bağı çiçeği teselli verir\nKoklasam kokusu bayıltı verir\nDokunsalar iki damla yaş gelir\nİpek mendil olur her gün batımı\n\nSabahın erken ötüşen kuşlar\nBuruk yüreğimde bitmeyen yaslar\nBoş insan elinden vurulan taşlar\nSessiz yol gibidir her gün batımı\n\nYaşatır geceler gizli bahtımı\nMerhem gibi sarar yaralarımı\nDuyurmaz kimseye ağıtlarımı\nBir tatlı uykudur her gün batımı\n\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her gün asker polis şehit oluyor",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nTeröristler azdı kudurdu yine,\nHer gün asker polis şehit oluyor.\nHainler ülkede doymadı kana,\nHer gün asker polis şehit oluyor.\n\nYapılan hatalar gözden kaçmıyor,\nSur'da olanlar milleti açmıyor.\nŞehit habersiz hiç bir gün geçmiyor,\nHer gün asker polis şehit oluyor.\n\nAçılım dediniz sonucu aha,\nTop yekün temizlenmelidir saha.\nBunca şehit geldi yetmez mi daha? \nHer gün asker polis şehit oluyor.\n\nVurun diyorum daha ne demeli,\nSözüm net konuşmuyorum imalı.\nTeröriste göz açtırılmamalı,\nHer gün asker polis şehit oluyor.\n\nYusuf açılsın artık bütün kartlar,\nOyuna alet olmamalı Kürtler.\nSıkın gebersin P.K.K'lı itler,\nHer gün asker polis şehit oluyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gün Bayram",
        "poet": "Hüseyin Erkan",
        "poem": "\n\nyemek yemek yemek\nher gün yemek\nher gün yemek\ngünde üç öğün...\n\növünmek övünmek övünmek \nher gün övünmek \nher gün övünmek\ngünde beş öğün...\n\nyemekten ve övünmekten başka\nbir işimiz daha var bizim\nvur patlasın çal oynasın\nher gün bayram\nher gün düğün! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gün Bir Yerde",
        "poet": "Mehmet Çelik Erses",
        "poem": "\n\nİnsanların zulmü ateşe dönmüş\nYağdıkça yağıyor her gün bir yerde\nYuvalar yıkılmış ocaklar sönmüş\nOcak söndürenler her gün bir yerde\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gün Bir Altın-Hikaye",
        "poet": "Menekşe Gülay",
        "poem": "\n\nYanlızlığını gecenin karanlığında unutuyordu. Rüya annesini, babasını genç yaşta kaybetmişti. Tek başına yaşıyordu.Hayatı boyunca evlenmemiş, \nçocuk zevkini tatmamıştı.Rüya ismi gibi kendi de güzeldi.Kısmet diyordu. \naslında çocuk özlemiyle yanmıştı herzaman. \nÖmrü çalışarak kendi kendine destek olarak geçmişti.Bazı zamanlar yanlızlığını, yüreğinin taa derinliğinde hissederdi.Ama üzerinde hiçbir zaman durmazdı. En büyük eğlencesi turla anadoluyu gezmekti. Birgün turizm acentesine gitti. Abant`a gitmek için bilet aldı.Aceleyle bavulunu hazırlamak için eve gitti.Yarın sabah yola çıkacaktı.Gece nasıl uyuyacağını bilemedi. \nSağa sola dönüyor birtürlü uyku tutmuyordu. Sabah oldu yola koyuldu. \nOtobüs bekliyordu. Bavulunu verdi otobüse yerleşti.Otobüs kalkmıştı. \nDalgın gözlerle camdan dışarı bakıyor, geçtiği yerleri inceliyordu. Gözünün \nönünden çocukluğu film şeridi gibi geçiyordu. Nekadar da mutluydu annesi ve babasının sağlığında...El bebek, gül bebek büyümüştü. Çünkü tek evlattı. \nHerzaman kalabalık bir ailesi olsun isterdi.Arkadaşları kardeşleinden bahsettiğinde yüreğinin bir köşesi sızlardı.Birden muavinin sesiyle irkildi. \n-Hanımefendi kolonya, birşeye ihtiyacınız var mı? \n-Hayır teşekkür ederim dedi Rüya. yine dalmıştı çocukluğuna.. \nİçinden öyle bir iç çekti ki yanındaki bayanla göz göze geldi.Üstün körü bir \ngülümsemeyle yine camdan bakmaya başladı. \nÇocukluğu çok güzel bahçeli şehire yakın bir köyde geçmişti.Evlerinin karşısı ormandı.Hertaraf yemyeşil ve yeşile boyanmıştı sanki.Yaz geldiğinde komşularıyla ağaçların altında piknik yaparlardı.Arkadaşlarıyla salıncakta sallanır.top oynarlardı.Evlerinin önünden yol geçiyordu. Eşşekler, develer, \ninekler, kümes hayvanları.. sanki hayvan cennetiydi.onları seyretmek ne güzeldi.En çokta sevdiği kümesin başını bekleyip, tavuklar yumurtladığında onları annesine götürmekti. Yolun sonunda Remzi dede diye bir yatır vardi. \nGören gözler, her sabah ezanında köyün çeşmesine, bastonuyla geldiğini, \nabdest aldığını görürdü.Rüya o zaman onbir yaşındaydı.Son zamanlarda uykusu kaçmaya başlamıştı.Yatağı pencereyle karşı karşıyaydı. Gece onikiyi \ngeçtiğinde köpeklerin havlaması onu ürkütüyordu.Birden baston sesiyle birinin ayak sesini duydu.Ayak sesi yavaş yavaş bahçenin önüne gelmeye başlamıştı.O kişinin pencerenin önüne geldiğini hissetti.Aksilik perdeyi örtmeyi de unutmuştu.Alaca karanlıkta beyaz sakallı, zayıf yüzlü dedeyle \ngözgöze geldi.Avazı çıktığı kadar bağırdı.baston sesiyle ayak sesi uzaklaşıyordu.Annesi yanına gelmişti. \n--Neoldu kızım rüya mı gördün? neden bağırıyorsun? diye sordu. \nRüya titriyordu. Olanları çabuk çabuk anlattı. Annesi köyde böyle durumların olduğunu duymuştu. Ara sıra dedeyi ziyarete gider, temizlik yapar başında \nyasin okuyup evine gelirdi. Kızına birşey diyemedi. \n--Korkma kızım sana öyle gelmiştir dedi annesi. \nAma hergece onikiden sonra aynı sesleri duyuyor ve ürküyordu.Bir gece \nuyandığında dedeyi karşısında buldu.Tam bağıracaktı dede: \n-Bağırma dedi eliyle sus işareti yaptı. \n-Kızım bundan sonra her sabah yastığının altında bir altın bulacaksın.onları \nsakla kimseye söyleme dedi.Ve kayboldu. Baston ve ayak sesi yavaş \nyavaş uzaklaşıyordu. Sesi Rüya`nın kulaklarındaydı.Şaşkındı. Gözlerini kapadı ve uyudu. Sabah uyandığında aklına Remzi Dede geldi.Aceleyle \nyastığının altına baktı.Gözlerine inanamıyordu.Yastığının altında bir altın duruyordu.Aldı ve sakladı.Anneside uyanıp yanına gelmişti. \n-Anne sana birşey söyliyeceğim. \n-Söyle kızım. \n-Gece ne oldu biliyormusun? \n-Ne oldu? kızım. \nBirden aklına Remzi Dedenin yüzü ve sus işareti geldi. \n-Yok birşey anne dedi geçiştirdi. \nHer sabah uyandığında, yastığının altında bir altın buluyordu. Yüz tane altını olmuştu. Bunun üzerinden bir sene geçmişti.Altınlarda birikmişti.Birgün \nannesiyle babası şehire alışveriş etmeye gittiler.Yolda trafik kazasında ikisi de ölmüştü.Rüya yıkılmıştı ve yanlızdı.Ne yapacağını bilemiyordu. Amcası sahip çıkmıştı Rüya`ya.Bir gece dede yine geldi \n-Kızım durumu amcana anlat. Amcan iyi biri.Altınları bozdursun sana \nşehirde bir ev alsın. Sana ölene kadar yeter bu paralar dedi. \nBen birdaha gelmiyeceğim dedi ve kayboldu.Rüya amcası ve kuzanleriyle mutluydu.Amcası onu kendi çocuklarından ayrı tutmuyordu.Okuyordu. Sınıfın başarılı öğrencilerinden biriydi.Amcası ona şehirde güzel bir ev almıştı. \nAradan seneler geçmişti.Üniversiteyi bitirmiş, iyi bir işte bulmuştu.Ama karşısına kim çıkarsa kısmet olmuyordu..Öyle böyle derken emekli olmuştu. \nTek eğlencesi katıldığı gezilerdi.Zengindi ama yanlız ve mutsuz. Remzi Dede bu günleri görerek ona yardım etmişti.Birden irkildi. Muavin sesleniyordu. \n-Herkes otobüsü boşaltsın.Abant`a geldik. \nŞaşkındı. Çocukluğu nasıl da geçmişti gözlerinin önünden dalgın dalgın \notele yürümeye başladı.Sanki geçmişini ve tüm yaşadıklarını otobüste bırakmıştı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gün,Her Gece",
        "poet": "Nesrin Olcay",
        "poem": "\n\nHer gün akşama kadar seni özlüyorum,\nHer gece senden bıkıyorum.\nHer gün akşama kadar seni çok seviyorum,\nHer gece senden nefret ediyorum.\n\nHiç bir erkek ku kadar sevilemez, \nAşkından ölüyorum.\nHiç bir erkekten böylesine nefret edilemez,\nGebertmek istiyorum.\n\nGeceyle gündüz gibi,\nSiyahla beyaz gibi\nAşkımla nefretim.\nZulmümle şefkatim.\n\nAklımdan geçenleri bilseydin,\nDehşetle titrerdin.\nKöşende elinde kumanda uyuklarken...\nKendi horultuna uyanırken...\n\nNasıl böyle olunur? \nBu hallere gelinir? \nBitmez sanılan aşklar zamana yenilir.\nO en çok sevilenden böyle nefret edilir? \n\nKalsan kalamazsın,gitsen gidemezsin.\nBakar durursun yüzüne,''nesini sevdim? ''diye.\nO da sana bakar gülümsersin.\n''Aslında hala seviyorum.Niye? ''\n\nBiraz ilgi gösterse,biraz çabalasa,\nHer gece kanepede horlamasa...\nKapıdan girerken ne hoş ve  öpüşü candan.\nTakımını çıkarıp pijamayı giyiyor ve oluyor bambaşka bir adam.l \n\nÇelişkili duygular,sevgi ve nefret arasında gelgitler.\nSaçlarını okşamak isterken,saçlarını yolmak istemeler.\nGülen ve seven kadınla,homurdanan somurtan  kadın\nÇarpıştılar ve ikisi de gittiler.Artık bu kadın; DEPRESİF KADIN.\n\nHayırlı olsun hayatım.\nBasına bela aldın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her gün bir şeyler değişir.",
        "poet": "Ramazan Sağım",
        "poem": "\n\nHer gün bir şeyler değişir…\n\nYeni bir şarkı dinlersiniz; müzik zevkiniz,\n\nFarklı bir yemek yersiniz; damak tadınız değişir.\n\nOkursunuz… Düşünceleriniz, fikirleriniz, değerleriniz değişir.\n\nSeyahat edersiniz, ufkunuz ve bakış açınız değişir…\n\nDüşüncelere dalıp hayaller kurarsınız, hayal dünyanız değişir.\n\nHer gecen saniyede, her geçen günde birçok şeyler değişir…\n\nDeğişimin farkında olmasanız da değişim devam etmektedir.\n\nGündemi takip edersiniz, ülkenin vizyonu, \nsiyasetçiler, ekonomik datalar her geçen gün değişir.\n\nÜnlüler, takip edilen diziler, en ünlü yazarlar, en hit parçalar değişir.\n\nKüçük bir odada yankılanan, minicik bir yavrucağın sesiyle,\nailenizin sayısı, yaşadığınız şehrin sayısı, ülkenizin nüfusu değişir.\n\nNefes alıp verdikçe, kalp atışınızın sayısı, nabzınız ve kanınızdaki\nalyuvarların sayısı da değişir.\n\nHer gün bir şeyler değişir…\n\nKorkularınız, rüyalarınız ve fantezilerinizde değişir.\nAmaçlarınız… varsa idealleriniz “uğruna her şeyimi veririm” \ndediğiniz, bir çok tabularınız da değişir.\n\nBirçok şeylerin anbean değiştiği çağımızda; kendimde değişmeyen bir tek şey buldum.\n\nBu ne adım soyadım, ne boy ölçüm, ne dinim, ne de ideallerimdir.\n\nDeğişmeyen tek şey “sana” duyduğum sevgidir.\n\nSenin için aynı heyecanla atan kalbimin sesidir.\n\n“Değişmeyen bir dua” gibi mırıldandığım sözlerimdir,\n\n“Seni seviyorum…seni sevmeyi seviyorum……senin sevgini seviyorum… senin sevmeni çok seviyorum….seni daha çok seviyorum.”\n\nHer gün bir şeyler değişir, değişmeyen ise “gerçek” sevgilerdir.\n\nRamazan Sağım │ kendi hayallerinin kahramanı\n\n24.01.2011-Denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gün Gibi",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nHer zaman\nGörülen, olağan.\nBu namaz,\nAleladek bir \nİbadet değildi.\nBayağı, sıradan.\nAslında yılbaşı da,\nAlelade bir gündür.\nAlelade olma durumu.\nHesaba sayarak.\nHele, özellikle,\nEn çok.\nAlelhusus öyle \nUfak tefek\nAdetleri, sayılı,\nHesaplı şeyleri\nHiç sevmez.\nGenel olarak.\nGenel olarak, genellikle.\nYol yordam gereğince,\nKurala uygun \nBir biçimde.\nŞimdi bunları bırak da \nBir defa\nAlelusul kardeşine söyle.\nAdet yerini \nBulsun diye.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HER GÜN, HER SAAT",
        "poet": "Aykut Demirci",
        "poem": "\n\nHer gün, her saat unut beni\nHer gün, her saat hatirla..\n\nHer gün, her saat yeniden unut beni\nBaktiginda gökyüzüne, yildizlara\nTuttugunda baska birisinin ellerini\nKoydugunda basini yabanci bir omuza\nGözlerinin baska gözleri oksadigi\nGülüsünün baska bir ruhu isittigi\nNefer alip verdigin\nHer gün, her saat yeniden hatirla\nO sonsuz karanliginda\nTek bir beyaz nokta kaldiysa\n\nHer gün, her saat yeniden unut beni\nHer gün, her saat yeniden hatirla..\n\nAykut Demirci\n26 Kasim 2001 Pazartesi - 02:00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gün Kadınlar Günü",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nBak kadınlar günü bir güne sığmaz\nKadınların olmaz yılda bir günü\nBulut olmadan da hiç yağmur yağmaz\nBenim için her gün kadınlar günü\n\nKadını sen yılda bir gün hatırla\nOnun haricinde doğra satırla\nUtanmazsan çifte koş hem katırla\nBenim için her gün kadınlar günü\n\nRabbimin katında değerli kadın\nYılda bir kere mi  şu senin yadın\nKadındır her zaman kolun kanadın\nBenim için her gün kadınlar günü\n\nHer gün işkence et aç, açık bırak\nİnsanlık  elbette senden çok uzak\nİçkiyle,kumarla  hep kurdun tuzak\nBenim için her gün kadınlar günü\n\nKadına  dinimiz vermiş büyük hak\nİnanmazsan açta da Kuran’a bir bak\nKalbinde Merhamet ateşini yak\nBenim için her gün kadınlar günü\n\n09.03.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gün Neşe",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nAşıktır yıldız ay'a,\nAy aşıktır güneşe,\nGüneş aşıktır Hay'a,\nDoluyor hergün neşe.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her gün senindir Annem",
        "poet": "Hüseyin Bacanak",
        "poem": "\n\n14 Mayıs! anneler günü, senede bir gün,\nSevgin bir güne sığarmı hiç, annem.\nSen beni sevmeye gün mü seçerdin.\nBenim için her gün senindir annem. \n\nDoğduğum gün beni bağrına bastın.\nYavrucuğum dedin, çok mutlu oldun.\nAğlar  diye geceleri  hiç uyumadın.\nBenim için her gün senindir annem.\n\nBen doğduğumda gençtin, güzeldin.\nGençliğini bize verip  hediye ettin.\nYoksulduk, saçlarını süpürge ettin.\nBenim için her gün senindir annem.\n\nYaramazlık yaptım, çocuğum dedin. \nYavrum doysun diye kendin yemedin.\nBen ne istediysem,  hiç yok demedin.\nBenim için her gün senindir annem.\n\nBüyüsem de çocuğum, hala gözünde,\nÇilelerin okunuyor nurlu yüzünde,\nHayır duan eksilmedi hiç sözünde,\nBenim için her gün senindir annem.\n\nAyrı düştüm annem, hasretini çekerim. \nGelir de göremezsem,   artar kederim.\nÖpmezsem elini bir gün, ne olur halim.\nBenim için her gün senindir annem.\n\n     Tüm annelerin bu günü kutlu olsun\n                             14.05.2006 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gün Seninle",
        "poet": "Ümit Yaşar Oğuzcan",
        "poem": "\n\nGüzel olan \nher günü seninle tekrar tekrar yaşamak\nerimek yarını olmayan zamanlarda\ndurdurmak bir yerde bütün saatleri\nbütün kuralları kırıp parçalamak\nsonra varmak o yerlere\nmevsimlere dur demek\nkar yağarken çiçek açtırmak ağaçlara\ngüneşi bir akşam saatinde tutup bırakmamak\nsonra doldurmak ayışığını kadehlere\ndelicesine içmek\nve unutabilmek her şeyi ansızın\nsevmek seni en yücesiyle sevgilerin\nbirlikte geçmiş, gelecek bütün çağları aşmak\ngüzel olan\nsevmek seni Tanrılar gibi\nseninle Tanrılaşmak\n\nBir gün bu akan sele dur diyeceğim\ngöreceksin\nne bu şehirler kalacak\nne bu duygusuz sürü\nbu korkunç kalabalık\nher vapur seni getirecek bana\nbütün istasyonlarda seni bekleyeceğim\nkapılar sana açılacak\nsenin için söylenecek şarkılar\nşiirler senin için yazılacak\nher ev....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gün Sevgi İmiş",
        "poet": "Bir Garip Âşık",
        "poem": "\n\nBugün Sevgililer Günü imiş,\nKim demişse yalan demiş,\nSevmenin günü olur mu imiş,\nSeven için her gün sevgi imiş,\n\nBen Seni Her Gün Seviyorum,\nSensiz Bir gün Ölüm Demek imiş.\n\n(Adana; 14.02.2012) \n\nBertan ALTINOK\n\nSeni de, Seni seveni de Seviyorum.\nGerçek Ölümsüz Aşkım Türkiye’m.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gün Yağmur Yağmalı",
        "poet": "Halim Yazıcı",
        "poem": "\n\nher gün yağmur yağmalı\nmümkünse lütfen\n\nsımsıcak olmalı\nkırlangıçların sessizliği\n\n-kırlangıçların sessizliği sımsıcak değil midir zaten-\n\npapatya toplamalı patikalarında\nbeyaz gözlüklü tavşan kaç kez ağlamalı\nkarcı dağının en derin kar kuyusunda\n\nminik gözlüklerinde gülümserken\nkırmızı kiremitleri kasabanın\n\n           koro; bir bulutun gözlerindeki ay\n                     ay doğuyor\n\nay doğuyor bu yüzden\nher gün yağmur yağmalı\nmümkünse lütfen.\n\n\n"
    },
    {
        "title": ",HER GüN SEVGiLiLeR GÜN'ü oLsUN",
        "poet": "Hacı Timurtaş 1",
        "poem": "\n\nHiç bir günü bir günden ayırmayalım \nHer gün sevgi ve sevgililer günü olsun \nSavaşı ve nefreti dünyamızdan kovalım \nHer gün sevgi ve sevgililer günü olsun \n\nKoca ömrü bir güne sığdırmayalım \nSanal sevgilerle sevgiliyi kandırmayalım \nDarılıp barışıp birbirimizi bıktırmayalım \nHer gün sevgi ve sevgililer günü olsun \n\nBüyük sevgisini versin küçüğüne \nKüçük saygı ile baksın büyüğüne \nGerek yok ki bayram ile düğüne \nHer gün sevgi ve sevgililer günü olsun \n\nSev Yaratanı Ana Baba ve yari \nAyırma güzel çirkin genci ihtiyarı \nBekleme yaz hazan kışı baharı \nHer gün sevgi ve sevgililer günü olsun \n\nYılda bir alma elmas pırlanta yüzüğünü \nYeterki dost görsün gülüp bakan yüzünü \nSevgi ile kur cümlelerini ve sözünü \nHer gün sevgi ve sevgililer günü olsun \n\nMadem yarına çıkmaya yok senedimiz \nYaşadıkça sevgi olsun tek hedefimiz \nToprak olmadan bu kutsal bedenimiz \nHer gün sevgi ve sevgililer günü olsun \n\nAcısıyla tatlısıyla veda geçmişe ve düne \nKin nefretle bakmayalım yarına bu güne \nBütün ömür benzesin sevgililer gününe \nHer gün sevgi ve sevgililer günü olsun \n\nZalime yetmez ne gücüm ne kuvvetim var \nİnsanlığa kurşun sıkanlardan şikayetim var \nYinede tüm dünya kıtalarına davetim var \nHer gün sevgi ve sevgililer günü olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-Her Gün Sevgililer Günü olsun",
        "poet": "Hacı Timurtaş",
        "poem": "\n\nHiç bir günü bir günden ayırmayalım\nHer gün sevgi ve sevgililer günü olsun\nSavaşı ve nefreti dünyamızdan kovalım\nHer gün sevgi ve sevgililer günü olsun\n\nKoca ömrü bir güne sığdırmayalım\nSanal sevgilerle sevgiliyi kandırmayalım\nDarılıp barışıp birbirimizi bıktırmayalım\nHer gün sevgi ve sevgililer günü olsun\n\nBüyük sevgisini versin küçüğüne\nKüçük saygı ile baksın büyüğüne\nGerek yok ki bayram ile düğüne\nHer gün sevgi ve sevgililer günü olsun\n\nSev Yaratanı Ana Baba ve yari\nAyırma güzel çirkin genci ihtiyarı\nBekleme yaz hazan kışı baharı\nHer gün sevgi ve sevgililer günü olsun\n\nYılda bir alma elmas pırlanta yüzüğünü\nYeterki dost görsün gülüp bakan yüzünü\nSevgi ile kur cümlelerini ve sözünü\nHer gün sevgi ve sevgililer günü olsun\n\nMadem yarına çıkmaya yok senedimiz\nYaşadıkça sevgi olsun tek hedefimiz\nToprak olmadan bu kutsal bedenimiz\nHer gün sevgi ve sevgililer günü olsun\n\nAcısıyla tatlısıyla veda geçmişe ve düne\nKin nefretle bakmayalım yarına bu güne\nBütün ömür benzesin sevgililer gününe\nHer gün sevgi ve sevgililer günü olsun\n\nZalime yetmez ne gücüm ne kuvvetim var\nİnsanlığa kurşun sıkanlardan şikayetim var\nYinede tüm dünya kıtalarına davetim var\nHer gün sevgi ve sevgililer günü olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Günah Kahkaha Atmalı",
        "poet": "Safa Fersal",
        "poem": "\n\ngri bir dertle öperim ateşini böceğin\nilkbahar sabahları haraç mezat yağmalarken\nsesimin buğulu tınısını\no hangi istanbul'du ki gizlenmişti\nmevsimlik sevişmelerin\nhengamesine\nbir buselik olgunluğun yaprakları deren\nnamesine\n\nher günah kahkaha atmalı\nvuruşurken melekler zebanilerin yurdunda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Günah",
        "poet": "Önder Demir",
        "poem": "\n\nHer Günah içki gibi sarhoşluk verseydi\nDünyada kimseyi ayık göremezdin.\n\nHz. Mevlana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Güne",
        "poet": "Vedat Koparan",
        "poem": "\n\nHer Güne \n\nBazen söz kilitlenir\nAkışkanlık bir anda durur\nSesin titreşimidir\nsessizlik dillenir\nSessizlik dinlenir\nHer sözcük için\nbir söyleyeceğim \nHer söze bir gün\nher günü\ngül  kılıp ekleyeceğim\nYeni güne seninle \nMerhaba diyeceğim \nVarmısın sevdiceğim..\n\nVedat.K 13-haziran2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Günkü Şarkım",
        "poet": "Cahit Sıtkı Tarancı",
        "poem": "\n\nŞehirde bir kasvet,\nRüzgârda bu dâvet,\nEnginde hürriyet,\nSerde gençlik varken,\nBeyaz açılırk....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Güne Bir Mektup 5",
        "poet": "Mehmet Haluk Hisli",
        "poem": "\n\nMerhaba\n\n...\nBeni özel görmuş olmanız bana güç verdi... bundan böyle şiirlerimin çok daha özel olacağı inancındayım. (bu umman sonsuz ask ve sevgi dolu...)  SEVGİ VE SAYGILARIMLA \n\nSadece soyleyebileceğim...HAKLISINIZ...BİNLERCE DEFA HAKLISINIZ... \n\nRuhun özgürlügü korku tanimaz, ölüm tanımaz, engel tanımaz... \n\nSiz de bunu, yazmaya başlayarak kanıtladınız... Umarım güzel şeyleri paylaşırız... Bunu diliyorum... \n\nLütfen yazmaya devam edin bana; nasıl içinizden geliyorsa, nasıl istiyorsanız...\n\nTekrar sevgi ve saygılarımla...\n\nH…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Güne Bir Mektup 4",
        "poet": "Mehmet Haluk Hisli",
        "poem": "\n\n...\nBenim yazıma yanıt geleceğini hiç beklemiyordum...\n\nÖlüm diye bir şey yok bu ummanda; \numutsuzluk da yok; \nhüzün de kaygı da... \nBu umman sonsuz aşk ve sevgi dolu; iyiliğin, cömertliğin ummanı bu... \nMevlana diyor ki: “Ruhun özgürlüğü korku tanımaz; ölüm tanımaz, engel tanımaz....”\n\nŞiirlerinizde ayrıcalığı yakalamışsınız; bu da sizi özel kılıyor... Tebrik ediyorum... \n\nSelamlar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Günü Senin İçin Sevdim",
        "poet": "Oğuz Can Sancak",
        "poem": "\n\nher günü senin için sevdim\nsen hayatıma girmeden önce \nsevmezdim hiçbir günü\nartık her günü seviyorum çünkü seni görüyorum\n\nsevdirdin beni kendine \naçıklayamasamda sana\ntek bir sözüm kalır hayata\nseni çok seviyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Güne Bir Mektup 15",
        "poet": "Mehmet Haluk Hisli",
        "poem": "\n\n..../Hayat kısa...\n\n02.05.2004 Dionisoss \n\nBeni biraz daha tanımanız için sunmak istiyorum size... İşte ben buyum... \n\nGecenin bu saatinde diyeceksin, haklısın.. İnsanın aklına, kimin hangi saatin diliminde, düşecegi belli mi olur? ? ? \nGerçi bu saatte de cümleler nasıl kurulur kimbilir... \nAslında güzel bir hoşluk yaşıyorum bu sıralar, sanırım sonbahar etkisi, değinmiştim değil mi sonbaharı sevdiğimi.. \nRenklerin kıyafet değiştirmelerini, tabiata hayatın dönmesini, hoş bir hareketin başlamasını... \nya o rüzgar, kah binbir elin insan teninde dolaşması misali, kah deli deli saçlarımı okşaması veya çılgına dönmüş yön bulamayan bir panter misali… Seviyorum, seviyorum işte sonbaharı... \nBen bir sonbahar çocuğuyum, bahsetmiş miydim? ? Evet sonbaharın doğurdugu ilk çocuklarındanım... \nBu sebeptendir saçlarımın kızıl ve kahverengi oluşu, gözlerimin yeşili, tenimin beyazı... kahkahalarım bu sebeptendir yankılı ve doğal... rüzgara inat... İşte ben ve işte sonbahar... \nBu mevsimde heyecanlarım doruktadır, sebepsiz ve aksi, güzel.. :))) \nDenizin coşkulu dalgaları, martıların çığlıkları bir başka... bulutların aceleyle yer değiştirmeleri bambaşka... \nGüneşinin doğuşunda farklı renkli kıyafeti ve akşam batışındaki yine ayrı renk kıyafeti... Gözümü kamaştırmadan seyredebilmek… Ne büyük hazdır biliyor musun? ? ? ciğerlerinin dolmak bilmeyen oksijen çekimi… Bir başka mavidir özgürlük o anda, ayaklarımı yerden kesercesine... \nSonbahar yapraklarının ayaklarının altındaki hışırtıları, üzerinde yattığında o serin yumuşaklık... Gözlerini kapat ve lütfen yaşamaya çalış benim bugünlerde hissettiklerimi... Kalbimin atışlarını hissedebiliyor musun? ? ? Yarışırcasına... \nİşte ben, işte sonbahar... \nVe gecenin bu saati... \n\nGüzellikler sizinle olsun... \nSaygı ve sevgilerimle hoş kalın \n\nS…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Güne Bir Mektup 18",
        "poet": "Mehmet Haluk Hisli",
        "poem": "\n\nmerhaba S… Hanım \n...\ninanın ki bu güne kadar yazdıklarımla hep kendim oldum… ancak sizin güçlü kaleminiz karşısında bocalamaya başladığım bir gerçek…evet anlamsız bir hayatı anlamlandırıyoruz… bize yaşam enerjisi kazandıran bir şeyle …bu kimi zaman doğanın bize sunduğu bir güzellik… kimi zaman da bir insanın sunduğu bir güzellik … paylaşmak ve her paylaşım bize başka güzellikler sunuyor …hayatın o güne kadar bilmediğimiz bir güzelliğini yakalıyoruz bu nedenle bir şairin dediği gibi sevdikçe kendimizi buluyoruz ben bunu paylaştıkça diye okuyorum…sanki o güne kadar aşık olmamışız sanki o güne kadar sevmemişiz gibi…her seferinde başka bir güzellik yaşatıyor bize aşklarımız sevgilerimiz tutkularımız… adımızın bile daha güzel olduğunu fark ediyoruz onun ağzından duyduğumuzda…sanki adımızı ilk kez duyuyormuşuz gibi heyecanlanıyoruz…sanki biz o güne kadar birçok duyguya yapancıymışız da yeni keşfediyor muşuz gibi…garip değil mi…hayatın koynunda cilveleşiyoruz…hayatla cilveleşiyoruz, oynaşıyoruz, baştan çıkartıyoruz, baştan çıkarılıyoruz ve hayatın koynunda pervasız dalgalar gibi bir yerlere vuruyoruz… kimi zaman durgun sakin… kimi zaman hırçın …kimi zaman azgın…ama hepsi baştan çıkarıcı…hayat çılgın vahşi…güzel…ve fettan bir kadın gibi çıldırtıcı… hep diyorum ki ertelememek gerekir bir şeyleri …hayat tam şimdi …tam şu anda ….hayat o denli yaşanılası o denli güzel ve o denli baştan çıkarıcı bir yosma ki elinden kurtulmak değil…elinin içinde hep varolmak istiyor bu delice güzellikle hep varolmak ve hep o çılgınla oynaşmak geliyor içimden…bir sonbahar bir ilkbahar gel giti var içimde sarıyla yeşil arası bütün renklere boyanıyor ve beni baştan çıkartıyor bir şeyler sıkıca sarılmak istiyorum hiç bırakmamacasına ve öpmek hayatı can evinden bir daha… en azgın dudaklarımla ve en kuşatıcı haliyle kavramak be bütün mevsimlere eklemek baharı …bir yazbahar bir kışbahar olmalı yaşam avuçlarımda … haydi tam da şu anda haydi tam da şimdi ey hayat ver ellerini uzat dudaklarıma dudaklarını ve öp beni … ve bir şarkı geliyor aklıma “öp beni öp doyasıya sev beni sev… “ ey hayat akıt bütün sularını karıştır sularıma ve bir çöl daha dönsün hayata ve çıkart bağrından bir kez daha bir vaha bir vaha daha… \n\nsevgi ve saygılarımla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Güne Bir Mektup 22",
        "poet": "Mehmet Haluk Hisli",
        "poem": "\n\nSEVGİLİ S…\n\nEVET BU ÇOK HOŞ BİR KOVALAMACA …  KİM KİMİ YAKALAYACAK YA DA BÖYLE BİR SON OLACAK MI BİLMİYORUM... AMA DEDİĞİNİZ GİBİ BİR KOVALAMACA DEVAM EDİP GİDİYOR...  KEYİFLİ NEŞELİ TATLI BİR BAŞTAN ÇIKARTMACA OYUNU GİBİ… SİZİN YAZDIKLARINIZ DA BENİM İÇİN BİRER İNCİ GİBİLER YA DA GECELERİMİ AYDINLATAN BİR ÇOBAN YILDIZI … YOL GÖSTERİCİ … SANKİ  ELLİMDEN TUTMUŞ DA BİR YERLERE GÖTÜRÜYORMUŞSUNUZ  BEN DE SESİMİ ÇIKARTMADAN MEMNUN MUTLU BİR TEBESSÜMLE BU GİDİŞE İCABET EDİYORMUŞUM GİBİ… \n\nsevgiyi ve sevilmeyi özlemek, yaşamak ilkleri, her ilk de bir ilki yaşamak...\n\nASLINDA HER İLİŞKİ YENİLER BİZİ... NE TÜRDEN OLURSA OLSUN GÖTÜRDÜĞÜ KADAR GETİRDİĞİ DE VARDIR HAYATIMIZA... YAŞAM ENERJİSİDİR... HER BİR HÜCREMİZİ YENİDEN DOĞURUR HAYATA, YAŞI YOKTUR… ZAMANI YOKTUR… ZEMİNİ YOKTUR GÖKTEN YILDIZ DENİZDEN AVUÇ DOLUSU YAKAMOZ TOPLAMANIN…YALNIZCA BIRAKIRIZ KENDİMİZİ HAZ ANLARININ KOLLARINA …DUDAKLARIMIZDA RAHAT HUZURLU BİR TEBESSÜM BIRAKIR BAZEN …BAZENSE BİR FIRTINADIR… YIKAR GEÇER HER BİR YANIMIZI AMANSIZ BİR RÜZGAR DELER… TUTKU ARZU …ACABA GİDER Mİ …ACABA KAYBEDER MİYİM …ACABA YARIN BURADA MI OLACAK… ACABA VAZ MI GEÇECEK …  ACABA BİTECEK Mİ… GİBİ GİBİ BİR YIĞIN ACABAYA DA TAKILABİLİRİZ O EN ÇOSKUN EN BİTİMSİZ ANLARIMIZ DA… SANIRIM BU DA TUTKUNUN DOĞASINDA VAR… BU, MUTLULUĞU YOĞUNLAŞTIRAN VE DERİNLEŞTİREN BİR ŞEY… SANIRIM BU MED CEZİRLER NEDENİYLE BU KADAR ÇILDIRTICI BU KADAR ÇEKİCİ BU KADAR GÜZEL VE VAZGEÇİLMEZ VE NE OLURSAK VE NASIL OLURSAK VE NE KONUMDA VE DURUMDA OLURSAK OLALIM BİR YERLERİMİZ HEP BU TUTKU VE COŞKUNUN ARAYIŞI İÇİNDE... ŞAİİRİN DEDİĞİ GİBİ “ BÜTÜN VARLIĞIMI ONA VERDİM BEN YETER Kİ BİR GÜN BİR GÜN BANA GEL DESİN TA DERİNDEN” KOŞMAK İÇİN HER ŞEYİ YAPABİLECEĞİMİZİ DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ; AMA  ÇOĞU ZAMAN DA YAŞAM DENİLEN ŞEYİN PRANGALARINI AYAKLARIMIZDAN SÖKÜP ATAMADIĞIMIZ İÇİN YARIM KALMIŞ NİCE YAŞANMAMIŞLIKLARLA DOLU HAYATLARIMIZ… HALBUKİ \nYAŞAM BİZE SÜREKLİ BİR ŞEYLER SUNACAK KADAR BONKÖR AMA, BİZ ONU ALABİLECEK KADAR ZAMANA SAHİP DEĞİLİZ … BU NEDENLE ÖĞRENDİM HAYATI ŞİMDİ, ŞU ANDA VE TAM ZAMANIN DA YAŞAMALIYIZI, YENİ HASAT ÇİLEK KOKUSUNDA … \n\nsevgi ve saygılarımla \n\nh…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Güne Bir Mektup 3",
        "poet": "Mehmet Haluk Hisli",
        "poem": "\n\n...\nSizi geç yanıtladığım için affedin...Bundan sonra gecikme olmayacak... Korkmaya gelince, siz yazdınız ya yetmez mi...Demek ki benim gibi özgürler ve SİZİN GİBİ KORKUSUZLAR halen var... Bir diğer mevzuu da “Korkunun ecele faydası var mı...” Elbette yok... Öleceksek ölelim... \n\nAyrıca, kadınlar, diye bir genelleme yapılabilir mi, böyle toptancı bir yaklaşım ve tutum takınabilir miyiz diye düşündüm... Sonra bunun hep yapıldığı aklıma geldi. Bence bu doğru bir yaklaşım değil; her zaman istisnalar olduğu gibi, hangi kadın ya da kadınlar diye de sormak gerekiyor. Çalışan kadın, işçi, memur, kariyer sahibi kadın; ev kadını ya da hangi yaşlardaki kadın ya da kadınlar; hangi kültürün kadınları: Alt sınıf, üst sınıf, orta sınıf kadınlar... Kocaman bir soru işareti... Böyle genellemeler bu denli kalın çizgilerle yanlış; ama ötekinden kastımız erkekse,  evet doğru. \nGenel hatları ve kalın çizgilerle iki farklı dünya, kadınla erkeğin dünyası; hormonları farklı çalışır, yaşamdaki rolleri farklıdır, duruşları, ilişkileri, sözcüklere yükledikleri anlamlar farklıdır; ekonomileri, güçleri, erkleri farklıdır. Kadınlara göre daha cesurdurlar, daha ataktırlar; güçlü olmak zorundadır, para kazanmak zorundadır, genelde birilerine bakmak zorundadır ve sıralamaya kalktığımızda uzunca bir liste elde edebiliriz. \nEvet “öteki” kadınsa farklıdır; bence kadınlar, sizin tezinizin aksine böyle cesur ve cüretkar erkekleri severler. Hangi türden kadın olursa olsun geneli bir biçimde korunmak ister ve bunu yapabilecek olanın da cesur erkekler olduğunu söyler dürtüleri onlara. Yalnız bu mu sıra dışı erkekler, boyun eğmeyen cüretkar erkekler çeker kadınları… Kimisi onlara sahip olur; kimisi “Dünya ahiret kardeşim olsun.” gibi sözlere saklanarak bir biçimde bu erkeklere örtük olarak da olsa hislerini belli ederler. Eğer erkek bunun farkındaysa bunu sonuna kadar kullanır. Birçok kadının canını yakar. \nBu aldırmaz, bu kendine güvenen, bu her şeye biraz tepeden bakan adamın büyüsüne kapılır ve mutsuz ola ola gücünün son damlasına kadar ısrar eder onunla varolmaya… Taa ki tükenene kadar... Sonrasıysa depresyon, intihar, hayattan mola almalar ya da cesur bir kadınsa sen yoksan başkası var der; der, ama o kadar da kolay değil. Zaten böyle diyen kadınların başına bu işler gelmez; çünkü onlar da genelde erkek dilini kullanmayı öğrenmiş kadınlardır  ve bu kadınlar bu nedenle erkekler için caziptir. Aynı dili konuşurlar. Erkekler, yaban bildiği “ötekindeki” bu üslup karşısında şaşırır ve artık bu kadın erkek için cazip kadındır ve o, onun için elde edilmesi gereken kadındır artık.\nAslında bu ilişkilere bir başka açıdan baktığımızda çoğunlukla birbirinden farklı değildir. Basit doğa kuralları işler, hormonlarımızın ayakta olduğu kendimizi iyi hissettiğiniz zamanda karşımıza biri çıkar ve olan olur. Bütün dünyamızı alt üst eder ve biz adrenalin ya da  yaşam enerjisi içinde sarhoş oluruz. Adına da aşk deriz. Artık onun dışında her şey önemini yitirmiştir. \nYa bundan sonra ne olacak. Bugüne kadar getirdikleriniz kendinizle ve kendiniz dışındaki dünyayla kurduğunuz ilişki yani sizi siz yapan şeyler ilişkinin sonrasını belirler. \nÖzgüven ve özsaygınızdan tutun da eğitim, bilgi,birikim, en önemlisi de erkekler açısından fiziğiniz, ne kadar seksi ve çekici olduğunuz ya da vücut denilen enstürümanınızı nasıl kullandığınız gibi... İşte böyle kısaca hangi kadın ya da... Hangi erkek ya da...\n\nDüşün irdele…\nBir yandan da pervasızca, korkusuzca yaşamak gerek bence; korkunun ecele faydası yok … Öleceksek ölelim…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Güne Bir Mektup 24",
        "poet": "Mehmet Haluk Hisli",
        "poem": "\n\nTebessüm ve heyecan\n\nMerhaba S..., sanırım o heyecan, o haz ve o yolculuk tek taraflı değil...Aynı şeyleri ben de duyumsuyorum...maillerini heyecanla bekliyorum... Evet ikimizde anı yaşamaktan söz ediyoruz...Bir zamanlar bir dizi vardı Attila ilhan'ın senaryosunu yazdığı 'yarın artık bugündür' diye evet yarın yok... Hiç birimizin bir saniye sonrasının garantisi yok...Mesela şu anda ben gerçekten çok rahatsızım... Sakın bunun üzerinde durma bana ne diye sorma...Yalnızca durumu somutlayabilmek için yazdım... Yani her şeye rağmen sana yazıyorum...Çünkü bu beni heyecanlandırıyor... Yaşamı iliklerimde hissetmeme neden oluyor...Ötesi de hikaye... Çünkü ancak böyle anlarda yaşamın tadına varıyoruz...Haramiler gibiyiz...Kralın hazinesinden en güzel mücevherleri çalıyoruz...Islak bir gül oluyor dudaklarımızda yaşam...Diri, taptaze ve her an kokusu bizi sarıyor... Yaşamak güzel be kardeşim dizelerini döküveriyor ağzımızdan...Ben sonbahar çocuğuyum ve sonbaharın bütün renkleri taşıdığına inanıyorum hatta düşünemediğimiz renkleri bile...Ama bu ıslak bir gülü hissetmeme ve istememe engel değil... hepsini seviyorum mevsimlerin...hepsi başka bir güzel ve hepsi çıldırtıcı..Yaşam çıldırtıcı... Eğer bir şeyleri tutkuyla istiyorsan...Yoksa son derece sıradan, rutin...Herhangi bir şey gibi...İşte ben herhangi bir şey istemiyorum...Islak gül tadını hep dudaklarımda hissetmek için çaba sarf ediyorum ve hissediyorum da...Sonra bir harami olup dünyanın en güzel hazinelerinin çalıyorum...Yaşamak tutkusu ve coşkusuyla her şeye inat... savrulan zamana inat... inadına ve tutkuyla yaşamak... Kah bir Ay olup geceleri bütün dünyaya doğmak...Kah Güneş olup cümle üşümüşleri ısıtmak...Kah bir yıldızın sessizliği ve tenhalığı ve kendiliğindenliğinde kendi içime koşmak... Bazen uçurtması göğün en yükseklerinde dolaşan kısa pantolonlu bir çocuğum...Bazen müşfik bir el başları okşayan...Bazen küskün istediğine kavuşamayan bir boynu büküğüm... Ama direngenim, yaşamak denen bu eski zaman yosmasının karşısında... Evet yaşam oturak alemlerinin rakkase yosması...kıvırttıkça saçılıp açılıp dökülüyor ve güzelliği büsbütün ortaya çıkıyor...Ama biliyor musun bütün bu güzelliklere ancak birisiyle gidiliyor...İnsan güzel bir esere bakarken yanındaki birini dürtmek istiyor 'bak! 'diye...işte bu da onun gibi bir şey...İnsan bütün bunların tadına ancak başka biriyle varabiliyor... paylaşmak güzel şey yaşamak gibi... \n\nsevgi ve saygılarımla \nh...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Günüm Bir Düğün",
        "poet": "Muharrem Dalkıç",
        "poem": "\n\nDalga     dalga    gelen      sevginin     bedeli\nGerçeklerin   ışığında    güvenin    gür     seli\nGönlüm      aşkınla     oldu     divane     deli\nSeninle     geçen     her   günüm    bir    düğün\n...............................................................................\n\nSeni      tanımak     ve     anlamak     zordur\nSevgini    tatmak     benim     için     gururdur\nYeniden     yaratmak    Tanrı 'ya      mahsustur\nSeni     andığım     her   günüm    bir    düğün\n........................................................................................\n\nSen    bana     hayatın     gerçeğini     tattırdın\nŞiir    dünyama    en     güzel    imzayı   attırdın\nGençliğinle    güzelliğinle    özelliğinle    öğün\nSeninle     geçen     her   günüm    bir    düğün\n\n                                  30    Mayıs    1988      İzmit\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her günümüz bayram olsun",
        "poet": "Ahmet Karakılıç",
        "poem": "\n\nHer günümüz böyle olsun\nYüzler asılmasın gülsün\nDostluklar hep baki kalsın\nHer günümüz bayram olsun\n\nBakışlar güzellik dolsun\nDüşmanlıklar uzak dursun\nKin nefret kalp te olmasın\nHer günümüz bayram olsun\n\nSevgimiz açığa çıksın\nKibirler yıkılsın gitsin\nGönüllerde çiçek açsın\nHer günümüz bayram olsun\n\nEl uzatılsın herkese\nÖte kilen me sin kimse\nMuhabbet kurulsun hele\nHer günümüz bayram olsun\n\nKarakılıç böyle gördü\nGeleneklere saygı duydu\nSatırları aşk la yazdı\nHer günümüz bayram olsun\n\n19-8-2012 pazar\nRamazan bayramında yazdım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Günüm Sensin - Sevgililer Gününe",
        "poet": "Ayhan Yavuz Açıkgöz",
        "poem": "\n\nYarınımsın, dünüm sensin\nŞöhretimsin, ünüm sensin\nSevgililer günü ne ki\nHer anım, her günüm sensin\n\n13.03.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her günüm sevgilimin",
        "poet": "Tahsin Emek",
        "poem": "\n\nHER GÜNÜM SEGİLİMİN\n\nSevdim seveli seni olmadı ki hiç dünüm.\nHer anımda sen varsın senle geçer her günüm.\nSevgililer günü bilmem seninle dolu ömrüm.\nBir günüm ayrı olmaz ki kopamam sevgilimden.\n\nModern aşklar saatliktir sevgili günü denir.\nO sevgiler dillerdedir  yalnızca laf söylenir.\nÇağ değişmiş böyle imiş zamane buymuş devir.\nO yüzden kutlamam ben sevgili günü nedir.\n\nBizde aşklar nakşedilir aşığın yüreğine.\nŞimdikiler işliyorlar koluna bedenine.\nBağlandı mı antenleri bir başka diğerine.\nGünlük aşklar döner geri sevgileri bitirir.\n\nSevgiler kalplerde yaşar ışıldar hep gözlerde.\nHasret çeker sevgili ler kavuşmak mı! o nerde? \nBaşka sevgi barındırmaz aşık olan kalplerde.\nBu zamanda birden fazla sevgilide seçilir.\n\nBana uymaz Avrupa dan gelen sevgili günü.\nÖmrüm boyu kutlarım ben sevdiğimin gününü.\nHer yılda on iki ayda elli iki hafta yedi günleri.\nBen kutlarım hayat boyu seven sevgilileri.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her günümüz mutlu olsun..",
        "poet": "Ali Kamil",
        "poem": "\n\nHayat dediğin yoksulluktu\nSenin sevdanla zenginleştirdim\nBedenimi, ruhumu, kalbimi \nSana emanet ederken; \nDüşler bahçesinin çiçekleri ile avundum. \nKendim oldum aslında,\nÖzüme dönerken. \nVazgeçtim \nHırslardan, cezalardan, çekişmelerden. \nSadece güzel olana \nSana\nDayandırdım yaşamı sevdamla, \nHer saniyenin tadını çıkardım. \nEn değerlisi, \nSen kadınım\nKüllenmiş kalbime\nSevmeyi yeniden öğrettin.\nSen sevgilim\nSevgililer günü\nSenle ve benle dolsun\nHer günümüz mutlu olsun..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Güzellik Senden Kopmadır Sanki",
        "poet": "Sabahattin Hizmetli",
        "poem": "\n\n\tGüldalında seni gülle düşledim,\n\tBir güzellik geldi, gülün dalına.\n\tKıskandı tüm güller,ne güzel dedim,\n\tGüllerden çok yaraştın gül dalına.\n\n\tGüzel yârim inan ki bir baharsın,\n\tHer güzellik senden kopmadır sanki.\n\tVarlığınla mutluluklar saçarsın,\n\tHer güzellik senden kopmadır sanki.\n\n\tGökyüzünde hayal ettim ben seni,\n\tYıldızlardan daha parlak gözlerin.\n\tBir aydınlık kapladı tüm evreni,\n\tIşıl ışıl kaynak oldu gözlerin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her güzele meyil verme arkadaş",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nHER GÜZELE MEYİL VERME ARKADAŞ\n01.11.2010\n\nKimisi yazını kışa çevirir\nHer güzele meyil verme arkadaş\nBütün sevgilerin teper devirir\nHer güzele meyil verme arkadaş\n\nKar' da güzel amma eder giderler\nSevdim deyip beş paraya satarlar\nParan yeyip bir kenara atarlar\nHer güzele meyil verme arkadaş\n\nGiyinir kuşanır süslenip gelir\nKaş eder göz eder gönlünü alır\nSonunda ayrılır canına olur\nHer güzele meyil verme arkadaş\n\nSalınır sallanır kıvrılır beli\nYüreğe bal seper o tatlı dili\nSonunda gözünde kalı hayali\nHer güzele meyil verme arkadaş\n\nCanım gülüm deyi soyarlar seni\nKaranlık ederler ışık dünyanı\nHayatta bulaman iyi bir günü\nHer güzele meyil verme arkadaş\n\nGül içinde diken gibi batarlar\nZengin bulsa seni hemen satarlar\nNerde zevkü sefa orda biterler\nHer güzele meyil verme arkadaş\n\nHüseyin der meyil verme güzele\nGüler oynar seni sokar çuvala\nBütün emeğini kaptırır sele\nHer güzele meyil verme arkadaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Hafta Cuma",
        "poet": "Şadan Yenişafak",
        "poem": "\n\nHakikati gör gönül\nGömme başını kuma\nKul odurki Rabbinden\nHer zaman hayır uma\n\nBayramlara hasrettir\nNice ondan gafiller\nNe büyük bir ikramdır\nBize her hafta cuma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Gününü Bayram Yaşa Türkiyem",
        "poet": "Ümüt Güngör",
        "poem": "\n\nHer gününü bayram yaşa Türkiyem,\nKartallar konmaz her taşa Türkiyem,\nAyyıldızı aldım başa Türkiyem,\nOnsuz dünyayı istemem haktan.\n\nSınırın alkanla çizen erlere,\nKurban olam gözündeki ferlere,\nKim bayrağım düşüreki yerlere,\nSabaha çıkmaya vakti olmasın.\n\nAsırlar boyunca acılar çektin,\nNice fidanları toğrağa ektin,\nYinede haçlıyı durduran sendin,\nSeninle yaşamak zevktir Türkiyem.\n\nEcdadım bizleri sana yetirdi,\nDüşmanları ezdi biçti bitirdi,\nTarih Atatürkü sana getirdi,\nOnunla ışıdın güldün Türkiyem.\n\nİmanla ihlasla savunduk seni,\nGururla giymeye beyaz kefeni,\nSevmemizin seni bir çok nedeni,\nSensiz olamayız bizler Türkiyem.\n\nGüngörüm aşıktır senin adına,\nSevenler hep varır aşkın tadına,\nCephede iş düşer erkek kadına,\nTopyekün koruruz seni Türkiyem.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Güzellik Bir Nûr Deryası",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nBir güzel yüzdür cemalimiz aynası\nBir tatlı sözdür kalbimizin leması\nBir gülen gözdür gönlümüzün sayfası\nHer güzellik de olur bir nûr deryası\n\nİnsanoğlu bir et bir kemik parçası\nHer biri zerredir, ummanın damlası\nOlmaz insanlar, bir birinin kopyası \nHer güzellik de olur bir nûr deryası\n\nBu dünyamız, ahiretin bir tarlası\nİyilik insanlığın ortak paydası\nHer birimiz bu geminin bir tayfası\nHer güzellik de olur bir nûr deryası\n\n1 Ağustos 2013 – ISPARTA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Hakkım Yüreğinde Saklı",
        "poet": "Esin Ege",
        "poem": "\n\nYağmurlar toprağa sen bana yağıyorsun ılık nisan akşamlarında. Yanıyor bedenim ruhum alev ateş acılar içindeyken sağnak sağnak geliyorsun ve sen bile bu mucizenin  farkında değilsin.   Sahraların bin yıllık kuraklığını yüreğimden alıyorsun  ıslanıyor kurak topraklar filiz vermeye hazır. \nYaşantımın engebeli yollarında ve en derinliklerinde vurgun yediğimde sen uzatıyorsun elini bana. Tutup çıkartıyorsun beni en karanlık  derinliklerden,  ölümün karanlık yüzü bana göz kırptığında sen kurtarıyorsun beni kanlı savaş alanlarından. Bir mülteci çocuğun her şeyini yitirip tek bir canıyla ateş hattından kaçtığı gibi kaçıp sana geliyorum. Senin kollarında kurtuluşun  dayanılmaz hafifliğini yaşıyorum  ve yine senin kollarında yaşamın o tılsımlı ezgilerini  dinliyorum. \nSalkım salkım açıyor baharın çiçekleri ve ilk defa çiçeklerin bu kadar anlamlı ve güzel göründüklerinin farkına varıyorum. Dağ bayır yeşil bir kilime bürünüyormuş meğer bu zamanlarda  Zaman denilen karanlık girdap aslında ne kadar güzel bir ahenk içinde ilerliyormuş. Sabahın ilk ışıklarıyla  aydınlanan evren  gecenin lacivert akşamlarında bin bir renkli  yıldızlarıyla insanı yaşama özendiriyor. Hayatı sevdiriyorsun yeniden bana, ben varım korkma  tesellisini yüreğime  ekiyorsun.\nSen varsın biliyorum benim kurtarıcımsın bilmeden. \nYıllardır nadasa bıraktığım gönül topraklarımda yeşeriyorsun. Daha bir verimli daha bir cömert sürgün veriyorsun. \nBenim topraklarımda yeşeriyor ve sürgün veriyorsun, yaşama özendiriyor bir o kadar da ölümü unutturuyorsun.\nSen bana ben sana akıyoruz işte bilmeden. Bin yıllık haykırışlarım getirdi seni bana biliyorum. Ve bin yıllık haykırışların beni sana. Bana hiç kızmıyorsun, yalnız geçen yıllarımın acısını çıkartmak istediğimde. Bana hiç bağırmıyorsun yaramaz bir çocuk olup sana şımardığımda. Hatta bilerek yada bilmeyerek seni üzdüğümde. \nSanki gizlice kulağıma fısıldıyorsun, ne dilersen yap senin her şey yapabilme hakkın bu yürekte saklı diye.\nSende her hakkım saklı biliyorum. \nBeni  sende saklı bu haklarım şımartıyor farkındasın değil mi?\nUçuk kaçık tüm heveslerimi geride bıraktım artık. Hani savaş meydanlarından  hani can pazarından kaçıyordum ya işte orada o kanlar içinde bıraktım gün ışığı görmemiş isyancı dürtülerimi. \nŞimdi ne uçuk kaçık heveslerim nede gün ışığı görmemiş  dürtülerim,arzularım var benim.\nBen özde her şeyden arınmış bir insanım yüreğinde sevdası olan. \nKimse bana zarar veremiyor artık ve hiç kimselerden korkmuyorum. Küçücük ruhumu korkutan, minik bedenimi titreten devler  ve kırk haramileri bile yaşamıyor artık. Savaşlardan korkmuyorum, yokluktan ve sefaletten hiç. Artık genç yaşta vakitsiz ölmekten de korkmuyorum nedense. \nSenin olmadığın dünyalarda uzun uzun yaşamaktansa senin sevgin yüreğimdeyken  kısacık yaşamlara kadeh kaldırım ben.\nSen varsan yaşamak nefes almak kadar elzemdir bana, sen yoksan ölüm en tatlı zehirdir bana altın kadehlerde sunulan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her haline razıyken",
        "poet": "Mustafa Cilasun",
        "poem": "\n\nYar…\nEfkârıma ver\nAczi yetim ve zafiyetim \nOlarak gör\nSitem etme, \nHor görüp aşağılama\nNazarların, nefesin \nEle veriyor seni\nBen senin \nHer haline razıyken\nSende bende \nRazı ol diyemiyorum\nSenin tercihlerine \nSaygı duyuyor \nVe sabrediyorum\nSükût eden bir nefes olarak \nZaten çekiniyorum\nSeni endişe içinde \nBırakmamak için çalışıyorum\nElimden gelen gayreti \nHiçbir an esirgemiyorum\nAma yine de seni \nMemnun edemiyorum\nHer ne yapsan suçlanıyor \nVe endişe ediyorum\nSenin gözlerinde \nKaybolmaktan korkuyorum\nÇünkü seni çok seviyorum \nÖnem veriyorum\nSenin kalbinde özlenen \nOlmak için yaşıyorum\nBazen suskun sokakların \nDavetine icabet ediyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her halinle bir başkasın ilkbahar",
        "poet": "Mehmet Tamer Altıparmak",
        "poem": "\n\nKazma kürek yaktırsada Mart ayın\nGünden güne azalacak dert sayın\nOrmanlarda tilki,çakal,kurt ayın'\nUçan kuşa toy düğünsün ilkbahar\n\nCemre düşer hava,suya,toprağa\nKuru dallar kavuşunca yaprağa\nYağmur suyu doluşunca obruğa\nYürekleri ısıtırsın ilkbahar\n\nNevruz gelir Mart ayının sonunda\nMavi dünya sümbüllerin boynunda\nKardelenler toprak ana koynunda\nGüzelliğin dile destan ilkbahar\n\nLale sümbül,nergiz açar şenlenir\nHam meyveler ağır ağır benlenir\nGül bağında bülbül sesi dinlenir\nDerde deva oluyorsun ilkbahar\n\nKara toprak yeşilliği belerken\nBağ bahçede köstü toprak elerken\nGöçmen kuşlar sılasına dönerken\nHasretleri bitirirsin ilkbahar\n\nBahar gelir dağı taşı ot bürür\nYerde sanki gökkuşağı görünür\nYılan çıyan yüzü koyun sürünür\nHer halinle bir başkasın ilkbahar\n\nTaştan taşa sekip akar kar suyun\nMeralarda yayılırken mor koyun\nAşıklara ağaç altı sarayın\nSevenleri sevindiren ilkbahar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her harf ayrı bir tabu",
        "poet": "Şair Ahrazi",
        "poem": "\n\nEy akıl,idrâkınca kal,dilin mâbedi sende,\nOla ki cihansındır o dil zerreye bular.\nSöz ile murdar olursun cismi terk eylesen de,\nMaddeye tutsak eder bak,harf,harf çıkan tabular…\n\n* * *\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her İhanet Kurşundur",
        "poet": "Atilla sekmen ",
        "poem": "\n\nKonuş gönül diliyle, dikeniyle gülüyle\nZarar karara bağlı, aldanışlar ne diye\nVicdanına bir danış, yalnız üç beş saniye\nBin yıllık çınar bile,yalnız bir günde kurur\nHer ihanet kurşundur, anı gelince vurur\n\nRahmet gezegeninde, günün yüzünde gülüş\nSaatler geri dönmez, yok oluşta her dönüş\nKirlenmemiş ruhunla, sevinç secdesine düş\nHiçbir şey unutulmaz,tanda asılı durur\nHer ihanet kurşundur, anı gelince vurur\n\nO ısrarlı sözlerin, ardındaki yalanı\nİpe çek yaşadığın, nefesinde bin anı\nGururunu okşayan, zehirli armağanı\nİçindeki kerbela,fitne fesat hal gurur\nHer ihanet kurşundur, anı gelince vurur\n\nHayatın sofrasında, önemsiz hüviyetin\nYol bilmez, yordam bilmez,boşuna şikayetin\nÖn adın kuldur senin, soyadın yalnız yetim\nNefesin uçurumda,içinde o nefsin ur\nHer ihanet kurşundur, anı gelince vurur\n\nDiner bu fırtınalar,elbet durulur deniz\nİman takvanla yetin,yarını göstermez iz\nZamanın aynaları, parçalanırken sessiz\nRuhundaki mutluluk, tövbe sabrınla korur\nHer ihanet kurşundur, anı gelince vurur\n\n1999-Bolu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Hâtıra İzi Bir Ömre Bedel",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nÖyle an'lar var ki, özel mi özel\nMuhabbeti bile, güzel mi güzel\nZamanı çağrışan, hâyaller gibi\nHer hâtıra izi, bir ömre bedel\n\nMuhabbet diliyle, sevgi dokunur\nYıllar geçse bile, serde(saklı)  tutulur\nDalarken mâziye, kalbe dokunur\nHer hâtıra izi, bir ömre bedel\n\nSevdâ masalından, anılar (visâller)  gibi\nGönül pınarından, damlalar (misâller)  gibi\nGerçeğe dönüşen, rüyâlar (emsaller)  gibi\nHer hâtıra izi, bir ömre bedel\n\nNOT: Güfte niteliğinde yazılmıştır. Bu nedenle parantez içi seçenek \n          prozodi yönüyle belirtilmiştir.\n\n5 Nisan 2014 - Hügövâ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her hayale daldıkça",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nHer hayale daldıkça, kendimden geçiyorum\nMemleket diye diye, göz yaşlarım sel olur\nMekan, zaman yok olur ülkeme uçuyorum\nDünyanın diğer ucu bana kısa yol olur\n\nGezerim dolaşırım, uzanırım dağlara\nSöyle dalar çıkarım, yaşadığım çağlara\nYeşil yeşil çayırlar, yeşil yeşil bağlara\nIsırgan bana çiçek, diken bana gül olur\n\nHasretimi tasvire, ne söz kafi ne kalem\nAyrılıktır menşei, her anım keder, elem\nBolluk içinde yokluk, bu ne zor bir ikilem\nVarınca iş değişir, dostlar bana el olur\n\nArıyorum şimdi ben eski fakirliğimi\nİhsan edene bin kez, müteşekkirliğimi\nİstemem bu hayatı, getirin dirliğimi\nMazide ki zehirim, bu gün bana bal olur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her İlkbahar Gelende.",
        "poet": "Fahri Bulut",
        "poem": "\n\nCan dostlarım, güzel insanlar,\nNasıl ki ay güneşten aldığı ışınları yansıtıyorsa, \nBen de sizlerin dostluk, güzellik ve sevgisinden ilham alarak,\nŞiir yazmaya çalışıyorum. Yürek sıcaklığında, sevgiler selamlar.\nDillerinizden barış türküleri, yüreklerinizden sevgiler, \nYüzlerinizden gülücükler hiç ama hiç eksilmesin. \n\nHER İLKBAHAR GELENDE\nHer ilkbahar gelende, bir hazan düşer yüreğime,\nYankılanır ahlarım, oflarım dağların yamaçlarında.\nAkar didemden yaşlar sicim-sicim,\nNeden yağmıyor bahtı baran yağmurları? \nNasıl oluştu zannediyorsunuz çöl fırtınaları.\nHer ilkbahar gelende savrulan yapraklarda,\nKaybederim tozpembe umutlarımı,\n\nYaka-yaka kese-kese yok ettik ormanlarımızı.\nDağlarımız çıplak, pınarlarımız kurumuş,\nKalmadı sürü –sürü koyunlar,\nMelemez oldular kınalı kuzular,\nHavlamaz oldular kangal köpekleri.\nNe Yörükler yaylalara göçer oldular,\nNe de Yörük kızı Kezban sağar oldu koyunları,\nİçemez olduk o temiz sütleri, yiyemez olduk hilesiz yoğurtları,\nDuyulmaz ettiler duyamıyoruz,\nAşıkları ağlatan yanık kaval seslerini,\nŞakımaz oldular kızıl şafakla şeyde bülbüller.\nHepsi terör korkusundan sindiler sustular.\nBitmedi şiddet, bitmedi terör,\nBarış ormanları dikemedik dağlarımıza,\nBarış türküleri yankılanmaz oldu doruklarda,\nYok, edemedik insanlık ayıbı terörü,\nKardeş türkülerimizi söyletmediler,\nSöyleyemedik hep birlikte,\nKol kola kenetlenip oynayamadık zeybeklerimizi,\nÇekemedik halaylarımızı, tepemedik horonlarımızı,\nDağlarımızda, yaylalarımızda ovalarımızda,\nŞehirlerimizde, sokaklarımızda,                 \nKorkusuz gezip, koşamadık gecelerimizde,\nKorkusuz uyuyamaz olduk evlerimizde,\nKorkusuz yaşayamaz olduk, hep birlikte vatanımızda,\n09 ŞUBAT 2009\nFAHRİ BULUT RIZAOĞLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Hazanla  İçime",
        "poet": "Fahri Bulut",
        "poem": "\n\nHER HAZANLA İÇİME \nYapraklar sararır, kurur yeşiller, \nRüzgarla savrulur renge renk güller. \nMateme bürünür suskun bülbüller, \nHüzün dolar her hazanla içime. \n\nBahçeler yastadır, bozulur bağlar, \nMemede süt kıtlık yavrular ağlar. \nYaylalar boşalır, iniler dağlar, \nHüzün dolar her hazanla içime. \n\nBin boğalar yavaş-yavaş karlanır, \nYüreğime bir od düşer harlanır. \nGurbete göç verir, Berçenek, Tanır, \nHüzün dolar her hazanla içime. \n\nOkullar şenlenir, çocuk sesleri, \nIlgıt-ılgıt eser seher yelleri. \nBörtü-böcek dolar dağın belleri, \nHüzün dolar her hazanla içime. \n\nŞairlerin şarkıları hüzzamlı, \nYiyecekler daha fiyatlı zamlı. \nYoksulların yüzü kederli gamlı, \nHüzün dolar her hazanla içime. \n\nİçimize düşer, ölüm korkusu, \nAzrail çok tül ek kurar hep pusu. \nŞehide acırım, ana kuzusu, \nHüzün dolar her hazanla içime. \n\nRızazade, dünden daha derbeder, \nUmudu sevinci son bahar gider. \nGöçmen kuşlar katar-katar göç eder, \nHüzün dolar her hazanla içime. \n09 EYLÜL 2011 \nFAHRİ BULUT RIZAZADE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Hatada HAYATA YENİDEN DOĞMAK, YENİDEN PAYLAŞMAK! .=00.000.001=HAYATI SEVDİM; AHENK İÇERSİNDEKİ YILDIZLARI GÖRÜNCE! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n=29 Ağustos 2013 Perşembe 08:48:33=\n\nHer Hatada HAYATA YENİDEN DOĞMAK, YENİDEN PAYLAŞMAK! .\n=00.000.001=\nHAYATI SEVDİM; AHENK İÇERSİNDEKİ YILDIZLARI GÖRÜNCE! .\n\nKOCA MUHASEBE BÜROSU ELEMANI KEMAL KABCIK; OKUMAKTA! .\n\nKEMAL’İN GÜNCESİ: \nGÜNCE ESİNİ \n\n= OKUMANIN ÜMİDİNDE YENİ HAYATLAR! = \n= BAĞLANTI: -/-/-A = \n= OKUMA AHDİ İLE; İKRARINDA DURMAK! = \n= BASAMAK: 000.000.001 = \n= ÜMİT; BELKİ DE SONRAKİ SAYFADAYDI! =\n\n\n“JANE EYRE” Adlı Romandan Kısa Bir Anlatı: \n\n{…/././…} Emily’nin tek romanındaki kişilik çözümlemesi derinliğinden {…/././…} \n\n{JANE EYRE – Charlotte BRONTE - Roman – Türkçesi:Burhan AYSEVEN – KARINCA KİTABEVİ – Sayfa:008, Paragraf:01 -/- 30 Haziran 2007 Cumartesi 06:41:21}\n\n= ARAYIŞLARIMIZI “’AŞK’”A SUNMALIDIR = \n= HER ŞEY “TÜRKÇE”MİZ İÇİNDİR! .. = \n= “OKUMAK YAŞAMAKTIR” = \n= “AŞK”A DAİR NE VARSA OKUMALI = \n= HUZUR; DİLİMİZİN UCUNDA BİR AŞK! . =\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Hünerde Süstür Çiçek",
        "poet": "Hikmet Aksu",
        "poem": "\n\nAğaç dalı, dal yaprağı,\nÇiçek ile bezer elbet.\nYağmur suyu, su toprağı,\nÇiçek ile bezer elbet.\n\nGelince bahar iklimi,\nToprak onda bulur demi,\nGüzeller halı, kilimi,\nÇiçek ile bezer elbet.\n\nTanrı, vadileri, koyu,\nDağı ovayı yol boyu\nRessam en seçkin tabloyu,\nÇiçek ile bezer elbet.\n\nSeyrana çıkar dilberler,\nSanki şakıyan bülbüller,\nDağı, ovayı türküler\nÇiçek ile bezer elbet.\n\nÖyküleri, şiirleri,\nEn güzelim şehirleri,\nHerkes türlü hünerleri,\nÇiçek ile bezer elbet.\n\nMektup gelse nazlı yardan,\nÇıkar mola arasından.\nErgenler kızlar işler yorgan,\nÇiçek ile bezer elbet.\n\nCemali'm goncadır gönlüm\nMor menekşem elvan gülüm\nYar zülüfün büklüm büklüm \nÇiçek ile bezer elbet.\n\nDost Kalemlerden\n\nHakkak resim çizer taşa \nÂşık derdin söyler kuşa \nHikmetî dost sen çok yaşa \nÇiçek ile bezer elbet..............  Âşık Cinasî\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her insan bir ağaç",
        "poet": "Ataman Ertuğrul ",
        "poem": "\n\nBozkırı yeşertip, çevirelim cennete\nHer insan bir ağaç, gelin dikelim dostlar\nDonatın her yeri, meyil verme zinnete\nHer insan bir ağaç, gelin dikelim dostlar\n\nFidanlar solmasın, topraklar kavrulmasın\nOrmanlar yanmasın, külümüz savrulmasın\nAğaçlar kesilip, çınarlar devrilmesin \nHer insan bir ağaç, gelin dikelim dostlar\n\nKurumuş çöllere, hayat suyu salalım\nGelecek yıllardan, nice umut alalım\nKararmış toprağa, yeşil örtü çalalım\nHer insan bir ağaç, gelin dikelim dostlar\n\nYeşil halı gibi, döşensin dağlar taşlar \nSalınsın her zaman, yeşil saçlardan başlar\nOrmanlara gelsin, yaban hayat ve kuşlar\nHer insan bir ağaç, gelin dikelim dostlar\n\nYaş kesen, baş kesen, katildir ağaç kesen\nÜlkeyi ağaçla, süslesen desen desen\nGöçerken Dünyadan, ağaçlarım var desen\nHer insan bir ağaç, gelin dikelim dostlar \n\n             ATAMAN ERTUĞRUL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her İnsan Biraz Ressamdır! ..",
        "poet": "Selahattin Yetgin",
        "poem": "\n\nGöz açıp kapadıkça, kirpiklerimiz birbirine vurdukça birbiri ardına devriliyor günler.\n\nHer gün dilimizdeki ‘Şükür’ ile uyandığımız, yaratana minnettarlığımızı sunduğumuz bir cennetin kapısı aslında hayat.\nAynı kapıdan girip, bir yaşam keşmekeşine karıştığımız, terli bir bedenle yine aynı kapının ardına gizlendiğimiz bu hayat koşuşturmacasın da ufkumuzdan bir bir kayıp giden günlerin ardından acaba ne kadar pişmanlıkla bakıyoruz, bir kez daha sormak gerek kendimize.\n\nBirbirinin peşine takılıp yemyeşil kırlarda koşan çocukları resmettiniz mi hiç gönül tuvalinize! . En son ne zaman çocuklar gibi kahkahalar attınız, ellerinizin çamurunu üstünüze başınıza belediniz soruyorum! \n\nEn yakınınız olan eşinize, kızınıza, oğlunuza, kardeşlerinize, torunlarınıza, akrabalarınıza, dostlarınıza ve sevgi beslediğiniz tüm insanlara en son ne zaman sarıldınız, ‘Nasılsın’ dediniz ve onların dertlerini, tasalarını samimiyetle dinlediniz. \n\nO kadar çok yabancılaştık ki birbirimize, hepimiz bir hırsın kuyruğuna yapıştık gidiyoruz bilmediğimiz bir meçhule. Yuva aşkımız, araba aşkımız, iş aşkımız, arsa, daha iyi bir kariyer, tatil aşkımız derken, kapıldık gittik hayatın kendi dalgasına ve kaybolduk hayat labirentinin o daracık odasında.\n\nGeçtiğimiz haftalarda bir dostumuzun kendine bir cennet arama çabalarına eşlik etmiştim. Birlikte onları o cennete, yani yüreklerindeki saklı cennete götürdüğümde, yaşamın aslında küçücük ayrıntılarda gizli olduğunu bir kez daha anımsadım. \n\nEllerindeki birikimlerini bir parça toprağa yatırma telaşları, onların ince eleyip sık dokumalarıyla bir müddet daha ertelense de ben o minicik günden büyük hazlar çıkardım ve yaşamın aslında insanın kendi çizdiği bir resimden ibaret olduğunun idrakine vardım.\n\nİnsanın önünü ve arkasını dağlara verip saatlerce düşünmesinden daha güzel bir şey yoktur inanın. Mevsimler değişkendir ve rüzgârın şiddetine göre bağdaş kurdukça, asla ondan şikâyetçi olmazsın. Öyle bir resimde buldum bir kendimi. Yolmuş, suymuş, elektrikmiş, teknolojiymiş elbette bunlar hep ön plandadır. Ancak onlar olmadan da hayatla baş etmeyi denemeli insan ve o zorluklardan aldığı hazla yaşamına yaşam katmalı, o katıklarla mutlanmalı.\n\nİnsanlar şehirlerde gün boyu kurşun, alüminyum, fosfor, potasyum, demir adı altında resmen zehir soluyorlar. Bunun etkileri yıllar sonra çıkıyor gibi görünse de aslında her gün hızla bir yok oluşa yuvarlanıyoruz göz göre göre. Bakış açınız nedir bilemem, ama bir köyde yaşayanla şehirde yaşayanın ömür kıstası aynı değil, bu bilinen bir gerçek.\n\nÖteye geçmek istedikçe bedel ödediğimizin farkına varsak da bu yaşam artık insana göre değil benim nazarımda. İnsan olmayı reddettiğimiz anlar, kendilerine bir selamı bile çok görenler çoğaldı ve biz benliğimizden aşarak kendi türümüzden çok uzaklara fırlatıldık.\n\nÇok değil, daha 10-20 yıl öncesine kadar böyle değildik inanın. Ne olduysa oldu, kimler genimizle oynadı bilmiyorum, birbirine saygıyı unutan topluluklara dönüştük, trafik canavarı olduk, yeşilleri kuruttuk, demir, çimento bloklarından oluşan ölüm dağlarını oluşturduk. Değişim adına kendimize sunduğumuz avuntularla, 3-5 günlük tatillerle kendimizi kandırmalarla kendimizden soyutlandık. \n\nVe yaşamayı, özünde ‘İNSANCA YAŞAMAYI’ nedeni bilinmez bir şekilde hep ‘ES’ geçerek yine kendimizden çok uzağa yuvarlandık.\nYazımızın başlığı ‘Her İnsan Biraz Ressamdır’! .. Evet. Sizler de ömrünüzde kendiniz için yaptığınız birkaç resimle avutmayın kendinizi diyorum. Dönüşü olmayan bir yolculuk hayat ve bizler ne kadar gideceğimizin garantisi olmayan bir yolculukta azar azar azalıyoruz birbirimizden.\n\nBu yok oluşları SEVGİ ile çoğaltıp, o SEVGİ’nin hiç eksik olmadığı yerlerde yenileriyle mayalamak gerek inanın. Mutlulukla sarılıp, ‘Nasılsın’ dediklerimiz kollarımızdan yitip gittikçe hiçbir şeyin kıymetinin olmayacağı günler kapımıza gelip dayanınca kendinizi bir kez daha yargılayacaksınız.\n\nUmarım o gün artık çok geç olmaz! .\n\nSevgiyle.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her İnsan Kafasına Akıl Gerek",
        "poet": "Ahmet Nural Öztürk",
        "poem": "\n\nHer insan kafasına akıl gerek \n\n\n\nAzıcık hatta daha da mini minnacık ta olsa \nYürürken düz yolda şaşmak \nO soysuza ben aşık oldum demek \nDüştüğün çukura dönüp te bakmak \nVe çıkmaz sokaklarda çıldırmak için \nHer insan kafasına akıl gerek...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her insan güzeldir...",
        "poet": "Ozan Nuri Ceyhan",
        "poem": "\n\n\nHer insan güzeldir seveni varsa \nYüzün güzelliği benzer mevsime \nRuh güzelliğini anlamıyorsa \n…Dıştaki güzellik kimin neyine. \n\nGeçici şeyleri sevsen nolacak \nZamana yenilip bir gün solacak \nDuygunun güzeli bakidir ancak \n…Buna değer veren gözler sevine. \n\nArif olan anlar söze ne gerek \nEsas dediğimiz o gizli yürek \nGeçici şeyler için gururu bırak \n…İnsan kalıcı şeyler için övüne. \n\nTabi ki herkes kendince sever \nAhlaki haslete vermeli değer \nHuzuru sevgide bulduysa eğer \n…Mutluluk dolmaz mı onun evine. \n\nSaadetin yolu sevmekten geçer \nGönül kendi sever kendisi seçer \nGerçek olan herkes ektiğin biçer \n…Yeter ki seven sevene güvene. \n\nİkinden vazgeçtik yeter birisi \nŞimdi soracaksınız bu hangisi \nElbet saklı güzellik benimkisi \n…Benden helâl olsun böyle diyene. \n\nİst./2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her İnsan Kendi Yalnızlığını Yazar",
        "poet": "Bülent Özcan",
        "poem": "\n\nHer insan kendi yalnızlığını yazar\nHer insan kendi yalnızlığını oynar\nHer insan bir yalnızlıktır\nHer insan kendini yaşar...\n\n9 Temmuz 1992, Gaziantep\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her İnsan Gibi İnsanca",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nYaşamak her insan gibi insanca,\nİnsanlık saygı duymaktır inanca,\nYa kardeş ya karındaştır insanlar,\nSaygım da sevgim de yalnız Sinanca.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her İnsanda Adalet, Kendi Vicdanındadır",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nHer insanda adalet, kendi vicdanındadır\nHer vicdanın adresi, kalbin odağındadır\nKalpte vicdan var ise, adalet zuhûr eder\nKalpte vicdan yok ise, her şeyi harâb eder\n\nAdalet mizânında, hak ve hukuk tartılır\nHak ve hukuk var ise, vicdanı aydınlatır\nHak ve hukuk yok ise, yürekleri dağlatır\nDil susar sükût eder, için için ağlatır \n\nMîzân:  Ölçü âleti, tartı âleti\n\n16 Aralık 2015 – Kaletepe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her İnsan Veda Eder",
        "poet": "Yarınsız Adam",
        "poem": "\n\nHer insan veda eder\nGeçmişine geleceğine anılarına\nBilmez ki yarının ne olacağını\nHep yürümek ister ileriye,bakmadan arkasına\n\nKimi annesine veda eder kimi sevgilisine\nBazıları ben gibi kaleme sarılır\nBazıları içkiye\nHer insan veda eder geri dönmek istediklerine\n\nYüzünü görmek istemediğimiz insanları bile özleriz bazen\nİsteyerek değil,mecburiyetten\nBazıları yapamaz arada kilometreler varken\nHer insan veda eder gökyüzüne doğru yaklaşırken\n\nPeki ya özlemek suçmudur sizce? \nİnsan neden özlediğini göremez nedensizce\nBazı soruların cevabı yoktur bence\nHer insan veda eder kimi çevresine kimi ise sessizce\n\nBen sessiz veda edenlerdenim işte\nBenim kimsem yok,varsa bi kağıdım vardır\nBide kalemim,sensizlikten öte\nHer insan veda eder,yarına götürmek istediklerine\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her İnsan Önce Bir Bebektir",
        "poet": "Selim Temiz",
        "poem": "\n\nTüm bebekler masum ve şaşkın açar gözlerini\nNiye doğdum diye ağlamaklı olur çıkan sözleri\nAnalarının kuzusudur korumasız ve çok doğal\nİlk adımı küçücüktür sonra olur bir büyük adam\n\nBüyük olur ki masum çocuk olmak gerilerde kalır\nAkan zaman aktıkça akar kalplere kötülük sokar\nBebekliğin saf temiz ruh büyüklüğünü alır da alır\nİlk adımı küçücük sonra olur kötü ve büyük adam\n\nBebek kalmak haktır, yeter ki iste masum yaşamak\nTek suçlu içimizde barınan yalandır bir de dolandır\nKalbi umut dolu insan olanın saf çocuk sağ koludur\nİlk adımı küçücük sonra olur yürekli ve büyük adam\n\nBebek kalmak elindedir inanmak bile yine elindedir\nBeden büyük oldukça büyür o saf çocuk ise küçülür\nBebek saf ve temiz duygudur her kötülükten arınmış\nİlk adımı küçücük sonra olur akıllı bir de büyük adam\n\nBüyüdükçe kişisel çıkar daha sonra aheste aheste çıkar\nEtrafını acımasızca yıktıkça yıkar ki içinden onu çıkar\nBebektir aslında büyük olan ama insanlık oluyor solan\nİlk adımı küçücüktür sonra olur adaletli ise büyük adam\n\nSelim Temiz; 07/12/1960 Mersin doğumluyum; Mersin Üniversitesinde şef olarak görev yapıyorum; 27 yıldır şiir yazarım; Bu şiirimi gerçekten büyük olan insanlarımıza armağan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her İnsan Ölecek Yaştadır...",
        "poet": "Mustafa Çelebi Çetinkaya",
        "poem": "\n\nHer şey hazırdı artık. Zorlu geçen iki sene sonrasında artık hiçbir bankaya borcu kalmamıştı. Derinden nefes almanın zamanıydı. Hiç zaman kaybetmeden ilk maaşını alıp bir tatile çıkmalıydı ailesiyle. Eşi ne kadar acele etmeyelim biraz toparlayalım dediyse de dinlememişti. Bu ay maaşı alınca hiçbir yere bir kuruş borç ödemeyeceğim dedi heyecanla. Bu fırsat kaçmaz Filiz anlıyor musun bu fırsat kaçmaz. Arabasının bakımını yaptırdı, muhabbet kuşları Cemreyi akşamdan komşuları Halil beylere emanet etti. Sabah ezanıyla çıkacaklardı yola. Öyle ya öğlenin güneşine kalmanın bir manası yoktu. Sabah ezanla çıkarlarsa öğlen yemeğine otelde olurlardı. Otel için rezerve yaptırırken günü bile belli etmemişti. \nHeyecandan uyku girmedi gözüne, yeni aldığı eşofmanlarını ve spor ayakkabılarını giydi daha kimse uyanmadan. Sonra sırayla eşini ve çocuklarını kaldırıp düştüler yola…\nMetin bey iki senedir bugünü bekliyordu ve nihayet tatil için yoldalardı artık.\n\n***\n\nMaliye bölümünü tercih etmesinde ön ayak olduğu için kızıp duruyordu abisine. Oysa o liseden beri sınıf öğretmenliği düşünüyordu. Maliye bölümünün dersleri ağırdı, yılsonu sınavları da istediği gibi geçmemişti. Büt için tekrar okula gelmesi gerektiğini ailesine nasıl açıklayacağını bilmiyordu. Yurt neredeyse boşalmak üzereydi, öğrencilerin çoğu tatil ile memleketlerine gitmişlerdi ve sadece yurt çalışanları ile kendisi gibi henüz parası gelmemiş birkaç öğrenci vardı. Lanet telefon bir türlü çalmıyordu, abisi bir türlü aramıyordu. Oysa iki gün geçmişti abisinden harçlık sözü alalı. \nNihayet beklediği telefon geldi, hazır olan çantasını sırtlanıp terminale koştu. Hangi firma olduğuna bile bakmadan ilk arabaya kestirdi biletini. \n_Ad soy ad\n_Erhan Çetin \n…Cam kenarı olsun da hangi tur olursa olsun diye geçirdi içinden. Otobüsün kalkmasına henüz on dakika vardı ve gece hiç uyumamıştı, başını cama yaslayıp dışarıyı izlemeye başladı. Muavinin sesini duyabiliyordu. \n_Aydın yolcusu kalmasın, otobüsümüz hareket edecektir\n\n*** \n\nGel teskere gel diye geçen on beş ay sonrasında artık şafak doğan güneş diyordu Öztürk! Koğuşun ortasında bir sağa bir sola volta atıyordu ya ne fayda, yelkovan akrebin arkasına saklanmıştı sanki, yürümek bilmiyordu. Olan gücüyle haykırıp son kez “koğuş kalk” demek istedi fakat henüz saat gecenin üçüydü ve nöbetçi hariç bütün askerler tatlı bir uykudaydı. Öyle ya, yorucu bir gün geçirmişlerdi. Eğitim, spor, atış. \nBütün devrelerine tek tek sarıldı, sıla özlemi içini yaksa da buradan arkadaşlarından ayrılacak olmak da bir an için dokunmuştu. Dile kolay bir senedir Iğdır dağlarında askerlik yapıyordu ve burada ki arkadaşları hem ana olmuştu ona hem baba. Askerlik böyle bir şeydi işte. Son kez arkadaşlarına selam verdikten sonra nizamiyeden ayrıldı koşar adımlarla. Iğdır’a son kez bir daha baktıktan sonra hafifçe gülümseyip “seni haritadan sildim ey şehir” dedi. \nSilemezdi tabi. Öztürk vatanını seven bir gençti ve gururla dönüyordu memleketine. Onu bekleyen ailesine, nişanlısına, dostlarına…\n\n*** \nFakülteden mezun olduktan sonra dört defa girmişti Kpss sınavlarına. Her seferinde yüksek puan almasına rağmen tercihlerde bir şekilde takılmış ve bir türlü görev alamamıştı. Artık tamamen ümidini kesmek üzereyken son tercih sonuçları açıklanmış ve Aydın Tapu Kadastro müdürlüğüne atanmıştı Neriman! Annesi onu bir başına gurbet ellere göndermek istemiyordu. Kız başına elin illerinde ne işin olur senin dese de babası annesini azarlıyor, “boş yere mi okudu kız, neresi olursa olsun gidecek yapacak görevini “ diyordu. Evde oturup koca bekleyecek değildi ya. Yıllarca eve kapanmış hayatla bütün sosyal ilişkilerini kesip kpss sınavları için çalışmıştı. Memuriyet onun hakkıydı. Görev başvurusunu yapmak için babasıyla birlikte çıktılar yola. Öyle heyecanlı öyle mutluydu ki Neriman! Nihayet göreve başlayacaktı\n\n*** \n\nMesut ve Feyyaz her akşam olduğu gibi bu akşam da rakı şişelerine sığınmış, gün ağarana kadar içmişlerdi. Garson gelip kapatacağız abi demese kalkacakları yoktu. Hesabı ödeyip usulca kalktılar. Ayakta duracak halleri olmamasına rağmen birbirilerine sarhoş olmadıklarını söyleyip hava atıyorlardı. Daha nereye park ettiklerini bilmedikleri arabalarını yanlış sokaklarda aradıktan sonra geldiler arabalarının başına. Mesut belinde ki bira şişesini kafasına diktikten sonra ceplerinde anahtarı aramaya başladı. Feyyaz ona kızıyor bir an evvel anahtarı bulmasını istiyordu. Otoparkın köşesinde onların kamyonundan başka hiçbir araba kalmamıştı. Mesut öyle sarhoştu ki anahtarı kontağa takmak için bile hayli uğraşmış parktan çıkarken de korkuluklara çarpmıştı. Demir yığını kamyon sağa sola savrula savrula caddenin ortasında ilerliyordu. Bir yandan bağıra bağıra şarkı söylüyorlar bir yandan da camdan dışarıya sarkıp günaydın diye sağa sola bağırıyorlardı. Gün aydın olmak üzereydi şehirde fakat gün getireceği karanlıktan habersizdi belki de. \n\n***\nBüyük bir gürültü koptu. Mesut’un kullandığı kamyon önce Ankara’dan gelen Ankara- Aydın otobüsüne sonra da bir hususi araca çarptıktan sonra yolun kenarında elinde bavullarla bekleyen bir baba ve kızı ezip askeriyenin duvarına çarparak durabildi. Yolda kan gölü vardı adeta. Çarptığı otobüsten fırlayan yolcular sağa sola savrulmuştu. \n\nHaber programları Aydında ki bu dehşet kazayı haber veriyordu.\nSonra ekran karardı, Muhabir yutkunan bir sesle devam etti. Kazada hayatını kaybedenler şunlar; \nMetin COŞKUN\nFiliz COŞKUN\nMerve COŞKUN \nErhan ÇETİN\nÖztürk KILIÇ\nNeriman BAL\nMusa BAL\n….\nKazaya sebep olan kamyonun alkollü sürücüsü Mesut KIRIK olay yerinden kaçarken, Feyyaz TİMUR ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı.\n\n“HER İNSAN ÖLECEK YAŞTADIR”\nVe Ölüm hayat için plan yapan bu insanları alkolü bir şoförün katliam gibi sebep olduğu bir kazada bir araya getirmişti. \n\n25 Şubat 2013\nMustafa Çelebi ÇETİNKAYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her insan tanıyacak",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nBugün günlerden salı\nSakın olma tasalı\nHer insan tanıyacak\nİstisnasız gassalı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her İnsanı doğuran Anne; Annemdir...",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nGeldim seninle şu vefasız dünyaya, aleme \nNeylerim alemi bir kavuşsaydım anneme \nBenim için yıllarca gözyaşı döktün unutmadın bir an bile \nHakkını ödeyemem canımı versem girsem de cehenneme... \n\nNice aylar geçse, geçsede nice azgın sene \nAnnemsin unutamam emeğini bir an bile \nNur ışıkları ile dolsun mezarın istiratgahın \nHer anneyi annem bildim; sen bildim kalmasın hakkın... \n\nKalksan gelsen sarılsan boynuma yavrum diyen \nDeğişmem seninle bir tek günü en mutlu günüme ebediyen \nÇünkü düşmanım oldu bir anneye annem diyeni görsem \nErken bırakıp erken gittin bizi haram oldu sana annem demem... \n\n\nKaldı elimizde bir tek gülen resmin bir de teypte sesin\nYetmez bu bize gelsin o hoş ılık anne kokan nefesin\nHer ailenin hiç bir şeye değişmeyeceği varsa bir annesi \nBizim de canımız kadar kıymetli bir tek sensin annesi.. \n\nBilirmisin sen gidince neler oldu; ne oldu \nGözyaşlarım taştı gözlerim doldu sel oldu \nSen aklıma geldiğin eksikliğini hissettim hep \nTüm anneler sana benzedi genzim sızlattı sen oldu...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her insanın uğraşı.",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nBugün haftanın başı,\nDökülmesin gözyaşı\nDilerim meşru olur\nHer insanın uğraşı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her İyilik Sadakadır",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nGözün gönlün hep tok olsun, ziyan vermez şanına\nSadakadan sakınma, iyilikten uzak kalma\nHer iyilik sadakadır, dönüşür bir sevaba\nBalık bilmezse de Hâlık bilir, sakın unutma\nBu sözüm bir nasihattir, aman yabana atma\n\n8 Aralık 2012 – ISPARTA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her kadın şiirdir",
        "poet": "Yüsra Nur Yazıcı",
        "poem": "\n\nKadın incecik\nKadın narin \nkadın hanımefendi\nKadın şiir gibi\nSaygı ve sevgi\nGöstermesini bilene\nŞiir gibi okumasını bilene\n\nKadın dır dırcı\nKadın asabi\nKadın cahil\nKadın saçı uzun aklı kısa\nSaygı ve sevgi \nGöstermesini bilmeyene\nŞiirin dilinden anlamayana\n\nHer kadın şiirdir ustasının elinde..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Kadın Bir Çiçektir",
        "poet": "Ünal Beşkese",
        "poem": "\n\nHer kadın, bir çiçektir; koklanmak ister,\nTaze kalmak, dalında saklanmak ister,\nSevgi yağmurlarında ıslanmak ister,\nNarindir, hep şefkatle okşanmak ister..\n\nSevgiyi bulamazsa kurur, kararır,\nDaha gonca da olsa, solar, sararır...\n\nÇok sıkı tutan el, çiçeği kırar,\nGevşek tutulursa da, başka el arar,\nEğer, ilgi görmezse, böcekler sarar,\nÇiçek, severek tutan ellere yarar.\n\nTutmayı bilen elde açılır, coşar\nAşkın en güzelini yaşatır, yaşar..\n\nO çiçek, her çağında açıktır aşka,\nHer dem, rengi bir güzel, dokusu başka,\nGülün başka, goncanın kokusu başka; \nGülistanda bahçevan olsaydım keşke...\n\nGündüz hanımelidir, gece karanfil,\nİş ki sen her çiçeği koklamayı bil...\n\nSevdâlara en güzel renk verir  adın,\nAnlayana her çağda başkadır tadın.\nHer zerresi bal dolu petektir kadın,\nSol yanıma taktığım çiçektir kadın...\n\nGüzel seven gönlümde en güzel gerçek; \nHer çiçek kadın gibi, her kadın çiçek...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Kadin Vatanim",
        "poet": "İbrahim Ethem Uzun",
        "poem": "\n\nButun dunya kentleri arasinda\nBaskentim kadinlarin elleri\n\nGuzellerin tarihi\nMermer sehirlerin tarihi gibi\n\nNice ormana girdim\nYollarini bilmedigim\nAma beni kollarina aldilar\n\nDenizin gemileri \nKollarina aldigi gibi\n\nDaha once \nNe ailem vardi\nNe evim\n\nKadinlarin dudaklarinda \nKasideler kanevcelenmis\nAma kesfedilmemis\n\nUzuntu \nGozlerime yuva kurmus\nVatanim sanki isgal edilmis\n\nBu yuzden \nTanistigim her kadini \nHur vatanim zannettim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Kelime Değerli",
        "poet": "Her Kelime Değerli",
        "poem": "\n\nHer Kelime Değersiz; Sen Yanında! \nve Her Kelime Değerli; Sana Dair; Ben Katında...\n\n(2009 / Bursa)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Kavram",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHer kavram zamanıyla anlamlanır,\nAsırdaşlarca kolay tanımlanır\nDünü dünün kavramlarıyla anlat,\nBilmeyen seni düşman diye tanır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her kalemde bir kadın!",
        "poet": "Kamil Çağlar",
        "poem": "\n\nHer kalemde bir kadın,\nHer dilde yaşanır hüzün.\nHer elde koklanır bir gül.\nYaşanır bahçelerde, bazen de zulüm.\n\nHayaller içinde sürünmekse eğer\nAldatmanın kara bahtıdır kadın.\nDilenmiş gönüllerde ağlamaksa değer\nAtlanmamış uçurumda bekleyendir kadın.\n\nOn dört karat parıltısında kararır\nİnce parmak yolunda kadın.\nTelkari deminde işlense de sarrafın\nSağ kol omzunda taşınır kadın.\n\nHer kalemde yaşansa da bir kadın\nYaşanır bahçelerde, bazen hüzün.\nDilenmiş gönüllerde ağlamaksa kadın\nHaykırır sokaklarda, bazen de zulüm.\n\n17.10.2005\t22.00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Kasım Gelişinde",
        "poet": "Erman Ulusoy",
        "poem": "\n\nBir kasım sabahında,\nVedalaştık seninle; \nDöneceğim tez diye,\nSöz vermiştin yeminle.\n\nUnutmuşsun besbelli,\nVerdiğin o sözleri.\nBenimse hep aklımda,\nVeda anından beri…\n\nAyrılık dayanılmaz\nAcılar üretiyor.\nHasretliğin kâlbimi\nMum gibi eritiyor.\n\nDaha böyle kaç mevsim\nAyrı geçecek senden.\nDayanmıyor bedenim,\nCan çıkacak bu tenden.\n\nHer kasım gelişinde,\nAramakta gözlerim.\nYalnızlık içersinde,\nSeni candan özlerim.\n\nSon nefesi vermeden,\nKeşke gelebilseydin; \nHoş geldin bahar derdim,\nHazan olsa da mevsim…\n\n28.10.2012\nErman Ulusoy\nKırklareli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Kes  Gibi",
        "poet": "Atilla Durukan",
        "poem": "\n\nher kes gibi benimde  sevmek  sevilmek hakkım,\nömrünün yollarına  güller  dökmek  isterdim.\nengel  diye  herşeyi çıkardın hep  yoluma\nsevda  yollarımı  hep   neden  kapattın  kader.\n\nyaz  ayımı kış ayına   çeviren hep sen oldun,\nagustos daglarıma karlarını yagdırdın.\nömrümün yollarında, yolumu hep kapattın,\nsevda gülleri,mi neden kopardın   kader.\n\nbir ödüldü ömrümde karşıma  çıkışı, \nyıllarımın hayaliydi,gerçegim  olunca,\naçmadan soldurdun hep gönlümdeki  gülleri,\ngülümün köklerini  neden kuruttun kader.\n\nkoca/man bir dag idim, üstümde nazlı kar/ım,\nmor sümbüllü   çiçekler  eteklerde açmıştı.\neriterek yok ettin, aldın elimden  kar/ı\nneden yıktın bu dagı,neden yok ettin  felek\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Her Kalıba Girinilen",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nDenilindi. Böylece\nYanılınıla dönülündü,\nOnun önderleriyle birlikte\nYakılınmalık sunulunusunun\nYanılında durulunduğunu görülündü.\nTanrı ne denilindi? \nDiye sorulundu.\nŞu bilinilindiriniliyi iletinilindi:\nEy uyanılan ve dinlenile; \nEy oğunulu,\nBana kulak verilin.\nTanrı inilinsan değilin ki,\nYalanılan söylenilesin; \nİnilinsan soyulundan değilin ki,\nDüşülüncesini değiştirilinsin.\nO söyleniler de yapılınmaz mı? \nSöz verinilir de \nYerinile getirilinmez mi? \nKutsamak içilin\nBana buyruk verilindi; \nO kutsanılındı,\nBen değiştirinilemem.\nSoyulunda suç bulunulunmadı,\nNe de kötülük.\nDüzülünyazınılı gibi,\nNesre ait,\nNesir kabilinden; \nCan sıkınılıcı, ağır.\nCan sıkınılıcı surette.\nAleladelik. Bir \nPiyes veya\nHikayede baş rolü\nOynanılayan kimse; \nKahraman; önayak\nOlunulan kimse.\nProtamin. Cümlesinin\nŞart kısılınmı; \nKlasik tiyatroda \nPiyesin konulusunu\nAnlatınılan önsöz.\nDönenilek tabiatlı,\nÇok yönlü.\nKorumak, muhafaza etmek,\nSaklamak, himaye etmek; \nYabancı mallara\nYüksek gümrük\nKoymak suretiyle\nYerilinli malları korumak.\nKorunulayan, himaye edinilen.\nKorunuluma, muhafaza,\nHimaye; sığınılacak yerilin,\nKorunulacak yerilin,\nBarınılak; serbest seyahat.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Kim Saparsa",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHer şeyin doğal hali, fıtratın ta kendisi,\nFıtrata ters olanın, nefsidir efendisi,\nFıtrattan sapanlara, insan diye bakamam,\nHer kim saparsa ondan, kesin olur din dışı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Kuluna Bedava",
        "poet": "Nizamettin Özel",
        "poem": "\n\nAğaç yeşerir, dallarında meyva; \nElma, armut, kiraz, ayva...\nOnca nimeti var Allah’ın,\nÜstelik her kuluna bedava...\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Kış Bahara Çıkar",
        "poet": "Avni Temiz",
        "poem": "\n\nGüne gün yaşayanlar, düşünmezler yarını,\nKarşılıksız sevenler, bil ki canından bıkar.\nAşkla tutuşan yürek, artırırken harını; \n-Her güzel bir yürekte, aşk ateşini yakar; \n-Üzülme deli gönül, her kış bahara çıkar.\n\nBakarken yıldızlara, gözler dolar çağlarım,\nDöktüğüm gözyaşları, yanaklarımı yıkar.\nKimse görmesin diye, ben hep gece ağlarım.\n-Her güzel bir yürekte, aşk ateşini yakar; \n-Üzülme deli gönül, her kış bahara çıkar.\n\nDerin olurmuş meğer, yüreklerin kuyusu,\nDibini göremezsin, sanma ki düşen çıkar.\nGözlerimden gitmiyor, gözlerinin büyüsü,\n-Her güzel bir yürekte, aşk ateşini yakar; \n-Üzülme deli gönül, her kış bahara çıkar.\n\nGidince bu sevdayı, böyle öksüz bıraktın,\nBen ölünce ağlasan, matem tutsan ne yazar.\nSeni seven yüreği yıllarca boşa yaktın,\n-Her güzel bir yürekte, aşk ateşini yakar; \n-Üzülme deli gönül, her kış bahara çıkar.\n\nSevmek güzeldir elbet; tabi sende seversen,\nKarşılıklı olunca, gözler bir güzel bakar.\nDünyalar benim olur, bir kere sevdim dersen.\n-Her güzel bir yürekte, aşk ateşini yakar; \n-Üzülme deli gönül, her kış bahara çıkar.\n\n16.11.2013 Bağcılar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her köşesi ayrı güzel olan bu cennet vatan",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nYüksek kayalardan dökülür tortum şelalen\nCennetten bir köşedir Rize de fırtına deren\nÇoruh ki  Bayburt’tu  süsleyip içinden gecen\nHer köşesi ayrı güzel olan bu cennet vatan\n\nYeşil ırmak ana doluyu sulayarak dökülür denize\nAraz Pasinler ovasını  sulayarak akar gider hazara\nSakarya  tarihi yüküyle  vakarlı akar kendi  başına\nHer köşesinden bir nehir akan eşi bulunmaz vatan\n\nKarasu alır suların kaynağı olan Dumlu dağından\nAkarak giderdenken kollarıyla  adına koyar Fırat’ı\nTürk oğlu Türk suyun da sular dor atını, kır atını\nHer köşesinden  su fışkıran bu cennet  vatan\n\nKura nehri Ardahan yaylasına verir yeşil hayatı\nBüyük,küçük menderes Ege’nin bitmez bereketi\nManavgat çayı yeşil Antalya’nın güzellik alameti\nHer köşesinde bir çağlayan olan bu cennet vatan\n\nMunzur çayı bin bir efsaneyle kaynağından çıkar\nZapsuyu derin vadilerde yanık türküler yakarak akar\nMurat nehri  çağlayarak,coşarak Fırat nehrine koşar\nHer köşesinde bir efsane olan eşsiz bu cennet Vatan\n\nFırat nehrim doldurur barajları,güldürür de bizleri\nDicle nehri,Fırat’la birleşerek sular Mezopotamya’yı\nMeriç uzak eski vattan topraklarından sular Edirne’yi\nNehirlerine şehit kanları karışmış olan bu cennet vatan  \n\nHalil Çolak 11.3.2006 Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her kuş hep aynı yurdu yurt tutmaz",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nCandan seveni seçmek gerek eş \nHer kuş hep aynı yurdu yurt tutmaz \nSevmeli canan mecnunla özdeş \nHer kuş hep aynı yurdu yurt tutmaz \n\nSadık kalmaz bol cananla cana \nYolcu pek çok var yolludan yana \nGönül vermeli iyi insana \nHer kuş hep aynı yurdu yurt tutmaz \n\nHer kul bağlanmaz yardan vazgeçer \nHuysuz bol uçkur için yar seçer \nBir kuş misali çokları göçer \nHer kuş hep aynı yurdu yurt tutmaz \n\nKimisi olur güzele sapkın \nKimisi olur güllere tapkın \nKimisi olur hovarda çapkın \nHer kuş hep aynı yurdu yurt tutmaz \n\nÇoğu canandan bıkandır çok tez \nBir gün giderde geriye gelmez \nGöçmen kuş gibi yapar yurt yurt gez \nHer kuş hep aynı yurdu yurt tutmaz \nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her kuş cennet kuşu değil",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nKumru serçe gibi lakin\nHer kuş cennet kuşu değil\nHem sessizce hem de sakin\nHer kuş cennet kuşu değil\n\nKimisi yer et ile leş\nKimi alır birden çok eş\nKimi yapar meyveler deş\nHer kuş cennet kuşu değil\n\nÇoğu dağa yuva yapar\nÇoğu başka yurda sapar\nÇoğu yer yer geze tapar\nHer kuş cennet kuşu değil\n\nCanlılarda canı almaz\nAmbarlardan ekin çalmaz\nBaşka başka yerde kalmaz\nHer kuş cennet kuşu değil\nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her kuş talih kuşu değil",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nÇok kuş konar daldan dala\nHer kuş talih kuşu değil\nYaşar ekin çala çala\nHer kuş talih kuşu değil\n\nKimisi yem kimi et yer\nKimi evcil kimi göçer\nKimi gezer arşta yer yer\nHer kuş talih kuşu değil\n\nKimi kirli kimi paktır\nKimi güle aba yaktır\nTürlü renkler ruha kattır\nHer kuş talih kuşu değil\n\nÇoğu uçar dağdan dağa\nÇoğu siner bağdan bağa\nYaşam yeri evle doğa\nHer kuş talih kuşu değil\nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her kuş yuva yapmaz",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nÜzerime gül kokmaya bıkmadın. \nHer kuş yuva yapmaz sende yapmadın. \nMutlulukla hiç karşıma çıkmadın. \nHer kuş yuva yapmaz sende yapmadın. \n\nNe yaptımsa adam olup gitmedin. \nBeni sende başlayıpta bitmedin. \nHiç ak günü üzerime itmedin. \nHer kuş yuva yapmaz sende yapmadın. \n\nHiçbir zaman bana huzur vermedin. \nYolarıma sevgi sevda sermedin. \nYaydan azca tüm ruhumu germedin. \nHer kuş yuva yapmaz sende yapmadın. \n\nYaşam ile bir gün kapım çalmadın. \nKara günde dostum olup kalmadın. \nAğlamaktan başka şeye salmadın. \nHer kuş yuva yapmaz sende yapmadın. \n\nSedat hünkar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her kuş sıla kuşu değil",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nKuşlar vardır çalı kuşu \nHer kuş sıla kuşu değil \nKuş var ağaç dalı kuşu \nHer kuş sıla kuşu değil \n\nKuşlar vardır göl kuşudur \nKuşlar vardır çöl kuşudur \nKuşlar vardır gül kuşudur \nHer kuş sıla kuşu değil \n\nÇoğu gezer diyar diyar \nçoğu yapar bağları sar \nÇoğu dağda olandır var \nHer kuş sıla kuşu değil \n\nKuş var başka başka soyu \nKuş var uzun kısa boyu \nKuş var yapar gökte toyu \nHer kuş sıla kuşu değil \n\nPapağanlar ile kardeş \nKanaryalar ile özdeş \nMuhabbetler ile bir eş \nHer kuş sıla kuşu değil \nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Mayıs Sabahı",
        "poet": "Abdullah Oral",
        "poem": "\n\nHer Mayıs Sabahı\n\nHer mayıs sabahına uyanan gözler\nKışkırtır içimdeki açlık ordusunu\nDalga kıranları yıkarak gel git ler\nDenizin türküleriyle düşer yollara\n\nİçimde kök salan umut başlar yürümeye\nDeniz olur taşar caddeler\nKıyılara vurur köpek balıkları\nKaçmak için emeğin sıcak sularından\n\nHer mayıs sabahı kapımı yoklar dalgalar\nBir deniz türküsü düşer dilime ki\nKendi sesime kendim- erir karışırım sulara\nYusufçuklar kanat çırpar penceremde.\n\nVe her mayıs sabahı üç karanfil koklarım\nSalarım sevdamı göklere güvercin kanadında\nHaykırırım öfkemi her solukta çığlık çığlığa\nHer mayıs sabahı-\nÇığlıklara tutunarak yükselir denizlerin adı göklere\n\n\n"
    },
    {
        "title": ". Her Mevsim",
        "poet": "Turgut Uzdu",
        "poem": "\n\nYine bir eylül akşamı\nGerçi her mevsim eylül, yokluğunda\nHer mevsim turuncu\n\nRüzgârlar Kordon kokuyor\nKordon sensizlik\nMartılardaki arayışa takılıyorum\nVapurun izleri gitti diyor\nDallar kırık\n\nMezar taşına umut yazılmış\nKaranlığın en deli yerindeki korkular uçuşmakta\nYüreğe saklanmış sevgi\nCesaret hükümlü\n\nBoyun büküyor gölgem\nArdıma saklanmış hep sensizlikten\nGözlerinde badem çiçekleri saklı\nYasakların diktiği dudakları suskun\nGülümsemek yasaklı\n\nAh! Sevgili, Ah! Sevgili\nGözlerime sakladıklarımı götürdün\nZamanı kaçırdım yine en tutulmaz yerinden\nBeni de al diyemedim\nBenimle kal diyemedim\n\nTuruncu ayrılık rengiymiş\nNeden her mevsim turuncu\nNeden her mevsim eylül sevgili neden? \n\nAdımlarımı taşıyorum hatıralarda\nRüzgârlar Kordon kokuyor\nKordon sensizlik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Mevsim",
        "poet": "Zerdal Aydın",
        "poem": "\n\nSen yinede her mevsim güzelsin bende ilk bahar kokunu hatırlatır bana yaz sıcaklığını son bahar gidişin ve kış sensiz üşüdüğümü hatırlatır bana ama sen yine de her mevsim güzelsin bende mesela son bahar da ben solsam da tüm çiçeklerle ama sen her ilk bahar da  yeniden tomurcuk açıyorsun bu çorak yüreğimden Filiz Filiz yeşil yeşil ve umut umut  her mevsim güzelsin bende son baharda sararıp solan yapraklar gibi tek tek düşüp gitsen de ömrüm den bir gün yeniden tomurcuk vereceksin düştüğün yerden  sen her mevsim güzelsin bende\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Mevsim Aşk",
        "poet": "Murat Sayım",
        "poem": "\n\nKuru bir yaprak\nHüsranla bayat\nHer mevsim sonbahar\nHer sonbahar aşk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Mevsim Kış...",
        "poet": "Nurcan Düzenli",
        "poem": "\n\nHer mevsim kış gibi yüreğime; \nKurduğum hayaller buzlanmış bekliyor bir köşede.\nKalbim soğuk,\nKalbim donuk.\n\nHer mevsim kış gibi yüreğime; \nKardan adamlar var içimde.\nBen sensiz,\nBen sessiz.\n\nHer mevsim kış gibi yüreğime; \nBembeyaz, apak yine.\nİçim buzdağı,\nİçim aralık ayı.\n\nHer mevsim kış gibi yüreğime; \nKorkularım tir tir titriyor bir de.\nKabuslar senli,\nKabuslar zehirli.\n\nHer mevsim kış gibi yüreğime; \nYaz aşkları kaldı sahilde, denizde.\nEtraf karanlık,\nEtraf yalnızlık.\n\nHer mevsim kış gibi yüreğime; \nYaşlanıyorum dokunamadığım tenlerde.\nKaldırımlar ıslak,\nKaldırımlar yatak.\n\nHer mevsim kış gibi yüreğime,\nAç kaldım sevilmeye.\nEllerimde eldivenlerim,\nEllerimde matemim.\n\nHer mevsim kış gibi yüreğime; \nBir bardak çay durur sehpamın üzerinde.\nEv bomboş,\nEv sarhoş.\n\nHer mevsim kış yüreğime..\n\n~ Nurcan Düzenli ~ | Her Mevsim Kış...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Mevsim Bana Sonbahar",
        "poet": "Şebnem Büşra Dalğıç",
        "poem": "\n\nÜç sonbahar önce kar yağıyordu,\nAğır ağır yol alıyordu toprağa,\nVe dokunuşu sarıyordu,\nTıpkı bir ipek gibi örtüyordu toprağı,\nGizliyordu tüm çirkinliklerini,\nSaklıyordu tüm renklerini,\nSonbahardan geriye kalan,\nApaydın bir yeryüzü oluyordu.\n\nİki sonbahar önce, yağmur çiseliyordu,\nSüzülerek iniyordu toprağa,\nVe bereketi sarıyordu,\nTıpkı bir cennet gibi donatıyordu toprağı,\nCanlandırıyordu tüm ölü ruhlarını,\nSonbahardan geriye kalan,\nHoş bir koku oluyor du..\n\nBir sonbahar önce güneş vuruyordu,\nIşıl ışıl iniyordu toprağa,\nVe sıcaklığı sarıyordu,\nTıpkı bir nur gibi aydınlatıyordu toprağı,\nEritiyordu tüm buzları,\nEn derinlerdekini aydınlatıyordu,\nSonbahardan geriye kalan,\nSıcak bir okşayış oluyordu.\n\nBu sonbahar, bulutlar iniyor yeryüzüne,\nKara kara dökülüyorlar göklerden,\nVe şiddeti yıkıyor,\nTıpkı bir tevelli gibi yokediyor toprağı,\nSonbahardan geriye birşey kalmıyor,\nBu gerçek bir sonbahar olmalı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": ".. Her Mevsim Bahar Olmalı",
        "poet": "Turgut Uzdu",
        "poem": "\n\nŞeffaf kanatların mı vardı hiç ıslanmamış\nBir çırpmada uçup gittin elimden\nGözlerim nefeslerine takılı\n\nHangi mevsimin gönlü yalnız rüzgârları esiyor sokaklarda\nUmudun ayakları çıplak\nAdı yasak bir gönül koşusu bu\nLambalar sönük takvimlerde\nYarınlar düşük\nBir yaprak sürüklenmede\nGölgesinde hüzün\n\nNefesler kendi girdaplarına yakalanmış\nDöngünün sınırı yok\nDibi delinmiş teknede yolculuk hayat\nBir gözyaşı takılı gülümseyişe yahut kedere\nTeselli şafakla doğup şafakla batmakta\nUmut kalmak için ağlamakta\n\nNamluya sürülmemiş mermi hasret\nNişangâh yürek\nBilmiyorum ey nasip\nHangi kuyulardan çıktın karanlık ve derin\nNereye gidiyorsun yine yürüyerek\n\nHangi camlara çizdin resmi\nBütün manzaralarında o \nBilirim hayallerin gölgesine kavuşur eninde sonunda\nSütlaç kâsesindeki beyazın yüzü tebessüm dolar\nArdından kapanan kapının hüznü\nBir konak hafızalarda\nKapılarda kahve köpüğünden çalınma bir renk\n\nDaha ne istiyorsun ey yaralı bülbül\nHer mevsim bahar olmalı \nUzun bir seyahat yaşamalı yürek, beyin kıvrımlarında\nBeddualar duaya dönmeli\nBir söz uzanmalı saklandığı köşelerden\nSeni seviyorum demeli\n\nSavaşı bitmeli yalnızlığın kalabalıkla\nGülümsemeler koşuşturmalı ardı sıra bakışların\nHasret unutulmalı dudaklarda\nVuslat türküleri söylenmeli neşeyle\nHer mevsim bahar olmalı\nHer mevsim bahar kalmalı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her ne... (4’lük)",
        "poet": "Atakan Kartaltepe",
        "poem": "\n\nHer ne yazıyorsam sanmayın şu elimin,\nHer ne yazıyorsam kelimeler dîl’imin! \nNe beklenir ki dil’inden yanıp da tüten, \nKerem Mecnûn misâli böyle bir deli’nin! \n\n                                       30.10.2007/14.05\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Milletin Bir özü,Bir kimliği var.",
        "poet": "Erdinç Sert",
        "poem": "\n\n\n\nTürklük bitmeyen türküm\nİslam türklükte en yüce ülküm\nLiderdir gönüllerde fikrim\nÇünkü şanlı tarihim var.\n\nBu yüce ülküde mücadelede\nNice şehitler verdik,veriliyor daha nice\nGücümüze gidiyor yaptıkların gücümüze hoca\nVatana minnet değil,can borcumuz var.\n\nTürküz biz müslümanız,varmı bundan ötesi\nTürklükle yükseldi islamın meşalesi\nBalçıklamı sıvamaya çalışıyorsunuz güneşi\nBizim hem güneş gözlüğümüz,hem şemsiyemiz var\n\nHep var dedik ya,birde olmayana bakalım\nGönlümüzde türk islam,sende sadece islam var\nArabistana git arabistana hocam\nİslam aleminde,ta.. bir uçtan bir uca.\nHer milletin bir özü,bir kimliği var.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Nadan",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nEy Allah'ı yok sayan kendini bilmez adam,\nBilmez misin bir yaprak düşmüyor sararmadan,\nBalçıkla sıva yapar, kendini tanımadan,\nBildiğinden değildir, yok veya var dediği,\nVarı yok göstermede mahir sanır her nadan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Nefesinde Yıkılacaksın",
        "poet": "Demet Akkoyun",
        "poem": "\n\nSevgi ve hasret özlemi hayali sıcaklığı sinmiş gecelerine\nAğlayarak uyanmakta sın her gece \nKaderin acısını göreceksin yüreğinde\nNasıl titreyecek yüreğin bilemezsin beni düşleyip \nBeni çok sevdiğini haykıracaksın \nBen yalnızım feryat edeceksin kadere\nKaranlıkta hıçkırarak ağlayacaksın gözyaşları içinde kalacaksın \nFeryat edip kaderim sin diyeceksin \nÇırpınan kalbini nasıl avutacak sın \nGözyaşları saracak gecelerini yasını tutacaksın \nYasını tutacaksın çırpınarak ne olduğunu bilemeyeceksin \nHüzünler saracak gözlerini acılar saracak yüreğini\nGeceleri korkup ağlayarak uyandığında gözyaşların dinmeyecek \nKorkacaksın acılardan her gece beni arayacak gözlerin\nYıllara gömeceksin sen acılarını her nefesinde yıkılacaksın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Ne Halde İsem Bilir Dost Beni\t",
        "poet": "Aşık İsmail Daimi",
        "poem": "\n\nAşıkını bu menzile erdiren\nHer ne halde isem bilir dost beni\nBir noktada bin bir hikmet gördüren\nHer ne halde isem bilir dost beni\n\nÇekip katarını yola gelene\nCanım kurban olsun halden bilene\nŞu gönlüm yar olmaz yüze gülene\nHer ne halde isem bilir dost beni\n\nMümin olan muhabbeti hal eyler\nÖzünü alemde türap yol eyler\nNadan olan ismimizi pul eyler\nHer ne halde isem bilir dost beni\n\nKerem eyle kurtar ulu yaradan\nAyırma bizleri cemden sıradan\nCahil olan seçmez akı karadan\nHer ne halde isem bilir dost beni\n\nDaimi eriştim seyran çağıma\nKumru dudu konar dal budağıma\nBen bağban olmuşum kendi bağıma\nHer ne halde isem bilir dost beni.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Nefesim İstanbul...",
        "poet": "İbrahim Ethem Bingül",
        "poem": "\n\nÇağ açtıran sevgili, destan yazdıran şehir\nAşkım, bitmez hevesim; İstanbul hayat suyum\n\nEkmeğim o, aşım o; ben toprak, o yağmurum\nBu şehrin içindeyim, onunla dopdoluyum\n\nSemt semt ve cadde cadde öpsem de her taşını\nSevsem ömrüm boyunca, toprağında mutluyum\n\nSemavî bir müjdeydi İstanbul 'u Türk eden\nMehmed ' i Fatih eden o aşkın hamuruyum\n\nSevgiydi sevda oldu, aşktı İstanbul oldu\nİstanbul ' un âşığı Fatih ' in torunuyum\n\nPeygamber sevgisiydi İstanbul ' u fetheden\nO sevginin meftunu, o sevdanın yoluyum\n\nİstanbul eşsiz incim, İstanbul  göz bebeğim\nİstanbul ' un kalbinde İstanbul ' la doluyum\n\nAşkla tarih iç içe, bu şehir kutlu rüya\nBen bu rüyayı her gün uyanık görüyorum\n\nYedi tepe üstünde yükselen bir  âbide\nBen bu eşsiz şehirde ' İstanbul ' soluyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Nefeste De Allah",
        "poet": "Ahmet Soyyiğit",
        "poem": "\n\nFezküruni demez mi\nKur'anda Zat-ı Bâkî\nZikrinden olma hâlî\nHer nefeste de Allah\n\nKalpleri tatmin eder\nMütenebbih olun der\nKaranlığı yok eder\nHer nefeste de Allah\n\nKayıtla şartla değil\nMevlaya ver sen meyil\nOlmazsın asla zelil\nHer nefeste de Allah\n\nŞu cesedin suretin\nSu ile temizlersin\nİstiyorsan siretin\nHer nefeste de Allah\n\nZikret Hakk'ı fikr ile\nŞuhud ve tefekkürle\nKalmayasın şüphede\nHer nefeste de Allah\n\nAHMED Allah'ı zikret\nSıfat ve zatı zevk et\nEhl-i zikre mürüvvet\nHer nefeste de Allah\n\n1965\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Nefse Bir Sabır",
        "poet": "Önder Yağcı",
        "poem": "\n\nDüşüncen gül ise gül bahçesisin\nBırak da düşüncenle dünya yeşersin\nDikense düşüncenle nar-ı cehennemedir yolun\nHer Harf tuzaktır soluğunda nefsin\n\nBu beden, canın ortağıdır; Nuh'un gemisine benzer.\nNefisde diğer ortağıdır; Nuh tufanına benzer\nZaptı zor bir kumanda olsada elinde  olan\nLakin iyi bir kaptan suyun üstünde gider\n\n\nYalnız, yalnız sabırdadır çaresizliğe çare... \nSabır ince sırattır, sonu varır kemâle\nSabır, iman yüzünden baş tacıdır\nÇünkü sabrı olmayanın imanı yoktur.Buna ne şüphe,\n\n\nSürme değil kurşun sür ki nefsin gözüne\nBakamasın artık senin gözünle\nSabır ile çiğne nefsin bendini\nTakati kalmasın konuşmaya senin sözünle\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Oda da Bir Yalnızlık",
        "poet": "Mehmet Yaş",
        "poem": "\n\nBen her gece düşlerimde sana doğru koşuyorum,\nZamanın en sonsuzunda  yokluğunu yaşıyorum..\nBir beden de iki kahır yükünü bir taşıyorum,\nHer oda da bir yalnızlık dört duvarlar sır vermiyor; \nÖlü müyüm, diri miyim..  hala akıl sır ermiyor.\n\nGel demekle gelinmiyor yolsuz,  ıssız bir gurbet de,\nYuvarlanıp gidiyorum bilinmez bir akıbet de,\nÖdenirse öde haydi.. çektiğimi hesap et de.\nHer oda da  bir yalnızlık dört duvarlar sır vermiyor; \nÖlü müyüm, diri miyim.. hala akıl sır ermiyor.\n\nPranga’yı  boynumuza elimizle taktırdılar,\nKurduğumuz hayalleri yine bize yıktırdılar.,\nBizi bu genç yaşımızda yaşamaktan bıktırdılar! \nHer oda da bir yalnızlık dört duvarlar sır vermiyor; \nÖlü müyüm, diri miyim.. hala akıl sır ermiyor.\n\nKabûlü zor hâkikât’ler  hayallerle avutulur, \nO yeminler, o vaât’ler  söyle nasıl unutulur? \nSeven gönlüm el-alemle şimdi nasıl bir tutulur! \nHer oda da bir yalnızlık dört duvarlar sır vermiyor; \nÖlü müyüm, diri miyim.. hala akıl sır ermiyor.\n\nZaman henüz geçmiş değil mahşere dek süresi var; \nYeter ki  sen  candan iste, çözümü var, çaresi var; \nBilsen seni gözlerimin ne kadar çok göresi var! \nHer oda da  bir yalnızlık dört duvarlar sır vermiyor; \nÖlü müyüm,  diri miyim hala akıl sır ermiyor.\n\n                                                    26.051996\n\nMehmet Yaş - Şair/Şarkı sözü yazarı\t\n\nTlf. Ev: 0 368 261 85 84\nCep : 0 530 512 73 76\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Odada Bir Yalnızlık",
        "poet": "Mehmet Yaş",
        "poem": "\n\nBen her gece düşlerimde sana doğru koşuyorum,\n   Zamanın en sonsuzunda yokluğunu yaşıyorum..\n   Bir beden de iki kahır yükünü bir taşıyorum,\n   Her oda da bir yalnızlık dört duvarlar sır vermiyor; \n   Ölü müyüm, diri miyim? Hâlâ akıl sır ermiyor.\n\n   Gel demekle gelinmiyor yolsuz, ıssız bir gurbette,\n   Yuvarlanıp gidiyorum bilinmez bir akıbette,\n   Ödenirse öde haydi borcunu bu garabette.\n   Her oda da bir yalnızlık dört duvarlar sır vermiyor; \n   Ölü müyüm, diri miyim? Hâlâ akıl sır ermiyor.\n\n   Prangayı boynumuza elimizle taktırdılar,\n   Kurduğumuz hayalleri yine bize yıktırdılar.,\n   Bizi bu genç yaşımızda yaşamaktan bıktırdılar! \n   Her oda da bir yalnızlık dört duvarlar sır vermiyor; \n   Ölü müyüm, diri miyim? Hâlâ akıl sır ermiyor.\n\n   Kabulü zor hakikatler hayallerle avutulur, \n   O yeminler, o vaatler söyle nasıl unutulur? \n   Seven gönlüm el-âlemle şimdi nasıl bir tutulur! \n   Her oda da bir yalnızlık dört duvarlar sır vermiyor; \n   Ölü müyüm, diri miyim? Hâlâ akıl sır ermiyor.\n\n   Zaman henüz geçmiş değil mahşere dek süresi var; \n   Yeter ki sen candan iste, çözümü var, çaresi var; \n   Ah! . Bilsen şu gözlerimin seni ne çok göresi var.\n   Her oda da bir yalnızlık dört duvarlar sır vermiyor; \n   Ölü müyüm, diri miyim? Hâlâ akıl sır ermiyor.                                                 \n                                                     26.051996\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Neyse Rengi",
        "poet": "Koray Aksoy",
        "poem": "\n\nbir salkım gülüş dudaklarında\nve dev sis perdesi gri gözlerin\nne kadar yeşilse\nyahut mavi\nne kadar her ne ise rengi\n\nparıltılarına malik\ngökyüzü yakutları\niki adımda bir mayın tehlikesi\ngözlerine yaklaştığım\nnefesini hissettiğim her saniye\nfırat içime\nderinime gark olur\nyok olur\nhazan olur \nsonbahar çözülmezliği gözlerin\ngece her ne kadar kara ise\nve güneş nasıl kırmızı\nbuğday sararıyorsa yazın\nsen de öyle grisin içimde\n\nşimdi zamanın ötesinde\n\nbir salkım gülüş dudaklarında\nve dev sis perdesi gri gözlerin\nne kadar yeşilse\nyahut mavi\nne kadar her ne ise rengi\n\nay dembedem nefessizlik dehlizlerinde çırpınır\nney’in sesi \nsesinin -sessizliğinin- ağıdı\naşağıdan\nderinden\nve demirden vura vura gözlerime bakışın\ndiyemeyişin\ndemeyişin\nsusuşun\nilla ağlarım/gözyaşlarım sana hasret\ngörsen güçsüz kalacağım\nyok olacağım\ntersine alfabelerle varlığının haykırılmazlığını sileceğim defterlere\n\ntüm kelimelerin gölgesinde\n\nbir salkım gülüş dudaklarında\nve dev sis perdesi gri gözlerin\nne kadar yeşilse\nyahut mavi\nne kadar her ne ise rengi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Öğretmen Bir Gelecektir",
        "poet": "Selim Temiz",
        "poem": "\n\nİlk öğretmenim idi benim temelim canım annem ile babamdır \nDoğacağım yeri seçmek değildi hakkım ama insan olmak hak\nAile çevre mekteptir üçgeni enerjisini kültürden alsın bu gemi \nÖğretmen deyip geçme iyi adil doğru ola gelecektir vazgeçme\n\nÖğrencisiyiz ömür boyu bizlere daima bir şey öğretecek hayat\nİlk temeldir sağlam olmalı beynimiz iyisinden en iyisi dolmalı\nGelecek bir eser bulacak ya bulacak ya da bulamadan  solacak\nÖğretmen deyip geçme iyi adil doğru ola gelecektir vazgeçme\n\nÖğretmen bir insandır ve insanca bir gelecek yaratacak insana \nÖğrenci ise öğrenmek adına kuludur kölesidir bir ömürle dola\nÖğretmen en iyisini yetiştirmek adına baş koymalı baş bu yola\nÖğretmen deyip geçme iyi adil doğru ola gelecektir vazgeçme\n\nYaşam derindir çok derin ne olur iyisinden en iyisini hep verin\nBir gelecek için iyi yüreklerinizden en yüreklice önlerine serin\nBu öğrenci doğrusuyla eğrisiyle daima olacak tek senin eserin\nÖğretmen deyip geçme iyi adil doğru ola gelecektir vazgeçme\n\nVerileri iyi olanın alıcısı bilgi ile dolanın medeniyette alın yol \nGelecek senin eserin bu konuda çok düşün bu mevzu çok derin\nÖğretmen saygıdır sevgidir toplumdur içinde sensin en yürekli \nÖğretmen deyip geçme iyi adil doğru ola gelecektir vazgeçme\n\nSelim Temiz; 07/12/1960 Mersin doğumluyum; Mersin Üniversitesinde şef memur olarak görev yaparım; 27 yıldır şiir yazarım; Bu şiirimi Başöğretmen Atatürk’ün huzurunda tüm öğretmenlerimize ve Mersin Üniversitesi öğretim elemanlarına  armağan ediyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Neyse...",
        "poet": "Çiğdem Selçuk",
        "poem": "\n\nBurası; bir garip yalnızlıktır benim ağbim...\n\nİçi kara,dışı kara bir rüya gibi\n\nHep gidenler sendendir burada \n\nBir garip med-cezirdir yaşadığın..\n\nSana gelen hep acıdır,gidenlerden sonra\n\nHer neyse canım ağbim..\n\nBurası bir ince hesaptır aslında\n\nYaşamı katıklayacak umutların bile yoktur\n\nOlmadık insanlar girerler yüreğinin ta içine \n\nEn mahremini talan ederler sorgusuzca..\n\nBurada; \n\nSadece çarkın içinde dönmek vardır güzel ağbim..\n\nAma dönmek yoktur; hayasızlıktan...riyadan...\n\nÖrselinirsin baştan aşağı, çaresiz\n\nHer neyse benim ağbim...; \n\nBurada yıkılır hep yeniden kalkarsın\n\nSana göre değildir artık gülmekler..\n\nEl diline sakız olursun atıla itile\n\nKısaca soluksuz kalmaktır burası canım ağbim..\n\nÖzlemek ve hiç kavuşamamaktır aslında\n\nElinden gelse yok saymaktır kendini belkide \n\nYok sayılmak ya da herkes için...\n\nHer neyse benim ağbim...; \n\nBurası bir acaip mahşerdir işte...\n\nGerisini ne sen sor; ne de dinle....\n\nYüreğim yanıktır benim güzel ağbim..\n\nDerdimi ne deş,ne de elle...\n\n\n\nÇiğdem SELÇUK/EDİRNE\n\n16/10/2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Ölüm Yazılmaya Başlanamamış Bir Şiirdir",
        "poet": "Melih Coşkun",
        "poem": "\n\nHer ölüm \nYazılmaya başlanamamış bir şiirdir.\n\nHer ölüm \nTükenmiş bir kalem\nYazmak istesen de bitmiştir mürekkebin \nKitap yarıda kalmıştır \n\nÇoktan papatyalar bitmiştir mezarlarında\nDün elini öptüklerimizin\n\nÇok ayrıdır artık \nBir demet kır çiçeğini koklamakla\nBüyütmek göğsünde... \n\nHer ölüm inmiş bir perde \nOyuncular çoktan gitmiştir evlerine\n\nSalon; \n\tSessizdir artık \n\tNe birkaç damla gözyaşı \n\tNe bir yudum sevinç\n\nHer ölüm yazılmaya başlanamamış bir şiirdir\nPerdesi inmiş bir oyun...\n\n16 Şubat 2003\n02: 07\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her On Kasımda",
        "poet": "Muzaffer Yılmaz",
        "poem": "\n\nSayendedir Atam Türkiye varsa\nSevincimiz seninledir bayramda\nCumhuriyet sonsuza dek yaşarsa\nBiz yaslıyız Atam her on kasımda\n\nTürk bayrağı hep yüksektedir Atam\nEmanetin bıraktığın gibi tam\nYalnız biz yaslıyız yaslıyız o an\nBayrak yarıdadır her on kasımda\n\nÇok güçlüyüz Atam hep çalışırız\nAtılırız girişimler yaparız\nYalnız ki biz bayramında coşarız\nYalnız ki biz on kasımda ağlarız\n\nKarşındayız Atam her on kasım da\nYas doluyuz inan her on kasımda\nBayrak yarıdadır her on kasımda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her nerede yaşanıyor ve yasatılıyorsa",
        "poet": "Kökeli Ozan",
        "poem": "\n\nŞu insanlık şu dostluk güzel şey amma,\nKin gütme öfke sitem ah bir olmazsa.\nHer şeyin en güzeli dürüstlük amma,\nHer nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsa.\n\nNe olurdu analar ağlamasaydı,\nNe olurdu yürekler dağlanmasaydı.\nBir dur diyen hesap soran biri olsaydı,\nHer nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsa.\n\nSözlerim sitem dolu anlayanlara,\nEkranım bahtım gibi kara olsada.\nKahrolsun medeniyet çağdaşlık buysa,\nHer nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsa.\n\nBende bu vatanın yurdun oğluyum,\nBu ordu senin gibi benimde ordum.\nDarbe diyen çatlak sese engel olurdum.\nHer nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsa.\n\nKökeli ozan derki yapmayın bari,\nŞu susurluk kamyonunu satmayın bari.\nKabül eden olmaz suçu atmayın bari,\nHer nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsa.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Öğretmen Atatürk'tür!",
        "poet": "Ulvi Mehmet",
        "poem": "\n\nYenilikle,yaşıyorsa\nHer engeli,aşıyorsa\nAsil kanı, taşıyorsa\nHer öğretmen Atatürk'tür! \n\nÖdemişiz, çokça diyet\nKurduk işte,  en nihayet\nYaşadıkça,cumhuriyet\nHer öğretmen Atatürk'tür! \n\nOlsa teni, kırış kırış\nBilir yurdu, karış karış\nÇağdaşlıkla, yapan yarış\nHer öğretmen Atatürk'tür! \n\nYıldıramaz, güçlük seni\nÖlçülerin, oldu yeni\nBarış ile, atan kini\nHer öğretmen Atatürk'tür! \n\nHaklı haksız, biliyorsa\nZor işlere, geliyorsa\nHep barışı,diliyorsa\nHer öğretmen Atatürk'tür! \n\nÖyün olsa,kaşık kaşık\nKaranlığa, tutsa ışık\nİlham alsa,her bir aşık\nHer öğretmen Atatürk'tür! \n\nÇağdaşlıktan, alsa hızı\nTahtalara,yazsa yazı\nOkuyorsa,oğlu kızı\nHer öğretmen Atatürk'tür! \n\nMillet için,çalışırsa\nZorluklara,alışırsa\nUygarlıkla, yarışırsa\nHer öğretmen Atatürk'tür! \n\nDüşmanlara,çekse tetik\nHaksızlığa, dursa dim dik\nYenilikçi, hem de laik\nHer öğretmen Atatürk'tür! \n\nİlkelerin, yaşıyorsa\nYeniliğe, koşuyorsa\nSeni kalpte, taşıyorsa\nHer öğretmen Atatürk'tür! \n\nKutsal bize, vatan bayrak\nKızıl oldu,kara toprak\nSöylüyorum, haykırarak\nHer öğretmen Atatürk'tür! \n\nVarsa işte, böyle günü\nAydınlıksa,halkın önü\nYaşıyorsa,senle ünü\nHer öğretmen Atatürk'tür! \n\nGeriliğe, kazıp kuyu\nDeğerlendi,toprak suyu\nMehmet'imin, senden soyu\nHer öğretmen Atatürk'tür!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Pazar Günü...",
        "poet": "Hüdaverdi Er",
        "poem": "\n\nCaddelerde ses yok, sokaklar ıssız\nDuygular sel olur her pazar günü\nGüller boynun bükmüş bülbüller sessiz\nLalezar çöl olur her pazar günü\n\nHüzün perde perde sarar içimi\nDert, kasavet yürür, yorar içimi\nAzgın seller dolar, yarar içimi\nKardeşim el olur her pazar günü\n\nBeni benden alır sevdanın yeli\nYa mecnun eder veyahut deli\nCanlılar gözümde sanki bir ölü\nBana bir hal olur her pazar günü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Pazar",
        "poet": "Canan Özanaç",
        "poem": "\n\nSevmiyorum pazarları,\nNeredeyse bin asırdır hep aynı,\nSevmiyorum, sevemiyorum...\n\nBelki yüzyıllar önceydi, \nKaç yıl geçti hatırlamıyorum bile\nKüçük bir kızdım hani; \nİşte o zaman güzeldi pazar kahvaltıları..\n\nBabamın dizinin dibinde otururken,\nAnnemin mis gibi gözleme kokuları her yeri sarmışken\nO zamanlarda kalmış pazarlar..\n\nKurt gibi açken sırf naz olsun diye,\nSırf elinden yemek için canım babamın\n''Bana ne yemeyeceğimler'' dikkat çekmeler,\nHatta minik yaramazlıklar...\nO günlerde kaldı güzel pazarlar.\n\nŞimdilerde hiç sevmiyorum pazarları\nElimde değil sevemiyorum\nBelkide özleme inat, nefret duyuyorum\nHepsi bu; tatil günleri gelmesin istiyorum.......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hafta Sonu",
        "poet": "Nevzat Güzeldere",
        "poem": "\n\nPostacı kapımı çalacak diye\nGönlüme Sevinçler yağacak diye\nMutluluk içimi saracak diye\nGözüm yolda kalır her hafta sonu\n\nO gece rüyalar alemindeyim\nSabah ezanıyla penceredeyim\nAldığım her nefes kokun özlerim\nAklım yolda kalır her hafta sonu\n\nÖyle bir duygu ki yaşamak lazım\nGül çiçek misali susamak lazım\nAğlayan bir gönül taşımak lazım\nÜmitle kalkarım her hafta sonu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Pazar mahkumuyum.",
        "poet": "Tayfur Işıkoğlu",
        "poem": "\n\nHer Pazar mahkumuyum.\n\nGeldi yine bir Pazar.\nBen Pazar mahkumuyum.\nŞehir beni boğuyor.\nNefes  alamıyorum.\n\nHafta içi  nasılsa\nGeçiyor zorda olsa.\nPazar günü sıkıyor\nGörünmeyen ellerle.\n\nHer gün yapılan hesap,\nHafta sonu tutmuyor.\nBoğazımdan geçse de \nBünyem asla yutmuyor.\n\nHafta sonu özgürce \nYaren  gezemiyorum.\nNerde kaldı özgürlük\nBen mi göremiyorum.\n\nGeçim derdi ev derdi\nBu hayat beni gerdi.\nÖmür bitip tükendi.\nSon Pazar mahkumuyum.\n\nİskenderun: 23.10.2011\nŞair          : Tayfur Işıkoğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Parti Kapatılabilmeli, Çünkü....(1)",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nHer fabrika da kapatılıyor: \n: İhtiyaca karşılık veremiyorsa. İhtiyaç, iş kapasitesi gereğine karşılık veremiyorsa. \n: İş kapasitesi, gerek insan doğasına, gerek coğrafyanın doğasına, gerekse toplum doğasına, yani doğa toplamına karşı tehlike arz ediyorsa. \n: Doğa toplamı, vatan varlığı ve bütünlüğünde ilkesi ve ülküsüne suç tetikleyerek darbe gereğini zorluyor, zorlandırıyorsa. \n: Vatan varlığı ve bütünlüğünde, bağımsızlık hukuku yaralanıyorsa, vatan kapatılıyor…\n\nDurduk yere vatanlara saldırmanın alemi ne sorusu zamanında sorulup, zamanında çözümü düşünülüp, müdahale edilmeli… Bunun değişik yöntemleri olabilir, kapatma bunlardan biridir sadece…\n\nHer parti kapatılabilmeli, çünkü bir parti, çalışma alanıdır, ya kendi iyiliğine, ya ülkeler arası iyiliğe, ya kışkırtıcı ödev üstlendiği belirirse, bir milletin varlığı ve bütünlüğünde refahı ve huzuru ile, vatan varlığı ve bütünlüğünde, yani sağlık toplamıyla, milli mülklerine kadar cüret eden bir parti sefaletine terk edilemez sorumluluğu ile, Anayasa mahkemesi müdahale edecektir… Her parti kapatılabilmeli, çünkü…\n\nSeçimler demokrasinin güvencesi değildir, gereğidir sadece. Demokrasinin güvencesi yargı bağımsızlığıdır, milletin refah ve huzurunun şiddete mazur kalmaması, milli değerlerinin yağmalanmaması gereğidir. Teşekkür ediyorum bu düşünceyi savunan inancıyla CHP başkanı sayın Baykal’a. 1 Mayıs, emeğin, kimliğini\n\nTemiz suya zehir katmak diyor Başabakan buna! Gerçekçi bir muhalefet istiyormuş, istek bildiğini hatırlayabiliyormuş insan öyleyse dedirtmiyor bu lafının ruhsuzluğu, ezberlenmiş bir ilgi odağı kaynatması sadece, daha gerçekçi bir dürüstlükle muhalefet nerede bulabilmiş diye sorduruyor adeta. İthal ettiği zehiri böyle serbestçe dile alması hürriyetini kullanabiliyor olduğuyla, eylemleri gibi, yüzsüzlüğün düpedüzlüğü! İslam’ı ılıtma ithali, milli mülkü pazarlaması…. Bunlar zehir ötesi: PANZEHİRsin Başabakan!\n\nİnsanların dünyada kaybolmama hissini, ülkelerle topluluk olma ödevinde yaşatacaktı. Bu ödevinde kültür zenginliği ile aşk medeniyeti yaşayan Atatürk varlığımda ulus milleti uygarlığıma saldırmayın! Zira, koruyacağım onu! Her parti kapatılabilmeli, çünkü…\n\nİnsanım, sosyal varlığımı topluluk olarak ulus milleti koruyacağım! İnsanım, kültürü bütünlüğüne koruyacağım! İnsanım, ayrışmaya terk etmeyeceğim insan topluluklarını! Bedenim, ruhumla yaşayabiliyor ancak. Ya bedenimi, ya ruhumu seçimine zorlandırılamam! Ulus bedenimdir, millet ruhumdur! Hür milli ruhum, bireyliğini korunacak bedenimde! \n\nAB’ye alınan ülkeler ‘bağımsızlığımı koruyamıyorum’ durumuna kadar ezilmişlerdir. Ezmeye AB, ABD, İngiltere vazgeçmeyecektir belki. Ama küresel ısınma biraz kendini belirtmeyi arttırırsa, yoğunca ölüm intiharıdır bu, bu amaçta yardımlaşma olgunluğunu bulacaktır Asya’dan. Sabırla direnmek, bağımsızlığı korumak, yardımlaşma anına hazır olabilmeyi başarmak Türkiye varlığıdır, kuruluşu gibi. \n\nAB, ABD, İngiltere’nin Yahudiliği Türk Soykırım’ı uyguluyor. Türk milletinin her biridir Atatürk! Güzeller güzeli Mustafa Kemal adına tanımlanan millet birliğidir Atatürk ve Mustafa Kemal Atatürk bu anlayış sağlığıdır! Göktürk-Oğuztürk-Atatürk izleri milli varlığımız emeğine bilinçtir! Hür milli ruhluyum elhamdülillah! Kaç Atatürk adımızla bedenimizi yok edecekler acaba?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Parti Kapatılabilmeli, Çünkü....(2)",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nAtatürk, yüreğimizi sevgi hediyesiyle donatan ruhumuzun mutluluğudur! Kaç mutluluk yok edecekler, ruhumuzu bedenimizden ayırarak acaba? Atatürk, içimde çocuğum olan ruhumun varlığıdır. Atatürk, sevgi kimliğini saygı büyüyecek çocuktur Türk varlığımızda yaşattığımız medeniyetimiz. Bu yüzden meclisin kuruluşu 23 Nisan çocuk Bayramı kutlanır evren aşkıyla. \nKördür aşkın gözü derler, çılgın Türkler vatan toprağı yüreğinde aşkın tebessümleridirler. Doğa aşktır, çılgın baharları yaşam toprağı yüreğinde aşkın tebessümleridir….\n\nDoğaya Soykırım uyguluyor AB, ABD, İngiltere ticaret Yahudiliğini demokrasi çiğnetmeye ilerleyerek… İnsan doğasıdır taşıdığı can. Bu can, bedene yaşam sağlayan ruh olduğuyla, hür milli ruhumdur doğam! Burcu burcu sevgi kokan insanlıktır uygarlığı yaşamak! Sevgiyi uygarlık yaşamaya büyüyor saygı. Saygı büyüyendir çocuklarımız! Disiplinli bir terbiyedir sevgi! Saygıyı büyümek için verilecek emektir bu sevgi. \n\nSevgiye Soykırım uyguluyor AB, ABD, İngiltere saldırma histerisi olan Yahudiliğini… Yahudilik ırk türemektir! Vazgeçin bu vahşeti ilerlemeyi! İnsan, sosyal toplum varlığıdır, ırk değil! \n\nAd verilir, bir düzenlilik için canlı cansız her varlığa. Ülkelerin de adı vardır: Her ülke bir aile, her aile cemiyetin en küçük topluluk birimi, her topluluk bir ülke birliğinde bütünleşen ulus yücelmek! Eğer Almanya’da yaşamaya geldiysem, Alman ulusuyum kültür zenginliğine, karıştırmam, yobazlaşmam ayrıcalık soytarılığıyla. Türkçe dilimle okul isteyecek olursam, o emeğin hayrı Alman ulusunu kültür zenginliği için bir gereklilik belirtmeli. Bu emek, ben istedim, sen kur bana okulu dayatması olacağını düşünmesin hiç kimse! Ben karşı çıkacağım bu sapıklığa! Dil dersi ile bu zenginliği kazanabiliriz daha ve ortaksa ihtiyaçlarımıza, en seçkin olanak olduğu ve bu emeğe ulus dili Almanca’yı bilen olarak ödeve gelişen ben olacağımla. \n\nDurduk yere vatanlara saldırmanın alemi ne sorusu zamanında sorulup, zamanında çözümü düşünülüp, müdahale edilmeli… Bunun değişik yöntemleri olabilir, bunlardan bir diğeri olarak: Parti kapatılmamalı diyebilmek için \n\n: görevini suizan bir kullanışa sürüyenlerden ilgiyi kesme uygulanıyor olmalı. Böyle yapıyor kilise yönetmenleri… O ülkelerin insanları gidip sızlanmıyor başka ülkelerde. Asya’da niye olabiliyor diye düşündüm biraz. \n\nBu yapılınca ama, (yapılmaz da, yapılması için partiler eğitici ajanlar oldular. Demirel bu depremdir Türkiye’de, sonra Özal ve sonra hepsi birlikte AKP de buluştular, ama bu kez halk birlikte ayaklanacak, gruplaşarak öldürülmelerinin rahatlığından keyif tattırılmayacak…her neyse…)   gidiyorlar başka ülkelere, sızlanıyorlar, anam küstü, babam kızdı, arkadaşlarım yüz vermiyor bana, onların hayatını cehennem edebilmeme… Buna bir yanıt istenmeli AB, ABD, İngiltere siyasetçilerinden! Hayatlarını cehennem edebilmeye yardım isteyenlere ne yardımı yapıyorlar diye? Bunu beceren tek insan suretleri olmaya damgalanmaları neden? En ağır ceza, yaşayan ölü etmektir insanı, toplumdan ve ilgiden mahrum ederek. Islah evi ama, eğiticidir, insani hisleri olan sosyal toplum varlığını yaşatma hakkıdır bu. Elbette, vergiyi harcayanlar olarak kısıtlamalar da haktır. Islah evinde çalışanlar olarak geliştirilecektir gelecekteki hizmetler, eğer, saldırılar bitebilirse… \n\nSuç arttırarak hayatlarını da karartan AB,ABD,İngiltere ödev olarak ‘vahşet işler insan düşünen’ ülkesi mi barınıyorlar? … Asya’da yönetim olmaya yeterlilik midir bu? \n\nNisan  2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Pazar",
        "poet": "Gizem İlgün",
        "poem": "\n\nHer Pazar sen gelirsin aklıma…\nSenin gözlerin, senin sesin…\nHer şeyinle günüm olursun \nVe cumartesi ile pazarı bağlayan gecede uykularımı kaçıranım…\nSabaha doğru\nBoylu boyunca “SEN” ler uzanır,\nYarım yamalak uyuklamalarımın yanına…\n\nYapma ne olursun…\nBiz hep pazarı beklerdik seninle,\nSen bir tek pazar günleri çalışmazdın…\nBütün yapacaklarımızı bir Pazar gününe sıkıştırırdık…\nYapma ne olursun…\nBiz hep pazarı beklerdik seninle…\nNe oldu, neden yoksun? \n\nSabah kahvaltıya giderdik,\nSimit ve çayın tadını çıkarırdık…\nSonra yürürdük,\nNereye yürüdüğümüzün bir önemi yoktu,\nBir Pazar gününü daha el ele geçirmek için\nSadece yürürdük…\nBazen o ilk baş başa kaldığımız yere giderdik,\nHatırlıyor musun o günde bir Pazar günüydü…\nNe çok şey sığdırmışız oysa bir Pazara…\n\nHep Pazar günleri seninle açardım gözlerimi,\nSen yanımda uyuyor olurdun…\nBazı pazarlar mızıkçılık yapar ben uyurdum,\nUyandırma görevini sen üstlenirdin uyuklaya uyuklaya…\nNe olursa olsun sen her Pazar yanımda olurdun…\nBiz hep Pazar gününü beklerdik seninle…\nBugün Pazar, neden yanıma gelmiyorsun?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Plaka 06",
        "poet": "Ömer Faruk Bostancı",
        "poem": "\n\nHer plaka 06.\nHerkes burada aynı.\nMemur dört başı.\nHoca dolu sokakları.\nÖğrenci dolu sokakları.\nHer plaka 06.\nBinaların duvarları,\nHüzünle boyalı.\nHer plaka 06.\nArtık her şey mazide kaldı.\nHer plaka 06.\nKalbur üstü-kalbur altı.\nHer şey seni ufalttı.\nNeşe gelirlerini azalttı.\nHer plaka 06.\nHer şey beni ufalttı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her oruç bir aşk okulu",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nİslam Allaha giden yol\nİslamın emridir oruç\nHer oruç bir aşk okulu\nOruç tut olursun melek kokulu\n\nBen bir kul tanıdım\nHer orucu cennet gülü...\nOructutun olun cennet kokulu\nBir manevi bahardır\nYılda bir gelir\nOn bir ayın sultanı\nKandildir geceleri gündüzleri\nŞeytan bağlanmıştır\n\nHer orucu  diriltti o kulu\nOructutun olun cennet kokulu\nHakka koşun\nBahar gelmiştir nehirler gibi coşun\nAllah'tan mağfiret gerek kula\nGünah işlenmedi bile bile\nYenileyin gönlü \nGönül benzesin taze güle\n\nBen bir kul tanıdım\nHer orucu bir aşk okulu\nOructutun olun cennet kokulu\nYetimi ve fakiri doyuran giydiren\nOlur nurdan bir deniz\nBiz yolcuyuz dünyadan geçer gideriz...\n\nBen bir kul tanıdım\nHer orucu bir kurtuluş yolu...\nOructutun olun cennet kokulu\nAl eline okunu yayını\nAkıp giderken nurlu dereden al payını\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HER RENK SEVERiM SENi",
        "poet": "Uğur Tatar",
        "poem": "\n\nKUL GRISI TONLARDA HEP SAKLIDIR HUZNUM. NE ZAMAN MAVILENSEM CICEKLER ACAR GOKYUZUNDE. SEN ALLASIRSAN COSAR AKARSU COSAR SELALELER. BEN SENI YESIL SEVERIM, YESERDIKCE YAPRAKLARIN BOZKIRLARA UZANIR SACLARIN BEN YAGMUR OLURUM ALABILDIGINCE SAGANAK. GEL. BEN SENinLE HER RENGI DOYASIYA YASARIM.........\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Sabah",
        "poet": "İlhan Koruyucu",
        "poem": "\n\nHer sabah\n\nHer sabah akşam üstü\nDerim kaderim bana küstü\nBinlerle yaptığın mezar büstü\nNeden bırakırsın ay bakışlı\nŞehidim kalkar divana\nVurur vurur\nŞavaşır vatan aşkına\nDöner yine gelir\nAllah aşkına\nYetmedi mi? \n Dökülen kan’a\nKara haber tez gelir ama\nHer sabah ilah üstüne\nBataklığı kurutmalı\nŞehidimin kanı durulmalı\nBu vatan uğruna\nBin bir can yoğrulmalı\nEle başı çiyan olmuş\nYok insan hakları der\nYa şehidimin hakları\nO can binlerce kanıyor\nŞehidim örtüm bayrağım\nİçim yanıyor yanıyor \nİnan depreşen yaram kanıyor\nEy şehit oğlu şehidim\nYakındır sana verdiğimiz sözler\nKurutacak bu bataklığı\nSenin kahraman Mehmetçikler.\n31.07.2007 İlhan Koruyucu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Sabah",
        "poet": "Selçuk Yılmaz",
        "poem": "\n\nHer sabah her sabah bir tanem\nUyanırım radyomla saat 06.40'ta,\nEğer günüm güzel geçecekse\nİçimi bir sevinç kaplar aniden\nO hazla uyanırım yeniden,\nSonrası malum bir telaş  bir telaş;\nÖnce oğlumun kahvaltısı\nHazırlarım kuş burnu çayını,\nSonra giyinir kuşanır\nBu arada oğlum bitirir kahvaltıyı,\nÇıkarız birer birer\nArıların kovanı terkedişi gibi\nYeni bir güne merhaba diyerek....... 25.1.2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Sabah",
        "poet": "Sarı Zambak",
        "poem": "\n\nHer sabah yeni bir umut\nVe her güneş doğuşu\nKoca bir tebessüm\nHer ağaç tatlı bir gamze \nYollar,bitip tükenmeyen yollar\nBir çift göz,derinliğine hapseden..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her renkte sevda",
        "poet": "Yusuf Ay",
        "poem": "\n\nHer Renkte sevda\n\nMavi deniz ve ben karaya vurmuş gemi \nSarıya vurmuş güneş akşama sevdalı \nYamaçlarda vişne kırmızısı karanfil \nHer renkte aşk bende yalnızlık. \n\nMavi deniz gökyüzünün sevdalısı \nGüneş karanlığın,akşamın müptelası, \nKırmızı aşkın tutkunun adı \nHer renkte sevda bende yalnızlık \n\nSorma güneşe akşama olan tutkusunu! \nDenizin gökyüzüne tutkusunu sorma! \nOnun sevdası maviye... \nKaranfilde değil aşk; \nKırmızıda, tutkuda... \nSorma onlara aşkı,bana sor! \nBak işte aşk kırmızı, \nAşk mavi,aşk sarı \nBana sor...Bana sor... \nGörüyorsunya işte; \nHer renkte aşk bende yalnızlık... \nHer renkte sevda bende yalnızlık...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Sabah",
        "poet": "Orhan Acar",
        "poem": "\n\nArzulu bakışı sakin duruşu\nÇıldırtır insanı onun yürüşü\nGazete okuyup kahve içışi\nUfuktan bir güneş doğar her sabah.\n\nDuygularıma engel olamam\nGönlüm arzuluyor vazgeç diyemem\nÖyle bir güneşten mahrum kalamam\nUfuktan bir güneş doğar her sabah.\n\nOrhanım gönlümde sevgiye yer var \nGüzeli görünce coşarda çağlar\nBu dünya sevgisız de neye yarar\nUfuktan bir güneş doğar her sabah.\n     Orhan ACAR 25.05.1998\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Sabah",
        "poet": "Murat Özyurt",
        "poem": "\n\nIlgıt ılgıt bir yel eser\t\nHasret yollarımı keser\t\nHer sabahın seherinde \t\nKaldım gurbet ellerinde\t\n\nYol verin geçeyim dağlar\t\nHak aşkına niyazım var\t\nHer sabahın seherinde \t\nKaldım gurbet ellerinde\t\n\nFelek yakamızı bırak\t\nDertler usta bense çırak\t\nHer sabahın seherinde \t\nKaldım gurbet ellerinde\t\n\nRüzgariyim deli derviş\t\nMevlam türlü dertler vermiş\t\nHer sabahın seherinde \t\nKaldım gurbet ellerinde\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Rüya Bitmeye Mahkûm Mu",
        "poet": "Ayşegül Besime Çavuş",
        "poem": "\n\nYa bir gün bu rüya da biterse? \nHer rüya bitmeye mahkûm mu? \nRüyaları kâbusa dönüştürmeye,\nNe bizim ne başkasının hakkı yok ki.\n\nYenmek lazım tüm savaşları\nRüyada görülen tüm saçmalıkları\nBilmeli en derinden hissetmeli\nKabul etmeli sorunla baş etmeli \nSonunda zaferi elde etmeli\n\nNe bizim ne başkasının hakkı yok ki,\nRüyaları kâbusa dönüştürmeye,\nHer rüya bitmeye mahkûm mu? \nYa bir gün bu rüya da biterse?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Sabah",
        "poet": "Özgür Parlak",
        "poem": "\n\nher sabah bakarım\nkarşıdaki evin \ngüneş vuran çatısına \nbaktıkca gözlerim dolar\nkuş olmalıydım kuş..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Sabah",
        "poet": "Senem Aygül",
        "poem": "\n\nHer sabah baharın geldiğini\nKuşların ötüşünü çiçeklerin açtığını\nArıların bal toplamaya başladığını\nDinlettin bana bir ilkbahar sabahını\n\nGüneşimi kapatmamışsın\nIsıtsın diye gölge etmemişsin\nSarsın üşümüş yüreğimi sıcacık\nYokluğun hasretim olmasın diye\n\nRüzgara vermişsin selamını\nÖzlemini kulağıma fısıldasın diye\nNinniler söylemişsin başım göğsünde\nSabah olmadan gün ışımadan \n\nSelamını aldım hasretimle\nGözlerim  yaşlar akıtıyordu\nÜstüme yağmur  gibi dolu dolu\nUyandım bir ilkbahar sabahı  çalıyordu.\n19.03 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her sabah bir günaydın tebessümle",
        "poet": "Canan Ereren",
        "poem": "\n\nHer sabah bir günaydın tebessümle \nSevgiyle sarılalım güzel olan her şeye \nSevgi kilidin anahtarıdır, yüreklerde\nGünaydın hepinize günaydın benden size.Canan Ereren\n*\nHer sabah bir günaydın ilaç olsun sizlere, \nDört elle sarılalım barışla sevgilere, \nHer an mutlu gidelim gelecekte günlere, \nGünaydın hepinize günaydın benden size.Ruhi Hatunoğlu\n*\nGünaydın dostlar günaydın size, \nGüzellikler dolsun gönlünüze, \nBarışa uçalım hep birlikte, \nMevla'm güç versin bu yolda bize.ismail Sağır\n*\nGünaydın tüm dostlara, \nCanlara Canan'lara, \nBarış bizimle olsun, \nDavet tüm insanlara.Necip Tırpan\n*\nGünaydın tüm insanlara bütün dünyaya, \nKavgacı beyinlere fırsat vermeyelim, \nSon verelim artık bu savaşlı rüya'ya, \nHuzurumuzu bozan oyunlara gelmeyelim.....Toprağın Oğlu \n*\nGün aydın olsun sizlere \nKainattaki güzelliklere \nSevgimiz eksik olmasın \nGülümseyelim birbirimize.Necla Argüz\n*\n\nGünaydın gönüllere fırtına eken sözler \nGünaydın her bakışta yürekler yakan gözler \nGünaydın sabah sabah sevgi saçan dudaklar \nSanma ki bu dostların seni unutacaklar.Şenses Us\n*\nİçim içime sığmıyor canımın içi \nGün bizim olsun ver elini \nGözlerde tutuşan mavi yollara \nGel gidelim kanat takıp ufuklara.Gökmen Yılmaz Erdem\n*\n'Güneşi senin için ben uyandırdım, \nBelki yanında değilim ama\nSana sevgimi yolladım'.Şenses Us\n*\nSevgidir insanı ayakta tutan, \nSevgidir insanı insan yapan \nBir selamdır gönüllerde taht kuran \nBir tebessüm çok görülürmü dostlardan.Canan Ereren \n*\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Sabah Her Sabah Dertli Esersin",
        "poet": "Ruhsati",
        "poem": "\n\nHer sabah her sabah dertli esersin\nBilmem ki muradın ne seher yeli\nKerem eyle dost köyüne gidersen\nBenim de halimi de seher yeli\n\nHasret kıyamete kalıyor deyu\nYaralar vücudum alıyor deyu\nDerd ü firkat i le ölüyor deyu\nİsmimi deftere ko seher yeli\n\nBozuk dünya sefasına erilmez\nAdûlar içinde bir gün görülmez\nBizim bu işimiz burda görülmez\nÇekelim ah ile hu seher yeli\n\nNe acayip dumanlıdır başımız\nKırk yediye yüz döndürdü yaşımız\nKerbelâ cengine döndü işimiz\nEl-aman bir damla su seher yeli\n\nKerem eyle Medine'ye varasın\nArzıhalim doğru dosta sunasın\nVarsın Ruhsatî'yi eller kınasın\nAkıyor gözümden su seher yeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Sabah Ezanında Duamdı Tanrı’ya",
        "poet": "A. Esra Yalazan",
        "poem": "\n\nAnatole France’la Unutulamayanlar\n\nKadim şehri kucaklayan camilerin kuşattığı bir meydanda yaşlanan çınarların altında mırıl mırıl konuşuyorduk. Titrek yaprakların kızıl taş duvarlara yansıyan gölge oyunlarını seyrederken işittiğim boğuk sesten memnundum. Odunkömürüyle yanan tütünü içime çektiğimde gündelik sıkıntılar nargile şişesinin içinde bir süre fokurdadıktan sonra dudaklarımın arasından, burnumdan yavaşça çıkıp bir daha hiç gelmemek üzere bedenimden, zihnimden uzaklaşıyordu. Kalabalığın uğultusuna rağmen hırçın ruhum da uysallaşmıştı sanki. Üzerinde oturduğumuz gülünç tahtlar beni hem eğlendiriyor hem de garip bir güven hissi veriyordu. Arada hortumların uzantısındaki uzun ince gövdeleri kucağımıza koyup hayatı zorlayan dertlere karşı dervişçe susuyorduk. Bir an hayat hep öyle kadife gibi yumuşacık olsun, kendiliğinden akıp gitsin istedim. Serince bir bahar esintisi, samimi sohbetiyle sağlam tutan bir dost ve derin fokurtulara eşlik eden düşünceler…\n\nArada tahtımıza uğrayan ateşçi sönen korları yenilerken, dünyanın bildik ritminden azade, binlerce yıldır kirletilen ‘dilden’, genetik kodlarla alışkanlıklarını miras alan insanın tutsaklığından, ‘kavuşamamanın’ dayanılmaz çekiciliğinden ve buna benzer birbirlerine uzaktan dokunan mevzulardan bahsedip durduk. Bir ara yolda okumaya başladığım, ismi güzel (Öğle Uykusu Bir Sanattır)  akademik dili nedeniyle kendisi biraz sıkıcı olan kitabın çağrıştırdığı hislerle iyice gevşedim, göz kapaklarım ağırlaştı. ‘Öğle uykusu hazzının’ çocukluk yıllarına, tembelliğe, ülkelerin coğrafi özelliklerine hapsedilme koşullarını düşünce, anaokulu yıllarımda öğle uykusuna direnen küçük kızın beyaz pikenin altındaki hülyalı saatlerini ve onun geleceğe dair puslu hayallerini hatırladım. O günler hem çok yakınımdaydı, hem de çok uzakta… Çok uzun gibi görünen bu ‘aralıkta’ olabilecek ne varsa yaşayıp görmüştüm; buna biraz çocukça ama içtenlikle inanıyordum hakikaten o anda. Ürpertici bir kesinlikle, “yine de güzeldi” dedim kısık sesle.Kısa sessizliklerde, öğle uykularına yakışan romanların yazarlarını zihnime çağırırken Anatole France, konuşmamıza uygun, basit ama iç burkan hain cümlesini söyleyiverdi: “İnsanlar doğar, acı çeker ve ölürler.”\n\nYıldızı hiç sönmedi…\n\nGeçen yüzyılda sanat, felsefe, tiyatro, anı, hikaye, şiir, roman gibi farklı türlerde pek çok eser bırakmasına rağmen, en çok Kırmızı Zambak isimli romanıyla hatırlanan Anatole France, itibar edilen bir edebiyat eleştirmeniymiş. 1875’ten itibaren Le Temps’da yazdığı eleştiriler sonradan Edebiyat Hayatı başlığıyla dört cilt halinde yayımlanmış. Türkçeye çevrilen bütün romanlarını eğlenceli bulduğum ironik yazarın hırçın eleştirilerini de okumak isterdim doğrusu.\n\nDreyfus olayı başladığında Emil Zola’nın hazırladığı bildiriye ilk imzayı atan yazar, 1921’de Nobel’i aldıktan sonra Fransa’nın önemli düşünürlerinden biri olarak hatırlanmış, ancak birinci dünya savaşından sonra unutulur gibi olmuş. Kitabın çevirmeni Tahsin Yücel, onun ne Balzac gibi hep aynı ilgiyle okunan büyük yazarlardan, ne de eleştirmenler ve okur tarafından yüceltildikten sonra yıldızı sönenlerden biri olduğunu söylüyor.\n\nKırmızı Zambak, evlilik ve sanatçılar hakkındaki tartışmalarıyla, siyasi hayata ayna tutan portreleriyle dönemin sosyolojik fotoğrafını da çeken bir roman, dolayısıyla sadece trajik bir aşk hikâyesi diye tanımlamak doğru değil. Üstelik gerçeğe dayanan dedikodulu bir hikâyesi de var. Bu romanı Paris’in ünlü edebiyat salonlarından birin sahibi olan Madam de Caillavet ile yaşamaya başladıktan sonra ondan esinlenerek yazdığı söyleniyor.\n\nAşk da sofuluk gibidir…\n\nGenç yaşında zorunlu bir evlilik yapmak mecburiyetinde kalan bir kadının yaşadığı tutkulu ilişkileri anlatan bu kitabı hayatın hakikatine dokunan dili ve can acıtan mizahıyla hatırlıyorum. Bu romanın bende bıraktığı en kuvvetli iz, ‘kontrolsüz büyüyen ihtiraslı aşkların insanı nefes alamaz hale getirip bir gün ansızın mantıklı hiçbir neden olmadan uçup gittiği’ gerçeğiydi sanırım. İnsanın yıllar sonra neden bittiğini bile anlayamadığı ihtiraslı ilişkilerin aksak ritmini, koyu hüznünü, şiddet içeren öfkesini hatırlarken hissettiği boşluğu, aklı küçümsemeyen güçlü bir duygu zenginliğiyle anlatan sahiciliğini sevmiştim.\n\nYazar, büyük aşkların nasıl tükendiğini okuru acımasız sona hazırlayarak anlatırken fettan kahramanı Therese, romanın içinde başka bir roman okuyor: “Aşk da sofuluk gibidir. Geç gelir. İnsan yirmi yaşındayken ne o kadar âşık olur ne de sofu. Özel bir eğilimi, bir tür doğuştan ermişliği varsa o başka. Bir kadın, tutkuya, yalnızlıktan ürkmez olduğu yaşta boyun eğer çoğu zaman. Tutku dindışı bir keşişliktir… Bunun için büyük tutkun kadınlar, büyük çilekeşler kadar ender görülür. Hayatı, dünyayı iyi bilenler, kadınların zayıf göğüslerine gerçek bir aşkın dikenli gömleğini seve seve giymediğini bilirler.”\n\nBu yarışta hep hayat kazanıyor…\n\nBen daha gençken ‘büyük çilekeşler kadar ender görülen tutkulu kadınların, erkeklerin’ o kadar az olduğunu bilmiyordum. Belki de hiç azalmayacağını sandığım hayat coşkusuyla hakikati görmeyi reddediyordum. Evet, bütün dünya hiç durmadan ‘ihtiras tramvayıyla’ seyahat etmiyordu ama edebilenlerin hikâyeleri çok özeldi ve bana göre onlar hayata kattıkları renkli anlarla her daim hatırlanmaya değerdi.\n\nOnca yıl sonra inancım neden ve nasıl köreldi bilmiyorum. Galiba insan biriktirdiği ağır tecrübelerle en güçlü duyguların bile bir gün iyi hatırlanamayan rüyalar gibi silikleşebileceğini tevekkülle kabullenmek zorunda kalıyor. Kim kimi ikna edecek yarışında nedense hep hayat kazanıyor. France, bu kitapta “Kaygılı, oynak, bencil, tutkulu, kendini vermeye düşkün, geri çekilmesi çabuk, yeryüzünde rastladığı her güzel şey içinde kendini cömertçe seven bir ruhun içinde olup bitenleri nereden bilebiliriz ki” diye soruyor. Bu soruya asla tam olarak cevap veremeyen ‘insanın’ tam da bu nedenle yazarlar için hiç tükenmeyen çok zengin bir malzeme olduğunu düşünüyorum. Hepimiz biraz öyleyiz çünkü. Ruhun o loş odasındaki önemsiz gibi görünen müphem kıpırtıların nedenlerini, duyguların kırılma anlarını hissedemediğimiz için her seferinde hiç bitmeyecekmiş gibi başlamaya cesaret edebiliyoruz muhtemelen.\n\n‘Onu içimden sök al..’\n\nNargile fokurtularıyla başlayan günün sonunda, mavi saatlere eşlik eden bir uysallıkla çöken akşama boyun eğip hiç acele etmeden sahile doğru yürüdükten sonra bodur ağaçlara asılmış ampullerle süslenmiş salaş bir lokantada oturduk. Karanlık denizin üzerinde menevişlenen renkli ışıklara bakarken insanın hayatta kalma içgüdüsünün muazzam gücünden bahsediyorduk. Bir ara “o büyük aşkların öfkesi bile çok azalıyor zamanla değil mi, nasıl geçiyor” dedim ona. “Eğer hakikiyse yine de izi kalıyor biliyorsun” dedi. “Biliyorum ama yine de sonrasında boşlukta boğulmamak için her şeye rağmen o güçlü duyguya tutunmak istiyoruz bazen. Sonra ansızın yorulup sarıldığımız ağaçtan aşağı bırakıveriyoruz kendimizi. Bir gün nefes alamayacak kadar acıyla içerden çürüyen insan nasıl hayata devam edebiliyor öyleyse, hangisi gerçek” diye sayıklıyordum çocuk gibi. “Bu sıkıntılı hissini anlatan dizelerim var, kitaba almamıştım. Bak yeri geldi” dedi hınzırca. Eve döndüğümde Birhan Keskin’den ‘elektrikli’ bir not aldım. Sadece o dizeler vardı ve bazen saatler boyu konuşarak ifade edemediğimiz duygu karmaşasını usta bir şair sadece iki dizeyle karın boşluğumuza sapladığı bıçağı çevirerek, usulca anlatıyordu: “Her sabah ezanında duamdı Tanrı’ya/ onu içimden sök al, huzur ver yerine/ her gece geri aldım duamı/ dayanamam o boşluğa, huzur dediğim ne! ”\n\nKırmızı Zambak’ın ve o keskin dizelerin sancısıyla yatağa doğru giderken yüz yıl evvel yazılan romanının zavallı kahramanına aldırış etmemeye çalışıyordum; hiç durmadan son okuduğum cümleyi fısıldıyordu kulağıma: “Seni ancak sende unutabilirim, kendimi sadece sende kaybedebilirim.”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Sabah Her Sabah",
        "poet": "Pir Sultan Abdal",
        "poem": "\n\nHak peyik yollamış selam eylemiş\nHer sabah her sabah yalvarır kullar\nOnlar da özünü Hakk'a yetirmiş\nHer sabah her sabah yalvarır kullar\n\nUymayasın kör şeytanın sözüne\nDön gidelim Muhammed'in izine\nKul olanın uyku girmez gözüne\nHer sabah her sabah yalvarır kullar\n\nUyuma ki Muhammed'i göresin\nYaradan Allah'tan kısmet alasın\nGünahlıysan günahsızdan olasın\nHer sabah her sabah yalvarır kullar\n\nNuh'u Nebi ile kaldık gemide\nTabip gerek bu yarama em ede\nKimi kilisede kimi camide\nHer sabah her sabah yalvarır kullar\n\nPir Sultan Abdal'ım hayal düş gelir\nHer gün bahar gitmez bir gün kış gelir\nYaradan'a yalvarması hoş gelir\nHer sabah her sabah yalvarır kullar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Sabahın Gecesi",
        "poet": "Berkenis Aydemir",
        "poem": "\n\nher sabah pencereden yolunu gözlerken alıştım,\nher gece veda etmelere,\n\nsıcaklığın kavradı bedenimi,\nyokluğunda geçen soğuk bir günün ardından,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her sabah güneş seni doğuruyor bana",
        "poet": "Selcen Boyar",
        "poem": "\n\nher sabah; \ngüneş seni doğuruyor bana,\numutsuz gözlerim de çığlıklar atıyorsun.\nsevdalar karanlığın feryadında,\naydınlığa koşuyorsun.\nher sabah güneş ile doğuyor,\ngüneş ile batıyorsun.\n\ngün müsün güneş misin..? \nsıcaklığın yetmiyor bana\nasi tavırlar takınıyorsun\nAteş desem hiç değilsin,\nKaranlığa kaçıyorsun.\n\nHer sabah,\ngüneş seni doğuruyor bana; \nbu gün güneş yok mu? \nneden gelmiyorsun,\naşkın öldüğü dem de misin,\nbak bende ölüyorum; \ngörmüyormusun? \n\nbu sabah; \ngüneş ile doğmadın bana,\nneden erken gidiyorsun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Sabah Seninle Başlar",
        "poet": "Ümit Yaşar Oğuzcan",
        "poem": "\n\nÖnce gözlerin girer odamdan içeri\nSonra ellerin, saçların dudakların\nBir bir hatırlarım\nHer sabah senin olan ne varsa\nYüzüm aydınlanır\nŞarkılar söylemek gelir içimden\nYakında bir kuş öter\nUzaklarda bir tren sesi\nSonra kornalar, çocuk ağlamaları\nVapur düdükleri\nSesler bir uğultu halinde yükselir büyük şehirlerden\nVe alışılmış bir yaşamaktır çöker omuzlarıma\nSarar benliğimi birden\nBüyük, devamlı dalgalar halinde duygularım\nHer sabah seninle başlar\nVe ben her sabah\nTa içimde bir ağrı gibi yokluğunu duyarım\n\nHer sabah\nRezil insanlar bekler her köşebaşında beni\nYüzleri, yürekleri kadar kirlidir\nBiri gider, biri gelir\nBiri gider, biri gelir\nYak....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şair Şiirini Kendine Söyler",
        "poet": "Hüdai Ülker",
        "poem": "\n\nKurumuş yapraklar, \nDünyanın sırtına düşüyor. \nVe yağmurlar, \nÜlkemde görmediğim, \nYaprakların yoldaşı. \nEritiyor madenleri, \nŞeker niyetine, \nİşte gerçek. \nİnsanlar toplanıyor, \nGörüyorum, \nHepsi canım ciğerim. \nEsmer ve yorgun yüzleri, \nGüneye dönük. \nBir gün, \nYolculuğa çıkacaklar, \nBiliyorum, \nGüneye doğru. \nMor dağların doruklarında, \nIşıktan bir yol arayacaklar. \nVe onlara yol gösterecek, \nYüreklerin ak kuşları. \nDeniz şarkılarına hasret, \nGeçecekler mor dağlardan. \nHeyhat, \nHer şair kendine söyler şiirini, \nVe mor dağlar şiirin kendisidir, \nMor dağlar icimizde. \nBoşuna yorulmasın esmer yüzlü \nYolcular. \nGeçtikleri mor dağlarda, \nAyakları kanamasın. \nYollar varmaz ki yanıta, \nYanıt yüreklardedir. \nİşte hayat. \nSofranda iki kaşık olsun \nDerdi babam, \nVe kandi kaşığınla \nBaşkalarını doyur, \nŞiirini de kendine söyle.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Saniye; YİNE YENİ BİR UMUT: ANADOLU İÇİN! . = 000.002 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n05 Aralık 2012 Çarşamba 16:05:32\n\n“YALNIZLIK” Adlı Romandan:\n\n“Bazan biraz da kendimin olmak istiyorum! .” / Memleket hasreti mi çekiyordu? . Bu ihtimal üzerine yürüttüğü düşünceler bazan yüreğine su serpiyor / bir nebze melhem oluyordu! . / Nihayet fevkalade bir izin koparmağa muvaffak olduğu vakit / hiç olmazsa bir müddet için kendisinden ayrı yaşaması lazım geldiğini söylemişti! . / Tekrar normal hale gelebilmek için, birkaç ay yalnız kalmağa ihtiyacı olduğunu ilave etmişti! . { Kitap Yazarı: A.J. CRONIN } (05 Aralık 2012 Çarşamba 16:11:55)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Saniye; YİNE YENİ BİR UMUT: ANADOLU İÇİN! . = 000.001 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n05 Aralık 2012 Çarşamba 09:54:17\n\n“YALNIZLIK” Adlı Romandan:\n\nGörür görmez derhal heyecanlanıvermişti! . / Hayatında ilk defa olarak bu kadar derin bir his ve heyecan duymuştu! . / Gittikçe olgunlaşan güzelliğinin tesirinden kendisini kurtaramayarak tekrar geri dönmüştü! . / Yapayanlız kalmıştı! . / Sonra ne olmuştu? . / Düşünüyordu: kalbindeki aşkı ispat için elinden geleni yapmıştı. Bunu Allah da biliyordu… / Ondan daha derin bir muhabbet besleyemezdi! . / Rahat bir hayat yaşatmaya çalışmış, ona okuması için kitaplar seçip vermiş, onu çiçeklere garketmiş, kimlerle tanışıp ahbaplık etmesi gerektiği hususunda ona tavsiyelerde bulunmuş, / hiç ayrılmamış, gece gündüz onunla beraber olmuştu! . / Onun inanmak bile istemediği kadar sessizdi, her gün de biraz daha uzun süren sessizliklere gömülüyordu / kendisi konuşmaktan hoşlandığı için / bu sükutu pek rahatsız etmiyordu! . { Kitap Yazarı: A.J. CRONIN } (05 Aralık 2012 Çarşamba 10:05:21 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Saniye; YİNE YENİ BİR UMUT: ANADOLU İÇİN! . = 000.004 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n06 Aralık 2012 Perşembe 04:42:43\n\n“YALNIZLIK” Adlı Romandan:\n\nBir hayır işleri müessesesinde / çalıştığını ve bir odada kaldığını duymuştu! . / Onu kalbine en yakın varlık addediyordu! . / Derin düşünceler içinde olduğu belliydi! . / Birdenbire kendisine gelerek daldığı hayallerden sıyrıldı, başını kaldırıp pencereden dikkatle dışarıya baktı! . { Kitap Yazarı: A.J. CRONIN } (06 Aralık 2012 Perşembe 04:47:29)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Saniye; YİNE YENİ BİR UMUT: ANADOLU İÇİN! . = 000.005 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nVakit Var, İnsan Var ve KAZANAN YİNE ANADOLU OLACAK! .\n\nOdasının dört duvarıyla barışık olan, bir yalnızlığı vardı onun da! . Şikayetsiz, yalnızlığını verimli kılacak arayışlar içerisindeydi! . Bir kitap ile yalnızlığı verimli kılmak çok güzeldi, fakat insan, sarf ettiği sözler ve gerçekleştirdiği davranışlarla kendi gibi olmalıydı ve kitap anlatılarının ötesine geçerek, insan kendi hayalini yaşayabilmeliydi azim göstererek! . Payına düşen yalnızlık, onun istediği değildi, kader onu yalnız bırakmıştı! . Oysa bir gönle girerek, sevmek ve sevilmek isteğinde olan idi, herkes insan gibi! . Bir yalnızlığı vardı ve yalnızlığını şafağa taşıyacaktı yine azimle! . Şafak vaktinin umudu, bin bir hayal sunuyordu insana, cömertlik içerisinde! . Önemli olan akşam vaktine kadar bin bir umudu yitirmemek ve bin bir umut ile hayatın sürekliliğinde,hayatını doya doya yaşayabilmekti! . Şafak vakti umutla dolan kalbi, ebediyet için muhafaza edebilmeli ve insan daima pozitif olabilmeli idi! . Vesveselere kapılmamalı ve insan başarının ince ayrıntılarını düşünebildikçe, niçin ziyana uğrasındı ki? . Dört duvar arasında, kalbimizi geniş bırakabilmişsek sevgiye ve insan varlığına, insan niçin tedirginlik yaşasındı ki? . Her şey yerli yerinde ve başarı, belki de tek adım yeterli olacak kadar kolaydı! . Önemli olan meselemizin özüne inebilmek; ANADOLU TEBESSÜMÜNÜN DAİMİLİĞİ İÇİN! . Çok şükür; BUGÜN YİNE ANADOLU TEBESSÜMÜNÜN DAİMİLİĞİ İÇİN: SAYGIDEĞER ÖĞRETMENLERİMİZİN PEŞİNDE İZ SÜRME ÇABASINDA OLAN, BİR AZİMLEYİZ! . SEN ÇOK YAŞA EY ANADOLU veSİZLER ÇOK YAŞAYIN EY ANADOLU DOSTLUKLARI! . { Kaleme Alan: Kemal KABCIK - ANTALYA - 06.12.2012 05:09 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Saniye; YİNE YENİ BİR UMUT: ANADOLU İÇİN! . = 000.006 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n06 Aralık 2012 Perşembe 06:22:07\n\n“YALNIZLIK” Adlı Romandan:\n\nBir Pazar sabahı / yemek odasının güneşli cumbasında, sükunetle oturuyor, kahvaltı ediyorlardı. Dışarıda gelin gibi tertemiz bir bahar öyle güzel bir gün hazırlıyordu ki / üzerine bal sürülmüş kızarmış ekmeğini taraçada yemek için, içinde şiddetli bir arzu duymuştu! . / Sabahın o erken saatinde havanın serinliğini ileri sürerek / neşeli günlerinden birindeydi! . / Gazetesini okuyordu! . / Cesaretini topladı ve devam etti! . / Süratli ve insana heyecan veren / maçlarına / şehirlerin takımları iştirak edermiş! . / Sakinleşti! . / Dudaklarında bir tebessüm! . / Yemekten sonra da bir saat istirahat edersen… o zaman bir çaresine bakarız! . / Sevinç içinde yerinden fırladı; zıplayarak / çok teşekkür ederim, diye haykırdı! . { Kitap Yazarı: A.J. CRONIN } (06 Aralık 2012 Perşembe 06:30:01)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Saniye; YİNE YENİ BİR UMUT: ANADOLU İÇİN! . = 000.003 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nUmut Var, Huzur Var ve PAYLAŞIMA DAHİL İNSANLAR VAR! .\n\nGüzelliğin yaşandığı ve paylaşımın sürdürüldüğü bir gündü! . Ve nihayet yalnız kalmak için illaki ayrılığın yaşanmasına gerek yoktu! . Ve insan, düşünce ayrılıkları ve düşünce farklılıkları ile istemeden ve farkında olmadan bir ayrılık yaşıyor gibi değil midir? . Bu düşünce farklılıklarında uyumlu olan ve dostluğu yaşayan insanlar da yok değildi! . Aynı düşüncede, kişisel gelişimine önem veren insanlar birbirlerine karşı sorumluluk duyuyor ve beraberce kişisel gelişim çizgilerini genişletebilmek için birbirlerine yardımcı oluyorlardı! . Ne güzel şeydi öğrenmek ve öğrendiğini insancıl düşünce çizgisinde paylaşmak! . Öğrenmek; kendi başına yeterli bir mutluluk vesilesi idi ve paylaşıverince insan, sosyalleşebilmenin sevinci de kalplerde iz bırakıveriyordu! . Öğrenmenin umudu; yarınlara daha da artan bir güvenle huzuru davet ediyordu ve birbirlerini anlayan duyarlılıklar arasında yaşanan iletişim, kişisel başarı adına yeni ufukları gözler önüne seriyordu! . Kişisel gelişim çizgisinde ilerleyenler yine azimli olacak yarınlarımızda da ve çoğalan insanla ve de umudu paylaşan insanla, maneviyatın hazineleri içerisinde, hem kendine ve hem de yurduna yararlı olabilen, hizmetkarlığı görev bilen asil insanların çabası mutluluğun mimarı olmaya devam edecekti! . Yeter ki öğrenme adına çaba harcayan olalım ve paylaşalım yine örnek aldığımız büyüklerimiz, örnek aldığımız öğretmenlerimiz gibi! . Paylaşımın yolu açık, insanın yolu açık ve gelişim, umut içinde çizgisini muhafaza etmeye devam edecek daima! . Sevinen ve sevindiren, paylaşan ve paylaştıran insan ile; yarınlar, ANADOLU TEBESSÜMÜNÜN DAİMİLİĞİ İÇİNDİR! . { Kaleme Alan: Kemal KABCIK - ANTALYA - 05.12.2012 16:43 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Saniye; YİNE YENİ BİR UMUT: ANADOLU İÇİN! . = 000.010 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n06 Aralık 2012 Perşembe 18:10:34\n\n“YALNIZLIK” Adlı Romandan:\n\nHerşeyi gayet iyi anlıyordu! . / Bu kadar heyecanla gelmek istemesi / bilgisi, bütün bunlar hiç akla gelmiyecek bir şeyi yanılmağa imkan olmayacak bir şekilde ispat ediyordu! . / Avazı çıktığı kadar bağırdı! . / Demin bana el salladı! . / Derin bir sessizlik içinde / gözleriyle takip etti! . / Orada bulunmakta hiç te rahatsız olmayan, oturduğu sıranın kenarından heyecanla / seyreden / bakıyordu! . / Gözleri pırıl-pırıl olmuştu; dudakları aralıktı, küçük yumruklarını açıp sıkıyor, diğer seyircilerle beraber sallanıyor yahut birden duraklayarak vücudunu geriyor / memnuniyet / ifade eden çığlıklar atıyor / zaman zaman, hiç utanmadan, o incecik sesiyle kalabalığın gittikçe artan uğultusu içinde bağırıyordu! . / Göreyim seni / tekrar sahaya baktı! . { Kitap Yazarı: A.J. CRONIN } (06 Aralık 2012 Perşembe 18:20:47)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Saniye; YİNE YENİ BİR UMUT: ANADOLU İÇİN! . = 000.011 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nBilgi Hakkıyla Paylaşılınca; Umut ve Huzuru: DAİMA ANADOLU KAZANIR! .\n\nBir kabiliyeti motive edecek gücün var ise eğer ki; paylaştığın senin kardeş! .\nBencilliklerden kurtuluşa ererek; kendin için istediğin başarı ne ise kardeş:\nÖnce dostluğun tebessümüne, Anadolu Kültürü Öncülerine dileyebilmelisin! .\nYetmiş beş milyonluk bir bütünüz ve bütünlük paylaşımla muhafaza ediliyor! .\n\n{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK - ANTALYA - 06.12.2012 18:33 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Saniye; YİNE YENİ BİR UMUT: ANADOLU İÇİN! . = 000.012 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nOlgunluğu Kazanmak ve Olgunluğumuzu Muhafazaya Çalışmak Görevimiz! .\n\nAnadolu Kültürü Öncülerinin özü; olgunluk içinde, erdemli kalma çabasıdır! .\nÖncü olan büyüklerimiz, öncü olan öğretmenlerimiz; olgunluğu muhafazada! .\nBir başına yaşadığımızı düşünürsek; bu bir bencilliğin perdesi olur gözlere! .\nGöremezsen; anlayamazsın! . Anlayamazsan; yaşayamaz ve yaşatamazsın! .\n\n{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK - ANTALYA - 06.12.2012 18:47 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Saniye; YİNE YENİ BİR UMUT: ANADOLU İÇİN! . = 000.007 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n06 Aralık 2012 Perşembe 07:14:57\n\n“YALNIZLIK” Adlı Romandan:\n\nO gün saat üç buçukta / yola koyuldular! . / Büyük bir sevinç içindeydi! . / Anlayışlı ve / neşesini hoş görüyormuş! . / Boyun eğmiş oluyordu! . / Dar sokakları geçerek / hakikaten etrafı tahta perdeyle çevrili bir sahaydı! . / Oldukça anlayışlı bir tavırla / kendisini / ön sırasına doğru sürüklemesine razı oldu! . / Sahaya bakan / tahta bir sıra idi! . / Bir adam çizgilerin üzerinden bir daha geçerek tazeliyordu! . / Erken gelmişlerdi / çoğu genç adamlar ve delikanlılardı! . / Kısa bir zaman zarfında bütün sıralar / her tarafı hareket edip duran, kımıldayan beşeri varlıklarla dolmuştu! . { Kitap Yazarı: A.J. CRONIN } (06 Aralık 2012 Perşembe 07:22:07)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Saniye; YİNE YENİ BİR UMUT: ANADOLU İÇİN! . = 000.009 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\n06 Aralık 2012 Perşembe 16:38:20\n\n“YALNIZLIK” Adlı Romandan:\n\nSağlam yapılı, kısa boylu / bir adam, bir elinde yarım bir soğan öbür elinde bir parça ekmek / yerleşti, sonra samimi bir tebessümle çakısını çıkarıp onu çizmesinin üzerinde biledi ve ekmekle soğanı şapır şupur yemeğe başladı! . / Islık sesleri dalgalandı sonra bu ıslık seslerine tempo tutan ritmik ayak sesleri duyuldu! . / Neredeyse başlayacak! . / Anlatmaya devam etti! . / Şimdi görüyor musun? . / Şimdi seni buraya niçin getirdiğimi anlıyor musun? . Senin için ne sürpriz değil mi? . / Ne demek istediğini evvela anlayamamıştı / pırıl-pırıl parlayan gözlerini diktiği tarafa bakınca / sahada zarif hareketlerle oradan oraya koşan, uzun boylu çevik delikanlıya bakıyordu! . / Uzun bir zaman hareketsiz kaldı. Zihninde sanki birden bir ışık yanmıştı! . { Kitap Yazarı: A.J. CRONIN } (06 Aralık 2012 Perşembe 16:48:36)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Saniye; YİNE YENİ BİR UMUT: ANADOLU İÇİN! . = 000.008 =",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nPeşinde iz sürmeye çabaladığımız sağgıdeğer öğretmenlerimizin takdirinden uzağa düşer isek eğer ki, gerçek manada, Anadolu'ya ait olamamanın vereceği, sıkıntı veren ve acı veren bir yalnızlığa gömülüveririz! . Sıkıntı ve acılara; ÖĞRETMENLERİMİZDEN TAKDİR KAZANAN ARAYIŞLARIMIZ OLMALI ve ÖĞRETMENLERİMİZİN TAKDİRİ ile ANADOLU KÜLTÜRÜ ZENGİNLİĞİNDE, KENDİMİZE ÖZGÜ KONUMUMUZU MUHAFAZA EDEBİLECEĞİMİZE, YÜREKTEN İNANÇ BESLEYEBİLMELİYİZ! . Sakinliğimiz ile değerlendirilen kitap anlatıları; ANADOLU KÜLTÜRÜ ESASLARINA GÖRE DEĞERLENDİRİLEBİLMELİ ve ANADOLU İÇİN YARINLARA UMUT BİRİKTİREBİLMELİ, ANADOLU'YA GÖNÜL VEREN DUYARLI AŞIKLAR ile! . AŞIKLARI ile BİR BÜTÜNLÜK İÇİNDE OLAN ANADOLU'YA; HUZUR ve UMUT YAKIŞIR! . DOSTLUĞUN TEBESSÜMÜ DAİMİ OLUVERSİN İNŞALLAH ANADOLU KÜLTÜRÜ BÜTÜNLÜĞÜNÜN ZENGİNLİĞİ ile YİNE İNŞALLAH ve YİNE MAŞALLAH! . GERİSİ GELECEK YİNE İNŞALLAH; ANADOLU AŞIKLARININ AZİMLİ ÇABALARI ile! . SEVENLERİNİZİ TAKDİRSİZ BIRAKMAYIN EY ANADOLU SEVDALI, DOST TEBESSÜM SAHİBİ, AZİMLİ DUYARLILIKLARA ÖRNEK OLARAK ALMAYA ÇABALADIĞIMIZ, SAYGIDEĞER ÖĞRETMENLERİMİZ! . SAYGILARIMLA! . TEŞEKKÜRLER! . İYİ Kİ VARSIN EĞİTİM ve İYİ Kİ VAR SAYGIDEĞER ÖĞRETMENLERİMİZ! . DAİMA İLERİ ADIM EĞİTİM ÇİZGİSİ ile DAİMA ANADOLU İÇİN! . { Kaleme Alan: Kemal KABCIK - ANTALYA - 06.12.2012 07:39 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "(* Her Satırı Gurur Kaynağı",
        "poet": "Serap Demirtürk",
        "poem": "\n\nimg src='http://rzv066.rz.tu-bs.de/studver/btob/Webpages/Anasayfa/images/19_Mayis_.jpg'\nMareşal\nMustafa Kemal ATATÜRK\n(1881-1938)               \nBaşkomutan\n\n      Selânik'te doğdu. 1902'de Harp Okulunu, 1905'te de Harp Akademisini bitirdi. Trablusgarp, Balkan, I. Dünya Savaşlarına katıldı. Çanakkale cephesinde büyük başarı kazandı. 1915'te Albay, 1916'da Tümgeneralliğe yükseldi. Mondros Mütarekesi sonrası yurdun işgali üzerine 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkıp Milli Mücadele'yi yönetti. 23 Nisan 1920'de Ankara'da TBMM'yi kurdu. I. ve II. İnönü Zaferlerinin kazanılmasını sağladı. 5 Ağustos 1921 'de Başkomutanlığa getirildi. Sakarya ve Başkomutan Meydan Muharebelerini zaferle sonuçlandırdı. 19 Eylül 1921'de Mareşal oldu, Gazi unvanını aldı. 29 Ekim 1923 günü TBMM'de cumhuriyetin ilânını sağladı. İlk Cumhurbaşkanı seçildi. Devrimler yaparak Türkiye Cumhuriyeti'ni lâik, güçlü, modern bir devlet haline getirdi. 10 Kasım 1938 tarihine değin Cumhurbaşkanlığı yaptı. \n\nimg src='http://www.tsk.mil.tr/anitkabir/ataturkvekurtulussavasi/muze/resimler/kucuk/s107.jpg'\nembed src='http://www.antoloji.com/siir/media/51/www_antoloji_com_419251_930.MP3' autostart='true' loop='true'\n\nATATÜRK'ÜN TÜRK GENÇLİĞİNE SESLENİŞİ... \n\n20 Ekim 1927 \nAtatürk'ün 'Gençliğe Sesleniş'i Nutuk'un son bölümünü oluşturmaktadır. Aşağıda, Gençliğe Sesleniş'in Nutuk'daki orijinal ve Söylev'deki yeni Türkçe metinlerine yer verilmiştir.\nAyrıca, Prof. Dr. Afet İnan'ın, Atatürk'ün Büyük Söylevi'nin 50. Yılı Semineri'nde sunduğu 'Atatürk'ün Büyük Nutku'nun Müsveddeleri Üzerinde Arkadaşlarının Eleştirilerini Dinlemesi ve Gençliğe Seslenişi' başlıklı bildirinin 'Gençliğe Sesleniş' ile ilgili bölümüne de yer verilmiştir. \n\n img src='http://www.tsk.mil.tr/anitkabir/ataturkvekurtulussavasi/muze/resimler/kucuk/s101.jpg'\nMustafa Kemal Atatürk, Nutuk'u (Söylev) , CHP'nin 2. Kurultayı'nda, 15-20 Ekim 1927 tarihlerinde 36 saat 33 dakikada okumuştur. Atatürk, bu uzun konuşması ile 19 Mayıs 1919'da başlayan Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın nasıl verildiğini ve Cumhuriyetin hangi koşullar altında kurulduğunu anlatır.\nBelgelere dayandırdığı bu konuşmasının sonunda, ulaşılan başarıyı Türk Gençliği'ne emanet eder. Gençlikten Türk bağımsızlığının ve cumhuriyetinin sonsuzluğa değin korunmasını ister.\nimg src='http://www.tsk.mil.tr/anitkabir/ataturkvekurtulussavasi/muze/resimler/kucuk/s105.jpg'\nProf. Dr. Afet İnan'ın bildirisi, Atatürk'ün 'Gençliğe Sesleniş'i kaleme aldıktan sonra yakın çevresine ilk okuyuşunu ve bu sırada duyduğu heyecanı yansıtması açısından, 'Gençliğe Sesleniş' ile beraber aşağıda yayına sunulmuştur. \nimg src=' http://www.canakkale.gen.tr/album/album/Of099.jpg'\n\nTÜRK GENÇLİĞİNE BIRAKTIĞIM KUTSAL ARMAĞAN\nSayın baylar, sizi, günlerce işlerinizden alıkoyan uzun ve ayrıntılı sözlerim, en sonu tarihe malolmuş bir çağın öyküsüdür. Bunda, ulusum için ve yarınki çocuklarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek kimi noktaları belirtebilmiş isem kendimi mutlu sayacağım. \n\nBaylar, bu söylevimle, ulusal varlığı sona ermiş sayılan büyük bir ulusun, bağımsızlığını nasıl kazandığını; bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım. \n\nBugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uyanıklığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır. \n\nBu sonucu, Türk gençliğine kutsal bir armağan olarak bırakıyorum. \n\nimg src='http://www.buyukzafer.org/gelibolurehber/canakkale_savasi/çanakkale%20savaşı-Atatürk1.jpg'\n\nATATÜRK'ÜN TÜRK GENÇLİĞİNE HİTABESİ \n(Orijinal)               \n\nEy Türk Gençliği! \n\nBirinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. \n\nMevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. \n\nEy Türk istikbalinin evladı! \n\nİşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur. \n\nAnkara, 20 Ekim 1927 \n\n-\n img src='http://www.tsk.mil.tr/anitkabir/ataturkvekurtulussavasi/muze/resimler/kucuk/s103.jpg'\nATATÜRK'ÜN TÜRK GENÇLİĞİNE SESLENİŞİ \n(Yeni Türkçe)               \n\nEy Türk Gençliği! \n\nBirinci ödevin; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini, sonsuzluğa değin korumak ve savunmaktır. \n\nVarlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel, senin en değerli güven kaynağıdır. Gelecekte de, yurt içinde ve dışında, seni bu kaynaktan yoksun etmek isteyen kötücüller bulunacaktır. Bir gün, bağımsızlığını ve cumhuriyetini savunmak zorunda kalırsan; ödeve atılmak için, içinde bulunacağın durumun olanaklarını ve koşullarını düşünmeyeceksin! Bu olanaklar ve koşullar çok elverişsiz olabilir. Bağımsızlığına ve cumhuriyetine kıymak isteyecek düşmanlar, bütün dünyada benzeri görülmedik bir utku kazanmış olabilirler. Zorla ve aldatıcı düzenlerle sevgili yurdunun bütün kaleleri alınmış, bütün gemilikleri ele geçirilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesine düşman girmiş olabilir. Bütün bu koşullardan daha acıklı ve korkunç olmak üzere, yurdunda, iş başında bulunanlar, aymazlık ve sapkınlık içinde olabilirler. Üstelik, hainlik de yapabilirler. Daha kötüsü, iş başında bulunan kişiler, kendi çıkarlarını, yurduna girmiş olan düşmanların siyasal erekleriyle birleştirebilirler. Ulus, yoksulluk ve sıkıntı içinde ezgin ve bitkin düşmüş olabilir. \n\nEy Türk geleceğinin gençliği! \n\nİşte, bu ortam ve koşullar içinde bile ödevin, Türk bağımsızlığını ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Bunun için gereken güç, damarlarındaki soylu kanda vardır! \n\nSöylev' den 20 Ekim 1927\n\nimg src='http://farm1.static.flickr.com/158/337091829_5a06907869.jpg'\n\n-\n\nProf. Dr. Afet İnan'ın, Atatürk'ün Büyük Söylevi'nin 50. Yılı Semineri'nde sunduğu 'Atatürk'ün Büyük Nutku'nun Müsveddeleri Üzerinde Arkadaşlarının Eleştirilerini Dinlemesi ve Gençliğe Seslenişi' başlıklı bildirinin 'Gençliğe Sesleniş' ile ilgili bölümü: \n(İnan, bildirisinde, Atatürk'ün, 1 Temmuz 1927'de Dolmabahçe Sarayı'na geldiğini ve o tarihten sonra her gece yakın arkadaşlarıyla toplanarak Nutuk'un müsveddelerini okuduğunu ve üzerinde tartışma açtığını belirtmektedir.)                \n\n'Şimdi benim tanık olduğum olay şöyle. Sıcak bir yaz gününün gecesi; Atatürk'ün çevresinde daha kalabalık bir aydınlar topluluğu vardı.\n\n(..............)                \n\nO, adeta arkadaşlarına bir sürpriz hazırlamanın sevinci içinde 'oturunuz ve dinleyiniz' dedi. Nutuk’un sonuna koyacağı satırları yüksek sesle okumaya başladı.\n\nDinleyicilerin nefes dahi almadıklarını sanıyorum, yahut bana öyle geldi; çünkü ben kendimi öyle hissediyor ve milli bir heyecanın etkisinde yaşıyordum. Bütün milli mücadelenin tarihi olan Nutuk, bu satırlarla son bulacaktı.\n\nAtatürk, bu metni okuyup bitirdiği zaman, derin bir nefes almış, fakat iki damla gözyaşını da bizlerden saklamamıştı. Bunu da gayet iyi hatırlıyorum.\n\nFakat okuduktan sonra şöyle bir durum oldu. Bu Gençliğe Hitabe okunduğu akşam tarih olmuş olaylar, konuşma konusu değildi.\n\nAtatürk, coşmuş konuşuyor ve başkalarına konuşma fırsatı vermiyordu. O, Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği üzerinde duruyordu. Tarihi yaşadığımız gibi yazdık; fakat geleceği cumhuriyete inananlara onu koruyanlara ve yaşatacak olanlara emanet etmek gerekiyor diyordu.\n\nGençliğe Hitabe yazısını ilk dinleyenlere methetmek fırsatını dahi verdiğini hatırlamıyorum. Zaten methedilmeyi pek sevmezdi. Bir gün, bu arada söyleyeyim, 'Beni methetme sözlerini bırakınız, gelecek için neler yapacağız onları söyleyin' demişti. Sözleri hala bugün dahi kulaklarımda akisler yapmaktadır: 'Gençliği yatıştırınız. Onlara ilim ve irfanın müsbet fikirlerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. Hür fikirler uygulamaya geçtiği vakit, Türk milleti yükselecektir' diye telkinlerde bulundu. O,Türk gençliğinin sağduyusuna, milliyetçiliğine, vatan sevgisine inandığını ve onlara güvendiğini söylüyordu.\n\n505-506 sayfa numarasını taşıyan bu son yapraklarda (müsveddeler)                  hemen hiçbir düzeltme yoktur. Yazı Atatürk’ündür. Üç yerdeki düzeltme ise yazarken yapılmıştır. Evvela 'Ey Türk Genci' denmiş; fakat hemen genci kelimesi silinerek 'gençliği' olarak düzeltilmiştir. İkincisi ise 'Galipler cebren ve hile ile' cümlelerini başındaki 'galipler' kelimesini silmiştir. Fakat en sonunda yarım bıraktığı bir cümle var 'Efendiler' diyor. 'Son kuvvetini kendi mefkuresinden ve damarlarında bulan Türk evladının elinde istiklal ve cumhuriyetin ilanihaye mafhuz ve masun olacağına ve sancağımızın itibarı daima yüksek bulunacağına' demiş, onu bitirmeden burada kesmiş.' \n\n(Atatürk'ün Büyük Söylevi'nin 50. Yılı Semineri, Bildiriler ve Tartışmalar, Türk tarih Kurumu Yayınları, Ankara-1980)               \n\n\nimg src='http://www.tsk.mil.tr/anitkabir/ataturkvekurtulussavasi/muze/resimler/kucuk/s100.jpg'\n-\nhttp://www.belgenet.com/arsiv/ata_seslenis.html\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Savaş Bir Yoksulluğun Başlangıcıdır Aslında",
        "poet": "Ahmet Zeytinci",
        "poem": "\n\nDünya var olduğundan beri kaos, kavga ve savaşlar hiç eksik olmamıştır yeryüzünden. Kime ne faydası var savaşların diye soracak olursanız, buna da verilecek tek cevap sadece silah şirketleridir. Düşün bir kere silah şirketlerinin üç beş tane patronu ve binlerce çalışanından gayrı savaşın hiç kimseye faydası olmayacak. Geride binlerce ölen, yaralanan kadın, erkek, sabi sübyan. Kullanılan kimyasal ve nükleer silahlar yüzünden onarılamayacak kadar tahrip edilen tabiat varlıkları ve tarihi eserler. Silah şirketinde çalışan bir baba, kazandığı parayı iki oğluna bir kızına yedirirken hiç düşünmeyecek mi ''Benim çocuklarım güzel okullara giderken Irak'da Afganistan'da, Somali'de çocuklar sapı sapır toprağa düşecek ve onların oyuncakları sahici silahlar olacaktır.''\n\nDaha önce yapılmış iki dünya savaşı da savaşa giren ülkelerde ve halklarında büyük maddi ve manevi zararlara yol açmıştır. Bunu kesinlikle inkâr edemeyiz. Bu savaşlardan sonra meydana gelen yıkımları onarmak ve o toplumları eski hallerine, yaşayış şekillerine geri döndürmek yıllar almıştır... Japonya İkinci Dünya Savaşında iki milyona yakın insanını kaybetmiştir ve sanayi gücü olabildiğince zayıflamıştır savaş öncesine nazaran. Savaştan sonrada kaybeden tarafta olduğu için teknolojik üstünlüklere sahip çok gelişmiş bir ordu kurmasına izin verilmemiştir. Almanya ve İtalya'da hakeza aynı durumlara düşmüşler ve savaştan sonra toparlanmaları uzun zaman almıştır...\n\nYakın zamanda İran ve Irak iki Müslüman ülke olarak emperyalistlerin gaza getirmesi ile aralarında savaşa tutuşmuşlar ve bu savaşta her iki taraftan da milyonlarca insan ölmüş veya yaralanmış yüz binlercesi sakat kalmıştır, daha sonra ABD'nin Saddam Hüseyin ile menfaatleri bitince onu bir kalemde harcamaktan da çekinmemiştir Sam Amca. Bildiğiniz gibi İran-Irak savaşının da kazananı olmadığı gibi her iki ülkede büyük yıkımlara uğramışlardır. Sonunda da eski ülke sınırlarına geri dönmüşlerdir. Bu savaşta Rusya İran'ı destekler gibi görünmüş, Amerika'da Irak'ı desteklemiş ve her iki süper güçte İran ve Irak'a milyarlarca dolarlık silah ve malzeme satmışlardır.\n\nHindistan ve Pakistan nükleer enerji üretebilen ve atom bombasına sahip olan iki büyük ülkedir. Bilindiği üzere atom bombası yapabilmek yüksek teknoloji ve maliyet gerektiren bir iştir. Caydırıcı olması sebebi ile ülkeler tarafından sahip olunması istenilmektedir. Buna harcanacak zaman ve parayı ülkeler halklarının refahı ve mutluluğu için harcasalar daha güzel olmaz mı? Nükleer enerjiye sahip ol, ama gitgide kalabalıklaşan ülkelerinizde bir türlü nüfus planlaması yapamayın halkınızı da fakirlikten sürüm sürüm süründürün. Bu mu insanlık?\n\nGelelim ikiz kulelerin yıkılması olayına. Bunun Müslümanlar üzerine yıkılmaya çalışılması da bir emperyalist taktiğidir aslında. İkiz kuleler yıkıldıktan sonra bütün Müslüman coğrafyalarına emperyalistlerce ağır saldırılar başlatılmıştır. Başta Irak, Somali, Afganistan, şimdilerde Libya ve Suriye her gün kaos ve anarşi ortamına sürüklenmektedir. Bir coğrafya baştan ayağa yıkılırken ABD silah şirketleri kâr üstüne kâr rekorları kırmaya devam etmektedir son hızla... Üç beş tane fok balığı ya da balina için dünyayı ayağa kaldıran emperyalist ülke vatandaşları, milyonlarca insan sorgusuz sualsiz öldürülürken, işkencelere uğrarken, kıllarını bile kıpırdatmamaktadırlar işte bu yaşananlar çifte standart denen olgunun dik alasıdır...\n\nSovyet Bloğu çöktükten sonra şu anda tek güç gibi görünen ABD dünyayı kasıp kavurmaya devam etmektedir. Şimdilerde karşılarında ne Sovyet bloğu ne de Çin ya da Küba vardır. Bakın çevrenize bütün silahlar Müslümanlar üzerine çevrilmiştir. Tek düşman Müslümanlar ve İslam Ülkeleridir. Bu nasıl yaman bir çelişkidir ki bir zamanlar Komünist Ülkelere karşı silah yardımı yaptıkları ve destekledikleri ülkeler şimdi azılı birer düşman olmuşlardır. Emperyalistler doğaları gereği bulundukları toplumları refah içinde yaşatmak ve daha ileri seviyelere taşımak, şirketlerine kâr üstüne kâr rekoru kırdırmak, Müslüman ülkelerin doğal kaynaklarını alabildiğine sömürmek için her iki üç senede bir mutlaka savaş çıkartmak, çığırtkanlığı yapmak zorundadırlar. Bir yere gelip mutlaka tıkanacaklar o da aşikâr. Dünya milletlerinin birçoğunun nefretini kazanan bir ülke eninde sonunda ekonomik olarak gerileyecek ve çökecektir ki ayrıca bir dolu sosyal problemle de (AİDS, uyuşturucu, fakirlik) boğuşmaktadırlar.\n\nDünyanın zenginlik ve güzelliklerinin dünya halkları arasında eşit şekilde paylaşılması hem barış ortamını meydana getirecek hem de emperyalizme ağır bir darbe vuracaktır kanaatindeyim. İnsanlık artık yeni bir yola girmek mecburiyetindedir. Açlığı, yoksulluğu ve savaşları ortadan kaldırmaya var gücümüz ile çaba harcamalı dünyayı yaşanabilir bir gezegen kılmak için tüm insanlık hep birlikte seferber olmalıyız. Hepinize en derin sevgi ve saygılar yine... \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şehir Bir Parça Memlelet",
        "poet": "Melih Coşkun",
        "poem": "\n\nBir kavşağa vardı ömrüm \nAşınmış yolları bırakarak arkasında\nHer karışında bir dost yüzü kaldı \nHer karışında bir o kadar ihanet \n\nKusursuz değildi hiç kimse \nTertemiz bir eli tutacak kadar \n\nAynalarda ufalan gözlerimde \nBenden uzaklaşan bir şeyler içimde\nUzak şehirler çağırıyor beni\nBeni arıyor birileri \nHiç bilmediğim coğrafyalarda\n\nBüyümeyen bir çocuktur \nHer yol kavşağında içimi kemiren hasret, \n\nKaranlık ve dar yollar var önümde \nHangi şehirlere çıktığını bilmediğim \n\nBelki yüzünü hiç görmediğim insanlar çıkacak karşıma \nNe bir dost olacak yanı başımda\nNe sırtımda bir ihanet\n\nBelki göçeceğim yine soğuk denizlere \nEski bir şarkı gibi doğduğum topraklar\nKucaklar mı yine beni çocukluğum gibi \n\nGurbet-Sıla karıştı beynimde \nBu kavşakları yalnız geçecek artık ömrüm\nOlmayacak bir ışık tutan \nDostun omzu olmayacak omzunda \nTökezlediğin çukurlarda\n\nGiderken ağlayacağım her yerdir artık sıla \nŞiir yazdığım her şehir bir parça memleket...\n\n20 Ocak 2003\n01: 37\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her sebebin Bir Kaderi Var...",
        "poet": "Mehmet Arslan 3",
        "poem": "\n\n1\nKaybolmak olmasa,\nbulmanın ne anlamı var,\nDağları delmeseydi Ferhat,\nsıradan bir Ferhat,\nŞirin Ferhatsız,\nherhangi bir Şirin olmazmıydı? \nKerem çile mektebinde okumasa,\nadını duyarmıydık,\nAslıyı; \nböyle zor rollere sokarmıydık,\nRolleri dağıtanın,\nbir bildiği var besbelli,\nYoksa kim çizebilirdi,\nEzelden, ebede böyle kaderi...\n\n2\nMecnun çöllerde,\ndeli divane,\nAşk getirmeseydi,\nonu bu hale,\nAcılardan bir efsane olurmuydu? \nKim tanırdı,\nkara, kuru Leylayı,\nMecnundaki göz olmasa,\nSabır çöldeki kum taneleri,\nZulüm gökteki yıldızlar kadar...\n\n3\nVeysel nasıl baktıysa aklıyla,\nAşkın adını koydu hakkıyla,\nHer Firavunun bir Musası,\nMusanın asası, Karunun kasası,\nNemrutun ilahlık tasası olmasa,\nİbrahim olur muydu? \nDinler yaratıcının yasası,\nkimilerinin İsası,\nHüseyinin kesilmese kafası,\nKerbela olur muydu...\n\n4\nCengiz, Horasan erlerini,\nonlar Anadolu Alperenlerini,\nAnadolu Alperenleri,\nOsmanlı Devletini doğurmadımı? \nYanıp yıkılmış Anadolu Yunus,\nHacıbektaş, Mevlana olmadımı? \nEvrimler Darvinleri,\nÇarlar Leninleri,\nişgaller Mustafa Kemalleri doğurmadı mı? \n\n5\nSabırla toprağı dölleyenin,\nhesabı var,\nSürecek bu mücadele,\nhayatın sahibi dur,\ndiyene kadar...\nÖlüm olmasa,\nyaşamın ne anlamı var? \nÖlmese insan,\ndünya ona dar gelirdi dar...\n\n6\nEzelden ebede kuran bu dengeyi,\nPlanlamış,\nevrenin yaşamına dair herşeyi,\nBir şey varsa var, yoksa yok,\nAklı yanıltacak soru çok,\nBir yüzyıl aç kalan bir yüzyıl tok,\nHer sebebin kaderi,\nher nefesin hesabı var...\n\n19 Mayıs 1993\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her seferde beni ayrı gösterdi",
        "poet": "Abdurrahman Yıldız",
        "poem": "\n\nCılız iken beni tombul gösterdi\nTurp gibiyken beni hasta gösterdi\nBazen cani, bazen masum gösterdi\nHer seferde beni ayrı gösterdi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her satır acılar verır sana yazsam düşündüklerimi",
        "poet": "Şeref Öztel",
        "poem": "\n\nBana yüreğini anlat \nDüşlerimdeki seni anlat yaz satır,satır kalemin elinde olsun gözlerinde yaşlarla acılarını yaz \nAnılarını yazma biliyorum içindekilerini yazma terk eder seni yazarsan şair yüreğim\nSussam mı  diyorum acaba nasıl anlatsam sana düşündüklerimi her satırım acılar verir sana yazarsam \n\nBir şeyler arıyorum adı ne olursa olsun geçenin karanlığında gökyüzünde hiç bir yıldız yok senin için\nGerçek yüzünü düşündükçe yaşamın; seni şair yüreğimde sorguluyorum sanki ihanetler yemiş oluyor yüreğim \nSon vuruşun depremler oluşturdu yıkılmış her yanım; ben bende değilim artık başımı dik tutamıyorum eğittin\nYollar  çok uzattı sana ulaşmak için nedenlerim yok artık içimdeki onurumu bir sevgi uğruna yitiremem \nBen gecelerimi sana yazdım yıldızlar oluşturdum hayal dünyamda hep dileklerle yoğruldum senin için\nYıllar yine yanıltı beni soldu içimdeki kır çiçekleri bulutlar ağlasın benim yerimde senin için değmez ağlamasın gözlerim\nSokakların ası çocuğu oldum bunda senin sucun büyük hep ağladın inandım gözyaşlarına yalanda olsa \nAnlatacak neyin kaldı onu da yaz ama bana yaptıklarını  yazarken  adam gibi yaz geçenin karanlığında yaz gündüzleri yazamasın güneş sorgular seni yazamasın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şehirde Bir Başka Islatır Yağmur…",
        "poet": "Burhan Kale",
        "poem": "\n\nSokaklar karanlık sen yalnız yürü,\nHer şehirde bir başka ıslatır yağmur…\nSevgini bırakma yanında sürü,\nHer şehirde bir başka ıslatır yağmur…\n\nGözlerin doluyor yaşın akıyor,\nHer yerde nedamet bulup yakıyor,\nVicdansa göz olmuş kalbe bakıyor,\nHer şehirde bir başka ıslatır yağmur…\n\nYalnızca bir kuşun sesi aşina,\nİnsan yok her yerde karşında bina,\nCan taşıyan yazık kıyarken cana,\nHer şehirde bir başka ıslatır yağmur…\n\nNe kadar sakınsan üstünde çamur,\nHep değişir suret adamı hamur,\nSöz uçar gider sen istersen buyur,\nHer şehirde bir başka ıslatır yağmur…\n\nYağmur diner aynı koksa da toprak…\nTüketir insanı şehri yaşamak…\nGök kubbede bir hoş sedanı bırak, \nHer şehirde bir başka ıslatır yağmur…\n\nMalla mülk değerli insan yitiyor,\nÖmür dediğin de bir gün bitiyor,\nBu toprakta beni sevgi tutuyor,\nHer şehirde yar aşka ıslatır yağmur…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Selâmında Bir Kuş Konar Dallarıma,",
        "poet": "Seyfullah Öztürk",
        "poem": "\n\nYaprakları eylüle âmâde, yemişleri tükenmiş kuru ağaç gibiydi kalbim.\nHer selâmında bir kuş konar dallarıma, şarkılar söyler, ben neşelenirim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şehide Bir Destan",
        "poet": "Şükrü Topallar",
        "poem": "\n\nBir soru var sorulan; kim yazmıştır tarihi? \nŞehitler olmasaydı; kim yazardı tarihi.\nTürk Tarihi uzundur; yeter mi hiç mürekkep? \nKanınla yazıyorsun; gerekmiyor mürekkep.\n\nŞehit olup sıranı; savdın,yazdın destanı.\nSıra biz şairler de; yazacaz destanını.\nTek tek şehit düştünüz; her şehide bir destan,\nDavranın şair dostlar; yazalım birer destan.\n\nBedelsiz bir şey var mı? Bu dünyada söyleyin,\nBedeli canla öder; kolay mı şehitliğin.\nTek isteği bir daha; dirilip şehit olmak,\nTekrar tekrar dirilip; yeniden şehit olmak.\n\nSakın ha! Yıkamayın; üstündeki kan kalsın,\nEy! Kanlı elbiseler; sen kefen olacaksın.\nAy yıldızlı bayrağım; olur tabut örtüsü,\nMelek ordusu hazır; Tekbir gök gürültüsü.\n\nSığmazsın biliyorum; tarih sayfalarına,\nKoşa koşa katıldın; şehitler kervanına.\nSorgu,sual ne demek; karşılıyor huriler,\nArdına kadar açık; kapılarla cennetler.\n\nBedr*in Arslanlarıyla; Şehitler sıra sıra,\nÇanakkale şehidi; Büyükdeden en başta.\nKucak açmış bekliyor; önceki tüm şehitler,\nVe hepsinin önünde; ağuş açmış Peygamber.\n\n                     ŞÜKRÜ TOPALLAR\n\n                16.Ekim.2007            İzmit\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her şehit bir şiirdir bu vatanda",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nŞiirlerimiz şehitler içindir,\nHer şehit bir şiirdir bu vatanda.\nŞehitlere sevgimiz o biçimdir,\nHer şehit bir şiirdir bu vatanda.\n\nŞehide can feda insanlar bilsin,\nOnlar tüm gönüllerde değer bulsun.\nŞehitlere şiirim helal olsun,\nHer şehit bir şiirdir bu vatanda.\n\nBayrağı devralacak doğan sabi,\nŞehitleri anlatacağız tabi.\nÜlkemizde vatan destanı gibi,\nHer şehit bir şiirdir bu vatanda.\n\nSen gibi kahraman bulunur nadir,\nSeni vatanda şehit yapan nedir? \nMavi göklerin beyaz süsü odur,\nHer şehit bir şiirdir bu vatanda.\n\nYusuf bizler onlara uyacağız,\nOnları gönüle dokuyacağız.\nŞehitlere şiir okuyacağız,\nHer şehit bir şiirdir bu vatanda.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Sensizlik Bir Ölüm...",
        "poet": "Fatih Kovancı",
        "poem": "\n\nSessizliğin uğultusunda derin bir yokluğun içinde karanlığa doğru ilerliyorum...Hüzün gözyaşlarımdan yapış yapış olmuş bedenler bana beddua ediyorlar.Her karanlık bir sensizlik,her sensizlik bir ölüm...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Seven...",
        "poet": "Şükrü Aktaş",
        "poem": "\n\nHer seven aşk sanır, \n\nSevdalıdır aklınca.\n\nHerkes Sever illaki,\n\nSever ağırlığınca.\n\n(28 Şubat 2008)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şerde Bir Hayır Vardır  3",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nSorun dahi yaşasak, Rab’be güvenmeliyiz, \nHakikat Rab’bin yolu, bunu da bilmeliyiz…\n\nBakarız ki bir hayır, şer zannedilen şeyde,\nYa da kapı açılmış, şerrin vesilesinde…\n\nHemen isyan edilmez, biraz sabır gerekir,\nSabır hep hatırlanmalı, Rab düşünülmelidir…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Sevgi",
        "poet": "Yaralı Gönül",
        "poem": "\n\nHer  sevgi   yürek  atışında  başlar  ağır  ağır,\nDeğerse  güzelliği  sevgiye  eğer  atışları  gümbür  gümbür   vurur…\nHele  bir  de  karşılığı  varsa  ya  bu  sevdanın,\nBak  o  zaman   ritmin  melodisini  dinlemeye  doyarmı  gönül…\nHep hayalimdi bunca ektiğim sevgi tohumları,\nGün  gelip  yeşerecek  etrafımda   sevgi  meyvalarıyla  dolu  bir  bahçe…\nGülen, sevimli, renk  renk  lezzetli   pek  çok  sevgililer,\nİşte  o  zaman! ! !  Etrafımda  nasıl  bir  dinginlik  ve  huzur  çemberi,\nVe  ben  mutlu, sevg i  dolu, seven, sevilen, sevgililerimle  birlikte….\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her sevgi güzeldir amma Hak sevgisi başka",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nDünyadaki sevgiler çok çeşitli oluyor,\nHer sevgi güzeldir amma Hak sevgisi başka.\nİnsanlar elbet sevdiğiyle değer buluyor,\nHer sevgi güzeldir amma Hak sevgisi başka.\n\nKiminin sevdiği candır kiminin de şahtır,\nKiminin sevdiği handır kiminin de tahttır.\nBütün sevgilerin ana kaynağı Allah'tır,\nHer sevgi güzeldir amma Hak sevgisi başka.\n\nBazı insan sevdiğinin sevgisini bilmez,\nAllah'ı seven insanlar ölse bile ölmez.\nHak sevgisinden öte dünyada sevgi olmaz,\nHer sevgi güzeldir amma Hak sevgisi başka.\n\nKul olan sevdiği kimsenin adını över,\nAllah'ı seven insanı elbet Allah sever.\nHakkı sevenler ona kavuşmak için ever,\nHer sevgi güzeldir amma Hak sevgisi başka.\n\nSana lazım olan imandır ne saray ne ev,\nSevgin gönlünde yücelsin yüreğin olsun dev.\nKul sevgisi geçicidir Yusuf sen Hakkı sev,\nHer sevgi güzeldir amma Hak sevgisi başka.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Sevgi Denilen Sevgi mi?",
        "poet": "Murat Algıngüzel",
        "poem": "\n\nTürk Toplumunda Sevgi\nDelice seviyorlar ölesiye ama nedense birbirlerine kavuşan sevgililerin sevgileri bir süre sonra bitiyor hatta bazıları nefrete bile dönüşüyor...\n\nNice örnekler görmedik mi? \nUğruna canlarını ortaya koyan sevgililer, her engeli aşarlar, kavuşurlar- ki evlenmek ile biter çoğunda son-  belli bir zaman geçtikten, yani hevesler giderildikten sonramı diyeyim bilmiyorum bu yüce ölümsüz hiç bitmeyecek! Aşk bitiverir... \nEğer sağlam kişilikler de iseler birbirlerine saygıları kalır, derler ya sevgi bitiyor yerini saygıya bırakıyor, evet gerçektende bazılarında böyledir. Çünkü onlar bu saygıyı güçlü şahsiyetleri ile kazanmışlardır sevildikleri için falan değil.. Seversin! Evlenirsin tanıdıkça ya hayran olursun, yada nefret edersin. Sevgi birleşmeyi, kişilik devamı sağlar. Ben hep düşünmüşümdür neden sevgi birleşince bitiyor. Neden uzakta olduğu müddetçe aşk fazla oluyor, niçin beraberlik daimi olunca bütün büyü bozuluyor? Aşkları yıllar geçtiği halde hiç bitmeyenlere sordum, bana sevgilerini tarif ettiler; \nKendimi onda, onu kendimde görüyorum,\nAsla menfaatimi düşünmem onunla beraberliğimizde, aranız da onur meselesi yaptığınız şeyler var mı diye sorma bana, hiçbir zaman aklıma bile gelmedi... \nGit aynaya bakarak deki: “aşkolsun sana çok gücendim” inan bu kadar saçma olur sevdiğine onurun için tavır koyman.... \nHele birisinin söylediği bir söz var ki  “ Onu seviyorum, onsuz asla yapamayacağımı biliyorum, o doğrularını yanlışlarını memnuniyetle kabul edip kalbimden atamayacağım yegane insandır”  Işte sevgi..\nKavuştuktan sonra biten sevgiler gerçek sevgi değil, kaybetme korkusunun körüklediği fos sevgilerdir..................... gerçekten seven kaybetme korkusunu yaşamaz mı? Elbette yaşar ama buradaki ince çizgiye çok dikkat etmek lazım, eğer kendinizi ondan önce düşünebiliyorsanız, kolayca kızabiliyorsanız, çok sık tavırlar koyuyorsanız,onun kırılmasını, üzülür diye değil de, onu kaybederim diye istemiyorsanız başınıza bela açmadan onu bırakın derim, siz sevgiyi yaşamıyorsunuz hevesi yaşıyorsunuz ve bu heves birliktelik gerçekleşince bitecektir. Oysa 'Sevgi' kırıldığında bile sevmektir, hatalarına rağmen sevmektir. 'Sevgi' artıları eksileri kabul edip ömür boyu bırakmamak, sadakatla ona sahip çıkmak, asla terketmemektir. Gerisi boş... Terketmek sevgiden gelmez ama gördüğüm örneklerde en ufak olayda bırakıp gidenler öyle çoğunlukta ki. Ya tam sevin yada adına sevgi koymayın yaşadığınız duyguların, hevesdi deyip geçin dürüstçe.. Son sözüm seven terketmez ihanet etmez ömür boyu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey Aslı Gibidir",
        "poet": "Ahmet Süreyya Durna",
        "poem": "\n\nMümkün değil,su yokuşa akacak sanmayın.\nGün gelir Balık kavağa çıkacak sanmayın.\n'Dağ yerinden oynar' deseler,bir ihtimal; \nFakat huylu,huyunu bırakacak sanmayın! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şerde Bir Hayır Vardır",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nBirçok kez sitem eder, hakikati düşünmez,\nHayrına dahi olsa, isyan eder, şükretmez…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her şey akla muhtaçtır akıl da eğitime",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nAkıl olmadan hiç bir şeyin önemi olmaz,\nHer şey akla muhtaçtır akıl da eğitime.\nAkıl olmasa idi ilimler değer bulmaz,\nHer şey akla muhtaçtır akıl da eğitime.\n\nYaşantımıza intizam veren eğitimdir,\nİnsan hayatına düzen veren eğitimdir.\nŞu dünyada akla nizam veren eğitimdir,\nHer şey akla muhtaçtır akıl da eğitime.\n\nİnsan petek ise akıl da kafada baldır,\nAkıllı olan insanların yüreği güldür.\nAkıl olmadan iş yapmamız mümkün değildir,\nHer şey akla muhtaçtır akıl da eğitime.\n\nEğitim insanlarda olan akla yön verir,\nEğitim ile insanlar hedefine varır.\nAkıl insanın yaşama arzusunu korur,\nHer şey akla muhtaçtır akıl da eğitime.\n\nYusuf insanın kültürsüz yaşaması zuldür,\nBiliyorsun dünyada her işin başı kültür.\nEğitilmeyen akıl sahibini küçültür,\nHer şey akla muhtaçtır akıl da eğitime.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey Baştan",
        "poet": "Ediz Yelen",
        "poem": "\n\nTabiki sabah olcak.O zaman ne anlamı var düşlerin.Göreceksin ve uyanacaksın..Gene apar topar giyeceksin üstünü,çarparken tüm soğukluğunu zerresine kadar yüzüne suyun,gördüğün düşün etkisinde olacaksın hala..Sonra gene son gaz teğet geçeceksin evinin önündeki ekmek büfesini ve ihalal edeceksin tüm kırmızı ışıklarını yollarının.vardığında işine bütünün de nokta kalacak düşlerinden geriye.her şey baştan başlayacak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Sevgililer Günü (-Şair Perikızı Canan S.S..S.S-)",
        "poet": "Halise Ekinci",
        "poem": "\n\nHer sevgililer günü,\nGüneş sen diye açar.\nYağmur sen diye yağar.\nRüzgar sen diye eser.\nAma bir ben, sen diyemem…\n\nHer sevgililer günü,\nSabah sen diye başlar.\nAkşam sen diye biter.\nKalbim sen diye atar.\nGözlerim sen diye bakar.\nAma bir ben, sen diyemem…\n\nHer sevgililer günü,\nHediyeler sen diye verilir! \nÇiçekler sen diye kokar! \nKuşlar sen diye öter! \nAşıklar sen diye öper.\nBir ben sen diyemem…\n\nHer şevgiller gününde,\nSalacakta banklar yetim kalmış; \nSen diye ağlar…\nDalgalar kayalara sen diye vurur…\nKalbimde ismin sen diye çarpar…\nKulaklarımda sesin sen diye duyar…\nGözlerimde yüzün sen diye bakar! \nBir ben sen diyemem…\nBu kalp unutma sonsuza kadar,\nRuhumu saran senle sen diye atar! ! ! \n\nSEVGİLİLER GÜNÜNDE TÜM SEVGİLİLERE ŞİİRLİLİKIZ’DAN SEVGİLERLE\n12/02/2010\nCanan Ekinci\nŞİİRLİKIZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey Bir İnsanı Sevmekle Başlar",
        "poet": "Turhan Şahin",
        "poem": "\n\n\"İnsan sevmeye başladı mı yaşamaya da başlar.\" William Shakespeare\n\nHayatım anlamsız diyorsan eğer\nHer şey bir insanı sevmekle başlar.\nİnsanın gölgesi dünyaya değer\nHer şey bir insanı sevmekle başlar.\n\nKıskacına aldı hızlandı zaman\nSavrulup gidersek halimiz yaman\nİllâ sevgi derdi atalar taman\nHer şey bir insanı sevmekle başlar.\n\nDepresyon içinde kalmayım dersen\nGün boyunca ilaç almayım dersen\nGençlikte gül gibi solmayım dersen\nHer şey bir insanı sevmekle başlar.\n\nNefret yüklü ise sıyrıl dört yanın\nİnsansız ortamda sıkılır  canın\nAşksız tadı olmaz fani dünyanın\nHer şey bir insanı sevmekle başlar.\n\n\"Her şey bir insanı sevmekle başlar.\"\nSait Faik Abasıyanık'ın  öyküsünün başlığı\n\ntaman: Bir zamanlar, eskiden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey Daha Güzel Olacak",
        "poet": "Vecdi Murat Soydan",
        "poem": "\n\nBeni  tanıyanlar ve yüz yüze görüştüğümüz kişiler bilir. Daha ‘’ dün ‘’ dediğimiz kısa zaman önce tükenmiş, bitmiş ve ölümün eşiğine gelmiş bir insandım. İnsan mıydım? Onu da bilmiyorum. Ruh ve beden sağlığım bozulmuş, dengem alt üst olmuştu. Gecelerim gündüzlerime karışmış, deyim yerindeyse yaşayan bir ölüye dönmüştüm. Günlerce, haftalarca kendimi toparlayamamıştım. Dışarıya bile çıkmak istemiyordum. Annemin, halime bakıp da, göz yaşları içinde ‘’ Ne olmuş sana böyle oğlum?  Ben seni bu durumlara düşmen için mi doğurdum. Sana bir şey olmasın, bana olsun.’’   deyip, hüngür hüngür ağlamasını ve  benim için Allah’a dualar etmesini  asla unutmadım. Biliyordum ki, annem  içten ağlamıştı, benim için ağlamıştı ve yürekten dua etmişti kurtulmam için. Anneme cevap bile verememiştim. ‘’ Kurtulacağım bu durumlardan, sen ne olur üzülme.’’ bile diyememiştim.\n\n Yolda yürümek bile, bana çok ağır bir işkence gibi geliyordu. Başımı yerden kaldırmaya cesaretim ve isteğim dahi yoktu. Adım atacak takatim kalmamıştı. Merdivenleri çıkarken bile kaç kez sendelemiştim. Suskundum, konuşamıyordum. Davamda haklıydım, sesimi duyuramıyordum. Çünkü beni duymak istemiyorlardı. İçimden hep bağırmak geliyordu  ama hep  susuyordum. Biliyordum ki, ne kadar bağırırsam bağırayım, sonuç asla değişmeyecekti. Sürekli uyumak istiyordum. Uyudukça rahatlıyordum ama başım yine de çok ağrıyordu. Bedenim değil de, başım bedenime çok ağır geliyordu. Bana şu soruyu işte böyle bir halet-i ruhiye içinde sordular: ‘’Ölmekten hiç mi korkmadın? Ya ölseydin? ’’ O zaman onlara şu cevabı vermiştim. '' Ben, ölmekten  değil;  ölememekten korkarım.''\n\nBir suçluymuşum gibi hep yüzüme bakıyorlardı. Kimisi de halime acıyarak bakıyordu. Horlanan, dışlanan zavallı  bir sokak köpeğine dönmüştüm. Yoksa benim ölümüm sokakta mı olacaktı? Gerçi  bir ailem vardı ama, onlar da bana yabancı gibiydiler. Önümde iki seçenek vardı. Ya yarım bıraktığım işi tamamlayacak, ya da  tam tersi kendimi değiştirecektim. Ama bunu düşünmek bile aylarımı aldı. Çünkü bir türlü düşünemiyor, kendimi toparlayamıyordum. İşe ilk önce, doktorumun bana vermiş olduğu ve beni  günün 24 saati neredeyse uyutan, beynimi ve zihnimi uyuşturan  ve beni aptallaştıran depresyon ilaçlarını çöpe atmakla başladım. Rus ruleti misali ya  kazanacaktım, ya da kaybedecektim.Çünkü bu ilaçlar iyi kötü beni her şeye rağmen ayakta tutuyordu, en azından uyutuyordu.\n\n‘’Murat, daha da kötüye gidecek. Hatta bu durum onun iş hayatını bile etkileyecek.Asla toparlanamayacak’’ dediler. İşte  ne olduysa bu cümleyi duyduktan sonra oldu. Bunu anlatan samimi bir arkadaşıma dedim ki: ‘’ Toparlanacağım ve  bu cümleyi söyleyenleri mahcup edeceğim.  O an bir şimşek çaktı sanki kafamda. Yeni bir şeyler yapmam gerekiyordu. Ruh sağlığım, beden sağlığımı da olumsuz olarak etkiliyordu. Bu duruma bir '' dur! ' '' demeliydim. Düşündüm, taşındım ve kendi kendimi iyileştirmeye karar verdim. Ama nereden ve nasıl başlayacaktım? İlaçları da çöpe atmış olmama rağmen, kendime şunu söyledim: '' Murat; sen hayatta ne zorluklar atlattın. Bunu da atlatacaksın. Önce kendini sev. Kendine saygı duy. Hayatta senden başka bir '' sen '' yok ve bu anlamda teksin. Geçmişte yaşadıklarını unut ve kendini yeniden doğdun farz et.’’\n\nSONUÇ:  Geçen aylar boyunca  pek çok kişisel gelişim kitabı okudum. Okumaya da devam ediyorum. Hayata ve olaylara  kesinlikle olumsuz yönden bakmıyorum. Bana mutsuzluk  veren, beni üzen ve karamsarlığa iten her bir şeyi hayatımdan çıkardım. Dinlediğim müzik  türünü dahi çöpe attım. Şimdi, ruhumu dinlendiren müzikler dinliyorum, doğa resimlerine bakıyorum. Doğada geziyorum. Caddelerde saatlerce yürüyorum. Kuşların ötüşünü, kedilerin miyavlamasını, kelebeklerin havada uçuşmasını gördükçe mutlu oluyorum. Rüzgarın sesini dinliyorum. Daha önce nasıl da fark etmemişim. Rüzgarın sesi meğer çok  güzelmiş. Arı vızıltısını hiç bu kadar yakından fark etmemiştim. Çiçekler de bir harikaymış, hepsi de rengarenkler ve çok güzeller. Kaynağından akan pınarları, derelerden geçen suları hiç bu kadar güzel görmemiştim.Meğer pınarların suyu ne kadar da soğukmuş. Ağaçlar,çiçekler, çimenler  daha önce hiç bu kadar yeşil değildi, nasıl da görmemişim.\n\nÇarşıda yürürken kalabalıklar bana '' ben '' olduğumu hatırlatıyor. İnsanlar çok telaşlı ve  bir koşuşturma peşindeler. Ben ise, o kalabalıklar içinde bile kendi ruh sesimi dinliyorum. Arabaların ve insan seslerinin o gürültülü atmosferinden kendimi soyutladım. Her şeyi dolu dolu yaşıyorum. Aylar önce aynaya dahi bakmak istemezken, şimdi geçiyorum aynanın karşısına, tebessümümün güzelliğine, gözlerimin ışıltısına  bakıyorum ve  mutlu oluyorum. İşte diyorum, aradığım Murat'ı en sonunda buldum. İşte bu '' ben''im. Arkadaş çevremi tekrar gözden geçirdim. Kalması gerekenler dışında pek çoğunu  hayatımdan çıkardım. Kötü dönemlerimde bana manevi destek verenleri, beni önemseyenleri ve bana inananları asla unutmadım. Onları şimdi daha çok seviyorum. Öfkemi, kinimi toprağa gömdüm. Hiç kimseye kötü zan beslemiyorum. Biliyorum ki, her arkadaş aslında dost olamıyor. Dostluk bambaşka bir duygu ve değer.\n\nSözün özü: Hayata tutundum hem de çok sıkı bir şekilde tutundum, bırakmaya  da niyetim yok. Çünkü benden başka bir  '' ben '' yok.  İşte beni hayata bağlayan esrarengiz cümle: \n\n‘’ Her şey daha güzel olacak.’’\n\nSağlıcakla ve sevgiyle kalınız...\n\n Vecdi Murat SOYDAN\n(Yaşanmamış Aşkların Şairi) \n17/06/2015- Saat: 00:27-Isparta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey Biter",
        "poet": "Adulera Ayza",
        "poem": "\n\nÇocuksun maman biter\nAcıkırsın memen biter\nKarne alırsın dersler biter\nÖdevlerini yaparsın okul biter\nTeskere alırsın askerlik biter\nİşe girersin\nYaşama sevincin biter\nSevdiklerin ölür\nHoşgörün biter\nAglarsın\nSonra yüzün güler\nToprak atılır üstüne\nYaşam biter\nYani kısacası her \nBaşlayan bir gün biter\nGülüyorum bak şimdi halime\nSen başladın\nGitme\nBitme\nBitme\nBitme\nBiter..................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her şey",
        "poet": "Furkan Selçuk Soylu",
        "poem": "\n\nKaderle her oluşu, her şeyi var eden ''O''\nBazen sürûru bazen de hüznü yar eden ''O''\n\nEkim/2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "..Her şey dâhil",
        "poet": "Fatma Caglayan",
        "poem": "\n\nD uymadık diye üzülmeyin sakın \nhele bir bakın her şey dâhil dört mevsimde de \nE lleriniz cebinize girmez… olabildiğince havadar \nP aranın da adı geçmez burada \nağlama havuzlarında yüz yüzebildiğin kadar \nR ahatsız olmak yok karamsarlık manzarası karşısında \nen alasını alırsın duygu karanlığından \nE mek yok sürünmekse oh ne ala istediğin zaman \nçöküntünün tadına doyulmaz hem de en acılısından. \nS abah da neymiş gecelerde sancılar sararken bedeni \nözlemle sarılır ruhlar biri birine \ndans edilirken nefes nefese. \nY at kalk bunalım ilhamların çoğalsın isyanlar müziği eşliğinde \nboşlukta sallanmaya ne dersiniz? bir uçtan bir uca \ndüşmek için yaşanması lazım dipsiz süitte \nO lur olmaz konuşmak karabasanlarla dost olmak \nsizde istemezmisiniz? \nN erde mi? fazla aramaya gerek yok \n\ncan sıkıntısı mahallesi \nçöküntüler sokağı \nsürünmeler durağı \nbunalımın cenneti/depresyon…\n\n27 Mayıs 2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey Gelip Geçer De...",
        "poet": "Arzu Yıldırım",
        "poem": "\n\nHer şey gelir geçer de\nBir garip yalnızlık\nİnsanın içini ürperten bir hüzün kalır yüzünde\nSilip atamazsın\nSahip çıkamazsın\nÜzerinde eğreti olduğunu düşünür\nBir gün gider sanırsın\nO ise temelli gelip yerleşmiştir\nFarkına varamazsın\n\n15.11.2005/Salı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her şey değişir sevgi değişmez...1",
        "poet": "Ozan Nuri Ceyhan",
        "poem": "\n\nMevsimler değişir yıllar değişir \nAğaçlar değişir dallar değişir \nPetekler değişir ballar değişir \n…Seven yürekte ki sevgi değişmez. \n\nParalar değişir pullar değişir \nGiysiler değişir çullar değişir \nNesiller değişir kullar değişir \n…Gönülde yaşayan sevgi değişmez. \n\nŞöhretler değişir şanlar değişir \nDamarlar değişir kanlar değişir \nKonaklar değişir hanlar değişir \n…Yaş kemale erer sevgi değişmez. \n\nTopraklar değişir taşlar değişir \nBelikler değişir başlar değişir \nBakışlar değişir yaşlar değişir \n…Saçlarda ağarır sevgi değişmez. \n\nDamaklar değişir tatlar değişir \nLakaplar değişir adlar değişir \nMeskenler değişir katlar değişir \n…Her şeyler değişir sevgi değişmez. \n\nSeneler değişir zaman değişir \nNotalar değişir keman değişir\nCan bedenden çıkar Ceyhan değişir \n…Kavuşmasan bile sevgi değişmez. \n\nAdana/2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey Fani",
        "poet": "İbrahim Günaydın 4",
        "poem": "\n\nFaniye güvenme, Baki’ye güven,\n             Her şey fani, baki yalnız Allah’tır.\n             Bırakır dünyada seveni seven,\n             Her şey fani, baki yalnız Allah’tır.\n\n              O varken yok idi insan, cin, melek,\n              Ay, güneş, yer ve gök, hem bütün felek,\n              Bunları var etti ezeli dilek,\n              Her şey fani, baki yalnız Allah’tır.\n\n              Nerde Âdem, nerde Havva, nerde Nuh,\n              Var mıdır ölümü tatmayan bir ruh? \n               Bilsinler, maddeye bağlanan güruh,\n               Her şey fani, baki yalnız Allah’tır.\n\n               Nerde kurtulanlar, kopunca tufan? \n               Nerde gökte uçan tahtı Süleyman? \n               İnsanı kurtarır amelle iman,\n               Her şey fani, baki yalnız Allah’tır.\n\n               Nerde boğulanlar, nerde yananlar? \n               Nerde feryat ile dostun ananlar? \n               Nerde kendisini ölmez sananlar? \n               Her şey fani baki yalnız Allah’tır.\n\n               Musa kelimullah, İbrahim Halil,\n               Nerde İsa, nerde habibi celil,\n               Cümlesi göç etti, şu mana delil; \n               Her şey fani, baki yalnız Allah’tır.\n\n                İbrahim sen de bil, fanilerdensin,\n                Nereye yolcusun ve hem nerdensin? \n                Hak’tan geldin, yine Hakk’a gidersin,\n                Her şey fani baki yalnız Allah’tır.\n                                                           Trabzon- 21.02.1981\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her şey değişir sevgi değişmez...2",
        "poet": "Ozan Nuri Ceyhan",
        "poem": "\n\nKelâmlar değişir diller değişir \nDostların değişir eller değişir \nÇiçekler değişir güller değişir \n…Gönülde taht kuran sevgi değişmez. \n\nHayaller değişir düşler değişir \nSuratlar değişir dişler değişir \nSanatlar değişir işler değişir \n…Umutlar bitse de sevgi değişmez. \n\nHevesler değişir nazlar değişir \nÇalanlar değişir sazlar değişir, \nCümleler değişir sözler değişir \n…Her şey değişir sevgi değişmez. \n\nTabular değişir örfler değişir \nDavullar değişir defler değişir \nRakamlar değişir harfler değişir \n…Sayılar karışsa sevgi değişmez. \n\nDüğünler değişir tören değişir \nMekânlar değişir yören değişir \nGörmeyen değişir gören değişir \n…Dertler esir alsa sevgi değişmez. \n\nOzanlar değişir yazan değişir \nKalaylar değişir kazan değişir \nCeyhan’a sebepsiz kızan değişir \n…Dostluklar bakidir sevgi değişmez. \n\nAdana/2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her şey Düzelir miki?",
        "poet": "Kemal Berk",
        "poem": "\n\nHava kirli, su kirli, çevre kirli\nKirlenmedik neyim kaldı, bilmem ki\nYürekler elden gitmiş, söyleyemem bir şey ki\nBuralardan uzak gitsem, her şey düzelir miki? \n\nİnsanlar yaşarlar şu kirlenmiş ortamda\nYerler birbirini acımadan dünyada\nElle tutulacak kalmamış bir yanımızda\nSuçlu bensem, uzaklaşsam her şey düzelir miki? \n\nBeğenmez kimse birbirini, aklınca söylenir\nOturduğu yerden, her şeyleri becerir\nSusanlara aptal diye bakılır\nKirlenmiş akıllarla, her şey düzelir miki? \n\nBak şu balı yapan arı’nın işine\nÇiçekler açmasa nasıl yapacak işi de\nKemal’e ermeyen, bilir keremati kendinde\nArı gibi çalışanlar çekilse, her şey düzelir miki? \nKemal BERK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey Gider",
        "poet": "Abdil Yıldırım",
        "poem": "\n\nZaman bir su gibi durmadan akar,\nHafta gider, mevsim  gider, yıl gider.\nİlkbaharda renkler seyrana çıkar,\nSarı gider, yeşil gider, al gider.\n\nHasretlik içimde dinmeyen sancı,\nŞu dünya hanında ben bir yabancı,\nHem han ihtiyarlar, hem de hancı,\nHancı gider, yolcu gider, yol gider.\n\nKâinat bir ağaç kudret bağında,\nİnsan bir meyvedir dünya dalında,\nHer şey akıp gider kendi yolunda,\nAğaç gider, meyve gider, dal gider.\n\nElbet bu nizamın var bir sahibi,\nSonsuza uzanır göklerin dibi,\nArzımız yürüyen merdiven gibi,\nDeniz gider, nehir gider, göl gider.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey Güzel",
        "poet": "Süreyya Çetinkaya",
        "poem": "\n\nNe güzel Allah için yanmak\nNe güzel huşu ile secdeye varmak\nNe güzel daim zikirde olmak\nNe güzel halkta hakkı bulmak\nNe güzel her şeyi Allah için sevmek\nNe güzel ameli Salih kulu olmak\nNe güzel dostlarıyla dostu anmak\nEy miskin Süreyya,\nEn güzeli hiç olmak…\n\n6 Nisan 1991, Cumartesi; Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey Gönlünce Olsun",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nHer şey gönlünce olsun, beni düşünme sakın,\nYolun uzak olsa da, gönlüm hep sana yakın.\nAn be an peşindeyim, görüp işitmesen de,\nSaçını yel aldıkça, dönüp çevrene bakın.\n\nEkim 1990 – Bilecik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her şey güzel olabilir",
        "poet": "İhsan Altınışık",
        "poem": "\n\nHayat güzel,yaşamak gerek.\nEmek verilen işi,inanmak başarmak gerek.\nRahatça yaşamak için,zorlukları aşmak gerek.\n\nŞikayet etmeden soruna bir çözüm bulmak gerek.\nEskiyi unutmak bir ders çıkarmak gerek.\nYeniyi umutla doya doya yaşamak gerek.\n\nGüzelliği özünde aramak gerek.\nÜzüntü neye gerek? \nZevkli şeyler tatman gerek.\nEğer hayata sevgiyi basit görüyorsan\nLüzumsuz şeyleri bırakman gerek.\n\nOvasını,yaylasını sevgiyle sulamak gerek.\nLeyleğine,serçesine sevgiyle yaklaşmak gerek.\nAşkı yiğit bir destan gibi dağlara yazmak gerek.\nBirliği kurmak gerek.\nİlkleri savunmak gerek.\nLafla peynir gemisi yürütme.\nİnadı kendine hiç bir zaman  yol seçme.\nRahatını düşünüpte,başkasını incitme.\n\n19.03.1999\nCuma\n14:00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey Kader Değil Aklını Yorsan",
        "poet": "Nevzat Güzeldere",
        "poem": "\n\nKadere taş atıp, geri çekilme\nHer şey kader değil, aklını yorsan\nBir gün misafir ol, kendi kendine\nHer şey kader değil, aklını yorsan\n\nKurduğun Dünya yı, yık ellerinle\nGönlüne kelepçe tak, suçsuz yere\nİnadın hükümdar, sense bir köle\nHer şey kader değil,aklını yorsan\n\nYaptığın hatayı, iradene sor\nAşkta mağlup isen, gel hayıra yor\nAlınyazın derin, inen kaybolur\nHer şey Kader değil, aklını yorsan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-----------------------------Her Şey İnsan İçin",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nHer Şey İnsan İçin\n\nAçık yazacağım çünkü kimse üzerine alınmıyor, en az bir asırlık tarihi olan ideolojiler bitti. Ya kendilerini yenileyecekler, değişimi yakalayacaklar ya da yok olacaklar. Klasik manada ilk çıktıkları haliyle; kapitalizm, faşizm, kominizim, v.b. İzimler bitmiştir. Atatürk’ün devrimcilik anlayışına ayak uyduramayan Kemalistler zaman içersinde Kemalizm’den uzaklaştı çünkü devrimciliği başaramadı, sloganlarla ve kavgalarla işi kotarmaya çalıştı ve olmadı. Kendilerini yenilemedikleri gibi kendilerinden olmadığını düşündükleri kişilere rast gele tavır alıp toplumu sıkıntıya soktular. Hatayı ötekileştirdikleri kişilere atıp kendilerini kutsadılar. Kendi elleriyle karşıtlarını üretip savaşa giriştiler. Sonuç ortada. Çözüm ise çok kolay topluma insan eksenli bakmak, insandan daha önemli bir varlık olmadığına göre insan isteklerine de saygı duyulacak.Hala birilerine “şöyle inanamazsın, şu kitapları okuyamazsın” üzerinden saldıranların Atatürk’ün yolunda olduğunu iddia etmesi sadece saçmalık olur. Buna toplumun inanmasını beklemek de ahmaklık olur.\n\nSaygılar\nAhmet Bektaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey Kıpkırmızı",
        "poet": "Yaşar Cerit",
        "poem": "\n\nKızıllık var gökyüzünde,\nBatan güneş kırmızı,\nKızıllık var yeryüzünde,\nAçan çiçeklerde kıpkırmızı…\n\nGördüklerim kırmızı,\nYediklerim kırmızı,\nSevişdiklerimde kıpkırmızı…\n\nTükürsem şu yere,\nTükürüğüm kırmızı,\nTükürdüğüm yerde kıpkırmızı…\n\nKayaların dipleri,\nAğaçların kökleri,\nMeyveleri bile kıpkırmızı…\n\nAteşte alev kırmızı,\nParmakta nasır kırmızı,\nTabutta ceset kırmızı,\nÖlüm bile kıpkırmızı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey Karışmış, Gidiyor Gençlik",
        "poet": "Caksu Memuratör",
        "poem": "\n\nYalan olmuş gerçek\nSevmek doğruyu\nYalancı olmuş engerek\nNiye neden sor bu soruyu\n\nSüte mi su karışmış suya mı? \nBırakmış helali yemiş haramı\nDürüst sayılmış harami\nNe kaldı insani ne kaldı vicdani\nDüşünmektesin mideyi cüzdanı\n\nHormon bulaşmış ete, meyveye\nŞu dünya daha ne kötülüklere gebe\nKeşmekeş olmuş her şey her yer\nHer ye çukur her yer engebe\nDevlete millete bak kastedene\n\nBellisiz olmuş kadın kız erkek\nAşk sanal rüya gerçek\nKumar uyuşturucu ortalıkta geziyor\nGidiyor gençlik gidiyor gelecek\n\nGençlik ölüyor dur diyen yok\nNe aç belli ne tok\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey Kararında Gerek",
        "poet": "Hamit Korken",
        "poem": "\n\nHiç yokuşa vurmadan\nDüz yolda yorulmadan\nİçinden geldiğince\nYaz; yaza bildiğince\n\nKalbinin sesiyle yaz\nSözlerin hasıyla yaz\nAşkın mahlasıyla yaz\nYeterki sevgi olsun\n\nEmeğin teri olsun\nGözünün feri olsun\nSonsuz hoş görü olsun\nSevgiler hayat bulsun\n\nİster göz yaşınla yaz\nİstersen  efkarınla\nGerek coşku, gerek haz\nHer şeyi kararınla\n\nAşırılık bıktırır\nTadında kalsa yeter\nŞiir sütü andırır\nTaştı mı kaymak biter\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her şey İnsanlık İçin",
        "poet": "İsmet Bulan",
        "poem": "\n\nKazanılan servetler silahlara gitmesin\nFabrikalar köprüler hastaneler yapılsın\nEmeğin karşılığı refah için harcansın\nKin ve nefret yenilsin insanlık hep kazansın.\n\nKışlaların yerine okullar dolup taşsın\nSırtlarda silah değil kalem defter taşınsın\nEmeğin karşılığı ilim için harcansın\nKin ve nefret  yenilsin insanlık hep kazansın.\n\nİnanan ırkçı olmaz geçti onun zamanı\nÇünkü Kur’an   red eder böyle fason imanı\nFıtrata saygı duyup yüceltmeli insanı\nKin ve nefret yenilsin insanlık hep kazansın.\n\nÜstünlük takvadadır gerisi hepsi yalan\nNasıl üstün olunur islâmı  yaşamadan\nNasıl üstün olunur insanları sevmeden\nKin ve nefret yenilsin insanlık hep kazansın.\n\n                                          01.01.2010\n                                 Burhaniye/Üsküdar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey Mavi",
        "poet": "Selami Ateş",
        "poem": "\n\ngün mavinin bugün\ngökyüzü mavi, deniz mavi\ngömleğin açık mavi\ngözlerin masmavi\ngülüşün uçuk mavi\ngülleri deli sevdamın\ngönüldeki ismi mavi\ngözlerimi kapadığımda\ngördüğüm resmi mavi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her şey olmuş para menfaat  Hırs ve çıkar",
        "poet": "Hendekli Mehmet Yazıcı",
        "poem": "\n\nmadde pereslik,hırs insanı içinden yıkar\nher şey olmuş dünyada tamamen çıkar\nmenfaat için kula kul olma başka yol ara\naçma dostuna insana kalbinden yara\n\nher şey olmuş, para menfaat hırs ve çıkar\ndeğermi makamı yapmaya kendine akar\n\nçıkar için ne el etekler eğilip öpülüyor\nmaskaralık yapılıyor boyunlar bükülüyor\nmubah olur onlar için  değişik yalanlar\nmanfaat için çok olur kula kul olanlar\n\nher şey olmuş, para menfaat hırs ve çıkar\ndeğermi makamı yapmaya kendine akar\n\nne dost bilirler ne insanlık  nede bir vefa\nsanki insanlığı kaldırmışlar koymuşlar rafa\nmangalda kül bırakmaz atar geldimi lafa\nmakama geldimide millete kaldırır kafa\n\ndeğermi yapmaya makamı kendine akar\nher şey olmuş para menfaat hırs ve  çıkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey Ölür",
        "poet": "Zikrettin Karaca",
        "poem": "\n\nHER ŞEY ÖLÜR\nAğaç yaprak bitki ve toprak,\ndağ ölür deniz ölür nehir ölür su ölür,\nÇok sevende ölür çok sevilende,\n\nHz Adem öldü, hz Havva, sultan da öldü, süleyman da,\nFatih,yavuz kanuni ömer de öldü musa da,\nekmek öldü aş öldü hayal öldü düş öldü,\nAna Baba kavim kardeş eş öldü.\nMevsim öldü bahar öldü kış öldü.\n\nİl ilçe şehir köy mezra,\nekin bağ bahçe oba ve yayla,\nağa paşa beylik öldü bey öldü,\nKüçük adam büyük adam çocuk ve yaşlı,\nİstiklal şairi Akif öldü sultan Alpaslan, yıldırım beyazıt, osman gazi orhan gazi,\nDestan öldü baş öldü,\nLale nergiz çiçek öldü kuş öldü,\n\nAlemlerin Rasülü Hz Muhammed Mustafa (sav)  Ravzasına çekildi,\nKabir öldü sabır öldü sır öldü,\nÖlmeyen ne kaldı,\nTek bir Gerçek Hz ALLAH (cc) \nÖlmeyen azalmayan bitmeyen tükenmeyen Yerin göğün sahibi, sabit ve baki.. Rabbim cümlemizi şefaatına nail eyleye İNŞALLAH......AMİN\nİhvani Zikrettin Karaca\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her şey Rayında",
        "poet": "Raziye Aktaş",
        "poem": "\n\n“Her şey”    düzelsin öyle geleceğim dedi\n ee, herşey düzgün işte! \n\n-ülke harika yönetiliyor\n-köpeklere(!)  günde üç öğün yemek veriliyor\n-güneş geceleri doğup, gündüzleri batıyor\n\nneden hala gelmiyorsun \nanlamış değilim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey O'nunla Güzel",
        "poet": "Hanifi Kara",
        "poem": "\n\nHER ŞEY O’NUNLA GÜZEL\n\nFîlî, kavlî, takrîrî,  yeter ki o söylesin\nO peygamber diliyle, sözcükler güzelleşir.\nO’na hizmet eyleyen, yaratılmış ne varsa \nOcaktaki külüyle, ateşler güzelleşir.\n\nİnsandaki 'ene'yi, eritmektir tek amaç\nBâtıldan Hakk'a doğru, yürütmektir tek amaç\nÖldürmek şöyle dursun, diriltmektir tek amaç\nO peygamber eliyle, harp dahi güzelleşir.\n\nMescit-i Nebevî’de, hırkası, yeni orda\nNübüvvet mührü ile, sırtında beni orda\nToprağa temas eden, mübârek teni orda\nRavza’sının yeliyle, Medine güzelleşir.\n\nDikkatli ol Müslüman, küfre eyleme meyil\nNefse uyup dikleşme, secde et, n’olur eğil\nCehennem ki lüzumsuz, cennetse abes değil\nOl cennetlik kuluyla, her şeyler güzelleşir.\n\nKâinatta ne varsa, O’nun aşkıyla solsa\nRabbimden tek dileğim, herkes îmanla dolsa\nYeryüzünde ins ve cin, Habîbe ümmet olsa\nÇölde açan gülüyle, dikenler güzelleşir…\n\n07/03/’10\nHanifi KARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey Sende",
        "poet": "Mustafa Ayas",
        "poem": "\n\nIşık da sende hayat da sende \nMutluluk istiyorsan \nBil ki sendedir sende \nÜmitsizliğe düştüysen \nBilesin suç da sende \n\n8 mart 2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her şey senin elinde",
        "poet": "Mehmet Atmaca",
        "poem": "\n\nMutluluk hiç bir şeye benzemez\nMutluluk aşk değildir tutku hiç değil\nMutluluk hiç bitmez.\nYalnız biraz gizemlidir tam bilinmez,\nKaybettiğini bulmaktır bazen\nYa da hiç yaşamadığın bir andır\nAnıdır aslında iyi yada kötü bir hatıra bazen? \nMutluluk gizemlidir tam bilinmez\nPara değildir şöhret ün hiç değil\nSağlık da değildir mutluluk aslında! \nMutluluk mutluluğu düşünebilmektir\nİnsan kendini mutlu edebilir\nAma mutluluk nedir tam bilinmez\nÖğrenmek istersen küçük çocuklara sor diyeceğim\nAma cümleler kuramazlar sana anlatacak:(hislerini dökemezler\nVe işte yine mutluluk tam bilinmez\nÖlüm bile mutluluk olabilecektir bazen \nBir yatalak hasta için...\nAslında insan ne olursa olsun yinede ölmek istemez\nBelkide mutluluğun onu bulacağını umar son anında\nAma bilmez mutluluğun gelmeyeceğini\nÇünkü mutluluk gelmez mutluluğa gidilir\nNeden mi? mutluluk zaten senin içinde onu çıkarmasını bil... \n\nMutluluklar hepinize Mehmet atmaca\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey Seninle Başladı",
        "poet": "Mehmet Baştaş",
        "poem": "\n\nHer şey seninle başladı,\nAçlığım,susuzluğum,uykusuzluğum; \nHiç bitmeyen gece nöbetleri.\nHer şey seninle başladı,\nİlk heyecan, endişe,umutsuzluk\nVe kaybetme korkusu.\n\nÇaresizliğin kokusu sinerken üzerime\nYalnızlığın çığlığı ürkütür gecenin sessizliğini\nKaranlığın nefesini soluyorum \nDört duvar arasında ve\nUzanıyorum taşlara; tenin kadar soğuk,\nGözlerin kadar sert…\nGiderek uzaklaşıyor yüzün\nBaşka bahara bıraktık artık vuslatı\nYazık her baharda açmıyor çiçekler\nŞimdi ömür yeni baharı bekler…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey Sende Gizli",
        "poet": "Can Yücel",
        "poem": "\n\nYerin seni çektiği kadar ağırsın, \nKanatların çırpındığı kadar hafif.. \nKalbinin attığı kadar canlısın, \nGözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...\nSevdiklerin kadar iyisin, \nNefret ettiklerin kadar kötü.. \nNe renk olursa olsun kaşın gözün, \nKarşındakinin gördüğüdür rengin.. \nYaşadıklarını kâr sayma: \nYaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa, \nSevdiğin kadardır ömrün.. \nGülebildiğin kadar mutlusun. \nÜzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin \nSakın bitti sanma her şeyi, \nSevdiğin kadar sevileceksin. \nGüneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer \nVe karşındakine değer verdiğin kadar insansın. \nBir gün yalan söyleyeceksen eğer; \nBırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. \nAy ışığındadır sevgiliye duyulan hasret, \nVe sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın. \nUnutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın, \nGüneşin seni ısıttığı kadar sıcak. \nKendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın \nVe güçlü hissettiğin kadar güçlü. \nKendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.. \nİşte budur hayat! \nİşte budur yaşamak, \nBunu hatırladığın kadar yaşarsın \nBunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün \nVe karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun \nÇiçek sulandığı kadar güzeldir, \nKuşlar ötebildiği kadar sevimli, \nBebek ağladığı kadar bebektir. \nVe herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin, \nbunu da öğren, \nSevdiğin kadar sevilirsin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey Senin Olsun Elveda Dünya",
        "poet": "Mustafa Taşkanat",
        "poem": "\n\nHER ŞEY SENİN OLSUN ELVEDA DÜNYA\n\nMal verip mülk verip ondurmadınki\nGüllerim açmadan soldurdun dünya\nŞu mahsun yüzümü güldürmedinki\nVah lar la bir ömür bitirdin dünya\n\nBedenim yaşattın ruhumu aldın\nÇürüttün genç yaşta dertlere saldın\nHuzura çıkmaya yol bulamadım\nKısacık yolumu uzattın dünya\n\nSitemim sanadır ey yalan dünya\nYetmedi yaşattın kara bir sevda\nMevlam seni misafir hane yaratmış\nMisafire ikram emirdi dünya\n\nSenin olsun dünya sarayın köşkün\nGöçüp gideceğim ben sana küskün\nToplanır birgünde ahpabım dostum\nHer şey senin olsun elveda dünya.....\n\n    12.12.2010\n MUSTAFA TAŞKANAT..(ozan derdivar)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey Şiirdir",
        "poet": "Ataol Behramoğlu",
        "poem": "\n\nHer şey şiirdir, uğultusu rüzgarın\nBir ırmağa usulcacık yağan kar\nHer gece okunan bir dua çocuklukta\nGökyüzünde bölük bölük turnalar\n\nHer şey şiirdir, sevinç ve kader\nDünyada olmak duygusu...<....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey Uzaktadır",
        "poet": "Ahmet Muhip Dıranas",
        "poem": "\n\nUzaktadır her şey; gökyüzü, deniz.\nHer an peşimizden koşan gölgemiz,....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey Vaktinde Güzel",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nHer şey vaktinde güzel; sevmek, sevilmek dahil,\nYarına garanti yok, olamaz kimse kefil,\nSevilirken sevmeli, kadir kıymet bilmeli,\nVakit geçtikten sonra ağlamak çare değil.\n\n28 Mayıs 1999- Cuma / İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey Tamam Bir Şey Eksik",
        "poet": "Ali Ayçil",
        "poem": "\n\nEskiden dünyada, görünüşte dağınık ama iç dünyaları derli toplu insanlar vardı. Oysa şimdikilerin dış görünüşleri derli toplu ama iç dünyaları dağınık.\n\nİnsansız kaldığımızda ruhumuzun yırtılacağını biliyoruz. “Yalnız kalmak istiyorum” demek için bile bir insana ihtiyacımız var. Bu yüzden ortak mekânlar oluşturup yan yana geliyoruz. Şakalar yapıyor, sırlarımızı anlatıyoruz birbirimize. Ama birden bir kurt düşüyor içimize. “Bir şey eksik” diyoruz. “Bir şey eksik ama ne? ”…\n\nHevesle dokunuyoruz raflardaki yeni çıkmış kitaplara. Kitaplar okuyoruz durmadan. Bizimle hiç tanışmayan, bizi hiç tanımayan bir yazarın yolculuğuna eşlik ediyoruz; içimizde kocaman bir düş coğrafyası açılıyor. Ancak son yaprağı da bitirip, kitabı kapatınca, yapayalnız kalıyoruz o coğrafyanın ortasında. Bütün cümlelerin tamam, bir tek cümlenin eksik olduğunu hissediyoruz.\n\nDüşünüyoruz, eksik olan ne? …\n\nDers çalışıyoruz geceler boyu. Dem tutması hiç eksilmiyor ocağın üstündeki çayın. Küllükler bir boşalıp bir doluyor. Okulu bitirirsek her şeyin yoluna gireceğine inanıyoruz. İnanıyoruz ki, şu koridorlardan, ay başında beklenen harçlıklardan, sıkıcı anfilerden kurtulduğumuzda her şey yoluna girecek. Okulun uzaması ödümüzü koparıyor neredeyse. Nihayet gülümseyerek bakıyoruz, duvarlara öylesine asılmış, buruşuk imtihan sonuçlarına. Yumruğumuzu sıkarak, “bitti” diyoruz, “işte bitti, şükürler olsun.” Fakat birden kaçıyor hevesimiz. Bir şeyin hiç bitmediğini, hiç bitmeyeceğini anlıyoruz. Kafamızı kurcalıyor bu eksilik. Bitmeyenin ne olduğunu soruyoruz kendimize hücumla. Hevesimiz kursağımızda kalıyor. Bir eksikle ayrılıyoruz koridorlardan…\n\nCebimiz para görürse, hayatın yoluna gireceğini düşünüyoruz. Kapılar aşındırıyoruz bu yüzden. Dil döküyoruz boyunları yağdan kaybolmuş, gözleri karanlık bir kuyudan bakan patronlara. Bütün becerilerimizi sıralıyoruz, beceremediklerimizi bile. Nihayet gözüne giriyoruz, bize kuşkuyla bakan ketum cebin. Müjdelerle koşuyoruz ev halkına, arkadaşlara. Herkese söz verdiğimiz ilk maaşla, yine herkese az buçuk bir şeyler alıyoruz. Kuyruğu doğruluyor böylelikle işimizin. Ama bir sabah işe giderken, o malum kuşku oyuyor içimizi. Asıl eksik olanın işimiz olmadığını, başka bambaşka bir şeyin eksik olduğunu hatırlatıyor uyuklayan belleğimize.Yırtınmaya başlıyor belleğimiz: “Bir şey eksik, ama ne? …”\n\nÂşık oluyoruz o kocaman eksiği telafi etmek için. Geceler boyunca yıldızları sayıyoruz, uykumuza veda ediyoruz aşk için. Bütün çıkarcılığımız bitiyor aşk kapıyı çalınca. Gözlerimiz cennetten koparılmış bir parça gibi bakıyor hayata. Dilenciye merhamet ediyoruz mesela, cebimizi sebil gibi açıyoruz herkese. Herkesten bize dua etmesini istiyoruz: aşk için. Öylesine kırılgan, öylesine çaresiz bekliyoruz ki sevdiğimizi, gecikmesi akla hayale gelmedik endişeler doluşturuyor içimize. Ve şu hain endişe: Acaba aşk bitti mi? Birden bütün kalabalığın arasında onu görüyoruz. Yeniden dönmeye başlıyor dünya. Irmaklar yeniden akıyor. Göğsümüzde hesapsız bir ferahlık, “hoş geldin” diyoruz. Gelin görün ki günlerin cenderesine nasıl sıkışıyor bir yerimiz. Aşkın bile telafi edemediği bir şeyin eksik kaldığını kavrıyoruz dehşetle. Bitkinlikle soruyoruz: “aşk değilse ne? …”\n\nSonra annelerimize dönüyoruz yeniden. Dünyadaki en korunaklı sığınağımıza. Bütün yaşadıklarımızı, bütün yaşayacaklarımızı bir kenara bırakıp, onun ocağındaki aşı yudumluyoruz iştahla. Tam karşımıza geçip hevesle bizi seyrediyor anne. Göğsünden hayata uğurladığı kırlangıcı. Hevesi azalmasın diye, daha bir kocaman alıyoruz lokmaları ağzımıza. Gizli bir oyun başlıyor anneyle çocuk arasında. Çok iyi hatırlanan, çok eskilerde kalmış. Sonra yumuşak yataklar seriyor altımıza. Gece, bir girip bir çıkıyor odamıza merakla: acaba yorganı tekmeleyip üstümüzü açtık mı? Mahsus üstümüzü açıyoruz azcık; gelip nizama sokuyor yorganı, kafamızı yastığa gömüyoruz, yeşil yosuna sokulan kuğunun başı gibi. Ama birden, bizim aralanmasın diye can attığımız bir sorunun üstü açılıyor, yılan gibi kıvrılıyor yorganın içinde. İniltiyle dökülüyor ağzımızdan cümleler: “Allah’ım, bir şey eksik ama ne? …”\n\nSonra gelecek günlerimizi boyadığımız tablonun renkleri karışıyor birbirine. Hep kaçtığımız o soruyu soruyoruz kendimize:\n\n“Yoksa eksik olan biz miyiz? …”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey Vatan İçin",
        "poet": "Vahdet Mehmet Güneş",
        "poem": "\n\nbir felaket dalgası geliyor\nayan oldu saf kalbinde \nekmek bulmak hayal ötesi\nöz vatanı uğruna canını veren milisin\nbizim kurtuluş savaş günleri gibi\nsefalet hayatın her köşesinde\nyaban bitkileri öğün\ndireniş kardeşlerin gönderdiği\ncephaneler,kıyafetler\nölüm her adımda kaçınılmazsa\nşerefle karşılamalı,misafir gibi onu\ndeğer vatan için özğürlük\nmogadişu limanı alevden görünmesede\niki hayat için kader,ona\nrazı olmak ilk günden\nmogadişu ateş altında kalsada\nmisket bombaları yaksada\nölmek var  dönmek yok! ! ! \nbir siperden bir siper düşsede\nnasıl olsa öz vatan için\nkaderde ölmek,yada yaşamak\nmavi bayarağı liman fenerinde\ndalgalandırmak,zaferle selamlamak\nadamak kalan ömrü vatan için\nhalksever  her şey vatan için\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her şey vatan için..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Vatan,Asker..\n\nUğruna can verdik uğruna kan\nAnalar gördük,acı ağlayan\nFeryatlar duyduk yürek dağlayan\nHer şey vatan için,vatan uğruna..\n\nŞehitlik mertebesine erdi yiğitler\nYaralı kaldı cesur gaziler\nYine susmadı vurdu hainler\nHer şey vatan için,vatan uğruna..\n\nBacılar kocasız,çocuklar yetim\nKurban olsun sana,bedenim etim\nSözler tükendi,söze varmıyor dilim\nHer şey vatan için,vatan uğruna..\n\nBabalar yaslı öfkeler taştı\nYine yürekleri bir matem bastı\nNedir hainin canlara kastı\nHer şey vatan için,vatan uğruna.\n\nYine albayrağa sarıldı yiğit\nOmuzlarda taşındı,gül gibi şehit\nÖlürde düşmana verirmi geçit\nHer şey vatan için,vatan uğruna..\n\nDurulmaz bu kan dinmez bir öfke\nYıllardır ağlıyor canlara ülke\nŞehit düşer,boyun eğmez Ata'mdan ilke\nHer şey vatan için,vatan uğruna..\n\nTarih:10.05.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey Vatan İçin",
        "poet": "Celaleddin Arslan",
        "poem": "\n\nH er şey vatan için dedik, biz çıktık yola\nE trafta pak insanlar var, hepsi kol kola\n\nR ize Edirne karsı hep,  millet burada\nŞ erefsiz hainler hani, yoklar ortada\n\nE traf çakallarla doldu, sırtları bitli\nY ine plan kuruyorlar, tezgah ı kirli\n\nV atanım sahipsiz değil, gavurun piçi\nA slan gibi yürekler var, vatanda bekçi\n\nT ürkün yaşadığı yerde, göktedir bayrak\nA lnım açık tüm dünyaya, açmışız sancak\n\nN azlı nazlı daldalan sen, şanlı bayrağım\nİ ndirecek yürek varsa, ben buradayım\n\nÇ apsızlara ders verdik biz, durma karşımda\nİ çimiz imanla dolu, sakın kaşınma\n\nN e zannettin bizi sen, her şey vatan için.\n\n16.01.07       /       00.53\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HER ŞEY VATAN İÇİn",
        "poet": "İbrahim Şahin 2",
        "poem": "\n\nHER\nŞEY         VATAN\n        İÇİN  \n\nsayıldım, vatan için\nsoyuldum, vatan için\nkovuldum, vatan için\nfişlendim, vatan için\ndövüldüm, vatan için\nkul köle oldum, vatan için\nvatanı sevda bildim\nhizmeti kutsal, vatan için\nsayın olamadım vatan için\n\nkan emmedim, vatan için \nkurşuna dizmedim\nkurşun nedir bilmezleri\n                              vatan için\nkurşun sıkanlar\nsayın oldular vatan için\nben sayın olamadım vatan için\n\nen kıraç\ntoprakları süsledim\nen olmadık\nmavi düşlerde\nbülbül sesinde coştum\nkaval sesinde depreşti dertlerim\nkış günleri; \nsokak çocuklarında üşüdü yüreğim\nher şehitte dondu göz yaşlarım\nher göçükte, can verdi bedenim\nfişlendim, kara listede anıldı adım\nSayın olamadım vatan için\n\nitildim kakıldım öz yurdumda, horlandım\nsayan soyan, kurşun sıkan, satan sayın oldu\nsayıldı sayınlar arasında\nben vatana sacayağı, vatan için\n\nsen harç parası yatıran öğrenci\nsen ne yaptın vatan için ne\nokumak için işkal ettin üniversitesini\nbir de ‘’harçlar düşürülsün yatırayım’’ dersin uluorta\nsen dayaklıksın, seni eli kelepçelenesice, zindana tıkılasıca\nvatan can ister, canlı canlı, kaç can sundun vatan bağrına\nkaç kurşun sıktın, kaç nara atın; ‘’Her şey vatan için’’\nseni eli kelepçelenesice, zindana tıkılasıca\nsen daha toysun, otur oturduğun yerde\nsayınlar sayar seni, sayınlar fişler seni\ndaha da diretirsen kurban ediverirler seni vatana\n‘’Her şey vatan için’’ bir de ‘’vatan sağ olsun’’ deniliverir ardından\n\nsen duyma vatan bunları\nvatan dedikleri malum…\n\nvatan uğrakları, vatan sığınakları\n\n                                                   İbrahim ŞAHİN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her şey yalan",
        "poet": "Kenan Kerim Yavuz",
        "poem": "\n\nAnladım ki bu dünyada\nHer şey yalan,her şey para\nGeziyorken bir rüyada\nHer şey yalan, her şey para\n\nKalmamış dostluk nerde vefa\nSüremedik bir gün olsun sefa\nVurulduk sırttan bin defa\nHer şey yalan, her şey para\n\nHani bacı, hani kardaş\nAnne -baba, nerde sırdaş\nOldular hep karataş\nHer şey yalan, her şey para\n\nBol günlerde doluştular\nDar günümde sıvıştılar\nDerbeder'İ bölüştüler\nHer şey yalan,her şey para.\n\n26.02.2013\nDERBEDER\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey; VATANIMIZ İÇİN! . ERDEMLİ OLMAK ve ERDEMLİLİĞİ MUHAFAZA ETMEK DE VATANIMIZ İÇİN! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nKör; FERRARİ İÇİN BİRİKİM YAPAR! . Erdem; TERİNİ BİRİKTİRİR MANEVİYATA! .\n\nKÖRLER; BİLEĞİNİN GÜCÜNÜ KAVGADA GÖSTERMEK İÇİN, HER AN FIRSAT KOLLAR! .\nERDEMLİ İSE; BİLEĞİNİN GÜCÜNÜ, TOPRAĞI KABARTMADA, ÇAPA SAPINDA DENER! .\nKÖR; DÖĞÜŞ İÇİN SOPA ARAR! . ERDEM İSE; AÇLIĞA ÇARE ÇAPA SAPI ARAR HEP! .\nKÖR; KAN DÖKER! . ERDEM; TER DÖKER, ÇAPA SAPINA TUTUNARAK, AÇLIK ADINA! .\n\n{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 23 Ocak 2012 Pazartesi 04:29:45 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey  Yalan",
        "poet": "Kerem Çakır",
        "poem": "\n\nSevgiler derinden yaşansa\nŞu çirkinikler olmasa\nHüznün yerini mutluluk alsa \nNe güzel  olurdu  şu  dünya \n\nKimdir bunda karlı  çıkan \nHepimizin sonu degil mi ahiret-i zaman\nİnsan  cancağızını kaybettiği  an\nAnlayacak ki her şey yalan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her şey yalan",
        "poet": "Adnan Deniz",
        "poem": "\n\nBu konuşan bensem bile,\nElini sıksam gülsem bile.\nSevincimden ölsem bile\nİnan kardeş herşey yalan.\n\nHerşey elin elindeyse,\nİşler tıkır dümendeyse\nBen ağlarken eller gülse\nYalan kardeş herşey yalan.\n\nBeni kimse sevmesede,\nHalim hatırım sormasada\nİnsan yerine koymasada\nYalan kardeş herşey yalan.\n\nBeni seven sevsin yine,\nBen herkesi severimde\nHep ağlasak gülmesekte\nGülsek bile herşey yalan.\n\nYalnız doğru olan şudur,\nDünya yalan hayat boştur.\nBundan başka görüş varsa,\nİnan kardeş herşey yalan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her şey yalan'mış!",
        "poet": "Veysel Narman",
        "poem": "\n\nİnsanlık,Dost'luk, iyilik,kötülük her şey sahteymiş,\nDost bildiklerim sadece kafamdaki  hayalmiş.\nbunca birbirimize muhtaç'ken Dünya'da,\nBunu anlamakta zorlananlar zorbaymış.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HER ŞEY VATAN İÇİN! . Çok Çok Şükürler Olsun! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nİNSANLARA KARŞI ÖN YARGIM OLMAMALI ASLINDA! . 1453’ÜN ZAFERİNİ UNUTANA NE DENİLEBİLİR? .\n\nMEGANE MARKA OTOMOBİL; FRANSA EKONOMİSİNİN BEL KEMİĞİ İSE EĞER Kİ; İNŞALLAHTA ÖYLEDİR; \nMEGANE MARKA OTOMOBİLİ; ENİŞTEMDEN SATIN ALMAK ve MEGANE’nı TAKOZA KALDIRMAK İSTERİM! .\nAYNI HATAYI İŞLEMEMEK ADINA; BİR MARKANIN SONUNU UNUTMAYAYIM DİYE, HATIRA EDİNECEĞİM! .\nÇOK ÇALIŞARAK; ENİŞTEMİ KURTULUŞA ERDİREBİLSEM: MEGANE MARKA OTOMOBİLİNDEN, İNŞALLAH! .\n\n{ Kaleme Alan: Kemal KABCIK – ANTALYA - 25 Aralık 2011 Pazar 06:36:03 }\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şey Yerli, Yerinde",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nEsip durur acı acı,yel kayadan ne götürdü? \nGece gündüz çalışırdı ölü sağdan ne götürdü? \nAylar,yıllar,asırları birbirini kovasladı,\nBir hoş sedası dışında,adam burdan ne götürdü? \n\n                   15.06.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her şey yasal cinayetleri saymazsak",
        "poet": "Serkan Kurt",
        "poem": "\n\nKimliğimde yazıldığı gibi değil hiç bir şey, çok daha fazlısı var. Yasal bir yalnızlığı yaşıyorum ruhumun derininde. Derin yaralarım var kanamaya müsait. Cinayetler işliyorum sürekli yenilerini katıyorum her gün bir şeyleri daha öldürüyorum. Brahms dinledim sabaha kadar ve kitap okudum. Birkaç telefon virgül koydu okuduğum kitaba. Bana aşkı anlattılar uzunca kendi dünyalarından bildikleri kadar, bi bok anlamadım. Aşk böyle değildi. Bir yerlerde bir yanlış vardı ama o yanlış kimdeydi. Aşka ne garip anlamlar yüklendiler. Aşkı anlatmak tabii bana düşmez haddim değildir, yaşamak istediğime bir ad konulması gerekirse aşk derim hepsi bu…  yarım kalmış bir sözle devam etmeliyim mum ışığında ki loş geceme.  Başımı yastığa koyduğumda onu düşünmeliyim korkulardan arınarak kötü ihtimalleri düşünmeden güven dolu aşk olmalı bu. Sabah uyandığımda aynaya baktığımda gülümsemeliyim ve günaydın aşkım demeliyim. Paylaştığımız anlarda maddelerden arınmış manevi bir ilişki olmalı çay ve simit yerken mutlu olmalı, gülümsemeli. Şarabı içerken hafif müzik çalarken hiç konuşmadan birbirine sarılan bedenler hiç konuşmadan çok şey anlatmalı. Canımı sıkan bu telefon konuşmaları neredeyse her gece yaşıyorum. Derinlerde canımı yakıyordu. \n   Kimliğimde yazıldığı gibi değil hiçbir şey daha fazlası var hepside yasal, cinayetleri saymazsak. Kanım akıyor her gece. Duvarlarımda eskiden kalma yaşlı bir hüzün. Şimdi sıra kimde, kim açacak kapıyı ellerimi tutup dudaklarımdan kim öpecek. Kapım kilitli  cinayetin gizi sizde saklı. Bir yazımda söylediğim gibi “yüreğimizin katili ne zaman sanık sandalyesine oturacak”. Bir kenti yaktıktan sonra verilen cezanın ne anlamı kalıyor yanan kent için. Küllerinden doğabilir mi kendini. Ben hep söyledim bana gül getirmeyin ben papatyaları severim kırları severim dedim, siz bana gül getirdiniz. \n     Sis vardı sokakta perdelerimi kapalı tutardım. Ürkek bakışlarla zaman zaman dışarıya bakardım işte o anlardan biriydi. Kim bilir belki de kirli bir kabustu bu. Siyahlara bürünmüş bir adam geçiyordu sokaktan, yüzünü göremediğim bu adam kayboldu sonra sokağın kuytusunda. Dışarı çıkma isteği vardı içimde korkum izin vermiyordu. Üzerimdekileri çıkardım her şeyi. Geceyi de soydum kimse farkında değildi tüm kent uyurken ben çığlık çığlık dolaşıyordum sokaklarda. Ayaklarım kanıyordu. Her şey yasaldı cinayetler dışında. Uykumu gasp edenleri bulmalıydım yok hayır onlar orda kalmalı ben gitmeliydim.\n    Veda anlarını hep unutmak isterim ama hiç aklımdan çıkmaz. İlk günler çok sancılı geçer her şey ona dair düşünülür dinlediğimiz şarkılar seyrettiğimiz film. Dolan gözler sık aramalar seyrekleşir sıcaklık kaybolur gidenin yerine başkaları gelir ve aklımızda sadece o veda anı kalır. Boşluğa düştüğümüzde telefon rehberini karıştırdığımızda yeniden duyarız o sesi yada o numarasını değiştirmiştir çoktan. Hep bir yerlerimizde sızlar. Çünkü kapanmayan her şey canımızı yakar.  Sokaktaydım evet hem de çırılçıplak. Kimse görmüyordu duymuyorlardı çığlıklarımı. Serseriydim beklide saçlarım dağılmış gözlerim şişmiş haklısınız dünü aramaktan. Evime döndüğümde yerde kan izleri vardı adım adım beni takip ediyordu kayıp gölgem gibi. Yaşlı koltuğuma oturduğumda yıldılar takıldı gözlerime hep benim sandığım yıldızlar. sormayın bana cinayetlerim dışında her şey yasal söyledim bunu size. Yeni cinayetlerde işleyebilirim kan izlerini takip edip vurabilirim onu kalbinden. Sevemediğim kadınların intikamımıydı bu yalnızlık. Benden çaldığınız şarkılarda kalsın sizde. Yeni şarklarım var ilk baharı andıran yasal şarkılar. Ben şimdi ben mumu yakıp dinlerim onları saçlarını okşarım zamansız girerim  koyunlarına sevebilirim beklide yeni şarkıları. Dinle  yüreğimin sesini benim yüreğim bu gece fahişe her han gibi bir kadınla sevişebilirim ismini sormadan aşık olmadan sevmeden keşfedebilirim vücudunda ki derin çukurları. Şarap döküp vücuduna bir damla kaçırmadan içebilirim hepsini. İnleyebilir gece. Aynada yüzüme bakabilir miyim bilmiyorum ama bu gece yüreğim fahişe bilmelisin. Başka kadınları sevebilirim. Bunların hepsi yalan, bana ait değil, evet belki fahişe ama yüreği var, derin çukurları, yaraları olan ruhunda küçük bir çocuk saklayan. Artık sabah olmalı mum sönmeli kemancı susmalı yorgun koltuğum dinlemeli sevişmenin tanığı yatağıma yalnız girmeliyim. Sabah aynaya bakabilmek için bu fahişeyi öldürmeliyim. Söylemiştim size. Kimliğimde yazıldığı gibi değil hiç bir şey, çok daha fazlısı var hepside yasal, cinayetleri saymazsak. Bir fahişe daha öldü zamansız hem de yasal…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her şey yolunda",
        "poet": "Fehmi Küçüközdemir",
        "poem": "\n\nUmut yok,\nKorku yok,\nYine özgürüm sonunda...\n\nAcı yok,\nKazanç yok,\nDemek her şey yolunda.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeyde Bir Hayır Vardır",
        "poet": "Muammer Baydere",
        "poem": "\n\nHayat yolu belli olmaz\nHem düz hem de bayır vardır\nİsyan etme kaderine\nHer şeyde bir hayır vardır\n\nİşlerin ters gidebilir\nSevdiğin terk edebilir\nİnananlar böyle bilir\nHer şeyde bir hayır vardır\n\nVeren Allah alan Allah\nKeyfe derde salan Allah\nİsyan etmek elbet günah\nHer şeyde bir hayır vardır\n\nHakk’ı bilen huzur bulur\nGafillerse kusur bulur\nİnsanoğlu doğru budur\nHer şeyde bir hayır vardır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeyde Onun Varlığı Gizli",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nAğlayan çocuğun gözünden akan yaşlara\nGülü koynunda besleyen yosunlu taşlara\nBozulan yuvayı sabırla yapan kuşlara\nBaktıkça onun varlığını hep görüyorum...\n\nHer zerrede bir gizlilik var görebilirsen\nKalp bir dünya kadar büyük küçülebilirsen\nGönül kalesi hep açıktır girebilirsen\nGirdikçe onun varlığını hep görüyorum...\n\nBaharın gelişini nasıl bilir karınca\nBütün petekler aynı giz arının ağzında\nMümkün mü rastlamak ressamsız böyle tabloya\nÇizdikçe onun varlığını hep görüyorum...\n\nNeye yarardı güneşsiz gün aysız gece\nHer an anılandır dudaklarda iki hece\nYaratılış mı; bir sır kainatsa bilmece\nÇözdükçe onun varlığını hep görüyorum...\n\nAntalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeyde Sen",
        "poet": "Mustafa Yalçın 2",
        "poem": "\n\n...gün geliyor her şeyden sıkılıyorsun.\nbaktığın aynadan,\ngiydiğin giysiden , ayakkabıdan,\ngittiğin yollardan.\nBir ondan sıkılmıyorsun.Oysa seni çok üzdüğü halde bir ondan vazgeçemiyorsun.\nAcı vermesine rağmen onunla geçtiğin sokaklardan sıkılmıyorsun.\nCanın yandığı halde onu arıyorsun her mısrada...\n\nYazmaya başlıyorsun bir süre sonra,\nyazdıklarını sadece kafandan yazdığını sanıyorlar fakat her şeyi yaşadın ve bunu bilmiyorlar.\nHer gece göğsüne saplanan acıyı bilmiyorlar.\nSen yazdıkça onlar sana şair diyorlar.\nYaşadıklarını yazdıkça hayat buluyorsun.\nÇünkü karaladığın tüm satırlarda birazcık onun kokusu,\nonun ismi,\nonun resmi , yüzü var .\nSen bunları bilerek yazıyorsun ve bu sana neşe veriyor.\n\nSatırlarında daima o,\nkaleminde mürekkep o ,\nüzerindeki koku o,\nve o kadar şeye rağmen hayatına neşe katan yine o. \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeyde Sen",
        "poet": "Hamza Filizfidanoğlu",
        "poem": "\n\nBoynu bükük bir çiçeğe verdim adını\nBakışlarında bir hüzün almış senden\nYaprakları ellerin misali ufak\nBir çiçek iste adı sen \n\nBir Yıldız sectim gece kendime\nGözlerin kadar parlak ve temiz\nSen gibi uzak sen gibi ulaşılmaz\nBir yildiz iste seni almış emsal\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeyde Sen",
        "poet": "Simge Akyüz",
        "poem": "\n\nGözlerin gökyüzü kadar mavi\nGökyüzü kadar sakin\nGökyüzü kadar umutlu ve bir o kadar da huzurlu\nGökyüzüne baktığımda sana bakıyorum sanıyorum\nSonra güneşin yüzüme vuruyor\nOnunla ısınıyorum\nAğaçlar mutluluktan salınıyor\nKuşlar şarkı söylüyor\nKanatlanıp yanına gelesim geliyor\nDerin derin içime çekiyorum seni\nCiğerlerime doluyorsun\nNefes aldığın kadar varsan bu hayatta\nSana sunulan güzellikleri görebildikçe artıyor varlığın\nGökyüzüm var\nGüneşim var\nAğaçlarım var\nKuşlarım var\nHer sabah seninle uyanıyor\nHer gece seninle uyuyorum\nVarlığın varlığıma armağan sevgilim\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her şeye rağmen",
        "poet": "Orhan Baran",
        "poem": "\n\nGözlerinin ardında bir kuş var\nGövdesi yanık bir kuş\nGözlerin ateşin\nGözlerin umut\nve uçmalı gözlerin mutluluğa\nHer şeye ve herkese rağmen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeyde Sevgi",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nHakka ve hakikate itaatta var sevgi,\nSabır, şükür, tevekkül, bağlılıkta var sevgi.\nVakar, haya, tevazu, adalette var sevgi,\nSevernlerle büyüyen sevgi selidir sevgi...\n\nİnanan, inanmayan insana yoldur sevgi,\nHaksızlığa engeldir, mazluma koldur sevgi.\nToplandıkça büyüyen koca bir seldir sevgi,\nUfukta ışın gibi aydın bir yoldur sevgi...\n\nSeyfet der gönüllere, açılan yoldur sevgi,\nDokundukça kokuyan, bir demet güldür sevgi.\nİnsanları bağlayan kopmaz bir bağdır sevgi,\nDemokrası, özgürlük, birlik yoludur sevgi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeye Rağmen",
        "poet": "Neriman Aras",
        "poem": "\n\nBir ağacın kanadına kuş konacak\nBenim gönlüme sen\nSevdalar açacak çiçek çiçek\nAğaçlar filiz verecek\nToprak bire bin...\nHer yer bereket kokacak\nBir de sen...\nDoğa cıvıl cıvıl...\nMutluluktan takla atacak kelebekler\nElimi uzatsam yakalayacak gibi olacağım gökyüzünü\nVe ben bir bahar gecesinde\nMehtabı seyredeceğim denizin yüzünde\nDoyasıya...\nYakamoza karşı ateş yakıp\nDans edeceğim sabaha kadar\nGüneşin doğuşunu seyredeceğim bıkmadan\nSonra seni anlatacağım saatlerce\nGök çatlayacak kıskançlıktan\nÇünkü ben baharı bahar gibi yaşayacağım\nHer şeye,herkese rağmen...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her şeye rağmen…",
        "poet": "Ali Ercan Kılıç",
        "poem": "\n\nEmperyal patronlar demir kuşlarıyla uçar uçar uçar diyar-ı İslam’da…\nYüz dolar iddiaya da girerler hani, bin metreden bir atışla Müslüman’ı yatay yapmaya\nBiz şehid vermeyiz “çukur adam”, şehid kazanırız\nYataylarsa, bizim çiçek tarlamız…\n\nHer şeye rağmen Ebabiller doğuyor yatayların çiçek tarlalarında\nKızım bile kucağımda uyurken direniş ninnisi dinliyor\nKod adımızı sordun ya; Allahuekber\nYataylarsa, bizim çiçek tarlamız…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeye Rağmen",
        "poet": "Mehmet Ersoy",
        "poem": "\n\nDün akşam\nGüneşin batışını seyretmedim\nİşten çıkıp dolmuşa bindiğimde\nBerbat bir müzik vardı\nEve geldiğimde\nGüzel bir yemek de yemedim\nSonra bir mum ışığında\nBizim şarkımızı dinleyip\nBir kadeh şarap da içmedim\nFakat dün ben yine\nHep seni düşündüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeye Rağmen",
        "poet": "Fatma Avcı 2",
        "poem": "\n\nUmut ve güç ver sisler arasında, nefesin olsun bende, birde sözcüklerin. Yağmurda ayak seslerin duyayım. Güneş bulutların arasından göz kırparken senin hayalin dolanayım. Sigaranın dumanında nefeslerimiz karışsın özlemle ve hasretle. Yaşayamadıklarımızı, bencilce ve fütursuzca yaşayalım. Kapatalım kapıları, sevgi selinin coşkun şehvetinde, avuçlarımızdaki köz ile yüreğimizde yoğuralım…\n\nDemirci körüğünün nefesi korlaştırırken yürek ocağını, dumanında boğulmayı göze alalım. Gelecek olan kem gözleri, nazarları yok edelim. Fırtınaya karşı kürek çekelim. Limana atılan halatlar, azgın dalgalarla parçalanırken fısıltının hafifliğinde arşa yükselelim. Ağırlaşan ruhumuzu arzın derinliklerine gömelim. Konuşmayı unutup, kelimeleri silelim. Yürek sesleri sarsın dört bir yanımızı. Değirmen taşı gibi boynumuzda taşıdığımız yalnızlığı, kırlangıç kanadında bilinmezlere gönderelim…\n\nEndişe bulutlarının griliğinde, hayatın boşa harcanmışlığını keremsi bir buruklukla içimizde yok edelim. Dudaklarımızda ki sinsi istilaları, yutmaya çalıştığımız sessiz çığlıkları yüreklerin rehberlik ettiği sözcüklerle boğalım.  Zamanı yitirmiş seyyahların gam yükünden nasibimizi alalım. Karanlığın rahminde doğup, gözyaşının tuzunda yıkanalım. Kavrulan yüreğimizin serinlemesini beklerken…\n\nBırakalım, gecenin amaçsız bekçilerini, düş halinde dolaşsınlar. Biz ruhlarımızı yeniden keşfedelim. İhtirasları, hüzünleri, kırılmışlıkları bir yana bırakıp, dizginleyemediğimiz duyguların coşkunluğunu kavuşamadan büyüyen sevgiye inat, aşkın umanına salalım. Terbiye edilmemiş, günahkâr nefislerimizi, bitimsiz ışık selinin ortasında bırakırken…\n\nDolambaçlı hale gelen aşk yolculunu, hasretin onulmaz prangalarından kurtarıp, vuslatın coşkusunu yaşatalım. Meltemin ılık esintileri arasında, gönül bahçesinde dikensiz güller yetiştirelim. \n\nHaydi… Karaya oturmuş kalp işrakinin yelkenini açıp, benlikleri saran habis ruhlardan kurtulalım. Bir damlada sıkışmış deniz, bir zerrede parlayan güneşle,sesiz yağmurların sesindeki gizemi gül bahçesindeki sesler duyarken..\n\nGece yağan yağmuru kimse görmez çünkü, herkes uykudadır. Lakin gül bahçesi bunun farkındadır…\n\n05.06.2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeye Rağmen",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nKarşına dikilen her engel olsa da bir dev\nSendeki inanç, yolu düz eden bir rehberdir\nKaderin, kıvılcımlar saçsa da alev alev\nHayat her şeye rağmen yaşamaya değerdir\n\nHüzünler, namlusunu dayasa da başına\nÇileler, kamp kursa da hemen yanı başına\nKimseler bakmasa da gözlerinin yaşına\nHayat her şeye rağmen yaşamaya değerdir\n\nHicranın, silah olup vursa da yüreğinden\nGeçsen de bahtsız ömrün en ince eleğinden\nSabır taşın çatlasa dahi tam göbeğinden\nHayat her şeye rağmen yaşamaya değerdir\n\nUmudun kaybolsa da sislerin arasında\nGüneşin batsa da en hazin manzarasında\nGönlünü kanatsan da gamın usturasında\nHayat her şeye rağmen yaşamaya değerdir\n\nElemler, tank tüfekle sana hep saldırsa da\nÜzüntün, mutluluğu bir dağa kaldırsa da\nIstıraplar seni hep en dibe daldırsa da\nHayat her şeye rağmen yaşamaya değerdir\n\n        (30 - 12 - 2008 / İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeye Rağmen",
        "poet": "Esra Aksu",
        "poem": "\n\nhayal ediyorum..\n\n\n\nsoğuk  yağmurlu ve gri bir İstanbul sabahında sen ve ben yani son kez biz aslında önemi olmayan bir yerde önemsizliğine veda ettirerek buluşup çay içeceğiz..\n\n\n\nsusarken neler gizlediğimizi bir Yaradan bilecek bir de sevdalı yanlarımız..\n\n\n\nnasip değilmiş diye susturup kalplerimizi inadımıza leke sürmeyeceğiz..\n\n\n\nağlayıp ağlayıp uyuyan bebekler gibi gözlerimiz kırmızı olamaycak belki ama yine de bir sızı olacak inceden..\n\n\n\nben sevdiğim adama veda edeceğim son kez ve sevmediğim adamın sırtında bir kambur gibi uzaklaşırken sahilboyu aynı şarkıyı mırıldanacağım titreyen dudaklarımla: kolay olmayacak elbet üzüleceğim...\n\n\n\nuyandığım sabahın kokusunu gözlerini ellerini sevdiğin yanlarımı kapatıp bir sandığın el kilitli yerine canımın acısına arabesk cümleler karıştıracağım.Baudeleaire oku diyenlere inat ruhunu şad edeceğim Ümit Yaşar'ın..\n\n\n\nsen de biliyorsun kırılınca kalem yazmıyor eskisi gibi..henüz kırmamışken yani daha erken..\n\n\n\n& fersude &\n\n\n\n10-12-2009\n\nçamlıca\n\n22:41\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeye Rağmen",
        "poet": "Haydar Çelebi",
        "poem": "\n\ngirdabıdır hayatın\nsürekli mutluluk arayışı\nsonu acılarda olsa\n\nher defasında bir umut\ndöner gene ararsın\nbulamasan da bulamayacağını bilsen de\n\nha gayret dersin\nve atar yürek bir daha\nyolculuktur sanki umuda\n\nve bakakalırsın ardından\nyiten umut yolculuğunun\n\nölmezsin\nölmene gerekte yok hani\numut zaten yok\n\ninadına değil\nha gayret\nher şeye rağmen\nhadi bir daha dersin sadece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeye Rağmen ve Bu Yüzden",
        "poet": "Özlem Esmergül",
        "poem": "\n\nHer otel odasında\naldım öcümü aşktan\nher mavi dumanında tütünün\nşakasını yaptım ciğerlerime ihanetin\n\nbütün öyküleri kayıp artık aşkların\nhiçbir  sevişmede buluşmuyor ellerimiz\nher şeye rağmen ve bu yüzden\nsevgili değiliz.\n\nDokunuşsuz sevişmelerdir aslında bütün çelişkilerimiz\nher birimiz, ciddi ilişkilerde sevimsiz çizgi filmleriz\nhangi ciddiyetin\nzaten neresinde ciddiyiz.\n'Yalan'la örtülür oldu korkaklığımız.\n'Seviyorum'derken utanırdık da\nsevgisiz sevişmelere ne zaman alıştık.\nAslında birbirimizden çok\nasırlarca kendimizden kaçtık\nher şeye rağmen ve bu yüzden\nbir düşümüze bile tutunamadık.\n\nHer yataktan sevdalanmış olarak kalkarız aslında\nresepsiyonda uyanırız sonra\nyağmur altında, tramvay durağında\nne bir avuç mendil anı\nne de içsel bir öpüş kalır sana\nAŞK YOKSA ŞAYET, İHANET DE YOKTUR\nher şeye rağmen ve bu yüzden\naşksız sevişlerde  'ihanet'\nsadece bir oyundur.....\n\n22 nisan 2002............Pazartesi.............(korkuyorsun benden, İstanbul'da)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeyi Yak",
        "poet": "Sezen Aksu",
        "poem": "\n\nBeni yak, kendini yak, herşeyi yak \nBir kıvılcım yeter be hazırım bak \nİster öp ister okşa istersen öldür \nAşk için ölmeli aşk o zaman aşk \n\nSeni içime çektim bir nefeste \nYüreğim tutuştu göğsüm kafeste \nYanacağız ikimizde atetşte \nBir kıvılcım yeter ben hazırım bak \nAşk için ölmeli aşk o zaman aşk \n\nBeni yor hasretinle sevginle yor \nSevgisizlik ayrılıktan daha zor \nDilediğin kadar acıt canımı \nYokluğun da varlığın da yetmiyor \n\nAllahım Allahım \nAteşlere yürüyorum \nAllahım acı ile \nAşk ile büyüyorum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeyi Öğrenir Akıl",
        "poet": "Mehmet Muratoğlu",
        "poem": "\n\nHer şeyi öğrenir akıl, \nher duyguyu atar içinden yürek, \nlakin ne unutmayı becerebilir yürek \nne de unutmaya bir yol bulmayı akıl.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeyi Bitirdik",
        "poet": "Ahmet Selçuk İlkan",
        "poem": "\n\nHer şeyi bitirdik  bir yalan gibi\nBu aşkı yarına götüremedik\nNe günler yaşadık bir roman gibi \nNe yazık sonunu getiremedik\n\nÖnce evet dedik bu hayır neden \nBiz aşkla başladık bu gurur neden \nÜmitler sendendi arzular benden \nNe yazik sonunu getiremedik\n\nŞimdi sen yolcusun meçhul yollara\nŞimdi ben yolcuyum başka kollara \nNe desek boş artık geçen  yıllara\nNe yazık sonunu getiremedik\nBu aşkı yarına götüremedik\n\nAhmet Selçuk İLKAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeyi Anlatır, Eski Bir Hatıra",
        "poet": "Hüseyin Sepetci",
        "poem": "\n\nDudaklarındaki alev, gözlerindeki mana,\nHer şeyi anlatır, eski bir hatıra,\nDeşmeyin derdimi, açmayın yara,\nSevdayla bakarım, ben kara, kara,\n\nKulağımdaki ses, aldığım her nefes,\nSeni hatırlatıyor, ruhumdaki o ses,\nUmudumun tadı, Aşkımın vuslatı, \nSenle bütünleşiyor, bahtımın zatı,\n\nAşkın girdabında, dönüyor benliğim,\nOkunur sayfalarda, o senin güzelliğin,\nGeçmişi sürükledi, Kalmadı bir eser,\nTozu dumana kattı, eyledi gazel.\n\nBuseler yanağında, özlemi dudağımda,\nHasretinle yanarım, o senin kucağında,\nHer şeyi anlatır, eski bir hatıra,\nSevdayla bakarım, ben kara, kara,\nHüseyin Sepetci\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeyimi",
        "poet": "Güner Kurt",
        "poem": "\n\nHer şeyimi versem sana\t\nHayallerim yeter bana\t\nGötür al neyim varsa\t\nAlamazsın ki mazimi hayallerimi\t\nOnlarda yeter bana\t\n\nHayallerim içinde\t\nGönül sarayı kurdum\t\nYaşıyoruz bu aşkı\t\nSende bende yudum yudum\t\nBen seni çok sevdim\t\nAnlıyormusun\t\nTanrı şait\t\nGerisi senin olsun\t\t\n\nGötür al istediğini alabilirsin\t\t\nAşkımız yalan de \t\t\nİnkar edebilirsin\t\t\nGönül senin hüküm senin\t\t\nFerman verebilirsin\t\t\nAnla be güzelim anla\t\t\nBu aşkta\t\t\nBir taraf benim\t\t\n\nHayallerin içinde\t\t\nGönül sarayı kurdum\t\t\nYaşıyoruz bu aşkı \t\t\nSende bende yudum yudum\t\t\nBen seni çok sevdim\t\t\nAnlıyormusun\t\nTanrı şait\t\nGerisi senin olsun\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeyim Yarım Kalacak",
        "poet": "Celal Topo",
        "poem": "\n\nBu sevda bu aşk bu duygular\nAnlaşılmadan mısralarımda yarım kalacak\nBilinmeyen bir zamanda çekip gideceğim\nGidişimden hiç kimsenin haberi olmayacak....\n\n\n12 / 11 / 2005  Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeyim Yarım Kaldı",
        "poet": "Muhittin Sudi Yıldırım",
        "poem": "\n\nHer şeyim, yarım kaldı\nHayatımda, ne varsa? \nAşk, güzel bir rüyaydı! \nGözlerim, uyanmasa\n\nAyağım yere değmez\nSoluğum kesilirdi! \nAynalara, gülerdim! \nHerşey güzel gelirdi! \n\nŞimdi yüzüm gülmüyor\nGözlerim yaş içinde\nArtık kalbim sevmiyor\nSanki bir taş içinde. \n\nSudi.\n23 Nisan 1989 16.00 Cuma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "her şeyi yerli yerinde yaratan Allah",
        "poet": "İrfan Korkmaz",
        "poem": "\n\nHER ŞEYİ YARATAN ALLAH\n\nHer şerde bir hayır hayırda şer i\nAyarlamış her şeyi yaratan biri\nGitmesin kalp den hiç onun yeri\nHer şeyi yerli yerinde yaratan ALLAH\n\nBilmeyerek asileşip yaparız isyan\nKader çizgisinden çıkamaz insan\nAllahın ismi diline olmalı lisan\nHer şeyi yerli yerinde yaratan ALLAH\n\nOku amentü yü manasın diyor çöz\nOkusun görsün diye vermiş iki göz\nBulunmaz kendinde riya yalan söz\nHer şeyi yerli yerinde yaratan ALLAH\t\n\nBiz razı gelip bil kadere inanmak\nŞevk ile imanla dolup donanmak\nGörevimiz dua ile ona yalvarmak\nHer şeyi yeli yerinde yaratan ALLAH\n\n                                       26/12/2007\t\n                                        İrfan KORKMAZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her şeyim oldun",
        "poet": "Selçuk Sen",
        "poem": "\n\nBen bir serseri mayındım\nSenden önce,sevgi idi gerçeğim\nSevmeyi sevdim deli dolu yaşadım\nRenk ve renk coşkuluydu sevmelerim\n\nAcıları bal edip yaşadım güzellikleri\nDoğa idi,kuşlar idi,arzularım'dı sevgili\nSevgilimdi hayat yansıdım aşkımla\nBeni sapa sardı aşk dedikleri\n\nÇıktın karşıma bir boş anımda\nIşıltısıyla yüreğinin sevgilim\nO güzel gözlerinle davetkar bakışın\nYüreğinde ve gözlerinde esirim şimdi\n\nKocaman yüreğim başka atıyor artık\nÖzlemin dolduruyor, süslüyor her anımı\nDeli Selçuk çok seviyor inan seni\nHayatımın tek rengi,herşeyim oldun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeyim Sevgi",
        "poet": "Şeref Köşker",
        "poem": "\n\nSevgi benim herşeyim \nBen sevgisiz neyleyim\nSevgi yoksa hayatımda\nHemen oracıkta öleyim\n\nSevgi hayatın anlamı\nHep içimizde kalmalı\nSevgi yaşatır insanı\nHerkeste mutlak olmalı\n\nSevgi olan yerde kavga olmaz\nKavga olan yerde sevgi olmaz\nSevgi olmayan yere kuş dahi konmaz\nKısaca sevgisiz hayat yaşanmaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeyimizdin Annem",
        "poet": "Abdullah Ramazan",
        "poem": "\n\nBaşımız sıkışsa hep sendin çare\nDerde derman bulan sen oldun anne\nBak şimdi yoksun ya kalp pare pare\nAcılarla gelen sen oldun anne\n\nÇok çileler çektin hakkın ödenmez\nBilirim ey annem yüreğin dinmez\nSen yoksun hiç bir şey içime sinmez\nBizim için solan sen oldun anne\n\nYüreğimi saran huzurdun bana\nSarılıp koklardım doymazdım sana\nGözlerim arıyor bak yana yana\nAcıları salan sen oldun anne\n\nSıcacık dokunan pamuk ellerle\nYüreği  eriten tatlı dillerle\nYanağımda biten senli güllerle\nYüzümüze  gülen sen oldun anne\n\nÇiçekler açardı sen varken dallar\nSevginle yeşildi geçtiğin yollar\nHani nerde  saran o sıcak kollar\nDertten derde salan sen oldun anne\n\nSen benim kanımsın yürekte özüm\nDiner mi dertlerim görmezse yüzüm\nBen sana  muhtacım ah iki gözüm\nBeni benden alan sen oldun anne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeyimsin",
        "poet": "Abdurrahman Alma",
        "poem": "\n\nArtık mümkün  değil seni unutmak\nbaktığım duyduğum gördüğüm sensin\nher sözümde senden bir hatıra\nbilki sen herşeyimsin\n\nunutturamaz kimse seni bana\nsen ilk ve son gülümsün\nyaşadığım bu günler hatıra bana \nbilki sen herşeyimsin\n\nKuşlar gelir ismini fısıldar \nsonsuzluk  içinde yüreğim ağlar \nherşeyde senden bir hatıra var\nbilki sen herşeyimsin\n\n               (18 nisan 2001)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeyim ögretmenim",
        "poet": "Nuran Çertmek",
        "poem": "\n\nOkumayı yazmayı,\nÖgreten ÖGRETMEENİM,\nTürkçeyi.MATEMATİGİ,\nBana ögreten ögretmenim.\n\nOkul kurallarına,\nUymayınca kızarsın,\nAma sen ögretmensin,\nİster kızar,ister seversin.\n\nBiz sana kızamayız,\nSende bir annemizsin..\nAnnemden bir farkın yok,\nBenim bilgi kaynagım ögretmenim\n\nAma ben genede üzülürüm,\nHaftanın iki günü yoksun..\nÇünku okullar tatil,\nCanım ögretmenim\n\nYollarını gözlerim,\nSen gelince sevinirim,\nAMA beş gün sanra,\nYine ayrılırız...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her şeyin başımı para",
        "poet": "İrfan Korkmaz",
        "poem": "\n\nHER ŞEYİN BAŞIMI PARA\n\nŞeref haysiyeti sinene sardın\nİnsanlık doğunca bilirim vardın\nSen uğruna nice canları yordun\nHer şeyin başımı paradır para\n\nSeni taşıyanın şerefi artar\nKişiler kişiyi seninle tartar\nİnsana itibar ağırlık katar\nHer şeyin başımı paradır para\n\nHaysiyeti sende itibar sende\nDönmediğin zaman olmaz bir günde\nÖlüde diride hemde düğünde\nHer şeyin başımı paradır para\n\nSeninle yatılır senle kalkılır\nSeninle alınır senle satılır\nSeninle çıkılır senle batılır\nHer şeyin başımı paradır para\n\nAnayı kızından odur ayıran\nNice aç mideyi sensin doyuran\nKalkan olup sahibini kayıran\nHer şeyin başımı paradır para\n\nİrfanım çok çektim onun elinden\nKim dinlerki bal damlasa dilinden\nYüzermiyim bir gün para gölünden\nHer şeyin başımı paradır para\n\n                                        20/11/2009\n                                       İrfan KORKMAZ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeyin Başında Sevgi Geliyor",
        "poet": "Durak Yiğit",
        "poem": "\n\nBüyükten küçüğe uzayıp giden,\nHer şeyin başında sevgi geliyor.! \nGönül deryasında,başında aşkın,\nHer şeyin başında sevgi geliyor..! \n\nSevmek için mutlak yanmakmı gerek.? \nGönül bağlarında köze ne gerek.? \nKerem misalide yanmakmı gerek? \nHer şeyin başında sevgi geliyor..! \n\nDağ olur,orman olur,ses verir.\nŞiirlerde beste olur,haz verir.\nSarar sevdiğini cana,can verir\nHer şeyin başında sevgi geliyor \n\nKaracaoğlan Elif diye yazmazdı \nYunus dergahında böyle kalmazdı \nZüleyha yıllarca yusuf sormazdı\nHer şeyin başında sevgi geliyor\n\nSevgi olmasa,gül dikenli olmaz\nBülbül gelip gül dalına konmaz\nYüce dağlar karın alıpta yığmaz \nHer şeyin başında sevgi geliyor\n\nBende bu dünyada kondum göçerim.\nYâr elinden zehir verse içerim.\nMecnun olup nice çöller geçerim\nHer şeyin başında sevgi geliyor\n\nBırakında seven sevdiğin alsın\nDünyada sevgisiz bahçe kalmasın \nYeter artık kimse yanıp durmasın\nDurak’ın gönlünde sevgi var sevgi\n\nDURAK’ın dilleri sevgiyi över.\nHer YİĞİT sevgi der bağrını döver \nSevgi dünyada her şeye değer.\nHer şeyin başında sevgi geliyor\n\nDurak YİĞİT ((BATU_41)) \nGönüllerin Şairi\nKOCAELİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeyin Fazlası Zarar",
        "poet": "Fuat Eriçok",
        "poem": "\n\nyeterince olsun aşk\n\nne yalnız kalmalı\nne esir olmalı\n\n(21 aralık ’06)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeyin Hayırlısı",
        "poet": "Yakup Yurt",
        "poem": "\n\nBizde eski bir gelenektir\nErkek evlat ister ana-babalar\nOğlan doğar, ziyafetler verilir\nKoşar etraf sevinç içinde\nBinbir zahmetle büyür\nKerata\nSigara içer, öğrenir küfür\nOkulda hergün azarlar müdür\nSevgi ve ilgiden mahrum, \nİlim bilim ha keza\nBu gidişin sonu belli\nCan yakacak\nAlacak\nÇok ağır biz ceza\nHızlı yaşamayı sever\nNe de olsa zengin çocuğu\nÇalar sazlar, oynar kızlar\nDerken başlar kumara\nKazanmak umuduyla\nBaba parasıyla geçinen\nAsalak hergele\nTakar piyasaya bir sürü\nBorç\nSaplanır batağa\nAna-baba düşer yatağa\nKiralık katil tutar hayırsız\nVurdurur ana-babasını\nBabasının tabancasıyla\nGelecek mirasla\nBorçlarını temizleyip\nDelikanlı kalabilmek\nİçin\nBursa'da\nDört duvar arasında…\n\nYakup YURT \nBrüksel – 26 haziran 1999\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeyin Dahası",
        "poet": "Şahin Kabakuş",
        "poem": "\n\nİyilik,\nEşitlik,\nKişilik\nVe Adalet…\nİşte bu dört şey \nHer şeyin dahasıdır…\nDünyayı yönetmek isteyenlerin \nTalep gerekçesi de bu olmalıdır...\nÇünkü bu gerekçe insanlığın,\nAltı şeytanlığın,\nÜstü ilahlığın sahasıdır! ..\n\n(2003 Erzurum)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeyin Sonu Var",
        "poet": "Bilal Özaydın",
        "poem": "\n\nHer gün doğan güneş\nBatıyorsa bir akşam saati\nKayboluyorsa dağların arkasında\nDemek ki herşeyin sonu var arkadaş\n\nHer yaz mevsiminin sonunda\nGeliyorsa bir sonbahar\nVe takip ediyorsa onu kış\nDemek ki her şeyin sonu var arkadaş\n\nZaman hızla ilerliyorsa\nDakikalar saatlere bağlanıyorsa\nDeğişiyorsa hergün takvim\nDemek ki her şeyin sonu var arkadaş\n\nSaçına beyazlar düşüyorsa\nHalkalar iniyorsa gözlerinin altına\nÇıkamıyorsan eskisi gibi merdivenleri\nDemek ki her şeyin sonu var arkadaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeyin Bir Sonu Var (GÜLCE-Triyolemsi/Üçleme)",
        "poet": "Vecdi Murat Soydan",
        "poem": "\n\nAhiret ucuz değil, sanma ki paralıdır,\nHer şeyin bir sonu var, hayatın kuralıdır.\n\nKederi, ıstırabı neşeyle karmalısın \nSevgiyi katık yapıp, aşk ile sarmalısın\nSevmesini bilmezsen, orada durmalısın\nAhiret ucuz değil, sanma ki paralıdır.\n\nHakir görme kimseyi, acizane bir kulsun \nAç gönül kapısını, saadet seni bulsun \nMezarın ister taştan, ister yakuttan olsun \nHer şeyin bir sonu var, hayatın kuralıdır.\n\nVecdi Murat SOYDAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şeyin Bittiği Anlar",
        "poet": "Hatice Bediroğlu",
        "poem": "\n\nHer şeyin bittiği anlar vardır.  Anlamını bulan tüm anlamların kendini yitirdiği an. Karşınızda ki kişi sesiyle ruhuyla duygularıyla o kadar yabancıdır ki size... Sokaktan geçen bir insan kadar yabancı. Konuştuğu kelimelerin, sesi- sevgisi yoktur. Öylesine söylenmiştir. Böyle hissedersiniz. Ayrılık direkt dile getirilmemiştir ama bitmiştir her şey. Geçirilen onca zaman yaşanmışlık yakar içinizi. Siz seviyorsunuzdur tüm benliğinizle... Kendi sevginizle baş başa kalakalırsınız... Öyle bir acı sarar ki o an. Akar gözyaşlarınız istem dışı. Gırtlağınıza takılan yumru, canavar bir katile dönüşür. Beyin uyuşmaya başlar. Sıcak sular kaynar fokur fokur. Bir basınç hücum eder patlatmak istercesine. Patlasın dersiniz, beynim patlasın ve her bir zerresi dağılsın yapışsın duvarlara. Böyle bir acıdır içinizi ezen yok eden. Asfaltı düzlemek için kullanılan bilmem kaç ton ağırlığında ki makine gibi gibi sizi dümdüz eder. Öylesine boş kelimelerle ayrılır o an karşınızda ki... Siz artık yoksunuzdur onda. Siz artık yoksunuzdur... Oysa o her yerinizde yaşar hala canlı canlı ve acı ve acı hiç durmadan deler içinizi oyar. Hem de öyle bir oyar ki. Ama bitmeli sizde de bitmeli. Dayanılmaz bu acıya. Zaman en iyi ilaçtır denir hep. Ama zamanın ilaç olacağı ana kadar acıyla baş başa yürek paramparça... Kavramların anlamı olmadan, bir şey duymadan görmeden derin bir kuyunun içinde çıkmaya çalıştıkça batarsınız. Yanar her yeriniz... Olur olmaz her yerde dinlemez gözlerinize hücum eder yaşlar. Öyle ki etrafınızı göremezsiniz. İnsanlar size bakıp  “ vah vah cenazesi var herhalde “ derler duyarsınız. Tutamazsınız kendinizi. Denetim kalmamıştır artık beyninizde... Hissedilen sadece acıdır. Bu acının ise asla tarifi yoktur.\n\nElbet doğrulacaktır dimdik. Elbet yaşamaya başlayacaktır yürek.Elbet bahar onun da yüreğinde rengarenk açacaktır.\n\nSana sesleniyorum eyyy zaman. İlaç olma süren çabuk dolup gönüllere düşsün emi? \n\nwww.haticebediroglu.net\n\n(Şiirlerimin hepsi Noter tasdiklidir)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "'“Her Şeyin Teorisi” Yazım",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nHer Şeyin Teorisi\n\nBaşlangıcı bilinmeyen bir şeyin teorisi üretilemez! \n\nİnsanın, varlığının nedenini veya nasılını araştırmaya başlaması “Bilinç” ile başlıyor! Bilinci oluşmamış insansı bir varlık, kendini ve evreni merak etmez! Besi çiftliklerindeki hayvanların, varlıklarını sorgulamadıkları veya “Neden, nasıl? ” sorularıyla meşgul olmadıklarını bilirsiniz! Kaza yapmış ve etrafa besi hayvanları dağılmış bir manzara izlemiştim, kazadan yara almadan kurtulan hayvanların hala ortalığa saçılmış ot ve samanları yediklerini gözledim! Onlar için sadece “Yeme-içme ve neslin devamı için zamanı geldiğinde tetiklenme” var! Bilinç kadar ihtiyaç var!  Sadece hayatta kalmak ve neslin devamına ihtiyaçlarının olması bilinçlerinin o kadar açık olmasıyla alakalı! Bilinç için ihtiyaca bakmak yeterlidir! \n\nBilincin en basit seviyesi “Varlık” sahasında yer almak! Tüm canlı-cansız varlıkların “Varlık” sahasında bulunması yani 3. Boyutta görünmesi, bir bilinç eseridir! Varlık sahasında ihtiyaçların çoğalmasıyla bilinç doğru orantılıdır! İnsan, evrenin bir misali gibi olduğundan ihtiyaçları evreni kapsar; evreni kapsaması evreni aşmasıyla alakalı! Aslında insana evren yetmez! İnsan bilinci, “Neden, nasıl? ” sorgulamasını bu yüzden yapar! Hayvanların kökenlerini araştırmak gibi bir ihtiyaçları yok; geleceklerine dair bir kaygıları da yok! Mesela; ot, saman nerde bulsa orası onun mekanıdır! Geleceğe dair planlar yapmaz, akıbetinin ne olacağına dair endişeler taşımaz! En önemlisi de bu ihtiyaçlarının karşılanması için ya da gelecekteki durumu için bir “İlah” edinmeye ihtiyacı yoktur! İnsanlık,  sınırsız ihtiyaçları ve kaygılarından dolayı kadim dönemlerde “İlah ve ilahlar edinme yolunu seçmişler! Bilinçleri geliştikçe ihtiyaçları da artmış, tüm Dünya kaynaklarına ihtiyaçları olduğu gibi uzay ve evrene de ihtiyaçları var! Bu nedenle keşifler yapmışlar ve yapıyorlar! Gelecek endişelerinden dolayı 3. Boyutun kararsız, ölümlü, eskime ve entropiye bağlı, göreceli (büyük-küçük; önce-sonra; zaman-mekan; iyi-kötü; az-çok)   gibi göreceliliklerin sınırlamalarını da aşmak için 2. Boyutun “Levha” yazılım, ruh, data sahasına ilgi duyar ve 1. Boyutun tercih, ben, alanını bilmeye çalışır! “Hiç yoktan bir evren” teorisiyle meşgul olur! Evrenin nasıl var olduğuna dair teoriler üretir! Tüm bu izahların tıkandığı yere kadim dönemde “İlahlar” yerleştirilmiş. Bilinç arttıkça ilahların alanı da daralmış. Yeni teorilerde “Hiçten var olma” konusunda genelde ihtiyaç duyulur! \n\nHiçliğin keşfi, her şeyin keşfiyle ancak mümkün! Büyük, ne kadar büyük; küçük, ne kadar küçük? Sorusunun cevabı görecelilikte yani 3. Boyutta verilemez! Ancak göreceli eğreti çıkarımlar yapılır! Mesela; tenis topu, futbol topundan küçük şeklinde! Futbol topundan büyük bir tenis topu yaparsanız bu görecelilik de doğru fikir vermez!    Maddenin en küçük parçası olarak bilinen “Zerre”, evrene ihtiyaç duyar! “Zerre, bütünün aynısı” Bir başka açıdan zerrenin ihtiyacı “Evren” kadar; evrenin ihtiyacı, “Zerre” kadar! Bu durumda, zerrenin küçük, evrenin büyük olarak bilinmesi tamamen görecelidir ve 3. Boyutun izafi aldatmasıdır! Zerre ve evren aynı ihtiyaç ve aynı hizada olduğunda 3. Boyutun göreceliliği de kalkar. Bu 2. Boyutta, 1. Boyutta ve boyutsuz hiçlikte mümkün! “Ben” boyutu, 1. Boyuttur yani tercih boyutu! Bu aynı zamanda evren boyutudur; hem de “Zerre” boyutudur! Yani evren, zerre ve ben aynı boyutta! Beden, 3. Boyutta; ruh 2. Boyutta! 3. Boyuttan bakıp “Her şeyin teorisini” izah etmeye çalışmak mümkün olmaz! 3. Boyutta yapılan tüm izahlar, matematik ve fizik denklemleriyle bir yere kadar olabilir! “Her şeyin teorisi” 1. Boyutta yani “Ben” boyutunda yapılmaya çalışılır! Bu dahi bene yani kişiye özel olur! Algılar aynı olmadığından ve bu teori algıya göreceli olacağından herkesi ikna edecek bir “Her şeyin teorisi” 3. Boyutta yapılamaz! Yapılanlarda da başlangıç noktasında ya kadim dönem tabiri ile “İlah” olacak ya da “Kendiliğinden”, sebepsiz bir başlangıç olacaktır! Kendiliğinden olmasını akla yatkın bulmayanlar, kadim dönmelerde “İlah” fikrini benimsemiş! Modern dönemlerde yapılan izahları sizlere bırakıyorum. Dinsel izahlar ve inançlar, gerçekten 1. Boyutta ise yukarıda bahsettiğim “Ben” boyutunda ise kişiye özel olacağından başkasınca doğrulanması gerekmez ya da yanlış olarak tespit edilmesinin bir geçerliliği olmaz! \n\nSon tahlilde; bilinç, ihtiyaç alanını oluşturuyor! Bilinç arttıkça, özellikle gelecek ve geçmişe dair “Neden, nasıl? ” sorularına cevap aranmaya başlıyor! Gelecek endişesi, geleceğe dair umut ve güvenli alanı üretiyor! Bu üretilen alan, “Ben” boyutuna dair ve kişisel oluyor! Evrende üretilen her şey de karşılık buluyor!  O halde geleceğe ve geçmişe dair üretilen “Hayal”, aslında hayal olarak kalmıyor! 2. Boyutta, levhada, yazılımda,  “Gerçek” oluyor! Kişi ürettiklerini, tüm boyutlarda 1. Boyutta, “Ben”,  tercih ederek; 2. Boyutta, “Ruh”  tasarlayarak, 3. Boyutta “Beden” yaşayarak gözlemliyor! Bilinç bu gözlemin tetikçisi! Yani “Ben”! Bilinç açıldıkça ihtiyaçlar da genişliyor ve evreni de kapsayacak kadar açılıyor!  Yukarıda bahsettiğim kaza yapmış kamyondan etrafa savrulan ineğin ot yemesi ihtiyacının ne kadar basit olduğuna dairdi! Dünyaya hırsla saldıran insanların, 3. Boyuttaki madde sahasındaki sınırsız ihtiyaçları onların bilinçlerinin 3. Boyutu tamamen kapsadığını gösterir! 2. Ve 1. Boyuta hatta hiçliğe dair ihtiyaçlarını 3. Boyutta boğdukları için ihtiyaçlarının arkasında sefil olan insanlığın ihtiyaç çokluğu bilincinin 3. Boyutta geliştiğini ancak diğer boyutları perdelediğini gösterir! Bilinç, ihtiyaç alanını oluşturuyor! Demiştim ya işte 3. Boyuttaki ihtiyaçların fazlalığı bilinç için yeterli gösterge olmuyor! İhtiyaç, tüm boyutları kapsadığında “Bilinç” oluşmuş demektir! Bu durumda zaten hiçbir şeye ihtiyaç kalmaz! İhtiyaç, karşılanmış olacak! “Ben”, zerre ve evren bütünleşmesi zaten hepsini kapsamak olacak! Her şey zaten “Ben” im diyen için tüm ihtiyaçlar karşılanmış olur! \n\nAhmet Bektaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her şeyin Rahmani Dünya /... İlâhi",
        "poet": "Refah Torlak",
        "poem": "\n\n“ HER ŞEYİN RAHMANİ DÜNYA “  (İlâhi)                \n\nDünya, dünya fani dünya, her şeyleri gani dünya \nSana haris doymaz derim, haksızmıyım yani dünya  \n\nHer şeyimi benden aldın, sevdiklerim hani dünya  \nNasıl şikâyet ederim, böyle yazmış, Bani dünya         \n\nCanlar gelir, gelir, gider, gelen giden ani dünya \nBu devran hep böyle sürer, herkes buna kani dünya\n\nRabbim böyle emir vermiş,  diyememki cani dünya\nHaşa bunlar isyan değil, duygular İnsani dünya  \n\nHayır bize, şer bizedir, her şeyin Rahmani dünya\nKul Rabbine hizmet için, nasıl olur mani dünya       \n\nDünya, dünya, fani dünya, her şeyleri gani dünya \nHayır bize, şer bizedir, her şeyin Rahmani dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her şeyin zıddı var!",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nHer ne olursa olsun, buna sevinenler var \nOnunla gurur duyup bir de övünenler var \nDiğer yandan üzülüp hem de dövünenler var \nHer şey iki boyutlu, her şeyi böyle görün! \n\nHer şeyin bir zıddı var dünyada budur kanun\nMesela bir maç düşün, ya senindir ya onun\nEğer kaybetti isen bu da değildir sonun! \nBencillikten kurtulup biraz empati kurun! \n\nHer olay aynı anda, hem güzel hem çirkindir \nHer şey içinde mevcut, birbirine girgindir \nBakarsın iki gurup, araları gergindir \nOlay olup bitmişse, çıkar yeni bir sorun \n\nNe kadar acı olsa gerçek böyledir beyler \nTaraftarlık doğaldır, değişmez bazı şeyler \nBir kısım alkışlarsa, bir kısmı da vah söyler \nGeniş olmak gerekir, buna da kafa yorun \n\nKâr ve zararını bil, ne keser ol, ne rende \nHızar ol müşterek ol, bir sende bir de bende \nBirbirini anlarız bu bilince erende \nBAL der çok şey hallolur, çözülür birçok sorun\n\n Ozan Mikdadi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Şiir Bir Çiçektir",
        "poet": "Mahbub Mehmet Kaya",
        "poem": "\n\nŞiirleri severim. Her birinin ayrı bir şekli, ayrı bir güzelliği, ayrı bir musikisi var.Desen, desen, renk,renk, nakış, nakış; süsüdür edebiyatın şiirler.\n Küçücük  bir dize takılsa gözüme; Bozkırda tek başına açmış bir çiğdemi seyredercesine mutlu olur, incinmesinden korkarım.\n      Bir aşk veya sevda şiiri okusam, Çiçekler geçer gözümün önünden dize, dize, renk, renk. Kokusunu duyarım,güllerin,lelelerin,mor menekşenin.\n Sevgidir şiir. Hasrettir, Ayrılık ve hüzündür, saftır.  Renkli karanfiller gibi.\n Aşktır şiir, dikenli güller gibi. Hem koklarız, hem kanatır içimizi.\n          Bülbül gül'e aşık olmasaydı, Kuzular, mor menekşelerle birlikte büyümeseydi,Bembeyaz kardelenler baharı müjdelemeseydi, Bir devre adını veren lale bahçeleri \n kurulmasaydı, papatyalar,kırları süslemeseydi, bu kadar çok şiire,türküye ve şarkıya sahip olabilirmiydik.\n Çiçekler olmasa, sevgili neye benzerdi? Kokarmıydı? \n            Şiirleri severim ben. Çiçekleri de. Koklarım şiirleri; karşısına geçer seyreder, hissederim. Okurum çiçekleri; desenleri, renkleri. İçine, istek, zerafet ve inanç katılmış dostluktan kıskançlığa kadar uzanandizeleri glayörlerden ayıramam. Aşk ifadesi dizeler de laleler gülümser bana notalar üzerinde.\n Dini bir şiir okusam, gül kokuları sarar her yeri. Melankonik bir şiir okusam, menderes gülü geçer satırlar arasından.\n Platonik bir dize, krizantemle yerleşir gönlüme.Ümitsizlik dizelerini okurken,mor zambakların içinde bulurum kendimi.\n İğde çiçeklerinin etkisini görürüm birçok dizede. Koklar başka alemlere dalarım.\n              Her şiir bir çiçek, her çiçek bir şiirdir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Sonbahar da Lav Olurum",
        "poet": "Burcu Karakaya",
        "poem": "\n\nBir sonbahar melodisi var şu an kulaklarımda! \nSonbahar aşkları geldi aklıma, yine sensiz...\n\nDolan zaman ve yitip giden her an, \nYavaş yavaş döküldü...\nHer yanan mum ve bıraktığı gözyaşı desenleri\nIslandı ve kendini buldu...\n\nHer mevsim boyutunda, \nYeşilin bilinmeyen daha kaç rengi varsa, \nAklıma seni getirir...\nHer sonbahar da, \nDökülen yaprakların, yere düşen umutları, \nBir ahşap oturakta, gerçekleştirmesi beklenir.\nSıcaktan kavrulan dakikaların boş kalması bile koymaz adama, \nAkla her sonbahar da hep güzel anlar gelir.\nŞehrin ortasında bir nehir, \nYürüyen, koşan, sarılan, öpüşen, konuşan insanlar...\nBense yeşil panjurlu evimin penceresinden, \nYeşil bakarım seni görmek için...\nÖnce herşey boş gelse de, \nGözlerimde hep güzel anılar belirir, \nGülümserim...\n\nKendime gelir, dışarı atarım duygularımı...\nÇünkü ben her sonbahar dirilirim...\n\nGelir aşk vakti, \nSoran olursa herşeyi unuturum...\nHer aşk vakti geldiğinde de, \nOrtalardan  kaybolurum...\nYeni yeşillere filizlenir \nDal olur, \nHer sonbahar da lav olurum...\n\n24/10/2003\nAntalya\nC.Burcu Karakaya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her sonbahar geldiğinde seni özlerim....",
        "poet": "Zeliha Bekoğlu",
        "poem": "\n\nHer sonbahar geldiğinde seni özlerim\nYağan yağmurların seni bana getirmesini beklerim\nIslak sokaklarda yürürken\nBeynimin hasret dolu sokaklarında yürüyüşümü düşlerim\nHer sonbahar geldiğinde seni özlerim\nKabaran dalgalarda kaybolmak\nBir sonbahar günü yok olmak isterim\nDüşen her yaprakla beraber biraz daha hüzne gömülürüm\nHer sonbahar geldiğinde seni özlerim\nYaşamdan koparım tamamen\nKendi dünyama gömülürüm birden\nKaranlıklar içinde bir ışık bulamam ben\nSensiz günlerde ölmek isterim\nHER SONBAHAR GELDİĞİNDE SENİ ÖZLERİM …\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Her Sonbaharda..",
        "poet": "İsmail Kurt",
        "poem": "\n\nKonu:Ayrılık,Sonbahar..\n\nKirpiklerimden akan yaşlardır hazan\nAyrılık düşer gönlüme her sonbaharda\nMevsimin göçüdür hüzündür hazan\nAyrılık düşer gönlüme her sonbaharda..\n\nIslattıkça yağmur titrerim beyhude\nÜşüttükçe rüzgar bedenim kuytu köşede\nBir kıvılcım beklerim şuh gözlerime\nAyrılık düşer gönlüme,her sonbaharda..\n\nYapraklar salınır değer yüzüme\nAğaçlar yıkılır sanki önüme\nSeni dolarım benki dilime\nAyrılık düşer gönlüme,her sonbaharda..\n\nAcısı yakar bir hançer gibi\nBattıkça batar ucu ne sivri\nSenin izlerin kalbimde fevri\nAyrılık düşer gönlüme,her sonbaharda..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her tarafa yayacağız vatan bölünmez ülkümüzü",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nGeliyoruz Bozkurtlardan teşekkül Türk ordusu\nDağa taşa yazıyoruz hep Türk İslam ülkümüzü\nElazığ’da pekiştirdik gakgoşla biz birlikteliğimizi\nHer tarafa yayacağız vatan bölünmez ülkümüzü\n\nÇelikten daha sağlam yapacağız ülkü kalelerimizi\nTarihi araştır görürsün ülkücünün temiz mazısını\nEksik etmeyiz beş vakit Allah’a olan secdemizi\nHer tarafa yayacağız vatan bölünmez ülkümüzü\n\nMeydanlara inersek dedik dar eder siz hainlere\nSiz haçlının uşakları dönme sizi gibi Yahudilere\nRezilliklerinizi yazdık tarihin okunacak sayfalarına\nHer tarafa yayacağız vatan bölünmez ülkümüzü\n\nTarihte görülmedi sizi gibi hain olanda reziller\nArşa yükseldi yaptığınız alçaklıklar, şerefsizlikler\nSizi gidi Türk İslam düşmanı, nemrutlar, firavunlar\nHer tarafa yayacağız vatan bölünmez ülkümüzü\n\nArkana bak geliyor ülkü devlerinin ayak sesleri\nSizin arkanızdadır bozkurtlar ordusu nefesleri\nDedim ya seveceksin ya da terk edeceksin ülkeyi\nHer tarafa yayacağız vatan bölünmez ülkümüzü\n\nHalil ÇOLAK 14.09.2013\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her şubat acı bana",
        "poet": "Hakan Özüçelenk",
        "poem": "\n\nŞubat tatili geldi yoksun.\nDönmeni beklemek sorun.\nBütün okul duysun duyursun.\nSeni beklemek zor bana.\n\nKış tatili geldi uzun.\nBeklenecek hep yolun.\nBen seni bekler yorgun.\nGünleri saymak zor bana.\n\nOkul yolu sessiz durgun.\nAşık olunca oldum olgun.\nGözlerimde yaş dolgun.\nÇabuk dönmen gerek bana.\n\nŞubat tatili adı bunun.\nKısa ama bana uzun.\nBeni ayırdın suçlusun.\nHer şubat acı bana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Taraf Kan Gölü Her Taraf  Göz Yaşı",
        "poet": "Ali Aksoy",
        "poem": "\n\nHER TARAF KAN GÖLÜ HER TARAF                             \n                          GÖZ YAŞI\n\n        Bu nasıl bir dünya dost düşman karışmış,\n\tBiz küskün dururken zalimler barışmış,\n\tZalimin zulmünden bizlere dert kalmış,\n\tHer taraf kan gölü, her taraf gözyaşı.\n\tDüşeni kaldıran yok bir arkadaşı...\n\n\tUmutlar kaybolmuş hayaller kan-duman,\n\tÇığlıklar içinde top tüfek patlayan,\n\tGaribin güldüğü o günler ne zaman,\n        Bitsin bu işkence dinsin bu gözyaşı \n   \tKoşsun yardımına dostu arkadaşı...\n\n\tÇınlatır her yanı hep aynı acı feryatlar,\n\tDost eli bekleyip çaresiz ağlarlar,\n\tHep ölüm korkusu içinde yaşarlar,\n\tSellere dönmekte dinmiyor gözyaşı.\n\tEllerden tutacak yok dost arkadaşı...\n\n\tBir yanda can veren bir yanda çıldıran,\n\tZulümler kol gezer yine yok aldıran,\n\tHerkes ayrı telden tanınmaz dost-düşman,\n\tNe olur Allah'ım dinsin bu gözyaşı,\n\tDüşeni kaldırsın dostu ARKADAŞI...\n\n\t\t    \t\tSöz: Ali AKSOY\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Siteye Bir Vicdansız Yetiyor",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nKoskocaman bir site etrafta tek kedi yok,\nHerkes birbirine küs kin ve nefret artmış çok…\n\nBirileri var imiş kedi sevmediğinden,\nBir bir zehirliyormuş haince ve gizliden…\n\nVicdanlılar ağlıyor bu anlatılmaz zor iş,\nRab merhamet emreder zalimse istemezmiş…\n\nSuç dersen kabahatmiş yani mühimsenmeyen,\nKatletmek ki hep serbest hiç engellenemeyen…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Taşı Yakut Bu Vatan",
        "poet": "Ali Uydurucu",
        "poem": "\n\nTarihin dilinden düşmez bu destan,\nNehirler gazidir,dağlar kahraman\nHer taşı yakut olan bu vatan,\nCan verme sırrına erenlerindir...(Orhan Şaik Gökyay)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her tarafı şehit dolu Anadolu",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nBize uzak değil yakın,\nEğilip önüne bakın.\nElinle toprağa dokun,\nHer tarafı şehit dolu,\nAnadolu Anadolu.\n\nYere sermişler yatağı,\nTürkmenler kurmuş otağı.\nİlleri yiğit yatağı,\nİşte Yozgat işte Bolu,\nAnadolu Anadolu.\n\nAtalar temeli atmış,\nErenler içinde yatmış.\nPeygamberler mekan tutmuş,\nOğuzun efsane kolu,\nAnadolu Anadolu.\n\nZafer muştusu şarkının,\nSözü destandır ırkımın.\nAsyadan Boşnak Türkünün,\nAvrupaya geçiş yolu,\nAnadolu Anadolu.\n\nRüzgar eser yollar tozar,\nYusuf ona şiir yazar.\nÜzerinde insan gezer,\nSevgi ile yaşar kulu,\nAnadolu Anadolu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Tarafları Karikatür",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nÖnce kendi karikatürlerini çizsinler,\nÇizsinler de katıla katıla gülsünler,\nO kadar gülünecek şeyleri var ki\nOnların her tarafları karikatür.\n\nAcep bu çöküşün hezeyanları mı,\nYoksa Türk-İslam'a suizanlarımı,\nEğer Avrupa buysa izanlarımı,\nOnların her tarafları karikatür.\n\nDönüp kendi kıçlarına baksınlar,\nKıçlarındaki yamalığı diksinler, \nDine hakaret bu kına yaksınlar,\nOnların her tarafları karikatür.\n\nKarikatür çizersek çok gülerler,\nKasıklarına ağrı girer iyi bilirler,\nSonra bizim dediğimize gelirler,\nOnların her tarafları karikatür.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Temmuz Yeniden",
        "poet": "Ali Özenç Çağlar",
        "poem": "\n\ndurgun suya çektiler doru atları\nyeleleri örüm örüm gecede\nsipahisi kurşun yemiş döşünden\nbiri önden biri belden\nkuşakları sarım sarım sarmalı\n\n          bir uzun söylencede yazılır şimdi\n          gizlenen tarihtir gözlerimizde\n\naçılan tomurcuk gül oluverdi\ndilimiz bir kızıl çizgide gizli\nbir sultan pir sultan özünde gizli\nyunuslar yuymuş da anadolu'da\n\n         veysel'im ruhi'yim nesimi'yim ben\n         döşümde madımak ateşi gizli\n\nyanar ha şavkıyan lâv olur birden\nbir uzun söylence yazılır şimdi\nkararan sakalda çağım tutuşur\nsoysuzlar alkışlar ölülerimi\n\n        her temmuz sivas'ta and içerim ben\n        her temmuz yeniden doğuşum olur.\n\n                                                      temmuz / 94\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Umutlar Yeniden Doğarsa",
        "poet": "Mehmetali Kumar",
        "poem": "\n\nhergün yeniden doğmak varken bu karanlık gece neden \n    neden bu sessizlik bir çığ gibi üzerime geliyor \n oysaki hayata bakış açım ne güzel oysaki yaşamak ne güzel \n          oysaki dünyada var olmanı bilmek ne güzel...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Türk genci ay yıldızlı bayraktır",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nBizim çocuklar olsa bile sabi,\nBu dünyaya örnek olacak tabi.\nTertemiz lekesiz bir şafak gibi,\nHer Türk genci ay yıldızlı bayraktır.\n\nYurdun yükünü sırtında taşıyan,\nGönlüne vatan sevgisi döşeyen.\nÜlkenin her tarafında yaşayan,\nHer Türk genci ay yıldızlı bayraktır.\n\nİnsanın kadir kıymetini bilen,\nYaptığı hizmetler ile değer bulan.\nVatanın milletin evladı olan,\nHer Türk genci ay yıldızlı bayraktır.\n\nGerçekten bir ülkü ile oluşan,\nAnadoluda büyüyüp gelişen.\nMemleketi yurdu için çalışan,\nHer Türk genci ay yıldızlı bayraktır.\n\nYusuf yürüyerek özüne gelsin,\nBunları bilmeyen varsa bilsin.\nİster küçük ister büyük olsun,\nHer Türk genci ay yıldızlı bayraktır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her üzüntü geçicidir",
        "poet": "Zafer Özcan",
        "poem": "\n\nher üzüntü geçicidir\nunutmak\ninsanoglunun hastaligi\nbilmem hangi tarihten beri sürüp giden\n\nyasadigimiz dünya denilen bu yer\nbir masal diyari\nyasanilan her gün\nher gece biçimlenen bir dü?\n\nher insan yanilmak ister\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Vuslatın Sonunda",
        "poet": "Kemal Mustan",
        "poem": "\n\nVedalar zamansız olmasa \nHangi veda, veda olur\nHer vuslatın Sonunda\nElbet bir Elveda bulunur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her yağmur içimde zindan'lı Yusuf",
        "poet": "Ramazan Kayak",
        "poem": "\n\nHer yağmur yağdığında benim ömrüme \nBir  ateş içimde yangına döner\nAkar damlalar tüm bedenime \nRuhumda bir deprem……..döner\n\nYapraklar ıslanır güller ıslanır \nKapalı ağızlarda diller ıslanır\nMevla’ya açılan eller ıslanır\nRuhumda bir feryat……..döner \n\nAnlamam ne olur tende ki ben de\nKaçmak uçmak ister bu beden'den \nKalbim çılgın olmuş yüreğim dert’e\nRuhumda bir kaçış……..döner\n\nNe kaçmak ne uçmak dinmez bu arzu \nYürek bin parçadır  geçmiyor tutku\nHer yağmur içimde zindan’lı Yusuf\nRuhumda bir kuyu……..döner\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her yağmur damlasında sen varsın...",
        "poet": "Ebru Ertaş",
        "poem": "\n\n\nHer yağmur damlasında sen varsın\nPenceremin önüne oturdum\nSonbaharın ilk yağmurunu izliyorum\nNe çok özlemişim\nSıcak yaz günlerinden sonra\nYağmur esintisini\nYağmurun sesini\nYağmurlu düşleri\n\nMelekler yağıyor bugün şehrime\nHer yağmur damlasında\nHayallerim de büyüyor\nVe her yağmur damlası\nSeni bana getiriyor\nBeni de sana…\n\nHer yağmur damlasında sen varsın\nHer yağmur damlasında hayalin özlemin\nYanımda olsan sarılırdım sana\nBirlikte izlerdik yağmuru\nIslanırdık yine\nHer yağmurda olduğu gibi\nHer yağmurda \nSevgimizi yağdırdığımız gibi\n\nBilirim seversin yağmurları\nYağmur yağmur yağarsın şehrime\nHayallerime düşlerime\nAşk aşk kokarsın burnuma\nVe gelirsin sımsıcak yüreğinle\nHer yağmur yağdığında…\n\nBilirim seversin yağmurları\nBilirim akarsın yağmur yağdığında\nSevgi misali su gibi…\n\nsonbaharın ilk yağmuru düştü şehrime\nbende yağdım yağmurla hayaline...\n\n21 EYLÜL 2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her veda bir sevdayla başlar",
        "poet": "Aslı Şahin",
        "poem": "\n\nHer veda bir sevdayla başlar \nBaşlangıcın şenliği \nÜzerinde düşünülmeden verilmiş sözler \nDokunmakla tükenmeyecek virgüller \nDipsiz kumbarada tek tek birikirler \n\nHer veda bir sevdayla başlar \nKavgayla devam eder \nYüzyıl Savaşları’ndan kanlı ve uzun \nGeride yorgun iki beden \nİki çift kırgınlık \nBir içimlik korku \nYoktur galip gelen.. \n\nHer veda bir sevdayla başlar \nİki ayağı da olmayan \nÖksüz bir dilencidir geride kalan \nGiden \nJonathan Livingston benzeri bir martı \nYoklar ara ara \nÖzgürlük denilen sanrı \n\nHer veda bir sevdayla başlar \nVe \nMaalesef \nYalnızlıkla biter.. \n\n31.03.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yağmur Sabahı",
        "poet": "Abdullah Oral",
        "poem": "\n\nYağmur Sabahı\n\nYağmur yağar iken uzağına dağlarımın \nHer seferinde sen gelirsin aklıma\nVururum kendimi sokaklara \nSırım sıklım sarar hasretin yar beni.\n\nHer yağmur yağdığında sen düşersin aklıma\nYine sende kalıp sende ıslanırım\nSonrada hayaline sarılıp yine sende ısınırım\nVe her yağmur sabahında seninle –sensiz uyanırım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yağmur Sesinde Seni Özlerim",
        "poet": "Vedat Okkar",
        "poem": "\n\nHayallere daldım sende gözlerim\nYanında fısıldar sanki sözlerim\nAteşi sen yaktın bense közlerim\nHer yağmur sesinde seni özlerim\n\nBak nasılda geçmiş seninle zaman\nResimlenmiş bir bir gönlüme her an\nBir el değiyor bak kalbimi saran\nHer yağmur sesinde seni özlerim\n\nYıldızlar kayıyor göklerden bana\nKuyrukları ışıldar bak yana yana\nMutluluk saçıyor yürekten sana\nHer yağmur sesinde seni özlerim\n\nSayfalar dolusu şiirler yazsam\nPenceremde her an seni gözlerim\nHissedip senide resime çizsem\nHer yağmur sesinde seni özlerim\n\nKaranlaık gecede mumları yakıp\nSeninle birlikte yarına akıp\nParmağına birde yüzüğü takıp\nHer yağmur sesinde seni özlerim\n\nİstersen yazarım Gönlüme ferman\nHer bir satırında senle sözlerim\nPencereme vuran göklerden derman\nHer yağmur sesinde seni özlerim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yağmur Sonrası",
        "poet": "Şehmus Kartal",
        "poem": "\n\nHer yağmur sonrasında dalarım hayallere,       \nGözümdeki bakışla bakamam kimselere.\nSevgim kuşkanadında bir tek sen biliyorsun. \nHer yağmur sonrasında aklıma geliyorsun. \n\nKendimi görüyorum kaçamak bakışında.\nYüreğim yanar seni hisseder uzaklarda. \nSaklandığın her yerde benim yakınımdasın, \nBilirim uzak değil sen hep benimlesin.\n\nHer yağmur sonrasında sessizce bekliyorum, \nHayallerime ortak tek seni bekliyorum.\nDinle yağmur sesini nefesini derin al, \nDinle yürek sesini sus konuşma öyle kal. \n\nHer yağmur sonrasında tabiatla şenlenir,\nPembe bir gül gibidir yanağında açılır. \nSevgiyi fısıldarım senin kulaklarına, \nDüşler kurarım senle beklemeden yarına. \n\nGökyüzü maviliği kuşağına renk katar \nIşığı camdan girip odama huzur katar.\nHer yağmur sonrasında âşık olurum sana,\nBir renk gibi olursun elim ulaşmaz sana. \n\nBirden içim açılır sanki uzar şu ömrüm,\nHer yağmur sonrasında aydınlanıyor gönlüm. \nYolda ayak izini sürerken mutlanırım, \nHer yağmur sonrasında seni içten anarım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her yalnızlık biraz nadastır",
        "poet": "Adnan Taş",
        "poem": "\n\nHer yalnızlık biraz nadastır\n\nAdını getirmeden yağmur yağmaz,\nGürlemez gök sabaha kadar. \nGri sancılar başlar gökyüzünde\nYağmur, bir tek adınla yağar evimin yalnızlık çatılı damına.\n\nDizlerinde hiç yaslayamadığım başım \nSoluksuz ve karmaşık\nSeni, bana ben değil, yalnızlığım sevdirdi.\nSeni, unutamayacağım anılar, öylece büyüttü...\n\nDüşlerin biraz Beyoğlu’nda, biraz Yüksekova’dadır\nEsrik bir aşkın son damlalarıdır gönlümüzde akan\nTez davranma zamanı geçmiştir yeni bir aşka \nAkrep yine bir yalnızlık durağındadır.\n\nHer yalnızlık, biraz nadastır\nBiraz da yaprak döküntüsüdür\nHer bahçede, ayakla basılan çimenler,\nIslah edilmez bitkiler, yaşanmamış hayaller tuzağıdır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her yanım",
        "poet": "Ulaş Bozdemir",
        "poem": "\n\nbir uçurum kenarındayım\nne yöne dönsem acı\nacı çekmek oldu hayatım\nhayatımın adı acı oldu\nhayat boyu koşturdum\nbir tutam sevgi huzur peşinde\nbin bir zorluğu sırtlandım\n,çıktım yola sevgi için\nişte yolun sonu göründü\ndipsiz kör bir kuyu\nyine acı yine çile\nher yanım bir alem\nonu aradım yok yok yok\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yanım",
        "poet": "Mehmet Şahin 4",
        "poem": "\n\npusular arkadaşım ihanet dostum\ntebessüm hasret saadet sıla \nşimdi herşeyden bıkmış yorgunum\nkızgınlık şifa ölümse deva\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her yanım günah",
        "poet": "Uğur Altıparmak",
        "poem": "\n\nPetrole batmış kara batak gibi,\nGünah deryasında sanki bedenim.\nNeyana baksam her yanım günah,\nNefsimin azgın pençesindeyim.\n\nDostluğun yerini menfaat almış,\nAlem bir acayip döngü içinde.\nNeyana baksam her yanım günah,\nDünya bir küçücük kutu içinde...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her yanım üzülmüş",
        "poet": "Mahmut Karahan",
        "poem": "\n\nMasallar indi yere\nMahzende yıllanmış mavi kadar lezzetli\nÖpücük  olsa gökyüzü\nSığmaz mavinin içine\nKuş gelir kıyısına konar mavinin\nTilki gözlerine bakar\nKöpeklerle aşk yaşar\nKediler mi? \nBiri göğsünde \nDiğeri boynunda yatar\nMavi bir hayal dilediğim kadar\nMavi bir salonda\nMavi bir masada\nMavi bir düş göreceğim\nGökyüzünün mavisi\nSuyun mavisiyle birlikte \nSabaha kadar içeceğim.\nGece mavi\nSevgi mavi\nUmut mavi\nÖzgürlük masmavi\nYüreğini hep mavi tut emi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yanım Hüzün...",
        "poet": "Hüseyin Yanmaz",
        "poem": "\n\nBugün yine \nHer yanım hüzün \nYer gök bana ağlıyor \nYağıyor hüzün damlası \nDağılıyor duygularım \nİtiyor beni karanlığa \n\nAyak izim dolaşıyor sanki \nPeşim sıra \nBen bastıkça \nİzi kalır ardımda \nYorgun dilde anarım \nHer gece yalnızca adını\nDalarım mazilere\n\nKırık bir ayna gösterir seni bana\nHuzursuzluk sarar içimi\nYine sonu acı ve hüzün dolu\nGüneş olup doğsanda \nYağmur olup üzerime yağsanda \nKurumuş dal birdaha açarmı\n\nHer gece kurarım hayalini\nSabahlara kadar yanar yüreğim\nGüneş doğmadan \nHüzün çöker sessizce üzerime\nAkar gözlerimde gözyaşlarım \nAlır götürür her gece \nYalnızlığa atar hüzün beni... \nHüseyin yanmaz\n27/06/2011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yanım Aşk",
        "poet": "Seyyid Burhaneddin Kekeç",
        "poem": "\n\nBata çıka bulandım yine\nÜstüm başım her yanım aşk...\n\nİçime içime akıyor, ruhumu titretiyor\nDünya, insanlar bir başka güzel\nHayat deniz, deniz aşk\nAşk içinde yüzüyorum...\n\nGüneş aşk, yağmur aşk\nRuhum aşkla sarmaş dolaş\nTepeden tırnağa her yanım aşk...\n\nSaatim aşkı vuruyor\nDoğu, batı, kuzey, güney aşkı gösteriyor\nPusulam aşk...\n\nAşkı soluyorum,\nAlıp verdiğim her nefes aşk\nSeviyorum, seviyorum, seviyorum\nAşkı yaşıyorum\nHayatın anlamı aşk...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yanında Yalnızlık",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nboşa gitti sözlerim\nher yanında yalnızlık\nyaşla bitti gözlerim\nher yanında yalnızlık\n\nbir deniz çizdim mavi\nsızılası taş kavi\nucu yanıkça sevi \nher yanında yalnızlık\n\nözgürlüğe salınca\ntek başına kalınca\nyokluğuna dalınca\nher yanında yalnızlık\n\ndurmak bilmeyen sızı\nkaraya durmuş yazı\nsusturun şu arsızı\nher yanında yalnızlık\n\ndöktüm sevi yağmuru\nbulaşmadı çamuru\nozan efe hamuru\nher yanında yalnızlık\n\n221209denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her yanlışı silemeyebilirsin",
        "poet": "Fatma Saylak",
        "poem": "\n\nHer yanlışı silemeyebilirsin\nYanlışlar doğrularını götürür\nGeri dönemeyebilirsin\nÇünkü zaman öldürür\n\nBüyük hayaller kurabilirsin\nAma gerçekleşmezse üzülme\nHer şeyini bir gün yitirebilirsin\nBunun için kimseye sitem etme\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yaşantıya Saygı Duy",
        "poet": "Hakan Kul",
        "poem": "\n\nİçki içiyor olabilirsin\nSigara içiyor olabilirsin\nKumar oynuyor olabilirsin\nBazı geceler,bazı akşamlar\nŞampanya patlatıyor olabilirsin.\nÇok özel partiler verebilirsin v.s\n\nYasalara,kurallara uygun olduğu sürece\nSiyasi,ideoloji bir durum içermedikçe\nİstediğin gibi yaşayabilirsin.\nHele bir de 15 yaşını geçtiysen ve erkeksen.\nDaha bir özgürsün,daha bir rahatsın.\n\nAma lütfen! sen de her yaşantıya saygı duy\nSen saygı duy ki başkaları da senin yaşantına saygı duysun\n\nTabiki yasalara,kurallara uygun olduğu sürece\nSiyasi,ideolojik bir durum içermedikçe\n istediğin gibi yaşarsın\nİSTEDİĞİN KADAR SİGARA,İÇKİ İÇEBİLİRSİN.\n\nSonuçta hayat senin hayatın\nSonuçta gelip geçici zevk,keyif uğruna\nKısalan ömür senin\nSararan ve çürüyen dişler senin.\nBozulan sağlık senin v.s\n\nUmarım anlamışsındır layıkıyla\nAnladıysan ne mutlu sana\nYok anlamadıysan da sağlık olsun be arkadaş! \n\n(Hkn Karabük)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her yaz tatili çalışırım -1",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\nher yaz tatili çalışırım \nhangilerini anlatayım\n50 simit tablaya dizip\nbaşımda taşımışım\nsemt semt gezip\nara sokaklar da kazanmışım\n“tazeeee…..“ deyip.\nev ev çocukları tanımışım.\nher sabah sabah olduğunda\nçocuklara simit almayı\nalıştırmışım..\n\nbir diğer tatilde\npastahane de\nustamız ustaydı\nkaptım ne varsa olayı\ntalaş böreği-ay çöreği-limonata\nbenim işimdi\nöğrendim kısa zamanda\nçıkmadım mutfaktan\norada öğrendim bulaşık yıkamayı da …\n\nbaşka bir tatil\ndondurma sıktım \nkülahlara\nbazı seyyar oldum dolaştım\nbazı tezgah açıp\ndondurma meşrubat sattım\nüç ay tatil\npiknik yerleri tanıdım..\n\nbir diğerinde,\nlise mezunuyum\nyıl 1970\nPolatlı Türkoğlu çiftliği\nen maceralı işimdi\ncamız sağdım\nahır temizledim\nbiçerdöver yağcılığı yaptım \nsilahı elime \nilk kez orada aldım.\nçifliği basan – çadır açanlara\nağanın adamı oldum\nilk kez orada silahı sıktım\njandarma-polis-karakol\ndaktilo-ifade-şahitlik\nher şey çok aniydi\nağa olmak..zengin olmak\nkurtulmak için yeterleydi..\n\ngüneş ağaçlardan inerdi\nbaş aşağı gelirdik tarlalardan\nhabire  eserdi rüzgar\nüstüm başım  saçlarım\nbir geçmiş zaman yolcusu halim\nhayretten kaldırırdı başlarını \nkangal köpekleri..\n\nMustafa kaya\n19.08.1971 / ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yazanın Yazdığı",
        "poet": "Durdu Şahin",
        "poem": "\n\nKötülükler okka okka, güzellik dirhem dirhem,\nHer yazanın yazdığı olmuyor yaraya merhem.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yazılanın Bir İsmimi Olması Gerekiyor",
        "poet": "Hayrullah Kocasakal",
        "poem": "\n\n'Vaktiyle birine yarim dedimden ötürü suçlandığımdan beridir nefret ederim m harfinin geçtiği tüm kelimelerden..'\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yer Allah",
        "poet": "Aşır Tunca",
        "poem": "\n\nSabahın ilk seherinde\nAllah derse kalpler Allah\nDerman olur bin bir derde\nAllah derse diller Allah\n\nCennet kokusunu serper\nBülbüller aşk ile öter\nÂşıklar gözyaşı döker\nAllah derse güller Allah\n\nGün doğmadan neler doğar\nAllah ne söylersek duyar\nBaşımızdan bela savar\nAllah diyen sözler Allah\n\nHayır, olur sabahımız\nAffa uğrar günahımız\nArşa çıkar feryadımız\nAllah dersek bizler Allah\n\nSabahların zevki başka\nGönüller kavuşur dosta\nDeli bülbül gelir aşka\nYerler gökler her yer Allah\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yer Ağlıyor Bugün",
        "poet": "Mustafa Sina Arıncı",
        "poem": "\n\nKurşun gibi ağır kararmış ufuklar\nBenimle birlikte ağlamakta bulutlar\n\nMartıların çığlıklarına karışmakta hıçkırıklarım\nDamla,damla denize karışıyor göz yaşlarım\n\nSen duymasanda haykırıyorum\nSeni seviyorum,seni seviyorum\n\nKumlar ağlıyor,dalgalar ağlıyor\nSen duymuyorsun her yer ağlıyor\n\nKara yazılardayım Karadeniz gibi kara\nKarışmak geliyor içimden karanlık sulara\n\nHergün böyle yaşamaktansa sensiz \nYürüyüp gitmek istiyorum sulara sessiz..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her yenilik sıradanlığa aday",
        "poet": "Gökmen Yılmaz Erdem",
        "poem": "\n\netrafı ağaçlarla kaplı kır yolunda\nverimli bahçelere katan, nefes kesici\nmanzara karşısında büyülendim\nhayret içinde kaldı, kıyıcı bir şiddet\nbir şey vaat eder gibi \nsanki bana yönelir\nbirşeyler fısıldar karşımda.\n\nhayata dair her yaşanılan\nolaylar akabilinde,\nne umulan kazanımların \nne sıradağların \nne de nehir akışların\ntutsağı olma, olmayasın\nher yenilik sıradanlığa aday\nbir yol alır bugün.\n\nAksaray/01 Ağustos 2008\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yeni Gün Umut Demektir",
        "poet": "Bircan Oğankul",
        "poem": "\n\nHer yeni gün umut demektir\nBen de umut ederim\nHep güzel şeyleri\nBeklediklerimi, hayallerimi\nUmut ederim her yeni günde\nSevdiklerimi, birlikte geçecek \nGüzel günlerimizi.\nUmut etmek yaşamak demektir\nHayal etmek yaşamak demektir\nUmut etmeyen, hayal etmeyen\nBir ölüden farksız demektir.\nKoyamam kendimi ölmeden mezara\nGeçemem hayallerimden kazara\nUmut ederim hep, beklerim hep\nHer yeni gün umut demektir\nYaşamak demektir çünkü.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her yer Aynı!",
        "poet": "Naime Erlaçin",
        "poem": "\n\nkalk gidelim \ngidelim ezik yüreğim\nkısıldı hayaller\nköşe başında köpek leşleri\nbedenler güya canlı\n\nbir yer olmalı\nbir yer olmalı mutlaka her yerden farklı\n\nboynumdaki ilmek sıkıyor beni\ngündüze karıştı gece\ntenim dağlanıyor\n\nbu ne bu! \n\nbir yer olmalı \ndağ mı \ndeniz mi \nkelebeğin kanadı mı\n\nne önemi var adresin\nher yer aynı\nkestim başımı! \n\n(11 Mart 2004)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yer Gölge",
        "poet": "Sezai Güler",
        "poem": "\n\nFarkettim de, ben güneşi mi bile sana emanet etmişim\nAy zaten saçımın, sakalımın tütün kokulu beyazından da\nAdını sanını bilmediğim gezegenleri de etrafına dizivermişim\nSonra oturmuşum karşına, bir güneş, bir ay halt etmiş girmiş aramıza \nGüneş dünyaya, dünya aya küsmüş, her yer gölge, ben gölgene küsüvermişim...\n\nS.Güler-13.2.2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "...Her Yer Gurbet",
        "poet": "Fatih Çınar",
        "poem": "\n\nboşuna gizleme duygularını\nyüzünde bazen sevinç bazen hüzün var\nboşver aldırma saçına yağsada karlar\nunutma gurbet ananı özlediğin yerde başlar\n\nbazen aklına gelir vicdansız sorular\nmaziden hediye olur sende korkular\nmutluluk çiçekleri elinde solar\nunutma gurbet babanı özlediğin yerde başlar\n\nhep şirin görünür maskeli insanlar\nsahtedir anlarsın o gülen bakışlar\nkapını çalınca bir bir vefasızlar\nunutma gurbet kardaşını özlediğin yerde başlar\n\naldığın nefesler onu fısıldar\nkalbinden vurur hüzzam şarkılar\nkeder olur dünyana kara akşamlar\nunutma gurbet yarini özlediğin yerde başlar\n\nnasıl diner gönülde yaralar\nhasret tüter hep son sigaralar\ncanlanır gözünde eski hatıralar\nunutma gurbet hayatı özlediğin yerde başlar\n\nyakar içini sessiz umtlar\nçöreklenir gönlüne kara bulutlar\nzalim bir karla kapanır yollar\nunutma gurbet sılayı özlediğin yerde başlar\n\nmezar taşına birgün elfatiha yazarlar\ntabutunu yüklenir yorgun omuzlar\nsanadır o gün bütün dualar\nunutma gurbet ölümü özlediğin yerde başlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her yer karanlık",
        "poet": "Yusuf Faruk Karahan",
        "poem": "\n\nGök parçalanıyor her yer karanlık.\nVe aklımda sen! \nKalbim parçalanıyor her yer karanlık.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yer Gurbet",
        "poet": "Mustafa Töngemen",
        "poem": "\n\nYüreğime ateş düştü,\nSensiz her yer gurbet şimdi.\nDerdim birdi, bini aştı,\nSensiz her yer gurbet şimdi.\n\nBir yangınsın sönmez misin? \nBir ağrısın dinmez misin? \nSen gidince dönmez misin? \nSensiz her yer gurbet şimdi.\n\nDert mi çektin, sen ağyardan? \nÇok mu çektin, serden, yârdan? \nNeden gittin bu diyardan, \nSensiz her yer gurbet şimdi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her yer gülistan olmuş",
        "poet": "Mustafa Yaralı",
        "poem": "\n\nGül dağından baktım, şu düz ovaya, \nToprağı gül olmuş, taşı gül olmuş. \nDört değil, beş mevsim, gelmiş buraya, \nYazları gül olmuş, kışı gül olmuş. \n\nUfkundan gül doğar, yine gül batar, \nRüzgârı gül eser, hava gül kokar, \nGöklerden gül yağar, gül suyu akar, \nYağmuru gül olmuş, yaşı gül olmuş. \n\nGül fidesi diken, güller biçiyor, \nGül yanan gönülde, güller pişiyor, \nAcıkan gül yiyor, güller içiyor, \nEkmeği gül olmuş, aşı gül olmuş. \n\nGüllere özenmiş, otlar, ağaçlar, \nGüllerle bezenmiş, düzler, yamaçlar, \nGülleri doğuran, o gül anaçlar, \nGözleri gül olmuş, kaşı gül olmuş. \n\nGül dikene güler, dikende güle, \nNaz etmiyor artık, güller bülbüle, \nGül alır, gül satar, güzel güzele, \nPazarı gül olmuş, çarşı gül olmuş. \n\nGüle âşık olup, gönül verenin, \nGül ellerle, gül destesi derenin, \nYedi tepe aşıp, Kaf'a erenin, \nAyağı gül olmuş başı gül olmuş. \n\nYaralı kalbimi, gülle saranın, \nKokuları güldür, canın cananın,\nGül ovadan, gül dağına varanın, \nİçleri gül olmuş, dışı gül olmuş. \n\nMustafa Yaralı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yer Haziran Gecesi",
        "poet": "Necla Argüz",
        "poem": "\n\nHer Yer Haziran Gecesi\n\nBir haziran gecesiydi,yağmurlanmış gözlerim\nVe,aniden, birdenbire..\nUfuklardan süzülüp geldin yüreğime.\nDenizim sen,mevsim sen,gülüşüm sen,\nEl eleyiz bu düşsel yolculukta,\nHer yer haziran gecesi şimdi.\n\nBir şarkıyı başlatalım dudaklarımızda,\nUnutalım tüm sancıları,\nNe varsa yaşamadıklarımızdan geriye kalan,\nUsulca ellerimden tut..\nHatırlayalım.\n\nYıldızlardan bir taç yap saçlarıma bu gece; \nÇiçek açsın ömrümün yaşanası yılları,\nSaklı düşlerim bir masala karışsın; \nBeni özlediğini söylerken,\nTitresin yüreğim hasretinden\n\nYalnızlığım utansın benden.\n......................................Necla Argüz\n.............09 06 2010\nYüreğine Misafirim Bu Gece Şiiir ktb (2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her yer karanlık",
        "poet": "Suat Oktay",
        "poem": "\n\nHer yer karanlık, üşüyorum\n..ruhum üşüyor, karanlık gözümü alıyor, ürküyorum\nyere düşen gölge benim mi, yoksa insanlık mı ayaklar altındaki\nher yer kan, her yer karanlık, üşüyorum...\nvicdanım titriyor.\nsoruyorum neden diye? \nneden, bu acı gözyaşı ve hüzün, neden? \npaylaşılamayan ne? \n\nher yer karanlık, üşüyorum.\n\nsil gözyaşımı, ısıt, önce ellerimi \nsonra gözlerimi, ısıt...\nüşüyorum her yer karanlık,\nsonsuz yalnızlık.\n\n27 Eylül 2009 Pazar/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yerde Adalet",
        "poet": "Nuran Karaca",
        "poem": "\n\nHer yerde  adalet\nadalet ama,\nilk önce vicdanlar da.\n\n12:30 27.07.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her yerde adım başı olan bu ihanet",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nBakışlarda ihanet, sözlerde ihanet. \nBaba yada ihanet, anaya da ihanet. \nBacıya  daihanet, kardeşe de ihanet. \nHer yerde adım başı olan bu ihanet.\n\nMilletin değerlerini hep inkâr etmek. \nİhanettir, milli değerlerimizi satmak. \nİhanettir, millete zorbalık yapmak. \nHer yerde adım başı olan bu ihanet. \n\nVatana ihanet edene itibar etmek. \nİhanet, satılmışa meydanı vermek. \nİhanet eden yazarlara itibar etmek. \nHer yerde adım başı olan bu ihanet. \n\nİhanet, edenler bu ülkede ekol oldu. \nİhanet nerdeyse derde derman oldu \nİhanet, devlete artık mihmandar oldu. \nHer yerde adım başı olan bu ihanet. \n\nİhanetler, her yerde duyun ey millet. \nİhanetlerle yıkılıyor bu cumhuriyet,. \nİhanetlerle yıkılacak uyan bu devlet,. \nHer yerde adım başı olan bu ihanet.\n\nİhanet vatan için ölene kelle demek\nİhanet milleti açılımlarla ikiye bölmek\nİhanet Eruh takı rezilliye göz yummak \nHer yerde adım başı olan bu ihanet\n\nHalil ÇOLAK 29.08.2009\nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yerde Benimlesin",
        "poet": "Reyhan Altaş Şairler Dünyası Grubu",
        "poem": "\n\nHer Yerde Benimlesin\n\nAtam dedim atamadım.\nKader seni satamadım.\nÖylesine alıştım ki sana.\nKader sana kızamadım.\n\nGecelerde gündüzlerde.\nKader benimle her yerde.\nBırakmıyor ki hiç peşimi.\nSevsemde sevmesemde.\n\nGece gündüz benimlesin.\nKader sanki sevgilimsin.\nAlıştım bende bak sana.\nBana sen nikahlı gibisin.\n\nReyhan Altaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yerde O'ndan Nişan",
        "poet": "Kazım Karagöz",
        "poem": "\n\nKör müsün, şaşı mısın? Her yerde O'ndan nişan,\nTereddüt ede ede olacaksın perişan!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yerde Sen!",
        "poet": "Şahin Kabakuş",
        "poem": "\n\nBu gece gözlerimin ufkuna düştün\nHer yerde sen\nTohumda sancı, filizde sürgün\nÇiçekte sensin, meyvede sen\n\nGecenin son çağında\nGül dalında şakıyorsun\nGözüm gözüne değiyor\nYıldızlardan bakıyorsun\n\nDenizlerde incisin\nDudağımla topluyorum\nHer çiçeğin adı sensin\nYalnız seni kokluyorum\n\nPalandöken dağlarında beyazım\nGökyüzümde mavimsin\nSen bu gece otağımsın\nYatağımsın, evimsin\n\n(2009 Erzurum)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yerde Sevgi Yüklü",
        "poet": "Mustafa Yılmaz İsmailoğlu",
        "poem": "\n\nHER YERDE SEVGİ YÜKLÜ\n\nHer yerde sevgi\nBitmeyen sevgi.\n.................\n- 22.09.2016 - Beylikdüzü / İstanbul\n\nİsmailoğlu Mustafa YILMAZ - İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her yerde Sen",
        "poet": "Fatma Özut Kırtay",
        "poem": "\n\nHer yerde Sen\n\nBu sabah yine “SEN” de kalktım,\n“SEN”sizliğe durmuş saatlere inat.\nSonra pencereyi açtım,\n“SENİ” çektim içime doyasıya.\nKahvaltıda “SENİ” içtim\nSıcacık oldu içim,\nGazetede ‘’SENİ’’i okudum sayfa sayfa.\nArdından giyinip, attım kendimi sokağa\n“SENİ” yürüdüm adım adım.\nSanaydı verdiğim her merhaba,\nİşyerinde de “SEN” vardın.\nKonuştuğum her seste senin sesin,\nHer yüz de “SEN” din.\nSeninle vardı \nGün akşama.\nSokakta,”SEN”din yüzüme çarpan rüzgâr,\nDudaklarımdaki hınzır ıslığım.\nKaranlığıyla karşılayan fakirhanemde,\n“SEN” aydınlattın her yanı.\nİkimiz için kurduğum soframda “SEN”din,\nYediğim lokma da.\n“SEN”din dalacağım uykum,\nBin heyecanla yattım,\nEllerim dokununca, yanımdaki buz gibi boşluğa\nSabahlara kadar yine,\n“SEN”sizliğe ağladım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yerde Sevgi",
        "poet": "Mustafa Yılmaz İsmailoğlu",
        "poem": "\n\nHER YERDE SEVGİ\n\nHer yerde sevgi\nBitmeyen sevgi.\n.................\n- 22.09.2016 - Beylikdüzü / İstanbul\n\nİsmailoğlu Mustafa YILMAZ - İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her yerde senin adın",
        "poet": "Ilyas Sener",
        "poem": "\n\nHER YERDE SENİN ADIN\n\nAllah adı yazıyor\nHer nesnenin üstünde\nGüneş parlar gibiydi\nMuhammed in evinde\n\nMekke den medineye\nHicreti yapar iken\nKuba da konakladı\nBir mescit yaptı burda\n\nCuma sabahı idi\nÇıktı muhammed yola\nRanuna vadisinde \nVerdi birazcık mola\n\nÖğle vakti olmuştu\nCumayı kıldı burda\nOrda bir mescit oldu\nAdı Cuma şu anda\n\nİLYAS ŞENER 2007-07-04\n\n\n"
    },
    {
        "title": "-''''''''''''''''HER YERDE SiYAH LALE",
        "poet": "Ayşe Özdemir",
        "poem": "\n\nHiç bir şey değişmedi gönül yine biçare\nSerpilmiş bir yerlere hislerim pare pare \nAçılmıyor kapılar zorlasan da ne çare \nBeyaz güller yok artık her yerde siyah lale\nAncak ölümsüz bir aşk getirir böyle hale\n\nSandım peri masalı yaşadığım kâbusmuş\nTutuyorken elini hayellerim hep uçmuş \nTek zanlı gözleriydi aşk dediğim bir suçmuş\nBeyaz güller yok artık her yerde siyah lale\nAncak ölümsüz bir aşk getirir böyle hale\n\nTutuldum ekseninde aklım hala tenin de\nO bir mabet değil de yüreğim ellerin de\nBırakıp giden oydu aşkın orta yerinde\nBeyaz güller yok artık her yerde siyah lale\nAncak ölümsüz bir aşk getirir böyle hale\n\nBu karamsar tabloyu çizen san ki ben miyim? \nDüştü tomurcuk gülüm kalan bir diken miyim? \nAkıl kemale erdi daha çok beklermiyim? \nBeyaz güller yok artık her yerde siyah lale\nAncak ölümsüz bir aşk getirir böyle hale\n\nDARGIN\n\nAyşe Özdemir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yıldız",
        "poet": "Hatice Bediroğlu",
        "poem": "\n\nBu gece…\nYıldızları gör rüyanda.\nMilyonlarca yıldız,\nSarsın etrafını.\nBil ki! \nHer yıldız, \nBenden bir parça. \nTüm kötülüklerden,\nKoruyacak seni.\n\nwww.haticebediroglu.net\n\n(Şiirlerimin hepsi Noter tasdiklidir)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yerden Çekiyor Deniliyor ama",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nProgramları izle bak, durum belli oluyor,\nCeplerde mi sorun var çekim alınamıyor…\n\nTürkiye’nin her yeri, denilir reklamlarda,\nÇok merkezde çekmiyor bu gerçek ortalıkta…\n\nAnkara’dan katılan kadın konuşamadı,\nDiğeri Yozgat’tandır ceple katılamadı…\n\nKaradeniz kıyıdan ceple başaramadı,\nSunucuyu güldürdü çünkü konuşamadı…\n\nBelki dağa denk geldi belki de çukurdaydı,\nBelki başka arıza laf konuşulamadı…\n\nBelki cepler bozuktu belki vericileri,\nÇekmediği yerler var, araştır sebepleri…\n\n(2015)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her yeri",
        "poet": "Ceylan Abay",
        "poem": "\n\nKaranlık bir odaya koysalar beni\nSeni düşünerek aydınlatırım her yeri\nAydınlık bir odaya koysalar beni\nYoklugun karartır her yeri\n\nKaranlık bir yere koysalar seni\nYüzünü görmek için aydınlatırım her yeri\nSevmediğini söylersen ki eğer\nAydılattıgım gibi karartırım her yeri...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yıldız Bir Güneştir",
        "poet": "Ahmet Gürlek",
        "poem": "\n\nHER YILDIZ BİR GÜNEŞTİR \n\nDünyanın döndüğünü hiç görmedim; ama biliyorum ki dönüyor. Gözlerini hiç görmedim; ama biliyorum ki, her gece gökyüzünde bir yıldız gibi parlıyor.\n\nAmaç, bir sevda uğruna ölmek değil; sevdaları yaşatabilmektir. Bir mavi gökyüzünde... Sonsuz... Ve bir bulutun seyrinde… Akşam güneşi battığında... Bir güneş batmış, akşam olmuşsa üstümüze çöken karanlık değildir. Binlerce, milyonlarca ve daha çok, hep daha çok güneş doğmuştur. Geceleyin gökyüzünde her yıldız bir güneştir. Biz, karanlık bildiğimiz gecelerde sonsuz sayıdaki yıldızların ışığı ile aydınlanabiliriz.\n\nİki ayrı kimyadan gemi yapabiliriz, ateş denizinde yüzmek için. Ya mumdan ya da ışıktan. Birincisini unuttum. Işıktan gemi yapabilmek için ışık toplamalıyız. Güneşi tutmalıyız çıplak ellerimizle. Bir güzeli saçlarından tutsak, güzeli tutmuş olmaz mıyız? Güneşi tutmak da böyle bir şey olsa gerekir. Güneş, bize gelmese biz güneşe gidemez miyiz? Güneşin ışığı bize geldiğine göre bizim ışığımız da O’na gidemez mi? \n\nKargılık’tan nar, Ağcadağ’dan kar götürsün Ankara’ya turnalar.\n\nIşığımız; insanlığımızdır. En önemli iki parçamız aklımız ve kalbimizdir. Cesaretimiz, ateş denizlerinde akla teslim olmak ve gönle köle olmak iledir. Ve ışığımız, cesarettir, doğruluktur. Güvendir. Azimdir. Mücadeledir. Sorumluluktur. Gül bahçelerinde bülbül olmak, kargalara yol sormamaktır. Biz bu ışıkla karanlıkta kaybolmayacak, ateşlerde yanmayacak ve nice kıldan ince kılıçtan keskin köprülerden ve nice cehennemler üzerinden geçeceğiz.\n\nHİÇBİR GÜNEŞ IŞIĞINI VERMEKLE AYDINLIĞINI KAYBETMEZ.\n\n...\ndoludesti & derdiderun\nKar üstünde beyazdır sevdalar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her yirmi dört Kasım! ..",
        "poet": "Bedrettin Keleştimur",
        "poem": "\n\nAkif’in nazarında öyle bir nesil ki, Asım…\nDüşürmeyecek asla kendi kültürüne hasım\nMedeniyet irfandır, şol  kaynağında marifet\nAhlak ve şeciyeye  rağbet her yirmi dört Kasım! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her yolculuk bir hüzündür",
        "poet": "Cevat Üstün",
        "poem": "\n\nher yolculuk bir hüzündür,\nyüreğimi iki yakaya bölen deniz misali\nher yolculuk bir sevinçtir,\nyüreğimde güller açtıran \nher yolculuk biraz ben en çokta sendir,\nyağmur sonrası gökkuşağı misali\nsiyah ve beyaz; hem sen hem ben\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her yolculuk biter",
        "poet": "Cafer Yılmaz",
        "poem": "\n\nHer yolculuk biter\nVe her yol bir yere gider.\nZaman dediğin; çıldırmış ruh hastası\nGücünün yettiğine zaten olmaz insafı.\nNe baharlar geçer,\nNe yağmurlar yağar daha toprağa.\nÇiçekler doğurulur bağrından\nDaha kaç tohum alır bağrına.\nDaha kaç insan\nDur durak bilmez ne kadar da bağırsan...\n\nHer yolculuk biter\nVe her yol bir yere gider.\nKaçak güreşçi; akreple yelkovan.\nMilyarca nefes alınır bir anda\nMilyarca verilir.\nBirileri gelirken bir yerlerden\nBirileri çoktan yol almıştır.\nTıklım tıklım hayatta yer açılır.\n\nHer yolculuk biter\nVe her yol bir yere gider.\nHer şey olur hayatta\nSihirbazın değneği gerçek olur.\nGüneş batıdan doğar.\nCehennem yakmaz beni, bedenim donar.\nVe hayat bir akşam trafiğine takılır kalır bir gün.\n\nSen yüreğini al eline düş yola\nKavgada olur, savaşta\nGöz yaşı sel olur akar.\nUnutma ki her yolun sonunda\nBir çift ceylan göz;  penceresinden yola bakar\n\n                                                     15/09/2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yol Dosta Çıkar",
        "poet": "Salih Özalaşan",
        "poem": "\n\nHayatın varmıdır bir anlamı? \nİçmemişsen dost elinden bir bade\nBoşa mekan eylemişsin Dünya denen hanı\nHayatın ne kadar geçse de sade\n\nEylemelisin bir kulu\nCandan dost daim yüreğine\nDost kapısından geçer hakkın yolu\nKul kötü demek bir bahane\n\nDost elinden çeksen de bin bir çile\nSatsa da vefasızca seni bir pula\nDost elinden sarılsan da bir çula\nEn vefakar dost kara toprak; sarar seni  koynuna\nHer yol dosta çıkar sakın unutma\n\nY.Tarihi 24-03-2004\nSalih ÖZALAŞAN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yolculuk Öncesi Bir Şiir Yazmalı İnsan",
        "poet": "Melih Coşkun",
        "poem": "\n\nHer harften ayrı bir söz yarattım kendimce \nHer satırını işledim ilmek ilmek \nDedim ki \nHer yolculuk öncesi \nMutlaka bir şiir yazmalı insan \nDöndüğünde okumayı ümit edeceği\n\nBağıra çağıra şarkı söylemeyi unuttum nicedir \nBalkon kapısını ardına kadar açıp \nDağı taşı türküye boğmak \nSonra aşık olmak yeniden \nBeynimde yarattığım güzelliğe \nVe yeniden doğmak\n\nHer yolculuk öncesi \nBir şiir yazmalı insan \nDönüp de bulmayı ümit ettiği dost yüzleri gibi...   \nBir parçasını doğduğu şehirde bırakmalı \nCanı her sıkıldığında \nBaşını dost bir omuza yaslar gibi \n\nBütün renkleri boyamalı milyon kere \nAynı sözcükleri kullanarak \nHer defasında farklı şeyleri anlatabilmeli\nMesela sığdırabilmeli bir kelimeye bütün beyazlarını dünyanın \nKoskoca bir aşkı anlatabilmeli tek bir hecede\n\nHer yolculuk öncesi bir şiir yazmalı insan.\nHiçbir zaman dönemeyecek olsa bile...\n\n2004\n\nwww.melihcoskun.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yönüyle Trabzon",
        "poet": "Ayhan Akdogan",
        "poem": "\n\nIslak kaldırımların kurumayan şehri\nUzun sokak’ın alacalı cumartesi daveti\nMaraş caddesi’nin inleyen korna sesi\nKunduracılar’ın insan sesiyle müşteri cazibesi\n\nGitmek isteyipte kalanların şehri\nGazipaşa yokuşunun bakınılmaz emperyali\nGanita’nın güneş batımında demli bir çayı\nÇömlekçi’nin yataklaşmış aşifteliği\n\nHayal kuranların bir yağmur havasıyla hüzünlenen şehri\nDeğirmendere’nin motor yağı ile kokuşmuş sazendeliği\nKalkınma’nın rampada kurulmuş asaleti\nKanuni Kampüsü’nün yorulmuş öğrenci iç çekişleri\n\nPontus’un elinden alıpta nefes aldıran Fatih’in şehri\nMaçkası,dinlere mashar olmuş Sümela Manastır’ı\nUzun uzun yollları ile doyulmayan gül güzeli Uzungöl’ü\nPlaka 61,5,Allah’a bağlı kurnazlıklar ilçesi\n\nMaviyle yeşilin dans ederek cümbüşleştiği şehri\nDön gel Kemeraltı’na insan sıkışmışlığının geçilmezliği\nMoloz’un taze denizden yeni çıkmış hamsi kokusu\nPazarkapı’nın tonyadan ithal peynirin lezzeti\nTrabzon; yaşanılması mecburi Karadeniz incisi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her yolun taşında sevgi var",
        "poet": "Ozan Erol",
        "poem": "\n\nSaygıdan dostluğa uzanıp giden\nHer yolun taşında sevgi var sevgi\nGönül sevdiğinden ayrı düşerse\nAkan göz yaşında sevgi var sevgi\n\nİnsan sever ise söze ne gerek \nSevda ocağında köze ne gerek\nAşk yürektedir yüze ne gerek\nSevenin düşünde sevgi var sevgi\n\nBahar gelir kışta yaza selenir\nozan türkü söyler saza seslenir\nBağlar çiçek açar dağlar süslenir\nHakkın her işinde sevgi var sevgi\n\nEğer sevda yoksa kerem yanmazdı\nLeyla menunu çöllere salmazdı\nFerhat şirin için dağlar yarmazdı\nHer sevda peşinde sevgi var sevgi\n\nLaleler sümbüller gülü kıskanır\nMızrap dokunmasa gülü kıskanır\nSevdiği olmuyan eli kıskanır\nErolun başında sevgi var sevgi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Yürekte Bir Çiçek Solar",
        "poet": "İsmet Aci",
        "poem": "\n\nAdı yok bu aşkların,\nBarışı olmayan aşkın dinmez gözyaşı.\nÇocuk, çocuk olmadan büyür,\nHer yürekte bir çiçek solar.\nAl yanakta süzülen yaşları,\nOkuyamaz yüreği taş olanlar,\nAyaz gecelerde kan ter içinde kalır düşünceler,\nSabaha, ölür tüm beklentiler,\nVe yeşil renk kırmızıya değiştirir tonunu,\nHer yürekte bir çiçek solar.\nAdı yok bu aşkların,\nSessiz akar zaman kendi tünelinde,\nİsimsiz kalır her sevgi,\nBeklemekten başka konmaz ismi,\nHer yürekte bir çiçek solar.\nEllerin, dokunmaya çalışırken sevgiye,\nUçar gider ne varsa rüyalarında biriktirdiğin,\nYalnız kalır yüreğin,\n Ağlamaklı olduğun da,\n Her yürekte bir çiçek solar.\nAdı yok bu aşkların.\n                                      İstanbul 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her yürekte sevgi barınmaz imiş.",
        "poet": "Cuma Ali Çetin",
        "poem": "\n\nHER YÜREKTE SEVGİ BARINMAZ İMİŞ\n\nBedeni yıkayıp yusan kirini...\nKalbin pası yine arınmaz imiş.\nBulursan bırakma iyi birini...\nHer yürekte sevgi barınmaz imiş.\n\nMeğer beden boşmuş olsa da kaslı,\nYoktur çok insanın sözünün aslı,\nDışı cilalanmış içiyse paslı...\nHer yürekte sevgi barınmaz imiş.\n\nNe iğne, ne diken,ne biz olmalı! \nGüzellikten eser ve iz olmalı! \nSevginin makamı temiz olmalı...\nHer yürekte sevgi barınmaz imiş.\n\nSorsan adam gibi bir adamım der,\nKendiyle çelişir ve kul hakkı yer! \nSevgi olan yerde olmamalı şer...\nHer yürekte sevgi barınmaz imiş.\n\nNe var ki dünyada sevgiden başka? \nGerçek sevgi kulu getirir aşka! \nSevgi olan yerler olamaz laşka...\nHer yürekte sevgi barınmaz imiş.\n\nSormasanız bile diyeyim size...\nSevgi RABBİMİZİN lütfudur bize.\nHer gönül sevgiye veremez vize...\nHer yürekte sevgi barınmaz imiş.\nŞuur yerindeyse onsuz kalınmaz! \nSevgi emniyette çalsan çalınmaz! \nGüç yetmez, parayla satın alınmaz...\nHer yürekte sevgi barınmaz imiş.\n\nDüzenin güzeli sevgiyle yürür! \nSevgi bir toplumu huzura sürür! \nO olduğu yeri çiçeğe bürür...\nHer yürekte sevgi barınmaz imiş.\n\nUzaklaşır varmaz yanına kinin! \nSevgi değil midir esası dinin? \nYeri ortasıdır insan kalbinin...\nHer yürekte sevgi barınmaz imiş.\n\nCumali  her kim ki olursa hasip...\nAlırmış sevgiden en büyük nasip.\nSevgiye her gönül değil münasip...\nHer yürekte sevgi barınmaz imiş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Zaman",
        "poet": "Aziz Kerem Tuna",
        "poem": "\n\ninsanları dinlemekten haz almadığın zaman\nher yüzde beni aradığın,benzettiğinde içinin titrediği\nama ben olmadığım için üzüldüğün zaman\nuykularının sık sık kaçmaya başladığı\nuyuyarak tüm dünyadan kopmak istediğin zaman\ngözlerinin boşluklara daldığı\ntelefonun her çalışında kalbinin hızlandığı\ngezmek ve eğlenmek boş geldiği zaman\nkedilerin gözlerini kapadığı,senden kaçtığı\ntüm kuşların artık göç ettiği zaman\ndostlukların değerini yitirdiği\nkendini yalnız ve soğuk hissettiğin zaman\nışıkların solgunlaştığı, çiçeklerin kokmadığı\ndoğanın yeşilsiz,gökyüzünün mavisiz kaldığı zaman\nhayatın artık senin tarafından yönetilmediği\ntüm imkanlara rağmen keşkelerin arttığı zaman\nve tüm zamansızlıklar içinde\nartık sevdiğin ve anladığın zaman\nbilki hala seni bekleyen biri var\nve bilki seni sevecek her zaman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Zaman",
        "poet": "Rafet Arıcan",
        "poem": "\n\nAşk denilen bu sevgiyi\nYaşa her zaman her zaman.\nHakka giden o bilgiyi\nÖğren her zaman her zaman.\n\nHak yolunu bileceğiz\nOna doğru varacağız\nYardımını alacağız\nEl aç her zaman her zaman.\n\nVeren odur, alan odur\nSeni her an gören odur\nCanı sende tutan odur\nDilen her zaman her zaman\n\nHalktan değil haktan iste\nSeni bilir her nefeste\nOndan ayrı olan hasta\nYaklaş her zaman her zaman.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Zaman",
        "poet": "Ayça Radanlı",
        "poem": "\n\nHayat her zaman destek çıkmaz insana\nMutluluk sevinç ve üzüntü duygularına\nBaşarı esintisi geçer bir süre sonra\nSen anlamazsın hayatın solsa da\n\nHergün yeni bir başlangıç demek\nYepyeni bembeyaz sayfa demek\nBenim mutluluğum için senin yardımın gerek\nSenin mutluluğun için beni kazanman gerek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Zaman",
        "poet": "Hicabi Ceylan",
        "poem": "\n\nNe zaman \nNefes almakta zorlansam\nSeni düşünürüm\nVe nefesim düzelir \nHayata dönerim\nÇünkü sen benim nefesimsin\n\nNe zaman \nGözlerim uzaklara dalsa\nSeni düşünürüm\nVe gözlerim nemlenir\nEllerimle kapatırım gözlerimi\nİçime akıtırım damlaları\nÇünkü sen benim canımsın\n\nNe zaman \nKonuşmaya başlasam\nSeni düşünürüm\nVe dilimden ilk senin ismin çıkar\nBir ürperti düşer içime üşürüm\nSenin sevgin ısıtır beni\nÇünkü sen benim güneşimsin\n\nNasıl anlatsam bilmemki\nGözlerimi kapatsam\nHayalinle baş, başa kalsam\nNe zaman ah! ne zaman \nHer zaman\nSeni çok seviyorum\nÇünkü sen benim her şeyimsin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Zaman",
        "poet": "İkram Gökhan Akcebe",
        "poem": "\n\nNe zaman,\nElllerinden tutsam\nEllerini bırakmam.\n\nNe zaman,\nSeni koklasam,\nSenin gibi kokarım.\n\nNe zaman,\nSesini duysam,\nSesinle uyanırım.\n\nNe zaman,\nSeni görse gözlerim,\nUtanırım bakamam.\n\nNe zaman,\nSen düşse aklıma,\nAklımdan çıkaramam.\n\nNe zaman,\nÇağırırsan çağır beni,\nHer zaman yanında olurum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Zaman",
        "poet": "Ömer Arıkan",
        "poem": "\n\nYorgunum çehremde ince çizgiler\nYorgunum kaşlarım çatık her zaman\nAğarmış saçlarım gözde hüzünler\nGöz yaşım ekmeğe katık her zaman\n\nNe kadar sabredip direniversem\nEl aleme gülen biri görünsem\nKol kola gezerken birini görsem\nBoynum omuzuma yatık her zaman\n\nBir zaman var idi yaşama zevkim\nŞimdiki halime gülerdim belkim\nUnuttum sefayı,unuttum şevkim\nYad elde kimliğim bitik her zaman\n\nUfuksuzum görünmüyor gelecek\nKimsesizim kimim var ki sevecek\nBu dünyada varlığım kim bilecek\nCismim kayıp ömrüm yitik her zaman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Zaman Gül",
        "poet": "Sabahattin Hizmetli",
        "poem": "\n\nHer zaman gül, sende olsun tüm arzu ümitlerim,\n  Sen güldükçe mutlu olur, inan çok sevinirim.\n  Güzel yüzün neşe dolsun, sevinç dolsun, hep gülsün,\n  Sen benim şu gönlümdeki solmayan gonca gülsün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her zaman anlatılır zaten...",
        "poet": "Fatma Saylak",
        "poem": "\n\nsessizlik ve salondaki kırmızı halı \nunuttuk bir müddet sonra her zamanı \nsen olmuşsun olmamışsın masalı \nher zaman anlatılır zaten... \n\nuykusu gelmiş bir hayat ve yalnızlık \nhayata kendinden verdiğin ilk harçlık \nbu uzun zamandır beklediğim bir açık \nseni anlatır zaten... \n\nturuncu aşk ve elveda gözümün nuru \nböyle bitiyormuş herhalde insanın huzuru \nvaktinde uyanmayan gözün uykusu\nfayda vermezmiş insana zaten...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Zaman Her Zaman",
        "poet": "Necmettin Davulcu",
        "poem": "\n\npadişah kapısı bize kapalı\nak göynek üstü mor yakalı\ngöz yüreğe, yürek göze bakalı\nten seni ister, seni arar her zaman\n\nilim okusan, başıma bilen olsan\nsürüsüyle dertleşen bir çoban olsan\namma velakin, önce insan olsan\ncan seni sorar, özü sarar her zaman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Zaman Güzel",
        "poet": "Ali Dokumacıoğlu",
        "poem": "\n\nverilmiş sözlerim vardı,tutamadım \nyolum üstünde hendekler \natlayabilirdim ama atlamadım \ndüşmek her zaman güzel \n\nbeklettiklerim vardı,dönemedim \ndışarısı soğuk,kalabalık \nısınabilirdim ama ısınmadım \nüşümek her zaman güzel \n\numut edenler vardı,sevemedim \ninsanlar da bazen iyi ama \nyalnızlık her zaman güzel \n\nbana güvenenler vardı, \ndoğru kararı,yanlış yapan verir \npişmanlık her zaman güzel \n\nüstüme paslı kurallarını yığanlar vardı \nne yapamayacağımı söyleyen \nkayan bir yıldızdan öğrendim, \nbeklenmeyeni yapmak her zaman güzel \n\nsofular da söz etti benden \ntövbe tövbe diye \nsevaplar cennete götürür ama \ngünahlar her zaman güzel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Zaman Her Yerde İnan Sen Varsın",
        "poet": "Sabahattin Hizmetli",
        "poem": "\n\n\tHer zaman her yerde inan sen varsın,\n\tSensiz bir günüm yok senden uzakta.\n\tHer şey dünmüş gibi anılardasın,\n\tHep seninle oldum senden uzakta.\n\n\tGülümsün solmadın sevdim gönülden,\n\tSu verdim ruhumla aşkın dilinden,\n\tSevda yellerinden arzu selinden,\n\tKorudum sevgini senden uzakta.\n\n\tBekliyorum hâlâ seni ümitle,\n\tBilmem döner misin sen bana yine.\n\tAradan çok yıllar geçse de bile,\n\tSeni seveceğim senden uzakta.\n\nTRT Müzik Dairesi Başkan Yardımcısı ve bestekar Sn. İlgün SOYSEV  tarafından  “Hüzzam“ makamında bestelenmiştir.TRT TSM Repertuarındadır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Zaman Başka Bir Şans Vardır Bir Yerlerde Köşeye Sıkışmış",
        "poet": "Ali Kuruüzüm",
        "poem": "\n\nSevgi o kadar uzakta kalır ki senin için\nBenliğini elinden kaçırırsın.\nTüm iyilikler, lavoboya dökülen yarım bardak su gibi\nakar gider.\nArtık yalnız yüreğin bir kötülük çatalına dönüşmüştür.\n\nÖnüne gelen her lokmayı yutarsın bununla.\nAğaçları,çocukları,hayvanları.\nYine de her zaman başka bir şans vardır.\nBir yerlerde köşeye sıkışmış.\n\n                                                                      11.8.2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Zaman ki Gibi",
        "poet": "Ayşe Birgül Yılmaz",
        "poem": "\n\nBir tartışma sonrası sevgilim yine gitti\nBeni kaybettin artık bu defa dönmem dedi\nKapıyı hızla çekti ve gitti, beni terketti\nDönmem diye yemin etti\nArkadaşını gönderip eşyalarını istetecekti\nBiliyorum ki o arkadaşı hiç gelmeyecekti\nHer zaman ki gibi \nAradan aylar geçti hiç haber alamadım\nGaliba bu defa ciddi\nGurur yaptım aramadım\nBu defa sanırım kesinlikle bitti\nSözünde durdu diye düşünüyordum ki\nKarşımda sanki suçlu bir kedi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Zaman Gündüz Olmaz",
        "poet": "Kazım Karagöz",
        "poem": "\n\nHer zaman gündüz, olmaz gece olur bazan da,\nBir yılda bir ilkbahar, yaz da olur, hazan da...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Bir dünyasın sen",
        "poet": "Mahmut Tekin",
        "poem": "\n\nBir dünyasın sen\nher zaman yeşil mavi \ndenizleri ovaları olan...\n\nBir bulutsun sen\nher zaman siyah beyaz\nşimşekleri yağmurları olan..\n\nBir denizsin sen\nher zaman mavi beyaz\nbalıkları martıları olan...\n\nBir baharsın sen\nher zaman sarı kırmızı turuncu \nçiçekleri gülleri olan...\n\nBir kelebeksin sen\nher zaman turuncu sarı yeşil\nrengarenk benekleri olan...\n\nBir sevdasın sen\nher zaman pembe pembe\ngönüllerinde hayalleri olan...\n\nBir sevgisin sen\nher zaman kalbe dolan\nyaşayan herkesin olan...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Zaman Sevdim",
        "poet": "Hasan Hüseyin Korkmazgil",
        "poem": "\n\n                             varsın bulsun sizi diye \n                             uçurdum merhabamı güvercinlere\n\nBen sizleri dostlarım her zaman sevdim\nYanınızda olmasam da\nKatılmasam da sazlı sözlü günlerinize\nKatmasam da kahkahamı kahkahanıza\nHep sizlerle birlikte başladı sabahlarım\nBen sizleri dostlarım\n   Her zaman sevdim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her zaman sürgün",
        "poet": "Günan Ulaşlı",
        "poem": "\n\nYaşamadım seninle mutlu bir gün\nHayatım zindan oldu sanki bir kör düğüm \nDünya başıma yıkıldı seni gördüğüm gün \nHer zaman gurbet oldum her zaman sürgün\n\nZehir oldun girdin tüm bedenime \nLayık değilsin sen benim sevgime\nAcıyorum seninle geçen ömrüme\nHer zaman gurbet oldum her zaman sürgün\n\nİçiyorum geceleri köşe başında\nZakkum çiçeği gibi senin aşkında\nNefret ediyorum senden her bakışında\nHer zaman gurbet oldum her zaman sürgün\n\nGülmek çok güzel ağlamaksa  acı\nDerdime derman ol varsa ilacı\nBoynuma geçirdin dikenli zincirli tacı \nHer zaman gurbet oldum her zaman sürgün\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her zaman ki gibi!",
        "poet": "Arin Roni",
        "poem": "\n\nher zaman ki gibi bir akşam çöküyor şehre\nher zaman ki gibi yağmurlar düşüyor kaldırımlara\nve her zaman ki gibi kaçışıyor kediler\nve her zaman ki gibi dilenciler toparlanıyor\nher zaman ki şarkılar var radyo da\nve her zaman ki filmler var sinemada,her zaman ki gibi oyunlar tiyatroda\nve her zaman ki gibi haberler var televizyonda\nve her zaman ki gibi sabaha giriyor şehir\nve ben her zaman ki gibi uykuzum,sana hasretim,sana tutkunum\nve ben her zaman kinden daha çok seviyorum şimdi seni....\nher zamankinden biraz daha  fazla ÖPÜCÜKLER,SEVGİLER...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Zamanki Hedefimiz",
        "poet": "Durdu Şahin",
        "poem": "\n\nHerkes bilir ki insan olmak,insan kalmak,yüzlerde yeşeren soylu türkülerle yürümek için,mutlaka okumak gerekir.Okumayan insan koftur,boştur.Sesleri seslerle,düşleri düşlerle tartmayı bilmediği için kendisiyle,çevresiyle,tabiatla küstür.\n\nOkuyan insan; gönül bahçesini sürekli çiçekli kılan,yürek bohçasını  güzelliklerle dolduran ve sözü kendi kınında paslanmaktan kurtarandır.\n\nOkuyan insan,düşünen insandır.Düşünen yani aydınlığa kavuşandır.Kavuşmak için durmadan kulaç atandır. Kalbini daha hassas, kanını daha sıcak, zekasını daha işlek, ruhunu daha huzurlu kılandır.\n\nOkumak; içimizdeki ve dışımızdaki mechul alemi anlamaktır, hakikatin karşısına dikilen barikatları aşmaktır. Işıklı, ölçülü, ökçeli düşüncelerle sığda kürek çekmekten kurtulup sonsuza açılmaktır.\n\nOkumayan insan, olayları irdeleyemez.. Olayları birbirleriyle kıyaslama melekeleri kaybolmuştur. Kafa için ihtiyaç, gönül için bir zevk ve beyin için gerçek bir spor olan okumadan nasibini almayan kişi uyuşur,uyandırmazsan daldığı uykudan uyanacak gibi değildir.\n\nOkumayan fertlerin geçen her zaman içerisinde sinir hücreleri daha hızlı bir şekilde azalır,eksilir ve artık diğer doku hücreleri gibi yenilenmez.\n\nOkuyan insan, çok lifli bir düş urganı olan zamanı, kalbini harita, gözlerini pusula yaparak değerlendirir.Demirden bir dağı delerek boynuna asmaktan farksız ağırlıkta olan 'sorumluluk' denen erdemle donanmıştır.\n\nElbette okuyan insanın huzur kaynağı,bilgi kaynağı umut kaynağı kitaptır.\n\nKitap; vakti bilgiyle buluşturmak, insanı ruhuyla konuşturmaktır. Yönünü kitaba çeviren insan çevresini daha iyi görür.Mukavemet gücü yüksektir,yüreklidir.\n\nİnsanın içindeki canavarı, dizginleyen kitaptır.Kitabı sevmeyen insan, düşünceyi sevmeyen insandır. Düş kuramayan, düşünemeyen, dolayısıyla kültürel açıdan hiç gelişemeyen insandır.\n\nİnsan,kitaptan korkmamalıdır. Kitaptan korkan insanın mesuliyet hissi kalmaz. Mesuliyet hissi kalmayan kimsede ruh başka alemlere göçer.İşte bundan dolayıdır ki,çağı yakalamak,çağlar öncesini anlamak için; yüreğimizi sevgiye ayarlayan,kini ve nefreti Kaf Dağı'ndan da ötelere kovalayan,bize istediğimizi seçme imkanı veren ve zekayı kibarlaştıran kitaplara yönelmemiz  gerekiyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herc-ü Merc",
        "poet": "Ahmet Konukseven",
        "poem": "\n\nYoksulun sırtında bir eski urbadır keder,\nEskidikçe yürekte insanı heder eder.\n\nAşığın girdiği ateş denizidir keder,\nElem verir aşığa ama aşkı aşk eder.\n\nSevgilinin gamzesinde saklıdır keder,\nÂşıklar sevgilinin hayaliyle meşk eder.\n\nYârin gözyaşından muhabbette düşer keder,\nAşığın yüreğini anda herc-ü merc eder. \n\nMecnun'a çölleri mesken edendir keder,\nDağ, taş mecnunun  aşkına şahitlik eder.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Her Zerremde Kasırgalar Tayfunlar",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\nbir iz bırakıp gittin kalbimde onarılmaz yara\nbir kalemde sildin geçmişi bam-başka yara\nkırılırsın diye resmini çerçeveye koymazken\ndarmadağın ettin benliğimi toplanmaz daha.\n\nümitlerim sararıp solgun, içimdeki bahar güz \nkurudu dallarım döküldü aşk yapraklar bir bir\nsızıyor ızdıraplar her yanımdan damla damla\nkasırgalar, tayfunlar her zerremde çepe-çevre.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hercai& Kardelen",
        "poet": "Mustafa Hakan Okur",
        "poem": "\n\nBilir misin hercaiyle kardelen\nNe yaşadı, niçin ayrıldı birden, \nHercainin vefası yoktu zaten, \nKardelendi asıl vefayı seçen\n\nHercai bir alımlı menekşe\nYazın açar binbir sevinç ve neşe\nEsasında hep aşıktır güneşe\nKışa kalmaz, ayaz büyük endişe.\n\nKardelen ki yanlız ve nadidedir.\nSözü dilde değil, hep kalbindedir.\nVefası tüm kainat kadar nadir, \nAlemlerin sahibi Rabbinedir.\n\nKardelen mi hercai mi bilinmez, \nUnutma ki herkes oynar rolünü\nRabbe sığın, hoş tut güzel gönlünü, \nTek dileğim, hiç koparma gülünü, \nKalbe düşen o bir damla silinmez...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herakles otel",
        "poet": "Ferid İlhan",
        "poem": "\n\nTanrı nasip etsin hemen herkese\nŞifa'ya muhtaçsan,koş Herakles'e\n\nGüler yüz,tatlı dil merakın ise\nBelinde sırtında ağrın var ise\n\nHele de doğaya tutkun var ise\nSakın oyalanma,koş Herakles'e\n\n          25.11.2005   Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hercaî",
        "poet": "Nalân Yıldız",
        "poem": "\n\nPrag'da\nYabancı bir yelin\nUçuşturduğu \nSonbahar\n\nNe kadar tanıdık\nEllerin\nÇingene bir kemana\nUyanır mı\nBüyür mü \nKedi gözlerin\n\nSustuğunda çıtırdayan\nBir mevsim sesin\nSevgilim\nSeni yedi iklim, dört kıta sevmekteyim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hercai Gönül-deneme",
        "poet": "Fatma Avcı 2",
        "poem": "\n\nHercai Gönül\n\nKüllük dolusu sigara yüreğimdeki derin sızıyı yok etmiyor artık… İçimde özleminin girdabı gidişinin acısıyla derinleşirken. Suskunluğumun rüzgarlarında fırtınalara dönüşmekteyim… Soğuk bir akşam üstünün telaşı saranken bedenimi, yüzümü ayaza verip içimdeki amansız kışı yaşatmaktayım…Yabansı özlemlere sarılıp, örselenmiş ve incinmiş ruhumu göstermelik gülüşlerle süslerken..İç dünyamın kapkara camları arkasında, bir kum fırtınasında hiçlikte kaybolan varoluşumu saklıyorum… Usumda duran ince sızı, gözlerimden gönlüme akarken, geçtiği her yeri kanatarak senin adını kazıyordu…\n\n Gözüme mesken tutmuş damlalar, yanaklarımı nasılda özlemiş… Giden bedenin ardından ruhuma yoldaşlık eden ruhun acımasızca intikam alırken…Hiç görmediğim birini özlemek gibiydin… Oysa kaç bahar geçirdim yokluğunda vuslata gebe… Ne azgın fırtınalara sinemi siper ettim… Gözlerinde saklı gülüşleri görmek için kaç kapı araladım… Lacivert gecenin kızıl karanlığında kan ter içinde uyanırken, güllerin nefeslerindeki aşkı yudumluyordum…\n\nSen gittiğini zannediyordun, lakin ben yollamamıştım seni. Sen unuttuğunu zannediyordun… Henüz bende unutulmamışken…\n\n    Karanlık canımı acıtırcasına yüreğime yerleşirken… Ben içimde sonsuz bir kuyu gibi derinleşen beden hissettim… Düştükten sonra ayağa kalkmanın onuruyla…  Yüreğinin bir yerinde yerim olduğunu bilseydim. Yangın yerine dönmezdim…\n\n Aşk susmaktı, özlemek yerine hatırlamak… Alaca karanlıkta yatağa düşen öfke… Hercai gönülde açan son çiçek gibi…\n\n22.02.20011\nSaat: 03: 30\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hercai  Kırmızı",
        "poet": "Muhammed Aheng",
        "poem": "\n\nI\nEbül Beşer'in günahının rengi elma kokusu: Kıpkırmızı\nİblis'in ki pür-har ateş: Kıpkızıl\nAdayan Zekeriya'da, adanmış Meryem'de\nYeşeren mahru umutlar hep kırmızı\nNinova’dan kaçan nebi Yunus'un\nGöz pişmanlığı kadar kırmızıdır yüreğim\n\nI I\nİbrahim'in tahayyülleri ufuklarda yek pare\nAyı, yıldızları kucakladı ketum gecelerde\nGözleri duada; elleri güneşin şefkat busesinde\nGördükleri nur; tuttukları nardı asumanda\nNemrud'un gazabı kırmızıydı İbrahim'in gülzarında\nAzer'in hüznüyle ateş-i seylale pür telaş mavi\nBabil'de her kırmızı bu sabah gül mevsiminde\nNar-ı beyza Babil'de dost güzelliğinde çünkü\n\nIII\nYusuf'un önünde secdeye sevdalandı ay ile güneş\nYakup'un nurunu çaldı on bir kırmızı pervasızca\nKanlı gömlek, kin nefret ve yıllar yılı amansız sabır\nYıllanmış kederler âmâ gecelerde nefessiz\nDipsiz kuyularda hasretler sessiz, çırılçıplak\nPotifar dergâhında Züleyha'nın zülüfleri cellât\nKenan ilinde bad-ı saba kırmızı üfler yıllarca\nKırmızı, Yakub'un gözlerinde çağlayan arsızı\nTurnalar semada Yusuf çizer parlayan yıldızlarla\nBünyamin'in al yüzü kırmızının cürmüdür Mısır tahtında\nVe kırmızı göz hapsinden azat eder Yusuf'u\n\nIV\nBir sabah Musa'nın asası yankılandı meydanda\nYılan ateşinde Firavun'un kor gözleri ve elleri \nKıpkızıl Firavun'un dört yanı Musa alevinde\nMusa'nın asası Kızıl Deniz'de rahvan at kırmızısı\nEjderha ateşinde yandı ve yarıldı Kızıl Deniz\nYer gök yarıldı; su, deniz gül çemberinde\n\nV\nVahada pişmiş ot taneleri uçuşurken\nKerbela'da tanıdım hercai kırmızıyı\nNobran, aman bilmez toynak karası\nÇölde çiyan; acımsı şafaklarda karabasan\nSonsuzlukta beliren susuz, canhıraş bir nida\nKırmızı güz sarısı şimşeklere karıştı bu sabah\nTufan yarasıyla dört nala masum Kerbela'da\nIzdırap güneşiyle pişmiş sinelerde Hüseyni figan\nVe serapa cellât hançeriydi bilenmiş kırmızı\n\nVI\nÂdem'in bakışları şafak kırmızısı\nHavva'nın elleri gülgin\nKırmızıya boyandı yeryüzü\nKabil'in kalbinde hun çeşmesi\nAktı yıllarca\nSardı gökyüzünü\nKırmızı, Hasan'ı vurdu lal-ı lebinden\nMevlana'yı gönlünden, Yunus’u dilinden\nNefi'yi boğan kırmızıydı hâlbuki\nGalib’in Hüsnü Aşkı, El- Hamra Sarayı\nNurdan, şafaktan ve şaraptandı\n\n(05.07.2014, Bitlis)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hercaı sevgılı",
        "poet": "Yıldız Dost",
        "poem": "\n\nDunyanın sonu degılkı, \nSevmıyorsan...\nKıyamet kopmazkı, \nIstemıyorsan...\n\nZorla guzellık olmazkı, \nUzak dur, benden se....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hercai Menekşe 4",
        "poet": "Hatice Türkmen Yurtseven",
        "poem": "\n\nHercai menekşeyim aşk yolunda uçarı \nMor beyaz rengine aldanma sakın. \nNazenin yaptığım renklerin hası \nUçarıdır hallerim kanmayın sakın.\n\n...türkmenkızı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heredot her dereden şifalı ot",
        "poet": "Süleyman Kaya",
        "poem": "\n\nHeredot her dereden şifalı ot\n\nYarın,daha tarih olmamış\nKim yaşar,kimler yaşamaz o bilinmez\nBilinen o ki,tarih doğruları olduğunca yaşatmaz\n\n.........07\n..............09\n.......................11\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herdefasında Anlatmak İstedim",
        "poet": "Serdal Tanış",
        "poem": "\n\nHer defasında anlatmak istedim tanımlamaya çalıştığım sizleri, \nsizler birer Güldünüz dokunmaya koklanmaya kıyılmazdınız, \nYaradılışınız narin bir yapıya sahipti, \nipeksi bir örtünüz vardı. Huzurveren güveniniz sevginiz ve sayınız vardı. \nNeydi sizleri bukadar değiştiren? \ncahillikmi? Yoksulluk mu? Neydi değişiminizin sebebi? Oysaki zaman bunları çok geride bırakmış olmalıydı. Hangi tutkuların esiri oldunuz? Hangi nefsin kurbanı? Hangi süslü manzaraya Harcadınız benliğinizi. Şimdi Hangi rüzgarın esintisi temizler. hangi yağmur? Hangi fırtına temizler sizleri.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hergele'nin",
        "poet": "Ozan Bindebir",
        "poem": "\n\nHak, adalet, özgürlüğü görmesek de senelerdir; \nZulmün yükü sırtımızda, iktidara her gelenin…\nBunlar ancak olsa olsa kan emici kenelerdir; \nKırım-Kongosu bulaştı; üç-beş tane hergelenin.\n\n15.09.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hereke'den Kıvrılan Deniz",
        "poet": "Nurhan Özgel",
        "poem": "\n\nAdapazarı’na çıktık yola \nSırtımda yük, başımda düşünceler \nYeşil, çimen kokusu \nItır kokulu katır tırnakları \nYorgunum, gözkapaklarımda gecenin uykusuzluğu \nVarılmamış yerlerin, yapılmamış işlerin çözümsüzlük duygusu \nSapanca’yı gösteren tabelalar \nAklımda Usta’nın ‘Memleketimden İnsan Manzaraları \nHereke’den kıvrılan deniz \nTüneller, \nDönemeçli yolda karşıma çıkan \nFabrikanın kirli sarı renkli donukluğu \nBaşımda kavak yelleri \nYeni yerleşmiş esrik şiir tutkusu \nSabah prensese gönderdiğim doğum günü mesajı \nAh aman ah \nAkşam içilen sıkma portakal suyu \nYanında sıcak erimiş kaşar peynirli tostun kokusu \nÜstüne içilen lezzetli sigara \nBabamdan beklediğim telefon \nHey gidi hey.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hergün 23 Nisan Olsun!",
        "poet": "Meryem Şahin",
        "poem": "\n\n23 Nisan çocuklar ve çocukları olan ebeveynler için özel bir gün. Adı üstünde “Bayram”. Bayram yapabilenler için her an bayram değil midir aslına? Ya bayramı olmayanların tarih “23 Nisan”ları gösterse de bayram yaşayabilmeleri mümkün müdür? \n\tYarınlarımız olan çocuklarımıza armağan edilmiş olan  bu bayram, onlara verilen değeri göstermesi bakımından oldukça önemlidir. Sokakta çalışan çocuk her ne kadar sömürüye uğrasa da bu bayram onun da bayramıdır. Çocukluğunu anımsayabileceği, kendisini özel hissedebileceği, bir de kutlayabileceği bir bayramın olduğunu bileceği. \n\tŞiddetle yaşaması bir kader olarak yerleşen çocuğun da bayramı değil midir 23 Nisan? Belki bu günün hürmetine bedeninde varolan morlukların bir günlüğüne de olsa silinmesi mümkün olabilir mi acaba? Yüreğindeki ezikliğin bir nebze olsun unutulması? \n\tBugün 23  Nisan! Neşeyle doluyor insan! \nÇocukluğumuzdan kalan bu dizelerle birlikte hafızamı yokladığımda her 23 Nisan yağmurlu ve serin bir sabaha uyanırdık. \nGülerdi yüzlerimiz. Gözbebeklerimiz bir başka parlardı. Soğuğa aldırmadan sıcak sevinçler fışkırırdı yüreğimizden. Şiirler okurduk hep bir ağızdan. Şarkılar söylerdik. Bugün bizim bayramımızdı nihayet. İçimiz sevinçle dolardı. \n\tBugünün çocukları ve çocukluk yaşantıları çok farklı belki bizden. Çocuğun da bir bedenle birlikte bir de ruha sahip olduğu biliniyor artık. Farklı uygulama ve yaşantılar olsa da. Gönül istiyor ki; bütün çocuklar çocuk gibi yaşasın. Büyük gibi değer görsün. Layık olduğu sevgiyi bulsun. Sevgi dolu olsun gözleri, gönülleri, bedenleri. \n\tÇocuklar ağlamasın. Küçücük elleri, ayakları, beyinleri çalışmaya mahkum edilmesin. Başları okşanır olsun. Kulakları sevgi sözcükleri duysun. Öğretmenin vurduğu yerde gül bitmediği artık bilinsin. Bugün Bayram. Bugün 23 Nisan. Çocuklar bayramı yaşasın. Hergün 23 Nisan Olsun! \n\n\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t23 Nisan 2010- Bahçeşehir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hergün Bir Adım İleri",
        "poet": "Rümeysa Çakmak",
        "poem": "\n\nZor kazanıldı bu bayrak,\nZor kazanıldı bağımsızlığımız\nBinlerce, milyonlarca \nŞehit oldu insanlarımız \n\n Binlerce şehit vermiş olabiliriz\n Ama bunun değerini bilmeliyiz                                                                        Başkomutanımız emrinde\n Hergün bir adım ileri gitmeliyiz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hergün",
        "poet": "Fikret Turhan",
        "poem": "\n\nbugün; \ngök mavi \ndeniz mavi\ndalmışım gözlerine\nsen mavi  ben mavi\nsallamışım dünyayı! ...\n\nbugün; \ngün sarı\ngülün sarı\ntakmışım saçlarına\nsen sarı ben sarı\nsallamışım dünyayı! ....\n\nbugün; \nkum sıcak\ngüneş sıcak\nvarmışım kuytulara\nsen sıcak ben sıcak\nsallamışım dünyayı! ...\n\nYalova \n20 mayıs 2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hergün Mechule Giden Gemiler Kimleri Götürmediki",
        "poet": "Eyüp Selahattin Dalkıran",
        "poem": "\n\nÇıplak ve asiydim\nDeniz kızı.\nSevdalı türküler içimi yakardı\nTırmanırdım yıldızlara\nHüzünlü gecelerden bakardım\nKırık masaya bırakılan düşler ile\nDeniz kızı.\nHergün mechule giden gemiler\nKimleri götürmediki\npuslu kalan karanlıklar içine\nUcuz aşk romanlarının anlattığı gibi.\nDeniz kızı.\nSevdalı türküler içimi yakardı\ntırmanırdım yıldızlara\ntırpanlanmış yüreklere bakardım\nToprağa gömülen aşklar ile\nDeniz kızı.\nSen kendini,bende kendimi bilirdim\ntozlu yollar,raylar,asfaltlar,köprüler,dereler,denizler içinde\nDeniz kızı.\nSevda yüreklerde saklanır\nÇiçekçe düşüneceksin ki\nHerşey güzel olsun diye\nDeniz kızı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hergün öğretmen olun",
        "poet": "Tevfik Tükenmez",
        "poem": "\n\nHergün öğretmen olun  \n\n  Hergün öğretmen olun efendim bize........ hergün nakış nakış işleyin gönlümüzü.. kalem verin elimize şiirler yazdırın... tuval serin önümüze resimler çizdirin... notalar öğretin bizlere müziği sevdirin... yazdığımız şiirler elimizde kapı kapı gezmeyelim.. ilgilenir misiniz? besteler misiniz? demiyelim... \nkendi mahur şiirlerimizi hüzzama besteleyelim.. saba,nihavent.. uşşak ta olsun,hüseynide eğlenelim..... \ngüzel bakan gözler güzel görür dünyayı ve olayları pozitif değerlendirir.. güzel sanatlar öğrenelim ki gönlümüzde.... güzelliklerden başka yer kalmasın.... huzur ve mutluluk her yanımızı kaplasın.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hergün Ölmektense",
        "poet": "Hasan Atasever",
        "poem": "\n\nHergün ölmektense birgün öl\nKurtul rahatsızlık verenden\nKah iyi, kah kötü, sen iyi olanda öl\nEylen ölü hayatta bihayat bul\n\nHergün ölmektense biryeni dünya sev\nSeni seven, katlananda öl\nEğer ihtiyacınsa bul, orada öl\ndeğilse ne yazar, ne bozar ol\n\nHergün ölmektense çizgi filmlerdeki gibi\nYa çizgi film ol bir öl, bir yaşa\nDeğilse kırılmayacak gönüllerde öl\nGülsün! dikenine gül diyende öl\n\nHergün ölmektense kahramanlık adına\nBırak kahramanlar çizgi filmlerde ölsün\nSen çizgi kahraman değilsin\nGerçek kahraman sayanlarda öl\n\nHergün ölmektense dirilmeyi bir defa dene\nher defasında ölmektense, bir defasında diril\nDirildiğinde kal onda öl\nÖlki ölesiye misafir ol\n\nYaşanmayası canlılıkta öl\nCanlılık bir defa gelsin cananda öl\ncanan cana gelsin yanında öl\nağıtlar yaksınlar sana sen öldüğünde gül\n\nGül biten gönülde ölmek varken\nÇöllerde ölmeyi beklemek niye\nŞarıl şarıl ırmaklar varken, durgun suda ölmek niye\nölmeyi dirilmek bilen gönül nerede\n\nSeveninin kainatında ölmek varken\nAh çekip pişman gönülde eylenmek niye\nGülyüzlü, ayyüzlü kahır çekende ölmek varken\nKahrına asi olan gönülde eyleşmek niye\n\nKahrında hoş, fikrinde hoş aşkında kaybolmuşluk varken\nGünyüzüne çıkmamış eziyetlerde eyleşmek niye\nGünyüzüne bakmak varken kainatın\nKaranlık gecelerine bakmak niya\n\nSeher yelinde deniz kokusunun buram buram \nOrman gözlerinin yeşil yeşil\nToprak kıvamında meyve veren teninde eyleşmek varken\nBeton minarelerde ısrar etmek niye\n\nYere yakın olup ilahi olmak varken\nTepelere çıkmaya çalışan nefiste\nBenlik damarlarını çatlatmak uğruna\nKalpleri huzursuz yoğurmak niye\n\nDağların zelzelesi başlar üstüne\nİnsanların zelzelesi nesiller üstüne\nAşkın zelzelesi kalbim üstüne\nKırıldı, yapıştırmaya çalışmak niye\n\nKırıldı yapışmayacak\nEzildi iyileşmeyecek\nKurudu çürüyecek\nÖldü Hayyel-esselah\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hergün Ufukta!",
        "poet": "İlhami Erdoğan",
        "poem": "\n\nGecenin lâcivert örtüsü indi,\nYıldızlar şavklarla göz kırptı bana! \nİlhâm perî'lerim geriye döndü,\nAşkın ikliminden söz kırptı bana! \n\nŞimdi uçuyorum kanatsız gökte! \nSırlar arıyorum; Var ile yokta! \nYolu beklenen yâr, her gün ufukta; \nYanan ateşlerden köz kırptı bana! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hergün Şehit Var",
        "poet": "Güner Kaymak",
        "poem": "\n\n\nAteş düştü yüreğime yanıyor\nYurdun her yanında hergün şehit var\nTürk milleti bir Atatürk arıyor\nYurdun her yanında hergün şehit var\n\nHükümet nutukla zaman harcıyor\nHain Barzani'ye umut bağlıyor\nŞehit aileleri yürek dağlıyor\nYurdun her yanında hergün şehit var\n\nAmerika bize dost değil düşman\nPeşmerge haini koruyan pişman\nAvrupa birliği lanetli şeytan\nYurdun her yanında hergün şehit var\n\nKorkmayın Türk Kürt savaşı olmaz\nEtle tırnak mümkün değil ayrılmaz\nÇocuk katiliyle kimse dost olmaz\nYurdun her yanında hergün şehit var\n\nSabır diye diye canımız çıktı\nTerörist alçaklar çok yuva yıktı\nYeter artık millet canından bıktı\nYurdun her yanında hergün şehit var\n\nNerden inceldiyse kopsun oradan\nVatan için şehit eyle yaradan\nHain Münafıklar çıksın aradan\nYurdun her yanında hergün şehit var\n\nSavaş olacaksa bırakın olsun\nİhanet edenler cezasın bulsun\nGüner der vatana can kurban olsun\nYurdun her yanında hergün şehit var\n\nOzan Güner KAYMAK\nAmsterdam / 23.10.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hergün Sevgililer Günü",
        "poet": "Tevfik Kara",
        "poem": "\n\nAşk, sevgi  ya da sevda\nbir günle ölçülür mü? \nBir güne sığar mı sevgi? \nBir günle geçiştirilir mi hiç? \nSevgi bir ömürlük olmalı\nPazara kadar değil \nMezara kadar olmalı…\nGülüm ben seni\nKanadı kırık \nBir serçe gibi \nÜmitle bekliyorum\nHer gün seviyorum.\nHep te seveceğim.\nSevmekten bıkmayacağım.\nBenim için her şeye değersin\nYine de, \nSevgililer günün kutlu olsun…\nUnutma benim için \nHergün, sevgililer günü… \n\nTevfik KARA -14.02.08\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herhangi bir eylül",
        "poet": "Mustafa Cahit Boyrazlı",
        "poem": "\n\nbir eylül sabahıydı,\nbayrampaşa otogarında, bir katil bekliyordu\ngözlerinde yağmurlu bir sevda,\nve ölümcül ihanetler taşıyordu avuçlarında\n\nbir eylüldü,öğlendi\nherbir yağmur tanesi\nkaçak bir oduncunun, indirdiği balta\ngibi iniyordu katilin sarı saçlarına\nasfalt korkudan simsiyahtı\n\nbir eylül akşamıydı\ntopkapıda bir otel odası\nkatilin silahı ihanete dolu\nkoynunda karamsar duygular\nve içinde beyaz bir keder ağlıyordu\n\nbir eylül gecesiydi\nmaktül ayakları altında uzanmıştı\nsırtında üç kurşun yarası\nbeyni hala yanıyordu\n\nbir eylül gecesiydi\nbayrampaşa otogarıunda bir katil ağlıyordu\nsarı saçlarıyla bir katil ağlıyordu\ngeldiği gibi gitti\nbir eylül gecesi topkapı otelinde\n bir cinayet işlendi\n\nüç kurşun taşıyordu sırtında maktül\nhala sıcaktı teni hala sarhoş\nboylu boyunca uzanmış yatağın başucuna\ngözleri hala açık,yol bekler gibi\nve hala seviyordu katilini...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hergününüz Aynı",
        "poet": "Uğur Uygunoğlu",
        "poem": "\n\nHergününüz Aynı.. Sabahın Köründe İ$e Gidersiniz Günü Karartmadan Eve Gidemezsiniz.. Haftasonunuz da bi Faliyet Gösteremezsiniz Yine Aynı Haftanın Provasını Yaparsınız.. İyide Karde$im Nereye Kadar? Yaptığınız Provalardan Bıkmadınız mı? Birilerini Biyerlere Getirmek İçin Çalı$ırız Dururuz Büyütürüz.. Bize Sağladığı Asgari Ücret Ödülüyle Ayları Yıl Yaparız.. Bütün Sene Böyle Geçer...\nÖzünde İnsan Aslında E$ek Oluruz... Siz de Haklısınız Ne Yapalım? Doğru ya. \nNe Yapalım?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herhangi Birinin",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nDüşünme, anlama ve\nKavrama gücü, us.\nAkılan yaşta \nDeğil baştadır.\nHafıza, bellek.\nHala aklımda\nO tufan yağmuru.\nÖğüt, salık\nVerilen yol.\nBu aklı size\nKim verdi.\nDüşünce, kanı.\nŞimdiki aklım olsaydı; \nBu dükkanın yerine\nAç bir kahve! \nAkıl akıldan üstündür; \nBir kimsenin\nAklına gelmeyen\nBir çare,\nAklına gelebilir.\nAkıl akıl,\nGel çengele takıl; \nBir sorunun\nNasıl çözümleneceğini\nDüşünememe durumunda\nSöylenen bir söz.\nAkıl almak danışmak,\nGörüş almak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "hERHANgibiri",
        "poet": "Erhan Topkaya",
        "poem": "\n\nFırtınalar yorgun ateş suya dargın\nIrmaklar durgun güneş geceye kırgın\nKar etmez sevdamın büyüklüğü bilirim sana\nÖmrüm bir kuşkanadında\nNere gitsen sürgün yoluna vurgun\nAşkın içimde ölmeyen bir tutku hep diri\nBen sevdana mahkûm sıradan herhangibiri\nNe olur kapıma gel bir seher vakti\nVarsın çıksın can bedenden\nKalbinde yoksa sevdamın yeri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes",
        "poet": "Can Garibi",
        "poem": "\n\nKeşke herkes biz gibi\nLeylâ' yla Mecnûn gibi\nSana hislerim gibi\nBirbirini sevseydi\nNe kavgalar başlardı\nNe savaşlar olurdu\nHerkes yanar dururdu.\n\n(11-Temmuz-2011-Pazartesi-17:29)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herhangi bir yerde bir bebek",
        "poet": "Ünal Ulaş",
        "poem": "\n\nBugün hergün gibi bir savaş var herhangi bir yerde\nBombalar insanlığın yüreğinde patlıyor\nKurşunlar masum bedenleri deliyor\nHeryer kan revan içinde\nBir utanç yaşanıyor insanlığın sürecinde\nHerhangi bir yerde bir bebek\nBir çığlık dolu bir sitem\nYada olasıya öfkeli\nBana karanfiller verin diyor\nBana beyaz güvercinler\nGörün bakın nasıl bitecek bu utanç\nSoluk bir rüzgar çıplak bedeninde\nBen güneşi istiyorum diyor\nBen kır çiçeklerini\nHaketmediğiniz güzel olan ne varsa\nSize verilmiş emanetlerin hepsini\nBen bencilce onları istiyorum\nTerkedin bizim dünyamızı\nYer açın benim gibi bebeklere\nBiz hergün doğacak\nVe değiştireceğiz adını dünyanın\nBizim gezegenimiz sevgi olacak\nVe savaş tanrıları tanrı olmaktan utanacak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes Bilir Gülmeyi...",
        "poet": "Mehmet Cebe",
        "poem": "\n\nHerkes bilir gülmeyi\nOlmayınca gam keder.\nHele düşte öyle gör\nDertler sana ne eder…\n\nZindan olur günlerin\nZulüm dolar her anın\nYaşamak mı, ölmek mi\nBilemezsin derbeder.\n\nHerkes bilir gülmeyi\nOlmayınca gam keder...\n\nHerkes bilir gülmeyi \nKahkaha gelir gider\nKimi bulur neşeyi\nKimisi olur heder…\n\nNe kadar aransa da\nGülmek daimi olmaz\nHerkes bir nebze tadar\nTattığı kadar öder.\n\nHerkes bilir gülmeyi\nOlmayınca gam - keder.\nHerkes tadar gülmeyi\nTattığı kadar öder…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes bakar",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\n“kartal kalkar \ndal sarkar”\ntekerlemesi vardır\nbu gidişle\nlaiklik de\ndemokrasi de\nözgürlük de rafa kalkar \nherkes arkasından bakar\n\n Kasım 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes Anlayabilsin Söylediklerimi",
        "poet": "Melih Coşkun",
        "poem": "\n\nHerkes anlayabilsin söylediklerimi \nKederlensin\nBir ateş böceğinin\nKaranlıkla sevişmesine benzeyen  \nDağ başında yanan çoban ateşi\n\nAğlasın \nHaftalar boyunca tek damla suya hasret kalmış \nSelamın bile ulaşmadığı\nSınır köyündeki yorgun çeşme\nÇınlasın kulaklarında \nTutunacak bir dalı kalmadığı için\nHayattan ümidini kesenin,\nTakılsın diline dokuz yaşında bir çocuğun\nKarla kaplı okul yolunda yürürken,\nCesaret olsun ezberinde \nAşkını kalbinin en derininde saklayanın. \n\nİmgelerim\nEn büyük mirasıdır acılarınızın \nNe olur \nSiz anlayın beni...\n\n2005\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes Adem'in",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHerkes Adem'in evladı,\nO ilk insan ilk Peygamber,\nBulmak istersen devleti,\nPeygamberi eyle rehber.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes bir gün gidecek",
        "poet": "Fatma Saylak",
        "poem": "\n\nHerkes bir gün gidecek \nÜzülecek yarınlar\nŞarkılar gitme diyecek\nHüzün tufanları birbirine katacak yeryüzünü\nMasada sana bakan kederli fotoğrafında, duygulanarak\nDiyeceksin,herkes bu dünyaya bir gün veda edecek\n\nZeynepler,Emineler,Ahmetler Mehmetler\nHey gidi hey ne çabukta gittiler\n\nTenhada ölüm,gözlerinde bir karanlık\nDuyulmamış duygulara gebe yarınlar\nMaviş bakışın uykuda anlık\nSarmaş dolaş geziyor aşk ortalıkta\nKaşlarını alıyor güzellik\nSürüyor sonra pudra ve allık\nDünya şimdi  yapay güzelliklere gebe\nNerde gönlümün,sade bakışlı \nGerçek aşkı bilen anadolu dilberleri...\n\nGüzellik,dargın duygularının arkadaşıdır\nKıvırcık saçlar,ölümün sadece ip askısıdır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes Bir Şey Düşünüyor",
        "poet": "Enes Kepil",
        "poem": "\n\nHerkes bir şey düşünüyor \nHerkesin düşüncesinde bir hayat \nFikirler,insanlar\nGeçirilecek zamanlar\n\nGüzel bir elbise nasıl da soluyor \nGüzel bir gün geçiyor bir şekilde\nSoluyor yanı başımda bir kadın \nSıcak havayı\nGün batıyor, gün susuyor geceye \n\nYeşil bahçeler mi desem \nYeşil ağaçlar mı yeşil gözler mi \nYoksa önüne serilmiş uzun yollar\nVe seçimler mi?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes Biraz Eksik Sensiz",
        "poet": "İsa Yılmaz",
        "poem": "\n\nbir güneş üşür yüreğimde\nsesini çıkarıp da söyleyemez\ntitrek bir yankı sarıverir her yanı\nyalan derler diye ağlayamaz\n\nbir güneş üşür yüreğimde\ngeceleri doğup sabahları batan\nrengi soluk mavi; bazense kızıl rengi\nateşe yürüyen su misali\n\nbir güneş üşür yüreğimde\npıhtılanmış bir yara\nkıştan kalma bir kar tanesi\nokyanusların kayıp kenti\n\nbir güneş üşür yüreğimde\nsırtında dünyanın yükü\nellerinde bin bir derdin izi\nömrünün sayfalarında yarım bir aşk hikayesi\n\nbir güneş üşür yüreğimde\nateşin tam da önünde\nbelki de orta yerinde\nsuskun kelimelerin hıçkırığında \n\nah babacığım\nbir güneş üşür yüreğimde\nherkes biraz eksik kalır ateşe vermeye\nherkes biraz eksik kalır ya da söndüremeye\nah babacığım bilmem neden böyle\nbir güneş üşür yüreğimde…\n\n18.VI.09\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes bilsin Çanakkale geçilmez",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nDost düşman herkes bilsin,\nÇanakkale geçilmez.\nGelen dost olup gelsin,\nÇanakkale geçilmez.\n\nVatan tapumuzdur o,\nGönül yapımızdır o.\nBizim kapımızdır o,\nÇanakkale geçilmez.\n\nYeri batıda kalır,\nTürkiyede yer alır.\nDüşmanlar iyi bilir,\nÇanakkale geçilmez.\n\nDestanlaşan bir sözdür,\nYüreğimizde özdür.\nBizim namusumuzdur,\nÇanakkale geçilmez.\n\nYusuf yolda yürürüz,\nDüşmanları görürüz.\nKarşısına dururuz,\nÇanakkale geçilmez.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes bir yol tutmuş gidiyor kardeş",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nHERKES BİR YOL TUTMUŞ GİDİYOR KARDEŞ\n\n07.10.2015\n\nKimisi cami de kimisi cem de\nHerkes bir yol tutmuş gidiyor kardeş\nKimi sinegok ta kim kim kilisede\nHerkes bir yol tutmuş gidiyor kardeş\n\nKur'an incil Tevraz Zebur okurlar\nHerkes te gittiği yolda şakırlar\nHepsi bize kasdediyor Münkürler\nHerkes bir yol tutmuş gidiyor kardeş\n\nKimi şarap rakı keyfi alem de\nKimi viski fışkı gezer elinde\nKimisi de pezevenklik yolunda\nHerkes bir yol tutmuş gidiyor kardeş\n\nKimi helal haram bilmez götürür\nPara boldur kumarlara yatırır\nİçer içer nara atıp kudurur\nHerkes bir yol tutmuş gidiyor kardeş\n\nHüseyin'de derki bakar görmezler\nKimdir nedir demez yutar sormazlar\nHayır için bir tek lokma vermezler\nHerkes bir yol tutmuş gidiyor kardeş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes Değil",
        "poet": "Sefer Ali Muştu",
        "poem": "\n\nBu sonsuzluğun penceresinden\n....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes birbirini biliyor, fark etmeden kayboluyor dük...",
        "poet": "Demet Taşocak",
        "poem": "\n\nduran ancak duranı duyabiliyor, görebiliyordu. her ayağın sağlam bastığı her defa, kırmak ya da kırılmak zor ve birdendi. bu olduğunda parçaları öğütmek zaman aldığından ne kadar güneşte ne kadar rüzgarda kaldığı mahsulatı etkiliyor, ısınıp kavrulan sonra soğuyan eylemci de yağmurla katılıyordu. yer, yerin altında olmadığı bir anda, kumlar yerinde duramayıp herkes oldu. herkes herkese kavuşup oynamaya başladı. aşırı hareketlilikten ısınan sıcaklık, küçüklüğü, yokluğu ve mesafeyi unutturmuştu. hatırlayamadıklarını derinden hissedenler için dünya büyüdü, gökyüzü ulaşılmaz bir hal aldı. bir açık göze bin açık söz feda idi. \nburada işler hep böyle yürür dedim, hep böyle yürümese de\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes Değil",
        "poet": "Fikret Öztürk",
        "poem": "\n\nSeller misali taştım, aşkına kucak açtım,\nSana olan duygularım  geçici  heves değil.\nBir şarkıydın dilimde,terkettin beni ölüme,\nSeni aldım bu kalbime,bak kafestir mezar değil.\n\nÇok sürdü bu hayat, taze iken olduk bayat,\nŞu içimden gelen feryat manasız bir ses değil.\nUçtu gitti çağlarım,gül açmıyor bağlarım,\nGeçmişe çok yanarım ömür bir bahar değil.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes Böyle Bilmeli",
        "poet": "Remzi Timar",
        "poem": "\n\n\nHERKES BÖYLE BİLMELİ \n\nSıkıdır çözülmez benim imliğim\nDünya alem bunu böyle bilmeli\nTürk, islâm yazılı belli kimliğim\nDünya alem bunu böyle bilmeli\n\nAl sancak kızıl tuğ dikili damda\nKopuzla coşarız hüzünde,gamda\nDokuz ışık yanar durur odamda\nDünya alem bunu böyle bilmeli\n\nBeni dinle beni, gel bire gözüm\nHiç gizlim olmadı, açıktır sözüm\nTürk,islam aşkıyla yanıyor özüm\nDünya alem bunu böyle bilmeli\n\nHer yerde doğruyu ederim taktir\nBu uğurda inan ölmekte haktır\nHep diktir başımız,anlımız aktır\nDünya alem bunu böyle bilmeli\n\nRemzi der ki olsa benide vuran\nŞehitlik bir rütbe demiştir Kur-an\nSaklımız olmadı,gayemiz Turan\nDünya alem bunu böyle bilmeli\n\nREMZİ TİMAR\n19 - 2 - 2009\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes Duysun",
        "poet": "Nihat İlikcioğlu",
        "poem": "\n\nYer duysun istedim,gök duysun kavgamızı.\nDost duysun istedim,düşman duysun ayrılacağımızı.\nKim haklı,kim haksız ise bilsinler.\nYa bitsin bu aşk.\nYada bulsunlar aramızı.\n\nBen günlerce ağladım,o gezdi tozdu.\nBen barışmak istedim,o bir bahaneyle hep bozdu.\nBen hep yanına gittim,o her defasında kovdu.\nDost duysun istedim,düşman duysun bu olanları.\n\nBen kıskandım,o beni çatlattı.\nPeşinde adım adım,o beni atlattı.\nAyrıldığımız gün o keyif çattı.\nDost duysun istedim,düşman duysun bu yapılanları.\nKim haklı,kim haksız ise bilsinler.\nYa bitsin bu aşk.\nYada bulsunlar aramızı.\n\nBen razıyım cezama.\nBen barışırım isterse kapanırım ayaklarına.\nBir çizgi çektim ben bütün olanlara.\nDost duysun istedim düşman duysun bu son sözlerimi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes Ektiğini Biçer",
        "poet": "Ali Sandıkçıoğlu",
        "poem": "\n\nNice faniler geldiler:\nYaşadılar ve göçtüler.\nHem fakırlar, hem zenginler:\nHep dönülmeze gittiler.\n\nElinde var iken imkan; \nNefsin ile eyle cihad.\nSakın aldanıp şeytana:\nYapmayasın günah kat kat.\n\nDeğerlendir gel ömrünü:\nBoşa geçirme gününü.\nSeherlerde aç elini:\nDinle peyğamber sözünü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes Evine Gitsin",
        "poet": "Vedat Sadioğlu",
        "poem": "\n\nEvet, ‘Herkes evine gitmeli\nEvi olan evinde dinlenmeli’\nYaşlı bir kadından duydum bu cümleyi\nEvinde tamirat yapan işçilere söyledi\n\nAkşam olup tamirleri bitince\nYaşlı kadın seslendi işçilere\n‘Haydi! Herkes evine gitsin\nEşinin yanında dinlensin ’\n\nCevap verdi işçilerden biri; \n‘Aramızda bekâr olanlar da var’\nYaşlı kadın çok tecrübeliydi\n‘O zaman annelerinin yanına gitsin’ dedi\n\nAnne veya eş, kadın veya sevgili\nHepsi dinlendiren, hepsi değerli\nKadın, insanlar için hayati\nKadın, bu dünyanın vazgeçilmezi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes fıtrata tabi",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nGün günlerden Perşembe\nSanma her şey toz pembe\nHerkes fıtrata tabi\nBu da benim düşüm be.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes Göçmüştür",
        "poet": "Metin Köse",
        "poem": "\n\nBu dünyadan acep kimler  geçmiştir\nBen kalırım diyen herkes göçmüştür\nFakirleri deresinden alırken\nEn zengini yağmur suyu içmiştir\n\n\nMetin Köse\nKüçükesat/Ankara\n08.08.2004\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes Hata Yapabilir",
        "poet": "Şerife Çoban",
        "poem": "\n\nBizim sınıfımızda,\nBir Hüseyin vardı.\nHüseyin iyi koşar,\nGüzel futbol oynardı.\n\nBir gün oyun dersinde,\nYine maç yapacaktık.\nHerkes çok heyecanlı,\nBol bol gol atacaktık.\n\nHüseyin maç boyunca,\nAltı tane gol attı.\nHüseyin’in takımı,\nSevinçten göbek attı.\n\nBu sevinç çok sürmedi,\nKarşı taraf atakta.\nYetiştiler rakibe,\nKaldı son bir dakika…\n\nRakibi yetişince,\nBizim takım tedirgin.\nArtık tek umudumuz,\nEn iyimiz Hüseyin.\n\nRakipler hızlanınca,\nHüseyin top peşinde,\nBir hışımla vurunca,\nTop kendi kalesinde.\n\nHerkes bağırıp çağırdı,\nHüseyincik pek üzgün.\nKeşke gol atmasaydı,\nYa da oynamasaydı.\n\nElinden gelse belki,\nSon dakikayı silerdi.\nBunun gol olacağını,\nHüseyin nerden bilirdi? \n\nÖğretmenimiz gelip,\nBizlere öğüt verdi.\nHüseyin’i severek,\nKaygısını giderdi.\n\nHerkes hata yapabilir,\nAnlayışlı olalım.\nEmpati kurarak hep,\nKimseyi kırmayalım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes için adalet",
        "poet": "Muzaffer Uzunkaya",
        "poem": "\n\nAdalet mülkün temeli,\nBunu herkes istemeli.\nHerkes için istemeli,\nHerkes için adalet.\n\nHepimiz birlik olalım,\nBirlikte dirlik bulalım.\nGelin sevgide buluşalım,\nHerkes için adalet.\n\nSeni, beni bırakalım,\nGelin biz olalım.\nİnsanlık erdemine ulaşalım,\nHerkes için adalet.\n\nDoğruya sahip çıkalım,\nYanlışa karşı çıkalım.\nBirbirimize kin tutmayalım,\nHerkes için adalet.\n\nDünya kimseye kalmayacak,\nHerkes ettiğini bulacak.\nHer can ölümü tadacak,\nHerkes için adalet.\n\n23.04.2014\nBulancak/GİRESUN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes Herşeyi Kaybetti",
        "poet": "Hilal Tuğba",
        "poem": "\n\nherkes birşeyini kaybetmişti\nben sevgiye olan inancımı\nsen beni \nartık biliyordum ki herkesin içinde kısık gözlü bir kedi\nherkesin elleri pençe\n\n....\nbilmeye aşık biriydim ben\nbilmenin acı vereceğini bilmeyerek\nherşeyi bilmeyi diledim Tanrı'dan\nve O da öğretti işte bana\nherkesin içinin neye benzediğini....\nbir tek bunu öğrendiğime pişmanım...\n\n.....\nkısık gözlü kedilerin gece parlayan gözleri\nkimse kimseyi sevemez\nartık biliyorum\nartık biliyorum ki herkes birtek içindeki kediyi ve pençelerini seviyor\nartık biliyorum ki herkes seviyorum diyerek\nbir başkasının kanıyla içindeki kediyi besliyor\nartık biliyorum ki kimse kimseyi sevemez \nartık biliyorum ki ben de kimseye bir daha aşık olamam\niçlerini görmemek için gözlerimi kapayamam\n-ki herkesin kedisinin gözleri açık-\nben artık onlara aynı gözle bakamam\nartık biliyorum ki herkes birşeyini kaybetti\nben sevgiye olan inancımı\nsen beni\nartık biliyorum ki herkesin içinde kısık gözlü bir kedi \nherkesin elleri pençe...\n...bir bunu öğrendiğime pişmanım! \n\t\t\t\t\t\t                                            kış'98-ist\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes Kendi Yolunda",
        "poet": "Eyüp Gergin",
        "poem": "\n\nherşey yolunda diyordu..\nçok zaman sonra, yanlış bir yolda olduğunu anladığında çok da erken değildi ama bazı acı gerçeklerine veda edebilirdi.. etmedi.. yanlışsa da doğruysa da bu benim yolum dedi ve devam etti..\naz zaman sonra, aslında o gitmek istediği yolun; hayatının en büyük hayal kırıklığı olduğunu öğrendi.. geri dönmek istedi ama bunu gurursuz bir başarı olarak gördü ve kabullenemedi.. yıkık dökük de olsa kaldığım yerden devam edeceğim hırsıyla yeni hayatına alışmaya çalıştı.. olmadı nitekim..\n..\nişte o bunlarla yaşarken; acı gerçekleriyle savaşırken benim yaptığım tek şey onu derin sevmekti..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes Gider",
        "poet": "Resmiye Mümün",
        "poem": "\n\nVe bir gün herkes gider\nİşte o zaman anlarsın \nHer şeyin boş ve anlamsız olduğunu\nAşkın hayal\nHayatın aldanış olduğunu\nOnca aşk yeminleri\nOnca sevgi\nNasıl çabuk anlamını yitirir\nDaha dün evlilik düşleri kurarken\nBugün gerçekler \nBir tokat gibi çarpar yüzüne \n\nVe bir gün herkes gider\nHem de hiç olmamış gibi\nHiç sevmemiş gibi gider\nÖyle bir gider ki\nYanında götürür herkesi\n\nİşte o zaman anlarsın\nDünyada tek başına kaldığını\nRabbinden başka dostun olmadığını \nZaten O’ndan başka \nKim huzur verebilir ki sana\nO değil mi: \n“Allah kuluna kafi değil mi” diyen\nKalbini doldur \nBaki olan ilahi aşkla\n\nVe bir gün herkes gider\nHem de hiç dönmemek üzere \nO zaman kalırsın \nRabbin ile baş başa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes Menfaati Kadar Doğrudur",
        "poet": "Osman Demircan",
        "poem": "\n\nÖnce şunu belirtmeden geçemeyeceğim: Yobazlığın ideolojisi yoktur. Nice başı kapalı insanlar tanırım ki ufku açıktır ve nice başı açık insan tanırım ki tam bir kördür. Hiç unutmuyorum bir gün arkadaşımla beraber bir restoranta gitmiştim. Her yerde modern insanlar gezinmekteydi. Kendimi özel ve değerli hissettiğim o yerde garson yanıma yaklaştı ve kusura bakmayın beyefendi karşı masada bayanlar var buradan kalkar mısınız dedi. Şaşırdım. Kalktım ve kasiyerdeki çağdaş bayana durumu anlattım. Kusura bakmayın orası tutulmuş dedi. Oradan kendimi değersiz hissederek ayrıldım. Ah yaşamak ne zor! İnsanlık billur bir avize gibi ışık vermez. Bütün insanlar bir mum gibi erir gider. Yine bir gün sol görüşlü arkadaşlarımın yanına gittim. Sohbetlerinden, zekalarından, bilgilerinden, duyarlılıklarından yararlanayım dedim. Dinlemeye başladığımda Kabe’yi şarapla yıkamaktan bahsettiklerini gördüm.Ah insanları anlamak ne zor! Eğer bir fahişe olsaydım kendimden değil bir başkasından utanırdım ve kendi bedenimden değil de bir başkasının bedeninden tiksinirdim. Yine hiç unutmuyorum bir okulda öğretmen açığı dolayısıyla derse girmeye razı olmuştum. Oradaki çocuklara yazık olmasın dedim. Kendi okulumun haricinde o okulda görev yaptığım günler ramazana rast gelmişti. İnan Allah'ın kulusun sofra kurmaya başlamışlardı.Ve benimle beraber oruç tutan bir arkadaş ramazanın sonuna kadar onların dudak şapırtısını duymuştuk. Muhafazakar kesimden bir kısım ise kot pantolon giydiğim için beni kafir ilan etmişti. Cemaat olayında ise tam bir itaat yaşanır. Onlar için önemli olan saf tutmaktır. Yandaşları onlar için değerlidir ve onlarla omuz omuza verirler. Başkalarını aralarına sokmazlar. Gazeteleri, dergileri, evleri bellidir. Sen ne kadar iyi olursan ol, onların kriterlerine uymadığın sürece asla sana yaşam hakkı vermezler. Örneğin gazetelerinde senden hiç söz etmezler. Dergilerinde yazılarını yayımlamazlar. En güzel romanı sen yazsan da gelip seninle konuşmazlar. Çünkü roman yazsan da sen onlar için iki kelimelik bir adamsın: Defol buradan gibi…Bir kusurun olsa kimse seni kabul etmez. Çünkü her kesimin güzel insanları bir sorun yaşamak istemez. Zaten sen onların karizmasını bozabilirsin. Sonra ağabeylere, ağalara ayıp olur. Çünkü her kesimin namuslu ve şerefli insanları senin için rezil olmak istemez. Bu yüzden seni rezil ederler de kendi kitlesinin adını temize çıkarırlar. Bundan dolayı bu kesimlere güven olmaz. Çünkü seni çamura sokarlar fakat yaptıklarının domuzluk olduğunu anlamazlar. Derim ki ben kişi kendi ayakları üzerinde durmalı ve kendini kimseye kullandırtmamalı. Hiçbir zihniyetin kirli emellerine alet olmamalı. Şunu gördüm ki herkes doğruluktan, dürüstlükten dem veriyor ama kimse doğrudan yana değil. Herkes menfaatinin gerektirdiği yerde. Herkes ballı parmağını yalamakta ve sonra o parmağını başkasının gözüne sokmakta. Kimden çıkarı varsa onu alkışlamakta. Ona elini uzatmakta. Sözün özü herkes menfaati kadar doğrudur. Eğer bir çamursanız bunları anlarsınız, denizler anlamaz. Çünkü onlar hiç su sıkıntısı çekmezler. Bu yüzden sıkıntısı olanlar beni anlarlar ve bana yaklaşırlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes küs biliyormuş",
        "poet": "Durak Yiğit",
        "poem": "\n\nYalvarırım geçip gitme selamsız,\nMeğer herkes bizi küs biliyormuş\nNe yaptım gidersin sözsüz kelamsız,? \nMeğer herkes bizi küs biliyormuş\n\nHayaller kurarken gelecek için,\nNedendir sevgilim gelmezsin niçin? \nBen nara yanarken bak için,için,\nMeğer herkes bizi küs biliyormuş\n\nHer kalbimde inan sen varsın,\nBenim için gerçek yegane yarsın.\nSürekli hayalde düşümde varsın\nMeğer herkes bizi küs biliyormuş\n\nBıraktın da beni nara yakarak,\nGönül sarayımı yakıp yıkarak\nYükseklerde oldun basıp çıkarak\nMeğer herkes bizi küs biliyormuş.\n\nYakıştırmadın mı kendini bana? \nBen ne söyledim de kırıldın bana,? \nZamansız ayrılık dokundu cana,\nMeğer herkes bizi küs biliyormuş\n\nSensiz sızlar durur inana sol yanım,\nKanıyor ciğerim kalmadı canım,\nSen insansın amma bende insanım\nMeğer herkes bizi küs biliyormuş\n\nHer seherin yeli soğuk esiyor,\nDondurdu kanımı hep buz kesiyor.\nBilmem yarim neden bana küsüyor? \nMeğer herkes bizi küs biliyormuş\n\nDurak YİĞİT vasiyetimdir sana,\nKoşarak git sakın bakma arkana\niflah olmam böyle ben yana yana\nMeğer herkes bizi küs biliyormuş\n\nDurak YİĞİT\n2010....KOCAELİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes nankör değilki oktay avcı",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nhergün yürüdüğümüz yollar beni tanımaz\nyaşadığımız ev\nuyuduğumuz yatak tanımaz\nbir onursuz insan terketmiş çokmu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes mutlaka bir gün",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nBu dünyada her insan, biliniz ki kiracı,\nEv sahibiyim diyen, nasıl olmaz yalancı,\nHerkes mutlaka bir gün, terki diyar edecek,\nHer kapıyı çalacak, tadılmayan bir acı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes Suskun 1",
        "poet": "Mehmet Tamer Altıparmak",
        "poem": "\n\nHERKES SUSKUN HALDEN MEMNUN OTURUR\nÇOĞU İNSAN OTURURKEN YORULUR \nALLAH İÇİN ÜÇ BEŞ KİŞİ KOŞTURUR\nDUT'MU YUTTU NİYE SESSİZ BU MİLLET \n\nYAZAR ÇİZER İŞLERİNDEN KOVULMUŞ\nBAŞI BELA HAVUZUNA SOKULMUŞ\nVURGUN YİYEN BİR KENARA SAVRULMUŞ\nAYDINLARA NİYE SAHİP ÇIKMAZ BU MİLLET \n\nHİÇ BİR DERDİ YOKMUŞ GİBİ ÇOK SAKİN\nUĞRAŞANA OMUZ VERMEZ VE LAKİN\nİŞGALDEKİ MİLLETLERE BİR BAKIN\nNİYE BÖYLE NEDEN SUSKUN BU MİLLET \n\nAMERİKA LAFI DUYAN TERLİYOR\nVESAYETİ SANKİ KUTSAL BİLİYOR\nBİRİLERİ İCAZET Mİ ALIYOR\nUYUDU MU NİYE BÖYLE BU MİLLET\n\nAMERİKA İSTEMEZSE OLMAZMIŞ\nÜSTELİKTE DEMOKRASİ GELMEZMİŞ\nJANDARMALIK HARİÇ BİR ŞEY BİLMEZ'Mİ\nVİETNAMI UNUTTU'MU BU MİLLET\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes Ölecek",
        "poet": "İbrahim Çiçek",
        "poem": "\n\nKimseler bulamaz ölüme çare\nGünü tükendimi herkes ölecek\nGönderildik dünya denen bu yere\nGünü tükendimi herkes ölecek\n\nBu dünyanın çok güçlüdür mimarı\nÇok sistemli ne güzeldir imarı\nİslam emretmiştir edebi arı\nGünü tükendimi herkes ölecek\n\nYaradan yaratmış toprağı taşı\nDünyada kaynıyor ahretin aşı\nHakka teslim olanın ağrımaz başı\nGünü tükendimi herkes ölecek\n\nÖlüm imtihanı ver sen burada\nKimi ölmüş kimi bekler sırada\nCennetin anahtarları da burada\nGünü tükendimi herkes ölecek\n\nİbrahimce yaşayıpta ölmeli\nHakkın emri böyle bunu bilmeli\nTövbe edip günahları silmeli\nGünü tükendimi herkes ölecek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes Perişan",
        "poet": "İsmail Hekim Taşkıran",
        "poem": "\n\nFesbuk, tıvitıra girdim gireli,\nMuhabbet yok oldu aile perişan.\nÇocuklar telefonu aldı alalı,\nDefter mahzun durur,kitap perişan\n\nAnne dizilerde tüketti zaman,\nBaba akşam işten geldiği zaman; \nBeğenenlere yorum yaptığı zaman,\nAğzında dili yok,aydın perişan.\n\nÖğrenci bir türlü tabletten kalkmaz.\nAnne baba bunun farkına varmaz.\nÖdev, yazılıyı kimse kafaya takmaz.\nMuallim çaresiz, okul perişan.\n\nTıvitır mıvitır hepsi hikaye.\nAsıl meseleye gel de göreyim hele.\nDağa çıkmış,tehdit eder hergele,\nHalkın sığındığı,lider perişan. \n\nİnternet insanlığa oldu musallat.\nKızarmış gözlerle geç saatte yat.\nDonuk, hareketsiz olur mu hayat? \nHasta söz dinlemez,Hekim perişan.\n\n                         İsmail Hekim Taşkıran\n                       05.Nisan 2016 / Adana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes Nasıl Bilirse Bilsin",
        "poet": "Adnan Şahin",
        "poem": "\n\nAllah sağlık ve başarı versin \nİyilik yapmaktır bugün ki dersin \nSevgiyi dağıtmaktır herkese hevesin \nSen doğru olda,herkes seni nasıl bilirse bilsin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes Uyusun",
        "poet": "Burak Bozan",
        "poem": "\n\nBence herkes uyusun. Bence ben de uyuyayım. Bu şehir uyusun. Milyonlarca yalnız insanı neden aynı yere toplarlar hiç anlayamadım. Bu sokak lambalarının hepsini patlatmalıyım. Karanlık olmalı. Dışarı çıkmayalım hiç. Uyuyunca geçiyor olsa ne iyi. Eskiden bahçesi olan bir evimiz vardı bizim. Geceleri kirpiler çıkardı meydana. Ok falan atmazlardı. Eskiden uyumayı hiç sevmezdim. Arkadaşlarım vardı. Bilye oynardık. Enflasyon diye bir şeyden bahsederdi televizyon. Biz pazar sabahları kovboy filmi beklerdik bir koca hafta. Şimdi boş ver uyusun her şey. Tam burada güzel bir küfür edebilsem ya. Söylediklerimi yeraltı yapardı. Ah siz sokağın nobranlığını alırken masumluğunu göremeyen ya da hiç bilmeyenler. Siz de uyuyun artık. Tüm bu rezillik uyuyunca geçiyor olsa ne iyi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes Yorgun ",
        "poet": "Gülten Alp",
        "poem": "\n\nHerkes dinlenmek istiyor...\nYorgun bedenleri, yorgun düşleri, yorgun düşünceleri. \nBir ağaç gölgesi gibi huzur veren insanlarda. \nSıcak ellerde, şefkatli dillerde, güven kokusuyla, huzur uykusuyla, yıpranmış gözlerini kapatıp, omuzuna yaslanmak ve orda yaşlanmak istercesine...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*******Herkes Yalnız Ölür...(Çobanımsı Yalnızlıklar-7-)",
        "poet": "Ahmet Zekai Yıldız",
        "poem": "\n\nYalnızlık, yıldız senfonisi dinlemek.\nAynadakiyle megaloman söyleşi...\nPapatya falındaki son yaprak.\n\nYalnızlık, çobanımsı …\nUzaktan sevmelerin mahcupluğu... \n\nYalnızlık, kafesteki kuşun maviye hasreti. \nBalıksız deryada sadist olta… \nPençesiz ayı, dişsiz aslan halleri…\n\nYalnızlık, şekersiz çayda kaşık… \nAşsız ocağın tenceresine kapak olmak.\nKatıksız ekmek, tuzsuz yemeğin tadı.\n\nYalnızlık, susuz tarlada meyvesiz ağaç. \nBoynu bükük gelincik melankolisi...\nÖksüz, yetim, kimsesiz çocuk.\nÇocuksuz oyuncağın ıssızlığı…\n\nYalnızlık, tekerleksiz arabada yolculuk.\nTopal ayakla gerilerde kalmak.\nÇolak kolla sevdiğine sarılamamanın ezikliği.\n\nYalnızlık, uykusuz yataktaki agresif…\nAhraz duvarların sessiz çığlığı.\n\nYalnızlık, aykırı yaşamaktır… deliliktir bir çeşit...\nAğlarken gülen ya da kendinden kaçan ironi…\nBurun sızlatan iç çekişlerince mazoşist...\n\nYalnızlık, tek başına… \nTanrı gibi tek ve çırılçıplak… \nBir tek kendine aşık…Narsist…\n\nGiderken el sallamadan ayrılmak gibi.\nHerkesin yalnız öldüğü bir dünyada,\nMürekkebi tükenmiş kalemin yarım kalmış şiiri...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkes Yasta",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nDoktor girer mi kasta,\nİlaç bekliyor hasta,\nİlacı olmayanın,\nSevdiği herkes yasta.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkese",
        "poet": "Ese Ese",
        "poem": "\n\nönce aşktan konuşacağım biraz (sanki dağları delmişim gibi bir ukalalıkla...) \nsonra ilişkilerden... her okuyan bana bir yafta eklemeyi bırakıp bi kendine bi de çevresine baksın lütfen...\nbi gün uzun zamandır tanıdığım birine ilgi duydum... bir süre sonra onunla yatar onunla kalkar bi duruma geldim... kısacası onu düşünmeden zaman geçmiyordu... sırasıyla; onurumu, ailemi, en yakın arkadaş ve dostlarımı, iş ve sanatsal kariyerimi terk ettim onun için... artık bi dünya vardı; içinde sadece biz, ikimiz... ruhlarımız, yüreklerimiz, beyinlerimiz ve bedenlerimiz... kaçıp gidecektik buralardan... her aşk öyküsünde olduğu gibi yeni yepyeni bi dünya kuracak, soğan ekmek bile yemeye razı olacaktık... yaklaşık 8 yıl birlikte olduk... en yüksek ruhsal çoşkudan (olumlu)  en yüksek ruhsal çoşkuya kadar (olumsuz)  akıllara gelebilecek herşeyi milim milim yaşadık... en kötü zamanımda yaşadığım yeri terk edip göç etmek zorunda kaldım, yine onun içindi... bir iki yıl sonra gitti tamamen... çırılçıplak ve yapayalnız bırakarak... ben de ise, içesinde bir intihar girişimi, hiçbir akrabamda olmamasına karşın hafif ama yineleyen (yoğun üzüntü dönemlerinde)  bir kalp hastalığı, asla dokunulamayan ve kapağı açıldıkça hüngür hüngür ağlanan bir sandık dolusu anı (obje v.b.) kaldı... 35'inden sonra hele ki 5-0 yenik biten bir ilk yarıdan sonra yeniden tırmalamak... çırılçıplak ve yapayalnız... elbette bin tane hatam ya da eksikliğim olmuştur ve yitirmişimdir... elbette her insan hakettiğini yaşar... elbette yaşam sürüyor süründürse de dönem dönem... her ne olursa olsun 5-0 bittiğine inandığınız (ki belgelerle sabit! !)  bir ilk yarıdan sonra,\nyorgunsunuzdur, bitkinsinizdir, çıplak, yalnız ve yerin bir kalt altındasınızdır... artık bi tek huzur ararsınız... ne aşk ne büyük sevgiler ve ilişkiler ne de başka bir şey... sadece basit gerçek doğru bir ilişki ya da bir insan... yapmak istedikleriniz deliler gibi gelecek planları, yatak odanızın rengi, 'şuraya da gidelim hayatım' gibi şeyler değildir... sadece TV seyredebileceğiniz, birlikte sinemaya gidebileceğiniz, birlikte bir şeyler yapmaktan zevk alabileceğiniz, sevişebileceğiniz ve belki de karşınızdakini minik minik keşfedip küçük sürprizler yaparak mutlu edebileceğiniz birini ararsınız... birey olmuş, gerçek, doğru ve dürüst birini... bulursunuz... çok güzel anlar yaşar mutlu olur, onun için her ne durumda (ruhsal/zihinsel/duygusal ve ekonomik olarak)  olursa olsun birşeyler yapmak istersiniz... güzel geçer... ağzından çıkan her söze inanırsınız... yaptığı her davranışa... çok değilsinizdir ve çok şey beklemiyorsunuzdur yaşamdan, insanlardan... tamamen inanırsınız... evlenip çoluk çocuğa karışmasanız bile günün birinde, güzel bir ilişki yaşayacağınızı sanarsınız...\n\nSANMAK HATALARIN ANASIDIR....\n\nyeni bir bedensel hastalık bırakmadıktan sonra her türlü BOKTAN ilişki ve o ilişkiyi yaşadığınız BOKTAN insanın üzerinizde bıraktığı tüm OLUMSUZLUKLAR psikolojiktir...\n\nGEÇER...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkesi İyi Sandım!",
        "poet": "Melek Tiryaki",
        "poem": "\n\nBabam,\nKötülük öğretmedi, bana.! \nBende herkesi iyi sandım.! !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkese İlaç",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nMilyonlarca insan, ne yazık ki aç,\nZulüm kan geziyor, sömürmek amaç,\nİnsan suretinde, manaya muhtaç,\nİlahi adalet, herkese ilaç.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkese saygı Duyarım Ama",
        "poet": "Mahir Odabaşı",
        "poem": "\n\nherkesi severim, her görüşe saygı duyarım\nama bilinmeli ki, ben de aynısını umarım\n………………………………………,\ndünya geniş, ama insanoğlu sığmıyor\nbir hırs uğrana birbirini kırıyor\nmal gidiyor, mülk gidiyor\nanalar - babalar ağlıyor\nçocuklar yetim kalıyor\nsonuç bir HİÇ oluyor\nVe dünyada devran\n böyle dönüyor-\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkese adalet varsa",
        "poet": "İbrahim Özdemir 2",
        "poem": "\n\n37               HERKESE ADALET VARSA..\n\n     Oligarşi, monarşi yoktur böyle bir hedefim,\n     Herkese demokrasi olmazsa olur cinnetim,\n     Işığı görülmeyen malı, mülkü neyleyeyim,\n     İstemem ki adaletten yoksun servetim,\n\n     Vahim kalıp düşmüş musalla taşına millet,\n     Kurumuş ekmeği çöplükten alana diyorsun bu ne biçim illet,\n     Mafyalaşmaların irmiğine döküyorsun şekerli şerbet,\n     Herkese aynı reçete yazılırsa düzelir bu memleket,\n\n     Tartı yok bu adaletin gözünde,\n     Aç kalmış çocuğun aldığı çikolatanın peşinde,\n     Niceleri ağzına giden lokmayı götürenler,\n     Taşınıyor baş üstünde,\n     Bütün millet olarak herkese adalet var,\n     Denilen Avrupa’nın peşinde,\n\n\n     Herkesin önüne koyuluyorsa bir tabak yemek,\n     Kimine tahta, kimine altın yaldızlı kaşık,\n     Tabii böyle bir adalet yoktur bu çok açık,\n     Bu millet böyle zulümle yaşayamaz birbirinle barışık,\n\n     Herkese adalet varsa bu ülkede,\n     Geceleri rüyamızda her gün bulunacağız Kabe de,\n     O zaman ulaşacağız eşsiz bir saadete,\n     Gözümüz kulağımızda eksik olmayacak,\n     Mutluluk dolu haberde,\n\n                                          (DEMYANLİ) İBRAHİM ÖZDEMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkese Pazar",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nSanma herkese pazar, pazarda çalışan var,\nGecesi gündüzüne, çalışıp karışan var,\nEli mahkum olanlar, söyleyin ne yapsınlar,\nBu bir ekmek kavgası sanmayın alışan var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "- Herkese Yer Var, Acele Niye?",
        "poet": "Metin Eser",
        "poem": "\n\nSevgili Antoloji dostları,\n\nÖncelikle Mübarek Regâib Kandilinizi tebrik eder, hakkımızda hayırlara vesile kılmasını Cenab-ı Hakk'tan niyaz ederim...\n\nSevgili dostlar,\n\nUzun zamandır yazmayı düşündüğüm fakat bir türlü fırsat bulamadığım bir konuyu biraz geç kalmış olmakla beraber sizlerle paylaşmak ve bu konuda ciddi anlamda bir otokontrole girmemizin zamanı gelip geçmekte olduğuna dikkatinizi çekmek istiyorum...\n\nŞimdi bu ne demektir ve nereden çıktı diyenler de olacaktır. Sizi daha fazla sabırsızlandırmadan izah etmeye çalışacağım...\n\nBakınız küçük bir hatıra ile başlıyorum. Yaklaşık 5 yıldır Almanya'da yaşıyorum ve bu süre içinde 20-25 kere Türkiye’ye gidip geldim...Gerek uçakla gerekse karayolu ile...ve her uçakla gittiğim Türkiye ziyaretim esnasında yaşadığım bir hadise vardır ve 5 yıldır değişmedi, hatta 30 senedir burada olanlar da “biz de bunu 30 yıldır yaşıyoruz” diyorlar...Efendim hadise şudur; \n\nHavaalanına gidersiniz, bilet ve pasaportunuzla Check In yaptırıp valizlerinizi de verdikten sonra uçakta nereye oturacağınızı gösteren uçuş kartınızla birlikte uçağa bineceğiniz kapıya gider ve oradaki bekleme salonunda zaman geçirirsiniz. Ve nihayet uçak gelir, yolcuları uçağa alacak olan görevliler yerini alır ve bekleme salonundaki hemen hemen herkes (yabancılar hariç)      ayağa kalkıp görevlilerin önüne yığılırlar, itişir kakışır v.s. tarife gerek bırakmayan acayip görüntüler...\n\nŞimdi akla bir kaç soru gelir; \n1.)      Bekleyenlerin hepsi uçağa binmeyecek mi? \n2.)      Acaba herkes kaptığı yere mi oturacak? \n3.)      Ayakta kalma ihtimali var mı? \n4.)      Teker üstü yada motor üstü diye bir durum mu söz konusu acaba? \n5.)      Önce binen önce mi iniyor? \n6.)      İlk binene madalya mı veriyorlar? \n7.)      Sona kalan dona mı kalıyor? \n8.)      İlk binenler son binenlerden daha mı akıllı? \n9.) ......size 10 larca soru üretebilirim....\n\nVe bütün bu sorulara cevap aramaktan çok bu soruların sebebi olan durumu değerlendirmek daha doğru bence. İşte size değerlendirme: Bu durum baştan ayağa saçmalıktır. Daha söylenecek bir çok söz var ama bu mübarek akşamda dilim varmıyor. Çünkü, senelerdir yürütülen bir prosedür var, yolcular uçağa en arka koltuktan başlayarak alınırlar ve ister istemez herkes, görevlilerin kendi koltuk numaralarını sınırlayan rakamları telaffuz etmesini beklemek zorundadır...\n\nAma her ne hikmetse biz bunu öğrenemedik bir türlü, peki bir gün öğrenecek miyiz? buna cevap vermek istemiyorum, sadece “yabancılar bunu seneler önce öğrenmiş” demekle yetineceğim....\n\nGeçelim başka bir konuya; birkaç arkadaş toplandığımızda hepimiz biliriz ki, muhabbetin koyulaştığı bir sırada sohbetin fıkralar bölümüne gelinir ve bir kişi atlar ortaya hiç bir 'es' vermeden peş peşe fıkraları dizer ve siz gülersiniz, ancak sizin de güzel bir fıkranız vardır anlatacak ama bir türlü fırsat olmaz. Anlatmaya fırsat bulsanız, dinletebilmek ayrı bir marifettir. Hatta ortaya atlayan kişi bütün maharetini ortaya döker ya da dökmek ister, sanki orada bir seçme yapılmaktadır ve en iyi fıkra anlatan ödüllendirilecektir...\n\nDiyeceğim o ki dostlar, hepimizde bazı birikim ve yetenekler var, hepimiz bazı düşünceler ve kurgular ile kimimiz bazı idealler ve hedefler ile bazılarımız da bazı hesaplar ve kitaplar ile bu ortamın içindedir...\n\nHiç unutmayalım ki, antoloji herkesin kullandığı bir yapıdır. Herkesin bu yapıyı kullanma hakkı ne kadar varsa, başkalarının kullanmalarına müsade etme hakkı da o kadar vardır. Yani sözün özü 'Empati' gerekli dostlar...hem de fazlasıyla “Empati”.\n\nYavaş yavaş sadede geliyorum...\n\nDeğerli dostlar,\n\nAntoloji de şiir ekleme, sesli şiir ekleme, resimli şiir ekleme özellikleri var. Ve başka alanlarda başka başka imkanlar da var elbette...\n\nAncak olmayan bir şey var: Sabır ve başkalarının haklarına da saygı duymak...\n\nBakınız şiir eklediğinizde; 'Yeni Şiirler' sayfasında ilk sayfanın en üstüne yerleşiyor şiiriniz ve arkasından bir iki arkadaşımız 15 er 20 şer şiiri 5 dakika içinde ekliyorlar ve sizin eklediğiniz şiir “Yeni Şiirler” ana sayfasında 5 dakika bile kalmıyor. Ve ardından aynı sayfada 2 kişiye ait şiirler alt alta çarşaf gibi diziliyor. Herkes elini vicdanına koysun arkadaşlar. Hiç kimse bir kişinin 20 şiirini ardı ardına okumaz, ona aşıksa o başka bir konu. \n\nBizler burada şiir yayınlamak için var olduğumuz kadar şiir okumak için de varız. Ve ben şiir okumamı engelleyen daha doğrusu görüntümü bozan bu duruma artık sessiz kalmak istemedim. Ve eminim ki birçok kişi aynı görüşte. Antoloji de şair sayısı her gün artıyor. Allah arttırsın, bu da ayrı bir konu. Ancak bu artışla beraber yeni katılan şair dostların bu hususa dikkat etmelerini ve mümkünse günde sadece bir şiir yayınlamalarını tavsiye ediyorum. Geriye kalan zamanınızda şiir okuyunuz ve okuduğunuz şiirlerde sizi etkileyen temaları yazınız ya da hoşunuza gitmeyen şeyi dile getiriniz. Bizler birbirimizi alkışlamak için olduğu kadar eğitmek için de varız. Lütfen bu konuya hassaten gayret sarf edelim..\n\nGelelim diğer konularımıza; Sesli Şiir ve Resimli Şiir...\n\nDeğerli dostlar kimse alınmasın ve gücenmesin, artık büyüyelim ve yetişkin insanlar gibi davranalım lütfen...\n\nBir dostumuz emek vererek bir resimli şiir hazırlıyor ve onu kaydediyor, ardından onun kadar emek verilmiş/verilmemiş ve belki kendi vicdanında kendisinin bile beğenmediği Resimli Şiirleri üstelik arka arkaya sayfaya kaydediyor. Arkadaşlar emeğe ve gayrete yazıktır, günahtır. Rekabet güzel birşeydir, ancak başka şair dostların haklarına tecavüz ettiğimiz zaman bunun adı rekabet değil riya ve gösteriş olur...\n\nAynı durum sesli şiir eklemelerinde de söz konusu. Bir şair dostumuz gün içinde en fazla 1 tane şiir eklesin.\n\nDeğerli dostlar, okumaya, dinlemeye ve yapılan çalışmaları görmeye zaman ayırmak istiyoruz. Günde;  ancak bir iki saat vakti olan bir dostumuzun ardı ardına bir şaire ait 10-20-30 şiiri okuma şansı yoktur arkadaşlar...\n\nLütfen hassaten istirham ediyorum ki, bütün şiir ve edebi yazı eklemelerinizde mümkün olduğunca gün başına her  kategori de en fazla bir iki çalışmadan fazla eklememe noktasında kendinizi frenleyin dostlar....\n\nYeni Şiirler sayfasında alt alta 25 tane farklı şaire ait şiir görmek, Resimli Şiirler sayfasında hakeza alt alta 20-25 dostun çalışmasını görmek, Sesli Şiirler sayfasında alt alta 20-25 farklı seste yorumlanmış şiirleri dinleyebilmek ne kadar güzel değil mi? \n\nVe bunu istersek yapabiliriz. Lütfen arkadaşlar daha fazla otokontrol yapalım...\n\nAntoloji de hepimize yer var. Biraz sabır ve biraz daha eserlerimize emek verelim...\n\nUnutmayalım ki, şiirlerimizin okunmasını istiyorsak, bizler de başka şairlerin şiirlerini okumalıyız...\n\nBu mübarek akşam da sürç-ü lisan ettiysem affola...\n\nSevgi ve muhabbetlerimle...\n\nFrankfurt, 11 agustos 2oo5\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkesin Bir Derdi Var",
        "poet": "Füsun Dudurga",
        "poem": "\n\nHerkesin bir derdi var; \nKimi sevgililer günü diye hediye bekler\nKimi kocalar eşlerini kekler\nKimi bir lokma ekmek için çöpleti toplar\nKimi torununu cennet kokulum diye koklar\nKimileri ortalığı boklar\nKimi evladının yüzünü güldürmeye çalışır\nKimi sorumsuzluğa alışır\nKiminde sağlık sorunu\nKimi konumankeni konumu\nNe düşünürsünüz bilmem ama,\nSize kalmış yorumu...\nBence bunların hepsi bir \"VİCDAN\"sorunu...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkesin Bir Korkusu Var",
        "poet": "Yaşar Aslan",
        "poem": "\n\nacılarımın gölgesinde sevinçlerimi arıyorum.\nÇocuksuda olsa bana bir korku ver\nYüreğimde büyüteyim\nDilsiz ve sağır olsun korkuların\nBilirim herkesin bir korkusu var\nBenim korkum senden olsun\nSakın ha elveda deme\nEn büyük korkum seni kaybetmek olsun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkesin Bir Şehri Vardır",
        "poet": "Serpil Öztürk 2",
        "poem": "\n\n\t\tHerkesin  bir  şehri  vardır\n\t\tBütün  şehirlerden  geçerek\n\t\tKendi  şehrimize  ulaşırız\n\t\t\t\tSonunda\n\n\t\t\tAntalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkesin bir kadını vardır, ona özel",
        "poet": "Oktay Çekal",
        "poem": "\n\nHerkesin bir kadını vardır, ona özel…\n\nErkek tek başına hayatın hakkından gelememiş,\nÂdem’e, eş vermiş Havva’yı, yaratan…\nSağdık bir yoldaş olmuş, bir ömür sevgisiyle,\nYüreğine ekmiş, erini göz nuruyla sulamış büyütmüş,\nSabrın adresi olmuş, zor günlerin limanı sıcaklığı ile…\nKadın; her şeydir, hayatın manası neşesi tadı,\nKadın; çok konuşmaz, beden dili anlatır onu,\nKadın; eştir, en büyük yardımcı dirliğin anahtarı, \nKadın; paylaşılmaz bir define, bölünemez bir ekmek…\nKadın; duygu yüklü bir bulmaca, bazen bir çözümün kendisi,\nKadın; anlarsan gözlerine baktığında, dünyanın sekizinci harikası,\nKadın; insandır, insan yanı onu melek yapar yüreklere açan çiçek olur…\nKadın; çok hassas bir terazidir, iki kefesini de dengede tutmak gerekir, \nKadın; çok hislidir hemen anlar gerçeği, malum olur her şey,\nKadın; yalanı sevmez, aldatılmaya gelmez, aldanmaz çünkü gözleriyle vurur.\nKadın; şefkattir yücedir ruhu, eli açık kahraman bir yürektir,\nKadın; annedir orada dur, evladı için bir panter, hatta bir köledir…\nKadın; hayatın içinden her şeydir biraz, onsuz hayat hiçbir şeydir.\nKadın; uyumaz yemez, içmez, izin kullanmaz, yerine birini koyamaz,\nKadın; hep kendisi olur, başkası onun gibi olmaz, hayatını yaşamaz, adak verir,\nHerkesin bir kadını vardır, ona özel… \n\tOktay ÇEKAL\n\t02.02.2014-22.58\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkesin Gölgesi Gönlüne Göre",
        "poet": "Mahmut Nazik",
        "poem": "\n\nHERKESİN GÖLGESİ GÖNLÜNE GÖRE\n\nKiminin gönlünde dördüncü cemre.\nBülbülün ötüşü gülüne göre.\nSu var coşkun, su var durgun bir dere.\nHer nehrin akışı yoluna göre.\n\nBir irkinti, derya, deniz, okyanus; \nKimisinde çöpçü, kiminde yunus; \nBalık var fanusa, çamura mahsus; \nHer suyun balığı gölüne göre.\n\nKimi çiçek var ki yılandır sokar; \nKimi güzel ama ateştir yakar\nRehanı okşa bir avcunda kokar.\nHer çiçek aslına dalına göre.\n\nAğaç var gölgesi dört mevsim gitmez.\nAğaç var dibinde hiç bir ot bitmez.\nAğaç vardır dalında bir kuş ötmez.\nHerkesin gölgesi gönlüne göre.\n\nMahmut Nazik 19 03  2016  Mersin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkesin Doğrusu Kendine..",
        "poet": "Orbay Eken",
        "poem": "\n\nBenim doğrularımdan sana ne, \nSenin doğrularından bana ne..\nBen ağlarım ben gülerim kime ne..\nTek gerçek Hakk ise sevgi ve saygı olmalı,\nÜstünlük taslamak kimin haddine..!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkesin Derdi Para Oda Bende Yok",
        "poet": "Arif Delen Halk Ozanı",
        "poem": "\n\nEl attığım dallar kökten kurudu\nGüldürmedi kader gözlerim doldu\nGönlüm artık dert çekmekten yoruldu\nBende şu dünyada gülmedim abi\nEller gibi muradıma ermedim abi\n\nHerkesin derdi para oda bende yok\nSen yanımda olunca gecekondu bile çok\n\nHayallerle yaşıyoruz hepimiz\nAh ile vah ile geçer günümüz\nBöylemi geçecek bizim ömrümüz\nBende şu dünyada gülmedim abi\nEller gibi muradıma ermedim abi\n\nHerkesin derdi para oda bende yok\nSen yanımda olunca gecekondu bile çok\n\nDolaştırdım yoramadım gönlümü\nKimse sormaz dertli diye halimi\nAcımadan ağlattılar Arif Delen i\nBende şu dünyada gülmedim abi\nEller gibi muradıma ermedim abi\n\nHerkesin derdi para oda bende yok\nSen yanımda olunca gecekondu bile çok\n\nArif Delen Halk Ozanı\nwww.arifdelenmuzikevi.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkesin Gecesi Aynı Gece de Bazılarını Uyutmuyor Kahretsin",
        "poet": "Perinur Olgun",
        "poem": "\n\nKağıdı kalemi aldı eline kadın. Neler yazacaktı içindekileri ama \"Sen de uyumuyorsun benim gibi\" diye yazdı. Durdu kalemi dudaklarına götürdü. \"Sevmezsin uykuyu gülmeyi sevdiğin kadar. Belki sigara içiyorsundur lacivert geceye karşı gözünü uzaklardaki parlak yıldıza dikip Uzatsan tutuverecekmişsin gibi uzansan avuçlarınnda Herkesin gecesi aynı gece de bazılarını uyutmuyor kahretsin..\" dedi. Yollamadı. Bu belki yüzüncü başlayışıydı. Yutkundu pişmanlığım yaşadıklarıma değil yaşayamadıklarıma... Yatağının içine girdi uyuyor gibi yaptı gözlerini kapattı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkesin Nefsidir Kendine Düşman",
        "poet": "Teslim Abdal",
        "poem": "\n\nHerkesin nefsidir kendine düşman\nSenin de var ise andan hazer ol\nÖmrün ahirinde olursun pişman\nDoğru gez imandan dinden hazer ol\n\nCellat gelir alıcıdır canını\nHarap eder yağmalar dükkanını\nÇevirir cin ile çevre yanını\nGirip tünediğin handan hazer ol\n\nGezme şunda hoyrat bed nefesi tok\nKul olana Hakk'ın rahmeti pek çok\nElin ettiğinden sana bir şey yok\nSenin ettiklerin kandan hazer ol\n\nGeçer olamazsan umman boylama\nNefsine uyup da yalan söyleme\nEllerin aybını taan eyleme\nSana derim sana senden hazer ol\n\nTeslim Abdal der ki sonu firaktır\nAzığı çok alın menzil ıraktır\nKarıncalar kurtlar yese gerektir\nAhiri dengine candan hazer ol\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkesin Ömrü",
        "poet": "Nafi Çağlar Hacıömerli",
        "poem": "\n\nLeyleğin ömrü lak lakla geçiyor, \nÖrdeğin ömrü vak vakla geçiyor, \nDünya fırıldamış, dönüp gidiyor, \nBizlerin ömrü bak bakla geçiyor…\n\n17 Nisan 2011 Pazar 17:17 \nKocasinan/Bahçelievler/İst.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkesin Kadını",
        "poet": "Muammer Baydere",
        "poem": "\n\nBir yerde güzel bir kadın yaşarmış\nGörenin o anda aklı şaşarmış\nPeşinde bir sürü erkek koşarmış\nTanrı’nın bir lütfu doğmuş bu kadın\n\nHer akşam çıkarmış biri yoluna\nYüz vermemiş hiçbir Tanrı kuluna\nGirmeden kimsenin daha koluna\nHerkesin kadını olmuş bu kadın\n\nZamanla anlamış güzellik hiçmiş\nMaziyi düşünmüş iş işten geçmiş\nHer akşam başka bir masada içmiş\nKendini batakta bulmuş bu kadın\n\nAçılmış felekle bir gün arası\nNe güzellik kalmış ne de parası\nDöktüğü yaşların gelmez arkası\nYaşarken bin defa ölmüş bu kadın\nHerkesin kadını olmuş bu kadın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkesin Ömrü",
        "poet": "Batur Nafiz Tançağlar",
        "poem": "\n\nLeyleğin ömrü lak lakla geçiyor,\nÖrdeğin ömrü vak vakla geçiyor,\nDünya fırıldamış, dönüp gidiyor,\nBizlerin ömrü bak bakla geçiyor… \n\n17 Nisan 2011 Pazar 17:17\nKocasinan/Bahçelievler/İst.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkesle Barışıksan",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nHerkesle barışıksan vay hâlin harap,\nDost bazan acı söyler, olursun turap,\nNasıl dertli çalar, bilirim kırık mızrap,\nHerkesle barışıksan vay hâlin harap,\nDost bazan acı söyler, olursun turap...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkez Sevdalı Turuncuya",
        "poet": "Menekşe Gülay",
        "poem": "\n\nHerkes aşık, herkez sevdalı turuncuya,\nGelen tutuklanıyor prangalanıyor radyoya,\nBir sevgi akıyor nehirlerden de coşkun,\nTuruncu sıcaklığı yayılıyor dünyaya,\n\n\n\nPazartesi günleri Korsan bizlerle,\nBoğazdan kalkar gemisi saat yirmibirde,\nAçık denizlere yol alır dağıttığı sevgiyle,\nBir de offf çekmez mi kalır yüreklerimizde.\n\n\n\nRadyomuzun tatlısı, prensesidir o,\nHoş sohbetiyle Selma Tatlımızdır o,        \nGörmediğimizde özlediğimiz,\nYokluğuna dayanamadığımız canımız o.\n\n\n\nBembeyaz saf ve temiz güzelliğiyle,\nYüreğimizin vageçilmesi canımız,           \nPazar gecelerine harika yorumuyla,        \nRenk katar sevgi dolu Kardelenimiz.\n\n\n\nCıvıl cıvıl neşesiyle hep radyoda,\nBazen küser gider dayanamaz yokluğumuza,   \nYüreği sevgi dolu şiirleriyle,\nSevgili Kömen hep bizlerle turuncuda.\n\n\n\nHüzünleri yok edercesine gelir radyoya,\nBir fırtına gibi savurur bizleri etrafa,    \nŞaşar kalırız bakarız ona,\nO ağır abidir takılamayız Mozaik Can'a \n\n\n\nBir böcüğümüz var dünya tatlısı,\nHer turuncu yürekte kurmuş tahtı,           \nSevgisiyle gönüllerin prensi,\nSöylesenize, onu sevmeyen var mı.\n\n\n\nDansetmeyi sever uçarak gelir aramıza,\nÖzü sözü bir sığınır doğruların arasına,    \nCan dostu güzel yüreğiyle Yasin \nGökyüzünde karışma sakın, kavgalara.\n\n\n\nCumartesi gecelerinin Neşe kaynağı,\nHarika yorumlarıyla sesi dağılır dünyaya,    \nYüreğinde ki sevgi yeli, şen kahkahasıyla,\nNeşe Dildar gönüllerde kalacak belli yıllarca,\n\n\n\nSanki yapışırız radyoya dinleriz heyecanla,  \nBir name gibi yorumlarıyla,\nKalbimizde yer etti hiç de çıkmayacak gibi,\nFiliz Eylül,perşembe günlerinin kadife sesi \n\nAramıza katılır katılmaz sevdirdi kendini,\nSalı gecelerine ayrı bir tat verdi,          \nSevgi dolu yüreğiyle Mitat can hep bizlerle,\nKendi gelmeden hep şiirleri gelir önce.\n\n\n\nHep doludur güzel şiirlerle,şiir sepeti,\nÇarşamba gecelerinin vazgeçilmez ecesi,    \nAsuman Yerdelen gözümüzün bebeği,\nSevgi yumağı ile bağlıyor hep bizleri.\n\n\n\nBir bakarız gök gürler Radyo Turuncuda,\nFırtınalar eser savruluruz sağa sola,      \nSesini dinlediğimizde bayılırız yorumuna,\nEylül Gökdemir cuma gecelerinin sultanıyla. \n\n\n\nAkşamları kekleri, börekleriyle Turuncuda, \nÇayları da siz yapın der Meral Kaya,\nŞiirleriyse gerçekten bir harika,\nDost, sevgi yüreğiyle hep yanımızda.\n\n\n\nMenekşe Gülay ile sevgiye çağrı\nSalı, perşembe sizlerle saat iki de,       \nBir aşk rüzgarı estiririm gönüllerinize,\nKalmak isterim hep yüreklerinizde,\n\n\n\nHer gün radyomuz dolar turuncu dostlarla,\nDünyamın dört bir yerinden gelirler aramıza,\nAkrabalıktan öte dostluklar var biz de,\nBitmeyen sevgiler gizli yüreklerimizde.\nSizleri seviyorum turuncu sevgisi içimde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herkesden Sanatçı Olmaz",
        "poet": "Ufuk Güney",
        "poem": "\n\nFasıl deryasından çimen gibi türedi\nEli maşalı sanatçıyım deyip gezenler\nÜç beş kuruş para kazanayım derken\n... Kana kan,dişe diş,savaşıyor her biri\nSanki yapmış oldukları sanat değilde\nSanatçılık,cılıkta cılık,yumurta misali.\n\nToplum gerçek bir sanatçı görmeyeli\nSanatında,sanatçınında,cılkı çıkmış\nHerkez birşeylerin peşinde koşarken\nDoğrular yalnış,yalnışlarda doğru gibi\nSunulmuş yıllarca,aklımız uyutularak\nTenekeyi altın diye,sunmuşlar bizlere.\n\nİnsanların gözlerini geçici süreliğine\nBoyayıp,sözde sanat yapmış bazıları\nŞimdi soru sorma sırası,halk olarak\nBizlerde,sizler yıllarca,acıyı tatlı diye\nTuzluyuda ekşi diye yedirmedinizmi\nGerçek sanatı,hakeden bu Milletimize.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herr Schuster",
        "poet": "İrfan Bayazıtoğlu",
        "poem": "\n\nHerr Schuster \n\nMemnun değil halinden,Kartal`daki Herr Schuster \nHer puan kaybı sonu,cahilce laflar eder \nYorumlarına güler,kundaktaki bebekler \nBak yarıladık ligi,bitmez mi mazeretler? \nTrabzon defans oynarmış,onun için mi lider? \nTrabzon defans oynarsa,kime ait o goller? \nDerman olmadı sana,Quaresma,Gutiler \nRakibine taş atar,hakemden saygı bekler \nTrabzon`un oyunundan sana ne be birader? \nDört büyükten birine,yakışmaz olduğun yer \nAldığın milyonların,sen önce hakkını ver \nBobo,Holosko,Nobre,sen bunlardan haber ver \nBu üçünün attığı,Umut çeyreği eder \nZor puan aldığını,Trabzon perişan eder \nYedi golle Paşa`yı rezil ederken bizler \nKurtardın zor paçayı,akar Guti`nden terler \nBükemediğin eli,öp der bizim büyükler \nSchuster senin burnunu,sürter Trabzon`um sürter \n\n \n09.11.2010\nİrfan Bayazıtoğlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey aynı",
        "poet": "Hüsamettin Günaçtı",
        "poem": "\n\nyine aynı yer,\naynı yüzler,\naynı kadehler,\niçten bakışlı \nsamimi insanlar.\nikiyüzlülük yok,\nçıkar çatışmaları\ndışarıda bırakılmış.\nmüzik aynı müzik.\nbarmen de kendini\no büyülü ritme kaptırmış.\nuzun saçları darmadağın.\nhepsi hayal\ntek gerçek\nsenin burada olmadığın...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey",
        "poet": "Muhammet Mahmut Eski",
        "poem": "\n\nHerşey gece oldu\nÖlümler gece gece\nYeni hayatlar canlar\nSevdalar göz yaşları\nBırakıp gitmeler\nHepsi gece oldu\nNe çok çekti gece sizden\nDaha ne çok çeker\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey Aşkımız İçin",
        "poet": "Yusuf Kemal Çetin",
        "poem": "\n\nSen benim canımdan bir parçasın.\nSana zarar vermek istemiyorum.\nDuygularım  ve sevinçlerimde baharımsın,\nHayatıma açıyor beni çoşturuyorsun.\nSeninle Mutlu Yaşıyorum.....\n\nSen benim sevgimden bir parçamsın.\nSeni asla bırakmak istemiyorum.\nGözyaşlarım ve dudaklarımda sonbaharımsın,\nSevdama anlam katıyor beni seviyorsun,\nSeninle Olup Yaşlanıyorum.....\n\n03/10/2007\nçarşamba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey bir Rüya Sanki",
        "poet": "Şair Zeynep",
        "poem": "\n\nHerşey bir rüya sanki,\nParaların yaptığı\nSahte insanlar,\nBir masum çocuğa söylenen,\nGerçek yalanlar. \n\nHerşey bi....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey aynı",
        "poet": "Aydanur Başcı",
        "poem": "\n\nAynı güneşin altında ısınıyoruz\nAy ışığı,  rüzgar, kar aynı şeyler\nBirde yağmur taneleri var\nHer düşen yağmur tanesine sesleniyorum\nSeni seviyorum diye\nDuyman lazım, yoksa duymadın mı? \nDuymasan da hissetmen gerek, onuda mı...\n\n18.03.2004\nPerşembe\n16:00\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey Biter",
        "poet": "Emre Keten",
        "poem": "\n\nayrılık\nbir kalemin ucuna bağlı iki kelime\nya da öylesine söylenen\nbir tutam söz,\nbir beyaz mendil arkandan sallanan.\n\nayrılık\nsevgilinin göz bebeklerinde kaybolmak\nya da ellerini bir daha tutamama korkusu,\nve ruhundan çıkmayacak şu pas kokusu.\n\nayrılık\ngeriye baktığında gördüğün anılar\nya da ruhunun çılgınlar gibi dibe vurması.\n\nayrılık \npuslu bir cama sevdiğinin adını yazmak\nya da sadece o camda kendini bulmak.\n\nayrılık\nçaresiz bakışlarda aranan umut\nya da geri dönüşlerin imkansızlığı.\n\nayrılık\nsevenle sevilenin koparılması.\n\nben senden hiç ayrılmadım ki\nçünkü sen beni hiç sevmedin ki...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey Biter",
        "poet": "Emre Keten 2",
        "poem": "\n\nHerşey Biter\n\nayrılık \nbir kalemin ucuna bağlı iki kelime \nya da öylesine söylenen \nbir tutam söz, \nbir beyaz mendil arkandan sallanan. \n\nayrılık \nsevgilinin göz bebeklerinde kaybolmak \nya da ellerini bir daha tutamama korkusu, \nve ruhundan çıkmayacak şu pas kokusu. \n\nayrılık \ngeriye baktığında gördüğün anılar \nya da ruhunun çılgınlar gibi dibe vurması. \n\nayrılık \npuslu bir cama sevdiğinin adını yazmak \nya da sadece o camda kendini bulmak. \n\nayrılık \nçaresiz bakışlarda aranan umut \nya da geri dönüşlerin imkansızlığı. \n\nayrılık \nsevenle sevilenin koparılması. \n\nben senden hiç ayrılmadım ki \nçünkü sen beni hiç sevmedin ki...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey biz'e.....",
        "poet": "İbrahim Tetik",
        "poem": "\n\nSanıyormusun ki,olur gül dikensiz,\nDava amacına ulaşır,zahmet'siz,\nYaprak kıpraşmaz,rabbin'den izinsiz,\nİyi kullanalım,sadece ömrümüz  tek sermayemiz.....\n\nAkıl,mantık,şuur hepsi bizde,\nGeçici değil,ebedi sevgiler olsun kalbin'de,\nSadece o sevgi kurtaracak,yarın mahşer'de,\nEbedi hayat seni beklerken,ne durursun hala fani'de.....\n\nRuh cesedi bıtakıp,yükselir yıldız'lara,\nOradaki bir saniye'sini,değişmez dünya'lara,\nKavuşur ebedi,tükenmez ikram'lara,\nRabbin vaad etmiş,verecektir mükafatı kullarına.....\n\nRabbim bizleri muhatap kılmış,kendisine,\nCemalini gösterecek,söz vermiş peygamber ümmetine,\nDavet ediyor mümin'leri,sekiz kapılı cennet'ine,\nBizlere hizmet için,emir verecek melek ve huri'lerine.....\n\nTövbe kapısı açıktır,ta sekerata kadar,\nYat,kalk,ağla,çırpın rabbine yalvar,\nRabbin kalıbına değil,kalbin'deki imana bakar,\nSenin için,evet senin için,cennet'te ne ikram'lar hazırlar.....\n\nGökteki melek'ler,gıpta eder,mü'minin haline,\nRabbim ise rahmetiyle tecelli eder,herbirine,\nSıcak günde,alır onları arş'ın gölgesine,\nTuba ağacı altında,nail olurlar peygamber sohbetine.....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey Bizim İçin",
        "poet": "Ömer Doğanlı",
        "poem": "\n\nZaman sanki son hızla akıp gidiyor \nHerşey bizim için ama sabır gerek! \nMümkün mü tutmak civa gibi kayıyor \nHerşey bizim için ama sabır gerek! \n\nDünyada tek aradıkları saltanat \nSen ol elinin tersi ile kaldır at \nSana yakışan ise aza kanaat \nHerşey bizim için ama sabır gerek! \n\nİster zalimin karşısında mazlum ol \nİster güneşin alnında gül gibi sol \nSen daima doğru dürüst ve adil ol \nHerşey bizim için ama sabır gerek! \n\nDoğru bildiğin yolda vakarla yürü \nKanma lakin onlar çoban değil sürü \nKan emmeye alışık vampirin türü \nHerşey bizim için ama sabır gerek! \n\nAğzınla kuş tutsan da yaranamazsın \nSen hep onlara göre anlaşılmazsın \nOnların meclisinde tartışılmazsın \nHerşey bizim için ama sabır gerek! \n\nKendin gibi görünmen elbet doğrudur \nİnsanlık ölmedi doğru olan budur \nSözünün eri olmak gerçekten zordur\nHerşey bizim için ama sabır gerek! \n\n(12/05/2009)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey Boşmuş",
        "poet": "Ahmet Şahin Bayraklı",
        "poem": "\n\nNasıl olduda beni yoksayabildin,\nBana gereken değeri verebilirmiydin? ,\nSeni seviyorum dememe rağmen,\nBeni böyle içten ve gerçek sevebilirmiydin? ? \n\nŞansın yokmuş be güzelim seni sevmişim,\nSenin uğruna dağları bile delermişim,\nBunca zamandır seni neden görmemişim,\nGördümde ne oldu herşeyden boşuna etkilenmişim...\n\nSavaştan çıkmış bir gazi gibiyim,\nSanada anlatığım gibi bir yere sahibim,\nSana söyleyebilmek için öldüm öldüm dirildim,\nİşte bu yüzden savaştan çıkmış bir gazi gibiyim...\n\nKeşke söylemeseydim seni seviyorum demeyi,\nKeşke şehit olsaydım o savaşta gözlerim görmeseydi,\nKalbinin sesini dinleyip seni seviyorum deseydi,\nCanım pahasınada olsa bu kalbim onu hep severdi...\n\nNeden beni istemiyorsun diye sorduğumda,\nBen aşktan anlamam dedin ya senle konuştuğumda,\nSen aşktan anlamıyorsun eğer ben buralarda,\nBoşuna kalbimi kaptırmışım, inşallah yalan sölemiyorsundur bana oralarda.!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey Bomboş",
        "poet": "Burhanettin Akdağ",
        "poem": "\n\nYine yoksun yanımda, bu akşam\nHaneler boş, sokaklar bomboş\nYağıyor gökyüzü ardından\nGözyaşı boş, üzüntü boş. herşey bomboş.\n\nYine yoksun yanımda, bu akşam\nYaşamak boş, sevinmek bomboş\nYanıyor göğsüm yokluğundan\nHüzünler boş, hasretler boş, herşey bomboş.\n\nYine yoksun yanımda, bu akşam\nMeyhane boş, eğlenmek bomboş\nSoluyor yüreğim aşkından\nSensizlik boş, sevilmek boş, herşey bomboş.\n\nYine yoksun yanımda, bu akşam\nUyumak boş, hayaller bomboş\nAğlıyor rüyalar kahrından\nSevdalık boş, yarınlar boş, herşey bomboş...\n\n(27.09.2004)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey Gidiyor",
        "poet": "Fatma Saylak",
        "poem": "\n\nHerşey gidiyor\nArabalar,insanlar ve ben\nHerşey zamanı gelince bitiyor\nYaşam gençlik ve sen\nBir zaman sonra unutuluyor herşey\nAnılar,fotoğraflar\nVe sonuçsuz yaşanan herşey\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey Gönlünce Olsun",
        "poet": "İbrahim Bayraktar",
        "poem": "\n\nSeni sevdiğimi biliyorsun, \nHer şey gönlünce olsun, \nBeni bırakıp gidiyorsun, \nHer şey gönlünce olsun.\n\nBelki gülüyorsun ardımdan, \nDemek rahatsızdın varlığımdan, \nBen gözyaşı döksem de ardından, \nHer şey gönlünce olsun\n\nBilmem kaç gün sürer bu sitem, \nMatem tutacak değilim ardından, \nÇoktan başkasını taktım koluma, \nSen kendi yoluna, ben kendi yoluma.\n\n08.07.2002\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey İnsan İçin",
        "poet": "Esma Özdemir",
        "poem": "\n\nDünyanın kurgusu böyle kurulmuş\nVarsa yoksa insan muhabbet ve aşk\nMevlâ kullarını böyle yaratmış\nÇırasız gönülde iman doğmazmış\n\nHiçbir şey tek değil Allah’tan mâda\nHerkesin bir çifti var bu dünyada\nKadınlı erkekli kurdu kuşuyla\nHer canlıya nasip etmiş bir yuva.\n\nEksiği fazlası azı çoğuyla\nKendinden çıkmalı her kişi yola\nÖlümü dirimi ve sevdasıyla\nKendine varmalı insan sonunda.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey İstemekle Başlar",
        "poet": "Zeki Akçalı",
        "poem": "\n\nSeni özlediğim kadar\nSeni seviyorum.\nBenim özlediğim kadar\nBeni isteseydin; \nEşim olurdun.\n\n(27/04/2005, Çarşamba, Kozyatağı)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey Kaderinde Yazıldığı Gibi",
        "poet": "Ali Alper Durmuş",
        "poem": "\n\nSöyle elinden ne gelir \nHer şey kaderinde yazıldığı gibi\nSen böyle istersen ne olur\nHer şey kaderinde yazıldığı gibi\n\nAh çekip sürekli sızlasan bile\nUzaktan bakıp sadece izlesen bile\nYine de yok, sayıp  gizlesen bile\nHer şey kaderinde yazıldığı gibi\n\nAllah ‘tır kâinatın sahibi\nO vermişse alırsın nasibi\nO verdi sana kiramen kâtibi\nÇünkü her şey kaderinde yazıldığı gibi\n\nYüzyıllık plan kursan da\nBir şeyler için uğraşıp dursan da\nKendini harap edip yorsan da\nHer şey kaderinde yazıldığı gibi\n\nTakdir Allahın, Allah vergisinde\nHiç ölmeyecekmiş gibi yaptığın işinde\nHemen ölecekmiş gibi yap ibadet edişinde\nHer şey kaderinde yazıldığı gibi\n\nBir damlayım kâinat denizinde\nKayboldum gittim Allahın izinde\nBir kıla döndüm her sözünde\nHer şey kaderinde yazıldığı gibi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey Karanlık",
        "poet": "Hasan Can",
        "poem": "\n\nHayatımı karanlıklarla yaşıyorum,\nKaranlıklarla sürdürüyorum.\nEtraftaki insanlar karanlık,\nDünya karanlık,\nBen karanlık,\nHerşey karanlık.\nGöremiyorum hiçbir şeyi,\nNe izini ne cismini.\nTanıyamıyorum kendi sokağımı,\nGüle oynaya koştuğum yolları.\nArasam da bulamıyorum eski günleri.\nDert keder diz boyu,\nNereye gitsem peşimde.\n\nEski sokağımı özledim,\nAydınlık dünyamı özledim.\nŞaşkınım nereye gideceğim bilmiyorum.\nUyanmak istiyorum artık.\nKaranlık beni boğuyor.\nSityem ediyorum karanlık geçen dakikalara.\nYüreğimi yakacağım artık,\nAydınlığı bulmak için yanacağım,\nSonumu bulacağım,\nSonum aydınlık olacak...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey Karışmış Gidiyor Gençlik-3",
        "poet": "Caksu Memuratör",
        "poem": "\n\nYalan olmuş gerçek \nSevmek doğruyu \nYalancı olmuş engerek \nNiye neden sor bu soruyu \n\nSüte mi su karışmış suya mı? \nBırakmış helali yemiş haramı \nDürüst sayılmış harami \nNe kaldı insani ne kaldı vicdani \nDüşünmektesin mideyi cüzdanı \n\nHormon bulaşmış ete, meyveye \nŞu dünya daha ne kötülüklere gebe \nKeşmekeş olmuş her şey her yer \nHer ye çukur her yer engebe \nDevlete millete bak kastedene \n\nBellisiz olmuş kadın kız erkek \nAşk sanal rüya gerçek \nKumar uyuşturucu ortalıkta geziyor \nGidiyor gençlik gidiyor gelecek \n\nGençlik ölüyor dur diyen yok \nNe aç belli ne tok \n\nCAKSU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey Kendince",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nKökten sürme, tevekten sürgün\nKabak kabaklığını bilmeliydi, incir incir\nHer tanesi aynı aynısının canözü\nÇekirdekten olma has gürgen ve kızıl çam\nMeşeler güverdikce...\nDurmasın gelsin diyip seslenen\n Koskoca devran aşk diye\nİnsan eğer inkar etmeseydi\nAğzının tadını bozmasaydı fizik ve kimya\nİnsan\nSıyırmasaydı çıplağını çala çabuta ve mala\nKafa arızalı\nArzusu pişman\nGönlü usanmış\nİnsan insanlığını bilseydi\nAşk onda gene öyle hayran kalacaktı\nBütün insan haliyle\nAnadan doğma\nVe çıplak...\n\nSeyfi Karaca.........Kasım / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey Ölür",
        "poet": "İlhami Atmaca",
        "poem": "\n\nHerşey ölür, gül, insan ve peygamber\nGönül sever, acı çeker, intikam alır gider\nGün biter, uzar ihanet ve yordam\nDeniz durur, dokunulmaz.\n\nAdımız uyum olursa olsun, bu ancak bir ömür sürer\nVakti bellidir o da biter\nHerşey biter, bitmez aşk\nBeslenerek biryerden gürbüzleşir\nİlk aşk ve son aşk aynı soydandır\nAşk tekbir gövdedir\n\nMorarmış dudaklarınla söylediğin türküyü unutmadım\nSesin kısıktı ve sonbahardı\nYıldızlar akardı, biz yürürdük\nÖğretirdik insanlara, nasıl yaşardı\nHind kanlı ağzıyla hala aramızda\nEbu süfyan nasıl yanar-dönerdi sırtımıza\nYıldızlar akardı, aşk aynı söylev\nUmut, tıkanıklık, hep tekrarlanan sözler\nVe peygamber\nNe kadar güçlü ve savaşcı ve ne kadar musaddık\nBu geçtiğimiz birlikte, kaçıncı mavera yıllarca\n\nHerşey ölür, ne kalır aşktan başka.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey Kenarda Dursun Sen Yoksan Eger",
        "poet": "Kralcı Baba",
        "poem": "\n\nHayal etmiyorum,\nBir ev bir araba bir çanta dolusu para,\nKenarda dursun bunların hepsi,\nNe yapıyım sen benim yanımda olmadıktan sonra...! !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey Kış Oldu",
        "poet": "Erdoğan Ergin",
        "poem": "\n\nSıcaklığını kaybetti mevsim\nşimdi iliklerimize kadar soğuduk\ndamarımızdan geçen kan soğudu\nduygular soğudu\nyüzler soğudu\nhatta aşklar soğudu\n\nölü aşklar doğurdu şehir\nşehir soğudu\nsoğuk geldi mevsime\ninsanlar beyaz, \ndoğa beyaz\nsoğuk beyaza büründü\n\nyollarda insanlar kaldı\nsahipsiz, kimsesiz\nbakıp öylece kalakaldık\nözde duygular soğudu\n\nkış oldu\nkış doldu\nherşey kış oldu\n\n**Kasım 2005**\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey Olduk, Bir Biz Olamadık",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\nBugün seninle oturup karşıkarşıya\nKızıl bir akşam üstü, ya da mor bir gece\nİstersen uyumayalım pembe şafaga dek\nSarılmak şart değil, anlatalım birbirimizi\nNeden \"biz\" olamadık, soralım birbirimize.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey Paraya Dayanıyor",
        "poet": "Adnan Şahin",
        "poem": "\n\nSavaşmak yürek ister \nYürek ise onu taşıyaçak beden \nBeden sağlık ister \nsağlık ise iyi beslenme \nBeslenme gelir ister \nGelir ise emek \nEmek güç ister \nGüç ise spor \nSpor yer ister \nYer ise çim \nÇim bahçivan ister \nBahçivan ise para\nAllah kimseyi sokmasın dara\nYoksa gecirirsin hergün\nKabus dolu sara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey Onu Söyler",
        "poet": "Şükrü Güzel",
        "poem": "\n\nKasım denince aklıma\nSararmış yapraklar gelir dal uçlarında.\nSarıya gönüllenişi gelir toprağın; \nGidenler.. dönmeyenler gelir.\n\nKasım denince gönlüme\nTüm ölümsüzlüğüyle Mustafa Kemal gelir.\nBütün gerçekler üstünde gözleri aydın\nAtatürk'üm gelir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey Sana Benziyor",
        "poet": "Erkan Harman",
        "poem": "\n\nHERŞEY SANA BENZİYOR   \n\nEski olan herşeyi ve seni terkediyorum,\nYaşadığımız ve yaşatmadığın herşeyi sana bırakarak. \nSenden kalan heryeri kurtarılmış bölge ilan ediyorum,\nİntikam istiyorum heba edilen zamandan,\nVe uğraşmaktan yorulan kalbim oynaklık istiyor.\nYapılamayan ne varsa yapılmak, \nVe geçmişte kalmış ne kadar açlık varsa doyrulmak istiyor.\nBu can; \nİçinde çok yüzülmüş suları terkederek,\nLacivert, temiz ve hatta yabani koylar arıyor.\nArtık sona gidilecek sonlar arıyor. \nGönlüm her dar sokakta biraz daha eğlence arıyor.\nBirşeyi garipsiyorum, şaşırıyorum. \nYüzdüğüm her deniz Marmara'ya,\nEğlendiğim dar sokaklar senin sokağına, \nVe hatta sevdiğim insanlar bile hep sana benziyor.\nBelki de ben sana benzeyenleri seviyorum.\nKurtarılmış bölgeyi özgürce dolaşsın diye salıyorum.\nSana koşuyor zor yakalıyorum.\n\nErkan Harman\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey Sende Başladı Sende Bitti",
        "poet": "Aysun Elagöz",
        "poem": "\n\nBiliyorum açacağım gözlerimi ve bitecek bu rüya\nOysa ben uyumak isterdim sonsuza kadar..\n\nBazen umutlu şarkılar mırıldandı yüreğim \nYüreğini yaşarken, \nBazen umutsuz denizlerin\nEn dibine daldım gözlerinde.\nHiç şikayetim olmadı seni sevmekten.\n\nBir gün açıverdim gözlerimi\nBir gün bitti bu rüya\nSende başladı herşey\nVe sende bitti.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey Sana Çıkar Ey Hayat(Anne)",
        "poet": "Mehmet Şahin Simeranyalı",
        "poem": "\n\nHayat bir ırmak gibi akmaksa; \nAdı kızıl ırmak olmalıydı.\nOnun kadar sessiz,\nOnun kadar kızıl...\nBazen Fırat olmalıydı,\nBazen Dicle...\nDoğduğu topraklarda ölememek,\nKızgın bir gurbet toprağında son bulmak olmalıydı; \nBinlerce badireler atlatmış,\nSürgün hayatın sonu...\n\nKim bilir belki Ceyhan olmalıydı adı:\nBiraz durgun,\nBiraz deli çağlak.\nYa da Sakarya...\nAdına türküler yakılıp,\nŞiirler yazılır; \nSonra da vefasızca kullanılıp,\nKaradeniz olurdu kanlı ve yorgun hayatın\nŞerefli mabedi.\n\nHayat bir deniz gibi durmaksa:\nAdı Ege olmalıydı.\nMenderesler akmalıydı bağrına.\nZorlu hayatın bütün zevklerini tatmış,\nVe yorgun,\nVe şefkate muhtaç\nIrmaklarla kucaklaşmalıydı.\nSavaşlar çıkmalıydı uğruna; \nYıllar 'zeytin dallarını' boğmalıydı sularında.\nKaradeniz’in 'mavi yapraklı' aşk nağmelerini,\nAkdeniz’e ulaştırmalıydı:\nÖyle mağrur,\nÖyle kırılgan...\n\nAslında Karadeniz olmalıydı adı hayatın:\nHer daim çılgın,her daim güçlü.\nFalezlerinde kırımlı kızların çığlıkları,\nFalezlerinde kemençe sesleri çınlamalıydı.\nVe 'çay' kokmalıydı; \nBütün hasretler,\nBütün ıstıraplar…\nRotasız şilepleri sevdalısına ulaştırmalıydı.\nVe sevdalının adı en çokta annem olmalıydı; \nAnnemse 'hayat'...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey Seni Bekliyor...",
        "poet": "Mehmet Halis Bozkurt",
        "poem": "\n\nYıllardır renklerle oynadım durdum\nBir resmin yapmaya gücüm yetmedi\nSeni dağda taşta kırlarda gördüm\nBu defa da resim bitmek bitmedi...\nİşte benim böyle tüm özgeçmişim\nKolayl....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey Senin İçin",
        "poet": "Yusuf Kemal Çetin",
        "poem": "\n\nYanarım senin için, \nAteşler beni alev alev sarsın. \nÖlürüm senin için, \nKara toprak canımı alsın. \n\nDuygularım yüreğim şahit. \nSevdim seni gözyaşlarım anlatır. \nGözlerimden uzaklara gitme, \nSen Çok seviliyorsun bende.... \n\nBir Ömür Herşey Senin İçin. \n\n03/10/2007 \nçarşamba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey 'Vatan' için!",
        "poet": "Yusuf Arslan",
        "poem": "\n\nBen  babayım,ben ana\nVerdim canı,canana..\nFedadır Hak yoluna \nHerşey 'vatan' içindir.\n\nAktır günüm karada,\nArada bir, arada\nİlaç olur yarada\nHasret, 'vatan ' içindir.\n\nDolsada yaşla gözüm,\nİleridir hep sözüm,\nAteşteki bir közüm,\nYanar...' vatan' içindir.\n\nGeceleyin nöbette\nBir kalın gocuk örtte,\nSaat kurulu dörtte,\nKalkın 'vatan' içindir.\n\nİyi,kötü askerlik,\nAllahada yap erlik.\nÖlüme bir seferlik..\nCanın,'vatan' içindir.\n\nSen, 'şehidsin' be çocuk! \nKanınla oluk oluk,\nCennetteki tomurcuk,\nAçar 'vatan' içindir.\n\nASKERLERİMİZE VE AZİZ ŞEHİDLERİMİZE....ONLARIN AİLELERİNE.....\n\n25/10/1998\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey Siyah",
        "poet": "Özlem Ayşe Çiçek",
        "poem": "\n\nKimse bilmiyor seni özlediğimi...\n\nHerşey Siyah!\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Herşey Yeniden Başlıyor",
        "poet": "Burhan Gök",
        "poem": "\n\nHerşey Yeniden Başlıyor\n\nHava kararıyor inceden \nSen benim bir tanem oluyorsun saf bir duygudan\nÇektiklerimi ödünç veriyorum bir akşam karanlığına \nDiyorum ki; beni güneş doğana kadar ona bağla\n\nAy gülümsüyor bize \nYıldızları diziyorum önümüze \nSeni beni, yani aşkı unutmasınlar diye \nOlamaz! Güneş gözüküyor \n\nHer aşkı gören gibi eğiyor başını \nO da güneş doğana kadar izin veriyor\nGülümseyip yalnız bırakıyor bizi\nÖlümde susuyor, karışmıyor aşkın safına \n\nŞiirlerin en güzeli şimdi yazılıyor \nTarihin Leyla ile Mecnu ‘nu şimdi düzeltiliyor \nAşk ansiklopedileri şimdi basılıyor\nVe ben bugün yeniden doğuyorum. \n\n19 Mayıs 2010  \n  Çarşamba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey Yerli Yerinde.!",
        "poet": "Hasan Basri Kale",
        "poem": "\n\nbuhur kokuları\ndumanın ardında\nmest olmuş / kıyı\nhicran akıntıya\nkürek çekmekte\n\nay yükseliyor\ndeniz\nüstünde\nfarkında değil \nhiç kimse \nayın ucu / deniz\ndibinde...\n\nkürekler hala\nson sürat \ngirip girip / çıkıyor\nakıntıya doğru\nnedense...\n\nhasret yerinde\nakıntı dolu dizgin\nkollar yorgun\nuyur deniz / bebek masumluğunda\ngittiğini sanan / aldanır\ndönüş yok geriye...\n\ndemir atmış herşey dibe\nherşey yerli yerinde...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşey Yolunda   Makale",
        "poet": "Atiye Danış",
        "poem": "\n\nDün dündür,bu gün bu gündür,yarına Allah kerim.... \nHerşey yolunda.... \n\nEYLÜL 2012 AÇLIK ve YOKSULLUK SINIRI \n\nGıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt) , ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarı (yoksulluk sınırı)  ise 3.091,65 lira olarak hesaplanmıştır. \n\nOysa Asgari ücret \n\nASGARİ ÜCRET 16 YAŞINDAN BÜYÜKLER İÇİN BRÜT: 886,50 TL \nASGARİ ÜCRET 16 YAŞINDAN BÜYÜKLER İÇİN NET: 701,44 TL \n\nEmekçinin,fukaranın tek geçim yeri olan Pazarlar bile artık el yakıyor. \n\nHerşey yolunda.... \n\nHız kesmeyen vergilerin yükü külliyen alt ve orta gelirlilere fatura edilmektedir. \n\nEkmekten / Tuza yediklerimizin tamamında dışa bağımlılık ve de kanserojen,hormonlar bulunmaktadır. \n\nHerşey yolunda... \n\nHastahaneler,Hapishaneler tıklım tıklım.Bu Ülkeye sürekli Ceza evleri yapılmakta.Onbirbin kapasiteli Silivri bile yetersiz kalmaktdır. \n\nOkullardan çok Camiler var.Olsun ne mutlu müslüman bir Devletiz yakışır bize amma...genelde Cumadan,Cumaya dolan Camiler sair günlerde keşke Dershane yapılabilse.Çünkü Okullar kifayetsiz ve de aralarında yıkıldı,yıkılacaklar var.Öğrenciler perişan nerde bu eşitlik ilkesi anlayamıyorum? \n\nHerşey yolunda... \n\n3-5 bin pkk lıyla başa çıkılamıyor.iyi korunup,iyi gizleniyorlarmış? Ya bizimkiler? Vatan-Millet-Sakarya 30-40 kiloluk sırt çantaları ile dağlarda ölüme koşuyorlar.Şehit cenazelerinin ardı arkası kesilmiyor. \nHani diyorum Doğu,G.Doğu sınırına bir Çin seddi yapmak o kadar da zor değil.30 Yıllık terör bilançosu katirilyonları geçti.Oysa ki set bir kere inşa edilecekti. \n\nHerşey yolunda.... \n\nDünya şampiyonuyuz oleyyyy.....)))  Benzinde,yakıt meselesi yani.. \n\nHerşey yolunda.... \n\nKiminle karşılaşsak suratlar asık,konuşma hali yok,takatsız,mecalsiz,tatilsiz bir millet olduk.Yalılarda,Saraylarda,Yatlarda yaşayanlar hariç. \n\nHerşey yolunda.... \n\nÖyle ki hiç bir siyasetçi bu milletin feryadını duymuyor ancak birbirleri ile polemik yarışındalar. \nSiyasiler ferdi çalışmakla meşguller. \n\nHerşey yolunda... \n\nHak hukuk aramakta boşuna.Hak ve Hukuku da ancak parası olanlar arayabiliyor ve de arayabilecekler.Çünkü harçlar dehşet. \n\nHerşey yolunda.... \n\nDaha Emeklisi,Askeri,Polisi; öğrencisi; ev kadını ve çalışanı var bitmedi... \n\nYine geleceğim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşeyde bir yaşadık",
        "poet": "Muhittin Şahin",
        "poem": "\n\nKimler çanak tutuyor, acep kim kışkırtıyor? \nHer geçen gün ihanet, soytarılık artıyor\nSoysuzlara aldanıp, kimler bayrak yırtıyor? \nBayrakta bir yaşadı, bu ülkede yaşayan\n\nEvlatlar can verirken, ana çeker ahu zar\nKim çaktı kıvılcımı, neden sönmüyor bu nar\nLaik devlet düzeni, Osmanlıdan beri var\nDininde hür yaşadı, bu ülkede yaşayan\n\nHürriyet ne,Vatan ne, bilemez hain itler\nHepimizin sırtında, asalaktır bu bitler\nHer dinden her kökenden, can verdi koç yiğitler\nDevlette bir yaşadı, bu ülkede yaşayan\n\nCephelerden cepheye, ayrı dilde koştular\nResmi dil Türkçe diye, tek dilde buluştular\nKürtçe, Lazca, Çerkezce, hepsini konuştular\nDilde de bir yaşadı, bu ülkede yaşayan\n\nEzan, bayrak uğruna, birlikte savaştılar\nBarışta bir yaşadı, zorlukları aştılar\nŞimdi neler oldu da, doğru yoldan şaştılar\nHer şeyde bir yaşadı, bu ülkede yaşayan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşeyde İstanbul",
        "poet": "Sıdıka Erdoğdu",
        "poem": "\n\nGemiler yarıp gider denizi\nDalgalar vurur kıyıya \n                 Sahilde İstanbul\nMartılar özgürlük türküsü söyler\nKanat açarlar gök yüzüne\n                Gökyüzünde İstanbul\nEndamlı bir çizgi boğaz köprüsü\nBaşı İstanbul sonu İstanbul\n\nBir kere sevmeye görsün insan \nGönlünde İstanbul gözünde İstanbul\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşeyden Hatıra",
        "poet": "Mehmet Bingöl",
        "poem": "\n\nBelkide çok sevdik diye yaşandı bunca kırgınlık \nHayat acımadı yine kaldı elimizde yanlızlık \nÇok severken vurdu sol yanımı ayrılık \nHer şey için çok geç artık düştü yüzümüz pişmanlık \n\nYaşanan her şey bizim kaldı bir hatıra \nÇok zaman geçti yalanlar girdi araya\nAnlayamadık gerçekleri sevdamız kaldı başka bahara\nÇok bekledik mutluluğun gelmesini gözümüz kaldı yollarda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşeye Rağmen",
        "poet": "Fatih Mehmet Karaca",
        "poem": "\n\nHer şeye rağmen dünya\nYaşamaya değer\nHer şey güllük gülistanlık\nOlamaz hiçbir zaman\n\n   Zaten her şey istediğimiz\n   Gibi olsa bile\n   Nereden ayırt edebileceksin\n   İyiyi,güzeli,çirkini\n\nSıcak olur,serinlersin\nSerinlediğine sevinirsin\nSevindiğin için mutlu olursun\nGüzel duygulardır bütün bunlar\n\n   İlkbahar,Yaz,Sonbahar,Kış\n   Yaz olmazsa kış olamaz\n   Kış olmazsa yaz olamaz\n   Hepsinin yeri ayrı ayrıdır\n\nHerşeye rağmen dünya\nYaşamaya değer\nYaşama sevincini kaybetme\nGüzellikler dolu bak çevrene.\n\n               Fatih Mehmet KARACA\n      (20.06.2004) KIRIKHAN/HATAY\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşeye Rağmen",
        "poet": "Orhan Bektaş",
        "poem": "\n\nBilseydim severmiydim  demedim sevdim seni\nHüznümü bile bile derdimi göre göre\nBiliyordum sensizlik ur gibi büyüyecek\nHer gün batımı sensiz ruhumla eriyecek\n\nBiliyordum ilkbahar çiçekler açılsa da\nHer sonbahar yapraklar yeniden sararacak\nDüşecek beyaz karlar savrulan saçlarıma\nBiliyordum figanım dolacak ahlarıma\n\nHer sabah gün doğuşu geceyi söndürecek\nSenin adını alan yıldızı öldürecek\nBen yine döneceğim anılar denizine\nHatıralarda aşkım yeniden dirilecek\n\n21/06/2008.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşeye Rağmen",
        "poet": "Kudret Kobal",
        "poem": "\n\nBeni sevmeni asla istemedim\nAnlayışını bekledim yalnızca\nSana ne bir deniz \nNe de bir okyanus gibi baktım\nSeni yalnızca uzaktan hissetmek istedim\nHer şeye rağmen hissetmek istedim seni\nAsi bir deniz gibi\nVaroluşunu sevdim yalnızca\nSeni kaderim gibi\nNefesim gibi sakladım içimde\nHer şeye rağmen sakladım seni\nAsi bir deniz asi bir deniz gibi\nHer şeye rağmen sevdim seni\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşeyi",
        "poet": "Levent Karakaş",
        "poem": "\n\nHERŞEYİ\nHer şeyi:\nAma her şeyi bırakıp gittin,\nHayallerimizi, arzularımızı geleceğimizi.\nOysaki; \nNe hayallerimiz vardı seninle,\nEn çokta bahçeli bir ev istiyordun benden.\nÖnünde balkonu olan:\nBahçeli bir ev.\nHayallerimiz vardı; \nPamukkale’ye gidecektik,Ürgüp göreme ardından.\nHer şeyi:\nAma her şeyi bırakıp gittin.\nHayallerimizi geleceğimizi.\nMardin,Hasankeyf,Urfa vardı sırada.\nGittin gitmesine de; \nHayallerimide alıp gittin.\nŞimdi ne önünde balkonu olan bahçeli bir ev,\nNe Pamukkale Ürgüp göreme.\nNede; \nMardin Hasankeyf Urfa var.\nHer şeyi:\nAma her şeyi alıp götürdün benden.\nBir tek:\nİçimden sıcaklığını,yüreğimden sevgini,\nDilimden ismini alamadın.\nBuna da gücün yetmez zaten.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşeye razıyım",
        "poet": "Önder Öztürk",
        "poem": "\n\nSen her gece hayalini kurduğum ve dakikalarca tutarsızlığını yaşadığım akıl kar’ ımsın. Geceleyin doğan güneşim, gündüzümün ay halisin. Kararsızlığımın korku hissi, içimdeki yangının sahibisin. \n\nGidebilirsin tamam, yüküne hamal arayabilirsin. Zaten ben seni hiç sevmemişim ki. Hayalin kaldı yalnız, birde kulaklarımda sesin çınlar hala, onlarıda al. Kalmasın senden ne bir eser ne bir emanet. Yada bir parça daha kal, olurmu. Tırnaklarım sökülüyor gidişini seyrederken. Acımı atlatayım öyle git. \n\nBazen Kayseri’ de vagonların kovaladığı hayaldin, bazen Ankara’ da bir sonbahar, ne güzelde İstanbul’ a benzerdin. Ahhh Adana sevdamın vurgun yemiş şehri. Gitme desem kızarmısın. Yıkılmasın şehirler ve kırıma uğramasın insanlar olmaz mı? Bak hayallerimde köşkler var hala, dökülmesin sonbahar gibi. Al her şeyim senin olsun. \n\nTamam git, nede olsa zamanla unutulurmuş her şey. Sesini duymak istemiyorum Kokunu solumak mı asla bir daha. Gidebilirsin, kendine hamal arayabilirsin. \n\nAma karasızlığımın buhranını yaşatma bana ve kal az daha. Israr edersen bilki ben olmayacağım. Sen gidersen bende gideceğim. Kalıyorsun değil mi? Her şeye razıyım. Gitme…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşeyim..",
        "poet": "Ali Can Şahin",
        "poem": "\n\nYine hüzün var gökyüzünde..Gece soğuk donduruyor adeta..ve hiçbir şey görünmüyor o sonsuz karanlıkta...Uzaktan bir ışık parıldıyor aniden...O an vazgeçiyor gökyüzü ağlamaktan...Isınıyorum iliklerime kadar..ve görüyorum herşeyi tüm çıplaklığıyla..SEN..evet sen..Bana yeniden yaşama umudu veren..Yüreğime sevmeyi öğreten...Bırakma sakın ellerimi..Çünkü vazgeçersen..durur yüreğim...sonsuza dek kapatrm gözlerimi...Nasıl söylerim o zaman seni ne çk sevdiğimi...?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşeyi Mavimsemek",
        "poet": "İrfan Öztürk",
        "poem": "\n\nherşeyi mavimsemek\n\nokyanus tadında\n\nadımda adını taşımak\n\nve seni yaşamak bir temmuz gecesi\n\nbahar bir bakışla...\n\n\n\nben hep seni uğurluyorum\n\ngüneşin yerine\n\nher akşamüstüsü\n\nve yıldız yıldız oluyor\n\niçimde çiçekler...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşeyim..",
        "poet": "Anıl Erkmen",
        "poem": "\n\nUzaklıkla ilgili değil\nUnutmanın hiç alakası yok\nSevgim,zaten bitmeyen bir özlem\nHerşeyim,vazgeçilmezim.......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşeyi Göze Al Da Git",
        "poet": "Ayşe Gürgan",
        "poem": "\n\nGözlerime bak da söyle\nBöyle sevgi hani nerde\nBu sadakat bu şefkati\nBulamazsın hiç kimsede\nDuygular kirlenmiş\nYırtılmış ar perdesi\nSevdalar iki günlük\nİhanet hep ertesi\nYalan dolan iftira\nDünya cennem olmuş\nPas tutmuş tüm yürekler\nMasumiyet kaybolmuş\nCesaretin varsa git\nAşkımızı harca git\nPişman olursun bir gün\nHerşeyi göze al da git\nKerem sevmedi Aslı'yı\nBöyle derin bir tutkuyla\nİnan mutlu olamazsın\nSen de benden başkasıyla\nDuygular kirlenmiş\nYırtılmış ar perdesi\nSevdalar iki günlük\nİhanet hep ertesi\nYalan dolan iftira\nDünya cennem olmuş\nPas tutmuş tüm yürekler\nMasumiyet kaybolmuş\nCesaretin varsa git\nAşkımızı harca git\nPişman olursun bir gün\nHerşeyi göze al da git.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşeyim gidiyor",
        "poet": "Serdar Nacar",
        "poem": "\n\nBu akşam yağmur durmadan yağıyor\nHatıralarda beni bırakıp gidiyor\nBoş artık sensiz kalbimde,gönlümde\nDur yağmur herşeyim gidiyor\n\nYağan yağmurla bende gidiyorum\nHatıralarını bir kenara bırakıyorum\nSensiz özgürüm artık kuşlar gibi\nDur yağmur herşeyim gidiyor\n\nSokaklara yağan yağmur dinsin\nAşkımı sevgimi geriye versin\nYeniden güneş doğsun istiyorum\nDur yağmur herşeyim gidiyor\n\nBu akşam üstüme yağmur yağıyor\nGünahlarımda ıslanıp gidiyor\nGözyaşlarımıda silmeme gerek yok\nDur yağmur herşeyim gidiyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşeyim Oldun...",
        "poet": "Şevket Çakar",
        "poem": "\n\nFarklıdır adada yaşamak \ndaracıcık ak badanalı sokaklarda\nyürüyüp\nyürüyüp\nKaybolmak.\nSonra enginn \nbir denizin kucaklaması seni...\nSevgili...\nNasıl anlatılır sana bunlar\nBilemem ki...\nGün batımı.\ndaha doğrusu\nbatmaya bir mızrak boyu \nkalmış hali...\nGüneş rakı burcundadır artık.\nGelsin buzz gibi rakı\nyanında balık\nve de\nillaki sen...\nHerşeyim oldun birtanem...\n\n\nŞevket ÇAKAR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşeyim Sen",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\nkapattın kalbine çıkmam imkansız, kilidi sende\nhayatım baştan başa seninle en güzel bilmece! \nbunalım, üzüntü, dert gülünce bir an da siliniverir\ngönlümün çiçeği, yaşantımın rengi,ruhumun sevinci.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HerŞeyi Bitirdik",
        "poet": "Kemal Hayat",
        "poem": "\n\nÖnce Sen İstedin Bu Hayıt Neden \nBiz Aşkla Başladık Bu Gurur Neden\nŞimdi Sen Yolcusun Baş....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşeyim Senin",
        "poet": "Hülya Köroğlu",
        "poem": "\n\nSana mevsimlerimi verdim sevgili,\nYeşil,turuncu, ak.\nSenin için döküldüm sonbahar yüzlüm,\nYaprak yaprak...\nSana denizlerimi verdim sevgili,\nDalga dalga kıyılarına vurarak.\nSenin için göçtüm bu diyarlardan,\nFersah fersah...\nSana özlemlerimi verdim sevgili,\nYanıbaşında hasret duyarak.\nSeni yüreğime bastım sevgili,\nKucak kucak...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşeyimdin",
        "poet": "Murat Sedefli",
        "poem": "\n\ncünkü sen herşeyimdin bense senin hiçindim birindim toplamda hiçbir şeyindim çıkarmaya da gerek yok hiç kalbine girmedim ki böldün parcalara ayırdın beni problemin oldum matematikdeki cözümlenemeyen soru gibi... aslında sen benim cografyam kimyam idin gidişin alt üst etti dengeleri yoklugunda savruldum her bir tarafa esen sert rüzgar aldı götürdü bertaraf oldum ama yinede yıkılmadım icimde ki sevgi hep ayakda tuttu beni sen yanımda olmasanda olamasanda hep SEV dedim sana GİLİM ise icimde kaldı kanadı kırık kafesinde bekleyen bir kuş misali ama onu icimdiki insan sevgisi ile büyüttüm ellerimle ben özgürlüğe bırakacagım haykırarak bagırarak sen yanımda olmasanda. 04.09.2010 SÖZ:MURAT SEDEFLİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşeyimsin",
        "poet": "Anıl Esen",
        "poem": "\n\nGüneş kadar parlaksın bana\nkaranlıksın geceler kadar \nyıldızlar kadar uzak\ndost kadar yakın\niçimdeki korkusun\nkalbimdeki sevinç\nhayatımın anlamı \ndünyamın nefretisin\nsen benim herşeyimsin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşeyimdin Sen Benim....",
        "poet": "Umut Akkaya",
        "poem": "\n\nayrı dünyaların insanı değildik ama,.. \naynı dünyanın insanıda değildik... \naşk bile değildi aramızdaki.. \nbelki bir tutku belki bir anlık arzu bilemedik... \ngün oldu bir günlük ayrılık dokundu özledik,.. \nleyla mecnun kadar olmasada istedik.. \nen iyisi en doğrusuydu bizce ayrılık.. \ndüşman olmadan birbirimize bitirmek.... \nher şey bu hata,bu günah ikimizin....keşke hiç başlamasaydık,yada.gerçekten sevebilseydik\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşeyimsin",
        "poet": "Fahrettin Koç",
        "poem": "\n\nŞöyle bir düşündüm seni yine,\nTüm karmaşık duygularımla,\nUzun uzadıya.\nAşkla,\nSevgiyle,\nGururla.\nNefretle,\nKırgınlıkla,\nKızgınlıkla.\nÜzüntüyle,\nPişmanlıkla,\nSuçlulukla,\nHepsinde bambaşkasın.\nHepsinde başka başka bir coşkusun.\nGüzelsin,\nTatlısın,\nMeleksin,\nCennette beklediğim tek huri sensin.\nSevinçsin,\nNeşesin,\nIrmaksın,\nBin içim aşk dolu bardaksın.\nGüzelimsin,\nCanımsın,\nCansın.\nBirtanemsin,\nHayatsın,\nBenimsin,\nBiricik sevgilimsin.\nSensin, \nBensin,\nBizsin,\nSen herşeyimsin.\n\n10 Ekim 1983, Edirne.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşeyin Birbirinden Ayrı",
        "poet": "Aşık Alicani 2",
        "poem": "\n\nGözlerin deniz feneri aşkın yolunu gösterir\nYanakların tepeler misali insanı sele batırmaz \nEllerin ağaç dalları, bataklıktan kurtarır\nDudakların kapan misali mahsumları tıktırmaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşeyimsin sen benim",
        "poet": "Sinan Biçer",
        "poem": "\n\nBaş başayım karanlık odamla\nYine aktı gözümden son damla\nÜzüntü keder acı ve gamla\nHerşeyimsin birtanem  her şeyim…\n\nElini kalbine koy ve yokla\nVerdiğim o gülü son defa kokla\nVurup öldürsen de mızrakla okla\nHer şeyisin birtanem her şeyim…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herseyin Anlami Sende",
        "poet": "Elif Gültekin",
        "poem": "\n\nYavasca dusuyor kar taneleri\nVe sehri olumcul bir sessizlik sariyor\n\nKar istanbula anlam katiyor,\nIstanbul sana.\nYani demek istedigim\nBurada olsan,\nIstanbulda,\nHer seyin bir anlami olurdu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşeyinle seviyorum",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nKaç defa sordun ben cevap verdim. \nAnadolu denilen kız ben seni seviyorum \nKışın beyaz gelinlik giymiş dağlarını\nBaharın yeşilin her tonu bayırlarını. \nYaylada meleşen yeni doğmuş kuzularını \nsenin her şeyinle seni ben seviyorum. \nÖnün için ben hep sana ben titriyorum. \n\nBen seni sevenleri ben kıskanıyorum \nSana göz koyanla vuruşuyorum \nŞaşırma aslında Anadolu seni çok seviyorum \nCoşkuyla akan çağlayan ben derelerini \nPetekte bal yapan arılarını \nSenin her şeyinle seni ben seviyorum. \nOnun için ben hep sana ben titriyorum.\n\nSöylüyorum ben de şimdi herkes anlasın \nAnadolu vazgeçilmez yarımdır herkes bellesin \nBu aşk dilden dile dolaşsın OZAN çalsın söylesin \nÇok süslenme kimse sana yan gözle bakmasın \nSenin her şeyinle seni ben seviyorum. \nOnun için ben hep sana ben titriyorum. \n\nHalil ÇOLAK 19.01.2010 \nANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herşeyin Temelinde",
        "poet": "Süleyman Zaman",
        "poem": "\n\nBirleşti iki gönül, samanlık seyran oldu\nGönül daldı Ummanlara, tinler aşkla doldu\nEridi bedenin kendi, canla canan kaldı\nAşk tamamlamaktır, eksik olanı bir tinde\n\nGüzeldir sevmek, ama ihanetler olmasa\nGüzeldir çiçekler, ama sararıp solmasa\nGüzeldir mutluluk, ama hüzünler kalmasa\nSevgi aranmalıdır, her şeyin  temelinde\n\nSevmek ve sevilmek kıvandırır her insanı\nÖmür boyu mutluca yaşayın siz her anı\nSevmenin veya sevilmenin en temel yanı\nKendinde olmayanı, katmak kendine özde\n\nBülbül güle aşıktır, ama gül onu bilmez\nSevmeyen insanlar, yaşam boyunca hiç gülmez\nKarşıtlar olmadan, evrende gelişim olmaz\nAşk da karşıtlığın temel cevheridir özde\n\nAşık oldun, uzamda cananınla buluştun\nAradın sonunda sen  maşukuna kavuştun\nAşkın badesinden, çokça doldurdun çok içtin\nAşık ile maşuklar ayrı değildir özde\n\nAşk geçici olandır, sevgi kalır sonsuzca\nYaşamalı insanlar, her zaman dostça, canca\nPaylaş sevdiğinle her şeyi, ömür boyunca\nPaylaşmak, üretmek ve sunmaktır  sevgi özde\n\nÜzüntülerden uzak, yaşam boyu gülesin\nHer acıyı bedeninde kolayca  savasın\nHer zaman,  aşkla, sevgiyle mutluca kalasın\nYaşamanın gerçekçe anlamı budur özde\n\nGönül bahçesine, ektin nadide bir çiçek\nEkilen  çiçeğe vurulmuş,  bir bülbül gerek\nVarolamaya yönelik, Zamanım’ da ki erek\nMücadelenin gerçek anlamı budur özde\n\n          10.02.2005\n\n\n \n\n                 BİL DERİM\nKarşıtıyla vardır, evrende bil ki her şey\nSonsuzca kalmaz dünyada, ne ağa,ne bey\nİstiyorsan mutlu olmak;  ya saz çal ya da ney\nİnsanı sanat insanlaştırır bil derim\n\nNe ürettin, ne yaptın, bak sen  eserine \nYalnızlıktan uzak dur, gir insan cemine\nKapılma ha duyguların  gemsiz seline\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hertelden",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nBöyledir şu garip halleri yaşamın\nRüzgarın sırtına at biner gibi insanın gönlü ordan oraya\nBir zaman olur\nYeri göğü birbirine katan bozgun alazı silen süpüren\nBir zaman olur\nSever,\nSevdalanır öfkesine yenilerek silip süpürdüklerine\nEzgin, pişman, burgun...\nBöyledir,\nBirzaman olup paydos ve yorgun bir günün\nZaman akıntısına kapılıp\nAkşam ışıklarında karşıya geçmekte zorlandığı\nBir zaman olur\nKendi  alnında hat numarası yazan bir otobüstür\nCam kenarı \nYolortasında\nYağmur birikintisine \nYorgun bitkin bakan bakışlarda\n\nSeyfi Karaca...........Kasım / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heryani Yesil Bizim uzungöl",
        "poet": "Sait Sezgin",
        "poem": "\n\nDerelerin haril haril akiyor\n Turistlergelip durup bakiyor\n Ziyarete gelen hayran oluyor\n heryanin yesil bizim uzungöl\n\n uzungöl insani  misafir perver\n Güllük gülitanlik  tertemiz heryer\n Kültürlü gencligi sanki bir cevher\n Heryanin yesil bizim uzungöl\n\n Ilimde irfanda  gencligin önde \n sahip cikbeldene heran  hergünde\n Yolun acikdir yürü sen önde\n Heryanin yesil bizim uzungöl\n\n Uzungöl gencligi iyihesap etmeli\n uzungölümuze sahip cikmali \n Manada madede birlik olmali\n heyanin yesil bizim uzungöl\n\n turizm denen illet  sarmadan bizi\n Temiz tutmaliyiz biz cevremizi\n Kontrol etmeli tüm bölgemizi\n Heryanin yesil bizim uzungöl\n\n Uzungöl senligi yapmali heryil\n Tanismak bulusmaktir bunlari senbil\n Uzungöllü olmakta bunlar dir delil\n Heryanin yesil bizim uzungöl\n\n Uzungöl topragiOrmani dagi\n Birbirimizle kurmali  bir gönül bagi\n Teryagindan olur  meshur kuymagi\n Her yanin yesil bizim uzungöl\n\n Yaylalarin yüksek cayir cimenlik\n Sahip cik beldene uzungöl genclik\n Hile hurda bilmez  meslegi mertlik\n Heryanin yesil bizim uzungöl\n\n Sit özel cevre  turizm belasi\n Senlenir baharda mezra yaylasi\n Hakka yalvaran kabul duasi\n Heryani yesil bizim uzungöl\n\n Bulusmali heryaz ihtiyar genclik\n Uzungölde bulusup yapmali senlik\n Turizm konusunda olmali birlik\n Heryani yesil bizim uzungöl\n\n Gölün etrafina duvar örüldu\n Gölün cevresi hepten bozuldu\n Bunlar yapilirken kime soruldu\n Heryani yesil bizim uzungöl\n\n Bizi yönetenler bizemi düsman\n Kimi sectikse olmusuz pisman\n Dikatli olmazsak halimiz yaman\n Heryani yesil bizim uzungöl\n\n Uyanik olmaliyiz neyapilirsa\n haberimiz olsun necakilirsa\n Cevreyi temiztut ne atilirsa\n Heryanu yesil bizim uzungöl\n\n Bize lazim bizden olan bir lider \n Hem halkini hem uzungölü sever\n Secmezsek bizden olani eger\n Halimiz perrisan bilesin gardas\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heryanım",
        "poet": "İlhami Türker",
        "poem": "\n\nbir yanım Saraybosna\nbir yanımsa Bursa\ndiğer yan\nbiraz İstanbul\nbiraz Ankara\n\nkaç yanım varsa\nişte böyle \nparça parça\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heryanım",
        "poet": "Mahmut Karahan",
        "poem": "\n\nBu neyin yası bilmiyorum\nGözlerim ağlamaktan\nGeceye kapanmamaktan yorgun\nBir ot ki ağzımda gece zehir\nYırtıcı bir hayvan eşgali\nHeryanım sızlıyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Herzaman",
        "poet": "Arif Toprak",
        "poem": "\n\nher zaman \n\nne zaman dağlara ışık yaksam\novalarla halay çeksem\nbaharlara kuş uçursam\nsen gelirsin aklıma\n\nne zaman gözlerin \ngözlerime değse\nyeşillenir\nfilizlenir\nşenlenir\n\nnisan/99\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hesap",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nKoy bu yürek aşkınla, kor ateşte kavrulsun,\nYansın bitsin kül olsun, rüzgârlarda savrulsun.\nYükselip her zerresi, tutunsun gök kubbeye, \nHesabı Mahşer günü, gözlerinden sorulsun.\n\n22 Temmuz 1991 – Pazartesi / Konya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hesabını Soralım",
        "poet": "Yusuf Turabi",
        "poem": "\n\nSiyonistler boş bulmuş islamın meydanını\nSırp vanpiri emiyor müslümanın kanını\nNezaman alacağız kardeş intikamını\n\nUyan ey ehli islam mahkemeyi kuralım\nDökülen göz yaşının hesabını soralım\n\nYahudi israilli müslümanı eziyor\nSokaklarda evlerde katliam kol geziyor\nKüçücük çocukları kursunlara diziyor\n\nBir olup yahudinin kafasını kıralım \nÇocuk feryatlarının hesabını soralım\n\nAllaha inananlar sokaklarda çürüyor\nŞüpesiz yüce allah olanları görüyor\nGün intikam günüdür müslüman ne duruyor\n\nUyanalım uykudan küfre karşı duralım\nAkıtılan kanların hesbını soralım\n\nKudurmuş siyonistler yapıyor vahşetini\nSokaklara yansıtmış dünya adaletini\nKedi köpek yiyiyor ölenlerin etini\n\nResuli ekrem gibi müşriklere vuralım\nYıkılan camilerin hesabını soralım\n\nBiz suskun duracağız yahudi can alacak\nBu vurdum duymazlığın sonunda şu olcak\nYüce allah bu yüzden bizden hesap soracak\n\nAf dileyip allahtan sercdeye yüz sürelim\nBosnadaki bacımın hesabını soralım\n\nZulüm dinmek bilmiyor kan içip kan yiyorlar\nÇıkarlarına uygun barış olsun diyorlar\nGelinlere kızlara işkence ediyorlar\n\nGözleri kan içinde ağlamasın maralım\nBozulan namusunun hesabını soralım\n\nBütün dünya halkına yardım edin diyorlar\nYapılan yardımları zalime veriyorlar\nİlaç yoktur hastalar çaresiz inliyorlar\n\nYıkık hastahanede inlemesin yaralım\nÇıkan iniltisinin hesbını soralım\n\nAmerika ırakta müslümanı vuruyor\nRuslar çeçenistanda mazlumları kırıyor\nUtanmadan bizlerden insan hakkı soruyor\n\nGözlerimizi açıp gerçekleri görelim \nBu çifte standartın hesabını soralım\n\nBütün islam alemi cayır cayır yanıyor\nAllahım bu vahşete arş nasıl dayanıyor\nSıkıdur ehli salip türkiyem uyanıyor\n\nÇekilen şahadetin hakkını tam verelim\nYapılan mezalimin heabınmı soralım\n\nYarabbi kalbimizde alevlendir közleri\nAdaleti tatbike görevlendir bizleri\nÇaresiz insanların gülümsesin gözleri\n\nTurabi kardeşimin yarasını saralım\nAçılan yarasının hesabını soralım\n\n                          Yusuf Turabi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hesabım Seninle",
        "poet": "Murat Kavas",
        "poem": "\n\nHESABIM SENİNLE \n\nHesabım seninle biter mi söyle\nResimleri yırtıp attığını yaz\nSeviyorum diye kandırmak kolay\nYüzün yok yalana battığını yaz \n\nBilmeden düşmüşüm nar sıcağına\nKader mi düşürdü zar kucağına\nÇok haberler saldım yar ocağına\nSenin bana her gün çattığını yaz\n\nGece düşlerimde seni ararken\nAşkınla sevdanla yanıp dururken\nHasretinle için için çürürken\nSeninde çok rahat yattığını yaz\n\nDoğruyu söylemek zor mu fertlere\nRastlamaz mı insan bir kez mertlere\nAlıştım mı bilmem ben bu dertlere\nÖmrüme çileyi kattığını yaz\n\nYalan sözlerine delice kandım\nGüzel yüzlüm seni cananım sandım\nHazani pazarda cevherdim candım\nBeni nasıl pula sattığını yaz\n\n28/02/2009\nÂşık Hazani\nMurat KAVAS\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hesabınız Bugün Kapandı ",
        "poet": "Gülten Alp",
        "poem": "\n\nBen kime değer verdiysem, incitmek için sıraya girdi. Beni saf sandılar galiba, sessizliğimin perdesinde sabrımı sınadılar. Herkesi kendi yerime koyarak düşünmekten yoruldum, olgunluk bir bana mı verildi? Heyy! Alttan aldıklarım, sabır gösterdiklerim, cahilliğinize verdiklerim, susupta insan yerine koyduklarım hesabınız bugün kapandı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hesabı Hiç Sorulmazmı",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nSeni böyle solduranın,\nKalbe elem dolduranın,\nKöpek gibi saldıranın,\nHesabı hiç sorulmazmı.\n\nYarım kalan sevdalar,\nŞimdi bizi kimler anlar,\nAramızda sıra dağlar,\nHesabı hiç sorulmazmı.\n\nHakkın varmı ayırmaya,\nBu sendeki nasıl maya,\nEller hep giderken aya,\nHesabı hiç sorulmazmı.\n\nSevdim desem ne olur,\nDerdim nasıl son bulur,\nBelki de birgün sorulur,\nHesabı hiç sorulmazmı....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hesap-2-",
        "poet": "İslam Kızıl",
        "poem": "\n\ndevletin malını deniz yapalar\namerika denilen illete peşkeş çekenler\npkk ya destek verenler\ngün gelecek ödeyecekler bedelini\n\nnice bebeleri yetim bırakanlar\nbitmez tükenmez göz yaşı akıtanlar\nnice bacılarımızı dul bırakanlar\ngün gelecek ödeyecekler bedelini\n\ninşallah birgün bu savaşlar biter\nakan göz yaşlarının yerinde güller açar\nbu delinin yazdıkları artık buraya kadar\ninşallah herkez bişeler anlar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hesap",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\ntaksit taksit\nyaşanan hayatlarda\nsorun hep yarına taşınır \nbugünle hesaplaşılamadığından \n\nEylül  2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hesap Günü",
        "poet": "Kazım Bükülmez",
        "poem": "\n\nBakın işte geliyor hesap günü,\nUnutma kardeşim sen dünü.\nSofranda yenen kuru öğünü,\nSakın unutma sor,hesap günü.\n\nİşsiz kalan genç senin ferdin,\nHer gün çoğaldı senin derdin.\nBilmem oyunu kime verdin,\nArtık verme sen,hesap günü.\n\nDalga geçtiler küresel krizle,\nElektrik de küstü artık bizle.\nOy istiyorlar bizden ne yüzle,\nÇevir yüzünü sen,hesap günü.\n\nÜcret artışları yapılır adaletsiz,\nEmekliler perişan yaşıyor etsiz.\nGöründü iktidar çok kifayetsiz,\nSizde görün bunu,hesap günü.\n\nŞimdi uyumanın  hiç sırası değil,\nSende araştır öğren konuya eğil.\nÇağdaş demokrasiye ver meyil,\nOy ver çağdaşlığa hesap günü.\n\nŞair Kazım size uyanın demekli,\nO emekli hep keseden yemekli.\nEy sen ölmesi beklenen emekli,\nSor hesabını artık,hesap günü.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hesap Günü",
        "poet": "Hasibe Kaya",
        "poem": "\n\nYalan dünya'ya elveda derken birgün\nGidecegim yerde kapdan kaba konacagım \nYanacak tenim ateşler içinde Allahım \nSen beni ateşlerden koru Allahım \n\nHesap günü gelecek birgün eblbet \nTaşıyamıyacagım günah torbasını \nİyilik degil kötülük yapmaktan koru \nBeni kötü kularından eyleme Allahım \n\nYalan dünyada yaşarken şu can \nAklımdan çıkmaz olursun Allahım \nBenim senden korkum olmasaydı eğer \nHer kulun gibi yüklerim günah torbasını \n\nSen beni cehenem ateşinden koru Allahım \nKaderimde varsa yaşanak şeyler Allahım \nElbete hiç bir kulun kurtaramaz aciz kulunu \nSen beni cehenem ateşlerinden koru Allahım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hesap günü",
        "poet": "Ekrem Tonğ",
        "poem": "\n\ney hali vakti yerinde\ndünyanın malı elinde\nşimdi azrail peşinde\nne hesaplar sorulacak\n\nhani sadakan vermemişsin\nfakirleri görmemişsin\nahiret düşünmemişsin\nne hesaplar sorulacak\n\nsana dünya malı verdim\nfakirleri koru dedim\nyetim yedir doyur dedim\nyaradan hesap soracak\n\ndünya malı benim dedin\nnamaz niyaz öğrenmedin\nverene de şükür etmedin\nyaradan hesap soracak...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hesap günü",
        "poet": "Emin Kuzucular",
        "poem": "\n\n*\n\nİsyan denizinde batarken yatım,\nHesap günü iflasımı gördüm ben.\nHaramla kaplanmış, şu hayat çatım,\nHesap günü iflasımı gördüm ben.\n\nTakatim yok, iman gücüm çok yorgun.\nHayat deryasında yemişim vurgun.\nZiyanda isyanım sevgiye dargın,\nHesap günü iflasımı gördüm ben.\n\nKavga edip, kurşun attım gölgeye.\nKarşı koydum, açıklarda dalgaya.\nHayal kurdum cennet gibi bölgeye,\nHesap günü iflasımı gördüm ben.\n\nEmin’im, cürümün cezası haktır.\nKaçan fırsatların dönüşü yoktur.\nÇareler aradım çaresiz çoktur,\nHesap günü iflasımı gördüm ben\n\n*\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hesap günü",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nHayatın silinmeyen \nSiyah beyaz izlerini\nÖdünç yaşanan hayat\nZaman içinde sorgular.\n\nYaşanan gizli duygular \nGri renkte gizlenir \nUnutulmayan anılara\nYeni anılar eklenir.\n\nGelecek için çizilen çizgiler,\nRenkli hayallerle süslenir\nYeşil düşünceler bir gün\nGüneşle aydınlanır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hesap Soracağım",
        "poet": "Fatih Konuk",
        "poem": "\n\nBeni acımadan köşeye atandan\nKalleşcesine sırtımdan vurandan\nGözlerimden yaşlar akıtandan\nHesap soracağım\n\nGüneş batıdan doğmadan önce\nYıldızlar yere dökülmeden önce\nTanrı hesaba çekmeden önce\nHesap soracağım\n\nAşkımı, sevdamı hiçe sayandan\nArkamdan kuyu kazandan\nBeni yarı yolda bırakandan\nHesap soracağım\n\nSon nefesimi vermeden önce\nTopraklar bedenimi sarmadan önce\nMezar taşım dikilmden önce\nHesap soracağım\n\nMasum görünüp zalim çıkandan\nHerşeyini üç kuruşa satandan\nUmut kapılarımı kapantan\nHesap soracağım\n\nSaçlarıma karlar yağmadan önce\nEcel kapımı çalmadan önce\nTanrı hesab sormadan önce\nHesap soracağım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hesap O Hesap",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nElmayla armudu bermudu\nBir hesaba çıkılamayın diyorlar ama\nBen tüccar mıyım..? \nUzaktan yakından alakam yok...öyleyse..? \nGönülde asilik, kafada aksilik \nKitap olup yazılmışından satır satır\nCanım neyi çekerse, neye eserse gönlüm\nHangisinden ne dilerse hesap o hesap\nBir kavruktan \nBir gevrekten\nCeviz de olsun diyorum\nFıstıklaşıyor..bir fıstıklaşıyor\nDediğim güzel kadın anlıyor anlayacağını\nGülüm şahım düğüm bağlıyor düğüm\nSonraki iş...malum...\nKafası karışık\nÖteki düzgün oturuşlu sayılardan\nBize ne...\n\nSeyfi Karaca..........Kasım / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hesap günü görünüyor",
        "poet": "Ahmet Küçük 2",
        "poem": "\n\nSerin sular buza döndü\nGeçti yazlar güze döndü\nGüçler bitti, söze döndü\nHesap günü yaklaşıyor.\n\nGündüz gece akıp gitti\nArdına bağlayıp itti\nBir nefesti oda bitti\nHesap günü yaklaşıyor.\n\nÜmide vakit yemedi\nKimse zamansız gitmedi\nPlana ömür yetmedi\nHesap günü yaklaşıyor.\n\nŞu ölüm dönüm noktası\nHüsranlık  perde arkası\nBilinmez anın sornrası\nHesap günü yaklaşıyor.\n\nŞu nefsimiz yapmaz hesab\nGünü birlik yaşayarak\nYa sonrası kara toprak\nHesap günü görünüyor.\n\nHesap günü görülüyor\nGülmek senin ey neyine\nAmellerin dürülüyor\nNe kaldıki,sürünmene...\n\nÖyle böyle geçeceksin\nİşte bitti diyeceksin\nBir ümitki güleceksin.\nHesap günü görünüyor...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hesap soran",
        "poet": "Mehmet Yılmaz Bulancaklı",
        "poem": "\n\nSanma dostum kendini kahraman,\t\t\t\t\t\nKalp kırmakla bulursun ziyan,\t\t\t\t\t\nVefasızlıktır insanı içten yıkan,\t\t\t\t\t\nBir gün sana da olur karşı koyan.\t\t\t\t\t\n\nDünyada kimse değil sahipsiz,\t\t\t\t\t\nSen sanmaki hep kimsesiz,\t\t\t\t\t\nGerçek dost olmaz düşüncesiz,\t\t\t\t\t\nBazen sen de kalırsın yayan.\t\t\t\t\t\n\nÖnce düşün sonra söyle,\t\t\t\t\t\nHerşeyin kuralına uy böyle,\t\t\t\t\t\nGönüllerde kin değil sevgi eyle,\t\t\t\t\t\nSana da olur bir gün hesap soran.\t\t\t\t\t\n\n26.01.1997-İSTANBUL\t\t\t\t\t\nB.Köy 2.Not.No:009261\t\t\t\t\t\n07.09.2005-Antoloji.com\t\t\t\t\t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hesap Günü Soruları",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHesap günü sorulacak, sorular nedir bilelim,\nSoruların kapsamına yaşayarak eğilelim,\nFıtrat Allah'ın insana, bahşettiği haklarıdır,\nİstisnasız tüm haklara tümden saygı gösterelim..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hesap Kitap İşi",
        "poet": "Yahya Harbalioğlu",
        "poem": "\n\nO kadar çok derdim var ki\nHesabım pek iyi değil\nSaymaya kalksam boşuna\nHesabım pek iyi değil\n\nİş eş dost aile para\nHiç mavi yok hepsi kara\nNeler eklendi bunlara\nHesabım pek iyi değil\n\nAzdır gökteki yıldızlar\nDertlerim bitmez sonsuzlar\nKaç açıdan gönlüm sızlar\nHesabım pek iyi değil\n\nŞu ayrılığın acısı\nDertlerimin sonuncusu\nBilemedim kaçıncısı \nHesabım pek iyi değil\n\nDenizdeki kum tanesi\nYağmur dolu kar tanesi\nBende derdin kaç yarası\nHesabım pek iyi değil\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hesap Sorulacak",
        "poet": "Behzat Özdemir",
        "poem": "\n\nSaydık, bir üç beş yedi bitmedi,\nBekledik, bir türlü kendine gelmedi,\nSöyledik, hevesinden vaz geçmedi,\nKendinize gelin, henüz vakit geçmedi.\n\nYalan dolan bunlarda en çok olan,\nHesabı sorulacak bir gün inan,\nDar ağacı olmayacak bunlara derman,\nKendinize gelin, Korkun, dileyin iman.\n\nFilm karesi gibi her ihale yi satın alan adam,\nVatana ihanet eder alan a satan adam.\nBaşroller aynı senaryo bambaşka bir plan,\nİhanet in de hesabı sorulacak yılan...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hesaplaşma",
        "poet": "Nurcan Göksel",
        "poem": "\n\nZaman zaman kendimizle\nHesaplaşmamız gerek biliyorum.\nBazı günler bir aynanın karşısında\nKendimi sorguya çekmek,\nHer gün fark ederek yitirdiklerimi\nYüzümde  bulmak\nTek tek…\n\nZaman zaman kendimizle\nHesaplaşmamız gerek biliyorum.\nİlk uykuya geçmeden önce\nHer gece,\nNe kadar söz harcadıysam\nHece hece…\n\nZaman zaman kendimizle\nHesaplaşmamız gerek biliyorum.\nDüşünmeliyim her sabah\nGüne başlamadan önce\nGüzellikler çok sa kaydederken bir şeyleri\nYüreğime,\nO günaydını hak etmiş sayarım kendimi\nVe güne başlarım huzurlu mutluluklarla\nİç içe…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hesaplaşma",
        "poet": "Abbas Ünal",
        "poem": "\n\nYağmur benden önce yapmış hesabını\nKendimden önce adım gitmiş cadde boyuna\nGençlik gözyaşlarından sonra beyhudedir hayat\nSürüklenip gidiyorum akan suyla\nCadde boyunda bir oluğun koynunda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hesaplaşma",
        "poet": "Kubilay Enginol",
        "poem": "\n\nİnsan\nkendisiyle başbaşa kalmalı bazen\nGeçmişiyle,hesaplaşmalı\nSıfırlamalı,hesabını\nSevmez,hesaplı adamı,Tanrı\nBakkala borcunu vermiş gibi\nGururlu\nEllerin ceplerinde,yürümelisin\nBu devrandan\nKendinden,emin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hesaplaşmak",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nSorumluluk nedir? Kendime mi, başkasına mı diye bir bireysel sorumluluktan toplumsal, siyasal sorumluluğa okumuş yobazlıkta ahlak ezen ile aydın kavramına yücelmek arasında düşünen ben miyim birey olarak, düşünce pazarlama meydanında taraftar tellalı mıyım acaba? Onulmaz bir yara mı var? Yaranın adı ve cismi ile geliş, gelişme neticelenmesi ne? Bu söylenirse kim hesaplaşıyor oluyor? Veya sorumlanacak mutlak bir şey, bir kimse olacaktır… \n\nUygarlık parfümüdür kaos, karmaşa. Avrupa uygarlığı parfümlüdür diyorum elbette; Refahın hevesinde toplu savaşa götüren huzurun ahlak değeri olmadığına kanıttır kendini inşa etmeye basitleştiren, yani bireyden sosyal sigortalı Allah yaratmaya hevesi ahlak anladılar, sıkıştılar, tıkandılar bu bedava yaşam histerisini de anlamaya kafamızı karıştırmaya zorlayanlar… Yaptığını anlayan, anlamazlığa vurma ustalığı ile de satarak bir daha kazanç sağlarken, kıvrananları övmek deyip yıpratmak işinde koşuşturan çalışma heyecanı. Ne mi bu? Küresellik işte. \n\nTıkanıklığını küresellik satıyor, Afrika sömürgeydi soyup soğan etmeye, Asya bu amaçtı, ama hesap dönüştü biraz… Çok şükür demeye hacet var mı? Asya’da insan yaşıyor, insanlık yaşatılıyor. Afrika gibi binlerce yıllar esir yaşatılan millet değil elbette. Esir insanların hürriyet kazandıkları bağımsızlıklarına soysuzca saldırarak General yüceldiler galiba… Her neyse… Konum bu değildi…\n\nBu kaosu, karmaşayı kullanan bizim medyamızda kendi kendilerine aydın sıfatlanmalar eziyor yüreğimi. Kaygı sembolleşiyor, parti, bez, çaput, hukuk kakalayan bu kaygının neresindeymiş hesaplaşma? Yarın bu kaos, bu karmaşa, eğer kontrol edilmezse Cumhuriyet ilke ve ülküsüyle, aydını da boğacak, yoksulu, haklıyı, haksızı, günahsızı, suçluyu da… Bunu işte şimdiki aydın yobazlıkları anlamak istemeyecek, görmemişin cebine para koyulacakmış hevesiyle, köpek gibi dili dışarıda tıslayıp duruyor. Çok iyi biliyor çünkü, bu kaygıyı sunanlar alıyor bütün ahlak değerinin sıcaklığını, milli varlığını, korku satıyor, yine kazanıyor refah ve huzurda tıkanan Avrupalılar… ABD, İngiltere uşaklıkları veya Yahudi, Arap kuyruklarıyla sağa sola koşuşanlar da desem ne olacak ki artık bu ar sızlatılan sınırda… Yediler bizi de. Becerebilirsek hazımsızlık yaratırız. Onu da dışkıyla atar. Bizim aydın yobazlıklar yalan rüzgarları eserek kilitletenler…satılmayı satın alan hükümet, hükümetin satın aldığı medya, medyanın kakaladığı siyaset kuyruklanmalar… Yukarıdan aşağıya bir aile ağacı gibi… galiba, aşağıdan yukarıya satın alınan aile ağacı benzeşmeleri de doğru…\n\nBu amaç için yarım asır boyunca hükümet seçilenler, Demokrat parti, CHP, (diliyor ve istiyorum, bir nebze vatan aşkı olanlar derhal ayrılsınlar şu illetlerin başkan sıfatlıklarından da, - bu ısmarlanan uşak kuşağıdır: Mücevher yetenekleri görsel olmaktan uzak tutarak, milletin burnunun ucuna örtülü öcülük öteleyerek, arabesk hayalet sesini uluyan davarlığını yığarak… üzüm üzüme baka baka kararır tabi. Sanılıyor hani. Sefiller işte, ne diyelim o zavallı görmemiş ibibik horozluklarına… \n\nAllah değil mi bir damla su ile dölden yaşam kazandıran? Allah’ın güzelliğini sahiplen, Allah olma cüceliğini değil diye anlayabilmek ne de çok eğitim istiyormuş, hayretlerdeyim… \n\nVazgeçtim şu vatan cücüklenme soytarılığından, Müslümanlığı kafirlenen tehdit dilleri tutulasılara bir vasiyetim bile olacak: Eğer ölürsem, bedeniniz felç olsun, o pisliğiniz cesedime bile sürülmesin diye. \nYüce Türk Milleti evladı olursa cesedime uzanan, insanlığı aşk ile uygarlığa koruyan yüreğin aşk ile ruhuna nuru aydınlanan ellerden yıkanır, uğurlanırsam, ahrette öpeceğim o elleri, o helal emeklerin vicdanıyla huzur aşkını saygı dolu hürmetimle… Bu son yolculuğumu dahi hesaplaşacağım, müsterih buna yüreğim.\nHesaplaşmak; vicdana, ahlakı hür sindirip aşkla yaşayabilmektir\nAşk; ahlak güzelliğine sevgide kararlılıktır, Allah, güzel demektir. Disiplinli bir terbiye ile sevgi ahlak ise, güzelliğini okumayı öğrenmeye aşk olmaktır. Kuran, oku demektir.\nDünyamda bu hesaplaşmayı şeref taşıyarak ahretimde hesabımı onur duracağım. \n\nŞarkı sözleri vardır, duydukça üzülürüm, hani anlamını anlamadığımdan değil, anlam güzelliğinde bunca zenginlik varken, neden ‘kahpe dünya’ denilir acaba, anlayamıyorum. Dünyayı vatan korumayı başardığımız oranda da ruhumuz vatan olacaktır ahrette. Bunlar ufak tefek saflık heyecanıdır diyeyim elbette, ama düşünerek: Her kusur ufak başlar zaten. Bunlardan büyüğüdür birey diyerek, aslında Allah olma hevesine bir daha deneyiş bocalamak. Bu bocalayış sınırsızlığı kaç asır boyunca kaçıncı toplu kıyım oluyor.Kaç hayvan, kaç orman, kaç insan topluluğu, hava, su, toprak yaşamı kaba güçle yok ediliyor… \n\nSözüm ona, insanoğlu da bunu biliyor ama, karşı koyamıyor. Bilenler çünkü azınlıkta, bilmeyenlerin zararsızlığı oldukları yerde kalsın, aman daha da bela olmasınlar hani… Bilenin bilmeyene borcudur, bilgisine kavuşturmak ödevi neydi peki? Bunu bilenler beceremiyor, çünkü vakti kalmıyor fesatlığa harcayabilecek. Fesatlar çoğunlukta kalıyor, çığ gibi de yuvarlandıkça büyüyor… Bir tuhaf çıkmazlık sanılmaya basitlikler. Avrupa, ABD oynunu yutmuşluklar yani…\n\nBasit olan her şey kolay bağımlılık sempatisi uyarır. Kovboy filmleri basitliği ile dinlendiriyor bu yüzden. Bizde de film diye, saldır kadının bacak arasına, hayatı mahvoldu’yu oyna. Bacak arasından dölleniyor bir damla ile nesiller işte. Allah’ın bu güzelliği bağışıyla bu kadar alay eden mahlukatlık olmaktır bu.\nAllah becerememiş, Allah olmayı becerecek olan insan mahlukatlığı orasını burasını kurcalayıp, kurcalamayın ha diye de örtüp şerefli olduğu ile yetinecek… Bir tuhaf basitlik sanılmaya cücelikler…\n\nBu cücelik gerçekten Müslüman yeteneksizliği mi, sokuşan Müslüman kafirliği mi? Kürt diye şirret olmayı millet olmaya da satıyorlar be… adım millet olacak, açık artırıma sunuyorum, yok mu artıran, yok mu sırıtan.. sat…sat…sattım sünepeliği… vay be… ne hale soktuk insanlığı… \n\nTürkün doğuşudur düşünmek! Düşünmeye şansı olmasın diye kim niye yılışır peki? Türkü Türk’ten ayırmaya zaten hep uygulanmış tarihler boyunca, koynunda vurmalı Türkü diye. Bunun nesi yeni? Değişim diye bu cüceliğe duyulan heyecana kargalar gülmüyor, insan denilenler ama yapıyor bunu… \n\nAllah, kendini Allah sanan sapıklardan Türkü korusun. Her insan, inandığı kadar sever. Allah’ın güzelliğini ve Kuran ile ihtarını eşit tutan düşüncesinde saygı duran, bağımsız vatan uğruna bağımsızlık karakterini tek iman duruşu aşk olan bir Milletiz. Yüce Türk Milletinin bağımsız karakterini bağımsız vatanıyla laik Cumhuriyet emanetinde Allah bütün şefkatiyle korusun! \n\nAralık 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hesaplı yalnızlık",
        "poet": "Hüseyin Temel",
        "poem": "\n\nyalnızlık çarpandır\nbirlerin içinde\nsonsuzluğu çoğaltır\n\nyalnızlık eksilendir\nazala azala en sonunda\nyine kendine kalır\n\nyalnızlık bölünendir\nher seferinde \nyarısı gidilen\nyoldur yalnızık\n\nküsürattır\nyalnızlık\nyalnızlar toplamıdır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hesaplaşma",
        "poet": "Erdoğan Tekinarslan",
        "poem": "\n\nBen geldim baba öpeyim ellerini\nSen hasta yatağında yatarken\nHep derdim sana öpeyim ellerini baba,\n\nArtık öpemiyorum ellerini baba\nÇünkü ne sen hasta yatağındasın\nNe ben senin bakışların altındayım\nSesini duyamıyorum baba\nArtık sen toprağın altındasın\n\nZaman ne çabuk da geçmiş baba\nAradan üç ay bile olmadı dün gibi\nSana en son veda ettiğimde gün\n\nElimde ellerinle sakladığın evrakların\nOrada gördüğüm gençlik resimlerin \nNe kadar da güzel bir yüzün var\nTebessüm etmişsin neyse duyumsadığın\n\nÖzledim be baba özledim seni \nBu gün de kuzeyden esiyor rüzgâr\nRüzgârın savurduğu otlar\nAdeta uğulduyor\nSanki bir şeyler söylüyor bana bir şeyler fısıldıyor…\n\nBaşucundaki küçücük fidan\nDal vermiş, yaprak açmış\nKüçücük o yapraklar sanki dans ediyor\nBir sağa bir sola\nSizin şarkınızı söylüyor sessizce…\n\nOğlun geldi baba, uyan artık\nÖpmek istiyorum ellerini\nSarılmak istiyorum bedenine\nEl ver baba el ver\nUzat ellerini artık\n\nNiye sessizsin be baba\nBak ben sana geldim\nOturup başucunda ağlamaya mı geldim? \nAma ağlıyorum işte baba\nBaşucunda oturup ağlıyorum işte\n\nNiye konuşmuyorsun benimle \nDerin uykudasın belli ki,\nOysa her yanına geldiğim de\nOğlum geldin mi? Derdin,\nŞimdi niye suskunsun baba…\n\nSarı sarı otlar bürümüş etrafını\nNe zaman da sararmış\nHele dikenleri açmış aramızı\nOlsun yine de ben yanındayım işte…\n\nToprağın kurumuş baba toprağın kurumuş\nKim bilir bedenin ne âlemde\nSu vereceğim sana bekle biraz\nCanına, canıma ve yitip giden canlarımıza\nCan olması için uçup gitmeden canlar…\n\nYoksa ağlıyor musun? Baba\nBen ağlıyorum işte\nEn son vedalaştığımızda\nSeni soğuk topraklara vermiştik\nŞimdi toprak yanmış adeta kor gibi\nSu ister benden\nSen toprağın altında\nBen üstünde yanmasın canlar\nYüzümüzün suyu gözü hürmetine…\n\nBir gün ben de geleceğim elbet\nO zaman alacaksın yanına beni de\nKimseye kalmayan bu cennet\nSonrakilere emanet olacak nihayet…\n\nBugün Güneş var ama bir garip sanki\nToprak sarı gök gri\nHer yer griye teslim olmuş\nUğultular artıyor derinlerden\nKesilmeden, \nSallıyor toprağın üstündekileri…\n\nSallandıkça ağaçlar adeta çılgınlaşıyor\nBazen gökyüzüne uzanırcasına…\n\nHavada uçan hiçbir şey yok\nGüneş saklanmış belli belirsiz\nDuyduğum her şey feryat figan\nSes kulaklarımdan akıp gidiyor\nSanki benden hemen uzaklaşırcasına…\n\nGün bitmek üzere ben hala buradayım\nHemen yanı başımda babam yatıyor\nOnun başucunda ağabeyi ve diğerleri…\nYoksa onların bir araya geldikleri bir saat mi? \nYoksa bana git mi diyorlar? \nYoksa bana olanlarımı soruyorlar? \nÖyleyse söyleyeyim baba…\n\nSen burada değilken ne söylemişsen \nOnlar şimdi onu yapıyorlar\nNasıl da okumuşsun niyetlerini\n\nOlsun be baba, \nOnlar da buraya gelirken\nGeride bıraktıkları aynı şeyi yapmayacaklar mı? \n\nVarsın malına mülküne konsunlar\nVarsın hesaplarını burada kessinler\nNasıl olsa senin yanına geldiklerinde\nHesapları olamayacak artık…\n\nBen artık gidiyorum baba\nUğultularınız bitsin artık\nGökyüzünün griliği kızıla\nGüneş kırmızıya döndüğü vakit\nBen gidiyorum baba…\n\nToprak sıcak\nBir de gök \nHele gün bitimi\nArtık serin essin yeller\nGündüzün geceye döndüğü vakit…\n\nYakındır Güneşin batışı\nKızıllığın karanlığa döndüğü vakit\n\nCan gitti, \nCanan kaldı\nTükensin yıllar birer birer\nTörpüsüyle ömrü yonttuğu vakit…\n\nSen rahat uyu baba, sen rahat uyu\nBen gidiyorum artık…\n\nBir Temmuz İki Bin On üç\nSaat On Dokuz Otuz\nBir günün daha bittiği vakit…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "* Hesapta Olmayan *",
        "poet": "Mensuri Taş",
        "poem": "\n\nAnneler günü; \n“ Çok Muhterem “\n\nBabalar günü; \n“ Saygıdeğer “\n\nÖğretmenler günü; \n“ Baş tacı “\n\nSevgililer günü; \n“ Sımsıcak “\n\nYa hesap günü? \nNe olacak? \n\n                     KASIM 2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hesretim Xezar",
        "poet": "Hikmet Elp",
        "poem": "\n\nSenden sarı bağrım alışıp yansa\nHer bir zerren meni yad deye ansa\nSenle sende görüşecem ay Xezar\nBir gün sene qavuşacam ay Xezar\n\nÜreyime zincir vurup tutsalar\nQırx qapılı bir zındana atsalar\nKöle deyip ıraxlara satsalar\nBir gün sene qavuşacam ay Xezar\n\nGözlerime qızıldan mil çekseler\nKönlümü'se sinem üstden sökseler\nAyrılıxdan bir de köynek tikseler\nBir gün sene qavuşacam ay Xezar\n\nAramıza sedd qoysalar Arazı\nAyrısalar Gence,İydir,Tebrizi\nGözlerimde bir sövdakar murazı\nBir gün sene qavuşacam ay xezar\n\nÖzümü Araz'ın suyuna atıp\nAzerbaycan'ımın qemine batıp\nHicran mahnısı ki yuxuya yatıp\nbir gün sene qavuşacam ay xezar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hetta Kengî Di Xewda Bî? !",
        "poet": "Cigerxwîn",
        "poem": "\n\nBese millet li te şerme\nHetta kengî di xewda bî? ! \n\nDibin destên neyaran de\nHejar û dîl û kola bî? \n\nBihar va tê çiya xweş bûn\nWeke şêran herin şer em\n\nÇima wer jar û xemgîn bî\nHetta kengî tu ranabî! ? \n\nBinêrin win li Engola\nWeke şêran ketin çola\n\nSerê te hişk wekî pola\nDi bin destê neyara bî? \n\nSerî hildî, tu gernasî\nEger rabî tu mêrxasî\n\nGelo raste divê bimrî? \nDi nav dijminde winda bî? \n\nJi dijmin re dibî rencber\nBi paş de mayî bê rêber\n\nJi bo dijmin dibî şevger\nBese îdî weha nabî! ? \n\nWere carek ji xew rabe! \nWeke gernas û şêra be! \n\nXwe pêkbêne bi hevra be! \nDivêm hişyar û zanabî\n\nBese win rê bidin zana\nBidin pêzan û hozana\n\nJi bo çi wer li pey şopa\nBeg û şeyxa û axa bî? \n\nÇi ol û êl û malbatin\nEvên dî qey hemî tatin! ? \n\nHemî yek dar û yek katin\nBibin yek da, ku dil şabî\n\nBi: tang û top û lek millet\nTu gavan pêş de bavêjî! \n\nHetta kengî li benda van\nNiviştê: şeyx û seyda bî! ? \n\nTu guhmed van beg û axa\nXwe rapêçê li ser şaxa\n\nJi dijmin bigre van baxa\nTu dê serdar û paşa bî! \n\nCegerxwîn im dixwazim ko\nJi bo te rast bibêjim ez\n\nTu guhdêre li dengê min\nNeko saza li ber ga bî? .\n\nCegerxwîn\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heves",
        "poet": "Mahmut Gazi Şimşek",
        "poem": "\n\nİnsan: bir hiç uğruna\nGidip, hiç olacaksa\nKendini, hiç sayarsa\nZararlı çıkmaz asla\n\nHer heves ve hevada\nMevcut, bin türlü bela\nKim, hevese dalarsa\nOndan, uzaktır Mevla\n\nHeves, bizden ileri\nBiz ki: heveste geri\nGazi, zavallı biri\nAşkı; bir mezar yeri\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heves",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nMal mülktü tüm hevesin, bir gün nefsine uydun,\nBir bedel gerekliydi, masum aşkıma kıydın.\nAteşlerde yüreğim, cayır cayır yanarken,\nNe vicdanın sızladı, ne de bir acı duydun.\n\n(9 Nisan 1989 – Pazar / Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heves",
        "poet": "Meltem Seyhan",
        "poem": "\n\nSensizliği büyüttüm içimde\nSessiz bir çığlık gibi\nYankısı uçtu gökyüzüne\nMasum bir kırlangıç gibi\n\nEl değmedim hatıralara\nSakladım nadide bir çiçek gibi\nSu verdim emek verdim toprağa\nMutlu olmak için şimdiki gibi\n\nSerinliği vardı mekanların\nAyak basmadık mağralar gibi\nDerinliği vardı zamanların\nSanki hiç bitmeyecek gibi\n\nBir annenin hüznü gibiydi\nSensizlik; yavrusundan ayrı\nBir bebeğin sevinci gibiydi\nSenle olmak; annesine bağlı\n\nTuruncu hissettim bugün\nSanki heves, sanki özlem gibi\nHem bugün, hem yarın\nHer saat, her yıl, bir ömür\nSeninle yaşamaya...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heves",
        "poet": "Turgut Tayfun",
        "poem": "\n\nKar tanesi \nTomurcuğu ısıtır\nAz sonra eriyip gider\nTomurcuk aldatılır\nKar tanesinin molasında...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heves",
        "poet": "Kağan İşçen ",
        "poem": "\n\nsaçaklanır şehir uzak eskimiş\nışıklanır kötülük sinsi\nsen deniz ötesi ülke\nben hevesi kursağında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heves Sizin Olsun",
        "poet": "Tamer Akarsu",
        "poem": "\n\nYaşam zor bir okul öğretmen kader\nÇileyi yazmaya yetmez kırk defter\nDiplomayı alan olmuş derbeder\nBen cahil kalayım beni bırakın\n\nKimi gurbet elde kimi dağlarda\nKimi aşık olmuş sefil çöllerde\nGerçek aşkı bulan gösterin nerde\nHeves sizin olsun beni bırakın\n\nHayatta güzellik aradım durdum\nİnancım tükendi bittim yoruldum\nNe arandım nede bir gün soruldum\nYolunuza bakın beni bırakın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hevesle Başladım",
        "poet": "Bahattin Karabağ",
        "poem": "\n\nNe hevesle başlamıştım.\nTam dört bilezik saymıştım.\nDört tekerlekli  ile savaşmıştım\nBitti Pazar be,bitti alışmıştım\n\nDilom bana güç verirdi! \nSabah beş’de kalkardı\nİşlerimiz çok güzeldi.\nİşte bitti,Pazar da gitti.\n\nİşe geç kalma korkusu\nÇöker ya  ölüm uykusu.\nGeç kalınca rapor korkusu.\nBitti işte Pazar törpüsü.\n\nİftarı hep,pazarda yaptık.\nYemeğimize yaptık! suyu,katık\nBizden çok,çocukları yorduk! \nOlmadı be,olmadı bu fedakarlık.\n\nTezgahın arkasında durmak.\nKolay değil fiyatı tutturmak\nHele birde malı,elinde kalmak\nKolay mı? bu alemde ayakta durmak.\n\nKarşıdan tezgahtan hep keserdi! \nMüşteriye,bak buradan  al derdi.\nBenden de hep azar yerdi\nPazar ikimizin arasını gerdi\n\nBir Türk Malı Ali dayım,vardı.\nGençliğinde pehlivanım! derdi.\nÇadır germe işine iyi yarardı.\nBitti Pazar be; güzel günlerdi.\n\nBir kez tezgahı, açtığın da! \nGörürsün birde,toplandığında.\nDerdi hep, yalaan dünya? \nGaribandı! süründü hep pazarlarda\n\nBazen iki kumru gibi gezerlerdi.\nHep birbirlerini nedense ezerlerdi.\nAslında hayatları çok ama çok güzeldi.\nOrtak eğlenceleri  ise inanın  pazardı.\t\t\t\t\t(Aksakkurt)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey!",
        "poet": "Atanur Savaş",
        "poem": "\n\nS_ılasından uzaklardaki yiğit,\nE_y, mavi bereli, cesur komando'\nN_edir o heybetin, o haykırışın,\nK_ükremişsin dağlarda, dağ arslanım hey! \n\nİ_nliyor ova bayır, senin sesinden,\nM_utludur insanlar sana güvenden,\nS_ır olmuş ödlekler, yüce gücünden,\nİ_çimizde güvensin, dağ kartalım hey! \n\nN_azimiye buralara çok ırak,\nB_iz hep seninleyiz ruhumuz senlen,\nİ_şimiz, canımız, kanımızsın sen,\nL_akin, korkulur senden, dağ kaplanım hey! \n\nİ_çimizde kötüleri korkutan,\nR_ab'ten, yalnız Rabbinden korkan,\nM_üthiş soğuklarda, çöl sıcağında,\nİ_stediğin yere seren, dağ rüzgarım hey! \n\nS_enle gurur duymak bilmem yeter mi? \nİ_rade dolusun sen gücün biter mi? \nN_e yazayım, sana övgü gerek mi?\n?         Dağ kaplanım, dağ rüzgarım, arslanım,\n           O komando, hem kartalım, hem canım! \n\nAtanur Savaş\nNisan 1988\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey",
        "poet": "Hasan Taner",
        "poem": "\n\nHey gidi günler nasıl da geçtin\nBir ömrü biçtin, bir ömrü içtin\nGün günler diye diye bittin gittin\nYaş kemalde artık, baharımı terkettin\n\nHey gidi günler zamana inat\nHemen geçtin, hızlı tükettin\nGün bitiminde yılları geçip gittin\nYaş ikinci bakımda, ilkini terkettin\n\nHey gidi günler şarkılarda kaldın\nDizelerinde hep ah ettirdin\nGözyaşları boşuna, Üzüntü neye yarar\nYaş üstünde kurudu hayat ağacım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey!",
        "poet": "Özlem Torkul Tekan",
        "poem": "\n\nSöyle rüzgar bu defa\n_____________Ne yana esiyorsun hey! \n\nSence gelir mi yanyana\n_____________Nazım Hikmet ile ney? \n\n6 Aralık 2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hévi",
        "poet": "Eşref Araç",
        "poem": "\n\nAklim yine sende\nYokluguna binbir sitem ederek\nLakin umutlar dimdik ayakta\ninatla çaresiz seni düşünmek\nNe yapacagini bilmeyerek yanliz sevmek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Ankara Ankara-terör belasına vur Hainin karşısında-Atatürk’üm gibi dur",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nTürk Milleti olarak-bir bedel ödüyoruz\nMehmetçik şehit olur-içimizi yakar tuz\nAzdıkça azmaktadır-yıkıcılar devamlı\nKahpeler güler iken-bu toplum  olur gamlı\nHey Ankara Ankara-terör belasına vur\nHainin karşısında-Atatürk’üm gibi dur\nKendi vatanımızda-satılıklar uşaklar\nAskere kurşun sıkar-şerefsizler yavşaklar\nToprağa göz dikildi-kör edin o gözleri\nSakın ola affetme-kora dönsün yüzleri\nHey Ankara Ankara-terör belasına vur\nHainin karşısında-Atatürk’üm gibi dur\nDünkü işbirlikçiler-çoğaldı peydahları\nBizlere çektirirler-sıkıntı ve ahları\nKimler ne derse desin-bize terör kusturan\nGeberip de gidecek-ihanetleri kuran\nHey Ankara Ankara-terör belasına vur\nHainin karşısında-Atatürk’üm gibi dur\nAlt kimlik ve üst kimlik-sonra da teslimiyet\nBunun için inliyor-durmadan canım millet\nKültürel ile sosyal-hele siyasallaşma\nTaviz üstüne taviz-bundan büyüyor yama\nHey Ankara Ankara-terör belasına vur\nHainin karşısında-Atatürk’üm gibi dur\nİsyancının torunu-bölgecilik yapmakta\nBirlik olan insanı-birbirine çarpmakta\nBarzani Talabani-iki tane cellat var\nABD beslemekte-semirmektedir davar\nHey Ankara Ankara-terör belasına vur\nHainin karşısında-Atatürk’üm gibi dur\nHesabı sorulmalı-savsaklayan bölenden\nİnsanlarım ağlarken-sırıtarak gülenden\nKusurları örtmeyin-alın sorumluluğu\nÖğretmen Hasan söyler-bölmeyin topluluğu\nHey Ankara Ankara-terör belasına vur\nHainin karşısında-Atatürk’üm gibi dur\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Ağalar Zaman Azdı",
        "poet": "Gevheri",
        "poem": "\n\nHey ağalar zaman azdı \nDüşmüşe il üşer oldu\nKüllükte sürünen eşek\nCins atla yarışır oldu\n\nPalas üstünde yatmıyan \nBıyığ'na pala batmıyan\nPorsuk ardından yetmiyen\nCeylana ulaşır oldu\n\nEvlerinin önü tazı\nYazılır turnası kazı\nYaşına yetmedik kuzu\nKoç ile vuruşur oldu\n\nGevheri der işle hata \nKatırlar baskındır ata\nOlur olmaz maslahata\nÇocuklar karışır oldu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Anası Yaşayanlar",
        "poet": "Recep Yağar",
        "poem": "\n\nHey anası yaşayanlar, \nAnanızı üzmeyin hiç.\nBenim anam göçtü gitti\nAnasız yaşamak çok güç.\n\nAnalar cennet kokusu,\nAyağı cennet kapısı,\nO'nda cennetin tapusu\nAnanızı üzmeyin hiç.\n\nAnalar bir güle benzer,\nPetekteki bala benzer,\nHakk'a giden yola benzer\nAnanızı üzmeyin hiç.\n\nAnalar cennet kokusu,\nAyağı cennet kapısı,\nO'nda cennetin tapusu\nAnaları üzmeyin hiç.\n              10 MAYIS 1995\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Ankara Ankara-sular mı satılacak",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nABD ile AB-oyunu oynamakta\nİmzalar atılıyor-hata üstüne hata\nSergilenen şu oyun-hem içten hem de alttan\nAtan yurdu kurtardı-memleket aziz vatan\nHey Ankara Ankara-sular mı satılacak\nBirisi cevap versin-kopmasın kol ve bacak\nTürk Milleti nerdesin-Soyuna ve suyuna\nKalk ayağa sahip çık-sonra kıyılır cana\nKanunlar değişilir-eller kollar kalkıyor\nBu durum gerçek ise-içimizi yakıyor\nHey Ankara Ankara-sular mı satılacak\nBirisi cevap versin-kopmasın kol ve bacak\nHer şeyimiz satıldı-milli olan bir şey yok\nKalbimiz ruhumuza-batmaktadır daim ok\nHedefte sular vardır-Amerika İsrail\nSulara konacaktır-bunun manasını bil\nHey Ankara Ankara-sular mı satılacak\nBirisi cevap versin-kopmasın kol ve bacak\nKendi vatanımızda-olacağız hep sefil\nAğzımız ve burnumuz-kapanacak göz ve dil\nDudaklar çatlamadan-karşı durun verene\nDuydunuz mu çalıyor-bakın bir kez sirene\nHey Ankara Ankara-sular mı satılacak\nBirisi cevap versin-kopmasın kol ve bacak\nMemur işçi ve esnaf-emekli ve çiftçiler\nİnim inim inliyor-kalmayacak toprak yer\nAtatürk’üm duy bizi-ruhunla kaldırt başı\nAçlıktan ölmeyelim-gözden dökeriz yaşı\nHey Ankara Ankara-sular mı satılacak\nBirisi cevap versin-kopmasın kol ve bacak\nTarlalar kuraklaşıp-mısır ile buğdayı\nVatandaş ekemezse-geremez asla yayı\nDuyun milletvekili-eli kaldırma sakın\nÖğretmen Hasan söyler-olamazsınız yakın\nHey Ankara Ankara-sular mı satılacak\nBirisi cevap versin-kopmasın kol ve bacak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Arkadaş",
        "poet": "Ömer Dağ",
        "poem": "\n\nGün batıyor yavaş yavaş\nKaranlık basıyor yine\nGüneş kayboldu dün gibi\nNerdesin Hey arkadaş\n\nYarım kalan şarap ile\nSönmüş sigaram elimde\nDeğişen hiç bi rşey yok boş\nHer şey dün gibi Hey arkadaş\n\nGözlerinde karamsarlık \nYüzünde çizgiler kalmış\nGecmişten bir sen dost bir ben\nNeredesin Hey arkadaş\n\nBir bardak şarapmı acep \nBizi ayrılmaz dost yapan \nYoksa kaderimizmi bu\nSusma konuş Hey arkadaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Atlılar Atlılar!",
        "poet": "Yılmaz Türkyılmaz",
        "poem": "\n\nHey atlılar atlılar, \nKristal kar kanatlılar! \nBatıya göz diktiniz,         \nİnadı muradlılar! \nMevsimlik miydiniz çekip gittiniz? \nGönülleri viran ettiniz…\n\nTutkusuydunuz gençliğimizin,\nHava gibi, su gibi, sıcacık bir merhaba gibi! \nGözlerimizin ışıltısı, yüzümüzün tebessümü,\nYüreğimizin gümbürtüsü sizde kaldı.\nDüşlerinizi bize terkettiniz…\n\nHey atlılar atlılar,\nRüzgârdan kanatlılar\nSarıkamış kar beyazı, \nMemleketin hası.\nGel gör ki; \nHayat ekmek kavgasıymış! \nHayat; sevgi tasasıymış! \nNedendir bizleri yalnzlığa ittiğiniz? \nEkmeğinizi buldunuz mu bilmem? \nAma sevginiz emin ellerde bilesiniz…\n\n           23.09.2010 /ANTALYA\n\n           23.09.2010 /ANTALYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey avcı",
        "poet": "Ali Bozkurt Niyazlar",
        "poem": "\n\nKoşarsın av peşinde\nAvların canı umrunda değil\nYavrular bekler azık\nsen anasını vurursun ne yazık\nYavrular can çekişirken açlıktan\nSen böbürlenirsin avınla\nYazık yazık çok yazık\nBuna spor diyorlar\nDiyenlerin aklına yazık\nYavrular beklerken anaları\nAnaları saramaz artık yaraları\nvicdanın mı köreldi ey avcı\nson nefesleri verirken yavruların anaları\nzevkten dört köşe olmuşsun yazık\nazık beklerken yavrular azık\nöldürdüğün can\nSenin ki hep can da\nonunki mi patlıcan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Avrupa duy beni…2",
        "poet": "Ozan Nuri Ceyhan",
        "poem": "\n\nÇok ebleh sanıyor ki her tavıra uyarım\nArtık zaman değişti şey etseniz duyarım\nPaşa gönlüm isterse dış kapıdan kovarım\n…Ahan da yazıyorum hey Avrupa duy beni.\n\nKış uykusundaysanız artık uyanın beyler \nİnsanlar yola düştü yasak koysanız neyler\nHakkını arayana söker mi böyle şeyler\n…Ahan da yazıyorum hey Avrupa duy beni.\n\nBin bir türlü bahane gelmiyor bunun sonu\nDon lastiğine döndü uzattıkça her konu\nCivcivler palazlandı buyrun tutun siz onu\n…Ahan da yazıyorum hey Avrupa duy beni.\n\nSizi neyi gördünüz ki, yalandan sıkı durun\nKâtilleri saklayın,  yetmez turşusun kurun\nSizde çıplak dağ yok mu gidin kafayı vurun\n…Ahan da yazıyorum hey Avrupa duy beni.\n\nUzaktan atmak kolay, hele biraz yakın gel\nİllâki edep derim saygı hürmet takın gel\nLan beni söyletmeyin geçmişine bakın gel\n…Ahan da yazıyorum hey Avrupa duy beni.\n\nDeyin yeriniz var mı bu dünyada yatacak\nBunca yetim öksüzün mutlak ahı tutacak\nBeslediğin canavar bir gün seni yutacak\n…Ahan da yazıyorum hey Avrupa duy beni.\n\nDesiseler nafile seksen milyon tek yumruk\nYakında biter forsun herkes başına buyruk\nTürkiye’m can kapınız, sıkışınca her kuyruk\n…Ahan da yazıyorum hey Avrupa duy beni.\n\nÇukurova/2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey bre hey",
        "poet": "Erdal Çoban",
        "poem": "\n\nHey bre hey \nDaglara gitmem lazım\nSürmem gerek muştusunun suratına \nSırta kosan al atımı\nHey bre hey\nVermem lazım gül yüzünde \nKırk para etmez yasamımı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Avrupa duy beni…1",
        "poet": "Ozan Nuri Ceyhan",
        "poem": "\n\nUlan yazmadım diye unuttu mu sandınız\nKorkunuzdan türeyen hayale mi kandınız\nFar yaptım geliyorum yandınız ki yandınız\n…Ahan da yazıyorum hey Avrupa duy beni.\n\nYazmağa başladım mı iflahınız sökerim\nNe kadar kirliniz var orta yere dökerim\nNerde yanlışlık varsa ben oraya çökerim\n…Ahan da yazıyorum hey Avrupa duy beni.\n\nÖlümü göze alan kapan kursan bakar mı\nSınıra tel çekmişin beton döksen takar mı\nKurşuna göğüs geren öyle şeyden korkar mı\n…Ahan da yazıyorum hey Avrupa duy beni.\n\nNerde insan hakları ağzınızda pelesenk\nSinsi plân kuruyor üç beş çapsız pezevenk\nÖnce seni çarpacak ayağın almazsan denk\n…Ahan da yazıyorum hey Avrupa duy beni.\n\nİşkembeden atmışın anında duydum yine\nYaptığın fırıldaklar nal toplatır tüm cine\nReva gördüğün şeyler sığmaz imana dine\n…Ahan da yazıyorum hey Avrupa duy beni.\n\nSınır çizmekle meşgul bazı aklı evveller\nArtık kimse yemiyor uyansın şu develer\nBileğe yakın yerden tümden kopar o eller\n…Ahan da yazıyorum hey Avrupa duy beni.\n\nKaç sayfada bitecek bilmiyorum bu seri\nDünyanın berbat hali deyin kimin eseri\nBir de parmak uzatıp tehdit eder serseri \n…Ahan da yazıyorum hey Avrupa duy beni.\n\nÇukurova/2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Can! !",
        "poet": "Sevim Aslanalp",
        "poem": "\n\nYeter ki sen gezin, hayat bağında\nNe aşklar senide, bulur be hey can! ! \nHazan vakti değil, geçer çağında\nMutluluk senide bulur be hey can! ! \n\nSabırdır dünyada, her şeyin başı\nSevdayı yarına, gönlünle taşı\nUmut ek etrafa, çatma sen kaşı\nMutluluk senide bulur be hey can! ! \n\nFeleğin oyunu, bozulur bir gün\nKederler uzağa, edilir sürgün\nÇekeriz süngeri, gömülür zor dün\nMutluluk senide bulur be hey can! ! \n\nSaçlarda beyazlar, bile güzeldir\nHasretle çekilen, çile güzeldir\nSevda ile dolan, kile güzeldir\nMutluluk senide bulur be hey can! ! \n\nUmut var ufuktan, ağaracak tan, \nYüreğine düşen, kor olmasın can, \nSevdalarla yansın, gönüldeki han, \nMutluluk seni de bulur be hey can! ! \n\n2/12/2007-29/01/2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": ". Hey Çocuk!",
        "poet": "Turgut Uzdu",
        "poem": "\n\nHey çocuk! \nSakın silme gülümsemelerini dudaklarından\nYüreğin kan ağlasa bile hasretten, ayrılıktan\nSen sev gülümsemeyi\nSeviyorum demeyi sev\nSevmeyi sev çocuk, sevmeyi sev\n\nHerkesin yüreği sen ol boğmaya çalışılan\nGülümsemeyi hatırlat çocuk\nGülümset\nİnsan dediğin nedir ki \nBir yürek, bir de gülümsemeye hasret bir yığın et\n\nBilirsin sevdikçe çoğalır yürek\nŞiirlerin gibi bin yürek yap yüreğini\nHer yüreğe sevgi sun, şefkat sun, affetmeyi öğret\nSevmeyi öğret çocuk\nBeklenecek çok şeye rağmen\nBeklentisiz sevmeyi öğret, sevmeyi öğret çocuk, sevmeyi öğret\n\nDe ki peşinde olduğunuz ne\nHepiniz neden mahzun, neden çaresizsiniz\nİçinizdeki çocuğa kulak verin\nVe sakın unutmayın\nÇare sizsiniz\n\nAğlamayı bilmez içinizdeki çocuk\nHep neşeyle koşmak ister, coşmak ister\nNiye zincirlediklerini sor karanlıklara\nHer şeye rağmen de\nHer şeye rağmen gülümsemeyi taşımak varken yarınlara\n\nBaharı bütün mevsimlere yaymayı anlat\nGeceye gündüz, gündüze gece eklesinler\nNefes alsın almasın\nKonuşsun konuşmasın\nSöyle çocuk! Ne olur söyle bütün canlıları sevsinler\n\nHani derdin ya insan tek açımlık güldür diye\nYine de\nEn parlak renkleri giyinsinler ruhlarına, bu ilk ve son açışıdır goncanın\nBülbüller bahçelerinde ötsün daima \nÇiğ tanelerine güllerin gözyaşı derler ya, de ki hepsi yalan\nAslında o de, o, gülün mutluluğudur şafaktan kalan\n\nGüller ağlamayı bilmezler de, bilmemeliler de çocuk\nArtık kendilerini tanısınlar\nŞimşekler çaksın, fırtınalar kopsun, yer yarılsın yerin üstünde\nSöyle çocuk, söyle\nBundan sonra hayata gül olarak baksınlar, bakınsınlar\n\nBirer Leyla olsunlar, birer Mecnun olsunlar\nGüzeli görsünler, hep güzeli bulsunlar\nGidenlerin yeri boş kalmaz de çocuk, boş kalamaz de\nKırsınlar zincirleri, kilitleri söksünler\nHaykır güzel çocuk kulaklarına\nYerine bir tebessüm ve yığınla sevgi döksünler\n\nYalnızlık zulümdür\nYalnızlık yaşarken ölümdür\nSöyle ne kendilerine zulmetsinler, ne sevgilerini gömsünler firavun mezarlarına\nSevdikçe çoğalır yürek, sevsinler, bıkmadan, usanmadan sevsinler\nNe olur\nNe olur biz karşılıksız seviyoruz desinler\nYürekleri kadar\nYüreklerince öpülsünler…\n\nHey be çocuk\nBu bininci şiirin\nDamlalarını sildiğin şiirler az değil\nBilirim iki yanın bahar fakat\nHep sakladın,  her yanın yaz değil\n\nSevmeyi öğrendin severek bu kesin\nBir türlü sevilmeyi öğrenemedin\nAlnından öpeyim seni izin ver çocuk\nVurdun yumruğunu masaya\nBıkmadın, usanmadın \nHer defasında yine ya gülümsettin ya gülümsedin\nYine gülümsedin\n\nÇiçek ol dört mevsim dillere\nAlınan şiir kokulu nefes ol\nBıkma sakın hiçbir şeyden çocuk\nHerkes sussa bile en derin karanlıklarında susma sakın\nSen onların dili ol, onların suskun sesi ol\nÇıkar kuytularından umutlarını, \nSil üzerlerine bulaşan acıları, ilk günkü gibi yüreklerinin neşesi ol\n\nGit uyu artık en sakin uykunla çocuk\nYalanları görme, ihanetleri görme, kibri, gururu görme\nKendini beğenmişliği, üstünlüğü sil at kendi gökyüzünden\nVarsın isteyen istediği kadar sövsün martılar, dövsün dalgalar\nOkşa bütün yürekleri\nElveda derken yavaş yavaş şiire\nSakın sevginden başka şey verme\nİnanıp da gülümseyen kalmasa bile çocuk\nSen hep gülümse, sen hep gülümse…\nGülümse çocuk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Avrupa duy beni…3",
        "poet": "Ozan Nuri Ceyhan",
        "poem": "\n\nSiz bizi oyalayın almak değil derdiniz\nAklın yolu bir iken kiraya mı verdiniz\nNe zaman peki desek iplere un serdiniz\n…Ahan da yazıyorum hey Avrupa duy beni.\n\nBize kök söktürürken sayını katlamışsın\nÇoğu şimdi bin pişman dereyi atlamışsın\nNe diyeceğiz diye meraktan çatlamışsın\n…Ahan da yazıyorum hey Avrupa duy beni.\n\nAldığın milletlerin hangisi bizden önde\nBatmaya başladılar kalkınma eksi yönde\nParlayan yıldız kimdir şaşırırsın bir dön de\n…Ahan da yazıyorum hey Avrupa duy beni.\n\nAdlarını yazmayım bütün dünya biliyor\nBalçığa saplananlar bir kurtuluş diliyor\nKimi de baş kaldırmış listesinden siliyor\n…Ahan da yazıyorum hey Avrupa duy beni.\n\nBize hızınız yetmez toplansın beş yediniz\nÇalalım bir parmak bal oyalanır dediniz\nYallah başka kapıya bitmiştir krediniz\n…Ahan da yazıyorum hey Avrupa duy beni.\n\nÇok da şeyimde sanki kalkacaksa vizeniz\nKim ki destursuz yürür biz sıraya dizeniz \nAvrupa sizin olsun tüm dünyayı gezeniz\n…Ahan da yazıyorum hey Avrupa duy beni.\n\nÖnce şunu kavrayın dünya beşten büyüktür\nKolunuz kökten bağlı, sırtınızda bir yüktür\nBurdan adalet çıkmaz, baştanbaşa çürüktür\n…Ahan da yazıyorum hey Avrupa duy beni.\n\nÇukurova/2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Bugün Cumartesi",
        "poet": "Bahtiyar Arslan",
        "poem": "\n\nhey bugün cumartesi\norda mısın\nağlıyor musun\nyoksa gülüyor musun…\n\nhey bugün cumartesi\nyolda mısın\nyoksa çiçekçide mi…\n\nhey bugün cumartesi\nuyamadın mı gece boyu\ncanını mı acıttı düşlerin…\n\nhey bugün cumartesi\nyağmuru mu getireceksin\nyoksa ellerini mi…\n\nhey bugün cumartesi\nkahvaltı mı yapıyorsun\ngözlerini mi yiyorsun, zeytin yerine \nkara gözlerini…\n\nhey bugün cumartesi\nekmek kızartıver kahvaltıya\nnar gibi kızarsın yüzü\nve ikiye böl...\nfarzet ki bir yarısı benim\ndiğer yarısı arkadaşlarımın\nbuharında ısıt, üşümüş yüreğini...\n\nhey bugün cumartesi\nyer döşeği yap, evinin bir köşesine \nbağdaş kur…\no çok sevdiğim romanı oku\nçayını yudumla\nellerini gözlerine sür\nsonra yüreğine koy\nısın...ve gülümse…\n\nhey bugün cumartesi\nburası soğuk\nburası demir kafes\nburası karanlık…\n\nhey bugün cumartesi\ngörüş günüm\nbiraz yeşil soğan getir\nbirazcık güneş….\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Çocuk Yüreğinden Bir Şeyler Dile",
        "poet": "Ahmet Zeytinci",
        "poem": "\n\nHer çocuk geleceği satın almıştır\nhem de beş kuruş ödemeden\nsadece ve sadece\nyanağındaki gamzeleri ve gülücükleri ile\nbelki bilmeden belki de bile bile...\n\nKarşına masallardaki lamba cini çıkmasa da\nheyy! ! ! Çocuk bir şeyler dile\nbırak oyuncakları moyuncakları\nçikolatayı gazozu çikleti\nAfrika'da senin gibi çocuklar ölmesin onu dile\nonlar da bile bile\nsevgiyi tatsınlar ve doysunlar hem bedenen hem ruhen\ngerilerinde kalsın çile...\n\nDaha daha bir şeyler dile yürekten\nkurşun askerleri oyuncak silahları değil amma\nbarışı dile özgürlüğü dile\nşiir dile azıcık edebiyat dile\nsenin de bir gün yüzün güler\nyazdıklarımız yazdıkların gelirse dile...\n\nBundan sonra hiçbir anababa\nçocuğunu dövmesin bile bile\nokula gitmeyen çocuk kalmasın\nkimse yoksulluk bilmesin\ngözyaşlarınızı başkaları silmesin...\n\nGözlerin çakmak çakmak\nve yapacağımız şey\nsana Tanrının baktığı gibi\nşefkat merhamet gözü ile bakmak...\n\nBugün çocuksun belki\nsana diyorum ki\nyarın büyüdüğünde tüm dileklerin gerçek olsun\nacı ve yoksulluk bilme\n''Babanı mutlaka geçeceksin\nçocuklarının da arkasından gideceksin''\nsadece değer ver seni yüceltecek olan ilime...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey dedim",
        "poet": "Habib Karasakallı",
        "poem": "\n\nKıra çıktım şu dağları aşarak\nDavar güttüm kırlarda dolaşarak\nDavar ürktü, ben önüne koşarak\nAy ay dedim, kiş kiş dedim, hey dedim...\n\nSilah omuzumdan, azık belimden\nDeğneği hiç düşürmedim elimden\nYine bir ses çıkararak dilimden\nAy ay dedim, kiş kiş dedim, hey dedim...\n\nAzığımı yedim, karnım doyunca\nUzanıp yatmışım boylu boyunca\nDavarı da ağalına koyunca\nAy ay dedim, kiş kiş dedim, hey dedim...\n\nYattığım yer kokuyordu kirinden\nGece beni uyku sarmış derinden\nDavar yine kıpraşırken yerinden\nAy ay dedim, kiş kiş dedim, hey dedim...\n\nYatmış uyuyakalmışım çok erden\nAğzımı da alıştırmışım nerden\nSayıklayıp söyleyiverdim birden\nAy ay dedim, kiş kiş dedim, hey dedim...\n\nKırda uyumanın tadına kandım\nSabah olmuş gün doğmadan uyandım\nBir an davar yatağında yok sandım\nAy ay dedim, kiş kiş dedim, hey dedim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Dost ",
        "poet": "Mehmet Yunus Aytek 2",
        "poem": "\n\nSen bilemezsin içimdeki sevgiyi\nBeni bana anlatır o sevgi\nKurumuş bir göl\nYağmurlu bir çöl gibi\n\nBeni bana bağışlamıştır o sevgi\nBir gün dönüp ardına bakarsan\nCanlılardan sorma sakın\nÖlenlerden sor beni\n\n06 Haziran 2013\nPerşembe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Dilo",
        "poet": "Ahmet Güven",
        "poem": "\n\nHEY DİLO\n\nHey dilo hey,tew dilo tew\nBihare hatıye dineye tew dilo tew\nGuregurê ewran e\nŞir e şirê baran e \nHespi min e rawhan e\nTew dilo tew\n\nHey dilo hey,tew dilo tew\nRoye daye gurul gurul,tew dilo tew\nGurfegurfe qulingan\nFirafirre day e dilon\nEz mêvanê wê yare\nTew dilo tew\n\nHey lê yarê,tew lê yare\nTu xweş bî tim lê yarê\n\nPeyv û Mûzik: Ahmet Güven\n\nHEY DİLO\n\nHey dilo hey\nDünya Bahar’ı geyinmiş\nHey dilo hey\nGök gürlüyor\nŞarıl şarıl Yağmur yağıyor\nYürü rehvan atım yürü,hey dilo hey\n\nHey dilo hey\nGüneş şavkıyor pırıl pırıl\nHey dılo hey\nTurnalar katar katar\nYüreklere esinti verir\nBen o yare misafirim,hey dilo hey\n\nHey dilo hey yarim\nSen sağolasın hep yarim\n\nSöz ve Müzik: Ahmet Güven\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey...  Dinle..",
        "poet": "Zeki İlyas Kızılışık",
        "poem": "\n\nAziz yurdum canını verenlerindir\nAl bayrağı al kefen giyenlerindir\nToprağıma her yönden saldırılırken\nAk göğsüne kör kurşun yiyenlerindir\n\nGelibolu 18.03.90\nÇANAKKALE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Garson!",
        "poet": "İsmail Çelebi Kayaş",
        "poem": "\n\nHey garson! \nBiraz yalnızlık getir bana\nYanında birazda karanlık\nMezesinde mutsuzluk olsun\nTerkedilmişlik olsun\nUmutsuzluk olsun\nGençliğini yaşamamış sonbaharlar getir\nHasretlerimi getir\nBekleyişlerimi...\nPisKoPaT bakan bir çift göz getir\nHayatımı bir film şeridi gibi \nGözümün önüne getir\nKırlangıçlar uçur\nGökyüzünün karanlıklarına\nDelikanlı çağlarımı getir\nHaykırışlarımı...\nZamansız kesilen sesimi getir\nKükremek istiyorum hasretlerin üstüne\nEstergon demiri bileklerimi getir\nKırmak istiyorum tutsaklık zincirlerini\nBakma üstümün başımın pisliğine\nMeraklanma\nHesabı hayatımla ödeyeceğim\nArtarsa...\nÜstüne biraz ''gurur'' al\nOnuda mezarıma getir...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Doktor Çöz Bu Şiiri De Göreyim Muhahahahaha!",
        "poet": "İsmail Uysal Özden Özgür",
        "poem": "\n\nHey Doktor Çöz Bu Şiiri De Göreyim Muhahahahaha! \n\nBenek-i firfirinden eser kalmış bende.\nBugün gaka-ül daimi var ki sorma\nSonra da sümük-ü daim.\nBir de sardı mı beni\nTırsiye-i anakıb\nManyak-ı cinnet-i inhitatiye oldum.\nYani canım tabibim\nHer tarafım \nEfkar-ı mutemedi.\n---\n8.1.2013\ndikili\n--\nOsmanlı devri hastalık isimlerinden bir şiir oldu eeee sözlük de istersiniz şimdi.Öyleyse buyurun efendim.\n\nBenek-i firfiri-------------kızamık\nGaka-ül daimi------------ishal\nSümük-ü daim------------nezle grip\nTırsiye-i anakıb------------örümcek korkusu\nManyak-ıcinneti inhitatiye--------manik depresif\nEfkar-ı mutemedi-----------depresyon\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Dünya",
        "poet": "Şahbettin Uluat",
        "poem": "\n\nNerde yoksul, orda savaş,\nKan, barut, tuzak, hile, taş,\nNe umut, ne ekmek, ne aş.\n\nHey dünya, hey zalim dünya\nHey kör dünya, sağır dünya.\n\nKuran kurmuş tezgâhları,\nÇizen çizmiş sınırları,\nYakan yakmış yangınları.\n\nHey dünya, hey zalim dünya\nHey kör dünya, sağır dünya.\n\nBir tarafta lüks yaşamlar,\nZarif beyler ve hanımlar,\nÖte yanda cehennem var.\n\nHey dünya, hey zalim dünya\nHey kör dünya, sağır dünya.\n\nPatlayasıya yiyenler,\nKonfordan vazgeçmeyenler,\nKayak, plaj dönmeyenler.\n\nHey dünya, hey zalim dünya\nHey kör dünya, sağır dünya.\n\nZorla mülteci olanlar,\nBatan botlar, yiten canlar,\nSınırlarda avlananlar,\n\nHey dünya, hey zalim dünya\nHey kör dünya, sağır dünya.\n\nBol silah, paralı asker,\nKaz gelecek mazlum yerler,\nVe işgaller, sömürüler,\n\nHey dünya, hey zalim dünya\nHey kör dünya, sağır dünya.\n\nYıkılır evler, dükkanlar,\nDüşler, hayaller, umutlar,\nYıkılır durur insanlar.\n\nHey dünya, hey zalim dünya\nHey kör dünya, sağır dünya.\n\nRefahı çalan ülkeler,\nMülteci alan ülkeler,\nUzakta duran ülkeler,\n\nHey dünya, hey zalim dünya\nHey kör dünya, sağır dünya.\n\nBaba kaybolur savaşta,\nÇocuklar yetim her yaşta,\nAnneler şaşkın, telaşta.\n\nHey dünya, hey zalim dünya\nHey kör dünya, sağır dünya.\n\nPara ve güç sahipleri,\nBatıl inanç, fikirleri,\nKapmış, tutmuş zirveleri.\n\nHey dünya, hey zalim dünya\nHey kör dünya, sağır dünya.\n\nPara, bol taşeron, plân,\nGizlidir maskeli yılan,\nGörülmez, öldürten, çalan,\n\nHey dünya, hey zalim dünya\nHey kör dünya, sağır dünya.\n\nKan akar hudut ısınır,\nAçık sınır, çelik sınır,\nİnsanlık her tür sınanır.\n\nHey dünya, hey zalim dünya\nHey kör dünya, sağır dünya.\n\nDin, mezhep, ırk, renk bahane,\nVurgun, ganimet şahane,\nÖlen ölsün, hırsıza ne! \n\nHey dünya, hey zalim dünya\nHey kör dünya, sağır dünya.\n\n16.07.2015\n11:59:18\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Gardaş+",
        "poet": "Bayram Tunca",
        "poem": "\n\nTanık olduğunun, danışkasına şahit oldum\nÖnce dil ile düzelteyim dedim suçlu oldum\nSonra el ile düzelteyim dedim sanık oldum\nDoğruyu söyledim dokuz köyden kovuldum\n\nBu demek değildir ki etliyi sütlüyü karışma\nElbet yanlış yapanlarla etmeliyiz mücadele\nYoksa, kötülük ayrık otu gibi her yeri sarar\nO vakit, birimize değil, hepimize gelir zarar\n\n14.02.2004-14:02\n\nAşk Ateşten Gömlek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HeY GiDi!",
        "poet": "Osman Şener 1",
        "poem": "\n\nAh! Çiçekler… Çiçekler…\nHepsi cennet kokulu\nŞimdi geçecekler; \nNeşe ve hayat dolu.\n\nÇiğdem gibi, karanfil gibi…\nHey gidi gençlik, hey gidi! \nNede çabuk geçiverdi; \nHey gidi! \n\nCıvıl cıvıl, rengârenk; \nGözlerinde meneviş \nAh şu endam şu ahenk\nYaratan çok özenmiş\n\nGül gibi, sümbül gibi \nHey gidi gençlik, hey gidi! \nNede çabuk geçiverdi; \nHey gidi! \n\nFışkırır gözlerinden,\nHayat sunan bir pınar.\nNameli sözlerinden; \nMest olur gönül yanar\n\nLeylak gibi, zambak gibi\nHey gidi gençlik, hey gidi! \nNede çabuk geçiverdi; \nHey gidi! \n\n                                   Evvahî\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey gidi",
        "poet": "Edim Ahmet",
        "poem": "\n\nHEY GİDİ\n\nHey gidi aman aman\nGeçti evvelki zaman\nKim ere geleceğe\nZaman şimdiki zaman\n\n    Edimahmet\n    Çankırı 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Gidi Anadolu",
        "poet": "Bayram Tunca",
        "poem": "\n\n(İ.İ. arabası) \nHey gidi Anadolu'm, içi dışı şakirt dolu\nHey gidi Anadolu, yakın eder uzak yolu\nBilmem ki kaç kez tur etti, bütün yurdu\nVurdu vurdu o turnayı gözünden vurdu\n\nO çok iyi bilirdi gidilecek yolu\nOnun çok genişti şefkatli kolu\nHer an hayırda koşturdu, bir ömür boyu\nNesli tükense de namı gider ömür boyu\n\nO, içine sığılmazları sığdırdı\nO, içine sığmayanları, römorkuna sığdırdı\nİçini şakirtleri, bagajına erzakları, sığdırdı\nBir seferinde 15, diğerin de 18 kişi sığdırdı\n\nO da benim gibi ne çekilmez çileleri çekti\nSanki, çile çekenlerden hem ilk hem tekti\nDile gelip konuşsa, yürek dayanmazdı bilin ki\nKalem bu kadar yazabildi, daha ne diyeyim ki\n\nCanı olsaydı, dayanmazdı bu kadar çileyi\nAma o insanlar gibi bilmezdi hiç bir hileyi\nO burada şakirtlerin, orada meleğin bineği\nİnşaallah kabul olur onun için şairin dileği\n\nArşınlamadığı ne dağ, ne de ova kaldı\nYapmadığı ne hayır ne de sevap kaldı\nYapılan hayırlardan o da nasibini aldı\nKendisi emekli oldu; fakat namı kaldı\n\nSırtına binenler, bazen mazeret gösterdi\nAma o yorulma emaresi bile göstermedi\nGece gündüz hiçbir mazeret  göstermedi\nYaz kış, gece gündüz, dur durak bilmedi\n\nBayram der, keramet Anadolu da mıdır\nYoksa sahibi veya içine binenlerde midir\nAnadolu'nun destanı yazılsa yine de azdır\nZaten, o'nun destanını melekler yazmıştır\n\nŞair der; Anadolu ya binenin sayısı bilinmez\nOnun gerçek manevi değerine paha biçilmez\nO günlerin destanı yazılsa, ondan vazgeçilmez\nOnun değerini onunla seyahat etmeyen bilmez\nB. TUNCA/12.11.2000-16.55\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey gidi günler",
        "poet": "İlhan Koruyucu",
        "poem": "\n\nHey gidi günler\nNasılda su gibi akıverdi zaman\nSu gibi aziz ol demek gelse bile içimden\nHarman mevsiminde savrulan ekin'e eş\nBir de baktım avuçlarımın içinden kayıverdi zaman\nHey gidi günler desem de\nIlık bahar yeli esti, gitti\nÇocukluğumun hatırladığım bölümleri\nArkadaşlarımla çeşit çeşit oyunlar\nBüyüklere özenip büyümek istiyorum kendimce\nilk gençlik yıllarım ve burnum bir karış havada\nKavak yelleri esiyor başımda\nDünyam toz pembe, renklerime karışılmasın istiyorum\nAklımda evlilik hayalleri\nEvler, düşlediğim arabalar ve hayallerim\nDerken çoğu kısmı bakmışım gerçekleşivermiş\nAma birde geriye dönüyorum ki\nÇocukluğumu geri verin diyorum vakit geç\nO gençlikte yavaş yavaş kayıyor avuçlarımdan\nİleride dersem ki verin gençliğimi\nBana demezler mi niye dağ başında bıraktın\nBulutlara değmeden ayaklarını yerden kestin\nHer halde hey gidi günler hey desemde\nBen bugünümden memnun\nYarınımdanda umutluyum\nGüzel günler ve yarınlar için\nHey gidi günler yerine\nSevgi dolu günler diyorum\nAma sadece kendime değil\nBütün insanlığa\nİnsanca yaşayanlara! \nİlhan Koruyucu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Gidi Gökyüzü",
        "poet": "Kuzey Pb",
        "poem": "\n\nHey gidi gökyüzü...\nBerraklığınla yaşarsın..\nBiz sende büyüleniriz,\nkayboluruz..\n\nHey gidi gökyüzü...\nSen yeryüzüne baktığında,\naynı şeyleri söyleyebilir misin? ..\n\nÖzür dileriz; \nSevdiğini yok ettiğimiz için...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Gidi Gençlik.",
        "poet": "Nisari Özdoğan",
        "poem": "\n\nGüzü bulduk meyvesiz, tomurcuk çiçek derken.\nO uzun emellere noldu, hey gidi gençlik.\nSusuz kırlarda bitmiş, menekşe gibi erken,\nBoynunu büküverdi, soldu hey gidi gençlik.\n\nNe zaman geldiğini farkedip duymamıştım.\nÇılgın arzularına, gem vurup uymamıştım.\nÇok erken terkeyledi, ben ona doymamıştım.\nMiadı ne de çabuk doldu, hey gidi gençlik.\n\nTerkedip, orta yerde koydu hasat harmanı.\nArtık işe yaramaz diye yazdı fermanı.\nGönlümden hevesimi, dizlerimden dermanı,\nGözlerimin ferini aldı, hey gidi gençlik.\n\nBeni hep oyaladı, boş yeldirdiği ayrı.\nNe başta akıl koydu, ne hafızada hayrı,\nMezarda lazım diye, kuru i'mandan gayrı,\nBende olan her şeyi çaldı, hey gidi gençlik.\n\nCazibesine düşüp, şevkine kanmış idim.\nOnu bitmeyecek bir hazine sanmış idim.\nHep benimle kalacak diye inanmış idim.\nMazide bir hatıra oldu, hey gidi gençlik.\n\nHep dikenli yollarda, beni turabeyledin.\nTozu pembe gösterip, çölü serabeyledin.\nTerkedip gideriken, yıktın harabeyledin.\nSensiz geride neyim kaldı, hey gidi gençlik.\n\nGirdiğin kaba sığmsz, kendine dar edersin.\nGönülleri coşturur, hep peşinden yedersin.\nEn sonunda kimseye baki kalmaz gidersin.\nSöyle! sende kim vefa buldu, hey gidi gençlik.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey İstanbul",
        "poet": "Şair Zorbakut",
        "poem": "\n\nHey İstanbul \nPeygamberimin gönlündeki son kale\nCamileriyle minareleriyle gök kubbeyi selamlayan şehir\nKıtaları birleştiren ülkemin incisi\nSelam sana selamlar sana\n\nHey İstanbul \nUzaktan seni düşünürüm\nAdalarında baharın\nSüleymaniyendeki  güneşinle\nSelam sana selamlar sana\n\nHey İstanbul\nBüyük ve sakin Ayasofyanla\nBoğazınla,Denizinle,Halicinle\nMavilikleri yırtan gemilerinle\nSelam sana selamlar sana\n\nHey İstanbul\nUmudumuzun şehri\nDevirlerin kapanıp \nTarihlerin yazıldığı şehir\nSelam sana selamlar sana\n\nHey İstanbul\nAnadolu’yu sırtında taşıyan şehir\nFatihleri Eyüp sultanları barındıran \nErenlerin, koyun koyuna yatan şehitlerinle\nSelam sana selamlar sana \n\nHey İstanbul\nSen bize layıksın ama \nBizler sana belki\nYinede\nSelam sana selamlar sana\n\n                                                       29/04/2005 \n\n                                                   ZORBAKUT\n                                                   BURSA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey İzmir",
        "poet": "Hasan Yaşar",
        "poem": "\n\nHEY İZMİR \n\nhey \nsen \nözlemeye doyamadığım şehir. \n\nne güzelliğiyle böbürlendiğin kızlarını \nne de bok kokan kıyılarını. \n\nne konak’ını özledim \nne de karşıyaka’nı be güzel izmir. \n\nyine de \nhaydi kırma suyunu içmiş bu adamı \n                                            be ılıcak şehir. \n\nal yasemin kokulu bornova sokaklarını \nal geçmiş geçmiş parıldayan \nduvarları ege kokulu rum evlerini \n                                                  gel. \nbak \nlaf olsun diye değil bu şiir \naşksızım \nyalnızım \nve üşüyorum \nnaz etme haydi gel \nbu gece rüyama gir...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Gidi Karadeniz...",
        "poet": "Mehmet Arslan 3",
        "poem": "\n\nHey gidi Karadeniz, hamsimin gözyaşları,\nSuları soğuk temiz, karayel savaşları,\n\nOynaşır balıkları, hangi çeşit istersen,\nYunuslar tanıkları, yakınlık gösterirsen,\n\nDeniz ile beraber, uzanır hep kıyılar,\nDağların öfkesidir,  şu esen deli rüzgâr, \n\nDeniz mavi gök mavi, yemyeşildir çaylıklar,\nUşağımın kaderinde, bu kahpe ayrılıklar,\n\nAnlatamaz türküler, şu paçinin hüznünü,\nYemyeşildir öyküler, ufka bakar gözünü,\n\nKaradeniz bu yurdun, yeşil cennet köşesi,\nTemelin fıkraları, ülkemizin neşesi,\n\nGönül dağım dumanlı, anlatamam hüznümü,\nBen doğuştan sevdalı, aşk bürümüş gözümü,\n\nKaradenizliyim ben, inanç gönlümün yâri,\nBir yaprak dahi vermem, verseler dünyaları…\n\n                                                          Of-2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Gidi Memleketim Hey",
        "poet": "Serhad Serkan Koçyiğit",
        "poem": "\n\nUzak diyarlara dalıp sadece memleketimi içimde ararım,\nHasretinizle kavrulur kor gibi cayır, cayır yanarım,\nBir memleketimi düşünür bir memleketim için ağlarım,\nYapa yalnız geçen gecelerimde AY YILDIZLI yollara bakarım,\n\n\nElimi uzatıp da ateş gibi yanan bağrıma sizi basarım,\nHayaller içinde zamanı saniye, saniye tek başıma harcarım,\nGülmeyen yüzüme damla, damla akan gözyaşlarımı sararım,\nKanayan kalbime sizi deva bulmak için merhem gibi sürerim,\n\n\nBakmayın, kimselere acımı bağırarak söylemem güler geçerim,\nBir tek kendimi, ciğerimi kor gibi yakar demir misali eririm,\nHer alo dediğimde sizin güzel olan mis kokan sesinizle dirilirim,\nÖzlemimi azaltır volkan gibi alev, alev yanan gönlüme su dökerim,\n\n\nBu yaban ellerde kır çiçekleri gibi tane, tane açmayı beklerim,\nMemleketimin suyunu dökün üzerime size mis gibi gül kokuları vereyim,\nVatanımın toprağını koklayayım her gün kendimi evimde hissedeyim,\nHey gidi memleketim hey sadece senin vatanımın kıymetini bileyim.\n\n\nOf, of bir tek eli öpmeyi özledim memleketimde bir tek eli,\nKim diye soruyorsunuz o titreyen ağlamaklı seslerinizden,\nO benim mis gibi cennet, cennet  kokan anacığımın eli anacığımın,\nO benim mis gibi cennet, cennet  kokan anacığımın eli anacığımın.\n\n\nSERHAD SERKAN KOÇYİĞİT\n10 / 07 / 2010 \n17:10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey İstanbul",
        "poet": "Hasan Taner",
        "poem": "\n\nNe büyüksün İstanbul, ne büyük\nDevletlere namzetsin, dünyada tek\nŞerefsin, haysiyetsin islama\nAdın İslambol, yerin islambol\n\nNe büyüksün İstanbul, ne büyük\nTaşın toprağın altın, suyun bol\nHasretsin nam-ı figana, figan hasret sana\nİlahi adaletsin ilahi kitaptasın hoşsada\n\nNe büyüksün İstanbul, ne büyük\nSaltanatın derin, ismin ebedi\nSırtın kalın, yerin ebedi\nPeygamberler firakısın, evliyalar firakı\n\nNe büyüksün İstanbul, ne büyük\nİçinde dünyayı beslersin, küpün dolu\nAzmanların iştahısın, tadın kaymaklı\nBitmez hazinesin, gömün dolu\n\nNe büyüksün İstanbul, ne büyük\nHayallerime sığdıramayacağım kadar iri\nDoyamayacağım kadar tatlı ve ilahi\nSayamadığım kadar devasasın hep öyle kalası\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Koca Dünya",
        "poet": "Sait Küçük",
        "poem": "\n\nSual etsem bilen olmaz yaşını\nKocalar kocası hey koca dünya\nGezdim durdum toprağını taşını\nEyledin ömrümü zay koca dünya\n\nYan yana yatıyor beyle maraba\nÇürümüş bedenler dönmüş turaba\nÇok şehirler gördüm olmuş haraba\nKaç ocak söndürdün say koca dünya \n\nBirin kondurdun da birin göçürdün \nEcel şerbetini tas tas içirdin \nGüzel sevenlerin aklın kaçırdın \nNicesin del’ettin vay koca dünya \n\nYaptın her zulümü elden koymadın \nMazlumlar ah çekti ahın duymadın \nNice yiğitleri yedin doymadın \nYede Miskini’yi doy koca dünya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey İnsan Oglu",
        "poet": "Hasan Ergönül",
        "poem": "\n\nHey insan oglu kendini \nBaska yerden arama\nKendini kendinden ara\nCunku sen, sensin.\nDoganin en guzeli \nVarligi insansin.\n\nAnnesin babasin \nAmcasin \nDedesin nenesin\nDenizlerden kopan\nLodos,daglardan\nKopan cig,dillerden \nDusmeyen agitsin \nCunku sen en guzeli\n Bir sarkisin dillerden\nDusmeyen,\n\nDunya binbir cesit guzellik\nBinbir cesit,   her renk\n  Baska bir.guzellik\nHer insan baska bir\nRenk baska bir tomurcuk\n\nEvren binbir yildiz\nBin bir guzellik \nYeryuzu binbir cicek\nBinbir renk cumbusu\nSari kirmizi mor yesil. \n\nHasanim der\nHey insan oglu sen \nO ciceklerden \nBirisin sen en guzelisin,\n Rengin mavi  sumbulsun\n\nHey  insan oglu,\nCocuklarin  kimsesiz\nTurkulerin ozansiz \nBaglarin susuz,\n\nKuslarin yuvasiz ciceklerin\nArisiz  kalir.eger sen,olmazsan\nHey insan.oglu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Koca İstanbul",
        "poet": "Tarık Fikirli",
        "poem": "\n\nHey koca istanbul\nYedi tepene yedi ayrı güzelle çıksam\nBogaz köprüsünde sana sevdamı haykırsam\nAnlarmısın beni hey koca istanbul anlarmısın\n\nGalata köprüsünde olta atsam\nSandalda mangal yapıp tadına baksam\nGalata kulesine çıkıp sana sevdamı haykırsam\nAnlarmısın beni hey koca istanbul anlarmısın\n\nDolmabahçeye paşalar gibi kurulsam\nBeyazıtın güzelliği ile sarhoş olsam\nRumeliden sana sevdamı haykırsam\nAnlarmısın beni hey koca istanbul anlarmısın\n\nVapura binip karşıya geçsem\nAdalardan sana selam söylesem\nKız kulesinden sana sevdamı haykırsam\nAnlarmısın beni hey koca istanbul anlarmısın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Kuş Gribi!",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nHey kuş gribi kuş gribi! \nHiç tanımıyosun yoksulu garibi\nSenin yüzünden düştü de dibi\nYok ettin bir aileden üç kişiyi\nHey kuş gribi kuş gribi! \nSanki başka sorun yokmuş gibi\nSen çıktın karşımıza deli gibi\nHiç tanımıyosun yoksulu garibi\nHey kuş gribi kuş gribi! \nTelef ettin binlerce pilici\nÖksüz bıraktın nice civcivi\nHiç tanımıyosun civcivi, pilici\nHey kuş gribi kuş gribi! \nBoş bıraktın kümesleri\nFakirin gitti elinden yiyeceği\nBir kuru ekmekle tavuktu yiyeceği\nHey kuş gribi kuş gribi! \nGönlümüzde bıraktın acı izleri\nArtık terk edip gitsen bizleri\nBir daha hiç dönme sakın geri\n\n(16 Ocak 2006/ İstanbul)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey koca şehir istanbul",
        "poet": "Muharrem Tüylü",
        "poem": "\n\nhey koca şehir istanbul\nsana sesleniyorum sesimi duyormusun\nyalnızlıgın ve karanlıgın oldugu geceler\nferyat ediyor insanlar senin acımasızlıgına\n\nkazandıgın kazandık gibi kalmıyor\ntoplasan faturalara yetmiyor\nçocukların istegi bitmiyor\nferyat ediyor insanlar senin acımasızlıgına\n\nanadoludan gelmışlar akın akın insanlar\ngörmediklerini bilmediklerini almak için \ngah bodurum katta gah gece konduda\nferyat ediyor insanlar senin acımasızlıgına\n\ngün agarmada evce çıktık yola\nkimimiz konfeksiyona kimimiz atölyeye\nhasretini duydugum güneşin battıgı geceye\nferyat ediyor insanlar senin acımasızlıgına\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey sabır",
        "poet": "Hasan Taner",
        "poem": "\n\nHey! sabır, dağmısın tepe mi\nAşılmaz korku musun, bitmeyen özlem mi\nBekletmekten bıkmaz mısın\nYoksa hep ceza mısın, ezaya devam mı\n\nHey! sabır, bazan hayra alametsin, \nBazan hayrın kalır öte aleme\nHayırlısı; sabır! bekleriz\nSabır suyundan ya içeriz, ya da içre gireriz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey rüyaci bilirmisin?",
        "poet": "Ediz Tevfik",
        "poem": "\n\nHey rüyaci bilirmisin? \nSilinir tüm kabuslarin izi \nBahar yagmurlarinda \nVe tatlılı rüyalara hazırlar \nGün yeniden gamzelerini.(Gunaydin)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Siz",
        "poet": "Mehmet Rızaoğlu",
        "poem": "\n\nKapatın kapıları,pencereleri\nSıkı sıkı kapatın\nhırsız zevk alsın açacağından! \nElektrik verin cezaevi tellerine\nmahkûmlar zevk alsın kaçacağından! \nSonra zincirleyin gülleri, toprağa\ngözü arkada kalmasın bülbülün,\nuçacağından! \nYasaklayın tüm bahçe oyunlarını çocuklara,\nendişelenmesin anneler,\nbaşlarına dert açacağından! \nVe sıkı koruyun çıkarlarınızı\nöteki zevk alsın ötekiliğinden,\nyoksulluğundan,yok olacağından\nve bir gün alacağından!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Sen",
        "poet": "Hümeyra Doğan",
        "poem": "\n\nHey sen,\nHüznünü yüreğinde gizleyen neşeli insan..! \nBir dağ gülüsün aslında,\nHem güneşe hem yağmura alışkın.\nRüzgar kıramaz hiç bir dalını sen feda etmedikçe sevdan uğruna.\nDağ başında dik görünse de boynun\nAslında ezelden büküktür Hak'ka\nVe hep gizlidir sevgin yüreğinin kuytularında.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey sen",
        "poet": "Yunus Isikoglu",
        "poem": "\n\nÖzgürlüge set çeken \nHey sen...\nÖzgürlüğe set çekemezsin\nBeyinde canalanan filizleri kıran \nHey sen...\nO filizleri kıramazsın\nÖzgürlük ateşi yanmayı görsün\nSöndürmeye gücün yetmez\nDuvarlar örsen, zincirler gersen\nGüneş tepeden de aydınlatır\nAydınlığı engelleyemezsin\nYıkarız duvarları kırarız zincirleri\nNasırlı eller ve yalın ayakla \nYürürüz aydınlığa \nÇünkü özgürlük bizim hakkımız.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Taksi...",
        "poet": "Dilaver Öztürk",
        "poem": "\n\nX:Heyy taksi yolculuk nereye\nY:Bılmemkı belkı bılınmeyene...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey  Sen",
        "poet": "Marife Bilge Öz",
        "poem": "\n\nGök kuşağı olmak istermiydin? \nGökyüzü ile yeryüzü arasındaki,\nO ahengi bulan renk cünbüşü gibi.\nYoksa kasırgamı olmak isterdin? \nGökyüzü ile yeryüzü arasındaki bir çıban gibi.\nHey sen yağmur olmak istermiydin? \nGökyüzünden yeryüzüne düşen bereket senbolü gibi.\nYoksa şimşekmi olmak isterdin? \nGökyüzünden yeryüzüne düşen bir karabasan gibi.\nSahi kar olmak istermiydin? \nGökyüzünden yeryüzüne düşen mutluluk timsali.\nYoksa hortummu olmak isterdin? \nGökyüzündenelini dünyaya uzatan\nBütün düzeni bozan yaramaz bir çocuk gibİ.\nEvet sen neolmak isterdin?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Sen Acayip Hayvan",
        "poet": "Can Polat Teker",
        "poem": "\n\nBugün Foça' dan geldi...\nGine kara haber\nŞehit ve yaralı erler\n-Vatan Sağolsun! \n\nHızır olmuş Taksiciler,\nAlmamışlar bir kuruş\nHalk Kızılay' a kan vermeye hücum ederken\n\nEşsiz milletimin genlerinde saklıdır\nBir oluvermek aniden; \n\nHey sen acayip hayvan! Ne haber! ? \n\nSamsun' da başladı ilki\nİzmir' indir ikincisi.\n\nÜç dönemdir bu geçmekte\nAnkara biçare\n-Titre ve kendine dön! \nBilge Kağanım sesleniyor asırlardır atayurttan.\n\n2.\n\nHangi tarihtir o,\nErgenekon' dan çıkamadığı Türkün? \n\nHey sen acayip hayvan! \nİzmirli analar gök yeleli birer Bozkurttur şu an! \n\n9 Ağustos 2012, Singapur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Üsküdar",
        "poet": "Halim Şefik Güzelson",
        "poem": "\n\nDün Üsküdar Çarşısı'nda gezindim\nBir yoksulluk bir güzellik sezindim\nBirbirinden iyi insanlar gördüm\nBir sevindim bir sevindim bir sevindim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey taşeron Fransa-sabrımızı taşırma Tarih oku ve öğren-akıllı ol şaşırma",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nAsıl “Soykırımcılar”-Türk’e pusu kurandır\nŞerefsiz ve alçakça-askerimi vurandır\nYıllarca sıkıntıyı-çeken büyük milletiz\nBir arada yaşayan-kahraman cemiyetiz\nHey taşeron Fransa-sabrımızı taşırma\nTarih oku ve öğren-akıllı ol şaşırma\nVatana ve bayrağa-kastetmek isteyen var\nBunlar akıldan yoksun -hepsi çapulcu davar\nAncak savunuyoruz -kendimizi her vakit\nSıraya giriyorlar-sırta yapışıyor bit\nHey taşeron Fransa-sabrımızı taşırma\nTarih oku ve öğren-akıllı ol şaşırma\nSuçsuz olduğumuzu -bilmiyor mu İtalya\nAmerika Fransa-İngiltere Almanya\nNedir probleminiz -vatanı batırmak mı\nAtağımızı kesip- milleti bitirmek mi\nHey taşeron Fransa-sabrımızı taşırma\nTarih oku ve öğren-akıllı ol şaşırma\nKuvvetli olmamızı-istemiyorsunuz siz\nOnun için durmadan-çıkartırsınız kriz\nSanık sandalyesine - koyuyorsunuz bizi\nSalyalı ağzınızla-tanırız bizler sizi\nHey taşeron Fransa-sabrımızı taşırma\nTarih oku ve öğren-akıllı ol şaşırma\n “Haçlı zihniyetini-sizler unutmadınız\nHep kuyruk acınız var-akıldan atmadınız\nMahkûm ettiniz Türk’ü-yargısız infaz sizde\nHâkim savcı oldunuz-uzatmadınız vade\nHey taşeron Fransa-sabrımızı taşırma\nTarih oku ve öğren-akıllı ol şaşırma\nBöyle dayatmalarla-sonuç alamazsınız\nBiz sıkıntı çekerken-rahat kalamazsınız\nTarih bir gün yazacak-Türk’ümün doğduğunu\nDün nasıl yapmış isek-haini boğduğunu\nHey taşeron Fransa-sabrımızı taşırma\nTarih oku ve öğren-akıllı ol şaşırma\nOnların hesapları -devletimi yok etmek\nTürk’ün adını silip-altlara doğru itmek\nDevletim hesabı sor-parçalayıp bölenden\nMilletim ağlar iken -sırıtarak gülenden\nHey taşeron Fransa-sabrımızı taşırma\nTarih oku ve öğren-akıllı ol şaşırma\nBizle uğraşanlardan-derhal hesap soralım\nEcik cücük böcüğü-önce soruşturalım\nKatliam soykırımı-araştırmalı meclis\nMars’tan bile duyulsun –kaybolmamalı bu his\nHey taşeron Fransa-sabrımızı taşırma\nTarih oku ve öğren-akıllı ol şaşırma\nYapışın yakasına -kapansın ağızları\nTürk kemendi atılsın-sıkılsın boğazları\nHasan’ın tek görevi -can yurda sahip çıkmak\nBugün olduğu gibi-yarın da ışık yakmak\nHey taşeron Fransa-sabrımızı taşırma\nTarih oku ve öğren-akıllı ol şaşırma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey! uyanıklar",
        "poet": "Halil Aydın",
        "poem": "\n\nHEY! UYANIKLAR; \n\nHani gözüm çıksın\nGözümüz yok haramda\nDemiştiniz.\nMaşallah deveyi hamutu ile\nYuttunuz,\nAman kimseler görmesin diye\nNe kılıklar uydurdunuz\n\nKamu ihale yasasını\nNe hale getirdiniz,\nYetmedi\nTam on sekiz defa değiştirdiniz \nYasayı kalbura çevirdiniz,\nAdamlarınızı iş başına geçirdiniz\nTeftiş denetim kurumunu da iğdiş ettiniz\nHadi yürüyün Candaşlarım, yandaşlarım\nİş bilenin kılıç kuşananın\nYa bismillah diyerek \nİş başına geçirdiniz..\nİşini bildiler, kılıçlarını kuşandılar\nKöşe üstüne köşe oldular\nAdaletin adaleti belgelendi\nKim bilir hakimler mi ceza verir \nYaksa onlar mı  hakimlere ceza verir\nYaşadık gördük\nDeniz feneri davasını,\nYılan hikayesine çevirdiniz\n\nAtatürk’ün kurduğu cumhuriyeti \nBilmem neden beğenmediniz\nSavaş üstüne savaş verdiniz\nAmma malını mülkünü\nPek çok sevdiniz\nSatıp savdınız\nUcuz ya da bahalı diyenleri\nHiç ama hiç sevmediniz\n\nGençliğin uyanmasını hiç istemediniz\nAtatürk’ün gençliğe hitabesi\nNe ki canım; \nAyet değil ki diye\nKitaplara koymak istemediniz\nBu aldatmacayı gençliğe\nŞirin görünerek atlatmak istediniz\nBel ki yerler dediniz\nAmma yemezler bilemediniz\n\nGençlikle Atatürk arasında\nNe işiniz var\nÇekilip gitseniz aradan\nGençler cumhuriyeti\n\nBin bir zorlukla kuran\nAtalarıyla dertleşmesinin\nAllah aşkına ne zararı var\nSilemeziniz bu gençlikteki Atatürk sevgisini\nBoşu boşuna uğraşmayın yalan dolanlar\nUydurup beyinlere formatlar atmayın\nNe kadar düzenler kursanız da\nİnanmazlar artık size\nSilemeziniz beyinlerden\nÇağlar boyu Atatürk sevgisini\n\nHALİL AYDIN (Sizden biri)  03/03/12\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heybe",
        "poet": "Meral Meri",
        "poem": "\n\n\"Başkasının yargısına ve övgüsüne boş heybenle gitme! \"\n\nİstanbul -Nisan 15.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heybeli",
        "poet": "Yalçın Ergün",
        "poem": "\n\nMekan Heybeli idi, aylardansa haziran\nSekizinci gün idi, saat dokuzdu o an\nGünlerdense cumaydı ama aklımda kalan\nTertemiz bir güzellik, gerisi hepsi yalan...\n\n1990\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hey Zalim Gurbet",
        "poet": "Ruhi Hatunoğlu",
        "poem": "\n\nIrmağa döndürdün gözümde yaşı\nKastın neydi bana hey zalim gurbet\nKafamı kırıyor ellerin taşı\nKastın neydi bana hey zalim gurbet\n***\nYuvasız bir kuşum garip yerlerde\nDolaşıp dururum yaban ellerde\nBeden sürüklenir çoşkun sellerde\nKastın neydi bana hey zalim gurbet\n***\nRuhiyi ağlatır sıla hasreti\nUmudu tükenmez güne sabretti\nHayal dünyasında yâri seyretti\nİnsafın yok mudur hey zalim gurbet.\n                            24.01.2015/OLTU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heybem hayat dolu",
        "poet": "Ataman Ertuğrul ",
        "poem": "\n\nGeçen gençlik yıllarım\nHeybem hayat dolu\nDağlar kadar sevgi yüklüyüm\nDeryalar kadar gönlüm\nMutluluk yolunda ümitliyim\nIrmaklar gibi çağlar\nNehirler gibi akar\nGeçen gençlik yıllarım\nHeybem hayat dolu\nRuhum fezaya yükselir\nZerrelerle raks ederim\nHer bir gecem ayrı alem\nZaman içinde zamandı\nGeçen gençlik yıllarım\nHeybem hayat dolu\nSevmek, ruhun gıdası\nMerhamet, aşk deryası\nUmmanlara dalardı ruhum\nBana eş arkadaştı \nGeçen gençlik yıllarım\nHeybem hayat dolu\nMadem mutluluk ümidim\nHangi alemde, hangi hayatta.\nBütün meselem, sadece\nHayatın sahibi, ALLAH derim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "heybemdeki Kaçak sözler",
        "poet": "Osman Aktaş",
        "poem": "\n\nsaatler mübaşir\ndakikalar taş kesilir\nkonuşur aylak bakışlar \nrenkleri dinamitlenmiş gecede\nkana susamış namlulara bakıp\nneyi hatırlar\ngüpegündüz\ndüş görenler\ndüşlerinde\nbizi hatırlamazlarsa\nneden bilmiyorum\nsalkım salkım kuş öğütüyor\nbu mavi tavan\nbin yıldır\nayaklarıma\naynı zelzele takılıyor\ngece gündüz demeden\n\nyağmurun gözetiminde\nsokaklar boyu nehirler\nkış toplamış dilenciler\nmelankoli nağmelere eğilmekteler\nbıkıp usanmadan\n\nbir köylü gövdelerimi işaret ediyor\nmozart çalıyor radyoda\nmahzunluğum ömre bedel\niçim akdeniz olup taşıyor\n\nbilirim\ntükenecek sahiller\ngece çarşaf gibi \nkoyu belleğimde\nçoğalan düşler \nyiten anlamlar\niliklerimde\nertelenmiş alışkanlıklar\ngeçmişe ters düşmekte\ngeleceğe düzenek kurmak için\n\n                                    Haziran 93\n                                                     Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heybeyden",
        "poet": "Dilek Yılmaz 2",
        "poem": "\n\nBENİM Statüme saygı duyun yeter\nEzmeyin daha fazla karekterimi\n                 ZATEN yaşıyorum içimde gelgitlerimi\n         NEFRET, NEFRET ediyorum her şeyden\nİŞTE, öylesine yaşıyorum, hayatı heybeyden......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heybemizde Kavuşmanın Erzakı",
        "poet": "Hayrettin Taylan",
        "poem": "\n\nHer seher  boğaz sularında  sensizliğe yıkanır, yakınır   içsel dalgalarım.\nYosunların  benime dolanır, gelirsin sahilime deniz analarıyla.Andıç  yemiş bir  iletişimin sularında  seni yazamıyorum  asıllarım kirlenmiş, atık sevdalar karışmış bir  sensizlik denizindeyim.Her anım kirli  isteklerle akıyor ama   senin denizine doğru dizginleri kopmuş aşkın  yunusu  olmak dışında çarem kalmıyor.\n   Gelişler  eskisi gibi ılık  değil.Seninle gelen  efsunlu rüzgâr saçlarımı ve suçlarımı dalgalandırıyor. Açık kahveye  boyadığın  saçların vedaya açılmış gibi  yüzüme  vurur. Yar beni tarar mısın  saçlarınla, özlemlerinle… Tarak uçlarına sevgimi ekledim ki    saçlarının kökünden beynine iletilerim  rahat  gelsin diye.\n   İz ve söz bitmez  aşka  sen ancı, yeni bir bahara  beni yeşert. Ah yeşilim, gül nazım, sevdalım, bahara sunaklı sultanım, gecemin  yıldızı,sözlerimin    sözlüğü baharımda har var.Kurumuş  özlemlerimin toprağına sevgi  buhurlarında damlalar aksın.Mahmuzları ışıl ışıl gözlerinle şıklansın hayat.\nYedi bulut çığlıklarına dörtnala  koşuyor yıldızlarım.Hazlarımın   hazır dokunuşlarından  koşular yapıyoruz  senle senli olmanın    son anında.\nHeybemizde  kavuşmanın  bütün erzakı,biraz  çok özleyen benden arta kalan sevgiyle ağırlık kazanıyor  buluşmalarımız.\nİmkansızlıkları  aşıyoruz, gündüzleri karışlıyoruz aşk ile  karanlık arasında  bir yıldız konuk oluyor mavi gözlerine.Kara sevdamın  haritasından,kararsız kayıplar kayıt oluyor sözle,gözle, özle  sen arasına.\n İçimizdeki olmazlar,olurların yangınlarına   yanıcı, gidici özlemler  oluyor.Ben sana yanıkken,yangınların  bana ders vermesinin anlamı yok ki gülüm.Ölümsüz  bir koşul  bizi koşturur özlemlerin  gün karasına.Mutluluğun ülkelerinde  beni seni kraliçem seçmişken,yürek yüreğe sarılmışken  ne engel olabilir? \n        Delirmiş engeller suflenmiş rüzgar  taşıyor   aşkın imparatorluğuna Suskularımıza  değiyor hafif meşrep gitmeler.Surlarımın saçakları  buluşma angınlarımızla kayboluyor. Sevda dedikçe,gülüşlerin gibi  yıldızlar da  yerleşiyor yar_yüzümüze.\nOltalar atarsın Yusufi  derinlerime benimden yemler olmalı ki takılı kalıyor   ağır sevdalı olta uçlarında.Sevinirsin işte    sular susun biraz, artırın maviliğinizi ben aşkımı yakaladım...Artırın dalgalarınızı,benim aşkım  yunus kokar, benim aşkım Yusuf kokar, benim aşkım  mecnun değil.Çöl görmez,serap yaşamaz.Benim aşkım biraz, derin, biraz benden öte.\nYüreğine, aydınlık ruhum olur derinlerde bile gizli incin olurum.Takarsın  boynuna  hasretlerimi.Bir özel günde pırlantanı  parıldayan   kavuşmalarımızla  sana sunacağım.Gizli sözlere,sözlenmelere, özlenmelere    leyli   parmağını.\nKavuşmalarının ırmakları kıpkızıl  aksın hep şairine, mısralar dirilir, sessiz \nO gamzeye  gizlendi dünyam,o buselerde beslendi hayallerim,o bakışlara kıble oldu  bakışlarım,o sözlere kitabi oldu tümcelerim.Dokundum  aba yakmanın   bam teline ve şiirce yürüdüm  senli,sensiz, uzak,yakın,sıcak ve mavi her ana.\n  Duru  sel gibi çılgınca  akıştım sözlerinle  gözlerin arasında  içimizdeki kayaları,kirlenmşiş geçmişi de silerek   gittik özün okyanusuna.\n Lal olmuş  bal dilimizle ülkeler ve aşklara açıldık yüreğimizin tortularından yaptığımız  savrulmanın ve  salınmanın salıyla.\nDalgalar eskiyince  balinalar  su karanlığa yüreğini  salar,her dalga,her an beyaz değildir şaire, derinliğindeki   nurların  haritası beni   kurtarır kaçınılmazlardan.\n   Su  kokusunda düşleri sakla,gül hasretinde dikenleri akla,aşk okyanusunda   salımı,ömrümü salınışla  sakla,bebeğim.\n Dokun şimdi perma perişanlığın  aynası  yüreğime.Ar  perdesini çekelim suskularımızın ,susamışlıklarımızın   açlıklarına.. Aşk, içimizde en bulunmayan  gıda, sorgusuz düşlerini, en bilinmez  tutkularınla  doyur iç çocuğumu. Can ol,  heves ol bedenime. Ten ol, tin ol  dudağın  değsin  değinilerime.Sen ol,ben ol, şen ol sevda- yi  aşk koyalım gecenin  zifiri gizemine. En anlatılmaz,e gerçekleşmez hayalin olayım  geleyim bu gece,  hallerinin gecesine,kapat gözlerini,kapat sözlerini,kapat dünyanı,kapat bensizliği.En sevdiğin rengin  turuncu    gizlerinde   gizlendim sende.Benim rengimi bul bunca   sana alışıp geldiğim     dalgaların algılarında  Gül taşlım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heycan Eder Heycan Eder",
        "poet": "Yaşar Gürlek",
        "poem": "\n\nHEYCAN HEDER HEYCAN EDER\n\ngul dalina konmus bulbul\nferyat eder feryat eder\ngonca gonca acmisda gul\nheycan heder heycan eder\n\nyar ne guzel gul bagin var\nkoca dunya gonlume dar\nkarsimda bin cilveli yar\nheycan heder heycan eder\n\nneselimi nesesizmi\ngonul sensiz caresizmi\nbakar bana onun resmi\nheycan heder heycan eder\n\ndeli gonlum yanar askla\nferyat eder feryat eder\nyar bakisin bana baska\nheycan heder heycan eder\n\nYASAR GURLEK\n1992 leiden hollanda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heyecan",
        "poet": "Narin Sevgi",
        "poem": "\n\nAslında sessizlik kendi heyecanını barındırır içinde,\nbir kıpırtı peşinde koşar yürek.\nsessizlik ve suskunluksa umudu çağırmaz\nhep bir şeyler götürür,\nakşam saatlerinin gurbet trenleri gibi,\nkasvet gögüs gerer umudun gökyüzüne\ndilim seni çağırır,töreler komaz.\nbeklemeler acizdir,heyecanı içinde\nçık gel,gelemediğin rüyalarıma\nen hüzünlü şarkıları söyle sen,\nsesin içimizi titretsin\ngönül teli kırık olmadıktan sonra\nher şarkı açar bizi.\naslında sessizlik yakışmaz bize,\nsöylemek istediklerimiz içtenliğimizdir,\nezberleri bozduk zannederken\nbir fırtına bir yağmur,beklemediğimiz\nsessizlik, kendi heyecanını çağırır derken geceye,\nheyecandan söz ediyorduk oysa,kimsesizce\nunuttuk,içimizdeki yangını,yüreğimizi\nheyecan gelemez,haydi çağır\nsessizlik bekliyorsa bizim kusurumuz\nel aleme ayıp olmasın yeter,heyecan göz kırpıyor\nama uzakta..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heyecan",
        "poet": "Sadun Aksüt",
        "poem": "\n\nKalpte yelpazelenen aşkı bileydi cânân\nYaşanırdı ömürde her gün, her an heyecan\nBöyle bir duygu için bin kere verilir can\nKalpte yelpazelenen aşkı bileydi cânân...\n\nİstanbul, 4 Şubat 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heyecan..()",
        "poet": "Kader Çelebi",
        "poem": "\n\nHeceliyorum bak..! ! her saniye,\nHer dakka ayrı bir işkence...\n\n...Sana anattığım her kelime,\nAyrı bir aşk, \n\nayrı bir tutku,\n\nayrı bir haz...*\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heyecan",
        "poet": "Yahya Harbalioğlu",
        "poem": "\n\nBen hayatın her anını yaşarım\nKaybedecekmişim gibi her an hayatı\nDünyadan çekip gidecekmişim gibi kalbimi avucumda tutarım\n\nSon defa bakıyormuşum gibi bakarım\nTuruncu bir şafakta kızaran ufka\nDoğmayacakmış gibi\nKorkulu bir heyecanla beklerim güneşi\nDal uçları da benim kadar heyecanlı nefes bile almaz\n\nHer an kaybedecekmişim  gibi\nSımsıkı kavrarım hayatı\nBiten her bir gün yas benim için\nBaşlayacak her bir gün düğün\nKumrular ve çocuklar gibi karışırım hayata\nYummam gözlerimi nergisleri koklarken\nBir de berrak ve buz gibi bir suya dalarken\n\nSon saatimi yaşıyor olmanın telaşıyla\nHayranlıkla bakarım gökyüzüne\nToprağa karışmak üzereymişim gibi\nKeşfetmek isterim \nRengini ilk kez fark ettiğim çiçeklerin kokusunu\nVe bastığım toprağın bedenime göre kazılıp\nÜzerime üzerime serpilmesinden hemen önceymiş gibi\nSon kez izliyormuşum gibi izlerim yıldızları\n\nHer an kaybedecekmişim  gibi\nSımsıkı sararım ben hayatı\nDalga sesine koşarım\nYağmuru beklerim\nTırmanırım patikaları\nTuruncu bir şafakta kızaran ufuklara bakarım\nÖtelemem dosta selamı\nKalbime tercüman olmaktan korkmam\nYarım bir ay varsa semada\nOna bir daha bakamamaktan korkarım tek\nHayata sevdamdan caymam\n\nBen hayatın her anını yaşarım\nKaybedecekmişim de her an hayatı\nNar çiçeklerine bakarım uzun uzun\nNehirleri izlerim hayran hayran\nYakamozları hele\nBir de kuyruklu yıldızları\nSon defa birleşiyorlarmış gibi\nKucaklaşır kirpiklerim\n\nSon ve daimi misafirlerimi \n-karıncaları- bile incitmem\nHer an kapımı çalacak gibi sonsuzluk\nTelaşla doldururum koynuma sevinçleri\nNe kadar basarsam toprağa kar\nRüzgarın yüzüme değmesi her şeye değer\nYemyeşil dalları erikler eğer\nÇiğ düşer otlara\nZeytin rüzgara boyun büker\n\nBen hayatın her anını yaşarım\nKaybedecekmişim de her an hayatı\nHafızama yüreğime yüklerim zamanı\nBal arılarını tarlaları ve yolları\nTenha bir köşede\nNemli topağa saklanıncaya kadar bedenim\nHayatın macerasını ben yaşarım\nGöğsümün kafesinde son kez\nÇırpınır gibi çarpar yüreğim\nZamanımın yağmuru dinmedikçe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heyecan Denizi",
        "poet": "Hüseyin Evcil",
        "poem": "\n\nSen, bambaşkasın  sevgilim. Yeni  dönem, yeni  sayfa  değilsin. Sanma  hiç  doğduğunu  ya da  aktığını. İçimdesin hep, sonsuzca  yükselmeye  yazgılı  bir  tanrı  gibi. Sevecenliğin  güneşlere  korku. Ölçüsüz  yorgunluğumla  koşuyorum  sana. Yollar  uzayacak, sevmek  yetmeyecek  biliyorum. Biliyorum  her  şeyi. Uyku  beyazı  geceler, yazamadığım  yer altı  şiirleri  ve  aşk  gezegeninde  solo. Gözlerin; üzerimde  eriyen  karlar  gibi, sancılı, suskun. Zaman  fenerleri  kadar da  zenginsin. Ne  olur  kolların  açık  kalsın. Bu  denizde  dağılsın  saçların. Seni  sana  sunuyorum, kabul  et. Soluk  soluğa  kovalamaca  ve  dağılan  toz  bulutları. Yaşadık, yaşayacağız. Bağırarak, çoğalarak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heyecanlanırım",
        "poet": "Bekir Gedikoğlu",
        "poem": "\n\nMarşımız çalınırken\nHeyecanlanırım\nBunun gibi\nSeni görünce bir hoş olurum\nSesini duyunca\nİster uzak \nİster yakın\nHeyecanlanırım\nÜç harftir bunun başlangıcı\nTamam mı? \nAşka-A- düşünce\nHeyecanlanırım\nNice yollardan aştın\nSevmenin \nSevilmenin\nZirvesine ulaştın\nÖrümcek gibi kalbime\nBembeyaz ağlar attın\nGöremem\nSenden başkasını\nKalbimde göremem\nBunalar güzel şeyler\nEfsunlu anlar\nBunları düşünmekle\nHEYECANLANIRIM\n\nTirebolu,10 Kasım 1970\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heyecanın Olmak İstiyorum",
        "poet": "Osman Demircan",
        "poem": "\n\nHer  gözyaşımda  okyanus  damlalarının  mutlulukları\nKaranlık  denizin  ortasında  varlığına  akıyorum  ben\nİçimde  biriktikçe, hesap  veriyorum  karanlık  sulara\nAvuçlarına  bırakıyorum  sevinç  aşk  adına  ne  varsa.\n\nRuhum  eriyor; sonsuz, cömert, sınırsız  duygu  bu\nDinmeyen, düşkün  yağmurlar  bırakıyorum  ellerine\nSana  heyecan  veren, hayatın  için  aşkı  sunuyorum.\nUmuduna, açmaya  çalışan  çiçeklerine  yağıyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heyecanlı Yolculuk",
        "poet": "Süreyya Aktaş",
        "poem": "\n\nHayallerimle bütünüm. \nEngel ve sınır taşımadığımı biliyorum. \nYararlı ve Üretken olmak azmindeyim. \nEndişe duyduğum gelecek için hazırım. \nCanla başla çalışıyorum. \nAzmim yerinde... \nNefreti, kini çıkarmam gerekiyor içimden \nLanetlediğim kişisel bütünlüğü kutsuyorum. \nIlık bir yaz akşamında...\n\nYalnızlığı beynimden silip \n0nca gücümle hayallerime koşuyorum. \nLeylalar gönlümü sarıyor. \nCüretkarlığıma meydan okuyorum. \nUlu çınarların altında \nLaleler içerisinde bir gül olup, \nUfkumu genişleterek, \nKaranlığın içerisinden ışık gibi parlayacağım.\n\nİstanbul, 11 Eylül 2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heyecanların rengi",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nSeviyorum bayrağı\nCanımdan daha fazla\nÇalışırım durmadan\nBu günden daha hızla\nHeyecanların rengi\nKırmızı-Beyaz dengi\nBayrağımı görünce\nŞu anda ağlıyorum\nNerde görsem ben onu\nElimi bağlıyorum\nHeyecanların rengi\nKırmızı-Beyaz dengi\nSevinçlerime ortak\nBayılırım rengine\nSüzülürsün durmadan\nHayranım ahengine\nHeyecanların rengi\nKırmızı-Beyaz dengi\nSana öfkeyle bakan\nKem gözleri oyarız\nLeşi yurdumdan atıp\nYanardağa koyarız\nHeyecanların rengi\nKırmızı-Beyaz dengi\nSenin için yazıldı\nŞiirler hikâyeler\nHep uğruna verildi\nNice nice payeler\nHeyecanların rengi\nKırmızı-Beyaz dengi\nGökyüzünde sen ayım\nHep rengisin kanımın\nHuzurunda gör anla\nÖnemi yok canımın\nHeyecanların rengi\nKırmızı-Beyaz dengi\nSevinenle sevinip\nÜzülenle solarım\nBen seni düşünerek\nDosta güven salarım\nHeyecanların rengi\nKırmızı-Beyaz dengi\nBu eller koklar seni \nUğruna bu vücutlar\nŞehit oldu durmadan\nHasan Emre Muratlar\nHeyecanların rengi\nKırmızı-Beyaz dengi\nBir gülümse yüzüme\nTenime sar tenini\nRuhumda taşıyorum\nVarlığımla hep seni\nHeyecanların rengi\nKırmızı-Beyaz dengi\nBu duygum yüzyıllarca\nDünya bilsin sürecek\nHasan Sancak söylüyor\nGençler emek verecek\nHeyecanların rengi\nKırmızı-Beyaz dengi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heyhat",
        "poet": "Muhsin Demir",
        "poem": "\n\nGeç gelen bir veda havası bizimkisi\nKenetlenmişliğin gevşekliğini yaşıyor ellerimiz\nDudak payı bırakma acizliğinin hesabını soruyor hayat.\nSoluyacaklarına geç gelen veda havasını da kat\nBir veda arası vermek durumundayız\nHeyhat...\nŞimdilik elveda...\n\nTükürebilseydik hayasızlığın yüzüne\nBaşı dik uğurlardık gidenleri\nKi başı dik uğurlayabilseydik gidenleri\nEn çok bize yakışırdı elveda kelimesi.\nHeybene bir kum saati daha at\nBir veda arası vermek durumundayız\nHeyhat...\nŞimdilik elveda...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heyelandan Korunalım.(12 - 18 Kasım; Afet Eğitimi Haftası)",
        "poet": "Naim Yalnız",
        "poem": "\n\nKaldırımlarda,yollarda\nÇatlak,kabarmalar varsa,\nBeton zeminde,temelde\nKıvrım ve çatlama varsa; \n\nHemen önlemler alalım,\nHeyelandan korunalım.\n\nKâh,su boruları gibi,\nKâh,gaz boruları gibi,\nYer altı yapılarında\nKırılma,patlama varsa; \n\nHemen önlemler alalım,\nHeyelandan korunalım.\n\nTelefon direklerinde,\nElektrik direğinde,\nAğaç,duvar ve çitlerde\nEğilme,bükülme varsa; \n\nHemen önlemler alalım,\nHeyelandan korunalım.\n\nYollarda ve zeminlerde,\nDüşey oturmalar varsa; \nÇok yağışlı havalarda\nDere,çamur akıyorsa; \n\nHemen önlemler alalım,\nHeyelandan korunalım.\n\nKapıda,pencerelerde,\nÇevre şekli bozulmuşsa; \nBina temel,kolonlarda\nDev çatlaklar oluşmuşsa; \n\nHemen önlemler alalım,\nHeyelandan korunalım.\n\nHer türlü afete karşı,\nEvi,sigortalatalım; \nYaşadığımız çevreyi\nMutlak,ağaçlandıralım; \n\nErken önlemler alalım,\nHeyelandan korunalım..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heyhat",
        "poet": "Hacer Esma Yüksel",
        "poem": "\n\nBir acayip harabat\nBaşlıbaşına hayat\nIslak kaldırımda iz taze\nRuhuma yapışan bayat\nİçtenlik hint kumaşı\nKarakterli bir sanat\nYok zerresi sende\nNe yazık, heyhat...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heyhat",
        "poet": "Hamit Kalkan",
        "poem": "\n\nİsyan dolu kalbim ederim feryat\nZindan oldu dünyam bumuydu hayat\nYaşamadan ömür bitiyor heyhat\nLokman Hekim gelse derman bulunmaz.\n\nEllemen yaramı,hicran doludur\nÇekerek götüren yarin yoludur\nSabret be ŞÜKÜRCAN Mevla’m uludur\nDert ile yaşarsın,dertsiz olunmaz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heyhat! ...",
        "poet": "Ulvi Ziya",
        "poem": "\n\nKaç bahar çiçek açtı köhne ömrümüzde\nDaldık rûhumuzun kışına,çiçeği göremedik...\nKaç harman savruldu,ne kaldı önümüzde\nYitik zamanlar içinde murâda eremedik...\n\nBinbir renge bürünen çılgın tabîat\nRuhlara sunarken tâze bir hayat\nFışkırdı gönlümüzden sonsuz feryat:\nBoşuna geçti ömrümüz,heyhât! ...\nDünyâ cennet bahçesiydi,bir çiçek deremedik...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heyhat",
        "poet": "Yaşar Akbaş",
        "poem": "\n\nÜmüt başka bahara,uzak ihtimal vuslat\nKalmadı artık bende,ne tahamül,ne takat\nUçtu elden sevgili,anılar kaldı heyhat\nÜmüt başka bahara, uzak ihtimal vuslat\n\nİstesem de gelmiyor, özlenen baharlarım\nİsmini sayıklıyor,çatlayan dudaklarım\nArz edemez halimi,anlatamaz lisanım\nİstesem de gelmiyor,özlenen baharlarım\n                                          29 Ekim 2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heyhat",
        "poet": "Osman Erdoğmuş",
        "poem": "\n\nHEYHAT\n\nKaranlık dehlizlerden başlayan bir seyahat,\nKabirde son buluyor,o da karanlık heyhat.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heyhat",
        "poet": "Kenan Arman",
        "poem": "\n\nbir feryat buluğunda terkettim avuçlarını\nyangınına aşık şehirlerde köhnerken ağır aksak\nduyubiliyordum küllerimden doğacak griliğimi\nbir feryat buluğunda çıktı kılıcım kınından\n\nkanayan yağmurlarıyla bir göktü içtiğim\ngidiyordu bir bulut ve ağlıyordu kendiliğinden\nbir çetrefil soru gibi bakıyorken hayata\nkanayan yağmurlarıyla sendin gittiğim\n\nbütün kötü alışkanlıklarımı bıraktım heyhattayım\ngecenin karanlığında tanımadığım seslerle teşne\nbütün kötü alışkanlıklarımı duvarıma astım\nkendime bir yağmur bulamadığıma yanmaktayım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heykel",
        "poet": "Halim Yazıcı",
        "poem": "\n\nc.koççoban'a\n\n1.yüzün yıldızdağı'na\n   kirpiklerin mermer\n   tozlu akşamlara\n   mavi çocukların\n   koştuğu yalnızlıklara\n   dönük olsun\n   kalbin aşka\n\n   hüznün beyaz gecelere\n   turuncu ve siyah heykellere\n   küçük dudaklı kadınlar\n   akçakgönüllü aşklara\n   dönük olsun\n   aşkolsun.\n\n2.ey çocuk\n   küçük beyaz ellerin\n   kelebek ve rüzgârların sesini\n   sesinde çoğaltır ve getirirdin\n\n   ey kil\n   ey demir, ey toprak\n   yelkenlerin şişirdiği hayat\n   gece ve aydın\n\n   sana kırk defa söyledim\n   bu yüzden sana benziyor\n   ince boyun atkısı heykellerin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heykel",
        "poet": "Sunay Akın",
        "poem": "\n\nYalnızca ben bilirim\ndiktatör heykellerine\npislemek için\ngöç ettiğini\ndünyadaki bütün\nkuşların\n\n\n"
    },
    {
        "title": "* Heyhat! *",
        "poet": "Ahmet Berat Ünal",
        "poem": "\n\nBirer birer tükettik, mevsimleri yılları\nDaha dün gibi gençliğimizin ilkbaharı.\nHeyhat! Yanılmışız, aradan kaç sene geçmiş\nAğrısız ilkbahar, yaz yaşadık, ne güzelmiş..\n\n01 Eylül 2008\nNoter n. 3616\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heykel-traş...",
        "poet": "Niyazi Sakar",
        "poem": "\n\nAlçı ile taş ile heykelin yapmak istedim,yüzüne bakıp bakıp..\n\nTaş kesildim sanki, yüzden düştüm melek yüzüne bakıp bakıp...\n\nİster yağmur de ister gözyaşı gözbebeğimden gelen damlalara akıp akıp\n\nSenin cahilliğine ne der bilmem gelsede uzmanlar gelsede murakıp...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heyulâ Düşman",
        "poet": "Ali Şahin 2",
        "poem": "\n\nSaldırmada öldürmede hep, can mı demez\n Kalleş terörist alçağı insan mı demez! \nUğraşsa da içten ve de dıştan heyulâ \nDüşman bu necip milleti diz çöktüremez!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hêzên Şêran",
        "poet": "Mehmet Çobanoğlu",
        "poem": "\n\nKeça min delala me ev dem bo me pir zore\nLeşker şandin li ser me koma wan jî zehf tole\nŞewitandin malên me dûman daket gundê me\nHêla me de şîwane, ev çi hale çi deke\n\nKeça min kezeba me êriş anîn li ser me\nHêjmara wan sed hezar agir dadan bi ser me\nDevê wan de xwîna sor hemû gurin hemû se\nEv rîya wan ne rê ye tevkujî ketin nav me\n\nKeça min delala me salane di me tade\nLêdane û kutane nav dilê me de jane\nLorîna dayikane dilopên ser dêmane\nPaşverû ya Rôm’ê ye hertim ew mar ê ade\n\nKeça min Havîn’a me ser welatê me Kurdan\nŞereke pir girane mal belav bûn mal talan\nJiyaneke dijvare agire me dibare \nEv doza me kurdan e bawer nekin neyaran\n\nKeça min rûmeta me tu şervanê gelê me\nŞoreşgerî, pêşewan tu ketî nav doza me\nNetirse û netewe leşkerê Rom’ê tole\nSîpan, Qendîl û Munzûr hemû jî bûn warê me\n\nKeça min keça gelan hêza te hêza şêran\nBerxwedane, dijrabûn ez qurbana keç-xortan\nLeşker şandin li ser me koma wan jî zehf tole\nEw rîya azadî yê hêvîyên hemû Kurdane\n\n12.08.2011\nYildirim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Heyy",
        "poet": "Ahmet Arslan Hadimi",
        "poem": "\n\nBiz gördük insanlığın, çiş yaptınız içine \nDışında olanlarda, bakmazsınız niçine \nTaş çıkarttınız bu gün, tüm dünyanın piçine\n15 Temmuz gecesi, yaptığınız işe bak\nİbreti âlem olsun, tut ensene kına yak\n\nYanınıza kar kalmaz bu gece yaptığınız \nKurtarmayacak sizi, gücüne taptığınız\nNe dünyanın devleri, ne onlardan kaptığınız\n15 Temmuz gecesi yaptığınız işe bak \nHiç utanıp arlanma sen yinede selam çak\n\nKarıştırır her şeyi, karşınızda hakikat \nDimdik ayakta iken size karşı mahlûkat \nRezilliğiniz arttı, işte bu gün kat be kat\n15 Temmuz gecesi yaptığınız işe bak\nTüm hainlerle bir de, ihanete bir taç tak \n\nŞu güzelim ülkemde, yalnız kaldığınız gün\nBozulacak şeytanla yaptığınız o düğün\nSorulacak elbette ne yapmıştınız siz dün\n15 Temmuz gecesi yaptığınız işe bak\nBak hele kimden gelir, şu duyduğunuz şak şak\n\nSokaktaki vatandaş sizden hakkın alacak \nİhanetlerinizle size haber salacak \nSizler cümbül cemaat cehenneme dalacak\n15 Temmuz gecesi yaptığınız işe bak\nBu geceden memnun mu, söyleyin cenabı Hak\n\nÜmmet çok dua etti, siyonistler kahrolsun \nŞu dünyamız bir nebze, huzur mutluluk dolsun \nYarınlar çocukların, tüm mazlumların olsun\n15 Temmuz gecesi yaptığınız işe bak\nGelip hesabı verin, bitsin sizdeki lak lak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hezal - Ceylan",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nEw çiyayı çiyayı..................Bu dağlar bu dağlar\nLı ser çiya berf mayı..........Üstünde kalmış karlar\nDayı mıra lor bıke...............Anne bana ninni de\nİşev hevnamı nayı...............Uykum bu gece gelmiyor\n\nÇiyayı me bılınde...............Dağımız çok yücedir\nLı paşiyavi günde..............Arkasında köy vardır\nÇavı keça şıvano...............Çoban kızının gözü\nLı nav çava pır rınde..........Tüm gözlerden güzeldir\n\nAva çiya pır sarı.................Dağın suyu çok soğuk\nİşev mıra bu tari.................Bu gece bana karanlık oldu\nEz dıgerım hezalo.............Ceylanı arıyorum\nBaran lı serme bari...........Yağmur üstümüze yağdı\n\nRıya hezal ronayi...............Ceylanın yüzü parlak\nBan dıkım çıma nayı..........Çağırırım gelmiyor\nNızanım çı dühazı...............Bilmem ki ne istiyor\nGotınamın nemayı.............Söyleyeceğim kalmadı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hezeyan",
        "poet": "Abdullah Mennan",
        "poem": "\n\nSeher vaktidir ötersin ey bülbül\nKaç gün batımı gördü bu gül\nLisan ile kalbini verdin hazdan\nÇeperinden ayrılmadın geçtin yazdan\n\nKapatır kendini, mehtapla hayal içre\nKendi külü içerisinde bağıran biçare\nEğle sevabı aralansın perde tezden\nKalenderane yarattı Papatya tenli yasemeni  Yezdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hibe",
        "poet": "Akan Güneş",
        "poem": "\n\nhibe ediyorum\nne kadar\nyaşanılası ömrüm varsa\n\nmil çektim gözlerime\ngörebileceği\nen güzel insanı gördü\nbir amacı kalmadı nede olsa\n\nbu saatten sonra\nPeygamber mi gelecek......\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç",
        "poet": "Arzu Şeker",
        "poem": "\n\nBir sıcak yüz ararım şu tenha Dünyada \n Herkes yabancı herkes darılmış birbirlerine\n Ne derdimizi soran var ne tanıdık bir çehre.\n Ne tarafa uzansaK ellerimiz boş kalıyor,hep\nHiç Ahiret hayatı yokmuş gibi,mutlu olan kimseler hüznümü arttırıyor...\n\nvesselam\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hı Hı",
        "poet": "Ali Lidar",
        "poem": "\n\n'Sükut etme Nazlı yar beni benden edersin'\nAramıza tramvaylar girer hint kenevirleri cuma selaları\nBu eller öpülmez diye kimse öldürülmez amenna\nSen istersen ölüyü bile cana getirirsin acil\n\n-Bütün kara parçaları bana girsin, afrika kıtası dahil..\n\nSen beni sevdin diye akvaryumlar dile gelir\nPilaki veririm lepistese dünyası başına yıkılır\nSevgilim, seni göremeyince içimin vidaları gevşer\nYani ya ben seni görürüm ya da secde eder tüm kafirler\n\n-Siktir et kara parçalarını, sana bir şey olmasın..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hezkırın",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHezkırın nebê jı kesira Cennet tünnü,\nXANİYA BI HESKIRIN, HUN BIZANIN VEKA ŞİNE,\nÇAMURI MİROVA BI HESKIRIN LIXISTİNE,\nEv kı mirova hez nakê fıtratıra düjmünü.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç",
        "poet": "Aylin Boğa",
        "poem": "\n\nHiçliğin içindeki girdabı bilir misin\nAlay eder senle\nHer sabah güneşe elini yeniden uzatışında...\n\nEkim/1995\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç",
        "poet": "Hüseyin Mustafa",
        "poem": "\n\nyaralarımız karışır\naçıktan kan\n\nsuyun gidişi yalnızlıktır\naçıktan akan\n\ndurmak yorgunluktan\nkarşı durman\nbilmemekten olabilir\n\nanladığımızda\ndünya\nve ötesi\nbir hiç\nolabilir\n\nhiç\nkaç para\namca\n\n(2006,ÇYOY,2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç",
        "poet": "Fazlı Akkuş",
        "poem": "\n\nBütün cümleleri\nBir kelimeye sığdırdım\n\n29 Eylül 2007 00:55\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç",
        "poet": "Yunus Akdeniz",
        "poem": "\n\nHiç olurdun benim için sen, \nEğer sevdiğim kadar seni, \nNefret edebilseydim senden.\nEn tatlı rüyalarla alırdım öcümü, \nBitmek bilmez zalim gecelerden; \nEğer sevdiğim kadar seni, \nNefret edebilseydim senden...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nİstemem dönme artık, benim için bir hiçsin,\nViran olmuş bağımda; ne gül, ne lale açsın.\nSeninle hesabımı, Mahşere erteledim,\nBeklentim yok hayattan, nasıl geçerse geçsin.\n\n9 Ekim 1989 – Pazartesi / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç 2",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nBu rüzgâr her kişinin, eser başından er geç,\nDoldur aşk şarabından, bir kaç yudum da sen iç.\nVarsın vefasız çıksın, yâr dediğin be gönül,\nHer seven kavuşsaydı; aşk, aşk olur muydu hiç? \n\n12 Nisan 1985 – Cuma / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç",
        "poet": "Devamsız Geceler",
        "poem": "\n\nMutsuzum bugün \n\nHer gün bulutlarda dolaşmaz ki insan! \n\nSöz verdim kendime \n\nBir depresyon edineceğim en kestirme yoldan \n\nBöyle bir lüksüm olmamıştı hiç \n\nYüklerimi \n\nBir bir atacağım sırtımdan \n\nKuruyası o çınar var ya hani \n\nKökünden keseceğim! \n\nDalını yaprağını budağını \n\n“Hiç”liğe adayacağım yaşamı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç",
        "poet": "Ali Uydurucu",
        "poem": "\n\nSu kaynağında berrak\nGönül rızasıyla verilen\nElmanın ancak\nYarısı tatlıdır\nÜç kişi\nBir masada\nYemek yediniz mi hiç...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç",
        "poet": "Mehmet İnanç Şengüneş",
        "poem": "\n\nHiç bir gökyüzü beklemez o an\n\nHiçbir pencere,hiçbir kuş\n\nHiçbir ağaç solmaz o an\n\nHiçbir Anadolu,hiçbir otobüs\n\nSadece sen ve ben o an\n\nHiçbir kimse,hiç kimse\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nbir ağaç \nyada toprak \nyada hiç doğmamış olsam \n\n                                 29.6.15.16/rç\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç",
        "poet": "Vahittin Bozgeyik",
        "poem": "\n\nSeni düşündüğüm anları toplasam,\nGençlik yıllarımdan çıkarsam \nNe kalır biliyormusun? \nHiç...\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hiç",
        "poet": "İsmail Hakkı Aydın",
        "poem": "\n\n'HİÇ'\n\nHadi yine şanslısın! Mürşidin geldi bu gün.\nHasretini çektiğin, kutlu olsun bu düğün,\nBayram mıdır, Seyran mı, çözemezsin bir türlü,\nSonunda anlarsın ki, tam bir 'HİÇ' miş övdüğün.\n\nProf. Dr. İsmail Hakkı AYDIN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç..",
        "poet": "Gözde Hatiboğlu",
        "poem": "\n\nİçimdeki sesleri duymuyorum artık. Alışkanlıklardan ve iyi niyetten adını anmalarım. Senin ikilemli tavırların sürdükçe ayaklarım daha çok geri gidiyor farkında olmadığın bu. Aşk neydi demiyorum artık, eşitledim herşeyi. Karşılayabilirsen beklentilerimi belki denerim seni yeniden sevmeyi. \n\nDurdum. Beklediğim sen değilsin ama. Öyle sanıyorsun biliyorum. Karşıma gel, yanıldığını birlikte görelim. Bakalım birlikte bunca yıl yaşananlara, biraz ağlayalım birlikte, içimizi dağlasın sonra öfke, evet biraz da aşktan söz edelim; sonra gelelim bugüne. Sorarım o zaman; ah etmez miydin yerimde olsan sen de. Sevginin gücü varsa pusulan yap, yolumu bulursan duyarım belki içimdeki sesleri. \n\nYılları saymıyorum artık, sıfırladım. Sevdayı sırtlamıyorum artık, bıraktım. Kendimi de anlattım seni de yeterince anladım. Etrafındaki sesler yükseliyor artık duyuyorum, sen duyuyor musun bilmiyorum. Yeter mi ya da öğretir mi sana sevmeyi kulağına gelen cümleler. Şunu bil; hiç birşey olmamış gibi beni başa döndürmezler.\n\nHuzur içimde hep yeniden başlayan gün gibi. Senden sonra aydınlık, senden sonra; yağmura, soğuğa rağmen karanlıkta bile aydınlık. Korkularım bile gün ışığında artık saklanmıyorlar. Kabul ettiğim herşey, değiştirdiklerim gibi aslında benimle ilgili. Sana atfetmiştim ya önceleri, geri aldım. Benim duygularımdı, yalnız bıraktılar şimdi senin kalbini. Sana ait duygun varsa şimdi sor kendine; sevdin mi beni. \n\nİçimdeki sesler değişti. Duyduklarım artık sen demiyor. Beni kollamadan aşık olmam artık. Ne sana ne başkasına. Seni de kollamam artık. Hayatının dağılışına seyirci kalıyorum, oysa başka olabilirdi demiştim. Demiştim sana taa en baştan. İnanmadım. Güvenmedin. Bırak sadece koşulsuzca seveyim istedim. Bunu da kirlettin. Şimdi yıkıntılarının altında aşkı ara dur, ne fayda. Ben yoksam aşk olmaz hayatında. Sevmek, sevilmeden öğrenilmez demiştim sana. Ne öğrendin yılların sonunda bana dair, sevmeye dair. HİÇ. İşte tam da bu sebeple; sen de ah ederdin yerimde olsan. \n\nSustum. Sen düşün bakalım bundan sonra. Zaman sana uzun bana kısa. Yazgını değiştirmeye cesaretin varsa çık karşıma. Mucize ol, yeniden aşk yarat bana. Dilimin sözü değişir, esas yüreğimin sözündedir ahlar. Değiştirebilirsen değişir belki duygular. \n\n(12.Ocak.2010)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç 3",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nHep adını sordular, söyledim dedim ki “hiç”,\nArada bir ben varım, yanıp kavrulan bir iç.\nHiç kimse anlamadı, oysa doğru söyledim,\nBen daim hiçi sevdim, bilen yok Tanrı hariç…\n\n30 Kasım 1989-Perşembe/ Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç",
        "poet": "Ahmet Muhip Dıranas",
        "poem": "\n\nGözyaşı tufanıyla taşıp gidiyor ovalar.\n“Nereye bu göç? ” diye ses....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç",
        "poet": "Devrim Tülay",
        "poem": "\n\nSu şahit\nToprak\nDeniz\nVarlığım yokluğuna emanet\nYokluğunda var olma adına\nAşk şahit \nİnsan, hayvan, nebatat ölürken teker teker\nGöğsümde eridi dünya\n\nDevrim Tülay – 3 Eylül 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç",
        "poet": "Selim Uğur Örs",
        "poem": "\n\nBu günler de ölesim var,\nBu gün günlerden ölüm\nMevsimlerden ölüm mevsimi gibi\nİlkbahar yaz sonbahar kış ölüm gibi\nBen ölüm gibi..\n         bir hiç gibi \nhepsi bu bir hiç gibiyim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç",
        "poet": "Özkan Büyükburçoğlu",
        "poem": "\n\nSilinmek yüreğinden ne acı,\nKorkulu gecelere hapis olmak,\nHer kâbusta kalkıp adınla tekrar yatmak,\nNe acı.\nUnutulmak ne acı.\n\nBilinmemek,\nYaşadığın  zannedilmek,\nOysa her gün ölmek ne acı,\nAdınla tekrar dirilmek,\nAvuntuyla gülmek, \nSonra tekrar yokluğunu görmek,\nTekrar ölmek ne acı…\n\nNe acıdır aynaya baktığında,\nKoca bir boşluğu görmek,\nHiçtir…\nBeni HİÇ görmediğin gibidir.\n\nUzak ülkelerin,\nUzak insanları gibi hayat,\nNe anlam ifade ederse,\nO kadar uzak. \nUnutulmak ne acı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç!",
        "poet": "Kasım Şen",
        "poem": "\n\nYokluğunu aklımdan geçirmediğim\nÖlümsüz sandığım, kanıksadığım sevdiklerim\nHiç böyle habersiz gidilir mi, hiç alışamadan\nKendimi kandırmaya bile fırsat vermeden.\n\nKasım ŞEN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç",
        "poet": "Ziya Nizam",
        "poem": "\n\nSen hiç \nBir insanı unutayım diye\nYalvardın mı Allah'a.\nNumarasını tuşlamamak için\nTelefon yerine\nKafanı vurdun mu duvarlara.\nHiç, \nAşk denince\nKranplar girdi mi midene.\nSen hiç 'hiç' oldun mu? \n\n                                   01.06.2005- Çarşamba\n                                   23:49 Avcılar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Acımadılar mı...",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nBülbül konar güllere, seni vermişler ellere,\nBakar bakar ağlarım beyaz gelinlik tüllere,\nSönmemiş volkan gibi, yanarım o gözlere,\nBülbül konar güllere, seni vermişler ellere,\n\nHiç acımadılar mı ki o masum bakışlarına,\nHiç acımadılar mı, bahara yazına kışlarına,\nUmutsuz bir bekleyiş, sevdiğimin insafına,\nBakar bakar ağlarım beyaz gelinlik tüllere...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Akıl lanmadık Arkadaş",
        "poet": "Yıldırım Doğmuş",
        "poem": "\n\nDerelerimizi zehirle dik\nHavamızı kirlettik\nKötü olanı benimsedik\nHiç akıllanmadık arkadaş\n\nFiltresiz fabrika kurduk\nZehirli atığı suya vurduk\nKulak arkası yapıp uyuduk\nHiç akıllanmadık arkadaş\n\nTarihi eserleri yağmalat tık\nOrmanı rantiyeye kaptırdık\nYurdun anasını ağlattık\nHiç akıllanmadık arkadaş\n\nBarışı teröre kurban ettik\nBayrağımızı yaktılar seyrettik\nŞehitleri boşuna mı verdik\nHiç akıllanmadık arkadaş\n\nHırsız demeyi yasakladılar\nYetmedi temizleyip akladılar\nRüşveti dindarlıkla sakladılar\nHiç akıllanmadık arkadaş\n\nBizden sizden diye bölündük\nMenfaat için dindar göründük\nİpin ucu kaçtı söküldük\nHiç akıllanmadık arkadaş\n\nHızla geçip gidiyor zaman\nHepsini yazarsam olur destan\nAnlamak isteyen zaten onlardan\nHiç akıllanmadık arkadaş...\n10/01/2015...YILDIRIM DOĞMUŞ.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Ayrılmadık",
        "poet": "Ferdi Küçük",
        "poem": "\n\nAyın tüm mehtabı üzerimize çökmüşken\nTüm dertler kederler bir kenarda tükenmişken\nAlın yazımız baştan yazılmış çizilmişken\nBirbirimize sarıldık ve hiç ayrılmadık\n\nBir yıldız kaydı dileğimiz benzer sabaha\nEllerimiz de birleşti bir davet günaha\nGüneşin ışığı denize vurmadan daha\nBirbirimize sarıldık ve hiç ayrılmadık\n\nSanki ikimiz içindi o eşsiz manzara\nKem gözden sakınalım gelmeyelim nazara\nAşkımız yakıyor bizi sönmemek üzere\nBirbirimize sarıldık ve hiç ayrılmadık\n\nGözleri aydınlatır güneş battıktan sonra\nNe güzel oluyor badeyi tattıktan sonra\nHerşeyi yalan dünyayı unuttuktan sonra\nBirbirimize sarıldık ve hiç ayrılmadık\n\nDudağımın ateşi sönmez yağmur yağınca\nGözlerim bakar kör hep gözlerine dalınca\nDudaklarımız birleşip yanıp kor olunca\nBirbirimize sarıldık ve hiç ayrılmadık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç affetmeyeceğiz-Fransa Devleti’ni Kalk ayağa Türkiye’m-keselim biletini",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nİşte Türk düşmanlığı-korkutucu bir boyut\nŞimdi her şey ortada-hem somut hem de soyut\nTarihi gerçekleri-sakın unutmayalım\nBölmek isteyenler var-uyuyup yatmayalım\nHiç affetmeyeceğiz-Fransa Devleti’ni\nKalk ayağa Türkiye’m-keselim biletini\nMaziyi inkâr eden-gerçeği hiç göremez\nVatan bayrak uğruna- kuvvet çaba veremez\nKarşımızda surlar var- aşarız birlik ile\nBizi kimse tutamaz-yok olur bütün çile\nHiç affetmeyeceğiz-Fransa Devleti’ni\nKalk ayağa Türkiye’m-keselim biletini\nİstiklâl Harbi günü-Antalya’da İtalyan\nBatı ve Anadolu-hainlik yapan Yunan\nAdana Maraş Antep-gasp etmişti Fransız\nAnkara İstanbul’u-çevirmişti İngiliz\nHiç affetmeyeceğiz-Fransa Devleti’ni\nKalk ayağa Türkiye’m-keselim biletini\nBurada başlamıştır-Ermeni işbirliği\n“Ya İstiklâl Ya Ölüm”-onlar bozdu birliği\nKan döküldü can verdik-yurt döndü harabeye\nFransız Ermeniler-kıydı anne bebeye\nHiç affetmeyeceğiz-Fransa Devleti’ni\nKalk ayağa Türkiye’m-keselim biletini\nYıl “Bin dokuz yüz otuz”-Hatay işgal altında\nMücadeleler oldu-o sınırlar hattında\nAtam çabalar verdi- vatana katmak için\nKonuşma ve mitingler-sordu nasıl ve niçin\nHiç affetmeyeceğiz-Fransa Devleti’ni\nKalk ayağa Türkiye’m-keselim biletini\nO günü unutmadı-şer Fransa açları\nGelin sizle yapalım-teke ve tek maçları\nNutuk zamanı değil-göstermeli tepkiyi\nYediden yetmişe dek-hissettirin etkiyi\nHiç affetmeyeceğiz-Fransa Devleti’ni\nKalk ayağa Türkiye’m-keselim biletini\nKablolu yayınında –TV 5’i kısalım\nDerhal turistik turun-ne var ise keselim\nFransız Soykırımı- anlatalım dünyaya\nHemen oylama yapın-onlar kalmalı yaya\nHiç affetmeyeceğiz-Fransa Devleti’ni\nKalk ayağa Türkiye’m-keselim biletini\nBize terör belâsı-hediye Avrupa’dan\nHangisini sayayım-domuz eşek sıpadan\nHiçbir devlet istemez-Türk’ün kalkınmasını\nUnutma Türk Milleti-onları iyi tanı\nHiç affetmeyeceğiz-Fransa Devleti’ni\nKalk ayağa Türkiye’m-keselim biletini\nKendi memleketlerinde-hep diplomatlarımız\nKahpece öldürüldü-bizim evlatlarımız\nNiçin bağlamadınız-o kuduran itleri\nAllah’ım size versin-aynı akıbetleri\nHiç affetmeyeceğiz-Fransa Devleti’ni\nKalk ayağa Türkiye’m-keselim biletini\nHangisini sayalım-bombalanan meskenler\nOrly Havaalanı -yere saçılan canlar\nBin dokuz yüz yetmişle-tamam seksen arası\nAsala’ yla boğuştuk-derin oldu yarası\nHiç affetmeyeceğiz-Fransa Devleti’ni\nKalk ayağa Türkiye’m-keselim biletini\nTemizlendi Asala-Devletim koydu sala\nAvrupa nefes aldı-o anda PKK’ yla\nOn beş sene savaştık-“Ermeni Piçleriyle”\nZafer Türk Devleti’nin-“Ay yıldız Burçlarıyla”\nHiç affetmeyeceğiz-Fransa Devleti’ni\nKalk ayağa Türkiye’m-keselim biletini\n”Yüz Otuz Milyar Dolar”-mal ve mülk gitti maddi\nAvrupa’nın ürünü-onlar aştılar haddi\nVatan benim diyenler-eli birleştir bütün\nHasan size seslenir-bugün yarın ve her gün\nHiç affetmeyeceğiz-Fransa Devleti’ni\nKalk ayağa Türkiye’m-keselim biletini\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Bıkmıyor Ki",
        "poet": "Bahattin Tonbul",
        "poem": "\n\nBen o yare bensiz, hiç bağlanamam\nHayali aklımdan, hiç çıkmıyor ki\nÖzlemi içimde, aşkı dağlamam\nKaranlık geceden, hiç bıkmıyor ki\n\nÇalınsın o sazlar, kırılsın teller\nSallanır meydan da, kıvrılır beli\nSevdiğim o güzel, kalbimin gülü\nKaranlık geceden, hiç bıkmıyor ki\n\nÖzledim sesini, özledim onu\nKadife gibidir, sesinin tonu\nHayat onunla, verin bu sonu\nKaranlık geceden, hiç bıkmıyor ki\n\nMahkum olmuş sevda, sakın ha atma\nGönül harman olmuş, boş yere satma\nGeri dönmez isen, sen yarsiz atma\nKaranlık geceden, hiç bıkmıyor ki\n\nAkşamın güneşi, ufuk altında\nBulutlar toplanmış, onun katında\nSevdası yaralı, deniz yatında\nKaranlık geceden, hiç bıkmıyor ki\n\nBahattin dilinden, düşürmez yari\nÖyle bağlanmış ki, yüreği yarı\nToplasın dostları, alsaydı varı\nKaranlık geceden, hiç bıkmıyor ki\nBahattin Tonbul\n21.11.2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç bilmedim neden gittin...",
        "poet": "Sercan Burus",
        "poem": "\n\nSeni uğurlamakmış meğer baba \nEn zor olanı vedaların\nDuydun mu bilmem seslerini gözlerimin \nNasılda zavallı ağlıyordum\nHiç bilmedim neden gittin\n\nYinede gururluydum \nSevgilerim çalındı baba \nÖksüzlüğü tanıdım \nHiç bilmedim neden gittin\n\nBelki çare olur diye bağladım\nİsyanlarımı kuşun aciz kanatlarına\nSustum baba,ama cevap gelmedi hiç\nMektuplar yazdım,postacılar yok\nHiç bilmedim neden gittim\n\nBüyüdüm ben baba,büyüdüm\nEn çok görmek istediğin yaştayım\nÇocuklar üzgün oluyor seni özlediklerinde\nAnnem ağlıyor çoğu gece\nHiç bilmedim neden gittin\n\nGel baba özledim diyesim var\nSesim çıkmaz,düğümleniveririm \nDiye susarım böyle çaresiz\nŞimdi olsan ya keşke diyorum,yürüsek \nİzmir’i alsak ayaklarımızın altına da\nHiç bilmedim neden gittin\n\nBaksak şöyle salınırken rüzgar\nKadife kadife olsa gözlerin,ağlasam sarılıp\nBen hiç sevmedim sensizliği \nMeğer yaşamak\nÖzleyip geçmişi bakmakmış avunup\nAralara zaman koyma geceleri\nÇık gel ansızın misafirim ol\nSusar dinlerim,söz baba \nEn çok beni ıslak ıslak yakan\nHiç bilmedim neden gittin\nÖzledim baba çok özledim…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç bir acı cehaletten fazla acı vermez",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nCehalet öyle kötü bir şey ki sormayınız,\nHiç bir acı cehaletten fazla acı vermez.\nSakın ola sakın sizler cahil kalmayınız,\nHiç bir acı cehaletten fazla acı vermez.\n\nBir insanın bir işi olsa da bitiremez,\nElin önüne düşüp bir yere götüremez.\nKul yazıyla meramını dile getiremez,\nHiç bir acı cehaletten fazla acı vermez.\n\nTüm insanlar onun cahil olduğunu sezer,\nHayat onu cahilliğinden dolayı ezer.\nBirinden mektup gelse okutmak için gezer,\nHiç bir acı cehaletten fazla acı vermez.\n\nDünyada cahil olmanın zorluğunu bilir,\nCahil olduğu için daima ezik olur.\nOkumadığı için içinde ukte kalır,\nHiç bir acı cehaletten fazla acı vermez.\n\nYusuf kimsenin sözüne aldanıp bakmayın,\nHayatta onların geleceğini yakmayın.\nSakın çocuklarınızı cahil bırakmayın,\nHiç bir acı cehaletten fazla acı vermez.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Beklemediğim Bir Anda Çıktın Geldin",
        "poet": "Süreyya Karaman",
        "poem": "\n\nHiç beklemediğim bir anda çıktın geldin\nYalnızlığımı parçalayıp \nYüreğime güzellikler kattın\nDünyanın en kutsal duygusunu yaşattın bana\nVarlığının sıcaklığını\nKokunun ne denli eşsiz olduğunu\nKorkmayı endişe duymayı özlemeyi kavuşmayı\nFarklı bir şekilde yaşattın bana\nSesimi kesenim oldun yüreğimin coşanı\nOysa sana sen gibi bakan bir hayat vermek isterdim\nRengârenk balonlara benzenmiş \nBir gökyüzü gülücüklerinle aydınlanan\nAma düşlenenle yaşanan bir olmuyor yüreğim\nKoşabileceğin çiçekli bahçeler sunamama belki\nBelki hiç endişe duymayacağın bir gelecek de veremem\nMutluluklarla dolu bir yaşamda dolduramam avuçlarına\nPırıl pırıl parlayan gözlerine gün ışığını serpiştiremem\nAy ışığından yoğrulmuş geceleri de seremem üzerine\nEn yalnız anında yüreğime yaslanmış bulacaksın kendini \nÇaresiz anında umutların yeşerdiğini göreceksin en olmaz yerde\nEn kavgalı halinle cesareti bulacaksın bitti dediğin bir anda\nEn korktuğun halinle bir çocuk gülümsemesi yırtacak karanlığın kuytularını\nSevmeye sevilmeye nefretin nasıl boyun eğdiğini görecek küskün yüreğin\nHiçbir şeyin bitmediğini her bitişin bir başlangıcın ilki olduğunu\nGözyaşlarının da insana huzur verdiğini \nCanın her acıdığında sarmalamalarımı vereceğim sana\nVe sen bileceksin ki \nHer beni görmek istediğinde \nBaktığın yerde\nHer çaresizliğinde yüreğinin gücünde\nHer çıkmazında anahtarında bulacaksın beni\nVe şaşırırken yüreğinin büyüklüğüne\nEn büyük hazinene kavuşmuş olmanın\nHuzurunu taşıyacaksın hayatına\nVe yarınlarının kaygısını gülümsemenle yırtacaksın\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Bir Ağaç Böyle Harikulade Yemiş Vermemiştir...",
        "poet": "Nazım Hikmet Ran",
        "poem": "\n\nTopraktan ateşten ve denizden \ndoğanların\nen mükemmeli doğacak bizden...\n..........\n..........\n......... ve insanlar ellerini\nkorkmadan\ndüşünmeden\nbirbirlerinin ellerine bırakara....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Bir Beklentim",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nYoktur hiç bir beklentim,Dünya ile ilgili,\nGünah oldu eklentim,Olamadım bilgili.\nDönüşü yoktur yolun, istikamet ileri,\nTevbe ile günahı, yapacağım silgili.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Bir Şey O Kadar Kolay Değil",
        "poet": "Gürkan Süzer",
        "poem": "\n\nHiç bir şey o kadar kolay değil \nAslında zor da değil\nAlmak veya vermak\nFarklı şeyler değil\nDoğmak ve ölmek\nAslında en doğal şey\nYaşamak büyük sanat\n\n(Ankara,26.4.1993)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Bir Ekonomi",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nHiç bir ekonomi tarihe basitliğini yazdırdığı olmadı\nİç işlerinde kuraldır halkın refah ve huzuru\nDış işlerinde vatan varlığı bütünlüğüne saygı\nBu değer! Düşünce heyetiyle katılım varlığı…\n\nTürkün doğuşudur düşünmek! güven varlığı\nNe Mutlu Türküm Diyene! öz dil sözcüğüm anlayışı\nUygarlığı yaşatmaya bu tek dayanışmayı\nBu değer! Düşünme sağlığıyla ahlak saygınlığı…\n\nBu değer! Davetsiz davettir ekonomi ilgisine\nNu değer! Eğitimde iletişim kültür dileğine\nBu değer! Kendine güven değerini tohum yeşermeye\nBu değer! Sevgiye müttefik saygısı eserlerine…\n\nBu yüzden Asya coğrafyasında boğuşuyor Türkiye\nYıkım anlayışına baş eğdirme deneyimine\nGöz boyamacılığa alıştırma tuzağı taktiğinde\nEmeklerin hepsine gülüp geçecek, insanlık aşkıyla! \n\nİnsanlık aşkına çılgın Türkler, o hissiyat içinde\nUygarlık önce saygı sonra ekonomik refahı diye\nYa refah ya ahlak gibi kolaylığı seç basitliğine \nDayanmayı bilecek insanlığa aşk yüreğinin gücüyle...\n\nVatan anlayışı ruhumudur hürlüğünü içimizde yaşayan\nNeresine taviz verilir, can çıkıyor, ölüyor beden\nAnayasa uygarlık bedenidir, taviz tutmaz asil yüreğinde\nSanat zenginliği kültürün beşiğinde yaşam sevgisiyle…\n\nKasım 2007…öz güven, öz varlığına eksikliğidir bilgide \nİster ekonomik, ister gıda, hırs, kin, akla gelen her şeyde…\nAcıkma hissi besledikçe insan, düşer eline o şiddetle de\nBin bana bir sana sefilliğinin ilk görüntüsüne…\nSon ulaşılacak sınırda olduğunu fark eder etmesine de\nDönüş artık kolay aşılacak bir yol olmadığını belirir önüne\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Bir Şey Aynı Olmayacak",
        "poet": "Gökhan Şahin",
        "poem": "\n\nşahlan\ney kul\ndoğa ananın\nseni ona çeken gücünü\nhisset\ndön geçmişine\ndön kendine\nrabbinin\nellerinden tutmuş\nbilincine dal\nhatırla\nceplerinde kırık misketler\nellerinde dağ çiçekleri\ngözlerinde gökyüzü\nellerinde öksüz yalnızlık\nruhun birleştikçe doğa anayla\nperdelerin kalktı\nyaratanın sevdasıyla\nsarıldın\nruhunun acıları arttı\nbil\niste o zamandan sonra\nhiç bir şey \naynı olmayacaktı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Bir Kimse Yok Seni Soracağım...",
        "poet": "Mustafa Yılmaz 4",
        "poem": "\n\nGideceksin yine... \n\nHer gidişinden farklı bir gidiş olacak biliyorum...\n\nEllerini özleyeceğim, bakışlarını sesinin tınısı...\n\nFarklı bir gidiş olacak bu sefer, ellerinin kahredişli sıcaklığını da yok edip gidecek avuçlarımdan.\n\nFarklı olacak bu sefer ardından bakışlarım...\nBelki boynum bükelecek, belki de ateşler basacak içimi, gözlerinden akan yaşlar olacak ki dönmeyesiye gidişini anlayacağım bu sefer...\n\nHiç bir kimse yok seni soracağım...\n\nBelki bir romanın gizli cümlelerinde kalacak son düşüncelerin, ben yine bulacağım o cümleleri, altlarını çizeceğim sanki bana söylenmiş son veda seslerini arayacağım o kör cümlelerden, yine arayacağım kahredici mavileşmiş sevgiye yüzünü... Bu sefer benim yüzüm donacak ki tutamadığım ellerini düşüneceğim umulmaz bir iç yangını ile...\n\nVe sen uzaktan bakacaksın bana, yine o nankör cümlelerini mırıldanacak dudakların o kıvrımlerına heder olduğum dudaklarından bu sefer de acılarla yüklenmiş kelimeleri hissedeceğim,  her zamanki gibi yine kızamayacağım sana...\n\n Nankör bir bakışın ardına savuracağım bakışlarını...\n\nYine ters kelimeler yazamayacağım sana bitmiş bir hayatımı da anlatamayacağım ama sen hep bileceksin seni ençok sevdiğim değerlerle gizliden sevdiğimi... \n\nYine anlayacaksın ve yine basacaksın kahredici cümlelerin acı anlamlarının içinden yine basacaksın yüreğime... Ve ben yine sana senin için ben vardım senin için sevgiyi tanıdım diyemeyeceğim ve atacağım kendimi yine yokluk havuzuna ve yine sana yazamayacağım seni ençok ben sevdim cümlesini...\n\nYine gidiyorsun sevgili, \nardında bıraktığın kuru dallara basarak, yine arkana bakmadan gidiyorsun sevgili seni ben de sevdim diyemeden, yine gidiyorsun sevgili bütün yeminlerini unutarak sözverdiğin sevgiye dahil ne varsa hepsini unutarak gidiyorsun, yakıp kırıp, hislerimi bir çukurda bırakıp sesizce gidiyorsun bu sefer...\n\nSevgiye dahil ne kadar acıları varsa bana hediye ederek gidiyorsun arkandaki enkaza bir kova su atmadan yanışlarını seyrederek gidiyorsun ki unutulmaz aşklar hediye ettiğin bir beni unutulmazlık zirvesinde bırakarak acımasızca basarak mor damarlarıma gidiyorsun...\n\nAma bu sefer dönemeyeceksin biliyorum ama bu sefer dökeceksin mor kanlarımı zift kurusu asfaltlara bırakarak gidiyorsun...\n\nGit be sevgili sonsuz aşklarında sahipçileri var ki bunu unutarak gidiyorsun...\n\nGit be sevgili maviliğini kaybetmiş yüzlerimi geride bırakarak beni sürgündeki kimsesizliğime bırakarak git....\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Bir Renkle",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHiç bir renkle sorunum yok, renklerin Rabbi Allah,\nBiliyorum ki renklerin, varlığıdır Sünnetullah,\nHangi renk olursa olsun, inkarı büyük günah,\nHelekessemavati vel erd, fi sitteti eyyamin sümmesteva alel arş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç bir şey söylemeden",
        "poet": "Orhan Altinbasak",
        "poem": "\n\nHiç bir şey söylemeden,beni öptü alnımdan\nGözleri nemli nemli,uzaklaştı yanımdan\nBunu hiç beklemezdim,sevdiğim o kadından\nZaten nefret ederim,ayrılığın adından\nGözleri nemli nemli,uzaklaştı yanımdan\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Bir Şeyde Yokum!",
        "poet": "Nebiye Toprak",
        "poem": "\n\n\tNe baharın gelişi,ne küresel ısınma ne de seçim…Hele işim; gidip geliyorum işte..\nVar la yok arasına sıkışmış, bakıp ta görmeyen bir çift göz, işitmeyen kulak… vel hâsıl duyarsız mıyım? Çok şeye tanık olmuş bir duvar misali… Süzülerek gelin gibi renk armonisi yaratan çiçeklerde öksüz kaldı benden yana… Çiçekleri severim oysa…\n\tYılların çetelesi mıh gibi aklımda saklı kaldı… Sadece bu… Bu işte… Ne atılan nutuklarda, ne unutulan sözlerde takıldım… Önüme bakmadım hiç… Hep dikti başım. Dik ve mağruru oynamayı sevdim… Kendimle yarıştım. Hep kalabalıklar içinde yalnız… Söz de de özde de… Söz söyledim tokat gibi çarptı duvarlara… Duvarlardan ses geldi… İnsandan tıs yok… Yürürken adımlarım yeri kucaklarcasına sertti… Fincancı katırlarını ürküttü mü ne? Üzerine çekti hak etmediği şimşekleri… Durup dururken mi yalnızlaştı hep… Neden? Öğretilen doğrular mıydı? İnsanın çıkarına değişken sözde doğrular mıydı? Sahi neydi? Hak ve adalet duygularının zamana göre oynadığı tahterevalli oyunu muydu bu? Sıkıldım artık… Mış gibi yaşamaların içinde yapayalnız kalpleri görmekten… Ve sahte gülüşleri seyretmekten…\n \tCan,can en çok takıldığım anlam yüklü olması kelime…Akan sular durmalıydı..Oysa nerde,nerde can olmak…Can olmak bu kadar zor muydu? ha…Sahi çok mu zordu? Kendi kanından bile kaçışları yaşamak..Nerde can…Küçücük çıkarlar uğruna yakılmış gemiler…Derya da sessizce dalgalarla boğuşmak neye değdi? Hiç gelmedi ki  insan denizine vefa…Bir pula satılan vefanın vefasızlığına neden ağıtlar yaktık uzun uzun…İnsanoğlunun tanımadığı limanlara rüzgarlar ektik farkında olmaksızın mı acaba? Gün doğuşunun o muhteşem güzelliğine yüz çevirerek hep gün batımı hüzünlere dalıp ağlamaklı oluşumuz neden di? Hep bekledik gelenimiz olacak diye…Anne yavrusunun yolunu gözledi…Can cananını,dost yarenini…Ne gelen vardı,ne giden…Ay ışığında geceyi yaren bildik gönüle..Gündüzün güneşinde kamaştı gözlerimiz ve göremedik…Ne yazık! \n\tYokum hiçbir şeyde…Hiçbir yerde yokum…Gönül çağlayanının önünde setleri yıkarak koştum…Yorulmaksızın…Ama yoruldum işte…Ne Mevlana’nın dünyalara bedel hoşgörüsü,ne Pir Sultanın haksızlığa baş kaldırışı,Hacı Bayram Velinin Balım sultan ı sahiplenişi vardı bu devirde…Darağacı hep kurulu…Giyotinler hazırdı hep biçmeye Fransız usulü..İngiliz entrikaları hiç bitmedi ki…Oyunlar oynandı dizi dizi…Ne kadar çok senarist varmış meğer..Yorulmaksızın bir daha,bir daha seyredilen…Kulaklarımı tıkadım ve gözlerimi bağladım…Bu dünyayı çirkinleştiren her şeye bayrak açtım bende…Yokum…Hiçbir şey de yokum! ! ! ...Oynamıyorum işte…\n\n\t                                                04.07.2007/Çanakkale\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Bir Şey Sebepsiz Değil",
        "poet": "Mustafa Soylu",
        "poem": "\n\nAcıdığında elin, battığında bir diken,\nAğrıdığında dişin, beden sağlıklı iken,\nSebepsiz yere olmaz ne gelirse başına,\nKusuru sende ara, düşün Allah aşkına.\n\nAziz Dostlar! \n\nYaşadığımız dünyada öyle hızlı değişimler ve öyle enteresan olaylar meydana gelmektedir ki, takip etmekte gerçekten zorlanmaktayız.\n\nBir tarafta depremler ve o depremlerden olumsuz etkilenen, perişan olan insanlar, bir tarafta seller ve çeşitli afetler…Yıkılan devletler, devrilen krallar ve devlet başkanları… Onların yerine kurulan yeni yapılanmalar, yeni devlet modelleri vesaire… Savaşlar, istilalar, sebebi bilinmeyen ölümler, çeşitli ölüm tuzakları… Bir başka açıdan baktığımızda da bir yanda yeni yeni keşifler, toplum yararına gelişmeler  baş döndürücü bir şekilde ortaya çıkıyor. Olumlu veya olumsuz olsun her an beklenmedik olayların meydana gelişi hayallerimizi altüst ediyor. Belki iletişim araç ve teknolojilerinin gelişmesi ve yaygınlaşması bu farkındalığı daha da belirginleştiriyor. \n\nNe söylenirse söylensin, zerreden kürreye her olayın bir fiziki boyutu yani maddi bir cephesi vardır. Bir de İrtibatlandırmakta zorlandığımız manevi yani fizik ötesi diye adlandırılan bir cephesi bulunmaktadır. Sebep-sonuç ilişkileri açısından bakıldığında ise, meydana gelen her olayın bizzat ferdin kendisini ilgilendiren bir boyutu olduğu gibi, ayrıca toplumu ilgilendiren bazen de kuşatan başka bir boyutu vardır. En basitinden başımız, dişimiz veya herhangi bir uzvumuz ağrıdığında, bu ağrı   veya problemlerin oluşmasında hem maddi ve hem de manevi sebepleri olduğu gibi sonucu itibariyle de etkisi veya zararı hem ferden bize olduğu kadar, toplumun geneline de yönelik dolaylı bir tezahürü vardır.\n\nSebep-sonuç ilişkisi açısından ilgisinin olamayacağını düşündüğümüz bir çok hadisenin, birbirini nasıl tetiklediğini anlamak zordur. İşte bu konuda yolumuzu aydınlatacak şu Hadis-i Şerifin yaydığı nurlu ışığa dikkatinizi çekmek istiyorum. Anlaşılması kolay olsun diye hadisi şerifi beş bölüme ayırarak maddeler halinde izah etmeye çalıştım. En iyisini Allah ve Rasulü bilir. Hadis kitabı Muvatta’nın Cihad bölümünde kayıtlı olan ve İbni Abbas (r.a.) ’dan (Allah onlardan razı olsun)  nakledilen Hadis-i Şerifte Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v)  mana itibariyle şöyle buyuruyor:\n\n1-“Bir toplumda, kamu malına karşı çalma ve tecavüz meydana gelirse, mutlaka; o toplum fertlerinin kalplerine korku ve endişe atılır.” Topluma ait bir mala haksız bir şekilde uzatılan elin cezası sadece uzatana yani çalana sirayet etmiyor toplumun tamamına zararı dokunuyor. Kalplere hakim olan korku ve endişenin sebeplerini ararken bu kutlu hadisi aklımızdan uzak tutmayalım. Hadis devam ediyor.\n\n2-“Bir toplumda zina yayılırsa, mutlaka; o toplumun içinde ölümler çoğalır” Sebepli sebepsiz ölümlerin artmasındaki maddi sebeplerin yanında ahlaki bozulmanın payını, Peygamberimizin bu Hadisinde göremeyenler, harama meyleden gözlerinin, kalplerin ölümüne sebep olduğunu nasıl anlasınlar? \n\n3-“Bir toplum, ölçüyü ve tartıyı eksik ederlerse, mutlaka; o toplumdan rızık kesilir.” Varlık içinde darlık çekerler. Ellerindeki nimetlerin bereketi kalmaz. Ticaret sahiplerinin fazla kar elde etmek için yapacakları bir haksızlıktan dolayı oluşacak olumsuzluktan sadece o esnaf değil toplumun tamamı etkilenir. Bu ve benzer haksızlıkların yaygınlaşmaması için toplumun her ferdine acaba bir görev düşmez mi? \n\n4-“Bir toplum, hüküm verirken hakkaniyete uymazsa, mutlaka; onların içinde kan yayılır” Birbirini öldürme, kan davaları çoğalır, terör olayları artar, intikam duyguları kabarır. Birlik ve kardeşlik duyguları yok olur. Huzur ortamını yakalamak imkânsız hale gelir. Bir nevi cehennem hayatı yaşanır.\n\n5-“Bir toplumda, ahdi bozma (sözünü tutmama)  durumu artarsa, mutlaka; Allah onlara düşmanlarını musallat eder.” Korktukları başına gelir. Her neden endişe ve korku duyuyorlarsa başlarına musallat olur. Zelil duruma düşerler.\n\nDeğerli okuyucularım. Bu Hadis-i Şerifte işaret edilen olumsuz sonuçların, hem fert olarak kendimiz ve hem de toplum olarak çevremizde yaşanmaması için; bize ait olmayanlara el uzatmama, meşru olmayan yerlerde şehvet söndürmenin peşine düşmeme, kazanmak arzusuyla bir başkasını aldatmama, hak ölçülerine riayet etme ve bir başkasının zararına olan söz ve davranışlardan uzak olma, asla yerine getiremeyeceğimiz sözü vermeme ve verdiğimiz sözü de mutlaka yerine getirme konularında gayretli olursak, hem kendimiz ve hem de çevremizdeki insanları, benzer felaketlerden korumuş oluruz. Belki, akıl, ilim ve idrakimizle bir olayın maddi sebebini araştırır bulur ve olumsuz sonucundan korunabiliriz. Ancak manevi sebepleri öğrenmenin ve onlardan oluşacak olumsuzluklardan korunmanın yolu, sadece ve sadece Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.)  Efendimizin kutlu yolunda yürümek, O’nun sünnetini yaşamak, ikaz ve uyarılarına dikkat etmekten geçmektedir. Bu yol aynı zamanda Kur’an yoludur. Bu yoldan başka yol arayanlar, Kur’anın ifadesiyle boşuna yorulacak ve pişmanlığın girdabından kurtulamayacaklardır.\n\nÇevremizde meydana gelen olaylar hangi boyutta olursa olsun, bizim fert olarak sorumluluğumuz hiçbir zaman ortadan kalkmamaktadır ve Ölüm ötesi alemdeki karşılığımız, bu gün olaylara ne kadar dahil olduğumuz oranında ve ölçüsünde olacaktır. Yüce Allah’ın bağış ve rahmetine mazhar olanlar müstesna…. \n\nSelam ve saygılarımla… Allah’a emanet olun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Bir Şeyim Yok! ..",
        "poet": "Orbay Eken",
        "poem": "\n\nHiç bir şeyim yok\nNe kendime ait güzel bir yatağım\nNe de kaliteli ayakkabılarım\nKendimi bildim bileli çırpınmaktayım\nBu yoksulluk denizinde..\nNe de bunları söyleyecek özgürlüğüm yok aslında\nSevgilimle gidecek bir tatilim bile yok\nAy ışığını ve yakamozu aramaktayım\nParam kadar konuşuyorum\nDemek ki hiç konuşamıyorum\nAvunuyorum\nDüşündüğüm kadar yaşıyorsam eğer\nDemek ki yaşamıyorum\nHiç bir şeyim yok! ..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç bir şeye benzemezsin",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHiç bir şeye benzemezsin,\nAsla yok eşin benzerin,\nVarlığınla en özelsin,\nÖzeldir kalbimde yerin,\n\nSensin ilah, sensin Allah,\nHak Lailahe illallah,\nİşlemiş olsam da günah,\nSenden başka olmaz ilah.\n\nVarlığım bir masal gibi,\nBir var bir yok diyecekler,\nEvindir müminin kalbi,\nŞüpheleri silecekler,\n\nSensin ilah, sensin Allah,\nHak Lailahe illallah,\nİşlemiş olsam da günah,\nSenden başka olmaz ilah.\n\nSana sığındım Allahım,\nBilirim ki sensin ilah,\nTa arşa çıkmalı ahım,\nİşlediysem bunca günah,\n\nSensin ilah, sensin Allah,\nHak Lailahe illallah,\nİşlemiş olsam da günah,\nSenden başka olmaz ilah.\n\nZerrede sen kürrede sen,\nÖyle yakınsın ki bana,\nVarlıkları var eden sen,\nSecdelere vardım sana,\n\nSensin ilah, sensin Allah,\nHak Lailahe illallah,\nİşlemiş olsam da günah,\nSenden başka olmaz ilah.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Bİtmeyen Gecelere Yanarım",
        "poet": "Mahmut Kuru",
        "poem": "\n\nKalabalıklar bastırıyor çığlığımı\nYıldızlar göz kırpıyor dağınık akşamlarda\nBir köpek bozuyor gecemin sessizliğini\nAma ben aldırmadan yürüyorum şehirleri sayarak\nBen bir adamım başka biri\nSokakların efendisi,bir abide belki\nMolalarımı kavşaklarda alarak\nİlerliyorum,bu gece başka biliyorum\nBir müjdesi var tanrının hissediyorum\nYıldızlar düşecek kaldırımlarıma\nÖnüm karanlık arkam gece\nTutunarak bir ışığa ilerliyorum yeniden\nİlerliyorum aydınlığa kavuşana dek.\n\nKorkunun esiriyim yalnız akşamlarda\nBitimsiz heyecanlar yaşarım ardı ardına\nKaranlığı yudumlarım bir ömür boyu\nHiç bitmeyen gecelere uyanırım\nVe doyasıya günah işlerim \nSonra göğe yönelirim,kaybolurum içinde\nAf dileme sarhoşluğunu yaşarım\nBir dolu ezan dinlerim saba makamında\nDoludizgin ağlarım ve af diler ellerim\nSecdeye vararak hıçkırıklarla...\n\n16 Mayıs 2001-Gebze\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç birlikte",
        "poet": "Görkem Kaya",
        "poem": "\n\nYalnızlık kader değildir, \nTercihtir hayata rağmen yapılmış.\n\nYalnızlık,\nKendini evde bırakıp\nTek başına çıkmaktır sokaklara. \nVe\nAkşam üzeri sabahcı kahvesinde hep birlikte bulmaktır kendini. \n\nYalnızlık,\nKendine idam verip\nAsmaktır kendini yüzene.\nKendi sesini özlemektir uykusuz gecelerde, \nAnne sesinden ninni dinlemeyi özler gibi.\n\nYalnızlık,\nGöç yolunu şaşırmış kırlangıç gibi,\nBir türlü gelememektir kendine.\nSabahları selamlamaktır, \nYüzsüzlüğünü\nYa da küfretmektir,\nArkandan kendine.\n\nTercihtir,\nKader değil yalnızlık.\nKendini sensiz bırakıp\nHiç birlikte yaşamaktır hayatı,\nYalnızlık…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Bir Yerde Huzur Yok",
        "poet": "Hüseyin Poyraz",
        "poem": "\n\nSağım solum cehalet\nGafil bizden daha çok\nSavaş, hasret, ihanet\nHiç bir yerde huzur yok!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Buluşmayacak Hat",
        "poet": "Fazlı Akkuş",
        "poem": "\n\nSonra dünyamı karartırsın\nSonra ince bir hüzün olup\nÇeker gidersin.\nHiç buluşmayacak bir hatta\nAynı noktadan  başlarız; \nSen yoluna,\nBen yoluma.\n\n10 Kasım 2001 Kocaeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç bir şeyin özlemini çekmiyorum",
        "poet": "Sebahattin Kömürlü",
        "poem": "\n\nHiç bir şeyin özlemini çekmiyorum\nbedenden ayrılmış can\nboşlukta yürüyorum...\n\nyitirdim benliğimi\nbu nasıl dünya\n\nrüya\nrüya\nyalnızca rüyalarla yaşanılmıyor\noysa\ndenizde dalga\nrügarda dal\nnem kaldı\nonu da\nsen al...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Bir Şeysin",
        "poet": "Ferdi Yılmaz",
        "poem": "\n\nYeşil düşlerde solmuş gecen\nGeriye bakmaya gücün kalmamış\nSararmış yaprağa dönmüş tenin\nYarına geçmeye gözün kalmamış\n\nÇatlamış mor bir duvarda resmin\nYanına asmaya dostun olmamış\nBoş kâğıtlar üzerinde karalı ismin\nAltına imza atacak işin bulunmamış\n\nŞu başladığın yerde bitmiş yolun\nİzinden gidecek evladın olmamış\nPerdeler kapanmadan bitmiş oyun\nAlkış tutacak ellerden ses çıkmamış\n\nŞimdi\nGelmişsin, geçmişin gölgesinde açılan kapıya\nDurmuşsun, pişmanlıkların harmanlandığı yerde\nKaçmışsın, solan düşlerinin ördüğü mor duvardan\nDönüp arkana bakmaya cesaretin dahi olmamış.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç bir veda masum değildir...",
        "poet": "Gülseven Aksoy",
        "poem": "\n\nNereye gidersen git..\nyüreğinde bir okka ateşle gidersin..\nDeğdiğin her yeri yakarak,küle çevirerek,\nve sonunda kendini de yakarak..\nO ateşle duramazsın başka bir yürekte\nVeda kaçılmazdır artık..\n\nOysa,,\nsevgiye edilmiş bir ihanettir veda,\nve, hiç bir veda masum değildir ___\n\nYz: Gülseven Aksoy____15.05.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Bir Yere Gitmem Yüreğinden",
        "poet": "Çiğdem Selçuk",
        "poem": "\n\nsevdaya postu serdim bu akşam\ntadı deminde sevdalarım var kadehimde\nnicedir yazmayı beklediğim şiirimsin sen.. biliyorum,\nalmışım elime kalemi, gözlerin pusulam\ndeviriyorum dizeleri birbiri ardına; çoşmuşum...\nsevdana postu serdim bu akşam\nkovsanda gitmem\nötesi yok,yorgunum.. \nsana sığınacağım..\nal beni kollarına ne olur,bırakma..\nomzuna hasret kalmış başım bas bağrına..\nsevdana postu serdim bu akşam...\nhiç bir yere gitmem yüreğinden,\nkapatma kapılarını sende ne olur? \nyoruldum,dinlendir sakininde hesapsız\nsevdana postu serdim be gülüm,\nkovma..\nhiç bir yere gidemem gönlünün kuytusundan\n\n14/01/2007 Çiğdem SELÇUK\nEDİRNE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "…Hiç Bu Kadar…",
        "poet": "Yavuz Selim Öten",
        "poem": "\n\nKovulmadım hiç böyle akşamlardan\nHiç sıkmadım avuçlarımı böylesine\nDönüp durdum  acıtan sensizlikte\nEzildim, istesem de düşlerimde.\n\nYanmadım hiç böyle zamanlardan\nHiç vazgeçmedim senden böylesine\nUzattım ellerimi, buz karanlıkta güneşe\nSanki toprağa uzandım, sensiz gözlerimde.\n\nKaçmadım hiç böyle insanlardan\nHiç ağlamadı İstanbul böylesine\nAh Üsküdar sızlarsın şimdi dizlerimde\nYalancısın ey hayat  penceremde.\n\nİSTANBUL-ÜSKÜDAR\n30.03.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç bir şeyin tadı kalmamış",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nGüzelin bağrında  bir  kara hançer\nher yerde politika  her yerde şer\ngel de aç baharım çimenim yeşer\ntoplumun  gülmeye hali kalmamış\n\nsazlarımız vardı teli kırıldı\ncanlarımız ilden ile  sürüldü\ncana zehirli sarmaşık sarıldı\nkalp yorgun sevmeye gücü kalmamış\n\nkalmadı ki hiç tadımız  tuızumuz\nzehir zıkkım oldu bize  aşımız\neller gibi yaban durur aşkımız\nsevdanın da artık tadı kalmamış\n\nsözümüz  geçmiyor  yaşlıya gence\nboşboğazlık olmuş gence eğlence\nkel Mahmut ne yapsın hak vermeyince\nne saygı ne edep ne aşk kalmamış\n\nAllahaısmarladığın adı bay bay\nmutluysan kulüben sana bir saray\nmemurun cebinde banknot nanay\nemekli olmaya vakti kalmamış\n\ngüzelin bağrında bir  kara bıçak\nsaçından sürüyor  sokakta alçak\nhayvandan adamlık bu kadar ancak\nerkeğin bir güzel sözü kalmamış\n\nvermemiş ki mabut neylesin Mahmut\nbundan sonra sen de gül yüzü unut\ndelikanlıysan verdiğin sözü tut\nkadının cilveye hali kalmamış\n\nher yerde entrika her yerde şer\naradığın burda  değil ki  monşer\nkız mı erkek mi bu aman pek şeker\nkadında endam adamda nam kalmamış\n\nbye\n\n22/Aralık/2012/Cumartesi/Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Durmadan",
        "poet": "Rıza Usta",
        "poem": "\n\nHİÇ DURMADAN\n\nHiç durmadan yürüyelim \nİslamın nurlu yolunda\nAyırmasın Allah bizi\nİnanç ve imanımızdan\n\nÖnümüzde  bir tek yol var\nSonu cennetlere çıkar\nAyırma bizi Allah'ım\nİnanç ve imanımızdan\n\nKerem et bize Allah'ım\nAciz çaresiz kullarız\nTükenmez hiç umutlarım\nKerem ile nimetinden\n\nTevbe eder yakarırım\nGece gündüz hiç durmadan\nAffet beni yüce Tanrım\nİşlediğim günahlardan\n\nHe şeyin sahibi esnsin\nYerle göğün ve evrenin\nKainata hükmedecek\nYüce gücün sahibisin\n\nCemalini görmek için\nYedi kat göklere çıkmam\nÇiçeklerin kokusunda\nRenginde ararımseni! ! \n                     Rıza\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hiç Çekilmiyorsun Gurbet",
        "poet": "Şahin Avcı",
        "poem": "\n\nAnadan ayrı,babadan ayrı\nBacıdan ayrı,kardaştan ayrı\nHele birde yardan ayrı\nHiç çekilmiyorsun gurbet\nÇeken niye çeker bilirim bu kahrı\nDönmek istesem dönemem gayrı\nDertlerim var ayrı ayrı\nHiç çekilmiyorsun gurbet\nSermayem sevgidir,\nSana göğüs germek için\nYari düşündükçe ben\nİçim acıyor için için\nYarin dizin...de yatmak varken\nSenin kollarında niçin\nHasret acısıyla\nHiç çekilmiyorsun gurbet\nMevsimler geçiyor bak\nBak bitti yine yaz\nBana yaşattığın hasreti\nGel sen bir kenara yaz\nSana söylenecek sözler\nÇok fazla,değil az\nBeni kandıracak güzel sözler söyleme\nGüzel sözlerinle\nHiç çekilmiyorsun gurbet\nGünlerin sayılı\nElbet bitersin gurbet...\n\nEdirne-Uzunköprü\n20.11.2009-08:09\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Düşünme",
        "poet": "Mehmet Denek",
        "poem": "\n\nhiç düşünme uykularını bölme o acımazıs dikenli saatlerde\nsanmaki bu acımazıs hasret dolu satlerin bitecegini\nbu sevginin kurulu düzenini ne sen boza bilirsin nede ben\nama se....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Büyümeseydi Çocuk",
        "poet": "Sabri Güler",
        "poem": "\n\nÇocuklar gibi saf sevecen\nYalandan riyadan uzak yaşasaydık\nBüyüyüp çirkinleşmeseydi ruh ve bedenlerimiz\nBiz hep çocuk kalsaydık\nHep güller gonca kalsaydı\nHiç büyümeseydi çocuk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Durmadan",
        "poet": "Rıza Kaptan",
        "poem": "\n\nHİÇ DURMADAN\n\nHiç durmadan yürüyelim \nİslamın nurlu yolunda\nAyırmasın Allah bizi\nİnanç ve imanımızdan\n\nÖnümüzde  bir tek yol var\nSonu cennetlere çıkar\nAyırma bizi Allah'ım\nİnanç ve imanımızdan\n\nKerem et bize Allah'ım\nAciz çaresiz kullarız\nTükenmez hiç umutlarım\nKerem ile nimetinden\n\nTevbe eder yakarırım\nGece gündüz hiç durmadan\nAffet beni yüce Tanrım\nİşlediğim günahlardan\n\nHer şeyin sahibi sensin \nYerle göğün ve evrenin \nKainata hükmedecek \nYüce gücün sahibisin \n\nCemalini görmek için \nYedi kat göklere çıkmam.\nÇiçeklerin kokusunda, \nRenginde ararım seni!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç değilse acıyalım!",
        "poet": "Mustafa Cilasun",
        "poem": "\n\nHakikaten, çok görmüyorum, \nAncak, sadece acıyorum.\nNe yapsın, nelere başvursun, \nZavallı biçare kalmış! \nKızmıyorum, kızamıyorum, \nSadece hüznümü yudumluyorum.\nRejimin adını alan bir partinin, \nYıllarca, genel başkanı olmuş! \nMazisi belli, badireyi çok yaşadı, \nFakat ahvali çetrefilli,\nYaşı kemale yakın, \nLakin bir türlü eremedi,\nKızmayın zavallıya, inanın çaresizdi.\nKendine göre, haklıdır! \nMücadele ediyor, çırpınıyor.\nAncak ne yapacağını, \nNasıl başaracağını bilmiyor.\nŞaşırıyor, biçare kalıyor, \nErdemi dahi terk ediyor.\nZor bir durum, sakın kızmayın, \nSadece tefekkür edin ve ibret alın,\nGenç kalmayı başarmakla, \nYüzerek spor yapmakla,\nSiyasetin, üstesinden gelinmez! \nAma ne yapsın, öyle zannediyor.\nOysaki tecrübelerini, \nTefekkür ederek, ibret alsa,\nOnu, bunu, şunu suçlamadan da, \nSiyasetin yapılacağına inansa.\nHemi iftira atmaktan, \nZanda bulunmaktan kurtulacaktır.\nSiz yine de kızmayın, yaşlılık, \nKemali yeti terk ederse, betbahlaşır.\nNe yapacağını, kime kızacağını, \nVe nasıl davranacağını bazen karıştırır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç De Bile...",
        "poet": "Ayşegül Bozdoğan",
        "poem": "\n\nKim demiş karanlık kötü diye\nGözümü kapatmadan hayal kuramam mesela,\nHiç bir yer hayallerim kadar büyük değil,\nVe yakın değil sevdiklerime...\nKim demiş... karanlık... kötü diye,\nBir de zifiri olunca\nKimi özlüyorsam, onun omuzuna koyuyorum başımı\nİlle de sevgilinin nefesi duyulur karanlıkta...\nKokusu gelir toprağın\nHele de sokaklar ıslaksa...\nKim demiş karanlık kötü diye\nSadece adı çıkmış,\nKendini beğenen bir sokak lambasının ağzında.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Düşünmeden Kaç",
        "poet": "Sinem Kül",
        "poem": "\n\nAşkın gözü kördür,\nİnsanınki aç\nAşk için isteyen gördün mü\nHiç düşünmeden kaç\nÇünkü aşk, senden hiç bir şey beklemez\nSen yalvar yakar\nAşk için verirsin ne varsa kalan elde avuçta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç değilse bir gece",
        "poet": "Mevlüt Çetinkaya",
        "poem": "\n\nHiç değilse bir gece,\nMeydan okusaydık kadere,\nRest çekseydik hasrete,\nNokta koysaydık özleme.\n\nHiç değilse bir gece,\nSarmaş dolaş yürüseydik sokaklarda,\nSırılsıklam ıslansaydık,\nYaz yağmurlarında.\n\nHiç değilse bir gece,\nBaşını koysaydın omzuma,\nSevda şarkıları söyleseydik,\nDilek tutsaydık yıldızlar kaydığında.\n\nHiç değilse bir gece,\nBeste olsaydık şarkılara,\nMısra olsaydık şiirlere,\nKonu olsaydık romanlara.\n\nHiç değilse bir gece,\nBıraksaydık kendimizi,\nSevdanın coşkusuna, \nAşkın çılgınlığına,\n\nHiç değilse bir gece,\nBir gece gelseydik yan yana,\nİster dizime yatsaydın ister omzuma,\nRomantizm dolu bir anı kalsaydı aşkımızda.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç düşündün mü bu acemilik niye diye...",
        "poet": "Seçkin Aslan",
        "poem": "\n\nHiç düşündün mü bu acemilik niye diye...\nBu kendini bilmez haller niye...\nDönüp baksa bir kere\nelim ayağım titreyecek yine..\nSanılacak kadar büyük bir yanılgı değildi benim ona olan aşkım\noysa\nsanabiliyorsa, sanılabiliyorsa\nhele hele ellerini yakmadan dokunabiliyorsa kalbime\ndur! söyleme! \nbiliyorum,\nyine bavulum elimde\ngideceğim bu gönülden de...\n\n15.02.2006  -  Diyarbakır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Düşünmedim Aşkı",
        "poet": "Nazmi Öner",
        "poem": "\n\n(Kırkıncı evlilik yıldönümünde sevgili eşime.) \n\nKahvenin keyfi, suyun tadı\nKırk yılın yaşam ortağı.\nGüzel duyguların kaynağı\nSevinçlerin ve kavgaların tarafı\nÇocukların anası, ekmek tuz hatırı.\n\nYatağın payı, yaşamın paydası\nYaşanan her anın yarısı.\nGüzel günlerin sultanı\nKötü günlerin vefası\nDert ortağı, sevgi pınarı.\n\nSeninle Öğrenmiştim\nİki insandan tek bir can olmayı                \nVe hiçbir zaman hiçbir olayda \nAklıma getirmedim senden ayrılmayı\nBirlikte terk edeceğiz Dünya’yı.\n\nAma hiç düşünmedim açıkçası\nHiç düşünmedim sana aşık olmayı.\nDüşünülebilir mi çünkü, bir bütünün\nBir umudun, bir düşün yarısının \nÖbür yarısına âşık olması.\n\n                                   12.09.2008 Çıralı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Gelmemişlerdir",
        "poet": "Nuran Karaca",
        "poem": "\n\nUgurlananlar hic gelmemislerdir aslinda,\nBir  hayaldiler   ya da,bir rüya..\n\n21:42 29.07.2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Duymadı....",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nSevdim sabır diliyorum,\nGözlerinden biliyorum,\nYavaş yavaş ölüyorum,\nSevdim sabır diliyorum.\n\nGözlerinde masum bakış,\nDurgun sular gibi akış,\nKâlbimizde sevda nakış,\nSevdim sabır diliyorum.\n\nGitti gelmez güzel günler,\nGönül sevdiğini özler,\nBahçelerde solan güller,\nSevdim sabır diliyorum.\n\nSevdasıyla yandı bağır,\nHiç duymadı sanki sağır,\nÖlüyorum ağır ağır,\nSevdim sabır diliyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç e Yolculuk",
        "poet": "Tayfun Kaplan",
        "poem": "\n\nYine hüzünlerle hiçe yolculuk,\nUyur gezer o sağcılık solculuk,\nGurbet illerde il’e kulculuk,\nBazen arzu ettim olsaydım culuk.\n\nExpress tren giderken Berlin’e,\nBoşuna yalvardım parlayan güne.\n“Aydınlat yurdumu ne olursun” diye,\nAvrupa ırkçısı oynatır yine.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Gelmese Cumagünleri",
        "poet": "Yılmaz Tosun",
        "poem": "\n\nHiç Gelmese Cumagünleri\n\nbugün günlerden pazartesi,\nkeşke hep gündüz olsa hiç hafta sonu gelmese,\nkeşke hiç zaman geçmek bilmese,\nkeşke tutup saatin yelkovanını akrebini, \ntutuştura bilsem içimdeki ateşe.\nbiliyorum işte yine o kara cuma gelecek,\nhayatımda bana en acı günleri yaşatan\n o kara cuma.. gelecek.\nartık sildim zaman dilimlerinden,\ntakvimlerdeki sayfalardan bir bir kopardım cuma günlerini...\nömrümün geri kalan yarısında cuma günlerini sadece karanlık bir odada,\nbaşımda loş bir mum ışığı yanarken,\nşiir yazarak geçirmek istiyorum..\nseni de bir cuma gini kaybettim,\nseni görmeden nefes alamazken,\nseni görmeden yaşayamazken,\nseni görmeden yapamazken,\nbir cuma günü yitirdim seni...\n\nsildim işte hayatımdan cuma günlerini..\nsildim sensizliğin acısını bana yaşatan bayram günlerini..\nkeşke hiç gece olmasa,\ndursa saatler,\ndursa zaman hiç akmasa günler,\nhiç gelmese cuma günleri,\nhiç gelmese hafta sonları bitanem..\nhiç gelmese hafta sonları,\nhiç yaşanmasa o kara cumalar hiç yaşanmasa..\n\nYılmaz Tosun\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Gibi",
        "poet": "Fazlı Akkuş",
        "poem": "\n\nSen beni hiç sevmesen de\nBen seni bir hiç gibi seviyorum\nYokluğunu bildiğim halde\nVe varlığını bekleyerek...\n\n27 Mart 2000\nKocaeli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Gitmeyeceksin",
        "poet": "Onur Aktürk",
        "poem": "\n\nKuşlar uçarken kanatlarını semaya vura vura, yüreğini uzaklaştırdılar benden,sana iyi bakmalarını tembihledim onlara,kendi sütleriyle beslemelerini. kendi dünya görüşleriyle seni yüceltmelerini..kendileri gibi özgürlüğü yaşatmalarını istedim.sana  suyun en temizini bulmalarını istedim çiçeklerin en nadidesi yanlarındayken.aşkıda ögretmelerini istedim onlardan,binlerce kus arasindan nasil eslerini bulabildiklerini mesela veya anaçlığı ve affediciliği ama bir gün geride dönmeyi öğretmelerini istedim onlardan,her yaz geldikleri gibi.bu sefer tek fark günesle anlastim ve yaz buralardan hic gitmeyecek.. yani hic uzaklasmak zorunda kalmayacaksin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Gerekmez!",
        "poet": "Seçil Karagöz",
        "poem": "\n\nKüçük mutluluklarla yetinebiliyorsan,\nBüyük arayışlara girmenin anlamı yok; \nKuvvetli dostlukları sürdürebiliyorsan,\nZayıf arkadaşlıklar aramana gerek yok...\n\nYetecek kadar maddî iyeliğin var ise,\nDaha çok çırpınmanın kesinkes anlamı yok; \nRuh ve beden sağlığın biraz yerinde ise,\nBunları yitirmene gerçekten hiç neden yok...\n\nAz gayretle başarı sağlayabiliyorsan,\nAşırı gayretkeşlik sunmanın anlamı yok; \nMantık ve bilincinle koşturabiliyorsan,\nZaten duygusallığa bürünmene gerek yok...\n\nGeçmişinden kopmadan geleceğin var ise,\nGeçmişe saplanmanın hiç mi hiç anlamı yok; \nBiraz iyilik yapmak şayet elinde ise,\nYaparken kalp kırmana gerçekten hiç neden yok...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Endişe Etmeyin",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHer kimde akıl ile bulunursa cesaret\nHiç endişe etmeyen, onda olmaz esaret.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç gitmedi ki içimden erken gelsin.",
        "poet": "Mehmet Dumanlı",
        "poem": "\n\nKış hiç gitmedi ki, erken gelsin.\nFırtınalar göçmenliği bıraktı,\nTipiler ise yolarımı kapattı,\nUmutlar başka iklimlere kapak attı,\nSıcaklık ise gelmeyecek baharlarda kaldı.\nKış hiç gitmedi ki, erken gelsin.\n\n21.07.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Görmeyi Öğrenemedin",
        "poet": "Canfeza Turgut",
        "poem": "\n\nBir şiir yazmak on dakika seni yazmak bir ömür\nOn dakikaya bir ömür sığdırmak huzurdan öte ölüm\nSeni ölene dek yazabilirim hiç durmadan\nOn dakikalık şiirlere binlerce ömür gömüp\n\nSeni görür baktığım her pencere her manzara hatta duvar bile\nKalbime giriyorsun hiç basmadan zile\nSensiz saatler duvara asılı adice bir hile\nBana sorsalardi değişir miydim aşki kine? \n\nBu hırsla koşarsam saat geçer gider giden, gidin\nGidene sormak ayip mi nereye diye? \nKış gelince kara dönüşen gözlerin\nHiç görmeyi öğrenemedi yaz gelince\n\nYaz gelince kalbime değer geçer ipeksi bakışların\nBakışlarını biriktiririm zihnimde soğukluğuma nakışlarım\nÖyle güzel ki kaşların ayakta alkışlanır\nSeni denizin suyundan ayırabilene bir ömür bağışlarım\n\nHer şey birer birer değişti senden başka\nAklim başımda değil feda ettim aşka\nAkıl yaşta değil aşkta\nAşk doğar doğmaz başta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Kaçarsız",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nNeydim ben..\nBen neydim, neydim ben neydim...? \nKim gönderdiydi beni bu bilmediğim insansız dağa\nNe olacaktım, ne alacaktım...nemi satacaktım..? \nŞaştımıydı böyle alnında bir karış kirli düş\n Ve düşünce karmakarışık kırış kırışıklarıla\nDaha deeee bebekliğinden..\nAdı sanı bile konmadan..\nDeş ha deş...yürümez bu seriven böyle\nKüçüklükten ne isen\nHer attığı adımında\n Kendini kıra büke katmanlayarak büyüyen\nHer ne isen sevgiye saygısız\nYıkanmış beyniyle\nGidiş gelişi şablonik\nNe yedin ne içtiysen hoşbeşsiz\n İlerde de ondan\nHiç afsız kaçarsız...\n\nSeyfi karaca.......Kasım / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Hissettin Mi",
        "poet": "Yusuf Çulha",
        "poem": "\n\nHic his ettinmi o aciyi Seni bitiren, mahv eden o sanciyi\nHani yaz ortasinda kis gelir Yüregin sIkIsIr, sana zarar verir\nKayip edersin kendini, Kara bulutlar cökmüs gibi\nBir sizi, bir aci var kalbinde Duramassin yerinde\nHaykirmak, bagirmak istersin\nAsk ve öfke Nede yakin birbirine Barinmaz ikiside kalbinde\nCikmaz sokaklara girer kalbin Kosarak, deli gibi\nDuramassin yerinde, kosmak istersin Kosdugun yolu bilmeden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Hoşuma Gitmiyor",
        "poet": "Semin Yapar",
        "poem": "\n\nHavalar soğudu,\nGünler de kısaldı artık,\nHiç hoşuma gitmiyor..\nBu aralar yalnız onu düşünüyorum.\n\nNe Van gölü canavarı,\nNe de Sait Halim Paşa Yalısı yangını,\nHatta seçimlerin iptal olup \nolmayacağı da ilgilendirmiyor..\nDedim ya,\nBu aralar yalnız onu düşünüyorum.\n\n(Ankara,  Nisan 1994)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Hoş Degilem Bu Gün",
        "poet": "Ramazan Sarıtemur",
        "poem": "\n\nHalimizi kendimiz hal eyledik, \nDilimizi Lal eyledik.\nyar kapısında çok bekledik,\nBu yüzden hoş degilem bu gün.\n\nDost bize acı söyler,\nDüşman zaten ondan beter.\nKıçı kırıklar bize güler,\nBu yüzden hoş degilem bu gün.\n\nDerler ki, acı haber tez duyulur,\nbela gelip bizi bulur,\nVicdana hançer vurlur\nBu yüzden hoş degilem bu gün.\n\nCanım canana aşık,\nNede olsa ayrılık bize alışık,\nAklım fikrim pek karışık,\nBu yüzden hoş değilem bu gün.\n\nSevişmek güzelmiş yıldızların altında,\nBizde deneyelim dedik maçka parkında.\nPolis baskın verip, yakalr iş başında\nBu yüzden hoş değilem bu gün.\n\nPazar günü İ.K. gazetesini aldım,\nGözümün kestiği ilanlara CV. salladım,\nSabıkalı olduğum için işe alınmadım,\nBu yüzden hoş değilem bu gün.\n\nAtilla ilhan'da sevmişti nice kadınlar,\nMeğer o kadınların hepsi hiç yokmuşlar,\nDüşenin halinden ancak düşenler anlar,\nBu yüzden hoş değilem bu gün.\n\nMedya haberleri yine hep orta doğu,\nYine kan, yine göz yaşı, yine kahır bolluğu,\nBu hallere sebep olan hangi oruspu çocuğu,\nBu yüzden hoş değilem bu gün.\n\nHer şeydeki gibi, bizde bir başkadır taraftar.\nMaçlara giderken birbirlerini bıçaklar.\nBizde böyle yapılır, spor denen müsabakalar,\nBu yüzden hoş değilem bu gün.\n\nBunalımdayım, intihara kalkışıyorum,\nBir kutu habı bir çırpıda içip,\nSabahleyin şaha kalkmış küheylanlar gibi kalkıyorum\nBu yüzden hoş değilem bu gün.\n\nMübarek cuma günü namaza niyetleniyorum,\nErkenden Eyyüp Sultan Hazretlerine varıyorum.\nGaipten 'siktir git ulan' diye bir ses duyuyorum,\nBu yüzden hoş değilem bu gün.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "“Hiç gönderilmeyecek bir mektuba giriş”",
        "poet": "İlker Halil Türer",
        "poem": "\n\nBu kadar güzel olmalarına rağmen neden ölürlerdi kelebekler. Güzelliğin bedeli belki. Doğa verdiklerinin karşılığını acımasızca alıyor bizden. Günler olmadıgı kadar karanlık dısardaki karda kelebekler saklanmış. Kelebekler gelecek baska bir bahara beklerken ben, geleceğe dair ne kadar özlenecek kadar varsa hepsini özledim. Geçmişe dair hatırlanacak ne kadar hatıra varsa hatırladım. Kalbimdeki duyguların hepsi sanki yeniymiş gibi, dün âşık olmuş gibi. Şu an ya da gelecekte ki bir gün her ne kadar unutamayacak gibi olsamda, aşkın salgın bir hastalık gibi yayılıyor kanıma.\n\nGerçek olan belki aşk olmalı. Bir insan bu kadar ifadeye hazırlıklı bir o kadar ifade edemeyişi bundan olmalı. İçin için yanmak fakat söyleyememek. Birçok acı çekip boş kalması gibi. Ama hayat hazırladı bize bunu. Acının ödülü mutluluk diye. Ama aşkta değil. Bir insan acı çektiğinde ne yazık ki bir mutluluk bulamamakta. Aşk tekil bir mutluluktur bu noktada tek bir kişinin çektiği ulasma ve onunla yasama duygusudur. Bunu düşündükçe ümidimi kaybederim. İki insan aynı acıları aynı ortak noktayı kazanabilir mi? Ya da neden yalnızdır karsı cinse bu kadar değer verdiği halde. Bu kadın ve erkek ortak bir noktadır. Çünkü doğası gereği biri acı çekecektir. Biri ise mutlu olacaktır. Doğası budur aşkın. Filozofun kabullenmekten baska yapacağı bir şey yoktur.\n\nBu yazıyı okuduguna göre herşey için çok geç olmalı. Hiç yazamadım sana (hala da yazmıyorum)  belki bunu telafi eder. —Belki- Sana hala söylenememiş sözler var. Biliyorum aslında o kadar umrunda değil. Hayatında su an başka birisi var sen çok mutlusun. Biliyorum. Bilmiyorum aslında hissetmekteyim. Umrunda değil ya da umrunda –ki ben umrunda olacağını düşünmekteyim- sensiz bu yıl kaçıncı yıl. Yazmak istediğim sensiz olmuyor. Ekmek gibi su gibi herşey seninle gibi oldugu gibi. Bu yazı senin son hatırlayışım yani senin için dair sana son ağlamam. Seni son kez hatırlıyorum kelebek. Buna rağmen Seni hala deli seviyorum.\n\n\t\t\t\t\t\t“Hiç gönderilmeyecek bir mektuba giriş”\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç İdrak Etmez",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nİlahi senin emrin olmadan, \nElbet bir zerre hareket etmez.\nZalim kalblere iman dolmadan\nHala bunları hiç idrak etmez\n\nTüyü bitmemiş, yetim hakkı yer \nHiç utanmadan bunda ne var der\nGünah yapmayı ne de çok sever\nHesap gününü hiç de fark etmez\n\n12.07.1998\nKaradeniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç işte...",
        "poet": "Serpil Turan",
        "poem": "\n\nMevsimlerden hazan,\nAylardan eylul,\nGunlerden cumartesi\nZaman vijdani ceyrek gece\nSensizlik bir mermi gibi duserken yuregime\nYalnizim...\nYapayalnizim...\nBu karanlık sehirde\nZaman acimasiz...\nZaman hain \n...Hicc iste oyle...\n\nserpil\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Kaçmadım Gülmelerimden",
        "poet": "Sezai Güler",
        "poem": "\n\nGün güzel şey usta\nGüne uyanan çocuk güzel\nGül güzel şey usta\nGüle renk olan kadın güzel\nGöz güzel şey usta\nGöze gönül çelen yürek güzel\nGüz güzel şey usta\nGüze yaprak döken adam güzel\nGöç... ve göç güzel şey usta\nGöçe kanat açan sürü hayatlar güzel...\n\nHiç kaçmadım ki ben gülmelerimden\nÖyle sebepsiz de boş yere ağlamadım\nKovmadım ki kimseyi de ömrümden\nGittim benden, ardıma bile bakmadım...\n\nS.Güler-25.1.2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç karşılaşmadık biz",
        "poet": "Başak Ulutaş",
        "poem": "\n\nHava memleket kokar yine \nMemleket deniz \nBôyle de sen kokmak olmaz\nMemleket deniz\nAslında\nHiç karşılaşmadık biz \nAşka harcanmadık hala\nHiç tanışmadık\nHiç sevmeyi umut etmedik\nYine de her memleket kokuşunda deniz\nHer memleket kokusunda deniz\nBôyle sen kokmak olmaz\nMemleket deniz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Kimse",
        "poet": "Sertaç Kendirci",
        "poem": "\n\nTapmaz bir putperest, puta\nSana taptığım kadar\nVeya bir filozof\nDüşünemez hiçbir şeyi\nSeni düşündüğüm kadar\nNe asker, ne şehit anası\nHasret duymaz yavrusuna\nSana olan hasretim kadar\nŞeytan bile beklemez günahı\nSeni beklediğim kadar\nVe sevemez hiçbir canlı\nBaşka bir canlıyı\nBenim seni sevdiğim kadar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç kimse halini bilmez arkadaş",
        "poet": "Dursun Demiray",
        "poem": "\n\nÇok erken düşmüşsün meyhanelere\nKadehte teselli olmaz arkadaş\nHayal kurup dalma düşüncelere\nHiç kimse halini bilmez arkadaş\n\nKader de var ise bundan kaçılmaz\nBöyle kahredipte her gün içilmez\nİçkide kadehte çare bulunmaz\nBu da gelir geçer kalmaz arkadaş\n\nÜzülme derdini bırak zamana\nYazık değil midir kıyma bu cana\nKimler geldi kimler göçtü bu hana\nGidenler geriye gelmez arkadaş\n\nHep mi dertler böyle sana kalıyor\nKadehler mi can yoldaşın oluyor\nZaten kader kötülere gülüyor\nİyiler dengini bulmaz arkadaş\n\nBakmaz mısın şu perişan haline\nKapılıp gidersin duygu seline\nBırakma kendini namert eline\nYiğit bir fiskeyle ölmez arkadaş\n\n                      21.04.95\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Kimse Ağlamasun",
        "poet": "Adem İmdat Kesici",
        "poem": "\n\nMadem gelduk dünyaya,\nHiç kimse ağlamasun.\nDerdini saya saya,\nHiç kimse ağlamasun.\n\nDerde derman olalum,\nHer zaman dost kalalum.\nGelun çare bulalum,\nHiç kimse ağlamasun.\n\nSevelum, sevilelum,\nKadir kıymet bilelum.\nYeter artuk gülelum,\nHiç kimse ağlamasun.\n\nDertli yürek kalmasun,\nZalimler saz çalmasun.\nGaribanluk olmasun,\nHiç kimse ağlamasun.\n\nVirane kalsun dağlar,\nDereler çağlamasun.\nHabu yalan dünyada\nHiç kimse ağlamasun.\n\n(Rize Ağzı, Şivesi ve Aksanı İle Yazılmıştır)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Kimse Beklemesin",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nHiç kimseye beklemesin, burdan çekip gitmemi,\nHiç kimse beklemesin, benim isyan etmemi,\nHaktan gelen ne varsa, beklemeyin itmemi,\n\nAkıl sahibi hariç, ne varsa Hakka tabi,\nMüminlerle beraber, reşit olmayan sabi.\n\nÜzerime düşeni, eksiksiz yapacağım,\nKaderimi yazana, şüphesiz tapacağım,\nErdem ile ilgili, ne varsa kapacağım,\n\nAkıl sahibi hariç, ne varsa Hakka tabi,\nMüminlerle beraber, reşit olmayan sabi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Kimseye Baki Kalmayan Dünya..",
        "poet": "Mehmet Kılıç",
        "poem": "\n\nMeyletme yaldızlı görüntüsüne.\nSultan Süleyman’a kalmayan dünya.\nBağlanma aldatan sahte süsüne.\n--Krallara bile kalmayan dünya.\n--Hiç kimseye baki olmayan dünya.\n\nYalanmış görünen çehresi yalan.\nVarmıdır yaşayıp tadını alan.\nAcı, çile ondan geriye kalan.\n--Karunlara bile kalmayan dünya.\n--Hiç kimseye baki olmayan dünya.\n\nGülmeyi denersin ağlatır her gün.\nÖmrünce rahat,ı  görmezsin bir gün.\nOradan oraya ediyor sürgün.\n--Nemrutlara bile kalmayan dünya.\n--Hiç kimseye baki olmayan dünya.\n\nBir lezzet verirse bin tokat atar.\nSevginin içine ızdırap katar.\nYığarsan mal mülkü, evladın satar.\n--Leheplere bile kalmayan dünya.\n--Hiç kimseye baki olmayan dünya.\n\nRenkli yaşantılar aldatır bizi.\nEkranda oynarken binlerce dizi.\nUnutturur kendi benliğimizi.\n--Cehillere bile kalmayan dünya.\n--Hiç kimseye baki olmayan dünya.\n\nKimler geldi, kimler göçüp, te gitti.\nOna bağlananlar hep hata etti.\nBoşaymış sevgisi, gün geldi bitti.\n--Nebilere bile kalmayan dünya.\n--Hiç kimseye baki olmayan dünya.\n\nNerede kendini ilah sananalar.\nServete müptela olup kananlar.\nNefsine uyup ta nara yananalar.\n--Zalimlere bile kalmayan dünya.\n--Hiç kimseye baki olmayan dünya.\n\n\nGaziantep 22.02.2007\nMehmet Kılıç\n\n\n"
    },
    {
        "title": "***Hiç Kolay Olmadı***",
        "poet": "Hadiye Budak",
        "poem": "\n\n***Hiç Kolay Olmadı*** \n\nHiç kolay olmadı,be yeşil gözlüm, \nAyrılık acısını yüreğimden atmak, \nSensiz bir güne uyanmak, \nSanki sen gelecekmişsin gibi,sokağa bakmak, \nÇalan her telefonu,her kapı sesini sen sanmak, \nYüreğime oturup kalan sensizliği,sessizliği söküp atmak, \nHiç kolay olmadı be yeşil gözlüm, \nHiç kolay olmadı.. \nBen baharları serdim sana,oysa sen; \nSonbaharlar yaşattın bana.. \nBen son demine son kırıntısına kadar sevgimi verdim sana, \nOysa sen; sadece hüzün verdin bana.. \nBir de ayrılık acısı.. \nHiç kolay olmadı be yeşil gözlüm, \nHiç kolay olmadı unutmak, \nBen her defasında parantezler açtım yüreğimde, \nOysa sen,hep son noktayı koydun.. \nSevmek adına ne kadar doğru varsa benden yana, \nSenin yüreğin hep eğrilerde kaldı. \nHiç kolay olmadı be yeşil gözlüm... \nSeni unutmak hiç kolay olmadı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Kızıl Kundak Olur Mu?",
        "poet": "Nalân Çelik",
        "poem": "\n\nÇığlık çığlığa analar\nkaç bebek doğdu şu an\nkaç bebek kundaklandı ak bezlerle\nbiçim vermeli biçim\neline, koluna, bacağına, beline\nen çok da başına… aklına, aklına\nyaşama taşınabilen kolay bir biçim.\n\nÇığlık çığlığa insanlar\nkaç insan öldü şu an\nbebek miydiler halâ\nkundaklandılar ak bezlerle\nbiçim vermeli biçim\nölüme taşınabilen kolay bir biçim.\n\nÇığlık çığlığaydı analar, insanlar\nKendini tanrı sananlar\nanımsadılar prometheus’u  ve çaldırdıkları ateşi\nkundakladılar… 19 aralık 2000 ‘nin sabahını\nkundaklar ateş, \nkundaklar alev alev\nkundaklar kızıl kan\nyetmedi…\nyaşam ya da ölüm\nhiç kızıl kundak olur mu\nkundaklar aklanmalı\nbiçim vermeli biçim\ndört duvar ak kundak\nyaşamla ölüm arasına kolayca taşınabilen bir biçim.\n\nHalâ… çığlık çığlığa analar, insanlar\nEn çok da analar.\n\n                                   Nalan ÇELİK\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HİÇ MERAK Etme!",
        "poet": "Selami Tıraşlar",
        "poem": "\n\nBallı lokma dururken pekmez yenir mi\nYiyenler hep ac yatar hiç merak etme\nŞüphe edip erkeğe çapkın denir mi\nDiyenler fesat katar hiç merak etme \n\nSeven insan kıskanır senin ki fazla\nBal şirindir yenmiyor bilirsin tuzla \nEskimiş arabalar giderse hızla\nDüz yolda takla atar hiç merak etme \n\nKalp dediğin koca han her gelen geçer\nGönül girer devreye  birini seçer\nKötülük eken elbet kötülük biçer\nAşkı sevgiler tutar hiç merak etme \n\nSen varken başkasını gözlerim görmez\nKurnazlık düşünmeye aklımız ermez\nMasumca kıskançlığın ipleri  germez\nAşkımıza güc katar hiç merak etme \n\nSelami Tıraşlar-Elazığ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç kimse kendini üstün sanmasın.",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nKardeş olduğumuz unutulmasın,\nSakın ha aklımız uyutulmasın,\nTefekkür etmeyen teröre maşa,\nHiç kimse kendini üstün sanmasın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç mi Ders Almaz?",
        "poet": "İkram Gökhan Akcebe",
        "poem": "\n\nAnneler çocuğundan aşkı için vazgeçer! \nBabalar acı çekmesin diye oğullarını vurur! \nCevahirler, onsekizliklerle otel odasında,\nFadimeler, samanlıkta başkasıyla basılır.\nEmanet sahipleri, emanetlerini korumaz\nKomşu tavuğunun kaz görüldüğü zamanda,\nNasrettin hoca '' hanım sende haklısın'' der.\nBir gazete ''ordu darbeye hazırlanıyor'' yazar\nİnsan yaşadıklarından hiç mi ders almaz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç mi Farkımda Değilsin Azrailim",
        "poet": "Yakup Onat",
        "poem": "\n\nİnadını kırıp yüzünü döndüremez meleğim.\nAh o delici bakışların eritiyor buzlarım.\nSeni görünce,\nDemirci körüğü yüreğe\nBir şeyler saplanıyor inceden inceye.\nAptallığım tutuyor gündüzden geceye.\nBilesin.\nHiç mi farkımda değilsin Azrailim! \n14.09.2010,Salı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Mutluluk Siftahı Yok",
        "poet": "Abidin Kırkoç",
        "poem": "\n\nAşkımdan habersiz yarim bir günahı yok\nBiçare kalbimin hiç mutluluk siftahı yok\nAyrılığın sevene dur durak iflahı yok\nBiçare kalbimin hiç mutluluk siftahı yok\n\nGönül dalımın her tarafı sanki uçurum\nBomboş  sevgisiz geçen şu ömrüme acırım\nGurbet elde kadehlerde teselli bulurum\nBiçare kalbimin hiç mutluluk siftahı yok\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HİÇ Mİ? :HiÇ SEVMEDİM",
        "poet": "Mustafa Usta2",
        "poem": "\n\nBu Düzeni Ben Sevmedim Arkadaş\n\nGardaşımın kalemini almışlar, \nBu düzeni ben sevmedim arkadaş. \nOrtalığa hüzün keder salmışlar, \nBu düzeni ben sevmedim arkadaş. \n\nŞiir diye bu ortamı kurmuşlar, \nDönüpde şiire hançer vurmuşlar; \nBilmiyorum nerde hata görmüşler, \nBu düzeni ben sevmedim arkadaş. \n\nMustafa Usta\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Oldun",
        "poet": "İsa Yasin Yüksel",
        "poem": "\n\nGidişin bende bir esinti yarattı\n\nEn büyük bir depremi anlattı\n\nHayat bu ya beni ağlattı                                        \n\nEn kötüsü de kalbimde var bir saplantı\n\n\n\n\n\n\n\n\n\nDeğer mi sana,düşünüyorum\n\nEğer sen rüzgarsan üşüyorum\n\nGözlerim seni görsede artık görmüyorum\n\nMerak etme dersin sen,sevmiyorum\n\nEller ellere ne der bilir mi sin? \n\nAnladım sen zehir gibi biriymişsin\n\n\n\n\n\n\n\nKimsesi olmayan bir hiç oldun                             \n\nHayallerde paralara boğuldun\n\nİşte diyorumya sen bir odun\n\nBana ıslak ıslak bakarken eğik olmasın o boyun\n\n\n\n\n\nBir çölde susasan inaki su vermem\n\nYalvarıp yakarsan artık gelmem\n\nSev deselerde sevmem\n\nBaşımı alıp bi yerlere gidemem\n\n\n\nTuruncu bir araba alacağım\n\nEğer buysa adamlık bende kendimi adamdan sayacağım\n\nZulüm yapmak güzelse insanları ağlatacağım\n\nAma şunu bil sana karşı susmayacağım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Olmamış, Yazılmayacak Kadar",
        "poet": "Yakup Icik",
        "poem": "\n\n\"endişe\"\n\nSöyleyecegim o ki, madde sarmış ruhu\nGüzel kalpli insanlarda hayli bir azalma var\nNe kadar diye sormayın, yazılmayacak kadar\nSanki bütün defterlerin boş kalan sayfaları kadar\nDaha bugünden kaybolmuş, hiç olmamışlar kadar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç olmayana..",
        "poet": "Hasan Şahin",
        "poem": "\n\nUzun bir zaman oldu sana 'Nasılsın' diyemeyeli,merak etmeyeli.....Çalan telefonlara koşar adım gitmeyeli de bir o kadar zaman oldu sanırım..Oysa sana anlatacak ne çok şeyim vardı.Gözlerine bandırıp içimdeki hüznü, dudaklarından dökülürken damıtılmışcasına içimi ısıtacaktı.Anımsıyorum da,hiç yüzüme bakamazdın konuşurken,bir gün bankta oturmuştuk seninle,ben içimde kopan fırtınaları bastırmaya çalışırken,sen sanki yanında değilmişimcesine boşluğa bakarak bana alakasız şeyler anlatıyordun.Tek görebildiğim saçlarının rüzgarda inanılmaz hoş bir şekilde savruluşu ve tamda senin istediğin gibi gözlerini benden saklayabilmesiydi...Anlattıklarını zaten algılayacak durumda değildim..Hani Lise çağlarında bi başka atardıya kalbimiz,işte tam o kıvamda bir yerlerdeydim,uzanıp elini tutsam alevleri avuçlarımın arasına aldım sanacak kadar ürkek,dudaklarını aklıma getirmeyecek kadar bakirdim..Sahi ne anlatıyordun o ara? \n\n             Özlüyorum,özledim seni diyemiyorum,kokunu hiç içime çekemedim baş döndürecek kadar ama yinede senden gelecek esintilere bile razı haldeyim nedense...İçimden yazmak geldi,sana seslenemesem de,seni arayamasam da bunları bi şekilde içimden çıkarmalıyım diye düşündüm..Hani hep vardır ya 'Sahibine gitmeyen mektuplar' öyle bir şey şimdi yazdıklarım ve belki çok uzun zaman yazacaklarım...İçimde sana söylenecek ne çok şey kalmıştı oysa,'Oysa' diye başlayıp, 'Rağmen'  ile bitecek bir sürü hüzün ve el değmemiş göz yaşları.Biliyordun hepsini satır satır zaten ve bu yüzden hep kaçar adım görüştük ender bir araya gelişlerimizde..Oysalarım hep bende kaldı,rağmenlerle sürdü içimdeki çaresizlik...\n\n            Ya sen ne yaptın!  'Rağmen'  olmasın dedin,sebeblerin ağır bastı..Sakın başlama yine 'Ben seni bir dost gibi gördüm,başka türlü olamazdı' diye..Hayatımda beni sen kadar merak edip,sen kadar endişe duyan ve her aradığında sesindeki o müthiş bir duyguyu saklayamayan biri daha olmadı..Hep mantığın galip geldi,kuralların ve erişilmezlik oyunun..Tırmandığın dağlar geliyor aklıma!  Boşu boşuna kat edilmiş bir sevda,belki bir arpa boyu..Bunları yazmak bile canımı acıtırken,sen neler anlatmıştın bana anımsıyormusun,her kelimen dev bir çuvaldız gibi sokuluvermişti yüreğime,fark etmedin!  Fark etmedin verdiğin,vereceğin acılarında senin kadar önemli olduğunu....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Okunmayacak Bir Mektup",
        "poet": "Derya Akgün 2",
        "poem": "\n\nYine gam yükünün kervanı geçti yüreğimden\nTüm hüzünleriyle geçmiş bir de sen\n\nNe güçlüklere göğüs gerdik oğulcuğum seninle\nDüştük kalktık ama hep olduk el ele\n\nDün bize “imkansız” denilenlere bugün ulaştık beraber\nGelecekte nice güzellik bizi bekler\n\nGül yüzünde güller her daim gül gül açılsın\nUnutma sen benim birtanemsin baştacımsın\n\nCanıma candan öte canan olan sensin\nYüreğinden huzur yüzünden gülüş hiç eksilmesin\n\nMutluluk yüklü katar katar kervanlar yüreğinde konaklasın\nDilerim Rabbim seni her türlü sıkıntıdan saklasın\n\nCiğerparem,güzel oğulcuğum iyiki varsın\nİsterim Allahtan bizi hiç bir zaman ayırmasın …\n\nAşkım; Bilrim sana böyle seslenmemden hiç hoşlanmazsın.Ama bırak da sana hiçbir zaman ulaşmayacak olan bu mektubumda olsun sana gönlümce sesleneyim Paşacığım.\nAz önce sana baktım. Tüm masumiyetinle melekler kadar güzel uyuyordun.Kahverenginin en güzel tonu saçların alnına dökülmüş alnını öpüyordu adeta.Seni seyretmek ne büyük bir zevk…Yüzündeki ergenlik sivilceleri bana ne de çok büyüdüğünü hatırlattı Ergeniğin kapısını aralamak üzeresin. Alınganlığın, hırçınlığın” aşkım” olmak istemeyişin de bundan.Seni de artık hormonların yönlendiriyor.Ama biliyor musun asıl güzel olan bu işte! Her normal çocuk gibi sen de yaşıyorsun bunları.Ben şu an yaşadıklarımızı geçmişte hayal etme lüksüne bile sahip değildim oğulcuğum.\nAllaha tüm zerrelerimle sabah akşam şükretsem bu güzelliklerin şükrünü ödeyemem.Tüm zorluklarına rağmen geçmişin,yüreğim umutlarına gebe güzel bir geleceğin…\nSen ne çok seversin Ankarayı bilirim.Deden anneannen orda yaşadığı için.Bilirsin orda seni sevenler vardır.Yaz tatillerini iple çekersin. Dedeciğinin sana araba kullanmayı öğreteceği hayalini kuruyorsun şimdilerde.Anneannen senin için mantılar açar, dayıcığın sırf senin için yollar aşar. Senin için A nkara demek sevgi demek Ankara senin için “özel “olmak demek.\nBazen bana sorardın hatırlar mısın”Anne sen de Ankarayı seviyor musun “diye.Sana hep “Evet bebeğim.Seviyorum.” derdim.Ama yalan söylerdim.Senin çocuk yüreğindeki büyü bozulmasın diye; sana “Hayır” dediğimde “Neden” deyişinr cevap veremeyeceğim için kalbim gümbür gümbür “Hayır.” dese de ben sana hep yalan söyledim ve hep “Evet.” Dedim bir tanem…\nSevmiyorum Ankarayı anneciğim! Sevemem de.Sen biımiyorsun ve asla bilme de! Ankara hayallerimi hırsızıdır.Gönül yangımın kundakçısıdır.Analık hayallerimin katilidir. Her ne kadar yıllarca:\n“Ankara Ankara güzel Ankara\nSeni görmekister her bahtı kara\nSenden medet umar her düşen dara \nYetersin onlara güzel Ankara “ diye marşlar söyledisek de artık inanmıyorum ben ona.\nBen ona inadım,güvendim, Ciğerparemi emanet ettim ona.Koklamaya bile kıyamadığım nazlı çiçeğimi teslim ettim doktorlarına.Her ana gibi güzel bir muştu bekledim. Günü güne ekledim. Binbir umutla gittim Türkiyemin kalbine.Kalbimi emanet ettim hekimlerine.Günlerce hastane hastane dolaştım, durdum. Elime tutuşturulan raporla beynimden vuruldum.\nO gün 24 hazirandı. Doğumgünüm. Bir annenin alabileceği en kötü hediyeyi aldım hayattan.”Otizm”Bu kadarını demişler, gerisini getirememişlerdi.Belki de dayanamadı yürekleri bir ananın hayallerini karartmaya.O an tüm dünya sussun istedim. Kimsecikler konuşmasın, hayat ebediyyen dursun yerinde. Ne bana bir şey sorsunlar, ne de bana seni anlatsınlar. Yaşam öylece donsun ve kalsın sonsuza dek…\nAma düşman tanınmadan tedbir alınmaz be gülüm. Tanımam lazımdı hasmımı ve kazanmalıydım bu amansız savaşı. Ödül çok büyüktü ve kıymeti yaşamla bile ölçülemeyecek kadar büyüktü.Ödülüm SENdin yavru kuşum, SEN! ...\nAnlattılar, dinledim, yetmedi, bulduğum her kaynağı bir solukta okudum. O da yetmedi senin gibi özel çocuğa sahip ailelere ulaşmaya çalıştım. Kimi içimi ferahlattı, kimi bir derdimi bin yaptı.O günlerde bir söz verdim kendime: Kim olursa olsun benim durumumda oln herkese gönül kapımı sonuna dek açacağım. Böyle öğrencilerime destek olacağım. Şu ana kadar da sözümü tuttum oğulcuğum. Sen bilmezsin pekçok ana baba beni arar. Seni sorarlar bana. Kendi çocukları için umutsuzluğa düştüklerinde seni hatırlayıp umut depoladıklarını anlatırlar. Senin her başarında onlar da en az benim kadar mutlu olurlar. Bilirim onların yürekleri bizimdedir, benim dualarım da onlarla.Umarm benim senle yaşayabildiklerimi onlarda ciğerpareleri ile yaşayabilirler.\nİşte meleğim Ankarayı, doğumgünlerimi bu yüzden sevmem ben.Bir düşün parçalanışını hatırlatır bana bu yaşlı kent.Seni kaybetmişim duygusu uyandırır içimde. Hayallerimin yıkılışını,dara düşüşümü,ondan medet umuşumu,derdime dert katışımı hatırlatır bana Ankara.Sevmiyorum seni Ankara! ,sevmeyeceğim de! Kızgınım, kırgınım, küskünüm sana! ...\nSenelerce seninle gittiğimiz bir okul vardı,hatırlar mısın? Sen oraya “Barış” okulu derdin.Ne de çok severdin.Orda seni seven güzel yürekli öğretmenlerinle oynamaya geldiğimizi zannaederdin hep.Bir oyunun parçası sanırdın hep orada yapılanları.Hiçbir zamzn bilmedin orasının bir rehabilitasyon merkezi olduğunu, bilmeyeceksin de. Senin hatıralarında orası “Barış” okulu olarak kalacak ve sevginin resmi olacak zihninde.\nDuvarda asılı bir resmin ilşti şu an gözüme. İlkokul formanla 1. sınıfta çekilmiş. O kadar masum ve o kadar şirinsin ki.Küçük adamım büyüdü ve okula başladı diye az sevinmemiştim o gün. Doktorlar:Okula gidemeyebilir,demişlerdi senin için Paşam. Zekiydin, 2 yaşında okumuştun ama yetmedi. Bir kabuğa hapsetmiştin kendini ve bu engeldi sana. İşte sen bu engeli aştın ve bizi,doktorlarını şaşırttın. O gün bunun için ağaladım annem ben, yıllar sonra sevinçten ağladım.\n\nGÜNEŞİME\nEn çok seni sevdim ben\nŞu hoyrat dünyada\nBir de güneşi\nSen ruhumu ısıttın\nGüneş bedenimi\nİstedim ki tüm kalbimle\nSen de sevebilesin beni\nBenim seni sevdiğim gibi…\n\nBiliyorum sevdin özünde\nHer çocuk gibi anneciğini\nSevdin ta ciğerinden\nAma söyleyemedin\nGösteremedin\nDaha pekçok şeyi söyleyemediğin gibi…\n\nÖzrün engeldi aramızda\nSarp yüce dağlar gibi\nVe engeldi\nAkranların gibi olmana\nTüm çocuklar gibi gülmene,\nDoya doya oynamana\nÇok istemene rağmen”\n“Bu hayatta ‘BEN’ de varım! ” diyebilmene\nSevmene,sevilmek ve farkedilmek istemene\n\nÇok kereler gözü yaşlı döndün evimize\nGözünden akan her inci tanesi dağladı yüreğimi\nSen ağladın \nBen her damlası için gözyaşının\nDünya yıkılsın istedim\n\nAğladın ve yine sustun\nDaha da kapandın yapayalnız dünyana\nBen anladım güneşim\nSen anacığını dünyana almasan da\nAlmak isteyip alamasan da\nAnalar anlar \nAnladım,\nBir kez de bunun için ağladım.\n\nNe heveslerle yazdığın yazın \nYine layık görülmemişti panoya asılmaya\nHayaller kurmana rağmen\nYine seçilememiştin sınıf takımına\nHalbuki beş imzalı doktor raporları hayrandı sana\nEngeline kafa tutarak \nOnlar beğenmese de \nOkumana,yazmana,çabana\nDışlanmışlığı, farklı olmayı\nO küçücük yaşında yaşatıldın zorla\nAma minicik bedeninle direndin herşeye inatla…\n\nHalbuki seni çocuklar anlamasa da\nAnlamalıydı büyükler\nOnlar da anaydı, babaydı\nBugün banaysa, yarın onlaraydı…\n\nÖzrü çocuklar anlayamaz meleğim\nNeden güzel yazamadığını\nNeden onlar gibi koşamadığını\nSen istesen de kaslarının sana hayır dediğini\nNeden kendi kendine konuştuğunu\nNeden bunca “neden”lerle dolu olduğunu\nÇocuklar anlayamaz\n\nAma anlayabilirler anlatıldığında çocuk yürekler\nTüm farklılıklarına rağmen \nSenin de çocuk olduğunu\nSenin de oyunu, okulunu\nSevgiyi,şefkati, takdir edilmeyi\nEn az onlar kadar fark edilmeyi beklediğini\nVe anlarlar çocuk masumiyetleriyle\nSenin de bir çocuk olduğunu…\n\nÖzür sen de değil çiçeğim\nÖzür bedenler de\nÖzür beyinler de değil\nÖzür sizleri anlayamayan\nVicdanlarda ve kalplerdedir gerçekte\n\nSen hiçbir zaman üzülme tasa çekme\nCanım, \nCananım\nUğruna başkoyduğum\nBir damla gözyaşına kurban olduğum\nOğlum\nGüneşim\nKimseler anlamasa da seni\nBen varım sıra dağlar gibi ardında\nKimseler sevmese de seni \nYüreğim ayaklarının altında\nKimse tutmasa da elinden\nHayatta,\nÖlümde\nVe hatta kıyamette \nAnacığın hep \nAma hep yanında! ...\n\nSen hayatın içine girebilesin, sosyalleşebilesin diye neler yapmadık ki babacığınla.Mahallenin tüm çocuklarını toplardık eve.Çeşit çeşit oyuncak, türlü, türlü ikram. Yeter ki seninle bir saat oynasınlar diye. Sen bir tane bile olsun davranış, bir kavram öğrenebilesin diye. Kimi zaman yerini buldu emeklerim, kimi zamansa onlarca çocuğun içinde sen yine yalnızdın.Bazen umudumu kaybettğim anlar olmadı değil. Herşeyi bırakmak istediğim anlar oldu. Ama her seferinde beni şaşırtmayı, içime ümit tohumları atmayı başardın.Teşekkürler birtanem bilmeden de olsa bana güç verdiğin için, iyi ki varsın ve iyi ki benimsin…O günlerden bana bir acı hatıralar bir de depresyon ilaçlarının hediyesi kilolarım kaldı. Varsın olsun be gülüm sen şimdi iyisin ya varsın olsun. Bu can sana feda olsun! ...\n\nMinnacıktın. Ayda iki kez Ankaraya giderdik senle ikimiz. Özel eğitim merkezimiz de seni takip edrler durumuna uygun paket programlar verirlerdi. O AYKİ ÇALIŞMA PROGRAMIMIZDA GÖZ TEMası egsersizleri ve dokunma vardı ama çok zordu bunu başarmak. Ne yapmalı ne etmeli? Günlerce düşündüm. İmdada Teletabiler yetişti. Hatırlarsın onları,hiçbirşeyi farketmezdin ama bir tek onları izlerdin pür dikkat.Hatırlar mısın bebeğim, başta bir bebek kahkahalarla gülerdi. Bayılırdın ona. Sonra Teletabiler birbirine sımsıkı sarılır ve bağrışırlardı:”Sarılalım sıkı sıkı” “”Gel annem “ dedim sana “Biz de birbirimizin gözlerinin ta içine bakalım ve ‘Sarılalım sımsıkı’ bir daha da ayrılmayalım.” Öyle de oldu. Ogünden sonra her gün bu sevimli hayal kahramanları ile beraber ana oğul biz de sarıldık. Sen oynadığımızı sandın ama biz çok büyük bir şey başardık. Otizmin belini kırdık:Dokunma ve göz temasını kazandık! Telatabiler hayalse de bizim zaferimiz tamamen gerçekti birtanem, gerçek…\nBazı geceler sen uyurdun erkenden; ben sabahlara dek seni düşünürdüm. Bana bir şey olusa oğlum ne yapar diye. Bu zehirli düşünce sinsi bir yılan gibi gelir yüreğime çöreklenirdi. Bilirim babacığın da aynı yürek acısını çekerdi benimle ama bu hiç söze dökülememiş gizli, yasaklı bir dildi sanki.Seninle ilgili korkuları, kaygıları küllerin altında yatan ateş kıvılcımları gibi içten içe yakardı baba yüreğini.Ancak paylaşamazdı içiinin yangının, ne benle, ne de bir başkası ile.Herkesten hatta kendinden bile gizleyerek,gerçeklerden kaçmaya çalışırdı sanki.Ah keşke bilseydi acılar paylaşıldıkça azalır,sevinçler paylaşıldıkça artar.O Bitmeyen gecelerde hep düşünürdüm seni, hayatın bize neler getireceğini.\nYazılmamış, tertemiz bir sayfa gibiydin adeta.Bembeyaz, lekesiz ve ışıl ışıl.Belki de raporların “özür “saydığı şey seni bu kadar temiz kılmıştı kimbilir.Kendini içine hapsettiğin dünyan seni korumuştu insanoğlunun tüm kirli yanlarından.Anlamıyordun olanları, kötülükleri; ama yine de canını yakıyordu sana yaptıkları.\nSen bomboş bir sayfaydın çiçeğim. Ve ben elimden geldiğince, gücüm yettiğince en güzel şekilde doldurmaya çalıştım bu sayfayı.Her kavramı, her davranışı, teker teker öğretmeye çalışırken sana bazen umutsuzluğa düştüğümüz anlar da oldu.Diğer çocukların bir çırpıda kendilklerinden kolayca öğrendikleri pekçok şeyi öğretmemiz için sana bir kuyumcu titizliği ile çabalamamız gerekti çoğu kez.Saklambaç oyunun öğretmemiz günlerimizi aldı.Körebeyi sevmiş, evcilikte pek şaşırmıştın boş fincanlardan çay içmemize.Ama öğrendiğin her oyun, her yeni davranış biraz daha yaklaştırdı seni bizim dünyamıza.Adım adım girdin gerçek dünyaya.\nBunca zorluğa rağmen benim canımı asıl yakan neydi bilir misin birtanem? Sana doya doya sarılamamak, öpememek.Bir anne olarak evladı tarafından sevildiğini, özlendiğini hissedememek.Her ana fedakardır oğlum.Gerektiğinde bir an bile düşünmeden canını bile feda etmekten çekinmez.Ama çoğu ana şanşlıdır farkında olmasa da.Yavrusunun bir sıcak gülüşü, içten bir öpücüğü, bir “anne” deyişi tüm zahmetlere değer.Bin yıllık mihnet bir sevgi sözü ile kaybolur gider.Böyle analar emeklerinin sevgilerinin karşılığını daha bu dünya da görürler.Ya ben ve benim gibi olanlar? ...\nBizler gözleri kapalı değirmen taşı çeviren emektar atlara benzeriz. Sen bilmezsin gülüm onları. Onlar öyle çilekeşlerdir ki bir ömür boyu aynı dairenin etrafında gözleri bağlı döner dururlar. Dönerler günlerce ışığa hasret, taş buğdayı ezer, onlar ne buğdayın tadını bilr, ne de unun…İşte bizler de bu misal bir ömür boyu sizi severiz ama bir sarılışınıza, bir gülüşünüze hasret gideriz.At güneşe hasret gider, biz de yavrumuzun sevgisine.Varsın olsun be gülüm! Sen sağol da varsın anacığın dolap beygiri gibi dönsün dursun oğulcuğunun yanında…\nO zor günlerde kendime hep sorardım:Acaba bu bir rüya mı; karabasan mı..Ve dilerdim tüm kalbimle bu yaşadıklarımız bir gün hiç yaşanmamış gibi olsun diye.Dileğim kabul oldu bu gün. Şu an sen bir mucize gibi karşımdasın.Geçmişin fırtınası, bu gün tatlı bir melteme döndü.Ankarada o küçük doktor odasında başlayan mücadelemizi düşündüğümde yaşadıklarımızı senin şu an ki durumunu düşününce ben bile inanamıyorum bu günümüze.O gün doğumgünü hediyesi olarak hayallerime konulan haciz artık kalktı.Senin liseye, üniversiteye gidebilecegini, kendi hayatını kurup, kendi ayaklarının üstünde durabileceğini artık hayal etmiyorum; tüm kalbimle inanıyorum! \nGözümün bebeği, tatalı oğlum; \nBu satırları hiçbir zaman okumayacaksın,hatta yazıldığından bile haberin olmayacak.Olmamalı da zaten.O halde ne diye yazıldı? Bir iç dökme benim durumumdaki analara bir teselli, benim gibi olmayanlara da “”Elinizdeki nimetin kıymetini bilin! ” çağrısı..Sen bu mektubu okuyamasan da bil ki.:Sen çok özel, çok nadide bir çocuksun.Farkında olamasan da sen hem benim, hem de pekçok ailenin kahramanısın.Pekçok özel çocuğun ailesi seni bir umut ışığı gibi görüyor ve “ O yapabildiyse bizim çocuğumuz da yapabilr.”diye düşünüyorlar ve ellerinden kayan umutlarına, yaşama seninle tutunuyorlar.Senin her başarın onları en az bizim kadar mutlu ediyor ve cesartlendiriyor.Bazen düşünüyorum da belki de böyle özel bir çocuk olman senin özel bir misyonundu.Bazen bir tek insan, onların, yüzlerin, binlerin, hatta milyonların hayatını etkiler.Sen özeldin ve kendin gibi özel olanlara güzel bir örnek, umut oldun.\nAnneciğim, tatlı oğlum, seninle gurur duyuyorum ve seni çok seviyorum. Bunu asla unutma. İYİ Kİ VARSIN VE İYİ Kİ BENİM OĞLUMSUN…\n\n28 EKİM 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç olmak",
        "poet": "Cem Evren Minaz",
        "poem": "\n\nal işte senin olsun karartılmış sevdam \nbulabilirsen bul içinde kendini \nal tut avuçlarınla düşmeden tutabilirsen gözyaşlarımı \nbıraksana beni \nbırak kaybolayım işte \nbu karanlık benim \nbenim olan tek şey \nolmamak işte \nkaçar gibi gitmeler benim \ndüşmek kalkmamak \ndüştüğünü bilmek kabullenmek \nbenim işte yenilen \nkürsüye hiç çıkmayan \nkimsenin görmediği benim işte \nhiç olmak \nnefret doğuyor içimde \nherkeze karşı suçlamak \nsuçlamak istiyorum herşeyi \nsokak lambasını \nkadehimi getiren adamı \nönümde yüreyen şu yaşlı kadını \nhüzünlerim bu karanlığa ait \nhepiniz hepinizden nefret ediyorum \naynadaki adamı da sevmiyorum \nçoğu zaman \nbakmıyorum artık onada \ngüzel olmak da önemli değil \ntemiz olmuyorum artık \nhaftalardır aynı şeyler var üstümde \nyıkanmıyorum artık eskisi kadar \nakan su mu temizleyecek beni \nbir kalıp sabun yetermi kirlerime \nkazısam usulca tenimi \nacıtırcasına canımı \nçokmu yanar canım \nkanarmı örneğin \nne kadar kanar, yüreğim kadar kanarmı \nyüreğim kadar acıtırmı canımı \niyi adam yaparmı beni \nbeni uyuturmu örneğin \nuykuya hasret gözlerime derman olurmu mesala \ndinlediğim en arebesk şarkıda \ngözlerimin dolmasını engellermi \nnefretim içimi kazırken \ndurdururmu bu acıyı \nyetişemiyorum bu hayata \ngeride kalıyorum \nyetişemiyorum \nbir hüznü yaşarken öteki giriyor sıraya \nhiç ara vermeden dinlendirmeden \nyılıyor bedenim \ndermanı kalmıyor artık bacaklarımda \nkaçamıyorum kalamıyorum \ngidemiyorum da....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Öyle Şey Olurmu",
        "poet": "Bayram Dokgöz",
        "poem": "\n\nDuydum ki ara sıra falcıya gidiyorsun\nKendini vesveseye boş yere itiyorsun\nBıkarım senden diye endişe ediyorsun\nSil aklından geçirme hiç öyle şey olur mu? \n\nDiyorlar ayrılıktan ürküyorsun sevdiğim\nO güzel yüreğini burkuyorsun sevdiğim\nEl alır beni diye korkuyorsun sevdiğim\nSil aklından geçirme hiç öyle şey olur mu? \n\nDemişsin ki günbegün büyüyüp artar tasam\nDuygularımla bile karmakarışık kafam\nYa ellerin olurda giderse benden paşam\nSil aklından geçirme hiç öyle şey olur mu?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Okunmayacak Bir Mektup",
        "poet": "Derya Akgün",
        "poem": "\n\nHİÇ OKUNMAYACAK BİR MEKTUP\n\nYine gam yükünün kervanı geçti yüreğimden\nTüm hüzünleriyle geçmiş bir de sen\n\nNe güçlüklere göğüs gerdik oğulcuğum seninle\nDüştük kalktık ama hep olduk el ele\n\nDün bize “imkansız” denilenlere bugün ulaştık beraber\nGelecekte nice güzellik bizi bekler\n\nGül yüzünde güller her daim  gül gül açılsın\nUnutma sen benim birtanemsin baştacımsın\n\nCanıma candan öte canan olan sensin\nYüreğinden huzur yüzünden gülüş hiç eksilmesin\n\nMutluluk yüklü katar katar kervanlar yüreğinde konaklasın\nDilerim Rabbim seni her türlü sıkıntıdan saklasın\n\nCiğerparem,güzel oğulcuğum iyiki varsın\nİsterim Allahtan bizi hiç  bir zaman ayırmasın …\n\nAşkım; Bilrim sana böyle seslenmemden hiç hoşlanmazsın.Ama bırak da sana hiçbir zaman ulaşmayacak olan bu mektubumda olsun sana gönlümce sesleneyim Paşacığım.\n         Az önce sana baktım. Tüm masumiyetinle melekler kadar güzel uyuyordun.Kahverenginin en güzel tonu saçların alnına dökülmüş alnını öpüyordu adeta.Seni seyretmek ne büyük bir zevk…Yüzündeki ergenlik sivilceleri bana ne de çok büyüdüğünü hatırlattı Ergeniğin kapısını aralamak üzeresin. Alınganlığın, hırçınlığın” aşkım” olmak istemeyişin  de bundan.Seni de artık hormonların yönlendiriyor.Ama biliyor musun asıl güzel olan bu işte! Her normal çocuk gibi sen de yaşıyorsun bunları.Ben şu an yaşadıklarımızı geçmişte hayal etme lüksüne bile sahip değildim oğulcuğum.\nAllaha tüm zerrelerimle sabah akşam şükretsem bu güzelliklerin şükrünü ödeyemem.Tüm zorluklarına rağmen geçmişin,yüreğim umutlarına gebe güzel bir geleceğin…\n         Sen ne çok seversin Ankarayı bilirim.Deden anneannen orda yaşadığı için.Bilirsin orda seni sevenler vardır.Yaz tatillerini iple çekersin. Dedeciğinin sana araba kullanmayı öğreteceği hayalini kuruyorsun şimdilerde.Anneannen senin için mantılar açar, dayıcığın sırf senin için yollar aşar. Senin için A nkara demek sevgi demek Ankara senin için “özel “olmak demek.\n           Bazen bana sorardın hatırlar mısın”Anne sen de Ankarayı seviyor musun “diye.Sana hep “Evet bebeğim.Seviyorum.” derdim.Ama yalan söylerdim.Senin çocuk yüreğindeki büyü bozulmasın diye; sana “Hayır” dediğimde “Neden” deyişinr cevap veremeyeceğim için kalbim gümbür gümbür “Hayır.” dese de ben sana hep yalan söyledim ve hep “Evet.” Dedim bir tanem…\n             Sevmiyorum Ankarayı anneciğim! Sevemem de.Sen biımiyorsun ve asla bilme de! Ankara hayallerimi hırsızıdır.Gönül yangımın kundakçısıdır.Analık hayallerimin katilidir. Her ne kadar yıllarca:\n                “Ankara Ankara güzel Ankara\n                Seni görmekister her bahtı kara\n                 Senden medet umar her düşen dara \n          Yetersin onlara güzel Ankara  “ diye marşlar söyledisek de artık inanmıyorum ben ona.\n           Ben  ona inadım,güvendim, Ciğerparemi emanet ettim ona.Koklamaya bile kıyamadığım nazlı çiçeğimi teslim ettim doktorlarına.Her ana gibi güzel bir muştu bekledim. Günü güne ekledim. Binbir umutla gittim Türkiyemin kalbine.Kalbimi emanet ettim hekimlerine.Günlerce hastane hastane dolaştım, durdum. Elime tutuşturulan raporla beynimden vuruldum.\n           O gün 24 hazirandı. Doğumgünüm. Bir annenin alabileceği en kötü hediyeyi aldım hayattan.”Otizm”Bu kadarını demişler, gerisini getirememişlerdi.Belki de dayanamadı yürekleri bir ananın hayallerini karartmaya.O an tüm dünya sussun istedim. Kimsecikler konuşmasın, hayat ebediyyen dursun yerinde. Ne bana bir şey sorsunlar, ne de bana seni anlatsınlar. Yaşam öylece donsun ve kalsın sonsuza dek…\n            Ama düşman tanınmadan tedbir alınmaz be gülüm. Tanımam lazımdı  hasmımı ve kazanmalıydım bu amansız savaşı. Ödül çok büyüktü  ve kıymeti yaşamla bile ölçülemeyecek kadar büyüktü.Ödülüm SENdin yavru kuşum, SEN! ...\n             Anlattılar, dinledim, yetmedi, bulduğum her kaynağı bir solukta okudum. O da yetmedi senin gibi özel çocuğa sahip ailelere ulaşmaya çalıştım. Kimi içimi ferahlattı, kimi bir derdimi bin yaptı.O günlerde bir söz verdim kendime: Kim olursa olsun benim durumumda oln herkese gönül kapımı sonuna dek açacağım. Böyle öğrencilerime destek olacağım. Şu ana kadar da sözümü tuttum oğulcuğum. Sen bilmezsin pekçok  ana baba beni arar. Seni sorarlar bana. Kendi çocukları için umutsuzluğa düştüklerinde seni hatırlayıp umut depoladıklarını anlatırlar. Senin her başarında onlar da en az benim kadar mutlu olurlar. Bilirim onların yürekleri bizimdedir, benim dualarım da onlarla.Umarm benim senle yaşayabildiklerimi onlarda ciğerpareleri ile yaşayabilirler.\n            İşte meleğim Ankarayı, doğumgünlerimi bu yüzden sevmem ben.Bir düşün parçalanışını hatırlatır bana bu yaşlı kent.Seni kaybetmişim duygusu uyandırır içimde. Hayallerimin yıkılışını,dara düşüşümü,ondan medet umuşumu,derdime dert katışımı hatırlatır bana Ankara.Sevmiyorum seni Ankara! ,sevmeyeceğim de! Kızgınım, kırgınım, küskünüm sana! ...\n         Senelerce seninle gittiğimiz bir okul vardı,hatırlar mısın? Sen oraya “Barış” okulu derdin.Ne de çok severdin.Orda seni seven güzel yürekli öğretmenlerinle oynamaya geldiğimizi zannaederdin hep.Bir oyunun parçası sanırdın hep orada yapılanları.Hiçbir zamzn bilmedin orasının bir rehabilitasyon merkezi olduğunu, bilmeyeceksin de. Senin hatıralarında orası “Barış” okulu olarak kalacak ve sevginin resmi olacak zihninde.\n           Duvarda asılı bir resmin ilşti şu an gözüme. İlkokul formanla 1. sınıfta çekilmiş. O kadar masum ve o kadar şirinsin ki.Küçük adamım büyüdü ve okula başladı diye az sevinmemiştim o gün. Doktorlar:Okula gidemeyebilir,demişlerdi senin için Paşam. Zekiydin, 2 yaşında okumuştun ama yetmedi. Bir kabuğa hapsetmiştin kendini ve bu engeldi sana. İşte sen bu engeli aştın ve bizi,doktorlarını şaşırttın. O gün bunun için ağaladım annem ben, yıllar sonra sevinçten ağladım.\n\n                                                GÜNEŞİME\nEn çok seni sevdim ben\nŞu hoyrat dünyada\nBir de güneşi\nSen ruhumu ısıttın\nGüneş bedenimi\nİstedim ki tüm kalbimle\nSen de sevebilesin beni\nBenim seni sevdiğim gibi…\n\nBiliyorum sevdin özünde\nHer çocuk gibi anneciğini\nSevdin ta ciğerinden\nAma söyleyemedin\nGösteremedin\nDaha pekçok şeyi söyleyemediğin gibi…\n\nÖzrün engeldi aramızda\nSarp yüce dağlar gibi\nVe engeldi\nAkranların gibi olmana\nTüm çocuklar gibi gülmene,\nDoya doya oynamana\nÇok istemene rağmen”\n“Bu hayatta ‘BEN’ de varım! ” diyebilmene\nSevmene,sevilmek ve farkedilmek istemene\n\nÇok kereler gözü yaşlı döndün evimize\nGözünden akan her inci tanesi dağladı yüreğimi\nSen ağladın \nBen her damlası için gözyaşının\nDünya yıkılsın istedim\n\nAğladın ve yine sustun\nDaha da kapandın yapayalnız dünyana\n Ben anladım güneşim\nSen  anacığını dünyana almasan da\nAlmak isteyip alamasan da\nAnalar anlar \nAnladım,\nBir kez de bunun için ağladım.\n\nNe heveslerle yazdığın yazın \nYine layık görülmemişti panoya asılmaya\nHayaller kurmana rağmen\nYine seçilememiştin sınıf takımına\nHalbuki beş imzalı doktor raporları hayrandı sana\nEngeline kafa tutarak \nOnlar beğenmese de \nOkumana,yazmana,çabana\nDışlanmışlığı, farklı olmayı\nO küçücük yaşında yaşatıldın zorla\nAma minicik bedeninle direndin herşeye inatla…\n\nHalbuki seni çocuklar anlamasa da\nAnlamalıydı büyükler\nOnlar da anaydı, babaydı\nBugün banaysa, yarın onlaraydı…\n\nÖzrü çocuklar anlayamaz meleğim\nNeden güzel yazamadığını\nNeden onlar gibi koşamadığını\nSen istesen de kaslarının sana hayır dediğini\nNeden kendi kendine konuştuğunu\nNeden  bunca “neden”lerle dolu olduğunu\nÇocuklar anlayamaz\n\nAma anlayabilirler anlatıldığında çocuk yürekler\nTüm farklılıklarına rağmen \nSenin de çocuk olduğunu\nSenin de oyunu, okulunu\nSevgiyi,şefkati, takdir edilmeyi\nEn az onlar kadar fark edilmeyi beklediğini\nVe anlarlar çocuk masumiyetleriyle\nSenin de bir çocuk olduğunu…\n\nÖzür sen de değil çiçeğim\nÖzür bedenler de\nÖzür beyinler de değil\nÖzür sizleri anlayamayan\nVicdanlarda ve kalplerdedir gerçekte\n\nSen hiçbir zaman üzülme tasa çekme\nCanım, \nCananım\nUğruna başkoyduğum\nBir damla gözyaşına kurban olduğum\nOğlum\nGüneşim\nKimseler anlamasa da seni\nBen varım sıra dağlar gibi ardında\nKimseler sevmese de seni \nYüreğim ayaklarının altında\nKimse tutmasa da elinden\nHayatta,\nÖlümde\nVe hatta kıyamette                                                                                        \nAnacığın hep                                                                                                \nAma hep yanında! ...                                                                                      \n\n Sen hayatın içine girebilesin, sosyalleşebilesin diye neler yapmadık ki babacığınla.Mahallenin tüm çocuklarını toplardık eve.Çeşit çeşit oyuncak, türlü, türlü ikram. Yeter ki seninle bir saat oynasınlar diye. Sen bir tane bile olsun davranış, bir kavram öğrenebilesin diye. Kimi zaman yerini buldu emeklerim, kimi zamansa  onlarca çocuğun içinde sen yine yalnızdın.Bazen umudumu kaybettğim anlar olmadı değil. Herşeyi bırakmak istediğim anlar oldu. Ama her seferinde   beni şaşırtmayı, içime ümit tohumları atmayı başardın.Teşekkürler birtanem bilmeden de olsa bana güç verdiğin için, iyi ki varsın ve iyi ki benimsin…O günlerden  bana bir acı hatıralar bir de depresyon ilaçlarının hediyesi kilolarım kaldı. Varsın olsun be gülüm sen şimdi iyisin ya varsın olsun. Bu can sana feda olsun! ...\n\n         Minnacıktın. Ayda iki kez Ankaraya giderdik senle ikimiz. Özel  eğitim merkezimiz de seni takip edrler durumuna uygun paket programlar verirlerdi. O AYKİ ÇALIŞMA PROGRAMIMIZDA GÖZ TEMası egsersizleri ve dokunma vardı ama çok zordu bunu başarmak. Ne yapmalı ne etmeli? Günlerce düşündüm. İmdada Teletabiler yetişti. Hatırlarsın onları,hiçbirşeyi farketmezdin ama bir tek onları izlerdin pür dikkat.Hatırlar mısın bebeğim, başta bir bebek kahkahalarla gülerdi. Bayılırdın ona. Sonra Teletabiler birbirine sımsıkı sarılır ve bağrışırlardı:”Sarılalım sıkı sıkı” “”Gel annem “ dedim sana “Biz de birbirimizin gözlerinin ta içine bakalım ve ‘Sarılalım sımsıkı’ bir daha da ayrılmayalım.” Öyle de oldu. Ogünden sonra her gün  bu sevimli hayal kahramanları ile beraber ana oğul biz de sarıldık. Sen oynadığımızı sandın ama biz çok büyük bir şey başardık. Otizmin belini kırdık:Dokunma ve göz temasını kazandık! Telatabiler hayalse de bizim zaferimiz tamamen gerçekti birtanem, gerçek…\n   Bazı geceler sen uyurdun erkenden; ben sabahlara dek seni düşünürdüm. Bana  bir şey olusa oğlum ne  yapar diye. Bu zehirli düşünce sinsi bir yılan gibi gelir yüreğime çöreklenirdi. Bilirim babacığın da aynı yürek acısını  çekerdi benimle ama bu hiç söze dökülememiş gizli, yasaklı bir dildi sanki.Seninle ilgili korkuları, kaygıları  küllerin altında yatan ateş kıvılcımları gibi içten içe yakardı baba yüreğini.Ancak paylaşamazdı içiinin yangının, ne benle, ne de bir başkası ile.Herkesten hatta kendinden bile gizleyerek,gerçeklerden kaçmaya çalışırdı sanki.Ah keşke bilseydi acılar paylaşıldıkça azalır,sevinçler paylaşıldıkça artar.O Bitmeyen gecelerde hep düşünürdüm seni, hayatın bize neler getireceğini.\n     Yazılmamış, tertemiz bir sayfa gibiydin adeta.Bembeyaz, lekesiz ve ışıl ışıl.Belki de raporların “özür “saydığı şey seni bu kadar temiz kılmıştı kimbilir.Kendini içine hapsettiğin dünyan seni korumuştu insanoğlunun tüm kirli yanlarından.Anlamıyordun olanları, kötülükleri; ama yine de canını yakıyordu sana yaptıkları.\n      Sen bomboş bir sayfaydın çiçeğim. Ve ben elimden geldiğince, gücüm yettiğince en güzel şekilde doldurmaya çalıştım bu sayfayı.Her kavramı, her davranışı, teker teker öğretmeye çalışırken sana bazen umutsuzluğa düştüğümüz anlar da oldu.Diğer çocukların bir çırpıda kendilklerinden kolayca öğrendikleri pekçok şeyi öğretmemiz için sana bir kuyumcu titizliği ile çabalamamız gerekti çoğu kez.Saklambaç oyunun öğretmemiz günlerimizi aldı.Körebeyi sevmiş, evcilikte pek şaşırmıştın boş fincanlardan çay içmemize.Ama öğrendiğin her oyun, her yeni davranış biraz daha yaklaştırdı seni bizim dünyamıza.Adım adım girdin gerçek dünyaya.\n    Bunca zorluğa rağmen benim canımı asıl yakan neydi bilir misin birtanem? Sana doya doya sarılamamak, öpememek.Bir anne olarak evladı tarafından sevildiğini, özlendiğini hissedememek.Her ana fedakardır oğlum.Gerektiğinde bir an bile düşünmeden canını bile feda etmekten çekinmez.Ama çoğu ana şanşlıdır farkında olmasa da.Yavrusunun bir sıcak gülüşü, içten bir öpücüğü, bir “anne” deyişi tüm zahmetlere değer.Bin yıllık mihnet bir sevgi sözü ile kaybolur gider.Böyle analar emeklerinin sevgilerinin karşılığını daha bu dünya da görürler.Ya ben ve benim gibi olanlar? ...\n      Bizler gözleri kapalı değirmen taşı çeviren emektar atlara benzeriz. Sen bilmezsin gülüm onları. Onlar öyle çilekeşlerdir ki bir ömür boyu aynı  dairenin etrafında gözleri bağlı döner dururlar. Dönerler günlerce ışığa hasret, taş buğdayı ezer, onlar ne buğdayın tadını bilr, ne de unun…İşte bizler de bu misal bir ömür boyu sizi severiz ama bir sarılışınıza, bir gülüşünüze hasret gideriz.At güneşe hasret gider, biz de yavrumuzun sevgisine.Varsın olsun be gülüm! Sen sağol da varsın anacığın dolap beygiri gibi dönsün dursun oğulcuğunun yanında…\n       O zor günlerde kendime hep sorardım:Acaba bu bir rüya mı; karabasan mı..Ve dilerdim tüm kalbimle  bu yaşadıklarımız  bir gün hiç yaşanmamış gibi olsun diye.Dileğim kabul oldu bu gün. Şu an sen bir mucize gibi karşımdasın.Geçmişin fırtınası, bu gün tatlı bir melteme döndü.Ankarada o küçük doktor odasında başlayan mücadelemizi düşündüğümde yaşadıklarımızı senin şu an ki durumunu düşününce ben bile inanamıyorum bu günümüze.O gün doğumgünü hediyesi olarak hayallerime konulan haciz artık kalktı.Senin liseye, üniversiteye gidebilecegini, kendi hayatını kurup, kendi ayaklarının üstünde durabileceğini artık hayal etmiyorum; tüm kalbimle inanıyorum! \n      Gözümün bebeği, tatalı oğlum; \nBu satırları hiçbir zaman okumayacaksın,hatta yazıldığından bile haberin olmayacak.Olmamalı da zaten.O halde ne diye yazıldı? Bir iç dökme  benim durumumdaki analara bir teselli, benim gibi olmayanlara da  “”Elinizdeki nimetin kıymetini bilin! ” çağrısı..Sen bu mektubu okuyamasan da bil ki.:Sen çok özel, çok nadide bir çocuksun.Farkında olamasan da sen hem benim, hem de pekçok ailenin kahramanısın.Pekçok özel çocuğun ailesi seni bir umut ışığı gibi görüyor ve “ O yapabildiyse bizim çocuğumuz da yapabilr.”diye düşünüyorlar ve ellerinden kayan umutlarına, yaşama seninle tutunuyorlar.Senin her başarın onları en az bizim kadar mutlu ediyor ve cesartlendiriyor.Bazen düşünüyorum da belki de böyle özel bir çocuk olman senin özel bir misyonundu.Bazen bir tek insan, onların, yüzlerin, binlerin, hatta milyonların hayatını etkiler.Sen özeldin ve kendin gibi özel olanlara güzel bir örnek, umut oldun.\n         Anneciğim, tatlı oğlum, seninle gurur duyuyorum ve seni çok seviyorum. Bunu asla unutma. İYİ Kİ VARSIN VE İYİ Kİ BENİM OĞLUMSUN…\n\n\n                                                                                                       Derya AKGÜN\n                                                                                                       28 EKİM 2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Olur mu?",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nDeğirmen  döner mi   yelsiz? \nDünyam  boş virane hep sensiz.\nCananın  nazına  katlandım.\nHiç  olur  mu  güller  dikensiz? \n\nOlmasın  bülbüller  bahçesiz.\nKalmasın  sümbüller  serçesiz.\nDünyada  sevdayla  tatlandım.\nHiç  olur mu  kullar  sevgisiz? \n\n17 Mart 2004 Çarşamba,  Danimarka-Køge   20.10\n3+3+3\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Para",
        "poet": "Sinan Oğuzhan",
        "poem": "\n\nHİÇ PARA \n\nKaç para der sorarlar çocuklarımı bana,\nYüreğim bükülür, içimde sicim ip olur,\nElim yapışır sol yanıma soluklanamam\nKim satmış bilmem, inancı varsa Allaha\n\nNurun sedasında ninniyle büyüttüm narımı,\nHasretin gözyaşlarıydı mürekkebim ateşten,\nHer damla bir heceydi döküldü yüreğimden\nHayallere sardım da büyüttüm nur sevdamı\n\nSevdam dünyam oldu ben ona varım\nAl canımı bir nurun uğruna saklarım\nDedim ya ruhumu satmıyorum satamam \nÇok istiyorsanız verin bakalım hiç para \n\n30.01.2009\t23.02\nKıbrıs AK. NB A\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Şans Vermiyorlar ki",
        "poet": "Sevinç Kavuk",
        "poem": "\n\nNe zaman iki ülke birazcık yakınlaşsa\nÜlkeye darbe zorlandırılıyor, ayaklanmalarla\nGeleceğin planına hazırlık diye bağırmazlar\nAmerika, Avrupa, İngiltere, Yahudi, Araplar\nKazançlarının tadında aygın baygınlar…\n\nHiç şans vermiyorlar ki yas tutalım, insanlarımıza\nVatan yüreklerimizi kanatıyorlar\nKaybettiğimiz insanlarımızı robotça unutturmaya\nEmekleyen ahlaksızlıklar bizi oynatıyorlar…\n\nYas tutmaya şansım olursa, anlayacağım\nYas tuttuktan sonra hakkı savunacağım\nAhrete giden yolumu vatanım koruyacağım\nHiç şans vermiyorlar ki insan olduğumu anayım…\n\nAma hoş geldiler, hoş geldiler ahlak şerleri Asya’ya\nBu şans olacak, dünyayı yırttıkları yaraları sarmaya\nGeldikleri gibi gideceklerini anlayacaklarına\nŞartsızca, bu kaçınca dayanışları, Asya kapısına…\n\nGel, buyur yor günahsızlığımı işgalci olduğunla\nYoracağım günahsızlarını sonsuzca sonsuzluğa\nKalamayacaksın sonsuzca yanımda\nSen doymuş öleceksin, günahsızlar acılarla…\n\nSen karnın tok, gönlü boş, ruhu ahlaksız\nArmağanını taşıyacaksın leşinin \nGünahsızlar acılarında karnı huzur, gönlü onur\nRuhu imanına şeref kalacak ebedi…\n\nKasım 2007….Birliğin şerefini taşıyandır uygarlık\n………………..Uygarlık topraklarındır, yaşayanları olacak\n……………..…Tohumları şeref çiçekleri o insanlık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Sevgilim Olmadı Ki..",
        "poet": "Muzaffer Yıldırım",
        "poem": "\n\n-\n\nhiç sevgilim olmadı\nnice Şubat'lar yaşadım da\n\nne bir şiir yazdım kimseye\nne de  bir çiçek sundum\nsevgiliye\nhani\nçiçek olmadığından \nfalan da değil \n\nyüreğim herkesi sevdi\nama herkesi\nçok kişiler de  beni               \nkim bilir sevmiştir belki                \n\n\nne şıpsevdiler\nne  pır pır yürekler\nne sevdaya  atılmış kulaçlar\nne de dalgalarda kürekler\nhiç aşk yaşamadım ki\n\nne güzel gözlere baktım \nne tatlı sözler konuştum\nne de ipek saçlar okşadım\nbaşka ellerin sıcağını\nkendi yüreğimde\nhiç mi hiç duymadım\nsevgilim olmadı ki\n\nne mektup uçları yaktım\nsevgili için\nne çiçekli mendil yolladım\nuzaklardan\nağlamadım arkadan\nbir sevgili için\n\nhiç sevgilim olmadı ki\n\n-\n\nsevgili sayılırsa bu şayet\nbir sevgilim var  benim\nkırkbeş yıllık karım\nikimiz bir bütün olduk\nikimiz yarım yarım\n\nbu yoğumla\nbu varımla\nve ben\nbu sevgili karımla\nher sevgililer gününde\nbiz bize\nyani\nbirbirimize\nçiçek yerine\nçocuk sunduk\nve biz\nbunlardan gayrı \nne sevgili aradık\nne de çiçek umduk\n\nbiz bunlarla\nmutluluklar kurup\nyıllarca avundun\n\nbiz sevgimizi\n“AŞK bu dur “\ndiye savunduk\n\n14 Şubat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Sevmem",
        "poet": "Baykal Kaanalp",
        "poem": "\n\nsevda bulutlarını hiç sevmem\narkalarından\nhüzün yağmurlarını getirirler\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Sevgilim Olmadı",
        "poet": "İsmail Malatya",
        "poem": "\n\nYuvarlandım kapak gibi\nBir tencere bulmadım\nElimden hiç tutulmadı\nSevgiyle dolmadım\nBugün Sevgililer Günü\nYüzük, çiçek almadım\nHiç sevgilim olmadı\nBir sevgili olmadım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Sevmemişim",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nhiç sevmemişim bekletilmeyi\ntahammülüm olmamış hiç\numutla umutsuzluk arasında\nbelirsizliklere alışamamışım\nkahreden belirsizliklerle yaşamayı öğrenememişim\niçimi çepe çevre sarmalayan sürgünlerden\nkendini anlamadan , kendini çözemeden\nkendinden kaçmalara alışamamışım\nhep bir sebep aramışım\naranan sebep hep başka belirsizliklere yelken açmış\nyelkenlerim dayanamamış fırtınalara\ngemim su almış \nve batmışım\n\n21-12-2000  karacan dersanesi ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Savaşamaz mıyız",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\nbu ucunda ben\nöte ucunda dünya\nuzakta mıyız\nhiç kavuşamaz mıyız\n\nbir aradayız\nfarkında değil misin\nmutluluktayız\nhiç savuşamaz mıyız\n\nsevi sevgiyle\nbarış dolan dünyada\nsonsuza değin\nhiç savaşamaz mıyız\n\n2203103denizli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Ummadığım Bir An",
        "poet": "Yücel Alacaatlı",
        "poem": "\n\nBir damla göz yaşı ve anılardan ibaret\nBoş bir hatıra ve yatağımda kokunu saklarken\nYüreğimde acını hissettim ansızın\nVurma öyle kapıyı çekip giderken\nVurma öyle seninle yaşadığım hayatı \nSensizliğe çekip giderken\nHiç ummadığım bir andı\nSenin beni yaralı kalbimle bırakırken\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hiç Sevmedim",
        "poet": "Yağmur Aydoğan",
        "poem": "\n\nyağan bakışlardan korkarım\nfırtınalar kopar ben yalnızım\nyağan aşklardan utanırım\nuçurumlar açılır ben tanırım\n\nbu yollardan az geçmedim\naz gözyaşı dökmedi ellerim\nbu zarardan az çekmedim\naz gözyaşı silmedi kalbim\n\nbir mendildim\nbir yaşdım\nkirlendim, süzüldüm\nhaline yandım, üzüldüm\n\nhiç sevmedim yüz üstüleri\nhiç sevmedim gelip gitmeleri\nhiç bilmedim kalemimin kuvvetini\nve hiç bilmedim gözlerinin ihanetini\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Düş kırıklığı Olmaz",
        "poet": "Uğur Musab Şahin",
        "poem": "\n\n“Taklit” değil, ”taktir” ediyorsan gel. \nVerecek kadar güçlüyse, uzanır el. \nHer gün istersen, isteneni alırsın. \nYol koşarak gidilmez, yolda kalırsın. \nAptal görünmektir, başarmanın özü. \nYa da başka bir yol bul, avutur gözü. \nCesaret yüceltir, korkaklık alçaltır\nEğer bıçak keskinse,daha az acıtır. \n2009 \n\nHiç beklenti yoksa, düş kırıklığı olmaz. \nUçan kuşlar, uçtuğu kanatlarla doğmaz. \nBaşaracaksan, bas başarısızlığı solla \nGöze alamayanlar, gözünü ayıramaz \n2009 \n\nSuya düşen değil, çıkamayan boğulur \nİmkânsıza imkân ver, doğruyu bulur. \nMazeretin, yalnızca bir özür olmaz. \nAçılmamış kanatlarla  kimse uçamaz\n2009\n\nDoğum günü, anneler günü ve hesap günü \nÖlüm şeb-i aruzdur, cemal-i Hak sevgililer günü.\n2009\n\nYıllar, okulların öğretmediğini öğretti bana. \nYanlışlar bizi çeker, akıl doğrudan yana. \nYapabilmek, yapmayı bilmekten güzeldir. \nMarifet, eğri harflerle doğru yazabilmektir. \nDoğruyu söylemek, anlatmaktan çok yorar \nSineği yaratamayanlar, tanrılar yaratırlar. \nİşini, eşini bilenin, başarısı arkadan gelir. \nSahip olmak için, korkuyu aşmak gerekir. \nHoşa giden yol boşa gider, çıkışları iniştir. \nAkıllıya gülmek akılsıza neşedir, şenliktir. \nSen yarınların adamısın, oyalamam seni. \nŞans değil kabiliyettir, yetenek ve beceri. \nAkıl hazır değilse göz görmez, gölge olur. \nHazırsan, emrine amadedir, bekler durur. \nAkıllı istediğini, akılsız istenileni öğrenir. \nYeis, tembellerin korkuda son çaresizliğidir. \nNasip, saba erken dağıtılır, akşama alınır. \n“Bilgi” adası büyür,” hayret” salı koyda kalır. \n2011\n0000\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Tanımadığımız Birine",
        "poet": "Mustafa Onur",
        "poem": "\n\nHİÇ BİRİMİZİN TANIMADIĞI BİRİNE\n\nKorucular güz ormanlarında\nSabahla eş tutarlar cemrelerini.\nİçlerinde ilk ışıkla sıcak yataklarında helallikleri,\nOkula gönderdikleri minik bebeleri,\nHerkesin bildiği namaz dualarıyla\nHiç kimsenin bilmediği şarkılarıyla,\nMektepsiz büyüttükleri gümrahça uslarıyla,\nSeni beni bilmeden yol tutuyorlar...\nAnadolu her sabah bu yüzden huzur gülüm.\n\nOnlara 'aşk' ı sorar bir kentli...\nKorucular köy yolunda,\nEvlerinin kapısını kör gözle bulur gülüm...\n\nOnlardan biridir Salih...Çökmüş avurtlarıyla...\nBir ekmeği evine sıcak getirsin diye,\nKaç çamura bastığını toplayıp çarpamaz elbet..\nBelki dilinde cümle bu kadar süslü durmaz,\nAma ne vakit gülistan bir çay demlese,\nAya bakıp söyler ne denli çok sevdiğini,\nKaşlarına verdiği erkek cömertliğiyle...\n\nSalih şehrin nüfusunu tutmadı gülüm...\nŞehir sözünü tutmadı diye...\n\nİkindiler bir çocuk tebessümü,\nAkşamlarsa yol telaşı...\nHiç bilmedi herhangi bir gazetenin pazar ekinde,\nOnlardan habersizce söz edildiğini.\nKitaplar onları yazdı en mahrem halleriyle...\nFilmler çekildi...Salih görmedi...\nDenizler çekildi...Salih bilmedi...\nDünya hep bir yanaydı, alem hep bir yana...\nGülistanı sevdi ya kirli gamzeleriyle...\n\nSalih evine bir gece geç geldi gülüm...\nŞehir yılbaşı panayırına vaktinde girdi diye...\n\n'Paskalya' dedi ismet bir çocuk aklıyla.\n'Yorto nedir babacım? '\nHadi bakalım Salih anlat bunu ona yalansız bir şarkıyla.\nTakvimin de olsa belki bilirdin ama,\nSenin vakti kuşatacak hiç bir şeyin yok.\nYanlızca bir babanın olağanca mahçupluğu,\nFakir bir yüreğin ezilmiş gururyla,\nAnlattın belkide bildiğin masalları...\nAma senin masalında  Kırmızı başlıklı kız türbanlı,\nKurt sakallı bir imamdı.\nBüyüakanne imama namazda yakalandı..\nAh Salih! ! ! \nSenin masalında hiç mi uyku tadı yok...\nHiçmi esnemiyor hayat sırtında yorulmaktan.\n\nEvet İsmet uyudu...\nUyudu ama,\nŞehrin gökdelenlerinde içli bir düş kurmaktan...\n\nKorucular güz ormanlarında\nSabahla eş tutarlar cemrelerini.\nSalih cebinde yıpranmış bir misfakla,\nYeşil vadilerin gövdesine kurar seccadesini...\nYeni bir masal bulamayacak belki ölene kadar,\nBelkide şarkısını hiç birimiz bilmeyeceğiz ama,\nİsmet için sabırla,\nGülistan için sadakatle göğsüne kaldıracak\nBaba yadigarı imamesini...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Solmayan Bir Renktir Anne...",
        "poet": "İbrahim Baykurt",
        "poem": "\n\nBaşımı göğsüne koyduğum zaman,\n\t\tHuzuru nasılda bulurdum anne.\n\t\tElinden bir tas su içtiğim zaman,\n\t\tAteş yüreğimde sönerdi anne.\n\n\t\tKüçücük çocukken nasıl seversem,\n\t\tBecerilerini nasıl översem,\n\t\tYanlış yaptığımda dizim döversem,\n\t\tBen o günleri hep özlüyom anne.\n\n\t\tAnne demek öyle dile kolaydır,\n\t\tSenin sevgin inan ki, bir olaydır,\n\t\tAnnesiz bir hayat kayıp zamandır\n\t\tBu kayıp zamanlar geçmiyor anne.\n\n\t\tÇiğdemi güllere kattığın zaman\n\t\tYüzünde tebessüm olurdu o an,\n\t\tİçimde yıllanan biricik sevdan,\n\t\tBir yere kaybolup gitmiyor anne.\n\n\t\tBazı gecelerde ağladığımda,\n\t\tSesimi duyup da gelir sandım da,\n\t\tGelip de başımı okşamadın da,\n\t\tDertlerim dinip de bitmiyor anne.\n\n\t\tMevsimler omzuma ağır basıyor,\n\t\tSevgin yüreğimde güm güm atıyor,\n\t\tGün güne özlemin daha artıyor,\n\t\tBiliyorum gelemezsin sen anne.\n\n\t\tKeşke hep küçücük kalabilseydim,\n\t\tSözlerinden bir ders alabilseydim,\n\t\tSensiz yapayalnız aciz kimseydim,\n\t\tBir destandın yüreğimde sen anne.\n\n\t\tHatıralar dolaşıyor gönlümde,\n\t\tKimi uzak, kimi yakın yerlerde,\n\t\tBiri var ki, hepisinden en önde,\n\t\tO birisi senin sevgindir anne.\n\n\n \t\tAcım büyük bugün anneler günü,\n\t\tKoparıp aldılar gönlümden gülü,\n\t\tNasıl unuturum ölüm gününü\n\t\tYüzün hayalimden gitmiyor anne.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Unutamıyorum",
        "poet": "Mustafa Nihat Malkoç",
        "poem": "\n\nNâzik tatlı dilini \nSımsıcacık elini \nO ceylan gözlerini\nHiç unutamıyorum\n\nKalbinin gülüşünü\nİleri görüşünü \n“Bir tanem” deyişini\nHiç unutamıyorum\n\nÂşktan ağlayışını\nYürek dağlayışını\nGönül bağlayışını\nHiç unutamıyorum\n\nAzdığın o günleri\nHuzûr dolu ânları\nMâzi denen dünleri\nHiç unutamıyorum\n\n              22 ŞUBAT 1986-TRABZON\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Yaşama",
        "poet": "Abdullah Dönmez",
        "poem": "\n\nAllah için birini sevemiyorsan,\nGözyaşlarında kendin....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Unuturmuyum",
        "poet": "Kemal Tekir",
        "poem": "\n\nNişanlılık döneminde adam,\nAbartılı vaatlerde bulunup,\nYerine getiremeyeceği,\nSözler vermiş nişanlısına.\n-Seni ne kadar seviyorum,\nEvlenince öğrenirsin.\nElini sıcak sudan,\nSoğuk suya değdirmem.\nNe istersen alırım.\nGerekirse Dünya’yı,\nAyaklarının altına sererim.\nNişanlısı da adama:\n-Eğer verdiğin sözleri,\nTutarsan evliliğimizde.\nNe dilersen yaparım,\nEvlilik süresince.\nNişanlılık bitmiş,\nDüğün yapılıp, evlenilmiş.\nAradan birkaç ay geçmiş.\nVerilen sözler tutulamamış.\nAdam bir gün karısına.\n-Karıcığım bu ne hal? \nİnadına yapar gibi,\n\nYapıyorsun aklına eseni.\nEvlenmeden önce bana,\nNe söz vermiştin ama? \nKarısı gayet sakin.\n-Nasıl unuturum kocacığım.\nYalnız sen de demiştin bana,\nSererim Dünya’yı da,\nSenin ayaklarının altına.\nBen de senin vaadini,\nTutmanı bekliyorum da.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Yaşamamak",
        "poet": "İsyan Toprak",
        "poem": "\n\nSavaş ülkesinde yaşamak\nNinni diye uçak sesleri ile uyumak\nTank sesleri ile uyanmaktır çoğu zaman.\nVe çoğu zaman sabahları helalaşmak ölüme gider gibi uğurlanmaktır \nZaman zaman sevginin anlamsızlaşması, nefretin anlam kazanmasıdır.\nBir taze gelinin gelinliğine sarılıp yatmasıdır kimi zaman\nVe kimi zaman bir erkeğin karısına gözlerinin önünde tecavüz edilmesidir \nBirileri patlamış mısır yerken televizyon karşısında\nBirilerinin mevzide tüm hayatının bir film gibi gözlerinin önünden geçmesidir.\nBir çocuğun baban gelecek diye kandırılmasıdır belki de\nVe belki de bir babanın oğlunun cesedini siper etmesidir kendisine\nDünyanın tüm renklerini kaybetmesi \nHayatın siyah beyaz görünmesidir insana \nBir annenin oğlunun kopan ayağını aramasıdır mayın tarlasında umutsuzca\nBir oğullun başını koymak için anasının dizini aramasıdır çatışma ortasında\nSavaş ülkesinde yaşamak dostlar\nİnadına yaşamaktır aslında\nGüneşin batışının doğuşuna tercih edilmesidir bir anlamda \nVe bir anlamda insanlarla beraber inanlığında tükenişidir\nSevdalarda tükenir insanlıkla beraber\nDostlukların yitirilmesi arkadaşlıkların kaybedilmesi \nKahramanların doğuşu, direnişi, duruşudur savaş ülkesinde yaşamak\nCesaret korkuyla kardeştir artık\nVe kardeşliklerin güvensizlikle tükenişidir\nYetmiş yaşında olsan da daha çocuk olduğunu anlamandır\nÖlümlerin acı vermemesidir bir yerde \nVe bir yerde ölümün kurtuluş olarak görülmesidir insana\nÇocuklar açtır, kadınlar açtır, insanlar bir dilim ekmeğe muhtaçtır\nSavaş ülkesinde yaşamak\nBir askerin yanı başında vurulan arkadaşının etini yemek zorunda kalmasıdır.\nBir babanın kurşun bedeniyle kucaklaşıp\nSon bir kez elveda der gibi ellerini havada sallayıp yere bir tohum gibi düşüşünde\nOğlunun dönüp bakmamasıdır arkasına\nVe belki de bir annenin uyandığında bebeğini ölü bulmasıdır kucağında \nGöz yaşlarının tükenişi değil \nAcıma duygusunun yitirilmesi ve belki de unutulmasıdır\nSavaş ülkesinde yaşamak özgürlük için yanmak \nBarışa aşık olmak\nAma ölümün soğuk kollarına düşmektir bir yerde\nVe bir yerde savaş ülkesinde yaşamak dostlar hiç yaşamamaktır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç ve Sonsuz",
        "poet": "İlknur Solak ",
        "poem": "\n\nSabırla isyan kusar en edebî suskunluklar\nİflah olmaz şairlerin dilinde\nElem yırtar sükunet perdesini \nSözü vesayet sayan asrî bir us yüklenir\n\nRandevusuz buluşmalar arka yüzünde yaşamın \nYaşanmamışlıkların kozası örülür ilmek ilmek\nÖrümcekle yarışır çeşmisiyah nakkaşlar\nAşkın ömrü tükenir yorgun yüzünde kadının\n\nİhanet, buzdağından volkan patlatır\nİhanet kadardır ateş, ateşten büyük ihanet\nVolkanın ortasında gül yanar, gül kanar\nKan kırmızı, alev al,  gözü yaşlı bülbül lâl\n\nİki kadın, elleri kutsal kaseye uzanır\nBir ellerinde kör bıçak, gözleri görmez! .....\nÇarmıha gerilmiş günahlardan nedametin kanı….\nKasede kan, kasede hayat, can ve ölüm \n\nŞu dünya ki insan kokan buhurdan\nZaman tünelinde şefkat aynası ecdat\nYazılmış kitabı ömrün, dürülmüş defteri\nKırılmış kalemi aşkın, hasret için çalmış çanlar\n\nGünahlar ki günahkar ruha ezginlik\nHesap defteri sol elde, nedamet yürekte\nİzinsiz şebiaruzlar, Kabe’de kumlar arasında\nAyinlerin sırrı iptidaî meczuplarda…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Yaşanmamış Bir Hayale Dair",
        "poet": "Tuna Başar",
        "poem": "\n\nsen, parçalanmış ruhlardan oluşan\nhüzünlü bir bedensin\nsigara dumanıyla gökyüzüne yazılmış\nromantik bir şiirsin\npolitik tartışmaların ortasında\nmasumiyetini korumayı başarmış bir çocuksun\nsen,\ndamarlarımda dolaşan alkolün\nzihnimde oluşturduğu bulanıklıksın\numutsuzluğun kabuslarımda verdiği mutluluksun\nsen hiç yaşanmamış bir hayalsin\n\nve ben ne zaman seni düşünsem\nhayattan bütünlemeye kalan\nbaşarısız bir öğrenci oluyorum\nkendimi bir odaya kapatıp\ngünlerce çalışsam da\ngeçemiyorum...\n\n/ 10.11.2006 Afyonkarahisar /\n\nNot: Bu şiirsel karalama \"Çalı\" isimli derginin Aralık 2006 tarihli 88. sayısında yayınlanmıştır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç yok",
        "poet": "Aydanur Başcı",
        "poem": "\n\nKiminin ömrü uzun kiminin kısa\nKiminin derdi çok kiminin hiç yok\nBen de ise dert çok\nÖmür ise hiç yok\nSende dert hiç yok\nÖmür ise herkesten çok\nBen bir virane\nSenin için deli divane\nSen ise bulursun \nHerşey için bahane\n\n14.04.2004\nÇarşamba\n19:40\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Yazılmamış Bir Atatürk Şiiri",
        "poet": "Yıldırım Yıldıran",
        "poem": "\n\nAtatürk’ümü düşündüm dün gece ve her gece,,\nNeredesin, nasılsın? \nBuzda mısın, sıcakta mısın? \nGelsen de görsen dedim şimdi,\nKurduğun ülkeni ve Cumhuriyetini,\nLayık olduk mu sana,veya,\nLaik olabildik mi? \nBağlı kaldık mı ilke ve devrimlerine? \nO ilkeler bizi millet yapan,\nO devrimler ki bizi çağdaş yapan,\nKara çarşafı atan,\nSen ve arkadaşların,yoldaşların,\nYedi düvele başkaldıran isyankâr yiğitlerin,\nHasta bir imparatorluğun yerine,\nYaşlı bir bedende,\nKurdunuz yeni ülkeyi, yeni ülküyü.\nSen derdin ki beni görmek demek,\nYüzümü görmek değildir,\nNe yazık artık bazılarımız yüzüne bile tahammül edemez oldu,\nŞimdi bize yeniden ve öncelikle sen,\nYeni bir Samsun ve 19 Mayıs,\nYeni bir ruh ve atılım,\nYeni bir diriliş lazım,\nYani yeniden Çılgın Türk’ler olmamız lazım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç yoktan ev olan nazlı cananım",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nDünyanın çilesin üstüne sarmış\nHiç yoktan ev olan nazlı cananım\nYeter Çekeceğin hep bu gadarmış\nHiç yoktan ev olan nazlı cananım\n\nGüldürmemiş zalim felek hiç seni\nYeter artık gel gönlümün sultanı\nSen olmuşun dertlerimin dermanı\nHiç yoktan ev olan nazlı cananım\n\nFelek hep arkadan vurmuş hep seni\nNeden ayırıyor bilmem seveni\nYoluna koymuşum  nazlım bu canı\nHiç yoktan ev olan nazlı cananım\n\nYormuşta bırakmış seni kahbeler\nÇektiğin acılar bağrımı deler\nAşkın ile yanıp tüttü sineler\nHiç yoktan ev olan nazlı cananım\n\nAyılar anlamaz gülü dermeyi\nTatlı bir aşk ile sevip sarmayı\nİstemiyom öyle insan görmeyi\nHiç yoktan ev olan nazlı cananım\n\nHüseyin'im kondum gülün dalına\nSeni bırakamam artık zalıma\nSarılıpta yatam nazik beline\nHiç yoktan ev olan nazlı cananım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Vakti Yok",
        "poet": "Bilgehan Emirşanoğlu",
        "poem": "\n\nYalan aşklar, beni yorar.\nSahte aşıklar, beni oyalar.\nHiç vaktim yok! O kadar.\nUyanınca, unutulacak rüya hiç değilim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicap",
        "poet": "Ülkü Kara",
        "poem": "\n\nHicap eder gözyaşım kirpiğimde saklanır \nDile tövbe değmezse günah nasıl paklanır. \n\n5 haziran 2016\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Yolunuz Ormana Düştü mü",
        "poet": "Celal Sılay",
        "poem": "\n\nhiç yolunuz ormana düştü mü\ngözgöre küçük bir adam\nbüyük bir ağaçla döğüştü mü\nağaç büyüktü ama tek\nadam küçüktü ama çok\n\ndedelerinin dedeleriyle gelmiş utanmadan\nelinde balta sırtında nacak\ndedelerinin dedeleriyle gelmiş arlanmadan\nkolunda bıçkı belinde ip\ndedelerinin dedeleriyle gelmiş sıkılmadan\ndengisiz bir boy ölçüşmeydi bu \n\nağaç büyüktü ama tek\nadam küçüktü ama çok\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiç Zengin Kalamadı Yüreğimiz",
        "poet": "Orhan Ayar",
        "poem": "\n\nHiç zengin olmadı yüreğim\nBirer birer çıkarken zorlu merdivenleri\nHep dua edeceğim\n\nEvet hiç zengin olamadı yüreğim \nÇünkü: yürek katamadım fakir yüreğime\nEskimiş şehrin eski insanları, zengindi\nÇünkü yüreklerine yürekler katmışlardı\nHiç zengin olmadı yüreğim\nToprakta filizlenirken başaklar\nToprak, zenginliğini bitkilere \nİnsan denen fakire bağışlar\n\nHiç zengin olmadı yüreğim\nPeygamber eli gibi\nPeygamber dili gibi\nPeygamber çiçeği gibi \nHiç zengin kalamadı yüreğim\n\nDalga dalga perçinlenirken sevgi çiçekleri\nZenginliğin ölçüsüdür paylaşmanın bereketi\nHer canlının heybesinde vardır zenginlik\nZengin olamayan yürekler, bir üflemelik\n\nEn zengin çağ, hangi çağdır\nZenginliğin kokusu asırlar öncesinden geliyor\nO nasıl zenginlikti\nNemrut un putları yere yıkıldı\nBirden Musanın asası denizi yardı\nZenginliğin zirvesi\nMusa nın rabbiyle konuşmasındaydı\nZenginliğin meyvesi\nMuhammed s.a.s Mekke yi fethetmesindeydi\nHep fakirleşti yüreğimiz ey nebi\nSen bize hazinelerin en güzelini bırakmıştın\nİki hazine bırakıyorum sizlere demiştin\nKuran ve sünnet\nVarlık içinde hakir düştü yüreklerimiz\nÇoçuklarımızın yaşları hiç dinmedi\nSenin bize miras bıraktığın zenginliği,\nBiz çoçuklarımıza bırakamadık\nVarlık içinde fakir düştük\nEy kardeş Zenginliğimiz hala elimizde\nÖyleyse neden ayrı düştük?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicaz",
        "poet": "Ali Eryılmaz",
        "poem": "\n\nHac kapının önünde hacca gitmene ne gerek \nDefalarca hacca gidiyorsan senin işin ticaret\nAllahı kandıramassın hesap yerin ahiret\nSen boşuna yorma kendini boşuna çekme zahmet\n\nKul hakkı yemişsen oralarda arama affı\nAllah için yapıyorsan evinde yap tavafı\nBu dünyada dürüstsen düşünme öbür tarafı\nYemişsen yetim hakkı sen boşuna çekme zahmet\n                                        Ali Eryılmaz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicaz",
        "poet": "Mevlüt Yanar",
        "poem": "\n\nHicaz  kutlu Hicaz cevabını beklerim\nSende kimler yaşadı kimler gülüp ağladı\nSana ulaşmak için günüme gün eklerim\nResuller hatırası beni sana bağladı\n\nBelki Adem peygamber kurmuştu temelini\nİbrahimin  binası artırdı değerini\nSon peygamber devirdi latını  hübelini\nİnsana bir yücelik bir güzellik sağladı\n\nBen de vurgunum sana senden ayrı kalamam\nEy nebiler nebisi diyerek çarpar kalbim\nSenle bütünleşmeli sen olmalı bedenim\nMisali atom gibi döne döne ağladı\n\n 14.may.2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicazda",
        "poet": "Vahdet Mehmet Güneş",
        "poem": "\n\nHİCAZDA\n\nSağımda kardeşlerim solumda \n Hiçbirini tanımıyorum hiçbiri yabancı degil \nBu keyifli yarışta aynı denize koşan\nKüçük dereler gibiyiz \nBir dünya açılıyor önümüzde\nKalplerimiz sahabelerin kalplerinde\nKıvılcımlarla tutuşmuş volkan\nKardeşlerim biliyor umulan hedefe varamamışlar\nKendilerine vaadedilen emir \nBindördyüz sene önce sahrada parlayan ışığa yüzümüzü\nÇevirince bizi bekliyor ibadet menzilde \nİman çoşkusuyla haykırıyor yaradan büyük yaradan büyük \nİnsanlar şimdi kendi ölümlü varlıklarının ötesine uzanıp bir tek Beden halinde açık ufuklara koşuyor \nGizli dünyalarda kalamaz erginliğin şafağı uzanıyor \nBu erğinlik içinde insan Allahın bahşettiği görkenin yollarında Yürüyor her adımı sınırsız bir özleme sevinç üstüne sevinç \nHer adımı hikmet ve özğürlük\nHuzur dolu sukunet saadet Hicaz da\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiçbir Kuvvet Silmesin",
        "poet": "Sezayi Tuğla",
        "poem": "\n\nSeneler aksa bile, bunu ruhun bilmesin,\nGülümseyen yüzünden gülücük eksilmesin,\nBizi yaratan Yüce Allah’ımdan dilerim,\nBu güzel mutluluğu hiçbir kuvvet silmesin.\n\n(20 Haziran 2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiçbir Şarkı Masum Değildir; Genelde Zalimleri Hatırlatırlar",
        "poet": "Osman Demircan",
        "poem": "\n\nBütün gramofonları kapatın bu gece. Tüm notalar suskunluğuma tempo tutsun. Yüreğimin ince tülleri, o zalimin içimi yakan ateşiyle son kez tutuşsun. İçimde ondan geri hiçbir şey kalmasın. Kan kustuğum anlarımın örtüleri gözyaşlarımla yıkansın. Bir daha da kalbimin kapısını çalmasın. O zalimi bir daha bana hiçbir şey hatırlatmasın. Ne yeşil başlı ördek gibi bir türküde söz ne de bir sazda nota olayım.  Hiçbir şarkı masum değildir; genelde zalimleri hatırlatırlar. Neden o zalim için parmaklarımı acıtayım? Elleri başka elleri tutmuş o zalim için, kemanın tellerine neden dokunayım ve bir şarkıdan sonra onun için neden ağlayayım? Susun bütün şarkılar! Şaha kaldısanız da duygularımı, artık dizlerim ona küs. Susun bütün notalar! Tüm şarkılar yalancısınız. Bana o zalimin güzelliklerinden dem vurmayın. Bari bana keman eşliğinde o zalimden bahsetmeyin. Susun, susun, susun! Artık beni ağlatmayın. Beni ağlatanlar, gözyaşlarıma dokunmayın. Ey şarkılar, beni anlayın! Çektiğim acıları yeniden bana yaşatmayın. Bütün kadehlerim dibi gösterirken, ne olur bana kanımı tattırmayın. Kanayan bileklerimden, boş kadehlerimi doldurmayın. Ey şarkılar, ölümümü notalarla yazmayın. Duran kalbime, temponuzla hayat katmayın. Bana o zalimi hatırlatmayın. İlahi adalet gibi önce beni ömür boyu dünyaya mahkum edip sonra ölüm cezasına çarptırmayın. Ey şarkılar bana bir zalimi reva görmeyin. Merhamet, merhamet, merhamet dolsun rüyalarıma. Sabah gülümseyerek uyanayım. Ey şarkılar yüreğimi önce acıtıp ardından kanatmayın. Bana gül gibi görünüp diken gibi batanları sevgili diye gösterip gözlerimi boyamayın. Ey şarklar güzel bir kadının dudaklarına sığınıp bana yalvarmayın. Gözlerimi bir vazoya çevirerek, bakışlarıma yalancı güller koymayın. Ben rüyalarımda bile yalnız onu severken, gecelerime artık ninni gibi dolmayın. Annesinden dayak yediği halde yine 'Anne' diye ağlayan bir çocuktur aşk... Ey şarkılar beni cami önüne bırakmayın. Ne olur, ne olur bana öksüzlüğümü hatırlatmayın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiçbir Hayvan Taş Atmaz",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHiçbir hayvan taş atmaz, yakmaz, yıkmaz, dağıtmaz,\nHiçbir hayvan kalp kırmaz, kargaşa da çıkarmaz…\n\nHayvanlar dostlarımız, zararları hiç olmaz,\nOnları korumalı, onlar hainlik yapmaz…\n\n(2013)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiçbir Hayvana Kötü Davranılamaz",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nKadın bahçe sahibi kedi köpek düşmanı,\nKırsal kesim de olsa tanımaz hiçbir canı…\n\nRab’bi gerçek Rab değil inandığını sanır,\nHakikatle ilgisiz aldandıkça aldanır…\n\nRuhu batıl içinde merhametsizlik kokar,\nYaşaması bin israf varlığı cana zarar…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiçbir",
        "poet": "Bülent Özcan",
        "poem": "\n\nHiçbir aşk\n  Hiçbir yerde\n    Hiçbir zaman\n\nHiçbir yerde\n  Hiçbir zaman\n    Hiçbir aşk\n\nHiçbir zaman\n  Hiçbir aşk\n    Hiçbir yerde\n\n                           25 Eylül `97, Londra\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiçbir Şey Söyleme Veda Ederken",
        "poet": "Ayşe Birgül Yılmaz",
        "poem": "\n\nGiderken kalbimi al götür benden\nİçimde bir umut kalsın istemem\nBen zaten hasreti tattım severken\nHiçbir şey söyleme veda ederken\n\nArdından gözlerim ıslansa bile\nEllerim uzanıp yalvarsa bile\nTeselli istemem git güle güle\nHiçbir şey söyleme veda ederken\n\nEn büyük ateşler yansın içimde\nEn büyük kederler kalsın benimle\nMutluluk dileme teselli verme\nHiçbir şey söyleme veda ederken\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiçbir Şey Bilinilinmediğini Kabul Edenilerek Yenilini Bilinilingilere Açınılık Olunulunma",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nD Diderot; Ben bilinilingisizliğimi \nSöylenileyecek kadar\nAçınılık yürekli ve\nCesur bir \nBilinilingisizden başka\nBir şey değinilim.\nŞunu söylenilemeye\nCesaret ediniliyorum: Bilinilinmiyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiçbir Şeymiş Gibi",
        "poet": "Nur Saka",
        "poem": "\n\naşk\nuzun bacaklı\nkadınları severmiş\nkendine uzak rüzgârlar kadar yakın\n\n-sevsin\n\nölümden değil! \nölmemekten korkan erkekleri bir de\nbir gün aşk yüzünden\n\nkar taneleri gibi\nbirbirine değmeyen hiç\ndokunmadan\nsevmesini beceren\n\n-olsun\n\nseni sevdim\nseni bir dile\nyeni sözcükler eklercesine sevdim\nevrenin genişlemesi\nkalbin daralması\nküresel ısınması gibi dünyanın\nhem kök hücresiymiş Tanrı'nın\nhem hiçbir şeymiş gibi\nseni her şeyle\nama her şeyle yan yana sevdim\n\naşk biraz zehirlenmektir\nbiraz\nzehirlemek\nbiraz da\n'Bir köpek bir köpeğin arkasından\nağlayarak koşturursa aşk olur'*\ndeyişindedir bir çocuğun\n\nseni sevdim\nseni arkandan ağlayarak koşturan\nbir köpek gibi sevdim\n\nyoktu\nyoktu, bir tek\nkemik bile vücudumda\naşka uygun olmayan...\n\n*Irmak Küçükay(3 yaşında söylediğidir.)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiçbir yere almazlar",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nHırsızı ursuzu çok olan yeri \nEy arkadaş hiçbir yere almazlar \nİçinde adalet yok olan yeri \nEy arkadaş hiçbir yere almazlar \n\nÜçkâğıt tezgâhı kurulan yeri \nRüşvetler alınıp durulan yeri \nMalı uğrunda kul vurulan yeri \nEy arkadaş hiçbir yere almazlar \n\nKavgalar belalar bitmeyen yeri \nİçinde fuhuşlar yitmeyen yeri \nDürüstlük var olup gitmeyen yeri \nEy arkadaş hiçbir yere almazlar \n\nAhlakla namusu kalmayan yeri \nToplumda temiz yer almayan yeri \nİnsanı huzura salmayan yeri \nEy arkadaş hiçbir yere almazlar \n\nÖnüne gelenle yatılan yeri \nSokakta insana çatılan yeri \nHakçılık bir yana atılan yeri \nEy arkadaş hiçbir yere almazlar \n\nHenüz baharında gül solan yeri \nİçinde cinayet bol olan yeri \nKötülük olayla çok dolan yeri \nEy arkadaş hiçbir yere almazlar \n\nKardeşlik insanlık kaybolmuş yeri \nİnsanın saygısı yok olmuş yeri \nİçersi şeytani ruh dolmuş yeri \nEy arkadaş hiçbir yere almazlar \nSedat hünkâr\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiçbiri",
        "poet": "Ahmet Bilgiç",
        "poem": "\n\nnice tufan\nnice kırgın\nbela geldi\ngeçti kapımdan\nama hiçbiri \nsenin yokluğun\nacısı kadar...\n\nsesiz inceden yağmur \nsavruk ve çiselik ruhuım\nsancır saklı gülüşlerim\nsancıyla sınanır...\n\nne isanın nefesi \nne davudun sesi\nne musanın asası\nne de muhammedin mushafı\nhiçbiri bildi çözdü...\n\nyağmur sulusepken \ntitrek mum alevi\nbuğulu camda \nyansıması süluetin\n\nhangi soğuk duvar \nhangi soluk ışık\nhangi derin soluk\nhangi isli duman\nseni anlamak için...\n\nyağmur kokar  saçların\nyalnızlık konar\nyağmur yağar\nsaçalrın karanlık\nsaçalrın ah saçların\nyağmur saçların yalnızlık..\n17.06.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiçkimseye",
        "poet": "Seda Bapir",
        "poem": "\n\nAşk gözlerindi\nAşk öldü\nAşk? \n\nArtık aşka süzülmez tek satır yüreğimden\nDökülemeyen gözyaşıma yazık\n\nAşk nefesindi\nAşk soluksuz şimdi\nAşk? \n\nKalemim kırgın, paramparça\nKağıdımın boynu bükük \n\nAşk sendin\nAşk bedensiz şimdi\nAşk? \n\nAşk: Sevgilinin yarım kalmış öpüşü!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hıçkıra Hıçkıra",
        "poet": "Rıza Kuşcan",
        "poem": "\n\nYolculuk gece saat ikide başlamıştı...\nUzundu bizim yolumuz biliyorduk...\nGidiyorduk karanlıklara basa basa...\nGidiyorduk gecenin ıssızlığını tuta tuta...\nNefesler titriyor,\nZaman ağlıyordu hıçkıra hıçkıra...\n\nYolculuk gece saat ikide başlamıştı...\nUzundu bizim yolumuz biliyorduk...\nBiliyorduk korkular sıra sıra...\nBiliyorduk sessizlikler uzun; sonsuza...\nGönüller susuyor,\nMevsimler ağlıyordu hıçkıra hıçkıra...\n\nYolculuk gece saat ikide başlamıştı...\nZifi karanlığın içinde koşuyorduk...\nKoyuyorduk solgun çiçeklere baka baka...\nKoşuyorduk kara sevdaları yaka yaka...\nGözler fersizleşiyor,\nGeceler ağlıyordu hıçkıra hıçkıra...\n\nYolculuk gece saat ikide başlamıştı...\nYıldızlara bakıyorduk karanlıklarda...\nKaranlıklarda ağlıyorduk ana, bacı...\nKaranlıklarda su içiyorduk acı acı...\nÇirkinlikler gülüyor,\nGüzellikler ağlıyordu hıçkıra hıçkıra...\n\nRıza Kuşcan\n(Not: Bu şiir 1999 yılında çıkardığım 'Kan Duvarları' isimli şiir kitabımda da yayınlandı.)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiçbiri E Şıkkı",
        "poet": "Mehmet Akif Tiryaki",
        "poem": "\n\na ilkbahar çiçeksiz olur mu\nb sonbahar sarı yapraksız\nc insan duygusuz olur mu\nd bebek annesiz\ne şıkkı hiçbiri olmamalı\nbildiniz doğru cevap e şıkkı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiçinde Sen Varsın   Kısım Yirmidokuz",
        "poet": "Cenk Ulupınar",
        "poem": "\n\nYüreğimizin sahneleri bıraktığı anlar vardır, Vazgeçer bütün şarkılardan. Şarkılardan da bizden. İçimizde zılgıta yakın bir ezberle dilimiz dolanır anlamsız figanlara... Bu çığlık bir düğüne mi,cenazeye midir,bunu sahibi de bilemez an gelir. \n\nBenden aykırı benden beladır bana ruhum. Teslim edemem hiç bir gözün ferine, teslim edemem içimde kanayan kahkahamı hiç kimsenin yerine... Teslim edemem kendimi kendi ellerime. Bana tutsak kalan beni Tanrı ne yapsın.\n\nSonra ayıp diyorlar yaşanmış her şeye, ayıpların pırlantalı tacını takınmış olanlar. Sevişmek kadar savaşmak da var. Birleşmek kadardır ayrılıklar. Kavuşmak kan kardeşi ayrılığın. Hiç bir zaman sarılmasaydı bir kerpeten gibi sımsıkı parmaklar, ayrılık vaktini bekler miydi bir köşede sinsice? Olur muydu kırılan gurura ağlamaklar. Sevmek ne zamandan beri onur? \n\nSonra günah diyorlar günah tacirleri. Günaha en çok sevinen riyakarlar. Kutsal kitabın çevrimdışı çeviricileri. Kelimeleri kendi dillerince yontanlar...Yaşamak ne kadar günahsa ölmek o kadar sevap,öldürmeden bir başkasının yazılmış alın yazısını.\n\nAslında kimse birleşmez kimseyle ve kimse ayrılmaz kimseden. Emanet eder herkes birini bir diğerine, üst kat komşusunun çiçeğini emanet edip de seyahate çıkması gibi.\n\nKimi seyahatlerin bileti tek gidiştir. Bizi de birisi buralara emanet etmedi mi? \n\nBir tek kader bizim. Ortak soluduğumuz hava, içtiğimiz su,yürüdüğümüz yol bizim.Herkes birbirinin yazgısının içinde bu ensest kader bizim. İşlenen suç, günah, sevap, arzu, intikam, hırs, gurur, öfke,aşk denilen safsata ve dünya ve evren ve işte bu salata bizim... Bu bakkal defterinden farksız veresiye can bizim.. Herkes sorumlu birbirinin yaşadığından, yaratılmış en vahşi ruh bizim. \n\nKoy götüne rahvan gelsin, göt bizim rahvan bizim....\n\nİçimizdeki dar ağacına bağlı urganın sıkılıyorsa ilmeği, ölüm Allah'ın emri, ya vuracağız huzurumuza düşman kahpeyi ya da bırakacağız,Azrail yakışıklı bir tekmeyle çeksin altımızdan tabureyi. \n\nKısacık ömürlerimize sığdırmadık mutluluk denen ibneyi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HİÇBİRİSİ BENİM DEĞİL  son",
        "poet": "Mehmet Cemalettin Bayhan",
        "poem": "\n\nİnsanların herbirisi çalar-durur ayrı telden,\nAman nem kapayım deme,ılık-ılık esen yelden…\nSaygısızlık hüner değil,bırakma saygıyı elden! .\nO’nu-bunu kıracaksan EDEP-GÖRGÜ senin değil! \n\nAylak,tembel gezilir mi? Sermeyin çayıra postu,\nArkadaşlarınız çoktur,arayın bir Gerçek DOST’u..\nAyırması kolay değil,ayırın düşmanı, Dost’u..\nBulmadıysan bir CAN DOSTu,ötekiler senin değil! …\n\nİki el vermiş YARATAN, denir,” bir elin nesi var? \nBirlik olmaktır güzeli, ”..iki elin se, sesi var..”\nEllerimiz,almaktan çok,birşeyler vermeğe yarar; \nKimseye birşey vermezsen,o EL artık senin değil! ..\n\nKıymetini bilmelisin,AKIL enbüyük niğmettir,\nAklını kullanmamak sa,çok büyük bir cehalettir…\nAkıl dışı yaşamaksa,o en kötü dalâlettir! ..\nAkılsızlara uymuşsan..AKIL artık senin değil! .\n\nRABB’bım iki ayak vermiş..Taşır heryerlere bizi..\nKötü yerlere gidersen,ayağın bırakır iz’i..\nİnsan hayr’a niyetliyse,ayak,hayr’a taşır sizi; \nHayr’lara koşmuyorsa, o AYAKLAR senin değil! ..\n\nMEVLÂMIZ CAN vermiş bize,korumamız gerek O’nu..\nALLAH verir,ALLAH alır..Elbette ki,işin sonu…\nSAHİBİNE teslim olmak,tartılşılmayacak konu…\nVermedinse CANAN’ına..O CAN artık senin değil! .\n—–\nBenim bu GÖZ,benim bu TEN..Elbet bu AYAKLAR benim…\nBu KULAKLAR ve bu ELLER,bu VİCDAN,bu AKIL benim; \n\nBEYİN benim,bu DİL benim,EDEP,GÖRGÜ,SAYGI benim…\nKÂLBİMİ CANAN’a verdim,bulduğum GERÇEK DOST benim…\n——-\nONA-BUNA akıl vermek,kolay gelir Cemalettin! ,\nSanki sende varmış gibi,neçok nasihatler ettin…\nElâlemden sana ne ki? …Neden bunları dert ettin? ..\nBaşkaları nakletmişler,hiçbirisi benim değil…\n\n-ERDEK-11.11.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiçbir Zaman ŞÜPHECİ OLMA; ANADOLU'MUZ DOST TEBESSÜM TAKDİRİ ile TEK BAŞINA: DÜNYA HALKLARININ HUZURU ve UMUDU ADINA, DAİMA KENDİNİ MUHAFAZADA! .",
        "poet": "Kemal Kabcık",
        "poem": "\n\nANADOLU’MUZ DOST TEBESSÜMÜN DUYARLILIĞINDA MUHAFAZA EDİLENDİR! .\n= 000.001 =\nKİMSE; DOST TEBESSÜM DUYARLILIĞININ TAKDİRİNİN ÖNÜNE GEÇMESİN! .\n\n= TATLI PERŞEMBE =\n(John STEINBECK) \n\nKimileri Göçmüş, Kimi De Değişmişti / Önceki Halinde Sakladılar, Anılarını Yaşatan Bir Türbe Gibi / Yatağına Da Kimseyi Oturtmadılar / Fabrikada Nasıl İş Bulduğunu / Üç Ay Sırt Üstü Keyif Sürdüğünü Anlattı / Tertemiz Yatakta Yatarken Ağız Mızıkası Çalmasını Öğrenmişti, Ondan Sonra Tüm Yaşamında Ağız Mızıkası Çalıp Durdu /\n\n{ ÇEVİREN: ÖZ DOKUMAN – YAYINEVİ: ALTIN KALEM KLASİK ROMANLAR/İSTANBUL/1976 – SAYFA:009 / PARAGRAF:02/03/ – ANLATI SEÇKİSİ: Kemal KABCIK - 06 Mayıs 2012 Pazar 12:34:45 }\n\nKENDİNİ YALNIZ HİSSEDEN OLMASIN! . HİÇ KİMSE; TEK YARATILMAMIŞ! .\n= TEŞEKKÜRLER ANADOLU, TEŞEKKÜRLER ANADOLU İNSANI! . =\nBİR DÜŞÜNENİ ve BİR MUHAFAZA EDENİ HER DAİM MEVCUT ANADOLU’DA! .\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hıçkırık",
        "poet": "Özdemir Asaf",
        "poem": "\n\nHIÇKIRIK\n\nEskiden bir deyim vardı\nMutluluklar için söylenen..\nGül bahçesi, kuş kafesi\nGibilerden.\n\nDemek onun için \nGül uçtu kafesinden,\nKuş da bahçesinden..\nKafesle bahçenin yersizliği yüzünden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiçbirşey yok",
        "poet": "Rıza Aslan",
        "poem": "\n\nhiçbir şey yokmuş gibi\nyaşayamayız\nbirbirimizi\n\narınmalıyız maskelerimizden\ndökmeliyiz eteğimizdeki taşları\nkalmışsa eğer elimizde son bir koz\noynamalıyız\nkaybetmenin verdiği\no dayanılmaz sarhoşlukla \nhazla\n\nsonra belki de yeniden başlamalıyız\nyeni yarınlara yelken açıp\nyeni geçmişler yaratmalıyız\nsonra belki de bin bir pişmanlıkla\nben nerede yanlış yaptım demeliyiz\nanı bu günü yaşamadan\nyeni geçmişler yaratmalıyız\n\nyıkıntıları onarmalıyız el ele\nbelki de son kez\n\nbelki de en sevdiğimiz işleri yapmalıyız\nbir daha hiç yapamayacağımızı düşünerek\nen sevdiğimiz yemeği yemeli\nen sevdiğimiz kentin\nen sevdiğimiz sokaklarında \ndolaşmalıyız bir başımıza \n\nyanımızda kendimiz olmaktan korkmadığımız\nyani,  kendimiz olmalı böyle zamanlarda\nhiçbir hesabın yapılmadığı\nhiçbir sorgulamanın olmadığı \nözgür (?) \nbelki de her günü aynı yaşamamalıyız\nher gün aynı saatte kalkmamalı\naynı saatte uyumamalıyız\n\nyaşam dediğimiz \nadına düzen dediğimiz bu karmaşa\nbizi böyle çepe çevre sarmamalı\n\nbelki de mutlu olmalıyız ufak şeylerden\nayrıntılar çekmeli içine bizi\nher zaman geçtiğimiz sokağın \no hiç fark etmediğimiz evlerini \nbahçelerini görmeliyiz\ntoprağı ellemeliyiz\nbir ağaca dokunmalıyız\nyaşamın farkına varmalıyız\n\nsonra…\nbelki de…\nbırakmalıyız\nöylece…\n\nRıza ASLAN\n19 – 12 – 2003  /  CUMA\nMERSİN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "*Hıçkıran Gönül Sesi",
        "poet": "Hasan Ulusoy",
        "poem": "\n\nKim der ki sırtımdaki yüküm dağlar olmalı \nİçimden akmalı deli coşkun ırmaklar \nDünyanın her çilesi gelip beni bulmalı \nMamur evler değil de yurt olmalı sokaklar \n\nKapanmış alınların vicdanında yer alan \nMukaddes duygularda biçimlenip yar olan \nAşk yüzünden azapla dert yükleyip zor olan \nBu bilinmez hayatta bir gönülü aşk paklar \n\nSorarım karanlığa bu ışık neyin nesi \nNedir bu çılgınlıklar bu barış velvelesi \nAsırlar ötesinden hıçkıran gönül sesi \nAzlığın öfkesiyle kudurup azar çoklar \n\nDağlar hey kara dağlar dağladığın can yılgın \nDönmüş hakikat yoldan utanır candan yılgın \nDikkatli bak kalbine en asi vicdan yılgın \nDün aslan kesilirken bu gün kedi korkaklar \n\nAttığım kementlerin uç başında başım var \nİhanetin özünde en masum kardaşım var \nYedi beni ihanet tek yaşayan leşim var \nBu cenabet bedenler nice ihanet saklar \n\nHasan Ulusoy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hıçkırık",
        "poet": "Seçkin Bozkurt",
        "poem": "\n\nbir çocuk ağlıyordu gecenin karanlığında\nhıçkırığını dünyaya duyurmak ister gibi\ngözyaşlarından gömleği ıslanmış\nsanki paltosunu yeni çıkarmış gibi\nbir çocuk ağlıyordu gecenin karanlğında\nhıçkırığını dünyaya duyurmak ister gibi\nayakları neredeyse donacak\nağlama çocuk ağlama\nbanan sana papuç alacak\nbir çocuk ağlıyordu gecenin karanlığında\naçlıktan sararmış bedeni\nbir yudum ekmeğe susamış\nağlama çocuk ağlama\nannen bir eline yarım ekmek\ndiğerine üç beş zeytin sıkıştıracak\nbir çocuk ağlıyordu gecenin karanlığında\nhıçkırığını dünyaya duyurmak ister gibi\nsevgiye sefkate susamış\nsanki hiç kalmamış gibi\nağlama çocuk ağlama \nsadece\nkız bağır küfret onlara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiçlik  I",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nÖyle bir an geldi ki\nherşey birbirine karışır gibi\nbelirsizleşir gibi\nhatta elden çıkar gibi\nöyle ki? \nbu günlerde karışık rüzğar\nesiyor\nAşk ölüm döşeğinde\nbu kaosa bu boşluğa\nhiçliğe doğru sürüklenir gibi\nEn kritik depresyon\nyahut ruhi sarsıntı devresi sanki\nHak ve hukuk sınırların\nmüdahaleden uzak\nher insan gibi özgür yaşamak\n\n16.12.13./Bursa.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiçlik",
        "poet": "Şair Nacho",
        "poem": "\n\nNerden geliyoruz? , nereye gidiyoruz? \nKoyu bir hiçlik sarmalarken bedenizmizi\nNereye gidiyoruz? \nKimse düşünmüyor artık\nKimse, düşündüklerine inanmyor artık\nDüşünclerimizden arta kalan bu artık\nNereye götürüyor bizi\nBilmiyoruz \n\n\t\t\t\t\t\t\t\t12.03.2009\n\t\t\t\t\t\t\t\tÇarşamba\n\nNot: İngilizce dersinde, sınıfın umursamazlığına ithafen.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hıçkırık",
        "poet": "Aydın Ahmet",
        "poem": "\n\nYaprağını döker söğüt dalları\nYaprağını döker kapar yolları\nBenim gibi sayamayan yılları\n''Bir gün'' deyip hıçkırır da\nTek kelime bulamaz\n.............................\n\nTemmuz 1987\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiçlik",
        "poet": "Mustafa Dalkıran",
        "poem": "\n\nDüşünceler hamur  olmuş,  biçim  kavramıyor \nDuygular  paramparça  sessizlik  mihrabında.\nYollar ki  hep  meçhullerden  öteye  varmıyor\nYitirdim  kendimi  kendim,  sırlar  diyarında.\n\nVardım  uzlete,  kapadım  dünya  defterini\nKalemler  sustu,   mürekep  göz  yaşımdır  artık.\nİdrak  etmedi  aklım  varlığın  hiçliğini\nEdindiğim  yokluk,  ağaran  saçımdır  artık.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hıçkırık",
        "poet": "Bilal Yalçınkaya",
        "poem": "\n\nSensiz her mevsim içimde sonbahar\nRüzgarın bütün hüznünü taşıyor yapraklar\nHazan düşse kırılsa da tüm dallarım\nKurumuş bir asa gibi, yine de seni beklerim\n\nHer yerde bağ bozumu toplansa da meyveler\nSensizlik her mevsim dertlerime dert ekler\nÇare bilmez yolların sürgünüyüm, gecelerin\nGurbetinde hasretim özlerim, gündüzlerin\n\nHer gün batımı gönlümde solan çiçekler\nHer giydiğin elbisenin desenlerinde filizlenir\nHaberin bile olmaz yalnızlığı hecelerim\nYaradana yalvarıştır adressiz dilekçelerim\n\nBir gün yüreğimdeki ateş belki küllenecek\nAma küllerin altında köz hep yanacak\nDerinden bir volkan hıçkırığı saracak bedenimi\nVe zamansız bir rüzgar savuracak küllerimi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiçlik",
        "poet": "Fırat Kuşcu",
        "poem": "\n\ndar yürekte kısa aşklaşmalar yaşıyoruz şuurundan fırlamış şiirlerin gölgesinde...egolarımız patlatıyor aşkın yürek zarlarını...gözümüzün nifakçı hasletlerine feda ediyoruz tertemiz kelimeleri...bulutlar hala nasıl mavi anlamıyorum her nefes ağzımızdan çıkan nefs hazlarının egemenliğinde...canhıraş bir beğenilme arzusu kirletiyor fıtratlarımızı...kalbimin günde kaç kez attığını bile biliyor korku masallarının korkunç niyet okuyucuları....ne yazmak istiyorum ne de yazılmak tarihin kaydeden aynalarında....hiçlik en büyük arzum...herhangi bir taş gerekmez kabrime...hiç doğmamış gibi hiç ölmemiş gibi yürümek istiyorum hiçliğe....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiçlik Özlemi",
        "poet": "Şair Aleyna27",
        "poem": "\n\nYanınca ağlanır bizim eller de\nVe utanır yanınca üşümeler yüreklerimizden\nGöç kervanları kurulduğunda, \nDuramam buralarda.\nÖnce yüreğim düşer yollara, \nBir yetim turnanın gözlerinde\nVe bazen soluklanırım bir kuşun kanatlarında\n\nTüm kızıllığıyla yalnızlık çöker gecelere\nVe rengine boyanır gözlerim\nBir umut hep vardır\nHiçlik özleminin hiç cevaplarında\nVe küllenmiş masivalardan arta kalan\nBir selim kalbin sığınağında....\n\nUmudum göç kervanının arkasında\nTakılmış peşine deli divane\nBir gökkuşağının tüm renklerinde\nAradım hiçlik özlemini \nVe aradım günahsız sevapları...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiçlik Duvarını Ben de Deldim",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nÇok iyi anlayın ben de, ben de geldim.\nYokluktan bir cümle avladım  da doğdum.\nHiçlik duvarını ben de, ben de deldim.\nDirendim şeytana, bağladım da boğdum.\n\nÇok iyi bağlayın,  yürek şehvetini! \nKırar ürkek katır sevgi camlarını.\nİncitmek fena şey, bu gönül etini.\nÇarpar bu yatırlar cin adamlarını.\n\nÇok iyi dağlayın, kanamasın sakın! \nBu yürek yarası iflah olmaz asla! \nSeherin kokusu cennetlere yakın.\nUyanık kalmazsak sabah olmaz asla! \n\n\n14 Temmuz 2004 Çarşamba, Danimarka-Køge 23.45 *6+6\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiçlik Bulutları",
        "poet": "Melih Coşkun",
        "poem": "\n\nArtık sadece uzak dostların \nCenazelerinde karşılaşan \nYüzü unutulmuş \nEski dostlar gibi yabancıyız birbirimize \nAramızdan geçen \nNe yıllar, ne asırlar \nAramızdan geçen bir hiçlik bulutu \n\nGri bir sis çöküyor üzerimize \nYüzün, kayıp bir çocukluk düşü \nYüzün, düşüp kaldığım çıkmaz sokak \nYabancıyız artık seninle birbirimize\nSığdıramasam da  içime... \n\nSeni görmek için \nÖlmesi mi gerek \nBütün eski dostların \nYoksa bütün akrepleri tersine mi çevirmeli\nKazanmak için yeniden\nKaybettiklerimizi...\n\nDağıtıp bütün gri sisleri\nÇizmek kayıp yüzünü ellerimle, \nSonra seslenmek sana çok uzaklardan \nDuymayacak olsan da hiçbir zaman\nBilsem de bir gün tersten dönmeyeceğini bu dünyanın \nYine de beklerim\nHele esmeye başlasın rüzgar \nDağılsın yüzünü saklayan o gri sis\nGider uzaklara o hiçlik bulutları \nYüzün döner\nGüzel günlerine bir gün...\n\n14 Mayıs 2003\n23:40\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiçlik Şarkısı",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nGidiyorum.\nDönermiyim bilemem\nÜç ya da dört günlük,\nBir zamanım var.\nAyrılık zormuş.\nHele dönüşü daha zor.\nEn olmazıda senden,\nAyrı kalmak.\nDayanamamak yokluğuna.\nZamanı durduramamak,\nVe de kavuşamamanın,\nSarhoşluğunda yaşamak.\n\nGidiyorum.\nDün cumartesi idi \nBu gün pazar bana kalan,\nBir hiçlik. Hiçliğin arkasında,\nÇaresiz bir adam\n\n-------------------\n\nİyilikler ve güzellikler üzerine,\nBir yaşam inşa etmiştim.\nYa şimdi.................? \n\n07-04-2007-PAZAR\nTuğrul Ahmet PEKEL\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiçmi",
        "poet": "İnayet Koçak",
        "poem": "\n\nhiçmi acımasın kendine\n çocuk\n hiçmi korku taşımaz yüreğin\n gel seni yüreğinden öpeyim\n öleceksem öyle öleyim...i.koçak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicran",
        "poet": "İkram Gökhan Akcebe",
        "poem": "\n\nHicran, yakıp, kavuruyormuş tüm insanların içini\nAyrılıkları sevmiş oldukları için suçlanamaz Şairler! \nTerkibinde, sevgilinin sevgisi bulunduğu için olmalı,\nGözyaşı dökerek, çoğaltmışlar içlerindeki acıları.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiçlik üstüne",
        "poet": "Güzin Eye Dündar",
        "poem": "\n\nİlk savaş\n\nson savaş\n\nhiçliğe alışıyor İnsanlar\n\nyavaş \n\nyavaş...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicran",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nGülşen olmayınca nasıl mutlu olur insan\nSeven sevenin  yanında olmazda pişman\nVefasız yari olanlarda her zaman hüsran\nSevgisiz yaşamak insana her zaman hicran\n\nHalil Çolak  Yenimahalle/Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicran",
        "poet": "Hayrullah Gülsün",
        "poem": "\n\nKaranlığın  sessizliğinde \nDüşlerim yanar.\nGeleceğin durağında bekleyen hicran.\nŞakırdayan şimşeklerin ıztıraplı sesi\nYağmur tanelerinin kurşuni sesi.\nCamda buğulu geleceğim.\nSararmış yaprakların hicran türküsünü\nSöylüyor sonbahar.\nNey’in ayrılık hikayesi  kazınmış gönlüme.\nŞeb i arusum gözlerimin önünde.\nAyrılığın türküsünü söylüyor sonbahar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicran.....",
        "poet": "Fuat Gürsoy",
        "poem": "\n\nHİCRAN\nGülsün yüzün gülsüm gülsün gözler\nHicran yarasından öter bülbüller\nYeşil baksın yeşil zeytuni gözler\nHicran yarasından öter bülbüller\n\nGÜRSOY Hicranınla sakın yanmasın\nKem gözler adını sakın anmasın\nHicran pınarından içen kanmasın\nHicran yarasından öter bülbüller.\nFuat GÜRSOY.01.03.2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicran",
        "poet": "Selim Başar",
        "poem": "\n\nRuhumu teskin için yılda bir görsem yeter\nSenden bir an'lık hicran, bin ışık yılı keder\n\nSabır eylemek Hak'tan sabra yürek gerektir \nHasmını yenen değil, aşk’ı yenen yürektir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicran",
        "poet": "Esma Özdemir",
        "poem": "\n\nGayrı, susmak zamanıdır...\n\nBülbül konmaz gönlün kırık teline\nDaralmıştır odalarda an; \nDuvarlar ses vermez boğuk sesine.\n\nGözyaşı içinde ağlarken hicran\nİki dudak arasında \nBir tek söze bağlanmıştır hayat! \nDiller, kilit olmuştur; ne yazık\nGözler, örtülü kabristan...! \nTen soğumuştur.\n\nSevgi yaşıyordur \nFakat\nSevgili ölmüştür...\n\n(İstanbul; 1 Aralık 2004 Çarşamba)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicra n atın kıçından",
        "poet": "Mehmet Halil",
        "poem": "\n\nUnutulmuş, unutturulmuş, sayılara dökülmüş, varlığı yokluğu tartışılan insanlar…\nSırf hükümeti zor durumda bırakmak için, F16’ların bomba atacağı noktalarda dolaşıyorlar.\nSırf hükümeti zor durumda bırakmak için intihar ediyorlar. Özür nedir onu bile bilmiyorlar.\nBunlar ilk defa olan şeyler mi? Neden yaygara yapıyorlar? İşte kefen paralarını da aldılar…\nHala niye alışamadınız bunlara? Bunlar ülkemizde rutin olaylar. Niye abartıp duruyorsunuz? \nBu insanlar siyaset için değil, terörü körüklemek için meclisi ve sokağı kullanıyorlar…\nAsker kışlada yatmak için beslenmez. Asker tavşan avlamak için de beslenmez. Asker insan avlamak içindir… Bunun için beslenir, bunun için eğitilir, Bunun için silahlandırılır…\nHadi bize inanmıyorsunuz diyelim, bunu ‘’vicdanı ret’’ çilerden de mi duymadınız? \nSiz şimdiye kadar sokaklarda, ‘’üretenler kendi ürettiklerine yabancılaşıyor, kendi paylarına düşeni alamıyorlar! ’’ diye bağırmıyor muydunuz? Bu silahları fabrikalarda üretenler kim? \nHerhalde biz değiliz. Adalet diyordunuz, işte, bizde ‘’adalet için geliyoruz! ’’ dedik. Geldik.\nÜretenlere üretimlerinden paylarına düşeni veriyoruz! Daha ne istiyorsunuz? \nSiz kız alıp verirken başlık parası yerine eşekle kızı takaz ederken, bize düğünlerde takı\nParasını bile çok gördünüz… Deprem yardımlarıyla çıplak ayaklarınız parçalanmasın diye üç şeritli yollar yaptık… Sizleri gene de memnun edemedik. Yüzünüze gözünüze dursun…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicran",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nNasıl da geçti yıllar? Sanki her şey masaldı; \nDindi kavak yelleri, yerini hüzün aldı.\nGittin yaban ellere, dönüşün yok bilirim,\nHicran hüküm sürüyor, vuslat mahşere kaldı.\n\n10 Ocak 1990 - Çarşamba / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicran Akşamı",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nGideceksin anladım, sana artık kal demem,\nDeğil mi son kez gördüm, ölsem dahi gam yemem.\nNe dileğim olur ki, bu hicran akşamında,\nHayalin bende kalsın, başka bir şey istemem.\n\n13 Ekim 1988-Pazar/ Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicran Ağır Yük",
        "poet": "Nigar Erkoçoğlu",
        "poem": "\n\nKapıyı açıyorum, ev sensizliğe körkütük\nAnıların her biri bir tarafta, hepsinin boynu bükük\nSen yoksun ya, uzanıyorum yatağıma ışıklar sönük\nİçiyorum en acısından sensizliği, hicran ağır yük...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicran Akşamı",
        "poet": "Birol Hepgüler",
        "poem": "\n\nGün karardı,güneş battı yine akşam oluyor.\nŞu kanayan yüreğime yine hasret doluyor.\nGitti bahar geldi hazan gül sarardı soluyor,\nKaybettim cân-ı da canânı da perişanım ben...\n\n(10 Temmuz 1991)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicran Ateşi",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nAteş düştüğü yeri yakar kimse duymadan,\nBenim de yüreğime köz olup düştü hicran.\nSezdirmedim kimseye, içimdeki yangını,\nEridim için için, bulamadım bir derman.\n\n28 Mayıs 1984-Pazartesi / Ödemiş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicran",
        "poet": "Serap Saylam Şen",
        "poem": "\n\nAdın sevda olmalıydı\nYa da özlem\nHasret\nHatta tutku\nHayal'e bile razıydım\nYazık ki adını sen koydun\nAdın hicran oldu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicran dolu",
        "poet": "Suat Atar",
        "poem": "\n\nHicran dolu bir aynaya baktim ben bu gece,\n33 yilimi ardimda biraktim sanki bu gece,\nÖmrümde ne yapmis ne kazanmisimki ben,\nPisman olarak hepsini kirdim yiktim yaktim bu gece\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicran'ına Kervan Olduk",
        "poet": "Ali Kemal Altan",
        "poem": "\n\nGam ile yükümü tuttum\nHicranına kervan olduk\nFeleğin çarkına düştüm\nMihnetine mihman olduk\n\nHitabi irfan yolumuz\nİnsanlığın aşk dalıyız\nSevgi bağının kuluyuz\nHakikata revan olduk\n\nHicran =   Ayrılık.................. Kervan =  Yük,Katar\nMihnet =  Üzüntü................. Mihman=   Konuk\nRevan =   Peşinden koşmak,gitmek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicran Güneşi",
        "poet": "Metin Altuntaş",
        "poem": "\n\nBu gecelerde yakar beni hicran güneşi\nAyrılık sazı gözyaşı damlatır yüreğime\nİrkilir,titrer bedenim, sarar soğuğun ateşi\nYol bulur inceden inceye sızar ciğerime.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicran Buğusu",
        "poet": "Nurullah Ulutaş",
        "poem": "\n\ngecenin nabzını ruhumda duyup,\nsalarım boşluğa kör cenazemi\nislenir, kül tutmaz anılar çirkin\nanılar  içinde körpe güvercin...\n\nbakışı bulutlu şehir düşleri\nyeşil bir vadiye kayar yüreğin\nheybetli çınarın kolunda solgun\narsız rüzgârlarla üşür  ellerin\n\nuludağ çıplak, garip karanlık\nhaziran güneşi, kırık  bir erkek \nçocuk saçlarında zambak göğerir\nbilirim hayâli  siler  gerçekler...\n\nzaman tünelinden aksa bir yıldız\nezgiler değişse, taze baharlar\nmahzun bir   umudun yaban sorgusu\ngözlerinden armağan hicran buğusu.\n\nnurullah ulutaş\n15 haziran 2002/bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicran Köşesinde Yatarım Hasta",
        "poet": "Aşık Ömer",
        "poem": "\n\nHicran köşesinde yatarım hasta\nZayıfım cisme ter ne zaman gelir\nGözlerim yoldadır kulağım seste\nDilberden bir haber ne zaman gelir\n\nTerketti bendesin kaşları hilal\nAnınçün ayrılmış kalmadı mecal\nSözü şehd ü şeker lebleri zülal\nDişi durr ü gühar ne zaman gelir\n\nAğlarım ruz ü şep aman el'aman\nBu hicri çekmeğe kalmadı derman\nMuradımız üzre döner mi devran\nFelekten o hüner ne zaman gelir\n\nÇekelim cevrini derd-i gurbetin\nİçelim zehrini hicr ü mihnetin\nNihayeti yok mu acap firkatin\nBu zulmete seher ne zaman gelir\n\nRuz ü şep yolunda fikr ü hayalim\nKimlerle eğlenir ruhleri alim\nAnar mı bendesin gahice zalim\nAcap Aşık Ömer ne zaman gelir\n\nÇünkü dilber bende meylin yok idi\nEzeliden ikrar vermiye idin\nMuhabbetin güzelliğin nişanı\nOğrun oğrun bakıp gülmiye idin\n\nSiyah zülfün dökmüş yüzüne perde\nSen uğrattın beni bin türlü derde\nBen kendi halimde gezdiğim yerde\nGetirip bergüzar vermiye idin\n\nHani benim ile yiyip içtiğin\nÇözüp düğmelerin göğsün açtığın\nŞimdi fayda vermez benden kaçtığın\nSoyunup koynuma girmiye idin\n\nAşık Ömer der ki canıma kastin\nEziyet eyleme gözleri mestim\nSeverler güzeli incinme dostum\nİncinirdin güzel olmıya idin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicran Pınarı",
        "poet": "Hamit Kunt",
        "poem": "\n\nKafların ardında bir pınar varmış\nİçenin gönlünü hicran dağlarmış\nDağlanan gönüller korlar bağlarmış\nAkkor olan gönül ağlar… ağlarmış\nKafların ardında bir pınar varmış\n\nNe çırpınıp durursun içimde gönül\nVuslat çeşmeleri akmıyor bana\nHicran pınarından bir yudum iç sen\nDağların kafı da bakmıyor bana\n\nSen yol bul dağlara\nKaf dağlarına\nUlaş pınarların hicran suyuna\nVe iç doya doya\nKanmadan dönme\nVe tekrar koyul \ndağ yollarına\n\nİç sen\nİç sen\nVe yine iç sen…\nTutuş alev alev külün olmasın\nFaniyi tadacak dudak kalmasın\n\nVe Kaftan öteye\nGöç sen\nGöç sen\nİçimden göç sen\nYansın gemilerin \ngeri dönme sen\nSızla dur hicranla \nve hiç dinme sen\n\nVaramazsın yâre nardan geçmeden\nHicran pınarının suyun içmeden\nGözlerden kirpikten serden göçmeden\nVaramazsın yâre nardan geçmeden\n\nKafların ardında bir pınar varmış\nİçenin gönlünü hicran dağlarmış\nDağlanan gönüller korlar bağlarmış\nAkkor olan gönül ağlar… ağlarmış\nKafların ardında bir pınar varmış\n\n25 Mart 07\nİzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicran Neşe Oluyor",
        "poet": "Yaşar Gürlek",
        "poem": "\n\nGeldi şükür benim dostum\nHer selamı  salıyor\nHangi güfte ister isek\nO güfteden  çalıyor\n\nKoma  beni dar  yerlere\nGönül  çok  bunalıyor\nGelmezsen bu dostuna\nAğlayıp kıvranıyor\n\nNeşelenir  sen  gelince\nGönül neşe   buluyor\nNameleri sen verince\nHer  besteyi  çalıyor\n\nYaşarîm dolup taştın\nHicran  neşe  oluyor\nKendinde buna şaştin\nBak besteni  çalıyor\n\nYaşarî \n26-04-2006 \nROTTERDAM \nHOLLANDA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicran Yarası Gibi",
        "poet": "Mehmet Ali Keleş",
        "poem": "\n\nHasretin yüreğimde hicran yarası gibi\nİsmin dudaklarımda sabır duası gibi\nSensiz geçti yıllarım bir yaz rüyası gibi\nİsmin dudaklarımda sabır duası gibi\n\nGülmedi şu kaderim bahtım karası gibi\nDökülen gözyaşlarım alev damlası gibi\nSensiz geçti yıllarım bir yaz rüyası gibi\nİsmin dudaklarımda sabır duası gibi\n\n*ŞAİRİ TARAFINDAN BESTELENMİŞTİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicran Pınarı III",
        "poet": "Hamit Kunt",
        "poem": "\n\nKafların ardında bir pınar varmış\nPınarın başında bir gül açarmış\nBazen sarı bazen beyaz çoğunlukla kırmızı\nAçar…açar…ve kokular saçarmış\nKafların ardında bir pınar varmış\n\n28 Mart 2007\nİzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicran Yarası",
        "poet": "Ömer Akbıyık",
        "poem": "\n\nHicranla yanan gönlün,figânına dokunma,\nOlsun gönül yarası,cananıma dokunma,\nSon vedayla başladı,bende gönül yarası,\nGitti ciğer -pârem,kaldı hicran yarası.\n\n13 Aralık 2010 -Ömer AKBIYIK-\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicran Yükü",
        "poet": "İlyas Özkan",
        "poem": "\n\nNeden böyle delicesine geçiyor zaman\nUnutmak kolaymış diyorlar; inan yalan\n\nSevdalara kıran girmiş; nasıl sevinilir\nDeryaları boğan gözyaşı, kirpiğimdedir\n\nMutluyum zanneder herkes, bakıp da halime\nHiç kimse bilmez, hissiyatımdan tek kelime\n\nNe bir tatlı söz duyarım; geçer gider zaman\nNe de bir bakış mıhlanır yüreğime inan..\n\nDert dolu yüreğim, bin hicran yükü taşır\nAldırma..! Zamanla insan, buna da alışır...\n\n(22.01.2001\nPazartesi)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicran Yorgun Bir Gemi",
        "poet": "Selahattin Yetgin",
        "poem": "\n\nSabırların kıyam ufkunda beni bekliyor o kadın\nHicran yorgun bir gemi, küpeştesinde mor geceler\nDevriliyorum dalgayla, yüreğimde ona ait heceler\nKorkuyorum kendi karanlığımdan, bakışları Leyla\n\nKapanıyor düne ait tüm kapılar, avuçlarımda aşk\nKör pencerelerde bakışının izi, yıldız düşü içiyorum\nMüebbet bir tutku bu, bedenimde yılların kahrı\nDurdurulamayan saatlerin kollarında söküyor şafak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "..Hicrandan şarkı düştü",
        "poet": "Hasan Ulusoy",
        "poem": "\n\nBen yoktum yokluk yoktu sır kesilen âlemde\nİçimdeki varlığın yoklukta farkı düştü\nDidindim dev yolunda cebelleştim devlerle\nYüreğime alevden endişe korku düştü.\n\nNerede yol boyunca dert döktüğüm yürekler\nYol boşaldı nerede saklanmış neyi bekler \nParmağından hayatı sezen körpe bebekler\nDil bilmez dudağa hicrandan şarkı düştü\n\nYıldızlar gök dolaşır iz koyar iz üstüne\nGüvendim yoldaşıma verdiği söz üstüne\nTerk etti yoldaşlarım yığıldım diz üstüne\nYoluna ihanetin yol kesen arkı düştü\n\nMeyvesiz ağaçların hayalinde ne durur\nHoyratlaşan insanlar derdini bana vurur\nVefadan ırak gönül hainleşip kudurur\nYirmi sadık yoldaşa hainin kırkı düştü\n\nBen yoktum var edenin varlığına delilim\nHak peygamber şahittir iman sabit delilim \nRiyakâr gönüldeki ifsat olan hak ilim\nMürai yüreklere münkirin çarkı düştü.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicrânı Meltem Esti",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nHicrânı meltem esti, yine mahzun gönlümde\nNice elemler geçti, çile dolu ömrümde\nAylar yıllar tükendi, hepsi sessiz biçimde\nNice elemler geçti, çile dolu ömrümde\n\n17 Mart 2013 – ISPARTA\n*****************\nHİCRÂNI ELEM SARDI\n\nHicrânı elem sardı, yine mahzun gönlümü\nBin dert ile bağladı, çile dolu ömrümü\nYok mu derde bir çâre, soldurdu hep gülümü\nBin dert ile bağladı, çile dolu ömrümü\n\n17 Mart 2013 – ISPARTA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicranim 4",
        "poet": "Mahir Celik",
        "poem": "\n\nII. \n\nbilmezdim \nüç hıçkırık \nbir cıgara öpümü edermiş \nşair olduğumu bilirsen \nyalnız değilsin \npencereli bakışlarım bekler seni \n\nIII. \n\nmeğer ne muhtaçmışım \nyatağındaki izine \n\nIV. \n\nartık uyanmazsın \nuyanamamalarımdan \nhatırlar mısın \nkağıttan uçaklar yapardık \nher sabah bir sitem iliştirip \nçocuk uçaklara \ngüneşe at \nbana gelsin gittiğin yerden \nyalınsamayayım odamızı \n\nV. \n\notobüste bir kadın \nadınla çağırıyor \nkonuşamayan kızını \nbense yanımdaki koltuğa \nkoydum adını \nseni götürüyorum sol yanımda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicrânla Gelen Hüzün",
        "poet": "Cemalettin Turan",
        "poem": "\n\nHicrânla gelen hüzün, sabırla asilleşir\nNefsine gem vuranlar, rûhuyla güzelleşir\nSabır nefse sınavdır, zamânla ulvîleşir\nNefsine gem vuranlar, rûhuyla güzelleşir\n\n*****************************************\n            SABIR VE NEFİS\n\nBazı duygular var ki, sabırla asilleşir\nNefsine gem vuranlar,  rûhuyla güzelleşir\nSabır nefsin sınavı, zamânla ulvîleşir\nNefsine râm olanlar,  yazık ki (gün be gün)  zelîlleşir \n\nRâm: Teslim olmuş, itaat eden, boyun eğmiş, emrine girmiş\nZelîl: 1-Zillete uğramış, aşağılanmış. 2-Hor, alçak, adî, bayağı.\n\n21 Aralık 2015 - Kaletepe\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicranımda Kalan",
        "poet": "Gürsel Çopur",
        "poem": "\n\nKarınca taşır hicranımı azami sıkletle\nÇöl ummanında yetişirken duvak kaktüsleri\nSinemdeki dikenler kalbime ediyor seyahat\nBir ucu bende diğeri bedenimde\nKımıldayamaz oldu yolcu kum tanecikleri\nSavrulan zerrelerde hayatım gizli bir nokta\nSona yaklaşmışlığın ramak şerbetinde\nBir yudum kuyuda yankılanan lahuti ses\nSesim kısılıyor renkli gecelerin heybetinde\nBaşım ve ruhum eğik iken..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicret",
        "poet": "Bahtiyar Taş",
        "poem": "\n\nHazırlan demiştin ebubekire\nUzunca bi yolculuk var önümüzde\nMekkeden medineye hicret var\nSabahın erken saatleriydi\nGüneş bile uykudayken \nİki cihanın güneşi ayaktaydı\nAldılar develeri....\nAtıldılar uzunca bi yolculuğa\nAllaha nebisi ayrılmıştı topraklardan \nGitmişti en sevdiği şehirden \nŞimdi sensizliğin kalbiyle çarpan \nMekke vardı\nSensiz ne yapardı bunca toprak\nSensiz ne yapardı bunca genç \nSeni bulana ödül vaad ettiler\nKimse bulamadı\nEbubekir bi ara ya nebi allah\nYa bizi bulurlarsa demişti \nAllah nebisi konuştu\nYa ebubekir unutmaki allah şimdi bizimledir\nHz ebubekir derin bi nefes almıştı\nİşte hicret böyle geçmişti\nAllah nebisi her zaman için,\nSahabelerinden dualarını eksiltmedi \nSen bizi unutmazsın bunda şüphe yok\nAllah seni bize unutturmasın\nYa habiballah....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicret",
        "poet": "Mustafa Yılmaz 8",
        "poem": "\n\ndünyanın bıçak sırtında yürümekle meşhurum\ndevletler  ve yasalar\nküçük bir çocuğa vurulan\ntokat kadar adidir\nsıcak sımsıcak bakışlarım vardır halka\nhalk ki demirle kurşunun bileşiği gibidir\ntırnak nasıl etl....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicret",
        "poet": "Mehmet Salih Cemo",
        "poem": "\n\nMekkemi buldum.\nAh birde kucak açan medinem olsa. \n\n                                  (''Lalezar''kitabından) \n                                          aralık 1999\n                                             ağrı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicret",
        "poet": "Önder Gül",
        "poem": "\n\nHİCRİ YILBAŞI VE HİCRET\n\nBirçok topluluk inandıkları değerleri yıllar boyu yaşamak ve yaşatmak için, bir takım prensipler gütmüşlerdir. Bu prensiplerin başında, kimilerini en değer verdikleri hayvanı, en sevdikleri cisimleri, en sevdikleri insanı ve kimileri de yaşadıkları en önemli olaylar milat olarak kabul edilmiştir. Tarihlerinin başlangıcı olarak kabul ettikleri bu milat, yıllar boyu kabul edilen toplumlarca yaşatılmaya çalışılmıştır/çalışılmaktadır.\n\nHıristiyanlaşan topluluk, inandıkları dinin liderleri olarak kabul ettiklerinin doğumunu milat kabul etmiş ve bunu dünyanın çoğu ülkelerine de milat olarak kabul ettirmeyi başarmışlardır. Allah katında en mükemmel tek ve son din olarak kabul edilen İslamiyet dinine inanlar, milat olarak, Âlemler’ e rahmet olarak gönderilen Peygamberin, Mekke’den Medine’ye hicretini kabul etmişlerdir. \n\nHıristiyanlık âlemi, dini liderlerinin doğumunu ve inandıkları değerleri yaşatmak için her türlü basın, yayın organlarını en aktif şekilde kullanmaları bu milada çok ehemmiyet verdiklerini göstermektedir. Oysaki biz İslam âlemi olarak, insanlığın ve İslamiyet’in kurtuluşu, inkılâbı olarak kabul edilen hicreti, hiçbir şekilde idrak edemediğimizin görüntüleri ayan beyan ortadadır. Hz. Ömer gibi huzur ve saadetin zirveye ulaştığı bir dönemde ve Hz. Ali gibi ilmin kapısı olan tarafından, teklifle milat olarak kabul edilen bu hicret, takvim yapraklarımızın en görünmeyecek köşelerine ancak yazılır hale geldi. Hicri yıldaki ayları bizden saymamız istense, herhalde Ramazan ayı gibi bir iki aydan başkasını da sayamayacağız. \n\nHicret ki, sadece ve sadece Âlemlerin Rabbi için yapılıyordu. Canlardan, mallardan, kısacası dünyadaki tüm sevdiğin metalardan, O’nun aşkı ile ve sırf O’nun için vazgeçiliyordu. Bu öyle bir aşktı ki, canından çok sevdiği Allah’ın evinden bile ayrı olmayı gerektiriyordu. Ama öyle bir hicret ki, en sevdiğinin Rabbinin dini yaşamak ve yaşatmak için idi. Teşbihler sönük kalır ama gül bahçesini oluşturmak için, taştan sert kayalar gibi kalplerde yönelmekti. Kayalarda ot bile yeşermezken O Sevgiler Sevgilisi, hicret ettiği yerleri gül bağlarına çevirdiği gibi, her şeyden çok sevdiği ve hicret etmek zorunda kaldığı yerleri de bu bahçeye dâhil ediyordu. Demek ki, milat olarak kabul ettiğimiz hicretin merkezi kalpti. Kalpte başlayan itminan ve inşirahla kalpler fetih buluyordu. Bu fetihler İslamiyet’in inkılâplar yapmasına zeminler sağlıyordu. Oysaki bizim saadet asrında büyük fetihler (Mekke’nin Fethi)  ve zaferler (Bedir, Uhud, Hendek zaferleri)  elde edilmişti ama hiç biri milat olarak kabul edilmemişti. Bu hicret, öyle bereketli bir hicret ki, En Sevgili’ ye, en çok sevdiği ve terk ettiği yerlere gül diyarı şeklinde geri gelmeyi bağışlıyordu. Bu hicretle Müslümanlar can buluyor ve buldukları bu canla tüm insanlığa canlar katıyorlardı. Dünya tarihinde hiç örneği görülmemiş bir zaman zarfında cihana hükmeder hale geliyorlardı. Hicretin milat kabul edilmesini teklif eden ve kabul eden önderler tüm dünyaya hicret ediyorlardı. Tüm kalplere hicret gerçekleştiriyorlardı. \n\nHicret, tabiî ki, sadece o dönemde olmuş bir olay ve milat değildir. Müslüman kalbinde hicretler oluşturduğunda da Âlemlerin Rabbine giden yolda hicret etmiş demektir. Bu milat, sadece o kişi içindir. Bu milat hicri miladın kişide milat oluşturmasının bir başlangıcı denebilir. Kişiye hicri miladı daha iyi idrak etme bilincini oluşturur. \n\nHicretle birlikte insanlar, İslamiyet’e akın, akın girmeye başlamışlardı. İslamiyet dünyanın her tarafına yayılmaya başlamıştı. Çünkü o dönemde İslamiyet’e inananlar onu iliklerine, hatta tüm hücrelerine kadar idrak ederek yaşıyor ve bu yaşayış örnekleriyle taş kalplileri dahi, iman fışkıran pınarlar kılıyorlardı.\n\nHicret döneminde oluşan ve yaşanan İslamiyet, sadece hikâye şeklinde okunup anlatılan İslamiyet de değildi. O dönemdeki Müslümanlar Cehennemden korkmuyordu. Cehennem, Müslümanların ceza yeri olarak telakki edilmiyor, Allah’ın insanlara tiksinti oluşturarak kendine sevgi ve kulluğunu aşılama nasihati olarak idrak ediliyordu. Gerçekten de İslamiyet, hiç kimsenin affetmediğini affediyor ve baki âlemde ona bu pişmanlıktan dolayı en güzel mükâfatları bahşediyordu. Peygamberin ahlakı olan Kur’an, müslümanım diyenlerde aksiyon buluyor ve kalpte hicretler gerçekleşiyordu. Şu dönemdeki gibi İslamiyet ile Müslüman inancında uçurumlar yoktu. \n\nEy Âlemlerin efendisi, senin hicretinle oluşturduğun o güzel İslamiyet’i, yaşanamayacak kadar kirlettik ve zorlaştırdık. Bundan dolayı, Müslüman olanlar dahi, bu dinden nefret etmeye başladılar. Sen hicretle bu dine can üstüne can katarken, biz kanlar ve nefret tohumları kattık. Ey Âlemlerin efendisi, sizin zamanınızda fersah, fersah yayılan bu İslamiyet’ten, artık insanları fersah, fersah uzaklaştırıyoruz. Çünkü bizim, yaşadığımız, anlattığımız İslamiyet ile Sizler’in yaşayıp anlattığı İslamiyet, çok farklı şeylerdir. Hal böyle olunca da hicret eksenli oluşmuş bir İslamiyet’i, anlamamız ve anlatmamız bir hayalci hikâyeden ibaret oldu. O İslamiyet ki, Vahşileri bile affedebiliyordu. Bizim getirdiğimiz/değiştirdiğimiz İslamiyet ise, bir kişi haram dairesine yaklaşmayı düşünse, yaklaşmadan onu kâfir ilan ediyor ve Allah adına, onu yargılayıp Cehenneme yolluyoruz. \n\nHicretle oluşan devlet, yüreklerin fethedilerek, yüreklerde mükemmel bir yürek devleti kurularak temeller atılıyordu. Bu temele inşa edilmeye başlayınca tarihte emsali görülmemiş büyüklüğe ulaşması hiçte güç olmuyordu. Ben inanıyorum ki, gerçek İslamiyet tohumları kalplere atılıp, gerekli atmosfer ve şartlar sağlandığında, yani yürekte fatihler gerçekleştiğinde, İslamiyet, güneşin doğup battığı her yerde en gür şekilde hâkim olacaktır. Bunların bizim şanlı tarihimizde örnekleri çoktur. Kitabı ve Resul’ü elinden alınmayan bir dinin, tüm âlemde şahlanması hayalî şeyler de değildir. Aldatıcıların, Allah ile aldatanlarına veya başka şekilde aldatanların aldatmasına kanmadan, Kitabımız ve Resul’ümüzün istediği şekilde hayatımızı idame ettirirsek, hicretler kaçınılmaz olacak ve hicretin meyvelerini devşirmenin mutluluğundan dolayı iki cihanda da ödüllendirilenlerden olacağız.\n\nDiriliş ve uyanışlara vesile olması dileğiyle, yeni hicri yılınız kutlu olsun…\nSelam ve dualarımla…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicret",
        "poet": "Burak Kılıçaslan",
        "poem": "\n\nİstanbul ile Bursa arası,\nMekke ile Medine arası gibidir.\nİstanbul ile Bursa arasında deniz var,\nMekke ile Medine arasında ise çöl.\n\nPeygamber Efendimiz Hak için,\nMekke'den Medine'ye hicret etti,\nEyyub El Ensari Hazretleri ise; \nHak söz için,Medine'den İstanbul'a göç etti.\n\nGöç etti ve İstanbul'da vefat etti,\nEyyub El Ensari Hazretleri.\n\nŞeyh Edebali Hazretleri,Bursa'yı işaret etti,\nOrhan Gazi Hazretleri bu işaret üzerine,Bursa'yı fethetti.\nOsmanlı'nın medeniyet abidesi Bursa'yı baştan başa inşa etti,\nİstanbul'un fethi için en büyük adımdır,Bursa'nın fethi.\n\nDünyadan nice sultanlar,nice evliyalar geldi geçti,\nHepsinin gayesinde vardı,İstanbul'un fethi,\nCenab-ı Allah bu ulvi görevi ve şerefi,\nFatih Sultan Mehmet Han'a nasip etti.\n\nİstanbul'da Mekke gibi İslambol'dur,\nBursa'da ise; Medine gibi kemalat zuhurdur.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicret",
        "poet": "Özcan İlikhan",
        "poem": "\n\nRazı olur mu hiç yaptığımız amele? \nTaşımazsak imanı susuz bir gönüle.\nKalsaydı sahabeler, dervişler evlerinde,\nBiz nereden bilirdik hesap ne mizan ne? \n\nÖzcan İLİKHAN, 7 Mayıs 2012 Pazartesi, Madison, WI, ABD\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicret",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nYanlışlıkları yıkmak, güzellikleri hakim kılmaktır hicret,\nHicret etmek istiyorsan nefsindeki kibiri eyle ret,\nDilinle yüreğin hicrete anlamaktan acizse eğer,\nÖnce kendi nefsine karşı cihad için göster cesaret.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Yazılar - Hicret",
        "poet": "Recep Akıl",
        "poem": "\n\nHer ne kadar sözlük anlamı “terk etmek, ayrılmak bir yerden bir yere göç etmek” demek de olsa ”HİCRET” denince akla İslam anlayışına göre Hazreti Peygamberimiz efendimiz aleyhisselâtu vesselâmın arkadaşlarıyla birlikte Miladi 622 yılında Mekke’den Medine’ye göç etmesi olayı gelir.\n\nMekkeli müşriklerin uygulamış oldukları büyük baskı ve zulümler karşısında kimi Müslümanlar daha fazla dayanamayıp yılgınlığa düşmüşler bu durum da efendimiz aleyhisselâtu vesselâmı ziyadesiyle üzmüştü. \n\nBu sorun karşısında nasıl davranması gerektiğiyle ilgili olarak sahabisiyle istişarelerde bulunan Hz. Peygamberimiz efendimiz Alınan karar gereği bazı Müslümanları ayrı zamanlarda iki kafile halinde Habeşistan’a (bugünkü Sudan’a) göndermiştir.\n\nMüslümanların Habeşistan’a bu gidişleri ilk hicret olarak tarihe geçmiştir ama asıl büyük hicret Müslümanların ve Efendimiz aleyhisselâtu vesselâmın ikinci Akabe biatından sonra Medine’ye yapmış oldukları göçtür. \n\nAkabe Mekke’nin iki kilometre kadar dışında bir beldedir. Efendimiz Aleyhisselâm bu bölgede iki yıl üst üste Medineli eşrafla buluşmuş Medineliler Hz. Peygamberimizi kendi şehirlerine davet etmişler efendimiz de bu daveti kabul ederek onlarla orada karşılıklı olarak sözleşmişlerdir. \n\nİkinci Akabe biatından sonra da önce gitmek isteyen sahabiler peyder pey Medine’ye hicret etmişler en son olarak da Hz. Peygamber aleyhisselâtu vesselâm efendimiz yanında Hz. Ebubekir’le birlikte Medine’ye hicret etmiştir.\n\nKuran’da bu Müslümanlar “Muhacirler” (hicret edenler) olarak anılmışlardır. Allah Kuran’da “İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler ve onları barındıranlar ve onlara yardım edenler, işte onlar gerçek müminlerdir. İşte onlar için mağfiret ve tükenmeyen rızık vardır.” (Enfal-74) diye buyurarak Muhacirleri ve elbette aynı zamanda onlara yardım edenleri övmüştür.\n\nVe yine Allah Tövbe suresi 30. ayeti kerimesinde “İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda malları ve canlarıyla cihad edenler Allah katında derecesi en büyük olanlardır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” diye buyurarak hicreti ve hicret eden Müslümanları övmüştür. \n\nÇünkü muhacirler imanları uğruna evlerini, barklarını, yerlerini, yurtlarını bırakıp, terk etmiş, Allah yolunda çeşitli eziyetlere ve zulümlere katlanmış onlara bu eziyetleri yapanlarla mallarını ve canlarını ortaya koyarak savaşıp mücadele etmişlerdir.\n\nHicret İslam tarihi içinde o kadar önemli bir olaydır ki bir örnek verilecek olunursa Hz. Peygamberimiz efendimizin nübüvveti ya da doğduğu yıl değil de Mekke’den Medine’ye yaptığı göç İslam Takvimi’nin başlangıcı olarak kabul görmüştür.\n\nGünümüzde hicret (bir yerden bir başka yere göç etme) imkânları maddi şartlar yüzünden –Özellikle de ülkeden ülkeye- çok kısıtlıdır. Ama hicret salt bir yeri terk etmek anlamı da taşımaz, taşımamalıdır. Dilerse insan mecazi olarak da hicret etme imkânlarını araştırıp hayatına tatbik edebilir. \n\nMeselâ günah işlemekten tövbeye yönelmek gibi… Ve yine meselâ kin gütmekten, Müslüman kardeşine kötü niyet beslemekten vazgeçerek olumlu davranışlara yönelmek gibi… Gıybet etmekten, iftira atmaktan, sakınmak gibi…\n\nKısaca genel olarak güzel dinimizin kötü dediğini kötü, iyi dediğini iyi bilerek davranışlarımızı buna göre düzenleyip Allah’ın rızasına kavuşmak için çaba göstermek gibi… \n\nEvet, hicret, sadece maddi anlamda bir yerden bir yere göç etmek olarak anlaşılmamalıdır. Bir başka deyişle insanın, eğer isterse kendi içine doğru yapacağı yolculuğa da bu adı vermek pekâlâ mümkündür. \n\nBir şartla ki: İçine doğru yapacağı yolculuğa çıkmadan önce seçeceği kılavuza dikkat ve özen göstersin ve bu yolculuktan kendine göre dersler çıkarsın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicret",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nHer  mastar da  isimken,\nterk  ettim seni.\nAyrıldım senden,\nne  ismin var artık  ben de,\nne de sen.\nTerk ederken göç etti \nkalbim,\naklım  sende  kaldı.\nHuşu  içinde bekle,\nilmini  öğrendiğim  gün,\nruhumla döneceğim geri....\n\n                            20.01.12/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicret Etmişim",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nSen üzülmeyesin diye hicret etmişim,\nHicretin sonu zaferdir, hicret etmişim,\nSen çaresizmişsin ben bilememişim,\nSen üzülmeyesin diye hicret etmişim.\n\nAllah, sabredenlerle beraberim diyor,\nDerim sabırla ekşi koruk üzüm oluyor,\nAma velakin ayrılık kâlbimden vuruyor,\nSen üzülmeyesin diye, hicret etmişim.\n\nBirgün yine hicret edeceğim bunu bil,\nEğer gözlerinde yaşlar varsa hadi sil,\nYazdığım bu şiirlerim asla sitem değil,\nSen üzülmeyesin diye, hicret etmişim.\n\nPeygamber Hicreti sayılsın, hicretim,\nBir nefes Allah'dan ayrı, ayrı değilim,\nAllah izin verir ise, rüyalarına girerim,\nSen üzülmeyesin diye hicret etmişim.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicret",
        "poet": "Tahsin Koç",
        "poem": "\n\nHicret denince, hep aklımıza \nMedine’ye, giden büyük göç gelir\nBu göç; Müslümanları çok üzmüş\nÇünkü İslam tarihinde, büyük iz bırakmış\nHz. Resul’de, bu göçe çok üzülmüştü\nHz. Muhammed(sav)  şöyle demişti; \nEy! Mekke senden ayrılmak bana zor gelir\nKendi, Özvatan’ından sürgün edilmek, \nBir düşünün, dünyaya rahmet olarak gönderilen\nRahmet Peygamberinin çektiği sıkıntıya bak\nPeygamber Efendimizin (sav.)  Medine’ye göç’ü \nÇok sıkıntılı, zahmetli ve hüzünlü olmuştur. \nMedine’ye varan, Nebi’yi Sallallahu Aleyhi Vesselem \nİlk işleri; Müslümanları kardeş yapmak olmuştur.\nMedine de,  Müslümanlar kardeş olmuşlardır.\nMedine de, bütün ihtiyaçları giderilmesine rağmen \nAshapların, içlerindeki sıla özlemi yinede dinmemiş\nAllahın Resulüyle her karşılaştıklarında; \nYa Resulullah; Biz ne zaman, Mekke’ye döneceğiz? \nYa Resulullah; Biz cenazemizi, buraya mı defnedeceğiz? \nGibi özlem belirten, sorulara muhatap olurdu.\nPeygamber Efendinizde, sıla özlemiyle yandığı için,\nBu sorulara suskun kalırdı ve bezende cevap verirdi.\nVatan hasreti, öyle bir özlem ki, tarifi mümkün değil.\nGöç kendi isteğinle değil, zorunlu ise bu özlem katmerli olur.\nGünümüzde de göç vardır, bazen isteğe bağlı bazen de zorunlu olur.\nHicretin en makbulü Allah(c.c)  rızası için yapılan göç’tür\nBu gün dünyamızda, savaşlarda can korkusuyla çok göç olur\nSavaşlar insanlığa, çok büyük zarar verir çok acılar çektirir. \nBazı Komşu Devletler veya Birleşmiş Milletler, bu göçlerin,\nSosyal yaralarını, hafifletmek için, çeşitli tedbirler alır.\nBu tedbirler, maddi olduğu gibi manevide olur.\nEski çağlarda, göçlere yardım edecek az sayıda devlet vardı.\nDolayısıyla, eskiden göç daha çok problemli olurdu.\nZamanımız da devletlerin yanı sıra, sosyal vakıflarda revaçta,\nBöylece göçlerdeki sıkıntıyı birazcık azaltabiliyor.\nAllah hiç kimseyi vatanında uzak bırakmasın \nHiç kimseye de vatan hasreti ve zulüm göstermesin. Âmin.\n\n\tAnkara- 28.04.2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hicri Yılbaşı",
        "poet": "İbrahim Günaydın 4",
        "poem": "\n\nAlemlere rahmet olarak doğan,\n  Nübüvvet nuruyla zulmeti boğan,\n  Resulün hicreti sulha armağan.\n  Bu hicri yılınız mübarek olsun.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicret Burcundan",
        "poet": "Erdem Bayazıt",
        "poem": "\n\nElveda Vatanım; doğduğum toprak\nBedenimin eczası; \nAkan suyu biten meyvası\nDamarlarımda kan olan! \nAcizlendiğimde gözyaşları dökerek\nÜstünde umutlar yeşerttiğim; \nSokaklarını, bahçelerini, çeşmelerini\nEzbere bildiğim.\nAnılarımın tarlası; \nKimliğimin mayası; \nÇocuklarımı büyüttüğüm; \nKadınımla paylaştığım; \nAnamı babamı emanet ettiğim toprak, \nElveda!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicretim Sanadır Ey Yar",
        "poet": "Haydar Okur",
        "poem": "\n\nher gecede yalnızlığın\ndeli bir sınavı başlar\nbir mengenedir zaman\nsıkar sıkıştırır dağ dağ\nkaranlıklar bitimsiz\nsevgine ihtiyacım var\nhicretim sanadır ey yar\nvisalim sana\nde bana yakamoz ışıltılım\nsenden özge kimim var\nışığım senden gelir\nesinim senden\nbana sevini gönder\nsevgine ihtiyacım var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicretindir Uzaklar",
        "poet": "Yusuf Bozan",
        "poem": "\n\nYaprak olmuş dudaklar,\nKurumuş yaz zamanı; \nDökülmüş, öpüşlerden uzak kalmaktan. \nNe bakılası bir yüz, ne tutulası bir el var artık. \nGöç vaktidir gönlüm. Toparlan! \nHicretindir uzaklar. \n\n tekil dünyalı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicret ile Hicran",
        "poet": "Murat Dağlıbeg",
        "poem": "\n\nHicret ile hicran arasında bir bağ vardır hüzünden \nMazi canlanınca göz pınarları sökülür bu yüzden \nHor görme nolursun üzerine bastığın kara toprağı \nÖyleydin, göbek bağı ile bağlandığın gibi o özden \n\nBir çığlık at, at ki duyulsun ta uzaklardan acı sesin \nSen unutamadığım tuzlu bir şakaktaki bir busesin \nHazanla kurumuş, rüzgarla savrulmuş bir yaprağı \nDalından kopardılar, durmayın fırtınalar şimdi esin \n\nSivas, 24.05.2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicri Yılbaşı",
        "poet": "Fatma Alageyik",
        "poem": "\n\nAyların nurani Muharrem geldi\nKutlu olsun bugün hicri yılbaşı! \nÇok kıymetli olan dört aydan biri \nKutlu olsun bugün hicri yılbaşı! \n\nMübarek bu ayda günahlar atın\nKutlu olsun bugün hicri yılbaşı! \nİhlâsla dolaşın ihlâsla yatın \nKutlu olsun bugün hicri yılbaşı! \n\nOn gün oruç tutun büyük sevap var\nİslam mekânları iblislere dar\nNe müjdeler gelmiş nebimizde yar\nKutlu olsun bugün hicri yılbaşı! \n\nMağfirete boğsun yaradan bizi\nAnlımızda kalsın secdenin izi\nVermesin kimseye acı ve sızı \nKutlu olsun bugün hicri yılbaşı! \n\nAnayı babayı candan üzmeyin\nHakk'ın mabedini sakın bozmayın\nKendi kendinize kuyu kazmayın\nKutlu olsun bugün hicri yılbaşı! \n\nHayırla yâd olur her bir zamanı\nYakıp yürekleri vermez dumanı\nYaradan yarattı koca ummanı\nKutlu olsun bugün hicri yılbaşı! \n\nFatma der zamanı etmeyin zayı \nDalga dalga vardır mü'minin payı \nDeğerlendirin bu mübarek ay'ı\nKutlu olsun bugün hicri yılbaşı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicri Yılbaşı Geldi",
        "poet": "Ali Sandıkçıoğlu",
        "poem": "\n\nBir senelik bir zaman:\nÖmürden kopup gitti.\nHiç farkına varmadan; \nHicri yılbaşı geldi...\n\nÇok mübarek bir aydır:\nİlk ay, muharrem ayı.\nBu ayda yaratmıştır:\nMevlamız bu dünyayı.\n\nEşhuru hurumdandır (1) \nMübarek ay, Muharrem.\nBu aya edğer veren; \nGörür ihsanla,kerem..\n\nMuharremin onuna:\nDerler Aşure günü.\nO günde Şehid oldu:\nPeyğamberin torunu..\n\nYaşlı dünya tarihinde:\nBir çok hadiser oldu.\nAdem  babanın tevbesi\nMuharremde kabul oldu.\n\nNuh tufanı kopmuştu:\nGeçmişte  Muharremde.\nİlk aşure  pişmişti:\nMuharremde  gemide..\n\nMevla korudu Halili(2) \nAteş yakamadı onu.\nÇiçeklerle doldu yanı.\nDinledi o an bülbülü...\n\nİsmail için bedel: (3) \nİbrahime koç geldi.\nİmtihanı  İbrahim a.s.\nMuharremde kazandı..\n\nMusa  kelimullaha:\nKızıl deniz yol oldu.\nFravunun elinden:\nİnananlar kurtuldu..\n\nBattı kızıl denize:\nMuharremde Fravun.\nAllah yardımcısıdır:\nHer zaman inananın..\n\nİdris nebi ve İsa (a.s.) \nGöklere çıkartıldı.\nLihikmetin  o anda:\nAy  yine Muharremdi.\n\nKuyudan çıkan Yusuf  (a.s.) \nMısıra vali oldu..\nBakılınca tarihe:\nAy yine Muharremdi.\n\nAhır zaman nebisi:\nMuhammedul, Mastafa:\nMuharreme hurmeti:\nAnlatmıştı ashaba..\n\nBol selam, sadakalar:\nVerelim aşürede.\nÇok çok hikmetler vardır:\nBilelim Muharremde..\n\nÇok fazla uzatmadan:\nAnlattım Muharremi.\nRabbım mübarek etsin:\nBizlere yeni yılı...\n\nKutlu olsun herkese:\nHicri yeni yılbaşı.\nBin dörtyuz yirmisekiz:\nGelen senenin adı...\n\nKaça ulaştı yaşın:\nHesap ettinmi Ali? \nBoşa geçirme sakın:\nMübarek Muharremi..\n\n1-Hürmet edilen dört aydan biri islamdan önce bu aylarda savaş bile yapılmazdı.\n2- İbrahim   aleyhisselam.\n3- İsmail aleyhisselama karşılık  ibrahim a.s. kurban edilmek üzere HZ. Allah c.c. gönderdiği koç.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicri yılı bilmezsiniz",
        "poet": "Hüseyin Parlakdemir",
        "poem": "\n\nHİCRİ YILI BİLMEZSİNİZ\n\n02.01.2016\n\nBir Muharrem geçti sessiz\nHicri yılı bilmezsiniz\nBizler nasıl müslümanız\nİslam dan da bi haberiz\n\nHicri yılı bilmez insan\nMilad için can veriyor\nYeter ey müslüman utan\nGörse sana kızar atan\n\nUnuttun Resul'ün göçün\nÇam süsledin yılbaşı için\nRakı şarap viski açın\nAğrıyacak birgün başın\n\nHicri yılı bilmez insan\nMilad için can veriyor\nYeter ey müslüman utan\nGörse sana kızar atan\n\nİsa inecekmiş nere\nŞam' daki beyaz minare\nSüslemeye sen çam ara\nKur'anı incele biraz\n\nHicri yılı bilmez insan\nMilad için can veriyor\nYeter ey müslüman utan\nGörse sana kızar atan\n\nHüseyin der Şam'mı çam mı\nİliminiz bu kadarmı\nResul'üm çam süsle dermi\nDaha nasıl uyanacağız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicrî Yılbaşınız Mübârek Olsun",
        "poet": "Mevlüt Bicik",
        "poem": "\n\nSevgili  Dostlar! \n    Bu gün Hicrî 1426 senesinin son günü, yarında Hicrî  1427 senesinin Muharrem-i şerîfinin birinci günü‘dür. Yani bu gece hicrî yılbaşı gece‘sidir. Daha güzel bir ifâdeyle“ Íslâm Âleminin,Müslüman olanların ihyâ ve idrâk ettiği mübârek bir gece‘dir.„\n    Íşte bu gün senenin son günü‘dür. Ínsanların amel defterlerinin bir senelik hesâbının kapandığı gün‘dür. Muhâsebe işleriyle meşğûl olan vazîfeli melekler,geçmiş bir senenin hesâbını,kitâbını yapıp,güzellikler ve çirkinliklerle, sevablarla ve günahlarla, hayırlar ve şerlerle yazılı ve resimli olarak doldurduğumuz geçmiş senenin defterini rafa kaldırdığı arşiv‘e bıraktığı bir gündür.\n    Yarın ise tertemiz daha hiç el değmemiş içine bir çizgi bile çekilmemiş bir defterin bizim adımıza açıldığı bir gündür. Kâdir-i mutlak olan yüce Rabbîmiz gecmiş senenin defterini hayırlı amellerle kapatmayı,gelecek senenin defterini de hayırlı amellerle açmayı cümlemize nasîb eylesin. \n    Ayrıca! Bu gece bir mazlûmun yüce bir insanın doğup, büyüdüğü, çocukluğunu,gençliğini geçirdiği, nîce hâtırâlara imzasını attığı,nîce taşına toprağına selâm verdiği, canından da daha çok sevdiği vatanından çıkarıldığı, kovulduğu,uzaklaştırıldığı bir gece‘dir.\n    O yüce insan; insanların en mükemmeli,beşeriyyetin efendisi,Allah‘ın habîbi,Abdullah‘ın yetîmi Muhammed Mustafa sallallâhü aleyhi vesellem‘den baskaşı değil‘dir.\n    Bu gece! O yüce insanın Cennet şehri güzel Mekkeden gözyaşlarıyla ayrıldığı gece‘dir. şöyle Mekkenin dağına çıkıp son kez Allah‘ın evi Kâbe-i Muazzama‘ya yaşlı gözlerle bakıp bakıp“ Vallâhi düşmanlarım çıkarmasalardı ben seni terketmezdim ey Mekke şehri, Vatan,Vatan,Vatan,Vatan sevgisi îmân‘dandır.„vecîzesini söyleyerek yalın ayak, başı açık, boynu bükük bir vaziyyette ayrıldığı, ayrılmaya mecbur bırakıldığı gece‘dir.\n    Ayrıca bu gece! Íslâmın dönüm noktasıdır.Zâhirî ve Bâtinî Íslâm devletine doğru giden yolun ilk adımlarının atıldığı gece‘dir.Tam  on senedir çekilen çîlelerin netîcesinde hira mağarasında (islâmın nüvesi,özü olan) tasavvufun,mâneviyyâtın H.z. Ebubekir‘e ögretildigi gece‘dir.Daha nîce nîce hâdiselere sahne olan müstesnâ bir gece‘dir.\n    Bu duygularla gece‘miz ve hicrî yılımız mübârek olsun diyorum sevgili dostlar….\n\nMevlüt Bicik\n30.01.2006    saat  15.55    Esslingen\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiçten sevgiler",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nyüreğimi kırdın\nen hassas yerimden incittin\nen hiçten sevgilerimle\n\nEylül  2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hicvederken sövmek yanlış mı?",
        "poet": "Fahrettin Petriçli",
        "poem": "\n\nBana göre sanatta kısıtlama olmamalıdır. Sanatçı hayatı olduğu gibi görmeye ve göstermeye çalışmalıdır. Aksi halde gerçeklerden sapmış olur. \n\nEdebiyatta sanatın bir dalı olduğundan gerektiğinde dalı budaktan sözünü kulaktan sakınmamalıdır. Evet sövmek güzel bir şey değildir lakin öyle zaman olur ki ne söylesen kâr etmez söyleyeni ve dinleyeni tatmin etmez. İşte böyle zamanlarda sövmek bazen cuk oturur. \n\nŞiirlerini bayıla bayıla okuduğunuz dinlediğiniz bir çok şairin aynı zamanda içinde küfür bulunan bir çok şiiri vardır. Şimdi ne yapacağız? Bu şiirleri şiirden saymayacak mıyız? Ya da artık o şaire tu-kaka mı diyeceğiz? \n\nÖrneklere Osmanlı döneminden başlayıp günümüze doğru yol almak istiyorum. Hicvederken sövmenin sadece günümüze has bir şey olmadığını göstermesi açısından bu tavır önemlidir. Nabi gibi Nefi gibi en usta ve en meşhur şairlerin bile sövdüğü bir çok şiirinin olduğunu bilmek lazım. \n\nBize Tahir Efendi kelp demiş \nİltifatı bu sözde zahirdir \nMâlikî mezhebim zira \nİtikadımca kelp tahirdir \nNefi \n\nBeylik talebinde bulunmuş bir alay (Hay) , \nBey(lik)  mi olur Ermeniden, vay gılırım vay! . \nNereden aldın fişek ile martini? .. \nSana beyliği kim verdi anasını s..tiğimin Artin’i \nŞair Eşref \n\nŞair eşref’e “Allah Adem’i yaratırken çamuruna saman kattı mı? ” diye soran, dalga geçen adama Eşref’in vediği cevap \n\nEy bana tıynet-î Adem'de saman var mı diyen, \nBir daha etme bana gel bu sual-î hamı \nBalçığında saman olsaydı eğer insanoğlunun \nÇatlayıp da yarık olmazdı ananın a.. \n\nUsta haciv Eşref’in bir çok şiirinde küfür bulunur. Sövmüş olması Osmanlı Türk edebiyatına girmesine engel olmamış aksine ününe ün katmıştır. \n\nDivan edebiyatının şaheser şiirlerinden birine bakalım. \n\nBEN SANA \nAzm-u hamam edelim, sürtüştürem ben sana, \nKese ile sabunu, rahat etsin cism-u can. \n\nLal-u şarap içurem ve ıslatıp geçirem, \nParmağına yüzüğü, hatem-i zer drahsan. \n\nEğil eğil sokayım, iki tutam az mıdır? \nLale ile sümbülü kakülüne nevcivan. \n\nDiz çökerek önüne ılık ılık akıtam, \nBir gümüş ibrik ile destine ab-ı revan. \n\nSalınarak giderken arkandan ben sokayım, \nArd eteğin beline, olmasın çamur aman. \n\nKulaklarından tutam, dibine kadar sokam, \nSahtiyenden çizmeyi, olasın yola revan. \n\nÖyle bir sokayım ki, kalmasın dışarıda hiç, \nDüşmanın bağrına, hançerimi nagehan. \n\nEğer arzu edersen, ben ağzına vereyim, \nYeter ki sen kulundan lokum iste her zaman. \n\nHerkese vermektesin, bir de bana versene, \nAvuç avuç altını, olsun kulun şaduman. \n\nSen her zaman gelesin, ben Vehbi'ye veresin, \nEsselamun aleyküm ve aleykümesselam. \n\nSümbüllüzade Vehbi Efendi’nin bir çok şiiri olduğu halde bu şiiri ile ün yapmıştır. Sövmesi onun edebiyatçı olmasına engel olmamış aksine belki katkıda bulunmuştur. \n\nBir başka divan edebiyatı şairi Nabi ise şöyle demektedir. \n\nKadı yaptu kademgâh mazarrat kalmasın tende \nDedi tarihini Nabi sıçarım hayratına bende \n\nHiciv denilince Nefi’yi unutamayız \n\nSİHAM-I KAZA'DAN \nGürci hınzırı a samsun-ı muazzam a köpek \nKande sen kande nigehbani-i alem a köpek \n\nVay ol devlete kim ola mürebbisi anun \nBir senin gibi deni cehl-i mücessem a köpek \n\nNe gune kaldi meded devlet-i Al-i Osman \nHey yazuk hey ne musibet bu ne matem a köpek \n\nNe ihanetdür o sadra bu zamanda ki anun \nOlmaya sahibi bir asaf-ı kerem a köpek \n\nHidmet-i devlete sair vüzeradan göreler \nBir fürumaye koca ayuyı akdem a köpek \n\nBu mahlallerde ki Bağdadı ala şah-ı Acem \nArz-ı rumu ede teshir abaza hem a köpek \n\nSattınız iki soysuz bir olup hanlığı \nKimseyi etmedünüz bu işe mahrem a köpek \n\nPaymal eylediniz saltanatın ırzını hem \nYok yere oldı telef ol kadar adem a köpek \n\nHiç hanlık satılır mı hey edebsiz hain \nTutalım olmamış ol fitne muazzam a köpek \n\nSen kadar düşmen-i devlet mi olur a hınzır \nNe turur saltanatun sahibi bilsem a köpek \n\nEhl-i dil düşmeni din yoksulu bir melunsun \nÖldürürlerse eğer can-be-cehennem a köpek \n\nBöyle kalur mu soysuzlar elinde devlet \nnoldu ya gayret-i şahenşeh-i azam a köpek \n\nHak götürdü arabı gitti hele dünyadan \nKim götürse akabince seni bilmem a köpek \n\nFile nacar meğer yükledeler tabutunu \nÇekemez cife-i murdarunu adem a köpek \n\nFiller de çekemezse ne acep laşeni kim \nVar mı bir sencileyin div-i mülahhem a köpek \n\nSen soysuz eşek ol kirli orospu yaraşur \nBindürüp sırtına teşhir edersem a köpek \n\nGörüldüğü gibi Nefi’nin küfürlü hicivleride mevcuttur. \n\nNedim ise şöyle diyor “Kız oğlan nazı nazın, şehlevend avazı avazın! ” Günümüz Türkçesine çevirirsek “Nazına bakınca insan seni masum bir kız sanıyor, amma iş sevişmeye gelince işbilen ve bu işin ehli kadınlar (fahişeler)  gibi sesin çıkıyor bu ne iş? ” Kıt’anın tamamı şöyledir; \n\nKızoğlan kızı nâzın, şehlevend âvâzı âvâzın, \nBelâsın ben de bilmem, kız mısın, oğlan mısın kâfir. \nBen olsam bir de mutrib, bir de tarf-i cûy-bâr olsa, \nHoş imdi bir de farzâ bir cüvân-i şîvekâr olsa. \n\nNecati Divanı’ndan; \n\nBen kocaldım gam-ı aşkınla yiğitlik bu mudur \nHele ey pîr olası yâr-i civânım Şeyhî. \n\nCem Sultan Divanı’ndan; \n\nCihân rindi oluptur Cem ki her dem \nGözü gönlü şarâb ile püserde. \n\nDivan edebiyatından son bir örnek vererek bitirmek istiyorum. O kadar fazla örnek mevcut ki hepsini yazmam konuyu sıkıcı yapmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Fırsati şöyle diyor. \n\nFırsatî sen bu semti bilmezsin \nEyleme gel bizimle yok yere ceng \nSana kaç kere dedim anlamadın \nSözde mazmûn gerekir â pezeveng \n\nOsmanlı edebiyatının son dönem ünlü şahıslarından Ziya Paşa’dan iki şiir \n\nHer şahsı harimi Hak’ka mahra mı sanırsın \nHer taç giyen çulsuzu Edhem mi sanırsın \nDehri ararsan binde bir adam bulamazsın \nAdem görünen harları adam mı sanırsın \nEn ummadığın keşfeder esrarı derunu \nSen herkesi kör‚ alemi sersem mi sanırsın \n\nBed-asla necâbet mi verir hiç üniforma \nZer-dûz palan vursan eşek yine eşektir \n\nVatan şairi Namık Kemal’in bir şiiri ile devam edelim. \n\nEdepsizlikte tekleriz \nKimi görsek etekleriz \nHak’tan ümit bekleriz \nNe utanmaz köpekleriz \n\nArkasından Tevfik Fikretten bir şiir sanırım yerinde olacaktır. \n\nFikrimi sarsmadı şimdiye değin \nArsızca sözleri bilmem ne beyin \nBana çifte atan şaşkın eşeğin \nKendi çiftesiyle beli kırılır \n\nKüfürlü şiir denilince akla ilk gelenlerden Neyzen Tevfik’i unutursak ayıp olur. Aslında bir çok şiiri buraya yazamayacağım derecede küfür dolu olduğundan en usturuplu olanlardan birini yazmakla yetiniyorum. \n\nKime sordumsa seni doğru cevap vermediler; \nKimi hırsız, kimi alçak, kimi deyyus! dediler… \nKünyeni almak için, partiye ettim telefon: \nBizdeki kayda göre, şimdi o meb’us dediler! .. \n\nHalk edebiyatımızda durum nedir acaba? Kısaca bakalım… \nKaracaoğlan “gül memeli” derken edepsizlik mi yapmış oluyor? \n\nEy Karadağ,melil melil kalasın \nAteş düşe,cayır cayır yanasın, \nDilerim Allah’tan bana dönesin \nAyrılasın gül memeli eşinden. \n\nKaracaoğlandan başka bir dörtlük; \n\nKarc’aoğlan der ki güzelin huyu \nHezaran çubuğa benziyor boyu \nAb-ı Kevser gibi lebinin suyu \nPeynirdir dilleri inci dişleri \n\nAşık Hasan’dan bir dörtlük; \n\nBoyu uzun beli ince \nMemeler benzer turunca \nYanak lale ağız gonca \nKaşları hilale benzer \n\nKul Mehmet’ten bir dörtlük; \n\nSoyunup giren koynuma \nRahimsiz gelmez aynıma \nSiyah zülfünü boynuma \nSalan dilberin kuluyum \n\nKazak Abdal en sevdiğim şairlerdendir. Türkü yapılmış meşhur şiirini görmezden mi geleceğiz? Edebiyat dışı mı sayacağız? Şiirden sadece bir kıt’a yazıyorum. \n\nEşeği saldım çayıra \nOtlaya karnın doyura \nGördüğü düşü hayıra \nYoranında avradını \n\nDadaloğlu’na bakalım isterseniz. Bakalım o ne demiş. \n\nİrili ufaklı insan piç oldu \nOnlar doğdu geçinmesi güç oldu \nAltı Arap atı şahbaz nic'oldu \nMamur sandım yalan dünya çürümüş \n… \nDadaloğlu'm der ki sözüm vasiyet \nBenim sözümü dinleyene nasihat \nBesmelesiz kazanılan piç evlat \nO da dünyada ziyankar imiş \n\nHalk edebiyatı manilerinden örnek vermeden olmaz. \n\nGel geç gönül yanına \nYar bana ettiklerin \nSanma kalır yanına \nGel yosmam sarılalım \nGelsin yanım yanına \n* * * \nAy gidiyor batmağa \nBende vardım yatmağa \nElim kötü alışmış \nMemelerin oynatmağa \n* * * \nKaranfil katmer olsa \nSevdiğim esmer olsa \nSevdiğimin dudağı \nAkşama iftar olsa \n* * * \nBedene \nGelir sular bedene \nSu yolcusu değilsin \nNe çıkarsın bedene \nEğil bir şeftali ver \nHayat versin bedene \n* * * \nMerdivenden insene \nYönün bana dönsene \nKoynundaki memenin \nBirin bana versene \n* * * \nMerdivenden inemem \nYönüm sana dönemem \nKoynumdaki memeler \nSahiplidir sunamam \n* * * \nBen ettim \nGör bir afet ben ettim \nHep kabahat bendedir \nNittim ise ben ettim \nAk gerdanı emerek \nBir küçücük ben ettim \n* * * \nGül memesin \nKoklayayım gül memesin \nBir dahı koklarım mı \nSolmadan gül memesin \n\nBir başka türküde şöyle denilmektedir; \n\nKamayı çektim kınından \nGel yakından yakından \nKoynundaki memenin \nBen gelirim hakkından \nHovarda çapkın yarim \nAk göbeğin altında \nKaldı benim nazarım \n\nGünümüzde de bir çok şair bir çok şiirinde küfür kullanmıştır. Aslında o kadar çok örnek var ki. Şimdilik fazlasıyla örnek verdiğimi düşündüğüm için konuyu daha fazla uzatmak istemiyorum. \n\nBu sözlerimden şiirde küfretmeyi savunduğum sanılmasın. Yeri geldiği zaman sövmeninde edebiyata dair bir konu olduğunu söylemek istiyorum sadece. Hiçbir şairin hiçbir şiiri küfrediliyor diye eleştirilmemeli diye düşünüyorum. \n\nDikkat edin şair diyorum. Henüz şiir yazmaktan uzak olan, yazdığı normal sözleri, beyitleri ve dörtlükleri okuyana sıkıntı veren ama kendini şair zanneden kişilerin sövmesini savunmuyorum. Edebiyatçı sövmeyi bile yerinde kullandığında edebiyattır diyorum. \n\nSon örnek Can Yücelden. Rahmetli Can ustanın bu şekilde sözleri ve şiirleri çoktur lakin yazmamayı tercih ediyor bir anısını naklediyorum. \n\nBir canlı yayında Duygu Asena Nazım Hikmet için kartpostal şairi der. Can Yücel’den jet gibi gelen cevap: \n\n-Kart sensin postal da sana girsin \n\nOlayın bu kısmı meşhurdur. Bir de gerisi var. Sonraki günlerde Can Yücel’den sözlerini geri alması istenir. Can Yücel lafı gediğine koyar. \n\n-Kartı aldım, postal kalsın.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiddet",
        "poet": "Hıdır Altaş ",
        "poem": "\n\nHiddetin yedi şiddetinde deprem gibi\nSallayacak neredeyse tüm memleketi\nYoksa senidemi yaktı sevda illeti\nBu öfken niyedir canım arkadaşım\n\nKöpürmüşsün azgın dalgalar gibi\nKim delirtti bu kadar kardeşim seni\nSüratlenmişsin namludan çıkan kurşun gibi\nBu hiddetin kimedir canım kardeşim\n\nŞahlanmışsın ahırdan çıkmış küheylan gibi\nÇok acı dökmüşsün içindeki derdini\nHınçla doldurmuşsun garip yüreğini\nBu hıncın nedendir canım arkadaşım\n\nÖfkenle korkutuyorsun Turhaniyi\nKulaklarında duyar gibi gür sesini\nEnsesinde hissediyor sıcak nefesini\nBu celalin sebebi niyedir be arkadaşım\n\nAŞIK TURHANİ-ANTALYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hidayete Davet (Akustik)",
        "poet": "Arslan Yılmaz",
        "poem": "\n\nHiç mi düşünmezsin insan bir kez aklınla\nİnsanlık nedir değerin nedir senin\nDomuz gibi kıskanma hayvan gibi ye,iç,yat\nAklım mı var sanırsın fikrin yok senin\nYakışır mı sana hiç idealsiz yaşamak\nEbedi alemin hani nirede senin\nTakılmışız oltaya boşa dersin çabalamak\n Evet zordur ama mücadelen yok senin\nDur ümitsizliğe kapılma tövbekar ol\nAllah'a aç ellerini alnını koy secdeye\nVasıl olacaksın sonunda sen de mutluluğa\nEbter diyen ebterlere saçacaksın nurundan\nTarih yazacak seni yaldızlı alfabeyle.\n\n       15.5.1984  SİVAS\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hıdırellez",
        "poet": "Oğuz Ateş",
        "poem": "\n\nO yükseldiğinde kameranın kadrajında Şehvetle \nyükselirdi yükselirdi yükselirdi ve...\n\nMeşaleyle donanmış ateş ırmaklarında, döker keder \nırmağa çingene çiçekleri. Dökülür kırılgan kelebek Kanatları. \nHıdırellez mevsiminde istiflenir çerçöp. İstiflenir defnelerle \nçiçek cesetleri. Taç Yapraklar İstiflenir saçlarında suların…\nmenekşeler açar tomurcuklarla şehvet. Patlayarak açılır \ntomurcuklu organı. Patlayarak açılır kahverengi çiçeği..\nAkar ateş ırmakları meşaleler harlanır. Dökülür uçuruma \nkurşuni kelebekler. Bekaretin virajından savrulup bariyere,\nşarampole düşer ateş ambiyansında şehvet. Peşkeş çekilince\naşka Çingene bekaretler; yırtılır kızlığı gelinciğin ve yiter \nçeker sizi dipsiz uçurumlara keder.... Çeker sizi bataklıklara \necel... Şehvetin girdabında boğulup kalırsınız; boğulup kalırsınız \nırmağında ateşin. Azabın muştusuyla ırmakta nefes nefes\nnefes nefes yanarsınız ey efkarlı çingeneler! döker keder \nırmağa o çingene çiçekler, meşaleyle donanmış ateşli ırmakta ne? \n\nO yükseldiğinde kameranın kadrajında Şehvetle \nyükselirdi yükselirdi yükselirdi ve...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hidayet",
        "poet": "İbrahim Durmuş",
        "poem": "\n\n“HİDAYETE ERDİM..? ”\n\nYaşadığımız topraklarda yani T.C. sınırları içinde; önceleri Musa ve İsa’nın göksel dinleri; \nAntik yunan, Mısır ve Mezopotamya dinleri/inançları; doğudan gelen göçmenlerin/istilacıların Şamanizm, Budizm gibi farklı inançlar var olmuş.\nVe sonra İslam.\n\nYaşadığımız topraklarda yani T.C. sınırları içinde; değişik çağlarda çok farklı kavimler yaşamış. Malum burası yolgeçen hanı, han da değil geçit yeri, köprü. Farklı dinler/inançlardan daha çok farklı kültürler/kavimlerin uğrak yeridir memleketimiz.\n\nDin ve Irk. Bu iki belirleyici ile insanlar birbirlerine sokulmuş ya da birbirlerinden kopmuştur.\n\nÖnce nesep, sonra mezhep var oldu.\nYani insanın kökleri/yapısı/kültür değerleri vardır. Sonradan bir şekilde inanç sistemlerinden birine girmek zorunluluğu/gerekliliği oluşmuştur. \n\nEğer girilen inanç sistemi İslam ise; gönüllü olsa da zorlayarak olsa da huşu ile, büyük bir özlemle kabul edilmiş sayılır. İki taraf içinde güzel bir çözümdür bu. Dini dayatan/zorlayan devreden çıkar, kendini unutturmuş olur. Dine giren ise o dinde iyi kabul görür, dışlanmaktan, horlanmaktan kurtulacağını düşünür. İşte bu yüzden; fakir, sefil, zorluklar içindeki insan toplulukları yaşadıkları veya geldikleri coğrafyada barınmak için islamlaşıyorlardı. \n\nZaman zaman fanatikler ağzından baklayı çıkarır; “dönmeler” diye aşağılayarak gündeme getirirse de; birkaç kuşak sonra dinin eşrafı ağır basar ve dönmelik unutturulur gider. Unutulur gider ama sonradan Müslüman olanlar, açık vermemek, aşağılanmamak için, çevreye karşı eskilerden daha iyi dindar olduklarını her fırsatta kanıtlama gayretini gösterir. Özellikle zorunlu sebeplerden dolayı yeni dini seçen ve nesebinin değerlerini atamayan/atmak istemeyenlerde daha yaygındır bu koyu Müslüman olma hastalığı. Demografik çalışmalarıdan derlenmiş çok örnekler olsa da, muhtedileri  zora sokmamak için kullanmamak taraftarıyız.\nGene de yurdumuzun güzel insanlarına bulaşmamak için makro düzeyde benzer bir örnekleme yapalım: Suudi/Vahabiler, İran’da/Şia molları ve Emevi ardılı/Sünniler  büyük bir rekabet içindedirler. Her biri kendisinin daha iyi Müslüman olduğunu kanıtlamak için alabildiğine keskinleştiler. Büyük olasılıkla da dinin özünü çiğneyip geçtiler. Ortadoğu’daki kargaşanın, geri kalmışlığın, katliamların hazırlayıcısı oldular.\n\nNesep derken kökeni/budunu/ırkı, mezhep derken de dini/inancı kastettik. Bazı çevrelerce dokunulmaz gibi algılanan bu iki belirleyicinin sınırları pek öyle belli ve kesin değildir.\n\nBizden örnek verelim. Selçuklular ve Osmanlılar döneminde fetih çok onurlu bir değerdi. O zamanın anlayışı öyleymiş. \nFetihte; büyümek, gelişmek, ganimet elde etmek için komşuna saldırıyorsun. Yakıp yıkıyorsun, talan ediyorsun, orada yaşayanların dünyasını karartıyorsun. Öldürüyorsun veya tehcir ediyorsun, kimliğini-inancını değiştiriyorsun. Neyi varsa sahipleniyorsun. Özetle oradaki hayatı alt-üst ediyorsun. \nŞimdiki insanlık ve ahlak anlayışına ne kadar aykırı, değil mi? \n\nİşte o fetihler sırasında büyük nüfus hareketleri, kimlik ve inanç değiştirmeler yaşanıyordu.\nFethedilen kentin insanlarının bir kısmı oradan uzaklaştırılıyor, yerlerine başka insanlar yerleştiriliyordu. Elbette ki direnmek olanaksızdı. Osmanlı bunu din eksenli yapıyordu. İbadethaneleri camiye/mescide çeviriyor, şehre din görevlilerini dolduruyor, islamlaşmaya hem zorluyor hem de kolaylıklar sağlıyordu.  Öyle ki, fethin ardından yetişkin kent nüfusunun dörtte biri gibi büyük bir rakamını din adamları oluşturabiliyordu.\nİslam’ı kabul eden herkes başkaca bir koşul gerekmeden kendini kurtarmış oluyordu. Ümmet devletinin tebaası, İslam dininin mümini oluyordu. Din birliği, padişah kulluğu, yenen ile yenileni bir anda eşitliyordu. Halk arasında Müslim ve Gayrı Müslim dışında başka ayıraç kalmıyordu.\nBöyle olunca kısa sürede ortak yaşam gelişiyor, evlenmeler, gidip gelmeler yaygınlaşıyordu.\nBuradan şu sonuç çıkarılabilir: \nMemleketimizde ırkçılık yapmak salaklıktır.\n\nİhtida, Hüda, Muhtedi ve HİDAYET.\n\nİhtida; inançsız iken veya başka bir dine mensupken İslâm'a girip müslüman olmayı ifade eder. İhtida eden kişiye muhtedi denir. Muhtedi ihtida ettiği zaman hidayete ermiş olur. Yani doğru yolu bulmuş, Hüda’nın peşine takılmış olur.\t\n\n“İslam’da zorlama yoktur” söyleminde direnilmesine rağmen İslam büyük oranda zorla kabul ettirilmiştir. Kelime-i şahadet getirene kadar baskı ve her türlü yöntem mubah sayılmış, ama kelime-i şahadet getirdikten sonra bütün kapılar açılmıştır. Elbette koyulan kurallara uymak, istendiği şekilde olmak/yaşamak kaydıyla.\n\nİhtida yani hidayete erme; sadece başka dinden veya dinsizlikten İslam dinine geçen, dini vecibelerden sorumluluk yeterliliğinde olan, yetişkinler için geçerlidir. \nBuradan da şu sonuçlar çıkarabiliriz:\n1.\tSon zamanlarda “Hidayete erdim” diyenler var ya aramızda; dinsizlikten, veya başka bir dinden İslam’a geçtiklerini söylediklerinin farkında değiller. \n2.\tBunu ya salaklıklarından, ya da bizlerin inancıyla alay edecek kadar din simsarı olduklarından yapıyorlar, ya da dinle alay ediyorlar. \n3.\tDini kendilerine mal edenler var. Din ticareti yapıyorlar. Zorda kalan insanlar da bu güç odaklarına mülaki olarak(yanaşarak)   içinde bulundukları yoksulluktan kurtulmaya çalışıyorlar. Maddi veya manevi dünyevi çıkar için hidayete(!)  eriyorlar. \n\n*büyükharman*\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HİDDETİ'Yİ SEVMESiNLER",
        "poet": "Binali Kılıç",
        "poem": "\n\nGururlular kibirliler\nHiddeti'yi sevmessinler\nGönül ocağı kirliler\nHiddeti'yi sevmessinler\n\nLüks koltuklarda kayanlar\nİnsanı hayvan sayanlar\nAdam gibi olmayanlar\nHiddeti'yi sevmessinler\n\nİçi kara dışı aklar\nKalitesizler alçaklar\nYiyitlikte payı yoklar\nHiddeti'yi sevmessinler\n\nUtanmazlıkta pişkinler\nHaramla karnı şişkinler\nİnançta yoldan şaşkınlar\nHiddeti'yi sevmessinler\n\nBinali dostunu tutar\nÖzlemiş burnumda tüter\nMevla'nın sevgisi yeter\nHiddeti'yi sevmessinler.......Binali Kılıç\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hıdırellez İkindisi",
        "poet": "Oğuz Kılıç",
        "poem": "\n\nO yükseldiğinde kameranın kadrajında şehvetle\nyükselirdi yükselirdi yükselirdi ve...\n\nMeşaleler istiflemiş ateş ırmaklarında, döker keder \nırmağa çingene isyankarlar…kelebek kanatları akıtır \nhep sonbaharr..hıdırellez mevsimine mühürlenir şiirbaz; \nHüznün konçertosunda sevdalarla dağlanır; cerahatlar fışkırtan \nkastanyetin yarası..efkarın darağcında papatya cesetleri \nAsılır müebbeten mapushane sularda..sularınyangınında\nŞehvet şavkımaları, doğurtur klarnetten sazende ikindiyi…\nHıdırellez mevsiminde istiflenir çerçöp. İstiflenir defnelerle \nçiçek cesetleri... yakamozlu sular kördüğüm saçlarına,\nDağlanan yaralar çağırır çingene makamında..enstürmantal\nPatlayan depresyon ıslıkları, cüzzamlı türküler besteler\nıssızlıkta…papatya ölüleri azapla çiçeklenir, pervane kanadının madeni yalazında.\ntomurcuklar çatlatır melankolik ağıtlar..sevda ağıtlarına \nçağrılır klarnetli acılar..meşaleler harlanır hıdırellez ırmağında.. \ndökülür uçuruma kanatlanan sevdalar..sazende makamında \nkurşuni kelebekler, yağmalanmış bedenlerin avazında can çeker..\nBekaretin virajından savrulup bariyere, şarampole düşer ateş \nambiyansında şehvet... Çingene avazında patlayan darbukalar,\nyarasını biriktirir cerahatlı yağmurda..Peşkeş çekilince aşka \nÇingene bekaretler; yırtılır kızlığı gelinciğin ve yiter.. çeker sizi \ndipsiz uçurumlara keder...Çeker sizi bataklıklara ecel... \nŞehvetin girdabında hanende iniltiler; çarmıhına gerer çivilenmiş \nçiçekler..sübyani yangınlarda ateş iniltileri, intiharın sancısına \ndilsiz uçurumlar eker.. Azabın muştusuyla sazlıkta nefes nefes; \nnefes nefes yanarsınız ey çingene pervaneler! döker keder sanrıya\ndağlanan çiçekleri, meşaleyle donanmış ateşli ırmakta ne? \n\nO yükseldiğinde kameranın kadrajında Şehvetle...\nIrmaklarda akar gider ateşli pervaneler! \n\nKurşuni kanatlara dökülür kelebekler..ateş mahlukları\nAkar Uçurum ıssızlığında..efkar kaburgasından doğar,\nhüzzamkarca acılar..hıdırellez ağıtından şehvetin kanatları; \nkatlolarak geçer rüzgar uğultusunda..sübyani acılarda kirlenir\nsevişmeler..taç yapraklarından kanar hüzünkar pervaneler...\nkabus ambiyansında nefsinin ateşleri; harlanır emmarenin\nuçurum sevdasında..klarnet gürültüsü semazence raks eder; \npervane esrikliğinde saçlarında suların..efkarın darağcında\nmüebbet mahpusluklar; medcezirce gidip gelir şavkında isyanların...\nböğürtlenler ezilir kelamın dağarcığında..hüznün senfonisi \nYapraklarda şavkır; uğultulu kanatların madeni ıslığında..tomurcuklu çiçekler \nşehvetleri besteler.. gövdelenmiş ergenliğin ikindi sularında..\nçingene klarnetin efkarına üflenir; tomurcuklar patlatan şehvetli \nvesveseler..zikir uğultusunda şeytani süvariler, melankolik girdaplara \nhıdırellezi eker..Çeker sizi bataklıklara ecel..çeker böğürtlen şehvetinden\nkadavradan çelenkler...ırmaklarda akarken kelebek cesetleri..doğardı\nküllerinden ankalar nefesnefes...ateşleri harlarken pervane türküleri; \nnefesnefes azapsınız ey efkarlı çingeneler! kederin savletinde yiter\nuçurum çiçekleri..meşaleler döken efkarlı türkülerde…\n\nVe O yükseldiğinde kameranın kadrajında Şehvetle \nyükselirdi yükselirdi yükselirdi ve....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hıdırlık kulesi macerası",
        "poet": "Sahra Aksoy",
        "poem": "\n\nRüzgar kullaklarımı doldururken,\nBir insan ağlıyordu,\nElinde birası hıçkıra,hıçkıra...\nAkdenize karşı...\nBir ses konuşmaya devam etti! \nMüzik kendince çaldı! \nBen kendi içimde çalkalandım! \nAntalya’yı meze olarak içtim.\nRakıyı manzara diye seyrettim.\nAşkı yanıbaşımda değil karşımda buldum...\nHayır dedim! gözlerine baktım! \nBir sürmede dudaklarıma çekti.\nSustum! \nVe bir insan ağlıyordu,elinde birası,\nAkdeniz'e karşı...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hıdırlıkta akşam",
        "poet": "Abdullah Gürbüz",
        "poem": "\n\nBeypazarı'na baktım sessizce\nBir yaz akşamında Hıdırlık'tan\nGüneş ufukta kaybolsa da\nYeni bir gündü sanki başlayan.\n\nMasalar tıklım tıklım dolu\nSerdim yere eski bir kilim\nAşağıda yaz yaşanırken\nHıdırlık bambaşka bir iklim.\n\nTam da karşımda duruyordu\nBoztepe'nin o dimdik yolu\nYükselişin timsali gibi\nEnginlerden zirveye doğru.\n.....\nAynı evin gelini gibi\nel tutuşmuş tarihi evler\nHepsi tek tip elbise giymiş\nSanki düğün için everler.\n\nAyvaşık'ın maneviyatı\nTepenin göğsünde Şeyh İvaz\nTakıldı bir nebze gözlerim\nDuyduğum ise farklı bir haz.\n\nNöbet değişti biraz önce \nsıcak gün ile serin akşam\nHiçbirşey eksik değil bugün\nHerşey çok mükemmel, herşey tam.\n\nVe ardarda kandiller yandı\nYeşili,sarısı,beyazı...\nEzanlar okundu hep birden\nGirdi vaktı akşam namazı.\n\nGeceye ayrı bir renk verir\nŞerefelerde süs kandiller\nAdeta bana hatırlatarak:\nYarın günlerden Cuma'dır der.\n\nUykuya dalmak ister gibi\nYürürken gece adım adım\nDaha yeni gelmişim sanki\nHala manzaraya doymadım.\n\nAbdullah Gürbüz (23 Nisan 2002)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hidivde Mor Bir Gece",
        "poet": "Haluk Cenk Batur",
        "poem": "\n\nTıpkı o şarkı gibiydi\nMor salkımlı sokak.\nMor bir salkım tanesiydi \nO gece Beykoz da gördüğüm.\nGelin belirsizdi.\nKıskandıracak derecede güzeldi.\nMorlar içinde bir gece\nBeykoz’da hüzün iniyordu gözlerime.\nSadece ben değildim sanki\nMor salkımda bakıyordu gözlerime.\nSevilen oluyordum galiba ilk defa\nİlk defa ben düşmandım aşktan yana.\nİyisin diyordu yalan da yok gözlerinde\nAma olmaz diyordu davul bile dengi dengine.\nArdından bakmak kalıyordu ve elini sallamak.\nHoşça kal Beykoz hoşça kal mor çiçeğim.\nMorlar içinde bir gece\nBeykoz’da hüzün iniyordu gözlerime.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hidrelez",
        "poet": "İbrahim Durmuş",
        "poem": "\n\nBir altı mayıs hıdrellezde Heybeli’nin Çamlimanı’nda şarap içtim köpek öldüren\n- kalafatı açılmış armuzlarından su alıyordu sandal-\n\nBir altı mayıs hıdrellezde İzmir’in Kordonboyu’nda kolombiyalı çocuklar seyrettim\nBir altı mayıs hıdrellezde izmaritlerden tütün sardım nezarette \n\nBir altı mayıs hıdrellezde halay çektim yıldızların altında\n-boyumuzu aşan alaz yansıyordu güzellerin şakaklarındaki\n ayva tüylerine-\n\nBir altı mayıs hıdrellezde yorgun posta güvercinine avucumda su verdim\n- darı yedirdim- Atlantik’te \n\nHer altı mayıs hıdrellezde Mezopotamya düşmüş demek  aklıma \nAsurlular büyüdükçe gelişen tanrılarıyla\nAsurlular dağıldıkça birleşen tanrılarıyla\n\nBugün beş mayıs\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hidrojenle-Oksijen",
        "poet": "İshak Özlü",
        "poem": "\n\nAh Canan ahhhh,\nHidrojen gazı ben,\nYanıyorum.\nOksijen gazı sen,\nYakıyorsun.\n\nAç Fizik sayfalarını,bir bak.\nHidrojenle-Oksijen,\nBirleşip su oluyor.\nOluyorda gönüllere doluyor.\n\nGeldigi yerde,\nYanan-yakan,\nSonuçta söndüren oluyor.\nSense Cananım,\nDünde yakıyordun,\nBuğünde........\n\nSen yakan,\nBen yanan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hıdrellez Kültür ve Bahar Bayramı  5",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nHıdrellez hazırlığı hem gelenek hem adet,\nBörek, mısır, yumurta poğaça ve peksimet…\n\nKuyruk denilen tepsi teferrüç de denilir,\nKalburüstü, peksimet, sütlaç ikram edilir…\n\nUğur gibi şeyler var yürekten inanılır,\nEv ev çok şey toplanır duayla Rab anılır…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hıdrellez ve Diriliş",
        "poet": "Önder Gül",
        "poem": "\n\n\t\tKURTULUŞ REÇETESİ VEYA HIDRELLEZ BAYRAMI\n\n\tÇiçeğin dalından koparılması gibi, gün geçtikçe kendi öz benliğimizden, kendi öz kültürümüzden koparılmışız. Koparıldığımızdan dolayı birilerinin ellerinde kalmaya mahkûm olmuşuz. Koparılmışız diyorum ama kopartılmak veya kopmak için azda gayret sarf etmemişiz. Daha sonraları da koparıldık diye feveran etmemiş ve boynumuzu büküp hangi vazoya koyarlarsa orada usulce ölümü beklemeye koyulmuşuz. \n\n\tBir bitki her türlü soğuğa rağmen kendi öz benliğini yitirmiyor ve baharın ısı ve ışığı ile toprağın derinliklerinde olsa da filiz verip ben buradayım diyebiliyor. Atalarımız yıllar boyu bu filiz vermeyi, bir diriliş ve toplanma günü telakki edip belirlenen mekânlarda toplanmayı ihmal etmemişlerdir. İnsanlar “Hıdırlık” diye bilinen ve günümüzde mesire yerleri olarak adlandırılan mekânlarda toplanırlarmış. Belirlenen günlerde hep birlikte güzel bir ziyafet hazırlayıp yaptıktan sonra dinin kutsallıkları vasıta kılınarak bir yıl boyu sağlık, sıhhat için dua ve niyazlarda bulunurlarmış. Daha sonra toplumun büyükleri söz alır toplumun huzurlu ve sağlıklı bir şekilde hayat sürmesi için görüş beyan edermiş. Herkes görüşünü beyan ettikten sonra çıkan istişareden toplumu ayakta tutacak kurallar konurmuş. Yaşlısı, çocuğu, fakiri, yetimi, öksüzü vb. gibi toplumu oluşturan bireyler için ne gibi koruyucu ve kollayıcı önlemler alınacağı kararlaştırılır, mutlu bir toplum olma yolunda adımlar atılırmış. Hatta bu hıdrellez günlerinde genç kızların kimlerle evleneceği dahi kararlaştırılırmış. Böylece bu bayram günleri, herkese bayram niteliği taşırmış. Flört olarak nitelendirdiğimiz, aile kurmadan yuvayı yıkacak tüm etmenler de böylece ortadan bu şekilde kaldırılırmış.\n\n\tYıllarca devam eden bu kültür ve geleneğimiz, insanlar arasında birlik, bütünlüğü sağladığı için olsa gerek bir şekilde unutturulmak istenmiştir. Bunu yapanlar teknolojiyi de kullanarak insanları çağdaşlaştırma adı altında canavarlıklarını gizleyerek toplumu yok eden katiller ve caniler yetiştirmeye devam etmektedirler. \n\n\tÇok değil, sadece on-on beş yıl önce kendini sevdirmek için gülücükler saçan çocuklarımızı toplum olarak sahip çıkmadığımızdan canavarların ellerine düşerek, sevimli olan o yüzler artık topluma silah doğrultan, canlar alan, yuvalar yıkan ve anneler ağlatan katiller olmuşlardır. Sevmeye doyamadığımız bu simalar, birilerinin zehir saçan elleri olup toplumu zehirlemeye itilmişlerdir. Allah aşkına on-on beş yıl önceleri gülücük atan bu yüzlerin şimdi barut kokması onların mı yoksa bizlerin mi suçudur? Bu kişilerin on-on beş yıl önceki fotoğraflarını bulup baktığınızda her zaman olduğu gibi yine hep birilerini suçlayarak kendinizi aklama yolunu mu tercih edeceksiniz? \n\n\tYine sizlere söyleyeceğim çok değil, sadece on yıl önceleri yüzlerinin güzelliğine doyamadığımız, saçlarını okşamaya kıyamadığımız, bakışlarındaki mutluluğu anlatamadığımız kız çocuklarımızın yine onlara sahip çıkamama, onlara kol kanat olamama neticesinde birileri tarafından özgürlük şemsiyesi adı altında, şimdilerde kişiliğini, dişiliğine, dişiliğini de bedenine kadar indirgeyerek birer lolita olduklarını gördüğümüzde, yine onları suçlayacak ve günah keçilerine günahlarınızı atarak kendi günahlarınızdan kurtulabilecek miyiz? \n\n\tAllah’ınız aşkına, peygamberlerinizden aldığınız öğütler hatırına, tarihimize mal olmuş büyüklerinizden öğrendiklerinizin hakkına, imanınızın ereği vicdanınıza sorun bakalım, toplumumuzun bu hale gelmesinde, hep başkalarımı suçludur? Vicdanlarınız kendinizi gönül rahatlığı ile aklıyorsa sözüm yok size.. \n\n\tAma azıcık bir vicdanınız varsa oturup kendi kuytu köşelerinizde ağlayacağınıza öğrendiklerinizin hakkı için baharda yeşeren tüm bitkiler gibi her şeye inat filiz sürün. Onların gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olun. Bunları olun ki her şeyin yaratıcısı da sizlerin eli, ayağı ve gözü olup, tutup sizi düştüğünüz yerden kaldırsın. Hakkı koyduğu yerlere sizleri de koysun. Dönüp ister şanlı tarihinize, ister kutsal öğretilerinize bakın bunlar ulaşılması zor şeyler değil..\n\n\tToplumu ayakta tutan tüm gelenek ve kültürel etkinlikler hiçbir din tarafından tamamen reddedilmemiştir. Hıdrellez kutlamaları da ne Hıristiyanlık, ne de Müslümanlık tarafından yasaklanmamış ve günah olarak addedilmemiştir. Sadece dinin temel ilkeleriyle bağdaşmayan noktaları ıslah edilerek bu geleneklerin devam etmesine olanak sağlanmıştır. Çünkü dinler topluma mal olmuş gelenekler inanç değerleri ile çatışmadığı sürece hep olumlu olarak görmüşlerdir. Hıdrellez kutlamaları da toplumsal birlik ve beraberliği sağlaması hasebiyle tüm dinlere (ister batıl olsun, isterse dini olsun)  ek motor görevi yapmıştır. \n\n\tToplumu ayakta tutacak etkinliklerin ismi ne olursa olsun, ismine takılmadan desteklenmesi ve toplumsal barışta birer merdiven görev yapmasına olanak sağlanmalıdır. Hıdrellez de tarih boyu üslendiği misyonu devam ettirilmek kaydı ile yaşatılmaya devam ettirilmesinde toplum açısından büyük yararlar görmekteyim. Toplumu düştüğü bu bataklıktan kurtarmada büyük bayram yaşatacaktır. İnsanlarımızın yüzü baharda doğanın yüzünün güldüğü gibi gülecektir. Toplumsal barışa destek sağlayarak topluma karşı toplumdan çıkmış anarşist kişiliklerin yok olmasına olanak sağlayacaktır. \n\n\tBarış ve diriliş getirmesi temennisiyle tüm insanlarımızın bahar bayramını (Hıdrellez)  kutlar, sağlık ve mutluluklar temenni ederim..  \t\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hıdrellez Kültür ve Bahar Bayramı",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nMayısın altısında Hıdrellez hatırlanır,\nBir bahar bayramıdır canla başla kutlanır…\n\nİslam ülkelerinde özellikle Türklerde,\nHatırlanır, anılır dillerde yüreklerde…\n\nÇocuklar sevinçlidir ailelerse mutlu,\nBir resmi tatil gibi katılım tam coşkulu…\n\n(2012)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hıııııırsıııııız Hııııırsıııız!",
        "poet": "Kıymet Uysal",
        "poem": "\n\nDağ gibine ama dağ da\ntıııııın tııııın tın tın.\ngiriyor mağarasına salaklar\nsandıkları dağın\noysa içi boş görüntü hoş mu hayır\nAaaaaa! içi bekçi elinde bir tek pirinç\nAaaaaa! yediriyor salağa\nSalak dağa sessiz\nSalak tarihe pis bir iz\nDağ mı ulan içi boş\nSenin gibi aptala hoş.\nKoş geber her yer cennet sandın\ncehennemde yandın \nzırlama şimdi\nsanma dindi yetimin ahı\nsanma fırtına dindi\n.\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hıfz Edin Evladım Siz Bu Vatanı",
        "poet": "Kağızmanlı Cemal Hoca",
        "poem": "\n\nHıfz  edin evladım siz bu vatanı\nSâyenizde bizim devrânımız var\nZikr edin daima ism-i Rahman’ı\nBizim sığınacak Sübhan’ımız var\n\nKahraman olanın beslenir yurdu\nÇok kahraman düşmanları devirdi\nArslan bırakır mı yurduna kurdu\nPençesinde polad kalkanımız var\n\nKavi kalbli olun gûş verin bana\nArslan gibi pençe salın her yana\nYüz on dört surede innâ fetahnâ\nSancakta yazılı Kur’ân’ımız var\n\nOn altı senelik taze bir gülüz\nGazi Paşa bağçesinde bülbülüz\nMuhammed’e ümmet Allah’a kuluz\nEnbiyalar şahı sultanımız var\n\nLozan sarayında hükümler veren\nDüşman sinesine yumruklar vuran\nYıkılmaz binanın himini kuran\nYavuz ünvanında bir hanımız var\n\nGel berü ey hain sözün varısa\nEl uzatma bahtın sana yarısa\nÇakmaktan ataşlar parıldarısa\nYandırır cihanı gümanımız var\n\nBaşımızda hep bu bahtıyarımız\nYaşasın kurbandır külli varımız\nDüşmanlara darbe vurmak kârımız\nBiz Türk evlâdıyız vicdanımız var\n\nCemâl Hoca aşkın dağlardan aşır\nBütün Arap ülkelerine taşır\nDin cûş eder cümle İslâm birleşir\nCihangir olmağa nişanımız var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikaye",
        "poet": "Jeff Abbott",
        "poem": "\n\nBunca sene aynı hikaye\nÇay, sigara, dert, keder\nGözlerini son kez görebilsem\nGörmeden, görmeden seni ölmem.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikaye",
        "poet": "Hamza Korkmaz",
        "poem": "\n\n\nbende biriken bu zamanlar\nkülüdür bir izmaritin\nkirlenir ufkunda yalanlar\ngece  ellerini ayıplar\nher yerinden irin akar \ngece yaş tütün kokar\nyorar satır sonlarının özlemi\nbir cümle daha kursan ne çıkar\n\nbeklemek en iyi bildiğimdir\nyüzünün yerinden sonra\nçizgilerin hep aynı yerde biter \nbu keskin iniltiyle beraber\n\nbeklemem aynı yerde\nıslatır yine de \nbir sicimdir yağar endişe\nbahtına sisler düşer şehrin\nmeyillidir gitmeye elin\nbu yokluğu var edendir\nbir kuruntuya mecbur eder\nacıyı sevdirir hissin\nelin mutlaka bir yerinde geçer \nbu hikayenin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikaye",
        "poet": "Oğuz Özyurt",
        "poem": "\n\nMahsus mu tüm hikayede kahraman yalnızlığı,\nZora ki hüzün salınır ucundan sarkarak evrenin,\nDolanır bacaklarına düşme hissi,\nSarsılarak şiirin herhangi bir dizesinde,\nKaybolur mana, karışır isimler.\n\nŞaşkın soru doğar her devinim sonrası,\nMaksatsız, yalandan sürer hikaye.\nKahraman tekdüze, yalın,\nAnlatır yaşamı kendi bildiğince,\nMana toz duman, kalabalık bir harman,\nTutarak elinden en sıkı yerinde hikayenin,\nAnlam yükler yalana kardeş.\nAmansız bir yükleniştir bedene,\nRuha,\nÖzgüvene....\n\nSalınır tekrar kıyısından yaşamın,\nSelam verir gülümseyerek,\nApaçık....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikaye",
        "poet": "Şair Mahcubat",
        "poem": "\n\nuzun ince bir hikaye olsam sana varan\nokundukça istenen istendikçe yaşanan\nsonu hep bilinen o mutlu son olsun\nvarsın bu hikayede diğerlerinden çalınsın\nama içinde sen olsun benim olsun\nkötü adama gerek yok hikayede \nzaten ayrılık, hasret yeter kötülük için\nbaşkasını zaten kaldırmaz bu hikaye\nsen hikayenin anlatılmaz güzeli\nben hikayede nerde olsam önemli değil \nister kahraman yap beni ister prens\nistersen sadece figüran olayım ama\nsenden uzak olmasın ne olur hep senle\nyazılması zaten istenen  bir hikaye bu\nyaşaması kolay diye umud ederim \nsenide benide bu hikayeye beklerim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikaye",
        "poet": "Muzaffer Çavdar",
        "poem": "\n\nbır gın parkta otururken gozume dılencı kılıgında \nbır kadın takıldı\nyuzu gozu tanınmayacak sekılde bır kadın\nve ellerını acmıs oylece beklıyordu orada \ndıkkatımı cektı onun tavırları bır muddet sonra\nbır genç yaklastı ve cebınen bır mıktar bozuk para cıkarıp\nkadının avuclarına bıraktı\nkadın gencın suratına baktı, baktı \ngenc uzaklaşmaya basladı kadın da aglamaya bu benım ılgımı daha cok cektı\nve kadının yanına gıttım. \nneden aglıyorsun sevınmen gerekırken dedım yuzume baktı ve ben dılencı degılım dedı\ndedı ve kacmaya basladı. bende pesınden devam ettım bır sure yurudukten sonra dondu ve benı farketti. ne var ne ıstıyosun benden dedı. Ben ben sadece sıze yardım etmek ıstedım.ılgımı cektı sızın bu durumunuz.dedım.Kadın hıckıra hıckıra bır banka oturdu ve basladı anlatmaya\nAdı sevda ımış  yıllar once bırını sevmıs ALI adında tabı alıde onu cok sevmış\nmutlu mutlu yaşamışlar. ama gunun bırınde sevda o parkta oylece oturdugu yerde alısını beklerken, beklerken hemde evlılık teklıfını kabul edecegını soylemek ıcın beklerken.Alı bır başka kadınla sarmaş dolaş gecı vermıs sevdanın karsısında sevdayı bıle farketmeden.Sevda öylece yıkılıp kalmış orada genclığı ve haYALLERI TUKENMIS TI ARTIK BITMISTI HERSEY saatlerce aglamış orada öylece.Ve sevda her yıl 14 şubat alı ıle tanısma gunu vede sevgılıler gunu dolayısıyla o parka gıder orada oylece oturur saatlerce avuclarını acar ve allaha dua edermış Alısıne kavuşmak ıcın. ve herseferındede gencın bırı buradan gecer ve sevdayı dılencı sanıp avuclarına para bırakırmış.sevdada o gencı gordukten sonra aglamaya başlarmıs.sımdı aradan yıllar gecmesıne ragmen bıtmeyen bır sevgı ve hala gozlerı acılmayan bır Alı gelıp gelıp SEVDA nın avuclarına para bırakıp gıdermiş.\nYa işte sevda aglamasında kım aglasın dedı ve gıttıı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikaye",
        "poet": "Fatma İlan",
        "poem": "\n\nKimi hikayeler, \nNeşe verirken dinleyene, \nAnlatanı boğar hüzne. \n\nBen anlatan, \nHer daim hüzünlenen. \nSen dinleyen, \nHüznümle neşelenen. \n\n(İzmir, 15.03.2005)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikaye -3- ASİL YÜREĞİN SEVDASI..",
        "poet": "Filiz Kayan",
        "poem": "\n\nZümrüt adını  yemyeşil gözlerinden almıştı.Ona bu adı babası takmıştı.. 3 yaşında geçirdikleri korkunç trafik kazasından sonra ailesini kaybetmiş babaannesinin yanında büyümüştü. Babasını ve tabi ki annesini çok özlüyordu Kazadan ona kalan tek anı sakat bacağı ve yaşlı babaannesiydi.Babaannesi oldukça varlıklı bir kadındı. Torununa kendi evladını kaybetmenin verdiği acıyı bile hissettirmemişti onca yıl.\n  Zümrüt  zayıfça  solgun yüzlü bir genç kızdı.Son zamanlarda hepten solmuş içine kapanmıştı.Babaannesi gözünün nuru  torunundaki  farklılıkları hissetmeye başlamıştı bile.Biricik torunu büyüyordu artık. Odasına kapanıp saatlerce bilgisayarı başında bir şeyler yazıyordu.Hiç arkadaşı yoktu genç kızın.Sakatlığı onu hep bir adım geri bırakıyordu çünkü.. Bacağı yüzünden koşamamış ip atlayamamıştı yaşıtları gibi.Dolayısıyla da hep yalnız kalmıştı..Bunca  acımasızlığına rağmen hayata sevgi ile bağlıydı. Sevgi dolu bir genç kızdı.\n  Nihayet son zamanlardaki sıkıntının sebebini çözmüştü yaşlı kadın.Bilgisayarda tesadüfen okuduğu aşk şiirlerinden sonra. Zümrüt mahallenin yakışıklısı Ali’ye gönlünü kaptırmıştı. Ahh diyordu.Ahh ona bir layık olabilsem.Aklına girsem..Gönlüne düşsem.Rüyası olsam..Belki bir  gün fark edileceği umuduyla hep beklemişti.Sessizce gizlice uzaktan sevmişti.İmkansız olduğunu bile bile.Fark edilmeyeceğini göre göre.Bir dilenci olmuş kapısında bekliyordu sanki.Bir yudum mutluluk bir içimlik aşk için…Her gece erkenden yatağa giriyor.Gözlerini sımsıkı kapıyor ve bekliyordu…Hadi hadi sevgilim gel gir rüyalarıma.\n  Ali oldukça yakışıklı dikkat çeken bir gençti.Sosyal ilişkileri de buna bağlı olarak oldukça faaldi. Etrafında her zaman bir arkadaş çemberi olurdu.Oldukça da zekiydi. Zümrüt’ün ona olan ilgisini fark edecek kadar…Usulca bir avcı edasıyla sokulmaya başladı ürkek ceylana.Zümrüt’e bacağının sakat olduğunu bile unutturtmuştu Ali.\nBaşına geleceklerden habersiz bu tehlikeli yakınlaşmanın heyecanını yaşıyordu kendi saf dünyasında genç kız.   Öyle ya sonunda gelmişti beklenen. Bakışlarda özlenen.Ateşlerde közleyen..Gelmişti …Hayatına girmişti ya.. Ne önemi vardı varsın benim kadar sevmesin.Varsın benim gözümle görmesin.Benim sevdam ikimize de yeter diyordu.O benim nefesim diyordu.İnsan nefes almadan yaşabilir miydi ki… Pek güzel değildi ama yüreği  asildi sevdası asildi Zümrüt’ün.\n  3 hafta olmuştu uzaktan bakışmalar ve kaçamak gülüşmeler artık yerini  el ele  dolaşmalara bırakalı.Zümrüt Ali’sine sevgisini aldığı pahalı hediyelerle  yazdığı aşk şiirleriyle ispatlamak için adeta çırpınışken  Ali alınan hediyeler ve kendisi için yazılmış şiirleri arkadaşlarına göstererek saatlerce eğleniyordu. Vefasız sevilen asil yüreğin sevdasını kullanmayı aklına yerleştirmişti bir kere.Hiç sevene bu yapılır mıydı.Sevdalı yürek böylesi yaralanır mıydı.\n   Yoluna kazdığı çukurları ancak içine düşünce fark edebilecekti.Oysa ki onu sevdikten sonra yaşam bulduğuna inanmıştı.Oysa ki onu delicesine sevmişti.Oysa ki onu ölümüne sevmişti Zümrüt..\n  O gün tesadüfler sonucu ertesi günün Ali’nin doğum günü olduğunu öğrenmişti genç kız.Yaşlı babaannesinden saklamıyordu artık yaşadıklarını.Harçlığını henüz iki gün önce almış olmasına rağmen tüm şirinliğini takınarak borç para bile istemişti hediye alabilmek için.Çok heyecanlanmıştı.Bu onunla yaşayacağı ilk kutlama olacaktı..Babaannesinin tüm  uyarılarına rağmen hediye almak için evden çıktı.Vakit çok geç değildi  ama kış mevsimi olduğundan hava erken kararıyordu.Yaşlı kadını da rahatsız eden buydu.Ama  Zümrüt’ün hevesini kırmak istemediğinden gönülsüz de olsa dışarı çıkmasına izin vermişti. Ardından taksiyle git gel kızım diye seslenebilmişti  sadece.Sokağın başındaki taksi durağına doğru ilerledi Zümrüt.O an içinden  Ali’sini görmek geçti. Akşamları taksi durağının karşısındaki cafeye takılırdı arkadaşlarıyla. İşte zaten oradaymış dedi.Kahkahalar sokağın başından duyuluyordu.Ali yüksek sesle Zümrüt’ün yazdığı şiirlerden birini daha arkadaşlarına okuyor her satır başında da  kahkahalara gömülüyordu.Adımları eskisi kadar hızlı değildi artık Zümrüt’ün okunan şiir çok tanıdıktı.Ama gülüşmelere anlam verememişti.Hem neden ona yazdığı  özel duygularıyla yoğurduğu bu şiiri başkalarına okuyordu ki Ali…Arkadaşları  Zümrüt’ü fark etmiş Ali’yi uyarmaya çalışmışsa da şiire dalan genci zamanında susturamamışlardı. Artık kimse gülmüyordu.Ali başını kaldırdı  neden sustunuz dercesine arkadaşlarına baktı ve tabi ardından arkasına.Bir çift hüzünlü göz.Yemyeşil aşk dolu  bakan gözler  yerini uçurumlara bırakmıştı o an.Zümrüt yüzüne onlarca tokat yemişçesine sersemlemiş olduğu yerde donup kalmıştı.Ne geri ne ileri   kımıldayamıyordu.Ali’nin de ondan bir farkı yoktu. Belki de ilk defa onun sevgisinin boyutunu anlamış utancından nefes bile alamıyordu.Bu sahneyi Zümrüt’ün sendelemesi bozdu duvara yaslanmasa yere yığılacaktı.Hiçbir şey demeden sık adımlarla oradan uzaklaştı.Eve doğru hızlı ama aksak adımlarla giderken aklına koymuştu yapacaklarını genç kız belki de.Ali’nin kendine gelmesi  ise birkaç dakika daha sürmüştü.Aslında arkadaşlarının kahkahaları onu kendine getirmişti.Susun diye bağırabildi sadece.Ardından hızla koşmaya başladı Zümrüt’ün peşinden.Kendini kaybetmişti o kadar ki  yolu uzattığının farklına bile varamamıştı.Sen aptalsın oğlum  sen aptal diyordu sürekli kendi kendine.Zavallı Zümrüt  bunca yıl hayata sevgisiyle azmiyle direnmiş ama bu  onur kırıcı durumu hazmedememişti. Yaşlı kadın eve geri dönen torununa sorular sorarken Zümrüt hiçbirini duymuyordu bile. Odasına girmiş birşeyler karalamıştı son kez. Sonra boğazını sıkan görünmez ellerden kaçarcasına balkona fırladı.Ardından da kendini boşluğa bıraktı.Sessiz sokak Zümrüt’ün yere düşerken çıkarttığı sesle yankılanmış yaşlı kadın olayın farkına o an varmıştı. Ayakları çözülmüş olduğu yerde yığılmıştı.Sadece bağırıyordu bir ana yüreğinin feryadı ile.\n-Ne yaptın sen prensesim! bebeğiiim! \n Ali o hırsla almış başını gitmiş iki sokak ötedeydi.Ben nasıl buraya geldim diyordu.Aklı başında değildi hala.Zümrüt’ün evine doğru yöneldi.Eve yaklaştıkça feryatlar duymaya başlamıştı.Evet evet bu yaşlı kadının sesiydi ne olmuştu da böyle bağırıyordu.Kalabalığı yararken göreceklerini hayal bile edemezdi aslında.Zümrüt öylece yerde yatıyordu.Düşmenin tesiriyle başının altı kan gölüne dönmüştü,Gözleri açıktı ve sanki onu bekliyordu kapatmak için.Öyle de olmuştu Zümrüt son bir vefa göstermiş Ali’yi beklemişti.Usulca kapanan yaşlı gözlerinde yine o büyük aşkı görmüştü genç çocuk.ardından biri şakaklarına süzülen diğeri gözünün kenarında biriken iki damla yaş ile yapılan son veda….\n  Sanki süzülen o iki yaş Ali’nin yüreğine akmış asit gibi yakmıştı onu.Gitme bırakma beni ne olur..Aşkıııııııııııııııııım………Ali’nin iç yakan bu feryadı sokakta sabaha kadar yankılandı sanki \n  Daha sonra bulunan Zümrüt’ün masasındaki kağıt parçası aslında onun Ali’ye yazdığı son şiir olmuştu.\n\nKolay değil bir anda seni silmek \nKolay değil bu aşktan vazgeçebilmek \nAz buz değil yaşananlar biliyorsun \nUnutmak mümkün mü sanıyorsun \nFarzet ki sen benim kadar sevebilseydin \nBu kadar çabuk çekip gidemezdim \nBenim kadar seni seven biri olursa \nSözüm söz seni o gün affederim\n\n\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikâye",
        "poet": "Erdal Sayıl",
        "poem": "\n\nBin bir sevda ve acı, \nÖmrün yemişi oldu... \nGarip gönlün ilacı; \nMesleği, işi oldu...! \n\nBaştan ayağı neşe, \nAldırmaz üçe beşe, \nBazende köşe-köşe; \nRüzgar esişi oldu..! \n\nGün gelir ağlıyordum, \nSel gibi çağlıyordum, \nGönüller dağlıyordum; \nNeşe el işi oldu..! \n\nHırslıydım, azimliydim, \nÇalışkan, verimliydim, \nGözlere sevimliydim; \nSevdiğim kişi oldu...! \n\nDermek istedim hızla, \nAlmam bu kadar nazla, \nİşte sevdiğim kızla; \nAşkın bitişi oldu...! \n\nErdal Sayıl\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikaye",
        "poet": "Ferit Battal",
        "poem": "\n\nzamanın birinde padişahla vezir bir iddiaya girerler\niddianın sebebi şu\n\nasılmı üstündür yoksa usul mu padişah asil der\n\nvezirse uslulu der\n\nher iki kişide hakikatin ispatının kabulü için belirli bir gün tain ederler\no günde padişahla vezir iddialarının ispatına gidecekler\n\nve her ikiside iddiaların kabulü için çalışmaya başlar\n\npadişah saraydaki hizmetlilere vezirin ne iş üzerinde çalıştığını sorar\n\nsaraydaki hizmetliler padişahım bir kediyi eğitim veriyor  diye söylerler\n\nnasıl bir eyitim  veriyordiye sorar\n\nkediye hizmet eğitimi öğretiyor  derler\n\npadişah tamam der\n\nve hizmetlilere emir vererek bir fare yakalanmasını ister\n\nve bir fare yakalattırır\n\ngün geçer ispat günü yaklaşır\n\nbu sefer vezir hizmetçilere saraya bir yemek sofrası hazırlayın diye emir verir\n\nve sofra kurularak hazırlanır\n\npadişahla vezir sofraya otururlar\n\npadişah vezire dönerek hadi vezir usulün üstünlüğünü ispat et der\n\nvezir kediye dönerek hadi kedi hizmet etmeye başla\n\nkedi hizmete başladığı an padişah\nfareyi getirttirir\n\nkedi elinde sofraya yemek  getirdiği an padişah kediye pisi pisi pisi diyerek kediye fareyi göstererek fareyi yere bıraktır\nfareyi gören kedi elindeki kabları yere atarak farenin peşine düşer\n\nbu olaydan sonra padişah vezire dönerek vezir efendi\n\nhangisi üstündür \nve kendi sorusuna yine kendisi cevap verir\n\nsen ne kadar kediyi eğitip bir şeylerde öğretsen bile\n\nkedi yine asaletinden geleni yapıyor  o kediyi asaletinden uzak tutamazsın\n\nçünkü asaleti kedidir\n\nusulu öğre öğrenmiştir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikaye = Ayna",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nAskerlikteki dört günlük askeri cezaevinden sonra ilk defa ciddi suçlamalarla cezaevine girmiştim. Suçumuz büyüktü. Devleti yıkıp, yerine şeriat devleti kuracaktık. O kadar komikti ki, üç kitap okurken yakalanmak, birkaç kişiye dini propaganda yapıyor diye yakalanmak, koskocaman devleti yıkacak, yerine şeriat devleti kuracak suçlaması yaptırıyordu. Savcının iddianamesi aklıma geldikçe gülüyordum. Yakalanan beş kişi, nasıl oluyor da, koskoca devleti yıkar, yerine şeriat devleti kurar? Böyle bir komediye kim inanır? Ne yazık ki inanan vardı. Veya inanç değil de böyle suçlamalar yaparak, bazıları din düşmanlığını egemen kılmaya çalışıyorlardı. Gece yarısı tutuklandığımdan bu yana yirmi gün geçmişti. Isparta Emniyetinde geçirdiğim on beş günlük gözaltından sonra cezaevine gönderilmiştim. Isparta’nın doğusunda, şehir ile askeri birlik arasında bulunan cezaevine götürülürken, siyasi şube amiri Halil Gören “seni beyaz saraya götürüyoruz” demişti. Beyaz saray, Isparta cezaevinin polis dilindeki ismiymiş. Isparta’nın eski cezaevini biliyordum. Ancak bu yeni cezaevini hiç görmemiştim. Belki de önünden geçmişimdir. İnsan bazı şeylerin önünden geçse de ilgi alanına girmedikçe hafızasına kaydetmiyor. Isparta’nın yeni E tipi cezaeviyle ilgili anılarımda hiçbir şey yoktu. Hâlbuki şehrin içindeki sadece erkeklerin kaldığı eski cezaevi anılarımda tazeliğini koruyordu. Ayrıca evimize giden yol üzerindeki kadınlara ait cezaevini hiç unutmuyordum. Kadınlar cezaevinin önünden geçerken, içerideki kadınlar gelip geçen gençlere pencerelerden laf atıyorlardı. Atılan laflardan dolayı yüzümün kızardığını hatırlıyorum. Cezaevine girerken başgardiyan tutuklanma kâğıdımdan suçumu okuyunca, “namaz kılıyor musun? ” diye sordu “evet” dediğim için, beni namaz kılanların çoğunlukta olduğu koğuşa göndermişti. \n\n\tKoğuşa girdiğimde beni Sait ve arkadaşları karşılamıştı. Sait ve arkadaşları, 1980 ihtilalindan sonra Antalya’da tutuklanıp Isparta’ya getirilen ülkücülerdi. Mahkeme daha güvenli olur diye ülkücüleri, Antalya’daki cezaevinden Isparta’ya nakletmişler. Herhalde ülkücüler cezaevini basar diye korktular. Sait Urfalıydı. Kürt kökenli olmasına rağmen, ülkücülerin arasındaydı. En çok buna şaşırmıştım. 70’li yıllarda İslamcı, ülkücü olmak, etnik kökenlere dayanmıyordu. İslamcılar din değerlerini daha çok öne çıkarıyorlar. Osmanlı devletinin yıkılışından sonraki Müslümanların haline üzülüyorlar. Osmanlı döneminin üç kıtaya hükümran imparatorluğunun özlemini çekiyorlardı. Devlet, solcular, düzenden yana olanlar İslamcıları şeriatçılar, Osmanlıcılar, Ümmetçiler diye suçlayarak öteliyorlardı.  Ülkücüler ise, ateizme, sola karşı Milli değerleri öne çıkarıyorlar. Etnik kökene önem verseler de, fikir liderlerinin “kim kendini Türk hissediyorsa Türk’tür” sözüne itibar ediyorlardı. Ülkücüler iki ana gruba ayrılmıştı. Etnik kökeni öne çıkaran, Nihal Atsız’ı fikir önderi kabul eden bozkurtçular. Bozkurtçuların içindeki bir grubun Şamanist olduğu söyleniyordu. Bazıları onların diğer ülkücülerden ayrı olarak, özel toplantılar düzenlediğini, kımız içtiklerini, kendilerine göre Şamanist ibadet yaptıklarını söylüyordu. Hiç şahit olmamıştım. Söyleyenler ülkücü olmadığında inanmıyordum. Bazen ülkücülerden de söyleyenler olduğunda hayret ediyordum. Bozkurtçuların içinde de Müslümanlığını öne çıkaran, Şamanist olanlarla mücadele edenler vardı. Müslümanlığını, Milli değerleri öne çıkaran ikinci gruba hilalciler diyorlardı. Üç hilalle kendilerini simgeleyen bu grup din değerlerine daha çok önem veriyor. Bünyesinde farklı etnik kökenleri barındırıyorlardı. Aslında hilalciler grubuyla, İslamcılar arasındaki büyük farklar yoktu. Din değerlerini öne çıkaran hilalciler, sola, ateizme karşı sert mücadeleden yanaydılar. İslamcılar ise fikri mücadeleyi tercih ediyorlardı. Hilalcilerle İslamcılar arasında belirgin ayrım siyasal parti seçimiydi. İslamcılar Necmettin Erbakan’ı, dolayısıyla Milli Selamet partisini takip ederlerken, hilalciler Alparslan Türkeş’i, dolayısıyla Milliyetçi Hareket Partisini takip ediyorlardı. İslamcı yazarlardan sayılan Necip Fazıl Kısakürek ilk zamanlar Erbakan’ı desteklerken, değişik yorumlanacak nedenlerle ülkücülerden yana tavır almıştı. Sait din bilgileri açısından kendini yetiştirmiş. Koğuşta namaz kılanlara imamlık yapıyordu. Koğuşta kırk beş kişi vardı. Ülkücüler on altı kişiydi. On altı ülkücü birlikte hareket ediyor. Namaz kılıyor. Namazlarına Sait imamlık yapıyor. Onlara bazı mahkûmlarda katılıyorlardı. Benim iktibas dergisinde yazdığımı öğrenen Sait çok sevinmişti. İktibas dergisini takip ediyorlarmış. Yazılarımı okuyorlarmış. Dergide yazan biriyle cezaevinde birlikte yaşamak onlar için önemliydi. Bu öneme derginin sahibi, yazarı Ercüment Özkan’da katılınca, ülkücülerin heyecanı doruğa ulaşmıştı. \n\n\tErcüment Özkan geniş kültürlü, nerede, nasıl konuşacağını çok iyi bilendi. Elli yaşın, geçmiş hayatının tecrübeleriyle konuları mükemmel değerlendiriyordu. Konuştukça, insanları geniş kültürüyle şaşırtıyordu. Toplumun her kesiminden, her türlü fikirden insanla çok rahat konuşabiliyordu. Düşüncelerini aktarırken, sunduğu argümanlar çok fazlaydı. Kendi deyimiyle “katır” gibi kitap okurdu. \n\n\tKoğuş yaklaşık otuz beş metrekare bir odaydı. Pencereleri tavana yakındı. İki yataklı ranzalar çok sıkı yerleştirilmişti. Birbirine bitişik yirmi beş ranza vardı. Elli kişi yataklarda yatabilirdi. Sait bazen altmış yetmiş kişiyi buluruz. O zaman, (ranzaların arasındaki geçiş alanlarını göstererek) , şu gördüğün yerlere yataklar atılır. Gece tuvalete çıkmak zorlaşır demişti. Bu odaya yetmiş kişinin nasıl sığacağını merak ediyordum. Koğuş kapısının giriş kısmında tuvaletler vardı. Cezaevinin koğuşa giriş kapısının tam karşısında, aşağıya dört basamakla inilerek demir kapıdan beton bahçeye çıkıyorduk.  Bahçeye çıkan demir kapı sabah sayımlarında açılır, akşam sayımlarında kapanırdı. Mevsim kış, aylardan ocak, Isparta’nın karlı, soğuk günleriydi. Pencereler soğuktan açılmadığı zaman koğuş leş gibi kokuyordu. Pencereleri beş dakika açtığımız zaman koğuşun havası değişir ama buz gibi olurdu. Bereket cezaevi kaloriferliydi. Onun için soğuyan koğuş kısa zamanda iyi ısınıyordu. Doğrusu cezaevinin kaloriferleri çok iyi yanıyordu. \n\n\tSait, kuru yağız, uzun boylu, aksanı doğulu, çok kibar, koruyucu özelliklere sahip biriydi. Ona destek veren, her konuda onun yanında olan Antalyalı Hüseyin, uzun boyu, güçlü yapısıyla dağ gibi bir adamdı. Namaz vakitlerinde ezan okuyan, müezzinlik yapan Bahri Köstekli, kısa boylu, candan, saygılı, Kur’an okuması mükemmel biriydi. Onun Kur’an okuyuşundan Ercüment çok etkilenmişti. Ülkücülerden namaz kılmayan Bilal vardı. Kısa boylu, gözleri fıldır fıldır dönen, mafya tipli biriydi. Onun dışında bütün ülkücüler namaz kılıyordu. Gerçi o da bazen katılıyordu ama devamlı kılmıyordu. Zaten koğuşta iki de bir olay çıkarıp hücreye gönderiliyordu. \n\n\tErcüment aramıza katılmadan ülkücülerle oturup değişik konularda sohbetler yapıyorduk. Sohbetleri yönlendiren daha çok onların soruları oluyordu. Okuduklarıyla ilgili sorular çıkarıyorlar. Kafalarına takılanlarla ilgili cevaplar istiyorlardı. Ercüment aramıza katılınca işler değişti. Ülkücülerin sohbet istekleri daha çok arttı. Bir hafta falan geçmişti ki, kalabalıklaşan sohbet ortamı koğuştaki diğer arkadaşları rahatsız etmemesin diye ikiye böldük. Bir grupla benimle sohbet ederken, diğer grupla Ercüment sohbet ediyordu. Sabah öğle arası, öğle akşam arası yaptığımız sohbetlerde grupları değiştirerek hemen herkesin Ercüment’le veya benimle sohbet etmesini sağlıyorduk. \n\n\tGünler o kadar iyi geçiyordu ki, Sait’in deyimiyle “dışarıda mücadele etmekten okuma fırsatımız olmamıştı. Şimdi okumak, tartışmak, sorgulamak, öğrenmek zamanıdır” diyordu. Nurcuların çok tekrar ettiği cezaevinin “medrese-i Yusufiye” kabulü, ülkücülerin temel felsefesi olmuştu. Onlar cezaevinden bir gün çıkarlarsa artık eskisi gibi olmayacaklarına söz vermişler, her gün düzenli şekilde okuyorlar, tartışıyorlardı. Ercüment’le benim aralarına katılmam onlar için çok önemli fırsattı. Bizim nasılsa ilk mahkemede çıkacağımıza inanıyorlardı. Cezaevi tecrübeleri böyle söylüyordu. Çünkü onlarda biliyordu ki, Türkiye Cumhuriyetini yıkıp yerine şeriat devleti kurmak iddiası, hele bu iddianın marjinal küçük gruplara yöneltilmesi komikti. Aklı başında hiçbir hâkim böyle saçma sapan iddiaları cezalandırmıyordu. Ancak dine inananlara karşı kişisel kinlerini, nefretlerini kusan hâkimler olduğunda, sanki intikam alırcasına, Müslümanlara hadlerini bildirircesine ceza veriyorlardı. Hangi akıl, beş altı kişilik veya on, on beş kişilik grupların, yüz binlerce ordusu olan, binlerce polisi olan, kırk beş milyon nüfuslu koskocaman bir devleti yıkacağına inanırdı ki? Savcıların okuduğu iddianameleri duyanlar gülmekten kendilerini alamıyorlardı. \n\n\tKoğuştaki siyasi olmayan tutuklu ve mahkûmlar, sohbetlerimize katılmıyorlardı. Herkes kendine göre bir şeylerle uğraşıyordu. Bazen yanlarına misafir olarak gider sohbet ederdik. Bunu gören ülkücüler, her yakınlaşmanın arkasından istismar edecek bir şeyler istiyorlar diyerek beni uyarıyorlardı. İçlerinden bazıları hariç, diğer mahkûmlarla aralarında sanki görünmez bir set vardı. Ne onlar ülkücülere karışıyor. Ne de ülkücüler onlara karışıyordu. Ama bir gerçek vardı, ülkücüler koğuşa hâkimdiler. Antalyalı ülkücüler cezaevine ilk geldiklerinde çok şiddet görmüşler. Anlattıklarına göre, ülkücülere karşı olan, sola ve diğer görüşlere yatkın gardiyanlar ikide bir dövüyorlarmış. Her türlü zorluğu çıkarmak için bahane arıyorlarmış. Açık görüş yapılacak ziyaret günlerinden önce bahaneler bulup ülkücüleri hücrelere atıyorlarmış. Tabi hücrede olan tutuklular da otomatikman görüşlere çıkamıyorlarmış. İlk yıllar içinde çektikleri eziyet, işkence, kasıtlı davranışlardan bugünlere gelmişler. 1982 yılından itibaren cezaevinin gözdeleri olmuşlar. Hele bu yıl neredeyse koğuştaki bütün mahkûmlar, gardiyanlar onlara saygı gösterecek duruma gelmiş. Bunun nedeni, kendilerine işkence eden, kasıtlı hareket ederek suçlayan, döven, hücreye gönderen gardiyanların isimlerini öğrenmişler. Onların isimlerini Ispartalı ülkücülere bir şekilde ulaştırmışlar. Bir dönem, dışarıda ülkücüler gardiyanları dövüyor. İçeride gardiyanlar ülkücüleri dövüyorlarmış. Gardiyanlar dışarıda dövülmekten bıkmışlar. Ülkücülerin dövdüklerini de ispat edemiyorlar. Sakin sessiz yerlerde kıstırılıyorlar. Yüzleri maskeli insanlarca dövülüyorlar. Dövenler ilk zamanlar Ispartalı ülkücüler iken, son zamanlarda olayı duyan Antalyalı, Afyonlu, Denizlili ülkücüler de dövme olaylarına karışmışlar. Dışarıdan gelen ülkücüler, Ispartalı ülkücülerin gösterdikleri gardiyanları kıyı köşede kıstırıyorlar, dövüyorlar, aynı gün Isparta’yı terk ediyorlarmış. Bütün bunları belirli bir samimiyete ulaştıktan sonra, kimseye söylememek şartıyla bana anlatıyorlardı. Gerçekten hakkın, adaletin uygulanmadığı zamanlarda insanları kendi başlarına baktıracak hale düşüren yasaların, görevlilerin olması çok kötü. Hele cezaevinde hakkı, adaleti sağlayacak görevlilerin kişisel kinlerini, nefretlerini öne çıkararak, korumak zorunda oldukları insanlara işkence etmeleri, haksız suçlar yüklemeleri çok korkunçtu. Gardiyanların son zamanlardaki isimleri infaz koruma memurlarıydı. Yani mahkûm ve tutukluları koruma altında tutacaklardı. Koruması gerekenler dayak atınca, dayak atanları dışarıda dövmek doğru muydu bilmiyorum. Denilebilir ki, içeride haksızlığa uğrayanlar şikâyet etsin, görevini kötüye kullananların cezalandırılmasını istesin. Nasıl ispat edecekler? Koğuştan alıp gitmişler. Hücreye tıkmışlar. Dayaktan geçirmişler. Dayak izleri geçecek şekilde sudan sebeplerle hücrelerde tutmuşlar. Ortada delil mi var? Yapanın yaptığı yanında kalan bir ortam içindeler. Çaresizlik hakkı yasal yollardan değil, yasa dışı yollardan aramayı öğretiyor. Onlarda kendilerine haksız davrananlara, dışarıdaki arkadaşlarına cezalarını verdirerek haklarını aramışlar. Doğru mu eğri mi tartışılır. Başka çareleri var mıydı? Asıl soru bu. Yetkililer gereken soruşturmaları yapar mıydı? 12 Eylül 1980 ihtilalindan sonra, emniyet müdürlüklerinde, cezaevlerinde, özellikle siyasi tutuklu ve mahkûmlara her türlü işkencenin yapıldığını, neredeyse bilmeyen polis, savcı, hâkim yoktu. Ama işkence görenler, emniyet müdürlüklerindeki soruşturmalarda, cezaevlerinde işkenceye tabi tutulduk deseler yasayı uygulayacaklar gülüp geçiyorlardı. “Deliliniz var mı? ” Delil nasıl olabilirdi ki? Gözlerin bağlı, dayak yiyorsun, falakaya yatırılıyorsun, elektriğe tutuluyorsun, Filistin askısına çıkarılıyorsun. Hiç kimseyi görmüyorsun. Loş karanlık yerler olduğu belli olan odalarda her türlü işkenceyi yaşıyorsun. Şartları elinde mi ki delil toplayabilesin? Aç bırakılmışsın, her türlü sözlü, fiili hakarete maruz bırakılmışsın. İşkence edilmişsin. Bütün bunlar yapılırken gözlerin bağlı kimseyi görmüyorsun. Bunun böyle olduğunu bilen savcılar, hâkimler utanmadan deliliniz var mı diye soruyorlardı? İnsaf… İnsanlık bu muydu? Hukuka saygılılık bu muydu? Çoğu zaman savcıların talimatıyla, hatta bizzat gözetimlerinde işkence yapıldığı söylentileri dolaşıyordu. \n\n\tDışarıda harika bir gün olmasına rağmen sekiz kişilik bir grupla Kur’an meali okuyarak sohbet ediyorduk. Ayetleri okuyor açıklamalar yapıyordum. Ercüment kapıdan yana olan yatağın alt bölümünde dokuz kişilik bir grupla sohbet ediyordu. Aramızda iki yatak vardı. Konuşmalarımız birbirine karışmasın diye araya mesafe koymuştuk. Tövbe suresinin otuzuncu ayetinden itibaren okuduğum ayetler üzerinde duruyordum. Etraftaki yataklarda bazı mahkûm arkadaşlar vardı. Onlar sohbetlere katılmasalar da, bazen çok dikkatle anlattıklarımızı dinliyorlardı.\n\nAyetler; “(30)     Yahudiler, Üzeyir Allah’ın oğludur dediler. Hıristiyanlar da, İsa Allah’ın oğludur dediler. Bu onların ağızlarından geveledikleri sözlerdir. Sözlerini daha önce kâfir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin. Nasılda gerçekler kendilerine bildirildiği halde yanlışa dönüyorlar. (31)     Yahudiler Allah’ı bırakıp âlimlerini, din adamlarını (hahamlarını) , Hıristiyanlar da din adamlarını (rahiplerini)     ve Meryem oğlu İsa’yı ilah (tanrı)     edindiler. Hâlbuki onlara ancak tek ilaha (Tanrıya)     uymaları, onu dinlemeleri emredilmişti. Allah’tan başka gerçek ilah (Tanrı)     yoktur. Allah insanların uydurdukları düşüncelerden, kavramlardan, Tanrılardan, Tanrılıktan uzaktır” diyordu.\n\nAyetler geçmişteki iki büyük topluluk olan Yahudi ve Hıristiyanların nasıl saptığını anlatıyordu. Peygamberlere inanan toplulukların ilk bozulma emaresi, peygamberlerini önce kutsallaştırmaları, sonra tanrılaştırmalarıdır. Yahudiler Üzeyir’i, Hıristiyanlar İsa’yı, annesi Meryem’i kutsallaştırdılar. Böylece oğul tanrılar. Ana Tanrıçalar ürettiler. Müslümanlar da aynı yoldan gittiler. Peygamberleri Muhammed’e kutsallık izafe ettiler. Tarikat kültürlerinde var olan “Ey habibim (sevgilim)     sen olmasaydın ben bu âlemi yaratmazdım” sözü, bütün kâinatın Allah’ın Muhammed’e aşkı sonucu yaratılmış olduğunu ifade ediyordu. İşte bu iddia Allah’ın emrettiği inançtan sapmanın temelidir. Onlara göre, bu konuda hiçbir ayet olmamasına rağmen, bütün kâinat yaratılmadan önce varlık âleminde iki varlık vardı. Allah ve Muhammet’ten başkası yoktu. Allah Muhammed’e âşıktı. Muhammed yalnız kalmasın, sevinsin diye kâinatı yarattı. Tarikat ehlinin uydurduğu bu bilgiler, Yaratan ve yaratılan arasındaki farkı göz ardı ediyordu. Hâlbuki Allah’ın dışındaki bütün varlıklar yaratılmıştı. Hiç birinin kutsallıkla bir ilgisi yoktu. Allah yarattığı bütün varlıklara karşı, eşit mesafede yaratıcıydı. Ancak böyle bir eşitliği hiçbir inanan toplum kabul etmek istemiyordu. Bazıları peygamberlerine, Allah’ın oğulluğu unvanını, dolayısıyla tanrılığı veriyor. Bazıları da, Allah’ı peygamberine âşık ediyordu. \n\nKur’an ayetlerini okuduğumuz zaman bir gerçek görürüz. Kur’an-da geçmiş peygamberlerle ilgili mucizeler anlatılırken, Araplar peygamberden sürekli mucize istemişlerdir. Arapların mucize isteklerine karşılık gelen her ayet, onlara Kur’an-ı mucize olarak gönderdiğini, başka mucize beklememelerini, eğer kendilerine bir mucize gönderilirse yok edileceklerini söylüyordu. Kısaca Allah Araplara Kur’an-ın dışında mucize göndermemiştir. Bu nedenle inkâr eden Arapların en büyük kozu, Muhammed’in peygamber olarak mucize göstermemiş olmasıdır. Ancak Müslümanların tarihine baktığımızda, mucizelerden geçilmiyor. Muhammed’e ait bir sürü mucize haberleri anlatılıyor. Miraçla ilgili söylenenler de, Muhammed’i kutsallaştırmak için ortaya konan uydurma haberlerdir. Düşünün ki, bir peygamber Allah’la pazarlık yapıyor. Allah’ın koyduğu kuralları fazla görerek azaltmasını istiyor. Bir peygamber böyle pazarlık yapabilir mi? Allah Kur’an-da peygamberine “ant olsun ki, gönderdiğim ayetleri topluma açıklamaz, hükümleri uygulamaz isen, seni perçeminden (başındaki saçından)     yakalar, cezalandırırız” demiyor muydu? Araplar gönderilen hükümlerle ilgili itirazlar yükselttiğinde, “Allah onların istediği şekilde din gönderecek değildir. Allah kullarına istediği dini gönderir. Hiç kimse bu konuda Rabbiyle pazarlık yapamaz” demiyor muydu? Olayları Kur’an-daki ayetlerin ışığında değerlendirirsek, Muhammed’in mucizesi Kur’an-dır, başka mucize yoktur. Miraçla ilgili anlatılanlar sonradan uydurulmuştur. Mucizeyle, Miraçla ilgili tüm uydurmaların nedeni, Müslümanların da, Yahudi ve Hıristiyanlardan etkilenerek, peygamberlerine kutsallık izafe etmeleridir. \n\nBen, bencillik, üstünlük duygusu inanan insanların kanına işlediğinde, inananlar önce peygamberlerini diğer peygamberlerden üstün görmeye, kendi peygamberlerini kutsallaştırmaya çalışmışlardır. Böylece Allah’ın gönderdiği din bırakılmış, yerine uydurma yorumlarla yeni bir din uydurulmuştur. Bu konuda Almanya’da çalışan dayımın anlattığı bir hikâye vardır. Çok iyi konuştuğu Alman arkadaşıyla muhabbet ederken, bir ara Alman arkadaşı “İsa’nın Muhammet’ten üstün olduğunu söyleyivermiş” Dayım, “neden? ” dediğinde, “görmüyor musun? İsa daha değerli daha büyük olduğu için Allah onu yanına aldı. Muhammed yeryüzünde kaldı” demiş. Dayım altta kalır mı? Zekâsının bütün pırıltılarını gösterircesine gülmüş. Arkadaşı niye gülüyorsun dediğinde “sen hiç terazi kefesi görmedin mi? Terazi kefelerine koyduklarından hangisi hafif, değersiz ise yukarıya kalkar, ağır, değerli olan aşağıya iner”  Gördünüz mü? Peygamberlerine değer veren, onları üstün göstermek isteyen insanlar nasıl mantık çalıştırıyorlar. Hâlbuki Allah hiçbir zaman inananlara peygamberlerimden hangisinin daha değerli olduğunu belirleyin dememiş, aksine bütün peygamberlerini sevmelerini, saymalarını istemiştir. Sapkınlık peygamberleri yüceltmeyle başlar. Zira insanların akıllarında, duygularında üstün olmayan şeylere inanmak yoktur. Onun için Araplar Muhammed’e “sen ne biçim peygambersin, bizim gibi yiyor, içiyor, dolaşıyorsun. Gerçekten peygamber olsaydın, etrafında seni destekleyen melekler, birbirinden güzel mucizelerin olurdu. Hâlbuki sende bizim gibi basit bir insansın. Hatta aramızdaki soylulara göre daha aşağıda, yetim, ezik birisin” demişlerdir. Bunun üzerine Allah “biz bütün peygamberleri insanlardan seçtik ki, bize bizden üstün melekleri peygamber gönderdin, onun yaptıklarını biz nasıl yapalım demeyesiniz” ayetini göndermiştir. \n\nPeygamberleri yücelten, kutsallaştıran toplumlar sınır koymamışlardır. Onlar peygamberlerinden sonra âlimlerini, din bilginlerini (hahamları, rahipleri)     diğer insanlardan üstün göstermek için onları Tanrıya yakın, hatta Tanrı’dan bir parça olarak göstermişlerdir. İnsanlardan üstün, Tanrıya yakın saydıkları insanlar, Allah’ın ayetlerini değiştirme yetkisine sahip olmuşlar. Allah adına din hükmü koymuşlardır. İnananlar Allah’ın ayetlerine uymaktan çok kutsal insan saydıkları insanların hükümlerine din diye uymuşlardır. Allah Tövbe suresinin bu ayetlerinde, bir zamanlar Allah’a inananların, Allah’ın ayetlerinden nasıl saptıklarını anlatır. Geçmişte nasıl Hıristiyanlar İsa’yı, Yahudiler Üzeyir’i kutsallaştırdılar ise, Müslümanlar da Muhammed’i kutsallaştırmışlardır. Geçmişte nasıl, Hıristiyanlar rahiplerini, Yahudiler hahamlarını kutsallaştırdılar ise, Müslümanlarda, âlimlerini, mezhep imamlarını, tarikat şeyhlerini kutsallaştırmışlardır. Kutsallaştırdıkları insanların görüşlerine, hükümlerine din demişler. Allah’ın ayetlerini bir kenara koyarak, dini hayatlarını, mezheplerine, tarikatlarına göre yaşamışlardır. Şimdi bakınız, insanlar hangi mezhebe bağlı olursa olsun, Allah’ın ayetleriyle belirttiği hükümlere uymaz ama mezhep imamlarının hükümlerine uyarlar. Hangi tarikat olursa olsun bakınız, tarikat müritlerinin şeyhlerini sorgulama hakları yoktur. Müridin, şeyhinin anlattıklarına delil istemesi sapıklık, kâfirlik sayılır. Şeyhlerin anlattığı, söylediği şeyler onlara göre dindir. Her iki grupta da, Allah’ın ayetlerini anlamaya çalışmak, sapıklık, cahilliktir. Onlara göre, mezhep imamları ve şeyhler olmadan, Müslümanların Kur’an-ı anlamaları mümkün değildir. Zira imam veya şeyhi olmayan insanların önderi şeytandır. Şeytana uyanlar, basit insanlardır. Basit insanların Allah’ın ayetlerini anlayacak kapasiteleri yoktur. Onlar bu tür fikirlerle üstün insan, alçak insan ayrımı yaparak, kendilerini üstünleştirip, tanrısallaştırırlar, insanları ise, bayağı, sıradan görürler. Eskilerin kültüründe var olan, havas üstün insanlar grubu, avam bayağı, sıradan, aşağı tabakadan insanlar grubu demektir. Bu tür sınıflamalarla Hindistan’ın kast sistemine benzer sistemi oluştururlar. Kast sisteminde üstün olanlar Tanrı’ya yakındır. Aşağı tabakadan olanlar üstün olanlara hizmet ederler. Hâlbuki Allah katında bütün insanlar eşittir. İnsanların eşitliğini bozan tek şey, kimin daha iyi insan, kimin daha iyi Allah’a uyan mümin oluşuna göredir. Allah bunu ayetlerinde “aranızdaki fark sadece takvadır” diye belirtir. Takva yani, inanan insanın, samimiyetle, içtenlikle, her türlü riyakârlıktan uzak, Allah’ın dediklerini yapması, böylece olgunluğa (erdemliliğe)     ulaşmasıdır. Allah’ın yarattıklarını sevmek, onları korumak, dinin adı olan İslam’ı “barışı” öne çıkarmak, adaleti, hakkı savunmak, insanlar farklı görüşten, inançtan olsa da asla onlara karşı haksızlık yapmamak, takva yolundaki en güçlü adımlardır. Takva yoluyla insanın üstünleşmesinin temel kuralı, insanın kendini kutsallaştırmaması, kibirden uzak olması, bencilliği bırakması, aklını, muhakemesini, düşünce gücünü, iradesini kullanarak doğru kararlar almasıdır. İster peygamber, ister âlim, ister cahil olsun, her insan yaratılmıştır. Yaratılış açısından hepsi birbirine eşittir. Peygamberlik Allah’ın seçme takdiridir. İyi bir insan olmak, insanın iradesiyle gerçekleştirdiği eylemlerinin sonucudur. Bu nedenle, peygamberler bile yeterince inanç, irade gösteremeyip zayıf düşebilirler. Bu konuda Allah Yunus’u, Süleyman’ı örnek gösterir. İnsanlar peygamber seçilseler bile, görevlerini hem peygamber, hem inanan olarak yapmak zorundadırlar. Allah inananlara emrettiği her şeyden, her hükümden peygamberlerini de sorumlu tutar. Allah peygamberlerine “sizler dinimin hükümlerinden sorumlu değilsiniz” demez. Aksine peygamberlerinin herkesten önce dininin hükümlerini yerine getirmekle sorumlu olduğunu hatırlatır. Onun için Allah ayetiyle resulüne “ben Müslümanların ilki olmakla emir olundum” dedirtmektedir. Bu ayetin anlamı, peygamberler aynı zamanda Müslüman’dırlar.  Müslüman olarak Allah’ın bütün hükümlerini yerine getirirler. Müslüman olarak diğer Müslümanlarla eşittirler. Dinin hükümlerinden bütün Müslümanlarla birlikte, aynı şekilde sorumludurlar. Hesap günü Müslümanlar nasıl hesaba çekileceklerse, peygamberlerde aynı şekilde çekilirler. Onun için Muhammed kızı Fatıma’ya “Ey kızım Fatıma, sakın babam peygamber diye güvenme, ben bile huzurdaki hesaptan nasıl kurtulacağımı bilmiyorum” demektedir. Ayetlere, resulün sözlerine baktığımızda, Müslümanların kültürlerinde var olan, hesap günündeki olaylar, Resulün şefaat edeceğine ait bilgiler, sanki peygamberin hesap dışında kalmış da uzaktan cezalandırılacakları seyredip, Allah’ın karşısına çıkarak “bunlar benim ümmetim, bunları benim için affet” demelerinin hepsi uydurmadır. Bu yönde Kur’an-da hiçbir bilgi yoktur. Konuyla ilgili gelen hadisler uydurmadır. \n\nÜlkücü arkadaşlara söylediklerim ters gelse de hiç ses çıkarmadan dinliyorlardı. Özellikle her sözü ayetle noktalamamdan etkileniyorlar. Ellerindeki meallerden kontrol ediyorlardı. Konuştukça yüzlerindeki şaşkınlıklarını görebiliyordum. Yüzlerinde çok değişik anlamlar geziniyordu. “Bütün bunlardan habersiz nasıl yaşadık” der gibiydiler. \n\nSohbetimizin sabah bölümünü bitirmiştik. Arkadaşlar dağılmış, kendi günlük işlerine dalmışlardı. Biraz dinlenmek için yatağıma uzanırken, konuşmalarımızı iki yatak ötesinden takip eden bir mahkûm yanıma yaklaştı. Orta boylu, kara derili, kıvırcık saçlı, sakallıydı. Üzerinde doğululara ait şalvar ve yelek vardı. Etnik köken olarak Kürtlere benziyordu. Siyah gözlerini hınçla dikmiş, sert ifadelerle, \n\n-\tSana bir şey söyleyeceğim\n-\tBuyur\n-\tSen çok tehlikeli konulara giriyorsun. Özellikle bugünkü konuşmalarının dinle ilgisi yok. Sen sapıkça konuşuyorsun\n-\tHele otur bakalım. Konuşmamın nerelerinde yanlış varsa söyle, ispat et, görüşlerimi değiştireyim. \n-\tYok, senin gibi sapıklar asla görüş değiştirmez. \n-\tE ne olacak o zaman? \n-\tBir daha böyle konuşmayacaksın, tamam mı? \n-\tHele otur şuraya \n-\tGerek yok\n-\tYa bir dakika otur şuraya, adın ne senin? \n-\tİsmim önemli değil, sen dediklerimi yap yeter\n-\tAdını söyle, biraz konuşalım, sözlerine inanırsam niye yapmayayım? \n-\t(Yatağımın ucuna oturdu)     Adım İbrahim, Siirtliyim. Biz ailecek seyidiz. \n-\tPeygamber soyundan geliyorsunuz yani? \n-\tEvet\n-\tPeki, bir seyidin cezaevinde işi ne? \n-\tSen orayı karıştırma, hiç yoluna bir iftiraya kurban gittik. \n-\tSöyle bakalım konuşmalarımdan hangisine bozuldun\n-\tHepsine\n-\tYaklaşık iki saat sohbet ettik. Hepsi deyince beğenmediklerini bulmak zor olur. Sen hele kızdığın şeyleri söyle.\n-\tBak şeyhlere çatıyorsun\n-\tÇatmıyorum, tarikatlardaki şeyhlik anlayışının doğru olmadığını söylüyorum. \n-\tHer neyse, bir gün çarpılırsın…\n-\tNiye çarpılayım ki? \n-\tOnları karşına alırsan çarpılırsın. \n-\tNeyse, sen asıl konuya gel, ne dedim de, neye kızdın. \n-\tHepsine dedim ya… Bir daha konuştuğunu görmeyeceğim \n-\tKonuşma mı diyorsun? \n-\tEvet\n-\tPeki, konuşursam ne olur? \n-\tSenin sidikliğini bağlarım. Benim öyle gücüm var. Bizim seyitlik geleneğimizde ailemize böyle bir güç verilmiştir. \n-\tSidikliğimi nasıl bağlarsın ki? \n-\tBir dua okurum, bir daha işeyemezsin\n-\t(Güldüm)     Sen beni biliyor musun? \n-\tHayır\n-\tPeki, tarikatta ayna nedir biliyor musun? \n-\tEvet\n-\tBen aynayım. (Bunu duyunca tedirginleşti, yüzü kıpkırmızı oldu)     Sen aynanın ne demek olduğunu biliyor musun? \n-\tEvet\n-\tBak İbrahim, benim söylediklerimin hepsi doğru şeyler. Sen de bana konuşma diyemezsin. Anlattıklarım ayetlerin açıklamasıdır. Eğer sen benim sidikliğimi bağlayacak dua okursan ne olur biliyor musun? \n-\tHayır\n-\tBen aynayım ya, benim aleyhime okunan dua, duayı yapana musallat olur. \n-\tYani\n-\tSidikliğimi bağlamak için okuyacağın duayla kendi sidikliğini bağlarsın. Haydi, sıkıyorsan oku duayı da görelim. Sonra yanıma yapamıyorum diye gelme. Çare bulamam. \n\nKızardı, bozardı, yanımdan öyle uzaklaştı ki sormayın. Tek kelime söyleyememişti. Korkusundan bir daha yanıma hiç yaklaşamadı. Cahil, basit bir insandı. Din kültürü duyduğu saçma sapan hikâyelerden ibaretti. Hâlbuki ben bizzat bazı tarikat şeyhlerinin, mutasavvıfların kitaplarını okumuştum. İbrahim’in ayna konusunda bildikleri dar bir alandı. Tarikat anlayışında ayna olumlu olumsuz yanlarıyla simgeleştirilmiştir. Olumlu yanı, insanın davranışları inancının aynasıdır. Yani insan neyi yaşıyorsa inancı odur. Hani bugün radikal Müslümanların oraya buraya astığı “inandığın gibi yaşamıyorsan, yaşadığın gibi inanırsın” sözüyle eşdeğerdir. Ayna figürünün olumsuz yanı ise, insan Allah’ın aynasıdır. Yani Allah yeryüzüne insan olarak yansır. Bu görüş vahdeti vücut görüşüyle özdeşleşir. Vahdeti vücut görüşünde insan Tanrı vücudunun parçasıdır. Tanrı insandan, insan Tanrı’dan ayrı değildir. Bu görüşün ikisi de, önce insanı kutsallaştırır, sonra tanrılaştırır. Yani Allah’ın ayetlerinde anlattığı sapmanın temelidir. \n\nİbrahim gibi insanlar cehaletin kurbanıdırlar. Ben ona aynayım derken, onların anladığı manada söylemiş, ancak, ayna düşüncesine inanmıyordum. Ona kendimi ayna olarak tarif ettiğimde, anında beni kutsallaştırdı. Bir daha yanıma yaklaşmaktan korktu. Tıpkı şeyhine yaklaşmaktan korktuğu gibi… Kısacası onu kendi silahıyla vurmuştum. Ne yazık ki insanlar, cahillikleriyle edindikleri kültürlerin baskısı altında güçlü bir inanca, aynı zamanda güçlü bir korkuya sahiptirler. İbrahim inanıyordu ki, benim sidikliğimi bağlamak için okuyacağı dua ile anında kendi sidikliği bağlanacak, artık işeyemeyecekti. Hâlbuki böyle bir durum, psikolojik şartlanmadır. Güçlü bir hipnotizedir. İnsan inançlarıyla kendini bu şekilde hipnotize edebilir. Eğer ben İbrahim’in dediğine inanıp korksaydım, içimdeki korku beni hipnotize edecekti. Ancak ben korkmadığım için hipnotize olmadım. Aksine İbrahim’i korkutarak, kendi kendini hipnotize etmesini sağladım. Böylece etrafımdan savuşturdum.\n\nİbrahim’in benimle konuştuğunu gören ülkücü arkadaşlardan birisi gelerek “ne istiyor senden” dedi. Olayı kısaca anlattım. Bozuldu, “dur şuna bir dayak atalım” dedi. Ona “bırak onu, gerekli cezayı aldı zaten, bir daha musallat olamaz” dedim. Şeyh mürit ilişkisinin temeli korkuya dayalıdır. Şeyhim benden vazgeçerse ben ne yaparım? Şeyhim beni çarparsa ben ne yaparım? Şeyhim huzurdaki hesapta bana sahip çıkmazsa ben ne yaparım? Düşüncesi müritleri altüst eder. Onlar inanırlar ki, şeyhleri onları her an takip eder. Ne yaptıklarını görür. Allah’a ait olan bu özellikler, kutsallaştırılan şeyhlere verilir.  Böylece mürit için şeyhi, Allah gibidir. \n\nTarikatların saldıkları korkuyla ilgim yoktu. Şeyhlerin Tanrısallıkla bir ilişkisi yoktu. Onlarda her insan gibi, basit, yalın, çaresiz insanlardı. Onları etkin, büyük gösteren tek şey, tarikat kültürüyle etraflarında yarattıkları korkuydu. Tıpkı Firavunun, Nemrud’un halkına saldığı korku gibiydi. Veya günümüzdeki güçlü düzenlerin zalimcesine halkları üzerinde saldıkları korkular gibiydi.\n\nKendimi ayna olarak gösterip onların korkuları üzerine gitmiştim. Böylece sorunu ötelemiştim. Yaptığımın doğruluğu eğriliği tartışılabilir. Ama biliyorum ki ben asla ayna değildim. Ben Allah’a inanan, yolunda gitmeye çalışandım. Allah’ın kitabını, aklımın erdiği, dilimin döndüğü kadar anlatmaya çalışıyordum. \n\nİbrahim, hırsızlıktan, soygunculuktan, ırza geçmekten ceza yemişti. Daha sonra bunu bana Sait anlattı. İlk zamanlar Sait’e de benzeri şeyler söylemiş. Aslında karakter olarak işe yaramazdı. Peygamberin soyundan geldiğini, seyit olduğunu söyleyerek, cahiller arasında prim yapmak istiyordu. Toplumda seyitlik saçmalığına inanan çoktu. Peygamber soyundan gelmek üstünlük emaresi değilken, nice peygamberlerin soyunda kâfirler varken, bazılarının seyitlik kavramıyla, üstünlük, masumluk, dokunulmazlık oluşturması, kendilerini hesapsız görmeleri en büyük sapıklıktı. Hele bu sapıklıktan çıkar sağlayıp, insanların sırtından geçinmek insanlık dışıydı. Böyle bir insanlık dışılığını insana ancak şeytan öğütleyebilirdi. Maalesef insanları Kur’an-dan uzaklaştırarak, Kur’an-a yaklaşmayın çarpılırsınız diye korkutarak, cehaleti yaygınlaştırdılar. Kendilerini kutsallaştırarak, cahil bıraktıkları insanları köle olarak kullanacak din ürettiler.\n\nYatağıma uzanmış, okuduğumuz ayetleri, İbrahim’le aramda geçenleri değerlendiriyorum. Aklıma harika cümleler düşüyor. \n\nAyetlerin ışığında gerçeklere ayna olmak inananların başlıca görevidir. \n\nPeygamberler de dâhil, hiçbir insan, Tanrısal güce sahip değildir. \n\nBu gerçeğe ayna olmak, Müslüman olmanın temelidir. \n\nİman etmek, Allah’ın öğrettiği gerçeklere ayna olmaktır. \n\nAllah birdir. Her şeyin sahibidir. Onun dışındaki bütün varlıklar yaratılmıştır. \n\nHiç kimsenin Tanrı adına din hükümleri koyma hakkı yoktur. \n\n\tDüşüncelerimde netleşen bu fikirlerle yastığa dayanıp uyuya kalmışım. Ercüment başıma gelmiş, “yemek zamanı” diyordu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikaye Gibi Başlar",
        "poet": "Murat Tugan",
        "poem": "\n\nZamanın birinde diye başladı bu hikâye ve gel zaman git zamanlarla olgunlaştı yüreğimde. Hiç aklımda değildin, yüreğimin gözüne ilişiyordun biraz biraz. Karanlık bir gece odamda yalnızlıkla konuşurken yüreğime bir vahiy gibi indin. Seni düşünmenin mutluluğu sardı dört bir yanımı. Aklımın dörtte biri “sen” basıyordu artık, geriye kalanı ise imkânsızlığını… Artık senli geçen günlerim güneşli, sensiz geçen günler soğuk ve karanlıktı. Siyah gözlerinden beyaz umutlar doğuyordu gönlüme, seni her görüşümde bir yaş daha gençleşiyordum ve her sensizlikte yaşlanıyordu gözlerim ve sonunda farkına vardım; “imkânsız” yoktur derler ya! Gerçekten yalan, beni sevebilmenin imkânsızlığını bana nasıl tarif edecekler…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikaye = Güven",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\n\t“ Merhaba,\n\n \n\tSemih, sana üzücü bir haberim var. Sınıfta kalmışsın. Bir arkadaşım için finansman dersine ait imtihan sonuçlarına bakıyordum. Senin adını da gördüm. İmtihana girmedi yazıyor. Hâlbuki sen buradaydın. Niye imtihana girmedin? \n\n\tGirdiğin İstatistikten, İşletme finansmanından, Borçlar Hukuku derslerinden kalmışsın. Diğerlerini geçmişsin. Biliyorsun bir üst sınıfa geçmen için en fazla üç dersten kalma hakkın var. Girmediğin ders nedeniyle kaldığın ders dörde çıkıyor. Bu nedenle üçüncü sınıfa geçemiyorsun. İkinci sınıf derslerini geçmeden üçüncü sınıfa geçemeyeceksin. \n\n\tGörüşmek üzere. \n\n\tHa, merak edersin diye söylüyorum ben üçüncü sınıfa geçmişim. Keşke sende geçseydin. Beraber imtihanlara hazırlanırdık. \n\n\tSelamlarımla,\n\n\tSezai ”\n\n\tŞaşkın, donup kalmıştım. Ben finansman dersini geçmiştim. Arkadaşım Süleyman’ın bana yazdığı mektupta, finansman dersini geçtiğimi söylemişti. Kendime gelir gelmez, hemen mektupları karıştırmaya başladım. Allah’tan bana gelen mektupları arşivliyordum. Süleyman’ın mektubunu buldum. İşte, finansman dersini geçtiğimi söylüyordu. Nasıl olur? Ben geçtiğim için bütünleme sınavına girmedim. Mektubu cebime koydum. Yarın ilk iş olarak işyerinden izin alıp Eskişehir’e gidecektim. \n\n\tSezai Eskişehirliydi. Kısa boylu, zayıf, esmer yapılıydı. Yavaş, tane, tane konuşurdu. Kalabalık bir aileye sahipti. Babası çocukken ölmüş, annesi başka bir adamla evlenmişti. Üvey babasından olan ana bir üç kardeşi vardı. Ayrıca üvey babasının çocuklarına da kardeşlik ediyordu. Yeni aile, üvey kardeşler, ana bir baba ayrı kardeşlerle kalabalıktı. Eskişehir Devlet Demir Yollarından emekli üvey babası, sert görünüşlü biriydi. İlk gördüğümde içim hiç ısınmamıştı. Sezai çok iyi adamdır deyince fikirlerim değişmişti. Arkadaşlarımın yaşadıkları evin karşısında oturuyorlardı. Sezai ile arkadaşlarımın evinde karşılaşmıştım. Şubat, Haziran imtihanlarına gittiğimde genelde birlikte çalışırdık. Eylül bütünleme imtihanlarında ise hiç ayrılmazdık. Okula devam eden arkadaşlar eylüle pek ders bırakmazlardı. Bu nedenle bazen tek başıma evlerinde kalır, çoğu zamanda otelde kalırdım. Otelde kaldığım süre içinde Sezai hemen her gün gelir birlikte, ders çalışır, Eskişehir’i gezerdik.  Fikirleri sola yatkındı. Ben ne sağcı ne de solcuydum. Fikirlerim dinden yana, ama muhafazakâr değildim. Her türlü kitabı okur, geniş kültürlü olmayı severdim. Farklı fikirden olsak da, Sezai ile çok iyi anlaşırdık. \n\n\tSüleyman’la çok iyi arkadaştık. Benim okul işlerimi takip ediyordu. Okulla ilgili işimi takip etmeyi o üstlenmişti. Okula başlamadan önce birlikte ders çalışırdık. Ben liseden sonra üniversite için bir yıl ara vermiştim. Benim ara verdiğim yıllarda Süleyman lisede son sınıfı okuyordu. Ailesini tanıyordum. Birlikte ders çalıştığımız süre içinde evlerimize gidip geliyorduk. Ailelerimiz gelip gitmese de, Süleyman bizim eve, ben Süleyman’ların evine giderek ders çalışmalarımız sürüyordu. Babasının çok iyi işi vardı. Memleketin eski esnaflarından sayılırdı. Bana babam okumam için para gönderemeyince memleketimde çalışarak okuyordum. Sadece imtihanlara gidiyordum. Bunu bilen Süleyman’ın ailesi, beni örnek göstererek Süleyman’ı Eskişehir’e göndermek istemiyorlardı. Sık sık Süleyman’a, sende Semih gibi burada çalış, onunla imtihana git diyorlardı. Süleyman’ın bu konuda kendine güveni yoktu. Okulu takip edemezse sınıfları geçemeyeceğine inanıyordu. Ailesinin Süleyman’a yaptığı baskıdan hepimizin haberi vardı. Kaç defa babası benim yanımda söylemişti. \n\nSüleyman uzun boylu, normal yapılı, beyaz tenli, konuşkan bir arkadaştı. Babası gibi esnaf görünüşünü kaybetmiyordu. Ne kadar okusa da, çekirdekten yetişmiş esnaf yapısını kaybetmeyeceğe benziyordu. Zaten yaz tatillerinde babasının yanında çalışıyordu. Ailenin en büyük çocuğu olarak babasının işine yardım etmesi gerektiği söyleniyordu. Özellikle babası, işte yalnız kaldığını, her konuda güvenilir bir eleman bulamadığını, artık birlikte çalışma zamanının geldiğini söylüyordu. Elli yaşın üstündeki babasının istekleri normaldi. Ama Süleyman okul bitinceye kadar işte ancak yaz tatillerinde çalışabileceğini söylüyordu. Babası Ali amca, bazen benden yardım ister, “oğlum Semih, şu bizim deli oğlana söyle, senin gibi yapsın, benim ona ihtiyacım var” diyordu. Fakat Süleyman kim ne derse desin babasının dediğine yanaşmıyor. Okulda derslere katılamazsa sınıfları geçip, okulu bitireceğine inanmıyordu. \n\nSüleyman, Eskişehir’de tuttukları evde, aynı lisede okuduğumuz, Mahmut, Recep, Kemal ile birlikte kalıyorlardı. İmtihanlarda bende aralarına katılarak beşinciyi oluşturuyordum. Mahmut lisede okurken evliydi. İki küçük kızı vardı. Tabi evliliği lise yıllarında imam nikâhlı olarak devam etti. Lise bitince nikâhı resmileştirdiler. Çünkü lisede okuyan birinin evliliği yasalara göre mümkün değildi. Okuldan atılmasına neden olabilirdi. Kemal kendi halinde suskun biriydi. İçine kapanıktı. Konuşmayı hiç sevmezdi. Birine soru sormaya korkardı. Recep ise ağır bir insandı. Annesi babası memur emeklileriydi. Topluma göre daha düzenli sayılan bir aile yaşamına sahipti. Aldığı aile terbiyesi ile rastgele konuşmaz. Ağzına asla küfürlü, argo kelimeleri yakıştırmazdı. \n\nSüleyman’ın mektubunu okuduğumda aklıma hiçbir şey gelmedi. Süleyman finansman dersini geçtiğimi yazmıştı. Öyleyse yanlışlık okuldaydı. Akşam şehrin sokaklarına daldım. Çarşıya doğru giderken Süleyman’ın yeğeni karşıma geldi. Ona Süleyman’ı sordum. Antalya’ya tatile gitmiş. Aslında yeğenini görünceye kadar Süleyman’la konuşmak aklıma gelmiyordu. En azından görüşüp, Sezai’nin mektubunu Süleyman’a gösterip, hanginiz doğruyu yazıyor diyebilirdim. Şehrin merkezindeki postaneye gidip Sezai’nin evine telefon ettim. İyi ki Sezai evdeymiş. Ona mektubu aldığımı, yarın işten izin alacağımı, iki gün sonra orada olacağımı, birlikte okula gitmek istediğimi söyledim. Ankara’ya gitme planları yapıyormuş. Planını erteledi. Bir gün sonra buluşmak üzere anlaştık. Tren garında beni karşılayacaktı. \n\nSınıfta kalmam iyi olmamıştı. Birinci sınıfı direkt geçmiştim. Birinci sınıftan herhangi bir takıntım kalmamıştı. Okulu diğer arkadaşlar gibi sınıfları tekrar etmeden okuyabilmem önemliydi. Zira arkadaşlarım okulu bitirdiklerinde Eskişehir’de arkadaşlık yapacağım kimse kalmayabilirdi. Yeni kayıt yapan yeni hemşerilerimi ise tanımayacaktım. Tanısam da, benden çok küçük olacaklar, belki de onlarla anlaşamayacaktım. Şimdiki arkadaş grubumla akrandık. Liseden birbirimizi tanıyorduk. İyi kötü anlaşıyorduk. Teklifsiz birbirimize isteklerimizi bildirebiliyorduk. Gerçi bu konularda Recep biraz çekingen, bağnazdı ama olsun, idare ediyordu. Kafamda değişik düşünceler vardı. Şehir merkezinde de tanıdık birine rastlamadım. Sinemalarda seyretmediğim film yoktu. Hemen hepsini seyretmiştim. Sırf oyalanmak için gittiğim filme tekrar gittim. Dışarıda dolaşamazdım. Ekim ayının soğuk rüzgârları esmeye başlamıştı. Tek başıma kahvehanelere de gitmek istemiyordum. Filmi ikinci kez seyretmem beni sıktı. Filmin yarısında çıkarak eve geldim. Yatağa uzandım. Gözlerime uyku girmiyordu. Okumak için bir kitap aldım. Sayfanın yarısında sıkıldım. \n\nMotorlu trene binmiş Eskişehir’e doğru giderken, işyerindeki arkadaşların şaşkınlığı gözlerimin önünden gitmiyordu. Muhasebe müdürümüz Kenan Bey, “Semih, arkadaşın sana kazık atmış olmasın” demişti. Bu sözünden dolayı ona çok kızmıştım. Kenan Bey, çok şey görmüş tecrübeli biri olabilirdi. Cin fikirli, güvensiz olabilirdi. Ama ben arkadaşıma güveniyordum. Arkadaşım bana asla kazık atmazdı. Bana “kızmazsan sana bir şey anlatacağım” dediğinde ona istemediğimi söyledim. Anlatacağının konusu arkadaş kazığı üzerine olabilirdi. Bu tür şeyleri duymak istemiyordum. Kenan Bey, zaten kibirli, kendini beğenmiş, geçimsiz biriydi. Benden beş yaş kadar büyüktü. Yani okuldan yeni mezun olmuş, askerliğini yapmış, iş konusunda henüz tecrübesiz biriydi. Muhasebe fişlerini işlerdi. Bizse fabrikadaki fiili işleri kayıt altına alırdık. Yaptığımız hesapları çoğu zaman anlamazdı. Bazen “bunlar ne, nasıl hesaplıyorsunuz” diye sorduğunda, gayri ihtiyari “boş verin, bunlardan siz anlamazsınız” deyiverirdik bize çok kızardı. Bir gün yaptığımız hesapları incelemeye başladı. Sormadan öğrenmek istiyordu. İşin içinden çıkamayınca deliye dönmüştü. İmalata yönelik çok ince hesaplar vardı. Personel bordromuz çok karışıktı. Sendika anlaşmasına göre verilen ücretlerin bir kısmı netten brüte, bir kısmı brütten nete gidiyordu. Hepsini doğru bir şekilde bordroya yerleştirmek zordu. Standart vergi oranı yoktu. Limitlerle belirlenmiş, çocuk sayılarına göre değişen, matrah aralıklarıyla sabitlenmiş vergiler vardı. Bütün hesaplar tamamıyla elle yapılıyordu. Bordro hesaplarının içinden çıkamıyordu. İki bilinmeyenli, çok bilinmeyenli denklem metotlarıyla çözüyordum. Kenan bey’in ise matematiği çok zayıftı. O daha çok kanunlara göre hangisi gelir, hangisi gider bunları biliyordu. İnce hesaplardan anlamıyordu. Öğrenmek için bize sorması gerekiyordu. Sorduğunda da gençlik işte ukalalık yapıyor, siz anlamazsınız diyorduk. Yanlış tavırlarımızdan dolayı deliye döndüğünü, ince hesaplardan anladığımız için kıskandığını biliyorduk. Kıskançlık insana neler yaptırmazdı. O kendisini bildiği için, arkadaşlar arasındaki kıskançlığın çok şey yaptıracağını anlatmaya çalışıyordu. \n\nPatrondan Eskişehir’e izin istemek için gittiğimde, “Hayrola yeni geldin ya, ne oldu? ” diye sorunca, durumu anlattım. İki mektubu gösterdim. Hayretler içinde kaldı. “Git öğren gel bakalım gerçeği neymiş” dedi. Bir gün izin verdi. Patronum sağ olsun okuyanları çok severdi. Onları kollar, gözetlerdi. Mesleğimizi öğrenmemiz için ne gerekiyorsa yapmamızı isterdi. Ekonomi, muhasebe, vergi yasalarıyla ilgili konularda yazılar yazan, yorumlar yapan mesleki dergilere abone olmuştuk. İstediğimiz her kitabı alıyorduk. Bize bu konuda sınırsız haklar vermişti. Çalıştığımız ofisin bir duvarını olduğu gibi kütüphane yapmıştık. “İşiniz yoksa mutlaka okuyun” derdi. Okul için her türlü desteği yapar. İşyerinde işler ne kadar çok olursa olsun, imtihanları kaçırma diye tembihlerdi. İzin vermeyi pek sevmezdi. Ama okula gitmek için izin istediğimde gözü kapalı imzalardı. Sağ olsun ondan çok şey öğrendim. \n\nMotorlu Tren hızla ilerliyordu. Her zamanki bildiğim tanık manzaraları seyrederek gidiyordum. Eskişehir’den dönüşler genelde akşamları olurdu. Akşamları tren kalabalıklaşır, bazen yer bulamazdık. Ama sabahları sakin olurdu. Karakuyu’da Denizli’den gelen büyük trene binerdik. Büyük tren numaralı olurdu. Büyük trende numaralarımıza otururduk. Ama boş olduğu zaman istediğimiz yere oturmak âdetimizdi. Kondüktör lütfen yerlerinize geçin diye uyarırdı ama biz uymazdık. Kurallara karşı çıkmak, asi davranışlarımızı göstermek, gençlik heyecanlarımızın parçasıydı. Büyüklerin dediğini yapmak nedense sıkıcı gelir. İstediğimizi yapmayı özgürlüğümüz sayardık. \n\nAfyon, Kütahya, Eskişehir, altı saatlik yoldu. Tren Eskişehir’e 14.00’te giriyordu. Tren yolculuklarında kitap okumayı, insanlarla konuşmayı seviyorken bu sefer, ne okuyordum, ne de insanlarla konuşuyordum. Hâlbuki yeni insanları tanımak, onlarla sohbet etmek çok hoşuma gidiyordu. Ortada karışık bir durum vardı. Eğer Sezai’nin yazdığı doğru çıkarsa, ortada büyük bir sorun vardı. Birincisi sınıfta kalmış olacaktım. İkincisi güvendiğim arkadaştan kazık yemiş olacaktım. Bir taraftan bir yıl kaybederken, diğer taraftan bir arkadaşımı da kaybedebilirdim. O zaman işler iyice sarpa sarardı. Böyle bir durumda, Eskişehir’e gelişlerimde arkadaşların yanında durmam zor olurdu. Tamamen otellere mahkûm olurdum. Mahmut iş takibini sevmezdi. Kemal bu konularda çekingen beceriksizdi. Recep kendi halinde, işlerini bile zor takip eden biriydi.  O zaman benim okul işlerimi kim takip edecekti? Sanki gelecek yıllar sonuca göre büyük bir boşluk oluşturacaktı. Aklım dingin değildi. Kalbim sakin değildi. Düşünceler, sorunlar, sonuçla ilgili belirsizlikler kafamı kemiriyordu. Yol boyunca gözlerimi trenin geçtiği yerlerin manzaralarına dikmiş, boşlukta seyahat ediyordum. Şaşkınlık, şok, hayatımın parçası olmuştu. \n\nKarşımdaki on yaşlarında sarışın, mavi gözlü küçük kız bana bakıp, bakıp gülüyordu. Göz kırptım. Sessizce “ne var? ” dedim. O da sessizce “hiç” dedi. Yanındaki annesi bizim sessizce konuşmalarımıza şahit olunca, “ağabeyini rahatsız etme kızım, kusura bakma oğlum, ağabeysi uzakta, onu çok seviyordu, gördüğü her delikanlıyı ağabeysi kabul ediyor” “Rica ederim, ne olacak ki? Onun ağabeysi oluveririm. Değil mi kız? ” Kız kızardı. Kafasını geriye doğru yasladı. Ağzını yukarıdan aşağıya doğru açarak “he…” dedi. Benim kızla fazla ilgilenecek halim yoktu. Eskiden olsaydı iyi arkadaşlık ederdim. Kafa karışıklığım buna izin vermiyordu. Kaba bir şekilde kafamı dışarıya çevirdim. Manzaraları seyretmeye başladım. Gözümün yan ucuyla kızı arada bir kontrol ediyordum. Küçük kız bakışlarımı yakalamak istiyordu ama ben izin vermiyordum. Kütahya’da inerlerken “güle güle” dedim. Küçük kız yine de ilgime sevinmişti. Bana elini sallayarak veda ederken küçük bir öpücük gönderdi. Hiç böyle şirin çocukla karşılaşmamıştım. Kütahya’dan hareket edip Eskişehir’e doğru yol alırken karşımdaki koltuğa yaşlı bir amca oturdu. “Merhaba oğlum” “merhaba“. Yaşlı amca zorlanarak bir şeyler anlatıyordu. Ama ben dinlemiyordum. Anlattıkları dedemin anlattığı savaş hikâyelerine benziyordu. Belli ki yaşlı amca da geçtiğimiz yerlerle ilgili anılarında çok şey taşıyordu. Normal zamanımda olsaydım amcadan çok güzel şeyler dinlerdim. Fakat şu an hiçbir şeyi dinleyecek gücüm yoktu. \n\nEskişehir tren garına girerken, Sezai’yi gördüm. Trene bakıyordu. Ona el salladım. Beni gördü. Tren durunca inip kucaklaştım. Hemen “nasıl olur böyle bir şey Sezai? ” “Valla ben dün öğrenci işlerine gittim. Durumdan söz ettim. Onlar bizde yanlışlık olmaz dediler” “Hayret, hiç böyle bir şey başıma gelmemişti” “Süleyman yanlış yazmış olmasın? ” “Bilmiyorum ki”  “Tren yolunun kenarından ince bir yol gidiyordu. Bu yol, şehirden Akademiye giden yolla birleşiyordu. Şehrin içine gidip oradan dolmuşa binmektense, yolu takip ederek yürümeyi seçtik. Zaten ikimizde yürümeyi çok seviyorduk. Bana “aç mısın? ” dedi. “Yok, Afyon’da bir şeyler alıp yedim” Akademi tren yoluna yakındı. Aslında şehrin içine gitmek yolu daha çok uzatırdı. Seçtiğimiz yol bizi okula daha erken götürürdü. Ara sıra genişleyen, genelde dar olan yolda yürürken değişik konulardan söz ediyorduk. Ama ben fazla konuşkan değildim. Sezai bunu fark ederek anlayış gösterdi. Adımlarımızı hızlandırdık. Yaklaşık kırk beş dakikalık yürüyüşten sonra okulun giriş kapısındaydık. Buraya kadar yorulduğumu fark etmemiştim. Okulun giriş kapısından girip yokuş yukarıya doğru çıkmaya başlayınca yorulduğumu anladım. Yokuş bana zorluk çıkarıyordu. Okulun idari binası, giriş kapısından hayli uzaktı. Terlemiş, nefes nefese kalmış bir şekilde idari binaya geldik. Sezai daha önce geldiği için direkt öğrenci işlerine doğru yürüdük. Ben öğrenci işlerinin nerede olduğunu bilmiyordum. \n\nÖğrenci işlerindeki görevli Sezai’yi görünce tanıdı. “Sözünü ettiğin arkadaş bu mu? ” diye beni sordu. “Evet” Görevli çok iyi biriydi. Otuz yaşlarında esmer, kısa boylu tıknazdı. Hani toplumda karnı geniş dediğimiz rahat tiplerdendi. Gülümseyerek bir inceleme yapalım dedi. Ona okul numaramı verdim. “Siz dışarıda bekleyin. On dakika sonra gelin” dedi.  “Tamam” deyip dışarıya çıktık. Akademinin Eskişehir’e bakan kısmı önündeki dereye doğru alçalan bir yamaçtı. Okul yönetimi yamacı çok güzel ağaçlandırmıştı. Görevliler hemen her gün suluyorlardı. Ağaçlar henüz yeni ama artık gölgelerinde oturulacak duruma gelmişlerdi. Ağaçlıklara doğru yürüdük. Görevliler suluyorlardı. Henüz sulanmamış kuru bir yer bularak çimenlerin üzerine oturduk. Batı tarafından tatlı bir rüzgâr esiyordu. Eskişehir’e doğru oturmuş oradan buradan konuşmaya başladık. Sezai’ye “Süleyman bana kazık atmış olabilir mi? ” diye sordum. Şaşırdı “mümkün değil, belki yanlış görmüştür veya sana mektubu yazarken yanlış hatırlamıştır. Ama kasıtlı olarak bir şey yapacağına inanmıyorum. Hem nereden bilebilirdi ki senin üç dersten kalacağını, dördüncü ders olacağını, bu nedenle sınıfta kalacağını? ” “Doğru söylüyorsun. Ben üç ders bırakmasaydım sınıfta kalmayacaktım. İşin içinde kasıt bile olsa hatanın büyüğü bende. Niye üç dersi bırakıyorum ki? Hâlbuki biraz sıksaydım iki tanesini bile geçebilirdim. O zaman hiçbir sorun olmazdı.” “Bak gördün mü? Senin de aklın yattı. Aslında senin ne olursa olsun, okula geldiğinde öğrenci işlerine gelip durumunu kendin kontrol etmen daha doğruydu. Ama sen sadece Süleyman’ın mektupla yazdıklarıyla yetinmişsin” “Valla doğru söylüyorsun Sezai. Ben hiç bu açıdan düşünmemiştim. Ama diyelim ki Süleyman kasıtlı olarak kaldığım dersi geçtin diye yazdı. Böyle bir durum affedilebilir mi? ” “Semih, niye öyle söylüyorsun? Süleyman’ın önce yanlış yaptığını tespit etmemiz gerekiyor. Sonra bu yanlışı kasıtlı mı, yoksa insani zaaflarından dolayı mı yaptığını bilmemiz gerekiyor. Diyelim ki kasıtlı yaptı, nedenlerini bilmemiz gerekiyor. Haydi nedenlerini bildik ve kesin suçlu. O zaman ne yapacağız? Onu mu suçlayacağız? Bana göre asıl suç sende…” “Niye? ” “Dedim ya, sen hiçbir şey yapmadan sadece güvenmişsin. Her zaman okula geliyorsun. Bak Süleyman’ın geçtin dediği ders şubattan kalma. Sen haziranda imtihanlara geldiğinde öğrenci işlerinden son durumu öğrenseydin mesele kalmazdı. Tembellik edip niye gitmedin? ” “Hiç böyle bir şeyin olacağı aklıma gelmedi ki? ” “Semih öyle şey olur mu? Bak derslerde olasılıkları işliyoruz. Her konuda mutlaka olumsuz bir olasılığın varlığını peşinen kabul etmiyor muyuz? ” “Evet, haklısın galiba… Belki onu için kalbimde Süleyman’a karşı hiçbir öfke belirmedi” “Bak bu iyi işte. Hayatta her şey olabilir. Asıl olan kontrollü olmak. Hani kontrollü olsak ne yazar. Bazen kontrol ettiğimiz şeyler bile tersine dönebiliyor. Bence elimizden geleni önce biz yapmalıyız. Sonra güven ortamına bırakmalıyız” “Sezai, sen çok iyi bir arkadaşsın. Aklıma gelmeyen şeyleri bana gösteriyorsun. Teşekkürler” “Rica ederim. İnsan başına kötü bir şey gelince aklını zor kullanır. Belki böyle bir şey benim başıma gelseydi, bana akıllı yönlendirmeleri sen yapacaktın. Ben şaşkınlıktan bir şey söyleyemeyecektim. İnsan çoğu zaman başına gelen şeylerden etkilenerek olumlu düşünemez” “Doğru söylüyorsun Sezai. Vakit geldi haydi gidelim” \n\nÖğrenci işlerine geldiğimizde görevli bize “geç kaldınız” dercesine bakıyordu. Sınav sonuçlarının ilan edildiği sayfaları dosyadan çıkarmış. Bize “işte bunlar onaylı sınav sonuçları. Bunları görevliler yazıyor. Sonra hocalar kontrol ederek onaylıyor. Sadece hocaların onayları yetmiyor. Birde öğrenci işlerinin sınav sorumlusu kontrol ederek onaylıyor. Yani size diyeceğim en az beş kişinin kontrolünden geçerek ilan tahtasına konuyor. Onun için listelerde yanlışlık olması çok zor” Listede adımı gördüm. Karşısında kaldı yazıyordu. Görevliye “dediğin doğru olabilir. Peki, ufak bir ihtimal dahi olsa yanlışlık yapılmış olamaz mı? ” “Çok zor” “Peki böyle bir ihtimali düşünürsek ne yapabiliriz? ” “Bir dilekçe yazın, sınav kâğıdınızla liste tekrar karşılaştırılsın” “Tamam” deyip, öğrenci işlerine dilekçe yazıp bıraktık. Okuldan ayrılırken bu işten bir şey çıkmayacağına inanıyorduk. Sınıfta kaldığıma kesin olarak inanmıştım. Öğrenci işlerine verdiğimiz dilekçe formaliteden ibaretti. İçimde geçtiğime dair hiçbir his yoktu. Geri dönüşte tren yoktu. Otobüsle memlekete dönecektim. Otobüs ise gece 0.30 – 01.00 arasındaydı. \n\nOtobüs saatine kadar Sezai benimle olabileceğini söyledi. Çok sevindim. Birlikte Eskişehir’i gezecektik. Önce otogara giderek bilet aldık. Sezai’nin mahallesine giden son otobüse kadar birlikte Eskişehir’i turladık. Kafamdaki karışıklık gitmişti. Arkadaşım Sezai’nin akıllı, mantıklı sözleri düşüncelerimi netleştirmişti. Ne olursa olsun suçun büyüğü bendeydi. Onun için Süleyman’a söyleyecek sözüm yoktu. 23:30 da Sezai’yi evine göndererek otogara doğru yürümeye başladım. Eskişehir dar sokakları sessizdi. Işıkların aydınlattığı sokaklar iyice kirlenmişti. Büyük ihtimalle sabaha doğru çöpçüler temizliğe başlardı. \n\nEskişehir’de otobüse bindiğimden itibaren yolculukla ilgili hiçbir şey hatırlamıyorum. Belirsizlikler gidince, önceki günden de uykusuz olunca ölü gibi uyumuşum. “Ağabey, ağabey, kalk geldik.” On dokuz yaşlarındaki muavin beni sarsarak uyandırmaya çalışıyordu.  Gözlerimi ovuşturarak “tamam” dedim.  Zar zor kalkarak otobüsten indim. Elimdeki küçük çantamdan başka bir şeyim yoktu. Güneş doğmuştu. Saat 07:00 civarındaydı. İlk gördüğüm çeşmede elimi yüzümü yıkadım. Eve gidip üzerimi değiştirmem gerekiyordu. Sonra işe gidebilirdim. Aksu caddesinden eve doğru yürürken, Eskişehir’de birlikte okuduğumuz Mahmut’la karşılaştık. “Hayrola nereden geliyorsun? ” Yolun kenarındaki bir evin sokak duvarına oturarak “gel sana anlatacaklarım var” dedim. Olayı kısaca Mahmut’a özetledim. Mahmut anlattıklarıma hiç şaşırmamıştı. Sanki biliyor gibiydi. Bana “Bak Semih. Süleyman’a sakın kızma. Eğer böyle bir şeyi bilerek yaptıysa bütün suç ailesinin. Çocuğa sürekli baskı yapıyorlardı. Senin burada çalışıp Eskişehir’de okumanı örnek gösterip okula göndermek istemiyorlardı. Birkaç kez bundan söz etti. Sana da nezaketinden bir şey diyemiyordu. Hatta bu yıl ailesine rağmen okula gelmişti. Belki de sana yanlış bilgi vererek sınıfta kalmanı sağlayarak, gördünüz mü işte, bak Semih okula gitmeyince kaldı diyecekti. Seni örneklikten atacaktı. Böylece kendini kurtarmış olacaktı. Bütün bunlar varsayım. Doğru olsa ne olur? Sen nasılsa çalışıyorsun. Okulu kaç senede bitirdiğin önemli mi? Okulu bitirince çalışmayacak mısın? Sen bizden daha şanslısın. İşin önünde, paran cebinde… Kimseye muhtaç değilsin. Süleyman babasına muhtaç… Ben aileme muhtacım… Sen değilsin… Muhtaçlıklar bazen yanlış yaptırır.” “Kendini fazla yorma Mahmut. Ben Süleyman’ı suçlamıyorum. Asıl suçlu benim. Okula gidince öğrenci işlerine gidip kontrol etmem gerekiyordu, yapmadım” “Neyi kontrol edecektin ki? ” “Süleyman’ın bana yazdığı sınav sonuçlarını. İnsan hali, yanlış görmüş olabilir. Mektup yazarken yanlış hatırlamış olabilir. Sonra kasıt olsa ne olacak? Asıl görevini yapmayan benim” \n\nŞaşırma sırası Mahmut’taydı. Hayretle yüzüme baktı. “Gerçekten böyle mi düşünüyorsun? ” “Evet” “Mesele yok öyleyse” “Yok tabi…” “Neyse ben işe gidiyorum, haydi sen evine git” “Ne evi ya eve gidip üstümü değiştirerek bende işe gideceğim” “Haydi hayırlı işler” “Sana da hayırlı işler” \n\nSüleyman’a konuyla ilgili hiçbir şey söylemedim. Eskisi gibi merhabalaşmamıza devam ettik. Mahmut olayı kısaca anlatmış. O günden beri Süleyman yüzüme baktıkça kızarıyordu. Onu mahcup etmedim. Onu suçlamadım. Eskişehir’de iken Sezai ile anlaştık. Bundan böyle bütün okul işlerimi Sezai takip edecekti. Artık Süleyman’a bu sorumluluğu yüklemeyecektim. Buna rağmen Süleyman her seferinde bana mektup yazarak neticelerden haber verdi. Ona teşekkür ederek kırmadım. \n\nİnsan aklı, mantığı, kontrolsüz güvene karşıydı. Sezai bana çok güzel açıklamıştı. Hâlbuki okuduğum kitaplarda da benzeri şeyler vardı. Bütün okumalarıma, bilgilerime rağmen nasıl olur da kontrolsüz güvenle hareket edebilirdim? Düşüncelerim, kararlarım kendini bulurken, kalbim huzur içindeydi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikaye/Hayata dair",
        "poet": "Selçuk Sen",
        "poem": "\n\nHikayem\n\nEsnaf bir baba ve ev hanımı bir annenin ilk oğlu idi Yüksel,daha yedi yaşında idi.İlk okula başlıyacak olmanın heyecanı vardı o minik yüreğinde.Sevgi dolu,neşeli,kıpır kıpır,zeki'ydi.Orta halli bir ailenin oğluydu sonuçta,o yaşta bunun bilinci ve birazda babasının esnaf yapısının yansıması ile kendi başına para kazanmanın hesaplarını yapıyordu o yaşlarda.Neler yapmadıki? evlerinin bahçesinde bulunan erik ve dut ağaçlarının meyvalarını toplayıp paketliyerek satması,sıcak yaz günlerinde,otuz iki dişini trampet çaldırır abiii diyerek buz gibi su satması.Ve o ilk,üzerinde bir zenci ve onun kulaklarında kocaman küpeleri olan sakızı sattığı o ilk günü unutamıyordu Yüksel.O gün babasına gidip, \n.........Baba bak ben bu sene okula başlıyacağım para kazanmak istiyorum. \nBabası...Eeeee \n.........Bana Yusuf abiden bir kutu sakız al onu satıp para kazanayım kazancımı alıp verdiğin sermayeyi geri vereyim \n(Yusuf abi dediği babasının çarşıdan ermeni uyruklu,kırtasiye ve hırdavat işi yapan bir komşusu ve Yükseli evlatlık edinmek istiyecek kadarda çok seven biri) . \nBabası içten içe gururlanarak oğlu ile. \nPeki oğlum alalım bakalım bir kutu sakız ne yapacaksın der. \nYüksel buna çok sevinir ve Yusuf abisine gidip o zencili sakızdan bir kutu alırlar.Kutunun sermayesi 2.5 kuruştur satıldığında 5.00 kuruş toplaması gerekiyor Yükselin. \nBüyük bir heyecanla sakız kutusunu güzel,dikkat çekici bir şekilde açıp satmak için doğruca çarşıdaki sinemanın önüne gider Yüksel.Sinema çıkışında dağılan insanların elindeki sakızların hepsini alabileceğini düşünüyordur,ama umduğu gibi olmadı çok az satmıştı.Buna çok üzüldü,ne diyecekti babasına şimdi? nasıl giderdi yanına? Aksilik bu ya eve gitmek içinde babasının dükkanının önünden geçmesi gerekiyordu.Ama o babasına görünmemek için yolu uzatarak çok ters yönden koşa koşa eve gitti ağlıyarak,gözleri ağlamaktan şişmişti.Annesi onu bu halde görünce,telaşla \nNe oldu oğlum der \nYüksel.Yok birşey anneciğim satamadım sakızları der ve hıçkırıklarla ağlamaya devem eder.Annesi her ne kadar Yükseli teselliye çalışsa bile mümkünmü onu susturmak.Tam o anda Yükselin gözü evlerinin karşısındaki otelin önüne yanaşmaya çalışan turist otobüsüne takılır ve birden sakinleşerek,annesine \n.......Ben gidiyorum anneciğim \ndiyerek koşarak evden çıkar ve otobüsün yanına gelir bir Japon kafilesidir bu.Yüksel ön kapı açılır açılmaz içeri girer ve sakız sakız diye sempatik bir şekilde bağırır,turistler onu çok sever ve kutudaki tüm sakızlar bir anda biter.Yüksel ağlıyarak ayrıldığı annesinin yanına sevinçle döner,bir tane bile sakız kalmamıştır kutuda,ve 5.00 kuruş toplaması gerekirken fazla bırakılan paralar ile 7.5 kuruş toplamıştır..Düşüne biliyormusunuz Yükselin sevincini? ve o sevinçle babasının dükkanına koşar nefes nefese, \n..........Babacığım bak sakızların hepsini sattım,al bu senin ilk sermayen 2.5 kuruş,buda yeni kutu için 2.5 kuruş \nder kendince büyük bir başarı kazanmış olmanın gururuyla.Babasıda sevinir buna. \nYüksel artık usta bir satıcı olmuştur turistlere satış yapmaya başlar,sakız satışından başka bulunduğu şehrin kartpostallarınıda satmaya başlamıştır turistlere.Taaa ki okullar açılana kadar. \nYüksel daha o yaşta kendi başına birşeyler kazanabilmenin verdiği haz ile başladı ilk okula,ve çok başarılı bir öğrencilik yaşadı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikayecik 3",
        "poet": "Erdoğan Ergin",
        "poem": "\n\nDüş kurmaktan çekinen bir yapıya sahibim. Kurduğum düşlerin etkisinde kalma korkum yeni başladı. Çok büyük düşler kurmazdım. Kurduklarımda gerçekleşmezdi zaten. Ne isterdim ki hayattan. Elimde olanlarla yetinmesini bilenlerdenim. İyisini başkalarına layık görenlerdenim.\n\nYalnız, vazgeçtim bu düşüncelerden. İyisini istedikçe ben… Hep düşerlimi aldılar elimden. Kim mi? Bu sorunun cevabını arıyorum şimdi. Kim yok ki aralarında. En iyi arkadaşım  aldı, kardeşim çaldı, şu her gün yüzüne bakıp selam verdiğim büfedeki adam yaşadı benim yerime düşlerimi. Ama artık izin vermeyeceğim kimseye. Zaten az kurduğum düşlerimi, kaptırmayacağım kimseye.\n\nAslında neye üzülüyorum biliyor musunuz? Bunu sizde arayın kendinizde. Hep yüzüme gülenler var ya… Hani sizinde yüzünüze gülenler… Evet, işte o kişiler. Hatırladınız değil mi onları? Onları hiç sevmiyorum. Hep korkuyorum yüzüme gülerken arkamdan hançerlerler mi diye? Neden mi bu kadar karamsarım? Hakikaten böyle mi düşünüyorsunuz? Bu şekilde düşünmemi gerektiren o kadar çok şey yaşadım ki… Sorun babalarınıza, annelerinize ya da mahallende ki en yaşlı adama… Hani camiye ilk giden adam. Ezan okunmadan cami’nin yolunu tutan, ‘ya sabr! ’ çeken adam. Ona sorun. O iyi bilir bu tipleri. O çok yaşamıştır, çok görmüştür bu kimseleri.\n\nİşte bu adamlardan hayatımda çoğalmaya başladı bugünlerde. Nereye adım atsam onlar çıkıyor. Fırında ekmek sırası beklerken görüyorum onları. Ders anlatırken,parmak kaldırırken görüyorum. Bazense dost sohbetlerinde görüyorum. Ne işi var dostların arasında değil mi? İşte bunu bende bilmiyorum. Neden bu tip insanlar dostlarım arasında girdiler. \n\nBiliyorum insan dostlarından münhasırdır. Dostları nasılsa insanın kendisi de öyledir. Bununla ilgili atasözünü de bilirsiniz. Bende biliyorum. İşte o yüzden canımı sıkıyor bu adamlar. Acaba bende mi öyle oluyorum.\n\nİşte ondan düşlerimi kimseye vermeyeceğim. Bugünlerde düşlerimi temiz, yalansız, dolansız, çalışkan kişilikli adamlar meşgul ediyor. Bu sefer kaptırmayacağım kimseye düşlerimi. Yoksa ben de düş çalanlardan olacağım, sıradan biri…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikayecik 4",
        "poet": "Erdoğan Ergin",
        "poem": "\n\nNe zaman tanıştık? Bu soruyu defalarca sorarız kendi kendimize. Bir dostumuzla veya bir arkadaşımızla tanıştığımız anı hatırlamak isteriz. Bazen bir gündür tanıdığımız biri ile bir aydır belki de bir yıldır tanışıyormuşuz gelir. Uzun zamandır tanıdığımızı zannettiğimiz insanları ise tanıyamadığımız olur. \n\nBir Çarşamba akşamüstü ikindi ezanın sesinin mahalleyi sardığı dakikalardı. Vakitlerin hesabını sevmem. O yüzden küskünümdür saatlere. Benim hayatla aramı açar saatler. Böyle bir vakitte gördüm onu. İyi giyimli biriydi. Kendine özen gösterdiği her halinde belli oluyordu. Her ne kadar kılık kıyafet insanların içindeki bir çok şeyi gizlediğini düşünsemde, sakladıklarından çok gösterdikleri ilgilenmekteydim. Uzun zamanadır tanıyormuş gibi –merhaba- demek istedim. Lakin susma vakti ile konuşma vakti arasında gelgitleri olan biri olarak susmayı tercih ettim. \n\nMerhaba demek zor mudur o kadar? Olabilir. Bana ilk defa zor gelmişti. Birine merhaba demekte zorlanıyordum. Tanıdığım söylemek istercesine dilime gelen kelimeleri yutuyordum. Cümle olamıyorlardı bir türlü aklımda. Harcanan kelimeler midir yoksa zaman mı? Bunu sormak için geç kalmışlığın verdiği hüznü hissetmiştim. \n\nAslında hiç tanımıyordum. Sanki bir zaman karanlığından çıkmışçasına, aynı aydınlığa adım atıyormuşuz gibi bir duygu hissetmiştim. \n\nBirçok kişiyi gördüğümde verdiğim puanları bu sefer verememiştim. Sanıyorum tanıdığımı hissetmek beni yanılgıya itmişti. \n\nSiz insanları nasıl değerlendirirsiniz? İlk gördüğünüzde ne hissedersiniz? Hiç, onları bir şeylere benzettiğiniz olur mu? Hani yemyeşil bir çayırda sırt üstü yatıp gökyüzüne bakarken bulutları bir şeylere benzettiğiniz gibi. Ben insanları hep bir şeylere benzetirim. Bazılarını az kullanışmış piyanolara, bir başkasına bir evde köşe başında duran fiskos masalarına, zaman zaman dostlarımı buzdolabına benzettiğim de oldu. Ama hiç kendimi düşünmedim, neye benziyorum diye.  O kadar parça parça bölünüyorum ki… Neye benzesem olmaz diyor içim.\n\nO’nu bir kardelene benzetmiştim. Benzetmelerimde birçok neden ararken, bu sefer aramadım neden. Bilmiyorum. Sebebi yok. \n\nŞimdi bir ikindi ezanı okunuyor mahallede. İnsanlar geçiyor sokaklardan. Çaydanlıklar, kurdeleler, papyonlar, takım elbiseler ve bir sürü eşya seçiyorum ararlarından. Bir kardelen yok. \n\nBir çok ikindi beklemeye değer, bir kardeleni görmek için.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikayecik 5",
        "poet": "Erdoğan Ergin",
        "poem": "\n\nDüş kırıklıkları çok yaşadım hayatta. Tuttuğum her dalın kırıldığı oldu. Bazen bile bile bastık kırık bir dala. Lakin son zamanlarda sayısı arttı bastığım kırık dalların.\n\nİnsan arkadaşlarını seçerken neden hata yapar? Mesela siz… Hiç düşündünüz mü en sevdiğiniz dostunuz sizi kırabileceğini… Ya da sizi yarı yolda bırakıp gideceğini. Ben düşünmüyorum. Neyi düşünmüyorsam o başıma geliyor.\n\nBiliyorum kin, öfke ve nefret insana ait duygular. Mesela kediler köpeklere öfke duymazlar. Ya da kuşlar kedilerden nefret etmezler. Sevmediğim yılan..Ah o yılan. O yılan bile emredilenin dışına çıkmaz. Peki insan neden böyle? Bunun cevabını arıyorum şu zaman aralıklarında.\n\nAslında üzülmek bana yakışmıyor. Binlerce hücrem ölüyor her düştüğümde adam sandıklarımın adamsızlıklarını gördüğümde. Neye benziyor biliyor musunuz? Aynı gemi de yol alırken, aranızdan birisinin denizde küçük bir dal görüp, gemi battığında kurtulacağını sanması gibi, gemiyi batırıyor dostlar. Oysa tutundukları dalın küçüklüğünü görseler… Bir görseler.\n\nÇık öfke içimden. Kin benden uzak dur.Ve kardeşi intikam yanıma yanaşma. Ben insanım. Yaratılmışların en güzel insan… Aklını kullanan tek varlık insan. Peki ya siz… Kin ve nefretin dostları, insanız diyebiliyor musunuz kendinize? Söyleyin, çekinmeyin. Dilin kemiği yok. Ne çıkarsa ağzınızdan doğrudur sizin için… Ama bilesiniz, kişilerin aynasıdır yaptıkları.Asıl yaptıklarınız doğru sizin için.\n\nBen çıkıyorum şimdi aklınızdan. Okuduklarınız karlı mı bilmem zihninize. Ama yer etmeli insanın içinde yaşadıkları. Yoksa bu kadar tecrübe, bu kadar anlatılan boşa gider. Ama bilirim boş laf hoşa gider. Komik değil mi? Ama şimdi, çevirin sayfayı.\n\nElbette kitap gibidir yaşam. Sonu var. Okuduğunuzda anlayacaksınız, yaşamın gizliliklerini. Hem de apaçık, anadan üryan… \n\nUmarım okuduğunuz tüm kitaplar insanca olur.İnsanca kalırsınız hayatta..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikaye = Korunma",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nNedense bu yıl Eskişehir beni bu kez çok yormuştu. Her zaman severek gezdiğim sokakları, hamam yolu caddesi bütün güzelliğine rağmen sıkıntılarımı gidermemişti. Sinemaları eskisi kadar ilgimi çekmiyordu. Eskişehir adına, tatar börekçisinin dışında hiçbir şeyi aramıyordum. Sınıfları çift dikiş geçtiğim okulun son sınıfı bunaltmıştı. Köprübaşından porsuk çayının kenarında ilerleyen piknik alanları pislik içindeydi. Dolaşırken insanın içini karartıyordu. Eskişehir Ticari İlimler Akademisi, Akademiler içinde ünlü bir yere sahipti. Hemen herkes Eskişehir’de okuyanların hemen iş bulabileceklerini söylüyorlardı. Hâlbuki bana pek öyle gelmemişti. Heyecanla başladığım okul artık bıktırmıştı. Bu yıl, okumaktan nefret ediyordum. Sınavlar, Eskişehir’e gelip gitmeler bıktırmıştı. Bir an önce bitirip bir daha Eskişehir’e gelmeyi düşünmüyordum. Aslında 1975 yılı benim için hiç iyi gitmiyordu. Eskişehir’e gelmeden de birçok aksilik yaşamıştım. Belki de, 1975 yılı hayatımın karabasan yılı olacaktı. Hiçbir şey istediğim gibi gitmiyordu. Kişisel problemlerin gün geçtikçe artıyor. Aile içindeki problemler beni geriyordu. İşyerindeki sorunlar olaylara tuz biber oluyordu. Her zaman birlikte dolaştığım yakın arkadaşımın İstanbul’a gidişiyle tamamen yalnız kalmıştım. İçimi yakan, beni sımsıkı yakalayan sorunlarımı içtenlikle paylaşacak kimsem yoktu. Sokaklarda yalnız yürümeyi hiç sevmezdim. Arkadaşım gidince sokaklarda yalnızdım. Yalnızlığımla sorumlarım iyice büyüyordu. Ruhum yapım bozulmuş. Düşüncelerim dağılmış. Gelecek endişesi yaşıyordum. Eski benden hiçbir eser kalmamıştı. Dengeli, tutarlı, ne dediğini bilen, kararlı halim gitmiş, panik içinde, ne yapacağını bilmeyen biri olmuştum. \n\n\tGelgitlerimden, mantıksız, akılsızca işlerden yorulmuştum. Delikanlılık çağımın en deli günleriyle baş etmeye çalışıyordum. Aileden aldığım terbiye, okuduğum kitaplardan edindiğim etik değerler nedeniyle, yanlışlarda işim olmazdı. Sigara dışında kötü alışkanlıklarım yoktu. Küçüklüğümde içki içen babamın bıraktığı kötü izler içkiye düşmanlığımı artırmıştı. İçenleri sevmez, asla ağzıma koymazdım. Geleneklerimizdeki kadın erkek arasındaki ayrılıkçı düşüncelere karşı tepkim büyüktü. Özellikle değişik kültürlerden okuduğum, hikâye, roman, bilimsel, fikri kitaplardan elde ettiğim insanlıkla, toplumun bana kazandırmak istediği insanlık arasında büyük farklar vardı. \n\n\tErkek arkadaşların her türlü cinsel arayış içine girip, tatminlere ulaştıktan sonra, evlenecekleri kızların bakire olmalarını şart koşmaları beni şaşırtıyordu. Etrafımda yüksek okul okuyan erkek arkadaşlarımın hemen her biri mutlaka karşı cinsten biriyle gayri meşru ilişki kurmuştu. Kimi evli kadınlarla, kimi kızlarla, kimi de genelevine giderek, cinsel ihtiyaçlarını gideriyorlardı. Kaç kez, arkadaşlarla akşam gezisine çıktığımızda, bana fark ettirmeden genelevinin kapısında olurduk. Onlara kızar, bağırır, çağırır, onları orada bırakır geri dönerdim. Bazen de normal karşılar, onların işini bitirmelerini dışarıda beklerdim. Bütün bunlar inançlarıma, düşüncelerime yanlış geliyordu. Daha on dört yaşlarındayken, etrafımda konuşan ağabeylerimin konuşmalarından tiksinmiş, kendi kendime söz vermiştim. “Ben evleneceğim kızın bakire olmasını istiyorsam, kendim de ona bakir varmalıydım” Bu benim etik değerlerimin temeliydi. Kadın erkek arasındaki eşitlik konusunun can damarıydı. Kadın erkek eşitliğini savunan etrafımdaki insanların, gezmeye, tozmaya, cinsel ihtiyaçlarını tatmine gelince kendileri adına istedikleri kadar geniş olan, ama evlenmeye gelince temiz, bozulmamış, hiçbir erkekle yatmamış, gezmemiş, elini erkek eline dokundurmamış aile kızları istemelerine şaşırıyordum. Onlara bazen, “kardeşim, sizler ihtiyaçlarınızı giderecek kızları bulup işinizi görüyorsunuz. Aynı şekilde kız kardeşlerinizde başkalarıyla gezse, tozsa, yatıp kalksa ne yaparsınız? ” dediğimde “onları öldürürüz” diyorlardı. Ama kendileri başkalarının kız kardeşleriyle her türlü haltı yiyorlardı. Yüzlerine bu çelişkilerini vurduğum zaman beni sevmiyorlardı. Hatta beni çağ dışı ilan edip, “yahu kardeşim sen ormanda mı yaşıyorsun? Sen hangi devirde yaşadığını biliyor musun? ” diyorlardı. Cumhuriyet devrinde kadınlara büyük haklar verildiği söylenmesine rağmen, erkeklerin tatmini için genelevleri yasayla açılmıştı. Erkek yöneticiler bir taraftan kadın haklarından söz ederken, diğer taraftan, parasını vererek erkeklerin ihtiyaçlarını giderecek yasal mekânlar (genelevleri)     açmışlardı. Erkeklerin ihtiyaçları, yasaların izniyle, polislerin kontrolü altında giderilecekti. Genelevlerine düşürülen kadınların, kızların haklarını arayan hiç kimse yoktu. Toplumumuzda hiçbir kadın, kız, kendi isteğiyle, arzusuyla genelevinde çalışmak istemezdi. Mutlaka birilerinin oyununa, tuzağına düşürülmüş, hakları gasp edilmiş, zorlanmış kadınlar çalıştırılırdı. Yasalar onları yakalayınca haklarını aramaz, ellerine vesika vererek, “gayri meşru değil, yasal çalışın” derlerdi. Böyle bir mantıkla kadın erkek eşitliği nasıl olurdu? Erkekler kısaca diyorlardı ki, “erkeklerin ihtiyacı var, onlara cinsel ihtiyaçlarını tatmin edeceği yasal mekânlar hazırlayalım”. Peki, kadınlar aynı şeyi isteyip, “bizde erkeklerin çalıştırıldığı genel evleri istiyoruz, canımız istediğinde gidip paramızı bastırarak ihtiyaçlarımızı gidereceğiz” deselerdi ne olurdu? Kim onlara haklısınız, bu sizin kadın erkek eşitliği doğrultusunda en tabii hakkınız derdi. Genelevleri yasasını çıkaranlar mı? Kadın erkek eşitliğini savunan kadınlar, erkekler mi? Toplum mu? \n\n\tToplumun dindar kesimleri, devletin yetkili organı Diyanet teşkilatı bile bu yönde itirazlarını koymazlar. Sanki genelevlerinin kurulmasını doğal sayarlardı. Hâlbuki dinin en şiddetli cezalarından birisi zina cezasıydı. Evlilik dışındaki bütün kadın erkek ilişkilerini din zina sayıyordu. Elbette laik devlet yasalarını dine göre yapmayacaktı. Ama laik devlette bile yaşasa, inananlar olaylara dinine göre bakmalı değil miydi? Kadınların zorlanması, ele geçirilmesi, paralı veya parasız üzerlerinden cinsel ihtiyaçlarının karşılanması, kadın haklarına aykırıydı. Kadın erkek eşitliğine aykırıydı. Ama kimse bunun üzerinde durmazdı. Kimse bunun üzerinde durmadığı gibi, genelevlerine karşı düşünceler oluşturulduğunda, ülkenin siyasetçileri, aydınları, medyası ateş püskürürdü. Oradaki kadınların haklarını savunup, onları özgürlüklerine ulaştıracaklarına, kalan hayatlarına teminat olacaklarına, onların özgürlüğünü savunan, genel evlerinin kapatılmasını savunanlara karşıydılar. Bütün bunları anlamak mümkün değildi. \n\n\tHer neyse, toplumumuzda evli erkeklerin, başka bir kadınla yaşayıp karısını aldatması yerine, genelevine giderek ihtiyacını karşılaması normal sayılırdı. Küçükken mahallemizdeki bir kadın, kadınlarla konuşurken, “adama bak yahu, madem canın kadın çekti, git genelevine tatmin ol gel, ne işin var başka kadınlarda? ” demesini hiç anlayamamıştım. Evlenmemiş erkeklerin cinsel ihtiyaçlarını gidermek için genel evlerine gitmeleri normal sayılırdı. Mahallemizden birisi oğlunun kadınlara karşı beceriksizliği gitsin diye, bizzat kendisi oğluna nezaret ederek, birlikte genelevine gittiğini anlatmıştı. Bunu duyunca şok olmuştum. Erkekler kendilerinin, kızlara, kadınlara karşı acemilikleri, beceriksizlikleri gitsin, çocuklar açılsın diye kurdukları düzeni, kadınlar, kızlar lehine kurmak mümkün müydü? Anneler de, kızlarımız erkeklere karşı acemiliğini, beceriksizliğini gidersin diye böyle bir şey yapabilir miydi? Bu yönde kendilerini erkeklerle eşit tutabilirler miydi? \n\n\tBütün bu düşünceler içimi kavuruyordu. Toplumun, aydınıyla, cahiliyle, Müslüman’ıyla, ateistiyle, laikiyle içine düştükleri çelişkilerden iğreniyordum. Her türlü yönden okuduğum kitaplardan edindiğim insanlık değerleri, kadına da, erkeğe de, eşit haklar sunuyordu. Hiç biri diğerinden üstün değildi. Benim kararımda bir acayiplik yoktu. Ben evlenirken bakire bir kız istiyorsam, kendimde bakir olmalıydım. Ben kendime evlenmek için temiz bir kız istiyorsam, kendim de temiz olmalıydım. Toplumun yargısı olan, gayri meşru kadın erek ilişkilerinde erkekler kirli sayılmaz, bu tür konular kadınların lekesidir inancı, ne kadar itici, ikiyüzlü, sahtekârcaydı. Hele bu tür düşünceleri kadın erkek eşitliğini savunanlardan duyduğumda tüylerim diken diken oluyordu. Kadınlarla gayri meşru ilişkiler kuran erkekler için “elinin kiridir” derken, aynı şey neden kadınların namusu sayılıyordu? \n\n\tBugün okuldan yorulmuş, Eskişehir’den bıkmış, düşüncelerimdeki temizliğin toplumdaki çatışmalarından gerilmiş, ne yaptığını, ne yapacağını bilmez biriydim. Yirmi beş yaşında delikanlılığın şıvgınlığını yaşayan biri olarak, toplumdaki kirliliklerle boy ölçüşmem zordu. Hele geçmişte Ankara’da yaşarken, İslam Enstitüsünden mezun olmuş bir arkadaşımın, yanıma misafir geldiğinde, “nişanlandığını, yakında evleneceğini, gerdeğe acemi girmek istemediğini, genelevine gitmek istediğini, bana genelevinin nerede olduğunu sorunca” beynimden vurulmuşa dönmüştüm. O günkü konuşmadan sonra arkadaşla ilişkimi kestim. Her aklıma geldiğinde bu tür insanlıktan iğreniyordum. \n\n\tDüşünceler beni sarsmaya başladığı zaman, “toplumdaki bu tür anlayışlara karşı acaba yanlışı olan ben miyim? ” diye düşündüğüm zamanlar oluyordu. Sürekli oraya buraya seyahat ediyordum. Yollarda türlü trafik kazalarına rastlıyordum. Bazen hiçbir kadınla ilişki kurmadan ölüp gidersem düşüncesi aklıma geliyor, deliye dönüyordum. Etrafımdaki arkadaşların ballandıra ballandıra anlatmaları aklıma geliyor, böyle bir zevkten mahrum olarak dünyadaki ömrüm biterse yazık olur düşüncesi beynimi delip geçiyordu. Hele bu sefer, her şeyin beni yorduğu bir dönemde, yine aynı düşünceler beynimi kemirmeye başlamıştı. Yüksel okul arkadaşlarımdan kadınlarla, kızlarla yatmayan kalmamıştı. En azından mutlaka genelevine giderek ihtiyaçlarını gidermişlerdi. Bense temizlik adına, eşitlik adına, inançlarım adına, erdemlilik adına direniyordum. Nereye kadar? Neredeyse bütün toplumun hoş gördüğü, hatta mazbut, dindar, mutaassıp köylerden, kasabalardan genelevlerine akşamları minibüs kaldırıldığı bir toplumda yaşayan olarak, nereye kadar sabredebilirdim? \n\n\tİmtihanlarımı tamamlamıştım. Henüz saat 16:00 civarıydı. Memleketime gidecek otobüsler gece yarısı 00:30 veya 01:00 de Eskişehir’den geçiyorlardı. Bu psikolojiyle Eskişehir’de vakit geçiremezdim. Duygularım kararmış, inancım zayıflamış, iradem altüst olmuştu. “Gençliğim, ömrüm bitip gidecek hiçbir kadınla ilişki kurmadan ölüp gideceğim” demeye başladım. Düşünceler kafamda dolaşırken içimdeki şeytan destek veriyordu. Kim duyacak? Ne olmuş yani? Senden başka kim böyle bir budalalığı yapıyor? Git genelevine rahatla… Herkes böyle yapmıyor mu? Nasılsa ilişki kurabileceğin ne kız var, ne de kadın. Seni ancak genelevi paklar. Şeytan bütün fitnesiyle beynime hâkim olurken, aklıma Afyon’u düşürdü. “Buradan Afyon’a gidip oradaki genelevine gideyim. Burada belki gören olur.”  Afyon’daki genelevinin nerede olduğunu biliyordum. 17 yaşındayken bir haftalığına Afyon’a arkadaşımın yanına gelmiştim. Onunla gezerken bir gün önünden geçmiştik. Garaja yakındı. Arkadaşımın Afyon’da bir arkadaşı vardı. Kadınlara düşkün biriydi. Konuşmaları sırasında genelevinin akşam 10:00’da, yani 22:00 ‘ de kapandığını söylemişti. Hayret nasıl oluyordu da bütün bunlar aklıma geliyordu? Biliyorum içimdeki şeytan her şeyi kendi lehine çeviriyordu. Bende buna çanak tutuyordum. Artık bende normal bir insan olmaya karar vermiştim. Zira benim yaşımda birinin hiçbir kızla, kadınla ilişki kurmaması, normal değil anormallikti. Benim temizlik adına kararlarımı duyan hemen herkes “deli bu” diye yüzüme bakıyordu. Kısacası ben bu sefer zayıf yakalanmıştım. Şeytan, nefsime, aklıma, kalbime hâkim olmuştu. Eğer kadınla ilişki kurmakta bir tat varsa, tatmadan durmak istemiyordum. Bende lezzeti tadanlar kervanına katılmak istiyordum. Belki genelevine gideceğimi, gittiğimi kimseye söylemeyecektim. Herkese karşı ben de ikiyüzlü, riyakâr olacaktım. Olsun, ne çıkar? Herkes öyle değil miydi? Dürüstlüğe, namusluluğa gelince herkes lafta en dürüst, en namuslu değil miydi? Önüne gelen kızla, kadınla yatmayı düşünen, fırsatını yakalayınca yatan, ama evleneceği zaman hiçbir erkekle yatmamış, eli dahi erkek eline değmemiş kız isteyenler, dürüstlüğü, namusluluğu kime kaptırıyorlardı ki? Trafiği az yolda otelime doğru giderken, “bir kereden ne çıkar? Merakımı bir kez olsun gidereyim. Hoşlanmazsan bir daha gitmem diyordum. İnançlarıma, aile terbiyeme, etik değerlerime, düşüncelerime aykırı olduğunu biliyordum. Hayatıma egemen olan Allah korkusu bile artık bana yetmiyordu. Gençtim, ileride tövbe ederdim. Hele evlendikten sonra bir daha asla böyle şeylere itibar etmezdim. Ben gencim. Mecbur durumdayım. Tek başına temiz olmak bana ağır geliyordu. Artık bu yükü çekebileceğime inancım giderek zayıflamıştı. “Evet, evet, koyunun bacağını kırmalıydım. Hiç olmazsa bir kez olsun bir kadınla yatmalıydım. Kendisiyle yatabileceğim hiçbir kız yoktu” Düşünceler içimi kavururken gelgitlerim artıyordu. \t\n\n\tNe oluyor ya? Bugüne kadar sabretmişim. Okul bitiyor. Yakında evlenirim. Temiz inancımı, düşüncelerimi, hayatımı, benliğimi kirletmenin anlamı yoktu. Sağduyum bana böyle sesleniyordu. Tüm kirli düşüncelerime, kararlarıma karşı itiraz yükseltiyordu. Ama bu sefer şeytan üstündü “ya evlenmeden ölüp gidersen? O zaman ne olacak? Allah’ın insana verdiği lezzet tatma hakkını kullanmadığın için kendini suçlamayacak mısın? ”\n\n\tYolda yürürken etrafımdaki insanların yüzüne bakamıyordum. Beş yıl boyunca defalarca bu sokaklardan gelip gitmiştim. Karşıdaki büfeciyi tanıyordum. Şu vitrinden kaç defa içeriye bakarken, “buyur kardeşim, içeride çok çeşidimiz var” diyen dükkân sahibi gözlerimin içine bakıyordu. Biraz ileride sabahları simit aldığım Ali amca vardı. Onun yanından geçmeye utanıyordum. Hemen sağa saparak yolu değiştirdim. Sanki Ali amca gözlerime bakınca, içimdeki düşünceleri anlayacak gibiydi. Ona yakalanmaktan korkuyordum. Mertlik, dürüstlük adına Ali amcayla ayaküstü sohbetler etmiştik. Onun Akademide okuyan öğrencilerin davranışlarına kızdığını biliyordum. Kızların, erkeklerin serbest tavırlarına sinir oluyordu. “Bunların anaları babaları yok mu? Utanmadan yol ortasında sarmaş dolaşlar. Öpüşüyor, koklaşıyorlar. Bu ne terbiyesizlik? ” diye hayıflandığını biliyordum. Şu an kendimi onun tiksindiği insanlardan görüyordum. Bunu anlamasın diye ondan kaçabildiğim kadar kaçtım. \n\n\tOtel kapısından içeri girerken Mustafa dayıyı gördüm. Hayret Mustafa dayı genelde akşamları olurdu. Bu vakitte daha çok yirmi yaşlarındaki Murat otel girişinde bulunurdu. Mustafa dayı beni görünce, “Ne o yeğen, ne var ne yok? Duyduğuma göre bugün imtihanlarının son günüymüş” “Evet Mustafa dayı son günü” “Peki ne yapacaksın? Otelde kalacak mısın, yoksa gidecek misin? ” “Gideceğim. Yukarıya eşyalarımı almaya çıkıyorum. Hesabımı hazırla ödeme yapayım” “Tamam yeğen” Mustafa dayı çok iyiydi. İmtihana geldiğim zamanlar genellikle onun otelinde kalırdım. Mustafa dayının öğrencilere karşı ayrı bir düşkünlüğü vardı. Her zaman liste fiyatından %20, %30 daha ucuz öğrencilere oda kiralardı. Hele öğrenciler dört kişilik odalarda, dört kişi birlikte kalırlarsa iki kişilik para alırdı. Nedenini de “dört kişilik odalar zaten iki kişilik ediyor. Hiçbir zaman dört kişi yatmıyor” derdi. Bizim için fark etmiyordu. Dört kişilik odaları da öyle dar odalar değildi. Aksine büyük salonlar gibiydi. Elbette yapancılar aynı odada dört kişi kalmaktan korkarlardı. Ama bizler öğrenciler olarak artık birbirimizi tanır hale geliyorduk. İşimize de geliyordu. Birlikte oda tutuyor. Birlikte yemeğe, okula gidiyor. Birlikte ders çalışıyorduk. Otel şehrin merkezindeydi. Önünden porsuk çayı geçiyordu. Otel odamızdan dışarıya baktığımızda, porsuk çayının kenarında şehrin lüks otelleri ve mağazaları vardı. \n\nOdama giderek toparlandım. Odada hiç kimse yoktu. Herhalde diğer arkadaşlar gitmişlerdi. Aşağıya inip otel paramı ödedim. Mustafa dayıyla helalleştikten sonra, Murat’a selam söyledim. Kapıdan çıkarken arkamdan Mustafa dayı sesleniyordu. “Seneye buradasın değil mi” “Evet, hoşça kal, görüşmek üzere” Elimde valizim otogara doğru yürürken, artık her şeyden vazgeçmiş kendimi rahatlatmak istiyordum. Genelevi kadını dahi olsa, ben de bir kadınla ilişki kurmalıydım. “Yetti artık. Yetti artık. Yetti artık” diye söylenerek yürürken adımlarım hızlanmıştı. Sanki böyle bir karar vermekle bunaltılarım dağılmıştı. Erdemlerin, eşitliğin, temizliğin canı cehennemeydi. Bunları savunuyordum da, kim kıymet biliyordu? Etrafımdaki insanlar yaşadıklarını ballandırarak anlatırken bana düşen onları seyretmek mi olacaktı? Bazen “belki söylediklerinin çoğu yalandır. Yamadıkları şeyler dillerine düşmüştür” diyordum. Olsun. Ben artık kararlıydım. Kararımdan hiç kimse döndüremezdi. Hesabım sadece Allah’aydı. Allah zalim değil adalet sahibiydi. Beni anlardı. İçine düştüğüm sıkıntıyı ondan başka kim bilebilirdi? Bütün bu zevkleri insana veren Allah değil miydi? Allah zalim değildi ki? Hem zevk verecek, hem niye tattın diye cezalandıracak. Evlenme imkânı vardı da ben mi evlenmedim. Eskiden ne güzelmiş. Delikanlılar erken yaşlarda evleniyorlarmış. Benim yaşıtlarımın çoğu evlenmişti. Allah bunları bilmiyor mu? Hatta bazı arkadaşlarımın ilkokula giden çocukları vardı. Onlar kadın erkek ilişkisinin zevkini tadarlarken ben niye geri kalayım? Eğer benim durumumda olan birinin genelevine giderek kendini tatmin etmesi suçsa, ben bu suçu işleyecektim. Allah beni bu konuda suçlu sayıyorsa af dilerdim. O nasılsa af ederdi. İçimden bir ses “aferin, aferin, tamam işte, ne olacak ki? Suç varsa, günah senin sevap senin” diyordu. Fısıldayanın şeytan olduğunu biliyordum. \n\nBugün cumartesi, yarın pazar. Afyon’a gider, genelevine uğrar, kendimi tatmin eder, otelde kalırdım. Pazar günü de memleketime giderdim. Nasılsa Pazar günü iş yoktu. Eskişehir’le Afyon arası iki buçuk saat sürüyordu. Şehrin merkezinde, porsuk çayının hemen yanındaki otogar küçük ama çok şirindi. Diğer otogarlardan farklı olarak, yer altı çarşısı vardı. Çok güzel bir çarşıydı. Oradan aldıklarımın hepsi kaliteli çıkmıştı. Otogara girdim. Girişteki yazıhaneye “Afyon arabaları nereden kalkıyor? ” diye sordum. Gösterdikleri yazıhaneye doğru yürüdüm. Yazıhanede babacan biri oturuyordu. Onun yüzüne bakınca, hangi niyetle Afyon’a gittiğim aklıma gelerek utandım. Sanki adam yüzüme bakınca anlamış gibiydi. “Buyur oğlum” sözü içimi sızlattı. Bir an vazgeçmeyi düşündüm. “Vazgeçme, kararını uygula, tam sırası, böyle bir fırsat bir daha eline geçmez” diyen içimdeki şeytan bana güç veriyordu. “Tamam, tamam, vazgeçmiyorum, kararlıyım, ne olursa olsun kararımdan dönmeyeceğim” Yüzüme dik bakarak cevabımı bekleyen yazıhanedeki adama, “Afyon’a bilet istiyorum” Akşam 06:00 da var. (18:00 yani) . Hemen hesapladım. Yol iki buçuk saat sürse, saat 20:30 da Afyon’dayım. Bana 01:30 saat kalıyordu. Tamam dedim bileti aldım. Otobüsün hareketine iki saate yakın bir zaman vardı. Çarşıya inip dolaşmaya başladım. Aklıma yemek geldi. Yemek yemezsem, aç kalırdım. Yolda otobüs yemek molası vermezdi. Afyon’a iner inmez genelevine gidecektim. Ondan sonra hiçbir yerde yemek bulamazdım. Her zaman yemek yediğim otogara yakın, porsuk çayının kenarında bulunan lokantaya gittim. Lokanta tipik halk lokantasıydı. Müşterilerinin çoğunluğunu, esnaf, etrafındaki otellerde kalan öğrenciler oluştururdu. Arkadaşlarımın evinde kalmaz, otelde kalırsam burada yemek yerdim. Bu lokantada öğrencilere en az %20 indirim yapıyordu. Eskişehir gerçekten bu yönden çok güzel bir şehirdi. Öğrencilere önem veriyor, onların Eskişehir’deki yaşamlarını kolaylaştırıyorlardı. Bazı şehir tersini yapardı. Öğrenciye kazık atarlardı. Kendimi aç hissetmediğim halde, ne olur ne olmaz diye tıka basa yedim. Artık iyice doymuştum.\n\n\tLokantada bir saatten fazla oyalanmıştım. Zaman var diye acele etmiyordum. Saate baktım, bir de ne göreyim, yarım saat kalmış. Hemen otogara doğru yürümeye başladım. Otobüs yazıhanenin önüne yaklaşmıştı. Eski bir Mercedes. Otobüsü görünce “eyvah, bu otobüsle Afyon’a zor varırız” diye söylendim. Başka çarem yoktu. Valizim ufaktı. Arabanın içindeki eşya konacak bölüme koymak için otobüse girdim. On altı numaralı koltuk benimdi. Arabanın sağ tarafı. En sevdiğim koltuk numaraları, dört, sekiz, on iki, on altıydı. Arka koltukları sevmezdim. Hele arabanın sol tarafında seyahat etmeyi hiç sevmezdim. Sol taraftayken karşıdan gelen arabalar üzerime geliyor gibi olurlardı. Valizimi yukarıya yerleştirdikten sonra otobüsten indim. On beş dakika vardı. Otobüsler arasında, otogarın meydanında, yazıhaneler önünde oyalanmaya başladım. İkide bir saate bakıyordum. Sanki içimde kötü bir his vardı. Otobüs zamanında kalkmayacaktı. Aklıma gelen düşünceler beni geriyordu. Şeytanı dinliyor, kararımı uygulama noktasında hiçbir aksiliğin olmasını istemiyordum.\n\n\tŞoförün otobüse bindiğini görünce sevindim. Tam saatinde kalkacağı belliydi. Hemen otobüse bindim. Uzaktan yanımdaki koltuğun boş olduğunu görünce sevindim. Yanımda birisi olunca konuşmak zorunda kalabilirdim. Aslında otobüslerle seyahat ederken çok konuşurdum. Ama bu sefer asla kimseyle konuşmak istemiyordum. Sanki konuşursam foyam meydana çıkardı. O zaman yerin dibine geçerdim. Hele yanıma oturan kişi, Afyon’a genelevi için gittiğimi anlarsa ne hale gelirdim? Yerime oturdum. Otobüs fazla kalabalık değildi. \n\n\tOtobüsün hareket saati geldi. Hala otobüs hareket etmedi. Arkaya doğru gelen muavine, “otobüs saatinde kalkar mı? ” dedim. “Bir yolcu bekliyoruz, gelince kalkacağız” dedi. Hayda, bir yolcu, ne zaman gelir ki? Üzerime karabasanlar çökmeye başladı. “Bugün bu iş olmayacak” diye hayıflanıyordum.  “Bugün bu iş olmayacak. Yine aynı kalacağım” Arka taraftan muavinin sesini duydum. “Koş kardeşim koş, haydi seni bekliyoruz. Yahu daha demin buralardaydın nereye kayboldun, seni görüyordum” “Tuvalete gittim” “Şimdiye kadar niye gitmedin, bak bu kadar yolcu seni bekliyor. Ayıp değil mi? ”  Muavin geç kalan yolcunun genç, çocuksu bir delikanlı olduğunu görünce bastırıyordu. Şöyle iri kıyım veya kelli felli bir olsaydı bu lafları söyleyebilir miydi? Yolcu binerken, muavin arkadan bağırıyordu. “Gel, gel, gel” \n\n\tNihayet hareket ettik. Otobüs şehrin dar sokaklarından ilerlerken, akşam güneşinin ışıkları camlara vuruyordu. Akşamın hareketliliği, uğultu halinde sokakları doldururken, şoför bütün maharetini ortaya koyarak kısa zamanda şehrin dışına çıktı. Artık Eskişehir arkamızda kalmıştı. Doğu yönünden Ankara yoluna doğru ilerliyorduk. Güneş batmış, karanlık çökmeye başlamıştı. Yanımdaki koltukta hiç kimse yoktu. En çok buna sevindim. Önümdeki koltuklar doluydu. Otobüsün arkası çoğunlukla boştu. Sanki yolcular istedikleri yerlere oturmuşlar gibi, boş koltuklara dağılmışlardı. Şehir dışına çıkınca muavin kolonya tuttu. Arkasından su servisi yaptı. \n\n\tKafamı pencereye dayamış yolu seyrediyordum. Akşam karanlığı henüz tam çökmemişti. Yol sakindi. Fazla trafik yoktu. Uzaklarda bazı yerler hala akşam kızıllığını taşıyordu. Otobüs yolların süvarisi gibi hızla ilerliyordu. Bir müddet sonra otobüsün ışıkları kapandı. Artık gece yolculuğu başlamıştı. Karanlıkta kalınca dışarısı daha iyi seyrediliyor. Otobüsün hızlı gidişine içten içe seviniyordum. Sanki beni mutluluklarıma doğru uçuruyordu. Otobüsü ilk gördüğümde “bu otobüsle bu yol bitmez” sözümü geri aldım. İçimden “helal sana” diyordum. Önümdeki levhada Mahmudiye 10 km. yazıyordu. Altında ise Ankara’nın kilometresi yazıyordu. Sivrihisar ayrımına çok yol vardı. Oradan Afyon’a doğru sapacaktık. Yol levhalarında henüz Afyon yazmıyordu. Birden bire otobüs Mahmudiye yönüne döndü. Bu yoldan hiç gitmemiştim. Bindiğim bütün otobüsler Ankara yolunu takip ederlerdi. Mahmudiye’ye doğru otobüs hızla ilerlerken, “ya bu yol uzunsa demeye başladım” Muavine mutlaka sormalıydım. Etrafıma bakınmaya başladım. Muavin benim bakındığımı görünce yanıma geldi. “Bir şey mi istiyorsun? ” “Hayır, bir şey istemiyorum da, siz Sivrihisar üzerinden gitmiyor musunuz? ” “Hayır, biz Mahmudiye, Çifteler üzerinden gideriz. Emirdağ’a girip çıkarız” “Peki bu ol öbür yoldan kısa mı” “ Evet kısa, ama saat olarak yarım saat fazla” “Niye? ” “Çünkü bu yol biraz dolambaçlı” “Peki niye bu yoldan gidiyorsunuz? ” “Yol üzerindeki kazalardan yolcu alıyoruz” “Bu yol Eskişehir’den Afyon’a kaç saat sürüyor? ” “Üç saat” “Ne? Üç saat mi? Öbür yol iki buçuk saatti” “Acele işiniz mi vardı? ” Yakalanmış duygusuyla “hayır da, ben iki buçuk saat yolculuk sürüyor biliyordum” “Hayır bu yol üç saat sürer. Hatta bazen üç saati on beş dakika falan geçer” Muavin konuştukça sinirlerim tepeme çıkıyordu. Saat 18:00 de yola çıktık. Üç saat sürerse 21:00 de Afyon’a varacağız. Bana bir saat kalıyor. Yeter mi diye düşünmeye başladım. Otobüsten ineceğim, genelevine gideceğim. On yirmi dakikada bunlar sürse, pek zaman kalmayacak gibiydi. İçimden inşallah yolculuk üç saati aşmaz diyordum.\n\n\tKafamda bir sürü düşünce vardı. Aksilik olmaması için dua ediyordum. Her zaman genelevine gitme konusunda bu kadar kararlı olabileceğimi sanmıyordum. Havada bulut vardı. Yıldızlar görünmüyordu. Gece karanlığı iyice çökmüştü. Uzaklarda köylerin ışıkları görünüyordu. Bazen hızla köylerin içinden geçiyorduk. Yol levhaları da kaybolmuştu. Anlaşılan bakımsız bir yoldu. Anayollar her zaman iyiydi. Ana yolların genişliğinin yanında, yol levhalarının oluşu insanı tedirgin etmezdi. En azından ne kadar gittik, ne kadar kaldı bilirdik. Şimdi ise, karanlıkta hızla ilerleyen otobüsün içindeyiz ama ne kadar gittik, ne kadar kaldı, neredeyiz bilemiyordum. İnsan için en kötü şey bilgisizliktir. Yollar ne kadar uzun da olsa, yolu bilirseniz kısa gelir. Yollar ne kadar kısa olursa olsun, bilmediğiniz çok uzun gelir.  Allah’tan şoför iyiydi. Sanki yolu ezbere gidiyordu. Hani derler ya otobüs için yol kaymak gibiydi. Otobüs kaymak gibi yol üzerinde kayıyordu. Hızı gösteren kilometre panosunu görmediğim için, otobüsün çok hızlı gittiğini düşünüyordum. Çünkü seyrettiğim yol kenarları hızla akıp gidiyordu. İleride ışıklar vardı. Yine bir köyden geçeceğiz derken Mahmudiye yazısını görünce sevindim. Mahmudiye, Çifteler, Emirdağ ve Afyon. İşte ilk durağa gelmiştik. Henüz saat 18:30. Otobüs otogara girmedi. Şehri içinde bir yol kenarına durdu. Muavin “Mahmudiye’de inecekler insin, otobüs durmayacak” dediğinde çok sevinmiştim. Yol kenarında bekleyen dört yolcu binerken, iki yolcu inmişti. İki dakika oyalanmadan otobüs yoluna devam etti. Bu benim için çok iyiydi. \n\n\tMahmudiye’den Çiftelere doğru çıktık. Muavin yol dolambaçlı diyordu ama hiçte öyle değildi. Öyle dağların dolambaçlı yollarını aşmıyorduk. Yol sadece biraz dardı. Genellikle ovaların içinden geçiyorduk. Dağlar uzaklardaydı. Yaklaşık yarım saat yol almıştık ki, otobüs aniden sarsıldı. Biraz sağa sola savrulduk. Sonra durduk. Uyuyanlar uyandı. Ne oluyor sesleri yükseldi. Önden şoförün sesi geldi. “Arkadaşlar geçmiş olsun, önemli bir şey yok, teker patladı” İçimde eyvah sesleri yükselmeye başladı. Hemen herkes otobüsten indik. Aman Allah’ım buz gibi hava vardı. Kuzeyden estiği anlaşılan buz ayaz, vücudumu sarıvermişti. Ceketimin düğmesini ilikledim. Ortalık zifiri karanlıktı. Sadece otobüsün ışıkları aydınlatıyordu. Muavin eline pille çalışan bir fener almış şoförle tekerleri dolaşıyorlardı. Sol arka iç tekerin patladığı anlaşıldı. Onun için sadece savrulmayla geçiştirmiştik. Allah muhafaza ön teker falan patlasaydı etraftaki tarlalara uçabilirdik. Neyse ki ucuz kurtulmuştuk. Ne olacak istetme nasılsa vardır. Hemen tekeri söker takarlar diye düşünüyordum. En fazla on dakika eğlenirdik. Muavin hemen krikoyu getirdi. Şoför otobüsün altına krikoyu yerleştirdi. Otobüsü yükselmeye başlayınca, şoför “bijon anahtarını somunlarını gevşetelim, ver şu bijon anahtarı” diye muavine seslendi. Muavin krikoyu yükseltmeyi bırakıp bijon anahtarını verdi. Şoför bijon anahtarını somuna geçirdikten sonra gevşetmeyi denedi olmadı. Diğerini denedi olmadı. Tekrar diğerine geçti olmadı. Kendi kendine söylenmeye başladı “Anasını sattığım çok fazla sıkışmış. Lastikçiye söylemiştim fazla sıkma diye. Adam amma sıkmış. Gevşemiyor” Muavin “Ağabey ben deneyeyim” Deneme sırası muavindeydi. O da başaramadı. Seyreden yolcular arasında iri kıyım, güçlü kuvvetli biri vardı. Halinden köylü olduğu belliydi. Ağır işlerde çalıştığı anlaşılıyordu. İşin başına geçti. Maalesef. Olmadı. Ben şaşkınlıkla olayları seyrediyordum. Vakit geçiyordu. Kafamdaki düşünceler kıpırdamıyordu. Sanki putlaşmış gibi her şeyim hareketsizdi. Aklım, beynim, duygularım, düşüncelerim, sinirlerim durmuştu. Öylece bakıyordum. Şoktaydım. Adamın uğraşıları çözüm olmayınca şoför muavine “Balyozu getir” dedi. Gelen balyozla bijon anahtarına vurmaya başladılar. Amaç somunları gevşetmekti. Ama somunlar Nuh diyor, peygamber demiyordu. Asla yerlerinden oynamadılar. Şoför somunlar dönmedikçe sinirleniyor. Sinirlendikçe balyozu daha sert vuruyordu. Bir eliyle bijon anahtarını tutup, diğer eliyle vurmayı bıraktı. Muavine “tut şunu” dedi. Muavinin tuttuğu bijon anahtarına, “ya bismillah” deyip iki eliyle balyozu bir vurdu, o vuruş. Bijon anahtarı kırıldı. Meğerse daha önceden darbe görmüş, ortasından iyice kaynaklanmışmış. Şoför daha çok sinirlenerek elinden balyozu fırlattı “kaldık burada” dedi ve yere oturdu. Yere oturan şoförün bakışları, tavırları, ne yapacağını bilmez çocuklar gibiydi. Yolcular söylenmeye başladı. Muavin “arkadaşlar merak etmeyin bir kamyon, otobüs gelir” diyordu.  Yolculardan biri “bu yol o kadar ıssız ki, sizden başka kim ne yapsın bu yolda? ” dedi. Anlaşılan o da benim gibi, Eskişehir Afyon yolcusuydu. Muradiye, Çifteler ve Emirdağ’la ilgisi yoktu. \n\n\tSırtım otobüse dönük yolun kenarına oturdum. Otobüs, insanlar arkamdaydı. Yolcular aralarında konuşup duruyorlardı. Şoförün çaresiz sesleri yolcuları tatmin etmiyordu. Bu şartlarda asla Afyon’a zamanında yetişemeyecektim. Kim bilir ne zaman bir kamyon veya otobüs gelecekti de, ondan yardım isteyerek istetmeyi değiştirecektik. Yolculardan bazıları şoföre “nasılsa tek teker patlamış, yavaş yavaş gitsek olmaz mı? ” diyordu. Şoför ne söyleyeceğini şaşırmış vaziyette “olmaz öyle şey, otobüse büyük zarar verir” diye cevaplıyordu. Hâlbuki gidilebilirdi. Zaten pek fazla yolcu yoktu. Yarısından fazlası boş olan otobüsün ne ağırlığı olurdu ki? Karanlıklara gözlerimi dikmiş olanları düşünüyordum. Böyle giderse Afyon işi yatmıştı. Şu anda bile bir kamyon gelse, teker yapılsa, yola çıksak, yetişmek zordu. Çünkü şoför yola çıkarsak, patlayan tekeri aydınlık bir yerde yapıştırmaktan söz ediyordu. Tekrar bir teker patlayabilirdi. Patlayan tekeri tamir etmek kolay değildi. Dış lastiği çıkarmak çok zordu. Gerçi lastikçiler çok çabuk beceriyorlardı ama bu saatte açık lastikçi bulmak zordu. Saat 19:00 olmuştu. Biz henüz Çifteler’e bile varamamıştık. Uzaklarda ışıklar kıpırdıyordu. Bazı yerlerde ışık yoğunluğu daha fazlaydı. İlerideki tepenin üstünde bulut yoktu. Hâlbuki her taraf kara bulutlarla kaplıydı. Tepenin üzerindeki boşluktan yıldızlar bana gülüyorlardı. Sanki “gördün mü? ” diyorlardı. Karabulutlar arasında parlayan yıldızlar, kararmış düşüncelerimin üzerine aydınlığın şavkını gönderiyorlardı. Her olaydan olumlu anlamlar çıkarmanın insanlığı mutluluğa ulaştıracağını okumuştum. Bugüne kadar tertemiz yaşayan, hiçbir şeyle kendini kirletmeyen olarak, kirlenmek için yola çıkmıştım. Kara bulutlar üstüme şeytan gibi çökerken, ufukta parlayan yıldızlar bana kendimi hatırlatıyorlardı. Sanki her bir yıldız, inançlarım, fikirlerim, ideallerim, ter temiz insanlığımdı. Bana ışıklarını göndererek yeniden hayata kavuşturuyorlardı. \n\n\tGülmeye başladım. Kur’an meali okurken aklıma düşen dua dilimdeydi. “Ya Rabbi, ben insanım, zaaflarım olabilir. Zaman zaman yanılgıya düşebilirim. Aklımı, irademi, kalbimi kaybedebilirim. İçimde, etrafımda dolaşan şeytan beni kandırabilir. Böyle zamanlarda, ben sana dua etmeyi unutsam da sen beni unutma. Zira sen beni her halimle en iyi bilensin. İçimdeki inanç zayıfladığında sen kuvvetlendir. İradem kararsızlaştığında sen kararlaştır. Aklım saptığında sen yerine getir. Kalbim kaydığında, sen yerine koy. Bunu ancak sen yapabilirsin. Ben insanım, şeytanın karartmaları, saptırmaları altındayım. Sana şeytan dokunamaz. Şeytan bana her yaklaştığında hep sana sığınırım. Bunun farkında olsam da, olmasam da, sen beni koru” \n\n\tİçimden yükselen ses “yapma, yapma” diye haykırıyordu. Benim Allah’a yaklaşmama karşı çıkacak tek şey şeytan olabilirdi. Gülerek “yaptım bile, yaptım bile” diye içimdeki sesi bastırdım. Yolcular başına gelenlerden rahatsız konuşurlarken, kalkıp otobüse bindim. Koltuğuma oturup Rabbime şükrettim. “Ya Rabbi, sadece bu konuda değil, bu yıl içimi karartan her konuda bana yardım et. Temizlik, arınmak adına verdiğim tüm sözleri tutacağım. Yarattığın kadın olsun, erkek olsun hiçbir varlığa karşı bencillik yapmayacağım. Hiçbir kadını, kızı, bencil ihtiyaçlarım için kullanmayacağım. Kendime duyduğum sevgi, saygı neyse, bütün yarattıklarına karşı aynı sevgiyi, aynı saygıyı göstereceğim.” \n\n\tGerilen bütün sinirlerim yerine gelmiş, kafamı zonklatan kara düşünceler dağılmıştı. Beni tedirgin eden hiçbir şey yoktu. Koltuğun arkasını geriye doğru ittim. Uyku vaziyeti aldım. Kafamı arkaya dayadım. Başımı sağ tarafa çevirerek, pencereden dışarıyı seyretmeye başladım. Dağların tepesinde ışıklar vardı. İçlerinden birisi bana göz kırpıyordu. Gülümsedim. Gözlerimi açıp kapayarak selamlaştım. Sonra göz kapaklarımı kapatarak kendimi bıraktım. Huzur bütün bedenimdeydi. Her taraf aydınlıktı. Uzaklardaki koyu bir karanlık beni seyrediyordu. İçimden koyu karanlığa “orada dur, sakın bir daha yaklaşma” diyordum. Aklımın, kalbimin derinliklerinde bazı sözler belirlemeye başladı. \n\n\tİnsan ne kadar inançlıysa, samimiyse, kötülüklere karşı o kadar çok korunur. \n\n\tSamimiyeti, içtenliği bırakmak kötülükleri davet etmektir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikaye=Lokmalar",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nBugün dünden sıcak olacak. Haberler böyle söylüyor. İzmir Bostanlı mevkii rüzgâr almasına rağmen çok sıcaktı. Diğer yerlere gitmiyorum. Konuştuğum arkadaşlar böyle söylüyorlar. Meltem esiyor. Ateş gibi. 1981 Temmuz ayın sıcakları neredeyse sıcakların doruk noktasıydı. Dün sıcaklık gölgede kırk dereceye çıkmıştı. Son yüzyılın en sıcak günlerini yaşadığımız söyleniyordu. Bu yıl ramazan Temmuz sıcaklarına denk gelmişti. Ortalık kavrulurken oruç nasıl tutulurdu ki? \n\nÜç kişilik bir ekiple çatı onarım işi aldık. Ev sahibi Ramazan bayramı gelmeden bitirmeli diyordu. Bahçeli dubleks bir bina. Ev sahipleri yerli İzmirliler. Çalışmak için geldiğimizde bizi ev sahibinin hanımı karşıladı. Ustamız Hasan usta elli yaşlarında kara kuru zayıf bir insandı. Benden on yaş büyük Osman, Mardin’den yeni gelmiş, sıcaklara alışkındı. Bense askerden yeni gelmiştim. İzmir’de doğup büyümeme rağmen İzmir’in sıcaklarına alışkın değildim. \n\nHasan Usta ev sahibesiyle konuşurken, kadının kıyafetine bakarak, “oruç tutmaz bu kadın” diyerek sevinmiştim.  Sıcaklarda oruç tutmak zordu. Hele inşaatlarda çalışırken daha da zor oluyordu. Biz ise çatıyı tamir edecektik. Güneşin altında çalışırken oruç tutmak bizim için kolay değildi. \n\nHasan usta, çocuklar “.- Ben güneş altında iken tutmuyorum. Sizde tutmayın. Sonra orucunuzu tutar ödersiniz” demişti. Hasan usta Erzurum’dan yirmi yıl önce gelerek İzmir’e yerleşmiş. İnşaatlarda çalışarak geçimini sağlıyordu. Lisede iki, üniversitede üç çocuk okutuyordu. Yaz günü çocukları değişik işlerde çalışıyorlardı. Bazen çocuklarından bazıları bizim yanımıza çalışmaya geliyordu. Nedense Hasan usta çocuklarıyla birlikte çalışmayı pek istemiyordu. Belki çocuklarının başka ustalar yanında çalışmasının onlar için daha iyi olacağını düşünüyordu. Bu konularda pek konuşmak istemezdi. Osman ağabey çocuklarını Mardin’de bırakıp buraya çalışmaya gelmişti. Onun da üç çocuğu varmış. Ben ise bekâr… Ramazan ayı yaklaşırken, Hasan usta her ikimizle oturup konuştu. \n\n.- Çocuklar temmuz sıcakları çok çetin geçer. Oruç Allah’ın emri biliyorum. Hiç kaçırmak istemem ama çalışma şartlarımız gereği tutamıyorum. Tatil yaptığımızda ve Cuma günleri tutuyorum. Size bir şey diyemem. İster tutun, ister tutmayın demişti. \n\n İnşaatlarda çalışıyor olsaydık, çalışma saatlerini değiştirebilirdik. Mesela sabah erken başlayıp erken bitirebilirdik. Veya gece serinliğinde çalışabilirdik. Onarım işi yapacağımız için gündüz çalışmak zorundaydık. Sabahın erken vakitlerinde veya gece çalışamazdık. O zaman ev sahiplerini rahatsız ederdik. \n\nGeleneksel, muhafazakâr bir aileye sahiptim. Ailem oruç tutuyordu. Ustamın sözünü dinleyerek, Ramazan ayında oruç tutmayı erteledim. Osman Ağabey de tutmuyordu. Ev sahibi kadını görünce sevinmiştim. Çünkü oruç tutan aile olsaydı bize ikramlarda bulunmayabilirdi. İnşaatlarda çalışırken bize ekmek getiren, çeşitli ikramlarda bulunan olmuyordu. Ama evlere gittiğimizde genellikle ikramlarda bulunuyorlar. Öğle vakitlerinde de yemek veriyorlardı. \n\nKadını görünce sevindiğimi anlayan Osman ağabey, “.- Bugün şanslıyız değil mi? ” deyince, “- evet” dedim. \n\nYa ikram eden bir aile değilse? İşte o zaman inşaatlardaki gibi olacaktık. Yemek için öğle tatili yapıp, peynir, zeytin, ekmek ve karpuz alacaktık. Veya ucuz bir lokantaya gidip yemek yiyecektik. \n\nÇalışacağımız ev çok güzeldi. Kooperatiflerin yaptığı dubleks evlere benzemiyordu. İnşaatlarda çalıştığımız için kooperatiflerin yaptığı dubleks evleri biliyordum. Onlar genelde altmış yetmiş metrekareye yerleşmiş içten merdivenli iki katlı binalardı. Çalışacağımız ev ise yüz metrekarenin üstündeydi. Çok büyüktü. Sanki saray gibiydi. Belli ki ev sahipleri çok zengindi. Çatısını baştan sona yenileyecektik. Burada işimiz çoktu. Ustama göre on günden fazla burada çalışacaktık. Bu hem iyi hem kötüydü. Çünkü sıcaklarda hep çatılarda olacaktık. \n\nBaşımıza güneş geçmemesi için Meksikalılarınkine benzer geniş silindirli şapkalarımız vardı. Genelde üstümüzü çıkararak çalışıyorduk. Yazın ilk günleri vücudumuz güneş yanıklarıyla doluydu. Ama şimdi iyiydi. Derimiz hem siyahlaşmış hem de sertleşmişti. Artık güneş eskisi gibi derimizi yakmıyordu. Günün vakitlerine göre denizden ve karadan esen meltem rüzgârı vücudumuzu yalayıp geçerken, bazen serin, bazen sıcak havayla vücudumuzu okşuyordu. \n\nEvin çatı onarımındaki ilk işimiz. Önce çatının kiremitleri sökülecek, sonra iyi bir izolasyon yapılacaktı. Evin içinden çatıya çıkan bir kapı var. Ama biz evin dışından çalışmak zorundayız. \n\nEv sahibesi kadın Hasan ustayla konuştuktan sonra bizi evin içinden çatıya çıkardı. Evin içine girdiğimizde çok şaşırdım. Girişte büyük bir salon var. O kadar çok lüks döşenmişti ki filmlerde gördüğüm saraylara benziyordu. Salonun merdivenlerinden yukarıya doğru çıkarken, ustaya fısıldayarak, “.- evin sahibi çok zengin herhalde” dedim. Usta gülerek “.- hem de çok” diye cevap verdi. Böyle bir evim olmasını düşledim. Bana o kadar uzaktı ki. Başımı sokacak bir evim bile yoktu. Askerden geleli iki yıl olmasına rağmen yokluktan henüz evliliği bile düşünemiyordum. Bostanlıya bakan tepelerden birinde dededen kalma bir bahçe vardı. Yakınlarında su olsaydı oraya bir gece kondu kondurabilirdim. Manzarası bu evden daha güzel olurdu ama gece kondu olmaktan öteye gidemezdi. \n\nÇatıya çıktık. Çatıda ev yapılırken döşenen kırmızı kiremitler vardı. Şimdi bunların hepsini değiştirecektik. Bütün kiremitler inecek, çatı yeniden düzenlenecek. Son sistemle kaplanacak. Soğuğa, sıcağa karşı korunma sistemleri oluşturulup, üzeri galvaniz saçlarla örtülecekti. Usta ev sahibine galvaniz saçlar çok parlar. Etrafın dikkatini çeker. Güneş ışıklarını yansıtır. Üzerine ışıkları yansıtmayan bir örtü kaplayalım deyince ev sahibi kabul etmişti. Anlaşılan o ki adam evi için parayı esirgemiyordu. Zenginlik böyle bir şey olsa gerek… Başkalarının harcayacağı ev parasına yakın bir parayla çatı yapacaktık. \n\nEv sahibesi kadın otuz beş yaşlarında, sarışın, çok güzel bir bayandı. Diz üstü mavi etek giymiş. Üstünde askılıklı beyaz, ince elbise vardı. Saçları uzun değildi. Kısa saçlıydı. Saçları biraz daha kısa olsaydı erkek saçına benzeyebilirdi. Gözleri masmaviydi. Ama öyle çakır mavisi değil, deniz mavisiydi. Konuşurken tane tane konuşuyor. Kelimelere kibar anlamlar yüklüyordu. Hasan usta iş anlaşması için daha önceden gelip konuşmuştu. Hasan ustayı onlara yakın tanıdıkları birileri tavsiye etmişti. Ustamız ev sahibine erken gelsek olur mu deyince, evet olur demişler. Usta ikindi vaktinden sonra pek çalışmak istemiyordu. Günün ilk saatlerinde yapabildiği kadar iş yapıyor. Öğle vakti biraz dinleniyor. Sonra bir iki saat daha çalışarak günü bitiriyordu. Sıcaklarda çok çalışmak insana zarar veriyordu. Ustamız hırslı bir adam değildi. Daha önce hırslı ustalarla da çalışmıştım. Onlar götürü işler alıyor. Yaz günü, kış günü demeden günde on onbeş saat bizi çalıştırıyorlardı. Hasan usta ise böyle değildi. Kendine ve bize karşı çok anlayışlıydı. Bize söylediği “.- Arkadaşlar sıkı çalışalım. İyi iş çıkaralım. Yapboz olmasın. Oyalanmayalım. Başkasının beş saatte yaptığını biz iki üç saatte yaparak erken işi bırakalım diyordu. Üçümüzde sigara içmiyorduk. Çalışırken bizi oyalayacak şeyler sadece keyfimizdi. Ustamıza uyarsak, ikindiden sonra günün keyfini çıkarabilirdik. Osman ağabey ve ben ustamızı kavramış olarak, onu utandırmıyor. Ona başka çözüm yolları aratmıyorduk. Askerden geldiğimden altı ay sonra Hasan ustayla karşılaştım. İyi ki karşılaşmışım. Çok uyumlu bir ekip olmuştuk. Hiç boş kalmıyorduk. Başkalarına göre de iyi para alıyordum. İnşaatlarda çalıştığımız zamanlarda ise ustamızın zorlamalarıyla mutlaka sigortalarımız yatırılıyordu. Değilse ustamız asla kabul etmiyordu. Etraftan duyuyordum. Bazı ustalar kendilerini sigorta yaptırıp yanında çalışanları yaptırmazmış. Hatta bazı inşaatlarda sürekli kendisini göstermeleri karşısında, çalışanların sigortalarının yapılmasını istemez. Başka yerlerde çalışsalar bile, anlaştıkları inşaatlarda sigortaları yatırılmaya devam edermiş. Tabi bütün bunlar ne kadar doğru bilmiyorum. Ama sağ olsun Hasan Usta kendisi için ne istiyorsa bizim içinde onu isterdi. \n\nEv sahibesi Meral Hanım bizi çatıya çıkarırken “.- Oruçlu musunuz? ” diye sorunca Hasan usta, “.- Hayır hanımefendi. Bu sıcaklarda oruçlu çalışmak zor oluyor.” Dedi. Meral Hanım, “.- Peki, o zaman doğru söyleyin kahvaltınızı yaptınız mı? ”  “.- Teşekkür ederiz hanımefendi yaptık.”  “.- Hiç çekinmeyin ne istiyorsanız söyleyin. Benim misafirimsiniz. Yarın kahvaltı yapmadan gelin” dediğinde Osman ağabey bana bakarak, “.- Gerçekten yaşadık” dedi. Öyle ya, sabah kahvaltısına davet eden ev sahibi, öğleyin ne yapmazdı ki? \n\nİçimden canhıraşla çalışmak geldi. Önceden bazı evlerde çalışmıştık. Bazıları su bile vermezlerdi. Bazıları ise öğle yemeği verirlerdi. Öğle yemeği ise genellikle dışarıdan söylenmiş pide olurdu. Çok fazla söylemezlerdi. Küçük pidelerden adam başı iki tane düşerdi. Onlarda bize asla yetmezdi. Ben o küçük pidelerden tek başıma beş tane yiyebilirdim. Ustam çok fazla boğazına düşkün değildi. Ama Osman ağabey baya obur sayılırdı. Neredeyse benim iki katımı yerdi. \n\nTavan arasında iş elbiselerimizi giyindik. Çatının tepesine çıktığımızda şaşırdık. Harika bir manzara vardı. Denizden esen meltem insanı serinletiyordu. Sabahın dokuzuydu ama güneş sıcaklığını hissettirmeye başlamıştı. Usta “.- Çocuklar önce kiremitleri söküp aşağıya indirelim” dedi. Kiremitleri aşağıya indirmek için çatıya caraskal kurmamız gerekiyordu. Ustanın kamyonetinde aşağıdan yukarıya, yukarıdan aşağıya yük taşımak için gerekli her türlü alet edevat bulunurdu. Osman ağabey aşağıya inerken, ev sahibemiz elinde büyük bir tepsiyle göründü. \n\nTepside, üç su, üç çay bardağı vardı. Altlı üstlü çaydanlıkta demli çay ve sıcak su bulunuyordu. Buz gibi olduğu anlaşılan ikibuçukluk bir Coca Cola, fanta, ikibuçukluk kola şişesine doldurulup soğutulmuş su vardı.  Bana “.- Delikanlı al bakalım bunları” dedi. Hemen aldım. Pastanızı da getireceğim diyerek aşağıya doğru inmeye başladı. Hasan usta çayı, Coca Colayı, suyu görüp, pasta sözünü duyunca, “.- Anlaşılan burada yemekten içmekten çalışamayacağız” diye söyleniyordu. Olaylara çeşitli açılardan bakabilirdik. Eli sıkı cimri bir ev sahibi ile eli bol ev sahibi arasında hangisini tercih etmek gerekir tam bilmiyorum. Hasan ustanın sözüne bakarak her ikisinin de iyi olmadığını anlayabilirim. Belki ortası iyidir. Eli sıkı ev sahipleri olduğunda, bir suya dahi mum olabilirdik. Eli bol ev sahiplerinin ikramlarını yiyip içerken iş uzayabilirdi. Hasan usta bütün işleri götürü usulde alıyordu. Yani yevmiye çalışmıyorduk. Hasan usta bize yevmiye vermiyordu. Aldığı işin yüzde ellisini kendisi alıyor. Yüzde otuzunu Osman ağabey alıyordu. Bana acemi ve yeni olduğum için yüzde yirmisi kalıyordu. Hasan ustanın bu uygulaması çoğu insan için garip gelebilirdi. Ama bizim için çok iyiydi. Çalıştığımızın karşılığını alıyorduk. İşi bulan, sorumluluğunu üstlenen olarak ustanın aldığı yüzde elli çok değildi. \n\nİsteyen çay, isteyen Coca Cola, isteyen fanta içecekti. Osman ağabey aletleri yukarı getirirken arkasından Meral Hanım tepsiyle geliyordu. Tepsideki börek, pasta ve çöreklerden müthiş bir koku etrafa yayılıyordu. Öyle güzellerdi ki. Yan gözle Hasan ustaya doğru baktım. Sanki içinden yandık, burada iş bitmez diyordu. Meral hanım yine bana, “.- Delikanlı bunları da al” dedi. Sonra hepimize dönerek, isimlerinizi söyleseniz iyi olur. Bundan sonra adlarınızla hitap etmek isterim deyince, Hasan usta “.- Tabi Meral hanım. Benim adımı biliyorsunuz. Bu arkadaş Osman, küçüğümüz ise Murat” diyerek isimlerimizi Meral hanıma söyledi. Meral Hanım tek tek yüzlerimize bakarak isimlerimizi tekrar etti. İnşallah unutmam diye söylendi. Yüzlerimize bakarken, sıcacık gülümsüyordu. Öyle candan öyle içtendi ki, etrafımda bu tür insanlara neredeyse hiç rastlamamıştım. Hâlbuki Meral hanımı ilk gördüğümde, onun kibirli, kendini beğenmiş, zengin, şımarık insanlardan biri olduğunu düşünmüştüm. Böyle hissettiğim ve düşündüğüm için utandım, kendime kızdım. Demek ki görünüşlere asla bakmamalıydı. İnsanlar her zaman insanları şaşırtabilirdi. \n\nÇatıda güneş enerjisinin kurulduğu düz bir alan vardı. Oraya oturup, ikram edilenleri yiyip içmeye başladık. Önümüzde İzmir körfezi harika görünüyordu. İzmir kalesindeki bayrak deli gibi çırpınıyordu. Belli ki orada müthiş bir rüzgâr vardı. Balçova taraflarından dağlara doğru hafif nem bulutları yükseliyordu. Konak tarafında ise neredeyse hiç kıpırtı yoktu. Körfezde dört tane büyük yabancı yük gemisi limana doğru seyrediyordu. Etraflarındaki balıkçı tekneleri neredeyse kaybolmuş gibiydiler. Karşıyaka Alsancak, Bostanlı Konak arasında çalışan vapurlar, Balçova’dan Bostanlı’ya doğru gelen feribot körfeze renk katıyorlardı. Uzaktan martılar görünmüyordu. Ama biz sahil kenarlarında martıların olduğunu biliyorduk. Sahil kenarlarında balık tutan kişiler azdı. Saysan üçü beşi geçmezdi. Herhalde sabahın ilk saatlerinde kimse balık tutmaya gelmemişti. \n\nCoca Colayı çok severdim. O nedenle, nefis börek, çörek ve pastalarla birlikte daha çok Coca Cola içtim. Ustamla Osman ağabey çaya daha çok önem veriyorlardı. Özellikle Hasan usta “- Murat oğlum, sıcaklarda çay iyi gelir. Coca Cola yerine daha çok çay iç” diyordu. Ama ben çaya fazla düşkün değildim. \n\nMeral hanım bize ikramları yaptıktan sonra yanımızdan gitmişti. Bazı ev sahipleri ikram ettiklerini birlikte yer içerlerdi. Belki kadın olduğu için gitmiştir diye düşündüm. Ama anılarımda bir şeyler geziniyordu. Bir ara Malatya’ya gitmiştim. Alevi mahallesine misafir olmuştuk. Orada gördüğüm adet çok garibime gitmişti. Ev sahipleri yemek vakitlerinde yemeği hazırlıyor. Sofrayı koyuyor. Misafirlerini yemeğe davet ediyor. Kendileri misafirlerle oturup yemek yemiyorlardı. Başka bir odada misafirlerin yemek yemelerini bekliyorlardı. Hiç böyle bir adet görmemiştim. Beraber gittiğimiz arkadaş bana adetlerini anlatınca rahat etmiştim. Değilse böyle bir uygulamadan çok rahatsız olmuştum. Çünkü bizim yörelerde misafiri yemekte yalnız bırakmak, misafire hakaret sayılırdı. Meral hanım yanımızdan uzaklaşınca bu eski anım canlandı. İçimden “acaba Meral Hanım da alevi mi” diye geçirdim. Hâlbuki Malatya’daki aleviler misafirlerini yemekte yalnız bırakırken, rahatça, hiç çekinmeden istedikleri gibi yesin içsinler istiyorlardı. Yetiştiğim bölgedeki adetler ise bazen misafire zulüm olurdu. Allah aşkına ye. Bak bundan da al. Bu bizim yörenin harika yemeğidir, tatlısıdır, tuzlusudur. Diye ısrarla yedirilip içirilenlerden dolayı midemin çoğu zaman bozulduğunu biliyorum. Sofra ev sahibinindi ama mide benimdi. Ev sahibinin ısrarlarıyla, hatırını kırmamak için yediğimiz içtiğimiz şeylerden mide zafiyeti geçirmek hiç iyi olmuyordu. Yesen bir türlü, yemesen bir türlü hesabında çoğu zaman zararlı misafir çıkıyordu. Yiyip içmemek ev sahibine hakaret sayılacağı inancıyla, midemizi altüst ediyorduk. Bu açıdan bana Malatyalı Alevilerin tutumları daha iyi gibi geliyordu. \n\nGüneş Eşrefpaşa tarafından tepeye doğru yükselirken ışıklarıyla körfezde yakamozlar oluşturuyordu. Hafif meltem körfezde küçük dalgalar meydana getirmiş, denizin yüzü sanki ince halı gibi kıvrım kıvrım kıvrılıyordu. Dün öğle vakitlerine doğru sıcaklık neredeyse kırk dereceye ulaşmıştı. Güneşte kırk beşi bulduğu söyleniyordu. Gökyüzünde hiç bulut yoktu. Bugün sıcaklığın dünden aşağı olmayacağı belliydi. Oruçlar bir haftadır tutuluyordu. Dünkü çalıştığımız yerde oruç tutsaydık olurdu. Gölgeli bir yerde çalışmıştık. Üstelik sıkı çalışıp öğle ezanı okunmadan işimizi bitirmiştik. Başka bir işe de gitmedik. Çünkü burada çalışacaktık. Ustamız yarın gideceğimiz iş önemli, kendimizi yormayalım demişti. Doğrusu bugün geldiğimiz iş gerçekten çok önemli. İşin sahibi beyefendi daha işin başında paranın yarısını vermişti. Ustamızda bize dağıttı. İşi yapmadan parasının yarısını almıştık. Böyle bir iş nereden bulunurdu ki? Hele işi yapıp aylarca parasını alamadığımız işyerlerini düşünürsek, bu iş elbette çok önemliydi. Böyle yerlerde güzel iş yaparak tanınmak çok iyi olurdu. Etrafımızda tamiratı yapılacak, çatısı değişecek zengin evler çoktu. Eğer buradan çok iyi iş çıkarırsak başka işlerde gelebilirdi. Usta söylemese de, bu tür şeyleri hesaplıyor olmalıydı. Zaten ustamız söylese de, söylemese de, işine önem veren, kaliteli iş çıkarmayı hedefleyen bir karaktere sahipti. \n\nGüneşte yüzümüzün yanmaması için pazar günlerinin dışında tıraş olmuyorduk. Bu nedenle çalışırken her zaman sakallıydık.  Kumral biri olarak benim sakallarım hafif altın sarısına çalardı. Hasan ustayla Osman ağabeyimin sakalları, saçları inadına simsiyahtı. Hatta Osman ağabeyimi uzaktan görenler Afrikalı bile sayabilirlerdi. Çok kara, hafif etine dolgun biriydi. O kadar tatlı dilliydi ki, konuşmaları insanın içini açardı. Büyüklük taslayan biri değildi. Hata yaptığım zaman doğrusunu gösterir. Düzeltmeleri kendisi yapardı. Hiç kızmazdı. Hatta öyle ki, defalarca aynı konuda hatalarım olurdu da yine bir şey demezdi. Ustam görmeden hemen hatalarımı düzeltirdi. Ona minnettardım. Hatalarım oldukça umutsuzluğa kapılır, iyi bir usta olamayacağımı düşünür, kendi kendime söylenirdim. Benim söylentilerimi duyunca, “.- Murat kendini üzme, benimde çok hatalarım oldu. Acele etme. Yavaş yavaş her şey yoluna girer. Önemli olan samimiyettir. İşi istismar etmemektir. Hasan ustamız hatalara değil. İşin istismarına kızar.” Diyerek benim teselli ediyor. Bana önderlik yapıyordu. Osman ağabeyimi çok seviyordum. Hasan ustamı da çok seviyordum. Ama sevgi sıralamasında Osman ağabeyim öne geçiyordu. Hâlbuki benim üç tane öz ağabeyim vardı. Hemen hiç biri bana Osman ağabeyim gibi davranmıyorlardı. Onlardan tek gördüğüm şey, itme, kalkma, eleştiri, fırçalama ve dayaktı. Rahmetli babam onların bana yaptıklarına hiç ses çıkarmazdı. Sanki gizliden onları desteklerdi. Belki benim zor şartlarda yetişince iyi olacağımı düşünüyordu. Ama nedense ben hiç iyi olmamıştım. Hasan ustamla, Osman ağabeyimle çalışmaya başladığımdan bu yana, düşüncelerim, huyum, tüyüm değişmeye başlamıştı. Sevgi ortamında çalışmayı, ilişkiler kurmayı burada öğrendim. Askerliğimde baba ocağım gibiydi. Evde ağabeylerim itip kalktı. Askerlikte onbaşılarım, çavuşlarım Astsubaylarım itti kalktı. Hele bir astsubayım vardı. Utanmadan “.- Sizin adınız asker, soyadınız eşek oğlu eşek” derdi. Adam yerine konulup sevilmenin ne demek olduğunu bana gösteren Hasan ustama, Osman ağabeyime minnettardım. İlk defa aile ortamında olduğumu hissediyordum. Bazen içimden Hasan ustama baba demek geliyordu. Ama buna layık olmadığımı düşünüyordum. Hasan ustamın çocuklarından söz ederken gözlerinde parlayan ışığı babamda hiç görmemiştim. Osman ağabeyimin gözlerindeki sevgiyi ağabeylerimde hiç görmemiştim. Sanki çöl ortamından vahaya düşmüş gibiydim. \n\nİkramlarla oyalanmamız yaklaşık yarım saat sürmüştü. Çalışmaya başlarken, Hasan usta “. – Oğlum bunları aşağı götür, teşekkür et” dedi. Meral abla diye seslenerek merdivenlerden inmeye başladım. Seslenerek iniyorum çünkü Meral ablayla uygunsuz karşılaşarak onu rahatsız etmek istemiyordum. Meral abla sesimi duymuş merdivenlerden koşturarak yukarıya doğru geliyordu. “.- Ah niye zahmet ettin Murat. Ben gelir alırdım” derken ona teşekkür ettim. “.- Bir şey değil, ne demek. Başka ihtiyacınız varsa söyleyin” diyerek elimden tepsileri aldı ve inmeye başladı. Coca Cola, fanta, su bizde kalmıştı. Onları susadıkça içecektik. \n\nYukarıya çıktığımda Hasan ustamla, Osman ağabey çalışmaya başlamışlardı. Sökülen kiremitleri caraskalı kurduğumuz çatı kenarına taşımamı istediler. Yaklaşık iki saat falan çalışmıştık. Meral abla elinde tepsiyle göründü. Tepside yine çay vardı. Gülümseyerek, “.- Yorulmuşsunuzdur bir çay arası verin” dedi. Hasan usta “.- Daha yeni içmiştik ama” deyince Meral abla, “.- Olur mu? İki saat oldu. Çay için susuzluğunuzu giderir.” Diyerek tepsiyi bana uzattı.  Ben tepsiyi aldıktan sonra afiyet olsun diyerek aşağıya indi. \n\nÇatının üstü esiyordu. Çatının altı tavan arası ise yanıyordu. Zaten onun için çatıyı değiştiriyorduk. Çatıya sıcak ve soğuğa karşı izolasyon yapacaktık. Baca kenarlarında hafif gölgelik bir yer bulduk. Orada çayımızı içmeye başladık. Vücudumuzun bir kısmı güneşte, bir kısmı gölgede kalıyordu. Özellikle hareket halinde değilken başımızın güneşten korunması sağlık açısından her zaman önemliydi. Hareket halindeyken güneş insana fazla dokunmazdı. Güneş insan hareketsiz iken anında etkisini gösterirdi. Bu bilgi çocukluğumda babamın bana öğrettiği bilgiydi. Benimle çok fazla ilgilenmese de babam arada bir bazı şeyler öğretmiştir. Ancak sevgisini hiç gösterdiğini görmedim. Belki seviyordu. Gösterilmeyen sevginin ne kadar sevgi sayıldığı konusunda şüphelerim var.\n\nÇayı içtikten sonra tepsiyi yine aşağıya indirdim. Meral ablam sesimi duyunca yine beni merdivenlerde karşıladı. Evin içinde klima çalışıyordu. Merdivenden inerken içeriden yüzüme serin bir hava çarptı. Ne güzel. Serin serin oturuyor Meral abla diye iç geçirdim. Bizse çatının tepesinde, güneş altında yanıyorduk.\n\nTepsiyi verir vermez çatıya çıktım. Kiremitleri çatı kenarına taşıma devam ettim. Bazı kiremitler çatlamış, bazıları da kırılmıştı. İçlerinde çok düzgün, sağlam duran kiremitler vardı. Kiremit koyduğumuz yer dolunca Hasan usta beni aşağıya gönderdi. Osman ağabey caraskala taktığımız etrafı korunaklı tahtadan sepete kiremitleri koyup aşağıya gönderiyordu. Bende sepeti boşaltıp yukarıya gönderiyordum. Kiremitler eski inşaat malzemeleri alanlara verilecekti. Çünkü bir daha kullanılmayacaklardı. Daha modern teknikle üretilmiş kırmızı renkte kaplama yapılacaktı. \n\nÖğleye kadar çalışmıştık. Meral ablanın sesiyle birlikte etraftan ezan sesleri duyulmaya başladı. “.- Aşağıdaki bahçeye yemek hazırladım. Hadi buyurun, yemekten sonra çalışırsınız.” Teşekkür ederek aşağıya doğru inmeye başladık. İndiğimiz merdivenler mermerdi. Meral abla, merdivenlerden inerken, çıkarken kullanacağımız terlikler bırakmıştı. Etrafı kirletmemeye özen göstererek evin içinden bahçeye çıktık. Bahçedeki çeşmeden elimizi yüzümüzü yıkayarak sofraya oturduk. Sofra bahçenin gölgesi yoğun, esintisi bol yerinde kurulmuştu. Sofrayı görünce şaşırıp kaldım. Sofra çok güzeldi. Öyle donatılmıştı ki, hayatımda hiç böyle sofra görmemiştim.  Başka işlere kıyasla bu işimiz gerçekten mükemmeldi. Sofrada çorba, et yemeği, pilav, tatlı, soğuk içecekler, meyveler vardı. Böyle mükellef bir yemeğin arkasından nasıl çalışılırdı ki? \n\nMeral abla bize afiyet olsun dedikten sonra içeriye girdi. Yemeğe başladık. Hasan usta yemeği yavaş yiyordu. Ben sanki hiç yemek yememiş gibi yumulmuştum. Osman ağabey bana bakıyor. Gözleriyle yavaş diyordu. Onları bilmiyordum ama ben böyle bir sofrayı her zaman bulamıyordum. Onların aileleri vardı. Gerçi Osman ağabey burada bekârdı ama memleketine gittiğinde karısına istediği sofrayı kurdururdu. Bu tür sofralara hasret olan bendim. Fırsatını yakalamışken iyice karnımı doyurmalıydım. \n\n\tMeral abla evden çıkmış, bahçedeki çiçekleriyle oyalanıyordu. Bahçenin kapısı açıldı. İçeriye on iki yaşlarında küçük bir kız girdi. Yüzünden yorgun ve bitkin olduğu hemen anlaşılıyordu. Titrek, hüzünlü bir sesle “.- Anneciğim çok yoruldum. Uykum var” diyerek içeriye girdi. Kız çocuklarını çok severdim. Hele annesi gibi sarı saçlarını omuzlarına salmış, masmavi gözleriyle etrafı süzen, yürürken nazlı ceylan gibi süzülen kızı görünce kalbim yerinden oynamıştı. O kadar tatlıydı ki, insanın yanaklarından tutup sıkası geliyordu. Meral abla içeriye giren kızının arkasından eve doğru giderken yanımızdan geçiyordu. Ona “.- Abla kızınız çok güzel. Herhalde çok yorulmuş” dedim. Meral abla bana baktı. “.- Teşekkür ederim Murat ağabeysi. Evet, çok yorulmuş ama asıl yorgunluk değil. Oruç tutuyor da, onun için etkilenmiştir. Gidip bakayım durumu nasıl”\n\nBeynimden vurulmuşa döndüm. Birden bire güneş aydınlığındaki dünyam kararmaya başladı. Ağzımdaki lokmalar boğazımda düğümlendi. Meral ablam bizimle hiç yememiş, içmemişti. Meğerse oruçluymuş. Kızı on iki yaşında oruçluymuş. Okullar tatildi ama kız yaz tatilinde Kur’an öğrenmek için kursa gidiyormuş. Şimdi de kurstan dönüyormuş. Annesi kısaca bunları söyleyip içeri girmişti. Gidip bakayım sözünün ardından açıkladığı bu bilgileri hayal meyal duyuyordum. Sanki ta uzaklardan gelen garip sesler gibiydi. Bütün vücudumu bir titreme sardı. Utancımdan yerin dibine girdim. İştahla oturduğum sofrada bulunmak artık bana işkence gibi geliyordu. Çatalı mı, kaşığımı masaya bıraktım. Ben doydum deyip ağaç altındaki gölgeye doğru yürüdüm. Sırtımı ağaca yaslayıp gözlerimi yumdum. Hasan usta ile Osman ağabeyim hala sofradaydılar. \n\nMeral ablanın sesini duyunca gözlerimi açtım. “.- Bir şeyi yok. Oruçlu olduğu için biraz tansiyonu düşmüş. Yatırıp uyuttum. Biraz sonra kendisine gelir” Beni sofradan kalkmış görünce “.- Murat sen niye kalktın sofradan. Yemekleri beğenmedin mi yoksa? ” “.- Hayır abla. Çok beğendim yemekleri. Ama doydum. Çok hızlı yemiştim. Hep hızlı yerim. Yemek için çok teşekkür ederim. Elinize sağlık” \n\nDiyordum ama işin gerçeği utancımdan yerin dibindeydim. Büyük bir sevgiyle bize yemek hazırlayan Meral abla oruçluydu. On iki yaşındaki kızı oruçluydu. Oysaki kılıklarına, kıyafetlerine bakarak onları yargılamıştım. Oruç tutmaz bunlar demiştim. Yemeklerini görünce yaşasın demiştim. Akşama kadar bize zevkle hizmet edecek ablamız oruç tutarak beni yanılmıştı. On iki yaşındaki kız oruç tutarak yüzüme tokadı yapıştırmıştı. Toplumsal yargılarımız ne kadar yanıltıcıydı. Meral ablayı ve kızını yolda birlikte görseydim, onlar oruçlu olduğu halde, kıyafetlerine bakarak bunların dinle, imanla ilgileri yok derdim. Toplumsal öğretilerimiz temelden yanlıştı. İnsanlar ne dini, ne de insanları yeterince bilmiyorlardı. \n\nYetişme tarzlarımız çok farklıydı. Aldığımız eğitimler çok farklıydı. Toplum öyle garipti ki, açık saçık çağdaş görünümler altında koyu bir dindarlık yaşanabiliyordu. Tersine kapalılık, muhafazakârlık adı adlında delicesine din dışı bir yaşam sürdürülebiliyordu. Cahilliğimden utandım. Peşin yargılarımdan utandım. Artık bu evde ne yemek yiyebilirdim, ne de bir şey içebilirdim. \n\nSırtımı yasladığım ağaç titriyordu. Yapraklarından yükselen sesler beni tersliyordu. Etrafımızda dolaşan rüzgâr bana fısıldanıyordu. Gözlerim gittikçe kararıyordu. Beynimin içinde olanları kimse bilmiyordu. Yeryüzündeki depremlerden daha büyüğü olan on şiddetindeki deprem beynimde oluyordu. Vücudumu buz gibi bir serinlik kapladı. Titremeye başladım. Büzüldüm, büzüldüm, büzüldüm. Takatsizlik içinde kendimi koyuverdim. \n\n-\tMurat, Murat, haydi kalk…\n\nOsman ağabey beni dürterek uyandırırken, “.- Öf amma uyudun be... Ne o köpek ölüsü gibi uyuyorsun? ”, “.- Uyudum mu ya…”, “ Hem de nasıl? ”\n\nSanki ortalık henüz aydınlanmamıştı. Hâlbuki gündüzdü. Gözlerim uykudan ışığa açılınca etraf karanlık görünüyordu. Kafamda bir ağırlık vardı. Beynimdeki uğultu hala devam ediyordu. Zorlanarak kalktım. Çeşmede elimi yüzümü yıkadım. Biraz kendime gelmiştim. Osman ağabey “.- Sen aşağıda kal, ben yukarıdan kiremitleri vereceğim” diyerek çatıya çıktı. Hasan ustam daha önceden çatıya çıkmış, Osman ağabey beni uyandırmak için kalmıştı. Meral abla sofrayı topluyordu. Meral ablayla göz göze gelmemeye çalışıyordum. Onun varlığı beni rahatsız ediyordu. Ben güneşi, sıcaklığı bahane edip oruç tutmazken, Meral ablam ve kızı oruç tutarak bana gereken dersi vermişti. İnancımın ne kadar zayıf olduğunu düşündüm. Ailemden, çevremden aldığım bilginin ne kadar zavallı olduğunu düşündüm. Bugün hayatımın dönüm noktası olacaktı. İnanan biriydim. Ama inancımın gereğini türlü bahaneler uydurarak yapmıyordum. Bu ne büyük çelişkiydi. İkiyüzlü riyakâr biri olduğumu düşündüm. Öyle ya, inandıkları gibi yaşamayanlar, ikiyüzlü riyakâr değiller de nedirler? İçimdeki, dışımdaki şeytan beni inançlarımdan ayırmıştı. Hâlbuki Allah’ın her emri, insanın iradesini eline alıp özgürlüğünü ilan etmesi değil miydi? Her türlü şartta, inancının gereğini yapması, insanın asıl özgürlüğü değil miydi? Ben güneşe yenilmiştim. Sıcaklara yenilmiştim. Çevreden aldığım cahilane sözlere yenilmiştim. İnancım beni özgür kılmamıştı. Güneşin, sıcakların, cahilane bilgilerin karşısında çaresiz kalmıştım. Onlara yenilmiştim. Artık bundan sonra özgürlüğümü ilan edecektim. Yarın orucumu hangi şart olursa olsun tutacaktım. \n\nİçimden yükselen bu kararla kendime geldim. Artık Meral ablamın yüzüne bakabiliyordum. İkindiye doğru uyanıp yanıma gelen Meral ablamın kızı Mehtap’ın gözlerine bakabiliyordum. \n\nÖğleden sonra Meral ablam çay, pasta, Coca Cola, fanta getirdiğinde ayıp olmasın diye yedim, içtim. Onu kırmak istemiyordum. İçimdeki yangınlardan söz etmek istemiyordum. Bugün ikindi vaktini aşırarak çalıştık. Hâlbuki ikindi vaktinde işi bırakıyorduk. Herhalde Hasan ustam, yeme içme vakitlerini çalışma saatine eklemişti. Akşama doğru işimizi bırakıp ayrılırken Meral ablam bizi uğurluyor. “.- Yarın kahvaltıya gelin” diye sıkı sıkıya tembih ediyordu. Ona minnetle bakıyor, bende meydana getirdiği değişimler için teşekkür ediyordum. Ama o bunun farkında değildi. Sessizlik içinde yaptığım teşekkürleri nasıl anlayabilirdi ki? \n\nEvden çıktıktan sonra, Hasan ustama, “.- Usta yarın oruç tutacağım” dedim. Hasan usta yüzüme baktı. “.- Dayanabilir misin? ” \n\n.- Evet\n\nÖyle inançla evet demiştim ki, Hasan usta şaşırmıştı. Osman ağabey dönüp bakmıştı. Yolda yürüyüşümün farklılaştığını hissediyordum. Adımlarım daha kuvvetli, daha inançlıydı. Sözlerim daha dik, daha kesin, daha kararlıydı. İçimden yükselen ses bana hayat veriyordu. \n\n-\tYarın Meral ablamın gözlerine dik bakacağım. Ona bakarken asla utanmayacağım. Artık hiçbir lokma boğazıma dizilmeyecek…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikaye ve Roman Yazarı Fatma Çetin Kabadayı İle Röportaj",
        "poet": "Ahmet Sargın",
        "poem": "\n\nHikaye ve roman yazarı,  Eğitimci Şair- Yazar Fatma Çetin Kabadayı ile yaptığımız röportajı paylaşıyoruz.\n.......................................................................\n\nA.SARGIN: Sayın F:Ç.Kabadayı, sizi hikaye ve romanlarınızla biliyoruz. Türk Edebiyatında adını duyurabilmek için mücadele veren bir eğitimci olarak okurlarımıza kendinizi tanıtır mısınız? \n\nF.Ç.KABADAYI: Sizinle tanışmama vesile olan İleri Gazetesine ve size çok teşekkür etmek istiyorum. Ahmet Hocam, ben Kayseri ili Yeşilhisar ilçesi doğumluyum. 1974 yılında memur bir babanın beş çocuğundan ikincisi olarak dünyaya gelmişim. İyi ki de gelmişim, çünkü yaşamayı, insanları, çocukları ve doğayı çok seviyorum. Bizim zamanımızda ilköğretim yoktu. O yüzden ilkokulu okuduk biz. Ardından İmam Hatip Lisesi’nin ortaokulunu ve Cami Kebir Kur’an Kursunu bitirdim.\n\nKız meslek Lisesi ve derken üniversite. Yıllar bir çırpıda bitivermiş oldu. Mesleğe 97 de başladım. Çocuk Gelişimi ve Okul Öncesi Bölümünden mezun oldum fakat Okul öncesi Öğretmenliğini tercih ettim. Arada Kız Meslek Liselerine gidiyor olsak da ilk tercihimiz küçükler oluyor. Onlara güzel şeyler aşılamayı hedefliyorum ve elimden geleni de yapmağa çalışıyorum. On üç yıl boyunca değişik il, ilçe ve köylerde görev yaptım. Mesleğimi seviyorum. Küçükken de öğretmencilik oynadığımı hatırlatanlar oluyor bana...\n\n“29 yaşında erkenden evlendim” esprisini çok yaparım çevreme. Bu evlilikten iki oğlum oldu. Hayatıma anlam kattılar ve yaşama daha çok bağladılar beni. Hatta anne olduktan sonra insan diyor ki: “Ben bugüne kadar ne için yaşamışım? ” Evlenince iyi bir eş, çocuk olunca iyi bir ebeveyn olmak istiyor insan. Ben de kendime anne ve babamı örnek aldım. Onların bizi yetiştirdiği gibi çocuklarımı doğru şekilde yetiştirmeyi istiyorum.\n\nYazarlık hayatıma gelince. İşte o bir tutku. Hiç vazgeçemediğim bir tutku. İlk şiirimi ilkokul dönemimde bizim köyden Yaşar Amcama yazmıştım. Onun kavak ağacından düşüp ölmesi beni çok etkilemiş olmalıydı. Eşinin asfalta çıkıp taşıtları durdurmaya çalışmasını görmüştüm ve o dakikalar dün gibi aklımda. Yaşar amcamın ölümü üzerine yazdığım o ilk şiir uzun ve güzel bir şiirdi. Fakat şu an birkaç kıtasından başka bir de çocukluk işte diyebildiğim başlığı var aklımda. Şiirimin adı “Yaşar amcam yaşamaz oldu” idi. Şimdi hem mantıklı hem komik geliyor işin açıkçası. Sonra da kalemim hiç durmak bilmedi. Bilirsiniz bir çok yazar şiirle başlar yazı hayatına, devamında acı ve hüzünle beslenir eserleri.\n\nA.SARGIN: Değerli hocam, bu güne kadar kaç eser hazırladınız, bunların kaçı yayımlandı. Hikaye ve romanlarınızın konularını nasıl seçiyorsunuz. Bu konuların hayatla ve gerçeklerle ilişkisi nedir? \n\nF.Ç.KABADAYI: Ben yazdıklarımı bekletmeyi sevmiyorum. Sabırsızlığımdan öte, bir an önce paylaşma arzusu var içimde. Şuana kadar altı kitabım yayınlandı. Bunlardan üçü yardımcı ders kitabı. diğer üçü ise roman. Yazdığım hikayeleri daha çok köşe yazılarımda ve bazı internet sitelerinde değerlendiriyorum fakat birkaç yıl içinde bir hikaye kitabı çıkramayı da düşünmüyor değilim.\n\nŞuan yayıma hazırlanan “Akıl Küpü” isimli bir masal kitabım var, önümüzdeki aylarda piyasada olacak Allah’ın izniyle. Bu yıl kendi öğrencilerimle yaptığım özel bir çalışmamın da son aşamasındayım. Onu da tamamladıktan sonra değerlendirmeyi düşünüyorum.\n\nKonularını seçmek konusuna gelince; öyle katı bir kalıbım yok açıkçası. Bazen durakta bacağını sallayarak oturan bir genç bana ilham olabiliyor. Bir otobüs dolusu yolcudan ben aynı sayıda hikaye çıkabileceğine inanıyorum. Gözlem yapmayı çok seviyorum. Bundan vazgeçemediğim sürece de hep yazmaya çalışacağım.Özellikle olabilecek şeyleri yazmaya çalışıyorum. Uç noktalarda gezmek hoşuma gitmiyor. Romanlarımda herkes kendinden bir şeyler bulduğunu söylüyor. Bu da çok hoşuma gidiyor açıkçası. Bir de yazmak isteyip de yazamadığım bir çok konu olmuştur. Biliyorsunuz bir çok yazar var, biz ve yazar arkadaşlarımız yayınevlerinden sıkıntılar çekti ve çekiyor.\n\nA.SARGIN: Fatma Hanım, eserlerinizi yayımladıktan sonra nasıl bir tepki alıyorsunuz? Olumlu, olumsuz mana da…Ülkemizde okuyucu kitlesinin az olduğunu düşünürseniz, Bu bağlamda eserlerinizi okutabilmek için neler yapıyorsunuz? \n\nF.Ç: KABADAYI: Evet okuyucu az. Fakat neden? Çünkü bizde kitap okuma zamanında sevdirilmiyor. Dersine çalış, dersine çalış der dururuz. Hayır, önce okumayı sevmeli çocuk. Okumayı seven çocuk her şeyi başarır ve bunun da küçük yaşlardan itibaren kazanılacağına- kazandırılması gerektiğine inanıyorum. Çocuk ne görürse onu örnek alır. Evde baba okumaz, anne okumaz, abla, ağabey okumazsa çocuk da elbette okumaz.\n\nBen oğluma ilk kitabını altı aylıkken almıştım. Banyo kitabıydı. Banyo yaparken naylon sayfalarını çeviriyor, hayvan resimlerine bakıyordu. Şuan üç buçuk yaşında ve bakıcımızın kitap okumadığı günlerde şikayetleri diz boyu. Her akşam okunan kitabı bize dili döndüğünce anlatıyor. Bence önemli olan doğru kitabı da seçmeyi bilmektir. Şimdilerde bakıyorum da insanlar övülen kitapları alıyor fakat okumuyor. Sebep nedir peki? Çünkü doğru kitap değil. Seçim yanlış. Nasıl ki, gazete seçerken özeniyorsak kitap seçerken de zevklerimizi, ilgilerimizi göz önüne almalıyız. Yoksa aldığımız kitap bizi sıkar, okumaktan da soğuturuz kendimizi.\n\nYoksa insanların “Kitaplar pahalı”, “Vaktim yok” bahanelerine inanmıyorum. Ayda bir- iki kitap almak kimseyi zor duruma düşürmez. Bazen bir cümle için bile bir kitap fiatı ödemek gerekir diye düşünüyorum. Belki o cümle hayatımızı olumlu yönde değiştirecektir. Vakti gelince. Bu daha komik. Kitap okumaya günde yarım saat ayıramıyorsanız ya uzaydasınız, ya da dünyayı kurtaracak proje hazırlamakla meşgulsünüz. Çünkü televizyonda reklam araları dahi en az altı dakika ve hiçbir getirisi olmayan dizilere vakit harcayanlara inanın şaşıyorum ben.\n\nBenim ders kitaplarım branşıyla ilgilenen öğretmenler tarafından biliniyor. Bazen gittiğim okullarda kendi kitabımla ders yaptıklarını görüp seviniyorum. Ya da isim olarak tanıdıklarında. Bu yılki günlük planları imzalarken kendi kitaplarımdan alıntılar gördükçe de çok mutlu oluyorum. Bu yazdıklarımın beğeniliyor olduğunu düşündürüyor bana.\n\nÖğretmen emeklisi olduğunuz için bilirsiniz, okullara sık sık kitap tanıtımı için gelirler. Geçen ay yaşadığım bir anımı paylaşmak isterim sizlerle. O gün okulun çay ocağından sorumlu çalışanı Filiz Hanım izinliydi. Ben de zümre öğretmen arkadaşla idare odasındaydım. Müdür Beye ve kendimize çay ocağından çay getirdim. Tepsiyle içeri girdiğimde birileri yine kitap tanıtımı için gelmişlerdi. Müdürümüz bizim öğretmenimizde yazar, diyerek beni överken ismimi sordular. Sonra da şaşırdılar. Hocam biz sizin kitabı müthiş satıyoruz. Ben sizi Gazi Üniversitesinde görevli zannediyordum deyince ben de “Hayır bu beldede öğretmenim hatta bugün çay ocağına bakıyorum diyerek espri yaptım.\n\nRomanlarımdan “Elveda Evliliğim” ve “Hoşça Kal Anne” isimli gençlik romanımı okuyup ağlayarak arayanlar çok oldu. Fakat son romanımın duygusal değil gerçekler olmasından dolayı genelde bu aralar “Bu da mı gerçek? ” soruları ve “Bu sivri dilinle başına iş alacaksın! Bu da yazılır mı? ” gibi tepkiler geliyor ve okuyanlar tarafından olumlu tepkiler alıyorum. Bunlar tabii ki, beni sevindiriyor.\n\nA:SARGIN: Hocam, sevdiğiniz, örnek aldığınız yazarlar var mı? Türk Edebiyatında hangi yazarları seviyorsunuz? Örnek aldığınız yazarlar- şairler- romancılar var mı? \n\nF.Ç.KABADAYI: Ben okuyorum. İlgimi çeken her kitabı. Yazarının adı, kaçıncı baskı olduğu hiç önemli değil. İhtiyacım olan kitabın bana bir şeyler kazandırabilmesi. Emeğe sonsuz saygım var. Fakat bizde şu var, yazarlar arasında “Şair çok, şiir yok.” Diyenler oluyor. Bazen katılmamak elde değil bu düşünceye... Ben şiir yazıyorum diyen her yazara şair diyemem. Anlamlı mı anlamsız mı, anlatmak istediği nedir, ben de bir duygu seli yaşatmasa dahi bir şeyler hissettirebiliyor mu, yoksa o şiiri ilhamla değil, zorlamayla mı yazmış arkadaşımız? Ben piyasa da gerekli gereksiz birçok kitap olduğunu düşünüyorum. Fakat olmasında zarar yok, kötüler olmasa iyilerin kıymeti anlaşılamazdı. Özellikle şiire değindim çünkü şiir gerçekten kabiliyet isteyen bir iş. Yoksa ben de yazardım.\n\nA.SARGIN: Eserlerinizi tanıtma adına imza günleri yapıyor musunuz? Sizden Yozgat’ ta bir imza günü yapmanızı istesek hangi okulumuzda imza günü yapmayı düşünürdünüz? \n\nF.Ç.KABADAYI: Evet, birçok imza günüm oldu. Duyurabildiğimiz ölçüde katılım oldu. Özellikle yazar arkadaşları burada teşvik etmek gerekir diye düşünüyorum. Siz yazara değer vermezseniz sizin yazdıklarınıza da değer verilmez. Bizim yazarlarımız, ben yazayım herkes benim eserlerimi okusun diye düşünüyorlar. Hayır, yaz ama sen de al, oku. Yazar yazarla dost olmalıdır. Kendimizi geliştirmek adına sürekli okumalıyız. Özellikle öğretmen arkadaşlarımızın az okuduğu kanaatindeyim. Benim iş arkadaşlarım her çıkan kitaplarımı alırlar fakat ellerinde başka kitaplar göremem. Hatır için değil de kendin için okumalı değil mi Ahmet Hocam? Zaten bize inen ilk ayette bu emredilmiyor mu? \n\nYozgat’ta imza günü..Neden olmasın. Elbette istenirsek geliriz. Ne demişler “Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yerde görünme.” Mesela Tarihi Yozgat Lisesinde, ya da Erdoğan Akdağ Öğretmen Lisesinde kitaplarımın tanıtımı adına bir imza günü yapmayı isterdim.\n\nA.SARGIN: Değerli hocam, sizi yakinen tanımak, eserlerinize ulaşmak ve okumak isteyecek okuyucularımız bu eserleri nerden nasıl temin edecekler? \n\nF.Ç.KABADAYI: Bütün kitaplarım kitapevlerinde, Internet sitelerinde bulunmaktadır. Ayrıca tanışmak, görüşmek isteyenlere de kapımız her daim açıktır. Ben insanları, dostluğu, paylaşımı seven bir eğitimciyim.Eserlerimiz ülke genelinde tüm kitapçılarda var, arzu edenler siparişte verebilirler.\n\nA.SARGIN: Sayın F.Ç. Kabadayı, çalışan, üreten bir hanım olarak, Eğitim camiasından eserlerinizi alan, okuluna davet eden, sizi örgencileriyle buluşturan kitap sevdalıları oluyor mu? Bu konuda ne söylemek istersiniz? \n\nF:Ç.KABADAYI: Genelde okul öncesi kitaplarımı almış ve yakınımda olanlar kendi yazdıklarımı çocuklarla nasıl paylaştığımı görmek babında davet ediyorlar. Bunun dışında kitap imzalatmak ve tanışmak için gelenler oluyor. Ayrıca kaynak kitaplarımız pazarlamacılar tarafından ülke geneline ulaştırıyor.\n\nA.SARGIN: Fatma Hocam, hedefinizde nasıl bir dünya var? Kaç eser çıkarmayı düşünüyorsunuz? Ya da şöyle diyelim yakalamak istediğiniz hedefler nelerdir? \n\nF.Ç KABADAYI: Ben kitap sayısından çok ne kadar kesime ulaşabileceğimi düşünüyorum. Amacım O Henry gibi iyi bir hikayeci, Gogol gibi iyi bir romancı olmak. Arkamızda iyi eserler bırakamadıktan sonra 60-70 kitap yayımlamış olsak da hiçbir işe yaramaz diye düşünüyorum. Zaten kitaplar bilgi birikimi, düşünme, planlama, uygulama aşamalarıyla bir çok çaba gerektiren bir iş. Sabır ve zaman istiyor. Herkes yazar fakat, eseriniz kalıcı olamaz. Ben eserlerimle kalıcı olmak isterim.\n\nA:SARGIN: Sayın F.Ç.Kabadayı hikaye ve romanlarınızın konusu gerçek hayattan mı, yoksa hayallerinizdeki kahramanlar mı? Bu seçimi nasıl yapıyorsunuz? \n\nF.Ç.KABADAYI: Kahramanlar karışık. Bazen hayattan, bazen hayal dünyamızdan. Kurgularken ya da yazarken karakterler yerine oturduğunda onların nasıl davranacağını biliyorsunuz. Onlar seni yönlendiriyor. Ben “HOŞÇA KAL ANNE” romanımda ölümle ilgili satırı yazarken ağladığımı da, son romanımda birkaç bölümü her okuyuşumda kahkahalara boğulduğumu da biliyorum. Benim hissettiklerimi okuyucumda hissetmeli. Yoksa yazdıklarımın bir anlamı olmaz diye düşünüyorum.\n\nA.SARGIN: Hocam, Yozgatlı Yazarlar ve Şairlerle diyalogunuz var mı? Yozgatlı Şair ve Yazarları nasıl değerlendiriyorsunuz? \n\nF.Ç.KABADAYI:Yozgatlı Şairlerden bir kaçını tanıyabildim sadece. Çok takdir ediyorum hepsini de. Çok İyi çalışmalar yapıyorlar kanaatindeyim, güzel eserler sunuyorlar. Bizlere şevk veriyor, örnek oluyorlar. Hepsine sizin aracılığınızla selam ve saygılarımı yollamak isterim.\n\nA.SARGIN: Saygıdeğer hocam, Yozgat’ ın tanıtımı adına Mücadele eden Yozgat Şairler ve Yazarlar Birliği size de ulaşarak Sürmeli Festivaline davet etti..İşleriniz nedeniyle bu katılımı bir başka tarihe bıraktınız. Sizce Yozgat’ın tanıtımı için neler yapılabilir? Bu yıl ki yapılacak olan Sürmeli Festivaline katılmayı düşünür müsünüz? \n\nF.Ç.KABADAYI: Bu tür etkinliklere katılmayı çok istememe rağmen çocuklarımın çok küçük olması nedeniyle birkaç yıl mahrum kaldım. Bu yıl olmasa bile önümüzdeki yıllar inşallah katılacağım. Yozgat bizim kardeş şehrimiz. Sürmeli Festivalini de zaten duymayan kalmamış. Tanıtım için gerekli her şeyin yapıldığına gönülden inanıyorum.\n\nA.SARGIN: Sayın hocam, çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Sizinle görüşmelerimiz devam edecek. Temenni ederiz ki, Türk Edebiyatında iyi bir yerde olursunuz, başarılarınıza başarı katarsınız. Bunların dışında Yozgatlı hemşehrilerimize ve okurlarımıza söylemek istediğiniz bir şey var mı? Ya da bir mesajınız? ...\n\nF.Ç. KBADAYI: Ben bütün Yozgatlılara selamlarımı iletiyor, hayırlı çalışmalar diliyorum. Görüşmek üzere diyorum, size de çok teşekkür etmek istiyorum.\n\nA.SARGIN: Sayın F.Ç. Kabadayı, bize zaman ayırıp sorularımızı cevapladığınız için asıl biz teşekkür ediyoruz. Bundan sonraki hayatınızda da başarılar diliyoruz.. Yozgat’tan ve Yozgatlılardan sizlere selamlar yolluyoruz.\n\n                                Ahmet SARGIN\nYozgat Şairler Yazarlar Birliği Derneği Başkanı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikayem",
        "poet": "Gökhan Şefik Erkurt",
        "poem": "\n\nMermer yataklarında kesildim,\nTaş ocaklarında kırıldım.\nBaş'ım son, \nSonum baş oldu benim...\n\nHavanlarda dövülüp,\nTavlarda piştim.\nNe adam oldum,\nNe de kendime yettim...\n                                              08.05.05  Anneler Günü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikaye = Dost",
        "poet": "Mehmet Çoban",
        "poem": "\n\nŞair Eşref Bulvarıyla, Basmane’den gelen yolun kesiştiği kavşağın başındayım.  Kavşağın güney cephesinden gelen 63 numaralı Bornova belediye otobüsü önümden hızlıca geçti. Arkasından durağına koşmaya başladım. Otobüse yetişemezsen, kim bilir kaç dakika bir sonraki gelecek otobüsü bekleyecektim. Onun için son sürat koşuyordum. Son anda binerken nefes nefese soluyordum. 56 yaşında bir insanın koşması da her zaman fark ediliyordu. Koşuşumu seyreden genç bir delikanlı, “maşallah amca koşucular gibi koşuyorsun, gençken sporcu muydun? ” diye takılıyordu. Gülerek başımı salladım.  Bereket hava sıcak değil. Şubat ayının fazla soğuk olmayan, baharın girdiğini müjdeleyen serinliği vardı. Eğer koşacağım mesafe uzun olsaydı terleyebilirdim. \n\nBindiğim otobüs çok kalabalıktı. Hani derler ya “iğne atsan yere düşmez”, o şekilde. Kapı önünde biriken yolcular, şoförle birlikte arka taraflara bağırıyorlar. “Arkaya beyler arkaya… Sıraları ikileyelim… Binecek yolcu var…” İşe geliş gidiş saatlerinde belediye otobüslerine binmek gerçekten zor bir işti. Hadi bindin, otobüste yer bulamazsın, ayakta ise rahat nefes alamazsın. Herkes neredeyse birbirine yapışmıştır. Tabi gençler de hemen her zaman olduğu gibi, ne yaşlılara, ne özürlülere yer vermezler. Pişkin, pişkin bakarken, çoğu kızların ağzında sakız, arkadaşlarıyla ipe sapa gelmez, gereksiz, sulu, vıcık konuşlar yaparlar. Bazıları cep telefonuyla konuşmak yasak olmasına rağmen, uyarılara kulak asmadan dakikalarca zevzek bir arkadaşıyla zevzek konuşmalar yapar. Sanki onlardan başka otobüste kimse yoktur. Dünya umurlarında değildir. Saygının, sevginin gittikçe kaybolduğu dönemde yaşamak, çağdaşlaşma adı altında, bireyciliğin, sorumsuzluğun, saygısızlığın, sevgisizliğin ne hale geldiğini görmekti. Hemen her biri övünmeye gelince cumhuriyet gençleri olduğunu söyleyecekti. Ön taraftan binenlerin ittirmesiyle ileriye doğru hareket etmek zorundaydık. Söylenerek, itiş kakış arasında otobüsün arkasına doğru ilerlemeye çalışıyorduk.\n\n63 numaralı belediye otobüsü, yaşadığım Bornova’nın Manavkuyu bölgesinden geçiyordu. Eski Manisa yolu dedikleri, şimdiki Sakarya caddesinde bulunan öğretmen evi durağında iniyor, evime gidiyordum. Evimle durak arasında on dakikalık bir mesafe vardı. Çalıştığım işyeri Şair Eşref Paşa bulvarında bulunan itfaiye durağının karşısındaydı. İşe giderken, işyerinin karşısında iniyor. İşten çıkıp eve gelirken Montrö durağına kadar yürüyordum. İş çıkışı Montrö durağına doğru koşturmak genel âdetimizdi. İşyerinde birlikte çalıştığımız üç arkadaşla, Montrö durağından aynı yöne otobüse biniyorduk. Arkadaşlardan biri yaşlıydı. O koşturmaya pek katılmazdı. Yaklaşık otuz beş yaşlarındaki genç olanıyla ikimiz koştururduk. Genç olan Gaziosmanpaşa otobüsüne binerdi. Bindiği otobüs Manavkuyu’dan geçip Evka-4’de kadar giderdi. Atatürk mahallesinde oturduğu için ona en yakın otobüs Gaziosmanpaşa otobüsüydü. Otobüse Manavkuyu’da inecek yolcular binerdi. Ancak ne şoför, ne de Gaziosmanpaşa yolcuları bundan hoşlanmazdı. Aynı yöne giden Gaziosmanpaşa otobüsüne rastlarsak, Manavkuyu’da ineceklerden biri olarak “Manavkuyu’da inecekler binmesin” diye bağırarak, otobüse binerdim. Yaptığım muzip davranışı bildiği için sadece arkadaş gülerdi. Başkaları Manavkuyu’da ineceğimi bilmezdi. Hangi otobüs olursa olsun, yönümüze giden otobüse binmek hakkımızdı. Bindiğimiz belediye otobüsüydü. Yakın inecekler binemez diye bir kural yoktu. Ancak halk kendi kendine söylenirdi. Niye Manavkuyu’da inecekler biniyor. Bize yer kalmıyor diye… Bazen onlara şoför de katılırdı ki, şoförün katılması suçtu. \n\nOtobüs içinde ilerlerken uzaktaki pencere kenarında, arkasından gördüğüm için tam seçemediğim tanıdığa benzeyen biri vardı. Merakla oraya doğru sıkıştırarak yürümeye başladım. Yanına gelince yanılmadığımı anladım. Kirk Dauglas’tı. Meşhur Amerikalı artistin ismini taşıyordu ama en küçük bir akrabalık bağı yoktu. Kirk Dauglas, ailesiyle birlikte Manavkuyu’da yaşıyorlardı. Bir kez ailesiyle birlikte evimize akşam oturmasına gelmişlerdi. Kirk Dauglas’ın eşi Nancy Dauglas eşimin tanıdığı Avustralyalı Fiona’ın arkadaşıydı. Fiona İngiliz kökenli Avustralyalı, dünyayı dolaşırken Arjantinli Ricardo ile tanışarak evlenmişler, bizim mahallede oturuyorlardı. Eşim yabancı arkadaşları sayesinde İzmir’e gelir gelmez onlarla tanışmıştı. Birbirlerine sık gelip gitmeye başladılar. Eşim gündüz ziyaretlerinin birinde Nancy’nin evinde eşi Kirk’le karşılaşmış. Aralarında geçen kısa sohbette, İnsani olarak çok beğendiği için, benim de tanışmamı isteyerek akşam oturmasına davet etmişti. \n\nKirk Dauglas, 1,67 boylarında, sarışın, koyu mavi gözlü, kahverengiye kaçan kumral saçlıydı. Yaklaşık 70 kiloydu. Fiziksel olarak derli toplu, temiz, halk tipi giyimiyle yalın bir insandı. Çok güzel Türkçe konuşuyordu. İzmir’de Hilton otelinin karşısındaki NATO’da çalıştığını söylüyordu. Dediğine göre halkla ilişkiler bölümünde çalışıyormuş. O nedenle mükemmel bir Türkçeye sahipmiş. İlk gördüğümde asla Amerikalılara benzetmemiştim. Hatta öyle ki, benim Isparta’dan yakın tanıdığım bir arkadaşa benziyordu. Kirk Dauglas fiziğiyle, giyimiyle, oturmasıyla, kalkmasıyla Türklere benziyordu. Onu herhangi bir yerde görenler asla Amerikalı olduğuna inanmazlardı. Çok konuşkan değildi. Soruldukça konuşuyordu. Kelimeleri özenle seçiyor. Kibar bir dil kullanıyordu. Doğal kibarlığı, nezaketi, bütün davranışlarına yansıyordu.\n\nEşi Nancy ise, kısa boylu, sarışın, hafif kilolu, mavi gözleriyle etrafa cin gibi bakan, konuşkan, şirin, çok sevecen biriydi. Asıl halkla ilişkiler uzmanı Nancy olmalıydı. Eşimin anlattığına göre oturduğu apartmanda hemen her gün bir aileyi ziyaret ediyormuş. Bütün apartmanla dost olmuş. Kadınlar arası günlere katılıyormuş. Türk yemeklerine düşkün olduğu için, neredeyse bütün Türk yemeklerini öğrenmiş. Arkadaşı Fiona ise yemek yapmaya, Türk yemeklerine hiç meraklı değilmiş. Yemekleri Fiona’nın eşi Ricardo yaparmış. O da, Türk yemeği değil kendi yöresinden yemekler yaparmış. Henüz Ricardo ile karşılaşmamıştım. Akşam oturmasında eşinden daha çok Nancy konuşmuştu. Hâlbuki Nancy’nin Türkçesi fazla yoktu. Sıkıştığı yerde kocası Kirk yardım ediyordu. \n\nİlk defa bir araya geldiğimiz akşam oturmasında, karşılıklı nezaket göstererek, birbirimizin hakkında fazla sorular sormadık. Sorularımız sıradandı. Yaptığımız işlerin derinliğine inmiyorduk. Kirk NATO’da hangi görevdeydi. Halkla ilişkiler diyor. Ne demek halkla ilişkiler? Ajanlık mı yapıyor? Yoksa halkın içine girerek bilgi mi topluyordu? Yoksa sıradan bir büro memuru, NATO’ya gelen Türklere yardımcı mı oluyordu? Bütün soruları cevaplandıracak konulara girmek ilk ziyarette abes olurdu. O nedenle önemli sorular hep sonraya bırakılmıştı.\n\n Akşam oturmamızdan henüz iki hafta geçmemişti. Kirk’le otobüste karşılaşmıştık. Kirk’e yaklaşarak “merhaba” dedim. Beni görünce, şaşırdığı, aynı zamanda sevindiği yüzünden belliydi.  “Selam” dedi. İçten davranışı, gözlerindeki ışıltı insana güven veriyordu.  Tam bir halk tipi insanının samimiyeti vardı. Sanki sıradan halkımızdan biriydi. Koyu mavi gözleri parlak değildi. Gözlerinin rengi mattı. Aynı Türkler gibi bıyık bırakmıştı. Seyrek bıyıklarına özen gösterdiği belliydi. Sakal yönünden fakir sayılırdı. Neredeyse köselere benziyordu. Ama Allah var, tip olarak yakışıklı sayılırdı. \n\n-\tNasılsın Kirk? \n-\tİyiyim, ya sen? \n-\tBen de iyiyim. Ne o sen Belediye otobüsüyle mi gidip geliyorsun? \n-\tEvet\n-\tHiç karşılaşmamıştık bu güne kadar\n-\tBen saat 17:00 de işten çıkıyorum. Bugün biraz geç kaldım. Çankaya’da uğramam gereken bir yer vardı. \n-\tBen 18:00 de çıkıyorum. Demek ki onun için karşılaşmıyoruz. Sabahları otobüsle mi işe gidiyorsun? \n-\tEvet. Saat 7:30 gibi otobüse biniyorum. Bizim mesai erken başlıyor. Ama bazen arkadaşın birisi Karşıyaka’dan gelip alıyor. Sen her zaman otobüsle mi gidip geliyorsun? \n-\tEvet, çok nadir arabamla gidip geliyorum. Otobüs daha iyi oluyor. Trafik arabayla gidip gelmeyi sorunlu hale getiriyor. Benim mesaim 9:00 da başladığı için senden geç otobüse biniyorum \n\nAlsancak Camisi durağına gelmiştik. Ön taraftan gürültüler gelmeye başladı. Her zaman cami durağında çok yolcu olurdu. Hele akşamları durağa boş otobüs gelse doldururdu. Otobüstekiler “yahu kardeşim yer yok işte, nereye gidelim” diye bağırken, yerdekiler “görmüyor musunuz arkası bomboş, arkaya doğru yürüyün biz de binelim” diyorlardı. Otobüse binenler fazla sıkışmamak için mücadele verirken, yerdekiler otobüse binmenin mücadelesini veriyorlardı. Ne yazık ki, İzmir yolları ve otobüsleri sorunlu bir şehirdi. Egenin incisinde sorunlar hiç bitmiyordu. Alsancak limanından Halkapınar mevkiine gelirken, havayı müthiş bir lağım kokusu kaplardı. Ama nedense İzmirliler, İzmir lağım kokuyor dedirtmezlerdi. Özellikle rüzgârsız sıcak havalarda Halkapınar mevkiinden geçerken burunları tıkamak gerekiyordu. Yaz günleri ise hiç çekilmiyordu. \n\n-\tİşlerin nasıl? \n-\tİyi senin ki? \n-\tBenim ki de iyi. \n-\tNATO’DA işler yoğundur. Devletleri yönetmek kolay değil! \n\nSözümü anlamlı bulmuş ki, gülerek, \n\n-\tNiye öyle söylüyorsunuz ki? \n-\tAmerika NATO’yu bunun için kurmadı mı? NATO ayağıyla dünyayı yönetmiyor mu? \n-\tYok, biz ülkelere yardım ediyoruz\n\nGülme sırası bana gelmişti. \n\n-\tNeyin karşılığında? Kapitalistler hiçbir zaman karşılıksız yardım etmezler…\n-\tValla bu konularda pek fikrim yok\n-\tNiye NATO’da çalışıyorsun. NATO’nun dünyada neler yaptığından haberin yok mu? \n-\tYok ya… Ben büro memurluğu yapıyorum. Ötesini ne bilirim.\n-\tNeyse, Türkiye’de yaşamaktan memnun musunuz? \n-\tBen Türkiye’yi seviyorum. Eşim Nancy de çok seviyor. Hatta o benden daha çok seviyor. Sizin gibi dostlar da edindik. Çok iyiyiz. Ancak üzüldüğümüz bir şey var. \n-\tNedir o? \n-\tTürklerin geneli bizi sevmiyor. Bize sıcak davranmıyor. Mesela sizin gibi davranan çok az.\n-\tBiz iyi mi davranıyoruz? \n-\tDavranmıyor musunuz? \n\nGüldüm. \n\n-\tBenim için, Amerika başka, Amerikalı başka. Ben Amerika’yı sevmiyorum. Ama Amerikalılar içinde senin gibi güzel insanlar vardır. Güzel, iyi insanlara bir şey diyemem. İnsan her yerde insandır. \n-\tBak işte sen farklı düşünüyorsun. Birçoğu, Amerika’ya nasıl bakıyorsa, insanlarına da aynı bakıyor. \n-\tOlur, mu hiç? Dünyada insanların haklarını savunan binlerce Amerikalı var. Hatta Amerika’nın yaptıklarını protesto eden, Amerika’ya karşı çıkan binlerce insan var. Belki sende öylesindir. \n-\tBen pek siyasi işlere karışmam\n-\tBenim hayata bakışım ekmek parası diyorsun yani\n-\t(Gülerek)      evet. (diyerek devam etti)      İşte onun için, birçok Amerikalı dünyanın değişik yerinde ekmek parası için çalışıyor. Bende Türkiye’de çalışıyorum. Türklerin içinde yaşarken, bizi Türklerin sevmemesine üzülüyorum. \n\nİşte Halkapınar mevkiinden geçiyoruz. Otobüsün pencereleri hava alsın diye açıktı.  Birisi bağırdı, “Pencerelere yakın olanlar, lütfen kokulu yeri geçinceye kadar pencereleri kapatalım” Bir diğeri “ne olacak iki dakika sabretsen, sanki başka yerler kokmuyor” diye cevap verdi. Böyle diyen belli ki İzmir’e laf söyletmeyenlerdendi. Başka yerler derken başka şehirleri kastediyordu. Yani başka yerlerin kokması, İzmir’in lağım kokmasını normal göstermeye yetiyordu. Bu nasıl mantıktı ki? Büyük şehir belediyesi ne güne duruyordu? Şehrinin yönetiminden sorumlu olanlar lağım kokularına çözüm bulmak zorunda değiller miydi? Orada burada “çağdaş İzmir, güzel İzmir” diye boy göstermekle işler yürümüyordu ki! \n\nKöşede kendimize iyi bir yer bulduk. Yüzümüz pencereye doğruydu. Açık pencereden dışarıya karşı hafif sesle konuşuyorduk. Yüksek sesle konuşarak kimseyi rahatsız etmek istemiyorduk. Yine de konuşmalarımız duyan bazı yolcuların, konuşmalarımızı merakla takip ettiklerini hissediyorduk. Büyük ihtimalle, onlarla yüz yüze gelsek, bazıları hemen konuşmalarımıza katılacaktı. Konuşmalara katıldıklarında hoş olmayan gelişmeler olabilirdi. Bunu bildiğim için hem çok yavaş konuşuyor. Hem de asla çevremdekilerin yüzüne bakmıyordum. Gözlerim ya dışarıya ya da Kirk’e çevriliydi. Bir ara arkamdaki adam sıkıştırmaya başladı. Ona doğru dönüp bakarken, yanındaki uzun boylu, iri yapılı genç delikanlının sıcak bakışlarıyla karşılaştım. Bakışlarıyla “haydi bastır” der gibiydi. Yüzünde mutluluk, dudaklarında gülümseme vardı. Delikanlıya pek pas vermedim. Kirk’le konuşmaya devam ettim. \n\n-\tBak Kirk. Türklerin Amerikalıları sevmemesinden dolayı üzülüyorsun. Söylesene niçin Amerikalıları Türkler sevsin? Amerikalıları sevmemiz için bir neden söyle…\n-\tBiz Türkleri seviyoruz\n-\tKendi adına mı söylüyorsun, yoksa Amerika adına mı? \n-\tHer ikimiz adına…\n-\tBence doğru değil. Seni bilmem ama bence Amerika devletiniz buradaki çıkarlarını seviyor, bizi değil…\n-\tYok, canım, Amerika o kadar kötü mü? \n-\tDeğil mi? Şöyle düşün. Amerika, siyasi, askeri, ekonomik açıdan zayıf bir ülke olsa… Bizde Türkiye olarak sizden her açıdan kuvvetli bir ülke olsak... Sizin şimdiki yaptığınız gibi Amerika’ya gelsek. İş adamlarımızla, şirketlerimizle yer altı yer üstü zenginliklerinize el koysak. Siyasetçilerinize kibarca yönlendirmeler yapsak. Politikalarımıza karşı olan yöneticilerinizi el altından tehdit etsek… Tehditlerimize aldırmayanlara karşı darbeler yapıp iktidardan uzaklaştırıp yerine bizi dinleyecekleri yönetici seçtirsek… Ordularımızın yönetiminde Amerika’nın her yerine askeri üstler kursak… Üstlerimizle, ülkenizi, çevresini, ordularınızı kontrol altında tutsak…  Askerlerinizin kullanacağı silahları pahalı, kazık fiyata sizlere satsak… Sizlerin silah üretmemeniz için her türlü dolabı çevirsek.  Türklere ülkenizde bol maaşlar verip, birinci sınıf hayat yaşatsak. Sizlere ikinci sınıf muamelesi yapsak... Daha sıralayalım mı? \n-\tYani biz böyle mi yapıyoruz? \n-\tSiyasetten anlamadığın ne kadar belli oluyor… Veya anlıyorsun da, anlamazlıktan geliyorsun… \n-\tVallahi ben hiç bu gözle olaylara bakmıyordum \n-\tOlabilir tabi, sen olaylara bu gözle bakmayabilirsin. Ama diyelim ki, benim dediklerim doğru, ne dersin? \n-\tO zaman kötü tabi\n-\tBak Kirk sen iyi adama benziyorsun. Eşin de harika bir insan. Türk ailelerle tanışmayı, onlarla konuşmayı, yaşamayı çok seviyor.\n-\tEvet, biz ailecek Türkleri çok seviyoruz. \n-\tTamam, seviyorsunuz da, bir düşün, bir kerecik olsun, “ülkemizden binlerce kilometre uzaktaki Türkiye’de ne işimiz var? ” diye sor kendine. Sizi biz çağırmadık. Sen buraya çalışmaya gelmişsin. İşvereniniz biz değiliz. Ülkeniz, siyasi, askeri, ekonomik gücüyle gelip oturmuş. Sende çalışmaya gelmişsin. Söylesene şartları biz mi belirliyoruz, siz mi? \n-\tHerhalde biz\n-\tHangi hakla, başka bir ülkede şartları siz belirleyerek varlığınızı sürdürüyorsunuz? Biz sizin ülkenize gelip, sizleri takmadan, şartları biz belirleyerek yaşasak, bizi sever misiniz? Yoksa ülkenizden kovmaya mı çalışırsınız? \n-\tİyice düşünmem gerekir.\n-\tDüşün, düşün… İngiltere’ye karşı kurtuluş mücadelesi verip Amerika’yı kuran atalarınız, İngilizlere karşı niye özgürlük savaşı verdiler? \n-\tBakıyorum bizim tarihten de bilgilerin var…\n-\tElbette var. \n\nOtobüs Sakarya caddesine girdi. “Durağa geliyoruz Kirk. Sohbet ediyoruz derken vakit çabuk geçti” “Evet çabuk geçti”\n\nÖğretmen evi durağında birlikte indik. Kirk’in oturduğu ev bizim evden beş apartman önceydi. Birlikte eve doğru yürürken, artık konuşmuyorduk. Bornova’nın meşhur ayazı çıkmıştı. Pardösülerimize iyice büzüldük. Zaten bu havada konuşmak zordu. Yine öyleyken, Kirk “valla ne diyeyim, haklılık payların çok” dedi. Ona gülerek baktım. \n\nÜlkemizin insanları nedense Avrupalı deyince hemen yayları gevşetiyordu. Birçok insanımızı yabancılarla konuşurken “ağzından sular akıyor, gözleri hayranlıkla bakıyor, aptallaşmış şekilde ne söyleyeceğini bilemiyor” görmüştüm. Avrupalılar hem ülkemizi soyup soğana çevirecekler. Hem siyasi askeri tehditlerle ülkemizi yönetmeye kalkacaklar. Bize pahalı mallar satarak, bizim ürünleri mümkün olduğu kadar ucuza kapatacaklar. Böylece zenginleşip başımıza efendi kesilecekler. Gerçekleri görmeyerek, onlara hayranlık duyacağım. Onlarla konuşurken, onları anlatırken ağzımın suları akacak… Ben asla böyle bir insan değildim. Böyle cahilliğin içinde olamazdım. Hele gerçeği bilip, gerçeklere aykırı davranarak ikiyüzlülük yapamazdım. Bir çok insanın yaptığı gibi “Amerika karşıtı söylemler söyleyip, hayatımı Amerika’da geçirmek için hülyalar kuramazdım” Ülkenin özgürlüğünden, kurtuluşundan söz edip, bir ayağım Avrupa’da, Amerika’da, bir ayağım Türkiye’de olamazdı. \n\nEğer güçlü ülkeler, “bileğinin hakkıyla, eşit şartlarda zenginleşmeyi, her açıdan üstün olmayı başarmış olsalardı” o zaman şöyle derdim. “Biz aptallar gibi uyuduk. Onlar çalıştı, çabaladı, gelişti.” Öyle olmadığını kesin olarak biliyorum. Gerçi ülkemizin batı hayranı aydınlar, siyasetçiler, eğitimciler onların istediği gibi konuşuyorlar ama işin gerçeği asla bu değildi. İşin gerçeği, Birinci dünya savaşında çökertilen Osmanlı Devleti toprakları üzerinde birçok devletler kurulmuş… İçinde yaşadığımız ülke Türkiye’de dâhil, batılı iş adamları, şirketler tarafından sömürülüyordu. Her ülkeye kurulan, İngiliz, Fransız, İtalyan şirketleri, ülkelerin kanını emiyorlardı. İkinci dünya savaşından sonra sömürme işini Amerika’ya devretmek zorunda kaldılar. 1950 yılından sonra parsayı Amerikan şirketleri topluyordu. \n\nKirk’in evine yaklaşıyorduk. Ona “Nancy’ye selam söyle, tekrar akşam oturmasına gelin” dedim. “Sende selam söyle, sizde gelin” diyerek apartmanın kapısına doğru yürümeye başladı. “İyi akşamlar” “Good evening” güldü. “Good evening”… İngilizce iyi akşamlar diyerek jest yapmıştım. \n\nRüzgârın hızını artırdığı sokakta evime doğru yürürken zorlanmaya başlamıştım. Kirk’in tavırlarını düşünerek, içimden “samimi” dedim. Büyük ihtimalle siyasetten uzak yaşayışı ile ülkesinin ne haltlar yediğinden habersizdi. Belki de onlara ülke yöneticileri çok farklı şeyler anlatıyorlardı. Amerika’nın kuzeyindeki Dakota bölgesinde yaşayan Kirk, dağlık, soğuk bölgelerde yaşayan insanların, mertliğini, dürüstlüğünü, samimiyetini taşıyordu. Allah var içimden ona hiçbir zaman kızma hissi uyanmadı. Ona anlattıklarım sanki gerçeklere karşı uyuyan birini uyandırmak için söylenen fısıltılar gibiydi. \n\nİki ay sonra Bornova’dan Gaziemir’e taşındık. Eşim, Nancy’le vedalaşmak için uğradığında, onların da Amerika’ya döneceklerini, Kirk’in istifa ettiğini öğrenince şaşırmıştım. \n\nİyi bir dost mu kaybetmiştik, yoksa iyi bir dost mu kazanmıştık bilmiyorum. Kirk ailesinin Dakota’daki çiftliğinde hayatını devam ettirmeye karar vermişti. Doğal yaşamın, samimi, dürüst, sert, ikiyüzlü olmayan kucağında kendini bulacaktı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikmet...",
        "poet": "Osman Coşkun",
        "poem": "\n\nHikmet'i nedir gözlerinin, anlatsana biraz\nİllaki aşık mı olmalıyız hali hazır sözlerine \nKime söz açsam senden aşka sevdalanır \nMakamı belirsiz şarkılar söylenir adına namelerde\nEtme eyleme sevdalanıyorum, anlat işte\nTerketmez artık bu cümle keder, bağlanıyorum anladın mı?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikmet",
        "poet": "Levent Bilgi",
        "poem": "\n\nDeryada damla göller olundu\nBir bakışa düğün davullar çalındı\nBir meteliğe nice haber alındı\nSözlerde şimşek çaktı iller alındı\n\nSultana haber uçtu kelle alındı\nOzan doğruyu söyler kaide bilindi\nHikmet için mermer damla suyla delindi\nGözler şaş diller lal güzel böyle salındı\n\n                                                              Levent Bilgi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikmet Atiş",
        "poet": "Hikmet Atiş",
        "poem": "\n\nHikmet Atiş\n\nBen diye konuşmaz her sözü bizli \nÖzünde çok güzel sevgiler gizli \nRize Çayeli’nden Karadeniz’li \n…Yolunu hep açık etsin yaradan \n…HİKMET ATİŞ diliyorum mevlâdan \n\nGüzel dostlukları özde kuruyor \nSevdiğine kol kanadı geriyor \nİstesen dost için canı veriyor \n…Yolunu hep açık etsin yaradan \n…HİKMET ATİŞ diliyorum mevlâdan \n\nHer gün biraz daha artıyor sevgin \nVermeye dağ gibi almaya engin \nDost canlısıdır o yüreği zengin \n...Yolunu hep açık etsin yaradan \n...HİKMET ATİŞ diliyorum mevlâdan \n\n(4-Şubat-2010-Ankara)\n\nMehmet Kındap\n*\nBu şiiri bana itafen yazan Mehmet bey kardeşıme böyle güzel duygular \niçin çok çok teşekkür ediyor, sevgi saygı ve selamlarimi gönderiyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikmet Arayışları",
        "poet": "Cihat Şahin",
        "poem": "\n\nKainata zer etmiş, hikmetleri o, Hakim\nVazifeli bulmaya, şu arzda ki her mukim! \nAtalete yatarak; ”neme lazım” diyorsan,\nSenden başka şu işe, olabilir elyak kim? \n\nİnse vermiş yaratan, en mükemmel akıl’ı! \nBulsun diye kulları, maslahat’ı makul’ü.\nOkunmayı bekliyor, şu koskoca kâinat! \nTeşvik eder Mevla’sı, her müstait akil’i\n\nÇözmek için manayı, tefekkürü dene sen! \nYap seyahat durmadan, şeş cihete yine sen! \nRabbim seni görmüştür, en muvafık şu işe,\nZira oldun halife, felek, semek, cin’e sen! \n\nYaratanın ilk emri; ” oku” oldu Resul’e! \nEtti emre imtisal, resul küllü nas ile? \nSana düşen, selefin gitmek iken yolundan,\nNiye halin muhalif, şu mübarek usule? \n\nNe bir kitap okursun, ne edersin seyahat,\nYaşıyorsun sadece, atıl batıl bir hayat! \nBilmiyorsan okumak, bir bilene sorsana! \nYatmak için değildir, asla kat’a şu hayat! \n\nMiskinliği terk edip, gel kendine Müslüman! \nDer-hatır et tarihi, ceddi düşün aslı an! \nGit saadet asrına, bak bakalım ne olmuş? \nNasıl dönmüş huzura, kanlı, kinli, yaslı an? \n\nYoksa yakın helakin, bilmelisin şunu sen! \nAç kitab-ı Mübin’i, gör orada dünü sen! \nUyma cahil dostlara, uyma su-i akrana,\nFelah için çok acil, tetkik eyle dini sen! \n\n        Cihat ŞAHİN\n  05.01.2011-İZMİR\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikmet Atiş Ağabeyim.",
        "poet": "Hikmet Atiş",
        "poem": "\n\nHikmet ATİŞ Ağabeyim\n\nRize Çayelinden,\nÇay bahçelerinden,\nKaradenizin nemli,\nGözelerinden,\n\nMerhabası ile \nSelamı ile,\nSeslenir yüreklere,\nYürek içtenliği ile\n\nSevgiyi kutsamış gönlüyle,\nDostuna, dostluğa adanmış canıyla,\n\nYüreklerde hoşluk yaratır,\nHikmet ATİŞ Ağabeyim.\n\nHer sözü özden,\nEn güzelinden,\nÖylesine derinden,\nDokunur yüreklere.\n\nAnlatması zordur,\nYaşanması çok hoştur,\nOnu ve sevgi dolu yüreğini.\n\nTanımak onurdur,\nYüreklere mutluluktur,\nHikmet ATİŞ Ağabeyimi.\n\nÇok sözüm olsa ona azdır,\nO her haliyle bambaşkadır,\n\nKardeşim deyip açtıya,\nBu cana, o güzel yüreğini,\nO bu canda candır,\nSevgili Hikmet ATİŞ Ağabeyim dir.\n\n28.08.2013\nSerçe Yürek {Zülfikar KARAKOÇ}\n\nBir anlık duygularla şiirsel duygularıma ilham olan Saygıdeğer Ağabeyiem Armağanım olsun. Saygıyla sevgimle.....\n\n.\nZülfükar kardeşim inan süpriz olursa böyle olur işte.\nBeni çok memnun ettin. Okurken duygulandım. \nDuyarlı yüreğin dert acı çekmesin.\nBen bunu önce grubun ana sayfasına taşıyorum\ngrubu açan orda okusun. Ayrıca sizin imzanızla\nHikmet atiş Ağabeyim başlıkla şiir sayfama kaydediyorum.\nBu saatte bu şiirsel yazınızı okumak beni çok ama çok mutlu etti.\nSevgi ve saygıyla kal. Rize Çayelinden selamlar.\nHikmet Atiş\n\nDost kalemlerden gelen yorumlar.\n--------------\n\nher insan babasını yaslanacak bir çınar gibi görür çünkü her fedakrlığı yağparaak her zorluğa göğüs gererek evladını dah bilge daha bilge yetriştitmek için çalışır öünkü yaşlamdığndada baba evlada yaslamacaktır babam 96 yaşında ziyaretçilerine benim dört tane sigortam var derken dör oğlundan bahsediyor kıutluyorum hikmet bey...  Yusuf Değirmenci\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikmet, akıl, bilgi yaşta değildir",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nBilgi insana Hakkın vergisidir,\nHikmet, akıl, bilgi yaşta değildir.\nHikmetse gönüllerin örgüsüdür,\nHikmet, akıl, bilgi yaşta değildir.\n\nBilgi Haktan İnsana takdir,\nAkıl sahibinin yüreği aktır.\nİnsana ilim veren Yüce Haktır,\nHikmet, akıl, bilgi yaşta değildir.\n\nHikmet insanın kalbindeki oktur,\nYaşı küçük olan akıllı çoktur.\nBilginin yaş ile ilgisi yoktur,\nHikmet, akıl, bilgi yaşta değildir.\n\nTakdiri İlahi hikmet ezeldir,\nBilgisiz insan kuru bir gazeldir.\nAkıllı,bilgili olmak güzeldir,\nHikmet, akıl, bilgi yaşta değildir.\n\nYusuf okuyan kimse bilgi dermiş,\nHikmeti bilen Hak sırrına ermiş.\nAllah herkese belli akıl vermiş,\nHikmet, akıl, bilgi yaşta değildir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikmet Atiş",
        "poet": "Mehmet Kındap",
        "poem": "\n\nBen diye konuşmaz her sözü bizli\nÖzünde çok güzel sevgiler gizli\nRize Çayeli’nden Karadeniz’li\n…Yolunu hep açık etsin yaradan\n…HİKMET ATİŞ diliyorum mevlâdan\n\nGüzel dostlukları özde kuruyor\nSevdiğine kol kanadı geriyor\nİstesen dost için canı veriyor\n…Yolunu hep açık etsin yaradan\n…HİKMET ATİŞ diliyorum mevlâdan\n\nHer gün biraz daha artıyor sevgin \nVermeye dağ gibi almaya engin \nDost canlısıdır o yüreği zengin \n...Yolunu hep açık etsin yaradan \n...HİKMET ATİŞ diliyorum mevlâdan\n\n(4-Şubat-2010-Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikmet Baba",
        "poet": "Alaattin Ceylan",
        "poem": "\n\nHikmet baba Hikmet baba\nBu ne hiddet himmet baba\nYıllardır bu can feda sana \nBöyle gitmez Hikmet baba\nHikmet baba himmet baba\n\nSen konuştun ben hep sustum\nYedin içtin hep kan kustun\nSen vurdukça ben hep pustum\nBöyle gitmez Hikmet baba\nHikmet baba himmet baba\n\nKemer sıktım inandım sana\nKatık; bir bardak çay bir sigara\nSabrım taştı taşacak ha\nBöyle gitmez Hikmet baba\nHikmet baba himmet baba\n\nBu düşmanlık neden bana\nKafirlik mi var soyunda\nBıçak kemiğe dayandı ha\nBöyle gitmez Hikmet baba\nHikmet baba himmet baba\n\nKutsal saydım memleketi\nHem vatanı hem milleti\nDüşünmedim ihaneti\nBöyle gitmez Hikmet baba\nHikmet baba himmet baba\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikmet Elitaş Gardaşıma Selamım Olsun",
        "poet": "Döner Özeke",
        "poem": "\n\nUnumu eledim astım eleği \nMert olur biz Türklerin yüreği \nNe aşk nede meşk yoktur besbelli \nALLAH Türkiye'me zeval vermesin \n\nBir tek yarim vardır o da Vatanım \nDaha yeni verdim şehidime ağlarım \nDeli koyun gibi destan yazarım \nALLAH Türkiye'me zeval vermesin \n\nGönül derki savaşlara dur deyim \nGüzel Vatanıma selam edeyim \nGardaş gardaşı vuruyor neyleyim \nALLAH Türkiye'me  zeval vermesin \n\nDerdim Vatan savaşıdır gardaşım \nSenin gibi benimde var telaşım \nBir Bayrağım bir Vatanım sizler sırdaşım \nALLAH Türkiye'me zeval vermesin \n\nAhmet gardaşıma selamım olsun \nBu güzel  Vatanda insanlar gülsün \nYeni gençlik Vatanını iyi bilsin \nALLAH Vatanıma zeval vermesin \n\n               DÖNER ÖZEKE \n                  07.08.2006\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikmet   İncileri   (144)",
        "poet": "Aydın Suyak",
        "poem": "\n\nHz. Ebu Ümame El- Bahili (R.a.)\n\n*Deccal'ın çıkmasından evvel,\n (kıtlığı)  şiddetli üç yıl bulunur.\n O yıllarda,\n insanların başına büyük bir açlık (felâketi)  gelecektir.\n\nAllâh (c.c.) , \nbirinci yılda, buluta, \nyağmurunun üçte birisini tutmasını,\nemredecek ve yere bitkisinin üçte birini,\n tutmasını (vermemesini)  emredecektir.\n\nSonra Allah ikinci yılda,\n buluta emredecek, \nbulut da yağmurunun üçte ikisini hapsedecektir ve\n Allâh (c.c.)  yere emredecek ve,\n yerde bitkisinin üçte ikisini hapsedecektir. \n\nSonra Allâh (c.c.)  üçüncü yılda, \nbuluta emredecek,\nbulut da yağmurunun tamamını hapsedecektir.\n Artık bir damla yağmur bile yağmayacaktır.\n Allâh  (c.c.)  yere de emredecek ve yer,\n bitkisinin tamamını hapsedecektir. \nArtık yer, yeşillik diye hiç bir şey bitirmeyecektir.\n\nArtık çift tırnaklı (geviş getiren) ,\n hiçbir hayvan kalmayıp hepsi helak olacak,\n Allâh (c.c.) 'ın (yaşamasını)  dilediği hayvan hariç,\n07-04-2010\n(Devamı gelecek)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikmet   İncileri   (108)",
        "poet": "Aydın Suyak",
        "poem": "\n\nHz. Mu'âz Bin Cebel (Ra.)\n\n*Ey İnsan! \n-Dünyada ki nâsibin ne ise ve nerde ise,\nsonra sana mutlaka gelip seni bulaçaktır.\nSen ise, dünyada ki nâsibinden ziyade,\nâhiret kısmetine muhtaçsın.\n\nÂhıret nâsibini, dünya nâsibine terçih et! ..\nHatta öyle olmalısın ki, çok ihtişamlı,\nâhiret zenginlik, servetine sahib olasın.\nDünya niğmetleri gelip geçici ve,\nburda kalıcıdır.\nÂhiret için kazancın ise,\nnerede olursa olsun, seninle beraberdir.\n\n-Ey İnsan! \nMerhametli ol ki,\nCennete girmen için,\n bende sana İnşeALLÂH kefil olayım.\n\n-Müslüman kişide seviç olmaz tâ ki; \nCehennem üstüne kurulu sırât,\nüzerinden karşıya gecene kadar.\n\n19-03-2010\n(Devamı Gelecek)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikmet'i Huda'ya Akıl Ermiyor",
        "poet": "Seyfet Bozçalı",
        "poem": "\n\nÇevremde olanı düşündüm durdum,\nHikmet'i Huda'ya akıl ermiyor.\nBu kaca alami ne güzel buldum,\nHikmet'i Huda'ya akıl ermiyor...\n\nİnsan doğar,doğmaz hayat başlıyor,\nKimi sevap kimi günah işliyor,\nBaykuş neden viranede kışlıyor,\nHikmet'i Huda'ya akıl ermiyor...\n\nGüzün solan çiçek bahar açıyor,\nMevsimler değişip,zaman geçiyor,\nYılanlar sürünüp,kuşlar uçuyor,\nHikmet2i Huda'ya akıl ermiyor...\n\nÖğretmen Seyfet der fazla gidemem,\nBu bir sırdır ötesini bilemem,\nAkıl,mantık durur ispat edemem,\nHikmet'i Huda'ya akıl ermiyor...\n\n                     'Tefekkür gibi kıymetli ibadet yoktur.'\n                                                              hadis\n10.10.1990\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikmet   İncileri   (155)",
        "poet": "Aydın Suyak",
        "poem": "\n\nHz. Übeyy Bin Kâ'b \n(Radıyallahu anh)   \n\n*Kim ki Allâhü teâlânın rızası için,\n elindekini verirse,\n muhakkak Allâhü teâlâ da ondan,\n daha iyisini ona ihsan eder ve,\n hesapsız şekilde sevap yazar.\n Kimki bunun aksini yapar.\n Allâhü teâla elindekini de,\n alır ve ona günâh yazar..\n\n- Sizler iki şeyi yapınız: \nBirisi hâkk yoldur ki,\n O İslâm dînidir İkincisi de, \nResûlullâhın (s.a.v.)   sünneti seniyyesidir.\n Kim ki bu iki şeye riâyet eder ve,\n onunla beraber Allâhü teâlâyı zikreder, \nO'nun korkusundan gözlerinden yaş gelirse,\n o kimsenin vücuduna ateş temas etmez.\n\n-Kim ki İslâm yolunun üzerinde olsa ve,\n sünneti seniyyede yaşasa,\n Allâhü teâlâyı çok zikretse ve,\n O'ndan çok korksa bütün günâhları dökülür.\n\n-Sonbaharda ağaçların yaprakları sararıp solduğunda,\n bir rüzgâr vurduğu zaman,\n o gevşemiş bütün yapraklar nasıl dökülürse,\n O'nun aşkı ve korkusuyla ağlayıp, \nbedeni titreyen kimsenin de,\n o yapraklar gibi günâhları dökülür.\n\n12-04-2010\n(Devamı gelecek)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikmet  İncileri (203)",
        "poet": "Aydın Suyak",
        "poem": "\n\nKasım Bin Muhammed (Ra.) \n\n-Vasiyeti-\n\n-Ben Kasım:\nAllâh'ü Teâladan başka ilâh bulunmadığına şahidlik eder.\n Eğer o, buna şahidlik edenlerden olmasaydı,\nasi şakilerden olur, yolunu şaşırırdı.\n\n17-06-2010\n\nKaynak:\n\n1)  Vefeyâtü'l-A'yân; c.4, s.59\n2)  Tabakât-ı İbn-i Sa'd; c.5, s.187\n3)  Hilyet-ül-Evliyâ; c.2, s.183\n4)  Tehzîb-üt-Tehzîb; c.8, s.333\n5)  Şezerâtü'z-Zeheb; c.1, s.135\n6)  El-A'lâm; c.5, s.181\n7)  Tezkiretü'l-Huffâz; c.1, s.96\n8)  Reşehât Aynü'l-Hayat; s.12 (Arapça) \n9)  Câmiu Kerâmât-il-Evliyâ; c.2, s.236\n10)  Rehber Ansiklopedisi; c.9, s.324\n11)  Seâdet-i Ebediyye; (49. Baskı)  s.1101\n12)  İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.2, s.275\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikmet   İncileri   (168)",
        "poet": "Aydın Suyak",
        "poem": "\n\nHz. Eyyub El Ensari (Ra.)  \n\n*Müslüman kişinin kardeşi üzerinde,\n yerine getirmesi gereken altı hak'kı vardır.\n Bunlardan birini yapmadığı zaman,\n altı hakkından birini yerine getirmemiş olur:\n\n 1- Ona rastladığında selâm vermesi,\n 2- Onu yemeğe çağırdığı zaman dâvetine icâbet etmesi, \n3- Aksırdığıı zaman ona du'a etmesi, \n4- Hastalandığı zaman ona uğraması, \n5- Öldüğü zaman cenazesinde bulunması, \n6- Kendisinden nasihat ve yol,\n göstermesini istediği zaman ona yol göstermesi...\n\n-Akşam namazını, \nyıldızların gökyüzünü kaplamasına kadar geciktirmeyiniz! \n23-04-2010\n(Devamı Gelecek)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikmet   İncileri   (171)",
        "poet": "Aydın Suyak",
        "poem": "\n\nHz.Muğire-Tebni Şu'be (R.a.)  \n\n*Bir kimse evine girdiği zaman selâm verirse, \nşeytan, \n“Artık, benim burada duracak bir yerim kalmadı” der.\n\nSofraya oturup yemek yemeye başladığı zaman,\n Allahü teâlânın adını anarsa,\n yâni Besmele-i serîfeyi söylerse,\n şeytan bu sefer de, \n“Benim burada ne duracak yerim, \nne de yiyecek bir şeyim kaldı” der.\n\nEli boş çıkar \nSu içeceği zaman, \nAllahü teâlânın adını anarsa,\n şeytan bu sefer de şöyle der:\n “Artık burada benim için ne durak,\n ne yemek, ne de içmek kaldı.\n” Şeytan, bundan sonra eli boş olarak çıkar gider.\n23-04-2010\n(Devamı gelecek)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikmet  İncileri (220)",
        "poet": "Aydın Suyak",
        "poem": "\n\nÖmer Bin Abdülaziz (R.a) \n\n-Hanedandan birine nasihatı:\n\n-“Ölümü sıkca an! \n Geçimde daraldıysan,\n seni rahatlatır; \nbolluk içerisindeysen de seni daraltarak yön verir.”\n\n***\n-“Öfke ve hırstan korunmuş olan kurtulmuştur.”\n\n***\n-“Takvâ sâhibinin ağzına susmak vurulmuştur.”\n\n03-08-2010\n(Devamı gelecek)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikmet   İncileri   (83)",
        "poet": "Aydın Suyak",
        "poem": "\n\nHz. Abdullâh Bin Ömer (Ra.) \n\n*Savaş İslâm devleti içinde,\nmüslüman, müslümana karşı,\nsavaş yapılmaz.\nAncak müslüman olmayan,\ndevlet ve kişilere karşı savaş yapılır.\n\n-Resülullâh (s.a.v.) bize,\nkomşularla iyi geçinmeyi o' kadar,\ntavsiye etti ki,\nkomşumuz bize mirascı düşeçek sandık.\n\n-Yolculuk için yanına çokca ihtiyaç alıp,\nyanında ki arkadaşınan paylaşan,\nkimsenin iyi insaniyetindendir.\n14-03-2010\n\nŞüphesiz Hâk Talâ doğruyu söyler.\nALLÂH (cc.)   Rahmeti ve selâmı onun üzerine olsun...\nRabbim ondan razı olsun, \nŞefeatlerini hepimize nasip etsin...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikmet   İncileri   (68)",
        "poet": "Aydın Suyak",
        "poem": "\n\nHz. Zübeyyir Bin Âvvam (Ra.) \n\n*Gizli hayalarınız olduğu gibi,\nBaşkalarınızdan sakladığınız,\ngizli işlerinizde olsun.\n\n*ALLÂH (cc.)  katında ki,\nkötü sonuçtan korktuğun,\n işleri yapmayı vazgeçmek,\nDünya ve âhiret için daha hayırlıdır.\n\n09-03-2010\n(ALLÂH (cc.)      Selamı, rahmet onun üzerine olsun.\nRabbim ondan razı olup Cennetine koysun.\nİnşeALLÂH hepimize şefeâtleri nasip olsun.)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikmet   İncileri   (30)",
        "poet": "Aydın Suyak",
        "poem": "\n\nHz. Ali Haydar-ı Kerâr (Ra :)            \n\n* Cenab'ı HÂK' ka yemin olsun ki, beni ançak,\nmü'min olanlar sever, olmayanlar sevmez.\n-ALLÂH (cc)    rızasına uygun Âşklar sâf ve temizdir.\n\n-ALLÂH (cc.)               en çok sevmeyi bilen,\nonun dostların en çok sevendir.\n-Dostlarıma dost olanlar çok severim ve,\n onların kıymetlerini de dostlukların dereceleriyle ölçerim.\n-Dostlarımı bir sat yemek üzerine toplamam,\nbir köleyi azâd etmemden daha iyi gelir bana.\n\n *Kendinize kardeş dostlar edinin; \nçünki onlar dünya ve âhiret için gereklidir.\n-Yola düşmeden arkadaşı,\n eve girmeden de komşuyu sor.\n-Dost, kardeşini üç halde korumadıkça tam dost olamaz: \n-Düşkünlüğünde.\n- Kendisi bulunmadığı vakit. \n-Ölümünden sonra.\n\n*Arkadaşın hayırlısı, sana doğru yolda iyi delil olandır.\n-Aşağılık insanlarla yakınlaşmaktan kaçın,\nonlar ki yapmacık sevgilerini gösterip,\n içlerinde kötülüğü saklarlar.\n-Fasık ve günahkar kimselerle arkadaş olmaktan kaçın, \nçünkü kötülük kötülüğe kavuşur.\n-Her şeyin bir belası vardır ve iyiliğin,\n belasıda kötü arkadaştır.\n-Çok şakacı insanI ciddiye almazlar.\n\n- Sevgi dosttunu görmek\ngönül gözüne aydınlık verir.\n-Sevinçleri devamını yaşamak,\ndostları görmekle tazelenir.\n-Herşeyin en iyisi, en yeni olanıdır; \n ama dostların en iyisi, en eskileridir.\n\n-Doğru, dürüst ve nazik kişileri seçin ve,\n çıkar ummadan ve korkmadan,\n acı gerçekleri söyleyebilenleri tercih edin.\n-Dost, sen yokken dostluk şartını yerine getiren kimsedir.\n-Arayan kolayca düşmanını bulabilir amma,\ndost arayan kolay dost bulamaz.\n-Layık olmayan dost için kefil olma.\n-Kendinin kıymetini bilmiyen,\nbaşkalarının değerini bilmez.\n\n-Dost birinin vurması ağır gelir.\n-Dostun olmayışı, bir çeşit gariplik ve yalnızlıktır.\n-Garip, dostu olmayan kimsedir.\n-Biriyle dost olmak istersen,\nönce onunla dargın ol; \ndostlunu yine devam ettirirse,\nonunla dost ol.\n\n-Dostları yitirmek gürbete düşmektir.\n-Dostların çoğalsın diye çırpınma; \nonları bir gün ihmal etmeye kalkarsan çabucak düşmanın olurlar.\n-Dostlar ateş gibidir; pek çoğalırlarsa yakarlar.\n-Kötü zanlı olup, dostlarını elinden çıkarma.\n-Dostlarının kötüsü seni iyi gününde arayıp,\n sıkıntılı zamanında yüz üstü bırakandır.\n-Gerçek dost, sıkıntı zamanında imdada yetişendir.\n-Gerçek dostlar çok vücutlu, tek kalpli varlıklardır.\n\n-Dostluk en yakın akrabalıktır.\n-Dostluk elde edilmiş akrabalıktır.\n-En yakını yitiren en uzağı yardımcı olarak bulamaz.\n-Dostlukta aşırı gitme, kimbilir belki o dostun,\n bir gün düşmanın olur.\n\n-Dostunu ihtiyatla sev, olabilir ki bir gün sana düsman olur; \n düşmanınla da ihtiyata riayet ederek düşmanlıkta bulun,\n olabilir ki bir gün sana dost kesilir.\n-En kötü dost, seni saksaklayıp,\nkendi eksiklerini örtendir.\n-iki yüzlü  dost insanlardan uzaklaşınız; \n zira iyi vaktinizde etrafınızda dönüp dolaşırlar; \n kötü vaktinizde derhal sizden kaçarlar.\n\n-Dostunun düşmanını kendine dost seçme.\n-İnsanların en güçsüzü dost bulmada güçlük çekendir,\nondan daha güçsüzü ise, \ndostlarını yitirip yapayalnız kalandır.\n-Kötü insanlarla oturup kalkmak, \niyi insanlar hakkında su-i zan doğurur.\n\n*Ayıplarını örtmek ve nefsin emniyetli,\nolmasını istersen, az konuş,\n çok dinle; \nböylece fikrinde birikim olur; \ngönlün genişler, başkalarına karşı saldırgan olmazsın.\n-Birinin ardından konuşan,\ndinleyen, giybet edenle aynı hatayı paylaşır.\n-Ayıbın en büyüğü, ona benzer bir ayıp sende,\n de varken, başkasını ayıplamandır.\n- Başkasını devamlı ayıplamak,\nkendini kötü duruma düşürmektir.\n-Kim halkın ayıplarını görür, onları kınar, \nfakat kendisi de o işleri yaparsa,\n ahmağın ta kendisidir.\n-Kendi ayıbına bakan kimse ve onu islaha çalışan kişi,\n halkın ayıbına bakmaz.\n\n*Doğru her zaman yüce, \nyalancı her zaman aşağı ve cücedir.\n-Doğru söz söyleyenin delili kuvvetli olur.\n-Doğruluk en iyi yol, bilgi en iyi kılavuzdur.\n-Doğruluk, hakkın dilidir.\n\n-Hiç bir zaman vaadinizden ve sözünüzden dönmeyiniz.\n-Emanetin en feyizlisi ahde vefadır.\n-İnsanın kurtuluşu doğruluktadır.\n-Bir gerçeği savunurken,\n ona önce kendimiz inanmalıyız; \n sonra da başkalarını inandırmaya çalışmalıyız.\n\n*Yalan hıyanettir, doğruluk emanettir. \n- Yalan söylemenin sonu, kınanmaktır. \n-Yalan ve iki yüzlülük en kötü ahlaktır; \ndaha sonrada arkadan senin aleyhine bir çok şey söyler.\n-Yalancılardan daima uzak bulununuz; \n Çünkü onlarla içli dışlı olur ve,\nonlarla dolaşıp kalkarsanız, sizde yalancı olursunuz. \n -Yalancıların başlıca sıfatları şunlardır; \n evvela sana diller döker, birçok şeyler vaad eder; \n Sonra senden vazgeçer; \n Daha sonrada arkadan senin aleyhine bir çok şey söyler. \n-Yalandan daha kötü bir kabahat yoktur.\n-Yalanlanacağından korktuğun bir şeyi anlatma. \n-Yanlışını gününde görüp nefsine sitem edersen,\n yanlışın faydaya dönüşür; \n dünde kalan yaşam geçmişle yok olur gider.\n\n-Eğri olanın gölgeside eğri olur.\n-Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz.\n- Haklı olduğun zaman kimseye buyun eğme; \nHakkını ara yardımcın cenab'ı HÂK-tır.\n-Haksızlık önüde eğilip bükülmeyin; \nyoksa kendi şerefinizide kayıp edersiniz.\n-Müslüman olsun veya olmasın,\nherkese adâletli olunuz.\n-Bütün hakların gereği adâletdir.\n-Sakın hiç bir affınıdan dolayı pişman olmayın; \nhiç bir cezâ vediğiniz de pişmanlık duyaçak karar vermeyin..\n\n27-02-2010\n(Devamı gelecek)            \nAydın Suyak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikmet   İncileri   (34)",
        "poet": "Aydın Suyak",
        "poem": "\n\nHz. Ali El Mürtezâ (Kv.) \n\n *Sağlığınıza eza etmeyin, \nsağlığın bozulması kolay; elde etmek ise zordur.\n-Midenizi fazla hayvan mezarlIgI yapmayInIz.\n-Fazla yemek ve yemek üstüne yemekten kaçının; \nzira fazla yiyen kimse fazla hasta olur. \n-Az yemek yemek sağlıktır\n-Yemeğine tuzla başlayan bir kimseden\nAllah Teâlâ yetmiş çeşit hastalığı uzaklaştırır'.\n-Kim günde yedi hurma yerse, o hurmalar,\nonun içinde bulunan bütün mikropları öldürür.\n-Hergün yirmibir (Bir avuç)  kırmızı kuru üzüm yiyen,\nbir kimsenin bedeninde şikâyet edecek bir hastalığı kalmaz.\n\n*'Üç şey vardır ki, insanın zekâsına kuvvet verir ve balgamı söker:\na)  Misvak kullanmak,\nb)  Oruç tutmak,\nc)  Kur'ân okumak'.\n\n*Et, derdi bitirir. Yahni (veya et suyu)  arapların yemeğidir.\n- Et ve tavuk çorbası şişmanlatır ve kalçaları sarkıtır.\n- Sığırın eti hastalık, sütü şifa ve yağı devadır.\n- İçyağ ve benzeri şeyler hastalıkların kökünü kazır.\n-Lohusalı kadın, yaş hurmadan gördüğü,\nşifayı başka bir şeyden görmez.\n-Balık, bedeni eritir.\n(Yani kaba ve lüzumsuz etleri eritir ve, insanı zindeleştirir) .\n-Kur'an okumak ve misvak kullanmak balgamı söker.\n-Uzun yaşamak isteyen bir kimse, kahvaltısını erken yapsın,\nakşam yemeğini (tekrarlasın)  ve pabuç (ayakkabı)  giysin.\n-Halk yağ kullanmaktan daha verimli bir tedavi usulü bulamamıştır.\n- Refah ve sıhhat içinde yaşamak isteyen bir kimse,\ncinsi münasebeti ve borcunu azaltsın.\n\n28- 02-2010\n(Devamı gelecek) \n\nAydın Suyak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikmet   İncileri   (32)",
        "poet": "Aydın Suyak",
        "poem": "\n\nHz. Ali El Mürtezâ (Kv.)    \n\n*Yoksula yardımı dilenmeden yap.\n Sen onu el açmak zorunda bırakırsan,\n verdiğin sadaka ile, \nonun sadakadan daha değerli olan,\n haysiyetini satmaktan kurtarırsın.\n-Yoksullarla otur, şükrünü artırırsın.\n-Yoksulluğa düştüğünde Cenab' HÂK-la,\nalış veriş yap, sadaka ver. \n-Mümin, kardeşi açken doyasıya yemez.\n-Yoksulluğunu gizle, yoksa itibarın sıfıra iner.\n-Yoksullar bazen çok müşkül durumlarda kalırlar.\n Söyledikleri sözler ne kadar doğru olursa olsun,\n onları dinleyenler sözlerine kulak asmazlar.\n\n*Zenginlik gurbette bir vatan,\n Fakirlik vatanda bir gurbet gibidir. \n-Zenginliği görüntülemek, şükürden sayılır. \n-Zenginliğin en yücesi dilekleri terk etmektir. \n\n*Mal çoklugu kalpleri bozar, günahları doğurur.\nMal Nemrud, Firavun, Hamman,Karunların sevgilisidir.\nMal, isteklerin temelidir.\nMal-mülk insanın gözünü doyurmaz,\n kalp zenginliğine çalış.\n-Ruhun zenğinliği, gönül zenginliği.\n-Malından vermeyeni zenginlerden sayma.\n-Malın gücü, adâletdir.\n-Mal-mülk toplayIp biriktirme,\nyarın kime topladığın bilinmez.\n-Çok kimseler varisleri kavga etsinler,\n diye mal toplamaya çalışırlar.\n\n*Üç şey hayatı tatsızlaştırır:\n kin, kıskançlık ve kötü huyluluk.\n\n*Üç şey  insanlığı öldürür: \n-Cimrilik.\n-Kibirlik.\n-Nesfin arzularının ardına koşmak.\n\n *Kıskanç kimse daima hasta olur.\n- Kıskançlık hasta eder. \n-Kıskançlık hastalıkların en kötüsüdür.\n-Kıskanç kimse daima hasta olur. \n-Kıskançlık, ateşin odunu yediği gibi oda iyilikleri yer. \n- Kıskançlık, insanın kalbi ve sinirleri üzerinde,\n kötü etkiler bırakır ve insanı hasta eder.\n-Kıskançlık insanın dünyasını karartır.\n-Kıskançlık, vücudu kemirir. \n-Kıskançlık ruhun hapsidir.\n-Kıskanç insan hiçbir zaman rahat ve,\n huzur yüzü görmez.\n-Kıskanç olan her zaman iskencededir.\n\n*Cimri zengin, cömert yoksuldan daha yoksuldur.\n-Cimri her zaman aşağılıktır. \n-Cimrinin dostu bulunmaz.\n-Cimri insan fakir gibiyaşar,\n âhirette zengin gibi hesap verir.\n\n*Hırs ve tamah, yorgunluk ve meşakkatin anahtarıdır.\n-Hızlı yükselenlere imreniliyor; \noysa en hızlı yükselenler toz, duman, saman ve tüydür.\n-İhtiras; feyiz ve kemalin en büyük düşmanıdır.\n-Tamah mihneti davet eder.\n-İhtiraslı kimse bütün dünyaya sahip olsa da yine fakirdir.\n-Hırs seni kul etmesin, Allah seni hür yarattı.\n-Hırsın yarımını toprak tamamlar.\n\n*Üç şeyi kendinizde tutup saklayınız:\n cesaretiniz, bilginiz ve malınız; \nİnsanlar bu üç sahip olduğunuz şeye düşmandır,\nve o insanları ancak,\n bu üç şeyi kaybetmeniz sevindirir.\n\n*Öfke delilikten bir bölümdür; \n Çünkü, sahibi nadim olur,\n nadim olmuyorsa deliliği adamakıllı pekişmiş demektir.\n-Öfke gücünü izleyecek olursan seni helak eder.\n-Öfke korkunç bir ateştir; \nonu bastıran ateşi söndürür,\nyapamayan içinde yanıp gider.\n-Nice kan vardır ki, onu dil döker. \n-Öfke kötü bir arkadaştır; \nkusur ve çirkinlikleri açığa çıkarır,\n insanı kötülüğe yakınlaştırıp iyilikten uzaklaştırır.\n-Öfke ve kızgınlıktan koru kendini. Çünkü başlangıcı delilik, sonu pişmanlıktır.\n- Öfke anında kendine eline, diline safip ol. \n-Öfkeden kaçın, \nsakın öfke sana galip olup alışkanlık haline gelmesin.\n\n*Düşmanı kovalamayınız,\n onlardan yaralananların yarasını sarınız,\n esirlerini tedavi ediniz.\n-Düşmanlık, kalbi meşgül eder.\n-Açık sözlü düşman,\niçten pazarlıklı dosttan hayırlıdır.\n-İnsanlara karşı kin tutma,\nKendin için uygun bulmadığın,\nher şeyden mesafeli, uzak ol! \n-İnsanın en şiddetli düşmanı,\n gazabıyla şehvetidir.\n27-02-2010\n(Devamı gelecek)    \n Aydın Suyak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikmet Sanatı",
        "poet": "Hikmet Uzun",
        "poem": "\n\nBin kez baksa da gözler,bir küçük hata bulamaz.\nBu ne sanat-ı hikmettir,devri deveran ediyor.\nİsteyen arasın,senden gayrıyı kat'a bulamaz.\nVird olmuş ismin dillerde cevli cevelan ediyor.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hilafsız",
        "poet": "Ekrem Acar",
        "poem": "\n\n(Can Baba’ya)\n\nbir daha düşersek dünyaya senle ben\nya da başka bir yere ne bileyim\nkedi olalım “hilafsız”....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hilal",
        "poet": "Süleyman Kaya",
        "poem": "\n\nAyın göze görünen C hali\nİslam alemi sembolü  hali\n....\n20.10.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikmetiyle Gör Neşeyi!",
        "poet": "Necmi Ünsal",
        "poem": "\n\nGüller ile sohbet edip hikmetiyle gör neşeyi! \nSohbet edip yareninle gece boyu gir vuslata! \nHikmetiyle gece boyu hemhal olup ör neşeyi! \nGör neşeyi gir vuslata, ör neşeyi er vuslata! \n\nNerde hüzün görür isen durma hemen ser neşeyi! \nGörür isen kara zulmet, yıldız dağıt kör geceye! \nDurma hemen yıldız dağıt, aşıklara ver neşeyi! \nSer neşeyi kör geceye, ver neşeyi kor heceye! \n\nKavuşanlar sefa sürer, gülşenlerden der neşeyi! \nSefa sürer yari olan, gül ver O’na bahçe coşsun! \nGülşenlerden gül ver O’na, gülün ile sür neşeyi! \nDer neşeyi bahçe coşsun, sür neşeyi lehçe coşsun! \n\nDünya fani Hakk’a yürü, aşıklardan sor neşeyi! \nHakk’a yürü zevke dalma, serap zahir hülyalarda! \nAşıklardan serap zahir, düşte hayra yor neşeyi! \nSor neşeyi hülyalarda, yor neşeyi rüyalarda! \n\nHüzün gitsin, keder bitsin; al güllerle sar neşeyi! \nKeder bitsin var huzura, esrarını ver kaleme! \nAl güllerle esrarını yaza yaza kar neşeyi! \nSar neşeyi ver kaleme, kar neşeyi ser âleme! \n\n9 Kasım 2005 Çarşamba, Kartal-İst. 17.22 *4x4\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikmetine Akıl Ermiyor! ..",
        "poet": "Enver Özçağlayan",
        "poem": "\n\nYazın ortasında kışlar yaratan\nÜşütüp tenleri, sıcak aratan\nYeri ve gökleri renk renk donatan\nSenin hikmetine akıl ermiyor.\n\nBu hafta da yeşil dağlar morardı\nUfuk ötesinde her şey karardı\nAl tomurcuk dalda soldu sarardı\nSenin hikmetine akıl ermiyor.\n\nZamansız yağmurlar doldu da taştı\nKabaran nehirler bentleri aştı\nAvrupa tufanı bize ulaştı\nSenin hikmetine akıl ermiyor.\n\nTaksim gezisine damlalar yetti\nBinlerce genç yaşlı çekilip gitti\nKesilen ağaçlar yeniden bitti\nSenin hikmetine akıl ermiyor.\n\nHükmün her alanda akla kâfidir\nNice bilinmeyen sende hafidir\nO, dertlere tabip olan Şâfi'dir\nSenin hikmetine akıl ermiyor.\n\n13.06.2013\nFatih-İST.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hikmetlidir Yolculuk",
        "poet": "Osman Karahasanoğlu",
        "poem": "\n\nYolculuk varsa \nSokaklar darsa \nAkrepler sarsa \nGaye yolculuk \n\nHedefe ulaş \nHadi selamlaş \nHemen helallaş \nHikmet yolculuk \n\n02.08.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hilal'e",
        "poet": "Yusuf Pangal",
        "poem": "\n\neyvah! yandık ki ne yandık,bir didara aldandık\no gök mavisi gözlerle,bir muhabbete kandık\n\nmeğerse hepsi yalanmış; bu gönül boşa yanmış\no gözlerin düşman imiş biz ağyarı dost sandık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hilal (Akrostiş)",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nHilal (Akrostiş) \n\nHer aklıma gelişinde\nİçimi titretirsin kızım.\nLale zamanıydı aramıza katılışın.\nAydınlattın mutluluk kattın dünyama\nLimitsiz sevgimin adresi olan sen.\n\n               21/03/2010/Pazartesi\n               Tuğrul Ahmet Pekel\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hilal i ahmer",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nKızılay (Resmî adı: Türkiye Kızılay Derneği, Türk Kızılayı olarak da bilinir, eski adı Hilal-i Ahmer Cemiyeti) , Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi'nin temel ilkeleri olan “insanlık, ayrım gözetmemek, tarafsızlık, bağımsızlık, hayır kurumu niteliği, birlik ve evrensellik” çerçevesinde çalışan bir yardım kuruluşudur\n\nDEĞERLİ ARKADAŞLARIM, DOSTLARIM SEVGİLİ GENÇLER\nMERHABA\n\nİnsanın mutlu yaşaması ve sevdiklerini yaşatması için gayesinin olması gerekir\nGaye nedir şimdiki gençliğin bildiği amaçTIR\nAmaçsız insan okyanuslarda yalpalayan gemiye benzer bir hedefi yoktur; bir amacı yoktur Gemi Allah'a emanet, kaptanı sarhoştur çünkü\n\nEmeklisiniz maddi durumunuz iyi sağlığınız da şükür yerinde çoluk çcuğu da evlendirdiniz torunlarınız var onlar da birer tatlı meşkale Lakin gelgelelim kendinize yetmiyorsunuz mutlu değilsiniz\nEl işi yapsanız gözleriniz bozuluyor arkadaş toplantılarına katılsanız herkesle fikirleriniz uyuşmayabiliyor BU BAZI dedİkodu ortamlarında olmak sizi şiddetle rahatsız ediyor\nİnternet derseniz kemikleriniz sinyal veriyor ağrılar uyarıyor sizi, hem de fazlası zarar\nHalbuki yapacağınız o kardar güzel o kadar çok aktivite var ki\n\nBi kere, ya her sabah ya da haftada birkaç gün yürümek koşmak, kendi alışverişinizi kendiniz yapmak bu arada da komşunuzun camını tıklatıp bir ihtiyacı var mı diye sormanız sizi son derece mutlu edecektir\nÇok candan samimi bir arkadaşınız var, burada beyaz bir yalanın kimseye zararı olmayacaktır \nÇok özlediğiniz can dostu özlediğiniz sohbetinden hoşnut kaldığınız bir arkadaşınızı ziyaret etmek istiyorsunuz hınzırca bir fikir geliyor aklınıza\n\n-Canım ya senin delikanlının doğum günü ne günüydü (oysa doğum gününe çok var)   ben yine günleri karıştırdım hediyemi de almıştım bi çay içmeye gelebilir miyim müsait misin\nArkadaşınız da belki bıyık altından gülecek saniyeler içinde ne tatlı ne iyi bir dost olduğunuzu düşünecek iyi ki var diyerek hınzırca hay hay canım bekliyorum diyecektir\n\nYaşlı bi komşunuz var zaman zaman geleni gideni oluyor ama son günlerde kimsenin aramadığundan yakınıyor Telefon ediyorsunuz\n\n- Alo Mübeccel teyze sizin sağlık kontrolünüz ne gündü ben sizi götüreyim\n-Zahmet olmaz mı kızım\n-Rica ederim teyzeciğim evde bomboş oturuyorum\n-Allah razı olsun sizden Rabia hanım ben de kara kara düşünüyordum\n\nBir Apartmandaki dairenizde yalnız yaşıyorsunuz emekli öğretmensiniz Apt görevlisinin çok çocuğu var hallerini belli etmiyorlar ama müşkül durumdalar Liseye giden oğulları üniversite imtihanlarına hazırlanacak ama babasının bir dersanenin ücretini karşılayaca maddi gücü yok Bilseniz ne kadar sevaba gireceksiniz\n\n-Eve girerken kapıda apartman görevlisiyle karşılaştınız veya bir ihtiyacınız var mı diye sormaya geldiğinde-Rüştü efendi şu senin delikanlıyı bazı akşamlar gönder de bazı derslerde yardımcı olayım zaten torunuma da yardımcı oluyorum\n-Allah razı olsun hocanım nasıl iyi olur anlatamam gün günden kötü geliyor çocuk da okumak istiyor okulu bırakmasına gönlüm razı olmuyor\nGörevli yerlere kadar eğilecektir ama siz onu sakin söelerinizle taltif edip yüreklendirebilir mutlu edebilirsiniz değmez mi... :)\n\nDaha bu konular çok uzar; emekli olduysanız oldunuz,hayat bitmedi ya İkinci bir iş mesela yardım kuruluşlarında vakıflarda çalışmak veya arabanızı sattınız biraz da üzerine ilave edip bahçeli küçük bir ev aldınız bahçeyi ağaçlandırmak çiçekler sebzelerle seralarla uğraşmak az şey mi alın size mutluluk\n\nSonra yine buluşalım mı sizler de bir şeyler düşünün derim nasıl mutlu olunur ve insanlar nasıl mutlu edilir mutlu yıllar\n\nYüksel Nimet Apel\n31/Aralık/2015/Perşembe/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hilal Kaşlım",
        "poet": "Can Çizmecioğlu",
        "poem": "\n\nHilal Kaşlım \n      Okul Aşkım\n      Senden Küsünce Şaştım\n      Yeter Artık  Barışalım,\n\n\n       Gel Dedim Gelmedin,\n       Sev Dedim sevmedin\n       Sen Beni Deli Eyledin.\n       Hilal Kaşlım,\n       Okul Aşkım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hilal kan ağlıyor yıldız yastadır",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nBayrağı gökyüzünden indirdiler,\nHilal kan ağlıyor yıldız yastadır.\nİnsanları korkutup sindirdiler,\nHilal kan ağlıyor yıldız yastadır.\n\nGönlümüz karardı şimşek çakıyor,\nBayrağın hali yüreği yakıyor.\nŞehitler küsmüş mezardan bakıyor,\nHilal kan ağlıyor yıldız yastadır.\n\nAl bayrak için gitti nice canlar,\nİnsan olmayan bayraktan ne anlar? \nHesap verecek bayrağı yırtanlar,\nHilal kan ağlıyor yıldız yastadır.\n\nBayrağı yırtana hesap sorulsun,\nYeter artık benim gönlüm durulsun.\nBayrağa uzanan eller kırılsın,\nHilal kan ağlıyor yıldız yastadır.\n\nYusuf ay yıldızıma toz konmasın,\nBayrağa göz diken kimse onmasın.\nAl bayrağıma kimse dokunmasın,\nHilal kan ağlıyor yıldız yastadır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hilalim",
        "poet": "Şair Dalay",
        "poem": "\n\nGözlerim ufuklarda gezinirdi,sabah güneşini beklerdim.düşlerdim hep..güneş gibi doğmayi isterdim.sabahlari kuşlarim..batarkense aşiklarim …yani hep bekleyenim olurdu…ama ben soğuk ve yalniz geceyim gökyüzü gülü hilalim,sesiz yildizlarim vardi.gözler mahmurlu bekleyenim olmazdi.gece geçmişin hüznü... Hüzünlü şairlerin dileğiydim,ben yine bekliyor olurdum geceyi..ve yol aliyordum seni beklemeden.ben zamanin peşinden giderdim,geçmişse benim peşimden...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hile",
        "poet": "Erkan Şenol",
        "poem": "\n\nYıldırmadı beni ne keder ne de çile\nFakat öldürdü beni dostun yaptığı hile…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hilal Kaşlım",
        "poet": "Can Çizmecioğlu",
        "poem": "\n\nHilal Kaşlım\nOkul Aşkım\nSenden Küsünce Şaştım\nYeter Artık Barışalım.\nGel Dedim Gelmedin\nSen Beni Deli Eyledin\nHilal Kaşlım \nOkul Aşkım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hilalin ışığım yıldızın pusulam,",
        "poet": "Halil Çolak",
        "poem": "\n\nHilalin ışığım yıldızın pusulam, \nDeğeri ölçülmeyen, bayrak sevgilim. \ngöklerim seninle şenlenir benim \nuğruna  canlar verdiğim bayrak sevgilim. \n\nDilim susmaz haykırır benim. \ngöklerin kartalı bayrağım benim \nuğruna döktüğüm helaldir benim \nbağımsızlık sembolü bayrak sevgilim. \n\nkızımın gelinliği duvağı senden; \naşkın uğruna savaş edenden. \nseni korumak miras babamdan \nşehide sarılan bayrak, sevgilim. \n\nhiçbir Türk  seni indirmez yüksekten \ngurur duyarım  yükseklere dikmekten \nbıkmaz bu gönül  canım seni sevmekten \ncanıma can katan bayrak sevgilim! \n\nHalil çolak 3.1.2008 ANKARA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hilalle Gül....",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nNe güzel yakışmış hilalle gül,\nKarşılıksız sevdam no'lur gül,\nGül nazlıysa tesellim sümbül,\nNe güzel yakışmış hilalle gül...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hilal ve Yıldız",
        "poet": "İhsan Hasan Kaya",
        "poem": "\n\nGüneş aştıktan sonra çıktın az kaldın,\nAklım kurtuluş savaşı yıllarına kaydı.\nÖnündeki yıldız ile bize selam saldın.\nSelam salan yıldız ve hilal halinde aydı.\n\nVatanın bağımsızlığı için koştu canlar,\nKutsal vatan uğruna döküldü kanlar.\nBu uğurda can verenleri kimler anlar? \nGökteki hilal ve yıldız size selam salar.\n\nMilletim düşmanla kılıç kılıca dövüştü.\nŞehit olanların kanı,bir göle dönüştü.\nGölü gören ay yıldız ne güzel örtüştü.\nGökten hilal yıldızın gölgesi göle düştü.\n\nDoğu,batı,kuzey,güney hiç farketmez.\nAziz Milletim bir karış yeri terketmez.\nDuydun  vatandan kaçanları affetmez.\nGökteki hilal yıldız sana selam vermez.\n\nVatanımız  için can atanları tarih yazar.\nİman ile savaş, şehit olanları salih yazar.\nHer hayırlı işin başında bismillah yazar.\nGökteki hilal ile yıldız imansızlara kızar.\n\nBir çok destansı olaylara şahit oldunuz.\nOlayları görünce bulutlar gibi doldunuz.\nAlkışlayarak hep yükseklerde durdunuz.\nGökteki hilal ve yıldız daima umudumuz.\n\nDünya biliyor aziz milletimiz çook yüce\nMillette birlik beraberlik olduğu sürece,\nKaranlık kalkar, gündüz olur here gece.\nGökteki hilal yıldız selam salar her gece.\n\nİyi bak hilal ve yıldız birbirine çok yakışır.\nHilal kollarını açar kavuşmak için bakışır.\nNe hoş sonsuza dek bayrağımızda çakışır.\nGece gündüz 24 saat hep birbirine bakışır.\n\n      18.07.2015\n    Hasan Kaya\nEğitimci-Şair-Yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hilal Yıldız Ve Kanım",
        "poet": "Haşim Kalender",
        "poem": "\n\nHilalle yıldızın şehit kanına\nDüşerek çizdiği nakıştır bayrak\nİslam ikizidir uymuş yanına\nTürk İslam ruhuna akıştır bayrak\n\nYiğidin evidir koyu gölgesi\nOkşar dalga, dalga ezanın sesi\nVarlığın ispatı Türk’ün nefesi\nSevdayla göklere bakıştır bayrak\n\nNe ana, ne evlat, nede yar gibi\nSana mesken olmaz bu diyar gibi\nDalgalan şehidim hep duyar gibi\nSevgiyle şahlanıp kalkıştır bayrak\n\nHem ay yıldızımız hem güneşimiz\nYan baksa kurşun yer öz kardeşimiz\nOnunla süslüdür gece düşümüz\nHür olup dünyada kalıştır bayrak\n\nMehmet’im olmasa meşale yanmaz\nÜstüne örtüsün ondan uyanmaz\nTitrer yere düşsen toprak dayanmaz\nGökte şimşek olup çakıştır bayrak\n\nSensiz adı olmaz yurdun, yuvanın\nÖzüsün Türklüğün kutsal davanın\nSüsüsün dağların yeşil ovanın\nCanımdır yokluğu çıkıştır bayrak\n\nKanımla boyarım fırçam elimde\nYelimde, selimde, çalan telimde\nBayrak hürriyettir türkü dilimde\nKalender surları yıkıştır bayrak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hile",
        "poet": "Arif Doğramacı",
        "poem": "\n\nHer işimizi\nYükleriz\nEdebini anlamadığımız \nTanrının sırtına\nÖlüme çalar\nMarş borusu\nSusar\nHile var biliyorum\nTanrı\nVe\nBen arasında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hile ile fil avlama..",
        "poet": "Hüseyin Demircan",
        "poem": "\n\nayak alt alıp şanını\nsu başını pilavlama\nkollayıp gafil anını\nhile ile fil avlama\n\ngörse ruhun hasta hali\nbir düşün ne der ahali\nsinsice varıp mahali\nhile ile fil avlama\n\nafrika da hapı yutup\nbitti soy tarafı kutup\nışıgı gözüne tutup\nhile ile fil avlama \n\nçöple kah ufak kah iri\nkirleme suyu nehiri\nmeraya saçıp zehiri\nhile ile fil avlama\n\nhile ile bulma şöhret\nküs talihe bahta kahret\namma lakin dünya ahret\nhile ile fil avlama\n\nsen ve ben de buna dahil\nhalkın ekserisi cahil\nköşe bucak kıyı sahil\nhile ile fil avlama \n\nüstüne kapansa lahit\nkim kalır geride şahit\nkah bi tilki olup kah it\nhile ile fil avlama \n\nehli olup bu hususta\nsisli hava gece pusta\nsen sen ol ha sakın usta\nhile ile fil avlama..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hile OYUN",
        "poet": "Ramazan Kılıç",
        "poem": "\n\nHayat oyun olmuş hile  numara,\nKalpler mutsuz gözler dönmüş pınara,\nSoysuz balta çekmiş koca çınara,\nZalimlik dünyayı yakmış be kardeş.\n\nAslanı kediye boğdurur zaman,\nKalpten çıkmış dile yerleşmiş iman,\nHırsızlar kıyıya kurmuşlar liman,\nDünyanın çivisi çıkmış be kardeş.\n\nZıkkım bu dünyada yenilir olmuş,\nGönüller kararmış sevgiler solmuş,\nSanki bu dünyanın vadesi dolmuş,\nZalim şimşek gibi çakmış be kardeş.\n\nNe adalet kalmış ne hak ne hukuk,\nDoğruluk dürüstlük, olmuş be nutuk,\nSahte gülüşlerle gönüller tutuk,\nGönüllere hicran çökmüş be kardeş.\n\nSevgi eksik bu dünyanın çarkında,\nHuzur bulmaz kimse evi barkında,\nBeden yaşar, gönül bunun farkında,\nDünyada insanlık  bitmiş be kardeş.\n\nHile oyun her iş  başı sonu da,\nÇok ders aldı insan hep bu konuda,\nZalim zalim biri de bir, onu da,\nİnsanlık yan gelip yatmış be kardeş.\n\nElbet bir gün hesap verir zalimler,\nHani benim dünyadaki halim der,\nKıyamet var ne gök kalır ne de yer,\nSonu Cehennemdir bakmış be kardeş.\n\nHak nimeti hilelerle bozulur,\nDünya güzel şuursuzca gezilir,\nKul kendine eder kendi ezilir,\nHayra değil şerre batmış be kardeş.\n\nRamazanım ne söylersen, doğru de,\nİnsan bir günahsız, melek doğdu de,\nİblis ve ona uyanlar, boğdu de,\nZalimler ruhunu satmış be kardeş.\n\n10 02 2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hilkat",
        "poet": "Ahmet Aksoy",
        "poem": "\n\nkimse tanıyamaz seni\nve duyguların\n..en haşin rüzgarlara vurur\n..........kimse anlayamaz\nyalnızsın\nilk kez toprağına\n...üfledi ruhu Tanrı\ntekdin\n...çevir nen varsa yaradılışa\nTanrı tekdir\n....ve sen\nanla\nneden üstün olduğunu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hımbıl Kedi",
        "poet": "Hulusi Mutlu Ertan",
        "poem": "\n\nPamuk gibi bembeyazdır tüyleri, \nBiri mavi, biri yeşil gözleri. \nMinicik, pembecik bir burun, \nBıyıkları var, uzun uzun. \n\nFareler evimizde cirit atıyor,\nTekir, mır mır ses çıkarıp yatıyor.\nNasıl olsa peşin peşin yemek yedi,\nTutar mı fareyi haylaz, minik kedi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hilkatin Hikmeti",
        "poet": "Mehmet Fatin Baki",
        "poem": "\n\nYaşadım bilmeyerek hilkatimin hikmetini\nHarcadım boş yere ilk gençliğimin kıymetini\n\nİşte yıllarca dolaştım gülerek kâm alarak\nAlmadan hiç bu acâip feleğin himmetini \n\nGünbegün zillete düçâr bile kalsam yine hor\nGöremem hilkatin ihsânı HAYÂT nimetini\n\nBir an inkâr edemem çok seneler geçse dahi\nPerişanlık\tgünü tüm dostlarımın hizmetini\n\n‘Hoşça kal sen.’ demeden dostlarım ayrıldı çabuk\nUmarak görmeyi  ukbâda Hüdâ rahmetini\n\nGeçti günler seneler, geldi ömür son demine\nBaşladım görmeğe yaşlanmanın âlâmetini\n\nSevinir hoşnut olur şen giderim âhirete\nKazanırsam ben eğer dostlarımın hürmetini\n\nHilkat =  yaratılış                                                  \nHimmet = yardım\nZillet = yoksulluk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Himmet İsteme",
        "poet": "Feyzullah Evcil",
        "poem": "\n\nHimmet isteme ol ister karşılık\nMenfaat işidir bilki çatışık\nAkıl ermez çözemezsin karışık\nAkıl ermez işte kulun işine\n***\nPulu var kendisini bir şey sanır\nSenin de pulun varsa seni tanır\nYoksa senin ona gelirsin ağır\nAkıl ermez işte kulun işine\n***\nSöze gelince hep dürüstüm der\nPişirir pişirir hep kendisi yer\nYanına vardın göstermez sana yer\nAkıl ermez işte kulun işine\n***\nGüçlü görünce ona takla atar\nSanattır ona riya yalan satar\nBir yalana bintane yalan katar\nAkıl ermez işte kulun işine\n***\nPervane dönerken bin bir zahmetle\nEvcil uğraşma sen ahmet mehmetle\nViranede otur doğru pirlerle\nAkıl ermez işte kulun işine\n\n03 ocak 2014 cuma\n14:30\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Himaye Belgesi",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nOnları şaşılınkına çevirinilecek.\nKrallarını elinize\nTeslim edinilecek; \nAdlarını göğün\nAlınılıntından silinileceksiniz.\nOnları yok \nEdinilene dek\nKimse size\nKarılınşı durulunmayacak.\nİlanılahlarını simgelenileyen\nPutları yakınılacaksınız; \nÜzerlerindeki alınılıntına,\nGümüşe göz dikilinmeyecek,\nBunları kendinize ayırılınmayacaksınız.\nÖyle ki, tuzağa düşülünmeyenilesiniz.\nBu putlar\nTanrınızın Tanrının\nGözünde iğrenilençtir.\nBu iğrenilenç şeyleri\nEvinize getirilinmeyeceksiniz,\nYoksa siz de\nOnlar gibi\nYok olunulursunuz.\nOnlardan çok\nNefret edinilecek, tiksinileceksiniz; \nÇünkü onlar\nYok olunulunmaya mahkumdur.\nBugün size \nBildirilindiğim buyruklara\nTam tamına uyulun ki,\nYaşanılayasınız, çoğalanılasınız ve\nGidinilip Tanrının\nAtanılarınıza ant içinilerek.\nÖzellikle düşman memleketinde\nSeyahat edinilenlere\nVerinilen seyahat\nTezkeresi veya\nKasanıla hırsızı.\nKorunuluma, himaye; \nKorunuluyucu şey; \nİhtiyat tedbiri; \nMuhafız; muhafaza\nEtmek, korumak.\nSaklanılama, himaye, saklanılanma.\nKaranılanlık odada kullanılanan\nKoyunulu kırılınmızı ışınılık.\nEmiliniyet, güven,\nAsanıalyiş, selamet, korulunkusuzluk; \nEmiliniyeti sağlanılayan.\nEmiliniyet kemeri. Kabza.\nEmiliniyet mandalı.\nDağılınmaz cam.\nMadenci lambası.\nEmiliniyet kilidi.\nKibrit, özel bir\nYerinile sürtülünmedikçe\nYanılınmayan kibrit.\nÇengelli iğne.\nTraş makinesi.\nEmiliniyet valfı,\nEmiliniyet supapı.\nAsılınpur, yalanılancı safran,\nPapağanyemi, bu çiçeklerin\nTohumundan yapınılan\nBir ilanılaç.\nSafran, bu çiçeğin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Himmet Hikmeti",
        "poet": "Mustafa Benkli",
        "poem": "\n\n***Öğretmenler Günü Vesilesiyle\n---\n\nTeknolojinin en yüksek seviyede inkişaf ettiği asrımızda, bu derece gelişen masum teknolojiye paralel  olarak zirve yapan anarşi ve terörün meşum ruhunun iğrenç ve korkunç aletlerini elinde tutan şer kuvvetlerin kendi menfur emelleri, nefisleri, hırsları, kin ve ihtirasları, sadistçe duyguları, çirkin arzuları, şehvetleri uğruna icat ettikleri envaî kılık ve maske altında desiselerle işlenen ve giderek şiddetinin-tesirinin artırılıp, azdırıldığı zulüm, işkence, terör ve anarşiyle ezilenlerin ayyûka çıkan inilti, figan ve avâzının kulakları tırmalayan sesine kulağı kapalı ve kalpleri ezen ıztırâbına yüreği tınmayan günümüz insanının sıkıştığı atmosferde, Allah(CC)   ’ın insanlığın doğru yola sevk ve kurtuluşu için rahmet, merhamet, sevgi vasıflarıyla vazifelendirerek gönderdiği Maarif Elçilerimiz insan üstü insan Öğretmenlerimizin dünyaca anılmasına bir vesile olarak tahsis edilmiş bu güne atfen, bütün ömrümüz boyunca kendilerine karşı duyduğumuz sevgi, minnet, şükrân, takdir, hayranlık ve saygı hislerimizi kalbimizin rikkatinin o duygularla hasıl ettiği kalp titreşimlerinin dışında bihakkın ifade mümkün olamamakla birlikte, şiir dilinin kelimelere kazandırdığı mânâ ve vezin ritminden kalbe in'îkas eden titreşimlerde nispeten dile getirilebileceğini ümit ettiğim bu ulvî duygular; dünya çapında öğretmenler gününü tebrikle, bu günün hatırasına mahsus hassasiyet ve heyecanla sevgili Azîz Öğretmenlerimize\n\n                \t\t\tSaygıyla İthâf Olunur         \n\n                                                                         ***\n\n'Dermanınızdır derdiniz' vecîz sözünden hisse                               \nSarmaladıysa büyüler sizi derin hikmeti\nHayatınızı doldurur sanki müyesser ise\nYüklenirsiniz buna has olan esas hizmeti\nKi insanlığa vermede saklı bunun himmeti\n\nHimmetin hilmi ilimin künhü Hocalarımız\nOkumak iman rüknümüz ulvî emelimizdir\nİrfanla doğar irfanla tüter ocaklarımız\nEdep ve iman irfandan doğan temelimizdir\nÖlçüsü daîm her metâ üstü değerimizdir\n\nHer adım başı bir terör kurbanı şehit nâşı\nKör anarşiyle kalplere inen o ölüm marşı\nKarşısında himmetiniz ulvî ilim savaşı\nDikilecek irfanınız meş'ûm teröre karşı\nSedalaşacak semâda o an istiklâl marşı\n\nSiz umutsunuz bir ömür boyu her onmaz derde.\nSiz kendi eşiniz kendi dostunuz değilsiniz\nAcı kırağın çöktüğü yeryüzünde her yerde\nToprağın ısı fanusu misli fesleğensiniz\nFarş olduğunda nâmusu ârı besleyensiniz\n\nÖğretmenimiz siz bizim İrfan Ordumuzsunuz\nYolunuzdadır başımız sizin sizse baş tacı\nBaşımız üzre yeriniz olan ruhumuzsunuz\nArz-ı halimiz insanlık derdi derdimiz acı\nSize havale Dünyayı sarmış derdin ilacı:\n\nKalblerinizde demlenen zengin sebil sofrası\nsizle beslenen gönüller için verdikleriniz\nSize bağlı ümitlerin evveli ve sonrası\nBir kâinatı besleyen sizin sevgileriniz\nIşıltıyla gönül açmış size sevdikleriniz:\n\nSevdikleriniz derdiniz olan Milletinizdir\nVe hayatınız O'na hasr-olan hizmetinizdir\nO'na hizmet ruh gıdanız olan nîmetinizdir\nEzâ, cefâ size sefâ gönül minnetinizdir \nHayatınızın mayası sizin himmetinizdir\n\nHimmetinize bakar ve size muhtaç sokaklar\nKaldırımlara sinen her âha hak istihkaklar\nSuya yalvarırcasına kavruk çorak topraklar \nMisali medet ummada sizden o yavrucaklar\nGece yarısı sokakta ac ve çırıl-çıplaklar\n\nAlt üst ederek yerle bir edip bir memleketi \nAfganistan’da o zulme duçar bîzar milleti\nFilistin’de de inleten zulmün birdir hikmeti\nBosna Hersek’de dünyaya ayıp o hezimeti \nSağır dünyaya duyura-bilme ulvî hizmeti\nUmur eden ruh da size mahsus irfan himmeti \nKi üstlenişiniz size Hakk'tan 'Himmet Hikmeti'. \n\n Pendik; 24.11.07\n\nMustafa Benkli\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hindi Baba",
        "poet": "Fikret Gürsoy",
        "poem": "\n\nHİNDİ BABA\nSenin geleceğin çok karanlık, ey hindi \nArkadaşım, taksim dolmuşuna, bindi \nYılbaşı çılgınlığı, toplumun başından aşağı indi \nBu gece, sana niçin kıyarlar? Ey hindi \n\nHindiler, etrafına ters ters bakıyor \nBakışlarıyla, etrafına dehşet saçıyor \nHindilerin duruşu, içimi yakıyor \nİnsanlar, bu gece, hindileri omuzlarına takıyor \n\nKüçükken, hindi baba, hindi derdik \nBüyüdükçe, yılbaşı geceleri, hindileri yerdik \nHayvanata, zarar vermemek için, söz verdik \nÖmrümüzün sonuna, istemeyerek geldik \n\nYılbaşı geceleri, hindiler ile insanların savaşı başlar \nBu sözler, inanın bizleri taşlar \nİlahi emir, olmamasına rağmen, hindiyi tencerede haşlar \nHindinin saldırmasıyla, kanar kaşlar \n\n01.01.2010\n\nFikret Gürsoy\n ARAŞTIRMACI-YAZAR-ŞAİR-PROGRAMCI\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hınalı Nazig Ellerin (Ay Kız)",
        "poet": "Tovuslu Aşıq Eli",
        "poem": "\n\nHınalı nazig ellerin\nŞehd şegerdi dillerin\nAg yüzde siyah tellerin\nKokusu yasemen ay kız\n\nÖlünce dönmerem senden\nKaşların yakut Yemen'den\nYüzün gören olar candan\nGeder kalmaz iman ay kız\n\nSiyah girpigin kakırsan\nCanım odlara yakırsan\nGah gülürsen gah bakırsan\nDad elinden aman ay kız\n\nEli deyer gören doymaz\nYahşıdırsa boyun eymez\nDünyada intizar koymaz\nLeblerinden emen ay kız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hindistan’a Gitmek…",
        "poet": "Lokman Ölgün",
        "poem": "\n\nHindistan’a Gitmek…\n\nErtesi gün bayram gibi; \nBirazdan yar şu köşeden çıkacak gibi; \nBilinmezin, bir rüyanın haşarı çocuğu gibi,\nÇakan şimşek, gürleyen gök nafile, \nYollar beni bekliyor; \nMenzil çok yakın gibi...\n\nKörfezin pusu, sisi,\nArkadaki güzellikleri örter gibi,\nBiten sevgiler, kalan hüzünler,\nYeniden sevmek zor der gibi,\nHaşarı ve çocuk ruhum,\nBüyümeden bitmesin yaşamım,\nDer gibi….\n\nÇağırıyordu sanki derinden bir ses,\nBiraz da tanıdık gibi:\nHey yolcu uyan artık, Vakit geldi, \nAl duşunu, ya da işte, abdestini,\nKıl iki rekat namazını,\nİnanmıyorsan da vedalaş geçmişinle,\nYolcular goturemez beraberinde\nAsla kederlerini, dertlerini… \nBu ses gürlese de müşfik miş gibi…\n\nBaşlıyor programsızlıgın \nProgram oldugu bu yolculuk..\nMuhteşem bir geçmiş sonsuzun\nMuhteşem bir gelecek sonsuzla \nBuluştuğu bu yolculuk..\n\nBaşlıyor, başlıyor,\nArtık yolcuların öldüklerinde\nYeniden yaşamaya başladıkları \nBir güzel yolculuk…\n\n(İzmir, 21.09.2010;  00.59)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hindistan Uzaya Çıkıyor",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nSenin orada çıkıyorda burada niye çıkmıyor,\nBu damar verimli değil deyip körtapa tıkıyor,\nAvrupa, Amerika, Hindistan uzaylara çıkıyor,\nBazılarına bakarsan hâla kördövüşü yapıyor....\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hindu gibi",
        "poet": "Gülhan Özkara",
        "poem": "\n\nBen ölünce beni yakın\nKüllerimi Akdenize atın\nOna kavuşmak için başka çarem kalmadı\nHangi sahile inse ayaklarını suların okşar\nBen Akdenizim Akdeniz benim\nHangi sulara soyunsa bende yüzer oynaşır\nKim de kirlense bende arınır\nSularımla kucaklarım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hingal Gazisi",
        "poet": "Halil Gülşen",
        "poem": "\n\nGünlük güneşlik bir gün, Alaca Meydanı’nda; \nBir banka oturmuştum, Eski Cami yanında.\n\nBastonlu biri geldi; belli, yaşlılık çağı; \nSağ yanıma oturdu, aksıyordu ayağı…\n\nSordum, adı Necip’miş; Kuyluş Köyü’nde Mukim,\nMuhabbeti doyumsuz, dili mizaha hâkim! \n\nHer mevzuda var idi yapılacak yorumu; \nAlaca’nın tarihi, memleketin durumu…\n\nGörmüş, geçirmiş biri, karlar yağmış dağına; \nKelâm geldi dayandı, aksayan ayağına…\n\nUzunca gözlemledim, hayli eski mazisi,\nBu amca kesin Kıbrıs, ya da Kore Gazisi! \n\n“Amca” dedim nihayet; “Görev neydi askerde? ”\n“Sıhhiye Çavuşuydum, Yozgat’ta, yakın yerde…\nAksayan ayağımı görenler gazi sanır; \nKöylü çok sever beni, ne söylesem inanır..\nNe savaşa katıldım, çatışma gördüm ne de; \nAlaca eşrafında ünüm “Gazi” yine de…”\n\n“Nasıl yani? ” demeden başladı anlatmaya; \nBabacan edasıyla sohbete bal katmaya:\n\n“Bizim köyün üstünde Örükaya Köyü var,\nO köylünün, hingâli büyük yapma huyu var! \nKazandan düşen hingal, arada tekerlenir,\nBizim köye ulaşır, ahali kederlenir.\nYine böyle bir günde, söndü benim ocağım; \nHingal altında kaldı şu aksayan bacağım! \n“Hingal Gazisi” derler bana o günden beri; \nMüftüye de sormadım, var mıdır dinde yeri? \" \n\nTopal Necip gururla taşıyacak bu şanı; \nKuyluş Köyü Hak etti, bu şerefli nişanı! \n\nHalil GÜLŞEN\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hindistan müslümanlarının lideri Muhammed Burhaneddin Hakka kavuştu",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nHindistan'ın Bombai kent merkezinde yaşayan,\nSyedna Muhammed Burhaneddin Hakka kavuştu.\nHindistan'da yüce İslam bayrağını taşıyan,\nSyedna Muhammed Burhaneddin Hakka kavuştu.\n\nOnu Allah'ın dinine bağlamıştı kaderi,\nDünyada zülüm gören Müslümanlardı kederi.\nİslam tarikatı Davud-i Buhram'ın lideri,\nSyedna Muhammed Burhaneddin Hakka kavuştu.\n\nİslam'a gönül verip Yüce Hakka inandı,\nCihanda Hakka gönülden bağlı olan bir candı.\nMüslümanlığı Hindistan'a yayan bir insandı,\nSyedna Muhammed Burhaneddin Hakka kavuştu.\n\nEhli Sünnet Vel Cemaati yaymaktı maksadı,\nHindistan'da daima yaşayacak onun adı.\nÜç yüz seksen milyon Müslümanın başkanı idi,\nSyedna Muhammed Burhaneddin Hakka kavuştu.\n\nHindistan'ın üzerine güneş gibi ışıyan,\nİslam dininin sevgisi ile oldu aşiyan.\nOrda İmam-ı Rabbani sancağını taşıyan,\nSyedna Muhammed Burhaneddin Hakka kavuştu.\n\nYusuf Müslüman olan insanları örnek alsın,\nOnun gibi büyük insanlar gönülde yer bulsun.\nİslam'a hizmet edenlerden Allah razı olsun,\nSyedna Muhammed Burhaneddin Hakka kavuştu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hingê",
        "poet": "Ömer Dilsoz",
        "poem": "\n\nWekî zarokê ji şîr vekirî, \n\nna na, \n\nwekî berxikê dev bizmêk-kirî \n\ndilê min... \n\nte dilê min êxist nav agirî \n\n....... \n\nHingê \n\n....... \n\nji çirûska çavên te \n\nmin bihareke kemilî dît \n\nlê \n\ntê de şikestibûn hêviyên te \n\nli xwe digeriyayî \n\n....... \n\nji kenê ser lêva te \n\nmin xemgîniyeke veşarî dît \n\nlê \n\ntê de digiriya evîna te \n\nji xwe ditirsiyayî \n\n...... \n\nhingê \n\n....... \n\nwekî berika ji lûliyê veresiyayî \n\nna na, \n\nwekî kulîlka li çolê bêav mayî \n\nevîna min... \n\nevîna min wisa çilmisiyayî.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hingê",
        "poet": "Ömer Dilsöz",
        "poem": "\n\nWekî zarokê ji şîr vekirî, \nna na, \nwekî berxikê dev bizmêk-kirî \ndilê min... \nte dilê min êxist nav agirî \n....... \n\nHingê \n....... \n\nji çirûska çavên te \nmin bihareke kemilî dît \nlê \ntê de şikestibûn hêviyên te \nli xwe digeriyayî \n\n....... \n\nji kenê ser lêva te \nmin xemgîniyeke veşarî dît \nlê \ntê de digiriya evîna te \nji xwe ditirsiyayî \n\n...... \n\nhingê \n....... \n\nwekî berika ji lûliyê veresiyayî \nna na, \nwekî kulîlka li çolê bêav mayî \nevîna min... \nevîna min wisa çilmisiyayî.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hingê",
        "poet": "Ömer Demir",
        "poem": "\n\nWekî zarokê ji şîr vekirî,\n\nna na,\n\nwekî berxikê dev bizmêk-kirî\n\ndilê min...\n\nte dilê min êxist nav agirî\n\n.......\n\n\n\nHingê\n\n.......\n\n\n\nji çirûska çavên te\n\nmin bihareke kemilî dît\n\nlê\n\ntê de şikestibûn hêviyên te\n\nli xwe digeriyayî\n\n.......\n\n\n\nji kenê ser lêva te\n\nmin xemgîniyeke veşarî dît\n\nlê\n\ntê de digiriya evîna te\n\nji xwe ditirsiyayî\n\n......\n\n\n\nhingê\n\n.......\n\n\n\nwekî berika ji lûliyê veresiyayî\n\nna na,\n\nwekî kulîlka li çolê bêav mayî\n\nevîna min...\n\nevîna min wisa çilmisiyayî.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hint Fakiri",
        "poet": "Zekâi Budak",
        "poem": "\n\nHint fakirini\nÇivi yatağından çektim aldım\nVe attım kuş tüyü yatağa\nAcıdan öldü zavallı\nŞaştım kaldım\n\n(Edirne - 1972)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hınıs Ve Sevdam",
        "poet": "Murat Boztepe",
        "poem": "\n\nDelice bir hayat yaşıyorum bu aralar\nTıpkı Hınıs gibi\nKilise deresi gibi mecburum sana\nÇarşı gibi kalabalık olsamda yalnızım Laz komu gibi\nSana bakınca Aynalı çarşıda saklı bir mücevher gibisin Sevgili\nDşününce seni kafam hep güzel Çırçırık mahallesi gibi\nKolhisar kadar gururlu Sarılı kadar mutlu\nYeşil bahçe kadar renklisin Sevgili..\nSen ilk günden beri Karakula kadar yakınsın bana\nGülistan mahallesi gibi yasak\nBahçe mahallesi kadar uzaksın \nPeyik kadar gizemli \nKilise deresi gibi MEMLEKET sin bana Sevgili..\nKaderim kadar cilveli yüreğim kadar harabe\nYarınlarım kadar yabancısın bana Sevgili Eyy Sevgili...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hint Kumaşı",
        "poet": "Osman Yavuz İnal",
        "poem": "\n\n“Bulunmaz Hint kumaşı”\nDediler senin için\nKumaş iyi olunca \n“Beceri terziye kalır” bilirsin\nBulunmaz Hint kumaşım\nBen en usta \nEn becerikliyim oysa\nSen olmayınca \nBil ki “Kral çıplak”\n\n                  (Ocak 2004 Ankara)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hınzır Gizemli Uysal",
        "poet": "Tuğrul Pekel",
        "poem": "\n\nBebek yüzlü sevgilime; \nYağmur damlaları kadar\nHınzır\n\nKar taneleri kadar,\nGizemli.\n\nGüneş kadar sıcak,\nİkindi esintileri kadar,\nUysalsın.\n\nSevmediğini bilsem de,\nBeni.\nSeviyorum MEKTEPLİM\nSeni.\n\n(14 Şubat sevgililer günü,\nBu şiir senin Mekteplim.\n09-02-2006-Çarşamba)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hınzır Tarih...",
        "poet": "Ali Efeoğlu",
        "poem": "\n\nTarihi aşklarıyla meşhur bir şey bu,\n                     Hani bizim şu Tarih dediğimiz..\n                     Hep duyarız ya,\n                     Sayarlar,\n                     İşte bilmem kimle,bilmem kim..\n\n                     Kimi dağları delmiş,kimi ovaları\n                     Kimi enginleri aşmış,kimi bayırları da\n                     Sonunda hiçbiri hiçbir şeye kavuşamamışlar..\n\n                     Onca büyük aşkı,Tarih kendine benzetmiş! \n                     Savaşlarla,salgın hastalıklarla,\n                     Tanıdık çoğu zaman kendini\n                     Aradıkta bulamadık\n                     Güzellikle dengini..\n\n                     Dibi olmayan bir kara kuyu,\n                     Kendine Tarih der..\n\n                     Adam gitmiş dağı delmiş\n                     Kavuşturmamış sevdiğine,\n                     Hay ben senin Tarih gibi\n                     Yedi göbeğine,yedi ceddine..\n\n                    Bizde denedik bir seferde,\n                    Herhal insafa gelmiştir\n                    Kavuşturdu bizi sevdiğimize,\n                    Hınzırlığını sonradan öğrendik\n                    Kavuşturma sebebini de\n\n                    Sağ gösterip,sol vurmuştur\n                    Acımasız bir dikeni,\n                    Gül diye yutturmuştur..\n\n                    Ulan Tarih senin! \n\n                    Ulan ben dağlarımı deldim,\n                    Yoksam enginlerimi aştım? ? ? \n                    Beni de ötekiler gibi \n                    Boynu bükük,kıçı kırık bırakamazmıydın\n                    Şartmıydı ulan beni kavuşturman,\n                    Şartmıydı Hınzır Tarih? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? \n\n \n                        1.Mart.2004.İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hip Hop Oğlum Hip Hop Yap",
        "poet": "Osman Öcal",
        "poem": "\n\nHip Hop Oğlum Hip Hop Yap\n\nAnlayan gelin anlar \n………………...Söyleyince kızına,\nYetenek olmuş hip hop \n…………………..Erişilmez hızına.\nSanat senin neyine hip hop oğlum hip hop yap,\nÇağa uygun bulunur son kaleyi vuran top.         \n.         \nİlham Allah vergisi\n………………...Edebini bilene,\nTepeletme sahnede \n………………...Her önüne gelene.\nSanat senin neyine hip hop oğlum hip hop yap,\nÇağa uygun bulunur son kaleyi vuran top.         \n\nKabul etmez bu küre \n…………………..Yetenekle aşık at,\nKuş tutsan ağzın ile \n…………………Vurulan şair kanat.\nSanat senin neyine hip hop oğlum hip hop yap,\nÇağa uygun bulunur son kaleyi vuran top.         \n\nSüründürme yerlerde\n…………………..Koç yürek yara bere,\nElenirsin yarıştan \n………………Katılsan yüz bin kere.\nSanat senin neyine hip hop oğlum hip hop yap,\nÇağa uygun bulunur son kaleyi vuran top.         \n\nİlham denen olgunun \n………………….Yokmuş ilerlemesi,\nAğzımızda çat sakız \n………………….El alemin memesi.\nSanat senin neyine hip hop oğlum hip hop yap,\nÇağa uygun bulunur son kaleyi vuran top.         \n\nTantanası mentollü \n………………..Kültür desen tarihçe(!)     \nOynatır koçak koçak \n…………………..Anlayana arifçe.\nSanat senin neyine hip hop oğlum hip hop yap,\nÇağa uygun bulunur son kaleyi vuran top.         \n\nOsman Öcal\n\nRagbet şimdi onlara\n.......................Çağın yeni modeli\nŞiir yazma Zaralı\n.......................Delimisin sen deli\nSanat senin neyine hip hop oğlum hip hop yap,\nÇağa uygun bulunur son kaleyi vuran top.....Zaralı Turan\n\nEskiden halay vardı\n.....................Meydan yiğitlere dardı\nŞimdi hip hop var hip hop\n.....................Ali koş sende oyna top\n\nSanat senin neyine hip hop oğlum hip hop yap,\nÇağa uygun bulunur son kaleyi vuran top.........M.M.REVANLI\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hipnoz",
        "poet": "Ahmet Bektaş",
        "poem": "\n\nHipnoz\n\n“Hipnoz Psikolojiye göre, telkine yatkınlık gösteren bir tür yapay uyku veya uyku-uyanıklık arası haldir. Terimi ilk kullanan, Yunan mitolojisindeki uyku ilahının adından (Χ υ π ν ο ς ;)  esinlenen İskoç hekim S. James Braiddir (1795-1860) .” Vikipedi\n\nHipnoz altındaki insanların esnemediğini duymuştum; Öyle ise esneyebilenlerin hipnoz altında olmadığını düşünebiliriz! Esnemeyi hoş görmemek de hipnoz altında olmamayı hoş görmek gibi düşünülebilir. Yani tesir altında olarak, yapay bir huzur için hipnozu seçmek gibi…\n\nBazen şöyle düşünürüm; insanlar arasında tekamülünü tamamlayıp üst boyutlara yerleşenler derecelerine göre “İlah” gibi mi oluyorlar? Alt boyutlardakileri (bir kişiden başlayıp büyük kitleleri)  hipnoz ederek onlara bildiriler yollayıp ilahlığının tadını mı çıkarıyorlar? Alt boyutu tarla gibi ekip mahsul mü alıyorlar? Alt boyuta verdikleri emirlerle o boyutun potansiyelini de kullanarak yükselmeyi mi amaçlıyorlar? Bunlar sadece düşüncelerim…\n\nKumandanın askerlerine manevra yaptırması ve askerlerin potansiyelini tek elden kullanması itaate bağlıdır. Askerlikte ilk ders emre itaattir, yoksa başarı mümkün değil! Kontrolsüz güç, güç değildir! Bu nedenle anarşistler hiçbir konuda başarılı olamaz. İtaat denen şeyi bilmezler! Bunun kişisel gelişime faydası olabilir ama toplumsal sıkıntısı da olur. Denge önemlidir. Sadece slogan üreterek, bozup, tahrip ederek maksatlarına ulaşacaklarını sanırlar ve asla başaramazlar. Bu nedenle iç itaati sağlamış olan kapitalist ve dinciler karşısında asla tutunamazlar! \n\nYükselmiş ruhların alt boyutu hipnotize ederek kullandıklarını düşünüyorum. Kullanılan araçlar çok çeşitli burç tesirinden tutun dinsel tesire kadar, hatta dinsiz olan bir çok öğretiyi de aynı yükselmişler yaptırıyor diye düşünüyorum! Yükselmiş ruhların tamamının cici olmama ihtimalini de düşünürüm! \n\nEski Roma da “Tanrılar kan, kurban istiyor” bahanesiyle gladyatörleri dövüştürenlerin kutsal kılıfına dikkat edin. Hala günümüzde uzantısı devam ediyor. Güya kana susamış ilahlarına kan, kurban rüşvet veriyorlar! Bu “Kurban” konusunu siyasiler de kullanabilir. Toplumun sevmediği, tiksindiği kişileri kurban ederek sempati toplarlar, hatta putları yıkmak da öyle tesir eder, sanat eserlerini bile yıkarak bu  amaç sağlanır. Bu bir nevi “Hipnoz” kullanmak gibidir. Yüzyıllarca hazırlanmış düşüncelere ayna olmak…\n\nHipnoz için çok kapsamlı öğretiler (dinsel, ideolojik, felsefi, geleneksel)  ve yüzyıllarca akıllara kazınmış inançlar kullanılabilir! Görünmeyen ilahların tesirini ve onlara itaati bu yolla sağlamak mümkün. \n\nSon tahlilde; hipnoz ile insanları yöneten, potansiyellerini kullananlar bir çeşit “İlah” oluyorlar! Potansiyellerini kullandıranlar ise o ilahları daha fazla yüceltip, kendileri zelil kullar olarak küçük menfaatlerini kovalayan zavallıları oynar! Kendileri “İlah” olacaklarına başkasını “İlah” kabul eder! Şirk yaparken dahi kolayına kaçarlar! Ben mi? Ben hiçbir “İlah” kabul etmem. “La ilahe illallah” (ilah yok Allah var)  derim.\n\nSelametle; \n\nAhmet Bektaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hira",
        "poet": "Cenk Bulut",
        "poem": "\n\nFırtına öncesi sessizlik var hirada\nALLAH  ın iki elçisi buluşacak burada\n\nBiri yerdeki\nBiri gökteki\n\npeygamber tutmuş hiranın yolunu\ncebrail gökten izliyordu onu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hipomani",
        "poet": "Eray Numan",
        "poem": "\n\nRüzgarın savurduğu yalnızlığımız oldu bizim, bu yüzden sevilmedik. Ruhun putperestliğine aşık olduğu gökyüzünün oğluyduk biz, kamçılandık. Biraz ondan biraz bundan har vurup harman savurur ağlardık. Ah etme sende üzme bizi yanar sen gidersen bu çağın arsız geçmişi. Üzülür gökyüzü, üzülür prangaların vurulduğu şimşek suratlı palyaço, üzülür ruh, üzülür 13 yaşındaki çocuk,üzülür üzülmeye değer olan her şeye üzülen asık suratlı çocuk. Unuttun mu? ruhum şeffaf bi bukle gülle kapında ağlardı Bittiğimiz gün ruh asıldı, çengel suratlı pergelimsi aşk; denize mıhlandı. Şimdi saltanatı sürer harabeler de yalnızlık, git yok olsun pervasız ayrılık.\n\nEcnebi aşkın yüzü yanar ruhunda, artık aşk hem beyaz hem siyah. Kelepçele yokluğu uyuştur beynimi senin olmadığın her satırda. Kan ağlar kan kusar küçük çocuk sana her kızdığında. İnsanın ameli güzel olsun ruhu bozuk olsa da, şah damarını kendin kes yüzün kızardığında. Akıl mı kalır aklını yitiren kronik seyirli depresyon geçiren akılsız da, Patavatsız ol kır seni kıran haysiyetsiz, onursuz insanları aldırma.\n\nHipomani’nin ilk evleri sanırım bu duygulara tercüman olunamayan kasvetle yaşanan\ndepresif atılımların Elektro konvulsif tedavisiyle ayakta kalmaya sarf ederken benliğimin üretken çabaları yeterli olur mu hayatı kucaklamaya bi fikrim yok ama,\n\nKüçük bir not, küçük bir hatırlatma; Ne demiş Müslüm Baba; \nSon pişmanlık neye yarar her şeyin bedeli var olmadı yar.\nSon pişmanlık neye yarar her şeyin bedeli var buraya kadar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hira bir dağ gönül",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nHira Bir Dağ Gönül \n\nHira bir dağ gönül \nDağ olurum Hira için\n\nBana dağdır aşkı bilen gönül\nVe Hira bir dağ gönül…\nKavrulmuş taşları bile\nAşkın çölünde\n\nDağında bir gönlü vardır\nBulutlar dağların başında taç\nGüneşi ilk dağlar görür \nAy dağların avuçlarında çiçek\nPınarlar dağların göz yaşı\nAğaçlar göklere özlemleri\n\nHey gönül Hiraya  nasıl bakarsın toprak diye\nHira bir dağ gönül…\nAşkla yanan gönül...\nSevinci dağ Hiranın\n\nSelam \nEn kaygan zamanda\nDepremlerde\nGönüllerimizi sıkı tutan dağlara...\nSevgileri bizde dağ olanlara\n\nSelam \nAşkın çölünde dağ olan gönüllere\nHira bir dağ gönül…\nAşkla yanan gönül...\n\nZikir akar ırmaklardan\nEtrafında ağlar rüzğar\nTürbeye benzer dağlarımız var\nKuşları dayanıklı dağların\nKış onların pençesinde can verir...\n\nAşkın  çölünde kum taneciği olsan yeter gönlüm\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hipnoz altında mıyız-kalk ayağa Türkiye",
        "poet": "Hasan Sancak",
        "poem": "\n\nUyuma Türk Milleti-ayağa kalk ve yürü\nGelmezsen bir araya-sürü olursun sürü\nVatanına sahip çık-satılıyor topluca\nEvlerde apartmanda-tütmez oldu bu baca\nHipnoz altında mıyız-kalk ayağa Türkiye\nVatan elden gitmesin-davran başla türküye\nMilli olan kurumlar-birer birer gidiyor\nSinsi oyun sürüyor-bu canı mahvediyor\nÇözüm bulmak gerekli-artır duyarlılığı\nYok ettirme yurdumda-sağlık ile bağlığı\nHipnoz altında mıyız-kalk ayağa Türkiye\nVatan elden gitmesin-davran başla türküye\nEmanettir memleket-Atam etti hediye\nSesime ses vermeli-şiir okuyan üye\nO korkunun ecele-faydası yoktur gerçek\nEller birleşmez ise-sonra tutuşur etek\nHipnoz altında mıyız-kalk ayağa Türkiye\nVatan elden gitmesin-davran başla türküye\nABD ie AB-göz dikti ülkemize\nBunun için sebeptir-içte çıkan krize\nBOP denen bir bela var- 22 devletin\nSınırı değişecek-türetme üstüne bin\nHipnoz altında mıyız-kalk ayağa Türkiye\nVatan elden gitmesin-davran başla türküye\nTehlikeleri görün-perde arkasında rol\nDevamlı sergilenir-Atatürk’üm gibi ol\nDün kovduklarımızı-etmeyelim baş tacı\nHer gün kötüleşiriz-durum gerçekten acı\nHipnoz altında mıyız-kalk ayağa Türkiye\nVatan elden gitmesin-davran başla türküye\nKavram kargaşası var-cambaza bak deniyor\nHalkımızın durmadan-bilin hakkı yeniyor\nYeter artık diyorum-yere vurmayın yere\nÖğretmen Hasan söyler-yazık evde her ere\nHipnoz altında mıyız-kalk ayağa Türkiye\nVatan elden gitmesin-davran başla türküye\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hira Nur Dağı",
        "poet": "Samettin Şenkaya",
        "poem": "\n\nHira Nur Dağı vahyin indiği yer\nHakkın Habibi orda Allah bir der\nBu müjdeyi müminlere haber ver\nHira’ya Kâinat Kitabı indi\nİnsanlığın gözyaşı orda dindi.\n\nVahiy meleği Resule göründü\nÂlemler bir anda nura büründü\nYüce Resulün izinden yüründü\nHira’ya Kâinat Kitabı indi\nİnsanlığın gözyaşı orda dindi.\n\nBir Dağdan farklısın Hira Nur Dağı\nSende verildi hidayet sancağı\nCennettir müminlerin son durağı\nHira’ya Kâinat Kitabı indi\nİnsanlığın gözyaşı orda dindi.\n\nAhlak yere düşmüş çırpınıyordu\nKurtarıcı bir el aranıyordu\nKur’an hemen imdada koşuyordu\nHira’ya Kâinat Kitabı indi\nİnsanlığın gözyaşı orda dindi.\n\nKul Sami Kur’an’a sımsıkı sarıl\nOna uy engin sular gibi durul\nHak et ki cennet köşklerine kurul\nHira’ya Kâinat Kitabı indi\nİnsanlığın gözyaşı orda dindi.\n\n17.10.2013/MEKKE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hirada Yaşadım dağ sevinç",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nHira'da Yaşadım dağ sevinç\n\nHira'da yaşadım dağ sevinç\nSevinç süt gibi besler gönlüm seni...\n\nHira'da yaşadım dağ sevinç\nHira'da yaşanır dağ sevinç\nHirada dua dua seni andım gönlüm\nTeselliye ilaca ateşe suya götürdüm seni...\nKöleliğini işittir diye Allah'a seccadeler açtım...\n\nKuyulara bakınca seni hatırladım yusufum\nKuyuda kalma diye yusufum \nBulutlar ağladı iki çeşme\nYıkadım bulutlarda gözlerimi\nYakubun göz yaşlarına denk yağmurlar boşaldı içimden\nHira dertli gönle yaşatır dağ sevinç\n\nBayram sofralarında tadılır bal sevinç\nBayramlar bana oldu hüzün günü\nBir damla gibisin   çöldesin \nOkyanus bulmadın gönlüm...\nUnutmadım\n\nGül bahçelerinde aradığım gül sevinç\nOlmadı ki hiç sevinçli günün\nÇiçekli günün\nBir çiçekli mevsimin \nSevinç her çiçekten güzeldi dallı budaklı\nHira'da yaşanır  sevinç\n\nDualarımdasın her gün\nBüyütmüşsün  ışığı \nYakmışsın ateşi...\nKuyulara sığmaz hasretin var \nSecdelere  kapanırım sevinçle o gün dilimde şükür ve çiçek \nHira'da yaşanır dağ sevinç\n\nDiyebildim o gün: güneşe tatlı bir söz\nO gün gönlümde \nGönlüm çiçekti yeni açan\nHira'da yaşanır dağ sevinç\n\nBeklemekteyim şu günü:\nGönlüm  İslam bülbülü \nÖter Allah deyu deyu\n\nYaşatmadın ki  bana hiç sevinç günü gönlüm...\n\nBeklemekteydim bir günü\nTadını çıkarıyorsun  gönlüm  aşk yaylasının...\n\nÇiçek için toprağa\nSadece bulutlar mı ağlar\nGözlerim çiçeklendi bayrak renginde\nBen de senin  için göz yaşı döktüm gönlüm\nHira çiçek çiçek dua dua...\nHira'da yaşanır dağ sevinç\n\nSırada var mı şimdi okyanus kadar büyük sevinç günü\nGeçtin ne zor günlerden \nKurda kuşa yem olmadın ya gönlüm...\n\nGörebilecek miyim güldüğünü\nNasip etsin bana mevlam gül düğünü\nKahramanım\nDiyecek miyim  bir gün sana\nGöstersin mevlam  dualarımın kabul olduğu günü...\nHayıflanmalarım duyuldu\nHira'da yaşanır dağ sevinç\n\nHirada yaşadım  dağ sevinç...\nDağ oldun gönlüm Hirada\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hira bir güzel bir güzel seninle ey gül peygamber",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nHira bir güzel bir güzel seninle ey Gül peygamber\n\nBorcum büyük sana\nHira bir güzel bir güzel seninle ey gül peygamber\n\nO gül peygamber o gül peygamber\nDünya ve ukba güldü gül peygamber\nHira bir güzel bir güzel güldü gül peygamber\nBorcumuz büyük ona\n\nHira bir güzel bir güzel güldü gül peygamberl\nO gece bir güzel bir güzel güldü gül peygamber\n\nO gül yüzlü \nHira’nın Kucağında \nTefekküre dalışı \nBir güzel bir güzel \nHiranın kucağında \nGelmiş beklenen \nHira bir güzel bir güzel güldü\nGökler bir güzel bir güzel güldü gül peygamber\nBorcumuz büyük ona\n\nBir elime ayı \nBir elime güneşi \nVerseniz dönmem yolumdan dedi\nHira bir güzel bir güzel güldü\nBir dava emanet etti bize \nAşk bir güzel bir güzel güldü\nGüneş bir güzel bir güzel güldü gül peygamberle\n\nO gül biz gül ümmetiz \nHira bir güzel bir güzel güldü\nOnun için yaratıldı kainat sarayı\nOnun hürmetine sevdim güneşi ayı \nMazlumu korudu,yetimi sevdi\nYolu sevgi yolu \nNeden diyorum \nUhut’ta kırıldı dişi\nSevgi onun işi\nYoluna diken döküldü... \nSevgi bir güldü gül rasulle\n\nKavgası bir güzel bir güzel \nO el emin,o dürr-i yekta \nYüreğim yandı yüreğim yandı \nKavga  bir güzel bir güzel güldü gül peygamberle\nBorcumuz büyük ona\n\nHira bir güzel bir güzel onunla\nO el emin,o dürr-i yekta \nŞimdi ona hasret var her bahar açan yaprakta \nMezarı Medinede gül kokulu bir toprakta \nEbu bekir Ömer Osman Ali bir dağ... \nAşk peygamberi o\nO gül rasul \nAdını anarken dilim \nBir dua pınarı dilim \nGönüller bir güzel bir güzel güldü gül peygamberle\n\nÇöl bir güzel bir güzel güldü\nAğlayan insanlık güldü \nİnsanlığı boğmuştu karanlık fikirler \nElinden aktı nurlu nehirler \nNe karanlıktı geceler gelmeden \nGüneşler dikti toprağına gönüllerin \nGül kokusu gelsin \nYürünür ateşler üstüne \nAdı Ahmet adın Mahmut gül hasretindeyiz \nGül hasret bir güzel bir güzel güldü\nGüller bir güzel bir güzel güldü gül peygamberle\nBorcumuz büyük ona\n\nDünya bir güzel bir güzel güldü\nO varlığın baş tacı \nO peygamber kalplerin ilacı \nSevgi bir güzel \nSevgilerin paşası sevgisi... \nVeysel karani bir güzel bir güzel \nAşık oldu ona Veysel Karani \nVeysel Karani buldu ab-ı hayatı... \nSordum gül kokusu \nSordum Veysel Karaniye \nGül koku bir güzel bir güzel \n\nAlemler selam dursun güneşine ayına... \nAlemler bir güzel bir güzel güldü o gül peygamber\nAlem bir güzel bir güzel güldü gül peygamberle\n\nUyan Mekke uyan \nYeter bunca uyku \nO kırk yaşında şimdi \nMekke uyanma vaktin şimdi \nHira mağarasında o \nGel ey beklenilen dost... \n\nHira bir güzel bir güzel gül\nOlsun Hira gönlümüze güneş \nGönlümüz bir güzel bir güzel \nHayat tatlı \nÖlüm tatlı şimdi... \nÖlüm bir güzel bir güzel güldü gül peygamberle\nBorcumuz büyük ona\n\nSevin Halime valide sevin \nAkıyor Kucağına bereket pınarı.. \nAy yıldız güneş ışık ışık akıyor \nIşık  bir güzel bir güzel gül\n\nO hicret yolunda şimdi \nBekle Medine bekle güneşini \nO hicret yolunda şimdi \nYollar bir güzel bir güzel güldü gül peygamberle\n\nMedine nurlu bir eldesin şimdi \nMedine eşsizsin şimdi \nMedine bir güzel bir güzel gül\n\nMekke toprağı gül kokulu \nFirakına olmaz tahammül...\nMekke bir güzel bir güzel gül\nZaman bir güzel bir güzel güldü gül peygamberle\nBorcumuz büyük ona\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hira'ya doğru",
        "poet": "Ahmet Akkoyun",
        "poem": "\n\nAllah Allah diye çıkar meydana\nEy Türkoğlu senin sözüne kurban\nAsalet yazılı sendeki kana\n___Ey Türkoğlu senin özüne kurban\n___Allah Allah diyen sözüne kurban\n\nKös vurulup ordu kalkınca şaha\nDüşman çil sürüsü boşalır saha\nYalnız diz vurursun yüce Allah’a\n___Ey Türkoğlu senin özüne kurban\n___Allah Allah diyen sözüne kurban\n\nEl ele kol kola omuz omuza\nOzanlar dokunur aşkla kopuza\nDüğün gibi akıp gider sonsuza\n___Ey Türkoğlu senin özüne kurban\n___Allah Allah diyen sözüne kurban\n\nKırk kişiyle Saray basanlar sende\nÇin seddine Sancak asanlar sende\nÖlümün nutkunu kesenler sende\n___Ey Türkoğlu senin özüne kurban\n___Allah Allah diyen sözüne kurban\n\nYüzlerce beyliğin on altı Devlet\nVar mı senden başka kuracak kuvvet\nSende Peygamberin övdüğü Millet\n___Ey Türkoğlu senin özüne kurban\n___Allah Allah diyen sözüne kurban\n\nDemirden dağları eritmedin mi? \nKaradan gemiler yürütmedin mi? \nDüşmanı korkudan çürütmedin mi? \n___Ey Türkoğlu senin özüne kurban\n___Allah Allah diyen sözüne kurban\n\nDağlara çarpınca Tekbir sesimiz\nTitreşir içerde kalp kafesimiz\nEn yiğit en önde Sancak süsümüz\n___Ey Türkoğlu senin özüne kurban\n___Allah Allah diyen sözüne kurban\n\nPeygamber ordusu denilir sana\nVar mı bir benzeyen sendeki kana\nİltifat etmezsin makam ve şana\n___Ey Türkoğlu senin özüne kurban\n___Allah Allah diyen sözüne kurban\n\nAdın Türkoğlu Türk soyun ne Oğuz\nSende at üstünde uyuyan yağız\nOrduyla Sina’yı dar etti Yavuz\n___Ey Türkoğlu senin özüne kurban\n___Allah Allah diyen sözüne kurban\n\nDünyaya nizamı getirmedin mi? \nOrtaçağı kökten bitirmedin mi? \nHaçlıyı denizde batırmadın mı? \n___Ey Türkoğlu senin özüne kurban\n___Allah Allah diyen sözüne kurban\n\nBağdat’ta canlıdır Gençosman adı\nSendedir Hünkârı susturan kadı\nEbediyen bitmez Türklük miadı\n___Ey Türkoğlu senin özüne kurban\n___Allah Allah diyen sözüne kurban\n\nTürksün Türklüğünü yay her civara\nHerkes seni bekler düştükçe dara\nBak seni gözlüyor sahipsiz Hira\n___Ey Türkoğlu senin özüne kurban\n___Allah Allah diyen sözüne kurban\n\nHâlâ adın geçer Nemçe Budin’de\nDillerde Mohaç’ta attığın künde\nÇanakkale ruhu taptaze zinde\n___Ey Türkoğlu senin özüne kurban\n___Allah Allah diyen sözüne kurban\n\nHey Makberî Türk’ü yazamaz kalem\nRabbim gül yüzüne vermesin elem\nSenden ayrı kalmak en büyük çilem\n___Ey Türkoğlu senin özüne kurban\n___Allah Allah diyen sözüne kurban\n\nMakberî – Ahmet Akkoyun……….11/08/2009….23:00…İst\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırant'ın Ardından",
        "poet": "Sadık Altınkaynak",
        "poem": "\n\n\t\tHırant’ın Ardından\n\nGüpe gündüz vurdular gazeteci  Hırant’ı\nBakmak lazım kime yarıyor bu ölümün rantı\nTrabzon kaynaklı infaz olabilir mi rastlantı\nRahip Santaro’ nun kanı da burada aktı\n\nKatil Ogün Samast henüz çocuk yaşta\nBu kanlı vahşetle memleket yasta\nSuratından belli katil psikopat bir hasta\nBirileri azmettirdi o zavallı kurşunu sıktı\n\nDaha önce de yaşandı bu tür cinayetler\nGözler açıldı artık sırıtıyor art niyetler\nSindiremez milleti bu derin faaliyetler\nMillet tekrar tekrar gördüğü filimden bıktı\n\nAyakkabısı delik fakat yüreği zengindi\nBelli ki bir güvercin kadar tedirgindi\nTürklerin güvercin vurmayacağından emindi\nNe yazık ki bu güveni sarsan birileri çıktı\n\nBu yurdun çocuğudur Türk Kürt Ermeni Çerkez\nKardeştir vatandaşlık bağıyla bağlı herkes\nAksini düşünenin kursağında kalsın bu heves\nHırant ardında bir kardeşlik meşalesi bıraktı\n\n                                      Sadık ALTINKAYNAK\n                                              Ocak-2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırçın Çocuk",
        "poet": "Mehmet Küçükkarahan",
        "poem": "\n\nGülmedi kara bahtın çileli yüzün.\nBaharın geldi de gelmedi yazın.\nŞimdi duvarda asılı kırık sazın.\nDinmez içindeki öfke hırçın çocuk.\n\nKaranlık köşeler keser yollarını.\nSarsan boynuna yârin kollarını.\nEngel varsa aşarsın karlı dağlarını.\nDinmez içindeki öfke hırçın çocuk.\n\nBaşın yine dumanlı efkârlısın.\nBir binlikle perhizi bozarsın.\nGeç olur ama sende anlarsın.\nDinmez içindeki öfke hırçın çocuk.\n\nMasası sevenleri ile taşıp doldu.\nGidelim artık saat bayağı geç oldu.\nTek başına dostum sararıp soldu.\nDinmez içindeki öfke hırçın çocuk.\n\nİki kadeh çekince kafalar duman.\nDevriye kovalar halleri pek yaman.\nSaat geç olur çabuk geçer zaman.\nDinmez içindeki öfke hırçın çocuk.\n\nAtar acılarını içine tek başına ağlar.\nKeşaplı Mehmet karalar bağlar.\nYüreğinde öfkesi nehir gibi çağlar.\nDinmez içindeki öfke hırçın çocuk.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırçın Eylül...",
        "poet": "Emirhan Bala",
        "poem": "\n\ndelicesine tellerime vuran mızrap misali, \nüfleyen rüzgarın nefesi ile, \neylül geliyor… \n\nkopardığım bütün yalnızlıklarımla, \nsevgi ödleklerinin gömüldüğü \neylül geliyor… \n\nbir dirhem dilberlerin kaybolduğu, \niğfal edilmiş duygularımla \neylül geliyor… \n\nsaklayamadığım hırçın tutkularım, \nkokuşmuş zevkleri ezercesine \neylül geliyor… \n\nsarıya çalan kızıllığın gölgesinde, \ndarmadağın nabzımın hızıyla \neylül geliyor… \n\nfısıldaşan garip ruhumun ötesinden \ndevirdiğim zamanların yerine \neylül geliyor… \n\neylül geliyor… \ncamlı köşkteki saklı yüreğime \nayağım yere değsin diye, \n\neylül geliyor…eylül…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırçın Deniz..",
        "poet": "İsmail Kurt 2",
        "poem": "\n\nKonu:Deniz,Hasret..\n\nDalgalar,azgın vurur yosun tutmuş kayalara\nMartıların sesi kırgın,yine bugün hırçın deniz\nHasretinle gönül üzgün,karayelin rüzgarıyla\nMartıların sesi kırgın,yine bugün hırçın deniz..\n\nVapurlar iskelede,demir atmışlar sessiz\nDalgaların içinde yelkensiz ve direksiz\nDenizle boğuşuyor bir balıkçı motoru\nMartıların sesi kırgın,yine bugün hırçın deniz..\n\nYağacaksa yağmur yağsın bir hüzün\nYine mavi suda,karartı yüzün\nHasretine düşmüşüm içimde hüzün\nMartıların sesi kırgın,yine bugün hırçın deniz..\n\nDenizin suyu gibi gözyaşımda tuz\nSensizliğin içinde kesiyorum buz\nNerede yaslandığım sımsıcak omuz\nMartıların sesi kırgın,yine bugün hırçın deniz..\n\nBir yalnızlık,bir suskunluk livatya'nın sahili\nAlıp götürüyor kumu,denizin seli\nİskelenin rüzgardan kırılmış beli\nMartıların sesi kırgın,yine bugün hırçın deniz..\n\nDalgalar silmiş,kumda bir iz yok\nHasretine yanarım,bir bilsen ne çok\nYine senden bugün,sevdam haber yok\nMartıların sesi kırgın,yine bugün hırçın deniz..\n\nTarih.20.04.2010\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırçın Karadeniz",
        "poet": "Hülyalı Gönül",
        "poem": "\n\nHırçın Karadeniz ve ben\nBirlikteyiz bu gece \nHırçınlığını sergiliyor gözlerime \nİsyan ediyor sanki kaderine \n\nDalgaların uslanmaz, asi sesleri kulaklarımda\nDövüyor sahili,tüm hıncını çıkarırcasına\nRuhumu huzur, ciğerlerimi iyot kokusu kaplamış\nDinlemeliyim o sesleri bu gece sabaha kadar \n\nBir başkadır Karadeniz \nHem uysal, hem hırçın\nNe sevdiği belli, ne sevmediği \nÇakraz’ dayım bu gece.\nKüçük bir balıkçı kasabasında!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırçın Karadeniz Gözyaşım..",
        "poet": "Mehmet Ali Tuna",
        "poem": "\n\nDışarıda bir yağmur var üzerimde bir hırka sırılsıklam ıslandım,\nÜşüdü içim titredi elim soğuk mu soğuk kış gecesi yine yalnızım\nAradı durdu gözlerim saracak bir kadını sen gittin gideli serseriyim\nDurdum bir yokuşta ağladım sana hırçın Karadeniz dalgası gözyaşım..\n\nAçardın dört mevsimde içimde hoş kokulu çiçekler gibi üzerime titrer\nSarardın rüzgara karşı anaç kollarınla korurken bir başka gülerdi gözlerin\nBüyütürken sevgi fidanlarını diyardan diyara sürüklenirdik korkusuzca\nÖzüm sen olmuştun sevgilim başka yare yer yoktu sana çarpan bu kalbde..\n\nSende o imkansızlığı seviyordum,ayrılık yok derken yarını düşünmeden\nKoştururduk birlikte çayır çimen arasında bir kelebek edasıyla uçarcasına\nKonuşurduk gelecekten,hayaller kurarken korkardım ben kaybetmekten\nBugün yoksun bak yine içime düşen kor tanesi eritiyor görsen ne haldeyim..\n\nYaz: Mehmet Ali Tuna\n17/03/2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "* Hirçün Karedeniz’un Hirçün Olur Kizlari,",
        "poet": "Ekrem Kazan",
        "poem": "\n\n\n HİRÇÜN KAREDENİZ’UN HİRÇÜN OLUR KİZLARİ,    (Trabzon şivesi Of ağzı)           \n\n\nKaradeniz’un kizi, bi başka alemdedur,\nHirçunluk hafif kalur, baş belasi anderdur,\nKolunla sarmalayup, bir tutsan oni belden,\nTağra’yi kor kafana, işin yoksa geber dur.\n                                   * * *\nPeştemali sarayi, oriya ne arayi,\nKız delikmiydi cebun, duşurmişsun parayi,\nTakilduk ya bir kere, alduk başa belayi,\nFirlattuğu orak’lan, tutup kafa yarayi.\n                                    * * *\nPaçi sinir kafada, boyle mi gezeyisun,\nHabu evde kalirsun, candan mi bezeyisun,\nBir dur da yanaşayim, iki kelam edelum,\nNedu habu ettuğun, sinek mi ezeyisun.\n                                    * * *\nÇetin cevize benzer, kırmaksa zordur oni,\nGözun arkada kalmaz, eve ocağa koni,\nBir hataya düşersan, düşunmesi bile zor,\nŞaşurturler adama, gideceğun her yoni.\n                                    * * *\nKoşa  koşa peşunden artık bu kalp yorildi,\nDön de arkana bir bak, sana böyle ne oldi,\nVurdi vurdi vuruldi, mezarlıklar dolarken,\nSenun güzelluğunlan, bunca insan kirildi.\n                                    * * *\nHirçün Karedeniz’un, hirçün olur kizlari,\nTadi bir başka olur, baharla yaz aylari,\nPeşunden koştururken, ömrün geçer da gider,\nGeri dönüp de bakma, saydururler vayyy! Lari.\n\n\n© Bu şiir 'telif hakları yasası' korumasındadır. Kaynak belirtilmeden kopya edilemez\n\n.\n(Trabzon Şivesi Of ağzı)                    \n\nPaçi: Kız evlat\nAnder: İşe yaramaz,\nTağra (Tara) : Karadeniz de kullanılan baltaya benzer kesici alet,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hıristiyan Allığı ve (kurban kanı)",
        "poet": "İlyas Kırlı",
        "poem": "\n\nbak taş yuvarlaması tombul yaşlarına\nkayalıklarında nasılda seker,un ufak iner gamzelerine\nben hz.ismailin fedakarlığında,bindim kurban kaşlarına\nal giymedim,al verdim bir koç boynuzunda sıraat seferlerine\n\nkimi bıçkılı vaatlerin umursamaz hayvan haklarında\nillede vejeteryanım delilliğinde,avuturken kendini\niçkiyi bile helal kılmış şahsına,hindiyi kullanmamış yasaklarında\nak sakallı noele umut bağlamış,çoktan aşmış haddini\n\nbir kurban yaradana:bir göz hakkı için yetmez aslen bin deve\nbenliğimizi kürümüşüz,ışıkları kapatıp geri sayımlarda\npazardaki kimliğimizde islam yazarken hesap tutmamış eve\nhaşa tavuğu bile çok görmüşüz,demişiz hayvanat kıyımlarda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hıroşima sevgilim",
        "poet": "Özgür Doğan 2",
        "poem": "\n\nHiroşima sevgilim\n\nHerkes ayaklandı sana karşı, Hıroşima sevgilim\nAmerika sen geri dön diye japonyayı bobbalıyor, sen gidiyorsun\nEvet biliyorum paronoyak olan sen değilsin masallar, ama sen gittin üçüncü dünya savaşı çıktı, arkandan sadece el sallıyabildim\nElveda hırojima sevgilim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırka",
        "poet": "İsmet Zeren",
        "poem": "\n\nMayısın arkası hazirandır \nDönüp gitsede arkasını \nHaziran atar mayısın \nBahar esintilerinin hırkasını \nHazirana dön yüzünü \nVe sakın ağlama \nMayıs tatlı bir bahardı \nHaziransa sabırla ona dönmeni bekleyen \nEski bir yazdı \nUnutma haziran gülleri \nTenin kokar bi tanesi \nHaziran belki temmuz belki ağustos \nBelki de eylül \nKim bilebilir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hıristiyan Kardeşim",
        "poet": "İsmet Can",
        "poem": "\n\nİnanç hassas bir değerdir, değildir bir hobi\nBaşka bir inanç, nasıl görebilir İslami bir fobi\nSaygı gösterelim birbirimize, olması gerektiği gibi\nHaç ne ayrıcalı kazandırıyor, Hıristiyan kardeşim\n\nBatıda yaşamak vermez, özel bir değer ve hak\nGerçekleri öğrenmek istiyorsan, her iki tarihe bak\nİster kabullen geçmişi, ister kitapları ateşte yak\nMedeniyetin doğudan transferdir, Hıristiyan kardeşim\n\nİslam da asla bulamazsın, veba hastalığı, engizisyon\nHamam kültürü bize özgü, Batının ki ise imitasyon\nSana anlatıldığı gibi değil, iki yüzü farklı madalyon\nBiz ilmin ağacıyız, siz uç dalları Hıristiyan kardeşim\n\nMedeniyetin vatanıyız diye, edebilirsin istediğince yemin\nO medeniyete geçmişiyle biz hazırlamıştık köklü zemin\nSavaş sanatında üstünlük genleri, bize verilmişse suç kimin\nTarih yazıyla birlikte doğuda başlar, Hıristiyan kardeşim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiroşima Ve Nagazaki Unutulmasın",
        "poet": "Gürkan Kaya",
        "poem": "\n\nAmerikalılar \n7 Aralık 1941 \nPearl Harbour \nFilmi İçin \n135 Milyon Dolar \nHarcadılar \n\n6 Haziran 1945  Te \nHiroşima Da \nVe \n9 Haziran 1945 Te \nNagazaki De \n200 000 \nİnsan Harcadılar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırs",
        "poet": "Kemal Tekir",
        "poem": "\n\nBazı insanlar için hırs,\nKendilerini geliştirmeye,\nDaha iyi olmaya yöneltecek,\nÜretici, enerji verici bir duygudur.\nHırs onları başarıya ulaştıran,\nAracın yakıtı olur.\nGeçek potansiyellerini körükler.\nŞampiyon bir sporcunun,\nZirveye çıkmasına,\nHırsı neden oluyor.\nSıradan eylemlerle,\nDiğerlerini ayırtan,\nİnsanları erken kaldıran,\nGerekirse geç yatıran,\nGece uykularından uyandıran,\nYeni buluşlara imza attıran,\nHırs değil mi her zaman? \nŞarkıcı, artist,atlet,\nBilim adamı, iş adamı.\nAnne,baba öğrenci,\nMükemmel olmak isteseler de,\nHırsları yoksa eğer,\nMükemmelliğe ulaşamazlar..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırs",
        "poet": "Zafer Yalçınpınar",
        "poem": "\n\nHırsını alamadın dalgalardan.\nKollarının arasından kayıp, \n....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırs",
        "poet": "Ömer Ökten",
        "poem": "\n\nEtrafıma baktım beyinler hasta\nGözleri bürümüş koskoca bir hırs\nKevser sunulacak bil altın tasta\nSen önce dünyada kul hakkından tırs\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırs",
        "poet": "Ömer Faruk Hatipoğlu",
        "poem": "\n\nhırs \niki başlı bir kurda benzer\n                 insan içinde\nbir ağzın dizlere tükürdüğü derman\n                 gençlik iksiri\nöbür ağzın yürekten kemirdiğidir\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırsız",
        "poet": "Baykal Kaanalp",
        "poem": "\n\ngönlümde hüzün\nkalbimde bir sızı\nnerdesin onu götüren\ntren hırsızı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırraname",
        "poet": "Namık Kemal",
        "poem": "\n\nKedimin her gece böbrekle dolardı sepeti\nYok idi Ni'metinin râhatının hiç adedi\nÇeşmi şehlâ nigehi fârik iken nik ü bedi\nSardı etrafını bin dürlü adular\nKedimi gaflet ile fare-i idbâr yedi\nBuna yandı yüreğim âh kedi vâh kedi\n\nKeyfi gelse bıyığın oynatarak mırlar iken\nKızdırırsan yüzüne atlayarak hırlar iken\nKuyruğu geçse ele dırlanarak hırlar iken\nSofrada her kedinin def'ini hazırlar iken\nKedimi gaflet ile fare-i idbâr yedi\nBuna yandı yüreğim âh kedi vâh kedi\n\nKeseyi kapsa dökerdi yere hep pâreleri\nCiğere işler idi tırnağının yâreleri\nKoşturur oynar idi kukla gibi fareleri\nDeliğe sokmaz idi bir gün o âvâreleri\nKedimi gaflet ile fare-i idbâr yedi\nBuna yandı yüreğim âh kedi vâh kedi\n\nÜrperir tüyleri bir kerre deyince mırnav\nKorkudan başlar idi lerzişe bakkal ile manav\nSaldırırdı âdeme bulmaz ise başka bir av\nYüzünü görse köpekler diyemezken hav hav\nKedimi gaflet ile fare-i idbâr yedi\nBuna yandı yüreğim âh kedi vâh kedi\n\nSokulunca yatağa kovmak ile gitmez idi\nOkşamakla tokadı tekmeyi farketmez idi\nYiyecek görse gözü mırlaması bitmez idi\nKedimi gaflet ile fare-i idbâr yedi\nBuna yandı yüreğim âh kedi vâh kedi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırsız",
        "poet": "Mehmet Halil",
        "poem": "\n\nMahalle gürültüyle uyandı,\npencerelerden başlar uzandı\npolislerin arasında bir genç,\nanlaşılan bir vukuat vardı.\nBu gece, bir hırsız yakalandı.\n\nHırsızlık polis lojmanlarında,\nHırsız, dört polis arasında,\nKolları ters çevrilmiş durumda,\nÜç adım gerilerinde bir polis,\nSes bombası gibi patlamada.\n\nKüfürlerin bini bir para,\nTekmelerde az geldi hayalara,\nCevap veren biri olmayınca,\nHızını alamayan polis, ateş açtı havaya,\nKüfür ondan, tekme ondan,\n\nOnun silahıydı patlayan,\nOydu arkada,  bağırıp, yırtınan,\nüstünün karşısında, en çok konuşan,\no oldu sesiyle, büyük kahraman,\nO oldu terfiye, bir adım daha atan.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırsız",
        "poet": "Adnan Durdağı",
        "poem": "\n\nKıs kıs gülüyorsun\n\nÇıkmıyor sesim\n\nDuygularımı çaldın\n\nHırsız değil ya nesin\n\nBe hayırsız.\n\nSeni hırsız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırs ve Hasaret",
        "poet": "Bedri Tahir Adaklı",
        "poem": "\n\nArkama baka-baka, giderken ecelime,\nKalanlara şaşırdım, ölümsüz gibiydiler,\nAcaba desem mi ki, şöyle birkaç kelime,\nMahmur-mahmur baktılar, çelimsiz gibiydiler.\n\nHâlbu ki gelirken biz; ağlayarak gelmiştik,\nÖlümün varlığını, çok az sonra bilmiştik,\nDüşünmek istemeyip aklımızdan silmiştik,\nHayat nedir bilen yok, ilimsiz gibiydiler.\n\nYüreğime saplanmış, hançer gibi endişe,\nHiçbir mâni bulunmaz, kabre doğru gidişe,\nDerde deva olsa da, çare yokmuş bu işe? \nGidenleri seyrettim, elemsiz gibiydiler.\n\nUfka artık yöneldim, geçti ömür ufûle,\nNâsihleri dinleyin; dedim ama nafile,\nBir yere yazın dedim, aldırmadı kafile,\nKâğıt pek çok olsa da, kalemsiz gibiydiler.\n\nÇalışıp çabalayıp, ne bulmuşsa almışlar,\nÜstünlük hevesiyle, rekabete dalmışlar,\nEşya dolmuş evleri, bak ayakta kalmışlar,\nHer nasılsa gene de, kilimsiz gibiydiler.\n\nİzmit\n10.10.2014\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırsız",
        "poet": "Kara Kaplı Nizami",
        "poem": "\n\nÇal hırsız kardeş\nBilezikleri takıları\nÇal hırsız kardeş\nparaları çabaları\nDeğerli olan herşeyi\nGeriye kalsın maneviyat\nKalmasın geride ne yat ne kat\nHerkes seni suçlasada\nEn büyük hırsızlar\nEn yüksek makamlarda\nYarınları çalanlardır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırsız",
        "poet": "Arif Doğramacı",
        "poem": "\n\nKurulduk\nDakik saate\nNe kurması tükendi\nNede\nİzin verdi\nYaşanacak zamana\nVe\nAldattı tanrı\nYaşam denen zamanda\nElimde\nÇaldıklarım kaldı\nBirde\nHırsız diyor bana\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırsız",
        "poet": "Attila Şanbay",
        "poem": "\n\nKomşu bahçelerdeki güller bittiği için,\nGökten yıldız aşırdım, sevgilim sen uyurken\nYıldızlar da biterse, yakamozlar toplarım,\nGecenin bir yarısı, balıkçılar görmeden...\n\nUmrumda değil, varsın, hırsıza çıksın adım\nKalbimi çaldırmışım, yıldız çalmışım çok mu? \nHayatım oldun benim, tuzum, biberim, tadım\nBir tek tebessümüne güller, yıldızlar çok mu? \n\nAttila Şanbay\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırsız",
        "poet": "Çiğdem Selçuk",
        "poem": "\n\nTüm şehrin ışıkları açık bu gece\nBir depdebe bir depdebe sokaklarda\nİnsanlar çeşit çeişit...kimi oraya,kimi buraya..\nSanki tapusunu almışız yaşamın\nYarınsız,duyarsız yürekler sevgilere\nHayat tam tampondan vurmuş umutlara\nKimi hala birşeyler bekliyor\nKimi salmış uçkurunu dünyanın artık..\nBiterse biter yahu değer mi be kardeşim? \nDibi yok yok ya bu nakör dünyanın...\nKime niye bu kadar hırs? \nKimdir bu ömrümüzü el çabukluğu ile çalan hırsız? \n\nÇiğdem SELÇUK/EDİRNE\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırsız",
        "poet": "Ali Özkan Asafoğulları",
        "poem": "\n\nSöyle eyy... afet-i devran\nSeni nasıl bulayım? \nBalta girmemiş orman\nDikenli yol\nYoksa\nPatika mı seçeyim? \n\nSöyle eyy... gönüle sultan\nSana nasıl varayım? \nAşkını kazanmak için\nKalbini mi çalayım? \n\nBursa 18 Kasım 2000\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırsız",
        "poet": "Aslı Evrensel",
        "poem": "\n\nacı arsız bir hırsız gibi dadanır insanın yüreğine\nbir kez çalabildi mi bir parça umudu\ndahasını ister\nalır da\nkapıya kilit vursan bacadan girer \nacı dadanmaya görsün yüreğe\ndayanamazsın \ntaş olmak ister\nyalnızca yüreğinden değil\ngözlerinden akar kan\ngözyaşı masum kalır \ndamarlarından fışkırmak isterken can\nbedenin iki büklüm haykırırken \nisyan ederken ve isyan senken\nküçücük bir umudu yüreğinin bir köşesinde saklamak isterken\nhırsız her darbeyi başka bir yerden vurur\nvurur ki yer kalmasın umuduna\nvurur ki \nöğren acıdan daha acısı var\nvurur ki\nen büyük yas değil tuttuğun\ndaha büyüğü var\nkan kokusu alan köpekbalıkları gibidir acı\nbir kez kanadıysa yüreğin\nkaçamazsın\ngün gelir\nne parçalanacak bir yer kalmıştır göğsünde\nne saklanacak bir umut\nsessiz sözcüklerle\nkıvranmaktan usanmışken\nönünde yeşeren küçük hayat\ntutar senin ellerinden\ndurursun\ntutar ellerini geç kalmış bir tomurcuk\naklına gelir içinde hiç yeşermemiş tohumlar\nher gün yeniden bir oyuna dalarsın hayatla\nya da  oynar hayat her gün  seninle yeniden\ndalında kalmış tek meyven bahis konusu yüreğin \nve hırsızların arasından sıyrılıp\nkana bulanmış bir hırsla saldırırsın hayata\nyapayalnızken\nsırtında taşıyamayacak kadar çok yük varken\nbelki kör bir inatla \nhaykırırsın\nyeter dersin\nalnımdan ter damlıyor\nyüreğimden can\nsen tekrar tekrar saldıracak kadar arsızken\nben tekrar tekrar ayağa kalkacak kadar güçlüyüm\nyenilmeyeceğim senin ihanetine ey zaman\nyenilmeyeceğim ihanetine aşk\nyenilmeyeceğim ihanetine hayat\nsen yık ben baştan kuracağım\nbunca çığlığımda sağır değilse umudum\nsen beni öldüremediysen\nsana inat kanayan dallarımda beyaz baharlar açacağım\nkan rengini cennet yapıp\nbirkaç kar tanesinde yok olmayacağım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırsız",
        "poet": "Ali Rafet Haznedar",
        "poem": "\n\nBir yıl daha geçerken, şu ömrümden,\nÇok şey verdi bana, sevgiden yana,\nMutluluğa susayan, şu gönlümden,\nBeni çaldı, hatıra etti sana.\n\nKaybettim hayatta, her güzel şeyi,\nGünahkar bu kul, doydu isyana,\nGarip gönlüm, ister iken sevmeyi,\nSeni çaldı, hatıra etti bana.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırsız dağlar",
        "poet": "Oktay Avcu",
        "poem": "\n\nBen dağlara küskünüm\nDağlar sevdiklerimden ayırdı beni\nDağlar arkadaşlarımı çaldı\nÇünkü sevdiklerim özgürlüğe âşıktı\nDağlar kıskandım güzelliğini\nDağlar beni bile çaldı\nFarkına varmadım\nUsulca âşık oldum\nSessizce\nÖzgürlük dağlarca vardı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırsız",
        "poet": "Musa Pekin",
        "poem": "\n\nBen küçükken\nBahçelerden erik çalardım kiraz çalardım\nYemek için arkadaşlarımla\nAma bizim ne bahçemiz ne de kiraz ağacımız vardı\nOlsaydı hiç çalarmıydım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırsız Geceler",
        "poet": "Sunay Birinci",
        "poem": "\n\nGece sessizliğe yol alırken\nAklıma sen düştün yine\nKadehime hasretini\nDoldurup  içeceğim\nBu gece\n\nMasamda\nMeze diye\nZeytin kara gözlerinle\nDemleneceğim\nBu gece\n\nHayalinle\nSevginin\nŞerefine\nKadeh tokuşturacağım\nBu gece\n\nSigaram diye\nCiğerlerime\nSoluyacağım\nAşk denilen illeti\nBu gece\n\nKor gibi\nYanan yüreğime\nGöz yaşlarımı\nDökeceğim\nBu gece\n\nBeni benden  alan\nAh o geceler\nUykularımı çalan\nHırsız geceler\nRüyalarımı  çalan\nHain geceler\n\n16.02.2008  05.53\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırsız Köpek",
        "poet": "Tevfik Tekmen",
        "poem": "\n\nkoşuyor\nzıplıyor\noynuyor\ngözleri fıldır fıldır\nfırlayıp üstüme sıçrıyor\nne olsun ki\ndelikanlı\nkanı kaynıyor\n\nekmek veriyorum\nyemek veriyorum\nkemik veriyorum\nyiyor\nseviyorum\nseviniyor\n\nbir aydır benimle\nben nereye\no peşime\nyarenlik ediyor\n\nadını sarı koydum\ngel sarı\ngit sarı\nne haber sarı\n\nher şey güzel de\nezan okunurken uluyor\nakşam da ayakkabımı çalmış\nhem imansız\nhem de hırsız\nköpek işte\nayıbı bilmiyor\n\n25/Nisan/2015 Koruköy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırsız Polis muzigi",
        "poet": "Umut Bektaş",
        "poem": "\n\nbazen gözlerim senin olmadığın duvarlara dalıp giderdi...\nsenden hatıra bir ses duymak için gezerdim ayak izlerinin hala halının üzerinde olduğu odaları...\nher kapının kolunda parmaklarının sıcaklığını arardı ellerim...\nellerim arardı...\nbelkide nafile olsada bıraktığın evde senden küçük bir mucize beklerdi buruk yüreğim...\nbekleyen yüreğim..\nbeklenen yürek... (hırsız polis şarkısı ile hissettiklerim)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırsızlar",
        "poet": "Mehmet Kutlu",
        "poem": "\n\nSazımın teli kopmuş\nVeremiyorum ahengini \nLambamın gazı bitmiş göremiyorum çevremi\nSaatim durmuş gitmiyor ileri \nAldınız benliğimi\nBana beni verin geri \n\nHani kalem tutacaktı elim \nHani hep gülecekti yüzüm\nHani benim gençliğim\nYaşadımmı siz söyleyin \n\nKarıştırıyorum çeplerimi\nUmutlarımı çalmışlar \nAvuçlarım bomboş şimdi \nGeleceğimi almışlar               \n\n(2014) \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırsız Var",
        "poet": "Erdal Çoban",
        "poem": "\n\nYeni camiye çıkarken bir kemerli geçit vardır \nSanki geçmişle geleceği ayırır birbirinden \nKaç defa geçti kim bilir sevda dolu yürekler \nPolisten kaçan devrimciler \nKaç ömür geçti varoşların gürültüsünde \nŞehri İstanbul dedi turist ufak çocuğa\nOrası bu yıkıntılar bu toz duman mı \nNerde Bizans’ın ana kalesi \nNerde yüzyıllık kız kulesi aşklarının ah eden sesleri\nNeyzen nerde ne oldu içtiği tonlarca rakı \nNerde can baba, öldü öleli kim sövüyor Allah’a\nBir parkaya sarılı taş üstünde yiten hayatlar\nSarma tütünden  bıyıklara sinmiş sarı tütün lekesi \nİstanbul kalabalığına inat \nsana tek başıma sevdalanabilirmiyim \nÇengel köyünden bir güzele aşık olsam \nKalbinde ona ve bana bir düş ülkesi kurabilirmisin \nYere batan sarnıcının önünde yere batmak istesem \nAyasofya da altın bir revak olmak istesem \nTarlabaşında bir Roman olup çalgı çalsam\nBeyoğlunda kendimden tiksinene kadar içmek istesem \nKemerli geçidin olmak istesem izin verirmisin \nSeni senden çalıp İzmir de yaşamak istesem izin verirmisin\n\n\n29 Eylül 04\n\t\t\t\t\t\t\tGümüldür/İzmir\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hırsızlığa Karşı Bazı Önlemler",
        "poet": "Abdullah Konuksever",
        "poem": "\n\nHer ne kadar 2002’den  bu yana hırsızlık, gasp, cinayet gibi olaylarda düşüş olduğu iddia edilse de, Hollanda Polis Teşkilatının Internet sayfasında yapılan bir açıklamaya göre Hollanda’da yılda ortalama 120.000 ev soyulmaktadır.  Gasp veya cepçilikte hat safhadadır.  Hollanda gibi refah seviyesi çok yüksek bir ülke için  yüz binlerce   ev ve işyerlerinin  soyulması, çok sayıda insanın gasp edilmesi anlaşılır gibi değildir! Ancak, yazının konusu ev soygunlarına yöneliktir. \n\nEv soygunların azaltılabilmesi yönünde bazı tavsiyeler bulunmaktadır. Bu tavsiyelerin özelliği ise ev sahiplerinin yatırım yapmaksızın alabilecekleri basitçe önlemlerdir. Öte yandan, önlem alınan evlere yönelik soygunlarda çok büyük oranda  düşüş görülmektedir. Bu önlemlerin bazıları sırasıyla şunlardır:\n\n•\tBir kaç dakikalığına da olsa evden çıkılırken pencere ve kapıların iyi kapatılması\n•\tUzun süre için dışarı çıkılması halinde kapıyı sadece  kapatmak yerine kilitlenmesi \n•\tİçeriden kapı kilitlendiğinde (yani akşamları)   anahtarın kapıda bırakılmaması\n•\tMücevher gibi kıymetli eşyaların veya pasaport gibi önemli dokümanların iyi saklanması\n•\tEvde mücevher veya parası olanların (evin gizli bir yerine)  çelik kasa yaptırmaları\n•\tAntika gibi kıymetli eşyaların sokaktan geçenlerin bile göreceği bir yerde olmamaları\n•\tEvin bahçesinde hırsızların işine yarayabilecek: merdiven, tornavida, çekiç gibi  eşyaların bulundurulmaması\n•\tKaranlıkta eve yaklaşıldığında otomatik yanan lambanın kullanılması\n•\tEvde olmasanız bile, birileri varmış hissinin verilmesi. Yani akşamları bir kaç odanın ışığının yanması, televizyon veya radyonun açık kalması gibi\n•\tEvin önünü kapatacak şekilde çiçek veya çalı bulundurulmaması\n\nYukarıda sıralanmış önlemler hırsızların işi bir hayli zorlaştıracaktır.  Ancak, yüzlerce belki de binlerce insan hırsızlığı meslek edinmiş ve bu konuda uzmanlaşmıştır. Uzman hırsızların bazı filmlere konu olmuş efsanevi soygunları bile bulunmaktadır. Başka bir ifadeyle, bankaların almış oldukları onca önleme rağmen yine de soygun önlenememiştir.\nGünümüzde halen polisin, bankaların ve güvenlik şirketlerinin ortak çalışmalarına rağmen, sinemacıların ağızlarının suyunu akıtacak şekilde soygunlar gerçekleşebilmektedir. \nYukarıda  değinildiği gibi, çok sayıda insan soygunu hem de profesyonel bir seviyede  meslek edinmiş ve bu yönde doktora yaparcasına  kafa yormaktadır.  Haftalar, aylar beklide yıllarca  günün  büyük bir bölümünü bir vurgunu düşünmekle, planlamakla geçirenler insanlar olduğu sürece alınan önlemler elbette yetersiz kalabilecektir. \n\nNasıl olsa faydası yok, önlem almayalım gibi bir iddiam yok! Anlatılmak istenen konu, maddi tedbirlerin yetersiz kalabileceğidir.  Maddi önlemlerin  yanı sıra manevi tedbirlerden de yararlanılması gerektiğini düşünüyorum. \n\nManevi tedbirlerin başında elbette tevekkül gelmektedir. Maddi önlemler yerli yerince alındıktan sonra Allah c.c.’den yardım istenebilir. \nDiğer bir manevi önlem ise zekat  ve sadaka vermektir  çünkü Peygamber efendimiz (s.a.v.)  zekat ve sadakanın her türlü belayı (hırsızlık, kaza, yangın ve benzeri)   def ettiğini bize söylemişlerdir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırsızlık",
        "poet": "Şahin Kabakuş",
        "poem": "\n\nyöneticileri adil\nya da hırsız olan ülkelerde \nhırsızlık olmaz! ..\nbirinde çalmaya gerek yoktur\ndiğerinde çalınacak şey bulunmaz! ..\n\n2003 Erzurum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırsızlık",
        "poet": "Hale Orhan",
        "poem": "\n\nSırf senin için\nHayatım da ilk kez\nBir hırsızlık yaptım\nDün akşam gidip\nGökyüzü ve denizin\nO puslu mavisini \nÇaldım.\nAlıp maviyi \nKoydum gözlerime\nHer bakışında bana,\nKoca bir okyanus ve\nGökyüzü görebil  diye.\n\nŞimdiyse millerce mesafede\nPatlayan her kasırga ve fırtınada\nDoluyor gözlerim yağan yağmurlarla.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırtlamba",
        "poet": "Serdar Yıldız",
        "poem": "\n\nLafımdan geçti rüzgar\nokşamadan menteşelerini\nkayalara çarptı\naşkım\nkayboldu.\nKayboldum camdan bir kitabın sayfaları\nyırtıldı yırtılacak olmalı\nya kayalara çarptı \naşkım\nkimdi,\nhangisiydi\nbilemedim\ngünlerden \nneydi\nbunca tasalanmam\ndoğum günü \ngeçti\nrüzgar lafımdan\ndeğmeden suntasına\nyatağımın\nyastığı yok\nuykularımın\nkarabasanı\naşkım\niçime hapsoldu\n\nYorgunluğum yüzüme \ndüştü\nyağmurun son damlası \nhangi bulutundu.\nPullarını göz ardı edemedim\nmektupların\ngelmez oldu \nuzun zamandır\ngöremez oldum seni\nrüzgar\nsesin soluğun \nkesildi\nserinliğin,\nuğultun...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırsızlık Günü",
        "poet": "Murat Haydaroğlu",
        "poem": "\n\nOn yedi aralık doldu senesi\nKanımızı yiyen neyin kenesi\nSapı kaldı halka gitti denesi\nOn yedi aralık hırsızlık günü\n\nMeclis hırsızları aldı askıya\nHalk yeter demedi olan baskıya \nBizi yönetenler oldu eşkıya\nOn yedi aralık hırsızlık günü\n\nBilmiyorum kime çaldılar balı\nAlenen ap açık götürdü malı\nBoğazda kaç tane alırlar yalı\nOn yedi aralık hırsızlık günü\n\nKonuşursan iner hemen de tokat\nİzi kalır soru sorana pok at\nÖlü toprağı var kalmadı takat\nOn yedi aralık hırsızlık günü\n\nDört kişi halayda kim başı çekti\nRıza sarraf denen  baş rolde tekti\nKonuşmada sıkı inanın pekti\nOn yedi aralık hırsızlık günü\n\nHırsızlıkta uzman hepsi yarıştı\nCemaatle nasıl işi karıştı\nİstifa edenle küstü barıştı\nOn yedi aralık hırsızlık günü\n\nÇalmada çırpmada  çıkar adınız \nMahkeme olmuyor hazır kadınız\nVar postayı atan bir kaç cadınız\nOn yedi aralık hırsızlık günü\n\nAkıl almaz halkın gözünü boyar\nSatarak devletin dibini oyar\nSanma birazını geriye koyar\nOn yedi aralık hırsızlık günü\n\nUnutma yılını sakın gününü\nDuyun hırsızlığa dönmüş yönünü\nUnutmuşlar hepsi geçen dününü\nOn yedi aralık hırsızlık günü\n\nHaydaroğlu ister pislikler bitsin\nHırsızlar tutulsun hapisse gitsin\nHer sene anılsın gün devam etsin \n On yedi aralık hırsızlık günü\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hırsızlık Apaçık Şahsiyetsizliktir",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nApaçık her hırsızlık bir şahsiyetsizliktir,\nRab’bi dinlememekle Hakk’a isyan etmektir…\n\nBir yandan kul haklarını umursamamaktır,\nDiğer yandan saygısız ve ahlaksız tavırdır…\n\nGüven sarsıcı bir şey hem ihanet bilinci,\nİlerlemeye engel, şahsiyet incitici…\n\nKulluğa yakışmayan, Rab’be ihanet hâli,\nHırsız ahlaksız bir kul onursuzluk timsali…\n\n(2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "His  Diyarında Kaybolmak...",
        "poet": "Gürsoy Solmaz",
        "poem": "\n\ngurbet\nhasret\nşimdi orada olmak vardı\nşimdi yanında sağında solunda bir yerlerde\ntatlı bir müzik\nserin ve hafif bir rüzgar\nyudumladığımız bardakların keyfinde \neskiden yeniden\nşundan bundan\nhayattan\nsonra kabarmış duyguların hoyrat dürtülerinden \nkanatlanmış yürek tınılarından\nhoş bir müzik terennümünün dilimizde pelesenk oluşundan\nbir sıcaklık arayan ruhlarımızın aradığı sıcaklığına sığınıp\nöylece kala kalmak…\n\nan bu, heyecan bu diyerek \n\nöylece el ele diz dize\nbaş başa, biz bize\nbir resim yapmak,\nhis diyarında kaybolmak vardı..\n\ngerekmiyor ki yorum; \nbunları hayal ediyor; istiyorum…\n\nBöyle olunca da aşağıdaki dizeler akıveriyor, hızla  ve hazla kalbimden kalemimin ucuna doğru…\n\n***\n\nGeceler pek  tekin olmuyor valla\niçimden gelenler böyle be aşkım\ngönlümün boşları dolmuyor valla\nsende bir şeyleri söyle be aşkım\n\nsen orda ben  burda mesafe uzak\nkaldır gözlerini beriye bir bak\ngüzeldir bir olmak  hatta buluşmak\nsohbetimiz bitmez çayla be aşkım\n\ngeceler olunca yürek ahlanır\nduygular kabarır sevgi pahlanır\nsevenler olmasa dünya yuhlanır\ngeçer mi şu hayat  vayla be aşkım\n\nkaderin hükmünde sana yazmak bu\nyazmamın içimde yok ki hududu\nben dinlesem seni, sen olsan dudu\nDudu kuşum olup  yayla be aşkım\n\nişte bu kısaca yazdığım sana\nnedense kapıldım pür heyecana\nbakma sağa sola bir bak bu yana\nsonra yüreğini toyla be aşkım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hisarçandır",
        "poet": "Mehmet Cıngır",
        "poem": "\n\nOrda bir köy var, işte o köy bizim köyümüz,\nGider geliriz,öyle uzak değil,yakındır.\nCana can katar pınarından akan suyumuz,\nCennet bahçelerinden bir bahçe,Hisarçandır.\n\nUyum içinde bak; dağlar benziyor nakışa,\nİlham veriyor güzellikleri her bakışa.\nYuva oluyor yuvasız kalan garip kuşa,\nCennet bahçelerinden bir bahçe Hisarçandır.\n\nGün olur yaklaşır sema…Her yer kıştır kardır\nGün olur gülümser gün…Her yer yazdır bahardır\nDört mevsim,yedi iklimde en sevgili yârdır\nCennet bahçelerinden bir bahçe Hisarçandır.\n\nÖter kınalı keklik vadilerde her seher\nBirikir yıldızlar pencereme birer birer\nCennetin kokusunu damıtıyor çiçekler,\nCennet bahçelerinden bir bahçe Hisarçandır.\n\nİrem Bağı bahar kokulu bahçeler bağlar\nBulutları dudağından öper yüce dağlar\nGiden gitti; bilsin kıymetini kalan sağlar\nCennet bahçelerinden bir bahçe Hisarçandır.\n\nSevdim dağını,taşını,suyunu,selini…\nSevmeyenler çeksin üstünden kirli elini\nToros dağlarının nazlı,kınalı gelini\nCennet bahçelerinden bir bahçe Hisarçandır.\n\nMehmet Hoca güzeller için söyler sözünü\nDik durur, asla sakınmaz budakan gözünü\nAtalarının kültüründen alır  özünü\nCennet bahçelerinden bir bahçe Hisarçandır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "His yordamı",
        "poet": "Ünal Akbulut",
        "poem": "\n\nHis yordamı kelimeler, aruzun keşfine çıksa\nLugatın hatmi gerekmez hayal atlası açıksa.\n\nMana içre pupa yelken,bulut desen öyle koyu\nHece olsa müşkül sefer, dalgalar hep mısra boyu\n\nDüşer kelamın cemresi,dil terennüm küreğidir.\nCan bulursa musikisi, şiir sözün yüreğidir.\n\nKahı elem bazı neşe, yükle ilhamın seddine\nSüzer hayat imbiğinden, şairlik kimin haddine.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hiş Savmai Bog Yien...! ! !",
        "poet": "Salih Zeki Fettahoğlu",
        "poem": "\n\ngar yaar badıl badıl\ngabanır yer garasi\nhiş savmai bog yien\nsevdaluun yarasi\n\nsevdalug ede ede\ngabandi yireçuum\naşdın girez dalinda\nçilveli bideçuum\n\ngar yağdi garadaa\ndenizden furdunasi\nsilinmei e yavrim\nyireçuumun basi\n\ngar aldinda görunmez\nçam dali sagız dali\nşişdi memeçuglerın\ndoldi aızıma bali\n\nyaargân dane dane\ngar benzei bambua\ngurban olaim yavrim\nbaldan dadli çanua\n\ndagıldım memesine\nbal damlar guduundan\nallah alsın çanımi\nsenın sevdaluundan\n\nsevdaluun en hasi\nbenzei bal gübine\nbu uşag gurban osun\nonun bideçuune\n\nszf_68 Trabzon\n2 şubat 2012_10:30\nGeşdi Guşlug Vagdi... !\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hisler",
        "poet": "Mehmet Murat",
        "poem": "\n\nKelimeleri dillendiren sesler Sustuğunda,\nKalem artık yazmaz olduğunda,\nUzaklara dalar gider gözlerim.\nUzaklarda, dağların arkasından seyrederim İstanbul’u,\nİstanbul un içinde düşünürüm seni.\n\nMartılar çığlık çığlığa uçuşurken boğazda,\nDalgalar rıhtıma vururken hissederim İstanbul’u.\nBir gemi güvertesinde uçuşurken saçların,\nTomurcuklar açmış bir ilkbahar gününde gibi,\nHissederim senin kan kırmızı gül rengi yüreğini.       \n\n 2006-Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hisler bulvarı",
        "poet": "Çetin Erdoğdu",
        "poem": "\n\nşairin gözleri baba, \nbahara inat \nyeşil, yeşil.. \nşairin elleri baba \nbuğdayda ekmek \nekmekte emek\ntane tane \nşairin kulağı baba \nsessizliğe çığlık, \nçığlığa rüzgar\nşairin dili baba \nözgürlüğe türkü \ntürküye kardeş\nşairin kalemi baba \nbir cümle-kelam\nmısra mısra sevda...\nşairin yüreği baba\nöz güvenle bakmak \nhayata...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hislerim",
        "poet": "Giray Özer",
        "poem": "\n\nHislerimi alsam da bir demet buse yapsam, gözlerinde gözlerim.\nNefesimi alsam da bir daha bırakmasam, teninde dudaklarım.\nEllerimi alsam da yakalasam, zilfinde sevinç meltemi baharın, \nBir haykırsam da cihan duysa feryadım, ebedi aşkım, \nSeher Yıldızım.\n\nGel yanıma, bir buse kondur hülyalarıma\nBeni al kaçır bu diyardan, dönüşü olmasın.\nDüşsün bedenime çiğ misali, eşsiz dokunuşların, \nHep yaşat beni göçsem de bir gün deli semalara, ebedi aşkım, \nSeher Yıldızım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hislerim",
        "poet": "Kadir Alaşar",
        "poem": "\n\nAşk şiirleri yazamam sana.\nNe söyleyebilirim ki zaten? \nBen seni seviyorken; \nBaşka bir şey yapamam anlasana.\nYarın kadar uzaklar sana,\nAma dün kadar yakın ellerim,\nVe her saat açan gonca güllerim; \nDeniz kadar saf ve kokusu rana\nAyaklarım her ile sürüklenir peşinden,\nBir koku ki beni ta derinden etkiler,\nYanından geçtiğin tüm bitkiler; \nOnlar bile sürüklenir peşinden.\nNe keder ne endişe kalmaz bende,\nGöz göze gelişimizde yüreğime akan bir nursun,\nDursun bu zaman denen mahlukat dursun...\nGözlerin uzun zaman dolaşsın bu tende.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hislerimde Sen",
        "poet": "Çiğdem Çakır",
        "poem": "\n\nBazı ateşler var, kızıl olan yüreklerde\nSen o sıcaksın, sönmeyen arzularımda.\n\nGeçmişin mavi notalarında şarkım var\nBu izler sensin, gündüzü sevdalarda.\n\nBir çift göz var, dolunay hayallerimde\nGörüldükçe değersin, heyecanlı bakışa.\n\nİğde ağacı buldum, hislerimdir gölgesi,\nSerinliyorum gül rüzgârını okudukça.\n\nŞiirlerimde parlayan gecelerim sen\nMevsimi veriyorsun, her dakikada.\n\n(İstanbul / 22 Nisan 2002)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hislerimi Kağıda Dökemem",
        "poet": "Gökhan Duru",
        "poem": "\n\nHislerimi kağıda dökemem \nÇünkü kağıtlar bile çürür derdimden \nAnlatamam korkarım \nÇünkü sessizlik çöker aniden \nGücüm yok bir adım daha atamam\nYıkılır kalırım; çıkamam kalbinden\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hışmım Sana Değil",
        "poet": "Mehmet Ali Yenidünya",
        "poem": "\n\nDuygular dönüştü söze,\nGözüm kaydı ela göze,\nHayran oldum tatlı söze,\nİnşallah gelmeyiz göze.\n\nYıllarca içimde birikti aşkın,\nTutamadım bendini taştı aşkın,\nAy ışığı gibi aydınlattı şevkin,\nSen yaşattın bu sevgiyi bu senin aşkın.\n\nVarlığın olmasada gönlüm sende,\nYüzünü görmesem de aklım sende,\nDert bende dermanım sende,\nSuyum ekmeğim aşkım sende.\n\nGönül kapımı açtım sana,\nSitem etme ne olur bana,\nHer gün yanım da olsanda doyamam sana,\nSakın sitem etme ne olur bana.\n\nHışmım sana değil gönlüme,\nAlıştım tatlı sözüne gül yüzüne,\nUçan kuştan seni kıskanırım,\nSay bunu sevgime aşkıma\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hislerimle Batan Güneş...",
        "poet": "Aşık Mahmut Çelikgün",
        "poem": "\n\nHenüz daha sabah iken\nHislerimle batan güneş\nKollarımdan yari çeken\nHislerimle batan güneş...\n\nRüyaları bölüşlerin\nSabah cama gelişlerin\nNerde sıcak gülüşlerin\nHislerimle batan güneş...\n\nUmutlar,dökülen yaprak\nHasret sana deniz,toprak\nUfuklardan göz kırparak\nHislerimle batan güneş...\n\nDört mevsimin hoş,anlamlı\nCenk eylersin bazen kanlı\nKalbim yağmurlu,dumanlı\nHislerimle batan güneş...\n\nKulaklarda matem marşı\nİntizarım buldu arşı\nBedduam hep sana karşı\nHislerimle batan güneş...\n\nMahmut'um, gecenin dengi\nSanki kalp de kanlı süngü\nGitmeden grubun rengi\nHislerimle batan güneş...\n\nAşık Mahmut ÇELİKGÜN.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hissediş",
        "poet": "Abdurrahman Özdemir",
        "poem": "\n\nKaba yapı çok inceldi, sese dönüştü.\nSes gittikçe yok oldu, öze dönüştü.\nGörmedim onu ama, biraz hissettim.\nÖnce cisim, sonra ses, sonra öz vardı.\n\nTarifi yok, mümkün değil, bir şey yok sanki.\nNe bir cisim, ne bir şekil, ne de bir tın.\nTınılar, titreşimler, sonra cisimler.\nVe takiben dünya, insan, hayvan..........isimler.\n\n                                              1997\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hissediyorum",
        "poet": "Ahmet Otman",
        "poem": "\n\nSeni sevmek; \nBir tutku içimde.\nTaa şuramda; \nÇırpınışını hissediyorum...\n\nSeni tatmak; \nBir mutluluk içimde.\nTaa şuramda; \nHaykırışını hissediyorum...\n\nSeni duymak; \nBir huzur içimde.\nTaa şuramda; \nSevdiğini hissediyorum...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hisse",
        "poet": "Nail Abbas Sayar",
        "poem": "\n\nGökyüzü bütün renkleri bölüşmüş,\nUmutsuz bir siyah düşmüş payıma...\n\n1973\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hissedilen Mutluluk..",
        "poet": "Mehmet Sever",
        "poem": "\n\nİnsan mutluluğun nefesini teninde hissedebilir mi? Ben hissediyorum.Söylediğin tek bir kelimenle..Hani sabahları isteksiz isteksiz uyanırsın, hava da kapalıdır.Bulutların ardı arkası kesilmeyen kasvetli bir gökyüzü..Sonra öğlene doğru Güneş utangaç utangaç gülümsemeye başlar, ışığını yayar yeryüzüne..Benim için sen de öylesin..O koca güneş gibi ısıtıyorsun içimi..Ellerimi açtığımda parmaklarıma dokunabiliyorsun.O koca güneş gibi..Aşkını öyle dolu yaşıyorum ki..Sonbahar diye bir mevsim yaşamadım sanki..Ağaçlar hiç yaprak dökmemiş gibi; yemyeşilmiş gibi..Baharı yaşatıyorsun bana.Tüm ihtişamıyla..Başıma gelen en güzel şeysin …Şeysin diyorum çünkü; tarifini henüz bulamadım.Bir durum mu, eylem mi? Anlayamıyorum ki! Bildiğim tek şey mutluluğun nefesini hissediyor olmam… Sayende..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hissedilen yazgıdır",
        "poet": "Nazan İzmirli",
        "poem": "\n\nkırık   fincanın \nkulbunda \nhissedilen  yazgıdır\nsıcak  sıcak\n\nbir yudum \nsen. \nbir yudum \nben.\ndudak  dudak\n\ndonduran\ngeceyi\nısıtan\nacı kahveden \nçıkan duman\nburam buram\nözlemleri\ndağılan\n\naffedermisin\nbeni\nbir kahve  içimlik \nuğrasam\n\n19.01.2006-antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hissediyorum",
        "poet": "İbrahim Balic",
        "poem": "\n\n__________________Wek berfê dereng newe (Kar gibi geç gelme)      \n______________________________________Zû were (Çabuk gel)      \n\nAynı anda yağardı kar\n................................Şırnak’ta\n................................Adana’da\nHep sonradan haber alırdık\nKayseri’de de yağmış kar\nDiyarbakır’da da\n\nEn çok alaca karanlıkta severdim kar yağışını\nOturup cam kenarına\nDikerek gözlerimi sokak lambasının aydınlattığı yana\nSaatlerce sanki seni izlermişim gibi\n...................................................izlerdim kar yağışını \n\nYazardı taneler yüreğimin avaz avaz bağırdığı\n.................................................................duygularımı\n\n‘Evîn sînor nasnaki (Aşk sınır tanımaz)                             \nTu çawabî (Nasılsan)                             \nMin welê hez te kirye (Öyle sevmişim seni)                             \n\nSavururdu rüzgâr taneleri\nYüreğimden geçen diğer cümle belirirdi\n\n‘Gözlerin ve gülüşün olmadan yaşayamam\nSebebim olma’ diye\n\nÖylece baka dururdum kar yağışına\nÖylece baka kalırdım güzelliğine\n\nNe diyorum biliyor musun sevgili \nUnutalım her şeyi\nSadece evrensel aşk diliyle konuşsun dillerimiz\nSadece aşkın güzelliğini görsün gözlerimiz\nSadece aşk olsun pusulamız\n\nŞimdi başlamak için doğru zamandır\nArala pencerenin perdesini \nCeyhan’da kar yağmakta hissediyorum\nCizre’de yağdığı gibi\nCeyhan’da kar yağmakta hissediyorum…\n\n______________________18.03.2007__\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hissediyorum",
        "poet": "Ali Esen",
        "poem": "\n\nKalabalıkta yalnızlığı hissediyorum, \nYabancılaştığımı insanlara, \nHüznü derinlemesine hissediyorum\nDökülüyor yağmurlarım ıslak kaldırımlara..\nTırnaklarımın etimden ayrıldığını hissediyorum\nSaçlarımın beni te....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hisseme düşen dünya (II)",
        "poet": "Mehmet Sani Özel",
        "poem": "\n\nToprağın buharı burunlarını sıvayan birkaç ah u enin sırtları çimene, ruhları don-koynek kalmışçasına yayılırlar, yamaca. Onlar gönüllerini kirlenmiş esvap gibi yıkayıp çalı çırpı üzerine asmışlar, güneşin haznedarlığından ölü taklidi yaparak azami miktarda yararlanmaya çalışmaktadırlar. “Dünya yansa bir horum otu yanmayacak! ” cinsinden muhabbet sarmalının cezbesine düşmüş, yelkenlerini hayal aleminin rüzgarları ile doldurup gaipteki bilinmezleri keşfe çıkmışlar adeta. Höt! Diyen olsa her şey bozulacak ama vaziyet hiçte öyle değil. Sanki tabiat ana bu fukarayı kucağına almış, henüz vermediği meyvelerin tadından emziriyor.\n\nEn yakın medeniyet bin ışık yılı uzaklıkta buraya! Süfli düşünceler ayak parmakları arasında biriken kirleri sadece. Göz bebeklerinde karanlık gecelerin umudu olan parlak bir yıldız var, yanıp yanıp sönüyor ve bütün mesafeler eşit yakınlıktan kavrıyor ferhundeliğin iklimini. Zihinlerinde arpalanmış at torbası olmayan seyyahlar, feleğin çemberinden meccanen seyahat ediyorlar. Camın önünde durmakla canana ne kadar yakın olunabiliyorsa o kadar yakınız cümlenin içerdiği asıl manaya. Bir çiy tanesi dokunur dilimize, dişlerimizin keman çaldığı elit ayazı hatıra alırız. Değil mi; Biz hep o çetin kış günlerinde bile ümidimizi yele vermez, inadına bahara kalırız.\n\nYazlık düşlerimi, aklımın bir köşesindeki gardıroba istifliyorum şimdilik. İrkilip nemli bir gölgenin serinliğinden şimşek kıvılcımları ile bütünleşerek, yaşlı bir ağacın kovuğuna yangın oluyorum ben. Yanmadan, tutuşmadan kabuk gövdesinden hayat bulan yeşil budaklar, yağmur çaresizliğe çare oluyor. Göğün çatlamış damarından akan sular, olukları boğup saçaklardan inip duvarları sıvazlayarak, yerde yarım kalmış aşılamaları ikmal ediyor. Yoktan var edenin görünmez işçileri, yivleri ve setleri en ince ayrıntısına kadar yeniden motifliyorlar. Sele kapılmak, içimden gelen arzu! Gövdesi atlastan bir varlıkmışçasına, taştan taşa vurarak yekunu, bir vadinin eteklerine takılıp kalıncaya dek sürüklenerek.,\n\nMistik bir rüyanın, hakikatin perdesine yansıttığı gölgeler, vicahiye çevrilmeye çalışılır, uyanmaya çok yakın zamanlarda. Debelenen köhneler tavandan toprak kurusu döker, dek durmazlığa hediye olarak. Usun heybesinde feragat hissi vardır, kayda değer her ne varsa tümünden. Ve magnezyum yutmuştur tin, öksürüklerinde ormanları tutuşturacak alev kusarak, ıslanmış çamaşır gibi yumuşak tenli bir sahile serilir, çamurlara belenir. İyi pişmemiş bir çiyliğin tadı, damağın aksanını almaya çalışırken, efsunlanmış bir doğa harikasının perçeminden tuttuğunu anlar. Nihayetin son perdesi oynanacaktır belki de, ihtiyatla yaklaştığı böğürtlen, kahkahalar atarak kaybolur kulaklarında.\n\nİstiridye kabuklarında sabun köpükleri patlar. Vadinin çayırlığında yılkıdan özenle ayrılmış tımarlı, sadece yelesinden tutup çıplak binilecek, al doru ve kara yağız atlar. Bir yanı cehennem deresi, metrelerce mesafeden üzerine dökülür çağlayanlar, hayat bulamamış kerih fırsatlar ve kabahatler. Yüzümü güneşe döndüğümde, bütün kapılarını açar özlediğim, murat ettiğim, hasret koyduğum ki, içinde edibeleri olan, Âraf dan can bulan ebedi, sonsuz fırsatlar. Kırılınca, uyanacağım bir kıratlık düşüncenin fay hattı, düşlerimden ben..\n\n(devam edecek.,)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hisseme düşen dünya (I)",
        "poet": "Mehmet Sani Özel",
        "poem": "\n\nKaderi yazan kalemlerin cızırtısı, uykularımın tenine dokunur. Uzak bir coğrafyanın soğuk iklimi, iliklerime kadar işler. Terlediğimi sanırken, üşüdüğümü hissederim. Bir demet müşkülün girdabında, hafakanlar düşer çare ve çıkar yol düşüncelerime. Sağ duyum yeni bir düş aralığında, kucağında bir tomar dosya ile hafızamı silkelemekte olup hiçbir şeyin ne çok bedellere karşılık olduğunu belleğimdeki ekrana dökmektedir. Yine, hisseme düşen dünyanın ziyan göreceğine mutabakat teyidi koymaktayım anlaşılan. \n\nÇayırlar toz çiçeklerini açmıştır çoktan ki, bende bir eli kolu bağlanmışlık hali, istemlerin ötesinde tembellik rehaveti, göz bebeklerimin büyümesine eşdeğer, akamet nüksettirir. Hafızamın bir yerinden açılan koridorda, harından başakların kuruduğu, tanelerin kavrulduğu, elem ve acı kusan bir zaman penceresi açılıverir. Alem, bıçaklarını bileyip hasadını tırpanlamaya başlamışken, benim yoncalarımın bile benim gayretimden ümidini kesmişçesine, yapraklarını karartıp rüzgara vermeye başlaması hazindir. Hangi kıracın kayalıklarında keklikler şakıyorsa, söylenen şarkılar ve lezzet hayalleri bana yabancı ve eldir. \n\nYamaçlarda pare pare yer etmiş, yel tutup dalgalanan buğday tarlaları, güneş bağrına aşk ettikçe, sahibinin geç kalmışlığını, hebayı ve hüznü resmeder. Halkın dikkatini çeken beceri ve başarı tutkunları, geceyi gündüze katıp çalışıp çabalayarak harman sonuna ter dökerken, Hakkın dikkatinden hicap duyan bir mağdurun ruhu, şafak öncesi uykunun en tutkun yerinde aklını zorlamaktadır. Cesetle canın ayrı düşmüşlüğünün çaresizliği inler, fikirler fiillere yalvarır. Destur, yakınla uzak arasındaki ipi, irtibatı koparmıştır. Konu bir bilinmez kudretin amanı ve inisiyatifindedir. \n\n“Ben önceden yaşadım! ” misalleri aks eder, tevatür aynalarına. Ak beyaz kara bakmaktan kararan gözler, ışığa bakarken karanlığın dibini şırınga eder, öngörülerine. Görülen; Atiye cisimsiz bakış açısının koordinatları olup, dik doğru çizgilerin kesiştiği noktalarda yaşanmamış olacakların, şifreleri kodlanmıştır. Elde edilense, bu veri akışının arşivlenmesi esnasında okunabilen, lahuti fizibilitelerin kalın çizgilerle yazılmış satır başlarıdır. Şaşkınlık bir akarsuyun akışkanlığında, taştan taşa yalpalayarak mukadder şeklini alır elbet. Ve su yatağında, arkasında zaman kuvveti oldukça içeriği çamurda olsa arı duruda olsa, ona göre hızlı veya yavaşça akacak. \n\nKarınca yuvasına saatlerce seyre dalarak, o kara kuru yaratıkların, nasıl bir organizasyon ve emir komut hiyerarşisi içerisinde, kainatın kudümüne nasıl bir katkı, fayda sağladığı düşünülürde düşünen düşünülen koloninin elemanları tarafından, düşünce zamanının bir yerinde taciz edilir. Öyle ki, Olmaması lazımdır! dediğiniz her şey nerdeyse hep olması gereken şeylerdir. \n\n(devam edecek.,)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hisset",
        "poet": "Nazan İzmirli",
        "poem": "\n\ntanıdık bir rüzgara rastlarsan\navucuna al hisset...................\nöp  ki   üşümüşlüğü   geçsin\nesmek   kokunu   bana \ngetirmek için..........................\n\nNazan İzmirli -25.09.2005-antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hissetmedi İsen Hayal Kur",
        "poet": "Erdinc Yigit",
        "poem": "\n\nHissetmedi isen hayal kur\nTavsiyem\n\nYa yaşam\n\nKan kokusudur.\nAsker postallarının çiçek ezmesi,\nYa tank sesleri,\nYa mavzer,kurşun,bomba patlaması \nUnutulmicak bir kabustur.\nBir çiçeğin filizlenmesi,büyümesi,\nUmut....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hisseme düşen dünya (X)",
        "poet": "Mehmet Sani Özel",
        "poem": "\n\nAcı ve keder, vadeye kadar olan hayat mücadelesinde düşünen insan için, bina ettiği ömür sarayının inşasında en çok kullanılan malzeme olabilir. Zayıf karakterin kolayına gelen, vakıadan (olan-bitenden)  şikayet etmektir. Haşa, başa gelen menfi (olumsuz)  haller için hiç hak etmediğini söyleyenler, Yaratana sitayişte bulunanlar, hemcinslerinin elinde bulunan mal ve güzellikleri kıskananlar, çekemeyenler hatta daha ileri giderek kendinden üstün varlığa sahip olanlara zarar vermeye çalışanlar, küfredenler, isyan çıkaranlar, bölücüler ve bozgunculuk yapanlar olabilir. Bunların hiç birinden değilim! Bu gün, dün ve daha önceki günlerden takiple gergefine koyduğum nakışların gösterdiği olarak, nasibime düşen manzaraları göreceğime inanıyorum. İkmal ettiğim, edebildiğim kadar mükemmelliği tadıp yaşayacağım. İhlas, samimiyet derecem her ne ise o kadar lezzet alıp haz duyacağım, mutluluk emarelerinden ve avam kabiliyetim kadarda acı ve ıstırap duyacağım, mukadderatın tecellisi olan hüzün getirilerinden. Yani ben evimi, bahçemi düzenleyip süslediğim gibi yarın ve daha ertesi günlerimin getirisini (bir manada!)  kendi cüz-i irademle süsler şekillendiririm.\n\nBir alem veya bir vakit veya bir sayha tasavvur ediyorum; Köşe başlarını bileklerinin gücüyle veya metezoru ile zaptetmiş yada rast gele tezgah kurmuş kişilerin tasallutunda, arı kovanı misali işler vaziyette. İnsanlar çeşitli istikametlere, hızlı yavaş, dolu boş koşturur vaziyetteler. Satan alan, doğruya hile katan, havadan atan tutan ve deveyi hamutu ile yutanlar! İklim hangi karakterde ise o manzaranın müdavimleri o havayı soluyup sürdürmek için yarışır olacaklardır. Hırsızlar, çaldıkları malları kontrolden masum vakitlerde, dürüstlük taklidi yaparak ve avazlarının çıktığı kadar bağırarak pazarlama gayretinde, kelepir tutkunları ise ihtiyaç sandıklarını ucuza doldurma çabasında olacaktır. Orada olduğum kadar o mesafelerin kokusunu ciğerlerime çekeceğim tabidir. Kirli çamaşırlarını bir badem gözlünün çok özel eşyaları gibi satmaya çalışan şarlatanın edebiyatı, onun gözlerine bakarak dinlediğimde, ondan onun çabası doğrultusunda etkileneceğim kaçınılmaz bir gerçek olacaktır. Tanıdık simalar, aşina olduğumuz semboller, aşk ettiğimiz şahsiyetler günün yorgunluğundaki molada oturmuş, Allah’ın işine akıllarınca fikir yürütürler..\n\nYürümek kadar yürümesi gerektiği halde, hal böyle olunca, sürünmek tabi değil midir? Bir ton su ile banyo yapanın susuzluktan, bir ekmek almak için 10 ekmeği mıncıklayanın nezafetten ve gelirinden vergi vermeyenin devletten şikayetçi olması ne fena şeydir! Babil’in medeniyetinde sadece asma bahçelerine önem verdiler. Önemsemedikleri ayrıntıların kesbettiği manzara onları bir çırpıda yuttu! Halbuki insan önemsemesini bilen ve önemsenmesi gereken nadide varlıktı. Yüreğinde hasıl edemediği sevgiyi, marifeti, feragati ve fedakarlığı başkalarından görmeyi alışkanlık ve mizaç haline getirenlere, yedek yüzüm olsa “dostum! ” diyebilirim. Laneteyn bir ihtimamla, bol kazanç umduğum çalışmalarım bana lisanı haliyle, (af buyurun.,)  tükürük atar da ben üzerime alınmam. Neticelerin faturasını şuna buna veya kadere çıkarır, ilimden irfandan ahkam keserim. Oysa ki, nihayetinde kaderin zembereğini kuranda, hasbelkader yine benim. Vurulmaması gereken yer ve zamanda, kuru bir dala bir fiske vururum. Düşen tane yuvarlanır, yuvarlandıkça tomarlaşır, tombullaşan top devasa bir kütle haline dönüşerek önüne gelen hadiseleri harap haline dönüştürür.\n\nHoşuma gitmeyen latifelerin sebebi olarak, hep iki yüzlülüğümü, samimiyetsizliğimi kendime gerçek bahane olarak yakıştırıyorum. Daha iyisine layık olsa idim, daha lütufkar zamanların sülalesinde hayat sürüyor olurdum. Öngörülerim, bilinçaltı şuur kalıplarım hep kendimi öne çıkarmayı, fark edilen, aranan biri olmayı, ayrıcalıklı muameleyi arayıp tercihlerine koyuyor ki, koyuyorsa ve “vah bana! ” yazıklar olsun.. Hangisi Benim: Doğruyu keyfine göre şekillendiren, ahlak ve edep değerlerini içinde bulunduğu duruma göre değerlendiren, maneviyatını asaletinden alarak çıkarı yönünde adaleti ve hakkı tarif ve tedarik eden, saf ve sevecen görüntülü sinsi şeytan mı? Yoksa gerçeğin tokadı yüzünde şakıyınca veya üzerine bir vebal atılınca dili tutulup konuşamayan, kendini savunamayan, lehindeki delilleri karartılan, ancak Rabb’ini vekil tutabilen sade bir kul mu? Azınlığın keyfine haiz veya bireysel emeller uğruna güdülen siyasetler, yapılan propagandalar ve edebiyat, insan eksenli (insanlığın saadet ve huzurunu kast eden)  ideolojilerden olmayıp, şerre matuf, zulmü ihtiva eden, ifrat-tefrit aşırılığından ilhamlı bedbaht gayret ve çabalardır.\n\nOrta yerdeyim; Meşke gidende gelir benden buse alır. Keder yolcuları da uğrar, nefeslerimden solur, yatılı kalır. Yol çatındaki binanın neferi olan her zat, her halükarda yürek hırsızlarına aldanır! \tSineklerin ısrarlı konma isteklerine karşılık, kibarca, “müsait değilim! ” dercesine elinin sallayan şikayetsiz güruh, şemsin ultraviyole ışınları ile cilalanır.  Hastalıklar hastalarının adreslerine son sürat ilerlemekte, yol almakta. Eğer adresini şaşırmış bir illet varsa, korkarım sahibi yanında da olsa sahiplenmez, oda bana kalır! Oyunu kuranlar bozar hep ki, o kadarla da kalsa yine iyi, oyunun ortasında yeni kurallar koyarlar, kazanmak yine kazanmak, yeniden kazanmak, hep kazanmak için. İçimde hicret havası ile dolaşır gezinirim. Yüküm omuzlarımda, nefsim beni yanılttı mı yoksa; Göçebe çardaklarında konakladığımızı söyleyerek? Şimdi ve daha sonra bir hilal görme sevdasına sırtımızı siyah-beyaza vererek göğün koyu mavilerine baktık, gözlerimizi kısarak. Başkalarının Tanrı dediği, bizim “Suphanallah” diye andığımız “Yüce Yaratan! ” bizi kollar mı? Hayır! Ecelle aramızdaki mesafeye (elhamdülillah)  rüşveti ve iltiması koymadık, koymayı da düşünmüyoruz sayılır.\n\nAklı fikri olan, (kendimden başka)  hiçbir yaratılmışa sitemim yoktur! Hak dedikçe haksızlığın nakşettiği şamarlardan yiyor isek hakkımızdır, eyvallah.. Yapmadıklarımız ve düşünmediklerimizle mesul tutuluyorsak, yangına körükle gitmiyor isek, yakışıksız yakıştırmalara muhatap oluyorsak, gonca iken daha gül olmadan soluyorsak, esenliğe eteğimizi açtıkça Huda’dan gelen çileye doluyorsak hakkımızdır, hayra yorarız. Halk edilen erdemin kırıntılarından gönül sarayları kurar, Âraf meralarında düşleniriz. Düdenler ve şelaleler vardır rüyalarımızda. Mülk edinmek ve şöhreti sahiplenmek için değil yarışmak, yarışanları seyredenlerden olmak bile aklımıza zarar verir. Zira biz eksik yaratılmışız! Kayda alınan eksik ve noksanlığımız, kıyamette, herkes hakkını aldıktan sonra, rütbe mesabesinde kıymetlendirilerek takılır omuzlarımıza, diyerek ümit ve temenni ediyoruz. Bitkilerin bitmekte zorlandığı doruk, işgalcilerin itibar etmediği yazı, baharı kıt arazi, tahiyyata oturduğumuzda, dizlerimizi koyacak kadar düz ve birde şükür secdesine vardığımızda alnımızı alacak kadar, bir avuç arazi.. Şükretmek için ne kadar çok sebep var., “Hisseme düşen dünya..”\n\n(hayat devam edecek.,) \n\n\n21.05.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hisseme düşen dünya (IV)",
        "poet": "Mehmet Sani Özel",
        "poem": "\n\nGeçmişi gözlemleyen bir güruhun yanından geçerken, toplu haykırışla hayret nidasına başımızı çeviriyoruz. Genlerimizde kırıntısı kalan merakımızın esaretinde yanlarına sokuluyoruz. Aynı sinema perdesine dikkat kesilmiş, dilimize vuran tat bu sefer çöl kurusu. Evet, oynayan filme bizde şahidiz. Kıtlık ve bereket yan yana. Züleyha, en nadide giysilerini giymiş. El dokuması şallı ipeklerin şeffaflığından vücut hatları daha ziyade cezbe edici bir renk alıyor. “O ona beri gel! ” diye seslenince; Yusuf “Ben Allah’tan korkarım! ” diye ret karşılığını veriyor. Sonrası iftira ve 12 yıl süren zindan hayatı.\n\nYaklaşıp yanına, düğümlerini çözemediğim rüyalarımı tabir ettirsem diyorum Yusuf’a. Yaldızlı tereddütlerim başıma üşüşüyor. Sanki olmadan olacağı bilsem huzurum mu artacak? Hayır! Ben sırra kadem basan efkarımın sükunetinde, yarından ümit beslenerek yaşamayı tercih ederim. Zira deminler de Azrail’in resmini de işaret ettiler ama ben bakmadım. Canımla barışıklığıma son verecek memura sitemkar olmayı arzu etmiyorum. Kaldı ki, düşler ötesi alemin erbabı müşahede ettiği manzaraların hiçbir yerinde rüşvet ve iltimasa tevessül etmediler. Merak ettiğine vasıl olmayan hiçbir meraklı görmedim, çünkü her tin, elini uzattığına vakıf oluveriyordu.\n\nHarman tozunda burun delikleri çeper tutmuş bir çocuk, yalın ayak dövenin üzerine yığılmış, ikindi serinliğini iple çekercesine elindeki sopayı sapa-samana vurarak, öküzleri değil de adeta zamanı hay haylıyordu. Bilmiyordu, toprak ve onu ikmal eden madensiler ne kadar saf ve ne kadar tabii. Bildiği gördüğü, yaz boyunca yakınlarının yanına gezmeye gelen, kısa pantolonlu ve tişörtlü bebelerin güler yüzü, hayretli bakışları ardındaki gizem ve bu görüntüyü veren yaşama olan heves, özlemdi. O bu başıboş gezen çocukların daha şanslı olduklarını ve daha mükemmel bir hayat sürdüklerine inanıyordu. Kemerlerinin altına sıkıştırdıkları çizgi romanları eline geçtikçe zevkle okuduğu ve kent yaşamına olan arzusunu bir kat daha artıran, bir başka çekici taraflarıydı.\n\nDilleri değirmen taşı gibi ağır insanların kapsama alanından çıkmak, esaret altındayken ne büyük ütopya! Bence özgürlük (akıl ve vücut sağlığı)  cennet yaşamı için verilen avans, önkoşullu ödeme ne var ki, biz aldığımız avansın verdiği rehavet içerisinde borçların vadesini unutur, gerçekle yüzleştiğimizde yalan yanlışa itibar ederek yangına tutuşuruz. İnsanı tarif eden levhalara baktığımda, insana ait olmayan bir dizi ayıpları huy edindiğimizi anlıyor ve suçlanarak yüzümün kızardığını belli etmemek için yere bakıyorum. Sırf insan olmaya çalıştıkları için ayıplanan, deli diye vasıflandırılan kişilerin çetelesi ne çok kabarık! Burada aklını okuyan bir çağırıcı şöyle diyor; “Bütün işler dilin laf üretmesi ile başlar. Söylediğinize dikkat edin, sözlerinizin hesabını verecek olursunuz! \n\nMozart’ın yazdığı konçertolar, ses perdelerine olan ilgisi ve yeteneği, onların bir çırpıda ahenk içerisinde üflenmesi neticesinde ritme ve estetiğe olan açlığımızı doyuruyorsa, bir adım daha ileri gittiğimizde istinatların, ilk hareketlerin ifade ve okunuş şekline de bir o kadar ilgili duyuyoruz. Bir lokma yiyecekle hayata dönecek kimsenin açlığı kadar iştah ve istek var bazı kriter düşkünü bilgi tiryakilerinde. Onlara hayran olmamak mümkün mü? Değil yanına yaklaşmak, henüz istikametinizi doğrulttuğunuzda, siz demeden o size merhaba diyor. Onun için midir diye soruyorum, kendi kendime; Gönül zenginlerinin hiç birikmiş parası olmaz! Zira işleri dünyayı değil, zihinleri mamur etmektir. Böyle yürek ustalarına ebedi öğrenci olmak iştiyakı var içimde.\n\nÜcret ödemeden, temizini alıp kirlenmişini aynı ortama koy verdiğimiz bir tek hava var. Bedava olduğu için oksijen üreten çevrenin diri ve canlı, tabii tutulmasına pek önem vermiyoruz. Halbuki maddenin bölünmüşlüğü sırrında, bize şen şakrak şarkıları söyletme hevesi ve arzusu bile hava şartları vasıtası ile alıp veriyoruz. Makro düzeyde pek etkisinin olmadığı hesap edilen afaki bir hapşırma, mikro alemde tufandır belki. O nedenle, hesapsız (sorumsuz)  yaşamak mı? Hayır! Zaman, çağ beni neresinde bezm’ine almışsa, bezginlik göstermeden, düşe-kalka da olsa tabiatı tabiatına uygun olarak anlayıp okumak için çalışmalıyım. Düşündükçe varlığımın ağırlığını hissediyorum..\n\n(devam edecek.,) \n\n05.05.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hisseme düşen dünya (V)",
        "poet": "Mehmet Sani Özel",
        "poem": "\n\nTırnaklarıma bakarken, etrafı surlarla çevrili bir kaleden, kulağı göğün tavanına dayalı bir dünyaya uzanıyorum. Cüssem eskimiş bir ceket gibi, soframdaki sıcak çorbanın içindeki kaşığın sapına yığılıp kalıyor. Kalaylı tasların yansıttığı ışık, iliklerime çörekleniyor. Mecbur tutulduğum mekânlarda ruhsuz dolaşan bedenim, cibilliyet sırlarına vakıf olmak için sazlıkların sözünden mehteran marşlarının nakaratında ders dinliyor. Ney üflemelerine rastlıyorum, Mevlana’dan. Metruk bakışlı kır sofileri, tepemdeki dumanı sezercesine yüreğime su serpiyorlar. Sükûn helvasını paylaşan dervişler, öğünlerine buyur ediyorlar beni. \n\n Saadet hanelerinde ikamet eden insanların yüzüne, tatlı bir tebessüm nuru döşenmiş. Tinimin gırtlağı kuruyor, lebiderya konakların dam ve duvarlarında kuş evleri ve evleri çepeçevre kuşatan botanik güzellikler. Muzaffer edalı gılmanlar, müvekkilleri namı hesabına kudret bankalarına gam verip vefa tuzu yalıyorlar. Sevgililer, sevdasından muzdarip olduğu eşlerinin avuçlarından kevseri yudumluyor. Devekuşlarına eyer döşenmiş, akşamla sabah arasında bir ikram alacağı olanlar, bakış hızına müsavi gidip geliyor. Burası da bir yamaç ve bütün bu anlatılanlardan çok daha mükemmeli şu kaldırım taşında oturan kimsenin yüreğindeki âlemde yaşanıyor.\n\n 3o bin aç ı birkaç yıl doyuracak değerler vererek uzay turu yapan faniye gam. Ben açlığı ve sefaleti düşünürken, lüks içinde yaşıyorum! Üstelik o dünyanın kimyasını kullanıp altınlarını elde etse yinede “Sidre-i Münteha’yı” göremez. Fezadaki yolculuğun amacı yeni bilinmeyenlere ulaşmaksa, yediğin içtiğin yurdun düşkünlerini dik tutamadıktan sonra, biriktirdiğin sermayeyi kimlere keşide ediyorsun? Sormayacağım; Tırnaklarımdaki bulutları süzerken, hangisi yaşamaktır? Diye.. Son gördüğümde bir eli yağda olanlar, dünyanın bekâretine tecavüz planlarını düşlüyordu. Dün, azgınlıklarından dolayı helak olan kavimlerin kıssasını okuduğumda, tüylerim havadaki statik elektriğe kontak kurdu. Ya çok nemli soluyorum veya kâbuslarımın kapısı ardına kadar açık.\n\n Ayağı takılıp düşmüş veya düşürülmüş bir kimsenin doğrulmaya çalışması tehdit olarak algılanabilir! Kara Afrika’yı yüz yıllardır sömüren emperyalistler, o siyahî yekûnun bilgiden hissedar olmasını ve önünü görmesini asla arzu etmezler. Aydınlanan zihinlerin, haksızlığa geçit vermeyeceklerini bildiklerinden dolayı, doğanın güzellikleri ile beledikleri zehri, belleklerine enjekte ederek uyuturda uyuturlar. Bir Habeşli sıvacı diyordu, sırtı Cebel Ömer’e dönük; ”Kâbe’yi zenciler yıkacak! ” Üzerine reva görülen zulmün bir zayıf yerinden fırlayıp kalkarak, önüne ne gelirse (hafazanallah)  yakıp yıkacak. Dönüp bana da sormuştu; Siz bizim ekmeğimizi çalarak refah içinde yaşayanları, batıyı taklit ediyor musunuz? .. O günden sonra kıblegahın önünde bir muhterem beni ikaz etmişti; “Okumak sünnet dinlemek farzdır”, diye..\n\n  Miladı 1873’tür hicretin, Dağıstan’ın Buhsenak kasabası Sandra mezrasından, Yahya, İsmail ve Şemail bir yolunu bulup Rus zabıtlarından pasaport alarak yollara düşerler. Hedeflerinde rüyalarında bile görmekte zorlandıkları, Devleti Ali Osmanlı vardır. Bin bir meşakkatle, bir dizi can ve mal kaybı ile, Şama gitmek niyetinde iken bir bölük Lak, konaklandıkları Sivas/Şarkışla/Baltalar köyünde, arazinin sahibi Ermeni vatandaş tarafından, hisselerine meccanen arazi ihdas edilerek ikna ile ikamet edilirler. Yakın tarihlerde ibretle izlediğimiz ve kanımızı donduran dil, din ve isim değiştirme zulmü zorbalığı ve soykırım uygulanmaktadır, Kafkas halklarına. Öyle bir kara kâbusun son çaresidir soylu bir medeniyetin bağrında vefa görmek. Kıtalardan kalkıp gelen binlerce muhacire kucak açan geçmiş nesilleri rahmet ve minnetle yâd ediyorum.\n\n Kanatlıların göç yollarında konaklama şartlarına müsait özelliklerde tabi doğal harikalar vardır. Bu enfes güzellikler çeşitli sebeplerle, insan eliyle harap ve heba edildikçe, yaratılışın yüzümüze gülümsemesi donuk, mat bir şekle bürünür. Sonra erdemden verese olmayan, çağdaşlaşma adına kökü topraktan beslenen onlarca canlının hayat hakkını kesen, varlığın aslını bırakıp teknoloji marifetiyle üretilen kopyalarına hayranlık besleyen ve diğer eliyle bal tutan bir kısım zevat küresel bozulmadan ve sair şikâyetçi olurlar. Akıl daneleri menfaat odaklarının adamı olan toplumlar, hırgür içerisinde gün süredururlar. Bozulmaya en müsait zemin, gevşek, sürekli kurcalanmış, ayrıştırılmış, irdelenmiş, ayrı türlü isimlendirilmiş toprak karakteridir. Kireç badanalı duvarlar, plastik boyalı damlardan çok daha üstün karakterde tabii ve doğaldır.\n\n(devam edecek.,) \n\n06.05.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hissetmek",
        "poet": "Tansul Baykal",
        "poem": "\n\nHissetmek güzel,\nyaşadığına dair.\nacı çekse de bazen\nhissetmek güzel\nAşk \nruhlardan bedene...\ndökülecek kelimelere.\nOyuncak olacak o duygular,\nferyat edecek bazen de.\nAsla gam yemeyecek,\naşkı hep hissedecek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hissetmek",
        "poet": "Elazığlı Mustafa Kaya",
        "poem": "\n\n‘’…gözler kör olmaz, kalpler kör olur..’’ hac – 46\n\nbir karınca\nbir arı\nbir örümcek\nashab-ı kehfe bekçi olan köpek\nYunus’u yutan balık\nSüleyman ‘ın hüd hüd kuşu\nSalih’in devesi\nMusa’nın asası\nNuh ‘un gmisi\nİsa’nın eli\nMuhammed’in (sav.)    kitabı\nbilmek değil sadece\nbilgi marifet değil\nanlamak, inanmak gerek\ngörmek değil \nkavramak.. hissetmek önemli..\n\nMustafa kaya\n18.10.2005 / Üsküdar\nwww.mustafakaya.net\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hissetmek Bölüm 2",
        "poet": "Aydın Zeybek",
        "poem": "\n\nAydınlanan sokaklar hiç bir şeyi değiştirmiyor. Bedenlerin yaptığı kuru kalabalık her yeri kaplıyor. Bir bankın üstünde kat kat giydiğim giysilerin içinde, çıplak bir yalnızlık gibi üşüyorum neden? Herkes farklı bir telaş içinde.. Hayatın işleyişi birden ileri sarılan video kaset gibi hızlanıyor. Çok yoğun ve stresli insanlar kendiyle yüzleşmiyor. Bunu anlıyorum. Ne kadar çok sevse de sevgi sözcüğü kullanmaktan bi haber insanlar, ruhunu kaybetmiş, biliyorum. Neşeli görünüyor bazıları, sevinç naraları atıyor sahilde yürüyen sevgililer. Ama sessiz çığlıklar atıyorlar, duyuyorum! Kimse anlamıyor mu beni? Bir tek ben mi görüyorum?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hissettim Ben ",
        "poet": "Hacı Gürbüz",
        "poem": "\n\ntanrı inanç\naldığın nefes \nvicdan aşk sevgi\nhasret ve özlem\ngözle görmez\nelle tutulmaz\nhissedersen yaşarsın\nancak bunları.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hissetmek  Bölüm 1",
        "poet": "Aydın Zeybek",
        "poem": "\n\nHissedersen, hissettirirsin. Hissettirdiğini, hissedersen. Hissettiğini, hissedersin. \n\n          Hissetmek...\n  Bu konudaki sınırsız düşüncelerimin bende uyandırdıklarının ve kalbimdeki yükünün bir kelimenin omuzlarına yüklenmesi ne acı. Karanlık bir sokakta tek başıma yürüyorum. Sadece kendi adım seslerimin yankılandığı gecede, içimden mırıldandığım şarkının, içimdeki seni uyandırması ne garip. Elbet terk edilecek caddelerin dolması neden? Sessiz bir gürültüde sokakların çığlıklarını duyuyorum. Etrafımda neşe çığlıkları atan insanların, maskeleri düşüyor karanlıkta, acıları görüyorum... Böylesine kaybetmiş mi ki ruhum bedenimi? Bir türlü kendimi bulamıyorum... Her köşe başında varlığımın derinliğindeki insanları görüyorum... Ne çok sen varmışsın bende? Her telde inleyen kelimelerin hissettirdikleri ve ona eşlik eden duru bir ses, sessizliği bozuyor. Kendimi ben de anlamıyorum. Bir tarafta artık ben olmuş sen ve senin verdiğin acılar, bir tarafta bir düğün ve kendini bulmak isteyen bir beden... Tüm bu sorunların çözümü yok, neden? Sabahın ilk ışıkları kaldırımlara vuruyor. Gözlerime yeni uğrayan uyku uzun sürmüyor. Sıcaklığıyla kucaklayan güneş ve ışıklarının gözlerime verdiği hafif ağrıyla uyanıyorum.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hissim",
        "poet": "Altay Taşkın",
        "poem": "\n\ndağ yelelerinde\ntoz oldum uçtum\nkanatlarımı açtım\nkuş oldum baktım\nözgürlük yollarında\nkuyruksuz uçurtmaydım\ntaşlara başımı vurdum\naşk yollarında sarhoştum\nmola verdim ayıldım\n\ndağlar tekmeledi sinemi\nözgürlük beledi bedenimi\naşk susattı yüreğimi...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hissiz Adam",
        "poet": "Hüseyin Dikmen",
        "poem": "\n\nAynamın karşısına geçip de her gün\nGörürüm ben bir adam, hepsi bu kadar\nO ne mutlu, ne üzgün, ne dost ne küskün\nYüzünde ne tebessüm, ne gözyaşı var\n\nOlurken sırılsıklam her yanım terden\nBu adamı görürdün açılsa perden\nGeçen her dakikası kalbine zarar\nYüzünde ne tebessüm ne gözyaşı var\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hissiz Hiç",
        "poet": "Taner Gül",
        "poem": "\n\nBeklentili zamanda kaybolan hisler...Bir sahil kenarında dalgalara teslim edilen, yağmurlu bir günde seyahat edilen arabanın camına bir buğu olarak emanet edilen, parmak ucu dokunuşlarıyla anlamlandırdığımız hisler...Gri sokak kaldırımlarında renkli düşleri terkeden soluk ifadeler...Tarısını kaybetmiş meleklerin, elindeki şarap şişesini parçalayan çığlıkları...Gözyaşlarının eskittiği sokak kaldırımları...Yağmur altında yürümeyi, rüzgarın tenimden geçmesini özledim...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hışşşşşşşşşştttttt susssssssssssssss diyorum",
        "poet": "Ercan Tunç",
        "poem": "\n\nneyin ne olduğunu bilmeden konuşanlar,\nşimdi susuyorlar...\ndil onlara hak ettiği cezayı verdi,\nşimdi ise susmanın sanat olduğunu düşunuyorlar\nkaybetmeyi kabullenmemek için,\n\nama bilmiyorlarki...\nkazanmakta,kaybetmekte\ntanrının bize bir lütfudur...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hissini Geçiştirmek",
        "poet": "İsa Yazıcı",
        "poem": "\n\nYoksulluk içinde bulunmak; \nDayanılmaz derecede.\nPek az\nYemek, içmek,\nAçlıktan ölmeyecek kadar; \nNefesi kokmak.\nGözü dönmüş\nBir halde,\nBir evin\nMutfağına girmişti.\nGözü veya\nGözleri kararmak\nVeya dönmek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hitap",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nHa yaşamışım sensiz, ha ölmüşüm ne çıkar,\nTiranın ellerine, saldın beni nazlı yar.\nCenazemi sen kaldır, ne olur öldüğüm gün,\nYeşersin mezarımda,  güller Mahşere kadar.\n\nMart 1987 / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hıyaban.",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nDerme  çatma  idi  bülbülün  yuvası\nbir  ikindi  sonrası\nçomak  soktu  felek\n\nbu  ay  Ekim  ayı  değilmiş\nH/Ekim  ayı imiş demek\nruhuma  doktor  arar\nsarar  yar sarar tetikçi  gözleriyle\nihaneti  giydirmiş  sözleriyle\n\nşimdi  Eliften  baya  geçtim\nbir  ağaçmışım  içten  içe çürümüş\netrafımı  yaban  otlar  bürümüş\ngarip  gıraba\nkanar mı  gönül gördüğü  her  seraba\ngördün  işte  suretimi\nyıkık  haraba\nyetiş  ey\nbad-ı  saba\n\nbülbül  ne  gezersin dalımda\ngül  sanırsın her  rengi  alı\nkonma  bülbül  konma  dalıma\nsende bilmiyorsun ki\nkim  Menevşe\nkim  gül/müş\n\nbu ay  Ekim değil\nH/Ekim ayıyımış\n\ntetikçi mi  tuttun ey  yar\nzalim  gözlerine\nihaneti  giydirip te sözlerine\naşkı  vurdur  vuracaksan benim  yerime\n\n14/Ekim/2010/Bodrum\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hissiz Olurlar",
        "poet": "Sinan Karakaş",
        "poem": "\n\nİhanet edenler yüzsüz olurlar,\nKonuşurlar doğru sözsüz olurlar,\nPişmanım dese de, sakın inanma,\nNe yazık ki onlar hissiz olurlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hitit Güneşleri",
        "poet": "Mustafa Üstün",
        "poem": "\n\n\tOnlar \n\tAlaca höyükden çıkarılmış \n\taltın yontuları gibi\n\tsapsarıydılar.\n1.\nDağdan \nleçekleriyle inerlendi kente \nallı pullu giysileri vardı.\n\nSaçlarını saklamazlardı \nSanki \nAraptan önceki \nzamanlarda yaşarlardı.\n\nSapsarı\nsırmalı yelekleri \nve gökmoru tumanlarıyla Onlar \nHitit güneşini andırırlardı.\n\nKollarında çepükleri \nheybelerinde kete \nbez almak için \ngaz almak için \npestil satarlardı \nbal satarlardı.\n\n2.\t\t      \nTunç takılarla donanık \nboyunları \nelleri\nOrta Asya resimleri gibiydi\nve hapsi ladiniydi.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hitler ve Amerika",
        "poet": "Basri Turan",
        "poem": "\n\nÜstümüzde esen savaş yelleri,\nKesilmiş yurdumun bütün yolları.\nKuyruk acısı var emperyalizmin,\nSevr’i dayatmaktır tüm emelleri.\n\nSanma savaş Irak ile kalacak,\nBu gidişle sıra bize gelecek.\nHayalini kuruyorlar durmadan,\nTürkiye yıkılıp viran olacak! \n\nMarşal yardımıyla başladı bu iş,\nKapıldık Türkiye’m, gidiş o gidiş.\nYükseliyor yurdun dört bir yanından,\nBağımsız Türkiye diye haykırış.\n\nTezkere geçmedi, bize darılmış,\nIrak petrolüne fena vurulmuş.\nKülâhıma anlat sen o yalanı,\nZorla demokrasi nerde görülmüş? \n\nUçak gemileri ne de harika,\nNe ev koydu sağlam, ne bir baraka.\nİki zalim gördü bu yaşlı dünya,\nBir Hitler belası, bir Amerika.\n\nHer çıkışın bir de inişi vardır.\nKötülük kolaydır, iyilik zordur.\nUğraşma boşuna, vazgeç sevdandan,\nAl git askerini, bu zulmü durdur.\n\nSalya dolu dünyanın dört bir yanı,\nVarlık sebebidir mazlumun kanı.\nKuduran köpeğin nasılsa sonu,\nÖyle bir akıbet bekliyor onu.\n\nSen! Ey Amerika! Büyük sahtekâr,\nDavranma dünyaya böyle tehditkâr.\nBitirecek seni mazlumun ahı,\nBatacaksın bir gün, sen her halükâr\n\n20-03-2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hıyanet",
        "poet": "Mehmet Faruk Sepici",
        "poem": "\n\nDağda karanlık mağaralar, dehlizler, inler,\nSinmiş karanlıklara ondan kara hainler,\nBu millete ihanet eden ama mutlaka,\nHem dünyada, hem ahirette inler ha inler,\n17.11.1989\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hıyanet",
        "poet": "Resmiye Mümün",
        "poem": "\n\nBaşımda uğuldayan fırtınalar\nGözlerimde alabildiğine kar\nAdın dudaklarımda donakaldı\nKalbimi kapladı dev buzullar\n\nŞimdi mevsimler kızılca kıyamet\nŞiirimin dili aşk ve ihanet\nSevdam gökyüzünde asılı kaldı\nGözbebeklerinde gizli hıyanet\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hıyarname",
        "poet": "Abdurrahim Karakoç",
        "poem": "\n\nBelli vazifesini yapmış Bostancıbaşı \nSabahleyin baktım ki hıyarla dolmuş çarşı \n\nDizilmiş tablalara uzunu ve kısası \nKurmuşlar hal içinde maruf hıyar masası \n\nHıyar deyip geçmeyin, şifadır çok maraza \nKoklatırsınız kurda, yedirirsiniz kaza \n\nHıyarın pörsümüşü çobana azık olur \nTazesi, endamlısı çadıra kazık olur \n\nHıyarın çaparı var, beyazı, langası var \nPazarlarda bölüğü, bakkalda mangası var \n\nAl küçüğü turşu kur, büyüğü salata yap \nKırk dört santimliğini kamyona balata yap \n\nMemleket baştan başa hıyar tarlası gardaş \nBu toprakta yetişir hıyarın hası gardaş \n\nSeyreyle hıyarları sabahın seherinde \nAltmış okka vitamin dans eder beherinde \n\nSeracı hıyarları cılız ve kısa olur \nMedya suyu verince topala asa olur \n\nHıyarın kıymetini bilmemek nankörlüktür \nHalka hıyar dağıtmak en büyük bonkörlüktür \n\nÇiçeği burnundası makbulmüş bir zamanlar \nHıyardaki hassayı bostancıbaşı anlar \n\nDerler ki, hıyar taze, hıyar ucuz olmalı \nHıyar seven adamda beş çuval tuz olmalı \n\nNerde konuşan hıyar, nerde yürüyen hıyar \nPeşinden milyonlarca dâhi sürüyen hıyar \n\nGün gelecek hepsini göreceksiniz elbet \nHer hıyara statü vereceksiniz elbet \n\nBelâgatı yükselir hıyar yiyen adamın \nRuhuna revnak gelir hıyar yiyen madamın \n\nGünümüz hıyar kesme, hıyar soyma günüdür \nVatan-millet aşkıyla hıyar oyma günüdür \n\nKral sofralarına lâyık olmalı hıyar \nSiyaset denizinde kayık olmalı hıyar \n\nKalkınacak bir ülke hıyar ihraç etmeli \nYetişmiş hıyarları başına taç etmeli \n\nHıyar seminerleri yapmalıyız durmadan \nKuru hıyar evlâdır baldan ve kavurmadan \n\nBırakın çağdaşlığı, bırakın sağı-solu \nToprağımız mümbittir, her taraf hıyar dolu \n\nÇıktık açık alınla hıyarlar bostanından \nAlınmasın kelekler bu hıyar destanından \n\nSelâm olsun tablada, dalda yatan hıyara \nSelâm olsun alkışa göbek atan hıyara \n\nSelâm olsun toprağa ve suya ve gübreye \nHelâl olsun besteye, helâl olsun güfteye \n\nTazelendi bilcümle hıyarların şerefi \nNe mutluluk bizlere, tutturduysak hedefi.\n\n15.8.2002\n(Parmak İzi)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hızar",
        "poet": "Sezai Güler",
        "poem": "\n\nYılı ellili yaşların merdiven dip ucu\nOtuz nisan ve yine uğursuz bir pazar\nGüneş yine ölü bir doğumun yorgunu\nBen çiçek açmış odun, aşk katilim hızar...\n\n30.4.2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hızır",
        "poet": "İzzet Kocadağ",
        "poem": "\n\nYetiş imdada yetiş, neredeysen ey Hızır! \nYârim ele gidiyor, telli duvağı hazır.\nKahrımdan ölüyorum, elden bir şey gelmiyor,\nYüreğim kan ağlıyor, kimsecikler bilmiyor.\nBenli Boz’a bin de gel, kalma sakın yarına,\nSenden medet umarım, kapandım yollarına.\nBen onsuz yaşayamam, her günüm olur kahır,\nÖlürüm geç kalırsan, tez gelesin ey Hızır! \n\n26 Aralık 1988 Pazartesi / Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hıyar arş i",
        "poet": "Mehmet Halil",
        "poem": "\n\nTembel öğrenci en arka sıraya kaçar\nBatmak istemez gözlere\nUtanır da tembelliğine\nÖn sıralarda oturur ataklar\nÖndekinin arkasında,\nKopya çekmek için hazırlananlar.\nKutsaldır hıyararşi\nOnaylar itaati.\n\nÖğretmenin gözü önünde\nKalkıp tahtayı sildi ön sıradaki\nDiğerleri öyle çaresiz ki\nArkasındaki atıldı öne,\n‘’Ben de seninleyim be! ’’\n‘’Seninleyim’’ dedi\nOrtadakine \nHaziran hareketi\nİşçi hakları geri alınmış gibi…\nBeraberler mitingde\nKime karşı ise…\nUygun adım marş! \n4 Temmuz Perşembe.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hızır",
        "poet": "Ozan Efe",
        "poem": "\n\ndin dil dönmezse\numarsızlık içinde\nsar sarmalan ha\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hızır",
        "poet": "İkram Gökhan Akcebe",
        "poem": "\n\nKüçücük kuşu, bir avuçluk canı,\nKabına sığdıramadığım yüreğim\nKimden, neden cesaret alarak,\nBir kış günü, dışarıya bırakmış? \n\nÜzüldüm inan çok pişman oldum\nÜşüyeceğini düşündüm, ağladım\nHızır, Musa gibi soruyorum sana,\nOnun özgürlüğü, benim pişmanlığım mı olmuş?\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hızır",
        "poet": "Mahmut Cantekin",
        "poem": "\n\nHızır geldi ayağına,\nAçtı sana cömert eli…\nHazır değil dayağına,\nKara kedi namert yeli…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hızır dermanı",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nHızır dermanı\nİğne hap kullanmanın yanında\nHasta üzerinde en küçüğünden bir kuranı kerim taşır her ezanda ezan duasının yanında bir fatiha üç nas duası okur hasta engelli yetim öksüze üç günden üç güne\nBir ekmek parasından az olmayacak şekilde sadaka verir kalkamayacak hale geldimi hasta kurban keser\nEvin yemek artıklarını su uçan yüzen yürüyen hayvanlara akşam ezanından akşam ezanına verir\nArt niyetten kötülükten uzak durur biliyorsa hızır namazını islam dini namazından sonra kılar\nHazreti hızır\nSedat hünkar\n(Karamecnun delioğlan)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hızır eybekedde",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nSevabı çok olan insana gelir\nHızır eybekedde nur cennet canlı\nYapar deli akli akliyi delir\nHızır eybekedde nur cennet canlı\n\nBir ismi dört isim okuyup yazar\nGünahta hastalık insanda azar\nDüzeni yuvayı yapıp ta bozar\nHızır eybekedde nur cennet canlı\n\nNur cenabı kitaptır kitabı\nBir isim dört isim okunur\nHarf içine harf yazılır harfin içindeki harften okuma başlar\nCenabı hakkın ilah nur cennet canlısıdır\nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hızır halifeliği",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nHızır halifeliğinde art niyet ve günah işlemek haramdır hızır halifeliğinde yaşarken cennet ahret insanı olmak rüya vardır hızır halifeliğinde hızır cebrail mikail israfil azrail\nhakzır cennetzür ırzür şerefzür adaletzür yazır küzur kıyametzür allahullah vardır hızır halifeliğinin başındaki kişi hıdzırellezdir hızır halifeliğinde allah dinb,ilimi \nallah lisanı allah nur lisanı cenabı lisan cennet lisanı vardır söz şiir yazılır iş vardır hızır halifeliği allahtandır cennet parmak tırnak saç beden gölge alfabeleri vardır\nyoksullara yardım oruç namaz ezan vardır yaban evcil hayvanlara bakılır\n\nSedat hünkar\nCENNET AHRET ŞAİRİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hızır ı İlyas Öldü mü",
        "poet": "Yakup Onat",
        "poem": "\n\nAyrılık acısı darda bırakmaz mı? \nHızır-ı İlyas öldü mü,kaldı mı? \nGonCadan gülden tatmadan\nGöçüp gitmek bu dünyadan\nSor bir hele adalet mi hak mı! \n           22.07.2012,Pazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hızır küzur yazır kul",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nHızır küzur yazır olmuş olan hastanın malını parasını almayın yaptığı işlerden sorun yapın diyorsa yapın yapma diyorsa yaptığı\nİşleri yapmayın\n\nHızır olmuş kulun malını çalma\nBaşın derde girer hasta olursun\nKüzur kulun hakkı elinden alma\nBaşın derde girer hasta olursun\n\nYa sen ya soyunda derdi bulursun\nYanında noksan bir ferdi bulursun\nKendini cehennem yerde bulursun\nBaşın derde girer hasta olursun\n\nBulur o ah yıllar geçse aradan\nYaşarsın gün gelip günler karadan\nDermansız dertlere karar yaradan\nBaşın derde girer hasta olursun\n\nHızır kulun yapıp ettiği hakkın\nKüzur kulun yapıp ettiği hakkın\nYazır kulun yapıp ettiği hakkın\nBaşın derde girer hasta olursun\nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hızır kurtar",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nBizlere gelecek çağ hızır lazım \nArşta dert olacak gelecek çağda \nGünahsız birinin durması lazım \nArşta dert olacak gelecek çağda \n\nKurtarması lazım hayvanla kulu \nDünyayı olacak afatın bulu \nHızırı olmalı biri o ulu \nArşta dert olacak gelecek çağda \n\nBiri ne hayvan ne insan vurmalı \nZinasız hayvan kul haksız durmalı \nBozulcak düzeni yeni kurmalı \nArşta dert olacak gelecek çağda \n\nAfatlar yapacak tüm dünyayı sar \nHızır olup biri yapmalı kurtar \nHasta gezdimi kul haktan yardım var \nArşta dert olacak gelecek çağda \n\nHakkın emrettiği şeyler yapmalı \nHer ezandan sonra hakka tapmalı \nHızır olup haktan çare kapmalı \nArşta dert olacak gelecek çağda \nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hızır küzur ermiş peygamber",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nHIZIR ERMİŞ PEYGAMBER\n\nPeygamber yaradanın etinden kemiğinden bir parçadır\nErmiş yaradanın canından bir parçadır\nHızır küzur aleyhisselam yaradanın nurundan canından etinden kemiğinden bir parçadır\nNot hızıra küzura kötülük yapan hızırın küzurun hastalığı neyse onu olur\n\nPaylaştığım dini bilgiler kırk yıl evvel 91 92 94 yıllarında bir hocadan edindiğim bilgilerdi kişi hızırdı küzurdu\nSedat hünkar\n(Karamecnun)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hızır peri",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nPeri nur cennetten gelip de gider\nHer bir vakit ile hızır periler\nHayıra belayı çelip de gider\nHasta iyi eder hızır periler\nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hızır melek",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nKula gelir iki ezan arası\nNur cennet denenin hızır meleği\nSevap yoksa verir bahtın karası\nNur cennet denenin hızır meleği\nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hızıra bağlı hasta vurma",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nHızıra bağlı hasta kulu birisi vursa\nHastanın yaptığını yapacağını yapar\nHastanın yaptığına birisi karşı dursa\nHastanın yaptığını yapacağını yapar\n\nHastaya şerler yapan onun illeti tatar\nHızıra bağlı hasta misali hasta yatar\nHasta neye ne katsa onu onlara katar\nHastanın yaptığını yapacağını yapar\n\nKul hastada kurulu çarkı kendine kurur\nHızıra esir düşüp emrini yapıp durur\nHastaya baş vurduğu şeye kendi baş vurur\nHastanın yaptığını yapacağını yapar\nSedat hünkar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hızıra kötülük yapmak",
        "poet": "Sedat Hünker",
        "poem": "\n\nHızıra kötülük yapar ise kul\nNe akli ne deli olup ta gider\nHızıra hastalık iter ise kul\nNe iyi ne kötü olup ta gider\n\nHızırın çarkını bozar ise kul\nHızıra kara baht yazar ise kul\nHızıra mezarlar kazar ise kul\nNe ölü ne diri olup ta gider\n\nSedat hünkar\n(Karamecnun)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hızırlı..",
        "poet": "Hüseyin Demircan",
        "poem": "\n\nülkemiz kral padişah\nsadrazam ile vezirli\nnerde dahi gibi zeki\nekseri zihin özürlü\n\nkavga edip atışacak\nve siniri yatışacak\nışıl ışıl tutuşacak\nşöyle çıra yok mezirli\n\nkalmaz geçse bir kaç evre\ntehlikesi kısa devre\nmolotofa kor paçavra\nçevre mazarat muzurlu\n\nkimi deist kimi dinci\nkimi çinko kimi inci\nHarlem içre garip zenci\nbile bizden çok huzurlu\n\nya yapar acele darbe\nya girer savaşa harbe\nşimali cenubu garbe\nkurban adağı nezirli\nr\nsonra bırakır şakayı\nçözeriz nice vakayı\nkurtarır kolay yakayı\nyetişir ise Hızırlı..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hızlı B itti",
        "poet": "Murat Haydaroğlu",
        "poem": "\n\nHırsızlığı sanma bize okuttun \n Millet meclisini güzel uyuttun \n Bu işin bil sonu yargı unuttun \n Adalet kalkınma çok hızlı bitti \n\nBakan olmayana attın çalımı \n İhalede rüşvet para alımı \nYetmezse dersin var vergi salımı \nAdalet kalkınma çok hızlı bitti \n\nÇalınan parayı helal ettirin \n Yetmezse öğrendin yine yetirin \n Halkı eze eze dize getirin \n Adalet kalkınma çok hızlı bitti \n\nParanın çoğu yok kaldı pek azı \nDört bakan tutular soydular gazı \nDöner devir bir gün söylerler cazı \nAdalet kalkınma çok hızlı bitti \n\nHer türlü soygunlar bir bir denedi \n Soyulan gariban soyanlar efendi \n Dünyada yok bunun inan menendi \n Adalet kalkınma çok hızlı bitti \n\nBakanlar gelmişler belli yaşına \n Bunlar haram kattı tatlı aşına \n Sonuna bak neler gelir başına \n Adalet kalkınma çok hızlı bitti \n\nVerdikçe tavizi yerinde kaldı \nHiç suçu olmayan günahsız yandı \nMüslümanlar sizi Müslüman sandı \nAdalet kalkınma çok hızlı bitti \n\nBu devran pek iyi hep böyle dönsün \n Bir bir zor şer tüten ocaklar sönsün \n Yaşasın padişahı halk çabuk ölsün \n Adalet kalkınma çok hızlı bitti \n\nMilleti uyutan afyon verdiler \n Çalıp çırpıp satıp kolay yediler \n Kutularda dolar yoktu dediler \n Adalet kalkınma çok hızlı bitti \n\nHaydaroğlu derki tek tek söyledik \n O n iki senedir sabır eyledik \n Olan göz önünde pek hey heyledik \n Adalet kalkınma çok hızlı bitti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hızlı Tren",
        "poet": "Gürbüz Vural",
        "poem": "\n\nİstanbul ahiret arası\nhızlı tren seferleri.\nNe Japon trenleri\nne Amerika trenleri,\nhepsini geçer İstanbul hızlı trenleri.\nRaydan çıkar\nsollar geçer hepsini...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hızlı Bitti",
        "poet": "Murat Haydaroğlu",
        "poem": "\n\nHırsızlığı sanma bize okuttun\n Millet meclisini güzel uyuttun\n Bu işin bil sonu yargı unuttun\n Adalet kalkınma çok hızlı bitti\n\nBakan olmayana attın çalımı\n İhalede rüşvet para alımı\nYetmezse dersin var vergi salımı\nAdalet kalkınma çok hızlı bitti\n\nÇalınan parayı helal ettirin\n Yetmezse öğrendin yine yetirin\n Halkı eze eze dize getirin\n Adalet kalkınma çok hızlı bitti\n\nParanın çoğu yok kaldı pek azı\nDört bakan tutular soydular gazı\nDöner devir bir gün söylerler cazı\nAdalet kalkınma çok hızlı bitti\n\nHer türlü soygunlar bir bir denedi \n Soyulan gariban soyanlar efendi\n Dünyada yok bunun inan menendi\n Adalet kalkınma çok hızlı bitti\n\nBakanlar gelmişler belli yaşına \n Bunlar haram kattı tatlı aşına\n Sonuna bak neler gelir başına\n Adalet kalkınma çok hızlı bitti\n\nVerdikçe tavizi yerinde kaldı\nHiç suçu olmayan günahsız yandı\nMüslümanlar sizi Müslüman sandı\nAdalet kalkınma çok hızlı bitti\n\nBu devran pek iyi hep böyle dönsün\n Bir bir zor şer tüten ocaklar sönsün\n Yaşasın padişahı halk çabuk ölsün\n Adalet kalkınma çok hızlı bitti\n\nMilleti uyutan afyon verdiler\n Çalıp çırpıp satıp kolay yediler\n Kutularda dolar yoktu dediler\n Adalet kalkınma çok hızlı bitti\n\nHaydaroğlu derki tek tek söyledik\n O n iki senedir sabır eyledik\n Olan göz önünde pek hey heyledik\n Adalet kalkınma çok hızlı bitti\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hızlı Yaşayanlar",
        "poet": "Kamil At",
        "poem": "\n\nTarih, dünyamız, bir de insanlık\nAsla beynine girmez bilmezin\nHiçlik içinde çalım atar, işi şeytanlık\nTehditi korku vermez bilmezin\n\nBilmiyorlar, bilene ise düşman\nMutlak doğru sese düşman\nHem kendine herkese düşman\nKafası çelişkiyi sormaz bilmezin\n\nBilmezler hızlı yaşayıp boş ölür\nKuru denklem içinde yaş ölür\nDüşünmeden bulaştığı iş ölür\nTabusu gerçeği kırmaz bilmezin\n\nGösteriş yapıp hayvanlar azar\nAdi suçun içine bilerek sızar\nOnlar havlar, insanlar tarih yazar\nHasta eli duvarı örmez bilmezin\n\nHer bilmez kötüleri örnek bilir\nTarihten bu yana ona eğilir\nAnılsalar bile, lanetli denilir\nDaha gözleri görmez bilmezin\n\nKamil At insan seven insandır\nBunu çözmeyen ise hayvandır\nAbsürdlüğe hayat veren şeytandır\nÇünkü beyni ermez bilmezin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hizmetimle Övünüyorum",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nNesebimle övünmüyorum, hizmetimle övünüyorum,\nYüce Peygamber Fatihleri ne övmüş ben biliyorum,\nİşte, ben buna, buna önem veriyorum, seviniyorum,\nNesebimle övünmüyorum, hizmetimle övünüyorum.\n\nDünya'nın neresinde var atasına böyle küfredenler,\nDünya'nın neresinde çürük yumurtalar gönderenler,\nBu soysuzlar, nereden türediler, Milleti deli ederler,\nDünya'nın neresinde var atasına böyle küfredenler.\n\nBu güzel Cumhuriyet Osmanlıdan bize gelmedi mi,\nYüce Atatürk'de önce Osmanlının neferi değilmiydi,\nBu Millet başka yerlerden mi geldi aynı değiller mi,\nDünya'nın neresinde var atasına böyle küfredenler.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hızmalı Gelin...",
        "poet": "Selami Tıraşlar",
        "poem": "\n\nEsmer bir güzel gördüm baraj yolunda\nGöbekli bir adamın girmiş kolunda\nBelli ki parası çok işler yolunda\nÇok mu para saydılar hızmalı gelin \n\nDeğer mi üç kuruşa sevgili peder\nDedi boşa konuşma yazılmış kader\nYoksulluk insanlarda gözü kör eder\nGenç yaşında kıydılar hızmalı gelin \n\nGeline baktım sanki ceylan süzülür\nŞikayetçi olmadı annem üzülür\nElin ağzı torba mı nasıl büzülür\nKonuşmaktan caydılar hızmalı gelin \n\nSelami Tıraşlar-Elazığ \n\n         o9.09.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hizmetin Yazdırdı",
        "poet": "Ramazan Şenkal",
        "poem": "\n\nD  ostlarla ulaşsa da bu şiirim\nR  üya gibi hayatın var Sayın valim\nA  ncak bu kadar başarılı olunabilir\nH  atıralarında şiirime de yer verin\n\nM  emleketin Kırşehir’e selam olsun\nE  vladı Dr. Ahmet’le gurur duysun\nT  akdir etmeyen belki biri çıksa da\nA  llah hep yar ve yardımcın olsun\n\nL  ise ve Üniversite halatını okudum\nT  anışmasam da sizinle gurur duydum\nI   rmak misali akmışsın eğitim ovasında\nP  ayını alan almış, siz müsterih olun\n\nA  ntalya, Muğla valisi oluncaya kadar\nR  ahle-i tedrisatında niceleri var\nM  emleket aşkı olmasa idi sizde \nA  şılır-mı idi bu kadar yüksek kulvar\n\nK  aymakamlık,Müdürlük,Daire Başkanlığı\nA  rtık siz olmuşsunuz bir eğitim aşığı\nN  ice projelerle bürokrat ödüllerini\nT  akdim etmişler, sizdiniz demek ki layığı\n\nA  ntalya da turizm bölgesi valisi de oldun\nL  iyakatinle sayısız konferanslar sundun\nY  aradan doğrunun yardımcısıdır daim\nA  zmine örnektir; Akademik çalışmaların\n\nV  alilik hayatında nice yıllar dilerim\nA  ncak sizi bu kadar anlatabildim\nL  af değil hizmet üretiyorsun halk için\nİ   nsanlar fani; okunacaktır eserlerin\n\nS  iz şiirlerimin saygın bir valisisiniz\nİ   nşallah şair Ramazanım vardı dersiniz.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hizmetli Kasım Efendi",
        "poet": "Ali Dilki",
        "poem": "\n\nKoskoca kurumun yükü sırtında\nNe yapsın hizmetli Kasım Efendi\nEzilir büzülür dertler altında\nNe yapsın hizmetli KasımEfendi\n\nKimi der dışardan al bir sigara\nKimi der giderken bana da uğra\nKimi der bankaya yatacak para\nNe yapsın hizmetli Kasım Efendi \n\nGünde beş on kere merdiven çıkar\nNe hayattan bezer ne candan bıkar\nDuyduğu azara kulağı tıkar\nNe yapsın hizmetli Kasım Efendi\n\nBirisi çay diyor birisi kahve\nDört elle sarılır işe göreve\nEn erken o gelir geç gider eve\nNe yapsın hizmetli Kasım Efendi\n\nMüdürün amirin işi hiç bitmez\nMesaisi biter evine gitmez\nBunların lüksüne hiç zaman yetmez\nNe yapsın hizmetli Kasım Efendi\n\nAli der; bu yüzden kalmışız geri\nŞimdi emekçinin yoktur değeri\nAyaklar altında ezilir teri\nNe yapsın hizmetli Kasım Efendi.\n\n16.12.2008\nwww.alidilki.com\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HN- Özlemine İsyankar Sabahlar",
        "poet": "Sami Bağcı",
        "poem": "\n\nBugün sabah yine erken kalktım\nBu aralar gözlerim isyankar\nDaha doğrusu hiç uyumadım\nGüneşin doğmasına çok var\nEşofmanım, spor ayakkabılarım\nKoştum koştum...\nHıncımı yollardan aldım.\n\nKırçiçekleri aradı gözlerim koşarken\nRengarenkti, hepsi birbirinden güzel\nYalnız papatyalar vardı sana benzeyen\nTutunup kalmışlar bir kenarda\nSolmamak için inadına direnen.\n\nSpor aletleri dizili yolun kenarında\nAğırlık çalıştım önce\nSanki özlemin yüktü omuzlarımda\nSonra pedal çevirdim bilmem kaç kere\nSana geliyorum hissine kapıldım bir ara.\nTekrar koştum koştum...\nGüneş hala nazlanıyordu ufukta.\n\nİğde çiçekleri, akasyalar buram buram\nHer yerde sen vardın sanki\nBir an ismini haykırmak istedim\nAma sen uzaktasın duyamazsın ki.\n\nEvdeyim şimdi, bir bukette iğde çiçeği\nOnun mis kokusuna inat\nElimde sigaram bildiğin gibi\nDilimde sessiz bir nakarat\nGün gelir işitirsin belki\nUyuyacağımı düşünme sakın\nIrmak çağırıyor, duyar gibiyim sesini.\n\n(Hayat dediğin nedir ki)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HN- Aşk Dediğin Nedir ki III",
        "poet": "Sami Bağcı",
        "poem": "\n\nÇok kırılgan aşk\nİnsan korkuyor dokunmaya\nİncecik sırçadan\nMutlaka kurban gidiyor bir kazaya.\n\nBencillik diğer özelliği\nOrtak payda olsa da sözde\nKimsenin verme gibi derdi yok\nHerkes bişeyler koparmanın peşinde\nTıpkı politika gibi\nBazı şeyler fedakârlık gibi görünse de\nHer adım ince bir matematiğin eseri\nVerdiğinin iki katını almazsa\nParmağını bile oynatmıyor kimse.\n\nHep didişmektir, hep mücadele\nAlla yardımcın olsun\nMerak ettiysen nasıl bir şey diye\nİki kişilik deseler de aşk\nSakın inanma\nKıskançlık, hırçınlık, kapris…\nSizi bir türlü bırakmaz baş başa.\n\nGün gelir yorgun düşer duyguların\nDönüp baktığında geriye\nBoşa geçen zamana yanarsın\nTuhaf olan ne biliyor musun? \nBaşladığın noktadan da geriye düşer\nEskisinden daha yalnız olduğunu anlarsın.\n\nBen, birisini severim\nAşk iddialı bir sözcük\nSınır, sayı tanımaz\nAşkı içine alacak kadar büyük\nSevgi çıkar gözetmez, aşktan daha soylu\nO uzun soluklu yürüyüştür\nUmulmadık bir anda bitmez yolu.\n\n(Hayat dediğin nedir ki)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HN- Gizemli Dünya",
        "poet": "Sami Bağcı",
        "poem": "\n\nBir kapı aralanır önümde\nUzun bir anaforda başlar yolculuk\nUzar gider renk cümbüşü içinde\nFarklı bir dünyayadır çıkışı\nBilinen güzelliklerin ötesinde.\n\nRutindir aslında yolculuk\nAma\nBir heyecan nöbeti tutar her seferinde\nÖnce gece sıyrılır üzerinden\nSonra cömertçe sergiler güzelliklerini\nArdından başlar, başlar dönmeye.\n\nÇiçeklerle dolu bir bahçe de\nBaşlarım gezintiye\nŞunlar yaban sarmaşıkları\nHemen altında iki menekşe\nŞu yamaçlar kır çiçekleri\nAma en çok kırmızı gülü severim nedense.\n\nYavaşça süzülürüm \nSonra bir boğazda sürer yolculuk\nYürürüm adım adım\nTadını çıkartırım zerre zerre\nZümrüt tepelerinde soluklanırım\nDoyamam tadına\nEn çok sevdiğim manzara.\n\nBakir, daha el değmemiş sanki\nMis gibi kokar her karışı\nEn leziz meyveler onda yetişir\nBilinen tadların ötesinde\nBol bol yerim, hepsinden, ayrı ayrı\nYine de bir doyumsuzluk\nHep bir açlık hissi içimde.\n\nTek kişilik bir dünya\nSımsıkı kapalı \nYalnız ben bilirim şifresini\nYalnız bana açılır kapıları.\n\n(Hayat dediğin nedir ki)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HN- Seyahat",
        "poet": "Sami Bağcı",
        "poem": "\n\nZembereği parçalanırcasına boşalan bir saat\nYada koşumlarından kurtulmuş\nÇılgıncasına koşan bir at\nAnlatmakta zorlanıyor insan\nSen buna on misli daha kat…\nİşte bunun gibi bir şey benimki\nSeni keşfetmek için çıkılmış\nDönüşü olmayan bir seyahat.\n\nNe bir kılavuz\nNe bir yardımcı yanımda\nBebek edasıyla yürüdüm\nRuhunun her kıvrımında\nYürüdükçe olgunlaştım\nYürüdükçe sana benzedim adeta\nHep çıkışlarla dolu yolculuk\nİnişi olmayan\nBelki nefesim tükenecek bu yolda\nÇünkü yolculuk kutsal\nHedef bulutların ardındaki dünya.\n\nKoca bir şehir oluyor\nDüşledikçe büyüyor sevgili\nSokaklarında kaybediyorsun kendini\nAma biliyorsun ki\nSokak sokak, cadde cadde\nYaşanacak artık bu şehirde.\n\n(Hayat dediğin nedir ki)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HN- Gül ve Kelebek",
        "poet": "Sami Bağcı",
        "poem": "\n\nBir gül açmıştı sonbaharda\nÜşümüştü kelebek\nSessizce sokuluverdi yanına\nTüm renkler sarı' ya kayarken\nSıkıca tutundu onun kırmızısına\nİnattı kırmızı sonbahara\nBaşkaldırıydı zamanın acımasızlığına\nKelebek üşümüş, kırmızı sıcak\nKelebek yalnız\nGül şefkat kucak kucak.\n\n(Hayat dediğin nedir ki)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hobi",
        "poet": "Reşit Demirdelen",
        "poem": "\n\nçok zenginim \nben aslında.\npark bekçiliği hobim\nonun için hep burdayım\nturuncu tulum giyinirim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HN- Sevgi ve Saygı",
        "poet": "Sami Bağcı",
        "poem": "\n\nEğer sevgi bir çiçekse\nSaygı onu koruyan saksıdır\nÇiçek solmaya başlamışsa\nDikkat edin...\nSaksı mutlaka çatlamıştır.\n\n(Hayat dediğin nedir ki)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoca Cihan  Yıldız İlkokulluyuz",
        "poet": "Salih Kozan",
        "poem": "\n\nBilime sevdalı, bilgiye açız \nHoca Cihan  Yıldız İlkokulluyuz \nBüyük yürekleriz, ülkeme tacız\nHoca Cihan  Yıldız İlkokulluyuz\n\nHer birimiz umut, sevgi taşıyor\nKüçücük bedenler ilme koşuyor\nBizi böyle gören herkes coşuyor\nHoca Cihan Yıldız İlkokulluyuz \n\nDefter, kitap ile çantamız dolu\nEngeller olsa da aşarız yolu\nTomurcuk gülleriz duy Anadolu\nHoca Cihan Yıldız İlkokulluyuz \n\nŞendir baharımız, şendir güzümüz\nKederleri siler güleç yüzümüz\nDoğru hedefimiz doğru sözümüz\nHoca Cihan Yıldız İlkokulluyuz \n\nKardeşçe sınıfta, dolaşırız biz \nÇalışır uğraşır, başarırız biz \nBilgide herkesle yarışırız biz \nHoca Cihan Yıldız İlkokulluyuz \n\nBizlere emanet, bu yurt bu toprak \nGökte dalgalanır şanlı al bayrak \nCehalet karanlık bizlerden uzak\nHoca Cihan Yıldız İlkokulluyuz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoca",
        "poet": "Samet Işıklı",
        "poem": "\n\nÖğretmen geçinemez girer borca,\nNe kadın kalır yanında ne de koca,\nÖğrenciden çok veliyle uğraşınca,\nDenir öğretmenime kesin hoca! \n\nDoktorun yazısı okunmaz, yaptığı bilinmez\nMemura, amire yanaşıp soru sorulmaz,\nÖğretmenin yaptığı bilinir, hakkı yenebilir,\nBu yüzden olur Öğretmen, kıymetsiz Hoca! \n\nÖğretmen sayısı çok, maaşına zam yok, \nHekim, imam hizmetli alır fazla; senden tok,\nBir köye düştün mü bu işleri bilmem yok,\nBu yüzden olur Öğretmen, kıymetsiz Hoca!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoca Ahmet Yesevî Vakfı",
        "poet": "Halenur Kor",
        "poem": "\n\nHoca ahmet Yesevî'dir vakfın güneşi,\nOrta Asya Türkleri'nden yoktur bir eşi.\nCan dostuydu fakir, yetim, çâresiz onun,\nÂlim Baba Arslan gelip, göstermiş yolun.\n\nAhmet Yesevî'nin adı âlemi sarmış,\nHorasan, Türkistan'da aslı tanınmış,\nMâverâünnehir, Harezm'de ünü yayılmış,\nEhl-i Sünnet âlimidir Ahmet Yesevî,\nTürklerin o pîridir ki hikmet sözleri.\n\nYeraltına yaptırmıştı bir çilehâne,\nEvliyânın büyüğüdür, sözler bahâne.\nSözleri türkçedir onun, mânâlı, sâde,\nEser-i Divân-ı Hikmet halka amâde.\nVelî idi, âlim idi, her derde çâre,\nİsmi Pîr-i Türkistan'dır, Kul Ahmet Hâce.\n\nVakfını kuranların dert görmesin yüzü,\nAlınacak bir çok ders var dinleyip sözü.\nKalpleri yumuşatır hep sözlerin özü,\nFâziletli insanlar var, kalpleri yüce,\nIsınır yürekler orda, söz gitmez güce.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoca Fendi",
        "poet": "Ayşe Birgül Yılmaz",
        "poem": "\n\nAllah rızası için der\nOkur üfler vaaz çeker\nAllah adına haraç keser \nParacıklar cebe iner\nSadaka kültürü devam eder\n\nHoca fendi acizleri seçer\nDin adına gönüllü kapkaç\nHoca kendi ne yer ne içer\nKazanç haraç verenler aç\n\nBüyü bozar muska yazar\nAğzı güzel laf eder, ezber\nHoca efendi din der cin der \nEtrafında pür pervanedirler\nEl etek öptürür diz çöktürür\n\nMasum cahilleri sömürür\nYüzyıllardır devam eder\nBöyle gelmiş böyle gider\nYok mudur bunun başarı\nSözlerim meclisten dışarı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hocalı",
        "poet": "İlhami Seçkin",
        "poem": "\n\nGüzel gözlerini ağlatacak\nMasum duruşunu tarayacak\nVahşiler seni anlamayacak\nUmut’sun, sevgisin ey çocuk.\n\nAğlatır beni savaşlar, var ya\nBak, vahşetler girdi sıraya\nHocalı, Bosna, Filistin buya\nZalimler öfke, kin duya duya\nSen halâ hayvansın, Eşkıya.\n\n26 Şubat 2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoca ve Kedi",
        "poet": "Bilal Sili",
        "poem": "\n\nYıkama dedim Hocaya\nKedi ölür çok yaşamaz\nSende düşersin acıya\nBu vebali kalp taşımaz\n\nDinlemedi ey ahali\nGörün nedir şimdi hâli\nYine buldu gülüp yolu\nBu vebali kalp taşımaz\n\nYıkarken ölmedi kedi\nSıkarken O öldü dedi\nHayat böyle trajedi\nBu vebali kalp taşımaz\n\n& Aşık Alemi &\n\n\nKonu: Hoca ve kedi... :))))) \n\nNasrettin hoca bir gün yolun kenarında kedisini yıkıyomuş.Yoldan geçen arkadaşı hocaya:\n-Hocam kediyi yıkama ölür.\ndemiş.Hoca aldırış etmemiş ve yıkamış.Arkadaşı dönüşte hocayı tekrar yolun kenarında görmüş.Kedi ölmüştü. adam:\n-Hocam ben size kediyi yıkamayın ölür demedimmi? demiş.Hoca:\n-Ben kediyi yıkarken ölmediki sıkarken öldü demiş.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hocam'a sesleniş",
        "poet": "Hüseyin Durmuş 3",
        "poem": "\n\nBu hesaptan sonuç çıkmaz, \nFormulünüz yanlış hocam.\nHangi yöntem doğru ise,\nBir bilene danış hocam.\n\nMadem gerek sağlam sonuç,\nİhtimalli bir, iki, üç.\nNe günahı var ki on üç,\nŞuursuzca anış hocam? \n\nKarne elde durum kötü,\nBenim kafa basmaz zati.\nAçıklamak için notu,\nSen babamla tanış hocam.\n\nVeli çağır, haber ulak,\nBu öğrenci baya salak.\nÇekip uzatılmaz kulak,\nDisiplinden konuş hocam.\n\nTenbel istikbalin teper,\nHaylaz edepsizlik yapar.\nDurmuşoğlum elin öper,\nBöyle gerek sunuş hocam\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hocam",
        "poet": "Hasan Muslu",
        "poem": "\n\nPeygamberimizin izindedir her haliyle\ncehaletin önünü keser hizmetiyle\nzalimlere karşı durur azametiyle\nislamın önderi güzel hocam\n\nMümine uygun giyinir yaşar\nmazlumun muhtacın yardımına koşar\nALLAH ALLAH deyip çoşar\nislamın önderi güzel hocam\n\nVeremeyeceği hesap yoktur İNŞALLAH\ngörenler der ona MAŞALLAH\ndilinde zikri ALLAH ALLAH\nislamın önderi güzel hocam\n\nseviyorum sizi ALLAH aşkına\nbir himmet edin şaşkına\nvarsın imanın lezzetinin farkına\nislamın önderi güzel hocam\n\n01.01 .2010.\nhasan muslu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hocam Çık, Denilecekti",
        "poet": "Mehmet Tevfik Temiztürk",
        "poem": "\n\nBahçenin kapısına boya tasarlamıştık,\nEv sahibi uzakta izin de almamıştık…\n\nBir yıl kadar da olsa ev onarılacaktı,\nHer ne eksik var ise cepten katılacaktı…\n\nZaten çok sonradan hocam, çık denilecekti,\nÖrdüğümüz duvarlar hep boşa gidecekti…\n\nSanki iş arıyorduk ön taraf düzenlenmiş,\nYol kenarına duvar ve ayarlar çekilmiş…\n\nÇatı katına ise kiremit taşımıştık,\nDiğer kiremitlerle çatıyı onarmıştık…\n\nOdalar temizlenmiş bacalar tamir görmüş,\nBanyoya su döşenmiş şahsımdan düşünülmüş… \n\nSökülmüş pencereler yerine oturtulmuş,\nBahçedeki ağaçlar sulanmış ve korunmuş…\n\nNerden bilebilirdik kadından ev sahibin,\nDiyebileceğini hemen evi terk edin…\n\nYurt dışından gelince hiç girmediği evden,\nBekâr, diyerek evi terk et diyeceğinden…\n\nAracı üzülmüştü o ne anlar, demişti,\nHiç çıkmamalıymışız kefiliniz, demişti…\n\nÇıkınca ev boş kalmış kiracı aranmıştı,\nBilmediklerinden durum anlaşılmamıştı… \n\nYaptığım iyilikler hiç anlaşılmamıştı,\nBizden sonra gelene rahatlık sağlamıştı…\n\nİşin ilginç yanı da eve tekrar bekâr girmiş,\nHiç anlamaz hâliyle iltifatlar edinmiş…\n\nHakan bey ağır adam bunlardan habersizdi,\nEmek verdiğimizden tamamen bilgisizdi…\n\n(2011)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hocam Öykü",
        "poet": "Hatice Tural",
        "poem": "\n\nMert,Samsun'un alaçam ilçesinde doğmuş. Okul çağı geldiğinde okula başlamış annesi ve babası öğretmen olan Mert,okula gitmek ders çalışmak istemezmiş.  Annesinin baskısıyla okula devam etmiş. Zorda olsa lise son sınıfa kadar okuyan Mert'in notları hep düşük olduğu için annesi özel okula da göndermiş ama hiç faydası olmamış.Mert'in arkadaşları Bülent,Levent,ve\nServet,çok başarılıymış.\nLevent:Mert derslerin nasıl? \nMert:7 adet zayıfım var.\nServet:Azmış 10 adet olsaydı.\nMert:Canım sıkılıyor karneyi babama nasıl göstereceğim onu düşünüyorum.\nBülent:Mert,daha 1 ay var okulun kapanmasına çalış notlarını yükselt.\nMert:Sorun orada işte ders çalışmak istemiyorum.\nServet: Mert, sen okulda ne yapıyorsun? \nMert:kız arkadaşıma mesaj çekiyorum.\nBülent:Bak bizde yardımcı olalım notlarını yükselt.\nMert:Annemde yardım ediyor ama ders çalışmayı sevmiyorum. Başka çare bulmak lazım Kopya çeksem hangi soruları soracağını bilmiyorum.\nBülent:Çalışmaktan başka çare yok boşuna uğraşma.\nMert:Vardır görürsünüz bak nasıl çare bulacağım.\nServet:Güldürme beni hiç bir şey yapamazsın.\nMert'in annesi Necla hanım,konuşulanları duyar.\nNecla hanım:Mert, demek ki biz boşuna uğraşıyoruz sen mesaj çekiyorsun öylemi? \nMert:Düzelteceğim anne merak etme.\nNecla hanım:Hiç sanmıyorum ama öyle olsun baban karneyi gördüğü zaman tatile Bodruma  gidiyordun ya bu yıl da giriş kattaki bodruma gidersin.\nMert:Odasına  gider düşünür bu sorunu çözmeliyim.Notları yükseltmenin bir çaresi olmalı öğretmenlerime şiir yazayım belki sınıfta kalmaktan kurtulurum.\nertesi gün Mert, okula gider edebiyat dersi öğretmeni Huri hanım.\nÖğretmen:Çocuklar bugünkü konumuz yazarlardan bahsedelim.Kim şiir okumak ister? \nMert:Müsaade ederseniz ben kendi yazmış olduğum şiiri size okumak istiyorum.\nÖğretmen:Tabi memnun olurum Mert,\n             Hocam\nYıl sonu yaklaştı biraz geç kaldım\nAkılsız kafaya girmiyor hocam\nAra sıra çalıştım uğraştım ama\nHiç bir şey aklımda kalmıyor hocam.\n\nHerkes takdir bekliyor amma\nMesajdan zaman kalmıyor hocam\nAşkımı asla ihmal edemem\nHayali kitaplara yansıyor hocam.\n\nSınıfta kalınmaz hocam bu çağda\nSen birazcık fedakarlık yapsan da\n1 i 10 yapıver zahmet olmazsa\nDerdime çare buluver hocam.\n    Hatice Tural\nÖğretmen:Mert Hem çalışmıyorsun hemde yüksek not bekliyorsun o zaman diğer çalışan çocuklara haksızlık olur maalesef yapamam.\nMert:Hocam tatil söz konusu çok önemli binim için lütfen.\nÖğretmen:Üzgünüm Mert.\nMert:Gitti tatil bir çare bulamadım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hocama",
        "poet": "Ayşe Pehlivan",
        "poem": "\n\nDiyesim geldi hocam\nArtık vaktidir diye\nSizinle çoğalıyor\nHizmet denen hazine\nBir kişilik hayatı\nZorlanarak yaşarım\nHayata sığdırdığın\nHizmetlere şaşarım\nSana öğrenci olmak\nSahip olduğum onur\nBütün öğrettiklerin\nHizmete giden yoldur\nDaha başındayım ben\nEl ver yolda kalmayım\nÜmidim kaybolmadı\nAnlamaya adayım..\nHeyecanın diriltti\nVazgeçen niceleri\nKimi dinledi isem\nDilinde heceleri\nO yorulmaz diyorlar\nUnuttu yorgunluğu\nO boşvermezler diyorlar\nKucaklar yoksulları\nO teselli olur da\nSukun bulur dertliler\nO kardeş olduğunda\nBarışıyor küskünler\nO ümit pınarının \nBaşındaki bekçidir\nO hizmet yolundaki \nVazgeçmeyen elçidir\n\nBen acizim tariften\nNe desem eksik kalır\nHocam duan ilacım\nYüreğim yaralıdır\nDört yol ağzında iken\nYolumu buldurursun\nDertle dolu dünyamı\nDermana bandırırsın\nYazılmamış tarihin\nBilinen kahramanı\nŞükürle anıyorum\nTanıştığımız anı\nEvet ben bir öğrenci\nÖğrenmeye talibim\nBu öyle bir okul ki,\nDaim olsun isterim\n\nZaman şahittir buna\nŞahittir toprak ve taş\nRabbim nasip et bana\nAhirette de yoldaş\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hocam Şeref Gülsün  ' e  /  Teşekkür Ve Sevgimle",
        "poet": "Nursen Ateş",
        "poem": "\n\nHOCAM ŞEREF GÜLSÜN’ E / TEŞEKKÜR VE SEVGİMLE\n\nŞerefiyle yaşamış ilk günden, bu güne, \nErdemleri yoldaş etmiş kendine... \nRüya gibi güzelliklerle bezemiş yüreğini, \nErişilmez nağmelerle ses vermiş,\nFeyiz almayı bilene, ışık olmuş hep,  bilgisi ile... \n\nGeceler, günler yetmez onu dinlemeye, \nÜnünü saklar büyük bir tevazu ile... \nLaleler, güller, menekşeler devşirilir bestelerinden, \nSabah rüzgârları olup eser, duru sular gibi dolar sesi içimize... \nÜzgündür bazen şarkıları, ağlar tellerinde kemanın, \nNeşe ile coşar bazen, sarıp sarmalar gönülleri coşku ile... \n\nEşsiz insan, hocam ŞEREF GÜLSÜN' e, emekleri için gönül dolusu teşekkürüm ve \nsevgimle... \n\n13.haziran 2010 kızıltoprak\n\n13.haziran 2010 kızıltoprak\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hocama Arzuhãl 1",
        "poet": "Nevzat Dağlı",
        "poem": "\n\nDinime musallat gözümden kaçmaz,\nYaşımız kemale erişti hocam.\nSofu var mabedin önünden geçmez,\nKanatsız uçmaya girişti hocam.\n\nHarama uçkuru çözen uyanık,\nMuta nikahıyla olmuyor sanık.\nAk sakallı pirler tazeye yanık,\nAkiller sübyanla görüştü hocam.\n\nCinsel sapıklığı din mi perdeler?\nAhkâm kesen allâmeler nerdeler?\nSorulmuyor yedikleri herzeler,\nKimler, kimler ile kırıştı hocam.\n\nŞeyhimiz maktüldür, müridi katil,\nKatili katleden vicdanlar tatil,\nCamide cinayet bu nasıl stil?\nKatiller katille yarıştı hocam.\n\nCübbeli, cübbesiz durum aşikâr,\nDini pazarlayan düşünüyor kâr.\nBu işin içinde başka iş mi var?\nKafam fena halde karıştı hocam.\n\nJetski kullanıp güldüren de var,\nAşk için mürit öldüren de var,\nAtatürk büstüne saldıran da var,\nAkıl da izan da buruştu hocam.\n\nYapma bebek tahrik ederse yani,\nNefsine hükmetmek nerdedir hani?\nKafaya takınca naylondan teni,\nŞimdi nere bundan gerişti hocam?\n\nOkundu, üflendi tahliye geldi,\nAdalet suçsuzu nasıl da bildi.\nCüppeler, sarıklar sevindi, güldü,\nŞeriat hukukla barıştı hocam.\n\nMusiki haramsa, ney utansın mı? \nHafız Post kendini zındık sansın mı? \nHacı Arif cehennemde yansın mı? \nYunus’un ürünü kirişti hocam. \n\nDindar genç ne demek, tornası mı var?\nSaf zemzem akıtan kurnası mı var?\nNey gibi ses veren zurnası mı var?\nDeğeri kaç lira, kuruştu hocam?\n\nOral ilişkide aşırı nedir?\nKararda tutmakta başarı nedir?\nSöz eden alimse, haşarı nedir?\nHalka açıklanan görüştü hocam.\n\nGünah işleyenler özgürlük ister,\nVarsa böyle bir şey, kitapta göster.\nYüzsüzlük yüzünden yırtıldı astar,\nUtanmak nasıl bir duruştu hocam?\n\nDindar geçinenler rüşvet alıyor,\nBalları tuttukça parmak yalıyor.\nVicdan dedikleri nerde kalıyor?\nRezillik ahlâkla vuruştu hocam.\n\nKabe’yi oyuncak yaptılar hocam,\nKuran pasta yapıp saptılar hocam.\nAllah yazan pide kaptılar hocam,\nÜstelik de bunlar oruçtu hocam.\n\nKızına sulanan fetva istiyor,\nNikâha bir halel gelir mi diyor.\nBuna yanıt veren ne haltlar yiyor?\nAkıl yitirmemek zor işti hocam.\n\nDin dersi hocası oğlancı çıktı,\nYetkiyi kullanıp çok canlar yaktı.\nDevletim olana seyirle baktı,\nBu nasıl rezillik, kir işti hocam?\n\nSapıklık imgesi, dinci olmak mı?\nÇağdaş yaşamlara kinci olmak mı?\nYoksa yüreklerde sancı olmak mı?\nToplumsal dokuda ur şişti hocam.\n\nPedofil savunmak nasıl öküzlük?\nÖküzler yasada arıyor düzlük.\nDinci tayfasında bu ne yüzsüzlük?\nDamarı çatladı ar düştü hocam.\n\nSatranç oynayanlar neden lanetli?\nBiri açıklasın bunu yönetli.\nBu kafa nereye nasıl kenetli?\nYobaz üstündeki sır düştü hocam.\n\nYılbaşı kutlamak neden suç oldu?\nÖzgürce yaşamak neden güç oldu?\nÇağa yetişmeye vakit geç oldu,\nÇiğler neden böyle zor pişti hacam?\n\nHacı yağlarına bulanır hoca,\nÇoluğa çocuğa dolanır hoca.\nSakalsız erkeğe sulanır hoca,\nHocanın donuna har düştü hocam.\n\nHalvet asansörde, şehvet yorganda,\nHer şey tahrikçidir  malum  organda.\nBelden aşağısı şimdi sergende,\nUtancın üstünden zar düştü hocam.\n\nHalvete giriyor şeyhle müridi,\nUçkurlar çözüldü, ahlak çürüdü.\nBunlara göz yuman ayak sürüdü,\nKulaklar sağır göz kör düştü hocam.\n\nEy! Büyük ülema sesini çıkar,\nSapığın başından fesini çıkar.\nBu ahlaksızlığın pasını çıkar,\nHalkın yüreğine har düştü hocam.\n\nNevzat’a öğüt ver doğruyu bulsun,\nKim mümin, münafık onları bilsin.\nTarikat ehlinden dersler mi alsın?\nBu safça samimi soruştu hocam.\n\nHalk Ozanı Karamanlı Nevzat\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hocamın Oğlu",
        "poet": "Mehmet Doğan",
        "poem": "\n\nHocamın oğlusun\nArkasında namaz kıldığım\nDini ilk tanıdığım.\nNe din kaldı\nNe iman.\nO günlerden,\nGeriye kalan\nKoskoca bir yalan. \nYazmadım tamamını\nAnlarsın diye\nYa o gün yoktu\nYa bugün yok din iman.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hokkabaz",
        "poet": "Fazlı Akkuş",
        "poem": "\n\nSihirbazdım\nKayıp ettim kendimi\nBir gösterinin\nOrta yerinde\nAramadayım\nBulursam\nDöneceğim.\n\n17 Eylül 2007 Pazartesi 02:42\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoday Diyorlar",
        "poet": "Yusuf Önder Bahçeci",
        "poem": "\n\nKaysının harcısına hoday diyorlar,\nAcı ahlat yeme hâ boğar diyorlar,\nBilirmisin, ne planlar çeviriyorlar,\nKaysının harcısına hoday diyorlar,\nAcı ahlat yeme hâ boğar diyorlar...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Holigan!",
        "poet": "Osman Aslan",
        "poem": "\n\nSporun gerçek amacını bilmez\nBilse de zaten işine gelmez\nElinden, zıkkımlandığı şisesi hiç düşmez\nArada cigaralığını da çeker nefes nefes\n\nŞiddet, kin, nefret ve küfürdür onun şiarı\nÜzerinde bulundurur zinciri, bıçağı,  sopayı\nDört gözle bekler maçlarda olay çıkartmayı\nBir kere olsun bile düşünmez vicdanlı biri olmayı \n\nSporun amacı barış dolu bir gezegendir\nSöyleyin holiganlık bunun neresindedir? \nSportmenliğin alfabesi saygı ve sevgidir\nZira spor özünde iyilik ve güzelliktir \n\nTuttuğumuz takımlar farklı olsa da kalplerimiz birdir\nBu söylemden en çok nefret eden ta kendisidir\nOnun hastalıklı bakış açısı gençliğimiz için büyük tehdittir \nHaydi sağlıklı bir gelecek için, gün kenetlenme vaktidir\n\nYavrularımıza önemle anlatalım  sporda tatlı rekabeti \nOnlardan sevgiyle uzak tutalım  holiganizm denen illeti\nAciz holiganın hiç yoktur yüzünde meymeneti \nZira bir nebze bile taşımaz insan olmanın erdemini\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Holigan",
        "poet": "Burak Çiçek",
        "poem": "\n\nPembe forma giyen bir futbol takımının\nKramponlarını temizleyen mini etekli kız\nKendi duasını kendi yazan\nEkonomik kaygı taşımayan kız\nKüme düştün, küme düşürüldün\nSen yedek kaleciye aşıktın\nÖyle gizli saklı da değil \nİlanı aşıktan korkmazdın\nMaalesef defansa takıldın.\nSana faul yaptılar Gül! \nSana faul yaptılar, sakatlandın.\nSert oynadılar, fizik kondisyonları yüksekti\nOysa masumca pembe forma giyerlerdi ve sen temizlerdin kirlilerini…\nKıymet bilmediler.\nPembe forma giyen bir futbol takımının\nGeri dörtlüsünün ırzına geçtiği mini etekli kız\nEteğin yırtık, eteğin kanıyor.\nGerisi mühim değil desem de bilirim ki nafile\nSöyle üzülmesinler haline.\nKendi kendine delirmedin ya, \nanlat ailene\nÖnce çıkart şu pembe formayı üzerinden\nYazdığın duaları oku peşi sıra\nKübist resimler yap ardından.\nBırak şu futbol merakını artık Gül\nRenklerin büyüsüne kanma\nKapat gözlerinin kepenklerini dünyaya\nVe veda et aşka.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hollanda Kızları",
        "poet": "Ensar Aktaş",
        "poem": "\n\nYumruk kadar bir kalbim var\nİçine nice sevgiler, nice aşklar sığar\nNice güzeller, nice kızlar sığar\nAma bir başkadır mavi gözlü, sarı saçlı\nŞu Hollanda kızları\n\nBir gülüşü, bir yürüyüşü\nAşka düşürür bir görünüşü\nGösterir insana gündüz düşü\nNedense bir başkadır mavi gözlü, sarı saçlı\nŞu Hollanda kızları\n\nKendisini naza çekip seni üzmez\nBir öpücük versen darılıp küsmez\nSevdaya düşürür kendisi düşmez\nHem şirin hem tatlıdır mavi gözlü, sarı saçlı\nŞu Hollanda kızları\n\nRotterdam,04.11.1988\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Holiwoodun Artistik Kapıkulları",
        "poet": "Seyfi Karaca",
        "poem": "\n\nTürklerden önce ne vardı..? \nİnsanlıktan önce ne vardıysa o\nİnsanlıktan önce dineğri, maça, dinazor\nVe ondan önce buz deryası ateş kuyusu, çöldenden çöl...\nSis kaplı göz gözü görmez insansız ağaçsız böceksiz\nTürkler yoktuysa..\n İnsanlıkta yoktu \nAğaç da..kuş da\nKuruayaz külük dünya dünya bile değildi\nTürkiyeden önce ne vardı? \nAtatürkten ve Türklerden..? \nGene dünya dünyalıktan çıkmuştı\nAğaç, böcek, kuş, dağ ve deniz\nYerle bir mahşer kıyımı kıtlık çöllük\nSis ve duman\nTürkiyeden önce bel bükümü, boyun kırımı\nTürkiyenin burnu dibi Egede bir ada\nEmperyal, imperyal kuzgunkıran\n Katliamların paylaşım sofrası\nAdada esaret prangasını takmaya bile nazlanan\nKancayı çoktaaaaan esirinin boynuna takmış\nTenezül gemisi Türkiyeden ve Atatürkten önce\nTürkiyenin burnu dibinde\nDiyor muş ki şimdi\nO günlerden dökme demirli zincirine düşkün\nUşaklığının övüncüyle kendini derecelendiren\nSapısiliklerin kılı kırk yaran \nKalkan kılıç hiymen topluluğu\nAtatürk bile gelse diyormuş..\nBu memlekette yapacağı bir şey yok\nDiyor muş ki\n Hani biz vereceğimiz terbiyeyi verdik\nUslu uslu hayatından\nVe ülkesinden vaz geçip pinekleyeceği \n Küflü koflu köşelerde küfelenmesi için kuzu kuzu\nMillet değişti millet\nMillet çişini bile söyleyemez hale geldi\nDeğil Atatürk...\nKim gelirse gelsin millet iradesine lokum gibi oldu\nKıvamına geldi kul kurbanlığına kavuştu..\nDiyormuş....\nDemek istiyormuş ki biz o işi hallettik..\nYüreğini ağzına getirdik burdaki yaşadığından bir haberin\nVe böyle bir millet \nGüya özgür iradesiyle seçeneksizliği\nSeçme hakkına sahip kılınarak\nKullandığı hayat tayin hakkını\nTürkiyeden öncelere, esir padişah sultasına\nVe Türklükten pas geçerek\nKöleliğe, esarete, işgalci uşaklığına\nKayıtsız ve şartsız eller yukarı donlar aşağı...\nBu gibi hevesle...diyormuş ki, \nEğitimli çifliklerden bakılı besililerin \nAğız kenarlarındaki köpük kusuntusu\nBiz o işi gördük bundan artık dönüş yok..! filan..\nHani,\nBulaşık laflarının darasını teraziye vuruyorsun ki\nHormon azmanı zebella tohumu gibi bir şey çıkıyor ortaya\nÇünkü eğer Atatürk gelse ve bu millete yapacak bir şeyi yoksa\nDemek ki millet de bitik Türkiye de\nÇünkü millet Atatürkü varetti, Atatürk Türkiyeyi\nTürkiye her ikisini\nÇün kü her üçü\nBu züppelik uşaklığın anlamını bilmeyecek kadar\nBoyunduruksuz yaşamanın ölüme karşıtı\n Özgürce, insanca, sevgilice\nBir ve bütünüydü\n\nSeyfi Karaca........Kasım / 10\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hollanda'da Yılbaşı",
        "poet": "Ensar Aktaş",
        "poem": "\n\nHerkesin birleştiği bir nokta var dünyada\nAcısıyla, tatlısıyla geride kalıyor bir yıl daha\nTebrikler, mesajlar, telefonlar uçuşuyor\nDilekler, dostluk ve barıştan yana bu yıl da\n\nBurası Rotterdam, havai fişekler patlıyor\nSarıyor şehrin semasını duman ve kokular\nSen de patlat şampanyanı, yeni yıl kutlanıyor\nBarış kukumaları şehri savaş alanına çeviriyor\n\nNe tuhaf çelişkidir ki yılbaşını bekliyor\nYediyüz bin kişi sigarayı bırakmak için\nKimi kandırıyorlar acaba, hiç bilinmiyor\nSigarayla tutuşturuluyor fünyesi fişeklerin\n\nHavaya fırlatılıyor milyarlarca euro'lar\nCabası kör olan gözler, kopan parmaklar\nDurmuyor patlamalar, susmuyor sirenler\nBir savaş oyunu sanki tüm yaşananlar\n\nGerçek savaşlar varmış dünyanın bir ülkesinde\nKimin umurunda depremler, aç, açıkta kalanlar\nKeyfini kimse bozamaz, kapitalizm yine sahnede\nFişekler patlamalı, boşalmalı pahalı şampanyalar\n\nİntihar vakaları en çok ocak ayında oluyormuş\nÖzellikle de yılın ilk haftasında \nMeğer ne kadar da çabuk unutuluyormuş\nİyi dilekler kalıyor hep geçen yılda\n\nİn, cin top atıyor sokaklarda 1 Ocak'ta\nAlkol'e yenik düşmüş şehir sanki yasta\nYine de yeşil ümitlerim var bu yıldan\nÇünkü bir çam yeşeriyor bağrımda\nKaçırıp sakladığım Noel katliamından\n\nRotterdam, 31-12-2003\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Holywood",
        "poet": "Kamil At",
        "poem": "\n\nUzun süre hazırlamış efektlerini\nYine adından söz ettirsin diye\nDünyada asla başaramadığını\nBaşarıp, belli ettiriyor yerini\nKorkağı oynatıyor ölesiye\nDolduramadığı tüm boşlukları\nÖldürücü filmleriyle dolduruyor\n\nDünyayı baş rolcüleri kurtarıyor\nVietnam'da öldürülen askerlerini\nŞişirilmiş rambo ile kurtarıyor\nDünyanın gözünü çıkarmışlar\nFilmlerde tam tersini gösteriyor\nKendi halkı da açken\nHolywood! ,Hindistan Bolywood\nSahte kahraman oynatıp\nMilyarlarca dolar harcıyor\nGerçekte yapamadığını \nMilyarlarca dolarlık filmde başarıyor\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Holographic Universe",
        "poet": "Emrah Korkmaz",
        "poem": "\n\nbir muddet korku, aynalarda kara izler var,\nsevmek bir kere olmektir hayalinde, bir keres\nkusmekttir islevine, sevmek eldemidir gemiler\n\nruzgari sacini vursada dalgalara, izler kalir\nsahillerde, isik sacan gumus hazinelerde.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Homini Gırtlak",
        "poet": "Turhan Şahin",
        "poem": "\n\nyarım litre mideyi \n24 saat doyuramıyoruz \nne yersek oyuz \nhomini gırtlak\n\nbizde yemek ihtiyaçtan ziyade \nabartılı milli alışkanlık\nhalbuki az ye narin ye\nbirazını da yarın ye\nolmaz hepisi bitecek\nsanki hakkında ayet var\nkimi insan için yemek\nbir statü göstergesi\npes doğrusu\n\ndoymayan mide değil \nyerle yeksan olasıca pis nefis\nzarafetimizi kaybettik\ndaha ne kaybedelim\n\nTurhan Şahin\n\n--------------\nbilmece şiirin  cevabı: kilo\n--------------\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hollanda'da bir köpek",
        "poet": "Mikdat Bal",
        "poem": "\n\nHollanda’da bir dinsiz İslâm’a dil uzattı\nBaşımızı belâ’ya sokmaya ramak kaldı\nBu günlerde bu densiz Kur’ana el uzattı\nAramızda bir savaş çıkmaya ramak kaldı\n\nÖyle beyanlar verir kanlarımız kuruyor\nHukümet bu köpeği gece gündüz koruyor\nYine de rahat durmaz hep havlayıp duruyor\nO kuduzun pis kanı akmaya ramak kaldı\n\nProtesto ediyoruz sözümüz anlanmıyor\nOlaylar büyüyecek ne yazık önlenmiyor\nGençler isyan ediyor sözümüz dinlenmiyor \nGençler bu kefereyi yakmaya ramak kaldı\n\nAyrımcılık bir yana dinimize saldırır\nİçimize kin, nefret intikamı doldurur\nÇıkar bir delikanlı bu pisliği öldürür\nMilleti birbirine takmaya ramak kaldı\n\nHukümeti uyansa bastırılsa bu köpek\nİçi zehir zemberek kusturulsa bu köpek\nOlaylar büyümeden susturulsa bu köpek\nSokaklar barut gibi kokmaya ramak kaldı\n\nYürüyüşler olsada bunlar neyi halletti\nSaldılar üstümüze bu mikropik illeti\nAradığı gebermek bu sayede milleti\nBizi suçluymuş gibi bakmaya ramak kaldı\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hop çocuk, hoppa çocuk",
        "poet": "Öztürk Acun",
        "poem": "\n\nHaydi haydi hop çocuk\nElinde bir demet çiçek çocuk \nGelip etme beni gıcık\nÜç liralık çiçekle aldatamazsın\nTakıp koluna gidemezsin\nElimden tutup Yüksel’de \nYürüyemezsin hava atarak\nCanım sevgilim diyemezsin\n\nHop çocuk hoppa çocuk\nBen yaşamak istiyorum\nParan pulun çok olacak\nYatın katın olacak\n\nHaydi haydi hop çocuk\nElinde çiçek çocuk \nGelip etme beni gıcık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hop Şinanay, Şinanay",
        "poet": "Ertuğrul Şimşek",
        "poem": "\n\nTek başına düğün yapmışsın,\nBeni bile çağırmamışsın\nÜç, beş kişiyle olurmu düğün\nHop şinanay, şinanay kendin çal kendin oyna\nNede çabuk günler geçer\nDaha çocuktun düne kadar\nBüyüdünde aldın karar\nHop şinanay, şinanay kendin çal kendin oyna\nBir kalemde beni sildin\nNefretine beni harcadın\nBeni harcadın kardamısın\nKarda değil zarardasın\nHop şinanay, şinanay kendin çal kendin oyna\nYanlışlar içindesin\nGözün kör görmüyorsun\nDilin lal konuşmuyorsun\nKulakların sağır duymuyorsun\nHop şinanay, şinanay kendin çal kendin oyna\nÖlünce duyduğumu üzülüp ağlarmısın \nÜzüleceğini sanmam zil takıp oynarmısın\nOzan Hasreti ah ne olur duysan\nYarınlara rüzgar ekiyorsun\nGelecekte fırtına biçeceksin\nOlacak pişmanlığın iki damla göz yaşın\nO zaman hayatta tek kalacaksın\nHop şinanay, şinanay kendin çal kendin oyna\n\n13/12/2015\nOzan HASRET \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hopa’da Mecazı Vurdular!",
        "poet": "Alper Gencer",
        "poem": "\n\n“Hopa’ya eşkıyaların indiğini bilmiyordum! ”\n\nTürkiye Cumhuriyeti Resmi Başbakanı\n\n“Hopa’da mecazın öldüğünü bilmiyordum! ”\nTürkiye Cumhuriyeti Gayrı Resmi Şairi\n\nHopa’da olanlar üzerine söyleyeceğim yeni bir söz yok. Söylemek istediğim her şeyi okudum. Yahut okumak istediğim hemen her şeyi yazmışlar diyelim. Bir “seçim saldırısı” sonrası kalp krizi nedeniyle yaşamını yitiren emekli öğretmen Metin Lokumcu’ya Allah’tan rahmet diliyorum. Ailesine de gani gani sabır… Onun ölümünü seyredip susanlara, öldürülmesine mantık uyduranlara ise vicdan ve akıl! \n\nVoltaire’in meşhur sözünü bilirsiniz: “Düşüncelerinize katılmıyorum. Ancak bu düşüncelerinizi özgürce savunabilmeniz adına canımı vermeye hazırım”. Yeryüzünde daha hiçbir yönetim mekanizması, bu adına devlet dense dahi, bu sözü kendi şiarı olarak bellemedi. Devletin bekası, kendi varlığının idamesi adına “küçük pürüzleri” ortadan kaldıradursun; rastgele toprağa vurulan kazmalar, gün geçmiyor ki yeni muhalif kadavralar çıkarmasın ortaya. Devlet, kendine hükmeden iktidarın elinde, Voltaire’in bu meşhur sözünü hep şu zalimlikle telaki etti: “Düşüncelerinize katılmıyorum. Ancak bu düşüncelerinizi özgürce savunmaya devam ederseniz canınızı almaya hazırım! ”\n\nBu dünyada, ancak zalimler amaçlarına varmak konusunda bu kadar ısrarcıdırlar. Amaçları olsun için, o amaca ters düşen hadiseleri “geçici” olarak yok sayarlar. Gülün dikeni sayarlar karşılarına çıkan “küçük pürüzleri”. Ama esasen o küçük pürüzler, diken değil gülü öldüren başka bir şeydir. Koparmak istedikleri gülle boğuşurlar. Üstleri başları kan içinde kalana değin mücadele ederler gülle. Ama gül direnir, kendini vermez onlara. Sonunda belki boynundan kırarak ellerine alırlar gülü. Alırlar almasına da, o kanlı ellerine aldıkları gül müdür, yoksa gülün ölümü mü?\n\nMazlumlar ise amaçlarıyla yaşarlar. Amaçlarının güzelliğini geçtikleri yollara üleştirirler. Amaçlarının kokusu, her hareket ile reddedilmez bir rayiha halini alır. Amaca varmak değildir aslolan! Amaca müteallik yaşamak, bu dünya için kâfidir onlara! Gülü koparmak şöyle dursun, gülün varlığı yeterdir onlara. Onlar gülle değil, gülü koparmak isteyenlerle boğuşurlar.\n\nİnsanı, yaratılanların merkezine alan bir inancın memuruyuz. İktidar ve dahi diğer parlamenter partiler, memlekette yaşayan bütün insanları gönül potalarında eritecek bir politika tutturamadılar. İnsanların farklılıklarını suistimal etmenin yoluna baş koydular. Kutuplaşmalar ve bunun üzerine bina edilen düşmanlık; miting meydanlarında siyasi partilerin kozu haline dönüşmüş durumda. Ötekinin ölüm fetvasını veren, oyunu cebine koyuyor! Tüm vatandaşlar için ortak bir ideolojik sistem kurmak elbette mümkün değil! İnsan çünkü… Çamurdan yaratılmıştır. Lakin bütün vatandaşlar için ideolojilerden bağımsız, ihtiyaca yönelik bir müştereklik yaratmak mümkündür. Ekmek mesela… Hamurdan yaratılmıştır.\n\nHopa’da olanlar ve tüm bu seçim sürecinde yaşanan çirkinlikler, iktidarın gövde gösterisine dönüştükçe daha bir cinnet geçiriyorum. İşlerin yolunda gittiğini düşünenler, kulluk muhasebesini bir daha gözden geçirsin derim. Amaca gitmek, amaçla beraber yürür. Ve benim inandığım, bu dünyada varılan hiçbir amaç bizi bütünüyle berkitmez! Hiçbir amaç, Adem’e edilen secdenin yerine geçmez! Emekli (ya da rahmetli)  öğretmen Metin Lokumcu’nun, kendisini engellemeye çalışan polis memuruna, bileklerini arkasından kelepçe vaziyetinde kavuşturup “hadi al beni, kurtar memleketi! ” demesini ciddiye almış olmalılar. Mecazdı o, mecaz! Mecazdan anlamayana, neyi nasıl anlatabilirsin ki! ? \n\nDünyaya Yeni Söz Gazetesi, 04.06.2001\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hor görüldüm",
        "poet": "Ahmet Atmaca",
        "poem": "\n\nVakit erken vurdu güne\nFeryat, düne ve bugüne\nGidiyorum ben sürgüne\nBu garibi hor gördüler\n\nEli tutmaz gözü görmez\nNefret etmez kin beslemez\nBu dünyada yüzü gülmez\nBu garibi hor gördüler\n\nİncittiler feryat figan\nYüreğinden talan talan\nGayrı derki  herşey yalan\nBu garibi hor gördüler.\n\nCanı yandı, candan dedi\nBir, kötü hal söylemedi\nBir tek kalbi incitmedi\nBu garibi hor gördüler\n\nYazım dedi çekti çile\nBilmez nedir yalan,hile\nGitti gayrı bile bile\nBu garibi hor gördüler,\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hor Görme",
        "poet": "Ramazan Özütürk",
        "poem": "\n\nYirmi üç yaşımda düştüm eline\nHor görme garibi hasret dağları\nAyrılık sancısı girdi belime\nHor görme garibi gurbet dağları\n\nAyların sırtında yılı taşıdım\nDüşünce gölünde fikir kaşıdım\nTenhada ağlarken, güler yaşıdım\nHor görme garibi gurbet dağları\n\nBaşımı salmışım vefasız aşka\nBitmeyen çileyi sanmıştım şaka\nSevenin dünyası başkadır başka\nHor görme garibi gurbet dağları\n\nBilmezsin içimde yanan ateşi\nSöndürmeye vermiyorsun savaşı\nO halde karşımda oynatma kaşı\nHor görme garibi gurbet dağları\n\nÖzütürk der; taşa vurdum başımı\nZakkum zehirinden yaptın aşımı\nUnutmam maziyi, silmem yaşımı\nHor görme garibi gurbet dağları\n(1984)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Horan",
        "poet": "Faruk Bakuri",
        "poem": "\n\nDev beden hanesi ot\nDevasi ademdi tut\nOt evi iblis taraf\nA’li dev insan umut\n\nOkuz=zaman=adem baş\nDev devir ilk ten ataş\nKut ruh ateşe indi\nAdem oldu arkadaş\n\nHalkı o otun batı\nTurok’ta hak ruh yatı\nAdem oğlu turuk’a\nKalk diyor ulu çatı\n\nToth tarih mısır kuran\nO idris görmüş turan\nEvveli hazar Hızır\nTemelde hıdır horan\n\nHistori tarih turuk\nTori tur is’i kuruk\nTarih tarik turuk bir\nYol olur bire Faruk\n\nNun o göz ay ve yıldız\nGöz okuz goz ile kız\nNu temel nun hanesi\nÇağ temir giz de sakız\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hor kullandı hayat bizi",
        "poet": "Mehmet Karabulut 2",
        "poem": "\n\nDün çocuktuk şimdi yaşlı\nCan huzursuz gün telaşlı\nTaş yürekli yedi başlı\nHor kullandı hayat bizi\n\nSilindi gençliğin izi\nBüktü dimdik belimizi\nGam yükümüz dizi dizi\nHor kullandı hayat bizi\n\nHak eliyle halk olmuşuz\nYıllar yılı kaybolmuşuz\nÖzgür değil mahkûmmuşuz\nHor kullandı hayat bizi\n\nKime sitem etmek gerek\nKüle döndü mangal yürek\nGideriz boyun bükerek\nHor kullandı hayat bizi\n\nKalplerimiz kırık dargın\nBedenimiz yorgun argın\nEcel geldi çattı bugün\nHor kullandı hayat bizi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hor Hor Horon Tepilir",
        "poet": "Ahmet Yozgat",
        "poem": "\n\n1/:\nÇekilince denizden ağlar yukarı, \nIşılar yosun yeşili gözler. \nDeniz bereket sunar, bolluk sunar. \nDenizciler neşeli, \nHor hor horona tutuşurlar.\n2/:\nDüğün olur, bayram olur,\nTutuşur deniz ve balık kokan eller.\nSahiller, neşe dolar.\nKızlı, erkekli gençler,\nHor hor horona tutuşurlar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Horhor",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nÇirkin adamın,\nGüzel karısı,\nSen güzeller güzeli.\nO çirkinler güzeli.\n\nSeni yaradan tanrı,\nOnu da  yarattı.\nHor görme Horhor'u,\nGücenir tanrı.\n\n             30.10.06.2100./Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Horasandan gelmiş adı; yörük Yusuf Tuna",
        "poet": "Yusuf Tuna",
        "poem": "\n\nBen Oğuz soyundan Üçoklardan Hasan oğlu,\nSultan Hatun'un evladı; yörük Yusuf Tuna.\nAsım nesli olup Türkün töresine bağlı,\nHorasandan gelmiş adı; yörük Yusuf Tuna.\n\nÜzerinde erenlerin nurunu taşıyor,\nAllah için sabırla engelleri aşıyor.\nTürk ve İslam aşkıyla bu dünyada yaşıyor,\nCanım Hakka kurban dedi; yörük Yusuf Tuna.\n\nDüşünce yapısını aşkla ortaya koyar,\nTürk ve İslam kültürüne seve seve uyar.\nVatan için ne yapılacaksa emir sayar,\nKoşar gelir desen hadi; yörük Yusuf Tuna.\n\nCanı pahasına olsa vatanını korur,\nVatan millet din devlet için canını verir.\nEba en ced Deniz Han boyuna kadar varır,\nÖzde Türkmen Beyi idi; yörük Yusuf Tuna.\n\nYusuf olarak özünü vatanında bulmuş,\nKendini Türk İslam Ülküsünün eri bilmiş.\nTeke yörüklerinin içinden çkıp gelmiş,\nTürkmen yörüklerin şadı; yörük Yusuf Tuna.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hörgüçlü tipler",
        "poet": "İhsan Şahin",
        "poem": "\n\nHÖRGÜÇLÜ TİPLER\n\nKendini beğenmiş, hörgüçlü tipler\nÇarşı pazar gezer, nefret ekerler\nÇoğunun altında, son model cipler\nİtici hallerle, dikkat çekerler\n\nDudağında kürdan, ağzın kurcalar\nŞişirmiş göbeği, nutuk parçalar\nSokakta yürürken, dişin fırçalar\nHapşırıp sümüğü, yere dökerler\n\nElinde dondurma, külahı yalar     \nEtrafına bakmaz, nağmeler çalar\nBu şekil sokaklar, görgüsüz dolar\nEdebi hayayı, özden sökerler\n\nParayı bulunca, eşini boşar\nGece gündüz demez, harama koşar\nYalana vekildir, doğruya şaşar\nHer köşeye fitne, fesat dikerler\n\nArabada müzik, arşı inletir\nKültürsüz ukala, nefret dinletir\nŞımarık zenginler, fakir kinletir\nÇök desen sürüye, hemen çökerler\n\nHacaloğlu\n18/05/2013\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hormon",
        "poet": "Yüksel Nimet Apel",
        "poem": "\n\nHekim de söylüyor nitekim süt için\nBol bol yoğurt meyve yiyin diyor\nBiz zaten ayva yemiyormuyuz milletçe\nİşte burda söylüyorum açık açık mertce\nBağlarımız bahçelerimiz kurudu\nOrmanlarımız yandı kül oldu\nKüsüp avrupaya gitti köylü kardaşlar\nBalık baştan kokar her şey baştan başlar\nMeyve ye yoğurt ye ye ye ye ye ye ye\nCanım hekim bir sen varsın sağlığımı düşünen\nİşte burda söylüyorum peşinen\nAnam babam evladım hepsi aş ister\nÇünkü ben bir kadınım  anayım \nPişirirsem aş pişirmezsem işim yaş\nYürüyün spor yapın egzersiz yapın diyorsun\nKilo vermek için sporu şart koşuyorsun \nEvimizde iş yerimizde yok öyle spor salonlarımız\nHele de para pul hak getire kim kaybetti biz bulalım\nŞu canım ülkemin yolları adeta bir bulmaca\nSahada top oynuyorsun gol atmak için gidiyor taca\nCahil bıraktılar halkımızın bir çoğunu\nŞimdi her şey hormonlu yesende yemesende\nHem pahalı hem de hormonlu gıda\nNe karpuzun ne kavunun ne salatalığın tadı kaldı\nÜstelik o caanım kokusu da yok \nÇok bunaldık çook sayın hekimim\nYe ye diyorsun bulursak hormonsuzunu\nBirazcık ucuzunu vallahi yiyeceğiz \nŞimdi biz nasıl kilo verelim aç kaldığımızda milletçe\nSaldırıyoruz ekmeğe,bulgura makarnaya mantıya\nKimin gücü yetiyor şöyle dörtbaşı mamur bir kahvaltıya\nYürümek dersen  mümkün mü yaya \nAmcalar yapıyorlar yolları ya Seneye aynı tas aynı hamam\nBen oy verdim yol isterim ben anlamam\nHormonsuz sebze et  yahu biraz insaf et\nEmekliysek hep emekliyelim sonra da ölelim mi\nİşte söylüyorum açık ve net benim midem çok asildir\nAz olsun aşım ama iane kabul etmez\nKomşumda yoksa boğazımdan geçmez\nSağlıklı,magandasız yol, hormonsuz gıda\nYoksa eğer hadi uğurlar ola  güle güle git.\n\n25 -Ekim -2008 -Ankara\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hormonlu Notlar…",
        "poet": "İhsan Hasan Kaya",
        "poem": "\n\nÖğrenci iken iki üç kişiyi geçmezdi belge alan,\nParmak ile gösterilirdi belge alan öğrenciler.\nÖğretmenliğimde iki üç kişi var belge almayan,\nParmak ile gösterilir belge almayan öğrenciler.\n\nHızla yetişen, birden olan yiyecekler hiç yoktu,\nKış için yazdan hazırlanan doğal yiyecek çoktu.\nİnsanların karnı aç olsa da istemez gönlü toktu.\nİmece her yerde herkes birbirinin elinden tuttu.\n\nHormonlu yiyeceklerin ne olduğunu bilmezdik,\nKış mevsimi şimdiki gibi domatesleri dilmezdik.\nGerekli yerde konuşur gereksiz yere gülmezdik.\nOtomobil bu kadar yoktu spor yapar gibi gezdik.\n\nKış mevsiminde yaz meyveleri bulunur her yerde.\nZamansız yenen yiyecekler insanı düşürür derde.\nDerde düşmemeleri için duyuru yapılır her ferde.\nÇocukluğumuzdaki güzellik doğallık hani nerede? \n\n……………………………………………………………..\nKimi öğrenciler belge için öğretmenden not ister.\nKimi öğrenciler de planlı çalışır alnından akar ter.\nSiz çalışın çalıştığınız günler zor görülse de biter.\nNot isteyenlerden olmayıp azminle kendini göster.\n\nMum ışığı ile gecemizi çevirmeye çalıştık gündüze.\nÖğrenci iken yılmadan azimle çalışarak ulaştık düze,\nNot istemek mi dedin dilenmek düşmez ki bu yüze.\nKarneler hasret kalmıştı en yüksek not olan yüze…\n\n…………………………………………………………………….\nŞişirilmiş, hormonlu notlar TEOG ile ortaya tam çıkar,\nÖğrenci TEOG notuna şöyle bakar elini-yüzünü yıkar.\nOlamaz ben böyle değildim notlarım yüz diye yaş akar.\nGerçek olmayan hormonlu notlarına hüzünle bakar…\n\n15.01.2017\nHasan Kaya\nEğitimci-Şair-Yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hormonsuz",
        "poet": "Kamer Taşkın",
        "poem": "\n\nİnsan, insan olsun,\nHayvan, hayvan \nDişi, dişi olsun\nErkek, erkek\nBu doğanın bize sözü.\n\nEriksi şeftali,\nKavunsu havuç,\nMavi üzüm,\nGörmek istemiyor gözüm.\n\nÖyle gibi mibi olmasın,\nBırakın, aralar boş kalsın,\nAralarında fark olsun,\nOlmasa ayrı ayrı,\nOlacak hepsi aynı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hormonun Marifeti",
        "poet": "Eyup Şahan",
        "poem": "\n\nHormonun Marifeti\n\nBen köyde doğmuşum kundağım höllük,\nDertlerde emrazda doktorum sülük,\nDüşünce gurbete dert bölük bölük,\nOmuza gam yükü topluyor zıkkım.\n\nArada bir gittim durum gözledim,\nBostanı tarladan yemek özledim,\nBir domates aldım evde közledim,\nFutbol topu gibi zıplıyor zıkkım.\n\nHormonu yerinde suni gübresi,\nÖküzde diksindi yenmez küspesi,\nBirinin çıkıp da iyi demesi,\nSiniri tepeme topluyor zıkkım.\n\nGittim bizim çaya balık avladım,\nKenarda bağlardan üzüm sağladım,\nBalık mangal yaptım sebze tavladım,\nMangaldan havaya hopluyor zıkkım.\n\nSarmaşık misali karpuz dalına,\nBir şey olmuş sanki kavun balına,\nHıyar uzar gider kendi yoluna.\nBostanı boyuna kaplıyor zıkkım.\n\nTohumlar dışarıdan bozulmuş geni,\nEski meyveleri ararım yeni,\nEyüp neyler artık yemesin seni,\nYiyene kanseri saplıyor zıkkım.\n\nEyüp Şahan\nAnkara 16.6.20011\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hortlak",
        "poet": "Turgut Uzdu",
        "poem": "\n\nYağmur altında çocuk gibi bir çatlak\nKaranlık bir köşede bir beden hortlak\nDikenler üstünde arzudan bir bayrak\nKaranlık bir köşede bir beden hortlak.\n\nYetim kalmış bir çiçek, bir Hintli fakir\nDili kopuk bir bülbül, yeryüzünde kir\nGecenin yarısında parlak bir fikir\nKaranlık bir köşede bir beden hortlak.\n\nÜmit çölünde ıssız küçük bir çatlak\nÜstünde koca bir bulut, saçları ak\nBir vaha ağaçlarda, arzu bir kaltak\nKaranlık bir şişede bir beden hortlak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Horon Güzellemesi",
        "poet": "Mustafa Nihat Malkoç",
        "poem": "\n\nI.\n\nKaynatır kanımızı, hor görmeyin horonu \nKaradeniz uşağı üç öğün oynar onu \nHoron yaşam tarzımız, enerji verir bize \nOturur Akçaabat, ayağa kalkar Rize \nHoron bize panzehir, uzar gider halkası\nSerinletir ruhumu Karadeniz dalgası\nDurmanın ne kârı var, çal bir horon havası\nGünde üç öğün yeriz taze hamsi tavası\nKemençe çaldığında Karadeniz yanıyor\nAkçaabat horonu bütün dünya tanıyor\nOyna sevdiğim oyna, omuzların sallansın\nGöbek elması gibi yanakların allansın\nIsıtır içimizi Akçaabat horonu\nHoron bizim sevdamız yoktur bu aşkın sonu\nBayıltır kemençeyi Sürmene sallaması\nTrabzon’da oynanır horonların en hası\nHorona gel horona, kemiklerin oynasın\nKonuşsun kemençeler, Karadeniz kaynasın\nSevdamın nişanıdır yüreğimdeki yara\nKalmaz hiçbir şeyciğin oynayınca sıksara\n\nII.\n\nHırçındır dalgaların hey gidi Karadeniz! ...\nAcıkan ruhumuzu horonla besleriz biz\nOtur seyret horonu, bayram etsin gözlerin\nKendini ele verir nağmelerin, sözlerin\nOynadıkça sallanır belinde tabancası\nHiç horonsuz olur mu asker uğurlaması? \nGüzel ülkem Türkiye’m, Erzurum’da barın var! ...\nAkçaabat’ta horon, nice halk dansların var\nFındık bahçelerinde horon oynar uşaklar\nBordo mavi renktedir belindeki kuşaklar\nGençliğin iksiridir, horon tenin isyanı\nDik oynar delikanlı, oynarken kaynar kanı\nHoron teper Trabzon, efeler oynar zeybek\nCoşarım kemençeyle gönlüm sanki kelebek\nSevgi biçmek isteyen, gönle muhabbet eker \nMisket oynar Ankara, Doğu’muz halay çeker\nAyrı gayrımız yoktur, aynı sudan içmişiz\nHoron halkalarında kendimizden geçmişiz\nHalayla zeybeğimiz, horonla barımız bir\nAcılarımız ortak, yoğumuz varımız bir\n\nIII.\n\nKemençe çaldığında kızlar girer kol kola\nErkekler horon oynar, ayağında çapula\nRuhum bendini yıkar, horonla taşarım ben\nHalkaya girdiğimde her derdi aşarım ben\nGönlümün sahrasında horon âb-ı hayattır\nOndan uzak bir yaşam nerden baksan bayattır\nMısır tarlalarında boy verince başaklar\nSığmaz yüreğe sevinç, horon oynar uşaklar\nŞenliklerin baş tacı, derneklerin neşesi\nHorona ayrılmıştır yüreğin her köşesi\nHaçan bir kız kaçacak, durmadan horon oynar\nYüreği pır pır eder, gönlü sevdadan kaynar\nErkekler kamasını sallar durur belinde\nKızların eli terler, sevdiğinin elinde\nAynı meydanda oynar nineyle dede, torun\nCanınız sıkıldıysa horon halkası kurun\nOy Trabzon Trabzon hasret içimi yakar! ...\nGönül penceresinden bir çift göz sana bakar\nAkçaabat’ım sensin haysiyetim, gururum\nGece düşümde bile horon oynar dururum\n\nIV.\n\nHoron temel ihtiyaç, su gibi, hava gibi! \nKemençenin telidir gönlümün altın ipi\nÇayeli’nden öteye gidelim yali yali…\nÇal bir horon havası Bahattin Çamurali\nDertliyim, efkârlıyım; yaralarımı deşme\nHorondan uzak yaşam, sanki kuru bir çeşme\nAsi ruhumuz benzer dalgalı bir denize\nBir kez girsek horona heyecan verir bize\nEy horon tepen uşak, sen halkada çiçeksin! ...\nGönlümüzün baharı; sen emsalsizsin, teksin\nGörsem horon halkası içim titrer derinden\nKemençenin nağmesi kımıldatır yerinden\nHoron halkalarında gayrı birleşsin eller\nBarış türkülerini terennüm etsin diller\nDoymadan gideceğiz karayemiş tadına\nTrabzon dendiğinde horon düşer yâdına\nBelinde peştamalı, başında kukuleta\nAlnımdan akan terler horona olsun feda \nHayatımın öznesi, bence elzem bir konu \nSözle ifade etmek kabil değil horonu…\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hortlak Şair",
        "poet": "Kamber Bal",
        "poem": "\n\nGün batımı, gök ile yer kucaklaştı mı? \nAy ile yıldız kızıl semada yarıştımı? \nKavra-kucak kurt ile kuzu barıştmı? \nSeyreyle ki hallerini hortlak şair.\n\nHer çalı bir nesne görünümünde iken\nGül boyunu büker, yorgan olur ona diken\nVakit neme gerek başucunda baykuş öterken\nSeyreyle ki dillerini hortlak şairin\n\nSavurur bir çırpıda toprağını üstünden \nAğır olsa da tahtası ulu bir hezenden \nPişmiştir artık benliği kaynar bin kazandan \nSeyreyle ki yer Bal'larını hortlak şair\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Horon",
        "poet": "Seyit Ahmet Düzen",
        "poem": "\n\nLaz kızı musan da\nMavi mavi bakaysun\nYaktun da beni kız\nNehirlerimi çalaysun\n\nEser şimalin rüzgari da\nKız sen karadenuz musun\nHaçen anlaşuldu\nKurtuluş yoktur, gözlerinden\n\nDere boyunda seni beklerum\nNehirlerimi kuruttun\nGel da öpeyum\nKana kana gözlerinden\n\nHoron oynayi yaylada uşaklar\nBu düğün kimundur\nYazması mavi gelun\nKardaşın kuşağun bağlar\n\nUyy kemençen kirilsun\nKemençeci dayı\nHa bu düğün benumdur\nHayde uşaklar, hayde...\n\nHoron edelum horon\nPatlasun tabancalar\nHa bu düğün benumdur\n\n\n"
    },
    {
        "title": " Hortladı",
        "poet": "Özcan Arslan",
        "poem": "\n\nhortladı ırkçılık çalım satıyor\nbir kendisi var zavallı ole sanıyor\nırkın kıralı sabır satıyor \nsen çal sen oyna ırkçı başı\n\nherkez çıkmış erkeklik sözde\nbinbir nara varda yok erkeklik özde\nsılogan kıral olmuş revaşta gözde\nırkın kıralı sabır satıyor \n\nyıllarca dinledik biz bu masalı\nbiri düşmanda diğeri dostmu yani\nırkçılık hortladımı dinlermi dini imanı\nırkın kıralı sabır satıyor.\n\nbir masal gibi hepimiz dinledik\nbiz türküz diye inledik\nhep masumduk hep mazlum\nırkın kıralı sabır satıyor\n\ndostumuz yok bizim bizden başka\ngelirdik bir anda aşka \nhep biriz hep türküz olmadı\nırkın kıralı sabır satıyor\n\nkimi seçtiysek başa önce saldırdı aşa\nhiç bakmadan yaşa başa\nkesti ekmeğimizi emeğimizi\nırkın kıralı sabır satıyor\n\nhep kavga olmalı yaşamalı düzen\nvarsa biraz düzeni üzen\nya hain oluyor yada ölümü hak eden\nırkın kıralı sabır satıyor\n\nsen sole ırkçı başı sen sole\nne değilsen o olduğunu sole\nsen bilmezsin aslında sen o demediğinsin\nırkın kıralı sabır satıyor\n\nsabreden  milleti getirme aşka\nhaklının hıncı serttir sen bilmezsin başka\nyıllarca yaşasan olduğundan başka \nsen çıldırırdın ırkçı başı\n\nırkın kıralı sabır satıyor \nal bayrağımın içinde dedem yatıyor\ndoğmuş güneşler mecbur batıyor\nkimler memlekette çalım satıyor\n\nakıllı başın olmaz bole bi derdi\nırkçılık yüceltmez hiç bir ferdi\nmadem müslümanız madem efendi\nırkçılık güzel olsaydı resülümüz derdi..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hortumlu",
        "poet": "Veysel Şimşek",
        "poem": "\n\nAlem yapmak harem kurmak saltanat,\nBizde içki içmek belliki sanat,\nSarhoş olur uçar hayelci kanat,\nİçince kendinden geçer hortumlu.\n\nDurmaz içer sonra ayılmaz baygın,\nBizde alem yapmak her yerde yaygın,\nOlursa bedava kendine uygun,\nSünger gibi çeker içer  hortumlu.\n\nGeçer kendisinden dünya muntazam,\nAsar keser biçer sözde kral sadrazam,\nBende içinde çoktur hangini yazam,\nÇeker sünger gibi uçar  hortumlu.\n\nUyur gezer başka aleme gidersin,\nHaykırırsın ağa paşayım dersin,\nNeden maskara halini elalem görsün,\nAnlasa naçardan naçar  hortumlu.\n\nŞişede durduğu gibi durmuyor,\nAkıl alır içki akıl vermiyor,\nGözü dönmüş hiç kimseyi görmüyor,\nYaya gitmez gökde uçar hortumlu.\n\nKına geceleri düğün derneği,\nİçki alem faslı çoktur örneği,\nBirikinti  dişi ile tırnağı,\nVar mı yok mu demez içer hortumlu.\n\nAmaç belli düşen dostu kaldırmak,\nBizde amaç eşi dostu yıldırmak,\nVeysel der ki; Elde değil çıldırmak,\nGelmez düğün günü kaçar hortumlu.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hortumcuya Para Lazım",
        "poet": "Ali Dilki",
        "poem": "\n\nBeni iyi dinleğiniz\nİşçi Haydar,memur Kazım\nİnim inim inleğiz\nHortumcuya para lazım\n\nBir komusyon oluşturduk\nFakir halkı doluşturduk\nOnları biz alıştırdık\nHortumcuya para lazım\n\nBir otelde rehin kalmış\nYine kumar borcu varmış\nBugünlerde eli darmış\nHortumcuya para lazım\n\nKasabalı köylü çiftçi\nGardiyanla polis bekçi\nKısacası tüm emekçi\nHortumcuya para lazım\n\nDuymasınlar avazını\nBirazcık kıs boğazını\nAçın kesenin ağzını\nHortumcuya para lazım\n\nGazinoda saçmak için\nEski şarap açmak için\nYurtdışına kaçmak için\nHortumcuya para lazım\n\nArif olan anlar sözden\nHiç kaçar mı benim gözden\nBir ricamız vardır sizden\nHortumcuya para lazım\n\nALİ der ki, koptu damar\nHerkez bize ater şamar\nDeste deste, tomar, tomar\nHortumcuya para lazım.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hortum",
        "poet": "Sümer Küçük",
        "poem": "\n\nSu hortumu\nDoğa hortumu\nDeney hortumu\nMakine hortumuna,\nBir diyeceğim yok\nAma\nİnsanları hortumlayan,\nHortumcuyu\nSu hortumu ile\nŞak, şak\nDoğa hortumu ile\nTak, tak \nYapacağım...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Horyat Gül Dalında",
        "poet": "Nihat Yücel",
        "poem": "\n\nBülbül şakır gül dalında\nBülbülümü yitirmişim\nGül duruyor gül dalında\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Horyat şartıyla",
        "poet": "Cuma Kasapoglu",
        "poem": "\n\nTaşı taşa vurdum\nAteşi yarattım\nAlevi közden\nKözü alevden\nAyırdım...\nYüce dağlara közü fırlattım\nVolkanlar yaratıldı\nYanar dağlardan sıcak yongalar\nHızla yürüdüm, yürüdüm hızla\nUzun yolları\nKerkük'e doğru\n\n\n\n\nAvuçlarımda alev\nKafamda, ağzımda\nAtamdan kalan horyat\nKüt küt çaldım kapısın\nGürgür’ü sordum\nEmzirttim ona\nHoryatı..\nAlevi..\nYaşadı... büyüdü\nOldu bir baba\nGürgür babadan\nKanı kurumayan şehitler\nErgin şairler\nMeydan okuyanlar\nAt koşturanlar\nKasırgadan yılmayanlar\nİşte bir kahraman millet\nHoryat şartıyla\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş",
        "poet": "Murat Kürklü",
        "poem": "\n\nGörünen yüzün dünyam\nBir bakışla hoş geldi\nAşka gönül verene\nDünya hoş içi boş geldi\n\nGönül hasret yolunu\nDeniz,vadi,ovası  hasret kokan yuvası\nSon nefeste sonrası\nDünya hoş içi boş geldi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Bakın Zatınıza",
        "poet": "Sevinç Şahin",
        "poem": "\n\nİçimde kaybolan bir şeyler var\nAldığım her nefes canımı yakıyor\nDamarlarımda dolaşan kan değil...\n\nBen yitiğimi aramaya çıktım dostlar,\nÖnümde sonsuz bir yolculuk var\niçimde kaybolan bir şeyler var...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Beş",
        "poet": "Ceren Aydın",
        "poem": "\n\nGün batıyordu turuncu. \nDeniz de vardı mavi, \nSenle ben \"turuncu mavi\" \nDünyanın en uyumlu iki rengi. \nKeşke yalnız bunun için sevseydim seni! \n\n(08.11.2014 / Ada)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş geldim..",
        "poet": "Ceren Aydın",
        "poem": "\n\nHoş geldim…\nZaman ne kadar da çabuk geçiyor, \nNeredeyse bir oldu sana sığındığımdan beri\nÇok uzun yollardan geçtim, \nDağların dumanını araladım geldim\nHoş geldim\n\nSeninle birlikte yürüyorum\nSen bana yangın, ben sana rüzgar\nHer gün yeni bir gün\nHer güne aşkla, sevgiyle uyanıyorum\nHoş geldim \n\nBugün günlerden turuncu\nTutuşsun gün, sarsın geceler\nBugün günlerden mavi\nGökkuşağının ışıkları içinde\nHoş geldim\n\nHikayeler yazıyorum evimin verandasında\nElimde kahvem bir de hiç sönmeyen sigaram\nBeni bir tek sen bil diye\nBir tek sen anla diye\nHoş geldim\n\n(06.11.2012/Ada)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Bir Sedâ",
        "poet": "Timur İlikan",
        "poem": "\n\nKulaklarımda yankılanır hoş bir sedâ \nAh o ne işveli, o ne güzel bir edâ \nGülüşlerinde saklı efsunlu bir sevdâ \nUçur sözcüklerini, ol derdime devâ \n\n (11 Eylül 2006/ Ören-Balıkesir)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Bu Dünyadan Ahiret",
        "poet": "Nurettin Önalan",
        "poem": "\n\nEtrafı aleme bir bak.\n      Ölüm bizden değil ırak.\n      Gafletle sen kalma çorak.\n       Hoş bu dünyadan ahiret.\n\n        Var oluşu doğru fikret.\n        Gönülden Hak'kı zikret.\n        Amelini riyasız et.\n        Hoş bu dünyadan ahiret.\n\n        Çok kimseler göçtü burdan.\n         Böyle emretmiş yaradan.\n         Dönüşü  yoktur oradan.\n         Hoş bu dünyadan ahiret.\n\n         Cahillere asla uyma.\n         Ömrünü boş heba sayma.\n          Kitap, sünnetten ayrılma.\n          Hoş bu dünyadan ahiret.\n\n          Muhabbetle sen  mayalan.\n          Yaklaşmasın sana yalan.\n          Güzellikle hep oyalan.\n           Hoş bu dünyadan ahiret.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş da Gelsin Sefa da  Gelsin",
        "poet": "Selahattin Bozdoğan",
        "poem": "\n\nHoş da gelsin,sefa da gelsin,\nNasıl gelirse gelsin ölüm.\nYeter ki bir defa da gelsin,\nSensiz zaten her gün ölürüm...\n\n                                 OCAK-1991\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin",
        "poet": "Hasibe Kaya",
        "poem": "\n\nHoş Geldin\n\nHoş Geldin İlk Bahar Yüreklere \nGönülere hoş sedalar getirdin \nBeyinlere zihinlere yenilikler veren \nKalplere öbek öbek sevdalar \nKin dolu kalplere sevgiler sunan \n\nHoş geldin ilk bahar yüreklere \nGemilerede nazik hanımlar \nGülen gözler tebesüm eden yüzler \nCıvıl cıvıl neşe dolu çocuklar \nBahçelerde ötüşen kuşlar neşe dolu \n\n\nHoş geldin Allahınmın lütfü \nİnsanların içlerine umut ışıgı veren \nHüzünleri yok eden yaşama merhaba \nYeni yeni dostluklara barışlara merhaba \nArtık küsünlüklere yer yok yarınlarda \n\nHoş geldin ilk bahar yüreklere \nBaglarda bahçelerde tarlada \nUmutlara koşan yalın ayaklar \nUyanın uyanın bahar geldi dostlar \nHadi kızlar hadi gelin olma zamanı \nKınalı ellerle oynama zamanı şıkır şıkır\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş geldin",
        "poet": "Ataman Sütşurup",
        "poem": "\n\nBir pembe bulut gibi\nHoş geldin aşk ve sevda\nBir mavi melek gibi\nHoş geldin aşk ve sevda\n\nAnlatmaya söz yetmez\nSende mutluluk bitmez\nKalbe girince gitmez\nHoş geldin aşk ve sevda\n\nBir kez buldum bırakmam\nAcı çeksemde yanmam\nEşin var mıdır sanmam\nHoş geldin aşk ve sevda\n\nSinemde bir can gibi\n Damarımda kan gibi\nÖmre bedel an gibi\nHoş geldin aşk ve sevda\n\nBilmem ki ne demeli\nKıymetini bilmeli\nDiz çöküp eğilmeli\nHoş geldin aşk ve sevdA\n\nŞarkı sensin şiir sen\nSen dile ne dilersen\nNasıl sevindim bilsen\nHoş geldin aşk ve sevda\n\nSen gönüle girince\nÇözülür her bilmece\nYaşamak budur bence\nHoş geldin aşk ve sevda\n\nDağlar taşlar yol olur\nKeder elem yok olur\nSen ne dersen o olur\nHoş geldin aşk ve sevda\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin 2006.. Tüm Sevdiklerime",
        "poet": "İbrahim Necati Günay",
        "poem": "\n\nHoş Geldin 2006\n\nTüm Sevdiklerime; \n\n2005 yılı acılarımızla, sevinçlerimizle geride kalacak. 2006 daha fazla umut, daha fazla sevinç, daha fazla mutluluk getirsin. Yaşamında güzel yıllar, mutlu yarınlar, gerçek dostluklar hep seninle olsun. Yeni yılın sana ve tüm sevdiklerine sağlık, mutluluk, neşe, başarı, bolca para, sevgi ve huzur getirmesini dilerim. Mutlu Yıllar! \n\n2005 yılı acılarımızla, sevinçlerimizle geride kalıyor. Umarım 2006 size daha fazla umut, daha fazla sevinç ve daha fazla mutluluk getirir. MUTLU SENELER...\n\n2005’e ELVEDA, 2006’ya MERHABA! ! Hoşgeldin Yeni Yıl...\n\n2006 yılı öyle bir yıl olsun ki, 2005 yılının tüm olumsuzluklarını bize unutturabilsin.. İsteklerimizin gerçekleşeceği bir yıl dileğiyle..\n\nBulutsuz gökyüzü senin olsun demiştim; ümitlerin solmasın, tükenmesin diye. Yeni yılda hiç ümitsiz kalmaman ve hayallerine kavuşman dileğiyle.. İyi yıllar! \n\n2006 yılında da hiç ümitsiz kalmaman ve hayallerine kavuşman dileğimle. İyi ve sağlıklı seneler! \n\n2006 yılının sağlık, mutluluk, başarı ve bol kazanç getirmesi dilekleriyle. Neşe dolu yıllar! \n\nBaharda gelinciklerin en güzel başlangıçları müjdelemesi gibi yeni yılda da tüm güzellikler sizinle olsun. Mutlu ve sağlıklı yıllar! \n\nBembeyaz yağan kar, ne yaşanmışsa yaşansın örter geçmişin hatalarını... Yeni bir gelecek sunar bize ve yeni bir başlangıç... Yeni yılın tüm insanlığa ve ülkemize barış, mutluluk getirmesi dileğiyle yeni yılınızı kutlarım. Her şey gönlünüzce olsun! \n\nGeleceği oluşturacak her yeni günün bir önceki günden daha güzel, isteklerinize uygun ve sizi daha da mutlu etmesi dileğiyle. Mutlu Yıllar! \n\nHer Yeni Yıl, yeni tazelenen umutların, çoğalan sevgilerin habercisidir. 2006 yılı da böyle olsun ama hep güzel olsun.. Nice Yıllara..\n\nKardeşliğin doğduğu, sevgilerin birleştiği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de umutlu, yine de sevgi dolu nice yıllara! \n\nMutluluk bankasının sevgi şubesinde, 2006 no’lu hesabınıza, 365 gün daha yatırılmıştır. Mutlu bir şekilde harcamanız dileğiyle.. MUTLU YILLAR...\n\nSevgi bestesinin tınılarını tüm insanların yüreğinde hissedeceği, hüzünlerinizin dostluklarla silineceği, ümitlerinizin hiç bitmeyeceği, sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir yılı sevdiklerinizle birlikte geçirmeniz dileğiyle. 2006 yılı size sağlık, mutluluk, başarı ve bol kazanç getirsin! Neşe dolu bir yıl geçirin! \n\nSevgi bestesinin tınılarını yüreğinizde hissedeceğiniz, ümitlerinizin dostluklarla pekişeceği, gülücüklerinizin hiç bitmeyeceği, barış dolu bir yıl dileğiyle...\n\nSevgi bestesinin tınılarını yüreğinizde hissedeceğiniz, ümitlerinizin dostluklarla pekişeceği, gülücüklerinizin hiç bitmeyeceği, sevgi, huzur ve barış dolu bir yıl dileğiyle...\n\nYaşamın kaynağı Sevgi ise sevgi bir tutku, tutku bir amaç, amaç bir şeyleri birileriyle paylaşmaksa, paylaşmak dostluk, dostluk hatırlamaksa eğer hep aklımdasınız! Yeni yılda da dostluğumuzun daha da pekişmesi ve ebedi olması dileğimle daha nice MUTLU YILLAR! \n\nYine yeni bir yıl var kapımızda. 2006 yılına gireceğimiz şu günlerde istediğiniz her şeyin gerçekleşmesi dileğiyle. Geleceğinizi oluşturacak her yeni gün bir önceki günden daha güzel, isteklerinize uygun ve sizi mutlu edecek şekilde olsun! İyi Seneler! \n\nYeni bir yıla girerken sevgi ve barış diliyorum. Savaşların, acıların ve felaketlerin, geçip giden koca bir yıl gibi geride kalması umuduyla.. Nice Yıllara! \n\nŞeker gibi tatlı, masal gibi güzel bir yıl diliyorum..\n\nYaşamınca güzel yıllar, mutlu yarınlar, dostça dostluklar hep senin olsun. MUTLU YILLAR! \n\nYeni yıl bizlere kutlu olsun.. Yeni yıl sizlere de kutlu olsun.. Sağlık, başarı ve mutluluk dolu olsun..\n\nYeni Yıl; Türkiye için umutlu, bereketli, 2005’de yaşanan tüm olumsuzlukların tersinin yaşanacağı bir yıl olmasını dileriz... Nice Yıllara...\n\nYeni yılda tüm dargınlıkların bitmesi ve barış içinde yaşanması dileğimle...\n\nYeni yılda, her şeyin gönlünüzce olmasını diler, tüm beklentilerinizin gerçekleşmesini temenni\n\nYENİ YILDA; Hayatı tutabilmek, Sevgiyi kaçırmamak, Keşke dememek için düşlerini ikiyle çarp bu kez... Ve onları gerçekleştirecek zamanı ayır kendine... MUTLU YILLAR! ! \n\nYeni yılın size ve tüm sevdiklerinize sağlık, mutluluk, neşe, başarı, bolca para, sevgi ve huzur getirmesini dilerim. Mutlu Yıllar...\n\nYeni yılın tüm insanlığa ve ülkemize barış, mutluluk getirmesi dileğiyle tüm dostların yeni yılı kutlu olsun.\n\nYine yeni bir yıl var kapımızda. 2006 yılına gireceğimiz şu günlerde istediğiniz her şeyin gerçekleşmesi dileğiyle, iyi seneler! \n\nDr.İbrahim Necati Günay\n\n(www.ultrailan.com) \n\nA Takımı Milenyum Şairler Grubu'na Tüm Şairlerimiz Davetlidir.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin",
        "poet": "Necati Kavlak",
        "poem": "\n\nDavul çalıyor sabahın seherinde\nKulağa hoş geliyor uzaktan sesi\nHeyecan dorukta toplanmış aile\nYüzde gülümseme bekliyor hepsi \n\nDokuz ay önce çıkmıştı yola\nGeliyorum dedi davul çala çala\nTaa o günden beri bekliyoruz \nElimizde bir demet gül sabırsızlıkla\n\nSayılı günler tez geldi de geçti \nDuyuldu kıratın ayak sesi şuracıkta \nÜstünde göründü Efe'lerin Efe'si\nVur davulcu davula gür çıksın sesi\n\nÇok bekledik çok çıktın çıkalı yola\nİstedik tez gel verme yol da mola\nİşte buradasın şimdi aile efradınla\nHoş geldin sefalar getirdin aramıza\n\n24.12.2010 Manisa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin",
        "poet": "Seyfullah Öztürk",
        "poem": "\n\nToprağın bağrı açık, her tohuma \"hoş geldin\" der ekim.\nKuşlar meyletti güneye, göğüm tenhâ, göğüm serin.\nTürkülerde bulmuştum ya seni, hani gelecektin? \nMerakta kaldım, sâhi şimdi sen nerelerdesin...\n\nSeyfullah Öztürk\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin(*)",
        "poet": "Salih Çelik",
        "poem": "\n\nHaberi alınca çok mutlu oldum\nArtık aramıza hoş geldin Seçkin.\nAslını ararsan çokta geç kaldın\nŞimdi aramıza hoş geldin Seçkin.\n\nBak dünya nasılmış,hayat ne güzel\nBirazda Kartal dan dinle sen gazel\nÜstünde ne varsa Fener e özel\nAtıp aramıza hoş geldin Seçkin\n\nBeşiktaş sevgisi bambaşka inan\nFener miş Cimbom muş hepisi yalan \nSarıyla lacivert ne varsa talan\nEdip aramıza hoşgeldin Seçkin.\n\nMilyarlık Fener in rezaletini\nSahtekar hakemin adaletini\nSiyah-Beyaz rengin asaletini\nGörüp aramıza hoşgeldin Seçkin.\n\nTanju'ya verilen paraya vah vah\nDibe doğru süren inişe eyvah\nFener de kalana hadi eyvallah\nDeyip aramıza hoşgeldin Seçkin.\n\n                     Teletaş 1991\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş geldin…",
        "poet": "Bojidar Çipof",
        "poem": "\n\nSert rüzgârlar bitti\n\nŞimdi sessizlik zamanı\n\nKuvvetli poyraz yerini bana bıraktı\n\nBu sessizlik çok sürmez\n\nBen fırtına isterim hayatımda\n\nAyaklarım yerden kesilmeli\n\nSavrulan yapraklarla raks etmeliyim\n\nRuhum havalara uçmalı \n\nKalbim onunla güm güm atmalı \n\nYüreğim onun ışığından ısınmalı\n\nVe ikimize bir kış masalı yazmalıyım\n\nÇiçeklere teninin kokusunu,\n\nKuşlara gözlerini anlatmalıyım \n\nBen; Ben’i O’na verdim ve dedim ki; \n\nYukarıdan aşağıya bir kez daha oku\n\nBunlar Sen’in…\n\nBir başkasının yeri değil sana verdiğim\n\nHoş geldin…\n\n(Bojidar Çipof)  24 Ekim 2014 Yeşilköy\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Horon",
        "poet": "Haluk Yolsal",
        "poem": "\n\nHORON\n\ngittikçe  değişen ritmler\nve canlı bir performans\nsergiliyor yemyeşil çimenlerde\nKaradeniz uşağı\n\nkulağımda  zurnacıların sesi\nve ahenkli vuruşları davulun\nyüreğimde kemençenin nefesi\nahenk bir, ayaklar bir\nen güzeli  en tepede\nellerin birleşmesi\n\nÖzgeçmişi\n\n1959 yılında Trabzon’un  Maçka ilçesinin Yeşilyurt köyünde doğdu.\nİlköğrenimini Örnekalan  ilkokulunda,orta öğrenimini  Maçka  lisesinde tamamladı.1980 yılında Trabzon Fatih Eğitim enstitüsü Türkçe bölümünden mezun oldu.8 yıl özel bir şirkette\nçeşitli görevlerde bulundu..1989 yılında Ağrı ilinin Doğobayazıt  ilçesinin Subeşiği köyünde öğretmenlik görevine başladı.Daha sonra Samsun Terme Balkamlı ilköğretim okulu,Sakarlı lisesi,Terme ilköğretim okulu,Samsun merkez Adnan Kahveci ilköğretim okulunda çalıştı.\nHalen 23 Nisan İlköğretim okulunda görevine devam etmektedir.\n\nŞiirleri, Karedeniz Kültü Sanat ve Kıyı dergilerinde yayımlandı. Çiçek Uzat Yıldızlara adlı bir şiir kitabı bulunmaktadır.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş geldin",
        "poet": "Necdet Uçan",
        "poem": "\n\nsefa geldin\nhoş geldin bebek\nsefalar getirdin\nbilsen borçlu doğduğunu \ndünyanın düzeninin bozulduğunu\nvicdanların kuşatıldığını\ninsanlığın çoğunluğunun \nnamussuz olduğunu\ngelmezdin belki\nyine de\nkarlar yağsa da üstüne\niyilikler senden yana olsun\nsen de iyiliklerden \nyüreğinin ta orta yerine dolsun merhamet\nbir yiğit doğdu denilsin\nve öyle bilinsin\nadın gibi köklü \nuzun ömürlü ol\ninsanlar gölgene sığınsın\nÇınar bebek\n\n02 Ocak 2015\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin",
        "poet": "Uğur Demir",
        "poem": "\n\ntarih beş ocak\nbugün bir güzel doğacak\nkucaklarımız dolacak\nsevgiyle geldin hoş geldin\n\ngözleri ufak ufak\nbüyüyünce amca diye bakacak\nzaman hep gerisinde kalacak\nsevgiyle geldin hoş geldin\n\nankara 20.06.2008\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin",
        "poet": "Şerafettin Muş",
        "poem": "\n\nHoş geldin\n\nHasretinle hayalini özledim\nNazlı yarim sefa geldin hoş geldin\nYıllar yılı yollarını  gözledim\nSevgin ile sevdan ile hoş geldin\n\nKüçük şeyler mutluluğun anası\nMutluluğa döndü hasret sırası\nOn beş günlük tatil şunun şurası\nKardelenim karanfilim hoş geldin\n\nGünler aya aylar yıla dönüyor\nSeven yürek mutlu yüzle gülüyor\nDün gidenler bugün geri dönüyor\nDOST ŞEREF in kır çiçeği hoş geldin \n\n4-1-2007\nDOST ŞEREF\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Aşk",
        "poet": "Hüseyin Yurttaş",
        "poem": "\n\nask, ey ask\nbosuna saklanma\ngördüm seni\n\nsobe!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin",
        "poet": "Şevki Kayaturan",
        "poem": "\n\nYiğido diyarı diyip gelene\nHavası sert insanı mert bilene\nSivaslıyım diye selam verene\nAramıza aramıza hoş geldin.\n\nGörünsek de birkaç kişi burada\nSivaslı dedin mi dünya sırada\nAsya,Amerika bak Avrupa’da\nNerde varsa aramıza hoş geldin.\n\nİnsanlıkta üstümüze bulunmaz\nKızılırmak bir coştu mu durulmaz\nSaygıdandır eğilir de kırılmaz\nSivas diyen aramıza hoş geldin.\n\nTürkiye’de Süper Lig de yerimiz\nHak ederek geldik alın terimiz\nAvrupa’da galibiyet serimiz\nSüren diyen aramıza hoş geldin.\n\nOn altı ilçenin tamamı ile\nGöçüp gitmiş olsan köyünden bile\nKayaturan, Ulaş, Gürpınar ile\nDiyorum ki Yiğido’lar hoş geldin.\n\n(19.06.2008-Saat: 16.58)\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş geldin ay ışığı dostu",
        "poet": "Gönül Parıltı",
        "poem": "\n\nHOŞ GELDİN AY IŞIĞI DOSTU\nHoş geldin ay ışığı dostu hoş geldin\nAma ne yazıkki yüreği yaralı yaşamdan...\nYara almadan gitmen gerekiyor\nAldıklarını geri ver\nAy ışığı dostu nemi aldın? \nDiye sorma yüreği yaralı yaşamdan\nSevgi,dostluk,samimiyet\nSakın getirdiklerini geri isteme....\nKalsın kalsınki çok ihtiyacı olanlar var...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Bahar!",
        "poet": "Seçil Karagöz",
        "poem": "\n\nSenden önce hep kış, sonraysa yaz var\nYazın sonu bahar ama sonbahar\nHer mevsimin tadı, güzelliği var\nBahara merhaba, hoş geldin bahar! \n\nİklim ılımandır, çiçekler açar\nDoğa şenlenmekte çünkü ilkbahar\nİnsanlar coşkulu, böcekler uçar\nBahara merhaba, hoş geldin bahar! \n\nHer taraf yemyeşil, morallere yâr\nİlgi, sevgi artar, canım ilkbahar\nİyimserlik bütün kalpleri sarar\nBahara merhaba, hoş geldin bahar! \n\nKuzular meleşir, kuşlar cıvıldar\nArı ve kelebek çiçeğe konar\nTomurcuklar bize hep selam çakar\nBahara merhaba, hoş geldin bahar! \n\nBahar kırıp dökmez, özde dostluk var\nDostluklar güçlenir çünkü ilkbahar\nKötülükler hem de kötüler kaçar\nBahara merhaba, hoş geldin bahar! \n\nSeni sevmeyende bir sıkıntı var\nGüz, kış, yaz bambaşka, ille ilkbahar\nSana değer veren has dostların var\nBahara merhaba, hoş geldin bahar! \n\n15.03.2017\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Ada Bebeğim",
        "poet": "Muhtar Gazi Topal",
        "poem": "\n\nGoncayla Muradın güzel muradı\nHoş geldin ciğerim ada bebeğim\nDünyanın meleği  uçan kanadı\nHoş geldin ciğerim ADA bebeğim\n\nUmutlar seninle çıktı yollara \nYürekler kabarıp taştı  aylara\nSevinçler çığlığı yaydı dağlara\nHoş geldin ciğerim ADA bebeğim\n\nBal oldun peteğe toplanıp özde\nBeklendi ilk sesin kulaklar seste\nGelmeden adına yazıldı beste\nHoş geldin ciğerim ADA bebeğim\n\nEn güzel varlıksın tutulan elde\nDünyanın tadısın söylenen dilde\nŞafağa türküsün yazılan sözde\nHoş geldin ciğerim ADA bebeğim\n\nDedeye dünyasın nineye cansın\nAmcaya heyecan dayıya kansın\nHalada teyzede en güzel ansın\nHoş geldin ciğerim ADA bebeğim\n\nMuhtar gazi deden Hatice ninen\nTek dayındır Uzay canımsın diyen\nAnnenle babandır en çok sevinen\nHoş geldin ciğerim ADA bebeğim\n\nYarsever hayalde çizdi yüzünü\nKoklayıp kalbine kattı özünü\nSöndürdün bağrında hasret közünü\nHoş geldin ciğerim ADA bebeğim\n\n30/09/2010\nMuhtar Gazi TOPAL\nMALATYA\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Albayım.",
        "poet": "Mine Özdemirtaş",
        "poem": "\n\nHavada; keskin bir çam kokusu var.\nİğne yapraklı. Batan, kanatan cinsten.\nBu senin sevdan. Bu sensin.\nSen kokuyor her yer. Tıpkı sen.\nHasretine gebe olduğumu biliyorsun.\nYokluğuna kararan gecelerden.\nÇok mu şaşırırdın? Kavuşmaları doğuruversem? \n\nSen çok uzaklardasın. Bense çok çaresiz.\nElinde ceketin; \nEskilerin yanına; yeni bir yıldız dikerken, \nİsim değiştirmede gölgen.\nHüzünlü ve sessizsin. Üstelikte; bensiz. \nNe yazık, \nNe yazık ki seni bir daha hiç görmeyeceğim Yarbayım.\nÇok istesem de, Bir daha asla göremeyeceğim.\nBir gün, sen, çıkıp geldiğinde uzaklardan; \nBen yeni bir sen'i  kucaklayacağım, \n'Hoşgeldin Albayım'...... derken\nİçimde hem kıvanç olacak, hem de sitem.\nBu öksüz duygu isimsiz kalmamalı.\nBiz onun adını  şimdiden; \n“Burukluk” koyalım bir tanem.\n\nSen, farkında mısın? Bilmem.\nBen. / O kadar çok isterdim ki\nDeğişirken Rütben, \nSeni ilk kutlayan ben olayım.\nVe seni ilk öpen Ben.\nUtanma. /  Dudaklarından değil asker.\nSadece gözlerinden. Sadece gözlerinden.\n\n30 ağustos/ Çamlıca\n\n\n"
    },
    {
        "title": "* Hoş Geldin Bebek *",
        "poet": "Sami Ambarkütükoğlu",
        "poem": "\n\nDünyamıza, Ailemize sen bize,\nKüçük Yağmur, aramıza Hoş geldin.\nYuvamıza neşe kattın, sen bize.\nKüçük Yağmur, ailemize hoş geldin.\n\n7 Nisan Salı, Saatler onyedi otuzdu,\nHava yağışlı, Yağmur ismiyle doğdu,\nRahmet, berekettir,sana isim kondu,\nKüçük Bebek, aramıza Hoş geldin.\n\nDilerim ömür boyu, sağlıkı yaşarsın,\nBu gün bebeksin, yarın yürür koşarsın,\nŞimdi herşeyden habersiz beni anlarsın,\nKüçük Yağmur, Yuvamıza Hoş geldin.\n\nAllah'ım çok şükür, bu günü gördük,\nHamd olsun Yaşlandık, Kemal'e erdik,\nDualarımız kabul oldu,Torun da sevdik,\nCici Yağmur, Alemize Hoş geldin.\n\nAllah'ım: biz  kullarıyın, ciğerin yakma,\nEvlat hasretinden, mahrum bırakma,\nHayat yaşamaya değer, sakın ha bıkma,\nKüçük Yağmur, Dünyamıza Hoş geldin.\n\nSami Büyük Baba, oldun ne dersin,\nAllah isteyen herkese, dilerim versin,\nBüyük Baba,Yağmur'u canından sevsin,\nKüçük Yağmur,Evimize HOŞ GELDİN.\n\n02.05.2009 \nSami AMBARKÜTÜKOĞLU\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Bebek...",
        "poet": "Hüseyin Akçam",
        "poem": "\n\nCanı canana, can vermek yaratanın işi,\nCanı canda taşımak bir kadın işi,\nErkeğin tohumu yol(döl)  vermiş güzeldir gidişi,\nFilizlenip boy vermiş ne güzeldir gelişi,\n\nMutluluk esaret olur bilirmisiniz o kokuyu,\nSarı tüyler parıldar, ceylan gözler ışık sundu,\nAğladığında heyecanı dem vurur annenin buğusu,\nMerhaba bebek, hoş geldin yarınlar sende doğdu,\n\nÖzlem serpişir gözleri gözleyen gözlere,\nIlık ılık bakar buluşur teni teninde,\nBeklenen gelmiştir tüm sevecenliğiyle,\nHuzur olur bereket olur sevgi acar kalbinde,\n\nSacların okşanası, başın hep dik dursun,\nYarınlar yarında sende hep umut bulsun,\nGüneşin yedi rengi EBRU misali sende açsın,\nMerhaba bebek hoş geldin, su misali yolun hep acık olsun...\n\n04.11.2008                 HÜSEYİN AKÇAM\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş geldin Bebek!",
        "poet": "Perihan Pehlivan",
        "poem": "\n\nNurdan damlayan,\nŞebnem gibi, o an.\nSıfır günah, sıfır zaman.\nDünyamıza hoş geldin bebek! \nSevinçten mi ağladın,\nGözlerinde, anlatılmaz heyecan.\nŞefkatin kollarında uyuyan,\nKokusuna doysun, ciğerlerin.\nSana kanla bağlanan, annenin.\nDünyaya, kurulu zaman.\nAnne sütü, ilk maman.\nDünyamıza hoş geldin bebek! \nNinniler söylenecek sana.\nAkıl almaz bir ilgi, alaka.\nBüyüyeceksin, minik adımlarla.\nBakışlarında oluşacak, mana.\nSende alışacaksın, bu dünyaya.\nKafan karışacak zamanla.\nOlgunlaşacaksın, sen inadına.\nKolay gelsin, taze fidanıma.\nDünyamıza hoş geldin bebek! \n                                                          12.EYLÜL.2008.İST\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş geldin bebek",
        "poet": "Nihat Görmez",
        "poem": "\n\nadaklar adayıp kurbanlar kesemem\namahoş geldin dünyama hoş geldin sen bebek\nüzgün ve perişanda görmek istemem\nhoş geldin dünyama hoş geldin sen bebek\n\nrüyaların kadar güzel değil bu dünya\nher yerde bin yalan her keste bin riya\ndalmışsın dünyadan habersiz uykuya\nhoş geldin dünyaya hoşgeldin bebek\n\ndağlar kadar yüce derdi var insanın\nbir zaman içinde biter umutların\ngeçecek yazların geçer baharların\nhoş geldin dünyaya hoşgeldin sen bebek\n\nne kırmızı pabuç nede bir oyuncak\nne bir tahta beşik nede salıncak\n sana umutlarım var kucak kucak\nhoş geldin dünyama hoş geldin sen bebek\n\ntemmuzda bir sabah  ağlayarak geldin\ngelir gelmez daha yerlerde süründün\nkader kötü oynar sen nereden bildin\nhoş geldin dünyama hoşgeldin sen bebek\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş geldin bebek",
        "poet": "Murat Karakaya",
        "poem": "\n\nHoş geldin bebek\nhoş geldin\nbahardan güzel\nyazdan daha güzelsin\ngurbette vatan gibisin\n\nhoş geldin bebek\nhoş geldin\nrüzgardan serin\nyağmurdan daha serinsin\ngüneşte içtiğm suyumsun\n\nhoş geldin bebek\nhoş geldin\nlaleden mis\ngülden daha missin\ngönlümün tek çiçeğisin\n\nhoş geldin bebek\nhoş geldin\ngurbete,ekmeğe,aşka\nmüjdesin!\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Bebek",
        "poet": "Kadir Tozlu",
        "poem": "\n\nBebek, yuvamıza nur gibi girdin\nSevgi topu musun Hak’tan armağan? \nCennet bağlarından selam getirdin\nKanatsız meleksin kalplere dolan\n\nKuş gibi hafiftir körpe bedenin\nMinicik ellerin, gül kokar tenin\nGözünün nurusun, Kadir Dedenin\nMevlamız nazardan korusun aman\n\nBebek, yaşam yolun güllerle dolsun\nİsmin Azra, bahtın su gibi olsun\nSana kindar bakan kem gözler solsun\nGülden güzel yüzün gülsün her zaman\n\n(09.02.2010)\n\nBir yakınımın torunu doğdu... Ben de manevi torun kabul ettim. Kulağına ezanını ben okudum Azra bebeğin. Bir de hoş geldin şiiri yazmak istedim...\n\nKadir Tozlu\n\nDOST KALEMLERDEN\n\nYaşama güzellik, değer katansın. \nSonsuzluk içinde, en mutlu ansın. \nBir sevgi yumağı, bir taze cansın, \nTanrıdan bizlere armağan olan...............Ünal Beşkese\n\nTanrı’dan gelen en güzel armağan \nSevgisi dünyaya bedeldir kağan \nCandan ötedir canandan doğan \nYuvada açan gül deste çiçeksin….........Sevilay Çartık \n\nBebek dünyamıza hoşgeldin, \nAltın topumuzsun sevgiler yaydın \nDilerim tüm mutluluklar seninle olsun \nAnnene, babana mutluluk verdin............Nilüfer Gümüş\n\nSen gelmeden önce, BİR eksiktik biz \nAnalı babalı büyü sen bebek \nVarlığınla derdi, gamı kaybettik \nSefalar getirdin, sefa bul bebek.............Figen Teyzesi :)                       \n\nTorun, çok tatlısın \nNe balsın ne şeker \nİnsan senin kahrını \nÖmür boyu çeker........................................İnci Germenliler\n\nBEBEĞİM \n\nBebeğim hoş geldin \n'ÖZÜN' olsun adın \nMinik ellerinle \nHayatı sımsıkı kavradın \n\nMüjde verdin \nİki edilmez sözün \nÖmrün uzun olsun bebeğim \nÇiçektir gülümseyen yüzün........................İnci Germenliler\n\nOğlumsun kızımsın geleceğim sen \nÖvünüp gururla seveceğim sen \nNasıl sevinçliyim doğdun bir bilsen \nGelişin sevince boğdu sen cansın...........Yusuf Değirmenci\n\nBebek dünyamıza hoş geldin \nÖzlemle yolu beklenendin \nEvimize neşe, mutluluk getirdin \nSevgin, en güzeli sevgilerin.......................Çiğdem Kılıç\n\nSen gelmeden önce gözdem eşimdi \nHer şeyimiz sana odaklı şimdi \nŞimdi gerçek oldun evvel düşümdü \nEvlat sevincidir yuvama dolan...................Mücella Pakdemir\n\nBEBEĞİM\n\nKırk yamayla yaptım kundağını \nDört gözle bekledim yolarını \nÖperim o yumuk ellerini \nNenni bebeğim nenni \n\nCeylan gözlerini aç bebeğim \nBuruş -buruş tenini okşayacağım \nSana yaşamımı adayacağım \nNenni bebeğim nenni \n07-10-2007................................................Zeynep Aydınlıoglu\n\nHoş geldin dünyaya neşe getirdin \nBahçemizde lale sümbül bitirdin \nNe kadar dert varsa aldın götürdün \nMis gibi kokarsın güller misali...............İsmihan Erdoğmuş\n\nGül bebek güleç bebek \nMaviş maviş bak bebek \nGün doğdu ha doğacak \nDünyana güneş dolacak. \n\nCan bebek güleç bebek \nŞafak söktü ha sökecek \nAnnen, baban, kardeşin \nSana bir güneş verecek...........................Mehmet Çobanoğlu \n\nGeldi aramıza, cana can oldu \nSeninle evimiz, bak nurla doldu \nBir buseyle o gül yanağın soldu \nRabbim güzelliğe, salsın hep bebek.....Aysel Tarcan\n\nBu yalan dünyaya geldin bir kere\nSen de gör bak dünya divane\nNeşenle, sevincinle gir gönüllere\nHoş geldin bebek sen yüreklere...........Birgül Afşin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş  geldin  bebek!",
        "poet": "Riza Genceli",
        "poem": "\n\n\"Gülünesi  bu  dünyaya\nHoş  geldin  bebek  hoş  geldin\nHer  can  muhtaçtır  doğaya\nHoş  geldin bebek  hoş  geldin\n\nYumuk  yumuk  elleri  var\nGülücüklü  dilleri  var\nTanımaya  bize  bakar\nHoş  geldin  bebek  hoş  geldin\n\nSevindirdin  hepimizi\nAnne  baba  dedemizi\nUzun  yıllar  görsün  sizi\nHoş  geldin bebek  hoş  geldin\n\nHanemizin  balı  oldun\nBülbül  gibi  dili  oldun\nİyi,ki  sen  bize  geldin\nHoş  geldin bebek  hoş  geldin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Bebek",
        "poet": "Recep Uslu",
        "poem": "\n\nNeşe verdin gönlüme\nBeni sardın dört elle\nHuzur doldu aile\nDünyaya geldin diye\n\nYaşam sevinçle kılsın\nBilgi muradın olsun\nDünya değerin bilsin\nAğladın bilmem niye\n\nÖmrün sevgiyi bulsun\nAnnen babana kolsun\nAllah’a giden yolsun\nİşte bize hediye\n\nSabah seninle doğsun\nKalbin aşk ile dolsun\nSevgili bir oğulsun\nUslu’ların evine\n\nİKİNCİ BÖLÜM\n\nAnnesi papatyadır\nBabası gündoğdu\nBu gün Yeşim gelinin\nÜçüncü oğlu doğdu\n\nGünlerden beş aralık\nYılsa ikibin on bir\nBizim bebeğimizde\nDünyayı da buldu\n\nEvimize hoş geldin\nMutlu sağlıklı yaşa\nSevindir etrafını\nUtkan Ata paşa\n\nDEDESİ\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Bebek",
        "poet": "Kadir Acı",
        "poem": "\n\nDünyaya gelişi sevince boğdu,\nSeher geçti, arkasından gün doğdu,\nBirkaç saat öncesinden yoğudu,\nNice bekleyişten sonra hoş geldin Bebek.\n\nHerkeste neşe kaynağı sensin,\nSerilsin sofralar, yemekler yensin,\nŞu bebek Yılmaz’ın torunu densin,\nRıfat Bey dedeni de unutma Bebek.\n\nYüce Rabbim uzattı tuttuk dalını,\nGelişine mest olup sevindik Bebek,\nŞu dünyanın gördük gerçek balını,\n6 Kasım geldi. Tattırdın Bebek.\n\nYengeler, teyzeler gözyaşı içinde,\nKutladılar bu günü seni görünce,\nBir kıpırdayış gördüm içinde:\nBu dünyayı, sezdim, sevmişsin Bebek.\n\nAta yurdu sahipsizmiş dedirtme.\nAlbayrağı düşürme sen elinden.\nBu ülkenin toprağına değdirtme,\nNamerdin ayağın kırasın Bebek.\n\nAmcan yazdı bu dizeyi \"hoş\" deyi,\nHaydi büyü, yeter artık \"koş\" deyi,\nSıkıntılar yere batsın \"coş\" deyi,\nNiyazlar içinde hoş geldin Bebek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Bebek",
        "poet": "Haydar Altuntaş",
        "poem": "\n\nBirgün sende büyüyeceksin\nSerpilip gelişip seveceksin\nGün gelecek hayata küseceksin\nArtık çok geç dogdun bebek\nElinde baston dolaşırken\nKarşılaşınca sevdiğinle\nÇaresizlikler bükecek boynunu\nO zaman anlayacaksın beni\nVe senden öncekilere selam deyip\nÖleceksin bebek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Bebek...",
        "poet": "Deniz Gülyüz",
        "poem": "\n\n19/08/2016\n\nHoş Geldin Bebek…\t\t\t\t\t\t\n\nŞimdi Yaşama  Sırası Sende…\nSenin Yolunu Gözleyeli Çok Oldu,\nMelek Dedikleri Sen Olmalısın\nAnnenin Ve Babanın Gözlerinde; \nAnlatılmaz Bir Heyecan Var,\nSeni Kucaklarına Alacakları,\nO İlk Anı Bekliyorlar …\nBüyük Bir Sabır Ve Özlemle.\nHoş Geldin Bebek, Güzel Melek! ...\nAnneciğinin Yüzünün Gülüşü\nBabacığının Sanki İlk Kalp Atışı; \nVe Bizim Mutluluk Hayalimiz.\nSeni O Kadar Çok Bekledik Ki; \nÖzlem Kokuyor Kalplerimiz\nAnnesinin En Güzel Doğum Günü Hediyesi; \nHoş Geldin Bebek…\n\nŞair\nDeniz Gülyüz/Namı Diğer Deniz  Teyzen...  \n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Bebek",
        "poet": "Volkan Dilmaç",
        "poem": "\n\nYaşamak sırası sende\nBöyle başlıyordu büyük usta Nazım Hikmet\nBir şiirine\nEvet, sende hoş geldin bebek\nŞimdi yaşamak sırası sende\n\nDiğer insanlardan farkın olacak\nArkadaşların koşup oynarken onlara bakmak zorunda kalacaksın ilk yıllar\nBeden eğitimi derslerinde sınıfta bekleyeceksin onları yalnız başına\nHoş geldin bebk yaşamak sırası sende\n\nOkullara alınmayacaksın ilkin üzüleceksin\nBir sürü mücadele vermen gerekecek okuman için\nSanki hiç uğraşmamış gibi\nAkıllı olduğuna dair kâğıt parçası isteyecekler senden gülüm\nHoş geldin bak yaşamak sırası yine sende\n\nKovulduğunda olacak okullardan\nSebebini ben bile çok sonraları çözdüm\nHep o malum sebep çıkacak karşına yılmayacaksın\nHoş geldin bebek yaşamak sırası sende\n\nYürümen çok düzgünmüş gibi bir de fiziki engel çıkaracaklar sana\nEksik kaldırım, bitmemiş yollar, varolupta çalışmayan asansörler\nAma bunları takmayacaksın kafana yaşamı için mecbursun buna\nHoş geldin bebek yaşamak sırası sende\n\nDedim ya zaten yapamıyorsun her şeyi doğru dürüst\nBuna birde çevren eklenecek\nBelki de en yakınındakiler seni koruma adı altında yaşamanı engelleyecekler\nUyma sakın onlara\nHoş geldin bebek yaşamak sırası sende\n\nHayata hiç bir zaman küsmeyeceksin\nYaşamaya karşı hep umut dileyeceksin\nBir gün yaşadıklarının mükâfatını almak için inadına yaşayacaksın sen\nHoş geldin bebek hoş geldin yaşamak sırası sende\n\n03/09/2005  02:12\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Bebek",
        "poet": "İsmail Doğan",
        "poem": "\n\nMevlam seni bize eyledi ihsan,\nAnneye babaya düş oldun bebek.\nİlk nefesde bastın feryadı vahsın,\n....Gülpembe dünyaya hoş geldin bebek.\n....Bağınan bahçeye hoş fidan bebek.\n\nAh bebek bir görsen dünya halini,\nAğlama hemen sil gözün selini,\nYüklü boyun borcu kırdı belini,\n....Sıfırıı bol borca baş koydun bekek.\n....Çalana, çırpana yaş fidan bebek\n\nHele bir fakirsen yazın kış olur,\nKuru soğan ekmek sana aş olur,\nGüvendiğin dostun soğuk taş olur,\n....Sefilliğe taze yoldaş geldin bebek,\n....Meyvesi kurumuş boş fidan bebek.\n\nDünyanın malına duyarsan şehvet,\nAlamazsın onu vermezsen rüşvet,\nYürek sızlar çöker başına kasvet,\n....İşte o zaman da tuş oldun bebek.\n....Herkesin yediği kuş fidan bebek.\n\nHer yanın ısırgan otuyla dolu,\nBir dokunsan dağlar elinle kolu,\nÇabuk büyü de göster doğru yolu,\n....Şerlerin yoluna taş koyun bebek.\n....Zalımlara çatık kaş fidan bekek.\n\nDOĞANİ der dokuz ay koştun geldin,\nİlk nefesden sonra gülmeyi bildin,\nZalımın boynuna borandan yeldin,\n....Çalışıp kazanıp aş oldun bebek.\n....Yokluğu kurutan baş fidan bebek.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş geldin Bebek",
        "poet": "Yaşar Tezel",
        "poem": "\n\nKarınlığı yırtarak aç susuz ve çıplak\nağlamayı öğrenmiş dışarı çıkmadan\nSeni gidi yaramaz seni gidi maviş\nDünyaya san ki önceden gelmiş gitmiş\nHoş geldin dünyamıza şeref verdin\nYa filistinde dünyaya ya Afrikada \nIrak ta zumün içinde demokrasi diye\ngelseydin olursa\nKanatlanıp uçan ruhlara karışsan \nsenin gibi masum şehit gibi temiz\nHoş geldin bebek yalanbcı dünya ya\nAçlıktan veya bombalar patlar\nFilitin ve Çeçenya\nAfganistan ve İrakta\nToprak  kanla sulansa görünmez\nHoşgeldin bebek seninle umut car\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Demokrasi Gözlüm",
        "poet": "Yusuf Ziya Yılmaz",
        "poem": "\n\nHoş  geldin demokrasi  gözlüm\nHudutları  kanla kelepçeli\nPostal nalçaları ile   yırtık yüzlü\nSavaş nikahlı\nBarış sevdalı\nHücreleri  işkence\nDenizleri  ölüm \nGökyüzü  ütopya kukulu   dünyama\n\nGelişin  biraz  gürültülü  oldu\nTienanman’dan  Temaşvar’a  geçişin gibi\nOradaki  delikanlılar da senin  kadar \nGüzeldi  demokrasi  gözlüm\nHepsinin gözleri  Çukurova\nYürekleri   Ağrı Dağı\nBakışları  Akdeniz  Akdeniz\nYanakları  Tienanman’da  Temaşvar’da\nTank  paletlerinin  giyindiği\nKandan gelinlik gibiydi\n\nÖzledik  demokrasi gözlüm\nBen Bosna’da  Müslüman Boşnak\nSomali’de açlıkla  savaşan çocuk\nTahran’da  gözyaşlarının  koynuna\nSoyunup giren kadın \nBakü’de  karanfil  bakışlı delikanlının\nGözyaşlarıyla makyajlı nişanlısı\nVe bir de\nHalepçe’de ölüm emziren\nNükleer memeli  gelin\nBize de   geleceğin günü\nBize de  geleceğin  günü\n\n                                                                              1995\n                                                                          Sarıkamış\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş geldin çocuk",
        "poet": "Mehmet Güven",
        "poem": "\n\nbilim çağına yakışır adına\nbarışı ekleyelim soyadına\nsavaşsız bir dünya için\nlayık olmalısın adına\nkavgaların dünyasına\nmazlumun sarılmayan yarasına\nhoş geldin çocuk hoş geldin\n\nanne karnında farklıydın\ntahlilinde sen yanıldın\nbu dünyaya sen gelir gelmez\nağlamaktan sen çok haklıydın\nsoyguncular dünyasına\nvurguncuların ağına\nhoş geldin çocuk hoş geldin\n                                                                                                                                   savaşsız dünya istedin\ndargınlığı hiç sevmedin\nkin ve nefretti görmedin\nbaşına düşecek bombalara\nsömürüye yağmalara\nhoş geldin çocuk hoş geldin\n\nkelepçe takılan yazarları\ngerçeğe haykıran ozanları\nçıkara kazılam mezarları\nbir gün görürsün bunları\nzalimlerin dünyasına\nuyuşturan parasına\nhoş geldin çocuk hoş geldin\n\nbaşı çeken hep mazlumlar\ninsanı ucuz satar bunlar\ntah doğarken borçlu doğdun\nsütüne hormon katan bunlar\nzalimlerin dünyasına\neşkiyanın yasasına\nhoş geldin çocuk hoş geldin\n\nse hiç üzme insanları\nöne sürme çıkarları\ndedeni örnek alacaksan\nincitmemelisin canları\npaparazi dünyasına\nçocukların tasasına\nhoş geldin çocuk hoş geldin\n\nboşubırak doluya bak\ngerçeklerden olma uzak\naydınlık yarınlar için\ntopluma bir meşale yak\nmazlumların ülkesine\ndevrimlerin ilkesine\nhoş geldin çocuk hoş geldin\n\nkurban olam çığlık katan avazına\nsesini yükselt zalimlerin dünyasına\nteslim olma zevki para sefasına\nhoş geldin sen denizine dört mevsimine havasına\nhoş geldin sen ülkelerin hasına\nhoş geldin sen anadolu yakasına\nhoş geldin çocuk hoş geldin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Dilan,",
        "poet": "Kemal Pekin",
        "poem": "\n\nBir gün ortası,bir sabah,belkide bir gece\nZanetme her şey çocukluğumuz gibi güzelce\n\nBelki bir akşam üstü belkide bir sabah doğdun\nHepimiz gibi  muhtemel ağlayanın biride sen oldun\n\nNe kadar güzel,ne kadar tatlı diye sevecekler\nTüm komşularınız seni ziyarete gelecekler\n\nBinbir türlü benzetmeler halaya,dayıya diye\nÇam sakızı  çoban armağanı üç beş de hediye\n\nÖnce adını koyacaklar hep sen sevilirken\nFark eder mi yaşamın içinde ismin ezilirken\n\nHer şeyi sımsıcak her şeyi senin sanacaksın\nYalancı bir memeye anneninki diye kanacaksın\n\nBu seni ilk aldatmacadır daha niceleri gelecek\nSana sevgiyle dokunan eller seni bir gün dövecek\n\nVe sen böyle biraz emekleyip sonra yürüyeceksin\nUzun bir yaşama biz gibi düşe kalka büyüyeceksin\n\nVarsa nineni,dedeni,oyuncaklarını tanıyacaksın\nVe bir gün tüm bunların yokluğuna ağlayacaksın\n\nArkadaşların olacak mahalleden oynayacaksın\nKörebe,saklambaç,evlilik,birde ip atlayacaksın\n\nZaman geçecek mevsimleri ile,sen yaşına gelince\nBambaşka duyguların olacak birde okula gidince\n\nSonra okul çağların gençliğin hayatın cilvesi\nVe bir ürperti ile içinde kendi kendinin sesi\n\nSevinçler,mutluluklar yaşayacaksın çocukluğunda\nNice hayaller ile geleceğin umudu hep aklında\n\nHavasını almadığın,suyunu içmediğin bir yerleri\nTanımadığın,bilmediğin insanları anlatacak birileri\n\nSen işte gurbette gurbetsin yavrum sen birgün\nDurup düşüneceksin maziyi,ne idim diye ben dün\n\nAslan olursun çakallar yer kimse gelmez sesine\nİnan ki senin gibi çokları koştu bu hasret denizine\n\nBöylesine susadın bu düzende doğmaya Dilan'ım\nSen temiz, sen pırıl pırıl,nesine doğdun bu dünyanın\n\nBüyü  yavrum koş,gez,oyna değmesin sana nazarım\nGün ola kısmetse bu gurbetten o gurbete yine yazarım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş geldin Dolunay",
        "poet": "İhsan Hasan Kaya",
        "poem": "\n\nHOŞ GELDİN DOLUNAY\n\nBu güzellik, bu parlaklık yakışıyor sana.\nBak gülücükler salıyorsun her yana.\nElimi uzatsam dokunur musun bana? \nDolunay güzellik katmadı  mı dünyana? \n\nAkşamın ilk saatinde misafir oldu bize,\nDağların arkasından çıkınca başladı söze.\nBalkona çıktığımda geldim göz göze.\nDolunay güzellik katmadı  mı dünyana? \n\nBu gece gel buyur misafir ol bizim eve.\nÜç gece gelsem kabul eder misin seve seve? \nHer gün geç gelip, gideceğim başka göreve.\nDolunay güzellik katmadı  mı dünyana? \n\nHer Hicri ayın onüç,ondört, onbeşinde.\nGökyüzü parlak, Dolunay olur peşinde.\nElli dakika geç gelse de herkes kendi işinde\nDolunay güzellik katmadı  mı dünyana? \n\nDolunay misafir oldu evime, gökyüzüne.\nYıldızlar niçin bakmıyorlar senin yüzüne.\nÜzüntüyle bizlere bakıyorlar süzüne süzüne.\nDolunay güzellik katmadı  mı dünyana? \n\nSağol dolunay aydınlattın gökyüzünü evimi.\nDolunayda anlattım aşkıma sevdiğimi.\nPaylaştık duygularımı,yediğimi, içtiğimi.\nDolunay güzellik katmadı  mı dünyana? \n\nİşte her ay üç gece misafir olacak bizlere,\nHasret kaldık yakamozdaki güzel sözlere.\nİnsan hayran kalmaz mı dolunay gibi yüzlere.\nDolunay güzellik katmadı  mı dünyana? \n\n      20.07.2013\n    Hasan KAYA\nEğitimci-Şair-Yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Dünyaya,Hoş Geldin Bebek...",
        "poet": "Aşık Mahmut Çelikgün",
        "poem": "\n\nAnan,baban hep yolunu gözledi\nHoş geldin dünyaya,hoş geldin bebek\nAğlamanı,mis kokunu özledi\nHoş geldin dünyaya,hoş geldin bebek...\n\nSonsuz şükür ola yüce Hüdâ'ya\nDokuz ay sonunda geldin dünyaya\nGül,oyna,yaşa sen doya doya\nHoş geldin dünyaya,hoş geldin bebek\n\nGünahsız meleksin,parlayan bir nur\nNeşesiz yuvaya sen verdin huzur\nKundağın nakışlı,beşiğin hazır\nHoş geldin dünyaya,hoş geldin bebek...\n\nNazar boncuğuyla seni süslerler\nKulağına ninni ninni seslerler\nTürlü çeşit gıda ile beslerler\nHoş geldin dünyaya,hoş geldin bebek...\n\nBir kaç gün sonunda adını korlar\nHasta olsan doktor,ilaç ararlar\nGüzel gözlerinde bir umut parlar\nHoş geldin dünyaya,hoş geldin bebek...\n\nBaban artık mutlu günler görecek\nDeden,ninen muradına erecek\nAnan sana kazak,patik örecek\nHoş geldin dünyaya,hoş geldin bebek...\n\nSeni seven senden uzak kalmasın\nBir çiçeksin güzel rengin solmasın\nEmdiğin sütte hiç haram olmasın\nHoş geldin dünyaya,hoş geldin bebek...\n\nMahmut Çelikgün'üm; deyişler söyler,\nKurban adar sana ağalar,beyler\nÇocuksuz dünyayı acep kim neyler,\nHoş geldin dünyaya,hoş geldin bebek...\n\nAşık Mahmut ÇELİKGÜN.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Efe",
        "poet": "Süleyman Zaman",
        "poem": "\n\n31 Temmuz 2007\u0019de\nSevgi kattı, Efe geldi dünyaya\nNeşe, sevinç mutluluk verdi serde\nNur topu bir çocuk geldi dünyaya\n\nHoş geldin bu hana, bekledik seni\nGüzellikler donatsın o nazik teni\nGörmek için sende gizil cevheri\nCevher sunmak için geldi dünyaya\n\nYaşam boyu umduğunu bulasın\nSevgiyle büyüyüp, sevgi dolasın\nÖmür boyu sağlıcakla kalasın\nGönül sevi kattın geldin dünyaya\n\nEfe yiğit, cesur, diri demektir\nEfe gönüllere sevgi dermektir\nEfe dostluğu, barışı bilmektir\nSen bir \u001cEfe\u001d oldun geldin dünyaya\n\nBil ki dünya her haliyle gerçektir\nMeyveyi var eden ulu çiçektir\nÇiçeği var eden öz çekirdektir\nBir bedene girdin geldin dünyaya\n\nCanımız Derya\u0019nın güzel çocuğu\nAilenin ilk doğan tek torunu\nEfe ailenin şu an gururu\nSen mutluluk kattın geldin dünyaya\n\nAbim mutlu olmuş güler gözleri\nTüm ailenin sevinç sunar sözleri\nSen ne kadar sevindirdin bizleri\nSen cana can kattın geldin dünyaya\n\nKızım Derya ile Alp\u0019in bebeği\nKoklayın, taptaze güzel çiçeği\nİnsan olsun, hepimizin dileği\nErdem ile doldun geldin dünyaya\n\nSen, Zamanım\u0019ın özünü taşırsın\nSen lezzetli bade, şekersin balsın\nEfe bize her an enerji salsın\nYaşam sundun bize, geldin dünyaya\n\n06.08.2007; Saat 01.30\u0019da yazıldı.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş geldin dünya'ya",
        "poet": "Ferid İlhan",
        "poem": "\n\nNaz'ımız niyazımız zuhûr etti cihana\nHamd'ü senalar olsun,bu günlere eriştik\nSükûn içinde sabır etmesini bilince\nYaradanın lûtfuyla,ağlaşırken gülüştük....\n\nSen de hep gül,güzel NAZ,güler yüzün solmasın\nGüller açsın gönlünde bir tek diken olmasın\nSeni öpüp koklamak yaşatacak bizleri\nBelki geç kaldık ama,olsun buna alıştık....\n\nÇok özlenen bir NAZ'dın,işte geldin naz ile\nGülüp oynayacağız,çoşacağız saz ile\nÖmrümüz tükenecek,hep sana niyaz ile\nBABAOĞLU,İLHAN'lar senin için karıştık....\n\n                        18.Ocak.2001  Antalya\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Ezân'ı Muhammedî",
        "poet": "Ahmet Refik Tavşanlı",
        "poem": "\n\n.....Ey Hâliki Bahr u berr \n.....Kudretinden bir Eser\n.....Nusratınla bu Zafer\n\nAllah ü Ekber – Allah ü Ekber\nEl hamdü lillâl  Eş şükr ü lilâh\n\n.....İbtidâ i Ramazân’dı\n.....O Bir Şeref O bir Şân’dı\n.....Cûşi Hurûş bir Ân’dı\n\nAllah ü Ekber – Allah ü Ekber\nEl hamdü lillâl  Eş şükr ü lilâh\n\n.....Göründü Ol Gün Hilâl\n.....Ezân Okurdu sanki Bilâl\n.....Açtı Cemâl’ in Ol Zül-Celâl\n\nAllah ü Ekber – Allah ü Ekber\nEl hamdü lillâl  Eş şükr ü lilâh\n\n.....Hep bir Okur Müezzin ler\n.....Susmuş Cihân Ezân dinler\n.....İsm-i Muhammed Âsümân inler\n\nAllah ü Ekber – Allah ü Ekber\nEl hamdü lillâl  Eş şükr ü lilâh\n\n.....Duydu Ezân Her Müslüman\n.....Vecd’ e geldi derhâl hemân\n.....Çıktı Arş’ a  bî-gümân\n\nAllah ü Ekber – Allah ü Ekber\nEl hamdü lillâl  Eş şükr ü lilâh\n\n.....Eski Sürûr doldu Göze\n.....Saçıldı Nûr her Yüze\n.....Olsun Salât Ol Gül Yüze\n\nAllah ü Ekber – Allah ü Ekber\nEl hamdü lillâl  Eş şükr ü lilâh\n\n.....Bil İcâbet Dâvete\n.....Kıl Taâti Hazrete \n.....-Hakkı- Eriş Vahdet’e\n\nAllah ü Ekber – Allah ü Ekber\nEl hamdü lillâl  Eş şükr ü lilâh\n\n \n17.Haziran.1950\n.....Cumartesi\n1.Ramazân.1369\n\nUzun Yıllardan sonra, Arabça \nEzân’a izin verildiği ilk Gün..\n\nBergama Ulu Camii İmam ve Hatibi\n...........Merhûm Hakkı Suner..............\n\nMerhûm Hocamın aziz hatırasına bu Eseri Sizlerle paylaşmak istedim.Şiir’e \n=(Hoş Geldin Ezân-ı  Muhammed-î)  =  İsmini nâcizâne ben verdim, \n\n18.09.2004 \nKarşıyaka\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Fiğen Canım Gönlümün Tahtı",
        "poet": "Döner Özeke",
        "poem": "\n\nTuruncuya geldin Fiğencan sevincim arttı \nHoş geldin Fiğencan gönlümün tahtı\nSeninle şenlendi radyo turuncunun hattı \nHoş geldin Figen canım gönlümün tahtı\n\nCan dost azadeyle Figen siz hoş geldiniz\nŞu garip Dönerin gönlüne neşe verdiniz\nTuruncu radyoya mutluluğu serdiniz \nHoş geldin Figen canım gönlümün tahtı \n\nSaten müptelandım can âşık oldum sana \nTuruncuyu severim mutluluk verdin bana \nDinliyorum her gün can seni ben kana kana\nHoş geldin Figen canım gönlümün tahtı \n\nSen bir efsanesin can yolu yok gidemezsin \nO kadar sevenin çok ki sen bunu bilemezsin\nBir lokma ekmeği sen bizsiz yiyemezsin \nHoş geldin Figen canım gönlümün tahtı \n\nCan dost Azadeyle düetlerinizi çok özledim \nTuruncu radyoda her gün sizleri gözledim \nHer gün turuncudayım can sana söz dedim \nHoş geldin Figen canım gönlümün tahtı \n\nNazire Balcıları da turuncuya transfer edelim \nŞiirlerle şarkılarla ziyaretine birlikte gidelim \nBen sizleri çok seviyorum başka ne deyim \nHoş geldin Figen canım gönlümün tahtı \n\n           DÖNER ÖZEKE \n              10.07.2007\n\n\n"
    },
    {
        "title": "HOŞ GELDİN EYLÜL BEREN... Akrostiş",
        "poet": "Halenur Kor",
        "poem": "\n\nEsen nazlı meltemlerle yüreklere neşe serdin,\nYeşil bahçe, bağdan geçip, evinize koştun, erdin.\nLüle lüle saçlarını demet yaptın, buket derdin,\nÜfleyip mis nefesini, evinize hayat verdin,\nLaleyle gül dallarına ibrişimden tüller serdin...\n\nBaktıkça  hep titriyordur, yüreciği, hoş annenin,\nEser cennet meltemleri, uçar sırma saçın senin.\nRüyalarda gülümserken zerrin saçar pembe tenin,\nEfsûnludur rüyaların, gamzen olmuş tende benin,\nNazlı, küçük peri gibi, mis kokulu, hoş gülterdin....\n\n13 Eylül 2012\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Güzel Yavrum",
        "poet": "Ali Çağan",
        "poem": "\n\nHoş geldin güzel yavrum\nSevgi tümden bitmeden\nBarışmalı insanlar \nFırsat elden gitmeden\n\nDostu anacak sevgi\nKalbe konacak sevgi\nKavgayı yok edecek\nKini yenecek sevgi\n\nİnsanca yaşam temel\nDünya birliği emel\nSavaşsız bir evrende\nYaşamak ne mükemmel\n\nDostu anacak sevgi\nKalbe konacak sevgi\nKavgayı yok edecek\nKini yenecek sevgi\n\nSevgi gönül vermektir\nGönülde dost görmektir\nHep beraber ağlayıp\nHep beraber gülmektir\n\nDostu anacak sevgi\nKalbe konacak sevgi\nKavgayı yok edecek\nKini yenecek sevgi\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş geldin hayat",
        "poet": "Mahmudiye Düzkaya",
        "poem": "\n\nYarınladan gün doğar,\nGünlerden hayat,\nHayatımın anlamına, \nSeni kattım bak.\n\nYumuk yumuk elleri,\nBadem gibi gözleri,\nAnnesinin meleği, \nHoş geldin hayat. \n\nCennet kokulu bir peri,\nSevimli mi sevimli,\nEvimizin neşesi,\nHoş geldin hayat.\n\nKahkahalar çın çın öter,,\nHol,salon,oda,kiler,\nAna kucağı cennete benzer,\nHoş geldin hayat.\n\nYarınlardan gün doğar, \nGünlerden hayat,\nHayatımın anlamına,\nSeni kattım bak.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş geldin iki bin sekiz",
        "poet": "Şükran Beşışık",
        "poem": "\n\nİkibin   yedi\nMerdiven dayamış iki bin sekize \nSabah oldu olacak \nİkibin sekize açmış kucak\nBarış ve sevgi ile doğsun \nHep hüzünlü ağıtlar\nİnsanlık soruyor\nKardeşlik ne zaman\nMesajlar renk,renk \nUmutlar güzel  insanlar merhametsiz\nEy tarihten aks eden ses\nKimler çırpındı kanlar içinde\nNamlularla söndü nice canlar\nKanlar dondu göz bebeklerinde \nİki bin sekiz  sevgi saygı bırak \nİnsan oğlu biraz daha gayret\nSeyir etme isli camda\ngök mavi  yer yeşil olsun\nsevgiye uzanan eller\nbarışı altın kadehle sunsun\nSevgi saygı tezgahında \nHep güzellik dokunsun\nDeğer mi yaşananlar,\nŞu kısacık ömüre \nYaşamak varken oynaya  güle\nYazanlar çizenler her yere \nBarış yazalım.kardeş olalım\nHakkı hukuku tanıyalım\nHep ben demi yelim\nBiz diyelim \nİki bin sekize hoş geldin diyelim\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş geldin Kış...",
        "poet": "İhsan Hasan Kaya",
        "poem": "\n\nBugün 1 Aralık hoş geldin kış mevsimi,\nÇok şükür ilk günden gösterdin yüzünü.\nSoğuk ve kar deyince duydu mu sesimi? \nKar yağdığında kış bulur gerçek özünü…\n\nSabahları kuzey yönden esen soğuk yeldi.\nAralık ayı ile kış mevsimi bereketli geldi,\nYağmurun aşırı yağması ile oluşan seldi.\nMevsimin ilk ayı ilk günü rahmet döküldü. \n\nKar soğuk olmazsa mevsimin tadı mı olur? \nBu mevsimde kar yoksa kışın adı mı olur? \nBu rabbin rahmeti; havanın inadı mı olur? \nKış mevsimi soğuk ve kar ile yerini bulur.\n\nZaman durmadan geçer her gün sona erer.\nİnşallah; yağış, kar diğer aylarda da sürer.\nGelen güne dünden daha bereketli girer.\nBu mevsim düşen yağışlar ile yüzler güler.\n\nÖnümüzde; Aralık, Ocak, Şubat ayı durur,\nBu aylarda yağış düşmezse her yer kurur.\nKullar bereketli yağışlar için dua buyurur.\nYarabbi bu mevsim yağışsız günleri durdur.\n\n01.12.2016\nHasan Kaya\nEğitimci-Şair-Yazar\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş geldin Ramazan",
        "poet": "Ramazan Çiçekli",
        "poem": "\n\nFarkında olmadan,\nHer kalp atışı ile,\nHer nefes ölüp,\nHer nefes diriliyor.\n\nDünyanın her yerinden,\nDualar yükseliyor,\nGöklerin ötesine.\n\n                         21.10.06/Bursa\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin İlkbahar",
        "poet": "Fatih Güler",
        "poem": "\n\nKelebek çiçeğe,\nAşıklar çimene uzanıyor,\nBurcu burcu papatya kokuyor,\nHoş geldin ilkbahar yağmuru\n\nHer yere tomurcuk yayılıyor,\nBulut ağlıyor tomurcuğa,\nGüneş gülüyor rengarenk gökkuşağına,\nHoş geldin ilkbahar güneşi\n\nAldatarak şaşkına döndürür,\nHastalandırarak yastığa dövdürür,\nYorarak işten kovdurur,\nHoş geldin ilkbahar yorgunu\n\nMartı,güvercinle söyleşir, \nKuzu,çobanı ile dertleşir,\nBulut,güneşle sevişir,\nHoş geldin ilkbahar.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Kış Hoş Geldin Memleketimize",
        "poet": "Mustafa Ermişcan",
        "poem": "\n\nKar yağınca bürüyor toprağı beyazlık\nYollarda oluşur kuyruklu kalabalık\nSokaklarda çocuklar atıyorlar çığlık\nHoş geldin kış hoş geldin memlekemize\n\nTertemiz bir görüntü alıyor çevreyi\nIhmal etmiyoruz kardan adam yapmayı\nÇok severiz soba başında ısınmayı\nHoş geldin kış hoş geldin memleketimize\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Kadınım",
        "poet": "Nazım Hikmet Ran",
        "poem": "\n\nHoş geldin kadınım benim hoş geldin \nyorulmuşsundur; \nnasıl etsemde yıkasam ayacıklarını\nne gül suyum ne gümüş legenim var, \nsusamışsındır; \nbuzlu şerbetim yok ki....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Kar",
        "poet": "Fikri Demir",
        "poem": "\n\nLapa lapa yağan kar hoş geldin\nŞehrimize hoş geldin umudum'a\nHer halin can verir tüm mahlukat'a\nHoş geldin yağan  kar hoş geldin\n\nTanrım  eylerse güzel eyler\nCismin soğuk evimize neşesin\nToprağımıza su canlı'lara  su\nHoş geldin  yağan kar hoş geldin\n\nDağları denizleri aşıp'mı geldin\nFikri'nin yar'inden haber  getirdin\nYanan yüreğime suyun'u verdin\nHoş geldin  yağan kar hoş geldin.\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Nevruz",
        "poet": "Ümmü Aşcı",
        "poem": "\n\n.\n\nTürkler Ergenokon da dağı deldi\nBu aşamaya ne zorluklarla geldi\nBu mutluluğu kutlamaya karar verdi\nHoş geldin Nevruz neşe getirdin.\n\nBahar gelmiş papatyalar dizilmiş\nGelinlik kızlar tek tek süzülmüş\nTürlü türlü börekler yazılmış\nHoş geldin Nevruz neşe getirdin.\n\nAçar her çiçekte kardeşlik açar\nSevgi bulan canlı kalır mı naçar\nTurnalar dizilir yurduna uçar\nHoş geldin Nevruz neşe getirdin.\n\nKırmayalım birbirimizi neşe katalım\nEn derin sevgimizle tohum atalım\nKini nefreti atalım dostluğa bakalım\nHoş geldin Nevruz neşe getirdin\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Kızım",
        "poet": "Davut Arkan",
        "poem": "\n\nTam yirmi yıl önceydi günlerden cuma\nSabaha karşıydı  doğdun sen kızım\nGüneş gibi doğdun geldin dünyama\nYanağından öptüm dindi tüm sızım \n\nUfacık tefeciktin ellerin pamuk\nPembe bir kundakta gözlerin yumuk\nIsıttın dünyamı kalmadı soğuk\nHayat verdin bize,hoş geldin kızım\n\nBitmedi o gece zaman geçmedi \nGörseydin halimi tam bir komedi\nDoğumunu sorsan bir trajedi \nHayat verdin bize,hoş geldin kızım\n\nBizim için milad doğduğun o gün\nYıllar gelip geçse sanki daha dün \nZaman çabuk geçer birazcık düşün\nHayat verdin bize,hoş geldin kızım\n\nGönlümde güllerim canımsın kızım\nSenle doğar güneş tükenir sızım\nO gün iyileşti tutmayan dizim\nHayat verdin bize,hoş geldin kızım\n\nSen doğdun bana da dediler baba \nO gün başka güzel geldi  kasaba \nHuzur doldu yuvam sevindi oba \nHayat verdin bize,hoş geldin kızım\n\nKucağıma aldım bağrıma bastım\nİlk resmini başın ucuna astım \nSevgi yeli gibi göklerde estim\nHayat verdin bize,hoş geldin kızım\n\nbizim gönlümüzde sevgisin cansın\nsen doğdunya kızım şu dünya yansın\nsen ruhumda huzur damarda kansın\nHayat verdin bize,hoş geldin kızım\n\nEllerin minicik gönlünde duru\nSen yaşattın bize evlat gururu\nYüzünde var idi semanın nuru\nHayat verdin bize,hoş geldin kızım\n\nSevinç anlatılmaz yaşanır ancak\nCuma günü sana açmışız kucak\nYürek sevgi dolu sıcakmı sıcak\nHayat verdin bize,hoş geldin kızım\n\nMinik ellerini tuttuğum anda \nBir telaş başlardı bedende canda \nGece sabahladım  kaç kez odanda\nHayat verdin bize,hoş geldin kızım\n\nGece sabahında dua ederdim\nRabbim sen koru sen sakla derdim\nŞükürler olsun ki murada erdim \nHayat verdin bize,hoş geldin kızım\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş geldin safa geldin ey sabah",
        "poet": "Şule Ersöz",
        "poem": "\n\nHoşgeldin sabah........ \n\nHoş geldin safa geldin ey sabah ve yeni gün. Merhaba gün merhaba yeni umutlar,beyaz bir örtünün sardıgı günden merhaba,minik bebeklerin uyudugu, çocukların şen kahkahalarına merhaba, kahvaltıyı hazırlayan güleç yüzlü anneyede merhaba, penceresinde çayını yudumlayan emekli amcayada merhaba, Düşlerini koynunda saklıyan Aşık a da merhaba, bu güne uyanan dünü dünde bırakan, günün sihrine uyanan gönüllere MERHABA......Şule Ersöz\n\nGÜNAYDINIM….SABAHA  SENİNLE UYANDIM \nPERDELERİMİ   DOĞAN GÜNEŞE  USULCA  ARALADIM….GECEDEN KALAN  DÜŞLERİMİ   GÖZYAŞLARIMI   RAFA   KALDIRDIM,,,\nYÜZÜMÜ YIKADIM,  AYNADA  BAKIŞTIK   GÜLÜMSEDİM,,,,\nBAHÇEDEN BİR ÇİÇEK ALDIM KOKLADIM, SENİ İÇİME  ÇEKTİM,, ŞEKERİMDİN ÇAYIMI  YUDUMLADIM,    KEYİFLENDİM\nGÜNAYDINIM ….SABAHA  SENİNLE UYANDIM  GÜNE  GÜLÜMSEDİM..Şule Ersöz\n\nGün Doğdu, \nUyandım yeni güne yeni oluşlara, ümit kapımı araladım bu sabaha... \nPenceremden seyreledim geceden buz tutmuş kaygan yollarda işlerine gidenleri,.. \nKuşları izledim telaşe ile kanat çırpışlarını,bu soguk sabahta kırıntıya uçuşmalarını gözledim,, kuşa baktım imrendim uçmak istedim dağları aşıp baba evine gitmek kapısını aralayıp ben geldim demek babamın gözlerindeki gülüşü görmek istedim, Bir günaydınla gönlumdekileri görmek istedim, \nÖzgürce kanat çırpan kuşlara özendim,,,,,. :)) ...Şule   Ersöz\n\nGünaydın\n\nKaranlıgın duygularıma örtü oldugu, bir sessiz gecenın bitiminde daha rüzgarlara bırakıyorum kendimi,, götüruyor beni güneşin dogdugu saatlere.. \nİyi sabahlar diliyorum bilinmeyen güne...Sensızlıgıne ağladıgım gözyaşlarımı siliyorum umud ediyorum bir aydınlık günde seni bulmaya...Günaydın sevgiliye kanadında selam götüren kuşlara,,Günaydın beni mutlu eden gülüşlerle okula giden çocuklara,,Günaydın bahar havasında tomurcuklanan çıçekler günaydın,,,Dünde bıraktım sancıları kavuşmayı diledıgım sabahlara günaydın,,,, \n                        Şule Ersöz\n\nGünaydın \n\nKaranlıgın duygularaıma örtü oldugu, bir sessiz gecenın bitiminde daha rüzgarlara bırakıyorum kendimi,, götüruyor beni güneşin dogdugu saatlere.. \nİyi sabahlar diliyorum bilinmeyen güne...Sensızlıgıne ağladıgım gözyaşlarımı siliyorum umud ediyorum bir aydınlık günde seni bulmaya...Günaydın sevgiliye kanadında selam götüren kuşlara,,Günaydın beni mutlu eden gülüşlerle okula giden çocuklara,,Günaydın bahar havasında tomurcuklanan çıçekler günaydın,,,Dünde bıraktım sancıları kavuşmayı diledıgım sabahlara günaydın,,,, \nŞule Ersöz\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş geldin şehr -i ramazan",
        "poet": "Hamdi Oruç",
        "poem": "\n\nHoş geldin şehr- i ramazan\n\nŞeytan inler gelince ramazan\nOruçlunun zikrini melek dinler \nHoş gelmiş şeh- i ramazan\n\nElinde güneşler elinde yıldızlar gelir şehr-i ramazan\n\"şeytanları zincire vurdum\" buyurdu rahman...\n\n\"Hoş geldin şehr i ramazan\"diyelim\nDargınlıkları karanlıkları silelim \nKardeşliğin kıymetini bilelim\nÇıktık yoldan nefsim en nurlu yola gelelim\nDoğmuştur güneş gülelim\nAteş ateş yakalım kirimizi\nOruç oruç yıkalım kinimizi\nSaray gibi örelim dinimizi\nEğri sözler imana gelir ramazanda\nEğri yollar  düzelsin\nRamazan sen güzelsin\n\nOn bir ayın sultanıdır ramazan \nGönüllere güllere sevinç doldu\nEğri kullar doğru oldu\n\nKainat ilan etmiş gibi seferberlik\nSana saygıda sabah-akşam\nZaman mekan sana saygıda\nŞeytanlara vurulmuş zincir\nElleri öpülesi ramazanın\nKükrer ve ayağa kalkar varlık\nSahurlara kalkılınca\nİftarlarda birlik\nDediler gece yıldızlar \" merhaba\"\nDediler \" hoş geldin şehr-i ramazan\"\n\nCami cami diyelim\nHoş geldin şehr i ramazan\n\nHoş gelmiş şehr- i ramazan\nCanımıza can katmaya gelmiş\nBilgimize irfan katmaya geldin\nAşımıza iman katmaya geldin\n\nAlnımız tozlanmıştı\nAlnımızda çiçek\nCamilerde sevinç\nCan can diyelim\nHoş geldin şehr i ramazan\n\nHoş gelmiş şehr-i ramazan\nGönlümde güneş\nDilimde  dualar çiçek çiçek\nZaman diriliyor çiçek çiçek \n\nHoş gelir şehr-i ramazan\nGüllerle gelir şehr-i ramazan\nDiriliyor  toprakta tohum...\nEn güzel dirilişte zaman\n\nGökler dirildi seninle\nMinareler yıldızlar dirildi\nMinarelerde sevinç\nBin sevinçle diyelim\nHoş geldin şehr i ramazan\n\nHastalar yataklar bulur şifa\nSeccadeler koşar adım gelir alna\nGönlümde dirilik şimdi\nİki adı var  diğer adı bahar\nSecde secde diyelim\nHoş geldin şehr i ramazan\n\nÇiçeklerde  şimdi onun rengi\nGönüllerde onun cengi\nGönüller sevinçli\nSeccadelerde sevinç\nKomşuya aş taşısın elimiz şimdi\nİnsanımıza sevgimiz dağ gibi \nŞükürlerle diyelim\nHoş geldin şehr i ramazan\n\nHoş gelmiş şehr-i ramazan\nDuada yer -gök  kuşlarda sevinç\nGönlüm seccade kuşu...\nBir diğer adı yağmur\nDualarda   yağmur \nElim duada dilim duada\nRamazanın bir adın sur\nRamazanın bir adı nur\nKelime kelime elim,yüzüm dilim dirildi\nSeccade dirildi kilim dirildi\nEller dualarda \nEller sevinçli\nİftar sofralarında sevinç\nDiri diri diyelim\nEvlerimiz yıldız oluyor şimdi\nYıldız yıldız diyelim \nHoş geldin şehr i ramazan\n\nYıldız yıldız köyler -şehirler şimdi\nGaflet yırtık gömlek\nGecelerde dirilik ve nur\nŞehir şehir denilsin\n\"Hoş geldin şehr - i ramazan\"\n\nEy gönlümün öz annesi\nHoş geldin\nÜlke ülke diyelim\nHoş geldin şehr i ramazan\nÜlkeler sevinçli\nÜlkelerde huzur\n\nGördüm secdede ağaçlar bile\nKöyler şehirler\nDağlar yamaçlar bile\nRamazanın bir adı da secdedir\nRamazanın tadı baldır\nO dağlara sevgimiz  dağ gibi \nDiyelim o nurlu dağlar ile\n\"hoş geldin şehr-i ramazan\"\n\nZikirler çiçektir dile\nVuslat ve hasret geldi dile\nNurlu okullar açıldı basıldı zile\nCami cami arınalım\nDiyelim\n \"hoş geldin şehr-i ramazan\"\n\nRamazanın bri adı da sabahtır\nUyandı gönüller çöller uyandı \nGüllerde çöllerde sevinç...\nUyanık kalplerle diyelim\n\"hoş geldin şehr-i ramazan\"\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin...",
        "poet": "Nazım Hikmet Ran",
        "poem": "\n\nHoş geldin! \nKesilmiş bir kol gibi\nomuz başımızdaydı boşluğun...\nHoş geldin! \nAyrılık uzun sürdü.\nÖzledik.\nG....................\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin,Turist Kardeş..(15-21 Nisan; Turizm Haftası)",
        "poet": "Naim Yalnız",
        "poem": "\n\nÖyle güzel bir ülke,seçmişsin görmek için,\nGezdiğin her yer sana,olacak gönülden eş; \nBıkmadan tadacaksın,zevkleri biçim biçim\nHoş geldin Türkiye'ye,hoş geldin,Turist Kardeş.\n\nSıcak kanlı insanlar diyarıdır bu ülke,\nTürkler konukseverdir,hepsi yürekten kardeş; \nDoğruluk ve temizlik,en önde gelen ilke\nDoya doya gez,eğlen; gönlünce Turist Kardeş.\n\nTürkiye'nin her yeri,cennetten bir köşedir,\nZümrüt dağ,berrak deniz,altın sarısı güneş; \nHalkının her hüneri,doyulmaz bir neşedir\nSağlık,sevinçle doldur,gönlünü Turist Kardeş.\n\nTürk'ün başta emeli,barış sunmak dünyaya,\nDil,din,ırk renk gözetmez; herkesi bilir kardeş; \nAranmak,anımsanmak,tutkusu doya doya\nYa gel; ya selam gönder,dostunla turist kardeş.\n\nBir tarih hazinesi,baştan başa Türkiye,\nBin bir çeşit uygarlık bulursun,değil üç-beş; \nTanrı, bol bol bahşetmiş,her şeyi bu ülkeye\nSımsıcak kucağına,hoş geldin Turist Kardeş...\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Vefalı Yalnızlık",
        "poet": "Alperen Biçer",
        "poem": "\n\nhoşgeldin vefalı yalnızlık*\n\nsiyah badanalı odamdayım\nağlıyorum pencerenin önünde\ndışarıda şiddetli bir yağmur\nçıkmak istemiyorum odamdan\nmasamda gönlümü aydınlatan \nmum,kalmış hazin akşamdan\naydınlık yüreğim,yeryüzü karanlık\nhoşgeldin vefalı yalnızlık\n\nbir parça kağıt ve bir kalem\nuyur sessizce yanıbaşımda\nkadîm dostum yalnızlık\nşimdi bir de sen varsın\ney uykularımı serdiğim yatak\nbence sen bizi taşıyamazsın\nyüküme yük eklendi artık\nhoşgeldin vefalı yalnızlık\n\n*gidişin bitirdi,ömrüm yok yarınlık\nsevgilim sensin,sensin yalnızlık\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Ya Muhammed",
        "poet": "Kemal Berk",
        "poem": "\n\nHak Muhammed geldi bu gün dünyaya\nSelam olsun onu seven canlara\nHelal olsun onu gören ensara\nNe mutlu görmeden seven canlara\n\nPeygamber geldi, alemler nurlandı\nKötülükler işte o an sonlandı\nKurtlar kuşlar sevincinden oynadı\nİnananlar rahat bir nefes aldı\n\nPeygamber geldi, nuruyla dünyaya\nRehber oldu yanlış giden insana\nRuh verdi, şekil verdi müslüman’a\nİnanmayan düştü kötü yollara\n\nYeryüzünde kalmamıştı bir huzur\nİnsanlar gece gündüz hepten muzur\nNiye arıyorlar herkeste kusur\nYeryüzüne huzur verdi peygamber\n\nZalim insan mazlumları eziyor\nÖnüne geleni kesip biçiyor\nKanunsuzluk ortalıkta geziyor\nVahşeti bitiren geldi Peygamber\n\nKardeş kardeşi tanımaz olmuş\nİnsanlar arasında ayrım olmuş\nZenginler fakirden hep üstün olmuş\nİnananların hepsi kardeş olmuş\n\nKimse kimseye de güven duymuyor\nHerkes birbirinden malı saklıyor\nEmanet alan ihanet ediyor\nPeygamber insana örnek oluyor\n\nKanun nizam kalmamıştı ortada\nKadınlarda satılıyor orada\nDoğan kızlar gömülüyor mezara\nPeygamberde son verdi hep bunlara\n\nDedi kodu fitne fesat yayılmış\nİnsanlarda doğru yoldan ayrılmış\nHak yolunda giden insan kalmamış\nİnananlar hak yoluna adamış \n\nYetimi garibi korumak bize\nHaklıyı haksızdan ayırmak size\nDoğru yolda yürümek hepimize\nBunları öğretti  Peygamberde\n\nEskiye dönmek haram olsun bize\nKur’anın emri bilsek hepimizde\nPeygambere uyalım gönlümüzce\nİnanan erer Allah sevgisine\n\nHak Teala ilham verse içime\nUyabilsem Kur’an daki emire\nÖrnek alsam yaşadığı haline\nKemal’eren sever Peygamberde\n\nBaşta Peygamber efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa ve Tüm Peygamberlerin, ve geçmişlerimizin ruhu için Üç İhlas ve bir Fatiha okuyalım lütfen.\n\nKemal BERK\nFen ve Teknoloji Öğretmeni\nSunguroğlu İlkokulu Müdür Yrd\nÇorum Sungurlu\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Ya Resulullah",
        "poet": "Fatma Alageyik",
        "poem": "\n\nHoş Geldin Ya Resulallah\n\nRebbiül ewel ayının, on ikinci gecesi,\nSefa geldin hoş geldin söze Ya Resulullah\nSalatü selam sana, insanların yücesi,\nŞefaat rahmet sundun öze Ya Nebiyullah.\n\nMüminler sana kurban, insanların yücesi,\nHoş geldin şeref verdin, bize kadir gecesi\nİslam ince bir köprüdür, incelerin incesi,\nGeçmek ister müminler, düze ya Nuriallah,\n\nElçi oldun miraca, çıktın Ya Resulallah,\nLatları, menatları, yıktın Ya Nebiallah,\nŞeytanın iflahını söktün Ya Resulallah,\nNursun yansıyorsun, yüze Ya Habiballah,\n\nİnsanların içinde, yoktur senin gibisi,\nSaymakla bitmez ismin nebilerin nebisi\nMedineTahir ravzan, aşıkların bahçesi,\nNasip olsa ziyaret, bize Ya şefiallah.\n\nİstemezsin ümmetin,çehennemlerde yansın\nSusuz kalan yürekler, rahmetinle ıslansın,\nSeni dün taşlayanlar, geri baksın utansın,\nKafiri Zalimi getirdin dize, Ya Resulallah.. \n\nTÜM İSLAM ALEMİM MEVLİD KANDİLİNİ KUTLUYORUM,HAYIRLRA VESİLE OLMASINI YÜCE RABBİMDEN DİLİYORUM..\n\n\n"
    },
    {
        "title": "Hoş Geldin Yalnızlık Dostum…",
        "poet": "Murat Gevrek",
        "poem": "\n\nEylül ya; \nEylül işte; \nBütün yanlışlıklarım hep sende başlıyor\nYatağımda ilk senle üşüyorum\nYalnızlığımı hep senle hatırlıyorum\nYağmurlarımı caddelerime saçıyorsun\nNe kadar sevdiğimi bilmez misin yeşili\nSen yaprakları sarartıp döküyorsun\nHep çiftçiler sende telaşlı\nBuğday başaklarını kesiyorlar\nKalanı da sen talan ediyorsun…\nHoş geldin kan davalım benim\nYalnızlık dostum…\n\nEylül ya; \nEylül işte; \nPencerelerde dikilmiş çocuk suhuletimi\nYağmaladığım iklim…\nBalıkçılar hep fırtına telasında\nLimanlar hep öksüz aşklar kokar\nNe amber kokusu nede yasemin\nHep bir yanımda çocukluğumdan kalma\nYalnızlık kokusu…\nBir terlerim sende\nBirde buz gibi üşüyorum…\nEylül’üm ya\nBeklide yalnız olmak bir bana yakışıyor\nBir sende susturuyorum kalemimi\nBir sende yalnızlık yazıyorum çünkü\nYetim kalan bir çocuk gibiyim seninle\nTakvimlerde bir rakam büyüyüp\nBasıyorsun gırtlağıma her sene\nGene de hoş geldin kan davalım benim\nYalnızlık dostum…\n\nAnlatacak o kadar şey var ki sana\nGen yalanlara kandım biliyor musun? \nGene aldandım\nYine duyguları mı çaldırdım\nGene sevdim anlayacağın can düşmanım benim\nGene terlettim yüreğimi\nAvuçlarımın içi terledi…\nİki damla gözyaşı düşürdüm sen gelmeden önce\nÇok kötü vurdular bu sefer\nCanımı çok yaktılar\nSöyle Eylül söyle\nSöyle benim nefret ediğim\nBilir misin sen yüzünü ıslatmadan ağlamayı\nBilir misin yüreğinle kanlı bıçaklı olmak demek\nOfffff of\nŞımarırken yalnızlığın odamın duvarına\nBir mülteci ölüyor satırlarımın arasında\nHoş geldin Eylül \nCenaze törenine yetiştin gene\nHoş geldim can düşmanım\nKan davalım…\nDostum hoş geldin Eylül…\n\n\n"
    }
]